(

R

TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ARAŞTİR

Yayınlan: 121 Seri: I
L

Sayı:

TÜRK DÜ
B~;

EL

COĞR
-

| ' İkinci Baskı ANKARA -1992

Bu eser gerçekleştirilmiştir.

*ın desteği ile

Sözbaşı
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, kuruluş tarihi olan 1961'den bugüne kadar yayınladığı yüzden fazla eser, tertiplediği sempozyum ve konferanslar yanında aylık ve ilmî dergileriyle kültür ve medeniyet meselelerimizi aydınlatmaya çalışan bir kurutuştur. Okuyuculara sunduğumuz üç ciltten ibaret Türk Dünyası El Kitabı bahse konu araştırmaların en hacimiisidir.

ISBN : «75-456-047-1 (TK. No) ISBN : 975-456-048-x(1.Cilt) Türk Kültürünü Araf tırma Enstitüsü,

Yayınlayan

\
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü 17. Sok. No: 38 08490 Bahçelievler / ANKARA Tel: 213 31 00-213 41 35 1976 10.000 Sistem Ofset Matbaacılık Umlted Şirketi Ankara, 1992
j

Birinci Baskı İkinci Baskı Baskı Sayısı Dizgi, Baskı

Eserin ilk baskısı tek cilt olarak 1976 yılında yayınlanmıştı. Büyük bir ihtiyaca cevap verdiği için yurtiçinde ve yurtdışında ilgi ite karşılandı ve kısa zamanda mevcudu tükendi Enstitümüz Bilim Kurulu eseri; Seride hazırlanacak El Kitabı'na temel kaynak vazifesi görmesi düşüncesinden hareketle plânlamıştı. Ancak, kültür tarihimizin zenginliği Be meselelerinin azameti plâna sadık kalınmasına engel oldu. Araştırmaların uzu/ıft* veya kısalık gibi düşüncelerle hudutlandırıl-maması bundandır. Yeni baskıda plân ve görüşte ilk yayından uzaklaşmış değildir. DH, tarih ve coğrafya gbi alanlarda kolay değişmeyen bilgiler ilk baskıdaki yerlerini muhafaza etti. Nüfus, &tetfsff/c ve haritalarda bazı değişme ve gelişme gösteren konular yeniden /şfencff. Edebiyata, sanat ve fikir hayatına dair yeni müstakil araştırmalarla Türk Dûnyası'nm -fiusyatte son siyasi ve iktisadf hareketlerin çıkışına kadar- meselelerine bakış yeni bir ufuk kazandı. Toplanan bilgi ve etütleri faydacı bir görüşle üç dit halinde toplamamız tamdan doğdu. Eserin huduttan dışında kalmış daha birçok konularm mevcudiyetini biliyoruz. Enstitümüz Bilim Kurulu'nun hazırladığı plâna göre 12&tük kütö-yat halinde düşünülen eser, ileride tek bir B Kitabı olarak da okuyucuya sunulacaktır. Enstitümüz, Türk kültür ve medeniyeti alanlanndaki top/ü çatışmaların bk denemesi mahiyetindeki bu kitabın ilk baskısında emeği geçenleri hatırlar, bugün aramızdan ayrılanları rahmette anarken, yeni yayına vücut veren meslekdaşlarımıza ve hususiyle büyük emeği geçen Prof. Dr. Abdülhalûk Çay'a şükranlarını sunar. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü

İÇİNDEKİLER
Birinci Bölüm TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI

Giriş..................£;„.„..............................„»..................g............m&&&.........-»-•& % I. Törtı Ülkelerinin Tabiî Coğrafyası (Ahmet ARDEL).........................................7 II. Türk Dünyasının Demografik ve
EkonomikYapısma Toplu Bir Bakış (Nadir DEVLET)....................................55
1. nemngrafir ..jı-y^ı. ftşa^fe ,.;«,_____________.........„...................«..............*.SB

*-* Ekonomi........................................afifti........................................................91 İkinci Bölüm TÜRK TARİHİ..........Jı Ç|»T iı■ ı■rTTt]İl|^iıjlıjL»■ Vıt»ı..............................»...-âLi-JM Giriş (İbrahim KAFESOĞLU)...............................................................................111 K Asya Türk Devletleri (İbrahim KAFESOĞLU),......,................._____..........111

1. Hun İmparatorlukları (İbrahim KAFESOĞLU)............................................ 111 2. Tabgaç Devleti (İbrahim KAFESOĞLUJL.........................*...££&&..........125 3. Göktürk Hakanlıkları (İbrahim KAFESOĞLU).NOîftfcSfij.......-3*.........«... 12? 4. Uygurlar (İbrahim KAFESOĞLU)........».»„„....................$fiS...............«... 145 5. Kırgızlar (İbrahim KAFESOĞLU^^.^**^...............^Mfc.,.....J,ja*üu£»„t... IS)
&TDrgişler (İbrahim KAFESOĞLU) ^k......................4&U.......................... 1fl0

7. Karluklar (İbrahim KAFESOĞLU) „.,.,.,.____,„..................................«,.....154 8. Oğuzlar (İbrahim KAFESOĞLU)..............................................................
156

9. Kimekler (M. Kemal ÖZERGİN)......-........................................................156
II. Doğu Avrupa Türk Kavim ve Devletleri......................................................175 Doğu Avrupa'daki En Eski Türk Kavimleri

Giriş (Akdes Nimet KURAT)....____..................İL.................................................. î?§

1. İskitler, Sarmatiar, Roksolan ve Yazığlar................................................176 2. Hunlar ve Atöla, (Akdes N. KURAT) *«*»--...........................................177 3. Avarlar (Akdes N. «URAT)........•—ımpr................vm..........................."*** 4. Hazar Kağanlığı...................................................................................«171 5. Peçenekler, Uz (Oğu*)'tar ve Kumaniar............................................-""tR* 6. Kama (Çulman) Bulgarları Devleti..„.,«.„.„,...................«^.........^«^.»Ill

IH . K üttür ve Te şkilât (İbrahim K A FE S ĞLU O ) ..................................................187 1. B ozk ır Kültûrö'nön M en şei M eselesi .....................................................188 2. Sosyal Yapı...........................................................................Himltü 3. B ozk ır Türk lli'nde Te şkilât.................................................................. 201 4. Din ..,„....«,„,„.........................................................i................................208 5. İktisad î H ayat........ .....................................................,......................216 6. E deb î Kültür ve Sanat .............................................................................222 7. Düşünce ve Ahl âk .................................................................................. 228 W . İlk Türk-İslâm Siyas î Teşekkülleri İ (brahim K A FE S ĞLU O )....................... 237 1. Türklerinİslâm iyet'e G şi...; iri ..............................„,...............................237 2. A bbasiler Zam ında an T ürkler (E âk)......................................................238 tr 3. K arahanl ılar (E rdo ğan M E R Ç İL)............................................İM fMİV:> 240 4. G azneli D evleti İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) .....................i&&y&+f^w4fr„2A6 V. S elçuklular İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) ..........................................................247 1. Büyük S el çuklu İm paratorlu ğu.................................jğüfa.....................247 2. Irak ve H orasan S çuklular el ı...................................................................283 3. K irm an S çuklular el ı............................*Ö ® » 1A5* « »>**^^*^ ....................283 4. Suriye Selçukluları.......................«w-l&........^tv^^^a^^,,................284 5. A nadolu Sel çuklu D evleti (H akk ı D . Y ILD IZ) ........mmmri$&....................284 V I. O rtado ğu'da K urulm şuTürk D evletleri (A nadolu » iran, S uriye veısır................................................................291 M 1. D oğu A nadolu ve İzm ir T ürkm en B eylikleri İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) ..............291 2. Atabeylikler (İbrahim KAF^ĞLUkww.^»«~.~™ ?95 297 3. A nadolu Beylikleri (Eğan rdo M E R Ç İLJ.................YtinmrLL'ı'M'^:.......... 4. D elhi T ürk S ultanl ığı (ibrahim A FE S ĞLU O )...,^-. .......................^.............323 5. Mısır ve Suriye'de Kurulmuş Türk Devletleri (M.C.Ş^abeddlnTEKlNDAGj^.*w............",„'»..................................»İ27 6. H arezm şahlar D evleti İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) .........................................336 7. K arakoyunlular (Abdulhal ûk ÇA Y ) .........................................................344 8. A kkoyunlular (A bdulhal ûk ÇA Y ) .................................'..J;.. .....................348 V II. İsiâmî Türk D evletlerinde ültür K ve Te şkilât (İbrahim K A FE S ĞLU O ) ................351 1. Hüküm ranl ık.............................................Ü?T.................■...............362

2. Teşkilât.......................................\................................................358 3. H alk ve Toprak ...............................................................................362 4. D iril H ayat .....................................................................................364 5. Felsefe ve Bilim ............................M................................................370 6. E debiyat ........................................................................................376 7. S anat ............................................................................................377 8. İmar Faaliyetleri..............................................„„............................378 9. Türk H ususiyetleri ............„............M....................%..........„...............379 V II. O rta A sya veıpçak K B ozk ırlarında K urulm ş u Türk D evletleri (Ahm et TE İR )...........,....................................383 M 1. Türk-M o ğol im paratorlu ğu ve D evam ı (A hm et TEİR M )........„................«..385 2. AH m O rdu Devleti (A kdes Nim et KU ..............................................400 R A T) 3. K azan H anl ığı (A hm et TEİR M ) ........... .........................„.......................409 4. Astırhan H anl ığı (R e şid Rahm eti AR A ...........".....................................415 T) 5. Kasım Hanl ığı (A hm et TEİM R )...............„......................„....................417 6. Km m H anl ığı (H afflİN A LC IK.............................................................420 ) 7. N ogay H anl ığı (Ahm et TEM İR )............................................................435 8. Sibir (Sibirya) Hanlığı (A.N. KURAT- A.TEMİR)....................................437 IX. Ondördüncü Yüzyıldan Sonra Orta Asya'da Kurulmuş Türk Devletleri (İbrahim KAFESOĞLU)...............................447 LTimurlular Devleti.......................fi|......-.........................................^7 2. O rta A sya'daürkfefr T ....................................................\..................448 3. K aşgar-Turfan H anl ığı.....................................................«............«.450 4. H ind-T ürk İm paratorlu ğu........................... . ....~.................................451 X. O sm anl ı İm paratorlu ğu...............................................................•.......457 1. O sm anl ı İm paratorlu ğunda K ûltör ve Te şkilât (H alilİN A LC IK...................457 ) 2. O sm anl ı D evleti'ntn S iyas î Tarihi (F. Çetin D ER İN )...... ............................477 3. O sm anl ı İm paratorlu ğum da Y enile şm e H areketleri (Ero üm endKUR AN ) .......................................................»— «» ....................................*W

XI. Türkiye C um huriyeti Tarihi (C engiz O R H O N LU —.—............. )....... —507 XII. K uzey K ıbrıs Türk C um huriyeti (H . Fikret A LA....................................529 SKA)

TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI

1

Birinci Bölüm

Türk Ülkelerinin Coğrafyası

hattâ Hazar denizinin kuzey ve kuzeydoğu bozkırlarının Türk Anayurdu olarak tesbitine imkân vermektedir. binden daha önceki Türk yurdunu tesbitte mühim ip uçları vermiştir.Tanrı dağian arasım. . 2500 -1700) ve Andronove (M. ö. Ramstedt. II. 1937) veya Baykal Gölü'nün güneybatısını-göstermişler.Ö. Oberhummer. Çünkü M. Batılı bilginlerden çoğu meseleyi kendi meşgul oldukları ilim dalları bakımından ele aldıklarından bu hususta çeşitli neticelere varmışlardır. brakisefal Türk ırkının proto tipi idi. 1926) Türk anayurdu olması gerektiğini düşünmüşlerdir. tarafından yapılan arkeoloji araştırmaları M.1200) kültürlerinden bilhassa ikincisinin temsilcileri olan ırk. 1832. 1935). Bunun sebebi Türkler'in daha iye zamanlardan itibaren geniş bir sahaya yayılmış bulunmaları ve kültürlerini uzaklara kadar götürmeleri olsa gerektir. Koppers.TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 3 Giriş Türkler'in İlk Yurdu Ve Yayılış Sahaları Türkler'in göçlerden önce oturduğu topraklar meselesi geçen asırdan beri münakaşa edilen bir mevzudur. Castrân. Altay dağlarını Türkler'in anayurdu kabul ederken (Klaproth. mongoloid olmayan.ancak bu coğrafi kesimde mümkün olabilirdi.Ö. Bütün bunlara bakarak eski Türk yurdunun coğrafî sınırını çizebilmek az çok mümkün olmakla beraber. san'at tarihçileri kuzeybatı Asya sahasını (Strzygowsky. Bununla beraber ciddi "dil* araştırmaları bu sahanın Altay . bazı dil araştırıcıları da Altaylar1 ın veya Kingan silsilesinin doğu ve batısının (Radloff. 1885. 1912). Schott.Ural dağları arasına alınmasına. hem de Hind Avrupa dillerini konuşan Ârî'lerle temas edebilmeleri -Urallılar'ın bölgenin kuzey ve kuzeybatısında. Kuzey Aitaylar'ın hemen batısında (Minusinsk bölgesi) ortaya çıkarılan Afanasyevo (M. Çin kayıtlarına dayanarak. il. Harnmer. 1891. belirli ve daha dar bîr bölgenin tâyini müşkül görünmektedir. bazı kültür tarihçileri Altaylar Kırgız bozkırları arasını (Menghin. 1824. antropologlar Kırgız bozkırı . 1836. Vam-bery. Tarihçiler. Ari'lerin de Mâverâünnehir'in kuzey sahasında yaşamaları dolayısıyla. etnologlar İç Asya'nın kuzey bölgelerini. 1856. 1700 . Orta Asya'da Kiselev ve Çernikov vb.Ö. bin ortalarına ait bazı dil yadigârlarının ortaya koyduğu gibi» Türkler'in etrafa yayılmalarından önce hem eski Ural'lı kavimlerle.

XI. Bu göçler. Diğer taraftan Türkler'den bîr kısmının da M.Ârî komşuluğunun M.Türk . Tarihte göçler mevzuunun araştırıcıları. VI. 1300 -1000 arasında Türkistan'da bulunduklarına dâir işaretler vardır. Türkler'in gerek "fütuhat". Bunlardan bilhassa Hun ve Oğuz göçleri. en İptidaisi dahil hiçbir kavmin kendiliğinden ve keyif için yer değiştirmediğini. Uygurlar.Avrupalıların bölgeyi kendi hâkimiyetlerine geçirdikleri anlaşılmaktadır. Kuzey Hindistan'da çeşitli Türk devletleri vb. Balkanlar'da Bulgarlar. Orhun nehri bölgesinden İç Asya'ya (840'i takip eden yıllarda) göç etmişlerdir. Macarlar'la birlikte bazı Türk boyları. Aslında İyi. Bu durum Türkler'de zamanla. Kuman (Kıpçak) ve Uz (Oğuzlar'dan bir kol)'lar Hazar Denizi kuzeyinden Doğu Avrupa ve Balkanlar'a (IX . hem uzun mesafeler katetmek suretiyle yapılmış. asır). giyim eşyası vb. haksever ve âdil insanlar olmalarına rağmen Türkler hakkında söylenen hayal mahsulü türlü ithamların sebebi de bu olmalıdır.. bin başlarına tesadüf eder. her millet için tabiî sayılacak bir durum değildir. Peçenek. bazan iktisadî ve ticarî bakımdan nisbeten daha fazla imkânlara sahip diğer Türk topraklarına intikaline de yol açmıştır. Orhun bölgesinden Seyhun Nehri kenarlarına (X. Meselâ. ağır darbelere maruz kalan yabancılar tarafından Türkler'in sevimsiz karşılanmalarına yol açıyordu. fasılalarla. kuzeyde Kuîey Buz Deft&Pnden güneyde Tibet'e kadar olan geniş bir sahada yaşarlar.Ö. asrın ikinci yarısı). Türkler'den bîr kol olan Yakutlar İle Çuvaşlar'ın ana kütleden ayrılması ve Yakutlar'ın Doğu Sibirya'ya doğru yönelmeleri çok eski bir tarihte vukubulmuş olmalıdır. Bu şekilde dahi Türkler'in katıldıkları topluluklar içinde üstün bir kabiliyet göstererek askerî kuvvetlere veya siyasî hayata hâkim oldukları. Bunlar. bir tahmine göre. asır Moğol K'i-tan hücumu) Türkler. oturulan topraktan ebediyen aynlmanın bir insan için çok müşkül olduğunu ve göçlerin ancak bir takım zaruretler yüzünden vukua geldiğini göstermişlerdir. Bugün Türkler. asır ortası). buraya dışarıdan gelen Hind . Milâttan sonraki Türk göçlerine katılan boylar ve zamanları hakkında ise açık bilgilere sahip bulunuluyor: Hunlar Avrupa'ya (375 ve müteakip yıllarda) ve Kuzey Hindistan'a (Ak-Hunlar). gibi başka iktisadî vasıtalara da ihtiyaçları vardı. tabiat servetleri zengin ve o çağlarda pek az nüfuslu civar bölgelerde mevcut idi. başarılar arttıkça daha da kuvvetlenmiştir. tabiiyeti kabul edip istiklâlden mahrum kalmaktansa memleketi terk etmeyi tercih ediyorlardı. W. yani Türk anayurt topraklarının geçim bakımından yetersiz kalması sebebiyle olduğu belirtilmiştir. Meselâ yukarıda zikredilen Uraliî .Ö. Batı Avrupa'da Hunlar. zira dilleri "ana Türkçe'den en ayrı düşen Türk kavimleri bunlardır ve bilhassa Yakutça bugün en çok değişen bir lehçedir. Astında bir bozkır halkı olan ve bozkırlarda doğup gelişen kültürün yaratıcısı bulunan Türkler'in. gibi). .Ö. Bulgarlar Karadeniz kuzeyinden Balkanlar'a ve İtil (Volga) nehri kıyılarına (641 'i takip eden yıllarda). yüzyıllar) ve XIV. Türk tarihine dair kayıtlarda göçlerin ve akınların başlıca sebebi olarak zikredilen bu hususlar. 1500 -1000 arasında bir kısım Türkler Uzak Doğu'da yaşıyorlardı. Avrupa Hunları Orta Asya'dan Orta Avrupa'ya (VI. Tarihte Türk yayılmalarının diğer bir şekli de 'sızma* diyebileceğimiz yoldur ki. daha ziyade bozkır kavimleri için bahis konusu idi. Bu durum. M. yabancı inanışların hâkim olduğu bölgelere nüfuz etmiş Türk zümrelerinin. 1500'lerde olması muhtemeldir. Yabancı hayat tarzı. yayılma safhasında kendi kültürleri için yaşama ihtimalinin zayıfladığı sınırlarda durakladıkları. hem de çok mühim tarihî neticeler vermiştir. Bunu Batı Türkleri'nin tarihinde de görmek mümkündür. bazan pek şiddetli çatışmalara sebep oluyordu W. kabaca batıda Balkanlar'dan. nüfus kalabaltklığı ve mer'a darlığı Türkier'i göçe mecbur etmiştir. asırlar) "İskitler* i!e birlikte yaşadıkları tahmin edilmektedir. Bunun yanısıra her askerî muvaffakiyet de yeni bir siyasî hedefe yol açmış ve ülkeler zaptedildikçe yeni fetih arzuları kamçılanmıştır. Daha eski tarihlerde Türkler'in Iran yaylası üzerinden Mezopotamya'ya inmiş olmaları da muhtemeldir. Türkler'den bir kütlenin de batıya yönelerek Volga Nehri etrafındaki düzlüklerde (M. Bunlardan biri. yalnız. insanları eşit sayan Türk töresini yürürlüğe koymak üzere bir cihan hâkimiyeti mefkuresi doğurmuşa benzemektedir. Zaruret neticesi de olsa. M. Tarihî kayıtlarda Türk göçlerinin de iktisadî sıkıntı. asır) ve sonra. bu durum. asır). Eski dünya kıt'alannda görülen geniş Türk yayılmalarının pek ciddi sebeplere dayanması gerekir. Türkler'in başka memleketlere yönelmelerini değil. iklimi elverişli. Kuzey Çin'de ve bugünkü Moğolistan'da Türkler'in mevcudiyeti daha gerilere Neolitik çağa kadar takip edilebilmektedir. Oğuzlar. yüzytön ikinci yarısından sonra Osmanlılar'ın Rumeli'ye geçişi bu şekilde bir nüfus kalabalığının yer değiştirmesi neticesi olmuştur. doğuda Büyük Okyanus*.Ö.Ö. Kafkaslar'ın kuzeyinden Orta Avrupa'ya (830'dan sonra). Anadolu'nun Selçuklular tarafından iskân edilmesi (XI . bazı kalabalık boylardan ayrılan grupların veya ailelerin veya sağlam yapılı gençlerin yabancı devletlerde hizmet almaları suretinde belirir. göçe mecbur etmiştir (meselâ IX . hattâ bazan devlet kurdukları bilinmektedir (Meselâ Mısır'da. Hindistan'ın Indus . dünyayı huzur ve sükûna kavuşturmayı gaye edinen bir fütuhat felsefesi ve her yerde âdil.f 4 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 5 Çok eski zamanlarda başlayan anayurttan ayrılma hareketleri. Büyük ölçüde kuraklık (meselâ Hun göçü). Böylece tarih? devirlerde Türkler'den tur kütle başka bir Türk zümresini arzuları hilâfına. her an karşılaşılması aşikâr tehlikeleri göğüslemeğe hazır bulunmak ve aralıksız bir ölüm-kafım savaşı vasatında yaşamak. ancak hayvan yetiştirebilen Türkler'in tabii bir hayat sürebilmek için çeşitli gıda maddeleri.III. yeni vatan kurma maksadını güden büyük çapta fütuhat vasfındadır. Sabirler Aral'ın kuzeyinden Kafkaslar'a (V. Gerek bu şekilde. bilinmeyen ufuklara doğru akmak. Eberhard'a göre. I. vukubulan büyük Türk göçlerinin tarihleri kesinfikle bilinmemekte beraber bazı tesbitler yapılabilmektedir. Türkler'de açık şekilde müşahede edilen ve onların tarih boyunca hareketli bir topluluk halinde sürekliliğini mümkün kılan bu ruhi davranış.XI. gerek "sızma" vasfında olsun etrafa yayılmaları şüphesiz her zaman kolay cereyan etmiyor. Toprağın artan nüfusu oesleyemez hale gelmesi yüzünden dar ziraat alanları dışında. asır göçleri). Mâverâünnehir üzerinden İran'a ve Anadolu'ya (XI. Hindistan'da). Bununla beraber Türklerin birbiri arkasına çeşitli yönlerde yayılmalarını sağlayan başka âmiller de mevcuttur. çok sıcak ve rutubetli bölgelere pek girmedikleri görülmektedir. Türk maneviyatının sağlamlığıdır.XII. binlerce*yıl devam etmişfi^MÖ. gerek yabancı ağır dış baskıya maruz katan (meselâ XI.Pencâb havalisine doğru ilk Türk hareketi. ormanlık. oralarda fazla barınamadıklan ve çok kere varlıklarını kaybettikleri dikkati çekmektedir (Çin'de Tabgaçlar.

yeryüzünde geniş bir sahaya yayılmışlardır. Afganistan'da. aralarındaki intikali sağlayan ve kuzey kısmı Ruslar'ın. Atatürk'ün mânevi rehberliğinde. Bu geniş sahanın göze çarpan umumi karakteri. Hedef ve dileğimiz. geniş ovaları ve bilhassa vahalarında hâkim geçim kaynağı ziraat olduğu git». Hudutlarını kabaca çizdiğimiz bu sahada Türkler'in topluca yaşadıkları diğer yerler Tatar. Türk Dünyası'nın çok bûyûk bîr kısmı Ön Asya İle Orta Asya'da yer almakta. bütün gücünü memleketinin imarına ve halkının refahına adamış.geniş saha dahilinde Türkler. iki yerde büyük ve yeknesak topluluklar teşkil ederler. Azerbaycan'da ve Anadolu'nun dağlık yerlerinde de aşağı yukarı aynı karakteri göstermektedir. Gerçekten. yani ovalar ve alçak yaylalar.• TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI f Bu. bu yerler. Romanya'da Dobruca ve Basarabya'da. ön Asya ve Orta Asya Coğrafyasının Ana Hattan: Akdeniz'den Batı Pakistan'a. Orta Asya'nın dağlık sahalarında ve bozkırlarında hayat tarzı geniş ölçüde hayvancılığa dayandığı gibi. Görülüyor ki. Ayrı birlikler halindeki bu bölgelerin coğrafyası. Hakas ve Tannu-Tuva bölgeleridir. Türkiye bu topraklarda oturan insanların "ana vatan") vasfını kazanmış. Başkırt ve Çuvaş boylarının ve Fin-Ugur kavimlerinin yaşadığı Idil-Ural bölgesi. Buralarda yaşayan Türkler'in hayat tarzları. gerçek bur ana vatan olmuştur. Azerbaycan'da ve Anadolu'da. tabii bir neticesi olarak da. Kesintisiz Türk nüfus sahası olarak sınırladığımız yerlerin dışında Türkler Yugoslavya'da. yay şeklinde . Pilevne ve Varna bölgelerinde. esas itibariyle ziraat ve hayvancılığa dayanmaktadır. diğeri de batı kısmı Ruslar'ın. yaşadıkları yerler arasında mesafelerin uzak olmasına rağmen. Yunanistan'ın Batı Trakya. doğu kısmt Çinliler'in idaresinde olan Türkistan'dır. Suriye'nin Azez. I. hattâ yabancı boyunduruğu altında yaşayan soydaşları için de bir ümit ve iftihar kaynağı. Türk Ülkelerinin Tabii Coğrafyası Ahmet AnM Sayılan 150 milyonu aşan Türkler.Baykal gölü arasındaki Altay. kurak iklim bölgeleri (bozkır ve çöller) oluşu ve hâkim yüzey şekillerinin de. bölgeden bölgeye bazı farklar göstermekle beraber. yıldönümünü İdrâk ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti. çeşitli dış tehlike ve tehditlere rağmen savaşsız geçirmiş. Batı Trakya'dan Moğolistan hududuna kadar hemen hemen kesintisiz bir Türk nüfus sahası vücuda getirirler. Bunun. Makedonya ve Üsküp havalisinde. Doğu ve Batı Türkistan'ın alçak yaylalariyle. Mestanlı -Kızanlık. ovaları. Bu saha» Kuzey Buz Denizi'nin (Arktik Okyanus) bir parçası olan Doğu Sibirya Denizi'nden Akdeniz'e kadar Avrasya (Avrupa-Asya) kıt'asını verevine kesmekte ve Idil-Ural bölgesinden Himalayalar'a kadar uzanan memleketleri içine almaktadır. kurak bölgeleri (çölleri ve stepleri). Bunlardan bin Türkiye. Filibe. ancak küçük bir kısmı Avrupa'da bulunmaktadır. engin Türk Tarihi İçerisinde kuruluşunu takip eden yarım yüzyıllık sureyi. yaylalara ve ovalara tekabül edişidir. Bu iki birlik. birlik ve beraberlik içinde güzel yurdumuzu ve milletimizi daha mutlu günlere. Bugün 68. Münbiç ve Lazkiye bölgelerinde. çağdaş medeniyet seviyesinin de üstünde bir başarıya ulaştırmaktır. ziraat sahalarıdır. Irak'ın Kerkük havalisinde. Bulgaristan'ın Deliorman. Polonya'da. Türk dünyasının hayat tarzında bir birlik vardır. Yakutistan ite Altay dağları . Türkiye Cumhuriyeti. dağlara. yeryüzündeki tek bir Türk devletidir. güney kısmı Iranfılar'ın idaresinde katan Azerbaycan ile beraber. Orta Asya dağ ve ovalarından Kızıldeniz'e kadar uzanan sahada Ön Asya. Kafkasya'da. bazı Ege adalarında ve Kıbrıs'ta yaşarlar.tarihî bir gelişmenin mahsulüdür. ana hatlarıyla aşağıda gösterilmiştir.

Her yerde yaz mevsimi bitkilerin gelişmesinde bir duraklama devridir. Hicaz'dan Horasan'a kadar geniş bir sahada aşağı yukarı aynı iklim şarttan hüküm sürmekte ve bununla alâkalı olarak aynı bitki manzarası. Suriye ve Arabistan düzlükleridir. Hindikuş ve Zagros dağları. Ön Asya'da yüzey şekillen bakımından bir birlik yoktur. Toroslar. kışın da çok soğuk olan dağlardan ılık ovalara doğru mevsimlik iniş çıkışlar vardır. Mezopotamya ovaları. Halen gittikçe ehemmiyetini kaybeden. su kaybına karşı mücehhez bitkilerden müteşekkil topluluklar dağları ve ovaları örtmektedir. Rion ve Kura vadileri. bugün olduğu gibi tarihin her devrinde görülmüştür.6 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 9 yüksek dağları ve bunlar arasında yer alan yüksek yaylaları ihtiva etmektedir. Akdeniz ve bilhassa Karadeniz kıyılarına yaklaştıkça ehemmiyetini kaybetmektedir. ön Asya'da esas itibariyle iklim ve yüzey şekillerinden ileri gelen bu mevsimlik yer değiştirmeler. Bahar mevsiminin yağışları bitkilere yeniden hayat verir. Görülüyor ki iklim. Anadolu'nun batı kısmında Yörükler her sene sıcak yaz aylarında yaylalara çıkar ve sonbaharda da alçak ovalara ve vadilere inerler.000 m. Yüzey şekillerinin çeşitliliği sıcaklıkları. Ön Asya'nın ovalarıyle dağları arasındaki bu mevsimlik göçler. Ön Asya'da kurak iklimlerin muhtelif çeşitlilikleri tesirlerini gösterir. Her tarafta günlük (bilhassa yazın çöllerde) ve yıllık sıcaklık farkları fazla ve mevsimler arasındaki sıcaklık değişiklikleri belirlidir. azaltmak ve yağışı kara çevirmek suretiyle bu umumî hatları daha belirli bir hale getirmektedir. Gerçekten Ön Asya'da hüküm süren iklim neticesi birbiriyle ahenkli olmayan unsurlar arasında bir yakınlık meydana gelmiştir. seyrek ve cılız. yaylalar ve ovalar gibi genç ve ihtiyar şekiller yan yana bulunu/. Elbruz dağları. Ege kıyılarından Afganistan'a. Bunun dışında kalan Ön Asya memleketlerinde kurak ve sıcak yazlar ve bazen şiddetli geçen yağışlı kışlarla kenefini gösteren çeşitli iklim tipleri hüküm sürmektedir. Burada büyük tabiî bölge birliği. belirttiğimiz tezatlar içinde kayboluyor gibi görünüyorsa da iklim onu perçinlemektedir. Kuraklık. Suna insanlarla birlikte hayvanlar da katılmaktadır. yukarda kısaca bahis konusu edilen muhtelif unsurları birleştiren bir husus olarak ortaya çıkmaktadır. Buna benzer hareketler diğer ön Asya ülkelerinde de cereyan etmektedir. Her tarafta yükseklikleri teşkil eden dağlar. Arap yarımadasının güneybatısında musonun tesiriyle yazın. hattâ bazı bölgelerde tamamen ortadan kalkan. Kapalı ve açık havzalar da birbirini takip etmektedir. Birliği sağlayan iklimle tezadı yaratan yüzey şekillerinin terkibi ön Asya'da unsurlar arasında yeni bir bağ yaratmaktadır. İnsanlarla birlikte sürülerin yer değiştirmesi (göçebelik) ön Asya'nın tarih boyunca ar-zettiği en büyük hususiyetlerinden biridir. Ön Asya'da.'den fazla) dolayısiyle yazın çok sıcak olan çukur sahalardan yüksek yerlere. Aynı şekilde iniş ve çıkış Doğu Anadolu dağları ile civar ovalar arasında da vardır. Karadeniz'in doğu ve Hazar denizinin güney kıyılarında ise her mevsimi yağışlı bir iklim vardır. Ön Asya memleketlerinde çukur sahalarla bunları çerçeveleyen yüksek dağ ve yaylalar arasındaki ehemmiyetli yükseklik farkları (Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde kıyı ovaları ile dağ sıraları arasında 2. devamlı göçle- . zaman zaman seyrini değiştirerek. İç Anadolu ve Doğu Anadolu yaylaları ile Iran yaylası. yağış miktarlarını çoğaltıp. Bunlar Kafkaslar.

Orta Asya'yı. Kuzey ile güney. esaslı farklar vardır. Onun içindir ki. aslında sadece Türkistan'dır ve coğrafî araştırmalardaki bölge taksimatına uyularak Doğu ve Batı Türkistan diye iki kısma ayrılmıştır. tabiî şartlan ve kaynaklarıyla. Orta Asya'nın yüksek dağ ve yaylalardan müteşekkil doğu kısmına 'Yüksek Orta Asya" derler. böyle bir duruma yol açmıştır. Doğu Almanya için Rus Almanyası denmediği gibi. kuzeyde Sayan dağları ve Baykal gölü etrafındaki dağlar. bu sahaların Türk ülkeleri olduğunu unutturmaktır.. İstilâcı devletlerin kullandıkları tâbirler Türk Birliğini parçalayıcı. Batı Türkistan'a da Rus Türkistanı demektedirler. bazı coğrafyacılar. Birinci Cihan Harbi sonuna kadar Avusturya ve Almanya arasında paylaşılmış Çekoslovakya için de Avusturya Çekoslovakyası ve Alman Çekoslovakyası diye tâbirler kullanılmamıştır. yaylalar ve bunlar arasında yer alan küçük-büyük bir takım kapalı çukurluklardan müteşekkil olduğu halde. Bu misâlleri çoğaltmak mümkündür. Ön Asya'nın bir ucundan öbür ucuna kadar uzanan bu sahada yapı ve yüzey şekillerinin mahiyetine bunların tesir ve mukabil tesirleri hâkim olmuştur. Ön Asya ve Orta Asya'nın Yüzey Şekilleri: Güneyde. içinde teşekkül ettiği dar ve derin eski Akdeniz) yan basınçlarla meydana çıkmış olan dağ sıraları. Bugün Rus işgali altında olmasına rağmen. Filhakika halen bu bölgeler adlarını. üzerlerinde yaşayan milletin adından atmaktadırlar. doğu ile batı arasındaki bu 'geçiş bölgesi. Ovalardan müteşekkil olan batı kısmı ise bu büyük bölgenin alçak kısmını meydana getirmektedir.kara parçası. Ruslar'ın ve Çinlilerin daha da ileri giderek. . hattâ ortadan kaldırıcı mahiyettedir. jeolojik tarihin pek eski devirlerinde katılaşmış ve üzeri tortullarla örtülmüş Ur . geniş mânada Türkistan denilmektedir. Alp sistemine dahfl dünyanın en yüksek dağ sıfatenm teşkil eden Himalayalar'la. Orta Asya'nın doğu kısmı yüksek dağlar. Ruslar'ın Batı Türkistan'ı Sinkiang eyaleti diye adlandırarak Türkistan mefhumunu büsbütün ortadan kaldırmaya çatışmaları bu görüşümüzü kuvvetlendirmektedir.re ve yayılmalara inkılâb etmiştir. Çin Türkistanı gibi sunî bir ayırım yapanların maksattan. Yabancı bazı müellifler bu yerlerin bugünkü siyasî durumunu göz Önünde tutarak Doğu Türkistan'a Çin Türkistanı. Asya'nın bu kısmında Türk unsurlar hâkim olduğu için Orta Asya topraklanna.. batı kısmı kapalı denizlerle göllerden ve geniş ovalarla alçak yaylalardan meydana gelmiştir. Böyle bir adlandırmada Orta Asya'nın Pamir ile Altay dağları arasındaki dağlık sahanın doğu kısmı Doğu Türkistan'ı batı kısmı Batı Türkistan'ı meydana getirmektedir. Bu geniş bölgenin adı. Bu geniş sahanın doğu parçası ile batı parçası arasında. Diğer taraftan hâkim unsuru teşkil eden Türkler'in vatanı için Türkistan tâbiri de doğrudur. Büyük bir coğrafî birlik olarak "Orta Asya' tâbiri yerindedir. medeniyetlerin yer değiştirdiği bölgelerdir. Ön Asya büyük istilâlar diyarı. kuzeyde geniş bir saha kaplayan bir jeosenklinalden (dağların. güneyde. geçici büyük imparatorlukların kurulduğu ve kavimlerin. doğuda Büyük Kingan dağları arasında kalan geniş saha meydana getirmektedir. batıda Hazar denizi ile. Aslında Rus Türkistanı. Tarihte buna ait misâller çoktur. Bu tâbirler tarihi bakımdan olduğu kadar ilmî bakımdan da hatalıdır. bilhassa yer şekilleri bakımından.

Burası. sulak yerler. kuzey Anadolu dağ sıralarını Güney Anadolu dağ sıralarına bağlamaktadır. bütünüyle batı-doğu istikametinde uzanmakla beraber. Zaman sonu ve IV. kuzeye doğru atılmıştır. doğuda Gondvvana) kuzeye doğru ilerlemesi neticesi kıvrımların yaptıkları kavislerin uzantısında karışıklıklar olmuştur. Kafkaslar da daha batıda Taman ve Kerç kıvrımları ile Kırım'a bağlanmaktadır.kuzeybatı istikametinde uzanan dağ sıraları ite Kuzey Anadolu dağlarının güney kolu karşılaşmaktadır.güneydoğu istikametinde uzanan büyük Balkan. Bunun doğusunda Kuzey Iran dağlan. ön Asya'nın batı kısmında kuzey ve güneyde uzanan dağ sıralan arasında bir bağlantı görülmemektedir. Anadolu'nun her tarafında. iç kısımda göller geniş sahalar kaplıyor ve işgal ettikleri çanaklara birikintilerini bırakıyorlardı. kıvrımların istikamet değiştirmelerine sebep olmuşlardır. . Eski Akdeniz'in kapladığı geniş sahada meydana gelmiş olan bu dağ zincirleri birbirine eklenerek Ege kıyılarından Karakurum dağlarına kadar uzanmaktadır. güneyde. İstikametleri batı . seviye farklarına sebep oldu. Bu yapı şekli Marmara bölgesinin güney ve güneydoğusunda da vardır. aşınmayı şiddetlendirerek yüzey şekillerini daha çok kenar dağlık bölgelerde gençleştirmiştir.buzul devresinde yüksekliği 2. arzettikleri mukavemet dolayısiyle. Burada dağlara ve ovalara bu istikameti verdiren âmil kırıklardır. zamanın ikinci yarısında (Neojen'de) aşınma neticesi geniş bir dalgalı düzlük haline gelmişti. Bu kısımda Sefid Kûh. Hazar denizinin doğusunda kuzeybatı . Kabaca Bursa bölgesinde birbirinden ayrılan Kuzey ve Güney Anadolu dag sıraları Ooğu Anadolu'da birleşirler ve sıkışırlar. bu devirde. sade bir yapı arzetmektedir. Bu bölgenin kuzeyinde Kuzey Anadolu dağ kavisleri sıralanmaktadır. Bunda.Suriye plâtformunun kuzeye doğru bir çıkıntı yapması neticesi Güneydoğu Toroslar kavsi. Kopet dağ ve bunun güneyinde aynı istikamette uzanan Binalut. İşte bu sebeplerden dolayı Ege denizinden Hindikuş'a kadar olan sahada uzanan dağların. Bu yerler.kuzeydoğu istikametinde devam ederler. Bu hal. Yukarıda bildirildiği şekilde meydana gelen sıradağlar. Zamanın başlarında (Pliosen ve Kuaterner'de) husule gelen takımıyle yükselme. bahis konusu bölgelerin her tarafında hemen aynı özelliği haizdirler: Verimli topraklar.kuzey. Fakat bölge katılaşmış olduğundan tektonik (tabakaların ufkiliğini bozan hareketler) hareketlerin büyük bir kısmı kendini kırılmalar şeklinde gösterdi. Afrika plâtformunun devamıdır. sık sık su baskınına mâruz kalan yerler. yer yer yayıldıkları ve sıkıştıkları görülmektedir. Gerek Zagros dağlarında.Krasnodovsk denizaltı eşiği ile Kafkaslar'a. güneybatı . Horasan'da Ntşabur ve Sebzevar'a kadar uzanmaktadır. Zamanın ikinci yarısının ortalarına doğru. Bunlar.doğu. Yukarda bildirildiği gibi Hazar denizinin doğusunda kuzeybatı . basit yapı şekliyle.500 m. Mezopotamya ovalarına hâkim olan Zagros dağlan. Aip kıvrımlarını müteakip tesviye edilmeye başlanan Ön Asya. Kafkaslarla İran Azerbaycanı dağlık bölgesi arasında bulunan orta ve aşağı Kura havzası ve aşağı Araş oluğu Azerbaycan'ın en verimli sahasını teşkil eden bir çöküntü bölgesine tekabül etmektedir. Bundan sonra husule gelen takımıyla yükselmeler (epirojenik hareketler) yer yer. mevziî buzulların aşındırmasını da ilâve etmek lâzımdır. Kabil'in doğusunda birçok gruplar halinde balı . Ege bölgesinin iç kısmında dağların istikameti doğu .doğu. Bu kollardan güneydekiler çok daha basit yapıdadır. Mekran'ın doğusunda sıkışmış olan bütün dağ sıralan güney . Balkanlar'ın ve Istrancalar'ın devamı olan. Biga yarımadasında güneybatı . İran Azerbaycanı'nda dağ sıralarının uzantısı daha karışıktır. Meselâ Güneydoğu Anadolu'da Arap yarımadası . Hakikatte İç Anadolu'da kıvrımlı dağ kan/isleri. Salt Range Ön Asya dağlarının en doğu kısmını teşkil eden silsilelerdir.batı olup aralarında aynı yönde uzanan geniş ovalar vardır. bazı müşterek hatları İte. Anadolu'nun batı tarafında kıyı kısmında dağlar Çeşme yarımadası ile Sakız adasında güney . Umumiyetle akarsuların yaptığı bu aşınmaya. Van gölü ile Gökçegöf'ün doğusunda bu dağlar tekrar genişlerler ve şahsiyetlerini kazanırlar.10 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI M Güneyde eski bir kara parçası olan Arabistan.güneydoğu istikametinde etrafı yüksek dağlarla çevrili bir yayla. bazılarının içmde bir takım setler meydana getirerek gerisinde büyük göllerin teşekkülüne yol . Aynı uzanış Gelibolu yarımadasında da görülmektedir.000 m. Bazen de jeosenklinal içinde mevcut eski bloklar. ön Asya'da bugünkü yüzey şekillerinin ilk taslağı III. IH. Zamanın ikinci yarısında ve bilhassa III. Yerli ve yabana jeologların araştırmalarına göre Anadolu. meydana gelmiş olan kıvrımlar aşınarak düzleşmiştir. yer yer sapmalar da göstermektedir. fakat buna mukabil şiddetli deprem sahaları. Bunların neticesi etrafı dağlarla çevrili çukur sahalar husule geldi. 81» Zaman sonları (Üst Neojen) ve IV. Kuzey ve Güney İran'dan seyreden kotlar. beşerî ve iktisadî hayatın toplandığı merkezler. Fakat öyle zannediliyor ki. Buna karşılık bölgenin kuzey kısmında üçüncü zamanda meydana gelen büyük dağ sıraları mevcuttur. Ön Asya sıradağlarına bağlanabilir. Bunların ortasında Iran yaylası bulunmaktadır. hafif dalgalı bir düzlük (peneplen) haline gelmişti. Bursa bölgesinde güneydoğu . hiç olmazsa Ön Asya'nın batı kısmında. III. kuzeydoğuda Hindikuş sıradağı halinde devam ederler. bölge olarak Anadolu'nun en yüksek kısmıdır. kuzeybatı .kuzey istikametini alırlar. Daha doğuda dağ kavisleri Himalaya silsilesi arasında devam eder.'yi geçen bölgelerde. bütünüyle. gerek Mekran'ın doğusunda eski kütlenin (-batıda Arap bloku. III. çöküntü olukları ite geniş sahaları kaplayan lâv akıntıları ve sönmüş volkanlar. Zamanın birinci devrinde (Eosende) meydana gelmiştir.güneydoğu istikametinde uzanan Büyük Balkan ve Kopet dağ silsilesi. Dördüncü Zamanın yağışlı . Iran Azerbaycanı'nda mevcuttur. Puşti Kûh silsileleri sıkışarak yüksek Kûh-i Baba silsilesini meydana getirirler.'yi geçmektedir. Bu yapı şekli Eibruz'a kadar devam etmektedir.güneydoğu olan çukur alanlar. Aynı yapı sadeliği güneydoğuda Mekran dağlarında da görülmektedir. Kuzey Anadolu ve Iran silsilelerinin kuzeyinde yer alan Kafkas dağları. Bu kısımda yükseklik 7. Zaman (Kuaterner)'da husule gelen şiddetli volkanizma neticesi lâvlar bu çukur sahaların bir kısmını doldurdu. Buralar yapı bakımından Doğu Anadolu'yu andırmaktadır: Kuzeybatı . aynı zamanda. Baku . takriben Kabil civarında birleşirler. Afganistan'da. kenar bölgelerde denizler. Kafkasya'da. kırık hatları boyunca sıralanmış olan volkanların da mü» him bir rolü vardır. eski kütlelerin (Arabistan gibi eski kıta çekirdekleri) kuzeye doğru ilerlemiş oimatarıyle ilgilidir.kuzeydoğu istikametinde uzanmaktadır. Bu kıta çekirdekleri eski dağların aşınmasiyle meydana gelen düzlüklerdir. Bu zamanda.

Bu dağ sıralarının güneyinde Tanrıdağ-iarı'na ait sıralar bulunur. yükseklikte bir ovaya. Zaman sonu (Üst Neojen) ve IV. Türkistan dağları. Hisar dağları) Orta Asya dağlarının orta yaylarım meydana getirirler. ön Asya'nın bu kısmındakine benzer bir yapı Orta Asya'da vardır. onlara bu imkânı veren.kuzeydoğu istikametinde uzanan büyük çukur sahalarla kaplıdır. akarsular ve bitki örtüsü Üzerine esaslı tesirleri olması dolayısiyle evvelâ yer şekilleri kısaca gözden geçirilecektir. Zaman (Kuaterner)'dır.) ün teşekkülüne meydan vermiştir. Terskei Aladağı. yükselmiş kısımlardır. SU. Zerefşan dağları. güneybatı . Meselâ Muş .000 metreyi geçen birçok zirveleri ihtiva eden bu dağlar Türkistan için bir su hazinesidir. yükseklikte bir göte tekabül etmektedir. Bu dağlarda 5. suların toplanmasına yol açarak Gökçe göl {yüksekliği 1.928 m. yaylalar ve ovalar birbirinin içine girmiştir. güneyde Soğanlı dağları) çevrilidir. Zaman (Kuaterner)'da olmuştur.doğu.500 metreyi geçen volkanik kütlelerle (batıda Akdağtar.000 metreyi geçen birçok zirveler vardır.000 metreyi geçen birçok zirveler ve bunların üzerinde müteaddit buzullar vardır. 1965'teki Taşkent depremi buna iyi bir delildir. batı .500 m.batı. Bilhassa Orta Asya'nın merkezî kısmı ile doğusunda dağlar. Sir Derya'nın kaynak kısmını meydana getiren Narin suyu ile Amu Derya'nın kaynak kısmı arasında kalan dağ sıraları (Alay dağları. Orta Asya'nın bu dağlık sahasında iki tip yüzey şekli ayırdedilmek-tedir: Çukur sahalar ve dağlar.kuzeydoğu istikametlerinde birtakım yaylar çizen dağ sıralan kuzeyden güneye doğru şöyle sıralanmaktadır: Kuzeybatı güneydoğu istikametinde uzanan Tarbagatay dağlan ve bunların güneyinde de Aladağlar. Talaş Aladağı. . Üzerlerinde 4. bu dağların yüksek zirvelerinde mevcut olan büyük buzulların eriyen sularıyla beslenmektedir. Orta Asya yer şekilleri bakımından her tarafta aynı karakteri göstermez. suyu sağlayan dağlardır. Yalnız alçak sahaları ihtiva eden batı kısmında ovalarla alçak yaylalar hâkimdir. kuzeybatı * güneydoğu istikametinde uzanan büyük bir çukur alanın en alçak kısmını işgal etmektedir. gerek bunların eteğinde yayılan lâvların husule getirdikleri setler. yükseklikleri 4. Beşer? ve iktisadî hayat alçak yerlerde toplanmış olmakla beraber. güneybatı . mevziî olarak kırılmış. Sır Derya ve İli.'yi geçen dağlarla çevrili olup ikisi çok ehemmiyetlidir: Fergana ve tok göl çanakları. Gerek bu dağlar. Anadolu'da olduğu gibi burada da bu çöküntü alanlarının en büyük mahzuru su baskınları ve depremlerdir. Zaman başlangıcında bütünüyle yükselme (epirojenik) hareketleriyle bölge büyük yükseklikler kazanmıştır. Diğer tabiat şartlarından olan iklim. Yükselme. Orta Asya çukur sahaların» çerçeveleyen dağlar. Zaman sonu (Pilosen) ve IV. Bu devrin sonunda ve IV. Gerçekten bölge İli Zaman sonunda hafif dalgalı bîr düzlük halini almıştır. Çungarya Aladağı. Bunlar. Tanrıdağları ile Büyük Altaylar arasında çöl ve bozkırları ihtiva edBrt Çungarya havzası bulunur. Kungei Aladağı. Bu iki dağ sırası Orta Asya dağlarının kuzey yaylarını teşkil etmektedir. Yükselme.12 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 13 açtı. Birincisi deniz seviyesinden 500 m. Çukurun batı ve güneybatı kenar? 3. bölgedeki buzullaşmadan evvel olmuştur. Orta Asya'nın Türkler'le meskûn olan kısmı doğu .000 m. Güney Kafkasya'da Gökçe göt. Her ikisi de birer çöküntü sahası olup teşekkül zamanlan İti. ikincisi 1.Van çukurunu tıkayan Nemrut'un lâvları bunun doğusunda Van gölünün meydana gelmesine sebep olmuştur. Doğu Türkistan'ı Batı Türkistan'dan ayırün ve yer yer kuzeybatı güneydoğu. 5.

Orta Asya dağları arasında yer alan havza 300 uzunluğunda ve ortalama olarak 100 km. yenileşmektedir Baykal gölünün güneyindeki dağlar Kaledonien (I.Çatkal dağlan ile Alay dağlan arasında bir çöküntü sahası olan Fergana havzası bulunmaktadır. Bu sonuncuların başltcaları Tarım. yüksek irtifalarına rağmen. Bunların arkasında batıda Karakurum. Gobi çanaklardır (Şekil 1). ihtiyar dağlardır. güney kenarında yaylar çizmektedir.Fergane depresyonu (havzası).doğu ve kuzeybatı güneydoğu istikametlerinde uzanan ve 7. Zamanın ikinci yarısı) yaşta kıvrılmalar oldukları halde. kuzeyden güneye doğru gidildikçe.000 km2'c . Hakikatte bu dağlar. Yaşları ne olursa olsun bu kıvrılmalarda hâkim istikamet doğu . bitki örtüsünün tabiatı. Fergana. yüksek kısımlar dağ sıralarını. Himalayaiar Aip sistemine dahildir. Orta Asya dağlar. bahis konusu havzanın. Bu havzanın beşerî ve iktisadî değeri çok büyüktür. Şöyle ki. iklimlerin dağılışı. Şu halde bu dağlar. insanların ve medeniyetlerin yayılış» üzerinde büyük tesirler icra etmiştir. Yükselme kütle halinde olmayıp geniş dalgalı kıvrımlar şeklinde tecelli etmiştir. Orta Asya dağlarının Altaylar'a kadar olan. Zamanın ilk yarısı) ve Hersinyen (I. Şekil 1 . Güneydoğuya doğru uzanan dağlar (Altın dağları) Tibet havzasını güneyden çerçevelemektedir.batıdır. batı. doğuda Üstün ve Arka dağlar aynı istikamette yaylar meydana getirirler.000 metreyi geçen yüksek zirveleri İhtiva eden sıralar Orta Asya dağlarının güney yaylarını teşkil ederler. Altay dağları Be Pamirler etrafında güneybatı . kısmı ile Tibet yaylası ve bunun kuzey kenarındaki dağlar eski kütleler olup teşekküllerinden Üçüncü Zamanın ortalarına kadar aşınmış ve sonra yükselmişlerdir. kıvrılma tarihleri bakımından. geotştiğindedir.. Bu hat. Kapladığı saha 22. esasında.kuzeydoğu. alçak kısımlar da oniar arasında kalmış olan kapalı çukurlukları meydana getirmişlerdir.

. Hazar'ın ötesindeki yerlerde tamamıyla açık güriterîh sayısı 140 olduğu hâlde. kıtanın en sıcak kısımlarıdır. Yazın ide. Yaz mevsiminde ise kutup havasının kuzeye doğru çekilmesiyle havza tropikal hava kütlelerinin tesiri altında kalır.'dir. Ege kıyılarında yaz mevsimi. Manın batı kısmında güneyden kuzeye doğru coğrafî enlemin tesiri altında azalır. kıta içinin fazla ısınmış olması dolayısiyle. kıyı bölgelerine nazaran. iç kısım bazı yüksek dağlık bölgeler hariç kuraktır. arasında yağış alır. Gerçekten ön Asya ve Orta Asya'da. diğer âmillerin yanısıra. Gerçekten bu bölgelerde atmosferdeki su buharı. Sonbahardan itibaren Akdeniz havzasının kuzey kısmı gezici alçak basınçların güzergâhını teşkil eder. yaz mevsiminde. yaz mevsiminde ise alçak basınç hâkimdir. Mutlak azamî sıcaklık çöl bölgelerine isabet eder. Yağış âzamim ilkbahar başlangıcıdır. basınç ve rüzgârların rolü olduğu muhakkaktır. Memleketimizde etrafı yüksek dağlarla çevrili İç Anadolu ve Doğu Anadolu havzaları az yağışlı step sahalarıdır. senenin büyük bir kısmında. Bunların mühim bir kısmı Akdeniz'de meydana gelmektedir. Burada yaz mevsimi barız surette kurak geçer. (Mayıs . Memleketimizde bunun en güzel misali İzmir'de denizden esen imbat rüzgârıdır Yağış: ön Asya ve Orta Asya bazı kıyı bölgeleri (Anadolu'nun Karadeniz. arasında yağış almaktadır. sonbahar ve ilkbaharda. Asya kıtasının batı kısmıyla Orta Asya'nın her tarafında (yüksek dağlar müstesna) step ve çöl iklimleri hâkimdir.5°) ve Luk-şon (48°) şimdiye kadar kaydedilmiş olan en yüksek mutlak azamî sıcaklıktaki yerlerdir. fakat. Doğu Akdeniz'de teşekkül eden gezici alçak basınçlar doğuya doğru hareketlerinde. Batı Akdeniz havzasında olduğundan daha sıcaktır. Buna rağmen 'Verimli Hilâl'in güney kısmı 200 . kan yaylası ve Orta Asya çanakları gibi) etrafı yüksek dağlarla çevrilmiştir. Bütün Akdeniz havzasında olduğu gibi Ege'de. Bunlar okyanus ve denizlerden gelen nemfi rüzgârların yağış getirmelerine mâni olurlar. yaz mevsimi kurak) yahut bozulmuş Akdeniz yağış rejimi görülür. gezici alçak basınçlar bu havzaya sokulamaz ve bu yüzden Akdeniz havzası ve Ön Asya yazın yağmur almaz.14 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 15 Ön Asya ve Orta Asya'nın İklim Şartları s Anadolu'nun kıyı bölgeleri. Akdeniz havzasının aksine Ön Asya'da. yüksek basınç rejimi hâkimdir. Bazan Arap yarımadası üzerinde bir sırt meydana getiren Büyük Sahra yüksek basıncı.Eylül aylarının) ortalama sıcaklığı 20°'nin üstündedir. arasında). Yazın. Orta Asya'da Tirmiz (48. bilhassa Karadeniz kıyılarıyla İran'ın Hazar kıyıları ve Yemen bölgesi bir tarafa bırakılacak olursa.400 mm. kışın da hâkimdir. Bu sebeple yaz sıcaklıkları çok yüksektir. kapalı günler 59'dur. güneyden kuzeye doğru artar. mahiyet itibariyle. meteorolojik ve coğrafî sebeplerden ileri gelmektedir.6°). Aynca Ön Asya kıyılarında. Sıcaklık: On Asya ve Orta Asya. Görülüyor ki İzmir'de yaz aylarının sıcaklığı tropikal iklimlerin sıcaklıkları kadar ve hattâ daha yüksektir. Meselâ yıllık ortalama yağış tutarı 135 mm. kıyı dağlan bir engel teşkil etmediğinden Suriye1 de Halep bölgesindeki yaylalar bolca yağış alırlar (yıllık ortalama yağış miktarı 400 600 mm. Buradan gelen hava kuru ve soğuktur. olan Buhara'da yaz mevsimi tamamen kuraktır. batıdan doğuya doğru denizin tesirinin azalmasıyla artar. En yağışlı ay Mart ayıdır. Bunlar gibi iran'ın iç kısmı ve Hazar denizinin doğusunda kalan geniş saha da çöldür. Orta Asya dağları. Batı Sibirya'da vaziyet buradakinin aksidir: 132 tamamiyle kapalı güne karşılık açık olan gön sayısı 47'dir. Basınç ve Rüzgârlar: ön Asya'da Akdeniz kıyılariyfe iç kısım iklim bakımından birbirinden farklıdır. Sıcaklık. Akdeniz kıyılarındakinden daha sıcaktır. gündüzleri havayı serinleten deniz meltemleri görülür. Diğer taraftan Asya'nın bu kısmi Okyanuslardan uzaktır. Ege Denizi ve Akdeniz kryı dağlık bölgeleri ile Hazar Denizi'nin güney kıyıları) hariç. Orta Asya'da Sibirya üzerinden esen kuzey rüzgârları. Bu rejimin hüküm sürdüğü bölgelerde yağış İhtimali çok azdır. Ön Asya va Orta Asya'da İklim Tipleri: Ön Asya'nın batısında (Ege Denizi kıyıları îte Türkiye'nin güney kıyılarında) Akdeniz ikilimi hüküm sürer. Akdeniz yağışlarıdır. Bu mevsimde kuzey ve kuzeybatıdan esen rüzgârlar hâkimdir. yüksek kısımlarına kadar yaşamaya elverişlidir. Aynı zamanda büyük bir kısmının (İç Anadolu. Bölge iklimini daha iy? anfıyabilmek fçfcü-'iklfm unsurlarına bir göz atmakta fayda vardır. Kışın ön Asya'da hâkim olan sibirya yüksek basıncıdır. Batı Türkistan'da yaz. Ön Asya'nın Karadeniz ve Hazar kıyıları bir tarafa bırakılacak olursa diğer yerlerinde ya saf Akdeniz yağış rejimi (soğuk mevsimi yağışlı. az olduğundan güneşten gelen ışınlar atmosferin üst tabakalarında tutulamamakta ve toprak civan fazla ısınmaktadır. umumî olarak. batıdan doğuya doğru hareket eden alçak basınçlar geçer.500 mm. Bu rüzgârların tesiri memleketimizde de hissedilmektedir. mevsimin uzunluğu ve sıcaklıklarının şiddeti. Meselâ İzmir'de beş ayın. Bu hal.5° Ön Asya ve Orta Asya kış mevsiminde güneş ışınlarının eğik gelmesi. Meselâ 38° 11' kuzey enleminde bulunan Parntrisk Post 3. diğer mevsimlerde olduğu gibi. ^mevsiminde yüksek. Doğu akdeniz havzasından Mısır çölüne doğru esen ve İlkçağdan beri bilinen bu rüzgârlara Etezyen rüzgârları denir. Batı Türkistan'da yağış mevsimi kış ve ilkbahardır. Ön Asya ve Orta Asya'da kış mevsiminin uzunluğu ve şiddeti. Bunda coğrafî enlem kadar step ve çöl bölgelerinin geniş oluşunun da tesiri vardır. Ön Asya'nın batı kısmında yağışlar. Orta Asya'nın batı kısmında (Batı Ttirkistan) vaziyet böyledir.653 m. Doğuya doğru denizden uzaklık ve yüzey şekillerinin silikleşmesi dolayısıyla yağış azalmaktadır. günün kısalması ve aynı zamanda kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerinin tesiriyle soğuktur. Yalnız Karadeniz kıyılarında kurak mevsim yoktur. Yazın ön Asya'da Batı Pakistan'dan Irak'a kadar uzanan sahada bir alçak basınç sahası vardır. Çevrenin yağışlı oluşu denizlere yakınlık ve yükseklikle alâkalıdır. Bunların faaliyetleri kışa doğru artar ve bunun neticesi olarak bütün kış mevsiminde yağışlar meydana gelir. 25C . Gerçekten Ön Asya'da basınç merkezleri İte bunların istikamet verdikleri hava kütleleri geniştir ve nisbeten sabittir. En sıcak ay Temmuz'dur (izmir'de 27. Hazirandan Eylül sonuna kadar 4 ay zarfında düşen yağmur miktarı ancak 36 mm. yüksekliği haiz olmasına rağmen Temmuz ortalaması 13. kış mevsiminin uzunluğu ve şiddeti nisbetinde değildir. Bunda. bahis konusu yüksek basınçla Her iki yüksek basınç merkezi arasından.

Kışların şiddeti hakkında bir fikir vermek için Arat denizinin 5 ay müddette donduğunu söylemek kâfidir. Bu paralelin güneyinde kalan kısımda kışlar. kığı şiddetti olan kuşağın kara iklimi bölgelerinde olduğu gibi. kadardır. kuzeyde olduğu kadar şiddetli değildir. Güney Anadolu kıyılarında hakiki Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Güneydekiler Akdeniz'in kış ve ilkbahar yağışlarıdır. çok ehemmiyetli günlük ve yıllık sıcaklık farkı. Orta Asya çölleri. step ve çöllerle kaplıdır. Haziran'dan fyfül sonuna kadar. bilhassa iran Azerbaycanı'nda. Takriben 30° ye 50° kuzey enlemleri arasında uzanan çöl ve stepler sahasının kuzey ve güney kısımları. Bu yaylalarda bir dağ çölü iklimi hüküm sürmektedir. Hazar denizinin doğusunda ve Aral denizinin (bazı atlaslarda göl) çeviren alçak yaylalarla ovalarda İran'ın iç kısmındaki iklimden daha az sert ve kışlan yağışlı otan iklimden farklı bir İklim vardır. ortalama olarak 110 mm. Yaz mevsimi mutlak denecek derecede kuraktır.'nin altındadır). Doğu Türkistan'da ve Gobi'de kış mevsimi daha şiddetlidir. Bu step iklimlerinin kuzey ve güneyindeki geniş sahalarda muhtelif tip çöller yer almaktadır. ayrı ayrı mevsimlere düşer. kışlar çok soğuktur. tekrar kendini göstermektedir. ' Akdeniz step âdimi Doğu Anadolu'da ve Zagros dağlarında (yükseklik ve dağ-'Jık kütlelerin mevcudiyeti dolayısiyle) kesintiye mâruz kalmakta. Horasan dağlan ve Hindikuş silsilesinin öte taralında yer alan alçak yaylalarla ovalarda tekrar çöl iklimi hüküm sürmeye başlar. Bu yerlerde yaz mevsimi hemen hemen kuraktır (Güneydoğu Anadolu ve Orta Irak'taki yağış rejiminin bir değişik şekli olan bozulmuş Akdeniz yağış rejimi). Güney İran'da Basra körfezi kıyılan ve Mekran dağlan sıcak çöllerin çok şiddet kazandığı yerlerdir. civarındadır. Gerçekten Toroslar'la çevrilmiş olan bu ovalar kuzeyden gelen soğuk rüzgârlara karşı mahfuzdur. bunların arasında yer almış bulunan irili ufaklı çanaklar birbirinden farklı iklim hususiyetlerini haizdir. Meselâ kıyıda Jask (25° 47' kuzey entemi)'m bütün yıl aldığı yağış miktarı. Tahran ve Meşhed'de en fazla yağış Mart ayındadır. 2) Yağış getiren rüzgârlara bir mania teşkil eden ve yaz musonunu tutan bir dağlar şeddinin mevcudiyetinin. yavaş yavaş çöle (Suriye çölü) geçilir. yazları kavurucu olan bir kara iklimi vardır.7° dir. kuzey ve güneyde. Yaz mutlak denecek derecede kuraktır. Buradan güneye doğru gidildikçe. Kıbrıs iklimi de esas itibariyle Akdeniz ikliminin kontinental tipidir. Tibet'in yüksek yaylalarında. Karakum çölü ve Amu Derya'nm orta ve aşağı mecrası) bu çöl iklimine bazı coğrafyacılar. Hakiki bir kış mevsimi vardır. çok ehemmiyetsiz nisbî nem ve şiddetli buharlaşmadır. Kuzeydekiler ise. Bahis konusu step iklimi Kuzey iran'da. fakat bunların eteğinde. soğuk çöl iklimlerinin ara tipidir. Urfa'da olduğu gibi yıllık sıcaklık farkı çok fazladır. Orta Asya'nın alçak kısımlarında kara çöl iklimleri ile buna mütemayil step iklimleri hüküm sürmektedir. Orta Asya'nın alçak kısımlarında mevcut iklimlerin müşterek vasıfları kuraklık (bu bölgelerin yıllık ortalama yağış miktarı 200 mm. Bununla beraber buralarda yazın sıcaklık 45° ye kadar çıkar. hemen hemen M$ yağrnor yağmaz. mübalâğalı kontinental bir tip olup sıcaklık farkı ehemmiyetlidir ve mutlak kuraklık en az 6 ay devam eder. En kurak mevsim kıştır. Burada yağış sonbahar sonu ve ilkbahar başlangıcında görülür. umumiyetle. Bu. Yıllık yağış tutarı 445 mm. Şöyle ki. birbirinden farklıdır. Sahra iklimi tipi sıcak çöller grubum dahildir. buralar yer yer ormanlarla kaplı olup otlakları ihtiva etmektedir. Anti Lübnan'ın doğusunda başlayan çöl (Suriye çölü) Mezopotamya'ya kadar uzanır. sıcaklık farkı dan ma ehemmiyetlidir. Bu tip çöl iklimine kara çöl iklimi denebilir. Bölgede arızî olan yağışlar. kış vaziyeti mevcuttur. Yağmurlar çok azdır. yani. Iran ve Türkistan'dan geçmek özere Arap yarımadasından Mançurya'ya kadar uzanan bir çöl kuşağının mevcudiyeti bu suretle izah edilir. Horasan'da ve Afganistan'da devam etmektedir. Bununla beraber kışın hissesi sonbahar ve ilkbaharınkilerden daha fazladır. Bundan başka kuzeyde kar fırtınaları görülür. de Martonne. kadardır. Aral tipi der. İran'ın iç kısmı (Kevir'ler ve Lûtlar) kumlu. Yalnız burada kışlar biraz daha mülayimdir. Bu husus coğrafî sebeplerden ileri gelmektedir. aşağı yukarı 42. Ancak Akdeniz ovalan Batı Anadolu'ya nazaran biraz daha sıcaktır. Nisandan Ekim sonuna kadar hemen hemen hiç yağmur yağmaz. Coğrafî enlemi 37° olan Merv'de Temmuz ortalaması 30. . Memleketimizin güneydoğusunda da "Akdeniz Step İklimi" hâkimdir. 35° kuzey enlemine kadar ilerlemektedir. Bu geçiş iklimine Akdeniz step iklimi denir. Güney Kazakistan'da). Kış. Buna tekabül eden bitki örtüsü bozkır (step)'dır. coğrafî enlem ne olursa olsun. Coğrafi enlemi 41° olan Hive'de Ocak ortalaması -4. yağış ve sıcaklık rejimi bakımından. Akdeniz delimi doğuya doğru gidildikçe bozulmakta ve çöl iklimine bir geçiş görülmektedir. daha ziyade yaz yağmurlarıdır. Asya'da çöl rejiminin çok geniş bir saha dahilinde kendini göstermesinde: 1) Deniz- lerden ve okyanuslardan uzaklığın. Yazlar çok sıcak. Halbuki aralarında bulunan havzalar çok az yağışlıdır. Merv'de Ocak'tan Nisan'a kadar yağış tutarı 79 mm. 3) Kışları şiddetli olan kuşakta soğuk mevsimin tabiî kuraklığını arttıran bir yüksek basınç rejiminin müşterek tesirleri vardır. hemen hemen senenin bütün aylanna müsavi bir şekilde dağılmış gibidir. Ön Asya'da Arap yarımadasının iç kısmı ve aşağı Irak. Bu çöl kuşağı yalnız Ûn Asya ve Orta Asya'da dağlarla kesintiye uğramaktadır.'dir. Yaz mevsimi çok sıcaktır. daha azdır. Yağış. Şöyle İd. İşte Kısaca tasvir edilen bu çöl iklimi tipine. Isfahan. çok yüksek yaz Sıcaklıktan. Buhara'nm bir sene zarfında aldığı yağış ancak 135 mm. Çöl. hemen hemen bütün sene. Bu hususlar gösteriyor ki. Iran yaylasının orta kısmından kenarlara doğru gidildikçe ilkbahar yağmurlarının hâkim olduğu steplere geçilir. Yıllık yağış tüten kuzey kısmındakine nazaran. ^ deniz çöl iklimi der.16 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 17 Güney Anadolu'da ve Suriye kıyılarında da soğuk mevsim yağış mevsimidir. çatallı ve tuzlu göllerle kaplı soğuk çöllerdir. kışları dondurucu. Yağış rejimi Kuzey Sahra'nın yağış rejimine çök1 benzediği Işift Güney Türkistan'daki (Türkmenistan ve Özbekistan'ın alçak tasımlan. Aral gölünü güneyden çeviren ovalarda şiddetli rüzgârlar kum fırtınaları meydana getirir. Bölgenin her tarafında. Orta Asya'da yüksek dağlarla. güneyden kuzeye doğru şiddetlenir. Mezopotamya. Umumiyetle yüksek dağlar daha yağışlıdır.2Oldir. paralelin kuzeyinde kalan bölgede (Üst Yurt yaylasında. orta kuşak çölleri grubuna dahildir. Aral gölü bölgesinde.

güneybatıdan gelir. Gerçekten Yarkent'in güneyindeki dağların etekleri ile Altın dağları. Moğolistan ve Tibet'te soğuk mevsim umumiyetle kurak. Tanrı dağlarının kuzey tarafı güney tarafından 5 ilâ 6 misli daha yağışlıdır. T. Aynı yerde 35 senelik rasatlara göre Ocak ortalaması -5. kumulla kaplı bölgelerde sıcaklık kışın 5 ilâ 6 derece daha düşük. Kaşgar ve Yarkent'in Temmuz ortalamaları 27. a . Fakat ilkbaharda sıcaklar birden yükselmeye başlar (Şekil 3).5 derece civarındadır (Şekil 4). A £. 262 mm.200 km. batıdan ve bilhassa.8 derecedir. 35 dereceye kadar çıkmakta ve hattâ geçmektedir. yağış aldığı halde Kaşgar'ın yıllık ortalama yağış miktarı ancak 4İ mm.1» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 19 87 Doğu Türkistan'ın alçak kısmını teşkil eden Tarım havzasında bir kara çöl iklimi vardır. Burada. irtifa ve yüksek dağlara yakınlık dolayısiyle.uzak tesirleri görülür. gökyüzü umumiyetle az bulutludur. çok yüksek sıcaklıkların fazla olmayışı irtifa (Yarkent 1270 m.2963' fâ*mm*/& oT6> . gerek yağmur gerek kar şeklinde olsun. Gerçekten bu dağların kuzey eteğinde yer alan Urumçi. Etrafı yüksek dağlarla çevrilmiş olan Tarım havzasının en alçak kısmında.000 krn^lik bir sahada. Balı Türkistan'da da Akdeniz'in. yaz aylarında. Orta Asya'nın batı kısmı (Batı Türkistan) ile doğu kısmı (Doğu Türkistan) arasında yağış bakımından da fark vardır. Çölde. takriben 300.'dir (Şekil 2).' Şekil2 -Kaşgar'ın yağış rejimi. M M . V / //& / yazın oldukça yağmur o. halbuki Batı Türkistan'da aynı enlemlerde (Hazar denizinin doğusunda Buhara'ya kadar olan alçak sahalar) bilâkis. Bulutlar. Taklamakan çölü yer almaktadır. ziraate kâfi gelmez. Böylece Doğu Türkistan'da yaz musonunun. az düşer. ' «4 1512963O = ttj m /5' n r~ı j frl ""■ . senede ortalama olarak. yaz ayları tamamen kurak ve soğuk mevsim (bilhassa kış ve ilkbahar başlangıcı) yağışlıdır. "■ H. mm Z7« 2421* 18- KA$GAR •e Ki9 27- KAŞGAR 30-. Ek İt A. Sütunlar yağısın mevsimler arasındaki dağılışını göstermektedir. Fakat hiçbir tarafta bu kadar yağtş. yazın da o kadar daha fazladır (Şekil 3. Kaşgar'da termometrenin -25 dereceye kadar düştüğü vâkidir. Senede yağışlı telâkki edilebilecek gün sayısı 20'yi bulmaz.3 derecedir.) ve yüksek dağlara yakınlık dolay ısıyladır. Bu ayın bazı günlerinde sıcaklığın 30 dereceyi aştığı vâkidir.4). Doğu Türkistan'ın kışları serttir. efor. kadar uzak olan Tarım havzasının orta kısmı çok kuraktır. Her defasında düşen yağış miktarı gayet azdır. sulama olmaksızın. Nisan ayı ortalaması 17. o kadar sıcak geçmez. Yağış. Civar okyanus ve denizlerden 2. sıcak mevsim {ilkbahar sonu ve yaz) yağışlı. . Şöyle ki. Yaz aylan. Bununla beraber sıcaklık. Doğu Türtöstan.

yükseklik göz önünde tutularak bazı mevzi? iklim tipleri ayırt edilebilir: a) Gerek batıda» gerek doğuda yüksek enlemlerde yağış. soğuk mevsimde. Orta Asya'nın batı ve doğu kısımlarında coğrafî enlem. fakat miktar 250 mm. Yazlar.Şekil 3 . hafif bir azalma vardır.Kaşgar'ın sıcaklık rejimi. fakat kışlar daha soğuktur.'yi aşmaz. Hülâsa. alçak enlemlerde bulunan ovalardakinden daha fazladır. bu tip iklim çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş stepler iklimi olup Kazakistan'da kendini gösterdiği için buna Kazakistan iklimi demek yerinde olur. . Yağışta. Ayrıca kurak mevsim yoktur. güneydeki ovalara nazaran daha sıcak. Misal: Semipalatinsk (Şekil 5).

Semlpalaönsk'in ikltm diyagramı. • 50 45 40 '30 25 20 75 Şekil 4 . yağış sütunlarla gösterilmiştir.—ı Şekil 5. I :■- ' '[■• I 0y •c a • 4 & mm. Sıcaklık kesik çtegHle.20 TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 21 YARKENT Z7- mm zı ta. SEMIPALATİNSK \ \ '4 V ıo 5 -/ff« . ISIZ* 9 6 3 0' Jl •c î^îtfaû H W S .Yarkent'in sıcaklık relimi.

yağış sütunlarla gösterilmiştir.b) Bunun güneyindeki cıvalarda (Hazar denizi ile Aşağı Amu Derya ve Sir Derya arasındaki saha -yani Karakum ve Kızılkum. f) Doğu Türkistan'ın alçak kısımlarında (Tarım havzası *e Çungarya) çöl ve çöle mütemayil stepler vardır. Kış mevsimi daha soğuk geçer. yaz mevsimi mutlak denecek derecede kurak ve ziraatın katî surette Bulamaya ihtiyaç gösterdiği bir çöl iklimi vardır. d) Kûhistan ve Pamir dağlık bölgesinde. Yukarda oldukça etraflı bir şekilde görüldüğü üzere Ta rım havzasının orta kısmını geniş bir çöl {Taklamakan Çölü) kaplamaktadır. daha serin.7). Bu iklime misâl olarak Merv civarında Bayram Ali verilebilir (Şekil 6. Alay ve Hisar dağlarının batı etekleri.). Sıcaklık kesik çizgi ile.'den az).Bayram Ali'nin iklim diyagramı. Yazlar o kadar sıcak olmamakla beraber . irtifa dolayısiyie. Burada kuraklık Batı Türkistan'dakinden daha fazladır. Türkmenistan ve Özbekistan ovalarında hâkim olan bu iklim tipine mahalli bir ad vererek Batı Türkistan iklimi «temek yerinde olur. c) Bu iklim tipi Doğu ve Güneydoğuda dağlık bölgeye doğru esas vasıflarını muhafaza etmekle beraber yükseklik dolayısiyie yıllık yağış miktarı adar (250 ilâ 500 mm. daha nemfi ve yıllık yağışın sene içinde daha iyi dağıldığı bir dağ iklimi vardır. Buralar meskûn olmayan sahalardır. Yıllık yağış tutarı çok daha azdır. e) Doğu Pamir'de ve Taklamakan çölünü güneybatı ve güneyden çerçevefiyen dağlarla yüksek yaylalarda yüksek çöl iklimi mevcuttur. sıcaklık Şekil 6 . Batı Türkistan ikliminin irtifa dolayısiyie değişen bu tipine dahildir.umumiyetle daha az yağışlı (200 mm.

bitki örtüsü gibi tabu hâdiselerle. yağış miktarı artmaktadır. İklim Değişmeleri ve Kuraklık Meselelerine Umumî Bakış s Türkler'in yaşadıkları Ön Asya ve Orta Asya'nın şiddetli iklim bölgelerinde iklim unsurlarının (bilhassa sıcaklık ve yağış) seyri sabit olmadığı gibi. Tarım havzasının ortasına doğru çok kurak ve kara tipinde olduğu halde. bütünüyle. çöl iklimi. bunların tesiri altında bulunan alâkalı hâdiseler de (akarsuların akımları. boyları. g.yağış sütunlarla gösterilmiştir. kesik çizgi ile . bilhassa çöller. insanların yer değiştirmeleri. Arkadaki dağlarda (Tanrı dağlarının doğu etekleri}.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 23 senelerce yağış almayı- Şekil 7 . Bu iklime Doğu Türkistan iklimi denir. Tanrı dağlarının doğuya doğru meydana getirdiği uzun ve yüksek dağlık çıkıntı Tarım havzasını Çungarya'dan ayırmaktadır. daha mutedildir. hayat tarzları ve benzeri beşerî hâdiseler) birtakım değişmelere maruz kalmaktadır. batıya nazaran daha fazladır. Kürenin muhtelif bölgelerinde.Taşkent'in iklim diyagramı. göllerin ve iç denizlerin seviyeleri. Çungarya'da Kazakistan iklimini hatırlatacak bir İklim tipi vardır. Buralarda yağış biraz daha artmakta ve yaz sıcaklığı nisbeten azalmaktadır. Yalnız havzanın ortasına doğru bozkır. coğrafî enlem ve irtifa unsurla/ının müdahalesi ile meydana gelmiş bir takım dereceleri vardır. Bunun! da yön. yarı çöller ve bozkırlar sahasında yapılan müşahedeler buralarda muhtelif devirlerde bir takım değişikliklerin meydana geldiğini ortaya çıkarf1ii§fir. farkı. havzanın kuzey ye batı kenarında. Şöyle ki. çöle mütemayil bir karakter ar-zetmeğe başlar. yükseklik dolayısiyle Batı Türkistan'da olduğu gibi. çöl olmaktan ziyade bir bozkır sahasıdır. vahaların bulunduğu dağlık kenara doğru. Burası. Bu bozkır bölgesini . Buralar ormanlar ve otlaklar sahasıdır. Sıcaklık.

kuraklık faraziyesi zaman dahilinde çok mevzileşmiş tarih! hâdiselerin izahına uygun değildir. iklimin devrî değişmelerini meydana çıkarmak hususunda birleşmektedirler. Bölgede kaynaklar kaybolmakta ve Oranj nehrinin akımı azalmaktadır. Güney Afrika'da Kalahari'de çöl. Acaba hemen hemen her tarafta tesbit edilen bu değişmeler devrî midir? Musonlar Asyası'nda Hindistan'da 11 senelik bir devrîliğin meydana çıkarıldığı zannediliyor. böyle bir intiba hâsıl etmektedir. buralarda kıtaların tedriç? bir surette kuraklığa doğru gittiği intibaını uyandırmıştır. Afrika'da ve Asya'da tamamen kuruyan göller olduğu gibi. Bilindiği üzere Üçüncü Zamanla Dördüncü Zamanda görülen iklim değişmeleri. ziraî ve iktisadî hayatı yakından ilgilendirmektedir. daha ehemmiyetsiz farklarla milâttan evvel II. fakat zaman dahilinde devamlı surette tesirini gösteren tabiî bir sebebe bağlanıyordu. Brückner'e göre bahis konusu değişmelerin mevcut olduğunu gösteren bütün bilgiler. Kuraklık göçebelerin dolaştıkları araziyi daraltarak onları. bu geniş bölgede ormanların mahdut sahalar işgal ettiği görülür. Ön Asya İle Orta Asya'nın Bitki Örtüsü ve Topraklan: Ûn Asya ve Orta Asya'da bitki örtüsünü teşkil eden toplulukların dağılışını gösteren bir haritaya bakılacak olursa. iri ağaçlardan ibaret öten bu ormanın bir de gür orman altı topluluğu vardır. binlerde. Onlara göre. yağışlı ve kurak devrelerin birbirini takip edişi bu kıtaların bazı yerlerinde göl seviyelerinin yükselip alçalmasına yol açmıştır. Bununla beraber kuraklığın devrî bir mahiyet kazanacağı farzedilebilirse bu faraziyeye yapılan itiraz kısmen değerini kaybeder. Ön . Hususiyet gösteren bir orman topluluğu Doğu Karadeniz'le Kolşit bölgesindedir (Kolşit bitki topluluğu). Orta kuşakta buzullar. ve I. Buna benzer bir bitki âlemi Hazar denizinin güney kıyılannda mevcuttur. tarihî zamanların başından beri tedricî bir kuraklığa sahne olmuştur. devamlı kuraklık faraziyesinin Batı Avrupa'da buzul devri sonrası iklimlerinin tekâmülünde tesbit edilen değişmelerle pek bağdaşamadığını ileri sürmüşlerdir. Yağışlarda görülen bu değişiklikler. Esasında Orta Avrupa bitki âleminin bir unsuru olan Kolşit bitki topluluğunun Akdeniz'de görülenle hiçbir münasebeti yoktur. tropikal memleketlerin gölleri gibi cephelerinin ilerlemeleri ve gerilemeleri ite sıcaklık ve yağış değişmelerinin mevcudiyetini göstermektedirler. geçen asrın tanınmış ilim adamları tarafından tarihî arızalar olarak değil. Böylece buzul devirlerinin sonundan beri tesirini gösteren kuraklaşma büyük istilâların âmili olarak ortaya çıkıyordu. Passarge'ye göre sahasını bozkırın zararına genişletiyor. fakat dalma kuraklığa mütemayil olmak üzere. onlarda. Orta Asya'da Hazar denizinden Lob-Nor'a ve Umman denizinden Fergana'ya kadar uzanan geniş sahada arkeologların meydana çıkardıkları harabeler. Ona göre bu devre 35 seneliktir.şı ve yağış rejiminde görülen bir değişme burayı çöl haline getirebilir. {şuralarda parlak bir medeniyetin varlığını fakat sonradan bütün bunların ortadan kalkmış olduğu intibaını uyandırmıştır. sahalarının dışında kalan yerleşik âlemin üzerine atıyordu. Meselâ Kuzey Afrika'da bozkır sahalarında ve çöle mütemayil bozkırlarda Romalılar devrinden katma harabeler. Bu görüşü tenkit edenler. devam etmiştir. Kurak ve yarı kurak bölgelerde bazı araştırıcıların müşahadeleri. Orta Asya. Mazinin parlak devirleri ile bugünkü harabeler arasında göze çarpan tezat.

Kerkük gibi yerler hurmanın meyva verdiği sahanın dışında kalmaktadır. hurma ağacı tâyin etmektedir. Türkiye'nin Akdeniz. Bunda kışların daha soğuk oluşunun tesiri vardır. Bu ormanlar Orta ve Kuzeydoğu Sibirya'da. yapraklarını döken karışık orta kuşak ormanları ile iğne yapraklı ormanlardır. Bu ormanlık saha batıda Ural dağlarında güneye doğru bir çıkıntı yapmakta ve daha batıda Ufa ve Perm'e kadar uzanmaktadır. Bozkır bitkileri ilkbaharda süratle biter. Denklerden uzaklık. Bunlar her tarafta büyük tahribata uğramışlardır. hususiyle Yakutistan'da geniş sahalar kaplarlar. bozkır ve çöllerin geniş sahalar kaplamasına meydan vermiştir. "Verimli Hilâl" kuşağı. Bunun iki sebebi vardır: 1) Yakacak odun elde etmek. orman tahriplerinin neticesidir. Çok küçük canlılara* hayatî faaliyetleri neticesi bu otların parçalanması . Iran'n iç kısmında hurmanın hududu. Fakat böyle bir iddia Güneydoğu Anadolu bozkırları için ortaya atılamaz. Burada kuzeyden güneye doğru bir birini takiben ladin. sarıçam ve köknarlardan müteşekkil bir iğne yapraklı orman bölgesi huş ağaçlarıyla temsil edilen geniş yapraklı ağaçlardan müteşekkil bir bölge ile ayırdedilir. Eski çağdan beri Akdeniz memleketleri ile Mezopotamya arasında münasebet tesis eden yolların geçtiği sahadır. Bu sebepten bölgede orman büyük istilâ yollarının kenarındaki sarp dağlık yerlere sığınmıştır. Bunların etekleri muhtelif tabiatta bozkırlarla kaplıdır. çıplaklığı. Çok eski bir medeniyet sahası olan ûn Asya. Şam. Ûn Asya'nın bu kısmında çölün hududunu. Urfa. Ege. Bunların en mühimi kara topraklar üzerindekiler olup. İran'da nemli orman (Kolşit bf^ti topluluğu) sadece Elbruz'un kuzey yamaçlarında mevcuttur. Yerleşme sahaları dağların eteğindeki vahalara rastlamaktadır. Arap yarımadasında olduğu kadar kuzeye çıkmamaktadır. yükseklik.5 milyon km2'lik bir sahayı İşgal ederler. kıyılarda hüküm süren İklim tiplerinin (Asya'nın batısında Akdeniz güneyinde muson iklimleri) bozulmasına sebep olmuş ve bunun neticesi olarak bir taraftan yağış azlığı.M______________i------------------------------------------------------------»-TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 25 Asya'nın diğer dağlık sahalarında görülenler ise. diğer taraftan yağış rejiminin bozuluşu. Bunu. Verimli Hilâl'in Türkiye'nin bu bölgesine isabet eden kısmı tabiaten bir bozkır sahasıdır. Bölgede iğne yapraktı ormanlar ile Orta kuşağın karışık ormanının unsurları birbirine girmektedir. Marmara ve Karadeniz kıyıları ormanlarla çevrili olmasına rağmen iç kısmı bozkırdır. Stepler birtakım kuşaklar ve lekeler teşkil etmektedir. Musul. tamamen kurak bölge sınırları içinde olup çöl veya çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlar halindedir. Kuzeydoğuda ormanlık yerler parçalar halindedir. Halep. Karpatlar'dan Altaylar'a kadar şeritler halinde muhtelif tabiatta stepler (bozkırlar) takip eder. İran'ın iç kısmı. sonra yazın kurur.-2) Ziraat sahası açmak. bu yüzden büyük zararlar görmüştür. kabaca. Iran Azerbaycanı'nda ve Zagroslar'da karışık orman vardır. Bunlann arasında yüksek ve alçak bozkırlar geniş sahalar kaplamaktadır. Ukrayna'dan Sayan dağlarına kadar 2. Batı Sibirya'da kuzeyden güneye doğru iğne yapraklı ormanlardan yayvan yapraklı ormanlara ve bundan da ağaçlı stepe geçilir. Sibirya'da iğne yapraklı ormanlar (tayga ormanları) hâkimdir. İç ve Doğu Anadolu'daki havzaların hiç olmazsa çerçevelerinin ormanlarla kaplı olması icab ederken Trakya'nın iç kısmında olduğu gibi. Balı Sibirya'da orman bataklık bölgede gelişmiştir. fışkırır ve çiçeklenir.

birbirine dolaşmış dallardan başka birşey olmadığı zannedilir. 2. daha çoraklaşırlar ve yerlerini saksaul ağacına terkederler. Odunu gayet sert olduğundan suda yüzmez ve batar. gerek akarsuların durumu. her bakımdan. Dağların alçak yamaçlarında Moğolistan'ın kurutucu rüzgârlarının esmediği yarlerde iğne yapraklı etek ormanları bulunur. yüksekliğin tesiriyle. gerek yer şekilleri. 20 ilâ 25 senede yetişir. bitki-topluluğu hususî bir vaziyet arzeder. Bu mahiyeti haiz stepler. Bunun güneyinde yer alan bölge (geniş mânada Batı Türkistan) kurak steplerle çölleri ihtiva etmektedir. Orta Asya'nın dağlık sahalarında. orta kuşak çöllerinin en yaygın olduğu sahadır. alçak kısımlan ve iç havzalan işgal eder. doğu . Çungarya üzerinden. Gerçekten burada yer şekilleri silik olduğu gibi. İlk bakışta saksaul'un. Bu çöllerde suyu muhafaza eden etli bitkiler olmadığı gibi.ile teşekkül eden hümüs toprağa karışarak Kara toprak (Çernozyum) denen hususî bir toprak tipi meydana getirir. Bu saha verimli ziraat toprakları dolayısiyle. Bu yerler için çölleşmeye yüz tutmuş bozkır tâbiri daha yerindedir. Tacikistan'ın tabiî ormanlannda yabanî elma. Rus kolonizasyonuna sahne olmuştur. Buralarda zirai bitkiler.'nln üstünde.'ye kadar çıkmakta ve bunu çalılıklar takip . armut ve badem bol miktarda bulunur. ağaç türleri de pek nâdirdir. eğri büğrü.700 m. Orta Asya'da yalnız Kazakistan'ın kuzeydoğusunda oldukça geniş bir sahada yaygındır. göçebeler zaman zaman Türkistan'a ve Avrupa üzerine yayılmışlarda'.kömürü yapılır.200 m. Bu yollarla Kırgız steplerine giren göçebeler burada. Burada bozkır süratle kuraklaşarak çölleşmeye yüz tutar. ikmallerini yaparlardı. Bö kısımda Batı Türkistan'ın çöl ve çölleşmeye yüîr tutmuş bozkırlarından yüksek Pamir*» tundralarına geçilir. buralara çöl demek pek doğru olmasa gerektir. alçak yerlerde olduğu gibi. Meselâ Attaylar'da bozkır. Ebi gölünden Ala göle giden yol (Çungarya kapısı) ve ili vadisi Kırgız steplerine geçen üç giriş kapısı idi. 1. Stepler güneye doğru. Yazın yağışın kâfi olduğu yerlerde bu çeşit topraklar dünyanın en zengin ziraat topraklarıdır. odun. ladin ve köknar ormanları başlar. Orta Asya'nın güneybatı kısmında daha ziyade göze çarpmaktadır. Şor denilen tozlu. Kazakistan'ın güneyinde Aral denizi ve Türkmenistan bozkırları (stepleri) yer almaktadır. Deha yükseklerde melez. nehirler de aralıklıdır ve akımları zayıftır. Onun için Asya'nın iç kısmından. Dağlık bölgelerin herbirinin yükseklik ve iklfrn şartlarına maruz oluş bakımından kendilerine mahsus bir bitki topluluğu vardır. Türkistan'da saksaul'un yetiştiği geniş sahalar hususî bir durumu haiz olduğu için. Burada kurak olan tarafa bakan yerlerde çölleşmiş bozkır. Ağaç âlet sapları imalinde ve ev inşaatında kereste olarak da kullanılır ve bundan bilhassa.batı istikametinde yer değiştirmeye engel teşkil edecek mahiyette değildir. batıya doğru hareketlerinden evvel. çok yüksekler» kadar çıkmaktadır. pek fakirdir. budaklı. Yukarı Irtiş ovası ve gölü. doğu ite batı arasında bir geçiş alanıdır. meselâ Sayan dağlarında. güneyin tesirini alamayan kısımlarda. kuytu yerlerde. Kazakistan'ın kurak ve tuzlu sahaları ile Kırgız stepler bölgesi. kapalı çukurlar etrafında tuzu seven bitkilerle bir arada bulunur. Kazaklar ve Kırgızlar da bu şekilde buraya yerleşmişler ve bölgeye adlarını vermişlerdir. Bu bMtopluluğu.doğu çöllerinden esen rüzgârlardan fceranmuş olan yerlerde otlardan müteşekkil zengin bitki topluluğuna (Alp çayırtart)geçiiir.. Çok fakir topraklarla ve pek az nemle yetinen saksaul. Bitki topluluğunda görülen tezatlar. Görülüyor ki. . Bu sahalarda bitki kuşaklarının. birbirini taktb edişindeki intizam bozulmaktadır. Orta Asya.

Aral denizinin etrafında ve Türkmenistan'da kumlar geniş sahalar işgal etmektedir. Nisbeten alçak seviye ise yaz mevsimindedir. Kaynaklarını yüksek dağlardan alan büyük akarsuların bütün sene akışı vardır. Fırat'ın sularının en yüksek olduğu seviye.'ye kadar çıkarak tundra tipi. İç Anadolu'nun büyük bir kısmında boz ve kahverengi step topraklan ile tuzlu topraklar hâkimdir. Kattırmak. Dağlık sahalar bitki coğrafyası bakımından farkh bölgeler teşkil ettikleri gibi. An Asya ve Orta Asya'nın Akarsuları. Kaynaklarını Gaziantep ite Kilis arasındaki değişik bölgeden alan suların bir kısmının dışa akışı olduğu halde (batıda Amik gölüne dökülen Afrin çayı buradan çıkan bir kolla Asi nehrine karışır) Kilis'in kuzeyindeki tepelerden doğan Kureyk çayı Halep'in güneyinde Elmaç bataklığında kaybolur. Akışı olmayan sahalar ise Arap yarımadasının iç kısmı ite Hazar denizinin doğusundaki çöl sahasıdır. istifade edebilmektedirler. Gerçekten yaz mevsiminin şiddetli sıcakları (açıkta gündüzün 30-40 derece ve hattâ daha fazla). Bu yerler akışı olmayan sahalar (areik) ile akışı olan.'den sonra çam ormanları yer almaktadır. okyanusa varamamaktadır. kar suları ve yağmurla beslenmektedir.400 m. en düşük seviye ise yaz mevsimindedir. Asya kıtasında suların okyanuslara varamadığı bölgeler çok geniş yer tutar. Bazen de bu toplulukların iktisadî hayatları mübadelelere ve daha geniş yer değiştirmelere istinat eder. Bunların kapladığı saha yaklaşık olarak' 13. Burada yükseklik ve yağış her yerde aynı olmadığından durum değişmektedir.3. İç Anadolu'nun en büyük nehri olan Kızdırmakta en yüksek seviye karların eridiği. Bunlar. Kazakistan'da nehirlerin suları. Türkistan'ın akarsuları.200 . Bunlar daha iptidaî ve daha yeknesaktır. Buralarda insanlar birbirinden çok çeşitli sahaların kaynaklarından geniş ölçüde yer değiştirmeksizin. En düşük seviye de. Daha ziyade yağmur rejimiyle alâkalı olan Ege bölgesi akarsularında en yüksek seviye soğuk mevsime (sonbahar sonu ve kış).içinde kaybolmaktadır.26 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 27 etmektedir. bir kapalı havzaya ulaşabilmektedirler. Batı kısımda soğuk ve nemli bölgelerin kül rengi toprakları (podzol) hâkimdir. İç Anadolu'da boz ve kahverengi step toprakları hububat sahalarına tahsis edilmiştir. Başkırdistan ve Kazan havalisinde kül rengi soğuk bölge topraklarından karatoprakiara geçilmektedir. Büyük ve Küçük Menderes. hümüsün az oluşundan ileri gelmektedir. kısa boylu taşlık otlara dönüşmektedir. Buna karşılık ova ve yayla memleketlerinin her bitki bölgesinin kendine mahsus istismar şekilleri vardır. çöllerin ve çölleşmeye yüz tutan bozkırların çok yaygın olduğu bir sahadır. daimi bir akarsu şebekesinin teşekkülüne imkân verme» mektedir. Bunların üstünde bulunan fakir Alp çayırlan 3. Bunların da sularının kabarık olduğu zaman'İlkbahar ve yaz başlangıcıdır. denizlere gidemez. Burada muntazam akıştı akarsular azdır. Van gölü havzası da öyledir.000 km2 olup mutlak çölleri. Doğu Karadeniz bölgesinde. Bunlardan Türkiye'nin en mühim akarsuyu olan Fırat nehri yağmur ve bilhassa karların erimesinden meydana gelen sularla beslenir. iskelet topraklar sahasıdır. Güney Anadolu ve tç Anadolu'nun dağlık sahalarında ve Doğu Anadolu'nun hemen her tarafında görülen topraklar kestane rengi topraklardır. Bunun güneyinde bozkır ve çölleşmeye yüz tutan bozkırların zayıf ve iskelet toprakları bulunur. hususî iklim şartlarının tesiriyle çok yıkanmış ve hümüsünü kaybetmiş sıcak bölge (lateritik) toprakları meydana gelmiştir. Issık göl civarında Kırgız Ala dağlarından doğan Çu nehri Açtık Stepi'nde Aşıkol . soğuk mevsimdir. en düşük seviye ise yaz mevsimine isabet etmektedir. Sakarya'da aynı Vaziyet görülmektedir. Batı Karadeniz'de bulunmaz. Bu hal. Biyen kar suları ve yağmurlarla beslenen Seyhan ve Ceyhan'da suların düşük seviyesi ilkbahardadır. çölleri ve bozkırları İhtiva et- mektedir. ön Asya ve Orta Asya'da toprakların hepsinden aynı şekilde istifade edilmez. sular iç havzalarda kalır. Burada seyreden akarsular kaynaklarını Tanrı dağlarının kuzey etekleri ite Ala dağlardan alırlar. İran'ın iç kısmı çöl sahası olup akış tamamen içe doğrudur. Zagroslar'dan inen akarsular (Nazlı. Çoruh. okyanuslara ve bununla bağlantısı olan denizlere gider. delta sahalarında ve kıyı ovalarında birikinti (alüvyal) topraklar yer alır. iç havzalarda kalmakta. yağışların boilaşttğı ve buharlaşmanın o kadar ehemmiyetli olmadığı ilkbaharda. ön Asya'nın en mühim nehirleri Fırat. Nisan ve Mayıs aylarıdır.300 ilâ 2. Meselâ Türkiye'de İç Anadolu'nun mühim bir kısmı ikinci türdendir. Anadolu havzalarının alçak kısmını işgal eden birikinti topraklarla geniş vadi tabanları ve deltalar çeşitli ziraatlerin yapıldığı yerlerdir. fakat suları okyanus ve denizlere ulaşmayan sahalar (andoreik)'dır. Karadeniz'in kuzey kıyılarından Orta Asya dağlık bölgelerine kadar olan sahada geniş bir yer kaplamaktadır. hususî bir takım hayat merkezleri de meydana getirmektedirler. 2. Aynı topraklar.000. Seyhan ve Ceyhan'dır. karların erimesiyle alâkalı olarak. Bunlar dışa akışı olan (eksoreik) sahalardır. Van bölgesi gibi kapalı bir havza olan Urmiye gölü. suların yüksek olduğu sıralarda. En mühimi. yüzey şekilleri ve bilhassa iklimin kurak olması dolayısıyla okyanuslara ulaşamamakta. bilhassa Akdeniz ülkelerinde bütün toprakların rengi kırmızıya çalar. Bu nehirlerden başka Hazar Deni-zi'ne dökülen Araş ve Kura nehirleri vardır. IdilUral bölgesinde ziraatin yapıldığı yerler karatopraklar sahasıdır. Türkiye'de ve Suriye'de kalker bölgelerde görülen çukur alanlardaki kırmızı topraklar bu sınıfa girer. Orta Asya'nın yüksek dağlan. Sakarya. Dicle. Tanrı dağlarının kuzeydoğu eteklerinden doğan ve Kulca depresyonunu geçerek birçok kollar halinde Balkaş golüne dökülen ili'dir. Akarsular ancak senenin müsait zamanlarında. iklim ve jeolojik şartları değiştiği için. Kazakistan'da. Bunların çoğu Balkaş gölüne dökülür. Karatopraklar kuşağı Batı Sibirya'da ve Türkistan'da genişler.900 m. doğuda Sibirya'da bunlara rastlanmaz. yağışın kar halinde olması dolayısiyfe. Ön Asya ve Orta Asya'nın geri kalan kısmında sular. Gölleri ya Denizleri: ön Asya ve Orta Asya. Geniş vadi tabanları ile. Bu çeşitli bölgelere yerleşmiş dan insan toplulukları bazen bir vadi içinde toplanmış olan kaynaklarla iktifa ederler. Çağata suları). birer iç deniz mahiyetinde olan Aral denizi ite Hazar denizine ve Balkaş gölüne dökülmekte yahut çöl ve bozkırların bir yerinde bataklıklar meydana getirerek onların . Ön Asya'da kışları yağmurlu ve yaz mevsimi kurak geçen subtropikal (tropik altı) memleketlerde. Kırmızı toprak bilhassa kalker arazi üzerinde görülmektedir. yağışın çok az oluşu. ova ve alçak yaylalarda bir takım toprak kuşakları çizmek mümkün olduğu halde. Batıda Rusya'da.

denen bir bataklıkta son bulur. Karaganda'nın güneybatısındaki yaylalardan .

Şehrin tekrar kalkınması Karşi üzerinden Buhara'dan demiryolunun gelmesiyle başlamış- .•T-----------------------------------------------------------------------—TÜRK DÜNYASI EL KİTABI kaynağını alan Sarısu da bu civarda sona erer. Kelif. Kenarların lösten müteşekkil olduğu yerlerde suların bunları aşındırması ite yıkılmalar meydana gelmekte. buralar yan göçebe Türkmenlerin ziraat yaptıkları ve kışın da oturduktan sahalardır. Amu Derya: (Ceyhun veya Öküz): Batı Türkistan'ın bu büyük nehri. Yerleşik halk ise.5 km. Taşkın alanları. sıcak mevsim boyunca. Kunduz suyunun adı geçen iki suya karıştığı yerin biraz ilerisindeki kısma verilmektedir. Tugay denilen nemli toprakların bulunduğu nehrin eski kollarına tekabül eder ki. Amu Derya ile Sir Derya'dır. Kaynaklarını Orta Asya'nın yüksek dağlarından alan bu iki nehir Batı Türkistan'ın beşerî ve iktisadî hayatında önemli rol oynadığı için bunların üzerinde biraz durmak gerekir. Amu Derya adi. buzul rejiminin bütün özelliklerini taşır. taşkınların erişemedikleri yüksek sahaları tercih etmişlerdir. Kazakistan'da göl adına lâyık yegâne su topluluğu Balkaş gölüdür. Pamir kütlesinden inen birçok akarsular ve bunların arasında bilhassa Panja (Pianç) suyu. 1 ilâ 1. bariz bir surette. kumtaşı ve kalker gibi geçirimli arazide akarken yatak daralmaktadır. aşağı mecrada geniş sahalara yayılır ve Amu Derya. bu kısımda sağdan soldan hiçbir kol almaz ve tıpkı Mısır'daki Nü gibi. çamurlu sahalardır. tuzlu. yüksek Pa-mir kütlesindeki buzulların eriyen sularıyla beslenir. sonradan İslâm medeniyetinin merkezi ol-muştur. Nehir. iki tarafa doğru yatak değiştirir. buzulların erimesine tekabül eden yaz mevsimidir.'yi bulduğu da vâkidir. hattâ yeryer 5 km. Bu karışma noktasından sonra Amu Derya. Buna rağmen suları oldukça boldur. Bu kısımda akarsu yataklarında eğim çok fazladır ve hepsi. Bu kısımda nehrin yatağı çok geniştir. Batı Türkistan akarsu şebekesinin en mühim iki elemanı. Çekik devre ile taşkın zamanlan arasındaki seviye farkının o kadar ehemmiyetli olmamasına rağmen (2-3 metre) nehir. Bunlardan Tirmiz evvelâ VII. adını daha ilerde alır. aSırda Budist medeniyetinin. nehrin suları bulanık olup açık kahverengidir. Bununla beraber yatağın genişliği iki kenarın gösterdiği arazi tabiatına göre de değişir. Artık nehir. Buna karşılık kış mevsimi suların seviyelerinin alçak olduğu mevsimdir. hakikatte buralar killi. bu ise mecranın sık sık yer değiştirmesine sebep . olup. Öteberi yapmak için malzeme tedarik ettikleri sahalar ve oturdukları kulübelerde ısınmak için yakacak sağladıkları yerlerdir.olmaktadır. Fakat 1221'de Cengiz Han'ın kuvvetleri tarafından tahrip edilmiştir. geniş bir yatak içinde yavaş yavaş akar. Buralarda nehrin yatağı sabit olduğundan iskân yerlerinin devamlı olma şansı vardır. Kerki gibi eski müstahkem şehirler bu vaziyettedir. Çarçuy (Çardzu) köprüsünde Aralık . Her ne kadar atlaslarda bunlara göt adi veriliyorsa da. aşağı mecrada. Fakat dikkati çeken nokta Nisan'dan Eylül sonuna kadar. Kabarık olduğu zamanda. Nehrin uzunluğu takriben 2. çöl ortasında ağır ağır akmasına devam eder.400 km. yukarı mecrası ve Vahs da dahil olmak üzere bütün kolan. Vahs (Vahş)'ın Panja'ya karıştığı yerde irtifa 300 metredir. Buralardaki kamışlıklar Türkmenlerin hayvanla» için bir sığınak mahalli. Çünkü bu yerlerin müdafaası kolaydır. Tir-miz.. Vahs (Vahş) suyuna (bunun yukarı mecrası Kızıl Su diye adlandırılmaktadır) karışarak ilerde Amu Derya'yı teşkil etmektedir.Şubat çekik devresinde nehrin sürüklediği su miktarı 990 mr/sn'dir. beslenmenin muntazam oluşudur. hiç şüphe yok ki. rejim bakımından dağ nehirlerinin özelliklerini göstermektedirler. Suların kabarık olduğu zaman. Hakikatta Amu Derya.

XVII. asırda Ebu'l-Gazi Han'ın Buhara'ya karşı olan seferinde. 1392'de Timurlenk aldığı esirleri Hive'ye Hazar Denizi üzerinden naklettirmiştir. 1 . 2 . Kara Derya'da suların en yüksek olduğu zaman buzulların erime mevsimi olan Mayıs ayıdır (Şekil 10). Sir Derya'da karla beslenme Amu Derya'nın rejiminde olduğundan çok daha ehemmiyetli bir yer alır.30 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 31 tır. Bu takdirde yukarıdaki tarihî rivayetlerin doğruluğu anlaşılmaktadır.Üst Yurt yaylasının Mesozoik ve Miosen teşekkülâtı. Nehir. Dördüncü Zaman arazisi olarak gösterilen bu saha tuzlu fakırlardan müteşekkil olup. 3 . Aral denizinin seviyesinden de 98 metre kadar daha alçakta bulunmaktadır. KjjT Amu Derya'nın Eski Mecrası ve Uzboy Meselesi: Hive'nin kuzeybatısında. deltanın sol kena rına doğru kaymıştır. Amu Derya'nın batı istikametinde aktığına dair son zamanlara ait bilgi de var . bunlar bugün de yaşamaktadır.Eski nehir yalağı. karlarla beslenme payı ise azdır. Tanrı dağlarının 4000 metreyi geçen zirvelerinden almaktadır.750 km. Ölü vadinin ekseninin iki tarafında 4 ilâ 6 km. Kapalı çukurluğun ağız tarafında. Şekil 9 .) bir yerin mevcut olduğu gösterilmiştir. 6 . Filhakika 1878 ve 1889'da büyük taşkınlar esnasında Amu Derya'nın sularının bir kısmı Sarıkamış havzasına akmıştır. bunların tesiriyle bu akarsu sisteminde buzullarla beslenmenin payı çok büyük. dır. Sarıkamış gölünün ağız tarafından biraz ilerde. Narin. Bildirildiğine göre. Balkan körfezi halici İle. burada Uzboy. Sol taraftan da kendisine Fergana dağlık kütlesinin doğu yamaçlarından inen akarsular karışır. gerçekten gölün bulunduğu sahada birçok tatlı su fosil nevileri bulunmuştur ki. sularını. Hazar denizinin yakınında son bir gömülme görülmekte ve bu gömük şekil. George'un yapmış olduğu haritada açıkça görüldüğü gibi. Balâ İşim'de vadi genişlemektedir. Hive'nin kaynak tarafında başlar. Buna karşılık Sir Derya'da kaynak bölgesinde o kadar yüksek zirveler olmadığından buzullar mahduttur. uzunluğunda olan Narin sağ taraftan birçok göllerin (en mühimi 3016 m. asrın sonundan XVI. P. Amu Derya'yı meydana getiren kollar buzulların daha çok ve daha geniş sahalar kapladıkları yüksek Pamir kütlesindeki dağlardan doğduğu için.Amu Derya'nın deltası ve Uzboy. Yine bu tarihte Büyük Petro.Amu Derya'nın bugünkü deltası. Sarıkamış kapalı havzasının Dördüncü Zamanda bir gölle kaplı olduğunu meydana çıkarmıştır.'lik bir sahada kumlar iğinde yerlerini değiştiren mendereslerin bırakmış oldukları izler görülmektedir. George'dan). Şu halde Sarıkamış kapalı çukuru. Vadinin genişliği ise 100 metre kadardır. III. uzunluğunda tekrar bir dar ve derin boğaz mevcut olup. Aral denizine döküldüğü yerde bir delta meydana getirmiştir. 40 ifâ 60 metre kadar gömülmektedir. fürgenç'in ağız tarafında. durumu muhtemelen Hazar denizi seviyesinin âni ve ehemmiyetli bir alçalması ile alâkalıdır. Zamanın ikinci yansına (Üst Miosen) ait sert kalkerler içerisinde gömülmüştür. asnn sonundan beri yapılan araştırmalar. Amu Derya'nın XVIII.Yayla kenarı. Bir müddet dik bir eğimie güneye doğru yönelen vadi. 5 . Times Atlasında bahis tortusu sahanın güneyinde bu değerin daha da altında (-92 m. Fakat bu nehirde asıl hâkim olan beslenme karışık beslenmedir. XIX. 45 metrede Sarıkamış adı ile andan bir alçak saha bulunmaktadır. Deita. Uzboy vadisi pek iyi muhafaza edilmiş bâr haldedir ve bu. bunların arasında yer yer bazı ehemmiyetsiz tatlı su akışları görülmektedir. Amu Derya'yı Hazar'a çevirmeyi düşünmüş ve bu hususta mühendislere talimat vermiştir (Şekil 9).Eski deltanın kumulları. Sir Derya (Seyhun veya İnci): Türkistan'ın en uzun nehri olan Sir Derya (2450 km.) takriben 265. Hazar denizine ulaşmak için güneye doğru akıyormuş gibi tasvir edilmektedir. 1713'te Türkmen Hoca Nefes'in Astırahan (Ejderhan)'daki Ruslar'a Amu Derya'nın altınlı kumlar taşıdığını. asra kadar. 4 . 250 km. irtifada olan 287 km2 büyüklüğündeki Sonkol gölü) sularını alır.Zaman arazisi (P. Amu Derya. Uzboy. asrın sonuna kadar) bu gölden çıkan sular Uzboy mecraı vasıtasıyla Hazar denizine kadar gitmiş olabilirler. karlarla beslenme ise daha ehemmiyetlidir.000 km2'lik bir sahanın sularını boşaltmaktadır.Dördüncü. Amu Derya'nın bugünkü deltasından 100 metre. Hive hanlarının bu nehrin mecramı Aral denizine doğru çevirdiklerini söylediği hikâye edilir. Narin İle Kara Derya'nın birleşmesinden meydana gelir. Halen kurumuş bir halde olan Sarıkamış gölünün Amu Derya'nın bir kolu ile beslendiği zamanlarda (XIII. genç bir vadi ekip. Arnu Derya. denizde devam etmektedir. Bunun gibi Kara Derya da Alay ve Fergana dağlarının 4000 metreyi aşan zirvelerinden inen Tara ve Karekulca'nın sularını alır. halen yer yer tuzlu takırların bulunduğu eski bir çanağa ulaşmaktadır. Bunun İçin nehrin buzullarla beslenmesi ehemmiyetsiz. Hazar denizine döküldüğüne dair bazı tarihi rivayetler mevcuttur. Bu kısımda Amu Derya. Vaktiyle burasını büyük bir göl işgal ediyordu.

uzunluğunda olan yukarı mecrasında 5000 ilâ 5500 metre civarındaki yüksek dağ sıraları arasında bulunan dar boğazlar içinde akmaktadır. Çu ve İli... karlarınki biraz daha fazladır. güneybatı ve kuzeyinde «açok muntazam «r* akarsu şebekesi meydana getirmektedirler. .. Bununla beraber Balkaş gölüne bilhassa suların fazla olduğu yaz başlangıcında. Buralardaki akarsular için su haznesi vazifesini çevredeki yüksek dağlar görmektedir. Umumî olarak güneybatı . fakat eğimi çok azalır. Atma Ata bölgesinde. Kara Derya ve Narin gibi beslenir. takriben 300 km.. 10004itfartsw**«Aı __ _ 500 — — r— ı — noo. diğer taraftan sulama ile akımı gittikçe azalan nehir Amu Deryaya ulaşamadan ovada kaybolur.M. Kara-muran Gerçem-Derya'dır) çölün güney kenarında Kaybolurlar.dir. . Batı Türkistan'ın yukarda bahis mevzuu edilen iki büyük nehrinden başka. Balkaş gölüne dökülen fti'ye gelince. M. fakat buzulla beslenme devam eder. 4. 9. İlkbahar sonu ve yaz başlangıcında (Haziran ayı) nehir taşar. vahşi hayvanların da iltica ettiği sahalardır. Kungez. (âzanü akım Temmuzda okıp-136 trpf şn. Aral denizine yakın kısımda. Bir taraftan buharlaşmanın tesiriyle. bu şehrin güneyinde bir duvar gibi yükselen Ala dağın buzul sulan ile beslenen kolların katılması ile akımı arter. fakat elenmesinde kâr suyunun da bir payı vardır. daha uzun ve su itibariyle daha zengindir. Batı Türkistan nehirleri.. Bu dağlardan inen akarsular ancak Tanm havzasının batı. Fakat Karadağ kütlesinin kuzeybatısında. Sir Derya'nın deltası Amu Derya'nınkinden daha küçüktür... geri kalan 9 ayda ortalama akım 36 tıflten. Bu akarsu da.»TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 33 jr V sn. Bir taraftan eğimin çok azalması. Taklamakan çölünü güneydençeviren Altın dağtanran yüksek drtrelerindeki buzullardan doğan birçok akarsular (bunların en tanınmıştan Keriya-Derya. Güneybatıda Üstün dağlarının 7000 metreyi geçen zirvelerlndeki buzuBahn erimesinden husule aelen sularla beslenen Karakaş ve Yurungkaş'm birleşmesinden meydana gelen Hotan-Derya.'ye çıkar. Bu esnada Hokant civarında nebrfrı ortalama akımı 1343 rrfŞsrı.. Taklamakan çölünün ortasında kaybolmaktadırlar. P. Batı Türkistan'da olduğu gibi Doğu Türkistan'da da alçak sahalar çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş steplerle kaplıdır. Taşkent vahasının sulanmasında nehre sağ taraftan gelen Angren ve Çirçik'ten istifade edilmektedir. batısında kalanlar ise. Takriben 650 km.«». bunlann doruktan da her iki büyük sahanın akarsulan için bir stf bölümü çizgisi meydana getmVter. Fakat hâkim olan karışık beslenmedir.kuzeydoğu istikametindeki yüksek dağ sıralan Batı Türkistan'ı Doğu Türkistan'dan ayırdığı gibi.. kavak ağaçları. Bunun esas kolu olan Tekes. Çirçik'in karışmasından sonra nehir biraz daha genişler. suların bol olduğu zamanda. Fergana havzasının kuzey kenarını takip eden Sir Derya bu havzadan çıktıktan sonra Talaş Ala dağından gelen Çirçik suyunu alır. Batı Türkistan'ın iç deniz ve göllerine giderler... Şekil 10 • Sir Derya'nın Begovat yakınında Zaporoj'daki rejimi (mP/sn olarak aylık ortalama debi).). Doğu Törkia-tan'mkBere nazaran. göçebeler kadar. George'dan.32 „ ■ . kâfi miktarda su getirir. büyük buzullar ihtiva eden merksaS Tanrı dağlarından inen kollarla beslenmektedir. aynı özellikleri haiz bir takım küçük akarsular da vardır ki bunlar arasında üçü mühimdir: Zerefşan. 3-4 ay donar. Nehir hâlen Açlık stepinde Aşıkol bataklığında son bulmaktadır. yani beslenmesinde buzulların payı ehemmiyetsiz. M r. Tanrı dağlarının doğu eteklerinden doğar. Havzanın güney kenarından inen akarsular ise. bu nehrin yukarı mecrasını teşkil eden Kungez.'dir) Çirçik'i aldıktan sonra akımı ortalama olarak 550 m3/sn. buralarda kamışlar. M. nehir tamamen çöl sahasına girer ve hiçbir taraftan kol almaz. Gerçekten akarsuyun akımı kışın en az (30 rr^/sa). dağdan çıkıp Semerkant ovasına ulaştığı zaman yayılır.. Doğu Türkistan'ın iç havzalarına. ovada.dir).. Çu'nun yaz aylarındaki akımı 60 rn^/sn. 0uraya aynı zamanda Kazakistan yaylalann-dan gelen Sansu da dökülmektedir..'dir. uzunluğunda olan Zerefşan suyu Alay dağlarının batısındaki Türkistan dağları ile Zerefşan arasında aynı adı taşıyan bir buzuldan doğar. E Et K. Taklamakan çölünü geçerek Aksu'nun güneyinde Tarım'a varmaktadır. Fergana havzasında bütün sene donmayan nehir aşağı mecrasında.. Bununla beraber delta süratle ilerlemektedir.. Nehir. Fakat daha ileride Taukum çöl sahasıhda. Buram doğusunda kalan akarsular. Kulca çukurluğunu geçtikten sonra İli adını alır. Bunların içinde en ehemmiyetlisi Aris'tir. diğer taraftan yakıcı ve kurak yazların sebep olduğu şiddetli buharlaşma dolayısıyla nehir çok zayıflar ve birbirini takip eden tugaylar^ içinde nehir karışık kıvrımlar çizerek akar ve Aral denizine dökülür. Muhtelif adlarla adlandırılan Ata dağların kuzey yamaçlanndaki buzullardan doğan Çü suyu da bir buzul nehridir. Â. buzulların erime zamanına rastlıyan' yaz başlangıcında ise yüksektir (Haziranda 600 m3/sn. bundan dolayı yağış itibariyle çok tekir bölgelerdir. (*) Bataklık sahalar ve çamurlu topraklar sahası.___________ ■ . Daha ilerde Karadağ'dan gelen birçok kollar alır. söğütlükler geniş sahaları kaplar. sulan azalmaya başlar. Daha Hokant civarında büyük bir nehir karakterini haiz olan Sir Derya (burada genişliği 130 metreye varan nehrin çekik devresi Kasım ve Mart arasında ortalama akımı 396 m3/sn.

. Akdeniz'in batı kısmında olduğu gibi doğu kısmında da akıntılar vardır. Üstün dağ ile Altın dağ arasındaki yüksek yaylaya geçen bu nehirler. Ovaya civar olan tepeler yağışsız olduğu için bu akarsuların akımlarında herhangi bir artış görülmez. Kum-Derya yahut Kuruk-Derya) ayrılır ve bu çöl ortasında bataklıklar halinde kaybolur. yazın çamurlu olarak akar. Ada itibariyle çok zengin olan ve bundan dolayı eskiden 'Adalar Deniz? denilen Ege denizinde sığ kısımlar (şelf) Anadolu kıyılarında. Suriye ve Türkiye kıyıları arasında yer almaktadır. Afrika ve Avrupa arasında bulunan Akdeniz'in doğu parçası Mısır'la İsrail. Lübnan. Şahyar.500 km. eğimin azlığı ve nihayet kumulların mevcudiyeti dolayısıyla gittikçe zayıflayarak Lop çölünde bir takım kollara (Konca-Derya. Ege denizinin orta ve güney kısımlarında tuzluluk miktarı binde 38. Marmara vasıtasıyla Karadeniz'den gelen az tuzlu sular (binde 33) Çanakkale Boğazı açığında yüzeyde yayılır. batı ve kuzeyde de çevredeki yüksek dağlardan doğan aynı mahiyetteki akarsular.kuzeydoğu istikametinde uzanan bir çukurla ârızalanmıştır. Kaşkar Derya. Asya. Yağmurlar az olduğundan ve akarsular kâfi derecede su getirmediğinden tuzluluk fazladır (binde 37-38). Akdeniz'in diğer kesimlerindeki gibi doğu havzasında da buharlaşma şiddetlidir.5'u bulur. kıyılarında yaşadıkları Akdeniz. umumiyetle. akarsuların hepsinin akımları buzulların erimesinden meydana gelen sularla beslendikleri için yaz mevsiminde fazla. Konca Deryadır. okyanuslardan uzaktır.5'tir. Bu suretle sular ovanın kenarındaki vahalara ulaşırlar. kışın suları tamamen berrak. Orta Asya'nın kapladığı sahanın iç kısmının okyanuslardan uzaklığı 1. Uzunluğunun 2750 km. Eğimin kesildiği kısımda yavaşlıyan sel mahiyetindeki akarsular yüklerini bırakırlar. Akdeniz'in en derin yerleri bu kısımda bulunmaktadır. (Biga ve Gelibolu yarımadaları açığında. Bunların üzerinde sular altında kalmış vadiler mevcuttur. Lübnan ve Suriye kıyılarım takip eden yüzey akıntısı Türkiye'nin Akdeniz sa- . merkezî kısmının İse 2. Altın dağın muhtelif yükseklikteki kademelerini dar boğazlar halinde aşarken eğimleri ehemmiyetli olan bir takım selleri de alırlar. buharlaşmanın fazlalığı. Bu boğazın ağzında bir yelpaze gibi açılan akıntı doğu ve batı Trakya kıyıları boyunca Eğriboz'un kuzey kıyılarına kadar yayılmaktadır. aşağı mecrada yağışın olmayışı. Fakat ehemmiyetli tuzluluk farkı Biga yarımadası ve Kuzey Ege kıyıları boyunca müşahede edilmektedir. Havzanın tabanı çok arızalıdır. Güneyde olduğu gibi. Saros körfezinde denizin tabanı güneybatı .4* —-------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI ■ 35 Bu nehirlerin hepsi aynı rejim hususiyetlerini haizdir.'yi bulmasına rağmen nehir. İsrail. Menderes ağzının açığında) oldukça geniştir. kendisine hiçbir kolun katılmayışı. Buna karşılık Türkler'in. havzanın en alçak kısmında akan Tarım'a doğru yönelirler. Tarım akarsu sistemi meydana gelir. Bundan da anlaşılacağı üzere. Ayvalık'la izmir arasındaki bölgede. Bunların başlıca-ları batıda Yarkent-Derya. geniş bir takım kollara ayrılarak.500 km. Mısır. B. Bu suretle çakıl yığınlarından müteşekkil büyük birikinti konileri meydana geliri Bu çakıl yığınları arasında akarsu. soğuk mevsimde ise ehemmiyetsizdir. Karadeniz ve Marmara birer iç denizdir. Türkler'in yaşadıkları yerler. Gerçekten tuzluluk Kumkale açığında binde 33 olduğu halde Edremit körfezinde ve Miidilli adası kıyılarında binde 38. Havzanın batı ve kuzey kesimlerinden gelen sular sayesinde. kuzeyde Aksu.dir.

Kemalpaşa . Sığ kısımların derin bölgeye nazaran genişliği. Ulubat ve Manyas gölleri gibi. Marmaranın denizaltı seksleri gerçekten dikkat çekicidir. Bazıları da dobnuşJarfeirrti ovalan meydana getirmiştir: Yenişehir. Asya ve Avrupa kıtalarının birbirine en fazla yaklaştığı boğazlar bölgesinde.'ye kadar binde 38.fiillerinde batıya doğru yönelerek Rodos açıklarında Ege denizine girer ve memleketimizin kıyıları boyunca kuzeye doğru çıkar. doğuda ve güneydoğuda dar ve derin körfezler halinde kıta içerisine fazla girmiş olan Marmara denizi. Yüzölçümü 11. Marmara denizi. Karada görülen vadiler bazı yerlerde deniz altında da devam etmektedir.352 km2'dir.5'a çıkar. orta Ege adalan civarında Yunanistan kıyılarını takiben güneye doğru yoluna devam eder. Şurada sığ kısım. Bu derinliğin altında tuzluluk 150 m. bütünüyle. orta yükseklikte dağ ve yaylalarla çerçevelenmiş olmakla beraber. takriben Marmara Ereğüsi açığmda 1180 m. Batı çukuru (derinliği 1112 m. Undan sonra süratle artar. Karadeniz'den gelen yüzey akıntıları İstanbul BoğazrtJdan çıkarak Marmara'da yelpaze şeklinde yayılırlar ve Çanakkale Boğaz'ına girmek üzere tekrar top-lanırlar. Bunlar iki kısımdır: yüzey akımdan. Bu çukur yerlerin bir kısmı deniz sularının altında kalmış (İzmit ve Gemlik körfezleri gibi) bir kısmımda göller kaplamıştır İznik.5'i bulur. Güneyi yapı ve yüzey seküleri bakımından kuzeyine benzemez.Karacabey ovalan gibi. Bu denizin orta kısmında. Marmara denizinde muayyen bir derinlikten sonra dibe doğru sıcaklık aynı kalmaktadır. kuzeybatıdan'kuşatan yüzey şekilleri. Ege denizini Karadeniz'e bağlayan boğazlarla Marmara denizinin bu iki deniz arasında mevcut seviye ve yoğunluk farklarından «eri gelen çok ehemmiyetli su akıntılarına maruz kalacakları tabiîdir. ada ve yanmada bakımından zenginliği ve bilhassa sularının sıcaklık ve tuzluluğu ite Marmara kendine has bir denizdir. Bu orta çukur.) ise Samanlı dağlarının önündedir. Batı Akdeniz'de olduğu gibi doğu Akdeniz'de de saat akrebinin ters yönünde hareket eden bir akıntı sistemi vardır.) Ganos dağının açığında. aşağı yukarı aynı değeri muhafaza eder. Batı ve Doğu çukurlarından ayrılmaktadır. Bundan sonra büyük derinliklere kadar. Doğu çukuru (derinliği 1238 m. Avrupa'nın güneydoğusunda Balkan ve Anadolu yarımadalarıyta doğu Avrupa yaylaları ve Kafkasya arasında doğu . de binde 37. inegöl. doğu-batı doğrultusunda küçük bir iç denizdir. Çanakkale Boğazı'yle Ege denizinden ayrılan. güney ve kuzey kısımları gerek yüzey şekilleri ve gerek yapı bakımından birbirinden çok farklıdır. 30 m.batı doğrultusunda uzanan . umumiyetle az yüksek dağ. 10*15 metre derinliğe kadar tuzluluk sabit gibUfcJbinde 22). bu hususiyeti ile de dikkati çekmektedir. iki sırtla. Kuzey Ege'de Çanakkale boğazından gelen akıntının tesiri altında. tepe ve yaylalardan müteşekkil olup vadiler tarafından oldukça derin surette parçalanmıştır. Karadeniz. Karadeniz kıyrlarından Uludağ kölesine kadar az çok derin birtakım çukur sahalarla muhtelif yükseklikte yayla ve dağlar birbirini takip eder. derin yerlere nazaran genişçe bir saha kaplamaktadır. Bu denizin yüzey suları umumiyetle az tuzludur. derinfiğe kadar varan bir çukur mevcuttur. İstanbul Boğazı vasıtasıyle Karadeniz'den. Kıtalar arası bir iç deniz durumundaki Akdeniz'in doğuya doğru devamı kabul edilen Marmara denizi. Marmara denizini kuzey. dip akıntıları.

kadar yüksekte tutmaktadır. çanaktaki su kütlesinin birbirinden esaslı şekilde farklı iki kısımdan meydana gelmiş olmasıdır. İşte bu seviye farkı. •onlardan başka Kafkasya'dan gelen ve buraya dökülen birçok akarsular vardır. Karadeniz'in dibi. az girintili ve çıkıntılı bir kıyı meydana getirmiştir. Hattâ Arat denizine. burası oksijen bakımından zengindir. Karadeniz'in orta kısmında yüzeyde tuzluluk binde 38'dir. akıntı ile güneye doğru sürüklenerek. Dış şekli bakımından Karadeniz'in en mühim hususiyetlerinden birisi de ada itibariyle çok fakir oluşudur. Karadeniz'in bir parçası gibi alınan Azak denizinin (yüzölçümü 38. havzanın kuzeybatı kısmı ve Azak denizi bir tarafa bırakılacak olursa. Karadeniz'e dökülen büyük akarsuların getirdikleri çok miktarda tatlı sudan ve bizzat denizin yüzeyine düşen yağıştan ileri gelmektedir. Sığ deniz sahası. Bu miktar Bulgaristan ve Trakya kıyılarının açığında %o16. Çok sarp olan kıyı dağların önünde kıyı ovaları mahdut olup başılcala-n Bafra ve Çarşamba birikinti ovalarıdır. kışın ise. Bunların başlıcaları Ereğli. Böylelikle birbirinden 250 km. Bundan dolayı da gözle görünmeyen hayvan kümeleri çoktur. Hazar denizi. Deniz sathına düşen yıllık .dir. altında. yi bulur. Havzanın kuzey kısmı. Denizaltı şekilleriyle kıta şekilleri arasında gayet sıkı bir münasebet vardır. buharlaşma 9e alınan suyu telâfi ettikten başka. her tarafta dardır. 2.000 km2) bir denizdir. Bu kısım bakterilerin husule getirdikleri kükürtlü hidrojen ite zehirlenmiştir. Bu akıntı. Hazar denizinin seviyesi okyanus seviyesinin 26 m. derinlikle artmakta ve dibe yakın yerlerde titrede 7 cm3'ü bulmaktadır. Havzanın batısı. Kışın Şubat ayında yüzey'idtarmın sıcaklığı Odesa körfezi etrafında 2 M 3 dereceye kadar düşmektedir. batı kıyılan Dağıstan ve Azerbaycan'a. civarında geniş bir çanak sahasıdır. Karadeniz'e dökülen akarsuların akımlarının fazla olduğu ilkbaharda barizdir. (umumiyetle Ocak ve Şubat aylarında) donar. Sene içinde derin tabakaların sıcaklığı Karadeniz'in her tarafında 9 derece civarındadır. orta büyüklükte (yüzölçümü: 420. Azak denizinde de tuzluluk umumiyetle azdır. Karadeniz havzasında yüzey sularının sıcaklığı yazın (Temmuz. Karadeniz'in bati kısmında İstanbul boğazına doğru umumî bir akıntının meydana gelişinin esas sebebidir. Karadeniz'in doğu kıyılarını çerçeveleyen Kafkas dağları yüksek. bazen İstanbul boğazına kadar gelirler.000 km2) güney kıyılan İran'a.000 m. Bu zehirli gazın miktarı. geniş bir saha kaplamaktadır. üstündedir. Tuzluluğun az oluşunda. Bu derinliğin altında dibe kadar gayet ağır bir artış vardır. Odesa körfezinde %o 10'dur. kadar olan ikinci kısım bulunur. Karadeniz'in denizaltı şekilleri bazı hususiyetler arzeder. Varna ve Burgaz körfezleridir.000 km2) kıyıları daha girintili çıkıntılıdır.dir. bilhassa Azak deniz) kenarı ile Odesa körfezi etrafında. Arat denizininki ise okyanus seviyesinin 83 m. Karadeniz'de yüzey sularının tuzluluğu okyanuslardaki normal tuzluluğun (binde 35) altındadır. buharlaşmanın nisbeten ehemmiyetsiz oluşunun da payı vardır. Böyle kışlarda Tuna ağızlarından. derinden Marmara'dan gelen çok tuzlu sularla beslenmektedir. Çok soğuk olan senelerde Romanya ve Bulgaris- tan kıyılarının donduğu da olur. Hazar denizi ve Aral denizi. İstanbul boğazı vasıtasıyla. Burada yığılarak iki kıyı arasındaki ulaşımı güçleştirirler. mesafede bulunan bu iki deniz arasındaki seviye farkı 79 m. Gerçekten Anadolu'nun yüksek dağlık kenarı ile Kafkaslar'm ve Kırım yarımadasının yanıbaşında büyük derinlikler olduğu halde. Ayancık açıklarındadır. Kırım yarımadasının mühim bir kısmını kaplayan dağlar 150 m. III. deniz kenarında bulunmaktadır. Romanya ve Bulgaristan kıyılarından kopan buz parçaları. Zamanın üçüncü devri sonunda Güneydoğu Avrupa'dan Orta Asya'nın batı kısmına kadar uzanan büyük bir iç denizin parçalan idi. kuzey ve kuzeybatıda geniş sahalar kaplayan az derin bir bölge bulunmaktadır. az tuzlu yüzey suları altında. Karadeniz sularının çok mühim bir hususiyeti. Karadeniz'in şimdiye kadar bilinen en derin yeri (2. Ağustos ayında havzanın güneydoğu kısmı diğer kısımlarından biraz daha «çaktır. Genişliğine gelince yer yer değişmekle beraber Ereğli ile Odeşa arasında 600 km. kadar olan yüzey kısım olup. dünyanın «n büyük kapalı su sahasıdır. alçak bir yaylanın kenarı ite bunun önünde yer yer teşekkül etmiş olan küçük kıyı ovalan tarafından çevrelenmiştir. Sinop. uzunluğunda ve SO km. Kırım yarımadasının güney kesimi bir tarafa bırakılacak olursa. Yakın tarihte İki defa (1929 ve 1954 taşlarında) bu hâdise husule gelmiştir. Vona ve Polathane'dir. Karadeniz'i bir iç deniz haline getirmiştir. Gerçekten Karadeniz. Büyük girintiler havzanın batısında Odesa.nin altında hemen hemen hissedilmemektedir. 2. Bu durumu Karadeniz sularına bazı fizikî ve kimyevî hususiyetler kazandırmıştır. genişliğinde olup esas silsile güneyde. suları tattı bir göl nazarıyla bakılabilir. Tuna başta olmak üzere.000 m. Karadeniz'in çevresinde yüksek dağlarla yaylalar ehemmiyetti bir yer almaktadır. Ağustos aylarında) 20° ilâ 26° arasındadır. Bunun içinde Kınm ve Anadolu kıyılan arasında aşa--ğı yukarı simetrik bir durumda. Karadeniz'de girinti ve çıkıntılar azdır.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 37 elips şeklinde. Birinci kısım kalınlığı 180-200 m. Karadeniz'de bütün sene yüzeyle derin kısımlar arasında sıcaklık farkı vardır. Şiddetli kışlar esnasında Dinyester limanından Dinyeper limanına kadar olan saha. muvakkat bir zaman için. Bunun altında kalınlığı 2. Karadeniz'den biraz daha büyük olan Hazar denizinin (438. Her iki deniz de pek az tuzludur.245 m.) bu kesimde. kıyılarda derin girinti ve çıkıntılara imkân vermemiştir. yüksek dağlarla çevrelenmiştir. İstanbul boğazından geçerek Karadeniz'e doğru giden bir dip akıntısı vardır. daha ziyade Doğu Avrupa kara ikliminin tesiri altında bulunmaktadır. sarp. Bu denizin büyük ekseni Burgaz'la Poti arasında 1170 km. Avrupa'nın en büyük nehri olan idil'in (Volga) ayrıca Ural'ın suları buraya dökülmektedir.200 derinlik eğrisinin çevrelediği en derin bölge bulunmaktadır. olup pek azı kuytu liman Karakterini haizdir. Karadeniz. bilhassa güney ve doğu kısımları. Yıllık sıcaklık değişmesi 100 m. Güneyde Çoruh nehrinin ağzı ile aşağı Sakarya arasında sıralanan Kuzey Anadolu dağları. bu denizin seviyesini Marmara ve Ege denizinin seviyesinden 50 cm. kuzeybatı kıyıları Rusya'ya: doğu kıyılan ise tamamen Türkistan'a aittir. Yapılan araştırmalara göre. Karadeniz'e dökülen akarsular ve havzanın yüzeyine düşen bol yağış. Buna karşılık ovaların kapladığı saha çok mahduttur. Bu hal. Kıtalar içinde yer alan Hazar ve Aral kapalı denizleri vaktiyle büyük bir iç deniz teşkil ederken yakın zamanda birbirinden ayrılmışlardır. Anadolu kıyılarındaki girintiler irili ufaklı. Orta iklim kuşağında bulunan Karadeniz yazın Akdeniz âlemine dahil olmakta. Kıtaların içine fazla sokulmuş olması ve okyanusla irtibatının birtakım boğazlar ve iç denizlerle sağlanması. Alçak yaylalar.

.yağış fcıtarı ortalama olarak 400 mm.

Körfez. okyanusun umumî seviyesinin altında oluşudur. Bir çöl sahasında bulunan bu yerde buharlaşma çok şiddetlidir. Tuzluluğun değişmesi her halde. Denizin kuzey kısmına iki büyük nehir dökülmektedir: İdil ve Ural.500 km2'dir ve okyanus seviyesinden 53 m. Burada farkedilmeden denizden çamurluk sahalara geçilmektedir. Hazar denizi ile en dar kısmı 250 m. derinlikte küçük bir çukur mevcuttur. deltanın başladığı yerden denize kadar olan uzunluğu ise 70 km. idi) deltası açığında ise binde 2 den azdır.000 km2 büyüklüğünde ve en derin yeri 13 m.. İdil deltasının cephesi 150 km. bir göl olarak kabul edilmektedir. Kuzeyde aşağı idî) ovasının devamı gibi kabul edilen ve derinliği 50 m. Bunlar Hazar denizinden boğaz vasıtasıyle körfeze giren sularla taşınmakta ve Karaboğaz körfezinin çok fazla tuzlu sularında yaşamayıp ölmektedirler.). Bundan dolayı tuzluluk miktarı ehemmiyetsizdir. Tatlı sular. Hazar'ın denizaltı şekilleri oldukça sadedir. suyunun ortalama tuzluluğunun azlığı ve kısa devrelerde değişmesi dolayısıyle (ortalama tuzluluk 1870'te binde 12 iken 1905'te binde 10. Körfezin nihayetinde kalınlığı 2 metreyi bulan tuz birikimi vardır. ikisi arasında 40 cm. kadar içeri sokulmaktadır ve kıyı çizgisi kati olmayıp mevsimden mevsime ve fırtınalarla yer değiştirmektedir. genişliğinde olan bir boğazla iştirak halindedir. Bu derin çanakta Karadeniz'de olduğu gibi hayat yoktur. Yağışın az veya çok oluşuna göre. seviye seneden seneye ağır ağır alçalır yahut yükselir. Türkmenistan kıyılarında tuzluluk nisbeti artmakta ve Karaboğaz körfezinde binde 20'yi bulmaktadır.a« TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 39 kadardır. kuzeybatı ve kuzeydoğuda geniş sahalar kaplayan bu yerler tamamiyle çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlar (stepler) sahasıdır.yi bulmaktadır. seviyesi daha kararsızdır. Hazar kıyılarının hususiyeti. Fakat güneydoğuda. Tuzluluk. Hazar'a dökülen nehirlerin akım değişmeleriyle alâkalı olup. deniz 150 km. Hazar'ın kuzey kısmında binde 10'dan. Üst-Yurd bölgesinde yalnız Mankışlak yarımadasında kıyı yüksektir. Düzenli değişme bir gölün seviyesinin değişmesine benzetilebilir. kıyı boyunca yayılırlar. Kuzeydoğuda Üst-Yurd yaylasının ön tarafındaki geniş bir saha bataklıklarla denizin birbirine karıştığı kararsız bir yer olup. Seviye. rüzgârlarla alâkalıdır. den az olan bir saha vardır. daha yüksekte bulunmaktadır. Hazar denizinin seviyesi devamlı olarak değişmektedir. en yüksek seviyesi Temmuz'da. Derinliğin ehemmiyetsiz oluşu (en derin yeri 68 m. Yağış da seviye değişmelerine sebep olan diğer bir âmildir. en alçak seviyesi ise Şubat'tadır. kuzey. Düzensiz değişmeler. Bilhassa. bunlar kadar ehemmiyetli değildir. Aral denizinin suları. Bu hal.7'ye düşmüştür) Aral denizi. Hazar'ınkinden daha tatlı. olan Karaboğaz körfezi vardır. suları ileri doğru iterek güneybatı rüzgârlarının meydana getirdiği seviyeden 15 cm. Orta kısmında 500 ilâ 800 m. Aral denizinin atlaslarda "Aral Gölü" diye adlandırılmasının bir sebebi de budur. Yarimadanın güneyinde takriben 15. Tuzluluk. sene esnasında düzenli veya düzensiz bir surette değişebilir. Aral'a dökülen Sir Derya ve Amu Derya . Güneyde derinlik artmakta ve 1000 m. Güney ve güneybatıdan esen şiddetli rüzgârlar teşekkül etmiş tuzu ve tuzun içinde ölmüş ve katılaşmış balıkları karaya atar.'lik bir fark yardır. Kuzeydoğu köşesinde denize dökülen Emba. daha yüksek bir seviye husule getirirler. Buna karşılık yüzey suları zengin bir hayvan topluluğuna sahiptir. İçindeki adalar da (bunların yüzölçümü 2345 km2'dir) dahil olmak üzere alanı kabaca 66. kadardır. büyük nehirler ağzında çok ehemmiyetsizdir. Meselâ Baku'da kuzeydoğu rüzgârları.

Ala dağların arasında yer alan Issık Göl. Deniz seviyesindsn yüksekliği .000 km2) Batı Türkistan'ın bir parçası olan Kazakistan'ın hudutları içerisinde bulunmaktadır. Bazı coğrafyacılar bunu. Van Gölü Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Murat . takriben 6200 km>. Balık itibariyle fakir olan göt.'Hazar denizinin suları gibi. kışın donmaz. irtifada olup. bahis konusu dağlardaki buzullardan kaynaklarını alan sularla beslenmektedir. Bunların içinde en ehemrfifyetliter! Van gölü. Aral denizinin yüzey suları yazın çok ısınır. Karadeniz ve Hazar denizi gibi denizler arasında yer almaya lâyıktır. yalnız klorlu değil. Eskiden Hazar'la Aral birleştiği zaman bu denizle Hazar denizi arasındaki irtibat bugün terkedilmiş olan Uzboy vadisi üzerindendi.8° sıcaklık müşahede edilmiştir. Eğridir gölü ve Marmara bölgesindeki göllerdir. Nitekim 1880 ile 1908 arasında göl seviyesi 3 metre kadar yükselmiş ve yüzeyi de 1/5 kadar genişlemiştir. Suyu. Bundan dolayı kurak ve yağışlı senelerin birbirini takip edişi gölün seviyesi ve sahası üzerine hissedilir Surette tesir yapmaktadır. pek fazla derinliğe gitmez. Seviye değişiklikleri de ehemmiyetlidir. yarı tatlı yan tuzlu olan gölde çok miktarda balık vardır. gölün yüzeyi de geniştir. Bu iki nehrin döküldüğü yerde tuzluluk ehemmiyetsizdir. kurak bölgedeki büyük bir gölün karakterlerini haiz olmasına rağmen.nehirlerinin taşıdıkları suların akımlarındaki oynamalarla ilgili olsa gerekir. ortada tuzluluğu biraz fazla olan bir saha bırakarak kıyıyı takiben yayılırlar. • Aral denizinin suları. derinliği de 702 m. Bu denizin batı çukuru da. kadar olup en geniş yeri 55 km. Hazar denizinin seviyesi alçalmaya başladığı zaman.lfltblr saha kaplayan golün uzunluğu t75 km.yi bulamamaktadır. Bu suların üç ay kadar donmasına ve Ekim ayından İtibaren gölün kenanmnr karla kaplı olmasına rağmen göt. aynı zamanda sülfatları ve karbonatları da ihtiva etmektedir. Tuz gölü. Fakat bu yüksek sıcaklıklar sathî olup. Çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlarla kaplı çevresinde topraklar umumiyetle verimsizdir. Marmara denizinin iki misli büyüklüğünde olan bu göl az derin olup. Kurak yıllarda seviye alçalır. Gölü besleyen en mühiıin akarsu ili'dir. Beyşehir gölü. Seviyenin yüksek olduğu yıllarda. dlf.Van bölümünde kendi adını taşıyan kapalı havzsnın ortasında yar almaktadır. kıyılarina nüfus çekememîştir. Yüzeydeki sularda 27. seviyesi yüksek olan Aral denizinden Hazar denizine doğru aynı yoldan bir akış meydana geldi. derinlikte 4° sıcaklık kaydedilmiştir. en derin yeri 20 m. Aral gölünün bir ayağı mahiyetinde telâkki etmektedir. Karadeniz'in merkezî çukuru ve Hazar denizinin derin suları gibi kükürtlü birçok hususlarda. Gölün ayağı olmadığı halde suları tatlıdır. Orta Asya'nın en büyük gölü olan Balkaş Gölü (takriben 23. Bundan dolayı "Sıcak GÖT adı verilmektedir. Ağustos ayında 60 m. Eriyen buzullar ile beslenen bu nehirde suların bol olduğu mevsim yazdır. Yapılan araştırmalar Balkaş'ın hiçbir zaman Aral denizi ile birleşmedîğini meydana çıkarmıştır. 1609 m. Tatlı sular. Göl bakımından zengin bir memleket olan Türkiye'de büyük ve küçük bütün göllerin kapladığı saha takriben 9500 km^dir. Sıcaklığın dibe doğru azalması hızlıdır. Yıllık seviyenin en yüksek olduğu ay Temmuz'dur.

Doğu Anadolu yüksek bölgesi. Bütünüyle batıdan doğuya doğru yükselen Anadolu yarımadasının iç kısmı geniş bir yayla olup kuzey ve güneyde yüksek dağlarla çevrilmiştir. Bu mühim kara ticaret yollarının sonunda İskenderun. Suğla ve EğridirHoyran gölleri etrafı yüksek dağlarla çevrilmiş çanakların alçak kısımlarını işgal etmektedirler. yüzey şekilleri bakımından. bu bakımdan eşsiz bir coğrafî mevkie sahiptir: Türkiye'nin Yüzey Şekilleri ve Başlıca Bölgeleri s • Türkiye. Hint âlemini. Dünyanın en tuzlu göllerinden biri olan bu gölde tuzluluk binde 329dur. e Törkiye'nin ikinci büyük gölü olan ve yüzölçümü 1620 km2'yi bulan Tuz Gölü 900 m. yarımadanın batısını teşkil eden Ege ve Marmara bölgeleri ve Doğu Trakya bölgesi gibi kısımlara ayrılır.) 2800 m. Anadolu yarımadası. Meselâ İstanbul civarında 120-140 m. Memleket bütünüyle muhtelif menşeli dağ ve yaylalardan müteşekkildir. Güneydoğu Anadolu. asrın sonunda Süveyş kanalının açılması. güneyde Ganos ve Korudağ kütlesi. Bundan dolayı çevresinde oturanlarca "deniz' diye adlandırılır. Orta Toroslar'ın kuzeybatı kısmında yer alan Beyşehir. Orta Asya'yı. Ortaçağ ve hatta Yeniçağın başına kadar Uzak Doğu'yu. Bu sonuncular muhtelif irtifalarda görülmektedir. Marmara. Güneydoğuda Suriye hududu civartnda 400-500 m. umumiyetle az derin olan bu göllerin suları tatlıdır.Güney istikametindeki genişliği. Anadolu'da bir taraftan mesafe diğer taraftan yüksek dağ sıralarının meydana getirdiği mania iç kısmı civar denizlerin tesirinden mahrum etmektedir.Türkiye bütünüyle çok büyük bir kısmı dağ ve yaylalardan müteşekkH yüksek bir memlekettir. yükseklikte. güneyden de çöl kuşağının atmosfer hâdiselerinden müteessir olur. Fakat Anadolu yarımadasının kuzey ve güney kıyıları fazla parçalanmış değildir. Ergene havzasının kuzey ve kuzeydoğu kenannda 200250 m. Yeniçağdan itibaren deniz ve okyanus yollarının bulunması ve 19. deniz derin körfezler halinde karanın içine doğru sokulmuştur. Anadolu'da kara iklimi özelliği doğuya doğru artmakta ve en büyük değerini Karaköse civarında bulmaktadır. Türkiye'min yüzey şekilleri. İran'ı ve Mezopotamya'yı Akdeniz'e bu arada Avrupa'ya bağlayan mühim ticaret yolları Osmanlı İmparatorluğumun topraklarından geçiyordu. ne de Arap Yarımadası'nda olduğu gibi çok sıcak ve kuru iklimler vardır. Güney Anadolu sıradağları (Torosiar). bu ikisi arasında kalan İç Anadolu dağ ve yaylatan. Hint ve Çin arasında bir köprü vazifesini görmüştür. Marmara bölgesinin bir bölümünü teşkil eden Doğu Trakya. yer yer değişmektedir: Bu yönde en geniş yeri 75 km. Kuzey Anadolu sıradağları. Van Gölü. Bu sonuncular batıda okluğu gibi doğuda da düğümlenerek Doğu Anadolu yüksek bölgesini meydana getirmiştir. 2. bilhassa Orta. Hatları: ı*Dj* Türkiye. ortalama yüksekliği fazla olan bir memlekettir (1130 metre).yahutev-velden mevcut olanlara eklenmiş olan volkanik kütlelerdir. batıda Rodop kütlesi ile çerçevelenmiştir. Kuzey . Avrupa ve Asya kıtalarını birbirine bağladığı gibi boğazlar vasıtasıyla Karadeniz memleketlerini Akdenize ve bu iç denizle de dış âleme bağlamaktadır. ve Doğu Anadolu'da geniş sahalar kaplamaktadır. Ayrıca yüzey şekillerinin umûmi vaziyeti Anadolu'da kara tesirini arttırmaktadır. kışın yüzey epeyce soğur ve hatta tuzluluk nisbetinin az olduğu kıyılarda su donar. Her ne kadar Türkiyede iklimler. civarında. derinliği pek ai olan bir göldür. Suların sıcaklığı bakımından Van gölü orta kuşak göllerinin sıcaklık hususiyetlerini haizdir. tarihin her devresinde Akdeniz âlemi ile Ortadoğu. Bunlar esas itibarile kırılmalar neticesi teşekkül etmiş olmakla beraber bunda karstik (kalkerin erime hususiyetleriyle ilgili) olayların tesiri de olmuştur. yapı aşınma devresinde kenarlarından iyice parçalanmışlardır. Avrupa ve Afrika'nın hemen hemen ortasında bulunan Türkiye.ler arasında bulunmaktadır. Kuzey Yarımküresinin orta iklim kuşağında ve bu kuşağın güney kısmında yer almaktadır. İstanbul. güneybatıdan kuzeydoğuya doğru uzanmaktadır. etrafında.4 kadardır. denizlerin kenarından içeri doğru bir kara iklimi özelliği kazanırsa da. Türkiye Akdeniz havzasının doğu ucunda bulunmakla beraber bu havzada hüküm süren bütün meteorolojik hâdiselerin az çok tesiri altında kalır. İzmir gibi ehemmiyetli liman ve şehirler bulunuyordu. Eskİşehir-Kütahya arasındaki yaylalar bölgesinde 800-1000 m. Karadeniz'in kuzey ve kuzeybatısında yer alan Sovyetler Birliği İle Karadenizde kıyısı olan diğer devletleri Akdeniz ve Ortadoğu'dan ayıran yegâne devlettir. İç Anadolu'da muhtelif yüksekliklerde rastlanan bu yayla yüzeyleri muhtemel olarak. Gölün sahası mevsimden mevsime ehemmiyetli değişiklikler gösterir. Buralarda mevcut olan dağlar ya yaylaların yüksek kıSHTilarıdır. Marmara ve Ege kıyılarında göze çarpan girinti ve çıkıntılarına rağmen Akdeniz bölgesinin en kütlevî olanlarından biridir. meselâ Marmara bölgesinde olduğu gibi. Gölün en derin olduğu yerler güney kesimleridir. Bu parçalanma Marmara bölgesinde daha fazladır. Yazın yüzeyde sıcaklık 21°'ye çıkar.). den hâkim .«©-----——----------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 41 1646 metre olup. kuzeyde Istrancalar. Meselâ fç Anadolu'da Kayseri etrafındaki yaylalara (ortalama irtifa 1100-1150 m. Doğubatı istikametinde bir dikdörtgen şeklinde uzanan Türkiye'nin batı cephesi bütünüyle parçalanmış olup. Aşınma yüzeylerinin bulundukları sahalar çevreye nazaran daha az parçalandıkları halde çevrede olanlar. kadardır. değişik irtifalardaki mevzii taban seviyelerine göre teşekkül etmiş eski aşınma yüzeyleridir. tuzlu göller grubuna dahildir. en geniş yeri Tatvanla Bendîmahi ağa arasındadır (125 km. Hâkim olan yüzey şekilleri dağlar ve yaylalardır. Eski Dünya denilen Asya. memleketimizde ne Kuzey Kutbu'na civar olan yerlerdeki iklimler gibi çok soğuk kara iklimleri.Yaylalar iç kısımda. Fakat yüzey şekilleri bakımından kenar ve iç kısmında bulunan ovalar da mühim bir yar tutmaktadır (Şekil 11). İç Anadolu'nun batı kısmında. kenarda kalan Türkiye'nin zararına olmuşsa da. Eskiçağ. buna karşılık yüksek yaylalarla orta yükseklikteki dağlar fazla şaha işgal etmektedir. Ankara -Konya arasındaki 1250 -1400 m. GÖKln yüzölçümü 3765 km^dtr. Trabzon. şu şekilde hülâsa edilebilir. En derin yeri iki metre kadardır. Memleketimiz aynı zamanda kuzeyden kutup ve kutba civar bölgelerin. 1. Türkiye. Türkiye'de deniz seviyesinden az yüksek ovalarla alçak yaylalar nisbeten az. MeriçErgene havzası bu çerçevenin ortasında kalır. Tuzluluk nisbeti binde 22. Türkiye Coğrafyasının Ana. hâlen Türkiye.

