(

R

TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ARAŞTİR

Yayınlan: 121 Seri: I
L

Sayı:

TÜRK DÜ
B~;

EL

COĞR
-

| ' İkinci Baskı ANKARA -1992

Bu eser gerçekleştirilmiştir.

*ın desteği ile

Sözbaşı
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, kuruluş tarihi olan 1961'den bugüne kadar yayınladığı yüzden fazla eser, tertiplediği sempozyum ve konferanslar yanında aylık ve ilmî dergileriyle kültür ve medeniyet meselelerimizi aydınlatmaya çalışan bir kurutuştur. Okuyuculara sunduğumuz üç ciltten ibaret Türk Dünyası El Kitabı bahse konu araştırmaların en hacimiisidir.

ISBN : «75-456-047-1 (TK. No) ISBN : 975-456-048-x(1.Cilt) Türk Kültürünü Araf tırma Enstitüsü,

Yayınlayan

\
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü 17. Sok. No: 38 08490 Bahçelievler / ANKARA Tel: 213 31 00-213 41 35 1976 10.000 Sistem Ofset Matbaacılık Umlted Şirketi Ankara, 1992
j

Birinci Baskı İkinci Baskı Baskı Sayısı Dizgi, Baskı

Eserin ilk baskısı tek cilt olarak 1976 yılında yayınlanmıştı. Büyük bir ihtiyaca cevap verdiği için yurtiçinde ve yurtdışında ilgi ite karşılandı ve kısa zamanda mevcudu tükendi Enstitümüz Bilim Kurulu eseri; Seride hazırlanacak El Kitabı'na temel kaynak vazifesi görmesi düşüncesinden hareketle plânlamıştı. Ancak, kültür tarihimizin zenginliği Be meselelerinin azameti plâna sadık kalınmasına engel oldu. Araştırmaların uzu/ıft* veya kısalık gibi düşüncelerle hudutlandırıl-maması bundandır. Yeni baskıda plân ve görüşte ilk yayından uzaklaşmış değildir. DH, tarih ve coğrafya gbi alanlarda kolay değişmeyen bilgiler ilk baskıdaki yerlerini muhafaza etti. Nüfus, &tetfsff/c ve haritalarda bazı değişme ve gelişme gösteren konular yeniden /şfencff. Edebiyata, sanat ve fikir hayatına dair yeni müstakil araştırmalarla Türk Dûnyası'nm -fiusyatte son siyasi ve iktisadf hareketlerin çıkışına kadar- meselelerine bakış yeni bir ufuk kazandı. Toplanan bilgi ve etütleri faydacı bir görüşle üç dit halinde toplamamız tamdan doğdu. Eserin huduttan dışında kalmış daha birçok konularm mevcudiyetini biliyoruz. Enstitümüz Bilim Kurulu'nun hazırladığı plâna göre 12&tük kütö-yat halinde düşünülen eser, ileride tek bir B Kitabı olarak da okuyucuya sunulacaktır. Enstitümüz, Türk kültür ve medeniyeti alanlanndaki top/ü çatışmaların bk denemesi mahiyetindeki bu kitabın ilk baskısında emeği geçenleri hatırlar, bugün aramızdan ayrılanları rahmette anarken, yeni yayına vücut veren meslekdaşlarımıza ve hususiyle büyük emeği geçen Prof. Dr. Abdülhalûk Çay'a şükranlarını sunar. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü

İÇİNDEKİLER
Birinci Bölüm TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI

Giriş..................£;„.„..............................„»..................g............m&&&.........-»-•& % I. Törtı Ülkelerinin Tabiî Coğrafyası (Ahmet ARDEL).........................................7 II. Türk Dünyasının Demografik ve
EkonomikYapısma Toplu Bir Bakış (Nadir DEVLET)....................................55
1. nemngrafir ..jı-y^ı. ftşa^fe ,.;«,_____________.........„...................«..............*.SB

*-* Ekonomi........................................afifti........................................................91 İkinci Bölüm TÜRK TARİHİ..........Jı Ç|»T iı■ ı■rTTt]İl|^iıjlıjL»■ Vıt»ı..............................»...-âLi-JM Giriş (İbrahim KAFESOĞLU)...............................................................................111 K Asya Türk Devletleri (İbrahim KAFESOĞLU),......,................._____..........111

1. Hun İmparatorlukları (İbrahim KAFESOĞLU)............................................ 111 2. Tabgaç Devleti (İbrahim KAFESOĞLUJL.........................*...££&&..........125 3. Göktürk Hakanlıkları (İbrahim KAFESOĞLU).NOîftfcSfij.......-3*.........«... 12? 4. Uygurlar (İbrahim KAFESOĞLU)........».»„„....................$fiS...............«... 145 5. Kırgızlar (İbrahim KAFESOĞLU^^.^**^...............^Mfc.,.....J,ja*üu£»„t... IS)
&TDrgişler (İbrahim KAFESOĞLU) ^k......................4&U.......................... 1fl0

7. Karluklar (İbrahim KAFESOĞLU) „.,.,.,.____,„..................................«,.....154 8. Oğuzlar (İbrahim KAFESOĞLU)..............................................................
156

9. Kimekler (M. Kemal ÖZERGİN)......-........................................................156
II. Doğu Avrupa Türk Kavim ve Devletleri......................................................175 Doğu Avrupa'daki En Eski Türk Kavimleri

Giriş (Akdes Nimet KURAT)....____..................İL.................................................. î?§

1. İskitler, Sarmatiar, Roksolan ve Yazığlar................................................176 2. Hunlar ve Atöla, (Akdes N. KURAT) *«*»--...........................................177 3. Avarlar (Akdes N. «URAT)........•—ımpr................vm..........................."*** 4. Hazar Kağanlığı...................................................................................«171 5. Peçenekler, Uz (Oğu*)'tar ve Kumaniar............................................-""tR* 6. Kama (Çulman) Bulgarları Devleti..„.,«.„.„,...................«^.........^«^.»Ill

IH . K üttür ve Te şkilât (İbrahim K A FE S ĞLU O ) ..................................................187 1. B ozk ır Kültûrö'nön M en şei M eselesi .....................................................188 2. Sosyal Yapı...........................................................................Himltü 3. B ozk ır Türk lli'nde Te şkilât.................................................................. 201 4. Din ..,„....«,„,„.........................................................i................................208 5. İktisad î H ayat........ .....................................................,......................216 6. E deb î Kültür ve Sanat .............................................................................222 7. Düşünce ve Ahl âk .................................................................................. 228 W . İlk Türk-İslâm Siyas î Teşekkülleri İ (brahim K A FE S ĞLU O )....................... 237 1. Türklerinİslâm iyet'e G şi...; iri ..............................„,...............................237 2. A bbasiler Zam ında an T ürkler (E âk)......................................................238 tr 3. K arahanl ılar (E rdo ğan M E R Ç İL)............................................İM fMİV:> 240 4. G azneli D evleti İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) .....................i&&y&+f^w4fr„2A6 V. S elçuklular İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) ..........................................................247 1. Büyük S el çuklu İm paratorlu ğu.................................jğüfa.....................247 2. Irak ve H orasan S çuklular el ı...................................................................283 3. K irm an S çuklular el ı............................*Ö ® » 1A5* « »>**^^*^ ....................283 4. Suriye Selçukluları.......................«w-l&........^tv^^^a^^,,................284 5. A nadolu Sel çuklu D evleti (H akk ı D . Y ILD IZ) ........mmmri$&....................284 V I. O rtado ğu'da K urulm şuTürk D evletleri (A nadolu » iran, S uriye veısır................................................................291 M 1. D oğu A nadolu ve İzm ir T ürkm en B eylikleri İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) ..............291 2. Atabeylikler (İbrahim KAF^ĞLUkww.^»«~.~™ ?95 297 3. A nadolu Beylikleri (Eğan rdo M E R Ç İLJ.................YtinmrLL'ı'M'^:.......... 4. D elhi T ürk S ultanl ığı (ibrahim A FE S ĞLU O )...,^-. .......................^.............323 5. Mısır ve Suriye'de Kurulmuş Türk Devletleri (M.C.Ş^abeddlnTEKlNDAGj^.*w............",„'»..................................»İ27 6. H arezm şahlar D evleti İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) .........................................336 7. K arakoyunlular (Abdulhal ûk ÇA Y ) .........................................................344 8. A kkoyunlular (A bdulhal ûk ÇA Y ) .................................'..J;.. .....................348 V II. İsiâmî Türk D evletlerinde ültür K ve Te şkilât (İbrahim K A FE S ĞLU O ) ................351 1. Hüküm ranl ık.............................................Ü?T.................■...............362

2. Teşkilât.......................................\................................................358 3. H alk ve Toprak ...............................................................................362 4. D iril H ayat .....................................................................................364 5. Felsefe ve Bilim ............................M................................................370 6. E debiyat ........................................................................................376 7. S anat ............................................................................................377 8. İmar Faaliyetleri..............................................„„............................378 9. Türk H ususiyetleri ............„............M....................%..........„...............379 V II. O rta A sya veıpçak K B ozk ırlarında K urulm ş u Türk D evletleri (Ahm et TE İR )...........,....................................383 M 1. Türk-M o ğol im paratorlu ğu ve D evam ı (A hm et TEİR M )........„................«..385 2. AH m O rdu Devleti (A kdes Nim et KU ..............................................400 R A T) 3. K azan H anl ığı (A hm et TEİR M ) ........... .........................„.......................409 4. Astırhan H anl ığı (R e şid Rahm eti AR A ...........".....................................415 T) 5. Kasım Hanl ığı (A hm et TEİM R )...............„......................„....................417 6. Km m H anl ığı (H afflİN A LC IK.............................................................420 ) 7. N ogay H anl ığı (Ahm et TEM İR )............................................................435 8. Sibir (Sibirya) Hanlığı (A.N. KURAT- A.TEMİR)....................................437 IX. Ondördüncü Yüzyıldan Sonra Orta Asya'da Kurulmuş Türk Devletleri (İbrahim KAFESOĞLU)...............................447 LTimurlular Devleti.......................fi|......-.........................................^7 2. O rta A sya'daürkfefr T ....................................................\..................448 3. K aşgar-Turfan H anl ığı.....................................................«............«.450 4. H ind-T ürk İm paratorlu ğu........................... . ....~.................................451 X. O sm anl ı İm paratorlu ğu...............................................................•.......457 1. O sm anl ı İm paratorlu ğunda K ûltör ve Te şkilât (H alilİN A LC IK...................457 ) 2. O sm anl ı D evleti'ntn S iyas î Tarihi (F. Çetin D ER İN )...... ............................477 3. O sm anl ı İm paratorlu ğum da Y enile şm e H areketleri (Ero üm endKUR AN ) .......................................................»— «» ....................................*W

XI. Türkiye C um huriyeti Tarihi (C engiz O R H O N LU —.—............. )....... —507 XII. K uzey K ıbrıs Türk C um huriyeti (H . Fikret A LA....................................529 SKA)

TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI

1

Birinci Bölüm

Türk Ülkelerinin Coğrafyası

Koppers.Ö. Harnmer. bin ortalarına ait bazı dil yadigârlarının ortaya koyduğu gibi» Türkler'in etrafa yayılmalarından önce hem eski Ural'lı kavimlerle. antropologlar Kırgız bozkırı . il. Tarihçiler.TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 3 Giriş Türkler'in İlk Yurdu Ve Yayılış Sahaları Türkler'in göçlerden önce oturduğu topraklar meselesi geçen asırdan beri münakaşa edilen bir mevzudur. bazı dil araştırıcıları da Altaylar1 ın veya Kingan silsilesinin doğu ve batısının (Radloff. Çünkü M. san'at tarihçileri kuzeybatı Asya sahasını (Strzygowsky. brakisefal Türk ırkının proto tipi idi. belirli ve daha dar bîr bölgenin tâyini müşkül görünmektedir. Altay dağlarını Türkler'in anayurdu kabul ederken (Klaproth. Orta Asya'da Kiselev ve Çernikov vb. 1836. Oberhummer.ancak bu coğrafi kesimde mümkün olabilirdi. Çin kayıtlarına dayanarak. 1824. hem de Hind Avrupa dillerini konuşan Ârî'lerle temas edebilmeleri -Urallılar'ın bölgenin kuzey ve kuzeybatısında. Castrân. Schott. binden daha önceki Türk yurdunu tesbitte mühim ip uçları vermiştir. 1891. 2500 -1700) ve Andronove (M. 1926) Türk anayurdu olması gerektiğini düşünmüşlerdir. II. 1832. Batılı bilginlerden çoğu meseleyi kendi meşgul oldukları ilim dalları bakımından ele aldıklarından bu hususta çeşitli neticelere varmışlardır. hattâ Hazar denizinin kuzey ve kuzeydoğu bozkırlarının Türk Anayurdu olarak tesbitine imkân vermektedir. 1937) veya Baykal Gölü'nün güneybatısını-göstermişler. Ari'lerin de Mâverâünnehir'in kuzey sahasında yaşamaları dolayısıyla. tarafından yapılan arkeoloji araştırmaları M. . Ramstedt. 1700 . 1935).Ö. Kuzey Aitaylar'ın hemen batısında (Minusinsk bölgesi) ortaya çıkarılan Afanasyevo (M. 1856.Ö. bazı kültür tarihçileri Altaylar Kırgız bozkırları arasını (Menghin.1200) kültürlerinden bilhassa ikincisinin temsilcileri olan ırk. mongoloid olmayan. 1885. Bütün bunlara bakarak eski Türk yurdunun coğrafî sınırını çizebilmek az çok mümkün olmakla beraber. etnologlar İç Asya'nın kuzey bölgelerini. ö. Bunun sebebi Türkler'in daha iye zamanlardan itibaren geniş bir sahaya yayılmış bulunmaları ve kültürlerini uzaklara kadar götürmeleri olsa gerektir. Vam-bery. Bununla beraber ciddi "dil* araştırmaları bu sahanın Altay .Ural dağları arasına alınmasına. 1912).Tanrı dağian arasım.

dünyayı huzur ve sükûna kavuşturmayı gaye edinen bir fütuhat felsefesi ve her yerde âdil. oralarda fazla barınamadıklan ve çok kere varlıklarını kaybettikleri dikkati çekmektedir (Çin'de Tabgaçlar. Eski dünya kıt'alannda görülen geniş Türk yayılmalarının pek ciddi sebeplere dayanması gerekir. . Tarihî kayıtlarda Türk göçlerinin de iktisadî sıkıntı. nüfus kalabaltklığı ve mer'a darlığı Türkier'i göçe mecbur etmiştir. çok sıcak ve rutubetli bölgelere pek girmedikleri görülmektedir. tabiiyeti kabul edip istiklâlden mahrum kalmaktansa memleketi terk etmeyi tercih ediyorlardı. Bu şekilde dahi Türkler'in katıldıkları topluluklar içinde üstün bir kabiliyet göstererek askerî kuvvetlere veya siyasî hayata hâkim oldukları. Türkler'den bîr kol olan Yakutlar İle Çuvaşlar'ın ana kütleden ayrılması ve Yakutlar'ın Doğu Sibirya'ya doğru yönelmeleri çok eski bir tarihte vukubulmuş olmalıdır. Gerek bu şekilde. M. asır göçleri). asırlar) "İskitler* i!e birlikte yaşadıkları tahmin edilmektedir. Peçenek.Pencâb havalisine doğru ilk Türk hareketi. Zaruret neticesi de olsa. Eberhard'a göre. VI. bazı kalabalık boylardan ayrılan grupların veya ailelerin veya sağlam yapılı gençlerin yabancı devletlerde hizmet almaları suretinde belirir. asrın ikinci yarısı).Avrupalıların bölgeyi kendi hâkimiyetlerine geçirdikleri anlaşılmaktadır.. hem uzun mesafeler katetmek suretiyle yapılmış. Hindistan'da). asır). asır).XI.Ö.Ârî komşuluğunun M. Toprağın artan nüfusu oesleyemez hale gelmesi yüzünden dar ziraat alanları dışında. daha ziyade bozkır kavimleri için bahis konusu idi. kuzeyde Kuîey Buz Deft&Pnden güneyde Tibet'e kadar olan geniş bir sahada yaşarlar. Bu durum Türkler'de zamanla. gerek yabancı ağır dış baskıya maruz katan (meselâ XI. göçe mecbur etmiştir (meselâ IX . haksever ve âdil insanlar olmalarına rağmen Türkler hakkında söylenen hayal mahsulü türlü ithamların sebebi de bu olmalıdır. gibi başka iktisadî vasıtalara da ihtiyaçları vardı. asır Moğol K'i-tan hücumu) Türkler. Bunun yanısıra her askerî muvaffakiyet de yeni bir siyasî hedefe yol açmış ve ülkeler zaptedildikçe yeni fetih arzuları kamçılanmıştır. kabaca batıda Balkanlar'dan.Ö. Bu durum. Türkler'de açık şekilde müşahede edilen ve onların tarih boyunca hareketli bir topluluk halinde sürekliliğini mümkün kılan bu ruhi davranış. yeni vatan kurma maksadını güden büyük çapta fütuhat vasfındadır. Tarihte göçler mevzuunun araştırıcıları. yalnız. bu durum. bir tahmine göre. Bunlardan biri. Oğuzlar. hem de çok mühim tarihî neticeler vermiştir. Bulgarlar Karadeniz kuzeyinden Balkanlar'a ve İtil (Volga) nehri kıyılarına (641 'i takip eden yıllarda). Aslında İyi. Türk tarihine dair kayıtlarda göçlerin ve akınların başlıca sebebi olarak zikredilen bu hususlar. Astında bir bozkır halkı olan ve bozkırlarda doğup gelişen kültürün yaratıcısı bulunan Türkler'in. Bununla beraber Türklerin birbiri arkasına çeşitli yönlerde yayılmalarını sağlayan başka âmiller de mevcuttur.Türk . Yabancı hayat tarzı. asır) ve sonra. gibi). 1500 -1000 arasında bir kısım Türkler Uzak Doğu'da yaşıyorlardı. Türkler'in başka memleketlere yönelmelerini değil. bin başlarına tesadüf eder. Orhun bölgesinden Seyhun Nehri kenarlarına (X. Batı Avrupa'da Hunlar. ormanlık. Orhun nehri bölgesinden İç Asya'ya (840'i takip eden yıllarda) göç etmişlerdir. Bunu Batı Türkleri'nin tarihinde de görmek mümkündür. yüzytön ikinci yarısından sonra Osmanlılar'ın Rumeli'ye geçişi bu şekilde bir nüfus kalabalığının yer değiştirmesi neticesi olmuştur. I. giyim eşyası vb. vukubulan büyük Türk göçlerinin tarihleri kesinfikle bilinmemekte beraber bazı tesbitler yapılabilmektedir. Meselâ. Avrupa Hunları Orta Asya'dan Orta Avrupa'ya (VI. M. W. 1300 -1000 arasında Türkistan'da bulunduklarına dâir işaretler vardır. ağır darbelere maruz kalan yabancılar tarafından Türkler'in sevimsiz karşılanmalarına yol açıyordu. Kafkaslar'ın kuzeyinden Orta Avrupa'ya (830'dan sonra).XI. insanları eşit sayan Türk töresini yürürlüğe koymak üzere bir cihan hâkimiyeti mefkuresi doğurmuşa benzemektedir. Türkler'den bir kütlenin de batıya yönelerek Volga Nehri etrafındaki düzlüklerde (M.Ö. doğuda Büyük Okyanus*. yüzyıllar) ve XIV. buraya dışarıdan gelen Hind . Daha eski tarihlerde Türkler'in Iran yaylası üzerinden Mezopotamya'ya inmiş olmaları da muhtemeldir. gerek "sızma" vasfında olsun etrafa yayılmaları şüphesiz her zaman kolay cereyan etmiyor. tabiat servetleri zengin ve o çağlarda pek az nüfuslu civar bölgelerde mevcut idi.f 4 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 5 Çok eski zamanlarda başlayan anayurttan ayrılma hareketleri. zira dilleri "ana Türkçe'den en ayrı düşen Türk kavimleri bunlardır ve bilhassa Yakutça bugün en çok değişen bir lehçedir. Bunlardan bilhassa Hun ve Oğuz göçleri. en İptidaisi dahil hiçbir kavmin kendiliğinden ve keyif için yer değiştirmediğini. Büyük ölçüde kuraklık (meselâ Hun göçü). başarılar arttıkça daha da kuvvetlenmiştir. Bunlar. Sabirler Aral'ın kuzeyinden Kafkaslar'a (V. yani Türk anayurt topraklarının geçim bakımından yetersiz kalması sebebiyle olduğu belirtilmiştir. Türkler'in gerek "fütuhat". Hindistan'ın Indus . fasılalarla. ancak hayvan yetiştirebilen Türkler'in tabii bir hayat sürebilmek için çeşitli gıda maddeleri. Böylece tarih? devirlerde Türkler'den tur kütle başka bir Türk zümresini arzuları hilâfına. bazan iktisadî ve ticarî bakımdan nisbeten daha fazla imkânlara sahip diğer Türk topraklarına intikaline de yol açmıştır.XII. 1500'lerde olması muhtemeldir. binlerce*yıl devam etmişfi^MÖ. Bugün Türkler. oturulan topraktan ebediyen aynlmanın bir insan için çok müşkül olduğunu ve göçlerin ancak bir takım zaruretler yüzünden vukua geldiğini göstermişlerdir. her millet için tabiî sayılacak bir durum değildir. Milâttan sonraki Türk göçlerine katılan boylar ve zamanları hakkında ise açık bilgilere sahip bulunuluyor: Hunlar Avrupa'ya (375 ve müteakip yıllarda) ve Kuzey Hindistan'a (Ak-Hunlar). iklimi elverişli.III.Ö. yayılma safhasında kendi kültürleri için yaşama ihtimalinin zayıfladığı sınırlarda durakladıkları. Kuman (Kıpçak) ve Uz (Oğuzlar'dan bir kol)'lar Hazar Denizi kuzeyinden Doğu Avrupa ve Balkanlar'a (IX . Macarlar'la birlikte bazı Türk boyları. yabancı inanışların hâkim olduğu bölgelere nüfuz etmiş Türk zümrelerinin. Mâverâünnehir üzerinden İran'a ve Anadolu'ya (XI. Diğer taraftan Türkler'den bîr kısmının da M. Tarihte Türk yayılmalarının diğer bir şekli de 'sızma* diyebileceğimiz yoldur ki. her an karşılaşılması aşikâr tehlikeleri göğüslemeğe hazır bulunmak ve aralıksız bir ölüm-kafım savaşı vasatında yaşamak. hattâ bazan devlet kurdukları bilinmektedir (Meselâ Mısır'da. asır ortası). Kuzey Çin'de ve bugünkü Moğolistan'da Türkler'in mevcudiyeti daha gerilere Neolitik çağa kadar takip edilebilmektedir. Balkanlar'da Bulgarlar. Bu göçler. Meselâ yukarıda zikredilen Uraliî .Ö. Kuzey Hindistan'da çeşitli Türk devletleri vb. Türk maneviyatının sağlamlığıdır. bazan pek şiddetli çatışmalara sebep oluyordu W. Uygurlar. Anadolu'nun Selçuklular tarafından iskân edilmesi (XI . bilinmeyen ufuklara doğru akmak.

yaylalara ve ovalara tekabül edişidir. Bunlardan bin Türkiye. Bu saha» Kuzey Buz Denizi'nin (Arktik Okyanus) bir parçası olan Doğu Sibirya Denizi'nden Akdeniz'e kadar Avrasya (Avrupa-Asya) kıt'asını verevine kesmekte ve Idil-Ural bölgesinden Himalayalar'a kadar uzanan memleketleri içine almaktadır. yay şeklinde . Türkiye bu topraklarda oturan insanların "ana vatan") vasfını kazanmış. hattâ yabancı boyunduruğu altında yaşayan soydaşları için de bir ümit ve iftihar kaynağı. Polonya'da. ziraat sahalarıdır. Suriye'nin Azez. Yakutistan ite Altay dağları . Ayrı birlikler halindeki bu bölgelerin coğrafyası. bazı Ege adalarında ve Kıbrıs'ta yaşarlar. tabii bir neticesi olarak da. yeryüzündeki tek bir Türk devletidir. Romanya'da Dobruca ve Basarabya'da. yıldönümünü İdrâk ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti. Hudutlarını kabaca çizdiğimiz bu sahada Türkler'in topluca yaşadıkları diğer yerler Tatar. Bunun. yani ovalar ve alçak yaylalar. geniş ovaları ve bilhassa vahalarında hâkim geçim kaynağı ziraat olduğu git». aralarındaki intikali sağlayan ve kuzey kısmı Ruslar'ın. Buralarda yaşayan Türkler'in hayat tarzları. güney kısmı Iranfılar'ın idaresinde katan Azerbaycan ile beraber. ovaları. Münbiç ve Lazkiye bölgelerinde. Afganistan'da. Görülüyor ki. Irak'ın Kerkük havalisinde. çağdaş medeniyet seviyesinin de üstünde bir başarıya ulaştırmaktır. dağlara. Orta Asya dağ ve ovalarından Kızıldeniz'e kadar uzanan sahada Ön Asya. Türk Dünyası'nın çok bûyûk bîr kısmı Ön Asya İle Orta Asya'da yer almakta. gerçek bur ana vatan olmuştur. doğu kısmt Çinliler'in idaresinde olan Türkistan'dır. ancak küçük bir kısmı Avrupa'da bulunmaktadır. Bu iki birlik.Baykal gölü arasındaki Altay. Yunanistan'ın Batı Trakya. Batı Trakya'dan Moğolistan hududuna kadar hemen hemen kesintisiz bir Türk nüfus sahası vücuda getirirler. birlik ve beraberlik içinde güzel yurdumuzu ve milletimizi daha mutlu günlere. Atatürk'ün mânevi rehberliğinde. Türkiye Cumhuriyeti. ön Asya ve Orta Asya Coğrafyasının Ana Hattan: Akdeniz'den Batı Pakistan'a. Mestanlı -Kızanlık. Filibe. iki yerde büyük ve yeknesak topluluklar teşkil ederler. diğeri de batı kısmı Ruslar'ın. kurak bölgeleri (çölleri ve stepleri). Bu geniş sahanın göze çarpan umumi karakteri.tarihî bir gelişmenin mahsulüdür. Kafkasya'da. bütün gücünü memleketinin imarına ve halkının refahına adamış. Hakas ve Tannu-Tuva bölgeleridir. Bulgaristan'ın Deliorman. Türk dünyasının hayat tarzında bir birlik vardır.geniş saha dahilinde Türkler. I.• TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI f Bu. çeşitli dış tehlike ve tehditlere rağmen savaşsız geçirmiş. yeryüzünde geniş bir sahaya yayılmışlardır. Gerçekten. Orta Asya'nın dağlık sahalarında ve bozkırlarında hayat tarzı geniş ölçüde hayvancılığa dayandığı gibi. Hedef ve dileğimiz. Azerbaycan'da ve Anadolu'da. Kesintisiz Türk nüfus sahası olarak sınırladığımız yerlerin dışında Türkler Yugoslavya'da. Azerbaycan'da ve Anadolu'nun dağlık yerlerinde de aşağı yukarı aynı karakteri göstermektedir. Makedonya ve Üsküp havalisinde. engin Türk Tarihi İçerisinde kuruluşunu takip eden yarım yüzyıllık sureyi. ana hatlarıyla aşağıda gösterilmiştir. yaşadıkları yerler arasında mesafelerin uzak olmasına rağmen. bölgeden bölgeye bazı farklar göstermekle beraber. Bugün 68. kurak iklim bölgeleri (bozkır ve çöller) oluşu ve hâkim yüzey şekillerinin de. Türk Ülkelerinin Tabii Coğrafyası Ahmet AnM Sayılan 150 milyonu aşan Türkler. Pilevne ve Varna bölgelerinde. Başkırt ve Çuvaş boylarının ve Fin-Ugur kavimlerinin yaşadığı Idil-Ural bölgesi. esas itibariyle ziraat ve hayvancılığa dayanmaktadır. bu yerler. Doğu ve Batı Türkistan'ın alçak yaylalariyle.

Elbruz dağları. Ön Asya'da yüzey şekillen bakımından bir birlik yoktur.000 m. Buna benzer hareketler diğer ön Asya ülkelerinde de cereyan etmektedir. Her tarafta yükseklikleri teşkil eden dağlar. ön Asya'da esas itibariyle iklim ve yüzey şekillerinden ileri gelen bu mevsimlik yer değiştirmeler. Gerçekten Ön Asya'da hüküm süren iklim neticesi birbiriyle ahenkli olmayan unsurlar arasında bir yakınlık meydana gelmiştir. azaltmak ve yağışı kara çevirmek suretiyle bu umumî hatları daha belirli bir hale getirmektedir. Suriye ve Arabistan düzlükleridir. Rion ve Kura vadileri. bugün olduğu gibi tarihin her devrinde görülmüştür. Her yerde yaz mevsimi bitkilerin gelişmesinde bir duraklama devridir. Hindikuş ve Zagros dağları. Karadeniz'in doğu ve Hazar denizinin güney kıyılarında ise her mevsimi yağışlı bir iklim vardır. Yüzey şekillerinin çeşitliliği sıcaklıkları. Görülüyor ki iklim. Burada büyük tabiî bölge birliği. Ön Asya'da kurak iklimlerin muhtelif çeşitlilikleri tesirlerini gösterir. Kuraklık. Bahar mevsiminin yağışları bitkilere yeniden hayat verir. Her tarafta günlük (bilhassa yazın çöllerde) ve yıllık sıcaklık farkları fazla ve mevsimler arasındaki sıcaklık değişiklikleri belirlidir. yaylalar ve ovalar gibi genç ve ihtiyar şekiller yan yana bulunu/. zaman zaman seyrini değiştirerek. Akdeniz ve bilhassa Karadeniz kıyılarına yaklaştıkça ehemmiyetini kaybetmektedir. kışın da çok soğuk olan dağlardan ılık ovalara doğru mevsimlik iniş çıkışlar vardır. Halen gittikçe ehemmiyetini kaybeden. Ege kıyılarından Afganistan'a.'den fazla) dolayısiyle yazın çok sıcak olan çukur sahalardan yüksek yerlere. Ön Asya memleketlerinde çukur sahalarla bunları çerçeveleyen yüksek dağ ve yaylalar arasındaki ehemmiyetli yükseklik farkları (Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde kıyı ovaları ile dağ sıraları arasında 2. İnsanlarla birlikte sürülerin yer değiştirmesi (göçebelik) ön Asya'nın tarih boyunca ar-zettiği en büyük hususiyetlerinden biridir. Mezopotamya ovaları. Anadolu'nun batı kısmında Yörükler her sene sıcak yaz aylarında yaylalara çıkar ve sonbaharda da alçak ovalara ve vadilere inerler. Bunun dışında kalan Ön Asya memleketlerinde kurak ve sıcak yazlar ve bazen şiddetli geçen yağışlı kışlarla kenefini gösteren çeşitli iklim tipleri hüküm sürmektedir. belirttiğimiz tezatlar içinde kayboluyor gibi görünüyorsa da iklim onu perçinlemektedir. devamlı göçle- . Bunlar Kafkaslar. su kaybına karşı mücehhez bitkilerden müteşekkil topluluklar dağları ve ovaları örtmektedir. seyrek ve cılız. Toroslar. Arap yarımadasının güneybatısında musonun tesiriyle yazın. yağış miktarlarını çoğaltıp. İç Anadolu ve Doğu Anadolu yaylaları ile Iran yaylası. Kapalı ve açık havzalar da birbirini takip etmektedir. Birliği sağlayan iklimle tezadı yaratan yüzey şekillerinin terkibi ön Asya'da unsurlar arasında yeni bir bağ yaratmaktadır. Ön Asya'nın ovalarıyle dağları arasındaki bu mevsimlik göçler. Suna insanlarla birlikte hayvanlar da katılmaktadır. Hicaz'dan Horasan'a kadar geniş bir sahada aşağı yukarı aynı iklim şarttan hüküm sürmekte ve bununla alâkalı olarak aynı bitki manzarası. Aynı şekilde iniş ve çıkış Doğu Anadolu dağları ile civar ovalar arasında da vardır. yukarda kısaca bahis konusu edilen muhtelif unsurları birleştiren bir husus olarak ortaya çıkmaktadır. Ön Asya'da. hattâ bazı bölgelerde tamamen ortadan kalkan.6 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 9 yüksek dağları ve bunlar arasında yer alan yüksek yaylaları ihtiva etmektedir.

medeniyetlerin yer değiştirdiği bölgelerdir. Batı Türkistan'a da Rus Türkistanı demektedirler. hattâ ortadan kaldırıcı mahiyettedir. esaslı farklar vardır. Ruslar'ın ve Çinlilerin daha da ileri giderek. Ruslar'ın Batı Türkistan'ı Sinkiang eyaleti diye adlandırarak Türkistan mefhumunu büsbütün ortadan kaldırmaya çatışmaları bu görüşümüzü kuvvetlendirmektedir. Ön Asya büyük istilâlar diyarı. Aslında Rus Türkistanı. Filhakika halen bu bölgeler adlarını. Bu misâlleri çoğaltmak mümkündür. Orta Asya'yı. Bu tâbirler tarihi bakımdan olduğu kadar ilmî bakımdan da hatalıdır. bazı coğrafyacılar. Doğu Almanya için Rus Almanyası denmediği gibi.kara parçası. üzerlerinde yaşayan milletin adından atmaktadırlar. doğu ile batı arasındaki bu 'geçiş bölgesi. Ön Asya ve Orta Asya'nın Yüzey Şekilleri: Güneyde. Bugün Rus işgali altında olmasına rağmen.re ve yayılmalara inkılâb etmiştir. Onun içindir ki. aslında sadece Türkistan'dır ve coğrafî araştırmalardaki bölge taksimatına uyularak Doğu ve Batı Türkistan diye iki kısma ayrılmıştır. kuzeyde Sayan dağları ve Baykal gölü etrafındaki dağlar. Ön Asya'nın bir ucundan öbür ucuna kadar uzanan bu sahada yapı ve yüzey şekillerinin mahiyetine bunların tesir ve mukabil tesirleri hâkim olmuştur. Yabancı bazı müellifler bu yerlerin bugünkü siyasî durumunu göz Önünde tutarak Doğu Türkistan'a Çin Türkistanı. geçici büyük imparatorlukların kurulduğu ve kavimlerin.. kuzeyde geniş bir saha kaplayan bir jeosenklinalden (dağların. batı kısmı kapalı denizlerle göllerden ve geniş ovalarla alçak yaylalardan meydana gelmiştir. Orta Asya'nın yüksek dağ ve yaylalardan müteşekkil doğu kısmına 'Yüksek Orta Asya" derler. geniş mânada Türkistan denilmektedir. batıda Hazar denizi ile. bilhassa yer şekilleri bakımından. bu sahaların Türk ülkeleri olduğunu unutturmaktır. Çin Türkistanı gibi sunî bir ayırım yapanların maksattan.. Böyle bir adlandırmada Orta Asya'nın Pamir ile Altay dağları arasındaki dağlık sahanın doğu kısmı Doğu Türkistan'ı batı kısmı Batı Türkistan'ı meydana getirmektedir. içinde teşekkül ettiği dar ve derin eski Akdeniz) yan basınçlarla meydana çıkmış olan dağ sıraları. jeolojik tarihin pek eski devirlerinde katılaşmış ve üzeri tortullarla örtülmüş Ur . Tarihte buna ait misâller çoktur. Büyük bir coğrafî birlik olarak "Orta Asya' tâbiri yerindedir. yaylalar ve bunlar arasında yer alan küçük-büyük bir takım kapalı çukurluklardan müteşekkil olduğu halde. Kuzey ile güney. Birinci Cihan Harbi sonuna kadar Avusturya ve Almanya arasında paylaşılmış Çekoslovakya için de Avusturya Çekoslovakyası ve Alman Çekoslovakyası diye tâbirler kullanılmamıştır. böyle bir duruma yol açmıştır. Bu geniş bölgenin adı. İstilâcı devletlerin kullandıkları tâbirler Türk Birliğini parçalayıcı. Diğer taraftan hâkim unsuru teşkil eden Türkler'in vatanı için Türkistan tâbiri de doğrudur. doğuda Büyük Kingan dağları arasında kalan geniş saha meydana getirmektedir. Alp sistemine dahfl dünyanın en yüksek dağ sıfatenm teşkil eden Himalayalar'la. Ovalardan müteşekkil olan batı kısmı ise bu büyük bölgenin alçak kısmını meydana getirmektedir. Orta Asya'nın doğu kısmı yüksek dağlar. Bu geniş sahanın doğu parçası ile batı parçası arasında. tabiî şartlan ve kaynaklarıyla. güneyde. Asya'nın bu kısmında Türk unsurlar hâkim olduğu için Orta Asya topraklanna. .

kuzeybatı istikametinde uzanan dağ sıraları ite Kuzey Anadolu dağlarının güney kolu karşılaşmaktadır.kuzey istikametini alırlar. aşınmayı şiddetlendirerek yüzey şekillerini daha çok kenar dağlık bölgelerde gençleştirmiştir. Yukarıda bildirildiği şekilde meydana gelen sıradağlar. Kopet dağ ve bunun güneyinde aynı istikamette uzanan Binalut. Bu kısımda yükseklik 7. mevziî buzulların aşındırmasını da ilâve etmek lâzımdır. doğuda Gondvvana) kuzeye doğru ilerlemesi neticesi kıvrımların yaptıkları kavislerin uzantısında karışıklıklar olmuştur. Bunların neticesi etrafı dağlarla çevrili çukur sahalar husule geldi. III. Iran Azerbaycanı'nda mevcuttur. Horasan'da Ntşabur ve Sebzevar'a kadar uzanmaktadır. Burası. Zamanın başlarında (Pliosen ve Kuaterner'de) husule gelen takımıyle yükselme. Zamanın birinci devrinde (Eosende) meydana gelmiştir. Bunun doğusunda Kuzey Iran dağlan. sade bir yapı arzetmektedir. Bu yerler. hafif dalgalı bir düzlük (peneplen) haline gelmişti. Zamanın ikinci yarısında ve bilhassa III. eski kütlelerin (Arabistan gibi eski kıta çekirdekleri) kuzeye doğru ilerlemiş oimatarıyle ilgilidir. güneyde. Bundan sonra husule gelen takımıyla yükselmeler (epirojenik hareketler) yer yer.'yi geçen bölgelerde. Ege bölgesinin iç kısmında dağların istikameti doğu . Mekran'ın doğusunda sıkışmış olan bütün dağ sıralan güney . Aynı yapı sadeliği güneydoğuda Mekran dağlarında da görülmektedir. kıvrımların istikamet değiştirmelerine sebep olmuşlardır. Burada dağlara ve ovalara bu istikameti verdiren âmil kırıklardır. fakat buna mukabil şiddetli deprem sahaları. Kabil'in doğusunda birçok gruplar halinde balı . Kafkaslar da daha batıda Taman ve Kerç kıvrımları ile Kırım'a bağlanmaktadır. basit yapı şekliyle. . Kuzey Anadolu ve Iran silsilelerinin kuzeyinde yer alan Kafkas dağları. ön Asya'nın batı kısmında kuzey ve güneyde uzanan dağ sıralan arasında bir bağlantı görülmemektedir. arzettikleri mukavemet dolayısiyle. zamanın ikinci yarısında (Neojen'de) aşınma neticesi geniş bir dalgalı düzlük haline gelmişti.kuzeydoğu istikametinde devam ederler. iç kısımda göller geniş sahalar kaplıyor ve işgal ettikleri çanaklara birikintilerini bırakıyorlardı. Bursa bölgesinde güneydoğu . bütünüyle. Anadolu'nun batı tarafında kıyı kısmında dağlar Çeşme yarımadası ile Sakız adasında güney . Buna karşılık bölgenin kuzey kısmında üçüncü zamanda meydana gelen büyük dağ sıraları mevcuttur. çöküntü olukları ite geniş sahaları kaplayan lâv akıntıları ve sönmüş volkanlar. meydana gelmiş olan kıvrımlar aşınarak düzleşmiştir. kırık hatları boyunca sıralanmış olan volkanların da mü» him bir rolü vardır. sık sık su baskınına mâruz kalan yerler. Puşti Kûh silsileleri sıkışarak yüksek Kûh-i Baba silsilesini meydana getirirler. bazı müşterek hatları İte. Buralar yapı bakımından Doğu Anadolu'yu andırmaktadır: Kuzeybatı . Kafkasya'da. bu devirde.güneydoğu istikametinde uzanan büyük Balkan. IH. III.güneydoğu istikametinde uzanan Büyük Balkan ve Kopet dağ silsilesi.500 m. Daha doğuda dağ kavisleri Himalaya silsilesi arasında devam eder. gerek Mekran'ın doğusunda eski kütlenin (-batıda Arap bloku.doğu. Fakat bölge katılaşmış olduğundan tektonik (tabakaların ufkiliğini bozan hareketler) hareketlerin büyük bir kısmı kendini kırılmalar şeklinde gösterdi. sulak yerler. Hazar denizinin doğusunda kuzeybatı . ön Asya'da bugünkü yüzey şekillerinin ilk taslağı III. aynı zamanda. Bu yapı şekli Eibruz'a kadar devam etmektedir. Kabaca Bursa bölgesinde birbirinden ayrılan Kuzey ve Güney Anadolu dag sıraları Ooğu Anadolu'da birleşirler ve sıkışırlar. Bunların ortasında Iran yaylası bulunmaktadır. yer yer sapmalar da göstermektedir. Zaman sonu ve IV.000 m. kuzeydoğuda Hindikuş sıradağı halinde devam ederler. Dördüncü Zamanın yağışlı . yer yer yayıldıkları ve sıkıştıkları görülmektedir.güneydoğu olan çukur alanlar. seviye farklarına sebep oldu. kuzey Anadolu dağ sıralarını Güney Anadolu dağ sıralarına bağlamaktadır. Yukarda bildirildiği gibi Hazar denizinin doğusunda kuzeybatı . İran Azerbaycanı'nda dağ sıralarının uzantısı daha karışıktır. Anadolu'nun her tarafında. Bunlar.Suriye plâtformunun kuzeye doğru bir çıkıntı yapması neticesi Güneydoğu Toroslar kavsi. Afrika plâtformunun devamıdır. hiç olmazsa Ön Asya'nın batı kısmında. Kuzey ve Güney İran'dan seyreden kotlar. Biga yarımadasında güneybatı .'yi geçmektedir. Zamanın ikinci yarısının ortalarına doğru. kenar bölgelerde denizler. Salt Range Ön Asya dağlarının en doğu kısmını teşkil eden silsilelerdir. Van gölü ile Gökçegöf'ün doğusunda bu dağlar tekrar genişlerler ve şahsiyetlerini kazanırlar. Zaman (Kuaterner)'da husule gelen şiddetli volkanizma neticesi lâvlar bu çukur sahaların bir kısmını doldurdu. Gerek Zagros dağlarında. güneybatı . Bunda. bahis konusu bölgelerin her tarafında hemen aynı özelliği haizdirler: Verimli topraklar. Bu hal. Umumiyetle akarsuların yaptığı bu aşınmaya.güneydoğu istikametinde etrafı yüksek dağlarla çevrili bir yayla. Bu yapı şekli Marmara bölgesinin güney ve güneydoğusunda da vardır. Balkanlar'ın ve Istrancalar'ın devamı olan. Bu kollardan güneydekiler çok daha basit yapıdadır.doğu. Afganistan'da. İşte bu sebeplerden dolayı Ege denizinden Hindikuş'a kadar olan sahada uzanan dağların. Bu zamanda.10 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI M Güneyde eski bir kara parçası olan Arabistan. bölge olarak Anadolu'nun en yüksek kısmıdır. İstikametleri batı . takriben Kabil civarında birleşirler. Baku .Krasnodovsk denizaltı eşiği ile Kafkaslar'a.kuzey. 81» Zaman sonları (Üst Neojen) ve IV. Ön Asya sıradağlarına bağlanabilir. Aynı uzanış Gelibolu yarımadasında da görülmektedir. Fakat öyle zannediliyor ki. Kafkaslarla İran Azerbaycanı dağlık bölgesi arasında bulunan orta ve aşağı Kura havzası ve aşağı Araş oluğu Azerbaycan'ın en verimli sahasını teşkil eden bir çöküntü bölgesine tekabül etmektedir.batı olup aralarında aynı yönde uzanan geniş ovalar vardır. kuzeye doğru atılmıştır. Aip kıvrımlarını müteakip tesviye edilmeye başlanan Ön Asya. Meselâ Güneydoğu Anadolu'da Arap yarımadası .buzul devresinde yüksekliği 2. kuzeybatı . Yerli ve yabana jeologların araştırmalarına göre Anadolu. Hakikatte İç Anadolu'da kıvrımlı dağ kan/isleri. Bu kısımda Sefid Kûh. bazılarının içmde bir takım setler meydana getirerek gerisinde büyük göllerin teşekkülüne yol . Bu kıta çekirdekleri eski dağların aşınmasiyle meydana gelen düzlüklerdir. Mezopotamya ovalarına hâkim olan Zagros dağlan. Eski Akdeniz'in kapladığı geniş sahada meydana gelmiş olan bu dağ zincirleri birbirine eklenerek Ege kıyılarından Karakurum dağlarına kadar uzanmaktadır. bütünüyle batı-doğu istikametinde uzanmakla beraber. beşerî ve iktisadî hayatın toplandığı merkezler.kuzeydoğu istikametinde uzanmaktadır. Bazen de jeosenklinal içinde mevcut eski bloklar. Bu bölgenin kuzeyinde Kuzey Anadolu dağ kavisleri sıralanmaktadır.

suyu sağlayan dağlardır.doğu. .500 m. Zaman sonu (Üst Neojen) ve IV. Bu devrin sonunda ve IV. Güney Kafkasya'da Gökçe göt. suların toplanmasına yol açarak Gökçe göl {yüksekliği 1. güneybatı .Van çukurunu tıkayan Nemrut'un lâvları bunun doğusunda Van gölünün meydana gelmesine sebep olmuştur. yükseklikte bir ovaya. Yükselme. onlara bu imkânı veren. ön Asya'nın bu kısmındakine benzer bir yapı Orta Asya'da vardır. yükseklikte bir göte tekabül etmektedir. bu dağların yüksek zirvelerinde mevcut olan büyük buzulların eriyen sularıyla beslenmektedir. Hisar dağları) Orta Asya dağlarının orta yaylarım meydana getirirler. Türkistan dağları. Beşer? ve iktisadî hayat alçak yerlerde toplanmış olmakla beraber. Bu iki dağ sırası Orta Asya dağlarının kuzey yaylarını teşkil etmektedir. Orta Asya çukur sahaların» çerçeveleyen dağlar. güneyde Soğanlı dağları) çevrilidir. gerek bunların eteğinde yayılan lâvların husule getirdikleri setler.000 metreyi geçen birçok zirveler vardır. Gerçekten bölge İli Zaman sonunda hafif dalgalı bîr düzlük halini almıştır.000 m. batı . Diğer tabiat şartlarından olan iklim. Orta Asya yer şekilleri bakımından her tarafta aynı karakteri göstermez. Bilhassa Orta Asya'nın merkezî kısmı ile doğusunda dağlar. Her ikisi de birer çöküntü sahası olup teşekkül zamanlan İti. Sır Derya ve İli. yükseklikleri 4. Zerefşan dağları. Çukurun batı ve güneybatı kenar? 3. Gerek bu dağlar. kuzeybatı * güneydoğu istikametinde uzanan büyük bir çukur alanın en alçak kısmını işgal etmektedir. Kungei Aladağı.928 m.000 metreyi geçen birçok zirveleri ihtiva eden bu dağlar Türkistan için bir su hazinesidir. Doğu Türkistan'ı Batı Türkistan'dan ayırün ve yer yer kuzeybatı güneydoğu. güneybatı .kuzeydoğu istikametinde uzanan büyük çukur sahalarla kaplıdır.kuzeydoğu istikametlerinde birtakım yaylar çizen dağ sıralan kuzeyden güneye doğru şöyle sıralanmaktadır: Kuzeybatı güneydoğu istikametinde uzanan Tarbagatay dağlan ve bunların güneyinde de Aladağlar.) ün teşekkülüne meydan vermiştir. Üzerlerinde 4.12 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 13 açtı. Bu dağlarda 5. Çungarya Aladağı.000 metreyi geçen birçok zirveler ve bunların üzerinde müteaddit buzullar vardır. Bu dağ sıralarının güneyinde Tanrıdağ-iarı'na ait sıralar bulunur. Anadolu'da olduğu gibi burada da bu çöküntü alanlarının en büyük mahzuru su baskınları ve depremlerdir. Tanrıdağları ile Büyük Altaylar arasında çöl ve bozkırları ihtiva edBrt Çungarya havzası bulunur. Orta Asya'nın Türkler'le meskûn olan kısmı doğu . Zaman (Kuaterner)'da olmuştur. Zaman (Kuaterner)'dır. Orta Asya'nın bu dağlık sahasında iki tip yüzey şekli ayırdedilmek-tedir: Çukur sahalar ve dağlar. 5. Terskei Aladağı. Yükselme. Talaş Aladağı. bölgedeki buzullaşmadan evvel olmuştur.500 metreyi geçen volkanik kütlelerle (batıda Akdağtar. akarsular ve bitki örtüsü Üzerine esaslı tesirleri olması dolayısiyle evvelâ yer şekilleri kısaca gözden geçirilecektir. Meselâ Muş .batı. yaylalar ve ovalar birbirinin içine girmiştir. Zaman başlangıcında bütünüyle yükselme (epirojenik) hareketleriyle bölge büyük yükseklikler kazanmıştır. yükselmiş kısımlardır. 1965'teki Taşkent depremi buna iyi bir delildir. Birincisi deniz seviyesinden 500 m. Sir Derya'nın kaynak kısmını meydana getiren Narin suyu ile Amu Derya'nın kaynak kısmı arasında kalan dağ sıraları (Alay dağları. Yalnız alçak sahaları ihtiva eden batı kısmında ovalarla alçak yaylalar hâkimdir.'yi geçen dağlarla çevrili olup ikisi çok ehemmiyetlidir: Fergana ve tok göl çanakları. mevziî olarak kırılmış. ikincisi 1. Bunlar. SU. Zaman sonu (Pilosen) ve IV.

Bu havzanın beşerî ve iktisadî değeri çok büyüktür. batı. Zamanın ilk yarısı) ve Hersinyen (I. ihtiyar dağlardır. kıvrılma tarihleri bakımından.000 metreyi geçen yüksek zirveleri İhtiva eden sıralar Orta Asya dağlarının güney yaylarını teşkil ederler. Fergana.. kuzeyden güneye doğru gidildikçe. insanların ve medeniyetlerin yayılış» üzerinde büyük tesirler icra etmiştir. Şu halde bu dağlar. Şöyle ki.doğu ve kuzeybatı güneydoğu istikametlerinde uzanan ve 7. Orta Asya dağlar. bitki örtüsünün tabiatı. Şekil 1 . yüksek kısımlar dağ sıralarını. Bu hat. alçak kısımlar da oniar arasında kalmış olan kapalı çukurlukları meydana getirmişlerdir. iklimlerin dağılışı. bahis konusu havzanın. Hakikatte bu dağlar. yüksek irtifalarına rağmen. Orta Asya dağları arasında yer alan havza 300 uzunluğunda ve ortalama olarak 100 km. geotştiğindedir. Himalayaiar Aip sistemine dahildir. Kapladığı saha 22. Gobi çanaklardır (Şekil 1). Yaşları ne olursa olsun bu kıvrılmalarda hâkim istikamet doğu .kuzeydoğu. Orta Asya dağlarının Altaylar'a kadar olan. Bunların arkasında batıda Karakurum. Güneydoğuya doğru uzanan dağlar (Altın dağları) Tibet havzasını güneyden çerçevelemektedir. güney kenarında yaylar çizmektedir. kısmı ile Tibet yaylası ve bunun kuzey kenarındaki dağlar eski kütleler olup teşekküllerinden Üçüncü Zamanın ortalarına kadar aşınmış ve sonra yükselmişlerdir. Bu sonuncuların başltcaları Tarım.Fergane depresyonu (havzası). esasında.000 km2'c . doğuda Üstün ve Arka dağlar aynı istikamette yaylar meydana getirirler.batıdır. yenileşmektedir Baykal gölünün güneyindeki dağlar Kaledonien (I.Çatkal dağlan ile Alay dağlan arasında bir çöküntü sahası olan Fergana havzası bulunmaktadır. Yükselme kütle halinde olmayıp geniş dalgalı kıvrımlar şeklinde tecelli etmiştir. Zamanın ikinci yarısı) yaşta kıvrılmalar oldukları halde. Altay dağları Be Pamirler etrafında güneybatı .

Görülüyor ki İzmir'de yaz aylarının sıcaklığı tropikal iklimlerin sıcaklıkları kadar ve hattâ daha yüksektir. Yalnız Karadeniz kıyılarında kurak mevsim yoktur. az olduğundan güneşten gelen ışınlar atmosferin üst tabakalarında tutulamamakta ve toprak civan fazla ısınmaktadır. Doğuya doğru denizden uzaklık ve yüzey şekillerinin silikleşmesi dolayısıyla yağış azalmaktadır. Meselâ yıllık ortalama yağış tutarı 135 mm. yaz mevsiminde ise alçak basınç hâkimdir. basınç ve rüzgârların rolü olduğu muhakkaktır. senenin büyük bir kısmında. Mutlak azamî sıcaklık çöl bölgelerine isabet eder. Yazın ide. güneyden kuzeye doğru artar. Gerçekten ön Asya ve Orta Asya'da. olan Buhara'da yaz mevsimi tamamen kuraktır. Bunlar okyanus ve denizlerden gelen nemfi rüzgârların yağış getirmelerine mâni olurlar. Buna rağmen 'Verimli Hilâl'in güney kısmı 200 . Bu rüzgârların tesiri memleketimizde de hissedilmektedir. Doğu akdeniz havzasından Mısır çölüne doğru esen ve İlkçağdan beri bilinen bu rüzgârlara Etezyen rüzgârları denir. kıta içinin fazla ısınmış olması dolayısiyle. Basınç ve Rüzgârlar: ön Asya'da Akdeniz kıyılariyfe iç kısım iklim bakımından birbirinden farklıdır.500 mm. Asya kıtasının batı kısmıyla Orta Asya'nın her tarafında (yüksek dağlar müstesna) step ve çöl iklimleri hâkimdir. Çevrenin yağışlı oluşu denizlere yakınlık ve yükseklikle alâkalıdır. Bunda. kıyı dağlan bir engel teşkil etmediğinden Suriye1 de Halep bölgesindeki yaylalar bolca yağış alırlar (yıllık ortalama yağış miktarı 400 600 mm. Yazın ön Asya'da Batı Pakistan'dan Irak'a kadar uzanan sahada bir alçak basınç sahası vardır. Batı Sibirya'da vaziyet buradakinin aksidir: 132 tamamiyle kapalı güne karşılık açık olan gön sayısı 47'dir. arasında). Akdeniz yağışlarıdır. Batı Akdeniz havzasında olduğundan daha sıcaktır. Aynca Ön Asya kıyılarında. Meselâ 38° 11' kuzey enleminde bulunan Parntrisk Post 3. arasında yağış alır.14 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 15 Ön Asya ve Orta Asya'nın İklim Şartları s Anadolu'nun kıyı bölgeleri. Ön Asya va Orta Asya'da İklim Tipleri: Ön Asya'nın batısında (Ege Denizi kıyıları îte Türkiye'nin güney kıyılarında) Akdeniz ikilimi hüküm sürer. Orta Asya'da Sibirya üzerinden esen kuzey rüzgârları. Burada yaz mevsimi barız surette kurak geçer. 25C .653 m. Diğer taraftan Asya'nın bu kısmi Okyanuslardan uzaktır. yüksek kısımlarına kadar yaşamaya elverişlidir. mahiyet itibariyle. Aynı zamanda büyük bir kısmının (İç Anadolu. En yağışlı ay Mart ayıdır. kış mevsiminin uzunluğu ve şiddeti nisbetinde değildir.400 mm. günün kısalması ve aynı zamanda kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerinin tesiriyle soğuktur. arasında yağış almaktadır. Bunda coğrafî enlem kadar step ve çöl bölgelerinin geniş oluşunun da tesiri vardır. Ege Denizi ve Akdeniz kryı dağlık bölgeleri ile Hazar Denizi'nin güney kıyıları) hariç. Yazın. yüksek basınç rejimi hâkimdir. batıdan doğuya doğru hareket eden alçak basınçlar geçer. Gerçekten Ön Asya'da basınç merkezleri İte bunların istikamet verdikleri hava kütleleri geniştir ve nisbeten sabittir. Batı Türkistan'da yaz. Bazan Arap yarımadası üzerinde bir sırt meydana getiren Büyük Sahra yüksek basıncı. Yaz mevsiminde ise kutup havasının kuzeye doğru çekilmesiyle havza tropikal hava kütlelerinin tesiri altında kalır. batıdan doğuya doğru denizin tesirinin azalmasıyla artar. Akdeniz kıyılarındakinden daha sıcaktır. Ön Asya'nın Karadeniz ve Hazar kıyıları bir tarafa bırakılacak olursa diğer yerlerinde ya saf Akdeniz yağış rejimi (soğuk mevsimi yağışlı. gezici alçak basınçlar bu havzaya sokulamaz ve bu yüzden Akdeniz havzası ve Ön Asya yazın yağmur almaz. iç kısım bazı yüksek dağlık bölgeler hariç kuraktır. Memleketimizde etrafı yüksek dağlarla çevrili İç Anadolu ve Doğu Anadolu havzaları az yağışlı step sahalarıdır. Doğu Akdeniz'de teşekkül eden gezici alçak basınçlar doğuya doğru hareketlerinde. Bu sebeple yaz sıcaklıkları çok yüksektir. bahis konusu yüksek basınçla Her iki yüksek basınç merkezi arasından. (Mayıs . En sıcak ay Temmuz'dur (izmir'de 27. diğer mevsimlerde olduğu gibi. umumî olarak. Bunların faaliyetleri kışa doğru artar ve bunun neticesi olarak bütün kış mevsiminde yağışlar meydana gelir. Ön Asya'nın batı kısmında yağışlar. kapalı günler 59'dur. Ege kıyılarında yaz mevsimi. Memleketimizde bunun en güzel misali İzmir'de denizden esen imbat rüzgârıdır Yağış: ön Asya ve Orta Asya bazı kıyı bölgeleri (Anadolu'nun Karadeniz. meteorolojik ve coğrafî sebeplerden ileri gelmektedir. bilhassa Karadeniz kıyılarıyla İran'ın Hazar kıyıları ve Yemen bölgesi bir tarafa bırakılacak olursa. Batı Türkistan'da yağış mevsimi kış ve ilkbahardır. Bu hal.'dir. Ön Asya ve Orta Asya'da kış mevsiminin uzunluğu ve şiddeti. Bu mevsimde kuzey ve kuzeybatıdan esen rüzgârlar hâkimdir. kıtanın en sıcak kısımlarıdır. Kışın ön Asya'da hâkim olan sibirya yüksek basıncıdır. . kıyı bölgelerine nazaran. Hazirandan Eylül sonuna kadar 4 ay zarfında düşen yağmur miktarı ancak 36 mm. yüksekliği haiz olmasına rağmen Temmuz ortalaması 13. Bölge iklimini daha iy? anfıyabilmek fçfcü-'iklfm unsurlarına bir göz atmakta fayda vardır. Yağış âzamim ilkbahar başlangıcıdır. Orta Asya dağları. Bütün Akdeniz havzasında olduğu gibi Ege'de. fakat. Bunların mühim bir kısmı Akdeniz'de meydana gelmektedir. Akdeniz havzasının aksine Ön Asya'da. ^mevsiminde yüksek. Manın batı kısmında güneyden kuzeye doğru coğrafî enlemin tesiri altında azalır. Bunlar gibi iran'ın iç kısmı ve Hazar denizinin doğusunda kalan geniş saha da çöldür. Sıcaklık.5°) ve Luk-şon (48°) şimdiye kadar kaydedilmiş olan en yüksek mutlak azamî sıcaklıktaki yerlerdir. yaz mevsimi kurak) yahut bozulmuş Akdeniz yağış rejimi görülür. Meselâ İzmir'de beş ayın. gündüzleri havayı serinleten deniz meltemleri görülür. kışın da hâkimdir. kan yaylası ve Orta Asya çanakları gibi) etrafı yüksek dağlarla çevrilmiştir. mevsimin uzunluğu ve sıcaklıklarının şiddeti. yaz mevsiminde. Orta Asya'da Tirmiz (48. Sonbahardan itibaren Akdeniz havzasının kuzey kısmı gezici alçak basınçların güzergâhını teşkil eder.Eylül aylarının) ortalama sıcaklığı 20°'nin üstündedir. Sıcaklık: On Asya ve Orta Asya. Hazar'ın ötesindeki yerlerde tamamıyla açık güriterîh sayısı 140 olduğu hâlde. sonbahar ve ilkbaharda.6°). Orta Asya'nın batı kısmında (Batı Ttirkistan) vaziyet böyledir. diğer âmillerin yanısıra.5° Ön Asya ve Orta Asya kış mevsiminde güneş ışınlarının eğik gelmesi. Buradan gelen hava kuru ve soğuktur. Gerçekten bu bölgelerde atmosferdeki su buharı. Bu rejimin hüküm sürdüğü bölgelerde yağış İhtimali çok azdır.

35° kuzey enlemine kadar ilerlemektedir. Yalnız burada kışlar biraz daha mülayimdir. . coğrafî enlem ne olursa olsun. hemen hemen senenin bütün aylanna müsavi bir şekilde dağılmış gibidir. Kıbrıs iklimi de esas itibariyle Akdeniz ikliminin kontinental tipidir. Halbuki aralarında bulunan havzalar çok az yağışlıdır.'nin altındadır). Mezopotamya. aşağı yukarı 42. çok ehemmiyetsiz nisbî nem ve şiddetli buharlaşmadır. Şöyle ki. Çöl. Bu. ^ deniz çöl iklimi der. Takriben 30° ye 50° kuzey enlemleri arasında uzanan çöl ve stepler sahasının kuzey ve güney kısımları. Orta Asya'da yüksek dağlarla. hemen hemen M$ yağrnor yağmaz. çok yüksek yaz Sıcaklıktan. Kışların şiddeti hakkında bir fikir vermek için Arat denizinin 5 ay müddette donduğunu söylemek kâfidir. ayrı ayrı mevsimlere düşer. İran'ın iç kısmı (Kevir'ler ve Lûtlar) kumlu. kuzeyde olduğu kadar şiddetli değildir. birbirinden farklıdır. Asya'da çöl rejiminin çok geniş bir saha dahilinde kendini göstermesinde: 1) Deniz- lerden ve okyanuslardan uzaklığın. Burada yağış sonbahar sonu ve ilkbahar başlangıcında görülür. Sahra iklimi tipi sıcak çöller grubum dahildir. Bununla beraber buralarda yazın sıcaklık 45° ye kadar çıkar. Bu geçiş iklimine Akdeniz step iklimi denir. Anti Lübnan'ın doğusunda başlayan çöl (Suriye çölü) Mezopotamya'ya kadar uzanır. Orta Asya'nın alçak kısımlarında mevcut iklimlerin müşterek vasıfları kuraklık (bu bölgelerin yıllık ortalama yağış miktarı 200 mm. Doğu Türkistan'da ve Gobi'de kış mevsimi daha şiddetlidir. Tahran ve Meşhed'de en fazla yağış Mart ayındadır. kışları dondurucu. Buradan güneye doğru gidildikçe. Memleketimizin güneydoğusunda da "Akdeniz Step İklimi" hâkimdir. Bölgenin her tarafında. ' Akdeniz step âdimi Doğu Anadolu'da ve Zagros dağlarında (yükseklik ve dağ-'Jık kütlelerin mevcudiyeti dolayısiyle) kesintiye mâruz kalmakta. kış vaziyeti mevcuttur. Güney Kazakistan'da). Bölgede arızî olan yağışlar. Hakiki bir kış mevsimi vardır. 2) Yağış getiren rüzgârlara bir mania teşkil eden ve yaz musonunu tutan bir dağlar şeddinin mevcudiyetinin. bilhassa iran Azerbaycanı'nda. Merv'de Ocak'tan Nisan'a kadar yağış tutarı 79 mm. hemen hemen bütün sene. yağış ve sıcaklık rejimi bakımından. sıcaklık farkı dan ma ehemmiyetlidir. Yıllık yağış tüten kuzey kısmındakine nazaran. mübalâğalı kontinental bir tip olup sıcaklık farkı ehemmiyetlidir ve mutlak kuraklık en az 6 ay devam eder. Nisandan Ekim sonuna kadar hemen hemen hiç yağmur yağmaz. Gerçekten Toroslar'la çevrilmiş olan bu ovalar kuzeyden gelen soğuk rüzgârlara karşı mahfuzdur. Ön Asya'da Arap yarımadasının iç kısmı ve aşağı Irak. orta kuşak çölleri grubuna dahildir. Akdeniz delimi doğuya doğru gidildikçe bozulmakta ve çöl iklimine bir geçiş görülmektedir. kadardır.7° dir. güneyden kuzeye doğru şiddetlenir. daha azdır. civarındadır. Isfahan. Horasan dağlan ve Hindikuş silsilesinin öte taralında yer alan alçak yaylalarla ovalarda tekrar çöl iklimi hüküm sürmeye başlar. buralar yer yer ormanlarla kaplı olup otlakları ihtiva etmektedir. Ancak Akdeniz ovalan Batı Anadolu'ya nazaran biraz daha sıcaktır. İşte Kısaca tasvir edilen bu çöl iklimi tipine. Yağmurlar çok azdır.16 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 17 Güney Anadolu'da ve Suriye kıyılarında da soğuk mevsim yağış mevsimidir. Yıllık yağış tutarı 445 mm. Buna tekabül eden bitki örtüsü bozkır (step)'dır. kadardır. çatallı ve tuzlu göllerle kaplı soğuk çöllerdir. Horasan'da ve Afganistan'da devam etmektedir. paralelin kuzeyinde kalan bölgede (Üst Yurt yaylasında. Bu step iklimlerinin kuzey ve güneyindeki geniş sahalarda muhtelif tip çöller yer almaktadır. Güney İran'da Basra körfezi kıyılan ve Mekran dağlan sıcak çöllerin çok şiddet kazandığı yerlerdir. Iran yaylasının orta kısmından kenarlara doğru gidildikçe ilkbahar yağmurlarının hâkim olduğu steplere geçilir. Güneydekiler Akdeniz'in kış ve ilkbahar yağışlarıdır. En kurak mevsim kıştır. Karakum çölü ve Amu Derya'nm orta ve aşağı mecrası) bu çöl iklimine bazı coğrafyacılar. Bu çöl kuşağı yalnız Ûn Asya ve Orta Asya'da dağlarla kesintiye uğramaktadır. Şöyle İd. daha ziyade yaz yağmurlarıdır. kuzey ve güneyde. bunların arasında yer almış bulunan irili ufaklı çanaklar birbirinden farklı iklim hususiyetlerini haizdir. step ve çöllerle kaplıdır. Tibet'in yüksek yaylalarında. Coğrafi enlemi 41° olan Hive'de Ocak ortalaması -4. Urfa'da olduğu gibi yıllık sıcaklık farkı çok fazladır. Hazar denizinin doğusunda ve Aral denizinin (bazı atlaslarda göl) çeviren alçak yaylalarla ovalarda İran'ın iç kısmındaki iklimden daha az sert ve kışlan yağışlı otan iklimden farklı bir İklim vardır. Meselâ kıyıda Jask (25° 47' kuzey entemi)'m bütün yıl aldığı yağış miktarı. Yazlar çok sıcak. çok ehemmiyetli günlük ve yıllık sıcaklık farkı.'dir. kığı şiddetti olan kuşağın kara iklimi bölgelerinde olduğu gibi. Buhara'nm bir sene zarfında aldığı yağış ancak 135 mm. Bahis konusu step iklimi Kuzey iran'da. ortalama olarak 110 mm. Coğrafî enlemi 37° olan Merv'de Temmuz ortalaması 30. Yağış rejimi Kuzey Sahra'nın yağış rejimine çök1 benzediği Işift Güney Türkistan'daki (Türkmenistan ve Özbekistan'ın alçak tasımlan. yavaş yavaş çöle (Suriye çölü) geçilir. Yaz mutlak denecek derecede kuraktır. Bu hususlar gösteriyor ki. Yaz mevsimi çok sıcaktır. Yağış. Güney Anadolu kıyılarında hakiki Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. yazları kavurucu olan bir kara iklimi vardır.2Oldir. 3) Kışları şiddetli olan kuşakta soğuk mevsimin tabiî kuraklığını arttıran bir yüksek basınç rejiminin müşterek tesirleri vardır. yani. Yaz mevsimi mutlak denecek derecede kuraktır. fakat bunların eteğinde. Bu paralelin güneyinde kalan kısımda kışlar. Bundan başka kuzeyde kar fırtınaları görülür. soğuk çöl iklimlerinin ara tipidir. Orta Asya'nın alçak kısımlarında kara çöl iklimleri ile buna mütemayil step iklimleri hüküm sürmektedir. Bu tip çöl iklimine kara çöl iklimi denebilir. Haziran'dan fyfül sonuna kadar. umumiyetle. de Martonne. Umumiyetle yüksek dağlar daha yağışlıdır. Aral gölünü güneyden çeviren ovalarda şiddetli rüzgârlar kum fırtınaları meydana getirir. Iran ve Türkistan'dan geçmek özere Arap yarımadasından Mançurya'ya kadar uzanan bir çöl kuşağının mevcudiyeti bu suretle izah edilir. Bununla beraber kışın hissesi sonbahar ve ilkbaharınkilerden daha fazladır. Kuzeydekiler ise. kışlar çok soğuktur. tekrar kendini göstermektedir. Bu yaylalarda bir dağ çölü iklimi hüküm sürmektedir. Bu yerlerde yaz mevsimi hemen hemen kuraktır (Güneydoğu Anadolu ve Orta Irak'taki yağış rejiminin bir değişik şekli olan bozulmuş Akdeniz yağış rejimi). Bu husus coğrafî sebeplerden ileri gelmektedir. Orta Asya çölleri. Aral gölü bölgesinde. Kış. Aral tipi der.

Böylece Doğu Türkistan'da yaz musonunun. 262 mm. sulama olmaksızın.' Şekil2 -Kaşgar'ın yağış rejimi. o kadar sıcak geçmez. Burada. güneybatıdan gelir. Balı Türkistan'da da Akdeniz'in. Kaşgar'da termometrenin -25 dereceye kadar düştüğü vâkidir. Doğu Türtöstan. Aynı yerde 35 senelik rasatlara göre Ocak ortalaması -5. M M .uzak tesirleri görülür. batıdan ve bilhassa. Tanrı dağlarının kuzey tarafı güney tarafından 5 ilâ 6 misli daha yağışlıdır. Yaz aylan. V / //& / yazın oldukça yağmur o. Moğolistan ve Tibet'te soğuk mevsim umumiyetle kurak. kadar uzak olan Tarım havzasının orta kısmı çok kuraktır. a . Bununla beraber sıcaklık. Nisan ayı ortalaması 17. Bu ayın bazı günlerinde sıcaklığın 30 dereceyi aştığı vâkidir. Şöyle ki. az düşer. A £. yaz ayları tamamen kurak ve soğuk mevsim (bilhassa kış ve ilkbahar başlangıcı) yağışlıdır. sıcak mevsim {ilkbahar sonu ve yaz) yağışlı. Her defasında düşen yağış miktarı gayet azdır. Civar okyanus ve denizlerden 2. Etrafı yüksek dağlarla çevrilmiş olan Tarım havzasının en alçak kısmında. mm Z7« 2421* 18- KA$GAR •e Ki9 27- KAŞGAR 30-. Ek İt A. Gerçekten Yarkent'in güneyindeki dağların etekleri ile Altın dağları. Sütunlar yağısın mevsimler arasındaki dağılışını göstermektedir. Senede yağışlı telâkki edilebilecek gün sayısı 20'yi bulmaz. ' «4 1512963O = ttj m /5' n r~ı j frl ""■ . kumulla kaplı bölgelerde sıcaklık kışın 5 ilâ 6 derece daha düşük. efor. Doğu Türkistan'ın kışları serttir. .'dir (Şekil 2). çok yüksek sıcaklıkların fazla olmayışı irtifa (Yarkent 1270 m.3 derecedir. Bulutlar. yaz aylarında. Yağış. 35 dereceye kadar çıkmakta ve hattâ geçmektedir.200 km.8 derecedir. yağış aldığı halde Kaşgar'ın yıllık ortalama yağış miktarı ancak 4İ mm. T. halbuki Batı Türkistan'da aynı enlemlerde (Hazar denizinin doğusunda Buhara'ya kadar olan alçak sahalar) bilâkis. ziraate kâfi gelmez.4). Fakat hiçbir tarafta bu kadar yağtş. Gerçekten bu dağların kuzey eteğinde yer alan Urumçi. irtifa ve yüksek dağlara yakınlık dolayısiyle. takriben 300. senede ortalama olarak. Orta Asya'nın batı kısmı (Batı Türkistan) ile doğu kısmı (Doğu Türkistan) arasında yağış bakımından da fark vardır.5 derece civarındadır (Şekil 4). Taklamakan çölü yer almaktadır. Çölde. Fakat ilkbaharda sıcaklar birden yükselmeye başlar (Şekil 3). yazın da o kadar daha fazladır (Şekil 3. gökyüzü umumiyetle az bulutludur. gerek yağmur gerek kar şeklinde olsun.) ve yüksek dağlara yakınlık dolay ısıyladır.1» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 19 87 Doğu Türkistan'ın alçak kısmını teşkil eden Tarım havzasında bir kara çöl iklimi vardır. Kaşgar ve Yarkent'in Temmuz ortalamaları 27. "■ H.000 krn^lik bir sahada.2963' fâ*mm*/& oT6> .

Yazlar.Şekil 3 .Kaşgar'ın sıcaklık rejimi. Ayrıca kurak mevsim yoktur. fakat kışlar daha soğuktur. fakat miktar 250 mm. Hülâsa.'yi aşmaz. bu tip iklim çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş stepler iklimi olup Kazakistan'da kendini gösterdiği için buna Kazakistan iklimi demek yerinde olur. Misal: Semipalatinsk (Şekil 5). soğuk mevsimde. güneydeki ovalara nazaran daha sıcak. . yükseklik göz önünde tutularak bazı mevzi? iklim tipleri ayırt edilebilir: a) Gerek batıda» gerek doğuda yüksek enlemlerde yağış. hafif bir azalma vardır. Orta Asya'nın batı ve doğu kısımlarında coğrafî enlem. alçak enlemlerde bulunan ovalardakinden daha fazladır. Yağışta.

20 TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 21 YARKENT Z7- mm zı ta.—ı Şekil 5.Semlpalaönsk'in ikltm diyagramı. ISIZ* 9 6 3 0' Jl •c î^îtfaû H W S . SEMIPALATİNSK \ \ '4 V ıo 5 -/ff« . I :■- ' '[■• I 0y •c a • 4 & mm.Yarkent'in sıcaklık relimi. yağış sütunlarla gösterilmiştir. Sıcaklık kesik çtegHle. • 50 45 40 '30 25 20 75 Şekil 4 .

). d) Kûhistan ve Pamir dağlık bölgesinde.umumiyetle daha az yağışlı (200 mm. Yukarda oldukça etraflı bir şekilde görüldüğü üzere Ta rım havzasının orta kısmını geniş bir çöl {Taklamakan Çölü) kaplamaktadır. f) Doğu Türkistan'ın alçak kısımlarında (Tarım havzası *e Çungarya) çöl ve çöle mütemayil stepler vardır. Batı Türkistan ikliminin irtifa dolayısiyie değişen bu tipine dahildir. Kış mevsimi daha soğuk geçer. daha serin.b) Bunun güneyindeki cıvalarda (Hazar denizi ile Aşağı Amu Derya ve Sir Derya arasındaki saha -yani Karakum ve Kızılkum. Sıcaklık kesik çizgi ile. Bu iklime misâl olarak Merv civarında Bayram Ali verilebilir (Şekil 6. e) Doğu Pamir'de ve Taklamakan çölünü güneybatı ve güneyden çerçevefiyen dağlarla yüksek yaylalarda yüksek çöl iklimi mevcuttur.7). Yıllık yağış tutarı çok daha azdır. irtifa dolayısiyie. Buralar meskûn olmayan sahalardır. yaz mevsimi mutlak denecek derecede kurak ve ziraatın katî surette Bulamaya ihtiyaç gösterdiği bir çöl iklimi vardır. Yazlar o kadar sıcak olmamakla beraber . yağış sütunlarla gösterilmiştir. Alay ve Hisar dağlarının batı etekleri. daha nemfi ve yıllık yağışın sene içinde daha iyi dağıldığı bir dağ iklimi vardır. c) Bu iklim tipi Doğu ve Güneydoğuda dağlık bölgeye doğru esas vasıflarını muhafaza etmekle beraber yükseklik dolayısiyie yıllık yağış miktarı adar (250 ilâ 500 mm. Türkmenistan ve Özbekistan ovalarında hâkim olan bu iklim tipine mahalli bir ad vererek Batı Türkistan iklimi «temek yerinde olur.'den az). Burada kuraklık Batı Türkistan'dakinden daha fazladır. sıcaklık Şekil 6 .Bayram Ali'nin iklim diyagramı.

Bu bozkır bölgesini . bitki örtüsü gibi tabu hâdiselerle. boyları. bilhassa çöller. Buralarda yağış biraz daha artmakta ve yaz sıcaklığı nisbeten azalmaktadır. vahaların bulunduğu dağlık kenara doğru. Bu iklime Doğu Türkistan iklimi denir. Şöyle ki. Tarım havzasının ortasına doğru çok kurak ve kara tipinde olduğu halde. Arkadaki dağlarda (Tanrı dağlarının doğu etekleri}. Yalnız havzanın ortasına doğru bozkır. g. farkı. coğrafî enlem ve irtifa unsurla/ının müdahalesi ile meydana gelmiş bir takım dereceleri vardır.Taşkent'in iklim diyagramı. Sıcaklık. yarı çöller ve bozkırlar sahasında yapılan müşahedeler buralarda muhtelif devirlerde bir takım değişikliklerin meydana geldiğini ortaya çıkarf1ii§fir. çöl olmaktan ziyade bir bozkır sahasıdır. Burası.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 23 senelerce yağış almayı- Şekil 7 . bütünüyle. Buralar ormanlar ve otlaklar sahasıdır.yağış sütunlarla gösterilmiştir. batıya nazaran daha fazladır. insanların yer değiştirmeleri. Çungarya'da Kazakistan iklimini hatırlatacak bir İklim tipi vardır. yağış miktarı artmaktadır. çöl iklimi. Kürenin muhtelif bölgelerinde. havzanın kuzey ye batı kenarında. hayat tarzları ve benzeri beşerî hâdiseler) birtakım değişmelere maruz kalmaktadır. göllerin ve iç denizlerin seviyeleri. daha mutedildir. bunların tesiri altında bulunan alâkalı hâdiseler de (akarsuların akımları. kesik çizgi ile . Bunun! da yön. İklim Değişmeleri ve Kuraklık Meselelerine Umumî Bakış s Türkler'in yaşadıkları Ön Asya ve Orta Asya'nın şiddetli iklim bölgelerinde iklim unsurlarının (bilhassa sıcaklık ve yağış) seyri sabit olmadığı gibi. çöle mütemayil bir karakter ar-zetmeğe başlar. yükseklik dolayısiyle Batı Türkistan'da olduğu gibi. Tanrı dağlarının doğuya doğru meydana getirdiği uzun ve yüksek dağlık çıkıntı Tarım havzasını Çungarya'dan ayırmaktadır.

şı ve yağış rejiminde görülen bir değişme burayı çöl haline getirebilir. kuraklık faraziyesi zaman dahilinde çok mevzileşmiş tarih! hâdiselerin izahına uygun değildir. {şuralarda parlak bir medeniyetin varlığını fakat sonradan bütün bunların ortadan kalkmış olduğu intibaını uyandırmıştır. böyle bir intiba hâsıl etmektedir. Hususiyet gösteren bir orman topluluğu Doğu Karadeniz'le Kolşit bölgesindedir (Kolşit bitki topluluğu). onlarda. Böylece buzul devirlerinin sonundan beri tesirini gösteren kuraklaşma büyük istilâların âmili olarak ortaya çıkıyordu. Orta Asya. Orta kuşakta buzullar. daha ehemmiyetsiz farklarla milâttan evvel II. binlerde. Yağışlarda görülen bu değişiklikler. buralarda kıtaların tedriç? bir surette kuraklığa doğru gittiği intibaını uyandırmıştır. Bilindiği üzere Üçüncü Zamanla Dördüncü Zamanda görülen iklim değişmeleri. yağışlı ve kurak devrelerin birbirini takip edişi bu kıtaların bazı yerlerinde göl seviyelerinin yükselip alçalmasına yol açmıştır. bu geniş bölgede ormanların mahdut sahalar işgal ettiği görülür. Ön Asya İle Orta Asya'nın Bitki Örtüsü ve Topraklan: Ûn Asya ve Orta Asya'da bitki örtüsünü teşkil eden toplulukların dağılışını gösteren bir haritaya bakılacak olursa. tarihî zamanların başından beri tedricî bir kuraklığa sahne olmuştur. Orta Asya'da Hazar denizinden Lob-Nor'a ve Umman denizinden Fergana'ya kadar uzanan geniş sahada arkeologların meydana çıkardıkları harabeler. Bununla beraber kuraklığın devrî bir mahiyet kazanacağı farzedilebilirse bu faraziyeye yapılan itiraz kısmen değerini kaybeder. Meselâ Kuzey Afrika'da bozkır sahalarında ve çöle mütemayil bozkırlarda Romalılar devrinden katma harabeler. iklimin devrî değişmelerini meydana çıkarmak hususunda birleşmektedirler. Bölgede kaynaklar kaybolmakta ve Oranj nehrinin akımı azalmaktadır. Esasında Orta Avrupa bitki âleminin bir unsuru olan Kolşit bitki topluluğunun Akdeniz'de görülenle hiçbir münasebeti yoktur. ziraî ve iktisadî hayatı yakından ilgilendirmektedir. Ön . Passarge'ye göre sahasını bozkırın zararına genişletiyor. tropikal memleketlerin gölleri gibi cephelerinin ilerlemeleri ve gerilemeleri ite sıcaklık ve yağış değişmelerinin mevcudiyetini göstermektedirler. Mazinin parlak devirleri ile bugünkü harabeler arasında göze çarpan tezat. iri ağaçlardan ibaret öten bu ormanın bir de gür orman altı topluluğu vardır. Afrika'da ve Asya'da tamamen kuruyan göller olduğu gibi. sahalarının dışında kalan yerleşik âlemin üzerine atıyordu. Acaba hemen hemen her tarafta tesbit edilen bu değişmeler devrî midir? Musonlar Asyası'nda Hindistan'da 11 senelik bir devrîliğin meydana çıkarıldığı zannediliyor. Kurak ve yarı kurak bölgelerde bazı araştırıcıların müşahadeleri. Güney Afrika'da Kalahari'de çöl. ve I. Brückner'e göre bahis konusu değişmelerin mevcut olduğunu gösteren bütün bilgiler. devamlı kuraklık faraziyesinin Batı Avrupa'da buzul devri sonrası iklimlerinin tekâmülünde tesbit edilen değişmelerle pek bağdaşamadığını ileri sürmüşlerdir. Buna benzer bir bitki âlemi Hazar denizinin güney kıyılannda mevcuttur. devam etmiştir. geçen asrın tanınmış ilim adamları tarafından tarihî arızalar olarak değil. Bu görüşü tenkit edenler. Onlara göre. fakat zaman dahilinde devamlı surette tesirini gösteren tabiî bir sebebe bağlanıyordu. fakat dalma kuraklığa mütemayil olmak üzere. Kuraklık göçebelerin dolaştıkları araziyi daraltarak onları. Ona göre bu devre 35 seneliktir.

Bunların en mühimi kara topraklar üzerindekiler olup. Kerkük gibi yerler hurmanın meyva verdiği sahanın dışında kalmaktadır. tamamen kurak bölge sınırları içinde olup çöl veya çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlar halindedir. Musul. sonra yazın kurur. Bunların etekleri muhtelif tabiatta bozkırlarla kaplıdır. bozkır ve çöllerin geniş sahalar kaplamasına meydan vermiştir. Çok eski bir medeniyet sahası olan ûn Asya. Iran'n iç kısmında hurmanın hududu. diğer taraftan yağış rejiminin bozuluşu. Bunlar her tarafta büyük tahribata uğramışlardır. sarıçam ve köknarlardan müteşekkil bir iğne yapraklı orman bölgesi huş ağaçlarıyla temsil edilen geniş yapraklı ağaçlardan müteşekkil bir bölge ile ayırdedilir. yapraklarını döken karışık orta kuşak ormanları ile iğne yapraklı ormanlardır. Verimli Hilâl'in Türkiye'nin bu bölgesine isabet eden kısmı tabiaten bir bozkır sahasıdır. Denklerden uzaklık.-2) Ziraat sahası açmak. Iran Azerbaycanı'nda ve Zagroslar'da karışık orman vardır. Bölgede iğne yapraktı ormanlar ile Orta kuşağın karışık ormanının unsurları birbirine girmektedir. Bunda kışların daha soğuk oluşunun tesiri vardır. Sibirya'da iğne yapraklı ormanlar (tayga ormanları) hâkimdir. Şam. Marmara ve Karadeniz kıyıları ormanlarla çevrili olmasına rağmen iç kısmı bozkırdır. Çok küçük canlılara* hayatî faaliyetleri neticesi bu otların parçalanması . İran'ın iç kısmı. Bunun iki sebebi vardır: 1) Yakacak odun elde etmek. Türkiye'nin Akdeniz. fışkırır ve çiçeklenir. Yerleşme sahaları dağların eteğindeki vahalara rastlamaktadır. kıyılarda hüküm süren İklim tiplerinin (Asya'nın batısında Akdeniz güneyinde muson iklimleri) bozulmasına sebep olmuş ve bunun neticesi olarak bir taraftan yağış azlığı. Eski çağdan beri Akdeniz memleketleri ile Mezopotamya arasında münasebet tesis eden yolların geçtiği sahadır. hususiyle Yakutistan'da geniş sahalar kaplarlar. orman tahriplerinin neticesidir. çıplaklığı. Bunu. Karpatlar'dan Altaylar'a kadar şeritler halinde muhtelif tabiatta stepler (bozkırlar) takip eder. Urfa. Ûn Asya'nın bu kısmında çölün hududunu. İran'da nemli orman (Kolşit bf^ti topluluğu) sadece Elbruz'un kuzey yamaçlarında mevcuttur. hurma ağacı tâyin etmektedir. Fakat böyle bir iddia Güneydoğu Anadolu bozkırları için ortaya atılamaz. Batı Sibirya'da kuzeyden güneye doğru iğne yapraklı ormanlardan yayvan yapraklı ormanlara ve bundan da ağaçlı stepe geçilir. Burada kuzeyden güneye doğru bir birini takiben ladin. Ege. Balı Sibirya'da orman bataklık bölgede gelişmiştir. yükseklik. Arap yarımadasında olduğu kadar kuzeye çıkmamaktadır. "Verimli Hilâl" kuşağı. Halep. bu yüzden büyük zararlar görmüştür. Bu ormanlık saha batıda Ural dağlarında güneye doğru bir çıkıntı yapmakta ve daha batıda Ufa ve Perm'e kadar uzanmaktadır. Bunlann arasında yüksek ve alçak bozkırlar geniş sahalar kaplamaktadır.5 milyon km2'lik bir sahayı İşgal ederler. Bozkır bitkileri ilkbaharda süratle biter. Stepler birtakım kuşaklar ve lekeler teşkil etmektedir. Ukrayna'dan Sayan dağlarına kadar 2. Bu sebepten bölgede orman büyük istilâ yollarının kenarındaki sarp dağlık yerlere sığınmıştır. Bu ormanlar Orta ve Kuzeydoğu Sibirya'da. İç ve Doğu Anadolu'daki havzaların hiç olmazsa çerçevelerinin ormanlarla kaplı olması icab ederken Trakya'nın iç kısmında olduğu gibi. kabaca. Kuzeydoğuda ormanlık yerler parçalar halindedir.M______________i------------------------------------------------------------»-TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 25 Asya'nın diğer dağlık sahalarında görülenler ise.

kuytu yerlerde. Buralarda zirai bitkiler. doğu ite batı arasında bir geçiş alanıdır. odun. Çungarya üzerinden. Burada kurak olan tarafa bakan yerlerde çölleşmiş bozkır.kömürü yapılır. Yukarı Irtiş ovası ve gölü. pek fakirdir. her bakımdan. güneyin tesirini alamayan kısımlarda.'ye kadar çıkmakta ve bunu çalılıklar takip .700 m. Gerçekten burada yer şekilleri silik olduğu gibi. Bu bMtopluluğu. Ağaç âlet sapları imalinde ve ev inşaatında kereste olarak da kullanılır ve bundan bilhassa. Kazakistan'ın güneyinde Aral denizi ve Türkmenistan bozkırları (stepleri) yer almaktadır. Bitki topluluğunda görülen tezatlar. nehirler de aralıklıdır ve akımları zayıftır. Bu yerler için çölleşmeye yüz tutmuş bozkır tâbiri daha yerindedir. 2. 20 ilâ 25 senede yetişir. buralara çöl demek pek doğru olmasa gerektir. Rus kolonizasyonuna sahne olmuştur. Dağların alçak yamaçlarında Moğolistan'ın kurutucu rüzgârlarının esmediği yarlerde iğne yapraklı etek ormanları bulunur. alçak yerlerde olduğu gibi. Bu saha verimli ziraat toprakları dolayısiyle. Yazın yağışın kâfi olduğu yerlerde bu çeşit topraklar dünyanın en zengin ziraat topraklarıdır. Burada bozkır süratle kuraklaşarak çölleşmeye yüz tutar. kapalı çukurlar etrafında tuzu seven bitkilerle bir arada bulunur. Çok fakir topraklarla ve pek az nemle yetinen saksaul. Şor denilen tozlu.200 m. Bu çöllerde suyu muhafaza eden etli bitkiler olmadığı gibi. Bu yollarla Kırgız steplerine giren göçebeler burada. Stepler güneye doğru. Orta Asya'nın güneybatı kısmında daha ziyade göze çarpmaktadır. meselâ Sayan dağlarında. göçebeler zaman zaman Türkistan'a ve Avrupa üzerine yayılmışlarda'. batıya doğru hareketlerinden evvel. gerek akarsuların durumu. Görülüyor ki. armut ve badem bol miktarda bulunur. Onun için Asya'nın iç kısmından. Orta Asya'nın dağlık sahalarında.doğu çöllerinden esen rüzgârlardan fceranmuş olan yerlerde otlardan müteşekkil zengin bitki topluluğuna (Alp çayırtart)geçiiir. birbirine dolaşmış dallardan başka birşey olmadığı zannedilir. bitki-topluluğu hususî bir vaziyet arzeder. doğu . gerek yer şekilleri. Bu mahiyeti haiz stepler. Tacikistan'ın tabiî ormanlannda yabanî elma. eğri büğrü. Kazakistan'ın kurak ve tuzlu sahaları ile Kırgız stepler bölgesi. ağaç türleri de pek nâdirdir. Kazaklar ve Kırgızlar da bu şekilde buraya yerleşmişler ve bölgeye adlarını vermişlerdir. Dağlık bölgelerin herbirinin yükseklik ve iklfrn şartlarına maruz oluş bakımından kendilerine mahsus bir bitki topluluğu vardır. Deha yükseklerde melez. Meselâ Attaylar'da bozkır.'nln üstünde. ikmallerini yaparlardı..batı istikametinde yer değiştirmeye engel teşkil edecek mahiyette değildir. Orta Asya'da yalnız Kazakistan'ın kuzeydoğusunda oldukça geniş bir sahada yaygındır. Bu sahalarda bitki kuşaklarının. Odunu gayet sert olduğundan suda yüzmez ve batar. İlk bakışta saksaul'un. Bö kısımda Batı Türkistan'ın çöl ve çölleşmeye yüîr tutmuş bozkırlarından yüksek Pamir*» tundralarına geçilir. çok yüksekler» kadar çıkmaktadır. . 1. Türkistan'da saksaul'un yetiştiği geniş sahalar hususî bir durumu haiz olduğu için.ile teşekkül eden hümüs toprağa karışarak Kara toprak (Çernozyum) denen hususî bir toprak tipi meydana getirir. ladin ve köknar ormanları başlar. Ebi gölünden Ala göle giden yol (Çungarya kapısı) ve ili vadisi Kırgız steplerine geçen üç giriş kapısı idi. alçak kısımlan ve iç havzalan işgal eder. daha çoraklaşırlar ve yerlerini saksaul ağacına terkederler. birbirini taktb edişindeki intizam bozulmaktadır. yüksekliğin tesiriyle. budaklı. Bunun güneyinde yer alan bölge (geniş mânada Batı Türkistan) kurak steplerle çölleri ihtiva etmektedir. Orta Asya. orta kuşak çöllerinin en yaygın olduğu sahadır.

en düşük seviye ise yaz mevsimine isabet etmektedir. Kattırmak. Nisbeten alçak seviye ise yaz mevsimindedir.26 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 27 etmektedir.900 m. Başkırdistan ve Kazan havalisinde kül rengi soğuk bölge topraklarından karatoprakiara geçilmektedir. Doğu Karadeniz bölgesinde. Meselâ Türkiye'de İç Anadolu'nun mühim bir kısmı ikinci türdendir. Türkistan'ın akarsuları.400 m. Sakarya. ön Asya'nın en mühim nehirleri Fırat. Buralarda insanlar birbirinden çok çeşitli sahaların kaynaklarından geniş ölçüde yer değiştirmeksizin. Gerçekten yaz mevsiminin şiddetli sıcakları (açıkta gündüzün 30-40 derece ve hattâ daha fazla). Aynı topraklar. Bu nehirlerden başka Hazar Deni-zi'ne dökülen Araş ve Kura nehirleri vardır. Anadolu havzalarının alçak kısmını işgal eden birikinti topraklarla geniş vadi tabanları ve deltalar çeşitli ziraatlerin yapıldığı yerlerdir. Karatopraklar kuşağı Batı Sibirya'da ve Türkistan'da genişler. Bunların kapladığı saha yaklaşık olarak' 13. İç Anadolu'da boz ve kahverengi step toprakları hububat sahalarına tahsis edilmiştir. bir kapalı havzaya ulaşabilmektedirler. Geniş vadi tabanları ile. Kaynaklarını yüksek dağlardan alan büyük akarsuların bütün sene akışı vardır. Karadeniz'in kuzey kıyılarından Orta Asya dağlık bölgelerine kadar olan sahada geniş bir yer kaplamaktadır. yağışın kar halinde olması dolayısiyfe. Bunlar daha iptidaî ve daha yeknesaktır. Bu hal. Buna karşılık ova ve yayla memleketlerinin her bitki bölgesinin kendine mahsus istismar şekilleri vardır. okyanusa varamamaktadır. soğuk mevsimdir. En mühimi. kar suları ve yağmurla beslenmektedir. Akışı olmayan sahalar ise Arap yarımadasının iç kısmı ite Hazar denizinin doğusundaki çöl sahasıdır. Bazen de bu toplulukların iktisadî hayatları mübadelelere ve daha geniş yer değiştirmelere istinat eder. Batı kısımda soğuk ve nemli bölgelerin kül rengi toprakları (podzol) hâkimdir. Türkiye'de ve Suriye'de kalker bölgelerde görülen çukur alanlardaki kırmızı topraklar bu sınıfa girer. hümüsün az oluşundan ileri gelmektedir. iç havzalarda kalmakta. Van gölü havzası da öyledir. Burada muntazam akıştı akarsular azdır. Dağlık sahalar bitki coğrafyası bakımından farkh bölgeler teşkil ettikleri gibi. Dicle. Büyük ve Küçük Menderes. daimi bir akarsu şebekesinin teşekkülüne imkân verme» mektedir. Bunun güneyinde bozkır ve çölleşmeye yüz tutan bozkırların zayıf ve iskelet toprakları bulunur.000. Biyen kar suları ve yağmurlarla beslenen Seyhan ve Ceyhan'da suların düşük seviyesi ilkbahardadır.'ye kadar çıkarak tundra tipi. okyanuslara ve bununla bağlantısı olan denizlere gider. çöllerin ve çölleşmeye yüz tutan bozkırların çok yaygın olduğu bir sahadır. en düşük seviye ise yaz mevsimindedir. Burada seyreden akarsular kaynaklarını Tanrı dağlarının kuzey etekleri ite Ala dağlardan alırlar. Bunlar dışa akışı olan (eksoreik) sahalardır. ön Asya ve Orta Asya'da toprakların hepsinden aynı şekilde istifade edilmez. Çoruh.300 ilâ 2. yağışın çok az oluşu. Tanrı dağlarının kuzeydoğu eteklerinden doğan ve Kulca depresyonunu geçerek birçok kollar halinde Balkaş golüne dökülen ili'dir. Fırat'ın sularının en yüksek olduğu seviye.içinde kaybolmaktadır. Sakarya'da aynı Vaziyet görülmektedir. iklim ve jeolojik şartları değiştiği için. Bu çeşitli bölgelere yerleşmiş dan insan toplulukları bazen bir vadi içinde toplanmış olan kaynaklarla iktifa ederler. Batı Karadeniz'de bulunmaz. yağışların boilaşttğı ve buharlaşmanın o kadar ehemmiyetli olmadığı ilkbaharda. 2.3. denizlere gidemez.'den sonra çam ormanları yer almaktadır. Bunlar. Çağata suları). Orta Asya'nın yüksek dağlan. Gölleri ya Denizleri: ön Asya ve Orta Asya. delta sahalarında ve kıyı ovalarında birikinti (alüvyal) topraklar yer alır. Issık göl civarında Kırgız Ala dağlarından doğan Çu nehri Açtık Stepi'nde Aşıkol . doğuda Sibirya'da bunlara rastlanmaz. Burada yükseklik ve yağış her yerde aynı olmadığından durum değişmektedir. bilhassa Akdeniz ülkelerinde bütün toprakların rengi kırmızıya çalar. İran'ın iç kısmı çöl sahası olup akış tamamen içe doğrudur. ova ve alçak yaylalarda bir takım toprak kuşakları çizmek mümkün olduğu halde. Bu yerler akışı olmayan sahalar (areik) ile akışı olan. Zagroslar'dan inen akarsular (Nazlı. Aral denizinin etrafında ve Türkmenistan'da kumlar geniş sahalar işgal etmektedir. An Asya ve Orta Asya'nın Akarsuları. Nisan ve Mayıs aylarıdır. hususî iklim şartlarının tesiriyle çok yıkanmış ve hümüsünü kaybetmiş sıcak bölge (lateritik) toprakları meydana gelmiştir. Kaynaklarını Gaziantep ite Kilis arasındaki değişik bölgeden alan suların bir kısmının dışa akışı olduğu halde (batıda Amik gölüne dökülen Afrin çayı buradan çıkan bir kolla Asi nehrine karışır) Kilis'in kuzeyindeki tepelerden doğan Kureyk çayı Halep'in güneyinde Elmaç bataklığında kaybolur. Daha ziyade yağmur rejimiyle alâkalı olan Ege bölgesi akarsularında en yüksek seviye soğuk mevsime (sonbahar sonu ve kış). Kazakistan'da nehirlerin suları. Kırmızı toprak bilhassa kalker arazi üzerinde görülmektedir. Ön Asya ve Orta Asya'nın geri kalan kısmında sular.200 . birer iç deniz mahiyetinde olan Aral denizi ite Hazar denizine ve Balkaş gölüne dökülmekte yahut çöl ve bozkırların bir yerinde bataklıklar meydana getirerek onların . En düşük seviye de. Kazakistan'da. İç Anadolu'nun büyük bir kısmında boz ve kahverengi step topraklan ile tuzlu topraklar hâkimdir. kısa boylu taşlık otlara dönüşmektedir. Ön Asya'da kışları yağmurlu ve yaz mevsimi kurak geçen subtropikal (tropik altı) memleketlerde. Van bölgesi gibi kapalı bir havza olan Urmiye gölü.000 km2 olup mutlak çölleri. IdilUral bölgesinde ziraatin yapıldığı yerler karatopraklar sahasıdır. istifade edebilmektedirler. çölleri ve bozkırları İhtiva et- mektedir. yüzey şekilleri ve bilhassa iklimin kurak olması dolayısıyla okyanuslara ulaşamamakta. İç Anadolu'nun en büyük nehri olan Kızdırmakta en yüksek seviye karların eridiği. Batıda Rusya'da. Bunların çoğu Balkaş gölüne dökülür. fakat suları okyanus ve denizlere ulaşmayan sahalar (andoreik)'dır. hususî bir takım hayat merkezleri de meydana getirmektedirler. Güney Anadolu ve tç Anadolu'nun dağlık sahalarında ve Doğu Anadolu'nun hemen her tarafında görülen topraklar kestane rengi topraklardır. Bunların da sularının kabarık olduğu zaman'İlkbahar ve yaz başlangıcıdır. Seyhan ve Ceyhan'dır. Bunların üstünde bulunan fakir Alp çayırlan 3. Bunlardan Türkiye'nin en mühim akarsuyu olan Fırat nehri yağmur ve bilhassa karların erimesinden meydana gelen sularla beslenir. Akarsular ancak senenin müsait zamanlarında. karların erimesiyle alâkalı olarak. sular iç havzalarda kalır. suların yüksek olduğu sıralarda. iskelet topraklar sahasıdır. Asya kıtasında suların okyanuslara varamadığı bölgeler çok geniş yer tutar.

denen bir bataklıkta son bulur. Karaganda'nın güneybatısındaki yaylalardan .