Yarımadanın iç kısımlarına gelince. Türkiye'deki yaylaların büyük b» kısmı aşınmadan meydana gel* mistir. Misâller: Doğu Karadeniz'de Bafra. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu iklimleri Doğu Anadolu ikliminden farklıdır.likbir alçak yayla üzerinde yükselmektedirler. Diğerleri ehemmiyetli kırıkların meydana getirdikleri dağlarla İç ve Doğu Anadolu'da genç volkanik dağlardır. Çarşamba ovaları ite Trabzon civarında Değirmendere deltası.Memleketimizin diğer yerlerinde mevcut olmakla beraber. Güneydoğu Anadolu'da ve mahdut sahalarda olmak üzere Marmara bölgesinin güneydoğusunda neojen (III. denizlerden uzaktık ve yükseklik tesiriyle yıllık sıcaklık farkı ehemmiyetli. Akdeniz'de Göksu deltası. Türkiye'nin İklimi ı Bilindiği üzere Türkiye 35° 50' ile 42° 06' Kuzey paralelleri arasında bulunan yarı kıta durumunda kütlevî bir Akdeniz yarımadasıdır. Meselâ yarımadanın güney kıyılarındaki ovalarla (Çukurova ve bununla Fethiye körfezi arasında kalan küçük çaptaki ovalar). Bunlar. Şöyle ki İç Anadolu ite Güneydoğu Anadolu'da bozkır iklimleri (Güneydoğuda çöle mütemayil step iklimi) hakim olduğu halde.) Melendız dağlan {batıdan doğuya doğru 2727 m. bütünü ite. bunun güneybatısında bulunan Hasan dağı (3253 m. Umumiyetle simetrik yapılı bu dağların.42--------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI_____________________________________________ 43 olan Erciyes. buralarda kara özelliği taşıyan iklim tipleri kendilerini göstermekle beraber. Ege bölgesinde Bakırçay. kışları şid- . Buna karşılık Türkiye'nin Karadeniz kıyılarında her mevsimi yağışlı olan bir iklim vardır. Kuzey Anadolu kenar ovaları umumiyette irili ufaklı deltalardır. Küçük ve Büyük Menderes deltaları. menşe itibariyle birbirinden farklıdır. Ayrıca. Bunlar daha ziyade İç Anadolu'da Neojen sahalarında gelişmiştir. bunun güzel bir misâlidir. Ege ve Akdeniz kenar ovaları daha karışık bir menşei hâizdirler. sıcaklık rejimi bakımından subtropikal kuşak sahasına girmektedir. Görülüyor ki Türkiye. Ge diz.» 2936 m^ 1250 m.Ovalar. deltalar (Göksu deltası ve daha küçük çaptaki deltalar) ve alçak yaylalar. bilhassa yaz devresinde. Doğu Anadolu'da. Buna karşılık bünye düzlükleri mahduttur. Orta kuşak Mimler grubuna dâhildir Bununla beraber coğrafî enlemin. Memleketimiz. Jura tipinde olanlar. denizlere yakınlık ve uzaklığı ve yüksekliği tesiriyle birbirinden az çok farklı iklim tipleri ayırt edilebilir. memleketin her tarafında. Karacadağ'ın etrafında. Marmara. 4. bilhassa Toros sistemine dahil dağlarla Neojen yaylalarında geniş sahalar kaplamaktadırlar.Türkiye'de Birinci Zamandan Dördüncü Zaman'a kadar muhtelif yaş ve tabiatta kalker teşekküller vardır. bunların ön tarafmda uzanan ve akarsularla denizin müşterek faaliyetleri neticesi meydana gelmiş olan taban seviyesi ovalandır. kuzey ve güney kısmında hâkim bir rot oynayan dağların büyük kısmı kıvrılma dağları olup karışık bir yapıyı hâizdir. 5. bilhassa Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da geniş sahalar kaplayan lay yaylatan da vardır. çeşitli aşındırma vetirelerinin faaliyeti neticesi meydana gelmiş muhtelif yaş ve tabiatta yüzey şekillerini ihtiva eden bir memlekettir. Diyarbakır ite Siverek arasında bulunan sahadaki lav yaylaları. Memleketimizdeki dağların büyük kısmı Alp sistemine dahildir. 3. Zamanın ikinci devri) teşekkülâtını hâvi sahalarda görülmektedir. Gerçekten bu ovaların bir çoğu çöküntü havzalarının birikinti tabanlarıyla.

iç Anadolu'da 22 ve 29 derece olan sıcaklık. erir. kar uzun müddet toprağı örter. iç tasım güney ve güneybatıdan gelen nemfi ve ılık rüzgârların ve kısmen de Boğazlardan geçen gezici alçak basınçların tesiri altındadır. iç Anadolu. rüzgâr. Kayseri'de 40. Edirne'de % 20). güneydoğuya doğru artmakta ve bu bölgede 32 ile 34 dereceyi bulmaktadır. Yaz mevsimi. Bu hal. Fakat . Kar. ortalama olarak. ılık sahalar olduğundan hava kütlelerini kararsız bir hale getirmektedirler. Buna karşılık Ege bölgesi. Yaz yağmurlarının hakan olduğu bölge Kars -Ardahan yaylalarıdır (Kars'ta yıllık ortalama yağışın % 36'sı yaz yağışlarıdır). Türkiye'de yağışın dağılışında en önemli unsur yüzey şekilleridir. Meselâ karta örtülü günler sayısı. Dağlık sahalarda 1 m. Kuzeye doğru ç*ridıkça karla örtülü günlerin sayısı artmaktadır. Sivas'ta 71. Fakat sıcaklık düşük olduğu için. Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları takip etmektedir. Marmara bölgesine doğru yaz yağmurlarının payı artmaktadır (istanbul'da % 13. Bütün bunlar. iç Anadolu'ya gelince burada yağış âzamisi ilkbahar ve kışa isabet eder (Ankara'da ilkbahar yağışları % 36. ehemmiyetli dirsekler meydana getirmeksizin iç tarafa doğru sokulmaktadırlar) nemli rüzgârlar içerilere kadar girdikleri gibi Ege denizinden geçen gezici alçak basınçlar da bu olukların uzandıkları sahada iç taraflara kadar tesirlerini hissettirirler. onlara meydan veren iklim unsurlarını (sıcaklık. Marmara kıyılanna nisbetle daha fazla yağar (15 günün üstünde). Anadolu'nun iç kısmındaki dağlar da civar ovalardan daha fazla yağışlıdır. iç tarafın zararına yağış halinde bırakırlar. sıcaklık uzun zaman sıfır derecenin aJtina inmediğinden. Karadeniz ktyrfsrına. Edirne'de 19 gün kadar. kışın tamamı ve ilkbaharın bir kısmı) sıcak mevsimden daha yağışlıdır. Bolu etrafında 14° dir. Gerçekten Antalya ve izmir'de yıllık ortalama yağış tutarında yaz mevsiminin payı ancak % 3. Yağan karın toprak üzerinde katma müddeti coğrafî âmillerin (iklim ve yüzey şekilleri) etkisi altındadır. bilhassa kış. Buna karşılık Trakya'nın kuzeydoğusundaki Istranca dağları bu yönden esen nemli rüzgarların Ergene havzasına girmesini kısmen önlerler. yer yer 2 metreyi bulmakta. Erzurum'da 120 gündür. Lüleburgaz'da 12 gün. Doğu Anadolu) kar yağışlıdır. Bunu Ege kıyılarıyla Marmara denizi kıyıları. güney ve batıdan çeviren ılık denizlerin tesiri de ehemmiyetlidir. Meselâ Antalya'da bazı seneler kar yağar.den fazla olan yağış meselâ Kuzey Anadolu dağlarıyla. Bununla beraber yıllık ortalama sıcaklıkların dağılışında. umumiyetle. Türkiye'de soğuk mevsimi temsil eden Ocak ayında ortalama sıcaklık umumi yetle güneyden kuzeye ve kıyılardan içerlere doğru gittikçe azalmaktadır. nemli rüzgârları tutarak bunların içindeki su buharının büyük kısmı. hatta geçmektedir. Basınç ve Rüzgârlar: Türkiye. kış yağışları % 28'dir). Sıcaklığın Dağılışı: Türkiye'de yıllık ortalama sıcaklıkların değeri güneyden kuzeye ve güneybatıdan . Burada en yağışlı mevsim sonbahardır (% 35). fakat karın toprak üzerinde kaldığı müddet bir günü bulmaz. ortalama olarak Marmara kıyrlarmdaktnJn üstündedir. kenar bölgelerde yağışın fazla olmasının âmilleridir. İzmir'e de senede birkaç gün düşen kar. Kuzey ve güneyde yüksek kenar dağları. Batı ve bilhassa Güney Anadolu kıyılarında kar pek seyrek yağar. Toroslarda. Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Güney Anadolu kıyı bölgesiyle Ege'de ve bu iklimin bozulmuş bir şekli olan Suriye ikliminin yayılış sahası içine giren Güney Anadolu'da kuraktır. yüzey şekillerinin hususiyeti dolayısıyla (bilindiği üzere bu bölgede batı-doğu istikametinde uzanan geniş vadiler. yüksek bir dağ sırası teşkil etmediğinden.44 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 45 deiti geçen ve karın toprak üzerinde kalma süresi uzun kara özeliiği taşıyan bir iklim vardır. toprak üzerinde fazla kalamaz. kış mevsiminde daha ziyade Anadolu'nun iç kısmından kenarlara doğrudur. Sıcak mevisimi temsil eden Temmuz ayında or talama sıcaklık umumiyetle kıyılardan iç kısımlara doğru artar: Ege kıyılarında 25° ilâ 27° olan ortalama sıcaktık. Güney Anadolu'da olduğu gibi. hatta bölgenin büyük bir kısmında 4°'nin altındadır. iç kısımlarda. Her mevsimi yağışlı olan Doğu Karadeniz bölgesinde ise % 20'yi bulmaktadır. yağışın dağılışında yüzey şekillerinin büyük tesiri olduğunu göstermektedir. yağış) kısaca gözden geçirmek faydalı olacaktır. Temmuz başında ortala ma sıcaklıkların dağılışında denizlerden uzaklığın ve etrafı yüksek yayla ve dağlar la çevrilmiş çukur sahaların oynadığı rol çok büyüktür. kara kütlelerine göre. Bunların tesiri yalnız buharlaşma sahaları olmak dolayısıyla değil. Bunun gibi Türkiye'yi geniş bir saha üzerinde kuzey.kuzeydoğuya doğru azalmaktadır. j^Sh Yağışın Dağılışı ve Yağış Rejimleri: Yıllık Ortalama yağış miktarı. En so ğuk yerler kütlevî bir yarımada olan Anadolu'nun iç kısmı ve bilhassa Doğu Anado lu yaylalarıdır. güneyinde bulunan sıcak hava kütlelerinin tesiri altındadır. Memleketimizde rüzgâr istikametleri her mevsimde değişik olmakla beraber. 0° nin altındadır. İç Anadolu'da karb günler sayısının artışı Üzerine tesir eden unsur sıcaklıktır. çevrede iç taraftan daha çoktur. Bu husus coğrafî enlemin tesiri dolayısıyledir. Türkiye'nin en sıcak yerleri güneydoğu ve güney kısmıdır: 18° ve daha fazla. Marmara havzasında karla örtülü günlerin sayısı. İç Anadolu ile Doğu Anadolu'da soğuk mevsimdeki yağış o kadar ehemmiyetli değildir. Ankara civarında 16°. Eskişehir havalisinde 15°. Diyarbakır'da ise % 2'dir. Trakya'nın güneybatı kısmındaki dağlar. Batı Karadeniz. bu ayda. ortalama olarak. Bunda iç kanun çevredeki denizlerden daha soğuk olmasının tesiri vardır. 11 gün kadardır. bazı bölgelerde (Marmara bölgesi. Yarı kara özelliği taşıyan Trakya'nın tç kısmında bu müddet. Diğer taraftan Türkiye'yi çeviren denizler. kara ve denizlerin dağılışı ite irtifaın da büyük rolü vardır. yüksek dağlar hariç. En soğuk yerler Doğu Anadolu yaylaları olup buralarda ortalama sıcaklık 46°. Memleketimizin hemen her tarafında soğuk mevsim (sonbaharın bir kısmı. coğrafî mevkii itibariyle kuzey ve kuzeybatısındaki soğuk hava kütleleriyte. fakat aynı zamanda batıdan doğuya doğru yer değiştiren gezici alçak basınçların geçiş yeri olmaları ve nihayet bizzat bu denizlerin sıcaklık bakımından müsait kısımlarının mevzii alçak basınçların teşekkülüne imkân vermeleri dolayısıyledir. denizin tesiri hissedilmediğinden dola yı artmaktadır. Türkiye'de iklim tiplerini ayrı ayrı ele aftp incelemeden evvel. İskenderun körfezi çevresinde ve Güneydoğu Anadolu'da 20° olan yıllık ortalama sıcaklık Göller çevresinde 17°. bilhassa Doğu Anadolu'da. basınç. Güney Anadolu da Kuzey Anadolu gibidir. Memleketimizde soğuk mevsim. Çorlu'da 13 gün. Kars-Erzurum-Karaköse üçgeni içinde kalan yaylalarda ortalama sıcaklık. Bunun gibi kıyılardan içeri doğru gidildikçe de ortalama karla örtülü günler sayısının artmakta olduğu görülür.

Manisa ve Aydın. Güneydoğu Anadolu yaylalarında ise göze çarpar bir yaz kuraklığı vardır. Afganistan ve İran yaylasının doğuşudur). Yağış. İç kısımlarda görülen ve bitki örtüsü olarak bozkırın yaygın olduğu bu sahalardaki iklime umumiyetle bozkır iklimi denilmektedir. Bunlar kuzeyden esen serin rüzgârlara engel olurlar. Adana'da ise bu fark ancak 18. (Bakırçay. Gediz. yükseklik. Anadolu'nun güney kıyı kuşağında hüküm süren Akdeniz. Yaz mevsiminde Türkiye üzerinde ve etrafında basıncın dağılışı kışa nazaran daha murrtazamdır. kıyı dağları ve denizden uzaklık dolayısıyla kara özelliğinin artmasıdır. Güneydoğu Anadolu yaylaları çoğunlukla bozkırdır. Kıyıya paralel olan Toros dağları Akdeniz ikliminin iç kısma yayılmasına bir engel olduğu halde Ege bölgesinde kıyıya dik olarak açılan büyük vadiler. yazlar sıcaktır. . kara ve deniz meltemleri vardır. Ayrıca Karadeniz ve Akdeniz tayı bölgelerinde de deniz ve kara meltemlerfevardır. Bu iklime misâl olarak Ege bölgesinde İzmir. burada yağış daha azdır. Batı Pakistan.46-----------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 47 Anadolu'yu çevreleyen denizler ve karalar üzerinde basınçlar sabit olmadığından rüzgâr istikametleri de bunlarla alâkalı olarak sık sık değişir. Küçük ve Büyük Menderes vadileri) bu iklimin içerilere doğru yayılmasını kolaylaştırırlar. Bölgenin güney ve güneydoğu kısmında batı-doğu istikametinde uzanan ve karaların içine doğru iyice sokulmuş bulunan körfezler (Gemlik ve İzmit körfezleri) bu iklimin tesirini içerilere kadar götürürler. İç Anadolu'da kışlar soğuk. Urfa ve Mardin'de en soğuk ayın ortalaması ite en sıcak ayın ortalaması arasındaki fark 26°'yi geçmektedir. soğuk mevsim yağışlı olmakla beraber yağış âzamisi ilkbahara rastlar (Ankara ve Sivas'ta en yağışlı ay Mayıs'tır). Bunfardah Akdeniz ikliminde umumiyetle yazlar sıcak ve kurak. Güneydoğu Anadolu yaylalarında kışlar. Yağış rejimi bakımından Güneydoğu Anadolu bölgesi. bütünüyle Akdeniz yağış rejimine ben-zerse de. Bunlardan başka memleketimizde..3 derecedir. Dağ sıralarının uzanışı da bur» yardım eder. kışlar yağıştı ve ılık geçer Bu iMiffl memleketimizin Akdente Kıyılarıyla Ege bölgesinde ve yazların kurak geçtiği yıllarda. bilhassa yaz mevsiminde. Urfa 452 mm. Bitki örtüşü bunu açıkça göstermektedir. umumiyetle Akdeniz kıyı bölgesindekinden azdır: Diyarbakır 487 mm. Marmara bölgesinde bu iklimin yayılışı dağlarla ilgilidir. Şu halde rüzgârın umumi istikameti memleketimiz -Türerinde kuzeybatıdandır. iklimi Toroslar ve doğuda Amanoslar dolayısıyla içerilere sokulamaz. Buralarda sıcaklık ve yağışın yıllık dağılışı değişikliğe uğrar. Gerçekten bu mevsimde kuzey yarım küresinde subtropikal yüksek basınç (Asorlar yüksek basıncı) sahasırtf genişleterek Avrupa'da Karpatlar'a kadar uzanır. bilhassa sıcaklık ve yağışın yfHik seyri bakımından çeşitli Mm tipleri vardtr. İç Anadolu'da yaz mevsimi umumiyetle kurak.5°'dîr. Buna mukabil çok sıcak olan Ön Asya bir alçak basınç sahasıdır (Alçak basıncın merkezî kısmı. Akdeniz bölgesinde ise Antalya ve Adana gösterilebilir. kısmen Marmara bölgesinde görülür. İç Anadolu'da olduğu kadar soğuk olmadığı gibi yazlar da çok sıcaktır. Yağıştan daha mühim olan. Konya'da en soğuk ayın ortalamasıyla en sıcak ayın ortalaması arasındaki fark 24. Türkiye'nin İklim Bölgeleri s Memleketimizde. Her ne kadar İç Anadolu ve Do- . izmir'de denizden karaya doğru esen labat bunlardan biridir.

ye kadar çıkar. kaym. Güneydoğu'da azamî kışa isabet ettiği halde. Burada yaz aylarının ortalama sıcaklıkları 20 dereceyi bulmaz. Trakya'da kıyılardan içeri doğru gidildikçe Akdeniz ve Karadeniz Mim tipleri bozulmakta. Her mevsimi az çok yağışlı olan bu yaylalarda bozkır kaybolur. sarıçam. Ormarun 1000-1200 m. hâkim bitki örtüsü ise de bu üç bölgede iklimi teşkil eden unsurların özellikleri aynı değildir. fakat kurak değildir. güneydoğu ve İç Anadolu ile Trakya'nın iç kısmının çıplaklığı bu şekilde izah edilmektedir. Bunun üstünde kalan sahalarda yerini otluklara bırakır. nesiller boyunca yakacak temini ve tarta elde etmek için tahrip edilmiştir. Bunda bölgenin kuzeye açık oluşunun tesW vardır. Mar- .deniz seviyesinden başlar ve takriben 2000 m. İç Anadolu'da ve Doğuda ilkbahar yağmurları. Topraklarımızın % 13. Doğu. Kocaeli dağlan ile Samanlı dağlannın mahfuz yerlerinde zeytin yetişebilmektedir. Bölgedeki dağların daha yağışlı kuzey yamaçlarında orman güney yamaçlarında olduğundan 8ik*r. Sivas'ın -4. bütün mevsimleri ılık geçen bir iktnrı tipi vardır. İç Anadolu'da olduğu gibi kuraklıktan zarar görmezler.6°'dir. Güneydoğu'nun alçak yaylaları yazın çok sıcak (Diyarbakır ve Urfa'nın Temmuz ortalaması 30°'nin üstünde) ve kışlar ise serindir (Diyarbakır'ın Ocak ortalaması 1. Eğer orman bugün her tarafta görülmûyorsa bunun sebebi tahribe uğramış olmasıdır. kestane gibi yapraklannı döken ağaçlardan.2°. İstanbul'da yaz mevsimi. Fakat Marmara'nın doğusunda İzmit'teki gibi en yağışlı mevsim kıştır. Bursa'da da durum böyledir.5 dereceyi bulur.5° ve Urfa'nınki 5. meşe. Kars ve Ardahan yaylalarında yaz mevsimi yağışlı olduğu için ot cinsinden bitkiler. ladin) müteşekkildir. Bitki Örtüsü: Türkiye'de iklim tipinin mâhiyeti ne olursa olsun esas bitiri örtüsü ormandır. Buna karşılık İç Anadolu'da Konya'nın Ocak Ortalaması -1.2°.ğu Anadolu'nun alçak kısımlarında (etrafı yüksek dağ ve yaylalarla çevrilmiş havzalarla alçak yaylalarda) ve Güneydoğu Anadolu'nun alçak yaylalarında bozkır. Eski bir iskân sahası olan Anadolu'da ormanlar. Şile'de sonbahara isabet etmekle beraber kış yağışlarının nisbeti de yüksektir. Bol yağışlı Karadeniz bölgesinin kıyı dağları ormanlarla kaplıdır. üst kısmı ise umumiyetle iğne yapraklı ağaçlardan (köknar. kuzeydoğuya doğru ise yaz başlangıcı yağmurları hâkim otur (Kars'da en yağışlı aylar Mayıs ve Haziran'dır). EcKrne'de yıllık sıcaklık farkı 22. Bununla beraber İzmit ve Gemlik körfezlerinin kuzeyden dağlarla soğuk rüzgârlara karşı kapalı oluşu. bunların yerini kara özelliği taşıyan iklim tipi atmaktadır. Yağışın yıllık dağılışı da farklıdır. Kuzey Anadolu bölgesinde yağış âzamisi sonbaharda olmak üzere her mevsimi yağışlı. buralarda Akdeniz iklim»* hatırlatan mevzii iklim tipleri yaratmıştır. Fakat batıya doğru gidildikçe Akdeniz'in tesiri göze çarpmaktadır.0°).ye kadar olan aft kamı daha ziyade gürgen. Marmara bölgesinde kışlar oldukça soğuk geçer.5'i kadarını kaplayan ormanlar (çalılıklar ve maki dahil) memleketin çeşitli bölgelerine dağıtmış bulunmaktadır. Tahribe uğramayan yerlerde orman. denize yakınlık dolayısıyle. Her üç bölgenin iklimi de kara hususiyeti taşımasına rağmen en sıcak ve en soğuk aylar birbirinden farklıdır. Erzurum'un ise -8. Örmenin şu yahut bu sebepten tahrip edildiği yerlerde maki (yaz kış yeşB kalan çahlık) ve iç kısımlarda bozkırlar meydana gelmiştir. Karadeniz bölgesinde batıya doğru gidildikçe yağış âzamisi sonbahardan kışa doğru kaymaktadır. diğer mevsimlerden daha az yağışlı. Dağların kuzey yamacında nem seven ormanlar bulunur.

Balkan Yarımadası'nda Türktar'tn oturduktan yerleri gösterir harita. Şekil 19. Ege'de. Bununla beraber imparatorluğun bir parçası olan Balkanlar'da.. Büyük bir kısmının sularını Vardar ve kolları boşaltır. M. A. Yapı ve yüzey şekilleri bakımından Batı Anadolu'ya benzeyen Makedonya. Buraları Makedonya. yağış sütunlarla gösterilmiştir. Üsküp havza- Şekil 12 . kayın. m Zİ rf 4 İ 1 1 1-1 \0. batı-doğu istikametinde uzanan oluklar boyunca içerlere kadar sokulmaktadır. Bugün Balkanlar'da muhtelif yerlerdeki Türk azınlığı büyük kayıplara uğramıştır. Balkanlara hükmeden Türkler yarımadanın üç bölgesine yerleştiler.4»--------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 49 mara bölgesinde de orta yükseklikteki dağlarla (Istranca dağları. \ . T. S. H. Kocaeli dağları ve Samanlı dağlan). Makedonya. Ek. A. Balkan harbinden sonraki göçler Türk nüfusunun azalmasına yol açtı.. Doğu-Kuzeydoğu Bulgaristan ve Trakya'dır. yumuşak Neojen havzalarında geniş vadiler. . 1912-1913 harbine kadar. bütün yarımadaya hâkim oldular. Dağ sıralarının yüksek kısımları ile iç kesimlerinde ise çam ormanları görülür. K. dağınık olarak birçok yerlerde bulunuyorlardı. Bölgeyi başından sonuna kadar boyuna kateden Vardar nehri. Sıcaklık kesik çizgi ile. Doğu ve Kuzeydoğu Bulgaristan bugün de Türkleri'n topluca yaşadığı bölgelerdir. dağlık kütleler ve havzalar halinde parçalanmış bir bölgedir. N. ara yerlerdeki sert taşlardan meydana gelmiş eşiklerde de dar ve derin boğazlar açmıştır. meşe ve gürgen karışığı ormanlarla kaplıdır. 50 -20 10 ■ 4İ E. M. Balkan Yarımadasında Türkler'in Bulundukları Yerlerin Coğrafyasının Ana Hatları: TörfSfer 1389'dsKosova meydan muharebesini kazandıktan sonra adalarla Dalmaçya kıyılarındaki şehirler ve kuzeybatıda Hırvatistan'ın Slovenya ve dağlık böl- t ÜSKÜP 1 / 133- 24- * \ İ mm. Bat Trakya.Üsküp'ün iklim diyagramı. Ege ve Akdeniz bölgelerinin hâkim bitki örtüsü yine ormandır. Orman. M° \ V r-ı -50 -40 n \ ^. gesi hâriç. yüksek kısımları dışında Uludağ. İstiklâl Savaşı ve İkinci Dünya Harbi'nden sonraki mübadele ve göçler bunu takip etti.

. sahaların bazıları göllerle kaplıdır. Aradaki çukur alanlar çöküntüler neticesi meydana gelmiştir. Batı-doğu doğrultusunda yer yer 45-50 km. Bu da bölgenin güney kısmında Akdeniz tesirinin ehemmiyetli okluğunu göstermektedir. Presba çukurluğunun çok mahiri bir parçası da kendi adını taşıyan göl tarafından işgal edilmiştir. Bunlar tesviye edildikten sonra birçok defalar menşei dahili hareketlerle yükselmişler ve kırılmışlardır. £. Farklı aşınmalar neticesi. A S.50 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI •1 stnda geniş öten Vardar vadisi. Şekil IS. Bu miktar daha güneyde. hâlen bölgenin ancak % 0tmu teşkil eder. Makedonya'da dağlık kütlelerin yönü ve yüksekliği Akdeniz ikliminin tesirlerini azalttığından Yunan Makedonyası'ndaki iklime nazaran. Doğu Makedonya'da maki ancak Vardar vadisi boyunca kuzeye doğru çıkmaktadır. kadardır. Bu tesir. Ek K. Sıcaklık kesik çizgi ila. Kink yerleri Üçüncü Zamanın ikinci yansı ve Dördüncü Zamana ait göllerin depoiartyia dolmuştur. aşağılarda yapraklarını döken ağaçlar. Yüksek kısımlarda Dördüncü Zamandaki mevzii buzulların izleri görülür. Batı Makedonya'da yukarı Vardar bölgesindeki billurî kütleler bu akarsu ve kolları tarafından parçalanmıştır.5 'fi I l. M. Üsküp'te yıllık sıcaklık farkı ehem miyetiidir. Halen 270 kilometre karelik bir saha kaplayan Ohri göiünün en derin yeri 280 m. Tikveşln güneydoğusunda Demirkapı'da dar bir boğaz içinde akmaktadır. Bunun güney kısmında yılhk yağış miktarı 400 mm. Şekil f 4> Manasttr'ın Mim diyagramı. Yalnız orman örtüsü çeşitli tahribtere uğradığından.Selânik'in iklim diyagramı.) bunların en önemlisidir. H. . kestanelikler geniş bir saha kaplamaktadır. olan yaylalar ve bunlar üzerinde yükselen sırtlarla (2000-2500 m.) çevrelenmiştir. oivanndadır {Şekil 13). \nn ° -40 . genişliğinde olan Üsküp-Tikveş Neojen havzası ortalama irttfalı 1600-1800 m. Muhtelif irtifalarda olan çukur. r n •20 ■10 y "30 M. kara özelliği hâkim bir iklim vardır.dir. T. civarında ofup bunun ancak %'15'i yazın düşer (Şekil 14). yağış sütunlarla gösterilmiştir. Y*k yağış miktarı 450 mm. bunlar arasında ete. A. Ohri gölü (695 m. sert satire °c 2724- SELANİK 21 -181512' 9? " 6 3- / • / İfifi l/n Ü \ i mm. Makedonya gibi Batı Trakya'nın da büyük kısmı eski sahrelerden müteşekkildir. yağış sütunlarla gösterilmiştir. Sıcaklık kesik çizgi ile. Bu adim şartlarına tekabül eden bitki örtüsü ormandır. Boğazın uzunluğu 19 km. Presba gölünün derinliği 25 metredir. Bölgenin en büyük çukurluğu Manastır-Pirlepe olup 1000 kilometre karelik bir alan kaplamaktadır. Manastır'da 674 mm.tm. Yüksek tasımlarda çamlar. n N. Doğu Makedonya'da Vardar vadisi boyunca daha barizdir.

Sredna Gora ile Rodoplar arasında batı-doğu. George. . Nouvelle Geographie Üniverselle. kuzeydoğu ve güney kenarları dar ve derin vadilerle parçalanmış olduğu halde. kışlar oldukça sert geçer. s. 1961. Ahmet Klimatoloji (Genişletilmiş üçüncü baskı). Kısım. Esas itibariyle eski bir kütle olan Rodop. Bir çoğu da kenarda bataklıklara meydan vermiştir. Geographie de la Population. kıta içinde olmasına rağmen yaz mevsimi de Akdeniz ikimi karakterini hâizdir. beşerîve ekonomik bilgi ve geniş bibliyografya vardır. H. Tatarpazarcığı ile Türkiye hududu arasında 100 m. batı-doğu istikametinde uzanan yüksek bir dağdır.52 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI_____________________________________________93 terden meydana gelmiş olan havzaların çerçeveleri yüksekte kalmış ve yumuşak sahreierden ibaret oldukları için iç havzalar. 1958-59. yüksek yerler otlarla kaplıdır. Deniz seviyesinden 160 metre yükseklikte olan Rlibe'de yaz mevsimi sıcak (Temmuz ortalaması 23. Blanc. . Her mevsim yağışlı olmakla beraber âzamisi ilkbahara rastlar. Rodop dağları Balkan yarımadasının en yüksek kısımlarını ihtiva etmektedir.8. P.. (Geographie Üniverselle. s. 1914.Anger. 395 . Chataigneau. Hann. Struma ile Aşağı Meriç arasında. 305-573. Ahmet. 2500 metrenin üstünde buzul gölleri vardır. Georg . 211-244. The 77mes Atlas of The World. Bu eserde Sovyetler Birliğinin bütününe ait tabiî. Rila ve Pirin kütlelerinde yarımadanın en yüksek tepeleri bulunmaktadır. Pierre . ovalan meydana getirmişlerdir. IV. Türkiye iktisadi coğrafyası. Bulgaristan'a. Tanoğlu. Paris 1929. s. lAsie russe. Haute Asie. Zentral . Le Turkestan Russe.. Rodop dağının üst kısmı ile kenarları arasında esaslı fark vardır. VVoeikof. İstanbul 1938. dir. La Mediterranö et le Moyen orient. alçak kısımları teşkil etmişlerdir. Juies. Enerji Kaynaklan İstanbul 1971. s. Ege ufuklarını kapamaktadır.5°). Handbuch der Klimatologie. Duran. Nordasien. İstanbul 1972.6°'yi geçmez. Ali. Ardel. İktisadi Coğrafya. . İstanbul 1973. K.R. m . Darkot. s. Vadi. A VVegener. c. Grena/d. pays Balkaniques. J.267-319.575. Havzada ilkbahar ılık. üst kısmı aşınma yüzeylerinden meydana gelmiştir. Jean. Armand Colin).Dresch. (Geographie Üniverselle}. cilt VIK. Bu havzaların tabanları sonradan dolarak. 1967. Tanoğlu. Bisee. kuzeybatı-güneydoğu istikametinde takriben 200 km. Kütlenin kuzey. İstanbul 1968. Bontervvetc. Etals de la Baltiçue Russie. Oldukça yağışlı olan kütlede etekler ormanlarla. (Geographie Üniverselle. Fernand..S. istanbul 1968 ve 1971. Mediterranee Peninsutes Mediterraneennes.6° ve 24. 360. Pierre. Besim. H.ye kadar alçalmaktadır. I. BİBLİYOGRAFYA Almeida.S. Armand Colin). Ali.und Ostasien. Andre. 313-326. Brrot. s. Büyük Atlas. Faik Sabri. George. Ocak ve Temmuz ortalama sıcaklıkları 0..Rosinski. Eserde Türk Dünyasının muhtelif bölgelerine ait iklim bilgisi vardır. Jeomorfolojinin Prensipleri. Orbis Koleksiyonu (Orta Asya'ya taalluk eden bahisler). Paris 1932. b. 235-377.. Denizin yakınlığı dolayısıyla dağın iklimi sert değildir. Ffiibe" de yıllık sıcaklık farkı 84°'dir.Sion. (Musulla Tepesi 2930 m). Yves. (Handbuch der Geographischen VVİssenschaft). Ziraat Hayatı. 2. 1934. Der Grosse Bertelsmann Weltatlas. Yıllık yağış ortalaması 535 mm. Cilt l-ll (Introduction aux etudes de Geographie} 1953-1956. 1911.Schultg. Fasikül I ve II. Geographie des Balkans (Que sais-je serisi) 1965. Cilt VI. Reetus. Camena. Cilt t ve II. P. Atlaslar: a. Ardel. 1962.jşonbahar oldukça sıcak geçer. 1881. A. uzunluğundaki Yukarı Meriç oluğunun tabanı. Kuzey ve bilhassa güneyde Rodoplar'la çevrilmiş olan Yukarı Meriç havzası fazla yağış almaz. (Que sais-je serisi).

Bağımsız Türk ülkelerinde dahi yapılan nüfus sayımlarında kayda geçmeyenlerin bulunduğu düşünülürse diğer ülkelerin siyasî emeller dolayısıyla istatistikleri diledikleri şekilde neşr ettikleri de düşünülebilir. Değişik ülkelerde yaşayan Türk topluluklarının nüfusları hakkında sıhhatli bilgi almak mümkün olmamakla beraber dünyadaki Türklerin sayısının 150 milyonu geçtiğini tahmin etmekteyiz. Ancak.t ■*m $R DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI II. Dünya demografik tablosu doğum ve ölümlerle etkilenmeyip . İtkini Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi bağımsız devletlerde yaşayan Türkler. Türk soyuna mensup toplulukları bağlayıcı unsurların oldukça güçlü olduğu da kabul edilmektedir. yaptıkları takdirde de azınlıklar hakkında bilgi vermemeleri dünya Türk nüfusunu tespitte araştırmacıları hayli çıkmazlara götürmektedir. Aynı soydan gelen bu topluluklar tarihî.. Bu Türkleri iki ana gurupta İncelemek mümkündür. Demografi XX. coğrafî ve siyasi şartların yarattığı farklılıklar gösterirler. Bu çalışmada resmî belgelerin bulunamadığı hallerde tarihî tahminlere dayanmak zorunda kaldık. Birinci kategoridekiler dünya Türk nüfusunda takriben üçte birlik bir orana sahiptirler. (kincisini ise siyasî bağımsızlığa sahip olmayan veya bulundukları ülkede azınlık durumunda olanlar teşkil eder. Başka bir ifadeyle Türkiye'ye komşu olan (veya olmayan) ülkelerde yaşayan Türk soyundan toplulukların toplam nüfusu neredeyse Türkiye'dekilerden iki katı fazladır. yüzyılın sona erdiği şu yıllarda Türk soyuna mensup topluluklar bir devamlılık arzeden ve Balkanlar'dan başlayarak Çinin batı kısmına kadar uzanan değişik ülkelerin hükümran olduğu bölgede yaşarla. Ayrıca bazı ülkelerin çok seyrek veya hiçbir zaman nüfus sayımı yap-' mamış olmaları. Türk Dünyasının Demografik ve Ekonomik Yapısına Toplu Bir Bakış Nadir DEVLET 1.

Kazak. Vatandaşları SSCB (1989) ÇHC(1990) Afganistan Iran 56. Balkar. Avrupa'nın dışında ise Suudi Arabistan ve TÜRKİYE: 1990 Yılı Devlet Plânlama Teşkilatı'rnn tahminine göre Türkiye'nin toplam nüfusu 56. Irak. Sovyet Orta Asyası ve Kazakistan (Batı Türkistan) 7. gelir dağılımındaki bozukluk ve işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıyadır. ÇİN HALK CUMHURİYETİ'NDE : Uygur. Aksi takdirde bazı hallerde her yıl değişen nüfus hareketlerini tespit etmemiz mümkün olmayacaktır. Kazak. Suriye. Attay. Türkmen t*B:' ! Bunların dışında ise.000 veya genel nüfusun %17. Japonya.000 idi ki. Türk soyundan olup da kendi milR adlarıyla bilinen topluluklar şunlardır: SOVYETLER BİRLİĞI'NDE (Nüfus kesafetine göre): Özbek. Bu sorunların halı nüfus artışıyla çözülmesi daha da güç hale gelecektir. DÜNYADA TÜRK NÜFUSU (1990 TAHMİNİ) Türkiye (1990) Yurt dışı T.000 140. Karakalpak ve Uygur.C. Şahseven. Türkmen. Yunanistan gibi yabancı devletlerde bulunan ve ezjpi çoğunluğunu Türkiye Türkleri'nin teşkil ettiği Türk toplulukları bulunmaktadır. Avustralya* Finlandiya'da aslen Rusya Türkleri olan ufak Türk topluluklarına rastlanmaktadır. Çuvaş. Burayı aşağıdaki 7 coğrafî bölgeye ayırmak mümkündür: 1. Yukarıda da belirttiğimiz üzere dünyadaki Türk soyluların toplam nüfusu 140 milyonu geçmiş bulunmaktadır. İkinci Bağımsız Türk Devleti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Azerî. gerek adet.871 49. Fransa. Kumuk.000 veya genel nüfusun %33.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 57 savaşlar. sıhhatçe özürlüler ve ancak ev işleriyle meşgul olanları bir yana bıraktığımız takdirde. Bu da bölgesel demografik araştırmaların ne kadar mühim ol* duğunu göstermektedir. Karaçay.377.000 :' 147.680. Tuva.000 2.270 2.987.000 24. Kengûriü. Zaten Türkiye şu anda dahi enflasyon.862. Iran 4. *989 yılında sivil iş gücü 18. Diğer topluluklarda olduğu gibi bu hızlı nüfus artışı Türkiye'ye de bir hayli sorunları beraberinde getirecektir.000.43'üne. Başkurt.803. Başka bir ifadeyle 0-21 yaş arasındaki gurup genel nüfusun %50. Türkmen. Kırgız. Zaman içinde bu topluluklar değişik boy adlarını kendi mM adları olarak benimsemişler ve yöresel miBî benliğe kavuşmuşlardır. Gagauz.570. 1985 nüfus sayımında 50 milyon olan Türkiye nüfusunun 1990 yılında 56. Sor. Kırgız. Kırım Tatarı. Belçika gibi Avrupa Ökelerinde de aslen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkler bulunmaktadır.500. Emekliler. (BakAş.000 200. örf ve gerekse düşünce yapısı bakımından kendilerine has özellikler gösterirler. Özbek ve Tatar. Kafkasya Tüffcmeni. bu toplam nü- . Kanada. afetler ve göçler neticesinde de önceden tahmin edilemeyen değişikliklere uğramaktadır. Kırgız. VakMt Karakalpak.570. İç göçler dolayısıyla Türkiye'deki nüfus hareketlerinin dahi takibinde karşılaşılan zorlukların çok daha karmaşığı diğer Türk topluluklarının nüfuslarının tespitinde ortaya çıkmaktadır. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Türk soylular Balkanlar'dan başlayarak Çin'e kadar uzanan tarih. Şibe (Şi ve).000 200. DPTnin verilerine göre 1990 yılında 0-6 yaş gurubu arasındaki nüfus 9. Almanya. Kaçar. Bu çalışmamızda Türkiye Türkleri konusunda ülkemizde çok sayıda yayın bulunduğundan ana bilgiler vermekle yetineceğiz. Çünkü %50'in üzerindeki nüfus ekonorr%* hiçbir şekilde katkıda bulunmayan tüketici bir sınıftır.000 150.000 120. İdil-Ural 6. İRAN'DA : Azerî.Tablo) Bu nüfusun büyük bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında yaşamaktadırlar.24'üne ulaşacaktır. Bulgaristan. bazılarının Türkiye ile asırlardan beri olan kopuklukları v«. Karaim. Tatar. Salar(Salur).184 2. gibi sebeplerden kendi yazılı edebiyatlarını geliştirerek gerek dü.000 250.000. Türk ve müslüman toplulukların yoğun olduğu coğrafî bölgelerde rastlanan hah nüfus artışı Türkiye için de geçerlidir.523-215 9. ±ür* AFGANİSTAN'DA: Özbek. Balkanlar Libya gibi ülkelerde de gerek Türkiyeli gerekse başka bölgelerden buralara yerleşen Türk soylular mevcuttur. Kaşkay. Dünyanın diğer tarafla-nnda ABD. din ve dil gibi ortak değerleri paylaşan millletlerin yaşadığı bir bölgede yoğun şekilde bulunurlar. Hamse. Kafkasya 5. Türkiye 3. Nogay. Karapapah. eğitim çağındaki 7-21 yaş gurubundaki nüfus ise 18. Kazak.000 500. Meshet.000.5 milyona ulaşmasını beklemek bu fenomenin göstergesidir. Dolgan ve Kırımçak.000 2. Hollanda. Afşar. Kundur. Uygur.456. Hakas.000 2. Avusturya.000'e ulaşacaktır. Şincang-Uygur Bölgesi (Doğu Türkistan) M* ni>» - Irak Suriye Kıbrıs Bulgaristan Romanya Yunanistan Yugoslavya ABD Diğer Ülkeler Toplam Türkiye'nin dışında coğrafî bölgelerde yaşayan Türk toplulukları bulundukları siyasî sistemler. 67'sini teşkil edecektir.

1 331.8 3.6 5.481.3 99.4 260.0 328.C vatandaşlarını sevk etmeye başladı.8 354.8 109.574 87.1 1249.8 1987 153.0 5. Bu durum aşağıdaki tablodan daha iyi anlaşılmaktadır: TÜRK NÜFUSUNUN YAŞLARA GÖRE DAĞİLİMİ (1982-1987) Yabancıların Toplamı (Bin) Yaş 6'dan ufak 6-10 10-15 15-18 18-21 21-35 35-45 45-55 55-65 65'ten yukarı 1982 400.400 nüfusla birinci sırayı atmaktadır.5 254. Neticede başta Federal Almanya olmak üzere Fransa. %70'i ise tüketici durumundadır.5' 186..9 17.1 5. Ancak 1970'li yılların ortalarında adı geçen Batı Avrupa ülkelerinde işsizlik oranının artması dolayısıyla Türk işçilerine olan ihtiyaç azaldı ve bu işçilerin bir kısmı Türkiye'ye dönmek zorunda kaldı.C vatandaşlarının en yoğun bulunduğu ülke ise Federal Almanya'dır.345 3.6 10.7 4.2 169. Hollanda. Avusturya gibi batı ülkelerinde büyük Türk kolonileri meydana geldi.2 20.9 1987 323.000 4.0 8. Aş. Bu sorun bazı hallerde Türk Düşmanlığı* şekline de dönüşmektedir.1%ıin de işsiz olduğu düşünülürse bu oran daha da düşmektedir.7 236. Almanya Federal istatistik Müdürlüğünün 1987 verilerine göre ülkede kayıtlı 4.313 16.8 Yabancı Nüfus İçindeki Oranı 1982 86 7.5 13.9 159.630.5 milyona yakın T. (Bk.2'sini teşkil etmektedir. Federal Almanya'da yüksek sayıda bulunan yabancıların ekserisinin Avrupa kültürüne ve hıristiyan dinine mensup olmaları dolayısıyla en dışta kalan gurup olarak Türkler göze çarpmaktadır.2 125.58 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 59 füsun %33.0 5. Her ne kadar Türkiye genç bir nüfus potansiyeline sahip ise de eğitime ayrılan payın düşük olması sebebiyle bu genç potansiyelin kalkınmış ülkeler seviyesinde eğitiimeBİ mümkün olamamaktadır. VATANDAŞLARI: 1960'lı yıllardan itibaren başta Federal Almanya olmak üzere diğer Batı Avrupa ülkelerindeki hızlı ekonomik geBşmeler yabancı iş gücüne ihtiyaç doğurmuştu. Ülkenin değişen bu şartları karşısında maddî güçleri elverenler yabancı okul ve yabancı ülkelerde eğitim aJma gayreti içindedirler.9 331.396 180.377. Bu problemlerin başında çok değişik küttür ve dinden gelen Türkter'in Alman toplumuna uyum sağlayamaması teşkil etmektedir. Tablo) ÜLKE Almanya Hollanda Fransa Belçika Danimarka ingiltere Avusturya İsveç Norveç Avusturalya Libya S. büyük genç nüfus potansiyeline sahtp olan Türkiye henüz kısa vadeli tedbirlerle bu problemin üstesinden gelmeye çalışmaktadır.7 368.3 4.3İ ' 121.2 959. Bu yabancılar arasında Türkler 1.0 139.C vatandaşı yaşamaktadır.5 234. Libya ve Kuveyt gibi ülkelerde de bir kısım Türk işçilerine istihdam imkânı hasıl oldu. Neticede ise bu durum gerek özel gerekse devlet sektörünün yabancı ülkelerde eğitim görmüş elemanları tercih etmesine yol açmaktadır.147 78.000 160.9 29.259 21.1 947.5 2.9 2.2 387.400 156.1 182.538 3. YURTDIŞINDAKİ T. Belçika.5 502. Yurt dışındaki Türk işçilerinin ülkelerine yolladıktan dövizler hükümetin döviz ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılar duruma geldi.9 227.000 49.2 1362.200 yabancı uyruktu bulunmaktadır. Kısacası.0 20. Bu da yabancı sorunu yerine Türk Sorunu* ndan bahsedilmesin© yo) açmıştır. Arabistan Irak Kuveyt Diğer Toplam TÜRK NÜFUSU 1.1 1987 7. Federal Almanya Cumhuriyetindeki Türkler: Resmî tabiriyle yabancı işçiler (Auslaendische Arbeitnehmer) veya halk arasındaki yaygın tabir Re "misafir işçiler" (Gastarbeiter) Alman ekonomisine bir hayli faydalar sağlamakta birlikte bir takım sosyal ve kültürel problemler de yaratmaktadırlar.1 630. Kısacası bugün yukarda belirtilen değişik ülkelerde toplam olarak 2.039 22.8 106. Federal Almanya'daki tabiî nüfus artışı Alman ve diğer topluluklara nazaran çok yüksektir. Çalışabilen insan gücünün %10.1 27. Aynı yıllarda bu sefer Uzak Doğu'da Avustralya'da ve Arap ülkeleri Suudi Arabistan.300 10.1 197. Diğer ülkelerdeki Türk vatandaşlarına ve onların problemlerine de iyi bir örnek teşkil etmesi bakımından burayı daha teferruattı incelemek yararlı olacaktır.4 217.9 38. Türkiye bu sayede hem ülke içindeki işsizlik probleminin bir kısmını çözme ve dış borçlarını ödemede yeni bir kaynak elde etme imkanına kavuştu. Özetlersek nüfusumuzun %30'u üretici. Hızlı nüfus artışının meydana getirdiği işsizlik problemini çözmede mühim bir imkân yakalayan Türkiye'de bu ülkelere çalışmak arzusunda oian T.871 T.7 232.0 .3 109.5 3. Bu Türkler'in Almanya'daki eyaletlere göre dağılımı ise aşağıdaki gibidir.481.7 5.9 97.6 8.C.7 Türk Nüfusu 1982 194.660 2.000 24.

Ancak ila Almanya'nın birleşmesi dolayısıyla ortaya çıkacak istihdam probleminin başta Türk işçilerine negatif yönde tesiri kuvvetle muhtemeldir. Azerbaycan'a dahil Nahçevan muhtar cumhuriyetleri bulunmaktadır. Kırgızistan.3'ûnün bu ülkede 8 yıldan fazla süre kaldığı ve bunların Türkiye'ye dönerek yeni bir başlangıç yapmalarının hayli zor olduğu anlaşılır. Toplu bir göç anında en büyük sorun bu Türklerin Türkiye'ye entegrasyonu olacaktır. Kazak. Bu grupta ise 8 Türk boyu bulun- maktadır. Başkurt ve Çuvaşlar. Tuva. SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ : Yukarıda da ifade ettiğim üzere Türkiye'den sonra Türk soyundan gelen toplulukların en büyük kısmı dünyanın yüzölçümü yönünden en büyük ülkesi olan (22. Kafkasya'da Azerîler. %55.000'e ulaşmış olup. Sovyetler Birliği'nde 15 birlik cumhuriyeti mevcut olup. Yikut). 1.402. Türkmenistan. Sovyetler Birliği'nde resmî görüşe göre 101 millet ve etnik topluluk mevcut olup ancak S'sînin nüfusu 1 milyonun üzerindedir. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu topluluklar kendi yöresel mim benliklerine kavuşmuş olup. Bunun dışında Özbekistan'a dahil Karakalpak.60 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 61 Almanya'daki Türk nüfusunun 0-21 yaş arasındakilerinin toplamı 652.Ural Bölgesinde başlıca Tatar. Sovyetler Birliği idarî yapı yönünden birlik (ittifak) cumhuriyetler.05'ini teşkil etmektedir. Orta Asya'da Özbek. son 10 yılda 23. bunların 5 tanesi herhangi bir Türk boyunun adını taşımaktadır (Azerbaycan.5 milyonluk bir nüfus artışı gerçekleşmiştir. Kafkasya 3. Sibirya'dır. değişik adlarda bilinirler.200 km2} SSCB'nin değişik bölgelerinde yaşamaktadır. Kalan nüfusun. idil(Volga). Kabarda-Balkar. Sovyet Orta Asyası ve Kazakistan (Batı Türkistan) 4. Federal Almanya'daki Türkier'in ikâmet süreleri incelendiğinde %71. muhtar cumhuriyetler ve muhtar bölgelere ayrılırlar. Bunlar sırasıyla. Türkmen ve Karakalpaklar. Çuvaş. Kırgız. 5000 kişilik emeklilik çağına ulaşmış olanlar hesaba katılmadığı takdirde. . İdil-UraJ 2. Bunların 6'sı bir Türk boyunun adını taşıyan Muhtar cumhuriyetlerdir (Başkurt. Sovyetler Birli-ğfndetö Türkler1t4rcoğrafî bölgede İncelemek mümkündür. bu oran genel Türk nüfusunun %44. Türkier'in büyük çoğunluğunu 25-45 yaş arasındaki gurup yani en verimli çalışma çağında olan gurup teşkil eder. Ocak 1989'da yapılan nüfus sayımının resmî verilerine göre genel nüfus 285. Kazakistan. Bilhassa Almanya'da doğup büyüyen oranın eğitim sistemine ve kültürüne intibak eden genç nüfusun Türkiye'ye uyum sağlaması hayfi zor olacak ve1 Türkiye'nin bu sorunları ortadan kaldırması için gerekli bir tedbir alabilmesi de büyük bir fedârlık gerektirecektir. Özbekistan). Tuva ve Altaylılar yaşamaktadır.688 965'e ulaşıp. Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti Ülkenin yüzölçümünün % 75'ine ve nüfusunun % 50'sine sahip olan en büyük birlik cumhuriyeti olup ülkedeki 20 muhtar cumhuriyetten 16'sı da buna dahildir.95'i çalışma yaşındadır. Gene de eğitime muhtaç zümrenin yüzdesi neredeyse Türkiye'deki orana yaklaşmaktadır. Sibirya'da Yakut.Tatar.

936.455.504 2.588 4.850.027.115 3.627-227 4.071550 44 135MB Artış 1970-79 8.978 9.2 34.0 24.6 34.5 45.839.4 0.449.4 6.126.2 0.330 6.347 387 12.697 3.0 7.068.477. .0 7.150.137.0 -3.4' 5. 1879-1989 yıllan arasındaki 10 yıllık dönemde genel nüfustaki tabiî artış % 9 iken Türk topluluklarının ortalaması % 25 dolaylarında gerçekleşti.2 -2.968.5 3.216.224 2.6 4.878 6.462 1.228 1.462.019.442 5.0 7.645.5 11.0 31.441 8.117 1.8 -5.6 35.5 4.240 3.6 10.1 5.SSCB'DE NÜFUSLARI BİR MİLYONUN ÜZERİNDE OLAN MİLLÎ TOPLULUKLAR Millet adı 1979 Nüfus İMİ 285.9 3.3 16. Bunlann toplam sayısı ise 50 mflyona yaklaşmış bulunmaktadır.751.1 24.876 1.654 137.037 1.196 4.027.905 2.983.297 2.191.810.6 -1.8 5.0 6.9 35.6 -15.3 4.2 Oranı 1979-89 9.089 42.151.1 4.5 23.9» 145.449.459.452 1.4 11.397.030.0 5.807 1.439.4 1.255 Sovyet İstatistiklerine göre resmî olarak 24 Türk topluluğu mevcuttur.0 10.991 1.241 2.035.295 2.913 1906.570.336 1.0 32.7 25.791.688.156 1.084.693 3.106 6.185.7 10.718.530.0 1.355.998 2.851 ÜBBÜteiŞ 10.7 -20.137 1.765 1.371.897.6 13.0 33.554.7 /İtaptan Rus Ukrain ÖZBEK Belofus KAZAK AZERİ TATAR Etmeni Tacik Gürcü Mo!dovw«* " Utvanyab TÜRKMEN KİRGİZ Alman ÇUVAŞ Lelonyaiı BAŞKURT Yahudi Mordva Leh Eston 262.271 1.153.7*5 6.214 1.516 1.

564 71.530. .839.366 1. Türk.477.640). Türk boylarındaki nüfus artış oranlarındaki bu farklılıklar bölgesel.689 166.0 32. IdH-Ural bölgesi İdil boyu Türk Bulgar Devleti (VJS40V.686.4 ve 1989 % 50.449.yy) ve bunların varisi Kazan Hanlığı (1437-1552ynin sahasını kaplamakta olup.000'inin (%78.7)şehirlerde.6 28.418 132.099. Diğer yandan Ruslar* İse ge- (*) Bu oranlar gerçek nüfus artışını ifade etmektedir.015 16.330 6.000 39. Alman gibi unsurlar teşkil eder. Görüleceği üzere SBCB'ndeki 6.1 4.371. Bu nüfusun ancak % 48'ini Tatarlar kendileri teşkil ederler ff . Bu gelişme aynı hızla devam ettiği taktirde ki.428 75. Bu eği-Sm Türk ve müslüman nüfusta da sezilmekte ise de henüz kayda değer derecede değildir. Zanntrnızca bu veriler de üç aşağı beş yukarı bugünkü demografik durum hakkında bir fikir wrecemksM 21.8 19.0 31.3 33.6 16.255 282. Bu taksimatlar tamamen siyasî maksatları gözönünde tutmuştur.199 207.0 7.027.657. İDİL-URAL BÖLGESİ: Bu ad bugün coğrafî bir tabir olarak kullanılmakla birlikte Ekim 19TTden Nisan 1918'e kadar bu yörede hakimiyet mücadelesi yapan iç Rusya ve Sibirya Müslüman Turk-Tatarîarı'nm Millet Meclisi" tarafından İdil-Ural Devleti kurmak üzere yürütülen çalışmalar dolayısıyla siyasî bir anlam da kazanmıştı.317 16.196 2.1 "W ise Ermeni.106 6.137.7 21. 1.2'sini teşkH etmekledir. 3 Fm muhtar cumhuriyeti ve 10 idarî bölgeyi (oblast) içine almaktadır. Fin kavimleri ve Ruslar'ın yaşadığı bir bölgedir.369 206.0 7.751.442 5.572 2.1979 % 52.074 66.7 25. kûttürel.4 34.324 328.878 6.62 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK YE EKONOMİK YAPI 63 SSCBDEKİ TÜRK BOYLARI VE NÜFUSLARI Türk Boyunun Adı 1979 Özbek Kazak Azeri Tatar Türkmen Kırgız .3)köylerde yaşamaktadır.2 10.436 362.1 24.645.228 1.000'i(% 71..000'i (% 21.5 10.588 Tatariar'm ancak % 25. ütvanyalı.452 303.272 210.5 23.9 - -mı 48.978 6.645.5 23.7 39.6 13.5 123.5 103.000 km^lik Wr yüzölçümüne sahiptir.0 24.776 59. Ruslar gelecek nüfus sayımında SSCB'ndeki mutlak çoğunluklarını kaybetmiş olacaklardır Genel olarak aldığımızda birkaç istisnanın dışında SSCB'nde tabîF nüfus artış ruzmm yavaşlamaya başladığı anlaşılmaktadır. tarihî ve ekonomik şartlara bağlı olmaktadır.906.2* 24.599.0 24.35) SSCB'nin diğer cumhuriyetlerinde yaşadıkları görülüyordu 1989 nüfus sayımının mBteÖerin bölgelere göre dağıtanını belirten veriler henüz ilân edilmediği için bu dağılım» 1979 yılına göre neticelerini veriyoruz.164 156.998 1.7'ye düşmüştür.341 3.455.1 15. Diğer 10.8 15.8 -26.011.n&179 131.3 3.T12.65) RSFSC'de kalanların ise yani 1.178 268.612 92.6 16.924 197.3 11. yy) Altınordu Devletinin (X!ll-XV. bu da kuvvetle muhtemeldir.018 228.9 18. Moldavyalı. Çuvaş Başkurt Karakalpak Yakut Kumuk Kırım Tatarı Uygur Mesnet Türkü Tuvah Gagauz Karaçay Balkar Hakas Nogay Altay Şor Karaim Kınmçak 12.000'i(%28.546 60. Bu bölge bugün RSFSCye da"'' olup 3 Türk muhtar cumhuriyeti.4 10.0 5.5 -2.556.1 33.739 262.3 19.360. Gürcü.240 8.334 70.1 26. Bunun2. Tatar MSSC: Şimal Türkleri.661 Nüfus 1989 " 16. Diğer müslüman topluluklarla Törk soyluların toplam nüfusu ise 57.082 .462 423.771 81.920) meydana getirirler.803 1559 49. Genel* nüfus 3568 000'dir. Idil-Ural Türkleri.7* 24. % 44"ünü ise Ruslar (1. Geçe»» 9 yıllık dönemde (1970-79) olduğu gibi bu seferki dönemde de (1979-89) büyük Türk boylan arasında en hız* nüfus artışı Özbekler'de olmuştur. En düşük artış ise dü ve dinî inanç bakımından diğer Türk topluluklarına hayü uzak olan Çuvaşlar'da görülmektedir.7"f**ı tendi adiBhna teste edilen cumhuriyette yaşadıkları ve burada dahi mutlak çoğunluğa sahip olmadıktan anlaşılır.271 1. Kazan Türkleri. bugün Türk.523.215 Artış Oranı 1979 35.9 Toplam 1989 nüfus sayımının resmî verilerine göre SSCB'nirrtter 45 vatandaşından birinin Türk ve müslüman vatandaşı olduğu belirlendi.569.8).8 3.4 rtel nüfus içindeki oranının her nüfus sayımında azaldığı izlendi (1970 % 53.625.718.588 2.Tatarlar gibi değişik adlarla bilinen Tatarların kendi adlarını taşıyan bu cumhuriyet İdil boyunda yerleşmiş olup 64.4.0 1979-89 34.913 1.140 88. 1979 yılında Slav nüfusu % 75*ter civarında iken 1989'da bu oran % 69. Bunlara her topluluğu ayn ayrı incelediğimizde teferruatıyla değineceğiz.791.185.5 17.033 3.477'ye ulaşmış ve bu nüfus genel Sovyet nüfusunun % 20.8 5. 1979 genel nüfus sayımına göre ise Tatariar'm 5.297 2.5 6.

917 45. teorimizi geliştirir ve 1917 yıllarında gerek milliyetçiler daha sonıa yerli Bolşevikler tarafından plânlanan Idil-Ural Devleti veya Tatar Başkurt Cumhuriyeti kurulabilse idi. Orenburg. Bir adım daha ileri gidilerek. yani Tatarlar'ın yoğunluk derecesi göz önünde tutularak sınırları belirlenecek bir Cumhuriyette yukarıda adı geçen Ulyanovsk ülkesine komşu olan Penza ile Kuybişev ülkesine komşu SaratoVun TatarTtüfusu da dahil edildiği takdirde bu Cumhuriyetteki Tatarlar'ın sayısı 3... SSCB'ndeki başka Türk Cumhuriyetleri ile mukayese edildiğinde hukuken de ikinci-üçüncü plâna atılmış bir kuruluş manzarasını arz etmektedir..051.5 0. o zaman bu yöre Türkleri'nin (Çuvaşlar hariç) toplam sayısı 4.859 135.7 3.43.384 134.922 1.5 2. Çelyabinsk.7 engel olmayan.853'e ulaşacaktı. Yukarıda da belirtiğimiz üzere 1979 verilerine göre Tatarların % 21. gerek başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerinde bulunan % 75'lik Tatar nüfusu adına da milli kültürü yaşatma gibi zor bir görevi yüklenmiş bulunmaktadır..360..731.613.2 2.680 1.■■ •• TATARLARIN BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIMI (1979) Bölge SSCB Genel RSFSC Tatar MSSC Başkurt MSSC Udmurt MSSC Mari MSSC Mordva MSSC Çuvaş MSSC Komi MSSC Yakut MSSC Orenburg Oblast Ulyanovsk Oblast Kuybişev Oblast Çelyabinsk Oblast Sverdlovsk Oblast Perm Oblast Kirov Oblast Penza Oblast Saratov Oblast Nüfus 6.980 151.7 15.446 99. Utvanya ! Letonya Estonya Moldovya Diğer Toplanı Nüfus (1979) 648. .1 1. Sverdlovsk.018 40.360. çok az bir şive farkı ile aynı dili konuşan aynı kültür ve edebiyatın varisi Tatar ve Başkurtları.688 2.6 m.. 157.031 3.7 0..948 Oran (%) 100 78.432 31. Böylece RSFSC'deki Tatarlar'ın % 78. Fakat bir takım siyasî kaygılarla asırlar boyunca birlikte yaşayan.588 5.9 1.3 0. .605 219.236 47. Bunun gerçekleşmesi için başta herhangi bir tabii (*) Bundan sonrakiler 1970'e göre.504'e ulaşmış olacaktı. İşte bu % 25'lik nüfusa sahip Tatar MSSC'i gerek kendine sınırdaş bölgelerde yaşayan.367. Ulyanovsk.726 44.712.645... Bolşevikler bununla da yetinmeyip bilhassa Tatarlar'ı değişik ufak Cumhuriyet ve idarî bölgelerde bölünmüş bir vaziyette bırakarak onları parçalamayı yeğlediler.767 103.765 37..350 90.Başkurt Cumhuriyeti kurulduğu halde ise bugünkü Başkurdıstan'ın komşusu ve Tatarlar'ın yoğun bulunduğu Çelyabinsk. bugünkü Tatar MSSCne sınırdaş olan Tatarları'n yoğun olduğu Başkurt.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI . Bu durumda adı geçen Idil-Ural Devleti sınırlarına Başkurtlar'la Tatarlar'ın müştereken bulundukları (Başkurt MSSC. Kurgan ve Kuybişev ülkeleri) yöreler ve bu yörelerin yerli halkı olan Türkler ortak bir çatı altında toplanmış olacaklardı.141 40.. yani büyük bir çoğunluğu kendi Cumhuriyetlerinin sınırları teinde yaşama şansına ve bunun sağladığı imkânlardan faydalanma imkânına kavuşmuş olacaklardı.900 78.8 0.542 10.6 3.764 813.36'i RSFSC'rtin dışındaki cumhuriyetlerde bulunmaktadır.6 0.0 2. 1.577'e yükselecekti. Kuybişev ve Kirov ülkeleri katılsa idi Tatarlar'ın toplam sayısı 3.529 72.Mari.6 0.8 1..205 1.010.9 0. .. Fakat bugünkü gerçek şudur ki SSCB'nin 15 ittifak Cumhuriyetinin en büyüğü dan (RSFSC) Rusya Federasyonuna daha Tatar MSSCS toplam Tatar halkının ancak % ^*ni içine alan yüzölçümü yönünden de. Sverdlovsk ve Perm ülkeleri de bu ortak Cumhuriyete katılacağından Tatar nüfusu 3.640 940.000 Tataristan Muhtar Cumhuriyeti kurulurken Tatarlar'ın yoğun şekilde yaşadıkları havaliler bu yeni Cumhuriyetin sınırları için katılsaydı mutlaka değişik bir nüfus oranı ite karşılaşacaktık.000'HK nüfusun dağılımı ise aşağıdaki gibidir: Cumhuriyetin Adı Özbekistan i Kazakistan I Tacikistan Kırgızistan l Tükmenistan Azerbaycan Ukrayna i Belorusya* .347 .. 69 birbirlerinden kopardılar...871..573 17.460 79. Perm Orenburg.460 2. Çuvaş Muhtar ■Cumhuriyetleri. Şöyte ki.837 10. Udmurt.744 179. ortak bir Tatar.

893)'e ulaşmıştır. Cumhuriyet nüfusunun (3. Başkurtlar başlıca kendi Cumhuriyetlerinde ve ona komşu olan ülkelerde yaşamaktadırlar. Kazan Hanltğı'nın varisi olan Tatarlar Ruslar'ın eline düşen ilk Türk ülkesi olmuştu (1552).280) ancak % 24.3'ü teşkil etmektedirler. XIX ve XX. Bunun sebepleri kısaca şöyle izah edilebilir.000'i (% 63.b yerlerde oldukça büyük Tatar azınlıklarına rastlamaktayız. ülkelerine dönmek arzusunu belirtenlere Tataristan'da oturma ve çalışma müsaadesi verilmemektedir.3 0. Bugün dahi bilhassa Özbekistan'da azınlıklar aleyhine başlatılan kampanyalar sebebiyle. Nüfus (Demografi) s Başkurdistan'ın sunî bir kuruluş olduğu Cumhuriyetteki nüfus dağıtışından da anlaşılmaktadır.3 0.895. genel Başkurt nüfusunun % 68. çoğunluğu.401.1 68.1 ZA 1. (*) Bundan sonraki rakamlar 1970 nüfus sayımına göre.051 17.269 30. 143. O dönemde tur kısmı düşmandan kurtulmak için ülkesini terketmişse. Dağılışları ise aşağıdaki gibidir: BAŞKURTLAR'DA BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIŞI (1971} Bölge Genel (SSCB) RSFSC Başkurt MSSC Çelyabinsk oblastı Perm oblastı Orenburg oblastı Sverdlovsk oblastı Kurgan oblastı Kuybişev oblastı* Kemerov oblastı Kazak SSC Özbek SSC Tacik SSC UkrainSSC Kırgız SSC Nüfus 1. 1.3 (1.3 1. . Rustan'n oram İse % 40. diğer bir kısmı da çarların sürgün politikalarını maruz bırakıldı.979 21.290.462 Başkurt mevcuttur.66 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI «7 Yukarıdaki tablolar incelendiğinde SSCB'nde Tatarlar'ın bulunmadığı bölgelerin yok denecek kadar az olduğu anlaşılır.7 0. Türk dünyasından bir şekilde izole edilmişlerdir.2 (122.5 (40.600 km2'lık yüzölçümüne sahip olan cumhuriyetin genel nüfusu 3.844. 1979 verilerine göre ise bunların % 94.800 $.664 5. Kalanları ise aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere komşu muhtar cumhuriyet ve bölgelerde bulunmaktadırlar.682 48.547.452 1.404. Diğer yandan ise ekofiomik yönden kalkınmış olan bir hayli yeni fabrikalar tesis edilen bu bölgenin işçi ihtiyacı ise dönmek arzusunu belirten Tatarlar yerine cumhuriyet dışından getirilen Ruslarla karşılanmaktadır.5 3. Bu nüfusun 2.7 3. Moskova'da (takriben 200 bin).2'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır.Bundan sonra 1937"de başlayan Stalin terörü de çok kişiyi îdîMJral'dan başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerine kaçmaya mecbur etti.442 20.449. 1917 ihtilâli ise başka bir göç dalgasını başlattı.2'si (936.839. Dolayısıyla ihtilâl öncesinde de diğer Müslüman-Türk topluluklarının genel toplantılarına katılmamışlar.3 RSFSR'da Tatar va Başkurt cumhuriyetlerinin dışında Tatar ve Başkurt toplulukların yoğun olduğu bölgelerde son zamanlarda iki topluluğun ortak kültürel dernekler kurmaya başlamaları.250 Oran(%) 100 94.344)'ünü teşkil eden Çuvaşlarte birlikte. Neticede başta Özbekistan ve Kazakistan Cumhuriyetleri olmak üzere. İhtilâle müteakip patlak veren iç savaş ve bunun getirdiği açlık (19201i yıllar) bir kıamTatar'ı tekrar ülkesini terke mecburettf.7 1.1 RSFSR'da ve % 68.5 0.000 (% 36. ileride bu iki Türk soylu topluluğu birlikte mütalâa etme ihtimalini dogurmaktadfft Çuvaş MSSC: İdil-Ural bölgesindeki üçüncü Türk topluluğunu Çuvaşlar teşkil eder.2 9.000'dir (1987).0) köylüdür.000) v.752 43. yüzyıllarda ise İdil-Ural bölgesinde kalanların bir kısmı ülkedeki ekonomik şartların elverişli olmaması ve rejimin baskıları sebebiyle Rusya'nın başka bölgelerinde geleceklerini aramaya başladılar. Bunları diğer Türk topluluklarından ayıran en mühim özellik V Türkçesi denilen bir Tüt k dilini kullanmaları ve Türklerin ekseriyetinden ayrı bir inanca (hıristi-yanltfc ve putperestlik) sahip olmalarıdır. (% 52) sağlamaktadırlar.888) kendi Cumhuriyetinde yaşamasına rağmen.4 0.95) şehirli. Başkurt MSSC: Başkurdistan İdil-Ural bölgesindeki ikinci mühim Türk muhtar cumhuriyetidir. 1979 nüfus sayımına göre. 1989 nüfus sayımının neticelerine göre 1.880 133. Sibirya'da (başlıca Tümen'de takriben 140. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'nde 1.842 3.672 3. Gene de Çuvaşlar'ia Tatarlar'ın birlikte yaşadıkları bölgelerde bir nevi ortaklıklar tesis edilmiştir.448yni teşkil eden Tatarlar ve % 3.994 935.371.228e ulaşmış olan Çuvaşlar'm ancak % 50'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır. Bunun dışında Moskova'na! Tatarlar'a kendi cumhuriyetlerinde çalışma izni vermemesi bir hayli aydının başka bölgelerde yerleşmesine yol açtı.761 4. Başkurtlar kendi Cumhuriyetinde Idîl-Urallı diğer Türk boylanyla yani Cumhuriyet nüfusunun % 24.

491. (% 52) sağlamaktadırlar. Kalanları ise aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere komşu muhtar cumhuriyet ve bölgelerde bulunmaktadırlar.452 1.682 48.3 0.95) şehirli.1 68.7 -_5'. XIX ve XX. Bunun dışında Moskova'nın Tatarlar'a kendi cumhuriyetlerinde çalışma izni vermemesi bir hayli aydının başka bölgelerde yerleşmesine yol açtı.051 Oranı» 100 94.446J'ni teşkil eden Tatarlar ve % 3. 1979 verilerine göre ise bunların % 94. diğer bir kısmı da çarların sürgün politikaların» maruz bırakıldı.895. yüzyıllarda ise İdil-Ural bölgesinde kalanların bir kısmı ülkedeki ekonomik şartların elverişli olmaması ve rejimin baskıları sebebiyle Rusya'nın başka bölgelerinde geleceklerini aramaya başladılar.600 km2'lık yüzölçümüne sahip olan cumhuriyetin genel nüfusu 3.994 935.1 2.547.3 (1.250 RSFSR'da Tatar va Başkurt cumhuriyetlerinin dışında Tatar ve Başkurt toplulukların yoğun olduğu bölgelerde son zamanlarda iki topluluğun ortak kültürel dernekler kurmaya başlamaları.371.5 TJ3 1.752 43. Sibirya'da (başlıca Tümen'de takriben 140.844.2'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır.1 1. Rusları'noranı ise % 40. Neticede başta Özbekistan ve Kazakistan Cumhuriyetten olmak üzere.0) köylüdür. O dönemde bir kısmı düşmandan kurtulmak için öfkesini terketmişse. 1.228'e ulaşmış olan Çuvaşlar'ın ancak % 50'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır. Gene de Çuvaşlar'la Tatarlar'm birlikte yaşadıktan bölgelerde bir nevi ortaklıklar tesis edilmiştir.2 (122. 1989 nüfus sayımının neticelerine göre 1 839. Bu nüfusun 2. (*) Bundan sonraki rakamlar 1970 nüfus sayımına göre.4 0. 143.979 21.449.1 RSFSR'da ve % 68. Başkurtlar kendi Cumhuriyetinde Idil-Urallı diğer Türk boylarıyla yani Cumhuriyet nüfusunun % 24. .269 30. 1979 nüfus sayımına göre.000'dir (1987). çoğunluğu. Bunları diğer Türk topluluklarından ayıran en mühim özellik V Türkçesi denilen bir Türk dilini kullanmalar! ve Türklerin ekseriyetinden ayrı bir inanca (hıristi-yanlık ve putperestlik) sahip olmalarıdır.880 133. Bunun sebepleri kısaca şöyle izah edilebilir.888) kendi Cumhuriyetinde yaşamasına rağmen. ileride bu iki Türk soylu topluluğu birlikte mütalâa etme ihtimalini doğurmaktadır. rVürus (Demografi) s Başkurdistan'ın sunî bir kuruluş olduğu Cumhuriyetteki nüfus dağılışından da anlaşılmaktadır. Moskova'da (takriben 200 bin).5 (40. Başkurt MSSC: Başkurdistan (dil-Ural bölgesindeki ikinci mühim Türk muhtar cumhuriyetidir.761 4.3 0. Diğer yandan ise ekonomik yönden kalkınmış olan bir hayli yeni fabrikalar tesis edilen bu bölgenin işçi ihtiyacı ise dönmek arzusunu belirten Tatarlar yerine cumhuriyet dışından getirilen Ruslar'la karşılanmaktadır. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'nde 1.000) v.66 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI________________i____________________________ «T Yukarıdaki tablolar incelendiğinde SSCB'nde Tatarlar'ın bulunmadığı bölgelerin yok denecek kadar az olduğu anlaşılır.3 i$M 0% 5.344)'ünü teşkil eden Çuvaşiar*la birlikte. Cumhuriyet nüfusunun (3.404.7 0.7 1.b yerlerde oldukça büyük Tatar azınlıklarına rastlamaktayız.800 3.2si (935. Dolayısıyla ihtilâl öncesinde de diğer Müslûman-Türk topluluklarının genel toplantılarına katılmamışlar. genel Başkurt nüfusunun % 68.OOO'i (% 63.280) ancak % 24.000 (% 36. Dağılışları ise aşağıdaki gibidir: BAŞKURTLAR'DA BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIŞI (1979) Bölge Genel (SSCB) RSFSC Başkurt MSSC Çetyabinsk oblastı Perm oblastı Orenburg oblastı Sverdlovsk oblastı Kurgan oblastı Kuybişev oblastı* Kemerov oblastı Kazak SSC Özbek SSC Tacik SSC UkratnSSC Kırgız SSC Nüfus 1.462 Başkurt mevcuttur. ülkelerine dönmek arzusunu belirtenlere Tataristan'da oturma ve çalışma müsaadesi verilmemektedir.893)'e ulaşmıştır.3'ü teşkil etmektedirler. Bundan sonra 1937'de başlayan Stalin terörü de çok kişiyi Idit-Urardan başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerine kaçmaya mecbur etti.290.842 ■as»'-'3.2 9. Çuvaş MSSC: İdil-Ural bölgesindeki üçüncü Türk topluluğunu Çuvaşlar teşkil eder. Kazan Hanlığı'nın varisi olan Tatarlar Ruslar'ın eline düşen ilk Türk ülkesi olmuştu (1552). Bugün dahi bilhassa Özbekistan'da azınlıklar aleyhine başlatılan kampanyalar sebebiyle.1917 ihtilâli ise başka bir göç dalgasını başlattı. 3. Türk dünyasından bir şekilde izole edilmişlerdir.442 20. Başkurtlar başlıca kendi Cumhuriyetlerinde ve ona komşu olan ülkelerde yaşamaktadırlar. İhtilâle müteakip patlak veren iç savaş ve bunun getirdiği açfck{1820'1i yıllar) bir Kısım Tatar'ı tekrar ülkesini terke mecbur etti.

3 1.468.6 1. Idil-Ural'da Türkler arasında nüfus artış hızının düşük olması çok değişik faktörlere bağlıdır. kültürel ve sosyal şartların yarattığı psikolojik durum bu gelişmeyi etkilemektedir.508.774. geleneklerin daha iyi muhafaza edildiği ve Ruslar'ın sayısının düşük olduğu Türk yörelerindeki gibi bir nüfus artışına sahip olmasını engellemiştir. Dinin yasaklanması ve dindarlara yapılan baskılar neticesinde eski ahlakî anlayışlar değişmiş. ve Krasnoyarsk Krayına ait rakamlar 1970 yılına aittir.087 122. Fin kavimlerinin de meskûn olduğu İdil-Ural bölgesinde Tatar. bazı sınırlar onların lehine çizilmiştir).212 338.023 870. Her üç Türk topluluğunda (Tatarlar'ın biraz yüksek olmasına rağmen) nüfus artış hızının genel Sovyet ortalamasının (%9) altında ve tek Tatarlar'da Rus nüfus artış hızının (%5.Bu Rus nüfus baskısı yerli halka oldukça büyük bir güvensizlik aşılamıştır. İdil-Urai bölgesindeki Ruslara geldiğimizde "ise onların bu bölgede büyük bir çoğunluğa sahip oldukları anlaşılmaktadır.854'ü biraz aşmış olması gerekir. Bilhasa bolşevik ihtilâlinden sonra geleneklerin bozulmasına. buraya çok sayıda Rus yerleşmiş ve yerli halKyehîrml sahipleri ile evini paylaşmak dorumunda katmıştır (Bölgenin Rus kesafeti hakkında aşağıda bilgi vereceğiz).222 Yukarıdaki hesaba göre kabaca aldığımızda Idil-Ural bölgesindeki Ruslar'ın toplam sayısının 16.150 334. Buna göre son on yılda (1979-1989) Tatarlar'da bu oran %7A Başkurtlar'da % 5. bu da ailenin yapısını bozmaya sebep olmuştur. Karakalpaklar'da % 39.1 bölgedeki Rus çoğunluğunun ve merkezin yürüttüğü Ruslaştırma politikasının neticesi de geleceğinden emin olmayan topluluklara büyük aile kurmayı engeleyici psikolojik faktörler olarak ortaya çıkmıştır.337 Nüfus oranı (%) 100 96.523 591. Bu rakamlardan da görüleceği üzere Ruslar bu yörede mutlak çoğunluğa sahiptirler (Ancak her bölgede olmayıp.497 19.6) biraz üstünde olduğu görülür.4 0. Çuvaşlar 1.0 1.~Çuvaşlar'da ise "S5.306.8 1.6) çıktığı düşünülürse bu nüfus artış hızlarının çok düşük olduğu anlaşılır.547.344 115. Konuyu biraz açarsak şunları söylemek mümkündür.756 92.093 948. Idil-Ural'da Orta Asya'da ve Azerbaycan'da henüz şehirleşme oranının SSCB'nin batı bölgelerindeki gibi yüksek olmadığı. Diğer Türk boylarında ise bu oranın % 25-30'lara hatta daha yukarılar (msl.252 2. Buna göre Idil-Ural'daki Türk soyluların nüfusu 8.632 Rus. şehirlerde çocuk yetiştirmenin maddî ve manevî zorlukları aileleri daha plânlı çocuk sahibi olmaya yöneltmiştir.516. İDİL-URAL BÖLGESİNDEKİ MUHTAR CUMHURİYETLERDE RUSLAR (1979) Muhtar Cumhuriyetin Adı Başkurt MSSC Tatar MSSC Udmurt MSSC Komi MSSC Mordva MSSC Çuvaş MSSC Mari MSSC Toplam Âğ 1 Nüfus 1. Başkurt ve Çuvaşlar'ın çoğunluğu yaşamaktadır.254'e ulaşması anlamına gelir. .816 17.6 5.250 1.bunun üstüne eklenen sosyal ve ekonomik yetersizlikler de evliliklerin çabuk bozulmasına.0 olmuştur.323 11. Ayrıca bölge(*) Kemerovsk ob.512. 1989 yılı nüfus sayımının neticeleri incelendiğinde Idil-Ural'daki Türk boylarındaki nüfus artış hızının her boy için değişik olduğu izlenir.3 1.587. 1979 yılındaki yüzdelerin değişmediğini kabul ederek 1989 yılı için hesap yaptığımızda Idil-Ural bölgesindeki Tatarlar 5. İdil-Ural bölgesinin çok asırlar öncesi Ruslar'ın eline geçmesi neticesinde. Şehirleşmeden sonra ortaya çıkan konut sorunu.68 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 69 1979 NÜFUS SAYIMINA GÖRE ÇUVAŞLAR Bölge adı Genel RSFSC Çuvaş MSSC Tatar MSSC Mari MSSC Başkurt MSSC Kuybişev oblast Ulyanovsk oblast Kemerovsk oblast* Krasyonarak kray* Orenburg oblast Saratov oblast Tümen Nüfus "1VJ5Î.822 1.738 147. Bu durum zihinlerde sorular doğurmaktadır.230.4 7.3î>9.270 629.561 5.0 6.088 8. Bu durum aşağıdaki tabloda daha açık görülecektir.397 28.893 1.366 1.565 22. İDİL.689. ekonomik.761.847 887. Kısacası bu ve buna benzer sebepler.920.7.7 8.363.URAL BÖLGESİNDEKİ OBLASTLARDA RUSLAR (1979) Oblast'ın Adı Kuybişev Saratov Orenburg Penza Ulyanovsk Perm Toplam Nüfus 2.943 olarak tespit edilebilir.394 31.550 ve Başkurtlar 1.827.482 2.093. Bu bölgedeki siyasî. bölgenin endüstriyelleştirilmesi şehirleşme oranının çok yükselmesine sebep olmuş ve geleneksel çok üyeli büyük ailelerin sayısı oldukça azalmıştır.S 50.

Bu rakama 750. 1989 nüfus sayımı istatistiklerinde .000 civarında bulunan Kınm Tatarları'nın 125. Zaten Başkurtlar'la ilgili hane incelendiği zaman bunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Onları diğer Türkler'den ayıran husus Çuvaşlar gibi hristiyan inancında olmalarıdır.468.4 gibi bir orana yükselmiş olarak ifade edilmesidir. iki sayı arasındaki fark ise 132. Aslında da bu pek gerçeği yansıtmamaktadır. Kırım Tatarları Mayıs 1944'te topyekûn sürgüne yollanmış.815.6 iken. ve bunlarla birlikte bazı küçük azınlıklar sürgüne yollanmışlardı.961 326. Çünkü her iki oran karşılaştırdığı tekdîrtieTatertar'da son on yılda çocuk doğum oranın nerdey-se % 70 arttığını gösterirdi ki. Bilhassa Başkurdis- . son dönemde (1979-1989) bu oran izahı çok güç gibi btr düşüş göstermiştir (5.000' in hayli üstünde bir rakama ulaştıkları kabul edilebilir. Kırım Tatarları. bu nevî zorlukları göze alabilenlerin bîr topluluktaki oranı yüksek olması gerektir.00 kadar) v.254 olan bu Türkler. Bu durumda daha önceden nüfus kayıtlarında belirtilmeyen Kınm Tatarları'nın (Kazan) iftarlar hanesinde kaydedildiğini göstermektedir.7). Ancak bazı 1 milyon gibi rakamlara katılmıyoruz. Bunların en büyüğü hiç şüphesiz Kırım Tatarları olup. Çeçenler ve Inguşfar.272 olarak kaydedilmiş ve bu on yıllık sürede % 105.696 621. Dikkat edHdiği takdirde Başkurtlar'da 1970-1979 yılları arasındaki tabiî nüfus artış oran» % 10. Meshet Türkleri için aynı inanılmaz oranda bir artış gösterilmiştir (%o123. dünya savaşında büyük talihsizlik ve haksızlığa uğrayan topluluklar arasında Kırım Tatarları'nın özel bir durumu vardır.800 bini* diğer mHIÎ topkriuMart-da kattığımızda 17 milyonluk bir Rus nüfusu karşısında 12 milyonluk bir gayr-ı Rus nüfus söz konusudur.7).Dolayısıyla biz Kınm Türkleri liderlerinin iddia ettikleri yüksek rakamlar! gerçeğe daha yakın buluyoruz. Dolayısıyla hâlâ millî benliklerini saklayanların olduğunu da düşünerek Kırım Tatarları'nın sayısının 300. Bunların sayısı aşağıdaki gibidir. Toplam sayılan 8. Şimdi Sovyetler Birliğinde değişen siyasî şartlarda insanlar esas mensup oldukları milletleri korkmadan ifade etme cesaretini gösterebilmişlerdir.317.284. Alman (50.00 kadar). Rus nüfus artışındaki hızlı düşüş ve Türkler'de uyanmaya başlayan milfî şuur er veya geç bu bölgedeki Ruslar'ın Idil-Ural'ı terkine sebep olacaktır diyebilir*© . Asparuh Bulgarları da denilen Gagauzlar Anadolu Türkçesine çok yakın bir dil konuşurlar. Çünkü uzun mücadalelerden sona 75.000'in esas sürgün yeri olan Özbekistan'a ulaştıkları tahmin edilmektedir.468 idi. Sürgün esnasında takriben 250.873 tan'da yaşayan Tatarlar ya iş yerlerini muhafaza kaygusu veya istatistik memurlarının işgüzarlığı sebebiyle Başkurt diye kaydedile geliyortartaK Neticede «eTatarlar'm nüfus artış hızı % 7.000 civarında Kıran Tatarlarının tekrar Kırım'a dönüp yerleşmesi de bu resmi olarak belirtilen 268. Karaim ve Kırımçaklar'dır. Karaçay-Malkartar (Balkar) ve Meshet (Ahıska) Türkleri.516(1989) 713. Bu yüksek oraftın ortaya çıkmasında esas sebep. Aslında son 10 yılda Başkurtların ne tabiatları değişmiştir.153. ne de büyük bir nüfus kaybına uğrayacak bir felakete uğramışlardır.700 2.Asltnda her iki rakamda gerçekleri ifade etmekte olup. Gagauzlar: Deliorman Türkleri.4 Başkurtlar'* ise % î.TaJaâar nanesinde dikkati çeken ikinci husus ise 1970 ile 1979 yılları arasında 9 yıllık dönemde tabii nüfus artışı % 4.. Ruslar'a oranla takriben % 50'lik bir toplam nüfusa sahiptirler. Bütün mesele şimdiye kadar kendini Başkurt diye gösterenler bu sefer milliyet hanesine Tatar olarak kayıtlanın yaptırmışlardır. kalanları Gagauz. Böyle bir tahmin oldukça da gerçekçidir. 1989 nüfus sayımının geçici verilerine göreTatariaffm fff^yjü i^inûfusu 6.272'dir krbuTta Kırım Tatarları'nın İ379 yılr için belirtilen nüfuslarının tıpa-tıp aynısıdır. Kısacası Türkler'in yoğun olduğu bölgelerde Rus köylerinin boşalmaya başlamış olması.000 sayısının çok üstünde olduğunu gösterir mahiyettedir.21* bir artış gösterilmiştir.70 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI Ti Idif-Ural bölgesinde Ruslar'dan sonra en büyük topluluğu yukarıda da ifade ettiğimiz üzere değişik üç Türk boyu meydana getirir. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus ta bu bölgede Ruslar ve Türklerin dışında esas halkı teşkil eden Fin-Ugor kavimlerinin de bulunduğudur. Gelecek nüfus sayımında hâla çekindikleri için gerçeği ifade etmeyenlerin de katılması beklenebilir. bu sürgün neticesinde halkın takriben % 50'si hayatını kaybetti. bir-birine benzer bu iki Türk topluluğunun tabiî nüfus artışı yakın olmalıdır. SSCB'nin Avrupa Bölümündeki Türk Boylan: Türklerin Sovyetler Birliği'nde yaşadığı bölgelerin dışında herhangi idarî bölgeye adlan verilmemiş olan Türk toplulukları Sibirya'nın dışında Avrupa Rusyası'nda da mevcutturlar. Adı Nüfusu (1979) Mordva Udmurt Marl Komi Toplam 1. 2.185. Sürgünden sonra haklarında 1989'a kadar hiç bir istatistiki bilgi verilmemiş olan Kırım Tatarları'nın sayısı bugün resmî verilere göre 268. Kazak (200. Aynı istatistiklerde Kınm Tatarları'nın 1979 nüfusu 132. Bu aslında tabu nüfus artışını göstermemekte olup. Böylece Türk boylan ile Fin-Ugor boyları 11. bu da gerçek değildir. bundan önceki nüfus sayımlarında şahısların kendilerini başka bir millete mensup oldukların» belirtmelerinden kaynaklandığı kolayca anlaşılmaktadır.739'dur. Büyük bir kısmı Romanya'dan ilhak Bunların dışında yarım milyon kadar Ukraynalı. Görüleceği üzere nüfusla ilgili Sovyet istatistikleri incelenilirken çok değiş* faktörlerin de göz önünde tutulması gerekmekte ve tabii ki bu durum bu istatistiklere güveni sarsmaktadır.127'lik toplam nüfusa kavuşmaktadırlar. Kalmuklar. 1985'ten sonra Sovyetler Birliği'nde baskının nisbeten azalması ve değiş* topluluklarda miff şuurun güçlenmesi neticesinde önceden kendini başka bir millete mensup gibi gösterenlerin bu sefer esas müyetlerini seçmeleridir. Ayrıca çoğunluğu Özbekistan'da yaşayan Kınm Tatarları'nın resmî yollarla Kırım'a dönmeleri çok zor olduğundan bir hayli insan gayr-ı resmî bir şekilde Kırım'a dönmüş bulunmaktadır ki.136olarak verilmiştir ki bundan önceki 1979 istatistiklerinde bu rakam 6.b. Bilindiği üzere savaş yıllarında Almanlarla işbirliği yaptıkları veya başka gerekçelerle Türk boylarından Kırım Tatarları.7 şekilde kayıtlara geçmiş oldu.3 olmuş iken 1979 He 1989 yılları arasındaki son on yfflık dönemde 7.Resmî istatistik veriler incelendiğinde bilhassa Talar ve Başkurtter'ın nüfus artışı ie ilgili bilgiler bazı açıklamalara muhtaçtır. millet mensupları da bulunmaktadır. gayr-ı Türklerden ise Almanlar.

979 255. Tabasaran. Türk kavimlerinden Hun. Özbek.811.0'lük bir nüfus artışına ulaşan Azeriler SSCB'de nüfusları hızla artan Türk toplulukları arasında Karakalpak.3 0. dir.054. 1987'de genel nüfus 1. Avar.559'duKîKAFKASYA BÖLGESİ: Sovyetler Birliği'ndeki Türk soyluların yoğun olduğu ikinci bölgeyi Kafkasya adı verilen Kuzey Kafkasya ve Kafkasya ötesi yörelerinden meydana gelen bölge teşkil eder. Bu yönü ile diğer Türittoplulukfem arasında Türkiye'ye kendini en yakın hissedenler Sovyetler Birliğindeki Azeriler'dir. Zaten böyle bir birleşmeye henüz hiç bir siyasi imkân gözükmemektedir. Bu hızlı nüfus artışı sayesinde Azeriler son 20 yılda Türk boyları arasında beşinci sıradan üçüncü sıraya yükselmişlerdir. Karaimler: Karaylar olarak ta bilinen bu çok eski Türk topluluğu Yahudiliğin bir mezhebine inanmaktadırlar.779 23.207 136. batıda Azerbaycan'a bağlı Nahçevan MSSC'ni kama gibi kesen Ermeni SSCy*uzeyde Dağıstpn "MSSC ve Güroü SSC ile komşudur. .421 73. 1970'lerde 6 bin civarında olan bu nüfus her geçen yıl düşüş göstermektedir. birbirlerinden hayli ayrılık gösterenlerin bir kısmı hıristiyan inancına sahipken. SSCB'deki 7 milyonluk Azeriler. bu toplulukları bağlayıcı mühim faktördür. Osetin. Kırgız ve Kazaklar'dan sonra altıncı sırayı alırlar.8 1.2 idi. Güney Azerbaycan'dakîleri Iran bahsinde inceleyeceğimizden. Bulkanesta gibi bölgelerinde yoğundurlar. Karaçay.914 6.7 2.72 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 73 edilen Moldovya SSC'nde yaşarlar. 1989 Sovyet nüfus istatistik verilerine göre 2. Bu bölge tarih boyunca kavimlerin göçüne sahip olmuş. Inguş.000'dir (1987) ve bu nüfusun ezici çoğunluğunu (250. Her ne kadar bu istatistiklerde cumhuriyetlerdeki nüfuslara göre dağılım hakkında bilgi verilmemekle birlikte bundan önceki nüfus sayımlarının ilân edilmiş verilerine ve göç gibi diğer gelişmeleri (Dağlık Karabağ olaylarından sonra Ermenistan'daki Azerilerin Azerbaycan'a Azerbaycan'daki Ermeniler'in büyük kısmının Ermenistan'a sığınması) de göz önünde tutarak yaptığımız tahminler aşağıdaki gibidir. Lezgin. Sasaniler ve Araplar da bu bölge için mücadele etmişlerdir. komşu iran'daki (Güney Azerbaycan). Burada başta Azeriler olmak üzere çeşitli Türk boyları yaşar. İlhanlı ve Selçuklu devletlerinin hakimiyet mücadelesine sahne olmuştur.791. Hâla çıbanbaşı olma hususiyetini muhafaza etmektedir.164 Gagauz mevcuttur.678 152. Bu bölgede 30'un üstünde değişik millet ve halklar yaşar. t987 verilerine göre 6.1 0. Nogay. SSCBYrin hiç bir Türk adını taşıyan cumhuriyetinde bu kadar yüksek Türk oram yoktur. Ermenistan'la hiçbir sının olmayan. Kabarda.548 17.106'ya ulaşmıştı. Çeçen-lnguş MSSC ve Dağıstan MSSC adlı idarî-siyasî bölgeler tesis edilerek hepsi RSFSR'e bağlanmıştır.000 nüfusu olan cumhuriyetin % 9Ö'nını Azeriler kendileri teşkil eder. Diğer cumhuriyetler Adı Geçen Bölgedeki Nüfus 6. Ukrayna.803 nüfusa sahiptirler.000) Azeriler teşkil eder. Dargin. Çok büyük çatışmalar ve Sovyet ordusunun müdahalesine sebep olan Dağlık Karabağ bölgesi ise Azerbaycan SSC içinde. bu yanı ile onlar Iran din? geleneklerine daha yakındırlar. Türkmen. Iran ve Osmanlı Devleti bu mücadeleyi sürdürmüştü. Laks. Kırımçaklar: Karaimler gibi Yahudi inancında bulunan bu topluluk bazılarına göre Türkleşmiş Yahudiler'dir. bu kısımda ancak SSCB vatandaşları olan Azeriler'den bahsedeceğiz. büyük çoğunluğu müslümandır. Bu bölgede Sovyet hakimiyeti yerleştikten sonra ise Krasnodarsk ve Stavropolsk Kray'ları.000 olup % 75'ini Ermeniler'in teşkil ettiği zannedilmektedir. Azeriler'i diğer Türk topluluklarından ayıran bir husus ta onların ekseriyetinin (%70) islamiyet'in şiî mezhebinde olması teşkil eder ki.106 Oran (%) 88. Nüfusları 1.600 km2'dir. Kuzey Kafkasya'nın diğer muhtar cumhuriyet ve bölgelerinde ise Çeçen. Kuzey Kafkasya bir milletler mozayiği manzarası arz eder. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'deki Azerilerin toplam nüfusu 6. Azerbaycan'ın bir parçası olan Nahçevan Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne geldiğimizde onun genel nüfusu 278. Azerbaycan SSC: SSCB'nin 15 birlik (ittifak) cumhuriyetinden biri olan Azerbaycan'ın yüzölçümü 86.3 Toplam Azerbaycan SSG'nirtyözölçümü 86 600 km olup.ötesi bölgesi başlıca Azeri.235 17. Bundan sonra bu bölge Altın Ordu. Hazar devleti ise burada güçlü bir siyasî birlik oluşturmuştu.300 km.bazı verilere göre 15-16 milyonluk Azerilerle birleşebildikleri takdirde 22-25 milyonluk güçlü bir nüfus meydana getirebileceklerdir.000 ve yüzölçümü 50. Sovyetler Birliğinin dışında kuzey doğu Bulgaristan ve Dobruca'da bulunurlar.3 1.Çerkez Muhtar Oblastı. 1989 nüfus verilerine göre SSCB'de 197.4 0.791. Peçenek ve Uzlar'ın hakimiyeti altında kalmıştır. Azeriler ancak Sovyet veya Kuzey Azerbaycan'da mevcut olmayıp çok sayıda Azeri tran hakimiyeti altındaki Güney Azerbaycan' ve Türkiye'nin doğu ürerinde de mevcutturlar. Polonya ve israil'de de mevcuttur. Bölgenin nüfusça da ve idarî-siyasi yapıca da en büyüğünü Dağıstan MSSC'İ teşkil eder. Daha sonraları Rusya. Hazar. Tsahur ve Agul'lar yaşar. Kuzey-Osetin MSSC. Bu bölgedeki Ruslar-'ın nüfus yoğunluğuna geldiğimizde durum aşağıdaki tablodaki gibidir. Ancak Sovyet Azerbaycanı'nda dinî şuurdan ziyade millî şuurun güçlü olduğunu kaydetmemiz gerekir. Burada Dağıstan halkları diye bilinen Avar. Karaimler'in bir kısmı Kırım'da diğerleri Litvanya. Ermeni ve Gürcüler tarafından paylaşılırken. Rutul. Azerbaycan hem coğrafî-stratejik hem de bu nüfus Özelliği Re diğer Türk topluluklarından oldukça ayrılır. Kumuk. fakat Ermenilerin çoğunlukta olduğu ufak bir bölgedir. Buranın Çadır. Bölgenin adı Azerbaycan SSC Gürcistan SSC RSFSR Kazak SSC Özbek SSC Türkmen SSC Ukrain SSC Kırgız SSC . Lungsk. Toplam nüfusu 180. güneyde Iran Azerbaycan'ı. kabarda-Balkar MSSC. 1979 ile 1989 yılları arasında % 24. Dil ve küttür yönünden ortaklık olmamakta birlikte İslâm dini.345 59. Kuzey Kafkasya: Kafkasya'nın Kafkasya. Ancak her iki topluluk arasındaki oldukça belirgin kültür farklılığını da belirtmede yarar vardır.9 4.768. Abhaz ve Çerkezler bulunmaktadır.

Türkmenistan ve Tacikistan)'i içine aldığından Çin hakimiyeti altındaki Uygur ve Kazaklar Doğu Türkistan tapirini tercih etmişlerdir. Kumuklar: Kuzey Kafkasya'daki en büyük Türk topluluğu Kumuklar'dır. y.'da esas Tükmenler'den kopan bir topluluk olup.235. Karaçay. Kazaklar'n bu isme pek rağbet etmedikleri izlenmektedir.300 km2 olup Türkiye'nin neredeyse 3.664 7.2 82. Her iki yörede de nüfusu 25. Ayrıca Türkistan kavramı genelde SSCB'deki beş cumhuriyet (Özbekistan.000 70. Teberde ve Zelençuk mevkiilerinde yoğundurlar. Kabarda-Balkar MSSC'de nüfus yoğunluğunda Kabarda ve Ruslar'dan sonra üçüncü sırayı alırlar (takriben 70.152. Tatar.178'dir. Azeri ve Uygur gibi sonradan yerleşen Türk toplulukları). Bozkır ve diğerleri ise Türkistan genel valiliğine bölünmüştü) Türkistan MSSC ite Kırgız (Kazak) MSSC kurulmuştu. Kundurlar ise Nogaylar'a yakın bir Türk boyudur. Karaçaylar: Aynı özelliği gösteren ve aynı yazı dilini kullanan Karaçaylar her yerde Balkarlar'la (Malkar) birlikte belirtilirse de idarî'yönden Karaçay-Çerkez Muhtar Oblastına dahil edilmişlerdir.653 Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere Ruslar ancak iki krayda çoğunluğa sahip olup. Karakalpak.853.137 200. y.178 156. Buynak. Özetlersek Kuzey Kafkasya'da çeşitli Türk boylarının genel nüfusu aşağıdaki gibidir Bu Türkler komşu Azerilerle aynı din.140 olup. Nogaylar: 1989 nüfus sayımına göre 75.000 5. Bugün aslı bu yöreden olan ve dış ülkelerde yaşayanlar arasında bu bölge için Türkistan tabiri kullanılma eğilimi mevcutsa da.244.051. % 60 bu adı geçen yerde (93.0 Boyun adı Kumuk Karaçay Balkar Nogay Türkmen Azeri Toplam Nüfusu 282.5 mâlisinden fazla bt yüzölçümüne sahip olmasına rağmen nüfusu bu oranda düşüktür ve 1987'de 16.771 75. Fakat şu anda Kuzey Kafkasya çok karmaşık etnik bir manzara arz etmekte ve önceleri Kumukça olan anlaşma dili yerini Rusça'ya bırakmıştır.W TftpırnrfteıvAim ırtrAnı DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI---------------------------------------------------------------T» Bölgenin «di Dağıstan MSSC Kabarda-BalkarMSSC Kuzey Osetin MSSC Ceçen-lnguş MSSC Krasnodar Kray Stavropol Kray Karaçay-Çerkez MOb Toplam Bölge Genel Nüfusu (1987) 1.4'ünü teşkil ederler.000 367. İşte bu Orta Asya veya Türkistan diye adlandırılan bölgede başta değişik Türk boylan olmak üzere (Kazak. Kırgızistan. Çarlık Rusyası'ndan devralınan gelenekte (Çarlık döneminde Kazakistan. % 90'ı Dağıstan MSSC'de (253.089 2. Azeri. Yahudi ve Dungan gibi yabancı kavimler ve yerli Tacikter yaşamaktadır. f#2D'de ortadan kaldırılan Buhara ve Hive hanlıkları da bu Türkistan MSSC dahil edHdf.000'in üzerindedir.564 15. Kızılyurt. Malki ve Terek civarında yoğundurlar. Kitleler halinde Hasanyurt. Türkistan adı bugün resmî olarak ancak Türkistan askerî bölgesinde kullanılmaktadır. Kazak SSC: SSCB'deki 15 birlik cumhuriyetinin RSFSC'den sonra ylteMçümü bakımından ikinci en büyük ülkesi Kazakistan 2.100 Oran(%) 10. Ancak bu durum 1924"te değiştirildi. 1989 nüfus sayımına göre 88.y. ihtilâlin ilk yıllarında.032..000).7 32i) 32.000 1. Kırım Tatarı.00 619. Türkmen ve Özbek gibi yerli.140 88.159.044 4.000 2. ve 1989 nüfus sayımına göre 282. Baksan. Babayurt.684) bölgede yaşar.000 12.3 7$2 60. Kazakistan. Kuzey Kafkasya'da yani azınlıkların esas bölgelerinde % 25'lerin biraz üstünde oldukları anlaşılır. Ukrain ve Belorus gibi Slav toplulukları.550. Kafkasya Türkmeni. Daha önceleri. SOVYET ORTA ASYASI VE KAZAKİSTAN: Türkistan diye de adlandırılan bu bölgenin SSCB'deki resmi adı Orta Asya ve Kazakistan'dır. Ayrıca ancak XIX. Kundur ve Azeriler: Yukarıda sayılan Türk boylarının dıştnda ufak topluluklar mevcuttur.692 336. Dağıstan'daki Azerilerin sayısı ise 70 bin dolaylarındadır.771 nüfusa sahiptirler.768.00 702. Kafkasya Türkmeni ve Kundurlar'ı görürüz. Kırgız.960) yaşar ve.000 732. Rus. Kaykent. Bu bölgedeki. Nogay.'ın ikinci yarısında bu bölgeye hakim olan Ruslar'a karşı bütün Kafkas halklarının fazla muhabbetleri olmadığı gerçeği de bunların gelecekte bir nevi dayanışmaya başlayacakları ihtimalini de kuvvetlendirmektedir. Orta Asya tabiri de oldukça karmaşıktır. Kaytak ve başkent Mohaçkale çevresinde yaşarlar. Çegem. Bu bölgede diğer halkların arasında Türkler'in de oldukça mühim bir yeri olduğu anlaşılmaktadır.y.000 Rus Nüfusu (1979) 189. Kafkasya Türkmenleri XVIII. 15 bin civarında diye tahmin edilmektedir. Kuban nehri yakınlarında Uçkalan.474 234. AtaarvKoJeji. Bugün ise Kazakistan'ın dışındaki dört cumhuriyete Orta Asya cumhuriyetleri denilmektedir.564 nüfusa ulaşan Nogaylar Dağıstan MSSC ile Stavropolsk krayında yoğun haldedirler.000'kişlnin yaşadığı bir ülke görünümündedir.4 27. Kuzey Kafkasya'deki belli başlı Türk toplulukları olarak Kumuk. dil ve kültürü paylaştıklarından çeşitli sürtüşmeler içinde olan diğer Kafkas halkları arasında bir potansiyele sahip oldukları söylenebilir. Balkarlar: Karaçaylar'ın doğusundaki Çerek. Malkar (Balkar). Cumhuriyet nüfusunun % 14.778. Nüfusları bilinmemektedir. 1989 nüfus sayımına göre 156. Özbek ve Türkmen SSC'teri ite Tacik MSSC kuruldu. Kısacası oldukça bir kavram karışıklığı meydana gelmektedir. Kazaklar'ın % 80"! kendi oumtariyetlerirft» sınırlan İçinde yerleşmiş olmaianha rağmen ülke nüfusunun mutlak çoğunluğuna sahip değillerdin .

Büyük ailelerin ekserisi de kırsal kesimde yaşamaktadır.. Bunlar çeşitli dönemlerde Çin'den kaçarak buraya sığınmış olanlar ve onların çocuklarıdır.4 0. Son on yılda İse demografik tablo Kazaklar'ın lehine değişmeye yoz tutmuştur. Ancak bu nevi hak nüfus artışı bir-takım sosunları da beraberinde getirmektedir.ıı TÜRK PpNYASI EL KİTABİ DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI TT 1979 YIUNA GÖRE KAZAKİSTAN SSC NÜFUS DAĞILIMI Nüfus (Bin olarak) Genel Rus Kazak Ukrain Alman Tatar Özbek Belorus Uygur Kore Azeri Polonyalı Mordva Yahudi Moldovyalı Çuvaş Dungan Başkurt Başka 14. Özbekistan SSCB'nin 2/3 pamuğunu üretmektedir. Kazakistan'da bu kadar yabancı nüfusun bulunması çarların ve ondan sonra da Sovyet yönetiminin politikası neticesidir. Bu politika diğer alanların ihmal edilmesine de yol açmıştır. Son on yıldaki nüfus artışı (1979-1989) %34 olarak gerçekleşmiş.. bu mühim denilecek kadar değildir. Kısacası ülkenin ekonomisi haikınm ihtiyacım temin edememek gibi bir problemle karşı karşıya kalmıştır. Kazaklar'ın diğer büyük çoğunluğu 620.5 milyon civarında iken 1989'da bu rakkam 16. bu gelişmelerin sorumlusu olarak yabancıları görme eğilimlerinden kaynaklandığı düşünülebilir.15 0.600 km2'dir. Bazı Özbek gençlerini. Ancak Sovyetler Birliğindeki bütün Kazaklar'ın kendi cumhuriyetlerine yerleşmesi hafinde dahi Kazakistan nüfusunun ancak %50'sini teşkil edebileceklerdir.8 1.14 2.2 iken Rus-lar'da bu oran ancak %11 idi. Amu-Derya ile Sır-Derya arasında çok verimli bir bölgede yerleşmiştir. Her 'iki dönem mukayese edildiğinde tabii nüfus artışının hızında son on yılda 'çok az bir düşüş kaydedilmişse de. 4879 yılında Ruslar ülkede hatta % 41'e ulaşan bir orana sahiptiler. Bu hatta medenî diye bilinen topluluklar için de geçerlidir (İrsi.1 2.991 5. Kazakistan'ın diğer demografik bir özelliğini genel nüfusun % 39'unu göçmen Ruslar'ın teşkil etmesidir.. 1989 sovyet nüfus sayımının neticelerine göre SSCB'de de 262. Özbek SSC : Bu cumhuriyet Kazakistan. bunlar 900.000 civarında buralara sürülmüş olan Almanla/dır. %70'i Kazakistan SSC'nde ve bu cumhuriyetin Atma Ata oblastı ile Taldı Kurgan Oblastlarında yaşamaktadırlar (183.18 0. . bundan önceki dönemde (1970-1979) %35.000 civarındaki Ukraynalılarla.1) bu dengeyi kendi lehlerine bozabildiler.684 5... Almanya'daki Türk düşmanlığı') Yukarıda da belirttiğimiz üzere 1989 nüfus sayımına göre SSCB'deki Özbekler'in toplam nüfusu 16.000'e ulaşmıştır.000 (% 9.6 0. Kırgızistan. Özbekler SSCB'deki en kalabalık Türk boyunu teşkil ederler ve büyük milletler arasında Tacikler'den sonra en süratle artan toplulukturlar.19 0.5 Uygur Türkleri : Uygurlar'ın esas vatanı Çin'in Singiang-Uygur Muhtar Bölgesi (Doğu Türkistan) olmasına rağmen.. Çin-Sovyet çatışması yıllarında bunlara özel bir ehemmiyet verilerek.6 ve 7 fertH ailelerin oranı %69. Aynı yılda Kazaklar cumhuriyet nüfusunun ancak % 36'sını teşkil ederken son on yılda gerçekleşen yüksek nüfus artışı sayesinde (% 24. Aşağıdaki tablo daha iyi bir fikir verecektir: Yukarıdaki tablodan görüleceği üzere Kazaklar ancak diğer Türk toplulukları ile mutlak çoğunluğa ulaşma durumundadırlar. kendi içlerinde bir takım problemler çıktığı zaman. Kalanları ise Özbek SSC'nin Endican oblastında bulunmaktadır. Meshet Türkteri'ne ve Kırım Tatarları'na kanlı saldırılan. Özbekler'in toplam nüfusu 1979 yılında 12.76 . Topluluklar.16 0. Neticede son yıllarda (1989-1990) meydana gelen sosyal patlamalarda demografik gelişmenin ve ekonomik istikrarsızlığın büyük rolü olmuştur. yüzölçümü 449. Türkmenistan ve güneyde Afganistan ile komşudur.539).199 Uygur mevcuttu.240'a ulaşmıştır. Kısacası Kazaklar demografik yönden dinamik bir topluluk manzarası arz ederler ve sayılarının gelecek yıllarda da hızla artacağı söylenebilir..23 0.8 36.....5 olmuştu. Özbeklerde diğer milletlere nazaran büyük aile tipinin oranı dâ hayli yüksektir. 1979 yılında Özbekter'de 5.. Özbeklerin ekseriyeti kendi cumhuriyetinde yaşar (%70) kalanlar ise komşu cumhuriyetlerde meskundurlar.1 1. propoganda maksatları için kullanılmışlarsa da. Çin Halk Cumhuriyetinin Singiang-Uygur Muhtar Bölgesinde (Doğu Türkistan) yaşayan 1 milyon civarındaki Kazak'tan ise ileride bahsedeceğiz. Kazakistan'da gayr-ı Türk iki göçmen unsur daha mevcut olup. Özbekler'in %60'tan fazlası da bu nevi kırsal kesimlerde yaşarlar.5 0.0 0.. bugün bu yöndeki faaliyetler çok azalmıştır.. Tabiiki bu hızlı nüfus artışında en mühim etken doğum oranının çok yüksek olmasıdır. eğitimdeki kifayetsizliklerin üzerine işsizlik sorunları da yükselmektedir. . Tacikistan. her ne kadar pravokos-yon neticesinde olsa dahi.289 898 858 313 263 181 148 92 73 61 34 28 26 23 22 21 363 Yüzde(%) 100 40.. Uygulanan pöiHika neticesinde Özbekistan'da köy ekonomisi giriştirilmiş ve bu ekonominin de %75*ni toprağa bağlı ekincilik (başta pamukçuluk) teşkil eder.0 6.686..5) komşu Özbekistan'da 520.700. . 850. Konut yetersizliği. Kırgızistan'ın Oş bölgesinde Özbek-Kırgız çatışması.. daha öncelerde Taciklerle olan sürtüşmelerin hepsi Özbeklerin çaresiz* içine düşerek. Kazakistan'a son Rus göçü 1960'lı yılların başında durmuştur.9) RSFSC'de Ve diğer cumhuriyetlerde bulunurlar.000 (% 7..2 1. bir 'günah keçisf aramaya başlarlar.

ilkini İdil boyu-Tatarları teşkil ediyorsa.038 100.4 0. Türmenier ve Hemşinler de bu guruba dahil edilerek sürülmüşlerdi. Meshet Türkleri : 1944'ten önce Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Acar MSSC'nda Meshet sıradağlarının bulunduğu bölgede yaşayan bü Türkler Stalin'in ufak halkları Sürgününden kurtulamayarak başlıca Özbekistan'a yerleştirilmişlerdi. Türkmen SSC : SSCB'de Orta Asya cumhuriyetleri diye adlandırılan cumhurbyeterden biri de Türkmen SSC'skfir. aynı din ve mezhebe mensubiyet sebebiyle hayli evlilikler gerçekleştiği. herjki taraf bir-birlerini kendilerindeki azınlıkların (Özbek veya Tacik) nüfus verilerini tahrifle suçlamaktadır. Özbeklerin bir haylisinin Farsçanın şivesi olan Tacikçe konuştukları gerçeği de göz önünde tutulmalıdır.168.000 410.041 917.422 Tacik Özbekistan sınırları içine yerleşmiştir.384 Özbekistandaki Oranı (%) 70 8. bk Joanu ise Türkiye'ye oatdî.000 60. 1989 yılında Özbekistan'da kanlı saldırılara maruz kaldıktan sonra büyük bir kısmı Sovyetler Bırliği'nin çeşitli^erlerine dağıtıldı.921'lik bir nüfusa.059. Tatarlar'ı aslında iki gurupta mütalâa etmek gerekir.5 .422 650.4 3. bir haylisi Özbekçeye tam hakkıyla vakıf Yahudi inancındaki halktır.036 567. Türkmen ve Yahudiler Türkistan yöresinin yerli halkıdır.304 1. 488. 1926 nüfus sayımında 137.4 0.1 1. Kırgız. Tabii ki henüz Ruslar'a karşı açık düşmanlık emareleri ortaya çıkmamakla birlikte Ruslar da Özbekistan'ı terke başlamışlardır.6 Yukarıdaki tablo incelendiğinde bir milyonun üstündeki bir Özbek nüfusunun Tacikistan'da bulunduğu anlaşılmaktadır. 1944 sürgünü esnasında onların dışında Gürcistan ile Ermenistan'da yaşayan Meshet Türkleri.658 864.1 0.489 Genel Nüfusa Oran (%) 100 85 7 3. Onları da müslüman Azeriler'den ayırmak hayli zordur. Karapapahlar. Özbekistan'daki Türk soyluları Ur arada mütalâa ettiğimiz tekdirde Özbekistan cumhuriyetinde %80'lik bir orana sahiptirler.78 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 79 ÖZBEKLERİN DAĞILIMI (1989) Bölgenin adı Genel Özbek SSC Tacik SSC Kırgız SSC Kazak SSC Türkmen SSC Diğer bölgeler Nüfus 16. Bunlar Buhara Yahudisi olarak ta bilinen asırlardan beri burada yaşayan. Türkmenler Türk boyları arasında nüfusları en hızlı artan Özbekler'te aynı tabiî nüfus artış oranına (son on yılda %34) sahiptirler.538.4 ise (2. Ukraynalılar ve Korelilerin dışında yabana unsurun olmadığı anlaşılır.000 163.240 14.000 113. Özbekistan'da yaşayan diğer topluluklar aşağıdaki gibidir: Milliyet Özbek Rus Tacik Tatar Kazak Karakalpak Koreli Kffgız Ukraynalı Türkmen Yahudi Azeri Toplam Nüfus 14. Sovyetler Brliği'ndeki Türkmenlerin genel sayısı 1989'a göre 2.718.100 km2'lik bir sahayı kaplamasına rağmen ülkenin 4/5'ni Karakum çölü {350. Sovyetler BHğrrin dışında Türkmen SSC'ne komşu Kuzey İran'da Horasan vilâyetinde ve aynı şekHde sınırdaş Afganistan'da.297 idi.332 350.000 19.3 100 Yukarıdaki tabloyu incelediğimizde Ruslar. Kürtler.686.000 kadarını 1944'te bu bölgeye sürülen Kırım Tatarları teşkil eder. Burada Yahudiler hakkında da kısa bir açıklamada yarar görüyoruz. Ancak asırlar boyu birlikte yaşayan bu topluluklar arasında bir hayli kültürel ortaklıklar olduğu.000 95.8 0. 200.183. Kazaklar'a daha yakın bu Türk gurubu Karakalpak MSSC adlı Özbek SSC'ne bağlı bir cumhuriyete de sahiptirler.2 2. 864. Yukarıda da belirttiğimiz üzere Özbekler kendi cumhuriyetlerindeki genel nüfusun takriben %70'ni teşkil ederler. Son yıllarda her ne kadar Özbek aydınları Türkistan ve Türk birliği hakkında propoganda yürütmelerine rağmen Meshet (Ahıska) Türkleri'ne ve Kırım Tatarlarına karşı başlatılan kanlı saldırılar bu nevi bir birliği baltalamaktadır.7 4.369'luk bir nüfusa erişmiş gibi gösterilmektedirler. aynı şekilde Kırım Tatarları arasında da vatan Kırım'a dönme hareketi başlamış ve 75 bin kadarı Özbekistan'ı terk etmiştir.183.9 0.000 620. sahip olan Meshet veya Türkiye'deki ifadesi ile Ahıska Türkleri 1989da 207.436'dır ve ekserisi Karakalpak cumhuriyetinde yaşar. Gelişmelerden huzursuz olan diğer Türk boylarında da SSCB'nin başka bölgelerinde veya yurt dışına yerleşme temayülü artmıştır.000 92.7 2.5 3. Haklarında uzun yıllar bir şey yazılmamıştı.00 km2) kaplandığından yerleşim merkezleri hayli azdır.665.304 • 1. Kısacası iki topluluk girift demografik bir manzara arz ederler. Esas yerleşim merkezlerine döndükleri hakkında ise herhangi bir bilgi mevcut de-ğildir.889) yani büyük ekseriyeti kendi cumhuriyetinde yaşarlar ve aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere Türkmen SSC'inin genel nüfusunun %75. Toplam sayıları 1989'a göre 423. Karakalpak. Sovyetler Birliği'ndeM Türkmenlerin %93. Buna benzer bir Yahudi topluluğu Azerbaycan'da mevcuttur.5 0. Türkiye ve Suriye'de de Türkmen toplulukları mevcuttur. Tacik. Kazak. Diğer Türk boyları ise Tatar ve Azeriler'dir.000 143.7 0. Meshet Türkleri'nin ekserisi Özbekistan'dan göç etmiştir. Bunlar arasında Karakalpaklar'm ayrı bir statüsü mevcut olup.

teşkil ederler: .

000 km^tfir.0 Toplam Türkmenistan'daki tek yabancı unsur olarak Ruslar görülür.4 1.0 13. Sovyetler Birliği'nin bu az nüfustu bölgesinde bazılarının adlan idarî-siyasî bölgelerde verilmiş bu Türk topluluklarına Altay Türkleri de dendiği binmektedir.538. Sovyetler Biriiği'ndeki Kırgızlar'ın kalan kısmı komşu Özbekistan ile Tacikistan'da mevcuttur.0 Tuva MSSC : Tuba adına Çin'in Su sülâlesinin (581-618) kayıtlarında rastlanmıştır. Türkmenlerin %65'i kırsal kesimde yaşamakta olup başkent Aşkabad'da Türkmenler ancak %40'Iık bir orana sahiptirler.60 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI M TÜRKMEN SSC'NDE NÜFUS DAĞILIM (1989) Milliyet Türkmen RU6 Özbek Kazak Tatar Azeri Nüfus 2.3 4.324 101.5 kendi cumhuriyetlerinde yaşamasına rağmen mutlaK çoğunluğa ulaşamamışlardır. Altaylılar git» değişik adtaki Türk soyluların toplam nüfusları 1 milyona dahi ulaşmaz ve yaşadıkları bölge yerleşime fazla elverişli olmamakla birlikte.5) başta dünyanın ikinci büyük krater gölü Issık Göl (6.1 0.0 17.000 15.750. 1989 nüfus sayımına göre Sovyetler Biriiği'ndeki Tuvalılar'ın toplam sayısı 206.6 2.1 35. Batı Sibirya Tatarları.000 Yakutistandaki Oranı (%) 41.500 km2'dir.7 0f7 0. Kırgızistan'da yabancı unsurlar olarak işe %22'lik oranda başta Ruslar olmak üzere.000 Kırgızistan'daki oranı (%) 54.933 911.202 km2) olmak üzere çeşitli göllerle çevrili dağlık bir bölge olan Kırgızistan'da yaşarlar. Fakat topluluklarda bu nevi bir psikolojinin gelişmesinde Sovyet mitîî politikasının büyük tesiri de unutulmamalıdır.0 1. Tuvalılar'ın Karagas (Tofa) denilen bir boyu da bulunmaktadır.7 2. %98'i kendi cumhuriyetlerinde yaşar. anlaşılması hayli zordur. Tuvahlar.9 100. Kullandıktan dile Soyonca veya Uranhayca'da denilirdi.000 187. Irtiş.000 317. Obi Irmaklarını içine alarak Altay dağlarına kadar uzanan bu bölgede de çeşitli Türk topluluklarına rastlamaktayız.043.924 idi.4 9.332 109. Bu durum aşağıdaki tabloda daha açık görülür: YAKUT MSSC'NDE NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Rus Yakut Ukrain Tatar Diğer Toplam Nüfus 429.370.000 Türkmenistan'daki Oranı ?$5 10.000 40. Hakaslar. Kırgız SSC: Çin kayıtlarında M.0 22.4 3. İki topluluk arasında kışkırtmaların olaylara yol açtığı bir gerçektir. Sibîryada başlıca Yakutlar.6 0.588 368.703 567.000 3.255 idi ve bunların %96. Yakut MSSC : Burası SSCB'nin yüzölçümü bakımından en büyük muhtar cumhuriyeti olup. Oiğer Türk boyları ile birlikte Türkmenistan'daki Türk soyluların oran» %89.3 0. SİBİRYA BÖLGESİ: Urai dağlarının doğusundaki Tobol. II y. Rus (%42).000 25. 19874de cumhuriyetin nüfusu 1. Kırgız SSC nüfus dağılımı ise aşağıdaki gibidir: KIRGIZ SSC'NDE NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Kırgız Rus Özbek Ukraynah Alman Talar Uygur Kazak Dungan Tacik Toplam Nüfus 2.876 46. çok büyük yeraltı zenginliklerine sahip olması bakımından mühim bir bölgedir.000 15.Ö.3 Görüleceği üzere geçen dokuz yıllık dönemde (1970-1979) Kırgızlar cumhuriyetlerinde mutlak çoğunluğa sahip değilierken şimdi buna ulaşmışlardır. Bunun dışında Çin'de (Doğu Türkistan'da) ve Afganistan'da da Kırgızlar bulunmaktadır.210 1.000 idi. Yakutların genel nüfusu işe 1989'da ancak 382.326 11.6 100. Tuva MSSC nin nüfus dağılımı ise aşağıdaki gibidir: .000 " 4. Ukraynalı ve Ermeniler ise mutlak çoğunluğu ellerinde tutarlar.143. İşim. Tuva MSSC 1. Fakat 1990 yılında Oş yöresinde Kırgızlarla Özbekler arasında meydana gelen kanlı çatışmalar Türk boylarının sosyal ve ekonomik nedenler. Yakutlar gibi Tuvalılar'da eski bir Türk dilini kullanırlar.6'ya çıkar. Kırgızlar diğer Türk soylularla birlikte %70'in üstünde bir orana kavuştukları gözükmektedir. Ukraynalılar ve ikinci dünya harbinde sürdün edilen Almanlar sayılabilir.293.4 1.018 30.043.y'da adlarına rastlanan en eski Türk boylarından biri olan Kırgızlar'ın ekseriyeti (% 88.000 100. 3.103.889 350.057 72. Oturdukları bölgeye Tannu-Tuva denir. yani menfaat çatışmaları dolayısıyla asgari müştereklerde de anlaşamadıklarını göstermektedir.000 28.

924 316. Onların bölgesinde de Ruslar 110 binlik bir nüfusla %64'lük nüfus oranına sahiptirler. Tümen. dağınık ve Ruslar'm arasında yaşamaktadırlar.4'lük bir artış oiduğu kaydedilmektedir. Elimizde ancak 1979'a göre olan istatistiki bilgiler mevcuttur.428 71. Hakaslar ise ancak %12'lik bir oranla 60 binin biraz üzerindedirier. Buna göre Türkler'in 2^16.088.793 316.824) azınlıklar ise %6.703. Özetlersek Sibirya bölgesinde aşağıdaki Türk boylan mevcuttur: Topluluk adı Yakut Tuvali Sibirya Tatarı Sibirya Buharaİısı Hakas Altay Dolgan Toplam Nüfus (1989) 382. bölgelerde. Tobolsk.289 25. ÇİN HALK CUMHURİYETİ: Dünyanın en büyük nüfusuna sahip dan Çin Halk Cumhuriyeti'nde de (3982 rşsmî istatistik bilgilerine göre 1.549 17. Kazak. Hakas Muhtar oblastı 64.1 26.213 Batı Sibirya Tatarları: Obi ve ve Irtiş vadilerinde.254) teşkil ediyorlardı.064.233. 1964-1982 yılları arasında %68. Kemerov oblastında yaşayan ufak bir Türk boyu Şorlar'ın genel nüfusu 1989'a göre 71. Bunlarda aşağıdaki gibidir: : SİBİRYA TATARLARININ NÜFUS DAĞILIMI Oblast'ın adı Tünen Omsk Novosibirsk Torrtsk Irkutsk Arhangelsk Çikitinsk Kemerov Magadan Toplam Nüfus 136.255 206. 1949'da Mao'raa* iktidara gelmesiyle Çin'de sosyalist bîr sistem yürürlüğe girmiştir. Onların Kırgız ve Sagay adlı iki mühim kolu vardır.317% ufak bir nüfusa sahip olan Altaylılar'a eskiden Oyrot ta denirdi. Buna Dolganlar'ın kendilerine Saha. Kırgız. adlandırılan.000 81. Altaylılar ise kendi bölgelerinde 50 binden fazla bir nüfusla genel nüfusun %30'nu teşkil . Baraba Tatarları gibi).757 46. Ancak son nüfus sayımlarında artık adlarına rastlanmamaktadır. Ruslar 400 bine yaklaşan nüfusları ile bölgenin nerdeyse %80'lik oranını teşkil ederler.031.500 289. yanî Yakut demeleri de sebep olabilir.esas Çtnffler %93.2'lik tabiî bîr nüfus artışı olduğunu kolayca tahmin edebiliriz. yani Doğu Türkistan'da . Bunlar sırasıyla Uygur.9 15. Bu rakamları ve genelde kırsal kesimde yaşayan Türkler'deki yüksek nüfus artışım da göz önünde tutarsak son 9 yılda %34.729 4. 1982 nüfus sayımının resmî verilerine göre Çin rtalk Cumhuriyeti'nde Han diye. Bunların içinde Türk soyluların nüfusu 7. Ancak bunların genel Tatar nüfusu içinde kayde-dilip-edilmediği meçhuldür. Krasnoyarsk Krayına bağlı Taymır (Dolgan-Nenets) muhtar okluğunda bulanan Dolganlar ise takriben 5 binlik bir nüfusa sahiptirler.785 77. Msl.7'ye (67. Salar.193 1.289 Kısacası Sibirya'nın muhtelif yerlerinde 350 bin civarında Sibirya Tatan'nın mevcut olduğu tahmin edilmektedir.400 km2'dir.000 Tuva'dakl Oranı (%) 70.826 olarak verilmiştir.5 5.372 64.630 41.5'a ulaşmaktadır.82 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI S3 TUVA MSSC'NİN NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Tuvali Rus Hakas Ukrain Diğer Toplam Nüfus 202. Ancak 1 milyon civarındaki bu topluluklar yaşamaya elverişli olmayan. 25-30 bin civarındadırlar.317'dir. Tomsk ve Baraba'da fazlaca sayıda olan ve Kazan Tatarları ile yakın akrabalığı olan bu Tatarlar.428 nüfusa sahip olan diğer bir Türk boyu Hakas'lar Krasnoyarks Kray'a bağlı Hakas Muhtar Oblastında yaşarlar.996'ya ulaşmış olmalan gerekir. Özbek ve Tatar gibi föıfe boylarına mensupturlar.747 4.9 7.3*ü (936.0 Dağlık Altay Muhtar Oblastı: 1989 nüfus sayımına göre 71.511) Türk soylular bulunmaktadır. Bu hesaba göre azınlıklar arasında dahi Türkler'in oranı ancak % 10.000 1. Bu bölgede Sibirya Buharalıları denilen bir Türk topluluğu daha mevcut olup.ederler. Bu Türkler'in ekseriyeti de1955'de kurulan Sîncang-Uygur Muhtar Bölgesinde.5 100.714 28.821 6.793 2.906 13. Hakas Muhtar Oblastı: 1989 nüfus sayımına göre 81.317 5. bulunduktan şehir adıyla da anılırlardı (msl.170 nüfus artarak &470.882. 1990 yılının Ağustos başlarında Tuvalılar'ın ülkedeki Ruşter1» kp* mak için faaliyetlere giriştikleri haberferi çıkmışta Çok ağır şartlarda olmalarına rağmen benliklerini muhafaza etmeye çalışırlar. Fakat bîr Haylisi mlB benliğini korumuştur. Tümen'de zengin petrol yataklarının bulunması buraya çok sayıda yabancıların (Rus) gelmesine de yol açtığını kaydetmekte yarar vardır.

.yaşarlar.

01 3. Yi.444 1.975 152..751 Toplam .2 6.000 5. SİNCANG UYGUR MUHTAR BÖLGESİNDEKİ NÜFUS(1990) Adı 1982 Nüfusu 1990 Tahmini Nüfusu (%) Oran(1982) 45.03 4.217.5 6.000 7.. Ancak Uygur Muhtar Bölgesi ile ilgili nüfus tablosu btee ülkedeki Çin nüfusunun . Bunları nüfuslarının yoğunluğuna göre Juang-Hui (Çin müslümanı). Bouyei.000 kadarı da Afganistan.081. Dong ve 6ai olarak sıralamak mümkündür. Bu bölgede yaşayan Türkleri nüfusları ise aşağıdaki gibidir. 200.000 dolaylanndadır.09 0.oei.. .986 * 35.09 0.459. Mançu.000 63.8 0.482.. Uygur.112 907.999 26 503 12. Her Çinfi Uygur Kazak ' Kîfgız îac& Özbek Taraf 6000.84 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 05 Sincang-Uygur Muhtar Bölgesi : Resmî verilere göre Çin Halk Cumhuriyetimde 56 milfi azınlık bulunmaktadır.779 2.9 0.582 113..957.68i . Miao. Kuzeyinde ise büyük Taklamakan çölü bulunur.184'e ulaştığı söytenebSir.. Ülkenin kuzey kısmı Çun-garya ve güney kısmı Kaşkarya olarak bilinir. Moğol.855 9. Bu muhtar bölgede değişik azınlıkların adını içeren 5 muhtar eyalette bulunur.7 43. Türkiye ve ABO gibi ülkelerde bulunmaktadırlar.2 0.503 nüfusa saNp iken şimdi 75.567 16. İşte bu milîî azınlıkların bazıları için kendi adlarını taşıyan bölgeler tesis edilmiştir Bu bölge Batı Avrupa kadar büyük bir yüzölçümüne sahip olup 1.681 idi.710.000 km2 dır. Çang-Çi Hui Muhtar Eyaleti 4. Koreli. Yao..9 0..6 0. . 1982 resmî istatistk verilerine göre Smcang Uygur Muhtar Böigesi'nin nüfusu 13. Ktzılsu Kırgız Muhtar Eyaleti Doğu Türkistan esas halkım Uygurlar teşkil eder ve Uygurlar'ın %90-95'i kendi muhtar bölgelerinde yaşarlar.. ia. Boro Tala Moğol Muhtar Eyaleti 3..503 4. Suudi Arabistan... Tibetli.2 0. Pakistan.000'in üzerinde Uygur ise komşu SSCB'nde (Kazakistan ve Özbekistan) 100-150. Eki böîgerm dışında yaşayan (Çrnghai veGansu eyaletleri) Salarlar ise îSSZöe 69...4 artmakta olduğunu ve genei nüfusun %50'literine yaklaştığını göstermektedir. T İli Kazak Muhtar Eyaleti 2.3 (%) Oran (1990) 48.994.000 18..127 56.. Bayangol Moğol Muhtar Eyaleti 5.000.9 45. Çin'in toplam yüzölçümünün altıda birini teşkil eder. Yukarıdaki tablonun incelenmesinde Türklerin toplam nüfusunun 9.

Bu tahminlere savaşlar esnasında ölen 1.0 0.000 . Yukarıdaki tabloyla bu rakkamın mukayesesinden şöyle bir sonuç çıkarabiliriz : Milletin Adı Tacik Puştun Hazara Özbek Türkmen Diğer Nüfus 4.000 Afganistan vatandaşının dahil edfildiği düşünülebilir.000 2.5 milyon civarında tahmin etmektedirler. 1979 öncesi Afganistan'da en büyük nüfusu Puştunlar teşkil etmekte olup.5 1. Bunun büyük bir kısmı Pakistan'a yerleşmiştir.ne kadar Türkler'de tabiî nüfus artışı yüksek ise de Türkler Uygur.6 6.000 1.1 0.000 1.240.6 2. Sovyet işgali neticesinde Afgan halkının büyük bir çoğunluğu da canını komşu Pakistan ve İran'a sığınarak kurtarmıştır.440.%15 hata ihtimali de dikkate alınmalıdır. AFGANİSTAN'IN ETNİK YAPISI Etnik Gurubun Adı 1978 Oranı (%) 1967 Göçmen Oranı(%) 84. AFGANİSTAN : 10 yıl süreyle Sovyet işgaline maruz kalan 650.7 Afganistan 1987 Oranı (%) 22 34 14 14 4 Puştun "Tacik Hazara Özbek Türkmen Nuristani Beluci Diğer 39 26 10 10 3 1 1 11 12 Afgan resrrîî şahıslarının ifadelerine göre ülkede bugün 12 milyon insan bulunmaktadır. Fakat gene de +/. Ancak göçmenler arasında %85'iere varan oranı teşkil ettiklerinden şu anda genel nüfus oranında %2ö 'lere düşmüşlerdir.0 1.000 1. Aşağıdaki tablo bu konuya açıklık getirecektir.000 km2 lik Afganistan'ın demografik yapısı hakkında kesin neticeler çıkarmak hayli zordur. Kısacası Çinli göçmenlerin çok sayıda yerleştirilmesi neticesinde kısa bir gelecekte Doğu Türkistan'daki Türk boyları ülkelerinde azınlık durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıya-Ckrler.640.680.5 3. Kazak vb diğerleriyle birlikte ancak %50'nin biraz üzerinde bir orana sahiptirler. Ancak araştırmacılar bu ülkenin nüfusunu 12 ifâ 15. tahminen %40'lık bir orana sahipler.000 480.080. Ülke dışında 3-4 milyon Afgan mültecisinin olduğu tahmin edilmektedir.680.

Ayrıca genel nüfus içinde %6'lık bir orana sahip olan Roman (Çingene) halkının İslâm dinîne bağlı olan 180. Maymana. Çoğunluğu Sırplar teşkil eder (%40).928 km2olup. Türkiye'de Kerkük Türkleri diye de bilinen bu Türkmenler rejimin çok şiddetli baskısı altındadırlar. Yomut. Kerkük. Toplam nüfustan 120.500 km2 yüzölüçümünde takriben 20 milyon nüfusa sahip olan Romanya'da üç Türk gurubuna rastlanır.000 Gagauz. Bunlar Anadolu'dan gelip buralara yerleşenlerin torunları. Göklen.86 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI S7 Yukarıdaki diğerler hanesinde gösterilen rakamın içinde Türk boyları Kırgız. KUZEY KİBRİS TÜRK CUMHURİYETİ İ Yüzölçümü 3335 km2 olan KKTC 15 Kasım 1983te ilân edilmişti. YUNANİSTAN : 131.000 km2 yüzölçümüne sahip olan Iran İslâm Cumhuriyetinde nüfus 50 milyon civarında diye tahmin edilmekte olup.000 km2lik bir sahayı kapsayan Tebriz. 1000 kişi de Avusturya'ya göçetmiştir. Maku. İRAN : 1. Bu ise 1000 kişide 0. Avrupa şurasının raporlarına göre 300.469 tatar ve 14. Fırat bu ülkenin can damarıdır.6'lık bir oy potansiyeli ile 400 kişilik parlementoya 23 milletvekili seçtirebilmişlerdir.000 nüfusa sahip olan bu ülke 6 birlik cumhuriyetinden müteşekkildir. Dakuk.000'e ulaşması gerekir. Türk ise 150. 20. Sırasıyla incelersek Özbekler Afganistan'daki en kalabalık Türk topluluğunu teşkil ederler. Son yılda 18. Kaçar. Fakat eğitim eskisi gibi Farsça yapılmaktadır.000'i Tprkçe konuşmakta olup. İran'daki Türk boyları arasında ikinci mühim topluluğu Kaşgaylar teşkil eder. 1956 resmî nüfus sayımına göre. 1990 yılının Haziran ayında yapılan İlk serbest seçimlerinde 6. Bazı verilere göre.000 dolaylarında Türk vardı. Son istatistik? verilere göre 1989 yılında Bulgaristan'ın nüfusu ancak 6. 9 milyon civarında bir nüfusa sahiptir. Bu durumda onların nüfusunun 756. Urmiye. Özbekler Herat'ın dışında Balamurgap. İran'daki Türk soyluların nüfusu 20 milyona ulaşmıştır diye tahmin etmekteyiz. Bu rakamla birlikte Türkler'in sayısının 936.769.75'lik bir orana tekabül eder.329 Türk olmak üzere toplam olarak 140. Seimas. Tarık boylan Herat bölgesinde. Karadağlı vs gibi değişik adlara sahip Türk topluluktan mevcut olup toplam nüfusları 1 milyon civarındadır. Kifri. Onlar benliklerini. Buna göre Afganistan'daki toplam Türk nüfusu 2. kendilerini Türk kabul etmektedirler. Kazak ve Karakalpaklar da'dahildir.000 kişi Doğu Almanya'ya. Kırım'dan Romanya'ya göç eden Tatarlar ve yerli Gagauzlar'dır. Bugün de bu sayıyı muhafaza ettikleri tahmin edilebilir. IRAK: Dicle ve Fırat'ın hayat verdiği Irak'ın yüzölçümü 434. Ancak 1978'den sonra bu yasağın kalkması neticesinde bazı neşriyat faaliyetleri başlamıştır. Özetlersek. ve Dedeağaç vilâyetlerinde ve ayrıca Dimetoka ve Sofu'da ve bir miktar da Rodos'ta yaşarlar. Türkler'de ise %17.180 km2 olup. 5000 kişi İsveç'e. 105. Bu Türkler genel olarak Batı Trakya bölgesinde Gümülcine. Akça.4'tür.000 kadar Bulgar Yunanistan'daki vize süreleri bitince ülkelerine dönmemişlerdir.000 kişi artmıştır. Dolayısıyla da "Bulgar milleti yaşlanmaktadır* gibi ilim adamlarının ikazlarına şahit olmaktayız. Tahran'ın Fars milliyetçiliğine dayanan küttür politikası Azeri neşriyatına imkân vermemiştir. Konar-göçer bir hayat süren Kaşgaylar'ın nüfusu 500.620 seçmen mevcut olup Türkler %6. Belh. Erdebil. Hama ve Humus'ta bulunurlar. Nüfusları 2 milyon olarak tahmin edilmektedir. Ayrıca Türkiye'ye resmî kanallarla (vize ile) girenlerin sayısı da 30. Bunlar kopuk bir topluluk manzarası arzederler.7 olan yüksek nüfus artışıda nazarı ita-bara alınırsa Bulgaristan'daki Türk nüfusunun 2 milyona ulaştığını tahmin edebiliriz.000 civarındadırlar.000 dolaylarında olması gerekir. Yunus Peygamber. Soğukbulak gibi şehir ve kasabaları içine alır. Dragaş ve Makedonya cumhuriyetinin . Başlıca kuzeyden güneye doğru Telafer. Merent. Tuz Hurmata.000'e ulaşmış olması gerekir. Hoy.648. Kengürlü. Ayrıca buna ilâveten 1974'te Bulgarlar'da %6. Meraga. Karatepe.000 dolayında tahmin ediliyor. Mazarişerif ve Tûkurgan şehirlerinde yaşarlar.000'e ulaşmıştır. Bundan önceki Bulgar yönetiminin Türk ve diğer azınlıkları (ki bunlar arasında Türk asıllı Tatarlar da vardır) zorla Bulgarlaştırma siyasetinin etkileri henüz bilinmemekle beraber ufak yaştakilerin bu insanlıkdışt kampanyanın etkisi ite esas benliklerini kaybetmiş olmaları da muhtemeldir.000 dolaylarındadır. Altınköprü. Sarık ve Çakra boyları Andhui ve başka yerlerde bulunurlar. 1971 nüfus sayımına göre 8. Şahseven. Güney Azerbaycanlıları. Hanefî mezhebinden olmaları dolayısıyla Azeriler'e nisbeten daha iyi korumuşlardır. YUGOSLAVYA SOSYALİST FEDERATİF CUMHURİYET: Yüzölçümü 225. Karakalpaklar ise dağınıktırlar.000 km2 olup nüfusu17 milyonun üzerindedir.000 kişi Kanada'ya. Erbil.000'in üzerinde olan Türkler Lazkiye ve çevresinde Halep.000 nüfusa sahip olanlar Yunanistan'da Türkler çok ufak bir azınlığı teşkil eder. Kırgızlar ise Afgan Pamiri veya Vahan denilen yörede yaşarlardı ancak Sovyetler onları Vahan koridorundan uzaklaştırdılar. ROMANYA : 237. Azeriler'in büyük çoğunluğunun yaşadığı Güney Azerbaycan 107. Halhal. Güney İran'ın Fars eyaletinde yoğun halde bulunurlar. Şahraban gibi şehir ve kasabalarda yaşarlar. Kızlarabad. SURİYE: Türkiye'nin en uzun sınır komşusu Suriye'nin yüzölçümü 185. 7. 25. Bunların da nüfusu 500.944 km2 yüzölçümü ve. 1989'da Türkiye'ye otan büyük göç dalgası neticesinde 150. Astara. Priştine. Bu son üçünün toplam nüfsunun 100. Şıbırgan. Kuzey Azerbaycantılar'dan ayıran belki de en mühim hususiyet ilklerinin çok güçlü Fars dili ve kültürünün tesiri altında kalmış olmaları teşkil eder. Bulgaristan'ın nüfusundaki bu olağandışı gelişmede çok kişinin ülkeyi terketmesinin de rolü vardır. Hamse. Türkler'in Bulgaristan'daki oranı %8. İran'ın kuzey doğusunda Türkmen Sovyet SSC'ye komşu bölgede ise Yomut. Bunların dışında ise Afşar.000'e ulaşmıştır.000 Bulgar vatandaşı illegal olarak İspanya'da çalışmaktadır. Karapapah. Zengin bir petrol ülkesi olan Irak'taki Türkler Türkmen adıyla bilinmekle birlikte Azericenin bir şivesini konuşurlar.000'in üzerindeki soydaşımız tekrar Bulgaristan'a dönmüştür. BULGARİSTAN : 1878 Berlin Muahedesi neticesinde Osmanlı İmparatorluğumdan koparak kurulmuş olan Bulgaristan'ın yüzölçümü 110. Taze Hurmata. Türkmenlerin Teke. Bu şekilde Yunan soykırımından kurtulan Türklerin nüfusu 200. Onlar Kosova muhtar bölgesinin.976. bunun en düşük tahminle 16 en yüksek tahminle 18 milyonunu Azeriler teşkil eder.3S2. Salur ve Sarık boylarından müteşekkil Türkmenler yaşar. Kazaklar işe Hanabad bölgesine yerleşmişlerdi. nüfusu 10 milyon civarındadır. Karahan. Nüfusları 300. Seripul. Kuştepe.000'ün üzerinde diye tahmin edilmektedir. Iskeçe. İşte bu Türkmenler Araplar'la Kürtler arasında sıkışmış olup tarihî Musul-Bağdat yolu üzerinde yaşarlar. Salur boyu Maymana ve Maruçak'ta. Culfa.804 km2 ve 1981'e göre 22.5 ilâ 3 milyon arasındadır diye tahmin edebiliriz.

ABD'de ayrıca ekserisi SSCB'nden (Rusya) göçetmiş olan Kırım Tatarı. gerek düşünce ya-prsı ve gerekse ekonomik". Çtettalk Cumhuriyeti ve İran'dır. Azeri ve Tatar toplulukları da mevcuttur. Bütün bu Türkler'in toplam sayısı 250. Suudi Arabistan gibi ülkelerde de ya Türkiye'den ya da başka Türk illerinden buralara göç etmiş ve yerleşmiş olanlar mevcuttur.000 civarındadır. tıp doktoru. İşte totaliter rejimlerde yaşayan bu Türklerle demokrasi şartlarından yararlanan Türkler arasında siyasî davranış ve şuur yönünden de farkMtkfar olması gayet normaldir. Avustralya.Bu yüzden de mesela. Türkter'i beş ana gurupta mütalâa etmek gerekir. Buna rağmen güçlü dernek faaliyetleri ile Türkiye'nin meselelerini Amerika kamuoyuna yansıtmaya çalışırlar. Her ne kadar aynı soydan gelseler de gerek dil. Fakat oldukça dağınık bir manzara arzederler. kültürül ve siyasî farklılıklarnı bulunduğu da unutulmamalıdır. Türkiye ile diğer ülkelerdeki Türk toplulukları arasında bir aşıra yakındır herhangi bir kültürel mübadelenin olmaması da bu toplulukların birbirlerini tanımalarına. bilmelerine. Yukarıda belirttiğimiz diğer ülkelerdeki Türkler'in toplam sayısını ise 250. anlamalarına engel olmuştur. Buradakilerin ekserisi New York ve California eyaletlerinde bulunurlar. Kısacası bu topluluklar arasında bir nevi kardeşlik bağı mevcut ise de bu şartlarda tek bir mütecanis Türk milletinden bahsetmek oldukça güçtür. Kanada.88 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 89 ÜskOp. Devar gibi şehirlerinde yaşarlar. Japonya. Dünya Türkleri'ne Genel Bir Bakış: Dünyadaki çeşitli Türk topluluklarının kesin nüfuslarını belirlemek mümkün olmamakla birlikte eldeki mevcut kaynakların değerlendirilmesi sonucu yeryüzünde 145 milyonun üzerinde Türk'ün yaşadığını belirtebiliriz. G INEY DOftU(Kaşkar) ÖZBEK UYGUR ÇUVAŞ ÇUVAŞ C ■ . Bu gruplandırma daha ziyade hususiyetlerine bakılarak yapılmış olup. YAKUT DOLGAN ŞOR • HAKAS TUVA KARAGAS KUZEY BATI (Ktpca k) \ GÜNEY BATI TÜRK (Ofrız) KUZEY DOĞU 1 TÜRKMEN AZERÎ ANADOLULU OAGAUZ V. ALTAY TATAR BAŞKURT KIRIM TATARI NOttAY KUMUK KARAÇAY BALKAR KAZAK KARAKALPAK KIRGIZ Araştırmamızın başında belirttiğimiz üzere bu Türkler Balkanlardan başlayarak Çin'in batısına kadar uzanan bir haylisi birbirinin devamı şeklinde olan coğrafî bölgelerde yaşarlar. Ancak çeşitli Türk toplulukları arasındaki soy birliğinin diğer ırklara nazaran çok güçlü olduğunu belirtmekte de yarar vardır. sosyaîve politik menfaatler yönünden aralarında farklılıklar olduğu anlaşılmaktadır. DİĞER ÜLKELER : ABD. Özbek. Türkiye'nin dışındaki Türkler'in ekseriyeti işe tek parti sisteminin hüküm sürdüğü ülkelerde bulunmaktadır. Türkmen. mühendis başarılı iş adamları bulunan Türkler bu ülkede Türkiye'nin güzel bir imajını yaratırlar. Kazak.000 diye tahmin ediyoruz. Finlandiya. Kırgız. Balkan Türkleri gibi tabirler de kullanılmaktadır. Bitola. Balkan ülkeleri içinde kültürel yönden en rahat durumda bulunanları Yugoslavya Türkleri teşkil eder. Türk topluluklarının esas yoğun bulunduğu bölgeler başta Türkiye olmak üzere SCB. Her ne kadar son siyasî gelişmeler bu ülkelerde de demokratikleşme törecini başlatmışsa da bu gelişmenin azınlık durumunda bulunan Türkler'e müsbet yönden etkisinin olacağını söylemek için vakit henüz erkendir. bu değişik Türk toplulukları arasında ayrıca bölgesel. Gostiva. Bunlar arasında en büyük topluluğu ABD'de yaşayanlar teşkil eder. Aralarında bir hayli öğretim üyesi. Böylece Türk asıllılar dünyadaki belli başlı soylar arasında ilk sıraları alırlar.B. Karaçay.

Murmansk Oblast MERKEZİ BÖLGE 1.90 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 91 BİBLİYOGAFYA Altıncı Baş Yıllık Kalkınma Planı.Ivanov Oblast 4.Ryazan Oblast 9. tacutental Papers Series: sayı 6. İst Sheey. 1111-1120 Canubi Azerbaycan Tarihi Meşaleleri.1990) s. ÇİSHMinost 1 Sostav Nasalanlya SSSR. Narodnoo Hozyaystvo SSSR 1922-1982. Demography and Society". Arhangelsk Oblast 4. 'Age Dist ribution of China's Population' Baljing Rewlew. TDEK. SSCB aşağıdaki 20 ekonomik bölgeye ayrılır: KUZEY BÖLGESİ LKarel MSSC 2.BRYATSK BÖLGESİ LMariMSSC 2.Katinin oblast 5." Tha Chlna Quartaly (Aralık 1983) 8. Leningrad Oblast 2.E. . Po Dannıın Vsesoyuznoy Pereplsl Naselenlya 1979 goda. İstanbul 1988 2. 1. Çağdaş TOrk Dünyası. Uygur Türkleri. M. Statlçeskly Sbomlk. II. Tambov Oblast İDİL. İstanbul 1989 * ayn. s. Moskova 1973. VViesbaden 1984 YOM iktisadi Raeor-1968.s. BakO 1985. A. T. Begorod Oblast 2. Report on Eastern Europe. Moskova 1984 Devlet. Bulgaristan'da TOrk Varlığı. N. "Güney Azerbaycan ve Iran Türkleri". 7. Aird.Yücel. Labour and Natlonallty in Sovlet Central Asla.Orlov Oblast 8.200 km2). Yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ve endüstriyel kapasitesiyle de dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alır. Moskova 1980 Naselenlya SSSR 1987.402. Vsesoyuznoy Pereplsl Nasele-niya 1979 Goda. Hong Kong 1984.Kostroma Oblast 6.613-614.s. N. Moskova 1988. Dolayısıyla onlarında belli bir ekonomik potansiyele sahip olduklarını düşünebiliriz. Sârenski.. 'The Pretiminary Ruselts of China's 1982 Census. Stailstlacfce* Jahrbueh §988 tür die Bundesrepubllk Deutshcland. Report on Eastern Europe. 16-18. Gaşgaylar. sayı 1(16 Ocak 1984) . Tula Oblast 11. A. sayı 21 (25 Mayıs 1990). E.Ekonomi Türkiye dışındaki Törkler'in bûyök çoğunluğu SSCB'de bulunmaktadır.Moskova Oblast 7. Cenubî Azerbaycan Tarihinin Oçerkl (1828-1917). Lipets Oblast 5. Moskova 1989 Nifcoiaev. itogi Vsesoyuznoy Preplsl Naselenlya.Vladimir oblast. Natslonabıyl Naselenlya. sayı 1 (Kasım-Aralık 1987) Caferoğlu. I. $' The Gypsies: A Re-Emerging Minority". İstanbul 1978. M£ Simonov. Kursk Oblast 4. 12-16. Pskov Oblast MERKEZÎ KARA TOPRAK BÖLGESİ 1. sayı 6(1980).S. J. sayı 3(19 Ocak 1990) s. 4551 Ibrahimov. Ankara 1985 Batı Trakya'nın Şasi. Londra 1988. 3. Baku 1989. II. Baku 1988. Alptekin. Report on USSR. Central Aslan Survey. *Resulıs of the National Elections". SSCB yüzölçümü yönünden dünyanın en büyük ülkesidir (22. Komi MSSC 3. 1970 goda IV. Ankara 1989. MordvaMSSC .Smolensk Oblast 10. "Dış Türklerde Büyük Nüfus Artist'. Lubin. War. Po Dannım. Moskova.Bryansk Oblast 2. Türk Dünyası Araştırmaları. Voiogodsk Oblast 5.* Mghanıstan 1978-1987. Voronej Oblast 3. 1990-1994. arif. Novgorod Oblast 3. Yuroslav Oblast KUZEY-BATI BÖLGESİ 1. sayı 26 (Haziran 29. 1982 Naselenlya SSSR. *Ethnic Müslim Account tor Half of Soviet Population Increase".