Buralarda nehrin yatağı sabit olduğundan iskân yerlerinin devamlı olma şansı vardır. hiç şüphe yok ki.. Yerleşik halk ise.•T-----------------------------------------------------------------------—TÜRK DÜNYASI EL KİTABI kaynağını alan Sarısu da bu civarda sona erer. Bu kısımda nehrin yatağı çok geniştir. Kaynaklarını Orta Asya'nın yüksek dağlarından alan bu iki nehir Batı Türkistan'ın beşerî ve iktisadî hayatında önemli rol oynadığı için bunların üzerinde biraz durmak gerekir. Kelif. bariz bir surette. Pamir kütlesinden inen birçok akarsular ve bunların arasında bilhassa Panja (Pianç) suyu. adını daha ilerde alır. aşağı mecrada geniş sahalara yayılır ve Amu Derya. Fakat dikkati çeken nokta Nisan'dan Eylül sonuna kadar. Bu karışma noktasından sonra Amu Derya. Kerki gibi eski müstahkem şehirler bu vaziyettedir. Kazakistan'da göl adına lâyık yegâne su topluluğu Balkaş gölüdür. Kabarık olduğu zamanda. Nehir. buzul rejiminin bütün özelliklerini taşır. aşağı mecrada. iki tarafa doğru yatak değiştirir. Taşkın alanları. Buralardaki kamışlıklar Türkmenlerin hayvanla» için bir sığınak mahalli. Bunlardan Tirmiz evvelâ VII. Öteberi yapmak için malzeme tedarik ettikleri sahalar ve oturdukları kulübelerde ısınmak için yakacak sağladıkları yerlerdir. Buna rağmen suları oldukça boldur. Amu Derya: (Ceyhun veya Öküz): Batı Türkistan'ın bu büyük nehri. yüksek Pa-mir kütlesindeki buzulların eriyen sularıyla beslenir. Tir-miz. çamurlu sahalardır. rejim bakımından dağ nehirlerinin özelliklerini göstermektedirler. tuzlu. olup. Nehrin uzunluğu takriben 2. Suların kabarık olduğu zaman. Batı Türkistan akarsu şebekesinin en mühim iki elemanı. yukarı mecrası ve Vahs da dahil olmak üzere bütün kolan. Çarçuy (Çardzu) köprüsünde Aralık .Şubat çekik devresinde nehrin sürüklediği su miktarı 990 mr/sn'dir. Hakikatta Amu Derya. Tugay denilen nemli toprakların bulunduğu nehrin eski kollarına tekabül eder ki. Artık nehir. geniş bir yatak içinde yavaş yavaş akar. Bununla beraber yatağın genişliği iki kenarın gösterdiği arazi tabiatına göre de değişir.olmaktadır. Kenarların lösten müteşekkil olduğu yerlerde suların bunları aşındırması ite yıkılmalar meydana gelmekte. beslenmenin muntazam oluşudur. Çekik devre ile taşkın zamanlan arasındaki seviye farkının o kadar ehemmiyetli olmamasına rağmen (2-3 metre) nehir. hattâ yeryer 5 km. hakikatte buralar killi.5 km. kumtaşı ve kalker gibi geçirimli arazide akarken yatak daralmaktadır. 1 ilâ 1. Vahs (Vahş) suyuna (bunun yukarı mecrası Kızıl Su diye adlandırılmaktadır) karışarak ilerde Amu Derya'yı teşkil etmektedir. taşkınların erişemedikleri yüksek sahaları tercih etmişlerdir. sıcak mevsim boyunca. Bu kısımda akarsu yataklarında eğim çok fazladır ve hepsi. Amu Derya ile Sir Derya'dır. buzulların erimesine tekabül eden yaz mevsimidir. Şehrin tekrar kalkınması Karşi üzerinden Buhara'dan demiryolunun gelmesiyle başlamış- .'yi bulduğu da vâkidir. Buna karşılık kış mevsimi suların seviyelerinin alçak olduğu mevsimdir. Kunduz suyunun adı geçen iki suya karıştığı yerin biraz ilerisindeki kısma verilmektedir. Her ne kadar atlaslarda bunlara göt adi veriliyorsa da.400 km. Fakat 1221'de Cengiz Han'ın kuvvetleri tarafından tahrip edilmiştir. bu kısımda sağdan soldan hiçbir kol almaz ve tıpkı Mısır'daki Nü gibi. buralar yan göçebe Türkmenlerin ziraat yaptıkları ve kışın da oturduktan sahalardır. aSırda Budist medeniyetinin. Çünkü bu yerlerin müdafaası kolaydır. Vahs (Vahş)'ın Panja'ya karıştığı yerde irtifa 300 metredir. nehrin suları bulanık olup açık kahverengidir. bu ise mecranın sık sık yer değiştirmesine sebep . çöl ortasında ağır ağır akmasına devam eder. sonradan İslâm medeniyetinin merkezi ol-muştur. Amu Derya adi.

Amu Derya'yı Hazar'a çevirmeyi düşünmüş ve bu hususta mühendislere talimat vermiştir (Şekil 9).Amu Derya'nın bugünkü deltası. 2 . Narin. Balâ İşim'de vadi genişlemektedir. 40 ifâ 60 metre kadar gömülmektedir. Amu Derya'nın batı istikametinde aktığına dair son zamanlara ait bilgi de var . karlarla beslenme ise daha ehemmiyetlidir. Şu halde Sarıkamış kapalı çukuru. Tanrı dağlarının 4000 metreyi geçen zirvelerinden almaktadır. Ölü vadinin ekseninin iki tarafında 4 ilâ 6 km. Fakat bu nehirde asıl hâkim olan beslenme karışık beslenmedir. Hive hanlarının bu nehrin mecramı Aral denizine doğru çevirdiklerini söylediği hikâye edilir. Bir müddet dik bir eğimie güneye doğru yönelen vadi.750 km. gerçekten gölün bulunduğu sahada birçok tatlı su fosil nevileri bulunmuştur ki. dır. 1713'te Türkmen Hoca Nefes'in Astırahan (Ejderhan)'daki Ruslar'a Amu Derya'nın altınlı kumlar taşıdığını. 4 . Aral denizine döküldüğü yerde bir delta meydana getirmiştir.Zaman arazisi (P. Sarıkamış kapalı havzasının Dördüncü Zamanda bir gölle kaplı olduğunu meydana çıkarmıştır. Narin İle Kara Derya'nın birleşmesinden meydana gelir. asrın sonundan XVI. bunlar bugün de yaşamaktadır. Bu takdirde yukarıdaki tarihî rivayetlerin doğruluğu anlaşılmaktadır. XVII. George'un yapmış olduğu haritada açıkça görüldüğü gibi.) bir yerin mevcut olduğu gösterilmiştir. asnn sonundan beri yapılan araştırmalar. uzunluğunda tekrar bir dar ve derin boğaz mevcut olup. karlarla beslenme payı ise azdır. XIX. III.) takriben 265. KjjT Amu Derya'nın Eski Mecrası ve Uzboy Meselesi: Hive'nin kuzeybatısında. Times Atlasında bahis tortusu sahanın güneyinde bu değerin daha da altında (-92 m.30 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 31 tır. durumu muhtemelen Hazar denizi seviyesinin âni ve ehemmiyetli bir alçalması ile alâkalıdır. Zamanın ikinci yansına (Üst Miosen) ait sert kalkerler içerisinde gömülmüştür. Aral denizinin seviyesinden de 98 metre kadar daha alçakta bulunmaktadır. burada Uzboy. uzunluğunda olan Narin sağ taraftan birçok göllerin (en mühimi 3016 m.Üst Yurt yaylasının Mesozoik ve Miosen teşekkülâtı. 1392'de Timurlenk aldığı esirleri Hive'ye Hazar Denizi üzerinden naklettirmiştir. Halen kurumuş bir halde olan Sarıkamış gölünün Amu Derya'nın bir kolu ile beslendiği zamanlarda (XIII. Bildirildiğine göre. Amu Derya'nın bugünkü deltasından 100 metre. halen yer yer tuzlu takırların bulunduğu eski bir çanağa ulaşmaktadır. irtifada olan 287 km2 büyüklüğündeki Sonkol gölü) sularını alır. deltanın sol kena rına doğru kaymıştır. Bunun gibi Kara Derya da Alay ve Fergana dağlarının 4000 metreyi aşan zirvelerinden inen Tara ve Karekulca'nın sularını alır. Buna karşılık Sir Derya'da kaynak bölgesinde o kadar yüksek zirveler olmadığından buzullar mahduttur. sularını. Hive'nin kaynak tarafında başlar. Uzboy vadisi pek iyi muhafaza edilmiş bâr haldedir ve bu. Dördüncü Zaman arazisi olarak gösterilen bu saha tuzlu fakırlardan müteşekkil olup. Hazar denizine döküldüğüne dair bazı tarihi rivayetler mevcuttur. 45 metrede Sarıkamış adı ile andan bir alçak saha bulunmaktadır. Balkan körfezi halici İle. fürgenç'in ağız tarafında. Hazar denizinin yakınında son bir gömülme görülmekte ve bu gömük şekil.Eski nehir yalağı.Yayla kenarı. Sir Derya'da karla beslenme Amu Derya'nın rejiminde olduğundan çok daha ehemmiyetli bir yer alır. Bu kısımda Amu Derya. Hazar denizine ulaşmak için güneye doğru akıyormuş gibi tasvir edilmektedir. Vaktiyle burasını büyük bir göl işgal ediyordu. genç bir vadi ekip. Kara Derya'da suların en yüksek olduğu zaman buzulların erime mevsimi olan Mayıs ayıdır (Şekil 10). Deita. Vadinin genişliği ise 100 metre kadardır. Amu Derya'yı meydana getiren kollar buzulların daha çok ve daha geniş sahalar kapladıkları yüksek Pamir kütlesindeki dağlardan doğduğu için. Kapalı çukurluğun ağız tarafında. asrın sonuna kadar) bu gölden çıkan sular Uzboy mecraı vasıtasıyla Hazar denizine kadar gitmiş olabilirler.000 km2'lik bir sahanın sularını boşaltmaktadır. Nehir. bunların tesiriyle bu akarsu sisteminde buzullarla beslenmenin payı çok büyük. Filhakika 1878 ve 1889'da büyük taşkınlar esnasında Amu Derya'nın sularının bir kısmı Sarıkamış havzasına akmıştır.Amu Derya'nın deltası ve Uzboy. 6 . 5 . bunların arasında yer yer bazı ehemmiyetsiz tatlı su akışları görülmektedir. asırda Ebu'l-Gazi Han'ın Buhara'ya karşı olan seferinde. Amu Derya. Sol taraftan da kendisine Fergana dağlık kütlesinin doğu yamaçlarından inen akarsular karışır. P. Uzboy. 3 . Sarıkamış gölünün ağız tarafından biraz ilerde. Yine bu tarihte Büyük Petro. Arnu Derya.Eski deltanın kumulları. 1 . George'dan). 250 km. asra kadar.Dördüncü. Bunun İçin nehrin buzullarla beslenmesi ehemmiyetsiz. Amu Derya'nın XVIII. denizde devam etmektedir.'lik bir sahada kumlar iğinde yerlerini değiştiren mendereslerin bırakmış oldukları izler görülmektedir. Şekil 9 . Sir Derya (Seyhun veya İnci): Türkistan'ın en uzun nehri olan Sir Derya (2450 km.

Batı Türkistan'ın yukarda bahis mevzuu edilen iki büyük nehrinden başka. buralarda kamışlar. Bunların içinde en ehemmiyetlisi Aris'tir. Bununla beraber delta süratle ilerlemektedir. Umumî olarak güneybatı . (*) Bataklık sahalar ve çamurlu topraklar sahası. kavak ağaçları..dir.M. karlarınki biraz daha fazladır. fakat buzulla beslenme devam eder. batısında kalanlar ise. Batı Türkistan'ın iç deniz ve göllerine giderler. 4. diğer taraftan yakıcı ve kurak yazların sebep olduğu şiddetli buharlaşma dolayısıyla nehir çok zayıflar ve birbirini takip eden tugaylar^ içinde nehir karışık kıvrımlar çizerek akar ve Aral denizine dökülür. P.. Çirçik'in karışmasından sonra nehir biraz daha genişler.32 „ ■ . bu şehrin güneyinde bir duvar gibi yükselen Ala dağın buzul sulan ile beslenen kolların katılması ile akımı arter. aynı özellikleri haiz bir takım küçük akarsular da vardır ki bunlar arasında üçü mühimdir: Zerefşan. suların bol olduğu zamanda. Çu'nun yaz aylarındaki akımı 60 rn^/sn. 10004itfartsw**«Aı __ _ 500 — — r— ı — noo.'ye çıkar. Bu esnada Hokant civarında nebrfrı ortalama akımı 1343 rrfŞsrı. Nehir hâlen Açlık stepinde Aşıkol bataklığında son bulmaktadır. Balkaş gölüne dökülen fti'ye gelince. buzulların erime zamanına rastlıyan' yaz başlangıcında ise yüksektir (Haziranda 600 m3/sn. Fakat hâkim olan karışık beslenmedir.dir)... Fergana havzasında bütün sene donmayan nehir aşağı mecrasında. Çu ve İli. diğer taraftan sulama ile akımı gittikçe azalan nehir Amu Deryaya ulaşamadan ovada kaybolur. Bu dağlardan inen akarsular ancak Tanm havzasının batı. uzunluğunda olan Zerefşan suyu Alay dağlarının batısındaki Türkistan dağları ile Zerefşan arasında aynı adı taşıyan bir buzuldan doğar.. Güneybatıda Üstün dağlarının 7000 metreyi geçen zirvelerlndeki buzuBahn erimesinden husule aelen sularla beslenen Karakaş ve Yurungkaş'm birleşmesinden meydana gelen Hotan-Derya.. fakat elenmesinde kâr suyunun da bir payı vardır. Nehir. güneybatı ve kuzeyinde «açok muntazam «r* akarsu şebekesi meydana getirmektedirler. kâfi miktarda su getirir.. Kara Derya ve Narin gibi beslenir. sulan azalmaya başlar. vahşi hayvanların da iltica ettiği sahalardır... Bunun esas kolu olan Tekes. Gerçekten akarsuyun akımı kışın en az (30 rr^/sa). İlkbahar sonu ve yaz başlangıcında (Haziran ayı) nehir taşar. Sir Derya'nın deltası Amu Derya'nınkinden daha küçüktür. Atma Ata bölgesinde. Kara-muran Gerçem-Derya'dır) çölün güney kenarında Kaybolurlar. Bir taraftan eğimin çok azalması. 0uraya aynı zamanda Kazakistan yaylalann-dan gelen Sansu da dökülmektedir. E Et K. M. Bununla beraber Balkaş gölüne bilhassa suların fazla olduğu yaz başlangıcında. Şekil 10 • Sir Derya'nın Begovat yakınında Zaporoj'daki rejimi (mP/sn olarak aylık ortalama debi).'dir) Çirçik'i aldıktan sonra akımı ortalama olarak 550 m3/sn. Daha ilerde Karadağ'dan gelen birçok kollar alır. M r.. Batı Türkistan'da olduğu gibi Doğu Türkistan'da da alçak sahalar çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş steplerle kaplıdır. . daha uzun ve su itibariyle daha zengindir. bundan dolayı yağış itibariyle çok tekir bölgelerdir. Bir taraftan buharlaşmanın tesiriyle.. takriben 300 km. Taklamakan çölünü geçerek Aksu'nun güneyinde Tarım'a varmaktadır. George'dan. Taşkent vahasının sulanmasında nehre sağ taraftan gelen Angren ve Çirçik'ten istifade edilmektedir.. Taklamakan çölünü güneydençeviren Altın dağtanran yüksek drtrelerindeki buzullardan doğan birçok akarsular (bunların en tanınmıştan Keriya-Derya. geri kalan 9 ayda ortalama akım 36 tıflten.kuzeydoğu istikametindeki yüksek dağ sıralan Batı Türkistan'ı Doğu Türkistan'dan ayırdığı gibi. göçebeler kadar. Kulca çukurluğunu geçtikten sonra İli adını alır. Doğu Türkistan'ın iç havzalarına. Muhtelif adlarla adlandırılan Ata dağların kuzey yamaçlanndaki buzullardan doğan Çü suyu da bir buzul nehridir. 9. Taklamakan çölünün ortasında kaybolmaktadırlar... M.'dir. ovada. yani beslenmesinde buzulların payı ehemmiyetsiz. Fakat Karadağ kütlesinin kuzeybatısında. fakat eğimi çok azalır. nehir tamamen çöl sahasına girer ve hiçbir taraftan kol almaz. Bu akarsu da. Fergana havzasının kuzey kenarını takip eden Sir Derya bu havzadan çıktıktan sonra Talaş Ala dağından gelen Çirçik suyunu alır. Aral denizine yakın kısımda.. Daha Hokant civarında büyük bir nehir karakterini haiz olan Sir Derya (burada genişliği 130 metreye varan nehrin çekik devresi Kasım ve Mart arasında ortalama akımı 396 m3/sn. Fakat daha ileride Taukum çöl sahasıhda. dağdan çıkıp Semerkant ovasına ulaştığı zaman yayılır. Â. Havzanın güney kenarından inen akarsular ise. bunlann doruktan da her iki büyük sahanın akarsulan için bir stf bölümü çizgisi meydana getmVter.). Batı Türkistan nehirleri. bu nehrin yukarı mecrasını teşkil eden Kungez. Tanrı dağlarının doğu eteklerinden doğar. Buralardaki akarsular için su haznesi vazifesini çevredeki yüksek dağlar görmektedir. büyük buzullar ihtiva eden merksaS Tanrı dağlarından inen kollarla beslenmektedir. 3-4 ay donar. Buram doğusunda kalan akarsular. Doğu Törkia-tan'mkBere nazaran. . Kungez. (âzanü akım Temmuzda okıp-136 trpf şn.«». Takriben 650 km.___________ ■ . söğütlükler geniş sahaları kaplar..»TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 33 jr V sn. uzunluğunda olan yukarı mecrasında 5000 ilâ 5500 metre civarındaki yüksek dağ sıraları arasında bulunan dar boğazlar içinde akmaktadır.

geniş bir takım kollara ayrılarak. Bu suretle çakıl yığınlarından müteşekkil büyük birikinti konileri meydana geliri Bu çakıl yığınları arasında akarsu. Bu suretle sular ovanın kenarındaki vahalara ulaşırlar. Akdeniz'in en derin yerleri bu kısımda bulunmaktadır. Ada itibariyle çok zengin olan ve bundan dolayı eskiden 'Adalar Deniz? denilen Ege denizinde sığ kısımlar (şelf) Anadolu kıyılarında. Suriye ve Türkiye kıyıları arasında yer almaktadır.dir. Ege denizinin orta ve güney kısımlarında tuzluluk miktarı binde 38. Akdeniz'in diğer kesimlerindeki gibi doğu havzasında da buharlaşma şiddetlidir.kuzeydoğu istikametinde uzanan bir çukurla ârızalanmıştır. Uzunluğunun 2750 km. Akdeniz'in batı kısmında olduğu gibi doğu kısmında da akıntılar vardır. Lübnan. kıyılarında yaşadıkları Akdeniz. Bu boğazın ağzında bir yelpaze gibi açılan akıntı doğu ve batı Trakya kıyıları boyunca Eğriboz'un kuzey kıyılarına kadar yayılmaktadır. Altın dağın muhtelif yükseklikteki kademelerini dar boğazlar halinde aşarken eğimleri ehemmiyetli olan bir takım selleri de alırlar. Bunların üzerinde sular altında kalmış vadiler mevcuttur. batı ve kuzeyde de çevredeki yüksek dağlardan doğan aynı mahiyetteki akarsular.5'u bulur. Gerçekten tuzluluk Kumkale açığında binde 33 olduğu halde Edremit körfezinde ve Miidilli adası kıyılarında binde 38.500 km. okyanuslardan uzaktır. Afrika ve Avrupa arasında bulunan Akdeniz'in doğu parçası Mısır'la İsrail. kendisine hiçbir kolun katılmayışı. Kum-Derya yahut Kuruk-Derya) ayrılır ve bu çöl ortasında bataklıklar halinde kaybolur. Saros körfezinde denizin tabanı güneybatı .. Karadeniz ve Marmara birer iç denizdir. akarsuların hepsinin akımları buzulların erimesinden meydana gelen sularla beslendikleri için yaz mevsiminde fazla. kışın suları tamamen berrak. Bunların başlıca-ları batıda Yarkent-Derya. aşağı mecrada yağışın olmayışı. İsrail. Bundan da anlaşılacağı üzere. Üstün dağ ile Altın dağ arasındaki yüksek yaylaya geçen bu nehirler. (Biga ve Gelibolu yarımadaları açığında. Lübnan ve Suriye kıyılarım takip eden yüzey akıntısı Türkiye'nin Akdeniz sa- . Asya. Havzanın tabanı çok arızalıdır. soğuk mevsimde ise ehemmiyetsizdir. Eğimin kesildiği kısımda yavaşlıyan sel mahiyetindeki akarsular yüklerini bırakırlar. Kaşkar Derya.4* —-------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI ■ 35 Bu nehirlerin hepsi aynı rejim hususiyetlerini haizdir. Tarım akarsu sistemi meydana gelir. Güneyde olduğu gibi. kuzeyde Aksu.'yi bulmasına rağmen nehir. eğimin azlığı ve nihayet kumulların mevcudiyeti dolayısıyla gittikçe zayıflayarak Lop çölünde bir takım kollara (Konca-Derya. Ayvalık'la izmir arasındaki bölgede. umumiyetle. buharlaşmanın fazlalığı. yazın çamurlu olarak akar. merkezî kısmının İse 2. Türkler'in yaşadıkları yerler. B.5'tir. Marmara vasıtasıyla Karadeniz'den gelen az tuzlu sular (binde 33) Çanakkale Boğazı açığında yüzeyde yayılır. Şahyar. Buna karşılık Türkler'in. Ovaya civar olan tepeler yağışsız olduğu için bu akarsuların akımlarında herhangi bir artış görülmez. Orta Asya'nın kapladığı sahanın iç kısmının okyanuslardan uzaklığı 1. Yağmurlar az olduğundan ve akarsular kâfi derecede su getirmediğinden tuzluluk fazladır (binde 37-38). Havzanın batı ve kuzey kesimlerinden gelen sular sayesinde. Mısır. havzanın en alçak kısmında akan Tarım'a doğru yönelirler. Fakat ehemmiyetli tuzluluk farkı Biga yarımadası ve Kuzey Ege kıyıları boyunca müşahede edilmektedir. Konca Deryadır.500 km. Menderes ağzının açığında) oldukça geniştir.

aşağı yukarı aynı değeri muhafaza eder. Undan sonra süratle artar.fiillerinde batıya doğru yönelerek Rodos açıklarında Ege denizine girer ve memleketimizin kıyıları boyunca kuzeye doğru çıkar. Bu orta çukur. bütünüyle.352 km2'dir. 10*15 metre derinliğe kadar tuzluluk sabit gibUfcJbinde 22). dip akıntıları.batı doğrultusunda uzanan . Batı çukuru (derinliği 1112 m. Marmaranın denizaltı seksleri gerçekten dikkat çekicidir. Şurada sığ kısım. Ege denizini Karadeniz'e bağlayan boğazlarla Marmara denizinin bu iki deniz arasında mevcut seviye ve yoğunluk farklarından «eri gelen çok ehemmiyetli su akıntılarına maruz kalacakları tabiîdir. inegöl. Karada görülen vadiler bazı yerlerde deniz altında da devam etmektedir. Karadeniz. Bazıları da dobnuşJarfeirrti ovalan meydana getirmiştir: Yenişehir. de binde 37. Bunlar iki kısımdır: yüzey akımdan. derin yerlere nazaran genişçe bir saha kaplamaktadır.'ye kadar binde 38.5'i bulur. Batı Akdeniz'de olduğu gibi doğu Akdeniz'de de saat akrebinin ters yönünde hareket eden bir akıntı sistemi vardır. Ulubat ve Manyas gölleri gibi. ada ve yanmada bakımından zenginliği ve bilhassa sularının sıcaklık ve tuzluluğu ite Marmara kendine has bir denizdir. Marmara denizi. İstanbul Boğazı vasıtasıyle Karadeniz'den. Kuzey Ege'de Çanakkale boğazından gelen akıntının tesiri altında. Bundan sonra büyük derinliklere kadar. Bu çukur yerlerin bir kısmı deniz sularının altında kalmış (İzmit ve Gemlik körfezleri gibi) bir kısmımda göller kaplamıştır İznik.) ise Samanlı dağlarının önündedir. Marmara denizinde muayyen bir derinlikten sonra dibe doğru sıcaklık aynı kalmaktadır. takriben Marmara Ereğüsi açığmda 1180 m. orta yükseklikte dağ ve yaylalarla çerçevelenmiş olmakla beraber. Kıtalar arası bir iç deniz durumundaki Akdeniz'in doğuya doğru devamı kabul edilen Marmara denizi. umumiyetle az yüksek dağ.Karacabey ovalan gibi. Asya ve Avrupa kıtalarının birbirine en fazla yaklaştığı boğazlar bölgesinde. Doğu çukuru (derinliği 1238 m. güney ve kuzey kısımları gerek yüzey şekilleri ve gerek yapı bakımından birbirinden çok farklıdır. Güneyi yapı ve yüzey seküleri bakımından kuzeyine benzemez. Bu denizin orta kısmında. doğu-batı doğrultusunda küçük bir iç denizdir. Karadeniz kıyrlarından Uludağ kölesine kadar az çok derin birtakım çukur sahalarla muhtelif yükseklikte yayla ve dağlar birbirini takip eder. Batı ve Doğu çukurlarından ayrılmaktadır. Sığ kısımların derin bölgeye nazaran genişliği. Kemalpaşa . derinfiğe kadar varan bir çukur mevcuttur. tepe ve yaylalardan müteşekkil olup vadiler tarafından oldukça derin surette parçalanmıştır. Avrupa'nın güneydoğusunda Balkan ve Anadolu yarımadalarıyta doğu Avrupa yaylaları ve Kafkasya arasında doğu . bu hususiyeti ile de dikkati çekmektedir. doğuda ve güneydoğuda dar ve derin körfezler halinde kıta içerisine fazla girmiş olan Marmara denizi. Karadeniz'den gelen yüzey akıntıları İstanbul BoğazrtJdan çıkarak Marmara'da yelpaze şeklinde yayılırlar ve Çanakkale Boğaz'ına girmek üzere tekrar top-lanırlar. orta Ege adalan civarında Yunanistan kıyılarını takiben güneye doğru yoluna devam eder. kuzeybatıdan'kuşatan yüzey şekilleri. Bu denizin yüzey suları umumiyetle az tuzludur. Marmara denizini kuzey. iki sırtla. Yüzölçümü 11. Çanakkale Boğazı'yle Ege denizinden ayrılan.) Ganos dağının açığında.5'a çıkar. 30 m. Bu derinliğin altında tuzluluk 150 m.

Karadeniz'in orta kısmında yüzeyde tuzluluk binde 38'dir. Azak denizinde de tuzluluk umumiyetle azdır. Sinop. Avrupa'nın en büyük nehri olan idil'in (Volga) ayrıca Ural'ın suları buraya dökülmektedir. Karadeniz'e dökülen akarsular ve havzanın yüzeyine düşen bol yağış. derinden Marmara'dan gelen çok tuzlu sularla beslenmektedir. Karadeniz'in denizaltı şekilleri bazı hususiyetler arzeder. Güneyde Çoruh nehrinin ağzı ile aşağı Sakarya arasında sıralanan Kuzey Anadolu dağları. Yıllık sıcaklık değişmesi 100 m. derinlikle artmakta ve dibe yakın yerlerde titrede 7 cm3'ü bulmaktadır.000 m. Havzanın kuzey kısmı. Gerçekten Karadeniz. Bu miktar Bulgaristan ve Trakya kıyılarının açığında %o16. (umumiyetle Ocak ve Şubat aylarında) donar.000 km2) güney kıyılan İran'a. Kırım yarımadasının güney kesimi bir tarafa bırakılacak olursa. kadar olan yüzey kısım olup. Tuna başta olmak üzere. Karadeniz'den biraz daha büyük olan Hazar denizinin (438. Gerçekten Anadolu'nun yüksek dağlık kenarı ile Kafkaslar'm ve Kırım yarımadasının yanıbaşında büyük derinlikler olduğu halde. Deniz sathına düşen yıllık . Kıtaların içine fazla sokulmuş olması ve okyanusla irtibatının birtakım boğazlar ve iç denizlerle sağlanması. Karadeniz'e dökülen akarsuların akımlarının fazla olduğu ilkbaharda barizdir. daha ziyade Doğu Avrupa kara ikliminin tesiri altında bulunmaktadır. Böylelikle birbirinden 250 km. Ağustos aylarında) 20° ilâ 26° arasındadır. Orta iklim kuşağında bulunan Karadeniz yazın Akdeniz âlemine dahil olmakta. Karadeniz havzasında yüzey sularının sıcaklığı yazın (Temmuz. burası oksijen bakımından zengindir. Kıtalar içinde yer alan Hazar ve Aral kapalı denizleri vaktiyle büyük bir iç deniz teşkil ederken yakın zamanda birbirinden ayrılmışlardır. Bunun altında kalınlığı 2. Kırım yarımadasının mühim bir kısmını kaplayan dağlar 150 m. Alçak yaylalar. Buna karşılık ovaların kapladığı saha çok mahduttur. Bu kısım bakterilerin husule getirdikleri kükürtlü hidrojen ite zehirlenmiştir. Kışın Şubat ayında yüzey'idtarmın sıcaklığı Odesa körfezi etrafında 2 M 3 dereceye kadar düşmektedir. bu denizin seviyesini Marmara ve Ege denizinin seviyesinden 50 cm.dir. suları tattı bir göl nazarıyla bakılabilir. batı kıyılan Dağıstan ve Azerbaycan'a. havzanın kuzeybatı kısmı ve Azak denizi bir tarafa bırakılacak olursa. İstanbul boğazı vasıtasıyla. mesafede bulunan bu iki deniz arasındaki seviye farkı 79 m. •onlardan başka Kafkasya'dan gelen ve buraya dökülen birçok akarsular vardır. Hattâ Arat denizine. kıyılarda derin girinti ve çıkıntılara imkân vermemiştir. Genişliğine gelince yer yer değişmekle beraber Ereğli ile Odeşa arasında 600 km. yüksek dağlarla çevrelenmiştir. Her iki deniz de pek az tuzludur. uzunluğunda ve SO km. Karadeniz'i bir iç deniz haline getirmiştir. geniş bir saha kaplamaktadır. az tuzlu yüzey suları altında. Karadeniz. üstündedir. Karadeniz sularının çok mühim bir hususiyeti. Ağustos ayında havzanın güneydoğu kısmı diğer kısımlarından biraz daha «çaktır. Karadeniz'e dökülen büyük akarsuların getirdikleri çok miktarda tatlı sudan ve bizzat denizin yüzeyine düşen yağıştan ileri gelmektedir. kuzey ve kuzeybatıda geniş sahalar kaplayan az derin bir bölge bulunmaktadır. Yapılan araştırmalara göre.dir. Vona ve Polathane'dir. Anadolu kıyılarındaki girintiler irili ufaklı. Bunun içinde Kınm ve Anadolu kıyılan arasında aşa--ğı yukarı simetrik bir durumda. altında. Çok soğuk olan senelerde Romanya ve Bulgaris- tan kıyılarının donduğu da olur. Karadeniz'in şimdiye kadar bilinen en derin yeri (2. Odesa körfezinde %o 10'dur. Yakın tarihte İki defa (1929 ve 1954 taşlarında) bu hâdise husule gelmiştir. bilhassa güney ve doğu kısımları. bazen İstanbul boğazına kadar gelirler. Böyle kışlarda Tuna ağızlarından. muvakkat bir zaman için. Bundan dolayı da gözle görünmeyen hayvan kümeleri çoktur. Hazar denizi ve Aral denizi.245 m. Dış şekli bakımından Karadeniz'in en mühim hususiyetlerinden birisi de ada itibariyle çok fakir oluşudur. Karadeniz'de yüzey sularının tuzluluğu okyanuslardaki normal tuzluluğun (binde 35) altındadır. Bu denizin büyük ekseni Burgaz'la Poti arasında 1170 km. Karadeniz'de bütün sene yüzeyle derin kısımlar arasında sıcaklık farkı vardır. kadar yüksekte tutmaktadır. az girintili ve çıkıntılı bir kıyı meydana getirmiştir. alçak bir yaylanın kenarı ite bunun önünde yer yer teşekkül etmiş olan küçük kıyı ovalan tarafından çevrelenmiştir.000 km2) bir denizdir. deniz kenarında bulunmaktadır. 2. yi bulur.) bu kesimde.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 37 elips şeklinde. Tuzluluğun az oluşunda. buharlaşmanın nisbeten ehemmiyetsiz oluşunun da payı vardır. Bu akıntı. Şiddetli kışlar esnasında Dinyester limanından Dinyeper limanına kadar olan saha. genişliğinde olup esas silsile güneyde. her tarafta dardır.200 derinlik eğrisinin çevrelediği en derin bölge bulunmaktadır. Denizaltı şekilleriyle kıta şekilleri arasında gayet sıkı bir münasebet vardır. orta büyüklükte (yüzölçümü: 420. Çok sarp olan kıyı dağların önünde kıyı ovaları mahdut olup başılcala-n Bafra ve Çarşamba birikinti ovalarıdır. Havzanın batısı. Karadeniz'de girinti ve çıkıntılar azdır. İşte bu seviye farkı. Zamanın üçüncü devri sonunda Güneydoğu Avrupa'dan Orta Asya'nın batı kısmına kadar uzanan büyük bir iç denizin parçalan idi. 2. buharlaşma 9e alınan suyu telâfi ettikten başka. kadar olan ikinci kısım bulunur. Hazar denizinin seviyesi okyanus seviyesinin 26 m. Bu durumu Karadeniz sularına bazı fizikî ve kimyevî hususiyetler kazandırmıştır. Varna ve Burgaz körfezleridir. Sığ deniz sahası. Karadeniz'in dibi. Bu hal. Sene içinde derin tabakaların sıcaklığı Karadeniz'in her tarafında 9 derece civarındadır. dünyanın «n büyük kapalı su sahasıdır. Burada yığılarak iki kıyı arasındaki ulaşımı güçleştirirler. Birinci kısım kalınlığı 180-200 m. kuzeybatı kıyıları Rusya'ya: doğu kıyılan ise tamamen Türkistan'a aittir.000 m. Büyük girintiler havzanın batısında Odesa. civarında geniş bir çanak sahasıdır. Bunların başlıcaları Ereğli. Arat denizininki ise okyanus seviyesinin 83 m. kışın ise. olup pek azı kuytu liman Karakterini haizdir. sarp. çanaktaki su kütlesinin birbirinden esaslı şekilde farklı iki kısımdan meydana gelmiş olmasıdır. Karadeniz'in çevresinde yüksek dağlarla yaylalar ehemmiyetti bir yer almaktadır.nin altında hemen hemen hissedilmemektedir. Hazar denizi. Ayancık açıklarındadır. Bu zehirli gazın miktarı. Romanya ve Bulgaristan kıyılarından kopan buz parçaları. İstanbul boğazından geçerek Karadeniz'e doğru giden bir dip akıntısı vardır. Karadeniz'in bati kısmında İstanbul boğazına doğru umumî bir akıntının meydana gelişinin esas sebebidir. Karadeniz'in doğu kıyılarını çerçeveleyen Kafkas dağları yüksek. akıntı ile güneye doğru sürüklenerek. Karadeniz'in bir parçası gibi alınan Azak denizinin (yüzölçümü 38. bilhassa Azak deniz) kenarı ile Odesa körfezi etrafında. Bu derinliğin altında dibe kadar gayet ağır bir artış vardır.000 km2) kıyıları daha girintili çıkıntılıdır. III.

.yağış fcıtarı ortalama olarak 400 mm.

Hazar'a dökülen nehirlerin akım değişmeleriyle alâkalı olup.500 km2'dir ve okyanus seviyesinden 53 m. suyunun ortalama tuzluluğunun azlığı ve kısa devrelerde değişmesi dolayısıyle (ortalama tuzluluk 1870'te binde 12 iken 1905'te binde 10. büyük nehirler ağzında çok ehemmiyetsizdir. Güney ve güneybatıdan esen şiddetli rüzgârlar teşekkül etmiş tuzu ve tuzun içinde ölmüş ve katılaşmış balıkları karaya atar. Tuzluluk. Düzensiz değişmeler. daha yüksekte bulunmaktadır. Aral denizinin suları. Denizin kuzey kısmına iki büyük nehir dökülmektedir: İdil ve Ural. Kuzeydoğuda Üst-Yurd yaylasının ön tarafındaki geniş bir saha bataklıklarla denizin birbirine karıştığı kararsız bir yer olup. Bundan dolayı tuzluluk miktarı ehemmiyetsizdir. daha yüksek bir seviye husule getirirler.). Hazar kıyılarının hususiyeti. en yüksek seviyesi Temmuz'da. deniz 150 km. Hazar denizinin seviyesi devamlı olarak değişmektedir. Tuzluluk. Güneyde derinlik artmakta ve 1000 m. Bunlar Hazar denizinden boğaz vasıtasıyle körfeze giren sularla taşınmakta ve Karaboğaz körfezinin çok fazla tuzlu sularında yaşamayıp ölmektedirler. Meselâ Baku'da kuzeydoğu rüzgârları. Derinliğin ehemmiyetsiz oluşu (en derin yeri 68 m. Fakat güneydoğuda. İçindeki adalar da (bunların yüzölçümü 2345 km2'dir) dahil olmak üzere alanı kabaca 66. Aral'a dökülen Sir Derya ve Amu Derya . Burada farkedilmeden denizden çamurluk sahalara geçilmektedir.a« TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 39 kadardır. Orta kısmında 500 ilâ 800 m. Hazar denizi ile en dar kısmı 250 m. Körfez. Körfezin nihayetinde kalınlığı 2 metreyi bulan tuz birikimi vardır. kıyı boyunca yayılırlar.7'ye düşmüştür) Aral denizi. Bilhassa. rüzgârlarla alâkalıdır. kadardır.000 km2 büyüklüğünde ve en derin yeri 13 m. kuzeybatı ve kuzeydoğuda geniş sahalar kaplayan bu yerler tamamiyle çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlar (stepler) sahasıdır. Yarimadanın güneyinde takriben 15.. seviye seneden seneye ağır ağır alçalır yahut yükselir. deltanın başladığı yerden denize kadar olan uzunluğu ise 70 km.'lik bir fark yardır. derinlikte küçük bir çukur mevcuttur. Hazar'ın denizaltı şekilleri oldukça sadedir. kuzey. Türkmenistan kıyılarında tuzluluk nisbeti artmakta ve Karaboğaz körfezinde binde 20'yi bulmaktadır. Bir çöl sahasında bulunan bu yerde buharlaşma çok şiddetlidir. Yağışın az veya çok oluşuna göre. olan Karaboğaz körfezi vardır. okyanusun umumî seviyesinin altında oluşudur. Kuzeyde aşağı idî) ovasının devamı gibi kabul edilen ve derinliği 50 m. den az olan bir saha vardır. sene esnasında düzenli veya düzensiz bir surette değişebilir.yi bulmaktadır. suları ileri doğru iterek güneybatı rüzgârlarının meydana getirdiği seviyeden 15 cm. Bu derin çanakta Karadeniz'de olduğu gibi hayat yoktur. bunlar kadar ehemmiyetli değildir. Tuzluluğun değişmesi her halde. kadar içeri sokulmaktadır ve kıyı çizgisi kati olmayıp mevsimden mevsime ve fırtınalarla yer değiştirmektedir. Tatlı sular. idi) deltası açığında ise binde 2 den azdır. genişliğinde olan bir boğazla iştirak halindedir. Buna karşılık yüzey suları zengin bir hayvan topluluğuna sahiptir. Yağış da seviye değişmelerine sebep olan diğer bir âmildir. Kuzeydoğu köşesinde denize dökülen Emba. Düzenli değişme bir gölün seviyesinin değişmesine benzetilebilir. bir göl olarak kabul edilmektedir. İdil deltasının cephesi 150 km. Üst-Yurd bölgesinde yalnız Mankışlak yarımadasında kıyı yüksektir. Hazar'ınkinden daha tatlı. Hazar'ın kuzey kısmında binde 10'dan. ikisi arasında 40 cm. Seviye. seviyesi daha kararsızdır. Aral denizinin atlaslarda "Aral Gölü" diye adlandırılmasının bir sebebi de budur. Bu hal. en alçak seviyesi ise Şubat'tadır.

Eriyen buzullar ile beslenen bu nehirde suların bol olduğu mevsim yazdır. derinliği de 702 m.000 km2) Batı Türkistan'ın bir parçası olan Kazakistan'ın hudutları içerisinde bulunmaktadır. Tatlı sular. Bu suların üç ay kadar donmasına ve Ekim ayından İtibaren gölün kenanmnr karla kaplı olmasına rağmen göt. Bunların içinde en ehemrfifyetliter! Van gölü. • Aral denizinin suları. Eskiden Hazar'la Aral birleştiği zaman bu denizle Hazar denizi arasındaki irtibat bugün terkedilmiş olan Uzboy vadisi üzerindendi. Aral gölünün bir ayağı mahiyetinde telâkki etmektedir. Beyşehir gölü. Eğridir gölü ve Marmara bölgesindeki göllerdir. irtifada olup. Seviyenin yüksek olduğu yıllarda. Bazı coğrafyacılar bunu. Seviye değişiklikleri de ehemmiyetlidir. gölün yüzeyi de geniştir. aynı zamanda sülfatları ve karbonatları da ihtiva etmektedir. kıyılarina nüfus çekememîştir. Bu denizin batı çukuru da. Gölü besleyen en mühiıin akarsu ili'dir. Bu iki nehrin döküldüğü yerde tuzluluk ehemmiyetsizdir. Yüzeydeki sularda 27. yalnız klorlu değil. dlf. Ala dağların arasında yer alan Issık Göl. derinlikte 4° sıcaklık kaydedilmiştir. Karadeniz'in merkezî çukuru ve Hazar denizinin derin suları gibi kükürtlü birçok hususlarda. Van Gölü Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Murat . Fakat bu yüksek sıcaklıklar sathî olup. Sıcaklığın dibe doğru azalması hızlıdır.nehirlerinin taşıdıkları suların akımlarındaki oynamalarla ilgili olsa gerekir.8° sıcaklık müşahede edilmiştir.yi bulamamaktadır.'Hazar denizinin suları gibi. Yapılan araştırmalar Balkaş'ın hiçbir zaman Aral denizi ile birleşmedîğini meydana çıkarmıştır. Deniz seviyesindsn yüksekliği . Orta Asya'nın en büyük gölü olan Balkaş Gölü (takriben 23. en derin yeri 20 m. Bundan dolayı "Sıcak GÖT adı verilmektedir. pek fazla derinliğe gitmez. Çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlarla kaplı çevresinde topraklar umumiyetle verimsizdir. Tuz gölü. Bundan dolayı kurak ve yağışlı senelerin birbirini takip edişi gölün seviyesi ve sahası üzerine hissedilir Surette tesir yapmaktadır. kurak bölgedeki büyük bir gölün karakterlerini haiz olmasına rağmen. Ağustos ayında 60 m. Gölün ayağı olmadığı halde suları tatlıdır. ortada tuzluluğu biraz fazla olan bir saha bırakarak kıyıyı takiben yayılırlar. Aral denizinin yüzey suları yazın çok ısınır. Hazar denizinin seviyesi alçalmaya başladığı zaman. Yıllık seviyenin en yüksek olduğu ay Temmuz'dur. bahis konusu dağlardaki buzullardan kaynaklarını alan sularla beslenmektedir. Nitekim 1880 ile 1908 arasında göl seviyesi 3 metre kadar yükselmiş ve yüzeyi de 1/5 kadar genişlemiştir. yarı tatlı yan tuzlu olan gölde çok miktarda balık vardır. Marmara denizinin iki misli büyüklüğünde olan bu göl az derin olup. Göl bakımından zengin bir memleket olan Türkiye'de büyük ve küçük bütün göllerin kapladığı saha takriben 9500 km^dir. Karadeniz ve Hazar denizi gibi denizler arasında yer almaya lâyıktır. Kurak yıllarda seviye alçalır. takriben 6200 km>. Balık itibariyle fakir olan göt. 1609 m.lfltblr saha kaplayan golün uzunluğu t75 km. seviyesi yüksek olan Aral denizinden Hazar denizine doğru aynı yoldan bir akış meydana geldi. Suyu. kışın donmaz. kadar olup en geniş yeri 55 km.Van bölümünde kendi adını taşıyan kapalı havzsnın ortasında yar almaktadır.

Meselâ fç Anadolu'da Kayseri etrafındaki yaylalara (ortalama irtifa 1100-1150 m. İzmir gibi ehemmiyetli liman ve şehirler bulunuyordu.«©-----——----------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 41 1646 metre olup. Hint âlemini. Bu sonuncular muhtelif irtifalarda görülmektedir. güneyden de çöl kuşağının atmosfer hâdiselerinden müteessir olur. Ergene havzasının kuzey ve kuzeydoğu kenannda 200250 m. Meselâ İstanbul civarında 120-140 m. bilhassa Orta. civarında. Memleket bütünüyle muhtelif menşeli dağ ve yaylalardan müteşekkildir. 1. Suların sıcaklığı bakımından Van gölü orta kuşak göllerinin sıcaklık hususiyetlerini haizdir. güneyde Ganos ve Korudağ kütlesi. Doğu Anadolu yüksek bölgesi. Anadolu yarımadası. Marmara bölgesinin bir bölümünü teşkil eden Doğu Trakya. Marmara ve Ege kıyılarında göze çarpan girinti ve çıkıntılarına rağmen Akdeniz bölgesinin en kütlevî olanlarından biridir. Bütünüyle batıdan doğuya doğru yükselen Anadolu yarımadasının iç kısmı geniş bir yayla olup kuzey ve güneyde yüksek dağlarla çevrilmiştir.) 2800 m. Bundan dolayı çevresinde oturanlarca "deniz' diye adlandırılır. ve Doğu Anadolu'da geniş sahalar kaplamaktadır. en geniş yeri Tatvanla Bendîmahi ağa arasındadır (125 km. güneybatıdan kuzeydoğuya doğru uzanmaktadır. Bu parçalanma Marmara bölgesinde daha fazladır. kuzeyde Istrancalar. Buralarda mevcut olan dağlar ya yaylaların yüksek kıSHTilarıdır. MeriçErgene havzası bu çerçevenin ortasında kalır. Aşınma yüzeylerinin bulundukları sahalar çevreye nazaran daha az parçalandıkları halde çevrede olanlar. Hâkim olan yüzey şekilleri dağlar ve yaylalardır. deniz derin körfezler halinde karanın içine doğru sokulmuştur. Eskİşehir-Kütahya arasındaki yaylalar bölgesinde 800-1000 m. değişik irtifalardaki mevzii taban seviyelerine göre teşekkül etmiş eski aşınma yüzeyleridir. Güney Anadolu sıradağları (Torosiar). yapı aşınma devresinde kenarlarından iyice parçalanmışlardır. Ortaçağ ve hatta Yeniçağın başına kadar Uzak Doğu'yu. e Törkiye'nin ikinci büyük gölü olan ve yüzölçümü 1620 km2'yi bulan Tuz Gölü 900 m. yarımadanın batısını teşkil eden Ege ve Marmara bölgeleri ve Doğu Trakya bölgesi gibi kısımlara ayrılır. Eski Dünya denilen Asya. Ankara -Konya arasındaki 1250 -1400 m. yükseklikte. Suğla ve EğridirHoyran gölleri etrafı yüksek dağlarla çevrilmiş çanakların alçak kısımlarını işgal etmektedirler. ortalama yüksekliği fazla olan bir memlekettir (1130 metre). den hâkim . şu şekilde hülâsa edilebilir. 2.4 kadardır. Anadolu'da bir taraftan mesafe diğer taraftan yüksek dağ sıralarının meydana getirdiği mania iç kısmı civar denizlerin tesirinden mahrum etmektedir. Orta Asya'yı. Avrupa ve Asya kıtalarını birbirine bağladığı gibi boğazlar vasıtasıyla Karadeniz memleketlerini Akdenize ve bu iç denizle de dış âleme bağlamaktadır. İstanbul. bu bakımdan eşsiz bir coğrafî mevkie sahiptir: Türkiye'nin Yüzey Şekilleri ve Başlıca Bölgeleri s • Türkiye. Güneydoğuda Suriye hududu civartnda 400-500 m. Gölün sahası mevsimden mevsime ehemmiyetli değişiklikler gösterir.). kenarda kalan Türkiye'nin zararına olmuşsa da. buna karşılık yüksek yaylalarla orta yükseklikteki dağlar fazla şaha işgal etmektedir. İç Anadolu'nun batı kısmında. Van Gölü. Fakat Anadolu yarımadasının kuzey ve güney kıyıları fazla parçalanmış değildir. Kuzey Anadolu sıradağları. Yeniçağdan itibaren deniz ve okyanus yollarının bulunması ve 19. Kuzey Yarımküresinin orta iklim kuşağında ve bu kuşağın güney kısmında yer almaktadır. bu ikisi arasında kalan İç Anadolu dağ ve yaylatan. İran'ı ve Mezopotamya'yı Akdeniz'e bu arada Avrupa'ya bağlayan mühim ticaret yolları Osmanlı İmparatorluğumun topraklarından geçiyordu. denizlerin kenarından içeri doğru bir kara iklimi özelliği kazanırsa da. En derin yeri iki metre kadardır. Yazın yüzeyde sıcaklık 21°'ye çıkar. Memleketimiz aynı zamanda kuzeyden kutup ve kutba civar bölgelerin. Güneydoğu Anadolu.Yaylalar iç kısımda. Hint ve Çin arasında bir köprü vazifesini görmüştür. batıda Rodop kütlesi ile çerçevelenmiştir. Marmara. Dünyanın en tuzlu göllerinden biri olan bu gölde tuzluluk binde 329dur. Türkiye Coğrafyasının Ana. tarihin her devresinde Akdeniz âlemi ile Ortadoğu.ler arasında bulunmaktadır. Türkiye. Doğubatı istikametinde bir dikdörtgen şeklinde uzanan Türkiye'nin batı cephesi bütünüyle parçalanmış olup. Türkiye'min yüzey şekilleri. Türkiye'de deniz seviyesinden az yüksek ovalarla alçak yaylalar nisbeten az. Orta Toroslar'ın kuzeybatı kısmında yer alan Beyşehir. Fakat yüzey şekilleri bakımından kenar ve iç kısmında bulunan ovalar da mühim bir yar tutmaktadır (Şekil 11). Kuzey . Bu mühim kara ticaret yollarının sonunda İskenderun. ne de Arap Yarımadası'nda olduğu gibi çok sıcak ve kuru iklimler vardır. Gölün en derin olduğu yerler güney kesimleridir. GÖKln yüzölçümü 3765 km^dtr. derinliği pek ai olan bir göldür.Türkiye bütünüyle çok büyük bir kısmı dağ ve yaylalardan müteşekkH yüksek bir memlekettir. Trabzon. Bunlar esas itibarile kırılmalar neticesi teşekkül etmiş olmakla beraber bunda karstik (kalkerin erime hususiyetleriyle ilgili) olayların tesiri de olmuştur. kışın yüzey epeyce soğur ve hatta tuzluluk nisbetinin az olduğu kıyılarda su donar. etrafında. Ayrıca yüzey şekillerinin umûmi vaziyeti Anadolu'da kara tesirini arttırmaktadır. meselâ Marmara bölgesinde olduğu gibi. yüzey şekilleri bakımından.yahutev-velden mevcut olanlara eklenmiş olan volkanik kütlelerdir. asrın sonunda Süveyş kanalının açılması. Tuzluluk nisbeti binde 22. umumiyetle az derin olan bu göllerin suları tatlıdır. Hatları: ı*Dj* Türkiye. Avrupa ve Afrika'nın hemen hemen ortasında bulunan Türkiye. kadardır. yer yer değişmektedir: Bu yönde en geniş yeri 75 km. Anadolu'da kara iklimi özelliği doğuya doğru artmakta ve en büyük değerini Karaköse civarında bulmaktadır.Güney istikametindeki genişliği. memleketimizde ne Kuzey Kutbu'na civar olan yerlerdeki iklimler gibi çok soğuk kara iklimleri. Karadeniz'in kuzey ve kuzeybatısında yer alan Sovyetler Birliği İle Karadenizde kıyısı olan diğer devletleri Akdeniz ve Ortadoğu'dan ayıran yegâne devlettir. Eskiçağ. hâlen Türkiye. İç Anadolu'da muhtelif yüksekliklerde rastlanan bu yayla yüzeyleri muhtemel olarak. Her ne kadar Türkiyede iklimler. Türkiye Akdeniz havzasının doğu ucunda bulunmakla beraber bu havzada hüküm süren bütün meteorolojik hâdiselerin az çok tesiri altında kalır. tuzlu göller grubuna dahildir. Bu sonuncular batıda okluğu gibi doğuda da düğümlenerek Doğu Anadolu yüksek bölgesini meydana getirmiştir.

denizlere yakınlık ve uzaklığı ve yüksekliği tesiriyle birbirinden az çok farklı iklim tipleri ayırt edilebilir. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu iklimleri Doğu Anadolu ikliminden farklıdır. Gerçekten bu ovaların bir çoğu çöküntü havzalarının birikinti tabanlarıyla. Bunlar daha ziyade İç Anadolu'da Neojen sahalarında gelişmiştir. Misâller: Doğu Karadeniz'de Bafra. denizlerden uzaktık ve yükseklik tesiriyle yıllık sıcaklık farkı ehemmiyetli. Umumiyetle simetrik yapılı bu dağların. kışları şid- . menşe itibariyle birbirinden farklıdır. bütünü ite. deltalar (Göksu deltası ve daha küçük çaptaki deltalar) ve alçak yaylalar. 3. Türkiye'nin İklimi ı Bilindiği üzere Türkiye 35° 50' ile 42° 06' Kuzey paralelleri arasında bulunan yarı kıta durumunda kütlevî bir Akdeniz yarımadasıdır. Memleketimiz. Jura tipinde olanlar. Orta kuşak Mimler grubuna dâhildir Bununla beraber coğrafî enlemin.) Melendız dağlan {batıdan doğuya doğru 2727 m. Memleketimizdeki dağların büyük kısmı Alp sistemine dahildir. Çarşamba ovaları ite Trabzon civarında Değirmendere deltası.Türkiye'de Birinci Zamandan Dördüncü Zaman'a kadar muhtelif yaş ve tabiatta kalker teşekküller vardır. Doğu Anadolu'da. 5. Meselâ yarımadanın güney kıyılarındaki ovalarla (Çukurova ve bununla Fethiye körfezi arasında kalan küçük çaptaki ovalar). Diyarbakır ite Siverek arasında bulunan sahadaki lav yaylaları. Zamanın ikinci devri) teşekkülâtını hâvi sahalarda görülmektedir. Küçük ve Büyük Menderes deltaları.Ovalar. Bunlar. bunun güzel bir misâlidir.likbir alçak yayla üzerinde yükselmektedirler. memleketin her tarafında. Görülüyor ki Türkiye. buralarda kara özelliği taşıyan iklim tipleri kendilerini göstermekle beraber. Ge diz. Şöyle ki İç Anadolu ite Güneydoğu Anadolu'da bozkır iklimleri (Güneydoğuda çöle mütemayil step iklimi) hakim olduğu halde. Ege ve Akdeniz kenar ovaları daha karışık bir menşei hâizdirler. bunun güneybatısında bulunan Hasan dağı (3253 m. bilhassa Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da geniş sahalar kaplayan lay yaylatan da vardır. Buna karşılık Türkiye'nin Karadeniz kıyılarında her mevsimi yağışlı olan bir iklim vardır. Yarımadanın iç kısımlarına gelince. Ege bölgesinde Bakırçay. sıcaklık rejimi bakımından subtropikal kuşak sahasına girmektedir.Memleketimizin diğer yerlerinde mevcut olmakla beraber. Marmara. Güneydoğu Anadolu'da ve mahdut sahalarda olmak üzere Marmara bölgesinin güneydoğusunda neojen (III. Akdeniz'de Göksu deltası. 4. kuzey ve güney kısmında hâkim bir rot oynayan dağların büyük kısmı kıvrılma dağları olup karışık bir yapıyı hâizdir. Karacadağ'ın etrafında. Türkiye'deki yaylaların büyük b» kısmı aşınmadan meydana gel* mistir.42--------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI_____________________________________________ 43 olan Erciyes. Diğerleri ehemmiyetli kırıkların meydana getirdikleri dağlarla İç ve Doğu Anadolu'da genç volkanik dağlardır. çeşitli aşındırma vetirelerinin faaliyeti neticesi meydana gelmiş muhtelif yaş ve tabiatta yüzey şekillerini ihtiva eden bir memlekettir. bilhassa yaz devresinde. bunların ön tarafmda uzanan ve akarsularla denizin müşterek faaliyetleri neticesi meydana gelmiş olan taban seviyesi ovalandır. Ayrıca.» 2936 m^ 1250 m. bilhassa Toros sistemine dahil dağlarla Neojen yaylalarında geniş sahalar kaplamaktadırlar. Kuzey Anadolu kenar ovaları umumiyette irili ufaklı deltalardır. Buna karşılık bünye düzlükleri mahduttur.

Güney Anadolu'da olduğu gibi. ortalama olarak. Memleketimizin hemen her tarafında soğuk mevsim (sonbaharın bir kısmı. Gerçekten Antalya ve izmir'de yıllık ortalama yağış tutarında yaz mevsiminin payı ancak % 3. Bütün bunlar. Meselâ karta örtülü günler sayısı. kenar bölgelerde yağışın fazla olmasının âmilleridir. kar uzun müddet toprağı örter. Bununla beraber yıllık ortalama sıcaklıkların dağılışında. onlara meydan veren iklim unsurlarını (sıcaklık. Karadeniz ktyrfsrına. Bunların tesiri yalnız buharlaşma sahaları olmak dolayısıyla değil. Memleketimizde rüzgâr istikametleri her mevsimde değişik olmakla beraber. Türkiye'de yağışın dağılışında en önemli unsur yüzey şekilleridir. İç Anadolu ile Doğu Anadolu'da soğuk mevsimdeki yağış o kadar ehemmiyetli değildir. Fakat sıcaklık düşük olduğu için. Marmara bölgesine doğru yaz yağmurlarının payı artmaktadır (istanbul'da % 13. fakat karın toprak üzerinde kaldığı müddet bir günü bulmaz. Kayseri'de 40. Marmara kıyılanna nisbetle daha fazla yağar (15 günün üstünde). kara ve denizlerin dağılışı ite irtifaın da büyük rolü vardır. iç kısımlarda. yer yer 2 metreyi bulmakta. Eskişehir havalisinde 15°. iç Anadolu'ya gelince burada yağış âzamisi ilkbahar ve kışa isabet eder (Ankara'da ilkbahar yağışları % 36. Diğer taraftan Türkiye'yi çeviren denizler. Yaz yağmurlarının hakan olduğu bölge Kars -Ardahan yaylalarıdır (Kars'ta yıllık ortalama yağışın % 36'sı yaz yağışlarıdır). Kar. Yağan karın toprak üzerinde katma müddeti coğrafî âmillerin (iklim ve yüzey şekilleri) etkisi altındadır. Edirne'de 19 gün kadar. kış mevsiminde daha ziyade Anadolu'nun iç kısmından kenarlara doğrudur. 11 gün kadardır. Türkiye'de iklim tiplerini ayrı ayrı ele aftp incelemeden evvel. Her mevsimi yağışlı olan Doğu Karadeniz bölgesinde ise % 20'yi bulmaktadır. Kuzey ve güneyde yüksek kenar dağları. Bunun gibi Türkiye'yi geniş bir saha üzerinde kuzey. güney ve batıdan çeviren ılık denizlerin tesiri de ehemmiyetlidir. iç Anadolu'da 22 ve 29 derece olan sıcaklık. bu ayda. kışın tamamı ve ilkbaharın bir kısmı) sıcak mevsimden daha yağışlıdır. yüzey şekillerinin hususiyeti dolayısıyla (bilindiği üzere bu bölgede batı-doğu istikametinde uzanan geniş vadiler. Yarı kara özelliği taşıyan Trakya'nın tç kısmında bu müddet. çevrede iç taraftan daha çoktur. ılık sahalar olduğundan hava kütlelerini kararsız bir hale getirmektedirler. Diyarbakır'da ise % 2'dir. Batı ve bilhassa Güney Anadolu kıyılarında kar pek seyrek yağar. Çorlu'da 13 gün. umumiyetle. Dağlık sahalarda 1 m. Bolu etrafında 14° dir. yağış) kısaca gözden geçirmek faydalı olacaktır. güneyinde bulunan sıcak hava kütlelerinin tesiri altındadır. Sıcaklığın Dağılışı: Türkiye'de yıllık ortalama sıcaklıkların değeri güneyden kuzeye ve güneybatıdan . erir. bilhassa Doğu Anadolu'da. Buna karşılık Trakya'nın kuzeydoğusundaki Istranca dağları bu yönden esen nemli rüzgarların Ergene havzasına girmesini kısmen önlerler. Basınç ve Rüzgârlar: Türkiye. iç Anadolu.den fazla olan yağış meselâ Kuzey Anadolu dağlarıyla. yağışın dağılışında yüzey şekillerinin büyük tesiri olduğunu göstermektedir. Edirne'de % 20). iç tarafın zararına yağış halinde bırakırlar. güneydoğuya doğru artmakta ve bu bölgede 32 ile 34 dereceyi bulmaktadır. Bunun gibi kıyılardan içeri doğru gidildikçe de ortalama karla örtülü günler sayısının artmakta olduğu görülür. bilhassa kış. ehemmiyetli dirsekler meydana getirmeksizin iç tarafa doğru sokulmaktadırlar) nemli rüzgârlar içerilere kadar girdikleri gibi Ege denizinden geçen gezici alçak basınçlar da bu olukların uzandıkları sahada iç taraflara kadar tesirlerini hissettirirler. ortalama olarak. En so ğuk yerler kütlevî bir yarımada olan Anadolu'nun iç kısmı ve bilhassa Doğu Anado lu yaylalarıdır. En soğuk yerler Doğu Anadolu yaylaları olup buralarda ortalama sıcaklık 46°. ortalama olarak Marmara kıyrlarmdaktnJn üstündedir. Kars-Erzurum-Karaköse üçgeni içinde kalan yaylalarda ortalama sıcaklık. Trakya'nın güneybatı kısmındaki dağlar. iç tasım güney ve güneybatıdan gelen nemfi ve ılık rüzgârların ve kısmen de Boğazlardan geçen gezici alçak basınçların tesiri altındadır. Erzurum'da 120 gündür. Bunu Ege kıyılarıyla Marmara denizi kıyıları.44 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 45 deiti geçen ve karın toprak üzerinde kalma süresi uzun kara özeliiği taşıyan bir iklim vardır. Anadolu'nun iç kısmındaki dağlar da civar ovalardan daha fazla yağışlıdır. Marmara havzasında karla örtülü günlerin sayısı. Bu husus coğrafî enlemin tesiri dolayısıyledir. coğrafî mevkii itibariyle kuzey ve kuzeybatısındaki soğuk hava kütleleriyte. kış yağışları % 28'dir). Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Güney Anadolu kıyı bölgesiyle Ege'de ve bu iklimin bozulmuş bir şekli olan Suriye ikliminin yayılış sahası içine giren Güney Anadolu'da kuraktır. j^Sh Yağışın Dağılışı ve Yağış Rejimleri: Yıllık Ortalama yağış miktarı. bazı bölgelerde (Marmara bölgesi. yüksek bir dağ sırası teşkil etmediğinden. Meselâ Antalya'da bazı seneler kar yağar. rüzgâr. Kuzeye doğru ç*ridıkça karla örtülü günlerin sayısı artmaktadır. Türkiye'de soğuk mevsimi temsil eden Ocak ayında ortalama sıcaklık umumi yetle güneyden kuzeye ve kıyılardan içerlere doğru gittikçe azalmaktadır. Sıcak mevisimi temsil eden Temmuz ayında or talama sıcaklık umumiyetle kıyılardan iç kısımlara doğru artar: Ege kıyılarında 25° ilâ 27° olan ortalama sıcaktık. Toroslarda. yüksek dağlar hariç. Bu hal. İzmir'e de senede birkaç gün düşen kar. Güney Anadolu da Kuzey Anadolu gibidir. 0° nin altındadır. Türkiye'nin en sıcak yerleri güneydoğu ve güney kısmıdır: 18° ve daha fazla. sıcaklık uzun zaman sıfır derecenin aJtina inmediğinden. Lüleburgaz'da 12 gün. Burada en yağışlı mevsim sonbahardır (% 35). Sivas'ta 71. Bunda iç kanun çevredeki denizlerden daha soğuk olmasının tesiri vardır. Memleketimizde soğuk mevsim. Batı Karadeniz. Buna karşılık Ege bölgesi. nemli rüzgârları tutarak bunların içindeki su buharının büyük kısmı. Temmuz başında ortala ma sıcaklıkların dağılışında denizlerden uzaklığın ve etrafı yüksek yayla ve dağlar la çevrilmiş çukur sahaların oynadığı rol çok büyüktür. toprak üzerinde fazla kalamaz. basınç. hatta geçmektedir. fakat aynı zamanda batıdan doğuya doğru yer değiştiren gezici alçak basınçların geçiş yeri olmaları ve nihayet bizzat bu denizlerin sıcaklık bakımından müsait kısımlarının mevzii alçak basınçların teşekkülüne imkân vermeleri dolayısıyledir. kara kütlelerine göre. Yaz mevsimi. Doğu Anadolu) kar yağışlıdır. Ankara civarında 16°. hatta bölgenin büyük bir kısmında 4°'nin altındadır. denizin tesiri hissedilmediğinden dola yı artmaktadır.kuzeydoğuya doğru azalmaktadır. Fakat . İskenderun körfezi çevresinde ve Güneydoğu Anadolu'da 20° olan yıllık ortalama sıcaklık Göller çevresinde 17°. Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları takip etmektedir. İç Anadolu'da karb günler sayısının artışı Üzerine tesir eden unsur sıcaklıktır.

. Afganistan ve İran yaylasının doğuşudur). Buralarda sıcaklık ve yağışın yıllık dağılışı değişikliğe uğrar. Urfa ve Mardin'de en soğuk ayın ortalaması ite en sıcak ayın ortalaması arasındaki fark 26°'yi geçmektedir. İç Anadolu'da olduğu kadar soğuk olmadığı gibi yazlar da çok sıcaktır. Dağ sıralarının uzanışı da bur» yardım eder. Güneydoğu Anadolu yaylaları çoğunlukla bozkırdır. Türkiye'nin İklim Bölgeleri s Memleketimizde. Ayrıca Karadeniz ve Akdeniz tayı bölgelerinde de deniz ve kara meltemlerfevardır. Bu iklime misâl olarak Ege bölgesinde İzmir. kıyı dağları ve denizden uzaklık dolayısıyla kara özelliğinin artmasıdır. yükseklik. Marmara bölgesinde bu iklimin yayılışı dağlarla ilgilidir. Manisa ve Aydın. Küçük ve Büyük Menderes vadileri) bu iklimin içerilere doğru yayılmasını kolaylaştırırlar. soğuk mevsim yağışlı olmakla beraber yağış âzamisi ilkbahara rastlar (Ankara ve Sivas'ta en yağışlı ay Mayıs'tır). Gediz. Şu halde rüzgârın umumi istikameti memleketimiz -Türerinde kuzeybatıdandır. kışlar yağıştı ve ılık geçer Bu iMiffl memleketimizin Akdente Kıyılarıyla Ege bölgesinde ve yazların kurak geçtiği yıllarda. Güneydoğu Anadolu yaylalarında ise göze çarpar bir yaz kuraklığı vardır. Anadolu'nun güney kıyı kuşağında hüküm süren Akdeniz. Yaz mevsiminde Türkiye üzerinde ve etrafında basıncın dağılışı kışa nazaran daha murrtazamdır. Bölgenin güney ve güneydoğu kısmında batı-doğu istikametinde uzanan ve karaların içine doğru iyice sokulmuş bulunan körfezler (Gemlik ve İzmit körfezleri) bu iklimin tesirini içerilere kadar götürürler. yazlar sıcaktır. Bunlar kuzeyden esen serin rüzgârlara engel olurlar. Gerçekten bu mevsimde kuzey yarım küresinde subtropikal yüksek basınç (Asorlar yüksek basıncı) sahasırtf genişleterek Avrupa'da Karpatlar'a kadar uzanır. kara ve deniz meltemleri vardır. bilhassa yaz mevsiminde. Bunfardah Akdeniz ikliminde umumiyetle yazlar sıcak ve kurak. (Bakırçay. bilhassa sıcaklık ve yağışın yfHik seyri bakımından çeşitli Mm tipleri vardtr. Urfa 452 mm. Yağış. Yağış rejimi bakımından Güneydoğu Anadolu bölgesi. izmir'de denizden karaya doğru esen labat bunlardan biridir. Batı Pakistan. İç Anadolu'da yaz mevsimi umumiyetle kurak. kısmen Marmara bölgesinde görülür. İç Anadolu'da kışlar soğuk. Bunlardan başka memleketimizde. umumiyetle Akdeniz kıyı bölgesindekinden azdır: Diyarbakır 487 mm. iklimi Toroslar ve doğuda Amanoslar dolayısıyla içerilere sokulamaz. Yağıştan daha mühim olan. Kıyıya paralel olan Toros dağları Akdeniz ikliminin iç kısma yayılmasına bir engel olduğu halde Ege bölgesinde kıyıya dik olarak açılan büyük vadiler. Bitki örtüşü bunu açıkça göstermektedir. Her ne kadar İç Anadolu ve Do- . İç kısımlarda görülen ve bitki örtüsü olarak bozkırın yaygın olduğu bu sahalardaki iklime umumiyetle bozkır iklimi denilmektedir. Adana'da ise bu fark ancak 18. burada yağış daha azdır. Güneydoğu Anadolu yaylalarında kışlar. Akdeniz bölgesinde ise Antalya ve Adana gösterilebilir. bütünüyle Akdeniz yağış rejimine ben-zerse de.5°'dîr. .3 derecedir.46-----------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 47 Anadolu'yu çevreleyen denizler ve karalar üzerinde basınçlar sabit olmadığından rüzgâr istikametleri de bunlarla alâkalı olarak sık sık değişir. Konya'da en soğuk ayın ortalamasıyla en sıcak ayın ortalaması arasındaki fark 24. Buna mukabil çok sıcak olan Ön Asya bir alçak basınç sahasıdır (Alçak basıncın merkezî kısmı.

Eğer orman bugün her tarafta görülmûyorsa bunun sebebi tahribe uğramış olmasıdır. Fakat Marmara'nın doğusunda İzmit'teki gibi en yağışlı mevsim kıştır. Dağların kuzey yamacında nem seven ormanlar bulunur. EcKrne'de yıllık sıcaklık farkı 22. Buna karşılık İç Anadolu'da Konya'nın Ocak Ortalaması -1. fakat kurak değildir. Yağışın yıllık dağılışı da farklıdır. Erzurum'un ise -8. Her üç bölgenin iklimi de kara hususiyeti taşımasına rağmen en sıcak ve en soğuk aylar birbirinden farklıdır. Kuzey Anadolu bölgesinde yağış âzamisi sonbaharda olmak üzere her mevsimi yağışlı. Bunda bölgenin kuzeye açık oluşunun tesW vardır. Sivas'ın -4. Karadeniz bölgesinde batıya doğru gidildikçe yağış âzamisi sonbahardan kışa doğru kaymaktadır. Bunun üstünde kalan sahalarda yerini otluklara bırakır. meşe. İç Anadolu'da ve Doğuda ilkbahar yağmurları. Güneydoğu'nun alçak yaylaları yazın çok sıcak (Diyarbakır ve Urfa'nın Temmuz ortalaması 30°'nin üstünde) ve kışlar ise serindir (Diyarbakır'ın Ocak ortalaması 1.ye kadar çıkar. denize yakınlık dolayısıyle. kuzeydoğuya doğru ise yaz başlangıcı yağmurları hâkim otur (Kars'da en yağışlı aylar Mayıs ve Haziran'dır). Örmenin şu yahut bu sebepten tahrip edildiği yerlerde maki (yaz kış yeşB kalan çahlık) ve iç kısımlarda bozkırlar meydana gelmiştir. hâkim bitki örtüsü ise de bu üç bölgede iklimi teşkil eden unsurların özellikleri aynı değildir. üst kısmı ise umumiyetle iğne yapraklı ağaçlardan (köknar.6°'dir. Şile'de sonbahara isabet etmekle beraber kış yağışlarının nisbeti de yüksektir. Marmara bölgesinde kışlar oldukça soğuk geçer. Topraklarımızın % 13.ye kadar olan aft kamı daha ziyade gürgen. Trakya'da kıyılardan içeri doğru gidildikçe Akdeniz ve Karadeniz Mim tipleri bozulmakta. nesiller boyunca yakacak temini ve tarta elde etmek için tahrip edilmiştir. Ormarun 1000-1200 m. Tahribe uğramayan yerlerde orman. Kars ve Ardahan yaylalarında yaz mevsimi yağışlı olduğu için ot cinsinden bitkiler. Eski bir iskân sahası olan Anadolu'da ormanlar.ğu Anadolu'nun alçak kısımlarında (etrafı yüksek dağ ve yaylalarla çevrilmiş havzalarla alçak yaylalarda) ve Güneydoğu Anadolu'nun alçak yaylalarında bozkır. kaym.5 dereceyi bulur. Bununla beraber İzmit ve Gemlik körfezlerinin kuzeyden dağlarla soğuk rüzgârlara karşı kapalı oluşu. Bölgedeki dağların daha yağışlı kuzey yamaçlarında orman güney yamaçlarında olduğundan 8ik*r. güneydoğu ve İç Anadolu ile Trakya'nın iç kısmının çıplaklığı bu şekilde izah edilmektedir. bütün mevsimleri ılık geçen bir iktnrı tipi vardır. diğer mevsimlerden daha az yağışlı.2°. İç Anadolu'da olduğu gibi kuraklıktan zarar görmezler. Kocaeli dağlan ile Samanlı dağlannın mahfuz yerlerinde zeytin yetişebilmektedir.5° ve Urfa'nınki 5. Fakat batıya doğru gidildikçe Akdeniz'in tesiri göze çarpmaktadır. Her mevsimi az çok yağışlı olan bu yaylalarda bozkır kaybolur. İstanbul'da yaz mevsimi. kestane gibi yapraklannı döken ağaçlardan. Mar- . Doğu.0°).5'i kadarını kaplayan ormanlar (çalılıklar ve maki dahil) memleketin çeşitli bölgelerine dağıtmış bulunmaktadır.2°. Bitki Örtüsü: Türkiye'de iklim tipinin mâhiyeti ne olursa olsun esas bitiri örtüsü ormandır.deniz seviyesinden başlar ve takriben 2000 m. Bol yağışlı Karadeniz bölgesinin kıyı dağları ormanlarla kaplıdır. ladin) müteşekkildir. Burada yaz aylarının ortalama sıcaklıkları 20 dereceyi bulmaz. buralarda Akdeniz iklim»* hatırlatan mevzii iklim tipleri yaratmıştır. sarıçam. Güneydoğu'da azamî kışa isabet ettiği halde. bunların yerini kara özelliği taşıyan iklim tipi atmaktadır. Bursa'da da durum böyledir.

batı-doğu istikametinde uzanan oluklar boyunca içerlere kadar sokulmaktadır. 1912-1913 harbine kadar. K. Bugün Balkanlar'da muhtelif yerlerdeki Türk azınlığı büyük kayıplara uğramıştır. Şekil 19. gesi hâriç. A. Doğu-Kuzeydoğu Bulgaristan ve Trakya'dır. T.Üsküp'ün iklim diyagramı. Balkan Yarımadasında Türkler'in Bulundukları Yerlerin Coğrafyasının Ana Hatları: TörfSfer 1389'dsKosova meydan muharebesini kazandıktan sonra adalarla Dalmaçya kıyılarındaki şehirler ve kuzeybatıda Hırvatistan'ın Slovenya ve dağlık böl- t ÜSKÜP 1 / 133- 24- * \ İ mm. M. Makedonya.. M° \ V r-ı -50 -40 n \ ^. İstiklâl Savaşı ve İkinci Dünya Harbi'nden sonraki mübadele ve göçler bunu takip etti. Balkan harbinden sonraki göçler Türk nüfusunun azalmasına yol açtı. .4»--------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 49 mara bölgesinde de orta yükseklikteki dağlarla (Istranca dağları. ara yerlerdeki sert taşlardan meydana gelmiş eşiklerde de dar ve derin boğazlar açmıştır. yumuşak Neojen havzalarında geniş vadiler. meşe ve gürgen karışığı ormanlarla kaplıdır. Doğu ve Kuzeydoğu Bulgaristan bugün de Türkleri'n topluca yaşadığı bölgelerdir. yağış sütunlarla gösterilmiştir. N. \ . Ege'de. Ek. Üsküp havza- Şekil 12 . m Zİ rf 4 İ 1 1 1-1 \0. Kocaeli dağları ve Samanlı dağlan). Bat Trakya. H. Bununla beraber imparatorluğun bir parçası olan Balkanlar'da. Ege ve Akdeniz bölgelerinin hâkim bitki örtüsü yine ormandır. 50 -20 10 ■ 4İ E. kayın. Büyük bir kısmının sularını Vardar ve kolları boşaltır. S. Yapı ve yüzey şekilleri bakımından Batı Anadolu'ya benzeyen Makedonya. dağınık olarak birçok yerlerde bulunuyorlardı. Dağ sıralarının yüksek kısımları ile iç kesimlerinde ise çam ormanları görülür. Sıcaklık kesik çizgi ile. Orman. dağlık kütleler ve havzalar halinde parçalanmış bir bölgedir. bütün yarımadaya hâkim oldular. yüksek kısımları dışında Uludağ. Buraları Makedonya. Bölgeyi başından sonuna kadar boyuna kateden Vardar nehri. Balkanlara hükmeden Türkler yarımadanın üç bölgesine yerleştiler. A.. M.Balkan Yarımadası'nda Türktar'tn oturduktan yerleri gösterir harita.

sahaların bazıları göllerle kaplıdır.5 'fi I l. yağış sütunlarla gösterilmiştir. Bunun güney kısmında yılhk yağış miktarı 400 mm. Üsküp'te yıllık sıcaklık farkı ehem miyetiidir. H. Kink yerleri Üçüncü Zamanın ikinci yansı ve Dördüncü Zamana ait göllerin depoiartyia dolmuştur. Bunlar tesviye edildikten sonra birçok defalar menşei dahili hareketlerle yükselmişler ve kırılmışlardır. oivanndadır {Şekil 13). Y*k yağış miktarı 450 mm. Doğu Makedonya'da Vardar vadisi boyunca daha barizdir. yağış sütunlarla gösterilmiştir. Tikveşln güneydoğusunda Demirkapı'da dar bir boğaz içinde akmaktadır. A. Manastır'da 674 mm.dir.. Bu da bölgenin güney kısmında Akdeniz tesirinin ehemmiyetli okluğunu göstermektedir. Bu adim şartlarına tekabül eden bitki örtüsü ormandır.) çevrelenmiştir. Farklı aşınmalar neticesi. olan yaylalar ve bunlar üzerinde yükselen sırtlarla (2000-2500 m. Sıcaklık kesik çizgi ila. Makedonya'da dağlık kütlelerin yönü ve yüksekliği Akdeniz ikliminin tesirlerini azalttığından Yunan Makedonyası'ndaki iklime nazaran. Şekil IS. Yüksek tasımlarda çamlar. Bu miktar daha güneyde. Bu tesir. Bölgenin en büyük çukurluğu Manastır-Pirlepe olup 1000 kilometre karelik bir alan kaplamaktadır.tm. Yüksek kısımlarda Dördüncü Zamandaki mevzii buzulların izleri görülür. n N. kestanelikler geniş bir saha kaplamaktadır. Presba çukurluğunun çok mahiri bir parçası da kendi adını taşıyan göl tarafından işgal edilmiştir. Boğazın uzunluğu 19 km. \nn ° -40 . Sıcaklık kesik çizgi ile. hâlen bölgenin ancak % 0tmu teşkil eder. A S. Ohri gölü (695 m. Batı-doğu doğrultusunda yer yer 45-50 km.50 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI •1 stnda geniş öten Vardar vadisi. sert satire °c 2724- SELANİK 21 -181512' 9? " 6 3- / • / İfifi l/n Ü \ i mm. Şekil f 4> Manasttr'ın Mim diyagramı. bunlar arasında ete. . Batı Makedonya'da yukarı Vardar bölgesindeki billurî kütleler bu akarsu ve kolları tarafından parçalanmıştır. Ek K. kara özelliği hâkim bir iklim vardır. kadardır. £. Aradaki çukur alanlar çöküntüler neticesi meydana gelmiştir.Selânik'in iklim diyagramı.) bunların en önemlisidir. T. M. r n •20 ■10 y "30 M. Presba gölünün derinliği 25 metredir. civarında ofup bunun ancak %'15'i yazın düşer (Şekil 14). Halen 270 kilometre karelik bir saha kaplayan Ohri göiünün en derin yeri 280 m. Yalnız orman örtüsü çeşitli tahribtere uğradığından. genişliğinde olan Üsküp-Tikveş Neojen havzası ortalama irttfalı 1600-1800 m. Muhtelif irtifalarda olan çukur. Doğu Makedonya'da maki ancak Vardar vadisi boyunca kuzeye doğru çıkmaktadır. Makedonya gibi Batı Trakya'nın da büyük kısmı eski sahrelerden müteşekkildir. aşağılarda yapraklarını döken ağaçlar.

Orbis Koleksiyonu (Orta Asya'ya taalluk eden bahisler). s. Bir çoğu da kenarda bataklıklara meydan vermiştir. Andre. Bisee. Geographie des Balkans (Que sais-je serisi) 1965. Her mevsim yağışlı olmakla beraber âzamisi ilkbahara rastlar. Paris 1929. Brrot. s. cilt VIK. Ziraat Hayatı. La Mediterranö et le Moyen orient. 235-377. s. Blanc. uzunluğundaki Yukarı Meriç oluğunun tabanı. Le Turkestan Russe. A. m . İstanbul 1938. üst kısmı aşınma yüzeylerinden meydana gelmiştir. alçak kısımları teşkil etmişlerdir.. (Handbuch der Geographischen VVİssenschaft). Haute Asie.Anger. The 77mes Atlas of The World. George. 313-326. Tatarpazarcığı ile Türkiye hududu arasında 100 m. lAsie russe.Schultg. Jean. batı-doğu istikametinde uzanan yüksek bir dağdır. Enerji Kaynaklan İstanbul 1971. H. Ocak ve Temmuz ortalama sıcaklıkları 0. Türkiye iktisadi coğrafyası. Tanoğlu. (Que sais-je serisi). Fasikül I ve II. Der Grosse Bertelsmann Weltatlas. Rodop dağları Balkan yarımadasının en yüksek kısımlarını ihtiva etmektedir. Ali. Bulgaristan'a.und Ostasien. Yves. Paris 1932. Pierre . VVoeikof.Dresch.. Bu eserde Sovyetler Birliğinin bütününe ait tabiî.S. s. Kuzey ve bilhassa güneyde Rodoplar'la çevrilmiş olan Yukarı Meriç havzası fazla yağış almaz. Faik Sabri. c. Kısım.6°'yi geçmez. I. 1911.. Havzada ilkbahar ılık. Armand Colin).ye kadar alçalmaktadır. 211-244. BİBLİYOGRAFYA Almeida.Sion. İstanbul 1968. istanbul 1968 ve 1971. Zentral . Chataigneau. H.52 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI_____________________________________________93 terden meydana gelmiş olan havzaların çerçeveleri yüksekte kalmış ve yumuşak sahreierden ibaret oldukları için iç havzalar.. Esas itibariyle eski bir kütle olan Rodop. Bu havzaların tabanları sonradan dolarak. beşerîve ekonomik bilgi ve geniş bibliyografya vardır. Tanoğlu. George. Fernand. Ardel. 1881. Etals de la Baltiçue Russie. J. kuzeybatı-güneydoğu istikametinde takriben 200 km. ovalan meydana getirmişlerdir. 1934. Jeomorfolojinin Prensipleri. P.jşonbahar oldukça sıcak geçer. Ahmet Klimatoloji (Genişletilmiş üçüncü baskı). Eserde Türk Dünyasının muhtelif bölgelerine ait iklim bilgisi vardır. Camena. K. s.. . Atlaslar: a. Nouvelle Geographie Üniverselle. Büyük Atlas. Duran. 1914. Reetus. Juies. Handbuch der Klimatologie. s.S. Vadi. (Geographie Üniverselle. (Musulla Tepesi 2930 m). İktisadi Coğrafya.8. kuzeydoğu ve güney kenarları dar ve derin vadilerle parçalanmış olduğu halde. Darkot. A VVegener. Yıllık yağış ortalaması 535 mm. Ege ufuklarını kapamaktadır. Cilt t ve II. Ardel. Grena/d. pays Balkaniques. b. Denizin yakınlığı dolayısıyla dağın iklimi sert değildir. Cilt l-ll (Introduction aux etudes de Geographie} 1953-1956. Kütlenin kuzey. Bontervvetc. Pierre. 305-573. (Geographie Üniverselle}. 395 . Ali. 1961. 2. İstanbul 1972.Rosinski. kıta içinde olmasına rağmen yaz mevsimi de Akdeniz ikimi karakterini hâizdir. (Geographie Üniverselle. Geographie de la Population. Cilt VI. 1962.267-319. IV. Besim. Oldukça yağışlı olan kütlede etekler ormanlarla.R. 2500 metrenin üstünde buzul gölleri vardır. Ffiibe" de yıllık sıcaklık farkı 84°'dir. Rodop dağının üst kısmı ile kenarları arasında esaslı fark vardır. Struma ile Aşağı Meriç arasında. Armand Colin). Georg . Mediterranee Peninsutes Mediterraneennes.6° ve 24. Nordasien. Hann. P. .575. 1967. Sredna Gora ile Rodoplar arasında batı-doğu. dir.5°). . Ahmet. Deniz seviyesinden 160 metre yükseklikte olan Rlibe'de yaz mevsimi sıcak (Temmuz ortalaması 23. 1958-59. Rila ve Pirin kütlelerinde yarımadanın en yüksek tepeleri bulunmaktadır. yüksek yerler otlarla kaplıdır. 360. İstanbul 1973. kışlar oldukça sert geçer.

Değişik ülkelerde yaşayan Türk topluluklarının nüfusları hakkında sıhhatli bilgi almak mümkün olmamakla beraber dünyadaki Türklerin sayısının 150 milyonu geçtiğini tahmin etmekteyiz. Ancak. Birinci kategoridekiler dünya Türk nüfusunda takriben üçte birlik bir orana sahiptirler. (kincisini ise siyasî bağımsızlığa sahip olmayan veya bulundukları ülkede azınlık durumunda olanlar teşkil eder.. Türk Dünyasının Demografik ve Ekonomik Yapısına Toplu Bir Bakış Nadir DEVLET 1. Dünya demografik tablosu doğum ve ölümlerle etkilenmeyip . Bu çalışmada resmî belgelerin bulunamadığı hallerde tarihî tahminlere dayanmak zorunda kaldık. Aynı soydan gelen bu topluluklar tarihî. Ayrıca bazı ülkelerin çok seyrek veya hiçbir zaman nüfus sayımı yap-' mamış olmaları. coğrafî ve siyasi şartların yarattığı farklılıklar gösterirler. Türk soyuna mensup toplulukları bağlayıcı unsurların oldukça güçlü olduğu da kabul edilmektedir.t ■*m $R DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI II. İtkini Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi bağımsız devletlerde yaşayan Türkler. Başka bir ifadeyle Türkiye'ye komşu olan (veya olmayan) ülkelerde yaşayan Türk soyundan toplulukların toplam nüfusu neredeyse Türkiye'dekilerden iki katı fazladır. Bağımsız Türk ülkelerinde dahi yapılan nüfus sayımlarında kayda geçmeyenlerin bulunduğu düşünülürse diğer ülkelerin siyasî emeller dolayısıyla istatistikleri diledikleri şekilde neşr ettikleri de düşünülebilir. yaptıkları takdirde de azınlıklar hakkında bilgi vermemeleri dünya Türk nüfusunu tespitte araştırmacıları hayli çıkmazlara götürmektedir. yüzyılın sona erdiği şu yıllarda Türk soyuna mensup topluluklar bir devamlılık arzeden ve Balkanlar'dan başlayarak Çinin batı kısmına kadar uzanan değişik ülkelerin hükümran olduğu bölgede yaşarla. Bu Türkleri iki ana gurupta İncelemek mümkündür. Demografi XX.

Özbek ve Tatar. İkinci Bağımsız Türk Devleti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti.000 2.000 500. Attay. Yunanistan gibi yabancı devletlerde bulunan ve ezjpi çoğunluğunu Türkiye Türkleri'nin teşkil ettiği Türk toplulukları bulunmaktadır. Aksi takdirde bazı hallerde her yıl değişen nüfus hareketlerini tespit etmemiz mümkün olmayacaktır.000 veya genel nüfusun %33.184 2.570. Balkar. Bu sorunların halı nüfus artışıyla çözülmesi daha da güç hale gelecektir.270 2. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Türk soylular Balkanlar'dan başlayarak Çin'e kadar uzanan tarih. Nogay. Türkmen. Türk ve müslüman toplulukların yoğun olduğu coğrafî bölgelerde rastlanan hah nüfus artışı Türkiye için de geçerlidir. Kanada.000. Tatar.456. Türk soyundan olup da kendi milR adlarıyla bilinen topluluklar şunlardır: SOVYETLER BİRLİĞI'NDE (Nüfus kesafetine göre): Özbek. Azerî. Diğer topluluklarda olduğu gibi bu hızlı nüfus artışı Türkiye'ye de bir hayli sorunları beraberinde getirecektir.803. Kaşkay.5 milyona ulaşmasını beklemek bu fenomenin göstergesidir. Karapapah.000 veya genel nüfusun %17. 67'sini teşkil edecektir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere dünyadaki Türk soyluların toplam nüfusu 140 milyonu geçmiş bulunmaktadır.500.C. Türkiye 3. Zaman içinde bu topluluklar değişik boy adlarını kendi mM adları olarak benimsemişler ve yöresel miBî benliğe kavuşmuşlardır. Türkmen t*B:' ! Bunların dışında ise.000 24. Zaten Türkiye şu anda dahi enflasyon. afetler ve göçler neticesinde de önceden tahmin edilemeyen değişikliklere uğramaktadır.000 200. İdil-Ural 6. *989 yılında sivil iş gücü 18.43'üne. bazılarının Türkiye ile asırlardan beri olan kopuklukları v«. Uygur. Şahseven. gibi sebeplerden kendi yazılı edebiyatlarını geliştirerek gerek dü. bu toplam nü- .000. Tuva.000 2.000 idi ki. Hamse.000 2. Dünyanın diğer tarafla-nnda ABD. Kumuk.987. Kırgız. Karaçay.Tablo) Bu nüfusun büyük bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında yaşamaktadırlar. VakMt Karakalpak.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 57 savaşlar.680. İRAN'DA : Azerî. Sovyet Orta Asyası ve Kazakistan (Batı Türkistan) 7. Bu çalışmamızda Türkiye Türkleri konusunda ülkemizde çok sayıda yayın bulunduğundan ana bilgiler vermekle yetineceğiz. gelir dağılımındaki bozukluk ve işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıyadır. Başkurt. Sor. Fransa. Meshet. Kazak. DÜNYADA TÜRK NÜFUSU (1990 TAHMİNİ) Türkiye (1990) Yurt dışı T. Iran 4. din ve dil gibi ortak değerleri paylaşan millletlerin yaşadığı bir bölgede yoğun şekilde bulunurlar. Bulgaristan. İç göçler dolayısıyla Türkiye'deki nüfus hareketlerinin dahi takibinde karşılaşılan zorlukların çok daha karmaşığı diğer Türk topluluklarının nüfuslarının tespitinde ortaya çıkmaktadır. Çünkü %50'in üzerindeki nüfus ekonorr%* hiçbir şekilde katkıda bulunmayan tüketici bir sınıftır. Hakas.000'e ulaşacaktır. gerek adet. Suriye.523-215 9.24'üne ulaşacaktır. Şibe (Şi ve). sıhhatçe özürlüler ve ancak ev işleriyle meşgul olanları bir yana bıraktığımız takdirde. Karakalpak ve Uygur. Kaçar. Burayı aşağıdaki 7 coğrafî bölgeye ayırmak mümkündür: 1.000 150. Emekliler.000 120. ±ür* AFGANİSTAN'DA: Özbek. Karaim. Kafkasya 5. Hollanda. Kazak. Kırım Tatarı. (BakAş.000 250. Almanya.000 200.000 140. Bu da bölgesel demografik araştırmaların ne kadar mühim ol* duğunu göstermektedir. Kırgız. Avrupa'nın dışında ise Suudi Arabistan ve TÜRKİYE: 1990 Yılı Devlet Plânlama Teşkilatı'rnn tahminine göre Türkiye'nin toplam nüfusu 56.377. Gagauz. Balkanlar Libya gibi ülkelerde de gerek Türkiyeli gerekse başka bölgelerden buralara yerleşen Türk soylular mevcuttur. Türkmen. ÇİN HALK CUMHURİYETİ'NDE : Uygur. Şincang-Uygur Bölgesi (Doğu Türkistan) M* ni>» - Irak Suriye Kıbrıs Bulgaristan Romanya Yunanistan Yugoslavya ABD Diğer Ülkeler Toplam Türkiye'nin dışında coğrafî bölgelerde yaşayan Türk toplulukları bulundukları siyasî sistemler. Başka bir ifadeyle 0-21 yaş arasındaki gurup genel nüfusun %50. Avusturya. eğitim çağındaki 7-21 yaş gurubundaki nüfus ise 18. DPTnin verilerine göre 1990 yılında 0-6 yaş gurubu arasındaki nüfus 9. örf ve gerekse düşünce yapısı bakımından kendilerine has özellikler gösterirler. Kırgız.000. Çuvaş.871 49.862. Salar(Salur). Belçika gibi Avrupa Ökelerinde de aslen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkler bulunmaktadır. Kafkasya Tüffcmeni. Dolgan ve Kırımçak. Irak.000 :' 147. Kundur. Japonya. Kengûriü. Afşar.570. Kazak. Vatandaşları SSCB (1989) ÇHC(1990) Afganistan Iran 56. Avustralya* Finlandiya'da aslen Rusya Türkleri olan ufak Türk topluluklarına rastlanmaktadır. 1985 nüfus sayımında 50 milyon olan Türkiye nüfusunun 1990 yılında 56.

0 20.871 T.9 331.7 5.1 197.481.2 387.0 5. Özetlersek nüfusumuzun %30'u üretici. Hızlı nüfus artışının meydana getirdiği işsizlik problemini çözmede mühim bir imkân yakalayan Türkiye'de bu ülkelere çalışmak arzusunda oian T.5 13.9 97.9 38. Federal Almanya'daki tabiî nüfus artışı Alman ve diğer topluluklara nazaran çok yüksektir. büyük genç nüfus potansiyeline sahtp olan Türkiye henüz kısa vadeli tedbirlerle bu problemin üstesinden gelmeye çalışmaktadır. Çalışabilen insan gücünün %10.6 8.400 nüfusla birinci sırayı atmaktadır.2 20.147 78.0 5. Kısacası bugün yukarda belirtilen değişik ülkelerde toplam olarak 2.4 260.3 4.1 27.5 502.8 Yabancı Nüfus İçindeki Oranı 1982 86 7.000 160.1 1249.400 156.5' 186.000 49.2 125.C vatandaşı yaşamaktadır.7 232.5 234.1 5.313 16.300 10. Bu durum aşağıdaki tablodan daha iyi anlaşılmaktadır: TÜRK NÜFUSUNUN YAŞLARA GÖRE DAĞİLİMİ (1982-1987) Yabancıların Toplamı (Bin) Yaş 6'dan ufak 6-10 10-15 15-18 18-21 21-35 35-45 45-55 55-65 65'ten yukarı 1982 400.3 109. Federal Almanya Cumhuriyetindeki Türkler: Resmî tabiriyle yabancı işçiler (Auslaendische Arbeitnehmer) veya halk arasındaki yaygın tabir Re "misafir işçiler" (Gastarbeiter) Alman ekonomisine bir hayli faydalar sağlamakta birlikte bir takım sosyal ve kültürel problemler de yaratmaktadırlar.1%ıin de işsiz olduğu düşünülürse bu oran daha da düşmektedir. Kısacası. Tablo) ÜLKE Almanya Hollanda Fransa Belçika Danimarka ingiltere Avusturya İsveç Norveç Avusturalya Libya S.3 99.8 354. Avusturya gibi batı ülkelerinde büyük Türk kolonileri meydana geldi. YURTDIŞINDAKİ T.1 947.481.1 182.C vatandaşlarının en yoğun bulunduğu ülke ise Federal Almanya'dır.039 22..396 180.5 2. Ülkenin değişen bu şartları karşısında maddî güçleri elverenler yabancı okul ve yabancı ülkelerde eğitim aJma gayreti içindedirler.000 24.8 3.5 milyona yakın T.1 331.C vatandaşlarını sevk etmeye başladı. Belçika.574 87. Libya ve Kuveyt gibi ülkelerde de bir kısım Türk işçilerine istihdam imkânı hasıl oldu. %70'i ise tüketici durumundadır.2 1362.0 139.9 17.C.2'sini teşkil etmektedir.660 2. Yurt dışındaki Türk işçilerinin ülkelerine yolladıktan dövizler hükümetin döviz ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılar duruma geldi.9 29. Bu sorun bazı hallerde Türk Düşmanlığı* şekline de dönüşmektedir. Aş. Türkiye bu sayede hem ülke içindeki işsizlik probleminin bir kısmını çözme ve dış borçlarını ödemede yeni bir kaynak elde etme imkanına kavuştu.7 Türk Nüfusu 1982 194.538 3.377.3İ ' 121.200 yabancı uyruktu bulunmaktadır.259 21.6 10. Arabistan Irak Kuveyt Diğer Toplam TÜRK NÜFUSU 1.9 1987 323. Aynı yıllarda bu sefer Uzak Doğu'da Avustralya'da ve Arap ülkeleri Suudi Arabistan.345 3. Diğer ülkelerdeki Türk vatandaşlarına ve onların problemlerine de iyi bir örnek teşkil etmesi bakımından burayı daha teferruattı incelemek yararlı olacaktır.7 368. Ancak 1970'li yılların ortalarında adı geçen Batı Avrupa ülkelerinde işsizlik oranının artması dolayısıyla Türk işçilerine olan ihtiyaç azaldı ve bu işçilerin bir kısmı Türkiye'ye dönmek zorunda kaldı.5 254. (Bk.9 2. Hollanda. Bu yabancılar arasında Türkler 1.9 159.7 236.8 109.2 959. VATANDAŞLARI: 1960'lı yıllardan itibaren başta Federal Almanya olmak üzere diğer Batı Avrupa ülkelerindeki hızlı ekonomik geBşmeler yabancı iş gücüne ihtiyaç doğurmuştu.1 630.58 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 59 füsun %33.7 4. Her ne kadar Türkiye genç bir nüfus potansiyeline sahip ise de eğitime ayrılan payın düşük olması sebebiyle bu genç potansiyelin kalkınmış ülkeler seviyesinde eğitiimeBİ mümkün olamamaktadır. Neticede ise bu durum gerek özel gerekse devlet sektörünün yabancı ülkelerde eğitim görmüş elemanları tercih etmesine yol açmaktadır.8 106.4 217. Almanya Federal istatistik Müdürlüğünün 1987 verilerine göre ülkede kayıtlı 4.0 . Neticede başta Federal Almanya olmak üzere Fransa.2 169. Bu Türkler'in Almanya'daki eyaletlere göre dağılımı ise aşağıdaki gibidir.000 4.6 5. Bu da yabancı sorunu yerine Türk Sorunu* ndan bahsedilmesin© yo) açmıştır.5 3. Bu problemlerin başında çok değişik küttür ve dinden gelen Türkter'in Alman toplumuna uyum sağlayamaması teşkil etmektedir.0 328.630.9 227.1 1987 7. Federal Almanya'da yüksek sayıda bulunan yabancıların ekserisinin Avrupa kültürüne ve hıristiyan dinine mensup olmaları dolayısıyla en dışta kalan gurup olarak Türkler göze çarpmaktadır.0 8.8 1987 153.

Sovyetler Birliği idarî yapı yönünden birlik (ittifak) cumhuriyetler. Toplu bir göç anında en büyük sorun bu Türklerin Türkiye'ye entegrasyonu olacaktır. Bunlar sırasıyla. Başkurt ve Çuvaşlar. Bunun dışında Özbekistan'a dahil Karakalpak. Türkier'in büyük çoğunluğunu 25-45 yaş arasındaki gurup yani en verimli çalışma çağında olan gurup teşkil eder. idil(Volga). Tuva ve Altaylılar yaşamaktadır. 5000 kişilik emeklilik çağına ulaşmış olanlar hesaba katılmadığı takdirde.60 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 61 Almanya'daki Türk nüfusunun 0-21 yaş arasındakilerinin toplamı 652.Ural Bölgesinde başlıca Tatar. Sovyetler Birliği'nde 15 birlik cumhuriyeti mevcut olup. Azerbaycan'a dahil Nahçevan muhtar cumhuriyetleri bulunmaktadır.5 milyonluk bir nüfus artışı gerçekleşmiştir. 1. Bunların 6'sı bir Türk boyunun adını taşıyan Muhtar cumhuriyetlerdir (Başkurt. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu topluluklar kendi yöresel mim benliklerine kavuşmuş olup. Kırgızistan. Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti Ülkenin yüzölçümünün % 75'ine ve nüfusunun % 50'sine sahip olan en büyük birlik cumhuriyeti olup ülkedeki 20 muhtar cumhuriyetten 16'sı da buna dahildir.402. Özbekistan). Sovyetler Birliği'nde resmî görüşe göre 101 millet ve etnik topluluk mevcut olup ancak S'sînin nüfusu 1 milyonun üzerindedir. Orta Asya'da Özbek. Türkmenistan. Yikut). Tuva. muhtar cumhuriyetler ve muhtar bölgelere ayrılırlar. Gene de eğitime muhtaç zümrenin yüzdesi neredeyse Türkiye'deki orana yaklaşmaktadır. son 10 yılda 23. SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ : Yukarıda da ifade ettiğim üzere Türkiye'den sonra Türk soyundan gelen toplulukların en büyük kısmı dünyanın yüzölçümü yönünden en büyük ülkesi olan (22. Sibirya'dır. Sovyet Orta Asyası ve Kazakistan (Batı Türkistan) 4. Kalan nüfusun. %55. Ancak ila Almanya'nın birleşmesi dolayısıyla ortaya çıkacak istihdam probleminin başta Türk işçilerine negatif yönde tesiri kuvvetle muhtemeldir. bunların 5 tanesi herhangi bir Türk boyunun adını taşımaktadır (Azerbaycan. Kırgız. Sibirya'da Yakut.Tatar. Bu grupta ise 8 Türk boyu bulun- maktadır.95'i çalışma yaşındadır. Çuvaş. .05'ini teşkil etmektedir.000'e ulaşmış olup. Sovyetler Birli-ğfndetö Türkler1t4rcoğrafî bölgede İncelemek mümkündür.688 965'e ulaşıp. Kafkasya'da Azerîler. Ocak 1989'da yapılan nüfus sayımının resmî verilerine göre genel nüfus 285. değişik adlarda bilinirler. Federal Almanya'daki Türkier'in ikâmet süreleri incelendiğinde %71. Türkmen ve Karakalpaklar. İdil-UraJ 2. Bilhassa Almanya'da doğup büyüyen oranın eğitim sistemine ve kültürüne intibak eden genç nüfusun Türkiye'ye uyum sağlaması hayfi zor olacak ve1 Türkiye'nin bu sorunları ortadan kaldırması için gerekli bir tedbir alabilmesi de büyük bir fedârlık gerektirecektir.3'ûnün bu ülkede 8 yıldan fazla süre kaldığı ve bunların Türkiye'ye dönerek yeni bir başlangıç yapmalarının hayli zor olduğu anlaşılır. Kabarda-Balkar. Kazakistan. bu oran genel Türk nüfusunun %44. Kazak. Kafkasya 3.200 km2} SSCB'nin değişik bölgelerinde yaşamaktadır.