Azerbaycan SSC 3. Çernigovsk Obtast . Kabarda-Balkar MSSC 3. Citinsk Obiast 1. Çei^abinsk Obiast DÖNETS-PRİONEPROVSK BÖLGESİ 1 Varoş&ovgrad Obiast 2.TaîarMSSC 3 Astrahan MSSC 4 VoJgograd MSSC 1. Irkutsk Obtast 5. Kurgan Obiast 4 Öfenburg Obtast 5. Nikolaevk Obiast 3.DnepropetrovsK Obiast 3. PrimorKray 3. Dağıstan MSSC 2. Gürcü SSC 2.m■ 3 Çuvaş MSSC 4. Kazakistan SSC 4. Kuybişev Obiast 6. Rovensk Obtast 9. Yakut MSSC 2. Belorusya SSC 7. Lvov Obiast 8. Türkmen SSC BELORUS BÖLGESİ 1. Çeçen-lnguş MSSC 5. Perm Obtast 6 Sverdîovsk Obiast 7. Tacik SSC 4. Omsk Obtast 5. Krasnoyarsk Kray 4. Kırım Obiast 2. Kîıov Obiast İDİL BOYU BÖLGESİ t. Kiev Obiast 7. Penza Obiast 4. Sahalın Obiast GÜNEY-BATI BÖLGESİ LVinnHsk Obiast 2. Novosibirsk Obiast 4. Kemerov Obtast 3. Ermeni SSC 1. Karasnodarsk Kray 6. Herson Obiast BATI SİBİRYA BÖLGESİ 5. Saıatov Obiast 8 Utyanov Obiast URAL BÖLGESİ V Başfcurt MSSC 2 UdrmırtMSSC 3. Vohnsk Obiast 3. Rostov Obiast 7. Özbek SSC 2. Stavropol Kray 7. Kaliningrad Obtast DOĞU SİBİRYA LBuryatMSSC 2. EstonyaSSC 4. Çemovftsk Obiast 4 Zaporoje Oolasî 5 Kirovograd Obiast 6. Tomsk Obiast 6Tümen Obiast UZAK DOĞU BÖLGESİ 1. Amur Obiast 5. İvano-Frankovsk Obtast 6.KalmukMSSC 2. Zakarpat Obiast 13. Çerkassa Obiast 12. Kamçatka Obtast 6. Habarovsk Kray KAFKASYA-ÖTESİ BÖLGESİ ORTA ASYA BÖLGESİ 1. Altay Kray 2. Po&ova Obiast 7 Symsk Obtast 8 HarkovObfcMt 5. Magadan Obiast KAZAKİSTAN BÖLGESİ 1. Kuzey-Osetin MSSC 1. Tuva MSSC 3. Hitomirsk Obiast 4. Gorkov Obiast -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPİ 93 GÜNEY BÖLGESİ BALTIK BOYU BÖLGESİ LLetonyaSSC 2. Litvanya SSC 3. Odessa Obiast KUZEY KAFKASYA BÖLGESİ 4. Ternopolsk Obtast: 10. Kırgız SSC 3. Donets Obiast 5. Hmelnctek Obiast 11.

esas endüstri de bu bölge de bulunmaktadır. Rostov. Endüstri başta Moskova olmak üzere sırasıyla Leningrad. petrol Idit-Ural bölgesinde. Mesela. Harkov. Sibirya bölgesi ise. Orta Asya bölgesinde ise sulama ile ekincilik yaygındır. . Tiblisk. Omsk. Kafkasya bölgesinde. kuzey Ural'da ve uzak doğu bölgelerinde bulunur. Uta. Fazla yaşamaya elverişli olmadığı için buralarda ziraat ehemmiyetsiz derecede azdır.MOLDOVYA BÖLGESİ LMöldovyaSSC Sovyet genel nüfusunun takriben % 701 ülkenin Avrupa bölümünde yerleşmiş olup. Ülkenin bilhassa batısındaki ekonomik bölgeleri ekime elverişli olup. aynı şekilde tabiî gaz da bu bölgelerde bulunur.batı Sibirya ve Orta Asya bölgelerinde. Gorki. Kuybişev. orman ve tundralarla kaplıdır. Ancak yeraltı zenginliklerinin ise başlıca gayri Ruslar'ın bölgelerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. SSCB'nin en zengin kömür yatakları Donets bölgesinde. Kiev. Kazakistan'ın Karaganda yöresinde. Kazan. Novosibirsk.

her yıl gelişmekte olup. Kuybişev. Neticede bunlardan elde edilen gelirin % 11 dahi Tataristan hükümetine kalmamaktadır. elektronik kimya endüstrileri de mevcuttur. Dolayısıyla de petrol. İdil Boyu ve Ural Bölgeleri: Sovyetfer Biriiği'nin yukarıda belirtilen ekonomik bölgelerine Tatar. SSCB'nde elektrik enerjisi termo. Yukarıdaki rakamlardan görüleceği Üzere SSCB'nin çok zengin bir ekonomiye sahip olduğu kanaati hasıl olmaktadır. Ayrıca makina.5 milyar m3 doğal gaz elde edilir. Macaristan. kimya ve makina gibi mühim sanayii kollan doğrudan doğruya Moskova'ya bağlanmıştır. kimya ve petro-kimya. Doğal gaz'ın birkısmı ise şimdi Türkiye'ye gelmektedir. Yani bu petrol gelirinden yerli halk Tatarlar'a herhangi . Kullanılan Kömür ısısı ise ancak % 25 oranındadır. çavdar. Alabuga. 1980 yılında enerjinin % 60. 1980 yılında 2. Ayrıca bu yörede hatın sayılır endüstrileşme de göze çarpar. 3. Otomotiv endüstrisi de. Fakat bu petrol gelirinin hepsi Moskova tarafında» sömürülmektedir.5 milyon ton ve kağıt imalâtı ise 5 5 milyon tona ulaşmıştır. sebze ve hayvancılık) zenginlikleriyle SSCB'nin mühim ekonomik kısmını teşkil eder. SSCB'nde basın-yayın bir hayli gelişmiş olup.000 araba imal edilmiştir. Çıkarılan petrol Başkurdistan. Yar Çallı'da 1976'da imalâta geçen SSCB'nin enbüyük kamyon fabrikası KAMAZ bulunmaktadır. dergi ve gazeteler yayınlanmaktadır. Başkurt MSSC: Bu cumhuriyette de Tataristan'daki kadar olmamakla beraber zengin petrol ve tabiî gaz yatakları mevcuttur. Sn büyük tabiî zenginliğini petrol ve yeraltı (doğai gaz) teşkil eder. şeker pancarı yetiştirilir. doğal gaz 435 milyar m3.1). Yılda takriben 30-40 milyon ton petrol. Kazan uçak fabrikasında İL-62 tipindeki uçaklar üretilir. patates. İşimbay-Ufa ve Tuymasi-Şkapova-Salavat arasında petrol hattı mevcuttur.2*8! endûsri İçin kullanılmıştır. Birinci ve ikinci kategoridekiler SSCB'e merkez hükümeti ile RSFSC hükümetine bağlı olanlardır ki.% 27. Tüben Kama petro-kimya endüstrisinin 1989 yılındaki net kazancı 137 milyon ruble olmuşsa da. film gibi 4 binden fazla madde imaledilir. Ülke bu kâğıt ihtiyacını kendi zengin ormanlarıyla karşılamaktadır Son yıllarda selüloz imalâtı 7. meyva. bakır. Hafif endüstri dalında dericilik ve kürkçülük mühim yer tutar. bunun % 1'den az bir meblağı yerel hükümete kalmıştır. Çünkü Tataristan'daki iktisadî kuruluşlar 3 grupta mütalâa edilirler. Omsk. Bunlar başlıca Kazan ile Tûben Kama şehirlerinde bulunur. Köy ekonomisi hayli gelişmiştir. Kimya fabrikalarında polietilen. Ur-manaş gibi merkezlerde et kombinaları sütlü gıda imalathaneleri bulunmaktadır. Sovyet genelinde »sı enerjisi olarak petrol ve doğal gaz kullanılmaktadır (% 45. demir-çelik endüstrileri bulunur. Başka bir ifadeyle cumhuriyetin yerli halkı kendi ürettiği zenginliklerden yararlanamamaktadır.199. Kafkasya (Kuzey Kafkasya ve Kafkssya-Ötesi) Orta Asya ve Kazakistan ve Sibirya bölgelerinde yoğun halde yaşadıklarından bu bölgelerin ekonomik potansiyelini inceleyerek bu Türk boylarının iktisadî yapısı hakkında bir fikir edinmiş olacağız. Mendelyevsk gibi şehirlerdir. şekerpancarı. Son yıllarda yıllık üretim 70-80 milyon tona düşmüştür. Başlıca çavdar. çavdar. Atom santrallerinin bir istisna dışında hepsi SSCB'nin Avrupa bölümünde bulunur. Çeboksan. Ryazan. Tataristanto en mühim endüstri dallarını kimya ve petrokimya teşkil eder. Burada yılda takriben 150 bin ağır evsaflı kamyon ve 250 bin dizel motoru üretilir. Mesela. Ancak koloni statüsüne sahip olduğundan cumhuriyette üretilenlerin ekserisi merkeze devredii-mektedr. darı. Çuvaş MSSC: Ülkenin ancak yansı tarıma elverişli olup. Doğu Almanya. Kısacası Tataristan'ın ekonomisi Sovyet standartlarında çok gelişmiştir. Yaroslav. Çekoslovakya'ya yollanmaktadır. çok yüksek tirajlarda (bazıları 5 milyona ulaşan) kitap. çelik üretimi ise takriben 10 milyon tona ulaşmıştır. koyun ve keçi beslenir. Kanasa. Petrol çıkarılırken toprağa basınçlı su verme metodunun kullanılması çevrenin kirlenmesini ve tarıma elverişli toprakların tahribine yol açmıştır. petrol yataklarının bulunduğu bölgelerde ise petro-kimya endüstrileri yaygındır. domuz. Tuymasi-Ufa. burçak. ı Tarım SSCB'in genelinde olduğu şekilde Sovhoz (devlet çiftliği) ve Kolhozlar (kollektif çiftlik) tarafından yürütülür. buğday. keten. değişik Türk boyları Idil-Ural. Burada ayrıca büyük baş hayvan. Gorki. 1980 yılında demir üretimi 245 milyon tona. bir pay verilmemektedir. İrfîl-Bryatsk. Bu yöre yera!tı( petrol» doğal gaz vb) ve yerüstü (çeşitli tahıllar. Tataristan bugüne kadarrınerkeze 1 milyar ton petrol devretmiş bulunmaktadır. bunlar ekseriyeti teşkil ederler. Tatar MSSC: Bu cumhuriyet tarım ve endüstri ülkesidir. Şumerliya. buğday. Atatır. Türk Yörelerinin Ekonomik Durumu: Demografi bölümünde belirttiğimiz bölgeler aşağı yukarı ekonomik bölgeler için de geçerli olup. Başlıca buğday. Petrol üretimi ise 1980'de 603 milyon ton. kömür istihsali ise 716 milyon tona ulaşmıştır. otomotiv. baklagiller ve şerbetçi otu yetiştirilir. mısır.»4 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 95 Krosnayarsk gibi merkezlerde toplanmış bulunmaktadır. Koca ve küçük baş hayvancılık ülkenin ihtiyacını karşılamaya kafi gelmektedir. Leninogorsk. doğal gaz gibi yeraltı zenginlikleri. boroksit. Bu merkezlerde ağfr ve hafif endüstri. Bunun dışında sebzecilik ve meyvecilik de gelişmiştir. patates ve sebze yetiştirilir. aseton. Tataristan'ın doğal gaz üretimi yılda 4 milyar m3 dür.Moskova ve Perm rafinelerine "Dostluk Hattı"yla Polonya. Türkiye'nin yıBık ham petrol üretiminin 3 milyon ton dolayında ve Türkiye'rtf&iyrllık ihtiyacının 17-18 milyon ton olduğu düşünülürse Tataristan'ın tek bir petrolden ne kadar büyük gelir sağlayabileceği anlaşılır. Başkurt ve Çuvaş cumhuriyetleriyle Türkter'in meşkim olduğu çevredeki oblastlar girer. Rafineriler ve petro-kimya fabrikaları Başkurdistan'ın esas ekonomik zenginliklerini teşkil ederler. Şimdi bu ekonomik bölgelerdeki Türk muhtar cumhuriyetlerini teker teker inceleyelim. Kömür yataklarının bulunduğu merkezlerde demir-çelik. sentetik kauçuk. Ancak çok kısıtlı bir bölüm Tatar cumhuriyetinin kendine bağlıdır. Ndıo ve atom elektrik santrallerinde üretilir. Bunun dışında ülkede kömür. Fakat herşeye rağmen merkeziyetçi bir felsefeyle yönetilen ekonominin başarısız olduğu halkın ihtiyaçlarını karşılayamadığı ve ac*!en durumun düzeltilmesi gerektiği Sovyet liderlerinin son yıllardaki ifadeleriyle de ispatlanmıştır. altın* manganez ve krom ocakları mevcuttur. Tatar MSSC'nin petrol ve tabir gaz merkezlen Etmet.3. baklagiller yulaf. Ayrıca Kazan'da SSCB'nin en büyük bilgisayar ve optik aletler fabrikası bulunur.

gelişmiştir. alffninyüm. en mühim topluluğu Azeriler teşkil etmektedir. sırayı adr1. kömür. Tacikistan ve Özbekistan'a nakleder. Çoğunluğu çıplak veya otlarla kaptı bozkırlar. keçi ve domuz gibi küçük baş hayvanlar yetiştirilir. Ktueey Kafkasya va Kafkasya-Ötesi Bölgeleri: 8u ekonomik bölgelerde tab» M. Pirinç üretimi genel Sovyet üretiminin takriben % 50'sini karşılamaktadır. mısır. Gene de yılda 12 milyon ton petrol çıkarılmakta olup. antimon. Köy ekonomisinin % 75'ini de tarım ve pamukçuluk teşkil eder. molibden ve Muruntav'da bol miktarda altın çıkarılmaktadır. 1813 yılında Özbekistan'da 423. Bugön dahi petrol denilince Baku akla gelmekle birlikte Azerbaycan'da üretilen petrolün m&tarı Sovyet genel istfosafi içinde ehemmiyetsiz denilecek bir dereceye düşmüştür. tarım ve pamuk toplama makinalan. motor.'Köy ekonomisi esas geçim kaynağını teşkil eder. Ayrıca halıofck da mühim bir iş alanıdır. Azerbaycan pamuk üretertmde Sovyetler Birliği'nde 4. mis». Bu ocaklarda ise mahkûmlar teJaralmaktactor.500 hektarlık alanda pamuk yetiştirilirken 1978'de bu 1. Yükseklikler kuzey ve Hazar'ın doğusundaki yerlerde deniz seviyesi altına düşerken bazı bölgelerde dünyanın en yüksek dağları mevcuttur. Kura havzasında pamuk üretilir. Bunun dışında demir. Bu durumda Sovyet genelinde üretilen petrolün ancak % 2' sinm Azerbaycan'da ekle edüdiği anlaşılmaktadır. Fergana ve Zerefşan vadilerinde yetiştirilen ipek genel sovyet istihsalinin % 50'sini teşkil eder. Çırçık. Tanmtn % 651 strfama 3e yatmakta olup. çavdar. Kırgızistan'ın kayda değer ağır san^ii yoktur. lastik. Kuzey ve güney-batıda Fergana vadisinde civa. Zerefşan gibi şehirlerinde hldro elektrik santralleri mevcuttur. Fergana vadisi Tanrı ve Altay sıradağları Kırgızistan'ın coğrafî konumunu belirler-yüksek dağlardan çıkan nehirler düzensiz ve hızlı akıntılı olduğu için elektrik enerjisi elde etmeye yararlar. sut ve sütlü gıdater köy ekonomisinin mühim ürürferîdfr. Başlıca besicilikyapftr. Özbek SSC: Özbekistan'da endüstriden ziyade köy ekonomisi. Yukanda da görüleceği üzere daha ziyade gıda endüstrisi gelişmiştir. Hayvancılık da gelişmiş olup. Endican. keçî.824. makina inşaa. Lenin. Ekim genelde sunî sulamayla yapılmakta olup 3 milyon 500 bin hektar sulanmaktadır. funyadaki ikinci büyük krater gölü Issık Qöl (6202 km2) büyük bir su rezervuardır. Doğusunda Çîn(. Kırgızistan'dan elde edilen 165 kilovat saat enerjinin büyük bk kısmı Kazakistan. Üçkuduk'ta ise stratejik madde uranytfl» çtkanlmaktadır. Tahminlere göre yılda 80 ton kadar altın elde edilmekte olup. dağ silsileleri ve çöllerle kaplıdır. Nogay gibi Türk topluluklarının hem sayıca az olmaları hem de onların Rus ve dfğer Kafkasya halk-tanyta gtnft bir şekilde iç cçe yaşamaları sebebiyle ekonomik potansiyelleri hakkında btr tahlilde bufcjnmak hayft zordur. Kattakurgan gibi şehirlerde bulunmaktadır.ve pirinç yetiştirilir. Görüleceği üzere endüstri de tarıma yöneliktir. sırayı alır. bakır. üretimde Sovyet genelinde 4.Târim ise kayda değecek miktarda değitrjr. Son yıllardaki istihsal 8 milyon tona ulaşmıştır. " Örtü Asya Bölgesi: Orta Asya ekonomik bölgesindeki Özbekistan. Pamuğun yetiştirildiği ana bölge ise Fergana vadisidir. konserve endüstrileri mevcuttur. Semerkand. buğday. Almalık ve Koytaş'ta bakır. Pamuk üretimi tahıl üretimi aleyhine geliştirildi.Konservecîyk hayü gelişmiş olup. gemi inşaa. Tacikistan ve Türkmenistan Sovyet cumhuriyetleri takriben 13 milyon km2 İlk bir atam kaplamakta olup. bu miktar dünyadaki büyük altın ocaklarının istihsalinden daha fazladır. çinko. domuz gflal küçük baş hayvanlar vartfcr. batısında Hazar Denizi ve kuzeyinde Rusya'nın Avrupa bölümü w Kazakistan bulunan Sovyet Orta Asyası çok sert bir yerel yapıya sahiptir. Görüleceği dzere takriben 9 milyon Türk asıllının yaşadığı Idil-Ural bölgesi SSCB'nin çokmühtrn ve zengin ekonomik merkezlerinden birini teşkil eder. Tarımın dışında besiciliğe de büyük ehemmiyet veriljrV 10 milyona ulaşan koyun sayısının 5 milyondan fazlasını meşhur Karakul koyunları teşkil eder. Mesela. Issık Göl civarınd&ise kükürt çıkardır^.000 hektara yükselmiştir.96 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPİ 97 Çuvaşıstan ekonomik yönden Tatar ve Başkurt cumhuriyetleri kadar mühim değtkfcr. Kırgızistan. çarların Orta Asya'da uyguladıkları ekonomi politikasını tenkit ederek 'Çarlar burayı pamukla Rusya'ya bağımlı hale getirdiler*' diye suçladıysa da Moskova aynı politikayı sürdürdü. doğal gaz ve petrol aletleri fabrikaları teşkil eder. değişken coğrafî bir Mm yapısı gösterirler. Özbekistan'da pamuğun dışında en mühim tarım ürünü pirinçtir. Karaçay. kurşun. Balkar. SSCB'nde yetiştirilen pamuğun 2/3 si Özbekistan menşelidir. Dolayısıyla da pamuk ekim alanları her geçen yıl arttırılmıştır. hem de ekonomi yönünden daha büyük ehemmiyete haiz olan Azerbaycan SSC'nin incelemek uygun olacak. tekstil. kobalt ve tuz yataktan mevcuttur. Mingeçevir ve Vardanis termo etektrtfc santrafler* Kafkasya üresinin en büyük santralleridir. Bunun dışında sığır gibi büyük baş. İklimi genelde kurak diyebiliriz. Beyaz altın diye de adlandırılan pamuğun 1 tonundan 3 bin metre pamuktu kumaş. Dolayısıyla hem demografi. kf> kürtkurşun. Kuzey Kafkasya ekonomik bölgesindeki Kumuk. 10 milyon civarında koyun. Bunun dışında sebze. Fergana vadisi ve Aşağı Surhandar'da petrol. Kırgız SSC: Kırgızistan Cumhuriyetinin % 50'sinden fazlası 1000-3000 metre ve % 25'si ise 3000-4000 ^yükseklikte bir alana yerleşmiştir. Tütüncülük ve ipekçilik gelişmiş okip. Mubarak'ta doğal gaz. 250 kg hayvan yemi vb değişik mahsûller elde edildiğinden pamuk çok mühim sinaî bir hammaddedir. yüksek yaylalar. Olkenin en gelişmiş sanayisini traktör. ipetrol ve çinko. . Özbekistanin Sırderya. Yerleşmeye en müsait bölge Fergana vadisi olup halkırt4 ^"Sİhden fazlası burada bulunur. Bu fabrikalar Taşkent Çırçık. Özbekistan yeraltı zenginlikleri yönünden de mühim bîr ülkedir. ülkenin esas endüstrisin* Baku ve çevresine yerleşmiş olan pelro-krrnya sanayii teşkil eder Bunun dîştnda çelik. Angaran'da kömür. 100 litre yağ. Carkak. tütün ve değişik meyvalar yetiştirilir. Şayet bu yörenin yerfc Türk halkının bu ekonomik zenginlikte tasarruf hakkı olsaydı gelirleri Arap ütketertnın en zengin devletlerini fersah fersah geçmiş olurdu. bunun 10 milyonu *off shore* tabir edilen Hazar Deniz?nde açılan kuyulardan elde edilmektedir.Doğu Türkistan) güneyinde Afganistan ve Iran. Gazlı. çinko. Azerbaycan SSC: Burada yeraltı zenginliklerinden petrol ve doğal gaz en mühim yeri almaktadır.

Türkmen SSC: Burada da ekonomi başlıca köy ekonomisine dayar». Ülkenin .

molibden. Bunların dışında dmûrt manganez.300. Obi buradan geçer. Ancak bu üretimde de bîr düşüş gözlenmektedr. Kurşun. Karaganda bölgesinde zengin kömür yatakları (rezerv 50 milyar ton tahmin ediliyor). Sovyetler Birliği'nin belli başlı nehirleri olan İrtiş. Yeraltı zenginlikleri yönünden de oldukça mühim bir bölgedir. Bu durum ise komşu ülkeleri . Göktepe ve Merv'de üzüm bağlan bulunur. sırayı alan Kazakistan'da başlıca buğday yetiştirilmektedir. Çar-cuy. kalay. Endüstrisi fazla gelişmemiş olmakla birlikte en mühim merkez olarak maden ocaktan. İklim kuraktır. Kumdağı ve Okarem de mühim miktarda petrol çıkarılır. Kazakistan'da 500 kadar kolhoz. bakır ve demir döküm ateiyeleri sayılabilir. Köy ekonomisinde pamukçuluk mühim yer tutar. Bu fabrikalarda başta pamuklu olmak özere yünlü ve ipekli kumaşlar dokunur. Bunun dışındaki endüstri kayda değer değildir.9* TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 99 4/5'ünü Karakum Çölü (350. kurşun ve çinko SSCB'nin ihtiyacının % 50'sinden fazlasını karşılamaktadır. Büyük protestolara yol açmasına rağmen Aral'ın eski haline döndürmek için şimdiye kadar hiçbir ciddi tedbir alınmamıştır. Türkmenlerin su ihtiyacı başlıca 900 km uzunluğundaki Karakum (Türkmen) kanalından temin edilir. kalyum. Tecen ve Kopet dağının eteklerinde pamuk. kimya endüstrisi.sulamak'için açılan su kanalları neticesinde meydana gelmiş ve dünyada misli görülmeyen bir tabii felaket insan eliyle meydana getirilmiştir. Aşkabad. volfram. Kazakistan Bölgesi: Kazak SSC: Kazakistan SSCB'nde RSFSC'den sonra en büyük yüzölçümüne sahip bir ülkedir ( 2. 1500 'den fazla sovhoz bulunmakta olup. Aşkabad. kuzeyde Ural-Enbağ havzasında petrole rastlanmaktadır. 1982'de tahıl üretimi 11.000 tona düşmüştür.300 km2 ). Arazisi genellikle arızasız bozkırlardan ibaret olup. Çeleken yarımadasında Nebit dağı. SSCB'de tarım istihsalinde 3. Türkmenistan'da başlıca tekstil endüstrisi gelişmiş olup. Ülkenin en büyük gölü Aral olup. Bunun 1 milyondan fazlasını at teşkil eder. iyot gibi madenler elde edilir. Kazakistan yeraltı zenginlikleri yönünden de mühim bir ülke olup. tekstil ve gıda sanayiinin bulunduğu Karaganda göze çarpmaktadır. Taşauz gibi yerlerde fabrikalar mevcuttur. Merv. Besicilik de mühim yer alır. Kazakistan tarım ve hayvancılık ülkesidir. Burada 5 milyonun üzerinde Karakul koyunları yetiştirilir. Yıllık üretim 15 milyon tonu geçmiştir. antimon gibi madenler kayda değer. Tarım da başlıca sulama ile yapılır. ancak güney ve güney doğusu dağlıktır. Bu doğal gaz Buhara ve ürat'a sevk edilir.653. son 10 yılda büyük bir ekolojik felakete uğramış» suyu oldukça azalmıştır.000 km2) kapladığından yerleşim alanları kısıtlıdır. Petrolün dışında kükürt. Aynı bölgelerde ve Karakum'da doğal gaz da çıkmaktadır. Çarcuy'da kavun-karpuz yetiştirilir. Murgap. 1954 yılında 100 binlerin çalışırılması neticesinde Kazakistan'a 25 mayon hektarlık ekim alanı kazandırılmıştır. Bunun dışında Kazakistan'da çıkarılan bakır. Ekili yerlerin 9/10 'u sulamadan yararlanır. Büyük çapta olmamakla birlikte demir-çelik fabrikaları. 3& milyon küçük hayvan 10 milyona yakın da büyük baş hayvan beslenir. makina inşaa. . biz.

Bunun dışında kurşun. Şincang-Uygur Muhtar Bölgesi: Çin Halk Cumhuriyeti'nin batısında Türk asıllı Uygur ve Kazakların yoğun olduğu bu bölgenin (Doğu Türkistan) yüzölümü 1.500 km2 dir.34° )-(-45° ) arasındadır. deri ve gıda sanayileri mevcuttur.000 km2 olup.Batı Sibirya.000 km2).Sibirya'dan (Tümen) doğal gaz getirmek icat boru hatlarının döşenmesine başlanmış olup bu proje tamamlanmak üzeredir. Indigirka ve Kolumna'da bol miktarda altın» Vilcuc ve Olenek'te elmas bulunur. Doğudan batıya uzanan Tanrı dağları bu ülkeyi ku- . Son yıllarda bu konuta* huzursuzluklara yol açmış ve ülkenin ekonomisini liberalleştirme sürecinde bir takım çüzümJer aranmaya başlanmıştır. Çok zengin kömür rezervlerinin bulunduğu tahmin edilmektedir. Kış 180 ila 220 gün arasında sürer. Ocak ayı ortalaması ise (. Genellikle balıkçılık yapılır. Lena. Burada da Türklerin Yakut. Dolayısıyla da buradaki Türkler'e genel olarak Sibirya Türkleri veya Altay Türkleri de denilmektedir. at ve deve. Aldan. Vahşi kürk hayvanları avlanır. yak ve ren geyiği beslenir. Çin'in toplam yüzölçümünün 1/BVıi teşkil eder. karasaldır. Ülkenin 4/5'i kutup bölgesine has iğne yapraklı ağaçlarla kaplıdır. İklimi çok sert olup. Maden olarak ise kömür mühim bir yer alır. İşim. Koyun. Anabar. Hakas Muhtar ve Gorno Altay. Ağaç. Kısacası Türkler'in yaşadığı hemen her bölgede zengin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri bulunmaktadır. domuz. Yenisey. fazla bir ekonomik performans göstermezler. Diğer bölgeler ise nüfusları gayet az olup. Yeraltı zenginlikleri yönünden çok mühim bir bölgedir. Gelecekle çok daha büyük istikbal vadeden bu bölgeye yatırımlar sürmektedir. Tuva MSSC: Yenisey'in aşağı mecrasında Çin'e komşu Tuva'nın yüzölçümü 170. Kürk hayvanları avlanır. Başlıca besicilik yapılır. Ancak her türlü zenginlik merkezin yönetimi ve kontrolünde olduğu için yerli halka bu zenginliklerden fazla pay düşmemektedir. Ancak bunun neticesinin ne şekil alacağını şimdiden kestirmek mümkün değildir. Sibirya'nın Altay-Sayan dağlık bögesinde Ob. Yana. Bunun dışında BAM adı verilen yeni tren hattı ile Sibirya'nın zenginlikleri merkeze sevk edilmeye çalışılmaktadır. Obi. Bunun dışında Türklerin yoğun bulunduğu Batı Sibirya'da Tümen havzasında Sovyetler Birliği'nin en zengin petrol yatakları bulunmakta oiup. Olenek.103. Ülkenin yansı ormanlarla kaplıdır. Abakan ve Yenisey kaynak ve havzalarında muhtelif Türk boylan yaşar. Sibirya bölgesinde zengin kömür yatakları ve diğer madenlerin bulunduğu da bilinmektedir. Geçim köy ekonomisine dayanır. çinko. İrtiş. Yakut MSSC: SSCB'nin en büyük muhtar cumhuriyeti olan Yakutistan'da (3.710. Lena gibi SSCB'ni baştan başa geçen mühim ırmaklar bulunur. volfram ve molibden de elde edilir. Tuva adlı muhtar cumhuriyetleri. Indigirka ve Kolumna nehirleri bulunur. Muhtar Oblastları adlı idarî bölgeleri mevcuttur. Urai dağlarının doğusunda Tobof. Ülkenin % 20'sinden fazla bir bölümü kuzey kutbunda ve 2/3 si dağlarla kaplıdır. Bunun dışında soğuğa dayanıklı Ren geyikleri ve at yetiştirilir. Doğu Sibirya ve Uzak Doğu Bölgesi: Yerleşime pek müsait olmayan bu bölge yeraltı zenginlikleri bakımından SSCB'nin belki de en mühim kısmini teşkil eder.son zamanlarda Sovyet istihsalinin 3WV bu bölgeden temin edilmektedir. Sığır.

Kazan 1981. Ülkede 30 milyon civarında küçük ve büyük baş hayvan beslenmekledir. Halkının % 70'i köy ekonomisinden geçimini temin eder. İstanbul 1978 Atlas SSSR Moskova 1983 N. ÇHC'ndekt Türk soylular kendi yörelerindeki zenginliklerden kendilerine ayrılan malî payın artırılmasını talep ederken İran ve başka ülkelerdeki Türkler dez-organizasyon tür halde bulunduklarından ve hükümetlerince kendilerine muhtariyet hakkı tanınmadığından bu nevi taleplerde bulunamamaktadırlar. ki bunların hepsi kendi tarih? topraklarında yaşarlar. uranyum. Başka bir ifade ile bu ülkeler Türkler 'm yurt dışına döviz yollamasını engellemektedir. Dolayısıyla hukukî statü yönünden bulunduktan yörelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden bir pay alma imkânları bulunmamaktadır. bsk. manganez. Buna rağmen ekonomik hayat fazla gelişmemiş olup. Zaten SSCB'nin yeraltı kaynaklan incelendiğinde esas Rus topraklarının bu yönden çok fakir olduğu anlaşılır. Labour and NationalKy İn Savlet Central Asla. Tschıraraschen.. meyvecilik ve ekincilik yapılır. Ancak bunların hiçbirinin kendi adlarını taşıyan idari bölgeleri yoktur. Ülkenin kuzeyinde büyük Takiamakan çölü bulunur. Moskova . XIX. dünyanın en zengin petrol ülkelerinden biri olan Iran İslam Cumhuriyeti'nde başta Azeriler olarak diğer Türk boyları ile birlikte 20 milyon gibi büyük bîr rakama ulaşmalarına rağmen millî kültürel faaliyetler için dahi merkezden pay aîamamaktadirlar. hayat seviyesi oldukça düşüktür. Totaliter rejimlerde yaşayan Türk soylular ise. molibden. Buralarda bağcılık.1958. kültür ve eğitim seviyelerini yükseltmeye hizmet ederdi. Korla. Ekonomik bölgelere ve Türklerin yoğunluğuna göre incelediğimizde tek bir petrol üretimini göz önünde tuttuğumuzda msl. Kaşgar. Alptekin. adil bir pay alabilseler. verildiği takdirde de bu ehemmiyet arzedecek bir miktarı teşkil etmez.. yerli halka ya hiç pay verilmez. Devlet Çağdaş Türk Dünyası İstanbul 1989 B. Özetlersek Türkiye'nin dışındaki Türk bölgelerinde zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına rastlamaktayız.100 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI zeydeki ufak Çungarya ve güneydeki büyük Kaşgarya'ya böler. VViesbaden 1974 . Kendi yörelerindeki ekonomik faaliyetler ve şahsi katkıları neticesinde elde edilen gelirden dahi adil bir pay alamamaktadırlar.'Kafkasya'da 12 milyon ton. BİBLİYOGRAFYA E. SSCB. İklimi sert ve karasaldır. Hong Kong 1984 Narodnoe Hozyaysvo Baskirskoy ASSRf 1917-1967) Ufa 1967 Narodnoe Hozyaystvo SSSR 1922-1982 Moskova 1982 E.Turfan gibi sulak bölgelerde yerleşmiştir. Hotan. Lubin. Uygur Türkleri. volfram. Halkın % 90*ı Hami. Kazak Ostturklstan zvvlschen dan Grossmaechten. Aksu. Doğu Türkistan'da zengin petrol kömür. nikel ve altın yatakları bulunmaktadır.Ufal'da 100 milyon ton. Taysın. Yılda 10 milyon ton üzerinde ham petrol elde edilir. Tataratan ASSR Geograflyasi. Hayit Türkistan İm Jahrhundart Darmstadt 1956 F. Ancak bu petrolün üretiminden elde edilen kârın çok büyük oran Moskova ve Pekin'e akar. Urumçi. bu onların hayat standartlarım . 8. Şayet bu zengin bölgelerde yaşayan çeşitli Türk boylan kendi topraklarında elde edilen madenlerden vb. Tokarev. Yukarıda belirtilen Türk bölgelerinin dışında başta Iran olmak üzere Afganistan. Berlin 1937 N. Diğer yönden ise hür ülkelere çatışmak maksadı üe giden T. Petrol yatakları Karamay adlı bölgede bulunmaktadır. S. Irak ve Bulgaristan'da yoğun Türk toplulukları mevcuttur. Brockhaus. C vatandaşları ise o ülkelerin vatandaşları oîmadîkîan ve tarihî herhangi bir hakları olmadığı halde Türkiye'ye yolladıkları dövizlerle büyük katkıda bulunmaktadırlar. Idil. Etnografiya Narodov SSSR.A. Meselâ. Orta Asya'da 15-milyon ton Doğu Törkistan'da 10 milyon ton üretim yapıldığı anlaşılır.

TÜRK TARİHİ —i--------1________________________________________________103 İkinci Bölüm Türk Tarihi .

hem coğrafî bakımdan diğer toplulukların tarihinden ayıran şu noktalar göz önünde tutulmak gerekir: a) Bütün diğer milletlerin. Türklerin Anayurdu ve Yayılmaları: En eski ve köklü kavimlerden biri olan Türkler aşağı yukarı 4 bin yrtlık mazileri boyunca. fertleri toplu olarak bir arada bulunduğu için. fakat Türk adını taşıyan ve ya hususî adlarla anılan Türk zümrelerinin -çeşitli bölgelerde ortaya koyduğu "tarihlerin bütünü anlaşılmalıdır. Türkler dağınık şekilde yaşamaları sebebi ile birbirinden farklı gelişme yolları takip ettiklerinden Türk tarihini belirli bir zaman kesiminde bütün hâlinde değerlendirmek kolay olmamaktadır.Asya. Avrupa ve Afrika kıt'alarına yayılmış bir millettir. Bu itibarla mazinin herhangi bir devresinde ayn yerlerde başka başka Türk top luluk. yeni yurtlar arayarak. tek bir topluluğun belirti bir mahalde tarihi değü. b) Tarihleri sınırı belli bîr coğrafî çevre içinde cereyan eden bütün diğer milletlerin yayılmaları da değişmeyen vatan toprakları civarında vukua gelirken. herhangi bir zamandaki durumunu açıkça tesbit ve tetkik etmek mümkün olduğu halde. tarihlerini çeşitti bölgelerde yapmışlardır. Türk tarihi deni lince. tfS^Jaft Bu bölünme keyfiyeti Türk kütlelerini siyasî.TÜRK TARİHİ Giriş ibrahim KAFESOĞLU Türk | Adı. Türk Soyu. içtimaî kültürel yönlerden . Türk tarihini değerlendirirken onu hem zaman. idare ve devletlerini müşahede etmek mümkün olduğundan. çeşitli Türk kütleleri asırlarca yeni iklimler. Türkler bu nüfus çokluğu ve faal durumları dolayısıyla dünya tarihinde mühim rol oynamışlardır. Orta Asya'daki Anayurttan etrafa yaptıkları sürekli göç hareketleri Türkter'in aynı zamand^ nüfusça kalabalık olduğunu da gösterir.

birbirle- .

Heredotos'un doğu kavimleri arasında zikrettiği Targitalar. Türk* kelimesi türemek" den çıkmıştır. GökTürkler münasebeti ile Agathias (ölm. siyâsî bîr ad olduğunu ortaya koymaktadır. cezb etmek vb. Eski çağlarda Türkler'in "mongoloid" gösterilmeleri.106 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 107 rinden ayrılması neticesini vermiştir.Macar ülkesi). son arkeolojik araştırmalar ve kültür tarihi tetkikleriyle elde edilen neticelere aykırı düşen yukarıdaki faraziyelerin linguistique bakımından da doğruluğu tespit edilememiştir. asırlardan önce yalnız çift heceli Söylendiği. asır) geçmekte bulunduğunu Orhun kitabeleri göstermektedir. m. turan tipine örnek olan Orta Asya.. Türk Milleti'nin dünya tarihinde derin iz bırakan kudret ve faaliyeti ile izah etmek mümkündür. asırda Kölemen devleti zamanında Mısır ve Suriye'ye Türkiye* deniliyordu. Böylece Türk adı Bizans kaynaklan arasında tik defa. endamlı. Batılı bilginlerden çoğu me- . badem gözlü"). Batı Türkiye. diğer bir kısmının yerleşik hayata bağlanması. sağlam yapılı erkek ve kadbları ile (Gök-Türk Prensi Kül Tegin'in büstü) Ortaçağ kaynaklarında güzelliğe misâl olarak gösterilmiş. bin içinde rol oynadıkları belirtilen Tik (veya Di)'ler ve hattâ Troialılar vb. Bütün bunlar. 6-8.Türkler'in Anayurdu: Türkler'in göçlerden önce oturduğu topraklar mesele si geçen asırdan beri münakaşa edilen bîr mevzudur. gerek Lâtin ve Grek kaynaklarında Türkler daha çok Moğol tipinde tasvir edilmişlerdir. daha sonra bu imparatorluğa bağlı. yeni birçok milletlerin tarihi ile bir arada hattâ iç-içe gelişmesi bundan ileri gelmektedir. 582)'in eserinde.Ö. (Türk) = terk edilmiş (islâm kaynaklah$T"ürk =olgunluk çağı.S. daha sonra aynı husus Nemeth'in tetkikleri ile tamamen isbat edilmiştir. yine ilk defa Câhiliyye devri şâiri Al-Nâbiga al-Zubyâni (ö!m. israil menşefî Tevrat rivayetlerinde de Türk " adı aranmış Nuh'un torunu (Yâfes'in oğlu) Türk'de. fakat diğer bölgelerde iktidarın zirvesine ulaşmış Türk kütlelerinin aynı zamanda mevcut olması ve Türk tarihinin eski. Gök-Türk Hakanlığı'nın kuruluşundan itibaren önce bu devletin. yabancıların dıştan ttıtişahadelerîne hayret etmemek gerekecektir. yine cins ismi olarak 515 yılı hâdiseleri dolay isiyle "türk-Hun" (kudretli Hun) tâbirinde zikredildiği bildirilmektedir. değirmi çehş. değirmi yüzlü ("ay yüzlü. Arapça yazılmış eserlerden."Türk" Adı: Türkler'in kadîm bir millet oluşu araştırıcıları Türk adını en eski tarih kaynaklarında aramağa sevketmiştir. veya Iran rivayetindeki Feridun (Thraetao-na)'un oğlu Tûrac veya Tür (Turan. bizzat Türk" adını taşıyan Türk kavimleri olmalıdır. 2. Bir kısım Türkler "Bozkır Kültürü"nde yaşarken.Türk Soyu: Tarihte Türk ırkı hakkında yapılan tasvirler oldukça karışıktır. veya iskit" topraklarında oturdukları söylenen Tyrkae* (Yurkae) veya Tevrat'ta adları geçen Togharmalar.1. asırlarda Volga'dan Orta Avrupa'ya kadar olan sahaya bu ad verilmekte idi (Doğu Türkiye = Hazarların ülkesi. Ayrıca. Coğrafî ad olarak Turkhia (=Türkiye) tâbirine ilk defa Bizans kaynaklarında tesadüf edilmektedir. 9. Nitekim adın Çince transkripsiyonu da İki hecelidir (T'uküe).Ö. Geniş Türk tarihinin ilmî yollardan araştırılıp İncelenmesini fevkalâde güçleştiren bu hâdiseyi bir bakıma. asır Rus yıllıklarında zikredilmiştir. hafif dal galı saç. (Menandros). daha eskiden ise Törük" şeklinde olabileceği belirtilmiştik Jr TQrk adına -gerek kaynaklarda. asırdan itibaren Türkiye" olarak tanınmıştır. buradan geliyor)'da Türk adını taşıyan ilk kavim gösterilmek istenmiştir.V. Son araştırmalarda Türk* kelftftesi-nin 6-8. 1. veya eski Hind kaynaklarında tesadüf edilen Turukha (veya Turuşka)'lar. Takye= deniz kıyısında oturan adam. o zamanın Türk devletlerinde Moğol unsurunun çokluğu ile açıklanabilir Türkler'in tarih boyunca en sıkı temasları. kalabalık Moğol kütleleri Türk idaresine alınmış (Asya Hunlan'nda. Halbuki adın tek heceli duruma göre Gök-türk çağında (M.-10. Mâveraünnehir ve diğer Yakın-Doğu Türkleri beyaz tenli koyu pprlak gözlü. ■■iki V£ ^Wi Cins ismi olarak çok eskiden beri Türkçe'de mevcut olması gereken Türk" kelimesinin "Altaylı" (Ceyhun ötesi Turanlı) kavimleri ifade etmek üzere 420 tarihli bir Pers metninde.*Thomsen tarafından da kabul edilmiş (1922). VI. bilindiği üzere Tevrat'ta nakledilen eski ananelerde ve Türk soyu (Hâm ve Şam'dan değil. Vâmbery'nin ilmî izaha doğru ilk adım kabul edilen fikrine göre. Bu kelimelere göre. Gökaip adı türel? (kanun ve nizâm sahibi) diye açıklamıştır. 3. 4-5. gerek araştırmalarda türlü mânalar verilmiştir: Tu-küe (Türk)= miğfer (Çin kaynakları). asırlarda dahi bugünkü telâffuzu ile. veya Thraklar. asırda bu tâbir Orta Asya için kullanılıyordu. Z. yakın komşuları olan Moğollar'la olmuş. Yafes'den türemiş olarak) beyaz ırktan gösterilmiştir.Ö. W. orta gürlükte sakal ve bıyık). Ayrreâ'sfltf temasların mümkün kıldığı bazı ırW ihtilâflarda düşünülür se. Bu kitabelerde ad "Türk". Geçen asırdan beri birçok bilgin tarafından ileri sürülen görüşlere göre. hem çtfft heceli olarak telâffuz edBdiği. Fakat Türk" kelimesini Türk Devleti'nin resmî adı olarak ilk kullanan siyâsî teşekkül Gök-Türk imparatorluğudur. İslâm kaynaklarında teferruatlı şekilde nakledilen Iran menşeli Zend-Avesta rivayetleri ile. veya eski ön Asya çivi yazılı metinlerde görülen Turukkular. Geçen asırda A. bir bölgede siyâsî nüfuzunu kaybetmiş. yâni tek heceli olarak söylenmiş olması gerekirdi. 600'e doğru) nin Di-van'ında ve 11-12. Fakat Türk "sözünün cins ismi olarak "güç-kuvvet" (sıfat hâli ile: güçlü-kuvvetli) mânasında olduğu bir Türkçe vesikadan anlaşılmıştır. hattâ Iran edebiyatında Türk* sözö "güzel insan" mânasında alınmıştır. gibi mânalar ve tefsirler.Le Coq tarafından Heri sürütmüş ve bu. daha sonra. Aslında sön yarım asır içinde yapften flrrS araştırmalar TOriderin beyaz ırka mensup bulunduk larını ortaya koymuş ve yeryüzünde mevcut üç büyük ırk grupundan *Europkf adı verilen grubun Turanid" tipine bağlı olan Türklerin kendilerini başta "Mongoloid" Moğollar olmak üzöfe diğer topluluklardan ayıran antropolojik çizgilere sahip*ol dukları antaşrffaışflfc (hakim vaafi beyaz renk. Buradaki Türk1 kelimesinin millet adı olan Türk" sözü ile aynı olduğu A. döz burun. Tabgaçlar'da olduğu gi bi) ve onbinlerce Moğol. kendi hususî adları ile de anılan. Türk' adının aslında belirli bir topluluğa mahsus "ethnique" bir isim olmayıp. veya Çin kaynaklarında M. Gök-Türk kitabelerinin çözücüsü V. diğer Türkler'in ortak adı olmuş ve zamanla Türk soyuna mensup bütün toplulukları ifade etmek Özere millî ad payesine yükselmiştir. Türk adının M. Türk kavmi uzun'bir maziye sahip bulunmakla. Türklerle birlikte uzun göçlere katılmıştır (Batı Htfftfan'nda olduğu gibi). 6 asırdaki Iran-Tûran mücadelelerine ait hâtıralarda zikredilen Afrasyab (Tunga Alp Er) aslında bir Türk başbuğu olmakla beraber. fakat daha çok Türük" şeklinde kaydedilmiştir. Anadolu ise 12. 13. asırlarda hem tek. Gerek Çin yıllıklarında. hattâ M. Barthold'un düşüncesi de buna yakındır.

1824. 1832. Kuzey Çin'de ve bugünkü Moğolistan'da Türkler'in mevcudiyeti daha gerilere nâolitik çağa kadar takip edilebilmektedir.mongoloid olmayan. Türklerin gerek fütuhat* gerek "sızma" vasfında olsun etrafa yayılmaları şüphesiz her zaman kolay cereyan etmiyor. Hindistan'ın In-dus-Pencâb havalisine doğru ilk Türk hareketi. Hindistan'da). Çünkü M. Castrân. brakisefal. 2500-1700) ve Andronovo (M. binden daha öncesi Türk yurdunu tesbitte mühim ip üçlün vermiştir. 1891. Tarihte göçler mevzuunun araştırıcıları. asrın ikinci yan». bin ortalarına ait bazı dil yadigârlarının ortaya koyduğu gibi. Bütün bunlara bakarak eski Türk yurdunun coğrafî sınırını çizebilmek az-çok mümkün olmakla beraber. başka iktisadî vasıtalara da ihtiyaçtan var İdi ki. Bununla beraber ciddi "dil1 araştırmaları bu sahanın Altay-Ural dağları arasına alınmasına. daha doğrusu aslen Orta Asyalı ve muhtemelen Türk soyundan geldikleri ilim dünyasınca henüz kesinlikle kabul edilmemiştir.Ö. 4. nüfus kalabalığı ve mer'a darlığı (Oğuz göçü). Hammer. Türkler'in kollan olan Yakutlar ile Çuvaşların ana kütleden ayrılması ve Yâkutlar'ın doğu Sibirya'ya doğru yönelmeleri çok eski bir tarihte vukubulmuş olmalıdır. Savaşçı Türk ırkının proto tipi idî. Oğuzlar. bir tahmine göre M. Orhun bölgesinden Seyhun nehri kenarlarına (X.Ö. Böylece tarihî de- . Miiâddan sonraki Türk göçlerine katılan boylar ve zamanları hakkında ise açık bilgilere sahip bulunuluyor: Hunlar Avrupa'ya (375 ve müteakip yıllarda) ve kuzey Hindistan'a (Ak-Hunlar). Vl-lll. Meselâ yukarıda zikredilen Uraifı-Türk-Ârî komşuluğunun M. M. Eski dünyanın üç büyük kıtasında görülen geniş Türk yayılmalarının pek ciddî sebeplere dayanması gerekir. Bulgarlar İtil (Volga ) nehri kıyılarına ve Karadeniz kuzeyinde Balkanlar'a (641'i takip eden yıllarda). Türkler'den bir kütlenin de batıya yönelerek Volga nehri etrafındaki düzlüklerde (M. 1500'lerde olması muhtemeldir. 8u şekilde dahi Türkler'in katıldıkları topluluklar içinde üstün bir kaabifıyet göstererek askerî kuvvetlere veya siyâsî hayata hakim oldukları hattâ bazen devlet kurdukları bilinmektedir (Mesalâ Mısır'da. hem de Hind-Avrupa dillerini konuşan Ârller'le temas edebilmeleri. Kafkasların kuzeyinden Orta Avrupa'ya (830 dan sonra). 1935) bazı kültür tarihçileri Altaylar.Türklerin Yayılmaları: Çok eski zamanlardan başlayan anayurttan ayrılma hareketleri fasılalarla binlerce yıl devam etmiştir. Ancak Sümerler'in menşei meselesi halledilmemiş. asır ortası). Bunlar ilk "medeni" kavim sayılan Sümerler'dir ki.asır). Altay dağlarını Türkler'in anayurdu kabul ederken (Kiaproth. Ramstedt. Uygurlar. bu durum ağır darbelere maruz kalan yabancılar tarafından Türkler'in sevimsiz karşılanmalarına yol açıyordu.Ö. bin başlarına tesadüf eder. Koppers 1937) veya Baykal Gölg'nün güney-batısını göstermişler.Ö. nehri bölgesinden iç Asya'ya (840'ı takip eden yıllarda) göç etmişlerdir. Peçenek.Ö. Türk tarihine dâir kayıtlarda göçlerin ve akınların başlıca sebebi olarak zikredilen bu hususi». bazan pek şiddetli çatışmalara sebep oluyor du ki. dilleri sâmî ve Hind-Avrupaî olmayıp. Ârîler'in de Mâveraünnehir'in güney sahasında yaşamaları dolayısıyle. Mâveraünnehir üzerinden iran'a ve Anadolu'ya (Xl. Tarihçiler. Diğer taraftan Türkler'den bir kısmının da M. Obertıummer.Eberhard'a göre. bazı kalabalık boylardan ayrılan grupların veya ailelerin veya sağlam yapılı gençlerin yabancı devletlerde hizmet almaları suretinde belirir. Türkler'in etrafa yayılmalarından önce hem eski Ural'lı kavimlerle. 1928) Türk anayurdu olması gerektiğini düşünmüşlerdir.û. san'at tarihçileri kuzey-batı Asya sahasını (Strzgovvsky.û'll. hem uzun mesafeler katetmek suretiyle yapılmış. Orhun.ö. Schott. Kuzey Altaylar'ın hemen batısında (Minusinsk bölgesi) ortaya çıkarılan Afanasyevo (M. Tarihte Türk yayılmalarının diğer bir şekli de 'sızma' diyebileceğimiz yoldur ki.108 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 109 seleyi kendi meşgul oldukları Hım dalları bakımından ele aldıklarından bu hususta çeşitli neticelere varmışlardır. M.ancak bu coğrafî kesimde mümkün olabilirdi. Sabarlar Aral'ın kuzeyinden Kafkaslar'a (5. Çin kayıtlarına dayanarak. Toprağın artan nüfusu besleyemez hale gelmesi yüzünden dar ziraat alanları dışında. hem de çok mühim tarihî neticeler vermiştir. bunlar. asırlar) 'İskitler* ile birlikte yaşadıkları tahmin' edilmektedir. buraya dışarıdan gelen Hind Avrupalıların bölgeyi kendi hâkimiyetlerine geçirdikleri anlaşılmaktadır. haksever ve âdü kısanlar olmalarına rağmen Türkler hakkında söylenen hayat mahsulü türlü ithamların sebebi de bu olmalıdır.Urallılar'ın bölgenin kuzey ve kuzey batısında. Macarlar'la birlikte bazı Türk boyları.b. gibi. asır). yalnız Türkler'in başka memleketlere yönelmelerini değil. hattâ Hazar denizinin kuzey ve kuzey-doğu bozkırlarının Türk anayurdu olarak tesbitine imkân vermektedir. -ara dilleri "ana Türkçe1 den en ayrı düşen Türk kavimleri bunlardır ve bilhassa Yakutça bugün en çok değişen bir lehçedir. 1700-1200) kültürlerinden bilhassa ikincisinin temsilcileri olan ırk.Tanrı dağlan arasını. Tarihî kayrtiarda Törk göçlerinin de Bctisadî sıkıntı yâni Türk anayurt topraklarının geçim bakımından yetersiz kalması sebebi ile olduğu belirtilmiştir. an iptidaîsi dahil hiçbir kavmin kendiliğinden ve keyf için yer değiştirmediğim. Bunun sebebi Türkler'in daha ilk zamanlardan itibaren geniş bir sahaya yayılmış bulunmaları ve kültürlerini uzaklara kadar götürmeleri olsa gerektir. bazan iktisadî ve ticarî yönden nisbeten daha fazla imkânlara sahip diğer Türk topraklarına saidırmalanyla da neticelenmiştir. VV. asır) ve sonra. 1500-1000 arasında bir kısım Türkler uzak-Doğuda yaşıyorlardı. giyim eşyası vb. t.Ö. Türkler'* göçe mecbur etmiştir. 1300-1000 sıralarında Türkistan'da bulunduklarına dair işaretler vardır. Vâmbâry. Bunlardan bilhassa Hun ve Oğuz göçleri. tarafından yapılan arkeoloji araştırmaları. 1912). etnologlar iç Asyanın kuzey bölgelerini. Bu göçler yeni vatan kurma maksadını güden büyük çapta fütuhat olarak nitelendirilir. belirli ve daha dar bir bölgenin tâyini müşkil görünmektedir. iklimi elverişli. 1836. vukubulan büyük Türk göçlerinin tarihleri kesinlikle bilinmemekle beraber bazı tesbitler yapılabilmektedir. Aslında iyi. II. Orta Asya'da Kiselev ve Çernikov v. ancak hayvan yetiştirebilen Türklerin tabiî bir hayat sürebilmek için çeşitli gıda maddeleri. Daha eski talihlerde Türkler'in Ihan yaylası üzerinden Mezopotamya'ya inmiş olmaları da muhtemeldir. Büyük ölçüde kuraklık (Meselâ Hun göçü).Ö. Türkçe'nin dahil bulunduğu "bitişken" gruba mensuptur. bazı dil araştırıcıları da Altaylar'ın veya Kingan silsilesinin doğu ve batısını (Radloff. M. 1885. Kuman (Kıpçak) ve Uzlar (Oğuzlar'dan bir kol) Hazar Denizi kuzeyinden doğu Avrupa ve Balkanlar'a (9-11. AvrupaHunları Orta Asya'dan Orta Avrupa'ya (IV. tabiat servetleri zengin ve o çağlarda pei< az nüfuslu komşu ülkelerde mevcut idi.Kırgız bozkırları arasını (Menghin. 1856. antropologlar Kırgız Bozkırı. oturulan topraktan ebediyen ayrılmanın bir insan için çok müşkül olduğunu ve göçlerin ancak bir takım zaruretler yüzünden vukua geldiğini göstermişlerdir.

Asya Hunları Türk göçlerinin doğu yönünde devam ettiği asırlarda Çin'de kurulan Chou (Cav) devletinin (M. yayılmaları esnasında. Eber-hard vb. hükümdar sülâlesinde gök dini. Bu Kibarla Türkler'in irili ufaklı siyâsî kuruluşlar meydana getirerek mevcudiyetlerini uzun müddet hissettirdikleri saha.Ö.110 TflPirnflMVACTM. Batı Avrupa'da Huniar. oralarda fazla barınamamaları ve çok kere varlıklarını kaybetmeleri dikkat çekicidir (Çin'de Tabgaçlar.Hun İmparatorlukları Aslında çöl. asır göçleri). Kan-su) kurulmuş olması. E. Bugün bile Türk topluiuklan umumiyetle aynı Kuzey Çrn-Orta Avrupa kuşağı üzerinde yaşamaktadırlar. insanları eşit sayan Türk töresini yürürlüğe koymak üzere bir cihan hâkimiyeti mefkuresi doğurmuşa benzemektedir (bk. güneş ve yıldızların kutlu sayılması gibi inançlarla. «sır Moğol K'i-tan hücumu) Türkler. herân karşılaşılması aşikâr tehlikeleri göğüslemeğe hazır bulunmak ve aralıksız bir ölüm-lcifım savaşı vasatında yaşamak. -AC. Anderaon. bunlardan BM Türle mâneviyatınfrîeağtamlığıdtr. batı Şan^si. Chavannes.lrtTAM TÜRK TARİHİ 111 virlerde Türklerden bir kütie başka bir Törk zümresini yerinden çıkararak göçe mecbur etmiştir (Meselâ IX-Xi. gerek yabancı ağır dış baskıya maruz kaim (Meselâ X!. Bununla beraber Türklerin birbiri arkasına çeşiffi yönlerde yayılmaları sağlayan başka âmiller de mevcuttur ki. her askerî muvaffakiyet de yeni bir siyâsî hedefe yol açmış ve ülkeler zapt edildikçe yeni fetih arzuları kamçılamıştır. BrKarigren. Türkler'de aç* şekilde müşahede edilen ve oniann fsfîh boyunca hareketli bir topluluk hâlinde sürekliliğini mümkün kılan bu ruhî davranış başarılar arttıkça daha da kuvvetlenmiş. aş. a.) bu hanedanın aslenc Türk olabileceği veya daha ihtiyatlı Mr ifade ite devlette Türk unsurunun hâkim bulunduğu düşüncesine sevk etmiştir. çeşitli İlim dailanndan bazı bil-gtrrfeıi (F. bilinmeyen ufuklara doğru akmak. RfWilhefe»i W. Balkanlarda Bulgarlar. Yerleşik kavimler için gerçekleştirilemeyen bu durum. bozku* için mümkündü. I.Hirth. İran'ı ve Anadolu'yu içine alacak şekilde Avrupa'da Tuna dirseğine kadar geniş bir kuşak halinde devam eder. Gerek bu şekilde. Zaruret neticesi de oisa. dağ değil yayla iklimine sahip bozkır halkı olan ve bozkırlarda teşekkül edip gelişen kültürün taşıyıcısı bulunan Türkler'in. her mHtet için tabii sayılacak bir eforum değildir. ormanlık veya çok sıcak veya rutubetli bölgelere pek girmedikleri görülmektedir. askerî kuvvette harp arabalarının bulunması ve devletin daha çok Türkierie meskûn bölgede (Şen-si. Kültür bölümü). 1050-247) Türklerle alâkası üzerine dikkat çekilmiş. gibi). tâbiiyeti kabul edip istiklâlden mahrum kalmaktansa memleketi terk etmeyi tercih ediyorlarCb. Bu durum Türkler'de. çoğunlukla bozkır coğrafî ve iktisadî şartlarının yer almadığı ve kültürlerinin yaşama imkânının zayıfladığı sınırlarda durakladıkları. kuzey Çin'den başlıyarak bütün Orta Asya'yı. Bununla be- . Asya Türk Devletleri İbrahim KAFESOĞLU I. dünyayı huzur ve sükuna kavuşturmayı gaye edinen bir fütuhat felsefesi ve her yerde âdil. zamanla. Kendi hayat tarzlarına uymayan yabancı telâkkiler baskısının şiddetti olduğu bölgelere nüfuz etmiş Türk zümrelerinin ise. Kuzey Hindistan'da çeşitti Türk devletleri vb. ova.

112 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 113 raber. mülkî ve askerî teşkilâtı ite. V. yiyecek ve ipek verilmesi ve yıllık vergi taahhüdü şartları ite kendini ve ordusunu kurtarmağa muvaffak oldu. bazı eski Ogur (O-k'ut) kolları ite meskûn araziyi. yabana kavimlerin de yer almaları tabii ise de.v. yanlış bir adım attı : Bîr Çin prensesi He evlendi ve bu surette ileride. Çin kaynaklarında Tûrkier'le birlikte Moğol. 259-210) Hun taarruzlarına karşı kuzey sınırlarını büsbütün kapamak için. 160-126) tam bir huzursuzluk kaynağı ofeatfrtoendisini gösterdi. bozkır usulü sahte ric'at tâbyesi ile çenber içine aldı (M. Türkçe "Hun" adı. Böylece Çiniiler'in Türk akınlarına karşı en tesirli tedbiri aldıklarına kanaat getirdikleri bir sırada iki mühim hâdise vukua geldi.Ö. Kültür bölümü). bir görüşe göre M. emrindeki demir disiplin altında yetiştirdiği 10 bin atlı ile katıldığı bir sürek avında T'u-man'ı öldürerek Hun Tan-hu'su ilân edildi (M. aile 'baba hukuku* üzerine kurutu bulunuyordu (Moğollar'da maderşahîdir). vaktiyle Türkler'in yaşadığı bütün toprakların Hun devletine terki. Çünkü hânedanl» arasındaki böyle yakınlaşmalar. Nihayet Hsiung-nu devletinde idareci zümre ve hanedanın dili Türkçe idi. meskûn sahaları ve askeri yığınak yerlerini surlarla çevirmeğe başladılar. L Ügetî'ye göre Hsiung-nu'ların kimliğini tespit etmek müşkildir. £14).Ö.O. K. Bundan başka. asırdan itibaren takip etmek mümkün olmaktadır Hunlar'la ilgili ilk tarih? vesika olarak bir anlaşma zikr edilmiştir ki. 4-3 asırda ise Hun diye telâffuz edilmişti. san'atı ite yüksek vasıflı bir cemiyet hâHnde daha sonra asırlar boyunca bütün Türk devletlerine örnek vazifesi görecek olan. Siyâsî kültürel münasebetler vesilesi iie Çin yıllıklarında Hsiung-nu dilinden zapt edilen şu kelimeler : Tann.Ö. tuğ. Bu devlette. iç ve dış siyâseti ile.barbarları hanedanı1 mânasına olarak Hsiung-nu diye anılan bu kütlenin ırkî mensubiyeti hakkında şüpheyi davet edici görüşler ileri sürülmüştür. Hun dilinde imparator unvanı olan bu tâbir basit bir kabile reisi değil. devleti kuran ve yürüten asıl unsurun Türk olduğuna dair inandırıcı deliller vardır. Çiniiler'in bu devirde sınır boylarında- . İmparator. Huniar daha sonra Çin topraklarında baskıyı artırdılar. Bunlar kütleler hâlinde batıya doğru çekilirken Maotun güneye yönelerek Huang-ho büyük dirseği içindeki Ordos bölgesini ele geçir* di ve oradan Çin topraklarına daldı. İmparatorluk sınırlarının Mançurya'dan Aral götüne. ordusu ve harp tekniği ite. tamamen Türkçe olup (ayrıca Çince'den bozulmuş şekilleri ile ihtimal deve. doğudaki Moğol-Tunguz kabileler birliği Tung-hu'ların ısrarla toprak taleplerine savaş ile mukabele ederek onları perişan ettikten ve böylece hâkimiyetini kuzey Peçili'ye kadar genişlettikten sonra güney-batıya döndü ve Orta Asya'daki. Shiratori onları önce Türk kabul etmiş. Mao-tun M. Ve nihayet devletin sahipleri kendilerine. (Aş. Gök Tann'ya inanılıyor (aslında totemci olan Moğotlar'a sonra Türkler'den intikal etmiştir. Devleti- ni tanzim etti ve kendisini iyi tanımadıktan anlaşılan. Tai-yuan şehirlerini zapt etti. ticaret emtiası olarak memlekete sokulup Hun iteri gelenleri arasında revaç bütan Çin ipeği. Mao-tun'un babası Tu-man Çin yıllıklarında Tan-hu (veya Şan-yü) diye anılmaktadır ki. Bu suretle büyük Hm hükümdarı o çağda Asya kıt'asında yaşıyan Türk soyundan bütün toplulukları kendi idaresinde tek bayrak altında toplamış oluyordu. 220) 'nin kurulması. Asırdan önce Kun olarak. bu da M. Kendisi de Han sülâlesine dâmad oian-bu Tan-hu. her zaman Çin desise makinesinin harekete geçmesi için fırsat teşkil etmiştir. 174 yılında öldüğü zaman. doğru vb. Hun merkezinde Çinli prenseste» himayesinden faydalanan Çin' diplomat ve vazifelileri Hun imparatorluğu topraklannda şerbetçe gezip dolaşıyorlar.Ö. Chou faraziyesi kesinlik kazanıncaya kadar Asya Türk tarihini Hunlar'la başlatmak yerinde olacaktır. batı Sibirya'dan Gobi-çölü-Tibet hattına kadar genişlediği bu tarihlerde Huniar'a tabi olanlar arasında Moğollar. O zaman Çin'de birbirleri ile mücadele hâlinde olan 'Muharip Devletler" den Ts'in'in gittikçe kuvvetlenmesinden endişelenen diğer beş 'kral" zikredilen yılda Hun devleti ile ittifak andlaşması yapmıştı. Ancak Orhun-Selenga ırmakları ile. Çin 8itemasa gelen hemen bütün Türk devletleri bakanından kötü neticeler verecek bir çığır açmış oldu. Mao-tun tarafından Çg% hükümetine gönderilen MÂ 177 t»** mektuptan anlaşıldığına göre Türk devletine bağlı kavimlerto-sayısı 26 idi ve bunların hepsi* Tan-tuMm ifadesi ite "yay geren halk" yâni "Hun" olmuşlardı. Hun devletinin başına da Mao-tun (veya Mav-dun)'un (eski okunuş: Mete) geçmesi (M. uzun müdafaa savaşlan sırasında Hun süvarilerinden korunmak maksadı ile. çok önceleri teşekkül etmiş bir devletin başkanı olduğunu gösterir. Çin ile dostluk havası içinde ticarî münasebetleri geliştirirken Mao-tun.Ö.ö. sonra da Moğol olduklarım söylemiştir. kuzey Türkistan'ı zaptetti ve Işık Gölü etrafındaki Vu-sun'ları hâkimiyeti altına aldı. Tunguz vb. babası ölçüsünde asker ruhlu bk hükümdar olmadığı için Hun iktidannda sarsıntılar belirdi. Mahallî hanedanlar. halk manâsında olan "Hun* diyorlardı. tarihen malûm ilk Türk siyâsî teşekkülü. Türkler'in kutlu ülke saydıktan ötüken havafısi merkez olmak üzere güneyde Huang-ho nehri dirseğine kadar genişiiyen Hun siyâsî birliğinin kesin tarihini M. ordu. dîni Be. 1. Hind-Avrupa menşeli oldukları sanılan Yüe-çi'leri yerlerinden oynattı.Ö. bk. 209-174). 'Büyük Hım İmparatorluğu1' kudretinin zirvesinde bulunuyordu. aslında orman kavmi olan Moğol veya Tunguz değil.& 166) kalabalık ordusu* ÇWe girerek başkenti CtVang~an yakınındaki imparator sarayın» yakan Ki-okf bu seferdeki gayesine uygun olarak Çin ite iktisadî münasebetini dostane bir şekilde devanttattirmek için. Türk bozkır kültürü hâkim bükmüyor. surların iç kısımlarını yıktırarak elde ettikleri malzeme ile dış surları birbirine bağlamak ve boş yerleri tamamlamak sureti ile meşhur Çin şeddini meydana getrıtfi (M. Çin'de uzun müddet dirayetli imparatorlar yetiştiren Han sülâlesi (M. vaktiyle İskender tarafından kurulmuş olan Grek hâkimiyetine son verdikleri »rfhîe<M. 202-M. kut börü. Yurtlarından atılan Yüe-çt'lerin Afganistan'da Bakîri-a bölgesinde. Üvey anasının teşviki ile babası tarafından veliahdlik hakkının kendisinden alınması teşebbüsü karşısında Mao-tun.201). Gabain Türk-Moğol karışımı olduktan fikrindedir. A.S. büyü. Türkler ve tâbi kavimler arasında propaganda yapıyorlar. 174-160) bu haşmeti iTTUhafiaza etmeğe çalıştı. lüks zevki yolu ite rehavetfcartırmakta «fi. Çin hanedanından Si-huang^ti (M.Ö. bin başlarında 6un şeklinde. Tunguz soyundan bazı grupları da ifade etmek üzere "Kuzey . gibi kelimeler) Türk dili'nin en eski yadigarlanndandır. Türkçe'de 'adam. KM* devrinde fazte hissedilmeyen bu menfi durumlar onun oğlu Tan-hu Kun-şin zamanında (M. Mao-tun'un oğlu Tanhu Kiok (MA. Tunguzlar ve Çinliler de vardı. Hsiung-nu'ların büyük imparatorluğunda Türkler yanında Moğol.Ö. Irtiş yatağına kadar olan bozkırları (Kie-kun=K*rgtz!ar'ın memleketi) ve buranın batısındaki Ting-ling'lerin yerini. devleti sinsice kuvvetten düşürmeğe çalışıyorlardı. hemen hemen tamamen piyade ordusunu. IV. 203). Han sülâlesinin kurucusu İmparator Kao-ti'nin 320 bin kişilik. insan. 318 tarihlidir.Ö. Mai-yi. Her ne kadar. kılıç vb.

Yedi-su havalisindeki Ogur (O-k'ut) lannt fetiş kaynskianndaK* TNvHng'terin. Işık Göl yanındaki yu-sün'ların mukavemete temi iaraıafc geîdiğı Çü-Taias ırmakları düzlüğünde müstakil devlet kurdu» Fakat bu Orta Asya Hun devleti çok sürmedi. İç huzursuzduk. ÇîrVfeı teşvik ve yardım* üe Tan-hu olan Ho-han-ye. J. ipek yolu üze*rindeks memieketîer zaptofunuyor. İlk defa büyük imparatorlardan Vu-ti (MÖ 141-07} katabafck ordular teşkil ederek. Moğol soyundan Siyen-pi (H'yen-bi. Çi-çi tarafından yeni inşa ettirip. 58-75) önleyemediler. arada bîr mücadeleye mecbur oldukları Çinin siyâsî nüfuzunun ülkelerine tamamen hâkim olmasını (imparator Ming-ti zamanında. M. bilhassa ikürîı değ$kli$ sebebi ife batıya yöneldikleri tahmin edHmektöbfr. Oradaki diğer Tfirk zümreleri ve 1. 70 bin kişilik hasım ordulan tarafından kuşatıldı v© yıkttdı. Propagandayı artırdı. Much. Vu-ti'nin ipek yoiu üzerindeki memleket ve kavimleri öğrenmek ve onlarla Hunlar'a karşı iş* bfriîği sağlamak maksadı île batıya gönderdiği yüksek rütbeli bir asker olan Çangk'ten'in. Zebelin) veya Germen soyuna mensup bulunduktan (Müllenhoff. Bir yandan Çfrı ile uğraşarak. Bfliodtğ* gibi. 155 yılma doğru. 1941 vb. HenûiTferieşememiş. tabi? daha ziyâde Çinlileşmiş olarak. Hayrete öeğer bir müdafaa yapılmış. Radloff.Grousset.S. Batı Hunlan'ndan geldikleri hakkında kuvvetli bir delil Fr. asır ortâlarma kadar Çin'den gelen Hun külteleri îte çoğalan ve uzunca bîr rtteddet sâta'rîfcir hayaft yaşamak suretiyle güçleri artan bu Hunlar'ın. Gy. asırdan 2. idarecilerle başbuğların arasını açmağa yönelen düşman propagandası »te gittikçe dennteşiyordu. 3. M. bir yandan da yotu üzerinde. Klaproth. coğrafî. De Guignes. bu Huniar1! Ön kaynakları Hsîung-nu olarak tanıtmış. tm ile çevrilen başkenti. 2-Cungarya ve Barköl havalisinde Kuzey Hunları (Bunlar M. Türk-Moğoi kanşımı. Daha Maotun /amam>da Cinde temandan Mung-t'ien tarafından başlatılmış oian askerî ıslahat hareketleri imparator Vu-ö'nin kumandanlarından olup. Bunlardan üçü: Ua Tfr'ung. tâbiiyeti şerefsizim sayan Çi-çjtendine bağlı kütlelerle birlikte1 rperoieket! \efr ed&?f*k batıya doğru çekildi (M. Çin sahasında Hun siyâsî hayatı tarihe tarışmakta beraber. bin sonlarına kadar Türk-Çin mücadelelerinin: fcemet sebeplerinden biri bu kervan yoluna hâkimiyet meselesi olmuştur.F. 1855. 1828. Türk. Batıya Hun yürüyüşteü adım adım takip eden Çm ordularından başka. 90-91 yıllarında Baykal-Orhun bölgesinden buraya göçmüşlerdi). 2S) Hunlar'ın Grek-Baktria krallığının doğusunda olduklarını söylerken. Hun tarzında 140 bin kişîbk bir suvar* kuvvet? çıkara Ho K'ü-ping (öl. asır sonlarına kadar varlıklarını devam ettirmişler ve Çin'in çeşitli bölgelerinde. Tanhu'lar soyundan gelen bazı kimseler kısa ömürlü küçük devletler kurmuşlardır. Shîratori. Huniar artîk eskisi g*b* değil k&ler. 1923. K.ö. Mâszaros) ileri sürülen Batı (Avrupa) Hunları'nın TlÛrk asıllı olup. 1930. Pei-^ang. 139-127) edîndtğs bilgiyi.v» bilhassa Araf OtMütıân doğusundaki bakırlara çekilerek varlıklarını devam etürmişlerdir. Bununla birlikle Asya Hunları. kardeşi Çi-çi tarafından tanınmadı (M. Orasius (1.Ö. Güney Hunları. 125) adı geçen krallığın Huniar tarafından yıkıldığını kaydeder ki.Balkaş göfü havalisinde. Strâbon (ölm. buralarda geçirdiği uzunca müddet içinde (M. devletleri uğruna hayatlarını feda etmişlerdi. J. Tan-hu'nun ikametgâhında oda oda savaşılmış ve Çi-çi dahil. 1893. PPeffipt. temasiannı ve tavsiyelerini ihtiva eden mühim raporu imparatoru memnun eimş ve sonraki Çin siyâseti için başlıca rehber vazifesini görmüştür. bilhassa süvari kumandanı Pan Ç'ao'fifiin gayretleri ite (MS 75'e öoQtu) Doğu Türkistan'a kadar sokulan Çinliler oralarda asker? garnizonlar kuruyorlardı.Ö.Ho-han-ye Çin himayesini kabul edip halkının bir taamını Or-dos a gönderirken. Fin. 1856. Nihayet Çin. 64). Hsien-pi) ler tarafından batıya itilip 216'da hemen tamamen yurtlarından çıkanlırken Güney Hunları da kendi içlerindeki çatışmalar yözünden tekrar ikiye bölündü ve baskısını artıran Çin. M. Ho-han-ye (ölm. aşağı yukarı M. Türk-MoğotMançu karışımı oldukları (J. Sonuncu 'devlet" de Tabgaç hükümdarı Tai-Wu tarafından nihayete erdirilmiştir. 1. M. iç Asya yönünde.S.114 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 115 ki ufak çaptaki akırte: durdurduğu görülüyordu.220'ye doğru bütün toprakları işgal etti. 115) tarafından büyük başarıya uteşUntmıştı.S. kanlı sokak muharebeleri cereyan etmiş. Nemann. Bu hususta tarihî. o da ordularını Türk usulüne göre yetiştirmeleri ve Hun silahları Re teçhiz etmeleri idi. 160-170) haritalarında 'Hunlarm oturdukları bölgeler Çih kaynaklannda Hsrung-nu'ların topraklan olarak belirtilmiştir. Moğol. R. Uygur. Bu arada Çinliler çok ehemrroyetff bir basan daha elde etmişlerdir ki.Ö. ferîhçi PBnî-us (ölm. M. Bo-han-ye'nin Çin'e tâbi olma teklife Wuo danışma kurulunda (devtat-ıneclısi) ağır münakaşalardan sonra reddedildi. Asya Hunlan'nın torunları oldukları son zamanlardaki tetkiklerle daha da açıklık kazanmıştır. Buna göre 355-365 yıllarında Alan ülkesinin <Hazar^Aral arası) istilâ edilmesi münasebeti Ne Çin kaynakları bu . Fin-Ugor. Thierry.S. llovaysM. W. 1757. Akınlar durmuş. b i Batı f Avrupa) Hunları Kimlikleri hakkında 200 yıldan beri türlü tahminler yürütülen ve çeşitli bilginler tarafından..Kuzey-batı Çin sahasında. O. Hia. Çi-çi iktidarının yıkıl-masıyle etrafa dağılmış olarak. K. 5. o zamanlara kadar Cinden vergi ve hediye olarak sağlanan mâlî destek kesıfrnişti.Ö. Franke. Tarbagatay. savaş gücü zayıf Huniar aleyhine birleşmişler ve Çin'e destek olmuşlardı Ööft taraftan hücuma uğray^Hun devletinin. bu da prensler arasındaki anlaşmazlığı şiddetlendirdi. gizli vazifesini yaparken Bunlar tarafından yakalanıp 10 yıl gözaltında tutulmasına rağmen. 31)'tn evlâtları Çin şeddinin kuzey bölgesinde 75 yıl kadar Hunfaf özörinde Tan-hu"luk yaptılarsa da. Çi-çi Hunlarfnın kalıntıları. imparatorluğun zengin kısmrsîarîmn yavaş yavaş düşman istilasına uğraması ile devlet geliri azalmaya başlamış . Avrupa Hun Impara-tortuğu'nu kuranlar bunlar olmak gerekir. ferin sonlan) ve Ptotemai-06'tM. sa- rayda bulunan kadın-erkek 1518 kişinin hepsi. A. Gayelerinden biri de Çin için muazzam getir kayrvağı oian ipeğe batı bölgelerinde de yeni pazarlar bulmak ve iç Asya-iran üzeninden Akdeniz kıyılarına ulaşan meşhur"ipek yolu" nu emniyet altma atmaktr Dolaya He orta ve bat! Asya'da yabancıların kudretini kırması lâzım** tit. Kuzey Hunlan'ndan eski Hun başkenti bölgesinde kalanlar da. 1915. Fick.S. dil ve kültürel deliller gösterilmiştir. Hun hâkimiyetinin yıkılmasını hedef tutan pîâniartnt tatbtke girişti.) veya doğrudan doğruya islav menşeinden geldikleri (Venelin.. R. Hoops) veya Kafkas kavimlerinden oldukları (L Jeİiç. asır başlarında Asya Hunlar'ı birbirinden ayrı üç bölüm hâlinde görünüyordu: 1. Mat Tan-hu'nun iktisadî darlığı gidermek gibi kendince mâkul sebeplere dayalı fikrinde ısrarı Huniar'» ikiye a&f&. Kuzeyde Hun akınları tutuluyor. A. Hirth tarafından ortaya konmuştur. 58). hanedan azasından bazıları-: re Rendim ce^p etmeğe muvaffak oldu.. adlan geçen Türk boylan da yeni devlete karşı ideler.

401'de Batı Roma eyaletlerine girmişler. Anî ve şiddetli Hun darbecinin. Bu zaferi île Uldız Roma gibi büyük bir medeniyet merkezini kurtarmış oldu. Floransa'nın güneyinde) muharebesinde bizzat Uldız'ın kumanda ettiği Romalı kuvvetlerle takviyeli Hun ordusu tarafından mağlûp edlien Radagais yakalandı ve idam edildi (Ağustos 406). inanamaz rivayet ve hikâyelerin çıkmasına ve yayılmasına sebep olmuştur. Türkler'in Anadolu'da. Asrın ortalarında Afan ülkesini ete geçirdikten sonra. Roma'yı yeryüzünden kaldıracağını ilân ediyordu. Balamır'ın oğlu veya torunu olduğu sanılan Uldız. Ayrıca.St. Attilâ'nın son yıllarına kadar takip edilecek olan Hun dış siyasetinin esaslarını tesbit etmişti kî. Roma İmparatorluğu nun kuzey eyaletlerini aft-üst ederek tâ İspanya'ya kadar uzanmak suretiyle Avrupa'nın etnik çehresini aeğişîıren tarihî 'Kavimler Göçü" başlamış oldu. Batı Roma topraklarına tecavüz ederek huzursuzluk çıkaran "barbar" kavimler aynı zamanda Hunlar'ın da düşmanları oldukları için. Attila (doğduğu yer olduğu tahmin edilen Etil — hü = Volga adından). çoğu Latin ve Grek kaynaklarında kayıtlı. kımız (Prrskosda). Büyük Faesulae (= Fiesole. bugünkü Macaristan'da Tisza nehri havalisinde Vandallar vardı. Oktar (Attilâ'nın amcaları). beklenmedik mahallerde görûjen Hun akıncı müfrezelerinin Doğu Avrupa kavimleri arasında uyandırdığı dehşet. daha büyük sayıda diğer bir kısım Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya yöneltilmişti. Hunlar'ın batı istikametindeki yolları üzerindeki engelleri kaldırmış. önce Trastlvanya'da duraklamış olan Batı Got'ları da Roma hududlarını geçiyorlardı (381). Kelt vb.başbuğ Uldız (Grek ve Lâtin kaynaklarında: Huldin. Arıkan f>Arıg-kan=güzei. 398 de daha küçük çapta tekrarlanan bu akınlar karşısında Doğu Roma'nm genç imparatoru Arkadios hiçbir ciddî tedbir alamamıştır. 404 . oradan Kudüs'e yönelmişlerdi. kendi demir yumruğu altında birleştirmiş olarak Roma üzerine atılan Radagais idi. 8u dört Germen kavmi dışında aynı bölgede İranlı ve İslav kütleler. Galya'ya gitmeğe zorlamakla. Bu. Burgond'ları. asil kraliçe). Dengiztk (=Dengi2^Dentz"den)Jrnek (küçük er) (Son üçü Attilâ'nın oğullarıdır). Hun korkusu ile yerlerini terk etmiş olan Vandallar'ı. büyük dalgası başlamış. Uldin. sonbahara doğru. Kursık. Batı dünyasında korkunç akisler yaratmış.11e TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ *%1 memleketin Hstung-nu'iar tarafından zapt oiunduğunHfeaydederken. Şar (sarı=ak) Ogur.aşıp Roma İmparatorluğuna giriyor. Iheodosius'un ölüm y»h olan 395 de yeniden hare- kete geçtiler.. 374'de Itii (Voiga) kıyılarında görûndüter O tarihlerde Karadeniz kuzeyindeki düzlükler bir Germen kavmi o*an Got'larin işgali aftında îdi. Hatta Batı Hun hükümdar ailesinin Asya Tan-hu'larına bağlanabilmesi büe mümkün görülmektedir. Hun Devleti'nin Don nehri havalisindeki "doğu kanadı" tarafından tertiplenen Anadolu akını Basık ve Kursık adlı iki başbuğun idaresinde idi.405 yıllarında . Hunlar IV. Epfiçaim. iran astffc Sarmatîar sınırları liroes. Alan. Batı Roma ile iyi münasebetler devam ettirilecekti. Nitekim Uldız'ın Tuna'da görünmesi ile Kavimler göçü'nün 2. Muncuk (boncuk. Alaman'ları vb. kuzeye çark ederek Orta Anadolu'ya. topraklarından çıkararak. Doğu Roma. Sueb'leri.Batı Roma ile müşterek hareket gerekiyordu. daha başka küçük Germen toplulukları da yaşıyordu. Hunlar'dan bir kısım Balkanlardan Trakr ya'ya doğru ilerlerken.Sueb. f-knlar aleyhine. Fakat daha korkunç bir barbar belirdi ki. kalabalık Vizigot kütleleri ile batıya doğru kaçtı (375). ancak Türkler karşısında mahkûm oldu. Tanınmış kimseler : Basık. Çünkü. Don-Dinyeper nehirleri arasında Doğu Got'ları (Ostrogot). Romalılar'ı olduğu kadar Sâsânî imparatorluğunu da telâşa düşüren bu akında Hun süvarileri Erzurum bölgesinden İtibaren Karasu. Sarmat. buna göre. Atakan\ Eşkam. Hükümdar sülâlesi mensuplarının adları şöyledir : Karaten (kara don-elbise). Sınırları Asya'da Balkaş gölü yakınlarına kadar uzandığı tahmin edilen Hun İmparatorluğunun "batı kanadı" hükümdarı olduğu sanılan Uldız. ilek (=llig=lllig). Suriye'ye inerek Tyros (Sûr)'u baskı altına almışlar. Soğd dilinde yazılmış bir metin ile de ayrıca teyid edilmektedir. Böylece Hun askerî gücünün harekete geçirdiği ve batıya doğru çeşitti' kavtfröerîn birbirlerini yerberinden atarak. Sakson'ları. 400 yılına doğru. Çok sür'atli cereyan eden bu akınlardan korkuya kapıldıkları için Hunlar hakkında acâib hikayeler uyduran kilise adamlarının (St. Hunlar'dan kaçan Vizigot'lar da İtalya'da görünmüşlerdi. Marceîlinus bu fethin Hunlar tarafından yapıldığını tasrih etmiştir. Kırat Ermanarik intihar etti Yerine geçen Hunimund Hunlar tarafından "tayin" ed&ntşti 'Hayret edilecek bir hareket kaabiliyeti ve gelişmiş bir süvari taktiği ile" devam eden Hurt taarruzunun Dinyeper kenarında vurduğu ağır darbe Batı Got'larım da çökertti ve Krraî Atanarik. Kappadokia . bugün Avusturya arazisindeki Markomaniar'la Kuadlar Roma topraklarına geçmeye hazıriarwrken. Aynı hadise üzerinde birbirini doğrulayan bir uzak-doğu ve bir Lâtin kaynağının tespit ettiği Hsiung-nu . daha çok Uldiz) kumandasında iyice his edildi. Bizans'ın Hun nüfuzuna alınması ilk hedefi teşki* ediyor. Daha batıda Transüvanya ve Ga'îçya da Gepid'ler. bölgenin en tahkimli tefeleri olan Edessa (Urfa) ve Antakya'yı bir müddet kuşattıktan sonra. bu da. Avrupa Hunfan'mn dili Türkçe idi. merkezterine döndüler.tarihî kayıtlarda sabit ilk görünüşleridir. Nitekim aynı tarihlerde bugünkü Macaristan ovalarına kadar akınlar tertiplenmişti. Alaniar'd&n ve Germen Talat'lardan teşkil ettikleri yardımcı kuvvetlerle takviyeli oiarak ilk defa 378 oanannda Tuna'y* geçtiler ve Romalılar'dan mukavemet görrneksizin Trakya'ya kadar Derlediler. Aynı'zamanda Hun kudretinden bir kere daha ürken Vandai. buna karşılık. Hieronymus. buralarda Hun kuvvetlerinin serbest hareketlerine imkân hazırlamıştı. Mamafih Roma topraklarında görüleri bu kuvvetler keşif vazifesi yapan öncü müfrezelerdi. Bu hareket itfcepheli idi. Aybars.Galatia (Kayseri-Ankara ve havalisi)'ya ulaştılar ve oradan Azeybaycan-Bakü yolu ile kuzeye. Attilâ'nın babası). İtalya'da müthiş tahribat yapıyor. Asding Vandallar». yani Bizans daima baskı altında tutalacak. onun batısında Batı (Softan (Vızigot) bulunuyordu. Fırat vadilerini takiben Melitene (Malatya)'ya ve Kilikia (Çukurova)'ya ilerlemişler. o devir yazarı A. Hunlar Gottar dan. topluluk: Ağaçeri. Batıda Hun baskısı. Lombardia üzerinden Galya'ya uzanan Alarik'in idaresindeki bu Got tehlikesi Romalı ünlü kumandan Stilikho tarafından güçlükle önlendi (Nisan 402). Diğer taraftan bir kısım Germen menşeli kütlelerle İranlı Baştarnalar Pannonıa (Batı Macaristan'dan Aipter'e doğru sarkarak İtalya'yı tehdide başlamışlarda Köilar Roma İmparatoru I. Hunlar'dan korkan.Hun ayniliği. kütlelerini Ren nehri ötesine. Kuad'ları. Stilikhonun bile Pavia savaşında durdurmağa muvaffak olamadığı bu barbar şef. Hun başbuğu Balamtr'm idaresindeki büyük taarruz önce Doğu Got'larına çarptı ve bu devleti yıktı (374). Euferraa efsaneleri ve Edessa kronikindeki kayıtlar) dehşet dolu gözleri önünde.

Bizans'ın. 422 yi} Avrupa Hunları tarihinde yeni bir devrin başlangıcı gibidir. Gepidler.taleplerini. Karaton daha çok doğu işleri ile uğraşmış görünmektedir. Bizans elinde bulunanlar iade edilecek (Grek asıllı olanlar için fidye verilebilecek). Fakat o sırada Rua öldü (434 bahan). Batı kanadının sıklet merkezi Tuna etrafında. enerjisi kıt Buda ikinci plânda kalmış. Bütün bunlar Rua'ntn kuvvetli şahsiyeti ile Hun devletinin her iki Roma'nın iç ve d*ş siyasetlerine ist&amet verdiğini göstermekte idi. Sklavenler.) takip edilebildiği kadar. barış şartları olarak yazdırdı. Rua zamanındaki yerlerini muhafaza ediyorlardı. Kaynaklardan anlaşıldığına göre. Bizarıslîlar'ın Hun tmparatorluğundaki yabancılardan ücretli asker toplama faaliyetlerini ve Bizans!* tacirlerin Hun topraklarında ticaret yapmalarını yasak etti. ticarî münasebetler yine belirli sınır kasabalarında devam edecek ve Bizans'ın ödemeye ta-ahhüd ettiği yıllık vergi iki misline (700 libre altın) çıkarılacaktı. babası Muncuk erken öldüğü için. Attila yalnız değildi. Bu durum Huniar arasında olduğu kadar Bizans'ta. ittifaklara girişmiyecek. 434 yılı baharında Hun sınırlarına gelen Bizans elçilerini Attila. karşıladı ve dinlenmelerine dahi izin vermediği elçilerin biri konsül-general. bir müddet önce Bizans'a sığınmış olan Hun ileri gelenlerinden Mana ite Atakam'ın oğullarının ve diğer Hun kaçaklarının iadesini İstedi. Bizans tarihçisi Priskos'un ifadesi ile Rua'dan barışı yılda 350 libre altınla safcn airraş oian H. Piskopos Proculus. Notarius (Devlet baş müsteşarı) Johannes'i seçmesi üzerim o sırada 35 yaştnda bulunan ünlü asilzade Aetius. Trakya'da. Bu sebeple Rua o zamana kadar mutad ofen. 423'te henüz 4 yaşında iken Batı Roma İmparatoru ilân ®ötier\ Uî. Jordanes. yardım sağlamak sçtn ftua'ntn yanına geldi. Honorî-us vb. amcası Rua'nın yanında yetişmiş. devleti ciddi bir hükümdar vasfını taşıyan kardeşine bırakmıştı.İslâv (orta ve batı Rusya'da): Venedalar.Muncuk (Atilla'nın babası) erken öldüğü için rjğer iki kardeş "kanad kraHarı* durumunda bulunuyorlardı. Oktar) Rua imparatorluk makamını işgal ediyor. Antlar. 412 yılında Bizans elçisi Olyrnp*odoros'un onan yanına gitmiş olduğudur. Ü&eâi dahiitnde hiçbir Grek serbest doîaşamıyacak ve ticaret belirli sınır kasabalarında yapılacaktı. Hun ordusunu isyana teşvik etmek ve tâbi kavimleri Huniar'dan ayırmak maksadı ite Hun topraklarında faaliyete geçirdiği casusluk şebekesi ve propagandacıları iteri sürerek tertiplediği Balkan seferinde (422). Diaconus. Tann'nın «ün- dar imparator Theodosios'un dualarını kabul ederek Bizans üzerinden bir tehlikeyi kaldırdığım vaaz ediyordu. Theodosios'un aynen kabul ettiği bu anlaşmanın hükümleri icabı olarak Hunlar'a iade edilen kaçakları Attila daha Bizans ülkesi içinde.Germen (doğudan batıya): Doğu Gotları. Skirler. İmparator II. Markomanlar. Theodosios süratte anlaşma yolu bulmak ümidi ile elçiBk hey'etini Hun başkentine göndermeğe karar verdi. Bu itibarla. Fakat. II. . 433'de Roma Imparatoriuğü'nun en yüksek makamı 'Patricius'tuğa yükselerek uzun müddet ordular başkumandankğı yapan Aeftus gençli çağının Roma tahtı işlerine karışmaktan doğan buhranlı anianr» Horı yasdtmı üe atlatmış. Neurlar. Hun İmparatoru 60 bin süvari başında İtalya'ya yöneldi Savaşa girmeden kuvvetlerini çeken Bizans'tan ağırca bir harp tazminatı alındı.İranlı (Kafkaslar'dan Tunaya kadar. Bini un hakkında bilgimiz sadece. Ancak. Siyasette Uldız'ın izinde yürüyen Rua. 423'da 'Magrsîer miîitum'. Theodos^os (4G8-450)*un. doğu kanadının sıklet merkezi Dinyeper havalisinde olduğu tahmin edilen bu tarihlerde Hun Imparatorluğu'nda. Fakat Hun sınırlarına gelen Bizans elçilik hey'eti Rua'yı gölgede bırakan bir Türk başbuğu ile karşılaştı. J. Artık Hunlar'a tabi "barbar" kavimlerin Roma'ya güvenerek herhangi bir harekete kalkışmaları bahis mevzuu değHdi. 432de konsül olan. Tuna ile Morava nehrinin birleştiği yerdeki Konstantia (lam karşısında Margus kalesi bulunuyordu) surları önünde. 432 yiimda da Afrika'da Vandal kı-rafc Geiserik tte mücadele eden rakibi Bonifacius karşısında. Rugiler. Memleketi büyük kardeşi Buda (Bleda) ile birlikte idare ediyordu. Baştemalar. H. Aybars. Buda da "iktidar hırsı ite yanan" Attila tarafından ortadan kaldırılmış değildi. Roxolanlar. devlet idaresini ve Hun iç ve dış siyasetinin esaslarını öğrenmişti. Valentcnianus karşısında Roma'ya sahip olmak iddiası ile İtalya'ya ordu ve donanma sevk ekmesi Batı Roma'yı Hunlar'a daha çok yaklaştırdı.). onunla birlikte seferlere katılmış. kendim ite barış müzakereleri için gönderilen Trakya>umuml valisi (Magister militum)*ne taüneşin battîğı yere kadar her yeri zapt edebilirim' diyerek meydan okumuştu tAdız'm ötümü (410 SJT aiarıj'nden sonra Hun İmparatorluğunun başında Karaten bulunuyordu.11S TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 119 ve bilhassa 409 yrtmda Tuna'yı geçerek Bizans'a Hun tehdidinin ekşitmediğini göstermiş ve Grek kaynaklarına göre (Sozomenus. Roma'da ve diğer kavimler arasında Attila adının dehşet saçan bir otoritenin timsali haHne gelmesine yardım etti. Ordu ve dış münasebetlerin tanzimi Attila'nın elinde idi. at üzerinde. eğlenceden hoşlanan. dağınık hâlde): Atanlar. canını Rua'ya sığınmak suretiyle kurtarmış. kil (Volga) kıyılarındaki Şara-ogur'larm (Ak-Ogur. Türk boyu) ayaklanma teşebbüsünü bastırdı (435). Bizans kudretti bk düşmandan kurtulduğu içki seviniyor. Hun idaresinde yaşayan yabancıları gizlice kışkırtmaktan geri kalmıyordu. kaynaklardan (Priskos.Hunlar'ın başına geçtiği zaman 39-40 yaşlarında olan Attila. Attila'nın yardımcısı sıfatı ile 11 yıl Hun imparatorluğumun idaresine katılan Buda 445 de eceli He ölmüştür. 422 ye kadar Hunlar hakkında bilgi verilmediğinden bu meşguliyetin on sene kadar sürdüğü tahmin edilmektedir. Amcaları Aybars (doğu kanadının "kiralı") ve Oktar (batı kanadının "kiralı*) olarak. çeşitli kavimleri yakından tanımak imkanını bulmuş. Sarmatlar. Kuadlar. iddia edildiği gibi bir iktidar rekabeti bahis mevzuu olmadıktan başka. şu kavimler yer almışlardı: a . Konstantia barışı (veya bazılarına göre Margus barışı) diye anılan bu anlaşmanın ihtiva ettiği başlıca maddelere göre Bizans bundan böyle Hunlar'a bağlı kavimlerle müzakerelere. Heruller. hiç atından inmemek üzere aylarca süren bir teftiş gezisi yaparak. Bundan sonra Attila imparatorluğunun doğu bölgelerinde. Muncuk. Huniar'dan kaçanlara -esir alınmış Bizans teb'ası dahililtica hakkı tanınmayacak. Roma senatosunun da küçük imparatorun yerme i. Attiia. Bu tarihte Hun hükümdar atîesine mensup dört kardeşten (Rua. Bu arada Rua. P. diğeri seçkin bir diplomat olan başkanlarma. Suebler. Karsus (Bulgaristan'da Hirsovo) kalesinde astırdı. b . hiç mukavemet göstermiyen Bizans'ı yıihk vergiye bağladı: 350 libre altın. Codex Theodosianos vb. c . Theodosios. yine de. imparator Valentinianus'un annesi Placidia da Hun kuvvetlerinin italya'ya yönelmesi üzerine Aetius ile uzlaşmağa mecbur olmuştu.

Burgondlar. Türingter. Volga'nın doğusunda Sabariar ve başka Türk kütleleri. Volgaya doğru Altı-ogur. Attila'ya karşı koyabilecek bîr kuvvetin kalmayışı. garip bir kurtuluş yolu buldu: bir suikasd 9e Atötrfyr ortadan kaldırmak.mahsulâtının zorla eHerirrden alınması vb. Her iki Roma'nın durumları meydanda İdi. ondan sonra yardımlar kesilmiffi. Sayılan 45'e varan ve çeşitli dil ve soydan dan bu kavimler eski Türk devlet sistemine göre yalnız siyasî bir b«iik teşkil etmekte. Priskos'a göre."T<onstantia civarında. Batı Roma'ya esasen son askerî destek 439 yılında yapılmış. Çudlar. Hunlar. Batı Roma Hun devletine yrihk vergisini muntazaman tediye etmekle beraber. Çünkü II. buna göre. yaptığı alenî sorgu neticesinde Bigilas'a maksat ve faaliyetlerini itiraf ettirdi. Başında Edekon (Türk. yerli halkın. 440dan itibaren Attita Bizans'a karşı baskıyı artırdı. Balkanlar'da Hunlar'a karşı durabilecek mukavemet yuvalan kaldırılmıştır. Bütün "Germania" nın zaptını tamamlayan bu savaşlar neticesinde 436'yı takip eden yıllarda şu kavimlerin de Türk idaresine alındığı anlaşılmaktadır: Bajavurlar. A. Singidunum (Beîgrad) ve Naissus (Niş) üzerinden Trakya'ya doğru gelişirken. o çağlarda dünya hâkimiyetinin timsali sayılan. Hun hâkimiyetinin "Okyanus adaları'na. Bilhassa Necker nehri boyunca cereyan eden bu muharebelerde Hun ordusuna batı kanadı "kiralı* Oktar kumanda ediyordu ki. suikasd tertibinden habersiz tanınmış hukuk bilgini Maximinos başkanlığındaki ve bıraktığı notlarla. Bizanslıların hiçbirine dokunmadı. Bu sebeplerle ve Margus'un zaptı ile başlayan Attila'nın idaresindeki 1. İki yıl kadar süren mücadele sonunda Attila'nın gönderdiği Hun müfrezeleri yardımı ile isyancı elebaşılar Aetius tarafından ortadan kaldırıldı ise de (436). Arcadiopolis (Lüleburgaz) müstahkem mevkileri ve şehirlerini zapt ede ede ve Tesalya'da Termopil'e kadar geniş bir daire çizdikten sonra. Vidivarüer. Müşterek pazar yerlerinde Grek tacirleri Hunlar'ı aldatıyorlardı. 445'de Buda'nın ölümü üzerine tek başına Hım imparatoru olan Attila iktidarının şahikasına yükselmekte idi. Veşi!er. savaş tanrısı Ares'in kılıcını Attila'nın ellerine verdi. Balkan seferi (441-442). Aetiue bundan böyle Theodosios'un andlaşma şartlarına riayet edeceğini garantilemek üzere kendi oğlu Karptlio'yu Hun sarayına rehine olarak göndermişti.. Juthanglar. Maryalar. Ayrıca yıllık vergi üç katma (2100 libre altın) çıkarılmıştı. asır Avrupa Türk tarihini teferrutlı bir şekilde öğrenmemize yardım eden kâtip Priskos'un dâhil bulunduğu Bizans elçilik heyetine. Batı Roma'nın tavassutu neticesinde hızını kesti. Meselâ Got menşe fi Hun firarisi Amegisclus'u general rütbesi ile Trakya'da Hun sınırında vazifelendirmiş^. sarayındaki ileri gelenlerin de tavsiyeleri ile. yabancı kavim veya zümreler ancak reisleri. rivayete göre. Heyet 448 yılı yazında Hun başkentine geldiği zaman. başta Attila ve çağı olmak üzere 5. Bizans harp tazminatı olarak 6000 libre altın ödeyecekti. Philippopolis (Filibe). yıllık vergiyi ödemede isteksizliği 2. Diğer taraftan Kuzey Afrika Vandal kralı Geiserikh. Şaşırdığı anlaşılan Theodosios. Balkan seferinin açılmasına sebep oldu (447). İmparator Theodosios'un şahsında Bizans'ı tamamen kendi iradesine bağlı kabul eden Attila. tertibi gerçekleştirmeğe memur. Attila gibi» asîl bir babanın oğludur. bu davranış Hunlar'ı infiale sevk etmişti. Attila babası Muncuk'tan aldığı asaleti muhafaza etmiş. hâdiseler çağdaş tarihçi Priskos taraf *ndan kaydedilmiştir. daha geri hatlardaki tahkimat yıktırılmış. aşağı Ren sahasrndaki Franklar. durumdan Edekon vasıtası ile haberdar olan Attilla. daha kuzeyde Agaçeri (Akatzir. yukarıda adı geçen Anatolius ile magister ve kançılar Nomus başkanlığında ikinci bir heyet yola çıkarıldı. hatta buniardan bazılarım yüksek makamlara getiriyordu. Nihayet Bizans yukarıda adi geçen Agaçeriler isyanında tahrikçi rot oynamıştı. Margus piskoposu. Magister ve Patricius Anatotius. arlık Batı Roma'ya yönelme zamanının yaklaştığı kanaatine varmış bulunuyordu. Attila tarafından kabul edildi ve anlaşmaya varıldı (Anatolius barışı). derhal. sakin ve yumuşak buldular. Akdeniz'deki harekâtım engelleyen Bizans'a karşı Attila'dan yardım istemişti. Bu sefer sonunda tuna boyundaki kaleler Hun idaresine geçmiş. iki koldan ilerliyerek kaleleri Sardica (Sofya). 20 bin Bur-gond savaşçısının öldüğü bu Hun-Burgond mücadelesi Almanlar'ın meşhur "Nîbe-İungen' destanlarına mevzu teşkil etmiştir. Saraogurtar. buna karşı Roma Patricius Aetius vasıtası ile. Bizans bakımından en ağır şart yıllık vergi idi. uzun zamandan beri kayıp olan bu kutlu kılıç bir Hun çobanı tarafından bulunarak Attila'ya getirilmişti. Vâmbery'ye göre Edîk-kün) ile Orestes (Pannonia'lı bir Romalı) 'nın bulunduğu Hun elçilik heyeti le birlikte Bizans başkentinden Attila'nın devlet merkezine yâni Orta Macaristan'a doğru yola çıkart. Her sene Bu kadar altın tedarik edilmesi imparatorluğun takatim' aşıyordu. gizli vazifeli Bigilas da katılmıştı. Fakat Theodosios'a hitaben yazdırdığı şu mesajı hususî elçi ile imparatora yolladı: 'Theodosios. Tuna'nın güneyinde beş günlük mesafedeki yerler askerden arındırılacak. S*gazir)'ler. Konstantia andiaşmasınm hükümlerine aykırı olarak Hunlar'dan kaçanları iadede ağır davranıyor. fakat Theodosios Attila'nın haraçgüzârı olmakla köle durumuna düşmüştür. • . Attila'nın idaresi altında birkaç noktadan Tuna'yı geçen ordular. yüzünden patlak veren ve genişleyen köylü isyanları (Bagaudalar) nizam ve asayişi iyice sarsmış. Artık dünyanın fethi yakındı» zira bu kılıç vasıtası ile yeryüzüne hükmetme yetkisinin Tanrı tarafından Attila'ya tevdi edildiğine inanılıyordu. Kavimier Göçü doiayısıyle Harekât halinde olan kavimlerin bulundukları yerlerde ve geçiş yollan üzerinde geniş ölçüde tahribat yapması. Longobardlar. bu defa da. Bizans başkentini kuşatmak üzere Athyra (Büyük Çekmece)'ye ulaştığı zaman orada. durumun farkında olan başkumandan Aetius. Attila'yi teskin etmek üzere Bizans'tan. kıymetli mâdenlerden yapılmış silahlan ve ziynet eşyası ile birlikte gömülen Hun büyüklerinin mezarlarını soymuş. şefleri veya kıratları vasıtası ile imparatorluğa bağlt bulunmakta idi. Theodosios.". çünkü efendisinin canına kıymak istemiştir. Zira Hun dış siyaseti değişmekte idi. Estler. Bu elçiler Hun başkentinde Attila'yı tatminler hilâfına. On-ogur.TOrk: İmparatorluğun her tarafına yayılmış olarak. yâni Kuzey denizi ve Manş kıyalarına ulaştığı. İmparatorlukta sükûnet hâkimdi 40 yılında Hun orduları başkumandanı (Genel Kurmay Başkan») Onegesius (Onügez) ite Attila'nın büyük oğiu ilek tarafından bas-ttnlan Agaçeri isyanı cfeşmda bu sükûnet bozulmamıştı. Kıral Gun-dikar idaresinde Belçika bölgesine saldıran Burgondlar'la savaşmağa mecbur olundu. Halbuki Roma imparatorluğunda. bir psikolojik belirti olarak. muhtemeller Hun- . Bu duruma ilâveten Bizans'ın kaçaktan geri vermekte ağır davranması. Batı Asya ile Orta Avrupa'ya hâkimdi. Theodosios kölelik haysiyetini de koruyamamıştır. Marcianopolis (Preslav). Karadeniz kuzeyi düzlüklerinde Öçogur ve Baş^ogurtar. bir kere daha Hunlar'a müracaat zorunda kalmıştı.120 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 121 4 • Fin-Ugor (Ufafdan Battıkla kadar): Çaremizi Mordvinier. barış yapmak için Theodosios'un sür'atle gönderdiği.

Nitekim. Irnek ise bu savaşlara katılmamış. ertesi gün erken saatlerde. Prîskos'un. Hunlar'a bağfı bazı kavimlerle gizli temaslar aramaya başlamıştı. babacan. . Roma'y» desteksiz bırakmağa muvaffak oimuştu. senato ne olursa olsun barış yapmak kararında idi. ressamlara. Leon ("Büyük Leon") başkanlığında konsül G. Bizans'tan geçiş müsâadesi alarak Karadeniz'in batı kıyılarına dönmüştür. hakkında ea. Fakat kartlaşma Atöfa'mn Türk tâbyesine daha uygun gördüğü Campus Mauriacus (Troyes şehrinin hemen batısında Champagne ovasında) da oldu (20 Hazirarl ^>1). mukavemet imkânsızlığı dolayısıyla. Campus Mauriacus'ta Batı İmparatorluğunun ne kazandığı Roma'da sıksık sorulan suallerdendi. milletlerin hafızalarında ölümsüzlüğe ulaşmış tarihin nâdir simalarından biridir/ttaörası etrafında İtalya'da. Kilise de bu arzuya katıldı. Hâdiselere çağdaş Prosper Tiro (Papa I. halk telâşlı. çok yüksek vasıfta bir hükümdar olarak tanıdığını ortaya koymuştur. Ren kıyılarındaki Ripuar Frankları ve Vizi-gottar la t}giH bir iki anlaşmazlık da savaş havasını olguniaştırdı. Son yarım asırda yapdan tarafsız tarih araştırmaları onun.çofc-. hristiyan ortaçağının taassup kokulu uydurmalan fle HgW ■ bulunmadığını. Yaşı 60 civarında idi. Türk usulünde. Attiia. Beş yıl kadar önce kahir bir kuvvetle Çekmeceye kadar geldiği hâlde nasıl İstanbul'u tahrip etmekten kaçınmış ise. Batı Got ordusu. artık orta Avrupa'da tutunmanın zorluğunu anlayarak. Ünlü Aetius'un Roma'da gözden düşmesi bunun neticesi idi. bugünkü Paris yakınındaki Aurelianum (Orteans) şehrine ulaştığı zaman. vaktiyle kendisi ile evlenmek arzu ederek nişan yüzüğü gönderen ve 425'den ben imparator hukukunu hâiz olduğunu göstermek üzere "Augusta" unvan* ile andan. O da. Hür* düşman* "barbar* farın sağladığı takviyelerle sayısı 200 bine yükselen Roma ordusu da kuzey istikametinde hata ilerliyor. çağdaşı kayıtların onu iyilik sever. Avianus ve eski "praefecture" Trygetius'dan kurulu bu heyet.122 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 123 Roma çatışmasına hazırlanmakta idi: "Barbar* farla münasebetlerini düzeltmiş onlardan aidığı ücretti askerlerle. şüphesiz. Sür'atle bir hey'et hazırlandı. kompozitörlere ilham vermiş. Aetıus da oraya yetişmiş bulunuyordu. Oranın da himayeye alınması ile "dünya hâkimiyeti" gerçekleşecekti. imparatorluk birliğini yeniden kurmak için neticesiz mücadeleler içinde çırpına çırpına nftayet bîr Bizanslının kılıcı 11e can verdi (469). güçlükle kurtulmuş. 46t başlarında Orta Macaristan'dan batıya doğru harekete geçen Hun kuvvetlerinin mevcudu 90-100 bin* Türk. İmparator olan ilek ayaklanan Germen kavimleri ile yaptığı Netao (Avusturya'da } savaşında hayatını kaybetti (454). Önce oyalama yolunu tutan Vaientinianus üe Aetius'un teklifi nihayet açıkça red etmeleri büyült Hun seferini meşru duruma soktu. Aetius'un kumandasında İtalya'dan Galya'ya gelerek. Britanya'da. Ayrıca bu savaşta Attila'nın gayesine ulaştığı da aşikârdı. şimdi sıra Sâsâniler'de idi. ağır kayıplara uğrayan Frank kuvvetleri de onları takip etmişti. imparator Valentinianus'u İtalya'yı terke teşvik etmekte idi. 443 yularında tekrar alevlenen ve Galya'dan İspanya ya da sıçrayan köylü isyanları ile yakından ilgileniyor. imparator ve Dütün hristiyan dünyası adına. Hitabeti ile meşhur Papa I. kardeşlerinin ölümünden sonra. savaşlarda yorgun düşeri Hunlar'ın büyük kısmı ile. Anlaşılmıştır W. şüphesiz tıpkı Bizans gibi. Hm orduları şubat-mart aylarında Ren nehrini üç noktadan aşarak GaVa'ya girdiği sırada. savaşta ölen kıraf Theodorik'in oğlu Thurismund idaresinde. Batıyı hâkimiyetine alabilmek için Roma imparatorluğumun İnsan ve asker deposu durumunda olan Galya barbarlarını saf dışı etmek isteği ile önce Galya'ya yürümüş ve neticede Romanın bu tabiî müttefiklerinin savaş gücünü kırarak. Attila 452 baharında 100 bin kişilik ordusunu Julia Alpleri'nden geçirerek bugünkü Venedik düzlüğüne indirdi. muzaffer ordusu ile başkentine dönerken. savaş gününün akşamı Roma ordusu dağılmıştı. delişmen tabiatlı Honoria'yı zevceliğe kabul ettiğini bildirdi ve cehîz olarak da. Leon'un kâtibi)'nun kaydettiğine göre Aetius. Ordularını Galya ortasından oldukça sağlam ve disiplin içinde 20 gün kadar bir zamanda başkent bölgesine getirebilen Attila kudret ve "korkunçluğunu" muhafaza ettiğine göre. Buna karşılık Attila da. Aemilia bölgesini işgale başlayıp Roma imparatorluğunun o zaman başkenti Ravenna'yı tehdit etmesi meselenin nihayete erdirilmesine kâfi geldi. Nibelungen destanları başta olmak üzere.bir o kadar da Germen ve İslav olmak üzere 200 btn kişi kadardı. Mettis (Metz) i (7 Nisan) ve Durocortorum (Rheim») i zapt eden Hun orduları. Papa'nın ağzından Roma'nın teslim olduğunu öğrendikten sonra da eski medeniyet merkezini korumayı vazife sayan Attila. AttiJa'nm yenildiğini söylerler ve buna Roma kuvvetlerine imha edtfmeden HunJar'ın çekildiğini delil gösterirler. Valentinianus'ün kızkardeşi oîup. Roma'ya karşı Vandaliarla işbirliği imkânlarım araştırıyordu. Batılı tarihçiler. İtalya seferinden dönüşte. fakat siyâsî zekâdan mahrum Dengîzik. Attila'nın ölümünden sonra. çoğu süvari birliklerinden kurulu ordular teşkiline girişmiş. Germen memleketlerinde. Papa. daha bir yıl geçmeden Attila İtalya seferine başladığı zaman Roma'nın Hunlar'a karşı çıkacak kuvveti kalmamıştı.tiyatro yazarlarına. İskandinavya'da ve bütün orta Avrupa'da asırlarca ağızdan ağıza dolaşan efsaneler türemiş. tâ A. hâtûnu Ankan'dan doğan üç oğlu: sırasiyte llek. Fakat bu Atilla'ya nasip olmadı. nihayet 24 saat süren ve her iki tarabn çok ağır kayıplar verdiği (kaynaklarda yüzbinlerce ölü) muhakkak olan bu büyük savaşta kinrun galip geldiği hâlâ münakaşa mevzuudur. Roma İmparatorluğu ve barbar' İardan meydana gelen bütün bir Batı dünyası ile hesaplaşacağı için işin ebemmiyet ve azametini takdir etmekte idi. muharebe meydanın* terk etmiş. romancılara. Çok cesur. Mincio ırmağının Po nehrine döküldüğü düzlükte ordugâhını kurmuş olan Attila tarafından kabul edildi. Dünyanın jkî yansmın birbirinin üzerine yüklendiği.Thierry'den bert (1856). heykeltraşlara mevzu olmuş.Mtap yazılan şahsiyetlerden biri durumuna yükselmiş. büyük Türk başbuğundan Roma'yı esirgemesini rica etti. Saray endişeli. birlikleri arasında irtibatı kayıp eden başkumandan Aettus bile Hun kınaları araşma düşmüş. 448'de Hun başkentinde Batı Roma elçilerinden duyarak belirttiği gibi. Ancak son araştırmalar meseleye biraz daha ışık tutmuş görünmektedir. Balı Roma İmparatorluğumun da kendi iradesine bağlandığı kanaatinde idî. imparatorluğun onun hissesine düşen yarısını veya "Augusta"nın kocası sıfatı rfe Roma İmparatorluğunun idaresine iştirak hakkını istedi. Galya'da. 44S*lerden itibaren iki yıl kadar süren Hun siyâsî ve askerî hazırlığı tamamlanınca Attiia irk diplomatik taarruzunu Roma'ya yöneltti: İmparator III. rivayete göre zifaf gecesinde ağzından kan boşanmak suretiyle öldü (453). Oradaki meşhur Aquileia kalesini zapt ettikten sonra Po ovasına girdi. Irnek babalarının yerini tutamadılar. adına bir düzineye yakın opera bestelenmiş!». Deng&ik.

13(4

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

125

knek idaresindeki Hunlar'm, önce güney Rusya düzlüklerinde görülen, sonra Balkanlarda ve Orta Avrupa'da birer devlet kuran Bulgarlar ile Macarlarin teşekkülünde büyük rol oynadığı anlaşılmaktadır. Geleneklere göre, Bulgar-TÛrk devtetl-nîn kurucusu Duio sulâsi ite Macar kabilelerini Tuna boyuna getirerek orada yerleştiren Arpad hanedanı frnek'i 8ta tanımaktadırlar. (V. asırda Hunlar'a Volga'dan batıya doğru rehberlik eden geyik motifli "sihirli geyik" efsanesinde Hunlafla Macarlar (Hunor-Mogor) kardeş gösterilmiştir. Nihayet doğu Macaristan'da yaşamış dan Sekeiter'tn Huniann çocukları olduğu zannını uyandıran bir Başbuğ Çaba efsanesi varda. c-Ortatfoötı MunlamAk Hımlar Hunlarsn büyük kısmı Volga'dan batıya geçerken, onlardan, güneye, İran'a inen bîr bölük olduğu iteri sürüten Ak Huniar.diğer bir tahmine göre, hiç olmazsa Ak-Bun- BîaJîî devletinin hanedan ailesi ile hâkim zümresinin teşkil ederler ve Uyguftar'm atatan sayılan Tötesler den Hao-ch'â (Kao-kü)'lerin Cungarya bozkırlarında oturan Hua adlı koluna mensup olup, oradan Horasan bölgesine geçmiş, 5. asrın ortalarına Doğru kuvvetlenerek büyük devlet hâline gelmişlerdir. Mamafih Hun tarihinin bu noktası iy»cc açıklığa kavuşmuş değildir. Hâkimiyetini Hazar kıyılarından Kuzey Hindistan'a. Afganistan'a, İç Asya'ya kadar genişleten bu kavim veya kavimlerin admm çeşitli ves&aiarda başka başka şekilde zikredilişi (Priskos'da Kidarsta Huniart; Bizans, Süryâni, Ermeni kaynaklar&ıda Ephtalita, Thedal, Hepthal, Abdal; ban dilinde Hayta!; Lâtin kaynaklarında Hionita; Çin yıllıklarında Hefta, l-ta, Ya-ta veya Ye~ta-î vb. eski Hlnd kayıtlarında Huna Hion) durumu daha da karıştırmadadır. Vaktiyle J. Marquart tarafından {1912) türlü adlarla zikredilen bu kavmin Wskos'un Kidaraîa'ian ile aynı olduğu ileri sürülmüş, Ed. Chavannes Ye-ta'ların mensup olduğu Hoa (Hua) kavmi admtn ^iun* kelimesinin Çince'ye aktarılmış şeklinden ibaret bulunduğunu söyiemişft. Bu Türk asıltı kavim Bizans tarihçisi Theophana#<Vfi asm 2 yansı) 'e göre *Eftaîit" adını Sâsânî imparatoru Perw-(Rniöî'u mağlûp eden Hım hükümdar? Epbtbaianoslan almıştır. İlk defa Kosmas Indikopleustes (545-549 yıllan arasr)'un ve Prokopios (546-550 arasıyım eserlerinde AkHjrii&c (leûkoi Hunnot) olarak anıian kavmin Hunfar'la akrabalıklarının açıklığı, 520 sıralarında Çinli seyyah Song-YurVun kayıtlarından anlaşılıyor. 5. Asnnflk yansırda SâsânBer'le çarpışan Ak-hun hükümdarına "hakan" fKağan) deniyordu, U, Yazdg*rd zamanında {438-457), Iran üzerine baskılarını ayırdıkları yıllarda AkHunlartn babında en büyük hükümdarı sayılan Kunhas (başka okuyuşlar: Kuhanaz, Huşnavaz. Ahşunvar, Aksungur, Kün-han vb.) Iran iç işlerine karışarak hini»-, yesınealdığı Fıruzu Sâsânî tahtına çıkarmış (459), hâkimiyetini Afganistan'a doğru genişleterek Kuzey Hff*distan'a dönmüş ve orada, başında Skandagupta'nın bulunduğu Gupta devlini dağıtmıştı (470,e doğru). 463 yılında Ceyhun kıyılarında Ak~Hun!ar tarafından mağlûp edilerek yıllık vergiye bağlanan Sâsâriîler'în bu sırada geçirdiği dir^MçtVnaî bir sarsıntı öfkelerini fıtiiâte sürûkfedi. Bu Mazdek isyanı idi Zerdüşîuktan mülhem olarak Mazdek. Mani inancındaki ikili telâkki (ışıkkaranlık, iyUik-kötüKîk mücadelesi) üzerine, o tarihlerde yorulan ve iktisadî darlık içme ö^şen topiuîuğu islah etmek iddiası ile, i$me& huzursuzluk âmillerini de ekleyerek, düşüncelerini yaymağa başladı. Buna göre insanların saadetini bozan iki unsur servet ve kadm, herkesin ortak malı tanındığı takdirde yeryüzünde kütüfök

kalkacaktı. Bu tipik komünist propaganda neticesinde servet sahipleri ve aile müessesesine karşı kışkırtılan halk, Mazdek ve müridleri tarafından ayaklandırıldı. Asiller, din adamları öldürüldü. Kadınlar tecavüze uğradı, evler, konaklar yağmalandı ip tahrip edildi. Devletin sıhhat kazanacağı hususunda Mazdek'» inanmak gafletini gösteren Şah Kavad (488-531) de haps edilmişti, fakat o kaçmak imkânım bularak komşu Ak-Hunlar'a sığındı, iran'da olup bitenleri yakından takip eden AkHun hükümdarı, insanlık yararına hiçbir şey göremediği Mazdek hareketim, kırıp yok etmek için, Kavad'ı 30 bin kişilik Hun süvari birliği başında İran'a gönderdi (499). Bu suretle Şah ihtilâli bastırdı ve hâdiselerin gelişmesinden felâketi idrak eden halkın da yardımı ile Mazdek ve taraftarları yakalanarak idam edildi. Tabiatiyle temizlik ve ülkenin sükûnete kavuşturulması uzun bir zamana ihtiyaç gösterdiğinden, Sâsânî imparatorluğunda hak, adalet ve mülkiyet esasında normal nizam, daha ziyâde Kavad'ın oğlu, Anuşirvan (531-579) devrinde kurulmuştur ki, bu şehinşah tarihte "Âdil" lâkabı ile anılır. Çin kaynaklarına göre, iç Asya'da Karaşar, Kuça, Aksu, Kaşgar ve etrafım hâkimiyetlerine alan Ak-Hunlar bu arada Kandahar1! ve 484 yıllarında Kuzey Hindistan'ı zapt ettiler.* Su harekât "Tegin" unvanını taşıyan ve Kabil'de oturan Toramana adındaki başbuğu tarafından idare edilmişti. Vk yüzyıl başlannda Ak*Hun-Eftalit devletinin Mâveraünnehir, Türkistan'a kadar genişlediği zamanda, Toramana'rtm oğlu MhtraguJa imparatorluğun güney kanadının en azametli hükümdarı görünmektedir. Ordusunda daima 700 savaş finto bulunduğu-rivayet ecHtirvFakat bu-dist rahipler (Song-Yun ve ondan bir asır sonra buraya getoft Wtuer>ıTsang>/&fci "Huna kıratından başlanmamışlardır. Çünkü Mihiragula budizmt^fcesi halkı için tehlikeli sayıyor ve budistleri takip ediyordu. Buna karşılık, İskenderiye'den Hindistan'a giden tüccar tsonra keşiş) Kosmas onu Hindistan'ın en büyük hükümdarı olarak gösteriyor ve 530 tarihli Owafe- kitabesinde ve sanskritçe yazılı "Keşmir va-kayinâmeai*<s*de Mihiragula aynı şekilde tasvir ediliyordu. İran'da Anuşirvan büyük bir devlet adamı olarak belirdikçe Ak44ur> Eftalitler sönükieşti. 552 yılında Orta Asya'da Gök-Türk hakanlığı Kurulup istemi Yabgu Mâveraünnehir bölgesinde faaliyete geçtiği zaman ise, Ak-ftjn-Eftafft devletî ikî büyük imparatorluk arasında sıkıştı. Gök-Tüfklertn amansız hasım bildikleri Juan Ju-an'larla olan siyâsî ve sıhrî rabıtaları da fayda vermedi. Anuşirvan ile İstemi'nin ortaklaşa hareketleri neticesinde Ak-Hun iktidarı yıkıldı ve ütke GökTürkterle İranlılar arasında paylaşıldı (564). Bu suretle üç kol hâlinde gelişmiş olan Hun siyâsî hâkimiyeti tarihe karıştı.

2. Tabgaç Devleti
IV. yüzyıl sonlarına doğru Kuzey Çin'de kudret» .bir siyasî teşekkül meydana getiren, Çinlîier'in To-ba dediktari topluluğu Türkler Tabgaç" onanmışlardır. Orhun kitabelerindi* a* «ık geçes^.Gök-lftfcler yolu He Bizans kaynaklarına da intikal eden (Jaugast) =* Tabgaç kelimesi "Çin" mânasına da alınmıştır. Çünkü Gök^ Türklerin ilk zamanlarında Türkler'ce "büyük" tanınan bu sülâle ÇirVde büküm sürmekte idi. Aslında Türkçe olup, "ulu* muhterem saygıdeğer," mânasını İfade eden Tabgaç tâbiri bilindiği gibi bazı Karahanlı hükümdarları tarafından unvan olarak (Tafgaç, Tamgaç^kullanılmıştır. Kâşgarlı Mahmud'un. Türkter'den bir bölük oldu-

İM

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

127

ğunu kaydettiği Tabgaç'lar Çın yıllıklarına göre Asya Hunlan'ndan bir kısımdır. Sûiâtenm resmî tarihinde (Wei-shu) de Mao-tun eski To-ba (Tabgaç) hükümdarı ola rak gösterilmiştir. Ayrıca Tabgaçlar*ın 6rf-âdet ve geleneklerinden ÇO§u: Kurt efsa nesi, mağara, dağ, onman kültleri, göç efsanesi vb. Türkterie ilgili bulunduğu gibi, dillerinin de Türkçe olduğunu ortaya koyan deliller vardır: Bitegçin (Bitikçi.kâtip, hâriciye nâzın), kapugçjn (kapıcı, hâcib), atlaçtn (atlı, süvari birliği), tabagçın (yaya,ptyade birliği), tarakçın (koruyucu.mufahız kıtaları), yamçın (posta sürücüsü), aşçın (aşçı, muîbahçı baş»), törü (kanun töre) vb. Tabgaç hükümdarının ağzından şöyle bir Türkçe ibare nakledilmiştir; Atıq bâlgütâg "bir başbuğa verilen isim (onun yaptığı) işi belirtmeli (beigeîemeü) \ Wei-shu, Nan ch'i-shu, Sung- shu gibi Çin kaynaklarında geçen bu kelime ve tâbirler aynı zamanda Tabgaçlar'ın devlet ida resi ve ordu kurutuşları hakkında da bilgi verir durumundadır. Bununla beraber, bu Türk devteUnde oldukça büyük ölçüde Moğolların da yer aldığı anlaşılıyor. Araştır malarda Tabgaçîara bağlı kabilelerden kimlikleri tesbît edilebilenlerin yarısından i&^lasmm Moğo* menşei? olduğu neticesine varılmıştır. Ancak Moğollar, diğer Çinli halk île birlikte şüphesiz îeb'a durumundadır. • Çin'lerin "Wei" adım verdikleri bu sülâlenin kurucusu olarak bilinen Şa-mo handan itibaren 70yıl kadar uğraşarak Ta-t'ong bölgesindeki mahallî hükümetçikieri idareleri alîma alan Tabgaçlar'ın büyük devlet halinde gelişmesi Kuei-zamanartda (385-409) verimli topraklara sahip Doğu Çin'in Hsien-pi'terden zapt edilmesi ite (409) oîmuşîur Başkenti Ping-Ç'eng şehri (kuzey Şan-si'de Tat bölgende) olan devlet bir yandan Pekin yakınlarına, bir yandan Huang-ho nehri dirseğinin gÇfrıeyi* ne kadar «sanmıştı. Kuzey istikametinde, kudretti bir siyâsî teşekkül telinde beliren H'yen-foi (Hsien-pi)ierin vârisi Moğol menşeli, Juan-Juan'lar yüzünden, ciddî bir geneleme olamıyordu. İki devlet arasında, bazan çok şiddetli, mücadele 150 yû kada*- sürmüştür. Hükümdar Sseu (4G9-423)*den sora* Çin'in başkentleri Loyang ve Ch'angan (bugün (Si-ngan-fu)'ı ele geçirerek hâkimiyetini Sarı-Metıfr bölgesine yayan ve bulun Kuzey Çini tek fclarede birleştiren büyük hükümdar T'a-o (Ta*-wu) devnnde (424-452) Tabgaç DevieÜ en parlak çağını yaşadı. 427'de Hun Hıa krafeğmî alan ve Juan-joan'lan mağlup ederek bugünkü İç Moğolistan'ı istilâ eden (436) Tanwu, 439da Kansu'daki son Hun krallığını (Pei-Liang) ortadan kaldırdıktan sonra, Jç Asya'ya yönelerek Karaşar, Kuça şehirlerini himayesine bağladı (448). Böyfece üntö tpek yolu güzergâhı tekrar TOfk hâkimiyetine girmiş oldu. T'aiwu, Ç*n askerininlaydan ve düveden farksız" olduğunu söylüyor ve kendisi "Börü" (a Kurt Çince şekli, Fc-ü) lâkabını taşıyordu. İmparatorluk merkezini Türk hayat şarîîanna oklukça uygun gelen bozkır bölgesinde (kuzey Şan-sH tufcm *Tai-wu, o saralarda Çin'de yayılmakta olan budizmin Türkler arasında nüfıs kazanmasını önlemeğe çalışıyor, idaresi altındaki Çin topraklarında bite budistlerîn cfinî faaliyetlerini kontrol ediyordu. Tapınaklarda âyinler dışında din propagandacını yasaklayan bîr emirname çıkarmış (438) ve 446'da emre riayet etmeyenlerin şiddette tâkibN emretmişti. Tahmfnutt TBrk bünyesini ve seciyesini budizrhin bozucu tesirinden korumak maksadını güden bu tutumun mâna ve değeri daha sonra anlaşıldı. Tedbirlerin ehemmiyetini fark edemiyen halefleri zamanında, hattâ budizmfh himâyesi cihetine gtdikli. İmparator Skin (452-465) ile gelişmeğe başlıyan bu durum, sonra büsbütün tozlanarak Tabgaç topluluğunun Çinüleşmesine zemin hazıriadı. 493'de başkenti bozkır bölgesinden eski Çin merkezi Lo-yang'a nakleden İmparator

Hong (471-499), Türk töresine karşı ağırlık verdiği soysuzlaşmayı 495 yılında TM örf, âdet, geleneklerini.Tabgaç dilini ve hattâ yazışmalarda Türkçe tâbirlerin kullanılmasını yasaklamakta tamamladı. Buna karşı çeyrek asır kadar devam edan tepkiler bastırıldı. Kiao (499-515)'dan sonra idareyi devir alan imparatoriçe Hu (ölm. 528) budizme o kadar düşkün idi ki, yabancı memleketlerdeki "dindaştan' ile de alâkalanıyordu. 520'ye doğru Hindistan'da Ak-Hun hükümdarı Mihiragula'yı ziyaret ettiğini gördüğümüz Çinli budist rahip bu kraliçenin arzusu ile seyahat ediyordu. Tabiatıyla Tabgaç iktidarı da gittikçe gücünden kaybetmekte idi. Devlet 535'e doğru Kuzey (Tai'de) ve Batı (Ch'ang-an'da) VVeileri adı ile ikiye ayrıldı ve aralarında mücadele başladı. Kısa zaman sonra bütün arazileri Çinli hanedanlara intikal etti (550-556).

3. Gök-Türk Hakanlıkları
Asya "Büyük" Hun imparatorluğundan sonra, her cihetten temsil ettiği Türk kültürü itibariyle ikinci "süper" Türk imparatorluğu vasfında olan Gök-Türk Hakanlığı Türk" sözünü ilk defa resmî devlet adı olarak kabul etmekle bütün bir millete ad vermek şerefini kazanmış, doğu Sibirya'daki Yakut Türkleri ve batıda Ogur (Bulgar) Türkleri dışındaki.Türk asıllı bütün kütleleri kendi idaresinde birleştirmiştir. Hakanlığın yıkılmasından sonra, bir yelpaze gibi açılarak dört tarafa yayılan çeşitti Türk zümreleri gittikleri yerlerde Türk" adını ve onun idarî, siyasî ve iktisadî geleneklerini yaşatmışlardır. Yine Ogurlar ve Yakutlar hâriç, bütün Türklerin tarihinde Gök-Türk teşkilâtının, edebiyatının ^bre ve hayat telâkkisinin izleri devaffn etmiştir. Gök-Türkler'den sonra V Türkçesi (Ogur lehçesi) müstesna, bilumum Türk lehçe ve ağızları Göteffiârk Türkşesi'nin damgasını taşır. Doğudan batıya: Orta Asya, Türkistan, Mâveraünnehir, Kuzey Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye, ve Balkan Türkleri, Gök-Türkler yolu ile Türk'tür. Bizim diğer Türk devlet ve zümrelerinden ayırt etmek üzere Gö&Türkler dediğimiz bu topluluk kendine umumiyetle "Türk" veya Türük" diyordu* Ancak kitabelerde kendileri îçin bir defa Gök-Türk (Kök-Türk) kullanmışlardır ki, "Gök' e mensup, semavî ilâhî Türk" mânasına gelen bu tâbir V. Thomsen'e göre hakanlığın parlak bir devresine işaret etmekte olmalıdır. a - Birinci Gök-Türk Hakanlığı Bu çağda, daha doğrusu 6-9. asırlarda Orta Asya'nın "ethnique" görünüşü aşağı yukarı şöyle idi: O Tiles (Tölös, Tölis, Töl|f, Çince'de Tie-te)'ler, bütün Orta Asya'ya yayılmış * görünen en kalabalık Türk grubu. Sui-shu (Çin Sui hanedanının 581-618 yılhğı)'da 50 kadar kabilesi sayılmakta ve şöyle sıralanmaktadır: 1 kabile Baykal Gölü'nün kuzeyinde, 5 kabile Tola ırmağı kuzeyinde, 5 kabile Tanrıdağları kuzey eteğinde, 9 kabile Altaylar'ın güney babamda, 4 kabile K'ang (Semer-kant) "krallığı" nın kuzeyinde, 10 kabile Şeyhtin boyunda, 4 kabile Hazar'ın doğusu ve batısında, S kabile Fu-lin (Bizans)'ın doğusunda. Mamafih Baykal Gölü'nden Karadeniz'e kadar yayılan bu toplulukların hepsini de Tfcrk menşeli saymak doğru olmasa gerektir. Meselâ en batıda gösterilen bazıtan-nm (meselâ Alanlar) İranlı ölduklan biliniyor. Wu-hun (= Ugor)'da Ural'lı bir kavim

128

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRKTARİHİ —---------------------------------—-------—---------------------------—--------- 129

grubudur Töles kabilelerinin adlan tamamen henüz çözülememiş olmakla beraber. Hunlar'dan geîdikteri ve umumiyetle dil ve örflerinin Gök Türkleri'nkinin aynı bulunduğu belirtilmiştir. Bazı Çin kayıtlarına göre, Tabgaçfar devrinde (363-534), yüksek tekerlekli araba kullandıklarından dolayı, Kao-kü diye adlandırılan bir kısım Tötes kabileleri, diğer Türkler gibi kendilerini kurt atadan türemiş kabul ederlerdi. Ayrıca T'ang-shu (Çin Tang sülâlesi 618-906 yıllığımdan naklen 15 Töles kabilesinin adlan verilmektedir. Gök-Türk Hakanlığı zamanında orta ve doğu Asya'da gruplaşan Tötester rol oynamışlardır. • Tar duş (Çince'de Ste-yen-fo^ Hsietvyen-fo)'!ar 7. asrın ilk çeyreğinde töles kabilesinden bir grup Orhun Nehri-Altaylaf arasında sakin olup Tölester'in en zengin ve cesurlar* olarak gösterirler. • Uygurlar T©ia ırmağının kuzey sahasmda yer almışlardır (aş.bk). • On-ok'lar, Attaytartn halısından Seyhan (Str-derya) yakınlarına kadar uzanan geniş bölgede görünüyorlar. 51 To-fti (doğuda, sağ kanad) 5TNo-şf*pî (batıda sol kanad) adi ite lö kabileden kurmu olup, 'Batı Gök-Türkterf diye de aramışlardır. Törgrştef (aş.bk) ve Kariuklar (aş.bk) To'îufar'dan idiler. Ayrıca aynı sahada Çuyüe ve Ç'u-m* adlan tle anılan Türk kabilelerinden bir kısmı 630'u takip eden yıllarda. Gök-Türk Hakanlığının fetrtl devresîr>de Beşbadk civarındaki kurak bozkırlara çek&nişferve Şa-foTürkteri (Çöl Türkleri) adım sımışlardır. • Basmalar (Çince'de Pa-si-mt). idukut (hükümdar) unun Türk olduğu belirtilen bu kavmin asten yabancı olup. TOrkier'le karıştığı ileri sürülmüştür. Daha ziyâde iç Asya da Beş-bakk havaisinde görünmektedirler • Kirazlar {Çince'de K'i-ku). Baykat'm batısında, Yenisey nehrininJ<aynakiarı bölgesinde <ötier (aş.bk). • Oğuz'lar Setenga îrmağı-Ötüken bölgesinde (buruyorlardı (aş.bk.). • Kl-tan, Tatabi Ookuz-Tatar. Cttuz-Tatar gibi Moğol soyundan kabileler doğu bölgesinde Ke*ufen vs Onon nehirleri havalisinde bulunuyorlardı. Ancak hatırlatmak gerekk ki, bütün bu topluluklar zaman zaman yer değiştirroekte,arada btf çözülen boylardan yeni yer» lartikter meydana getirmekte, hülâsa oynak küîleter teşkil etmekte İdiler. Gök-Türkter, Çm kayraklarının açıkça belirttikleri üzere Asya Hunlan'ndan4nfyalardı. Başbuğ ailesi Aşana (eski okuyuşlar Asena, Zena s*b.) adını taşıyoKfu. Aşına soyunun bir dişi kurttan tûrediğine dair o çağda pek yaygın olduğu anlaşılan rivayetler GöfcTGrkter'in erken tarihlerini efsanelerle karıştırmaktadır. Ancak kurttan türeme geleneğinin Asya Hunları arasında da mevcut olmadı ve &ırt atanm Türkleri, dar, geçt>nez fardan selâmete ulaştırdığı 'rivayetinin 3. asırda Tabgaçiar da da görünmesi Çök-Türklerln eskffiğinf ve Türk toplulukları îte yatati ftgteini ortaya koymakta bulunduğu gibi, Aşına ailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katfîâma uğramış olduğu r&ayetf'de Gök-Tüfk erken tariffIRde mahiyetini İyi bilmediğimiz bfr falanın hâtırasını saklamaktadır. Kurt atajrtancı dolayısıyla Gök-Türk hakanlık aiârreti. altından kurtbaşfif'sancak olmuştur. Gök-Türkler'in tarih sahnesine çıkaktan anlarda Juan-Juanlar'a tâbi olarak, Aitay dağlarında an anevi san'atlan demircilikte uğraştıkları ve Juan-Juan devletine

silâh imal ettikleri biliniyor. Fakat o zaman dahi dağınık değildiler. Çou-shu (Çin yıllığı, 550-557'den) ya göre, Gök-Türk devletinin kurucusu Bumın (Çince'de, Tümencin atası olarak gösterilen A-hien, "şad" unvanını (Bilge şad) taşıyor ve Bumın'dan hemen önce .gelen Tu-wa adlı başbuğ da Ta-ye-hu ("büyük yabgu") olarak tanınıyordu. Demek ki Türk kütlesinin Juan-juanlar'a bağlılığı "fedaratif" mâhiyette idi. Bumın daha 534 yılında kuzey Tabgaç (Wei) idarecileri ile siyâsî münasebet kurmuş, 542'de akıncılarının başında Huang-ho nehri yakınlarında görünmüş ve 545'de batı Tabgaç hükümdannın gönderdiği et^rl imparatorluktan nezdimize 'hey'et geldi, devletimiz bundan gurur duyar" sözleri jfe karşılanıştı, Gök-Türk hanlarından Işbara, 585 deki bir konuşmasında Gök-Türk devletinin "50 yıl önce" kurulduğunu söylemiştir ki, bu da 535 tarihine düşer. Ancak Bumın'ın 546'da Juan-Juan devletine karşı bir Tötes ayaklanmasını bastırdığı için, o devlet hükümdarı ile eş-değerde olduğunu göstermek maksadı ile, onun kızıile evlenmek isteğinin kabaca reddedilmesi üzerine üst-üste vurduğu darbelerle Juan-Juan devletini çökertip arazisini tamamen işgal ettiktensonra resmen "il-kagan" unvanını alması ve böylece, merkezi, eski büyük Hun imparatorluğunun başkent bölgesi, Ûtüken (Orhun ırmağımı hemen batısında, 47. enlem101. boylam'da) olmak üzere hakanlığı kurması 5Ş2 yılında vâki olmuştur. Devletinin batı kanadını kuruluşta kendisi ite birfıkte çalışan küçük kardeşi İstemime. SYabgu^ühvanm* taşımafc^«iolayısıyia doğu kanadınınyüksek hâkimiyetini tanımak üzere veren Burmn devleti kurduğu yıl içinde öldü. istemi batıda fetihlerine devam ederken, Ötüken'de iktidara gelen, Bumın'ın oğluK'o^o (Kara?) ve bunun erken ölümü üzerine hâkim olan, Bumın'ın diğer oğlu tou-kan (553-572) zamanında devlet, haşmetti çağına ulaştı. Heybetli görünüşü, parlak mavi gözleri, kudreti ve huşuneti Çin kaynaklarında belirtilen Mu-kan Kağan, son bir darbe ile Am juanlart tarihe mâl ettikten sora» (555k*n-tanlar'ın «e Kırgızların ülkelerini Gök-Türk hâkimiyetine bağladı. Çin'de Batı Tabgaçlan'nın yerine geçen Chou hanedanı ile. yeni kurulan fei hanedanını baskı altına aldı. Istemi'îröı harekâtına karşı, Çin'den yardım* isteyen Ak-Hun-Eftalit devletine ve Mâveraünnehir talkına Çin askerî desteğini önledi. 564'de Şan-tfdeki-.TM başkenti Tsirvyang't muhasara etti ve kızı prenses Aşına'yı Chou imparatüu ile evlendirdi (568). Kaynakların bildirdiğine göre, geniş ülkelere ve 100 bin kişilik bir orduya sahip olan Gök-Türk hakanını, Çin İmparatoru akrabalık kurma yolu ile teskin etmiş oluyordu. Mu-kan'ın emrindeki kuvvet hakanlığın doğu kanadır* ordusu idi. İstemi (552576 tlnce'de Şe-ti-mi) kumandasındaki öteki ordu ise kenefi bölgesinde hareket hâlinde f& Kısa zamanda, Altayiar'ın batısın» tetk Göl ve Tann Dağlan1™ kadar hâkimiyetine alan istemi, geniş çapta askerî ve sıyâs* faaliyetleri neticesinde temas kurduğu Sâsânî imparatorluğu ve Bizans gibi Ortaçağın en büyük İki devletim Göktürk politikası İzinde yürütmek suretiyle, Türk hakanlığım bir dünya devleti payesine yükseltti. 561 yılında. Ak-hun-€ftalitler üzerinde yaptığı ilk baskı tecrübesinden sonra, bek transit ticaretini elinde tutan bu devlete karşı Sâsânî imparatorluğunu tabiî müttefiki olerak gören İstemi. Şehinşah Anuşirvan Âdil ite andlaşma akdetti Bu vesile ile kızı. Anuşirvan ile evlenerek Iran sarayına ımparatonçe oldu. Müttefikler tarafından sıkıştırılan Ak-Hun- EftaHt devleti yıkıldı ve toprakları Ceyhun (Amu Derya)smır olmak üzere M imparatorluk arasında paylaşıldı (564). Mavera-

130

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

İSİ

ünnehir. Fergana'nm bir kısmı, Kaşgar, Hoten vb, Gök-Türkfer'e intikal etti. Bu suretle iç Asya ipek kervan yolu üçüncü kere Türklerin eline geçmiş oluyordu. Ancak Anuşûvan bu bölüşmede, zaferdeki katkısına nisbetle "arslan payı" nı almış olmasına rağmen, pek memnun değildi,kervan yolunun Mâveraünnehir güzergâhım da ele geçirmek istiyordu. Bu maksatla, kendi ülkesinden Akdeniz limanlarına ve Bizans'a yapılmakla otan ipek nakliyatını durdurdu. Böylece hem ipek ticaretinin ünlü kervancıları olup son taksimde Gök-Türkler'e bağlanan Sogd (Semerkant bölgesi) ahalisinin faaliyetini baitalıyarak, huzursuzluk çıkartmak, hem de Türkfer'i ipek transit rüsumu gibi yüksek bir gelirden mahrum etmek düşüncesini tatbik mevkme koydu, istamfntn gönderdiği elçileri hile ile öldürttü. Uzlaşma ümidini kesen İstemi Bizans'a döndü ve İstanbul'a, Sogdlu ipek taciri ve diplomat Maniah başkanlığında bir heyet gönderdi (568). Tarihte bu, Orta Asya'dan Doğu Berna'ya giden ?ik resmî heyet kü. İpek meselesi Gök-Tûrkler kadar Bizans'ı da ilgilendirdiği için, hattâ Sâsâhî aracılığından kurtulmak üzere, nakliyatı Hind denizi yoluna teksif etmek maksadı ite güney Arabistan'daki +fimyerî devleti ite temaslar aramış otan Bizans' ta, imparator ff Justinos, Türk elçilerini alâka ile karşılamış, isteminin gönderdiği Iskstçö" (Türkçe) mektubu okutmuş ve Maniah'm ağzından teşebbüsün ciddiliğini anlamıştı. Bir ittifak andîaşması yapmak üzere umumî vâİi 2emarknos başkanlığında bir heybeti yola çıkardi {566 Ağustos başı). Türk elçileri ile birlikte Karadeniz-Ka&asiar-Hazar Denizi-aral Gölü arasından Talaş yolu ite Tanrı Dağlan'nda Ak-Oağda istemi (Bizans kaynaklarında, Dizabulos, Dilzibulos, Silziouios, Sîembis; Aî-Tabari'de Smcibu) mn huzuruna gelen Bizans elçilerinin hatıraları (Bizans tartf*Vwww *5enanaro$- 6. asır sonlan- ve Th. Simocattes -7. asrın ilk yansı-) da Gök-Tûfk i «ayauri». kudret ve ihtişamını gözler önüne sermesi bakımından pek ktymetli bir vesikadır. İstemi Bizans ite işbirliği yaparak Anuşirvan't ipek yolunu açmağa zorlamak gayesini güden siyasetinde başarıya ulaşmış, 571 yılında SâsânîBizans çatışması başlamışa. Fakat bu savaşa Gök-Türkler'in katıldığına dair bir aîâmtl yoktur Ancak Anuşirvan'ın oğlu okıp. Gök-Törk prensesinden doğduğu için "Tûrk-zâde* ötye anılan IV. Ormuzd (57&-590)'un son yıllarında (588'ierde) mâdahâte editnvçtövBu geç katışm sebebi» Ğök-Türklerl M savaşa Iş&rak için tazyik eden Bizans'tı QönöBt<^0 müteaddid elçilerden biri olan Valentinos'u 576'da Aral Gölü havalisindeki Türk bölgesinde karşılayan Törk-şad'ın sözlerinden anlaşılıyor. Bu Tûrfc prensi faizans'ı. Gök Türklerin af edilmez hasımları olan Avariarı (Varhonfr îa= Uar-huni) himaye etmekle ve "kılıçla değil, atların ayakları altında karınca gibi ezilerek öldürülmeği hak eden* bu kavme bannacak yer vermekle suçluyordu ki, bu doğru idi. Is*©mi*n*n siyasetinin diğer ve daha mühim bir neticesi de şu olmuştu: 19 yıl sürmüş olan (571-590) Sâsâni-Bizans mücadelesinden sonra da iki imparatorluğun arası düzelmemiş birbirini takip eö&n karşılıklı istilâlarda nihayet imparator Herakiaious'ıjn SâsânT başkenti; Madâin (Ktesiphon)'e kadar uzanan seferleri (622-628) Sâsânî imparator tuğunun son mecalini de kırmışbr ki, Kur'an'da bile işaret olunan bu durum İsiâmıyetin kısa zamanda iran'da hâkimiyet kurmasını kolaytaştımraştu. Gok-TÖfk imparatorluğunda^ İsîemi'nin fealryeti dahil bütün askerî- siyâsî teşebbüslerin, adma yapıldığı hakan Mu-kan 57?de öldü. DevM muazzam tfr genişliğe ulaştıran bu büyük hükümdarın (Çin kayıtlanna göre Hakanlığın genişliği

doğudan batıya 10 bin •li" ve kuzeyden güneye 5-6 bin T 10,5 milyon km 2 civarındadır) hatırası Orhun kitabelerinde akisler bulmuştur: "Dört tarafa ordu sevk edip kavimleri hep itaat altına almış.başlılara baş eğdirmiş, dizlilere diz çöktürmüş; ileride (doğuda) Kadırgan dağlarına geride (batıda) Temir Kapıg (=Demirkapı, BelhSemerkand yolu üzerinde, 12-20 metre genişlik ve 3 kilometre uzunluğunda)a kadar- Türk Milletini-hâkim yapmış; -bu ülkeler arasında Kök-Türk (Kavmi) idi-oksız (Hür ve müstakil) oturur olmuş, bilge kağan imiş, alp kağan imiş, buyruk ve beyleri,kavmi (bodun) hep bilge ve cesur imişler..." Ötüken'de tertiplenen büyük cenaze törenine hususî heyetlerle katılan komşu devlet ve kavimler (Çin Tibet, Apar= Apurım, Kırgız, Üç-kurikan, Otuz-Tatar, Kitan, Tatabi) arasında Bizans imparatorluğumun da bulunmuş olduğu anlaşılmaktadır. Mu-kan'ın yerine kardeşi T'a-po (Tapar?) geçti (572-581). Kudretli hakanlığın yeni hükümdarı, kendini tebrik etmek Özere hediyelerden başka 100 bin top ipek gönderen Choü imparatoru fle, tebrik için çeşitli hediyelerle birlikte başkumandanını göndermek suretiyle hususî bir itina gösteren, Chou'Iarın rakibi, Tsi imparatorluğuna "Oğullarım!- efiye hitap ediyordu. Bu, bütün kuzey Çfnln Türk himayesine alındığını göstermekte idi. Ülkesinin genişliğinden dolayı hakanlığın doğrudan doğruya kenefi idaresindeki kanadıni Bdye ayırarak, doğusuna, kardeşi K'o-teflnun oğlunu, batısına da küçük kardeşi Jo-ten'ı *Han* unvanları ile tâyto eden, İstemi de e'sasen kendisinin yüksek hâkimiyetini tanımakta olduğundan, ulu hakan durumuna yükselen T'a-po, bir Tsi prensesi ile evlenmek düşüncesine kapıldı ve ayrıca Türk topluiuğulçîfi-Ziararlı cihetleri önceki devirlerde Heri görüşlü Türk idarecileri tarafından ortaya konulmuş olan Buda dinini, - bir budist misyoneri (Jnagoupta)'nın telkinlerine kanarak, memlekette himayeye kalktı; bîr budist tapınağı ve bir Budfttıeyköî yaptırdı. Gök-Türk haşmeti zevale yüz tutmuş gibi idi. Tapo dış siyasette de yanlış adımlar tattı. Ts^ler 575 de TcHn hanedanı tarafından y*kıldığı zaman, oradan kaçarak kendisine sığınan bir Tsi prensini *Çin kağanı' Hân etti. ChouJa^la itfate^^çtlmasına sebep olan bu durum karşısında kalabalık bir ordu 1te, Pekin bölgesine üerJeyen Ta-po kendisine yeni bfr Ç&û prenses vaad edilerek durduruldu (579). Ancak prensesin verilebilmesi içi» Chou hükümdarı, "Çin KağöiWrlW prensinin kendisine teslimini, istiyordu Bir av esnasında bu prensin'Chouîar tarafından teaşınlmaaına göz yumulması millet nazannda hâkanan itibarını büsbütün sarstt. Gök-Türk birliği ve kültüründe mühim çatlakların belirdiği bu yıllarda diğer mühim bir hâdise de İstemenin ölümü oldu (576) Resmî unvanı "Yabgu" olması gerekirken (kendisine bağiı batı Gök-Türk halkı bazen Yabgu Türkleri %öde anılıyordu), kitabelerde bHe "Kağan" diye zikredilen bu büyük şahsîyi öiüriiühü.yukanda adı geçefiTürk-şad'ın sökerinden öğreniyoruz. Türk-şad'ı aMriandHn hususlardan biri de, ölen "atasının yas günlerinde Türkler'in rahatsız edilmeleri idi. Yol hatıralan Gök-Töfls hakanlığının batı bölgelerindi kavimler bakımından çok möhim olan elçi Valentinos'a Wtaben yapılan bu konuşma ayrıca Türk fütuhatının hem şeklini, hem felsefesini açıklamak itibarîyle büyük değer taşımaktadır: "Ben esirierimiz olan Uar-Huni (Avarelerin hanglyoldan Bizans'a git*l»**6Wyörum. Khyeperin, Meriçln nerede olduğunu, Tuna'rtm nereye aktığını da biliyorum. Gün doğusundan gün battsma kadar ülkeler bize diz çökmüştür. Atanhrl, Ori-Ogurlah görüyorsunuz. Bize karşı gelmek cesaretini gös-

132

TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

133

terdiler, fakat üroıdleri boşa çıktı.Roma'ya da geleceğiz*. Gök-Türk sınırlarının Kafkasya'nın kuzeyine kadar uzandığım ortaya koyan bu sözler Bizans'ı açık bir tehdit mânasını ifade ediyordu. Ancak Türk-şad lâtife yapmadığını gösterdi. Kırım'da Bizans'a âit ünlü Kerç kalesi Türk kuvvetleri tarafından zapt edildiği zaman Doğu Roma elçileri henüz Gök-Türk topraklarında idiler (576). Bu, GökTürk hakanlığının Mançurya sınırlarından Karadeniz'e kadar uzanarak genişliğinin gaye haddine ulaştığ* tarihte Istemi'den sonra yerine geçen oğlu Tardu (576-603) (Çincesi Ta-teu, aslında bîr unvan), cesareti ve savaş severliği ile babasına benzemekte idi ise de, ihtirası yüzünden. T'a-po Hakan'ın açmış olduğu ayrılık çizgisini büsbütün derinleştirdi. Çinliler, onun bu zaafından faydalandılar: önce, hakanlığın kendine verilmemiş olmasından dolayı küskün olan Ta-lo-pien'i (Mu-kan'ın oğlu) T'a-po'ya karşı kullanarak Tardu'nun yanına gitmesini telkin ettiler. Halbuki Mu-kan bile bu oğlunu tahta namzed göstermemiş idi, çünkü annesi asîl (Türk soyundan) değildi. Ulu hakan T'a-po 58? de ölürken, kendi oğlu yerine, onun hakan olmasını arzu ettiği hâlde, danışma kurutu (Devlet meclisi} bunu kabul etmiyerek, K'o-lo'nun oğlu işbara (Çince'de, Şa-po-tue) 'yi hakanlığa getirmişti. Çin, Gök-Türk!er arasındaki anlaşmazlığı körüklemeğe devam ediyordu, Ta^opien Bat* Yabgusu Tardu'nun yanında, yeni ulu hakan ile mücadeleye hazırlanırken, İşbara da o sırada, Choular yerine iktidara gelerek, Çin'de 350 yıldan beri ilk defa s.yâsi birfîk tesis eden Sut hanedanı (581-618) ndan kendi ailesinin intikamını atmak isteyen kansı. Chou prensesinin telkinlerine kapılarak, Çin'e kuvvet sevk ediyor, Su? imparatoru Wen-fc de eskiden beri Çin şehirlerinde ticaretle uğraşan ve dosîkık münasebetleri .çerçevesinde, imtiyazlara sahip 10 bin kadar Türk'ü Çin'den uzaklaştırıyordu. Buna karşı işbara'nın ordusu ile Çin'e girmesi, Çin desîse faaliyetinin kestfleşrnesine yol açtı. Wer># derhâl Tardu'ya altur* kurt başlı bir sancak göndererek onu Gök-Türk ulu hakanı olarak selâmladığım bildirdi, ihtirası alevlenen Tardu, Çin'e karşı ortak hareket teklif eden İşbara'nın bu isteğini önce reddetti ve tşbar», Gök-Türkier'i gayet iyi tanıdığı anlaşıldı diplomat-general Ç'ang Sun~şeng ile mücadele etmek ve bu ÇinfiYıfa Türk kumandanları arasına soktuğu nifak ite uğraşmak mecburiyetinde kalırken, Tardu, hakanlığın doğu kanadının yüksek hâkimiyetini tanımadığını ilân etti (582). Böylece imparatorluk resmen ikiye ayrılmış oldu. b-Doğu Gök-Türk Hakanlığı Zor şartlar altında İşbara dengeyi büsbütün kaybederek, ordu mensupları arasında, Ta-lo-pien'e bağiı olduklarını zan ettiği yüksek rütbeli kumandanları vazifeden uzaklaştırmağa, hattâ cezalandırmağa başladı. Neticede bu askerlerle, prenslerden bazıları Çin'den yardım istemek zorunda kaldılar. Etrafında korku ve nefret uyandıran işbara üa, kendi kudretinden çok şey kaybettiğini, esefle gördüğü için bizzat, Sui hükümdarına müracaat ile barış dileğinde bulundu. Teklifi sevinçle kabul eden Wen-ti'nin derhâl yolladığı elçilerin başında yine Ç'ang Sun-şeng bulunuyordu. Başkentte Hâtun'un ve diğer Türk iteri gelenlerinin önünde bu Çinli, Işbara'ya hakaret edecek kadar ileri gitti ve "Çin İmparatorunun oğlu" olduğunu kabul eden hakanı "Ç'en' (bende) ilân ettikten sonra memleketine döndü. Doğu hâkanlı-

ğı resmen Çin tâbiyetine girmişti. İşbara imparatora yazdığı 585 tarihli* mektubunda şöyle diyordu, "Sui imparatoru dünyanın gerçek hükümdarıdır. Gökte iki güneş olmadığı gibi, yerde de iki hükümdar olmamalıdır vb.". Gök-Türk hakanlığının parçalandığı, tâbi kütlelerin ayaklandığı, Türklerin Çin'e ilticaya başladıkları, Türk hükümdar ailesi mensuplarının birbirine düştüğü bu karışıklıkta İşbara öldü (587). Yerine geçen kardeşi Ye-hu ve arkasından Devlet Meclisi'nce hakan ilân edilen Tülan (588-600) zamanlarında durum düzelmedi. Meşhur Ç'ang Sun-şeng, Gök-Türk hakanlığını büsbütün çökertme yollarını gösteren raporlar hazırlıyarak imparatora takdim ediyor, elçi olarak geldiği Ötüken'de türlü desiselerle Türk hanedan üyelerini karşı karşıya getiriyordu. En büyük yardımcısı da, önce Ta-po'nun sonra İşbara'nın, nihayet Tütan'ın öldürülmesinden (600) sonra, Çin'in muvafakati lie tahta çıkarılan K'i-min (600-609)'in karısı dan Çinli prenses Ts'ien-kien îdi. K'i-min, bu defa, Doğu hakanlığını kendi idaresine almağa çalışan Tardu'ya karşı kuffaralrr&kta idi. Bu K'i-min de imparator Yang-öVe gönderdiği Wr mektupla 'Haşmetpenâh'ın âciz bir bendesi" olduğunu, hattâ, vaktiyle İşbara'nın bu© reddettiği Türk kavmirtf-ÇinBter gibi yapmağa hazır olduğunu" yazabiliyordu. Ancak, ölümühden sonra yerine geçen oğlu Şi-pf (Shih-pit 609-619) Gök-Türk haysiyetini biraz kurlârabfldî: Bir Çfnfi ptenses ile evlenmekle beraber bunu, Çfrfln Göl^TOr1frİ<sH#^nemü^'ıalesini önleyen bir paravana olarak kullandı. 5-6 yeisinde Doğu Hakanlığı topraklarındaki dağınıklığı giderdi, batıda Tibet'e kadar, doğuda Amur nehri'ne kadar tekrar itaat altına aldı (615) Durumdan telâşa düşen imparator, Türk hanedan azası arasında ihtilâf çıkarmağa dayanan değişmez Çin plânını yeniden tatbike başladı: Bu defa akıl hocası, hususî desîse raporları hazırlayan ve batı için yazdığı eserler başlıca kaynaklardan sayılan elçi Fei-chü idi Hakanın küçüKkardeşiÇ'i-ki-şad'a "hakanlık" teklif edildL Fakat müMnİn perişanlığını ve Çin tahakkümünün rezaletlerini gören bu genç, teklifi kendisine vaad edilen Çinli prensesle birlikte ışddetti, Çinliler başka bir yol denediler; Gök-Türk kumandanlarından baini pusuya düşürerek öldürdükten sonra. Hakan'a, onun muhalefet maksadı ile kendilerine müratcaatetöğini, fakat "aradaki dostluktan dolayı" ortadan kaldırılmasını W0un bulduklarını bildirdiler. Gaye Hakan ŞHpi île Gök-Türk şeflerinin araşır» açmali, Hakan bu oyuna da gelmedi. Son hâdisenin .ÇîrvTürk anlaşmaşp bozduğumu H©rı:şürerek yıllık haracı kesti, savaşa hazırlan*. Plânı, kuzey eyaletinde geziye sıkmış olan imparatoru baskın ile yakalamadı. Fakat baskın haberi Ötüken'de bulunan ve yukarıda sıra jto öç, hakana zevcelik ettiğini söylediğim» Çinli prenses taratmcten, gizlice Çin'e ytaşönUbö* tpı* sûr*atie geri dönmeğe çalışan imparator, takipçi Gök-TOjk süvarüe&terafından Şan-si'de Yenmen (bugün Tsü-hien) şehrinde kuşatıldı. Ye'şîndep ağladığı «vayet edilen in3§watakYang-ti'nin imdadına yine mahut prenses yetişti: G^^f^çK ülkesinde büyük ttr isyan çıktığı söylentisini yayaraH Tj&k ordusunun geri çekilmesini sağladı (615). Yan-ffnİn son durumu Çin'de karışıklıklara sebebiyet veıdi ve ona karşı muhalefet gittikçe arttt Bu defa da ÇiıtfUeri gelenlerinin Gök-TC^te^e sığınmalarına şahit olunuyor ve Şi-pi Hâlöfe Çirtölefta siyasetini kendilerine karşı tekrarlıyordu/Çin sarayım yağmalayarak aldığı kıymetli eşyayı Gök-Türk Hâkanfna sunan mülteci Liang ShMı/yu, Şi-pi 'ÇTın Kağanı? «an ederek (6f7> kendisine bir kurt başlı sancak verdi. Uu Wu-chou adlı diğer bir kumandanı da "Batı Çin Kağanı" yaparak, Sui'lere karşı

134

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

135

sefere çıkardı. Bunlar arasında, tarihî bakımdan en ehemmiyetlisi Çin umumi valilerinden ü-yûan'ı himayesine alıp desteklemesidir ki, andlaşma gereğince Türk ordularının yardımı ite Sui'leri iktidardan uzaklaştırdıktan sonra Ch'angan'daki imparatorluk servetini hakana takdim eden, ayrıca 30 bin top ipek ve yıllık vergi vermeği taahhüt etmiş elan ü-yüan, Çin'de 300 yit kadar hüküm süren meşhur T'ang sülâlesini (618-906) kurmuş ve kendisi İmparator olarak Kao-tsu unvanını almıştır: Şi-pı*den sonra hakan olan Ç'u-lo (619-621) kardeşinin sert siyasetini takip ediyor ve Hakanlığa karşı tutumu tosa zamanda değişen T'ang imparatoruna karşı Sui sülâlesini canlandırmağa kararlı bulunuyordu. Fakat karısı Çinli Prenses l-ç'ing tarafından zehirlenerek öldürüldü. Hakan olan kardeşi Kie-li (621-630) kifayetli bir adam değildi Hain prenses l-ç'ing ile evlenmiş, ağır dille yazdığı mektuplarla imparatoru tahrik etmişti. Karısının tesiri altında idi. Plânsız, tâbyesiz, sadece cesarete dayaman askeri teşebbüslerinde bir iki defa mağlup oldu. Tutumu millette emniyetsizlik uyandırdı. Sir-Tarduşiar, Bayırkuiar, Uygurlar isyan ettiler (627). Vaktiyle Türk himayesine sığınmış olan bir çok Çinli T'ang imparatorundan af dileyerek memleketine dönüyor, K'i-taniar ve başka kavimler Çin ile temaslar arıyor ve sınır bölgelerinde Çin'e bağlanıyorlardı, imparator Tai-tsung (627-649) Türkler'e vura» caği darbe içtn vaziyetin olgunlaşmasını bekliyordu. Hakan kuşattığı bir şehir önvryöe mağlûp olarak çekilirken yakalandı, muhafaza altında Çin başkentine gönderildi (630). Tat-tsungun kendkıt Türkler'in Gök Kağanı* ilan ettiği 630 senesi Doğu GökTürk fsttkJatintn sonu kabul edilmiştir. Hakanlığa bağlı kabileler ve yabancı topluluklar dağthyor, Gök-Türk prensieri etraflarına kuvvet toplayabilecek kimseler olmadıklarından, herkes başının çaresine bakıyor, Türkler Çin'e sığınıyorlardı. Gerçi Aşına ailesinden *kağan"iar birbirini takip etmekte idi, fakat bunlar artık Çin sarayının emrinde, sadakat ziyaretleri yapan, hediyeler sunan, imparatorlardan türlü ünvanJar aten birer kukla idiler Gok-Türkier'ın acıklı durumunu, Çin sarayında Türkler'e karşı ne yapılabileceği hususunda, İmparator huzurunda cerayan eden münakaşalardan anlamak mümkündür. Neticede kuzey Çin'in Sed boyunda "6 eyalet" bölgesinde Türkfer'in yerleştirilmesi kararlaştırıldı. Bu suretle belki Türfcter'in ÇMleşeceği umuluyordu. Fakat 680e kadar geçen 50 yıl devamınc*. Türk milleti kendini unutmadı, ilini, ört ve âdetlerini korudu, tarihin şanlı hatıralarını ruhunda yaşadı 8u arada ufak çapta başkaldırmalar oluyordu. Meselâ Aşına ailesinden bir prensin Aitaylar'da Töık hakanlığım ihyaya çalışması (646-649), yine Q6k-Türk flS* kümdarlan soyundan tb-çfnin Ort-oKlarm başında "kağan* ifân edilerök, (676673), Çin'e karşı Tibetlilerle ittifak etmesi. Çinliler tarafından şidettle bastırılan bu hareketler arasından en çok hayret verici olan, 639 yılında Kür-şad'ın ihtilâl teşebbüsüdür. T'ang imparatorunun saray muhazıf kıt'ast subaylarından olan, Gök Türk prensi Kür-şad (Çince'de Kie şâ-şuai) Türk devletini ihya etmek için 39 arkadaşı ile gizlice bir cemiyet kurmuş ve önce bas geceler tek başına şehirde dolaşan imparatoru yakalamağa karar vermişti. Fakat plânın tatbik edileceği gece ansızın patlayan fırtına yüzünden imparator saraydan çıkmadı. Kararın geciktirilmesini mahzurlu gören Kür-şad ve arkadaştan bu defa doğruca saraya yürüdüler. 40 Türk sarayı ele geçirip başkente hâkim olmayı düşünüyorlardı. Yüzlerce muhafız telef edildi ise de dışarıdan sevk edilen ordu îte başa çıkılamadı. Şehir yakınındaki

Wei ırmağına doğru çekilen Kür-şad ve arkadaşları yakalanarak öldürüldüler. e - Batı Gök-Türk Hakanlığı 582 yılında Doğu hakanlığı ile resmen ilgisini kesen Tardu, her iki kanadı kendi idaresinde birleştirmek için gayret sarf ediyordu. Doğu hakanlığına baskı yapan Çin'in Tülan hakana karşı kardeşi, Tu'lPyi tutarak iki kardeşi çarpıştırması üzerine Tardu Çin'e yürüdü. Kuzey Çin'de başarılarla ilerlerlerken yukarıda adı geçen gene-rai-diplomat Ç'ang Sun-şeng'in oyununa kurban oldu. Bu ÇtoS Türk ordu efradı ve atlarının geçeceği yollardaki suları, pınarları zehirlemişti. Tardu böyle bir şeyin yapılacağını hatırına getirmediği için ağır zaiyat ve telefat verdi. Çekilmek zorunda kaldı (600). Bu tarihe kadar Tardu Kağan batıda pek çok başarılar kazanmış, Höteh bölgesini İmparatorluğa bağlamış, Şehinşah IV. Ormuzd Türkzâde" (579-590) zamanında, Bizans-Sâsânî savaşlarında, Iran iç-işlerine müdahale etmiş, bir Türk başbuğu Derbendi-kuşatırken diğer bir Gök-Türk ordusu Herât, Badgis havalisine girmişti. Bu orduyu durduran ünlü Sâsân? kumandanı Bahram Çupîn'in isyan edip Ormuzd'ı tahttan indirip oğlu Husrav Parviz'i tahta çıkarması, fakat bunun da kaçması üzerine, Bahram'ın kendisini "Şehinşah* Hân etmesi Sâsânî imparatorluğunu karıştırmış, Bizans'ın müdahalesi ile mağlup edilen Bahram sonunda hakana sığınmıştı. Böylece Tardu'nun bir yandan, kısa müddet için de olsa, her iki hakanlığı kendi idaresinde birleştirmesi (598'e doğru), aynı zamanda iran üzerinde hâkim bir durum kazanması, onun 598 yılında Bizans imparatoru Mauriacus'a gönderdiği mektupta ifadesini bulmuş görünmektedir: "Dünyanın yedi ırkının büyük şefi ve yedi ikliminin hükümdarı Hakan'dan Roma imparatoruna..". Çin kaynaklarına göre de, bu tarihte Tardu, Ötüken, kuzey-batı Moğolistan, Aral gölü havalisi, Kâşgar, Mâve-raünnehir ve Merv'e kadar Horasan sahaları üzerinde hâkim bulunmakta ve ulu hakan olarak "Bilge Kağan" unvanını taşımakta idi. Fakat Tardu Gök-Türk birliğini gerçekleştirmek için çok şiddetli davranmıştı. 601 'de Çin başkenti yakınlarında bir savaşta netice alamaması üzerine birçok Türk boyları ve yabancılar ayaklandılar. Tardu bunlarla başa çıkamadı ve Kökena'ur havalisinde kayıplara karıştı (603). Tardu'nun sahneden çekilmesinden sonra, memlekette isyancıların sayısı arttı, nizâm bozuldu. Doğu hakanlığında yeni bir kudret olarak beliren Şi-pi Kağan'a karşı, Tardu'nun torunu Sui'lerle İşbirliğine kalktığı ve hattâ ülkesini bırakarak Çin sarayında yaşamayı tercih ettiği için Şi-pi tarafından Çinliler'den teslim alınarak öldürüldü (619}. Devlet meclisi'nin hakan ilân ettiği, Tardu soyundan Şi-koei zamanında durum düzelmeğe başladı. Fakat asıl huzur.Tardu'nun küçük torunu olan Tong-Yabgu devrinde (619-630) görüldü. Çin kaynağı rang-shu'ya göre "akıllı ve cesur" olan bu hakan "mahir bir savaşçı ve seçkin bir tâbyeci" İdi. Orhun, Tola ırmakları ile Aral gölü arasında yayılmış bulunan Töiesler'i kendine bağlamış. İranlılar1! mağlûp etmiş, güneyde Kandahar'a kadar ilerlemişti, ordusu birkaç yüz tm iyi yay kullanan süvarilerden kurulu idi. Merkezi Talaş şehrinin 75 km. kadar güney doğusundaki ünlü Bin-yul (Bin-bulak= bin pınar mevkiinde idi. Tang-shu'ya göre "o zamana kadar batıda onun derecesinde kuvvetli olanı görülmemişti". Çin ile dostane münasebetler kurmuş olan Tong-Yabgu çağında Hindistan'a gitmek üzere Gök-Türk imparatorluğunu bir baştan bir başa geçerek yolları; şehirleri, dinî ve

136

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHÎ

«7

kültürel hayatı hakkında çok alâka çekici bir bilgi veren, Çinli budist rahip HiuenTsang. Tong Yabgu'yu da ziyaret etmiştir. Gök-Türk imparatorluğunun parlak bir devri yaşadığı yıllarda On-oklar ve Kartuklar isyan ettiler. Bunları kendi mevkiini tehlikede zanneden Doğu hakanı Kie-ii teşvik etmiş olmalıdır. Bir münazaa esnasında Tong-Yabgu'nun, hakanlığın batı kanadı başbuğu olan amcası Se-pî tarafından öldürülmesi (630) öfkeyi karıştırdı. On-ok'lardan Nu-şi-pi'ler Se-pi'yi istemediklerinden kendileri bir hükümdar seçmeyi tercih ettilerse de. Tong-Yabgu'nun oğlu Se-Yabgu üzerinde birleşildi- Bu defa Tölesler'in ayaklanması devletin Çin'e bağlanmasında birinci derecede âmil oldu. 630 senesi büyük Gök-Türk tarihinin en karanlık yılıdır. Doğu hakanlığı bu sene Çin'e boyun eğmişti. Batı hakanlığı da aynı tarihte aynı akıbete uğradı. Bundan sonra da Aşına soyundan bir sürü "kağan", bazan aynı zamanda birkaç "kağan1 Batı Gök-Türk gruplarının başında görülüyorsa da, bunlar Çin'in birer memuru durumunda idiler. Batı Gök-Türk ülkelerinin Çin'e ilhakı 658 de tamamladı. • İkinci Gök-Türk Hakanlığı 630680 arasındaki 50 yıllık zaman Gök-Türkler'in istiklâllerini kayb ettikleri bir matem devresi olmuştur. Her nekadar Orta Asya'da millet olarak Türkler varlıklarını, dil, inanç ve geleneklerini muhafaza etmişlerse de müstakil bir devletten mahrumiyet, "Bey olmağa lâyık evlâdın kul, hâtûn olmağa lâyık kız evlâdın cariye olma4 sı" Gök-Türkler için haysiyet kırıcı bir ıstırap kaynağı teşkil ediyordu. Millet şöyle diyordu: 'Ülkeli bir kavim idim, şimdi ülkem nerede? Hâkanlı bir kavim küm, şimdi nerede hakanım?". Kitabelerden anlaşıldığına göre, Gök-Türkler'i bu felâkete sürükleyen sebepler şu üç noktada toplanmaktadır: O Sonraki devlet ve idare adamlarının kifayetsizliği:"... Kağan bilge imiş, cesur imiş, buyrukları biJge imiş, cesur imiş, Beyleri de, kavmi de iyi imiş, böylece ülkeyi tutup töreye göre tanzim etmişler... Sonra kardeşler, oğullar kağan olmuş, küçük kardeş büyük kardeş gibi yaratılmadığı,oğlu babası gibi yaratılmadığı için bilgisiz kağanlar tahta oturmuşlar, buyrukları da bilgisiz, fena imişler... Türk beyler, Türk adını atmışlar, Çin beylerinin adlarını almışlar, Çin hakanına boyun eğmişler, elli yıl işlerini, güçlerini (ona) vermişler..." © Türk kavminin uygunsuz tutumu: Türk bodunu... Sen aç olduğun zaman tokluğu düşünemezsin, tok olduğun zaman açlık nedir bilmezsin. Bu sebeple hakanın iyi sözlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap, bitkin düştün. Müstakil hakanlığına karşı kendin yanıidın... Doğuya gittin, batıya gittin. Kutlu yurt Ötüken'i terk ederek gittiğin yerlerde ne yaptın? Su gibi kan akıttın, kemiklerin dağlar gibi yığıldı...", Türk bodunu kendi hakanını bıraktı, hüküm altına girdi. Hüküm altına girdiği içil) Tanrı ona ölüm verdi, Türk bodunu öldü, mahvoldu...". • Kurnaz Çin siyaseti ve yıkıcı propaganda: 'Çin kavminin sözü tatlı, hediyesi mülayim imiş, tatlı sözü, mülayim hediyesi uzak kavimleri yaklaştırır imiş. Sonra da fesat bilgisini orada yayarmış, iyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlı sözünü, mülayim hediyesine kapılan çok Türk kavmi öldü...*;"... Çin kavmi hilekâr kurnaz Olduğu için, küçük kardeşlerin büyük kardeşlere karşı ayaklanması, beylerle kavim arasımı nifak girmesi yüzünden Türk bodunu ülkesi yıkılmağa yüz tutmuş, müstakil

hakanlık sukuta uğramış,./; "..,-Çkt kağanı, Türk kavmi, (cana) bunca İşini gücünü verdiği hâlde, Türk kavmini öldüreyim, soyunu mahv edeyim der imiş, mahv etmeğe yürürmüş...". Gök-Türk tariflinin bu 50 yıllık fetret devrinin sonunda,kltabefer yolu ile çok iyi tanınan, Aşına soyundan, Kutiug (Çince'de Ku-to-to) feffldâl savaşma girişti (680). Türk Milteti'nin eski hür ve müstakil hakanlık çağının hasreti içinde olduğunu sezen Küflug, kendinden önceki mücâdeleleri fite takip «diyordu: ^'deki bazı Türk zümrelerinin aynı maksadla başa geçirdikleri Ni-şu-fu davayı kaybederek kesilen başı Çin başkenti Lo-yang'a götürülmüş (679)*, mücadeleye devam eden, yine Aşına soyundan Fu-nien kalabalık Çin kuvvetleri karşısında yenilerek 53 arkadaşı ile birlikte Lo-yang çarşısında idam edilmişti (Ağustos 681), Bu sırada Kuzey Çin'de bulunan ve Türk kütlelerinin derîn istiklâl iştiyakını gerçekleştirmek azmi ile ortaya atılan Kutiug. gizlece teşkilât kurarak etraftaki GökTürk ileri gelenlerini ve halkını vazifeye çağırdı. Sür'atle yayılan harekete katılanların sayısı kısa zamanda 5 bine yükseldi. Davete koşanlar arasında, fi. hakanlık devrinde Gök-Türkler'in ünlü devlet adamı ve kumandam Tonyukuk da vardı. Kutiug ile Tonyukuk önce, 681'de kuzey Çin'deki Yün-çu eyaletine baskın yaparak 30 bin civarında at, koyun , deve, elde ettiler ve yine gelenlerle kuvvetlenerek Gobi çölü İle Orhun ırmağı arasına çekildiler. Çugay Kuzı (Çince Çung-tsai, ötüken'in güneyinde)'yı yazlık ve daha güneydeki Kara-kurum'u kışlık merkezi yaparak hazırlıklarını tamamladılar. İlk hedefleri ötüken idi. Baykai götünün güney batısında yüksekçe dağlarla çevrili, mahfuz, müdafaası kolay, fakat etrafa akınlar yapmağa elverişli stratejik mevkide, iklimi mutedil ve otlağı bol bir yer olan ötüken yaylası Asya Hunlart ve 1. Gök-Türk Hakanlığı zamanında devlet merkezi olmuş, Törkler'in kutlu toprağı sayılıyordu. Dağınık Türk kütlelerini ancak, Türk devletçilik ruhunun yerleşmiş olduğu" ötüken etrafında toplamak ve idare etmek mümkün İdi Kutiug hareketinin gelişmesinden endişelenen Setenga ırmağı boytannctekî Oğuzlahn, tedbir olmak üzere K'Haniar'ia ve Çin ite ittifak teşebbüsleri, bir GOte-TOrk seferini tacil etti. Tonyukuk'un tavsiyesi ile baskın şeklînde Inekfer Gölü (Orhun'un kollan üzerinde) kıyısında kazanılan savaş (682) Oğuz tehlikesini ortadan-kaldııUi. Tarihî ehemmiyeti haiz bu muharebe Gök-Töffcteıin ötüken'e hâlâm olmalarını sağladı. Kutiug "kağan" ilân edilerek İHerigT (İl* devleri derleyip toplayan) unvanını aldı ve II. hakanlığı teşkilâtlandırdı: Kardeş» Kapagan (veya Kapgan)'ı "şad" diğer kardeşi To-sMu'yu 'VabgtT tayin eti İstiklâlin kazanılıp, devletin Jkt|Oi(MŞunda birinci plânda rol oynayan TonyukukU devlet müşaviri ("AyguçıB) ^pf, ve orduyu hazırlama, idare ve diploması işlerinin tanzimini ona tevdi* etti. *Y#nt hakanlığın önce Çin'i taamız hedefi olarak alacağı tabiî idi. Bir zafer akmlan resmi geçidi manzarasınrveren Çin seferleri bir yandan.bu eski ve "hilakâr* hasffrt daim! baskı altmda tutmak, diğer yandan, körpe Gök-Türk devletinin şiddette ihtiyaç duyduğu yiyecek, giyeoii» bilhassa at gibi zarurî madde ve vasıtalan elde etmek maksadını güdüyor*. Akınlar hep Pekin'den Kan^İ^a kadar olan sahaya: Çfn şeddinin hemen güneyinden Huang-hofıun güney mecrasına yakm yerlere kadar yayılan ve Çinliler'ftn "Çu" dedikleri garnizon ve eyâlet merkezlerine yöneltilmiş-

138

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

ıae

ti; 682'de Ping-çu'ya 8 deffi. 683'de Lan-çu'ya, Ting-çuV» Kuey-çu'ya, Yü-çuya ve Feng-çu'ya 10 defa, 684 de So-çu'ya 6 defa, 685'de yine So-çu'ya ve Hin-çu'ya 2 defa, 686da yine So-çu'ya, Tau-çu'ya 11 defa, 687 de yine So-çu'ya Çangp'ing'e 9 defa akın yapıldı (Pekin'in kuzey-batısı olan Çang-p'ing, Çin topraklarında ulaşılan en uzak bölge, Tonyukuk kitabesinde geçen "Şantung"). Bu seferler esnasında Çin valileri, kumandanları mağlûp edildi.orduları dağıtıldı, hemen her yerde mukavemet kırıldı. Büyük çapta zaferler Hin-çu'da (Nisan 685) ve So-çu'da jÇEkîm 687) kazanıldı. ı llteriş Kağan kuzeyde Kögmen (Tannu-ula) dağlarına, doğuda Kerulen, Onon nehirlerinin yüksek vadilerine, batıda Altaylar'a kadar uzanan sahadaki Türk ve yabancı kavimleri Gök-Türk idaresine almıştı (WF defa sefer etmiş, 20 kere savaşmış, Tanrı buyurduğu için düşmanları itaate almış, dizlilere diz çöktürmüş, başlılara baş eğdirmiş, Babam Kağan bu kadar ülke kazanmış...".Kitabeler I). Böylece Gök-Türk devletini yeniden kurup teşkilâtlandırarak, töre'yi tekrar yürürlüğe koyan millî kahraman llteriş, kutlu Ötüken yaylasında dalgalandırdığı altın kurt başlı sancağın gölgesinde öldü (692). Vaktiyle llteriş adtna dikildiği iddia edilen, Orhun'un güneyindeki Ongın kitabesinin 720'lerde dikildiği ileri sürülerek llteriş'e ait olmadığı belirtilmiştir. llteriş öldüğü zaman bM 8 yaşında (Bilge), diğeri 7 yaşında (Kül Tegin) olmak üzere iki oğul bırakmıştı. Kardeşi 27 yaşındaki Kapagan (veya Kapgan), hakan oldu (692-716). Çin kaynaklarında adı Mo-ç'o (Türkçe aslı, Bek-çor) diye geçen Kagan, Türk tarihinin büyük fâtihlerinden biridir. Tonyukuk devlet müşavirliği vazifesini yapıyor, kardeşi, yeğenleri ve oğulları yavaş-yavaş Gök-Türk hakanlığının seçkin simaları olarak beliriyorlardı., Kapagan Kagan'ın büyük ve uzak görüşlü bir devlet adamına yakışır plânları olduğu görülmektedir ki, esasları şöyle hülâsa edilebilir: a- Çin*? baskı altında tutmak. Bunda iki maksadı vard£Törk devletinin huzurunu korumak ve halka yetecek ölçüde ziraî istihsâl imkânları sağlamak; b- Çin'de dağınık hâlde yaşamakta olan Türkleri anavatana (ötüken) çekmek. Bunda da iki maksadı vardı. Türkleri yabana hâkimiyetinden-tartarmak ve Türk ökesinde askerî ve iktisadî gelişmeyi hızlandırmak; c- Asya kıt'asındanft kadar Türk yaşamakta ise, hepsini Gök-Türk birliğine bağlamak. Kapagan'ın bu siyasî ve iktisadî görüşleri onu sayılı Türk büyükleri arasında çok yükseltmektedir. Bilhassa & nokta çok dikkat çekici bir siyâsî kavrayış ifade eder. Genç, haşin ve ihtiraslı Kapagan, seferler ve zaferler dizisini 693 Çin baskını ile açtı. Üng-çu eyaletini şiddetle dlrbeledf ve aynı sene içinde aynı bölgeye yedi sefer deha tertipledi. Sonra Ordos'a akın yaptı. Askeri harekâtını yenliden U%çü*ya teksif ettiği yıtela (696'da), Şeng-çu'ya.*, Lteng-çu'ya-3/ yngrÇtt'ya «eefer yapmışta- Katanlarla Çin** bozuşmasını kendi lehtne değerlendirerek, Fang^üh paratoriçesi Wu'yu destekledi. Korkunç K'i-tanlar'ı Hopei bölgesinde ağır bir hezimete uğrattıktan (Ekim 696) sonra, imparatoriçeden isteklerini sıraladı: 100 bin "huş (hu= 12.5 kilo çeken ölçek) tohumluk darHZ-3 bin adet ziraat âleti, 10-fcin (T'ang-shu'ya göre 40 bin) fond demir, Çin topraklarında oturan (Çoğu Ordus'da "6 eyalet" arazisinde idi) Türkler'in anavatana iadesi. Sonra Kapgan Yenisey böl-

gesini işgal etmekte olan Kırgızlar'a yöneldi Mevsim kış (697-696), yol uzun ve meşakkatli idi, fakat bu sefere zaruret vardı. "(Kuvvetli Kırgız Kağanı) Çin ve On-ok kağanları ite anlaşıp, Altun ormanında (Altaylar'da ) toplanalım, ordularımızı birleştirdim Türk kağanına saldıralım, yoksa kağan cesur ve ayguçı'sı bilge olduğundan o bizi mahv eder demişler" (Tonyukuk Kitabesi).Kapagan île Tonyuyuk idaresindeki Gök-Türk ordusu 'kar sökerek ağaç dallarına tutunarak, bazan atları yedeğe alarak* yolsuz vadilerden Kögmen dağlarını aştı., Yenisey kaynaklarında Anı İrmağı Kıyısındaki Kırgızlar'ı bastırdı, "han* ı telef olan Kırgız ülkesi teslim alındı (697). Sıra üçlü ittifakta yer aldığını gördüğümüz Türgişfer'e (On-ok'lar) geldi. Fakat Çin, Kapagan'ın isteklerini sürüncemede bırakıyordu. 697 yazında hakan , mevcut duruma uygun olarak, orduyu ve idareyi yeniden teşkilâtlandırdı: Kardeşi To-si-fu'yu hakanlığın sol kanadı 'şad'ı, llteriş'in oğlu 14 yaşındaki Bilge'yi sağ kanad'a Tar-duş üzerine "şad" tâyin etti ve kendi oğlu BögO (Kitabelerde İnal Kağan, Çin kaynaklarında Fu-kü)'yü "küçük kağan1 yaptı. Bu suretle Türk imparatorluğunda iki cephe teşekkül etmiş, askerî kuvvetler de iki ordular grubu hâlinde tertiplenmişti. Kapagan Çin ile savaşa hazırlanırken, Inâl Kağan ite Bilge Şad emrindeki fakat gerçek sevk ve idaresi Tonyukuk'un elinde bulunan batı ordular grubu da On-oklar'ı devlete bağlamak vazifesini almışlardı. Çin elçilerine karşı Kapgan'ın şiddetli ve kararlı tutumu şimdilik doğuda bir silâhlı çatışmayı önledi. "Ma ş*o'nun kudretinden telâşlananÇin" den derhal Ûçbin ziraat âleti, 40 Wn V O #■ 10 **») tohumluk dar» gönderildi ve Yürkter anavatan topraklarına iade edildi (698), Büyük "kagan'ın plânlarından ikisi gerçekleşmişti. Ancak* Kapagan'»* kamı bir T'ang prensi ile evlendirmek arzusuna karşı, ımparatoriçe Wfc£nun, T'ang'lardan değil de, kendi ailesinden bir prensi darnad olarak ortaya söwne$ipden öfkelenen Kapagan, yanında bulunan Çin elçilik hey'etînden general Çen-çwvei {Tang sülâlesine mensup olmalı) yi ^Çin kağan*' ilân ederek, onunla biSikte aneoaıv fcıima gibi, Çin topraklarında göründü: Kue*-çu, T'an-çu. Plng^u, 3tt*çu, Ting-çu, Çao-çu eyâletlerine, aynı sene içinde (698) 30 defa çıkış yaptı. 100 bin kişilik ordusu tarafından, karşı koyan bütün Çin kuvvetleri ezildi, at sürüler», başta olmak üzere bol ganimet ve esir alındı. Qradan kuzeye yönelen Kapagan'a, Çin orduları kumandanı Şa-Ça-cung-i, emrindeki birkaç yüd>Wk kuvvetine rağmen.hücuma cesaret edemîyerek» Gök-Türk s^van tümenlerinin geçişini uzaktan seyrederken, ümidini kaybeden Çin sarayı da orduya gönderdiği gizli bir günlük emirle, 'kagan'ı bulup öldürenfc)* prens ilân edileceğini badtriyordu. Bu sırada tnâl İle Bilge tarafından sevk edilen batı ordular grubu da, Tonyukuk'un yüksek kumandasında. Atayla*-! aşıp Yanş-ovası {Cungarya)na doğru ilerlemiş ve BolÇfc^Uwgu gölünün güney-batı kıyısında; bugüeı Tokoi kasabasına "ateş ve fırtıne" gibi saldıran Türgiş kagantain kumandasındaki 10 tümeni (îpO bin kişilik) Ön-oklar ordusu üzerinde kesin zafer kazanmıştı (698). Türgiş hakanı U-çe-le'riin esareti, yabgusu ve şadının yakalanması ile neticelenen Bolçu savaşı. On-oktar'ın bütün To-lu ve Nu-şj-pi kabileler»», BalkaşX Işık göl. Çu ve Talaş bölgesindeki TürMer'i Gök-Türk birliğine bağlamış. Hâkanbğm sınırlan Taşkent.tf» fer-gana'ya dayanmıştı. Çîn kayıtlarına gûr*» "Mo-ç'o zaferlerinden gurur duymakta, imparatorluğumuzu hakir görmekte. Yüksek gayeleri var. Her tarafa ordular sevk ediyor. Arazisinin genişliği 10"J*ı 'V («aşağı yukarı 4500 taneden fazla. Bütün

140

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRKTARtHt

141

barbarlar. (»Çin dışındakiler) onun emri altında..." . Böylece vaktiyle Tardu'nun, Türk birliğini gerçekleştirdiği tarihten tam 100 sene sonra Kapagan Kagan'ın Doğu-Bat» hakanlıklarının topraklarını tek idarede toplaması yolu ile "dehşet verici Türk birliği ihya edilmişti". Ancak Kapagan'ın plânında 3. noktanın tamamlanması İçin Mâveraünnehir'in de zaptı gerekiyordu. Coğrafî mevki]. Udimi, verimli topraklan 8e zenginliği bütün kaynaklarda övülen Mâveraünnehir'de o sırada Gök-Türk ordularına karşı koyacak bir kuvvet yok idi. Türk soylu bazı ailelerin İdare ettiği "şehir krallıkları" 6751erden beri, nisbeten küçük Kuvvetlerle ufak çapta teşebbüslere girişen Müslüman-Arap kumandanlara ('Abdullah b Ziyad,Sa'id b. Osman, Musa, Mühelleb v.b.) başarı ife mukabele etmekte idüer Yine Tonyukuk'un yüksek kumandasında olmak üzere, "inal kağan" ve Bilge taraflarından sevk ve idare edilen, o sene henüz 16 yaşındaki Kül Tegin'in de dahil bulunduğu Gök-Türk batı orduları grubu Altaylar-Bolçu-Yarış Ovası "Kavimler kapısı' -Çu ve Talaş havzaları- Karadağ kuzeyi üzerinden inci (Seyhun= Sirderya) kıyılarına ulaştı ve nehri geçerek Mâveraünnehir'in Kızıl-kum çölüne daldı ve tam güney istikametini aldı. Ordunun bir kışımın, muhtemel bir yan hücuma karşı, İnal idaresinde burada bırakan Tonyukuk ilerledi ve ilk olarak Semerkand'ın güney doğusunda savaşa hazır bekleyen Sok kumandasındaki orduyu ezdi (701), esirler ve zengin ganimet elde etti: "san attın, beyaz gümüş, kız-kızan..." (Tonyukuk Kitabesi), aynı zamanda Çinlilere karşı da bir zafer kazanıldı: Bilge ile Kül Tegin, Keş şehrinin doğusunda. Ato-çub (Chao-wu) kavminden de aldığı yardımlarla 50 bin kişilik Wr kuvvet başında, Gök-Türkler'in ipek yolu geçiş hattına inmesine engel olmağa hazırlanan Çinfi general Ong-Tutuk (Wef Yüan-çung) u Idukbaşf'mevkiinde mağlûp ve ordusunu imha ettiler. Cesaret ve savaşçılığını ilk defa bu muharebede ortaya koyan KÜ! Tegin Çinli kumandanı, eli ile yakalayıp esir etmişti. Bu suretle engeller kalkınca Gök-Türk ordusu Tamir Kapıg (Demir Kapı)'a ulaştı. Burası, bilindiği gibi, M.O. asarlardan beri İran-Turan (Türk) ülkelerinin arasında tabi? sınır kabul edilmekte idi. Mâveraünnehir seferi münasebeti ile Orhun kitabelerinde ilk defa müslüman Arabiar (Tâzik) zikredilmiştir, iranlıların Araplar'a verdikleri Tazi adından (Tay adlı Arab kabilesinden) gelen Tazik, (Türkler tarafından, sonraları İranlılar için kullanılmıştı; Tacik), ozaman. Keş, şehrinde karargâh kurmuş olan, Horasan valisi, Mühelleb'in kuvvetleri île ilgili olmalıdır. Anlaşıldığına göre İnal kumandasındaki kuvvet bir Arap hücumuna karşı orada bırakılmış, fakat Mühelleb ordusu her hangi bir harekette bulunmamıştır. Diğer taraftan Kapagan Kağan Çin'e akınlarına devam ediyordu. 700'de Lungçu'ya "i sefer. TO^de Yen-çu, Hia-u. Şî-lfng, Hin-çu, Rng-çu bölgelerine 20 sefeı yaptı. 704'de Kül Tegin ile Bilge'nin de katıldıkları büyük Ming-şa muharebesinde Çaça Sengün (Şa-ça Çung-i) kumandasındaki 80 bin kişilik Çin ordusu hezimete uğratıldı ve hemen arkasından Lung-çu, Yuan-çu, Hin-çu'ya karşı 11 akın tertiplendi. T'ang imparatoru Çung-tsung yine bir günlük emir neşrederek, Kapagan'ı esir eden ve öldüreni "prens" unvanı ve 2 bin lop ipek vererek taltif edeceğini ilân ediyordu. Ayrıca bütün vazifelilere Gök-Türkler'i mağlûp etmek için plânlar hazırlamalarını emretti. Bunun üzerine sarayın yüksek memurlarından Lu Fu'nun imparatora

sunduğu raporda çare olarak: 1- Barbarlan birbirine karşı tahrik etmek, 2- Barbarları iki cephede birden savaşa zorlamak, yolları tavsiye ediliyor ve M.ö. 36 yılında Çr-çfinfn böyle yenildiği hatırteblıyortfcr; Bu arada, 649'dan beri Çin ile siyasî münasebetler kurmuş bulunan Basmıllar tekrar itaate alındı (704). 709'da Çik'ler ve Az'lar. (her iklşi de Kırgfölar'ın doğu komşuları) Bilge tarafından hakanlığa bağlandı. Gök-Türk ordularının uzaklarda meşgul olmasını fırsat biterek başkaldırmağa teşebbüs eden Kırgızlar'da Bilge-Kül Tegin idaresinde "mızrak boyu kar sökerek Kögrrien dağlarını aşan" Gök-Türk orduları tarafından Songa ormanında ikinci defa mağlûp edildi (710). Aynı yıl içinde Tola ırmağı civarındaki Bayırkular, Türgi-yargın gölü savaşında bozguna uğratıldı. 711 yılında yine Bolçu civarında Türgiş kuvvetleri darbelendi, han'ı, yabgu'su, şad'ı öldürüldü. Türgiş ülkesi ve "Kara Türgiş" halkı İtaate alındı ve bir Mâveraünnehir seteri daha yapıldı. Bunun sebebi, kitabelere göre, "Sogdak (Semerkand bölgesi) kavmini tanzim etmeli idi. Bu seferin icra edildiği yıllar (711-714) Mâveraünnehir'de meşhur Kutayba b. Müslim idaresindeki Arab ordularının kesin basanlar sağladığı devre tesadüf eder. Kutayba. Buhara'y* aldıktan sonra Sogd başkenti Semerkand üzerine yürümüş, 300 muhasara makinesi ile kuşattığı şehri, Türk asıllı "kral" Gurak'ı serbest bırakmak şartı 8e, testim almıştı (93/711-712). İslâm kaynaklarında bu münasebetle Mâveraünnehir halkının Türk hakanından yardım istediği böylece, Arablar'la mücadele eden müttefik Mâverraünnehir kuvvetlerinin başında bulunan Hakanın oğlu'nun bir gece baskınında bozguna uğradığı bildirilmektedir. Bu kayıt Gök-Türkler'le ilgili sayılmış ve mağlûp olanın Kül Tegin olduğu iddia edilmiş, mağlûp olan "Gök-Türk prensi"nin mutlaka Kül Tegin olması gerekmediği beyan edilmiş, son olarak da Kapagan Kagan'ın mağlûp olduğu düşüncesi üzerinde durulmuştur. Gerçekte ne Kapagan'ın.ne Bilge'nin, ne de Kül Tegin'in o sırada Mâveraünnehir'e gelmeleri mümkün idi. Zira onlar, hakanın şiddetli tutumundan dolayı isyan eden Türgiş ve Kartuklarla meşgui idiler (711-714). Ton-' yuRuk'da ^05'den beri faal vazifeden çekilmiş bulunuyordu* Esasen yukarıdaki iddialar, bahis mevzuu rivayetin, kumandan Kutayba'nm mensup olduğu Bâhila kabilesinden çıkmış olması, fakat, bü devir Mâveraünnehir islâm harekâtı bakımından ana kaynak durumundaki Ibn'ül-A'sam 'ül-Kûff'de böyle bir rivayetin geçmemesi, Orhun kitabelerinde bir savaştan değil, sadece bir "tanzim" keyfiyetinden bahs edilmesi ve bu husustaki Çin kaynaklan ile karşılaştırılmasından GökTürk orduiarının başka yerlerde bulunduğunun tesbiti sebepleri ile, doğrulanmamıştır. Bu duruma göre. 712 yılında Sogd kuvvetleri başında Araplşr'a yenilen kumandanın £ir Türgjş "hari'ı (daha doğrusu bir Türgiş başbuğu) olabileceği neticesine varılmıştır. Kapagan Kagan'ın gittikçe şiddetini arttıran, müsamaha tanımaz sertliği, huzursuzluğu arttırıyor, gördüğümüz gibi, bilhassa Tütâ boylarının ayaklanmalarına yol açıyordu. 711 yılındsKara^Tûıgiş isyanı KüKTegin tarafından bastırılmış ise de, aynı yılda başlayıp âienedea-fazla süren ve Çinin tahriki neticesinde bütün On ok-lar'ın katılmaları ite-tybe alevlenen Karluk isyanı hayli güçlük çıkarak İmparator Çung-feung'un Kan*su;eyaletierirtdeW orduların» Göfc-Türkler'e karşı seferber hâle getirdiği bu sıkıntılı günlerde, "Türkistan" daki yurtlarından kalkarak ötüken'e kadar sokulmağa muvaffak olduklafıenlaşılan Kartuklar ve müttefikleri ancak Kapagan,

141

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

143

Bilge ve KOI Tegm'in ortak harekâtı le Tamıg Iduk-başı (Tamir ırmağının kaynağı. Her yıl mayıs ayında Gök-Türkter'in büyük törenler tertipledikleri yer)'daki şiddetli savaşta mağlûp edilerek dağıtabildiler. Bir kısım Karluk kütlesi ve başkaları Çin'e sığındılar ve San-yuan bölgesine yerleştirildiler. Tamıg Iduk-başı muharebesi tam zamanında kazanılmış, Gök Türkleri iki cephede savaşmağa mecbur etmeği hedef alan Çm kuvvetlerinin Kartuklar lehine müdahelesi önlenmişti. Şimdi de Çin hazırlığın! sat dışı etmek gerekiyordu: Çin yığınak merkezi Beş-balık üzerine sefer yapıldı (714). Çin kaynaklarına? belirttiğine göre, hâl Kağan ite Tung-iç Tegin ve hakanın eniştesinin kumandasındaki sevk edilen ordu, Beş-balık'ı kuşattı. Kitabelerden, Bilge'ntn de katıldığı aniaşıian bu harekâtta şehir ele geçirilemedi ise de karışıklıktan faydalanarak Tokmak'daki Türk kabileleri üzerinde bir zafer kazanmakla iktifa eden Çinlilerin Gök-Türkler'e karşı büyük ölçüde taarruzu ortadan kaldırılmış oldu. Ancak hakanlık bir kazan gibi kaynamakta idi. Kitabelerdeki j "Amcam Kagan'et idare» kanşıkuk içine düştüğü, halkta ikilik ortaya çıktığı zaman..." gibi İfadeler de durumu açıklamağa yeter. Az'lar ve arkasından izgiller şiddetle ezildi (715). Fakat hakanlığın esas kütlesini meydana getirdiği için devleti temellerinden sarsarak, nihayet ihtilâle sebep olan Oğuzlar'ın isyanları Gök-Türk içtimaî bünyesinde dada yaralar açtı ve en büyük neticesi batı (On-ok'lar ülkesi, yâni Kartuklar, Türgrşler ve Mâveraünnehir) 'm hakanlıktan kopması oldu. 714 yılı sonbaharında baş&dtğ* anlaşılan Oğuz ayaklanmalarının- Oğuzlar'ın devlete olan nisbetleri dolaytsıyie- j hayretle karşılandığı kitabelerden sezilmektedir: "Dokuz Oğuz kavmi kendi kavmim idi, gök ve yar karıştığı için, düşman oldu". 715 baharında Kagan'ın açmak zorunda kaldığ* Dokuz-oğuz seferinde mağlûp edilen Oğuzlar'ın hayvanları öldürüldü. 716 senesinde Oğuz kabilelerinden Bayırkular şiddetle tenkil edildi. Fakat, bu ömrü boyunca durup dintenmiyen haşin tabiatlı kapagan Kagan'ın seri hâlindeki zaferlerinin sonuncusu oldu. Kendinden emin, Ötüken'e dönerken yolda Baytfkular'm pususuna düştü, üzerine atılan bir Bayırku'lı tarafından öldürüldü (22 Temmuz 716). Bayifkular'm Çin ile temas halinde oldukları, bu sırada onlar nezdinde bir Çin elçisiron bulunmasından anlaşılıyor. Hattâ rivayete göre Kapagan'ın kesilen başı bu elçi tarafından Çin'e götürülmüştür. Kapagan'ın yerine geçen oğlu tnâl (Bögü) hakanlığın bu en buhranlı devrinde devlet dizginlerini elinde tutacak kudrette değildi, Karışıklığı önleyememiş, yurda huzur getirememişti. Halbuki Tüm halkı bu hususları hakandan beklerdi. Oğuzlar büsbütün alevlendikleri için devleti kurtarmak işi, literiş'in oğullan, Bilge ile Kül Tegtn'in omuzlarme yüklenmişti. 710 yıhnda Küf Tegin 5 Oğuz seferi yapmış (Togubaiık, Kuşiagak, Çuş-başı. Ezgenti-kadaz savaşları. Bunlardan 2.de Oğuzlar'dan Edteierte, 4. de yine Oğuzlar dan Tongralarla savaştı. 3. muharebenin yeri bilinmiyor) ve seterlerden dördüne Bilge de katılmıştı. Kitabelerde Gök-Türk ordusunun takatten düştüğünü ve cesaretini kaybettiğini belirten ibareler vardır. Bütün bu olup bitenler yeni hakanın beceriksizliğine atf olunuyor ve halkta, Tanrı tarafından hakanlık vasfının ondan geri alındığı kanaati uyanıyordu. Ülkenin felaketten kurtulması için hakanın değişmesi lâzımdı. Çin kaynaklarındaki izahata göre, her hâlde Böğü'nün direnmesi neticesi, değiştirme zor kullanılarak yapıldı, inal Kağan, kardeşi, akrabaian, beyleri ve taraftarları öldürüldü. İhtilâl plânı iki kardeş, Bilge ve Kül Tegin tarafından hazırlanmış, fakat Kül Tegin tarafından icra edilmişti.

Bilge, kardeşinin ısrarı ile, Kağan oldu (716-734). Kül Tegin de Gök-Türk orduları başkumandanlığını üzerine aldı. 705 yılından beri yüksek mahkeme üyeliği yapmakta ikanı» Bilge1 nin kayınbabası olduğu için ihtilâl sırasında dokunulmayan Tonyukuk da tekrar eski vazifesi olan "Aygucı" (devlet müşaviri)'lığa getirildi. Fakat umumî bir yorgunluk, bezginlik vardı: Tanrı Türk kavmi yaşasın diye beni tahta oturttu. İçte aşsız, dışta giyeceksiz, bir kavme Kağan oldum. Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı, sanı unutulmasın diye kardeşimle sözleştik. Türk milleti iğin gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kül Tegin ile şadlarla ölesiye çalıştık." (Kitabeler). Oğuzlarla mücadele eski şiddeti ile devam ediyordu. O sene büyük ölçüde hayvan telefatına sebep olan kıtlıkta bile Bilge sefer halinde idi. Ötüken üzerine yürüyen Üç-Oğuzlar püskürtüldü. Dokuz Tatarlar'la ittifak ederek hücuma geçen Oğuzlar Ağu'da cereyan eden İki savaşta bozguna uğratıldı ve Oğuz kütleleri yurtlarını terk ederek Çin sınırlarına doğru çekildiler (717-718). 717'de başkaldıran Uygur ll-Teberleri ile 718'de tekrar isyana teşebbüs eden Kartuklar ite savaşıldı ve başarıya ulaşıldı. Bilge Kağan Çin ile iyi geçinmek arzusunda idi. Bunun lüzumuna, Tonyukuk'un da Çin'in kuvvetli, Gök-Türkler'in ise yorgun ve ihtimama muhtaç oldukları hususundaki kanaati neticesinde inanmıştı. Fakat sığıntı Gök-Türk prensi 9e etrafındakiler i Bilge'ye karşı silahla mücadeleye teşvik eden Çin, Türkler'in durumunu İstismar hevesi ile, Gök-Türk barış teklifine (721) 300 bin kişilik bir ordu hazırlamakla cevap verdi. Aynı zamanda K'i-tanlar ve Tatabtlar'ın askerî desteğini elde eden Çin, Beş-balık'taki Basmıllar ile de anlaşmıştı. Nazik durum büyük devlet adamı ve stratej Tonyukuk tarafından kurtarıldı. Onun plânları, sevk ve idaresi altında önce Basmıllar mağlûp edilip Beş-balık kuşatıldı, K'i-tanlar ve Tatabılar safdışı edildi (722-723), sonra da yalnız başına kalan Çin şiddetli kar darbe ile baskı altına alındı: Santan (Kan-su'da) savaşında Çin ordusu bozguna uğratıldıktan ve Beş-balık zapt edildikten sonra Liang-çu, Kan-çu, Yuan-çu bölgeleri 10 sefer yapılarak ele geçirildi- Hakanlık eski zindelik ve itibarını kazanmıştı. Bütün doğu ve Tarbagatay'a kadar batı hakanlık idaresinde idi. Hattâ Bilge, 717 karışıklığında ötüken ile: alâkasını kesip kendi başına bir devlet durumuna girmiş olan Türgiş hakanlığını bite kendine tâbi saymakta idi. Bu başarılar üç Gök-Türk büyüğünün: Tonyukuk.Bilge, Kül Tegin'in azim ve gayreti ile elde edilmişfi. Çin de şüphesiz durumun farkında idi. İmparator Hüang-sung'un başkanlığında yapılan bir toplantıda şöyle konuşuluyordu: "...Gök Türkter'in ne zaman, ne yapacakları bilinmez. Kağan Bilge iyidir, milletini sever, Türkler'de ondan memnundurlar... Kül Tegin harp san'atının ustasıdır, ona karşı koyacak bir kuvvet güc bulunur... Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir, niyeti^ Kurnazlığı çoktur. İşte bu üç *barbar" aynı anlayışta olarak bir aradadırlar..' . 724'de Çih ile anlaşma olmuştu. İmparator, Bilge Kagan'ın taleplerimden olan bir Çin'li prenses ile evlenme işini görüşmek üzere Öİüken'e elçi gönderdi. Hakan bu etçiyi, hâtun'un, K$ Tegin'in ve Tonyukuk'un hazır bulunduğu mecliste kabul etti (7İf}, daha sonra kendi elçisi, nazırlardan Mei-lu-ç'o (Buyrukçur)'u Çin başkentine gönderdi. Çin sarayında itina ile ağırlanan bu elçinin temastan naflcesinde So-fank (Ling-çu'da) şehrinin, Gök-Türkler'in serbestçe ticaret yapabilecekleri ortak pazar-yeri olmasına karar verildi. Büyük Gök-Türk devlet adamı Tonyukuk ile ilgili son haber 725'e aittir. O, her-

144

TÜRK Di \ VASİ EL KİTABI

TÜRK TARİHÎ

145

hâlde bu tarihten az sonra ölmüş olmalıdır. Gök-Türk istiklâl savaşı hazırlıklarından itibaren, İHeris. Kapagan, Bilge zamanlarında devlete 46 yıl hizmet eden, savaşlannda hiç başansızbğa uğramayan, "Boyla Bağa Apa Tarkan" unvanlarını taşıyan 'btige* ve slratej Tonyukuk hakanlığın ordusunu, mâliyesini, adliyesini tanzimde başta geliyordu. Çin kaynaklannda bile bu meziyetleri belirtilmekte ve "Aygucı" olarak hakanlar üzerindeki tesirini, aynı zamanda o çağın dinî kültürel cereyanlarını nasıl yakından takip edip Türk milleti açısından değerlendirdiğini gösteren deliller verilmektedir; Bilge Kağan, Çin'de olduğu gibi, Türk (tikesinde de şehirleri surlarla çevirtmek, hisarlar yaptırmak istiyordu. Tonyukuk îtiraz etti: "Bunlar olmamalı. Biz ömrünü sulu ve otlu bozkırlarda geçiren bir milletiz. Hayat tarzımız bizi daima bir harp egzersizi içinde tutmaktadır. Gök-Türkler'in sayısı Çinlilerin yüzde W\ bile değildir Başanlanmız yaşayış mamızdan ileri gelir. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevk eder. akınlar yaparız. Zayıf isek, bozkırlara çekilir, mücadele ederiz. Eğer kale ve surlar içine kapanırsak, T'ang orduları bizi kuşatır, ülkemizi istilâ eöet.,.'. Bilge nin diğer bir düşüncesi de memlekette budist ve taoist tapınaklar inşa ettirerek bu din ve felsefeyi Türkler arasında yaymaktı. Tonyukuk şöyle dedi: 'Her ikisi de insandaki hükmetme ve iktidar duygusunu zaafa uğratır. Kuvvet ve savaşça yolu bu değildir. Bize uygun düşmez. Türk milletini yaşatmak istiyorsak, ne bu çeşit tâlimlere, ne de bu türlü tapınaklara ülkemizde yer vermemeliyiz". Kaynağın (T'ang-shu) ilâve ettiğine göre, bu tavsiyelerdeki "derin mâna" Gök-Türk başkentinde ryî anlaşılmıştır. Bugün batılı araştırıcılar tarafından Tonyukuk'a "Gök Türk Bismarckr denilmektedir. Tonyukuk OidOkten sonra, hâtırasına Orhun'da Bayın-çokto mevkiinde bir kitabe dikilmiştir fherhâide 726-727*lerde). Yalnız Türkier'den kalma bir millî tarih kaynağı olarak değil, aynı zamanda Türk dili ve edebiyatının uzun ve kolayca okunabilen ilk âbidesi olarak da küttür tarihinde mühim yer tutan bu kitabe metnirtn bizzat Tonyukuk taralından kaleme alınmış olması ihtimali, Aygucı, Bilge Tonyukuk'a Türk edebryattnfn adı ve şahsiyeti bilinen ilk siması olmak şerefini de kazandırmaktadır 731 yılında da Küf Tegin öidü (eski Tüıfc takvimlerine göre, "koyun" yılının 17. günü» 27 Şubat 731). 47 yaşında idî ve inançu, Apa, Tarkan unvanlarını taşıyordu. 7 yaşından beni ömrünü Türk milîeti'nin yücelmesine hasr eden cesareti, savaşçsfcğ» hem Türk, hem Çin vesikalannda övülen Kül Tegin'in büyük kahramanlıklanndan biri, Gök-Türk karargâhının 716'da Dokuz-oğuz'lar tarafından basıldığı zaman görüşmüştü. Bilge Kağan anlatıyor: "Anam hâtûn, büyük kadınlar^fcardeşlerim, gelinim, prenseslerim cariye olacaktı. Ötenler yolda kalacaktı. Kül Tegin karargâhı vermecfi. O, olmasa idi hepiniz ölecektiniz * (Kitabeler), ölümü hakanlıkta büyük teessür yaratan kahraman hakkında işte kitabelere geçen samimi ifadeler (Büge'rtin ağzından): "-..Küçük kardeşim Kül Tegin öldü, görür gözüm görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrınındır. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır. Yastandım, gözden yaş. gönülden feryat gelerek yanıp yıkıldım... Milletimin gözü, kaşı (ağlamaktan) fena otecak diye sakındım". Çin'de de aynı üzüntü duyulmuş, imparator hususî elçi ile ötüken'e baş sağlığı mektubu göndermiş, Küf Tegin'in hâtırasına dikilecek âbideye Çince bir metnin de hakkedilmesini arzu etmiş- ' ti. Bilge Kağanın isteği ile hazırlanan Kül Tegin kitabesininTürkçe metnini Kül

Tegin'in "atıst^atabey't) prens YbHıg Tegin yazmış ve 20 günde taşa hakettirmişti. Gök-Türk tariltf, küitürfrvrTürk dil ve edebiyafe yönlerinden emsalsiz hfr değer taşıyan bu kitabe ile birlikte Kül Tegin'in anıt-kabri ve içindeki nakış ve tasvirler tamamlanmış ve büyük cenaze töreni 1 Kasım 731 günü fKoyurf atfının 9. ayam 27ö) yapılmıştır. Törerrt Gök-Türk halkı ve ileri gelenlerinden başka'ÇkvKMM Tatabı, Tibet, 4tart, Sogd, Buhara, Türgiş, Kırgız vb. devlet ve kavimler hususî hey'etlerle katılmışlardır. | iki büyük yardımcısını kaybeden Bilge'nin 734 yazında K'i-tan ve Tatabılar'a karşı Töngkes dağı'nda kazandığı zafer dışında bir faaliyeti görülmemektedir. Bilge, kendisi ile evlenmesi kararlaştırılan Çin'li prenses için teşekkürlerini bildirmek üzere imparatora elçi göndermiş, fakat bu evlenme gerçekleşmemiştir. Çünkü, yukarıda adı geçen Buyruk-çur tarafından zehirlendi. Ölünceye kadar, başta bu nazır olmak üzere işbirlikçilerini bertaraf eden Bilge nihayet 25 Kasım 734'de öldü ("it" yılının 10. ayının 26'sı). 19 sene "şad" ve 19 yıl kağan dmuş, Çin kaynaklarında da belirtildiği üzere, çok güvendiği "Türk milletini çok sevmek" ile temayüz etmiş idi. "Ey Türk milleti, üstte gök yıkılmaz, altta yer delinmezse, devletini, töreni kim bozabilir" (Kitabeler) diyen Bilge, oğlu tarafından diktirilen kitabede şunları söylemektedir;"...Üstte Tanrı, aşağıda yer buyurduğu için milletimi, gözünün görmediği, kulağının duymadığı ileri gün doğusuna, geri gün batısına, beri gün ortasına, yukarı gece ortasına kadar götürdüm. Altın'ın sarısını, gümüşün beyazını, ipeğin hâlisini, atın aygırını, kakım'ın siyahını, sincab'ın gökünü milletime, Türklerime kazandırdım". Bilge Kagan'ın ölümü, Kül Tegin'in acısını henüz unutmayan Türk halkını yasa boğdu. Çin imparatoru da ülkesinde matem ilân ederek, taziyelerini bildirdi. Bilge için bir anıt-kâbir inşasına ve bir kitabe dikilmesi hazırlığına başlandı. Metni yine Yollıg Tegin kaleme almış ve bir ay 4 günde taşa kazdırmıştı (735). Çin imparatorunun arzusu üzerine buraya da Çince bir kitabe ilâve edildi. Bilgenin ölümü üzerine Gök-Türk hakanlığında çöküş beürtüeıf kendini gösterdi. Babasının yerine tahta çıkan Türk Bilge Kağan (Çin kaynaklarında, l-jan)'dan sonra küçük kardeşi Tengri Han (Çince'si, Teng-li) geçfi. 740 yAnda Gök-Türk tahtında yîhe'Tengri Han" diye anılan bir kağan vardı ve bu, Bitge"nih oğlu id* (Bilge'den sonraki kağanlar meselesi biraz karışıktır). Hakan çocuk denecek yaşta olduğu için idare annesi (Tonyukuk'un kızı) P'o-fu'nun etinde idi. Hâtûn devlete hâkim olamadı, hanedan üyeleri birbirine düştü ve huzursuzluk bütün yurda yayıldı. Durumdan faydalanan Basmıllar, Karluklar ve Uygurlar .birleştiler ve vaziyete hâkim olur olmaz, Aşına ailesinden gelen, Basmıl başbuğunu "kağan" ilân ettiler (742) ve Gök-Türk hakanı Ozmış (Vu-su-mi-şi)i sonra da onun küçük kardeşi, son GökTürk hakanı Po-mei'yi öldürdüler. Bu arada müttefiklerin araları açıldı. Basmıl başbuğu (Kağan) ortadan kaldırıldı ve Uygur başbuğu Kağan ilân edildi: Kutluğ Küt Bilge Han (745>. ÛtOkan'de Uygur Türk devleti başlıyordu Bununla beraber, Gök-Türk çağının bazı aileleri, hatta Tonyukuk soyundan gelenler, Uygur devletinde ve sonraki Moğollar devrinde bile ehemmiyetlerini muhafaza etmiş görünmektedi*te&

4. Uygurlar
Orhun kitabelerinde, Uk defa, 717 yılındaki ayaklanmalar n&nasebeti ile zikredilen Uygurlar, Çin kaynaklarında çok eski zamanlardan beri adlarının türiü şekiller!

Bu sırada 50 bin savaşçı çıkardıkları bildirilmektedir. sonraki "Air Tângride Kut Bulmış Külüg Bilge \ (805-808) zamanlarında bir huzur devri açıldı. Fakat asıl Çin üzerinde tesirli oldu. 7. hakanla akrabalık kurmuş olan Töles menşeli. ayrıca Sekiz-oğuz. Tanrıda bolmuş il tutmuş Alp Külüg Bilge Kagan)'da dikkatini karışıklıkların devam ettiği Çine çevirmişti. Ûtüken'de karışıklık çıktı Fakat 795'de hakan olan. Türkistan ürerine sarkmak isteyen Tibetlileri durdurmuş.: Fu-kof Hun. Hi-ye-vu. Uygurlar'ın hayat ve telâkkilerinin değişmesi bakımından çok tesiri görülen Mani dinini Türkler arasında yaymak üzere. yansında bir beylik kuran Uygurlar daha sonra bütün yukarı-Orta Asya'yı kapladığı anlaşılan Töiesler'ın bir kısmını teşkil etmiştir ki. Sse-kie. Tu-kMrit Mo-ko-si-kf. Alp Külüg Bilge Kağan «32-83$ da. bunların en mühimi. • -Uygur Hakanlığı 745'de Gök-Türk idaresini yıkarak. Pa-ye-ku. Gök-Türk hakanlığının inkıraza doğru gittiği yıllarda böylece ortaya çıkan Uygur beyliği Erkin T'â-kiep tarafından idare edildi. istedikleri fiyattan satıyorlardı. O zaman "Erkin. kuvvet göndererek tecavüzleri önlemek ietediterse de başarıya ulaşamadılar. baskınlara başlamışlar*. Tarduş başbuğunu mağlûp ederek arazisini genişletti. sonra memlekette karışıklık baş gösterdi. Çin kumandanı P'u-ku (Buku. Vei-ho. P'u-se'nin annesi Vu-to-hun'un ciddiliği ve töre hükümleri hususundaki titizliği sayesinde beylik tamamen nizama girmişti. Türk anadan doğan An-lu-şan adlı bâr kumandanın 200 bin kişilik bir kuvvetle Lo-yang (755) ve Ç'ang-an (757)'ı zapt ederek kendisini imparator ilân etmesi idi. asrın ilk çeyreğinde Sir-Tarduşlar'ın 6 kabileden kurulu birliğine katılmışlar. 1. Uygur ordusunun Çin'de görünmesi ile (762). 974'de tamamlanan Çince Kiu Wu Tai adlı eserde 'şahin sür'ati ile dolaşan ve hücum eden" diye açıklanmakta. Hın^iyanlfcMazdei2m-Budizyn kanşımıJöir din olan Manihaizm. bilhassa. hakan tarafından kabul edilerek TOrk üresinde resmî bir mahiyet kazandu? Kırgızlar üzerinde de bir zafer kazanan Bögü Kağan. Hu-ho. sevmiş kumandan ve idare adana KuMuk{795805>. hâkanlaftn mensup olduğu urug. Çu-Talas havaimi. "Ay Tângride Ülüg Bulmış Alp Kutlug Bilge Kağan" ile. Beyleri Erkin unvanını taşıyordu. ülkesini Gök-Türk tarzında teşkilâtlandırdı. sonra P'u-ku. Ölümü üzerine de yerine oğlu P'u-se geçirildi. Uygur tüefeafelr#Çîrf «e tahakkümterihöen doğan bazı anlaşmazlıklar ortadan kalktı.14» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 14? He anılmışlardı: Hoei-ho. Tibetlilerin hücumuna uğrayan Çin'i korumak üzere JSU-JferHuai-enln daveti ile Bögü'nön yaptığı Lo-yang sefewl*t763) TüBk kültür tarihtbalorranıftrihfeüyük neticeler doğurdu.Böylece hayvan? gıdalar yemeği yasaWayany«flwaşçılık duygusunu zayıflatan.Hu-vu-su. Lo-yang'ı geri aldı (757). Türk unvanı) Hua-ien tarafından isyancılar zararsız hâle getirildi ve Uygur ileri harekâtı önlendi ise de. Çin'i tanımayı iktisadî ve kültürel sebeplerle. ataları Hun hükümdarlarının kızı ile bir kurttan tüt remiştir.*>tannın tahrik ettiği bir isyanda telef oldu. akrabası nazır Bağa Tarkan taraftan öldötotdĞ ve bu nazır hakan oldu {779-789. 4 rahibi de beraberinde getim»şti. ihtimâl o sırada Basmıllar'ın birlikten ayrılmış olması dolay isiyle 10 kabileden kurulu Uygurların hakanı Mo-yen-çur. batıda Kartuklar ve onlara yardım eden Türgişler ve Basmıllar'la. Uygur adının mânası. Çin kaynaklarında Asya Hunlan'ndan indikleri belirtilen Uygurlar'ın bir menşe efsanesine göre. 6u dokuz urugdan kurutu Uygur kabilesi idaresinde teşekkül eden Dokuz-Oguz birliğinin diğer kabileleri. Başkent ve şehirlerde pek çok Uygur serbestçe ticaret yapıyor. fakat. fettsadî faaliyet gelişti. Alp KuÖug Bilge Kağan). oğullarını yabgu.T'ung-lo. Bayırku ve Fu-lo-pu kabileleri Uygur kabilesi etrafında toplanarak. asrın 2. gelenek hâline getirmiş olaa Uygurlar. Eskidenberi Çin'e karşı ilgi duyan Tibetliler o sırada Beş-balık havalisinde bulunan Şa-t'o (Çöl) ÎOtteri ile anlaşarak. diğer taraftan kelimenin 6timoiogique olarak uy (takip etmek) + gur tarzında (Sal-gur gibi) meydana geldiği belirtilmektedir. Kendini "Kağan* ilân etti. Tarım havzasının Uygurlar'a geçmesini sağlayan ve Çin'in Orta Asya'dan çekilmesini intaç eden bu savaş üzerine. Tabgaçlar de^r'tnöe (366-534) Kao-kü (Kao-châ) adı ile görülen ve &. Çin'in On-ok'lar başına *kagan" yaptığı Holü *yu mağlûp ederek Taşkent yakınlarına kadar ilerledi (656). Ondan sonra yerine geçen kızkardeşi zamanında gittikçe zayıflayan Uygur beyliği nihayet Kapagan Kağan tarafından Gök-Türkier'e bağlandı. I. İç Asya*ın#$rw ticaret şehirlerine nOfatttfML Dış siyâset yönünden. Il-Teber Tu-mi-tu. hâkimiyetini Yenisey kaynaklan. hakanlığa bağlı Kar-luktetfm başına yeni bir yabgu tâyin etmiş ve tâ Soğd bölgesine kadar ticarî münasebetlerini geliştirmiştir. Yo-vu-ko. Fakat. şad tâyin etmişti. b-Teber'liğin merkezi Tola nehri havalisinde idi. Ötükende bir hakanlık kuran Uygurlar 9 urug'dan meydana gelen bir birök olup (Yaglakar= Çince'de: TftMMco. A-vo-çö. Hui-hu. kuzeyde Kırgızlarla. Tarduşlar'la işbirliği yaparak Kağan Kıe-ii'nin oğlu kumandasındaki Gök-Türk ordusunu mağlûp eden (6301arda) P'u-se zamanında Uygurlar kuvvetlenmiş. 759da yerine geçen Bögü Kağan (759-779). Gittikçe koyulaşan Manihaizm tesirleri dolayısıyla Uy- . Kartuklar tarafından desteklenen islâm kuvvetleri ile Çinliler arasında cereyan eden büyük Talaş muharebesi (751 )'nde Çinliler ağır mağlûbiyete uğramış. Mo-yen-çur T'ang İmparatoru Su-stung'u destekledi. Bugünkü kuzey Moğolistan'da Şine-usu gölü yakınındaki Uygur hakanlığının ilk devri için çok mühim olan. Orhun kıyısındaki başkenti Ordubalık (sonraki Kara-balgasun yakınmda)'ı kuran ilk Uygur hakanı Kutlug Kül Bilge 747*de öldü. Çin'de büyük hâdiseler olmuştur ki. Heui-hu. Ki-pi. iç-Asya ve Kerulen'e kadar yaymış. istedikleri kadar ipekli kumaş alıp. Tongra. 647de Çin tarafından baskı altına alınmak istenen ve neticede Çin'in tahriki ile öldürülen T*tHnMu (648)Yıun oğtu Po-ju. sonra güneye Huang-ho'ya kadar varan bir akın yaptı ve neticede Çin imparatoru tarafından tanındı (646). kitabeden anlaşıldığına göre.» manı olçiyHça sakin geçen hakan "Ay Tângride Kut Bulmış Alp Büğe" (821-824) başkentte Kara-balgasun kitabesini diktiren hakandır 1$ hükümdarlığı başardı geçmiş.A-pu-sse.yerine İMeber (Çince'de Hie-li-fa) unvanı kullanılmağa baştandı. Yerine oğlu Mo-yen-çur "kağan* oldu fTanrıda bolmuş il etmiş Bfc ge kağan 747-759). Gök-Türk hakanlığı çağında o durumunu muhafaza ediyor ve o zaman Selenga ırmağı etrafında oturuyorlardı. Yüen-ho. Hu-tu-ko. Yerine "Ay Tângride Kut Bulmış Külüg Bilge Kaganf (789-790) ve sonra bunun oğlu Kutlug Bilge (790-795) hakan ddular. Ku-lun-vu-ku) Kariuk ve Basmıllar'ı da kendilerine bağladıklarından birlikteki kabile sayısı 11'e yükselmişti. Hakan ûtüken'e dönerken. 'Uygur adını almışlardır. Cesareti ve idaresi övülen. İtibarı sarsılan hakan öldürüldü. Ko-sa. Çin yılda 200 bin top ipek vermeği taahhüt etti. Asıl niyeti T'ang sülâlesinin artık sözünün geçmediği Çin'e hâkim olmaktı. Dokuz-Tatar ve Çikler'le savaşmış. "dünyâ nizamı îçin kanunlar hazırladığa bildirilen bu hakan Kırgızlar'ı tekrar mağlûp etti ve bir Çirff prenses ile evlenmesi sonunda. Hakan Alp Bilge 832da 6WQrü»ü. Türk nüfuzu Çin'de çok artmıştı.

asnn başından itibaren Mançurya ve Kore kabilelerini toplayarak kuzeyde bir baskı unsuru hâlinde beliren ve bilhassa "5 Sülâle" devrinde Çin'in bazı kısımlarını ele geçiren K'itan'lar nihayet bir hanedan (UflO sülâlesi. bir kısmı Çin tâbiiyetine girerken. yukarıda bahs ettiğimiz muhtar "devler ini kurarken "Beyaz elbise giyen Gökoğlu" lâkabını almrştr (Manltefistler beyaz giyiniyorlardı).rifft kardeşi) Çin'e Altun adındaki elçisini gönderdi ki. Tibetlilerin hücumuna karşı. "5 sülâle" devrinde zikr edilen bu hâkan'ın ölüm yıh belli değlkSr. kendiler! tarafından "kağan" seçilen prens Vu-hi Tegin (841-846)'in bulunduğu Uygurlar bir müddet bazan Kırgızlar. komşuları ile dostluk ve ticaret münasebetlerini devam ettirmeği tercih etmişlerdir. 840'da Kara-balgasun'da istilâcılar eli ile öldürülen Uygur hakanının yeğeni. Bu ziyaretlerin ticarî münasebetleri geliştinnek igfFyapridıgı tahmin olunuyor. Kflnfftts adlı elçiler Çin'e gönderildiler. Kâşgac Be j-balık. Jen-flfW(f . . Ngo-nie Tegin bulunuyordu. bu tarthten'Mbaren Doğu Türkistan Uygur DevMMNf müşteki! olmuştu. Kançou Uygurları bu muhtar "devlet"e son vermişler (911). Muahhar Han (947-951) ve Muahftafr Chou (951-960)s£Hâl©fefî£#nanın-da tee. T'anglar. Budizm çok yayılmış hatta Manihaizm'den üstün bir rttahiyet almış. bağlı olduktan ve merkezi Tun-huang (ünlü Bin-Buda mağaralarının bulunduğu yer) olan Çın askerî bölgesi ile ilgilerini kestiler. zengin ticaret merkezlerinin bulunduğu İç-Asya'ya. Kara-balgasun'u zapt ederek hakanı öldürdüler Ahaliyi kılıçtan geçirdiler. Batıya gelen Uygur kolu Tann Dağlan. başta Çin hükümetleri olmak üzere. 10. Hakan ailesinden iki kardeş tarafından idare edilen bu göçten sonra Uygur tarihînin ikinci safhası başladı. Kan-çou Uygurları daha o sıralardan beri "Sarı Uygurlar* diye bilinen Türk kavmidir ki. 948'de "Gün Ay Tângriteg küsânçig kort» yaruk Tâng Bügü Tângrikân" in bulunduğu. asır başlarında Kan-su Uygurları. Kan-çou ve Tun-huang Uygurları.Sİ olan Muahhar T'ang ailesi (923-936ynin kurucusu olan Türk Şa-t'o hükümdarı. sonra A-tu-yu (»"Adruk. 911 €de Tibet eiçrsi ile birlikte Çin'e giden Uygur elçisi münasebeti fit Büyük Uygur devletinin şefinden söz edilmesi Tım-huang zaferinden sonra Uygurlar'ın siyâsi kudretinin arttığını göstermektedir. Fakat bunlar artık "Bozlar Türk devleti" nden farklı idiler: hâkimiyeti genişletme düşüncesinde olmamış. erdemin il tutmış Alp Arslan Kutiug Kül Bilge T^ıgri Han* in devleti idare ettiği biliniyor. JervmeFden sonra. seçkin*) ve Jen-yu hakan oldular. Hoço'daki bir kitabeden anlaşılmaktadır. Bu surette siyâsi nüfuzu gHBkçe artan ve Iç-Asya'nın ticaret yolları üzerinde olması He de iktisaden gelişen'Uygur Devleti aynı zamanda Manihaizm'in bölgede yayılmasına vâsıta oluyordu. kültür tarihi bakımından büyük değer taşır. Batı Türkistan'da Kartuk bölgesi fle sınıflı ve başlıca şehirleri Turfan. kendilerine bağlı ve siyasetlerine uygun bir tutum içinde bulunan bu Uygur devletinin. bu sebeple de haklarında fazla bilgi mevcut olmamıştır. c. 5. Kendisi 13 uygur kabile birliğlnln'son "kagan"ı (846-948) kabul edilmektedir. büyük siyâsî çalışmalara girmemiş. Nitekim T'anglar'ın yıkılışı i&raRındi Tun-huang askerî bölgesini işgal eden ÇfcVli kumandan. gerek batı Uygurün'ndan Çin'e hey'etter gelmiştir. gerek Kan-çou Uygtrt DevietPnden. fakat Kan-çou Uygurları tarafından gönderilen Tegin adlı kumandanın idaresindeki ordu Tun-huang'ı kuşatarak halkı "kırarı teslim etmeğe zorlamıştı (911) ki. daha ziyâde ticari faaliyetler Özerine kurulu iyi münasebetlerini. Hami (Urumçı) olan ülkelerini müdafaa ile iktifa ederek san'at edebiyat ve ticaret sahasında yükselen bu Uygur devleti ile ilgili siyâsî hâdiseler hakkında fazla bilgi görülmüyor. Çin'de 3. Burada 905 yılında. Beş-bakk» Turtan taraftarına yerleşerek. görüldüğü gibi büyük bir askerî kudret gösterememişler. 873'e doğru "kagan'n Btıku Cin olması muhtemeldir. b • Kan-Çcu Uygur Devleti Bir kısım soydaşlannm aşağı yukarı 150 yıldan beri sakin bulunduğu Kan-su bölgesine gelerek. Uygurlar hakkında en alâka çekici bügiya. sahasına göçtüler. Uygur Devleti de onları (940'dan sonra) ve daha sonra 1028'lerde Tangutlar'ın nüfuzu altına girdi. 907-1211) kurarak Kuzey Çin'de hükümran oldukları zaman. hâlâ batı Çin sahasında yaşamaktadırlar. bu hâdise üzerine Uygurlar'ın batı kolu da istiklâl kazanmıştır. Ancak 947'lerde başkentin Hoço (Doğu Türkistan'da Kara-hoca= Kao-Ch'eng) şehri ve yazlık mer-kezininde Beş-balık (Pei-ting) olduğu ve "Gün Ay Tângride KutBulmış Ulug kutpr-nanmış alpın. muhtar bir "devler kuran bir âst general "Batı Hanlan'nın Altın-dağ kıralliğı" adını verdiği bu devlete Uygurlar1! tâbi tutmak istemiş. bu Uygur Devleti'ni derhâl tanıdı.nüfuzu altında tufrnak istediği bu bölgede kendisine bir dost arayan Çin. bazan Çinliler tarafından hırpalandıktan sonra. Çin'deki Kuzey Sung İmparatoru tarafından 981'de Kara-hoçaVa elçi olarak gönderilen VVang-ye-tö'nün seyahat notlannda tesadüf edilmektedir ki. imparatorların kızları ile Uygur prenslerinin evlendirilmeleri gibi akrabalık bağları ile de sağlamlaştırmışlardır. aölâie (Muahhar Tsin veya Chîn)Vl^kt»İWi:TÖtk Şa-fo hükümdarı (937-946) zamanmda.Doğu Türkistan Uygur Devleti İç Asya'ya doğru göçen Uygurlar'ın başında. diğerleri. 1226'da da Cengiz Han Mogollan'nın tahakkümü altına düştü. Kuça. Uygur hüköm-darlanna "ıduk-kur lâkabı verilmiş ve başkent Idufckut (idi-kut) şehri diye anılmıştır. Yenisey bölgesinde yen! bir kudret hâlinde kendini gösteren ve 20 yıldan beri Orhun bölgesini baskı altında tutan Kırgızlar 840 yılında kalabalık kuvvetlerle Uygur topraklarına girdiler. Kuça vb.Mengii'yi "kağan" (Ulug Tfingride Kut Buimış Alp külüg Bilge) seçtiler (856). Vu-hi Tegin'in kardeşi. 924'de küçük kardeşi Tegin (924-926). meşru Çin idaresine isyan eden Turfan. Doğu Türkistan Uygur Devleti'nde. başlarında. Fakat bilindiği gibi. "5 Sülâle"nin 2. buranın merkezi Kan-çou 'da yerleşen Uygurlar. isfnen de olsa. Beş-bahk asksrf valHerinı ortadan kaldırarak Hamfye kadar hâkimiyet kurmalarına şüphesiz müdahale etmiyorlardı. Göç sırasında. Turfan. o zaman başfannda Jen-mei Ccesur ve doğru*) Kağanın bulunduğu Uygurlar tarafından sarfftnîyetle kakılandı. doğu Uygur kolunda olduğu gibi.148 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHİ 149 gurtar'da görülen gevşemeye karşılık. Bundan sonra. Ancak T'ang sülâlesine karşı isyanların arttığı 10. bunun yanında Nasturî Hıristiyanlık ve başlangıçta pek az olmak üzere İslâmiyet tesirlerini göstermiştir. Çeşitli tarihlerde Apa. asırdaki eski yurtlarına. güneyde Tibet. Çin ile. batıya doğru yollandılar ve her iki tarafta da devletler kurdular. ötüken'de devletleri yıkılan Uygurlar kütleler hâlinde yurtlarını terk ederek Çin sınırlarına ve daha kesif olmak üzere. 906*da ytkılarr Vmtg hanedanının yerine geçen çoğu Türk asıllı "5 Sülâle" zama» nında (906-960} Muahhar Leang (907-923) ile Uygurlar pek ilgilenmemişlerdir. Beş-balık.

son Uygur Idi-kut'u Ho-şang. Doğu Türkistan Uygur Devleti (1209)'da Cengiz Han'a bağlandığı zaman. fakat 840 yılında şiddetli bir hücumla Uygur devletini yıkarak Ötüken'de kendi devletlerini kurmuşlardır. bu suretle Kırgızlar Cengiz Han MoğoHan*na itaat eden "ilk Türk kavmi" oluyor. Talas-Çu-lli-lsık Göl sahasında oturuyor ve Batı Gök-Türkler'in (On-oklar) To-lu kolunun bir kısmını teşkil ediyorlardı. Daha 714'de. ÇiıV'ın biç eksilfntyen kıştaıtmatart neticesinde yine Türgişter'le uğraşmak zorunda kabndı. Fakat Kırgızlar kaynaklarda Türk asıllı gösterilmekte ve tahminen 5. Kuteybe'nin umuntf karagâhını Merv'denŞâş (Taşkent bölgesi)'a naklederek ordan kuzeye. bir daha geri gelmemek üzere Moğoliar'a intibak eftirmek suretiyle Türk ftffihirttte oynadığı menfi rol dikkatten kaçmamıştır. Isfikfâl istemeleri tabiî olan yerli prenslerin Araplarta işbirliği isteksizliğinden ziyade. öteki lli'nin kuzeyinde iki merkeze sahip oldu. Horasan valilerini sık «i* değiştirmelerinden anlatmaktadır. Bilge'den ayrılarak. Bağa Tarkan unvanlı. Yenisey1! 6tiz üzerinden geçen. doiayısıyle eski Türk hakanlar yurdunu. Cengiz'ın oğlu. Çtataberlerine göre^ GökTürk uruglartndafl möhfm-tt" tasım. Çin'de Ming devrinin başlarına. Ming sölâiesi kurucusyna teslim oluncaya kadar (1368) devam ettiği gibi. Çe-mu^a bağlı gfûp ^herhalde Sarı. Türgişler Su-lu çur adltfMr başbuğu "kağan* seçtiler (717) W. Moğollar tâbi'yetinde olarak Uygur sülalesi. eski yurtlarına sürdüler. uzunca süren hükümöarjığrzamanında Su-tu. Böylece biri Çu üzerinde. ertesi yıl. Coçi tarafından tenkil edilen Kırgızlar'ın artık "hakanlar* olmamıştır. şüphesiz Gök-Türk hakanlığının kuruluşundan önceki devirlerden beri burada bulunuyorlardı. 6. hakanlığa bağlandıktan sonra 630680 arasındaki fetret devrinde müstakil bir hüviyet kazandıkları. başında Kağan Su-lu'nun bulunduğu Türgiş topluluğunun şid- . TölM'ın kuzey-batısında. K%-tahlar ve devamımı olan Kara-Hîtayîar'ın Yenisey havalisine kadar sokuiamadıkları anlaşılıyor. Saykalın batısında İrtiş nehri havalisinde bir Türk kavmi olan Ting-feagierle karışık olarak oturmuşlardır. Uygur Hakanım. «. T'anglar'la siyasî münasebet kurmalarından ve bir "kagan'a sahip olmalarından anlaşılıyor. GökTürk hâkanitğ* devrinde tekrar Gök-Türk idaresine alınan Kırgızlar. tasa zamanda her birinin 7 bin askeri olan 20 başbuğlu bir ordu kurmağa muvaffak oldu. Türkleşmiş kavimlerden sayılmaktadır. o tarihe kadar Kara-Hitayîar'a tâbi durumunda olan Iduk-kut Barçuk Art-Tegin bulunuyordu. hedefe kararlılrirfteyönelecektajmandan bulmak maksadı ite. 920'de bütün Moğolistan'ı ele geçiren K'i-tanlar (Çin'de üao sülâlesi) Kırgızlara ûtüken bölgesinden çıkarıp. fakat. Türgiş arazisinin paylaşılması sırasında çıkan anlaşmazfik Ve izabelerde "Kara-Türgiş* halkının itaate alındığının kaydedilmesi TtJrgiŞ ha&flığında bir bölünmenin vukua gelmediğini göstermekte*: So-ko'ya bağlı KariP-TÜrgtşlerln mağlûp edildiği.T^giş)'un mücadeleye katrimadığı anlaşıkyor. TcM uiusu'na dahil edilen ülkelerinde Kırgızlar sadece UttoPth-is tarafından idare edüen iki tasım hâlinde yaşamağa devam ettfter. yıkarak işgal ettiği Ötüten'de tutunamayıp. İlk Türgiş şefi olarak görünen. Kırgız kavminin. Çu vadisinin kuzey-batı ucunda bulunan merkezini kuzey-doğuya nakl etti.ö. hemen bütün On-dk sahasını kendi idaresine akil.OökTürk aleyhdarı üçlü MNaM* üyesi olduğu için üzerine yürüyen Tonyukuk tarafından mağlûp ve esir edildi (698 Bolçu Savaşı). Istâm kaynaklarında daima "Dokuz-oğuz" diye bahs edilen Uygurtar'tn hâkimiyeti fiüen sona ermekle beraber. 1217*de MoğoHar*a karşı direnmek istedikleri için. Çu bölgesinden başka Turfan ve Kıtça "eyalet" terine kadar hâkimiyetlerini genişletti. Kırgutlar Adlarının menşei ve mânası hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüş olan Kırgızlar Çın kaynaklarında K'i-ku. Balasagun şehri olarak. Çîn ile münasebet kurduğu ji$ft*&e defa K$ Teğin Sie Bîlge'nin iştirato ile Kağan Kapagan tarafından 71I^İKflçu vakıamda hezimete uğratıldı ve telef edildi Savaşın sebebi olarak Çfrı kaynaklarında büdMan. Çin kaynaklarında ilk defa 651 hâdiseleri ile ilgili olarak zikredlen Türgiş (To-ki-şi) ler. asır sanlarında Çin kaynaklarında Hia-kia-sseu diye zikredilen Kırgızlar'ın GökTürk hakan* Mü-kan zamanında. Ancak orada fazia kalamadılar.M. Türgişler Adlarım Türk+ş" şeklinde gelişmiş olduğu bildirilen Türgişler. U-çe-le başlangıçta bağlı bulunduğu tayinli Batı Gök-Türk Kaganı'nın idaresizliğinden faydalanarak etrafına kuvvetler topladı. teşkilâtlı bir mukavemet unsuru hâlinde ortaya çıktıkları anlaşılıyor. 220) beri mevudiyetteri bildirilmektedir. bir çok Uygur. Kâşgarlı Mahmud'un eserinde (1074) "kâfir" diye bahs «diten Uygurlarla mücadele ediyor ve Uygur memleketinde islâmiyet! yaymağa çalışıyorlardı. diğer taraftan Kâşgara doğJtoJç-Asya^fl^cftu istikametinde akınlara girişmesi Emevî httâfeBnin hedefterinl$österir gibi fcfc Kuteybe'nin ölümü <715 son bahan) taerine bu ileri harekâtta dü*ati çeken duraklamanın telâm halrfelerince hoş karşılanmadığı. Sonra islâmiyet Çin'e Uygurlar vasıtası ile girdiği için orada ilk mûskiman Çmiiler'e Huei-ho (Uygur) denilmiştir. iduk-kut unvan* ile. buranın Moğol K'î-tanWa geçmesine ve tam idrak ve intibak edemediği "Orhuh kültürünün ortadan kalkmasına" sebep olmak. Cengiz Moğollar» devletinde yüksek idarî vazife almış ve Uygur medenî te'sirteri Asya'nın doğusu ve batısında asırlarca hissedilmiştir. asırlarda. Mo-yen-çur Kağan tarafından Uygur hakanlığına bağlanmış (756). U-çe*1e?rt&ı oğlu So-ko da merkeze itaatsizlik gösterdiği.S. 560'a doğru.-6. yani Türgiş hakanının h&mefin^gSwft«^r: Başkenti. 206. Cengiz Han Moğolistan'ı idaresi afönda birleştHntek istediği Içirf^ftyttiridt ve Naymanlar'Ja olan savaşları sırasında Kırgızlar1! da itaate almıştır (1207) ki.71VWya ?1#Ö6 KütTegln tarafından idare edilen va Gök-Törkler için elverişsiz şartlara rağmen başar» üe sona aran bîr Kara-Türgiş seferinden sonra. Asya Hunları zamanında kuzey-batı'da. On-ok sahası Gök-Türk hakanlığına bağlandı. asrın sonlarına doğru) Kağan Kapagan idaresinde haşmetli çağını yaşayan Gök-Türkler'i durdurmak maksadı ite Ktfgız&r ve Çin ite işbirliği yapması iyi netice vermedi. yeni vftMvtn başansızlığa uğramalarının başlıca seba&i. Ancak. II. Maveraünnehir'de doğuya Arap ilerlemeci durdurarak Orta Asyfc T» haltarm "Arap teb'ası1 olmasını engelleyen ve üzerind^Türftterin UHW hak sahibi tmlunduğu MâveraünneNrt^ne Türk eline almağa çalışBrttfr hâkâtf fclarak görünür.150 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKLTARtHt ISI Müslüman-Türk Karahanlılar. S. 630'u takip eden yıllarda Türgişler'in diğer Türk toplulukları gibi. Kien-kun adlan Re zikredilmekte ve Han'lardan (M. So-kolraın küçük kardeşi. Kapagan'ırt-şiddeli ylîSümfeft tansıktık ve isyan hareketlerinin arttığı yıllarda. zira İstemi 552'de Türgişler'in de dahil olduğu On-oklar'ın başına "yabgu" tâyin edilmişti. Fakat iktidarının bu sağlam devrinde (7. durumunun zayıfladığını görerek ülkesini bırakıp Çin başkentine giden tayinli'kagarf in ayrılmasından sonra.

753'de hakan Hân edilen Tângri Bulmış da bir Kara Türgiş idi. bin müşkülat ile önlerindeki engeli aşan Arap kuvvetleri ağır telefat ve zayiat pahasına Semerkand'a doğru çekilmeğe muvaffak oldular. 726'da Huttal'da Sulu Kağan karşısında başarısızlığa uğradığı için. Semerkand'a ulaşabildi (Geçit savaşı* Vak'at'üş-Şi'b). Müslim b. Arap ordularının Seyhun ötesine geçmeleri ile aynı zamanda (719) başlayan Çin'in batıya doğru . Tübaristan'da v©jdfc ğer güney bölgelerinde idareciler ve hsifc Türgişler'e* kurtaneı gözü ile bakmağa başlamışlardı. Fergane^e yürümek üzere. Sureye'm isyan ederek BeHlv arkacından Vâtifîkrnerkezi Merv şehrini zapt etmesi. yeni tâyin edilen Horasan valisi Cuneyd b. Sarı Türgişler mücadeleyi kazandılar. Nitekim bu mücadele devrinde Arap ordularına karşı çıkanların hepsi. fakat Arap sultasını Mâveraünnehirden söküp atmak azmi idi. Bunun üzerine Mâveraünnehir'de başlayan Arap aleyhdan hareketler Türgiş baskısına iyiden iyiye yardHüCT oluyordu. Ordusuna ric'at emri veren Müslim susuz yollardan aralıksız ve cebri yürüyüş He 11 gön çekildi ve taşlamadıkları için bütün ağırlıklarım yakmaya mecbur kaldıktan sonra. lau defe Kara-Türgişler'i desteklemeğe sevk etti. gerek doğrudan doğruya Araplar'dan heyetler gönderilmiş ise de.Mâverâünnehir'de durumu büsbütün feariftırdı. Cuneyd'in 734 başlarında ölümü île. Arap idaresi Semerkand. Huttal hökûmdan. herhalde ömrünü harcadığı bu mücadeleye devam edecekti. Arap askerî kuvvetleri arasında da ihtilâf baş gösterrsiş ve Yemen'i kuvvetler te'dip edilmişlerdi. zaten Arap nüfuz ve kudreti iyfee kıntmış olan Horasan vilâyetinde. "Abdunahman1 B-Mürtfyi Merv'den imdada çağırdı. yorgunluğa ilâveten susuz da kalan ordusu. Sogd hükümdarı (yani Gûrak veya oğlu) Usruşana hâkimi.Gök-Türk hakanlığının akamete uğratüğı-genişieme siyaseti bu defa Türgiş duvarına çarpma tehlikesi ile karşılaşmakta idi Çin'in şimdilik "durumu idare* yoluna girmesi dolayısiyie ete kendilerini serbest hisseden Türgişler batıda faaliyete geçtiler. daha fazla kalmak istemiyen hakan. hiçbir netice elde edilememişti. Debûsiya şehirleri ile iki küçük kaleye münhasır kalmıştı. Kûmez "hâkimi" Marayana ve Çaganyan hükümdarının Araplara karşı yardım için Çin'e müracaattan (719'da) sadece bir nçzaket muamelesi tte savuşturulmuştu. Araplarla birleşen Ouzcan hükümdannm tûyanstine uğramıştı. Ülkede Emeviler'e karşı şiî ve Abbasî propagandası da hızlanmakta idi. Sa4id idaresinde. Halîfe Ömer b. Urun süren M taraf arasındaki mücadeleye Karluklar da karışmışlar. kumandanı durdurup muhasara ederek. faş da yaklaşmakta olduğundan. 'Abd'ül-Aziz (717-720) tarafından tâyin edilen ilk vali El-Cerrâh b. bundan aldıkları cesaretle. Mâveraünnehir'de tam bir ittflâl havası esmekte idi Halife Hişam (724-743) bu valiyi de azl ederek. Belh'e doğru ilerledi. Arkadan hakan hızla gelmekte olduğu . yerine Müslim b. TörgişJer'te işbirliği hâlinde buluna yerli ta&ötler tarafindan durduruldu Suya erişememişti. Törk kuvvetlerinin bütün ülkeye yayıldıkları ve MâveraünnehfCiArap muhafız M'alannm merkezi Semerkand önünde bile göründükler* bu sırada Horasan vâfisi tekrar değiştirildi. Başbuğları Bağa Tarkan (Küt-çur) rakibi Kara Türgiş başbuğu Tu-mo-çe'yi mağlûp ederek ve onun "kağan1 yapılmasını istediği Su-lu'nun oğlunu ortadan kaldırarak kendini "kağan" ilân etti. Memleketine dönen Su-fo Kağan. Çünkü. Türgiş iktidarı büsbütün zayıflamıştı. Çin'i. Büyük mücadelede. Durumdan haberdar edilen Hafife Hişam'ın emri ite Küfe ve Basra'dan 20 bin kisttik bir takviye ordusu Semerkand'a gelirken. Bu liste "Mâveraünnehir'dekl Arap nüfuzunun nasıl Tüfkier'e geçmiş olduğunu" açıkça göstermektedir. Fakat Türgişler tarafından yolu kesilmişti. Zaruri olarak geçilmesi müşkül dağ yollarına düşen Cuneyd Savdar dağlarının dar geçitlerinde hakan tarafından sıkıştırıldı. 742'deki Türgiş kağanı Ü-eimiş Kutlug Bilge bir KaraTürgiş başbuğu idi. Buhara'yı da tahliye ederek. Bu arada Çin'in On-oklar "kağanı" tâyin ettiği. aradaki Türk engelini kaldırmak için . AbdffKAzte'in bulunduğu Arap kuvvetlerini mağlup ve kumandanın* bir müddet çenber içinde tuttu (72% Bu vali değiştirildi. ikinci bir "susuzluk vakaşı'na duçar edildi. fakat kendisi o zamanlara kadar büyük hizmetlerini gördüğü Kül-çur (^ Bağa Tarkan) tarafından öldürüldü (738). yer-yer baskına uğruyordu. islâmın dinî akidelerini değil. SakJ'i getirdi (724 basları). Seyhun'u aşarak Mâveraünnehir'e giren Türk ordusu kumandanı Kükçyr Semerkand yakırona kadar sokularak Hk büyük başarıyı kazandı: başımda yeni kumandan Sa'id to. Türgiş Devteti'nin ana siyaseti anlaşıldıktan sonra. çekildi (732). 'Abdullah'ın Seyhun ötesinde giriştiği ilerleme teşebbüsünün. Haris b. Nihayet 20 . Çin ile temaslar kurmağa sevk etmiş. Su-lu'nun maksadı. bütün Mâveraünnehir Arap ikfidan- nın tehlikeye düştüğü bir zamanda azl edildi. 724'de Seyhun ötesindeki bütün Arap kuvvetlerinin geri atılması ile neticelenen ve her tarafta Arap nüfusunun krrılmasma sebep dan bu seferdeki Mzmet Arapiar'ı uzunca bir möödşt fâ®dafaada kalmaya zoriarnış ve yalnız MâverâünnaMr'de değil. Hakan. bu bölgenin ve Seyhun ötesi Türk ülkelerinin. AbbaöF taraftarı. Nihayet 12 bin kişilik kuvvetinden 10 binini telef olması karşılığında. meşhur İç-Asya kervan yolu üzerinde yer almaları dolayısiyie. Bu sebeple Semerkand'ı kuşatmağa hazırlandığı sırada. "sffyah bayrak açan". iktisadî ehemmiyeti de rol oynuyordu. Fakat vâii Esed b. Buhara'yı zaptetti (725). Seyhun'u geçen Arap ordusuna karşı bizzat Hakan Su-lu çıktı. Seyhun kıyısında. Cuzcan'a girdi. bu maksatla şüphesiz Araplar'ın müsaadesi ve teşviki ite gerek Mâveraünnehir "hükümdarlarından. Beykent yakınlarında hakan tarafından sıkıştırılarak. çarpışmaya cesaret edemiyen karargâh kumandanı Sevre b. Hakan SıMu Mâveraünnehir'e karşı son seferinde hayR-mütteRk bulmuştu: Haris taraftarlarından başka. Arap kuvvetlerini geri atacak şekilde gelişen Türk mukavemetinin karşısında sarsılması .İffet. Keza. yerli muhaliflerle ahenkli bir şekilde çalışarak. Çin'in Türk başbuğlarını birbirine düşürme esasına dayanan tahrikçi siyaseti bir daha hedefine ulaşmış ve Kara TürgişterMe San Türgişler'i birbirine iyice düşman etmişti. Abdullah. Yeni valilerin 3 sene (734-737) kendisi He uğraşmak zorunda kaldıklar» Haris sonunda Türgişler'eiffica etti. Fakat yeni vali Esed b. Hakan Su-lu durumdan faydalandı. nihayet Semerkand'a doğru çekilmekte iken yetişen hakan ve Kül-çur idaresindeki Türgiş kuvvetleri tarafından Kemerce kalesinde 58 gün müddetle kuşatıldı. şüphesiz. islam kaynaklarında Türk" olarak belirtilmektedir. Hur. Artık Hârezm'de bile Araplar'a karşı kımıldamalar görülüyordu. Yerli halka bir çok müsaadeler bahş etmesine rağmen ümid ettiği ilgiyi göremiyen yeni vali Eşres b. 'Abdullah hakan ordusunu arkadan vurmağa muvaffak oldu {737. Semerkand'daki Arap merkez ordugâhını düşürüp Araplar'ı Mâverâünnehir'den tamamen atmaktı. Buhara "hâkimi* "Tuğşad. Şâş (Taşkent bölge») hükümdarı'. Abdullah'is Sulemî.152 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 153 göstermesi ve hatta. Emevîler'i. Aşma ailesinden son hakan olan HM mağlup edip öldürmesi (739). Yerine gelen &~ Haraşî (721 son bahan) şiddet yoluna başvurup yerlerini terk eden halkı Hocand bölgesinde teslim olmaya zorlayarak hepsini öldürttüğü için canlarını kurtarabilenler kütleler hafinde Türgişler'e sığmıyorlardı. önce Tuharistan'ı Araplar'a karşı ayaklandırarak mahallî bir destek sağlamağı faydalı görüyordu. Haristan savaşıp Esasen Su-lu.

güneyde Yağmalar'm bir kısmı ve Mâverâünnehlf îte sınırlanmış çok bakımlı bir memleket olup Türk ülkelerinin en güzeli" idi. as*r)'da zikredilen (Ko-lo-lu) ve adları Karlık (kar yığını) manâsına gelen Karluklar'ın Türk soyundan geldikleri ve Gök-Türkler'in bir boyunu teşkil ettikleri aynı Çin kaynağında belirtilmiş ve oturdukları saha olarak da Attaylar'm batısındaki Kara-lrtiş ve Tarbagatay havalisi gösterilmiştir. Kartuklartn Çm nüfuzundaki ne Batı ne Doğu Gök-Türk kanadına bağlı olmaksızın yaşad4üannı kayd etmesi dikkate değer. Harezmşahlar ordusunda hizmet gören Karluklar'ın. bundan dolayı Çinliler eski Orta Asya siyasetlerini canlandırarak. bütün islâmlar arasında farklılığın kaldırılması ve eşitlik düşüncesini yayıyordu. Uygur hakanlığının kurucusu Kutlug Kül Bilge zamanında. "put-perest" Kara-hitaylar'in tâ Horasan sınırlarına kadar sokulmalarını intaç etmişti. doğu bölgesi Uygurlar'a âit olmak üzere Orta Asya'nın yine Türk hâkimiyetinde kalmasını temin eden bu savaşta uğradığı hezimet yüzünden Çin ağır iç buhranlara sahne olmuş ve artık bir daha batı ile ilgilenememiştir. Harezrnşahta&UtArslan zamant) ite Kara-hüayiar arasında da birçok anlaşmazlıklara sebep olan Karluklar'ın. "Sağ yabgu" mevkiini alan Kartuk başbuğu. Böylece gelecekteki büyük Kara-Hanlı devletinin temelini atmak gibi ikinci bir tarihî rol oynayan Karluklar o sırada İslâm dünyasının en yakın komşuları olduklarından. sıklet merkezi Çu vadisi olmak üzere kendi hâkimiyetlerini kurdular (766). eserde burada mevcut olan 15 şehir ve kasabanın adları sayılmakta ve Türk kabileleri zikredilmektedir. Kara^Hîtay hükümdarı Yeh-lu Ta-şih (Kûr-Han) 1137'de Semerkand Kara-Hanlı hanı Mahnmkf u mağlûp ettiği-zonan. Bununla beraber. Sultan Sencer de Karluklar'ı tedip etmek için çıktığı seferde karşısında Kür Han'ı bulmuştu. Karluklar'ın tamamını temsil etmiyordu: Beş-Baîık havalisinde oturan Karluklar'ın kendi seçtikterkayrı bir yabgulan vardı: TorvBi+ge Ancak Ötüken'de yeni kurulan Uygur hakanlığı bütün Kartuklar tarafından üst tanınıyor ve yabgular hakana bağlı bulunuyorlardı. Karluk ülkesi. Evvelce Kül-Erkin unvanını taşıyan ÜçKarluk beyi bu tarihlerde 'Yabgu' unvanını almıştı ve kuvvetli bir orduya sahip idi. Mâveraünnehir sahasındaki bu karışıklıklara sebep oldukları görülen Karluklar'a karşı. Ötüken'in üstünlüğünü tanımakta devam ediyorlar. 630 680 yıllar1. Çin'in de teşvik ve tahriki ile. Böylece Arap baskısının İyice hafiflemesi Çinliler'i Orta Asya'da bir iktidar boşluğu husule geldiği zehabına götürmüş. tekrar faaliyete geçerek. artık eski devir Emevf istilâcılığım müşahede etmek müşküldü.154 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHt IBS sene içinde gittikçe kuvvet kazanan Kartuklar To-lular ve Nu-şi-piler arasında üstünlük kazanarak. Başkentleri Balasagun idi. Gerçi Mâveraünnehir yine Arapiar'tn nüfuzu altına girmiş ve Seyhun ötesinde baz* Arap ilerleme teşebbüsleri görülmüştü. asrın son çeyreğiyçla verilen öftgiye göte. davam edan bu baylığin başında II. az sayıda da olsa. Zira gittikçe ttıstılıı artıran Abbasî propagandası. fakat bunda.doğusunda) olarak. Daha İstemi zamanında Türk hâkimiyetinin Hazar kuzeyi ve Mâveraünnehir'e doğru genişlemesinde şüphesiz büyük rolleri olmuştur. P'ei-ting eyaleti (Tanrı Dağlarının kuzey sahası)'ne bağlandılar. Gök-Türk hakanlığının yıkılmasında müessir oldular. Kartukların dahil bulunduğu bölgeye yeniden el koymak istemişlerdi. daha üstün sayılan "Sol Yabgu'luğa yükseltildi. Arapiar'la işbirliği yaparak. arasında. Tarım havzasından itibaren batı Karluklar'a. çöken Türgiş hâkimiyetinin yerine.. Kara-Hanlı Devleti'nin esas kütlesini meydana getiren Karluklar. Kara-hitaylar tarafından w edildi (1172). Fakat Uygur Hakanlığı orada yıkılınca (840V. Arslan Han var- tik olarak Çın yıöığı Tang-shu (7. Kendi soylarını Gök-Türk hakan ailesi Aşına sülâlesine bağlıyan Karluk yabgulan. Moğol istilâsı başladığı sıralarda (1215) merkezi Kayalıg (İli nahiftin. Uygurlar'la Orta Asya'da iktidar yarışına giriştiler ise de. Gök-Türkler'e karşı ayaklanarak şiddetti mücadelelerde bulunmuşlardı. Bu suretie neticede meşhur Talaş muharebesi meydana geldi (7f. bu hanedan üyeleri arasında mücadeleler baş gösterdiği tarihlerde devlete karşı cephe alarak huzuı^üaÖSk çıkarmağa başladılar ki. bu han tarafından dayısı olan Büyük Selçuklu Sultanı Sencer'e jjapılan şikâyet. siyâsî birisim olarak Türkmen" adını da taşıyorlardı. diğer Türk boyları gibi. Emevfler'in imtiyazk "Arap milleti adına fetih" düstûru yerine. Her îki Gök-Türk hakanlığı devrinde Karluklar'ın durumu yukarıda açıklanmıştı. İsiâmiaria Çinliler arasında cereyan eden bu savaşa kadar Karluklar rangtar*m tarafını tutmakta idiler. Halluh) ve Hudud'p-Âlem (10. 640 sıralarında Turfan'ın kuzeyine kayan Kartuklar Çinliler tarafından mağlûp edilerek (650). Türk hakanlarının "meşru halefi" sıfatı ile. Fakat bu. Çiğliler ve Dokuz-Oğuzlar. Uygur Kağanı Mo-Yen Çur karşısında tutunamıyarak (756} Tarım bölgesinden ayrıldılar. Talaş sahasına yerleşmek suretiyle eski Batı Gök-Türk hakanlığı sahasında hâkimiyet tesis ettiler. Bu haberi veren Çin kaynaklarının.1 Temmuz). Sencer'in bu savaşta mağlûbiyeti (1141 Katavan savaşı) çok mühim bir hâdise olarak. Büğe Kagan'ın ölümünden sonra. stnı sağladılar. kendini "Bozkırların kanunî hükümdarı" ilân ederek Kara Han unvanını aldı ve merkez olarak da eski Türgiş başkenti Balasagun yanındaki Kara-ordu (veya Kuz-ordu) yu seçti. Yağmalar ve Oğuzlar. Uygur ve Basmalarla birlikte. aynı zamanda. bu tutumlar Kara-Hifay hâkimîyeHnîn OrtaAsya'da çabucak gelişmesinde tesirli olmuş görünmektedir. bu arada Başbuğları Yabgu Han öldürüldü (1157& îdiğerdbfo Kartuk başbuğu Ayyâr Bey. hâkimiyetin "kutlu Ötüken" ülkesi ile sıkı alâkası inancını muhafaza ediyorlardı. son anda. Çinliler'in ağır mağlûbiyete uğrama . Daha sonra Kapagan Kağan taralından İL Gök-Türk hakanlığına bağlandığını gördüğümüz Kartuklar. Fakat boya bağlı her kabile kendi reisleri tarafından idare ediliyordu. Onoklar'm bir kısmîn! meydana getirdikleri anlaşılan Karluklar burada üç kabileden kurulu birlik hâlinde bulunuyorlardı (Üç-Karluk). tosa bir müddet. Harezmşah Alâ-üd-din Tekiş (1172-1200) bozkırlar bölgesine el atarak Kanglı ve Kıpçak gibi diğer Türk boyları ile kendini takviye ihtiyacını duydu. Kırgızlar'ı dikkate almıyan Karluk yabgusu. Kartuklar. kuzeyde Tohsılar. Batıda EmevS-Arap iterlemesini durdurmuş olan Türgiş hakanlığının çöküntüye doğru gittiği bu tarihlerde Orta Asya Türk ülkelerinin korunması gibi bir tarihî vazife. 665'e doğru. bunların da zaman zaman Çin'e başkaldırdıkları görülmektedir. Basmtllar hâkim duruma geldikleri sırada (742). Fakat onların gittikçe açığa çıkan siyaseti karşısında. Arapça-Farsça eserlerde kendilerinden çok bahsedilmiş (Karluh. Türkistan'da ve Kara-Hanlı tâbiiyetinde olmak üzere bir beyliğe sahip bulundukları anlaşılıyor. doğuda Tanrı Dağları. daha batıya çekildiler ve 7-8 yıl içinde Tarbagatay ve Cungarya'ya 766'da da. uğranılan mağlûbiyette Karluklar'ın dahli olduğunu göstermektedir. bu defa. Kartuklar a düşmüştü.

Buna hemen ve kesinlikle menfî cevap vermek mümkündür. Yâni. hafife B-Mehd? zamanında (775-785) Oğuzlar'ın Mâveraürmehir havalisine geldiklerini bildirmekte ve AI-TaberTde zikredilen. yk. bazan Türkler'in (Gök-Türkler'in) dokuz kabilesi" veya "Dokuz kabilenin Türkleri (GÖkTürkleri)". O-kut adında bir kavim (O zaman Türk adı yoktu) zikr edilmiştir. Bu sebeple Oğuzlar'la Gök-Türkler'in aynı olduğu zaten kabul edilmişti. Kitabelerde hakanın X)ğuz bodunu Türk bodurumdan idT demesi ile. bu Oğuzlar'ın daha eskiden bu havalide birlik hâlinde mevcut olduklarını kabul etmek lâzım gelir. mesele. Ancak. Ancak fetret devrinde Aşına~oğullartnirT Çin sarayı emrinde birer kukla durumuna düşmeleri üzerine. asırdan itibaren Gök-Türk hakanlığında toplanmış olan Türk kabilelerinden bir kısmı. Pa-ye-ku (Bayırku). Cengiz Han'a itaat eden ilk Müslüman hükümdar olup 1221'de ölen bu Karluk "hanfnın oğluna da. Uygur hakanlığının başlangıcında henüz tegta. Herhalde batı yönünde geniş ölçüde bir göç hareketi bahis konusudur. hem "Gök-Türkler" aynı ırkın mensuplarıdırlar. 6. kitabelerde I. T'ang devri vesikalarında (Tang-su ve Kiu T'ang-shu yıllıkları ve ayrıca 4 hal tercümesi). Çünkü Türk" adının.. 6-7. II. "Oğuz" adı itte defa Barlık çayı (Ulu-kem= Yenisey'e dökülür) kıyısındaki 1. Türk adı). daha o çağlarda. Cengiz Han zamanı Moğol devleti idaresinde vazife almış Karluklar görülmektedir. kitabede görülmektedir ("Altı Oğuz bodunu"). adı "Aşına" olan eski bir Türk hükümdar ailesi tarafından. Gök Türk hakanlığı çağında "Oğuz" adıriîn geçmemesi de aynı sebepten iteri gelir. etrafındaki Türk soylu" kütlelerin yardımı ile kurulmuştu. Türkmenler'in Selçuklu sultanlarına karşı direnmeleri ve bizzat bir Oğuz olan Sultan Sencer'in âsi Oğuzlar'la çarpışması. Burada. bu Oğuzlar*in isyan hâlinde olmaları arasında bir çelişme görmek güçtür. asra âit. yk. zira. Gök-Türk hakanlığı devrinde Oğuzlar'ın davranışlarını ve isyanlarını yukarıda görmüştük. buğu). Demek ki. bazı kabileler keraft aralarında teşkilâtlanarak bîr •devlet" kurmuşlarda W. Bartholdun "Gök-Türk hakanlarının Dokuz-Oğuzlar'dan neş'et ettiği* görüşü. Bundan sonra kitabelerdeki Türk badım* tâbiri şüphesiz doğrudan doğruya hakan idaresindeki kütleleri ifade ediyordu. 630'da başlayan fetret devresinde. Bu münasebetle kitabelerdeki ifadeler Oğuzlar'la Gök-Türkler arasında bir ayırım yapılmadığını. sonra llteriş Kagan'ın mezarına dikilmişti. Türkçe'de Z sesini II telâffuz eden Türk topluluklarının söyleyiş farkından ileri gelmiştir. yâ- ni hem Oğuzlar. hattâ hakanlığın temelini Oğuzlar'ın teşkil ettiklerini belirtmeğe yeter. ancak. Gök-Türk hakanlığı devrinde Oğuzlar'ın kendi başlanna (meselâ doğrudan doğruya "Oğuz* olarak) zîkrediimeyip. Burada 6 kabilenin birleşerek bir "budun* teşkil etmiş olmaları bahis mevzuudur.olan Mo-yen-çor Oğuzlar'ın başında bulunuyordu. kendi aralarında birlik kurarak. GökTüılder'in Dokuz-oğuztaffi aynıdır. Bilhassa İslâm kaynaklarında Uygur'lann Dokuz-oğuz olarak bahsedilmesinden doğan karışıklık. Bu defa "Sekiz-oğuz* halinde. Bu ad Türkçe "Ogur" isminin Çince'deki şeklidir ki. Kitabe. Sse-kie-. bizzat Tu-fcüe («TM0 den İbaret topluluğun ayn bir isim altında belirtilmesine «h&yaç bulunmadığını gösterdiği gibi. 820-821 yılında Uşrusana (Seyhun-Semerkand arası) ya yapılmış Wr •Dokuz-oğuz" akınının bunlarla ilgili olduğu . Tonyukuk kitabesine tahsis ettiği son makalesinde Oğuzları Türkler'in yüksek hakteıiyetinde Wr kabile birliği" olarak göstermekte ve bu tarihî gerçek sonra "ethnique" ayrılık gibi ahnarak. anayurt bölgesindeki Oğuz topluluğu hakkında fazla bilgi yoktur. Nitekim kelime. Tölesler'in Dokuz-oğuzlan İle. Oğuzlar'a mukabil. Buna göre" ok1 sözüne eski Türkçe'de çoğul eki olan ar ilâvesi ile türetilen "Oğuz1 adı aslında "ethnique" bir isim olmayıp. O hâlde onlar da "Türk" soyundan gelen Oğuzlarla aynı ethnigue zümreye dahil. Yani Oğuz adının R Türçesi'ndeki ifâde tarzıdır. 2. Mo-yen-çur Kağan. Otuz-Tatarlarla ittifak etmiş olan Oğuzlar'ı Burgu'da ve Selenga kıyısında arka arkaya mağlûp etti. Türkçe'de aynı zamanda "kabile* manâsındadır. ûzkent şehri verilmişti. fakat Türk soylu kütlelerin kurduğu Göktürk devletini ifade etmek üzere kullanılmış bir siyâsî ad olduğu zikredilmişti (bk. Arsian Han. Çin kaynaklarında . T'ung-lo (tongra). Türk sahasıdır. Bu kütleler ise. Gflk-THk hakanlığı zamanında hükümdar ailesine karşı ayaklanan ve hükümetin diğer Imkânlan ile bastırılmasına çalışan. Dokuz kabile (Kitabelerdeki "Dokuz-oğuzlar). Ok. W.Û. Türk adım taşıyan bu ethnique topluluğun var olup olmadığıdır. V. Tola-Selenga ırmakları bölgesinde Dokuz-Oğuz "kağanlığını* meydana getirmişlerdi. bazan da Töles'lerin dokuz kabilesi" diye kaydedilmiştir. Thomsen. Oğuzlar'ı Türk kabul etmek veya "başka bir ethnique teşekkül saymak gibi çok mühim bir ihtilâf noktası ortaya çıkmıştır. önce üzerinde durulması gereken husus. Çince'ye "kabile" diye tercüme edilmiştir (meselâ On-ok= On kabile). Beylerine âit olduğuna göre de. Bundan sonra. Gök-TürWerî meydana getiren topluluktan başkası değikftr. 682 yılında llteriş tarafından mağlûp edilen Oğuzlar (İnek gölü savaşı) bu durumda idi ve muharebede ölen Oğuz devleti başkanı Baz Kagan'tn balbalı. Şimdi ikinci mesele geliyor: Gök-Türk devletini kuranlar hangi Türk" zümresi idi? Bilindiği üzere bu devlet. diğer bir çok Türk boylan gibi. *ethnique" ayrılık gösteren bir îsîm değil. tbntt: Esir. mesele yeni araştırmalarla derinleştirilmiş bulunmaktadır. "halter*1 vaktiyle destekleyip yücelttiği hanedan ite mücadelesinden ibarettir (Türk talihinde bunun başka misâlleri de vardrç. Oğuzlar Oğuz adı "ok" kelimesinden getirilmektedir.. Oğuz kelimesinin tercümesinin verilmesi. Oğuzlar Selenga'yı geçerek çekildiler. kadîm Aşına ailesinin bu Oğuz bölüğü mensupları ile ilgisini isbat etmeği gerektirir ise de. Oğuz kabileleri.156 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 157 di. bu •teşkilâtlanmış" Oğuz birliğidir. 8. sadece Dokuz kabile (Kuî-sin) diye.). P'u-ku (Buku. doğrudan doğruya Türk kabileleri" mânasını ifade eden bir kelimeden ibarettir. Hâl tercümelerinde bunlardan 4 tanesi de zikredilmiştir. Çin kaynaklarında O-kutlar'ın yeri olarak gösterilen TarbagatayKobdo bölgesi. Uygur uruglan Be Dokuz-oğuz kabilelerinin tesbitinden sonra (bk. Böylece. bilindiği gibi. M. Fakat Oğuz tarzında adlandırmanın çok daha gerilere götürülmesi mümkün görülmektedir. asır Türk (Gök-Türk) kütlesinin doğrudan doğruya Oğuzlar'ın bu grubundan meydana geldiği Çin kaynaklarınca açıklanmaktadır. güç-kuvvet mânası ile. kabileler birliği hâline gelmiş Türkler (yâni Oğuz) olabilirdi. Uygurlar) giderilmiş olmalıdır. KariuMar'ın KaraHanh'lflra.'Çân kaynaklannda. Fakat Oğuzlar az sonra Uygur hakanına da «yan ettiler. idiler. Uygur Idi-kut'u Barçuk Re birlikte bütün Asya Türk ülkelerini baştan başa çiğneyen Moğolların hükmü altına girmiştir.

Çavuldur. Peçen». asır ortalarında Karacuk dağları bölgesinde Mankışlak'ta ve Seyhun kıyısındaki kasabalarda oturdukları. hem de çok kalabalık kütleler hâlinde . Ibn Fadian (10. Peçenek. asnn 3. Moğol istilâsı sırasında da Cend'de ve Karakum'da Türk" (erin bulunduğu görülmektedir. Sakır. Çomui. Kuman-Kıpçak boyları ondan ayrılmış zümrelerdi. Kara-koyunlu ve Ak-koyunlu devletleri. ıi??Ov nt. 740. ? 10. Müslüman ülkelerine geldikten sonra. Yabgu Devletinin. bu göçün 9 asırdan önce vukubufmuş olması lâzım geldiği iteri sürülmektedir.168 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 159 tahmin edilmektedir. komşuları Peçenekler ve Hazarlarla münasebetinin pek dostane olmadığını gösteren deliller vardır. Hazar hâkanfekları Gök-Türk hâkanlığfnm devamı idiler. hem kabile sayışım 24'e çıkarmış. Kaynaklardan anlaşılıyor ki. Hindistan Türk devletleri. KâşgarHn kuzey-cfoğuşy. Huttal. DLT'de ayrı. Uygur. Anadolu beylikleri. içtimaî. ÇSğîl. Yabgu Devleti'nin inkırazı üzerine. 720de kardeşi Arslan-banH Ç'm'e elçi göndermişti. aralarındaki savaşlardan birinde. Abbasî halifesi Al-Mu'tasım zamanında (833-841) ünlü Türk kumandanı Aşnas Tuharistan yabgularına mensup idi. siyaseten zayıf düştüğü zamanlarda bile. asnn ilk çeyreğimde olmak (Here iki liste mevcuttur. Buna dayanılarak "Oğuz birliği' mensuplarının. topluluktur Gök Türkler'e bağlı Türk kabileleri îdHer. asnn i*k çeyreği) bu malûmatı 'destânf mâhiyette görülmektedir. Buhara *kıratı" Tuğ-şad. Mâveraünnehir'de Buhâra'n>n kuzeyine. Belh. Reşîd'üd-din ise. bazan hasmane münasebetler devam edip gidiyordu Bu Oğuzlar. Talaş ve Çu bölgesinde bir Karluk kabilesi olan Yağmalar. Asya Hunları'ndan daha geniş ölçüde ve tâbir caizse daha şuurlu bir şekilde Asya Türklüğünü nefsinde birleştirmiş olan Gök-Türk hakanlığı. Tuharistan. Sicistan-kuzey Hindistan'da Kaİaçlar. diğer bir kısım Ğend bölgesine. oradan da Horasan'a yönelmiştir (Selçuklular). asırda bir kuvvet olarak beliren Kıpçaklar (Kumanlar) "in baskısına ilâveten. orduyu Su-başt idare ediyordu. Alka-evli (Alka Böîük). Afşar. Gazne. asnn ifc çeyreği) ve EJ-Mes'udîye göre. Bunun yerine Çaruklu). Kül Erkin unvanlı bir başbuğ ona naiplik yapıyor. her kabile* nin. Harezm'in yerli hanedanı Afrigîler Oğuz baskısı altında idiler. Bir görüşe göre. Büğdüz. Eymür. Oğuzlar'ın sahası batıda Hazar denizine (bu denizin doğusundaki yarım ada bu sebeple Türkçe Mankışiak adsnı almıştır).İslâm kaynaklarında bu isimle de anılmışlardır. Öç-ok tasnifi yapmış. Türk milletine yön verici. asırda konuştuktan Türkçe'nin ketime ve söyleyiş itibariyle doğu Türkleri'ninkinden farklı olduğu dikkate alınarak. keza bir Karluk kabilesi olarak. 'ongon' unu belirtmiştir Oğuz kabileleri: Boz-ok'lar: Kayı. asırdan zamanımıza kadar. Oğuz Yaögusu'nun ötmesinden anlaşılıyor. Yukarı lıtiş bölgesinde Kimekler. Yıva (İva). Şûman "kıratf'nm elçileri de (743} Tarhan ve Şad ürwanlannı taşıyorlardı. Tuharistan "kırarının unvanı ise "Yabgu" idi ve bunun Çin'e gönderdiği (738) elçisi Inancu Tlütıan idiı^TSO yılında Kiıttug.Orhun bölgesinden önce Talaş havalisine göç etmiş olmaları gerektiği ve Seyhun Oğuzları'nın 11.Fergane arasında Argu. Ezgiş. Kara-evü (Kara-bölük). Kuzeyde Kiroekfer ile ise bazan dostça. umumî Türk" adı yanında. Selçuklu ailesinin kendilerine bağlı kütlelerle birlikte ayrılmaları neticesi vuku bulduğu kabul edilmektedir. İşık gölün güney-batfsında. idarî. asnn Dk yansında Oğuzlar Seyhun bozkırları ite. ethnltjue bünye. İğdir. Harezmşahlar. Tûrgiş. Yerlerinde kalan Oğuzlar'ın 11. Uz. Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhufly&f hep Gök-ÎÖrk hakanlığının. Barsgan ötesinde Kâşgar havalisinde ve MâfVeraünnehir'de oturan Çifljlier. asır ortalanndâ Kıpçaklar 'Oğuz bozkın'nı ve Seyhun nehrinin aşağı mecrası saha-sını işgal etmiş bulunuyorlardı. Kurulduğu 6. Kençek vb. Igrak. KâşgarBalasagun-Talas. Taşkent "kıral'ının adı Tegin" idi.Iİ. Başta Yabgu bulunuyor. Çepni. Aral Gölü'nün kuzeyinde bir Kıpçak grubu olan WmgWap. Döğer. 9. Karluk.t. güneyde Gürgenç şehri ile. Türk nüfuzunun yayılmasında büyük rol oynamıştır. 11. Yabgu devleti zamanında Oğuzlar Ûç-ok ve Boz-ok diye iki kısım hâlinde teşkiJâtianmıştardı Bu kısımtan meydana getiren Oğuz kabileleri hakkında ttffri Kâşg'anY Mahmutfun DtXünde<11. İslâm coğrafyacılarına (A!-Bathi. Yağma. hemen bütün Türk dünyası onun derin izlerini muhafaza etmiştir. o civarındaki Karacuk (Fâr£b) ve Sayram (isficab) şehirleri havalisinde görünmekte idiler.lstahrir Ibn Havkal) ve Hudud'ûl-Âlem'e göre. Beğdili. aralarında savaş eksik değildi. Ayrıca Kartuk. Kâşgarlı'nın haritasına (DLT.Yaparlı (DLT'de yok). Tohsı yolu Ne Karahartfıîar Devleti. Taşkent. Kınrk. bunun kuzey-batısındaki Cit kasabasına ve Baratekin'in kasabasına (Aral gölünün güneyinde). Karkın (DLT'de yok. AtabeyHMter. ayrı damgalan ile birlikte 22 kabile gösterilmiş. 1000 yıllarına doğru Oğuz Yabgu Devletî yıkıldı. Diğer taraftan Kâşgariı Mahmud. askeri ve kültüre) vârisi olmuşlardır. Bunun. Kızık (DLT'de yok). ayrıca damgalara ilâveten. . Yazır. Alayuntiu. Kimekler'den bir kol olup. yine bir Karluk kabüesi olup. Ş&nan ve Tuhsristan'da görülen "kıratlıklar" ya Türkler tarafından kurutmuş veya Törk siyâsî ve kültürel te'siri altında gelişmiş teşekküllerdi: Huttal kiralı Ergin unvanını taşıyor ve Çin'e Tarhan'ünVanlı elçiler gönderiyordu (733. Oğuz Yabgu Devteti'nın tarihi hakkında başkaca açık bilgiye rastlanmıyor. kışlık merkezi Yenî-kent olan bir devlet kurmuşlardı. Yüreğir. vaktiyle aynı camiada yer alan çeşitli Türk grupları yolu ile Gineli. Oğuzlar'ın doğudaki komşuları Kartuklar ile de mücadele hâlinde oldukları. Tuharistan Yabgusu bulunuyor ve bu Yabgu ailesi Aşına sülâlesine bağlanıyordu. Oğuzlarla Çjğilier arasmda köklü bir düşmanlıktan bahseder. Umumî Türk tarihi içinde Gök-Türk çağının. asır ortalarında Mâverâünnehir. yine siyâsî bir isimlendirme olarak Türkmen* adın* da taşıyorlardı ki. hem Boz-cfc. Selçuklu devletleri. Yabaku. 750 yıllarında). merkezî bir hüviyet taşıdığını yukarıda söylemiştik.** ilâve) göre. 8. sonraları Talaş ctearında. Çaruk. çeyreği).ı0ı«Hjı Oğuzlar 10. Fergane. asrın İlk yarısında. diğeri Reşîd-üd-dlffin Câmi-üt4evârih (K. Oğuzlar yolu ile Büyük Selçuklu İmparatorluğu. Orta AsyaYıın batı sınırlarında Türk halkının kesafetini kaybettiği yerlerde. Üçoklar: Bayındır. Oğuziar'dan kalabalık bir kısım Karadeniz'in kuzeyinden batıya göçmüş (Uzlar). Tflrkrnen beyfikteri. Dodurga. Karacuk dağlarının eteğindeki Sabran şehrine kadar yayılmıştı ve Karacuk dağlarından Hazar'a uzanan yarı çöle "Oğuz bozkırı" (Mafâzat W3uz?ya) denilmekte idi. Son Oğuz Yabgusu oiarak AH Han adında birini zikreden ve Selçukiular'ın ilk zamanlar TtfKtek bunların fcan düşmanı* olarak Tuğrul ve Çağrı Beyleri haylf uğraştırdığını bildiğimiz meşhur Cend •hakimi* Şah-mefiki de Ati Hanta oğlu gösteren Reşid'üd-dtfVin (14. Özkent. Işık göl-Çu ırmağı arasında görülen Tohsılar. Bayat.

etini yiyor ve samur. Imek. Karahanh ve Batı Türkistan <XV. Tatar soyundan İmi. Çevresi kalabalıklaşınca. Onların gerek tarih ve gerekse yaşayış tarzları. Tarih: Kimekler'in varsa İlk yurtlarını ve etnik birliğin teşekkülünü açıkça bilmiyoruz. çok ağaçları ve bol avı bulunan bir yere geldi. hükümdarlığı aldı. kakım derisinden. Öte yandan bu boyadının yapısını ve aslını açıklayabilecek başka bir kök de. konakladılar. Başlıca kaynaklarımızdan Gerdîzî (1050). Onun kısaltarak aktardığına göre: "Tatarlar'ın ulusu öldü ve iki oğlu kaldı. en eski seldi -g ekiyle yapılmış addır (Kimeg). kardeşi yanından kaçıp. baştaki K-'nin nasıl türediğini de yeterince açıklamaz. Kimek adını açıklamak isteyen Alman bilgini Joseph Marquart. Kimek ülkesinde geçmiş tarih olayları ve yaşayış tarzı hakkında yeteri kadar bilgi sağlamadığından. Kimek Adı: Bu boy adının (ethnonym) yapısı ve kökü üzerinde pek durulmamıştır. O halde bunlara nasıl Imek diyebileceğiz? Ayrıca bu yorum. yüzyıl ortalarına değin süren bîr devlet de kurmuşlardı. ve XI yüzyılda Balı Türkistan'da hazırlanmış coğrafya eserleri arasında yazarı bilinmeyen 'Hudûdüi'-Âlem" (982) ile Abdülhayy Gerdi^Fran "Zeynü'l Ahbâr" (lOSO)tnda oldukça geniş bilgi toplanmıştır.hava düzelince. ve X. eski ve büyük bir Türk ulusudur. Togan'ın bunu Kimak veya Kemak okuyuşu uygun değildir. Bize ulaşabilen bazı eski kayıtlarda. Adam oraya varınca her yeri yıkık ve halkı uzaklaşmış buldu. Balarıdır (Bayandurfc Hıfçak (Kıpçak). Kimek adı Kâşgariı Mahmud Beğ'in "Dîvânü Lûgafit-Türk" (1074)'ünde geçmiyor. Çoğalınca o dağlara yayıldılar*» adlan yukarıda sayılmış yedi boy oldular. yüzyıla ait telâm coğrafya eserlerinde bulunuyor. Selçuklu saray tabibi Şerefüzzemân Tâbir Mervezi'nin "TebâyitO . IX. Dr. sevdiği bir cariyeyi alarak.) Kimekler veya bu boybirliğinde bulunan öteki boylar üzerinde bilgi verilmemektedir. Kimekler M. şimdilik bilinmiyor. günümüzde ise Azerbaycan'daki Türçede bulunmaktadır. Orada yürütülen arkeoloji araştırmaları pek yetersiz bulunduğu gibi. Bunlar da cariyeyi tanıyınca indiler ve otağlar kurdular. onun da belki boy birliğinde bulunan ilk iki boydan (imi+imâk) oluşarak doğduğunu ileri sürmüştü. Her gün avlarup. görüştüler ve hepsi Ertüş'e yollandılar.V. Şad'ın bulunduğu yere gelmişlerdi. bütün halkı yağmalamış ve öldürmüştü. X. belki yine burası idi. elbise yapıyorlardı. birini haber getirmesi için Tatarların ordugâhına yolladılar. bu ikinci ihtimal daha mümkün görünüyor. Ancak bütün bu eserlerdeki kayıtlar. Kayık veya gemi anlamına gelen bu sözcüğün kökü "Kime" olup. ama nedense henüz üzerinde durulmamış ve incelenmemiş olan bir "Kimekler'in yurt kurması dastânı'nı eserinde tesbit etmiştir. Bize göre Kimek (Kimâk) boyadı. günümüzde ise Afganistan'da Özbek ve Doğu Türkistan'da Sarı Uygur lehçelerinde tesbit edilmiştir. Kime (kârna) "gemi" sözcüğünün ilk şekli olan 'Kimeg'dîm alınmış olabilir. KökTürk çağı yazıtlarında (VIII. bu ulus ile ilgili. Ötekiler de bunu duyunca.namıştır. Şad da çok avlandı ve onian honukladı. Belki de Ertiş'in doğusundaki Altaytar'dan yayılarak. Türk tarihi araştırmaları için oldukça mühim ise de. toplandı ve uzun süre Şad'ın hizmetinde kaldılar. Kemal ÖZERGİN Ortaçağ'da Türk Anayurdu'nun batı kesiminde yaşayan Kimekler (Kimegler). ek düşmüş ve ilk ünlü de kapalı i (6)'ye dönüşmüştür. Komşu bölgelere ait yabancı kaynaklar da titizlikle taranarak. tüccar ve gezginlerden derlenmiş küçük bilgilerden ibarettir. onların kullandıkları bir tür gemiden alarak temşufannca verilmiş olabilir. Yenilince korktu. Kimekler'in ilk yurtlan. . Elimizde Arap yazısıyla dan* Kîmâk" '(908i de kef) yazılışının Türkçe söylenişi elbette "Kimek (Kimâk)" olmalıdır. koca bir akarsuyu. Lankaz ve Aclad adlı yedi kişi onların yöresine gelinceye dek böyle sürdü. Onlar kışa değin kaldılar. Bu ikisinde. şimdiye kadar etraflıca efe alın-. incelenmemiştir. Kar düşünce dönemediler. Bilindiği gibi onlar Ertiş (Irtış) ırmağı'nm İki yanında yaşamışlardı. O akarsuya böylece Ertüş adı verildi. Türk boybiliminde böyle kullanılan hayvan veya eşyanın boya ad olarak verildiğini biliyoruz. Biz onları tarih sahnesinde Ertiş'in orta boyunun iki yanında ve daha çok doğu yöresinde iken buluyoruz. Sonraları. Sonraki yüzyıllardan. Başarısız ve tutarsız bir açıklama olduğu ortadadır. Burası Türk Anayurdu'nun batı kesimidir. yy. tkisi otağ dikip. aynı zamanda önceki yüzyıldan bazı haberler de bulunuyor. bize onların açık bir tarihini ortaya koyma imkânı vermemektedir. Kalanlar dağdan indiler. öteki Kemi ve Keme şekli de yine Karahanlı (Kutad-gu Bilig ve Divân) ile eski Uygur Türkçelerinde. Kimek Ülkesi'nin İç haberleri yoktur. Bunlar düzenli ve etraflı değil. yy. Orada Şad'ı başkan tanıdılar. Merhum Prof. VIII. Kaynaklan Kimekler'in yaşamış olduğu bölgenin yerli tarih kaynakları son derece kıttır. Bunlar efendilerinin bineklerini otlatmak için yer arayarak. sincap. Bir tere ilk adın okunuşu kesin değildir. buraya indiler Türk İlkçağt başlarında Ertiş boyunda başka Türk boylan bulunduğuna göre. Cariye onları görünce: "Er! tüş!" (inin) dedi.160 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 161 9. Çünkü düşman gelmiş. yüzyıl ortalarından XI. Şad unvanlı küçüğü onu kıskandı ve kardeşiyle mücadeleye girdi. Tatar. yazılı tarih kaynakları da henüz ete geçmediğinden. Çiniiîer'in kuzeybatı yönünde ve oldukça uzakta bulunmalarına rağmen onların Kimekter'i bildiklerini Saray Yıllıkları'ndaki kayıtlardan anlıyoruz. Kar kalkıp. bunun aslında 'lki+lmâk"den kısalma yoluyla çıktığını.Hayavân" (1120) yazarı belirsiz "Müc^ meiüVFevârih" (1126) ve Fahreddin Mübârek-şâh'm 'Şecere4£nsâb" (1206) adlı eserlerinde de bazı bilgiler verilmiştir. Ot bot olduğundan bütün kışı orada geçirdiler.) Türkçelerinde. sonra Imek'in Yimek şekli daha yaygındır. İşte bu büyük akarsuyu geçmek için. KM ve Kime şetöl. Büyüğü. Nitekim biçimce buna benzeyen "Kanglı" ve "Kayıg" adlı boylar da eski kaynaklarda geçmektedir.-XVI. Z.

Öte yandan KöMürk çağı yerli kaynaklarından olan ve yüzyılm ilk yarısına aît yazıtlarda "Ertiş" adı birkaç kere anılır ise de. sadece deniz veya göl anlamında değildir. Togan iteri sürmüştür. Ona sordu: 'Nasıl düştün?" Kadın anlattı: 'Beni kıyıdan canavar yakaladı*. Yüzyılda: Bu yüzyılda Kimekler'in Altay dağlarının kuzey batısında ve Ertiş (Irtış) ırmağının orta kıyılarında yaşadıkları anlaşılıyor. Kimek ülkesi veya deryasını başka yerierde aramanın lüzumsuzluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Kimekler ile ilgili eski bir destanı tanıdıktan.Yüzyıi boyunca Batı Kök-türk Kağanlığı zayıfladığı ölçüde. Kafkas sıradağlanndaki ikinci kavmin de. o akarsuyu ulu sayarlar ve ona taparlar. Kimekler'in güneyinde yaşayan Karluklar'ın. Arap ve Çin orduları karşı karşıya geldi. Bir kere Farsça derya sözcüğü. yine o çağlarda Turan'da yaşayan (?) bu Kimekler'in bir batı kolu olduğunu kesinlikle ileri sürmüştür. bu iki adın görünüşüne bakıp ilkinde Kimekler'in daima Seyhun (Sfrdaryâ)'un kuzeyindeki "Arka" ile Altay yöresini işgal etmiş bulunduklarını. İşte üç adın sırf dış görünüşüne bakılarak ileri sürülen bu iddiayı kabul etmek için elimizde. Bu arada yeradlarının halk ağzı yorumu da çok dikkate değer bir husustur. nereden alındığı da belli edilmek suretiyle. Su yüzünde saçtan başka bir şey göremedi. Togan ise. Öte yandan Kimek adının bu kadar eski tarihte varlığını başka kaynaklar ile destökleyemiyoruz. Kimekler'in M. Kimek ülkesine ve 'Deryâ-yi Kimek"e gittiğini anlatır. Büyük akarsulara da verilmiştir (Amûderyâ. Kimekler'in Hun boybirliğlnde bulunduğunu kabul etmek için de.t«2 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 163 Şad bir gün adamlarıyla Ertüş kıyısında dururken bir ses duydu: "Ey Şad. en eski yerli kaynak olan Kök-türk yazıtlarında (VIII.S. adlarının Fars destan? tarihinde geçmesi. Bu görüşlerin ikisi de uygun değildir. bu destan unsurları arasında da eski tarih bilgilerinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. daha sağlam belgelere ihtiyaç vardır. adı geçen bu derya. 500'e yakın yazardan derlediği bilgileri. Batı Kök-türk Kaganlığı'nın sınırları İçinde ve onların hâkimiyeti altında olmalıdırlar. açıklıkla ortaya konulmamıştır. kitabında anlatır. "Comanaeler ile birlikte yaşadıklarını. Kimekter. Milât sıralarında Turan (Mâveraünnehir)'da Baktria ile Horezmia arasında (Amû-daryâ havzasında?) "Camacae'lerin. tarih ve boybitim bilgisine göre birleştirildiği belli değildir. Ancak bunu destekleyen belgeler gösterilmemiş bulunuyor. III. kendi destanlarından başka yakın komşuları Fars destanı tarihinde de yer aJmrştır. İşte Prof. hâkimiyet alanı Ertiş'in orta havzalarına uzanmış olsa gerektir. Togan ise. Bununla bîrîlkfe^rgiş-KÎrtîek münasebetleri Ü&rinde hiç bir Mgimiz yoktur. Kimek ülkesi veya deryası adı da bu büyük akarsuya veriliyordu. Öte yandan daha 745'lerde Uygur.S. kil ile Çim (Emba) arasında bîr yerdedir. Artık bu durum göz önüne alınınca. Yine bu yazar eserinin 6. Marquart a göre. Gerçekten Kimekler'in Turan ötesi komşusu olan Farslar'ın eski destanlarında da bu ulusun adı geçmektedir. 23-79)'un "Naturalis Historia" adlı eserinde andığı "Camac* ve "Camacae* adlı kavimleri. Halbuki bunların birincisinde yeradının X. bölgedeki hâkimiyetini kuramadı. Burada ele alınması gereken başka bir nokta da. Bu Kimek deryasının neresi olduğu üzerinde iki araştırıcı bilgin değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu durumda. onun kayıtlarında hangi boyların yaşadığı belirtilmemiştir. kitabında da. otlaklarım bu yeni hâkime bırakarak kuzeybatıya doğru çekilmekzorunda kaldı.Yüzyılda: Yüzyılın ortalarına değin İli havzası. Yine bu arada yüzyılın sonlarına doğru Çu havzası merkez olmak üzere Türgiş devleti de kurulacaktır. Her ikisi de bölge için hâkimiyet mücadelesinde idi. adı geçen eserinin bir dizi kitabında vermiştir.Ö. tesbit sırasındaki vardıklarından Heri gelmektedir.ffk yüzyıla ait bir Lâtin kaynağında tarvtı&ntş okip-olmadığıdır. Togan. bana el ver". Suya girdi ve o saçı yakaladı. Fars ve Lâtin söylentilerinin niceliğini kısaca gözden geçirdikten sonra. Bu açıklamaya göre. geri çekildiğinde. Adı geçen lâtin kaynağında iki kavim hakkında verilmiş bilgiler. kurulan bu Türgiş Kaganlığı'nın. Oradaki bazrboylar. Roma İmparatorluğunda bir devlet adamı olan Büyük Plinius. Sır derya) Sonra şâir Tûsiu Rrdevsî halk arasındaki söylentileri derlediği ve eserini nazma çektiği sıralarda (990-1019 ?). Prof. III. Kafkas sıradağlarında yakın kesimlerde birlikte yaşayan iki kavimden birinin adını "Camac* olarak vermiştir. yüzyıl sonlarındaki tesbite dair bulunduğunu. Rtrf. şimdi elde edilebilen tarih bilgileri yardımıyla bu büyük Türk ulusunun tarihî durumuna dönebiliriz. Kimek ülkesini "Altaylar" saymış. onların eskiliklerinden değil. VII. Kimekler'in M. Nitekim Kimekler. 765 sıralarında Türgiş devleti de artık kesin olarak dağıldı. -M. 751 yılı yazında Talaş yakalında yapılan büyük savaşta Araplar yanında yer almasıyla. Kimek ülkesi Turan'ın doğu sınırı olan Ertiş boyunda tdti ve Kimek deryası adı da bu büyük akarsuya veriliyordu. Bununla birlikte Arap kumandanı da. Bununla Çu havzası onların sınırı içine giriyordu. O halde. Şada ses duyup korkmadan suya girdiğinden dolayı da Tutug* adım (lâkap?) verdiler. ikincisinde ad benzerliğinden öte bir belge olmadığını ortaya koymuştuk. yy) bile bulunmuyor. karısı. onun idaresi altında bulunan boylar. Artık bu durum göz önüne ahnınca. doğu ve batıdan uzanmış iki istilâ ordusu. adların benzerliğinden başka belgelerin de olması gereklidir. deryayı da deniz anlamında tutarak 'Altaylar'ın arkasındaki ve doğusundaki büyük göllerden biri (Koso gölü veya Saykal gölü)* kabul etmiştir. eserinin 12. Burada üç ayrı kavim adının hangi dil. Prof. Karluk ve Basmıllar'ın akınlany- . Onlar bu suyun Kimek Tanrısı olduğunu söylerler.' Kimek destanının bu kısaca tesbiti bile. Bu. Çinliler büyük bir yenilgiye uğrayıp çekildiler. J. Bu Lâtin yazan. Togaıiplikçağ LâtHVyazarı Büyük Pföraus {Gaius Püntus Secundus. VIII. Karluklar'ın gittikçe güçlenmesi sonucu. Yüzyılın ortasında. yüzyıl boyunca yaşamış Hun boybirliği içinde bulunduğu hususunu da Prof. belki bu görüşünü de yukarıda üzerinde kısaca durulmuş Fars destanı ite Lâtin kaynağındaki söylentilerin tabiî sonucuna dayandırmıştır. Batı Türlderi'nden bir bölük olan Türgişler eline geçmiş bulurtbyordu. Fars söylentilerini derleyerek "Şehname* adh büyük eserini ortaya koyan Onİü şâir Tûslu Firdevsî (935?-1020?) Turan'tn büyük hükümdar* Afrasyâb (Alp Er Tunga)'ın Iran Hükümdarı Keyhusrev'e yenilip. Hatun idi. onun öteki Türk destanları ile yakın unsurlar* taşıdığını. bağımsızlığa doğru gidecekler ve kendi idarelerini kazanacaklardır. Böylece lsık*tWn batısında ^uzanan Talaş yöresi adı geçen Karluklar'ın1 İdaresi altına girdi. Geçen yüzyılın sonlarına doğru. burada efe alınan Kimek ulusu ile birleştirmektedir. Kfrnekier.