504 2.978 9.791.0 6.0 7. 1879-1989 yıllan arasındaki 10 yıllık dönemde genel nüfustaki tabiî artış % 9 iken Türk topluluklarının ortalaması % 25 dolaylarında gerçekleşti.570.6 -1.913 1906.330 6.718.4 1.8 5.037 1.126.0 10.6 10.7 /İtaptan Rus Ukrain ÖZBEK Belofus KAZAK AZERİ TATAR Etmeni Tacik Gürcü Mo!dovw«* " Utvanyab TÜRKMEN KİRGİZ Alman ÇUVAŞ Lelonyaiı BAŞKURT Yahudi Mordva Leh Eston 262.9 3.0 1.850.876 1.807 1.271 1.1 4.153.027.7 10.137.654 137.0 -3.224 2.5 4.897.089 42.588 4.084.0 32.968.7*5 6.068.627-227 4.115 3.810.355.0 5.851 ÜBBÜteiŞ 10. Bunlann toplam sayısı ise 50 mflyona yaklaşmış bulunmaktadır.5 23.459.241 2.137 1.347 387 12.4 11.8 -5.106 6.839.688.019.983.3 4.9 35.397.295 2.030.455.462 1.449.196 4.3 16.477.0 24.0 31.7 25.5 11.4 0.6 4.442 5.516 1.185.214 1.936.878 6.6 34.4 6.462.191.151.6 -15.998 2.255 Sovyet İstatistiklerine göre resmî olarak 24 Türk topluluğu mevcuttur.693 3.6 13.0 7.2 34. .150.1 24.905 2.751.5 3.035.2 Oranı 1979-89 9.9» 145.991 1.697 3.452 1.6 35.027.156 1.0 7.228 1.336 1.371.071550 44 135MB Artış 1970-79 8.297 2.530.0 33.7 -20.SSCB'DE NÜFUSLARI BİR MİLYONUN ÜZERİNDE OLAN MİLLÎ TOPLULUKLAR Millet adı 1979 Nüfus İMİ 285.216.2 0.441 8.554.240 3.439.765 1.5 45.2 -2.1 5.645.4' 5.449.117 1.

015 16.0 7. Türk boylarındaki nüfus artış oranlarındaki bu farklılıklar bölgesel.Tatarlar gibi değişik adlarla bilinen Tatarların kendi adlarını taşıyan bu cumhuriyet İdil boyunda yerleşmiş olup 64.6 28. Türk.106 6.1 15. Görüleceği üzere SBCB'ndeki 6.569. Bu nüfusun ancak % 48'ini Tatarlar kendileri teşkil ederler ff .751.240 8. 3 Fm muhtar cumhuriyeti ve 10 idarî bölgeyi (oblast) içine almaktadır.360.661 Nüfus 1989 " 16.4 rtel nüfus içindeki oranının her nüfus sayımında azaldığı izlendi (1970 % 53.588 Tatariar'm ancak % 25. IdH-Ural bölgesi İdil boyu Türk Bulgar Devleti (VJS40V.T12.686.255 282.330 6.791. Çuvaş Başkurt Karakalpak Yakut Kumuk Kırım Tatarı Uygur Mesnet Türkü Tuvah Gagauz Karaçay Balkar Hakas Nogay Altay Şor Karaim Kınmçak 12.418 132.0 5.588 2.878 6.477'ye ulaşmış ve bu nüfus genel Sovyet nüfusunun % 20.yy) ve bunların varisi Kazan Hanlığı (1437-1552ynin sahasını kaplamakta olup. 1979 genel nüfus sayımına göre ise Tatariar'm 5.442 5. 1.000'inin (%78. Bu taksimatlar tamamen siyasî maksatları gözönünde tutmuştur.645.9 - -mı 48.436 362.228 1.4 10.6 16.033 3.7* 24. Tatar MSSC: Şimal Türkleri.000 km^lik Wr yüzölçümüne sahiptir.65) RSFSC'de kalanların ise yani 1.371.8 5. Idil-Ural Türkleri.920) meydana getirirler.0 24. yy) Altınordu Devletinin (X!ll-XV.564 71. bugün Türk. kûttürel.718.018 228. İDİL-URAL BÖLGESİ: Bu ad bugün coğrafî bir tabir olarak kullanılmakla birlikte Ekim 19TTden Nisan 1918'e kadar bu yörede hakimiyet mücadelesi yapan iç Rusya ve Sibirya Müslüman Turk-Tatarîarı'nm Millet Meclisi" tarafından İdil-Ural Devleti kurmak üzere yürütülen çalışmalar dolayısıyla siyasî bir anlam da kazanmıştı.689 166.599.3 3. Gürcü.4.452 303.477.906.137.8 15.776 59.572 2.1 "W ise Ermeni.000 39.272 210.913 1.1979 % 52.0 1979-89 34.3 11. Bu bölge bugün RSFSCye da"'' olup 3 Türk muhtar cumhuriyeti.1 26..196 2.62 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK YE EKONOMİK YAPI 63 SSCBDEKİ TÜRK BOYLARI VE NÜFUSLARI Türk Boyunun Adı 1979 Özbek Kazak Azeri Tatar Türkmen Kırgız .1 33.657.0 24.271 1.4 ve 1989 % 50.803 1559 49.369 206.3 33. tarihî ve ekonomik şartlara bağlı olmaktadır.35) SSCB'nin diğer cumhuriyetlerinde yaşadıkları görülüyordu 1989 nüfus sayımının mBteÖerin bölgelere göre dağıtanını belirten veriler henüz ilân edilmediği için bu dağılım» 1979 yılına göre neticelerini veriyoruz.000'i(% 71. 1979 yılında Slav nüfusu % 75*ter civarında iken 1989'da bu oran % 69.011.625.640).1 4.5 10.178 268. Geçe»» 9 yıllık dönemde (1970-79) olduğu gibi bu seferki dönemde de (1979-89) büyük Türk boylan arasında en hız* nüfus artışı Özbekler'de olmuştur.0 7.771 81.5 6.4 34.739 262. Diğer 10.839.7"f**ı tendi adiBhna teste edilen cumhuriyette yaşadıkları ve burada dahi mutlak çoğunluğa sahip olmadıktan anlaşılır.7)şehirlerde.546 60.000'i(%28.0 31.7'ye düşmüştür.341 3.000'i (% 21. Ruslar gelecek nüfus sayımında SSCB'ndeki mutlak çoğunluklarını kaybetmiş olacaklardır Genel olarak aldığımızda birkaç istisnanın dışında SSCB'nde tabîF nüfus artış ruzmm yavaşlamaya başladığı anlaşılmaktadır. Diğer müslüman topluluklarla Törk soyluların toplam nüfusu ise 57. Moldavyalı. bu da kuvvetle muhtemeldir.317 16.082 .7 21.5 103.5 123.5 23.n&179 131.8 -26.998 1. Diğer yandan Ruslar* İse ge- (*) Bu oranlar gerçek nüfus artışını ifade etmektedir.7 25.2 10.428 75.8).523.645.297 2.099.140 88.185.027.556.366 1.612 92.9 18.6 16.978 6.530. En düşük artış ise dü ve dinî inanç bakımından diğer Türk topluluklarına hayü uzak olan Çuvaşlar'da görülmektedir.5 23.2* 24.5 17.324 328.7 39.462 423.5 -2.164 156.2'sini teşkH etmekledir. Bu gelişme aynı hızla devam ettiği taktirde ki.199 207. Bunun2.3)köylerde yaşamaktadır.0 32.074 66.449.8 19.3 19. Bunlara her topluluğu ayn ayrı incelediğimizde teferruatıyla değineceğiz.6 13.1 24. Kazan Türkleri. Alman gibi unsurlar teşkil eder. Zanntrnızca bu veriler de üç aşağı beş yukarı bugünkü demografik durum hakkında bir fikir wrecemksM 21.924 197. ütvanyalı.8 3. % 44"ünü ise Ruslar (1. .9 Toplam 1989 nüfus sayımının resmî verilerine göre SSCB'nirrtter 45 vatandaşından birinin Türk ve müslüman vatandaşı olduğu belirlendi.455. Fin kavimleri ve Ruslar'ın yaşadığı bir bölgedir. Genel* nüfus 3568 000'dir.215 Artış Oranı 1979 35.334 70. Bu eği-Sm Türk ve müslüman nüfusta da sezilmekte ise de henüz kayda değer derecede değildir.

900 78.018 40.360..350 90.504'e ulaşmış olacaktı. Ulyanovsk.460 79.9 0.605 219.010.141 40.6 3. Bolşevikler bununla da yetinmeyip bilhassa Tatarlar'ı değişik ufak Cumhuriyet ve idarî bölgelerde bölünmüş bir vaziyette bırakarak onları parçalamayı yeğlediler.3 0.767 103. Fakat bugünkü gerçek şudur ki SSCB'nin 15 ittifak Cumhuriyetinin en büyüğü dan (RSFSC) Rusya Federasyonuna daha Tatar MSSCS toplam Tatar halkının ancak % ^*ni içine alan yüzölçümü yönünden de. .. Kuybişev ve Kirov ülkeleri katılsa idi Tatarlar'ın toplam sayısı 3.980 151.43.853'e ulaşacaktı.9 1.360.613. Kurgan ve Kuybişev ülkeleri) yöreler ve bu yörelerin yerli halkı olan Türkler ortak bir çatı altında toplanmış olacaklardı. 69 birbirlerinden kopardılar.744 179. çok az bir şive farkı ile aynı dili konuşan aynı kültür ve edebiyatın varisi Tatar ve Başkurtları.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI .6 m.236 47.. Udmurt..922 1. Böylece RSFSC'deki Tatarlar'ın % 78.367..765 37. Sverdlovsk ve Perm ülkeleri de bu ortak Cumhuriyete katılacağından Tatar nüfusu 3.8 1.5 2.529 72.. Bir adım daha ileri gidilerek..Başkurt Cumhuriyeti kurulduğu halde ise bugünkü Başkurdıstan'ın komşusu ve Tatarlar'ın yoğun bulunduğu Çelyabinsk. Utvanya ! Letonya Estonya Moldovya Diğer Toplanı Nüfus (1979) 648.871. Sverdlovsk.8 0.588 5.640 940.7 engel olmayan.859 135.688 2. Bunun gerçekleşmesi için başta herhangi bir tabii (*) Bundan sonrakiler 1970'e göre.446 99.917 45. gerek başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerinde bulunan % 75'lik Tatar nüfusu adına da milli kültürü yaşatma gibi zor bir görevi yüklenmiş bulunmaktadır.712.. Fakat bir takım siyasî kaygılarla asırlar boyunca birlikte yaşayan.726 44. teorimizi geliştirir ve 1917 yıllarında gerek milliyetçiler daha sonıa yerli Bolşevikler tarafından plânlanan Idil-Ural Devleti veya Tatar Başkurt Cumhuriyeti kurulabilse idi.051.347 .577'e yükselecekti.■■ •• TATARLARIN BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIMI (1979) Bölge SSCB Genel RSFSC Tatar MSSC Başkurt MSSC Udmurt MSSC Mari MSSC Mordva MSSC Çuvaş MSSC Komi MSSC Yakut MSSC Orenburg Oblast Ulyanovsk Oblast Kuybişev Oblast Çelyabinsk Oblast Sverdlovsk Oblast Perm Oblast Kirov Oblast Penza Oblast Saratov Oblast Nüfus 6.. Çelyabinsk.000'HK nüfusun dağılımı ise aşağıdaki gibidir: Cumhuriyetin Adı Özbekistan i Kazakistan I Tacikistan Kırgızistan l Tükmenistan Azerbaycan Ukrayna i Belorusya* .6 0....5 0. yani büyük bir çoğunluğu kendi Cumhuriyetlerinin sınırları teinde yaşama şansına ve bunun sağladığı imkânlardan faydalanma imkânına kavuşmuş olacaklardı.205 1..0 2.837 10. İşte bu % 25'lik nüfusa sahip Tatar MSSC'i gerek kendine sınırdaş bölgelerde yaşayan. Bu durumda adı geçen Idil-Ural Devleti sınırlarına Başkurtlar'la Tatarlar'ın müştereken bulundukları (Başkurt MSSC.432 31.000 Tataristan Muhtar Cumhuriyeti kurulurken Tatarlar'ın yoğun şekilde yaşadıkları havaliler bu yeni Cumhuriyetin sınırları için katılsaydı mutlaka değişik bir nüfus oranı ite karşılaşacaktık.573 17.460 2.. ortak bir Tatar.384 134.542 10.680 1.6 0. 1. o zaman bu yöre Türkleri'nin (Çuvaşlar hariç) toplam sayısı 4. yani Tatarlar'ın yoğunluk derecesi göz önünde tutularak sınırları belirlenecek bir Cumhuriyette yukarıda adı geçen Ulyanovsk ülkesine komşu olan Penza ile Kuybişev ülkesine komşu SaratoVun TatarTtüfusu da dahil edildiği takdirde bu Cumhuriyetteki Tatarlar'ın sayısı 3. Yukarıda da belirtiğimiz üzere 1979 verilerine göre Tatarların % 21.7 3.031 3.948 Oran (%) 100 78.7 15.. 157.764 813.. Çuvaş Muhtar ■Cumhuriyetleri.Mari. SSCB'ndeki başka Türk Cumhuriyetleri ile mukayese edildiğinde hukuken de ikinci-üçüncü plâna atılmış bir kuruluş manzarasını arz etmektedir.36'i RSFSC'rtin dışındaki cumhuriyetlerde bulunmaktadır..7 0.645. Orenburg. Perm Orenburg.2 2. .731. bugünkü Tatar MSSCne sınırdaş olan Tatarları'n yoğun olduğu Başkurt. Şöyte ki. .1 1.

5 0. 1917 ihtilâli ise başka bir göç dalgasını başlattı.95) şehirli.761 4. Bu nüfusun 2. .979 21. yüzyıllarda ise İdil-Ural bölgesinde kalanların bir kısmı ülkedeki ekonomik şartların elverişli olmaması ve rejimin baskıları sebebiyle Rusya'nın başka bölgelerinde geleceklerini aramaya başladılar.449.1 RSFSR'da ve % 68. Neticede başta Özbekistan ve Kazakistan Cumhuriyetleri olmak üzere. Bunları diğer Türk topluluklarından ayıran en mühim özellik V Türkçesi denilen bir Tüt k dilini kullanmaları ve Türklerin ekseriyetinden ayrı bir inanca (hıristi-yanltfc ve putperestlik) sahip olmalarıdır.280) ancak % 24.839.842 3.228e ulaşmış olan Çuvaşlar'm ancak % 50'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır.4 0.3'ü teşkil etmektedirler.5 3. Nüfus (Demografi) s Başkurdistan'ın sunî bir kuruluş olduğu Cumhuriyetteki nüfus dağıtışından da anlaşılmaktadır.844.000'dir (1987). Rustan'n oram İse % 40. Moskova'da (takriben 200 bin).888) kendi Cumhuriyetinde yaşamasına rağmen. diğer bir kısmı da çarların sürgün politikalarını maruz bırakıldı.3 (1.250 Oran(%) 100 94. Cumhuriyet nüfusunun (3.682 48.401.895. Diğer yandan ise ekofiomik yönden kalkınmış olan bir hayli yeni fabrikalar tesis edilen bu bölgenin işçi ihtiyacı ise dönmek arzusunu belirten Tatarlar yerine cumhuriyet dışından getirilen Ruslarla karşılanmaktadır.2 (122.664 5.2'si (936. Bunun dışında Moskova'na! Tatarlar'a kendi cumhuriyetlerinde çalışma izni vermemesi bir hayli aydının başka bölgelerde yerleşmesine yol açtı. Gene de Çuvaşlar'ia Tatarlar'ın birlikte yaşadıkları bölgelerde bir nevi ortaklıklar tesis edilmiştir. ileride bu iki Türk soylu topluluğu birlikte mütalâa etme ihtimalini dogurmaktadfft Çuvaş MSSC: İdil-Ural bölgesindeki üçüncü Türk topluluğunu Çuvaşlar teşkil eder.880 133. Dolayısıyla ihtilâl öncesinde de diğer Müslüman-Türk topluluklarının genel toplantılarına katılmamışlar. Türk dünyasından bir şekilde izole edilmişlerdir. 143. Sibirya'da (başlıca Tümen'de takriben 140. (% 52) sağlamaktadırlar.3 1.b yerlerde oldukça büyük Tatar azınlıklarına rastlamaktayız. genel Başkurt nüfusunun % 68. Başkurt MSSC: Başkurdistan İdil-Ural bölgesindeki ikinci mühim Türk muhtar cumhuriyetidir.1 ZA 1.Bundan sonra 1937"de başlayan Stalin terörü de çok kişiyi îdîMJral'dan başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerine kaçmaya mecbur etti. 1979 verilerine göre ise bunların % 94.3 RSFSR'da Tatar va Başkurt cumhuriyetlerinin dışında Tatar ve Başkurt toplulukların yoğun olduğu bölgelerde son zamanlarda iki topluluğun ortak kültürel dernekler kurmaya başlamaları. çoğunluğu.404.371.7 1. Başkurtlar başlıca kendi Cumhuriyetlerinde ve ona komşu olan ülkelerde yaşamaktadırlar. O dönemde tur kısmı düşmandan kurtulmak için ülkesini terketmişse.051 17.0) köylüdür.2'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır.547.3 0.448yni teşkil eden Tatarlar ve % 3. (*) Bundan sonraki rakamlar 1970 nüfus sayımına göre.600 km2'lık yüzölçümüne sahip olan cumhuriyetin genel nüfusu 3. 1989 nüfus sayımının neticelerine göre 1.442 20. Kalanları ise aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere komşu muhtar cumhuriyet ve bölgelerde bulunmaktadırlar.800 $.893)'e ulaşmıştır.290. 1979 nüfus sayımına göre. Bunun sebepleri kısaca şöyle izah edilebilir. Dağılışları ise aşağıdaki gibidir: BAŞKURTLAR'DA BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIŞI (1971} Bölge Genel (SSCB) RSFSC Başkurt MSSC Çelyabinsk oblastı Perm oblastı Orenburg oblastı Sverdlovsk oblastı Kurgan oblastı Kuybişev oblastı* Kemerov oblastı Kazak SSC Özbek SSC Tacik SSC UkrainSSC Kırgız SSC Nüfus 1.2 9.7 3.66 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI «7 Yukarıdaki tablolar incelendiğinde SSCB'nde Tatarlar'ın bulunmadığı bölgelerin yok denecek kadar az olduğu anlaşılır.000 (% 36.000'i (% 63.3 0.994 935. Kazan Hanltğı'nın varisi olan Tatarlar Ruslar'ın eline düşen ilk Türk ülkesi olmuştu (1552).672 3. Başkurtlar kendi Cumhuriyetinde Idîl-Urallı diğer Türk boylanyla yani Cumhuriyet nüfusunun % 24. XIX ve XX. ülkelerine dönmek arzusunu belirtenlere Tataristan'da oturma ve çalışma müsaadesi verilmemektedir.344)'ünü teşkil eden Çuvaşlarte birlikte. İhtilâle müteakip patlak veren iç savaş ve bunun getirdiği açlık (19201i yıllar) bir kıamTatar'ı tekrar ülkesini terke mecburettf. 1.462 Başkurt mevcuttur.000) v.752 43.1 68. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'nde 1. Bugün dahi bilhassa Özbekistan'da azınlıklar aleyhine başlatılan kampanyalar sebebiyle.5 (40.269 30.7 0.452 1.

000 (% 36.344)'ünü teşkil eden Çuvaşiar*la birlikte.491.2si (935.446J'ni teşkil eden Tatarlar ve % 3.3 (1. XIX ve XX.442 20. Çuvaş MSSC: İdil-Ural bölgesindeki üçüncü Türk topluluğunu Çuvaşlar teşkil eder.2'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır. 3.280) ancak % 24. (*) Bundan sonraki rakamlar 1970 nüfus sayımına göre. rVürus (Demografi) s Başkurdistan'ın sunî bir kuruluş olduğu Cumhuriyetteki nüfus dağılışından da anlaşılmaktadır. Kalanları ise aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere komşu muhtar cumhuriyet ve bölgelerde bulunmaktadırlar. Bugün dahi bilhassa Özbekistan'da azınlıklar aleyhine başlatılan kampanyalar sebebiyle.3 0.5 (40. O dönemde bir kısmı düşmandan kurtulmak için öfkesini terketmişse.682 48. genel Başkurt nüfusunun % 68.3'ü teşkil etmektedirler.4 0. (% 52) sağlamaktadırlar.000'dir (1987).404.269 30. Başkurt MSSC: Başkurdistan (dil-Ural bölgesindeki ikinci mühim Türk muhtar cumhuriyetidir. Başkurtlar kendi Cumhuriyetinde Idil-Urallı diğer Türk boylarıyla yani Cumhuriyet nüfusunun % 24. Dağılışları ise aşağıdaki gibidir: BAŞKURTLAR'DA BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIŞI (1979) Bölge Genel (SSCB) RSFSC Başkurt MSSC Çetyabinsk oblastı Perm oblastı Orenburg oblastı Sverdlovsk oblastı Kurgan oblastı Kuybişev oblastı* Kemerov oblastı Kazak SSC Özbek SSC Tacik SSC UkratnSSC Kırgız SSC Nüfus 1.994 935. Sibirya'da (başlıca Tümen'de takriben 140.844. 1979 nüfus sayımına göre. Bundan sonra 1937'de başlayan Stalin terörü de çok kişiyi Idit-Urardan başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerine kaçmaya mecbur etti. Moskova'da (takriben 200 bin).0) köylüdür. Gene de Çuvaşlar'la Tatarlar'm birlikte yaşadıktan bölgelerde bir nevi ortaklıklar tesis edilmiştir. İhtilâle müteakip patlak veren iç savaş ve bunun getirdiği açfck{1820'1i yıllar) bir Kısım Tatar'ı tekrar ülkesini terke mecbur etti.2 9. Bunun dışında Moskova'nın Tatarlar'a kendi cumhuriyetlerinde çalışma izni vermemesi bir hayli aydının başka bölgelerde yerleşmesine yol açtı.7 0.462 Başkurt mevcuttur.979 21.452 1.7 -_5'.3 0. Bunun sebepleri kısaca şöyle izah edilebilir. Dolayısıyla ihtilâl öncesinde de diğer Müslûman-Türk topluluklarının genel toplantılarına katılmamışlar.OOO'i (% 63.250 RSFSR'da Tatar va Başkurt cumhuriyetlerinin dışında Tatar ve Başkurt toplulukların yoğun olduğu bölgelerde son zamanlarda iki topluluğun ortak kültürel dernekler kurmaya başlamaları. Neticede başta Özbekistan ve Kazakistan Cumhuriyetten olmak üzere. diğer bir kısmı da çarların sürgün politikaların» maruz bırakıldı.1917 ihtilâli ise başka bir göç dalgasını başlattı.888) kendi Cumhuriyetinde yaşamasına rağmen. çoğunluğu.761 4. Diğer yandan ise ekonomik yönden kalkınmış olan bir hayli yeni fabrikalar tesis edilen bu bölgenin işçi ihtiyacı ise dönmek arzusunu belirten Tatarlar yerine cumhuriyet dışından getirilen Ruslar'la karşılanmaktadır. Cumhuriyet nüfusunun (3.449. 1.1 68. yüzyıllarda ise İdil-Ural bölgesinde kalanların bir kısmı ülkedeki ekonomik şartların elverişli olmaması ve rejimin baskıları sebebiyle Rusya'nın başka bölgelerinde geleceklerini aramaya başladılar.5 TJ3 1.7 1.800 3. 1979 verilerine göre ise bunların % 94.1 RSFSR'da ve % 68.95) şehirli.893)'e ulaşmıştır.752 43.290.66 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI________________i____________________________ «T Yukarıdaki tablolar incelendiğinde SSCB'nde Tatarlar'ın bulunmadığı bölgelerin yok denecek kadar az olduğu anlaşılır.842 ■as»'-'3.1 2.895. ileride bu iki Türk soylu topluluğu birlikte mütalâa etme ihtimalini doğurmaktadır. Türk dünyasından bir şekilde izole edilmişlerdir.1 1. 1989 nüfus sayımının neticelerine göre 1 839. Rusları'noranı ise % 40.880 133. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'nde 1.051 Oranı» 100 94. Bunları diğer Türk topluluklarından ayıran en mühim özellik V Türkçesi denilen bir Türk dilini kullanmalar! ve Türklerin ekseriyetinden ayrı bir inanca (hıristi-yanlık ve putperestlik) sahip olmalarıdır. 143.547.228'e ulaşmış olan Çuvaşlar'ın ancak % 50'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır. Bu nüfusun 2.b yerlerde oldukça büyük Tatar azınlıklarına rastlamaktayız.2 (122.371.600 km2'lık yüzölçümüne sahip olan cumhuriyetin genel nüfusu 3. Kazan Hanlığı'nın varisi olan Tatarlar Ruslar'ın eline düşen ilk Türk ülkesi olmuştu (1552).3 i$M 0% 5.000) v. Başkurtlar başlıca kendi Cumhuriyetlerinde ve ona komşu olan ülkelerde yaşamaktadırlar. . ülkelerine dönmek arzusunu belirtenlere Tataristan'da oturma ve çalışma müsaadesi verilmemektedir.

854'ü biraz aşmış olması gerekir.1 bölgedeki Rus çoğunluğunun ve merkezin yürüttüğü Ruslaştırma politikasının neticesi de geleceğinden emin olmayan topluluklara büyük aile kurmayı engeleyici psikolojik faktörler olarak ortaya çıkmıştır.816 17. İDİL-URAL BÖLGESİNDEKİ MUHTAR CUMHURİYETLERDE RUSLAR (1979) Muhtar Cumhuriyetin Adı Başkurt MSSC Tatar MSSC Udmurt MSSC Komi MSSC Mordva MSSC Çuvaş MSSC Mari MSSC Toplam Âğ 1 Nüfus 1.827.344 115. Bu rakamlardan da görüleceği üzere Ruslar bu yörede mutlak çoğunluğa sahiptirler (Ancak her bölgede olmayıp.68 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 69 1979 NÜFUS SAYIMINA GÖRE ÇUVAŞLAR Bölge adı Genel RSFSC Çuvaş MSSC Tatar MSSC Mari MSSC Başkurt MSSC Kuybişev oblast Ulyanovsk oblast Kemerovsk oblast* Krasyonarak kray* Orenburg oblast Saratov oblast Tümen Nüfus "1VJ5Î.516. ekonomik.Bu Rus nüfus baskısı yerli halka oldukça büyük bir güvensizlik aşılamıştır.920.774.URAL BÖLGESİNDEKİ OBLASTLARDA RUSLAR (1979) Oblast'ın Adı Kuybişev Saratov Orenburg Penza Ulyanovsk Perm Toplam Nüfus 2. Bu durum zihinlerde sorular doğurmaktadır.512. Başkurt ve Çuvaşlar'ın çoğunluğu yaşamaktadır.397 28.4 7. İdil-Ural bölgesinin çok asırlar öncesi Ruslar'ın eline geçmesi neticesinde. İDİL. Fin kavimlerinin de meskûn olduğu İdil-Ural bölgesinde Tatar.523 591.306.093. Idil-Ural'da Orta Asya'da ve Azerbaycan'da henüz şehirleşme oranının SSCB'nin batı bölgelerindeki gibi yüksek olmadığı. 1989 yılı nüfus sayımının neticeleri incelendiğinde Idil-Ural'daki Türk boylarındaki nüfus artış hızının her boy için değişik olduğu izlenir.250 1.550 ve Başkurtlar 1. buraya çok sayıda Rus yerleşmiş ve yerli halKyehîrml sahipleri ile evini paylaşmak dorumunda katmıştır (Bölgenin Rus kesafeti hakkında aşağıda bilgi vereceğiz).7 8.561 5.7. Idil-Ural'da Türkler arasında nüfus artış hızının düşük olması çok değişik faktörlere bağlıdır. bölgenin endüstriyelleştirilmesi şehirleşme oranının çok yükselmesine sebep olmuş ve geleneksel çok üyeli büyük ailelerin sayısı oldukça azalmıştır.0 1.8 1.587.468.0 olmuştur. .254'e ulaşması anlamına gelir.632 Rus. Buna göre son on yılda (1979-1989) Tatarlar'da bu oran %7A Başkurtlar'da % 5.6) çıktığı düşünülürse bu nüfus artış hızlarının çok düşük olduğu anlaşılır. Bu durum aşağıdaki tabloda daha açık görülecektir. Her üç Türk topluluğunda (Tatarlar'ın biraz yüksek olmasına rağmen) nüfus artış hızının genel Sovyet ortalamasının (%9) altında ve tek Tatarlar'da Rus nüfus artış hızının (%5.093 948.230.497 19. şehirlerde çocuk yetiştirmenin maddî ve manevî zorlukları aileleri daha plânlı çocuk sahibi olmaya yöneltmiştir.222 Yukarıdaki hesaba göre kabaca aldığımızda Idil-Ural bölgesindeki Ruslar'ın toplam sayısının 16. Ayrıca bölge(*) Kemerovsk ob. Buna göre Idil-Ural'daki Türk soyluların nüfusu 8. geleneklerin daha iyi muhafaza edildiği ve Ruslar'ın sayısının düşük olduğu Türk yörelerindeki gibi bir nüfus artışına sahip olmasını engellemiştir.323 11.756 92.366 1.4 0. Çuvaşlar 1.bunun üstüne eklenen sosyal ve ekonomik yetersizlikler de evliliklerin çabuk bozulmasına. bu da ailenin yapısını bozmaya sebep olmuştur.363.3 1.212 338.087 122. Diğer Türk boylarında ise bu oranın % 25-30'lara hatta daha yukarılar (msl. Konuyu biraz açarsak şunları söylemek mümkündür.6) biraz üstünde olduğu görülür. 1979 yılındaki yüzdelerin değişmediğini kabul ederek 1989 yılı için hesap yaptığımızda Idil-Ural bölgesindeki Tatarlar 5. Şehirleşmeden sonra ortaya çıkan konut sorunu.~Çuvaşlar'da ise "S5. Bilhasa bolşevik ihtilâlinden sonra geleneklerin bozulmasına.S 50.3î>9.689. bazı sınırlar onların lehine çizilmiştir).023 870.508.252 2.088 8.337 Nüfus oranı (%) 100 96.6 1.394 31.482 2.565 22. Karakalpaklar'da % 39.822 1.738 147. Dinin yasaklanması ve dindarlara yapılan baskılar neticesinde eski ahlakî anlayışlar değişmiş.943 olarak tespit edilebilir.893 1.3 1.0 6. kültürel ve sosyal şartların yarattığı psikolojik durum bu gelişmeyi etkilemektedir.150 334. Bu bölgedeki siyasî.761. ve Krasnoyarsk Krayına ait rakamlar 1970 yılına aittir. Kısacası bu ve buna benzer sebepler. İdil-Urai bölgesindeki Ruslara geldiğimizde "ise onların bu bölgede büyük bir çoğunluğa sahip oldukları anlaşılmaktadır.547.6 5.270 629.847 887.

Bütün mesele şimdiye kadar kendini Başkurt diye gösterenler bu sefer milliyet hanesine Tatar olarak kayıtlanın yaptırmışlardır. Bilindiği üzere savaş yıllarında Almanlarla işbirliği yaptıkları veya başka gerekçelerle Türk boylarından Kırım Tatarları.Asltnda her iki rakamda gerçekleri ifade etmekte olup. Aynı istatistiklerde Kınm Tatarları'nın 1979 nüfusu 132. millet mensupları da bulunmaktadır. bu da gerçek değildir. Kazak (200. Bu aslında tabu nüfus artışını göstermemekte olup.700 2. ve bunlarla birlikte bazı küçük azınlıklar sürgüne yollanmışlardı. Sürgün esnasında takriben 250.961 326.000 civarında bulunan Kınm Tatarları'nın 125. Görüleceği üzere nüfusla ilgili Sovyet istatistikleri incelenilirken çok değiş* faktörlerin de göz önünde tutulması gerekmekte ve tabii ki bu durum bu istatistiklere güveni sarsmaktadır.254 olan bu Türkler.Dolayısıyla biz Kınm Türkleri liderlerinin iddia ettikleri yüksek rakamlar! gerçeğe daha yakın buluyoruz. bir-birine benzer bu iki Türk topluluğunun tabiî nüfus artışı yakın olmalıdır.7).272'dir krbuTta Kırım Tatarları'nın İ379 yılr için belirtilen nüfuslarının tıpa-tıp aynısıdır. Bu durumda daha önceden nüfus kayıtlarında belirtilmeyen Kınm Tatarları'nın (Kazan) iftarlar hanesinde kaydedildiğini göstermektedir.70 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI Ti Idif-Ural bölgesinde Ruslar'dan sonra en büyük topluluğu yukarıda da ifade ettiğimiz üzere değişik üç Türk boyu meydana getirir.b.TaJaâar nanesinde dikkati çeken ikinci husus ise 1970 ile 1979 yılları arasında 9 yıllık dönemde tabii nüfus artışı % 4.000 civarında Kıran Tatarlarının tekrar Kırım'a dönüp yerleşmesi de bu resmi olarak belirtilen 268.00 kadar).7).136olarak verilmiştir ki bundan önceki 1979 istatistiklerinde bu rakam 6. Dolayısıyla hâlâ millî benliklerini saklayanların olduğunu da düşünerek Kırım Tatarları'nın sayısının 300.000' in hayli üstünde bir rakama ulaştıkları kabul edilebilir.185.127'lik toplam nüfusa kavuşmaktadırlar.815. Sürgünden sonra haklarında 1989'a kadar hiç bir istatistiki bilgi verilmemiş olan Kırım Tatarları'nın sayısı bugün resmî verilere göre 268. Adı Nüfusu (1979) Mordva Udmurt Marl Komi Toplam 1. Kırım Tatarları..468 idi. Çünkü uzun mücadalelerden sona 75. Bu rakama 750. dünya savaşında büyük talihsizlik ve haksızlığa uğrayan topluluklar arasında Kırım Tatarları'nın özel bir durumu vardır.00 kadar) v. Aslında da bu pek gerçeği yansıtmamaktadır.696 621. Karaim ve Kırımçaklar'dır. bu nevî zorlukları göze alabilenlerin bîr topluluktaki oranı yüksek olması gerektir. 1985'ten sonra Sovyetler Birliği'nde baskının nisbeten azalması ve değiş* topluluklarda miff şuurun güçlenmesi neticesinde önceden kendini başka bir millete mensup gibi gösterenlerin bu sefer esas müyetlerini seçmeleridir. Kısacası Türkler'in yoğun olduğu bölgelerde Rus köylerinin boşalmaya başlamış olması. Gelecek nüfus sayımında hâla çekindikleri için gerçeği ifade etmeyenlerin de katılması beklenebilir. son dönemde (1979-1989) bu oran izahı çok güç gibi btr düşüş göstermiştir (5. Çünkü her iki oran karşılaştırdığı tekdîrtieTatertar'da son on yılda çocuk doğum oranın nerdey-se % 70 arttığını gösterirdi ki. Çeçenler ve Inguşfar. Ancak bazı 1 milyon gibi rakamlara katılmıyoruz. Böylece Türk boylan ile Fin-Ugor boyları 11.000'in esas sürgün yeri olan Özbekistan'a ulaştıkları tahmin edilmektedir. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus ta bu bölgede Ruslar ve Türklerin dışında esas halkı teşkil eden Fin-Ugor kavimlerinin de bulunduğudur.739'dur. ne de büyük bir nüfus kaybına uğrayacak bir felakete uğramışlardır.4 gibi bir orana yükselmiş olarak ifade edilmesidir. Karaçay-Malkartar (Balkar) ve Meshet (Ahıska) Türkleri. bu sürgün neticesinde halkın takriben % 50'si hayatını kaybetti. 2. kalanları Gagauz. Dikkat edHdiği takdirde Başkurtlar'da 1970-1979 yılları arasındaki tabiî nüfus artış oran» % 10. Alman (50.6 iken. Kırım Tatarları Mayıs 1944'te topyekûn sürgüne yollanmış. Bu yüksek oraftın ortaya çıkmasında esas sebep. Böyle bir tahmin oldukça da gerçekçidir.873 tan'da yaşayan Tatarlar ya iş yerlerini muhafaza kaygusu veya istatistik memurlarının işgüzarlığı sebebiyle Başkurt diye kaydedile geliyortartaK Neticede «eTatarlar'm nüfus artış hızı % 7.153. Bunların en büyüğü hiç şüphesiz Kırım Tatarları olup. Ruslar'a oranla takriben % 50'lik bir toplam nüfusa sahiptirler. bundan önceki nüfus sayımlarında şahısların kendilerini başka bir millete mensup oldukların» belirtmelerinden kaynaklandığı kolayca anlaşılmaktadır. Meshet Türkleri için aynı inanılmaz oranda bir artış gösterilmiştir (%o123. 1989 nüfus sayımının geçici verilerine göreTatariaffm fff^yjü i^inûfusu 6.7 şekilde kayıtlara geçmiş oldu.272 olarak kaydedilmiş ve bu on yıllık sürede % 105. SSCB'nin Avrupa Bölümündeki Türk Boylan: Türklerin Sovyetler Birliği'nde yaşadığı bölgelerin dışında herhangi idarî bölgeye adlan verilmemiş olan Türk toplulukları Sibirya'nın dışında Avrupa Rusyası'nda da mevcutturlar.Resmî istatistik veriler incelendiğinde bilhassa Talar ve Başkurtter'ın nüfus artışı ie ilgili bilgiler bazı açıklamalara muhtaçtır. Rus nüfus artışındaki hızlı düşüş ve Türkler'de uyanmaya başlayan milfî şuur er veya geç bu bölgedeki Ruslar'ın Idil-Ural'ı terkine sebep olacaktır diyebilir*© . Bunların sayısı aşağıdaki gibidir. Kalmuklar.21* bir artış gösterilmiştir. Şimdi Sovyetler Birliğinde değişen siyasî şartlarda insanlar esas mensup oldukları milletleri korkmadan ifade etme cesaretini gösterebilmişlerdir. Asparuh Bulgarları da denilen Gagauzlar Anadolu Türkçesine çok yakın bir dil konuşurlar.317. 1989 nüfus sayımı istatistiklerinde . Toplam sayılan 8. Ayrıca çoğunluğu Özbekistan'da yaşayan Kınm Tatarları'nın resmî yollarla Kırım'a dönmeleri çok zor olduğundan bir hayli insan gayr-ı resmî bir şekilde Kırım'a dönmüş bulunmaktadır ki.516(1989) 713. iki sayı arasındaki fark ise 132. Aslında son 10 yılda Başkurtların ne tabiatları değişmiştir. Onları diğer Türkler'den ayıran husus Çuvaşlar gibi hristiyan inancında olmalarıdır. gayr-ı Türklerden ise Almanlar. Büyük bir kısmı Romanya'dan ilhak Bunların dışında yarım milyon kadar Ukraynalı.284. Bilhassa Başkurdis- .800 bini* diğer mHIÎ topkriuMart-da kattığımızda 17 milyonluk bir Rus nüfusu karşısında 12 milyonluk bir gayr-ı Rus nüfus söz konusudur.000 sayısının çok üstünde olduğunu gösterir mahiyettedir.3 olmuş iken 1979 He 1989 yılları arasındaki son on yfflık dönemde 7. Zaten Başkurtlar'la ilgili hane incelendiği zaman bunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.4 Başkurtlar'* ise % î.468. Gagauzlar: Deliorman Türkleri.

Azeriler ancak Sovyet veya Kuzey Azerbaycan'da mevcut olmayıp çok sayıda Azeri tran hakimiyeti altındaki Güney Azerbaycan' ve Türkiye'nin doğu ürerinde de mevcutturlar. Diğer cumhuriyetler Adı Geçen Bölgedeki Nüfus 6.421 73.000'dir (1987) ve bu nüfusun ezici çoğunluğunu (250. 1989 nüfus verilerine göre SSCB'de 197. Sasaniler ve Araplar da bu bölge için mücadele etmişlerdir. Toplam nüfusu 180. Bulkanesta gibi bölgelerinde yoğundurlar.803 nüfusa sahiptirler.979 255. Karaimler: Karaylar olarak ta bilinen bu çok eski Türk topluluğu Yahudiliğin bir mezhebine inanmaktadırlar. Ancak Sovyet Azerbaycanı'nda dinî şuurdan ziyade millî şuurun güçlü olduğunu kaydetmemiz gerekir. Lungsk. Laks. Bölgenin adı Azerbaycan SSC Gürcistan SSC RSFSR Kazak SSC Özbek SSC Türkmen SSC Ukrain SSC Kırgız SSC . Kuzey Kafkasya: Kafkasya'nın Kafkasya. Iran ve Osmanlı Devleti bu mücadeleyi sürdürmüştü. Burada Dağıstan halkları diye bilinen Avar. Azeriler'i diğer Türk topluluklarından ayıran bir husus ta onların ekseriyetinin (%70) islamiyet'in şiî mezhebinde olması teşkil eder ki. birbirlerinden hayli ayrılık gösterenlerin bir kısmı hıristiyan inancına sahipken.300 km.548 17.768.3 Toplam Azerbaycan SSG'nirtyözölçümü 86 600 km olup.72 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 73 edilen Moldovya SSC'nde yaşarlar.000 ve yüzölçümü 50.3 0. İlhanlı ve Selçuklu devletlerinin hakimiyet mücadelesine sahne olmuştur.791. Nüfusları 1. Daha sonraları Rusya.9 4. Buranın Çadır. Bu bölgede 30'un üstünde değişik millet ve halklar yaşar. Dargin. Kırgız ve Kazaklar'dan sonra altıncı sırayı alırlar. . Kuzey Kafkasya bir milletler mozayiği manzarası arz eder. 1987'de genel nüfus 1. Ukrayna. Osetin. komşu iran'daki (Güney Azerbaycan).207 136.2 idi. Bu bölgede Sovyet hakimiyeti yerleştikten sonra ise Krasnodarsk ve Stavropolsk Kray'ları.0'lük bir nüfus artışına ulaşan Azeriler SSCB'de nüfusları hızla artan Türk toplulukları arasında Karakalpak. Kumuk. Hazar devleti ise burada güçlü bir siyasî birlik oluşturmuştu. Polonya ve israil'de de mevcuttur. Tsahur ve Agul'lar yaşar.1 0. Türkmen. Türk kavimlerinden Hun. Rutul. bu kısımda ancak SSCB vatandaşları olan Azeriler'den bahsedeceğiz. dir.106'ya ulaşmıştı. Nogay. Karaçay. Zaten böyle bir birleşmeye henüz hiç bir siyasi imkân gözükmemektedir. Karaimler'in bir kısmı Kırım'da diğerleri Litvanya. Hazar.8 1. Azerbaycan hem coğrafî-stratejik hem de bu nüfus Özelliği Re diğer Türk topluluklarından oldukça ayrılır.Çerkez Muhtar Oblastı. Avar. Hâla çıbanbaşı olma hususiyetini muhafaza etmektedir. Her ne kadar bu istatistiklerde cumhuriyetlerdeki nüfuslara göre dağılım hakkında bilgi verilmemekle birlikte bundan önceki nüfus sayımlarının ilân edilmiş verilerine ve göç gibi diğer gelişmeleri (Dağlık Karabağ olaylarından sonra Ermenistan'daki Azerilerin Azerbaycan'a Azerbaycan'daki Ermeniler'in büyük kısmının Ermenistan'a sığınması) de göz önünde tutarak yaptığımız tahminler aşağıdaki gibidir. Özbek.4 0.ötesi bölgesi başlıca Azeri.791. 1970'lerde 6 bin civarında olan bu nüfus her geçen yıl düşüş göstermektedir. Azerbaycan SSC: SSCB'nin 15 birlik (ittifak) cumhuriyetinden biri olan Azerbaycan'ın yüzölçümü 86. Peçenek ve Uzlar'ın hakimiyeti altında kalmıştır.345 59. Çeçen-lnguş MSSC ve Dağıstan MSSC adlı idarî-siyasî bölgeler tesis edilerek hepsi RSFSR'e bağlanmıştır.000 olup % 75'ini Ermeniler'in teşkil ettiği zannedilmektedir. Sovyetler Birliğinin dışında kuzey doğu Bulgaristan ve Dobruca'da bulunurlar. SSCB'deki 7 milyonluk Azeriler. Kuzey-Osetin MSSC. Güney Azerbaycan'dakîleri Iran bahsinde inceleyeceğimizden.779 23.559'duKîKAFKASYA BÖLGESİ: Sovyetler Birliği'ndeki Türk soyluların yoğun olduğu ikinci bölgeyi Kafkasya adı verilen Kuzey Kafkasya ve Kafkasya ötesi yörelerinden meydana gelen bölge teşkil eder. kabarda-Balkar MSSC. Bu yönü ile diğer Türittoplulukfem arasında Türkiye'ye kendini en yakın hissedenler Sovyetler Birliğindeki Azeriler'dir. Bölgenin nüfusça da ve idarî-siyasi yapıca da en büyüğünü Dağıstan MSSC'İ teşkil eder. Bundan sonra bu bölge Altın Ordu. Burada başta Azeriler olmak üzere çeşitli Türk boyları yaşar.7 2.811. fakat Ermenilerin çoğunlukta olduğu ufak bir bölgedir. 1989 Sovyet nüfus istatistik verilerine göre 2. Lezgin. Ermenistan'la hiçbir sının olmayan. 1979 ile 1989 yılları arasında % 24.164 Gagauz mevcuttur. Dil ve küttür yönünden ortaklık olmamakta birlikte İslâm dini. Abhaz ve Çerkezler bulunmaktadır. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'deki Azerilerin toplam nüfusu 6. büyük çoğunluğu müslümandır. Kuzey Kafkasya'nın diğer muhtar cumhuriyet ve bölgelerinde ise Çeçen. batıda Azerbaycan'a bağlı Nahçevan MSSC'ni kama gibi kesen Ermeni SSCy*uzeyde Dağıstpn "MSSC ve Güroü SSC ile komşudur. güneyde Iran Azerbaycan'ı. Inguş. t987 verilerine göre 6. Ancak her iki topluluk arasındaki oldukça belirgin kültür farklılığını da belirtmede yarar vardır.000) Azeriler teşkil eder. Kabarda.600 km2'dir. Kırımçaklar: Karaimler gibi Yahudi inancında bulunan bu topluluk bazılarına göre Türkleşmiş Yahudiler'dir.914 6.054. bu toplulukları bağlayıcı mühim faktördür. Bu hızlı nüfus artışı sayesinde Azeriler son 20 yılda Türk boyları arasında beşinci sıradan üçüncü sıraya yükselmişlerdir. Bu bölge tarih boyunca kavimlerin göçüne sahip olmuş. Çok büyük çatışmalar ve Sovyet ordusunun müdahalesine sebep olan Dağlık Karabağ bölgesi ise Azerbaycan SSC içinde.000 nüfusu olan cumhuriyetin % 9Ö'nını Azeriler kendileri teşkil eder. bu yanı ile onlar Iran din? geleneklerine daha yakındırlar. Ermeni ve Gürcüler tarafından paylaşılırken. SSCBYrin hiç bir Türk adını taşıyan cumhuriyetinde bu kadar yüksek Türk oram yoktur. Bu bölgedeki Ruslar-'ın nüfus yoğunluğuna geldiğimizde durum aşağıdaki tablodaki gibidir. Tabasaran.bazı verilere göre 15-16 milyonluk Azerilerle birleşebildikleri takdirde 22-25 milyonluk güçlü bir nüfus meydana getirebileceklerdir. Azerbaycan'ın bir parçası olan Nahçevan Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne geldiğimizde onun genel nüfusu 278.678 152.235 17.106 Oran (%) 88.3 1.

3 7$2 60.089 2. İşte bu Orta Asya veya Türkistan diye adlandırılan bölgede başta değişik Türk boylan olmak üzere (Kazak. 1989 nüfus sayımına göre 156. Bugün ise Kazakistan'ın dışındaki dört cumhuriyete Orta Asya cumhuriyetleri denilmektedir.244. Kazak SSC: SSCB'deki 15 birlik cumhuriyetinin RSFSC'den sonra ylteMçümü bakımından ikinci en büyük ülkesi Kazakistan 2.100 Oran(%) 10.653 Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere Ruslar ancak iki krayda çoğunluğa sahip olup.000 12.178 156.137 200.5 mâlisinden fazla bt yüzölçümüne sahip olmasına rağmen nüfusu bu oranda düşüktür ve 1987'de 16.000'in üzerindedir. f#2D'de ortadan kaldırılan Buhara ve Hive hanlıkları da bu Türkistan MSSC dahil edHdf. Bu bölgedeki.140 olup. % 90'ı Dağıstan MSSC'de (253. Her iki yörede de nüfusu 25. Çegem. Kuzey Kafkasya'da yani azınlıkların esas bölgelerinde % 25'lerin biraz üstünde oldukları anlaşılır. Kitleler halinde Hasanyurt.7 32i) 32. Kabarda-Balkar MSSC'de nüfus yoğunluğunda Kabarda ve Ruslar'dan sonra üçüncü sırayı alırlar (takriben 70. Kısacası oldukça bir kavram karışıklığı meydana gelmektedir. Kuban nehri yakınlarında Uçkalan. Malkar (Balkar).960) yaşar ve. 1989 nüfus sayımına göre 88. Balkarlar: Karaçaylar'ın doğusundaki Çerek. Malki ve Terek civarında yoğundurlar. Kafkasya Türkmeni.000 Rus Nüfusu (1979) 189. Kızılyurt. Kafkasya Türkmeni ve Kundurlar'ı görürüz.768.178'dir. Kundurlar ise Nogaylar'a yakın bir Türk boyudur. AtaarvKoJeji.853. Babayurt. Özbek ve Türkmen SSC'teri ite Tacik MSSC kuruldu. Ancak bu durum 1924"te değiştirildi.300 km2 olup Türkiye'nin neredeyse 3. dil ve kültürü paylaştıklarından çeşitli sürtüşmeler içinde olan diğer Kafkas halkları arasında bir potansiyele sahip oldukları söylenebilir.159.000).474 234. Kırım Tatarı.000 5. Kuzey Kafkasya'deki belli başlı Türk toplulukları olarak Kumuk. Bugün aslı bu yöreden olan ve dış ülkelerde yaşayanlar arasında bu bölge için Türkistan tabiri kullanılma eğilimi mevcutsa da. Türkmen ve Özbek gibi yerli. % 60 bu adı geçen yerde (93.140 88.564 15. Kaytak ve başkent Mohaçkale çevresinde yaşarlar. Orta Asya tabiri de oldukça karmaşıktır.000 70. Tatar. ihtilâlin ilk yıllarında.000'kişlnin yaşadığı bir ülke görünümündedir.000 1..W TftpırnrfteıvAim ırtrAnı DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI---------------------------------------------------------------T» Bölgenin «di Dağıstan MSSC Kabarda-BalkarMSSC Kuzey Osetin MSSC Ceçen-lnguş MSSC Krasnodar Kray Stavropol Kray Karaçay-Çerkez MOb Toplam Bölge Genel Nüfusu (1987) 1. Fakat şu anda Kuzey Kafkasya çok karmaşık etnik bir manzara arz etmekte ve önceleri Kumukça olan anlaşma dili yerini Rusça'ya bırakmıştır. Cumhuriyet nüfusunun % 14.692 336.y. Kazaklar'ın % 80"! kendi oumtariyetlerirft» sınırlan İçinde yerleşmiş olmaianha rağmen ülke nüfusunun mutlak çoğunluğuna sahip değillerdin .664 7. Baksan. Özetlersek Kuzey Kafkasya'da çeşitli Türk boylarının genel nüfusu aşağıdaki gibidir Bu Türkler komşu Azerilerle aynı din. Nogaylar: 1989 nüfus sayımına göre 75.000 2.044 4.000 367. Kazakistan. Kafkasya Türkmenleri XVIII. Nogay. Rus.00 619. Daha önceleri.4 27. Kaykent.'da esas Tükmenler'den kopan bir topluluk olup.4'ünü teşkil ederler. Kumuklar: Kuzey Kafkasya'daki en büyük Türk topluluğu Kumuklar'dır.032.051.564 nüfusa ulaşan Nogaylar Dağıstan MSSC ile Stavropolsk krayında yoğun haldedirler.550. Azeri. Ukrain ve Belorus gibi Slav toplulukları. Bozkır ve diğerleri ise Türkistan genel valiliğine bölünmüştü) Türkistan MSSC ite Kırgız (Kazak) MSSC kurulmuştu.y.771 75. SOVYET ORTA ASYASI VE KAZAKİSTAN: Türkistan diye de adlandırılan bu bölgenin SSCB'deki resmi adı Orta Asya ve Kazakistan'dır.771 nüfusa sahiptirler. 15 bin civarında diye tahmin edilmektedir. Karaçaylar: Aynı özelliği gösteren ve aynı yazı dilini kullanan Karaçaylar her yerde Balkarlar'la (Malkar) birlikte belirtilirse de idarî'yönden Karaçay-Çerkez Muhtar Oblastına dahil edilmişlerdir. Kırgız. Karaçay. Dağıstan'daki Azerilerin sayısı ise 70 bin dolaylarındadır. Nüfusları bilinmemektedir. Buynak. Bu bölgede diğer halkların arasında Türkler'in de oldukça mühim bir yeri olduğu anlaşılmaktadır.000 732.00 702. ve 1989 nüfus sayımına göre 282. Kundur ve Azeriler: Yukarıda sayılan Türk boylarının dıştnda ufak topluluklar mevcuttur. Türkmenistan ve Tacikistan)'i içine aldığından Çin hakimiyeti altındaki Uygur ve Kazaklar Doğu Türkistan tapirini tercih etmişlerdir.684) bölgede yaşar. y. Türkistan adı bugün resmî olarak ancak Türkistan askerî bölgesinde kullanılmaktadır. Kazaklar'n bu isme pek rağbet etmedikleri izlenmektedir.778. Ayrıca Türkistan kavramı genelde SSCB'deki beş cumhuriyet (Özbekistan. Çarlık Rusyası'ndan devralınan gelenekte (Çarlık döneminde Kazakistan.235.152. Karakalpak.0 Boyun adı Kumuk Karaçay Balkar Nogay Türkmen Azeri Toplam Nüfusu 282. Ayrıca ancak XIX. Kırgızistan. Yahudi ve Dungan gibi yabancı kavimler ve yerli Tacikter yaşamaktadır.'ın ikinci yarısında bu bölgeye hakim olan Ruslar'a karşı bütün Kafkas halklarının fazla muhabbetleri olmadığı gerçeği de bunların gelecekte bir nevi dayanışmaya başlayacakları ihtimalini de kuvvetlendirmektedir. y.2 82. Teberde ve Zelençuk mevkiilerinde yoğundurlar. Azeri ve Uygur gibi sonradan yerleşen Türk toplulukları).

8 36.. Meshet Türkteri'ne ve Kırım Tatarları'na kanlı saldırılan..686.. Kazakistan'a son Rus göçü 1960'lı yılların başında durmuştur.0 0.2 1.700. Kırgızistan. 850. Bunlar çeşitli dönemlerde Çin'den kaçarak buraya sığınmış olanlar ve onların çocuklarıdır. Aşağıdaki tablo daha iyi bir fikir verecektir: Yukarıdaki tablodan görüleceği üzere Kazaklar ancak diğer Türk toplulukları ile mutlak çoğunluğa ulaşma durumundadırlar. Kazakistan'da bu kadar yabancı nüfusun bulunması çarların ve ondan sonra da Sovyet yönetiminin politikası neticesidir. 1979 yılında Özbekter'de 5. Özbekler'in %60'tan fazlası da bu nevi kırsal kesimlerde yaşarlar. Bu hatta medenî diye bilinen topluluklar için de geçerlidir (İrsi.2 iken Rus-lar'da bu oran ancak %11 idi.991 5. bunlar 900.16 0.1) bu dengeyi kendi lehlerine bozabildiler..289 898 858 313 263 181 148 92 73 61 34 28 26 23 22 21 363 Yüzde(%) 100 40. Özbeklerde diğer milletlere nazaran büyük aile tipinin oranı dâ hayli yüksektir.000 civarındaki Ukraynalılarla.600 km2'dir. yüzölçümü 449. Kısacası ülkenin ekonomisi haikınm ihtiyacım temin edememek gibi bir problemle karşı karşıya kalmıştır.000 (% 7. Çin Halk Cumhuriyetinin Singiang-Uygur Muhtar Bölgesinde (Doğu Türkistan) yaşayan 1 milyon civarındaki Kazak'tan ise ileride bahsedeceğiz.4 0.. bu gelişmelerin sorumlusu olarak yabancıları görme eğilimlerinden kaynaklandığı düşünülebilir. Tacikistan.14 2..240'a ulaşmıştır.. Bu politika diğer alanların ihmal edilmesine de yol açmıştır. Özbeklerin ekseriyeti kendi cumhuriyetinde yaşar (%70) kalanlar ise komşu cumhuriyetlerde meskundurlar. 4879 yılında Ruslar ülkede hatta % 41'e ulaşan bir orana sahiptiler.5 milyon civarında iken 1989'da bu rakkam 16.. Neticede son yıllarda (1989-1990) meydana gelen sosyal patlamalarda demografik gelişmenin ve ekonomik istikrarsızlığın büyük rolü olmuştur.5 Uygur Türkleri : Uygurlar'ın esas vatanı Çin'in Singiang-Uygur Muhtar Bölgesi (Doğu Türkistan) olmasına rağmen.18 0. Son on yıldaki nüfus artışı (1979-1989) %34 olarak gerçekleşmiş.19 0. Kazakistan'ın diğer demografik bir özelliğini genel nüfusun % 39'unu göçmen Ruslar'ın teşkil etmesidir..6 0.23 0.6 ve 7 fertH ailelerin oranı %69.684 5. Özbekistan SSCB'nin 2/3 pamuğunu üretmektedir. Her 'iki dönem mukayese edildiğinde tabii nüfus artışının hızında son on yılda 'çok az bir düşüş kaydedilmişse de. bundan önceki dönemde (1970-1979) %35. Kalanları ise Özbek SSC'nin Endican oblastında bulunmaktadır.000 civarında buralara sürülmüş olan Almanla/dır. Topluluklar. Kırgızistan'ın Oş bölgesinde Özbek-Kırgız çatışması.. bir 'günah keçisf aramaya başlarlar. Büyük ailelerin ekserisi de kırsal kesimde yaşamaktadır.. Almanya'daki Türk düşmanlığı') Yukarıda da belirttiğimiz üzere 1989 nüfus sayımına göre SSCB'deki Özbekler'in toplam nüfusu 16. Ancak Sovyetler Birliğindeki bütün Kazaklar'ın kendi cumhuriyetlerine yerleşmesi hafinde dahi Kazakistan nüfusunun ancak %50'sini teşkil edebileceklerdir. eğitimdeki kifayetsizliklerin üzerine işsizlik sorunları da yükselmektedir.. Son on yılda İse demografik tablo Kazaklar'ın lehine değişmeye yoz tutmuştur. bugün bu yöndeki faaliyetler çok azalmıştır.9) RSFSC'de Ve diğer cumhuriyetlerde bulunurlar.199 Uygur mevcuttu. daha öncelerde Taciklerle olan sürtüşmelerin hepsi Özbeklerin çaresiz* içine düşerek. . %70'i Kazakistan SSC'nde ve bu cumhuriyetin Atma Ata oblastı ile Taldı Kurgan Oblastlarında yaşamaktadırlar (183. kendi içlerinde bir takım problemler çıktığı zaman.000 (% 9. Tabiiki bu hızlı nüfus artışında en mühim etken doğum oranının çok yüksek olmasıdır.15 0. Kazaklar'ın diğer büyük çoğunluğu 620. Amu-Derya ile Sır-Derya arasında çok verimli bir bölgede yerleşmiştir.5 olmuştu. 1989 sovyet nüfus sayımının neticelerine göre SSCB'de de 262.5) komşu Özbekistan'da 520.. propoganda maksatları için kullanılmışlarsa da.1 2.. Özbek SSC : Bu cumhuriyet Kazakistan. bu mühim denilecek kadar değildir. Çin-Sovyet çatışması yıllarında bunlara özel bir ehemmiyet verilerek..8 1.76 . Aynı yılda Kazaklar cumhuriyet nüfusunun ancak % 36'sını teşkil ederken son on yılda gerçekleşen yüksek nüfus artışı sayesinde (% 24.000'e ulaşmıştır. . Türkmenistan ve güneyde Afganistan ile komşudur.ıı TÜRK PpNYASI EL KİTABİ DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI TT 1979 YIUNA GÖRE KAZAKİSTAN SSC NÜFUS DAĞILIMI Nüfus (Bin olarak) Genel Rus Kazak Ukrain Alman Tatar Özbek Belorus Uygur Kore Azeri Polonyalı Mordva Yahudi Moldovyalı Çuvaş Dungan Başkurt Başka 14. .0 6. her ne kadar pravokos-yon neticesinde olsa dahi. Özbekler'in toplam nüfusu 1979 yılında 12.539). Konut yetersizliği.5 0. Ancak bu nevi hak nüfus artışı bir-takım sosunları da beraberinde getirmektedir. Kazakistan'da gayr-ı Türk iki göçmen unsur daha mevcut olup. Uygulanan pöiHika neticesinde Özbekistan'da köy ekonomisi giriştirilmiş ve bu ekonominin de %75*ni toprağa bağlı ekincilik (başta pamukçuluk) teşkil eder. Kısacası Kazaklar demografik yönden dinamik bir topluluk manzarası arz ederler ve sayılarının gelecek yıllarda da hızla artacağı söylenebilir.1 1... Özbekler SSCB'deki en kalabalık Türk boyunu teşkil ederler ve büyük milletler arasında Tacikler'den sonra en süratle artan toplulukturlar. Bazı Özbek gençlerini..

168.1 1. Gelişmelerden huzursuz olan diğer Türk boylarında da SSCB'nin başka bölgelerinde veya yurt dışına yerleşme temayülü artmıştır. Esas yerleşim merkezlerine döndükleri hakkında ise herhangi bir bilgi mevcut de-ğildir.000 620.036 567.5 3.000 kadarını 1944'te bu bölgeye sürülen Kırım Tatarları teşkil eder. bir haylisi Özbekçeye tam hakkıyla vakıf Yahudi inancındaki halktır.718. Ancak asırlar boyu birlikte yaşayan bu topluluklar arasında bir hayli kültürel ortaklıklar olduğu. Türkiye ve Suriye'de de Türkmen toplulukları mevcuttur. 864. Özbeklerin bir haylisinin Farsçanın şivesi olan Tacikçe konuştukları gerçeği de göz önünde tutulmalıdır.000 113.000 19. Kazaklar'a daha yakın bu Türk gurubu Karakalpak MSSC adlı Özbek SSC'ne bağlı bir cumhuriyete de sahiptirler.665. Bunlar arasında Karakalpaklar'm ayrı bir statüsü mevcut olup.7 0.686. Tatarlar'ı aslında iki gurupta mütalâa etmek gerekir.4 3. Bunlar Buhara Yahudisi olarak ta bilinen asırlardan beri burada yaşayan. Kürtler.369'luk bir nüfusa erişmiş gibi gösterilmektedirler.000 410.00 km2) kaplandığından yerleşim merkezleri hayli azdır. 1926 nüfus sayımında 137. Türmenier ve Hemşinler de bu guruba dahil edilerek sürülmüşlerdi.3 100 Yukarıdaki tabloyu incelediğimizde Ruslar.78 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 79 ÖZBEKLERİN DAĞILIMI (1989) Bölgenin adı Genel Özbek SSC Tacik SSC Kırgız SSC Kazak SSC Türkmen SSC Diğer bölgeler Nüfus 16.422 Tacik Özbekistan sınırları içine yerleşmiştir.4 0. Burada Yahudiler hakkında da kısa bir açıklamada yarar görüyoruz. aynı şekilde Kırım Tatarları arasında da vatan Kırım'a dönme hareketi başlamış ve 75 bin kadarı Özbekistan'ı terk etmiştir.9 0. Tabii ki henüz Ruslar'a karşı açık düşmanlık emareleri ortaya çıkmamakla birlikte Ruslar da Özbekistan'ı terke başlamışlardır.038 100. Buna benzer bir Yahudi topluluğu Azerbaycan'da mevcuttur. Haklarında uzun yıllar bir şey yazılmamıştı. Diğer Türk boyları ise Tatar ve Azeriler'dir. sahip olan Meshet veya Türkiye'deki ifadesi ile Ahıska Türkleri 1989da 207.5 0.000 143. herjki taraf bir-birlerini kendilerindeki azınlıkların (Özbek veya Tacik) nüfus verilerini tahrifle suçlamaktadır.538.000 92. Meshet Türkleri'nin ekserisi Özbekistan'dan göç etmiştir.304 1.4 0.2 2.7 4.384 Özbekistandaki Oranı (%) 70 8. 200. 488.000 163.183.422 650. Sovyetler Brliği'ndeki Türkmenlerin genel sayısı 1989'a göre 2. Karakalpak.240 14.921'lik bir nüfusa. Meshet Türkleri : 1944'ten önce Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Acar MSSC'nda Meshet sıradağlarının bulunduğu bölgede yaşayan bü Türkler Stalin'in ufak halkları Sürgününden kurtulamayarak başlıca Özbekistan'a yerleştirilmişlerdi.658 864. Türkmenler Türk boyları arasında nüfusları en hızlı artan Özbekler'te aynı tabiî nüfus artış oranına (son on yılda %34) sahiptirler.889) yani büyük ekseriyeti kendi cumhuriyetinde yaşarlar ve aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere Türkmen SSC'inin genel nüfusunun %75.6 Yukarıdaki tablo incelendiğinde bir milyonun üstündeki bir Özbek nüfusunun Tacikistan'da bulunduğu anlaşılmaktadır. Karapapahlar. Kırgız. Sovyetler BHğrrin dışında Türkmen SSC'ne komşu Kuzey İran'da Horasan vilâyetinde ve aynı şekHde sınırdaş Afganistan'da. Ukraynalılar ve Korelilerin dışında yabana unsurun olmadığı anlaşılır. bk Joanu ise Türkiye'ye oatdî. 1989 yılında Özbekistan'da kanlı saldırılara maruz kaldıktan sonra büyük bir kısmı Sovyetler Bırliği'nin çeşitli^erlerine dağıtıldı.332 350. Son yıllarda her ne kadar Özbek aydınları Türkistan ve Türk birliği hakkında propoganda yürütmelerine rağmen Meshet (Ahıska) Türkleri'ne ve Kırım Tatarlarına karşı başlatılan kanlı saldırılar bu nevi bir birliği baltalamaktadır. Özbekistan'da yaşayan diğer topluluklar aşağıdaki gibidir: Milliyet Özbek Rus Tacik Tatar Kazak Karakalpak Koreli Kffgız Ukraynalı Türkmen Yahudi Azeri Toplam Nüfus 14. Türkmen ve Yahudiler Türkistan yöresinin yerli halkıdır.489 Genel Nüfusa Oran (%) 100 85 7 3.7 2. aynı din ve mezhebe mensubiyet sebebiyle hayli evlilikler gerçekleştiği.304 • 1. Toplam sayıları 1989'a göre 423. Sovyetler Birliği'ndeM Türkmenlerin %93. 1944 sürgünü esnasında onların dışında Gürcistan ile Ermenistan'da yaşayan Meshet Türkleri.436'dır ve ekserisi Karakalpak cumhuriyetinde yaşar.059.5 . Özbekistan'daki Türk soyluları Ur arada mütalâa ettiğimiz tekdirde Özbekistan cumhuriyetinde %80'lik bir orana sahiptirler.1 0. Yukarıda da belirttiğimiz üzere Özbekler kendi cumhuriyetlerindeki genel nüfusun takriben %70'ni teşkil ederler. Kazak. Onları da müslüman Azeriler'den ayırmak hayli zordur. ilkini İdil boyu-Tatarları teşkil ediyorsa. Türkmen SSC : SSCB'de Orta Asya cumhuriyetleri diye adlandırılan cumhurbyeterden biri de Türkmen SSC'skfir. Tacik. Kısacası iki topluluk girift demografik bir manzara arz ederler.8 0.100 km2'lik bir sahayı kaplamasına rağmen ülkenin 4/5'ni Karakum çölü {350.4 ise (2.000 95.000 60.041 917.183.297 idi.

teşkil ederler: .

Irtiş.000 187.0 17.000 idi. Tuva MSSC nin nüfus dağılımı ise aşağıdaki gibidir: .5) başta dünyanın ikinci büyük krater gölü Issık Göl (6. Sovyetler Biriiği'ndeki Kırgızlar'ın kalan kısmı komşu Özbekistan ile Tacikistan'da mevcuttur.000 3. Tuvahlar.043.000 15. Tuva MSSC 1. Türkmenlerin %65'i kırsal kesimde yaşamakta olup başkent Aşkabad'da Türkmenler ancak %40'Iık bir orana sahiptirler. Ukraynalı ve Ermeniler ise mutlak çoğunluğu ellerinde tutarlar.703 567.4 9.4 1.3 0. 19874de cumhuriyetin nüfusu 1. Sovyetler Birliği'nin bu az nüfustu bölgesinde bazılarının adlan idarî-siyasî bölgelerde verilmiş bu Türk topluluklarına Altay Türkleri de dendiği binmektedir. yani menfaat çatışmaları dolayısıyla asgari müştereklerde de anlaşamadıklarını göstermektedir. Bu durum aşağıdaki tabloda daha açık görülür: YAKUT MSSC'NDE NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Rus Yakut Ukrain Tatar Diğer Toplam Nüfus 429.0 13. Yakutlar gibi Tuvalılar'da eski bir Türk dilini kullanırlar.4 3.y'da adlarına rastlanan en eski Türk boylarından biri olan Kırgızlar'ın ekseriyeti (% 88. Yakutların genel nüfusu işe 1989'da ancak 382.4 1. Hakaslar.000 25. II y.6 0.370. Obi Irmaklarını içine alarak Altay dağlarına kadar uzanan bu bölgede de çeşitli Türk topluluklarına rastlamaktayız.6'ya çıkar.332 109. çok büyük yeraltı zenginliklerine sahip olması bakımından mühim bir bölgedir.210 1.000 Yakutistandaki Oranı (%) 41.0 Tuva MSSC : Tuba adına Çin'in Su sülâlesinin (581-618) kayıtlarında rastlanmıştır. Tuvalılar'ın Karagas (Tofa) denilen bir boyu da bulunmaktadır.103. 1989 nüfus sayımına göre Sovyetler Biriiği'ndeki Tuvalılar'ın toplam sayısı 206.0 Toplam Türkmenistan'daki tek yabancı unsur olarak Ruslar görülür. Altaylılar git» değişik adtaki Türk soyluların toplam nüfusları 1 milyona dahi ulaşmaz ve yaşadıkları bölge yerleşime fazla elverişli olmamakla birlikte. Fakat topluluklarda bu nevi bir psikolojinin gelişmesinde Sovyet mitîî politikasının büyük tesiri de unutulmamalıdır.1 35.538.5 kendi cumhuriyetlerinde yaşamasına rağmen mutlaK çoğunluğa ulaşamamışlardır.000 Türkmenistan'daki Oranı ?$5 10.000 Kırgızistan'daki oranı (%) 54.018 30.Ö.7 0f7 0.000 317.000 " 4.750.326 11. Fakat 1990 yılında Oş yöresinde Kırgızlarla Özbekler arasında meydana gelen kanlı çatışmalar Türk boylarının sosyal ve ekonomik nedenler.6 100. Kullandıktan dile Soyonca veya Uranhayca'da denilirdi.1 0.60 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI M TÜRKMEN SSC'NDE NÜFUS DAĞILIM (1989) Milliyet Türkmen RU6 Özbek Kazak Tatar Azeri Nüfus 2. anlaşılması hayli zordur. Bunun dışında Çin'de (Doğu Türkistan'da) ve Afganistan'da da Kırgızlar bulunmaktadır.889 350. İki topluluk arasında kışkırtmaların olaylara yol açtığı bir gerçektir. Oturdukları bölgeye Tannu-Tuva denir.3 4.043.255 idi ve bunların %96. Batı Sibirya Tatarları.0 1.000 15.000 40.000 28.293. Sibîryada başlıca Yakutlar.3 Görüleceği üzere geçen dokuz yıllık dönemde (1970-1979) Kırgızlar cumhuriyetlerinde mutlak çoğunluğa sahip değilierken şimdi buna ulaşmışlardır. Rus (%42). 3. %98'i kendi cumhuriyetlerinde yaşar. Kırgızistan'da yabancı unsurlar olarak işe %22'lik oranda başta Ruslar olmak üzere. Ukraynalılar ve ikinci dünya harbinde sürdün edilen Almanlar sayılabilir. Kırgızlar diğer Türk soylularla birlikte %70'in üstünde bir orana kavuştukları gözükmektedir.9 100. Yakut MSSC : Burası SSCB'nin yüzölçümü bakımından en büyük muhtar cumhuriyeti olup.876 46. Kırgız SSC: Çin kayıtlarında M.000 100. Oiğer Türk boyları ile birlikte Türkmenistan'daki Türk soyluların oran» %89. İşim. SİBİRYA BÖLGESİ: Urai dağlarının doğusundaki Tobol.588 368. Kırgız SSC nüfus dağılımı ise aşağıdaki gibidir: KIRGIZ SSC'NDE NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Kırgız Rus Özbek Ukraynah Alman Talar Uygur Kazak Dungan Tacik Toplam Nüfus 2.324 101.7 2.933 911.057 72.143.0 22.500 km2'dir.000 km^tfir.924 idi.202 km2) olmak üzere çeşitli göllerle çevrili dağlık bir bölge olan Kırgızistan'da yaşarlar.6 2.

Ancak son nüfus sayımlarında artık adlarına rastlanmamaktadır.088. Özetlersek Sibirya bölgesinde aşağıdaki Türk boylan mevcuttur: Topluluk adı Yakut Tuvali Sibirya Tatarı Sibirya Buharaİısı Hakas Altay Dolgan Toplam Nüfus (1989) 382. Bu Türkler'in ekseriyeti de1955'de kurulan Sîncang-Uygur Muhtar Bölgesinde.000 Tuva'dakl Oranı (%) 70.7'ye (67.317 5.372 64.785 77. Tobolsk.000 81.213 Batı Sibirya Tatarları: Obi ve ve Irtiş vadilerinde. Tümen'de zengin petrol yataklarının bulunması buraya çok sayıda yabancıların (Rus) gelmesine de yol açtığını kaydetmekte yarar vardır.289 Kısacası Sibirya'nın muhtelif yerlerinde 350 bin civarında Sibirya Tatan'nın mevcut olduğu tahmin edilmektedir.549 17. 1990 yılının Ağustos başlarında Tuvalılar'ın ülkedeki Ruşter1» kp* mak için faaliyetlere giriştikleri haberferi çıkmışta Çok ağır şartlarda olmalarına rağmen benliklerini muhafaza etmeye çalışırlar.064.757 46.906 13.000 1. Hakas Muhtar Oblastı: 1989 nüfus sayımına göre 81. 1949'da Mao'raa* iktidara gelmesiyle Çin'de sosyalist bîr sistem yürürlüğe girmiştir.924 316. dağınık ve Ruslar'm arasında yaşamaktadırlar. Bu rakamları ve genelde kırsal kesimde yaşayan Türkler'deki yüksek nüfus artışım da göz önünde tutarsak son 9 yılda %34.793 316.9 15. bulunduktan şehir adıyla da anılırlardı (msl.3*ü (936. Ruslar 400 bine yaklaşan nüfusları ile bölgenin nerdeyse %80'lik oranını teşkil ederler.317'dir.400 km2'dir.714 28.82 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI S3 TUVA MSSC'NİN NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Tuvali Rus Hakas Ukrain Diğer Toplam Nüfus 202.0 Dağlık Altay Muhtar Oblastı: 1989 nüfus sayımına göre 71. yanî Yakut demeleri de sebep olabilir. Buna göre Türkler'in 2^16. ÇİN HALK CUMHURİYETİ: Dünyanın en büyük nüfusuna sahip dan Çin Halk Cumhuriyeti'nde de (3982 rşsmî istatistik bilgilerine göre 1. Kemerov oblastında yaşayan ufak bir Türk boyu Şorlar'ın genel nüfusu 1989'a göre 71.824) azınlıklar ise %6. Bunlarda aşağıdaki gibidir: : SİBİRYA TATARLARININ NÜFUS DAĞILIMI Oblast'ın adı Tünen Omsk Novosibirsk Torrtsk Irkutsk Arhangelsk Çikitinsk Kemerov Magadan Toplam Nüfus 136.ederler. 25-30 bin civarındadırlar. Krasnoyarsk Krayına bağlı Taymır (Dolgan-Nenets) muhtar okluğunda bulanan Dolganlar ise takriben 5 binlik bir nüfusa sahiptirler.511) Türk soylular bulunmaktadır. Fakat bîr Haylisi mlB benliğini korumuştur.703.428 nüfusa sahip olan diğer bir Türk boyu Hakas'lar Krasnoyarks Kray'a bağlı Hakas Muhtar Oblastında yaşarlar. Msl. Altaylılar ise kendi bölgelerinde 50 binden fazla bir nüfusla genel nüfusun %30'nu teşkil . Kazak. Onların bölgesinde de Ruslar 110 binlik bir nüfusla %64'lük nüfus oranına sahiptirler.1 26.996'ya ulaşmış olmalan gerekir. Kırgız.233. Baraba Tatarları gibi). Bunlar sırasıyla Uygur. Buna Dolganlar'ın kendilerine Saha. Hakas Muhtar oblastı 64. 1982 nüfus sayımının resmî verilerine göre Çin rtalk Cumhuriyeti'nde Han diye. Salar.793 2.9 7.031. Ancak bunların genel Tatar nüfusu içinde kayde-dilip-edilmediği meçhuldür. 1964-1982 yılları arasında %68. Elimizde ancak 1979'a göre olan istatistiki bilgiler mevcuttur. Bunların içinde Türk soyluların nüfusu 7.170 nüfus artarak &470. adlandırılan.5 5.317% ufak bir nüfusa sahip olan Altaylılar'a eskiden Oyrot ta denirdi. Özbek ve Tatar gibi föıfe boylarına mensupturlar.729 4. Bu hesaba göre azınlıklar arasında dahi Türkler'in oranı ancak % 10.747 4. Hakaslar ise ancak %12'lik bir oranla 60 binin biraz üzerindedirier. yani Doğu Türkistan'da .254) teşkil ediyorlardı.193 1.821 6.4'lük bir artış oiduğu kaydedilmektedir.428 71.882.630 41. Ancak 1 milyon civarındaki bu topluluklar yaşamaya elverişli olmayan.255 206.500 289.5'a ulaşmaktadır.5 100.esas Çtnffler %93. bölgelerde. Bu bölgede Sibirya Buharalıları denilen bir Türk topluluğu daha mevcut olup. Tomsk ve Baraba'da fazlaca sayıda olan ve Kazan Tatarları ile yakın akrabalığı olan bu Tatarlar. Onların Kırgız ve Sagay adlı iki mühim kolu vardır.2'lik tabiî bîr nüfus artışı olduğunu kolayca tahmin edebiliriz.826 olarak verilmiştir. Tümen.289 25.

.yaşarlar.

1982 resmî istatistk verilerine göre Smcang Uygur Muhtar Böigesi'nin nüfusu 13.5 6.. Bunları nüfuslarının yoğunluğuna göre Juang-Hui (Çin müslümanı). Bu muhtar bölgede değişik azınlıkların adını içeren 5 muhtar eyalette bulunur. Eki böîgerm dışında yaşayan (Çrnghai veGansu eyaletleri) Salarlar ise îSSZöe 69.000 dolaylanndadır. Kuzeyinde ise büyük Taklamakan çölü bulunur.567 16. Tibetli.444 1. Boro Tala Moğol Muhtar Eyaleti 3.503 4.. Çang-Çi Hui Muhtar Eyaleti 4.855 9.. ia.03 4.482.751 Toplam . Ktzılsu Kırgız Muhtar Eyaleti Doğu Türkistan esas halkım Uygurlar teşkil eder ve Uygurlar'ın %90-95'i kendi muhtar bölgelerinde yaşarlar.000. İşte bu milîî azınlıkların bazıları için kendi adlarını taşıyan bölgeler tesis edilmiştir Bu bölge Batı Avrupa kadar büyük bir yüzölçümüne sahip olup 1.09 0.. Pakistan.. SİNCANG UYGUR MUHTAR BÖLGESİNDEKİ NÜFUS(1990) Adı 1982 Nüfusu 1990 Tahmini Nüfusu (%) Oran(1982) 45. Miao.. . Suudi Arabistan.2 6.01 3.081. Bouyei.000 5.127 56.09 0.. Mançu.986 * 35.2 0..7 43.2 0.184'e ulaştığı söytenebSir.000 63...681 idi.4 artmakta olduğunu ve genei nüfusun %50'literine yaklaştığını göstermektedir. Yukarıdaki tablonun incelenmesinde Türklerin toplam nüfusunun 9. Bayangol Moğol Muhtar Eyaleti 5.112 907. Ancak Uygur Muhtar Bölgesi ile ilgili nüfus tablosu btee ülkedeki Çin nüfusunun .000 18. Uygur. Türkiye ve ABO gibi ülkelerde bulunmaktadırlar.994..3 (%) Oran (1990) 48.. Her Çinfi Uygur Kazak ' Kîfgız îac& Özbek Taraf 6000. Yao. Çin'in toplam yüzölçümünün altıda birini teşkil eder.000'in üzerinde Uygur ise komşu SSCB'nde (Kazakistan ve Özbekistan) 100-150.503 nüfusa saNp iken şimdi 75. Moğol...68i . Ülkenin kuzey kısmı Çun-garya ve güney kısmı Kaşkarya olarak bilinir.975 152.999 26 503 12.000 km2 dır. Dong ve 6ai olarak sıralamak mümkündür.582 113.217.8 0.9 45.9 0.6 0.84 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 05 Sincang-Uygur Muhtar Bölgesi : Resmî verilere göre Çin Halk Cumhuriyetimde 56 milfi azınlık bulunmaktadır.. 200.. Bu bölgede yaşayan Türkleri nüfusları ise aşağıdaki gibidir.459.000 kadarı da Afganistan.779 2. T İli Kazak Muhtar Eyaleti 2. Koreli.710.957.000 7. Yi.9 0. .oei.

000 1. AFGANİSTAN'IN ETNİK YAPISI Etnik Gurubun Adı 1978 Oranı (%) 1967 Göçmen Oranı(%) 84.%15 hata ihtimali de dikkate alınmalıdır. 1979 öncesi Afganistan'da en büyük nüfusu Puştunlar teşkil etmekte olup. Kısacası Çinli göçmenlerin çok sayıda yerleştirilmesi neticesinde kısa bir gelecekte Doğu Türkistan'daki Türk boyları ülkelerinde azınlık durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıya-Ckrler. tahminen %40'lık bir orana sahipler.000 480. Ancak araştırmacılar bu ülkenin nüfusunu 12 ifâ 15.1 0. Bu tahminlere savaşlar esnasında ölen 1. Aşağıdaki tablo bu konuya açıklık getirecektir. Yukarıdaki tabloyla bu rakkamın mukayesesinden şöyle bir sonuç çıkarabiliriz : Milletin Adı Tacik Puştun Hazara Özbek Türkmen Diğer Nüfus 4.5 milyon civarında tahmin etmektedirler.000 .6 6.5 3. Ülke dışında 3-4 milyon Afgan mültecisinin olduğu tahmin edilmektedir.000 1.000 2.680.000 km2 lik Afganistan'ın demografik yapısı hakkında kesin neticeler çıkarmak hayli zordur.ne kadar Türkler'de tabiî nüfus artışı yüksek ise de Türkler Uygur. Ancak göçmenler arasında %85'iere varan oranı teşkil ettiklerinden şu anda genel nüfus oranında %2ö 'lere düşmüşlerdir. Bunun büyük bir kısmı Pakistan'a yerleşmiştir. Sovyet işgali neticesinde Afgan halkının büyük bir çoğunluğu da canını komşu Pakistan ve İran'a sığınarak kurtarmıştır.440.6 2.0 0. AFGANİSTAN : 10 yıl süreyle Sovyet işgaline maruz kalan 650.5 1.000 Afganistan vatandaşının dahil edfildiği düşünülebilir.7 Afganistan 1987 Oranı (%) 22 34 14 14 4 Puştun "Tacik Hazara Özbek Türkmen Nuristani Beluci Diğer 39 26 10 10 3 1 1 11 12 Afgan resrrîî şahıslarının ifadelerine göre ülkede bugün 12 milyon insan bulunmaktadır.000 1.680. Kazak vb diğerleriyle birlikte ancak %50'nin biraz üzerinde bir orana sahiptirler.0 1.240.640. Fakat gene de +/.080.

Ayrıca Türkiye'ye resmî kanallarla (vize ile) girenlerin sayısı da 30. Bunlar kopuk bir topluluk manzarası arzederler. IRAK: Dicle ve Fırat'ın hayat verdiği Irak'ın yüzölçümü 434.329 Türk olmak üzere toplam olarak 140. Kerkük. Özetlersek.944 km2 yüzölçümü ve.7 olan yüksek nüfus artışıda nazarı ita-bara alınırsa Bulgaristan'daki Türk nüfusunun 2 milyona ulaştığını tahmin edebiliriz.86 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI S7 Yukarıdaki diğerler hanesinde gösterilen rakamın içinde Türk boyları Kırgız. Karahan. Son istatistik? verilere göre 1989 yılında Bulgaristan'ın nüfusu ancak 6. Taze Hurmata. 25.000 km2 yüzölçümüne sahip olan Iran İslâm Cumhuriyetinde nüfus 50 milyon civarında diye tahmin edilmekte olup.000 dolayında tahmin ediliyor. İran'ın kuzey doğusunda Türkmen Sovyet SSC'ye komşu bölgede ise Yomut. Onlar benliklerini. Zengin bir petrol ülkesi olan Irak'taki Türkler Türkmen adıyla bilinmekle birlikte Azericenin bir şivesini konuşurlar. Maku. Dakuk. Akça.000 kişi Kanada'ya. ve Dedeağaç vilâyetlerinde ve ayrıca Dimetoka ve Sofu'da ve bir miktar da Rodos'ta yaşarlar.000 km2lik bir sahayı kapsayan Tebriz. 105. Kırgızlar ise Afgan Pamiri veya Vahan denilen yörede yaşarlardı ancak Sovyetler onları Vahan koridorundan uzaklaştırdılar. Bulgaristan'ın nüfusundaki bu olağandışı gelişmede çok kişinin ülkeyi terketmesinin de rolü vardır. Bunların dışında ise Afşar.000 dolaylarında olması gerekir. Türkler'in Bulgaristan'daki oranı %8. KUZEY KİBRİS TÜRK CUMHURİYETİ İ Yüzölçümü 3335 km2 olan KKTC 15 Kasım 1983te ilân edilmişti.928 km2olup. Kuzey Azerbaycantılar'dan ayıran belki de en mühim hususiyet ilklerinin çok güçlü Fars dili ve kültürünün tesiri altında kalmış olmaları teşkil eder. Erdebil. Bu şekilde Yunan soykırımından kurtulan Türklerin nüfusu 200.180 km2 olup.000'i Tprkçe konuşmakta olup. Merent. Hoy.500 km2 yüzölüçümünde takriben 20 milyon nüfusa sahip olan Romanya'da üç Türk gurubuna rastlanır. Urmiye.000 nüfusa sahip olan bu ülke 6 birlik cumhuriyetinden müteşekkildir. Hanefî mezhebinden olmaları dolayısıyla Azeriler'e nisbeten daha iyi korumuşlardır.000'ün üzerinde diye tahmin edilmektedir. Çoğunluğu Sırplar teşkil eder (%40). Türkler'de ise %17. Şahraban gibi şehir ve kasabalarda yaşarlar. Bu rakamla birlikte Türkler'in sayısının 936. Dolayısıyla da "Bulgar milleti yaşlanmaktadır* gibi ilim adamlarının ikazlarına şahit olmaktayız. Karatepe.6'lık bir oy potansiyeli ile 400 kişilik parlementoya 23 milletvekili seçtirebilmişlerdir. Özbekler Herat'ın dışında Balamurgap. Mazarişerif ve Tûkurgan şehirlerinde yaşarlar. Nüfusları 2 milyon olarak tahmin edilmektedir. Karadağlı vs gibi değişik adlara sahip Türk topluluktan mevcut olup toplam nüfusları 1 milyon civarındadır. 7. Türkmenlerin Teke. 9 milyon civarında bir nüfusa sahiptir. Tuz Hurmata. Bugün de bu sayıyı muhafaza ettikleri tahmin edilebilir.648. 1989'da Türkiye'ye otan büyük göç dalgası neticesinde 150. Son yılda 18. Ayrıca genel nüfus içinde %6'lık bir orana sahip olan Roman (Çingene) halkının İslâm dinîne bağlı olan 180. Konar-göçer bir hayat süren Kaşgaylar'ın nüfusu 500. Bunların da nüfusu 500. Maymana. Hama ve Humus'ta bulunurlar. YUGOSLAVYA SOSYALİST FEDERATİF CUMHURİYET: Yüzölçümü 225. Fırat bu ülkenin can damarıdır. İşte bu Türkmenler Araplar'la Kürtler arasında sıkışmış olup tarihî Musul-Bağdat yolu üzerinde yaşarlar.769. Hamse. Şıbırgan. Halhal. kendilerini Türk kabul etmektedirler. Türkiye'de Kerkük Türkleri diye de bilinen bu Türkmenler rejimin çok şiddetli baskısı altındadırlar. Culfa.000 dolaylarındadır.000'e ulaşmıştır. Azeriler'in büyük çoğunluğunun yaşadığı Güney Azerbaycan 107. Yomut. İRAN : 1.000 civarındadırlar.000'e ulaşmıştır. Yunus Peygamber. Kazaklar işe Hanabad bölgesine yerleşmişlerdi. Karapapah. Toplam nüfustan 120. Bu Türkler genel olarak Batı Trakya bölgesinde Gümülcine. Kızlarabad. Kifri. 20. 5000 kişi İsveç'e. nüfusu 10 milyon civarındadır. İran'daki Türk soyluların nüfusu 20 milyona ulaşmıştır diye tahmin etmekteyiz. SURİYE: Türkiye'nin en uzun sınır komşusu Suriye'nin yüzölçümü 185.3S2. Tarık boylan Herat bölgesinde. Bu ise 1000 kişide 0. Sarık ve Çakra boyları Andhui ve başka yerlerde bulunurlar.4'tür. Kazak ve Karakalpaklar da'dahildir.000 Gagauz. Meraga. Bazı verilere göre.976. 1971 nüfus sayımına göre 8.469 tatar ve 14.000'e ulaşması gerekir. 1956 resmî nüfus sayımına göre. Sırasıyla incelersek Özbekler Afganistan'daki en kalabalık Türk topluluğunu teşkil ederler.000'in üzerindeki soydaşımız tekrar Bulgaristan'a dönmüştür. Seimas. 1000 kişi de Avusturya'ya göçetmiştir.620 seçmen mevcut olup Türkler %6. Başlıca kuzeyden güneye doğru Telafer.000 kişi Doğu Almanya'ya. 1990 yılının Haziran ayında yapılan İlk serbest seçimlerinde 6. Salur ve Sarık boylarından müteşekkil Türkmenler yaşar. Göklen. Onlar Kosova muhtar bölgesinin. Güney Azerbaycanlıları. Şahseven. Bu son üçünün toplam nüfsunun 100. Soğukbulak gibi şehir ve kasabaları içine alır. İran'daki Türk boyları arasında ikinci mühim topluluğu Kaşgaylar teşkil eder.000 nüfusa sahip olanlar Yunanistan'da Türkler çok ufak bir azınlığı teşkil eder. Kırım'dan Romanya'ya göç eden Tatarlar ve yerli Gagauzlar'dır. Avrupa şurasının raporlarına göre 300.804 km2 ve 1981'e göre 22.000'in üzerinde olan Türkler Lazkiye ve çevresinde Halep. Buna göre Afganistan'daki toplam Türk nüfusu 2.000 Bulgar vatandaşı illegal olarak İspanya'da çalışmaktadır. Priştine.000 kişi artmıştır. Kengürlü. Ayrıca buna ilâveten 1974'te Bulgarlar'da %6. Astara. Bundan önceki Bulgar yönetiminin Türk ve diğer azınlıkları (ki bunlar arasında Türk asıllı Tatarlar da vardır) zorla Bulgarlaştırma siyasetinin etkileri henüz bilinmemekle beraber ufak yaştakilerin bu insanlıkdışt kampanyanın etkisi ite esas benliklerini kaybetmiş olmaları da muhtemeldir. Kaçar.000 kadar Bulgar Yunanistan'daki vize süreleri bitince ülkelerine dönmemişlerdir. Fakat eğitim eskisi gibi Farsça yapılmaktadır. Bunlar Anadolu'dan gelip buralara yerleşenlerin torunları. BULGARİSTAN : 1878 Berlin Muahedesi neticesinde Osmanlı İmparatorluğumdan koparak kurulmuş olan Bulgaristan'ın yüzölçümü 110. Ancak 1978'den sonra bu yasağın kalkması neticesinde bazı neşriyat faaliyetleri başlamıştır. YUNANİSTAN : 131. Erbil. Dragaş ve Makedonya cumhuriyetinin . Türk ise 150. Seripul. Tahran'ın Fars milliyetçiliğine dayanan küttür politikası Azeri neşriyatına imkân vermemiştir.000'e ulaşmış olması gerekir. Iskeçe. Bu durumda onların nüfusunun 756. Karakalpaklar ise dağınıktırlar.5 ilâ 3 milyon arasındadır diye tahmin edebiliriz. Belh.000 dolaylarında Türk vardı.000 km2 olup nüfusu17 milyonun üzerindedir. Altınköprü.75'lik bir orana tekabül eder. ROMANYA : 237. Kuştepe. Güney İran'ın Fars eyaletinde yoğun halde bulunurlar. bunun en düşük tahminle 16 en yüksek tahminle 18 milyonunu Azeriler teşkil eder. Nüfusları 300. Salur boyu Maymana ve Maruçak'ta.

Balkan Türkleri gibi tabirler de kullanılmaktadır. Azeri ve Tatar toplulukları da mevcuttur. Bütün bu Türkler'in toplam sayısı 250.Bu yüzden de mesela. Kanada. ABD'de ayrıca ekserisi SSCB'nden (Rusya) göçetmiş olan Kırım Tatarı.000 civarındadır.88 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 89 ÜskOp. İşte totaliter rejimlerde yaşayan bu Türklerle demokrasi şartlarından yararlanan Türkler arasında siyasî davranış ve şuur yönünden de farkMtkfar olması gayet normaldir. Türkiye'nin dışındaki Türkler'in ekseriyeti işe tek parti sisteminin hüküm sürdüğü ülkelerde bulunmaktadır. anlamalarına engel olmuştur. Türk topluluklarının esas yoğun bulunduğu bölgeler başta Türkiye olmak üzere SCB. Bunlar arasında en büyük topluluğu ABD'de yaşayanlar teşkil eder. Ancak çeşitli Türk toplulukları arasındaki soy birliğinin diğer ırklara nazaran çok güçlü olduğunu belirtmekte de yarar vardır. Kısacası bu topluluklar arasında bir nevi kardeşlik bağı mevcut ise de bu şartlarda tek bir mütecanis Türk milletinden bahsetmek oldukça güçtür. gerek düşünce ya-prsı ve gerekse ekonomik". Her ne kadar aynı soydan gelseler de gerek dil. Devar gibi şehirlerinde yaşarlar. DİĞER ÜLKELER : ABD. bilmelerine. Türkmen. Aralarında bir hayli öğretim üyesi. Çtettalk Cumhuriyeti ve İran'dır. Her ne kadar son siyasî gelişmeler bu ülkelerde de demokratikleşme törecini başlatmışsa da bu gelişmenin azınlık durumunda bulunan Türkler'e müsbet yönden etkisinin olacağını söylemek için vakit henüz erkendir. sosyaîve politik menfaatler yönünden aralarında farklılıklar olduğu anlaşılmaktadır. Bitola. bu değişik Türk toplulukları arasında ayrıca bölgesel. Bu gruplandırma daha ziyade hususiyetlerine bakılarak yapılmış olup. mühendis başarılı iş adamları bulunan Türkler bu ülkede Türkiye'nin güzel bir imajını yaratırlar. Böylece Türk asıllılar dünyadaki belli başlı soylar arasında ilk sıraları alırlar. Özbek. Kırgız. kültürül ve siyasî farklılıklarnı bulunduğu da unutulmamalıdır. Avustralya. ALTAY TATAR BAŞKURT KIRIM TATARI NOttAY KUMUK KARAÇAY BALKAR KAZAK KARAKALPAK KIRGIZ Araştırmamızın başında belirttiğimiz üzere bu Türkler Balkanlardan başlayarak Çin'in batısına kadar uzanan bir haylisi birbirinin devamı şeklinde olan coğrafî bölgelerde yaşarlar. YAKUT DOLGAN ŞOR • HAKAS TUVA KARAGAS KUZEY BATI (Ktpca k) \ GÜNEY BATI TÜRK (Ofrız) KUZEY DOĞU 1 TÜRKMEN AZERÎ ANADOLULU OAGAUZ V. tıp doktoru. Karaçay. Suudi Arabistan gibi ülkelerde de ya Türkiye'den ya da başka Türk illerinden buralara göç etmiş ve yerleşmiş olanlar mevcuttur. Türkiye ile diğer ülkelerdeki Türk toplulukları arasında bir aşıra yakındır herhangi bir kültürel mübadelenin olmaması da bu toplulukların birbirlerini tanımalarına.000 diye tahmin ediyoruz. Kazak. Yukarıda belirttiğimiz diğer ülkelerdeki Türkler'in toplam sayısını ise 250. Buna rağmen güçlü dernek faaliyetleri ile Türkiye'nin meselelerini Amerika kamuoyuna yansıtmaya çalışırlar. Japonya. Gostiva. Buradakilerin ekserisi New York ve California eyaletlerinde bulunurlar. Fakat oldukça dağınık bir manzara arzederler. G INEY DOftU(Kaşkar) ÖZBEK UYGUR ÇUVAŞ ÇUVAŞ C ■ . Balkan ülkeleri içinde kültürel yönden en rahat durumda bulunanları Yugoslavya Türkleri teşkil eder. Finlandiya. Dünya Türkleri'ne Genel Bir Bakış: Dünyadaki çeşitli Türk topluluklarının kesin nüfuslarını belirlemek mümkün olmamakla birlikte eldeki mevcut kaynakların değerlendirilmesi sonucu yeryüzünde 145 milyonun üzerinde Türk'ün yaşadığını belirtebiliriz.B. Türkter'i beş ana gurupta mütalâa etmek gerekir.