Arap tarihçisi Ali el-Mes'ûdî Oğuz. kendilerine yurt bulmak üzere adları geçen boylara karşı mücadeleye girmişlerdir. Coğrafyacı Istahrî (933-51)'ye göre. arterm güneyinde Ertiş-Seyhun-Yayık arasında Oğuzlar. Aşağıda üzerinde durulacak olan bu meselede. Bu kayıt. 924 yılında Selenge havzasını işgal ettiler ve Kara-balık (Kara-Balgasun) kentine de girdiler. Son araştırmalara bakılırsa X. Bacgsrd (Başkurd) ve Nugerde adlı boylar üzerine saldırmışlardır.Aral gölü kuzeyi ile Hazar arasında yaşayan Peçenekter ite Peçrû. yüzyıl sonlan veya IX. güneybatı'da Oğuzlar bulunuyordu.Bu haberlerden anlaşılıyor ki. bunların doğusunda Kırgızlar.batıda ise Ak itil ırmağı kaynaklarına dayanmıştı. Böylece Peçenekler'i biz daha sonra doğu Avrupa'da. bu IX. Yüzyılda: Onuncu yüzyılda Batı Sibirya'nın Güney yarısında Kimek Hakanlığı. Kimekler de VIII. Batı kesimindeki boylar. Doğu ve Bat» Türkistan'da arka-arkaya gelen bu olaylar sonucu Orta Asya'daki siyasî durumun değişmesi sırasında. yine Ertiş ırmağı boyunda ve bugünkü Kazakistan'ın kuzeydoğu tilerinde. Ülkenin batı kesiminde Yayık (Ural) ırmağı'na değin uzanan yörede. Emeviler'in yıkılışı ve Abbasîier'sn çıkışı sıralarında Halîfe tarafından Tokuz-Oğuz Hakanı'na elçi olarak gönderilmiş Bahroğlu Temîm (Temîm b. Çim (Emba) ve Yayık (Ural) ırmakları vadilerine hâkim oldular. KimeklerTn bağımsız devletini ve bu devletin niteliğini açıkça göstermektedirlOmek ülkesi ve oradakrtayat terzi üzerinde bilgi verilen bu eserden. İşte Atıl/ltel de bunlardan biridir ve Batı Si-birya'daki ırmaklardan biri olmalıdır. Kimek devleti ve Kırgız Begliği'nin bulunduğu anlaşılıyor. güneydoğu'da Kartuklar. yüzyılın başla- . fakat çok daha yayılmış olarak. yenilmeleri sonucu otlaklarım (ve yurtlarını) onlara bırakıp batıya doğru çekilmeye başlayacaklardır. eski yerlerinde kalan az sayıdaki uruglar ise. *pj Kuman-Kıpçak meselesi üzerine eğilenlerden Çek bilgini DARasovsky. eski yakınları olan boylar üe birleşerek. X. Bahr el-Muttavvi'î).yöresi bozkırına geçen Kızgızlar ise. yüzyıl ortalannda bağımsızlıklarını almış ve devletlerini kurmuş olmalıdırlar. yeni gelen Oğuz ulusu içine gireceklerdir. î ULYOsyıM* Bu yüzyıl sırasında. Kimek devleti ile ilgili en eski haber Arap elçisindendir. Bu arada Hazar denizi kıyısına da ulaştılar. ve X* yüzyılda Ertiş ile Ural arasında yaşayan Kimek boyunun aslında Kuman olduğunu. 10. 8u bozkır mücadelesi. Oğuzlar (Guz)'ın kuzey doğusundaki çok geniş bozkırda ve Ertîş ırmağı boyunda Kimek adlı büyük bir Türk ulusunun bulunduğunu. Bu durumda Türkistan'ın kuzeyinde batıdan doğuya sırasıyla Oğuz devleti. Yüzyılın ortalarında Kimekler'in batıya doğru yayılması sürüp gitti. Bu yüzyiltn son çeyreğinde Oğuzlar'ın Doğu Türkistan'ın Selenge bölgesindeki yerlerinden batıya doğru hareketle. Kimek devletinin sınırlan. Minorsky. onların batısında Kâşgar'a değin uzanan alanda Karahanlılar Hakanlığı. Karluk ve Kimekler'in birleşerek Peçenekler'e karşı mücadeleye giriştiklerini anlatır. Kimekler için bir bölüm ayrılmış bulunan Hudûdü'l-Âlem (982)'de. Kıtan sürüleri. bir aralık Kara ve Ak Ertiş'de Kimekler'in güneyinde komşu kaldıklarını. adı anılan bilgine ait görüşün tutarlı bulunmadığını belirtmekle yetinirim. V. onların hükümdarlarına "Hakan" ctenfidiği belirtilir. Arap kaynaklarının Abbasî halifesi Mehdî çağına (775785) ait haberlerinden öğreniyoruz. Bu Peçenektetin doğusunda Kıpçaklar ile Oğuzlar bulunuyordu. JOmek. VIII. işte gerek bununla ilgili sonraki haberler. bunların bir oymağını Kıpçaklar'tn teşkil ettiğini. yüzyıldan başlayarak bu Kıpçak adının yavaş yavaş bütün Kimekler'e ad olduğunu ileri sürmüştü.Kuzey Kafkaslar'da ve Hazarlar arasında yer almış göreceğiz. onların batıda İtil veya Kama ırmağına değin uzanan yerleri idareleri altında tuttuklarını belirtiyorlar. güneydoğudaki Tokuz-Oğuzlar'm bir Yabgu idaresinde bulunan "CmHkelh" kasabasına hep akınlar yaptıklarını da öğreniyoruz. Onların akınları sırasında. Kıtay. Yüzyılın başında kuzeydoğu Çin'den çıkmış olan bir Moğul boyu olan Kılanlar (K'itan. oradaki Türk boylarını batıya sürdüler. yüzyılın ikinci yansında güneyde Seyhun boyundaki Savrân kasabasına. Kimekler'in batı kesiminde Tobol-lşim havzasında Kıpçaklar. birlikten bir boy olan Kıpçaklar yayılmışlardı.ltil?) ırmağı çizer. büyük Kimek devleti varlığını sürdürdü. İslâm coğrafyacılarının Ortaasya'dan ilk bilgileri derlediği sırada Batı Türkistan'ın kuzeydoğusunda henüz İslâm'ı kabul etmemiş bir çok Türkboyu göçerevii yaşıyordu. Coğrafyacılar. Oğuzlar'ı Doğu Avrupa'da nereye yerleştirmeli acaba? Aslında Türkler. Bu güç anlaşılır görüşe uyarsak. kuzeyde Altaylar*a varan yörede Kimekler.İM TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 165 la doğudaki Kök-Türk Kağanlığı da çökmüş bulunuyordu. bu ırmağın şimdiki Kama olduğunu Heri sürmüştür. yüzyılın başlarında Oğuzlar'ın yeni yerlerine yerleşmesiyle bitmiştir. 840 yılından beri oralarda bulunan Kırgızlar da sürülüp atıldı. Komşuları. ts& köl havzasında Türkmenler ve Kartuklar. bu devletin göçerevii büyük boylardan kurulu birlik niteliğinde olduğu anlaşılıyor. Onların bir çok boydan kurulmuş bir utus olduğunu biliyoruz. hükümdarlarını ve göçerevii hayatlarını anlatarak belirtilmiştir (760800?}. gerek çağın benzer Türk devletleri gözönünde tutulduğunda. olarak doğuda Kırgızlar. Amansız bozkır mücadelesi sonunda Peçenekler.büyük bir ulus halinde hayatına devam ediyordu. batıya gelen Oğuzlar. Bunun sonucu olarak oradaki bazı Türk boyları batıya çekilmeye başlamıştır. Yukarı Kem (Yenisey) ve Kobdo. X. yüzyılda Ortaasyadaki Türk boylan şöyle dağılıyordu: En doğuda Nanşan yöresinde Sarı-<Uygur) lar. Khıtay) bir devlet kurdular (916). Devlet idaresinde "Hakanlı" derecesinde bîr teşkilât kurmuş olan boybirliğinin en kalabalık boyu belki daha başta Kıpçaklar idi. Ona göre adı geçen boylar. Karluk ve Yağmalar'ın. Bunları Oğuzlar'ın sonraki 241ü boy düzeninde buluyoruz. Yüzyılda: Güneybatıya sarkmaya devan&seden Kimekler ve Kıpçaklar. raporunda Kimekler'i de gördüğünü. göçlerinde yen? karşılaştıkları yerleri hep eski yurtlarmdakiler ile benzetme yaparak adlandırmışlardır. Büyük bir kısmı Avrupa'ya doğru göçe başlayan Peçenekler'den.Kimek ile Guz (Oğuz) arasındaki sınırı Isil (Atıl. Ural sıradağlarımın güneybatı yöresine.

onları daha ileriye sürdü. Kimek boybirfiğinden olan ve yine Ertiş boyunda yaşayan Yimeikter (Y6mekler) tanıtılmış ve onların da Kıpçaklar'ın bir "cîTi (oymağı) olduğu belirtilmiştir. yurtta kalan Kıpçaklar'ın üstün sayılarıyla belki boybirliği idaresini ellerine geçirmeleri demek olabilir. bu birliğin boylarından baharını ya tek&aştna kalmış veya başka boybiriikterı içine girmiş bulmaktayız. kendileri bir kısım Kıpçaklar ile birleşmiş ve ilk defa Kurnan adım almışlardır. Karahanlı devleti sınırları içindeki Kâşgar bölgesi ile Işık Köl yöresine de girmişlerdir. öte yandan büyük nüfusa sahip Kıpçaklar'ın çevredeki boylar üzerinde hâkimiyet kurmaya girişmesi. bir çok Türk boyunun birleşmesinden ortaya çıkmış idi. Bu son husus. Daha sonra Türkiye'ye doğru akan Oğuzlar arasındaki Bayandurlar'dan Aİ&byunfu soyu XV.Bu küçük açıklama bazı mühim hususları akla getirmektedir: Kimek boybirliği artık iyice dağılmış ve o toplayıcı ad unutulmuştur. kendilerini ayrı belki de üstün saymaktadırlar. Halbuki bu "Kuman" boyadının. Bu sıralarda Kumanlar'ın itte yurtlarından batıya doğru göçleri de. Çağın kaynaklarına bakılırsa. Avrupa'ya giden Yımekler'den bir bölüğünü daha sonra. Uzlar'* daha batıya sürerken. yüzyılın ortalarına doğru ülke içindeki karışıklar çoğaldı ve zayıflamış bulunan merkezî idareye karşı baş kaldırmalar arttı. çoğalarak daha geniş bir afana yayılmışlardır. Bu eserde. XIV. İşte bu sıralarda. yolları üzerinde olan ve ottaklan için pek çoğalmış bulunan Kıpçaklar'dan bir kjşmını birlikte alarak. Kimek ülkesindeki bütün boylar da bu Kıpçaklar'a bağlanmıştır. yüzyıjda yeni et$H. yüzyılda SeyhuşJbpyuna indiklerini ve oralarda Hârizmşâhlar devleti hizmete girdiklerini öğreniyoruz. Değerli eseri "Ölvânü Lûg^İfMPürk'ü yüzyılın ikinci yarısı ortalannda bitiren Ka-rahartff-Ûlfcesinden Kâşgarh Mahmûd Beg. yüzyılın ilk yarısındaki büyük boylar göçü. Yimekler'den olup.* ba& Sibirya bozteri üe Hazar Denizi kuzeyinde v^ıirnışlardteeunlardan bir kıemı Kumantar ile tMMe orta Avrupa'ya doğru uzandı. Aşağı Ertiş-lşim Tobol havzasında bulunan Kıpçaklar. Ortaasyadaki Türk boylan arasında yeniden büyük bir boylar göçü doğurdu. galiba çok kalabalık ve yeygim. Hârizmşâh îöuihammştfin 1218 seferini anlatan Mînhâc Cûzecânî de. İşte bu ağır akın ve istilâ. değil idiler Bunlar sadece Oğuz ulusu içine girdiler. XI. Pek kalabalık olan Kıpçaklar ise. yüzyılın ortalarında olan dağılma sonunda. Güneybatıda yüksekliği 1000 ra yüksekli- . anılan bölgenin çok doğusunda küçük bölüntüler halinde başka etnik toplumlar içinde bugün bile bukmmas*. Şerefüzzemân Tâhir Mervezî (1120?)'nin aktardığın» göre.topJumlar kurulana değin varlıklarını süfdöjçjüter. Birlikten belki sadece Kıpçaklar ile Yimekler yerlerinde kalmışlardır. Kendi alanlarında kalanlar ise. Yimekler'in XII. 1017 sırasında Kıtan süruîeri. Bu Kadjr Han. Bu sıralarda batı komşuları Hazarlar içine girdikleri de düşünülebilir. onların buralara gelmeden önce. Ülke: Kaynaklarımızdan ulaşıldığına göre Kimek'fcikesi. Kuzey Çin'deki Kıtan öevleti'nin bu baskısına bağlanmaktadır. Altınordu Devleti'ndeki Kıpçaklar arasında buluyoruz. Bföiğinfcrttkalababk boyu öten Kıpçaklar. Safaktan-oğlu Tatar Yûsuf'un oğlu idi. 1009 yılında Uygurlar üzerine yürüdüler ve onlardan Balı Kansu ile Kan-çov ve Suçov kentlerini aldılar. Bu devletig t|azıaskerî sefer ve başarılarında büyük rol oynamışlardır. Bu sonuncu bölgeden de. Kimek devteti'ni çözmüş olmalıdır. Kimek ulusu. Aral Hazar bölgesindeki Peçenekier'in kuzeyinde Hazarlar. Ben Sibirya ovasında ve yaklaşık 48/49-57 K ile 70-85 dereceleri içinde kalan geniş bir bozkır alam »>*■ Bu geniş alarm güneybatı ve güneydoğu köşelerine bakılraazsa çoğu yüksekliği 125-t50 m'yi geçmeyen bir bozkırdır. Kınro1*? kuzeyinde uzanan geniş bozkıra gelmiş olmalarıdır. Onlar Sarı'yı. Arkadan gelen Kayiar. bu ikisine ait çeşitli unsurların ayrı ayrı görülmesiyle anlaşılmaktadır. Bir kısmı yerlerinde kalırken.büyük bir göçe başlamışlardır. bir kısmı Kıpçaklar yanında Doğu Avmptfya geçti. YüzytJm başlarında Kıtanlar'ın batıya doğru akınları gelişmeye başlamıştır. yüzyılın ikinci yarısında Kimek devleti ve ulusunun adı bile unutulmaya başlamıştır. onlar Peçenekler'i iterek yurtlarını aldılar.ontarın (Kun ve Sarılar?) batıya göçerken. benzerlerinde olduğu gibi. güneyinde Oğuzlar bulunuyordu. Birlikten başka bir boy olan Bayandurlar. önce Kora ve sonra Gobi üzerine döndüler. Kıtanlar 300 bin çadır halkı halinde (toplamı belki iki milyona yakın nüfus) Karahanlı ülkesini istilâya başlamış oiuyorduBaz* öncüleri ise» laik Körün batısında bulunan başkent Balasagun'a sekiz günlük yere yaklaşmışlardır. bu bilgiye hemen şunu da katmıştır: 'Bizce onlar Kıfçak'tır. Boybirliğinin dağılışı ve merkezî idarenin çöküşü o derecede an? ve kesin olmuşturki.166 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 167 nrtdft Seybun'un orta ve aşağı kıyılarına da hâkim oldular. Ve orada yeni bir boybirüği devleti kurdu. ayrıca bunlardan bir kısmının batıya doğru göçe başlarttfsı. 1050'den son-: ra Doğu ve Orta Avrupa'da bulunan Kuman ve Kıpçaklar'ın b]r boybirliği ku^kffe birlikte» îek bir boy halinde kaynaşmadıkları. doğusunda Kıpçaklar. XI. Kunlar Kıtay (Kıtan)'dan korkarak göçtüler. yüzyıl başlarına ait bir haber ile. Gerçekten.Muhammed Nesev*(t24t}^n verdiği bir haberden. Ibn ef-Esfî'de anlatılan 1012-13'de Türkler'in Çin'den çıkışı haberi de yine bu Kun ve San (Uygur)lar'ın Türkmen yurduna gelişi olmalıdır. yüzyıl başlarında Doğu Anadolu ve Azerbaycan'ı içine alan bir devlet kuracaktır. XV. t$un Kanglı başbuğu Kadir Han'ı ardından kovalayarak kuzeyde tâ Yugur kasabasına değin gittiğini anfaürçışür. onlar Türkmenleri onlar Oğuzfar'ı. yüzyıl başında Ortaasya'da yaşayan Türk boylan ve uruğlan arasında Kimek boyadı bulunmamaktaydı. Göçebe Kıtanlar'ın bütün varfcJdanyia Türk boylan yurtlarına saldırısı.. Kimek boybirliğinin öteki boylarının dağılıştan sonraki durumu üzerinde ştadfflik bilgimiz yoktiprat'yüzyıl ile XX. Macar bilgini Karoly Czegtedy'ye göre güneybatı Sibirya'ya gelen Kun ve Sarılar. sadece. ama Kıfçak Türkleri kendilerini ayrı sayarlar. Ancak Kâşgarh. gerçekten ağır bunalıma yol açmış ve Türfc boylan da bîr birbirini yerlerinden sürerek. Onun yerini en kalabalık boy olarak Kıpçaklar aldı. de varlıklarını göstermez mi? Kliman meselesinde kesin dan husus. Boybiriiğinde ağır bir J^nalım doğdu ve birlik ^ukJu^Oyle anlaşılıyor kî. Kimekler'den hiç söz etmez. Kimek ulusu üzerinde de kötü tesir bıraktı. YSrneklerlrt durumu da Kıpçaklar'ınki gibi oldu. 1004 yılında Çin ile barış yapan Hitanlar.

Şağlcân ise Kimek ülkesi sınırında. Boy Düzeni: Kimek ulusu. güneybatı kesiminde Oğuz ülkesi yakınında idi. düzeltmesi bence de doğrudur. Kimek ülkesi ile Batı Türkistan arasında uzanan üç taarat yolunu İslâm coğrafyacıları ile Gerdtel'den öğreniyoruz. Bu yolboyunda adı geçen Yengi-kent.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 169 ğe varan bir yayla (Bugün:Kazak bozkırı) bulunur. Bu yol batıdan hareketle doğuya Kırgız Yurdu'na uzanırken. X. yine o dağdan çıkar. Büyük bilginimiz Ebû Reyhan Beyrûnî (1000) de. Karluklar. Ülkenin asıl merkezini Ertiş'in orta boyu teşkil etmekteydi. uzun bir kumluk vardır. Kimek ulusunun yayıldığı bu geniş ülkede pek çok boy ve onların bölüntüleri yaşıyordu. 3uvuk ırmağımdan. elimizdeki kayıtlar oldukça kanşık ve çözülmesi. Coğrafyacı Muhammed el-Mukaddesî. Buradakilerde ise. Mudûd (8B2)'a göre. Aç* bir imlâ ite yaz*myan yer adlarının. yüzyılda Güneybatı sınırını Seyhun havzasındaki Sabrân ile Şağlcân kasabaları yakınlarından geçtiğini söyler. hızlı giden bir atlı için 80 günlük yoldur. K. fbn Havkai'ın kayıtlarından da bu sınırın Batıda Ak-ltil ırmağı başlarına uzandığı sanılıyor Kaynaklarımızın çeşitli haberlerinden Kimek ülkesinin komşularını da öğrenebiliyoruz. Uluğ Mun çölünden.Kimek yoludur.d-Or Tağı'ndan. yine oradan bunun daha fazla olduğu ortaya çıkıyor. Adı geçen Atıl ırmağı da Ertüş'ûn kuzeyinde olup. Biz de buraya öyle aldık. yüksekliği geçen etek ve uzantılarıdır. Ticaret yollarından biri Taraz (Talas>.Kiye" yi V. Oradakiler bazı geleneklerinde Oğuzlara benzerler. Yolda sırasıyla. Güneybatı yönündeki atanda ise. Kimek sınırı ile doğudaki Kırgız ülkesi arasında. bir çölden.boy (kavm) olduklarını. Ertüş ile Atıl (Ob ?)'ın birleştiği yere yakın ve Ertüş kıyısında bir köydür. Çubın köyü: Kuzeyde. bütün bölüntülerin adlartru ve sayışım hiç bir kaynakta bulamıyoruz. Hudûd'da ülkede tek kentin bulunduğu söylenmiş ise de. Kuzeydoğu-Güneybatı yönünde olan Fârâb. Altay'dağlarının 1500 m. Ülkenin daha kuzey kesimi taygaiık ve ormanlık olup. Y. Kuzey-Güney yönünde uzanan bu yol boyunu. ülkenin ikliminin kışın çok soğuk olduğunu ve çok (mızrak boyu) kar düştüğünü anlatır. Kimek yurdunu komşu ülkelere bağlayan yollardan Wr kaçını bazı kaynaklar tesbit etmiş ise de. A. Batıda Peçenekler yaşıyordu Hudûdü'1-Âlem (982)'de bu Peçenek yurdunun her haliyle Kimeklertnkine benzediği belirtilmiştir.8 (?) ırmağından geçilir ve Ertüş'le Kimek ülkesine girilirdi. bu kayıtlar pek açık değildir. tatlı olup içilir. Bu hususun. Gerdîzî. (Kuzeyde ?) bir kasabadır.n. Hakan yazın orada kalır. Hudûd'da anlatıldığına göre. Oğuz Yabgusu'nun kışlağı İdi. Kimek ülkesi on I* (t* de Hakan bölgesi varsa on iki) bölge (ll)'den kurulmuş idi. Kocaman ve geniş bir akarsudur. Buna göre yolboyu. Onların bugünkü Altaylar 8e daha doğusunda bulundukları biliniyor. Oğuz (Guz) ve Kimek yurtlan sınırına bakan bir kasabadır. Kimekfer'in 'K. kaynakların açıkpa anlattığı gibi. Yimek (iye). sırasıyla Pârâb {Fûr6bh ÜM Nev (Yengi-kentyden geçtikten sonra Kimekler'e yöneBr. "Yimekiye" şeklinde. Minorsky'nin bir yazı yanlışı olarak kabul edip. Bu kuruluşta onların bir çok boy ve uruktan meydana geldiği muhakkaktır. Bu Türk ülkesinin sınırlarım belirleyen bazı bilgileri islâm coğrafyacılarının küçük kayıtlarında buluyoruz. Baraba bozkırı ile Çan 06lü de bu bölge içinde kalır. bölgeler ve kentler şunlardır: İç -Kıpçak: Kuzey batıda bir bölgedir. bunların Kimekier'den ayrılmış bir. galiba Oğraklar bulunmaktaydı. Bunların her bîr! ulusu meydana getiren . çoğu düz bir bozkır olan ülkede sert kara ikliminin hâkim bulunmasından ileri geldiği bellidir. bir boybirHğl teşkil ediyordu.Kimek yolu'nu Genftrf tarîf etmiştir. Bu dağ. Melik (=Yabgu ?) diye andığı idarecilerinin Kimekler'ce atandığını ve yurtlarının güneyinde Peçenekler'in bulunduğunu anlatır. Yine aynı dağdan çıkan Ertüş Irmağı. üçüncü bölgenin adının okunuşu kesin değildir. Kimek ülkesinde Ertiş (Irtış). İşim gibi büyük ırmaklar ile daha bir çok küçük akarsular ve göller vardır.d-Ortaği" (Altaylar?) dedikleri bir dağ bulunuyordu. Güneydoğu ise. Hazar denizine dökülür (hangisi?). bir ırmaktan. Kıpçaklar'a ait başka bir bölgeyi (Taş-Kıpçak ?) de ayrıca pek kısa bir bölümde ele alan Hudûd yazarı. Yine GerdizTden üçüncü bir yolu da tanıyoruz. Ancak Kimek ulusundaki boy düzenini. Kimek ülkesindeki Ming-Or Tağı'nda buiunan ve suyu hiç azalmayan bir tatlı su kuyusundan söz ediyor. açıklıkla bilemiyoruz. anlaşıldığına göre.s. Burası ile Taraz (Talaş) arası. Guz ülkesinden akarak.n. Karluk ve Kimek topraklarından geçiyordu. Ob. etrafı sur ile çevrili büyük ve zengin bir kasabadır. Guz ile Kimek arasında akar ve bir Kimek köyü olan Cûbîn (ÇûbtnJ'den sonra Atıl (bugünkü Ob mu?) ırmağı'na dökülür.Suyu kara ise de. Halkının geçimi bol ve işi iyidir. Kırgız gelenekleri vardır. Onun verdiği bilgiye göre. Yine güneyde Kara Ertiş yöresinde. Hudûd'dan alınan bu bilgilerde. Kırkız-han: (Doğuda ?) başka bir bölgedir. Bu dağdan çıkan büyük Res (?) ırmağı. Kimek yurdu ile Cend kenti arasında. Dördüncüsü "N. Bunlardan Savrân (Sabrân). Peçenekler'in yerini sonradan Oğuzlar (Oğuz Devleti) aldılar. Birlikteki boyların nüfusu arttıkça ve bunlar da yayıldıkça sınırlar genişlemiştir.M. Türkmenler ve Oğuzlar yayılmışlardı. Aral gölü'nün doğu yöresinde olup. Yaylak olarak çok kişi toplanır. Onların yerleri üzerinde aşağıda ayrıca durduğumuz için burada tekrarlamıyoruz. kışın soğuğu fazladır. gerekli bir duruma girmiştir. ülkenin doğusunda Kırgızlar (Kırgız Begliği) vardı. Bunlara göre. yer adlarındaki anlaşılmaz imlâdan dolay». Güneydoğudaki Tokuz-Oğuzlar la aralarında bir bozkır (sahra) uzanırdı. sonraki istinsahlar arasında daha da bozulmasıyla. gsun-yasav: (?) Ertüş ile Atıl (Ob? ) ırmakları arasında başka bir bölgedir. Kimek ülkesinden akar ve Cübîn'e ulaşır {Sonrası karışıktır).

özerinde bile dur% maya değmez. Bayandurlar'ın Oğuz içindeki ikinci devre tarihi üzerinde oldukça bilgimiz vardır. Prof. Lankaz ve Aclad hakkında hiç bir bilgimiz yoktur. ulusun içinden çıktığı asıl boy bu îdi. Kimek boybirliğine sonradan hangi boyların katılmış olabileceğini açıkça bilemiyoruz. Ancak bu devlet ne nitelikte idi? Çünkü Türk ilk çağı boyunca Törkler'de M türde devlet görülmüştür. O bakımdan kökü " Bayan* olabilir.. Adlan bile doğru okunamayan son iki boyun. Çünkü. elimizdeki bazı kayıtlar bunu tahmine imkân veriyor. Bu ikincisi. Bunun adı. bunlar ile karıştırmış olacaktır. Bunların adlarının okunuşu bile kesin değildir. Bayandur far (Baîandur) da. yüzyılın ortalarında. Haklarında az bilgimiz olan Yhnekfer'i Kâşgariı Mahmûd Beg tanıyordu. ötekisi büyük boylar birliğiyle oluşan "Hakanlı devlet" yüksekliğinde idi. öteki boylardan imi'nin Kıpçaklar'ın doğusunda ve Tatarlar'ın Yimekler'in doğusunda bulunduklarını sanıyorum. Lankaz ve Aclad'ın ise en doğuda kaldıkları. Gsunyasav'ın aslında bir boy olması çok mümkündür. muhakkak daha eski bir kaynaktan aktardığı Kimek destanında yedi boyun adını vermiştir. pek çok büyük boyun katılmasıyla geniş bir alana hükmeden ve idaresi aristokrat nitelikte tek bir soya dayak devlettir. Ulustaki adını bildiğimiz boylardan üçü olan İmi. Tokuz Tatar ve Otuz-Tatar olarak Kök-Türk yazıtlarında geçer. Tatarlar hakkında da (azla bilgimiz yoktur. birçok Türk boyunda olduğu gibi. Kimek boybirfiğinde zamanla Türkleşip giden Mogut kabileleri bulunduğu da Rus tarihçUerince yeri eüıtllmüştür. Iç-Kıpçak ve Taş Kıpçak şeklinde ayrıldığını Hudûd'daki bilgilerden tahmin ediyoruz. Devlet Yapısı: Kimekler'in VIII. Oğuzlar'a komşu bölgede yaşayan ve sonraları Kıpçaklar îte birlikte bulunduğu görülen Kanglı boyu da bu birliğe katılmış olabilir. Çünkü yutanda belirtildiği üzere. Ancak bu husus. tartışılabilecek BayatBayaut aynılığı bir kenara. dağılma sırasında onlara katılmışlardır. Bu iki kaydı birleştirirsek. gsun-Yasav)'nun İtil ile Ertiş arasında yaşayan Başkurtlar'dan başkası olmadığı hususu. sadece kendisinin bir yorumudur. O eserde bunu belli edecek açık veya kapalı Nç bir ifade yoktur ve itham ettiği Minorsky de metni karışfermamıştır.) sayılıyor. Hudûd'da geçen Yagsun Yasu (Y.. Ibn Fadlan (929) kuzeye ftil Bulgartarı'na giderken. bir devlet kurduklarını felyomz. Batı Anadolu'da görülen Bayındır yerad» (İzmir'in güneydoğu yakanında) da bu boydan gelmiş olmalıdır. . öte yandan dabu ikinci boy Kimek boy düzeni içinde (3. düzende o sayıda büyük boy bulunuyor demek olmalıdır. Kimek destanına göre. Yine bu konuda Prot Togan'm. Birlik boylarının ülke içindeki dağılış ve yerleşme yerleri kesinlikle bilinmemekle birlikte. Halbuki Gerdizî (1050). Doğu Kök-Türk ve Türgiş devletlerinin tarih sahnesinden çekilmeleri üzerine bağımsızlıklarını ilân eden öteki Türk boyları gibi. sonraları Batı Sibirya'dan Orta Avrupa'ya uzanan pek geniş bozkırların hâkimi olmuşlardır. daha geniş teşkilâtlı ve daha büyüktür. Kâşgariı da bu boydan kısaca söz eder. Yine bir bölge adı olarak bilinen Y. Onları. Oğuzların doğudaki kalıntısı kabul edilmesi gereken Bayaut (Bayat)lar'ın Moğullar arasında Mogul ve Kimekler arasında Türk sayılmaları durumu da varit değikSr. Doğu Anadolu'da kaleme alınmış •Dedem Korkut Krîabfndaki hikâyelerde de buluyoruz. sonraki katılmalar ile bunun on ikiye çıktığını düşünebiliriz Gerdizfnin aktardığı destân'a bakılırsa. bu ilk devirleri süresince az tanıdığımız bir boydur. Kimek boybirliğinin başlangıçta yedi boy ite kurulduğunu. Birlik dağıldıktan sonra bir kısmı Seyhun boyuna inmişler. hepsi kişi adt (eponym) kökünden olan boyadiarı şöyledir: O irro-Eymt-lmey (okunuşu açıklıla belli değil) • ImeMEmek (Yimek) ©Tatar ■'■' • Bafandur (Bayandur) • KJvfçak (Kıpçak) • LankaZ'Lanıkaz (Minorsky'ye göre: Nılkaz) • Aciadfl) Bu destanda Kinoekler. Bununla birlikte Kimek ülkesindeki üç bölgeden birinin adı olan'Kırkızhan" gözönüne alınırsa. Belki Tatarlar'dan bir soy.İTO TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 171 boylara ait ise. Nitekim yurtları Kıpçaklar'ınkine pek yakın idi. Onların. Bunların da güneyinde ve Oğuzlar'a komşu kesimde Bayandurlar vardı. Kıpçaklar'ın güneyinde ve Ertiş'in sof (batı) kıyısı boyunca Yimekler yerleşmişlerdi. Togan. Bunlardan ilk derecesi bMW boydan kurulan 'Boy begliğf. Burasının Kıpçaklar'a çok yakın bulunması gözönüne alınarak Başkurtların birliğe katılmış olması Mmgfö üzerinde durulmalıdır. öne geçerek bir çok boydan oluşan bu boybiriiğini kurmuştur. Devlet özelliği bakımından daha köklü. bir kısmı da Altmordu'daki Kıpçaklar içtnete görüimüşlerdîr. Bununla birlikte. Divân'da Kimek adı zaten geçmez. Altınordu öncesi ve sonrası etnik kurutuşların içinde bu boyun büyük yeri vardir. gibi başka boyadiarı da biliyoruz. Bu boyadı biçiminde yapılmış Kumandur. Câm (Çim) ırmağı'nı geçince Başkurt karakollarını görmüştü. Kimek ulusunda bu adı taşıyan bir boy bulunmamaktadır. O belki Bayandurlar1!. birliğe bir Kırgız boyunun da katılmış bulunduğu anlaşılıyor. Ancak onun belge olarak gösterdiği. Oğuzlar'a komşu bulunduklarından. Tme onun "DUT (Oivanü Lûgaii't-Törkyde de Başkurd ve Kimekterln dffi beraber zikredilmiştir* sözü de belge olamaz. Burası ülkenin orta kuzey yöresinde ve Ertiş ile Atıl (Ob?) ırmakları arasında bulunuyordu. Başkurflar1! da Kimek birliğinden bir boy saymaktadır. Onların Kumanlar ile ayrı bir boybtriiğt devleti de kurduklarını biliyoruz. bunların eski kaynaklarca hemen hiç tanınmamalarından anlaşılıyor. elimizdeki boyadiarınırı karıştırılmasından ve hattâ ters yorumlanmasından ileri geldiği için. Kimek ülkesinin kuzeybatı kesiminde Kıpçaklar yayılmışlardı. Uzun süre biride içinde kalan Kıpçaklar. Tatarlar'dan ayrılmış bir bölüntü olarak gösteriliyor. Monğoldur.

oturak Kimekler'de asıl geçim. Ertiş ırmağının yukarı boyunda binlerce vahşi at bulunuyordu. Bir çok büyük boyun birliğinden kurulmuştur. yy)' in yazdığına göre de Kimekler öten kişilerin cesetlerini yakarlar ve büyük akarsulara (Ertiş ırmağına) dökerlermiş. Orada be- lirtiidiği üzre. kendileri ve hayvanlar bunlardan yararlanırdı. gerek kaynaklarındaki bilgilerden ve gerek günümüze kalan dil kalıntılarından açıkça anlaşıldığı üzere. Keçeden yapılmış büyük otağlardan küçük çadırlara kadar değişik barınakları vardı. Her il'inde kendi içinde boy ve uruğlara ayrtîmış bulunacağı da düşünülebilir.172 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 173 Kaynaklarımızdan Ali ei-Mes'ûdî. Soğuğun şiddetlendiği günlerde sular donunca. onların Oğuz duşu içindi bulunduktan sırada tesbit edilmiş "Dedem Korkut Kitabındaki beitrtHerdflft anlaşılıyor. Pamuktan yapılmış nakışlı ve çubuklu olan bu dokumayla kışlık elbise dikilirmiş. çocuklarına veraset yoluyla verilir. Bu orun. zaten göçerevli yaşayışın gerektirdiği hususlara uygun birimlerden oluştuğuna göre. Sayıca çok az olan bu oturaklar. komşu Oğuzlar ile birlikte Ana-Türkçe (Y-Türkçesi) konuşmakta idi En kuzey batıda bulunan bir kısım Kıpçaklar ile bir kısım Yimekler ise. Bu kayıtlara bakılırsa. kendi idaresindeki ülkenin bir bölümünü idare etmek üzere verdiği bir vazife unvanı idi. Onlarda hayat tarzlarından başlıca ikisinin hâkim bulunduğu anlaşılıyor. Yüksek seviyedeki başka bir ünvân da "Tutug" (bir okuyuşa gör« Totok)'dur (Kimek destanı ve MCtometül-Tevârih). 941) Kimekler'de bir Yada. herhalçie eski bir kaynaktan alarak başbuğlarına "Baygt* (Yabgu)* unvanını veriyor. Aynı yüzyılda ve bu devlete daha yakın yerde yazılmış "Hudûd" (982)'da Kimek hükümdarının unvanı "Hakan" olarak verilmiştir. "Murûc" (943) İte "Tenbîh" (956) adlı eserlerinde. Kimek devlet yapısı Hakaniı derecesindedir. onların tarafına geçerlerdi. idarecinin kendi soyuna mahsustur. Ünlü Arap gezgini. Onların Gök'e (Tanrfya) taptıkları.taşı bulunduğunu haber veriyor. Asıl geçimleri hayvan besleyiciliği olan bu kalabalık toplum büyük sayıda hayvan beslerler ve onların her türlü ürünlerine dayalı bir iktisat hayatı yaşarlardı. onlar Ertiş trmağı'nı ulu Tanrısı sayariarmış. Oğuzlar ile iyi anlaştıktan yıllarda kış şiddetli olunca hayvan sürülerini alır. bîri önde öteki arkada tutulmuş». Kimekler ite Kırgızlar'da giyimin tamamen aynı olduğunu belirtir. hayvan besleyicisi olmaları dolayısıyla yılı yaylak ve kışlak denilen belli iki yöre arasında yarı göçebe geçirirlerdi. Onun idaresi altındaki ülke on bir (belki kendisininki ile on iki) ll'e ayrılmıştır. Onların kışın karlı günlerinde kürk hayvanı avına çıktıklarını Mervezî anlatır. Kimekler'de "Su kültü" bulunduğu Gerdizf nin aktardığı Kimek destanından ortaya çıkıyor. Devlet idaresi aristokrat nitelikte ve Hakan soyu elindedir. Kimek ülkesinde iki ağız bulunduğu da ortaya çıkıyor. Dokumanın kendi belki önceleri yünden . MuhalhH. "Yabgu* (Kimek destanı vb. Kaynaklarda geçen bazı unvanlardan Kimek Devlett'nin üst orunları hakkında bügj ed^ebilıyonjz 8u unvanları zaten ilk ortaçağdaki Türk devletlerinde de bulmaktayız. Bu hayat tarzının bir gereği olarak büyük çadırlar altında bannırlardı. üter de on bîr "âmir vardır. Kimekler'de de Kamlık (Şamanizm) dini hâkim bulunuyordu. Hakan'ın saraydaki eşi olan kadın M Hsturf ilkçağdan beri bütün Türk devletlerinde kullanılmıştır. Sert-soğuklarda bineklerini götürdükleri bir bölge Oğuz yurduna yakın Ak tag (ûk tag) îdi. Ishak ibn el-Hüseyin (XI. Bu büyük devlet göçerevli hayvan besleyici boyların iktisadını vm hukukunu ön plânda tutar.) ve *Şad* (Kimek destanı) unvanları. O halde kısaca toparlarsak. Hudûd yazarı. Geçimin bir yolunun avcılık olduğunu belirtmiştim. ikisi de Kimekler in Hakaniı devlet düzenine sahip bulunduğunu ortaya koymakladır. Nitekim Bayandur boyunun da bu tür teşkilâtı benimsemiş olduğu. Elimizdeki dil kalıntıları dikkatle incelenince. ister Yabgu. Yine bu kaynağımız onlarda deve bulunmadığını. bir bölgenin askerî-mülKI idarecisine verilirdi. eş olması çok tabiidir Karda Kimekleıin kayak kullandıkları da belirtilir. Ancak bunlar yer ve zamana göre. Besledikleri ve ürettikleri hayvanların başında at. oldukça oturak bir yaşayışa sahip idiler. bağımsız devlet başkanına verilirdi. Orada toprak altında ağaçtan su hazneleri yapmışlardı. Verdiği bilgiye göre. O halde Kimek Devletinin asri iktisadı bu hayvan besleyiciliğine ve onlardan alınmış maddelere dayanmaktaydı. ülkenin başında "Hakan' unvanlı bir hükümdar bulunuyordu. Kıpçaklar da bundan yağmurluk yapariarmış. Bu tarz giyimin. göçerevli bir hayat tarzı sürdürürdü. KüttOr: Kimekler. Hakan'ın yakınlarına. Kimekler. Kimek ocakları (âile)'nda ataerkil hâkimiyet vardı Bu. Bu. Bulgar Türçesi (S-Türkçesi) tesirinde bir ağıza sahip idiler. Kuzey kesimindeki ormanlık yerlerde yaşayan Kimekler. Ebû Dulaf (Mis'ar b. Nüfusun büyük çoğunluğu. sulak yerlerde ve çayırlarda dolaşırlardı. Bölgelerde Hakan soyundan kişiler veya birliği oluşturan boyların beğteri hâkrrndir. Kâşgarlı Mahmûd Beg "Kemek (tek fethayte)" adı verilen bir dokumayı tanıtıyor. Her ili kendi hâkimi şdare etmesiyle. sığır ve koyun gelirdi. Göçerevli Kimekler'in besledikleri büyük sayıda ki hayvanları kışın kendi sert iklimlerinde korumaları çok güç oturdu. Ocakların bütün servetlerini büyük hayvan sürüleri teşkil ederdi. oldukça eski bir geçmişin eseri olarak. K?mek Devletinin devlet teşkilatını bize kısaca Hudûd tanıtıyor. Atalar ruhu'na ve Ateşe de büyük saygı gösterdikleri biliniyor. getirilse bile çok yaşamadığını belirtir. Yeri. Bu ad Kimekler'e özgü bir tür dokuma olarak aslında "Kimekler" de olabilir. Ülke nüfusunun büyük kısmı. kementler ile bu atlardan yakalar ve ehlileştirirlerdi. ister Hakan olsun. Eki oturaklar dışındakiler. göçerevlilerde ise yardımcı meşguliyet olarak kabul edilmişti. ilk çağdan gelen bütün Türk boylarında böyledir. daha çok avcılık ite geçinirlerdi. Eski ve asıl şekli "Kağan" olan bu ünvân. Yazm yaylakta otlaklarda. hayvan besleyiciliği (çobanlık) ite meşgul olurlar. onlardan "Kimek Yabguluğu" olarak söz etmiştir. Kimekler samur (semmûr) kakım ve sincap gibi kürklü hayvanları avlarlardı. Unvanların başında "Hakan" geliyor. Gerdlzî (1060) ise. Göçerevli Kimekler. Avcılık. Kışın karlı günlerini soğuktan korunabilen vadi ve su kenarlarındaki kışlaklarında geçirirlerdi. Türk diliyle konuşuyorlardı. lîk çağ boyunca bütün Türk devlet ve boylarında olduğu gibi. GerdîzTnin anlattığına göre. geçimlerini bunların ürünleriyle sağlarlardı.

her fert ve cemiyet şuurlu varlığını devlete borçludur. German ve Slav kavimlerintndeki gibi. Kimekier'in başta komşuları olmak özere. Her insan birliğinin en yüksek içtimaî müesessesi devlettir. bugün bizde de yapılan "pastırma* biçiminde olmalıdır. değiş-tokuş'un esas alındığı düşünülebilir. Kimekier'in yiyeceklerinin başında hayvanlardan elde ettikleri besinler getirdi. ziraatla meşgul olarak köyde ve ticaret ve sanatla uğraşarak şehirlerde yaşayan Türk zümrelerine de çok erkenden tesadüf edilmektedir. Ticarette para'dan çok. Arkeologya. Şu cihet muhakkaktır ki. Kelt. bunu dtşandan temin ettiklerini belirtirler. İslâm coğrafyacıiarmm haber kaynağı olan bu tacirlerin güvenlik içinde dolaşmaları da aynca dikkate öeğer bir husustur. Yaylakta semirtilmiş hayvanlara! eti ve sütü en İyi gıdadır. Objektif bir gözle Türk kavimlerinin tarihleri araştırılarak ve her devrin kendi hususiyetleri. Lâtin. birçok millet ile alış-veriş yaptıkları anlaşıyor Çevre ülkeler ife canlı hayvan ve ürünleri (et. besin deleri yüksek bâr içkidir. sığır ve at eti yerler. yazısız ve yazılı tarihî an'anelerle içtima? teşkilât üzerindeki tedkikter ve nihayet az da olsa tarih kaynakları. Gerdizî ile Mervezî. Doğu Avrupa Türk Kavim ve Devletleri Akdes Nimet KURAT Giriş Kavimler muhaceretinden önce (M. yapağı. netice itibariyle Türk milletinin her itibarla büyük bir millet olduğunu göstermek için esaslı bir delil teşkil etmektedir. yüzytfda artık pamuktan yapılır olabilir. İslâm tüccarlarının Oğuz. Bu bakımdan Türklerin eski çağlamı yalnız "göçebe bir zümre" telâkki etmek doğru değildir. Türk ilinde geçmişlerde cereyan eden vak'alar. Kımız. Boi miktarda koyun. at sütü de »çerler ve bundan hazırladıkları mayalı içkiye de "kımız" derlerdi. sütlerini de içerlerdi.S. İçecekleri arasında süt ve bundan yapılmış olan besinler vardı. deri. Türk kavimleri tarih sahnesine çıkalı hem devlet teşkilâtı hem disiplinli hayat ve askerî teşkilât bakımından en yüksek mertebeye ulaştıklarını daima göstere gelmişlerdir. halı. henüz esaslı bir şekilde aydınlanamamıştır. Kimek ulusundan Kıpçaklar'ın bunu kutlandıklarının belirtilmesi de ayrı bir belge sayılabilir. Bu et kurutma usulü. yapıcı ve yaratıcı bir unsur olarak dünya tarihinde çok erkenden kendilerini göstermişlerdir. Bu madde onlar için o derecede değerli idi ki. Kimekler. coğrafî ve ekonomik şartları. Aynca. Etler kurutulup saklanarak kışın da yenirdi. Tarihî şartların icabı olarak Türk kavimlerinin bir kısmı göçebe olmakla beraber. Eski Türkeli'nin büyük bir sahası bozkır olması itibariyle bura ahalisinin mühim bir kısmı tabiî şartlara uyarak göçebe hayatı geçirmek mecburiyetinde tefanıştır.IV. filologya ve etnologya araştırmaları. Törkler'in kurdukları gerek "göçebe" ve gerek . Kimek ülkesinde tuz bulunmadan*. Devletin yaşaması için kanunlara ve ailede disipline. samur kürk ile değiştirmeye razı oluyorlardı. dokuma vb) üzerine ticaret yapılırdı. komşularının vaziyetleri bir araya getirilerek mütalâa edilirse. pazar açtıklarını bitiyoruz. gün geçtikçe bu ciheti müsbet bir şekilde ortaya koymaktadırlar. II. tıpkı Grek. Kimek ve Kırgız îtten gibi ana yollar dışında kalmış olan Türk yurtlarında toplu halde çetin yollarda aylarca dolaşarak ticaret yaptıklarını. Türk kavimleri devlet kuran mükemmel teşkilâtı olan. yüzyıl ortalarına kadar) Türk tarihinin en eski çağları. avladıktan kürklü hayvanların postlarını da ihraç ederlerdi Bunlara karşılık dışarıdan başka ihtiyaç maddeleri alırlardı. bu varlığı müdafaa ve idame için mükemmel bir askerî teşkilâta ihtiyaç vardır.174 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 1?» iken XI.

Sibir. Bu cihetle de Türkeli'nin tarihi çok taraflı ve çok müsmir bir inkişaf göstermektedir. Meselâ: 'koza' (keçi). Doğu Avrupa'daki En Eski Türk Kavimleri: 1» İskitler» Sarmatlar. dil ve arkeologya âlimleri Siâviar'ın eski çağlarda ya Türk veya German hâkimiyetinde bulunduklarını kabul ediyorlar. Hunlar1»! on yüksek devri başlamaktadır. Don ooyian ve Karadeniz'in şimali) tarihî faaliyetlerinin ehemmiyetini göstermekte kal* mayıp. Iskitler'den sonra (M. Kama. da bunda büyük payı olmuştur Fakat.17» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 177 'oturak* devletlerin. M. iktisat ve kültür merkezleri yaratan gayet mühim Türk devletlerini veya zümrelerini tarih kaydetmektedir. bunun bir hakikat olarak kabulde şüphe götürmez deliller olmakla beraber. orta Dnepr ve Onestr sahasındaki bazı Sfâv zümrelerini hâkimiyetleri altında bulundurdukları uzak bir ihtimal sayılamaz. IV-k-yüzyıl) Karaderiöfffi şîmaiindeki Bozkırların efendileri olan Sarmatlarlın. 180 tarihlerine doğru Got'lar aşağı Vistül sahasından hareketle Karadeniz'in şimaline gelerek. yerine ve sırasına göre hayatın her sahasında gayet verimli işler icra ettiğini görüyoruz.Ö. Bundan sonra VIzigotlar dö şiddrtfrHun baskısına dayanamayarak Dnestr-Tuna sahasını bırakıp Bizans imparatorluğu hudutların» girdiler. Ezcümle "ana vatanları" Pripet-Vistül arası olduğu kabul edilen Slavların en eski dillerinde rastlanılan bazı Türkçe sözler bu faraziyeyi kuvvetlendiriyor. Attila 461 de Katateun (Şaton) kırfarmda Batı Roma İmparatorluğu ve müttefikleri (Alanlar. güney ve batı istikametlerinde yayıldıktan kuvvetle muhtemeldir. Bazı tarih. fnç olmazsa bir kısmı Türklüter. Sarmaıiar'ın bir parçasını teşkil eden Roksolan (Roks-alan) ve hele Yazığlar'm. MI. Doğu veOrta Avrupa'nm muhtelif ırk ve cinsten olan kavimleri hâkim IttteNun unsurunun kuvvetli ve askerî teşkilâtı altmda bîr arada yaşamak ve faaliyette bulunmak imkânım bulmuşlardır. Ezcümle mühim bîr kısmı Türk kabilelerinden teşekkül ettiği anlaşılan İskitler (Sakalar)'in M. 100-374 tarihlerinde Yayık. Bu kabilden Doğu Avrupa'nın cenup sahasının da çok erkenden bazı Türk zümreleri tarafından İşgal edildiğini gösteren emareler mevcuttur.bazt Türk zümrelerinin. Roma İmparatorluğunun yıkılışında. "bykü" (boğa). dünya tarihinin gıdişatiyle sıkı bir şekilde bağlı olduğu gibi Türk millî karekterine" nüfu: etmeye çalışan bazı muzır cereyan ve unsurların. yüzyılın üçüncü rub'una kadar kalıyorlar. muhtelif kavimlerin umumî bir harekete geçmeleri gibi muazzam bir "muhaceret" başlamıştır. "volü" (ulak. ancak ana hatlarını tesbitte iktifa edeceğimiz "Türkili tarihi* bile. Ostrogotlar'ın bir kısmı Panonya"da yerleştiler. Diğer taraftan miladın birinci asırlarına doğru Vistül havzasındaki Siâviar'ın Germanlar'ın tesir ve nüfuzunda bulunduktan iddia edilmektedir. kuvvetli Wr ihtimale göre. bunların orta Dnepr ve Karpatlar'a kadar uzanan sahayı ellerinde bulundurduklarına göre. birkaç yüz yıl önce başladığı anlaşılmaktadır. binlerce yıllık tarihi ile ispat etmiş olan Türk illeri ve boylarının tekrar eski şan ve şöhretine ve şerefine lâyık bir şekilde kendini göstereceğinde şüphe yoktur. Hakanlık Idrdefrftorfe.S.klannı ayrıca izah etmek fuzulîdir.Ö. 375 tarihinde Hunlar önce Kuban boyunda yaşayan Alaniar'a saldırdılar ve onları batıya doğru takibe başladılar. bil'akis tarihinin sonraki ceryanı bunu takviye edici mahiyettedir. yüzyıllarda bu zümrelerin Don . "skotu" ve "nuta" sözlerinin eski Slâvcaya Germanlar'dan alındığı ileri sürülüyor. Kafkas ve Anadolu. Burada. VI-IV.Ö. Kafkaslardan Alpler'e kadar uzanmakta idi. burada yerleşiyorlar ve IV. Slav kabilelerinden bazılarının Türk tesirine maruz kalmış olduğuna hükmedilmektedir. TürteMunter hâkim zBffire Öfrriak üzem. bugünkü Avrupa'nın etnik ve siyasî teşekkülünde Kavimler Muhacereti doğrudan doğruya âmil olmakla. Vizigotlar) kuvvetleri ile neticesiz kal» büyük meydan muharebesinden iki yıl sonra yani 453te ölmüş ve Hun Hakanlığı da parçalanmıştır. Diğer taraftan "mieko". Onların da kuzeybatıda türlü Slav zümrelerine şu veya bu şekilde tesir yaptıktan imkân dahilindedir. M. Türk-Germen münasebetlerinin M. Hun tesiri ve hâkimiyetiyle mümkün olmuştur. ticaret.Ö. sonra sıra Don ite Dnestr (Turta) arasında yaşayan Ostrogotlar'a geldi. yüzyılda mevcut olan "Hiyung-nu"lar. 2. aynı zamanda. doğruluğunu cerhedecek esaslı deliller de yoktur. iran.kulun) eski Slâvcaya Türkler'den alınmıştır. Kama. Türklerin bu ülkelerin hayatında işgal ettikleri ve edecekleri mevki hakkında bir fikir vermektedir. Atilla'nın kurduğu hakanlık sayesinde. Huriar1* aynı zamanlarda faaliyette bulunan Vizigoöar ve Anglo-Saksonlar'dan fazla "barbar olmad. bir kısmını batıya ittiler. yaşamak ve hareket göstermek kabiliyetini.Ö. bize Türk kavimlerinin Türkistan. yani Türk-Hun"lar kabul edilmekle beraber. daha doğrusu dâhTbir kumandan ve büyük bir devlet adamı öten Atillâ'nın 446 de tek başına Hurttefm idaresini ele aldıktan sonra Büyük Hun Hakanlığı kurulmuştur. Hazar denizi sahasında kalmış öten Batı Hunlan'nın iöW\ geçerek garp istikametinde Herlemeleriytebiihassa German olmak üzere. III. Avrupa tarihinin dönüm noktası ve yeni bir devrin (Orta Zamanlar) başlangıcı sayılmaktadır. Türklüğü kuvvetle hatıra gelmektedir. ile aşağı Tuna boyunda kaldıkları malûmdur. Tarihimizin son yüzyıllarındaki duraklama ve gerileme ise.Hunlar ve Attilfl 375 de başlanan büyük kavimler muhaceretinin dünya ve bilhassa Avrupa tarihinde büyük Ur önemi vardır. kuvvetti şahsiyetler ve mükemmel teşkilat sayesinde büyük faaliyetler gösterdiği. faaliyet ve bilhassa Slav kavimlerine karşı hâkimiyet ve tesir sahası olduğu gibi. muhtelif amitlerin tesiriyle miiâddan çok yüzyıllar önce doğu. bunun içindir ki bazı âlimler Slavların ehlî hayvan beslemeyi ilk olarak Türkler'den öğrendiklerini iddia ederler. yözyto sonunda Idü-KafkasDon-Ttea sahası kamilen Huftter'm alîne geçi. Bzel adı attmda iyi bir kırar sıfattyte Alman halk edebiyatının şaheserlerinden biri ve en eskisi olan. yüzyıldan beri mütemadiyen Orta Asya'dan gelen kavimler için hareket. Alanlar Orta Avrupa'ya doğru ilerlerken. buraya muhtelif fasıllarla German zümreleri de müdahale etmişlerdir. ki devir için. Bu kavmin başına 434 de Bleda ve AttHâ kardeşler geçtikten sonra. M. IV. Bunun gibi. "tvarogu" (peynir) ve "koni* (at.S. muhtelif German kavimlerinden başka (Gotlar. öküz). Roksolan ve Yazığlar s Çin kaynaklarına istinaden tarihin eski Türk devleti olarak M. Balkanlar ve bilhassa Şarkî Avrupa'daki (İdil. XIII.S. Gepidler). Büyük askerî devletler vücuda getirildiği git». yüzyıllannda. Türk'ün ana yurdu sayılan Altay-Hazar-Yayık sahasından. Heruller. Bu defa Siâviar'ın büyük bir kısmı German nufûz ve tesiri altında kalmıştır.Ö. Görülüyorki Doğu Avrupa'nın tarihi M. bir çok Slav ve doğudaki bazt Fin kavimleri bu imparatorluğun ahalisini teşkil ediyordu: Siâv zümrelerinin teşkilâtlanmağa" başlamaları. TMıbelungenlıed'e girmiştin o burada KriemMId'in ikinci kocası olarak gösteriliyor ve kendisine Dîetrich von Bern ve Hildebrand gibi kahramanlar refakat ediyorlar. Atillâ. M. Hunlar bunları da yendtten bir kısmını tabiiyetlerine aldılar.

ekseriyetle karşılıklı mücadeleden ibaret olmakla beraber. buradaki Siâv kabilelerinden bazılarını da tâbiiyetlerine almışlardı. Bire İtil şehrinden. yüzyılın sonlarında Doğu Avrupa'da M mühim ticaret yolu vardı. Bu defa Ural'ın güneyinden SabMsr» Yayık cihetinden de Avarlar gelmişlerdi. ak . Hun Hakanhğı'na tâbi olan Hazarlar'ın. Avarlar Orta Avrupa'nın en kuvvetli bir. Yûzy*hn baş*na arttır. Polyanlar) kuzay Kafkasya'nın türlü dağlı kavimleri. yani toprağa bağlı bir Türk kavmi. yüzyılın başlarında Kama-ldil boyundaki muhtelif Rn kavimleri. ticaretle meşgul ve aynı zamanda ziraatı da ihmal etmeyen. onların buraya ne zaman geldikleri katiyetle tesbit edilemiyor. kereste. kan ve Bizans'tan endüstri (sanayi) mamulâtı. buranın eski adı -Hazarca olma» muhtemel olan. yani sonraki Kiyef Rusyası'nda. Yayık boyunca cenubi Ural'dan muhtelif madenler. Vltt. Türk devlet ve askerî teşkilâtının tesiriyle bunlar "kabile1. Çin ve Türkistan'dan ipek ve pamuklu dokuma. Ant adiyle tanınan ve asker? teşkilâtının intizamı bakımından ilk Slav kavmi olan bu zümrenin. bir müddet sonra Avar tazyiki altında Langobartlar. 626 da onlar Bizans İmparatorluğunun merkezi İstanbul'u b**e muhasara etmişlerdiAyni yüzyılın ortalarına doğru Dnestr boyundaki Bulgar Türkieri'nin kuvvetlenmeleri neticesinde Avarlar zayıf düştüler v© nihayet Büyük Kari tarafından.1TB TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 179 3-A varlar Huniar'tn esas kısmı Atillâ'nın ölümünden sonra (453) Don boyuna çekilmişlerdi. Don boyundaki Sarkel (Ak-şehir) kalesi. bu münasebet.S. Hazar Devleti'nin VII. hayatı basamağından devlet teşkilâtı basamağına çıkmak imkânım bulmuşlardır. Dnestr ve Karpat sahasını işgal ettikten sonra. İdil'i takiben bir kaç büyük ve küçük ırmak vasıtasıyla Rn körfezi ve Skandinavya'ya. Yayık. yüzyılda Kama-lcHI mansapiarmda bulunduklarını gösteren bazı deliller olduğuna göre.Hazar-Skandinavya yollannın birleştiği bir saha idi. Rn körfezi üzerinden Skandinavya'ya uzanıyordu. yüzyılın ortalarına doğru (552 de) Karadeniz'in şimalîne germişlerdir. Balkanlarda ilk Slav unsurlarının esaslı bir şekilde yerleşmelerinin Avatîsr tarafından alman tedbîrlerin bir neticesi olduğu malûmdur» Bu Türk kavminin güney ve doğu Slavlar'mı uzun birzaman hâkimiyetleri altında bulundurdukları* m ve birçok Slav kabilelerinin Avarlar tarafından müthiş hezimete uğradıklarını gösteren emarete? mevcuttur. Bilhassa Avar hareketi çok kuvvetli idi. devletin esas iktisadî bünyesi ticarete istinat etmeğe başlamıştır Az bir zaman içinde türlü büyük ticaret merkezleri -şehirler. yüzyılın ortalarından biraz sonraki bir 2amana aittir. Büyük kara ve nehir-deniz ticaret yollarının geçtiği bir yerde oturan Hazarlar erkenden yerleşik bir kavim oldukları gibi. Oka-Desna ve Orta Dnepr boyundaki muhtelif Fin ve Slav kabileleri (Radimiç. her iki kavim komşu olmak sıfatiyîe herhangi bir şekilde modus vivendî bulmak mecburiyetinde idiler. Slav Ve Skandinavya memleketlerinden muhtelif eşya ve esir gelmekte idi. diğeri: Bizans'tan Karadeniz-Özü (Dnepr) nehrini takiben İlmen gölü.kurulmuştur. Şimal? Kafkasya'daki Semender ve Derbent. Bukjarfar'ın baö kısmı onların hâkimiyetini tanımak mecbüriyetir*de kaldılar. Avarlar yerli ahali ile kanşrmş gitmiştir. Vjatiçt Severyan. İstanbul tahtını paylaştıkları malûmdur. Hazarlar. Bulgarlar. kavmi'olmak sıfatiyîe 668 tarihinden beri Orta Avrupa ve Balkan tarihinde gayet mühim bir yer tutmuşlardır. Pannonya'y» bırakarak şimalî İtalya'yı işgal etmek mecburiyetinde kaldılar. IX. Attilâ'nın ölümü sırasında Aşağı İdil boyunda yaşadıkları anlaşılıyor. 4* Hazar Kağanlığı Şarkî Avrupa'da ilk muntazam devlet kuran kavim Hazarlar'dff. Hat M yolun son kısmı Hazarlar'ın elinde kiL Hattâ bugünkü Kiyef şehrinin. Dak-yada (bugünkü Romanya) bulunan Gepidler'e karşı bir anlaşma olmuş. Hazar Devletiyle Bizans arasında iktisadî ve siyâsî iş birliğinin kuvvetli olduğunu görüyoruz. Hazar memleketine Kama ve Orta İdil havzasından her nevi hububat. Bunların bir kısmı Bulgar adiyle malûmdur. yüzyıllarda Hazar hâkimiyeti gittikçe genişleyerek Şarkî Avrupa'nın en büyük devleti (imparatorluğu) derecesine yükselmiştir. Avarlar'ın en kuvvetli devirleri VII. ÇirvTürkistaJV Karadeniz-Bizans-ûnasya-lran-Harzen>Suriye^ Avrupa. I. bunu Avariar'm Gepıdter'i yenerek Dakya'ya girmeleri takip etmişti. Şehir hayatı süren. başka to Hazaı ticaret istasyonu olduğu tahmin edilmektedir. Bulgarlar'ın iki zümreden teşekkül ettikleri. en geç M. Suvarlar'ın M. VII-IX. kflOrta Don boyundaki Burtaslar. Orta Asya'da halis bir Türk kavmi idiler. Kuban ve Don (Ten) gfoi. bunlardan başka diğer büyük ve küçük şehirler olduğu da zannedilmektedir. Bu Türk kavmi Orta Asya'da Juan-juan adiyle tanınıyor ve Batı Türk devleti (Gök-T&k) hey'etine giriyordu. ilk defa olmak üzere Slav Kavimleri Türk hâkimiyetinde uzun bir zaman yaşamışlar.Sambat idi. kıymetli kürkler. meselâ: İdil nehrinin mansabındaki İtil. Burası: Icfil." Sabir Türkleri1!** inkırazından sonra. Avarlar sayesinde bu mertebeye yük-seîmîş oîmalaR da uzak bir ihtimal sayılamaz. Hazarlar'ın da İdil bo- yunun en eski ahalisinden biri olduğu muhakkak gibi görülmektedir. Bizans imparatoru Heraklius. Hazarlar'ın müatakH bir siyâsî varlık olarak meydana çıkmalan. Kuban mansabındaki Tamatarhan. yüzyıl başlarında milletlerarası siyaset ve Bizans-lran mücadelesinde mühim bir rol oynadığı malûmdur. Hazarlar'ın işgal ettikleri saha geopolitik bakımdan çok mühimdir. dört büyük nehrin mansabında. Orta Dnepr'de. adlan malûm belli başlı Hazar şehirleridir. bir kısmının Don-ttiH sahasında. VI. Sasanîler'e yenilmekten ancak Hazar yardımı (622-627) sayesinde kurtulmuştur. Avarlar Orta Dnepr. yani \fl.S. Ladoga gölü. her kavmin meşguliyeti ve tabu zenginfiğine göre az mikdarda vergi alınmaktan ibaret olduğu anlaşılıyor. Yayık nehri mansabındaki (?) Saksın. bal ve balmumu. Avarlar'ın Avrupa'daki iki yüzyıldan fazla süren hâkimiyeti Avrupa talihi bakımından bîr kaç cihetle mühimdir: evvelâ. yani yüksek bir maddî ve manevî medeniyete sahip. hattâ iki Hazar prensesinin Bizans imparatorlariyle evlenerek. Kuban Don boyunda Macarlar Hazar Kağanına tâbi idiler. Saniyen Türkfer'de muhtelif German (Frank) zümreieri arasında karışma artmıştır. Bâr müddet sonra Pannonya'da yerleşen Langobardlar'la Avarlar arasında. Mamafih bu tâbiyetin fazla ağır olmadığı. Hazariar'la Suvarlar'ın birbirine çok yakın bir zümre olduğu zannedilmektedir. 796 da bunların varlıklarına nihayet verilmiş. diğerinin Don-Dnepr mıntıkasında kaldıktan anlaşılıyor Faka! Ura! ve Yayık taraflarından gelen yeni bir Türk hareketi Bulgarlar'ın bir kısmını batı istikametinde sürüklemeğe başlamıştır. Bu devlet içinde baş gösteren mücadeleler neticesinde Avarlar (Juan-juanfar) VI. Kama boyundaki Bulgar ve Fin ahaliden de bilhassa kıymetli kürkler alındığı anlaşılmaktadır. meselâ: Desna boyundaki Slav kabilelerinden ev başına yılda bîr kıymetli hayvan derisi isteniyordu. yüzyılda İdil'in orta ve aşağı mecrası ite şimalî Kafkasya ve Don boyunu etinde tutmakta idi.

Peçenekler'ie harpler neticesinde çok zayıf düşmüş olan Hazar devletine karşı. burayı Rus-Slav devletinin merkezi yaptı. Diğer taraftan Hazar devletinde tam bir din toleransı vardı. bilhassa iktisadî vaziyet bozulunca. Peçeneklerin işgal ettikleri saha şimalde Kiyef yakınlarına kadar uzanmakta idi. hem de İtil ticaretine daha yakındı. han neslinden olmak üzme başka bin çıkarılabilirdi. bu şehir bugünkü Ejderhan (Hacı Tarhan) şehrine yakın bir yerde olup. ancak XVIII. meşhur tel şehrinin (muhtelif hafriyata rağmen) yeri kat7 olarak tesbit edilememiştir. her cins insanlara kolaylıklar gösteriyorlar. to'de. Bizanslan ve başka memleketlerden gelen hıristiyanlar da çoktu. deviet işlerindeki icraatı ve mevkii bugünkü ingiltere kıralırankinden pek farkfc değildi. Söylendiğine göre. bu tehlikeyi. itilin suları altında kalmıştır. Hazarlar onlara karşı. ticaret ve devlet îeşküâti basamağına yükselmeğe başlamalarında iki asırdan fazla sûren Hazar hâkimiyetinin büyük tesir yaptığı asla inkâr ve reddedilemez. Macarlarin. 862 tarihlerinde İlmen gölü civarında İh Rus-Slav knezliğini (beyliğini) kurmuşlardı. yüzyıla tadar açık bir şekilde devam etmiştir. imtiyazlar veriyorlardı. Buradaki Hazar izleri ve medenî tesirleri Kiyef Rusyası'nda XI. asker! Kuvvetlerin başında da "İl-Şaf unvaniyle ikinci bîr şahsın durduğu an&ş&yor. Türk unsuru ite çok karışık bir Fin-Ugor kavminin bulunmasına sebep olmuştur. Hazarlar. X!N-XV. sırasına göre "Kağan1 azledilir. yerine. Peçenekier bu defa Hazarlar için tehlikeli bir komşu oldular. Kiyef te gittikçe kuvvet bulan VaregRus ve Slav beyliği de hücuma başlamıştır. bunun faydası görülmüş ise de» çok geçmeden. Dakya'nm bir kısmım işgal etmekle* o sıralarda hemhudut dan Şark ve Cenup (Balkan) Slavlan'nı birbirinden ayırmışlardır. devletin müdafaasında "ücretli" kıtalar kullanmağa başladılar Bu defa askerf kuvvet. İkinci hususiyet de: Hazar devletinde. daha şarktaki Uz (Oğuz) tarla bîr ittifak akti suretiyle bertaraf etmek tetemişierse de. Peçenekier kısa bir zaman zarfında Don'dan Dnestr'e kadar bu- günkü Karadeniz bozkırlarını işgal ite buradaki Hazar hâkimiyet ve nüfuzuna nihayet verdiler. Peçeneklerin Hazarlar'ı Karadeniz kıyılarından mahrum etmeleri esnasında ise İlmen gölü civarındaki Vareg-Rus knezi Kiyef'i zapt ite. adeta devletin en yüksek sembolü olarak. yüzyılterdak? Hazar hâkimiyeti. tcraî kuvvetin başında "Hakanbey" unvaniyle biti bulunurdu. bu defa efendi ve devlet kumcu. ticareti teşkilâtlandıran Skandinavyalı bir German unsuru Slavfar'ın başına geçmişti.-IX. bunda muvaffak olamadılar. Skand'înavyaiı Ros (yani Varegler) lar da Skandinavya-German dinine mensuptular Bu suretle herhangi bir dine mensup olmak.Peçenekier. Hazar ticaretine mühim bir darbe încfrMği gibi. Macar ve Alman tarihi için ehemmiyetini ayrıca izaha lüzum yoktur. aynı zamanda Macarlar Transilvanya ve Tisa-Tuna boylarını ellerine geçirmekle Batı Slavtarı'yla Güney Stevian'nm aralarına girmişlerdir. yani 'Kağan oğiu" olması lâzım gelmekle ve kendisine âdeta ilâhi bir ubudiyet gösterilmekle beraber. . Tûrlû Slav zümrelerinin ayrı kabile heyatı ve ormarvtaria meşguliyetinin icap ettirdiği basamaktan. 5. Hazarlar dıştan geien tehlikeye karşı duramadılar. yüzyılın 15 nci yıllarında Hazar devletinin artık olmadığı anlaşılıyor. netoede kıl ve diğer Hazar şehirleri birçok kavim ve ırkların buluştuğu ve iş yaptığı bcr yer oluyordu. dünya tarihinde gayet önemli bfr rai oynamıştır. Bu euretie Peçeneklerin garba doğru hareketlerinin en mühim neticesi Slav âlemi arasında kubatın kesilmesi ddu. Şarktan o sıralarda yeni yeni kavimlerin de harekete geçtiği anlaşılıyor. Bu suretle Doğu Avrupa'daki Slavlar arasında Hazar-Türk hâkimiyeti kalkar kalkmaz. Bilhassa IX. Tüccar tabakası Harezm ve diğer İslâm memleketleriyle fazla temas neticesinde müslümandı. Malûm olduğu üzere Ruslar. türlü memleketlerden getirilen ve çoğu müsJûman olan kıtalardan teşekkül etmekteydi. Kiyef şehri hem Bizans. Bazı Vareg-Rus başbuğları Peçenek-Hazar mücadesinden istifade ile Kiyef i ele geçirmeğe muvaffak oldular. yüzyılın sonunda Karadeniz kıyılarında yerleşebildiler. Peçeneklörin üçüncü rcrilarl-de Kiyeften Karadeniz sahillerine înmeîç istidadını gösteren Slav yayılışını durdurmuş olmalandır. İlk zamanlar. VIII. Hazar memleketinde suç teşkil etmiyor ve iş güç üzerinde bunun hiç bir tesiri olmuyordu. Us (Oğuz)lar ve Konumlar 870 tarihlerinden itibaren Don ile Dnestr nehirleri arası. yüzyılda üral mıntıkasından gelerek Kuban nehri yakınlarında ve Aşağı Don havzasında yerleşen Macariar'ı teşkilâtlandırarak mukavemete hazırlanmışlarsa da bundan hiç bir netice çıkmamıştı. yani tam bir vicdan hürriyeti mevcuttu. bilhassa Kağan ve saray erkânı Yahudi dinini kabul etmişlerdi. yüzyıllardaki Altın Ordu'nun Rus yurdu üzerindeki hâkimiyetinin bir öncüsü mahiyetindedir. dünyada o devirde ve hatta sonraları bile görülmeyen nizam ve dinî tolerans vardı. Hıristiyanlığı kabul eden âk Rus knezi Vladimirin (988) kendini. Bu Türk kavmi 1» yıl müddetle Ruslarin (artık Skandînavya unsuru kalmayan ve Slaviaşan kütlenin) Kiyeften daha cenuba inmelerine karşı en büyük ve kuvvetli bir set rolünü oynamıştır. Hazarlar arasında dörtbeş (belki de fazla} din yan yana şerbetçe yaşayabilmişlerdir. Hazar öeviet! ve Hazar hayatı. tkfisaden yükseldikçe. Bundan daha mühim cihet: Peçenekier Aşağı Dnestr ve Tuna boylarını. yüzyılın sonlarına doğru Hazar devletinin sür'atle inkıraza doğru gitmesine sebep oldu. Bütün bu âmiller bir araya gelerek X. Azak denizi sahasından bugünkü Macaristan'a gelmeleri ve dolayısiyte Orta Avrupa'da. Peçenekier 869 tarihlerinde İdil'i geçip Don toyuna geldikten sonra. onlar Karadeniz'in şimalindeki bozkırlarda 15Q yi gibi uzun bir zaman kalmışlardır. Ayni şekilde. Kirimin da bir kısmı dahil olmak üzere Peçeneklerin eline geçmiştir. Zaten en eski Türk örf ve âdedine göre "herkes kendine göre tanrıya ulaşabilirdi1. yani bir devlet kuramamış olmakla beraber. Hazar-Türk ahalisinin büyük kısmı ötedenberi Türklerin "millî dinleri" olan samanlığa mensup oldukları halde üst tabaka. Bu devletin son devrine dair kaynaklarda kayıtlar olmadığından kafi bir tarih gösterilemiyor. Malûm olan cihet XI.180 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 181 devlet ve İktisadî hayat teşkilâtının kurutması ve yayılmasında Hazar Türkleri'nin büyük roHen olduğunda asla şüphe edilemez. ■ Hazarlar. Hazar hükümdarını takliden 'kağan* tesmiye etmesi de bu tesiri göstermeğe kâfidir. O Sıralarda Slav kabilelerini bir devlet hâlinde birleştirmeğe çalışan Skandinavyalı Vareg-Ros (Rus)'lar. VIII. sonraki Türk. Denebilir ki. çünkü: uzun zaman süren Hazar tesiri neticesinde bura yeni Slav ahalisi devlet idaresine daha çok alışık olduğu gibi. kendi devri için en "modern1 bir manzara arzetmektedir Devletin taşında bulunan "Kağan1 (hakan) m mutlaka hükümdar neslinden. Kağan. representativ bir şahıstan başka bîr şey ifade etmiyordu. Aynı zamanda İtilin ticareti de yollarda emniyetin bitmesiyle esas itibariyle sarsılmıştır. Bu sebeplendir kf. Hazarlar. Bunun. Bu Türk kavmi kabileler birliğinden daha yukarı bir basamağa çıkamamış. yüzyılın ortalarında Itü-Harezm tica-ret^yotu Peçenek Tûritferi tarafından istila edilince.

Az bir zaman sonra bu sahada Peçenekler de yerleşmek suretiyle Vardar ova& tam bir Türk yurdu mahiyetini almıştır. t00-374 yıllarında Yayık-ldil ve Kama nehirleri arasının Hunlar tarafından işgal edildiğini yukarıda görmüşttlt Bu suretle İdil -Urai mıntıkası iki buçuk yüzyıldan fazla kuvvetli bîrTüfk-Hun tesiri altında kalmıştır. daha doğrusu Slavlar tarafından temsil edSmiş ve bu karışmadan Velikorus. Yani hâfis bir Türk kavmi olan Kumanlar'a (Rus vekayinamelerîhfh *f*olovtsy* lan) izafeten işgal ettikten bozkırlar Deşti Kıpçak. Mokşı. Bulgar ve Macar devletle 182rinin siyâsî mücadelelerine şu veya bu şekilde karışmaktan geri durmadılar. yani Kiyef Rusyası ahalisi erkenden Türk unsurlarıyla karışmağa başlamıştır. hele Kuman kızlan arasında güzellere çok tesadüf edilirdi.'Orta İdil'detö Sİmbir (Simbirsik şimdi Ulyanowsk) şehrinin adı da Sabir Türkleri1» bağlı olsa gerektir. Kıpçak bozkırları ta )Qfl. büyükleri Kumanlar'Ia sıhriyet peyda etmekte idiler. Onlar. bugünkü Gagauzlar'ın menşeini teşkil etmişlerdir. yüzyılda tertip ettikleri Codex Comanicus (Kuman Lügati. Onlar. Kumanlar'dan birçokları yerli Slav halkiyle kartşarak Ukraynalıların damarına bir parça daha Türk kanı katmışlardır. Uziar'ın büyük bir kısmı 1064 yılında Tuna'yı geçerek Balkan yarım adasına geçtikleri haide. Kumanlar vücutlarının güzelliğiyle nam kazanmışlardı. fakat az olduklarından fX. M. Kumanlar'in bir kısmı 1240 da Macaristan'a çekildikleri gibi. yüzyılın sontannda Dobruca\a gelerek. Kumaniar'tn faaliyet sahası yalnız Kıpçak sahralarına münhasır kalmadı. Rus kaynaklarından da malûm olduğu veçhile. tıpkı Peçenekler gibi. Bizi yakından alâkadar eden üçüncü kısımdır: Onlar İdil boyunca çıkarak Kama'nın mansabtndaki sahayı işgal ettiler. Kumanlar da. bir kısmı Kiyef knezliğinin cenup hudutlarında yerleşmiştir. hemen hemen her yıl Rus yurduna afan yaparak kendilerine gerekli şeyler bilhassa esirler alıyorlardı. bir kısmı da Kam man-sabına. Ruslar'm yegâne destanları olan "Igor bölüğü türküsü" nün esas mevzuu. Bulgar eline gelmiş ve buradaki ahali ile karışarak Kazan Türkleri'nin teşekkülünde mühim bir âmil olmuşlardır. Birçok kabilelerden mürekkep olan bu Kuman (Kıpçak) hey'eti kabile reislerinin idaresinde kuvvetli bir askerî teşkilât hafinde yaşıyorlardı. Bu Türk kavmi de. Bu Türk z&n-resi V. Bozkırlara bitişik Rus yurdunun mötemadî Kuman akınına rrmnjz kalması Slav ahalîsinin mühim bir kısmının Suzdal havalisine (Moskova nrmağs havzasına) göç etmesine sebep olmuştur. Slavlar'la karışmış. . Kıpçak sahralarında kaldıklan zaman. Sîbir (Siberya) adı bu kavme ıtlak olunduğu gibi. Hazar) tazyiki altında üç kısma bölünmüşlerdi. M. Bir kısmı batıya giderek Tuna Bulgarları adını almış. 1060 tarihlerinden sonra Karadeniz şimalindeki bozkırlara Kumanlar. 1224 de Kafkasya yolu ile gelen bir Moğol ordusu tarafından Kalkaçayı (Taganrog'a yakın) boyunda büyük bir hezimete uğradılar.S. bilhassa Cenubî Rusya knezîeri ve ahalisi üzerine büyük ve çok taraflı tesir icra edegelmişlerdir. Bulgarlar'ın bir kısmı da Kafkaslar'a doğru giderek burada başka kavimlerle kanşmışlardır. Bizans. 1237 de Batu Han'ın orduları Rus yurdunun istilâsına başlamıştı.Kama (Çulman) Bulgarları Devleti Çulman (Kama) nehri havzasının en eski ahalisi muhtelif Rn kavimlerinden (Çirmiş. 1236-39 yıllarında bu MoğolTürk hareketi münhasıran Kumanlar1) Kıpçak sahralarından koğmağa matuftu. Kırım yarımadası ve Don mansabındaki Cenevizlilerle de yakın iktisadî münasebetler tesis ettiler. Bu kavmin mahiyeti ve tarihi hakkında sarih bir bBgi edinmek şimdiye kadar mümkün olmamıştır. yani Kıpçak Bozkırları adıyla maruftur. yani BüyÛk Rus kütlesi vücuda gelmişti. Uziar'ın Balkan yarımadasında bir kısmı Vardar ovasında yerleştirilmiş ve XI. Ayni veçhile Kumanlar'dan birçokları Mtstf hûkûmdariannın hizmetine girmişlerdi. Kumanca-LatinceFarsça) kalmıştır. Kafkasya'deki Batkariar'ın bunlarla alâka» olsa gerektir. 6. diğer bazı yer ve nehir yerlerinin isimlerinin de bu Türk kavmi ile alâkası olduğu pek mümkündür.S. Peçenekler'in Balkanlar istikametinde ilerlemeleri işte bu tazyik neticesinde oimuşlur. diğer Rus Knezleriyle birlikte Kumanlar üzerine yaptığı bir sefer ve müthiş hezimetin tesiriyle vücuda getirilmiştir. Bîr müddet sonra bu kısım Kiyef Rusyası yerli ahalisi arasında erimiş gitmişlerdir. Büyük Hun har»-ketinden önce bu Bulgarların yine Kama ctamda oturmuş oldukları uzak bir ıhılma! sayılamaz. yüzyıl ortalarında bu ovada yerleştirilen kuvvetli bir ih-timale göre yine Türk olan Vardariotlar'la da birlikte buranın Türk zümresini de artırmışlar da*. Attitâ-Hun İmparatorluğunun yıkılmasını müteakip (453 d«ı sonra) HunlarVı bir kısmını teşkil eden Bulgarlar Don-Kuban sahasında bulunuyorlardı. daha Yayık ve IdH boylarından takip eden Uzlar (Oğuzlar) XI. Su suretle Ukraynalılar. Sonraları Mısır Memlûkları adiyle maruf zümrenin büyük bir kısmını işte bu Kıpçak TürkJeri teşkil etmişlerdir. Kumanlar. Kiyef Rusyası'nın Karadeniz'e «rrnesfrve mani olmuşlardı. 375 de HunlarVı esas kütlesi batıya doğru ilerlerken bir kısmının Orta IdH ve Kama boyunda (mansabında) kalmış olması kuvvetle muhtemekSr. ayni veçhile bir mikdar Peçeneğin de cenup Rus yurdunda kalmış olması muhtemeldir. i. yahut Kıpçaklar geSıyodaf. yüzyflm sonlarına doğru Doğudan gelen veya bulunan yine Türk olan kavimlerin (Avâr. Ar-Mar) ibaret olmakla beraber Kama mansabı ve Ak-ldil havzası çok erkenden Türk kavimleri tarafından işgal edilmeğe başlandı. Kumanlar. tıpkı Peçenekler ve Uzlar gibi devlet kurmak basamağına çıkamamıştır. Sabir. Uziar'ın kalan kısmı Dobruca'da iskân edilerek. ontann bu kısmı KaraKaîpak adiyle maruftur (Rus vekayinamelerinde: Çernye KlobuJd).tas TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 183 Peçenekler'i. Bu Rus halk destanında Kuman motifimi göze çarpıyor ve umumiyetle steplerle hemhudut Rus hayatı üzerindeki kuvvetli bir Türk-göçebe tesiri kendini gösteriyor. V». yüzyıllarında Kama mansabının cenup mıntıkasında Suvar adını taşıyan bir Türk zümresinin yaşamış olduğu anlaşılmaktadır. yütyıbn ortalarına doğru özü (Onepr) nehrini aşarak Turta (Dnestr) ve Tuna'ya doğru ilerlediler. Bir müddet sonra UraMdîl havzasında Sabirler görünüyorlar ve -ağlebi ihtimal burada çok kalmayarak Kafkasya'ya doğru gidiyorlar. Bu sahadaki 'Suvar* şehrinin onlar tarafından tesis edildiği ileri sürülmektedir. buradaki Slavlart hâkimiyetleri altına alıp Bulgar devletini kurmuşlar. Bu hareketin neticesinde Moskova ve Oka havalisindeki Rn ahalisi. Balkanlar'a ve Macaristan'a da akınlar yapmaktan. Bu sahanın tarnamiyie bârTürk yurdu olduğu Kama Bulgarlan'nın buralarda yerleşmesiyle tarihî bir hakikat halini alıyor. Bu münasebetin neticesi olarak İtalyan misyonerlerinin galiba XIII. 1185 de. birçok Rus Knezleri. Bulgarim buraya gelişleri tesadüfi olmasa gerektir. Bu Slav esirlerinin Yakın Şark ve Mısır piyasalarına sevkediJdıkterf malûmdur. yüzyıla kadar yerli ahali tarafından femsil edilmişlerdir. î^ovgorod-Seversk Knezi Igor Svjatoslav için. aynı zamanda büyük göçten sonra da burada kalmış olmalıdırlar. yüzyılın 40 ncı senelerine kadar bu kavmin elinde kalmıştır.

Cenupta-Çirmişen ile Şamar suyuna kadar. Kazan ırmağı. IX. sincap ve başka hayvanların derisi Bulgarlar vasıtasıyla Türkistan. Bunlar arasında Kama ile Volga'nın birleştiği yerden 100 Km kadar cenupta İdil'in sol sahilinden 6 Km. Sigarların Kirrnencik.-XM. samur. Bulgar gönü (işlenmiş deri) o devir piyasasında istenilen ticaret eşyasından sayılırdı. Bulgarlara önce şaman dfaine mensup oldukları "Yer ve Suya* taptıktan. gittikçe TBıMer tarafından temsil edilmeğe başlandılar. Bulgarlar bu bakımdan kendi devirlerinin bütün Türk ve birçok gayri Türk kavimlerinden yüksek bir basamakta bululuyorlardı. Arap ve Bizans ülkelerine giderdi. damlar da ya kereste veya samanla. ÜS! üste koymak üzere yapılırdı. Cüke-Tav. Bulgarlar'ın köy ve şehirlerine gelince. Çok geçmeden bazı merkezler yükseldi. yüzyıllarında Şarkî Avrupa'nın en mühim ticaret merkezi idi. Derin kara toprak ziraat için gayet elverişli olduğu gibi. Mamadış. çavdar ve buğday ektikleri. Halîfe Muktedir-Billâh tarafından gönderilen kalabalık bir elçi heyeti 922 mayısında Bulgar memleketine vasıl olmuştu. yüzyH sonlanna doğru. Türkistan'da ve diğer islam dünyasından IdiTe ve Bulgar'a gelen tüccarların tesrrfle buralarda İslam <M Ve kültürü yayılmağa başlamıştır. evler. Ayrıca avcılığın da mühim bir yer tuttuğu biliniyor. kaleler ve diğer binalar inşa edilmekte idi. Bulgar şehri IX. İran. kadar içerde bulunan Bulgar (büyük Bulgar şehri) başta gelmektedir. Fakat». belki de Kazan (Eski Kazan) şehirleri. Bulgar ahalisinin komşularının hilâfına olarak "çarık" değil 'çitik' yani "çizme" taşıdığı da bunu teyit etmektedir. 900 tarihlerinde Bulgarlar arasında möelömarr olanlar artmış ve Bulgar Haiıı Almış. kendi ihtiyaçlarından maada etraflarındaki komşularına da gönderdikleri malûmdur. ırmak ve çayları bol olduğundan gayet zengin mer'alan vardır. bunun içindir ki Bulgarlar'da dericilik san'atı bilhassa ilerlemişti. sapanla çift sûren köylü ahaliden ibaretti. balıkçılık. Buradaf ziraat. ormanları geniş bir sahayı kaplamakta ve pek çok cins ağaç ihtiva etmekteydi. zaten bu Türkleşme" cereyanının. ve birçok diğer şehir. dan. galiba belli basit dört-beş zümre mevcut olup herbirinin başında bir hancık bulunuyordu. Züye. Şeikeyoğlu Almış ton ve maiyeti elçilere fevkalâde bir kabul göstermişler ve o tarihten beri Bulgar memleketi Abbasi halifelerine bağlı bir müslüman yurdu olrnuştur. Şuşma ve Zey 3u5ar«w başlan. o derece W. Temiz. hepsinin de önce Büler. hayvan beslemek. sığır. ve madenleri çeşitli ve çok olan Orta ve Cenubî Ural sahasından nehirler vasıtasiyle kolayca Bulgar memleketine ulaşmak mümkün olduğu gibi. bu zümrenin büyük çoğunluğu tam manasıyla toprağa bağlı. Burtaslar da Bulgarlar'ın cenup batısındaki komşuları idi.1B4 «HHMT DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHÎ 185 Bulgarların Kama mansabı sahasına bu defa gelişlerinin tarihi katiyetle tesbit edilemiyor. Orta İdi! ve Kama mansabında muntazam bir devlet ve ziraatte ticaret esaslarına istinat ettirilen gayet kuvvetli bir iktisadî teşkilâta malik olan Bulgar Türklerinin eski Türk askerî içtimaî müesseselerini ve an'anesini muhafaza ettiğinde şüphe yoktur. . Sincabın karşılığı öten "tiyin' sözü Hazar Türklerinde 'para" demektir ki. Çok geçmeden (VIII. İdil'in yukarısından da Skandinavyalı tüccarlar (VaregRustar) ve Oka boyundan Siavlar-Ruslar buraya gelebiliyorlar^ . yüzyılın başlarında vuku bulması mümkündür Bu saha coğrafî ve tabiî şartlar bakımından gayet müsaittir. bilhassa atın en makbul kurbarraddeditdlğî muhakkricfir. ya Rn veya Türk olan. evlerin sahibinin servetine göre birkaç odadan teşekkühsttiği anlaşılıyor. avcılık. arpa. doğru ve çalışkan insanlardan mürekkep olan Bulgar ahalisi şarkın bir çok yumuşatıcı tesirlerinden uzak toldıkları için Bulgarlar'ın bir çok miHT meziyetten muhafaza ettikleri anlaşılıyor. keçi. hele Ural ile Vjatka tarafındaki ormanlarda muhtelif cins kıymetli kürklü hayvanların çokluğu bu cins kürk ticaretinin ziyadesiyle artmasına sebep olmuştur. yüzyılın ortalarından itibaren Karna Bulgarlarının tamamryle müstakil oldukları kuvvetle mümkündür. şimale doğru Vjatka nehri. işte bütün bu tabii ve iktisadî şartlar bir araya gelerek Karna Bulgarlarının esas meşgalelerinin ve yaşayış tarzlarının tayin ve tesbitıne ârnü okju: Bulgarlar az bir zamanda yerleşerek ekin ekmeğe başladılar ve bilhassa şehir'er kurarak büyük mikyasta ticaret yapmağa başladılar. Şehirler ise. ekseriy*ormaolar ve nehirler kenarında idi. fakat Hazar devletinin zayıf düştüğü nisbette Bulgar haniannmda istiklâllerini ele aldıkları görülmektedir. tilki. d& alimleri ve mimarlar gönderilmesini rica etmişti. tuşu çok olan Perm ve kıymetli kürklü hayvanlar nyie ormanları dolup taşan Vjatka-Orta Ural." İki büyük nehrin (idil ve Çulman) birleştiği ve kat'etbğt bu memleket uzak memleketlerle çok kolay münasebet imkânını veriyordu. Hun. 920 tarihlerinde Bağdat halifesine müracaatta. buralara daha evvel gelen diğer Türk kavimleri (Suvar. yüzyıl içinde) Orta idil boyu artık bir Buigar-Türk memleketi idi. Mokşı (Mordva) ve Artar kültür bakımından Bulgarlara nisbeten aşağı bir basamakta olduklarından. Cenupta da Hazarlar ve batıya doğru da Şark Sîavlan (Ruslar) bulunuyorlardı. kar ve yağmurdan muhafaza İçin dik olurdu. Bu sahanın Rn asıllı eski ahalisi olan Çirmişler. Abbasî Halifesi ve Bulgar Hanı namına sikkeler basılmakta taş caroüeri saraylar. birçok tanrı tanıdıkları. arıcılık ve endüstrinin bîr araya geldiğini müşahede ediyoruz ki. batKİa-Zuye suyu* Sura (Sim) suyuna kadar. Hazar Kağanı'na vergi verdikleri malûmdur. Ik nehrinin mansabı. Bulgar. ticaret. büyük ticaret merkezi dan idil şehrinin şimal memleketlerle münabebeti İdil nehri boyunca Bulgar roemfekefcnden geçiyordu. (di! ite 0?ta Don arasında yaşayan. Bîr müddet Bulgarlar'ın. arkeoloji ve yer adları araştırmalarına dayanılarak takriben şu hudutlar tesbit edilebilir: Doğuda-Çirmişen. kasaba ve köyler vardı. Hatta sikkenin az olduğu devirde bir sincap derisi "sikke" olarak kullanılmıştır. Nehirlerin çokluğu balıkçılığın da inkişafını mümkün kılmıştır. ahalisinin Çokluğu ve servetiyle. Bulgar memleketi iktisadî hayatı çok taraflı olan ve birbirini tamamlayarak "millî servet"in artmasına yardım eden-esaslarda kurulmuştur. Bulgar yurdunun iktisaden yükselişinde ahafifün karakterındeki bu vasfın da tesiri olduğunu kabul etmeliyiz. çok mikdarda zahire istihsal ettiklerinden açıkça görünüyor. Oşals Titiş. bu hareketin V yüzyılın sonu veya VI. Suvar. Aynı sıralarda Ak-ldil ve Cenubî Ural mıntıkasında yaşayan Başkfrt (Başkurt) lann Bulgarların doğu komşularını teşkil ettikleri anlaşılıyor. Bu suretle. meşguliyet tora ile köyden terkb «. Diğer şehirler arasında Büler (Biler). koyun bulunduğu muhakkaktır. Bulgarlardan kalan bir söz olduğu kuvvetle muhtemeldir. Bulgarlar müslümanlığı kabul ettikten sonra onların »urdu Türit-lslam medeniyetinin şimal batısında en iteri p mWu olmakla büyük bir ehemmiyet kazanmış*.Şehirler ve köyfcr. Idil-Kama sahasında işgal ettiği yerlerin sınırlan kafi olarak tayin edilmemekle beraber. iklimin icabı olarak kalın ağaç kütüklerinden. Her nevi ehlî hayvan beslemeğe çok elverişli olan Bulgar memleketinde at. Buitroer. sonraları Bulgar şehrini merkez yapan Bulgar hanına tabi oldukları zannedilmektedir. bunların namma kurbanlar kestikleri. Layış. Kama Buîgarlan'nın bir kaç zümreden (kabileden) teşekkül ettikleri anlaşılıyor. Bulgarlar'ın mükemmel çiftçi oldukları. Sabir) ile başlamış olması pek mümkündür. Çulman (Kama) ve kollarıyla. nehirleri.

3500 yıllık hayatı bozkır coğralt şartları içinde geçen TÖrk topluluğunun da kendine trtahsus b!r kültür tipine sahip olacağı tabii karşılanmalıdır.-'$& ^flMİBiMlİflhlIl III. Aşağı İdil'in sol sahilindeki Saray şehri merkez olan Altın Ordu'nun idaresi zamanında. Dilleri ve küöürleri hakkında da bilgimiz azdır. Bulgar hanlarının adları ve sayılan tesbit edilemiyor. Bulgarlar'ın bir dereceye kadar siyaSF istifc lâllennı muhafaza ettiği anlaşılıyor. Baltık memleketlerinden buraya tacirler gelmekte idi. burası Şarkî Avrupa ve Asya ticaret emtiasının mübadele edildiği ve umumiyetle tarihte malûm olan en büyük ve eski panayır yeri mahiyetini aldı. Meselâ Hind-Avrupalılar'dan bazı kollar (Iranîler. Rus. Büyük Bulgar şehri de tahrip edildi. yüzyıl sonlarına doğru Ruslar'm hücumuna maruz kalmışlardı. bozkır ikliminin de. zırh. Hazar. Türk tarihinin bu safhası daha ziyâde "Eurasia" nın bozkırlar bölgesinde cereyan etmiştir. ötedenbari devlet teşkilâtına"ve medenî bir hayataalışık kalabalık. 1238-39 yıllarında bunlar Deşti-Kıpçak'tan Kumanlar'ı koğmakia meşguldüler. hatta Kazan adiyle bir şehir-kurduğu ve burada bir hanın yerleştiği anılıyor. öBah (ok. Eskiden beri burada yaşayan ve sonradan Bulgarlar yanına gelen Kuman-Ki| ^çaklar'ın miktarı mühim bir yekûa tu&w§ olmalıdır ki. düşünce tarzı ve yaşayışına uygun düşenleri benimsemektedir. 1?36 da Moğol-Tatar ordusu. bir kısmı da Kama Bulgarları yanına gelerek bunlarla karıştılar. onların askerî kuvvetleri tecavüziçin deplr daha ziyâde müdafaada kullanılmakta idi. ancak umumi telâkkisi. örfü ve geleneklerine. Kalan maddî izler Bulgar şehrindeki harabeler. Bulat-Tlmur tarafından (*3S1) de Bulaar vurdu ve şehri büyük tahribata maruz kaldı. Arap. Bulgarlara harp tarihleri az malûm olmakla beraber X. Bozkır kültürüne tarihin seyri İçinde. Kumanlar'ın büyük bir kısmı Macaristan'a giderken. Biz buna. BuigarJir'ia Kıpçaklar'ın. Son araştırmalar fertlerin bazı küftür unsurlarını yaratmak ve geliştirmekte başlıca âmil olduğunu göstermiştir. istilâya başladı. insan unsuru. bıçak). Bulgarların karışmasından S^^^^^ bulmuştu. Bulgar devletinin siyasî akibetine gelince. ziraat aletleri. Bilhassa insanın tabiat kuvvetlerine hâkim olmadığı eski çağlarda coğrafyanın insan hayatı üzerindeki tesirler? düşünülürse. belirli ruhfkarakter taşıyan toplulukların ortaya konan kültür değerlerini kontrol kabiliyeti de unutulmamak gerekir. Iran. İskandinavya. Bulgar şehri ItiPden daha mühim bir ticaret merkezi oldu. bu vaziyet -karşısında ahalinin bir kısmının şimale. Fakat. kısaca "kültür" üne yön verici tesirler yapacağı tabiidir. inancı ve dünya görüşü. hay-van takımları ve sikkelerden ibarettir. Kıpçak tüfkçesi-nin hâkimiyeti göze çarpmaktadır. kıhç. ev eşyası. yüzyılın Mndt yarısında Bulgar kadısı Yakup^bni-Numan'ttv bir "Bulgar tarihî* yazdtğf rivayet edîifyoraa dâ mezkûr eser meydana çıkarılamamıştır. Şu hâlde her kûftörün üç temel dayanağı mevcut bulunmaktadır: coğrafî çevre. düşünce tarzı. Hazar devleti zayıfladıkça Bulgarlar kuvvetlendiler. 922 tarihinde Bulgar devle» ve ahalisi hakkında Bağdat halifesinin «b çfüiri arasında kâtip aıfatiyle büîufian terf-i Fadlan enteresan malûrhat bırakmıştır. Yâni cemiyet. bilâhare Kazan şehri Bulgar şehri yerine panayır mahalli oldu. Ayrı coğrafî çevrelerde befirfi karaktere sahip insan gruplarının meydana getirdiği cemiyetlere has olmak Ü2ere bfrbltferinden farklı küftürler doğacağına göre. Bununla beraber. XII. Uluğ-Muhammet Han. idaresinde biff§ok Türk kıtaları da olduğu halde. Batu 1237 yılı başında Rusyayı. Kazan Hanlığı'nın esas halkmi işte bu unsur teşkil etti. coğrafî şartların yanında bizzat insan unsuru da rol oynamaktadır. doğuş ve gelişme sahasından dolayı "Bozkır kültürü" diyoruz. Batu Hak'ın garp seferinia-iJk hedefi: Bulgarlar'dan intikam almaktı. Kırım tarafın-dan Kazana geldiği zaman burada. . Hatta bir aralfk Bulgar yurdu yeniden tahribata maruz kalmıştı.186 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 187 Bulgarlar. Kazan suyu boyuna gittiği. Bulgarlar üzerine saldırdılar. Türkistan. Kültür ve || Teşkilât M İbrahim KAFESOĞLU Bozkır Kültürü Şimdiye kadar görüldüğü üzere. miğfer. Bu an'ane nesilden nesile geçti. bazı mezar taşları ve kiföbeler. Bulgar yurdundaki yerli hanların JStfklâHan artmışa benziyor. astarNu» atınııhmal^ memişlerdi. Bazı aflmter Bulgar dfflrtn bugünkü Çuvaşça m eski şekli olduğu kanatmdadırte: Çuvaşlar müslûman olmayan Bulgar köy ahafteirtfn hale«orl «ayıfryorsa da. Saray hükümetinin kuvveti azalınca. 1437 de Saray han. Ancak bir kültürün teşekkülünde. çeşitli bakımlardan eski Türk yaşayışı. Moğol-Tatar istilasından sonra. bu husu6takat1 bîr kanaata varmak içih birçok delillere ihtiyaç vardır. bu hflctımar ekseriyetle geri püskürtüldüğü gibi. çiftçi ve tüccar bir kavim olmakla beraber. kendi î^nde görünen her kültür belirtisini kabul etmemekte. daha evvelki Türk ve yerli ahali ile karışmasından vücuda gelen Kazan Türkleri'nin dilinde. Bulgarlara bazan Oka boylarına kadar ilerledikten malûmdur. bozkırlar bölgesi kıyılarında yaşamış olan bazı yabancı toplulukların da dahil olduğu anlaşılmaktadır. cemiyet. sonra da Makar'es ve nihayet Nijniy-Novgorod (Gorki) panayırları bu an'anenin devamından başka bir şey değildir. yin* feu toktan çaşfflhrgnıpların meydana getirdiği IskitteıTVbAve Moğollar gibkFakat költürüıt üç şna dayanağın-danrtoirHalan insan faktörü Bapkır-kültürünün eski Türkler tarafından ortaya konan . Şehir ve köy yer-tortraöynet eşyaai. Bulgarlar 1224 de Kafkas-Don seferinden Aral civarına dönmekte olan Moğol-Tatar ordusuna hücumla onu mağlup etmişlerdi.

nı onlar- dan öğrendiğini iddia etmektedir. bilhassa Proto-Türkler için karakteristik Qİan en yüksek derecesini gösterir. atın binek hayvanı hâline getirilmesidir. çeşitli yarlerde başka. Çünkü herhangi bir kültürde ekonomi kültürün bütününü değil. düşünce. prensipleri yalnız "aftan ibaret değildir. "neolitique" devirden "hipparion" ve "equus caballus" cinsleri) ve atın tek bir yerde değil. Bu itibarla. F. Atın ehlileştirilmesi için önce buna ihtiyaç duyulması icap eder ki. yaylalarda gelişen Bozkır kültürüne. hayvan besleme kültürü. Bozkır savaş atı doğuya doğru uzanmış ve Çin'de muharebe atı yetiştiriciliğinin ilk sahası plan Şan-si bölgesinde görünmüştür. At gibi bir vasıtaya İhtiyacın. 2500-1700) eski Türk Altay kültürüne bağlı bulumaktadır. Bunun yanında demir de vardır ve ayrı bir hukuk anlayışı ile de donatılmış bulunmaktadır. c. İndoGermen nazariyesine karşı. tesir ve baskısını hissettikleri bu kültür eskiden beri İlim adamlannca az-çok tanınmakta ML Mütehassıslardan bazıları bu kültüre eksik olarak "Atlı göçebe kültürüdemekte bir mahzur görmemişlerdir. At göçebe kavimlerin kültürüne sonradan girmiş bir ekonomi vasıtasıdır (Moğollar aslında afi bilmiyorlardı. arasındaki benzerlikte -"Kıral? İskitler" doğudan geldiklerine göre. çöllerde değil fakat rutubet derecesi oldukça yüksek.rM l ÎHHKT -i • -2? afin ilk HAfa nniar t. "yerleşik" topluluklardan ziyâde. asırda teşekküle başlamıştır.tesirinin bir devam. eski çağlarda bir değil birçok at cinslerinin bulunduğunu (Meselâ Çin'de Ordos bölgesinde. Başlıbaşına bir kültür tipi olduğuna göre de. Bozkır kültüründe temel olan at. Mâhiyeti ilmi yoldan iyi açıklanmamış olan ve Batılı ifân adamlarının. Bozkırlar coğrafyasında binlerce yıl hayatiyetin! devam efflren ve Çin. Şimdilik. "Savaşçı çobanlar" ("Hirtenjgrieger") kültürü doğmuştur ki. bizim "Bozkır kültürü" diye ifa de ettiğimiz kültür tîpju "atlı göçebelik1 ten ibaret olup. sayılması mün* küngörünen bu nazariyeHted*ırupal. merkezinde at yetiştirmek ve çobanlık yer almakta ye bu gibi faaliyetler için. Menghfcç W. kendi kültür anlayışlarının haricinde kaldığı için. ayrıca İskit kültürü ile ayn^durumdakı A tay buluntular.188 ____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 189 temel unsurlarını. *Eurasia" ya yayılmıştır. 1 . göçebelerin hayatında birinci plânda görülmez.lar'ıtâBaykalgölüne I^^DS?XM yerleştirmekte ve onların da aslında 'göçebe" (bozk.Bozkır Kültürünün Menşei Meselesi m . Çinliler ata binmeği ancak M. av hayvanı yabani bir at da olabileceği gibi. Halbuki. 300'lerde Asya Huntarı'ndan öğrenmişlerdir.Ö.tâli bir keyfiyet sayılabilir. bu ihtiyaç şüphesiz itte olarak bozkırlı hayvan besleyici kavimlerde hissedilmişti. çok geniş sahalarda. vatan telâkkisi.n/4M . yine binlerce yıl içinde. bu yabancıların Türk'deri farklı insan unsuru ve cemiyet hususiyetlerinin belirlediği kûltör katkılarından ayırmaktadır. Batılıların at üzerinde bu kadar durması. Hind. hayatın zaruri kıldığı sür'atle dolaşmak mecburiyetinden doğduğu aşikârdır. 1200'lerde görülmektedir. ahlâkî davranış bakımlarından özelliklerini henüz bilmiyoruz. bunun son merhalesinden yeni bir netice olarak. o. bir kültür çevresi ("Kulturkreis") olarak bozkırlar üzerine dikkati çeken W. b.Ö. Bozkır kültürü "at" üzerine kurulmuş olmakla beraber. Bu itibarla atın insanlar tarafından kullanılması bile -bu husus başlangıç noktası olmakla beraber. *a dünyanm ata binme san'at. Çok daha eski tarihlerde Poltavka ve Tripolje kültüründe "at" iskeleti kalıntılarının mevcut olduğu iddiası doğru olsa tüle» buna büyük bir değer vermekte isabet yoktur.V. Esas dan. şüphesiz bu hayvanı ehli hâle getirip binmenin insanlık kültür tarihimle muazzam bir hamle teşkil etmesinden ileri gelir ki. bin ortalarında atlı göçebe kavimlerin yaşadığı hatırlatıldı ve Iskitler'deki bu kültür belirtilerinin Türk «!T!!^ Olabileceği üzerine dikkat çekildi.Ö. sadece bir cephesini meydana getirir.Altaylı Nazariyesi Bozkır kültürünün Altay yaylalarında Proto-Türkler (Türktaön atalan) tarafından ortaya konduğu hususu. Bozkırlar bölgesinde üç kültür devresi (kemik kültürü.n oim ve esk* "Aryanizm. Burada ehli atın menşei olarak kalıntıları Cungarya'da ortaya çıkarılan "Equus Przevvalsky" gösterilmiştir. Kiselev'in tesbit ettiği üzere "savaşçı bir kavme ait olan Andronovo kültürü (M. 900-500 yıllarına aittir).Û. Koppers'de şöyle demektedir: "Atın ehlileştirilmesi ve atlı çoban kültürünün yaratılması *k Türkler'e bağlanabüf. Menghin'e göm^ atın ehlileştirilmesi ve umumiyetle hayvan yetiştiricilik gHM medeniyet tarihinin çok mühinn bir safhasl TMda^fn ataları tarafından gerçekleştirilmiştir. Arabistan'da ve Kuzey Afrika'da at ancak M.Û. atın belirli bir kültür bütünü içinde değer kazanmış olmasıdır. Bir göçebe san'at türü olan ihayvari üslûbu' da burada doğup gelişmiş. burada at iskeletine rastlamak da ehemmiyetli değildir. geniş alınlı" batı bozkırları cinsi olduğunu belirtelim. "küçük bedenli. af m ilk defa onlar tarafından «MeftrMp. 1700-1200)'nün yavaşyâvşş Or-ta-Asya'ya hâkim olmağa başladığı devir1 ile bu buluntular zaman bakımından dikkate değer bir uygunluk gösterir. Mühim olan.flrjr gibLiantnmtş kültür tarihçHAeiaih temsil ettiği Sfiyana ekolü* tarafından Heri aürülmüşiOr. Yine bu nazariyeye g& re atlı göçebe kültürtj. bu. sırf çoban hayat tarzına dıştan bakarak göçebelik atf etmek yanlıştır. din. Bozkır kültüründe rol oynayan baş aksiyon da biniciliktir. İnsanlık tarihinde ulaşılan bu başarı kavimle- . Koppers. şurada.temeürvdoğuda aranması gerektiği belirtildi. Bu itibarla Bozkır kültürünü en saf şekli ile bir Türk kültürü olarak kabul etmekte hatâ yoktur. O.Ö. Kuzey Kafkaslar'da ve İran'da at ile ilgili ilk buluntular M. at yetiştirme t$ültürü)Jtşsbii eden Mengtön'ş göre. 2.wr.nf. merkezinde atın bulunduğu. şunu söyleyelim ki. -T^«: t00™"") olduklarını ilen sürerek.İskit nazariyesi: > I. Bu nazariye taraftarla rına karşı itirazlar oldu ve 'Eurasia' bozkırlarında daha M. W. Akdeniz ve Avrupa gibi yerleşik köBür mensuplanrnn. 4. Bozkır kültüründeki savaşçı çobanlar tarafından binek atı olarak kullanılan atın Przevvalsky cinsi değil. M.Ö. Çünkü bu. dinî tutum. ahlâk yönlerinden de tamamlanarak bir bütün teşkil etmiş olması icap eder. Diğer taraftan S. Zichy tarafından ortaya atılan bu görüşe göre. bozkırlarda gelişen kültürü de IndoGermenler'e bağlamak böylece mümkün olacaktır. Hun süvarilerinin seferlerde bindikleri bu bozkır muharebe atının ilk kalıntılarına rastlandığı Afanasyevo kültürü (M.İndo-Germen nazariyesi: teNjjj İ ^Sf ^k yayg. bozkır kültürünün. başka kavimler tarafından ehlileştirilmesi esümkün olduğunu hatırlattıktan sonra. Sehmidt. üzerine lâyı-kı ile eğilemedikleri göçebelik'in düşünce. Karadeniz'in kuzey düzlüklerindeki İskit sahası en elverişli bölge bulunmaktadır. kısa başlı.

çok faydalı bir iktisadî hamlenin işaretidir. devtet kurmakta kifayetsiz kavimlerin yerleşik hâlde bulunduğu büyük nehir vadilerine savaşçı atlı çobanların müdâhalesinden sonra doğmuştur". Menghin şöyle demiştir:^ 6§kî yüksek medeniyetter dahi. Bu hususta Göte*Türk topluluğu sosyal bünyesi herhalde hareket noktası vazifesini görebilecektir. Hind-Avrupalı kavimlerin (bugünkü Avrupalılar'ın ataları) teşkilâtçılık ve siyasetteki başarıları ancak bu bozkırlı unsurların onlarla karışması ile izah edilebilir. husule gelmiştir. Bugün için. iktisadî. Rubent L. TürMer tarafından ehliteştiril-mlştir ve Türkler ala bin»flk*ısanlar olarak görünmektedirler". ara bu. P. Orta Asya bozkırlar bölgesinin kültür tarihi yönünden taşıdığı ehemmiyet W. Bu.. ziraate elverişli yerlerde oturanlar "köylü" kültüre (çiftçilik) bağlanmışlar. W. kalabalık hayvan sürülerini sevk ve idare etmek mecburiyeti eski Türkler'in. dini vb. nihayet Türklerin ataları tarafından at ehlileştirilerek in-sanhk hizmetine sokulmuştur. bozkırdakiler "çoban" kültürünü (besicilik) meydana getirmişlerdir. ç. 1700) bağlı "savaşçı atlı bir kavim" in etrafa tesirini göstermeğe başladığı ifade edildiğine göre. 2. Fakat ikinci nokta da- ha da mühimdi^ çüntoü insanlığı basit yığınlar olmaktan çıkarıp sosyal nizamlara bağlamak gibi* iktisadî faaliyetin de devamını mümkün kılan. atlı muharip çobanların. onu teşkilâtçılık melekesine sahip kılmışj ve eski Türkler herşeylerini borçlu oldukları ata kutluluk derecesinde değer vermişlerdir. aslında orman kavmi veya köylü değil. Bu bakımdan Üral-Altaylı kavimlerin dünya tarihindeki bu çok mdhfrn rolünü beHrten. hem de isimlendirmeler bakımından tabirini tutmamaktadır. terim.Ö. Tarihî bağlantılara* gösterdiği gibi. ehlileştirilmiş ata binme çağı. Ptor'a göre. yüksek teşkilâtçılık yolu ile içtimaidir Birinci nokta mühimdir. 2500 ile 1700 arasında oldukça belirgin bir vasıf kazanmış olduğu kabul edilebilir. Ana kaynağımız Orhun. 2500 yılları olduğuna ve Andronovo kültürüne (M.Ö: 2. bk. öteki. otlaklar etrafında cereyan eden mücadeleler bozkırlıyı metanet ve cengâverlikle bezemiş. Nitekim Doğu Asya'da ilk devlet teşkilâtı eski Türkler tarafından kurulmuş. Bozkır kültürünün M. büyük devlet esası için gerekli şartlar ancak bu sayede belirebHmiftlr\ Mm binek hayvanı olarak kuHanılmaeinı. yine ilk kanun koyucu durumunda olan Türklerin ataları tarafından tesis ve teşkil edilmiş görünmektedir.aile (?) Urug . Yine at sayesinde bozkır kültürünün ortaya koyduğu başka üniversal bir değer hukuk fikridir. bin yıllarında Aral gölü havalisinde bozkır kültürü ile temasa gelerek bu kabiliyeti elde etmişlerdir. daha çalışkan ve ziraatçi örtmaWa beraber. Türkler'in çeşitli devirlerde.Ö. Zambotti ve jeopolitikçi Mc Kinder taraflarından iyice belirtilmiştir.Ö. hayvan yetiştirme.Bozkır Kültürünün Teşekkül Çağı Bu küftüFÜh menşei hakkındaki nazariyeler ona aşağı yukarı bir mazi tâyin etmek imkânını sağlamaktadır. kitabelerinde geçen. Tarihte ilk kültürler de şüphesiz doğdukları bölgenin tabii şartları içinde öz kazanacaklarından. sonra ren geyiği (Samoyedler tarafından). hayvan terbiyesinde önce geyik. iiraat kültürünün ve ona bağlı hayvancılığın çok üstünde ve dünya tarihinin pak mühim bir kültür merhalesi olduğunu belirten F. Bunun sebebinin. 8u itibarla. ihsanların cemiyet hâlinde yaşayabilmeler sağlıyan karşılıklı saygı esasından hareketle. konu ile ilgili tâbirler meseleye ışık tutacak durumdadır. bozkırlarda gelişen eski Türk kültümün dünya tarihinde fB bakımdan kesin tesiri olmuştur. *8ehmtdt de araştırmalarında aynı neticeye varmıştır: 'Orta Asya'da oturan ve çok eski btr amanda aveıkk hayatından hayvanları ehlileştirmeğe geçen tek kavim Tûrktşr olmuştur.Sosyal Yapı a .)aayesinde hâkimiyet altınla aldıkları insanları idare plânında başarılarım mürnjaün kıtaşîır. "Altay-Türk atlı çoban kültürü" Türkler'in atalarını diğer topluluklardan farklı bir dünya görüşüne ve hayat tarzına götürmüştür ki.Eski Türk cemiyetinin sosyal yapısı hakkında şimdiye kadar yapılan tasnifler hem bünye. Afanasyevo kültürü verintilerine göre M.soy. orman kavimleri "asalak1 kültüre (avcılık. Orhun kitabelerine göre Türk bozkır cemiyetinin yapısını şöyle tesbjtetmek mümkündür: Oguf . çeşitli bölgelerde bazı bünye değişikliklerine uğradıkları ve bununla ilgili olarak başka başka tâbirler kullandıkları şüphesizdir. (aile?) Bod . siyâsî. Şüphesiz ata binicilik temel unsur olmak üzere. diğer bölgelerde de böyle idi. cepheleri ile kültür gelişinceye kadar belirli bir zamanın geçmesi gerekecektir. însanlan üretici (müstahsil) durumuna sokmak suretiyle. yalnız alarak karşılığında birsey vermıyen parazit asalak) ekonomi yerine. At üzerinde. W. kabile Ok * kabile (bir siyâsi teşkilâta bağlı) . İnsanlar yaşadıkları çevrenin bu imkânlarını değer-lendirerek hayatlarını sürdürebilmişlerdir. Viyana ekolü'ne göre bu tarih M. Bu da. Esasen yeryüzünde ekonomi bakımından başlıca üç temel kaynak vardır: orman.boy. fakat bozkırlı olan Türkler'in kültürü de doğuş. gelişme ve muhteva bakımından bütün diğer toplulukların kültürlerinden ayrılık gösterir.Ö. Onlar M. 2 . atın sür'atı ve demir madeni (aş. Koppere Hind-Avrupalılar açısından meseleyi daha kesin bir şekilde açıklamaktadır. diğer yandan da arkeolojik vesikalara uygun düşmektedir. bu insanlığın mazisinde ilk defa müşahede edilen insan zekâ ve iradesini tabiata hâkim kılma azmidir. bir beşerî değer ancak bu yol ile. her araştırıcının kendi meşgul olduğu zaman içinde kaimast ve yine meşgul olduğu belirli Türk zümresini esas alması olduğu anlaşılıyor. At vasıtası ile insanlığa bahş edilen diğer mühim bir değer de sür'at mehfumudur ki. Ön-Asya kavimleri bakımından da benzer sonuca varılmıştır. bin başlan olmalıdır. hayvan besieyicllföi geliştirmek ve yaymak suretiyle iktisadî. Bu tahmin bir yandan Viyana ekolünün vardığı sonuçlara. bu eski iptidaî kavimleri zihni durgunluğun tenbelliğinden kurtararak canlı bir faaliyete yöneltmiş va frisan iradesinin ufkunda sonsun imkânlar açılmasına vesile olmuştur. avcılık ve devşiricilik gibi. Fakat Bozkır kültürü dediğimiz.toplulukları bir üst idare nizamına bağlama yolunda ulaşılan devlet kurma düşüncesinin mahsuiüdöf. At terbiyesi.190 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 191 rin ve başka kültürlerin gelişmesinde fevkalâde neticeler doğurmuştur. At. devşiricilik). Ona göre. aslına en yakın TSrk kültürü içinde cemiyet yapısını tesfcrft etmek bakımından bazı imkânlara da söfeftbiz. Menghirf* göre. Bu sebeple yeryüzönde ilk siyâsi kadrolar. Bunlardan biri.

iktidar veya hükümet" . benzer kuruluşlar başındaki mctful şahıslar aynı zamanda dirtfreis oldukları halde. c.). adlar. baba evi ise en küçük oğula kalırdı. akraba. Bunlara göre eski Türk "in. Kürt vb. ortaklık yalnız otlak ve hayvan sür rülerine inhisar eder.boylar birliği (siyâsi yönden müstakil veya değil) İl . hisselerini alıp. Yabagu. Böyle bir ortak şuur Bozkır Türk cemiyet ve devletinde çok eskiden beri mevcut. Arap ve Fars tesiri ile sonradan ortaya çıkmış isimlendirmelerdir. Üç-Karluk.) dolayısiyle Çin yıllığı . aslında Türk kültürü mahsulü olmayıp. Kumeri. Yeney. boydaki iç dayanışmayı muhafaza etmek.Millet. Boran. Eeki Türk boylarının adları boyun bu siyâsî ve içtimaî hususiyetlerini meydana koymaktadır. Kapan. gibi küçük topluluk adları ve sonu + oğlu ile biten Aydın-oğlu. Kangar.'«öhretli. feususiyetlerin» şöyle tesbit etmek mümkündür: 1. yb.y.Müstakil topluluk.©** muştur. Boylar birliğine "bodun" deniyordu. Roma'da. imparatorluk = Reich. Thomsen'e göre "siyâsî bakımdan müstakil. Mogyeri = Magyar vb. bk. Bodun'un başında "bey". bunun yalnız idareci zümrece istenmesi ile değil. 58'de cereyan eden hâdise (yk. yeni bir aile kurmak üzere. f „ v n J*\ * XüT .)Oğuz adı da (0hf zaOtftar) belirli bir siyâsi teşkilât kurmuş Türk boyları mânasındadır. yansında.). çıkarlar. Eski Türkler'de istiklâle verilen değer bazı tarihî kayıtlarla da tesbit edilmiş durumdadır: Asya Hunlan'ndan M.. imparatorluk. siyâsi hâkimiyet" mânasına gelmektedir. Yağlakar. 3.â: v . Çünkü Türk ailesi eski Yunan'daki (genose). Bodun'lar çoğunlukla soy ve dil birliğine sahip boylardan meydana geldiği için.). Türk gruplarının her gittikleri yerde. Buna göre boy. (Gök-Türk kitabelerinde: âble +) tâbirleri.v. Dokuz-oğuz. beg.BüyüK. nesil" mânalarına gelen bir söz olup. caf (yabancı) tâbirinin zıddı olarak "akraba" anlamında kullanılır. İğdir.Askerî teşkilât ve idarî kuruluşla ilgili olanlar (meselâ: Çur. malî kudreti ve doğruluğu ile tanınmış urug ve oguşların reisleri arasında seçim yolu ile iş başına gelirlerdi.Ö. evlenen erkek veya kızın baba ocağından ayrılarak ayrı bir ev (aile) meydana getirdiğine delâlet eder. Mülkü ve hayvan sürüleri başka zümrelerinkinden ayırt edilmekte idi (24 Oğuz boyundan her boy hususff bîr damgaya sahipti). Gira-ud'ya göre Teşkilâtlı devlet. idarî ve hukukî nizamla» ile.İstiklâl Kavramı Bilindiği üzere.). muntazam teşkilâtlı millet" demektir. toprağı ile. devlet'in şartları yönünden. beylik* Imnlık gibi hür ve müstakil siyâsî teşekküller kurmağa çalışmaları bunu gösterdiği gibi. Gabain'e göre "ülke.192 ______TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ TÜRK TARİHİ 193 Bodun . Kayı. hak ve adaleti düzenlemek ve gerektiğinde silâhlı kuvvetlerce boyun menfaatlerini. tanıyabilmek için onun. vazifesi yurdu ve ahaliyi korumak ve sağlam bir sosyal bünyeye sahip olmasına çalışmak olan bir siyâsî kuruluştur. Türkçe'de izdivaç için kullanılan "evlenme" veya "evlendirmek. aynı zamanda halkın da aynı şuur İçinde bulunması. eski Yunan'da ve CâMiye devri Araplarrtıda. bütün dış tesirlere rağmen başka bölgelerdeki TürK'2ümfelerine ntebetle en az tesir almış olmaları gerek» Altaylrtar'da "soy* ve Yakut'larda "usa1 Kırgızlarla 'aul") ise de. Orhon yazıtlarında ancak bir yerde geçen "uruğ" tâbiri. Argm. Eett Türk ailesi tip olarak "geniş aile" şeklinde görünmekte (geçen asm 2. Tabgaç vb. bey'in böyle bir fonksiyonu yoktu. çeşitli ülkelerde buna muvaffak olmaları da istiklâl düşüncesi üzerinde ısrarlarına delâlet eder. b. bodun kelimesi "kavim" mânasını verebilir. - >.korumak olan bey (bâg. ? < Argu. Kaşgarlı'da. Keşi. devlet.). bi) bulunuyordu.#oKuwet. han ("kaan") bulunur ve topluluk siyaseten müstakil veya bir il'e tâbi durumda olabilirdi. KıatAhmedfe. bu söz. bütün içtimaî bünyenin çekirdeği durumunda idi. Türkler'de "leviratus" (ölen erkek kardeşin dul kalan zevcesi ile ve çocuksuz genç dul üvey anne ile evlenme sekti) mevcuttur ve umumiyetle tek zevcelik (monogamie) görülür. Bu adlar şöyle sınıflandırılmıştır: a. Uygurca metinlerde. Osmanlı gibi devlet veya. Câferlu vb. 2. vfc). Moğolcada da "yat. Rorna'daki (gens) ve Islavlar'daki (zadruga)'dan farklı olup. Kartuk. birçok modern şivelerde çok kullanılan ve tohum. Kabar-. Seçici hey'et herhalde boy'u meydana getiren aile ve soyların temsilcilerinden kurulu olmalıdır. bilindiği gibi dıştan evlenme (exogamie)'nin esas ve baba hukuku'nun hâkim olduğu Türk ailesinde evlenen oğullar. imparatorluk. devlette gerçek istiklâl.-Hteilu. meselâ. ErHm = erdene Kınık vb. fazilet ifade edenler (meselâ: Türtc.Aikerî-eiyâsî hâdiselerin tesirinde meydana gelenler (meselâ Hazar = Kazar. Devlet karşılığı olarak daha geniş anlamlarla karşımıza çıkmaktadır» \ b-İI: Eski Türk cemiyetinde siyâsî teşkilâtlanmanın en üst kademesini teşkil eden T V. zengin mânalarında olanlar (meselâ: Bayındır Bayat Çavuldur.Boylar birliğine katılanların sayısına göre adlandırmalar (meselâ: On-ok. Türk "il"W. Umumiyetle. Sabar. eağlamlık. Bulgar vb. Yula. Görüldüğü üzere Türk boyları ve umumiyetle Türk siyâsi kuruluşları şahıs adlan ile anılmıyorlar (Selçuklu. Isfendi-yar-oğlu vb. j ^Adam^veya insan mânasını verenler (meselâ: Hun." A. Utur-gur = 30 Ogur. Memleket. Bu hey'et eski Türk devletlerinde mevcut "meclis" (Danışma kurulu)" lerin küÇûk çapta bir ilk tipi olarak görünmektedir. f. Kan akrabalığı esasım dayanıyordu. On-Uygur. Agaçeri. Köbök. feıvaş. Çepni» Taryan. yâni istiklâl düşüncesinin bütün toplulukta müşterek birarzu hâlinde var olması şeklinde belirir. aslında Türk ailesinin 'Küçük aile" tipfrtde kun&ı bulunması daha akla yaton gelmektedir. siyâsî mahiyette bir birlik idi.R. cesaret. *" H V ya h â İSe8İnİ bildirenler mese. Eski Törk cemiyetinde ilk sosyal yapı olan aile. Türk-Moğol devrinde: 1. Kül-bey. Boy beyleri cesareti. Belirli arazisi ye muharip kuvveti vardı. Karan Gyormati. Aileler veya soy'lar bir araya geldiği zaman "boy" teşekkül ediyordu ve başında vazifesi. halkı ile. Kitabelerde yalnız bir defa geçen "Ulus" sözünün eski devirdeki mânası açık değil ise de.

Bizans'ta insanın baskı altında tutulmasına ve kanunların yürümemesine karşılık. Eski Türk topluluğunda da insanın fertfr hukuk İle donatılimış ve iktisaden esir olmayan bîr hayat dtöaeninde bulunduğu anlaşılmakta*^ Bunun tarihî vesikalarla ortaya koncası mümkündür. tabiatiyle. Asya Hun Tan-hu'su Mo-tun. Gök-Türkler'de en canlı şekilde mecvut olmuş (Ötüken'in kutsal toprak sayıldığı ve "kağanlık" a ve töre'ye sahip olarak yaşamak için Ötükende oturmak gerektiği) ve Uygur Türklerî'nde "Kutlu değ" efsanesinde sembolize edilmiştir. Çin'deki köleler. Bozkır Türk cemiyetinde öyle bir hürriyet havası vardı ki. Yukarıda söylediğimiz üzere. Ülke sınırlarına da "yaka" denilmekte idi. köleliği ve bazı zümreler için "imtiyazlılık" durumunu önlüyor. hani ka-gan'ımT. Hususî mülkiyet kişi haklarının ve hürriyetin teminatıdır. asır Bulgar-ları'nda fertler kendi arazilerinden elde ettikleri mahsulden hükümdara bile birşey vermiyebiliyorlardı. Avrupa Hunlan'nda Atillâ'nın başkentinde bir Bizanslı. Türk topluluk adlarından anlaşıldığı üzere. Islavlar arasında yaygın köle ticareti. ctevtetfrr siyâsî isffldâli gibi. 12. beraber savaştığı. Bu durum eski Türk devletinde. durum başkadır. bütün milletin ortak toprağı idi. Orhun kitabelerinde. buralardan faydalanan özel mülk at. töresini lam bozabilir?". fakat bizzat devlet reisinin korumakla vazifeli bulunduğu bir ata yadigârı idi. Çin'de enselerine bo- . sınıf. asır Kıpçaklan'nda da durum böyle idi. Bu hal iae. Hazar hakanı ve idarecileri teb'anın mülküne el uzatamazlardı. İstiklâlden mahrum kalmca "Beuolmağa lâyık oğlu kul. ülke bakımtfıdan 'donfaturrt'detJilreski çağlarda benzeri yalnız Roma imparatorluğunda görülen "imperium* hâkimiyet telâkkis'mîıf tnevcut olduğunu gösterir. Anlaşılıyor kf Bozkır Türk il'inde "yurt" hükümdarın şahsî malı gibi keyfine göre tasarruf edilebilen bir toprak parçası değil. her ne sebeple olursa olsun kimseye arazi terk etmeğe selâhiyeti bulunmadığını söylemişti. eski Türk devletlerinde. hürriyet ülkesi olan Asya Hun topraklarına kaçıyorlardı. Devlet idaresi ve ülke anlayışında idarecl4ıa!k İşbirliği olan alyâsff teşekküllerde ise. Meselâ 8 boy hâlinde Don-Aşağı Tuna nehirleri arasında yayılan Peçenekler'de "kabilelerin durumu o kadar müstakil idi ki. 2. Bu tarihî veeh kalar. Göçlerde ailelerin ve fertlerin kendilerine ait sürülerini ve taşınabilir malların] beraberlerinde götürebilmeleri ve istedikleri gibi tasarruf etmeleri onlardaki hürriyet duygusunu ve serbest hareket etme eğilimini daima canktutmakta idi. idarecisi ve halkı ile Türk topluluğunda ortak bir değer taşıdığını ortaya koymaktadır. toprağın devletin temelini teşkil ettiğini buna göre. Eski Türkler'de ülkeye Vurt" deniyordu (Eski Türk vesikalarında geçmiyen ülke sözü. iktisaden -besicilikle dayanan Bozkır kültüründe ise bu ihtiyacı. Mücadele edecek savaşçılarımız hâlâ mevcut iken devletimizi korumalıyız'. ailede hususî mülkiyet mevcut idi. TÖrk Tinde de belİrÜ sınırlar içinde bulunan bir ülke kavramının mevcut olacağı aşikârdır. komşu Moğol Tung-hu'ların arazi talebi karşısında kaldığı zaman (M. 209) devlet meclisinde. kast cenderesine aldıkları mahkûm zümrelerin (Mogollar'da çeşitli neviden köleler. Ancak Türkler'de "ülke" ve vatan telâkkisi göçebe veya köylü (ywteşik) bütün öteki kavimlerden farklı olarak. yalnız hür ve müstakil yaşayabildiği toprağı ülke ve vatan saymakta (Türk tarihinde çeşitli Türk zümrelerin ayrı vatanları bundan Heri gelir).ancak kendi aralarındaki daha zayrfvdaha az becerikli fertle*» kol kuvvetinden faydalanma yolu ile sağlayabiliyorlardı. „3-lnsanUn$ufu: Devletin yalnız hükümdar ve ailesinden ibaret sayıldığı topluluklarda siyâsî hürriyet ve çalışma serbestliğini düşünmek güçtür. Devlet topraklarının İdarecilerle halkfft ortak mesuliyeti altında bulunması keyfiyeti. Gerçekten eski Türk topluluğunda halk. ayrıca Bozkır kültürünün ekonomik özelliği de. "ölkâ" şekli ile Moğolcadır). koyun ve sığır sürülerinin sahiplerinden tahsil edilen belirli ötçüdeki vergiler yolu ila'l^in mâlî ve askerî ihtiyaçları karşılanıyordu. trçy* van güeü karşılıyordu.).TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 195 Shi-ki Hun devlet meclisi'nde yapılan şu konuşmayı nakleden Boım <ıç*n tâbHyet yüz kızartıcıdır. Türk boylarındaki^ bu karakteristik durum eski Türk İl'inde siyasî birliği meydana getiren boyların -türlü sebepler yüzünden. Demek ki Türk hakanlıklarında ülke. 'yurt'una da derîn bir muhabbetle bağlanmıştır. Önce. Bu durum bazan sosyal yapının daha yüksek kademelerinde müşahade ediliyordu. eşitlik ve insana saygı prensiplerinin gelişmesine yardım ediyordu. hâtûn olmağa lâyık kızın câriye" olduğundan yakınan Bilge Kağan Türk devlet ve istiklâlinin devamUlığınş İnancım şu sözlerleitede etmiştir: "Yukarıda gök çökmedîkçe. GökTür$er'difc Uygur-lar'da vb. Türkler'detei bu vatan sevglaHM* Arap yazarı Al-Câhiz-Xölm."Asalak" feültürde ve "Köylü'vtyefte-şiK)J$ültürde başkaca çare yoklu.birbirlerinden kolayca ayrılmalarına ve aynı bölgede veya başka bir yerde yeni bir İl teşkil etmek üzere tekrar toplanabilmelerine imkân vermekte idi (eski Türk siyasî kuruluşlarında boy sayısını ifade eden ve zaman zaman değişen rakamlar bunu gösterir). cemiyette kendilerine herhangi hteraülfc ve hiçbir siyasî hak tanımamak suretiyle. 10. her müstakil devletin hak ve salâhiyetlerini mutlak şekilde kullanabildiği belirli coğrafi saha olduğuna ve ülkesiz bir millet bahis konusu olmıyacağına göre. eski Türklerin şahıslartndan ziyâde ffie bağlı olduğu hususu ile bir arada dikkate alınırsa. çekme ve taşıma gücü"nü iti* sanlar .194 . Eski çağlarda» yaşamak için ihtiyaç olan 'çalışma. yâni tam bir birlik teşkil ettikleri hâlde bir merkezî iktidar mevcut değildi".Ö. devlette gerçek istiklâl kavramına uygun olarak. adalet. Boyda ^yalnız otlak ve yaylaklar ortak mülkiyette idi. Oğuzlar'da "bey"ler. aşağıda yer deünmedikçe Türk bodurumun il'ini. en küçük bir aile bile başlı-başına bir "il" sayılabilirdi. tfmdi SFim nerede? Kağanlık bodun idim. ülkenin sür'atle "vatantaşma" sının mümkün olacağı kolayca anlaşılır. "Kağanlık" tâblrt ile ifade edilen "devlette istiklâl' düşüncesine karşı duyulan ilgi daha sarih bir şekilde dile getirilmiştir: İH olan bir bodun idim. kavim beraber yaşadığı. siyâsî istiklâli ile beraber yürümektedir. Kısaca Türk kültüründe vatan Türk tuğlarının veya al bayrağın dalgalandığı yerdir. Orman kavimlerinde ve yerleşik topluluklarda hâkim%eti ele geçiren gruplar. başta en yüksek kas (adele) kuvvetine sahip at olrnaR üzere. kendisinin Hun memleketinde hür olduğunu ve korkusuz yaşadığını söylemişti. belirli sınırlara sahip devlet arazisi idi ve bu arazi hükümdar ailesinin mülkü değil. han'ın bazı aşırı davranışları karşısında seslerini yükseltirlerdi. ilk tarihî btfMiaine Asya Hunlan'nda rastladığımız bu durum. Eski Türk. müşahadeye dayanılarak belirtilmiştir. Bozkır Türk devletinde arazi üzerinde de hususî mülkiyet câri idi {Asya Hımları'nda. Atalarımızdan toprakla birlikte devr aldığımız istiklâlimizi Çın ile uz-laşmak bahasına feda edemeyiz.Ülke Kavramı: Ülke. fakat bu şamarın mevcut olmadığı araziyi kolayca terk edebilmektedir (Türk göçlerinin diğer tur sebebi). bu düşüncenin.869) tarafından da. Bu tip arazi devlet mab olduğu için.

meselâ. Herhalde kitâbelerdeki şu ifade: Kağan. doğrudan doğruya devlet içinde idare edenlerden. Buna göre. Çin ve Iç-Asya sahasında görülmekte olup. Esasen eski Türkçe metinlerde "köle" kelimesi geçmez. Bunun sebebi söylediğimiz gibi»-bozkırlar bölgesi insantennın. Buniann her üçü de bozkır küitürü^de gelişme şansını bulamamıştır. asli Türk bölgelerinde değil. aksine. koyuna bindirilerek ve ok ile sincap vb. Üçüncüsü. "Kara-bodun". Bilindiği gibi köle* Kk. "Tarhanlık" ve "Orun-ülüş" meselelerine de kısaca dokunmak icap etmektedir. Çocuklar 3*4 yaşlarından itibaren. Eski Yunanda Aristotelesh »Nı ftapvana ve 'canlı âlet" dediği ve doğrudan doğruya "o^ûlk" sayılan insanlar. asırlar boyunca. insanın kol (adete) gücüne müraT caat zarureti duyulmayan Bozkır kültüründe huauiî mülkiyet ve hür çalışma esasında gelişen sosyal gelenekler. bozkır Türk toplulukları daha çok siyâsî vasıfta olup dinî karakter taşımıyorlardı.Peçenekler'de K. Dokuz-Oğuz beyleri. Namık Orkun. her an savaşa hazır. vahşi bir hayvan öldürmüş olmak) aç doyurmak. Mısır'da. kuzuya.196 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 197 yunduruk vurularak tarlalarda çalıştırılanlar. İkincisi. Türkler'de ise. kan dökmek (mutlaka savaşa katılmak değil. Türkçe'de "kara" sıfatının. Eski Yunan'da. bodun. idare edilenlere doğru bir sıralama olmalıdır. Henüz yürümeğe başfıyan her çocuğun yanında eğerlenmiş bir at hazır bulunurdu.) Bu hukuk anlayışının eski Türk cemiyetinde imtiyazlı "sınıf lara dayanan bir düzenin ortaya çıkmasına da engel olacağı aşikârdır. Bunların hepsi dış tesirlerle açıklanabilir. çok erken çağlarda belirti-seviyede hukuk fikrîne ulaşmış olmalarıdır (yk. bundan imtiyazlı bir sınıf hükmünün çıkarılması müşküldür. kitabedeki ifadeleri. savaşta da destek olması tabii idi. "toprak köleliğifservage") bahte konusu değildir (Orta Macaristan'da bazı köyler. Gök-Türk yazılı vesikalarda 14 yerde "kul" tâbiri geçmektedir. Esirlik ile kölelik içtimaî ve hukukî bakımlardan birbirinden farklı şeylerdir. Orhun kitabeleri dahil eski bozkır Türk vesikalarında din adamlarından hemen hiç bahsedilmemesi bu bakımdan dikkate değer bir nokta teşkil eder. İlk iki Türk devletinde kölelik. beylerden önce yer almaktadır. Kûn (câriye) sözü de çincedir (kü'an). çünkÛ. Yunan-Roma medeniyeti dahil hm yerde kölelik müessesesi teşekkül etmiştir. menşeini "yerleşik" medeniyetten alan ve bazı orman cemiyetlerinde (meselâ Moğollar) rnevcul olan bîr müessese olup. Kâşgarlı Mahmud da. bütün âife efradı ile birlikte yeni yurt kurmak zorunda olan bozkırîı Türk'e. biniciliğe ve vuruculuğa alıştırılırdı. töre hükümleri hâlinde kesinlik kazanmıştır. 445 de ölen Bleda'nın dul hanımına âit olduğuna dâir Prtskofc'un kaydını doğrudan doğruya "yerleşik" kültür mafW sülünden ibaret olan toprak aristokratlığının Avrupa'da bir devamının tesbiti olarak değerlendirmek lâzımdır). bozkırlara yabancıdır. bir "sınıf" hiyerarşisi değil. yukarıda da belirtildiği üzere. zira her Türk iyi savaş terbiyesi almış. kalabalık bodun* diye mânâlandırmak gerçeğe daha yakın görünmektedir ve buna nazaran sayısı şüphesiz az olan beyler 'ak' oluyor demektir. istiklâlini kaybeden her topluluğun böyle tahditlere mâruz kalması samanımızda bile tabii karşılanmaktadır.olabilmek için. umumi ekonomik-hayatta ancak tâli olarak yer aldığı' bozkırlar sahasında büyük fnâlîkâne* terin meydana gelmesi (feodalite* imkân dışındadır. Buna göre. daimî asker durumunda idi. Hazarlara dair islâm kaynaklarında geçen "EI-Hazar'ül-khJ. Roma'da ve Moğollar'da. kölesini azftd etti) gibi bazı ibareler dikkati çekmektedir. Bu mânada. kölelerin yanında. Atsız'ın 1077'deki Kahire savaşı). çıplak giydirmeki lâzımdır. Çünkü daha eski asırlarda Doğu Avrupa Türkleri arasında da böyle bir durum görülmüyor. kilometrelik göç hareketlerinde. yaşadıkları coğrafî şartlar icabı. yine aslen Türk olmayan bir kültürün uzunca bir müddetten beri tesirindeki Türk zümrelerinin dilinden örnekler vermektedir Kıpçak bozkırlarında bazı Türk çocuklarının "satın" alınarak Orta-doğu memleketlerine gönderilmesi telavlar'dan ve Normanlar'dan gelen meşhur esir (köle) ticaretinin ttr neticesi olarak mütalaa edilebilir. hiçbir YflÛÎk*ü bulunmayan ve cemiyette Wç "hak* sahibi olmayan hean dfmektlr. avlatılarak. eski Türk sosyal hayatında. kadının her sahada olduğu gibi. Binice. Buna karşılık bir de ak-beğ? ifadesinin bulunuşu Türk cemiyetinde bir "asiller" sınıfının varlığı hususunda tefsire sebep olmuş gibidir (Meselâ. Nitekim kitâbelerdeki hitaplarda çok kere devlette büyük memuriyet makamlarını işgal eden "buyruk'lar. tarhanlar.s* tâbirine dayanarak Hfr *asil Hazar" (Khazar "pure-bred") kütlesinin varlığı görüşündeki isabetsizlik. buyruk beyleri. Kara Ordu. Eski Türkler'de fertler savaşçılık ve mücadele sahasında şahsiyetlerini bulurlar ve gösterecekleri kahramanlık ölçüsünde cemiyette yerlerini alırlardı. Şartlar bunlardan toarettir. fakat onlardan ayrı olarak esir (bilhassa savaş esirleri) de vardı. Fakat buralarda gerçek mânâsı ile "mülk1 ten ve "hak" tan mahrum insanlar zümresi ve müesseseleşmiş "kölelik" ten ziyâde. Yukarıda bey'lerin seçiminden bahsefmiş-tik. ailesi. aslında. Dede Korkut'da açıklandığına göre. askerliği meslek edinmek (idarî-*iyâöi) ve rûhânî zümreye mensup bulunmak (dinî). türlü tedbirlere başvururlarken. Bozkır külpünde hâkim zihniyet de bunu gerektiril . Eski Türkçe'de "kuP tâbiri umumiyetle 'köle' müteradifi olarak alınıyorsa da doğru olmasa gerektir. bey . halkça ünsiyet peyda edilmiş içtimâi ve hukukî kaidelere dokunmamalarının neticesidir. hususî mülkiyet ile hürriyet anlayışı buna engel olmuş görünüyor. Kadınlar da aynı şekilde yetişmiş olup» çok kere erkeklerle birlikte savaşa katılırlardı (hattâ islâmi devirde bile. Devlet idaresinde hakana en büyük yardımcılar durumunda olan beylerin idare ediien halka nisbetle üstün tutulması tabii ise de. ÇÖrtkü köle. Porfırogennetos'un açıkça belirttiği bu husus Hazarlar'da hattâ iktidar ve icrada hâkan'dan da üstün durumda olan "Bey* bakımından da geçerli idi. yüksek seviyeyi belirttiği görüşü de ileri sürülmüştür (ve Kara Han. son ibareyi "asil beyler" olarak çevirmiştir). Eski Türk devletlerinde bazı yüksek memuriyetlerin ırsî olduğu iddia edilmiş ise de. "Beğ'iîğin babadan oğula geçtiğine dair açık bir delil bulunmuyor (hükümdar sülâlesine mensup olanlar hariç). Bununla beraber Tabgaçlar'da ve Iç-Asya Uygurları'nda kölelerle karşılaşılmakta ve hattâ DLT'de "ol kuf boş kıldı" (O. bk. ziraatın. «amanla. Karaton gibi misâller verilmiştir). eski Türkler'de din adamları imtiyazlı bir "sınıf değillerdi. Bozkır Türk "irini açıklarken. "asıl. bu kütlenin. Kitabelerde bodun tabiri bazan "kara" sıfatı ile birlikte kullanılmıştır. aşağı bir dereceyi değil. büyük. H. Herhangi bir toplulukta imtiyazlı zümrelerin teşekkülünde başlıca ûçâmH röl oynamaktadır: geniş araziye sahip olmak (iktisadî). siyâsî hakların kaybedilmesi ve bazı "medenî* haklar yönündfen yasaklara uğramak bahis konusudur ve daha çok "esirlik" ifade edilmek istenmiştir. şadapıt beyler. Önce. askerliğin eski Türkler arasında ayrı bir meslek sayılması düşünülemez. herhalde» idarede daima pratik yolu tercih eden Türk siyâsî teşekküllerinin. Hazar ülkesinde yaşayan "Halis" adlı müslüman Harezmliler olduğu anlaşılmakla ortaya çıkmıştır. Hind'de ve Roma'da köle kütleleri) mevcudiyetini öyte devam ettfemşk maksadı ile.

.kaideleri ihtiva ediyordu. Büge)f>©elenlerden bir taamı affı. Fakat bu gibi boylar bu "mevki* lerini ebediyen muhafazaya mahkûm olmayıp. Krader de kitabelerde gördüğü sönük "kemik" kelimesini geçen asrın 2. karizmatik. Ancak emretme hakkının itaat edenler tarafından "meşru" kabul edilmesi lâzımdır. Tarhahlar. kutfum olduğu . tüz'lük (eşitlik) ve kişilik (insanlık.198 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ Beylerin ve buyrukların vergilerden veya başka herhangi bfr fnükell^etten _af tutulduklanna dâir bfr işaret yoktur. topluluklara göre. "Davete katılanlardan biri de bendim* (Tonyukukjr ı Böyle kurulan bir devlette tabiatiyle halk hak ve hürriyetini İteyecek ve başında bulunanlardan bekliyecekti. Türk hükümdarları. ona göre pay verildiği. imtiyazlı duruma getirilmişler. Umumiyetle "kanun" mânasırfSt*alınan töre (aslı. Türk kitabe ve kayıtlarında yalnız bir defa geçer: "Tengri yasar . faydalılık). töresini terk etmiş. karizmatik (Tanrı bağışı'na dayanan) tip olarak kabul edilebilir." (KGIrTegin. SöteTörk devletinin meydana gelişini anlatan kitâbelerdeki satırlar ışık tutacak mahiyettedir: "Babam Kağan (llteriş) T7 er ile harekete geçti... yâni belirli kabilelere mensup şahısların meclislerde. daha önceye ait Türk vesikalarında. (Hakanlığı) atalan-mıh törelerine göre kurdular. 1318)'in eserinde yer almış olup. Devletini. bunun 6'sında "il" île birlikte kullanılmaktadır.). bir kısmı yaya idi". kanunî. Gök-Türkler'de Bumın ve llteriş ve Tuna Bulgar devletinde Krum böyle yapmışlardı (Krum Hanın kanunları). Türk kabile teşkilâtında mühim rol oynadığı ileri sürülen "Orun" (mevki). t Bunun gibi. 4.. ancak bu mekanizma ile izah olunabilir. av. O (llteriş) ataların^ töresine göre bodunu teşkilâtlandırdı.. Bütün Türk lehçelerinde ortak olan ve sonra Moğolca'ya da geçen töre tabiri şimdiki bilgimize göre Tabgaçlar'dan beri mevcuttu ve asli söylenişi olan törü şeklinin daha eski bir devre götürülmesi mümkündür (Yasa kelimesine temel teşkil eden yasa (mak) "yapmak" fiili. Tarhanlık müessesesi böylece ortaya çıkmıştır.. Kazandığımız devlet ve töremiz öyle idi. Hükümleri maalesef o çağlarda tedvin (codification) edilmemiş olan töre'nin ana-yasa mahiyetindeki prensipleri. Orhun kitabelerinde. Bütün vesikalar Türk hükümdarına idare etme hakkının Tanrı tarafından verildiğini (bağışlandığını) göstermektedir: Asya Hun imparatorunun unvanı: "Gök-Tanrı'nın. ottefc. II. yeni iltihaklar neticesinde. Türk devletinde halkın bu istekleri töre'nin tatbiki ile gerçekleşiyordu. Asya İHunları'nda Mo-tun. daha sonraları. toy (resmi ziyâfet)'larda belirli yerlere oturması ve böyle toplantı ve ziyafetlerde yiyecekleri yemeklerin belirli olması. Gök-Türk hakanları da öyle idi: Tanrı'ya benzer. Kutadgu-Bilig'in yardımı ile tesbit edilebilmektedir.. Tann'da olmuş Türk Bilge Kağan". müttotçftnrtalardan birinde orun ve ülüşünü bir defa kaybeden kabile yahut oymağın yaylak.Hökûmrânhkr<iDevlet. Çünkü bu hususlar yalnız Moğol devri tarihçisi Reşid'üd-din (öl. sonra 700 kişi oldular. Asya Hun devletinde şahıe köleliği olmadığına göre boylara bağlı "kölekabile" lerin olacağı da şüphelidir. "kanun" anlamında Moğolcada da mevcut olup. tehlikenin daha kesif bulunduğu ön saflarda savaşa sürüldüğü doğrudur. "Babam kağan ile anam hatunu Tanrı tahta oturttu". casah sözü. bakan. herhangi bfr suçtan ceza gör-memeki* bmün bunten t nesil boyunca geçerli saymak suretiyle. her birinin koyunun belirli yerlerini yemeğe mecbur bulunması (ülüş) meselesi de daha sonraki devirlerde örf hâline gelmiş olsa gerektir. Kutadgu-Bflig'de ve DLT'te bu yolda tefsire elverişli hiçbir kayıt bulunmamaktadır (Son zamanların araştırıcısı A. Tabgaçlardan beri mevcut olup da mu Gök-Törk imparatorluğunda mühim bir yeri olan tarhan' (aitfl ve asker nazır. Bozkır Türk devletinde insan unsuru'nun kısaca açıklamağa çalıştığımız hak ve hürriyetlerle donanmış olması Türk devletinin kuruluş tarzı ile ilgilidir. Töre gereğince amucam tahta oturdu. Türk devletinin naat durulduğu meselesine.. Halbuki kitabelerde geçen kelime bir sosyal terim değil. yeni hükümler getirebilirlerdi. yerine ve zamanın icaplarına göre ve tabii "meclislerin tasvibi alınmak üzere. Hunlar'da şartlarım yukarıda belirttiğimiz bir köle sınıfının varlığına ihtimal vermek için de bu neviden "imtiyazlı" lık yeter derecede ciddi bir gerekçe sayılmama* lıdır. Orhun kitabelerinde "töre" kelimesi 11 yerde geçmekte. ayın tahta çıkardığı Tanrı/kut'u Tan-hu" idi. bizim tarih literatürümütde yaygın kanaatin aksine>9n!lyazlı değil idiler. zira bu şekilde miras yolu ile intikal eden kütle köleliği Asya'da yalnız Moğollar'da görülmekledir ("Unagan-bogol" sistemi). Devletin kuruluşunda hizmeti geçmiş olan zümrelerin emir ve kumanda mevkilerini alarak idareci durumuna geçmeleri ve dolayısiyle devlette idare edilenlere nazaran nisbî bir farklılık göstermeleri tabiîdir.... "Harp ganimetleri bölüşülürken her kabilenin Örün ve ülüş'ü dikkate alınarak. yapar".. vergiliden muaf tutulmak. Tanrı irade ettiği için. fakat idarecilerle işbirliği yapan geniş halk kütlelerinin gayretleri. iştiraki ile gerçekleşen bir siyâsî teşekküldü. Türk devleti kanunlara (töre hükümlerine) bağlı bir kuruluştur.Tanrı düzenler.. Bundan türetilen yasak. Bozkır Türk devleti herhangi bir âftfhln talıç zoru He meydana getirdiği bir yığınlar topluluğu değil. Ey Tİ3rk Bodunu! Devletli. yarısındaki yüzyıllarca Moğol tesirinde kalmış Orta Asya Türkle-ri'nde aristokrasiyi ifade eden Ak-süyek "ak kemik" tâbiri ile karıştırarak Gök-Türkler'de de bir asiller zümresi var sanmıştır. üniversel'lik). Devletin varlığı töre ile kaimdf: ". Diğer 5 Wrde de yine "il" ile alâkası açıkça beOHr. zorbalık vardır Meşruluğu tanınan devletlerde. Haberi işiten dağdaki-\&i ovadakiter toparlanıp geldiler^fö. vesair şeyler üzdrinde&i taüfouku-nu da kaybettiği'ne dair tesbitler ancak Moğollar zamanı ile ilgili görünmektedir. Bu prensipler şunlardır: könilik (adalet).. töreni kim bozabilir?. doğrudan doğruya insan kemiğini ifade etmektedir). Bozkır bodun teşkilâtında birliğe daha sonra katılan her boyun umumiyetle sınırlarda yer aldığı ve bunların.. Demek ki. Moğollar devrmde kendilerine hükümdar tarafından ■SuyurgaT adı île verilen ve irsen intikal eden topraklarla teçhiz edilmek. güneşin. Bu sosyolojik kaide hiçbir zaman ve hiçbir yerde değişmemiştir. bodun'un diğer üyeleri ile eşit duruma gelmektedirler.. Töre hükümleri değişmez kalıplar değjldi. törü) eski Türk hukukî hükümlerinin bütünü olup sosyal hayatı düzenleyen "mecburî."imtiyazlı" durumda görünmüş olmaları da. emretmek hak ve salâhiyetinin ve o emri icra etme kudretinin bir arada yürürlükte olduğu bir yüksek sosyal nizamdır. uz'luk (iyi'lik."..Devleti ederine alıp töre'yi tesis ettiler. Tonyukuk'un önvanı: Boyla bağa Tarkan)'lar da. bugün kullanılan yasa kelimesi bunun kısaltılmış şeklinden ibarettir.. büyük toplantılarda. Eski Türk hükümranlık telâkkisi. öndekiler geri çekilerek. umumî tarifi ile. çok çeşitli olan hükümranlık şekilleri arasında ortak olmak üzere üç tip tesbit etmek mümkün olmuştur: Gelenekçi. Asya Hun imparatorluğunda 5 Hun kabilesinin -Tanhu ailesi ile akrabalıkları gözönüne alınarak. aksi hâlde devlet yok.