Alptekin. Statlçeskly Sbomlk.Katinin oblast 5. sayı 6(1980). Lipets Oblast 5." Tha Chlna Quartaly (Aralık 1983) 8. 1970 goda IV. E. 1. Moskova 1973. A. Murmansk Oblast MERKEZİ BÖLGE 1. sayı 1(16 Ocak 1984) . 1111-1120 Canubi Azerbaycan Tarihi Meşaleleri. 'Age Dist ribution of China's Population' Baljing Rewlew.90 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 91 BİBLİYOGAFYA Altıncı Baş Yıllık Kalkınma Planı. İstanbul 1989 * ayn. ÇİSHMinost 1 Sostav Nasalanlya SSSR.* Mghanıstan 1978-1987. Po Dannım. 1990-1994.Bryansk Oblast 2. BakO 1985. Labour and Natlonallty in Sovlet Central Asla. TDEK. Lubin. *Resulıs of the National Elections".Vladimir oblast. Kursk Oblast 4. Londra 1988. Komi MSSC 3. "Dış Türklerde Büyük Nüfus Artist'. T. 12-16. arif. II.Moskova Oblast 7. Yuroslav Oblast KUZEY-BATI BÖLGESİ 1. .Ivanov Oblast 4. Novgorod Oblast 3. SSCB aşağıdaki 20 ekonomik bölgeye ayrılır: KUZEY BÖLGESİ LKarel MSSC 2. Central Aslan Survey. Leningrad Oblast 2. I. Voiogodsk Oblast 5.Orlov Oblast 8.613-614. Sârenski. Hong Kong 1984. J. sayı 26 (Haziran 29. 1982 Naselenlya SSSR. Moskova 1984 Devlet. İstanbul 1978. Baku 1989. Tambov Oblast İDİL.Ekonomi Türkiye dışındaki Törkler'in bûyök çoğunluğu SSCB'de bulunmaktadır. N. Moskova 1989 Nifcoiaev. Pskov Oblast MERKEZÎ KARA TOPRAK BÖLGESİ 1.. tacutental Papers Series: sayı 6. Tula Oblast 11.Ryazan Oblast 9. Yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ve endüstriyel kapasitesiyle de dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alır. Moskova 1980 Naselenlya SSSR 1987. $' The Gypsies: A Re-Emerging Minority". SSCB yüzölçümü yönünden dünyanın en büyük ülkesidir (22. II. MordvaMSSC . sayı 21 (25 Mayıs 1990). Narodnoo Hozyaystvo SSSR 1922-1982. A. War. M.E. Baku 1988. Vsesoyuznoy Pereplsl Nasele-niya 1979 Goda. 16-18. Ankara 1989. Begorod Oblast 2.Yücel. Bulgaristan'da TOrk Varlığı.Smolensk Oblast 10. Moskova 1988. VViesbaden 1984 YOM iktisadi Raeor-1968. Arhangelsk Oblast 4. Uygur Türkleri. İstanbul 1988 2. Po Dannıın Vsesoyuznoy Pereplsl Naselenlya 1979 goda. Cenubî Azerbaycan Tarihinin Oçerkl (1828-1917). 7.402.s. N.BRYATSK BÖLGESİ LMariMSSC 2. Moskova. "Güney Azerbaycan ve Iran Türkleri". Dolayısıyla onlarında belli bir ekonomik potansiyele sahip olduklarını düşünebiliriz. Report on Eastern Europe. Stailstlacfce* Jahrbueh §988 tür die Bundesrepubllk Deutshcland. 'The Pretiminary Ruselts of China's 1982 Census.1990) s. M£ Simonov. sayı 3(19 Ocak 1990) s. itogi Vsesoyuznoy Preplsl Naselenlya. Natslonabıyl Naselenlya. s. 3. *Ethnic Müslim Account tor Half of Soviet Population Increase". Report on USSR. Türk Dünyası Araştırmaları.S. sayı 1 (Kasım-Aralık 1987) Caferoğlu. Report on Eastern Europe. Aird. Demography and Society". 4551 Ibrahimov. Çağdaş TOrk Dünyası. Voronej Oblast 3.200 km2). Ankara 1985 Batı Trakya'nın Şasi. İst Sheey. Gaşgaylar.Kostroma Oblast 6.s.

Kaliningrad Obtast DOĞU SİBİRYA LBuryatMSSC 2. Çerkassa Obiast 12. Penza Obiast 4. Hitomirsk Obiast 4. Ermeni SSC 1.DnepropetrovsK Obiast 3. Hmelnctek Obiast 11. Altay Kray 2. Perm Obtast 6 Sverdîovsk Obiast 7.TaîarMSSC 3 Astrahan MSSC 4 VoJgograd MSSC 1. Türkmen SSC BELORUS BÖLGESİ 1. İvano-Frankovsk Obtast 6.KalmukMSSC 2. Kîıov Obiast İDİL BOYU BÖLGESİ t. Çei^abinsk Obiast DÖNETS-PRİONEPROVSK BÖLGESİ 1 Varoş&ovgrad Obiast 2. Krasnoyarsk Kray 4. Citinsk Obiast 1. Kuybişev Obiast 6. Magadan Obiast KAZAKİSTAN BÖLGESİ 1. Po&ova Obiast 7 Symsk Obtast 8 HarkovObfcMt 5. Lvov Obiast 8. Kabarda-Balkar MSSC 3. Stavropol Kray 7. Kurgan Obiast 4 Öfenburg Obtast 5. Kiev Obiast 7. Ternopolsk Obtast: 10. Omsk Obtast 5. Gorkov Obiast -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPİ 93 GÜNEY BÖLGESİ BALTIK BOYU BÖLGESİ LLetonyaSSC 2. Donets Obiast 5. Tuva MSSC 3. Novosibirsk Obiast 4. Çeçen-lnguş MSSC 5. Kırgız SSC 3. Rovensk Obtast 9. Kazakistan SSC 4. Kemerov Obtast 3. Amur Obiast 5. Belorusya SSC 7. Karasnodarsk Kray 6. Odessa Obiast KUZEY KAFKASYA BÖLGESİ 4. Yakut MSSC 2. Nikolaevk Obiast 3. Rostov Obiast 7. Tacik SSC 4. Tomsk Obiast 6Tümen Obiast UZAK DOĞU BÖLGESİ 1. Kuzey-Osetin MSSC 1. Kırım Obiast 2. Saıatov Obiast 8 Utyanov Obiast URAL BÖLGESİ V Başfcurt MSSC 2 UdrmırtMSSC 3. Habarovsk Kray KAFKASYA-ÖTESİ BÖLGESİ ORTA ASYA BÖLGESİ 1. Sahalın Obiast GÜNEY-BATI BÖLGESİ LVinnHsk Obiast 2. Özbek SSC 2. Gürcü SSC 2. Vohnsk Obiast 3. Dağıstan MSSC 2. Irkutsk Obtast 5. Azerbaycan SSC 3. PrimorKray 3. Çernigovsk Obtast . Litvanya SSC 3. Zakarpat Obiast 13. Çemovftsk Obiast 4 Zaporoje Oolasî 5 Kirovograd Obiast 6. Kamçatka Obtast 6. EstonyaSSC 4. Herson Obiast BATI SİBİRYA BÖLGESİ 5.m■ 3 Çuvaş MSSC 4.

MOLDOVYA BÖLGESİ LMöldovyaSSC Sovyet genel nüfusunun takriben % 701 ülkenin Avrupa bölümünde yerleşmiş olup. Novosibirsk. Kafkasya bölgesinde. Rostov. Sibirya bölgesi ise. esas endüstri de bu bölge de bulunmaktadır. Endüstri başta Moskova olmak üzere sırasıyla Leningrad. Fazla yaşamaya elverişli olmadığı için buralarda ziraat ehemmiyetsiz derecede azdır. . Gorki. Mesela. Tiblisk. Kazakistan'ın Karaganda yöresinde. Kazan. Kuybişev. Uta. aynı şekilde tabiî gaz da bu bölgelerde bulunur. Ancak yeraltı zenginliklerinin ise başlıca gayri Ruslar'ın bölgelerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.batı Sibirya ve Orta Asya bölgelerinde. SSCB'nin en zengin kömür yatakları Donets bölgesinde. orman ve tundralarla kaplıdır. Omsk. Ülkenin bilhassa batısındaki ekonomik bölgeleri ekime elverişli olup. Orta Asya bölgesinde ise sulama ile ekincilik yaygındır. Kiev. Harkov. kuzey Ural'da ve uzak doğu bölgelerinde bulunur. petrol Idit-Ural bölgesinde.

Bu merkezlerde ağfr ve hafif endüstri. Otomotiv endüstrisi de. Başlıca çavdar. Şimdi bu ekonomik bölgelerdeki Türk muhtar cumhuriyetlerini teker teker inceleyelim.1). Başkurt MSSC: Bu cumhuriyette de Tataristan'daki kadar olmamakla beraber zengin petrol ve tabiî gaz yatakları mevcuttur. bunun % 1'den az bir meblağı yerel hükümete kalmıştır. Tataristanto en mühim endüstri dallarını kimya ve petrokimya teşkil eder.5 milyon ton ve kağıt imalâtı ise 5 5 milyon tona ulaşmıştır. domuz. Başlıca buğday. Petrol çıkarılırken toprağa basınçlı su verme metodunun kullanılması çevrenin kirlenmesini ve tarıma elverişli toprakların tahribine yol açmıştır. Tatar MSSC'nin petrol ve tabir gaz merkezlen Etmet. buğday. Mesela. Dolayısıyla de petrol. İdil Boyu ve Ural Bölgeleri: Sovyetfer Biriiği'nin yukarıda belirtilen ekonomik bölgelerine Tatar. Çünkü Tataristan'daki iktisadî kuruluşlar 3 grupta mütalâa edilirler. sentetik kauçuk. Ancak çok kısıtlı bir bölüm Tatar cumhuriyetinin kendine bağlıdır. patates. demir-çelik endüstrileri bulunur. Tuymasi-Ufa. Tüben Kama petro-kimya endüstrisinin 1989 yılındaki net kazancı 137 milyon ruble olmuşsa da. Çeboksan. Hafif endüstri dalında dericilik ve kürkçülük mühim yer tutar. doğal gaz gibi yeraltı zenginlikleri. Bunun dışında sebzecilik ve meyvecilik de gelişmiştir. Türkiye'nin yıBık ham petrol üretiminin 3 milyon ton dolayında ve Türkiye'rtf&iyrllık ihtiyacının 17-18 milyon ton olduğu düşünülürse Tataristan'ın tek bir petrolden ne kadar büyük gelir sağlayabileceği anlaşılır. dergi ve gazeteler yayınlanmaktadır. Petrol üretimi ise 1980'de 603 milyon ton. bir pay verilmemektedir. SSCB'nde basın-yayın bir hayli gelişmiş olup. Son yıllarda yıllık üretim 70-80 milyon tona düşmüştür. Kuybişev.% 27. çavdar. Ur-manaş gibi merkezlerde et kombinaları sütlü gıda imalathaneleri bulunmaktadır. baklagiller yulaf. Rafineriler ve petro-kimya fabrikaları Başkurdistan'ın esas ekonomik zenginliklerini teşkil ederler. darı. burçak. Yar Çallı'da 1976'da imalâta geçen SSCB'nin enbüyük kamyon fabrikası KAMAZ bulunmaktadır. 3. Leninogorsk. Kimya fabrikalarında polietilen. çavdar. aseton. Alabuga. Burada ayrıca büyük baş hayvan. Sn büyük tabiî zenginliğini petrol ve yeraltı (doğai gaz) teşkil eder. Atatır. baklagiller ve şerbetçi otu yetiştirilir. Doğu Almanya. Ryazan. elektronik kimya endüstrileri de mevcuttur.2*8! endûsri İçin kullanılmıştır. kömür istihsali ise 716 milyon tona ulaşmıştır. doğal gaz 435 milyar m3. Çekoslovakya'ya yollanmaktadır. Bunun dışında ülkede kömür. 1980 yılında demir üretimi 245 milyon tona. keten. İşimbay-Ufa ve Tuymasi-Şkapova-Salavat arasında petrol hattı mevcuttur. her yıl gelişmekte olup. Türk Yörelerinin Ekonomik Durumu: Demografi bölümünde belirttiğimiz bölgeler aşağı yukarı ekonomik bölgeler için de geçerli olup. buğday.»4 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 95 Krosnayarsk gibi merkezlerde toplanmış bulunmaktadır. Omsk. Ülke bu kâğıt ihtiyacını kendi zengin ormanlarıyla karşılamaktadır Son yıllarda selüloz imalâtı 7. patates ve sebze yetiştirilir. Kullanılan Kömür ısısı ise ancak % 25 oranındadır. Fakat herşeye rağmen merkeziyetçi bir felsefeyle yönetilen ekonominin başarısız olduğu halkın ihtiyaçlarını karşılayamadığı ve ac*!en durumun düzeltilmesi gerektiği Sovyet liderlerinin son yıllardaki ifadeleriyle de ispatlanmıştır. Ndıo ve atom elektrik santrallerinde üretilir. Başka bir ifadeyle cumhuriyetin yerli halkı kendi ürettiği zenginliklerden yararlanamamaktadır. Ayrıca Kazan'da SSCB'nin en büyük bilgisayar ve optik aletler fabrikası bulunur. SSCB'nde elektrik enerjisi termo. Ancak koloni statüsüne sahip olduğundan cumhuriyette üretilenlerin ekserisi merkeze devredii-mektedr. Atom santrallerinin bir istisna dışında hepsi SSCB'nin Avrupa bölümünde bulunur. Burada yılda takriben 150 bin ağır evsaflı kamyon ve 250 bin dizel motoru üretilir. Neticede bunlardan elde edilen gelirin % 11 dahi Tataristan hükümetine kalmamaktadır. şeker pancarı yetiştirilir. 1980 yılında enerjinin % 60.5 milyar m3 doğal gaz elde edilir. Sovyet genelinde »sı enerjisi olarak petrol ve doğal gaz kullanılmaktadır (% 45. ı Tarım SSCB'in genelinde olduğu şekilde Sovhoz (devlet çiftliği) ve Kolhozlar (kollektif çiftlik) tarafından yürütülür. meyva. Tatar MSSC: Bu cumhuriyet tarım ve endüstri ülkesidir. Kafkasya (Kuzey Kafkasya ve Kafkssya-Ötesi) Orta Asya ve Kazakistan ve Sibirya bölgelerinde yoğun halde yaşadıklarından bu bölgelerin ekonomik potansiyelini inceleyerek bu Türk boylarının iktisadî yapısı hakkında bir fikir edinmiş olacağız. Şumerliya. Yaroslav. otomotiv. Doğal gaz'ın birkısmı ise şimdi Türkiye'ye gelmektedir. Fakat bu petrol gelirinin hepsi Moskova tarafında» sömürülmektedir.3. Kömür yataklarının bulunduğu merkezlerde demir-çelik. değişik Türk boyları Idil-Ural. Kanasa. Kısacası Tataristan'ın ekonomisi Sovyet standartlarında çok gelişmiştir. Çuvaş MSSC: Ülkenin ancak yansı tarıma elverişli olup. çelik üretimi ise takriben 10 milyon tona ulaşmıştır. Gorki.199. Çıkarılan petrol Başkurdistan. Kazan uçak fabrikasında İL-62 tipindeki uçaklar üretilir. boroksit. Köy ekonomisi hayli gelişmiştir. Yılda takriben 30-40 milyon ton petrol. İrfîl-Bryatsk.Moskova ve Perm rafinelerine "Dostluk Hattı"yla Polonya. Bu yöre yera!tı( petrol» doğal gaz vb) ve yerüstü (çeşitli tahıllar. 1980 yılında 2. bakır. petrol yataklarının bulunduğu bölgelerde ise petro-kimya endüstrileri yaygındır. Tataristan bugüne kadarrınerkeze 1 milyar ton petrol devretmiş bulunmaktadır. film gibi 4 binden fazla madde imaledilir. Birinci ve ikinci kategoridekiler SSCB'e merkez hükümeti ile RSFSC hükümetine bağlı olanlardır ki. şekerpancarı. sebze ve hayvancılık) zenginlikleriyle SSCB'nin mühim ekonomik kısmını teşkil eder. koyun ve keçi beslenir. kimya ve makina gibi mühim sanayii kollan doğrudan doğruya Moskova'ya bağlanmıştır. çok yüksek tirajlarda (bazıları 5 milyona ulaşan) kitap. Ayrıca makina. Koca ve küçük baş hayvancılık ülkenin ihtiyacını karşılamaya kafi gelmektedir. altın* manganez ve krom ocakları mevcuttur. mısır. Bunlar başlıca Kazan ile Tûben Kama şehirlerinde bulunur. Yukarıdaki rakamlardan görüleceği Üzere SSCB'nin çok zengin bir ekonomiye sahip olduğu kanaati hasıl olmaktadır.000 araba imal edilmiştir. Macaristan. Yani bu petrol gelirinden yerli halk Tatarlar'a herhangi . kimya ve petro-kimya. bunlar ekseriyeti teşkil ederler. Tataristan'ın doğal gaz üretimi yılda 4 milyar m3 dür. Başkurt ve Çuvaş cumhuriyetleriyle Türkter'in meşkim olduğu çevredeki oblastlar girer. Mendelyevsk gibi şehirlerdir. Ayrıca bu yörede hatın sayılır endüstrileşme de göze çarpar.

bunun 10 milyonu *off shore* tabir edilen Hazar Deniz?nde açılan kuyulardan elde edilmektedir. Tacikistan ve Türkmenistan Sovyet cumhuriyetleri takriben 13 milyon km2 İlk bir atam kaplamakta olup. Köy ekonomisinin % 75'ini de tarım ve pamukçuluk teşkil eder. Görüleceği üzere endüstri de tarıma yöneliktir. Azerbaycan SSC: Burada yeraltı zenginliklerinden petrol ve doğal gaz en mühim yeri almaktadır. dağ silsileleri ve çöllerle kaplıdır. Ayrıca halıofck da mühim bir iş alanıdır. kf> kürtkurşun. gemi inşaa. Kırgızistan'dan elde edilen 165 kilovat saat enerjinin büyük bk kısmı Kazakistan. antimon. çarların Orta Asya'da uyguladıkları ekonomi politikasını tenkit ederek 'Çarlar burayı pamukla Rusya'ya bağımlı hale getirdiler*' diye suçladıysa da Moskova aynı politikayı sürdürdü. yüksek yaylalar. Zerefşan gibi şehirlerinde hldro elektrik santralleri mevcuttur. çinko. Angaran'da kömür. batısında Hazar Denizi ve kuzeyinde Rusya'nın Avrupa bölümü w Kazakistan bulunan Sovyet Orta Asyası çok sert bir yerel yapıya sahiptir. ülkenin esas endüstrisin* Baku ve çevresine yerleşmiş olan pelro-krrnya sanayii teşkil eder Bunun dîştnda çelik. Görüleceği dzere takriben 9 milyon Türk asıllının yaşadığı Idil-Ural bölgesi SSCB'nin çokmühtrn ve zengin ekonomik merkezlerinden birini teşkil eder. bu miktar dünyadaki büyük altın ocaklarının istihsalinden daha fazladır. 250 kg hayvan yemi vb değişik mahsûller elde edildiğinden pamuk çok mühim sinaî bir hammaddedir. Dolayısıyla hem demografi. Balkar. İklimi genelde kurak diyebiliriz.000 hektara yükselmiştir.Târim ise kayda değecek miktarda değitrjr. konserve endüstrileri mevcuttur. Tanmtn % 651 strfama 3e yatmakta olup. Bunun dışında sığır gibi büyük baş. tarım ve pamuk toplama makinalan. motor. Bunun dışında sebze.ve pirinç yetiştirilir. Fergana vadisi ve Aşağı Surhandar'da petrol. Hayvancılık da gelişmiş olup.500 hektarlık alanda pamuk yetiştirilirken 1978'de bu 1.824. Üçkuduk'ta ise stratejik madde uranytfl» çtkanlmaktadır. Lenin. molibden ve Muruntav'da bol miktarda altın çıkarılmaktadır. Kattakurgan gibi şehirlerde bulunmaktadır. Kırgızistan. Gene de yılda 12 milyon ton petrol çıkarılmakta olup. değişken coğrafî bir Mm yapısı gösterirler. " Örtü Asya Bölgesi: Orta Asya ekonomik bölgesindeki Özbekistan. 100 litre yağ. Karaçay. kömür.'Köy ekonomisi esas geçim kaynağını teşkil eder. tekstil. Özbek SSC: Özbekistan'da endüstriden ziyade köy ekonomisi. Nogay gibi Türk topluluklarının hem sayıca az olmaları hem de onların Rus ve dfğer Kafkasya halk-tanyta gtnft bir şekilde iç cçe yaşamaları sebebiyle ekonomik potansiyelleri hakkında btr tahlilde bufcjnmak hayft zordur. Issık Göl civarınd&ise kükürt çıkardır^. Kura havzasında pamuk üretilir. Şayet bu yörenin yerfc Türk halkının bu ekonomik zenginlikte tasarruf hakkı olsaydı gelirleri Arap ütketertnın en zengin devletlerini fersah fersah geçmiş olurdu. Ktueey Kafkasya va Kafkasya-Ötesi Bölgeleri: 8u ekonomik bölgelerde tab» M. Pirinç üretimi genel Sovyet üretiminin takriben % 50'sini karşılamaktadır. Yerleşmeye en müsait bölge Fergana vadisi olup halkırt4 ^"Sİhden fazlası burada bulunur. Mingeçevir ve Vardanis termo etektrtfc santrafler* Kafkasya üresinin en büyük santralleridir. mis». . Dolayısıyla da pamuk ekim alanları her geçen yıl arttırılmıştır. üretimde Sovyet genelinde 4. sırayı alır. funyadaki ikinci büyük krater gölü Issık Qöl (6202 km2) büyük bir su rezervuardır. Azerbaycan pamuk üretertmde Sovyetler Birliği'nde 4. Özbekistan yeraltı zenginlikleri yönünden de mühim bîr ülkedir. Fergana vadisi Tanrı ve Altay sıradağları Kırgızistan'ın coğrafî konumunu belirler-yüksek dağlardan çıkan nehirler düzensiz ve hızlı akıntılı olduğu için elektrik enerjisi elde etmeye yararlar. Tacikistan ve Özbekistan'a nakleder. Bunun dışında demir. Doğusunda Çîn(. Olkenin en gelişmiş sanayisini traktör. buğday. Pamuğun yetiştirildiği ana bölge ise Fergana vadisidir. sırayı adr1. bakır. Semerkand. gelişmiştir. Bu ocaklarda ise mahkûmlar teJaralmaktactor. Bu fabrikalar Taşkent Çırçık. Yükseklikler kuzey ve Hazar'ın doğusundaki yerlerde deniz seviyesi altına düşerken bazı bölgelerde dünyanın en yüksek dağları mevcuttur. çavdar. Tahminlere göre yılda 80 ton kadar altın elde edilmekte olup. keçi ve domuz gibi küçük baş hayvanlar yetiştirilir. Ekim genelde sunî sulamayla yapılmakta olup 3 milyon 500 bin hektar sulanmaktadır. 10 milyon civarında koyun. Yukanda da görüleceği üzere daha ziyade gıda endüstrisi gelişmiştir. Kırgız SSC: Kırgızistan Cumhuriyetinin % 50'sinden fazlası 1000-3000 metre ve % 25'si ise 3000-4000 ^yükseklikte bir alana yerleşmiştir. tütün ve değişik meyvalar yetiştirilir. Çoğunluğu çıplak veya otlarla kaptı bozkırlar. Bugön dahi petrol denilince Baku akla gelmekle birlikte Azerbaycan'da üretilen petrolün m&tarı Sovyet genel istfosafi içinde ehemmiyetsiz denilecek bir dereceye düşmüştür. Özbekistan'da pamuğun dışında en mühim tarım ürünü pirinçtir. kurşun. keçî. kobalt ve tuz yataktan mevcuttur. Mubarak'ta doğal gaz. 1813 yılında Özbekistan'da 423. Bu durumda Sovyet genelinde üretilen petrolün ancak % 2' sinm Azerbaycan'da ekle edüdiği anlaşılmaktadır. domuz gflal küçük baş hayvanlar vartfcr. Mesela. Tarımın dışında besiciliğe de büyük ehemmiyet veriljrV 10 milyona ulaşan koyun sayısının 5 milyondan fazlasını meşhur Karakul koyunları teşkil eder. Pamuk üretimi tahıl üretimi aleyhine geliştirildi. Kuzey ve güney-batıda Fergana vadisinde civa. Almalık ve Koytaş'ta bakır. en mühim topluluğu Azeriler teşkil etmektedir. hem de ekonomi yönünden daha büyük ehemmiyete haiz olan Azerbaycan SSC'nin incelemek uygun olacak. Beyaz altın diye de adlandırılan pamuğun 1 tonundan 3 bin metre pamuktu kumaş. lastik.Konservecîyk hayü gelişmiş olup. mısır. Kırgızistan'ın kayda değer ağır san^ii yoktur.96 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPİ 97 Çuvaşıstan ekonomik yönden Tatar ve Başkurt cumhuriyetleri kadar mühim değtkfcr. Son yıllardaki istihsal 8 milyon tona ulaşmıştır. alffninyüm.Doğu Türkistan) güneyinde Afganistan ve Iran. SSCB'nde yetiştirilen pamuğun 2/3 si Özbekistan menşelidir. Kuzey Kafkasya ekonomik bölgesindeki Kumuk. sut ve sütlü gıdater köy ekonomisinin mühim ürürferîdfr. Çırçık. Gazlı. makina inşaa. Carkak. çinko. Başlıca besicilikyapftr. Özbekistanin Sırderya. Endican. doğal gaz ve petrol aletleri fabrikaları teşkil eder. Tütüncülük ve ipekçilik gelişmiş okip. ipetrol ve çinko. Fergana ve Zerefşan vadilerinde yetiştirilen ipek genel sovyet istihsalinin % 50'sini teşkil eder.

Türkmen SSC: Burada da ekonomi başlıca köy ekonomisine dayar». Ülkenin .

300 km2 ). iyot gibi madenler elde edilir. Türkmenistan'da başlıca tekstil endüstrisi gelişmiş olup. Kazakistan yeraltı zenginlikleri yönünden de mühim bir ülke olup. Kazakistan tarım ve hayvancılık ülkesidir. . 1500 'den fazla sovhoz bulunmakta olup. kimya endüstrisi. volfram. sırayı alan Kazakistan'da başlıca buğday yetiştirilmektedir. 3& milyon küçük hayvan 10 milyona yakın da büyük baş hayvan beslenir. tekstil ve gıda sanayiinin bulunduğu Karaganda göze çarpmaktadır. bakır ve demir döküm ateiyeleri sayılabilir. Tecen ve Kopet dağının eteklerinde pamuk. Bunun dışında Kazakistan'da çıkarılan bakır. Kazakistan Bölgesi: Kazak SSC: Kazakistan SSCB'nde RSFSC'den sonra en büyük yüzölçümüne sahip bir ülkedir ( 2. SSCB'de tarım istihsalinde 3. Aynı bölgelerde ve Karakum'da doğal gaz da çıkmaktadır. Büyük çapta olmamakla birlikte demir-çelik fabrikaları. Bu doğal gaz Buhara ve ürat'a sevk edilir. Petrolün dışında kükürt. makina inşaa. 1954 yılında 100 binlerin çalışırılması neticesinde Kazakistan'a 25 mayon hektarlık ekim alanı kazandırılmıştır. Aşkabad. Yeraltı zenginlikleri yönünden de oldukça mühim bir bölgedir.000 km2) kapladığından yerleşim alanları kısıtlıdır. Arazisi genellikle arızasız bozkırlardan ibaret olup. Burada 5 milyonun üzerinde Karakul koyunları yetiştirilir. Tarım da başlıca sulama ile yapılır.9* TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 99 4/5'ünü Karakum Çölü (350. İklim kuraktır. molibden. Bunun 1 milyondan fazlasını at teşkil eder. Aşkabad. Endüstrisi fazla gelişmemiş olmakla birlikte en mühim merkez olarak maden ocaktan. son 10 yılda büyük bir ekolojik felakete uğramış» suyu oldukça azalmıştır. kalay. Ancak bu üretimde de bîr düşüş gözlenmektedr. biz. Ekili yerlerin 9/10 'u sulamadan yararlanır. Türkmenlerin su ihtiyacı başlıca 900 km uzunluğundaki Karakum (Türkmen) kanalından temin edilir. Bunların dışında dmûrt manganez. Kurşun. Ülkenin en büyük gölü Aral olup. Yıllık üretim 15 milyon tonu geçmiştir. Bu durum ise komşu ülkeleri .000 tona düşmüştür.300. Çar-cuy. Çarcuy'da kavun-karpuz yetiştirilir. antimon gibi madenler kayda değer. Bu fabrikalarda başta pamuklu olmak özere yünlü ve ipekli kumaşlar dokunur. Göktepe ve Merv'de üzüm bağlan bulunur. Büyük protestolara yol açmasına rağmen Aral'ın eski haline döndürmek için şimdiye kadar hiçbir ciddi tedbir alınmamıştır. Taşauz gibi yerlerde fabrikalar mevcuttur. kalyum. 1982'de tahıl üretimi 11. Murgap. Kumdağı ve Okarem de mühim miktarda petrol çıkarılır. Çeleken yarımadasında Nebit dağı. ancak güney ve güney doğusu dağlıktır. Köy ekonomisinde pamukçuluk mühim yer tutar. Merv.653. Bunun dışındaki endüstri kayda değer değildir. Sovyetler Birliği'nin belli başlı nehirleri olan İrtiş. Kazakistan'da 500 kadar kolhoz.sulamak'için açılan su kanalları neticesinde meydana gelmiş ve dünyada misli görülmeyen bir tabii felaket insan eliyle meydana getirilmiştir. kurşun ve çinko SSCB'nin ihtiyacının % 50'sinden fazlasını karşılamaktadır. Karaganda bölgesinde zengin kömür yatakları (rezerv 50 milyar ton tahmin ediliyor). kuzeyde Ural-Enbağ havzasında petrole rastlanmaktadır. Obi buradan geçer. Besicilik de mühim yer alır.

000 km2 olup. karasaldır. Yakut MSSC: SSCB'nin en büyük muhtar cumhuriyeti olan Yakutistan'da (3. Şincang-Uygur Muhtar Bölgesi: Çin Halk Cumhuriyeti'nin batısında Türk asıllı Uygur ve Kazakların yoğun olduğu bu bölgenin (Doğu Türkistan) yüzölümü 1.34° )-(-45° ) arasındadır. Ülkenin yansı ormanlarla kaplıdır. İrtiş. Kürk hayvanları avlanır. domuz. çinko. Gelecekle çok daha büyük istikbal vadeden bu bölgeye yatırımlar sürmektedir. Yeraltı zenginlikleri yönünden çok mühim bir bölgedir. Doğudan batıya uzanan Tanrı dağları bu ülkeyi ku- . Sibirya bölgesinde zengin kömür yatakları ve diğer madenlerin bulunduğu da bilinmektedir. Ocak ayı ortalaması ise (. Diğer bölgeler ise nüfusları gayet az olup. Kış 180 ila 220 gün arasında sürer. Burada da Türklerin Yakut. Dolayısıyla da buradaki Türkler'e genel olarak Sibirya Türkleri veya Altay Türkleri de denilmektedir. Yenisey. Başlıca besicilik yapılır. Indigirka ve Kolumna nehirleri bulunur. Doğu Sibirya ve Uzak Doğu Bölgesi: Yerleşime pek müsait olmayan bu bölge yeraltı zenginlikleri bakımından SSCB'nin belki de en mühim kısmini teşkil eder. Çok zengin kömür rezervlerinin bulunduğu tahmin edilmektedir. Lena gibi SSCB'ni baştan başa geçen mühim ırmaklar bulunur. Bunun dışında soğuğa dayanıklı Ren geyikleri ve at yetiştirilir. Anabar. Bunun dışında kurşun. Koyun. Ülkenin % 20'sinden fazla bir bölümü kuzey kutbunda ve 2/3 si dağlarla kaplıdır. İklimi çok sert olup.Batı Sibirya.103. Yana.Sibirya'dan (Tümen) doğal gaz getirmek icat boru hatlarının döşenmesine başlanmış olup bu proje tamamlanmak üzeredir. Aldan. Muhtar Oblastları adlı idarî bölgeleri mevcuttur. yak ve ren geyiği beslenir. Kısacası Türkler'in yaşadığı hemen her bölgede zengin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri bulunmaktadır. deri ve gıda sanayileri mevcuttur. volfram ve molibden de elde edilir. Son yıllarda bu konuta* huzursuzluklara yol açmış ve ülkenin ekonomisini liberalleştirme sürecinde bir takım çüzümJer aranmaya başlanmıştır. Bunun dışında Türklerin yoğun bulunduğu Batı Sibirya'da Tümen havzasında Sovyetler Birliği'nin en zengin petrol yatakları bulunmakta oiup. Ancak bunun neticesinin ne şekil alacağını şimdiden kestirmek mümkün değildir. Lena. Tuva adlı muhtar cumhuriyetleri.500 km2 dir.000 km2). Abakan ve Yenisey kaynak ve havzalarında muhtelif Türk boylan yaşar. Ancak her türlü zenginlik merkezin yönetimi ve kontrolünde olduğu için yerli halka bu zenginliklerden fazla pay düşmemektedir. Sığır. Ülkenin 4/5'i kutup bölgesine has iğne yapraklı ağaçlarla kaplıdır. Indigirka ve Kolumna'da bol miktarda altın» Vilcuc ve Olenek'te elmas bulunur. at ve deve. Geçim köy ekonomisine dayanır. Tuva MSSC: Yenisey'in aşağı mecrasında Çin'e komşu Tuva'nın yüzölçümü 170. Urai dağlarının doğusunda Tobof. Hakas Muhtar ve Gorno Altay. Vahşi kürk hayvanları avlanır. fazla bir ekonomik performans göstermezler. Çin'in toplam yüzölçümünün 1/BVıi teşkil eder. Olenek.son zamanlarda Sovyet istihsalinin 3WV bu bölgeden temin edilmektedir. Genellikle balıkçılık yapılır. Sibirya'nın Altay-Sayan dağlık bögesinde Ob. Bunun dışında BAM adı verilen yeni tren hattı ile Sibirya'nın zenginlikleri merkeze sevk edilmeye çalışılmaktadır. Obi.710. İşim. Maden olarak ise kömür mühim bir yer alır. Ağaç.

Idil. Moskova . Meselâ. SSCB. Korla. Alptekin.'Kafkasya'da 12 milyon ton. Hotan. VViesbaden 1974 . Halkının % 70'i köy ekonomisinden geçimini temin eder. bu onların hayat standartlarım . Labour and NationalKy İn Savlet Central Asla. Şayet bu zengin bölgelerde yaşayan çeşitli Türk boylan kendi topraklarında elde edilen madenlerden vb. Tataratan ASSR Geograflyasi. Brockhaus. hayat seviyesi oldukça düşüktür. Ancak bu petrolün üretiminden elde edilen kârın çok büyük oran Moskova ve Pekin'e akar.Turfan gibi sulak bölgelerde yerleşmiştir. Kazan 1981.1958. Doğu Türkistan'da zengin petrol kömür. Başka bir ifade ile bu ülkeler Türkler 'm yurt dışına döviz yollamasını engellemektedir. S. Zaten SSCB'nin yeraltı kaynaklan incelendiğinde esas Rus topraklarının bu yönden çok fakir olduğu anlaşılır.100 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI zeydeki ufak Çungarya ve güneydeki büyük Kaşgarya'ya böler. Ancak bunların hiçbirinin kendi adlarını taşıyan idari bölgeleri yoktur. adil bir pay alabilseler. meyvecilik ve ekincilik yapılır. Irak ve Bulgaristan'da yoğun Türk toplulukları mevcuttur. Kazak Ostturklstan zvvlschen dan Grossmaechten. Buna rağmen ekonomik hayat fazla gelişmemiş olup. Buralarda bağcılık. Devlet Çağdaş Türk Dünyası İstanbul 1989 B. Berlin 1937 N. manganez. Kaşgar. İklimi sert ve karasaldır. İstanbul 1978 Atlas SSSR Moskova 1983 N. Özetlersek Türkiye'nin dışındaki Türk bölgelerinde zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına rastlamaktayız. Hong Kong 1984 Narodnoe Hozyaysvo Baskirskoy ASSRf 1917-1967) Ufa 1967 Narodnoe Hozyaystvo SSSR 1922-1982 Moskova 1982 E. Ülkede 30 milyon civarında küçük ve büyük baş hayvan beslenmekledir.Ufal'da 100 milyon ton. Lubin. Hayit Türkistan İm Jahrhundart Darmstadt 1956 F. volfram. verildiği takdirde de bu ehemmiyet arzedecek bir miktarı teşkil etmez. Aksu. Taysın. ÇHC'ndekt Türk soylular kendi yörelerindeki zenginliklerden kendilerine ayrılan malî payın artırılmasını talep ederken İran ve başka ülkelerdeki Türkler dez-organizasyon tür halde bulunduklarından ve hükümetlerince kendilerine muhtariyet hakkı tanınmadığından bu nevi taleplerde bulunamamaktadırlar. Etnografiya Narodov SSSR. Orta Asya'da 15-milyon ton Doğu Törkistan'da 10 milyon ton üretim yapıldığı anlaşılır.. Tschıraraschen. Ülkenin kuzeyinde büyük Takiamakan çölü bulunur. Yılda 10 milyon ton üzerinde ham petrol elde edilir. Petrol yatakları Karamay adlı bölgede bulunmaktadır. Ekonomik bölgelere ve Türklerin yoğunluğuna göre incelediğimizde tek bir petrol üretimini göz önünde tuttuğumuzda msl. kültür ve eğitim seviyelerini yükseltmeye hizmet ederdi. molibden. Dolayısıyla hukukî statü yönünden bulunduktan yörelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden bir pay alma imkânları bulunmamaktadır. Totaliter rejimlerde yaşayan Türk soylular ise. 8. Uygur Türkleri. C vatandaşları ise o ülkelerin vatandaşları oîmadîkîan ve tarihî herhangi bir hakları olmadığı halde Türkiye'ye yolladıkları dövizlerle büyük katkıda bulunmaktadırlar. Yukarıda belirtilen Türk bölgelerinin dışında başta Iran olmak üzere Afganistan. dünyanın en zengin petrol ülkelerinden biri olan Iran İslam Cumhuriyeti'nde başta Azeriler olarak diğer Türk boyları ile birlikte 20 milyon gibi büyük bîr rakama ulaşmalarına rağmen millî kültürel faaliyetler için dahi merkezden pay aîamamaktadirlar. Kendi yörelerindeki ekonomik faaliyetler ve şahsi katkıları neticesinde elde edilen gelirden dahi adil bir pay alamamaktadırlar.A. BİBLİYOGRAFYA E. XIX. bsk. yerli halka ya hiç pay verilmez.. nikel ve altın yatakları bulunmaktadır. Halkın % 90*ı Hami. ki bunların hepsi kendi tarih? topraklarında yaşarlar. uranyum. Urumçi. Tokarev. Diğer yönden ise hür ülkelere çatışmak maksadı üe giden T.

TÜRK TARİHİ —i--------1________________________________________________103 İkinci Bölüm Türk Tarihi .

Türk tarihini değerlendirirken onu hem zaman. içtimaî kültürel yönlerden . Bu itibarla mazinin herhangi bir devresinde ayn yerlerde başka başka Türk top luluk. Türkler bu nüfus çokluğu ve faal durumları dolayısıyla dünya tarihinde mühim rol oynamışlardır. Türkler dağınık şekilde yaşamaları sebebi ile birbirinden farklı gelişme yolları takip ettiklerinden Türk tarihini belirli bir zaman kesiminde bütün hâlinde değerlendirmek kolay olmamaktadır. Türk tarihi deni lince. tarihlerini çeşitti bölgelerde yapmışlardır. tfS^Jaft Bu bölünme keyfiyeti Türk kütlelerini siyasî. fertleri toplu olarak bir arada bulunduğu için. herhangi bir zamandaki durumunu açıkça tesbit ve tetkik etmek mümkün olduğu halde.TÜRK TARİHİ Giriş ibrahim KAFESOĞLU Türk | Adı. Orta Asya'daki Anayurttan etrafa yaptıkları sürekli göç hareketleri Türkter'in aynı zamand^ nüfusça kalabalık olduğunu da gösterir. hem coğrafî bakımdan diğer toplulukların tarihinden ayıran şu noktalar göz önünde tutulmak gerekir: a) Bütün diğer milletlerin. fakat Türk adını taşıyan ve ya hususî adlarla anılan Türk zümrelerinin -çeşitli bölgelerde ortaya koyduğu "tarihlerin bütünü anlaşılmalıdır. b) Tarihleri sınırı belli bîr coğrafî çevre içinde cereyan eden bütün diğer milletlerin yayılmaları da değişmeyen vatan toprakları civarında vukua gelirken. yeni yurtlar arayarak. çeşitli Türk kütleleri asırlarca yeni iklimler. Avrupa ve Afrika kıt'alarına yayılmış bir millettir. Türk Soyu. idare ve devletlerini müşahede etmek mümkün olduğundan.Asya. Türklerin Anayurdu ve Yayılmaları: En eski ve köklü kavimlerden biri olan Türkler aşağı yukarı 4 bin yrtlık mazileri boyunca. tek bir topluluğun belirti bir mahalde tarihi değü.

birbirle- .

yeni birçok milletlerin tarihi ile bir arada hattâ iç-içe gelişmesi bundan ileri gelmektedir. hattâ Iran edebiyatında Türk* sözö "güzel insan" mânasında alınmıştır. diğer Türkler'in ortak adı olmuş ve zamanla Türk soyuna mensup bütün toplulukları ifade etmek Özere millî ad payesine yükselmiştir. asırlarda dahi bugünkü telâffuzu ile. Batılı bilginlerden çoğu me- . daha eskiden ise Törük" şeklinde olabileceği belirtilmiştik Jr TQrk adına -gerek kaynaklarda. değirmi çehş. m.S.Türk Soyu: Tarihte Türk ırkı hakkında yapılan tasvirler oldukça karışıktır.Ö. buradan geliyor)'da Türk adını taşıyan ilk kavim gösterilmek istenmiştir. Geçen asırda A. Gök-Türk kitabelerinin çözücüsü V. 600'e doğru) nin Di-van'ında ve 11-12. Coğrafî ad olarak Turkhia (=Türkiye) tâbirine ilk defa Bizans kaynaklarında tesadüf edilmektedir. döz burun. Türk* kelimesi türemek" den çıkmıştır. asırlarda hem tek. asırda Kölemen devleti zamanında Mısır ve Suriye'ye Türkiye* deniliyordu. Türk Milleti'nin dünya tarihinde derin iz bırakan kudret ve faaliyeti ile izah etmek mümkündür. asırdan itibaren Türkiye" olarak tanınmıştır. hem çtfft heceli olarak telâffuz edBdiği. gerek Lâtin ve Grek kaynaklarında Türkler daha çok Moğol tipinde tasvir edilmişlerdir.V. asırda bu tâbir Orta Asya için kullanılıyordu. Arapça yazılmış eserlerden. Gerek Çin yıllıklarında. Ayrreâ'sfltf temasların mümkün kıldığı bazı ırW ihtilâflarda düşünülür se. kalabalık Moğol kütleleri Türk idaresine alınmış (Asya Hunlan'nda.. Vâmbery'nin ilmî izaha doğru ilk adım kabul edilen fikrine göre. Batı Türkiye.106 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 107 rinden ayrılması neticesini vermiştir. Türk adının M. asır Rus yıllıklarında zikredilmiştir. veya Thraklar. GökTürkler münasebeti ile Agathias (ölm. yâni tek heceli olarak söylenmiş olması gerekirdi. daha sonra aynı husus Nemeth'in tetkikleri ile tamamen isbat edilmiştir.Türkler'in Anayurdu: Türkler'in göçlerden önce oturduğu topraklar mesele si geçen asırdan beri münakaşa edilen bîr mevzudur.Ö. Eski çağlarda Türkler'in "mongoloid" gösterilmeleri. değirmi yüzlü ("ay yüzlü.*Thomsen tarafından da kabul edilmiş (1922). 6 asırdaki Iran-Tûran mücadelelerine ait hâtıralarda zikredilen Afrasyab (Tunga Alp Er) aslında bir Türk başbuğu olmakla beraber. orta gürlükte sakal ve bıyık). Halbuki adın tek heceli duruma göre Gök-türk çağında (M. Anadolu ise 12. Heredotos'un doğu kavimleri arasında zikrettiği Targitalar. kendi hususî adları ile de anılan. hafif dal galı saç. Son araştırmalarda Türk* kelftftesi-nin 6-8. 9. 6-8. fakat diğer bölgelerde iktidarın zirvesine ulaşmış Türk kütlelerinin aynı zamanda mevcut olması ve Türk tarihinin eski. VI. Buradaki Türk1 kelimesinin millet adı olan Türk" sözü ile aynı olduğu A. Z. Bir kısım Türkler "Bozkır Kültürü"nde yaşarken. asırlarda Volga'dan Orta Avrupa'ya kadar olan sahaya bu ad verilmekte idi (Doğu Türkiye = Hazarların ülkesi. yabancıların dıştan ttıtişahadelerîne hayret etmemek gerekecektir. Bu kelimelere göre. Yafes'den türemiş olarak) beyaz ırktan gösterilmiştir. daha sonra. veya eski Hind kaynaklarında tesadüf edilen Turukha (veya Turuşka)'lar. daha sonra bu imparatorluğa bağlı. Aslında sön yarım asır içinde yapften flrrS araştırmalar TOriderin beyaz ırka mensup bulunduk larını ortaya koymuş ve yeryüzünde mevcut üç büyük ırk grupundan *Europkf adı verilen grubun Turanid" tipine bağlı olan Türklerin kendilerini başta "Mongoloid" Moğollar olmak üzöfe diğer topluluklardan ayıran antropolojik çizgilere sahip*ol dukları antaşrffaışflfc (hakim vaafi beyaz renk. Bu kitabelerde ad "Türk". (Türk) = terk edilmiş (islâm kaynaklah$T"ürk =olgunluk çağı. hattâ M. gerek araştırmalarda türlü mânalar verilmiştir: Tu-küe (Türk)= miğfer (Çin kaynakları).Le Coq tarafından Heri sürütmüş ve bu. endamlı. Böylece Türk adı Bizans kaynaklan arasında tik defa. asırlardan önce yalnız çift heceli Söylendiği. Fakat Türk" kelimesini Türk Devleti'nin resmî adı olarak ilk kullanan siyâsî teşekkül Gök-Türk imparatorluğudur. gibi mânalar ve tefsirler. Gök-Türk Hakanlığı'nın kuruluşundan itibaren önce bu devletin. bizzat Türk" adını taşıyan Türk kavimleri olmalıdır.-10. bin içinde rol oynadıkları belirtilen Tik (veya Di)'ler ve hattâ Troialılar vb. son arkeolojik araştırmalar ve kültür tarihi tetkikleriyle elde edilen neticelere aykırı düşen yukarıdaki faraziyelerin linguistique bakımından da doğruluğu tespit edilememiştir. Takye= deniz kıyısında oturan adam. Geçen asırdan beri birçok bilgin tarafından ileri sürülen görüşlere göre. Mâveraünnehir ve diğer Yakın-Doğu Türkleri beyaz tenli koyu pprlak gözlü. Fakat Türk "sözünün cins ismi olarak "güç-kuvvet" (sıfat hâli ile: güçlü-kuvvetli) mânasında olduğu bir Türkçe vesikadan anlaşılmıştır. yine ilk defa Câhiliyye devri şâiri Al-Nâbiga al-Zubyâni (ö!m. Geniş Türk tarihinin ilmî yollardan araştırılıp İncelenmesini fevkalâde güçleştiren bu hâdiseyi bir bakıma. Bütün bunlar. 582)'in eserinde. bilindiği üzere Tevrat'ta nakledilen eski ananelerde ve Türk soyu (Hâm ve Şam'dan değil. Türk' adının aslında belirli bir topluluğa mahsus "ethnique" bir isim olmayıp. Tabgaçlar'da olduğu gi bi) ve onbinlerce Moğol. 1.Ö.Macar ülkesi). Türklerle birlikte uzun göçlere katılmıştır (Batı Htfftfan'nda olduğu gibi). bir bölgede siyâsî nüfuzunu kaybetmiş. turan tipine örnek olan Orta Asya. 13. asır) geçmekte bulunduğunu Orhun kitabeleri göstermektedir. sağlam yapılı erkek ve kadbları ile (Gök-Türk Prensi Kül Tegin'in büstü) Ortaçağ kaynaklarında güzelliğe misâl olarak gösterilmiş. (Menandros). cezb etmek vb. veya Çin kaynaklarında M. Nitekim adın Çince transkripsiyonu da İki hecelidir (T'uküe). o zamanın Türk devletlerinde Moğol unsurunun çokluğu ile açıklanabilir Türkler'in tarih boyunca en sıkı temasları. Gökaip adı türel? (kanun ve nizâm sahibi) diye açıklamıştır. veya iskit" topraklarında oturdukları söylenen Tyrkae* (Yurkae) veya Tevrat'ta adları geçen Togharmalar. israil menşefî Tevrat rivayetlerinde de Türk " adı aranmış Nuh'un torunu (Yâfes'in oğlu) Türk'de. 2. Barthold'un düşüncesi de buna yakındır.1. fakat daha çok Türük" şeklinde kaydedilmiştir. veya eski ön Asya çivi yazılı metinlerde görülen Turukkular. yakın komşuları olan Moğollar'la olmuş. 3. badem gözlü"). diğer bir kısmının yerleşik hayata bağlanması. yine cins ismi olarak 515 yılı hâdiseleri dolay isiyle "türk-Hun" (kudretli Hun) tâbirinde zikredildiği bildirilmektedir."Türk" Adı: Türkler'in kadîm bir millet oluşu araştırıcıları Türk adını en eski tarih kaynaklarında aramağa sevketmiştir. veya Iran rivayetindeki Feridun (Thraetao-na)'un oğlu Tûrac veya Tür (Turan. siyâsî bîr ad olduğunu ortaya koymaktadır. ■■iki V£ ^Wi Cins ismi olarak çok eskiden beri Türkçe'de mevcut olması gereken Türk" kelimesinin "Altaylı" (Ceyhun ötesi Turanlı) kavimleri ifade etmek üzere 420 tarihli bir Pers metninde. Türk kavmi uzun'bir maziye sahip bulunmakla. W. 4-5. İslâm kaynaklarında teferruatlı şekilde nakledilen Iran menşeli Zend-Avesta rivayetleri ile. Ayrıca.

108 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 109 seleyi kendi meşgul oldukları Hım dalları bakımından ele aldıklarından bu hususta çeşitli neticelere varmışlardır. Bununla beraber ciddi "dil1 araştırmaları bu sahanın Altay-Ural dağları arasına alınmasına. II. oturulan topraktan ebediyen ayrılmanın bir insan için çok müşkül olduğunu ve göçlerin ancak bir takım zaruretler yüzünden vukua geldiğini göstermişlerdir. Hindistan'da). Bu göçler yeni vatan kurma maksadını güden büyük çapta fütuhat olarak nitelendirilir.Ö. Türkler'in kollan olan Yakutlar ile Çuvaşların ana kütleden ayrılması ve Yâkutlar'ın doğu Sibirya'ya doğru yönelmeleri çok eski bir tarihte vukubulmuş olmalıdır. Türk tarihine dâir kayıtlarda göçlerin ve akınların başlıca sebebi olarak zikredilen bu hususi».Eberhard'a göre.Türklerin Yayılmaları: Çok eski zamanlardan başlayan anayurttan ayrılma hareketleri fasılalarla binlerce yıl devam etmiştir. Meselâ yukarıda zikredilen Uraifı-Türk-Ârî komşuluğunun M. Castrân.Ö. 1500-1000 arasında bir kısım Türkler uzak-Doğuda yaşıyorlardı.asır). Hindistan'ın In-dus-Pencâb havalisine doğru ilk Türk hareketi.Urallılar'ın bölgenin kuzey ve kuzey batısında. daha doğrusu aslen Orta Asyalı ve muhtemelen Türk soyundan geldikleri ilim dünyasınca henüz kesinlikle kabul edilmemiştir. Diğer taraftan Türkler'den bir kısmının da M. Hammer. binden daha öncesi Türk yurdunu tesbitte mühim ip üçlün vermiştir. Çin kayıtlarına dayanarak. asır ortası). 1912). Koppers 1937) veya Baykal Gölg'nün güney-batısını göstermişler. hem de çok mühim tarihî neticeler vermiştir. Peçenek.Tanrı dağlan arasını. haksever ve âdü kısanlar olmalarına rağmen Türkler hakkında söylenen hayat mahsulü türlü ithamların sebebi de bu olmalıdır. Tarihçiler. Orhun. Ramstedt. san'at tarihçileri kuzey-batı Asya sahasını (Strzgovvsky. bu durum ağır darbelere maruz kalan yabancılar tarafından Türkler'in sevimsiz karşılanmalarına yol açıyordu. Vl-lll. Macarlar'la birlikte bazı Türk boyları. asır) ve sonra. 1832.Ö. giyim eşyası vb.Ö. Türkler'in etrafa yayılmalarından önce hem eski Ural'lı kavimlerle. Miiâddan sonraki Türk göçlerine katılan boylar ve zamanları hakkında ise açık bilgilere sahip bulunuluyor: Hunlar Avrupa'ya (375 ve müteakip yıllarda) ve kuzey Hindistan'a (Ak-Hunlar). Kuzey Altaylar'ın hemen batısında (Minusinsk bölgesi) ortaya çıkarılan Afanasyevo (M. Büyük ölçüde kuraklık (Meselâ Hun göçü). Toprağın artan nüfusu besleyemez hale gelmesi yüzünden dar ziraat alanları dışında. asrın ikinci yan». Aslında iyi. Vâmbâry. hem uzun mesafeler katetmek suretiyle yapılmış. t. Kuman (Kıpçak) ve Uzlar (Oğuzlar'dan bir kol) Hazar Denizi kuzeyinden doğu Avrupa ve Balkanlar'a (9-11. başka iktisadî vasıtalara da ihtiyaçtan var İdi ki. gibi.Ö. AvrupaHunları Orta Asya'dan Orta Avrupa'ya (IV. nüfus kalabalığı ve mer'a darlığı (Oğuz göçü). etnologlar iç Asyanın kuzey bölgelerini.ancak bu coğrafî kesimde mümkün olabilirdi. bunlar. 1856. Mâveraünnehir üzerinden iran'a ve Anadolu'ya (Xl. Bulgarlar İtil (Volga ) nehri kıyılarına ve Karadeniz kuzeyinde Balkanlar'a (641'i takip eden yıllarda). yalnız Türkler'in başka memleketlere yönelmelerini değil. bazan pek şiddetli çatışmalara sebep oluyor du ki. 1891. 1836. asır). Bunlar ilk "medeni" kavim sayılan Sümerler'dir ki. M. Ârîler'in de Mâveraünnehir'in güney sahasında yaşamaları dolayısıyle. Schott.ö. M. Tarihte Türk yayılmalarının diğer bir şekli de 'sızma' diyebileceğimiz yoldur ki. 1500'lerde olması muhtemeldir. belirli ve daha dar bir bölgenin tâyini müşkil görünmektedir. buraya dışarıdan gelen Hind Avrupalıların bölgeyi kendi hâkimiyetlerine geçirdikleri anlaşılmaktadır. Orta Asya'da Kiselev ve Çernikov v. iklimi elverişli. dilleri sâmî ve Hind-Avrupaî olmayıp. Kuzey Çin'de ve bugünkü Moğolistan'da Türkler'in mevcudiyeti daha gerilere nâolitik çağa kadar takip edilebilmektedir. Kafkasların kuzeyinden Orta Avrupa'ya (830 dan sonra). Böylece tarihî de- . -ara dilleri "ana Türkçe1 den en ayrı düşen Türk kavimleri bunlardır ve bilhassa Yakutça bugün en çok değişen bir lehçedir. bir tahmine göre M.û.û'll. Orhun bölgesinden Seyhun nehri kenarlarına (X. Tarihte göçler mevzuunun araştırıcıları. Savaşçı Türk ırkının proto tipi idî. hem de Hind-Avrupa dillerini konuşan Ârller'le temas edebilmeleri. 1935) bazı kültür tarihçileri Altaylar. tarafından yapılan arkeoloji araştırmaları. hattâ Hazar denizinin kuzey ve kuzey-doğu bozkırlarının Türk anayurdu olarak tesbitine imkân vermektedir. Bunlardan bilhassa Hun ve Oğuz göçleri. antropologlar Kırgız Bozkırı.b. Bütün bunlara bakarak eski Türk yurdunun coğrafî sınırını çizebilmek az-çok mümkün olmakla beraber. bin başlarına tesadüf eder. bazı dil araştırıcıları da Altaylar'ın veya Kingan silsilesinin doğu ve batısını (Radloff. nehri bölgesinden iç Asya'ya (840'ı takip eden yıllarda) göç etmişlerdir. Türkçe'nin dahil bulunduğu "bitişken" gruba mensuptur. vukubulan büyük Türk göçlerinin tarihleri kesinlikle bilinmemekle beraber bazı tesbitler yapılabilmektedir. Daha eski talihlerde Türkler'in Ihan yaylası üzerinden Mezopotamya'ya inmiş olmaları da muhtemeldir. bin ortalarına ait bazı dil yadigârlarının ortaya koyduğu gibi. Uygurlar. Çünkü M. Türkler'* göçe mecbur etmiştir. 8u şekilde dahi Türkler'in katıldıkları topluluklar içinde üstün bir kaabifıyet göstererek askerî kuvvetlere veya siyâsî hayata hakim oldukları hattâ bazen devlet kurdukları bilinmektedir (Mesalâ Mısır'da. Bunun sebebi Türkler'in daha ilk zamanlardan itibaren geniş bir sahaya yayılmış bulunmaları ve kültürlerini uzaklara kadar götürmeleri olsa gerektir. 1885. 1824.Ö. ancak hayvan yetiştirebilen Türklerin tabiî bir hayat sürebilmek için çeşitli gıda maddeleri. Ancak Sümerler'in menşei meselesi halledilmemiş. 1300-1000 sıralarında Türkistan'da bulunduklarına dair işaretler vardır. VV. tabiat servetleri zengin ve o çağlarda pei< az nüfuslu komşu ülkelerde mevcut idi. Sabarlar Aral'ın kuzeyinden Kafkaslar'a (5. 4. Türklerin gerek fütuhat* gerek "sızma" vasfında olsun etrafa yayılmaları şüphesiz her zaman kolay cereyan etmiyor. Eski dünyanın üç büyük kıtasında görülen geniş Türk yayılmalarının pek ciddî sebeplere dayanması gerekir. brakisefal. 1928) Türk anayurdu olması gerektiğini düşünmüşlerdir. bazan iktisadî ve ticarî yönden nisbeten daha fazla imkânlara sahip diğer Türk topraklarına saidırmalanyla da neticelenmiştir. Altay dağlarını Türkler'in anayurdu kabul ederken (Kiaproth. 2500-1700) ve Andronovo (M. 1700-1200) kültürlerinden bilhassa ikincisinin temsilcileri olan ırk.mongoloid olmayan. Tarihî kayrtiarda Törk göçlerinin de Bctisadî sıkıntı yâni Türk anayurt topraklarının geçim bakımından yetersiz kalması sebebi ile olduğu belirtilmiştir. asırlar) 'İskitler* ile birlikte yaşadıkları tahmin' edilmektedir. M. Obertıummer.Ö. an iptidaîsi dahil hiçbir kavmin kendiliğinden ve keyf için yer değiştirmediğim. bazı kalabalık boylardan ayrılan grupların veya ailelerin veya sağlam yapılı gençlerin yabancı devletlerde hizmet almaları suretinde belirir.Kırgız bozkırları arasını (Menghin. Türkler'den bir kütlenin de batıya yönelerek Volga nehri etrafındaki düzlüklerde (M. Oğuzlar.

herân karşılaşılması aşikâr tehlikeleri göğüslemeğe hazır bulunmak ve aralıksız bir ölüm-lcifım savaşı vasatında yaşamak. Yerleşik kavimler için gerçekleştirilemeyen bu durum.Ö. Asya Türk Devletleri İbrahim KAFESOĞLU I. gerek yabancı ağır dış baskıya maruz kaim (Meselâ X!. Kendi hayat tarzlarına uymayan yabancı telâkkiler baskısının şiddetti olduğu bölgelere nüfuz etmiş Türk zümrelerinin ise. kuzey Çin'den başlıyarak bütün Orta Asya'yı. Batı Avrupa'da Huniar. çoğunlukla bozkır coğrafî ve iktisadî şartlarının yer almadığı ve kültürlerinin yaşama imkânının zayıfladığı sınırlarda durakladıkları. bunlardan BM Türle mâneviyatınfrîeağtamlığıdtr. dağ değil yayla iklimine sahip bozkır halkı olan ve bozkırlarda teşekkül edip gelişen kültürün taşıyıcısı bulunan Türkler'in. Bununla be- . 1050-247) Türklerle alâkası üzerine dikkat çekilmiş. «sır Moğol K'i-tan hücumu) Türkler.Hun İmparatorlukları Aslında çöl. ova. Bununla beraber Türklerin birbiri arkasına çeşiffi yönlerde yayılmaları sağlayan başka âmiller de mevcuttur ki. yayılmaları esnasında. Türkler'de aç* şekilde müşahede edilen ve oniann fsfîh boyunca hareketli bir topluluk hâlinde sürekliliğini mümkün kılan bu ruhî davranış başarılar arttıkça daha da kuvvetlenmiş.Asya Hunları Türk göçlerinin doğu yönünde devam ettiği asırlarda Çin'de kurulan Chou (Cav) devletinin (M. aş. E. oralarda fazla barınamamaları ve çok kere varlıklarını kaybetmeleri dikkat çekicidir (Çin'de Tabgaçlar. hükümdar sülâlesinde gök dini.110 TflPirnflMVACTM. RfWilhefe»i W. Anderaon. bilinmeyen ufuklara doğru akmak. Kültür bölümü). güneş ve yıldızların kutlu sayılması gibi inançlarla.Hirth. Bu durum Türkler'de. Zaruret neticesi de oisa. her mHtet için tabii sayılacak bir eforum değildir. I. tâbiiyeti kabul edip istiklâlden mahrum kalmaktansa memleketi terk etmeyi tercih ediyorlarCb. İran'ı ve Anadolu'yu içine alacak şekilde Avrupa'da Tuna dirseğine kadar geniş bir kuşak halinde devam eder. her askerî muvaffakiyet de yeni bir siyâsî hedefe yol açmış ve ülkeler zapt edildikçe yeni fetih arzuları kamçılamıştır. BrKarigren.) bu hanedanın aslenc Türk olabileceği veya daha ihtiyatlı Mr ifade ite devlette Türk unsurunun hâkim bulunduğu düşüncesine sevk etmiştir. Gerek bu şekilde. insanları eşit sayan Türk töresini yürürlüğe koymak üzere bir cihan hâkimiyeti mefkuresi doğurmuşa benzemektedir (bk. gibi). Kan-su) kurulmuş olması. a. çeşitli İlim dailanndan bazı bil-gtrrfeıi (F. ormanlık veya çok sıcak veya rutubetli bölgelere pek girmedikleri görülmektedir. Chavannes. Bu Kibarla Türkler'in irili ufaklı siyâsî kuruluşlar meydana getirerek mevcudiyetlerini uzun müddet hissettirdikleri saha. Kuzey Hindistan'da çeşitti Türk devletleri vb. askerî kuvvette harp arabalarının bulunması ve devletin daha çok Türkierie meskûn bölgede (Şen-si. Bugün bile Türk topluiuklan umumiyetle aynı Kuzey Çrn-Orta Avrupa kuşağı üzerinde yaşamaktadırlar. -AC. batı Şan^si. Eber-hard vb. dünyayı huzur ve sükuna kavuşturmayı gaye edinen bir fütuhat felsefesi ve her yerde âdil. Balkanlarda Bulgarlar.lrtTAM TÜRK TARİHİ 111 virlerde Türklerden bir kütie başka bir Törk zümresini yerinden çıkararak göçe mecbur etmiştir (Meselâ IX-Xi. zamanla. asır göçleri). bozku* için mümkündü.

Shiratori onları önce Türk kabul etmiş. Her ne kadar. tuğ. Türk bozkır kültürü hâkim bükmüyor. Bu suretle büyük Hm hükümdarı o çağda Asya kıt'asında yaşıyan Türk soyundan bütün toplulukları kendi idaresinde tek bayrak altında toplamış oluyordu. doğru vb. halk manâsında olan "Hun* diyorlardı. (Aş. Hun dilinde imparator unvanı olan bu tâbir basit bir kabile reisi değil.Ö. iç ve dış siyâseti ile. asırdan itibaren takip etmek mümkün olmaktadır Hunlar'la ilgili ilk tarih? vesika olarak bir anlaşma zikr edilmiştir ki. Mahallî hanedanlar. Kültür bölümü). Hsiung-nu'ların büyük imparatorluğunda Türkler yanında Moğol. insan.barbarları hanedanı1 mânasına olarak Hsiung-nu diye anılan bu kütlenin ırkî mensubiyeti hakkında şüpheyi davet edici görüşler ileri sürülmüştür. bu da M. bin başlarında 6un şeklinde. Mai-yi. Ancak Orhun-Selenga ırmakları ile. aile 'baba hukuku* üzerine kurutu bulunuyordu (Moğollar'da maderşahîdir). emrindeki demir disiplin altında yetiştirdiği 10 bin atlı ile katıldığı bir sürek avında T'u-man'ı öldürerek Hun Tan-hu'su ilân edildi (M. çok önceleri teşekkül etmiş bir devletin başkanı olduğunu gösterir. 174-160) bu haşmeti iTTUhafiaza etmeğe çalıştı. Çin 8itemasa gelen hemen bütün Türk devletleri bakanından kötü neticeler verecek bir çığır açmış oldu. 1. 318 tarihlidir. Mao-tun tarafından Çg% hükümetine gönderilen MÂ 177 t»** mektuptan anlaşıldığına göre Türk devletine bağlı kavimlerto-sayısı 26 idi ve bunların hepsi* Tan-tuMm ifadesi ite "yay geren halk" yâni "Hun" olmuşlardı. İmparator. Çin'de uzun müddet dirayetli imparatorlar yetiştiren Han sülâlesi (M. 209-174). lüks zevki yolu ite rehavetfcartırmakta «fi. Bunlar kütleler hâlinde batıya doğru çekilirken Maotun güneye yönelerek Huang-ho büyük dirseği içindeki Ordos bölgesini ele geçir* di ve oradan Çin topraklarına daldı. ticaret emtiası olarak memlekete sokulup Hun iteri gelenleri arasında revaç bütan Çin ipeği.Ö. İmparatorluk sınırlarının Mançurya'dan Aral götüne. gibi kelimeler) Türk dili'nin en eski yadigarlanndandır. Çin ile dostluk havası içinde ticarî münasebetleri geliştirirken Mao-tun. Han sülâlesinin kurucusu İmparator Kao-ti'nin 320 bin kişilik. 203). Böylece Çiniiler'in Türk akınlarına karşı en tesirli tedbiri aldıklarına kanaat getirdikleri bir sırada iki mühim hâdise vukua geldi. Bu devlette. KM* devrinde fazte hissedilmeyen bu menfi durumlar onun oğlu Tan-hu Kun-şin zamanında (M. IV. sonra da Moğol olduklarım söylemiştir. vaktiyle Türkler'in yaşadığı bütün toprakların Hun devletine terki. ordusu ve harp tekniği ite. Irtiş yatağına kadar olan bozkırları (Kie-kun=K*rgtz!ar'ın memleketi) ve buranın batısındaki Ting-ling'lerin yerini. dîni Be. san'atı ite yüksek vasıflı bir cemiyet hâHnde daha sonra asırlar boyunca bütün Türk devletlerine örnek vazifesi görecek olan. Huniar daha sonra Çin topraklarında baskıyı artırdılar.201). Tunguzlar ve Çinliler de vardı. Kendisi de Han sülâlesine dâmad oian-bu Tan-hu. Nihayet Hsiung-nu devletinde idareci zümre ve hanedanın dili Türkçe idi. 160-126) tam bir huzursuzluk kaynağı ofeatfrtoendisini gösterdi. 174 yılında öldüğü zaman. 'Büyük Hım İmparatorluğu1' kudretinin zirvesinde bulunuyordu. Ve nihayet devletin sahipleri kendilerine.Ö.O. 259-210) Hun taarruzlarına karşı kuzey sınırlarını büsbütün kapamak için. V.Ö. yanlış bir adım attı : Bîr Çin prensesi He evlendi ve bu surette ileride. Gök Tann'ya inanılıyor (aslında totemci olan Moğotlar'a sonra Türkler'den intikal etmiştir. Türkçe'de 'adam. kuzey Türkistan'ı zaptetti ve Işık Gölü etrafındaki Vu-sun'ları hâkimiyeti altına aldı. Yurtlarından atılan Yüe-çt'lerin Afganistan'da Bakîri-a bölgesinde. Mao-tun M. tarihen malûm ilk Türk siyâsî teşekkülü.112 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 113 raber. 4-3 asırda ise Hun diye telâffuz edilmişti.Ö. yiyecek ve ipek verilmesi ve yıllık vergi taahhüdü şartları ite kendini ve ordusunu kurtarmağa muvaffak oldu.Ö. mülkî ve askerî teşkilâtı ite. L Ügetî'ye göre Hsiung-nu'ların kimliğini tespit etmek müşkildir.Ö. batı Sibirya'dan Gobi-çölü-Tibet hattına kadar genişlediği bu tarihlerde Huniar'a tabi olanlar arasında Moğollar. bk. Tunguz soyundan bazı grupları da ifade etmek üzere "Kuzey . devleti sinsice kuvvetten düşürmeğe çalışıyorlardı. ordu. tamamen Türkçe olup (ayrıca Çince'den bozulmuş şekilleri ile ihtimal deve. Gabain Türk-Moğol karışımı olduktan fikrindedir. uzun müdafaa savaşlan sırasında Hun süvarilerinden korunmak maksadı ile.& 166) kalabalık ordusu* ÇWe girerek başkenti CtVang~an yakınındaki imparator sarayın» yakan Ki-okf bu seferdeki gayesine uygun olarak Çin ite iktisadî münasebetini dostane bir şekilde devanttattirmek için. büyü. aslında orman kavmi olan Moğol veya Tunguz değil.v. hemen hemen tamamen piyade ordusunu. Siyâsî kültürel münasebetler vesilesi iie Çin yıllıklarında Hsiung-nu dilinden zapt edilen şu kelimeler : Tann. Hun devletinin başına da Mao-tun (veya Mav-dun)'un (eski okunuş: Mete) geçmesi (M.Ö. yabana kavimlerin de yer almaları tabii ise de. Hun merkezinde Çinli prenseste» himayesinden faydalanan Çin' diplomat ve vazifelileri Hun imparatorluğu topraklannda şerbetçe gezip dolaşıyorlar. 220) 'nin kurulması. K. Türkler'in kutlu ülke saydıktan ötüken havafısi merkez olmak üzere güneyde Huang-ho nehri dirseğine kadar genişiiyen Hun siyâsî birliğinin kesin tarihini M. kut börü. Bundan başka. Mao-tun'un babası Tu-man Çin yıllıklarında Tan-hu (veya Şan-yü) diye anılmaktadır ki. A. Chou faraziyesi kesinlik kazanıncaya kadar Asya Türk tarihini Hunlar'la başlatmak yerinde olacaktır. Üvey anasının teşviki ile babası tarafından veliahdlik hakkının kendisinden alınması teşebbüsü karşısında Mao-tun. surların iç kısımlarını yıktırarak elde ettikleri malzeme ile dış surları birbirine bağlamak ve boş yerleri tamamlamak sureti ile meşhur Çin şeddini meydana getrıtfi (M. bozkır usulü sahte ric'at tâbyesi ile çenber içine aldı (M. bazı eski Ogur (O-k'ut) kolları ite meskûn araziyi. vaktiyle İskender tarafından kurulmuş olan Grek hâkimiyetine son verdikleri »rfhîe<M. Hind-Avrupa menşeli oldukları sanılan Yüe-çi'leri yerlerinden oynattı. Asırdan önce Kun olarak. her zaman Çin desise makinesinin harekete geçmesi için fırsat teşkil etmiştir. bir görüşe göre M. Tunguz vb. Çünkü hânedanl» arasındaki böyle yakınlaşmalar. Çin kaynaklarında Tûrkier'le birlikte Moğol.S. Mao-tun'un oğlu Tanhu Kiok (MA. babası ölçüsünde asker ruhlu bk hükümdar olmadığı için Hun iktidannda sarsıntılar belirdi. doğudaki Moğol-Tunguz kabileler birliği Tung-hu'ların ısrarla toprak taleplerine savaş ile mukabele ederek onları perişan ettikten ve böylece hâkimiyetini kuzey Peçili'ye kadar genişlettikten sonra güney-batıya döndü ve Orta Asya'daki.Ö. Türkler ve tâbi kavimler arasında propaganda yapıyorlar. Türkçe "Hun" adı. kılıç vb.ö. O zaman Çin'de birbirleri ile mücadele hâlinde olan 'Muharip Devletler" den Ts'in'in gittikçe kuvvetlenmesinden endişelenen diğer beş 'kral" zikredilen yılda Hun devleti ile ittifak andlaşması yapmıştı. Devleti- ni tanzim etti ve kendisini iyi tanımadıktan anlaşılan. devleti kuran ve yürüten asıl unsurun Türk olduğuna dair inandırıcı deliller vardır. Çiniiler'in bu devirde sınır boylarında- . Çin hanedanından Si-huang^ti (M. 202-M. £14). Tai-yuan şehirlerini zapt etti. meskûn sahaları ve askeri yığınak yerlerini surlarla çevirmeğe başladılar.

Nemann. Mat Tan-hu'nun iktisadî darlığı gidermek gibi kendince mâkul sebeplere dayalı fikrinde ısrarı Huniar'» ikiye a&f&. bu da prensler arasındaki anlaşmazlığı şiddetlendirdi. bilhassa ikürîı değ$kli$ sebebi ife batıya yöneldikleri tahmin edHmektöbfr. M. bin sonlarına kadar Türk-Çin mücadelelerinin: fcemet sebeplerinden biri bu kervan yoluna hâkimiyet meselesi olmuştur. M. ipek yolu üze*rindeks memieketîer zaptofunuyor. 139-127) edîndtğs bilgiyi. J. Fick.S. A. hanedan azasından bazıları-: re Rendim ce^p etmeğe muvaffak oldu. 58-75) önleyemediler. M.S. Huniar artîk eskisi g*b* değil k&ler. asır ortâlarma kadar Çin'den gelen Hun külteleri îte çoğalan ve uzunca bîr rtteddet sâta'rîfcir hayaft yaşamak suretiyle güçleri artan bu Hunlar'ın. 1757. tâbiiyeti şerefsizim sayan Çi-çjtendine bağlı kütlelerle birlikte1 rperoieket! \efr ed&?f*k batıya doğru çekildi (M. Tanhu'lar soyundan gelen bazı kimseler kısa ömürlü küçük devletler kurmuşlardır.Ö. Hia. Işık Göl yanındaki yu-sün'ların mukavemete temi iaraıafc geîdiğı Çü-Taias ırmakları düzlüğünde müstakil devlet kurdu» Fakat bu Orta Asya Hun devleti çok sürmedi. Asya Hunlan'nın torunları oldukları son zamanlardaki tetkiklerle daha da açıklık kazanmıştır. Batı Hunlan'ndan geldikleri hakkında kuvvetli bir delil Fr. gizli vazifesini yaparken Bunlar tarafından yakalanıp 10 yıl gözaltında tutulmasına rağmen. Bir yandan Çfrı ile uğraşarak. Bfliodtğ* gibi.F. 3. sa- rayda bulunan kadın-erkek 1518 kişinin hepsi.. Bu arada Çinliler çok ehemrroyetff bir basan daha elde etmişlerdir ki. Hoops) veya Kafkas kavimlerinden oldukları (L Jeİiç. Pei-^ang. Strâbon (ölm. Vu-ti'nin ipek yoiu üzerindeki memleket ve kavimleri öğrenmek ve onlarla Hunlar'a karşı iş* bfriîği sağlamak maksadı île batıya gönderdiği yüksek rütbeli bir asker olan Çangk'ten'in.v» bilhassa Araf OtMütıân doğusundaki bakırlara çekilerek varlıklarını devam etürmişlerdir. HenûiTferieşememiş. Hayrete öeğer bir müdafaa yapılmış. Buna göre 355-365 yıllarında Alan ülkesinin <Hazar^Aral arası) istilâ edilmesi münasebeti Ne Çin kaynakları bu . Tarbagatay. Avrupa Hun Impara-tortuğu'nu kuranlar bunlar olmak gerekir. Tan-hu'nun ikametgâhında oda oda savaşılmış ve Çi-çi dahil. M. 5. Klaproth. Zebelin) veya Germen soyuna mensup bulunduktan (Müllenhoff. asır başlarında Asya Hunlar'ı birbirinden ayrı üç bölüm hâlinde görünüyordu: 1. tabi? daha ziyâde Çinlileşmiş olarak.S. Mâszaros) ileri sürülen Batı (Avrupa) Hunları'nın TlÛrk asıllı olup.Ö. asırdan 2. arada bîr mücadeleye mecbur oldukları Çinin siyâsî nüfuzunun ülkelerine tamamen hâkim olmasını (imparator Ming-ti zamanında. Akınlar durmuş. Ho-han-ye (ölm. b i Batı f Avrupa) Hunları Kimlikleri hakkında 200 yıldan beri türlü tahminler yürütülen ve çeşitli bilginler tarafından. imparatorluğun zengin kısmrsîarîmn yavaş yavaş düşman istilasına uğraması ile devlet geliri azalmaya başlamış . Orasius (1. o zamanlara kadar Cinden vergi ve hediye olarak sağlanan mâlî destek kesıfrnişti. ÇîrVfeı teşvik ve yardım* üe Tan-hu olan Ho-han-ye. 1856. Güney Hunları. 58). asır sonlarına kadar varlıklarını devam ettirmişler ve Çin'in çeşitli bölgelerinde. dil ve kültürel deliller gösterilmiştir. 1855. kardeşi Çi-çi tarafından tanınmadı (M. 1893. tm ile çevrilen başkenti. 1923. 115) tarafından büyük başarıya uteşUntmıştı.S. 1915. 160-170) haritalarında 'Hunlarm oturdukları bölgeler Çih kaynaklannda Hsrung-nu'ların topraklan olarak belirtilmiştir. Kuzey Hunlan'ndan eski Hun başkenti bölgesinde kalanlar da. bir yandan da yotu üzerinde. 1930.Kuzey-batı Çin sahasında. Much.Balkaş göfü havalisinde. Bununla birlikle Asya Hunları. Türk-MoğotMançu karışımı oldukları (J. Hsien-pi) ler tarafından batıya itilip 216'da hemen tamamen yurtlarından çıkanlırken Güney Hunları da kendi içlerindeki çatışmalar yözünden tekrar ikiye bölündü ve baskısını artıran Çin.114 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 115 ki ufak çaptaki akırte: durdurduğu görülüyordu. K. iç Asya yönünde. llovaysM.Ho-han-ye Çin himayesini kabul edip halkının bir taamını Or-dos a gönderirken. temasiannı ve tavsiyelerini ihtiva eden mühim raporu imparatoru memnun eimş ve sonraki Çin siyâseti için başlıca rehber vazifesini görmüştür. ferîhçi PBnî-us (ölm. o da ordularını Türk usulüne göre yetiştirmeleri ve Hun silahları Re teçhiz etmeleri idi. Bo-han-ye'nin Çin'e tâbi olma teklife Wuo danışma kurulunda (devtat-ıneclısi) ağır münakaşalardan sonra reddedildi. 1941 vb. İç huzursuzduk. 70 bin kişilik hasım ordulan tarafından kuşatıldı v© yıkttdı. Çin sahasında Hun siyâsî hayatı tarihe tarışmakta beraber. J. kanlı sokak muharebeleri cereyan etmiş. Kuzeyde Hun akınları tutuluyor. adlan geçen Türk boylan da yeni devlete karşı ideler. Yedi-su havalisindeki Ogur (O-k'ut) lannt fetiş kaynskianndaK* TNvHng'terin.) veya doğrudan doğruya islav menşeinden geldikleri (Venelin. Uygur.Ö.S. ferin sonlan) ve Ptotemai-06'tM. Bu hususta tarihî. Gy. Çi-çi iktidarının yıkıl-masıyle etrafa dağılmış olarak. A. 64). Bunlardan üçü: Ua Tfr'ung. O. devletleri uğruna hayatlarını feda etmişlerdi. Hun tarzında 140 bin kişîbk bir suvar* kuvvet? çıkara Ho K'ü-ping (öl. Shîratori. 155 yılma doğru. bilhassa süvari kumandanı Pan Ç'ao'fifiin gayretleri ite (MS 75'e öoQtu) Doğu Türkistan'a kadar sokulan Çinliler oralarda asker? garnizonlar kuruyorlardı. Çi-çi Hunlarfnın kalıntıları. coğrafî. De Guignes. Çi-çi tarafından yeni inşa ettirip. Hun hâkimiyetinin yıkılmasını hedef tutan pîâniartnt tatbtke girişti. R. Radloff. 125) adı geçen krallığın Huniar tarafından yıkıldığını kaydeder ki. PPeffipt.Ö. R. buralarda geçirdiği uzunca müddet içinde (M. aşağı yukarı M.220'ye doğru bütün toprakları işgal etti. Gayelerinden biri de Çin için muazzam getir kayrvağı oian ipeğe batı bölgelerinde de yeni pazarlar bulmak ve iç Asya-iran üzeninden Akdeniz kıyılarına ulaşan meşhur"ipek yolu" nu emniyet altma atmaktr Dolaya He orta ve bat! Asya'da yabancıların kudretini kırması lâzım** tit..ö. Oradaki diğer Tfirk zümreleri ve 1. 31)'tn evlâtları Çin şeddinin kuzey bölgesinde 75 yıl kadar Hunfaf özörinde Tan-hu"luk yaptılarsa da. savaş gücü zayıf Huniar aleyhine birleşmişler ve Çin'e destek olmuşlardı Ööft taraftan hücuma uğray^Hun devletinin. Türk. M. K. İlk defa büyük imparatorlardan Vu-ti (MÖ 141-07} katabafck ordular teşkil ederek. Moğol soyundan Siyen-pi (H'yen-bi. 2S) Hunlar'ın Grek-Baktria krallığının doğusunda olduklarını söylerken. Hirth tarafından ortaya konmuştur. Franke.. idarecilerle başbuğların arasını açmağa yönelen düşman propagandası »te gittikçe dennteşiyordu. Thierry. 2-Cungarya ve Barköl havalisinde Kuzey Hunları (Bunlar M. bu Huniar1! Ön kaynakları Hsîung-nu olarak tanıtmış. Türk-Moğoi kanşımı. Fin-Ugor.Grousset. Sonuncu 'devlet" de Tabgaç hükümdarı Tai-Wu tarafından nihayete erdirilmiştir. Fin. Daha Maotun /amam>da Cinde temandan Mung-t'ien tarafından başlatılmış oian askerî ıslahat hareketleri imparator Vu-ö'nin kumandanlarından olup. Moğol. Propagandayı artırdı. Nihayet Çin. 1828. W. 1. 90-91 yıllarında Baykal-Orhun bölgesinden buraya göçmüşlerdi). Batıya Hun yürüyüşteü adım adım takip eden Çm ordularından başka.

11e TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ *%1 memleketin Hstung-nu'iar tarafından zapt oiunduğunHfeaydederken. Hükümdar sülâlesi mensuplarının adları şöyledir : Karaten (kara don-elbise). Bizans'ın Hun nüfuzuna alınması ilk hedefi teşki* ediyor. Kursık. Türkler'in Anadolu'da. Batı Roma topraklarına tecavüz ederek huzursuzluk çıkaran "barbar" kavimler aynı zamanda Hunlar'ın da düşmanları oldukları için. inanamaz rivayet ve hikâyelerin çıkmasına ve yayılmasına sebep olmuştur. bugünkü Macaristan'da Tisza nehri havalisinde Vandallar vardı. Nitekim Uldız'ın Tuna'da görünmesi ile Kavimler göçü'nün 2. önce Trastlvanya'da duraklamış olan Batı Got'ları da Roma hududlarını geçiyorlardı (381). Aynı hadise üzerinde birbirini doğrulayan bir uzak-doğu ve bir Lâtin kaynağının tespit ettiği Hsiung-nu . Doğu Roma.tarihî kayıtlarda sabit ilk görünüşleridir. Kuad'ları. merkezterine döndüler. Alan. topraklarından çıkararak.Batı Roma ile müşterek hareket gerekiyordu. iran astffc Sarmatîar sınırları liroes. Hunlar'dan bir kısım Balkanlardan Trakr ya'ya doğru ilerlerken. kütlelerini Ren nehri ötesine. Diğer taraftan bir kısım Germen menşeli kütlelerle İranlı Baştarnalar Pannonıa (Batı Macaristan'dan Aipter'e doğru sarkarak İtalya'yı tehdide başlamışlarda Köilar Roma İmparatoru I. onun batısında Batı (Softan (Vızigot) bulunuyordu. Oktar (Attilâ'nın amcaları). Fırat vadilerini takiben Melitene (Malatya)'ya ve Kilikia (Çukurova)'ya ilerlemişler. Sueb'leri. Muncuk (boncuk. Hun korkusu ile yerlerini terk etmiş olan Vandallar'ı. Arıkan f>Arıg-kan=güzei. Epfiçaim. Şar (sarı=ak) Ogur. Marceîlinus bu fethin Hunlar tarafından yapıldığını tasrih etmiştir. bölgenin en tahkimli tefeleri olan Edessa (Urfa) ve Antakya'yı bir müddet kuşattıktan sonra. Hunlar Gottar dan. Romalılar'ı olduğu kadar Sâsânî imparatorluğunu da telâşa düşüren bu akında Hun süvarileri Erzurum bölgesinden İtibaren Karasu. kalabalık Vizigot kütleleri ile batıya doğru kaçtı (375). kendi demir yumruğu altında birleştirmiş olarak Roma üzerine atılan Radagais idi.Sueb. bugün Avusturya arazisindeki Markomaniar'la Kuadlar Roma topraklarına geçmeye hazıriarwrken. Avrupa Hunfan'mn dili Türkçe idi. Nitekim aynı tarihlerde bugünkü Macaristan ovalarına kadar akınlar tertiplenmişti. kımız (Prrskosda). Sakson'ları. Roma'yı yeryüzünden kaldıracağını ilân ediyordu. Fakat daha korkunç bir barbar belirdi ki.aşıp Roma İmparatorluğuna giriyor. kuzeye çark ederek Orta Anadolu'ya. Hunlar IV. Çünkü. buna karşılık. buralarda Hun kuvvetlerinin serbest hareketlerine imkân hazırlamıştı. İtalya'da müthiş tahribat yapıyor. Hunlar'ın batı istikametindeki yolları üzerindeki engelleri kaldırmış. Dengiztk (=Dengi2^Dentz"den)Jrnek (küçük er) (Son üçü Attilâ'nın oğullarıdır). f-knlar aleyhine. Bu. Roma İmparatorluğu nun kuzey eyaletlerini aft-üst ederek tâ İspanya'ya kadar uzanmak suretiyle Avrupa'nın etnik çehresini aeğişîıren tarihî 'Kavimler Göçü" başlamış oldu. Attilâ'nın babası).Hun ayniliği. Batı Roma ile iyi münasebetler devam ettirilecekti. büyük dalgası başlamış. Burgond'ları. Daha batıda Transüvanya ve Ga'îçya da Gepid'ler. Ayrıca. Sınırları Asya'da Balkaş gölü yakınlarına kadar uzandığı tahmin edilen Hun İmparatorluğunun "batı kanadı" hükümdarı olduğu sanılan Uldız. Hatta Batı Hun hükümdar ailesinin Asya Tan-hu'larına bağlanabilmesi büe mümkün görülmektedir. Alaniar'd&n ve Germen Talat'lardan teşkil ettikleri yardımcı kuvvetlerle takviyeli oiarak ilk defa 378 oanannda Tuna'y* geçtiler ve Romalılar'dan mukavemet görrneksizin Trakya'ya kadar Derlediler. Suriye'ye inerek Tyros (Sûr)'u baskı altına almışlar. Anî ve şiddetli Hun darbecinin. Bu hareket itfcepheli idi. Soğd dilinde yazılmış bir metin ile de ayrıca teyid edilmektedir. Aynı'zamanda Hun kudretinden bir kere daha ürken Vandai. Hunlar'dan kaçan Vizigot'lar da İtalya'da görünmüşlerdi. Alaman'ları vb. Büyük Faesulae (= Fiesole. sonbahara doğru. oradan Kudüs'e yönelmişlerdi. Asding Vandallar». Kelt vb. 400 yılına doğru. Batı dünyasında korkunç akisler yaratmış. daha çok Uldiz) kumandasında iyice his edildi. Attila (doğduğu yer olduğu tahmin edilen Etil — hü = Volga adından). Hunlar'dan korkan. Balamır'ın oğlu veya torunu olduğu sanılan Uldız. Çok sür'atli cereyan eden bu akınlardan korkuya kapıldıkları için Hunlar hakkında acâib hikayeler uyduran kilise adamlarının (St. Kırat Ermanarik intihar etti Yerine geçen Hunimund Hunlar tarafından "tayin" ed&ntşti 'Hayret edilecek bir hareket kaabiliyeti ve gelişmiş bir süvari taktiği ile" devam eden Hurt taarruzunun Dinyeper kenarında vurduğu ağır darbe Batı Got'larım da çökertti ve Krraî Atanarik. Attilâ'nın son yıllarına kadar takip edilecek olan Hun dış siyasetinin esaslarını tesbit etmişti kî. Don-Dinyeper nehirleri arasında Doğu Got'ları (Ostrogot). Hieronymus. Kappadokia . 8u dört Germen kavmi dışında aynı bölgede İranlı ve İslav kütleler. o devir yazarı A. yani Bizans daima baskı altında tutalacak. Iheodosius'un ölüm y»h olan 395 de yeniden hare- kete geçtiler. Mamafih Roma topraklarında görüleri bu kuvvetler keşif vazifesi yapan öncü müfrezelerdi. daha başka küçük Germen toplulukları da yaşıyordu. ancak Türkler karşısında mahkûm oldu.405 yıllarında . Uldin. Tanınmış kimseler : Basık. çoğu Latin ve Grek kaynaklarında kayıtlı. topluluk: Ağaçeri. asil kraliçe). daha büyük sayıda diğer bir kısım Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya yöneltilmişti. Stilikhonun bile Pavia savaşında durdurmağa muvaffak olamadığı bu barbar şef. Hun başbuğu Balamtr'm idaresindeki büyük taarruz önce Doğu Got'larına çarptı ve bu devleti yıktı (374). Böylece Hun askerî gücünün harekete geçirdiği ve batıya doğru çeşitti' kavtfröerîn birbirlerini yerberinden atarak.başbuğ Uldız (Grek ve Lâtin kaynaklarında: Huldin. 404 . Aybars.Galatia (Kayseri-Ankara ve havalisi)'ya ulaştılar ve oradan Azeybaycan-Bakü yolu ile kuzeye. Galya'ya gitmeğe zorlamakla. 374'de Itii (Voiga) kıyılarında görûndüter O tarihlerde Karadeniz kuzeyindeki düzlükler bir Germen kavmi o*an Got'larin işgali aftında îdi. Euferraa efsaneleri ve Edessa kronikindeki kayıtlar) dehşet dolu gözleri önünde. Bu zaferi île Uldız Roma gibi büyük bir medeniyet merkezini kurtarmış oldu. buna göre. Batıda Hun baskısı.. Asrın ortalarında Afan ülkesini ete geçirdikten sonra. Atakan\ Eşkam. beklenmedik mahallerde görûjen Hun akıncı müfrezelerinin Doğu Avrupa kavimleri arasında uyandırdığı dehşet. ilek (=llig=lllig). Lombardia üzerinden Galya'ya uzanan Alarik'in idaresindeki bu Got tehlikesi Romalı ünlü kumandan Stilikho tarafından güçlükle önlendi (Nisan 402). 398 de daha küçük çapta tekrarlanan bu akınlar karşısında Doğu Roma'nm genç imparatoru Arkadios hiçbir ciddî tedbir alamamıştır.St. Floransa'nın güneyinde) muharebesinde bizzat Uldız'ın kumanda ettiği Romalı kuvvetlerle takviyeli Hun ordusu tarafından mağlûp edlien Radagais yakalandı ve idam edildi (Ağustos 406). Sarmat. Hun Devleti'nin Don nehri havalisindeki "doğu kanadı" tarafından tertiplenen Anadolu akını Basık ve Kursık adlı iki başbuğun idaresinde idi. bu da. 401'de Batı Roma eyaletlerine girmişler.

Fakat o sırada Rua öldü (434 bahan). Roma senatosunun da küçük imparatorun yerme i. Baştemalar. Sarmatlar. hiç mukavemet göstermiyen Bizans'ı yıihk vergiye bağladı: 350 libre altın. Aybars. Bu durum Huniar arasında olduğu kadar Bizans'ta. P. Hun İmparatoru 60 bin süvari başında İtalya'ya yöneldi Savaşa girmeden kuvvetlerini çeken Bizans'tan ağırca bir harp tazminatı alındı. Batı kanadının sıklet merkezi Tuna etrafında.Hunlar'ın başına geçtiği zaman 39-40 yaşlarında olan Attila. Bini un hakkında bilgimiz sadece. yardım sağlamak sçtn ftua'ntn yanına geldi. Ancak. Trakya'da. eğlenceden hoşlanan. Fakat.). İmparator II. Attiia. 432de konsül olan. Notarius (Devlet baş müsteşarı) Johannes'i seçmesi üzerim o sırada 35 yaştnda bulunan ünlü asilzade Aetius. II. Kaynaklardan anlaşıldığına göre. Muncuk. Ordu ve dış münasebetlerin tanzimi Attila'nın elinde idi. Konstantia barışı (veya bazılarına göre Margus barışı) diye anılan bu anlaşmanın ihtiva ettiği başlıca maddelere göre Bizans bundan böyle Hunlar'a bağlı kavimlerle müzakerelere. Hun idaresinde yaşayan yabancıları gizlice kışkırtmaktan geri kalmıyordu. Karsus (Bulgaristan'da Hirsovo) kalesinde astırdı. Roxolanlar. şu kavimler yer almışlardı: a .11S TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 119 ve bilhassa 409 yrtmda Tuna'yı geçerek Bizans'a Hun tehdidinin ekşitmediğini göstermiş ve Grek kaynaklarına göre (Sozomenus. at üzerinde. Ü&eâi dahiitnde hiçbir Grek serbest doîaşamıyacak ve ticaret belirli sınır kasabalarında yapılacaktı. Roma'da ve diğer kavimler arasında Attila adının dehşet saçan bir otoritenin timsali haHne gelmesine yardım etti. dağınık hâlde): Atanlar. hiç atından inmemek üzere aylarca süren bir teftiş gezisi yaparak. c . 412 yılında Bizans elçisi Olyrnp*odoros'un onan yanına gitmiş olduğudur.İslâv (orta ve batı Rusya'da): Venedalar. Gepidler. Hun ordusunu isyana teşvik etmek ve tâbi kavimleri Huniar'dan ayırmak maksadı ite Hun topraklarında faaliyete geçirdiği casusluk şebekesi ve propagandacıları iteri sürerek tertiplediği Balkan seferinde (422). babası Muncuk erken öldüğü için. enerjisi kıt Buda ikinci plânda kalmış. Markomanlar. Piskopos Proculus. Antlar. 422 yi} Avrupa Hunları tarihinde yeni bir devrin başlangıcı gibidir. Karaton daha çok doğu işleri ile uğraşmış görünmektedir. H. Theodosios'un aynen kabul ettiği bu anlaşmanın hükümleri icabı olarak Hunlar'a iade edilen kaçakları Attila daha Bizans ülkesi içinde. Bu sebeple Rua o zamana kadar mutad ofen. Suebler. Bizans elinde bulunanlar iade edilecek (Grek asıllı olanlar için fidye verilebilecek). karşıladı ve dinlenmelerine dahi izin vermediği elçilerin biri konsül-general. Heruller. Artık Hunlar'a tabi "barbar" kavimlerin Roma'ya güvenerek herhangi bir harekete kalkışmaları bahis mevzuu değHdi. devleti ciddi bir hükümdar vasfını taşıyan kardeşine bırakmıştı. ittifaklara girişmiyecek. Türk boyu) ayaklanma teşebbüsünü bastırdı (435). amcası Rua'nın yanında yetişmiş. Bu tarihte Hun hükümdar atîesine mensup dört kardeşten (Rua. Sklavenler. Diaconus. Bizans'ın. kaynaklardan (Priskos. Rugiler. Jordanes. diğeri seçkin bir diplomat olan başkanlarma. Amcaları Aybars (doğu kanadının "kiralı") ve Oktar (batı kanadının "kiralı*) olarak. yine de. 433'de Roma Imparatoriuğü'nun en yüksek makamı 'Patricius'tuğa yükselerek uzun müddet ordular başkumandankğı yapan Aeftus gençli çağının Roma tahtı işlerine karışmaktan doğan buhranlı anianr» Horı yasdtmı üe atlatmış. Bu arada Rua. J. onunla birlikte seferlere katılmış.Germen (doğudan batıya): Doğu Gotları. iddia edildiği gibi bir iktidar rekabeti bahis mevzuu olmadıktan başka. Theodosios.Muncuk (Atilla'nın babası) erken öldüğü için rjğer iki kardeş "kanad kraHarı* durumunda bulunuyorlardı. doğu kanadının sıklet merkezi Dinyeper havalisinde olduğu tahmin edilen bu tarihlerde Hun Imparatorluğu'nda.taleplerini. Neurlar. Tuna ile Morava nehrinin birleştiği yerdeki Konstantia (lam karşısında Margus kalesi bulunuyordu) surları önünde. devlet idaresini ve Hun iç ve dış siyasetinin esaslarını öğrenmişti. 422 ye kadar Hunlar hakkında bilgi verilmediğinden bu meşguliyetin on sene kadar sürdüğü tahmin edilmektedir. b . Bizans tarihçisi Priskos'un ifadesi ile Rua'dan barışı yılda 350 libre altınla safcn airraş oian H. Honorî-us vb. 434 yılı baharında Hun sınırlarına gelen Bizans elçilerini Attila. Valentcnianus karşısında Roma'ya sahip olmak iddiası ile İtalya'ya ordu ve donanma sevk ekmesi Batı Roma'yı Hunlar'a daha çok yaklaştırdı. imparator Valentinianus'un annesi Placidia da Hun kuvvetlerinin italya'ya yönelmesi üzerine Aetius ile uzlaşmağa mecbur olmuştu. 423'da 'Magrsîer miîitum'. Rua zamanındaki yerlerini muhafaza ediyorlardı. Kuadlar. çeşitli kavimleri yakından tanımak imkanını bulmuş. . Bizans kudretti bk düşmandan kurtulduğu içki seviniyor. Attila'nın yardımcısı sıfatı ile 11 yıl Hun imparatorluğumun idaresine katılan Buda 445 de eceli He ölmüştür.İranlı (Kafkaslar'dan Tunaya kadar. Skirler. 432 yiimda da Afrika'da Vandal kı-rafc Geiserik tte mücadele eden rakibi Bonifacius karşısında. Oktar) Rua imparatorluk makamını işgal ediyor. Attila yalnız değildi. Bizarıslîlar'ın Hun tmparatorluğundaki yabancılardan ücretli asker toplama faaliyetlerini ve Bizans!* tacirlerin Hun topraklarında ticaret yapmalarını yasak etti. Bütün bunlar Rua'ntn kuvvetli şahsiyeti ile Hun devletinin her iki Roma'nın iç ve d*ş siyasetlerine ist&amet verdiğini göstermekte idi. bir müddet önce Bizans'a sığınmış olan Hun ileri gelenlerinden Mana ite Atakam'ın oğullarının ve diğer Hun kaçaklarının iadesini İstedi. 423'te henüz 4 yaşında iken Batı Roma İmparatoru ilân ®ötier\ Uî. Bu itibarla. barış şartları olarak yazdırdı. Codex Theodosianos vb. kendim ite barış müzakereleri için gönderilen Trakya>umuml valisi (Magister militum)*ne taüneşin battîğı yere kadar her yeri zapt edebilirim' diyerek meydan okumuştu tAdız'm ötümü (410 SJT aiarıj'nden sonra Hun İmparatorluğunun başında Karaten bulunuyordu. Tann'nın «ün- dar imparator Theodosios'un dualarını kabul ederek Bizans üzerinden bir tehlikeyi kaldırdığım vaaz ediyordu. canını Rua'ya sığınmak suretiyle kurtarmış. Siyasette Uldız'ın izinde yürüyen Rua. Buda da "iktidar hırsı ite yanan" Attila tarafından ortadan kaldırılmış değildi. Theodos^os (4G8-450)*un. Memleketi büyük kardeşi Buda (Bleda) ile birlikte idare ediyordu. Theodosios süratte anlaşma yolu bulmak ümidi ile elçiBk hey'etini Hun başkentine göndermeğe karar verdi. Huniar'dan kaçanlara -esir alınmış Bizans teb'ası dahililtica hakkı tanınmayacak. Fakat Hun sınırlarına gelen Bizans elçilik hey'eti Rua'yı gölgede bırakan bir Türk başbuğu ile karşılaştı. Bundan sonra Attila imparatorluğunun doğu bölgelerinde.) takip edilebildiği kadar. ticarî münasebetler yine belirli sınır kasabalarında devam edecek ve Bizans'ın ödemeye ta-ahhüd ettiği yıllık vergi iki misline (700 libre altın) çıkarılacaktı. kil (Volga) kıyılarındaki Şara-ogur'larm (Ak-Ogur.

barış yapmak için Theodosios'un sür'atle gönderdiği. Margus piskoposu. gizli vazifeli Bigilas da katılmıştı. tertibi gerçekleştirmeğe memur. Attila'yi teskin etmek üzere Bizans'tan. Vidivarüer. Balkan seferinin açılmasına sebep oldu (447). Veşi!er. 445'de Buda'nın ölümü üzerine tek başına Hım imparatoru olan Attila iktidarının şahikasına yükselmekte idi. fakat Theodosios Attila'nın haraçgüzârı olmakla köle durumuna düşmüştür. A. başta Attila ve çağı olmak üzere 5. ondan sonra yardımlar kesilmiffi. iki koldan ilerliyerek kaleleri Sardica (Sofya). Attila'ya karşı koyabilecek bîr kuvvetin kalmayışı. yabancı kavim veya zümreler ancak reisleri. Singidunum (Beîgrad) ve Naissus (Niş) üzerinden Trakya'ya doğru gelişirken. Bilhassa Necker nehri boyunca cereyan eden bu muharebelerde Hun ordusuna batı kanadı "kiralı* Oktar kumanda ediyordu ki. şefleri veya kıratları vasıtası ile imparatorluğa bağlt bulunmakta idi. o çağlarda dünya hâkimiyetinin timsali sayılan. Müşterek pazar yerlerinde Grek tacirleri Hunlar'ı aldatıyorlardı. Ayrıca yıllık vergi üç katma (2100 libre altın) çıkarılmıştı. Philippopolis (Filibe). Nihayet Bizans yukarıda adi geçen Agaçeriler isyanında tahrikçi rot oynamıştı. yâni Kuzey denizi ve Manş kıyalarına ulaştığı. Balkanlar'da Hunlar'a karşı durabilecek mukavemet yuvalan kaldırılmıştır. bu davranış Hunlar'ı infiale sevk etmişti. Priskos'a göre. rivayete göre. S*gazir)'ler.120 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 121 4 • Fin-Ugor (Ufafdan Battıkla kadar): Çaremizi Mordvinier.. Batı Roma Hun devletine yrihk vergisini muntazaman tediye etmekle beraber. uzun zamandan beri kayıp olan bu kutlu kılıç bir Hun çobanı tarafından bulunarak Attila'ya getirilmişti. buna göre. garip bir kurtuluş yolu buldu: bir suikasd 9e Atötrfyr ortadan kaldırmak. Zira Hun dış siyaseti değişmekte idi.". Konstantia andiaşmasınm hükümlerine aykırı olarak Hunlar'dan kaçanları iadede ağır davranıyor. muhtemeller Hun- . yıllık vergiyi ödemede isteksizliği 2. Diğer taraftan Kuzey Afrika Vandal kralı Geiserikh. Kavimier Göçü doiayısıyle Harekât halinde olan kavimlerin bulundukları yerlerde ve geçiş yollan üzerinde geniş ölçüde tahribat yapması. Batı Asya ile Orta Avrupa'ya hâkimdi. On-ogur."T<onstantia civarında. kıymetli mâdenlerden yapılmış silahlan ve ziynet eşyası ile birlikte gömülen Hun büyüklerinin mezarlarını soymuş. Batı Roma'nın tavassutu neticesinde hızını kesti. Çudlar. Fakat Theodosios'a hitaben yazdırdığı şu mesajı hususî elçi ile imparatora yolladı: 'Theodosios. Artık dünyanın fethi yakındı» zira bu kılıç vasıtası ile yeryüzüne hükmetme yetkisinin Tanrı tarafından Attila'ya tevdi edildiğine inanılıyordu. Attila'nın idaresi altında birkaç noktadan Tuna'yı geçen ordular. arlık Batı Roma'ya yönelme zamanının yaklaştığı kanaatine varmış bulunuyordu. Estler. Batı Roma'ya esasen son askerî destek 439 yılında yapılmış. Marcianopolis (Preslav). Hun hâkimiyetinin "Okyanus adaları'na. Bu elçiler Hun başkentinde Attila'yı tatminler hilâfına. Theodosios kölelik haysiyetini de koruyamamıştır. Burgondlar. Heyet 448 yılı yazında Hun başkentine geldiği zaman. Magister ve Patricius Anatotius. 20 bin Bur-gond savaşçısının öldüğü bu Hun-Burgond mücadelesi Almanlar'ın meşhur "Nîbe-İungen' destanlarına mevzu teşkil etmiştir. Her iki Roma'nın durumları meydanda İdi. savaş tanrısı Ares'in kılıcını Attila'nın ellerine verdi. Attila tarafından kabul edildi ve anlaşmaya varıldı (Anatolius barışı). İki yıl kadar süren mücadele sonunda Attila'nın gönderdiği Hun müfrezeleri yardımı ile isyancı elebaşılar Aetius tarafından ortadan kaldırıldı ise de (436). Tuna'nın güneyinde beş günlük mesafedeki yerler askerden arındırılacak. Karadeniz kuzeyi düzlüklerinde Öçogur ve Baş^ogurtar. suikasd tertibinden habersiz tanınmış hukuk bilgini Maximinos başkanlığındaki ve bıraktığı notlarla. Halbuki Roma imparatorluğunda. hatta buniardan bazılarım yüksek makamlara getiriyordu. yerli halkın. daha kuzeyde Agaçeri (Akatzir. Bu sebeplerle ve Margus'un zaptı ile başlayan Attila'nın idaresindeki 1. Arcadiopolis (Lüleburgaz) müstahkem mevkileri ve şehirlerini zapt ede ede ve Tesalya'da Termopil'e kadar geniş bir daire çizdikten sonra. aşağı Ren sahasrndaki Franklar. Aetiue bundan böyle Theodosios'un andlaşma şartlarına riayet edeceğini garantilemek üzere kendi oğlu Karptlio'yu Hun sarayına rehine olarak göndermişti. Meselâ Got menşe fi Hun firarisi Amegisclus'u general rütbesi ile Trakya'da Hun sınırında vazifelendirmiş^. Bu duruma ilâveten Bizans'ın kaçaktan geri vermekte ağır davranması. Attila babası Muncuk'tan aldığı asaleti muhafaza etmiş. Bizans bakımından en ağır şart yıllık vergi idi. İmparator Theodosios'un şahsında Bizans'ı tamamen kendi iradesine bağlı kabul eden Attila. Bizans harp tazminatı olarak 6000 libre altın ödeyecekti. Balkan seferi (441-442). Kıral Gun-dikar idaresinde Belçika bölgesine saldıran Burgondlar'la savaşmağa mecbur olundu. çünkü efendisinin canına kıymak istemiştir. bir psikolojik belirti olarak. İmparatorlukta sükûnet hâkimdi 40 yılında Hun orduları başkumandanı (Genel Kurmay Başkan») Onegesius (Onügez) ite Attila'nın büyük oğiu ilek tarafından bas-ttnlan Agaçeri isyanı cfeşmda bu sükûnet bozulmamıştı.TOrk: İmparatorluğun her tarafına yayılmış olarak. Juthanglar. Akdeniz'deki harekâtım engelleyen Bizans'a karşı Attila'dan yardım istemişti. Attila gibi» asîl bir babanın oğludur. Bizanslıların hiçbirine dokunmadı. Her sene Bu kadar altın tedarik edilmesi imparatorluğun takatim' aşıyordu. durumun farkında olan başkumandan Aetius. Bu sefer sonunda tuna boyundaki kaleler Hun idaresine geçmiş. Theodosios. durumdan Edekon vasıtası ile haberdar olan Attilla. sakin ve yumuşak buldular. • . Volgaya doğru Altı-ogur. daha geri hatlardaki tahkimat yıktırılmış. 440dan itibaren Attita Bizans'a karşı baskıyı artırdı. Sayılan 45'e varan ve çeşitli dil ve soydan dan bu kavimler eski Türk devlet sistemine göre yalnız siyasî bir b«iik teşkil etmekte. Bütün "Germania" nın zaptını tamamlayan bu savaşlar neticesinde 436'yı takip eden yıllarda şu kavimlerin de Türk idaresine alındığı anlaşılmaktadır: Bajavurlar. asır Avrupa Türk tarihini teferrutlı bir şekilde öğrenmemize yardım eden kâtip Priskos'un dâhil bulunduğu Bizans elçilik heyetine. Vâmbery'ye göre Edîk-kün) ile Orestes (Pannonia'lı bir Romalı) 'nın bulunduğu Hun elçilik heyeti le birlikte Bizans başkentinden Attila'nın devlet merkezine yâni Orta Macaristan'a doğru yola çıkart. yüzünden patlak veren ve genişleyen köylü isyanları (Bagaudalar) nizam ve asayişi iyice sarsmış. bu defa da. Şaşırdığı anlaşılan Theodosios. Longobardlar.mahsulâtının zorla eHerirrden alınması vb. buna karşı Roma Patricius Aetius vasıtası ile. Başında Edekon (Türk. yaptığı alenî sorgu neticesinde Bigilas'a maksat ve faaliyetlerini itiraf ettirdi. bir kere daha Hunlar'a müracaat zorunda kalmıştı. yukarıda adı geçen Anatolius ile magister ve kançılar Nomus başkanlığında ikinci bir heyet yola çıkarıldı. Maryalar. sarayındaki ileri gelenlerin de tavsiyeleri ile. Hunlar. Volga'nın doğusunda Sabariar ve başka Türk kütleleri. Çünkü II. Türingter. hâdiseler çağdaş tarihçi Priskos taraf *ndan kaydedilmiştir. Saraogurtar. derhal. Bizans başkentini kuşatmak üzere Athyra (Büyük Çekmece)'ye ulaştığı zaman orada.

Ren kıyılarındaki Ripuar Frankları ve Vizi-gottar la t}giH bir iki anlaşmazlık da savaş havasını olguniaştırdı. artık orta Avrupa'da tutunmanın zorluğunu anlayarak. Valentinianus'ün kızkardeşi oîup. İmparator olan ilek ayaklanan Germen kavimleri ile yaptığı Netao (Avusturya'da } savaşında hayatını kaybetti (454). 448'de Hun başkentinde Batı Roma elçilerinden duyarak belirttiği gibi. şüphesiz. Son yarım asırda yapdan tarafsız tarih araştırmaları onun. Oradaki meşhur Aquileia kalesini zapt ettikten sonra Po ovasına girdi. imparator Valentinianus'u İtalya'yı terke teşvik etmekte idi. Attila 452 baharında 100 bin kişilik ordusunu Julia Alpleri'nden geçirerek bugünkü Venedik düzlüğüne indirdi. kompozitörlere ilham vermiş. savaşta ölen kıraf Theodorik'in oğlu Thurismund idaresinde. daha bir yıl geçmeden Attila İtalya seferine başladığı zaman Roma'nın Hunlar'a karşı çıkacak kuvveti kalmamıştı. şimdi sıra Sâsâniler'de idi. muzaffer ordusu ile başkentine dönerken. Buna karşılık Attila da. Batıyı hâkimiyetine alabilmek için Roma imparatorluğumun İnsan ve asker deposu durumunda olan Galya barbarlarını saf dışı etmek isteği ile önce Galya'ya yürümüş ve neticede Romanın bu tabiî müttefiklerinin savaş gücünü kırarak. bugünkü Paris yakınındaki Aurelianum (Orteans) şehrine ulaştığı zaman. Avianus ve eski "praefecture" Trygetius'dan kurulu bu heyet. Leon ("Büyük Leon") başkanlığında konsül G. Oranın da himayeye alınması ile "dünya hâkimiyeti" gerçekleşecekti. Nibelungen destanları başta olmak üzere. Attila'nın ölümünden sonra. heykeltraşlara mevzu olmuş. büyük Türk başbuğundan Roma'yı esirgemesini rica etti. savaşlarda yorgun düşeri Hunlar'ın büyük kısmı ile. muharebe meydanın* terk etmiş. romancılara. Bizans'tan geçiş müsâadesi alarak Karadeniz'in batı kıyılarına dönmüştür. O da. Galya'da. Çok cesur. mukavemet imkânsızlığı dolayısıyla. Kilise de bu arzuya katıldı. şüphesiz tıpkı Bizans gibi. Mettis (Metz) i (7 Nisan) ve Durocortorum (Rheim») i zapt eden Hun orduları. Batı Got ordusu. Beş yıl kadar önce kahir bir kuvvetle Çekmeceye kadar geldiği hâlde nasıl İstanbul'u tahrip etmekten kaçınmış ise. Önce oyalama yolunu tutan Vaientinianus üe Aetius'un teklifi nihayet açıkça red etmeleri büyült Hun seferini meşru duruma soktu. Ordularını Galya ortasından oldukça sağlam ve disiplin içinde 20 gün kadar bir zamanda başkent bölgesine getirebilen Attila kudret ve "korkunçluğunu" muhafaza ettiğine göre. İskandinavya'da ve bütün orta Avrupa'da asırlarca ağızdan ağıza dolaşan efsaneler türemiş.Thierry'den bert (1856). Leon'un kâtibi)'nun kaydettiğine göre Aetius. Ayrıca bu savaşta Attila'nın gayesine ulaştığı da aşikârdı. Anlaşılmıştır W. Hunlar'a bağfı bazı kavimlerle gizli temaslar aramaya başlamıştı. Aetıus da oraya yetişmiş bulunuyordu. güçlükle kurtulmuş. Aemilia bölgesini işgale başlayıp Roma imparatorluğunun o zaman başkenti Ravenna'yı tehdit etmesi meselenin nihayete erdirilmesine kâfi geldi. Sür'atle bir hey'et hazırlandı. Hm orduları şubat-mart aylarında Ren nehrini üç noktadan aşarak GaVa'ya girdiği sırada.Mtap yazılan şahsiyetlerden biri durumuna yükselmiş. çağdaşı kayıtların onu iyilik sever. halk telâşlı. babacan. Papa. imparatorluk birliğini yeniden kurmak için neticesiz mücadeleler içinde çırpına çırpına nftayet bîr Bizanslının kılıcı 11e can verdi (469). Ancak son araştırmalar meseleye biraz daha ışık tutmuş görünmektedir. çok yüksek vasıfta bir hükümdar olarak tanıdığını ortaya koymuştur. Nitekim. Batılı tarihçiler. milletlerin hafızalarında ölümsüzlüğe ulaşmış tarihin nâdir simalarından biridir/ttaörası etrafında İtalya'da. 46t başlarında Orta Macaristan'dan batıya doğru harekete geçen Hun kuvvetlerinin mevcudu 90-100 bin* Türk. Campus Mauriacus'ta Batı İmparatorluğunun ne kazandığı Roma'da sıksık sorulan suallerdendi. Germen memleketlerinde. Türk usulünde. Saray endişeli. hakkında ea.bir o kadar da Germen ve İslav olmak üzere 200 btn kişi kadardı. 44S*lerden itibaren iki yıl kadar süren Hun siyâsî ve askerî hazırlığı tamamlanınca Attiia irk diplomatik taarruzunu Roma'ya yöneltti: İmparator III. tâ A.122 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 123 Roma çatışmasına hazırlanmakta idi: "Barbar* farla münasebetlerini düzeltmiş onlardan aidığı ücretti askerlerle. Irnek babalarının yerini tutamadılar. Fakat kartlaşma Atöfa'mn Türk tâbyesine daha uygun gördüğü Campus Mauriacus (Troyes şehrinin hemen batısında Champagne ovasında) da oldu (20 Hazirarl ^>1). Dünyanın jkî yansmın birbirinin üzerine yüklendiği. fakat siyâsî zekâdan mahrum Dengîzik. İtalya seferinden dönüşte. vaktiyle kendisi ile evlenmek arzu ederek nişan yüzüğü gönderen ve 425'den ben imparator hukukunu hâiz olduğunu göstermek üzere "Augusta" unvan* ile andan. Roma'y» desteksiz bırakmağa muvaffak oimuştu. ağır kayıplara uğrayan Frank kuvvetleri de onları takip etmişti. çoğu süvari birliklerinden kurulu ordular teşkiline girişmiş. Hâdiselere çağdaş Prosper Tiro (Papa I. senato ne olursa olsun barış yapmak kararında idi. adına bir düzineye yakın opera bestelenmiş!». imparator ve Dütün hristiyan dünyası adına. rivayete göre zifaf gecesinde ağzından kan boşanmak suretiyle öldü (453). ertesi gün erken saatlerde. AttiJa'nm yenildiğini söylerler ve buna Roma kuvvetlerine imha edtfmeden HunJar'ın çekildiğini delil gösterirler. Prîskos'un. Fakat bu Atilla'ya nasip olmadı. hristiyan ortaçağının taassup kokulu uydurmalan fle HgW ■ bulunmadığını. imparatorluğun onun hissesine düşen yarısını veya "Augusta"nın kocası sıfatı rfe Roma İmparatorluğunun idaresine iştirak hakkını istedi. Attiia. Papa'nın ağzından Roma'nın teslim olduğunu öğrendikten sonra da eski medeniyet merkezini korumayı vazife sayan Attila. 443 yularında tekrar alevlenen ve Galya'dan İspanya ya da sıçrayan köylü isyanları ile yakından ilgileniyor. ressamlara. delişmen tabiatlı Honoria'yı zevceliğe kabul ettiğini bildirdi ve cehîz olarak da. birlikleri arasında irtibatı kayıp eden başkumandan Aettus bile Hun kınaları araşma düşmüş. Ünlü Aetius'un Roma'da gözden düşmesi bunun neticesi idi. Hitabeti ile meşhur Papa I. Yaşı 60 civarında idi. Aetius'un kumandasında İtalya'dan Galya'ya gelerek. Deng&ik. Hür* düşman* "barbar* farın sağladığı takviyelerle sayısı 200 bine yükselen Roma ordusu da kuzey istikametinde hata ilerliyor. savaş gününün akşamı Roma ordusu dağılmıştı. Roma İmparatorluğu ve barbar' İardan meydana gelen bütün bir Batı dünyası ile hesaplaşacağı için işin ebemmiyet ve azametini takdir etmekte idi. nihayet 24 saat süren ve her iki tarabn çok ağır kayıplar verdiği (kaynaklarda yüzbinlerce ölü) muhakkak olan bu büyük savaşta kinrun galip geldiği hâlâ münakaşa mevzuudur. Britanya'da.çofc-.tiyatro yazarlarına. Balı Roma İmparatorluğumun da kendi iradesine bağlandığı kanaatinde idî. hâtûnu Ankan'dan doğan üç oğlu: sırasiyte llek. kardeşlerinin ölümünden sonra. Roma'ya karşı Vandaliarla işbirliği imkânlarım araştırıyordu. Mincio ırmağının Po nehrine döküldüğü düzlükte ordugâhını kurmuş olan Attila tarafından kabul edildi. Irnek ise bu savaşlara katılmamış. .

13(4

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

125

knek idaresindeki Hunlar'm, önce güney Rusya düzlüklerinde görülen, sonra Balkanlarda ve Orta Avrupa'da birer devlet kuran Bulgarlar ile Macarlarin teşekkülünde büyük rol oynadığı anlaşılmaktadır. Geleneklere göre, Bulgar-TÛrk devtetl-nîn kurucusu Duio sulâsi ite Macar kabilelerini Tuna boyuna getirerek orada yerleştiren Arpad hanedanı frnek'i 8ta tanımaktadırlar. (V. asırda Hunlar'a Volga'dan batıya doğru rehberlik eden geyik motifli "sihirli geyik" efsanesinde Hunlafla Macarlar (Hunor-Mogor) kardeş gösterilmiştir. Nihayet doğu Macaristan'da yaşamış dan Sekeiter'tn Huniann çocukları olduğu zannını uyandıran bir Başbuğ Çaba efsanesi varda. c-Ortatfoötı MunlamAk Hımlar Hunlarsn büyük kısmı Volga'dan batıya geçerken, onlardan, güneye, İran'a inen bîr bölük olduğu iteri sürüten Ak Huniar.diğer bir tahmine göre, hiç olmazsa Ak-Bun- BîaJîî devletinin hanedan ailesi ile hâkim zümresinin teşkil ederler ve Uyguftar'm atatan sayılan Tötesler den Hao-ch'â (Kao-kü)'lerin Cungarya bozkırlarında oturan Hua adlı koluna mensup olup, oradan Horasan bölgesine geçmiş, 5. asrın ortalarına Doğru kuvvetlenerek büyük devlet hâline gelmişlerdir. Mamafih Hun tarihinin bu noktası iy»cc açıklığa kavuşmuş değildir. Hâkimiyetini Hazar kıyılarından Kuzey Hindistan'a. Afganistan'a, İç Asya'ya kadar genişleten bu kavim veya kavimlerin admm çeşitli ves&aiarda başka başka şekilde zikredilişi (Priskos'da Kidarsta Huniart; Bizans, Süryâni, Ermeni kaynaklar&ıda Ephtalita, Thedal, Hepthal, Abdal; ban dilinde Hayta!; Lâtin kaynaklarında Hionita; Çin yıllıklarında Hefta, l-ta, Ya-ta veya Ye~ta-î vb. eski Hlnd kayıtlarında Huna Hion) durumu daha da karıştırmadadır. Vaktiyle J. Marquart tarafından {1912) türlü adlarla zikredilen bu kavmin Wskos'un Kidaraîa'ian ile aynı olduğu ileri sürülmüş, Ed. Chavannes Ye-ta'ların mensup olduğu Hoa (Hua) kavmi admtn ^iun* kelimesinin Çince'ye aktarılmış şeklinden ibaret bulunduğunu söyiemişft. Bu Türk asıltı kavim Bizans tarihçisi Theophana#<Vfi asm 2 yansı) 'e göre *Eftaîit" adını Sâsânî imparatoru Perw-(Rniöî'u mağlûp eden Hım hükümdar? Epbtbaianoslan almıştır. İlk defa Kosmas Indikopleustes (545-549 yıllan arasr)'un ve Prokopios (546-550 arasıyım eserlerinde AkHjrii&c (leûkoi Hunnot) olarak anıian kavmin Hunfar'la akrabalıklarının açıklığı, 520 sıralarında Çinli seyyah Song-YurVun kayıtlarından anlaşılıyor. 5. Asnnflk yansırda SâsânBer'le çarpışan Ak-hun hükümdarına "hakan" fKağan) deniyordu, U, Yazdg*rd zamanında {438-457), Iran üzerine baskılarını ayırdıkları yıllarda AkHunlartn babında en büyük hükümdarı sayılan Kunhas (başka okuyuşlar: Kuhanaz, Huşnavaz. Ahşunvar, Aksungur, Kün-han vb.) Iran iç işlerine karışarak hini»-, yesınealdığı Fıruzu Sâsânî tahtına çıkarmış (459), hâkimiyetini Afganistan'a doğru genişleterek Kuzey Hff*distan'a dönmüş ve orada, başında Skandagupta'nın bulunduğu Gupta devlini dağıtmıştı (470,e doğru). 463 yılında Ceyhun kıyılarında Ak~Hun!ar tarafından mağlûp edilerek yıllık vergiye bağlanan Sâsâriîler'în bu sırada geçirdiği dir^MçtVnaî bir sarsıntı öfkelerini fıtiiâte sürûkfedi. Bu Mazdek isyanı idi Zerdüşîuktan mülhem olarak Mazdek. Mani inancındaki ikili telâkki (ışıkkaranlık, iyUik-kötüKîk mücadelesi) üzerine, o tarihlerde yorulan ve iktisadî darlık içme ö^şen topiuîuğu islah etmek iddiası ile, i$me& huzursuzluk âmillerini de ekleyerek, düşüncelerini yaymağa başladı. Buna göre insanların saadetini bozan iki unsur servet ve kadm, herkesin ortak malı tanındığı takdirde yeryüzünde kütüfök

kalkacaktı. Bu tipik komünist propaganda neticesinde servet sahipleri ve aile müessesesine karşı kışkırtılan halk, Mazdek ve müridleri tarafından ayaklandırıldı. Asiller, din adamları öldürüldü. Kadınlar tecavüze uğradı, evler, konaklar yağmalandı ip tahrip edildi. Devletin sıhhat kazanacağı hususunda Mazdek'» inanmak gafletini gösteren Şah Kavad (488-531) de haps edilmişti, fakat o kaçmak imkânım bularak komşu Ak-Hunlar'a sığındı, iran'da olup bitenleri yakından takip eden AkHun hükümdarı, insanlık yararına hiçbir şey göremediği Mazdek hareketim, kırıp yok etmek için, Kavad'ı 30 bin kişilik Hun süvari birliği başında İran'a gönderdi (499). Bu suretle Şah ihtilâli bastırdı ve hâdiselerin gelişmesinden felâketi idrak eden halkın da yardımı ile Mazdek ve taraftarları yakalanarak idam edildi. Tabiatiyle temizlik ve ülkenin sükûnete kavuşturulması uzun bir zamana ihtiyaç gösterdiğinden, Sâsânî imparatorluğunda hak, adalet ve mülkiyet esasında normal nizam, daha ziyâde Kavad'ın oğlu, Anuşirvan (531-579) devrinde kurulmuştur ki, bu şehinşah tarihte "Âdil" lâkabı ile anılır. Çin kaynaklarına göre, iç Asya'da Karaşar, Kuça, Aksu, Kaşgar ve etrafım hâkimiyetlerine alan Ak-Hunlar bu arada Kandahar1! ve 484 yıllarında Kuzey Hindistan'ı zapt ettiler.* Su harekât "Tegin" unvanını taşıyan ve Kabil'de oturan Toramana adındaki başbuğu tarafından idare edilmişti. Vk yüzyıl başlannda Ak*Hun-Eftalit devletinin Mâveraünnehir, Türkistan'a kadar genişlediği zamanda, Toramana'rtm oğlu MhtraguJa imparatorluğun güney kanadının en azametli hükümdarı görünmektedir. Ordusunda daima 700 savaş finto bulunduğu-rivayet ecHtirvFakat bu-dist rahipler (Song-Yun ve ondan bir asır sonra buraya getoft Wtuer>ıTsang>/&fci "Huna kıratından başlanmamışlardır. Çünkü Mihiragula budizmt^fcesi halkı için tehlikeli sayıyor ve budistleri takip ediyordu. Buna karşılık, İskenderiye'den Hindistan'a giden tüccar tsonra keşiş) Kosmas onu Hindistan'ın en büyük hükümdarı olarak gösteriyor ve 530 tarihli Owafe- kitabesinde ve sanskritçe yazılı "Keşmir va-kayinâmeai*<s*de Mihiragula aynı şekilde tasvir ediliyordu. İran'da Anuşirvan büyük bir devlet adamı olarak belirdikçe Ak44ur> Eftalitler sönükieşti. 552 yılında Orta Asya'da Gök-Türk hakanlığı Kurulup istemi Yabgu Mâveraünnehir bölgesinde faaliyete geçtiği zaman ise, Ak-ftjn-Eftafft devletî ikî büyük imparatorluk arasında sıkıştı. Gök-Tüfklertn amansız hasım bildikleri Juan Ju-an'larla olan siyâsî ve sıhrî rabıtaları da fayda vermedi. Anuşirvan ile İstemi'nin ortaklaşa hareketleri neticesinde Ak-Hun iktidarı yıkıldı ve ütke GökTürkterle İranlılar arasında paylaşıldı (564). Bu suretle üç kol hâlinde gelişmiş olan Hun siyâsî hâkimiyeti tarihe karıştı.

2. Tabgaç Devleti
IV. yüzyıl sonlarına doğru Kuzey Çin'de kudret» .bir siyasî teşekkül meydana getiren, Çinlîier'in To-ba dediktari topluluğu Türkler Tabgaç" onanmışlardır. Orhun kitabelerindi* a* «ık geçes^.Gök-lftfcler yolu He Bizans kaynaklarına da intikal eden (Jaugast) =* Tabgaç kelimesi "Çin" mânasına da alınmıştır. Çünkü Gök^ Türklerin ilk zamanlarında Türkler'ce "büyük" tanınan bu sülâle ÇirVde büküm sürmekte idi. Aslında Türkçe olup, "ulu* muhterem saygıdeğer," mânasını İfade eden Tabgaç tâbiri bilindiği gibi bazı Karahanlı hükümdarları tarafından unvan olarak (Tafgaç, Tamgaç^kullanılmıştır. Kâşgarlı Mahmud'un. Türkter'den bir bölük oldu-

İM

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

127

ğunu kaydettiği Tabgaç'lar Çın yıllıklarına göre Asya Hunlan'ndan bir kısımdır. Sûiâtenm resmî tarihinde (Wei-shu) de Mao-tun eski To-ba (Tabgaç) hükümdarı ola rak gösterilmiştir. Ayrıca Tabgaçlar*ın 6rf-âdet ve geleneklerinden ÇO§u: Kurt efsa nesi, mağara, dağ, onman kültleri, göç efsanesi vb. Türkterie ilgili bulunduğu gibi, dillerinin de Türkçe olduğunu ortaya koyan deliller vardır: Bitegçin (Bitikçi.kâtip, hâriciye nâzın), kapugçjn (kapıcı, hâcib), atlaçtn (atlı, süvari birliği), tabagçın (yaya,ptyade birliği), tarakçın (koruyucu.mufahız kıtaları), yamçın (posta sürücüsü), aşçın (aşçı, muîbahçı baş»), törü (kanun töre) vb. Tabgaç hükümdarının ağzından şöyle bir Türkçe ibare nakledilmiştir; Atıq bâlgütâg "bir başbuğa verilen isim (onun yaptığı) işi belirtmeli (beigeîemeü) \ Wei-shu, Nan ch'i-shu, Sung- shu gibi Çin kaynaklarında geçen bu kelime ve tâbirler aynı zamanda Tabgaçlar'ın devlet ida resi ve ordu kurutuşları hakkında da bilgi verir durumundadır. Bununla beraber, bu Türk devteUnde oldukça büyük ölçüde Moğolların da yer aldığı anlaşılıyor. Araştır malarda Tabgaçîara bağlı kabilelerden kimlikleri tesbît edilebilenlerin yarısından i&^lasmm Moğo* menşei? olduğu neticesine varılmıştır. Ancak Moğollar, diğer Çinli halk île birlikte şüphesiz îeb'a durumundadır. • Çin'lerin "Wei" adım verdikleri bu sülâlenin kurucusu olarak bilinen Şa-mo handan itibaren 70yıl kadar uğraşarak Ta-t'ong bölgesindeki mahallî hükümetçikieri idareleri alîma alan Tabgaçlar'ın büyük devlet halinde gelişmesi Kuei-zamanartda (385-409) verimli topraklara sahip Doğu Çin'in Hsien-pi'terden zapt edilmesi ite (409) oîmuşîur Başkenti Ping-Ç'eng şehri (kuzey Şan-si'de Tat bölgende) olan devlet bir yandan Pekin yakınlarına, bir yandan Huang-ho nehri dirseğinin gÇfrıeyi* ne kadar «sanmıştı. Kuzey istikametinde, kudretti bir siyâsî teşekkül telinde beliren H'yen-foi (Hsien-pi)ierin vârisi Moğol menşeli, Juan-Juan'lar yüzünden, ciddî bir geneleme olamıyordu. İki devlet arasında, bazan çok şiddetli, mücadele 150 yû kada*- sürmüştür. Hükümdar Sseu (4G9-423)*den sora* Çin'in başkentleri Loyang ve Ch'angan (bugün (Si-ngan-fu)'ı ele geçirerek hâkimiyetini Sarı-Metıfr bölgesine yayan ve bulun Kuzey Çini tek fclarede birleştiren büyük hükümdar T'a-o (Ta*-wu) devnnde (424-452) Tabgaç DevieÜ en parlak çağını yaşadı. 427'de Hun Hıa krafeğmî alan ve Juan-joan'lan mağlup ederek bugünkü İç Moğolistan'ı istilâ eden (436) Tanwu, 439da Kansu'daki son Hun krallığını (Pei-Liang) ortadan kaldırdıktan sonra, Jç Asya'ya yönelerek Karaşar, Kuça şehirlerini himayesine bağladı (448). Böyfece üntö tpek yolu güzergâhı tekrar TOfk hâkimiyetine girmiş oldu. T'aiwu, Ç*n askerininlaydan ve düveden farksız" olduğunu söylüyor ve kendisi "Börü" (a Kurt Çince şekli, Fc-ü) lâkabını taşıyordu. İmparatorluk merkezini Türk hayat şarîîanna oklukça uygun gelen bozkır bölgesinde (kuzey Şan-sH tufcm *Tai-wu, o saralarda Çin'de yayılmakta olan budizmin Türkler arasında nüfıs kazanmasını önlemeğe çalışıyor, idaresi altındaki Çin topraklarında bite budistlerîn cfinî faaliyetlerini kontrol ediyordu. Tapınaklarda âyinler dışında din propagandacını yasaklayan bîr emirname çıkarmış (438) ve 446'da emre riayet etmeyenlerin şiddette tâkibN emretmişti. Tahmfnutt TBrk bünyesini ve seciyesini budizrhin bozucu tesirinden korumak maksadını güden bu tutumun mâna ve değeri daha sonra anlaşıldı. Tedbirlerin ehemmiyetini fark edemiyen halefleri zamanında, hattâ budizmfh himâyesi cihetine gtdikli. İmparator Skin (452-465) ile gelişmeğe başlıyan bu durum, sonra büsbütün tozlanarak Tabgaç topluluğunun Çinüleşmesine zemin hazıriadı. 493'de başkenti bozkır bölgesinden eski Çin merkezi Lo-yang'a nakleden İmparator

Hong (471-499), Türk töresine karşı ağırlık verdiği soysuzlaşmayı 495 yılında TM örf, âdet, geleneklerini.Tabgaç dilini ve hattâ yazışmalarda Türkçe tâbirlerin kullanılmasını yasaklamakta tamamladı. Buna karşı çeyrek asır kadar devam edan tepkiler bastırıldı. Kiao (499-515)'dan sonra idareyi devir alan imparatoriçe Hu (ölm. 528) budizme o kadar düşkün idi ki, yabancı memleketlerdeki "dindaştan' ile de alâkalanıyordu. 520'ye doğru Hindistan'da Ak-Hun hükümdarı Mihiragula'yı ziyaret ettiğini gördüğümüz Çinli budist rahip bu kraliçenin arzusu ile seyahat ediyordu. Tabiatıyla Tabgaç iktidarı da gittikçe gücünden kaybetmekte idi. Devlet 535'e doğru Kuzey (Tai'de) ve Batı (Ch'ang-an'da) VVeileri adı ile ikiye ayrıldı ve aralarında mücadele başladı. Kısa zaman sonra bütün arazileri Çinli hanedanlara intikal etti (550-556).

3. Gök-Türk Hakanlıkları
Asya "Büyük" Hun imparatorluğundan sonra, her cihetten temsil ettiği Türk kültürü itibariyle ikinci "süper" Türk imparatorluğu vasfında olan Gök-Türk Hakanlığı Türk" sözünü ilk defa resmî devlet adı olarak kabul etmekle bütün bir millete ad vermek şerefini kazanmış, doğu Sibirya'daki Yakut Türkleri ve batıda Ogur (Bulgar) Türkleri dışındaki.Türk asıllı bütün kütleleri kendi idaresinde birleştirmiştir. Hakanlığın yıkılmasından sonra, bir yelpaze gibi açılarak dört tarafa yayılan çeşitti Türk zümreleri gittikleri yerlerde Türk" adını ve onun idarî, siyasî ve iktisadî geleneklerini yaşatmışlardır. Yine Ogurlar ve Yakutlar hâriç, bütün Türklerin tarihinde Gök-Türk teşkilâtının, edebiyatının ^bre ve hayat telâkkisinin izleri devaffn etmiştir. Gök-Türkler'den sonra V Türkçesi (Ogur lehçesi) müstesna, bilumum Türk lehçe ve ağızları Göteffiârk Türkşesi'nin damgasını taşır. Doğudan batıya: Orta Asya, Türkistan, Mâveraünnehir, Kuzey Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye, ve Balkan Türkleri, Gök-Türkler yolu ile Türk'tür. Bizim diğer Türk devlet ve zümrelerinden ayırt etmek üzere Gö&Türkler dediğimiz bu topluluk kendine umumiyetle "Türk" veya Türük" diyordu* Ancak kitabelerde kendileri îçin bir defa Gök-Türk (Kök-Türk) kullanmışlardır ki, "Gök' e mensup, semavî ilâhî Türk" mânasına gelen bu tâbir V. Thomsen'e göre hakanlığın parlak bir devresine işaret etmekte olmalıdır. a - Birinci Gök-Türk Hakanlığı Bu çağda, daha doğrusu 6-9. asırlarda Orta Asya'nın "ethnique" görünüşü aşağı yukarı şöyle idi: O Tiles (Tölös, Tölis, Töl|f, Çince'de Tie-te)'ler, bütün Orta Asya'ya yayılmış * görünen en kalabalık Türk grubu. Sui-shu (Çin Sui hanedanının 581-618 yılhğı)'da 50 kadar kabilesi sayılmakta ve şöyle sıralanmaktadır: 1 kabile Baykal Gölü'nün kuzeyinde, 5 kabile Tola ırmağı kuzeyinde, 5 kabile Tanrıdağları kuzey eteğinde, 9 kabile Altaylar'ın güney babamda, 4 kabile K'ang (Semer-kant) "krallığı" nın kuzeyinde, 10 kabile Şeyhtin boyunda, 4 kabile Hazar'ın doğusu ve batısında, S kabile Fu-lin (Bizans)'ın doğusunda. Mamafih Baykal Gölü'nden Karadeniz'e kadar yayılan bu toplulukların hepsini de Tfcrk menşeli saymak doğru olmasa gerektir. Meselâ en batıda gösterilen bazıtan-nm (meselâ Alanlar) İranlı ölduklan biliniyor. Wu-hun (= Ugor)'da Ural'lı bir kavim

128

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRKTARİHİ —---------------------------------—-------—---------------------------—--------- 129

grubudur Töles kabilelerinin adlan tamamen henüz çözülememiş olmakla beraber. Hunlar'dan geîdikteri ve umumiyetle dil ve örflerinin Gök Türkleri'nkinin aynı bulunduğu belirtilmiştir. Bazı Çin kayıtlarına göre, Tabgaçfar devrinde (363-534), yüksek tekerlekli araba kullandıklarından dolayı, Kao-kü diye adlandırılan bir kısım Tötes kabileleri, diğer Türkler gibi kendilerini kurt atadan türemiş kabul ederlerdi. Ayrıca T'ang-shu (Çin Tang sülâlesi 618-906 yıllığımdan naklen 15 Töles kabilesinin adlan verilmektedir. Gök-Türk Hakanlığı zamanında orta ve doğu Asya'da gruplaşan Tötester rol oynamışlardır. • Tar duş (Çince'de Ste-yen-fo^ Hsietvyen-fo)'!ar 7. asrın ilk çeyreğinde töles kabilesinden bir grup Orhun Nehri-Altaylaf arasında sakin olup Tölester'in en zengin ve cesurlar* olarak gösterirler. • Uygurlar T©ia ırmağının kuzey sahasmda yer almışlardır (aş.bk). • On-ok'lar, Attaytartn halısından Seyhan (Str-derya) yakınlarına kadar uzanan geniş bölgede görünüyorlar. 51 To-fti (doğuda, sağ kanad) 5TNo-şf*pî (batıda sol kanad) adi ite lö kabileden kurmu olup, 'Batı Gök-Türkterf diye de aramışlardır. Törgrştef (aş.bk) ve Kariuklar (aş.bk) To'îufar'dan idiler. Ayrıca aynı sahada Çuyüe ve Ç'u-m* adlan tle anılan Türk kabilelerinden bir kısmı 630'u takip eden yıllarda. Gök-Türk Hakanlığının fetrtl devresîr>de Beşbadk civarındaki kurak bozkırlara çek&nişferve Şa-foTürkteri (Çöl Türkleri) adım sımışlardır. • Basmalar (Çince'de Pa-si-mt). idukut (hükümdar) unun Türk olduğu belirtilen bu kavmin asten yabancı olup. TOrkier'le karıştığı ileri sürülmüştür. Daha ziyâde iç Asya da Beş-bakk havaisinde görünmektedirler • Kirazlar {Çince'de K'i-ku). Baykat'm batısında, Yenisey nehrininJ<aynakiarı bölgesinde <ötier (aş.bk). • Oğuz'lar Setenga îrmağı-Ötüken bölgesinde (buruyorlardı (aş.bk.). • Kl-tan, Tatabi Ookuz-Tatar. Cttuz-Tatar gibi Moğol soyundan kabileler doğu bölgesinde Ke*ufen vs Onon nehirleri havalisinde bulunuyorlardı. Ancak hatırlatmak gerekk ki, bütün bu topluluklar zaman zaman yer değiştirroekte,arada btf çözülen boylardan yeni yer» lartikter meydana getirmekte, hülâsa oynak küîleter teşkil etmekte İdiler. Gök-Türkter, Çm kayraklarının açıkça belirttikleri üzere Asya Hunlan'ndan4nfyalardı. Başbuğ ailesi Aşana (eski okuyuşlar Asena, Zena s*b.) adını taşıyoKfu. Aşına soyunun bir dişi kurttan tûrediğine dair o çağda pek yaygın olduğu anlaşılan rivayetler GöfcTGrkter'in erken tarihlerini efsanelerle karıştırmaktadır. Ancak kurttan türeme geleneğinin Asya Hunları arasında da mevcut olmadı ve &ırt atanm Türkleri, dar, geçt>nez fardan selâmete ulaştırdığı 'rivayetinin 3. asırda Tabgaçiar da da görünmesi Çök-Türklerln eskffiğinf ve Türk toplulukları îte yatati ftgteini ortaya koymakta bulunduğu gibi, Aşına ailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katfîâma uğramış olduğu r&ayetf'de Gök-Tüfk erken tariffIRde mahiyetini İyi bilmediğimiz bfr falanın hâtırasını saklamaktadır. Kurt atajrtancı dolayısıyla Gök-Türk hakanlık aiârreti. altından kurtbaşfif'sancak olmuştur. Gök-Türkler'in tarih sahnesine çıkaktan anlarda Juan-Juanlar'a tâbi olarak, Aitay dağlarında an anevi san'atlan demircilikte uğraştıkları ve Juan-Juan devletine

silâh imal ettikleri biliniyor. Fakat o zaman dahi dağınık değildiler. Çou-shu (Çin yıllığı, 550-557'den) ya göre, Gök-Türk devletinin kurucusu Bumın (Çince'de, Tümencin atası olarak gösterilen A-hien, "şad" unvanını (Bilge şad) taşıyor ve Bumın'dan hemen önce .gelen Tu-wa adlı başbuğ da Ta-ye-hu ("büyük yabgu") olarak tanınıyordu. Demek ki Türk kütlesinin Juan-juanlar'a bağlılığı "fedaratif" mâhiyette idi. Bumın daha 534 yılında kuzey Tabgaç (Wei) idarecileri ile siyâsî münasebet kurmuş, 542'de akıncılarının başında Huang-ho nehri yakınlarında görünmüş ve 545'de batı Tabgaç hükümdannın gönderdiği et^rl imparatorluktan nezdimize 'hey'et geldi, devletimiz bundan gurur duyar" sözleri jfe karşılanıştı, Gök-Türk hanlarından Işbara, 585 deki bir konuşmasında Gök-Türk devletinin "50 yıl önce" kurulduğunu söylemiştir ki, bu da 535 tarihine düşer. Ancak Bumın'ın 546'da Juan-Juan devletine karşı bir Tötes ayaklanmasını bastırdığı için, o devlet hükümdarı ile eş-değerde olduğunu göstermek maksadı ile, onun kızıile evlenmek isteğinin kabaca reddedilmesi üzerine üst-üste vurduğu darbelerle Juan-Juan devletini çökertip arazisini tamamen işgal ettiktensonra resmen "il-kagan" unvanını alması ve böylece, merkezi, eski büyük Hun imparatorluğunun başkent bölgesi, Ûtüken (Orhun ırmağımı hemen batısında, 47. enlem101. boylam'da) olmak üzere hakanlığı kurması 5Ş2 yılında vâki olmuştur. Devletinin batı kanadını kuruluşta kendisi ite birfıkte çalışan küçük kardeşi İstemime. SYabgu^ühvanm* taşımafc^«iolayısıyia doğu kanadınınyüksek hâkimiyetini tanımak üzere veren Burmn devleti kurduğu yıl içinde öldü. istemi batıda fetihlerine devam ederken, Ötüken'de iktidara gelen, Bumın'ın oğluK'o^o (Kara?) ve bunun erken ölümü üzerine hâkim olan, Bumın'ın diğer oğlu tou-kan (553-572) zamanında devlet, haşmetti çağına ulaştı. Heybetli görünüşü, parlak mavi gözleri, kudreti ve huşuneti Çin kaynaklarında belirtilen Mu-kan Kağan, son bir darbe ile Am juanlart tarihe mâl ettikten sora» (555k*n-tanlar'ın «e Kırgızların ülkelerini Gök-Türk hâkimiyetine bağladı. Çin'de Batı Tabgaçlan'nın yerine geçen Chou hanedanı ile. yeni kurulan fei hanedanını baskı altına aldı. Istemi'îröı harekâtına karşı, Çin'den yardım* isteyen Ak-Hun-Eftalit devletine ve Mâveraünnehir talkına Çin askerî desteğini önledi. 564'de Şan-tfdeki-.TM başkenti Tsirvyang't muhasara etti ve kızı prenses Aşına'yı Chou imparatüu ile evlendirdi (568). Kaynakların bildirdiğine göre, geniş ülkelere ve 100 bin kişilik bir orduya sahip olan Gök-Türk hakanını, Çin İmparatoru akrabalık kurma yolu ile teskin etmiş oluyordu. Mu-kan'ın emrindeki kuvvet hakanlığın doğu kanadır* ordusu idi. İstemi (552576 tlnce'de Şe-ti-mi) kumandasındaki öteki ordu ise kenefi bölgesinde hareket hâlinde f& Kısa zamanda, Altayiar'ın batısın» tetk Göl ve Tann Dağlan1™ kadar hâkimiyetine alan istemi, geniş çapta askerî ve sıyâs* faaliyetleri neticesinde temas kurduğu Sâsânî imparatorluğu ve Bizans gibi Ortaçağın en büyük İki devletim Göktürk politikası İzinde yürütmek suretiyle, Türk hakanlığım bir dünya devleti payesine yükseltti. 561 yılında. Ak-hun-€ftalitler üzerinde yaptığı ilk baskı tecrübesinden sonra, bek transit ticaretini elinde tutan bu devlete karşı Sâsânî imparatorluğunu tabiî müttefiki olerak gören İstemi. Şehinşah Anuşirvan Âdil ite andlaşma akdetti Bu vesile ile kızı. Anuşirvan ile evlenerek Iran sarayına ımparatonçe oldu. Müttefikler tarafından sıkıştırılan Ak-Hun- EftaHt devleti yıkıldı ve toprakları Ceyhun (Amu Derya)smır olmak üzere M imparatorluk arasında paylaşıldı (564). Mavera-

130

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

İSİ

ünnehir. Fergana'nm bir kısmı, Kaşgar, Hoten vb, Gök-Türkfer'e intikal etti. Bu suretle iç Asya ipek kervan yolu üçüncü kere Türklerin eline geçmiş oluyordu. Ancak Anuşûvan bu bölüşmede, zaferdeki katkısına nisbetle "arslan payı" nı almış olmasına rağmen, pek memnun değildi,kervan yolunun Mâveraünnehir güzergâhım da ele geçirmek istiyordu. Bu maksatla, kendi ülkesinden Akdeniz limanlarına ve Bizans'a yapılmakla otan ipek nakliyatını durdurdu. Böylece hem ipek ticaretinin ünlü kervancıları olup son taksimde Gök-Türkler'e bağlanan Sogd (Semerkant bölgesi) ahalisinin faaliyetini baitalıyarak, huzursuzluk çıkartmak, hem de Türkfer'i ipek transit rüsumu gibi yüksek bir gelirden mahrum etmek düşüncesini tatbik mevkme koydu, istamfntn gönderdiği elçileri hile ile öldürttü. Uzlaşma ümidini kesen İstemi Bizans'a döndü ve İstanbul'a, Sogdlu ipek taciri ve diplomat Maniah başkanlığında bir heyet gönderdi (568). Tarihte bu, Orta Asya'dan Doğu Berna'ya giden ?ik resmî heyet kü. İpek meselesi Gök-Tûrkler kadar Bizans'ı da ilgilendirdiği için, hattâ Sâsâhî aracılığından kurtulmak üzere, nakliyatı Hind denizi yoluna teksif etmek maksadı ite güney Arabistan'daki +fimyerî devleti ite temaslar aramış otan Bizans' ta, imparator ff Justinos, Türk elçilerini alâka ile karşılamış, isteminin gönderdiği Iskstçö" (Türkçe) mektubu okutmuş ve Maniah'm ağzından teşebbüsün ciddiliğini anlamıştı. Bir ittifak andîaşması yapmak üzere umumî vâİi 2emarknos başkanlığında bir heybeti yola çıkardi {566 Ağustos başı). Türk elçileri ile birlikte Karadeniz-Ka&asiar-Hazar Denizi-aral Gölü arasından Talaş yolu ite Tanrı Dağlan'nda Ak-Oağda istemi (Bizans kaynaklarında, Dizabulos, Dilzibulos, Silziouios, Sîembis; Aî-Tabari'de Smcibu) mn huzuruna gelen Bizans elçilerinin hatıraları (Bizans tartf*Vwww *5enanaro$- 6. asır sonlan- ve Th. Simocattes -7. asrın ilk yansı-) da Gök-Tûfk i «ayauri». kudret ve ihtişamını gözler önüne sermesi bakımından pek ktymetli bir vesikadır. İstemi Bizans ite işbirliği yaparak Anuşirvan't ipek yolunu açmağa zorlamak gayesini güden siyasetinde başarıya ulaşmış, 571 yılında SâsânîBizans çatışması başlamışa. Fakat bu savaşa Gök-Türkler'in katıldığına dair bir aîâmtl yoktur Ancak Anuşirvan'ın oğlu okıp. Gök-Törk prensesinden doğduğu için "Tûrk-zâde* ötye anılan IV. Ormuzd (57&-590)'un son yıllarında (588'ierde) mâdahâte editnvçtövBu geç katışm sebebi» Ğök-Türklerl M savaşa Iş&rak için tazyik eden Bizans'tı QönöBt<^0 müteaddid elçilerden biri olan Valentinos'u 576'da Aral Gölü havalisindeki Türk bölgesinde karşılayan Törk-şad'ın sözlerinden anlaşılıyor. Bu Tûrfc prensi faizans'ı. Gök Türklerin af edilmez hasımları olan Avariarı (Varhonfr îa= Uar-huni) himaye etmekle ve "kılıçla değil, atların ayakları altında karınca gibi ezilerek öldürülmeği hak eden* bu kavme bannacak yer vermekle suçluyordu ki, bu doğru idi. Is*©mi*n*n siyasetinin diğer ve daha mühim bir neticesi de şu olmuştu: 19 yıl sürmüş olan (571-590) Sâsâni-Bizans mücadelesinden sonra da iki imparatorluğun arası düzelmemiş birbirini takip eö&n karşılıklı istilâlarda nihayet imparator Herakiaious'ıjn SâsânT başkenti; Madâin (Ktesiphon)'e kadar uzanan seferleri (622-628) Sâsânî imparator tuğunun son mecalini de kırmışbr ki, Kur'an'da bile işaret olunan bu durum İsiâmıyetin kısa zamanda iran'da hâkimiyet kurmasını kolaytaştımraştu. Gok-TÖfk imparatorluğunda^ İsîemi'nin fealryeti dahil bütün askerî- siyâsî teşebbüslerin, adma yapıldığı hakan Mu-kan 57?de öldü. DevM muazzam tfr genişliğe ulaştıran bu büyük hükümdarın (Çin kayıtlanna göre Hakanlığın genişliği

doğudan batıya 10 bin •li" ve kuzeyden güneye 5-6 bin T 10,5 milyon km 2 civarındadır) hatırası Orhun kitabelerinde akisler bulmuştur: "Dört tarafa ordu sevk edip kavimleri hep itaat altına almış.başlılara baş eğdirmiş, dizlilere diz çöktürmüş; ileride (doğuda) Kadırgan dağlarına geride (batıda) Temir Kapıg (=Demirkapı, BelhSemerkand yolu üzerinde, 12-20 metre genişlik ve 3 kilometre uzunluğunda)a kadar- Türk Milletini-hâkim yapmış; -bu ülkeler arasında Kök-Türk (Kavmi) idi-oksız (Hür ve müstakil) oturur olmuş, bilge kağan imiş, alp kağan imiş, buyruk ve beyleri,kavmi (bodun) hep bilge ve cesur imişler..." Ötüken'de tertiplenen büyük cenaze törenine hususî heyetlerle katılan komşu devlet ve kavimler (Çin Tibet, Apar= Apurım, Kırgız, Üç-kurikan, Otuz-Tatar, Kitan, Tatabi) arasında Bizans imparatorluğumun da bulunmuş olduğu anlaşılmaktadır. Mu-kan'ın yerine kardeşi T'a-po (Tapar?) geçti (572-581). Kudretli hakanlığın yeni hükümdarı, kendini tebrik etmek Özere hediyelerden başka 100 bin top ipek gönderen Choü imparatoru fle, tebrik için çeşitli hediyelerle birlikte başkumandanını göndermek suretiyle hususî bir itina gösteren, Chou'Iarın rakibi, Tsi imparatorluğuna "Oğullarım!- efiye hitap ediyordu. Bu, bütün kuzey Çfnln Türk himayesine alındığını göstermekte idi. Ülkesinin genişliğinden dolayı hakanlığın doğrudan doğruya kenefi idaresindeki kanadıni Bdye ayırarak, doğusuna, kardeşi K'o-teflnun oğlunu, batısına da küçük kardeşi Jo-ten'ı *Han* unvanları ile tâyto eden, İstemi de e'sasen kendisinin yüksek hâkimiyetini tanımakta olduğundan, ulu hakan durumuna yükselen T'a-po, bir Tsi prensesi ile evlenmek düşüncesine kapıldı ve ayrıca Türk topluiuğulçîfi-Ziararlı cihetleri önceki devirlerde Heri görüşlü Türk idarecileri tarafından ortaya konulmuş olan Buda dinini, - bir budist misyoneri (Jnagoupta)'nın telkinlerine kanarak, memlekette himayeye kalktı; bîr budist tapınağı ve bir Budfttıeyköî yaptırdı. Gök-Türk haşmeti zevale yüz tutmuş gibi idi. Tapo dış siyasette de yanlış adımlar tattı. Ts^ler 575 de TcHn hanedanı tarafından y*kıldığı zaman, oradan kaçarak kendisine sığınan bir Tsi prensini *Çin kağanı' Hân etti. ChouJa^la itfate^^çtlmasına sebep olan bu durum karşısında kalabalık bir ordu 1te, Pekin bölgesine üerJeyen Ta-po kendisine yeni bfr Ç&û prenses vaad edilerek durduruldu (579). Ancak prensesin verilebilmesi içi» Chou hükümdarı, "Çin KağöiWrlW prensinin kendisine teslimini, istiyordu Bir av esnasında bu prensin'Chouîar tarafından teaşınlmaaına göz yumulması millet nazannda hâkanan itibarını büsbütün sarstt. Gök-Türk birliği ve kültüründe mühim çatlakların belirdiği bu yıllarda diğer mühim bir hâdise de İstemenin ölümü oldu (576) Resmî unvanı "Yabgu" olması gerekirken (kendisine bağiı batı Gök-Türk halkı bazen Yabgu Türkleri %öde anılıyordu), kitabelerde bHe "Kağan" diye zikredilen bu büyük şahsîyi öiüriiühü.yukanda adı geçefiTürk-şad'ın sökerinden öğreniyoruz. Türk-şad'ı aMriandHn hususlardan biri de, ölen "atasının yas günlerinde Türkler'in rahatsız edilmeleri idi. Yol hatıralan Gök-Töfls hakanlığının batı bölgelerindi kavimler bakımından çok möhim olan elçi Valentinos'a Wtaben yapılan bu konuşma ayrıca Türk fütuhatının hem şeklini, hem felsefesini açıklamak itibarîyle büyük değer taşımaktadır: "Ben esirierimiz olan Uar-Huni (Avarelerin hanglyoldan Bizans'a git*l»**6Wyörum. Khyeperin, Meriçln nerede olduğunu, Tuna'rtm nereye aktığını da biliyorum. Gün doğusundan gün battsma kadar ülkeler bize diz çökmüştür. Atanhrl, Ori-Ogurlah görüyorsunuz. Bize karşı gelmek cesaretini gös-

132

TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

133

terdiler, fakat üroıdleri boşa çıktı.Roma'ya da geleceğiz*. Gök-Türk sınırlarının Kafkasya'nın kuzeyine kadar uzandığım ortaya koyan bu sözler Bizans'ı açık bir tehdit mânasını ifade ediyordu. Ancak Türk-şad lâtife yapmadığını gösterdi. Kırım'da Bizans'a âit ünlü Kerç kalesi Türk kuvvetleri tarafından zapt edildiği zaman Doğu Roma elçileri henüz Gök-Türk topraklarında idiler (576). Bu, GökTürk hakanlığının Mançurya sınırlarından Karadeniz'e kadar uzanarak genişliğinin gaye haddine ulaştığ* tarihte Istemi'den sonra yerine geçen oğlu Tardu (576-603) (Çincesi Ta-teu, aslında bîr unvan), cesareti ve savaş severliği ile babasına benzemekte idi ise de, ihtirası yüzünden. T'a-po Hakan'ın açmış olduğu ayrılık çizgisini büsbütün derinleştirdi. Çinliler, onun bu zaafından faydalandılar: önce, hakanlığın kendine verilmemiş olmasından dolayı küskün olan Ta-lo-pien'i (Mu-kan'ın oğlu) T'a-po'ya karşı kullanarak Tardu'nun yanına gitmesini telkin ettiler. Halbuki Mu-kan bile bu oğlunu tahta namzed göstermemiş idi, çünkü annesi asîl (Türk soyundan) değildi. Ulu hakan T'a-po 58? de ölürken, kendi oğlu yerine, onun hakan olmasını arzu ettiği hâlde, danışma kurutu (Devlet meclisi} bunu kabul etmiyerek, K'o-lo'nun oğlu işbara (Çince'de, Şa-po-tue) 'yi hakanlığa getirmişti. Çin, Gök-Türk!er arasındaki anlaşmazlığı körüklemeğe devam ediyordu, Ta^opien Bat* Yabgusu Tardu'nun yanında, yeni ulu hakan ile mücadeleye hazırlanırken, İşbara da o sırada, Choular yerine iktidara gelerek, Çin'de 350 yıldan beri ilk defa s.yâsi birfîk tesis eden Sut hanedanı (581-618) ndan kendi ailesinin intikamını atmak isteyen kansı. Chou prensesinin telkinlerine kapılarak, Çin'e kuvvet sevk ediyor, Su? imparatoru Wen-fc de eskiden beri Çin şehirlerinde ticaretle uğraşan ve dosîkık münasebetleri .çerçevesinde, imtiyazlara sahip 10 bin kadar Türk'ü Çin'den uzaklaştırıyordu. Buna karşı işbara'nın ordusu ile Çin'e girmesi, Çin desîse faaliyetinin kestfleşrnesine yol açtı. Wer># derhâl Tardu'ya altur* kurt başlı bir sancak göndererek onu Gök-Türk ulu hakanı olarak selâmladığım bildirdi, ihtirası alevlenen Tardu, Çin'e karşı ortak hareket teklif eden İşbara'nın bu isteğini önce reddetti ve tşbar», Gök-Türkier'i gayet iyi tanıdığı anlaşıldı diplomat-general Ç'ang Sun~şeng ile mücadele etmek ve bu ÇinfiYıfa Türk kumandanları arasına soktuğu nifak ite uğraşmak mecburiyetinde kalırken, Tardu, hakanlığın doğu kanadının yüksek hâkimiyetini tanımadığını ilân etti (582). Böylece imparatorluk resmen ikiye ayrılmış oldu. b-Doğu Gök-Türk Hakanlığı Zor şartlar altında İşbara dengeyi büsbütün kaybederek, ordu mensupları arasında, Ta-lo-pien'e bağiı olduklarını zan ettiği yüksek rütbeli kumandanları vazifeden uzaklaştırmağa, hattâ cezalandırmağa başladı. Neticede bu askerlerle, prenslerden bazıları Çin'den yardım istemek zorunda kaldılar. Etrafında korku ve nefret uyandıran işbara üa, kendi kudretinden çok şey kaybettiğini, esefle gördüğü için bizzat, Sui hükümdarına müracaat ile barış dileğinde bulundu. Teklifi sevinçle kabul eden Wen-ti'nin derhâl yolladığı elçilerin başında yine Ç'ang Sun-şeng bulunuyordu. Başkentte Hâtun'un ve diğer Türk iteri gelenlerinin önünde bu Çinli, Işbara'ya hakaret edecek kadar ileri gitti ve "Çin İmparatorunun oğlu" olduğunu kabul eden hakanı "Ç'en' (bende) ilân ettikten sonra memleketine döndü. Doğu hâkanlı-

ğı resmen Çin tâbiyetine girmişti. İşbara imparatora yazdığı 585 tarihli* mektubunda şöyle diyordu, "Sui imparatoru dünyanın gerçek hükümdarıdır. Gökte iki güneş olmadığı gibi, yerde de iki hükümdar olmamalıdır vb.". Gök-Türk hakanlığının parçalandığı, tâbi kütlelerin ayaklandığı, Türklerin Çin'e ilticaya başladıkları, Türk hükümdar ailesi mensuplarının birbirine düştüğü bu karışıklıkta İşbara öldü (587). Yerine geçen kardeşi Ye-hu ve arkasından Devlet Meclisi'nce hakan ilân edilen Tülan (588-600) zamanlarında durum düzelmedi. Meşhur Ç'ang Sun-şeng, Gök-Türk hakanlığını büsbütün çökertme yollarını gösteren raporlar hazırlıyarak imparatora takdim ediyor, elçi olarak geldiği Ötüken'de türlü desiselerle Türk hanedan üyelerini karşı karşıya getiriyordu. En büyük yardımcısı da, önce Ta-po'nun sonra İşbara'nın, nihayet Tütan'ın öldürülmesinden (600) sonra, Çin'in muvafakati lie tahta çıkarılan K'i-min (600-609)'in karısı dan Çinli prenses Ts'ien-kien îdi. K'i-min, bu defa, Doğu hakanlığını kendi idaresine almağa çalışan Tardu'ya karşı kuffaralrr&kta idi. Bu K'i-min de imparator Yang-öVe gönderdiği Wr mektupla 'Haşmetpenâh'ın âciz bir bendesi" olduğunu, hattâ, vaktiyle İşbara'nın bu© reddettiği Türk kavmirtf-ÇinBter gibi yapmağa hazır olduğunu" yazabiliyordu. Ancak, ölümühden sonra yerine geçen oğlu Şi-pf (Shih-pit 609-619) Gök-Türk haysiyetini biraz kurlârabfldî: Bir Çfnfi ptenses ile evlenmekle beraber bunu, Çfrfln Göl^TOr1frİ<sH#^nemü^'ıalesini önleyen bir paravana olarak kullandı. 5-6 yeisinde Doğu Hakanlığı topraklarındaki dağınıklığı giderdi, batıda Tibet'e kadar, doğuda Amur nehri'ne kadar tekrar itaat altına aldı (615) Durumdan telâşa düşen imparator, Türk hanedan azası arasında ihtilâf çıkarmağa dayanan değişmez Çin plânını yeniden tatbike başladı: Bu defa akıl hocası, hususî desîse raporları hazırlayan ve batı için yazdığı eserler başlıca kaynaklardan sayılan elçi Fei-chü idi Hakanın küçüKkardeşiÇ'i-ki-şad'a "hakanlık" teklif edildL Fakat müMnİn perişanlığını ve Çin tahakkümünün rezaletlerini gören bu genç, teklifi kendisine vaad edilen Çinli prensesle birlikte ışddetti, Çinliler başka bir yol denediler; Gök-Türk kumandanlarından baini pusuya düşürerek öldürdükten sonra. Hakan'a, onun muhalefet maksadı ile kendilerine müratcaatetöğini, fakat "aradaki dostluktan dolayı" ortadan kaldırılmasını W0un bulduklarını bildirdiler. Gaye Hakan ŞHpi île Gök-Türk şeflerinin araşır» açmali, Hakan bu oyuna da gelmedi. Son hâdisenin .ÇîrvTürk anlaşmaşp bozduğumu H©rı:şürerek yıllık haracı kesti, savaşa hazırlan*. Plânı, kuzey eyaletinde geziye sıkmış olan imparatoru baskın ile yakalamadı. Fakat baskın haberi Ötüken'de bulunan ve yukarıda sıra jto öç, hakana zevcelik ettiğini söylediğim» Çinli prenses taratmcten, gizlice Çin'e ytaşönUbö* tpı* sûr*atie geri dönmeğe çalışan imparator, takipçi Gök-TOjk süvarüe&terafından Şan-si'de Yenmen (bugün Tsü-hien) şehrinde kuşatıldı. Ye'şîndep ağladığı «vayet edilen in3§watakYang-ti'nin imdadına yine mahut prenses yetişti: G^^f^çK ülkesinde büyük ttr isyan çıktığı söylentisini yayaraH Tj&k ordusunun geri çekilmesini sağladı (615). Yan-ffnİn son durumu Çin'de karışıklıklara sebebiyet veıdi ve ona karşı muhalefet gittikçe arttt Bu defa da ÇiıtfUeri gelenlerinin Gök-TC^te^e sığınmalarına şahit olunuyor ve Şi-pi Hâlöfe Çirtölefta siyasetini kendilerine karşı tekrarlıyordu/Çin sarayım yağmalayarak aldığı kıymetli eşyayı Gök-Türk Hâkanfna sunan mülteci Liang ShMı/yu, Şi-pi 'ÇTın Kağanı? «an ederek (6f7> kendisine bir kurt başlı sancak verdi. Uu Wu-chou adlı diğer bir kumandanı da "Batı Çin Kağanı" yaparak, Sui'lere karşı

134

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

135

sefere çıkardı. Bunlar arasında, tarihî bakımdan en ehemmiyetlisi Çin umumi valilerinden ü-yûan'ı himayesine alıp desteklemesidir ki, andlaşma gereğince Türk ordularının yardımı ite Sui'leri iktidardan uzaklaştırdıktan sonra Ch'angan'daki imparatorluk servetini hakana takdim eden, ayrıca 30 bin top ipek ve yıllık vergi vermeği taahhüt etmiş elan ü-yüan, Çin'de 300 yit kadar hüküm süren meşhur T'ang sülâlesini (618-906) kurmuş ve kendisi İmparator olarak Kao-tsu unvanını almıştır: Şi-pı*den sonra hakan olan Ç'u-lo (619-621) kardeşinin sert siyasetini takip ediyor ve Hakanlığa karşı tutumu tosa zamanda değişen T'ang imparatoruna karşı Sui sülâlesini canlandırmağa kararlı bulunuyordu. Fakat karısı Çinli Prenses l-ç'ing tarafından zehirlenerek öldürüldü. Hakan olan kardeşi Kie-li (621-630) kifayetli bir adam değildi Hain prenses l-ç'ing ile evlenmiş, ağır dille yazdığı mektuplarla imparatoru tahrik etmişti. Karısının tesiri altında idi. Plânsız, tâbyesiz, sadece cesarete dayaman askeri teşebbüslerinde bir iki defa mağlup oldu. Tutumu millette emniyetsizlik uyandırdı. Sir-Tarduşiar, Bayırkuiar, Uygurlar isyan ettiler (627). Vaktiyle Türk himayesine sığınmış olan bir çok Çinli T'ang imparatorundan af dileyerek memleketine dönüyor, K'i-taniar ve başka kavimler Çin ile temaslar arıyor ve sınır bölgelerinde Çin'e bağlanıyorlardı, imparator Tai-tsung (627-649) Türkler'e vura» caği darbe içtn vaziyetin olgunlaşmasını bekliyordu. Hakan kuşattığı bir şehir önvryöe mağlûp olarak çekilirken yakalandı, muhafaza altında Çin başkentine gönderildi (630). Tat-tsungun kendkıt Türkler'in Gök Kağanı* ilan ettiği 630 senesi Doğu GökTürk fsttkJatintn sonu kabul edilmiştir. Hakanlığa bağlı kabileler ve yabancı topluluklar dağthyor, Gök-Türk prensieri etraflarına kuvvet toplayabilecek kimseler olmadıklarından, herkes başının çaresine bakıyor, Türkler Çin'e sığınıyorlardı. Gerçi Aşına ailesinden *kağan"iar birbirini takip etmekte idi, fakat bunlar artık Çin sarayının emrinde, sadakat ziyaretleri yapan, hediyeler sunan, imparatorlardan türlü ünvanJar aten birer kukla idiler Gok-Türkier'ın acıklı durumunu, Çin sarayında Türkler'e karşı ne yapılabileceği hususunda, İmparator huzurunda cerayan eden münakaşalardan anlamak mümkündür. Neticede kuzey Çin'in Sed boyunda "6 eyalet" bölgesinde Türkfer'in yerleştirilmesi kararlaştırıldı. Bu suretle belki Türfcter'in ÇMleşeceği umuluyordu. Fakat 680e kadar geçen 50 yıl devamınc*. Türk milleti kendini unutmadı, ilini, ört ve âdetlerini korudu, tarihin şanlı hatıralarını ruhunda yaşadı 8u arada ufak çapta başkaldırmalar oluyordu. Meselâ Aşına ailesinden bir prensin Aitaylar'da Töık hakanlığım ihyaya çalışması (646-649), yine Q6k-Türk flS* kümdarlan soyundan tb-çfnin Ort-oKlarm başında "kağan* ifân edilerök, (676673), Çin'e karşı Tibetlilerle ittifak etmesi. Çinliler tarafından şidettle bastırılan bu hareketler arasından en çok hayret verici olan, 639 yılında Kür-şad'ın ihtilâl teşebbüsüdür. T'ang imparatorunun saray muhazıf kıt'ast subaylarından olan, Gök Türk prensi Kür-şad (Çince'de Kie şâ-şuai) Türk devletini ihya etmek için 39 arkadaşı ile gizlice bir cemiyet kurmuş ve önce bas geceler tek başına şehirde dolaşan imparatoru yakalamağa karar vermişti. Fakat plânın tatbik edileceği gece ansızın patlayan fırtına yüzünden imparator saraydan çıkmadı. Kararın geciktirilmesini mahzurlu gören Kür-şad ve arkadaştan bu defa doğruca saraya yürüdüler. 40 Türk sarayı ele geçirip başkente hâkim olmayı düşünüyorlardı. Yüzlerce muhafız telef edildi ise de dışarıdan sevk edilen ordu îte başa çıkılamadı. Şehir yakınındaki

Wei ırmağına doğru çekilen Kür-şad ve arkadaşları yakalanarak öldürüldüler. e - Batı Gök-Türk Hakanlığı 582 yılında Doğu hakanlığı ile resmen ilgisini kesen Tardu, her iki kanadı kendi idaresinde birleştirmek için gayret sarf ediyordu. Doğu hakanlığına baskı yapan Çin'in Tülan hakana karşı kardeşi, Tu'lPyi tutarak iki kardeşi çarpıştırması üzerine Tardu Çin'e yürüdü. Kuzey Çin'de başarılarla ilerlerlerken yukarıda adı geçen gene-rai-diplomat Ç'ang Sun-şeng'in oyununa kurban oldu. Bu ÇtoS Türk ordu efradı ve atlarının geçeceği yollardaki suları, pınarları zehirlemişti. Tardu böyle bir şeyin yapılacağını hatırına getirmediği için ağır zaiyat ve telefat verdi. Çekilmek zorunda kaldı (600). Bu tarihe kadar Tardu Kağan batıda pek çok başarılar kazanmış, Höteh bölgesini İmparatorluğa bağlamış, Şehinşah IV. Ormuzd Türkzâde" (579-590) zamanında, Bizans-Sâsânî savaşlarında, Iran iç-işlerine müdahale etmiş, bir Türk başbuğu Derbendi-kuşatırken diğer bir Gök-Türk ordusu Herât, Badgis havalisine girmişti. Bu orduyu durduran ünlü Sâsân? kumandanı Bahram Çupîn'in isyan edip Ormuzd'ı tahttan indirip oğlu Husrav Parviz'i tahta çıkarması, fakat bunun da kaçması üzerine, Bahram'ın kendisini "Şehinşah* Hân etmesi Sâsânî imparatorluğunu karıştırmış, Bizans'ın müdahalesi ile mağlup edilen Bahram sonunda hakana sığınmıştı. Böylece Tardu'nun bir yandan, kısa müddet için de olsa, her iki hakanlığı kendi idaresinde birleştirmesi (598'e doğru), aynı zamanda iran üzerinde hâkim bir durum kazanması, onun 598 yılında Bizans imparatoru Mauriacus'a gönderdiği mektupta ifadesini bulmuş görünmektedir: "Dünyanın yedi ırkının büyük şefi ve yedi ikliminin hükümdarı Hakan'dan Roma imparatoruna..". Çin kaynaklarına göre de, bu tarihte Tardu, Ötüken, kuzey-batı Moğolistan, Aral gölü havalisi, Kâşgar, Mâve-raünnehir ve Merv'e kadar Horasan sahaları üzerinde hâkim bulunmakta ve ulu hakan olarak "Bilge Kağan" unvanını taşımakta idi. Fakat Tardu Gök-Türk birliğini gerçekleştirmek için çok şiddetli davranmıştı. 601 'de Çin başkenti yakınlarında bir savaşta netice alamaması üzerine birçok Türk boyları ve yabancılar ayaklandılar. Tardu bunlarla başa çıkamadı ve Kökena'ur havalisinde kayıplara karıştı (603). Tardu'nun sahneden çekilmesinden sonra, memlekette isyancıların sayısı arttı, nizâm bozuldu. Doğu hakanlığında yeni bir kudret olarak beliren Şi-pi Kağan'a karşı, Tardu'nun torunu Sui'lerle İşbirliğine kalktığı ve hattâ ülkesini bırakarak Çin sarayında yaşamayı tercih ettiği için Şi-pi tarafından Çinliler'den teslim alınarak öldürüldü (619}. Devlet meclisi'nin hakan ilân ettiği, Tardu soyundan Şi-koei zamanında durum düzelmeğe başladı. Fakat asıl huzur.Tardu'nun küçük torunu olan Tong-Yabgu devrinde (619-630) görüldü. Çin kaynağı rang-shu'ya göre "akıllı ve cesur" olan bu hakan "mahir bir savaşçı ve seçkin bir tâbyeci" İdi. Orhun, Tola ırmakları ile Aral gölü arasında yayılmış bulunan Töiesler'i kendine bağlamış. İranlılar1! mağlûp etmiş, güneyde Kandahar'a kadar ilerlemişti, ordusu birkaç yüz tm iyi yay kullanan süvarilerden kurulu idi. Merkezi Talaş şehrinin 75 km. kadar güney doğusundaki ünlü Bin-yul (Bin-bulak= bin pınar mevkiinde idi. Tang-shu'ya göre "o zamana kadar batıda onun derecesinde kuvvetli olanı görülmemişti". Çin ile dostane münasebetler kurmuş olan Tong-Yabgu çağında Hindistan'a gitmek üzere Gök-Türk imparatorluğunu bir baştan bir başa geçerek yolları; şehirleri, dinî ve

136

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHÎ

«7

kültürel hayatı hakkında çok alâka çekici bir bilgi veren, Çinli budist rahip HiuenTsang. Tong Yabgu'yu da ziyaret etmiştir. Gök-Türk imparatorluğunun parlak bir devri yaşadığı yıllarda On-oklar ve Kartuklar isyan ettiler. Bunları kendi mevkiini tehlikede zanneden Doğu hakanı Kie-ii teşvik etmiş olmalıdır. Bir münazaa esnasında Tong-Yabgu'nun, hakanlığın batı kanadı başbuğu olan amcası Se-pî tarafından öldürülmesi (630) öfkeyi karıştırdı. On-ok'lardan Nu-şi-pi'ler Se-pi'yi istemediklerinden kendileri bir hükümdar seçmeyi tercih ettilerse de. Tong-Yabgu'nun oğlu Se-Yabgu üzerinde birleşildi- Bu defa Tölesler'in ayaklanması devletin Çin'e bağlanmasında birinci derecede âmil oldu. 630 senesi büyük Gök-Türk tarihinin en karanlık yılıdır. Doğu hakanlığı bu sene Çin'e boyun eğmişti. Batı hakanlığı da aynı tarihte aynı akıbete uğradı. Bundan sonra da Aşına soyundan bir sürü "kağan", bazan aynı zamanda birkaç "kağan1 Batı Gök-Türk gruplarının başında görülüyorsa da, bunlar Çin'in birer memuru durumunda idiler. Batı Gök-Türk ülkelerinin Çin'e ilhakı 658 de tamamladı. • İkinci Gök-Türk Hakanlığı 630680 arasındaki 50 yıllık zaman Gök-Türkler'in istiklâllerini kayb ettikleri bir matem devresi olmuştur. Her nekadar Orta Asya'da millet olarak Türkler varlıklarını, dil, inanç ve geleneklerini muhafaza etmişlerse de müstakil bir devletten mahrumiyet, "Bey olmağa lâyık evlâdın kul, hâtûn olmağa lâyık kız evlâdın cariye olma4 sı" Gök-Türkler için haysiyet kırıcı bir ıstırap kaynağı teşkil ediyordu. Millet şöyle diyordu: 'Ülkeli bir kavim idim, şimdi ülkem nerede? Hâkanlı bir kavim küm, şimdi nerede hakanım?". Kitabelerden anlaşıldığına göre, Gök-Türkler'i bu felâkete sürükleyen sebepler şu üç noktada toplanmaktadır: O Sonraki devlet ve idare adamlarının kifayetsizliği:"... Kağan bilge imiş, cesur imiş, buyrukları biJge imiş, cesur imiş, Beyleri de, kavmi de iyi imiş, böylece ülkeyi tutup töreye göre tanzim etmişler... Sonra kardeşler, oğullar kağan olmuş, küçük kardeş büyük kardeş gibi yaratılmadığı,oğlu babası gibi yaratılmadığı için bilgisiz kağanlar tahta oturmuşlar, buyrukları da bilgisiz, fena imişler... Türk beyler, Türk adını atmışlar, Çin beylerinin adlarını almışlar, Çin hakanına boyun eğmişler, elli yıl işlerini, güçlerini (ona) vermişler..." © Türk kavminin uygunsuz tutumu: Türk bodunu... Sen aç olduğun zaman tokluğu düşünemezsin, tok olduğun zaman açlık nedir bilmezsin. Bu sebeple hakanın iyi sözlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap, bitkin düştün. Müstakil hakanlığına karşı kendin yanıidın... Doğuya gittin, batıya gittin. Kutlu yurt Ötüken'i terk ederek gittiğin yerlerde ne yaptın? Su gibi kan akıttın, kemiklerin dağlar gibi yığıldı...", Türk bodunu kendi hakanını bıraktı, hüküm altına girdi. Hüküm altına girdiği içil) Tanrı ona ölüm verdi, Türk bodunu öldü, mahvoldu...". • Kurnaz Çin siyaseti ve yıkıcı propaganda: 'Çin kavminin sözü tatlı, hediyesi mülayim imiş, tatlı sözü, mülayim hediyesi uzak kavimleri yaklaştırır imiş. Sonra da fesat bilgisini orada yayarmış, iyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlı sözünü, mülayim hediyesine kapılan çok Türk kavmi öldü...*;"... Çin kavmi hilekâr kurnaz Olduğu için, küçük kardeşlerin büyük kardeşlere karşı ayaklanması, beylerle kavim arasımı nifak girmesi yüzünden Türk bodunu ülkesi yıkılmağa yüz tutmuş, müstakil

hakanlık sukuta uğramış,./; "..,-Çkt kağanı, Türk kavmi, (cana) bunca İşini gücünü verdiği hâlde, Türk kavmini öldüreyim, soyunu mahv edeyim der imiş, mahv etmeğe yürürmüş...". Gök-Türk tariflinin bu 50 yıllık fetret devrinin sonunda,kltabefer yolu ile çok iyi tanınan, Aşına soyundan, Kutiug (Çince'de Ku-to-to) feffldâl savaşma girişti (680). Türk Milteti'nin eski hür ve müstakil hakanlık çağının hasreti içinde olduğunu sezen Küflug, kendinden önceki mücâdeleleri fite takip «diyordu: ^'deki bazı Türk zümrelerinin aynı maksadla başa geçirdikleri Ni-şu-fu davayı kaybederek kesilen başı Çin başkenti Lo-yang'a götürülmüş (679)*, mücadeleye devam eden, yine Aşına soyundan Fu-nien kalabalık Çin kuvvetleri karşısında yenilerek 53 arkadaşı ile birlikte Lo-yang çarşısında idam edilmişti (Ağustos 681), Bu sırada Kuzey Çin'de bulunan ve Türk kütlelerinin derîn istiklâl iştiyakını gerçekleştirmek azmi ile ortaya atılan Kutiug. gizlece teşkilât kurarak etraftaki GökTürk ileri gelenlerini ve halkını vazifeye çağırdı. Sür'atle yayılan harekete katılanların sayısı kısa zamanda 5 bine yükseldi. Davete koşanlar arasında, fi. hakanlık devrinde Gök-Türkler'in ünlü devlet adamı ve kumandam Tonyukuk da vardı. Kutiug ile Tonyukuk önce, 681'de kuzey Çin'deki Yün-çu eyaletine baskın yaparak 30 bin civarında at, koyun , deve, elde ettiler ve yine gelenlerle kuvvetlenerek Gobi çölü İle Orhun ırmağı arasına çekildiler. Çugay Kuzı (Çince Çung-tsai, ötüken'in güneyinde)'yı yazlık ve daha güneydeki Kara-kurum'u kışlık merkezi yaparak hazırlıklarını tamamladılar. İlk hedefleri ötüken idi. Baykai götünün güney batısında yüksekçe dağlarla çevrili, mahfuz, müdafaası kolay, fakat etrafa akınlar yapmağa elverişli stratejik mevkide, iklimi mutedil ve otlağı bol bir yer olan ötüken yaylası Asya Hunlart ve 1. Gök-Türk Hakanlığı zamanında devlet merkezi olmuş, Törkler'in kutlu toprağı sayılıyordu. Dağınık Türk kütlelerini ancak, Türk devletçilik ruhunun yerleşmiş olduğu" ötüken etrafında toplamak ve idare etmek mümkün İdi Kutiug hareketinin gelişmesinden endişelenen Setenga ırmağı boytannctekî Oğuzlahn, tedbir olmak üzere K'Haniar'ia ve Çin ite ittifak teşebbüsleri, bir GOte-TOrk seferini tacil etti. Tonyukuk'un tavsiyesi ile baskın şeklînde Inekfer Gölü (Orhun'un kollan üzerinde) kıyısında kazanılan savaş (682) Oğuz tehlikesini ortadan-kaldııUi. Tarihî ehemmiyeti haiz bu muharebe Gök-Töffcteıin ötüken'e hâlâm olmalarını sağladı. Kutiug "kağan" ilân edilerek İHerigT (İl* devleri derleyip toplayan) unvanını aldı ve II. hakanlığı teşkilâtlandırdı: Kardeş» Kapagan (veya Kapgan)'ı "şad" diğer kardeşi To-sMu'yu 'VabgtT tayin eti İstiklâlin kazanılıp, devletin Jkt|Oi(MŞunda birinci plânda rol oynayan TonyukukU devlet müşaviri ("AyguçıB) ^pf, ve orduyu hazırlama, idare ve diploması işlerinin tanzimini ona tevdi* etti. *Y#nt hakanlığın önce Çin'i taamız hedefi olarak alacağı tabiî idi. Bir zafer akmlan resmi geçidi manzarasınrveren Çin seferleri bir yandan.bu eski ve "hilakâr* hasffrt daim! baskı altmda tutmak, diğer yandan, körpe Gök-Türk devletinin şiddette ihtiyaç duyduğu yiyecek, giyeoii» bilhassa at gibi zarurî madde ve vasıtalan elde etmek maksadını güdüyor*. Akınlar hep Pekin'den Kan^İ^a kadar olan sahaya: Çfn şeddinin hemen güneyinden Huang-hofıun güney mecrasına yakm yerlere kadar yayılan ve Çinliler'ftn "Çu" dedikleri garnizon ve eyâlet merkezlerine yöneltilmiş-

138

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

ıae

ti; 682'de Ping-çu'ya 8 deffi. 683'de Lan-çu'ya, Ting-çuV» Kuey-çu'ya, Yü-çuya ve Feng-çu'ya 10 defa, 684 de So-çu'ya 6 defa, 685'de yine So-çu'ya ve Hin-çu'ya 2 defa, 686da yine So-çu'ya, Tau-çu'ya 11 defa, 687 de yine So-çu'ya Çangp'ing'e 9 defa akın yapıldı (Pekin'in kuzey-batısı olan Çang-p'ing, Çin topraklarında ulaşılan en uzak bölge, Tonyukuk kitabesinde geçen "Şantung"). Bu seferler esnasında Çin valileri, kumandanları mağlûp edildi.orduları dağıtıldı, hemen her yerde mukavemet kırıldı. Büyük çapta zaferler Hin-çu'da (Nisan 685) ve So-çu'da jÇEkîm 687) kazanıldı. ı llteriş Kağan kuzeyde Kögmen (Tannu-ula) dağlarına, doğuda Kerulen, Onon nehirlerinin yüksek vadilerine, batıda Altaylar'a kadar uzanan sahadaki Türk ve yabancı kavimleri Gök-Türk idaresine almıştı (WF defa sefer etmiş, 20 kere savaşmış, Tanrı buyurduğu için düşmanları itaate almış, dizlilere diz çöktürmüş, başlılara baş eğdirmiş, Babam Kağan bu kadar ülke kazanmış...".Kitabeler I). Böylece Gök-Türk devletini yeniden kurup teşkilâtlandırarak, töre'yi tekrar yürürlüğe koyan millî kahraman llteriş, kutlu Ötüken yaylasında dalgalandırdığı altın kurt başlı sancağın gölgesinde öldü (692). Vaktiyle llteriş adtna dikildiği iddia edilen, Orhun'un güneyindeki Ongın kitabesinin 720'lerde dikildiği ileri sürülerek llteriş'e ait olmadığı belirtilmiştir. llteriş öldüğü zaman bM 8 yaşında (Bilge), diğeri 7 yaşında (Kül Tegin) olmak üzere iki oğul bırakmıştı. Kardeşi 27 yaşındaki Kapagan (veya Kapgan), hakan oldu (692-716). Çin kaynaklarında adı Mo-ç'o (Türkçe aslı, Bek-çor) diye geçen Kagan, Türk tarihinin büyük fâtihlerinden biridir. Tonyukuk devlet müşavirliği vazifesini yapıyor, kardeşi, yeğenleri ve oğulları yavaş-yavaş Gök-Türk hakanlığının seçkin simaları olarak beliriyorlardı., Kapagan Kagan'ın büyük ve uzak görüşlü bir devlet adamına yakışır plânları olduğu görülmektedir ki, esasları şöyle hülâsa edilebilir: a- Çin*? baskı altında tutmak. Bunda iki maksadı vard£Törk devletinin huzurunu korumak ve halka yetecek ölçüde ziraî istihsâl imkânları sağlamak; b- Çin'de dağınık hâlde yaşamakta olan Türkleri anavatana (ötüken) çekmek. Bunda da iki maksadı vardı. Türkleri yabana hâkimiyetinden-tartarmak ve Türk ökesinde askerî ve iktisadî gelişmeyi hızlandırmak; c- Asya kıt'asındanft kadar Türk yaşamakta ise, hepsini Gök-Türk birliğine bağlamak. Kapagan'ın bu siyasî ve iktisadî görüşleri onu sayılı Türk büyükleri arasında çok yükseltmektedir. Bilhassa & nokta çok dikkat çekici bir siyâsî kavrayış ifade eder. Genç, haşin ve ihtiraslı Kapagan, seferler ve zaferler dizisini 693 Çin baskını ile açtı. Üng-çu eyaletini şiddetle dlrbeledf ve aynı sene içinde aynı bölgeye yedi sefer deha tertipledi. Sonra Ordos'a akın yaptı. Askeri harekâtını yenliden U%çü*ya teksif ettiği yıtela (696'da), Şeng-çu'ya.*, Lteng-çu'ya-3/ yngrÇtt'ya «eefer yapmışta- Katanlarla Çin** bozuşmasını kendi lehtne değerlendirerek, Fang^üh paratoriçesi Wu'yu destekledi. Korkunç K'i-tanlar'ı Hopei bölgesinde ağır bir hezimete uğrattıktan (Ekim 696) sonra, imparatoriçeden isteklerini sıraladı: 100 bin "huş (hu= 12.5 kilo çeken ölçek) tohumluk darHZ-3 bin adet ziraat âleti, 10-fcin (T'ang-shu'ya göre 40 bin) fond demir, Çin topraklarında oturan (Çoğu Ordus'da "6 eyalet" arazisinde idi) Türkler'in anavatana iadesi. Sonra Kapgan Yenisey böl-

gesini işgal etmekte olan Kırgızlar'a yöneldi Mevsim kış (697-696), yol uzun ve meşakkatli idi, fakat bu sefere zaruret vardı. "(Kuvvetli Kırgız Kağanı) Çin ve On-ok kağanları ite anlaşıp, Altun ormanında (Altaylar'da ) toplanalım, ordularımızı birleştirdim Türk kağanına saldıralım, yoksa kağan cesur ve ayguçı'sı bilge olduğundan o bizi mahv eder demişler" (Tonyukuk Kitabesi).Kapagan île Tonyuyuk idaresindeki Gök-Türk ordusu 'kar sökerek ağaç dallarına tutunarak, bazan atları yedeğe alarak* yolsuz vadilerden Kögmen dağlarını aştı., Yenisey kaynaklarında Anı İrmağı Kıyısındaki Kırgızlar'ı bastırdı, "han* ı telef olan Kırgız ülkesi teslim alındı (697). Sıra üçlü ittifakta yer aldığını gördüğümüz Türgişfer'e (On-ok'lar) geldi. Fakat Çin, Kapagan'ın isteklerini sürüncemede bırakıyordu. 697 yazında hakan , mevcut duruma uygun olarak, orduyu ve idareyi yeniden teşkilâtlandırdı: Kardeşi To-si-fu'yu hakanlığın sol kanadı 'şad'ı, llteriş'in oğlu 14 yaşındaki Bilge'yi sağ kanad'a Tar-duş üzerine "şad" tâyin etti ve kendi oğlu BögO (Kitabelerde İnal Kağan, Çin kaynaklarında Fu-kü)'yü "küçük kağan1 yaptı. Bu suretle Türk imparatorluğunda iki cephe teşekkül etmiş, askerî kuvvetler de iki ordular grubu hâlinde tertiplenmişti. Kapagan Çin ile savaşa hazırlanırken, Inâl Kağan ite Bilge Şad emrindeki fakat gerçek sevk ve idaresi Tonyukuk'un elinde bulunan batı ordular grubu da On-oklar'ı devlete bağlamak vazifesini almışlardı. Çin elçilerine karşı Kapgan'ın şiddetli ve kararlı tutumu şimdilik doğuda bir silâhlı çatışmayı önledi. "Ma ş*o'nun kudretinden telâşlananÇin" den derhal Ûçbin ziraat âleti, 40 Wn V O #■ 10 **») tohumluk dar» gönderildi ve Yürkter anavatan topraklarına iade edildi (698), Büyük "kagan'ın plânlarından ikisi gerçekleşmişti. Ancak* Kapagan'»* kamı bir T'ang prensi ile evlendirmek arzusuna karşı, ımparatoriçe Wfc£nun, T'ang'lardan değil de, kendi ailesinden bir prensi darnad olarak ortaya söwne$ipden öfkelenen Kapagan, yanında bulunan Çin elçilik hey'etînden general Çen-çwvei {Tang sülâlesine mensup olmalı) yi ^Çin kağan*' ilân ederek, onunla biSikte aneoaıv fcıima gibi, Çin topraklarında göründü: Kue*-çu, T'an-çu. Plng^u, 3tt*çu, Ting-çu, Çao-çu eyâletlerine, aynı sene içinde (698) 30 defa çıkış yaptı. 100 bin kişilik ordusu tarafından, karşı koyan bütün Çin kuvvetleri ezildi, at sürüler», başta olmak üzere bol ganimet ve esir alındı. Qradan kuzeye yönelen Kapagan'a, Çin orduları kumandanı Şa-Ça-cung-i, emrindeki birkaç yüd>Wk kuvvetine rağmen.hücuma cesaret edemîyerek» Gök-Türk s^van tümenlerinin geçişini uzaktan seyrederken, ümidini kaybeden Çin sarayı da orduya gönderdiği gizli bir günlük emirle, 'kagan'ı bulup öldürenfc)* prens ilân edileceğini badtriyordu. Bu sırada tnâl İle Bilge tarafından sevk edilen batı ordular grubu da, Tonyukuk'un yüksek kumandasında. Atayla*-! aşıp Yanş-ovası {Cungarya)na doğru ilerlemiş ve BolÇfc^Uwgu gölünün güney-batı kıyısında; bugüeı Tokoi kasabasına "ateş ve fırtıne" gibi saldıran Türgiş kagantain kumandasındaki 10 tümeni (îpO bin kişilik) Ön-oklar ordusu üzerinde kesin zafer kazanmıştı (698). Türgiş hakanı U-çe-le'riin esareti, yabgusu ve şadının yakalanması ile neticelenen Bolçu savaşı. On-oktar'ın bütün To-lu ve Nu-şj-pi kabileler»», BalkaşX Işık göl. Çu ve Talaş bölgesindeki TürMer'i Gök-Türk birliğine bağlamış. Hâkanbğm sınırlan Taşkent.tf» fer-gana'ya dayanmıştı. Çîn kayıtlarına gûr*» "Mo-ç'o zaferlerinden gurur duymakta, imparatorluğumuzu hakir görmekte. Yüksek gayeleri var. Her tarafa ordular sevk ediyor. Arazisinin genişliği 10"J*ı 'V («aşağı yukarı 4500 taneden fazla. Bütün

140

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRKTARtHt

141

barbarlar. (»Çin dışındakiler) onun emri altında..." . Böylece vaktiyle Tardu'nun, Türk birliğini gerçekleştirdiği tarihten tam 100 sene sonra Kapagan Kagan'ın Doğu-Bat» hakanlıklarının topraklarını tek idarede toplaması yolu ile "dehşet verici Türk birliği ihya edilmişti". Ancak Kapagan'ın plânında 3. noktanın tamamlanması İçin Mâveraünnehir'in de zaptı gerekiyordu. Coğrafî mevki]. Udimi, verimli topraklan 8e zenginliği bütün kaynaklarda övülen Mâveraünnehir'de o sırada Gök-Türk ordularına karşı koyacak bir kuvvet yok idi. Türk soylu bazı ailelerin İdare ettiği "şehir krallıkları" 6751erden beri, nisbeten küçük Kuvvetlerle ufak çapta teşebbüslere girişen Müslüman-Arap kumandanlara ('Abdullah b Ziyad,Sa'id b. Osman, Musa, Mühelleb v.b.) başarı ife mukabele etmekte idüer Yine Tonyukuk'un yüksek kumandasında olmak üzere, "inal kağan" ve Bilge taraflarından sevk ve idare edilen, o sene henüz 16 yaşındaki Kül Tegin'in de dahil bulunduğu Gök-Türk batı orduları grubu Altaylar-Bolçu-Yarış Ovası "Kavimler kapısı' -Çu ve Talaş havzaları- Karadağ kuzeyi üzerinden inci (Seyhun= Sirderya) kıyılarına ulaştı ve nehri geçerek Mâveraünnehir'in Kızıl-kum çölüne daldı ve tam güney istikametini aldı. Ordunun bir kışımın, muhtemel bir yan hücuma karşı, İnal idaresinde burada bırakan Tonyukuk ilerledi ve ilk olarak Semerkand'ın güney doğusunda savaşa hazır bekleyen Sok kumandasındaki orduyu ezdi (701), esirler ve zengin ganimet elde etti: "san attın, beyaz gümüş, kız-kızan..." (Tonyukuk Kitabesi), aynı zamanda Çinlilere karşı da bir zafer kazanıldı: Bilge ile Kül Tegin, Keş şehrinin doğusunda. Ato-çub (Chao-wu) kavminden de aldığı yardımlarla 50 bin kişilik Wr kuvvet başında, Gök-Türkler'in ipek yolu geçiş hattına inmesine engel olmağa hazırlanan Çinfi general Ong-Tutuk (Wef Yüan-çung) u Idukbaşf'mevkiinde mağlûp ve ordusunu imha ettiler. Cesaret ve savaşçılığını ilk defa bu muharebede ortaya koyan KÜ! Tegin Çinli kumandanı, eli ile yakalayıp esir etmişti. Bu suretle engeller kalkınca Gök-Türk ordusu Tamir Kapıg (Demir Kapı)'a ulaştı. Burası, bilindiği gibi, M.O. asarlardan beri İran-Turan (Türk) ülkelerinin arasında tabi? sınır kabul edilmekte idi. Mâveraünnehir seferi münasebeti ile Orhun kitabelerinde ilk defa müslüman Arabiar (Tâzik) zikredilmiştir, iranlıların Araplar'a verdikleri Tazi adından (Tay adlı Arab kabilesinden) gelen Tazik, (Türkler tarafından, sonraları İranlılar için kullanılmıştı; Tacik), ozaman. Keş, şehrinde karargâh kurmuş olan, Horasan valisi, Mühelleb'in kuvvetleri île ilgili olmalıdır. Anlaşıldığına göre İnal kumandasındaki kuvvet bir Arap hücumuna karşı orada bırakılmış, fakat Mühelleb ordusu her hangi bir harekette bulunmamıştır. Diğer taraftan Kapagan Kağan Çin'e akınlarına devam ediyordu. 700'de Lungçu'ya "i sefer. TO^de Yen-çu, Hia-u. Şî-lfng, Hin-çu, Rng-çu bölgelerine 20 sefeı yaptı. 704'de Kül Tegin ile Bilge'nin de katıldıkları büyük Ming-şa muharebesinde Çaça Sengün (Şa-ça Çung-i) kumandasındaki 80 bin kişilik Çin ordusu hezimete uğratıldı ve hemen arkasından Lung-çu, Yuan-çu, Hin-çu'ya karşı 11 akın tertiplendi. T'ang imparatoru Çung-tsung yine bir günlük emir neşrederek, Kapagan'ı esir eden ve öldüreni "prens" unvanı ve 2 bin lop ipek vererek taltif edeceğini ilân ediyordu. Ayrıca bütün vazifelilere Gök-Türkler'i mağlûp etmek için plânlar hazırlamalarını emretti. Bunun üzerine sarayın yüksek memurlarından Lu Fu'nun imparatora

sunduğu raporda çare olarak: 1- Barbarlan birbirine karşı tahrik etmek, 2- Barbarları iki cephede birden savaşa zorlamak, yolları tavsiye ediliyor ve M.ö. 36 yılında Çr-çfinfn böyle yenildiği hatırteblıyortfcr; Bu arada, 649'dan beri Çin ile siyasî münasebetler kurmuş bulunan Basmıllar tekrar itaate alındı (704). 709'da Çik'ler ve Az'lar. (her iklşi de Kırgfölar'ın doğu komşuları) Bilge tarafından hakanlığa bağlandı. Gök-Türk ordularının uzaklarda meşgul olmasını fırsat biterek başkaldırmağa teşebbüs eden Kırgızlar'da Bilge-Kül Tegin idaresinde "mızrak boyu kar sökerek Kögrrien dağlarını aşan" Gök-Türk orduları tarafından Songa ormanında ikinci defa mağlûp edildi (710). Aynı yıl içinde Tola ırmağı civarındaki Bayırkular, Türgi-yargın gölü savaşında bozguna uğratıldı. 711 yılında yine Bolçu civarında Türgiş kuvvetleri darbelendi, han'ı, yabgu'su, şad'ı öldürüldü. Türgiş ülkesi ve "Kara Türgiş" halkı İtaate alındı ve bir Mâveraünnehir seteri daha yapıldı. Bunun sebebi, kitabelere göre, "Sogdak (Semerkand bölgesi) kavmini tanzim etmeli idi. Bu seferin icra edildiği yıllar (711-714) Mâveraünnehir'de meşhur Kutayba b. Müslim idaresindeki Arab ordularının kesin basanlar sağladığı devre tesadüf eder. Kutayba. Buhara'y* aldıktan sonra Sogd başkenti Semerkand üzerine yürümüş, 300 muhasara makinesi ile kuşattığı şehri, Türk asıllı "kral" Gurak'ı serbest bırakmak şartı 8e, testim almıştı (93/711-712). İslâm kaynaklarında bu münasebetle Mâveraünnehir halkının Türk hakanından yardım istediği böylece, Arablar'la mücadele eden müttefik Mâverraünnehir kuvvetlerinin başında bulunan Hakanın oğlu'nun bir gece baskınında bozguna uğradığı bildirilmektedir. Bu kayıt Gök-Türkler'le ilgili sayılmış ve mağlûp olanın Kül Tegin olduğu iddia edilmiş, mağlûp olan "Gök-Türk prensi"nin mutlaka Kül Tegin olması gerekmediği beyan edilmiş, son olarak da Kapagan Kagan'ın mağlûp olduğu düşüncesi üzerinde durulmuştur. Gerçekte ne Kapagan'ın.ne Bilge'nin, ne de Kül Tegin'in o sırada Mâveraünnehir'e gelmeleri mümkün idi. Zira onlar, hakanın şiddetli tutumundan dolayı isyan eden Türgiş ve Kartuklarla meşgui idiler (711-714). Ton-' yuRuk'da ^05'den beri faal vazifeden çekilmiş bulunuyordu* Esasen yukarıdaki iddialar, bahis mevzuu rivayetin, kumandan Kutayba'nm mensup olduğu Bâhila kabilesinden çıkmış olması, fakat, bü devir Mâveraünnehir islâm harekâtı bakımından ana kaynak durumundaki Ibn'ül-A'sam 'ül-Kûff'de böyle bir rivayetin geçmemesi, Orhun kitabelerinde bir savaştan değil, sadece bir "tanzim" keyfiyetinden bahs edilmesi ve bu husustaki Çin kaynaklan ile karşılaştırılmasından GökTürk orduiarının başka yerlerde bulunduğunun tesbiti sebepleri ile, doğrulanmamıştır. Bu duruma göre. 712 yılında Sogd kuvvetleri başında Araplşr'a yenilen kumandanın £ir Türgjş "hari'ı (daha doğrusu bir Türgiş başbuğu) olabileceği neticesine varılmıştır. Kapagan Kagan'ın gittikçe şiddetini arttıran, müsamaha tanımaz sertliği, huzursuzluğu arttırıyor, gördüğümüz gibi, bilhassa Tütâ boylarının ayaklanmalarına yol açıyordu. 711 yılındsKara^Tûıgiş isyanı KüKTegin tarafından bastırılmış ise de, aynı yılda başlayıp âienedea-fazla süren ve Çinin tahriki neticesinde bütün On ok-lar'ın katılmaları ite-tybe alevlenen Karluk isyanı hayli güçlük çıkarak İmparator Çung-feung'un Kan*su;eyaletierirtdeW orduların» Göfc-Türkler'e karşı seferber hâle getirdiği bu sıkıntılı günlerde, "Türkistan" daki yurtlarından kalkarak ötüken'e kadar sokulmağa muvaffak olduklafıenlaşılan Kartuklar ve müttefikleri ancak Kapagan,

141

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

143

Bilge ve KOI Tegm'in ortak harekâtı le Tamıg Iduk-başı (Tamir ırmağının kaynağı. Her yıl mayıs ayında Gök-Türkter'in büyük törenler tertipledikleri yer)'daki şiddetli savaşta mağlûp edilerek dağıtabildiler. Bir kısım Karluk kütlesi ve başkaları Çin'e sığındılar ve San-yuan bölgesine yerleştirildiler. Tamıg Iduk-başı muharebesi tam zamanında kazanılmış, Gök Türkleri iki cephede savaşmağa mecbur etmeği hedef alan Çm kuvvetlerinin Kartuklar lehine müdahelesi önlenmişti. Şimdi de Çin hazırlığın! sat dışı etmek gerekiyordu: Çin yığınak merkezi Beş-balık üzerine sefer yapıldı (714). Çin kaynaklarına? belirttiğine göre, hâl Kağan ite Tung-iç Tegin ve hakanın eniştesinin kumandasındaki sevk edilen ordu, Beş-balık'ı kuşattı. Kitabelerden, Bilge'ntn de katıldığı aniaşıian bu harekâtta şehir ele geçirilemedi ise de karışıklıktan faydalanarak Tokmak'daki Türk kabileleri üzerinde bir zafer kazanmakla iktifa eden Çinlilerin Gök-Türkler'e karşı büyük ölçüde taarruzu ortadan kaldırılmış oldu. Ancak hakanlık bir kazan gibi kaynamakta idi. Kitabelerdeki j "Amcam Kagan'et idare» kanşıkuk içine düştüğü, halkta ikilik ortaya çıktığı zaman..." gibi İfadeler de durumu açıklamağa yeter. Az'lar ve arkasından izgiller şiddetle ezildi (715). Fakat hakanlığın esas kütlesini meydana getirdiği için devleti temellerinden sarsarak, nihayet ihtilâle sebep olan Oğuzlar'ın isyanları Gök-Türk içtimaî bünyesinde dada yaralar açtı ve en büyük neticesi batı (On-ok'lar ülkesi, yâni Kartuklar, Türgrşler ve Mâveraünnehir) 'm hakanlıktan kopması oldu. 714 yılı sonbaharında baş&dtğ* anlaşılan Oğuz ayaklanmalarının- Oğuzlar'ın devlete olan nisbetleri dolaytsıyie- j hayretle karşılandığı kitabelerden sezilmektedir: "Dokuz Oğuz kavmi kendi kavmim idi, gök ve yar karıştığı için, düşman oldu". 715 baharında Kagan'ın açmak zorunda kaldığ* Dokuz-oğuz seferinde mağlûp edilen Oğuzlar'ın hayvanları öldürüldü. 716 senesinde Oğuz kabilelerinden Bayırkular şiddetle tenkil edildi. Fakat, bu ömrü boyunca durup dintenmiyen haşin tabiatlı kapagan Kagan'ın seri hâlindeki zaferlerinin sonuncusu oldu. Kendinden emin, Ötüken'e dönerken yolda Baytfkular'm pususuna düştü, üzerine atılan bir Bayırku'lı tarafından öldürüldü (22 Temmuz 716). Bayifkular'm Çin ile temas halinde oldukları, bu sırada onlar nezdinde bir Çin elçisiron bulunmasından anlaşılıyor. Hattâ rivayete göre Kapagan'ın kesilen başı bu elçi tarafından Çin'e götürülmüştür. Kapagan'ın yerine geçen oğlu tnâl (Bögü) hakanlığın bu en buhranlı devrinde devlet dizginlerini elinde tutacak kudrette değildi, Karışıklığı önleyememiş, yurda huzur getirememişti. Halbuki Tüm halkı bu hususları hakandan beklerdi. Oğuzlar büsbütün alevlendikleri için devleti kurtarmak işi, literiş'in oğullan, Bilge ile Kül Tegtn'in omuzlarme yüklenmişti. 710 yıhnda Küf Tegin 5 Oğuz seferi yapmış (Togubaiık, Kuşiagak, Çuş-başı. Ezgenti-kadaz savaşları. Bunlardan 2.de Oğuzlar'dan Edteierte, 4. de yine Oğuzlar dan Tongralarla savaştı. 3. muharebenin yeri bilinmiyor) ve seterlerden dördüne Bilge de katılmıştı. Kitabelerde Gök-Türk ordusunun takatten düştüğünü ve cesaretini kaybettiğini belirten ibareler vardır. Bütün bu olup bitenler yeni hakanın beceriksizliğine atf olunuyor ve halkta, Tanrı tarafından hakanlık vasfının ondan geri alındığı kanaati uyanıyordu. Ülkenin felaketten kurtulması için hakanın değişmesi lâzımdı. Çin kaynaklarındaki izahata göre, her hâlde Böğü'nün direnmesi neticesi, değiştirme zor kullanılarak yapıldı, inal Kağan, kardeşi, akrabaian, beyleri ve taraftarları öldürüldü. İhtilâl plânı iki kardeş, Bilge ve Kül Tegin tarafından hazırlanmış, fakat Kül Tegin tarafından icra edilmişti.