Avrupa Hun imparatorluğunda» benzer bir kuruluşa Prtotoos "seçkinler* veya "seçilmişler1 meclisi adını vermektedir. Sarı Türgiş -Kara Türgiş. "Halka. Bu kontrol meclîsler aracıhğı# ile yapılıyordu.. çoğaltmak ve huzura kavuşturmak gelir (Kitabeler). Batı Hunla-rı'nda. Bu meclis..Âdil kanun. maiyeti ve davet ettiği halk ile bir toplantı yaparak "kengeştiler". olarak sıraladıktan sonra şöyle der: "Ey hükümdar sen halkın bu haklarını öde. kağan. 1933. diye sor. Beyliğe (hükümdşrlığa) yol ondan geçer. 5947. yabgu. 3 . aynı geleneğin Oğuzlar arasında da devam ettiğini gösterir. toplamak. 2111). kendi ülkelerini ilgilendiren hususlarda dış münasebetlere girerler. Uygurlar'da sağ idi. GökTttrkler'de devlet meclîsi ihtimal daimî idi.. asıl hükümdarın yüksek hâkimiyeti altında töre hükümlerim yürütürler. benzeri eski Roma'da görülen ve httkümdann icraatının millet tarafından kontrolüne imkân veren4i•imperiuwı• şeklinde tecelli etmekte idi. "Bey. 1934.diye ifade edilen. Devlet başkanlarının oturduğu başkente "Ordu" deniliyordu. Tanrısal (ıduq) dır. Türkler'de hükümdarlık alâmeti sayılan büyük resmi ziyafetler (Doğu Türkler Toy. 581 de ölen Gök-Türk hakanı Ta-po yerine onun vasiyet ettiği Ta-io-pien'in hakanlığını. Schmidt ve B.. DLT'de "kengeş" tâbirinin "hakanın tekliflerini milletin tasvibine sunması" olarak açıklanması... Hükümdarlar iktidarı Tanrıdan ahllar. W. Arıg-kan. Bu tarzda bir hükümranlık düşüncesi. bugün "mîîR îrade.) bunu ortaya koyar Tiına Bulgarları'nda da hükümdar Tanrı tarafından tahta çıkarılmıştır (Omurtag ve Melemir kitabeleri). Asya Hun devletinde bir daimî meclis (Danışma kurulu veya Devlet meclisi) bir de her yılın. Herşey kut'un eli altındadır. bu makama sen kendi gücün ve isteğin ite gelmedin. b . Kara Kıpçak. Hem kendiöi. 1430. Iç-dış (Karluklar'da?. asırdan beri Türkler'ce bilindiği gösterilmiş olduğu gibi.. üstün siyâsî kültürleri sayesinde daha o çağlarda halletmiş ve Insanlan hükümdarın şahsi Ihsaf duygusuna sığınmaktan kurtarmıştı. Gök-Türkler'de. 1960. Bu toplantı De Groot.Bozkır Türk İlinde Teşkilât a ..Asayiş. aç mısın. Avrupa Hun hükümdarı Attila'nın hanımının adında da "han" unvanı mevcut idi. Bunlara bakılarak eski Türkler'de karizmatik iktidar görüşü umumî kanaat hâline gelmiş olmakla beraber. Diğer taraftan hakanlık tahtına çıkışta da daima töre hükümleri göz önünde tutulmakta idi.ikili Teşkilât: ^ Eski Türk devletinde arazi iki idarî bölgeye ayrılırdı: Sağ-sol. P. Bu cihet Asya Hunlan'nda sol. Bozkır Türk hükümete! Tann tarafından kut ve ûiüg (kwmet)ile donatıldığı içfc işbaşına gelebilmekte*. bunda memleket meseleleri hakkında umumî müzakereler açılırdı. Kara Hazar-Ak Hazar. sonra kendi hakkını isteyebilirsin!" (Beyit 2983. eski Türte devletinde siyâsi iktidar kavramı "kuÇ tâbiri ila ifade ediliyordu. b .. zevcesinin de resmen aldığı katun (hâtûn) unvanı da Hunlar'dan beri Türklerce tanınmakta idi. Bulgariar!*0. Hazarlar'da bir "ihtiyarlar meclisi" (A council of elders) vardı (Hakan Yasefin mek-tubu ve Belazurî). L Wieger.. umumiyetle dinî cemiyetler olduğu hâlde Türk siyâsî birlikleri dinî vasıf taşımaz. Türk hükümdarları jnsan-üstü varlıkda sayılmamaktadır. surlarla çevrilmesi ve Budizm ile Taoizm'in yurtta yayılmasının teşviki teklifleri. Türk hükümranlık telâkkisi kanuna dayanan meşruiyetçi tipi temsil etmekte idi. Yabgu unvanı Hunlar'dan beri mevcuttu. Buna göre. Gök-Türk tarihinde genç hükümdar İnal Kagan'a karşı yapılan 716 yılı ihtilâli bu gerekçeye dayanıyordu. gerektiğinde. Demek ki başlangıçtaki bütün karizmatik görüntüsüne rağmen. halkta&tecrit edilmiş. Bu itibarla Türk. yukarıda da söylediğimiz gffl. töreye uymadığı için devlet meclisi red etmişti. Peygamberler veya veliler tarafından idare edilen Türk devleti yoktur. Bilge Kagan'ın kurula getirdiği iki mesele: Türk ülkesinde şehirlerin. Devlette hâtûnlar da söz sahibi idiler. Bunlar arasında Türk tarihinde en yaygın olanları han (kıral) ve kağan (imparator) idi.bir hayat yaşıyordu. Üç-ok . tok musun. bir dereceye kadar formalite olsa da. Bulgar Türkleri Iç-me-d(y)eme diyorlar. hükümdar üstü "yüksek otorite" (Souverainete. Kanuna kendin riayet et ki halk da saha itaat etsin!" (Beyit 1458. Bu tariM kayıtlardan da anlaşılıyor ki. hanedan dışından dahi han seçebiliyordu. yâni hakanı Taprı huzurunda sorumlu tutmakla Türkler. bütün istek^ ler onun vasıtası ile gerçekleşir. giydirmek.200 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 201 için kağan oldum" vb. Şölen. Elini açık tut. hem halk onun normal bir insan olduğunun farkındadır (Kitabeler): Esasen Türkler'de Kut telâkkisi sınırsız bir hâkimiyete imkân tanımamaktadır. kuzey-güney. ünlü "aygucı" (devlet müşaviri) Tonyukuk'un muhalefeti neticesinde red edilmişU. Ancak sîya-sT İkfidfcrıri kaynağını Tann'ya bağlamakla. 5469.. Tuna Bulgarları'nda bir "millet meclisi" bulunmakta idi. arada mühim farklar göze çarpmaktadır: Karizmatik meşruiyete bağlı topluluklar. Bölümlerin başındaki idareciler. Türk hükümdarı bu vazifelerini yapamazsa kut'unun Tanrı tarafından geri alındığı düşüncesi ile iktidardan düşerdi. Uygur-lar'da görüldüğü Üzere. iktisat ve kültür işlerinin de burada konuşulup karara bağlandığı anlaşılıyor. San (ak) Oğur. Hazar hakanı.dilinin en kadim küttür fümelerinden biri (SOO yıKctan beri mevcut) olan kut'un nazaıicephaşi&Ao! Türkler'de siyâsî iktidarın mâhiyeti) ünlü siyaset kitabı Kutadgu-Bilig'de açıklanmıştır. c . ancak bütün il'le alâkalı meşe- . kan (han). onu sana Tanrı verdi. Devlet meclislerine katılırlar. Szasz taraflanndan "Reichstag". Veliahd durumunda-kiler küçük yaşta iseler. 585 ve 726 yıllarında Çin elçilerinin kabulünde Gök-Türk hâtûnları hazır bulunmuşlardı. şulen kelimesi Moğolcadır) ve umumiyetle hakan sofrasının halka açık tutulması bunun sembolik ifadesidir. "Raf ve "AssembMe natioraP (Millet Meclisi) olarak tavsif edilmiştir. Hükümdarın törenle unvanını alırken. Süvereignty) meselesini. âdeta Tanrı gibi. Kutadgu-Bilig halkın hükümdardan istediklerini: a*. Bunların başında halkı doyurmak. ayında güney sınırı civarındaki Ma-yi sahrasında yapılan umumî halk toplantısı vardı ki. çünkü "han" unvanının 3.. 'Kut'un tabiatı hizmet/şiarı adalettir.Boz-ok (Oğuzlar'da)* Bu bölünmede daima bir tarafın hâkimiyet üstünlüğü tanınırdı.' (Kutadgu-Bİg. İdare salâhiyeti bazı şartlarla tahdit edilmiştir. Kara Macaristan -Ak Macaristan.İktisadî istikrar. ll-teber vb.. iyi kanun yapın. Sarı Uygur. do* ğu-batı. ak (sarı) * kara (Ak-Hun. Çin'deki gibi. Çünkü yalnız askerî ve siyâsî meselelerin değil. Oğuz Hakan da. ilk zevce ve asil (yani Türk) olmalarına dikkat edilirdi. 54-55). Bey. Bir hükümdar kuldan fakir adını kaldıramazsa nasıl hükümdar olur?" (Kutadgu-Bilig.. Hâtûnların gelecek hakanların anneleri olmaları sebebi ile. amcaların tahta geçmeleri töreye uygundu.. Umumiyetle en büyük evlât veliahd tayin edilirdi. bâb 38. Uygur Hakanlardın unvanlan da (yfcAk. 5578). eğer Ibn Fadlan'ın haberleri doğru kabul edilirse. fazilet ve kısmet kut'tan doğar. beyitler). elçileri ayrıca kabul ederlerdi. Bunların Moğol Juan-juan devletinden Gök-Türkler'e geçtiği hakkındaki iddia eskimiş görünüyor.9. 674-676.Hükümdar: Bozkır Türk devletlerinde başkanlar çeşitli unvanlar taşımışlardır: Tan-hu (veya Şan-yü).

Iç-buyruklar (saray idaresine bakan) yanında inanç.orayetkisi olmayan hâkan'ın yanında. hanedan mensubu idareciler gönderiliyordu. UfdK. Gök-Türkler'de. devlet parçalanmakta. Gök-Türk hakanlığının batı kolunu doğudan ayırmak istediği zaman oradaki Tardu'ya bir altın kurt başlı sancak göndererek. vb. Çirr imparatoru. Hattâ Beşbalık gibi uzak bölgelerin başına. evlâtları arasında vukua gelen taht mücâdelelerinde ise. Merkeze bağlılıklar ise. Aybars. belirli vergi ödemek ve gerektiğinde askerî destek sağlamaktan ibaretti. Türgişler'de. külüg. Hakan yanında yabgu (Gök-Tüfkler de) her cihetçe bır yardımca yine hakan yanında "bey" (Hazamda). Tabgaçlar'da. içlerinden biri tam başarıya ulaşamadığı takdirde. Attila geniş Ülkesinin doğusunda Ural-lar'a kadar dan kısmını oğlu llek'in idaresinde vermişti. devlet nizamı seviyesine yükselmek gibi bir seç-törtfk kazanmış bulunmaktadır. hükümdarın namına bir icracı durumundadır. Türk devletinin idaresindeki umumî tutum da bunu teyid eder mâhiyettedir. "Kün- dü" yanında "yula" (Macarlar'da). Rft-Ugor ve İslav toplulukların yekûnu ise 25'in üstünde idi.Siyasî Faaliyet: Büyük Türk İmparatorluklarında diplomatik lemaslan yürüten dış işleri idaresi en mühim makamlardan hl&M. hattâ Kara-Hanlfer'da olduğu gibi). aslında. Gök-Türkler'de şadlar hükümdar ailesine mensup oldukları gibi. "çifte kırallık* diye anılan bir nazariyenin ortaya atılmasına sebep olmuştur. Türk usulü seri harekete elverişli olmayan yaya destek kuvvetleri asıl Hun ordusundan çok fazla idi. dış münasebetlerini Türk devletleri aracılığı ile yapmak. İddiaya göre. Dengizik İmparator llek'in kardeşleri idiler. kuryeler faaliyet hâlinde idiler. Kanat kralları imparator ailesi mensupları arasından tâyin edilirdi. yeni devletler doğmaktadır (Hunlarfda. Asya Hun Tan-hu'su Mo-tun'un yanında onunla denk iktidarda başka bir şahıs düşünmek ve Batıda Attila gibi bir devlet adamının iktidarına ortak birisini tasavvur etmek güçtür. Devlet meclislerince dış politika ile ilgili olarak alınan kararları yürütmekle vazifen . daima ordu (başkent)'dan talimat alan Hun asıllı kimselerdi. Kağan Bumın'ın kardeşi. Ve esasen Türk siyâsî teşekküllerinde bunların veya tâbi" bölüm idarecilerinin veya kanat kıratlarının. Gök-Türk imparatorluğunda bu rütbe ve makamların sayısı 28 idi. Meselâ.S°n deröCede *** ■«****. Meselâ Asya Hun İmparatorluğunda M. 581 yılında. kendi kavmî bünyelerinden birşey kaybetmeksizin tekrar ortaya çıkıyorlardı. Oğuz Yabgu Devleti gibi nisbeten küçük siyâsî teşekküller de şüphesiz aynı tarzda idare edilmekte idi Meselâ Uygur hakanı Moyen-çur. Tan-hu'ya bağtt Oci (sol ve sağ) To-ki "kırdı* ile. Sivil idarede Devlet meclisi üyeleri. O hâlde Türk âmme (kamu) hukuku hükümranlık hakkının paylaşılmasını tanımamaktadır. Yabancılar herhalde bütün imparatorlukta Vassal" devletler hâlinde idiler. iki (sol ve sağ) Kok-le 'kiralı' vardı ve bütün imparatorluğa yayılmış olarak büyük başbuğların sayısı 24 idi. herhangi bir iddiada bulunduğu görülmez. Moğollar. dinî ve içtimaî teklere dayanmakta ve yalnız Türk "göçebelerine" mahsus olmayıp. Macarlar'ın 7 kabilesi de Hazar hâkanlığınca vazifelendirilen 7 "buy* ruk'un kontrolünde idi. d . Diğer taraftan. "atı" (Gök-Türklerde) ve "babacık' (Hazarlar'da). devkfcidareslnde ve aym kudrette Tana bağı-5JML''* dora?7Ş S"***** müşküldör. Asya Huntan'nın merkezinde çeşitli dillerde konuşan ve yazan kalabalık bir hey'et çalışırdı. Alpagut gibi çeşitli unvanlar taşıyan vazifeliler vardı. hiç olmazsa Türk devlet anlayışı ve âmme (kamu) hukuku bakımlarından şüphesiz tam gerçeği ifade etmemektedir. bakan). ancak Türkler'de bu. boyla. Attila'nın baba tarafından yakın akrabaları idiJer. apa. "birbirine paralel hükümet icra eden iki hükümdar" olarak ayrı ayrı iktidarı temsil ettikleri bu sistem. Asya Hunlan'nda To-ki ve Kok-le kıralları başta olmak üzere yüksek makamları işgal edenler. devlete karşı isyan» göze alamadığı müddetçe. Ayrıca Sagun. tercümanlar. iki veya daha fazla müstakil sahaya ayrılmakta. fiilî hükümdar durumunSL £ "TM Sî . Türgiş. Odular birleştiği zaman herkes mensup olduğu cihete göre sağ veya sol kanatta yerini alırdı. mutlaka bfr tarafın üstünlüğü bahis konusudur. kıralları.202 ___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ (elerinde toplanırlardı. Uygur. Türk devleti yıkıldığı zamanlarda. buyruklar (nazır. bağa. henüz "Tegin" iken Oğuzlar'ın başında bulunuyordu. birer ok verilerek gönderilen başbuğlardı. Türk devletine ancak hükümdarları. Aranan nokta sadece hüküm sürmek^dŞI fakat daha ÛK*W* olarak. Gök-Türkler'de. Nazarî bile olsa bu husus hakanlık alâmeti ile belirlenmektedir. Onoklar'ın başındaki Cur'lar ve Erkin'ler de kendilerine. Çünkü devlete "tâbi" olan bir çok ülkeler kendi iç işlerinde serbest idiler. ataman. Oğuzlar'da tuğracılar. Bu durum diğer Türk devletten içm de böyle idi. Campus Mauriacus savaşında Atilla'nın 200 bin kişiyi aşan ordusunda bu Vassal" ların. Gök-Türkler*de İstemi Yabgu. merkeze bağlı olduklarına işaret olarak. tudun. Çünkü Türkler'de hâkimiyette bir "paralellik" değil. Kapagan Kağan zamanında iki şad: Bilge ve Kül-Tegin onun yiğenleri idiler. irsî. Urallılar. Kök-Sagun. şefleri vasıtlasiyle bağlı olan bu gibi ülkeler. Türkler'de hükümran-Wc hakkının kanzmatik vasfı da buna mânidir. 176 yılında bu durumda olanların sayısı 26 idi. Tibetliler. 630'dan önce Gök-Türk imparatorluğunun batı kanadı olan Hazar ülkesi Aşıra ailesinden bir prensin idaresinde. hemen '«| bir sorumluluğu ve .Ö. bölüm başkanlarının hareket serbestliklerine sahip bulundukları. yabgu yanında "Kül-Erkin' (Oğuzlar'da). Oktar. yula. Meselâ GökTÜfkler'de altın kurt başlı sancak daima doğu kdlunun hükümdarında bulunur. bir "meşruiyet" meselesi okftı-°T ?î 1 «pahsın. hariçte temsilci bulundurmamak. c . ayn. Türgiş ve Uygurlar'da Bitâkçiler ve tamgaçılar. Bu yönden Hazarlar'da."Çifte Kırallık" Meselesi: Türk siyâsî kuruluşlarında görülen ikili teşkilât. Orta Afrika ve Okyanusya kabileleri arasında da görülmektedir. Tabgaçlar'da Bitâçinler. Batı Hun imparatorluğunun başkentinde kâtipler. Asya Hun imparatorluğunda. sonraları "etaba/ vb. yugruş. Daha sonraki kanat kırattan Irnek. unvanlarım taşıyan ve hiçbiri verasete dayanmayan devlet büyükleri bulunurdu. Karizma'nın babadan oğullara intikal ettiği inancı dolayısiyle. Attila zamanında Batı Hun idaresine "tâbi" Germen. Karluk yabguları Aşına ailesine bağlanmaktadır. hükümdarın ölümünden sonra. İlk bakışta çok cazip gelen bu nazariye. Ancak ll-hâkanlık (imparatorluklarda durum bir az farklı idi. franiı. On-oklar'da doğudaki 5 To-lu boyunun başında 5 Çur ve batıdaki 5 Nu-şi-pi boyunun başında 5 Erkin bulunuyordu. Kırgızlar. Bulgarlar'da. onu Gök-Türkler'in 'hâkan"ı olarak selâmladığını bildirmişti. Buna göre de devletin oldukça merkeziyetçi bir karakter taşıması lâ-zımgelir. onun sarayının veya otağının önünde dalgalanır^. tarkan.

Çin'de ve Avrupa'da ortaya çıkmasından en aşağı 500-3000 sene önce Türklerce biliniyor ve bazı Lâtin yazarlarının Hunlar'ın çiğ et yediklerinden bahs etmeleri. Bu birliğe Tabgaçlar. biri hükümdarın başkanlığında yüksek devlet mahkemesi. Casusluk yapmadıktan müddetçe elçilere dokunulmazdı. Yazılan yazılara tan-hu'nun veya hâkan'ın resmî mühürü basrlırdr. Fakat siyasetin dikkate değer bir de iç cephesi vardı. Ir^SL^neLaft9ir SUÇar?n 8ây.rma ""^ !ü!. GökTürk devletinin Çin tahakkümü altına düşmesinde bu gayretin acı sonuçları kitabelere kadar aksetmiştir. biri de Islavlar'ın ve diğerlerinin dâvalarına bakardı. bk.Ö. hıristiyanların ve musevilerin. ortak gayeler etrafında birleştiriyordu. 209-174) bu gayeye ulaşıldığı anlaşılıyor. Merkez orduları. karşılıklı dayanışmayı. Kurnanlar'da. cezaıandınlmakta idi: adam öldürmenin cezası jdamdı. Bizans. eski TÛrKler'de yargı usul ve şekilleri hakkında bilgimiz pek azdır. Gök-Türkler ve Uygurlar'da "tümen" adı veriliyordu. kan kardeşliği hâline getiren. Daha sonraları dünyanın birçok yerlerinde tarihî roller oynayan çeşitli Türk kütlelerinin başlangıçta bu Hun devletinde yer aldıkları. Türkler yiyecek ihtiyaçlarını et konservesi ile karşılıyorlardı Konserve et. Büyük Kağan Kapagan (692-716)'ın ana siyaset çizgisinden biri bu idi. Tonyukuk. ÜSİSm? T* S'Z Ö. İktisat).204 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TftPfTAPtttt ___________________________________________________ j^ idiler. yk. Asya Hunları. "Dağınık Türkleri" toplamak işi. barış devrelerinde. Barış zamanında başkasına kılıç çekmenin cezası da ölümdü. Bilindiği üzere GökTürk hâkimiyetinin çökmesi üzerine Türkler bir kere daha etrafa yayılmışlardır.Adliye: Tftre'rtn hususi ve cezaî hükümleri. VÖ uayVÖn ** surette Vaşaktı. Bizans'la yaptığı andlaş-mada husus! bir madde olarak belirtmişti. Ele geçirilen soyguncu. Avrupa Hunları. neft atan yangın mer-mili mancınıklar) başlıca silâh ok ve yay idi. Gök-Türk "aygucı" sı meşhur Tonyukuk. kaç. Mamafih Türkler zamarap müşkil şartları içinde dahi yiyecek ve malzeme ikmâllerini kolayca yapmak çarelerir&buimuş-lardt. seyyah. sonra Kül-Tegin) idi. En büyük askeri birlik 10 bin kişilik kuvvet idi. "and içme" töreni ile takviye ettikleri de olurdu. Başka orduların gerisinden binlerce baş sığır sürüleri sevketmek zorunda kalınırken. idare teşkilâtında saydığımız unvan ve rütbelerin sahipleri aynı zamanda. Türk birliğini gerçekleştirmek gayretleri ile o. oyuncu kisvesi altında. 10'lara ayrılmış ve başlarına ayrı-ayrı kumandanlar tâyin edilmişti. diğer bütün yerleşik ve orman kavimlerd ekinden en büyük farkı "ücretli" olmayışı ve daimi I iğ i idi. Hind ve İslâm kaynakları ile de tesbit edilebilmektedir. "âdete çağdaş denebilecek bir siyâö kavrayışa sahip bulunuyordu". Batı Hunlarında Onegesius = On-ügez. Türk devlet başkanının vazife* leri arasında gördüğümüz 'dağınık Türkleri* toplamak esasına dayanıyordu. Çünkü o. gerektiriyordu. emirlerindeki askeri güçlerin başında. Türk tesirîndeki yabancı ordularda da görülen bu 10'lu teşkilât ilk olarak Asya Hun İmparatoru Mo-tun devrinde tesbit edilmektedir. defa olarak Gök-Türk devletinde müşahede ediliyor. Türkler antlaşmalarında. Kapagan tarafından bu mevkiinden uzaklaştırıldığı yıllarda (705-716) yüksek devlet mahkemesi üyeliği yapmıştı. her zaman savaşa hazır kumandanlardı. bk. Türk ordusunun. belirli bir zaman için. Hun ve Gök-Tüffe ûnparatorlukian içinde (Meselâ Kapagan Kagan'ın öldürülmesinde. f-Ordu: Bozkır Türk devletlerinde hemen her Türk muharip durumunda olduğundan ve askerliğe hususî meslek gözü île bakılmadığından. Sabarfartte "görülmemiş savaş âletleri1. Yabancı kaynaklarda rastlanan dağınık haberlere göre. Çinliler Türk devletini çökertmek için bilhassa Türk hükümdar ailesi üyelerinin ve idarecilerin aralarını açarak birbirlerine düşürmeğe büyük ehemmiyet vermişlerdir. 2.JHun imparatorluğunun Asya'da sağladığı idare birliği içinde toplamış görünmektedir. Türk siyâsetinin dış cephesi şüphesiz devletin bekasını sağlamağa ve bu bakımdan öncelikle ticari münasebetleri tanzime yöneltilmişti (bk.an müsâdefe edilir. Sâsânîler de hile ile Türk elçilerini öldürtüyorlardı. aş.l. henüz yakın-doğu ve Avrupa istikametinde göç etmemiş olan Türkleri. esas karakteri şüphesiz "askerî" olan eski Türk devletini kabllevî (tribal) kalıptan kurtanyor ve hiç olmazsa devletin sahibi bulunan unsuru.dÛrÛ1Ör" mal.). Şüpheli hareketleri görülen yabancı temsilciler hapse atılır veya ülkenin uzak bir yerinde. Gök-Türkler devirlerinde. Hun topraklarında tacir. yabancı kaynaklarda mübalağalı rakamlar verilmekle beraber. Yukarıda kuvvetli hukukî cephesini belirttiğimiz eski Türk siyâsiî teşekküllerinde herhalde bilemediğimiz teferruatlı bir adliye cihazı mevcut bulunuyordu.ailesi efradınırf hM-yetlerı kıskanır*. yâni suçun devletçe takibata uğraması toplulukta kan gütme' geleneğinin yerleşmesine ugramas rop u ye^ırakmVdu '' ' Adlî teşkilâtın. Bu sayede kurulan büyük Türk imparatorlukları aynı zamanda disiplinli ve o çağların en kudretli askeri gücünü meydana getiren ordulara sahip idiler. 447 Balkan seferleri bu yüzden yapılmıştı) iki yüzlülüğü Türk-şad tarafından elçilerinin yüzlerine vurulmuştu (yk. e . Tümenler 1000'lere 100'lere. yine de kalabalık olduğu muhakkaktı. on-başılardan tümen basılarına doğru belirli bîr kumanda zincirinde birbirine bağlanması. I. Bunlarla çok uğraşılmış. görüldüğü gibi. Gök-Türkler'de. Hafif S£l Eff? T?k ÜZer* *■»»■»** Eski Türk devletlerinde ceza işleri-?^!2?FV ^S^nması. disiplin içinde. Bunlar ikişer ikişer müslümanların.) ve Bizans'ın Batı Hun imparatorlusunda kesif casusluk faaliyeti görülmüştür. sağ ve sol (veya doğu ve batı) başbuğlarının yüksek idaresi altında eğitilen ve onların emirlerinde savaşlara katılan ordunun bu 10'lu sistem içinde. meselâ imparator Rua. Yazılı antlaşmalara riayet etmeyen Bizans'ın (441. halkı isyana kışkırtan Bizanslıların memlekete girmesini yasaklamış ve bunu. öteki de "yargucı" lar ve maiyetlerinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Attila kendisine suikast hazırlayan suçlulardan Bigilas'ı bir hey'et önünde alenen sorguya çekmişti. Yukarıda.rdL Bu da bazen «örn. salahiyetli bir başbuğun sorumluluğu altında (meselâ. İslâm kaynaklarının belirttiğine göre. Sayılan hakkında. suçlar oldukça şiddeti. Türkler at sayesinde sür'affi ve seri manevrş kabiliyetine sahip olduklan içto uzaktan savaşı tercih ederlerdi. ikamete memur edilircS. Her çağın. Çeşitli . umumiyetle söz vermekle iktifa ederlerdi. Çtoffiefln. Hazar hakanlığı başkentinde 7 baş yargucı vardı. Türk halkı arasında yaygın Olup. Utin. en tesirli silâhlan He donatılan Türk ordularında (Meselâ. Bu. Türk tarihinde ilk defa Tan-hu Mo-tun zamanında (M. Çin. eğerlere bağlı çantalarda taşınan bu kurutulmuş et konservesini tanımamalarından ileri geliyordu. Fakat bazan bunu. tekniğine göre.

anoak huzur bozucu uygulamaların ortadan kaldırılması şekBnde tecelli ediyordu.ö. besicilik ve imperium Bozkır devletinin özellikleridir. Türk akınlarına karşı imparator Şi* huang-ti'nin inşa ve ikmâl ettirdiği (M. Fakat Türklerin en mühim sporu avcılıktı. Düz. yüzyıl boyunca ordularını Tûrkler'inkine uydurmağa çalıştılar. pusu kurulan mahalle kadar çekmek. askerî karakter. Bilhassa binlerce vahşi ve zararlı hayvanım Mâfı ile sonuçlanan W rek avları gerçek bir savaş manevrası mâhiyetini taşıyordu. (M. 1396 Niğbolu. Çin kaynaklarına göre M. Üzengi de Avrupada ilk defa Avarlar'da görülmüştür.icR. Türk yurdunun kadîm adından dolayı Turan taktiği" denilmektedir. Bunlardan gerilmesi en göç. yivli veya çengelli temrenler (ok-uçlan) kullanan Türkler iyi kement atmasını da Mirlerdi. asır 2. ok atmak herkesin tabii meşgaleler den idi."Turan Taktiği" Okçu süvarilerden kurulu Türk savaş birlikleri at dolayisiyle sağladıkları sürat sayesinde. 214) meşhur Çin şeddi maksada kâfi gelmeyince. Bu son derecede güç bir işti. Altaylar'da çok eskiden beri bilinen kayakçılık. sıkı saflar teşkil eden. güreş. Türk birlikleri savaşın ve muharebe sahasının icaplarına göre. serbest çalışma. Çin'de Turan taktiğini İli tat-bik eden de general Ho k'ü-ping (ölm. 115) idi. Marcellinus) bu akıcılık Türk ordularının en büyük avantajı idi. mücadele azmtoi kesinleştirirdi. Türk halkına bu sürekli basanları sağlayan başlıca hususlardan biri. Türk süvariliği ve tedûzatı en çok tesirini Bizans'da gösterdi. yâni rütbe hiyerarşisi yerine kabile ünitesi ve hizmetin çeşidine göre kuvvet mevcudu değişen eski Moğol âdetini terk ederek. hem teçhizat yönlerinden Türk tarzında askeri güçlerini meydana getirmişlerdi.206 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 207 yayları var*. Tuna Bulgarları aracılığı ile hem eğitim. mızrak. g . Türkler kazandıkları büyük savaşların çoğunda bu taktik'i tatbik etmişlerdi (Hattâ daha sonraki çağlarda bile: 1040 Dandanakan.Ö. birliklerine göre değişen renklerde bayraklar taşırlardı. Balkan Islavları. diğer imparator Leon Phylosophos (ölm. Bulgar. bizzat imparatorlar tarafından bu hususta eserler de yazılmıştı. 350 kilometre) İlk bir çevre kuşatılmıştı. 912)'un yine "Tactica" adını taşıyan kitabında Gök-Türk. Bu suretle sağlamlığını ve kudretini koruyan Türk orduları yabancılar tarafından ilk taklit edilen Bozkır müessesesi olmuştur. Tatbikatta bu. hükümranlık karizmaya dayanmakla birlikte töre hükümlerinde Ifacfes'ıni bulan zımnî anlaşma (kanunî meşruiyet). cirit. imtiyazsızla. 1071 Malazgirt. Ordusunda Türk usulüne göre geniş İslâhat yapan İmparator Herakleios (ölm. belirli kanatlarda mevki alıyorlardı. daimi spor hareketleri. A. Törecin hâkim bulunmadığı yerde Türk . Türkler dörtnala giden at üzerinde dört istikamette ok atmakta mahir idiler. orduda ıslahat hızlandırıldı. cesareti ve askerî bakımdan kifâyetl yanında tedbiri*. Bu surette ceket. aynı zamanda savaş hazırlığı vasfında olan. gelişmiş hürriyet eğilimi ile bir ahenk içinde tutulmasını sağlamaktı.A. 1206'da "han" ilânını müteakip devletini teşkilâtlandırırken. Bozkır savaş şeklini bilmeyenlere 'nizamsız ve telaşlı1 gibi görünen (Mesl. *rt|«atortuk durumunda ise cemiyette halkı tedirgin etmiyen sosyal ve kültürel alışkanlıkların muhafaza editorek. teçhizatı. Türk (Macar)'lerin silâhları. Savaş meydanlarında süvariler. Fertlerltafe*skerlik havası içinde yetiştiren bozkır. Marcellinus. yansı. Peçenek. Sürek avları da orada görülmeğe başladı ve bu ıslâhat ve taklitler Göktürkler çağında da devam etti. Orada yalnız taklit ile kalınmamış. Oklar da çeşitli idi. kalkan ve kılıç kullanan Türkler. Cengiz Han da. oralardan her tarafa yayılmıştır. Hun usûlünde 163 bin kişilik bir ordu hazırlamayı başardığı gibi. Şi-huang-ti zamanında İte general Mung-t'ien de 300 bin kişiyi Hun usulünde yetiştirerek Türkler'e karşı mukavemete girişti. yani eski deyimle **»törrf olması da gerekiyordu. İşte bu esas üzerine kurulu Bozkır muharebe usulünün iki mühim hususiyeti vardı: Sahte ric'at ve pusu. onbaşısından tömen beğîne kadar kendi kabilesi ^Manghol = Moğol) noyan'larmdan ve nö-kör'lerinden tâyin ettiği 10'lu sistem üzere büyük ve disiplinli ordusunu kurmuştur.0. önce Chou kiralının enerjik kumandanı Li-mu. Ruslar daha Kiyef knezliği devrinden itibaren Hazar. Atlı birlikler teşkili yolu ile Türk silâhtan. 641)'un Tactica" adlı eserinde. önce ordusunu Türk usulünde düzenlemiş.Ö. gülle atma. 1526 Mohaç vb. Devlet başkanının. gördüğümüz gibi. golf ve polo'ya benzer nevileri) Hunlar'dan beri Türkler arasında oynaft> makta olup Gök-Türkler çağında Çin'e de yayılmıştı. pantalon ve Hun başlığı ile çizme Çin'e girdi. bozkır Türk süvari elbisesi olan ceket. En yaygın Türk bayrağı tuğ (başında bir demet yaban sığın kuyruğunun dalgalandığı ve ipek kumaş parçasının asılı bulunduğu sırık bayrak) idi. Buraya kadar ana çizgileri ile görüldü ki: özel mülkiyet. Türk ülkelerinde umumiyetle daima yeni şartlara göre düzenlenen törenin fam olarak yürürlükte tutulması. Töre sınırlamaları ile şahıs hak ve topluluk menfaatlerinin çatışmasını önleyerek sosyal düzeni yürütebilmek yüksek idare kabiliyeti istiyen bir-t*usustu. süngü. ağır hareketli ve kütle savaşı yapan yabancı ordular karşısında daima üstünlük sağlamakta idiler.62 yılında Hun hükümdarının idaresinde tertiplenen böyle bir sürek avma 100 bin süvari katılmıştı.). Romalılar gömlek giymesini de o sırada Türkler'den öğrenmişlerdi. Yakın muharebede kargı. Bu savaş usulüne. ihtiyatlı ve iteri görüşü. atların renklerine göre. savaş usulleri tanıtılmakta ve Bizans ordusunda İslâhat lüzumu belitilmektedir. pantolon da ilk defa Batıda göründü ve sonra yayıldı. Peçenek ve Kuman tesirinde. doğancılık (yntöol kuşlarla avlanma) vb. At yarışlan. aldıkları emri icrada kendi insiyatiflerini kullanmakta tam serbestlik içinde mütemadiyen dağılırlar. (Türk ordularının 'fırtına sür'ati" M. Bu devlette en mühim mesele. Bunun dört kozmik cihetle ilgili olduğu ileri sürülmüştür. birleşirlerdi. İrin bütünlüğünü korumak için zarurî kanun mevzuatının. Çin yıllığı Shi-ki'de. yk. 201'de Çin İmparatoru Kao-ti'yi kuşatan Mo-tun'un savaş nizamı böyle idi). 700 yılına doğru Mauriacus tarafından yazılan "Strategikon" adlı eserde. bazı araştmcılara göre. Huniahn yaptığı ve ilk defa MWun amanmda kullanıldığı »ren »slıklı (veya vızıldayan) oklar en korkunç olanı idi. Romalılar da 5. Bunlar arasında da. Kadınların da iştirak ettikleri çeşitli top oyunları (futbol. fakat vuruculuğu en fazla olanı #ft kavisli ve reflexif yaylardı. Ayrıca türlü bayraklar vardı. Lâtin yazarı -IV. 20 sene uğraşarak. Yâni kaçıyor gibi geri çekilerek düşmanı çenbere almak üzere. O zamanlardan itibaren yay Roma askerlerinin baş silâhı oldu (İngiltere'nin Wales bölgesinde bulunan Romalılar'ın Hun tarzında yay imalâthanesi). Bizans tarihçisi Priskos ve Ermeni tarihçisi Urfalı Mateos'da belirtilmiştir). Ata binmek. Avar. Piğer bir sürek avında 700 ii (aş.

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 209 ll'i dağılıyor. kurt'un vücudu ile değil. SİStemİ . bunun temelinde din! bir tasavvur keşf etmek müşküldür. ^Hİ?İ?«İ ?L l^TÖrk. 2. Kurt efsanesinin toplayıcı bir vasfa sahip bulunması. Bugünkü çeşitli Asya Türk topluluklarında da kartalın mühim yeri dikkat çekicidir. Türkler arasında mühim rol oynamadığını belirtmiştik. Meselâ rivayetlerde zikr edilen has isimler. tâbir olarak "ongon" Türkçe değildir ve gerçekten de Moğollar'dan önceki Türk diFFvesikaların. hepsi yabancıda Kuday. Türk İrinde başarıya ulaşan Türk hükümdarlarına devlet adamı ve hattâ hâtun'lara "bilge" sıfatının verilmesi. Yuvasını yalçın kayalar üzerine yapan. Totemcilikte "ana hukuku" câri iken. Çünkü bir orman kavmi olan Moğollar. Uygurca muinler. bilgelik'in Türk idarecilerinden istenen başlıca şart olduğunu gösterir.tesirierin bfr-birlerine karışmasından meydana çıkmış bir tasavvurlar örgüsüdür. 100 binlerce baş sürülerin otladığı bozkırların korkulu hayvanı olmasından ileri geldiği düşünülebilir ki. ona bir kutsallık izafesine sebep teşkil elmiş olabilir ve belki de bu sebepten. yabam» kütleler birer cemiyet bütünü hâlinde tekrar ortaya çıkıyorlardı.TaûMPrte Oğuz boylerinin "ongon" lan olarak gösterilen kuşlar da. ak ve ortaçağlardan iübaren çok yaygın görünen (eski doğu kavimlerinde.arak onun ve SS £S FİS* 'nanÇ ° tamam W™» hukukî cepheleri de vardır W. Türk bozkır siyâset anlayışındaki. İslav devletlerinde. kütleleri memnun edici siyasî teşkilâtlar kurmağa muvaffak olmuşlardır. klanları birbirinden ayıran ve onları karşı karşıya koyan totemcilik anlayışına aykırı düşmektedir. kurbanlar kesilir. Yakutlar'da tangara'lar) vb. tipik Moğol devlet anlayışıdır ki.nga yi andıran put-fetişler (Altayülar'da töz'ler. "Ongon" tâbirine gelince. bu hayvana karşı saygı duyulması başta olmak üzere 19 yüzyılın 2 ya rısında Orta Asya Türkleri arasında tesbit edilen "ata" larla ilgili ve totemcilikteki şur. açıklamağa çalıştığımız ülke kavramı ve meşruiyet telâkkisi (kut) karşısında. DLT) geçmemektedir. "Ongon* «özünün kökü ong Türkçe olsa btle. Türk ile Moğol'u birbirinden ayırmayan bazı araştırıcılar tarafından Türkler'e yakıştırılmış ve yaygınlaşmıştır. CâmfĞt. diğer taraftan ll-hâkanlıkların çöküş anlarında. çöl ve orman kavimlerinde görünenin eksine olarak. kendi geleneklerine dokunulmayan. yabancı ülkelerde de karşılaştıkları sosyal ve iktisadî güçlükleri yenerek. aynı zamanda. totem olabilir. Türk ailesi p«oQta K«U« tüH * »»d». çeşitli dinlerden geien.na) . aslında "asalak" ekonomiye bağlı. Kurbue 4-Din Bozkır Tüık halkının. Totemcilikte. Yukarıda bahs ettiğimiz töz (tös) ler de. meselâ bir taş parçası. sistemin yaşaması için bu şartların olması icap eder. Ancak buralarda dünyanın ve insanın yaratılışı île ilgili rivayetlerden hiçbiri Türkler'in kendi düşünce mahsuHeri olmayıp. yağmur suyu vb.ra.ik inancın. "altun put". min kutlu saydığı bir hayvan mevcuttur. Türkler uzun bir tarihî hayatın tecrübeleri ile kazandıkları bu siyasî terbiye sayesinde. Cami ût-Tavarih adlı eserinde (14. Batı devletlerinde) ve doğu menşeli olduğu kabul edilen.Samanlık Meselesi: Bozkırlar sahasındaki dinî inançların Samanlığa bağlanması âdet hâline gelmiştir. yerleşik kültürdekilerde.*^?to akrabal'ğl . Reşîd*öl-dîrîden faydalanıldığı malumdur. Gerçekten bilhassa Yakutlarla Altayhfeır daha ufcun zamandan beri bu inanca bağlı görünmektedir. Klanda her fert totemin adını taşır. ayrıca yalnız hayvanlar değil. kâinatı bile ruhlar dünyası olarak biten eski Türkler'de dinî inancın temellerinden birini ruh'un ebedîliği teşkil eder ve bu sebepte ataların ruhlarına adaklar adanır. yansında Orta Asya Türkleri arasında yapılan araştırmalar neticesinde iyice yerleşmiştir.İşaret edilen prensip.asır)'riîn Şecere-i Terâkime'sınöe. eski Türkler'de "kartal" inancının mühim bir yer tuttuğu anlaşılıyor. Türkler'de kurt'un saygı görmesi ise. "Hakîm" tâbiri eski Türkçe'nin köklü kelimelerinden olan "bilge" sözü ile karşılanmıştır. t0tem mânas. sosyal muhteva bakımından daha ziyâde siyâsî karakterde bir topluluk teşkil ettiğini ve din adamlarının.arken' her dört kabile f e bir ku«u TongonS Ünden.frde t0temci. yurt'u şahsî mülk sayarak bölüşme değil. totemcilikte ruh'un ölmezliğine inanılmadığı halde. Eski Türkler'de "kurt-ata" nın yaşadığı yer kabul edilen mağarada belirli törenler tertiplemek geleneği. aynı zamanda. Türkler'de her ferdin. hâkimiyetin timsali karların Türk asıldan geldiği ileri sürülmüştür. Türk devleti'ndeki. Reşîd'üd-din. mazisi karanlıklara karışmış eski bir hâtıranın canlandırılması ile ilgilidir. çok yükseklerde uçan kartal'ın aym zamanda avcı kuşlar türünde bulunması. birkaçı dışında. ataların timsalleridir. "Türkler'de devlet toprakları hükümdar ailesinin ortak malıdır" şeklindeki kanaatin yanlışlığını da ortaya koyar. (Ongonicuşfarın yer aldığı Ebû'l-Gazî {17.. hanedan mensuplarının çeşftfl bölgelere tâyinleri.ay?an. Eski Türk mancırenşamanhk olduğu kanaati geçen asrın 2. Kül-Tegın'in bütünde serpuşun ân tarafında kanatlan açık bir kartal kabartması yapılmıştır. Bununla beraber. ailede "ana hukuku* nun hâkim olduğu. To£md klanda 'asak* SSSM^ÜH.arak /^fa^ı^!^^ ^f ° itmektedir. b. her ailenin ayn adı vardır. Başarının sırrı. gösterilmiştir (Asya Hunları'nda totemcilik izleri. idarî sorumluluğu ortaklaşa yüklenme olarak kabul edilmek icap eder.n mevcut olduğuna dair gerÇünkÜ totemcilik sadece bir h a?a t^ . Ancak bu durum eski Türk içtimaî hayatında dinin mevcut olmadığı gibi bir garip mânaya alınmamalıdır.nttfç bîrinde (Kitabeler. halk ile işbirliği hâlinde topluluk menfaatlerini koruma prensibinden ibaret bu "bilgelik" kavramında aranmalıdır. a . asır ntS^^^J^** S.Totemcilik Meselesi: Eski TüıMer'de totemciliğin var olduğu ileri sürülmüş delil olarak da kurt'un ata tanınması. Moğol tesirinden önceki devirlerde aynı Oğuz boylan listesini veren Kâşgarfı Mahmud'un eserinde (burada Reşid'üddin'deki damgalar aynen mevcut olduğu hâlde) yoktur.Ö. bunda Moğol tesirini sezmek mümkündür. "totem* telâkkisi İçinde yaşıyan bir topluluk İdi. Yazıcıoğfu (1&asff)'nun Târlh-Î âl-i SelçuKun da. Nihayet klan.bin başları olarak tarihlenen Kurat kurganı içinde bir kartal pençesine rastlanmış. Bizans'da. Orta Asya'da M. Gök-Türkler'de keçe den kesı^Jann tasvirleri). Bu tarz.

Âdem. Eliade. tabiat tanrılarına kurbanlar keserlerdi. bedeninden ayrıldığını his eden bir "trans" (aşkın) ustasıdır. tamu=cehennem). yâni şaman Türk'ün dinî düşüncesini bulup çıkarmak hemen hemen imkânsız görünmektedir. YOHRJ "Jrtr* sub")lar deniyordu. meselâ Tanrı'ya kurbanlar sunuluşunda samanların katılmadığı.yâni iyilik seven. demir. eğer doğru «e. Uygurlar teşebbüslerinin isabetini ayın ve yıldızların hareketleri ile • kontrol ederlerdi. Tabiat ruhlarına Gök. kendisi ruhları hükmü altına alarak ölülerle. dinden ziyade bir sihir karakteri ortaya koyan ve esasen bir bozkır inanç sistemi olmayan samanlığın tarihi Türk topluluklarında görülen ve aşağıda bahis konusu edeceğim^ Tanrı ve "yer-su" inançları Ue bir İlgisi mevcut değildir. ağaç. dinler tarihinde ve din etnolojisinde görülen çeşitli "extase" hallerinin hepsi de şamanist "extase"a dahil değildir. kendi hususî usulleri vasıtası ile kazandığı "extase" hali içinde. Bu esnada bir âlet durumuna düşmekten uzak. •insan ruhunun mütehassısı" olarak halk kültesinin maneviyatına nezaret eder. Bizans kaynaklarının kayıtlarına göre. Bu ilgMıvar olabileceği intibaını uyandıran. tufan rivayetleri de hep böyledir.kaya. ay. Kitabelerde yalnız iki yer-su'nun adı zikredilmiştir: "ıdux Ötükân" ve Tamıg ıduq baş". iran Mazdeizmi'nin (Zerdüşflüğün) tesiri olup henüz Türkler arasında yayılmış değildi. Hastalanan (ruhları çalınan) kimselere şifa vermesi. Iran. bu. saç-baş dağıtılır. bilindiği gibi "kağanlık" merkezi (bu nun Moğol toprak tanrıçası Âtügân ile bir ilgisi olmamak gerekir. gök gürültüsü. her sihirbazın da "şaman" sayılmadığını ve samanlıkta hastalara şifa vericilik esas unsurlardan olmakla beraber. Ancak Türk inancı ile samanlık arasında hayret edilecek bir İntibak hâsıl olmuş ve bu bilhassa Tûrkler'deki atalar kültünün. Hükümdar tan-hu. diğer umumî diriî-sıhrî itîkadlann temsilleri ölçüsünde şÜmuBÜ değildir. ölü çadırın etrafında sür'atli atlarla dolaşılır. Bununla beraber. vb. hattâ her aile reisinin bu işi yapabildiğini. belki eski Türk telâkkilerinden bazı kırıntıların da katıldığı. Asya Hunları ilkbaharda (Mayıs ayında) Lung-çu bölgesinde ve sonbaharda atalara. hatta hayat tara üzerindeki tesirlerine göre bu ruhlar ve tanrılar. Ruhlar iyi-kötü. Bunlardan ilki. ölöm veya bir talihsizlik bahis konusu olmadığı veya bir kurban töreninde her hangi bir "extase" tekniğinin (göğe veya yeraltına seyahat) yer almadığı hallerde şaman'a iş dOşmez{Şamanlık dörTy&râh her yerinde.Türk çağında. civara kayın ağaçları dikilirdi ki. yıldırım. kıyamet. ruhunun. eski çağlarffr bütün kavimleri ile îpfftiöî topluluklarda mevcut bulunmuş ve orta ve kuzey Asya Türk ülkelerine sonradan Asya'nın güney bölgelerinden gelmiştir). Türkler ateşe de tazim etmekte idfter. Görülüyor ki.210 ____TÜRK DÜNYAM EL KİTABI TÜRK TARİHİ ait tan. Moğollar zamanında böyle itibar edilmiş olabilîrK ciğeri d& kutsal Tamıg (Tamir suyunun^ kaynağıdtf/^sB Türk kül türünde bütün yer-su'lar maddî değil (Kimekler'in nehirlere "secde" ettiklerine dair GardteTnin kaydı. kulak bıçakla çizilerek kan akıtılır. ayrıca yemek verilirdi. Yunan. Erkek tanrılar yanında birde "Umay" denilen bir tanrıça vardı. yenilenmeler görülmektedir. Hun-lar. Bu tâbir "yer-euv" şeklile Uyguriar'da da vardı. Yer-su'lar kutsal ("ıduk") sayılıyorlardı. Gök-Türkler kurt-ata mağarasının önünde tanrılara kurban takdim ederlerdi. kendileri ile ilgili mitolojiler teşekkül etmemiştir. Bunlar aynı zamanda birer ruh idiler. zira Türkler'de toprak tarmgaai yoktur. manevî kuvvet olarak tasavur edildiklerinden. Mütehassıslarınca belirtildiği üzere. Avrupa Hunlarf nda. kitabelerde görüldüğü gibi. Fakat bunun yalnız Gök-Türkler zamanında ve hattâ sadece Batı Gök . Esasen samanlığın en büyük hususi-ygjtıûfuz ettiği bölge halkının ruh âlemine bürünme kabiliyetidir?"Bctase1. aksine. Şaman. Din tarihçilerine göre. orman. cin ve perilerle irtibat kurmağa muvaffak olur. kılıç. Türkçe din adamı manasındaki "kam" ile "şaman^fcıflmaslnin aynı olduğu yolundaki eski bir iddia da. Samanlık frıancı üzerinde en derin araştırmayı yapmış olan M. Hun hükümdarının dünya hâkimiyetine alâmet sayılmıştı. $ÇF . gece tolun aya tazim ederdi. Mangdaşire. yüz. Ruhun vasrtasız olarak mtldahale etmediği hastalık (ruhun kaybolması). bütün orta ve kuzey Asya topluluklarında dinî faaliyetlerin hepsinde icracı" durumunda olmadığı. Ayrıca güneş. şeytanlarla. insanların dert ve dileklerini arzet-mek üzere gökteki ve yer altındaki tanrıların yanına giderek aracılık yapabilmesi böyle mümkün olmaktadır. yıldız. Maytere. Göktürkler. göklere yükselmek veya yer altına inmek ve oralarda gezip dolaşmak üzere. çeşitli topluluklarda değişik şekilde ehemmiyet taşırlar (bu inançların Animizm = ruhçuluk ve Natu-rizm = tabiatçılık olarak izah tecrübeleri vardır). vadi. Tabgaçlar'da da ilk ve sonbaharlarda atalara kurban sunulur. Körmüs. âdeta bir din sağlamlığı kazanmıştır.bîzzat "şaman" tâblrinfrT fc*%ifnd-lran dilinde keşf edilmesi ile geçerliliğini kaybetmiştir. ölüm hâlinde yas törenleri yapılır. kartal inancınm. su kaynağı. fenalık getiren olmak üzere iki grupa ayrılıyordu. Yakut şamanlığındaki ası) tasavvuru. deniz. gündüz güneşe. kırda ise.Havva ve yasak meyve hikâyesini andıranmotifler. herşeyden önce. birçok törenlere. yavaş yavaş gelişerek. demirciliğin ve at kurbanını "şa-manüe^asıf kazanmasında dikkati çekmiştir. Fizikî çevrede görülen tabiat arıza ve hâdiselerinin böyle telâkki edilmesi ("Halk dinleri") eski Yunan ve Roma dahil bütün eski kavimlerde umumidir. Moğol devrinde peydalanan bir takım hikâyelerin birbiri içine girmesinden teşekkül etmiş olduğu için bunlardan Altay. Yahûdî efsaneleri ile. Matmas vb. her dinde bu nev'iden tesirler. bunlardan kutlu ormanlar meydana gelirdi. bunun menşei yakın komşuları olan RıtUgorlar'da aranmalıdır). çoktan kaybolmuş "savaş tanrısı" nın kılıcı bulunarak Atilla'ya teslim edilmiş ve bu. Bu törenlere "yoğ" deniyordu. samanlığı kısaca "extase" (vecd vs istiğrak) tekniği diye tarif eder. ancak bölge sonraları. ölülerin isteklerini yerine getirerek zararlarım önlemesi. her "medecinman" in "samanlıkla vasıflandırılamıyacağını belirttikten sonra. ırmak. ruhun gezip dolaşması. Burhan. bu Orta Asya dinî gelenekleri başta Buddhizm olmak üzere Hind.Türk bölümünde görülmesinden anlaşılıyor ki. bazı tâbirler (meal. Bozkır Türkleri'nin dinini şu üç noktada toplamak mümkündür: c-Tabiat Kuvvetlerine İnanma: Eski Türkler tabiatte bir takım gizli kuvvetlerin varlığına inanıyorlardı: Dağ. sıhrî dinî hayat samanlıktan ibaret olmadığından. tapınak makamındaki "taş-ev" içinde kesilen kurbandan sonra. şimşek gibi tanrılar tasavvur edilmiştir.tanrılar1a İrtibat kurması mevzuunda. Fakat fonksiyonu. eski Türk topluluğunun tabi-ate atf ettiği gizli kuvvetleri istismar etmiş. Bu hususiyetleri ile iptidaî topluluk üzerinde korku ve saygı uyandıran şaman. bütün bir maneviyat âlemini belirir bir kadro içine almayı başararak. tepe. ayrıca. birleşmeler. Mamafih bu dıştan tesir yalnız eski Türk dinine mahsus değildir. ona yeni unsur- lar ekliyerek. yine ona göre.

bu yazanh mensup olduğu sanılan Vizigotlar'da asırlardan beri mevcut insan kurbanı motifinin tekrarı gibi görünmektedir. kaynak. Gök-Tanrı İtikadının esaslarını başta Orhun kitabeleri olmak üzere. ölen bazı kudretli kimselerin yarıtanrı sayılmasına kadar Heri gitmiş iken (Meselâ. Moğollar1! ve Bizanslılar'ı bu hırsızlık teşebbüslerine sevk eden sebep eski Türkler'de ölülerin silâhları. doğrudan doğruya "bütün Türkier'in ana kültü" durumundadır. Asya Hunları için. eski Türk ve sikalarından az çok tesbit etmek mümkün oluyor.. bir Çinli generalin "kurban" edilmesidir. attan aygır"). hem bazı milletlerde görülen bu âdetin hilâfına Türkler mezarlarının üstüne tümsek yaparlar ve hattâ taşlar (balballar) dikerlerdi. 100 sene sonra . ölen Hazar hakanının hizmetçilerinin de kesildiği yolundaki haberi. :&nun sosyal ve iktisadî şartlardölayısiyle. çoban ve hayvan besleyici topluluklara mahsus bulunduğu. atalar kültüne sahip diğer kavimlerde bu inanç.ö. iyi bir araştırma sonucunda.bu mânaya alınabilmesinde ancak zorlama yoluna gidilmek gerektiği anlaşılıyor. Gök-Türk menşei efsanenin 2.Atilla'nın 2. Altaylar'da Pazınk mevkiinde). Türkler gibi. onu isteğine göre gelir alır ("Küi-Tegin vâdesi gelince öldü.hâdiseden aş. iradesine uymıyanı cezalandıran Tanrı bağışladığı kut ve ülüg (kıymet)ü lâyık olmayanlardan geri alır. Onlar bunu unuttu. Tonyukuk kitabesinde çok zikre dilen Tângri bazan Türk tângrisi" şekliyle o çağlarda "millî bir Tanrı olarak görün mektedir: Gök-Türkler'in bir "hakanlık" kurması onun isteği île olmuştur. Hunlar'a sığınmış olan w yurdundan kaçması Çin hükümeti bakımından teh* İlkeli sayılan bu kumandan gizli vazifeli bir Çinli wu (rahip) tan-hu'nun teşviki ile öldürülmüştü. Savaşlarda onun iradesi üzerine zafere ulaşılır. Tanrı ebedîdir (Bulgar kitabeti). Türkler'de Tann düşüncesinde maddi gökyüzünde mânada ulu varlık1» doğru bir gelişme dikkati çeker. Yâni Tanrı Türk halkının istiklâli ile alâkalanan bir ulu varlıktır. M. Hakan. Eskiçağlarda başka hiçbir kavim ile iştiraki olmayan bu inanç sisteminde Tângri (Tanrı) en yüksek varlık olarak itikadın merkezinde yer atmıştı. Hind-lranlılar'da ve Çin'de mevcut (îtin devleti zamanında) bir âdetin tekrarlandığını göstermektedir. Diğer taraftan Atilla'nın ölümü ite ilgili olarak Jordanes'in . Esasen ilgili kafa tası kültü bir güney kültürü mahsulü olup ("tantrisme") Asya kavimleri arasında Moğollar jçin Btipik"tir. tam iktidar sahibi idi. atalara saygı. Atffla'yı gömenlerin. Aynı zamanda "semavî" mâhiyeti haiz olup. EHade'ye gör %. bu itibarla menşeinin Asya bozkırlarına bağlanması gerektiği umumiyette araştırıcılar tarafından kabul olunmuştur. Giraud'a göre. hiçbir engel bahis konusu değilken. Halbuki. Atalara ait hatıraların kutlu sayılması. Gök-Tanrı telâkkisinin." (Irk-bitig). I Ne kadar dikkate değer kî. efeniz tanrıçası da yoktur. d .. keza Bulgar hakanı Kurum için benzer bir kayıt. kut isterse verir. mesele tamamen siyâstf okjp dinî mahiyfette frisan kurban" etme düşüncesine dayanmıyordu. *ltun kaplattığı Yüe^çl hükümdarının kafa tasmı içki kabı olarak kullandığı rivayeti.Atalar Kültü: Ölmüş büyüklere tazim. Türk tarihinde bu hususta inanılır değerde gibi görünen tek haber. bitkiyi canlandırır. Demek kî. rivayetindeki mesele ile alâkalı hususlar da tamamiyle başka topluluklardan aktarılarak Türk'e mâl edilmiş durumdadır. "Doğru insanı ve yalancıyı Tanrı bilir. çünkü. Eski Türkler'de kurban olarak hayvan kesilirdi. Ulu Tanrı bahis konusu olduğu zaman samanlığın âdeta 'sırıttığını' söyleyen M. hükümlerini yürüttükleri yerlerde insan kurbân âdetini kaldırmağa çalışmışlardır (Meselâ. Heros'lar) ve bunlar ve diğer tanrılar için insan kurban edilirken (Hind-Avrupa kavimlerinde ve Sami kavimlerinde. eğer gerçekten mevcut ise. Emreden. avcı. atlar çoğalır.kuzgunun niyazı bile Tanrı ya ulaşır. Türk kültürü telâkkilerinin dışında kalan bir keyfiyettir. deveden buğra. Barthold'un "Gök-Türkler'de düşman orduları kumandanlarının kurban edildikleri* yolundaki acele tefsirinin yersizliği anlaşılır. doğruluktan uzaktır. daha geç devirlerde Türkler arasında yayılan iptidaî samanlık eski Türk Gök-Tanrı telâkkisine dokunamamıştır. Türkler însan kurban etmedikleri gtol. "insan kurbanı" m açıkça kaydetmediği gibi.212 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 213 9. Slâvlar'da ve Uzakdoğu kavimlerinde) Türkler'de böyle âdetlerin görülmemesi dikkat çekicidir. bu âdetin Hun imparatorluğunda yaşayan zümrelerden hangisine ait olduğu da tasrih edilmiş değildir. insanın ömrü uzun olur.. Hayvan cinsinden de erkek'ler seçilirdi ("koyundan koç. Asya Hurdan ilk baharda (18 Mayıs) atalarının ruhtenna kurban sunarlardı. Bundan dolayı Asya Hun Impratorlarına ait kurganlarda at cesetlerine tesadüf edilmiştir (Mesl. eskf orta ve kuzey Asya kavimlerinde bulunabileceği hakkındaki düşürteeter Türkler yönümden tarihî kayıtlarla kesinleşiyor. Eski Türkler arasında insan kurban edildiği intibaını uyandıracak bazı kayıtların.. Türk mezarlar™ yapılan tecavüzlerin ağır şekilde oezalandınlmasından anlaşılıyor. baba hâkimiyetinin inanç sahasındaki belirtisi olarak görülmektedir. Bulgarlar hristiyanların (Bizanslılar'ın) iyiliği için çok çalıştılar. En makbul kurban olan at iskeletine bozkır-Türk kavimlerine âit mezarlarda çok sık rastlanır. kıymetli eşyası. "Kara-yol (kanun. Yaratıcı. kadınların mücevherleri ile birlikte gömülmesi idi. Eliade'ye göre "orta ve kuzey Asya toplulukları için karakteristik bir sistem olan" Gök-Tanrı. hak) Tanrı'dır. Türk'ün ve umumi yetle insanların hayatına Tanrı vasıtasız müdahale eder.Gök-Tanrı Dini: ■ Bozkır Türk topluluğunun asıl dini bu idi. Soğd'da). Fakat Tam biliyor". yk. Balkan seferinin bîr sebebi de Hun hükümdar ailesi kabirlerinin Bizans'ın Margus piskoposu tarafından açılarak soyulması idi. zira eski Türkler'de geyik mm Ural menşeli olduktan başka. toprakla ilgisi olmadığı için. çok kere "Gök-Tanrı" adı ile anılıyordu. Eski Yunan'da . Böylece öteki dünyada rahat yaşamalarının sağlandığı düşünülüyordu. Kırılanları birleştirir* yırtılanları birbirine ular. Ibn Fadlan'ın. İn sanlar fâni. M. Yukarıda söylendiği gibi. R. İnsan diz çökerek Tanrı'ya yalvarır.. Asya Hıin İmparatoru Mo-tun'un. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır" Kitabeler).. mezarın yeri bilinmemesi için öldürülüp gömüldükleri hususu ise. Türkler'e onun tarafından verilmiştir. Ulu Tanrı şafak söktürür (tan üntürü). hakan ve umumiyetle Hazarlar hakkında gerçeklerle bağdaşması müşkül diğer haberlerin çoğu gibi. Bütün bu mülâhazalardan sonra W.. Çin yıllıklarındaki ölünün "yakınları tarafından takip edilmesi" İbaresi tefsir yolu ile bu neticeye ulaştırılmak istenmiştir.Qök-Tann'nın izi olan Yakut Tangar% Kayra Han'ı ile şaman fazla meşgul olmamaktadır. Fakat hemen suç işlediğini anlıyan tan-hu ellerini göğe kaldırarak Tanıtfdan of dilemiş ve TanrıVı teskin etmek îçln bir 'kutsal mahal" yaptırmıştı.kütle hâlinde iösanlarm öldürüldüğü hakkındaki haberi de. Orhun kNftbelerMİfrJark kozmogonisini tek cümle için- . bazan tam techizatlı atları. 79 yılında benzer bfr tecavüz hâdisesi tan-hu*yu Moğol O-huan'iara karşı savaşa zorlamıştı. Ölüm de onun iradesi ne bağlıdır: can veren Tanrı.

tek kudret olduğu keyfiyetini gölgelendirmez. Hece vezninde yazılmı» ilâhîler Beş-bahk. aşağıda yer yaratıldıkta.Diğer Dinler: Tarihte çeşitli Türk kütleleri. Tann. asır Bizans tarihçisi Tr*. bk.kabul eden Bulgarların Kısa zamanda Türklüklerini kaybetmeleri r»tic^sini4iwrâş&wjyalnız İslâm dinidir kî. Peçenekler. Tabgaçlar Budist san'atta yeni bir devir olan "Wei" san'atının geliştiricisi olmuşlardır (Yung-kang ve Long-men Buddha heykelleri). Mortuk. Gök-Türk yazısı değiştirilmiş. Ibn Fadlan'ın naklettiğine göre. ay. £»**. resullere. Gök-Türkter devrinde Budist rahip-seyyah Hiuen-Tsang bütün Batı Gök-Türk sahasını bir Budistler memleketi olarak tasvir etmekte ise de. Yazılı kaynak olarak M önceki fv. aralarında. tıpkı aemavt dinler (Musevilik. kitaplara da iman edilir)..r tefsiri önlemek için belirtelim W. sema ile ilgili inançlarda tanrılar (BabiPde Şamas Pamir'de Arso.214 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 215 de açıklayan ibare şöyledir: "Üze kök Tângri asra yağız yir kılındıkta ikin ara kişi oğlı kılınmış. Gök-Türkler'in kutsal saydıktan ateşe. Abo (790'iarda) Hazarlar'. Bin-Buddha mağara tapmaklarında bulunmuş olup. Yarkent gibi merkezlerde ve "çöl Pompelsi" diye anılan başkent Idİ-kut şehrinde. Ancak Uygurlar zamanında Maniheizm Türkler arasına girmiş ve bilhassa Uygurlar'ın Türkistan'daki hâkimiyetleri devrinde iyice yerleşmiştir. Baolsamin. Gök-Tann dininin ne âmel (İbadet) şekilleri ve "tângrilik" denilen tapınakları. Türkler'de de Gök-Tanrı yanındaki: Hun devrinde güneş. ay. esk. başını göğe kaldırarak "Bir Tanrı* der. Hristiyanlık.. yerin. yer ve yer-su'lar böylece kutsallar faziz"ler) durumundadır (bu sebeple V.en *Cvril1 ite mül*k*< masında (862de) hakan hırıstryanlann Tennnm "üçlü kişiliği" (Trinity) ne inandıklar. 10.. yerine Soğd menşeli ve tamamen başka karakterde Uygg yazısı kullanılmıştır. aşağı yukarı. Asya Hunları'nın Budizm ile. aşağıda yer buyurduğu için" Kitabeler). Uzlar..(aş.s. 10.n Hristiyanbkla pek alâkalan olmamış ise de. Çünkü dinler tarihinde tesbit edilmiştir ki. Bununla beraber." (Yukarıda mavi gök. Eski Sümer dilinde görülen ve Tanrı'ya yakın bir mânaya gelen "Dingir" sözü ile münasebeti henüz açıklığa kavuşmamıştır. yeryüzünde herşeyi hükmü altında tutan se-ma'nın bozkırlı gözünde Tanrı kabul edilmesi mümkündür. Sonra Budizm'in de intişar ettiği bu safhada Uygur tarihî artık yerleşik kültüre bağlanmış sayılmak icap eder. asır Uygurlar1! da Tanrı'nın insan veya herhangi bir tasvir şeklinde tecessüm ettirilemiyeceğine inanıyorlardı. bölün Türk lehçelerinde mevcuttur ve Türkçe'nin temel kelimelerinden bfrldfr.. bu imkânın mevcut olmadığı bölgelerde Türklerin sifirup kaybolmalarına sebep teşkil ettiği gibi (Doğu Avrupa'da ve Balkanlar'da: Hazarlar. meleklere. 209-174Vun unvanlar. Turfan. dinlerde görülen. aslî Türk İtikadında anthropomorfizm (putçuluk) yoktu. gökyüzü olduğu aşikârdır. İran'da Ahura Hindide VarunT R^ bir maziye sahip olduğu görülen bu Türkçe tâbir sonra Moğolca'ya ve diğer bazı Asya dillerine intikal etmiştir. fakat yairuz. Slmocattes. O hâlde Gök-Türk çağında.beri tek ulu varlık'ı temsil ettiğine dair deliller vardır. Thomsen "yer-sub" tâbirini 'saints* = azizler diye tercüme etmişti). Türkler'in kadîm inançları ile bazı bakımlardan uygunluk göstermesi do-layısiyle Türklüğü takviye eden Wf $fl durumundadır. Türk halkının bu dine karşı direndiği ve II. Schmidfe göre de. yan varlık inançları ile çevrilmiştir (Semavi dinlerde Tanrı = Allah ile beraber azizlere. ayrıca Toyuk. asır başlarında Gök-Türk alfabesi ile yazılmış kehanet kitabı: Irk-bitig dikkati çekenlerden biridir. 495 yılından itibaren "milir unsurları yasak etme neticesinde Çinlileşmişlerdir. AZBO.Ö. e . yıldızlar ve Gök-Türkler çağında. Türk nüfusunun çoğunluk meydana getirdiği sahalarda bir menfi «eeM görülmeyen bu yabancı dinler. yahut hoşlanmadığı bir iş başına geldiği zaman. asırlarda artık fonksiyonunu kaybetmiş olan güneş. Çin'de devlet kuran Tabgaçlar Budizm tesiri ile.. 864'den İtibaren Ortodoksluğa. 1000 tarihinde resmen hristiyan olan Macarlar'ın Türk kültüründen uzaklaşmaları.). Müslüman Törkler). daha Hunlar da tek tanrılığa doğru oldukça ileri bir gelişme müşahede edilen Gök-Tann dininde. hiçbir devirde tekîökad ve amelden ibaret olmamış. halde kendriennm (Türklerin) tek tanrı'ya iman ettiklerini belirtmişti BulgarTürkleri de ya2?H^f rT 'namy0rla^ BuMdS **""* b. Burada "kök-Tângri" nin. Ancak bu durum Gök-Tanrı'nın. "hiçbir Tanrıya tek başına İtaat edilmemiş' ve Tanrı dâima kutsal sayılan ikinci derecede.m. BezeWSk^fMh*y«riode 1894r 1914 yıllan arasında birçok Avrupalı bilginlerin yaptıkları kazılarda ele geçen duvar resimleri. 7. ikisi arasında insanoğlu yaratılmış. Eski Türk din adamlarına umumiyetle "kam. İslâmlık) deki gibi. asır ilk" çeyreği) Altun Yaruk •{» Altın Işık) aynı derecede mühimdir. M. dünyayı kaplayan. Bir kısım Türkler de museviliğe (tozarlar) ve toistiyanlığa girmişlerdi. Aksu. Kümanlar). Uygurlar bu kültürün de en iyi temsilcilerinden biri olmağı başarmışlardır: Maniheist ve budist eserlerin Uygurca'ya tercümesinden doğan zengin bir dinî edebiyat vardı. ne de "tângrilik" (Irk-bitig) adı verilen din adamları zümresi hakkında başkaca bir şey bilinmiyor.r'da Amon-re. 13.deniyordu. ^SKE^Sî^ . Karaşar. toprağa tazim ettiklerini. Oğuzlar'dan biri haksızlığa uğradığı. bulundukları çevreye göre çeşitli dinlere de girmişlerdir ve bu durum. Gök-Türk devletince Budizmin reddedildiği malûmdur. yıldız tanrılar da mevcuttu. suya.n "bir yarato tanrı" tanıdiın. Yeryüzünde mevcut dinlerde ^luhîyer konusunda araştırmaları ile tanınmış W.?a-Tien" olarak geçmiş (Konfucius'Un eseri: Lun-yü^Sln 5^ . Uygur alfabesi ile Huastuanift adlı eser ve HiuejvTsang'ın hal tercümesinin Uygurca'ya mütercimi olan Beşbalık'h Türk Singku Seli Tutung tarafından Uygurca'ya çevrilen (10. Demek ki. büyük bîr kudret hâline yükselmiş bukjnmakte idi TifBs'h St. heykeller vb. Türk lehçelerinde bu kelime de yaygındır ve ilk olarak Avrupa Hunları'nda görüldüğü bildirilmiştir (Atakam.^er'in W d^7^^Ş Tanrı tâbiri. Kitabelerin bir yerinde Tann ile "yer" eşit fonksiyon icra eder gibi görünmekle beraber ("yukarıda Tanrı. 3£2 f tt J ^ " L T T " B?m'tm 9önderi. üstelik 6-8. hiçbir din. asır Oğuzlar'ında da benzer bir telâkki göze çarpar. Gök-Türkler devrinde mânevi. Hunlar devrinde. Eş-kam). Avrupa Hunlarf n. triwtiCMLHS ı ralor Mo*m (M. göğün yaratıcısı bildikleri TarrrıVa taptıkları belirtilmiştir. Bunlardan bir kısmı resimli ve ciltli olarak. İslâmiyet hariç Türk kavimleri üzerinde menfî tesirler doğurmuştur. Gök-Tanrı'nın çok eski zamanlardan -belki Hunlar'dan.

ehli hayvan besleyidttğin ilk safhasında domuz Tunguz ve Moğollar'a. Böylece teşekkül eden bozkır ktifİtürûnün ekonomik bünyesi ortaya çıkmış ölür. Dünyanın en geniş imparatorluklarını kurmuş olan bozkırlı Türkler büyük ölçüde ve çağına göre daima yüksek bir harp sanayiine sahip bulunmuşlardır. 3000'lerden kalma bakırdan yapılmış bıçak. başlarına börk giyiyorlardı. peynir. daha sonraları (25001er) güneyden gelen tesirle başladığı ileri sürülmekte ise de. geyik ve kaplumbağa kemikleri meydana çıkmış. fakat bozkırımın İşine pek yaramaz. fakat. sola açarlardı. ehli hayvanlar sırasında koyun ile öküz ve domuzun bir arada dikkate alınması herhalde doğru değildir. giyecek için kendir yetiştirirlerdi. makam sahipleri. gömlek. keçi.Ö* 2. bunlar. Sulak verimli. Türk erkekleri umumiyetle uzun saçlı idiler.erden * * ve ■ * *ndan yapılana Gök-Töıkler begn. katır. Konserve et Çin'e ihraç edilen başlıca maddelerden idi. indoGermenler*e.. y ^»UrLaî 1 OZ^ rTu-erî îdi" Yoöurdun Wfaz veVa kayısı ile tatlılaştırması şeklinde hazrtanan 1o adlı bir İçki Hunlar arasında yaygınd. Türkler düğme kullanırlar ve ceketlerini. M. saygı alâmeti olarak börk ve başlıkları çıkarmak âdet halinde idi. 1500lerden sonra. Altaylı tesiri kabul edilmiştir. işaret edilen bölgeden kuzeye doğru bir kütle muhacereti görülmediğinden. bir Hun hükümdar ailesine âit. bundan doğan derin bir kültür tesirinin mevcut olabileceği benimsenmemektedir. Bozkır Türk topluluğunda el san'atlan ileri idi. bunu uzun müddet muhafaza edebilmek için konserve yapmayı öğrenmişlerdi. pan-talon. yabancı ülkelerde Türk usulüne göre yapılan askerî ıslâhat neticesinde dünyaya yayılmıştı (Milâd sıralarına ait Hun mezarlarından çıkarılan ceket. Bazı "Indo-Germenci'ler tarafından bile Hind-Avrupa'b halk üzerine. pekmez ve şarap (bor) istihsal ediyorlardı. inek. sığır» tilki Vâ az miktarda ayı derisi ile koyun. 4. Fakat ekonomide ve askerlikte mühim olan asıl mâden demirdir. Bozkırın "tipik1 elbisesi ceket-pantalon idi. M. Oğuzlar ve Bulgartar'a âit tarihî vesikalara göre.koyun geliyordu. üzerine bir Hun portresi işlenmiş yün kumaş ita. Romalılar keten gömlek giyildiğini ilk defa Hunlar'da görmüşlerdi. Buradaki madenciliğin tesirleri. bu tarz giyinme. çobanlık ve hayvan besleyicîlîk teşkil ediyordu. dıyoriardı. Çinliler ve Moğollar'ın aksine. Bunun yanında. Afanasyevo kültür çevresine dahil Minusinsk ve Altay bölgelerindeki buluntu yerlerinde M. ç . Mtö. at kalıntıları ile birlikte görülmüştür. bin): Çu ve Arpa. Hazar prensesi Çiçek'in Bizans sarayına gelin gittiği zaman giydiği Türk tipi imparatoriçelik elbisesi ("Çiçekion") orada moda olmuştu. madencilik bakımından. Bu üstünlüğü sağlayan vasıtalardan biri demir idi. halkı henüz balıkçı ve avcı durumunda olan bozkırlarda ise hayvan besleyiciliğe dayalı ekonomi sisteminin.Ö. Bu sebeple öküz bozkır iktisadiyatında faktör olarak görünmez (öküz kelimesi de aslında Indo-Germence'dir). hayvancılık ve mâden kullanılışından meydana gelen kültür birliklerinin geliştiği. Bu devirde "çok kudretli ve zengin bir içtimâi hayatın müşahede edildiği" Altaylar'da gerçek bir 'altun endüstrisi" merkezliği durumu vardı.Türk bozkırlarında at ve koyun sürüleri yanında sığır. Türkler ayaklarına çizme. deve yünü idi. Bundan hem Cin hem ^"C^İ-?^^ îçkl. Yetiştirilen hayvanlardan -yukarıdan beri Türk sosyal ve kültürel hayatında büyük ehemmiyefini belirttiğimiz attan başka. Yağ yemöstai Çinliler Türkler'den öğrenmişlerdi Uygurlar (Türkistan'da) üzüm yetiştiriyor. Bunlardan ilk ikisine taş devrini aşan hemen her kültürde tesadüf ediliyor. Troya'da ve Mezopotamya'da demirin tanındığı ileri sürülmüş ise de. Sebzeye karşı fazla istek duyulmazdı. Bütün ağır hareketli. o hayvanların ehlileştirilme yerleri ve zamanları ayırt edilmek gerekir. daha çok başlıklarının daha uzun ve gösterişli olmasından tanınırdı. 3000)'nde ise yaban domuzu.Orta ve kuzey Asya'da ilk defa-altun ortaya çıkmakta idi. deve vb. madencilikte son safha olarak görünmektedir. 1.Ö. Süvari en rahat şekilde ancak böyle giyinebilirdi. En ünlü Türk tçkisî de. çizme ve çoraplar). Hiç olmazsa. bronz ve altun işleyiciliği vardı. etihi yemekten de hoşlanmarnı$iardır. başlangıçta. Orta Asya'da Noin-ula kurganında 20 çeçit ipekli kumaş (Çin'den ithal) kalıntısından başka. İleri gelenler. deve çöl kavimlerine. binlerde Mısır'da^ daha sonraları ÇhVde. Tarihi M. Hunlar. koyun. kısrak sütünden imâl edilen kfftflz'dı.At ve Koyun: Bozkır Türk ekonomisinin esasını. ondan önce bakır.2i e TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 217 5-İktisadî Hayat a . Domuzun İse. Bu hayvan kalıntılarının bir kültür tabakasında yan yana bulunması ile. Ençok at ve koyun eti yenirdi. aplike süslü keçeler bulunmuştur. Mısır ve Doğu-Akdeniz bölgesinde ziraat. orman ve çöl değil yüksek ovalar ve yaylalar olan bozkır coğrafyasın iklim şartlan icabı. Afanasyevo feültiiründe koyun kemikleri. Eski Türkler bez dokurlar. GökTürkler. Başka kavimler kopça kullandıkları hâlde. biz ve teller. Sütlü dan. Priskos'un hazır bulunduğu meşhur ziyafette Attila yalnız et yemişti. kuzu.Demin • Demir işleyicilik. öküz. Aral gölü bozkır havalisi kültürünü vasıflandıran. Harezrrfdaki Kelteminar kültürü {M. koyun ile afin İnsan hizmetine girmesi zamanlan arasında bir paralellik vardır. b * Beslenme: Boseterlı Türklerin başlıca gıda maddesi et idi. doğru olsa bile.Ö. at ve koyun ise Türkler1© ait gibi görünmektedir. güneyde Tanrı dağlarına kadar hissediliyordu (M. koyun ve sığır izine rastlanmamıştır. Burma-çap buluntuİân hep Andronovo kültürünün izlerini taşıyordu. Yukarıda söylediğimiz gibi (bk. Meselâ öküz bozkır hayvanı değildir. Bol miktarda et istihsal eden Türkler. boyarlarla alâkası olmamıştır. çiftçilik yapmağa elverişli sahalarda oturanlar İçin ehemmiyetli bir hayvandır. küpe ve diğer süs eşyası ele geçmiştir.Ö. Bu bakımdan Afanasyevo kültüründe at ve koyun kemikterirtn bîr arada bulunması daha manalı bir duruma ğîfer.Ö.Ö. Demirin ilk keşf edildiği yer olarak bazan Afrika. Demek ki. kocabaş hayvanları böyle saymak mümkG&ıdür. manda Vb. bazan güney Hindistan. Hunlar Çin'e yünlü kumaş ve çeşitli keçeler ihraç ederlerdi. tarih! . Yün kumaş ve bezden iç çamaşırları giyerlerdi. Tabiatîyle daha geç devirlerdi -M. Türkler tarihleri boyunca hiç domuz beslemedikleri gibi. yıldan kalma. bazan doğu Anado* lu gösterilmiştir. Aftayİartn batısında. 3000 başlanndan itibaren Orta-doğu. sürüleri de vardı. Ordu). û-dylms Bozkır Türk giyim eşyasının başlıca malzemesi. Hazarlar. İlk Türk kültür merkezlerinden gösterilen Andronovo kültür çağında ise -bütün. 2500lerde başlatılan.

iskemleler. çizmecileri. kil Bulgarlarının ve Hazarlar'ıpı hamamları vardı. içinde yüzlerce insanın barmdığı otağlar. Esasen Türk hükümdarlarının biri yaylaklarda. d. Altaylılar. Tuna Bulgar şehirleri arasında. e. Yenisey'in yukarı mecrası dolaylarında eskiden beri demir cevheri toplanırdı. ok kutu (sadak ) lan. İlk tarihî büyük Türk imparatorluğunu kuran Asya Hunlan'nın.Ö. bin başlarına rastlaması gerekir. bin sonlan.El Sanatları: Demircilik ve madencilik başlıca meslekleri arasında bilinen bozkır Türk topluluğunda mükemmel kılıç. taştan inşa edilmiyordu. bfftodiği üzere çok eskiden beri mahir demirciler olarak bilinirler. Bu kelime aslında balçık (çamur) ifade eder. Uygurlar tarafından kurulan (Mo-yen-çur zamanında. kilimcileri. Türk kılıçlarının hayvan figürlü kabzaları altun levhalarla kaplanır ve kıymetli taşlarla süslenirdi. Çin kaynaklarında muhafaza edilen en eski Türkçe kelimelerden birinin de demir (tieh-fan)olduğunu (ve kıbç «king . Eski Türkler. çorapçılan.Kurgan bir kale olmakla beraber. 747 .lu ) belirtelim. Demek ki.Ö. Atilla'nın Orta Macaristan'daki başkent şehri. Bu esasen imkânsız olduğu gibi. 1400'lerde Altaylar'tn batısında bol miktarda demir istihsal edildiğini söyleyen W. daha önceki asırlarda. tahta oymacılar da vardı. kav mahvazası . Bundan sonra dünyaya yayılmağa başlayan demir çağTnm istikameti ve tarihleri şöyledir: Hindistan'da M. Türkler şehir surlarını bile çok kere katın ağaç kütüklerinden (çit şeklinde) yapıyorlardı.balgasun yanında) şehrinin bazı kalıntıları mevcuttur. Şu imkân da Aftaylar'da.kışın barınmak üzere evler inşa ediyorlardı. bunun herhalde M. Ayrıca. evlerini "dövülmüş toprak* tan yaptıklarına Çin kaynaklarında işaret edilmiştir. askerî garnizonları. Çin'den Tuna boyuna kadar bozkırlara serpilmiş binlerce mezardan bu eserler bol miktarda çıkanlmıştır. Yenieey nehrinin kaynak bölgelerinde -eski Türk kültür merkezleri etra-frncta* mevcut olmuştur. Bozkır Türk halkı arasında mahir marangozlar.218 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 219 bakımdan fazla bir değer taşımaz. Kuzey Altay-lar'da demir eritme ocakları. börkçülerf. Doğu Akdenfe 'de 1100. Zira kutsal sayılan suyun insanı günâhlardan fiÜTüzlediğine inanılıyordu. mâdeni tabaklar. Başkent Itil-Hanbalık hakkında islâm kaynakları geniş bilgi vermişlerdir. zırhlar. vb. II. bark). Çin kaynaklarında Türk kavimlerinden bazılarında giyilen bir elbisenin yıpranıncaya kadar çıkarılmadığına dair olan kayıtlar mübalağa sayılmalıdır. Kemer tokalan kayif uçları. Veya senenin ancak yarısında kullanılan bu meskenlerin sağlam olmasına pek ehemmiyet verilmiyordu. Asya Hunlan'nın kurban için binalar yaptıklarını kayd eden Çin kaynaklarına göre. katında demirden yapılmış eşya bulunmuştur ve bu tesir buraya Yenisey bölgesinden gelmiştir. temren imâl edilirdi. arabalar. zira daha o tarihlerde Türkler'in geniş sahalara hükmedebilmeleri. dolapların bulunduğu saraylarını anlatan Priskos.Ö.Ö. için ütü bile kullanmakta idiler. Diğer taraftan en aşağı M. yine aynı kaynaklar meselâ bir Hun boyunun fertlerinin günde üç kere yıkandıklarını söyler. heykeller bazıları birer san'at eseri değerinde olarak Türkler tarafından yapılırdı. Tuna Bulgarlar hrisüyanlığın kabulünden iki yıl sonra (866'da) Papa . eski Türklerin ahşap meskenler yapmağı tercih ettiklerine dair deliller vardır. Ruben'e göre. Fakat ne diğer bir Uygur kasabası olan Baybalık'tan. Ayrıca kazanlar. Gerçek demir çağı bu mâdenden bol miktarda âlet ve silâh yapılması ile başlar. sarayları ve su tesisleri ile bilhassa iki tanesi meşhurdur: Pliska ve Preslav. vurucu silâh olarak demir âlet ve vasıtaların çok sayıda kullanılması ile açıklanabilir.Şehir: Eski Türkler yaz ayları için zarurî olan yaylak hayatı dışında. Toğubalık herhalde bir şehir idi. küçük ve büyük sarayları. koltuk. Atilla'nın ve hanımının gümüş ve altın levhalar kaplı bölmelerle salonlara ayrılmış. Nitekim M. halkın evleri.1. silâh ve erzak depoları ile baştan başa ahşap yapılardan ibaretti. Gök-Tûrk hakanlığı kışlık başkentinin Orhun kitabelerinin bulunduğu yerde şehir hâlinde olması mümkündür. tarih? vesikalara dayanarak bu eski Türk sahasını demir kültürünün doğduğu yer kabul etmekte mecburiyet vardır*. maşrapalar. Zira mâhiyetini iyi bildiğimiz bu hatıraların dağ başlarına. Istemi'nin Akdağ'da (yazlık). Çugaykuzu (yazlık). kalkan . kargı. elbiseleri . at teçhizatı. Kurganlar'da elde edilen malzemeden demir işleyiciliğinin Orta Asya'deki tarihî kesin tesbit edilmemiş ise de. aynı sahadaki imkânları fle desteklenmiş olması icap eder. dokumacıları ve terzileri de bunlara ilâve etmek lâzımdır. Çin kaynaklarına göre. öteki vadilerde» su kıyılarında olmak üzere iki merkezleri bulunurdu ve ikincisi evlerden kurulu iskân yerleri idi: literiş'in. TarB# devirlerde de aynı bölgede (bilhassa Sahnçak ve Onugug havalisi) yüksek kalitede sert ve yumuşak çeliklere tesadüf edilmiş. ıssız yerlere dikilmesi bir mâna ifade etmezdi. Hun diline âit M.balık (Kara . Tong-Yabgu'nun Tokmak (kışlık). Işık gölü yanında (kışlık). karyola yapıyorlar ve perde kullanıyorlardı. mızrak. 2. Bu münasebetle zikredelim ki Türkler'de eskiden beri yıkanma yaygın bir âdet hâlinde idi. bin olarak tarihlenen Kargalı kurganının (Tanrı dağlarında) 1. Göktürkler çağından. Hazarlar'ın ve Volga Bulgarlarının evleri ahşaptı (yalnız Itil'de hakan sarayı ite Şarkel kalesi taş ve tuğladan inşa edilmişti). belki eski Türkçe'de şehir mânasındaki "balık" sözü ile açıklanabilir. kovalar. Çünkü meteor ve telfûrik (filiz) hâlde* bulunan bu •demir1 materyal son derecede azdır ve faydası hemttîycfc gibidir.2.. Türklerin kurdukları kasabalarda binalar daha çok çamur (kerpiç) ile yapılıyor. Hazarların Be-tencer ve Semender adlı şehirlerinden bahsetmiştik. sürat bakımından at'ın sağladığı üstünlük yanında. tahta oyma süsleri ile bezeli. Abattan havalisinde yüksek vasıfta mıknatıs ve Tuba ırmağı boyunca demir cevheri bulunuyordu.. ibrikler.Ö. Çin 'de 300 yıllan. tolgalar çok kere işlemeli altun ve gümüş ile bezenir. eyer ve koşum takımları bozkır Türk topluluğunda ne kadar kalabalık bir zenaatkâr zümresinin bulunduğunu gösterir Halıcı-ları. Asya Hurdan masa. Uian-ede (Baykal'ın doğusu) yakınında. Karakum (kışlık). kitabelerde zikredilen iskân mahallerinden Amga . Gök-Tûrk hakanlarının sağlam merkezleri vardı (kitabeler: ev. masalar. Bunun sebebi. demir ocak ve döküm yerleri ortaya çıkarılmıştır. Bu Hım ev eşyasından çoğu Çin'e de geçerek moda hâline gelmişi. Mısır 'da 1200. dolap. ne de doğu Gök-Türkler'i şehirlerinden bir iz kalmamıştır. Orta Avrupa 'da 600. Asya Hunlan'nın. Bundan başka. bir de Romalı ustalara yaptırıldığını söylediği hamamdan bahs eder. Yâni insanlık tarihinde bir çağın açılmasına başlangıç teşkil edebilecek miktarda bol demir mâdeninin varlığı eski Türk ülkesinde fark edilmiş ve işlenmeğe geçilmişti. ancak atın sür'ati ve demirin vurucu gücünün bir arada değerlendirilmesi ife anlaşılması mümkün bu başarılarının.759) Ordu . İtil Bulgarlarının başkenti ünlü Bulgar şehrinin harabeleri bulunmuştur.

Nikolaus l'e başvurarak. rahiplerin onlara haftada iki .

İtil şehrinin 4 kapılı bir suru vw*.Gök-TOrkter. Çumpal. Kamak.Uygurlar Çin ile. kaleleri Tanrı dağları ve daha ziyâde Isık-göl dolaylarında sıralanmış olup. Mana-keldi vb. Siayram. Halbuki. tilki. samur. Hunlar ve I. Fergane'de Pençikent'te Gök-Türk devri harabelerinin rastlandığı bölgelerde bunların. Ak-tepe. Tuna Bulgarlarının Pliska ve Preslav şehirleri de aslında birer kala idÜtif ve Bulgar şehirlerinin ticarî yönden ehemmiyetini söylemiştik. GökTürk devleti kurulduğu zaman Istemi-Anûşirvân ittifakı sonucunda Ak-hun . Caldıvar.Eftalit devletinin yıkılmasına ve sonra da iran'a karşı Türk-Bizans andlaşması gibi milletler arası çapta siyâsi? münasebetlere sebep olan (yk. Şiş-tübe. Çinliler de devlet sınırlarını Türk hakanlıkları başkent bölgesi olan Orhun ve Ötüken'e kadar genişletmeği düşünmemişlerdir. Türkler de Çin'e sık sık yaptıkları baskı ile onu zayıf durumda tutup İç. Bununla beraber. Orta Asya. çünkü bu. stratejik olduğu kadar. Çardan. Daha I. Hazarlar ve İtil Bulgarları için bilhassa belirtilmiştir. Batı Hunları Bizans ile bu esaslarda ficaret anlaşmaları yapmışlardı. Ayrıca Hunlar {ihtimal 4. Karadeniz kuzeyi düzlüklerinden Balkanlar'a giden Tuna Bulgarları bu defa Avrupa-Bizans yolunun hâkimleri olarak iktisaden yükselmişler. Bunun için kesif ziraî kültüre ve dolayısiyle önce köylerin teşekkülüne ihtiyaç vardı. ipek yolu üzerinde bulunmaları sebebi ile. ordularda da seyyar hamamlar (Çerge) vardı ve bu usul Selçuklulardan Bizans'a geçmişti. îpak. ya. Sırdakbeg (veya Koyungar-başı). kunduz. Türkler de onlann muhtaç olduklan v* Türklerde mevcut. herhangi bir yerde şehir meydana gelmesi için varlığı zarurî köy grupları biçiminde iskân. Yukarıdan beri zikredilen Türk şehirleri de "yerleşik* hayat özentisinin mahsulü değildi. Aksi hâlde Türkler bunu asırlarca önce gerçekleştirebilirlerdi. Kendi kültürleri ile mağrur oldukları bütün vesikaları ile bilinen Gök-Türkler'in bugün Batı medeniyetinin tesiri sonucu olarak üstün saydığımız yabancı bir kültüre geçmek gibi bir niyetleri yoktu. Oğuz Türk şehirleri ve ülkelerinin mamurluğunu meydana getirmiştir.Ticaret: Türk devletleri komşu milletlere umumiyetle canlı hayvan.Karluklar tarafından kurulmuş veya Gök-Türk çağında gelişip Kartuklar zamanında ehemmiyeti devam etmiş yerlerdi. 9. Fakat Türkler umumiyetle surla çevrilmiş. Balkanlar ve Doğu Avrupa'da o devrin en zengin şehirlerini kurmuşlardı (Preslav. Gök-Türkler çağında. bu yaygın ziraat kültürüne bağlı oluşlarıdır (bk. deri kösele köıki hayvan! gıdalar satarlar. Eski Türkler. askerî mahiyette kaleler ve şehir-kaleler Türk'lerde mevcut olmuştur. kürkleri idi. kapalı şehirlerden hoşlanmamalardır (Tonyukuk'un sözleri). Eski Türkler'de yalnız siviller için değil. askerî değerde. bk. Sukuluk. tacirlikleri yanında. Tölek. bu da yukarıda açıkladığımız. Batı Türkistan'da Türgişler'in ve bilhassa Karluklar'ın kurdukları siyasî teşekküllerle tekrarlanmış. tâ Hunlar'dan Uygur hakanlığının sonuna kadar aşağı yukarı 1000 sene müddetle Türk ve Çin siyâsetinin hâkim olmak istediği bir ana hedef vasfını taşımıştı. Türkler'de görülmemektedir. Ak-su. asırda kurulmuş yine yol güzergâhında ve ticarî yönden faal merkezlerdi. Çölden ayrı mütalâa edilmesi gereken bozkırlar sahasının çoğunluğunu otlaklar teşkil et- .220 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 221 gün (çarşamba. yakındoğu ile Doğu ve Orta Avrupa ve iskandinavya arasındaki kıt'alar arası yolların kavşak noktasındaki mevkii ile. vaşak vb. Hazar Türk Devleti de. Altun-tepe. nâdir de olsa surlu şehir de yaptırmışlardır. Margus andlaşmasının {434) bir maddesi Bizans-Hun ticarî münasebetlerinin tanzimi ile ilgili idi Çin-Hun sınır kasabalarında cereyan eden ticarî faaliyetlere Çin büyük ehemmiyet verirdi. Pliska şehirleri). daha bir çok benzerleri bulunuyordu. Bununla beraber Doğu Türkleri'nin elverişli bölgelerde ziraatle de meşgul oldukları görülüyor. ipekli kumaş. Türkler'e Çih'den pirinç. tarih). fWskos'un bahseniöl hamam da aynı geleneğin bir şahididir. Türkler karşısında Çin. Esasen sadece istek ile de şehir kurulamazdı. Oğuzlar. Aspara. Tıpkı tH»ları gibi birçok Oğuz şehirleri de: Karacuk. Gök-Türkler. Gök-Türkler zamanında gerçekleşen bu maksat. yk. Yakalığ kale-şehirteri ve daha birçok kervansaray ve küçük kasaba. Çin. arpa. Türkler hiçbir zaman bütün Çin'i istilâ gayesini gütmemişler. 734 tarihli anlaşma ile Ling-çu'daki So-fang şehrinin ortak pazar yeri olmasına karar veril* misti. Kayında. Kendilerini Doğu Türkleri'nden (Hunlar. Atbaş. cuma) yıkanmayı yasaklamalarından şikâyet etmişlerdi. Bilindiği gibi. Ipek-yoluna kuzeyden paralel uzanan bu yola "kürk-yolu" denilmektedir. nihayet 751 Talaş savaşını Karluklar'ın desteği ile Islâmlar'ın kazanması Çin'in Batı Asya ile ilgisini kesmiştir ki. Asya Hur* tarı. ticarî yönden mühim müstahkem mahallerdi. Buranın asıl ticaret metaı: sincap. karşılığında hububat ve giyim eşyası alırlardı. Klge Kağan'ın memlekette Çinliler gibi şehirler kurma teklifini.Ziraatı Ogur Türkleri aynı zamanda iyi çiftçi idiler. Meselâ. Iskan. f . asırda) Kan-eu'da Gü-tteng adlı bir şehir kurmuşlardı. Yengikant Çyy-tepe. kendilerine en tabii gelen yaşayış tarzlarının icabı idi. harabeleri hâlâ da görülen Çargelan. Orhun kitabelerinde de devletin sağlamlığı ve halkın refahı için ticaretin ehemmiyeti belirtilmiştir. Savran. temelleri ticarî-siyasete dayanan bir devletti ve başkent Han-balık ile daha sonra İtil Bulgarları başkenti Bulgar şehri bu hususta baş rolü oynamıştır Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayarak Ural-Güney Sibirya-Altaylar-Sayan dağları üzerinden Çin'e ve Amur nehrine ulaşan yol da canlı bir ticarî faaliyete sahipti. Roma ve Bizans'tan da diğer ihtiyaç maddeleri gelir. Hazarlar'da Şarkel kalesi müdafaa için kurulmuştu. Cul (veya Ctoü&Çumış* Sarig. bunların başında. yarısında Doğu Türkistan'da Uygurlar'ın. yukarıdakiler gibi.) bu yolun geçit yeri olan Iç-Asya bölgesi. Sütkent. Uygurlar. Çünkü ticaret meselesi Bozkır Türk devletinin üzerine ehemmiyetle eğildiği bir siyaset çizgisi idi. Başlıca tüccarlar da Ogurlar (Batı Türkleri) ile onlardan bir kol halinde gelişen Bulgar Türkleri idi. Fakat Türkler'le komşuları ansısında şiddetli rekabetlere sebep olan büyük kazanç vasıtaları da vardı ki. Hun taıvhu'su Çj-çfnto M. Bayırkum» v& 10. 36'da Çinliler tarafndan yıkrtaa başkenti böyle idi. Suğnak. Oğuzlar) ayıran başlıca vasıf ta.Û. g . Bu nokta Peçenekler. Türkler'ın «tık "göçebelikten şehirlileşmeğe doğru" ileri bfr adım ifade eden arzusu şeklinde tefsir yerinde değildir. Uygur. sansar. Turıkul-tep& Cend. hayat tarzları icabı. İç ve batı Asya'da.Asya'da Türk hükmünü yürütmek istemişlerdir. eksikliklerini tamamlarlardı. Meselâ. asrın 2. Karluk. ipek yolu transitini elinde tuttuğu müddetçe müdafaada kalmağı tercih etmiş. Çin'den başlayıp Akdeniz kıyılarında nihayete eren meşhur Ipek-jyoiu kervancılığı geliyordu.

ülkeye bereket ve saadet getirdiğine İnanılan kutlu bir taşın Çinliler'e verilmesinden sonra. Papa Leon. Bu çağda da birçok muntazam sulama kanalları açılmıştır.Kırım (Suğdak limanı) -Karadeniz. Bazısında Türk geleneği uyarınca damgalar da taşıyan bu paralardan bir kısmı Sogd harfleri ile Türkçe. M fonksiyon (ata ve rehber) icra ettiği anlaşılmış. Türklerle kurt'un efsanevî ilgisi islâm ve Süryâni kaynaklarında da akisler bulmuştu (Gardizî. Bozkurt. Bulgarlar da ev başına bir samur kürk vergi veriyorlardı. asır ortalarına kadar gitmektedir. kürek ve pulluklara rastlanmıştır. Taşlar üzerine bunu tasvir eden kabartmalar yapıyor (Bugünkü moğolistan'da Bugut mevkiinde. Gök-Türkler'de her ailenin ekip biçtiği. efsaneleri. şahıs adı. Oğuz. Ruslar 1935 de bu kanalı aynen kullanmağa karar vermişlerdi. Türk destanlarında kurt. Batıda {18. Böylece Kurt-başlı sancak hakanlık alâmeti olmuştu. 'kurt nehirleri" ve kurt dağının bir tanrısına ait tapınak bulunuyordu. Kurt'un Türkçe'de asıl adı Böri'dir ve bu mânası ile kelime Orhun kitabelerinde. kumart-Mftt büyük gelir kaynaklanndan biri de Volga havzası . soy adı vb. Tötö ırmağından açılan kaimi ve bu bölgeye yakın Ak-tura kanalı Altaylar'daki tarımın işaretleridir. Asya Htm İmparatorluğunda hususî memurlar vergi toplarlardı. prehistorik çağlarda Orta Asya'dan dünyaya yayıldığı" kanaatine varılmıştır. bunları da kurt'a bağlıyordu. Yunanistan'dan Finlandiya'ya kadar bütün Avrupa ve Amerika. Türk halkının ıztırap ve iştiyaklarını dile getiren motifler olarak görüiür. bir kısmı Soğdca yazılıda. Maroş havzasında tuzlalar Bulgarlar'ın.Destanlar ve efsaneler: Türk bozlar hayatının . ayrıca. Bu memurları koğmak cüretini gösteren Moğol O-huan'lara karşı sol T'o-ki "kiralı" savaş açmıştı. Çin kaynaklarında. masal ve hikâyelerden başka.TOrkter'-ın batı kolunda geyik de fevkalâde kudretle donatılmış olarak rehberlik vazifesi yapar ("sihirli geyik1).-------------------------------------------------— 223 mekte ise de. darı ekip biçiyorlardı. 6 . Selenga-Baykal gölü arasındaki. Ancak bu telâkki çok eski bir Türk geleneğinin devamı idi. 'Bozkurt" 'Kutlu Dağ" vb. suladığı arazisi vardı. oraklar. halktan tahsil edilen vergilerle destekleniyordu. Etnoloji ilmine göre kurt motifi Türkler için "tipik" İr. 2.) "tipik" olduğunu belirttiğimiz kurt ile ilgili. Türk efsanelerinde merkezî bir rol oynamaktadır. devlet hazinesine "ağlık' adını veriyorlardı. Gök-Türk hakanlığının merkez ordusu mensuplarına da "Böri" deniyordu. neticede. O kadar yüksek teknik bilgiye dayanmakta idi ki.hatıralarını taşıyan bu çok zengin edebiyat nevlnde kurttan türeme. GökTürkler zamanında da kullanıldığı anlaşılan Tötö kanalının boyu 10 kilometreye yakındı. Eski Çin kaynaklarında bile Türk asıldan olmayan bazı kavimler "kurttan türeyenlerden değildir* şeklinde ayırt edilmiştir. Hindistan masal ve hikâyelerinde kurt'un. olarak çok zikredilir. Çino vb.—TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHt ____-*_________________. Kurttan türeme inancı Asya Hunları'nda. Kurt. En büyük ve kadim Türk destanı olan Oğuz hakan destanında.Trabzon arasındaki işlek ticaret yolundan sağladıktan vergi ve gümrük resimlen îdi. GökTürkler ve Oğuzlar maliye ve tahsil memurlarına amga (veya ımga) diyorlar. buhranlı anlarda imdada yetişen bîr varlık olarak görünür ve meşhur "Bozkurt" destanı bu motifi hikâye eder. mağlûp ve tâbi memleketlerden alınan yıllık vergiler ve hediyelerden başka. Aşina. Ayrıca tabiatiyle geniş Altaylar bölgesinde demir Hunlar'ın ve Gök-Türklar'to.sonsuz "mücadelelerle dolu. Hazarlarda İslav kavimleri ev veya saban başına bir kılıç veya bir samur derisi (para nâdir veriliyor).Türkler'deki kurt=aşma adı da (şimdiye kadarki okunuşları: Asena. Bu tarihî bilgiyi arkeolojik kazılar desteklemektedir. gökten inen ışıktan olma.580 ferden kalma. Süryânî Mihael). yüzyıl) Kumanlar'da yardımına başvurulduğuna dair kayıtlar bulunan kurt'un rehberlik rolü de M. 578 . Gök-Türk hükümdar sülâlesi olan Aşma ailesinin atası bir dişi kurt idi (Çin kaynaklarındaki rivayetler). Tü* parası GökTürkler (Türgiş-ler) çağında başlıyor görünmektedir. 6. Tab-gaç ülkesinde 'kurt dağları". Tahsilat her hâlde aynî olarak yapılıyordu. "köpek mitolojisinden daha eski olan kurt mitolojisinin. Zena. Aynı efsane Tabgaçlar'da da vardı. yâni başka kavimlerde görülmeyen bir etnoğrafik belirtidir. hattâ o tarihlerde Batı Türkistan'da oturan Vu-sun'larda da yaşıyordu. Hunlar zamanında Altay bölgesinde açılmış sulama kanallarına tesadüf edilmiştir (Başkaus'da Çulışman ırmağı yakınlarında). mücadele ettiği canavara karşı geyiği . eski Roma Romus-Romulus efsanesi ve Ortaçağ İtalya'sında. Moğollar ve diğer Asya kavimleri arasındaki efsane. arkeolojik kazılara dayanılarak ileri sürülmüştür. yol gösterici. Gök. Ivolgi ve ll-mova adlı yerlerde çeşitli saban demirleri (Çin'den ithal). semavî ışık ve geyik bir arada görülmektedir. Daha sonraki geniş araştırmalar da bu görüşü takviye eder mâhiyette bulunmuştur.452)'nun lâkabı Fo-li (= Böri) idi. Selenga bölgesinde Gök-Türkler'e ait kurganlarda. Asya Hunları'na ait para çıkmamıştır. Mucmal al-Tavarîh va'l-kısas. şiddetli soğuk yüzünden bir sene Hun topraklarının ekin vermediğini yazar. Çince olmayan bu ad Türkçe'de "bir yandan diğer yana geçen* mânasındadır. Ünlü Tabgaç hükümdarı Tai-wu (424 . Kafkaslar'da altun ve gümC^ madenleri Hazarlar'ın kontrolü altında idi.170 yılları arasında. Türklerden Moğollar'a geçen ananeler arasında bu destan da vardır.Edebî Kültür ve Sanat a . Bazı Karluk ve Oğuz iskân yerleri de aynı şekilde sulanmakta idi. Uygurlar'ın "Kutlu-Dağ" efsanesinde kurt. yerlerinden ayrılmağa mecbur katan Tabgaçlar'ın ataları (Hunlar) 'garip yaratıhşif bir hayvanın rehberliğinde yolsuz dağlardan aşabilmişlerdi. değirmen taşları bulunmuş. Lupus efsanelerinde vb. Kapagan Kagan'ın Çin ile yaptığı 698 tarihli andlaşmanın bir maddesi Çin'in Gök-türkler'e 3 bir ziraat âleti ile 100 bin hu (12500 ton) tohumluk darı teslim etmesi hükmünü taşıyordu.kavim. Bazı Türk kurganlarında Çin paraları ele geçmiştir. ziraate müsatt yerleri de vardı. tıpkı Tütkler'de olduğu gibi. kitâbeli mezar taşı) ve Gök-Türk hakanları atalarının hatırasına hürmeten otağlarının önüne altun kurt başlı tuğ dikiyorlardı. «r Çin yıllığı. uğursuzluk çöken memleketin açlığa mahkûm olması üzerine kendilerine yeni yurt arayan Uygurlar'a rehberlik etmiştir. Göçü T'ui-yin adlı bîr başbuğ idare etmişti ki. Türk tesirine işaret edilmiştir. Uygurların diğer bir menşe efsanesi. "fu-li" şekli ile yer adı. Türkler arasında kurt'a verilen büyük ehemmiyet asrımızın başlarına kadar devam etmiştir. Bozlar devletinin ekonomisi. Meselâ Ç5n kaynaklama göre Hunlar buğday. -7. zira. bir Hun fasulyesinden bahs ederler. St. Altay ve Sayan dağlarında hububat zfoaatinin en az 3 bin yıldan bert yapıldığı. Yine aynr kaynaklar bir Hun buğday dıv el ile. yüzyıllarda Türk halk çevresinde kurt-ata inancı çok yaygındı. DLTde ve Oğuz Kağan destanında geçer. Uygurca vesikalarda. 160 . Wei-shu'daki bilgilere göre. ayrıca hububat muhafaza etmeğe yarar çukurlar görülmüştür.

Hâlâ çeşitli ülkelerdeki Türkler arasında söylenen masal ve halk hikâyelerinde uğur telâkkî edilen bozkurt. Ogurlar'ın yazıyı bildikleri. Bunlar arasında en fazla itibar göreni Orhun kitabelerini ilk çözmeğe muvaffak olan (26 Kasım 1893) Danimarkalı Bilgin V. asır? Ogur boyları kendi yazılarını da kullanırlardı. bunlann başında Orhun kitabelerinin (731 . Buna rağmen daha sonraki devirlere âit bazı Çin yıllıklarında Hunlar'ın yazısı olmadığı veya Gök-Türkler'in yazı bilmediklerine dair haberler Türkler'in Çince okuyup yazma bilmedikleri şeklinde anlaşılmalıdır. asrın ilk yarısı) denilen yazı nevi arasında daha kuvvetli irtibat kurulmak işlenmiştir. ne de tinguistique bir ilgi kurmak mümkün değildir1. dillerinde "yazı1 («* ir. Bununla beraber aradaki münasebet pekzayıf görünmektedir (Türk alfabesinin 38 harfine karşılık.Tegin'dir (Fakat şiirleri. 576'larda T'a-po Kağan için Çince bir budizm kitabının Türkçe tercümesi yapılmıştı.Ö. Gök-Türklerlnki gibi IdL Bizanslı tarihçi Prokopios'a göre (6. Çinliler. asır) tarafından Lâtince tercümesi verilmiştir. Çin yıllıklarında da. 54.iki isim biliniyor ki. Uygurlar'da adına "yoğ" lar tertip edilmiş. Bulgaristan'da Madara'daki ünlü kaya kabartmasıncta bir süvarî biçiminde gösterilen muzaffer Krom Harfin yanında normal büyüklükteki kurt tBtöviH Türk boZkurt geleneğinin taşa işlenişinden başka birşey değildir. yüzlerce harf bulmuşlardı. Asya Hunlan'na âit. Bunlara ilâveten. "armazique" de 22 harf vardır ve aralarındaki şekil yönünden benzerlik ancak 10 harfe inhisar etmektedir).224 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ _____^_^__^_^_^___—^_ 225 yem olarak kullanmış.". Nihayet Uygur yazısı Moğollar tarafından kullanılmış. Gök-Türkler'de. asım £ ^yansından beri Çin'de mevcut sayılan "blok* usulü. Asya Hun yazısı oldukça yaygın görünüyor. Timurlter devrinde resmî yazılar. demek ki. Gök-Türk harflerine karakteri bakımından ("runiquea) yakın düşen alfabe eski Germen "run'landır ki bu ikisi arasında da..735) metnini haarlıyan Yolug Tegîn gelmektedir.. Türkçe yazı sözünün R Türkçesi'ndeki şekli) kelimesinin bulunmasından da bellidir. bu Hun yazısının bir devamından ibarettir ve. Le Coq ve Grünwedei 1902 -1907 yıllarındaki araştırma gezilerinde Turfan'da Uygur dilinde sert ağaçtan yapılmış. Fakat TÛrkler'in daha önceki çağlarda da şüphesiz yazılan vardı. Gök-Türkler'dir. fakat Hun-ca da yazarlardı. Hindliler ve Moğollar -runique' karakter kullanmamışlardır. çok güç olmakladır. Bozkır çağı Türk edebî mahsullerinin yazarlarını tesbit etmek. b . Nitekim son haberden aşağı yukarı 40 sene kadar önceki bir kayıtta Gök-Türk yazısından bahs edilmiştir. Sonr» (1906 ^909) P. Altheim'in ifadesi ile. 2. Ancak bir .. Uygurlar kitap basma tekniğini de biliyorlardı. asır)'nin Şehnâmesi'nde Afrasyab diye anılan. Selçuklular) kendilerini ona nisbet etmişlerdir. Yolug Teginrden önce yer almakta ve Türk edebiyatının şahsiyeti malûm ilk siması kabul ediimektöcfir. Başlıcalarını zikrettiğimiz destanlar ve efsaneler eski Türkler'de canlı bir halk edebiyatının varlığını ortaya koyar. Gök-Türk yazısının menşei hakkında birçok görüşler ileri sürülmüştür. Atilla tarafından Bizans elçilerine verilen ziyafette Hun müzisyenlerinin refakatinde Hun halk türkülerinin söylendiğini yazar. Adı bizce bilinen ilk Uygur şâiri Aprınçur .Ö. O hâlde en mâkul yok Törk yazısının menşeini yine Türk çevresinde aramaktır. Gök-TûıMer'den önce Ak-Hunlar'm yazıları var* ve bu.Û. Altun . Eski Türk destanlarından biri de efsanelere karışan ünlü kahraman Tunga Alper ile ilgilidir. Uygurlar. bu. Isık-göl civarında 1970 de açılan Eşik kurganı (Altun elbiseli adam'ın mezarı) nda ele geçen bir gümüş çanak içindeki Orhun alfabesi ile yazılı iki satırlık kitabe M. Iran Turan mücadeleleri ve bu Türk başbuğunun hâtırası asırlarca Türkler arasında yaşamış. teşkilât. Altheim'e göre. Atilla'nın ölümü üzerine Hun kopuzcularının söylediği ağıtlardan birinin. 4. Fakat son zamanlarda. Çin yıllıklarında şöyle haberler vardır: "Uygurlar'ın ataları Kao-kü'ler Çince yazarlar. Ne kadar yazıktır ki. hem de kurtarıcı . hem ata. Orhun alfabesi Orta Asya'dan etrafa yayılarak. yâni bir nevî teksir değil. ortak bir yazı vasfım kazanmış görünmektedir. "Hua-guo'lar dış ticaret işlerinde koyun derisi üzerinde Hun yazısından istifade ederler". ZSrâ çok geniş sahalara yayılmış büyük Türk imparatorluktan* yazı olmaksızın idare etmek müşküldü. Nitekim kaynaklarda bunu doğrulayan bazı işaretlere tesadüf edilmekte*. Jordanes (6. V. gökten bir ışık demefi fçfncte inen kız İle evlenmiş ve yine gön ışkında peydalanan Bozkurt öncülüğünde dünya fütuhatına çıkmıştır. manfheizm ile ilgilidir). eski Aramî alfabesine bağlanma idi. vesika eksikliğinden dolayı.Iran-Kafkas'da M. Orhun yazısı île HArmazique" Kuzey. Orhun alfabesine nisbetle daha az bir gelişme kaydetmiş olan Tuna Bulgarları yazısı. Priskos hatıralarında. asırdan kalma kitabeleri ile. Pelliofntm Tunhuang'da tesadüf ettiği Türkçe harfler dünyada matbaa tipi hurufatın en eskileridir. fakat çağdaş matbaanın esasını teşkil eden müteharrik harf sistemi idi. 4 asırda doğudan Avrupa'ya gelen Hunlar yazılarını da birlikte getirmişlerdi. Bu 8. Ayrıca Tanrı -Dağlarında Kurday mevkiinde M. yüzyıla ait Türk yazılı (5 harfli) diğer bir kitabe bulunmuştur. İstemi Yabgu'nun 568 yılında Bizans Imparatoru'na yolladığı mektup "İskit" (Türk) yazısı ile idi. bir -iki kayıt dışında bunlara âit yazılı metinler bize kadar gelmemiştir. yüzyıllar olarak tarihlenmektedir. çeşitti bölgelerdeki izlerine ve vesikalarına göre Uzak-doğudan Orta Avrupa'ya kadar uzanan sahada. Klasikleri Hun dili ile okurlardı. Yas törenlerinde söylenen lirik matem şiirleri olan "sagu" lar da Türk halk edebiyatının mühim bir kolu idi.2. bazı büyük Türk hükümdar aileleri (Kara-Hanlılar. Avrupa Hunları'nın kendi yazılarının mevcut olduğunda şüphe bırakmamaktadır. Son yıllarda Asya'da yapılan mühim keşiflerle orhun-Türk yazısının milâddan önceki çağlardan kalma bazı örnekleri ortaya konmuştur. "ne tarihî. eski Türk kültür yadigârtanıün çoğu gibi.kendi kitabesinin metnini bizzat kaleme aldığı ileri sürülen Tonyukuk. İslavlar.rehber vasıflan ile bütün Türkler'ce kutlu sayılmış ve Türklüğün millî sembolü payesine yükselmiştir. İlerideki araştırmalar bu örnekleri çoğaltacağa benzemektedir. Hun kâtiplerinin kendi dillerinde yazdıkları metinleri Atti-la'ya okuduklarını söyler ki. İranlılar. sosyal bünye. Priskos.. Thomsen tarafından ileri sürülen. Eski Oğuz Destanlarımdan bir parça kabul edilen "Dede Korkut" kitabı da Bozkır Türk topluluğunun. yüzyıldan kalma 4 mısralık Türkçe bir manzume zapt edilmiştir.Van v» Matbaa: Kendilerine mahsus yazıları olduğunu kesin olarak bildiğimiz Türk kavmi 8. Kâşgariı Mahmud'un bahsettiği boz-kırlı Türk şâiri Çuçu zikredilebilir. Bir görüşe göre de. ancak. F. Türklerin bozkır hayatını anlatan diğer meşhur bir destanı da "Alp'ler devrinin tipik kahramanı* Manas'ın destanıdır. örf ve geleneklerini aksettirmesi itibariyle destan edebiyatımızda mühim yer tutar. Şâir Firdevsî (11. yazılı vesikalar da bozkırların fırtınalı girdabında kayb olup gtoniştir.

bunun duvarlarına ölünün şahsını ve hayatta iken katıldığı savaşlardan sahnelert renkli olarak tersim ederler. Uygurlar'da. çeşitli borulu çalgılar da bulunuyordu. Bunlar hayat şartlarına uygun olarak ve hayvanlarla yakın ilginin tesiri İte.. güneş yılına çevrildiği söylenmektedir. öküz). Bozktr-Türk tarW boyunca bize intikal eden yegâne müzik âleti. Gök-Türk. biçki (maymun). 518 yılında kuzey Hindistan'da Ak-Hun hükümdarı Mihiragula'yı ziyaret eden Çinli Sung-yun. 5 küsur saat itibar edilmekte idi. Asya Hunlan'ndan bert bütün Türkler arasında en çok tanınmış olduğu anlaşılan bu basit. 1958'de yapılan kazıda ortaya çıkarılan Kül-Teginiln çok güzel yontulmuş mermer büstü ve kaba bir kadın heykelidir.831) Tımova kitabelerinde de temas edilmiştir. kültür.Şubat aylarına rastlardı. Günün başlangıcı gece yarısı idi. P'e-li. Eski Türkler'in.ordu devrinde "yarlıg'lar.". Uygur bandolarında şüphesiz davul başta olmak üzere. Türlı büyüklerinin hâtıralarının gelecek nesîîlerde muhafaza edilmesi için kitâbeter yazıldığı hususuna Ömurtag Han'ın (814 . hattâ Ma- .de. halı ve kilim dokumacılığı. 11.bozkır Türk folklorunda çok mühim yeri olan bir çalgı idi. 3. Batı Türkleri'nde (Bulgarlar) ve muhakkak ki Hunlar'da kultenılnuş olup. Çinliler Asya Hun sazlarından bazılarını Kung-hu. lu (ejder). taşınabilir malzeme üzerine işlenmiş "Hayvan üslûbu" (Animal style) mahsulleridir. yıl sıçkan (fare). ayrıca 12 yıllık devrenin 5 katı 60 yıllık devreler olarak da faydalanılan bu takvim. Macaristan. Menşei çok eski olması gereken. kopuş vb. KühTegin'ftıbüstü. Suriye. altun ve gümüş gibi kıymetli madenlere tatbik ettikleri san'at eserleri ve hükümdarların otağlarına. atalarımı$a$rpkte Mısır. Aslında ay yılına dayanan bu "12 hayvanlı Türk takvimi'nin Gök-Tûrk'ler zamanında. 568 de İstemi Kağan'ı Tanrı dağlarındaki Altun-dağ mevkiinde ziyaret eden Bizanslı elçi Zemarkhos ve 629 senesinde Batı Gök-Türk hakanı Tong .. Yıl 365 gün.o Sanatı Her kültürün olduğu gibi Bozkır kültürünün de kendine mahsus bir san'at anlayışı vardır ve bu anlayış birçok eserler vermiştir. gergef işçiliği ve otağcılık san'atlarının çok ileri olduğunu da belirtmemiz gerekir. saz şâirleri tarafından kopuz çalınarak söylenirdi. 2.ön taraftaki sağ ellerinde birer bardak tutar şekilde yontulmuş "taş-nine" terde de bir san'at endişesi bahis konusu değildir. Rusya. kobzo. tabışkan (tavşan). birir» öâripçi) ay. Attila Burgond kiralına bir Hun orkestrası göndermişti. Şimdilik bildiğimfe.226 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 227 . görüldüğü üzere. bilindiği üzere.Tuna arası bozkırlarda boLsayıda tesadüf edilen. diye adlandırılmıştı. 4. Ytllann adlan şöyle idi: 1. 15. d-Müzik: Eski Türk topluluk hayatında müziğin mühim bir yeri vardı. hem coğrafî yönden çok yaygın Wr sistem gibi görünmektedir.Zaman Hesabı: Eski Türkler'in zaman hesabı da tabiatiyle Bozkır kültürünün izlerini taşımakta idi. Nitekim aynı Çin kaynakfen Gök . it 12. Bu hâkimiyet alâmetlerinden idi.Yabgu'nun misafiri olan budist rahip Hiuen -Tsang vb. kitâbenin*ttüiunduğu yerde. bozkır güzel san'atlannın bu sahalardaki hususiyetleri ortaya konamamaktadır. nin müşahedelere dayanan hatıra notları ziyadesiyle ilgi çekicidir. Türk müzik âletleri arasında Çinliler'in Hyu-pu adı ile zikrettikleri topuz. 6. Destanlar.Türk Devleti'nin daha başlangıç yıllarında (553) umuttfl bflgi verirken şu açıklamayı yapıyorlardı: V. 981 yılında Uygur hakanı Aralan Han'ı başkentinde ziyaret eden Çin elçisi Van-yen-tö'nün kaleminden Doğu Türkistan Uygurlan'nın. "kobuz" adı ile Uygur metinlerinde ve DLTde geçer. saflar hâlinde dizilmiş güzel giyimli Hun kızlarının söyledikleri Hun şarkıları ile karşılanmıştı. Fakat Kül-Tegin ve Bilge barklan mahvoldukiarı (veya ilmî kazılar henüz yapılmadığı)îçîn mimarî ve süslemede Çfn ve Türk unsuriannı tesbit etmek imkânsızlaşmakta. tahtlarına ve Türk topluluğunun zevk inceliğine dair. Daha sonraki zamanlarda ordugâhlarda. Uygur kitap ve hukukî vesikaları. gibi adlar altında çok sevilen sazlardan biri olmuştur. ikinç. anıt) bitigtaş (kitabe). sefer dönüşünde başkente girerken. sosyal ve iktisadî hayat ve durumları hakkında dikkat çekici tasvirler verilmektedir. Bi-li. Orta . Her iki âbidenin inşasında duvarlarına kahramanın savaşlarını canlandıran tasvirlerin yapılmasında Çin'den gönderilen saray san'atkflr ve ressamlarının emeklerinin geçtiği kesindir.kuyumculuk. Eski Türk takvimi her biri bir hayvan adı ile anılan "12ytfhk" devre esasına dayanıyordu. şüphesiz. Ancak ölülerin hatıralarına kitabe dikilmesi ve san'atkârane yapılar inşa edilmesi o çağda Türkler için bir yenilik değildi. Polonya.Türkçe kitabeler. Bozkır Türkleri'nde renkli taş ve gümüş kakmacılık. Macaristan'ıma ele geçen Avar çifte kavalıdır. kahramanlık menkıbeleri. asır ortalarına kadar Orta Asya'da ortak yazı olan Uygur yazısı ile yazılmış ve bugünkü Mançu ve Kalmuk yazılarının esasını teşkil etmiştir. Bulgaristan'daki Kurym Han'ın bozkurtlu kaya kabartması da bu eski geleneğin devamından ibarettir.Asya . Ku-sie adları ile zikr ediyorlar. Wr Türk askerinin mezarında ele geçen ve Türk ırkfrriri bütün hatlarını tartaya koyduğu" iddia olunan biffıeykel ile. Ukrayna ve Almanya'ya da girmiş ve oralarda koboz* kubos. milletin neş'eli ve acı gün hatıraları. Mezarlara ölünün kimliğini bildiren kitabe dikerler. hantal taşlar olan "balbal" lan ise san'at eseri saymak doğru olmaz Bunlar kabirde yatanın hayatta iken savaşta öldürdüğü ve öteki dünyada kendisine hizmet edeceğine inanılan kimseleri temdi eden dinî mahiyette işaretlerdir Bu inanç* Bulgar Türkleri'nde ve Macarlar'da da görülür. Tüddeı'in bulunduğu her yerde mevcut olan kopuz. gerçekten Türk çehresini saf biçimi ile gösteren bir san'at eserkflr. hem de kitabeler teyit etmektedirler. Fakat bunların telli mi. II. Gök . 5. hem zaman. Rgili tâbirlerin. ud (sığır. 10. pars. bedizcİ (ressam ve nakışçı) vb. Yukarıda Priskos'a dayanarak büyük müzikli ziyafetinden bahsettiğimiz Attila. kabir üzerine bina inşa ederler. fc yun* m* 8. tonguz (domuz). hakanlar huzurunda bu kög ve ır'lardan hergün 9 tanesinin icrası gerekirdi. e. saray. yılan. 9. üçüne vb. mehter'in ilk şekilleri) yaygındı. Türkçe oluşları da bunu gösterir: bengütaş (âbide. P'i-pa. sazlarla çalınan melodiye kög (veya küg) diyorlardı.. İnsan şeklinde çok kaba yontulmuş. Bulgar kitabeleri ve 'Bulgar hakanları listesi". Çin kaynaktan 28 çeşit Hun halk türküsünden bahsetmişlerdir. GökrTürWer. aşk türküleri. Fakat Türkler'in Kül-Tegin ve Bitge Hakan'ın anıt-kabirleri nev'inden bazı eserlere de sahip olduktan malûmdur. Yılbaşı Ocak . takagu (tavuk). koy (koyun).. nefesli mi oldukları bilinmiyor. Çekoslovakya. bark (anıt-kablr). Balkanlar. Çin imparatoru her iki âbideye Çince birer kitabe de ilâve edilmesini arzu etmişti. Bunu hem Çin kaynakları. Bir gün 12 kısım sayılıyor ve her kısma "çağ' deniyordu. bir yılda 12 ay vardı Aylar. Ayrıca Türkler'de askerî muzıka (bando. fakat tatlı sesli saz. Eski Türkler söyledikleri besteye ir (veya yır)..

okşayan iki beşerî imkân sağlamıştır: Ât üstünde insanın kendini başkalarından daha üstün hissetmesi ve. Bu ise hüküm altına alınmış insanları sevmeği gerektirir. nazarî ve metafizik konularla meşgul olmamıştır. Bunu fiiliyat sahasına çıkarmak için gerekli araç ise elde idi: demir. yâni üstünlük duygusu» eski Türk'te. cesaret verici ve mücadele ruhunu teşvik edici ^ad verme" ve "and içme" gibi gelenekleri ile •alp1 Hâin devamı sağlanıyordu. Beylik gururu. sadece öğünme vesilesi olan basit bir psikoloji değildir. vehimlerden. müsbet ilim yönünden şöyle açıklanabilir: Eski Türkler'e at. Buna Türk'ün "gerçekçilik"! denebilir. İnsan unsuru da bunda tesirli olur. yânı hayatında düstur edinmiş insana eski Türkçe'de 'alp1 denirdi. hik anlayışı devletin saygı görmesi gibi mânevi değerlerle. İnsan sevgisinden doğan koruyuculuk adalet. Nitekim sonraki asırlarda.Düşünce ve Ahlâk Eski Törkler'in bozkırlar coğrafyasında. fauna göre de 'nizama' bir cemiyet teşkil ediyorlardı.kemfilerine has bir kültür ortaya koydukları herhalde anlaşılmış bulunuyor. Menghin'in ifadesi ile 'Beylik gururu ("Herrenstolz")' nu yaratıyor. Nizama ve gerçekçi Türk kafası . her İki unsura sahip olan başka kavimler. bozkır kültürünü yaratan Türkler'in kendilerine mahsus bir düşünce sistemi ve ahlâk anlayışına sahip olmaları lâzımdır ki. İslâm kaynaklarında. asırlarda Târîh-i TürKT veya "SâM Türkân' adı altında zikredilen bu eski Türk takvimi. 11 asırda 7 .ruhunu. Buna göre de.çağ medeniyetinin temsilcilerini bile çok geride bırakan bir millettir. Tûrk-teP'îft tarihte çeşitli kavimleri idare etmekte gösterdiği başarıların kaynağını burada aramak icap eder ve muhakkak ki. -15. anlayan ve bu sahada Antik . Türkçe'de her erkek. her insanda vardır ve şuur-altı bir kuvvet olarak yaşar.228 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 229 nas destanındaki bazı hâdiseler bu takvimle tarihlenmiştir. atın sür'ati sebebi ile. eski Tür* cemiyetinde yalancılıktan da nefret edilirdi Eski Türkler. Çünkü bir kültürün meydana gelmesi için yalnız maddî imkân ve iktisadî faktörler kâfi değildir. Türk devletlerinde görülen töre prensipler? böylece daha açık bir mâna kazanmaktadır. Hükmetme duygusu + insan sevgisi + gerçekçilik şeklinde özetlenebilecek eski Türk düşüncesinin temellerini ahlâk prensibi yapmış. Bu içgüdü'nün aynı zamanda İlk fırsatta başkalarım sömürmek için de bir vasıta vasfı taşıdığını dünya tarihi gösteriyor. Aynı şartlar içinde yaşayan çeşitli toplulukların kültürlerinde görülen farklar. Fakat bu. doğruya hükmetkâr ve kanuna riayetkar idiler. Birincisi. Kanun. farklı kültür tiplerinde yaşamağa devam etmişlerdir. derrtfln ve atın mevcut olduğu her yerde böyle bir kültürün doğup gelişeceği mânasına gelmez. hem de aynı coğrafî bölgede. onlarda 'Beylik gururu'nun eksikliğidir. at ve demir üzerine kurulu. 14. yiğit İnsan demektir. fakat alp. son zamanlara kadar Orta Asya'da kullanılmıştır. Asıl özelliği karşılık beklemeden koruyucu olmasıdır. Bozkırlı Türkler tarihte bu hususları gerçekleştiren ilk topluluk olarak görünürler. kısa zamanda istenilen yere ulaşabilme iştiyakının tatmini. O. Hükmetme isteği aslında bir içgüdü olup. ikincisi de geniş ufuklara hükmetme arzusunu kamçılıyordu. bu. cesur kişidir. insan gruplarının sosyal telâkki ve psikoloji-lerindeki ayrılıklardan ileri gelir. Türkler insan psikolojisini en İyi bilen. hürriyet ve eşitliği getirmiştir. insan . Bazı milletleri bu yola sürükleyen husus. hayâlata dalmaktan hoşlanmadığı için.

devlet kavramlarının açıkianmasıdır.Bilig bite. hak ve adalet anlayışı ışığında. "Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar* insanları töre" himayesine almak şeklinde özetlenebılen Türk dünya hâkimiyeti ülküsünün destanlarda.yazılan Türk siyaset kitabı Kutadgu . Türk topluluğunda tatbik sahası bulan hak. yalnız zihinde mevcut nazariyatın bir ifadesi değil. efsanelerde ve yazılı kaynaklarda yer almış silinmez izleri vardır. Türk düşüncesini 'mantık ve bilgi teorilerinden" ziyâde ahlâk ve devlet felsefesine sevketmiştir. Bu düşünce tarzı. adalet. üniversel mâhiyette cihan hâkimiyeti fikri doğmuştur. Eski Türk'ün fiilen yaşanan faal hayata karşı duyduğu tutkunluk. . aralıksız hareketler arenası hâlinde görünen Türk tarihindeki iş (action) vetiresi ile birleşince.

.. ATİM.1937.R. Ctausen. 25-220) Hun tarihine kronolojik bir bakış.. R. IV-IX. N.. 1932. Magyarorszag nâpĞi ĞS a Romai birodalom (Kincsestar).. Eberhard. Eberhard. Deer. Ankara 1965. .. Altheim.. Byzantion. Die Hunneh der vorchristfichen Zeit Chinesische Urkunden zur Geschichte Asiens I. A. 1897. 1964. Rachmati (Arat). W. A Magyar muvelödes törteriete. (A. Al-Cahte.. DTCF. M. 291-304. Appartenances lingustiques des envahisseurs altaîques de la Chine du nord aux İV..1945. influences Touraniennes sur l'evolution de l'art mititaire des Grecs.. 1940. İstanbul 1923. JRAS. ATIM.... Tartı Cihanguşa I. Türk tarihi ve hukuk. El. istanbul 1936. Hilâfet ordusunun menkıbeleri vs Türkler'in faziletleri. Darkö.. Hunların. Fundamenta II. Ülkü.T Hunnische Runen.. J. M. Arat. s. s. 125-191. İstanbul 1947.2. Paris 1906.19(43. Halie 1948.. 265-276.. Alföldi. VII-VIII.. F. Archaeologia Hungarica.. Bossert. S. Recherches sur les parlers Topa.496. Eberhard. Belleten. Donau-bulgarische und Wolga-bulgarische. Şeşen. Chabot. F.. Chavannes. R. 555-568. Tarih-i umumisi I. sayı 18. X. Benzin©. Ardel. Paris 1903. Ülkü. R. Barthold.. J. II. 4» Das Hunnische. 329-337. W. tere. 1935. Ed. 1973. l_. Ülkü. Budapest 1954. İstanbul 1968.1936. Kartuklar maddesi. İstanbul 1943. Copenhague 1936. törk. A. s. A. 106-119. II. Ata Malik.1940. Arsal. Eski Çin felsefesinin esastan. Birkaç eski Türk unvanı hakkında. s. Die alltürkischen Inschriften und die arabisehen Ouellen. Türk.. Paris 1953.1944.1964. M. Caferoğlu. A. 1. ManâMb Cund at-Hilâfa ve Fazâ'il al-Atrâk. Petersburg 1899. Carter. Neue Folge. P. Arat. 4-6. Çin kaynaklarına göre. sayı 63. Chavannes.1964. Darkö. Barthold. N. DTCFD 1.. A magyarok elöderiölös a honfoglalasröl. 1903.. Kortarsâk es kronikasok hiradasai (Bir heyet tara fından yapılan kaynak tercümeleri). 5-53. Buluç. II. Der Herrschertitel lduq-qut. D. Eberhard. Orta ve Garbi Asya halklanntn medeniyeti. II.1959. TKA 1. II. M. Banguoğlu. a. W. XII.. bir kısmının türk. A.. Ankara 1940. Belleten. Harvard Journal of Asiatic Studies 1. W.1946. 315-322. XXX1964. Eberhard.. W.. İstanbul 1943. 421-438. Budapest 1958. W. Czegledy... 337-385. Eski Uygur türkçesi sözlüğü. Cihan edebiyatında Türk kopuzu. Eberhard. s.B. Ed.. Leipzig 1912. U Notes sur les mots "Oğuz' et 'Türk'. Eski Türk şiiri. Arat. WM Toba'ların hayvancılığı. 19-38 Eberhard.1941. ti+ & 0 H . Belleten.. N. K.A. XXXV. Bang. Hadtörtenefmi Közl. Samanlık maddeleri. W. R. Paris 1948.4. 1965. Ankara 1967. The Ongin Inscription. A„ Türk Dili tarihi 1. R. L'Aste ancienne centrale et sud-orientale d'apres PtolĞmee. nşr. Th.. sayı 87. Türk Tarih Kongresi. sayı 101-102.R. APAW. Caferoğlu. sayı 92. II. Documents sur les Tou-kiue (Turcs) occidentaux.M. İstanbul 1931fa. Barthold. Doerfer.Budapest. Berlin-Leipzig 1921» Deniker. 507-519. T.. Berthetot. Çin kaynaklarına göre Tûrkler'de ve komşularında spor.. IX. Oriens VI. s... La Ifâttrature âpigraphique turque ancienne. Çin kaynaklarına göre Orta Asya'da at cinsleri. Ş. The Language of m To-pa mi. 319-337. L. 1953. Orta Asya Türk tarihi hakkında dersler. De Groot.. Budapest 1934. A. J. 485. sayı 48. York 1925. tere. W. <***& gt t De Guignes.. N. 1916. J. İA. II.. Tûrkler'de tarih zaptı. Diyarbekirli. Cahit (Yalçın). İstanbul 1927. Edebiyat Fakültesi 50. G. des Roumains et des Byzantins... Ankara 1942. ____. tere.Tenthorey. İstanbul 1942.. J. Eski Alman destanlarında Atilla'nın aftMrf. 2. Bazin. siecles A. Türk Tarih Kongresi Zabıttan. Uygurlar ve uygurca özerine. Petersburg. Dietrich K.1936. 4. Leletek a Hun korszakbol es ethnikai szâtvalasztasuk... Pogâny magyarsâg. s. TM. sayı 36. Arat. Dle Leğende von Oghuz Oaghan. tere.1949.1944. Türk Tarih Kongresi zabıtları. Collinos ..( The invention ofprinting in Ghina and its spread westward. Caferoğlu. s. D. III. Fundamenta 1. Kazakistan'da bulunan Eşik kurganı.Folge. et V. İA. sayı. Die historisehe Bedeutung der alttûrkischen Inschriften. R. Documents sur tes Tou-kiue (Turcs) occidentaux -Notes additionneUes. T. A. Caferoğlu. Kazvinî. 1937.. A. Türkç. Barthold. TDAY 1959. s. S. Chaiers d'Histoire Mondiale. VViesbaden 1. Türklerin.230 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 23f BİBLİYOGRAFYA Akkaya. sayı 45. GMS. J. Ülkü. 1-2. F.. W. II. Boodberg. Yıl Armağanı.1937.. Orta Asya'da demir. Şaman. W. Bazin. Les races et les peuples de la tene.. Altheim. Türkische und mongolisehe Elemente an Neupersischen. A. Cuvaynî. Dunlop. Eski Çftî kûttöru ve Türkler. I'lran sous les Sassanides. Sahra maddesi.1958. 1932 Alföldi. 1912. magyar Nyelvtudomanyi Közlemenyek.. Paris 1930. G. L. W.. Eberhard. R. keresztĞny magyarsâg. Bazin. Tabı san'abnın keşfi.. The History of the Jewİsh Khazaras. Paris 1903. s. W. TDAY 1958. szazadi nĞpmozgalmak. W. İstanbul 1943. Eski Türk hukuk vesikaları. Ural-Altaische Jahrhücher. A^ Tukyu veUyguriar'da'han'QnvanlantimM\. Byzantinische Ouellen zur Lânder und Völkerkunde. Banguoğlu. Attila et les Huns. s. 1957. 1969. II. Bazin. Th. York 1967'. Turanı hatâsok a Görög-Romai hadûgy fejödâsâben.. Çin'in şimal komşulan. Attöidi. Chronique de Michelle Syrien. Ülkü. II. Tonguzghuz. Muahhar Han devrinde <M.1940. Budapest 1934. R.. 35.R. Eberhard. H. DTCF Dergisi.. Oğuz Kağan destanı.s. Toung Pao XXXIX. Türklerde "Çifte Kırallık'.. Oğuzlar ve Oğuzeli üzerine. Christensen. Arat. R.

İnan. 1-34. Orhun yazıtlarına göre Orta Asya milletlerinin Araplara karşı mücadelelerine dair. 1939-1941. Ibn Fadlan seyahatnamesi. TDAY1958. K. 1954. türkçe tlfc. Folge. İnan. EaW7BnV ünvantanna dair nofltar. I.. A. türkçe ter.. 1939. Mil.F.1962. d'aprts les documents chinois. L. **1934' Ü •«■ İ Varoğlu. Belleten. R. K. Kafesoğlu.. Tarih Enstitüsü Dergisi sayı 3. Türk Şeceresi. The date ofthe Sogdian ancient letters. 279-290.M. A.. 1935-1939. TMMOuzIda. 1. A. Minorsky. M. Tûrko-Bulgar. Uygurlar ve yeni bulunan soydaştan. R. H.G. F. Sâid Nefisi. Gardizi. TM. Freyer. Die Indogermanenfrage im Lichte der historisehen Völkerkunde. G. Feher.R. sayı 38. Haustiere und Hirtenkultur. sayı 2. II. Eski TOrk Ofrtf. Anthropos. von.F.. HAR. Hudûd 'ül-âlem. Şato Türklerinin kültür tarihine dair. Göktürklerin tarfrıine bir bakış. II. t.1947.7nelVanderfngso/fteop/eS. Türk kültürünün Avrupa'ya tesiri. Leyden 1910.. Archiv für Völkerkunde III. W.4. TDAY. Yazılışının 900yılı münasebetiyle.. Eckhard. s.^. London 1923. Fındıkoğlu.. VII. İstanbul 1930.. Türk tarihinde Moğollar ve Cengiz meselesi. BSOAS XII. İstanbul 1970. sayı41. Tarih Enstitüsü Dergisi. 1931.. 1948. A. Eliade. 255-270.. Harnta.. DTCFD VI. B..kelime üzerine. ^^VM). DTCFDII. KCsA. Belleten.1972. Jirmunskiy. M.{CCl)2SO.1947. Koppers. A. 104-110 Jettmar. 4. Talk Tarih Kongresi.. trc. Ankara 1966. Der İslam. Berlin 1935.. sayı 99. s. Hermann. A..1962 H**siaH.. Fr.. Kül-Tegin anıtında 1958 de yapılan arkeoloji araştırmalarının sonuçlan. Lelpzig 1950. Györfry. Parts 1951. W. Eski Türkçe'nin yazı dili. s. XXX. I. Ankara 1959. {^'Türkmen' adı. Kutadgu-Bilig ve kültür tarihimizdeki yeri. Eberhard. P.. İsmail Kaynak. Kafesoğlu. 387-402.A.. Arat için. Z. 131-137. Sir-derya boyunda Oğuzlara dair izler. Fener. İstanbul 1925. VViener Beitrâge zur Kulturgeschichte und ünguistik. A BolgârTörökök szerepe es müveltsĞge. w!. ATIM. Belleten. Budapest 1939. XI.1944. H. a: 1-16 Kafesoğlu. 471-483. Türk aile sosyolojisi Hukuk Fakültesi Dergisi. E. 1928. 1937. Jisl. B. Din sosyolojisi Ankara 1964. Kafesoğlu. Giriş-Metin-Faksimile. A.. . Cihan tarihinin ışığında ilk Türklük ve Hk Indo-GermenSk. TDAY. 97-UM.1939. Hermann. Ch. L Tarihte Türk'adı. Türk fütuhat felsefesi ve Malazgirt muharebesi.sayı 20. s.C. Belleten.V. Orun ve ülûş meselesi. J* Deny Armağanı. Fransızcası: A • propos du nom 'Türkmen** Oriens. A. I. Ttfıran 1333. İnan. M. Selçuklular maddesi. L'Empire des Steppes.. 1..R. V. Gallus. TKA I... Flor. 1. S. Buluç. L. Doğan. Amrkische Grammatik. Türk etnolojisini ilgilendiren birkaç terim. tere. A. von. I. s. II. R. Nachworte zur Inschrift des Tonjukuk. türkçs tercümesi S. Klyaştömiy. Macar ve bunlara akraba olan milletlerin kültürü. SBAW. Şecere-i TOrk. S. İnan. Sosyolojiye giriş. TüM rivayetlerinde Bozkurt. 306-319. M.(0e*o/^^ Haddon. Les monuments de la cuiture Protobulgares. Gabain. İlahiyat Fakültesi Dergisi. 1961. W. DLT. 121-133. A. Wİen 1948 Jettmar. Ankara 1958. Zeki Velidi Togan Armağanı. TDE. Ankara 1968. Koppers. G. ZurHerkunft der türkisehen Völkerschaften. 1-38. ve tere. Fr. bugünkü Türkçeye tere. (680-Giraud. M. Freyer. 1930. A. Suppl. Chaiers d'Histoire Mondiale. II. Köprülü.ÖMS. 1963. Gabain. R. W (İndeks). Kafesoğlu. s.1948. von. Belleten. 1956.H.232_________________------------------------------------------------TİİRK DÜNYASI EL ÖTABI TÜRK TARİHİ 233 Eberharö.. s. Iran. Budapest 1940. Gfen Henning... A. A.. sayı 1. s. Toguz-cguz et On-UygurtJA. Freyer H. sayı 8. Die alteste Türkische Weltkarte (1076 n.1946. Paris Hamilton. tere. 1-2. Ankara 1959. 1958. XXIX.^^ 1^C$ CÖ/6SteS' İ6S Fâ9neS d'Bîerich9' Oapaghan et Bilgâ. Kafesoğlu. Atalay. A. İstanbul 1955. Eski Türkler'de ve folklorda 'ant'. İstanbul 1941. Tarihte ve bugün Şamanizm. WJ- ^!^^^^ lüğü v» düşkünlüğü. Nur. Huımfach-TOrkische Beziehungen. Ebu'l-Gazi Bahadır Han.. I.1941. L'lnacrtption de Bain-Tsokto.. sayı 107. Paris 1941. s. nesr.Cambridge1911 Hamdullah Mustawfi Kazviol. Kaşgariı Mahmud. Ankara 1962.. 1. Dede Korkut Kitabı \. 1960. İnan. İnan. Un peuple cavaJierpreScyth1que en Hongrie. İA. Toba'larda köle usulü. İçtimaî nazariyeler tarihi. 1954.. İstanbul 1943.^^^ •n 1935. THİTM.. Ankara 1947. Kafesoğlu. Çağatay. XI. Hakkı. II. töre-ture ve şeriat. S.. T. W. Tarih Enstitüsü Dergisi. İstanbul 1946. Manas Destanı üzerine notlar. Ergin. İstanbul 1953. 15-16. s. Gabain.rHorvâth. von. Ankara.Belteten. Über Wolga-Hunnen undHiung-nu. J. JheAmp Conquastto Central Asla.. Feher. Çin Tarihi. sayı 104. Eberhard.. Ota Asya'da Arap mtûhatı. II. von.J. GabairvA. mânası ve mâhiyeti. Le Chamanisme et les technique$ archaiques de i'extase. Hirth. TU. Afttûrkfsche Shreibkultur und Druckerei. nesr.. Gabaln. THİTM1. Türk destanlarına genel bit bakış. GMNS. Asyarvn üstün- Grousset. İnan. I.öy. tec. (tercüme). Imago Mundi I. Ankara 1954. G.. Les Oulgours a rtpogue des Clng dynasties. 1944. Attila a mondâban (Attila es Hunjai). Yasa. Budapest 1940. s. Stepne und Staat im Leben der altesten Türken. Paris 1961. Zayn al-ahbâr. 1899. Almanca teredir Kenntnis der alttûrkisehen Tıtulatur. Les plus anciennes civilisations d'Ğleveurs des steppes dAsie centrale.^. Fundamenta lf.. s. ve izah V. Ankara 1958. Paris 1954.1971. Hirth. İstanbul 1931. s. 290-320. 1964. Gibb.

.. G.HUkTheoryotHumanMotivation.. İstanbul 1943. F. TD.. Zwei uigurisehe Runeninschriften. W. A Study of History. Weftgeschichtliche Rolle der Ural-altaischen Völker..G. Der Volksname TOrk.s. J. Ûgel. D.1948.1951. Yetts» MP. M. Belleten.N. Belleten. Berceviezy emlökkönyv. Arat. Gök-Türk yazıtlarının Apunm'lan. X. al-Marvazi..M. BSAS. Belleten. P.. W. sayı 88.1938. Kretschmar. Gy.1952. V. Orkun. Probleme dertütiysehen Urzeîtt Bibi. (TTK). E.. Şfiie-usuyazıtının tarihftingmi.-B. Khazarian Culture and Its Inheritors. Ülkü. V. Eski Türk Yazıtları. II.. O. Az ismeretlen Belsö-Azsia. İstanbul 1941. II..N. der Volksname der Hsiung-nu. Belleten. Nemeth. Türk. Türkler ve kayak. Stotit&ztirtûrkischen Rechtssymbolik. Ankara 1955. R. Archaeotogiâi Erteşitö.. Montandon.1945.K... 2.234 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TARİHİ Köprülü. s. IX. Fuad Köprülü Armağanı. Buiuç. §1-118. B. O. LA. Açta Orientalia XII. B. Petersburg 1899. Die bulgahsehe Fürstenliste und die Sprache der Protobulgaren.. Szâsz.S.1959. F. Moravcsik. Nemeth J. 3: Die asiatisehen Hirtenvölker. 1934. Ögel. Ankara 1971. London 1962. OTCFD. O. Talpei. Viadlmlrtaov. Hung. A. Taplamacıoğlu. Nemeth. Helsingfors. V. Türk. Ankara 1967. TM.. UAJb. İstanbul 1954-1957.. İslam Tetkikleri Enstitüsü Dergisi. 237-243. Pritsak. W. The Poems of the Turkiah People who Ruied in Northern China in 4* th Centuries A. İnscriptions de l'Orkhon dechiffrĞes. XIV. MSFOu.. F. 1905. 1-2. S.t A magyarok ijja es nyila. Die chinesisehen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türksn (Tu-kûe).. Z. M. Traitâ d'Ethnologie culturelle. A toan. tere. Neşr.1945.. Şaraf al-zaman. W. Leipzig 1898. Özerdim. KCs A. R... Moğollar'ın içtimaî teşkilâtı.J.. B. Vasiliev. XV. 1966. Sino-Turcica. Folge. 81-137. Togan Armağanı. II. Belleten sayı 81.lL. Mansel. Budapest 1943. Chou'larda Türk'lerden gelen Gök Dini. landon 1942. H. Thomsen.. ri. Central Asiatic Journal 1. : II (notlar ve ekler). N. Der Ursprung der Gottesidee. G Jt.. 1936-1941. II (tercüme) 1959. Togan. Southwestern Journal of Anthropology. Ntf.. sayı 60-61.K. Budapest 1928.1927. Sümer.. L. tere. Stammesnamen und Titulaturen der altaischen Völker. 6. 1948. Şeşen. s. ATIM. VI. V. VViesbaden 1953. Nemeth. Türkler'de hukukî sembol olarak ok. Fransızca tere. Ankara 1948. Eski Türklefin dini. A TöröksĞg öskora. A Hunok törtenete. 1-2. Hüen-Çang'a göre Peygamberin çağında Orta Asya. Ramazan. Byzantino-turcica l-ll. XVII. tere. Marquart. DTCFD. Sebestyen. Turan. Liu Mau-Tsai. Kahire 1948. H. islûm âmme hukukundan ayn bir Türk hukuku yok mudur?. Sümer. ESA. VVhite Huns and Kindres Tribes in the History of the Indian N.. Sibirya'dan.1940. Ögel. Müller. İlk Tûles boylan. ögel. Maslow. Müller. Radloff.. 3-4 1960. 'Qara'. Princfrtes and structures in the organization of the Asiatic Steppes-Pastoralists.. 1949. Karatay.. V. 4. 1961 . Gy. Stein. 1934. sayı 59. 359-456. Islâmiyetten önce Türk kültür tarihi. Thomsen. S. Les inscriptions inconnues sur les pierres de Khoumara (au caucase du Nord) et le probleme de t'alphabet runique des Turca occidentaux. Indian Antiqua: 7 Illinois 1943. tere. 1911.1950. Chabot. Ankara 1947. KCsA. 1913..1955. Minorsky. 305-318. İstanbul 1943. Radlof. 1947 (TDK yayını). Schmidt.370-390. Oğuzlara ait destanı mahiyetteki eserler. O. Tarihleri-boy teşkilâtı . 1962. JSFOu XXX. Szeged 1938. Z. Türkç. Türklüğün eski çağı. Paris 1934. A.1953» s. Budapest 1940. 1915. Ramstedt.. sayı 35. İstanbul 19S5. Bizans imparatorluğu tarihî. B. Din Sosyolojisi Ankara 1961. IV. 1694. a Factorş inChinese History. W. XLIİ. Cengiz Han ve Çin'deki hanedanının Türk müşavirleri. $. Baştav. Gy. Wiesbaden 1958. tere... Dinler tarihine giriş. B. W.1963. Anadolu'da demir çağı hakkında. XII. II. 361-379 Ögel. F. Paris. 1.. 1-23. Miche! Le Syrien. Uyguriar'ın menşe efsanesi. Or. Tabayi'ül-hayvân. Berlin. 147-152. Ortekin. <X. Belleten. Ögel. XV. XXII. Schimmel.. Budapest 1942-1943. s. 90... Ankara 1946. JL Die Chronologie der alttürkischen Inschriften. Lazlö. Oniki hayvanlı Türk takvimi.1940. 1-2. Ş. Kutadgu Bifig. s. tere. Tamim ibn Bahr's Journey to the Uyghurs. s.Türk Tarttı Kongresi. A. A kagân ĞS csalâdja. Hundestammvater und Kerberos MI. Türk. A honfoglalömagyarsâg kiâiakulâsa. $. Thomsen. XXXIV. Istanbul 1943. l-IV. APAW. AA. neşr. Bombay 1905. Pritsak. Ankara 1962. Krader.. Milâddan bin sene evvel Asya içlerinden muhaceret eden Hindistan'ın eski demircileri arasında.. s. 1964.. I (Metin). K.VV. B. XXIV. Zajaczkowski. V. Belleten sayı 53.VV. Stuttgart 1938. sayı 48. Freiburg. A.. l-IV. Temir. Tümertekin.. Pritsak. Chronique III. B. Murûc al-zahab. Aus Sibirien. II. L. 63-87 Ögel. A. M. III. L. İstanbul 1935. Der Untergang des Reiches des oguzisehen Yabgu. 261-295. Doğu Gök-Türkleri hakkında vesikalar ve notlar. Râsonyi. İstanbul 1964. Ruben. O. Sçerbak.destanları.. Ruben.. F. Forlong Fund.. Belleten. J. VVeber. Moğolistan'daki Türkçe kitabeler.1957. Ankara 1944. TDED. W. Tarihte Türklük. Lazlö. Budapest 1942-1947.1958. sayı 33. Bilinmeyen Iç-Asya. l-IV.-W. Buddhizm tarihi. 1967. 77ıe Horse. Özerdim. V. APAW. Uigurica.Y. O. II. M. Açta Orientalia. Attila nagykirâly.. Al-Mas'udî. TM IH. Xun. sayı 86. 1922. VVirtschaft und Gesellschaft. B. Pritsak. Turan... Baki Araplara göre Türkler.. A. O.Frontier. ZweiPfahlmschriften aus den Turfanfunden.. Pritsak. Ligett. Oğuzlar (Türkmenler).. I (tercüme). F. 1964. Ülkü. N. Gy. Psychological Review. Dokuz Oğuzlar ve Kök-Tûrkler. R. Budapest 1930. istanbul 1953. B.. Menghin.. Türk Tarih Kongresi zabıtları. A. sayı 105. Minorsky.

sayı 107. sosyal ve ethnique izler bırakmış olan Türk toplulukları Islâmî devirde de ve bu defa. Budapesti Szemle CCXIL..&**-. fiötfe '. A Magyarsâg ÖstörtenĞte 6$ müveitsöge a honfoglalâsig.. İlk Türk-İslâm Siyasî Teşekkülleri İbrahim KAFESOĞLU *«*»« Buraya kadar görüldüğü üzere Uzak-doğudan Avrupa ortalarına kadar bütün bozkırlar bölgesinde 1200 yıl hüküm sürmüş ve birçok Siyâsî.1963. Harzemşahlar. r A *& IV.-i :. Türk. hâkim zümreler sıfatıyla tarihî ağırlıklarını koydukları çeşitli müslüman ülkelerde büyük İmparatorluklar (Kara-Hanlılar.:-_.: r#. Budapest1923. I. Gazneliler. tere. Kirman. NyK. 1936.236 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ--------__________________________________________________İ____W Zichy. Az euraâzsiai lovâsnomâd möveltsĞg keröĞsĞhez. Anadolu Selçukluları. Hind-Tûrk İmparatorluğu) veya devletler (Irak. Suriye. Tolunlular. Zichy. . Ihşidli- . Belleten. . Selçuklular. I.