Bilge, kardeşinin ısrarı ile, Kağan oldu (716-734). Kül Tegin de Gök-Türk orduları başkumandanlığını üzerine aldı. 705 yılından beri yüksek mahkeme üyeliği yapmakta ikanı» Bilge1 nin kayınbabası olduğu için ihtilâl sırasında dokunulmayan Tonyukuk da tekrar eski vazifesi olan "Aygucı" (devlet müşaviri)'lığa getirildi. Fakat umumî bir yorgunluk, bezginlik vardı: Tanrı Türk kavmi yaşasın diye beni tahta oturttu. İçte aşsız, dışta giyeceksiz, bir kavme Kağan oldum. Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı, sanı unutulmasın diye kardeşimle sözleştik. Türk milleti iğin gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kül Tegin ile şadlarla ölesiye çalıştık." (Kitabeler). Oğuzlarla mücadele eski şiddeti ile devam ediyordu. O sene büyük ölçüde hayvan telefatına sebep olan kıtlıkta bile Bilge sefer halinde idi. Ötüken üzerine yürüyen Üç-Oğuzlar püskürtüldü. Dokuz Tatarlar'la ittifak ederek hücuma geçen Oğuzlar Ağu'da cereyan eden İki savaşta bozguna uğratıldı ve Oğuz kütleleri yurtlarını terk ederek Çin sınırlarına doğru çekildiler (717-718). 717'de başkaldıran Uygur ll-Teberleri ile 718'de tekrar isyana teşebbüs eden Kartuklar ite savaşıldı ve başarıya ulaşıldı. Bilge Kağan Çin ile iyi geçinmek arzusunda idi. Bunun lüzumuna, Tonyukuk'un da Çin'in kuvvetli, Gök-Türkler'in ise yorgun ve ihtimama muhtaç oldukları hususundaki kanaati neticesinde inanmıştı. Fakat sığıntı Gök-Türk prensi 9e etrafındakiler i Bilge'ye karşı silahla mücadeleye teşvik eden Çin, Türkler'in durumunu İstismar hevesi ile, Gök-Türk barış teklifine (721) 300 bin kişilik bir ordu hazırlamakla cevap verdi. Aynı zamanda K'i-tanlar ve Tatabtlar'ın askerî desteğini elde eden Çin, Beş-balık'taki Basmıllar ile de anlaşmıştı. Nazik durum büyük devlet adamı ve stratej Tonyukuk tarafından kurtarıldı. Onun plânları, sevk ve idaresi altında önce Basmıllar mağlûp edilip Beş-balık kuşatıldı, K'i-tanlar ve Tatabılar safdışı edildi (722-723), sonra da yalnız başına kalan Çin şiddetli kar darbe ile baskı altına alındı: Santan (Kan-su'da) savaşında Çin ordusu bozguna uğratıldıktan ve Beş-balık zapt edildikten sonra Liang-çu, Kan-çu, Yuan-çu bölgeleri 10 sefer yapılarak ele geçirildi- Hakanlık eski zindelik ve itibarını kazanmıştı. Bütün doğu ve Tarbagatay'a kadar batı hakanlık idaresinde idi. Hattâ Bilge, 717 karışıklığında ötüken ile: alâkasını kesip kendi başına bir devlet durumuna girmiş olan Türgiş hakanlığını bite kendine tâbi saymakta idi. Bu başarılar üç Gök-Türk büyüğünün: Tonyukuk.Bilge, Kül Tegin'in azim ve gayreti ile elde edilmişfi. Çin de şüphesiz durumun farkında idi. İmparator Hüang-sung'un başkanlığında yapılan bir toplantıda şöyle konuşuluyordu: "...Gök Türkter'in ne zaman, ne yapacakları bilinmez. Kağan Bilge iyidir, milletini sever, Türkler'de ondan memnundurlar... Kül Tegin harp san'atının ustasıdır, ona karşı koyacak bir kuvvet güc bulunur... Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir, niyeti^ Kurnazlığı çoktur. İşte bu üç *barbar" aynı anlayışta olarak bir aradadırlar..' . 724'de Çih ile anlaşma olmuştu. İmparator, Bilge Kagan'ın taleplerimden olan bir Çin'li prenses ile evlenme işini görüşmek üzere Öİüken'e elçi gönderdi. Hakan bu etçiyi, hâtun'un, K$ Tegin'in ve Tonyukuk'un hazır bulunduğu mecliste kabul etti (7İf}, daha sonra kendi elçisi, nazırlardan Mei-lu-ç'o (Buyrukçur)'u Çin başkentine gönderdi. Çin sarayında itina ile ağırlanan bu elçinin temastan naflcesinde So-fank (Ling-çu'da) şehrinin, Gök-Türkler'in serbestçe ticaret yapabilecekleri ortak pazar-yeri olmasına karar verildi. Büyük Gök-Türk devlet adamı Tonyukuk ile ilgili son haber 725'e aittir. O, her-

144

TÜRK Di \ VASİ EL KİTABI

TÜRK TARİHÎ

145

hâlde bu tarihten az sonra ölmüş olmalıdır. Gök-Türk istiklâl savaşı hazırlıklarından itibaren, İHeris. Kapagan, Bilge zamanlarında devlete 46 yıl hizmet eden, savaşlannda hiç başansızbğa uğramayan, "Boyla Bağa Apa Tarkan" unvanlarını taşıyan 'btige* ve slratej Tonyukuk hakanlığın ordusunu, mâliyesini, adliyesini tanzimde başta geliyordu. Çin kaynaklannda bile bu meziyetleri belirtilmekte ve "Aygucı" olarak hakanlar üzerindeki tesirini, aynı zamanda o çağın dinî kültürel cereyanlarını nasıl yakından takip edip Türk milleti açısından değerlendirdiğini gösteren deliller verilmektedir; Bilge Kağan, Çin'de olduğu gibi, Türk (tikesinde de şehirleri surlarla çevirtmek, hisarlar yaptırmak istiyordu. Tonyukuk îtiraz etti: "Bunlar olmamalı. Biz ömrünü sulu ve otlu bozkırlarda geçiren bir milletiz. Hayat tarzımız bizi daima bir harp egzersizi içinde tutmaktadır. Gök-Türkler'in sayısı Çinlilerin yüzde W\ bile değildir Başanlanmız yaşayış mamızdan ileri gelir. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevk eder. akınlar yaparız. Zayıf isek, bozkırlara çekilir, mücadele ederiz. Eğer kale ve surlar içine kapanırsak, T'ang orduları bizi kuşatır, ülkemizi istilâ eöet.,.'. Bilge nin diğer bir düşüncesi de memlekette budist ve taoist tapınaklar inşa ettirerek bu din ve felsefeyi Türkler arasında yaymaktı. Tonyukuk şöyle dedi: 'Her ikisi de insandaki hükmetme ve iktidar duygusunu zaafa uğratır. Kuvvet ve savaşça yolu bu değildir. Bize uygun düşmez. Türk milletini yaşatmak istiyorsak, ne bu çeşit tâlimlere, ne de bu türlü tapınaklara ülkemizde yer vermemeliyiz". Kaynağın (T'ang-shu) ilâve ettiğine göre, bu tavsiyelerdeki "derin mâna" Gök-Türk başkentinde ryî anlaşılmıştır. Bugün batılı araştırıcılar tarafından Tonyukuk'a "Gök Türk Bismarckr denilmektedir. Tonyukuk OidOkten sonra, hâtırasına Orhun'da Bayın-çokto mevkiinde bir kitabe dikilmiştir fherhâide 726-727*lerde). Yalnız Türkier'den kalma bir millî tarih kaynağı olarak değil, aynı zamanda Türk dili ve edebiyatının uzun ve kolayca okunabilen ilk âbidesi olarak da küttür tarihinde mühim yer tutan bu kitabe metnirtn bizzat Tonyukuk taralından kaleme alınmış olması ihtimali, Aygucı, Bilge Tonyukuk'a Türk edebryattnfn adı ve şahsiyeti bilinen ilk siması olmak şerefini de kazandırmaktadır 731 yılında da Küf Tegin öidü (eski Tüıfc takvimlerine göre, "koyun" yılının 17. günü» 27 Şubat 731). 47 yaşında idî ve inançu, Apa, Tarkan unvanlarını taşıyordu. 7 yaşından beni ömrünü Türk milîeti'nin yücelmesine hasr eden cesareti, savaşçsfcğ» hem Türk, hem Çin vesikalannda övülen Kül Tegin'in büyük kahramanlıklanndan biri, Gök-Türk karargâhının 716'da Dokuz-oğuz'lar tarafından basıldığı zaman görüşmüştü. Bilge Kağan anlatıyor: "Anam hâtûn, büyük kadınlar^fcardeşlerim, gelinim, prenseslerim cariye olacaktı. Ötenler yolda kalacaktı. Kül Tegin karargâhı vermecfi. O, olmasa idi hepiniz ölecektiniz * (Kitabeler), ölümü hakanlıkta büyük teessür yaratan kahraman hakkında işte kitabelere geçen samimi ifadeler (Büge'rtin ağzından): "-..Küçük kardeşim Kül Tegin öldü, görür gözüm görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrınındır. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır. Yastandım, gözden yaş. gönülden feryat gelerek yanıp yıkıldım... Milletimin gözü, kaşı (ağlamaktan) fena otecak diye sakındım". Çin'de de aynı üzüntü duyulmuş, imparator hususî elçi ile ötüken'e baş sağlığı mektubu göndermiş, Küf Tegin'in hâtırasına dikilecek âbideye Çince bir metnin de hakkedilmesini arzu etmiş- ' ti. Bilge Kağanın isteği ile hazırlanan Kül Tegin kitabesininTürkçe metnini Kül

Tegin'in "atıst^atabey't) prens YbHıg Tegin yazmış ve 20 günde taşa hakettirmişti. Gök-Türk tariltf, küitürfrvrTürk dil ve edebiyafe yönlerinden emsalsiz hfr değer taşıyan bu kitabe ile birlikte Kül Tegin'in anıt-kabri ve içindeki nakış ve tasvirler tamamlanmış ve büyük cenaze töreni 1 Kasım 731 günü fKoyurf atfının 9. ayam 27ö) yapılmıştır. Törerrt Gök-Türk halkı ve ileri gelenlerinden başka'ÇkvKMM Tatabı, Tibet, 4tart, Sogd, Buhara, Türgiş, Kırgız vb. devlet ve kavimler hususî hey'etlerle katılmışlardır. | iki büyük yardımcısını kaybeden Bilge'nin 734 yazında K'i-tan ve Tatabılar'a karşı Töngkes dağı'nda kazandığı zafer dışında bir faaliyeti görülmemektedir. Bilge, kendisi ile evlenmesi kararlaştırılan Çin'li prenses için teşekkürlerini bildirmek üzere imparatora elçi göndermiş, fakat bu evlenme gerçekleşmemiştir. Çünkü, yukarıda adı geçen Buyruk-çur tarafından zehirlendi. Ölünceye kadar, başta bu nazır olmak üzere işbirlikçilerini bertaraf eden Bilge nihayet 25 Kasım 734'de öldü ("it" yılının 10. ayının 26'sı). 19 sene "şad" ve 19 yıl kağan dmuş, Çin kaynaklarında da belirtildiği üzere, çok güvendiği "Türk milletini çok sevmek" ile temayüz etmiş idi. "Ey Türk milleti, üstte gök yıkılmaz, altta yer delinmezse, devletini, töreni kim bozabilir" (Kitabeler) diyen Bilge, oğlu tarafından diktirilen kitabede şunları söylemektedir;"...Üstte Tanrı, aşağıda yer buyurduğu için milletimi, gözünün görmediği, kulağının duymadığı ileri gün doğusuna, geri gün batısına, beri gün ortasına, yukarı gece ortasına kadar götürdüm. Altın'ın sarısını, gümüşün beyazını, ipeğin hâlisini, atın aygırını, kakım'ın siyahını, sincab'ın gökünü milletime, Türklerime kazandırdım". Bilge Kagan'ın ölümü, Kül Tegin'in acısını henüz unutmayan Türk halkını yasa boğdu. Çin imparatoru da ülkesinde matem ilân ederek, taziyelerini bildirdi. Bilge için bir anıt-kâbir inşasına ve bir kitabe dikilmesi hazırlığına başlandı. Metni yine Yollıg Tegin kaleme almış ve bir ay 4 günde taşa kazdırmıştı (735). Çin imparatorunun arzusu üzerine buraya da Çince bir kitabe ilâve edildi. Bilgenin ölümü üzerine Gök-Türk hakanlığında çöküş beürtüeıf kendini gösterdi. Babasının yerine tahta çıkan Türk Bilge Kağan (Çin kaynaklarında, l-jan)'dan sonra küçük kardeşi Tengri Han (Çince'si, Teng-li) geçfi. 740 yAnda Gök-Türk tahtında yîhe'Tengri Han" diye anılan bir kağan vardı ve bu, Bitge"nih oğlu id* (Bilge'den sonraki kağanlar meselesi biraz karışıktır). Hakan çocuk denecek yaşta olduğu için idare annesi (Tonyukuk'un kızı) P'o-fu'nun etinde idi. Hâtûn devlete hâkim olamadı, hanedan üyeleri birbirine düştü ve huzursuzluk bütün yurda yayıldı. Durumdan faydalanan Basmıllar, Karluklar ve Uygurlar .birleştiler ve vaziyete hâkim olur olmaz, Aşına ailesinden gelen, Basmıl başbuğunu "kağan" ilân ettiler (742) ve Gök-Türk hakanı Ozmış (Vu-su-mi-şi)i sonra da onun küçük kardeşi, son GökTürk hakanı Po-mei'yi öldürdüler. Bu arada müttefiklerin araları açıldı. Basmıl başbuğu (Kağan) ortadan kaldırıldı ve Uygur başbuğu Kağan ilân edildi: Kutluğ Küt Bilge Han (745>. ÛtOkan'de Uygur Türk devleti başlıyordu Bununla beraber, Gök-Türk çağının bazı aileleri, hatta Tonyukuk soyundan gelenler, Uygur devletinde ve sonraki Moğollar devrinde bile ehemmiyetlerini muhafaza etmiş görünmektedi*te&

4. Uygurlar
Orhun kitabelerinde, Uk defa, 717 yılındaki ayaklanmalar n&nasebeti ile zikredilen Uygurlar, Çin kaynaklarında çok eski zamanlardan beri adlarının türiü şekiller!

Ki-pi. Ko-sa. fakat. Tanrıda bolmuş il tutmuş Alp Külüg Bilge Kagan)'da dikkatini karışıklıkların devam ettiği Çine çevirmişti. Il-Teber Tu-mi-tu. Tarım havzasının Uygurlar'a geçmesini sağlayan ve Çin'in Orta Asya'dan çekilmesini intaç eden bu savaş üzerine. Tibetlilerin hücumuna uğrayan Çin'i korumak üzere JSU-JferHuai-enln daveti ile Bögü'nön yaptığı Lo-yang sefewl*t763) TüBk kültür tarihtbalorranıftrihfeüyük neticeler doğurdu. Türk anadan doğan An-lu-şan adlı bâr kumandanın 200 bin kişilik bir kuvvetle Lo-yang (755) ve Ç'ang-an (757)'ı zapt ederek kendisini imparator ilân etmesi idi. ülkesini Gök-Türk tarzında teşkilâtlandırdı. Yo-vu-ko. 647de Çin tarafından baskı altına alınmak istenen ve neticede Çin'in tahriki ile öldürülen T*tHnMu (648)Yıun oğtu Po-ju. Gittikçe koyulaşan Manihaizm tesirleri dolayısıyla Uy- . Başkent ve şehirlerde pek çok Uygur serbestçe ticaret yapıyor. Eskidenberi Çin'e karşı ilgi duyan Tibetliler o sırada Beş-balık havalisinde bulunan Şa-t'o (Çöl) ÎOtteri ile anlaşarak. Uygur tüefeafelr#Çîrf «e tahakkümterihöen doğan bazı anlaşmazlıklar ortadan kalktı. Orhun kıyısındaki başkenti Ordubalık (sonraki Kara-balgasun yakınmda)'ı kuran ilk Uygur hakanı Kutlug Kül Bilge 747*de öldü. Bugünkü kuzey Moğolistan'da Şine-usu gölü yakınındaki Uygur hakanlığının ilk devri için çok mühim olan. Hu-tu-ko. Fakat asıl Çin üzerinde tesirli oldu. Tarduş başbuğunu mağlûp ederek arazisini genişletti. bunların en mühimi. b-Teber'liğin merkezi Tola nehri havalisinde idi.Böylece hayvan? gıdalar yemeği yasaWayany«flwaşçılık duygusunu zayıflatan. Yüen-ho. Asıl niyeti T'ang sülâlesinin artık sözünün geçmediği Çin'e hâkim olmaktı. gelenek hâline getirmiş olaa Uygurlar. 1. 4 rahibi de beraberinde getim»şti. Hi-ye-vu. Sse-kie. İç Asya*ın#$rw ticaret şehirlerine nOfatttfML Dış siyâset yönünden. asrın 2. yansında bir beylik kuran Uygurlar daha sonra bütün yukarı-Orta Asya'yı kapladığı anlaşılan Töiesler'ın bir kısmını teşkil etmiştir ki. Mo-yen-çur T'ang İmparatoru Su-stung'u destekledi. sonra güneye Huang-ho'ya kadar varan bir akın yaptı ve neticede Çin imparatoru tarafından tanındı (646). Türk nüfuzu Çin'de çok artmıştı. O zaman "Erkin. fettsadî faaliyet gelişti. oğullarını yabgu. Çin'in On-ok'lar başına *kagan" yaptığı Holü *yu mağlûp ederek Taşkent yakınlarına kadar ilerledi (656). kuvvet göndererek tecavüzleri önlemek ietediterse de başarıya ulaşamadılar. Ku-lun-vu-ku) Kariuk ve Basmıllar'ı da kendilerine bağladıklarından birlikteki kabile sayısı 11'e yükselmişti. Tabgaçlar de^r'tnöe (366-534) Kao-kü (Kao-châ) adı ile görülen ve &. Ötükende bir hakanlık kuran Uygurlar 9 urug'dan meydana gelen bir birök olup (Yaglakar= Çince'de: TftMMco. Hakan Alp Bilge 832da 6WQrü»ü. asrın ilk çeyreğinde Sir-Tarduşlar'ın 6 kabileden kurulu birliğine katılmışlar. Lo-yang'ı geri aldı (757). hakanla akrabalık kurmuş olan Töles menşeli. Çin yılda 200 bin top ipek vermeği taahhüt etti.A-pu-sse. istedikleri kadar ipekli kumaş alıp. Bayırku ve Fu-lo-pu kabileleri Uygur kabilesi etrafında toplanarak. Çin kumandanı P'u-ku (Buku. Alp Külüg Bilge Kağan «32-83$ da. sonra memlekette karışıklık baş gösterdi. sevmiş kumandan ve idare adana KuMuk{795805>. "Ay Tângride Ülüg Bulmış Alp Kutlug Bilge Kağan" ile. batıda Kartuklar ve onlara yardım eden Türgişler ve Basmıllar'la. Vei-ho. Uygur adının mânası. iç-Asya ve Kerulen'e kadar yaymış. 974'de tamamlanan Çince Kiu Wu Tai adlı eserde 'şahin sür'ati ile dolaşan ve hücum eden" diye açıklanmakta. A-vo-çö.yerine İMeber (Çince'de Hie-li-fa) unvanı kullanılmağa baştandı.14» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 14? He anılmışlardı: Hoei-ho. sonra P'u-ku. Çin'de büyük hâdiseler olmuştur ki. Pa-ye-ku. istedikleri fiyattan satıyorlardı. şad tâyin etmişti. "dünyâ nizamı îçin kanunlar hazırladığa bildirilen bu hakan Kırgızlar'ı tekrar mağlûp etti ve bir Çirff prenses ile evlenmesi sonunda. Yerine oğlu Mo-yen-çur "kağan* oldu fTanrıda bolmuş il etmiş Bfc ge kağan 747-759).: Fu-kof Hun. kitabeden anlaşıldığına göre. Ölümü üzerine de yerine oğlu P'u-se geçirildi. Cesareti ve idaresi övülen. 759da yerine geçen Bögü Kağan (759-779). Çu-Talas havaimi. baskınlara başlamışlar*. Tongra. Fakat. Alp KuÖug Bilge Kağan). Yerine "Ay Tângride Kut Bulmış Külüg Bilge Kaganf (789-790) ve sonra bunun oğlu Kutlug Bilge (790-795) hakan ddular. Dokuz-Tatar ve Çikler'le savaşmış. Hakan ûtüken'e dönerken. hakanlığa bağlı Kar-luktetfm başına yeni bir yabgu tâyin etmiş ve tâ Soğd bölgesine kadar ticarî münasebetlerini geliştirmiştir. Gök-Türk hakanlığının inkıraza doğru gittiği yıllarda böylece ortaya çıkan Uygur beyliği Erkin T'â-kiep tarafından idare edildi. ayrıca Sekiz-oğuz. 7. Hui-hu. akrabası nazır Bağa Tarkan taraftan öldötotdĞ ve bu nazır hakan oldu {779-789.*>tannın tahrik ettiği bir isyanda telef oldu. sonraki "Air Tângride Kut Bulmış Külüg Bilge \ (805-808) zamanlarında bir huzur devri açıldı. Tu-kMrit Mo-ko-si-kf. bilhassa. Uygurlar'ın hayat ve telâkkilerinin değişmesi bakımından çok tesiri görülen Mani dinini Türkler arasında yaymak üzere.» manı olçiyHça sakin geçen hakan "Ay Tângride Kut Bulmış Alp Büğe" (821-824) başkentte Kara-balgasun kitabesini diktiren hakandır 1$ hükümdarlığı başardı geçmiş. Türk unvanı) Hua-ien tarafından isyancılar zararsız hâle getirildi ve Uygur ileri harekâtı önlendi ise de. • -Uygur Hakanlığı 745'de Gök-Türk idaresini yıkarak. Kartuklar tarafından desteklenen islâm kuvvetleri ile Çinliler arasında cereyan eden büyük Talaş muharebesi (751 )'nde Çinliler ağır mağlûbiyete uğramış. Çin'i tanımayı iktisadî ve kültürel sebeplerle. Bu sırada 50 bin savaşçı çıkardıkları bildirilmektedir. I. diğer taraftan kelimenin 6timoiogique olarak uy (takip etmek) + gur tarzında (Sal-gur gibi) meydana geldiği belirtilmektedir. Gök-Türk hakanlığı çağında o durumunu muhafaza ediyor ve o zaman Selenga ırmağı etrafında oturuyorlardı. Ondan sonra yerine geçen kızkardeşi zamanında gittikçe zayıflayan Uygur beyliği nihayet Kapagan Kağan tarafından Gök-Türkier'e bağlandı. 6u dokuz urugdan kurutu Uygur kabilesi idaresinde teşekkül eden Dokuz-Oguz birliğinin diğer kabileleri. ataları Hun hükümdarlarının kızı ile bir kurttan tüt remiştir. ihtimâl o sırada Basmıllar'ın birlikten ayrılmış olması dolay isiyle 10 kabileden kurulu Uygurların hakanı Mo-yen-çur. Hın^iyanlfcMazdei2m-Budizyn kanşımıJöir din olan Manihaizm. Hu-ho. hakan tarafından kabul edilerek TOrk üresinde resmî bir mahiyet kazandu? Kırgızlar üzerinde de bir zafer kazanan Bögü Kağan. hâkanlaftn mensup olduğu urug. hâkimiyetini Yenisey kaynaklan. 'Uygur adını almışlardır. Türkistan ürerine sarkmak isteyen Tibetlileri durdurmuş. Heui-hu. P'u-se'nin annesi Vu-to-hun'un ciddiliği ve töre hükümleri hususundaki titizliği sayesinde beylik tamamen nizama girmişti.Hu-vu-su. kuzeyde Kırgızlarla. Uygur ordusunun Çin'de görünmesi ile (762). İtibarı sarsılan hakan öldürüldü. Ûtüken'de karışıklık çıktı Fakat 795'de hakan olan.T'ung-lo. Beyleri Erkin unvanını taşıyordu. Tarduşlar'la işbirliği yaparak Kağan Kıe-ii'nin oğlu kumandasındaki Gök-Türk ordusunu mağlûp eden (6301arda) P'u-se zamanında Uygurlar kuvvetlenmiş. Kendini "Kağan* ilân etti. Çin kaynaklarında Asya Hunlan'ndan indikleri belirtilen Uygurlar'ın bir menşe efsanesine göre.

Çeşitli tarihlerde Apa. bu sebeple de haklarında fazla bilgi mevcut olmamıştır. Burada 905 yılında.nüfuzu altında tufrnak istediği bu bölgede kendisine bir dost arayan Çin. imparatorların kızları ile Uygur prenslerinin evlendirilmeleri gibi akrabalık bağları ile de sağlamlaştırmışlardır. Uygur hüköm-darlanna "ıduk-kur lâkabı verilmiş ve başkent Idufckut (idi-kut) şehri diye anılmıştır. erdemin il tutmış Alp Arslan Kutiug Kül Bilge T^ıgri Han* in devleti idare ettiği biliniyor. Tibetlilerin hücumuna karşı. Kuça vb. Kan-çou Uygurları daha o sıralardan beri "Sarı Uygurlar* diye bilinen Türk kavmidir ki. "5 Sülâle"nin 2. görüldüğü gibi büyük bir askerî kudret gösterememişler. bu tarthten'Mbaren Doğu Türkistan Uygur DevMMNf müşteki! olmuştu. Nitekim T'anglar'ın yıkılışı i&raRındi Tun-huang askerî bölgesini işgal eden ÇfcVli kumandan. o zaman başfannda Jen-mei Ccesur ve doğru*) Kağanın bulunduğu Uygurlar tarafından sarfftnîyetle kakılandı. başta Çin hükümetleri olmak üzere. bunun yanında Nasturî Hıristiyanlık ve başlangıçta pek az olmak üzere İslâmiyet tesirlerini göstermiştir.Doğu Türkistan Uygur Devleti İç Asya'ya doğru göçen Uygurlar'ın başında. Çin'de 3. sahasına göçtüler. Doğu Türkistan Uygur Devleti'nde. Hoço'daki bir kitabeden anlaşılmaktadır. buranın merkezi Kan-çou 'da yerleşen Uygurlar. 10. 948'de "Gün Ay Tângriteg küsânçig kort» yaruk Tâng Bügü Tângrikân" in bulunduğu. Uygurlar hakkında en alâka çekici bügiya. 873'e doğru "kagan'n Btıku Cin olması muhtemeldir. batıya doğru yollandılar ve her iki tarafta da devletler kurdular. 911 €de Tibet eiçrsi ile birlikte Çin'e giden Uygur elçisi münasebeti fit Büyük Uygur devletinin şefinden söz edilmesi Tım-huang zaferinden sonra Uygurlar'ın siyâsi kudretinin arttığını göstermektedir. Kendisi 13 uygur kabile birliğlnln'son "kagan"ı (846-948) kabul edilmektedir. kültür tarihi bakımından büyük değer taşır. 5. aölâie (Muahhar Tsin veya Chîn)Vl^kt»İWi:TÖtk Şa-fo hükümdarı (937-946) zamanmda. Batı Türkistan'da Kartuk bölgesi fle sınıflı ve başlıca şehirleri Turfan. komşuları ile dostluk ve ticaret münasebetlerini devam ettirmeği tercih etmişlerdir. b • Kan-Çcu Uygur Devleti Bir kısım soydaşlannm aşağı yukarı 150 yıldan beri sakin bulunduğu Kan-su bölgesine gelerek. Bu ziyaretlerin ticarî münasebetleri geliştinnek igfFyapridıgı tahmin olunuyor. bir kısmı Çin tâbiiyetine girerken. isfnen de olsa. meşru Çin idaresine isyan eden Turfan. kendiler! tarafından "kağan" seçilen prens Vu-hi Tegin (841-846)'in bulunduğu Uygurlar bir müddet bazan Kırgızlar. diğerleri. 1226'da da Cengiz Han Mogollan'nın tahakkümü altına düştü. c. Bundan sonra. zengin ticaret merkezlerinin bulunduğu İç-Asya'ya.Mengii'yi "kağan" (Ulug Tfingride Kut Buimış Alp külüg Bilge) seçtiler (856). Ancak 947'lerde başkentin Hoço (Doğu Türkistan'da Kara-hoca= Kao-Ch'eng) şehri ve yazlık mer-kezininde Beş-balık (Pei-ting) olduğu ve "Gün Ay Tângride KutBulmış Ulug kutpr-nanmış alpın.rifft kardeşi) Çin'e Altun adındaki elçisini gönderdi ki. bu hâdise üzerine Uygurlar'ın batı kolu da istiklâl kazanmıştır. büyük siyâsî çalışmalara girmemiş. "5 sülâle" devrinde zikr edilen bu hâkan'ın ölüm yıh belli değlkSr. Fakat bunlar artık "Bozlar Türk devleti" nden farklı idiler: hâkimiyeti genişletme düşüncesinde olmamış. Ngo-nie Tegin bulunuyordu. fakat Kan-çou Uygurları tarafından gönderilen Tegin adlı kumandanın idaresindeki ordu Tun-huang'ı kuşatarak halkı "kırarı teslim etmeğe zorlamıştı (911) ki. Bu surette siyâsi nüfuzu gHBkçe artan ve Iç-Asya'nın ticaret yolları üzerinde olması He de iktisaden gelişen'Uygur Devleti aynı zamanda Manihaizm'in bölgede yayılmasına vâsıta oluyordu. T'anglar. Uygur Devleti de onları (940'dan sonra) ve daha sonra 1028'lerde Tangutlar'ın nüfuzu altına girdi. daha ziyâde ticari faaliyetler Özerine kurulu iyi münasebetlerini. Kan-çou ve Tun-huang Uygurları. Çin ile. Budizm çok yayılmış hatta Manihaizm'den üstün bir rttahiyet almış. Yenisey bölgesinde yen! bir kudret hâlinde kendini gösteren ve 20 yıldan beri Orhun bölgesini baskı altında tutan Kırgızlar 840 yılında kalabalık kuvvetlerle Uygur topraklarına girdiler. Beş-bakk» Turtan taraftarına yerleşerek. Jen-flfW(f . Beş-bahk asksrf valHerinı ortadan kaldırarak Hamfye kadar hâkimiyet kurmalarına şüphesiz müdahale etmiyorlardı. Çin'deki Kuzey Sung İmparatoru tarafından 981'de Kara-hoçaVa elçi olarak gönderilen VVang-ye-tö'nün seyahat notlannda tesadüf edilmektedir ki. Kançou Uygurları bu muhtar "devlet"e son vermişler (911). sonra A-tu-yu (»"Adruk. seçkin*) ve Jen-yu hakan oldular. Vu-hi Tegin'in kardeşi. Fakat bilindiği gibi. yukarıda bahs ettiğimiz muhtar "devler ini kurarken "Beyaz elbise giyen Gökoğlu" lâkabını almrştr (Manltefistler beyaz giyiniyorlardı). 907-1211) kurarak Kuzey Çin'de hükümran oldukları zaman. ötüken'de devletleri yıkılan Uygurlar kütleler hâlinde yurtlarını terk ederek Çin sınırlarına ve daha kesif olmak üzere. 924'de küçük kardeşi Tegin (924-926). Kuça. asırdaki eski yurtlarına. bazan Çinliler tarafından hırpalandıktan sonra. kendilerine bağlı ve siyasetlerine uygun bir tutum içinde bulunan bu Uygur devletinin. asır başlarında Kan-su Uygurları. Batıya gelen Uygur kolu Tann Dağlan. Göç sırasında. Beş-balık. Kflnfftts adlı elçiler Çin'e gönderildiler. JervmeFden sonra. gerek batı Uygurün'ndan Çin'e hey'etter gelmiştir.148 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHİ 149 gurtar'da görülen gevşemeye karşılık. 906*da ytkılarr Vmtg hanedanının yerine geçen çoğu Türk asıllı "5 Sülâle" zama» nında (906-960} Muahhar Leang (907-923) ile Uygurlar pek ilgilenmemişlerdir. Hami (Urumçı) olan ülkelerini müdafaa ile iktifa ederek san'at edebiyat ve ticaret sahasında yükselen bu Uygur devleti ile ilgili siyâsî hâdiseler hakkında fazla bilgi görülmüyor. asnn başından itibaren Mançurya ve Kore kabilelerini toplayarak kuzeyde bir baskı unsuru hâlinde beliren ve bilhassa "5 Sülâle" devrinde Çin'in bazı kısımlarını ele geçiren K'itan'lar nihayet bir hanedan (UflO sülâlesi. Muahhar Han (947-951) ve Muahftafr Chou (951-960)s£Hâl©fefî£#nanın-da tee. hâlâ batı Çin sahasında yaşamaktadırlar. Kâşgac Be j-balık. güneyde Tibet. bu Uygur Devleti'ni derhâl tanıdı. Ancak T'ang sülâlesine karşı isyanların arttığı 10. muhtar bir "devler kuran bir âst general "Batı Hanlan'nın Altın-dağ kıralliğı" adını verdiği bu devlete Uygurlar1! tâbi tutmak istemiş. gerek Kan-çou Uygtrt DevietPnden. Turfan. 840'da Kara-balgasun'da istilâcılar eli ile öldürülen Uygur hakanının yeğeni. . Hakan ailesinden iki kardeş tarafından idare edilen bu göçten sonra Uygur tarihînin ikinci safhası başladı.Sİ olan Muahhar T'ang ailesi (923-936ynin kurucusu olan Türk Şa-t'o hükümdarı. başlarında. bağlı olduktan ve merkezi Tun-huang (ünlü Bin-Buda mağaralarının bulunduğu yer) olan Çın askerî bölgesi ile ilgilerini kestiler. doğu Uygur kolunda olduğu gibi. Kara-balgasun'u zapt ederek hakanı öldürdüler Ahaliyi kılıçtan geçirdiler.

başında Kağan Su-lu'nun bulunduğu Türgiş topluluğunun şid- . yeni vftMvtn başansızlığa uğramalarının başlıca seba&i. Çin'de Ming devrinin başlarına. 1217*de MoğoHar*a karşı direnmek istedikleri için. U-çe-le başlangıçta bağlı bulunduğu tayinli Batı Gök-Türk Kaganı'nın idaresizliğinden faydalanarak etrafına kuvvetler topladı. uzunca süren hükümöarjığrzamanında Su-tu. Cengiz'ın oğlu. 206. diğer taraftan Kâşgara doğJtoJç-Asya^fl^cftu istikametinde akınlara girişmesi Emevî httâfeBnin hedefterinl$österir gibi fcfc Kuteybe'nin ölümü <715 son bahan) taerine bu ileri harekâtta dü*ati çeken duraklamanın telâm halrfelerince hoş karşılanmadığı.-6.S. Kuteybe'nin umuntf karagâhını Merv'denŞâş (Taşkent bölgesi)'a naklederek ordan kuzeye. o tarihe kadar Kara-Hitayîar'a tâbi durumunda olan Iduk-kut Barçuk Art-Tegin bulunuyordu. II.T^giş)'un mücadeleye katrimadığı anlaşıkyor. GökTürk hâkanitğ* devrinde tekrar Gök-Türk idaresine alınan Kırgızlar. Kırgutlar Adlarının menşei ve mânası hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüş olan Kırgızlar Çın kaynaklarında K'i-ku. Bilge'den ayrılarak. 6. Asya Hunları zamanında kuzey-batı'da.150 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKLTARtHt ISI Müslüman-Türk Karahanlılar.ö. TölM'ın kuzey-batısında. Ancak. Fakat Kırgızlar kaynaklarda Türk asıllı gösterilmekte ve tahminen 5. şüphesiz Gök-Türk hakanlığının kuruluşundan önceki devirlerden beri burada bulunuyorlardı. Talas-Çu-lli-lsık Göl sahasında oturuyor ve Batı Gök-Türkler'in (On-oklar) To-lu kolunun bir kısmını teşkil ediyorlardı. Kâşgarlı Mahmud'un eserinde (1074) "kâfir" diye bahs «diten Uygurlarla mücadele ediyor ve Uygur memleketinde islâmiyet! yaymağa çalışıyorlardı. Isfikfâl istemeleri tabiî olan yerli prenslerin Araplarta işbirliği isteksizliğinden ziyade.71VWya ?1#Ö6 KütTegln tarafından idare edilen va Gök-Törkler için elverişsiz şartlara rağmen başar» üe sona aran bîr Kara-Türgiş seferinden sonra. ertesi yıl. Ming sölâiesi kurucusyna teslim oluncaya kadar (1368) devam ettiği gibi. U-çe*1e?rt&ı oğlu So-ko da merkeze itaatsizlik gösterdiği. Doğu Türkistan Uygur Devleti (1209)'da Cengiz Han'a bağlandığı zaman. Çîn ile münasebet kurduğu ji$ft*&e defa K$ Teğin Sie Bîlge'nin iştirato ile Kağan Kapagan tarafından 71I^İKflçu vakıamda hezimete uğratıldı ve telef edildi Savaşın sebebi olarak Çfrı kaynaklarında büdMan. Çu bölgesinden başka Turfan ve Kıtça "eyalet" terine kadar hâkimiyetlerini genişletti. TcM uiusu'na dahil edilen ülkelerinde Kırgızlar sadece UttoPth-is tarafından idare edüen iki tasım hâlinde yaşamağa devam ettfter. Mo-yen-çur Kağan tarafından Uygur hakanlığına bağlanmış (756). bir çok Uygur. Fakat iktidarının bu sağlam devrinde (7. 560'a doğru. buranın Moğol K'î-tanWa geçmesine ve tam idrak ve intibak edemediği "Orhuh kültürünün ortadan kalkmasına" sebep olmak. bu suretle Kırgızlar Cengiz Han MoğoHan*na itaat eden "ilk Türk kavmi" oluyor. ÇiıV'ın biç eksilfntyen kıştaıtmatart neticesinde yine Türgişter'le uğraşmak zorunda kabndı. Böylece biri Çu üzerinde. Kırgız kavminin. Cengiz Han Moğolistan'ı idaresi afönda birleştHntek istediği Içirf^ftyttiridt ve Naymanlar'Ja olan savaşları sırasında Kırgızlar1! da itaate almıştır (1207) ki.M. Istâm kaynaklarında daima "Dokuz-oğuz" diye bahs edilen Uygurtar'tn hâkimiyeti fiüen sona ermekle beraber. Çe-mu^a bağlı gfûp ^herhalde Sarı. teşkilâtlı bir mukavemet unsuru hâlinde ortaya çıktıkları anlaşılıyor. So-kolraın küçük kardeşi. iduk-kut unvan* ile. durumunun zayıfladığını görerek ülkesini bırakıp Çin başkentine giden tayinli'kagarf in ayrılmasından sonra. Bağa Tarkan unvanlı. Çu vadisinin kuzey-batı ucunda bulunan merkezini kuzey-doğuya nakl etti. Kapagan'ırt-şiddeli ylîSümfeft tansıktık ve isyan hareketlerinin arttığı yıllarda. Ancak orada fazia kalamadılar. Uygur Hakanım. Coçi tarafından tenkil edilen Kırgızlar'ın artık "hakanlar* olmamıştır. öteki lli'nin kuzeyinde iki merkeze sahip oldu. eski yurtlarına sürdüler. doiayısıyle eski Türk hakanlar yurdunu. Daha 714'de. asır sanlarında Çin kaynaklarında Hia-kia-sseu diye zikredilen Kırgızlar'ın GökTürk hakan* Mü-kan zamanında. Türgiş arazisinin paylaşılması sırasında çıkan anlaşmazfik Ve izabelerde "Kara-Türgiş* halkının itaate alındığının kaydedilmesi TtJrgiŞ ha&flığında bir bölünmenin vukua gelmediğini göstermekte*: So-ko'ya bağlı KariP-TÜrgtşlerln mağlûp edildiği. Balasagun şehri olarak. tasa zamanda her birinin 7 bin askeri olan 20 başbuğlu bir ordu kurmağa muvaffak oldu. hakanlığa bağlandıktan sonra 630680 arasındaki fetret devrinde müstakil bir hüviyet kazandıkları. Türgişler Adlarım Türk+ş" şeklinde gelişmiş olduğu bildirilen Türgişler. K%-tahlar ve devamımı olan Kara-Hîtayîar'ın Yenisey havalisine kadar sokuiamadıkları anlaşılıyor. Çtataberlerine göre^ GökTürk uruglartndafl möhfm-tt" tasım. son Uygur Idi-kut'u Ho-şang. Türkleşmiş kavimlerden sayılmaktadır. İlk Türgiş şefi olarak görünen. zira İstemi 552'de Türgişler'in de dahil olduğu On-oklar'ın başına "yabgu" tâyin edilmişti. Kien-kun adlan Re zikredilmekte ve Han'lardan (M. S. Moğollar tâbi'yetinde olarak Uygur sülalesi. Sonra islâmiyet Çin'e Uygurlar vasıtası ile girdiği için orada ilk mûskiman Çmiiler'e Huei-ho (Uygur) denilmiştir. Cengiz Moğollar» devletinde yüksek idarî vazife almış ve Uygur medenî te'sirteri Asya'nın doğusu ve batısında asırlarca hissedilmiştir. asrın sonlarına doğru) Kağan Kapagan idaresinde haşmetli çağını yaşayan Gök-Türkler'i durdurmak maksadı ite Ktfgız&r ve Çin ite işbirliği yapması iyi netice vermedi. 920'de bütün Moğolistan'ı ele geçiren K'i-tanlar (Çin'de üao sülâlesi) Kırgızlara ûtüken bölgesinden çıkarıp. Türgişler Su-lu çur adltfMr başbuğu "kağan* seçtiler (717) W. Yenisey1! 6tiz üzerinden geçen. hemen bütün On-dk sahasını kendi idaresine akil. Saykalın batısında İrtiş nehri havalisinde bir Türk kavmi olan Ting-feagierle karışık olarak oturmuşlardır. 220) beri mevudiyetteri bildirilmektedir. Çin kaynaklarında ilk defa 651 hâdiseleri ile ilgili olarak zikredlen Türgiş (To-ki-şi) ler. fakat 840 yılında şiddetli bir hücumla Uygur devletini yıkarak Ötüken'de kendi devletlerini kurmuşlardır. fakat. hedefe kararlılrirfteyönelecektajmandan bulmak maksadı ite. 630'u takip eden yıllarda Türgişler'in diğer Türk toplulukları gibi. asırlarda. yıkarak işgal ettiği Ötüten'de tutunamayıp. On-ok sahası Gök-Türk hakanlığına bağlandı. Horasan valilerini sık «i* değiştirmelerinden anlatmaktadır. bir daha geri gelmemek üzere Moğoliar'a intibak eftirmek suretiyle Türk ftffihirttte oynadığı menfi rol dikkatten kaçmamıştır. yani Türgiş hakanının h&mefin^gSwft«^r: Başkenti.OökTürk aleyhdarı üçlü MNaM* üyesi olduğu için üzerine yürüyen Tonyukuk tarafından mağlûp ve esir edildi (698 Bolçu Savaşı). Maveraünnehir'de doğuya Arap ilerlemeci durdurarak Orta Asyfc T» haltarm "Arap teb'ası1 olmasını engelleyen ve üzerind^Türftterin UHW hak sahibi tmlunduğu MâveraünneNrt^ne Türk eline almağa çalışBrttfr hâkâtf fclarak görünür. T'anglar'la siyasî münasebet kurmalarından ve bir "kagan'a sahip olmalarından anlaşılıyor. «.

"sffyah bayrak açan". Bu arada Çin'in On-oklar "kağanı" tâyin ettiği. faş da yaklaşmakta olduğundan. Araplarla birleşen Ouzcan hükümdannm tûyanstine uğramıştı. Memleketine dönen Su-fo Kağan. Emevîler'i. Hur. Huttal hökûmdan. Abdullah. Sarı Türgişler mücadeleyi kazandılar. Çünkü. Durumdan haberdar edilen Hafife Hişam'ın emri ite Küfe ve Basra'dan 20 bin kisttik bir takviye ordusu Semerkand'a gelirken. Büyük mücadelede. Haris b. Ordusuna ric'at emri veren Müslim susuz yollardan aralıksız ve cebri yürüyüş He 11 gön çekildi ve taşlamadıkları için bütün ağırlıklarım yakmaya mecbur kaldıktan sonra. nihayet Semerkand'a doğru çekilmekte iken yetişen hakan ve Kül-çur idaresindeki Türgiş kuvvetleri tarafından Kemerce kalesinde 58 gün müddetle kuşatıldı. Haristan savaşıp Esasen Su-lu. bu maksatla şüphesiz Araplar'ın müsaadesi ve teşviki ite gerek Mâveraünnehir "hükümdarlarından. Bu liste "Mâveraünnehir'dekl Arap nüfuzunun nasıl Tüfkier'e geçmiş olduğunu" açıkça göstermektedir. Arkadan hakan hızla gelmekte olduğu . hiçbir netice elde edilememişti. Halîfe Ömer b. islam kaynaklarında Türk" olarak belirtilmektedir. lau defe Kara-Türgişler'i desteklemeğe sevk etti. 742'deki Türgiş kağanı Ü-eimiş Kutlug Bilge bir KaraTürgiş başbuğu idi. 'Abd'ül-Aziz (717-720) tarafından tâyin edilen ilk vali El-Cerrâh b. çarpışmaya cesaret edemiyen karargâh kumandanı Sevre b. kumandanı durdurup muhasara ederek. fakat Arap sultasını Mâveraünnehirden söküp atmak azmi idi. Fakat vâii Esed b. 726'da Huttal'da Sulu Kağan karşısında başarısızlığa uğradığı için. islâmın dinî akidelerini değil. yorgunluğa ilâveten susuz da kalan ordusu. Urun süren M taraf arasındaki mücadeleye Karluklar da karışmışlar. ikinci bir "susuzluk vakaşı'na duçar edildi. Cuneyd'in 734 başlarında ölümü île. iktisadî ehemmiyeti de rol oynuyordu. fakat kendisi o zamanlara kadar büyük hizmetlerini gördüğü Kül-çur (^ Bağa Tarkan) tarafından öldürüldü (738). Bunun üzerine Mâveraünnehir'de başlayan Arap aleyhdan hareketler Türgiş baskısına iyiden iyiye yardHüCT oluyordu. Hakan SıMu Mâveraünnehir'e karşı son seferinde hayR-mütteRk bulmuştu: Haris taraftarlarından başka. Hakan Su-lu durumdan faydalandı. yer-yer baskına uğruyordu. Seyhun'u aşarak Mâveraünnehir'e giren Türk ordusu kumandanı Kükçyr Semerkand yakırona kadar sokularak Hk büyük başarıyı kazandı: başımda yeni kumandan Sa'id to.152 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 153 göstermesi ve hatta. Semerkand'daki Arap merkez ordugâhını düşürüp Araplar'ı Mâverâünnehir'den tamamen atmaktı. Aşma ailesinden son hakan olan HM mağlup edip öldürmesi (739). Türgiş iktidarı büsbütün zayıflamıştı. Debûsiya şehirleri ile iki küçük kaleye münhasır kalmıştı. Mâveraünnehir'de tam bir ittflâl havası esmekte idi Halife Hişam (724-743) bu valiyi de azl ederek. Fakat yeni vali Esed b. Beykent yakınlarında hakan tarafından sıkıştırılarak. Fergane^e yürümek üzere. Çin'i. Törk kuvvetlerinin bütün ülkeye yayıldıkları ve MâveraünnehfCiArap muhafız M'alannm merkezi Semerkand önünde bile göründükler* bu sırada Horasan vâfisi tekrar değiştirildi. SakJ'i getirdi (724 basları). Arap kuvvetlerini geri atacak şekilde gelişen Türk mukavemetinin karşısında sarsılması . Sogd hükümdarı (yani Gûrak veya oğlu) Usruşana hâkimi. Türgiş Devteti'nin ana siyaseti anlaşıldıktan sonra. Semerkand'a ulaşabildi (Geçit savaşı* Vak'at'üş-Şi'b). Nitekim bu mücadele devrinde Arap ordularına karşı çıkanların hepsi. bütün Mâveraünnehir Arap ikfidan- nın tehlikeye düştüğü bir zamanda azl edildi. Yerli halka bir çok müsaadeler bahş etmesine rağmen ümid ettiği ilgiyi göremiyen yeni vali Eşres b. Cuzcan'a girdi. şüphesiz. Kûmez "hâkimi" Marayana ve Çaganyan hükümdarının Araplara karşı yardım için Çin'e müracaattan (719'da) sadece bir nçzaket muamelesi tte savuşturulmuştu. Belh'e doğru ilerledi. Artık Hârezm'de bile Araplar'a karşı kımıldamalar görülüyordu. Seyhun kıyısında. önce Tuharistan'ı Araplar'a karşı ayaklandırarak mahallî bir destek sağlamağı faydalı görüyordu. Zaruri olarak geçilmesi müşkül dağ yollarına düşen Cuneyd Savdar dağlarının dar geçitlerinde hakan tarafından sıkıştırıldı. Ülkede Emeviler'e karşı şiî ve Abbasî propagandası da hızlanmakta idi. 'Abdullah'ın Seyhun ötesinde giriştiği ilerleme teşebbüsünün. "Abdunahman1 B-Mürtfyi Merv'den imdada çağırdı. Sa4id idaresinde. Buhara'yı da tahliye ederek. Buhara'yı zaptetti (725). Arap ordularının Seyhun ötesine geçmeleri ile aynı zamanda (719) başlayan Çin'in batıya doğru . Sureye'm isyan ederek BeHlv arkacından Vâtifîkrnerkezi Merv şehrini zapt etmesi.Mâverâünnehir'de durumu büsbütün feariftırdı. Fakat Türgişler tarafından yolu kesilmişti. 724'de Seyhun ötesindeki bütün Arap kuvvetlerinin geri atılması ile neticelenen ve her tarafta Arap nüfusunun krrılmasma sebep dan bu seferdeki Mzmet Arapiar'ı uzunca bir möödşt fâ®dafaada kalmaya zoriarnış ve yalnız MâverâünnaMr'de değil. Tübaristan'da v©jdfc ğer güney bölgelerinde idareciler ve hsifc Türgişler'e* kurtaneı gözü ile bakmağa başlamışlardı. 'Abdullah hakan ordusunu arkadan vurmağa muvaffak oldu {737. meşhur İç-Asya kervan yolu üzerinde yer almaları dolayısiyie. Şâş (Taşkent bölge») hükümdarı'. Nihayet 12 bin kişilik kuvvetinden 10 binini telef olması karşılığında. zaten Arap nüfuz ve kudreti iyfee kıntmış olan Horasan vilâyetinde. daha fazla kalmak istemiyen hakan. Nihayet 20 . aradaki Türk engelini kaldırmak için . Başbuğları Bağa Tarkan (Küt-çur) rakibi Kara Türgiş başbuğu Tu-mo-çe'yi mağlûp ederek ve onun "kağan1 yapılmasını istediği Su-lu'nun oğlunu ortadan kaldırarak kendini "kağan" ilân etti. Hakan. Müslim b. Çin'in Türk başbuğlarını birbirine düşürme esasına dayanan tahrikçi siyaseti bir daha hedefine ulaşmış ve Kara TürgişterMe San Türgişler'i birbirine iyice düşman etmişti. Buhara "hâkimi* "Tuğşad.İffet. çekildi (732). Su-lu'nun maksadı. Seyhun'u geçen Arap ordusuna karşı bizzat Hakan Su-lu çıktı. TörgişJer'te işbirliği hâlinde buluna yerli ta&ötler tarafindan durduruldu Suya erişememişti. Abdullah'is Sulemî. AbdffKAzte'in bulunduğu Arap kuvvetlerini mağlup ve kumandanın* bir müddet çenber içinde tuttu (72% Bu vali değiştirildi. yerine Müslim b. Arap idaresi Semerkand.Gök-Türk hakanlığının akamete uğratüğı-genişieme siyaseti bu defa Türgiş duvarına çarpma tehlikesi ile karşılaşmakta idi Çin'in şimdilik "durumu idare* yoluna girmesi dolayısiyie ete kendilerini serbest hisseden Türgişler batıda faaliyete geçtiler. Yerine gelen &~ Haraşî (721 son bahan) şiddet yoluna başvurup yerlerini terk eden halkı Hocand bölgesinde teslim olmaya zorlayarak hepsini öldürttüğü için canlarını kurtarabilenler kütleler hafinde Türgişler'e sığmıyorlardı. bin müşkülat ile önlerindeki engeli aşan Arap kuvvetleri ağır telefat ve zayiat pahasına Semerkand'a doğru çekilmeğe muvaffak oldular. Çin ile temaslar kurmağa sevk etmiş. yerli muhaliflerle ahenkli bir şekilde çalışarak. Keza. bundan aldıkları cesaretle. yeni tâyin edilen Horasan valisi Cuneyd b. bu bölgenin ve Seyhun ötesi Türk ülkelerinin. AbbaöF taraftarı. herhalde ömrünü harcadığı bu mücadeleye devam edecekti. Bu sebeple Semerkand'ı kuşatmağa hazırlandığı sırada. 753'de hakan Hân edilen Tângri Bulmış da bir Kara Türgiş idi. Yeni valilerin 3 sene (734-737) kendisi He uğraşmak zorunda kaldıklar» Haris sonunda Türgişler'eiffica etti. gerek doğrudan doğruya Araplar'dan heyetler gönderilmiş ise de. Arap askerî kuvvetleri arasında da ihtilâf baş gösterrsiş ve Yemen'i kuvvetler te'dip edilmişlerdi.

Halluh) ve Hudud'p-Âlem (10. stnı sağladılar. sıklet merkezi Çu vadisi olmak üzere kendi hâkimiyetlerini kurdular (766). son anda. bu hanedan üyeleri arasında mücadeleler baş gösterdiği tarihlerde devlete karşı cephe alarak huzuı^üaÖSk çıkarmağa başladılar ki. Her îki Gök-Türk hakanlığı devrinde Karluklar'ın durumu yukarıda açıklanmıştı. bu defa. Sencer'in bu savaşta mağlûbiyeti (1141 Katavan savaşı) çok mühim bir hâdise olarak. Talaş sahasına yerleşmek suretiyle eski Batı Gök-Türk hakanlığı sahasında hâkimiyet tesis ettiler. 640 sıralarında Turfan'ın kuzeyine kayan Kartuklar Çinliler tarafından mağlûp edilerek (650). Bununla beraber. Kartuklar. Fakat Uygur Hakanlığı orada yıkılınca (840V. Basmtllar hâkim duruma geldikleri sırada (742).doğusunda) olarak. Gök-Türk hakanlığının yıkılmasında müessir oldular. Evvelce Kül-Erkin unvanını taşıyan ÜçKarluk beyi bu tarihlerde 'Yabgu' unvanını almıştı ve kuvvetli bir orduya sahip idi. Kara-hitaylar tarafından w edildi (1172). Bu suretie neticede meşhur Talaş muharebesi meydana geldi (7f. bundan dolayı Çinliler eski Orta Asya siyasetlerini canlandırarak. Sultan Sencer de Karluklar'ı tedip etmek için çıktığı seferde karşısında Kür Han'ı bulmuştu. artık eski devir Emevf istilâcılığım müşahede etmek müşküldü. Daha İstemi zamanında Türk hâkimiyetinin Hazar kuzeyi ve Mâveraünnehir'e doğru genişlemesinde şüphesiz büyük rolleri olmuştur. bütün islâmlar arasında farklılığın kaldırılması ve eşitlik düşüncesini yayıyordu. kendini "Bozkırların kanunî hükümdarı" ilân ederek Kara Han unvanını aldı ve merkez olarak da eski Türgiş başkenti Balasagun yanındaki Kara-ordu (veya Kuz-ordu) yu seçti. tosa bir müddet. Fakat bu. hâkimiyetin "kutlu Ötüken" ülkesi ile sıkı alâkası inancını muhafaza ediyorlardı. Karluklar'ın tamamını temsil etmiyordu: Beş-Baîık havalisinde oturan Karluklar'ın kendi seçtikterkayrı bir yabgulan vardı: TorvBi+ge Ancak Ötüken'de yeni kurulan Uygur hakanlığı bütün Kartuklar tarafından üst tanınıyor ve yabgular hakana bağlı bulunuyorlardı. Türkistan'da ve Kara-Hanlı tâbiiyetinde olmak üzere bir beyliğe sahip bulundukları anlaşılıyor. Kara-Hanlı Devleti'nin esas kütlesini meydana getiren Karluklar. Onoklar'm bir kısmîn! meydana getirdikleri anlaşılan Karluklar burada üç kabileden kurulu birlik hâlinde bulunuyorlardı (Üç-Karluk). Fakat boya bağlı her kabile kendi reisleri tarafından idare ediliyordu. Tarım havzasından itibaren batı Karluklar'a. Moğol istilâsı başladığı sıralarda (1215) merkezi Kayalıg (İli nahiftin. Daha sonra Kapagan Kağan taralından İL Gök-Türk hakanlığına bağlandığını gördüğümüz Kartuklar. uğranılan mağlûbiyette Karluklar'ın dahli olduğunu göstermektedir. Emevfler'in imtiyazk "Arap milleti adına fetih" düstûru yerine. 665'e doğru.1 Temmuz). Kırgızlar'ı dikkate almıyan Karluk yabgusu. çöken Türgiş hâkimiyetinin yerine. Kendi soylarını Gök-Türk hakan ailesi Aşına sülâlesine bağlıyan Karluk yabgulan. İsiâmiaria Çinliler arasında cereyan eden bu savaşa kadar Karluklar rangtar*m tarafını tutmakta idiler. bunların da zaman zaman Çin'e başkaldırdıkları görülmektedir. Ötüken'in üstünlüğünü tanımakta devam ediyorlar. Kara^Hîtay hükümdarı Yeh-lu Ta-şih (Kûr-Han) 1137'de Semerkand Kara-Hanlı hanı Mahnmkf u mağlûp ettiği-zonan. Uygurlar'la Orta Asya'da iktidar yarışına giriştiler ise de. diğer Türk boyları gibi. Gerçi Mâveraünnehir yine Arapiar'tn nüfuzu altına girmiş ve Seyhun ötesinde baz* Arap ilerleme teşebbüsleri görülmüştü. Gök-Türkler'e karşı ayaklanarak şiddetti mücadelelerde bulunmuşlardı. "put-perest" Kara-hitaylar'in tâ Horasan sınırlarına kadar sokulmalarını intaç etmişti. Batıda EmevS-Arap iterlemesini durdurmuş olan Türgiş hakanlığının çöküntüye doğru gittiği bu tarihlerde Orta Asya Türk ülkelerinin korunması gibi bir tarihî vazife. Böylece gelecekteki büyük Kara-Hanlı devletinin temelini atmak gibi ikinci bir tarihî rol oynayan Karluklar o sırada İslâm dünyasının en yakın komşuları olduklarından. Kartukların dahil bulunduğu bölgeye yeniden el koymak istemişlerdi. Arslan Han var- tik olarak Çın yıöığı Tang-shu (7. Mâveraünnehir sahasındaki bu karışıklıklara sebep oldukları görülen Karluklar'a karşı. Çiğliler ve Dokuz-Oğuzlar. tekrar faaliyete geçerek. Böylece Arap baskısının İyice hafiflemesi Çinliler'i Orta Asya'da bir iktidar boşluğu husule geldiği zehabına götürmüş. Uygur hakanlığının kurucusu Kutlug Kül Bilge zamanında. Bu haberi veren Çin kaynaklarının. Kartuklar a düşmüştü. daha üstün sayılan "Sol Yabgu'luğa yükseltildi. eserde burada mevcut olan 15 şehir ve kasabanın adları sayılmakta ve Türk kabileleri zikredilmektedir. Harezmşahlar ordusunda hizmet gören Karluklar'ın. fakat bunda. bu han tarafından dayısı olan Büyük Selçuklu Sultanı Sencer'e jjapılan şikâyet. bu arada Başbuğları Yabgu Han öldürüldü (1157& îdiğerdbfo Kartuk başbuğu Ayyâr Bey. Harezrnşahta&UtArslan zamant) ite Kara-hüayiar arasında da birçok anlaşmazlıklara sebep olan Karluklar'ın. Çinliler'in ağır mağlûbiyete uğrama . 630 680 yıllar1. doğuda Tanrı Dağları. siyâsî birisim olarak Türkmen" adını da taşıyorlardı. as*r)'da zikredilen (Ko-lo-lu) ve adları Karlık (kar yığını) manâsına gelen Karluklar'ın Türk soyundan geldikleri ve Gök-Türkler'in bir boyunu teşkil ettikleri aynı Çin kaynağında belirtilmiş ve oturdukları saha olarak da Attaylar'm batısındaki Kara-lrtiş ve Tarbagatay havalisi gösterilmiştir. arasında. aynı zamanda.154 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHt IBS sene içinde gittikçe kuvvet kazanan Kartuklar To-lular ve Nu-şi-piler arasında üstünlük kazanarak. Başkentleri Balasagun idi. Zira gittikçe ttıstılıı artıran Abbasî propagandası. doğu bölgesi Uygurlar'a âit olmak üzere Orta Asya'nın yine Türk hâkimiyetinde kalmasını temin eden bu savaşta uğradığı hezimet yüzünden Çin ağır iç buhranlara sahne olmuş ve artık bir daha batı ile ilgilenememiştir. davam edan bu baylığin başında II. Arapiar'la işbirliği yaparak. Uygur Kağanı Mo-Yen Çur karşısında tutunamıyarak (756} Tarım bölgesinden ayrıldılar. Karluk ülkesi. asrın son çeyreğiyçla verilen öftgiye göte. Uygur ve Basmalarla birlikte. Türk hakanlarının "meşru halefi" sıfatı ile. az sayıda da olsa. daha batıya çekildiler ve 7-8 yıl içinde Tarbagatay ve Cungarya'ya 766'da da. Fakat onların gittikçe açığa çıkan siyaseti karşısında. Çin'in de teşvik ve tahriki ile. "Sağ yabgu" mevkiini alan Kartuk başbuğu. güneyde Yağmalar'm bir kısmı ve Mâverâünnehlf îte sınırlanmış çok bakımlı bir memleket olup Türk ülkelerinin en güzeli" idi.. kuzeyde Tohsılar. P'ei-ting eyaleti (Tanrı Dağlarının kuzey sahası)'ne bağlandılar. Harezmşah Alâ-üd-din Tekiş (1172-1200) bozkırlar bölgesine el atarak Kanglı ve Kıpçak gibi diğer Türk boyları ile kendini takviye ihtiyacını duydu. Arapça-Farsça eserlerde kendilerinden çok bahsedilmiş (Karluh. Kartuklartn Çm nüfuzundaki ne Batı ne Doğu Gök-Türk kanadına bağlı olmaksızın yaşad4üannı kayd etmesi dikkate değer. bu tutumlar Kara-Hifay hâkimîyeHnîn OrtaAsya'da çabucak gelişmesinde tesirli olmuş görünmektedir. Yağmalar ve Oğuzlar. Büğe Kagan'ın ölümünden sonra.

mesele yeni araştırmalarla derinleştirilmiş bulunmaktadır. W. Yâni. Şimdi ikinci mesele geliyor: Gök-Türk devletini kuranlar hangi Türk" zümresi idi? Bilindiği üzere bu devlet. Gök-Türk hakanlığı devrinde Oğuzlar'ın davranışlarını ve isyanlarını yukarıda görmüştük. Nitekim kelime. T'ung-lo (tongra). Çünkü Türk" adının. bu Oğuzlar'ın daha eskiden bu havalide birlik hâlinde mevcut olduklarını kabul etmek lâzım gelir. "Oğuz" adı itte defa Barlık çayı (Ulu-kem= Yenisey'e dökülür) kıyısındaki 1. asır Türk (Gök-Türk) kütlesinin doğrudan doğruya Oğuzlar'ın bu grubundan meydana geldiği Çin kaynaklarınca açıklanmaktadır. buğu). Fakat Oğuz tarzında adlandırmanın çok daha gerilere götürülmesi mümkün görülmektedir. bazan Türkler'in (Gök-Türkler'in) dokuz kabilesi" veya "Dokuz kabilenin Türkleri (GÖkTürkleri)". M. kabileler birliği hâline gelmiş Türkler (yâni Oğuz) olabilirdi. asra âit. 6. bazan da Töles'lerin dokuz kabilesi" diye kaydedilmiştir. Arsian Han.Û. 630'da başlayan fetret devresinde. Bu ad Türkçe "Ogur" isminin Çince'deki şeklidir ki. Gök-Türk hakanlığı devrinde Oğuzlar'ın kendi başlanna (meselâ doğrudan doğruya "Oğuz* olarak) zîkrediimeyip. Uygurlar) giderilmiş olmalıdır. ancak. ûzkent şehri verilmişti. Ancak fetret devrinde Aşına~oğullartnirT Çin sarayı emrinde birer kukla durumuna düşmeleri üzerine. Mo-yen-çur Kağan. diğer bir çok Türk boylan gibi. bilindiği gibi. güç-kuvvet mânası ile. Kitabe. Böylece. Çin kaynaklarında O-kutlar'ın yeri olarak gösterilen TarbagatayKobdo bölgesi. Bundan sonra kitabelerdeki Türk badım* tâbiri şüphesiz doğrudan doğruya hakan idaresindeki kütleleri ifade ediyordu. Oğuzlar'ı Türk kabul etmek veya "başka bir ethnique teşekkül saymak gibi çok mühim bir ihtilâf noktası ortaya çıkmıştır. O hâlde onlar da "Türk" soyundan gelen Oğuzlarla aynı ethnigue zümreye dahil. Gök-TürWerî meydana getiren topluluktan başkası değikftr. yâ- ni hem Oğuzlar. kadîm Aşına ailesinin bu Oğuz bölüğü mensupları ile ilgisini isbat etmeği gerektirir ise de. Thomsen. Yani Oğuz adının R Türçesi'ndeki ifâde tarzıdır. O-kut adında bir kavim (O zaman Türk adı yoktu) zikr edilmiştir. bu Oğuzlar*in isyan hâlinde olmaları arasında bir çelişme görmek güçtür. 2.. 682 yılında llteriş tarafından mağlûp edilen Oğuzlar (İnek gölü savaşı) bu durumda idi ve muharebede ölen Oğuz devleti başkanı Baz Kagan'tn balbalı. Oğuzlar'a mukabil. Türk sahasıdır. Ok. adı "Aşına" olan eski bir Türk hükümdar ailesi tarafından. zira. mesele.). KariuMar'ın KaraHanh'lflra. Beylerine âit olduğuna göre de. Türkmenler'in Selçuklu sultanlarına karşı direnmeleri ve bizzat bir Oğuz olan Sultan Sencer'in âsi Oğuzlar'la çarpışması. idiler. P'u-ku (Buku. Otuz-Tatarlarla ittifak etmiş olan Oğuzlar'ı Burgu'da ve Selenga kıyısında arka arkaya mağlûp etti. Herhalde batı yönünde geniş ölçüde bir göç hareketi bahis konusudur. bizzat Tu-fcüe («TM0 den İbaret topluluğun ayn bir isim altında belirtilmesine «h&yaç bulunmadığını gösterdiği gibi. Bu sebeple Oğuzlar'la Gök-Türkler'in aynı olduğu zaten kabul edilmişti. II. Dokuz kabile (Kitabelerdeki "Dokuz-oğuzlar). Bundan sonra. yk. Uygur uruglan Be Dokuz-oğuz kabilelerinin tesbitinden sonra (bk. kitabede görülmektedir ("Altı Oğuz bodunu"). Türkçe'de Z sesini II telâffuz eden Türk topluluklarının söyleyiş farkından ileri gelmiştir. Çin kaynaklarında . 8. Türk adım taşıyan bu ethnique topluluğun var olup olmadığıdır. Ancak. Bu defa "Sekiz-oğuz* halinde. etrafındaki Türk soylu" kütlelerin yardımı ile kurulmuştu. Pa-ye-ku (Bayırku). Uygur Idi-kut'u Barçuk Re birlikte bütün Asya Türk ülkelerini baştan başa çiğneyen Moğolların hükmü altına girmiştir.olan Mo-yen-çor Oğuzlar'ın başında bulunuyordu. Bu münasebetle kitabelerdeki ifadeler Oğuzlar'la Gök-Türkler arasında bir ayırım yapılmadığını. Türkçe'de aynı zamanda "kabile* manâsındadır. GökTüılder'in Dokuz-oğuztaffi aynıdır. sadece Dokuz kabile (Kuî-sin) diye. Burada 6 kabilenin birleşerek bir "budun* teşkil etmiş olmaları bahis mevzuudur. Bilhassa İslâm kaynaklarında Uygur'lann Dokuz-oğuz olarak bahsedilmesinden doğan karışıklık. Oğuzlar Oğuz adı "ok" kelimesinden getirilmektedir. asırdan itibaren Gök-Türk hakanlığında toplanmış olan Türk kabilelerinden bir kısmı. V. "halter*1 vaktiyle destekleyip yücelttiği hanedan ite mücadelesinden ibarettir (Türk talihinde bunun başka misâlleri de vardrç. Cengiz Han zamanı Moğol devleti idaresinde vazife almış Karluklar görülmektedir. Hâl tercümelerinde bunlardan 4 tanesi de zikredilmiştir. daha o çağlarda. kendi aralarında birlik kurarak. yk. Tölesler'in Dokuz-oğuzlan İle. hafife B-Mehd? zamanında (775-785) Oğuzlar'ın Mâveraürmehir havalisine geldiklerini bildirmekte ve AI-TaberTde zikredilen. Kitabelerde hakanın X)ğuz bodunu Türk bodurumdan idT demesi ile. *ethnique" ayrılık gösteren bir îsîm değil. Tola-Selenga ırmakları bölgesinde Dokuz-Oğuz "kağanlığını* meydana getirmişlerdi. sonra llteriş Kagan'ın mezarına dikilmişti. Oğuz kabileleri. Çince'ye "kabile" diye tercüme edilmiştir (meselâ On-ok= On kabile). Bartholdun "Gök-Türk hakanlarının Dokuz-Oğuzlar'dan neş'et ettiği* görüşü.'Çân kaynaklannda. tbntt: Esir. hattâ hakanlığın temelini Oğuzlar'ın teşkil ettiklerini belirtmeğe yeter. Cengiz Han'a itaat eden ilk Müslüman hükümdar olup 1221'de ölen bu Karluk "hanfnın oğluna da. Tonyukuk kitabesine tahsis ettiği son makalesinde Oğuzları Türkler'in yüksek hakteıiyetinde Wr kabile birliği" olarak göstermekte ve bu tarihî gerçek sonra "ethnique" ayrılık gibi ahnarak.156 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 157 di. Oğuzlar Selenga'yı geçerek çekildiler. Sse-kie-. Fakat Oğuzlar az sonra Uygur hakanına da «yan ettiler. 6-7. Buna hemen ve kesinlikle menfî cevap vermek mümkündür. Burada. önce üzerinde durulması gereken husus. Gflk-THk hakanlığı zamanında hükümdar ailesine karşı ayaklanan ve hükümetin diğer Imkânlan ile bastırılmasına çalışan.. Oğuz kelimesinin tercümesinin verilmesi. hem "Gök-Türkler" aynı ırkın mensuplarıdırlar. bazı kabileler keraft aralarında teşkilâtlanarak bîr •devlet" kurmuşlarda W. Türk adı). Buna göre" ok1 sözüne eski Türkçe'de çoğul eki olan ar ilâvesi ile türetilen "Oğuz1 adı aslında "ethnique" bir isim olmayıp. anayurt bölgesindeki Oğuz topluluğu hakkında fazla bilgi yoktur. kitabelerde I. T'ang devri vesikalarında (Tang-su ve Kiu T'ang-shu yıllıkları ve ayrıca 4 hal tercümesi). Bu kütleler ise. doğrudan doğruya Türk kabileleri" mânasını ifade eden bir kelimeden ibarettir. Demek ki. bu •teşkilâtlanmış" Oğuz birliğidir. fakat Türk soylu kütlelerin kurduğu Göktürk devletini ifade etmek üzere kullanılmış bir siyâsî ad olduğu zikredilmişti (bk. Uygur hakanlığının başlangıcında henüz tegta. Gök Türk hakanlığı çağında "Oğuz" adıriîn geçmemesi de aynı sebepten iteri gelir. 820-821 yılında Uşrusana (Seyhun-Semerkand arası) ya yapılmış Wr •Dokuz-oğuz" akınının bunlarla ilgili olduğu .

Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhufly&f hep Gök-ÎÖrk hakanlığının. Hazar hâkanfekları Gök-Türk hâkanlığfnm devamı idiler. Ayrıca Kartuk. Bayat. Selçuklu ailesinin kendilerine bağlı kütlelerle birlikte ayrılmaları neticesi vuku bulduğu kabul edilmektedir. Yıva (İva). Reşîd'üd-din ise. asnn Dk yansında Oğuzlar Seyhun bozkırları ite. Alayuntiu. Kurulduğu 6. 750 yıllarında).Iİ. aralarında savaş eksik değildi. Başta Yabgu bulunuyor. Yukarı lıtiş bölgesinde Kimekler. 11. topluluktur Gök Türkler'e bağlı Türk kabileleri îdHer.Yaparlı (DLT'de yok). Çaruk. oradan da Horasan'a yönelmiştir (Selçuklular). ayrı damgalan ile birlikte 22 kabile gösterilmiş. içtimaî. Türk nüfuzunun yayılmasında büyük rol oynamıştır. Işık göl-Çu ırmağı arasında görülen Tohsılar. Harezm'in yerli hanedanı Afrigîler Oğuz baskısı altında idiler. Igrak. Tûrgiş. vaktiyle aynı camiada yer alan çeşitli Türk grupları yolu ile Gineli. Taşkent "kıral'ının adı Tegin" idi. 720de kardeşi Arslan-banH Ç'm'e elçi göndermişti. her kabile* nin. bu göçün 9 asırdan önce vukubufmuş olması lâzım geldiği iteri sürülmektedir. Oğuziar'dan kalabalık bir kısım Karadeniz'in kuzeyinden batıya göçmüş (Uzlar). ıi??Ov nt. Yabgu Devletinin. Son Oğuz Yabgusu oiarak AH Han adında birini zikreden ve Selçukiular'ın ilk zamanlar TtfKtek bunların fcan düşmanı* olarak Tuğrul ve Çağrı Beyleri haylf uğraştırdığını bildiğimiz meşhur Cend •hakimi* Şah-mefiki de Ati Hanta oğlu gösteren Reşid'üd-dtfVin (14. Eymür. Barsgan ötesinde Kâşgar havalisinde ve MâfVeraünnehir'de oturan Çifljlier. Kençek vb. siyaseten zayıf düştüğü zamanlarda bile. Alka-evli (Alka Böîük). asırdan zamanımıza kadar. bunun kuzey-batısındaki Cit kasabasına ve Baratekin'in kasabasına (Aral gölünün güneyinde). 740. Öç-ok tasnifi yapmış. Selçuklu devletleri. Umumî Türk tarihi içinde Gök-Türk çağının. Üçoklar: Bayındır. Çavuldur. asnn i*k çeyreği) bu malûmatı 'destânf mâhiyette görülmektedir. Anadolu beylikleri. Yazır. Orta AsyaYıın batı sınırlarında Türk halkının kesafetini kaybettiği yerlerde. komşuları Peçenekler ve Hazarlarla münasebetinin pek dostane olmadığını gösteren deliller vardır. askeri ve kültüre) vârisi olmuşlardır. Tuharistan Yabgusu bulunuyor ve bu Yabgu ailesi Aşına sülâlesine bağlanıyordu. asır ortalanndâ Kıpçaklar 'Oğuz bozkın'nı ve Seyhun nehrinin aşağı mecrası saha-sını işgal etmiş bulunuyorlardı. Kuzeyde Kiroekfer ile ise bazan dostça. Yağma. Abbasî halifesi Al-Mu'tasım zamanında (833-841) ünlü Türk kumandanı Aşnas Tuharistan yabgularına mensup idi. asnn 3. Karkın (DLT'de yok. Peçenek. Çomui. Kara-evü (Kara-bölük). Oğuzlar'ın sahası batıda Hazar denizine (bu denizin doğusundaki yarım ada bu sebeple Türkçe Mankışiak adsnı almıştır). Huttal. keza bir Karluk kabilesi olarak. Çepni. asrın İlk yarısında. 1000 yıllarına doğru Oğuz Yabgu Devletî yıkıldı. 9. Harezmşahlar. ayrıca damgalara ilâveten. Özkent. hem Boz-cfc. yine bir Karluk kabüesi olup. Oğuzlar'ın doğudaki komşuları Kartuklar ile de mücadele hâlinde oldukları. Ibn Fadian (10. KâşgarBalasagun-Talas. Tuharistan "kırarının unvanı ise "Yabgu" idi ve bunun Çin'e gönderdiği (738) elçisi Inancu Tlütıan idiı^TSO yılında Kiıttug. Hindistan Türk devletleri. Karluk. . Moğol istilâsı sırasında da Cend'de ve Karakum'da Türk" (erin bulunduğu görülmektedir. Bir görüşe göre. Sicistan-kuzey Hindistan'da Kaİaçlar.** ilâve) göre. hem kabile sayışım 24'e çıkarmış. asnn ilk çeyreğimde olmak (Here iki liste mevcuttur. Gazne. diğer bir kısım Ğend bölgesine. Beğdili. Afşar. Kâşgarlı'nın haritasına (DLT. Yüreğir. Dodurga. Oğuz Yabgu Devteti'nın tarihi hakkında başkaca açık bilgiye rastlanmıyor.Fergane arasında Argu. Döğer.İslâm kaynaklarında bu isimle de anılmışlardır. sonraları Talaş ctearında. Belh. Yerlerinde kalan Oğuzlar'ın 11. umumî Türk" adı yanında. İslâm coğrafyacılarına (A!-Bathi. Kuman-Kıpçak boyları ondan ayrılmış zümrelerdi. KâşgarHn kuzey-cfoğuşy. 8. güneyde Gürgenç şehri ile. hemen bütün Türk dünyası onun derin izlerini muhafaza etmiştir. Kül Erkin unvanlı bir başbuğ ona naiplik yapıyor. Kaynaklardan anlaşılıyor ki. asırda konuştuktan Türkçe'nin ketime ve söyleyiş itibariyle doğu Türkleri'ninkinden farklı olduğu dikkate alınarak. Yabaku. asırda bir kuvvet olarak beliren Kıpçaklar (Kumanlar) "in baskısına ilâveten. Kara-koyunlu ve Ak-koyunlu devletleri. asır ortalarında Mâverâünnehir. ÇSğîl. Tuharistan. idarî. merkezî bir hüviyet taşıdığını yukarıda söylemiştik. yine siyâsî bir isimlendirme olarak Türkmen* adın* da taşıyorlardı ki. Kızık (DLT'de yok). ethnltjue bünye. Sakır.168 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 159 tahmin edilmektedir. Asya Hunları'ndan daha geniş ölçüde ve tâbir caizse daha şuurlu bir şekilde Asya Türklüğünü nefsinde birleştirmiş olan Gök-Türk hakanlığı. Ezgiş. asır ortalarında Karacuk dağları bölgesinde Mankışlak'ta ve Seyhun kıyısındaki kasabalarda oturdukları. Bunun. AtabeyHMter. asnn ifc çeyreği) ve EJ-Mes'udîye göre. hem de çok kalabalık kütleler hâlinde . 'ongon' unu belirtmiştir Oğuz kabileleri: Boz-ok'lar: Kayı. İşık gölün güney-batfsında. Buna dayanılarak "Oğuz birliği' mensuplarının. Talaş ve Çu bölgesinde bir Karluk kabilesi olan Yağmalar. Bunun yerine Çaruklu). Tohsı yolu Ne Karahartfıîar Devleti. Oğuzlar yolu ile Büyük Selçuklu İmparatorluğu. Mâveraünnehir'de Buhâra'n>n kuzeyine.t. bazan hasmane münasebetler devam edip gidiyordu Bu Oğuzlar. Kimekler'den bir kol olup. Aral Gölü'nün kuzeyinde bir Kıpçak grubu olan WmgWap. Uz. o civarındaki Karacuk (Fâr£b) ve Sayram (isficab) şehirleri havalisinde görünmekte idiler. Uygur.lstahrir Ibn Havkal) ve Hudud'ûl-Âlem'e göre. İğdir. çeyreği). diğeri Reşîd-üd-dlffin Câmi-üt4evârih (K.Orhun bölgesinden önce Talaş havalisine göç etmiş olmaları gerektiği ve Seyhun Oğuzları'nın 11. Peçen». Yabgu devleti zamanında Oğuzlar Ûç-ok ve Boz-ok diye iki kısım hâlinde teşkiJâtianmıştardı Bu kısımtan meydana getiren Oğuz kabileleri hakkında ttffri Kâşg'anY Mahmutfun DtXünde<11. Kınrk. orduyu Su-başt idare ediyordu. Diğer taraftan Kâşgariı Mahmud. Büğdüz. aralarındaki savaşlardan birinde. Taşkent. Müslüman ülkelerine geldikten sonra. Ş&nan ve Tuhsristan'da görülen "kıratlıklar" ya Türkler tarafından kurutmuş veya Törk siyâsî ve kültürel te'siri altında gelişmiş teşekküllerdi: Huttal kiralı Ergin unvanını taşıyor ve Çin'e Tarhan'ünVanlı elçiler gönderiyordu (733. Şûman "kıratf'nm elçileri de (743} Tarhan ve Şad ürwanlannı taşıyorlardı. Buhara *kıratı" Tuğ-şad. Türk milletine yön verici. kışlık merkezi Yenî-kent olan bir devlet kurmuşlardı. Oğuzlarla Çjğilier arasmda köklü bir düşmanlıktan bahseder. DLT'de ayrı. Tflrkrnen beyfikteri. Yabgu Devleti'nin inkırazı üzerine. Karacuk dağlarının eteğindeki Sabran şehrine kadar yayılmıştı ve Karacuk dağlarından Hazar'a uzanan yarı çöle "Oğuz bozkırı" (Mafâzat W3uz?ya) denilmekte idi. Oğuz Yaögusu'nun ötmesinden anlaşılıyor. Fergane.ı0ı«Hjı Oğuzlar 10. ? 10.

Onun kısaltarak aktardığına göre: "Tatarlar'ın ulusu öldü ve iki oğlu kaldı.160 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 161 9. Çiniiîer'in kuzeybatı yönünde ve oldukça uzakta bulunmalarına rağmen onların Kimekter'i bildiklerini Saray Yıllıkları'ndaki kayıtlardan anlıyoruz. Kimek adı Kâşgariı Mahmud Beğ'in "Dîvânü Lûgafit-Türk" (1074)'ünde geçmiyor. Togan'ın bunu Kimak veya Kemak okuyuşu uygun değildir. IX. O halde bunlara nasıl Imek diyebileceğiz? Ayrıca bu yorum. Balarıdır (Bayandurfc Hıfçak (Kıpçak). belki yine burası idi. Orada Şad'ı başkan tanıdılar. Tatar soyundan İmi. Onlar kışa değin kaldılar. bunun aslında 'lki+lmâk"den kısalma yoluyla çıktığını. Komşu bölgelere ait yabancı kaynaklar da titizlikle taranarak. KökTürk çağı yazıtlarında (VIII. ama nedense henüz üzerinde durulmamış ve incelenmemiş olan bir "Kimekler'in yurt kurması dastânı'nı eserinde tesbit etmiştir. Z. sevdiği bir cariyeyi alarak. Bunlar da cariyeyi tanıyınca indiler ve otağlar kurdular. Imek. toplandı ve uzun süre Şad'ın hizmetinde kaldılar. yüzyıla ait telâm coğrafya eserlerinde bulunuyor. çok ağaçları ve bol avı bulunan bir yere geldi. yüzyıl ortalarından XI. koca bir akarsuyu. sonra Imek'in Yimek şekli daha yaygındır. Nitekim biçimce buna benzeyen "Kanglı" ve "Kayıg" adlı boylar da eski kaynaklarda geçmektedir. Kimek Adı: Bu boy adının (ethnonym) yapısı ve kökü üzerinde pek durulmamıştır. Ancak bütün bu eserlerdeki kayıtlar. Bize ulaşabilen bazı eski kayıtlarda. Yenilince korktu. bize onların açık bir tarihini ortaya koyma imkânı vermemektedir. Çünkü düşman gelmiş. günümüzde ise Afganistan'da Özbek ve Doğu Türkistan'da Sarı Uygur lehçelerinde tesbit edilmiştir.hava düzelince. Onların gerek tarih ve gerekse yaşayış tarzları. onların kullandıkları bir tür gemiden alarak temşufannca verilmiş olabilir. Lankaz ve Aclad adlı yedi kişi onların yöresine gelinceye dek böyle sürdü. VIII. konakladılar. Sonraları. onun da belki boy birliğinde bulunan ilk iki boydan (imi+imâk) oluşarak doğduğunu ileri sürmüştü. Kemal ÖZERGİN Ortaçağ'da Türk Anayurdu'nun batı kesiminde yaşayan Kimekler (Kimegler). bütün halkı yağmalamış ve öldürmüştü. Kimekler M. Biz onları tarih sahnesinde Ertiş'in orta boyunun iki yanında ve daha çok doğu yöresinde iken buluyoruz. şimdilik bilinmiyor. Kar düşünce dönemediler. Kaynaklan Kimekler'in yaşamış olduğu bölgenin yerli tarih kaynakları son derece kıttır. Merhum Prof. Şad unvanlı küçüğü onu kıskandı ve kardeşiyle mücadeleye girdi. incelenmemiştir. Kayık veya gemi anlamına gelen bu sözcüğün kökü "Kime" olup. Kime (kârna) "gemi" sözcüğünün ilk şekli olan 'Kimeg'dîm alınmış olabilir. Türk boybiliminde böyle kullanılan hayvan veya eşyanın boya ad olarak verildiğini biliyoruz. Cariye onları görünce: "Er! tüş!" (inin) dedi. Orada yürütülen arkeoloji araştırmaları pek yetersiz bulunduğu gibi. yy. aynı zamanda önceki yüzyıldan bazı haberler de bulunuyor. Belki de Ertiş'in doğusundaki Altaytar'dan yayılarak. Bize göre Kimek (Kimâk) boyadı. ve XI yüzyılda Balı Türkistan'da hazırlanmış coğrafya eserleri arasında yazarı bilinmeyen 'Hudûdüi'-Âlem" (982) ile Abdülhayy Gerdi^Fran "Zeynü'l Ahbâr" (lOSO)tnda oldukça geniş bilgi toplanmıştır. şimdiye kadar etraflıca efe alın-.) Türkçelerinde. Sonraki yüzyıllardan. Ötekiler de bunu duyunca. Büyüğü. yüzyıl ortalarına değin süren bîr devlet de kurmuşlardı. kardeşi yanından kaçıp. Başlıca kaynaklarımızdan Gerdîzî (1050). günümüzde ise Azerbaycan'daki Türçede bulunmaktadır. görüştüler ve hepsi Ertüş'e yollandılar. Kar kalkıp.V. Kimekler'in ilk yurtlan. Elimizde Arap yazısıyla dan* Kîmâk" '(908i de kef) yazılışının Türkçe söylenişi elbette "Kimek (Kimâk)" olmalıdır. Adam oraya varınca her yeri yıkık ve halkı uzaklaşmış buldu. Kalanlar dağdan indiler.-XVI.namıştır. Türk tarihi araştırmaları için oldukça mühim ise de. . Karahanh ve Batı Türkistan <XV. Kimek Ülkesi'nin İç haberleri yoktur. Selçuklu saray tabibi Şerefüzzemân Tâbir Mervezi'nin "TebâyitO . tüccar ve gezginlerden derlenmiş küçük bilgilerden ibarettir. Dr. Her gün avlarup. etini yiyor ve samur. Öte yandan bu boyadının yapısını ve aslını açıklayabilecek başka bir kök de. Başarısız ve tutarsız bir açıklama olduğu ortadadır. Şad da çok avlandı ve onian honukladı. elbise yapıyorlardı. bu ulus ile ilgili. en eski seldi -g ekiyle yapılmış addır (Kimeg). Çoğalınca o dağlara yayıldılar*» adlan yukarıda sayılmış yedi boy oldular.Hayavân" (1120) yazarı belirsiz "Müc^ meiüVFevârih" (1126) ve Fahreddin Mübârek-şâh'm 'Şecere4£nsâb" (1206) adlı eserlerinde de bazı bilgiler verilmiştir. X. Kimek ülkesinde geçmiş tarih olayları ve yaşayış tarzı hakkında yeteri kadar bilgi sağlamadığından. Ot bot olduğundan bütün kışı orada geçirdiler. Kimek adını açıklamak isteyen Alman bilgini Joseph Marquart. İşte bu büyük akarsuyu geçmek için. buraya indiler Türk İlkçağt başlarında Ertiş boyunda başka Türk boylan bulunduğuna göre. ve X. Burası Türk Anayurdu'nun batı kesimidir. kakım derisinden.) Kimekler veya bu boybirliğinde bulunan öteki boylar üzerinde bilgi verilmemektedir. baştaki K-'nin nasıl türediğini de yeterince açıklamaz. Bu ikisinde. Bunlar düzenli ve etraflı değil. Çevresi kalabalıklaşınca. Bir tere ilk adın okunuşu kesin değildir. Tarih: Kimekler'in varsa İlk yurtlarını ve etnik birliğin teşekkülünü açıkça bilmiyoruz. yazılı tarih kaynakları da henüz ete geçmediğinden. O akarsuya böylece Ertüş adı verildi. birini haber getirmesi için Tatarların ordugâhına yolladılar. Şad'ın bulunduğu yere gelmişlerdi. öteki Kemi ve Keme şekli de yine Karahanlı (Kutad-gu Bilig ve Divân) ile eski Uygur Türkçelerinde. Bunlar efendilerinin bineklerini otlatmak için yer arayarak. Tatar. ek düşmüş ve ilk ünlü de kapalı i (6)'ye dönüşmüştür. Bilindiği gibi onlar Ertiş (Irtış) ırmağı'nm İki yanında yaşamışlardı. KM ve Kime şetöl. tkisi otağ dikip. sincap. eski ve büyük bir Türk ulusudur. yy. bu ikinci ihtimal daha mümkün görünüyor. hükümdarlığı aldı.

S. Yüzyılın ortasında. Kimek ülkesi veya deryasını başka yerierde aramanın lüzumsuzluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bu. onun öteki Türk destanları ile yakın unsurlar* taşıdığını. Bu arada yeradlarının halk ağzı yorumu da çok dikkate değer bir husustur. Prof. bölgedeki hâkimiyetini kuramadı. açıklıkla ortaya konulmamıştır. kurulan bu Türgiş Kaganlığı'nın. sadece deniz veya göl anlamında değildir. Öte yandan daha 745'lerde Uygur. kitabında da. şimdi elde edilebilen tarih bilgileri yardımıyla bu büyük Türk ulusunun tarihî durumuna dönebiliriz. Öte yandan Kimek adının bu kadar eski tarihte varlığını başka kaynaklar ile destökleyemiyoruz. Kafkas sıradağlarında yakın kesimlerde birlikte yaşayan iki kavimden birinin adını "Camac* olarak vermiştir. geri çekildiğinde. Togan iteri sürmüştür.S. Rtrf. Kimekter.' Kimek destanının bu kısaca tesbiti bile. Büyük akarsulara da verilmiştir (Amûderyâ. Kimekler'in güneyinde yaşayan Karluklar'ın. Nitekim Kimekler. tesbit sırasındaki vardıklarından Heri gelmektedir. Adı geçen lâtin kaynağında iki kavim hakkında verilmiş bilgiler. Karluk ve Basmıllar'ın akınlany- . Kimek ülkesi Turan'ın doğu sınırı olan Ertiş boyunda tdti ve Kimek deryası adı da bu büyük akarsuya veriliyordu. Togaıiplikçağ LâtHVyazarı Büyük Pföraus {Gaius Püntus Secundus. adı geçen bu derya. Su yüzünde saçtan başka bir şey göremedi. Şada ses duyup korkmadan suya girdiğinden dolayı da Tutug* adım (lâkap?) verdiler. Karluklar'ın gittikçe güçlenmesi sonucu. daha sağlam belgelere ihtiyaç vardır. Arap ve Çin orduları karşı karşıya geldi. deryayı da deniz anlamında tutarak 'Altaylar'ın arkasındaki ve doğusundaki büyük göllerden biri (Koso gölü veya Saykal gölü)* kabul etmiştir. Bir kere Farsça derya sözcüğü. bu destan unsurları arasında da eski tarih bilgilerinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. ikincisinde ad benzerliğinden öte bir belge olmadığını ortaya koymuştuk. Fars söylentilerini derleyerek "Şehname* adh büyük eserini ortaya koyan Onİü şâir Tûslu Firdevsî (935?-1020?) Turan'tn büyük hükümdar* Afrasyâb (Alp Er Tunga)'ın Iran Hükümdarı Keyhusrev'e yenilip. Gerçekten Kimekler'in Turan ötesi komşusu olan Farslar'ın eski destanlarında da bu ulusun adı geçmektedir. Kimekler'in M. adı geçen eserinin bir dizi kitabında vermiştir. Yüzyılda: Bu yüzyılda Kimekler'in Altay dağlarının kuzey batısında ve Ertiş (Irtış) ırmağının orta kıyılarında yaşadıkları anlaşılıyor. Kfrnekier. -M. Marquart a göre. otlaklarım bu yeni hâkime bırakarak kuzeybatıya doğru çekilmekzorunda kaldı. Hatun idi. Onlar bu suyun Kimek Tanrısı olduğunu söylerler. Böylece lsık*tWn batısında ^uzanan Talaş yöresi adı geçen Karluklar'ın1 İdaresi altına girdi. Bu Lâtin yazan. doğu ve batıdan uzanmış iki istilâ ordusu. J. Kimek ülkesine ve 'Deryâ-yi Kimek"e gittiğini anlatır. Halbuki bunların birincisinde yeradının X. belki bu görüşünü de yukarıda üzerinde kısaca durulmuş Fars destanı ite Lâtin kaynağındaki söylentilerin tabiî sonucuna dayandırmıştır. en eski yerli kaynak olan Kök-türk yazıtlarında (VIII. Togan ise. 765 sıralarında Türgiş devleti de artık kesin olarak dağıldı. Suya girdi ve o saçı yakaladı. Kimekler ile ilgili eski bir destanı tanıdıktan. "Comanaeler ile birlikte yaşadıklarını. Roma İmparatorluğunda bir devlet adamı olan Büyük Plinius. Oradaki bazrboylar. tarih ve boybitim bilgisine göre birleştirildiği belli değildir. Kimek ülkesi veya deryası adı da bu büyük akarsuya veriliyordu. Milât sıralarında Turan (Mâveraünnehir)'da Baktria ile Horezmia arasında (Amû-daryâ havzasında?) "Camacae'lerin. Burada ele alınması gereken başka bir nokta da. Kimekler'in Hun boybirliğlnde bulunduğunu kabul etmek için de. kitabında anlatır.Ö. onun idaresi altında bulunan boylar. Ona sordu: 'Nasıl düştün?" Kadın anlattı: 'Beni kıyıdan canavar yakaladı*. 751 yılı yazında Talaş yakalında yapılan büyük savaşta Araplar yanında yer almasıyla.t«2 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 163 Şad bir gün adamlarıyla Ertüş kıyısında dururken bir ses duydu: "Ey Şad. Ancak bunu destekleyen belgeler gösterilmemiş bulunuyor. Bu görüşlerin ikisi de uygun değildir.ffk yüzyıla ait bir Lâtin kaynağında tarvtı&ntş okip-olmadığıdır. kendi destanlarından başka yakın komşuları Fars destanı tarihinde de yer aJmrştır. burada efe alınan Kimek ulusu ile birleştirmektedir. Sır derya) Sonra şâir Tûsiu Rrdevsî halk arasındaki söylentileri derlediği ve eserini nazma çektiği sıralarda (990-1019 ?). Yine bu yazar eserinin 6. Kimek ülkesini "Altaylar" saymış. adların benzerliğinden başka belgelerin de olması gereklidir. Bu Kimek deryasının neresi olduğu üzerinde iki araştırıcı bilgin değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. onun kayıtlarında hangi boyların yaşadığı belirtilmemiştir. onların eskiliklerinden değil. İşte üç adın sırf dış görünüşüne bakılarak ileri sürülen bu iddiayı kabul etmek için elimizde. Fars ve Lâtin söylentilerinin niceliğini kısaca gözden geçirdikten sonra. Geçen yüzyılın sonlarına doğru. Bununla Çu havzası onların sınırı içine giriyordu. eserinin 12. Batı Türlderi'nden bir bölük olan Türgişler eline geçmiş bulurtbyordu. İşte Prof. Togan ise. yy) bile bulunmuyor. hâkimiyet alanı Ertiş'in orta havzalarına uzanmış olsa gerektir. bu iki adın görünüşüne bakıp ilkinde Kimekler'in daima Seyhun (Sfrdaryâ)'un kuzeyindeki "Arka" ile Altay yöresini işgal etmiş bulunduklarını. Burada üç ayrı kavim adının hangi dil.Yüzyılda: Yüzyılın ortalarına değin İli havzası. o akarsuyu ulu sayarlar ve ona taparlar. 23-79)'un "Naturalis Historia" adlı eserinde andığı "Camac* ve "Camacae* adlı kavimleri. Öte yandan KöMürk çağı yerli kaynaklarından olan ve yüzyılm ilk yarısına aît yazıtlarda "Ertiş" adı birkaç kere anılır ise de. yüzyıl boyunca yaşamış Hun boybirliği içinde bulunduğu hususunu da Prof. Artık bu durum göz önüne alınınca. yine o çağlarda Turan'da yaşayan (?) bu Kimekler'in bir batı kolu olduğunu kesinlikle ileri sürmüştür. O halde. Batı Kök-türk Kaganlığı'nın sınırları İçinde ve onların hâkimiyeti altında olmalıdırlar. yüzyıl sonlarındaki tesbite dair bulunduğunu. Bununla bîrîlkfe^rgiş-KÎrtîek münasebetleri Ü&rinde hiç bir Mgimiz yoktur.Yüzyıi boyunca Batı Kök-türk Kağanlığı zayıfladığı ölçüde. Prof. Artık bu durum göz önüne ahnınca. Togan. Bununla birlikte Arap kumandanı da. Bu durumda. III. III. VIII. Kafkas sıradağlanndaki ikinci kavmin de. 500'e yakın yazardan derlediği bilgileri. karısı. Çinliler büyük bir yenilgiye uğrayıp çekildiler. VII. Bu açıklamaya göre. kil ile Çim (Emba) arasında bîr yerdedir. Yine bu arada yüzyılın sonlarına doğru Çu havzası merkez olmak üzere Türgiş devleti de kurulacaktır. bana el ver". Kimekler'in M. bağımsızlığa doğru gidecekler ve kendi idarelerini kazanacaklardır. Her ikisi de bölge için hâkimiyet mücadelesinde idi. nereden alındığı da belli edilmek suretiyle. adlarının Fars destan? tarihinde geçmesi.