Inallı. Osman'ın öldürülmeleri ve nihayet Ali-Muaviye mücadelesi ve Harici isyanlan doğuda İslâm ordularının hızını kestiği için 8. Efes) kurarak islâm dünyasın ın mukadde ratına hâkim olmuşlar ve Osmanlıl arla birlikte mütalâa edildiği takdirde. İzmir. Akkoyunlular). Türklerin İslâmiyet'e Girişi ■' Hicaz kıtasında yeni dinin verdiği hızla taşarak Yarmuk savaşı (634) ile Bizans'ı Suriye'den attıktan sonra. o tarihlerde devlet teşkilâtı içindeki Gök-Türk imparatorluğunun hem doğu.ler. Mengücü klü. yüzyıl . Mâveraünnehtr bölgesindeki şehir "kırallık' larına tesirli yardım yapılamıyordu. Garcistan ve Sistân havalisindeki Oğuz kabile kırıntıları ile Kuhistan-Fars arasında oturan dağınık Kalaçlar bir yana bırakılırsa. İran'ın kudretini de Kadisiya (635) VB Nihavend (641) savaşlarında kıran islâm orduları. Delhi Türk Sultanlığı . Karakoyunlu. Ömer ile Hz. Zengîliler . Mısır Türk Devleti. BeğTeginliler ) ve beylikler (Artuklu. Saltuklu. llDenizliler . Atabeylik ler (Salgurlul ar. Ahlat Şahları. Böriler. Esasen Islâmın merkezinde Hz. son Sâsâni imparatorunun izinden Ceyhun kenarına ulaştıkları zaman Türkler'le temasa geldiler. 1. hem batı kolu fetret devresinde-(Çin'e tâbiiyet) bulunuyor. Dânişme ndli. Yakın Doğu ve Doğu Avrupa'nı n son 1000 yıllık tarihine yön vermişlerdir. Timurlula r. Orta Asya.

hilafeleri iş başına getiriyor veya uzaklaştırıyorlardı. Daha çok sızma yolu ile İslâm ülkelerine gelerek hilâfet merkezinde vazife alanlara: Etrâk. Türkler memleketlerini hiç kimseye vermiş değillerdir. Kısa zamanda Şam. Abbasilerin iktidara gelişi ile İmparatorlukta Arap olmayan müsiümanlara da çeşitli vazifeler verilmeğe başlanmıştı. 10. Daha doğrusu tamamen Türk gençlerinden kurulu ilk hassa birliği hu halife. . Sâmarrâ'da bulunan babası Tolun. Islâmiyete girişleri kendi arzuları ile vuku bulmuştur. Neticede Araplar'ın müdafaayı tercih eder duruma girmelerinden anlaşılıyor ki. Türk usulüne göre kurulan bu şehirde binalar saraylar ve diğer yapılarda Türk yapı. Ermenilere (652) ve Bizans'a (858) karşı başarılar kazanmıştı. Bu yüzden aralarında mücadele eksik olmadı. yüzyılda kalaba!* aileler hâlinde ihtida ederek gelenlerdi. Sonuncu halife devrinde Abbasff imparatorluğunun en ileri gelen üç şahsiyeti Türk idi: Küçük-Buğa. Aynı derecede cesur ve kültürlü bir şahsiyet olan Ahmed de ötedenberi Türk kumandanlarının emrine verilen zengin Mısır ülkesinde vazife atmış. Daha 675-680 yıllarında Horasan valisi emrinde 2 bin Türk okçusu vardı. Müslim'i tâyin etmesi (705). Bu münasebetle halifelerin hassa askerleri ve İnzibat birlikleri arasında Türkler de yer aldCki. yukarıda Türgişler). Fakat Errtövîter tarafında* İslâm imparatorluğunun bütün doğu bölgelerini içine alan Irak umumî valiliğine Haccâc'ın getirilmesi ve bunun da Horasan'a devrin sayılı kumandanlarından Kuteybe b. Vasîf.yüksek idarî makamlarda veriliyordu. yarısında az sayıda. süs. Ayrıca İslâmiyet'in telkin ettiği ahlâk? kaideler eski Türk "alplık" anlayışına uygun düşüyor ve özellikle "cihâd" Türk'ün fütuhat görüşünü takviye ediyordu. işte bu karışıklıklar içinde durumdan faydalanan BuvayhîâifesirtdenMuizz*ûd-devle Bağdad'ı alarak şü Buvayhî devletini kurdu(945). bilgisi ile ün yapmış bir zat idi. 849). Fakat kendisinden sonra gelen oğut ve kardeşleri istiklâllerini koruyamadılar ve Mısır ile diğer bölgeler halife El-Muktefi tarafından ele geçirilerek (905) valiler idaresine verildi. müstakil devlet halinde olanlara: Türk. Taşkent ve Mâveraünnehitfden 8. Büyütebuğa.. Ahiret'e ve ruh'un ölmezliğine inanıyorlar ve Tanrıya kurban sunuyorlardı. Mısır'da. Buna göre ve umumiyetle kabul edildiği gibi. Mâve-raünnehir Türk beyleri sülâlesinden gelmesi muhtemel Muhammed Ebû Bekir tarafından kurulmuştur. Abû Muşum hareketine katılan Sul (çur) oğlu Süleyman ite Tarhan Sul-Cammâl. Talas'a kadar akınlar yaptılar (Orta-Asya'da Türk-Arap mücadeleleri için taf silen bk. b * Akşid (veya İhşidjliler (935-969): Hilâfet toprakları içinde yer alan ikinci Türk siyâsi teşekkülü de. imâr hareketlerinde bulunmuş. Humâreveyh'in güzel kızı Katr'ün-nedâ'nın halife ile evlenmesi tarihlerde destanlaşmıştır. tahkimat yapmış ve kuvvetli bir ordu teşkil etmişti. Buğa da başkumandanlığı sırasında Bedeviler'e (845). asrın 2.tarafından teşkil edildi Al-Mu'taaım Bağdad'ın -kuzeyinde Dteie kıyısında inşa ettirdiği yeni başkenti Sâmarra şehrine (836) bu hassa ordusunu da götürmüştü. Daha sonraki halifeler. Hâkan-oğlu Feth. evvelce Tolunlular hizmetinde idi. saray adamlarından Kâfûr'un elinde idi. Türkler'in kısa zamanda İslâmiyet'in bayraktarı olarak dünyâ karşısına çıkış sebepleri bunlar olmak gerekir. 946da ölümünden sonra fiilî idare. Al-Vâsik (ölm. Aşnas. Muhammed'in yerine geçen oğlu ve bunun kardeşinde değil. bu vazife aslında hilâfetin gerçek iktidar makamı idi. Al-Mutavakkil (ölm. bunlar Fergane. Oğuzlar'a ise sonraları: Türkmen denmiştir. Beçkemin adı paralara basılıyordu. savaşları birden bîre alevlendirdi ve İslâmlar kısa zamanda Mâveraünnehir'e hâkim oldukları gibi. asrın ilk yarısında da iki Türk kumandanı: Beçkem ile Tüzün 'Emir'üMJmerâ' olmuşlardı ki. edip bir adam olan ve Türkçe şiirler yazdığı söylenen Ahmed'in ölümü ile yerine geçen oğlu Humâreveyh (884-895) zamanında devletin sınırları Toroslar'a. Mısır valisi iken istiklâl ilân eden (935) Muhammed önce Dicle'ye kadar uzanan saha ile orta Suriye'yi* 942'de de islâmın mübarek şehirleri olan Mekke İle Medine'yi devletine bağladı. Gere* yukarıda adı geçen. Haleb. Vasîf. Adana ve Tarsus bölgesini de ülkesine bağladı. Irak kıt'asıntn şiî Buveyhîler tarafından tutulması sebebi ile Mısır'a kalabalık Türkler'in akmasına engel olunması bu iki küçük Türk devletinin siyasî yönden fazla gelişmesini önlemiş görünmektedir* 2. Bu durum Arapça eserlerde de bazı yankılar bırakmıştır. gibi Türk kumandanlarının idaresinde 4 bin Türk askeri vardt-Afşin meşhur Bâbek isyanını bastırmış (838) elebaşısı Bâbek'i yakalamış. Kuzey Suriye'deki Hamdanî'lerle uğraşması yüzünden. Antakya şehirleri ile birlikte Suriye'yi idaresine aldı. doğuda Elcezire ve İrak'a kadar genişledi. Babası Toğaç.. Bağdat'la arası açılınca istiklâl itan etti (875-884). bu cKıiî-siyâtf büyük gaileyi sona erdirmiş Al-Mu'tasım'ın Ankara civarında Bizans'a karşı kazandığı savaşta yararlık göstermişti Büyük- . Türkler'den hususî muhafız bifliflefl teşkiline El-I^flün zamanında başlanmışt^Fakat Türkler'^ tıassa askeri olarak birden çoğalması Halife Al-JMutamm zamanında. fakat 9. Küçükrbuğa vb. inak. Türkler'in dünyâ tarihinin en mühim hâdiselerinden biri olmak üzere. (883-842) oldu. Mısır mâliyesinde ıslâhat yaparak halkı darlıktan kurtarması sebebi ite Mısır ahalisi tarafından sevildiği için tutunmağa muvaffak oldu. gerek bu Türkler halifeliğe tahakküm ediyorlar. halife Al-Mansur zamanında Hammâd üt-Türk^AI-Mahdî zamanında Mübarek üt-Türkî sayılı Türk kumandanlarından idiler. "Etrak" arasında Mısır valilerinden ikisi istiklâllerini ilân etmişlerdir: a * Tolunlular (875-905): İslâm halifeliği topraklan içkide ilk Türk müstakil siyâsi teşekkülü Oğuz Türkleri'nden Ahmed tarafından kurulmuştur. resim san'atın in tesirleri açıktır." Gerçekte İslâm dininin eski Türk inanç ve telâkkilerine uygun cihetleri çoktu. Türkler uzun zamandan beri tok Tanrı inancına âşinâ bulunuyorlardı. 861) zamanlarında iktidar adeta bu kumandanların elinde idi. Burada Afşin.238 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 239 başlatma kadar Türkler'le İslamların karşılaşmaları sınır harekâtı ölçüsünü aşamamıştı. Araplar silâhla mücadeleye girişen Türkler karşısında kesin başarıya ulaşamamışlardı. Bağdad'ı Buveyhiler'in ele geçirmesine mâni olamadı. Bunun ÖJömü üzerine baş gösteren iç müca-deleleri fırsat bilen Fâtımîler tarafından Mısır işgal ediidi (969). Türkler'e tahsildarlık vb. Musikisever. halife Al-Mu'tasım zamanında (838-842) cesareti. Meselâ Hatife Al-Me'mûn'un hususi kütüphanesinde memur olan bir Türk şöyle demiştir: "İranlılar ve Rumlar ülkelerini başkalarına kaptırıp kendi yurtlarında esir olurlar. gibi sivil vazifeler yanında vâlilifcMciblik:gM. Abbasîler Zamanında Türkler (Etrâk) Türkler İslâm kaynaklarında umumiyetle üç tâbir altında zikredilmiş görünüyorlar.

840'da Uygur devletinin Kırgızlar tarafından yıkılması üzerine Karluk yabgusu kendisini bozkırlar hâkiminin kanunî halefi ilân ederek Karahanlılar devletini kurdu. Nasr b. Arslan llig Ebû Muhammed b. Büyük kağan Ahmed b. Onun yeğeni Satuk'un. Horasan'a iki koldan gönderdiği kuvvetler Mahmûd ile-kardeşi Nasr tarafından mağlup edildi. Karahanlılsr^gsığınmif Ebû Nasr adlı Sâmânî prensi veya isfftm sûfi vaizleri ile karşılaşması iâlâmı kabulüne sebeb olmuştu. Hârûn Kaşgar'a dönerken yolda ölmüştür. Pritsak bu sülâleyi. Nasr b.240 . Ali'nin eline esir düşmüş olmalıdır. Satuk'un oğlu Mûsâ (Baytaş). Ali Tegîn bu sırada Mansur b. Harun (Kadir Han)'dan yardım istedi. Sâmânîler'den el-Muntasır Ebû İbrahim İsmail b. Faik ise Semerkand valisi oluyordu. Karahanlılaf*da tespit edilebilen ilk kağan Bilge Kül Kadir Han. hüküm sürmüş o^HKJMânrâ Türk sülâlesine (840-1212) Avrupalı şarkiyatçılar tarafından kendi üşvanlanndaki -Jpra* "kuvvetli" kelimesinin çok sık geçmesinden dolayı verilen bir isimdir. Karahanlılar Erdoğan MERÇİL Karahanlılar tabiri doğu ve batı Türkistan'da. Ahmed. Fakat Nasr. Mûsâ zamanında komşu sahalara da cihad açıldı Musa'nın yerine geçen oğlu Ebu'l-Hasan Aimin bu savaşların birinde şehld düşmüş olması muhtemeldir (Ocak 098). Ali hasta yatağından kalkarak Balasagun'a 8 günlük mesafeye yaklaşan 100. Büyük Kağan Ahmed b. Bu anlaşmaya göre Sâmânîler Sir Derya (Seyhun) sahasını Katvan çölüne kadar Karahanlılar'a bırakmaktaydılar. Bu devlet kavimleri yarı-yarıya bölen Altay sistemine uygun olarak iki kağan idaresinde iki kısma ayrıldı. Ali 1012-1013 tarihinde öldü. Süleyman 990 da Isftcâb'ı zaptetmiş ve daha sonra da Sâmârtîlerfh başkenti Buhara'ya ^irrrtişlfr (Mayıs-Hazâran 992). Bundan sonra islâm dininin Türkler arlasında neşri Artık bir ci-had mahiyeti Emişti. yüzyıftn başı). bütün Karahanlılar'ın hükümdarı idi ve Kara-Ordu'da yerleşmişti. Neticede rakibi Ebu'l-Muzaffer Mansur b. O. Onun ortak kağanı ve yeğeni Ebû Mûsâ et+tasan (Harfti) b. 998'de ölen Büyük kağan Ali'ye ortak kağan bulunan oğlu Ahmed halef oldu. Neticede iki hasım. yerine üçüncü kardeşi Mansur geçti. Mahmûd'un aracılığına başvurdular. nazarî olarak. el-Haniye ve Âl Afrasiyab gibi isimlerle de zikrolgnmuştur. Satuk 956 yılında öldü ve Kaşgar'ın Kuzeyindeki Artuç'da gömüldü. Bu durum karşısında Oğuicşk merkezini Kaşgar'a naklederek Sâmânî hakimiyeti altındaki bölgelere akınlara başlamıştır. Karahanlılar Harezm ile Gazne arasında aracılık yaptılarsa da daha sonra MahmÛcTun HarezrriH işgalini kabul etmek zorunda kaldılar (1017). Sölçtik'un idaresindeki Oğuzlar'ın da rolü olmuştur. yine karakteristik bir unvandan dolayı. Yûsuf. Sultan Mahmûd'un Hindistan'da meşgul olmasından faydalanarak Horasan'ı ele geçirmek istedi. Nasr b. Bu hükümdarlar zümresi aynı hanedana mensup idiler ve birbirine bağlı olarak kademe kademe yükselmekteydiler. llek (llig) «Hanlar tâbîridk Ayrıca bu sülâle muasır islâm kaynaklarında eiHâkâniy*. Buğra Kara Hakan unvanını taşıyan batı kısmının hâkimi ortak kağan olarak önce Taraz'da oturmuştu. AH devlet içinde en kuvvetli duruma gelmişti W. Ali idi. Nuh'un kendi devletini diriltmek için giriştiği teşebbüsler muvaffakiyetsiz kaldı ve ölümüne sebeb oldu (1000-1004). Gazneli Sultan Mahmûd Belh ovasındaki savaşta bu birleşik Karahanlı kuvvetlerini tekrar hezimete uğrattı (5 Ocak 1008).000 sadırdan fazla kâfir göçebeyi yendikten sonra 3 ay müddetle Turfan'a kadar takip etmişti. Ahmed b. Bunlardan Yûsuf Kadir Han Gazneli Mahmûd'dan yardım istedi ise de umduğunu bulamadı. Onlann menşei hakkında 7 muhtelif nazariye vardır ve Karahanlılar tarihi üzerindeki başlıca otorite O. Bu sülâle için ilmî eserlerde kullanılan diğer bir isim. O büyük Karahanlılar'a karşı mücâdelede mfâslüman gönüllülerden de İstifade etmişti. Bu iki Karahanlı hükümdarı Horasan'a sefer yaptılarsa da Belh civarında Sultan Mahmûd'a mağlup oldular (1019*1020). Ahmed b. «unlardan ilki Kara-Hanlı devletidir. Onun tiü şehirden e^n^mda muhtemelen İMbttânfler'in yar* dımına gölen Arştan b. Nihayet Nasr 999 yılında Buhara'yı zapt etti ve Sâmânî hanedanı mensuplarını Özkend'e götürdü. Sâmânîler ile mücadele etmiştir. bu sefer dönüşünden kısa bir müddet sonra ölmüştür (1017-1018). 996'da Sâmânî kumandanlarından Fâik'in teşviki ile bu devlet topraklarına Mamı etmişti. O. Ali'nin ölümünden sonra yerine geçmek isteyen iki namzed vardır. Ali bağımsızlığını ilân etmek istedi. ortak kağan Yûsuf b. Ali ise ona karşı Sultan Mahmûd'la dost oldu. Alt-kagan mevkiinde bulunan Nasr Özkend'de oturmaktaydı.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 241 "iTMtofln telâm tarihi ve medeniyeti üzerinde teshü duruma geçmeleri ve islâm dünyasında üstünlük kazanmalan. Onun tarafında ortak kağan Yûsuf (Kadir Han) ile Ali Tegin vardı. Sultan Mahmûd ile tekrar barıştı. doğu kağanı Arslan Han'ı mağlup ederek sülâlenin bu kolunu ortadan kaldırmış ve bütün Karahanlı devletin» de islâmlaştırmayp muvaffak olmuştur. Onun zamanında Sâmânîler ve diğer vasalleri ile münasebette olan kardeşi Ebu'l-Hasan Nasr b. müslüman femî oterak Abdüikdtotö'ilmıştı. Diğer kardeşleri Muhammed ise Arslan llig mevkiine geçmişti. Ahmed bu iki kardeşine karşı harekete geçti. Ancafc Hârûn hastaiafııröş ve Buhertfyı terk etmişür. Bu muvaffakiyetsizlik aile kavgalarına yol açtı. Ali'nin ağır hastalığı sırasında muhtemelen kardeşi Mansur kendisini büyük kağan ilân etti. Sâmânîler'in bütün mirasına konmak ve Horasan'ı ele geçirmek istiyordu. 3. Arslan Kafa Hakan unvanını taşıyan doğu kısmının hâkin)) büyük kağan. büyük Tür&islâm devletleri turmatah île başlamıştır. T'ü-chüe A-shi-na hanedanının bir kolu olan Karluk hanedanına bağlamaktadır. el-Hasan onun mevkiine itiraz ile Özkend ve Ahsikas'ı zapt etti (1019- . Bu hâdise Batı Karahanltiarto durumunu değiştirdi. Ahmed (874-892) uzun bir muhasaradan sonra Taraz"! zaptetmişti (Mart-Nisan 883). Karahanlı hükümdarları içinde Abbasi halifesini ilk tanıyandır. Nasr. Fakat Gazne hâkimi Sebüktegin (977-997)'in aracılığı ile bu iki devlet anlaşma yaptılar. Bu iki kağandan başka devlet idaresinde dört alt-kagan ile altı hükümdar vekili yer almakta idi. Ködır Han Oğulcak ise ortafc&agan olarak Taraz'da devleti idare ettiler. kütleler hâlinde telâmiyeti kabul ederek. Satuk Buğra. Ali'nin Gazneli Mahmûd (998-1030)'la yaptığı anlaşmada ise iki devlet arasında hudud Amû Derya (Ceyhun) olarak tespit edilmişti (1001). Ali ile anlaştı. Sâmânîler'den İsmail b. Satuk amcasına karşı taht mücâdeleisifli kazandıktan sonra kendi devletlîçinde islâmiyet! resmen kabul etmiştir (X. Ahmed b. Onun iki oğlundan Arslan Han Bazır büyük kağan sıfatı ile Bala-sagun^da.

. AH'nifHW oğlu Muhammed ve 8ür1 Tegin İbrahim'in meydana. İbrahim tahta çıktı. Nasr b. Bunda onun beraberindeki4elçukfufar'ı darıltmasının da rolü vardı. YQaufa karşı iki kardeş birleşti. Nasr Fergana'yı zapt etti. Sultan Mahmûd bir hile ile Arslan b. Süleyman ile Bah Karahantrtar'a kaybedilen toprakları geri almak için harekete geçtiler.çıkışı olmûftu. Ortak Kağan ise Buhara'da oturmaktaydı. Ancak Mes'ûd Gazneli tahtına çıktıktan sonra sözünde durmadığı gibi Mâverâünnehr'i Ali Tegin'den alarak oraya Buğra Han Mahmûd b. oğlu İbrahim'i tahta çıkarabilmek için. Semer-kand civarında buluşan bu iki hükümdar Karahanlılar'ı ilgilendiren meselelerin ya-nısıra Arslan b. İbrahim b. Tuğrul'a karşı Melikşah'la anlaştı. Muhammed b. Isficap. sonra Semerkand olmuştu. el-Hasan da Yûsuf'un hâkimiyetini tanıdı. Altuntaş^ halefi Harun ise Sultan Mes'ûd'a karşı Ali f$gin ile anlaştı (1034). Ali Tegin'le Debusiye'de savaştı ve ölüm yarası almış olmasına rağmen müsait bir anlaşma yapmayı başardı (1032). Kısa bir müddet sonra Hasan'tn kardeşi Yakup Semerkind tahtına geçti. Ayncâ iki hanedan arasında akrabalık tesis edilmesi körarlaştınldı (1025). Hasan itaatini bildirdi ve oğlu ile Yakub'u ona yolladı (1090). Yûsuf Kadir Han ve oğulları önce Özkend'i (1025-1026). İbrahim Türkrnenler'den de yardım aldı ve Ali Tegfn'in oğulları elinde olan K*şf Soğd ve Buhara'yı zapt etti. buna mukabil de ona Huttal'i vaad etmişti. Batı H&flfiğt. Ali Tegin îse bozkırlara kaçtı. Melikşah. Yûsuf'un durumunu tehlikeye sokan. Mâverâünnehr ve Hocehd'e kadar batı FerganaV* içine almaktaydı. Onun yerine Yûeuf Kacür Han geçti. Ö Huttal'dan vazgeçiyor ve kendisiı&ArBİan Han Süleyman b.Ahmed'ln öüm tarihi muhtemelen 1128-1140 yılları arasındadfcrOnun oğlu ve halefi tt.Ocak 1033) ve yerine oğulları Arslan Han Süleyman ile Buğra Han Muhammed'in geçmesi üzerine Sultan Mes'ûd'un gönderdiği elçi heyeti anlaşmayı yapmaya muvaffak oldu. Mahrnûd'un yerine oğlu Ömer geçti tee de M ay saltanat sürebildi. Ayrıca iki hanedan arasında tekrar evlenme yolu ile akrabalık tesis edildi. Sofu bir zât olduğu anlaşılan Man-sur b. Yûsuf büyük kağan oldu (1059-1075). Bilhassa bu şehir Ebû el-Hasan b. Ancak Hârun'ürr ölümü (1034) Yûsufuft geri çeRHmeöîne sebep oldu. Ali kağanlığı terk ederek derviş oldu (1024-1025). Büyük kagan'ın merkezi önceleri Özkend. Mahmûd eski Sâmânî topraklarını hâkimiyeti altına aldı ve Karâhanlılar'ın halife İle münasebetlerinin kendisi vasıtası ile olacağı hususunda onlarla bir anlaşma yaptı. Bu sırada Batı Karahanlılar'dan büyük kağan 1. sonra da başkent Balasagun'u ele geçirmeyi bahardılar (1026-1027). . Selçuk'un yardın» Ne Buhara'yı ele geçici (1020-1021) ve Yığan Tegin unvanı ile bu şehirde hükümsürmeye başladı. İbrahim Vahş ve Huttal gibi şehirlere akınlar yapması üzerine Sultan Mes'ûd ona karşı kuvvet sevk etti ise de bir netice elde edemedi (1038/1039). doğu Fergana. Daha sonra Gazneli prensesi Zeyneb'in Kacahanlılar'dan Buğra Han Muhammed'e eş olarak verilmemesinden çıkan İhtilâfı da Mes'ûd yeniden gönderdiği bir elçi heyeti ile bertaraf ederek iki kardeş ile tekrar anlaştı. Süleyman onu yakalayarak büyük kağan oldu (1ÖWPöh02/Tt0S)f?1W<bin müslüman savaşçıdan fneydana gelen Karahanlı ordusunun 70. Yûsuf. Harun'la beraber Sağâni-yân'ı zaptederek Tîrmiz'i muhasara etti. Nasr 1036-1307'de Özkend'de sağlam bir şekilde yerleşmeğe muv#-fak oldu. Süleyman âdil bir hükümdardı ve devleti içinde islâm olmayan Türkler'in de yaşamasına müsaade vermişti. Muhtemelen bundan sonra el-Hasan'ı esir etti. Muhammed. Şaş. a . kocası dahil ailenin birçok fertlerini ortadan kaldırdı. b.. Ali Te-gin'in ölümünden sonra yerine oğlu Yûsuf geçti. Doğu Hanlığı'nın dînî ve kültür merkezi Kaşgar idi. Melikşah. Yûsuf bundan sonra anlaşmak için Sultan Mes'ûd'a müracaat etti. Ortak kağan umumiyetle Kaşgar'da ve nadir olarak da Taraz'da oturmuştur. Doğu Hanlığı'nın hudutları içinde Talaş. Yûsuf'u yerleştirmeğe karar verdi. YûeUMle barışıtırması için Mee'ûd'un ^raoı^maenui^tiyordu. Ahmed b. O kardeşi Muhammed ile anlaşmazlığı düştü. Bu sırada Tuğrul b. Mu-hammed b. Ali'$n elinden kurtulmaya muvaffak olan Ali Tegin. Ancak Mahmûd'un dönmesi üzerine tekrar Buhara ve Semerkand'a hâkim oldu. Bunlar Fergana'nın bir kısmı ile Özkend'i de ele geçirdiler. Süleyman'ı hapsettirdikten sonra büyük kağanlığını ilân etti. Arslan b. Hasan bu İsyanı bastırdı ise de kardeşini Sultan Melikşah teslim etmedi. Buğra Han el-Hasan b. Bu sırada Manauc b. Doğu Karahanlılar devleti hükümdarı İbrahim ise ailenin diğer bir ferdi tarafından öldürüldü ve Mahmûd b.Ali ise Arslanlftj oldu. Mahmûd. Fakat o da 15 ay sonra yerini büyük oğlu Husayn'a bıraktı (1057/1058). Süleyman zamanında en parlak devrini yaşamıştır. Selçuk ve emrindeki Oğuzlar'ın da Horasan'a nakledilmesi hususunda karara vardılar.242 „___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 243 1020). Büyük kagan'ın başkenti Balasagun idi.Doğu Karahanlılar Devleti Bu devletin ilk büyük kağanı Şeref ed-Devle Ebû Şucâ Süleyman b. Ali de aşağı-yukarı bu sıratert%ÖlnTܧ olmalıdır. Yûsuf tekrar Gazneli Mahmûd ile anlaşmak zorunda kaldı. ferahta rakiplerine karış koymak üzere Karahıtaylar'dan yardım istemiş . Melikşah tekrar Özkend'i zaptedince. Onun halefi oğlu Ahmed 1128 yılında Kara-Hıtaylar'ı Kaşgar şehrinden birkaç günlük mesafede tam bir hezimete uğrattı ve onların batıya doğru ilerlemelerini bir müddet durdurdu. Muhammed'in ikinci karısı.. Altuntaş. Semireci ve Kaşgar bulunmaktaydı. Yûsuf'tur (1031-1066/1057).Ali Tegin ve Karahanlı Devletinin Bölünmesi Gazneli Sultan Mes'ûd tahta geçmeden önce Ali Tegin'den yardım istemiş. bunlardan Ahmed kendisini büyük kağan ilân etti. Ali Tegin'e karşı Harşzmşâh Al-tuntaş idaresinde kuvvet gönderdi. Yınal. el -Hasan*ı esir etti. 1031 baharında Gazneli Sultan Mes'ûd'un tahta çakışını haber vermek ve iki hanedan arasında dostane münasebetler kurmak için gönderdiği elçilik heyetini Yûsuf Kadir Han iyi karşılamadı. Tuğrul'un elinden kurtulmuştur. ortak kagart bl-Hasan b. Selçuk'u yakalattı ve hfif> dteötfda Kâfincar kalesinde hapsettirdi. Muhammed büyük kağan ve ibrahim ise ortak kağan unvanı alarak kendilerini Yûsuf Kadir Han kolundan ayırmışlar ve bu suretle aşağı-yukarı 1041/1042 'den itibaren doğu ve batı olmak üzere iki Karahanlı devleti meydana gelmiştir. Bulgar ile Balasagun arasında yaşayan 10.00 kâfire karşı kazandığı büyük zafer muhtemelen bu son iki hükümdar zamanında vuku feöfrnuşttf^SilçıMİ Sultanı Melikşah (1072*1092) Özkend'elo* daf gefihee eWasan ohun hakimiyetînl'teııdı. Ancak onun ölümü (Aralık -1032 . Ali Tegin'in oğulları Yûsuf Kadir Han'ın oğullarının yanına sığındılar. Neticede iki taraf arasında Sfr Derya (Seyhun) hudud olmak ve Fergana Doğu Kamhaniılar'a bıraktönak suretiyle bfr anlaşma yapridl. Bu devlete mensup hanedan âzası 1043/1044 yılında bir toplantı yaparak faaliyet sahalarını tespit ettiler.000 çadırdan meydana gelen bir Türk kavmi Eylül/Ekim 1043'de islâmiyet'i kabul etti.

244 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 245 idi. Onun Arslan Han unvanını taşıyan iki halefi oğlu II. Sultan Melikşah onu affetti. II. Muhammed 1173/1174'de ölmüştür. Bu isyan neticesi Selçuklu sultam Sencer (1118-1157)'i yardıma çağırmış. el-Hasan. Bu sefer dönüşü Melikşah. Ahmatfi yurduna iade etti. yk. İkincisi ise Ebul-töiaım i. buna rağmen müslüman Ouriular'KHJnter tarafından yok edilmesini engellemiş ve sulh için aracı olmuştur (1204-1205). İbrahim Karluklar'la yaptığı Kallâbâz savaşında öldürüldü (1156). Hattâ Oğuzlar Sultan Sencer'in ölümünden (1157) sonra ona hükümdarlık teklif ettiler. Bu fırsattan yararlanan Doğu Karahanlılar I. Mes'ûd geçti. Mahmûd'un ikinci oğlu Cend Emîri idi. El-Hızr'ın yerine oğlu Ahmed (1081-1089)geçti. Onun saltanat devresi hakkında hiçbir bilgi ^fc^tf. Osman geçti (1303/12Q4~t$12). O bu maksadla giriştiği mücâdelede Mahmûd ve oğlu Muhâmmed'i esir etti ve gözlerine mil çektirdi (Ağustos 1162). O önce Kara-Hıtaylar'a tâbi idi. Hasan b. Osman iyi ve tedbirli bir hükümdar olarak görünüyor. < «Hitan Berkyaruk tarafından tahta geçirilen flk kağan Süleyman b. Doğu Karahanlılar'ın başkentHse Kaşgâr oldu.çıkmak zorunda teldi (1090). Nasr'a kardeşi Ebû Şu-câ el-Hızr halef oldu (aş. Muhammed b Süleyman (1102. Ona karşıhanedanın diğer bir âzası isyan etti. Ali 1109'da Nahşeb'de hezimete uğratıldı. hattâ iki hanedan arasında akrabalık tesis edildi. Nasr ise onun ölümünden yararlanarak Tırmiz'i zaptetti (Aralık 1072) ve Belh'e kadar ilerleyerek bu şehri yağmaladı. Kartuk reisi Yabgu Han'ı öldürdü.Mahmûd b. Onunla ihtilâfa düşen ulema Sultan Melikşah'tan yardım istediler. İbrahim'e halef oldu. fakat isyanın bastırılması üzerine Sencer'e gelmemesi \çm haber göndermişti. III. Arslan Harı Muhammed'in bastırdığı paralarda Sencer'in ismi geçmektedir. O önce oğlu Muhammed'i gönderdi. b. Ali'nin yerine kardeşi Ebu'l-Muzaffer II. Sultan Alp Arslan'ın Mâve-raünnehr seferi kendisinin ölümü ile tamamlanamadı (1072) . Sultan Sencer Batı Karahanlı tahtına sırasıyla Ebu'l-Meâli el-Hasan b. daha . Muhammed ve torunu EbıffMüzaffer Yûsuf (öl. Böylece Batı Karahanlılar. Gür Han'ın kızım kendisine vermemesi üzerine de Harezmşâh Muhammet {12QÖ*:MK0) namına hutbe okuttu ve para bastırdı. Nasr karşı koyamayacağını anlayınca Selçuklu veziri Nizâm ül-mülk aracılığı ile sglh istedi.Batı Karahanlılar Devleti Karahanlı Devleti ikiye bölündüğü sırada Batı Karahanlılar'ın ilk büyük kağanı olâft I. Ertesi yıl baba-oğul hapisde öldüler. Mes'ûd memleketteki karışıklığı düzeltti. Sencer ve Mahmud 9 Eylül 1141'de Katvan sahrasında Kara-Hıtaylar'a yenildiler ve Horasan'dan kaçtılar. ibrahim k ekHusayn (öl. Kazandığı bu zaferden sonra Sencer MaveraünnehVi-yeniden teşkilâtlandırdı. Neticede bir barış yapıldı. Süleyman (öl. İbrahim kağan oldu. Kara-Hıtayiar Balasagun'u zaptettiter ve İbrahim'e l%4 Türkmen Unvanını bıraktılar. Ati adlarındaki hanedan azalarının isyanlarını Sencer'in yardımı ile bastırabildi. 1132) ve II. Bu suretle Batı Karahanlılar'ın başkenti Semerkand oldu. Tekrar devletinin başına geçen Ahmed ulemâ tarafından zındıklıkla fthâm edilerek açık bir muhakemeden sonra idam edildi (26 Haziran 1095). Batı Karahanlılar'ın başında bundan sonra IV. muhtemelen 1203-1204)'ı gürüyorur. Mahmûd b. 8u Sencer'in kızmasına ve Ur ihtilâfa sebep oldu. Mahmûd Kara-Hıtaylar'la Mayıs/Haziran 1137'de Hocend yakınında yaptığı savaşı kaybederek Semerkand'a kaçtı. Kara-Hıtaylar ise bütün Mâverâünnehr'i istilâ ettiler ve onların himayeleri altında Mahmûd'un kardeşi 18. Onun yerine tahta I. Kartuklar da Kara-Hıtaylar'a başvurdular. Yerine oğlu Şems ül-Mülk I. Davut kısa fofoflrıüddet sonra öldü (1097). 1097). Mahmûd'u öldürerek onun yerine geçmişti*. O Sencer'in yardımını isterken. Onların ölümü ile Karahanlılar'ın batı kolu da sona ermiş oldu. II. savaş olmadan iki taraf anlaştı. Fakat bir müddet sonra Oğuzlar'ın hükümdarı oldu. İbrahim'in bu durumu Abbasî Halifesi'ne şikâyeti bir netice vermedi. Muhammed 'kâfir* Türkler'e karşı da akınlar yapmıştır. Muhammed b. Ebu'l-Muzaffer İbrahim b. İL Muhammed. 1158'de KarM^ın tarafında Harezmşâh ll-Arslan (1156-1172)'ın bulunduğu müttefiklerle Buhara civarında karşılaştı ise de. Ali Karluklar'la başarı ile mücâdele etti. Muhammed bir müddet Horasan'da hüküm sürdü. Mahmûd (1097-109B)dur. Semerkand'ı zapt ederek Ahmed Han'ı esir aldı ve beraberinde İsfahan'a götürdü (1088/1089). Karluk ve Oğuzlar ile mücâdele etti. Ömer (Harun). Daha sonra Kartuklarla arasında anlaşmazlık çıktı. Buna mukabil Selçuklu sultanı Alp Arslan (1063-1072) Karahanlılar sahasına akınlara başlamıştı. saltanatı sırasında Ömer Han ve elHasan b. Fakat Osman affa uğradı. İbrahim halef oldu. Yûsuf Jse Kaşgar'a dönerken bu şehirde çıkan bir isyan sonucu öl-'dürülmüştür. Mes'ûd'un ölümü ise muhtemelen 1178'dedir. Sencer Buhara hanef ilerin in başına da el -Sadr unvanı ile diğer bir eniştesi Mervli Abdülaziz b. Oğlu Ahmed bir müddet Sencer'e karşı direndi. İbrahim'in zapt ettiği yerleri geri almağa çalıştılar. O Semerkand1! zapt etti ve Muhammedi esir aldı. Sencer bu suretle Karahanlı hanedanı ile ulemâ arasındaki mücadeleyi önlemek istemiştir. Tırmiz'i aldıktan sonra Semerkand'a ilerledi. İbrahim tfıetbuu Kârahıtaylar tarafından isyan edet^KaılLikter'a karşı gönderildi (1118) Ve muhtemelen bu savaşfanB'tifrinde şehfr düştü.1130)'ı büyük kağan unvanı ile Semerkand'da tahta çıkardı. Ona kardeşi Ebû Ishak I. Nasr (1068-1080) geçti. Naafr Özkerid'de oturmuş ve muhtemelen 1Ö52/1053 yılı civa-nnda ölmüştür. Selçuklu Sultanı Melikşah Karahanlılar'a karşılık vermek İçin harekete geçti. Onun ortak kağanı oğlu II. Muhammed (1132-1141)'i geçirdi. Yeğeni Arslan Han II.O Selçuklular" m fetret devrindeaistifade ederekHorasan'ı ele geçirmek istedi. Muharç^ed geçirildi (öl. Melikşah. Beryaruk'un Batı Karahanlı tahtına çıkardığı üçünöĞ şahıs Ctbrail b. Kâfir Kıpçaklar'a karşı sefere çıkarken müttefiki olduğu Harezmşâh Atsız (1127-1156) tarafından esir edilmiş (1152) ve esarette ölmüştür. İbrahim devletini ideal bir hükümdar olarak idare etmiştir. llâk gibi hudud şehirleri ite Fergana'nın bir kısımını ele geçirdi. 1080-1081). Şubat/Mart 1205} idfr K&raHrtaytafın yanınöa rehine btifanan Doğu Karahahfift^ın son ftıümessHi Ebu'f-Feth Muhammed. Mâza'yı getirdi.Bundşn sonra Selçuklu sultanı Berkyaruk (1094-1105) Batı Karahanüiar tahtına arka arkaya üç hükümdar tâyin etti. Ali (1130-1132). Muhammed 1132de Merv'de öldü.^ineoğhJ I. İbrahim Özkend'e gitmedi ve Semerkand'da oturdu. Bundan sonda hâkimiyet Ali Tegin ailesine geçö ve Ali b. 1207'de Kara-Hıtaylar Harezmşâh'ı mağlup ettiler. fttes'ûd b. O hayatının son yıllarında felç olmuştu. Ancak Selçuklu hâkimiyetine karşı çıkan isyan sonucu Melikşah bir kere daha Mâverâünnehr seferine. Doğu Karahanlı-lar'dan Şaş. fakat bu sırada Horasan valisi bulunan Sencer Tırmirtyto yapılan savaşı kazanmış ve esir düşen Kadir Han Cİb* rail Jdâm edilmiştir (22 Mayıs 1102). Ayrıca Sencer'in hükümdarlarında/) Nişabur valisi Müeyyed ed-Devle AyAba Ho-rasan'ı ele geçirmek arzusunda idi. Selçuklu İmparatorluğu'na bağlanmış oldu. c ..

Sebüt-tegin. İndus boyları. Buranın da yine Gurlu Muizz'âd-din Muhammed tarafından zapt edilmesi ile Gazneli devleti sona erdi (1187). bugünkü Pakistan devletinin temelinî atmış oldu. Und. Babası Dokak (veya Tokak) Oğuzlar arasında Temir-Yalıg (demir yaylı) lakabı ile anılmakta İdi Bu lakap.Selçuklular ve Tarih Sahnesine Çıkışları: ( Selçuklu hükümdar ailesinin atası olan Selçuk'un admın söylenişi münakaşalara mevzu olmuştur. Râsonyr çeşfttf defilleredayanardk. Kuzey Hindistan prensleri (râca'lar) üzerine ilk Türk yürüyüşünü tertipleyen Sebük-tegin'in ölümü (997)'nden sonra. Sâmânîler'in valisi iken. Gazneli Devleti (969-1187) İbrahim KAFESOĞLU Adını Afganistan'da. Pençâp. . Önce Tûrkçedeki ses-uyumu uhdesi üzerine1 dikkati çeken J.Pelliot. onun işgal ettiği yüksek mevkii göstermesi itibariyle ehemmiyetlidir. Gaznelt Devleti'nin bu tâbiiyeti 1141 Katavan savaşında Sultan Sencer'in Kara-Hitaylar'a mağlubiyetine kadar devam etmişti. gerek paralardan ve damgalardan anlaşıldığı üzere Oğuzlar'ın Kın* boyuna mensup idi. bu İranlı devlet ite ilgisini keserek Gazneli devletini kurmuştu (969). Bu devletin höfeümdarları Tuğrul Kara Hakan unvanı taşımışlardır. Selçuk olarak zaptedilen ve bize de böyle intikal eden adın Selçuk telâffuzu Türkçede umumî bir hâl almtşter h Selçuk şeklinin 'küçük ser mânasına geldiğini feri süren Râsonyi'ye göre. Diğer taraftan P. Lokhot. kelimenin fSalçug" şekli ile flürkçede "mücadeleci" mânasında olduğunu ileri sürmüştür. arkasından Harezm'i ve kuzeydeki bütün bölgeleri kaybederek Hindistan'a çekilmeğe mecbur oldu. Onun Kara-Hıtayl»*© tâbiliği çok kısa sörtfö-ve tei^aKHarezmşâh Muhammed ile anlaştı. 1059'da Sultan olan İbrahim Selçuldu İmparatoru Meükşgh'm tâbiiyetine girmiş. Selçuklar karşısında ağır yenilgiye uğradığı Dandânakan savaşı (Mayıs 1040) sonucunda Gazneli dev-leti önce mühim Horasan kıtasını.Marquart adın Salçuk şeklinde söylenmesi gerektiğini Heri sürmüş ve ismin böyle kaydedildiği bir XIII: yözyrf tarihçisinin eserin! misâf göstermiştir. Osman Semerkand'a dönünce Harezriv şâh'a tabiiyeti red etti ve Kara-Hıtâylar'a yaklaştı. Selçuk'un ailesi. doğu Afganistan (1020) ve güney-batr Iran (İrsin Acem)'ı devletine bağlamış olan (1024) Sultan Mahmûd'un ölümü (1030)'nden sonra Sultan Mes'ud. Onun öldürülmesi üzerine Batı Karahanlılar devleti sona ermiş oldu. yüzyıl Arap müellifi el-Atfrrff Ve Rarsça Erteü^kulÛb yazan Kadı Burhân'üd-dlnTA-AneN/T tarafından da kaydedilmiştir Buna rağmen. bir zaferler dizisi hâlinde Hind seferlerine başladı: 1001-1027 yıllan arasında yaptığı 17 sefer sonucunda. Arap imlâsı ile. Ofilann buflnvanterından Türk keiimesinipı de kullanıldığını görüyoruz. 1151 'de başkent Gazne'yi aslen Afgan olan Gur hükümdarı Cihânsûz tamamen yıktı ve kendin* Gazne sutöa*« ilân etti. yözyıhfı ÖrtlS Türk bilgini Kâşgâriı Mahmûd tarafından tesbit edHen Selçuk şeklinin en doğru telâffuz olduğnu belirterek. Eski Türk geleneğinde yay hâkimiyet alâmeti idi. bu söyleniş şekR^flf. başkent Gazne şehrinden alan bu Türk siyâsî kuruluşu tarihte. Muhtemelen 1211'den sonra bu kolun varlığı da sona ermiştir. Tuharistan ve Gur bölgelerini hâkimiyetine alan Gazneli devleti özellikle Hindistan'a karşı. Kaynaklarımıza göre de. Hazar bozkırlannda yaşa- 4. Karahanlılar'ın bu kolunun hükümdarları hakkında kayhaklarda fazla bir bilgi yoktur. Sîstan'ı kendine bağladı ve Ceyhun'u Karahanlılar'la sınır olarak tesbit etti.246 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 247 sonra da Gür Han'ın kızı ile-evlendi (1210). m Fergana Kağanlığı: Kara-Hıtaylar'frt îsöfâsrndan sonra (1141) Fergana'da başkent Özkend olmak üzere müstakil bir Karahanh devleti meydana gelmiştir. Moltân. W. adın Selçuk (Sefoük) olması gerekliği üzerinde ısrfcfelmtştir ki. Ayn» zamanda Harezm (1017). Selçuklular İbrahim KAFESOĞLU 1. Barthold. f)aha sonra bu mesele Özerinde duran L. Somnat bölgeleri dahil olmak üzere bütün kuzey Hindistan'ı Türk idaresine aldı. babasının yerini tutamadı. Hattâ onun km îte evlenerek âdet gereğince bir yıl Harezm'de kaldı. Seraları Islâmlaştırarak. Gazneli Sutta™ Husrev-şah devlet merkezini Lahor'a nakletti. Büyük Selçuldu İmparatorluğu a. hem feth yapmak. Bunun sebebi Harezmlİterln &£■ merkand halkına kötü davranması idi. İranlı ve Arap yazarların büyök çoğunluğu tarafından. Tânisar. hem de İslâm dinini yaymak maksadıyla yapılan seferleri ile tanınmıştır. Oğuz başbuğu Selçuk'un Orta Asya'da Kırgızlar tarafından bâzan Mu2-(Buz) tağ denilen Sel-tağ civarında doğmuş ve adını da bu dağdan aîmış olrnası muhtemeldir. tarihte ilk defa Sultan unvanını kullanmış olan meşhur Gazneli Mahmut (Yemîn'üd-devle). sonraki Türk kaynaklarından da bunu teyid edecek örnekler velrmîşör. Sonra W. Arkasından. ' m^tmeim^ V. oğlu. Sebük-teginîler veya Yeminîler devleti diye de anılır. gerek tarihî kayıtlardan. Gvyalior. o. Onun Harezmliler'i öldürmesi üzerine Mühammed harekete ge$ft Semerkand'ı aldıktan sonra Osman kati edildi (1212).

sonra Oğuzlar arasında.. yüzydıpi-feaştamda doğan Selçük'un. Tuğrul Bey'in inşâ Divânı reisi Ibn Hassûl Selçuklu ailesini efsanevî Türk hükümdarı Afrasyab (Alp Er Tunga)'a bağlamış. hakkında malûmat sahibi olmadığımız Dokak. Oğuz yabgusunun. böylece siyasî ve sosyal yönden yeni bir hüviyet kazanmış bulunuyordu. diğer Oğuz kütlelerinin külliyetli miktarda at. Nitekim daha Tuğrul Bey zamanında! itibaren tarihî kaynaklar Dokak ailesinin asaletini belirtmekte birliktirler. Selçuk Sır-derya (Steyhun)%fi sol kenahtt)da yine bir Oğuz şehri olan CenÖ'e geldi (ihtimal 960'ı takip eden yıllarda). Mâverâünnehir için mücadele hâlinde bulunan Karahanlılar ve Sâmânîler gibi biri Türk. XIV. yeni topraklar (yurt) verildi. Nûr bölgesine gelen Selçuklular Arslan'ın emrindeki Türkmenler'di. b. Yabgu'nun yanında yetişmiş ve daha sonra babasının devletteki #Qtoek yerini işgal ederek. ahalisinin bir kısmı Türk olan bir müslüman bölgesinde yaşamak İçin zarurî ve ayrıca. Mâveraünnehir'e doğru indiklerini tasrih etmişlerdir. Buhara ve Harezm gibi civar islâm ülkelerinden din adamları istedi ve kendisine bağlı Oğuzlar ile birlikte müslüman oldu. Ailenin bu asaleti daha başka kaynaklarda da zikredilmiştir. Aral gölü kuzeyindeki yurtlanndjı iken. Türkler ile İslâm ülkeleri arasında bir sın» şehri olan Cend'e Selçük'un gelişi tarihte mühim bir çağın başlangıcı olmuştur.yetersizliği olduğu anlaşılıyor. eskiden beri reislik mevkiini «ünde tutan bir aileden gelmekte idi. Devletin askerî kuvvetini elinde tutan Sölçuk'un Yabgu ile arasının açılmasında iktidar için gizli mücadele rol oynamış görünmekte ise de. Vaktiyle Selçuklu ailesindeki israil ye Mikâil gibi adlardan dolayı bu ailenin hıristiyanlığı veya musevîliği kabul ettiği iddiaları kuvvetli temellere dayanmayan tahminler olmaktantfleri geçememiştir. Dokak ile kendisine tâbi kütlelerin. Bu mücadeleyi bahis konusu eden bazı kaynaklar. sebeplerden boğması gerekir W. "kâfirlere haraç vermeyeceğini' söylereyek uzaklaştıran Selçuk.Selçük'un güneye doğru hareketi ile başlayan büyük Oğuz göçünün daha ciddi. Salâcika) diye anılan ve aynı zamanda. Ebû Ali Sîmcûr. siyasi imkânlar sağlamak bakımından da lüzumlu gördüğü Islâmiyeti kabulü düşünen. burada da başlıca göç sebebinin yer darlığı ve otlak. Kuvveti gittikçe artan Selçuk. bu devlete Karahanlılar karşısında galibiyet sağlayarak. kaydetmiştir. Fakat o tarihlerde diğer Oğuzlarla birlikte Kınık boyunun dinî durumu iyice aydınlanmış değildir. komşu devletler tarafından tanınmak suretiyle devletler arası siyâset sahasında aldığı mevkiin ehemmiyetini. bu tâbiiyetin şüphe ile karşılanması gerekir. siyasî maharet ve cesaretleriyle muvaffakiyetler sağlamayı başardılar. bu sebeple Selçuklular'a Buhâra-Semerkand arasında Nûr kasabası civarında. Mâverâünnehir'deki Sâmânî devletinin kendisinden yardım istemesi üzerine. isbat etti ki. kalabalık oluşları ve yerlerinin kâ- fi gelmeyişi yenden. Aral gölü civarındaki Oğuz devletinde vazifeli olduğunu gösteren kısa bilgi dışında.kütlelerin. Hazar-Türk devletine bağlı olduğu ileri sürülmüş ise de. siyasî bir tâbir olarak kullanıldığı anlaşılan Türkmen adı ile zikredilen bu Türk kütlesi. babası Dokak öldüğü zaman. Önce bir kısım müslümanların yardımlarını ve muharebelere katılmak isteyen Türklerin kendisine iltihaklarını sağladı.meşhur Nizam'ülmülk ise Siyâsetnâmesinde bu hanedan mensuplarının babadan oğula hükümdar oldukları belirtmiş ve Tuğrul Bey'in 435. Bundan sonra kaynaklarımızda "Selçuklular* (Salçukiyân. Mansur'un ölümünden (997) sonra Sâmânî devletindeki devamlı iç karışıklıklar (Faik. Kendisine sonraları "el-Melik'ül-Gâzî Selçuk" denilmesine sebep olan bu savaşlardan iki mühim fayda temin etti. Î7-1B yaşlarında bulunduğu sanılıyor. Beg-tüzün mücadeleleri) ve daha güneyde yeni ve kuvvetli bir devlet hâlinde gelişen Gazneliller'in Sâmânîler aleyhin» Horasan işlerine karışmaları. Oğuz devletinin kışlık merkep Hazar ile Aral arasındaki. böylece yeni çevrenin siyasî ve sosyal şartlarını kavramak suretiyle devlet adamlığı vasfım isbat eden Selçuk. yıllık vergiyi tahsil etmek üzere Cend'e gelen memurlarını.'Tarihteki büyük Türk göçlerinin çoğunda olduğu gibi. Selçuklular'ın Mâverâünnehir bölgesine karşı olan ilgilerini arttırmıştı. Yabgu Oğuzları'na subaşı (ordu kumandanı) olmuştu. o sıralarda Hazar devletinin hayli sarsıntılara uğradığı ve Peçenekler'in tazyiki sebebiyle de komşuları Oğuzlar ile ittifak etmek zorunda kaldığı düşünülürse. bu yüzden çıkan kavgada kendisi yüzünden yaralanmış. Dokak'jn da islamiyet ile ilgisinin bulunduğunu kabule imkân yok gibidir. 992 de Sâmânî başkneti Buhara' yi zapt etmiş olan Karahanlı Buğra Harun'un hastalığına ilâveten Oğuz yardımı sayesinde Mâveraünnehir'e tekrar hâkim olan Sâmânî hükümdarı Nuh II.248 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 249 yan bütün Türk boylan arasında "her hususta kendisine başvurulan" bir şahıstı. Oğuzlar'ın ancak X. koyun ve sığır getirmiş olmaları bunu teyid eder. yabgunun hâkimiyetini kırarak. Sonra da Cend'de ve havâlisinde. hâtûnun (Yabgunun zevcesi) kocasını Selçuk'a karşı tahrik ettiğine dair olan rivayet ve buna dayanılarak Selçük'un memleketinden yüz atlı ile kaçtığı hükmü sağlam esaslardan mahrum görünmektedir. deve. dini inançlarına yabana olmadığı ve esasen Kâşgarlı Mahmûd'a göre. müstakil bir idare kurmağı başardı. Kıpçak bozkırındaki Oğuzlar'ın başbuğu bulunan Dokak'ın Oğuz devleti içinde nüfuzlu bir idareci olduğu veya aynı devlette federatif bir kuvveti temsil ettiği ihtimali umumiyetle kabul edilmiştir. Birçok kalabalık Türk kitlelerinin Islâmiyete girdikleri bu devirde. İslâmiyet için cihâda hazır "gazi" sıfatiyle. Selçuklu göçünden bahseden kaynaklardan bir kısmı Selçük'un emri altındaki . O sıralarda Selçuklu ailesinin henüz eski Türk inancında olduğuna hükmetmek herhalde daha doğrudur. (1043) yılında halifeye fctr mektup gönderdiğinden bahseden Süryânî yazar Bar-hebraeus sultanın bu mektupta kendisinin atalardan beri hükümdar âlisine mesup olduğunu yazdığını. YarMent şehrinden {bugünkü Cankent harabeleri) ayrılırken Selçük'un beraberinche. yüzyıl tarihçilerinden Hamdullah Müstevfî "Selçukluların Mâveraünnehir'e gelişleri" şeklinde vasıflandırdığı bu hâdiseyi 375 (985/986) yılında göstermektedir. yüıydıg ijkinci yarısından itibaren müslüman olmaya başlamaları ve Dokak soyundan ilk müslüman kişi olarak Selçük'un gösterilmesi sebebiyle.bu hususta kaynaklarımızda kâfi derecede aydınlatıcı bilgi mevcuttu?. fakat gürz ile vurduğu Yabgu'yu atından düşürmüştür. Karahanlı Nasr İligHan'ın Buhara'yı tekrar zapt ederek (Ekim 999) Sâmânî devletini yıktıktan sonra Karahanlılar'la mücadeleye giri- . Yabgu'nun bir Türk zümresi üzerine yapmak istediği sefere itiraz etmiş. oğlu Arştan (İsrail) kumandasında gönderdiği kuvvetlerle. önce Kartuklar. ıslâmiyete girmezden evvel dahi. Oğuz devletine karşı mücadeleye girişiyordu. Dokak 'in İslâm ülkelerine karşı tertiplenen sefere engel olduğunu kaydetmekle bu Oğuz başbuğunu İslâm müdafii olarak göstermek istemişlerdir. X. Nitekim Oğuz devletinde Yabgu'dan sonda gelen en büyük şahsiyet olduğu devlet idaresindeki mes'ul mevkiinden anlaşılan Dokak. Selçuklular bu yeni muhitlerinde. başta Kın* boyu mensupla-rı olmak üzere. diğeri iranlı büyük ve teşkilâtlı iki devlet arasında. Yeni-kent'den uzak olmayan ve Mâverâünnehir'den göç etmiş müslümanların oturduğu.

Nesâ. şimşek ve yıldırım gibi avının üzerine düşmesi dolayısiyle kendisinden bütün Türkistan hükümdar ve Afrasyablılar'ın korktuğu Selçuklu" Arslan'ı kurnazlık ve hile ile yanına Semerkand'a getirerek. Buhâra'da hâkimiyet kuran Karahanlı ailesinden Ali Tigin'in mukavemeti ile karşılaştılsy. böylece -dünya tesirinde' sürekli teftirler uyandıracak ulan Selçuklu devletlerinin temelini atıp. Bu hâdise Mikâil-oğullarına bağlı kütlelerin içinde bulundukları müşkül durumu gösterir. beyleri tarafından Sultan Mahmûd'a yapılan müracaat sonunda 4. 1064'ten sonra) Musa. savaşçılığı. Bununla beraber. Horasan'a nakledilerek.000 kipk süvari-kuvveti başında batı tetikametinde. Karahanlılar ile doğrudan doğruya karşılaşma mevkiinde kalmış oluyorlardı. Selçuklular'ın. Arslan Yabgu ile ittifak hâlinde idi. bey olarak Mâverâünnehir'e indikleri. y. Hr keşif seferi yapmak hususunda anlaştılar \fa Tuğrul Bey laarru2dari uzak sah* ralaref çekken ağabeyi Çağrı Bey. Selçuklu tarihinde birinci plâna geçen Çağrı ve Tuğrul Beyler yolu ile imparatorluk hanedanı Mikâil nesline intikal etmiştir. b . yardım istemimi. Yına^lnanç. Arslan'm tevkifi üzerine. Arslan'm yardımcısı durumunda bulunmuş. orta Anadolu'ya gittikleri bu akın münasebetiyle Çağrı Bey bütün Ermeni ve Gürcü memleketlerinde bir müddet kaldıktan sonra. Şeddadîler arazfeînesd&ğru yöneldi. Arslan (Jstöit^Ûsuf. adları geçen yerlerde Selçuklu idaresi sona ermiş ve başsız kalan Türkmenler şuraya buraya dağılmış. GOröü-teivvetleri savaşa cesaret edemeyerek çekildikleri Içift. Tuğrul Bey'in yanına döndü. askerî cevelânlarda bulundu ve daha kuzeyde kert* dişini durdurmak isteyen Ani kırallığının Bıcnı kalesi kumandanı Vaşak Pahlavunî'nin kalabalık ordusunu tatbik ettiği bozkır usulü savaş sayesinde mağlûp etti. o sırada en çok 17-20 yaşlarında olmaları gereken JyğBlHve ÇağnJtardeşler ise. Tuğrul Bey kurtarılmıştı. onu teşkilâtlandırdıktan sonra. Bey vb. 1024'te mevkiinden feragat eden Karahanfe "büyük kağan"ı Mahsur yerine geçen Yusuf Kadir Han'ı "büyük kağan* tanımamak için cephe aldığı bir sırada. yâni Anadolu Selçuklu devletini kuran kol. tevkif etti ve Hindistan'da Kâlincar kalesine sürdü. Bâverd.Semerkand bölgesi. İkincisi. Farâve havalisine yerleştirilmiştir (Irak Türkmenleri). kendileri için daha elverlşf bahalar bulabilmek Özere-. Selçuk'tan sonra idare başına geçmiş. uzak tehlikeyi sezen Gazneliler'in Tûs valisi Arslan Câzib'in şiddetli itirazına rağmen. gibi unvanlar Selçuklu idaresinde bulunan yeni hükümette eski Oğuz devlet teşkilâtının tatbik edildiğini göstermektedir l&un ömüdö olduğu kaynaklarda belirtilen -Selçuk. En büyük oğlu olar>Mikft». erken öldüğü tahatimgolilan (985Jten sonra) Yusuf yınat unvanı İte ve inanç ün* vanı aldığı tahmin edilen ve bilâhare yabgu olarak uzun müddet yaşayan (öl. bunun Selçuklular'ın Gazneli-ler'den intikam almalarına sebep Olduğu görülmektedir. Bunun üzerine Sultan Mahmûd. Horasan'dan geliş ve geçişine Gazneli kuvvetleri engel olamamışlardı. Anadolu'ya doğru hareket etfFJ Bizans sınfrterı eskiden ben onlarca malûmdu. bu haksız muameleyi unutmamışlardır ki. Musa. Üçüncüsü. Çağrı Bey bu büyük keşif seferinin neticelerini. 3. Mâverâünnehir'e.. Mâverâünnehir bu iki büyük devletim hâkimiyet turamı tahrik eden bîr ülke olduğundan. tevkifinin cereyan şeklini tasvip etmeyen Tuğrul ve Çağrı kardeşler. XI. ile Arslan'm oğulları. karşılıklı güvensizlik havası vardı. diğer taraftan Gazneliler'in dikkatini özerine çekmiş bulunuyordu.öldü. onun arzusu üzerine Talaş havalisine gitmişlerse de. Fakat onları Arölan Yabgu ve Türkmenleri düşündürüyordu. Daha 964 ve 96fe yfflanndâ Horasan'dan ©meniye bölgesine gaza i$h kalabalık gönüllüler gelmişlerdi.250 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 291 şen Selçuklu ailesi mensuplarının taşıdıkları Yabgu. 1032) kardeşi M Tigin'in oradan atılmasını isterken. Bu esnada Tuğrul ve Çağrı Beyler diğer Karahanlı hükümdarı Buğra Han'a müracaata karar vererek. Kadir Selçuklar'ın kalabalık ve savaşçı kimseler olduklarını. yüzyıl tarihçisi Gardîzî'yi göre. . daha 40? (W1flfl017) senesinde kuzeydeki Harezm bölgesini ele geçimtfş olan Gazneli Mahmûd. . siyasî tazyik ve yer sıkıntısı altında bulunan SelçuMular'ın Çağrı Bey idaresindeki doğu Anadolu'ya meşhur akını (1018-1021) bu sebeple olmuştur. ülkenin batı kısmını hâkimiyet altına aldıktan sonra. kuzeye. hâkimiyetini Mâverâünnehi^te doğru yaymak arzu ediyordu. Van gölü etrafında Ermeni Vaspuragank»»lhğrtopraktetf»RdîfJ)örürid§ ve karşısına çıkan kuvvetleri bozguna uğratarak.000 hane kadarı. zaman Buhara . Bunların arasında Türklerin de bulunduğu. Tekrar Mâver-âflnnehir'e döpdüktecKîlfiman da. Türkistan ve Balhan dağları bölgesinde on binlerce süvariye sahip olduğu meşhur ok gönderme hikâyesinden anlaşılan ve 'mertliği. Çağrı Bey'in şiddetli bir baskısında Buğra Han'ın kuvvetlerini mağlûp ve kumandanlarından bazıları esir alması neticesinde. Horasan ve Azerbaycan'dan geçerek 1018 de "rüzgâr gibi uçan atlar üstünde uzun saçlı. babası hayatta iken biçsavaşta ölmüş (995'ten donra) olduğu iç»K onun Htoğlu Çağrı ve Tuğrul dedeleri Selçuk tarafından yetiştirilmiştir. üstelik Gazneliler ile de anlaşma hâlinde olan Karahanlılar'ın eline geçmiş bulunduğundan. bütün "iran ve Turan meselesinin" görüşüldüğü bu tantanalı mülakatta. Türk tazyikinden dolayı Vaspuragan kralı Senekherim idaresinde Ermeniler'in yurtlarını terk ederek. Nasr Han'ın 403 (1012/1013)'te ölümü üzerine. (ttfflKkrrien "hükümdarlarından" birinin kızı ite-evlenmiş olduğu rivayet edilen Setçuk'un 4 oğlu vardî: Mikâri. Oğuz devlet teşkilâtına uygun olarak. yabgu -Unvanını taşıyan Arslan. "Ermeniye bölgesine gidebilecekleri. orada Tuğrul Bey'in Han tarafından tevkif edilmesi aralarının açılmasına sebep olmuş. Çağn ve Tuğrul Beyler. 7 sene mahbus kaldığı kalede nihayet ölen (1032) Arslan Yabgu'nun tevkifi hâdisesi mühim neticeler vermiştir: Önce. Karahanft hükümdarı Yusuf Kadir Han (ölm. Nahçfvan havâlisinde. AB Tiğin. Fakat Karahanlı Nasr Han Selçuklulardan çekiniyor mümkün olursa kuvvetlerinden faydanmak maksadiyle. Ali Tigin'i destekleyen Arslan Yabgu'nun da kudret ve nüfuzu artmış ve o bir taraftan Karahanlılar'ın.Selçuklular'ın Horasan'a Geçişleri Ali Tigin. onların hattâ Gazneli devleti için de tehlikeli bir duruma girmelerinden önce Türkistan'dan ve Mâverâünnehir'den alınıpgötürülmelerini sultandan rica etti. fier iki hükümdar Buhara bölgesini bu huzur kaçırıcı komşudan kurtarmakta fikir birliği hâlinde idîler. İşte bu sebeple Yusuf Kadir Han ile Suttan Mahmûd arasındaki tarihî Mâverâünnehir görüşmesi vuku buldu (1025). bir sınır şehri olarak siyasî ve tarihi ehemmiyeti daima takdir edilen Cend'de 1009'a doğru. onlarla anlaşmak istiyordu. Barhebraeus (13. Sultan Mahmûd'a da Mâverâünnehir ahâlisinden Ait Tigin'den şikâyet eden mektuplar gelmekte W. yaylı miferakjf Türfcmenlerîiie.y)'un kaydettiği üzere. Bu sırada Keş (Yeşil-şehjr) ile Nahşep sahralarında oturan Selçuklular'ı uzaklaştırmak için Ali Tiğiı-ı Türkistan melik ve sultanlarına" mektuplar yazajak. hükümdarlık peşinde koştuklarını belirttikten sonra. çünkü oralarda kenrtdtlerine mukuvemet edecek kuvvet bulunmadığı " şeklinde kardeşine bildiriyordu. Çağrı Beyfrt Azerbaycan havâlisinde onlarla karşılaşmasından anlaşılmaktadır! Çağrı Bey.

Kurban Bayram. Hindistan'da. nihayet Türkmenlerinden ayrı bulunan Yağmur başta olmak üzere Irak'a gönderilmiş olan Oğuzlar'dan 50 kadar başbuğ'un Taş tarafından öldürülmesi (1033 baharı) Mâverâünnehir'den mütemadiyen yeni iltihaklar ile artan Türkmen kütlelerinin intikam hissi ile ayaklanmalarına sebep olmuş. zaman zaman Dihistan ve Balhan dağlarına çekilmek ve tekrar karşı darbeler indirmek suretiyle Gazneli kuvvetlerinin tam başarı kazanmasını imkânsız kılmışlardı. Ali Tigin emri ile. Lâhor'da faydalı hizmetler görmüşlerdir. sıkışık durumda ancak Horasan'a geçebilecek olan Selçuklular olduğu. çok geçmeden Karahanlı ordusunu mağlup ederek Alp Kara'yı öldürmek suretiyle aldılar (Ocak 1029). böylece Merv. Selçuklu kütlesinin yeniden bir role sahip olmaları demekti.Şah-melik tarafından korkunç bir baskına uğranmalarıdır. bir hayli at ele geçirmiş ve esir almıffi Perişan hâle gelen Selçuklular. Sultan Mahmûd öldükten sonra. Bölge halkının şikâyetleri üzerine. Kirman'a gidenler oradan İsfahan'a geçerek. fakat sultanın aynimaemr müteakip tekrar yerine dönerek hâkimiyetini devam ettiren Ali Tîgirt. Ancak. GazhşHter'e karşı onunla anlaşmış bulunan Türkmenler'in dostu yeni Hârezm valisi Harun da büyük faydalar beklediği Selçuklular'a fazlası ile itibar etmek lüzumunu duymuşta Böylece Gazneliler aleyhine üçlü bir ittifak meydana gelmiş oldu ki. Bu sebeple Sultan Mahmûd bizzat sefere çıkmak zorunda kalmış (1028) ve onları Ribât-f-Ferâve'de ağır bfr mağlûbiyete uğratmıştı. bilhassa Yağmurun oğlu idaresinde Horasan'ın batısında Gazneliler İle mücadele alevlenmiştir. Bununlar beraber. Tûs. 1035 yılı başında Ali Tjn m ölümüdür Müttefîksız kalan Harun işini halletmenin Gaznelrler balLndan f e k T ^ M T ^ ^ T ? " * me8elerr1n **"*■» sönmez düşmanlığına üâveten Ali Tlğın oğuMarının da teayikine uğradıkları fşm. Alâ'üd-devle Kâkûye'ye iltica etmişler ise de. Bu sırada Sultan Mahmûd'un ölümü (1030) ve yerine oğlu Mes'ud'un tahta geçmesi ile. kuvvete olan ihtiyacından dolayı. Harezm'deki yurtlarını terk ederefc Ceyhun'u geçmek zorunda kurtar. yine Oğuzlar'a müracaat ettiğinden. Arslan zamanındaki durumu muhafaza etmek düşüncesi SftrTuğrul ve Çağrı Beylere elçiler göndererek» onlafm da vaktiyle Arslan gibi. bir kısmı da Kirman'a inmişlerdi. Buhâra-Harezm arasında seyreden. Bâdgîs. onların yardımı ile Horasan'ı zapta hazırlanan Hfcun'un ortadan kaldırılması zor olmadı. reddelilince bozmak ve onları birbirlerir®îlöşürmek îçfti.undan geçerek. Gazneli Sultan Mahmûd Mâverâünnehir merkatına geldiği sırada Buhâra'dan kaçan. Taş'ı ve diğer mühim kumandanlarını öldürdüler. Bâverd ve Dihistan bölgesinde. Karahanlı devletine "iştirak" etmelerini" teklif etmi^. Yağmur ve Göktaş adlı reislerinin idaresinde idiler ve kısa bir müddet huzur içinde yaşadtklan ve bu esnada Türkistan'dan gelen yeni kütlelerin veya İran'da dağınık hâlde bulunan Türkmenler'in kendilerine iltihakları ile çoğaldıktan sonra. Harun'un ölümü dolayı- . Fakat. kendi devlet sınırları dışında dahi onları takip etmeğe çalışmasından bellidir. Boğa (Buka). Dağılan* Tfcrkmenler'den Kızıllılar ve Yağmurlular (yâni Kızıl ve Yağmur emrindekilere) Balhan ve Dihistan bölgesine çekilmişler. Selçuklu desteğini kaybetmekten korkan Harun'un rl?f E iî?wi2^ W1!" döndöter. Kasım 1030'da Gazneli ordusunda Mekrân'ın zaptında yararlık göstermişler. Irak'ta. yerine geçmek isteyen oğlu ve o zaman Rey valisi Mes'ud. gafii avladığı Türmenfer'den 7-8 000 kişi öldürmüş (425 yıl. Türkler'in yabgusu (İnanç Yabgu) tâyin edip. bu devletlerarası münasebetlerde Tuğrul ve Çağrı beyler. Seiçukluler'ın duri|* munun tekrar düzelmesine yardım etti. dığfer amcalar* Musa (Inanç)'yi yabgu seçmişlerdi. yukarıda söylendiği gibi. batı istikametinde harekete geçmişlerdi. böylece onlar kudretli fctataruma yükselmişlerdi. Gazneli siyasetinde vukua gelen değişiklik. hem dış mesele olarak düşünmek mecburiyetinde kaldığı en mühim hususun Selçuklu-Türkmen meselesi olduğu. Bâverd ve Farâve taraflarına geçirildiklerini gördüğümüz bu Türkmenler Kızıl. Fakat Oğuzlar'a hâlâ da güvenemeyen Sultan Mes'ud'un. Selçuklulara adım adım takip eden Şah-meBk ?j£ce ı°î yp. Azerbaycan'a yönelerek. Nesâ. Kfendfleri Türkmenler'in JSIT başbuğları olmakla beraber. Çünkü başkenti tehlike geçiren Ali Tigfrv Selçuklular'a yanaşmak mecburiyetinde kaldığı gibi.252 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 253 Çaörı Bey'in doğu Anadolu seferinden sonra Mâverâünnehir de «W kardeşine fuK ve itibarları artmış. Bir Gazneli mukavemeti daha kırdıktan sonra (1034). Sultan Mahmûd'un emri ile Tûs valisi Arslan Câzib onlara karşı harekete geçmiş ise de boyun eğmeyen Türmenler. Çünkü®!^ durumu meydanda ıdı: Arştan Yabgu'mffi tevkifinden sonra. Karahanlı kumandanlarından Alp Kara tarafından Selçuklular'a yapılan bir baskında öldürüldü. e bir suikast neticesinde öldürüldü (Nisan 1035) ve gerçekten de Gazneli devletinin hem iç. Sultan Mahmûd'un. kesin itaate alamadığı Türkmenler'i daima tehlikeli gördüğü. yani Mes'ud'un Ali Tigin'e cephe alması. Bunlar Boğa ve Göktaş ile diğer iki reis idi. geniş topraklar karşılığında. kendilerini öldürmek için hazırlanan tertiplerden güçlükle kurtularak. Tuğrul ve Çağrı Beylere karşı harekete geçirmek istemişti. Horasan'dan çıkarmakla beraber. Yusuf buna taraftar olmayınca da. Nesâ. daha evvel oraya gelmiş olan soydaşlarına katıldılar.= Kasım 1034). asayişi bozucu inzibatsızlıklar göstermeğe başlamışlardı. Fakat bu sırada birbirini takip eden iki hâdise Selçuklular'ı bir tere daha çok müşkül duruma düşürdü. Fakat bu ağır hareketin intikamını Musa Yabgu ite birlikte Tuğrul ve Çağrı kardeşler. Gazneli JS Ahmed b Abdls-Samed'ın sözlerinden anlaktadır. Balhan'a çekildiğini söylediğimiz Yağmur ile birlikte. kendilerine yeni «HhafcJan^ilhassa amca arı Arstarfm tevkifinden sonra çoğalmış. eskiden beri Selçukluların baş hasmı olan ve aralarında "kadîm bir kın ve kan düşmanlığının hüküm sürdüğü. Bu türkmenler'den bir kısmı. Bunlardan biri. Damgan havalisini alt-üst ettiler ve fitler ile desteklenen Gazneli ordusunu bozguna uğrattılar. Tirmiz. fırsat aramış ve münasebet mırmağa muvaffak olduğu (Musa yabgunun oğlu) Yusuf'u. Sultan Mahmûd'un siyasî baskısı neticesinde. -Oğuzlann Baranlı (Koyunlu) boyundan Yenı-kent yabgusunun oğlu ve Cend hâkimi. Azerbaycan'a doğru gitmekte olan Boğa ve Göktaş'ı tekrar Horasan'a davet etmişti. Ali Tigin bütün kuvvetleri ile dört taraftan taarruza geçerek verdirdiği pek ağır kayıplar neticesinde Selçuklular Harezm'e doğru çekilmek zorunda kaldılar ve orada Gazneliler'in valisi bulunan Harezmşah Altuntaş'ın gösterdiği bölgede oturdular. Çağrı ve Tuğrul Beylere gelince. Türkmenler'i Gazneli kumandanlarından Hâcib Humartaş'ın emrine bağlama teşebbüsü ve bu hususta Irak başkumandanı Taş-ferrâş'a verdiği emir ile onları tazyike başlaması.'kinci hâ<*se de. Kendine karşı Ceyhun ötesindeki üçlü ittifakın tesirlerine Horasan'ı kapamak maksadı ile türlü tedbirlere da başvurmak zorunda kalan Sultan MeS'ud ve#ri ve en büyük kumandanlarını. teşkilât gereğince. Çeşitli yollardan bu bölgeye sevkedip kendisi de yola çıktığı hâlde tutamadığı Türkmenler Rey. Yabgu'nun Türkmenleri ve Ymallılar'ın (¥%$% bağlı Türkrhenier) hep birlik halinde yer aldıkları. bir kere deha anlaşıldı. Serahs. Fakat teklifin bir hileden ibaret olduğunu sezen Selçuklu reisleri taralıncte^ipta Gazneli Mahmûd'un evvelce yaptığı Horasan'a gelmeleri teklifinde olduğu gibi.

Artık Cend'e geldikleri yıllardan beri süregelen çetin mücadelelerden sonra. İbrahim Yınal'ırt'es-Sultân-ul-Muazzam" Tuğrul Bey adına hutbe okutmağa başladığı (mayıs 1038) Nişâpûr'a haziran ayında parlak bir törenle Tuğrul Bey girdi. siyasî görüşten uzak ve üstelik de eğlenceye düşkün bir adam olan Sultan Mes'ud. dağınık şekilde. hazırlıklı olarak ve dikkatle takip edilen Selçuklular meselesini daha doğru değerlendiren Gazneli vezirinin ihtiyat tavsiyesi yerinde görüldü.254 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 255 siyle bir destekten mahrum kalan. son baskın yüzünden hayli zayıflamış olan Sucuklular İçin. hazineleri ve pek çok silah. Selçuklu başbuğları Nesâ'ya geldiklerinde. Ramazan 430 (mayıs 1039) 'da başlayan ve uzun süren muharebelerde Selçuklular yıpratma savaşları yapmak üzere. orada yine kendi fikrini tatbike girişti ve "bütün Türkistan'ı zapta yetecek" bir ordu hazırlattı.Selçuklu Devletinin Kuruluşu Horasan hâdiselerini haber alan Sultan Mes'ud'un süratle harekete geçtiği sıralarda Çağrı Bey Tâlekan ve Faryâb taraflarını zapta uğraşıyor. çöllere çekildiler. Bu mm Selçuklu zaferi Horasan krt'aeını doğrudan doğruya Selçuklu idaresine sokan keefrrneticöli bîr savaştı. o zaman 10. Maiyetinde 3. Çağrı Bey Serahs'ta idi. ayrıca onlara hiTat. Kolunda. şehrin en sayılı adamı olan Kadı Sâid kendisine "Efendimiz" diye hitap etmişti. Emirlerinde 20 bin süvariden kurutu bir ordu vardı. Nihayet Selçuklular Merv yakınındaki Dandânakan hisan önünde muharebeyi tabut ederek. Sultanın kumandasındaki Gazneli ordusu önünden yavaş yavaş Serahs'tan kuzeye. burada kendilerine yurt verilmesi için sultanın nezdinde aracılık yapmasını rica ettiler. Sultan Mes'ud. aşağı-yukarı 100. Selçukluların böylece Horasan'a geçişleri tarihin tnüftim-hâd'ısilerinden birini teşkil etmiştir. Wr yandan d&Aîi ilgin oğullarım tazyikler» «tında bulunan. Fakat Seiçuklular'ın bununla fctifo etmedikleri.rmm% bilhassa Çağrı Bey'in büyük gayretleri ile. Tuğrul Bey'in ana bir üvey kardeşi İbrahim Ytrtal ve kuvvetler) olduğu hâlde. Merv'de "Melik'ül-Mülûk" unvan» ile Çağrı Bey .000 kişilik bir süvari ordusuna sahip oldukları bilinen ve esasen gelişmeleri. Nitekim zaferden sonra iki taraf arasında "elçiler" teatî edilmiş ve Gazneli devleti tarafından Selçuklular'a bir nevi muhtariyet tanınmıştır: Nesâ. Selçuklular yine Çağrı Be/ki İsrarları neticesinde ortaya çıkıp. Derhal yeni Selçuklu idaresini teşkilâtlandırmaya geçildi ve etrafa memurlar tâyin otundu ve eski Türk geleneği gereğince ileride zaptedilecek mahaller. Bu yoku* sahada bütün kuyuları bozuyor. menşur ve sancak gönderiliyordu (ağustos 1035). Seiçuklular'ın Gazne devletine karşı kazandıkları bu ilk zafer kendilerine büyük bir güven sağladığı gibi. halk ile yaptığı konuşmadan Selçuklu başbuğlarının öteden beri ısrarla gerçekleştirmek istedikleri devlet kurma hedefine ulaşıldığı ve bu devletin başına da Tuğrul Bey'in geçirildiği anlaşılmaktadır. yanlarında Musa Yabgu 1® kuvvetleri. Yalılar (Yusuf YınaPm oğlu. Sultan Mes'ud'un süratle onların üzerine yürünmesi fikrine karşı. Zira Mri cesaret ve şecaati. Fakat şimdiye kadar da belirtildiği üzere. Çağrı Bey Mervl. e . Selçuklu İmparatorluğum^ temellerini Horasan'dâ-'âtmışlardır. Horasanda müstakil bir devlet kurmağa muvaffak olmuşlardı. Fakat Hâcip Beğ-toğçJı kumandasında harekete geçen ve fillerle takviyeli bu ordu Nesâ sahrasında Selçuklular tarafından ağır bir mağlûbiyete uğratıldı (1035 hazirariıpır\ eon haftası). . Farâve ve Dihistan vilâyetleri üç Selçuklu başbuğuna veriliyor. aynı zamanda. Abbasi halifesi el-Kaaim bi-emrillâh tarafından Nişâpûr'a elçi gönderilmesi Selçuklular'ı haklı olarak memnun etti. Hindistan'daki sultandan aldığı kefcin emir üzerine Selçuklular'a karşı hareket etti ve Serahs yatanlarında vukua gelen savaşta (1038 mâyiftnın 3.000'lik orduyu susuz bırakıyorlardı. 3 gün boyunca bütün şiddeti ile devam eden savaşta Gazneli ordusunu korkunç bir hezimete uğrattılar ve büyük kısmını imha ettiler (7-9 ramazan 431» 22-24 mayıs 1040). Bunun üzerine Selçuklular'a karşı Nesâ'ya değil de. öncü ve temelle! sıfa- ti ile. Bundan büyük telâşa kapıldıkları görülen Gazneli devlet erkânının derhal yaptıkları toplantıda. TQ|Kmenler'i Horasan'dan bu defa tamamiyle çıkarmak için. Selçuklu İstiklâl savaşı idi. çöle doğru çekildiler. Bu. burada bir devlet kurmak imkânının mevcudiyetini gösteren ilk alâmet olmuştur. Sultan 300 savaş fili île desteklenen 50. Sayıları azdi fakat Merv ve Nesâ'ya doğru «erleslikçe çoğalıyorlardı. Bunun üzerine Mes'ud. Gazneli devletinden tefti almaksızın.'Seiçuklular'ın yer yer ve devamlı taciz akınları arasında Gazneli ordusunun sahra savaşları için yetiştirilmesine çalışıldı. Türk hâkimiyet alâmeti olarak yay taşıyordu. emellerine kavuşmuşlar. akınlarını Belh ve Sistan'a kadar genişletmelerinden. bir yandan Şah-melitfın. Tuğrul ve Çağrı Beyler. maiyetinden 100 kadar atlı ile kaçabildi ise de Hindistan'a giderken yolda kendi adamları tarafından öldürüldü. Gazneli ordusu tarafından sahralarda takip edilmeleri imkânsızdı.000 süvari ve piyadeden kurutu bir ordu başında Belh'e geldi ve hemen Serahs'a doğru yöneldi. yersizlikten müşkül durumda olduklarını. Sultan Mes'ud'un oradaki tahtına oturduğu zaman. kendisi Hindistan fütuhatına gidiyordu! Nîşâpûr'da bulunan Gazneli ordusu başkumandanı büyük Hâcib Subaşı. İçlerinde muharebe etmek kararında olan bilhassa Çağrı Bey idi. Musa Yabgu Serahe'ı Tuğrul Bey ise Horasan'ın başşehri Nişâpûr'u almıştı. Horasan'a geçmekten başka çare kalmamıştı. şimdilik Nişâpûr'a giden sultan. Harezmşeh İsmail Handan ile siyasî münasebetler kurmalarından ve Horasan'dan üç vilâyet daha istemelerinden anlaşılıyordu. malzeme ele geçirdiler. Sultanın kumandasında ve devrin tarihçisi Bayhakî'ye göre "Bütün Türkistan'ın da mukavemet edemeyeceği kadar büyük ve teçhizattı" olan bu ordu etraftan katılan yeni kuvvetler ile durmadan artıyordu. diğeri yüfe-sek devlet adamlığı vasıfı ^-siyaset zekası ile tarihte şöhret yapan Çağrı ve Tuğrul kardeşler en büyük iki Törifc-islâm siyasî? teşekkülünden îlkinin. Gazneliler'in Horasan vezirine mektup yazarak.adına . Sultan Mes\jd'u karşılamaya karar verdHer. ağır bir hteimete uğradı. 1035 Mayıs ayinde Ceyhun ırmağını aşmak suretiyle Ğaıneö topraklarına girdiler. arkalarından gelen ve fasılasız ara hücum ve baskınlar ile sarstıkları. Bu esnada Suttan Mes'ud Selçuklular tarafından boşaltrtmış olan Nişâpûr'a girdi (kasım 1039). ibrahim Ytotlto. Gazne devletinin başında dolaşan bu büyük tehlike karşısında dahi muharebenin idaresini kumandanlarına bırakıp. zira bu halifenin Horasan hâkimi ve bütün Türkmenlerin başı olarak Tuğrul Bey'i tanıması mânasına gelebilirdi. büyük bir ordu topladı. Horasan'da kalmış olan kısmen reissiz Türkmenler ve ayrıca Harezmliler eski Selçuklu âlilesinin btr M üfllü mensubu etrafında toplanmakta tereddüt etmiyorlardı.000 atlı vardı. Tuğrul Bey tarafından diğer Selçuklu reislerine tevcih edildi.hutbe okunurken. Tuğrul Bey de Nişâpûr'dan hareketle oraya gelmiş ve Musa Yabgu ile birlikte Selçuklu başbuğları bîr araya toplanmışlardı. süvarilerinden bir kısmı da Belh kapılarında görünüyordu. Bahar gelince. Gazneli kuvvetleri taraf ıdan terkedilmiş olan Nişâpûr'a gelerek.

hayrt* verici cesareti. Sistan'da Selçuklu hâkimiyetinin yefc leşmesinde büyük gay'rötler sar/eden Ertaş Tabes'de bir suikast neticesinde öldürüldü (440= 1048/1049). Müteakiben Cûzcân. Kirman'a gönderildiğim söylediğini Çağrı Bey'in oğlu. BerûdrdH ve arkasından . Alp Arştan bu büyük amcasını affetmiş. Anadolu Selçuklu âliesinin dışındaki bütün Selçuklu hânedalarının atası oto Çağn Bey'in Hatice Arslan adlı kızı halife el-Kaaim bi-emrillâh 9e evli idi. Hanedanın ikinci derecedeki âzasından İbrahim Yınal Kuhistan'a. Yine alınan karar tatbikatından olmak üzere. burayı hareket üssü yaparak.1042'de Rey'e geldiği zaman İbrahim Yınal taralından törenle karşılanan Tuğrul Bey. Halifeye hitap eden bu mektupta Son durum arz olunuyor ve Horasan'da adaletin tesis edildiği. Ista- . Nişâbûr'u bırakarak. Selçuklular'a tâbiiyetini arz eden Sîstan hâkimi Ebu'l-Fazl ile birlikte. 469 (1067) senesinde tekrar isyan ettL Alp ArslaıYm oğlu Melikşah'm veliaht olarak adını hutbede okutmak istemiyordu. kuzey ve güney yönlerinde yayılırken. İmparatorluk kuvvetlerinin Kirman'a gelmesi üzsrine anan diledi ve tekrar affedildi. Selçuklu elçisi Ebû Ishâk'uf-Fukkâî ile. Tuğrul Bejfo imzasını taşıyan bir mektup. hak yolunda yüfünâceği. sultanın huzuruna gşfirildl.^öiği Arabistan yarımadasındakfc&lmman'l Selçuklu idaresine bağlamakla geniş bir ülkeyi ele geçirmiş bulunan Kavurd. civarJ^pmdarlara fetih-nâmeler gönderildi. Selçukluların başlangıcından beri. Kirman'a kaçan Cend hâkimi. Harezm seferini yaptı. Emîr^-müminîn'e olan sadâkat beffiHliyordu. Sonra Tirmiz ve civarını zapteden Çağrı Bey bütün bu bölgelerin idaresini Alp Arslan'a tevdi etti.000 süvari ile Herat'ı zaptettikten sonra. büyük kumandanbk kabiliyeti ile devletin kuruluşunda birinci derecede rol oynayan. frak bölgesini aldı. Nihayet 1059'da tahta çıkan yeni Gazneli sultanı İbrahim ile Çağrı Bey arasında sulh yapılmıştır ki. Muizz'üd-devle ve Fahr'ülmülk lâkapları ife anılan Musa Yabgu. Alp Arslan. Gazneli ordusunu mağlûp etmek suretiyle aldı. Büst ile Stöfân havalisi MUİMiYabgu'ya venWve sultan sıfâft ile başkenfftişâpûrtla kalan Tuğrul Bey. Kirman havalisine tâyin edilmişlerdi. bir müddet kendi yanına alıkoymuş ve daha sonra ona Mâzenderân'ı iktâ etmiştir. Selçuklu devletinin hâkimiyeti böylece doğu. . Bağdad'a gönderildi. Melik Çağrı Bey de Selçuklu devletinin doğusunda kendisine ayrılan ülkeleri zapta girişmişti. Curcân havalisini devlete bağlar ve oralardaki Bâvendl ve ziyârî {Vaşm#h1| hanedanlarını tâbiiyetine alırken [433 = 1041/ 1042) ibrahim Ytnafr İranlı an mühim merkezlerinden olan Ray1! aaptecHp. zekâsını ve siyasî thatasrrlU üstünlüğünü takdir ettiği küçük kardeşi töğftjl Bey'in devletin reisi olmasına fiza gösterecek kadar mahviyet sahibi ulan Çağn Bey Sori hâdiselerden sonra hastalandı ve 70 yaşında olduğu halde Serahe cehrinde vefat ötB (safer 453 »fftert 1060). Tuğrtıl Bey Selçuklu devletinin sultanı ilân edildi. sultandan af ricasında bulundu ve affedildi. Çağrı Bey 435 (1043/1044)'te hastalandığı zaman. eşkiya Kuf8 ve Kûfec reislerim bi* baskında kılıçtan geçirmek suretiyle. merkez Merv olmak üzere. Bu kararlar gereğince. Sultan Tuğrul Bey'in Harezm seferi esnasında. batıda da Tuğrul Bey'in idaresinde geniş ölçüde fütuhat gelişmekte idir Tuğrul Bey bizzat gittiği Taberistan. 1050 sonbaharında Fars bölgesini alarak. Burası 4»£1045/1046) 'de kesin olarateBlçukk*lar'a Intteal etmiştir. ülkesi oğlu Alp Arslan tarafından korunmuştu.256 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 257 ç-Sultan Tuğrul Bey: Muharebenin son günü cuma namazından sonra yaptıkları toplantıda. süratle Kirman'da görünmesi neticesinde. bizzat kendisinin kumanda ettiği 5-6. 1054 ekiminde Sîstan'a gelerek Hind Denizi sahilindeki Mekrân bölgesini de Selçuklular'a bağlayan »Çağrı Bey'in oğlu. küçük kardeşi Alp Arslan'm Selçuklu tahtına çıkması üzerine saltanatta hak iddiası ile isyan etti ve Alp Arslan'ın Kafkas seferini yanda bırakıp. Tuğrul Bey'in müdahalesi ile durduruldu. Yeni Gazneli kuvvetlerinin mağlûp edilerek uzaklaştırılması Alp Arslan'in kazandığı ilk başarı olmuştu. Kavurd. Rey şehrini ele geçirerek kendi sultanlığını ilân etmek üzere harekete g€£ti. 460 (1068)'tan sonra Fars'a hâkim olan Kavurd'un elindeki ülkelerin sıkı kontrol altında tutulması da vardı. meşhur Selçuklu düşmanı Şahmelik. ülke ve ileride zaptedilecek memleketler Selçuklu hanedanına mensup üç başbuğ arasında taksim edildi: Seföfi^ve Belh şehirlerinin dâhil bulunduğu Ceyhun ile Gazne arasındaki bölge. Kutalmış (Arslan Yabgu'nun oğlu) Curcan ve Dâmgan'a ve Çağrı Bey'in oğlu Kavurd. O devrin âdeti gereğince.000 kişilik süvari kuvveti ile Kirman'm kuzey bölgesi öten Serdsîr'e girmiş {«J81:başlar4v«:^ihayet baş şehre kapanan Buveyh? Abû Kâlicâr'ın naibimden şehri tesüm aJmifi Kirman'ın güney bölgesindeki dağlık Germefr'i de. buradan Buveyhîler'i uzaklaştırmıştır. 1043 senesinde. iütûhat sahasına daha yakın olan Reyi başkent yaptı ve şehrin imâr edilmesini emretti. Melik'ul-Mülûk Çağrı Bey'e ve+terat merkez olmak üzere. idaresindeki ülkeleri almak için gelen Karahanlı Arslan Han'ı geri püskürttü ve Karahanlı hükümdarı Çağrı Bey ile yaptığı anlaşmada adı geçen bölgelerde Selçuklu hükümranlığım tanıdı. Kendiliğinden tâbiiyet arzeden j#femüz emirliği üzerinden . YâkûtTnin bu bölgeye hutbeyi babası adına okutma teşebbüsü. Alp Arslan ölürken yaptığı vasiyetler arasında. Daha sonra aynı ay içinde Mevr'de akdettikleri ve Tuğrul Bey'in konuşması ile açılan büyük kurultayda mühim kararlar alındı. Melikşah suttan olunca. Kazvîn. kurtarmış böylece bütün Kirman'ı Selçuklu hâkimiyeti altına sokmuştu. 1040 sonbaharında kuşattığı mühim Belh şehrini.Cibâl bölgesinin başlıca şehri Hemedân'rKftkuyelerden Almıştı. 1040 senesi sonunda Sîstan'a giden ve orada kasım 1041'de hâkimiyetini kurarak Yabgu adına hutbe okutan (Yusuf Yınal'ın oğlu ve İbrahim Yınal'ın kardeşi) Ertâş. Huttalân «s diğer Tuharistan şehirlerine hâkim oldu. Ertaş tarafından yakalanarak. iki devlet arasında Hindukûş dağlarını sınır çizen bu andlaşma 50 yıl kadar devam etmiştir. Selçuklu fütuhatı bu esas üzerinde devam etti: Yabgu Kelân (büyük yabgu) di°ye anılan Musa 5. Melikşah ve NteârcVüi-mülk^ idaresindeki kuvvetlerle yaptığı Hemedân civarındaki savaşta (15 mayıs 1073) mağlûp oldu. Tuğrul Bey ile birlikte. 1064 yılında Sultan Alp Arslan'a karşı saltanat dâvasına kalktığı için sığındığı Herat kalesinde yakalanarak. Kara Arslan Kavurd 1041'den itibaren boralarda Buveyhîler'e karşı faaliyete geçmiş ve emrindekr Türkmen kuvvetleri şiddetli mukavemetle karşılaşmış ise de. Çağrı Bey'in Gazne'yi zaptetmek için yaptığı neticesiz teşebbüsten doğan uzun süreli mücadelelerde bilhassa Alp Arslan büyük yararlıklar göstermiş.dahasonra Alp Arsfer* tarafındanMerVdfeyaptmteıntürbeye nakledildi. Bâdgîs. Tuğrul Bey'e gönderilmiştir. bölgede ve Büst havalisine tama-miyle hâkim oldu ve orayı Selçuklular'a bağladı. gizlice kendi yayının kirişi ile boğduruldu. yakalandı ve daha fazla karışıklıklara meydan vermemek için. Naaşt. arkasından Taberek. bunlar Sultan Tuğrul Bey'in emrinde idiler. Bölge Selçuklu devletine bağlandı.

Çağrı Beyin oQlu YâkutTyi memur ederek. almış ve kuvvetlerinden bir kısmı da Hûzistan bölgesini işgale başlamıştı. Diğer Oğuz kütleleri ise. Kafkaslarda doğru ilerleyerek Erran bölgesine girip Şeddadîler ile birlikte. Azerbaycan'a gelen Tuğrul Bey. Karmîsîn ve Hulvân'ı zaptetditer (1042/1048). bölgedeki Bizans'ın şöhretli generali Nikephoros Bryennios'a rağmen. Diyâr-ı Bekr istikametinde Mervânîler arazisine. Ahvaz. (ölm. 1054 'de. affedildi ve yine Cibâl ve Azerbaycan bölgelerinin başına getirildi. Gence ve Tebriz'de kendi adına hutbe okutmak suretiyle. onu Azerbaycan'a gönderdi. yıllık vergiyi kabul etmeyen imparator endişe içinde doğu şehirlerinin surlarını ve kalelerini tahkime başlamıştı. bîr yandan Anpye. el Melik'ür-Rahîm Husrev Rrûz'un idaresindeki Bağdad dışında. Sultan yanında veaM AmîdHtt-mülk'ûl-Kündürî olduğu hâlde. Yalnız kalan Kutalmış'ın Gence muhasarası da netice vermeyince Sultan Tuğrul Bey yukarıda Şehrizûr bölgesinde gördüğümüz İbrahim Yınal'ı Azerbaycan valiliği ile. Bu sırada. Yukarıda "Irak Türtemenleıf^ olarak andığımız ve Boğa. Husrev Rrûz'un Şîraz'da alevî hutbesini ikâme etmesi. bilhassa Bizans'a karşı kazanılan zaferden sonra. Sultan Tuğrul Bey. Wr yandan da Şeddâdîier'in merkezi Dvin'eş kadar ordu sevkeöyıişti. Tuğaıl Bey'in emri özerine. Sultan Tuğrul Bey. Yapılan anlaşmaya göre. her tarafta yıkılmakta. Bundan sonra Tuğrul Bey İsfahan'a giderek. Diğer bir kısım Türkmenler de. İbrahim Yınal. yy sonu) göre "ateş fışkıran kara bulut" gibi gelerek Erciş'i aldı ve müstahkem Malazgirt kalesini kuşattı. bıraktığı kuvvetler tarafından kuşatılmasına devam edilen Malazgirt'e döndü.000 kişilik Bizans ordusu Pamm ovasına gelmiş bulunuyordu. Mardin bölgesine ve Cizre'ye kadar ilerlediler. Kutalmış'ın sonra Kars'a hücum ettiği sıralarda. Bu harekâta Musa Yabgu'nun oğlu Hasan da katılmıştı. bugünkü Kara2> şehrini zaptetdiler. Fakat bunlar Mervânîler ve Musul hâkimi Ukayîler tarafından durduruldular. kalesi ve Şehrizûr'u aldıktan sonra. Anadolu'ya karşı yanında kalabalık kuvvetler bulunan. imparatorun emriyle. Araş nehri ile Murad suyu arasında çarpıştılar. fit-lerin de bulunduğu ordusu ile Bağdad'a yaklaştıkça huzursuzluğu artan Besâsîrî . Dihistan ve havalisini. oradan Azerbaycan'a yöneldiler. Selçuklu kuvvetleri Gence önünde Bizans ocçlysunu bozguna uğrattı (1046) ve arkasından Pasinler'in fethine girişe Hasan. Tuğrul Bey başkenti Rey'e gitti.kralı Liparit Humandasındaki Bizans-Ermeni-Gürcü ordusu tarafından pusuya düşürülerek şehit edildi (1047). Selçuklu devletine yıllık vergi ödemeyi reddetmiş olan imparator. Uparitl-idaresiııdeW bütün/ Gürcistan ve Abhaz kuvvetleri ile takviyeli Katakalon kumandasındaki 50. ağır zâiyat verdiklerinden. bazılarını yerterinderc'çıkarmak suretiyle. Sermac. İbrahim Yınaf Kinkîveir. fidye almadan şerbet bıraktığı Liparit ile birlikte barış müzakerelerini yapmak üzere. Taberistan üzerinden. Meyâfârikîn (Silvan). Bilindiği gibi. Bey n^dine göndermişi. Ancak. Bizans tarihinin meşhur şahsiyetlerinden "Bulgarokton" diye tanınan imparator Basileios II. Gürcüler ile savaştılar. fakat sultanın karşısında tutunamaya-rak. bir kısmı da Sincar. Türkler Van Gölü yakınlarından Trabzon'a kadar olan sahada yayılmışlardı*. Tuğrul Bey'e zengin hediyeler getiren Bizans elçisi. Gürcü kralını kurtarmağa çalışıyordu. gtoi başbuğların idaresinde bulunan Oğuzlar'ın bir kısmı Van bölgesine (Vaspuragan) girdiler ve Erzurum'a kadar olan sahada "kartal gibi süratli" atlar üzerinde dolaştılar. Bizanslın bu suretle karşı koyması üzerine. kış da yaklaşmış olduğundan. Nusaybin ve Hulvan havalisine girdiler. 1025) zamanından beri Bizans imparatorluğunun takip ettiği doğuyu ilhak politikası sonraları da devam etmiş ve imparator Konstantinos Monomakhos (1042-1052) Ermeniler'i ve Gürcüleri baskı altında tutmak ve akınları durdurmak için. Göktaş v. Tuğrul Bey. Türk kuvvetlerinin Çoruh ve Kelkit vadilerini ele geçirdikleri bu sırada. Musul hâkimi Ukaylîler'in elinde bulunan Karmîsîn'de Tuğrul Bey adına hutbe okunmuştu. Şi'î Buveyhî hâkimiyeti. Buveyhîiefin elinden çılaan bu bölgelerde Sultan Tuğaıl Bey ve İbrahim Yınal adlarına hutb& okundu. Irak-ı Acem. 1054 sonlarına doğru. Elçiyi 4 fersah mesafeden hürmetle karşılayan Tuğrul Bey ona "askerlerinin" pek kalabalık olduğunu ve mevcut topraklanfttft kâfi gelmediğini söylemişti. feurayı Bağdad Buveyhfleri*n6 meyleden Kâkûye ailesinden. sığındığı Sermac kalesinde teslim olmak zorunda kaldı. oradan günşye indiği zaman Güfcü. akınlarına devam ettiler. e£A!ıkâm'us-suitâniye* yazarı. Kaa2i'l4çuzât el-MâverdFyi Tuğrul. hilâfet merkezinde daima Mısır Fâtımîleri tarafından desteklenen başkumandan Arslan'ul.Acem fütuhatında bulunan Kutalmış'ı büyük bir ordu başında Azerbaycan'a gönderdi. Revvâdîler'i ve Şeddâdîler'i itaate aldıktan sonra Bargiri (Muradiye)'yi zaptedip. İsmail'i gönderdi (441-1049/1050). İki ordu Hasankale önlerine karşılaştı. Elceatöre ve Azerbaycan'ın kudretli siması hâline gelmişti/ Tuğrul Bey'den Cibâl bölgesinin kendisine terkini telep etti. Ermeni topraklarına akınlar yaptılar. bir yıl süren muhasaradan sonra. halifenin göndereceği imam tarafından beş vakit namaz kılınmasına ve orada Tuğrul Bey adına hutbe okunmasına müsaade etmiştir. Şiddetli hücumlar fayda vermedi. Tuğrul Bey. Kutalmış da ona katıldı. Burada kendisine iltihak eden tâbiiyeti altındaki Diyâr-ı Bekr Mervânî kuvvetleriyle Erzurum'a kadar ilerledi. Tuğrul Bey'den önce ve o sıralarda Türkistan'dan yeni gelen Tüfiflmenterth buralardaki harekâtının önlenmesi için halife el-Kaaim bHemrHlâh tanınmış İslâm hukuk bilginlerinden. Erzurum işgal edildi. Bizans'a karşı gönderdi.b. İbrahim Yınal ile birlikte Irak. esirler ve ganimetlertftey'e Tuğrul Bey'e götürürken. Selçukluların mancınıklarının Rumlar tarafından yakılması neticesinde. Gürcü kiralı Bagrat tarafından da desteklenen bir Bizans ordusunu Gence'ye göndermiş ve orayı kuşatmakta olan Kutalmış Tebriz'e doğru çekilmek zorunda kalmıştı. Selçuklu şehzadeleri Erzurum ovasına kadar ilerlediler ve önce Erzurum şehri yanındaki büyü* ve zengin Eften {Karfe-&zen. Azerbaycan'a gâtti. Bu sırada Tuğrul Bey Azerbaycan üzerinden Doğu Anadolu'ya bir sefer daha tertip etti. şi'î Buveyhîler'in tazyiklerini artırmaları. Esir edilen on binlerce kişi ve çok sayıda kumandan arasında Gürcü kiralı Liparit de vardığı8 eyKtt 1048). Hûzistan ve Elcezîre Selçuklu hâkimiyetine girmekteydi. Türkler'e karşı harekete geçerek. Bizans başkentine kendi elçisi Şerif Nasr'üd-din b. fidye karşılığında. imparator Monomakhos İstanbul'daki harap olan camii tamir ettirerek içme kandiller astırmış.Besâsîrî'nin Selçuklu taraftarlarını takibe başlaması dolayısiyte ve halife el-Kaaim bi-emrillâh'in daveti üzerine Bağdad'a yöneldi. Selçuklu devletine bağladı ve İbrahim Yaratl ve Kutalmış idaresinde sevkettiği ordular Dfoever. Urfalı Mateos'a (11. böylece Irâkı Acem'den sonra Fars. başta Liparit olmak üzere. Savaş Bizans ordusunun hezimeti ile neticelendi. buraların mahallî hâkimlerinden bazılarını tâbiiyetine kabul etmek. S*lçuk1ular'frr Bteandı* lar'a karşı kazandıkları bu ilk ve büyük Pasinler zaferi sebebi ite Bizans imparatoru Monomakhos Tuğrul Bey ile anlaşmaya mecbur oldu.258 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 259 han. Şimdiye kadar Selçuklu devletinin kurutuş ve gelişmesinde büyük hizmetlerini gördüğümüz İbrahim Yınal. Yâkulî ve malyyetindeM Türkmen beyleri.

bir yandan da batıya doğru fütuhata devam etmek hususunda Tuğrul Bey'in düşünce ve siyâsetini tamamiyie takviye etmekte idt. Tuğrul Bey Içumandan Ay-tigin'i Bağdad'a şifana {vali) tâyin etti. kardeşi Resûl-tigin ile birlikte saltanat dâvasına devam ederek. Bağdad'da ve sürml İslâm âleminde büyük bir sevinç yarattı. Süleyman güçsüzdü. Vefatı üzerine Kutalmış'ı muhasarayı bırakarak acele başkente dönen vezir Amîd-ül-mülk. halifeyi Bağdad'dan çıkararak hutbeyi Fâtimîler adına çevirmiş. Nusaybin'e kadar ilerlediği zaman. Rey'deki türbesine gömüldü. Buveyhî hükümdar* ei-Melik'ü^Rehîm. Halîfeye. Bağdad'a gelişinde hilâfet veziri tarafından büyük bir törenle karşılandı. Sincar ve Cizre hücürh ile aftncfr: Mervânî hükümdarı île Hille hâkimi bir kere daha itaatlerini bildirdiler. Bağdad'da ve sünnî İslâm dünyasında taltoenin Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey adına okunmasını emreden eMteaim b*-emriilâh parlak bir tören ile karşriamağa hazırlandığı Tuğrul Bey'den hilâfet merkeziriegifmesi için izan ricasında bulunan bir nezaket mektubu aldı ve Tuğrul Bey 25»ramazan 447{t?«cak 1055)'de Bağdad'a girdî. Çağrı Bey'in kızı Hatice Arslan Hâ-tun'un el-Kaaim bi-emrillâh ile evlenmesi sayesinde de hilâfet ailesi ile Selçuklu hanedanı arasında bağlantıyı kuvvetlendiren bir akrabalık kurulmuş oluyordu. Musul ve Sincar havalisini İbrahim Yınal'a tevdî ederek. BÖyleöe Is^âıtı dünyası Özerincteki hâkimiyeti tasdik edîfmif olan Tuğrul Bey aynı zamanda yeryüzünün dünye$ hükümdarı ilân edilmiş bulunuyordu. Hîlle'de yakalanan Besâsîrî kuvvetleri mağlûp edildi ve kendisi öldürüldü (ocak 1060).260 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 261 nihayet Mısır'ı durumdan haberdar ederek. bir yandan şRHği kaldırmak. onu sarayına götürdü. hfFatlar verdiği TuğMil Bey'e tac giydîmöş ve altın kriıç kuşatarak onu "Doğunun ve Batının1^ fcürndarf Sân etmiş (26 zHRftde 449 = 25 ocak 1058) ve ona Ebû Talip köh^eslU* ItOKrı'üd dünyâ ve'd-dîn îâkebfhr ve Yemîn-ü emMwrrfiln^^1ÖrtwBiînı veriTtâjfîr. kardeşi Er-taş'ın Muhammed ve Ahmed adlarındaki oğullarının askerleri ile de hayli kuvvet- lemnfcg olan Ibranim. oraya ikimi bir sefer yapan Tuğrul Bey. Esir alınan Ahmed ile Muhammed öldürüldü ve ibrahim Yınal da kendi yayının kirişi ile boğduruldu^ Tuğrul Beyin meşguliyeti sırasında yeniden harekete geçen Arslan ül-Besâsîrî . aynı zamanda Abbasi halifesini himaye etmek yoluyla sünnî İslâm dünyasının müdâfaasını da üzerine almış bulunuyordu. Çağrı Bey'in oğuttentu: Horasan'dan Alffc'Jftalan'ı «Mte* man'dan Kavurd'u. Hu-m&Miglrt. kendi adına Kazvîn'de hutbe okutan (Yusuf Yınal'ın oğlu ve ibrahim Yınal'ın kardeşi) Er-Sığun (Er-basgan?) ve Erdem'in yardımları ile duruma hâkim olmağa çalıştı. Tuğrul Bey. Alp Arslan Rey'de 7 cemâziyelevvel 456 (27 nisan 1064) 'da tahta çıktı. Basra ve havalisini zapta girişmiş. Kutalrruş'ın kardeşi ReftıWgin'in Hûzistan'dak?. Gird-i kûh kalesine çekilmiş ve vezir Amîd'ül-mülk tarafından kuşatılmıştı. Anadolu hududundan da Yâkutî'yi süratle yanına çağırdı ve Rey civarındaki savaşta (1059) âsi orduyu mağlûp etti. bir altın taht üzerinde oturan Sultan Tuğrul Bey böylece Bağdad ve Selçuklu Oğuziarı'nın yayıldığı Irak-ı Arap memleketlerini kendi devletine bağlamış. mağlûp oldu. Tuğrul Bey'e itaatim bildirdi. kardeşi Çağrı Bey'in oğlu Süleyman'ı veiiahd göstermişti. Süleyman'ın sultanlığını ilân etti. Musul bölgesi Besâsîrî'nin istilâsına uğrayınca. Adaleti ve dindarlığı bütün kaynaklarda belirtilen Tuğrul Bey zekâsı ve siyasî görüşlerinde-ki isabet ile Selçuklu ailesi içinde temayüz etmiş.Yınal karşısında müsbet netice alamayan Tuğrul Bey Bağdad'dan yardım üsterken. Bü durum. Fakat. d . Nihayet 8 ramazan 455 (4 eylül 1063)'te 70 yaşında olduğu hâlde vefat etti. Bu sırada Tuğrul Bey'in pek sevdiği ve devlet işlerinde nüfuzu olan zevcesi öldü ve Tuğrul Bey hatife el Kaaim bi-emriilâh'ın kızıyla evlenmek istedi. Bağdad'a ulaşan Tuğrul Bey. Bundan sonra el-Kaaffm K-emriilâh sancaklar. vazifesinden izinsiz ayrılması halifenin aracılığı ile cezalandırılmayan İbrahim Yınal'ın Fâtimîler ve BesâsîrTnin de tesiriyle açıktan açığa isyan ettiği haberi üzerine geri döndü ve âsi şehzadeyi takibe başladı. asayişi yerleştirici vasfı ile de sarsılmaz bir siyasî teşekkül olarak gelişmesini tamın etmiştir. kıymetli taşlarla süslü. Alp Arslan ile Damgan civarında karşılaştı. fanının bastırılmasından sonra İbrahim Yınal'm da emir almaksızın Musul'dan ayrılarak eski bölgesi Heme-dân'a gitmesi üzerine. 36 yaşındaydı. Bundan dolayı o. BesâsîrTden kurtularak dönen halifeyi karşılayıp katırının dizgininden bizzat çekerek. Sonra. yıllık tahsisat ayrıldı. iş birliği yapmış olan Kutalmış onun mağlûbiyetinden sonra. Fakat. Nikâh ağustos 1062'de kıyıldı. Hâdise. makamına oturttu ve Sav-tigin. 3u sırada Bağdad'da bulunan ve büyük şenliklerle düğünü yapılan Tuğrul Bey Rey'e dönerken hastalandı ve bir daha kalkamadı. Esasen yaşlanmış olan Tuğrul Bey bu sırada isyan eden Kutalmış ile uğraşmak mecburiyetinde kalmıştı. Bağdad'dan kuzeye doğru çekHdi. Gümüş-tigin ve Erdem gibi büyük kumandanlann dahil bulunduğu «kalabalık bir ordunun başında derhâl Besâsîrî'yi takibe çıktı. ibrahim Yınal ile. Bu arada ordu başında Rey'e gelerek kendisini sultan ilân etmiş olan Kutalmış. hususi? surette hazırlanmış tahta oturan ve teşekkürlerini ifade eden halifeye hürmetle mukatebe etti. sevildiği bir bölgede olduktan başka. eskisine 50.000 dinar ve 500 "kor" buğday ilâvesi ile. ezanı şiî tarzında okutmuş. Bağdad'da kendisinin yaptırdığı sarayda halifenin hetjiye ettiği. para bastırdı. 120 yıldan fazla bin zamandan beri ftüküm süren ş?"i Buveyhî devltftl sona erdi. Bu itibarla Tuğrul Bey Türk ve İslâm tarihinde seçkin bir yer tutmaktadır. Amîd-ül-mülk'ü azlederek yerine Merv'de iken kendi veziri bulunan Nizâm'ül-mülk'ü hükümet başına getiren ve yüksek devlet makamlarında değişiklik- . hükümdarlığı kardeşine bırakmak istemeyen Alp Arslan vali bulunduğu Merv'den yetişemeyince. HUBN*-Aruz ve adamlannrtş*yakalanması ve hapsedilmek Bö. fakat evlenme işi ile pek fazla meşgul olunamadı. Su ari-da. Bütün Selçuklu devlet ricalinin ve hilâfet erkânının hazır bulunduğu bu törende Tuğrul Bey keftdfaini hilâfet tahtının yanında. Aynı ay içinde harekete geçen İbrahim Yınal ve Yakut? ile birlikte sultan Musul'a yönelince Besâsîtf SuriyeVe 'kaçtı. Bağdad'a kadar ilerlemiş. fakat Tuğrul Bey'in muzafferen Bağdad'a gelmekte olduğunu öğrenince kaçmıştı. bu sebeple Selçuklu devletinin ilk sultanı olmuş ve 25 yıl sunan saltanatı esnasında temelini attığı Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun Yakın-doğuda din? anlaşmazlıkları giderici. âsiler te'dip edildi ve Tuğrul Bey tarafından eMtfetfk'ür-Rahîm. Arslan'ül-Besâsîrî'nin Fâtımîler'den aldığı yardımlarla Rahbe'de kuvvet toplaması üzerine ona karşı gönderilen Kutalmrşfın yenilmesi (1057 ocak) Tuğrul Beyi sefere zorladı. kardeşi Resul -tigin de esir edildi.£akat ertesi gün şehirde çıkan fcrir kargaşalığa Kerh mahallesinde oturan Şiilerin karışması fle durumun ağır bir şekil alması ■özerine. kaçarken atından düşüp öldü. Hatife tarafından hilâfet sarayına davet edUdi ve burada 6ültan Tuğrul Beyin islâm âleminin müdafaasını deruhte edi-şini meşrulaştıran bir tören yapıldı.Saltan Alp Arslan: Sultan Tuğrul Bey'in çocuğu yoktu.

Bizans. Sivas'ı zaptemişler (1060^ ve imparator Konstantinos Dukas'ın gönderdiği Bizans kuvvetlerini (1061) de mağlûp etmiçbırdi. 1065'te doğu seferine çıkan Sultan'*Âlp Arslan Ceyhun'u geçerek Türkistan'a girdi. hareket hflindeydi. Arslan Argun Harezm'e. bilhassa eyaletlerdeki ve bu arada Anadolu'daki askerî birlikler yiyeceksiz ve parasız bırakılmıştı. Cemcem. Ertaş'ın iki oğlundan. Ani. Nihayet kendilerine yeni bir yurt edinmek mecburiyeti ite savaşan Türkmenler'in ruhî durumları da unutulmamak gerekir. onun üç oğlu adına.ttltuhata dewam etti. dağılmışlardı. onları da yanma alarak. Kilikya taraflarında dolaşan Türkmenleri püskürtmek üzere gönderilen general Nikephoroe Botaniateafcuvvetteri. Kavurd meselesini hallettikten sonra. Tuğrul Bey zamanından beri Azerbaycan ve Erran'da Bizans'a bağlı Ermeni. kışları Azerbaycan'a dönüyorlardı. Malatya ile Şarkî-Karahisar (Kolania)'ı ele geçirmişler. Tuğ-tigin. Ani'nin fethi İslâm dünyasında büyük memnunluk yaratmış. esas gayede sadece ganimet elde etmek değildi. Sâiar-i Horasan ğfbi bey ve kumandanların idaresinden Türkmen boyları. fakat fasılasız olarak. Gürcü ve Abhaz tfökû^arterimn mağlûp ecfamesi ve Gence. Tâbiiyet arzeden Cend hâkimi. gelecek istilâyı kolaylaştırıcı vazifelerini yapıyorlardı. Küçük çapta. Sultan Ni^âpOr. Men/e gîtti ve orada oğlu Melikşâh'ı sonraları Terken Hâtûn (Celâliye] diye meşhur ve Mefikşah üzerinde çok nüfuzu olan bir Karahanlı prensesi ile evlendirdi. diğer taraftan Kızılırmak bölgesine kadar ilerleyerek. Sâlar-i Horasan ve diğer başbuğların idaresinde hareket eden bütün bu kuvvetler Yâkutî'nin emrinde olup. Ya Bizans bütün doğu sınırları boyunca yükselen ve serpintilerini kendi içinde hissettiği bir istilâ çığını mahvedecek. Daha sonra diğer oğlu Ayaz. bîri dikkati çekmeyecek derecede ufak gruplar halinde görülen TGVkmen kûtieterî. üstelik yayla Iklirttf ve bol otiaklariyfe kendi yaşayışlarına son derece elverişli hayat şartlarındaki Anadolu'ya el koymak istemeleri kadar tabiî bîr'ştey olamazdı. muharebe etmeden. Sepîd-şehr'i hücum ile ele geçirip. Türtaefifler kollar hâlinde Ermjrum. Mes'ud Bagşur'a ve Mevdud Isfizârîk gönderilmişti. Ahfat. ahâliyi yıldırmaktan ibaret. erzak depolarına. Hâdiselerin gelişmesi M kuvvetten birinin diğerini mutlaka yok etmesini zarurî kılıyordu. eski Türk harp usûlüne uygun tarzda. Afşin. UriaVı ku^rnışbr. Ani'ye yürüdü ve şiddetli hücumlarla bu şehri zaptetdi (16 mart 1064). arkasından Bagrat hanedanının başkenti olup Bizans'a bağlı buluna/ı ve Rumlar tarafından müdafaa edilen. yıllarca süren hazırlık devresinin tek hedefi Anadolu'yu atmak ve onu Türk yurdu haline getirmekti. düşmanı yormak. Yine bu yıllarda Ğümüş-tigin. diğer kardeşi Ityas Tuharîstan ve Saganiyan'a. yaklaşan tehlikenin pek farkında değil gibi idi. Alp Arslan'ın dikkat ve ısrarla tatbik edegeldikleri akınların daha ziyade askeri yönden ehemmiyetli yollarla. gidecekleri şehir ve kasabalar. Rey'e dönen Alp Arslan. Malazgirt sahrası ferinin bu kesin mücadelesinin vukua geldiği yer olmuştur. surlarıyle meşhur. kalabalık Bizans kuvvetlerinin barınağı kaleler civarında teksif edildiği. kardeşi Süleyman Belh'e . yerine geçen imparatoriçe Eudoxia zamanında Doğu-Roma dahil? karışıklıklar içinde bulunuyordu: Sarayda menfaat esasına göre kurulan grupların yersiz müdahaleleri yüzünden sarsılan imparatorlukta ordu iyice ihmale uğramış. Böribars Herat'ta. oğullarından Arslan-şah Merv'e. İlk bakışta intizamsız Çeteler tarafından yapılmış gibi görünen bu akınlar hakikatte başıboş olmadığı gibi. Oğlunun başarısından çok memnun olan Alp Arslan. Böylece 1071'den önceki yıllarda.Tuğrul Bey'in. Sultandan emir alan Türkmenler'in hücum noktaları gayet iyi tertiplenmiş. Gürcistan'a girerken. zaptedilmesi zaruret hâlini almış olan Anadolu üzerine teksif etti. bizzat halîfe Alp Arslan'ın başarısını belirten. her tarafa fetjhnâmeler yazılmış. tahrip müfrezelerinin mümkün mertebe az kayıpla düşman askerî yığınaklarını dağılmaya çalıştıkları. ona ve mücahitlerine teşekkür eden bir beyanname neşr etmiş. Bunlar kendi ülkelerini yağmalıyorlar. Ziyaretten sonra Harezmlri rftöfkezi Gürgenç üzeHhden MerVe dörtftri (Mayıs 1066) Suttan Afp Arsteh'ın bu ilk Türkistan seferi ile eski ataları ökesinin Mâverâünnöhlr'e komşu tarafları Sölçuklu devüaüine bağlan*. yanında bulunan oğlu Melikşah ite vezir Nizâm'ül-mülk de Araş nehri boyunda Sürmari (Sürmeli Çukuru)'yi ve kiliseleriyle meşhur müstahkem Meryem-nişîn kalesini ve civarları zaptetdiler.262 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 263 ler yapan Sultan Alp Arslan. kendisi Erran'da Lori küçük Ermeni kırallığını itaate aldıktan sonra. uğrak mahalleri tesbit edilmişti. Türk baskısının . Süleyman'ın yerine Befrfte. Buna göre. Selçuklu hizmetine giren ve bu devletin şuurlu sövk ve idaresi altmda Bizans sınırlarına yığılan Türkmen kütlelerinin. e . Dînar. harb malzemelerine karşı faaliyet gösterdikleri. direnme noktalarını hırpalamak. İmparator Konstantinos Dukas'ın ölümüyle (1067). Sultan Alp Arslan 1064 baharında Azerbaycan'a hareket etti. Muş ve civarına kadar sokulmuşlar. Sonra oğulları m akrabalarını ülkenin çeşitli yerlerine "melik" tâyin etti. yahut Anadolu üzerine gelen kuvvet oradaki devleti tamamen ezecekti. AN kasından Kirman meliki Kavurd'urrson isyanımda batıran (1067) ve KirmarYdü* Şîraz'a doğru hareketle Istahr kalesini tâbiiyete alan Alp Arslan. Arslan Argun Hemedân ve Sâve'de bulunmuşlardı. sultana "Ebû'l-feht" unvanını vermiş ve bu büyük sefer Bizans İmparatorluğunu Alp Arslan ile anlaşma teşebbüsüne mecbur etmiştir. yâni Bizans İmparatorluğu olmak üzere iki kuvvet karşı karşıya gelmişti. halkı soyuyorlardı. oğlu Melikşah'm vefiaüıdllk törenini yaptırdJ ve aynı yıl ortasında (Temmui 1066) Nişâpur'a gîttf. Togan-şaf? Herafa'melik" olmuş. 1067'de Malatya'ya kadar gelen Afşin idaresindeki Türkmenler'e karşı duramamışlar ve onun Kayseri'ye akınına engel olamamışlar. Sultanlar hassa ordulariyle imparatorluğun başka cephelerinde meşgul bulunurken. artık bundan sonraki bütün gayretlerinibtfı cephesine. diğeri de eski parlaklığının artığıyle geçinmeğe mecbur bir heyûlâ. yakınlarında 'cennet-1 âlâdan bir örnek olan Radgân'a gelerek. sultanın umumî talimatına aykırı davrananların ağır takibata uğratıldığı bu harekâtta bütün faaliyetin belli plân dahilinde yürütüldüğünü ortaya koymaktadır. Ahmedşah. yani Türkmen kuvvetlerinin fasılasız olarak akınları* devam ettikleri 'ıteOrta-Asya'dan kalabalık kitteter hâlinde buralara âdeta akan Türkler sebebiyle. Selçuklular'a tâbiiyeti kabul etmiş küçük Arap hükümetlerinin sıralandığı güney sınırlarından Anadolu içlerine akmaktaydı. Sonra huzura gelip tâbiyet arzeden prens Gagik ile birlikte Kars'a girdi. Kapar. îftfiyar amcası Musa Mâzenderân'a.Malarzgirt Meydan Muharebesi: Uzak bozkırlardaki yurtlarından bir daha dönmemek üzere gelerek . sultühı Sabrâtfda hediyelerle karşıladı. Türkmenler ve akıncılar. Hazar Denizi kenarındaki Mankışlak'ta Kıpçak reisi ile sava§arak*OTu itaate mecbur etti ve sonra büyük babası Selçuk'un mezarını ziyaret etmek Oz^mt Cend'e yöneldi. Tutuş Sâ$ ye'de. Esasen Azerbaycan'daki Türk kte leteri Bizan&'a karşı. Kare gibi muhitti strateji merkezlerinin ele getirilmesi îte orta ve kuzey Anadolu'ya doğru akınlar îorasr hayli kolaylaşmış oluyordu.

Fakat uzun zamandan beri ilk defa ordunun başında bir imparatorun bulunuşu kayda değer bir hâdise teşkil ediyordu. ayrtcfeğpn» öğrenincş bir harp meclisi toplayarak yapılacak işleri görüntü. imparator bu tavsiyeleri dinlemedi ve Iran içine dalmak niyetiyle Erzurum'a geldi. Anadolu'nun yıpratılması siyasetini. Afşin bu nünasebetle Phrykia bölgesine girmiş. rakipleri Emîr'ülcüyûş Bedr'ül-cemâiî ile diğer kumandanlara karşı Alp Arslan'dan yardım istediği ve onu Suriye'yi zapta teşvik ettiği zaman sultan. Alp Arslan'ın Suriye'den.kendine güveni fazla. Menbic'i Selçuklular'a bırakmayı vâdediyordu. Diogenes ertesi yıl. general rütbesi ile Malatya kumandanlığına tâyin edilen Ermeni Philaretos'u kaçarak imparatora sığınmaya mecbur etmiş. doğu Anadolu'da Ermeniler tarafından korunan Bizans'ın müstahkem kafesi Malazgirt'i bir hücumda zaptetti. Makedonyalılardan acele topladığı ordu ile sefere çıktı. seferden alıkondu. bunlan takip eden türlü muhasara âletleri arasında. Bütün belirtiler imparatorun kesin netica almak maksada» güttüğünü ve mümkün olduğu takdirde. Dakas'ın taçtan mahrum bırakılan oğullarının taraftarı feyselof Mikhael Psellos dışında bütün Bizans tarihçileri taralından belirtilmektedir. lüzumlu tedbirler alındıktan sonra sultanı orayaçrtmenln» hattâ etrafı tahrip ederek. hükümet darbesi teşebbüsünden suçlu bulmasına rağppen. 1070 senesinde Mekke emîri İslâmiyetin iki büyük merkezinde.Şüphesiz bu hâdiselerin zoru İle Romanos Diogenes meseleyfcfcöteöıjden halletmeğe karar verdi ve kalabalık blror-du başında. güney yolu ile Haleb'e ulaşrrâğa muvaffak olmuşlardı. vakit geçirmemek maksadiyle. Anadolu kiralarının yığınak yeri olan Sakarya kıyılarına gelmiş. Türk ordusunun iaşesini güçleştirmenin uygun olacağını Heri sürüyorlardı. Sultan müsbet cevap vermedi. Ahlat'a şevketi. seferinde Kayseri-Sivas-Divriği-Toroslar-Haleb yolunu takiben güneye inmiş. atılganlığı. Denizli yakınındaki Honas (Khonae) şehrini yağmalayıp. yüzbini aşan bir ordu Be. Abhazlar'a yardım bahanesi ile fakat hakikatte ordusuna erzak temin . Romanos mağrur. Malazgirt ile Ahlat'a karşılık. Bizans orduları Anadolu'da iken. Azerbaycan'dan güneye inerken. kendisine koca seçti. saraydaki muhaliflerin tesiri Pe. başka Türkmen akıncıları da memleketin ortasındaki i AnatolfltB eyâletinin merkezi zengin ve nüfusça kalabalık Konya'yı tahrip etmişler ve Kilikia geçitleri Kataturias tarafından tutulmasına rağmen. burada yeniden tertip ve tanzim ettiği ordusunda bazı tensikat yapmış. Görüldüğü üzere temel siyasetinden biri olan Fâtımîler ile mücadele tesirini göstermekte ve Selçuklu devleti kuvvetini arttırdıkça. MOhimrakta. derhal geıf döndü (? nisan 10T»^ çünkü o âna kadar Anadolu'nun fütuhat bakımından olgunlaşmasını bekleyen sultan. Menbic'i zaptetmiş ve kış aylarında İstanbul'a dönüşünde büyük törenle karşılanmıştı. imparator idaresindeki Bizans ordusunun doğu Anadolu'ya İlerlediğini haber ahr almaz.000 araba taşıyor. Ancak imparator bu dolaşma esnasında ne Nik sar'ın Türkler tarafından tahrip edilmesini. Uzlar'dan. bütün bu hâdiseler boyunca teşebbüsün dataWWMer elinde bulunması idfc Türkler'i yok etmek. onu İstanbul'a götürdü. Oğuz Yıva boyunun başında bulunan bu Türk kumandanı. yola koyuldu (13 mart 1071) ■ O sıralarda Alp Arştan Suriye seferine çıkmış bulunuyordu. İmparator Diogenes uzun hazırlıklardan sonra. İmparatorluk ordusunun ağırlığını 3. Mekke ve Medine'de hutbeyi el-Kaaim adına okutmağa başlamıştı. islâm kaynaklarında etraflıca tasvir edildiği üzere. askerî kabiliyeti. bu meşhur şehri yağmalamalarını önleyememişti. Anadolu fütuhatı bakımından fevkalâde mühim mevkilerdi. diğer müfrezeler de. Memleketini barışa kuvuşturmayı birinci vazife sayan yeni imparator. ne de onların Ahlat üssünden hareketle tâ Eskişehir yakınlarında Amorion'a kadar sokularak. ölen imparatorun kardeşi Caesar loannes Dukas ile birlikte. tahrip ettikten sonra. Sivas'a gelen Diogenes. Yerine yola çıkan doğu orduları başkumandanı Manuel Komnenos Sivas civarında Er-Sığun tarafından mağlûp ve beraberindeki Nikephoros ile birlikte e$r edildi. Selçuklu ailesinden olup. Haleb'e indi. Türkleri Anadolu'dan sürmek ve arkasından İran'a yürüyerek Selouklu başkentini zaptetmek azmi ile. Âmid (Diyarbakır) ve havalisini tâbiiyetine aldı. Aynı yıl içinde Mısır'da iktidar mücadelesine girişen Hamdâniler'den Nasr'üd-devle. fakat Mikaphoros Bryennios ve loseph Trakhantotes 8** tecrübeli ve ihtiyattı kumandanlar memleketten uzaklaşmanın tehlikeB olaca^nu nihayet Erzurum'a kadar gidilebiliceğlni. sultanın emri ite Afşin tarafından tpHpi ediliyordu. Haleb hâkimi Mirdâ-sîler'den Mahmöd'u huzuruna getirtip. Bizans topraklarının hiç bir yerinde ciddî mukavemet unsurunun mevcut bulunmadığı yolundaki rapor kendisini takviye etmlşü. bir akıncı grup Kayseri'yi yağmaladığa gibi. yoluna devam ederek . böylece Diogenes 1 ocak 1068'de irr^arator ilân edildi. Sardika (Sofya) dukalığî^amanmda Peçenekleyr'e karşı başarılar kazanan Romanos Diogenes'i.000 kadarım irakhaniotes ile Norman şeflerinden Urseilus kumandasında. Halbuki Türk istilâ yollarının üzerinde bulunan Malazgirt ve Ahlat. akınlarını Marmara sahillerine kadar uzaHuştı. 1069'daki. *>radan Şam'a yürüdüğü srrada. Bizans elindeki Urfa'yı uzunca bir kuşatmadan sonra. O zaman batı Anadolu'dan dönen Afşin'den aldığı. veya gerilere püskürtmek maksadı ile sefere çıkan Diogenes programım tatbik edemiyor beklenmedik yerlerde ansızın ortaya çıkan akınca dolayısiyle sık sık yötr^teöiştirmeye mecbur kalıyordu. bu arada kendilerine güvenemediği Nikephoros Botaniates ve benzerleri gibi değerli kumandanlarla ter kısım askerini İstanbul'a iade etmişti. İlk Bizans elçisi orada yanına geldi. Nitekim bu sene. Anadolu'da yürüyüş hâlinde olan imparator. İmparator Diogenes'»' faal durumuna ve uzun cevelânlarina rağmen Anadolu'ya TOrk hücumları gittikçe artıyor ve daha uzak bölgelere yayılıyordu. 1-200 kişi tarafından kullanılan muazzam bir mancınık bulunuyordu. Süryâni tarihçisi Barhebraeus'un rivayetine göre. tahta çıkışından iki ay kadar sonra. franklar ve Uzlar'dan 10. Alp Arslan'ın enW tesi idi ve saltanat dâvasına kalkıştığı için. mart 1068'de Franklardan. dalkavukluktan hoşlanan bir adamdı. artık Bizans'ın çıkarabileceği son ve en kalabalık kuvvet ile hesaplaşmak zamanının geldiğine inanmıştı. fakat aldığı esirleri öldürten imparatorun önünden muntazaman gerileyen Türkmenler'e karşı herhangi bir başarı eldö edemeden başkentine dönmüştü. ikinci seferinde Kayseri. geçilecek yolların emniyetini sağlamak vazifesi 8e. Esir Manuel. 1070'te tekrar muharebeye hazırlanan Diogenes. çeşitli İslâm ülkelerinde eskiden olduğu gibi Abbasî hutbesi ikâme edilmekte ve Selçuklu sultanının hâkimiyeti tanınmakta idi. Diogenes bu. sabırla takip eden Sultan Alp Arslan her gün biraz daha hedefine yaklaşmakta İdi. hemen harekete geçti. Maliyenin bozukluğu dolayısiyle askerleri erzaksız ve silâhsızdı. Kendisine olan güveni dolayısiyle ordusunu parçalamağa başladı. 1* kısmını da.264 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHÎ 265 artmaeı imp&ratoriçeyi idarenin başına Wr erkeği getirmeğe mecbur etf/flb o asîl bir aileden olup. Palu ve Sivas bölgelerinde harekâtta bulunmuş. ana siyaseti icabı. İran'a kadar ilerlemeği tasarladığım göstermekte idi. M eyöfarikîn (Silvan). nâzik durumunu farkettiği âsiyi Bizans'a gitmeye ikna ederek. Diogenes cesareti. Onun gururunu okşamakta menfaat umanlar Selçuklu devletten merkezine yüfOm^ö* teklif acByorlar. Fakat yine aynı kaynaklara göre.

Geri kalan kuvvetleri île Malazgirt1© yürüdü. Ahlat civarında hücuma uğrayan kıt'alarına yardıma gönderdi. metni Ahbâr~öd-Devtet'is-Selçukfye?de kayıtlı dua her tarafa gönderilmişti. Bağdad'a halifeye ulaştırılmak ü^are Hemedân' da bulunan Nizâm'ül-mülk'e gönderildi. Ermeniler'den. Alp Arslan. ok atmakta mahir ve her birinin ayrıca birer yedek atı bulunan. Bütün camilerde cuma hutbesinde okunmak üzere. Haleb'den ayrıl dıktan sonra. yazdığı bir mektup ile imparatora. çoğu piyade olmak üzere. Uz ve Peçenekler'den kurulu Diogenes ordueu. Abbasi halifesi aracılığı ile. Tuğrul Bey zamanından beri hizmet gören yaşlı ve yorgun Irak-ı Acem kıt'alarını terhis ederek. Gürcüler'den ve ücretli Frank. Basilakes emrinde. muharebeye iyice hazırlık yapabilmek ve BitHs üzerinden Malazgirt* ulaşmak bakımından o yolu daha elverişli saymasından ileri geliyordu. Diogenes nisbeten zayıf bir kuvvetin koruduğu Malazglrtl teslim olmaya zorlayıp. karısı hâtûn ve şehzadelerle birlikte Hemedân'a yolladıktan sonra. ilâhiler söyleniyor. vurulduğu yerde gömülmesini. W parator merkezde idi. 26 ağustos 1071 cuma sabahı Türk ve Bizans ordu 3HJI ları karşı karşıya mevzi almış bulunuyorlardı. Böylece Türk ordusunun öncüleri ile Bizans kuvvetleri arasında vukua gelmiş olan. idare adamları ve kumandanların oğlu velîahd Melikşah'a tâbi olmalarını vasiyet ettikten sonra. sultanın Ahlat'a bizzat geldiğini anladıkları zaman. sultanın anlaşma isteğini onun muharebeden kaçındığı şeklinde anlayarak. fakat genç ve dinç bir ordu ile Ah lat'a ulaştıktan ve veziri Nizâm'ül-mülk'ü. Şam'ı zaptetmek üzere yeter sayıda asker bırakan Alp Arslan. sultanın korkarak Bağdad'a doğru çekildiğini bildiriyor ve Basilakes de bu haberin doğruluğunu tasdik ediyordu. Anadolu'ya yöneltilmiş tahrip seferleri devamınca dâima taşebbüsû ellerinde-tutmuş olan Türkler. Ibn'ül-Adîm. Alp Arslan büyük muharebeyi müslümanların mübarek günü cumaya tasadüf ettirmiş ve ordusunun maneviyatını takviye için. ellerinde renkli bayraklar ve büyük haçlarla saflar arasında dolaşan asil-zâdeler ve ordu papasları askeri teşcie gayret ediyorlardı.000) Süleyman-şah. bu vadiye hâkim tepelerin Türk niüfrezelerî tara fından tutulduğunu gördü ve olduğu yerde karargâhını kurdu.' onları takatsiz düşürmüşlerdi. soydaştan olan Selçuklular tarafına geçmişlerdi. kılıç ve topuzunu aldı. Yolda Ermenistan ve Bcezîre birlikten kumandanı Basilakes Magistros maiyetindekilerle imparatora iltihak etrniştiiO civardaki «teans kumandanlarından Leon Debatanes. memleketin diğer bölgelerinde çıkması muhtemel herhangi bir karışıldığı önlemek veya harp sahasına taze kuvvetler gön dermek üzere. zaferden emin bir hâlde.000 hassa askeri ile birlikte yekûnu 15-20 bin tahmin edilen sultan ordusu (Ibn'ülCevzî. sultanın barış teklifinde bulunması tabu idi. aralıksız hücumteiriyte. Disiplin altında hareket etmesini bile* sTürk birlikleri arasında anlaşmazlık da yoktu. kuvvetleri ile birlikte Fırat'a doğru çekilmiş bulunuyorlardı. mahdut miktarda asker zanneden ve im paratora da öylç bildirmiş olan Basiiakesff mağlûp ve esir ettiler. darbeden önce. Ibn'ül-Esîr. Fakat kadı Ibn'ül-Mahleban ile kumandan Sav-tigin başkanlığında gönderdiği hey'eti iyi karşılamayan imparator. hattâ İsfahan'da kışlamak ve hayvanlarını Hemedân'a göndermek niyetinde olduğunu da açıklamıştı. görüldüğü gibi. sol kanadına Anadolu birliklerinin başında Kaopadokialı Aleates'i. Gevherâyin. el-Kaaim'in hazırlattığı. Cebrî yürüyüş esnasında at ve de velerin çoğu ölmüş. Porsuk. aman vermesine rağmen. Kappadokia. Bozan ve SavTigin gibi seçkin kumandanlarının idaresinde» meşakkatlere tahammüllü ve çoğu bozkır muharebe usulünce yetişmiş. kendi saflarını terk ederek. yaKınındaki Zihva sahrasına geldiği zaman. Çatışma saatini cuma vaktine kadar tehir eden sultan. islâm dünyasını âdeta seferber hâle getirmişti. O gün akşam karan lığından itibaren Türk okçuları Btoans ordusunu tacize başlamışlar ve gece düj-. 100. müdâfîleri öldürttükten sonra. ordusundan ayırdığı diğer bir parçayı. man karargâhına kadar sokulan küçük süvari grupları. son bir barış teklifinde bulundu. önce doğuya yönelmiş gerekli savaş hazırlığım ya» parak ve kuvvet tedarik ederek kuzeye dönmüş ve Diogenes'in Malazgirt'! tehdit ettiğini haber alınca yürüyüşünü hızlandırmıştı. Ancak alınan red cevabı ordudaki savaş azminin artmasına yardım etti. Abd'il-Melik'il-Buhârî'nin zaferin kesin olduğuna dair müjdesi bütün orduya duyurulmuştu. Imparafor tarafındaç hemen ona yardıma gönderilen N. ^ İki ordu arasında sayıca fark büyüktü. 20. Basilakes kuvvetleri ile sultanın öncüleri arasında ilk çarpışma vukua geldi (24 ağustos). Daha 26 ağustos gününün erken saatlerinde Peçenek ve Uz kıt'alarından mühim bir kısmı. İslav. Buna karşılık. Bizans ordusunun durumunu öğrenmek için. Imâd'üd-dîn 14. Bir İslâm mücâhidi olarak. yukarıda söylediğimiz çarpışma Türk zaferi İte neticelendi. fakat bu. bilhassa Fırat'ı geçerken ağırlıklardan bir kısmı harap olmuş tu.000. Bu ilk başarıda ele geçirilen ganimet arasında kıymetli bir haç. Diogenes yabana askerlerin durumlarından şüphelenerek. onun Bizans'tan çekindiğinden değil. Ahbâr. ordugâhında kalan üz ve Peçenekler'e "tendi usûllerine göre" sadâkat yemini ettirdi ve önceden Ahlat'a sevketnriiş olduğunu gördüğümüz Trakhaniotes ile Frank Urselius'un geri dönmelerini emretti. Malazgirt'ten hareket ederek Ahlat'a doğru ve Malazgirtln 10-12 km. bir süvari birliğini ileriye sevketmişti. 16. Herhalde buna Artuk Bey.000. Fakat. hep birlikte kılınan namazdan sonra» beyazlar giyinmiş ve kokular sürünmüş olarak.000'den aşağı değildi. 13. İki gün önceki çarpışmada sultanın imamı fakîh Ebû Muhammed b. sağ kanadına Nlkephoros Bryennios emrindeki Rumeli kıt'alarını . seri manevra kabiliyetine sahip süvarilerden kurulu idi. bir hükümdar olarak değil. Kaçan Bryennios'dan izahat alan Diogenes. ordudaki herhangi bir erden farklı bulunmadığını göstermek üzere. bir er gibi. Bu esnada Bizans ordugâhında da dini törenler yapılıyor. Vakıa Alp Arslan Musul İstikametinde Herlemiç îdi. kumandanlar içinde de zaferle alâkası olanların sayısı azdı. Tutak ve diğer Türkmen beylerinin emrinde aynı derecede çetin ye akınlarda iyice pişmiş Türkmen birliklerini de ilâve etmek lâzımdır. Ibnü Munkiz. Sibt. müzakerelere ancak Selçuklu başkenti Rey'de başlanabileceğini söylemiş. Mansur. son hesaplaşma saatlerinde de duruma tamamen hâkim bulunuyorlardı. devlet ve din uğrunda döğüşüceğini.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 267 içjn kuzeye gönderdi. savaşmak istemeyenlerin çekilip gitmekte serbest olduklarını Hân etti. iaşe güçlüğünü de he saba katan sultan. Fakat bu iki kumandan. sadece kütte savaşı yapabilen bu ağır hareketli ordunun çeşidi zümreleri arasında tam bir anlaşma ol- madiği gibi. Selçuklu süvarileri kendilerini hâlâ Ahlat garnizonuna bağlı. 4. bü-. atının kuyruğunu eliyle bağladı ve ön saflarda çarpışacağını belirtmek maksadiyle de ok ve yayım bırakarak. Norman. yük zafere alâmet sayılarak. Phrykia ve Elcezîre kuvvetleriyle Balkan eyâletleri askerlerinden başka. Müşterek gaza fikri ve Anadolu'yu ele geçirme gayesi onları birleştiren unsurlardı. öğleden az sonra her İki taraf muharebe nizâmını almıştı. Bu sür'at ile fazla kuvvet taşımanın zorluğuna ilâveten. kendisinin. askerlere yaptığı hitabede: şehit düşerse. Bryennios da yaralı hâlde çekilmeğe mecbur oldu. az sayıda.000.

sultan. asıl sebebi Alp Ars-lan'ın dikkatli '3ir sevk ve idare ile tatbik ettiği sahte ric'at. Alp Arştan. Anadolu için yapılan meydan muharebesinde Alp Aralan gibi bir hükümdarın toprak telebinden feragat etmesi beklenemezdi. Bizans'la ilgilenmediği rivayeti. Urfa. gerçeği görmezlikten gelen Bizans olabilirdi. Malazgirt zaferinden sonra. böylece anlaşmayı tatbik güçleşti. memleketine iade etti ( 3 Eylül 1071). Bu cüzi kuvveti bir anda ezmek hevesine düşen Oiogenes bütün ordusu fle karşı taarruza kalktı ve çekilmeğe başlayan Türk-4er1» takip etti. sultan onunla dostluk kuracağını bildirmiş. İlk olarak Türk merkez kuvvetleri.000 altın ödeyecek ve Bizans imparatorluğu içinde mevcut bütün müslüman esirleri serbest bırakacak. Zamanın Bizans tarihçiçi Bryennios'un Türkler'i barışı bozmakla suçlandırması doğru değildir. Zonaras). Karanlık bastığı sıralarda Bizans ordusu gittikçe daralan çember içinde imha edilmiş bulunuyordu. t. Bizans ordusu cepheden. imparator. imparatorun faydası* çekilme gayretini maiyetindekilere bozgun şeklinde göstererek kaçmağa teşebbüs etmiş ve bu. Böylece Türk sultanı merhamet. okçuların himayesinde hücuma geçti. Hûzistan. arazi devrinin kendinin ancak tacı . Sırf taktik bakımından Bizans yenilgisinin sebepleri şüphesiz yalnız Uz ve Peçe-nekler'in sultana katılmaları (Attaleiates. Diogene'in muharebeyi idarede gösterdiği beceriksizlik (Psellos) âmillerden biri olarak zikredilebilir ise de. İtidal ve insanlık duygularının bir örneğini daha vermiş oluyordu. yakalanan kurmay heyeti ile br iikte. Büyük Suttan Melikşah: Alp Arslan'ın. baştan beri anlattığımız şartlar altında. Alp Arsian ise. Müttefikinin öldürülmesi Alp Arslan'ı anlaşma hükümlerini silahla gerçekleştirmeğe zorladı ve haklı olarak o. Bizans'ın Türklere karşı çıkardığı son ve kuvvetti ordunun Malazgirt ovasında imha edilmesi ile Bizans müdafaa şeddi yıkılmış ve Sultan Âlp Arsian islâm ve Batı dünyasında büyük akisler uyandıran bu zaferi ile Türk yurdu hâline gelecek olan Anadolu'nun mukadderatını tâyin etmiştir. Zonaras gibi o devir tarihçilerinin belirttikleri üzere. gözleri oyuldu ve kapatıldığı manastırda ızdırap içinde öldü. Türkler'deki malûm hâkimiyet telâkkisi dolayısiyle çıkması kuvvetle muhtemel kardeş kavgalarını önlemek için. Bizans ordusunun askerî hatâlarını ©v/mfş ve nihayet ona. bir Türk süvari kıt'asının muhafazasında.268 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ-----------------------------—-----------İ-----------------------------—---------------------*** yerleştirmiş. Mateos). Mikhael'in orduları tarafından Sivas'ta ve Adana'da mağlûp edildi. Şîraz ve İsfahan'da bulunduğu bilinen ve tecrübeli erlerden kurulu 15. Ermeni kıt'alarının da uzaklaşmasına sebep olmuştu. Sultan Alp Aralan. Alp Arsian tarafından maharete tatbik edilen sahte ffc'at başanlı olmuş ve ordugâhından hayli uzaklaşan imparator. Bizans topraklar»»» giren Diogenes.Alp Arsian Karaharriıfar'a karşı Doğuya hareket etmezden önce. Selçuklularda terkini istemiş. Arazi meselesine gelince. fidye olarak bir buçuk milyon altın vereoek* ayrıca ımr sene 360. siyasî teşekkül olarak. imparator Aleksios ile dostluk kurabilmek için. Ebû Şucâ künyesini. savaşın tekrar başlamasından tek sorumlu. lüzumu anında sultana askerî kuvvet gönderecekti. Sultan Melikşah hû» kümdarltğının ilk iki yılında sınırlan müdafaa ve babasının tahmin ettiği iç . ya öldürüleceği. değildi. Tahta çıkışı sırasında başlıca tesiri yapmış olan Nizâm'ül-mülk vezirlikte bırakıldı. Kaynaklarımızda belirtildiğine göre. onu teselli etmiş ve tahtta kendi yanına oturtmuştur. Alp Arsian Diogenes fle uzun uzun konuştu. yanlardan ve düşman ordugâhı istikametinde sarkan süvarilerle geriden sarılmış ve bir çember içine alınmıştı. esasen o zaman halifelik yanında. Adud'ud-devle lakabını ve Burhân-u emîr-il-müminîn unvanını taşıyordu. Karahanlı hükümdarı Şems'ülmülk Nasr Han ile o sırada Harezm'de bulurun melik llyas arasındaki savaş sebebi ile tertiplediği Mâverâünnehir seferi esnasında esir edilen bir kale kumandanı tarafından hançerlendi.000 süvarilik bir kuvvetin başında bulunan oğlu Melikşah sultan İlân edildi (25 Kasım 1072). veya imparatoru sevmeyen Andronikos'un muharebe meydanını terki (Bryennios. Geaser loannesto oğlu Andronikos'u geride yedek kuvvetlerin başında bırakmıştı. sultan imparatorun barış müzakerelerini reddini tenkid etmiş. pusu ve uzak muharebe esasına dayanan bozkır savaş usulünde ve Türk ordusundaki maneviyat yüksekliğinde aramak daha doğrudur. akşama doğru. velîahdliğini birçok kereler teyit ettirdiği ve evvelce Kafkas cephesinden başka Harezm. bu galip tarafın başvuracağı en tabu hareket sayılmak lâzım gelir. Böylece şecaati ile meşhur ve Türk ve telâm tarihinin en seçkin sımalarından biri olan bu büyük hükümdar 25 kasım 1072'de vefat etti. Yaralı olarak esir edilen Diogenes. Çünkü. Yedek kuvvetleıi. sultanın huzuruna getirildi. yolunda bazı Batılı araştırmacılar tarafından ileri sürülen iddialara Büyük Selçuklu İmparatorluğunun gerçek dinî ve askerî çehresi ve o devlet nazarında Anadolu'nun taşıdığı ehemmiyet karşıstnda fazla bir kıymet vermek doğru değildir. Menbiç ve Antakya'nın dolayları ile birlikte. Bu nünasebetle kaydetmek yerinde olur ki. memleketine gönderileceği cevabı üzerine. Bunlardan daha kalabalık Skisini muharebe sahasının yanlarından tepelerde pusuya yatırdı. Alp Arslan'ın akıncıları başı boş bıraktığı. düşmanın gerilerini tutmakta vazifelendirdiği üçüncü kısmı da müsait mahallerde mevzilendtrdi ve kendisi Diogenes'in karşısında mevki aldı. Kılıç hakkı olan anlaşmayı yürürlükte tutmak için kuvvete müracaat mecburiyetinde kalınmış ise. Merv'de gömüldü. yakalandı. nasıl bir muamele beklecfiğini sormuştur: Diogenes'in.*nuhafaza ettiği tt kdirde mümkün olacağına İşaret etmiftL. Mateos. Diogenes'i ve onun ile alâkalı her şeyi unutmak isteyen. Kutalmış-oğulları ile Türkmen beylerine Anadolu'nun zaptına emretti. maiyetindekiler ve diğer esir asilzadeler ile birlikte. 45 yaşında idi. kendisi ile bir ittifak anlaşması yaptığı Diogenes'i bir hafta kadar hususî çadırda bir hükümdar gibi misafir ettikten sonra. İstanbul'da Konstantinos Dukas'ın oğlu Mikhael'in imparator ilân edildiğini öğrendi ve bilindiği gibi. bütün Anadolu'yu Bizans'a terke hazır olduğu v. hattâ Anadolu'nun fethinden sonra dahi Suttan Melikşah'ın. f • Büyük Selçuklu İmparatorluğu: .ile. bir de Bizans İmparatorluğunun bulunması düşüncesinin Doğu âleminin zihniyetinde yaşadığı. affedilip bir naip sıfatı ile. imparatorluk salâhiyetleri alınan Diogenes. teklifleri kabul eden Diogenes.b. yahut Ermenilerin kaçması (Süryânî Mikhael). yahut zincire vurularak telâm ülkelerinde dolaştırılacağı veya pek zayıf ihtimalle. pusuların bulunduğu yere kadar gelip dayanmıştk Türk ordusuna umumî ftöcum emri verildiği zaman hatasını anlayan imparator çekilmeğe çalıştı ise de. Aristages. ordusunu dört kısma ayırdı.kumandanı Andronîkos. Malazgirt. Metni elde bulunmayan anlaşmanın kaynaklarda tesadüf edilen bazı raddelerine göre.