Ural sıradağlarımın güneybatı yöresine.Kimek ile Guz (Oğuz) arasındaki sınırı Isil (Atıl. Bahr el-Muttavvi'î). V. Ülkenin batı kesiminde Yayık (Ural) ırmağı'na değin uzanan yörede. Kıtan sürüleri. yine Ertiş ırmağı boyunda ve bugünkü Kazakistan'ın kuzeydoğu tilerinde. eski yerlerinde kalan az sayıdaki uruglar ise. Devlet idaresinde "Hakanlı" derecesinde bîr teşkilât kurmuş olan boybirliğinin en kalabalık boyu belki daha başta Kıpçaklar idi. Kimek devletinin sınırlan. ve X* yüzyılda Ertiş ile Ural arasında yaşayan Kimek boyunun aslında Kuman olduğunu. güneydoğudaki Tokuz-Oğuzlar'm bir Yabgu idaresinde bulunan "CmHkelh" kasabasına hep akınlar yaptıklarını da öğreniyoruz.İM TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 165 la doğudaki Kök-Türk Kağanlığı da çökmüş bulunuyordu. Büyük bir kısmı Avrupa'ya doğru göçe başlayan Peçenekler'den.batıda ise Ak itil ırmağı kaynaklarına dayanmıştı. fakat çok daha yayılmış olarak. gerek çağın benzer Türk devletleri gözönünde tutulduğunda. bu devletin göçerevii büyük boylardan kurulu birlik niteliğinde olduğu anlaşılıyor. KimeklerTn bağımsız devletini ve bu devletin niteliğini açıkça göstermektedirlOmek ülkesi ve oradakrtayat terzi üzerinde bilgi verilen bu eserden. 10. Doğu ve Bat» Türkistan'da arka-arkaya gelen bu olaylar sonucu Orta Asya'daki siyasî durumun değişmesi sırasında. kendilerine yurt bulmak üzere adları geçen boylara karşı mücadeleye girmişlerdir. Kimekler de VIII. bu IX. Bacgsrd (Başkurd) ve Nugerde adlı boylar üzerine saldırmışlardır.yöresi bozkırına geçen Kızgızlar ise. kuzeyde Altaylar*a varan yörede Kimekler.Kuzey Kafkaslar'da ve Hazarlar arasında yer almış göreceğiz. Yüzyılın ortalarında Kimekler'in batıya doğru yayılması sürüp gitti. yeni gelen Oğuz ulusu içine gireceklerdir. İşte Atıl/ltel de bunlardan biridir ve Batı Si-birya'daki ırmaklardan biri olmalıdır. arterm güneyinde Ertiş-Seyhun-Yayık arasında Oğuzlar. JOmek. yüzyıldan başlayarak bu Kıpçak adının yavaş yavaş bütün Kimekler'e ad olduğunu ileri sürmüştü. Kıtay. yüzyılın başlarında Oğuzlar'ın yeni yerlerine yerleşmesiyle bitmiştir. Arap tarihçisi Ali el-Mes'ûdî Oğuz. 8u bozkır mücadelesi. Bu durumda Türkistan'ın kuzeyinde batıdan doğuya sırasıyla Oğuz devleti. Kimek devleti ile ilgili en eski haber Arap elçisindendir. onların batısında Kâşgar'a değin uzanan alanda Karahanlılar Hakanlığı. bunların doğusunda Kırgızlar. bu ırmağın şimdiki Kama olduğunu Heri sürmüştür. Minorsky. Arap kaynaklarının Abbasî halifesi Mehdî çağına (775785) ait haberlerinden öğreniyoruz. VIII. Coğrafyacı Istahrî (933-51)'ye göre. batıya gelen Oğuzlar. raporunda Kimekler'i de gördüğünü. onların batıda İtil veya Kama ırmağına değin uzanan yerleri idareleri altında tuttuklarını belirtiyorlar. İslâm coğrafyacılarının Ortaasya'dan ilk bilgileri derlediği sırada Batı Türkistan'ın kuzeydoğusunda henüz İslâm'ı kabul etmemiş bir çok Türkboyu göçerevii yaşıyordu. bir aralık Kara ve Ak Ertiş'de Kimekler'in güneyinde komşu kaldıklarını. Oğuzlar (Guz)'ın kuzey doğusundaki çok geniş bozkırda ve Ertîş ırmağı boyunda Kimek adlı büyük bir Türk ulusunun bulunduğunu. yüzyıl sonlan veya IX. oradaki Türk boylarını batıya sürdüler. Oğuzlar'ı Doğu Avrupa'da nereye yerleştirmeli acaba? Aslında Türkler. Kimekler'in batı kesiminde Tobol-lşim havzasında Kıpçaklar. yenilmeleri sonucu otlaklarım (ve yurtlarını) onlara bırakıp batıya doğru çekilmeye başlayacaklardır. Bu güç anlaşılır görüşe uyarsak. Bu yüzyiltn son çeyreğinde Oğuzlar'ın Doğu Türkistan'ın Selenge bölgesindeki yerlerinden batıya doğru hareketle. güneybatı'da Oğuzlar bulunuyordu. Yüzyılda: Onuncu yüzyılda Batı Sibirya'nın Güney yarısında Kimek Hakanlığı. Karluk ve Kimekler'in birleşerek Peçenekler'e karşı mücadeleye giriştiklerini anlatır.Aral gölü kuzeyi ile Hazar arasında yaşayan Peçenekter ite Peçrû. yüzyılın ikinci yansında güneyde Seyhun boyundaki Savrân kasabasına. Yüzyılda: Güneybatıya sarkmaya devan&seden Kimekler ve Kıpçaklar. Emeviler'in yıkılışı ve Abbasîier'sn çıkışı sıralarında Halîfe tarafından Tokuz-Oğuz Hakanı'na elçi olarak gönderilmiş Bahroğlu Temîm (Temîm b. Bu kayıt. Ona göre adı geçen boylar. 924 yılında Selenge havzasını işgal ettiler ve Kara-balık (Kara-Balgasun) kentine de girdiler. Kimekler için bir bölüm ayrılmış bulunan Hudûdü'l-Âlem (982)'de. birlikten bir boy olan Kıpçaklar yayılmışlardı. Bu Peçenektetin doğusunda Kıpçaklar ile Oğuzlar bulunuyordu. Aşağıda üzerinde durulacak olan bu meselede. Karluk ve Yağmalar'ın. *pj Kuman-Kıpçak meselesi üzerine eğilenlerden Çek bilgini DARasovsky. Bunları Oğuzlar'ın sonraki 241ü boy düzeninde buluyoruz. ts& köl havzasında Türkmenler ve Kartuklar. Son araştırmalara bakılırsa X. yüzyıl ortalannda bağımsızlıklarını almış ve devletlerini kurmuş olmalıdırlar. güneydoğu'da Kartuklar. işte gerek bununla ilgili sonraki haberler. eski yakınları olan boylar üe birleşerek. X. hükümdarlarını ve göçerevii hayatlarını anlatarak belirtilmiştir (760800?}. büyük Kimek devleti varlığını sürdürdü. bunların bir oymağını Kıpçaklar'tn teşkil ettiğini. Onların bir çok boydan kurulmuş bir utus olduğunu biliyoruz. 840 yılından beri oralarda bulunan Kırgızlar da sürülüp atıldı. Yukarı Kem (Yenisey) ve Kobdo. olarak doğuda Kırgızlar. Kimek devleti ve Kırgız Begliği'nin bulunduğu anlaşılıyor. yüzyılda Ortaasyadaki Türk boylan şöyle dağılıyordu: En doğuda Nanşan yöresinde Sarı-<Uygur) lar. onların hükümdarlarına "Hakan" ctenfidiği belirtilir. î ULYOsyıM* Bu yüzyıl sırasında. adı anılan bilgine ait görüşün tutarlı bulunmadığını belirtmekle yetinirim. Amansız bozkır mücadelesi sonunda Peçenekler. yüzyılın başla- . X.büyük bir ulus halinde hayatına devam ediyordu. Çim (Emba) ve Yayık (Ural) ırmakları vadilerine hâkim oldular. Yüzyılın başında kuzeydoğu Çin'den çıkmış olan bir Moğul boyu olan Kılanlar (K'itan. Bunun sonucu olarak oradaki bazı Türk boyları batıya çekilmeye başlamıştır.ltil?) ırmağı çizer. Komşuları. Böylece Peçenekler'i biz daha sonra doğu Avrupa'da. Onların akınları sırasında. Batı kesimindeki boylar. Khıtay) bir devlet kurdular (916). Bu arada Hazar denizi kıyısına da ulaştılar.Bu haberlerden anlaşılıyor ki. göçlerinde yen? karşılaştıkları yerleri hep eski yurtlarmdakiler ile benzetme yaparak adlandırmışlardır. Coğrafyacılar.

Kimekler'den hiç söz etmez. öte yandan büyük nüfusa sahip Kıpçaklar'ın çevredeki boylar üzerinde hâkimiyet kurmaya girişmesi. Bu sonuncu bölgeden de. bir çok Türk boyunun birleşmesinden ortaya çıkmış idi. Değerli eseri "Ölvânü Lûg^İfMPürk'ü yüzyılın ikinci yarısı ortalannda bitiren Ka-rahartff-Ûlfcesinden Kâşgarh Mahmûd Beg. önce Kora ve sonra Gobi üzerine döndüler. Gerçekten. anılan bölgenin çok doğusunda küçük bölüntüler halinde başka etnik toplumlar içinde bugün bile bukmmas*. 1009 yılında Uygurlar üzerine yürüdüler ve onlardan Balı Kansu ile Kan-çov ve Suçov kentlerini aldılar. Boybirliğinin dağılışı ve merkezî idarenin çöküşü o derecede an? ve kesin olmuşturki.ontarın (Kun ve Sarılar?) batıya göçerken. Macar bilgini Karoly Czegtedy'ye göre güneybatı Sibirya'ya gelen Kun ve Sarılar. Birlikten belki sadece Kıpçaklar ile Yimekler yerlerinde kalmışlardır. Onun yerini en kalabalık boy olarak Kıpçaklar aldı. Pek kalabalık olan Kıpçaklar ise. Göçebe Kıtanlar'ın bütün varfcJdanyia Türk boylan yurtlarına saldırısı.Bu küçük açıklama bazı mühim hususları akla getirmektedir: Kimek boybirliği artık iyice dağılmış ve o toplayıcı ad unutulmuştur. yüzyılın ilk yarısındaki büyük boylar göçü.Muhammed Nesev*(t24t}^n verdiği bir haberden. Bu devletig t|azıaskerî sefer ve başarılarında büyük rol oynamışlardır.166 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 167 nrtdft Seybun'un orta ve aşağı kıyılarına da hâkim oldular. doğusunda Kıpçaklar. Birlikten başka bir boy olan Bayandurlar. Güneybatıda yüksekliği 1000 ra yüksekli- . Arkadan gelen Kayiar. Bu Kadjr Han. yüzyılın ikinci yarısında Kimek devleti ve ulusunun adı bile unutulmaya başlamıştır. bu ikisine ait çeşitli unsurların ayrı ayrı görülmesiyle anlaşılmaktadır. Karahanlı devleti sınırları içindeki Kâşgar bölgesi ile Işık Köl yöresine de girmişlerdir. sadece. 1050'den son-: ra Doğu ve Orta Avrupa'da bulunan Kuman ve Kıpçaklar'ın b]r boybirliği ku^kffe birlikte» îek bir boy halinde kaynaşmadıkları. Aral Hazar bölgesindeki Peçenekier'in kuzeyinde Hazarlar. Aşağı Ertiş-lşim Tobol havzasında bulunan Kıpçaklar.* ba& Sibirya bozteri üe Hazar Denizi kuzeyinde v^ıirnışlardteeunlardan bir kıemı Kumantar ile tMMe orta Avrupa'ya doğru uzandı.. Yimekler'in XII. onları daha ileriye sürdü. yurtta kalan Kıpçaklar'ın üstün sayılarıyla belki boybirliği idaresini ellerine geçirmeleri demek olabilir. gerçekten ağır bunalıma yol açmış ve Türfc boylan da bîr birbirini yerlerinden sürerek.büyük bir göçe başlamışlardır.topJumlar kurulana değin varlıklarını süfdöjçjüter. Uzlar'* daha batıya sürerken. kendileri bir kısım Kıpçaklar ile birleşmiş ve ilk defa Kurnan adım almışlardır. yüzyıl başlarına ait bir haber ile. galiba çok kalabalık ve yeygim. yüzyıjda yeni et$H. Kimek ulusu. Bföiğinfcrttkalababk boyu öten Kıpçaklar. benzerlerinde olduğu gibi. Ülke: Kaynaklarımızdan ulaşıldığına göre Kimek'fcikesi. Ancak Kâşgarh. Kıtanlar 300 bin çadır halkı halinde (toplamı belki iki milyona yakın nüfus) Karahanlı ülkesini istilâya başlamış oiuyorduBaz* öncüleri ise» laik Körün batısında bulunan başkent Balasagun'a sekiz günlük yere yaklaşmışlardır. kendilerini ayrı belki de üstün saymaktadırlar. Kendi alanlarında kalanlar ise. onlar Türkmenleri onlar Oğuzfar'ı. değil idiler Bunlar sadece Oğuz ulusu içine girdiler. bu bilgiye hemen şunu da katmıştır: 'Bizce onlar Kıfçak'tır. Bir kısmı yerlerinde kalırken. Şerefüzzemân Tâhir Mervezî (1120?)'nin aktardığın» göre. İşte bu ağır akın ve istilâ. Safaktan-oğlu Tatar Yûsuf'un oğlu idi. Halbuki bu "Kuman" boyadının. Boybiriiğinde ağır bir J^nalım doğdu ve birlik ^ukJu^Oyle anlaşılıyor kî. Bu son husus. Kimek boybirliğinin öteki boylarının dağılıştan sonraki durumu üzerinde ştadfflik bilgimiz yoktiprat'yüzyıl ile XX. Kimek boybirfiğinden olan ve yine Ertiş boyunda yaşayan Yimeikter (Y6mekler) tanıtılmış ve onların da Kıpçaklar'ın bir "cîTi (oymağı) olduğu belirtilmiştir. XIV. bu birliğin boylarından baharını ya tek&aştna kalmış veya başka boybiriikterı içine girmiş bulmaktayız. güneyinde Oğuzlar bulunuyordu. Kınro1*? kuzeyinde uzanan geniş bozkıra gelmiş olmalarıdır. bir kısmı Kıpçaklar yanında Doğu Avmptfya geçti. yüzyılın ortalarında olan dağılma sonunda. Bu eserde. 1004 yılında Çin ile barış yapan Hitanlar. Ibn ef-Esfî'de anlatılan 1012-13'de Türkler'in Çin'den çıkışı haberi de yine bu Kun ve San (Uygur)lar'ın Türkmen yurduna gelişi olmalıdır. onların buralara gelmeden önce. yüzyılda SeyhuşJbpyuna indiklerini ve oralarda Hârizmşâhlar devleti hizmete girdiklerini öğreniyoruz. Kunlar Kıtay (Kıtan)'dan korkarak göçtüler. XI. Onlar Sarı'yı. Ve orada yeni bir boybirüği devleti kurdu. Avrupa'ya giden Yımekler'den bir bölüğünü daha sonra. de varlıklarını göstermez mi? Kliman meselesinde kesin dan husus. XI. Yimekler'den olup. YüzytJm başlarında Kıtanlar'ın batıya doğru akınları gelişmeye başlamıştır. ayrıca bunlardan bir kısmının batıya doğru göçe başlarttfsı. onlar Peçenekler'i iterek yurtlarını aldılar. Kimek ulusu üzerinde de kötü tesir bıraktı. Hârizmşâh îöuihammştfin 1218 seferini anlatan Mînhâc Cûzecânî de. çoğalarak daha geniş bir afana yayılmışlardır. Çağın kaynaklarına bakılırsa. yolları üzerinde olan ve ottaklan için pek çoğalmış bulunan Kıpçaklar'dan bir kjşmını birlikte alarak. yüzyıl başlarında Doğu Anadolu ve Azerbaycan'ı içine alan bir devlet kuracaktır. Altınordu Devleti'ndeki Kıpçaklar arasında buluyoruz. Kimek ülkesindeki bütün boylar da bu Kıpçaklar'a bağlanmıştır. 1017 sırasında Kıtan süruîeri. yüzyılın ortalarına doğru ülke içindeki karışıklar çoğaldı ve zayıflamış bulunan merkezî idareye karşı baş kaldırmalar arttı. Bu sıralarda batı komşuları Hazarlar içine girdikleri de düşünülebilir. Ortaasyadaki Türk boylan arasında yeniden büyük bir boylar göçü doğurdu. XV. YSrneklerlrt durumu da Kıpçaklar'ınki gibi oldu. ama Kıfçak Türkleri kendilerini ayrı sayarlar. Kuzey Çin'deki Kıtan öevleti'nin bu baskısına bağlanmaktadır. t$un Kanglı başbuğu Kadir Han'ı ardından kovalayarak kuzeyde tâ Yugur kasabasına değin gittiğini anfaürçışür. Kimek devteti'ni çözmüş olmalıdır. yüzyıl başında Ortaasya'da yaşayan Türk boylan ve uruğlan arasında Kimek boyadı bulunmamaktaydı. Bu sıralarda Kumanlar'ın itte yurtlarından batıya doğru göçleri de. İşte bu sıralarda. Ben Sibirya ovasında ve yaklaşık 48/49-57 K ile 70-85 dereceleri içinde kalan geniş bir bozkır alam »>*■ Bu geniş alarm güneybatı ve güneydoğu köşelerine bakılraazsa çoğu yüksekliği 125-t50 m'yi geçmeyen bir bozkırdır. Daha sonra Türkiye'ye doğru akan Oğuzlar arasındaki Bayandurlar'dan Aİ&byunfu soyu XV.

Aral gölü'nün doğu yöresinde olup. Onun verdiği bilgiye göre. 3uvuk ırmağımdan. Ob. Bunların her bîr! ulusu meydana getiren . Bu dağdan çıkan büyük Res (?) ırmağı. bütün bölüntülerin adlartru ve sayışım hiç bir kaynakta bulamıyoruz. Hudûd'dan alınan bu bilgilerde. "Yimekiye" şeklinde. düzeltmesi bence de doğrudur. tatlı olup içilir.s. Guz ülkesinden akarak. Kuzey-Güney yönünde uzanan bu yol boyunu. bunların Kimekier'den ayrılmış bir. Bu yol batıdan hareketle doğuya Kırgız Yurdu'na uzanırken. Boy Düzeni: Kimek ulusu. gsun-yasav: (?) Ertüş ile Atıl (Ob? ) ırmakları arasında başka bir bölgedir. Uluğ Mun çölünden. gerekli bir duruma girmiştir.Suyu kara ise de.Kimek yoludur. Bunlara göre. Altay'dağlarının 1500 m. Mudûd (8B2)'a göre. Ancak Kimek ulusundaki boy düzenini. kaynakların açıkpa anlattığı gibi. Kimek sınırı ile doğudaki Kırgız ülkesi arasında. Adı geçen Atıl ırmağı da Ertüş'ûn kuzeyinde olup. Hudûd'da ülkede tek kentin bulunduğu söylenmiş ise de. Türkmenler ve Oğuzlar yayılmışlardı. Y. açıklıkla bilemiyoruz. Bu yolboyunda adı geçen Yengi-kent. yine o dağdan çıkar. bölgeler ve kentler şunlardır: İç -Kıpçak: Kuzey batıda bir bölgedir. Yine güneyde Kara Ertiş yöresinde. Güneybatı yönündeki atanda ise. Minorsky'nin bir yazı yanlışı olarak kabul edip. ülkenin ikliminin kışın çok soğuk olduğunu ve çok (mızrak boyu) kar düştüğünü anlatır. Kimek yurdunu komşu ülkelere bağlayan yollardan Wr kaçını bazı kaynaklar tesbit etmiş ise de.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 169 ğe varan bir yayla (Bugün:Kazak bozkırı) bulunur. Kimek yurdu ile Cend kenti arasında. Hudûd'da anlatıldığına göre. Birlikteki boyların nüfusu arttıkça ve bunlar da yayıldıkça sınırlar genişlemiştir. Melik (=Yabgu ?) diye andığı idarecilerinin Kimekler'ce atandığını ve yurtlarının güneyinde Peçenekler'in bulunduğunu anlatır. Kimekfer'in 'K. Kimek ulusunun yayıldığı bu geniş ülkede pek çok boy ve onların bölüntüleri yaşıyordu. Kıpçaklar'a ait başka bir bölgeyi (Taş-Kıpçak ?) de ayrıca pek kısa bir bölümde ele alan Hudûd yazarı. yüksekliği geçen etek ve uzantılarıdır. Karluklar. Oğuz Yabgusu'nun kışlağı İdi. Hazar denizine dökülür (hangisi?). Çubın köyü: Kuzeyde. yer adlarındaki anlaşılmaz imlâdan dolay». çoğu düz bir bozkır olan ülkede sert kara ikliminin hâkim bulunmasından ileri geldiği bellidir. Ertüş ile Atıl (Ob ?)'ın birleştiği yere yakın ve Ertüş kıyısında bir köydür. Kuzeydoğu-Güneybatı yönünde olan Fârâb. K. Guz ile Kimek arasında akar ve bir Kimek köyü olan Cûbîn (ÇûbtnJ'den sonra Atıl (bugünkü Ob mu?) ırmağı'na dökülür. Coğrafyacı Muhammed el-Mukaddesî. Buna göre yolboyu.d-Ortaği" (Altaylar?) dedikleri bir dağ bulunuyordu. Kimek ülkesindeki Ming-Or Tağı'nda buiunan ve suyu hiç azalmayan bir tatlı su kuyusundan söz ediyor.boy (kavm) olduklarını. Kırkız-han: (Doğuda ?) başka bir bölgedir. Bu dağ. Burası ile Taraz (Talaş) arası. Ülkenin asıl merkezini Ertiş'in orta boyu teşkil etmekteydi. ülkenin doğusunda Kırgızlar (Kırgız Begliği) vardı. Dördüncüsü "N.M. galiba Oğraklar bulunmaktaydı. bu kayıtlar pek açık değildir. Kimek ülkesinde Ertiş (Irtış). üçüncü bölgenin adının okunuşu kesin değildir.n. Hakan yazın orada kalır. Baraba bozkırı ile Çan 06lü de bu bölge içinde kalır. Gerdîzî. Kimek ülkesi ile Batı Türkistan arasında uzanan üç taarat yolunu İslâm coğrafyacıları ile Gerdtel'den öğreniyoruz. Aç* bir imlâ ite yaz*myan yer adlarının. Yine aynı dağdan çıkan Ertüş Irmağı. kışın soğuğu fazladır. etrafı sur ile çevrili büyük ve zengin bir kasabadır. Bu kuruluşta onların bir çok boy ve uruktan meydana geldiği muhakkaktır. uzun bir kumluk vardır.n. Karluk ve Kimek topraklarından geçiyordu. yine oradan bunun daha fazla olduğu ortaya çıkıyor. Peçenekler'in yerini sonradan Oğuzlar (Oğuz Devleti) aldılar. fbn Havkai'ın kayıtlarından da bu sınırın Batıda Ak-ltil ırmağı başlarına uzandığı sanılıyor Kaynaklarımızın çeşitli haberlerinden Kimek ülkesinin komşularını da öğrenebiliyoruz. yüzyılda Güneybatı sınırını Seyhun havzasındaki Sabrân ile Şağlcân kasabaları yakınlarından geçtiğini söyler. bir boybirHğl teşkil ediyordu. Kocaman ve geniş bir akarsudur. sonraki istinsahlar arasında daha da bozulmasıyla. A. Yine GerdizTden üçüncü bir yolu da tanıyoruz.d-Or Tağı'ndan. Kimek ülkesi on I* (t* de Hakan bölgesi varsa on iki) bölge (ll)'den kurulmuş idi. Batıda Peçenekler yaşıyordu Hudûdü'1-Âlem (982)'de bu Peçenek yurdunun her haliyle Kimeklertnkine benzediği belirtilmiştir.8 (?) ırmağından geçilir ve Ertüş'le Kimek ülkesine girilirdi. Kırgız gelenekleri vardır. (Kuzeyde ?) bir kasabadır. elimizdeki kayıtlar oldukça kanşık ve çözülmesi. hızlı giden bir atlı için 80 günlük yoldur. X. Bu Türk ülkesinin sınırlarım belirleyen bazı bilgileri islâm coğrafyacılarının küçük kayıtlarında buluyoruz. Bunlardan Savrân (Sabrân). Yimek (iye). Onların bugünkü Altaylar 8e daha doğusunda bulundukları biliniyor. Güneydoğudaki Tokuz-Oğuzlar la aralarında bir bozkır (sahra) uzanırdı. Oğuz (Guz) ve Kimek yurtlan sınırına bakan bir kasabadır. sırasıyla Pârâb {Fûr6bh ÜM Nev (Yengi-kentyden geçtikten sonra Kimekler'e yöneBr. güneybatı kesiminde Oğuz ülkesi yakınında idi. anlaşıldığına göre. Yolda sırasıyla. bir çölden. Oradakiler bazı geleneklerinde Oğuzlara benzerler. Buradakilerde ise.Kiye" yi V. Biz de buraya öyle aldık. Güneydoğu ise. Onların yerleri üzerinde aşağıda ayrıca durduğumuz için burada tekrarlamıyoruz. Bu hususun. Ticaret yollarından biri Taraz (Talas>. Kimek ülkesinden akar ve Cübîn'e ulaşır {Sonrası karışıktır).Kimek yolu'nu Genftrf tarîf etmiştir. Yaylak olarak çok kişi toplanır. bir ırmaktan. Ülkenin daha kuzey kesimi taygaiık ve ormanlık olup. Şağlcân ise Kimek ülkesi sınırında. İşim gibi büyük ırmaklar ile daha bir çok küçük akarsular ve göller vardır. Büyük bilginimiz Ebû Reyhan Beyrûnî (1000) de. Halkının geçimi bol ve işi iyidir.

. elimizdeki boyadiarınırı karıştırılmasından ve hattâ ters yorumlanmasından ileri geldiği için. Yine bir bölge adı olarak bilinen Y. dağılma sırasında onlara katılmışlardır. Devlet özelliği bakımından daha köklü. Belki Tatarlar'dan bir soy. Monğoldur. Onların. Ibn Fadlan (929) kuzeye ftil Bulgartarı'na giderken. Birlik dağıldıktan sonra bir kısmı Seyhun boyuna inmişler. Uzun süre biride içinde kalan Kıpçaklar. hepsi kişi adt (eponym) kökünden olan boyadiarı şöyledir: O irro-Eymt-lmey (okunuşu açıklıla belli değil) • ImeMEmek (Yimek) ©Tatar ■'■' • Bafandur (Bayandur) • KJvfçak (Kıpçak) • LankaZ'Lanıkaz (Minorsky'ye göre: Nılkaz) • Aciadfl) Bu destanda Kinoekler. Iç-Kıpçak ve Taş Kıpçak şeklinde ayrıldığını Hudûd'daki bilgilerden tahmin ediyoruz. Tatarlar'dan ayrılmış bir bölüntü olarak gösteriliyor. Burası ülkenin orta kuzey yöresinde ve Ertiş ile Atıl (Ob?) ırmakları arasında bulunuyordu. Hudûd'da geçen Yagsun Yasu (Y. O belki Bayandurlar1!. Haklarında az bilgimiz olan Yhnekfer'i Kâşgariı Mahmûd Beg tanıyordu. Bunlardan ilk derecesi bMW boydan kurulan 'Boy begliğf. Yine bu konuda Prot Togan'm. Adlan bile doğru okunamayan son iki boyun. Birlik boylarının ülke içindeki dağılış ve yerleşme yerleri kesinlikle bilinmemekle birlikte. Tokuz Tatar ve Otuz-Tatar olarak Kök-Türk yazıtlarında geçer.. Kimek boybirfiğinde zamanla Türkleşip giden Mogut kabileleri bulunduğu da Rus tarihçUerince yeri eüıtllmüştür. Halbuki Gerdizî (1050). Bu ikincisi. Kimek ulusunda bu adı taşıyan bir boy bulunmamaktadır. Devlet Yapısı: Kimekler'in VIII. öteki boylardan imi'nin Kıpçaklar'ın doğusunda ve Tatarlar'ın Yimekler'in doğusunda bulunduklarını sanıyorum. Batı Anadolu'da görülen Bayındır yerad» (İzmir'in güneydoğu yakanında) da bu boydan gelmiş olmalıdır. Kimek ülkesinin kuzeybatı kesiminde Kıpçaklar yayılmışlardı. Gsunyasav'ın aslında bir boy olması çok mümkündür. bir kısmı da Altmordu'daki Kıpçaklar içtnete görüimüşlerdîr. Kimek boybirliğinin başlangıçta yedi boy ite kurulduğunu. Câm (Çim) ırmağı'nı geçince Başkurt karakollarını görmüştü. Bu boyadı biçiminde yapılmış Kumandur. Bunun adı. bu ilk devirleri süresince az tanıdığımız bir boydur. yüzyılın ortalarında. bir devlet kurduklarını felyomz. pek çok büyük boyun katılmasıyla geniş bir alana hükmeden ve idaresi aristokrat nitelikte tek bir soya dayak devlettir. Prof. birliğe bir Kırgız boyunun da katılmış bulunduğu anlaşılıyor. Kimek boybirliğine sonradan hangi boyların katılmış olabileceğini açıkça bilemiyoruz. tartışılabilecek BayatBayaut aynılığı bir kenara. Ancak bu husus. ulusun içinden çıktığı asıl boy bu îdi. Onları. ötekisi büyük boylar birliğiyle oluşan "Hakanlı devlet" yüksekliğinde idi. Togan. bunlar ile karıştırmış olacaktır. Ancak bu devlet ne nitelikte idi? Çünkü Türk ilk çağı boyunca Törkler'de M türde devlet görülmüştür. Kimek destanına göre. Çünkü. Kıpçaklar'ın güneyinde ve Ertiş'in sof (batı) kıyısı boyunca Yimekler yerleşmişlerdi. Oğuzlar'a komşu bulunduklarından. sonraki katılmalar ile bunun on ikiye çıktığını düşünebiliriz Gerdizfnin aktardığı destân'a bakılırsa. öte yandan dabu ikinci boy Kimek boy düzeni içinde (3. Oğuzların doğudaki kalıntısı kabul edilmesi gereken Bayaut (Bayat)lar'ın Moğullar arasında Mogul ve Kimekler arasında Türk sayılmaları durumu da varit değikSr. Başkurflar1! da Kimek birliğinden bir boy saymaktadır. Ulustaki adını bildiğimiz boylardan üçü olan İmi. Bayandurlar'ın Oğuz içindeki ikinci devre tarihi üzerinde oldukça bilgimiz vardır. düzende o sayıda büyük boy bulunuyor demek olmalıdır. öne geçerek bir çok boydan oluşan bu boybiriiğini kurmuştur. Nitekim yurtları Kıpçaklar'ınkine pek yakın idi. Bayandur far (Baîandur) da. Onların Kumanlar ile ayrı bir boybtriiğt devleti de kurduklarını biliyoruz. daha geniş teşkilâtlı ve daha büyüktür. Doğu Kök-Türk ve Türgiş devletlerinin tarih sahnesinden çekilmeleri üzerine bağımsızlıklarını ilân eden öteki Türk boyları gibi. sonraları Batı Sibirya'dan Orta Avrupa'ya uzanan pek geniş bozkırların hâkimi olmuşlardır. Kâşgariı da bu boydan kısaca söz eder. Bunların adlarının okunuşu bile kesin değildir. Bununla birlikte Kimek ülkesindeki üç bölgeden birinin adı olan'Kırkızhan" gözönüne alınırsa. Oğuzlar'a komşu bölgede yaşayan ve sonraları Kıpçaklar îte birlikte bulunduğu görülen Kanglı boyu da bu birliğe katılmış olabilir. Altınordu öncesi ve sonrası etnik kurutuşların içinde bu boyun büyük yeri vardir. Ancak onun belge olarak gösterdiği. bunların eski kaynaklarca hemen hiç tanınmamalarından anlaşılıyor. özerinde bile dur% maya değmez. Lankaz ve Aclad'ın ise en doğuda kaldıkları. O eserde bunu belli edecek açık veya kapalı Nç bir ifade yoktur ve itham ettiği Minorsky de metni karışfermamıştır. sadece kendisinin bir yorumudur. Doğu Anadolu'da kaleme alınmış •Dedem Korkut Krîabfndaki hikâyelerde de buluyoruz.) sayılıyor. birçok Türk boyunda olduğu gibi. gibi başka boyadiarı da biliyoruz. Bunların da güneyinde ve Oğuzlar'a komşu kesimde Bayandurlar vardı. Tme onun "DUT (Oivanü Lûgaii't-Törkyde de Başkurd ve Kimekterln dffi beraber zikredilmiştir* sözü de belge olamaz. Burasının Kıpçaklar'a çok yakın bulunması gözönüne alınarak Başkurtların birliğe katılmış olması Mmgfö üzerinde durulmalıdır. elimizdeki bazı kayıtlar bunu tahmine imkân veriyor. Lankaz ve Aclad hakkında hiç bir bilgimiz yoktur. O bakımdan kökü " Bayan* olabilir.İTO TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 171 boylara ait ise. gsun-Yasav)'nun İtil ile Ertiş arasında yaşayan Başkurtlar'dan başkası olmadığı hususu. . Divân'da Kimek adı zaten geçmez. Tatarlar hakkında da (azla bilgimiz yoktur. Bununla birlikte. Bu iki kaydı birleştirirsek. Çünkü yutanda belirtildiği üzere. muhakkak daha eski bir kaynaktan aktardığı Kimek destanında yedi boyun adını vermiştir.

Ebû Dulaf (Mis'ar b. kendi idaresindeki ülkenin bir bölümünü idare etmek üzere verdiği bir vazife unvanı idi. oturak Kimekler'de asıl geçim. Avcılık. göçerevli bir hayat tarzı sürdürürdü. sulak yerlerde ve çayırlarda dolaşırlardı. oldukça eski bir geçmişin eseri olarak. MuhalhH. Kışın karlı günlerini soğuktan korunabilen vadi ve su kenarlarındaki kışlaklarında geçirirlerdi. getirilse bile çok yaşamadığını belirtir. Pamuktan yapılmış nakışlı ve çubuklu olan bu dokumayla kışlık elbise dikilirmiş. Kimek ülkesinde iki ağız bulunduğu da ortaya çıkıyor. Devlet idaresi aristokrat nitelikte ve Hakan soyu elindedir. Bu büyük devlet göçerevli hayvan besleyici boyların iktisadını vm hukukunu ön plânda tutar. ister Hakan olsun. Gerdlzî (1060) ise.taşı bulunduğunu haber veriyor. Nüfusun büyük çoğunluğu. Her il'inde kendi içinde boy ve uruğlara ayrtîmış bulunacağı da düşünülebilir. bîri önde öteki arkada tutulmuş». Bulgar Türçesi (S-Türkçesi) tesirinde bir ağıza sahip idiler. Keçeden yapılmış büyük otağlardan küçük çadırlara kadar değişik barınakları vardı. "Murûc" (943) İte "Tenbîh" (956) adlı eserlerinde. daha çok avcılık ite geçinirlerdi. Eski ve asıl şekli "Kağan" olan bu ünvân. onlardan "Kimek Yabguluğu" olarak söz etmiştir. Kimek ocakları (âile)'nda ataerkil hâkimiyet vardı Bu. Bu orun. Kuzey kesimindeki ormanlık yerlerde yaşayan Kimekler. Orada be- lirtiidiği üzre. herhalçie eski bir kaynaktan alarak başbuğlarına "Baygt* (Yabgu)* unvanını veriyor. Bir çok büyük boyun birliğinden kurulmuştur. Kimekler'de de Kamlık (Şamanizm) dini hâkim bulunuyordu. O halde Kimek Devletinin asri iktisadı bu hayvan besleyiciliğine ve onlardan alınmış maddelere dayanmaktaydı. Bu. Kıpçaklar da bundan yağmurluk yapariarmış. Ishak ibn el-Hüseyin (XI. Bu ad Kimekler'e özgü bir tür dokuma olarak aslında "Kimekler" de olabilir. Türk diliyle konuşuyorlardı. Verdiği bilgiye göre. üter de on bîr "âmir vardır. Hakan'ın yakınlarına. Onun idaresi altındaki ülke on bir (belki kendisininki ile on iki) ll'e ayrılmıştır. O halde kısaca toparlarsak. Her ili kendi hâkimi şdare etmesiyle. bir bölgenin askerî-mülKI idarecisine verilirdi. Sert-soğuklarda bineklerini götürdükleri bir bölge Oğuz yurduna yakın Ak tag (ûk tag) îdi. Göçerevli Kimekler. ister Yabgu. idarecinin kendi soyuna mahsustur. Bu hayat tarzının bir gereği olarak büyük çadırlar altında bannırlardı. Besledikleri ve ürettikleri hayvanların başında at.172 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 173 Kaynaklarımızdan Ali ei-Mes'ûdî. Ertiş ırmağının yukarı boyunda binlerce vahşi at bulunuyordu. Bu tarz giyimin. Sayıca çok az olan bu oturaklar. onların tarafına geçerlerdi. Atalar ruhu'na ve Ateşe de büyük saygı gösterdikleri biliniyor. Kâşgarlı Mahmûd Beg "Kemek (tek fethayte)" adı verilen bir dokumayı tanıtıyor.) ve *Şad* (Kimek destanı) unvanları. eş olması çok tabiidir Karda Kimekleıin kayak kullandıkları da belirtilir. onların Oğuz duşu içindi bulunduktan sırada tesbit edilmiş "Dedem Korkut Kitabındaki beitrtHerdflft anlaşılıyor. Kaynaklarda geçen bazı unvanlardan Kimek Devlett'nin üst orunları hakkında bügj ed^ebilıyonjz 8u unvanları zaten ilk ortaçağdaki Türk devletlerinde de bulmaktayız. Onların kışın karlı günlerinde kürk hayvanı avına çıktıklarını Mervezî anlatır. Bölgelerde Hakan soyundan kişiler veya birliği oluşturan boyların beğteri hâkrrndir. Yüksek seviyedeki başka bir ünvân da "Tutug" (bir okuyuşa gör« Totok)'dur (Kimek destanı ve MCtometül-Tevârih). çocuklarına veraset yoluyla verilir. ikisi de Kimekler in Hakaniı devlet düzenine sahip bulunduğunu ortaya koymakladır. ilk çağdan gelen bütün Türk boylarında böyledir. Elimizdeki dil kalıntıları dikkatle incelenince. "Yabgu* (Kimek destanı vb. Kimekler ite Kırgızlar'da giyimin tamamen aynı olduğunu belirtir. Kimekler samur (semmûr) kakım ve sincap gibi kürklü hayvanları avlarlardı. Yazm yaylakta otlaklarda. Kimekler'de "Su kültü" bulunduğu Gerdizf nin aktardığı Kimek destanından ortaya çıkıyor. Ocakların bütün servetlerini büyük hayvan sürüleri teşkil ederdi. lîk çağ boyunca bütün Türk devlet ve boylarında olduğu gibi. hayvan besleyicisi olmaları dolayısıyla yılı yaylak ve kışlak denilen belli iki yöre arasında yarı göçebe geçirirlerdi. Nitekim Bayandur boyunun da bu tür teşkilâtı benimsemiş olduğu. Onlarda hayat tarzlarından başlıca ikisinin hâkim bulunduğu anlaşılıyor. 941) Kimekler'de bir Yada. Göçerevli Kimekler'in besledikleri büyük sayıda ki hayvanları kışın kendi sert iklimlerinde korumaları çok güç oturdu. Yeri. Yine bu kaynağımız onlarda deve bulunmadığını. Aynı yüzyılda ve bu devlete daha yakın yerde yazılmış "Hudûd" (982)'da Kimek hükümdarının unvanı "Hakan" olarak verilmiştir. yy)' in yazdığına göre de Kimekler öten kişilerin cesetlerini yakarlar ve büyük akarsulara (Ertiş ırmağına) dökerlermiş. Onların Gök'e (Tanrfya) taptıkları. Geçimin bir yolunun avcılık olduğunu belirtmiştim. Unvanların başında "Hakan" geliyor. geçimlerini bunların ürünleriyle sağlarlardı. Oğuzlar ile iyi anlaştıktan yıllarda kış şiddetli olunca hayvan sürülerini alır. Ülke nüfusunun büyük kısmı. Soğuğun şiddetlendiği günlerde sular donunca. Bu kayıtlara bakılırsa. onlar Ertiş trmağı'nı ulu Tanrısı sayariarmış. Hakan'ın saraydaki eşi olan kadın M Hsturf ilkçağdan beri bütün Türk devletlerinde kullanılmıştır. GerdîzTnin anlattığına göre. Hudûd yazarı. K?mek Devletinin devlet teşkilatını bize kısaca Hudûd tanıtıyor. KüttOr: Kimekler. ülkenin başında "Hakan' unvanlı bir hükümdar bulunuyordu. komşu Oğuzlar ile birlikte Ana-Türkçe (Y-Türkçesi) konuşmakta idi En kuzey batıda bulunan bir kısım Kıpçaklar ile bir kısım Yimekler ise. göçerevlilerde ise yardımcı meşguliyet olarak kabul edilmişti. zaten göçerevli yaşayışın gerektirdiği hususlara uygun birimlerden oluştuğuna göre. kementler ile bu atlardan yakalar ve ehlileştirirlerdi. Orada toprak altında ağaçtan su hazneleri yapmışlardı. Ünlü Arap gezgini. Kimekler. Asıl geçimleri hayvan besleyiciliği olan bu kalabalık toplum büyük sayıda hayvan beslerler ve onların her türlü ürünlerine dayalı bir iktisat hayatı yaşarlardı. oldukça oturak bir yaşayışa sahip idiler. Dokumanın kendi belki önceleri yünden . Eki oturaklar dışındakiler. bağımsız devlet başkanına verilirdi. hayvan besleyiciliği (çobanlık) ite meşgul olurlar. gerek kaynaklarındaki bilgilerden ve gerek günümüze kalan dil kalıntılarından açıkça anlaşıldığı üzere. kendileri ve hayvanlar bunlardan yararlanırdı. Ancak bunlar yer ve zamana göre. sığır ve koyun gelirdi. Kimek devlet yapısı Hakaniı derecesindedir.

dokuma vb) üzerine ticaret yapılırdı. yapağı. gün geçtikçe bu ciheti müsbet bir şekilde ortaya koymaktadırlar. Türk kavimleri devlet kuran mükemmel teşkilâtı olan. sığır ve at eti yerler. Tarihî şartların icabı olarak Türk kavimlerinin bir kısmı göçebe olmakla beraber. ziraatla meşgul olarak köyde ve ticaret ve sanatla uğraşarak şehirlerde yaşayan Türk zümrelerine de çok erkenden tesadüf edilmektedir. Şu cihet muhakkaktır ki. yüzyıl ortalarına kadar) Türk tarihinin en eski çağları. halı. samur kürk ile değiştirmeye razı oluyorlardı. birçok millet ile alış-veriş yaptıkları anlaşıyor Çevre ülkeler ife canlı hayvan ve ürünleri (et. İçecekleri arasında süt ve bundan yapılmış olan besinler vardı. Lâtin. Kimek ülkesinde tuz bulunmadan*. besin deleri yüksek bâr içkidir. Kimekier'in başta komşuları olmak özere. henüz esaslı bir şekilde aydınlanamamıştır. tıpkı Grek. netice itibariyle Türk milletinin her itibarla büyük bir millet olduğunu göstermek için esaslı bir delil teşkil etmektedir. Kimek ulusundan Kıpçaklar'ın bunu kutlandıklarının belirtilmesi de ayrı bir belge sayılabilir. at sütü de »çerler ve bundan hazırladıkları mayalı içkiye de "kımız" derlerdi. değiş-tokuş'un esas alındığı düşünülebilir. bunu dtşandan temin ettiklerini belirtirler. Objektif bir gözle Türk kavimlerinin tarihleri araştırılarak ve her devrin kendi hususiyetleri. yapıcı ve yaratıcı bir unsur olarak dünya tarihinde çok erkenden kendilerini göstermişlerdir.IV. Türk kavimleri tarih sahnesine çıkalı hem devlet teşkilâtı hem disiplinli hayat ve askerî teşkilât bakımından en yüksek mertebeye ulaştıklarını daima göstere gelmişlerdir. Kimekier'in yiyeceklerinin başında hayvanlardan elde ettikleri besinler getirdi. Eski Türkeli'nin büyük bir sahası bozkır olması itibariyle bura ahalisinin mühim bir kısmı tabiî şartlara uyarak göçebe hayatı geçirmek mecburiyetinde tefanıştır. Bu bakımdan Türklerin eski çağlamı yalnız "göçebe bir zümre" telâkki etmek doğru değildir. Türk ilinde geçmişlerde cereyan eden vak'alar. Kelt. komşularının vaziyetleri bir araya getirilerek mütalâa edilirse. Doğu Avrupa Türk Kavim ve Devletleri Akdes Nimet KURAT Giriş Kavimler muhaceretinden önce (M. Törkler'in kurdukları gerek "göçebe" ve gerek . Aynca. German ve Slav kavimlerintndeki gibi. Kimek ve Kırgız îtten gibi ana yollar dışında kalmış olan Türk yurtlarında toplu halde çetin yollarda aylarca dolaşarak ticaret yaptıklarını. bugün bizde de yapılan "pastırma* biçiminde olmalıdır. Her insan birliğinin en yüksek içtimaî müesessesi devlettir. Yaylakta semirtilmiş hayvanlara! eti ve sütü en İyi gıdadır. Kimekler. İslâm tüccarlarının Oğuz. Ticarette para'dan çok. Bu et kurutma usulü. yüzytfda artık pamuktan yapılır olabilir. avladıktan kürklü hayvanların postlarını da ihraç ederlerdi Bunlara karşılık dışarıdan başka ihtiyaç maddeleri alırlardı. sütlerini de içerlerdi. Gerdizî ile Mervezî.S. yazısız ve yazılı tarihî an'anelerle içtima? teşkilât üzerindeki tedkikter ve nihayet az da olsa tarih kaynakları. filologya ve etnologya araştırmaları. İslâm coğrafyacıiarmm haber kaynağı olan bu tacirlerin güvenlik içinde dolaşmaları da aynca dikkate öeğer bir husustur. pazar açtıklarını bitiyoruz. Etler kurutulup saklanarak kışın da yenirdi.174 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 1?» iken XI. Boi miktarda koyun. II. Arkeologya. bu varlığı müdafaa ve idame için mükemmel bir askerî teşkilâta ihtiyaç vardır. her fert ve cemiyet şuurlu varlığını devlete borçludur. Devletin yaşaması için kanunlara ve ailede disipline. coğrafî ve ekonomik şartları. Kımız. Bu madde onlar için o derecede değerli idi ki. deri.

Kafkas ve Anadolu. Attila 461 de Katateun (Şaton) kırfarmda Batı Roma İmparatorluğu ve müttefikleri (Alanlar. Bu defa Siâviar'ın büyük bir kısmı German nufûz ve tesiri altında kalmıştır. Gepidler). yerine ve sırasına göre hayatın her sahasında gayet verimli işler icra ettiğini görüyoruz. Türklüğü kuvvetle hatıra gelmektedir. dil ve arkeologya âlimleri Siâviar'ın eski çağlarda ya Türk veya German hâkimiyetinde bulunduklarını kabul ediyorlar. Ostrogotlar'ın bir kısmı Panonya"da yerleştiler. Bu cihetle de Türkeli'nin tarihi çok taraflı ve çok müsmir bir inkişaf göstermektedir. Doğu Avrupa'daki En Eski Türk Kavimleri: 1» İskitler» Sarmatlar. yözyto sonunda Idü-KafkasDon-Ttea sahası kamilen Huftter'm alîne geçi. "bykü" (boğa).S. Türk-Germen münasebetlerinin M. yüzyılın üçüncü rub'una kadar kalıyorlar. doğruluğunu cerhedecek esaslı deliller de yoktur.S. Bzel adı attmda iyi bir kırar sıfattyte Alman halk edebiyatının şaheserlerinden biri ve en eskisi olan. ile aşağı Tuna boyunda kaldıkları malûmdur. ki devir için. Atilla'nın kurduğu hakanlık sayesinde. "tvarogu" (peynir) ve "koni* (at. bir kısmını batıya ittiler. M. yüzyıllannda. "volü" (ulak. fnç olmazsa bir kısmı Türklüter. sonra sıra Don ite Dnestr (Turta) arasında yaşayan Ostrogotlar'a geldi. yüzyıldan beri mütemadiyen Orta Asya'dan gelen kavimler için hareket. yani Türk-Hun"lar kabul edilmekle beraber. bil'akis tarihinin sonraki ceryanı bunu takviye edici mahiyettedir. MI. Onların da kuzeybatıda türlü Slav zümrelerine şu veya bu şekilde tesir yaptıktan imkân dahilindedir. VI-IV. muhtelif kavimlerin umumî bir harekete geçmeleri gibi muazzam bir "muhaceret" başlamıştır. Hunlar1»! on yüksek devri başlamaktadır.bazt Türk zümrelerinin. dünya tarihinin gıdişatiyle sıkı bir şekilde bağlı olduğu gibi Türk millî karekterine" nüfu: etmeye çalışan bazı muzır cereyan ve unsurların. ticaret. orta Dnepr ve Onestr sahasındaki bazı Sfâv zümrelerini hâkimiyetleri altında bulundurdukları uzak bir ihtimal sayılamaz.Ö. Kama. M. Don ooyian ve Karadeniz'in şimali) tarihî faaliyetlerinin ehemmiyetini göstermekte kal* mayıp. TMıbelungenlıed'e girmiştin o burada KriemMId'in ikinci kocası olarak gösteriliyor ve kendisine Dîetrich von Bern ve Hildebrand gibi kahramanlar refakat ediyorlar.Ö. Hun tesiri ve hâkimiyetiyle mümkün olmuştur. Roma İmparatorluğunun yıkılışında. Avrupa tarihinin dönüm noktası ve yeni bir devrin (Orta Zamanlar) başlangıcı sayılmaktadır. Sarmaıiar'ın bir parçasını teşkil eden Roksolan (Roks-alan) ve hele Yazığlar'm. Sibir. 100-374 tarihlerinde Yayık. M. Doğu veOrta Avrupa'nm muhtelif ırk ve cinsten olan kavimleri hâkim IttteNun unsurunun kuvvetli ve askerî teşkilâtı altmda bîr arada yaşamak ve faaliyette bulunmak imkânım bulmuşlardır. bugünkü Avrupa'nın etnik ve siyasî teşekkülünde Kavimler Muhacereti doğrudan doğruya âmil olmakla. Burada. bunun bir hakikat olarak kabulde şüphe götürmez deliller olmakla beraber. Ezcümle "ana vatanları" Pripet-Vistül arası olduğu kabul edilen Slavların en eski dillerinde rastlanılan bazı Türkçe sözler bu faraziyeyi kuvvetlendiriyor. kuvvetti şahsiyetler ve mükemmel teşkilat sayesinde büyük faaliyetler gösterdiği. yüzyıllarda bu zümrelerin Don .Ö. Vizigotlar) kuvvetleri ile neticesiz kal» büyük meydan muharebesinden iki yıl sonra yani 453te ölmüş ve Hun Hakanlığı da parçalanmıştır. bunun içindir ki bazı âlimler Slavların ehlî hayvan beslemeyi ilk olarak Türkler'den öğrendiklerini iddia ederler.17» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 177 'oturak* devletlerin. Bu kabilden Doğu Avrupa'nın cenup sahasının da çok erkenden bazı Türk zümreleri tarafından İşgal edildiğini gösteren emareler mevcuttur. 2. ancak ana hatlarını tesbitte iktifa edeceğimiz "Türkili tarihi* bile. Huriar1* aynı zamanlarda faaliyette bulunan Vizigoöar ve Anglo-Saksonlar'dan fazla "barbar olmad. XIII.S. Türklerin bu ülkelerin hayatında işgal ettikleri ve edecekleri mevki hakkında bir fikir vermektedir. Kafkaslardan Alpler'e kadar uzanmakta idi.Hunlar ve Attilfl 375 de başlanan büyük kavimler muhaceretinin dünya ve bilhassa Avrupa tarihinde büyük Ur önemi vardır. Diğer taraftan "mieko". Iskitler'den sonra (M.Ö. iran. M. iktisat ve kültür merkezleri yaratan gayet mühim Türk devletlerini veya zümrelerini tarih kaydetmektedir. bize Türk kavimlerinin Türkistan. Hakanlık Idrdefrftorfe. Balkanlar ve bilhassa Şarkî Avrupa'daki (İdil. Slav kabilelerinden bazılarının Türk tesirine maruz kalmış olduğuna hükmedilmektedir. muhtelif German kavimlerinden başka (Gotlar. bir çok Slav ve doğudaki bazt Fin kavimleri bu imparatorluğun ahalisini teşkil ediyordu: Siâv zümrelerinin teşkilâtlanmağa" başlamaları. Hunlar bunları da yendtten bir kısmını tabiiyetlerine aldılar. Alanlar Orta Avrupa'ya doğru ilerlerken.Ö. Atillâ. Heruller. Görülüyorki Doğu Avrupa'nın tarihi M. güney ve batı istikametlerinde yayıldıktan kuvvetle muhtemeldir. muhtelif amitlerin tesiriyle miiâddan çok yüzyıllar önce doğu. birkaç yüz yıl önce başladığı anlaşılmaktadır. yaşamak ve hareket göstermek kabiliyetini. daha doğrusu dâhTbir kumandan ve büyük bir devlet adamı öten Atillâ'nın 446 de tek başına Hurttefm idaresini ele aldıktan sonra Büyük Hun Hakanlığı kurulmuştur. bunların orta Dnepr ve Karpatlar'a kadar uzanan sahayı ellerinde bulundurduklarına göre. "skotu" ve "nuta" sözlerinin eski Slâvcaya Germanlar'dan alındığı ileri sürülüyor. yüzyılda mevcut olan "Hiyung-nu"lar. öküz). Ezcümle mühim bîr kısmı Türk kabilelerinden teşekkül ettiği anlaşılan İskitler (Sakalar)'in M. Diğer taraftan miladın birinci asırlarına doğru Vistül havzasındaki Siâviar'ın Germanlar'ın tesir ve nüfuzunda bulunduktan iddia edilmektedir.kulun) eski Slâvcaya Türkler'den alınmıştır.klannı ayrıca izah etmek fuzulîdir. buraya muhtelif fasıllarla German zümreleri de müdahale etmişlerdir. binlerce yıllık tarihi ile ispat etmiş olan Türk illeri ve boylarının tekrar eski şan ve şöhretine ve şerefine lâyık bir şekilde kendini göstereceğinde şüphe yoktur. 180 tarihlerine doğru Got'lar aşağı Vistül sahasından hareketle Karadeniz'in şimaline gelerek. IV. 375 tarihinde Hunlar önce Kuban boyunda yaşayan Alaniar'a saldırdılar ve onları batıya doğru takibe başladılar. TürteMunter hâkim zBffire Öfrriak üzem. Büyük askerî devletler vücuda getirildiği git». Meselâ: 'koza' (keçi). da bunda büyük payı olmuştur Fakat. aynı zamanda. Bunun gibi. faaliyet ve bilhassa Slav kavimlerine karşı hâkimiyet ve tesir sahası olduğu gibi. Türk'ün ana yurdu sayılan Altay-Hazar-Yayık sahasından. burada yerleşiyorlar ve IV. Roksolan ve Yazığlar s Çin kaynaklarına istinaden tarihin eski Türk devleti olarak M. kuvvetli Wr ihtimale göre. Hazar denizi sahasında kalmış öten Batı Hunlan'nın iöW\ geçerek garp istikametinde Herlemeleriytebiihassa German olmak üzere. Tarihimizin son yüzyıllarındaki duraklama ve gerileme ise. Kama. Bu kavmin başına 434 de Bleda ve AttHâ kardeşler geçtikten sonra. Bundan sonra VIzigotlar dö şiddrtfrHun baskısına dayanamayarak Dnestr-Tuna sahasını bırakıp Bizans imparatorluğu hudutların» girdiler. Bazı tarih.Ö. IV-k-yüzyıl) Karaderiöfffi şîmaiindeki Bozkırların efendileri olan Sarmatlarlın. III.

Avarlar Orta Dnepr. yüzyılın başlarında Kama-ldil boyundaki muhtelif Rn kavimleri. onların buraya ne zaman geldikleri katiyetle tesbit edilemiyor. hattâ iki Hazar prensesinin Bizans imparatorlariyle evlenerek. ticaretle meşgul ve aynı zamanda ziraatı da ihmal etmeyen. yüzyılda İdil'in orta ve aşağı mecrası ite şimalî Kafkasya ve Don boyunu etinde tutmakta idi. buradaki Siâv kabilelerinden bazılarını da tâbiiyetlerine almışlardı. bir kısmının Don-ttiH sahasında. İdil'i takiben bir kaç büyük ve küçük ırmak vasıtasıyla Rn körfezi ve Skandinavya'ya. Saniyen Türkfer'de muhtelif German (Frank) zümreieri arasında karışma artmıştır. Avarlar'ın Avrupa'daki iki yüzyıldan fazla süren hâkimiyeti Avrupa talihi bakımından bîr kaç cihetle mühimdir: evvelâ. Bire İtil şehrinden. ÇirvTürkistaJV Karadeniz-Bizans-ûnasya-lran-Harzen>Suriye^ Avrupa. diğeri: Bizans'tan Karadeniz-Özü (Dnepr) nehrini takiben İlmen gölü. devletin esas iktisadî bünyesi ticarete istinat etmeğe başlamıştır Az bir zaman içinde türlü büyük ticaret merkezleri -şehirler. bir müddet sonra Avar tazyiki altında Langobartlar. kereste. Şimal? Kafkasya'daki Semender ve Derbent. Vltt. bunu Avariar'm Gepıdter'i yenerek Dakya'ya girmeleri takip etmişti. meselâ: Desna boyundaki Slav kabilelerinden ev başına yılda bîr kıymetli hayvan derisi isteniyordu. Polyanlar) kuzay Kafkasya'nın türlü dağlı kavimleri. Hazar Devletiyle Bizans arasında iktisadî ve siyâsî iş birliğinin kuvvetli olduğunu görüyoruz. Yayık nehri mansabındaki (?) Saksın. her iki kavim komşu olmak sıfatiyîe herhangi bir şekilde modus vivendî bulmak mecburiyetinde idiler. yüzyılın ortalarından biraz sonraki bir 2amana aittir. Balkanlarda ilk Slav unsurlarının esaslı bir şekilde yerleşmelerinin Avatîsr tarafından alman tedbîrlerin bir neticesi olduğu malûmdur» Bu Türk kavminin güney ve doğu Slavlar'mı uzun birzaman hâkimiyetleri altında bulundurdukları* m ve birçok Slav kabilelerinin Avarlar tarafından müthiş hezimete uğradıklarını gösteren emarete? mevcuttur. ilk defa olmak üzere Slav Kavimleri Türk hâkimiyetinde uzun bir zaman yaşamışlar. Dak-yada (bugünkü Romanya) bulunan Gepidler'e karşı bir anlaşma olmuş. Kuban Don boyunda Macarlar Hazar Kağanına tâbi idiler. Hazariar'la Suvarlar'ın birbirine çok yakın bir zümre olduğu zannedilmektedir. Bukjarfar'ın baö kısmı onların hâkimiyetini tanımak mecbüriyetir*de kaldılar. Bu devlet içinde baş gösteren mücadeleler neticesinde Avarlar (Juan-juanfar) VI. Avarlar yerli ahali ile kanşrmş gitmiştir. Bu Türk kavmi Orta Asya'da Juan-juan adiyle tanınıyor ve Batı Türk devleti (Gök-T&k) hey'etine giriyordu. yüzyılın sonlarında Doğu Avrupa'da M mühim ticaret yolu vardı. 4* Hazar Kağanlığı Şarkî Avrupa'da ilk muntazam devlet kuran kavim Hazarlar'dff. ekseriyetle karşılıklı mücadeleden ibaret olmakla beraber. Yûzy*hn baş*na arttır. Rn körfezi üzerinden Skandinavya'ya uzanıyordu. yüzyıllarda Hazar hâkimiyeti gittikçe genişleyerek Şarkî Avrupa'nın en büyük devleti (imparatorluğu) derecesine yükselmiştir. yani \fl. adlan malûm belli başlı Hazar şehirleridir. I. Orta Asya'da halis bir Türk kavmi idiler.S. meselâ: İdil nehrinin mansabındaki İtil. her kavmin meşguliyeti ve tabu zenginfiğine göre az mikdarda vergi alınmaktan ibaret olduğu anlaşılıyor. Hazarlar'ın işgal ettikleri saha geopolitik bakımdan çok mühimdir. Kuban ve Don (Ten) gfoi. dört büyük nehrin mansabında. Pannonya'y» bırakarak şimalî İtalya'yı işgal etmek mecburiyetinde kaldılar. Bunların bir kısmı Bulgar adiyle malûmdur. Yayık. 626 da onlar Bizans İmparatorluğunun merkezi İstanbul'u b**e muhasara etmişlerdiAyni yüzyılın ortalarına doğru Dnestr boyundaki Bulgar Türkieri'nin kuvvetlenmeleri neticesinde Avarlar zayıf düştüler v© nihayet Büyük Kari tarafından. Avarlar sayesinde bu mertebeye yük-seîmîş oîmalaR da uzak bir ihtimal sayılamaz. İstanbul tahtını paylaştıkları malûmdur. Bu defa Ural'ın güneyinden SabMsr» Yayık cihetinden de Avarlar gelmişlerdi. kflOrta Don boyundaki Burtaslar. buranın eski adı -Hazarca olma» muhtemel olan. Dnestr ve Karpat sahasını işgal ettikten sonra. bunlardan başka diğer büyük ve küçük şehirler olduğu da zannedilmektedir. Türk devlet ve askerî teşkilâtının tesiriyle bunlar "kabile1. Hazarlar. kan ve Bizans'tan endüstri (sanayi) mamulâtı. Hazarlar'ın müatakH bir siyâsî varlık olarak meydana çıkmalan. yüzyılda Kama-lcHI mansapiarmda bulunduklarını gösteren bazı deliller olduğuna göre. yani sonraki Kiyef Rusyası'nda. yani toprağa bağlı bir Türk kavmi. Bulgarlar'ın iki zümreden teşekkül ettikleri. Bizans imparatoru Heraklius. VII-IX. Suvarlar'ın M. Bilhassa Avar hareketi çok kuvvetli idi. Burası: Icfil. ak . yüzyılın ortalarına doğru (552 de) Karadeniz'in şimalîne germişlerdir.kurulmuştur. Don boyundaki Sarkel (Ak-şehir) kalesi. VI. Slav Ve Skandinavya memleketlerinden muhtelif eşya ve esir gelmekte idi.1TB TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 179 3-A varlar Huniar'tn esas kısmı Atillâ'nın ölümünden sonra (453) Don boyuna çekilmişlerdi. Bulgarlar. Ladoga gölü. Oka-Desna ve Orta Dnepr boyundaki muhtelif Fin ve Slav kabileleri (Radimiç.Hazar-Skandinavya yollannın birleştiği bir saha idi. Hazar memleketine Kama ve Orta İdil havzasından her nevi hububat. Kuban mansabındaki Tamatarhan. kıymetli kürkler. yüzyıl başlarında milletlerarası siyaset ve Bizans-lran mücadelesinde mühim bir rol oynadığı malûmdur. Kama boyundaki Bulgar ve Fin ahaliden de bilhassa kıymetli kürkler alındığı anlaşılmaktadır. Mamafih bu tâbiyetin fazla ağır olmadığı. 796 da bunların varlıklarına nihayet verilmiş. bu münasebet. hayatı basamağından devlet teşkilâtı basamağına çıkmak imkânım bulmuşlardır. Büyük kara ve nehir-deniz ticaret yollarının geçtiği bir yerde oturan Hazarlar erkenden yerleşik bir kavim oldukları gibi. kavmi'olmak sıfatiyîe 668 tarihinden beri Orta Avrupa ve Balkan tarihinde gayet mühim bir yer tutmuşlardır. Çin ve Türkistan'dan ipek ve pamuklu dokuma. Yayık boyunca cenubi Ural'dan muhtelif madenler. Hun Hakanhğı'na tâbi olan Hazarlar'ın. Sasanîler'e yenilmekten ancak Hazar yardımı (622-627) sayesinde kurtulmuştur. Avarlar Orta Avrupa'nın en kuvvetli bir.Sambat idi. Bâr müddet sonra Pannonya'da yerleşen Langobardlar'la Avarlar arasında. IX. Vjatiçt Severyan. Hat M yolun son kısmı Hazarlar'ın elinde kiL Hattâ bugünkü Kiyef şehrinin. Attilâ'nın ölümü sırasında Aşağı İdil boyunda yaşadıkları anlaşılıyor. Ant adiyle tanınan ve asker? teşkilâtının intizamı bakımından ilk Slav kavmi olan bu zümrenin. Hazar Devleti'nin VII. Hazarlar'ın da İdil bo- yunun en eski ahalisinden biri olduğu muhakkak gibi görülmektedir. Şehir hayatı süren. başka to Hazaı ticaret istasyonu olduğu tahmin edilmektedir. Avarlar'ın en kuvvetli devirleri VII.S. yani yüksek bir maddî ve manevî medeniyete sahip. en geç M. bal ve balmumu. Orta Dnepr'de." Sabir Türkleri1!** inkırazından sonra. diğerinin Don-Dnepr mıntıkasında kaldıktan anlaşılıyor Faka! Ura! ve Yayık taraflarından gelen yeni bir Türk hareketi Bulgarlar'ın bir kısmını batı istikametinde sürüklemeğe başlamıştır.

representativ bir şahıstan başka bîr şey ifade etmiyordu. Hazar memleketinde suç teşkil etmiyor ve iş güç üzerinde bunun hiç bir tesiri olmuyordu. Hazarlar onlara karşı.Peçenekier. VIII.-IX. Bizanslan ve başka memleketlerden gelen hıristiyanlar da çoktu. itilin suları altında kalmıştır. Hazar ticaretine mühim bir darbe încfrMği gibi. Malûm olduğu üzere Ruslar. çünkü: uzun zaman süren Hazar tesiri neticesinde bura yeni Slav ahalisi devlet idaresine daha çok alışık olduğu gibi. bilhassa iktisadî vaziyet bozulunca. bunun faydası görülmüş ise de» çok geçmeden. X!N-XV. Hazarlar. Tüccar tabakası Harezm ve diğer İslâm memleketleriyle fazla temas neticesinde müslümandı. bu defa efendi ve devlet kumcu. İlk zamanlar. Bu devletin son devrine dair kaynaklarda kayıtlar olmadığından kafi bir tarih gösterilemiyor. Söylendiğine göre. yüzyılın sonlarına doğru Hazar devletinin sür'atle inkıraza doğru gitmesine sebep oldu. yüzyılın 15 nci yıllarında Hazar devletinin artık olmadığı anlaşılıyor. daha şarktaki Uz (Oğuz) tarla bîr ittifak akti suretiyle bertaraf etmek tetemişierse de. Diğer taraftan Hazar devletinde tam bir din toleransı vardı. Bilhassa IX. yüzyıllardaki Altın Ordu'nun Rus yurdu üzerindeki hâkimiyetinin bir öncüsü mahiyetindedir. Peçenekier bu defa Hazarlar için tehlikeli bir komşu oldular. Denebilir ki. Bu Türk kavmi 1» yıl müddetle Ruslarin (artık Skandînavya unsuru kalmayan ve Slaviaşan kütlenin) Kiyeften daha cenuba inmelerine karşı en büyük ve kuvvetli bir set rolünü oynamıştır. meşhur tel şehrinin (muhtelif hafriyata rağmen) yeri kat7 olarak tesbit edilememiştir. kendi devri için en "modern1 bir manzara arzetmektedir Devletin taşında bulunan "Kağan1 (hakan) m mutlaka hükümdar neslinden. tkfisaden yükseldikçe. Kağan. Hıristiyanlığı kabul eden âk Rus knezi Vladimirin (988) kendini. 862 tarihlerinde İlmen gölü civarında İh Rus-Slav knezliğini (beyliğini) kurmuşlardı. sırasına göre "Kağan1 azledilir. ancak XVIII. Aynı zamanda İtilin ticareti de yollarda emniyetin bitmesiyle esas itibariyle sarsılmıştır. ■ Hazarlar. Tûrlû Slav zümrelerinin ayrı kabile heyatı ve ormarvtaria meşguliyetinin icap ettirdiği basamaktan. Peçenekier kısa bir zaman zarfında Don'dan Dnestr'e kadar bu- günkü Karadeniz bozkırlarını işgal ite buradaki Hazar hâkimiyet ve nüfuzuna nihayet verdiler. Zaten en eski Türk örf ve âdedine göre "herkes kendine göre tanrıya ulaşabilirdi1. yüzyılın ortalarında Itü-Harezm tica-ret^yotu Peçenek Tûritferi tarafından istila edilince. Macar ve Alman tarihi için ehemmiyetini ayrıca izaha lüzum yoktur. yüzyılterdak? Hazar hâkimiyeti. dünyada o devirde ve hatta sonraları bile görülmeyen nizam ve dinî tolerans vardı. Bu euretie Peçeneklerin garba doğru hareketlerinin en mühim neticesi Slav âlemi arasında kubatın kesilmesi ddu. Bütün bu âmiller bir araya gelerek X. her cins insanlara kolaylıklar gösteriyorlar. Hazar hükümdarını takliden 'kağan* tesmiye etmesi de bu tesiri göstermeğe kâfidir. yüzyılın sonunda Karadeniz kıyılarında yerleşebildiler. Us (Oğuz)lar ve Konumlar 870 tarihlerinden itibaren Don ile Dnestr nehirleri arası. Buradaki Hazar izleri ve medenî tesirleri Kiyef Rusyası'nda XI. Hazarlar dıştan geien tehlikeye karşı duramadılar. bu şehir bugünkü Ejderhan (Hacı Tarhan) şehrine yakın bir yerde olup. İkinci hususiyet de: Hazar devletinde. VIII. Azak denizi sahasından bugünkü Macaristan'a gelmeleri ve dolayısiyte Orta Avrupa'da. Malûm olan cihet XI. Dakya'nm bir kısmım işgal etmekle* o sıralarda hemhudut dan Şark ve Cenup (Balkan) Slavlan'nı birbirinden ayırmışlardır. ticareti teşkilâtlandıran Skandinavyalı bir German unsuru Slavfar'ın başına geçmişti. yüzyıla tadar açık bir şekilde devam etmiştir. Bundan daha mühim cihet: Peçenekier Aşağı Dnestr ve Tuna boylarını. adeta devletin en yüksek sembolü olarak. burayı Rus-Slav devletinin merkezi yaptı. Peçenekier 869 tarihlerinde İdil'i geçip Don toyuna geldikten sonra. asker! Kuvvetlerin başında da "İl-Şaf unvaniyle ikinci bîr şahsın durduğu an&ş&yor. aynı zamanda Macarlar Transilvanya ve Tisa-Tuna boylarını ellerine geçirmekle Batı Slavtarı'yla Güney Stevian'nm aralarına girmişlerdir. Peçeneklerin Hazarlar'ı Karadeniz kıyılarından mahrum etmeleri esnasında ise İlmen gölü civarındaki Vareg-Rus knezi Kiyef'i zapt ite. Hazar-Türk ahalisinin büyük kısmı ötedenberi Türklerin "millî dinleri" olan samanlığa mensup oldukları halde üst tabaka. 5. Bunun. hem de İtil ticaretine daha yakındı. onlar Karadeniz'in şimalindeki bozkırlarda 15Q yi gibi uzun bir zaman kalmışlardır. Hazar öeviet! ve Hazar hayatı. bu tehlikeyi. Bazı Vareg-Rus başbuğları Peçenek-Hazar mücadesinden istifade ile Kiyef i ele geçirmeğe muvaffak oldular. to'de. dünya tarihinde gayet önemli bfr rai oynamıştır. Kiyef te gittikçe kuvvet bulan VaregRus ve Slav beyliği de hücuma başlamıştır. O Sıralarda Slav kabilelerini bir devlet hâlinde birleştirmeğe çalışan Skandinavyalı Vareg-Ros (Rus)'lar. . ticaret ve devlet îeşküâti basamağına yükselmeğe başlamalarında iki asırdan fazla sûren Hazar hâkimiyetinin büyük tesir yaptığı asla inkâr ve reddedilemez. yani tam bir vicdan hürriyeti mevcuttu. tcraî kuvvetin başında "Hakanbey" unvaniyle biti bulunurdu. yani 'Kağan oğiu" olması lâzım gelmekle ve kendisine âdeta ilâhi bir ubudiyet gösterilmekle beraber. türlü memleketlerden getirilen ve çoğu müsJûman olan kıtalardan teşekkül etmekteydi. Ayni şekilde. Kiyef şehri hem Bizans. Şarktan o sıralarda yeni yeni kavimlerin de harekete geçtiği anlaşılıyor. Peçeneklerin işgal ettikleri saha şimalde Kiyef yakınlarına kadar uzanmakta idi. Hazarlar. Bu suretle Doğu Avrupa'daki Slavlar arasında Hazar-Türk hâkimiyeti kalkar kalkmaz. Peçenekler'ie harpler neticesinde çok zayıf düşmüş olan Hazar devletine karşı. deviet işlerindeki icraatı ve mevkii bugünkü ingiltere kıralırankinden pek farkfc değildi. imtiyazlar veriyorlardı. bilhassa Kağan ve saray erkânı Yahudi dinini kabul etmişlerdi. yerine. Türk unsuru ite çok karışık bir Fin-Ugor kavminin bulunmasına sebep olmuştur.180 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 181 devlet ve İktisadî hayat teşkilâtının kurutması ve yayılmasında Hazar Türkleri'nin büyük roHen olduğunda asla şüphe edilemez. Kirimin da bir kısmı dahil olmak üzere Peçeneklerin eline geçmiştir. yani bir devlet kuramamış olmakla beraber. Macarlarin. yüzyılda üral mıntıkasından gelerek Kuban nehri yakınlarında ve Aşağı Don havzasında yerleşen Macariar'ı teşkilâtlandırarak mukavemete hazırlanmışlarsa da bundan hiç bir netice çıkmamıştı. devletin müdafaasında "ücretli" kıtalar kullanmağa başladılar Bu defa askerf kuvvet. Peçeneklörin üçüncü rcrilarl-de Kiyeften Karadeniz sahillerine înmeîç istidadını gösteren Slav yayılışını durdurmuş olmalandır. Hazarlar arasında dörtbeş (belki de fazla} din yan yana şerbetçe yaşayabilmişlerdir. netoede kıl ve diğer Hazar şehirleri birçok kavim ve ırkların buluştuğu ve iş yaptığı bcr yer oluyordu. Bu sebeplendir kf. bunda muvaffak olamadılar. han neslinden olmak üzme başka bin çıkarılabilirdi. sonraki Türk. Skand'înavyaiı Ros (yani Varegler) lar da Skandinavya-German dinine mensuptular Bu suretle herhangi bir dine mensup olmak. Bu Türk kavmi kabileler birliğinden daha yukarı bir basamağa çıkamamış.

Yani hâfis bir Türk kavmi olan Kumanlar'a (Rus vekayinamelerîhfh *f*olovtsy* lan) izafeten işgal ettikten bozkırlar Deşti Kıpçak. Bozkırlara bitişik Rus yurdunun mötemadî Kuman akınına rrmnjz kalması Slav ahalîsinin mühim bir kısmının Suzdal havalisine (Moskova nrmağs havzasına) göç etmesine sebep olmuştur. yüzyılın sontannda Dobruca\a gelerek. Balkanlar'a ve Macaristan'a da akınlar yapmaktan. Peçenekler'in Balkanlar istikametinde ilerlemeleri işte bu tazyik neticesinde oimuşlur. 1185 de. Kırım yarımadası ve Don mansabındaki Cenevizlilerle de yakın iktisadî münasebetler tesis ettiler. ayni veçhile bir mikdar Peçeneğin de cenup Rus yurdunda kalmış olması muhtemeldir. Onlar. M. î^ovgorod-Seversk Knezi Igor Svjatoslav için. yahut Kıpçaklar geSıyodaf. birçok Rus Knezleri. hemen hemen her yıl Rus yurduna afan yaparak kendilerine gerekli şeyler bilhassa esirler alıyorlardı. bir kısmı da Kam man-sabına. Bu münasebetin neticesi olarak İtalyan misyonerlerinin galiba XIII.tas TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 183 Peçenekler'i. Sabir. Bulgar ve Macar devletle 182rinin siyâsî mücadelelerine şu veya bu şekilde karışmaktan geri durmadılar. tıpkı Peçenekler ve Uzlar gibi devlet kurmak basamağına çıkamamıştır. Kumanca-LatinceFarsça) kalmıştır. 375 de HunlarVı esas kütlesi batıya doğru ilerlerken bir kısmının Orta IdH ve Kama boyunda (mansabında) kalmış olması kuvvetle muhtemekSr. Ruslar'm yegâne destanları olan "Igor bölüğü türküsü" nün esas mevzuu. Uziar'ın Balkan yarımadasında bir kısmı Vardar ovasında yerleştirilmiş ve XI. Hazar) tazyiki altında üç kısma bölünmüşlerdi. 1236-39 yıllarında bu MoğolTürk hareketi münhasıran Kumanlar1) Kıpçak sahralarından koğmağa matuftu. Bu hareketin neticesinde Moskova ve Oka havalisindeki Rn ahalisi. Ar-Mar) ibaret olmakla beraber Kama mansabı ve Ak-ldil havzası çok erkenden Türk kavimleri tarafından işgal edilmeğe başlandı. diğer Rus Knezleriyle birlikte Kumanlar üzerine yaptığı bir sefer ve müthiş hezimetin tesiriyle vücuda getirilmiştir.'Orta İdil'detö Sİmbir (Simbirsik şimdi Ulyanowsk) şehrinin adı da Sabir Türkleri1» bağlı olsa gerektir. bir kısmı Kiyef knezliğinin cenup hudutlarında yerleşmiştir. bugünkü Gagauzlar'ın menşeini teşkil etmişlerdir. Bu sahanın tarnamiyie bârTürk yurdu olduğu Kama Bulgarlan'nın buralarda yerleşmesiyle tarihî bir hakikat halini alıyor. yüzyılda tertip ettikleri Codex Comanicus (Kuman Lügati. Kafkasya'deki Batkariar'ın bunlarla alâka» olsa gerektir. Birçok kabilelerden mürekkep olan bu Kuman (Kıpçak) hey'eti kabile reislerinin idaresinde kuvvetli bir askerî teşkilât hafinde yaşıyorlardı. buradaki Slavlart hâkimiyetleri altına alıp Bulgar devletini kurmuşlar. Attitâ-Hun İmparatorluğunun yıkılmasını müteakip (453 d«ı sonra) HunlarVı bir kısmını teşkil eden Bulgarlar Don-Kuban sahasında bulunuyorlardı. Mokşı. Su suretle Ukraynalılar. Bulgarlar'ın bir kısmı da Kafkaslar'a doğru giderek burada başka kavimlerle kanşmışlardır. Büyük Hun har»-ketinden önce bu Bulgarların yine Kama ctamda oturmuş oldukları uzak bir ıhılma! sayılamaz. yani BüyÛk Rus kütlesi vücuda gelmişti. Bizans. hele Kuman kızlan arasında güzellere çok tesadüf edilirdi. Bulgarim buraya gelişleri tesadüfi olmasa gerektir. i. Bizi yakından alâkadar eden üçüncü kısımdır: Onlar İdil boyunca çıkarak Kama'nın mansabtndaki sahayı işgal ettiler.S. Kumanlar. Slavlar'la karışmış. M. 1060 tarihlerinden sonra Karadeniz şimalindeki bozkırlara Kumanlar. 1224 de Kafkasya yolu ile gelen bir Moğol ordusu tarafından Kalkaçayı (Taganrog'a yakın) boyunda büyük bir hezimete uğradılar. Bir müddet sonra UraMdîl havzasında Sabirler görünüyorlar ve -ağlebi ihtimal burada çok kalmayarak Kafkasya'ya doğru gidiyorlar. daha doğrusu Slavlar tarafından temsil edSmiş ve bu karışmadan Velikorus. Bir kısmı batıya giderek Tuna Bulgarları adını almış. Bu Türk z&n-resi V. Rus kaynaklarından da malûm olduğu veçhile. 1237 de Batu Han'ın orduları Rus yurdunun istilâsına başlamıştı.Kama (Çulman) Bulgarları Devleti Çulman (Kama) nehri havzasının en eski ahalisi muhtelif Rn kavimlerinden (Çirmiş. yüzyıl ortalarında bu ovada yerleştirilen kuvvetli bir ih-timale göre yine Türk olan Vardariotlar'la da birlikte buranın Türk zümresini de artırmışlar da*. Sonraları Mısır Memlûkları adiyle maruf zümrenin büyük bir kısmını işte bu Kıpçak TürkJeri teşkil etmişlerdir. Kıpçak sahralarında kaldıklan zaman. Uziar'ın kalan kısmı Dobruca'da iskân edilerek. 6. diğer bazı yer ve nehir yerlerinin isimlerinin de bu Türk kavmi ile alâkası olduğu pek mümkündür. Kumanlar vücutlarının güzelliğiyle nam kazanmışlardı. tıpkı Peçenekler gibi. Kiyef Rusyası'nın Karadeniz'e «rrnesfrve mani olmuşlardı. yütyıbn ortalarına doğru özü (Onepr) nehrini aşarak Turta (Dnestr) ve Tuna'ya doğru ilerlediler. büyükleri Kumanlar'Ia sıhriyet peyda etmekte idiler. Bu Türk kavmi de. yani Kıpçak Bozkırları adıyla maruftur. Kıpçak bozkırları ta )Qfl. Bu kavmin mahiyeti ve tarihi hakkında sarih bir bBgi edinmek şimdiye kadar mümkün olmamıştır. yüzyıla kadar yerli ahali tarafından femsil edilmişlerdir. Bu Slav esirlerinin Yakın Şark ve Mısır piyasalarına sevkediJdıkterf malûmdur. ontann bu kısmı KaraKaîpak adiyle maruftur (Rus vekayinamelerinde: Çernye KlobuJd). daha Yayık ve IdH boylarından takip eden Uzlar (Oğuzlar) XI. Onlar. yüzyılın 40 ncı senelerine kadar bu kavmin elinde kalmıştır. Bîr müddet sonra bu kısım Kiyef Rusyası yerli ahalisi arasında erimiş gitmişlerdir. Uziar'ın büyük bir kısmı 1064 yılında Tuna'yı geçerek Balkan yarım adasına geçtikleri haide. yüzyıllarında Kama mansabının cenup mıntıkasında Suvar adını taşıyan bir Türk zümresinin yaşamış olduğu anlaşılmaktadır. aynı zamanda büyük göçten sonra da burada kalmış olmalıdırlar. V».S. bilhassa Cenubî Rusya knezîeri ve ahalisi üzerine büyük ve çok taraflı tesir icra edegelmişlerdir. Kumanlar da. fakat az olduklarından fX. Kumanlar'dan birçokları yerli Slav halkiyle kartşarak Ukraynalıların damarına bir parça daha Türk kanı katmışlardır. Az bir zaman sonra bu sahada Peçenekler de yerleşmek suretiyle Vardar ova& tam bir Türk yurdu mahiyetini almıştır. Kumanlar. Sîbir (Siberya) adı bu kavme ıtlak olunduğu gibi. Bu sahadaki 'Suvar* şehrinin onlar tarafından tesis edildiği ileri sürülmektedir. . Bu Rus halk destanında Kuman motifimi göze çarpıyor ve umumiyetle steplerle hemhudut Rus hayatı üzerindeki kuvvetli bir Türk-göçebe tesiri kendini gösteriyor. Kumaniar'tn faaliyet sahası yalnız Kıpçak sahralarına münhasır kalmadı. Ayni veçhile Kumanlar'dan birçokları Mtstf hûkûmdariannın hizmetine girmişlerdi. yüzyflm sonlarına doğru Doğudan gelen veya bulunan yine Türk olan kavimlerin (Avâr. yani Kiyef Rusyası ahalisi erkenden Türk unsurlarıyla karışmağa başlamıştır. Kumanlar'in bir kısmı 1240 da Macaristan'a çekildikleri gibi. t00-374 yıllarında Yayık-ldil ve Kama nehirleri arasının Hunlar tarafından işgal edildiğini yukarıda görmüşttlt Bu suretle İdil -Urai mıntıkası iki buçuk yüzyıldan fazla kuvvetli bîrTüfk-Hun tesiri altında kalmıştır. Bulgar eline gelmiş ve buradaki ahali ile karışarak Kazan Türkleri'nin teşekkülünde mühim bir âmil olmuşlardır.

Sigarların Kirrnencik. kadar içerde bulunan Bulgar (büyük Bulgar şehri) başta gelmektedir. Nehirlerin çokluğu balıkçılığın da inkişafını mümkün kılmıştır. ahalisinin Çokluğu ve servetiyle. Her nevi ehlî hayvan beslemeğe çok elverişli olan Bulgar memleketinde at. galiba belli basit dört-beş zümre mevcut olup herbirinin başında bir hancık bulunuyordu. kasaba ve köyler vardı. batKİa-Zuye suyu* Sura (Sim) suyuna kadar. hepsinin de önce Büler. hayvan beslemek. Bulgarlar bu bakımdan kendi devirlerinin bütün Türk ve birçok gayri Türk kavimlerinden yüksek bir basamakta bululuyorlardı. Sabir) ile başlamış olması pek mümkündür. işte bütün bu tabii ve iktisadî şartlar bir araya gelerek Karna Bulgarlarının esas meşgalelerinin ve yaşayış tarzlarının tayin ve tesbitıne ârnü okju: Bulgarlar az bir zamanda yerleşerek ekin ekmeğe başladılar ve bilhassa şehir'er kurarak büyük mikyasta ticaret yapmağa başladılar. balıkçılık. IX. Şuşma ve Zey 3u5ar«w başlan. arpa. Bulgar ahalisinin komşularının hilâfına olarak "çarık" değil 'çitik' yani "çizme" taşıdığı da bunu teyit etmektedir. Çok geçmeden bazı merkezler yükseldi. Şeikeyoğlu Almış ton ve maiyeti elçilere fevkalâde bir kabul göstermişler ve o tarihten beri Bulgar memleketi Abbasi halifelerine bağlı bir müslüman yurdu olrnuştur. Bîr müddet Bulgarlar'ın. Fakat». çavdar ve buğday ektikleri. ya Rn veya Türk olan. yüzyılın ortalarından itibaren Karna Bulgarlarının tamamryle müstakil oldukları kuvvetle mümkündür. ekseriy*ormaolar ve nehirler kenarında idi. Buitroer. (di! ite 0?ta Don arasında yaşayan. sığır. ticaret. gittikçe TBıMer tarafından temsil edilmeğe başlandılar. koyun bulunduğu muhakkaktır. Mamadış. buralara daha evvel gelen diğer Türk kavimleri (Suvar. samur. Cenupta da Hazarlar ve batıya doğru da Şark Sîavlan (Ruslar) bulunuyorlardı. avcılık. nehirleri. Derin kara toprak ziraat için gayet elverişli olduğu gibi. Bulgar gönü (işlenmiş deri) o devir piyasasında istenilen ticaret eşyasından sayılırdı. sapanla çift sûren köylü ahaliden ibaretti. ormanları geniş bir sahayı kaplamakta ve pek çok cins ağaç ihtiva etmekteydi. Bulgarlar'ın köy ve şehirlerine gelince. 900 tarihlerinde Bulgarlar arasında möelömarr olanlar artmış ve Bulgar Haiıı Almış. hele Ural ile Vjatka tarafındaki ormanlarda muhtelif cins kıymetli kürklü hayvanların çokluğu bu cins kürk ticaretinin ziyadesiyle artmasına sebep olmuştur. İdil'in yukarısından da Skandinavyalı tüccarlar (VaregRustar) ve Oka boyundan Siavlar-Ruslar buraya gelebiliyorlar^ . bunların namma kurbanlar kestikleri. Oşals Titiş. Bunlar arasında Kama ile Volga'nın birleştiği yerden 100 Km kadar cenupta İdil'in sol sahilinden 6 Km. Cenupta-Çirmişen ile Şamar suyuna kadar. damlar da ya kereste veya samanla. Sincabın karşılığı öten "tiyin' sözü Hazar Türklerinde 'para" demektir ki. Aynı sıralarda Ak-ldil ve Cenubî Ural mıntıkasında yaşayan Başkfrt (Başkurt) lann Bulgarların doğu komşularını teşkil ettikleri anlaşılıyor. o derece W. 920 tarihlerinde Bağdat halifesine müracaatta. Ayrıca avcılığın da mühim bir yer tuttuğu biliniyor. evler. Halîfe Muktedir-Billâh tarafından gönderilen kalabalık bir elçi heyeti 922 mayısında Bulgar memleketine vasıl olmuştu. iklimin icabı olarak kalın ağaç kütüklerinden. şimale doğru Vjatka nehri. Hazar Kağanı'na vergi verdikleri malûmdur. arıcılık ve endüstrinin bîr araya geldiğini müşahede ediyoruz ki. yüzyH sonlanna doğru. Hatta sikkenin az olduğu devirde bir sincap derisi "sikke" olarak kullanılmıştır. . Bu suretle. ve birçok diğer şehir. Türkistan'da ve diğer islam dünyasından IdiTe ve Bulgar'a gelen tüccarların tesrrfle buralarda İslam <M Ve kültürü yayılmağa başlamıştır. Çulman (Kama) ve kollarıyla. Çok geçmeden (VIII. tuşu çok olan Perm ve kıymetli kürklü hayvanlar nyie ormanları dolup taşan Vjatka-Orta Ural. Bulgar yurdunun iktisaden yükselişinde ahafifün karakterındeki bu vasfın da tesiri olduğunu kabul etmeliyiz. Bulgar. İran. Bulgarlara önce şaman dfaine mensup oldukları "Yer ve Suya* taptıktan. belki de Kazan (Eski Kazan) şehirleri. Hun. bunun içindir ki Bulgarlar'da dericilik san'atı bilhassa ilerlemişti. yüzyılın başlarında vuku bulması mümkündür Bu saha coğrafî ve tabiî şartlar bakımından gayet müsaittir. sincap ve başka hayvanların derisi Bulgarlar vasıtasıyla Türkistan. bilhassa atın en makbul kurbarraddeditdlğî muhakkricfir. Abbasî Halifesi ve Bulgar Hanı namına sikkeler basılmakta taş caroüeri saraylar. büyük ticaret merkezi dan idil şehrinin şimal memleketlerle münabebeti İdil nehri boyunca Bulgar roemfekefcnden geçiyordu. sonraları Bulgar şehrini merkez yapan Bulgar hanına tabi oldukları zannedilmektedir. keçi. Kazan ırmağı. Ik nehrinin mansabı. ÜS! üste koymak üzere yapılırdı. birçok tanrı tanıdıkları. Kama Buîgarlan'nın bir kaç zümreden (kabileden) teşekkül ettikleri anlaşılıyor. Bulgar memleketi iktisadî hayatı çok taraflı olan ve birbirini tamamlayarak "millî servet"in artmasına yardım eden-esaslarda kurulmuştur.-XM. Arap ve Bizans ülkelerine giderdi. kar ve yağmurdan muhafaza İçin dik olurdu. ırmak ve çayları bol olduğundan gayet zengin mer'alan vardır. çok mikdarda zahire istihsal ettiklerinden açıkça görünüyor. arkeoloji ve yer adları araştırmalarına dayanılarak takriben şu hudutlar tesbit edilebilir: Doğuda-Çirmişen. fakat Hazar devletinin zayıf düştüğü nisbette Bulgar haniannmda istiklâllerini ele aldıkları görülmektedir. d& alimleri ve mimarlar gönderilmesini rica etmişti. Temiz. ve madenleri çeşitli ve çok olan Orta ve Cenubî Ural sahasından nehirler vasıtasiyle kolayca Bulgar memleketine ulaşmak mümkün olduğu gibi. tilki. Bulgarlardan kalan bir söz olduğu kuvvetle muhtemeldir. Bulgar şehri IX. Orta İdi! ve Kama mansabında muntazam bir devlet ve ziraatte ticaret esaslarına istinat ettirilen gayet kuvvetli bir iktisadî teşkilâta malik olan Bulgar Türklerinin eski Türk askerî içtimaî müesseselerini ve an'anesini muhafaza ettiğinde şüphe yoktur. Şehirler ise. yüzyıl içinde) Orta idil boyu artık bir Buigar-Türk memleketi idi. Bu sahanın Rn asıllı eski ahalisi olan Çirmişler. dan. Buradaf ziraat. Diğer şehirler arasında Büler (Biler). meşguliyet tora ile köyden terkb «. yüzyıllarında Şarkî Avrupa'nın en mühim ticaret merkezi idi. doğru ve çalışkan insanlardan mürekkep olan Bulgar ahalisi şarkın bir çok yumuşatıcı tesirlerinden uzak toldıkları için Bulgarlar'ın bir çok miHT meziyetten muhafaza ettikleri anlaşılıyor.1B4 «HHMT DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHÎ 185 Bulgarların Kama mansabı sahasına bu defa gelişlerinin tarihi katiyetle tesbit edilemiyor. bu zümrenin büyük çoğunluğu tam manasıyla toprağa bağlı. bu hareketin V yüzyılın sonu veya VI. Bulgarlar müslümanlığı kabul ettikten sonra onların »urdu Türit-lslam medeniyetinin şimal batısında en iteri p mWu olmakla büyük bir ehemmiyet kazanmış*. evlerin sahibinin servetine göre birkaç odadan teşekkühsttiği anlaşılıyor. Suvar. Burtaslar da Bulgarlar'ın cenup batısındaki komşuları idi. Züye. zaten bu Türkleşme" cereyanının." İki büyük nehrin (idil ve Çulman) birleştiği ve kat'etbğt bu memleket uzak memleketlerle çok kolay münasebet imkânını veriyordu. Bulgarlar'ın mükemmel çiftçi oldukları.Şehirler ve köyfcr. Layış. Mokşı (Mordva) ve Artar kültür bakımından Bulgarlara nisbeten aşağı bir basamakta olduklarından. Cüke-Tav. Idil-Kama sahasında işgal ettiği yerlerin sınırlan kafi olarak tayin edilmemekle beraber. kaleler ve diğer binalar inşa edilmekte idi. kendi ihtiyaçlarından maada etraflarındaki komşularına da gönderdikleri malûmdur.

yüzyılın Mndt yarısında Bulgar kadısı Yakup^bni-Numan'ttv bir "Bulgar tarihî* yazdtğf rivayet edîifyoraa dâ mezkûr eser meydana çıkarılamamıştır. Batu 1237 yılı başında Rusyayı. Iran. Bulgarlara harp tarihleri az malûm olmakla beraber X. Dilleri ve küöürleri hakkında da bilgimiz azdır. Kazan suyu boyuna gittiği. Fakat. yin* feu toktan çaşfflhrgnıpların meydana getirdiği IskitteıTVbAve Moğollar gibkFakat költürüıt üç şna dayanağın-danrtoirHalan insan faktörü Bapkır-kültürünün eski Türkler tarafından ortaya konan . kıhç. Bulgar şehri ItiPden daha mühim bir ticaret merkezi oldu. ev eşyası. Bulat-Tlmur tarafından (*3S1) de Bulaar vurdu ve şehri büyük tahribata maruz kaldı. 1?36 da Moğol-Tatar ordusu. Bulgar devletinin siyasî akibetine gelince. bu vaziyet -karşısında ahalinin bir kısmının şimale. Bununla beraber. bozkırlar bölgesi kıyılarında yaşamış olan bazı yabancı toplulukların da dahil olduğu anlaşılmaktadır. astarNu» atınııhmal^ memişlerdi. İskandinavya. Türkistan. ancak umumi telâkkisi. kendi î^nde görünen her kültür belirtisini kabul etmemekte. çeşitli bakımlardan eski Türk yaşayışı. Türk tarihinin bu safhası daha ziyâde "Eurasia" nın bozkırlar bölgesinde cereyan etmiştir. düşünce tarzı. doğuş ve gelişme sahasından dolayı "Bozkır kültürü" diyoruz. Hazar. 3500 yıllık hayatı bozkır coğralt şartları içinde geçen TÖrk topluluğunun da kendine trtahsus b!r kültür tipine sahip olacağı tabii karşılanmalıdır. Şu hâlde her kûftörün üç temel dayanağı mevcut bulunmaktadır: coğrafî çevre. Kültür ve || Teşkilât M İbrahim KAFESOĞLU Bozkır Kültürü Şimdiye kadar görüldüğü üzere.186 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 187 Bulgarlar. Hatta bir aralfk Bulgar yurdu yeniden tahribata maruz kalmıştı. bıçak). bilâhare Kazan şehri Bulgar şehri yerine panayır mahalli oldu. Kumanlar'ın büyük bir kısmı Macaristan'a giderken. Kıpçak tüfkçesi-nin hâkimiyeti göze çarpmaktadır. düşünce tarzı ve yaşayışına uygun düşenleri benimsemektedir. Şehir ve köy yer-tortraöynet eşyaai. hay-van takımları ve sikkelerden ibarettir. Eskiden beri burada yaşayan ve sonradan Bulgarlar yanına gelen Kuman-Ki| ^çaklar'ın miktarı mühim bir yekûa tu&w§ olmalıdır ki. daha evvelki Türk ve yerli ahali ile karışmasından vücuda gelen Kazan Türkleri'nin dilinde. Bulgarlar üzerine saldırdılar. Bulgarların karışmasından S^^^^^ bulmuştu. Uluğ-Muhammet Han. Aşağı İdil'in sol sahilindeki Saray şehri merkez olan Altın Ordu'nun idaresi zamanında. Bulgarlar 1224 de Kafkas-Don seferinden Aral civarına dönmekte olan Moğol-Tatar ordusuna hücumla onu mağlup etmişlerdi. Bulgar yurdundaki yerli hanların JStfklâHan artmışa benziyor. idaresinde biff§ok Türk kıtaları da olduğu halde. Moğol-Tatar istilasından sonra. bazı mezar taşları ve kiföbeler. . 1238-39 yıllarında bunlar Deşti-Kıpçak'tan Kumanlar'ı koğmakia meşguldüler. yüzyıl sonlarına doğru Ruslar'm hücumuna maruz kalmışlardı. öBah (ok. coğrafî şartların yanında bizzat insan unsuru da rol oynamaktadır. Arap. Bu an'ane nesilden nesile geçti. Yâni cemiyet. kısaca "kültür" üne yön verici tesirler yapacağı tabiidir. Ancak bir kültürün teşekkülünde. Batu Hak'ın garp seferinia-iJk hedefi: Bulgarlar'dan intikam almaktı. 1437 de Saray han. Ayrı coğrafî çevrelerde befirfi karaktere sahip insan gruplarının meydana getirdiği cemiyetlere has olmak Ü2ere bfrbltferinden farklı küftürler doğacağına göre. çiftçi ve tüccar bir kavim olmakla beraber. istilâya başladı. bozkır ikliminin de. zırh. Kırım tarafın-dan Kazana geldiği zaman burada. Kazan Hanlığı'nın esas halkmi işte bu unsur teşkil etti. belirli ruhfkarakter taşıyan toplulukların ortaya konan kültür değerlerini kontrol kabiliyeti de unutulmamak gerekir.-'$& ^flMİBiMlİflhlIl III. bir kısmı da Kama Bulgarları yanına gelerek bunlarla karıştılar. Kalan maddî izler Bulgar şehrindeki harabeler. ötedenbari devlet teşkilâtına"ve medenî bir hayataalışık kalabalık. miğfer. burası Şarkî Avrupa ve Asya ticaret emtiasının mübadele edildiği ve umumiyetle tarihte malûm olan en büyük ve eski panayır yeri mahiyetini aldı. Hazar devleti zayıfladıkça Bulgarlar kuvvetlendiler. Son araştırmalar fertlerin bazı küftür unsurlarını yaratmak ve geliştirmekte başlıca âmil olduğunu göstermiştir. Büyük Bulgar şehri de tahrip edildi. XII. bu husu6takat1 bîr kanaata varmak içih birçok delillere ihtiyaç vardır. Rus. Biz buna. Bulgar hanlarının adları ve sayılan tesbit edilemiyor. Bilhassa insanın tabiat kuvvetlerine hâkim olmadığı eski çağlarda coğrafyanın insan hayatı üzerindeki tesirler? düşünülürse. BuigarJir'ia Kıpçaklar'ın. Baltık memleketlerinden buraya tacirler gelmekte idi. sonra da Makar'es ve nihayet Nijniy-Novgorod (Gorki) panayırları bu an'anenin devamından başka bir şey değildir. ziraat aletleri. insan unsuru. hatta Kazan adiyle bir şehir-kurduğu ve burada bir hanın yerleştiği anılıyor. onların askerî kuvvetleri tecavüziçin deplr daha ziyâde müdafaada kullanılmakta idi. Meselâ Hind-Avrupalılar'dan bazı kollar (Iranîler. 922 tarihinde Bulgar devle» ve ahalisi hakkında Bağdat halifesinin «b çfüiri arasında kâtip aıfatiyle büîufian terf-i Fadlan enteresan malûrhat bırakmıştır. Saray hükümetinin kuvveti azalınca. Bulgarlar'ın bir dereceye kadar siyaSF istifc lâllennı muhafaza ettiği anlaşılıyor. örfü ve geleneklerine. Bozkır kültürüne tarihin seyri İçinde. Bulgarlara bazan Oka boylarına kadar ilerledikten malûmdur. bu hflctımar ekseriyetle geri püskürtüldüğü gibi. cemiyet. inancı ve dünya görüşü. Bazı aflmter Bulgar dfflrtn bugünkü Çuvaşça m eski şekli olduğu kanatmdadırte: Çuvaşlar müslûman olmayan Bulgar köy ahafteirtfn hale«orl «ayıfryorsa da.