Alp Arslan'ın Anadolu'nun fethi hakkında verdiği emir tatbik ediliyordu. Nikephoris. ancak Anadolu'yu büyük bir azimle adım . Bizans İmparatoru Mikhael VII. Anadolu'nun Fethi: Bu gaileler ortadan kaldırıldıktan sonra. Türkmen boylarının. tarlalarını. Nizâm'ül-mülk'ün tavsiyeleri ite. fakat fevkalâde kurnaz ve hilekâr bir kimse olan Nikephoris eski nâzır. Malazgirt savaşından sonra ülkesine gönderilen Romanos Diogenes'in ölümü üzerine. hayatta olduğunu ve fidye miktarını öğrenebildi. işgal edilen yerlerde halkı soymayan ve daha ziyade stratejik mevkilerle zengin çiftlikler ve malikâneler arayan Türkler'e bir nevi kurtarıcı gözüyle baktıklarını tahmin etmek güç değildir. kardeşi Aleksios da bulunuyordu. Bizans ordusu mağlûp ve loannes. saray işlerinde mükemmel yetişmiş. Gerçekten Sakarya nehri üzerinde (Sivrihisar civarı) Zompi köprüsü yanındaki savaşta. Yukarıda bildirildiği üzere.dürüst loannes Dukas'ı Anadolu'da inzivaya çekilmeğe mecbur etmiş ve kendisi nazırlık sandalyesine oturmuştu. Türkler'e karşı kullanılmak üzere ölmezler (Immortel) adı ile yeni birlikler teşkil edildi. hattâ İzmit havâlisinde dolaşabilmeleri dikkat çekici bir durumdu. dönüşünde Ankara'ya uğradı. bir Türk ordusunun yaklaşmakta olduğu duyuldu. korkusundan Urselius ile anlaşma çareleri ararken. meşhur ailelerden Komnenoslar'la arayı düzeltmiş. imparatorluk merkezin? tsfahan'a nakleden Melikşah'ın geniş ölçüde fütuhatı başladı. sonra İmparator olan. Bizans başkentine girmişlerdi! Daha 1072-1073'te. Derhal İstanbul'a gitti. maneviyatı bozuk imparatorluk orduları ile değil. tecrübeli nâzın. karargâhı kuşatıldı: Fundalıklar içine kendisini dar atan Aleksios Komnenos canını kurtarmağa. Grek kaynakları bu adamın aynı zamanda paraya son derece düşkün olduğunu. kalelere sığındıklarını Heri süren araştırmacılar mübalâğaya sapmış görünüyorlar. işgallerini genişletiyor ve çeşitli bölgelerden batıya doğru ilerliyordu. Bu başarı Melikşah'ın memleketteki durumunu kuvvetlendir* ve hilâfet makamınca da saltanatı bundan sonra tastik edildi. gîbı Türkmen reisleri de kendilerine bağlı Türkmenlerle Anadolu içlerine doğru hareket hafinde idiler. Buna doğuda Ermeniler'in. râfizî hıristiyan olan Pavlikyan'ların hıyaneti ite imparatorluktaki büyük feodal ailelerin tahakkümünü ve uzun zamandan beri harplerden yorgun düşen köylüden zorla toplanan ağır vergileri de ilâve etmek lâzımdır. Bu başarılarla ihtirası kabaran Frank reisi imparatorluğa filen hâkim olmak ümidine kapıldı. Rastladığı küçük bir Türkmen müfrezesini bozdu. esir durumunda olan ahalinin kendilerine dokunmayan. Bu suretle hem Bizans topraklarını müdafaa ettiği için öğünmek.b. Sergüzeştçi ve disiplinsiz dört yüz kadar ücretli Frank'tan kurulu maiyetiyle Frank savaşçılardan Urselius'un iltihak etmesiyle takviye gönen Bizans ordusu Orta Anadolu'ya hareket etti. hattâ teyzesinin kızını Izak (Isaakios) Komnenos'la evlendirmek suretiyle sağlam bir birlik kurmaya muvaffak olmuştu. hatip. Melikşah'ın saltanatömtenırnamış. tarlasında çalışan bir köylü haber vermişti. Bu faaliyet artık geçici bir istilâ olmayıp. hakikatte ondan daha çok endişelenmesi icabeden Nikephoris doğrudan doğruya Türkler'e müracaatı uygun buldu. Sivas'ta Urselius'un kuvveti gittikçe büyüdü. Meselâ İzmit civarında Komnenos kardeşlerin bulunduktan şatoyu Türkmenler'e. pekâlâ kendi işiyle meşgul olabiliyordu. ieyarı etmişü. Zira âsiler. Kappadokia (Kayseri)'ya geldikleri zaman. imparator ilân ederek istanbul üzerini yürüdü. bir vatan kurma mahiyetini taşıyordu. bir Frank askerini cezalandırmak isteyen başkumandan Izak'a karşı Urselius cephe aldı ve bütün kuvvetlerini toplayarak. Doğu orduları baş kumandanı Izak ile kardeşi Aleksios böylece alkışlar arasında. Galatla (Ankara) ve Kappadokia bölgelerini yağmalıyor. Bizans'taki iç anlaşmazlıklar yüzünden Anadolu halkı ihmal edimişti. Sonra doğuya sefer yaparak Karahanlılar'ı memleketten çıkaran Melikşah'ın Sav-tigln kumandasındaki kuvvetleri Semerkand'a kadar ilerlediği zaman. yahut bu gibi şeylerle fazla meşgul olmayan imparatordan ziyade. Bütün Anadolu ahalisinin ardı arkası gelmez Türk akınlarından dehşete düşerek. tek başına ve yaya olarak Ankara'ya varmağa muvaffak oldu. Türk süvarileri müfrezeler hâlinde gezerlerken halk. İki kardeş yanlarında yetmiş kadar atlı olduğu halde İstanbul'a doğru yola koyuldular. Alp-Uîg. hadım Nikephoris'i endişeye düşürdü. harekât sırasında nasıl olsa hırpalanacağını bildiği İoannes'in itibarını sarsmak istiyordu. Elinde mevkuf bulunan loannes Dukas'ı imparatora karşı kullanmağa karar verdi ve onu. mâlîye İşlerini bizzat eline alarak müthiş vurgunculuk yaptığını kaydediyorlar. Türkler öteden beri savaşlarda keşif işine fazla ehemmiyet verdiklerine göre. tamamiyle ele geçirme. Ancak orada kardeşinin Türkler elinde. Nitekim Kayseri'de ana kütte ile vuku bulan çetin savaşta 'cesarette olduğu kadar sayıca da üstün" Türk ordusu karşısında Bizanslılar dağıldılar. Dolat maiyyetlerindeki kuvvetler ile. Maiyet efradını feda etmek bahasına Komnenos'lar burada da yakalarını sıyırmak imkânını buldular ve İstanbul'a ulaştılar. Ankara. Artuk Bey ve Tutak v. Yangını karşı sahilden seyreden Mikhael VII. Bu hâl imparatoru. Urselius'a karşı gönderilecek kuvvetlerin başına. Bütün o havaliyi Urselius hâkimiyetine aldı (1073). Memleket müdafaasını kuvvetlendirmek için. Diğer taraftan Harezmşahlar'ın atası Anuş-tigin ile Gümüş-tigin Bilge kumandasında gönderilen ordu Gazneli hükümdarı Zahîr'üd-devle İbrahim'i sulha mecbur etti. mevkiinden uzaklaştırılmış olan loannes Dukas'm tâyini hususunda imparatoru ikna etti. Başkumandan Izak esir edildi. Kutalmış'ın oğulları Süleyman-şah. muhalefetine rağmen. Şems'ül-mülk Nasr af diledi. ertesi gün âsiyi yakalatmak üzere kardeşi Aleksios Komnenos'u takibe göndereceği sırada. İzmit civarında iki yüz kişilik bir Türk birliğine rasladılar. Bilgin. Mansur. yoluna devam etti. yâni Selçuklu İmparatoru Sultan Melikşah'ın henüz amcası Kavurd ile meşgul olduğu sıralarda. bizzat efendileri tarafından rahatsız edilmediği takdirde. Izak'ın yanında. otlaklarını terk edip şehirlere. Urselius tarafından esir edildi. İmparator doğu orduları kumandanı tâyin ettiği Izak Komnenos'u Türkleri geri atmakla vazifelendirdi. köyleri. Karahanlılar ve Gazneliler'in hudutlar* tecavüz ettiklşni 1072* 1073 kışında amcası Kirman meöâ Kavurd. Sultan. para tedarik etti. Chrysopolis (Üsküdar)'! ateşe verdi. Sivas'a doğru yollandı. lûnce Kavurd'u <mlölûp ve esir etti (15 Mayıs 1073). Geceleyin onun ordugâhtan ayrılmasına engel olamayan Izak. hem de. kasabaları zorla işgal ve tahrip ediyordu. Onun için. İki hanedan arasında akrabalık kuruldu. aynı zamanda amcası loannes Dukas sayesinde tacım muhafaza edebilmiş. Urselius ile biraz önce çarpışan kuvvetlerin ar? kadan gelmekte olan asıl ordunun gözcüleri olması muhtemeldi.270 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 271 kavgalarla uğraştı. Kalede kar* deşleriyle karşılaştı: Izak Kappadokia'da fidyesi için biraz para tedarik ederek ve geri kalan kısım için rehineler bırakarak serbest kalmış ve buraya gelmişti. Türk kuvvetlen her gittikleri yerde koruma tedbirleri alıyor. 2.

Tarsus. Kumandınınız Tutak onu bize teslim ettiği takdirde üç büyük fayda sağlamış olacaktın Arzu ettiği kadar para. haydut. boğazlara yerleştirilmiş. maceracı Ermenileri etrafına topladıktan başka sekiz bin kadar ücretli Frank'ı da hizmetine aldı ve 20 bin kişilik bir kuvvetle Maraş havalisine yerleşti. Afşin. Artuk Bey onları fidyeleri karşılığında az sonra serbest bıraktı. oradaki taraftarlariy le. Karısı tarafından kurtarılan Urselius ise. Diogenes'in düşmesi üzerine yeni imparatoru tanımıyarak Maraş bölgesinde bir prenslik kurmağa girişti. Nikephoris bunlardan Kappadokia'da kalabalık bir kuvvetin başında bulunan Artûk Bey ile temas kurarak. işgal ettiği yerler eski Vaspuragan kralı Senekherim'in. Anlaşıldığı üzere. Tutak'ı zengin hediyelerle peşinen memnun ettikten sonra. hele Grek müdafaasının Malazgirt savaşından sonra tamamiyle çözülüşü. "Asya'daki bütün Grek topraklarına hâkim olmak için" Türklefle işbUği yapmak. halkı tahrike girişti (1073). Onun için ne sarayın. karşı siyâsî taarruza geçmekte gecikmedi. bu tarihlerde Kastamonu bölgesi sahillere kadar Türkler tarafından istilâ edilmekte idi. kaçmağa imkân bulamadıklarından yakalandılar. kâh âsi Franklar tarafından boyuna bozguna uğratılmakda idiler. karargâhı Birecik'ten hareketle Antakya istikametinde yürüdüğü görülüyor. Muharebede Konstantinos telef oldu. Türkler'e yanaşmak zamanının geldiğini düşündü. Antakya dükü loseph ölünce Philaretos bu şehri işgal için. Tutak. üzerine gönderilen Nikephoros Palaiologos kumandasındaki Bizans ordusunu parça parça etti. ne de ahalinin asker ve kumandanlara güvenleri kalmıştı. yanında olan Urselius'u tutuklu olarak Amasya'ya Aleksios'un yanına gönderdi. takat Nasr esasen Sultan Melikşah'ın tâbilerinden olduğunu bildirerek muhasarayı kaldırtmağa muvaffak olmuştu (1074). Karadeniz Ereğlisi'nde yine Türk müfrezeleriyle mücadele zorunda kalmıştı. Tutaka başvurdu. Şehrin muhafızları. Her Jkl tarafa çok kötülükler yapmıştır. Durum yeniden ciddileşiyordu. karışıklıklarda eli olduğundan şüphelendiği patrik Aemilianus'u İstanbul'a yollamakla duruma kısmen hâkim oldu ise de. | Philaretos Bizans hizmetinde bulunmuş ve Malazgirt savaşı esnasında Palu (Romanapolis) deki Bizans kuvvetlerine kumanda etmişi. Aleksios'un Anadolu'ya görünmesi ve aynı zamanda âsilerin yaptıkları tahrift zulüm ve tazyik dolayısiyle gelir kaynaklarının tükenmesi üzerine Urselius. sonra da eski Kars kralı Gagig'in idaresine geçmişti. Gerileyen öncüler düşmanı ana çember içine çekmeğe muvaffak oldular. Malatya'dan Sivas'a kadar olan sahada da dağlarda çobanlıkla geçinen Pavlikyanlar mühim yer tutuyorlardı. Türkler ok yağmuru île mukabele etmekle beraber düşmanın takibini linürrtkün kılacak şekilde gerilemeğe başladılar. yeniden ayaklanan ahali tarafından öldürüldüler. Yalnız İmparator Mikhael bunlar arasında birini seçmek. Urselius bütün kuvvetlerini savaşa soktu. Armeniak teminde (Amasya bölgesinde) topladığı kuvvetlerle Amasya. Bu zat o zaman henüz yirmi yaşında bulunan ve yukarıda adı geçen zeki ve siyasette pek mahir Aleksios Komnenos idi. öyle ki. Bir aralık hâkimiyet dâvasına girişen bir Pavlikyan şef! bile zuhur etmiş ise de. İşte 6 zaman Süleyman-şah'ın. her M memleketi tahrip için bu ölçüde kuvvet toplayabilen bir düşmandan kurtuluş!'. Ermeniler'in müdafaasını üzerine alan. Ruben sülâlesinin kurucusu Ruben. Başıboş. Anadolu'nun fethine memur edilmiş ve Sultan Melikgeh'tan. fakat onları. DRmaçoğlu v. Urselius'a bağlı bir* İlklerin Türk kuvvetlerine katılmasına karar verildi. Maraş. Aleksios onu İstanbul'a götürürken Paphlagonia (Kastamonu bölgesi) 'da. O devrin Bizans tarihçisi Attaleiates'e bakılırsa 100 binden fazla Türk bu savaş münasebetiyle İzmit'ten Üsküdar'a kadar olan sahaya yayılmıştı. Süleyman-şah bu münasebetle daha güneye inmiş. temsilci olarak gönderilen Türk subayına şöyle diyorduk Urselius imparatorun olduğu kadar Sultanın (Melikşah) da düşmanıdır. beyler yukarıdaki hâdiseler cereyan ettiği sırada çeşitli istikametlerde faaliyetlerini geliştirmekte idiler. Urselius gibi. Fakat bu anlaşmadan doğacak büyük tehlikeyi sezen Aleksios.272 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 273 adım zaptetmekte olan Selçuklu Türk kuvvetleriyle ortadan kaldıntablltedi. stratejik noktalar tutulmuş. Sizin- le yaptığı ittifakla hıyanet fırsatını beklemek üzere zaman kazanmak istiyor. İmparator olmak hülyalarını besleyen Frank kumandanı İstanbul'u zaptetmek hazıriıkterm^amamlâmak üzere Bithynia'da (İzmit havalisi) Sophon (Sapanca) dağıfia dönmüş ve ordugâh kurmuştu. eniştesi Konstantinos 1le birlikte karşı çıktı. Izak Komne-nos'u valilikle Antakya'ya gönderdi. Türider'den yardım koparmak gayesiyle o civarda. Mirdâsî Nasr b. Aleksios. Izak Süleyman-şah'ı durdurmak için. Halbuki baskın yapanlar az sayıda olup Türk ordusunun öncüleri İdi. Bizans ordulan kfih Selçuklular. Şu anda kollarınız arasına atılması korkudan Heri geliyor. yâni Amasya yatanlarında bulunan Tutak'ın yanına gitti. Bizans imparatorluğunun her tarafında olduğu gibi. onu Urselius üzerine yürümeğe razı etti. Vaziyetin ciddileşmesi üzerine İmparator Mikhael. diğer taraftan da sultanın emri ile aynı bölgeyi açmakla vazifeli Artuk. ayrıca bir müfreze de Urseli-us'un ric'at hattını kesmeğe memur edilmişti. Frank. Bu sıralarda Kutalmış-oğlu Süleyman-şah Kilikia (Adana havalisi) bölgesini fetih ile meşguldü. başka bir Türk pususundan kurtulduktan sonra. Gregoryen mezhebinde oldukları için.b. Türk akınları neticesinde bu bölge Bizans'tan ayrıldığı zaman Ermeniler1 in yer yer kümelenerek küçük prenslikler kurdukları görülüyor ki. Büyük kısım Artuk Bey tarafından geçit yerlerinde. çekilen ku*^ vetleri yakından takibe koyuldu. Artuk Bey sür'afli bir yürüyüşle Bitftyr* a'ya yollandı ve ansızın Sophon'daki Frank ordugâhını bastı. Esirler Phrykia'ya (Eskişehir bölgesine) götürüldü. loannes Dukas dört taraftan sarılmış olduklarını anladılar. Ahalisinin çoğu Ermeni olan Antakya şehrine el uzatmaya başladı. galeyanı tamamiyle söndürememişti. Delûk (Ayıntab) ve Urfa'ya kaçan Ermeniler'in büsbütün kendi başlarına bırakılmasına sebep olmuştu. doğudaki topraklarının korunması vazifesi ile doğu orduları kumandanlığını ona vermek kiyasetini gösterdi. takip esnasında hayli zayiat vermiş ofan Urselius ile. Fidyesi imparator tarafından ödenen bannes Dukas İstanbul'a döndü. Hetum hanedanının atası Oşin gibi şefler arasında en mühimi olan Philaretos Brakhamios bizi yakından ilgilendirmektedir. Niksar bölgesini tekrar tahribe başladı. Izak yaralı olarak esir edildi ve sonra Antakyalı'ların verdiği yirmi bin altın fidye karşılığında serbest bırakıldı. askerleri dağıldı. yanından ayırmadığı. Bfeans imparatorunun teveccühü. Kilikia ovasına. kak. Tutak bu fförî mülayim buldu. burada da karışıklık hüküm sürmekte idi: * Doğu Roma imparatorluğunun Iberia Ve Mesopotamia temlerindeki Ermeniler yavaş yavaş Fırat'ın batısına geçmeğe başlamışlar ve buralarda koloniler vücuda getirmişlerdi. . sıkı dinî takibata uğratan Bizans'ın Selçuklu hamleleri karşısında boyuna gerilemesi Ermeni sahalarının kolayca Türkler'e intikalini mümkün kılmış. Mahmûd'un hakimiyetindeki Haleb'i kuşatmış. zaptedecekleri memleketlerin menşurunu almış olan Kutalmışoğulları bir taraftan. O da.

Bryennios'un ordusunda mühim miktarda Peçenek savaşçısından başka. Bu maksatla yine Türkler'e başvurdu ve onun yakalanıp bertaraf edilmesi hususunda Süleyman-şah ile bir anlaşma yaptı. Yine bu sıralarda Phrykja şehirleriyle beraber Alaşehir de feth edilmiş olup Ege sahillerinde de Türkler görünmeğe başlamışlardı. bunun Melikşah'ın kumandanlarından Gümüştegin Candar olması muhtemeldir. Niksar havalisi ile aşağı Yeşilırmak bölgesini. Âsi generalin şerbetçe İstanbul'a yürümesine müsaade ettikten başka. 1077'de kendini imparator ilân edip Balkanlar'ın altını üstüne getirmekle meşgul general N. Bu alarm Papa ile Roma-Germen imparatoru Henri IV. oradan da İznik (Nikaia)'e ilerledi. Bu haber üzerine patrik Aemilianus'un tahriki ite Ayasofya'da başlayan ihtilâl hareketi bütün İstanbul'u sardı. ite onun haris nâzın Nikephoris'e karşı yürümeyi tasarladı. Bu İtibarla Botaniates'in aracı olarak gönderdiği Khrisoskul'a iyi yüz göstermekte gecikmedi. İmparatorluğun Avrupa parçasına arka a/kaya patlak veren isyan ve ihtöâller: 1074 de Bulgar ayaklanrpası. General Botaniates işlerini ilerlettiği sıralarda kurnaz Nikephorife.274 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 275 Bu yıllardan itibaren Bizans bütün dikkatini Balkanlar*#eyirmeğe mecbur kal* di. Fakat Konstantinos bunu kabul etmemiş. hattâ senato üyelerinden ve din adamlarından hayli taraftar kazandı. Komnenos'un kızı. Bizans tarihçisi -I. Bizans idarecilerinin birbirleriyle mücadeleler rini körüklemek. Türkler'e karşı Grek imparatorluğunun yardımına koşmak lüzumunu ilân ediyordu. yani Amasya ve civarını sahile kadar açmıştır. Selçuklu hâkimiyetine girmiş bulunuyordu. Türk öncüleri iznik yakınında ona yetiştiler ve büyük ordu gelinceye kadar oyalama savaşına giriştiler. Diğer taraftan Gümüş-tegin adında bir başbuğ Nizib. düşman ordusunun içinde bocaladığı perişanlığı arttırmak lâzım- di. İstanbul'da halktan. Daha Malazgirt savaşını müteakip Türkler'in engelsiz bir şekilde Anadolu'ya girmelerinin hıristiyanlık bakımından neticelerini hassasiyetle kavrayan Papa Gregorius Vli. Böylece Türkler İzmit başta olmak üzere Btihynia kıt'asını işgalleri altına aldılar. dolaşık dağ patikalarından sür'atle Sakarya kenarına. ortada kalan tacı. Şark! Karahisar $& Erzincan ve Divriği havafisfiin Mengücük tarafından. Botaniates fırsattan faydalanarak âciz imparator Mikhael VII. Bizans'ın bu hâle uğrayacağını çoktan sezmişti. Kütahya (Kotyaion) dan itibaren. propagandaya başladı. Görüldüğü üzere. Antalya Körfezi ve Adana arasındaki bütün Anadolu. Durumdan faydalanan Tü&ler Anadolu'ya işgale devam etfiler: 1074 den itiba* ren Yeşilırmak ve Kelkit havzasını Artuk Bey'in feth ettiği tahmin edildiği gibi. Bizans imparatorluğunun. devletin bekasını tehdit edecek kadar ağırlık göstermişti. Anatolik (Konya bölgesi) teminin kumandanı General N. Akdeniz. Bu sene Artuk Bey'in yerine gelerek fütuhata başlamış olması kuvvetle muhtemel olan Danişmend. Botaniates İznik üzerinden Bizans başkentine doğru ilerledi. 9 temmuz 1073 de Bizans imparatoruna yazdığı bir mektupta Ortodoks ve Katolik kilisilerinin anlaşması zamanının geldiğini bildiriyor ve MikhaePin müsait davranması üzerine bütün hıristiyanlara hitaben 2 şubat ve 1 mart 1074 tarihli meşhur mektuplarını neşrediyordu. gerçekten bu kıt'ada "hareket hâlinde bir asken* kuvvet Artık mevcut değildi". Âsiye karşı İstanbul'dan Aleksios gönderildi. 10|£ de Nikephoros Bryennios'un tiyanederek birçok yerleri ele geçirmesi ve imparator ilân edilerek İstanbul kapılarına dayanması. bu yürüyüşü emniyete almak için. O zaman Martavkosta adlı Bizans valisinin elinden Konya'yı almış. Nikephoris kaçtı. bu vazifesine devam ediyordu. kâh iktidara yardım elini uzatarak. Anadolu'dan ve Balkanlardan ayrı ayrı ağır Türk baskısına maruz kalmış olan Bizans âdeta ihtilâç içinde sarsılıyordu. Bryennios İle uğraşmak lâzım geldi. Aleksios Komnenos ile birlikte. İstanbul'da giyecek adam bulunmadığı için. O devir Grek tarihçisi Attaleitas'e göre. ona kuvvetli bir Türk müfrezesi de verdi. Tokat ve Çorum havalisini de aldıktan sonra. gizli faaliyetten haberi olmamakla beraber. Gregorius. .Arma Komnena'ya göre bu sırada Karadeniz ile Çanakkale Boğazı. arasındaki anlaşmazlık yüzünden o sırada bir tesir yaratamamıştı. Sultan Melikşah'ın emriyle. Mesopotamia (güney Fırat bölgesi) müstasna diğer yerlerdeki Grek kumandanları dağılmış olduğu için Anadolu'da muntazam Bizans ordusu hemen hemen yok gibi idi. Haçlı seferlerinin ilk alarmı sayılan bu davetinde Türkler'in "tehlikeli" ilerliyişini açıkladıktan ve İslamların hıristiyanları "koyun sürüleri gibi boğazladıklarını" şiddetli bir dille iddia ettikten sonra» din kardeşlerini kurtarmak üzere. Ege denizi. Süleyman-şah'da kâh ihtilâlcilere. el-Ahsâ bölgesine gitmek üzere 1077 de Anadolu'dan ayrılmıştı. gördüğümüz gibi. Bizans imparatorunun Balkanlardaki başarısızlıkları da Anadolu'da tesirini göstermekte gecikmedi. Halbuki Avrupa. Boğaziçi kıyılarına kadar Türk himayesinde gelen Nikephoros Botaniates'in başına kondu (3 nisan 1078). arkasından o civardaki Gevele kalesini Romanos'Makri'den zaptetmiş (1077) ve Batı Anadolu'nun mûfr$in şehirferi fethe girişmiş olan Süleyman-şah Botaniates'in İstanbul'a giderken geçmesi muhtemel yol ve geçifleri tuöu. Anadolu'da Botaniates'e yardım eden Selçuklu Türkleri'ne karşılık. Rumeli'de Bryennios'un dayandığı başlıca kuvvetler de Peçenek Türkleri olmuştu. N. . Aleksios ile Bryennios arasındaki Calabria savaşında Bizanslılar bozuldu İse de tam zamanında yetişen Süleyman-şah kuvvetleri harp tâliini değiştirdi. 1075 de Nestor isyanı. Âsi general. 1076 da salgın hastalık ve büyük açlık. İmparator Mikhael ise kardeşi Konstantinos lehine tahttan çekilmekle canını kurtarmak kaygusunda idi. bunun üzerine. Anadolu'daki soydaşları git». İki kuvvet arasında ezilmek tehlikesine mâruz kalan Botaniates için fr'T^t Süleyman-şah'a başvurmaktan başka çare kalmamıştı. Milet yakınında Latros tepesindeki manastır Türkler yüzünden terk edilmişti. Artuk Bey Sivas. Fakat Bizans askerlerine güvenmeyen imparator Botaniates. "Türkler" (Türkmenler) de vardı. Türk kuvvetlerinin bir kısmı garnizonlar kurarak yerleşmişlerdi. İstanbul'da yeril imparatorun tâç giymesiyle Bizans'ın dertleri sona ermedi. Selçuklu süvarileri üç koldan ileri atılarak Bryennios'u esir ettiler. şüpheli gözle baktığı BotaniasteSİ ortadan kaldırmak tedbirleri aramıyor değildi. ayrıca. şehri hariçB" zurum ile Çoruh bölgesinin Ebu'l-Kaasım tarafından zaptedildiği anlaşılmaktadır. Âmid ve Urfa civarında Grek ordularını mağlûp ediyordu ki. koruyucusu Kutalmış-oğullar'tndan icabında yeni yardımlar sağlamaya muvaffak olmuştu. 1050 de Edirne'yi kuşatıp Trakya'da baskılarını arttırmış olan Peçenekler. Gariptir ki. Bizans'ın durumundan faydalanıyorlar ve bu devletin iç işlerine karışıyorlardı. ana yolları terk ederek. Anadolu'yu fethe memur Türk kuvvetlerinin başbuğu Süleyman-şah için hasım tarafın yuvarlanmakta olduğu badireden faydalanmak kadar tabii bir şey olamazdı. Kadıköy (Khal-kedon)'de bekleyen Botaniates'e katılmıştı.

Komnertos Bizans'ın kurtarıcıtanndandır. Mağlûp Mansur İstanbul'a kaçtt. nihayet kurtardığı bir kısım kuvvetler ile hâlâ dehşet içinde titreyen başkumandanı. kardeşi İle yeniden fttücadeleye başlamış! Sultan. bu tavsiyelere kulak asmayan hadım. uçuruma doğru giden Bizans'ı kurtarmak iktidarında olmadığını ispat etmişti. düşmanı oyalıyordu. Lydia bölgeleri (Orta ve Batı Anadolu) Türk hâkirrtyeöne geçmiş oldu. karargâh yaptıktan Kffiahya civarından. Münazaa bittiği zaman. Üç senelik hâdiseler imparator Botaniates'in. Bota-ntates Iznikln geri alınması için Aleksios'u göndermek fetedi ise de. görünüşte Mellesenos'a fakat. hem de perişanlığı önlemeğe. maiyetinde Georgios Palalo-logos île yeğeni Kurtlus olmak üzere. loannes Ifi* gölü (Ascanlus) kenarına kadar geldi ve "Aziz Georgtos' kalesini işgal etti. İmparator Botaniates'in para ve va-idlerle bu isyanı da zararsız hâle getirmesini müteakip patlak veren N. bunlara karşı hiçbir ciddî tedbir alınamamakta idi. Anadolu'nun tak hâkimi olmuştur. Bu hâdiselerin tâ Uzak-Doğuya kadar yankılar uyandırdığı görülüyor. fütuhatını bir taraftan Karadeniz kıyılarına. bilhassa Melikşah tarafından kendisine Anadolu "emirliği" menşuru verildikten sonra. tatbik ettiği müdafâa tarzı hayret edilecek derecede basit görünür. Türk baskısını hafifletmek emeliyle Çin'de diplomasi faaliyeti göstermiş. Böylece tŞÖfcön Galatia. Palaiologos derhal muhasarayı kaldırdı ve çekilmeğe başladı. iznik'teki Türk süvarileri kendilerini hızla takibe koyuldular. nazır hadım loannes'e verildi. Bizans'ın kalbgâhına doğrudan doğruya yapılacak taarruzlar için pek mükemmel bir üs teşkil eden bu kale-şehri hâkimiyeti altındaki Anadolu'nun başkenti ve ileri harekâtın mihrak noktası yapmıştır (1080). meşhur kumandanlarından PorsıA'u Anadolu'ya yolladı ve savaşta Mansur öldü. General Melissenos o zaman Ege denizi kıyılarına kadar ilerleyen Türklerin yardımı ile imparator olmağa karar vermişti. Bu tarihten itibaren Türkler Toroslar ve Adana bölgesinden Üsküdar'a kadar bütün eyâletlerde yerleşmişlerdir ve Süleyman-şah Boğaziçi'nin Anadolu sahilinde kurduğu gümrük daireleriyle Boğaz'dan gelip geçen gemilerden vergi almaktadır. Karadeniz boğazından Çanakkale boğazına kadar Marmara sahillerini ele geçiren "Cesur Süleyman1 şah'ın Kapıdağ yarımadası berzahındaki son Bizans kalesi» Kyzikos'u da zaptedip karşı şahitlere atlamak üzere vaziyet aldığı 1081 yılında Bizans çeyrek yüzyıl süren uyuşukluğundan silkinir gibi oldu. Süleyman-şah neticeyi beklemek ve İcabında yardıma koşmak üzere Dorylaion (Eskişehir'de karargâh kurmuş bulunuyordu. 1081 de kuzey Çin hükümdarı nezdine bir elçilik hey'eti göndermiştir. Fakat o günlerde Manöur Anadolu'ya dönmüş. Melissenos ihtilâli Türklerin Marmara sahillerine kadar Anadolu'da kolayca yerleşmelerini mümkün kıldı. S. bunun Vardar muharebesinde Aleksios tarafından yakalanarak gözlerinin oyulmasından sonra. Anadolu cihetinde General Kostantinos Dukas kendini imparator ilân ederek isyan bayrağını açmıştı. Trakya ordusu tarafından imparator ilân edilerek İstanbul'da tâç giyen Aleksios Komnenos'un idareyi ele alması ile esaslı değişiklikler belirdi. ■ Bu savaşın mühim neticesi. Robert Giskard'ı Arnavutluk kıyılarında durdurmak maksadiyle bütün Batı dünyasını yardı- . lznik%ı kuşatılması emrtrfl vifdli Melissenos. dağılan kıt'aları toplamağa çalışıyordu. Melisse-nos'la uğraşırken Türk ordusunun yetişmek IhfirnâB olduğunu. Onun zamanında Anadolu elden çıkmış öldükten başka. Fakat az sonra Süleyman-şah bu araziyi de işgal ederek onun itibari hâkimiyetine son verdi (1081). Süleyman-şah'ın yetişmesiyle Bizans ordusunun ric'atı umumî bozgun hâlini aldı. bir hafta süren muhasara esnasında vakit kazanmak için. sistemli ve daha hızla. hem müdafaa ediyor. Palaiologos. doğu sınırlan Orta-Asya'ya dayanmış olan Selçuklu İmparatorluğuma karşı Türkistan cihetinden harekâta teşvik etmek üzere. Sü-leyman-şah müslüman olmayan yerlerde fütuhat yaptığından dolayı Gazi unvanım da almıştı. Fakat Melissenos bu propaganda seyahatini Türk müfrezeleri himayesinde yaptığı için. genişletmeğe başladı. Başkumandanlık. Süleyman-Şah*dan durumu öğnenen Melikşah Bizans'a bir elçi göndererek kaçağın teslimini istedi. Fakat yüz sene devam eden Komnenoslar sülâlesinin kurucusu ve ilk hakikî imparatoru sayılan Aleksios I.276 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 277 Bryertnios meselesi cereyan ettiği sıralarda Sûleyman-şah ve dâımâ beraber çalıştıktan kardeşi Mansdr artık kendilerini Boğaziçi'ne kadar Anadolu'nutr sahibi sayıyorlar ve fütuhatı tamamlamak üzere maiyetlerindeki Türkmen bey ve reislerini. General Basilakis ayaklanmış. İstanbul'a götürmeğe muvaffak oldu. Hakikaten kritik anlanndan birini yaşayan Bizans. Marmara kıyılarının en büyük kalesi olup içinde Bo-taniates'le beraber Türk kiralarının 1078 denberi garnizon kurdukları tarihî İznik şehrinin kesinlikle Türkler'e geçmesi olmuştur. fakat teşebbüsten hiç bir netice çıkmamıştır. Abbasî halifesi de Süleyman-Şah'a sancak ve hil'at göndermiş. Pata* iologos ile Kurtiue hasım kuvvetlerin Eskişehir civarında bulunduğunu. ona Nâsır'üd-devle Ebu'lfevâris lâkabını vermişti. kardeş nizalarına son vermek üzere. Anadolu'daki Türkmen boylan Süleyman Şah'ın emrine girmiş ve o. Nikephoroş Phokas ile istişareden sonra. Suriye meliki Tutuş*un maiyetine katılan Türkmen beyleri ıftüstasna. Nikephoroş Melissenos'a gelince. ordunun sevk ve idaresini Palaiologos'a devretmek zorunda kaldı. Anadolu fütuhatının Büyük Sultan Melikşah'ın emriyle yapıldığını ve onun tarafından desteklenmekte olduğunu bildiği için. Bu esnada Sultan Melikşah'ın müdahalesini gerektiren bir hâdise oldu: Başkanlık dâvası yü2ündeh KutaJmiş-oğullarının birbirleriyle arası açıldı. Süleyman-Şah'ın öncülerinin yaklaştığını öğrenen ve esasen muharebe işlerinden hiç anlamadığı nisbette korkak olan hadım. balı ve kuzey Anadolu'ya gönderiyoriardı. bu zat Türk himayesinde olarak İznik'te oturuyor ve Batı Anadolu'nun bir kısmı ismen ona tâbi bulunuyordu. buna göre İM kifi£ vet arasında katarak ezilmektense önce Süleyman-Şah ile savaş yapılmasını teklif ettiîerse de. Balkanlar devamlı isyan ve ihtilâllere sahne olmakta. Sûleyman-şah buradan artık çıkmamış. Bizans ise hâlâ birbirini takip eden isyanlar içinde idi. Boğaziçi'nin Anadolu sahillerine kadar sokulmuş bulunanfSelçuklular'a karşı. Bu suretle bütün kıt'anın hâkimiyetini elinde toplayan Nâstr'öd-devie Ebu'lfevâris Gazi Sûleyman-şah. Türk kuvvetleriyle birlikte Iznik'e de giren (1078) Melissenos istanbul üzerine yürümeye hazırlanırken. Komnenûs ailesinden Izak'ın bir aralık imparator olduğunu (1057-1059 yıllarında) biliyoruz. İtalyan Normanlan'nın başı korkunç Robert Giskard tehlikesini önlemek için aldığı çok ciddi tedbirlere karşılık. Küçük Asya'nın henüz Selçuklular tarafından işgal edilmemiş kale ve setirlerini dolaştı. yaralı hâlde. Aleksios'un Batıda. bu vazifeyi kabul etmedi. öte taraftan Akdeniz ve Ege denizine doğru tek elden. gerçekte TürkJer'e karşı açılacak seferin akıbetini kestiren Aleksios. Phrykia. hiçbir mukavemete cesaret gösteremeyen bu memleketlerde otomatik olarak Türkler yerleşiyorlardı.

Hâkimiyet uğrunda her şeyi mubah sayan. İskenderun. hatta Türk kuvvetlerinin takviyesine bile lüzum göstermemiş olan bu tazyik sonunda Türkler Boğaziçi'nden uzaklaşarak İzmit'e doğru çekilmişlerdi. Elbistan. Ayn-ı 2arba. oralara ara sıra uğrayan-Türk müfrezelerine. Süleyman-şah Antakya'ya tâbi bulunan Ayıntab. Göksün. Çünkü Balkanlardaki Norman tehlikece karşı koyabilmek için Selçuklular tarafını emniyete almış bulunuyordu. tesiri gayet dar sahada kalan bir nevi gerilla savaşı vermeyi tercih etmişti. çoğu Ermeni olan ahalisini ayaklan- dırarak. Yollar insan ölüleri ile dolmuş. yalnız geceleri ilerleyerek on iki gün içinde Antakya'ya geldi. reisler şurada burada dolaşarak ekmek dileniyorlardı. Aç kalmış asiller. Elbistan.. Süveydiye ve diğer kasaba ve kaleleri birer birer işgal etti. Süleymanşah aynı zamanda imparatora yardım edecekti (1082). Süleyman-şah halka iyi davrandı. Bu zâtın Antakya çarşısında Grekler tarafından öldürülmesi. nihayet Bizans valisinin elinctoft Urfa'yı. hiç kimse tarafından sevilmemiş. beri tarafta Türkler'i Boğaziçi'nden uzaklaştırmak hususunda sadece barakalar şeklindeki karakol kayıktan ite iktifa etmişti. Tarsus. Anadolu hâkimi Süleyman-şah'a. Habib Neccar dağına ve İç kaleye çekildi. Bagras. tarihçi Anna Komnena bunu. Tarsus. ahalînin matına et sürdürmedi. Sonra Aleksios o zaman Kilikia cephesinde bulunan Süleyman-şah'a müracaatla vergi karşılığında barış istedi. kimseye sezdirmemek için. Anadolu melikini bu şehri zapta davet etmeye karar verdi. Meşhur Kısiyan kilisesi camie çevrilerek yüz yirmi müezzinin aynı zamanda okuduğu ezan ile ilk cuma namazı kılındı. Maraş. Melikşah'ı çok memnun eden bu zafer bütün İslâm ülkelerinde heyecanla kutlanmıştır. Anazarva (Ayn-ı Zarba) ile Kilikya'nın diğer bazı şehirlerini zaptetmiş (1083). Bu andlaşma Aleksios hesabına bir basan idi. tek başına veya müdafaasız yakaladıkları Türkler'i ortadan kaldırmağa başladılar. Müteakiben başarılarını Büyük Sultana müjdeledi. Süleyman-şah yeter miktarda kuvvete. Kendine Bizans'ın temsilcisi süsü vererek Grek ahaliyi memnun ederken. Adana. hattâ soydaşı Ermeniler'e en bayağı ve zalimane muameleleri reva gören ve siyaset icabettîrdikçe mezhep ve din değiştiren bu adam. Bir müddet sonra. yerine Ermeni senyörlerinden biri tâyin edilmişti.Anlaşma oldu: Kocaeli yarımadasındaki Drakon çayı İki memleket arasında sınır itibar edildi. eonra Palu. Harput (Khartpert). az sayıda süvanleıtteft kurulu fevkalâde sür'atli ve oynak TÛfk kuvvetleriyim başa çıkamadığını tecrübelerine dayanarak İyi biliyordu İmparatorun kızı. O. faaliyetlerini yavaş yavaş genişlettiler ve küçük Türk müfrezeleriyle çarpışmalara giriştiler. 1078'e kadar burada dük bulunan Izak Komnenos yeni imparator tarafından İstanbul'a çağrılmış. bu arada Tarsus'u (1082 de). Başlangıç- . Antakya'nın akıbetini duyan Philaretos Ceyhan'da Honi'ye gitmekten başka çare bulamadı. kendi yurttaşlarının ağır suçlamalarına hedef olmuş ve gaddarlığı yüzünden oğlunun bile hiyanetine uğramıştı. cesetler üzerine kuşlar üşüşmüştü".278 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 279 ma çağıran Aleksios. Süleyman-şah. Barakalı karakol kayıkları gece karanlığında gizlice Anadolu yakası kıyılarına yanaşıyor. Misis. 1074'ta Malatya*yı ele geçirmiş. yalnız hasımlarına değil. şeklinde ifade etmektedir. Keysun ve nihayet Maraş'ı Poltaci işgal ettiği zaman Philaretos Urfa'ya oğlunun yanına gitmek zorunda kalmış. Ertesi gün beliren küçük direniş Moncukoğlu kumandasındaki kuvvetler tarafından kırıldı. fakat kendisinden nefret eden Urfahlar'dan yüz bulamayınca» Ur kaleye olsun yerleşebilmek ümidiyle Melikşah'ın yanına gitmeye karar vermişti. Aleksios barakalara ellişer süvari bindirilmesini icabında derhal denize açılmak şartiyle. Başlangıçta hiç mühimsenmemiş. 12 ocak 1085 de iç kalenin de teslim alınışından sonra. tab'asından olan Grekler'e. Ancak. Philare-tos'un eski hülyalarını gerçekleştirmesine vesile oldu: maktul dükün askerleri ve ileri gelenler tarafından davet edildi ve şehri teslim aldı. büyük harekât yaparak Türk orduların kendi üzerine çekmemek. Bizans imparatoru. Türkmen kuvvetlerinin de kaynaştığı bu bölgede prenslik ve şâir gibi teşekküllere rağmen durum hiç te normal değildi. babasının Antakya'daki şıhne (vâli)si müslüman İsmail ile galice anlaşarak. bu senelerlçlnde Anadolu'da ayrı noktalar hâlinde kalan Bizans kalelerinin fethi ile meşgul olmuş. Iznik'e gitti ve Süleyman-şah't Antakya üzerine teşvik etti. esirleri serbest bıraktı. Ar-tah. Malatya'yı da haraç vermeğe mecbur tutmuştu. içlerinden çıkan Bizans'ın en cesur askerleri Khomatene'lerden (Phryki-a ye Laodikia birlikleri) 8-10 kişilik gruplar Türk mevzilerine âni baskınlar veriyor ve çabucak barakalarına dönerek denize açılıyorlardı. bir taraftan Bizans İmparatoru Botaniates'e tâbiiyet arzederek Antakya düklüğü vazifesi ve Sebastos gibi unvanlar alırken. hâkimiyet sınırlarını genaştetiyordu. hediyeler takdimi ve binblr dalavere ile. Kilikia'nın fecî duruma düşmesinde bizzat Ermeniler'in büyük payı vardı. Bundan sonra Süleyman-şah andlaşma gereğince. gündüzleri dahi mücadelelerde bulunmasını emretti. Delûk (Ayıntab)'a kadar her tarafta karışıklık hüküm sürüyordu. Bu muameleden üzgün ve umumiyetle babasının hareketlerinden şikâyetçi olan Barsam. Philaretos Urfa'yt daha sonra oğlu Barsam'ın idaresine verdi ve gözlerini Antakya'ya çevirdi. Gecenin belirli olmayan saatlerinde. Bizans orduları kendilerini "ayak altında kum gibP ezen Türkler'e kanşı savaşmak eesareM atök gösteremi-yorlardı. Kaysun'a hâkim olmuş. Philaretos'un askerleri de kaçıyorlardı. Böylece. diğer taraftan Musul ve Haleb hükümdarı Şeref ül-devle Müslim'e. Hapishaneden kaçtı. Tarihçi Urfalı Mateos"un 1079 yılına tesadüf eden müşahedesine göre. mevcut kuvvetini bir anda kırdırmamak gayesiyle. bir müttefik gibi görünen mâceraoı ve haşin Philaretos. Raban. 1085 de Honi. Fakat neticede bu pek küçük «Içüdeki müdafaa sistendin böyük masraf ve emeklere bağlı ordular hazırlama ve şevkinden daha tesirli olduğu anlaşıldı. Kilikia'da Philaretos tarafından bir Ermeni prensliğinin kurulduğunu yukarıda söylemiştik. 1084 senesinde Urfa valisi plan oğlu ile arası açılmış ve Barsam yakalanarak hapsedilmişti. elindeki toprakları muhafaze edebilmek için. Bizans'ın Suriye'deki son hrıstiyan kalesi olan bu mühim şehir zaptolundu (1084 aralık ayının ilk haftası). Misis. atmıştı. fakat günlerce devam eden bu hâl neticesinde bir iki adım gerileyen Türk kuvvetlerinin bıraktıkları mevzilerde Bizanslılar yuvalar vücuda getirdiler ve pusular kurarak. Kamyr (Yağmur) kumandasında yedi bin kişilik Türk kuvveti göndererek Aieksios'un Normanlar'ı İtalya'ya kadar püstürtmesîne yardım etti (1083). Ermeniler'den nefret eden ahali karşı koymayarak. Durum bu kadar bir gelişme kaydedince. Bizans ordularının dağılması ve Türklerin başka yerlerde fazlaca meşgul olmasından faydalanarak. İmparator Aleksios kalabalık ve muntazani Bizans ordutarıfcıh. Bu bakımdan Philaretos iyi bir örnek teşkil etmektedir. Büyük Sultan Meiikşah'a da ayrıca hediyeler ve bağlılık mektupları gönderiyordu. Suriye meliki Tâc'üd-devle Tutuş'a vergiler ve hediyeler veriyor. Buradan da Poltaci (Baltacı?) tarafından kovalandığından Maraş'a iltica etti. Kararlaştırılmış noktalardan sesesizce 280 kişiyi surlara çıkardı.

280 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHÎ 281 ta iyi kabû! görmeyen Philaretos'a. Bağdad'a gitti ve halkın coşkun tezahüratı arasında hilâfet erkânı tarafından karşılandı. Gemlik körfezinde bir Türk donanması inşasına girişmiş iken imparator Aleksios Komnenos tarafından kandırılıp İstanbul'a götürülerek sultana cephe alması üzerine. Çemişkezek ve Hanzid (Palu-Genç bölgesi)'i ele geçmiştir.Türk hâkimiyetine girmiş ve Büyük Selçuklu İmparatorluğuna bağlanmıştır. Moncuk Böri. kalabalık bir ordu başında. Haleb bölgesi valiliğine Aksungur'u tâyin etti ve kendisi Süveydiye'ye kadar giderek. Ottu ve Erzurum'u Bi- zans'tan geri aldıktan gibi. Süleyman-şah'ın Antakya'ya giderken İznik'te yerine bıraktığı Ebu'l-Kaasım. Çubuk Bey. Bundan büyük bir teessür duyan Suttan Melikşah hassa kumandanlarından Porsuk. Çoruh vadisini. Hasankeyf. Akkâ'da Mısırlı Bedr'ül-cemâlî ile mücadeleye girişmiş (1072). 1084'te Kakhet kıratlığı tabiiyete alınmış. "Dâima muzaffer" büyük Türkmen beyi Artuk şR inançlı Karmaffler'in bulunduğu ef-Ahsâ (el-Hasa) bölgesini ve Bahreyn adatannı daha önce itaate almıştı (1078-1079). buranın veziri Fahr'üd-devle Muhammed b. bu havalideki Ukaylî toprakları da Selçuklu İmparatorluğuna bağlandı. Mardin. Sultan Alp Arslan'ın son yıllarında Şam'ın zaptına memur edilen (mayıs 1071) Bağdad şihnesi Ay-tigin'den başka. Fakat Atsız 1077'deki Mısır seterinde Kahire önünde muvaffak olamaması üzerine. Bu esnada İsfahan'dan büyük kumandanlar refakatinde. Şam'ı üçüncü muhasarasında ele geçirmiş (10 Haziran 1076) ve^îî ezanını kaldırarak. Şeddadî ülkesindeki anlaşmazlık ve Gürcistan kiralı Giorgi M. Sultan Melikşah. Kasîm'ül-devle Aksungur ile diğer Türkmen reislerinin Musul'a girmesi ile. Kudüs'ü zaptetmjş. Meyâfarikîn (Silvan) başta olmak üzere. Urfa'nın Selçuklular tarafından zaptını (şubat 1087) müteakip ve BüyüfeSultantn huzurunda törenle müsiüman olduktan sonra Maraş şehri verilmiştir. Şam'ı kuşatmış olan Mısır orudusunu ric'ate mecbur ettikten sonra Atsız'ı da ortadan kaldıran Tutuş. İstanbul'u zaptederek Bizans İmparatoru olmayı düşünüyor ve bu maksatla. Melikşah'ın sevkettiği Porsuk ve arkasından Bozan kumandasındaki kuvvetler tarafından ortadan kaldırıldı. Ege denizine ve Çanakkale'ye kadar bütün memleket -tabiatiyle bazı kalelerle sahillerdeki tahkimattı şehirler hariç. Böylece Süleyman-şah'ın vefatından önceki günler Antakya'dan Karadeniz'e. Sultan Melikşah tarafından kardeşi Tâc'üd-devle Tutuş. Şeyzer ve diğer kaleler teslim olmuş. Arapkir. Allah'ın kendisine nasip ettiği muazzam fütuhattan dolayı şükretti. Vücuda getirdiği kuvvetli bîr donanma ile Bizanal ciddî olarak tehdit eden diğer bir Türk kuvvetini de tarrçir Beyi Çakan temsil ediyordu. İsfahan'dan hareketle Musul ve Harran üzerinden ilerledi Câber ve Menbiç kalelerini aldıktan sonra. Haleb'den ayrılan Melikşah. Dâr'ül-hilâfe'de tertiplenen büyük törenle halife el-Muktedî bi'llah yine 'Doğunun ve Batının hükümdarı" Sultan Melikşah'a iki kılıç kuşattı (25 nisan 1088). Ebû Yâkub ve tsa Böri kumandasındaki Türkmen kuvvetleri Kars. Bu münasebetle kaynaklarımızda tafsilâtı ite bildirilen gelinin hayret verici kıymeti! cehizi ile. 28 şubat 1087'de Urfa'yı zapteden Bozan oraya vali tâyin edilmişti. Araş yolu ile Gürcistan'a giden Melikşah. Suriye meliki tâyin edildi. İmparator Aleksios Komnenos ile Drakon çayını Bizans-Selçuklu hududu tanıyan anlaşmayı imzalayan Anadolu fâtihi Süleyman-şah'ın Antakya'ya gelerek. Efes şehri ile Ege sahilleri bölgesi Tanrıver-miş Bey'in. Şiîlikle mücadele Selçuklu İmparatorluğunun ana siyaset çizgilerinden biri olduğu için. fakat Gürcü kiralının tekrar başkaldırması ve eski *ni kiralı Gagik'in yeniden kıral olmak teşebbüsü sultanı ikinci Kafkasya harekâtına zorlamıştı. Cizre ve daha 30 kadar kaleden ibaret Mervânî ülkesi. Süleymanşah ite olan savaşta Tutuş tarafında yer alan ve büyük yardımı dokunan Artuk Bey de Kudüs ve civarına sahip bulunuyordu. 1087'den itibaren bütün havali imparatorluğa bağlanmıştı. Artuk Bey. Terken Hâtûn ite birlikte Bağdad'a gelen. bölgenin rakipsiz sahibi oldu. 1092'de Süleyman-şah'ın oğlu Kılıç Arştan gelinceye kadar iznik» muhafaza etti. Sultan Melikşah. Kafkasya ve Erran'daki tâbi bölgeleri amcası Yâkutî'nin oğlu Azerbaycan umumî valisi Kutb'üd-din İsmail'e verdi. Âmid (Diyarbakır). Çökürmüş ve Hâcib Altuntak kumandalarında sevk edilen ordular ve Türkmen kuvvetlerinin gayretiyle. Haleb'e geldi (aralık 1086). yapılan muhteşem düğün ve Bağdad'da günlerce süreri şenlikler. oraya bir sefer yaparç^ bütün Kafkasya'yı Savtigin'e teydî antikten (1076) sonra dönmüş. Kuteyis'e kadar Acaralar bölgesini ve Karadeniz sahiline kadar olan yerleri tamamen işgal ettiler ki. B* cezîre ve Suriye'nin kilit noktası durumundaki bu müstahkem şehri zaptetmesi Suriye meliki Tutuş ile aralarının açılmasına sebep oldu ve Süleyman-şah'ın nisan 1086'da Haleb'i kuşatması iki Selçuklu şehzadesini savaşa götürdü. Selçuklu İmparatorluğuna katıldı (1085) ve aynı yıl içinde. Ebu'l-Kaasım'dan sonra yerine geçen kardeşi Ebu'l-Gazi. izmir ve civarıyle adalardan bir kısmı Çakan Bey'in hâkimiyeti altında idi. Mücâhid'üd-devle Bozan. Melikşah'ın kon Mehmelek halife el Muktedî ile evlendirildi. Antakya valiliğine Yağısıyan'ı. Kasîm-üd-devle Aksungur ve diğerleri yanında olduğu halde.'nin itatsizlik belirtileri üzerine. daha önce başbuğları idaresinde bu hayaliye gşlen Türkmenlerin işgal ettiği Filistin'i almış. Balkanlar üzerinden Doğu Trakya'ya kadar inmiş olan Peçenek Türkleri ile ittifak ediyorMarmara . İslâm dünyasında ikilik ve kin yaratan bu akidenin yayılmasında ocak vazifesini gören Mısır Fatımî devletinin ortadan kaldırılması Selçuklu sultanlarının başlıca gayelerinden idi. Ayn-ı Selm mevkiinde vukua gelen muharebede ordusu dağılan Süleyman-şah intihar etti (5 haziran 1086). bu münasebetle Bizanslı tarihçi Anna Komnena'ya göre Trabzon da Türkler'e «itikat etmişti. Akdeniz'in dalgalan karşısında. Bu havalideki karışıklığın düzelmesi üzerine Sina çölüne kadar bütün Suriye kıt'ası Tutuş'a bağlı olarak Şam melikli* ği şeklini almıştır. Anadolu'ya yakın adaları alan ve birkaç defa Bizans donanmasını mağlûp eden Çakan Bey. Diğer taraftan Çankırı'yı fethetmiş olan Karategin fütuhatını sahile doğru genişleterek Sinop'u muhasara ve zaptetmişti. 1085'e kadar Anadolu'nun fethi sırasında. Suriye'ye aynı vazife ile gönderilen Türkmen beylerinden Atsız. Philaretos'a tâbi Harput şehri ÇubuK tarafından zaptolunmuş ve bu bey ayrıca Eğin. Bu sırada Lâzkiye. Cehîr'in yardımı ve Bağdad şihneliğinden Irak-ı Acem valiliğine getiren Gevharâyîn. Selçuklu İmparatorluğunun azamet ve satvetini göstermek bakımından dikkate değer. Sav-tiginlh durumunu kuvvetlendirdi ve 1080'de sevketmek zorunda kaldığı Ahmed. Abbasi halifesi ve Sultan Melikşah adlarına hutbe okutmuştu.

38 yaşında iken vefat eden Melikşah Kâşgar'dan Boğaziçi'ne. seçkin imparatorlardan biri oları Aleksios Komnenos'aın tahrik ettiği. 1133 tarihli mektukbundan anlaşılacağı üzere bu yıllarda Horasan. TuğruJfr. Sencer "Büyük Sultan" oluyordu. Berkyaruk'un kardeşi Sultan Muhammed Tapar (1104-1118) kuzeyde Güroö saldırılarını durdururken. Halife tarafından kendisine Müizz'üd-din. Jyioe zayıflayan Selçuklu idaresinde son hükümdar Sultan Tuğrul III zamanında füff iktidar Musul. Başkent Merv^şehri idi. babası zamanından beri ülkede yeraltı faaliyetini artırmış dinî-siyasî Bâtınî haraketi ile müca-daleye girdiği bu tarihlerde Haçlı orduları da memleketin batı bölgesini istilâya başlamışlardı. 1167) ile büyük Selçuklu imparatorluğu fiilen nihayet buldu. Ondan soma. Celâl-üd-dünya ve'd-din lâkabı ile birlikte Ka-sîm-u Emîr'il-mü'mînin (Halifenin ortağı) unvanı verilmişti. Sultan. Şünnîiik-ŞiJJik dâvasında Sultan Melikşah'ın meşgul olması lâzım gelen meselelerden biri de imparatorluk içinde Hasan Sabbâh'ın bayrakdarlığını yaptığı bâtinî faaliyeti idi. Üaküdar-EdirneÇanakkale arasında üçlü Türk kıskacı içine tfmmış olan Bizans İmparatorluğunu çökertmek istiyordu. Wr yandan da Haçlılarla savaşa girişti (ItTMTOBJfffS seferleri). Yerine geçen oğlu Mahmud (111&-1131?» karşı büyük amcası (Sultan Melikşah'ın oğlu) Horasan meliki. Mahmud'u himayesine aldı* Mahmud "Irak Selçuklu Devleti" sultanı olarak katırken. Hicaz ktt'asını tamamen imparatorluğa bağlandıktan sonra. Kafkaslar'dan ve Aral gölünden Hind denizi ve Yemen'e kadar genişletmekle dünyanın en büyük imparatorluklarından biri hâfiııfc geltirmeğe muvaffak olduğu Selçuklu devletinin sınıflarını daha uzaklara götürrriek. Kızılsarıg. Böylece Karahanlılar'm doğu kolu da Selçuklular'a bağlanmış oldu. ftöl). Bala-sagun ve İsfîcâb hâkimleri vergi taahhüt ettiler. fakat Türk siyâsî liderleri arasında tam bir görüş birliği olmayışı başarıyı önledi. Kâşgar hükümdarı Harun Buğra Han huzura gelerek tâbiiyetini arzetti. Anadolu. Yemen ve Aden havalisi de Türk hâkimiyetine alındı. savaşta mağlûp olarak yakalandı ve kendi yayının kirişi ile boğduruldu (Mayıs 1073). saltanatta hak iddiacısı amcası. Buhâratyı zaptetti ve Semerkand'ı kuşatarak Ahmed Han'ı esir almak suretiyle. Mâveraünnehir1! elden çıkarcb. Arkasından Taraz (Tfclas) hâkimini tâbiyetine aldı.tölm. bu harekât devam edemedi.l*eth. Onun. Kasîm'üd-devle Aksungur ve Bozan'ı Suriye'nin sahil bölgesini zapta ve Fâtımîler ile öteden beri siyasî anlaşmazlık ve rekabet mevzuu olan Mekke'deki hutbe ve Medine'de hâkimiyet işinin ve Yemen ile Aden havalisinin fethine memur etti. Melikşah'a kırgın bulunan halife el-Muktadî bi'llâh'ın işbirliği neticesinde zehirlenerek öldürüldü (16 şevval 485=20 kasım 1092). Koltaş gibi kumandanları şevketti ise de. "Sultân'ül-âlem'' diyö anılır ve aynı-zamanda 'ea-Sultân'ül-âdıT ve "Ebu. Harezmln ayrılmasını sonuçlandırdığı gibi» merkez Horasan'ı da Oğuz işgali altına soktu. 2. Yoruntaş. Ermenilik Süryânîler. Fakat Katavan Savaşı (1141)'nda put-perest Kara-Hitaylar'a yenilmesi itibarım terdi. Orta Asya'da Büyük Selçuklu İmparatorluğu sınırları Çin Şeddine yaklaştı (1090). Yartnkuş gibi kumandanların idaresindeki Selçuklu ordusu. Afganistan'da gelişmekte olan Gurlu devletini kendine bağlayan Sultan Sencer. Bfr tfaç kere Büyük Selçuklu sultanı Olmağa teşebbüs eden Kavurt nftte» yet Sufteri MelikşaHHtf sultanlığını tanımayı reddec^p başkent ü2erihe yürüyünce. Mısır'ı. Sâd-üddevle Gevherâyîn. oraya bir sefer daha yapan Sultan Melikşah aynı yılın sonbaharında Bağdad'ı ikinci ziyaretinde (kaşım 1091) topladığı harp meclisinde Tâc-üd-devle Tutuş refakatinde olarak.282 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 283 kıyılarında Selçukluların hâkim bulunması sebebiyle-. Oğuzlar'a esir düşmesi (1153). Karahanlılar'm batı kolunu Selçuklu İmparatorluğuna bağladı. 1İ34) ve Mes'ud (ölm. Peçenekler ile Kuman Türidarü arasında Meriç kenarında vuku bulan ve Çakan'ın müttefiki Peçenekler'in ezildiği Lebonium muharebesi (29 nisan 1091) neticesinde kurtulabildi.evlâtlan Kirman bölgesini idareye devam ettiler. kuzey Hindistan ve Hicaz onun üstünlüğünü tanıyordu. Irak Selçuklu devletinde Sultan Mahmud'dan sonra gefen Mutıammed (ölm. Kuzey Afrika'yı zaptetmek ve bir dünya hâkimiyeti kurmak emelinde idi. arazi zaptına girişen Bağdat halifeleri ile mücadeleler içinde geçti. Melikşah'tan sonra iç mücadeleler arasında sultan olan Berkyaruk (1092-1104). hterezm'de hükmediyor. Adaleti ve şefkati ile imparatorluk dahilinde uyandırdığı derin hürmet ve sevgiden dolayı vefatı Türkler ve İslâm dünyası için olduğu kadar. lâkablannt taşırdı. Semerkand hJŞcümdarı Almed Han'dan hatoşikâyeti ürarine tertiplediği MâverâünneWr seferinde (mayıs 1087) yolu özerine düşen kaleleri ve müstahkem mevkHeri birer birer aldıktan sonra. Sencer kendini Selçuklu Sultam îlâh ederek (1115-1İ57). Irak ve Horasan Selçukluları (1092-1194) Büyük Sultan Melikşah'ın ölümü (1092) ile başlayan taht kavgaları yüzünden imparatorluk 4'e bölündü. ancak. Fars arazisi güney sahilindeki Hürmüz errflrRğlve Arabföan yarım adası ucundaki Umman bölgesi zapt edfflTİlşti. Irak Selçukhf Devlet* jç karışıklığa düşdüğü zaman Klrman'da da hanedan mensuptan arasında münazaalar çıktı. Devlet 1157'den sonra&r ara Gurluiar'a tâbi oldu. Çünkü o sırada Bağdad'a gitmiş olan Sultan Melikşah. Onun bilhassa kuzey İran'da yalçın kayalar üzerindeki Alamut kalesini ele geçirmesinden (eylül 1090) sonra ciddiyet kazanan bu râfizî yuvasını yıkmak üzere Melikşah. Mâveraünnehir. Son Selçukto meliki Muham- . Bu münasebetle Törşek. Sultan Tuğrul'un Harezmşafo Tekiş'e mağlûp olarak ölmesi (1194) üe toprakları Harezmşah'lara intikal etti. Özkend'e vardığı zaman. Selçuklular'ın en büyük hükümdarı ve tarihte en büyük Türk imparatorlanndan biri olan Melikşah birçok Sultan ve mellklefln metbûu bulunduğu için "ea-SuR&n'OI-a'zam" (Büyük Sultan). Suriye Selçuklu meliki Tutuş ile çarpıştığı (1095). şehzade Berkyaruk yerine kendi oğlu Mahmud'u velîahd yapm$k isteyen muhteris Terken Hâtûn ile. Akdeniz'e. diğer hırietlyanlar ve şâir din mensupları. SultanJdelikşah. tl52) zamantarrlÇ"kanşlWıklar-ve dünya devleti kurmağa kalkışan. Sultan Sen-certn öfâmüne kadar (1167) ona bağlı kaldılar. 1091 yılında Türkistan'daki karışıklıkları düzeltmek üzere. Çubuk. dağılan imparatorluğu toparlıyamadı. Daha "melik" iken Gazneliler'i ve 1121'de de. arasında da üzüntüye sebep olmuş ve her tarafta matem havası yaratmıştı. Sencer'in ölümü (Eylül. daha sonra soydaşı. Kirman Selçukluları (1092-1187) Selçuklulardan Kirman kolunun başı olan Kara Aralan Kavurt (Çağrı Bey'in oğlu)'tonundan W#tft8öyıRan arasında Kirman'dan başka. 3. Bizans bu buhranlı dudumdan. Azerbaycan ve Fars atabeylerinde idi.

öteki Hâlemde otmtoîfere devleti paylaştılar. Fakat Aleksios Komnenos'un Bizans imparatoru olmasından sonra durum Bizans lehine gelişmeğe başladı. Suriye meliki Atsız ile ihtilâfa düşmüştür. daveti ile gelen Artuk-oğlu ll-Gazi'ye geçti (1117). Bu sıralarda. Bu vaziyetten faydalanan Süleyman-şah Orta Anadolu'ya girerek 1077 yılında Konya'yı zaptetti. Ancak Sultan Melikşah'ın ölümüyle oğullan arasında saltanat kavgalar» başlayınca Süleyman-şah'ın oğlu Kılıç Arslan Horasan'dan gelerek İznik'te Anadolu Selçuklu Devleti'nin ikinci sultanı sıfatıyla 1092 sonlarında tahta oturdu. Bizans ile sulh yaptıktan sonra Anadolu'ya dönerek 1083 yılında Tarsus. Küçük bir kuvvetle Antakya önlerine gelen Süleyman-şah. iki oğlundan raf van Haleb'de. Bizans İmparatorluğu. Bizaıie^tmparatoru Âfeksios'tan yardım istedi. . Süleyman-şah fetihlerine devam ederek kısa zamanda Bizans aleyhine hudutlarını oldukça genişletti. Fakat onun bu havalide fetihlere devam etmesi Suriye meliki Tutuş 1le aralarının açılmasına sebep oldu. Sultan Melikşah'tan af dilemek için İsfahan'a gitti. Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman-şah'ın da fetihlere katıldığı görülmektedir. 1128'de öldürülen Tuğ-Tegin'in oğlu Tâc'ûd-din Böri 8e Böri-oğulları (Şam Atabeyliği) idareyi ele aldı. Bbı/1Kasım'm ölümünden sonra kardeşi Ebı/1-Gâzi onun yerine geçmişti. Emir Porsuk üç ay devam eden muhasara esnasında şehri ele geçirtmeyince Sultan MelîRşah onu gerî Çağırarak Urfa emîri Bozan'ı onun yerine tâyin etti. amcası Kavurd'un isyanını bastırdıktan sonra bu kıtanın fethine daha fazla ehemmiyet vererek büyük Türkmen beylerini bu fetih hareketiyle vazifelendirdi. Dok* Şam'da müstakil harekete devam ettiler. Şam'da ise. Melikşah'dan zaptedecekleri memleketlerin hükümdarlık menşurunu almışlardı. Görüldüğü gîbibW)lrtne tamamen zfcfikirleri ihtiva eden bu iki görüşün hangisinin gerçeği ifade ettiği belirtmek şimdtKk mümkün olmamaktadır.Türkteri birbirine düşürmeye gayret sarfeden Aleksios bunu bir fırsat bilerek Ebul-Kasım'ın y«r-dım isteklerini Cevapsız bıraktı. 1104)'dan ziyâde atabeği Tuğ-tegin'de idi ve atabey ile Rıdvan aralarında kesin bir uzlaşmaya yaramıyorlardı. Bundan sonra Bizans'taki taht kavgalarına müdahale imkânını bulan ve bu sayede fazla zorlukla karşılaşmadan bir çok şehir ve kaleyi ele geçiren Süleyman-şah 1078'de tettikl fethederek merkezim oraya nakletti Böylece Anadolu Selçuklu Devleti'nin temelleri atılmış oluyordu. Ermeni Phitaretos'un tahakkümü altında İdi. Dokak (ölm. Bu arada Ebu'l-kasım'ın gafletinden istifade ederek İzmit'i ele geçirdi. 1080 yılında Iznik'i Türkler'den geri almak gayesiyle İznik önlerine gelmiş olan Bizans ordusunu ağır bir mağlûbiyete uğrattıktan sonra Üsküdar'a kadar ilerleyen Süleylman-şah. Rıdvan Haleb'de öldü (1113) ve sonra son Selçuklu Sultan-şah zamanında (1114-1117) idare Selçuklu ailesinden olmayan Lû'lû'nun elinde iken bunun öldürülmesi üzerine Haleb. Alp Arslan'a karşı giriştiği saltanat mücadelesinde mağlup ve maktul düşünce oğulları Bizans hududuna sürüldüler. dahilî mücadeleler. Bir müddet Urla havalisinde sönük bir hayat geçiren Kutalmış'ın oğulları 1074 yılında etraflarına topladıkları kalabalık bir Türkmen grubuyla harekete geçerek önce Güney Anadolu'da daha sonraları ise Orta Anadolu'da fetihlerde bulundular. Kılıç Arslan İznik tahtına geçtiği sırada Anadolu'nun muhtelif bölgele- . Bununla beraber (*) Anadolu'nun fethi Özerine Büyük Selçuklu İmparatorluğu bahsinde geniş bilgi vefflrnlaflr. burada kurduğu gümrük daireleri ile Boğaz'dan geçen gemilerden vergi almağa başladı. az sonra yine anlaşamıyarak biri Şam'da. Süleyman-şah'ın Anadolu'ya ne suretle geldiği hakkında birbirinden tamamen farklı iki görüş ileri sürülmektedir: a) Süleyman-şah'ın babası Kutalmış. 1082 yılında yapılan bir antlaşma ite İzmit körfezine dökülen Drakon çayı iki memleket arasında sınır itibar edildi. Anadolu'da fetih hareketi bütün hızıyla devam ettiği sırada. Bu sebeple Kudüs'e ilerleyen Haçlılarla iyi mücâdele edilemedi. Sultan I. Bir ara Meyafarîkîn (SH-van)'e kadar güney Anadolu'yu nüfuzu altına alan Rıdvan. Süleyman-şah'ın 1074 yılından itibaren Anadolu'daki faaliyetlerini tesbrt edebiliyoruz. Aralık 1084 tarihinde içerdeki hıristiyanların yardımı ile Antakya'yı zaptetti. Mısır Fâtımîleri ile anlaşan Haçlılar tarafından mağlûp edildi. Antakya hıristiyanları çok gaddar olan Philaretos'un elinden kurtulmak için Süleyman-şah'a haber göndererek şehrin zaptında ona yardımcı olacaklarım bildirdiler. fakat halifenin tavassutu ile nihayet Anadolu'nun fethine memur edilmiş olan Kutalmışoğulları. b) İlk zamanlar Sultan Melikşah'a karşı muhalif bir tavır takınmış. taht Kavgaları sebebiyle zayıflamış olan Bizans İmparatorluğu Türk akınlarına fazla mukavemet edecek durumda değildi.284 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 285 med-şah H samanında memleket Oğuz başbuğlarından Dîhar tarafından işgal edildi. halkın. Bu Selçuklu kolunda fazla bir hareket görülmemiştir. Suriye Selçukluları (1092-1117): 1077'den beri Suriye Selçuklu melik'i olan Tâc'üd-devle Tutuş. İmparator Aleksios kuvvetle başa çıkamıyacağı-nı anladığı Ebu'l-Kasım'ı İstanbul'a davet ederek onunla sulh yaptı. Türk birlikleri yavaş yavaş geri çekiliyordu. 4. Balkanlardaki isyan ve ihtilâller sebebiyle Anadolu'daki Türk akınlarına karşı duramıyordu. Süleyman-şah'ın ölümü üzerini. Anadolu Selçuklu Devleti" Hakkı Dursun YILDIZ Malazgirt zaferini takip eden yıllar zarfında Anadolu'ya kalabalık Türk nüfusu gelip yerleşmeğe başladı. 5 Haziran 1086 tarihinde Süleyman-şah ile Tutuş arasında cereyan eden savaşta Süleyman-şah mağlup oldu ve hayatını kaybetti. Süleyman-şah. yeni kurulmakta olan Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasını önlediği gibi Bizans'a karşı da başarılı akınlar yapmıştır. İznik'te vekil bırakmış olduğu Ebu'l-Kasım. Misis şehirlerini zapt ve Malatya'yı haraç vermeğe mecbur etmişti. Afide kurtuluş ümidi kalmıyan Ebu'l-Kasım. kardeş! Büyük Sultan Melikşah'ın ölümü ddîayısiyle kendini sultan ilân ederek üzerine yürüdüğü Berttyaruk kfe$»ff1da Savaşı kaybetrhtf (Şubat 1095) ve ölmûfctö. Adana. Sultan Melikşah. Çevirdiği entrlkalarla. 5. Muhasaranın uzaması üzerine çok kötü bir duruma düşen Ebu'l-Kasım. onun Bizans İle uğraştığı bir sırada Emir Porsuk idaresindeki büyük bir orduyu İznik üzerine göndermişti. Rıdvan kardeşini savaşla zorlayarak SuriyeHükümdarı oldu İse de. Sultan Melikşah. Aynı yıl Antakya ve Haleb'i muhasara eden Süleyman-şah. Burada da yüz bulamayınca tekrar Anadolu'ya dönmek zorunda kaldı ve yakalanarak Emir Bozan tarafından idam edildi. Bu sırada Antakya. Bu sırada Şam'da idare.

Başkent Konya ile havalisini ajan ve kardeşlerinin metbûu durumunda olan Sultan İl. Aym zamanda Türkmen kuvvetleri de tekrar Bizans ülkesine akınlarına yeniden başlamışlardı. Fakat bu sefer de Şehin-şah. Haçlılar ile yaptığı savaşlarda oldukça yıpranmış olan Sultan Kılıç Arslan Bizans imparatoru ile sulh yapıp batı hudutlarını emniyete aldıktan sonra. Haçlılar'ın gelişi ve Iznikln düşmesi sebebiyle Konya'yı kendisine merkez yapan Kılıç Arslan. Bunu haber alan Fransa kiralı St.. Louis'nin orduları Anadolu'ya girdiler. Kılıç Arslan'a karşı Bizans. SultaıvLKı&gAr&taft'ın ölümü ve oğlu Şehinşah'ın Emir Çavlı tarafından yakalanarak İsfahan'a götürülmesi üzerine Anadolu Selçuklu tahtı boş kaldı. 1163 yılında Yağıbasan'ı mağlup ederek Elbistan. Bu bakımdan Sultan Mesud. buradan deniz yoluyla Akkâ'ya gidebilmişti. Konya önlerine yapılan savaşta Bizans ordusu ağrr bir mağlubiyete uğradı. Urfa Haçlı kontluğunun ortadan kaldırılması sebebiyle harekete geçen II. Kilikya Ermenileri'ne de ağır darbeler indirerek onlardan birçok şehir ve kaleyi zaptetti. Çankırı ve Kastamonu'yu Danişmendliler'den geri alarak ülkesinin hudutlarım genişletmeğe başladı. Bir sene sonra da Elbistan'ı ülkesine kattı. bu sırada fırsattan istifade eden Bizans'ın da ilerlemesine mâni olamıyordu. Haçlılar'a karşı kazandığı zaferleri müteakip Maraş ve civarını fetheden Sultan Mesud. Bununla beraber Antakya kontu Bohâmond'un Danişmendîler tarafından esir edilmesini müteakip 1101 yılında harekete geçen Haçlı birlikleri birbiri arkasından Amasya yakınlarında ve Konya Ereğlisi'nde Kılıç Arslan tarafından imha edildiler (1102). gittikçe aleyhinde gelişmekte olan Anadolu Selçuklu Devleti'ni yıkmak karariyle büyük bir ordunun başında olduğu halde yürüyüşe geçti. Muhasara devam ederkerKfiıHaçlı ordusunun Anadolu'ya gelmekte olduğuna. Kılıç Arslan Türkmen kuvvetlerinin maharetle tatbik ettiği sahte ricat sayesinde Bizans kuvvetlerini Denizli civarındaki dar ve sarp Myriokephalon vadisine sokmağa muvaffak oldu. Bundan sonra Danişmend Gazi ve Kayseri hâkimi Hasan Bey'in kuvvetleriyle takviye edilmiş olarak Eskişehir önlerinde Haçlılar'ın karşısına çıkan Kılıç Arslan onlara ağır kayıp verdirmesine rağmen galip gelemedi. Babasının yerine Daniş-mendii tahtına geçen Mehmed Gazinin ölümüyle Sultan Mesud üzerindeki Daniş-mendli nüfuzu kırılmış oldu. Bu sebeple Alekaios Komnenos'un bu Türk emirine karşı ittifak teklifini kabul ederek müştereken EmirÇaka'yı ortadan kaldırdılar (1094). Bundan sonra Harran'ı ve Suriye me~ liki Dokak'ın elinde bulunan Meyyâfarîkin'i ülkesine kattığı gibi Diyarbakır ve Musul bölgelerine de hâkim oldu. Taht kavgalarının başlaması. Pierre L'Ermit idaresindeki çapulcu Haçlı grubu &dıç Arslan'm kardeşi Davud tarafından bcmit yakınlarında imha edilmişti. 1134 yılında kayınpederinin vefatına kadar âdeta onun himayesinde idi.Qâzi Anadolu'nun en kudretli hükümdarı haline gelmişti. Bu arada Danişmendli emiri Yağı-basan'ı da kendisine bağladı. Bunun arkasından kardeşi Şehinşah'tan Ankara ve Çankırı'yı aldı. Diğer taraftan imparator Ateksios Iznik'e kast akınlarına devam ediyordu. Bununla beraber yolda Türkmenler'in hücumlariyle hayli zayiat verdikten sonra Antalya'ya ulaşan St. Artukoğlu Hgâzi ve Suriye maliki Rıdvan'ın birlikleri ile Habur ırmağı kenarında yaptığı savaşı kaybederek bu ırmakta boğularak öldü (Temmuz 1107). J Sultan Mesud. Kayseri ve Malatya'yı sınırlarına dahil etti. Sultan Mesud Anadolu'da kuvvet ve kudretini sağlamlaştırdığı sıralarda. Böylece batı hudutlarından emin olan Sultan Kılıç Arslan Anadolu'da hareket serbestesi kazanmış oldu. Haçtı seferinde Alman kiralı III. Eylül 1176 tarihinde yapı- .Kriıç Arslan 1096 ytlında Ermeni Gabriel*in:elinde bulunan Malatya'yı muhasara etti. Kılıç Arslan'm. çevirdiği entrikalarla Anadolu'daki Türk devletlerini birbirine düşüren Bizans imparatoru Manuel Komnenos ile görüşmek için İstanbul'a gitti. Kılıç Arslan'ın bu başarıiarı Bizar» imparatorunun gözünden kaçmıyordu. Sultan ilk saldırıları bertaraf ettikten sonra 1162 yılında. Bu vaziyet devleü oldukça saramışlı. Uzun süren saltanatı esnasında Anadolu Selçuklu DeVieft'n* bu ülkenin en kudretli devleti haline getiren Sultan Mesud 1155 târffUhde vefat ettt. Nureddin Mahmud'un işgal etmiş olduğu yerleri de kurtardı.haber aldı ve derh# muhasarayı kaldırarak merkezine dönmek zorunda kaldı. Sultan H. ekinleri tahrip ederek ve meskûn yerleri boşaltarak yıpratma taktiğine başvurdu. Sultan II. Darende. Bu gelişme Anadolu Selçuklu Devleti ile Bizans İmparatorluğunu tekrar karşı karşıya getirdi. Kılıç Arslan Bizans'tan ziyade İzmir ve havalisinde müstakil bir devlet kurmuş*olan ve meydana getirdiği donanması ile Ege ve Marmara denizlerinde faaliyette bulunan kayınpederi Emir Çaka'dan çekiniyordu. Haçlılar elinde bulunan Maraş ve Göksun'a karşı harekete geçtiği sırada Bizans imparatoru Manuel Komnenos'un Konya üzerine yürüdüğünü haber aldı ve süratle geri döndü. Sultan Mesud uzun müddet kayınpederi Emir Gazi ile işbirliği yapmak zorunda kaldı. Fakat Emir Çavlı.286 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 287 rinde Türkmen emirleri müstakil devlet olma hareketin* giriştiklerıraten bu ülkede bâr Türk birliği metfcut değildi. Konrad ile Fransa kiralı St. düklerin ve şövalyelerin idaresindeki muntazam Haçlı ordusu Iznik'i muhasara ettiiSfvSultan Kılıç Arslan bu kuşatma esnasında geldi ise de şehre girmeğe muvaffak olamadı. 1143 yılında Ankara. Ancak Şehinşah'ın 1110 yılında serbest bırakılarak Malatya'da tahta geçmesi durumu biraz düzeltir gibi oldu. Fakat kısa bir zaman sonra kontlann. Louis Orta Anadolu'ya girmekten çekinerek Efes-Denizli-Antalya yolunu takibe mecbur olmuştu. ölümünden kısa bir zaman önce ülkesini üç oğlu arasında taksim etmişti. kendisinin Haçlılar ile meşgul olmasından istifade ederek Malatya'yı almış olan Dânişmendii-ler üzerine yürüdü ve bu şehri tekrar zaptetti. Sultan Mesûd Ekim 1147 tarihinde Eskişehir yakınlarında Alman ordusunu perişan etti. İmparator Manuel. Bizans ve Haçlıca kar$? yaptığı savaşlarla ülkesini bir hayli genişletmiş olan ve Abbasî halifesi tarafından "Melik8 unvanı verilen EFnir. ki hükümdar arasında vanlan anlaşmaya göre karşılıklı yardımlaşma ve Türkmen kuvvetlerinin Bizans'a akın yapmamaları kabul edildi. Kuşatmanın uzaması sebebiyle İznik bir anlaşma ile Bizans imparatoruna testim edildi (Haziran 1097). II. Böylece batıda kendisini tehdit edecek bir tehlikenin kalmaması üzerine doğuya yönelen Sultan I. kardeşi Mesud'un isyaniyle karşılaştı. Ermeni ve Nureddin Mahmud'un harekete geçmelerine sebep oldu. Haçlı ordusunun zırhlı ve kalabalık olması hasebiyle Sultan Kılıç Arslan bundan böyle onlarla meydan muharebesi yerine. İki kardeş arasındaki taht kavgalar* 1116 jrtna kadar devam etti ve Mesud DanişmerKöter'den aldığı yardım sayesinde Konya'da Selçuklu tahtına oturdu. onların geçeceği bölgelerde su kuyularını kapatarak. Böylece müstakil hareket etme imkânına kavuşan Sultan Mesud. taht kavgalarını önleme maksadiyîe Ak fırsatta ortanca kardeşini ortadan kaldırması üzerine küçük kardeşi Şehinşah Ankara-Çankırı taraflarına kaçarak Danişmendli emiri Yağı-basan ile işbirliği yaptı. Louia.

Aynı zamanda Ermeni kiralı Hetum'u. Suriye ve Anadolu'yu istilâlarını önlemek takip etti. Diyarbekir Artukluları'nın da onunla işbirliği yapması. Izzeddin Keykâvus bu meseleyi kolaylıkla halledip Theodoros Laskaris ile de müsait bir anlaşma imzaladıktan sonra babasının siyasetini takibe başladı. Kılıç Arsîan'ın ölümü üzerine oğulları arasındaki sahtanat kavgaları daha da şiddetlendi. Nitekim Süleyman-şah'ın Konya üzerine yürüdüğünü öğrenince 1196 yılında Konya'yı ter-kederek İstanbul'a kaçtı. 1201 yılında Erzurumu zaptederek Saltuklular hanedanına son verdi. Sultan 8b Kılıç Arslan Bizana meselesini hallettikten sonra 1178 ydında Dan?$mendli beyliğine son vererek doğudaki tehlikeli rakîbinden kurtulmuş oldu. Arkasından Trabzon Rum imparatoru tH. Leon'a karşı giriştiği sefer zaferle nfeticelendi (1209). İmparator Batı Anadolu'daki istihkâmları kaldırmak. Aleksios Komnenos'u muğlup ederek Karadeniz ticaret yolunu elnniyet altına aldı. Aleksios Komnenos ile savaşıyordu. o zamana kadar hıristiyan dünyasında bir nem Türklerin işgali atandaki memteker gibi telâktoadüen Anadolu'nun gerçek Türk yurdu oiduğuhu isbat etrniç ve Bizans imparatorluğu bundan sonra Türkler1© karşı taarruza cesaret edememiştir. Böylece Gürcüler Ne komşu olan Rüknüddin Süleyman-şah. Fakat Akşehir'de Sultan'ın oğlu Kutbeddin Melikşah'ın Haçlılar ile mücadeleye girişmesi ve mağlûp olması Alman ordusunun Konya'da pek çok tahribat yapmasına sebep olmuştur. Bizans'ın. Ermenilerden alınan yerlere Türkmenler iskân edildi. Kılıç Arsîan'ın çocuk yaşta olması sebebiyle uçta bulunan Türkmen beyleri hâlâ İstanbul'da oturmakta olan Gıyaseddin Keyhüsrev'i Konya tahtına davet ettiler. daha önce giriştiği iktidar mücadelesinde başarısızlığa uğrayan ve hatta bir müddet hapiste kalmış olan Alâeddin Keykubât geçti. Anadolu'da bu karışıklıklar devam ederken Selâhaddin Eyyubî'nin Kudüs'ü alması üzerine yeni bir Haçlı seferinin hazırlığı başladı. iktidar mücadelesinde onun en tehlikeli rakibi askerî kuvvet bakımından kendisinden üstün olan Tokat meliki Rüdnüddin Süleyman-şah idi. Sultan Alâeddin Keykubâd kendisine muhalif bir tavır takınmış olan ümeradan bazılarını bertaraf ettikten sonra 1226 yılında Sinop'ta inşa edilen bir donanmayı Kastamonu Beyi Emir Çoban kumandasında Kırım'daki mühim ticaret limanı Suğdak üzerine gönderdi.288 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 289 lan savaşta Bizans ordusu büyük bir hezimete uğradı. Diğer taraftan Kıbrıs'taki Latinler1 in tahriki ile isyan etmiş olan Antalya halkım itaat altına alan (1216) Sultan. Trabzon Rum imparatoru . Bu zafer. Diğer taraftan devletin kara kuvvetleri Silifke'ye kadar bütün sahil bölgesini ele geçirdiler. Suttan II. Bu sırada Sultanin meşguliyetinden istifade etmek isteyen Trabzon İmparatoru Andronikos. Sultan'a asker vermek. Mısır Eyyûbîleri'ne karşı el-Melik'ül-Eşref la bir anlaşma yaptı. Kıbrıs kiralı ile ticaret anlaşmasını yeniledikten sonra kuzey ticaretini emniyet altına almak düşüncesiyle Sivas üzerinden Sinop'a hareket etti. Uzun ve başarılı bir mücadele hayatından sonra yaşlanan ve yorulan Sultan II. ödediği vergiyi iki misline çıkarmak ve parasını Anadolu Selçuklu sultanı adına bastırmak şartlariyle sulh yapmağa mecbur ettiler. Gıyaseddin Keyhüsrev bir yandan kardeşleri ile mücadele ederken diğer yandan da Bizans imparatoru III. kendisinin taht kavgalariyle meşgul bulunduğu sıralarda bazı şehirleri zaptetmiş olan Ermeniler üzerine yürüyerek bazı şehir ve kaleleri ele geçirdi ve Ermeni kralını vergiye bağladı. Bu sırada İstanbul Latinler tarafından işgal edilmiş ve Bizans imparatorluğu parçalanmıştı. Anadolu'ya giren Alman imparatoru I. 1207 yılında Antalya'nın fethiyle Türkler'e deniz yolu açılmış oluyordu. küçük oğlu veliaht Gıyaseddin Keyhüs-rev'e sığınarak onun yanında öldü (1192). 1211 yılında Alaşehir yakınlarında Laskaris ile yaptığı savaşta şehit düştü. Mengücekoğulları ile Artukoğulları'ndan bazı yerleri aldı. Hısn-ı Mansur (Adıyaman) ve Çemişgezek'i ete geçirdi (1226). Gıyaseddin Keyhüsrev'den boşalan Selçuklu tahtına devlet erkânının onun büyük oğlu Izzeddin Keykâvus'u geçirmesi üzerine kardeşi Alâeddin Keykubâd isyan etti. Gıyaseddin Keyhüsrev'in bu başarıları Thedoros Laskaris îte aralarının açılmasına sebep oldu. Gıyaseddin Keyhüsrev Selçuklu tahtına geçtikten sonra İznik kiralı Theodoros Laskaris ile an- laştı. Kflıç Arsîan'ın. Anadolu'da sarsılmış olan Türk birliğini yeniden tesis etmeğe gayret sarfeden Süleyman-şah. Kendisine Abbasî halifesi tarafından "saltanat" menşuru gönderilen Keykubâd. $• terine fazla müdahalede bulunmaması şehzadeler arasında iktidar mücadelelerinin başlamasına sebep oldu. Malazgirt savaşından beri AnadoluJyu gari almak ümidini tamamiyle kırmış. Fakat onun sultanlığı diğer kardeşleri tarafından kabul edilmedi. Friedrich Barbarossa ile dostluk kurarak onların Suriye'ye inmelerine müsait davranmak suretiyle Haçhlar'ı mümkün mertebe zararsız hale getirmek istiyordu. tik Selçuklu tersanesi Alâeddin Keykubâd tarafından Alâiye'de kuruldu. Diğer taraftan Türkmen kuvvetleri Kilikya Ermeni tarattığın) istila ederek Silifke'yi zaptedip oradan Suriye ve Elcezire'ye doğru yayılıyorlardı. Suğdak'ın zaptından sonra bir çok Rus Knez ve Kıpçak beyleri itaat altına alındı. Yerine geçen oğlu III. Bu felaket sırasında oğlu Melikşah'ın tahakkümü altında bulunan yaşlı Sultan. Aleksios'u mağlup ve esir ederek Sinop'u zaptetti (1214). Gürcü tehlikesini tamamen ortadan kaldırmak gayesiyle giriştiği İkinci sefer esnasında 1204 yılında vefat etti. Ermeni kiralı II. Sultan Kılıç Arslan. Bunu müteakip Kalonoros (bugünkü Alanya) kalesini karadan ve denizden muhasara ederek zaptetti (1233). Suttan Alâeddin Keykubâd Anadolu işleriyle meşgul bulunduğu sıralarda Asya içlerinde ortaya çıkan Moğol tehlikesi süratte Batı'ya doğru yayılmaya başlamıştı. Sultan'ı doğu seferine çıkmaya mecbur etti Kahta. Izzeddin Keykâvus'tan sonra Anadolu Selçuklu tahtına. Şehir ve kale yeniden inşa edilerek Sultan'ın adına izafeten Alâiye adı varildi. 1228 yılında da Erzincan. izzettin Keykâvus saltanatının son yıllarını Eyyubîler ve Artuklular'la savaşla geçirdi ve bir sefer esnasında Malatya'da vefat etti (1220). Kemah ve Şebinkarahisar'ı alarak Mengücekoğulları hanedanına son verdi. ülkesini 11 oğlu arasında taksim etmesi ve kendisinin de devlet .ve ağır bir tazminat ödemek şşrtiyle IstanbuFa dönebildi. Burası Selçuklu sultanlarının kışlık merkezi oldu. Bunu haber alan Keykubâd Bayburt- . Uluborlu meliki Gıyaseddin Keyhüsrev Konya'yı kardeşi Melikşah'tan alarak 1192 yılında Selçuklu tahtına oturdu. Selçuklular'ın batı hududu ise Denizli'ye kadar uzanıyordu. Nitekim çok geçmeden Moğollar'ın elinden kaçan Celâleddin Harezmşah Doğu Anadolu'ya gelerek Keykubâd aleyhine faaliyete geçti. Samsun ve Sinop'a saldırdı. Sarıkamış yakınlarında onlarla yaptığı sava* şı kaybetti. Bizanft imparatorunu vergiye bağladığı gibi Ermeni kiralı Leon'u da hezimete uğrattı. Bunu Eyyubiler'in Kuzey.

Hısn-ı Keyfâ (Hasankeyf) ve Amid (Diya&afor) kolu: 1101-1231 Sökmen I. Doğu Anadolu ve İzmir Türkmen Beylikleri İbrahim KAFESOĞLU a. Sadeddin Köpek'in bertaraf edilmesinde rol oynıyar. şehzadelerin birbirleriyle mücadeleleri. Temmuz 1243 tarihinde yapılan savaşta Selçuklu ordusu korkunç bir hezimete uğradı. Haçlılarla savaşmış. devlet adamları ve beylerin ihtirastan ve tahrikleri. II. Oğlu Nftsırlüd<Hn Mahmud (öim. Sadeddin Köpek devlet erkânından kendisine karşı gelebilecekleri ortadan kaldırdıktan sonra Selçuklu tahtına geçmek emelinde idi. Kısa bir süre sonra da Erzurum'u elegeçfitfi. Celâleddin Karatay gibi devlet adamlarının iş başına geçmesi durumu biraz düzelir gibi olduysa da siyasî ve dinî zaafları ortadan tamamen kaldırmak mümkün olmadı. Onun sultanlığı zamanında Anadolu Devleti siyasî. kumandanların ve beylerin rekabetleri arasında II. bazan Anadolu Selçuklularım metbû tanımıştı. Moğollar Anadolu'da yarım asırdan fazla bir müddet Hüküm sürdüler. Alâeddin Keykubâd'dan sonra. 1242yriında Erzurum'u işgal ve tahrip eden Moğollar 1243 yıfenda Baycu Noyan kumandasında Anadolu'yu istilâya başladılar. ülkesini bu tehlikeden uzak tutmak için Ögedey'in oldukça ağır şartlarını kabul etmiş göründü. suikastlar. İran. Gıyaseddin Keyhüsrev tahta çıktı. Gıyaseddin Keyhüsrev topladığı büyük orduyla Baycu Noyan kumandasındaki Moğol ordusunu Sivas'ın doğusunda Kösedağ mevkiinde karşıladı. Rum ve Ermen sultana gibi görünmekle beraber* etrafını çeviren kuvvetli devletlerden bazan Eyyûbîlerl. Hasankeyf sülâlesinden Ârnid civannı da alan FatVüd-din Kara Arslan (Olm. Harran ve Rakka Selçuklu hâkimiyetine girdi. 1*22) bir-kitabede "Dıyâr-ı Bekr. Gıyaseddin Keybösrev'den sonra tahta geçen Selçuklu auttahları Moğollar elinde bfatt kukla idiler. Sınır boylarındaki kaleleri tahkim ederek. Bununla beraber gerekli tedbirleri almaktan da geri durmuyor* du. Türkmen başbuğlarından Çökürmüş ite birlikte Harran civarında Urfa kontu Baudotân Jlyi esir almak sureüyteq$Wro*>ir zafer kazanmıştı. Fakat havaların şok fena gitmesi Trabzon'un fethine mâni oldu. Büyük Selçuklu Sultanı tarafından kendilerine verilen bölgelerde beylikler kurmuşlardır. Fakat bütün bu hileleri meydana çıktığı zaman kendisi öldürüldü (1239). iktisadî çöküntü ve-halkın parişanlığı manzarasını arzeder. Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarihe karıştığı 1308 yılına kadar. askerî ve iktisadî bakımından en parlak devrini yaşamıştır. Daha sonra.hizmetleri geçen Oğuzlar** Döğer boyundan ünlü Türkmen Beyi Aıtuk Beya^j&ınye meliki Tutuş^frBftndan ikta edilen Kudümde ölümünden (1091) sonra oğuHart Sökmen ve H-Gazt. Celâleddin Harezmşah'ın ölümünden-sonra Selçuklu hizmetine girmiş olan Harezmli askerî birlikleri bu sınır kalelerine yerleştirdi.290 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ -----291 Maçka yoluyla Trabzon'a giderek şehri muhasara etti. VI. 1231 yılıhda Celâleddin Harezmşah'ın -MOrtayl* Moğollar'ın yağma akınları Malatya'ya kadar uzanmağa başladı. Ordu daha harekete geçmeden bir ziyafette Alâeddin Keykubâd zehirlenerek öldü (1237). Kösedağ savaşından itibaren. Urfa. Anadolu sözde sultanların. Suriye ve Mısır) P 1. Ortadoğu'da Kurulmuş Türk Devletleri (Anadolu. Bu sebeple iki Türk hükümdarın arası bozuldu. Ancak BeyHkterin teşekkülü ite Anadolu Türklüğü yeniden hayatiyet kazanacaktır. Ağustos 1230 tarihinde Erzincan yakınındaki Yassıçemen mevkiinde yapılan ka*>iı savaşta Keykubâd galip geldi. Mukabil harekete geçen el-Kâmil'in Mardin'i zapt ve tahrip etmesi Alâeddin Keykubâd'ı Eyyubîler üzerine sefere çıkmağa mecbur etti. II. Moğol tehlikesinin daha önce farkına varmış olan Anadolu sultanı. Mardin'larnucesı ll-GaziVe bırakmak »»unda kaldr(1l08).büyük. Sultan Alâeddin Keykubâd ile Celâleddin Harezmşah'ın araları düzelmeğe vüz tutmuştu kit Harezmşah Ahlat şehrini uzun bir muhasaradan sonra zapt ve feci bir şekilde tahrip etti. Bu kifayetsiz hükümdar kumandan Sadeddin Köpek'in tahakkümü altına girdi ve onun tahrik ve telkinleriyle birçok mühim şahsiyetleri öldürttü. oğlu Mevdûd zamanında Eyyûbî el-Meük-ül-KftmiI Amid ve Hasankeyf'ı zapt etti (123^ . 1234 yılında Mısır Eyyubî hükümdarı el-Kâmil'in gönderdiği ordu mağlûp edildikten sonra Harput. Ondan sonra gelen oğlu İbrahim.Artuklu Beyliği (1101-1409) Anadolu'nun fethinde . Selçuklu ordusu Kayse-ri'de toplanacaktı. Baba İshak isyanını Mogullar'ın istilâsı takip etti. Bîr Türtanttn şeyhi olan Baba Ishak etrafına topladığı Türkmenler ile devleti bir hayli uğraştırdı ve isyan 1240 yılında güçlükle bastırıldı. Hasankey*. Fakat bu sırada patlak veren Baba Ishak isyanı SelçukJu devletinin artık çökmekte.*e Surûc'dan başka 1104 de MaıdM almış. olduğunu göstermekte idi. isyanlar. Kudüe'ün tekrar Falîmiter'e geçmesi (1098) dolayısıyle. 1166)'dan sonra» oğlu Nûr'üd-din Mehmed 1182'd» Salâh'üd-din Eyyûbrye bağlandı v* yaptığı askeri yardım karşılığı olarak bölgenin en büyük merkez şehri Âmid'i aldı (1183).

Kemah ve Erzincan'da. diğer yoldan Artuklu ve Dânişmendli beylikleri ile rekabet hâlinde idi. Ohfflği kolunun Sultan Keykubâd I zamanında veya daha sonraki bir tarihte Selçuklu DevletTne katıldığı tahmin edilmektedir. 1142). b. Öteki yeğeni Belek. daha sonra Kara-koyunlular'la uzun mücadelelere giriştiler. Ankara. Haleb'de Lû'lû'nun ölümü üzerine.Dânişmendli Beyliği: (1002-1178) Anadolu'nun fecinde Artuk Bey'in Anadolu 'dan ayrılmasından sonra. fakat Artuklu Belek tarafından mağlup ve esir edildi. Mardin kolu (veya ll-Gazi kolu) tarihe karıştı. Bu ailenin bilinen son siması Melik Sâlih'dir. ftAan Alâ'üd-din I. Süleyman ise. yeğeni Sökmen ll'den alamadığı için. diğer oğlu Mehmed Karahisar'da hâkim efldular. Bunlar zamanında ülkeleri. kardeşi Ebû Bekir. Sonra kardeşi Yağı-basan ile rakipleri olan diğer hanedan üyeleri arasında çıkan mücadelelerden faydalanan Selçuklu sultam Mesud l. Selçuklu 80* ieyman-şahGn ölümünden sonra* kuvvet kazanarak Beyliğini genişletmiş.292 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 293 Mardin kolu: 1108-1409 Artukoğlu ll-Gazi 1108'de Mardin'e sahip olduktan sonra. Kemah'da bulunuyordu. 1112'de ölen Türkmen başbuğu Çubukoğlu Mehmed Bey'e ait Harput kalesi ve civarını almış (1115). Çankırı ve Kastamonu'yu sonra da Elbistan'ı zapt ederek. Divriği Kolu: (1142-1250) ? Süleyman'dan sonra. İmparator loannes Komnenos'a karşı tahd iddiacısı kardeşi Isaakios'u mülteci olarak kabul ediyordu. ayrı bir aile teşekkül etmiştir. oğullarından Dâvud. Artuklular 1200'den itibaren Eyyûbîler'e. 1123'de kral Baudouin'i de mağlup ve esir ederek. Divriği'de olmak üzere beylik ikiye ayrıklı. Kılıç Arslan^^tâbü ve damadı idL Kemah1! 4dare eden oğlu Se^ çuk-şah da Selçuklularda bağlı idi ve bu aile Selçuklulara Gürcistan seferi (1202)'ne katılmışta. Son Artuklu. 1203 yıllarına doğru oğlu Nizam'üddin İbrahim yerine geçmiş ve Harpım 1234'de Selçuklu Sultanı l Aiffüd-dîn Keykubâd tarafından Anadolu Selçuklulan'na ilhak edilmiştir. saldırıları durdurdu (ölm. Fakatbu arada Kayseri. Selçuklu şehzadelerinden Mes'ud I ile işbirliği yaparak İ11#da Konya'yigeri alıp. sonra Bizans imparatoru Manuel ile anlaşma yaptı. Sultan Kılıç Arslan ll'ye karşı çıkan Yağı-basan. Bizans'ın buna karşılık Kastamonu ve diğer yerlerdeki bazı Dânişmendli şehirlerini tahrip etmesini (1133) onları geri püskürtmek suretiyle cevaplandıran Gazi Bey'in şöhret ve nüfuzu arttı ve itibarî de olsa üstün hâkimiyeti tanınan büyük Selçuklu suttan» Sencer tarafından kendisine "Melik" unvanı verildi. Keykubâd tarafından Selçuklu devletine ilhak edildi (1228). Toprakları Timur-taş'a geçi. e . Malatya'da bulunan Dânişmendli Ayn'üd-devle'yi Selçuklu tabiiyetine aldı. Kemah-Erzincan Kolu: (1U2-1228) Selçuklu Kılıç Arslan II taraftarı olduğu için Dânişmendli Yağı-basan tarafından öldürülen (1162) Dâvud'dan sonra. rivayete göre Türkmenter'e öğretmenlik yaptığı için •Danişmend' dîye anılan Gazi Ahmed Bey. Behramşahta k» Selçuk Hâtûn ile evli idi. Bu tarihte Mengücük Gazi'nin oğlu Ishak. Fakat aynı yıl Menbiç'i kuşatırken ol<isabetirie-dldü. Haçlı prensin serbest bırakılması hususunda Kılıç Arslan ile arası açılan Gazi Ahmed Bey Selçuklular'a yenildi. Ishak'ın ölümünden sonra (1142). 1104'de ölen bu BânişmendlPnln oğulların* dm duruma hftMm ötem Gazi: Bey.Mengücüklü Beyliği: (1118-1250) AnadoluMtfn fethinde doğu Anadolu'da faaliyet hâlinde iken şehit düştüğü anlaşılan Türkmen beyi Mengücük tarafından alınan Erzincan. . Hattâ Bizans'ın Trabzon valisi Gabras'dan yardım istedi. birkaç kere mağlûp oldu. oğlu Dfcvud-şah II. Kılıç Aralan Ito Haçlılarda yaptığE Eskişehir <1097) ve Kayseri (1101)'dolayianndâki savaşlara katılmış ve bu sırada Antakya prensi Boh6mond% esir ederek Malatya'yı ele geçirmişti.beyi Şihâb'üd-din Ahmed (Melik'üs-Sâlih) Mardin'i Kara Yusufa telfirYi etmeğe mecbur oldu (1409). ölümünden sonra oğlu Timur-taş Mardin'de. Antakya Haçlılar11 üzerine yürüyen ve Prens Roger'i yenilgiye uğratan (1119) ll-Gazi. Sultan Keykâvus I. *&* runu Ahmed-şah da Sultan Keykubâd II metbû tanımakta idi. Erzincan'da. o da ancak ismen malûmdur. onun sultanı olmasına yardım etti ve kızım ominht «vlencSrdi. Suriye atabeyi Nûr'ud-din Mahmud ile de işbirliği hâlinde İdi. bir aralık Anadolu Selçuklularıma bağlanmıştır. Süleyman öldüğü için Meyâfârîkin de ona bağlandı. Salâh'üd-din %yûbt himayesindeki. oğlu olup 60 seneye yaton "hüküm sûren Fahr'üd-dta Behram-çahaagrıanmda Enrincan cank bir ticaret ve kültür merkezî haline gelmiş». Franklarla mücadelede büyük Ün kazanmıştır: 1122'de Urfa kontu Jocelin ile Birecik senyörünü mağlûp etti. Ayrıca Bizans işlerine karı- şıyor. şehir halkının dâvetine uyarak gelip aldığı Haleb'i korumaya oğlu Tlmur-taş'ı memur etti (1118) ve 1121'de Meyâfârikin'i Ahlat Şahlan'ndan aldı. yerine geçen oğlu Şshinşah Selçuklu Kıhç Arslan H"ye ve Sultan Süleyman-şahlatâbi olmuş v**Wstiyanlarla mücadelede bulunmuştur. Anadolu'da tekrar kuvvetli bir devlet doğmuş gibi idi. Ölümü (1134) üzerine yerine geçen oğlu Melik Mehmed Bey Doğu Karadeniz bölgesine seferler tertip etti. onun yerine gelerek Yaşilırmak ve Kıafırmak clolayanro alan. önce Ankara. Amasya ve Kayseri'ye hâkim olan Yağı-basan da 1150*de Selçuklu tâbiiyetine girdi. 1164)'dan sonra durumu zayıfladı. yakaladı. Kemah. Çankırtve Kastamonu kale ve bölgelerini kendi beyliğine kattığı için^as'tan Bolu ve terrrtt yakınlarına kadar uzanan sahada kuvvetli bir hükümet kurmuş oluyordu. bu zaferi dolayısiyle büyük şöhrete ulaştı. yeğeni Süleyman Haleb'de oturdular. Moğol istilâsı sırasında Mardin kalesinde ölen Necm'üd-din Gazi'den sonra Moğol tâbiiyetine giren Artuklular. Fakat Yağı-basan {ölm. Karahisar bölgesinde kurulan beyitte hakkında bilgi 1118'den İtibaren başlıyor. Batı Anadolu'da da Bizans ile bir kaç kere karşılaştı. Behram-şah öldükten (1225) sonra. Bir yandan Selçuklularla. her ikisini Harput'a haps etti. Sultan Kılıç Arslan II. Haçlılarla iyi mücadele ediyordu. yeni ele geçirdiği Harran'a götürdü ve esirlerini kurtarmaya gelen kalabalık Frank ordusunu da bozguna uğrattı (1124). kararlı ve plânlı hareketlerle 1174-1178 yılları arasında Dânişmendli ailesinin ellerindeki kale ve şehirleri teker teker alarak bu beyliğe nihayet verdi. Harput Kolu: 1185-1234 Hasankeyf kolundan Nûr'üd-din Mehmed'in ölümünden sonra. Sivas. Mardin Ulu camiini yaptıran Kutb'üd-din ll-Gazi II (1184) zamanında Salâh'üd-din Eyyûbî memleketIşIcflSne müdahaleye başladı ve nihayet Meyâfârîkin Eyyûbîler'e geçti. Divriği. diğer oğlu Süleyman Meyâfârikin'de. Hasankeyf i.

kıraliçe Thamar ra'nın kocası. Azerbaycan umumî valisi iken. Başkent Şırâz şehri idi. Özerine gönderilen Bizans donanmalarını birkaç kere mağlûp etti. Saltuklu.294 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 295 ç . Midilli. Tzâkhaa). "Hakan-* Acem" unvanını taşıyordu. David kumandasındaki Gürcü kuvvetlerini mağlûp etti (1195). Meriç kıyısındaki Lebonium Savaşı (Nisan 1091)'nda Peçenekler ağır mağlûbiyete uğraşmışlardı. Ülkesini imâr etti. 80 yıl kadar devam ettiği anlaşılan beylik. idaresini bıraktığı Tuğ-tegin (Dokak'm atabeyr) Haçlılarla-mücâdele için şyntdığı zaman şehri Türkmen beylerinden hal'a vermişti. istanbul'u ele geçirip İmparator olmak istiyordu. Cihan Pehlevan yalnız Azerbaycan'ın değil. siyasî birliği kurmağa çalışan Selçuklu Sultanı Süleyman-şah tarafından Erzurum'un alınması ile (1202) Saltuklu Beyliği sona erdi. Erzurum önüne kadar gelen. Sultan tarafın* dan. Büyük Selçuklu SL. Çünkü. 2.Saltuklu Beyliği: (1092-1202) Anadolu'nun fethinde Erzurum ve civarını att$4ahmin ediien EbÛ'l-Kasım'ın oğlu Ali'nin orada bir beylik kurduğu görülmekte* ki. Bir ara Harezmşahlar'a esir düşen Sa'ad (ölm. tarafından ortadan kaldırıldı (1097). Sultan Arslan-şahî2amanında "Atabek-i^Earn'' diye anılan ll-Deniz'in iki oğlundan Cihan Pehlevan devletin "baş-hâcip'i. Kızıl Arslan Osman da ordu bakanı Olmuşlardı. Sökmen 1108'de de Meyâfârîkin'i zaptetmiş. beylik adını Ali'nin oğlu Izz'üd-dfn Saltufc'tarv almıştır.Saltuklu baliği Karst Bayburt. İspir ve Tercan topraklarına sabip olmuş. ll-aldı.devam ettiği anlaşılmaktadır. yansında bir ara hâkimiyetini Kars'a kadar genişleten Ahlat-şahları bir asır kadar devam ettikten sonra son hükümdar Izz'üd-din Balaban zamanında idare Eyyûbîler'e geçmişfer (1207). 1142 v© bunun oğju Mahmud) bakır paraları üzerinde görülmektedir. Artuklu. yüzyılın 2. Mengücüklü beylikleri ile münasebet ve mücadelelerde bulunan ve 12. 1102 yılında Bey olarak Ali bululuyordu. ll-Deniz'in ölümü (1175)'nden sonra. Fakat plân başarıya ulaşamadı. Tuna boyundaki Kuman Türkteri'ni Peçenekler üzerine saldırtmış ve aralarında cerayan eden. hattâ Erran ve Şirvan havalisini de Selçuklular'a bağladığı bu bölgeyi. İzmir Beyi Çakan Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan I. Kardeşler arası mücadelede üstünlük sağlayan Sa'ad I. Diyarbakır Ulucâmii kitabelerinde görüldüğü üzere. Bunlara Ahlat Şahları veya Ermenşahlar da denir. kudreti sayesinde idare kademelerinde derece-derece yükselen Şems'üd-din ll-Deniz.înallı Beyliği: (1103-1183) . 1146"dan itibaren müstakilen idareye başlamış ve bir sülâle kurmuştur. d . Tortum. Onlar karadan İstanbul'u baskı altına alırken Çakan Bey de denizden hücuma geçecek ve Bizans başkenti düşürülecekti. Fakat bu kız Konya'ya giderken yolda Danişmendli Yağı-basan tarafından esir edilmişti. Trabzon prenslefl ile mücadele etmiş. b-Azerbaycan Atabey ligi: İl-Denizliler (1146-1225) Aslen Kıpçak Türkleri'nden olup. 1231)'den sonra oğlu Ebû Bekir (ölm. Daha sonra Sa'ad H'nin kızı. 1161) başarılar kazanan liz'üd-din Saltuk (ölm. Balkanlar üzerinden Trakya'ya doğru ilerleyen soydaşı Peçenek Türkleri ite işbirliği yaptı. imparator Aleksios Komnenos. Oltu. inâf burada 1103'den itibaren kendi hükümetini tesis etti: Mardin Artuklu ailesi ile akrabalık kuran bu beylik beylerinden bazılarının adlan (İbrahim. Kara kuvveti kâfi gelmediği için. Irak Selçuklu sultanı Mes'ud zamanında bu devlette vazife alarak. İranlı şâir Sa'adî-i Şirazî ünlü eserlerini bu atabeyin himayesinde yazmıştı. Anadolu'da. 1183'de Salâh'üd-din EyyObfterafıncteft^apt dlınan Diyarbakır. Sungur'un ölümü (1116)'nden sonra oğlu Zengî Irak Selçuklu devletini tanımak zorunda kaldı ve bu durum Selçuklu Devleti yıkılıncaya kadar (1194) devam etti. Foça'yı ve civarını da aldıktan sonra 40 parça gemiden kurulu kuvvetti bir donanma yaptırarak Ege Denizi'nde Sakız. ölm.Atabeylikler İbrahim KAFESOĞLU a. Irak Selçuklu Sultanlığı'na tâbi idî. başında Tann-bermiş Bey bulunuyordu.bir kitabeden 1205 yılında bile Saltuklu ailesinden Ebû Mansur adlı bir beyin-Artuklular'a tâbi olarak. Nahçıvan ve Gence de buraya bağlı İdi. Bizans imparatorluğunun zayıf noktalarım iyi bilen Çakan. e . Gürcü ve Abhaza saldırılarına karşı koruduğu. (Zengî'nin oğlu) 1203de Salgurlu hükümdarı oldu. fakat daha ziyâde Toıiura-Ollu dolayJar rındaki Gürcülerle savaşmışta Kşra'a hücum eçten Gürcüler'e karşı yaptığı savaşlarda (1153. 1174) SeJçukM Sultanı Kılıç Arslan II ile ittifak ederek kızını onunla nikahlamıştı. 1260) geçti. Sisam.İtanı Melikşah'ın ölümü üzerine çıkan taht kavgaları arasında. Atabeylik İlhanlı Moğollar'a tâbi oldu. 1109. Bununla beraber Mıcıngirt kalesindeki (Hasankale-Sarıkamış yolu üzerinde) . Sökmen'ül-Kutbî 1100 de Ahlat'ı Mervânî hakimiyetinden alarak bir hükümet kurmuştur. Izz'üd-dtoln Oğlu Mehmed Kızıl Arsten da.Ahlat Şahları Beyliği: (1100-1207) Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın amcası Yâkûtî'nin oğlu olup. yüzytffft £ yartiıdîla TMHdaranln vezir ailesine geçtiği anlaşılıyor. 12. kendini sultan ilân ederek başkente doğru harekete geçen Suriye Meliki Tutuş Diyarbakır'ı zabtetmiş (1093). Moğol hükümdarı Hulegu'nun oğlu ite evlendi ve bu hâtun'un 1284'te ölümü ite sülâle nihayet buldu. Malatya dolaylarında faaliyet gösteren Oğuz Çavuldur boyundan olduğu sanılan Çakan (Bizans kaybımda.Fars Atabeyliğl (Salgurlular): (1147-1284) Selçuklular'ın başlangıcından beri İran'ın Fars bölgesinde hizmet gören Oğuz Salgur (Satur) boyundan Atabey Sungur'un frak Selçuklu sultanı Mes'ud zamanında istiklâl ilân etmesi ile kurulmuştur (1147). 1080 yıllarında Azerbaycan umum? valiliğine tâyin edilen Kutb'üd-din İsmail'in kumandanlarından. 80*70 kadar "bende" si bütün memleketi kontrolleri . İstanbul'da uzunca bir müddet kaldıktan sonra 1081'e doğru İzmir'e gelerek bir beylik kurmuştur. Oğlu Melikşah zamanında. ölm. Sultan Tuğrul H'nin dul kalan zevcesi ile evlenerek Selçuklu ailesine girmiş olan ll-Deniz'in merkezi Tebriz şehri idi. f f -İzmir ve Efes Beylikleri: (1081-1097) Anadolu'nun fetW: sırasmcte. bütün İrak Selçuklu sultanlığının en kudretli adamı hâline geldi. ancak burası 1121'de Artuklu Necmed-din ll-Gazi İ'e geçmiştir. Yine bu sıralarda Efes bölgesinde de çok küçük bir Türkmen beyliği daha görülmektedir ki. Rodos adalarını zapt etti ve Çanakkale'ye doğru ilerledi. bir yandan da Haçlılar'la çarpışan Danışmendliler'e tesirli yardımlarda bulunmuş. Hısn-ı Keyfa (Hasankeyf) Artuklu Beyi Nûr'öd-cRh Mehmed'e verildi.

d .Alftiye Beyleri: Türkiye Selçuklu Sultanı I. 1094) 'un oğlu Imâd'üd-din Zengî. rtonşahlar'a bağlanmak zorunda kaldı ve Celâl'üd-din Hareatışah'ın Tebriki zapt etmesi ite(i22S) atabeylik sona erdi. Erbil atabeyliği toprakları. şehzadeler birbirleri ile taht mücadelesine girişmişler ve tahta geçebilmek için de Moğol-lar'ın yardım ve himayesine başvurmuşlardır. Zen$nto ölüm tarihînde (1146).296 ______TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 297 altında tutuyorlardı. yüzyılın ikinci yansında da devam etti. Alâiye 1293'de Karamanoğullan'ndan Mecdeddin Mahmud Bey'in eline geçti. Mısır'da faaliyette bulundu. Seyf'üd-din Gazi'den kardeşi Mevdûd'a geçen bu bölgede. Eşref. Haçlılar'ın karşısına çıkan büyük kumandanlardan biri olarak tanınmıştır. Urfa'yı ele geçirerek Frank kontluğunu ortadan kaldırdı (1144) ki. 1291 yılında Kıbrıs taralı Henri II. Karaman. bu mühim hâdise Avrupa'da kral ve imparatorlar idaresindeki II. c . öteki oğlu Seyf'üd-din Gazi I. Salâh'üd -dinin ölümü (1193) üzerine tamamen müstakil olarak. Sonunda zayıf Şam atabeyliğine Nûr'üd-din Mahmud (Musul Atabeyi) tarafından Şam'ın işgal edilmesi ile. Musul'da idi. Tuğ-tegin'in öldürülmesi (1128) üzerine yerine geçen oğlu Tâc-üd-din Böri önce bâtinîliğinin bir kolu olarak Suriye'de gelişen Ismâîlîler'le uğraştı. Sincar ve Harran'ı aldıktan sonra. vasiyeti gereğince. Alâiye'ye asker şevketti ise de bu şehri almağa muvaffak olamadı. Menteşe. birkaç Moğol akınını püskürtmek suretiyle ülkesini korudu. Bunun yanısıra mâli kaynakların azlığı. Abbasî halifeliğine intikal etti. sonra dikkatini vatan müdafaacısı sünni Türkler'e sırt çeviren Fatimîler elindeki Mısır'a çevirerek orada vezir Sâver'in işbirliği yaptığı Kudüs kiralı BohĞmond IIl'ü mağlûp ederek Türk hâkimiyetini tesise çalışmıştır (1164). ömrünün sonuna doğru. üzerine gelen Kudüs kınalı Fbulque d'Anjou'yu mağlûp ve esir eltfflIST). Şehr42prr Hakkâri. Germiyan. Pervane. 3 . 1154 da Şam atabeyliğini de kendine bağlamış. Trablus Haçlı kontluğundaki Ba'arin kalesini kuşattığı zaman. Aslında hâkimiyet Moğollar da idi. küçük bir çok devletler aralarında bölüşmüşlerdir. bunlardan Meh-med'in oğlu Atabey Mucîr'ü&din Abak da aynı siyâseti güderek varlığını muhafazaya gayret etti. Çünkü bunlar Kudüs'ün Haçlı kıratı ile anlaşmış. bu devletin mirasını ve siyâsî hâkimiyeti. Sonra mücadeleye devamla. Sincar Zengî ll'ye verildi. Hama'yı (1130). sonra Salâh'üd-din Eyyûbî ile işbirliği yaparak. Sincar ve Harran'a sahip bulunurken. yardımına karşılık Urfa'yı aldı (1183) ve onun kızkardeşi ile evlendi (1185). Antakya Haçlı prensi Raymond de Poitiers'yi mağlûp ( 1149) ve topraklarının mühim bir kısmını işgal eden Mahmud. Nusaybin*!. Bu durumdan istifade eden uçlarda ve sınırlarda yerleştirilmiş Türkmen Beyleri ve halk yavaş yavaş Selçuklular ile ilişkilerim kesmiş. İnanç (Lâdik Beyliği) ve Osma-noğulları bu suretle Anadolu'da kurulmuş olan Türkmen beyliklerinden idiler. kendisinin vârisi olmadığı için. Zengî Cizre kalesini. Haçlılarla mücadelesinden dolayı "Seyfüt-lslâm" diye anılan. fakat kendisi de bir Ismâîlî tarafından öldürüldü (1132). Anadolu Beylikleri (eski söyle-yişiyle Tâvâif-i Mülûk) adıyla anıları yeni kurulmuş büyük. Oğlu Atabey Muzaffer'üd-din Kök-böri. Babalarının ölümü (1146)'nden sonra bunlar atabeyliği iki kısım hâlinde idareye başladılar. Mahmud'un ölümünden (1174) sonra Şam ve Haleb atabeylikleri Eyyûbî ailesine intikal etti. Musul'a gelince.Anadolu Beylikleri Erdoğan MERÇİL 1243 yılında Kösedağ'da Moğollar karşısında uğradığı mağlubiyetten sonra Türkiye Selçukluları Devleti hızlı bîr çöküş devresine girmiş ve bu devlet llhanlılar'a tâbi olmuştur. Sahib-Ata.Erbil Atabeylikleıi: Beğ-Teginliler: (1146-1292) Musul Atabeyi Zengînin Musul valilerinden olan Zeyn'üd-din Ali Küçük. önce Musul atabeyi Seyf'üd-din Gazi ll'nin hizmetine girdi. a . Saruhan. Kıbrıs kiralı Pierre 1366 Mayısında Alaiye'yi zapta . Şam'ın Franklar'a geçmesine yardımcı bir duruma girmişlerdi.Şam Atabeyllğl: Börililer: (1228-1154) Suriye'ce Selçuklu atabeyi. arkasından memleket Moğollar tarafından istilâ edildi. Irak Selçuklu hükümdarı Mugîs'üd-dîn Mahmud tarafından Musul vâliei tâyin edilmişti (1127}. Daha sonra kardeşi Cteman da bir aralık kendini İrak Suljanf ilân etmişti (1191). O hutbeyi Memlûk* ler adına okuttu. Kösedağ savaşından yıkılış tarihi olun 1308 yılına kadar idarî mekanizmasında tam bir karışıklık hüküm süren Selçuklu devletinde sultanlar. Bir ara Anadolu Selçuklularına tâbi olan Kök-böri'nin ölümü (1232)'nden sonra. Karası. Can-dar. Bu sebepten Selçuklu sultanları Moğollar'ın kontrolü altında ismen hüküm sürdüler. Hâmid. Bunun oğlu Ebû Bekir 1200'e doğru Hemedatfa. Başlıca gayesi Suriye Frank-iktidarına karşı bir Müslüman birliği meydana getirmekti. Alâeddîn Keykubâd (1220-1237) tarafından zaptedilen Alâiye şehrinde daha sonra küçük bir beylik kurulmuştu. Aydın. Zenginin oğlırNûr'ückiin Mahmud Haleb'de. Haçlılara karşı müdafaa ettiği Haleb'i de kendisine bağlayarak kuzey İrak'tan Akdeniz'e kadar uzanan bir devlet kurdu (1126-1146). yüzyıl sonlarına doğru Anadolu'da Moğol baskısı da zayıflamıştı. alilliği dolayısiyle ülkesini Musul atabeyi Mevdûd'a bırakarak. 20 "bin kadar Ismâîlî'yi kılıçtan geçirmek suretiyle Şam'ı kurtardı. hattâ İsteharfâfeadâr nüfuzunu genişletmişti/Fakat 1211'de Azerbaycan atabeyi Özbek Ha-. Karamanoğullan'nın bu şehir üzerindeki hakimiyetleri XIV. Mahmud ve Mehmed adlarındaki üç oğlundan sonra (1139).Musul-Sincar-Haleb Atabeyliğl: ZengİHler: (1127-1259) Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın Haleb valisi Ak-Sungur (ölm. ? . Fatımî devleti tarihe karıştı. XIII. Böri. son verildi (1154). Nihayet bütün bölge Moğol llhanî devleti tarafından işgal olundu (1259). Haçlı seferinin hazırlanmasına yol açmıştır. komşuları ile ve Eyyûbîler'le dostça geçinmek. ifoınün beraberindeki Salâhaddin (Eyyûbî) Mahmud'un temsilcisi olarak idareyi ele aldı (1171). Erbil'e çekilmişti (1167). Musul ve Sincar Eyyûbî tâbiiyetine girdi (1186). Antakya Haçlı Prensliği elinden Kefertâb ve Maarrafun-No'mâniye gibi kaleleri aldı. 1167'de Nûr'üd-din Mahmud 'un gönderdiği Şirkûh. Ectoft merkez olmak üzere. Bunun kardeşi Mes'ud zamanında. Alâiye beylerinin Selçukluların neslinden geldiği rivayet olunmuştur. suistimaller ve iktisadî çöküntü yüzünden perişan bir manzara arzeden Anadolu'da Selçuklu devletin») tekrar eski kuvvetli ve kudretli haline gelemediği görülüyor. Yerine arka arkaya atabey olan ve memleketlerini Zengî oğullarından korumağa çalışan Ismâîi. Haleb atabeyi Mahmud. İşte. Kök-böri 44 sene süren atabeyliği zamanında memleketini imâr etti.

O daha sonra düşmanlarına karşı Umur Bey'den yardım istedi Umur Bey ile Kantakuzen bu ilk mücadelede başarı sağlayamadılar. Bu harekete Aydınoğulları da katıldı. Bu suretle Cüneyd. imparatorun on yaşındaki oğlu Yuannis (Jean)'e vasi olmuştu. onların seferlerine dahi katılarak Karadeniz'e çıkmış Kili ve Eflak ülkelerini yağmalamıştır (1339-1340) Bizans İmparatoru Andronikos lll. Bundan sonra Aydınoğulları'nın faaliyeti durmuş ve beylik çökmeğe yüz tutmuştur. Saruhanoğlu Süleyman Bey 9a birlikte Yunanistan ve Mora'ya sefer yapmış. isyan ederek Midilli'yi ele geçiren Foça valisi Dominique'i cezalandırmak için Saruhan ve Aydınoğulları'ndan yardım istemiş ve bu beylerin sayesinde Midilli ve Foça'yı geri almağa muvaffak olmuştur (1336). Menteşe Beyi'nin damadı Sasa'nın yardımına gelmişler ve Bizanslılar'dan alınan Aydın eli topraklarının fethinde büyük rol oynamışlardır. O bir av sırasında suya düşerek hastalandı ve bu hastalık neticesi öldü (1334). Mehmed Bey'in oğullarından Umur Bey ikibuçuk yıllık bir kuşatmadan sonra sahil İzmir'ini ele geçirdi (1328). Aliiye'yi alarak Osmanlı devleti topraklarına kattı (1462 veya 1463). sayısız esir ve ganimetlerle İzmir'e dönmüşdür (1334-1335). Bizans -İmparatoru Andronikos III. Ancak her zaman kendisini affettirmenin yollarını buldu. Ankara savaşından (1402) sonra Timur tarafından memleketle» kendilerine geri verilen beylikler arasında Aydınoğulları da bulunmaktadır. Isa Bey'e Tire'de oturmak şartıyla bir kısım yerlerin idaresi bırakıldı (1390). Umur akrabası olan Menteşeoğlu llyas Bey'den yardım istemiş ve onun sayesinde de Ayaslug'u ete geçirmişti. Kosova Savaşı (1389)'nda Osmanlı ordusunda bulunan yardımcı kuvvetler arasında AydınoğuHarı'nın ki de vardı. donanma ile. Latinler Türkler'den İzmir'i almak için taarruz ettilerse de geri çekilmek zorunda kaldılar. bu sebepten Dimetoka'da imparatorluğunu ilân etmişti. Bu beyliğin an önemli iskelesi Ayasluğ (Selçuk) idi. hıristiyan gemilerinin serbestçe Aydınoğulları limanlarına girebilmesi ve bütün deniz kuvvetlerinin silâhlarını bırakması gibi maddeleri iltivâ etmekteydi. Isa Bey Osmanlılar'la dost geçindi. Umur Bey tekrar geleceğine söz verdikten sonra İzmir'e döndü (1343-1344). Cüneyd Bey. Onun ilk günlerinde. Bu beyliğin birinci «miri elde rnevcud sikkelere göre Savcı b. Mehmed Bey'in yerine kardeşlerinin ısrarıyla Gazi Umur Bey geçti. Umur Bey 1405 yılında öldü. Kendisi en küçük oğlu ile Birgi'de oturdu. Germiyanoğulları ordusunda subaşı idi. Aydınoğulları Beyliği bu suretli Osmanlılar'a tâbi oldu. Fakat Haçlılar. Gümülcine havalisi. Ancak Süleyman Bey'in ölmesi bu seferi neticelendirmeden Umur Bey'i İzmir'e dönmeye mecbur etti (1345). Alaşehir. Virthtf Kılıç Arsian geçti. Hasan'ı Marmaris'de hapsetti Cüneyd Bey önce kardeşi Hasan Bey'i kurtardı. Alâiye Beyi oldu. Cüneyd Bey. jgf4$ b . Sakız. Bozcaada. II. Atâiye 142? de Karamanoğullar*gafından Memlûk dev letine satıldı ve bundan sonra şehirde Memlûk hakimiyeti atlında Karamanoğlu Mahmud Bey'in torunları höhöm «Müler. Ondan sonra beyliğin başına Mehmed Bey'in oğlu Isa Bey geçti. Fakat Kantakuzen daha sonra muhalefetle karşılaşmış. Salihli ve Nif (Kemalpaşa) 'i Aydınoğulları toprakları içine kattı. Şehirde gemi yapan tezgâhlar vardı ve ticaret dolayısıyla Alâiye beyleri zengin ve halkın da mâli duru mu iyi idi.Aydınoğulları Beyliği: XIV. Sultanhisar. Mehmed Bey sahip olduğu Ayasluğ. Yıldırım Bayezid onları itaat altına almak için çıktığı Anadolu seferinde Alaşehir'i zapt etti.298 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 299 teşebbüs *tti ise de Karamanoğulları'mn yardıma gelmesi şehrin tekrar Türkler'in elinde kalmasını sağladı. Bu anlaşma yirmi madde olup. beyliği tek başına idareye başladı. Ayaslug (Selçuk) ve Birgi taraflarında kurulmuş bir beyliktir. Lfltfi Bey Karamanhlaf'a karşı \Qtim kiralından yardım gördü. yüzyılın başlannda Büyük Menderes'den itibaren Tire. Bu sırada Isa Bey. Adalar denizi ve Mora sahillerine başarılı akınlar yaptı. Rodos şövalyeleri ticaretin aksamaması için İzmir'i vermek şartıyla Umur Bey'le anlaşmaya razı oldular. Umur Bey. Bizans ile olan dostluğunu sürdürmüş. Umur Beyin zamanı Aydınoğulları için her yönden önemli gelişmelerin görüldüğü parlak bir devre olmuştur. Umur Bey. Bunun üzerine Gazi Umur Bey İzmir'i zapt etmek için harekete geçti.'ün ölümünden (1341) sonra Umur Bey'in dostu Kantakuzen. Fatîh Sultan Mehmed zamanında Gedik Ahmed Paşa. Çelebi Mehmed'e karşı çıkan Yıldırım Bayezid'in oğlu . Fakat sonunda II. Hızır Bey muhtemelen 1360 yılında öldü. Isa Bey'in ölüm tarihi belli değildir. Çelebi Mehmed ise Cüneyd Bey'e Rumeli'de Niğbolu sancağını vermişti (1414-1415). kardeşi Hasan ise Ayaslug'a hâlâm olmuşlardı. II. Murad'ın şehit düşmesi neticesi Yıldırım Bayezid suttan olmuş. Musa Bey'in yerine II. takat bu şehre yapılan hücum sırasında şehîd düştü (1348). Burada hazırlanan donanma ile 1319da Sakız'a baskın yapıldı. Bodemya. O. Sonra Osmanlılara yanaşmaya çalıştı. llyas Bey. Her defasında bu şehzadelerden birisinin tarafını tuttu. fakat o bu siyâsetinde muvaffak olamadı. Umur amir oldu. Bundan sonra Umur Bey'in Saruhanoğlu Süleyman Bey ile birleşerek Kantakuzen'e yardım etmek için Rumeli'ye geçtiğini görüyoruz. Aydınoğulları donanmaları ile tekrar Ege denizinde faaliyete başladılar. Şamseddîn Mehmed'cBr. Semandrek adası. Viennios Dükü Torfil kumandasındaki Latin kuvvetlerinin İzmir'e taarruzu ise neticesiz kalmıştı. Bunun yanısıra 1371 "de Venedikliler İte eski antlaşmayı yeniledi. Bu beyliğin kurucusu Mübarizeddîn Gazi Bey Mehmed. Umur Bey 1335'de Alaşehri hâkimiyeti altına aldı. Aydınoğulları'ndan önce Musa Bey başa geçti ise de çok kısa süre sonra öldü (1403). fakat ona karşı Karamanoğullarfnın teşviki ile Anadolu Beylikleri'nde bir hareket başlamıştı. Ijütfl Bey takriben 1461 yrlında öldü. Süleyman Çelebi onu Ohri sancak beyliğine tâyin attL Cüneyd Bey oradan kaçarak tekrar beyliğinin idaresine hâkim oldu. Bu savaşda Sultan I. Mehmed Bey zaman zaman Bizanslılar ile dost geçinmeyi tercih etmiştir. Sasa Bey onarda yaptığı savaşta öldü (1308). Bu sırada Aydınoğulları'ndan İbrahim Bahadır Bey'in oğlu Cüneyd Bey İzmir'e. Fakat daha sonra Aydınoğlu Mehmed Bey. Beyliğin elindeki bütün isketelerinden alınmakta olan gümrük vergisinin yarısının Latinler'e verilmesi. fetret devrindeki Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelelerine de katıldı. Bir Haçlı donanması ise sahil İzmir'i Türkler'in elinden aldı (28 Ekim 1344). Aydınoğulları. fakat bu anlaşma Papa tarafından tasdik edilmedi. Tire ve İzmir'i beş oğlu arasında paylaştırdı. Umur Bey'in mukavemeti sebebiyle fazla ilerleyemediler. Sasa Bey'i yenerek Aydın düne hâkim oldu.. Verine oğlu BrilM âzam Kmar man. Sultan'ın huzuruna gelerek itaatini bildirdi. sonra da Ayaslug'a ele geçirdi. Umur Bey'in yarine büyük kardeşi Hızır Bey geçti. Cüneyd Bey. İşlek bir pazar yeri «tan Alâiye'den kereste ihracatı mühim bir yer işgal etmekteydi. Umur Bey'le anlaştılar. Karamamdan aonra^terdeşi Sa¥Ci^*dÖffen Lûtfi Bey bey liğinin başına geçti. Umur Bey gibi enerjiye sahip olmadığından Latinler'le çok ağır bir anlaşma imzalamaya mecbur kaldı (18 Ağustos 1348). Bundan sonra Umur Bey.

Sultan Mes'ûd kurtarılması çırasında yararlılığı görülen Şemseddin Yaman Candar'a Kastamonu ve havalisini verdi. Süleyman Bey Kastamonu'ya hâkim oldu (1383). Isfendiyar Bey Sinop'a çekildi. 1339). Bu mücadele sonunda duruma hâkim olan Çelebi Mehmed ile dost geçindi. Kadı Burhaneddîn'e fferşı damadı Amasya emiri Ahmetff desteklemiş ve oğlu Isfendi-yar Bey kumandasında yardımcı bir ordu göndemtfştE'lîadı BufhaneddTn her B& orduyu da mağlûp etti (1383). kardeşi Rükneddîn Kılıç Arslan. Süleyman Paşa 1335 yılına kadar llhanlılar'ın hâkimiyetini tanıdı. İlgaz Dağı tayin edildi. Arkadan gelen Giray kumandasındaki kuvvet Sultan Mes'ûd'u kurtarmış ve yapılan savaşta Kılıç Arslan ve Yavlak Arslan ölmüşlerdir (1292)... Kadı Burhaneddîn yetişmeden Süleyman Bey'i Kastamonu'daki savaşta mağlûp ederek öldürmüştür. Kastamonu'da yapılan savaş sonunda Bayezid Sinop'a çekilmek zorunda kaldı. Bunun karşılığında da. tefencHyar Bey 26 Şubat 1440'da öldü. Isfendiyar Bey de Osmanlılar'a tâbi olmuştur. Başlangıçta Celâleddîn Bayejrftf'lrl Oömanft€ultanı I. Süleyman Paşa'rmi ölüm tarifti belli değîfdRr: Gıyasedîn fe-1.. İki taraf arasında Kıvrım Bel hudut olmuştu. o takriben 1345de ölmfljf^ Yerine amcası Emir Yakub'un oğlu Âdil Bey geçti! Bunurfİamanı hakkırttfa da eHrrttede fazla bfrtJHgî yoktur. Kastamonu valisi Muzaffereddîn Yavlak Arslan'ı kendisine atabey yaparak sultanlığını ilân etmişti. Murad. Candaroğulları'nın topraklarını işgal etmiş. II. Mahmûd Bey'i de öldürdü. Süleyman Paşa âni bir baskınla Kastamonu'yu ele geçirdiği gibi. Böylece Aydınoğulları toprakları tamamiyle Osmanlı idaresi altına girdi.. Murad onufrÖ2örine Anadolu Be$IS*b©yİ Harftza Bey'i göndÖfflK. Isfendiyar Bey bir müddet sonra Kadı Burhaneddîn'e bağlanmak istedi... Çankırı. Süleyman Bey.Candaroğulları Beyliği: Kastamonu. Cüneyd Bey de tekrar "beyliğinin başına geçmi^Br (144î)?tekat o burada tekrar rahat durmadı. Türkiye Selçuklu Sultanı II. Yıldırım Bayezid 1391 ve 1392 yılı başlarında olmak üzere iki defa Candaroğlu Beyliği üzerine yürüdü ise de Kadı Burhaneddîn'in yardıma gelmesi onun geri dönmesine sebep olmuştu. Çelebi Mehmed'de Isfendiyar Bey'den buraların Kasım'a bırakılmasını talep etmiş. ondan sonraki beş yıl ise müstakil olarak hükümet sürdü. Süleyman Bey halkın kendi lehine ayaklanması sonucu Kastamonu'ya hâkim oldu. Onun oğlu Süleyman Paşa.Sinop ve havalisinde kurulmuş bir Türk beyliğidir.. Murad tahta $fetı$ı zaman (1421) meydana çıkan tanıklıklardan istifade eden Isfendiyar Bey harekete geçmiş.. Ancak Yıldırım Bayezid'in Anadolu'da birliği tahakkuk ettirme yolundaki başarısı üzerine. Bunlardan Isa Bey'irç Ayaslug'daki cami en güzellerinden birisidir. rahim Bey*ih^te hükümeti uzun sürmemiş. Ancak Osmaniı- farta-onu yalnız bırakmasından faydalanan Kötürüm Bayezid Kastamonu'yu H(S Candaroğulları beyliğini tekrar ele geçirmeyi başardı. Sultari I'. Osmanlı kuvvetlerinin Kastamonu ile Bakır Küresi'ni alması sebebi ile Isfendiyar Bey sulh teklifinde bulundu. Isfendiyar Bey Kastamonu'da idareyi ele aldı. Süleyman Bey. neticede Kastamonu ve Bakır Küresi Isfendiyar Bey'de kalmak. Yıldırım Bayezid 1394'de Sinop'u kuşattı ise de atamadı. Kastamonu'ya Mahmûd Bey hâkim olduğundan Eflani tarafına çekilmişti. Murad'a başvurdu ve ondan temîn ettiği kuvvetlerle Kastamonu'yu aldı (1384). Murad ona fifyâtfi-MM'vaad ederek bu Ittffaköâfl ayırmış. Neticede barış yapıldı (1423 sonu veya 1424 başı). Celâleddîn Bayezid. Candaroğullarfnın burada hâkimiyeti uzun sürmedi. II. Osmanlılarla dost geçindi. Babasının tahtım kardeşi İskender'e btrakmak niye* tindö olduğunu sezen Bayezid'in büyük oğlu Süleyman (-şah) Bey bu duruma kamış ve kardeşi'-Öldürerek Osmanlılara sığınmışta Sultan I.. Yerine dölü CeiâleddlHBâyefciti (Kötü-rüm) Bey. Celâleddîn Bayezid 1385'de Sinop'da öldü.. Kurucusu Şemseddin Yaman Candar'dır. buna karşılık o da Osmanlılar'a tâbi oldu ve bundan sonra da dostça geçindi.4Ö6neyd Bey Osman-lı öröuâfc ^karşısında çateeiz kalarak önce Ipsllf kalesine çekildi ise de sonuna*' teslim utmak fcötenda kaldrVt'ailesiyle birlikte idam edildi (142M426). kendisine bırakılan yerleri Osmanlılar'a tâbi olan Kasım'a terketti ve arada hudut. Osmanlı Sultanı. c .. fakat Isfendiyar Bey onu metbu tanımak zorunda kaldı. sıranın kendisine geldiğini anlayarak Kadı Burhaneddîn Ahmed ile anlaşmaya vardt. Anadolu beylerinin birbirleriyle uğraşmasından yararlanan Isfendiyar Bey. Süleyman Bey'i Osmanlı kuvvetleri ile Kötürüm Bayezid üzerine gönderdi. önce Çankırı'da bulunan oğlu Kasım Bey'in elindeki topraklan işgal etmiş. Bakır küresi. Çankırı ve Kalecik de Osmanlı Sultant'na verilmek şartı İte anlaşmaya vahidi. II. Kastamonu ve Bakır Küresi Isfendiyar Be/e iade edildi. Gazi Çelebi'nin 1322'de ölümünden sonra Sinop Candaroğulları topraklarına ilhak edildi.. yerine oğlu Taceddîn . Aydınoğullarfnın Birgi. yk. fakat Sinop'da oturan Isfendiyar Bey'i yerinde bırakmıştı.. Murad ile münasebetleri dostane idi.* babasının. Giyaseddîn Mes'ûd onların üzerine yürüdü ise de yenilerek esir düştü. Sultan Çelebi Mehmed. Tosya. Isfendiyar Bey Ankara Muharebesinden (1402) sonra Timur'un hakimiyetini tanıdı. Bu bölgenin valisi Isfendiyar Bey'in oğlu Hızır Bey 1420'de Samsun'u Osmanlılar'a teslim etmek zorunda kaldı: II. Samsun ve Bafra'yı işgal etti (1419). II.. Taraklı-Borlu'da yapılan savaşta yaralanan Isfendiyar Bey Sinop kalesine sığındı. Sinop'ta Candaroğlu Beyliği'ni devam ettirdi.300 ___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI T Ü R K T A R İH ------------------------------.. Tire ve Ayaslug'da birçok mimarî eserleri bulunmaklar dır. hattâ ona itaat etmişti. bu teklifin reddedilmesi üzerine de Candaroğlu Beyliği üzerine yürümüştü.. Kalecik ve Çankırı'nın kendisine verilmesini istemişti. eski Candaroğlu toprakları Kastamonu. Çelebi Mehmed'e Karaman ve Eflak seferlerinde oğlu Kasım Bey idaresinde yardımcı kuvvet -. ffâkat onun bu «IMhtğl ufcun sürmedi. Osmanlı ordusunda Kasım Bey de vardı. Pervâneoğullarfndan Gazi Çelebi onun hâkimiyetini tanımıştı.. Süleyman Bey ikinci kez Suttan I. Şemseddîn Candar'ın ölüm tarihi belli değildir. Murad şehzade isyanlarını bastırıp duruma hâkim olduktan sonra Isfendiyar Bey üzerine yürüdü. 6nun bu dostluğu Yıldırım Bayezid'in ilk yıllarına kadar devam etti. O Fetret Devrinde Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelesi sırasında tedbirli bir siyaset takip ederek her defasında bu şehzadelerden birisini destekledi. 8u suretle Çelebi Isfendiyar. Fakat Kasım Bey geri dönmeyerek Çelebi Sultan Mehmed'den Kastamonu. Âdil Bey 1361 yılında öldö. emir oldur... Murad'ın tazyiki neticesi beyliğini Osmanlılar'a terk etti (1384). Aydınoğulları Beyleri edebiyatı da teşvik etmişlerdir. kardeşi Candar'ı velîahd göstermesi sebebiyle isyan etmiş ve Kastemonuyâ hâkim ofrriuştu (aş. göndermişti (1417). Nihayet yine 1392 yılı içinde Yıldırım Bayezid çabuk davranmış..■-----*■ İ 301 Mustafa Çelebi flfe bfrleşttve bu şehzadeye vezirlikdahi yaptı. Neticede Sultan I. Süleyman Paşa'nın Sinop valisi olan büyük oğlu Ibrahîrft. Sultani.. Giyaseddîn Mes'ûd'un ilk saltanat devresinde (1284-1296). Fakat Yavlak Arslan'ın oğlu Hûsameddîn Mahmûd Bey Kastamonu'da duruma hakimdi. Ayrıca Taraklı Borlu (Safranbolu) da ele geçirildi. daha sonra Taraklı-Borlu'ya kadar ilerlemişti. Kalecik ve Tosya kendisine verildi..

Kastamonu ve Sinop dolaylarında medrese. Candaroğulları'ndan Kasım Bey. Halil onunla mücadeleye girişti.. sonra da Akkoyunlular'ın yanına kaçtı. Sultan ona Türkmen emerliği ve Elbistan nâibliğini tevcih etti (1391). Melik Arslan kendisine aleyhtar olan kardeşi Şâh Budak'ın gönderdiği bir fedai tarafından öldürüldü (1465). Memlûk Sultanı Dulkadır Beyliği'ne tekrar Şah Budak'ı gönderdi. Memlûk Sultanı Kayıtbay (1468-1496). Şah Budak Mısır'a kaçtı (1466). Halil Bey bîr suikast sonucu öldürüldü (1386). Çelebi Sultan Mehmed ite de dost geçindi Buna mukabil Ramazanoğulları ve Karamanoğullan'na karşı daimi surette harp etti. Mehmet Bey Memlûk devleti ile dost geçindi. Bu beyler sanat adamlarını da himaye etmişler ve kendi adlarına çeşitli Türkçe eserler yazdırmışlardır. Sülî Bey bundan sonra daima Memlûkler ile uğraştı. Mehmed Bey. hattâ Sivas muhasarası sırasında (1400). Bilhassa Sinop dışarıya ihracatta bulunan işlek bir ticaret limanıydı. O Eretna Bey'in elinden Elbistan'ı zaptetmiş ve Memlûk Sultanı Melik en-Nâsir Muhammed'den (1309-1340) nâiblik menşuru alarak Dulkadırlı Emirliğini kurmuştur (1337). Bunlar Oğuzlar'ın Bozok kolundandır. 11 Aralık 1353'de Kahire'de öldürüldü. Yerine oğlu Sadaka geçtiyse de amcası Nâsireddîn Mehmed b. Candaroğulları beyleri gerek ilmî ve gerekse sosyal çeşitli eserlerle memleketlerini imâr etmişlerdir. Memlûk kuvvetleri 1395 Mart'ında SüfFyi ağır bir yenilgiye uğrattılar. Halil Bey derhal hudutların genişletmeye çalıştı.302 . Şikesi elinden alınan Kızıl Ah» med Bey önce Karamanoğlu. fakat Şah İsmail karşısında ağır bir yenilgiye uğradı (1507). Fakat SülTnin 1394 de güney doğu Anadolu'ya gelen Timur'u Suriye'nin fethine teşviki sebebiyle Sultan Berkuk onu yok etmeye karar verdi ve Sülî'nin üzerine büyük bir ordu gönderdi. Sultan Berkuk onun emirliğini tasdik ekmek zorunda kaldı. Elbistan Türkmenleri Timur'un ordusunu baskınlarla rahatsız ettiler.Dulkadır Oğulları Beyliği Dulkadır Oğulları XIV.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 303 ibrahim Bey geçti. Osmanlılar'la dost geçindi. oğlu Hasan Bey'e de Bolu Sancağı ikta olarak verildi. 2 Ağustos 1399'da Elbistan'ı zapteden Yıldırım Bayezid. Bozkurt Memlûkler'le dostça davranarak Şah Budaki ortadan kaldırmayı başardı. Sadaka Bey ise kaçmak zorunda kaldı. İsmail Bey'e. Murad Kayseri'y'ı alarak şehrî tekrar Mehmed Bey'e bıraktı (1436). fakat bâr netice elde edemiyerek Osmanlılara sığındı. Kızıl Alrned. Candaroğulları Beyliği iktisadî bakımdan da gelişmişti. Onun yerine küçük kardeşi SÜR Bey geçti. O. ancak onun saltanatı üçbuçuk yıl kadar sürmüş ve kendisi 1443 Mayıs1» sonunda ölmüştür. Halep taraflarında da birçok yer zapteden Karaca Bey bu başarılarına güvenerek Melik üz-Zâhir unvanı ile hükümdarlığını da ilân etti (1348). Memlûk Devleti'ne isyan eden Halep valisi Beyboğa'yı Sultştn'a teslim etmemesi onun ortadan kaldırılmasına yol açtı. Timur'un Elbistan. tamaft Bey Sinop'a çekildi. Ayrıca o. bunda da başarılı oldu. kardeşi KKİI Ahmed Bey muhalefet etti. Osmanlı himayesinde Çankırı ve dolaylarında hükümet sürmüş ve 1464'den sonra ölmüştür. Dulkadırlılar'ın ilk reisi Zeyneddîn Karaca Bey'dir. SÜİT Bey hemen üzerine gönderilen bir Mısır ordusuna 1386 Mayıs'ında Göksün yaylasında yendi. Karaca Bey bundan sonra Eretna'nın ülkesini yağmaladı. Fakat. Harput. neticede TYabzon seferi sırasında Fatih Sultan Mehmed önce Kastamonu üzerine yürüdü. İnegöl ve Yarhisar havalisi. Bunlar içinde bilhassa İsmail Bey. Osmanlrlar'ın himayesinde Memlûkler'e ve Ramazanoğuilarfna karşı başarı ile savaştı. Malatya ve Behisni'yi alıp tahribi üzerine Mehmed Bey ona itaate mecbur oldu. Kendi yanına sığınan Halil Bey'in kardeşi İbrahim'i onu öldürmeye gönderdi. Sinop'u muhasara eden veziN âzam Mahmûd Paşa'ya kaleyi teslim etti (1461). Memlûklar bu hizmetine karşılık ona Kayseri şehrini verdiler (1419). Melik Arslan zamanında Akkoyunlu Uzun Hasan Bey Dulkadırhlar'dan Harput'u aldı. Fatih Şuttan Mehmed'in müdahalesi ile Süleyman Bey'in Şehsuvar adlı oğlu bu mevkiye getirildi. Candaroğulları Beyliğrne saSılp olmak için bilhassa O