İndoGermen nazariyesine karşı. Başlıbaşına bir kültür tipi olduğuna göre de. sadece bir cephesini meydana getirir. 1700-1200)'nün yavaşyâvşş Or-ta-Asya'ya hâkim olmağa başladığı devir1 ile bu buluntular zaman bakımından dikkate değer bir uygunluk gösterir. Diğer taraftan S. at yetiştirme t$ültürü)Jtşsbii eden Mengtön'ş göre. Zichy tarafından ortaya atılan bu görüşe göre. 2500-1700) eski Türk Altay kültürüne bağlı bulumaktadır. Mâhiyeti ilmi yoldan iyi açıklanmamış olan ve Batılı ifân adamlarının. eski çağlarda bir değil birçok at cinslerinin bulunduğunu (Meselâ Çin'de Ordos bölgesinde. At gibi bir vasıtaya İhtiyacın.Ö. ayrıca İskit kültürü ile ayn^durumdakı A tay buluntular. çeşitli yarlerde başka.rM l ÎHHKT -i • -2? afin ilk HAfa nniar t. Hind.Ö. 300'lerde Asya Huntarı'ndan öğrenmişlerdir. bu yabancıların Türk'deri farklı insan unsuru ve cemiyet hususiyetlerinin belirlediği kûltör katkılarından ayırmaktadır. 1 . Bunun yanında demir de vardır ve ayrı bir hukuk anlayışı ile de donatılmış bulunmaktadır. *a dünyanm ata binme san'at.Û. Koppers. 900-500 yıllarına aittir).Ö. tesir ve baskısını hissettikleri bu kültür eskiden beri İlim adamlannca az-çok tanınmakta ML Mütehassıslardan bazıları bu kültüre eksik olarak "Atlı göçebe kültürüdemekte bir mahzur görmemişlerdir. merkezinde atın bulunduğu. At göçebe kavimlerin kültürüne sonradan girmiş bir ekonomi vasıtasıdır (Moğollar aslında afi bilmiyorlardı. Mühim olan. Menghin'e göm^ atın ehlileştirilmesi ve umumiyetle hayvan yetiştiricilik gHM medeniyet tarihinin çok mühinn bir safhasl TMda^fn ataları tarafından gerçekleştirilmiştir. asırda teşekküle başlamıştır.nı onlar- dan öğrendiğini iddia etmektedir. Çünkü bu. Kiselev'in tesbit ettiği üzere "savaşçı bir kavme ait olan Andronovo kültürü (M. Sehmidt. Akdeniz ve Avrupa gibi yerleşik köBür mensuplanrnn. ahlâk yönlerinden de tamamlanarak bir bütün teşkil etmiş olması icap eder. b.Bozkır Kültürünün Menşei Meselesi m . Bozkırlar coğrafyasında binlerce yıl hayatiyetin! devam efflren ve Çin.lar'ıtâBaykalgölüne I^^DS?XM yerleştirmekte ve onların da aslında 'göçebe" (bozk. c. 1200'lerde görülmektedir. çok geniş sahalarda. yine binlerce yıl içinde.n/4M . yaylalarda gelişen Bozkır kültürüne. bozkır kültürünün. af m ilk defa onlar tarafından «MeftrMp. Karadeniz'in kuzey düzlüklerindeki İskit sahası en elverişli bölge bulunmaktadır.İndo-Germen nazariyesi: teNjjj İ ^Sf ^k yayg. Bozkır kültürü "at" üzerine kurulmuş olmakla beraber. bir kültür çevresi ("Kulturkreis") olarak bozkırlar üzerine dikkati çeken W. Burada ehli atın menşei olarak kalıntıları Cungarya'da ortaya çıkarılan "Equus Przevvalsky" gösterilmiştir. hayatın zaruri kıldığı sür'atle dolaşmak mecburiyetinden doğduğu aşikârdır. atın belirli bir kültür bütünü içinde değer kazanmış olmasıdır. Bozkır savaş atı doğuya doğru uzanmış ve Çin'de muharebe atı yetiştiriciliğinin ilk sahası plan Şan-si bölgesinde görünmüştür. "Savaşçı çobanlar" ("Hirtenjgrieger") kültürü doğmuştur ki. prensipleri yalnız "aftan ibaret değildir. av hayvanı yabani bir at da olabileceği gibi. çöllerde değil fakat rutubet derecesi oldukça yüksek. geniş alınlı" batı bozkırları cinsi olduğunu belirtelim. Bu itibarla atın insanlar tarafından kullanılması bile -bu husus başlangıç noktası olmakla beraber. kendi kültür anlayışlarının haricinde kaldığı için. sırf çoban hayat tarzına dıştan bakarak göçebelik atf etmek yanlıştır. İnsanlık tarihinde ulaşılan bu başarı kavimle- . üzerine lâyı-kı ile eğilemedikleri göçebelik'in düşünce. kısa başlı. Arabistan'da ve Kuzey Afrika'da at ancak M. Hun süvarilerinin seferlerde bindikleri bu bozkır muharebe atının ilk kalıntılarına rastlandığı Afanasyevo kültürü (M. sayılması mün* küngörünen bu nazariyeHted*ırupal. Batılıların at üzerinde bu kadar durması. Bu nazariye taraftarla rına karşı itirazlar oldu ve 'Eurasia' bozkırlarında daha M. Bu itibarla Bozkır kültürünü en saf şekli ile bir Türk kültürü olarak kabul etmekte hatâ yoktur.İskit nazariyesi: > I. başka kavimler tarafından ehlileştirilmesi esümkün olduğunu hatırlattıktan sonra. merkezinde at yetiştirmek ve çobanlık yer almakta ye bu gibi faaliyetler için. 2. bu ihtiyaç şüphesiz itte olarak bozkırlı hayvan besleyici kavimlerde hissedilmişti. F.tesirinin bir devam. Şimdilik. Çinliler ata binmeği ancak M. 4. göçebelerin hayatında birinci plânda görülmez.temeürvdoğuda aranması gerektiği belirtildi.nf. bin ortalarında atlı göçebe kavimlerin yaşadığı hatırlatıldı ve Iskitler'deki bu kültür belirtilerinin Türk «!T!!^ Olabileceği üzerine dikkat çekildi. "yerleşik" topluluklardan ziyâde. "neolitique" devirden "hipparion" ve "equus caballus" cinsleri) ve atın tek bir yerde değil.188 ____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 189 temel unsurlarını.flrjr gibLiantnmtş kültür tarihçHAeiaih temsil ettiği Sfiyana ekolü* tarafından Heri aürülmüşiOr. Yine bu nazariyeye g& re atlı göçebe kültürtj. bilhassa Proto-Türkler için karakteristik Qİan en yüksek derecesini gösterir. şurada. Esas dan. M. Bozkır kültüründeki savaşçı çobanlar tarafından binek atı olarak kullanılan atın Przevvalsky cinsi değil. düşünce.n oim ve esk* "Aryanizm. şüphesiz bu hayvanı ehli hâle getirip binmenin insanlık kültür tarihimle muazzam bir hamle teşkil etmesinden ileri gelir ki. bozkırlarda gelişen kültürü de IndoGermenler'e bağlamak böylece mümkün olacaktır.V. Bozkırlar bölgesinde üç kültür devresi (kemik kültürü. arasındaki benzerlikte -"Kıral? İskitler" doğudan geldiklerine göre. *Eurasia" ya yayılmıştır. burada at iskeletine rastlamak da ehemmiyetli değildir. bu. W.wr. Bozkır kültüründe temel olan at. -T^«: t00™"") olduklarını ilen sürerek. Çok daha eski tarihlerde Poltavka ve Tripolje kültüründe "at" iskeleti kalıntılarının mevcut olduğu iddiası doğru olsa tüle» buna büyük bir değer vermekte isabet yoktur. şunu söyleyelim ki. Bozkır kültüründe rol oynayan baş aksiyon da biniciliktir. atın binek hayvanı hâline getirilmesidir.tâli bir keyfiyet sayılabilir. hayvan besleme kültürü. Bu itibarla. din. Çünkü herhangi bir kültürde ekonomi kültürün bütününü değil. O. Halbuki. bunun son merhalesinden yeni bir netice olarak.Û.Ö. dinî tutum. Kuzey Kafkaslar'da ve İran'da at ile ilgili ilk buluntular M. ahlâkî davranış bakımlarından özelliklerini henüz bilmiyoruz. vatan telâkkisi.Altaylı Nazariyesi Bozkır kültürünün Altay yaylalarında Proto-Türkler (Türktaön atalan) tarafından ortaya konduğu hususu. Bir göçebe san'at türü olan ihayvari üslûbu' da burada doğup gelişmiş. Menghfcç W. Atın ehlileştirilmesi için önce buna ihtiyaç duyulması icap eder ki. o. "küçük bedenli. Koppers'de şöyle demektedir: "Atın ehlileştirilmesi ve atlı çoban kültürünün yaratılması *k Türkler'e bağlanabüf.Ö. bizim "Bozkır kültürü" diye ifa de ettiğimiz kültür tîpju "atlı göçebelik1 ten ibaret olup.

At. aslında orman kavmi veya köylü değil.boy. Bu tahmin bir yandan Viyana ekolünün vardığı sonuçlara. hayvan besieyicllföi geliştirmek ve yaymak suretiyle iktisadî. Afanasyevo kültürü verintilerine göre M. Fakat ikinci nokta da- ha da mühimdi^ çüntoü insanlığı basit yığınlar olmaktan çıkarıp sosyal nizamlara bağlamak gibi* iktisadî faaliyetin de devamını mümkün kılan. Bu. bu insanlığın mazisinde ilk defa müşahede edilen insan zekâ ve iradesini tabiata hâkim kılma azmidir. siyâsî. ç. Orta Asya bozkırlar bölgesinin kültür tarihi yönünden taşıdığı ehemmiyet W.. Bozkır kültürünün M. dini vb. devtet kurmakta kifayetsiz kavimlerin yerleşik hâlde bulunduğu büyük nehir vadilerine savaşçı atlı çobanların müdâhalesinden sonra doğmuştur". gelişme ve muhteva bakımından bütün diğer toplulukların kültürlerinden ayrılık gösterir. bir beşerî değer ancak bu yol ile. (aile?) Bod . Bugün için. hem de isimlendirmeler bakımından tabirini tutmamaktadır. ehlileştirilmiş ata binme çağı. Zambotti ve jeopolitikçi Mc Kinder taraflarından iyice belirtilmiştir.Ö. 2 . yine ilk kanun koyucu durumunda olan Türklerin ataları tarafından tesis ve teşkil edilmiş görünmektedir. ihsanların cemiyet hâlinde yaşayabilmeler sağlıyan karşılıklı saygı esasından hareketle. daha çalışkan ve ziraatçi örtmaWa beraber.Ö. onu teşkilâtçılık melekesine sahip kılmışj ve eski Türkler herşeylerini borçlu oldukları ata kutluluk derecesinde değer vermişlerdir. Nitekim Doğu Asya'da ilk devlet teşkilâtı eski Türkler tarafından kurulmuş. Orhun kitabelerine göre Türk bozkır cemiyetinin yapısını şöyle tesbjtetmek mümkündür: Oguf . husule gelmiştir. çok faydalı bir iktisadî hamlenin işaretidir. Ptor'a göre. otlaklar etrafında cereyan eden mücadeleler bozkırlıyı metanet ve cengâverlikle bezemiş. nihayet Türklerin ataları tarafından at ehlileştirilerek in-sanhk hizmetine sokulmuştur. konu ile ilgili tâbirler meseleye ışık tutacak durumdadır. Bu bakımdan Üral-Altaylı kavimlerin dünya tarihindeki bu çok mdhfrn rolünü beHrten.)aayesinde hâkimiyet altınla aldıkları insanları idare plânında başarılarım mürnjaün kıtaşîır. Tarihte ilk kültürler de şüphesiz doğdukları bölgenin tabii şartları içinde öz kazanacaklarından. Bu da. avcılık ve devşiricilik gibi. kabile Ok * kabile (bir siyâsi teşkilâta bağlı) . W.Eski Türk cemiyetinin sosyal yapısı hakkında şimdiye kadar yapılan tasnifler hem bünye. İnsanlar yaşadıkları çevrenin bu imkânlarını değer-lendirerek hayatlarını sürdürebilmişlerdir. öteki. orman kavimleri "asalak1 kültüre (avcılık. Fakat Bozkır kültürü dediğimiz. Yine at sayesinde bozkır kültürünün ortaya koyduğu başka üniversal bir değer hukuk fikridir. her araştırıcının kendi meşgul olduğu zaman içinde kaimast ve yine meşgul olduğu belirli Türk zümresini esas alması olduğu anlaşılıyor. terim. atlı muharip çobanların.190 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 191 rin ve başka kültürlerin gelişmesinde fevkalâde neticeler doğurmuştur. Menghirf* göre. TürMer tarafından ehliteştiril-mlştir ve Türkler ala bin»flk*ısanlar olarak görünmektedirler". sonra ren geyiği (Samoyedler tarafından). *8ehmtdt de araştırmalarında aynı neticeye varmıştır: 'Orta Asya'da oturan ve çok eski btr amanda aveıkk hayatından hayvanları ehlileştirmeğe geçen tek kavim Tûrktşr olmuştur. Şüphesiz ata binicilik temel unsur olmak üzere. atın sür'atı ve demir madeni (aş. iiraat kültürünün ve ona bağlı hayvancılığın çok üstünde ve dünya tarihinin pak mühim bir kültür merhalesi olduğunu belirten F. ziraate elverişli yerlerde oturanlar "köylü" kültüre (çiftçilik) bağlanmışlar. ara bu. yüksek teşkilâtçılık yolu ile içtimaidir Birinci nokta mühimdir. Ön-Asya kavimleri bakımından da benzer sonuca varılmıştır. At vasıtası ile insanlığa bahş edilen diğer mühim bir değer de sür'at mehfumudur ki. Tarihî bağlantılara* gösterdiği gibi.Sosyal Yapı a . 2. bu eski iptidaî kavimleri zihni durgunluğun tenbelliğinden kurtararak canlı bir faaliyete yöneltmiş va frisan iradesinin ufkunda sonsun imkânlar açılmasına vesile olmuştur. bin başlan olmalıdır. W. devşiricilik). 8u itibarla. Bunun sebebinin. bozkırdakiler "çoban" kültürünü (besicilik) meydana getirmişlerdir. kitabelerinde geçen. 2500 yılları olduğuna ve Andronovo kültürüne (M. Ana kaynağımız Orhun. Türkler'in çeşitli devirlerde. însanlan üretici (müstahsil) durumuna sokmak suretiyle.Bozkır Kültürünün Teşekkül Çağı Bu küftüFÜh menşei hakkındaki nazariyeler ona aşağı yukarı bir mazi tâyin etmek imkânını sağlamaktadır. Onlar M.soy. Viyana ekolü'ne göre bu tarih M. fakat bozkırlı olan Türkler'in kültürü de doğuş. bin yıllarında Aral gölü havalisinde bozkır kültürü ile temasa gelerek bu kabiliyeti elde etmişlerdir.toplulukları bir üst idare nizamına bağlama yolunda ulaşılan devlet kurma düşüncesinin mahsuiüdöf. Bu sebeple yeryüzönde ilk siyâsi kadrolar.Ö. büyük devlet esası için gerekli şartlar ancak bu sayede belirebHmiftlr\ Mm binek hayvanı olarak kuHanılmaeinı. "Altay-Türk atlı çoban kültürü" Türkler'in atalarını diğer topluluklardan farklı bir dünya görüşüne ve hayat tarzına götürmüştür ki. yalnız alarak karşılığında birsey vermıyen parazit asalak) ekonomi yerine. Bu hususta Göte*Türk topluluğu sosyal bünyesi herhalde hareket noktası vazifesini görebilecektir. diğer yandan da arkeolojik vesikalara uygun düşmektedir. cepheleri ile kültür gelişinceye kadar belirli bir zamanın geçmesi gerekecektir. hayvan yetiştirme. Rubent L. iktisadî. 2500 ile 1700 arasında oldukça belirgin bir vasıf kazanmış olduğu kabul edilebilir. P. aslına en yakın TSrk kültürü içinde cemiyet yapısını tesfcrft etmek bakımından bazı imkânlara da söfeftbiz. Koppere Hind-Avrupalılar açısından meseleyi daha kesin bir şekilde açıklamaktadır.Ö. bozkırlarda gelişen eski Türk kültümün dünya tarihinde fB bakımdan kesin tesiri olmuştur. Hind-Avrupalı kavimlerin (bugünkü Avrupalılar'ın ataları) teşkilâtçılık ve siyasetteki başarıları ancak bu bozkırlı unsurların onlarla karışması ile izah edilebilir. kalabalık hayvan sürülerini sevk ve idare etmek mecburiyeti eski Türkler'in. bk.aile (?) Urug . Bunlardan biri. çeşitli bölgelerde bazı bünye değişikliklerine uğradıkları ve bununla ilgili olarak başka başka tâbirler kullandıkları şüphesizdir. Menghin şöyle demiştir:^ 6§kî yüksek medeniyetter dahi. Esasen yeryüzünde ekonomi bakımından başlıca üç temel kaynak vardır: orman. At terbiyesi.Ö: 2. hayvan terbiyesinde önce geyik. Ona göre. 1700) bağlı "savaşçı atlı bir kavim" in etrafa tesirini göstermeğe başladığı ifade edildiğine göre. diğer bölgelerde de böyle idi. At üzerinde.

zengin mânalarında olanlar (meselâ: Bayındır Bayat Çavuldur.â: v . beg. Türkler'de "leviratus" (ölen erkek kardeşin dul kalan zevcesi ile ve çocuksuz genç dul üvey anne ile evlenme sekti) mevcuttur ve umumiyetle tek zevcelik (monogamie) görülür. Eski Törk cemiyetinde ilk sosyal yapı olan aile. halkı ile. Türk-Moğol devrinde: 1. devlette gerçek istiklâl. beylik* Imnlık gibi hür ve müstakil siyâsî teşekküller kurmağa çalışmaları bunu gösterdiği gibi.)Oğuz adı da (0hf zaOtftar) belirli bir siyâsi teşkilât kurmuş Türk boyları mânasındadır. Bu adlar şöyle sınıflandırılmıştır: a. tanıyabilmek için onun. Türk gruplarının her gittikleri yerde. Rorna'daki (gens) ve Islavlar'daki (zadruga)'dan farklı olup. Osmanlı gibi devlet veya. Gira-ud'ya göre Teşkilâtlı devlet. muntazam teşkilâtlı millet" demektir. ? < Argu. Boy beyleri cesareti. j ^Adam^veya insan mânasını verenler (meselâ: Hun. Boran. eağlamlık.Aikerî-eiyâsî hâdiselerin tesirinde meydana gelenler (meselâ Hazar = Kazar. Uygurca metinlerde. İğdir. toprağı ile. Gabain'e göre "ülke. Kapan.. çıkarlar. Mogyeri = Magyar vb. Bulgar vb. bilindiği gibi dıştan evlenme (exogamie)'nin esas ve baba hukuku'nun hâkim olduğu Türk ailesinde evlenen oğullar. imparatorluk = Reich. Boylar birliğine "bodun" deniyordu.boylar birliği (siyâsi yönden müstakil veya değil) İl . Memleket. Tabgaç vb. Orhon yazıtlarında ancak bir yerde geçen "uruğ" tâbiri. Sabar. akraba. baba evi ise en küçük oğula kalırdı. bk. Agaçeri. bodun kelimesi "kavim" mânasını verebilir. Buna göre boy.'«öhretli. Câferlu vb.). Devlet karşılığı olarak daha geniş anlamlarla karşımıza çıkmaktadır» \ b-İI: Eski Türk cemiyetinde siyâsî teşkilâtlanmanın en üst kademesini teşkil eden T V. bi) bulunuyordu. Böyle bir ortak şuur Bozkır Türk cemiyet ve devletinde çok eskiden beri mevcut.İstiklâl Kavramı Bilindiği üzere. vfc). siyâsi hâkimiyet" mânasına gelmektedir. bütün dış tesirlere rağmen başka bölgelerdeki TürK'2ümfelerine ntebetle en az tesir almış olmaları gerek» Altaylrtar'da "soy* ve Yakut'larda "usa1 Kırgızlarla 'aul") ise de. Thomsen'e göre "siyâsî bakımdan müstakil.R. Umumiyetle. yb. Aileler veya soy'lar bir araya geldiği zaman "boy" teşekkül ediyordu ve başında vazifesi. b. Yula. eski Yunan'da ve CâMiye devri Araplarrtıda. KıatAhmedfe. Yağlakar. 58'de cereyan eden hâdise (yk. benzer kuruluşlar başındaki mctful şahıslar aynı zamanda dirtfreis oldukları halde. Kartuk. evlenen erkek veya kızın baba ocağından ayrılarak ayrı bir ev (aile) meydana getirdiğine delâlet eder. Eett Türk ailesi tip olarak "geniş aile" şeklinde görünmekte (geçen asm 2. hisselerini alıp. Utur-gur = 30 Ogur. Bunlara göre eski Türk "in.Askerî teşkilât ve idarî kuruluşla ilgili olanlar (meselâ: Çur. Bodun'lar çoğunlukla soy ve dil birliğine sahip boylardan meydana geldiği için. Mülkü ve hayvan sürüleri başka zümrelerinkinden ayırt edilmekte idi (24 Oğuz boyundan her boy hususff bîr damgaya sahipti). ErHm = erdene Kınık vb. han ("kaan") bulunur ve topluluk siyaseten müstakil veya bir il'e tâbi durumda olabilirdi. yeni bir aile kurmak üzere. - >. fazilet ifade edenler (meselâ: Türtc. *" H V ya h â İSe8İnİ bildirenler mese. Eeki Türk boylarının adları boyun bu siyâsî ve içtimaî hususiyetlerini meydana koymaktadır. (Gök-Türk kitabelerinde: âble +) tâbirleri. meselâ. f „ v n J*\ * XüT . feususiyetlerin» şöyle tesbit etmek mümkündür: 1.©** muştur. yansında. Kaşgarlı'da. cesaret.) dolayısiyle Çin yıllığı . Çepni» Taryan.Müstakil topluluk. Köbök. bunun yalnız idareci zümrece istenmesi ile değil. Kitabelerde yalnız bir defa geçen "Ulus" sözünün eski devirdeki mânası açık değil ise de. Kangar.Boylar birliğine katılanların sayısına göre adlandırmalar (meselâ: On-ok. feıvaş. Isfendi-yar-oğlu vb. bu söz. Yabagu. malî kudreti ve doğruluğu ile tanınmış urug ve oguşların reisleri arasında seçim yolu ile iş başına gelirlerdi. 2. bey'in böyle bir fonksiyonu yoktu. nesil" mânalarına gelen bir söz olup. Üç-Karluk.). Türkçe'de izdivaç için kullanılan "evlenme" veya "evlendirmek. yâni istiklâl düşüncesinin bütün toplulukta müşterek birarzu hâlinde var olması şeklinde belirir. On-Uygur. Kabar-. Görüldüğü üzere Türk boyları ve umumiyetle Türk siyâsi kuruluşları şahıs adlan ile anılmıyorlar (Selçuklu.). Moğolcada da "yat." A. caf (yabancı) tâbirinin zıddı olarak "akraba" anlamında kullanılır. Kan akrabalığı esasım dayanıyordu. Çünkü Türk ailesi eski Yunan'daki (genose). devlet'in şartları yönünden. f. Keşi. idarî ve hukukî nizamla» ile. imparatorluk. aynı zamanda halkın da aynı şuur İçinde bulunması. Kumeri.#oKuwet. Kül-bey. bütün içtimaî bünyenin çekirdeği durumunda idi. Yeney. devlet. Seçici hey'et herhalde boy'u meydana getiren aile ve soyların temsilcilerinden kurulu olmalıdır. c. Karan Gyormati. hak ve adaleti düzenlemek ve gerektiğinde silâhlı kuvvetlerce boyun menfaatlerini. aslında Türk kültürü mahsulü olmayıp.). iktidar veya hükümet" . aslında Türk ailesinin 'Küçük aile" tipfrtde kun&ı bulunması daha akla yaton gelmektedir.Ö. vazifesi yurdu ve ahaliyi korumak ve sağlam bir sosyal bünyeye sahip olmasına çalışmak olan bir siyâsî kuruluştur. birçok modern şivelerde çok kullanılan ve tohum.y. Bodun'un başında "bey".Millet. siyâsî mahiyette bir birlik idi.BüyüK. Kürt vb.). çeşitli ülkelerde buna muvaffak olmaları da istiklâl düşüncesi üzerinde ısrarlarına delâlet eder. adlar. Arap ve Fars tesiri ile sonradan ortaya çıkmış isimlendirmelerdir. Dokuz-oğuz. Eski Türkler'de istiklâle verilen değer bazı tarihî kayıtlarla da tesbit edilmiş durumdadır: Asya Hunlan'ndan M. boydaki iç dayanışmayı muhafaza etmek.-Hteilu. 3.korumak olan bey (bâg. gibi küçük topluluk adları ve sonu + oğlu ile biten Aydın-oğlu. Belirli arazisi ye muharip kuvveti vardı. Kayı. ortaklık yalnız otlak ve hayvan sür rülerine inhisar eder. imparatorluk.192 ______TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ TÜRK TARİHİ 193 Bodun . Bu hey'et eski Türk devletlerinde mevcut "meclis" (Danışma kurulu)" lerin küÇûk çapta bir ilk tipi olarak görünmektedir. Argm. Roma'da. Türk "il"W.v.

Çin'de enselerine bo- . hani ka-gan'ımT. idarecisi ve halkı ile Türk topluluğunda ortak bir değer taşıdığını ortaya koymaktadır. yalnız hür ve müstakil yaşayabildiği toprağı ülke ve vatan saymakta (Türk tarihinde çeşitli Türk zümrelerin ayrı vatanları bundan Heri gelir). ülkenin sür'atle "vatantaşma" sının mümkün olacağı kolayca anlaşılır. ailede hususî mülkiyet mevcut idi. hürriyet ülkesi olan Asya Hun topraklarına kaçıyorlardı. Orhun kitabelerinde. koyun ve sığır sürülerinin sahiplerinden tahsil edilen belirli ötçüdeki vergiler yolu ila'l^in mâlî ve askerî ihtiyaçları karşılanıyordu. Devlet topraklarının İdarecilerle halkfft ortak mesuliyeti altında bulunması keyfiyeti. en küçük bir aile bile başlı-başına bir "il" sayılabilirdi. Türk topluluk adlarından anlaşıldığı üzere. Meselâ 8 boy hâlinde Don-Aşağı Tuna nehirleri arasında yayılan Peçenekler'de "kabilelerin durumu o kadar müstakil idi ki. Bu hal iae. kast cenderesine aldıkları mahkûm zümrelerin (Mogollar'da çeşitli neviden köleler. başta en yüksek kas (adele) kuvvetine sahip at olrnaR üzere. Eski Türkler'de ülkeye Vurt" deniyordu (Eski Türk vesikalarında geçmiyen ülke sözü. ayrıca Bozkır kültürünün ekonomik özelliği de. yâni tam bir birlik teşkil ettikleri hâlde bir merkezî iktidar mevcut değildi". her müstakil devletin hak ve salâhiyetlerini mutlak şekilde kullanabildiği belirli coğrafi saha olduğuna ve ülkesiz bir millet bahis konusu olmıyacağına göre. 10.Ülke Kavramı: Ülke. „3-lnsanUn$ufu: Devletin yalnız hükümdar ve ailesinden ibaret sayıldığı topluluklarda siyâsî hürriyet ve çalışma serbestliğini düşünmek güçtür. köleliği ve bazı zümreler için "imtiyazlılık" durumunu önlüyor. fakat bizzat devlet reisinin korumakla vazifeli bulunduğu bir ata yadigârı idi. Demek ki Türk hakanlıklarında ülke. Devlet idaresi ve ülke anlayışında idarecl4ıa!k İşbirliği olan alyâsff teşekküllerde ise. asır Kıpçaklan'nda da durum böyle idi. 12. müşahadeye dayanılarak belirtilmiştir. fakat bu şamarın mevcut olmadığı araziyi kolayca terk edebilmektedir (Türk göçlerinin diğer tur sebebi). Asya Hun Tan-hu'su Mo-tun. Bu tarihî veeh kalar.birbirlerinden kolayca ayrılmalarına ve aynı bölgede veya başka bir yerde yeni bir İl teşkil etmek üzere tekrar toplanabilmelerine imkân vermekte idi (eski Türk siyasî kuruluşlarında boy sayısını ifade eden ve zaman zaman değişen rakamlar bunu gösterir). durum başkadır. Orman kavimlerinde ve yerleşik topluluklarda hâkim%eti ele geçiren gruplar. Türkler'detei bu vatan sevglaHM* Arap yazarı Al-Câhiz-Xölm. trçy* van güeü karşılıyordu. 2. Eski çağlarda» yaşamak için ihtiyaç olan 'çalışma. aşağıda yer deünmedikçe Türk bodurumun il'ini. Bu durum bazan sosyal yapının daha yüksek kademelerinde müşahade ediliyordu. 'yurt'una da derîn bir muhabbetle bağlanmıştır. tabiatiyle. bu düşüncenin. toprağın devletin temelini teşkil ettiğini buna göre. Hususî mülkiyet kişi haklarının ve hürriyetin teminatıdır. Kısaca Türk kültüründe vatan Türk tuğlarının veya al bayrağın dalgalandığı yerdir. Hazar hakanı ve idarecileri teb'anın mülküne el uzatamazlardı. "ölkâ" şekli ile Moğolcadır). bütün milletin ortak toprağı idi.). Mücadele edecek savaşçılarımız hâlâ mevcut iken devletimizi korumalıyız'. TÖrk Tinde de belİrÜ sınırlar içinde bulunan bir ülke kavramının mevcut olacağı aşikârdır. Bozkır Türk cemiyetinde öyle bir hürriyet havası vardı ki. Ülke sınırlarına da "yaka" denilmekte idi. Çin'deki köleler. kendisinin Hun memleketinde hür olduğunu ve korkusuz yaşadığını söylemişti. ilk tarihî btfMiaine Asya Hunlan'nda rastladığımız bu durum. buralardan faydalanan özel mülk at. Göçlerde ailelerin ve fertlerin kendilerine ait sürülerini ve taşınabilir malların] beraberlerinde götürebilmeleri ve istedikleri gibi tasarruf etmeleri onlardaki hürriyet duygusunu ve serbest hareket etme eğilimini daima canktutmakta idi. beraber savaştığı. Gerçekten eski Türk topluluğunda halk. iktisaden -besicilikle dayanan Bozkır kültüründe ise bu ihtiyacı. Bozkır Türk devletinde arazi üzerinde de hususî mülkiyet câri idi {Asya Hımları'nda. "Kağanlık" tâblrt ile ifade edilen "devlette istiklâl' düşüncesine karşı duyulan ilgi daha sarih bir şekilde dile getirilmiştir: İH olan bir bodun idim.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 195 Shi-ki Hun devlet meclisi'nde yapılan şu konuşmayı nakleden Boım <ıç*n tâbHyet yüz kızartıcıdır. Ancak Türkler'de "ülke" ve vatan telâkkisi göçebe veya köylü (ywteşik) bütün öteki kavimlerden farklı olarak. Gök-Türkler'de en canlı şekilde mecvut olmuş (Ötüken'in kutsal toprak sayıldığı ve "kağanlık" a ve töre'ye sahip olarak yaşamak için Ötükende oturmak gerektiği) ve Uygur Türklerî'nde "Kutlu değ" efsanesinde sembolize edilmiştir. eski Türklerin şahıslartndan ziyâde ffie bağlı olduğu hususu ile bir arada dikkate alınırsa. hâtûn olmağa lâyık kızın câriye" olduğundan yakınan Bilge Kağan Türk devlet ve istiklâlinin devamUlığınş İnancım şu sözlerleitede etmiştir: "Yukarıda gök çökmedîkçe. sınıf. Bizans'ta insanın baskı altında tutulmasına ve kanunların yürümemesine karşılık. Oğuzlar'da "bey"ler. eski Türk devletlerinde. asır Bulgar-ları'nda fertler kendi arazilerinden elde ettikleri mahsulden hükümdara bile birşey vermiyebiliyorlardı. çekme ve taşıma gücü"nü iti* sanlar . ctevtetfrr siyâsî isffldâli gibi. cemiyette kendilerine herhangi hteraülfc ve hiçbir siyasî hak tanımamak suretiyle. töresini lam bozabilir?". eşitlik ve insana saygı prensiplerinin gelişmesine yardım ediyordu. adalet. Bu tip arazi devlet mab olduğu için. Boyda ^yalnız otlak ve yaylaklar ortak mülkiyette idi. ülke bakımtfıdan 'donfaturrt'detJilreski çağlarda benzeri yalnız Roma imparatorluğunda görülen "imperium* hâkimiyet telâkkis'mîıf tnevcut olduğunu gösterir. Islavlar arasında yaygın köle ticareti.ancak kendi aralarındaki daha zayrfvdaha az becerikli fertle*» kol kuvvetinden faydalanma yolu ile sağlayabiliyorlardı. han'ın bazı aşırı davranışları karşısında seslerini yükseltirlerdi. Önce. siyâsî istiklâli ile beraber yürümektedir.869) tarafından da.Ö. devlette gerçek istiklâl kavramına uygun olarak."Asalak" feültürde ve "Köylü'vtyefte-şiK)J$ültürde başkaca çare yoklu. Yukarıda söylediğimiz üzere. Atalarımızdan toprakla birlikte devr aldığımız istiklâlimizi Çın ile uz-laşmak bahasına feda edemeyiz. Eski Türk topluluğunda da insanın fertfr hukuk İle donatılimış ve iktisaden esir olmayan bîr hayat dtöaeninde bulunduğu anlaşılmakta*^ Bunun tarihî vesikalarla ortaya koncası mümkündür. her ne sebeple olursa olsun kimseye arazi terk etmeğe selâhiyeti bulunmadığını söylemişti. 209) devlet meclisinde. Eski Türk. Anlaşılıyor kf Bozkır Türk il'inde "yurt" hükümdarın şahsî malı gibi keyfine göre tasarruf edilebilen bir toprak parçası değil.194 . Türk boylarındaki^ bu karakteristik durum eski Türk İl'inde siyasî birliği meydana getiren boyların -türlü sebepler yüzünden. kavim beraber yaşadığı. Avrupa Hunlan'nda Atillâ'nın başkentinde bir Bizanslı. komşu Moğol Tung-hu'ların arazi talebi karşısında kaldığı zaman (M. belirli sınırlara sahip devlet arazisi idi ve bu arazi hükümdar ailesinin mülkü değil. Bu durum eski Türk devletinde. İstiklâlden mahrum kalmca "Beuolmağa lâyık oğlu kul. tfmdi SFim nerede? Kağanlık bodun idim. GökTür$er'difc Uygur-lar'da vb.

Karaton gibi misâller verilmiştir). her an savaşa hazır. bk. idare edilenlere doğru bir sıralama olmalıdır. yüksek seviyeyi belirttiği görüşü de ileri sürülmüştür (ve Kara Han.) Bu hukuk anlayışının eski Türk cemiyetinde imtiyazlı "sınıf lara dayanan bir düzenin ortaya çıkmasına da engel olacağı aşikârdır. Kûn (câriye) sözü de çincedir (kü'an). askerliği meslek edinmek (idarî-*iyâöi) ve rûhânî zümreye mensup bulunmak (dinî). herhalde» idarede daima pratik yolu tercih eden Türk siyâsî teşekküllerinin. Henüz yürümeğe başfıyan her çocuğun yanında eğerlenmiş bir at hazır bulunurdu. meselâ. Eski Türkçe'de "kuP tâbiri umumiyetle 'köle' müteradifi olarak alınıyorsa da doğru olmasa gerektir. Hazarlara dair islâm kaynaklarında geçen "EI-Hazar'ül-khJ. istiklâlini kaybeden her topluluğun böyle tahditlere mâruz kalması samanımızda bile tabii karşılanmaktadır. Çin ve Iç-Asya sahasında görülmekte olup. yaşadıkları coğrafî şartlar icabı. menşeini "yerleşik" medeniyetten alan ve bazı orman cemiyetlerinde (meselâ Moğollar) rnevcul olan bîr müessese olup. Esirlik ile kölelik içtimaî ve hukukî bakımlardan birbirinden farklı şeylerdir. Dokuz-Oğuz beyleri. fakat onlardan ayrı olarak esir (bilhassa savaş esirleri) de vardı. "Kara-bodun". Dede Korkut'da açıklandığına göre.Peçenekler'de K. Mısır'da. Binice. Bozkır külpünde hâkim zihniyet de bunu gerektiril . koyuna bindirilerek ve ok ile sincap vb. Bununla beraber Tabgaçlar'da ve Iç-Asya Uygurları'nda kölelerle karşılaşılmakta ve hattâ DLT'de "ol kuf boş kıldı" (O. kölesini azftd etti) gibi bazı ibareler dikkati çekmektedir. Bunun sebebi söylediğimiz gibi»-bozkırlar bölgesi insantennın. Herhangi bir toplulukta imtiyazlı zümrelerin teşekkülünde başlıca ûçâmH röl oynamaktadır: geniş araziye sahip olmak (iktisadî). İkincisi. «amanla. Eski Yunan'da. Eski Türkler'de fertler savaşçılık ve mücadele sahasında şahsiyetlerini bulurlar ve gösterecekleri kahramanlık ölçüsünde cemiyette yerlerini alırlardı. Roma'da ve Moğollar'da. Devlet idaresinde hakana en büyük yardımcılar durumunda olan beylerin idare ediien halka nisbetle üstün tutulması tabii ise de. Namık Orkun. Eski Yunanda Aristotelesh »Nı ftapvana ve 'canlı âlet" dediği ve doğrudan doğruya "o^ûlk" sayılan insanlar. Şartlar bunlardan toarettir. kadının her sahada olduğu gibi. yine aslen Türk olmayan bir kültürün uzunca bir müddetten beri tesirindeki Türk zümrelerinin dilinden örnekler vermektedir Kıpçak bozkırlarında bazı Türk çocuklarının "satın" alınarak Orta-doğu memleketlerine gönderilmesi telavlar'dan ve Normanlar'dan gelen meşhur esir (köle) ticaretinin ttr neticesi olarak mütalaa edilebilir. kuzuya.196 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 197 yunduruk vurularak tarlalarda çalıştırılanlar. daimî asker durumunda idi. umumi ekonomik-hayatta ancak tâli olarak yer aldığı' bozkırlar sahasında büyük fnâlîkâne* terin meydana gelmesi (feodalite* imkân dışındadır. bodun. Bu mânada. Kâşgarlı Mahmud da. "Beğ'iîğin babadan oğula geçtiğine dair açık bir delil bulunmuyor (hükümdar sülâlesine mensup olanlar hariç). insanın kol (adete) gücüne müraT caat zarureti duyulmayan Bozkır kültüründe huauiî mülkiyet ve hür çalışma esasında gelişen sosyal gelenekler. kölelerin yanında. töre hükümleri hâlinde kesinlik kazanmıştır. Fakat buralarda gerçek mânâsı ile "mülk1 ten ve "hak" tan mahrum insanlar zümresi ve müesseseleşmiş "kölelik" ten ziyâde. hususî mülkiyet ile hürriyet anlayışı buna engel olmuş görünüyor. bozkır Türk toplulukları daha çok siyâsî vasıfta olup dinî karakter taşımıyorlardı. Herhalde kitâbelerdeki şu ifade: Kağan. avlatılarak. Bilindiği gibi köle* Kk. Buna göre. 445 de ölen Bleda'nın dul hanımına âit olduğuna dâir Prtskofc'un kaydını doğrudan doğruya "yerleşik" kültür mafW sülünden ibaret olan toprak aristokratlığının Avrupa'da bir devamının tesbiti olarak değerlendirmek lâzımdır). doğrudan doğruya devlet içinde idare edenlerden. vahşi bir hayvan öldürmüş olmak) aç doyurmak. Hazar ülkesinde yaşayan "Halis" adlı müslüman Harezmliler olduğu anlaşılmakla ortaya çıkmıştır. bütün âife efradı ile birlikte yeni yurt kurmak zorunda olan bozkırîı Türk'e. Buna karşılık bir de ak-beğ? ifadesinin bulunuşu Türk cemiyetinde bir "asiller" sınıfının varlığı hususunda tefsire sebep olmuş gibidir (Meselâ. Kara Ordu. Gök-Türk yazılı vesikalarda 14 yerde "kul" tâbiri geçmektedir. bozkırlara yabancıdır. biniciliğe ve vuruculuğa alıştırılırdı. aslında. Yukarıda bey'lerin seçiminden bahsefmiş-tik. "asıl. asli Türk bölgelerinde değil. Nitekim kitâbelerdeki hitaplarda çok kere devlette büyük memuriyet makamlarını işgal eden "buyruk'lar. zira her Türk iyi savaş terbiyesi almış. Orhun kitabeleri dahil eski bozkır Türk vesikalarında din adamlarından hemen hiç bahsedilmemesi bu bakımdan dikkate değer bir nokta teşkil eder. kalabalık bodun* diye mânâlandırmak gerçeğe daha yakın görünmektedir ve buna nazaran sayısı şüphesiz az olan beyler 'ak' oluyor demektir. askerliğin eski Türkler arasında ayrı bir meslek sayılması düşünülemez. ziraatın. şadapıt beyler. bey . hiçbir YflÛÎk*ü bulunmayan ve cemiyette Wç "hak* sahibi olmayan hean dfmektlr. Önce. Eski Türk devletlerinde bazı yüksek memuriyetlerin ırsî olduğu iddia edilmiş ise de. asırlar boyunca. Bunların hepsi dış tesirlerle açıklanabilir. Üçüncüsü. Atsız'ın 1077'deki Kahire savaşı). ÇÖrtkü köle. çok erken çağlarda belirti-seviyede hukuk fikrîne ulaşmış olmalarıdır (yk. "toprak köleliğifservage") bahte konusu değildir (Orta Macaristan'da bazı köyler. "Tarhanlık" ve "Orun-ülüş" meselelerine de kısaca dokunmak icap etmektedir. Esasen eski Türkçe metinlerde "köle" kelimesi geçmez. bu kütlenin. beylerden önce yer almaktadır. aksine. Yunan-Roma medeniyeti dahil hm yerde kölelik müessesesi teşekkül etmiştir. çıplak giydirmeki lâzımdır. bir "sınıf" hiyerarşisi değil. Türkler'de ise. ailesi. halkça ünsiyet peyda edilmiş içtimâi ve hukukî kaidelere dokunmamalarının neticesidir. Buniann her üçü de bozkır küitürü^de gelişme şansını bulamamıştır.s* tâbirine dayanarak Hfr *asil Hazar" (Khazar "pure-bred") kütlesinin varlığı görüşündeki isabetsizlik. eski Türk sosyal hayatında. Bozkır Türk "irini açıklarken. çünkÛ. kitabedeki ifadeleri. Çünkü daha eski asırlarda Doğu Avrupa Türkleri arasında da böyle bir durum görülmüyor. kan dökmek (mutlaka savaşa katılmak değil. kilometrelik göç hareketlerinde. eski Türkler'de din adamları imtiyazlı bir "sınıf değillerdi. Kitabelerde bodun tabiri bazan "kara" sıfatı ile birlikte kullanılmıştır. siyâsî hakların kaybedilmesi ve bazı "medenî* haklar yönündfen yasaklara uğramak bahis konusudur ve daha çok "esirlik" ifade edilmek istenmiştir. Porfırogennetos'un açıkça belirttiği bu husus Hazarlar'da hattâ iktidar ve icrada hâkan'dan da üstün durumda olan "Bey* bakımından da geçerli idi. savaşta da destek olması tabii idi. türlü tedbirlere başvururlarken. Buna göre. aşağı bir dereceyi değil. yukarıda da belirtildiği üzere. Kadınlar da aynı şekilde yetişmiş olup» çok kere erkeklerle birlikte savaşa katılırlardı (hattâ islâmi devirde bile. büyük. Türkçe'de "kara" sıfatının. son ibareyi "asil beyler" olarak çevirmiştir).olabilmek için. buyruk beyleri. Hind'de ve Roma'da köle kütleleri) mevcudiyetini öyte devam ettfemşk maksadı ile. bundan imtiyazlı bir sınıf hükmünün çıkarılması müşküldür. Çocuklar 3*4 yaşlarından itibaren. İlk iki Türk devletinde kölelik. tarhanlar. H.

Demek ki. bir kısmı yaya idi". Bozkır bodun teşkilâtında birliğe daha sonra katılan her boyun umumiyetle sınırlarda yer aldığı ve bunların. Bozkır Türk devletinde insan unsuru'nun kısaca açıklamağa çalıştığımız hak ve hürriyetlerle donanmış olması Türk devletinin kuruluş tarzı ile ilgilidir. bunun 6'sında "il" île birlikte kullanılmaktadır. Gök-Türkler'de Bumın ve llteriş ve Tuna Bulgar devletinde Krum böyle yapmışlardı (Krum Hanın kanunları). topluluklara göre. Bu sosyolojik kaide hiçbir zaman ve hiçbir yerde değişmemiştir. av. tehlikenin daha kesif bulunduğu ön saflarda savaşa sürüldüğü doğrudur. Krader de kitabelerde gördüğü sönük "kemik" kelimesini geçen asrın 2. müttotçftnrtalardan birinde orun ve ülüşünü bir defa kaybeden kabile yahut oymağın yaylak... Tarhanlık müessesesi böylece ortaya çıkmıştır. "Harp ganimetleri bölüşülürken her kabilenin Örün ve ülüş'ü dikkate alınarak. t Bunun gibi. yeni hükümler getirebilirlerdi. kutfum olduğu . Türk devleti kanunlara (töre hükümlerine) bağlı bir kuruluştur. daha sonraları. faydalılık). "kanun" anlamında Moğolcada da mevcut olup. aksi hâlde devlet yok. 4. Bütün vesikalar Türk hükümdarına idare etme hakkının Tanrı tarafından verildiğini (bağışlandığını) göstermektedir: Asya Hun imparatorunun unvanı: "Gök-Tanrı'nın. doğrudan doğruya insan kemiğini ifade etmektedir).. Asya Hun devletinde şahıe köleliği olmadığına göre boylara bağlı "kölekabile" lerin olacağı da şüphelidir." (KGIrTegin.Tanrı düzenler. Türk devletinde halkın bu istekleri töre'nin tatbiki ile gerçekleşiyordu. yâni belirli kabilelere mensup şahısların meclislerde. Töre gereğince amucam tahta oturdu.Devleti ederine alıp töre'yi tesis ettiler. toy (resmi ziyâfet)'larda belirli yerlere oturması ve böyle toplantı ve ziyafetlerde yiyecekleri yemeklerin belirli olması.. Tabgaçlardan beri mevcut olup da mu Gök-Törk imparatorluğunda mühim bir yeri olan tarhan' (aitfl ve asker nazır. Türk kitabe ve kayıtlarında yalnız bir defa geçer: "Tengri yasar . "Davete katılanlardan biri de bendim* (Tonyukukjr ı Böyle kurulan bir devlette tabiatiyle halk hak ve hürriyetini İteyecek ve başında bulunanlardan bekliyecekti. yeni iltihaklar neticesinde. Kutadgu-Bilig'in yardımı ile tesbit edilebilmektedir. O (llteriş) ataların^ töresine göre bodunu teşkilâtlandırdı. II. yarısındaki yüzyıllarca Moğol tesirinde kalmış Orta Asya Türkle-ri'nde aristokrasiyi ifade eden Ak-süyek "ak kemik" tâbiri ile karıştırarak Gök-Türkler'de de bir asiller zümresi var sanmıştır. umumî tarifi ile. törü) eski Türk hukukî hükümlerinin bütünü olup sosyal hayatı düzenleyen "mecburî. Asya Hun imparatorluğunda 5 Hun kabilesinin -Tanhu ailesi ile akrabalıkları gözönüne alınarak. herhangi bfr suçtan ceza gör-memeki* bmün bunten t nesil boyunca geçerli saymak suretiyle. çok çeşitli olan hükümranlık şekilleri arasında ortak olmak üzere üç tip tesbit etmek mümkün olmuştur: Gelenekçi.kaideleri ihtiva ediyordu. Tarhahlar."imtiyazlı" durumda görünmüş olmaları da. ayın tahta çıkardığı Tanrı/kut'u Tan-hu" idi."..Hökûmrânhkr<iDevlet. sonra 700 kişi oldular. töreni kim bozabilir?. güneşin.. 1318)'in eserinde yer almış olup. büyük toplantılarda... Orhun kitabelerinde "töre" kelimesi 11 yerde geçmekte. zira bu şekilde miras yolu ile intikal eden kütle köleliği Asya'da yalnız Moğollar'da görülmekledir ("Unagan-bogol" sistemi). Devletini. Orhun kitabelerinde. Töre hükümleri değişmez kalıplar değjldi. bizim tarih literatürümütde yaygın kanaatin aksine>9n!lyazlı değil idiler. ottefc. uz'luk (iyi'lik. Türk hükümdarları. casah sözü. Büge)f>©elenlerden bir taamı affı. Gök-Türk hakanları da öyle idi: Tanrı'ya benzer. ancak bu mekanizma ile izah olunabilir.. bodun'un diğer üyeleri ile eşit duruma gelmektedirler. her birinin koyunun belirli yerlerini yemeğe mecbur bulunması (ülüş) meselesi de daha sonraki devirlerde örf hâline gelmiş olsa gerektir.. Türk devletinin naat durulduğu meselesine. Moğollar devrmde kendilerine hükümdar tarafından ■SuyurgaT adı île verilen ve irsen intikal eden topraklarla teçhiz edilmek. Bundan türetilen yasak. Diğer 5 Wrde de yine "il" ile alâkası açıkça beOHr. karizmatik. Türk kabile teşkilâtında mühim rol oynadığı ileri sürülen "Orun" (mevki). bakan. Umumiyetle "kanun" mânasırfSt*alınan töre (aslı. Tanrı irade ettiği için.198 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ Beylerin ve buyrukların vergilerden veya başka herhangi bfr fnükell^etten _af tutulduklanna dâir bfr işaret yoktur. "Babam kağan ile anam hatunu Tanrı tahta oturttu". tüz'lük (eşitlik) ve kişilik (insanlık. Bozkır Türk devleti herhangi bir âftfhln talıç zoru He meydana getirdiği bir yığınlar topluluğu değil. ona göre pay verildiği.. fakat idarecilerle işbirliği yapan geniş halk kütlelerinin gayretleri. Çünkü bu hususlar yalnız Moğol devri tarihçisi Reşid'üd-din (öl. Haberi işiten dağdaki-\&i ovadakiter toparlanıp geldiler^fö. karizmatik (Tanrı bağışı'na dayanan) tip olarak kabul edilebilir. Devletin kuruluşunda hizmeti geçmiş olan zümrelerin emir ve kumanda mevkilerini alarak idareci durumuna geçmeleri ve dolayısiyle devlette idare edilenlere nazaran nisbî bir farklılık göstermeleri tabiîdir.. yapar". Asya İHunları'nda Mo-tun.. (Hakanlığı) atalan-mıh törelerine göre kurdular. zorbalık vardır Meşruluğu tanınan devletlerde. Devletin varlığı töre ile kaimdf: ". Bu prensipler şunlardır: könilik (adalet). Tonyukuk'un önvanı: Boyla bağa Tarkan)'lar da. öndekiler geri çekilerek. Kazandığımız devlet ve töremiz öyle idi. daha önceye ait Türk vesikalarında. töresini terk etmiş. Eski Türk hükümranlık telâkkisi. Kutadgu-Bflig'de ve DLT'te bu yolda tefsire elverişli hiçbir kayıt bulunmamaktadır (Son zamanların araştırıcısı A. Halbuki kitabelerde geçen kelime bir sosyal terim değil. imtiyazlı duruma getirilmişler.. üniversel'lik). vesair şeyler üzdrinde&i taüfouku-nu da kaybettiği'ne dair tesbitler ancak Moğollar zamanı ile ilgili görünmektedir.. bugün kullanılan yasa kelimesi bunun kısaltılmış şeklinden ibarettir. kanunî. yerine ve zamanın icaplarına göre ve tabii "meclislerin tasvibi alınmak üzere. Tann'da olmuş Türk Bilge Kağan". emretmek hak ve salâhiyetinin ve o emri icra etme kudretinin bir arada yürürlükte olduğu bir yüksek sosyal nizamdır... iştiraki ile gerçekleşen bir siyâsî teşekküldü. SöteTörk devletinin meydana gelişini anlatan kitâbelerdeki satırlar ışık tutacak mahiyettedir: "Babam Kağan (llteriş) T7 er ile harekete geçti. vergiliden muaf tutulmak. Ancak emretme hakkının itaat edenler tarafından "meşru" kabul edilmesi lâzımdır. Hükümleri maalesef o çağlarda tedvin (codification) edilmemiş olan töre'nin ana-yasa mahiyetindeki prensipleri.). Fakat bu gibi boylar bu "mevki* lerini ebediyen muhafazaya mahkûm olmayıp. Ey Tİ3rk Bodunu! Devletli. Hunlar'da şartlarım yukarıda belirttiğimiz bir köle sınıfının varlığına ihtimal vermek için de bu neviden "imtiyazlı" lık yeter derecede ciddi bir gerekçe sayılmama* lıdır.. Bütün Türk lehçelerinde ortak olan ve sonra Moğolca'ya da geçen töre tabiri şimdiki bilgimize göre Tabgaçlar'dan beri mevcuttu ve asli söylenişi olan törü şeklinin daha eski bir devre götürülmesi mümkündür (Yasa kelimesine temel teşkil eden yasa (mak) "yapmak" fiili.

Bu meclis. Bu toplantı De Groot. yukarıda da söylediğimiz gffl. Bunlar arasında Türk tarihinde en yaygın olanları han (kıral) ve kağan (imparator) idi. Kara Kıpçak. Szasz taraflanndan "Reichstag". asırdan beri Türkler'ce bilindiği gösterilmiş olduğu gibi. c . DLT'de "kengeş" tâbirinin "hakanın tekliflerini milletin tasvibine sunması" olarak açıklanması.İktisadî istikrar.. Kanuna kendin riayet et ki halk da saha itaat etsin!" (Beyit 1458. "Raf ve "AssembMe natioraP (Millet Meclisi) olarak tavsif edilmiştir.' (Kutadgu-Bİg. Uygurlar'da sağ idi. Sarı Uygur.dilinin en kadim küttür fümelerinden biri (SOO yıKctan beri mevcut) olan kut'un nazaıicephaşi&Ao! Türkler'de siyâsî iktidarın mâhiyeti) ünlü siyaset kitabı Kutadgu-Bilig'de açıklanmıştır. âdeta Tanrı gibi. Buna göre.. bir dereceye kadar formalite olsa da. diye sor.. 'Kut'un tabiatı hizmet/şiarı adalettir.. toplamak. çünkü "han" unvanının 3. ak (sarı) * kara (Ak-Hun. 5469.9.. 54-55). Çin'deki gibi. arada mühim farklar göze çarpmaktadır: Karizmatik meşruiyete bağlı topluluklar. kuzey-güney. Tuna Bulgarları'nda bir "millet meclisi" bulunmakta idi..Hükümdar: Bozkır Türk devletlerinde başkanlar çeşitli unvanlar taşımışlardır: Tan-hu (veya Şan-yü). eğer Ibn Fadlan'ın haberleri doğru kabul edilirse.. ll-teber vb. Bu tarzda bir hükümranlık düşüncesi. Bu kontrol meclîsler aracıhğı# ile yapılıyordu. İdare salâhiyeti bazı şartlarla tahdit edilmiştir. üstün siyâsî kültürleri sayesinde daha o çağlarda halletmiş ve Insanlan hükümdarın şahsi Ihsaf duygusuna sığınmaktan kurtarmıştı. Uygur Hakanlardın unvanlan da (yfcAk. b .. Devlet meclislerine katılırlar. 5578). aynı geleneğin Oğuzlar arasında da devam ettiğini gösterir. 2111). fazilet ve kısmet kut'tan doğar. Kara Macaristan -Ak Macaristan. Demek ki başlangıçtaki bütün karizmatik görüntüsüne rağmen. elçileri ayrıca kabul ederlerdi. Bunlara bakılarak eski Türkler'de karizmatik iktidar görüşü umumî kanaat hâline gelmiş olmakla beraber.Bozkır Türk İlinde Teşkilât a . Asya Hun devletinde bir daimî meclis (Danışma kurulu veya Devlet meclisi) bir de her yılın. Bu cihet Asya Hunlan'nda sol.. ayında güney sınırı civarındaki Ma-yi sahrasında yapılan umumî halk toplantısı vardı ki. 1960. 585 ve 726 yıllarında Çin elçilerinin kabulünde Gök-Türk hâtûnları hazır bulunmuşlardı. Bu itibarla Türk. Bölümlerin başındaki idareciler. tok musun.. kağan. bu makama sen kendi gücün ve isteğin ite gelmedin. Bulgar Türkleri Iç-me-d(y)eme diyorlar. maiyeti ve davet ettiği halk ile bir toplantı yaparak "kengeştiler". amcaların tahta geçmeleri töreye uygundu. Yabgu unvanı Hunlar'dan beri mevcuttu. Şölen. Kara Hazar-Ak Hazar. Hem kendiöi. Bunların Moğol Juan-juan devletinden Gök-Türkler'e geçtiği hakkındaki iddia eskimiş görünüyor. 1934.. bütün istek^ ler onun vasıtası ile gerçekleşir. olarak sıraladıktan sonra şöyle der: "Ey hükümdar sen halkın bu haklarını öde. Beyliğe (hükümdşrlığa) yol ondan geçer.. Hâtûnların gelecek hakanların anneleri olmaları sebebi ile. iktisat ve kültür işlerinin de burada konuşulup karara bağlandığı anlaşılıyor. Herşey kut'un eli altındadır. Veliahd durumunda-kiler küçük yaşta iseler.Asayiş. Umumiyetle en büyük evlât veliahd tayin edilirdi. sonra kendi hakkını isteyebilirsin!" (Beyit 2983. Elini açık tut. Türk hükümdarı bu vazifelerini yapamazsa kut'unun Tanrı tarafından geri alındığı düşüncesi ile iktidardan düşerdi. eski Türte devletinde siyâsi iktidar kavramı "kuÇ tâbiri ila ifade ediliyordu. "Bey. San (ak) Oğur. giydirmek. kan (han). ilk zevce ve asil (yani Türk) olmalarına dikkat edilirdi.bir hayat yaşıyordu. "Halka. hem halk onun normal bir insan olduğunun farkındadır (Kitabeler): Esasen Türkler'de Kut telâkkisi sınırsız bir hâkimiyete imkân tanımamaktadır. Süvereignty) meselesini. Bozkır Türk hükümete! Tann tarafından kut ve ûiüg (kwmet)ile donatıldığı içfc işbaşına gelebilmekte*. b . Kutadgu-Bilig halkın hükümdardan istediklerini: a*. bâb 38. Tanrısal (ıduq) dır.Âdil kanun. Bir hükümdar kuldan fakir adını kaldıramazsa nasıl hükümdar olur?" (Kutadgu-Bilig. çoğaltmak ve huzura kavuşturmak gelir (Kitabeler). zevcesinin de resmen aldığı katun (hâtûn) unvanı da Hunlar'dan beri Türklerce tanınmakta idi. Bunların başında halkı doyurmak. halkta&tecrit edilmiş. gerektiğinde. Çünkü yalnız askerî ve siyâsî meselelerin değil. 1430. Türk hükümranlık telâkkisi kanuna dayanan meşruiyetçi tipi temsil etmekte idi. ünlü "aygucı" (devlet müşaviri) Tonyukuk'un muhalefeti neticesinde red edilmişU. ancak bütün il'le alâkalı meşe- . Bilge Kagan'ın kurula getirdiği iki mesele: Türk ülkesinde şehirlerin. Gök-Türk tarihinde genç hükümdar İnal Kagan'a karşı yapılan 716 yılı ihtilâli bu gerekçeye dayanıyordu. yabgu. bunda memleket meseleleri hakkında umumî müzakereler açılırdı. 674-676. Avrupa Hun imparatorluğunda» benzer bir kuruluşa Prtotoos "seçkinler* veya "seçilmişler1 meclisi adını vermektedir. Oğuz Hakan da.) bunu ortaya koyar Tiına Bulgarları'nda da hükümdar Tanrı tarafından tahta çıkarılmıştır (Omurtag ve Melemir kitabeleri). Hazar hakanı. 581 de ölen Gök-Türk hakanı Ta-po yerine onun vasiyet ettiği Ta-io-pien'in hakanlığını. Devlet başkanlarının oturduğu başkente "Ordu" deniliyordu.. Arıg-kan.diye ifade edilen. Sarı Türgiş -Kara Türgiş. Batı Hunla-rı'nda.Boz-ok (Oğuzlar'da)* Bu bölünmede daima bir tarafın hâkimiyet üstünlüğü tanınırdı. aç mısın. Hükümdarlar iktidarı Tanrıdan ahllar. 3 . Hazarlar'da bir "ihtiyarlar meclisi" (A council of elders) vardı (Hakan Yasefin mek-tubu ve Belazurî). hükümdar üstü "yüksek otorite" (Souverainete. do* ğu-batı. L Wieger. Peygamberler veya veliler tarafından idare edilen Türk devleti yoktur. hanedan dışından dahi han seçebiliyordu. Bu tariM kayıtlardan da anlaşılıyor ki. şulen kelimesi Moğolcadır) ve umumiyetle hakan sofrasının halka açık tutulması bunun sembolik ifadesidir. beyitler). bugün "mîîR îrade. Avrupa Hun hükümdarı Attila'nın hanımının adında da "han" unvanı mevcut idi. yâni hakanı Taprı huzurunda sorumlu tutmakla Türkler. W. Üç-ok . 1933. kendi ülkelerini ilgilendiren hususlarda dış münasebetlere girerler.ikili Teşkilât: ^ Eski Türk devletinde arazi iki idarî bölgeye ayrılırdı: Sağ-sol.200 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 201 için kağan oldum" vb. Gök-Türkler'de. GökTttrkler'de devlet meclîsi ihtimal daimî idi. Diğer taraftan hakanlık tahtına çıkışta da daima töre hükümleri göz önünde tutulmakta idi. Bey. Devlette hâtûnlar da söz sahibi idiler. asıl hükümdarın yüksek hâkimiyeti altında töre hükümlerim yürütürler.. Uygur-lar'da görüldüğü Üzere. Bulgariar!*0. 5947. töreye uymadığı için devlet meclisi red etmişti. Türkler'de hükümdarlık alâmeti sayılan büyük resmi ziyafetler (Doğu Türkler Toy. Schmidt ve B. Ancak sîya-sT İkfidfcrıri kaynağını Tann'ya bağlamakla. Iç-dış (Karluklar'da?. umumiyetle dinî cemiyetler olduğu hâlde Türk siyâsî birlikleri dinî vasıf taşımaz. iyi kanun yapın. benzeri eski Roma'da görülen ve httkümdann icraatının millet tarafından kontrolüne imkân veren4i•imperiuwı• şeklinde tecelli etmekte idi. onu sana Tanrı verdi.. Türk hükümdarları jnsan-üstü varlıkda sayılmamaktadır. surlarla çevrilmesi ve Budizm ile Taoizm'in yurtta yayılmasının teşviki teklifleri. P. Hükümdarın törenle unvanını alırken.

ancak Türkler'de bu. Meselâ Asya Hun İmparatorluğunda M. unvanlarım taşıyan ve hiçbiri verasete dayanmayan devlet büyükleri bulunurdu. Rft-Ugor ve İslav toplulukların yekûnu ise 25'in üstünde idi. apa. 581 yılında. Oğuz Yabgu Devleti gibi nisbeten küçük siyâsî teşekküller de şüphesiz aynı tarzda idare edilmekte idi Meselâ Uygur hakanı Moyen-çur. daima ordu (başkent)'dan talimat alan Hun asıllı kimselerdi. merkeze bağlı olduklarına işaret olarak. Daha sonraki kanat kırattan Irnek. "Kün- dü" yanında "yula" (Macarlar'da). bölüm başkanlarının hareket serbestliklerine sahip bulundukları. Macarlar'ın 7 kabilesi de Hazar hâkanlığınca vazifelendirilen 7 "buy* ruk'un kontrolünde idi. Ayrıca Sagun. kıralları. Aybars. vb. kendi kavmî bünyelerinden birşey kaybetmeksizin tekrar ortaya çıkıyorlardı. kuryeler faaliyet hâlinde idiler. Batı Hun imparatorluğunun başkentinde kâtipler. Tabgaçlar'da. külüg. İddiaya göre. Asya Huntan'nın merkezinde çeşitli dillerde konuşan ve yazan kalabalık bir hey'et çalışırdı. Attila zamanında Batı Hun idaresine "tâbi" Germen. Asya Hun Tan-hu'su Mo-tun'un yanında onunla denk iktidarda başka bir şahıs düşünmek ve Batıda Attila gibi bir devlet adamının iktidarına ortak birisini tasavvur etmek güçtür. sonraları "etaba/ vb.Ö. Gök-Türk hakanlığının batı kolunu doğudan ayırmak istediği zaman oradaki Tardu'ya bir altın kurt başlı sancak göndererek. Hakan yanında yabgu (Gök-Tüfkler de) her cihetçe bır yardımca yine hakan yanında "bey" (Hazamda). tercümanlar. ataman. Çünkü devlete "tâbi" olan bir çok ülkeler kendi iç işlerinde serbest idiler. Karizma'nın babadan oğullara intikal ettiği inancı dolayısiyle. Iç-buyruklar (saray idaresine bakan) yanında inanç. devkfcidareslnde ve aym kudrette Tana bağı-5JML''* dora?7Ş S"***** müşküldör. Dengizik İmparator llek'in kardeşleri idiler. iki (sol ve sağ) Kok-le 'kiralı' vardı ve bütün imparatorluğa yayılmış olarak büyük başbuğların sayısı 24 idi. yabgu yanında "Kül-Erkin' (Oğuzlar'da)."Çifte Kırallık" Meselesi: Türk siyâsî kuruluşlarında görülen ikili teşkilât. hemen '«| bir sorumluluğu ve . devlete karşı isyan» göze alamadığı müddetçe. hariçte temsilci bulundurmamak. yugruş. Tibetliler. d . Aranan nokta sadece hüküm sürmek^dŞI fakat daha ÛK*W* olarak. Meselâ GökTÜfkler'de altın kurt başlı sancak daima doğu kdlunun hükümdarında bulunur. Oktar. Türkler'de hükümran-Wc hakkının kanzmatik vasfı da buna mânidir. Çirr imparatoru. 630'dan önce Gök-Türk imparatorluğunun batı kanadı olan Hazar ülkesi Aşıra ailesinden bir prensin idaresinde. hattâ Kara-Hanlfer'da olduğu gibi). Bulgarlar'da. fiilî hükümdar durumunSL £ "TM Sî .202 ___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ (elerinde toplanırlardı. c . irsî.Siyasî Faaliyet: Büyük Türk İmparatorluklarında diplomatik lemaslan yürüten dış işleri idaresi en mühim makamlardan hl&M. Diğer taraftan. evlâtları arasında vukua gelen taht mücâdelelerinde ise. birer ok verilerek gönderilen başbuğlardı. Campus Mauriacus savaşında Atilla'nın 200 bin kişiyi aşan ordusunda bu Vassal" ların. ayn. belirli vergi ödemek ve gerektiğinde askerî destek sağlamaktan ibaretti. hükümdarın ölümünden sonra. bakan). Kök-Sagun. On-oklar'da doğudaki 5 To-lu boyunun başında 5 Çur ve batıdaki 5 Nu-şi-pi boyunun başında 5 Erkin bulunuyordu. Gök-Türkler*de İstemi Yabgu. Bu yönden Hazarlar'da. mutlaka bfr tarafın üstünlüğü bahis konusudur. Uygur. şefleri vasıtlasiyle bağlı olan bu gibi ülkeler. Sivil idarede Devlet meclisi üyeleri. Alpagut gibi çeşitli unvanlar taşıyan vazifeliler vardı. Asya Hun imparatorluğunda. Kapagan Kağan zamanında iki şad: Bilge ve Kül-Tegin onun yiğenleri idiler. dış münasebetlerini Türk devletleri aracılığı ile yapmak. Nazarî bile olsa bu husus hakanlık alâmeti ile belirlenmektedir. "çifte kırallık* diye anılan bir nazariyenin ortaya atılmasına sebep olmuştur.orayetkisi olmayan hâkan'ın yanında. devlet nizamı seviyesine yükselmek gibi bir seç-törtfk kazanmış bulunmaktadır. herhangi bir iddiada bulunduğu görülmez. Urallılar. Moğollar. Tan-hu'ya bağtt Oci (sol ve sağ) To-ki "kırdı* ile. buyruklar (nazır. hiç olmazsa Türk devlet anlayışı ve âmme (kamu) hukuku bakımlarından şüphesiz tam gerçeği ifade etmemektedir. Türk usulü seri harekete elverişli olmayan yaya destek kuvvetleri asıl Hun ordusundan çok fazla idi. Yabancılar herhalde bütün imparatorlukta Vassal" devletler hâlinde idiler. "atı" (Gök-Türklerde) ve "babacık' (Hazarlar'da). boyla. Gök-Türkler'de. bağa. hükümdarın namına bir icracı durumundadır. Türk devleti yıkıldığı zamanlarda. Türk devletine ancak hükümdarları. Oğuzlar'da tuğracılar. Attila'nın baba tarafından yakın akrabaları idiJer. Kanat kralları imparator ailesi mensupları arasından tâyin edilirdi. Türgiş. Türk devletinin idaresindeki umumî tutum da bunu teyid eder mâhiyettedir. 176 yılında bu durumda olanların sayısı 26 idi. Türgişler'de. Devlet meclislerince dış politika ile ilgili olarak alınan kararları yürütmekle vazifen . Ancak ll-hâkanlık (imparatorluklarda durum bir az farklı idi. İlk bakışta çok cazip gelen bu nazariye. Tabgaçlar'da Bitâçinler. Türgiş ve Uygurlar'da Bitâkçiler ve tamgaçılar. Asya Hunlan'nda To-ki ve Kok-le kıralları başta olmak üzere yüksek makamları işgal edenler. Meselâ. Orta Afrika ve Okyanusya kabileleri arasında da görülmektedir. Çünkü Türkler'de hâkimiyette bir "paralellik" değil. Attila geniş Ülkesinin doğusunda Ural-lar'a kadar dan kısmını oğlu llek'in idaresinde vermişti. tudun. Odular birleştiği zaman herkes mensup olduğu cihete göre sağ veya sol kanatta yerini alırdı. Onoklar'ın başındaki Cur'lar ve Erkin'ler de kendilerine. Ve esasen Türk siyâsî teşekküllerinde bunların veya tâbi" bölüm idarecilerinin veya kanat kıratlarının. Merkeze bağlılıklar ise. Gök-Türkler'de. Gök-Türk imparatorluğunda bu rütbe ve makamların sayısı 28 idi. dinî ve içtimaî teklere dayanmakta ve yalnız Türk "göçebelerine" mahsus olmayıp. aslında. O hâlde Türk âmme (kamu) hukuku hükümranlık hakkının paylaşılmasını tanımamaktadır. franiı. iki veya daha fazla müstakil sahaya ayrılmakta.S°n deröCede *** ■«****. yeni devletler doğmaktadır (Hunlarfda. Gök-Türkler'de şadlar hükümdar ailesine mensup oldukları gibi. Kağan Bumın'ın kardeşi. hanedan mensubu idareciler gönderiliyordu. onu Gök-Türkler'in 'hâkan"ı olarak selâmladığını bildirmişti. bir "meşruiyet" meselesi okftı-°T ?î 1 «pahsın. Buna göre de devletin oldukça merkeziyetçi bir karakter taşıması lâ-zımgelir. Karluk yabguları Aşına ailesine bağlanmaktadır. UfdK. Kırgızlar. devlet parçalanmakta. Hattâ Beşbalık gibi uzak bölgelerin başına. içlerinden biri tam başarıya ulaşamadığı takdirde. henüz "Tegin" iken Oğuzlar'ın başında bulunuyordu. onun sarayının veya otağının önünde dalgalanır^. yula. Bu durum diğer Türk devletten içm de böyle idi. "birbirine paralel hükümet icra eden iki hükümdar" olarak ayrı ayrı iktidarı temsil ettikleri bu sistem. tarkan.

Gök-Türkler devirlerinde. Büyük Kağan Kapagan (692-716)'ın ana siyaset çizgisinden biri bu idi. kan kardeşliği hâline getiren. Bu sayede kurulan büyük Türk imparatorlukları aynı zamanda disiplinli ve o çağların en kudretli askeri gücünü meydana getiren ordulara sahip idiler. neft atan yangın mer-mili mancınıklar) başlıca silâh ok ve yay idi. Gök-Türkler ve Uygurlar'da "tümen" adı veriliyordu.204 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TftPfTAPtttt ___________________________________________________ j^ idiler. "Dağınık Türkleri" toplamak işi. eski TÛrKler'de yargı usul ve şekilleri hakkında bilgimiz pek azdır. Fakat siyasetin dikkate değer bir de iç cephesi vardı. Yazılan yazılara tan-hu'nun veya hâkan'ın resmî mühürü basrlırdr. 209-174) bu gayeye ulaşıldığı anlaşılıyor. Utin. meselâ imparator Rua. Bu. en tesirli silâhlan He donatılan Türk ordularında (Meselâ. Bilindiği üzere GökTürk hâkimiyetinin çökmesi üzerine Türkler bir kere daha etrafa yayılmışlardır. emirlerindeki askeri güçlerin başında. Attila kendisine suikast hazırlayan suçlulardan Bigilas'ı bir hey'et önünde alenen sorguya çekmişti. Ele geçirilen soyguncu. eğerlere bağlı çantalarda taşınan bu kurutulmuş et konservesini tanımamalarından ileri geliyordu. Türk siyâsetinin dış cephesi şüphesiz devletin bekasını sağlamağa ve bu bakımdan öncelikle ticari münasebetleri tanzime yöneltilmişti (bk. Yazılı antlaşmalara riayet etmeyen Bizans'ın (441. sağ ve sol (veya doğu ve batı) başbuğlarının yüksek idaresi altında eğitilen ve onların emirlerinde savaşlara katılan ordunun bu 10'lu sistem içinde. "and içme" töreni ile takviye ettikleri de olurdu. yâni suçun devletçe takibata uğraması toplulukta kan gütme' geleneğinin yerleşmesine ugramas rop u ye^ırakmVdu '' ' Adlî teşkilâtın. Batı Hunlarında Onegesius = On-ügez. Sabarfartte "görülmemiş savaş âletleri1. Çtoffiefln. Hind ve İslâm kaynakları ile de tesbit edilebilmektedir. En büyük askeri birlik 10 bin kişilik kuvvet idi. "âdete çağdaş denebilecek bir siyâö kavrayışa sahip bulunuyordu". henüz yakın-doğu ve Avrupa istikametinde göç etmemiş olan Türkleri. diğer bütün yerleşik ve orman kavimlerd ekinden en büyük farkı "ücretli" olmayışı ve daimi I iğ i idi. Sâsânîler de hile ile Türk elçilerini öldürtüyorlardı. öteki de "yargucı" lar ve maiyetlerinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. halkı isyana kışkırtan Bizanslıların memlekete girmesini yasaklamış ve bunu. belirli bir zaman için. Başka orduların gerisinden binlerce baş sığır sürüleri sevketmek zorunda kalınırken.dÛrÛ1Ör" mal. Çin. Hafif S£l Eff? T?k ÜZer* *■»»■»** Eski Türk devletlerinde ceza işleri-?^!2?FV ^S^nması.JHun imparatorluğunun Asya'da sağladığı idare birliği içinde toplamış görünmektedir. Yukarıda. Gök-Türk "aygucı" sı meşhur Tonyukuk. Çin'de ve Avrupa'da ortaya çıkmasından en aşağı 500-3000 sene önce Türklerce biliniyor ve bazı Lâtin yazarlarının Hunlar'ın çiğ et yediklerinden bahs etmeleri. f-Ordu: Bozkır Türk devletlerinde hemen her Türk muharip durumunda olduğundan ve askerliğe hususî meslek gözü île bakılmadığından.) ve Bizans'ın Batı Hun imparatorlusunda kesif casusluk faaliyeti görülmüştür.Ö. Daha sonraları dünyanın birçok yerlerinde tarihî roller oynayan çeşitli Türk kütlelerinin başlangıçta bu Hun devletinde yer aldıkları. Kurnanlar'da. Bu birliğe Tabgaçlar. Casusluk yapmadıktan müddetçe elçilere dokunulmazdı.an müsâdefe edilir. tekniğine göre. 10'lara ayrılmış ve başlarına ayrı-ayrı kumandanlar tâyin edilmişti. umumiyetle söz vermekle iktifa ederlerdi. ikamete memur edilircS.Adliye: Tftre'rtn hususi ve cezaî hükümleri. Türkler at sayesinde sür'affi ve seri manevrş kabiliyetine sahip olduklan içto uzaktan savaşı tercih ederlerdi. Mamafih Türkler zamarap müşkil şartları içinde dahi yiyecek ve malzeme ikmâllerini kolayca yapmak çarelerir&buimuş-lardt. Hazar hakanlığı başkentinde 7 baş yargucı vardı. Türk halkı arasında yaygın Olup. ortak gayeler etrafında birleştiriyordu. Sayılan hakkında. Asya Hunları. aş. Fakat bazan bunu.). Türk birliğini gerçekleştirmek gayretleri ile o. VÖ uayVÖn ** surette Vaşaktı. biri de Islavlar'ın ve diğerlerinin dâvalarına bakardı. disiplin içinde. e .ailesi efradınırf hM-yetlerı kıskanır*. seyyah. bk. Şüpheli hareketleri görülen yabancı temsilciler hapse atılır veya ülkenin uzak bir yerinde. Yukarıda kuvvetli hukukî cephesini belirttiğimiz eski Türk siyâsiî teşekküllerinde herhalde bilemediğimiz teferruatlı bir adliye cihazı mevcut bulunuyordu. I. Türk tesirîndeki yabancı ordularda da görülen bu 10'lu teşkilât ilk olarak Asya Hun İmparatoru Mo-tun devrinde tesbit edilmektedir. görüldüğü gibi. Türk ordusunun. gerektiriyordu. Avrupa Hunları. suçlar oldukça şiddeti. defa olarak Gök-Türk devletinde müşahede ediliyor. bk. Gök-Türkler'de. ÜSİSm? T* S'Z Ö. 2. her zaman savaşa hazır kumandanlardı. Çinliler Türk devletini çökertmek için bilhassa Türk hükümdar ailesi üyelerinin ve idarecilerin aralarını açarak birbirlerine düşürmeğe büyük ehemmiyet vermişlerdir. kaç. Hun topraklarında tacir. Çünkü o.l. oyuncu kisvesi altında. cezaıandınlmakta idi: adam öldürmenin cezası jdamdı. GökTürk devletinin Çin tahakkümü altına düşmesinde bu gayretin acı sonuçları kitabelere kadar aksetmiştir. yabancı kaynaklarda mübalağalı rakamlar verilmekle beraber. İktisat). Çeşitli . karşılıklı dayanışmayı. Türkler yiyecek ihtiyaçlarını et konservesi ile karşılıyorlardı Konserve et. Türk devlet başkanının vazife* leri arasında gördüğümüz 'dağınık Türkleri* toplamak esasına dayanıyordu. barış devrelerinde. Bizans. Türkler antlaşmalarında. Bunlarla çok uğraşılmış. Barış zamanında başkasına kılıç çekmenin cezası da ölümdü. Bizans'la yaptığı andlaş-mada husus! bir madde olarak belirtmişti. Hun ve Gök-Tüffe ûnparatorlukian içinde (Meselâ Kapagan Kagan'ın öldürülmesinde. idare teşkilâtında saydığımız unvan ve rütbelerin sahipleri aynı zamanda.rdL Bu da bazen «örn. Tümenler 1000'lere 100'lere. Merkez orduları. Kapagan tarafından bu mevkiinden uzaklaştırıldığı yıllarda (705-716) yüksek devlet mahkemesi üyeliği yapmıştı. Türk tarihinde ilk defa Tan-hu Mo-tun zamanında (M. on-başılardan tümen basılarına doğru belirli bîr kumanda zincirinde birbirine bağlanması. sonra Kül-Tegin) idi. 447 Balkan seferleri bu yüzden yapılmıştı) iki yüzlülüğü Türk-şad tarafından elçilerinin yüzlerine vurulmuştu (yk. yk. Ir^SL^neLaft9ir SUÇar?n 8ây.rma ""^ !ü!. hıristiyanların ve musevilerin. yine de kalabalık olduğu muhakkaktı. biri hükümdarın başkanlığında yüksek devlet mahkemesi. esas karakteri şüphesiz "askerî" olan eski Türk devletini kabllevî (tribal) kalıptan kurtanyor ve hiç olmazsa devletin sahibi bulunan unsuru. Bunlar ikişer ikişer müslümanların. salahiyetli bir başbuğun sorumluluğu altında (meselâ. İslâm kaynaklarının belirttiğine göre. Yabancı kaynaklarda rastlanan dağınık haberlere göre. Her çağın. Tonyukuk.

Ö. Bulgar. Türk ülkelerinde umumiyetle daima yeni şartlara göre düzenlenen törenin fam olarak yürürlükte tutulması. Peçenek ve Kuman tesirinde. yâni rütbe hiyerarşisi yerine kabile ünitesi ve hizmetin çeşidine göre kuvvet mevcudu değişen eski Moğol âdetini terk ederek. Fertlerltafe*skerlik havası içinde yetiştiren bozkır.icR. Marcellinus. önce Chou kiralının enerjik kumandanı Li-mu. onbaşısından tömen beğîne kadar kendi kabilesi ^Manghol = Moğol) noyan'larmdan ve nö-kör'lerinden tâyin ettiği 10'lu sistem üzere büyük ve disiplinli ordusunu kurmuştur. 912)'un yine "Tactica" adını taşıyan kitabında Gök-Türk. Türk halkına bu sürekli basanları sağlayan başlıca hususlardan biri. At yarışlan. Bunlardan gerilmesi en göç. askerî karakter. 1526 Mohaç vb. ihtiyatlı ve iteri görüşü. asır 2. teçhizatı. Balkan Islavları. golf ve polo'ya benzer nevileri) Hunlar'dan beri Türkler arasında oynaft> makta olup Gök-Türkler çağında Çin'e de yayılmıştı. birliklerine göre değişen renklerde bayraklar taşırlardı.ö. Düz. Türkler dörtnala giden at üzerinde dört istikamette ok atmakta mahir idiler. birleşirlerdi. Bu suretle sağlamlığını ve kudretini koruyan Türk orduları yabancılar tarafından ilk taklit edilen Bozkır müessesesi olmuştur. yüzyıl boyunca ordularını Tûrkler'inkine uydurmağa çalıştılar. doğancılık (yntöol kuşlarla avlanma) vb. Töre sınırlamaları ile şahıs hak ve topluluk menfaatlerinin çatışmasını önleyerek sosyal düzeni yürütebilmek yüksek idare kabiliyeti istiyen bir-t*usustu. Bunlar arasında da.A. pantalon ve Hun başlığı ile çizme Çin'e girdi. Avar. Marcellinus) bu akıcılık Türk ordularının en büyük avantajı idi. 20 sene uğraşarak. Çin'de Turan taktiğini İli tat-bik eden de general Ho k'ü-ping (ölm. yivli veya çengelli temrenler (ok-uçlan) kullanan Türkler iyi kement atmasını da Mirlerdi. Ordusunda Türk usulüne göre geniş İslâhat yapan İmparator Herakleios (ölm. Fakat Türklerin en mühim sporu avcılıktı. gülle atma. Çin yıllığı Shi-ki'de. daimi spor hareketleri. mücadele azmtoi kesinleştirirdi. kalkan ve kılıç kullanan Türkler.62 yılında Hun hükümdarının idaresinde tertiplenen böyle bir sürek avma 100 bin süvari katılmıştı. Törecin hâkim bulunmadığı yerde Türk . aldıkları emri icrada kendi insiyatiflerini kullanmakta tam serbestlik içinde mütemadiyen dağılırlar. 1206'da "han" ilânını müteakip devletini teşkilâtlandırırken. yani eski deyimle **»törrf olması da gerekiyordu. Tuna Bulgarları aracılığı ile hem eğitim. diğer imparator Leon Phylosophos (ölm. önce ordusunu Türk usulünde düzenlemiş. Türk akınlarına karşı imparator Şi* huang-ti'nin inşa ve ikmâl ettirdiği (M. Bu son derecede güç bir işti. orduda ıslahat hızlandırıldı. 350 kilometre) İlk bir çevre kuşatılmıştı. Şi-huang-ti zamanında İte general Mung-t'ien de 300 bin kişiyi Hun usulünde yetiştirerek Türkler'e karşı mukavemete girişti. pusu kurulan mahalle kadar çekmek.Ö. Türkler kazandıkları büyük savaşların çoğunda bu taktik'i tatbik etmişlerdi (Hattâ daha sonraki çağlarda bile: 1040 Dandanakan. Türk birlikleri savaşın ve muharebe sahasının icaplarına göre. fakat vuruculuğu en fazla olanı #ft kavisli ve reflexif yaylardı. süngü. 700 yılına doğru Mauriacus tarafından yazılan "Strategikon" adlı eserde. pantolon da ilk defa Batıda göründü ve sonra yayıldı. Hun usûlünde 163 bin kişilik bir ordu hazırlamayı başardığı gibi. anoak huzur bozucu uygulamaların ortadan kaldırılması şekBnde tecelli ediyordu. Huniahn yaptığı ve ilk defa MWun amanmda kullanıldığı »ren »slıklı (veya vızıldayan) oklar en korkunç olanı idi. gelişmiş hürriyet eğilimi ile bir ahenk içinde tutulmasını sağlamaktı. Üzengi de Avrupada ilk defa Avarlar'da görülmüştür. gördüğümüz gibi. 1071 Malazgirt. Türk (Macar)'lerin silâhları. *rt|«atortuk durumunda ise cemiyette halkı tedirgin etmiyen sosyal ve kültürel alışkanlıkların muhafaza editorek. sıkı saflar teşkil eden. Buraya kadar ana çizgileri ile görüldü ki: özel mülkiyet. Ata binmek. A. Bu devlette en mühim mesele. Romalılar da 5. (M. O zamanlardan itibaren yay Roma askerlerinin baş silâhı oldu (İngiltere'nin Wales bölgesinde bulunan Romalılar'ın Hun tarzında yay imalâthanesi)."Turan Taktiği" Okçu süvarilerden kurulu Türk savaş birlikleri at dolayisiyle sağladıkları sürat sayesinde. 115) idi. Türk süvariliği ve tedûzatı en çok tesirini Bizans'da gösterdi. serbest çalışma. İşte bu esas üzerine kurulu Bozkır muharebe usulünün iki mühim hususiyeti vardı: Sahte ric'at ve pusu. Ayrıca türlü bayraklar vardı. Kadınların da iştirak ettikleri çeşitli top oyunları (futbol. 641)'un Tactica" adlı eserinde. Lâtin yazarı -IV. besicilik ve imperium Bozkır devletinin özellikleridir. g . Ruslar daha Kiyef knezliği devrinden itibaren Hazar. Bu savaş usulüne. bazı araştmcılara göre. bizzat imparatorlar tarafından bu hususta eserler de yazılmıştı. hükümranlık karizmaya dayanmakla birlikte töre hükümlerinde Ifacfes'ıni bulan zımnî anlaşma (kanunî meşruiyet). Bilhassa binlerce vahşi ve zararlı hayvanım Mâfı ile sonuçlanan W rek avları gerçek bir savaş manevrası mâhiyetini taşıyordu. cesareti ve askerî bakımdan kifâyetl yanında tedbiri*. Altaylar'da çok eskiden beri bilinen kayakçılık. Peçenek. (Türk ordularının 'fırtına sür'ati" M. cirit. oralardan her tarafa yayılmıştır. Yâni kaçıyor gibi geri çekilerek düşmanı çenbere almak üzere. belirli kanatlarda mevki alıyorlardı. yk. mızrak. Piğer bir sürek avında 700 ii (aş. Türk yurdunun kadîm adından dolayı Turan taktiği" denilmektedir.206 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 207 yayları var*. Bunun dört kozmik cihetle ilgili olduğu ileri sürülmüştür. Romalılar gömlek giymesini de o sırada Türkler'den öğrenmişlerdi. 1396 Niğbolu. Devlet başkanının. ok atmak herkesin tabii meşgaleler den idi. Bizans tarihçisi Priskos ve Ermeni tarihçisi Urfalı Mateos'da belirtilmiştir).0. yansı. savaş usulleri tanıtılmakta ve Bizans ordusunda İslâhat lüzumu belitilmektedir. Çin kaynaklarına göre M. hem teçhizat yönlerinden Türk tarzında askeri güçlerini meydana getirmişlerdi. aynı zamanda savaş hazırlığı vasfında olan. Orada yalnız taklit ile kalınmamış. Savaş meydanlarında süvariler. Cengiz Han da. güreş. Yakın muharebede kargı. atların renklerine göre. imtiyazsızla. Tatbikatta bu. Bu surette ceket. İrin bütünlüğünü korumak için zarurî kanun mevzuatının. 214) meşhur Çin şeddi maksada kâfi gelmeyince. 201'de Çin İmparatoru Kao-ti'yi kuşatan Mo-tun'un savaş nizamı böyle idi). Bozkır savaş şeklini bilmeyenlere 'nizamsız ve telaşlı1 gibi görünen (Mesl. ağır hareketli ve kütle savaşı yapan yabancı ordular karşısında daima üstünlük sağlamakta idiler. bozkır Türk süvari elbisesi olan ceket.). En yaygın Türk bayrağı tuğ (başında bir demet yaban sığın kuyruğunun dalgalandığı ve ipek kumaş parçasının asılı bulunduğu sırık bayrak) idi. Oklar da çeşitli idi. Atlı birlikler teşkili yolu ile Türk silâhtan. Sürek avları da orada görülmeğe başladı ve bu ıslâhat ve taklitler Göktürkler çağında da devam etti.

eski Türkler'de "kartal" inancının mühim bir yer tuttuğu anlaşılıyor. Türk devleti'ndeki. ataların timsalleridir. sistemin yaşaması için bu şartların olması icap eder.n mevcut olduğuna dair gerÇünkÜ totemcilik sadece bir h a?a t^ . Yazıcıoğfu (1&asff)'nun Târlh-Î âl-i SelçuKun da. totemcilikte ruh'un ölmezliğine inanılmadığı halde.na) . Eski Türkler'de "kurt-ata" nın yaşadığı yer kabul edilen mağarada belirli törenler tertiplemek geleneği. kurbanlar kesilir. hâkimiyetin timsali karların Türk asıldan geldiği ileri sürülmüştür.tesirierin bfr-birlerine karışmasından meydana çıkmış bir tasavvurlar örgüsüdür. kütleleri memnun edici siyasî teşkilâtlar kurmağa muvaffak olmuşlardır. "altun put". bunun temelinde din! bir tasavvur keşf etmek müşküldür. birkaçı dışında.bin başları olarak tarihlenen Kurat kurganı içinde bir kartal pençesine rastlanmış.arak onun ve SS £S FİS* 'nanÇ ° tamam W™» hukukî cepheleri de vardır W. halk ile işbirliği hâlinde topluluk menfaatlerini koruma prensibinden ibaret bu "bilgelik" kavramında aranmalıdır.asır)'riîn Şecere-i Terâkime'sınöe. 2. Kurt efsanesinin toplayıcı bir vasfa sahip bulunması. Bu tarz. tâbir olarak "ongon" Türkçe değildir ve gerçekten de Moğollar'dan önceki Türk diFFvesikaların. çok yükseklerde uçan kartal'ın aym zamanda avcı kuşlar türünde bulunması. ^Hİ?İ?«İ ?L l^TÖrk. Ancak bu durum eski Türk içtimaî hayatında dinin mevcut olmadığı gibi bir garip mânaya alınmamalıdır. hanedan mensuplarının çeşftfl bölgelere tâyinleri. Reşîd'üd-din. çöl ve orman kavimlerinde görünenin eksine olarak. t0tem mânas. yansında Orta Asya Türkleri arasında yapılan araştırmalar neticesinde iyice yerleşmiştir. meselâ bir taş parçası. yabancı ülkelerde de karşılaştıkları sosyal ve iktisadî güçlükleri yenerek. (Ongonicuşfarın yer aldığı Ebû'l-Gazî {17. kendi geleneklerine dokunulmayan. Bununla beraber. Yuvasını yalçın kayalar üzerine yapan. tipik Moğol devlet anlayışıdır ki. her ailenin ayn adı vardır. Gök-Türkler'de keçe den kesı^Jann tasvirleri). sosyal muhteva bakımından daha ziyâde siyâsî karakterde bir topluluk teşkil ettiğini ve din adamlarının.İşaret edilen prensip. yerleşik kültürdekilerde.nttfç bîrinde (Kitabeler.Ö. Yakutlar'da tangara'lar) vb. bunda Moğol tesirini sezmek mümkündür. Orta Asya'da M. İslav devletlerinde. aslında "asalak" ekonomiye bağlı. gösterilmiştir (Asya Hunları'nda totemcilik izleri. Türk İrinde başarıya ulaşan Türk hükümdarlarına devlet adamı ve hattâ hâtun'lara "bilge" sıfatının verilmesi. bu hayvana karşı saygı duyulması başta olmak üzere 19 yüzyılın 2 ya rısında Orta Asya Türkleri arasında tesbit edilen "ata" larla ilgili ve totemcilikteki şur. bilgelik'in Türk idarecilerinden istenen başlıca şart olduğunu gösterir. Türk ile Moğol'u birbirinden ayırmayan bazı araştırıcılar tarafından Türkler'e yakıştırılmış ve yaygınlaşmıştır. hepsi yabancıda Kuday. "Ongon* «özünün kökü ong Türkçe olsa btle. Yukarıda bahs ettiğimiz töz (tös) ler de.*^?to akrabal'ğl . kurt'un vücudu ile değil. Totemcilikte "ana hukuku" câri iken. DLT) geçmemektedir. Türkler arasında mühim rol oynamadığını belirtmiştik. "Ongon" tâbirine gelince. yurt'u şahsî mülk sayarak bölüşme değil. yağmur suyu vb.ay?an. yabam» kütleler birer cemiyet bütünü hâlinde tekrar ortaya çıkıyorlardı.ik inancın.TaûMPrte Oğuz boylerinin "ongon" lan olarak gösterilen kuşlar da. kâinatı bile ruhlar dünyası olarak biten eski Türkler'de dinî inancın temellerinden birini ruh'un ebedîliği teşkil eder ve bu sebepte ataların ruhlarına adaklar adanır. asır ntS^^^J^** S. CâmfĞt. Çünkü bir orman kavmi olan Moğollar. diğer taraftan ll-hâkanlıkların çöküş anlarında. Türkler'de her ferdin. Başarının sırrı.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 209 ll'i dağılıyor. Gerçekten bilhassa Yakutlarla Altayhfeır daha ufcun zamandan beri bu inanca bağlı görünmektedir. ailede "ana hukuku* nun hâkim olduğu. Ancak buralarda dünyanın ve insanın yaratılışı île ilgili rivayetlerden hiçbiri Türkler'in kendi düşünce mahsuHeri olmayıp. "Türkler'de devlet toprakları hükümdar ailesinin ortak malıdır" şeklindeki kanaatin yanlışlığını da ortaya koyar. SİStemİ .nga yi andıran put-fetişler (Altayülar'da töz'ler. a . Klanda her fert totemin adını taşır. aynı zamanda.. açıklamağa çalıştığımız ülke kavramı ve meşruiyet telâkkisi (kut) karşısında. Kül-Tegın'in bütünde serpuşun ân tarafında kanatlan açık bir kartal kabartması yapılmıştır. aynı zamanda. Bugünkü çeşitli Asya Türk topluluklarında da kartalın mühim yeri dikkat çekicidir.arak /^fa^ı^!^^ ^f ° itmektedir. ona bir kutsallık izafesine sebep teşkil elmiş olabilir ve belki de bu sebepten. Meselâ rivayetlerde zikr edilen has isimler. Totemcilikte.ra. min kutlu saydığı bir hayvan mevcuttur.arken' her dört kabile f e bir ku«u TongonS Ünden. Türk ailesi p«oQta K«U« tüH * »»d». b. totem olabilir.Samanlık Meselesi: Bozkırlar sahasındaki dinî inançların Samanlığa bağlanması âdet hâline gelmiştir. Batı devletlerinde) ve doğu menşeli olduğu kabul edilen. Kurbue 4-Din Bozkır Tüık halkının. çeşitli dinlerden geien. "totem* telâkkisi İçinde yaşıyan bir topluluk İdi. Reşîd*öl-dîrîden faydalanıldığı malumdur. Bizans'da. Türkler'de kurt'un saygı görmesi ise. idarî sorumluluğu ortaklaşa yüklenme olarak kabul edilmek icap eder. Uygurca muinler. ak ve ortaçağlardan iübaren çok yaygın görünen (eski doğu kavimlerinde. Türkler uzun bir tarihî hayatın tecrübeleri ile kazandıkları bu siyasî terbiye sayesinde. Cami ût-Tavarih adlı eserinde (14. mazisi karanlıklara karışmış eski bir hâtıranın canlandırılması ile ilgilidir. "Hakîm" tâbiri eski Türkçe'nin köklü kelimelerinden olan "bilge" sözü ile karşılanmıştır.frde t0temci. Nihayet klan. Türk bozkır siyâset anlayışındaki. ayrıca yalnız hayvanlar değil. klanları birbirinden ayıran ve onları karşı karşıya koyan totemcilik anlayışına aykırı düşmektedir. To£md klanda 'asak* SSSM^ÜH. Moğol tesirinden önceki devirlerde aynı Oğuz boylan listesini veren Kâşgarfı Mahmud'un eserinde (burada Reşid'üddin'deki damgalar aynen mevcut olduğu hâlde) yoktur. Eski Türk mancırenşamanhk olduğu kanaati geçen asrın 2.Totemcilik Meselesi: Eski TüıMer'de totemciliğin var olduğu ileri sürülmüş delil olarak da kurt'un ata tanınması. 100 binlerce baş sürülerin otladığı bozkırların korkulu hayvanı olmasından ileri geldiği düşünülebilir ki.

ölü çadırın etrafında sür'atli atlarla dolaşılır. çeşitli topluluklarda değişik şekilde ehemmiyet taşırlar (bu inançların Animizm = ruhçuluk ve Natu-rizm = tabiatçılık olarak izah tecrübeleri vardır). her dinde bu nev'iden tesirler. bazı tâbirler (meal. demirciliğin ve at kurbanını "şa-manüe^asıf kazanmasında dikkati çekmiştir. Moğol devrinde peydalanan bir takım hikâyelerin birbiri içine girmesinden teşekkül etmiş olduğu için bunlardan Altay. manevî kuvvet olarak tasavur edildiklerinden. bütün bir maneviyat âlemini belirir bir kadro içine almayı başararak. Âdem. demir. bütün orta ve kuzey Asya topluluklarında dinî faaliyetlerin hepsinde icracı" durumunda olmadığı. Yahûdî efsaneleri ile.210 ____TÜRK DÜNYAM EL KİTABI TÜRK TARİHİ ait tan. ruhunun. YOHRJ "Jrtr* sub")lar deniyordu. göklere yükselmek veya yer altına inmek ve oralarda gezip dolaşmak üzere. ruhun gezip dolaşması. Şaman. Tabgaçlar'da da ilk ve sonbaharlarda atalara kurban sunulur. Hun-lar. Bu ilgMıvar olabileceği intibaını uyandıran.Türk çağında. Din tarihçilerine göre. Bu hususiyetleri ile iptidaî topluluk üzerinde korku ve saygı uyandıran şaman. Kitabelerde yalnız iki yer-su'nun adı zikredilmiştir: "ıdux Ötükân" ve Tamıg ıduq baş". Türkçe din adamı manasındaki "kam" ile "şaman^fcıflmaslnin aynı olduğu yolundaki eski bir iddia da. deniz. Göktürkler.bîzzat "şaman" tâblrinfrT fc*%ifnd-lran dilinde keşf edilmesi ile geçerliliğini kaybetmiştir. Hun hükümdarının dünya hâkimiyetine alâmet sayılmıştı. çoktan kaybolmuş "savaş tanrısı" nın kılıcı bulunarak Atilla'ya teslim edilmiş ve bu. Fakat fonksiyonu. ayrıca. birçok törenlere. kendisi ruhları hükmü altına alarak ölülerle. Bunlardan ilki. Yunan. hattâ her aile reisinin bu işi yapabildiğini.tanrılar1a İrtibat kurması mevzuunda. Avrupa Hunlarf nda. Mamafih bu dıştan tesir yalnız eski Türk dinine mahsus değildir. Mütehassıslarınca belirtildiği üzere. insanların dert ve dileklerini arzet-mek üzere gökteki ve yer altındaki tanrıların yanına giderek aracılık yapabilmesi böyle mümkün olmaktadır. bilindiği gibi "kağanlık" merkezi (bu nun Moğol toprak tanrıçası Âtügân ile bir ilgisi olmamak gerekir.yâni iyilik seven. Asya Hunları ilkbaharda (Mayıs ayında) Lung-çu bölgesinde ve sonbaharda atalara. civara kayın ağaçları dikilirdi ki. kartal inancınm. aksine.Türk bölümünde görülmesinden anlaşılıyor ki. su kaynağı. bunlardan kutlu ormanlar meydana gelirdi. gök gürültüsü. ancak bölge sonraları. zira Türkler'de toprak tarmgaai yoktur. Ayrıca güneş. herşeyden önce. bu Orta Asya dinî gelenekleri başta Buddhizm olmak üzere Hind. $ÇF . Türkler ateşe de tazim etmekte idfter. gündüz güneşe. ayrıca yemek verilirdi. Mangdaşire. yenilenmeler görülmektedir. yâni şaman Türk'ün dinî düşüncesini bulup çıkarmak hemen hemen imkânsız görünmektedir. bu. tamu=cehennem). ağaç. eski çağlarffr bütün kavimleri ile îpfftiöî topluluklarda mevcut bulunmuş ve orta ve kuzey Asya Türk ülkelerine sonradan Asya'nın güney bölgelerinden gelmiştir). dinler tarihinde ve din etnolojisinde görülen çeşitli "extase" hallerinin hepsi de şamanist "extase"a dahil değildir. yıldırım. Bu törenlere "yoğ" deniyordu. ölülerin isteklerini yerine getirerek zararlarım önlemesi. kulak bıçakla çizilerek kan akıtılır. •insan ruhunun mütehassısı" olarak halk kültesinin maneviyatına nezaret eder. Fizikî çevrede görülen tabiat arıza ve hâdiselerinin böyle telâkki edilmesi ("Halk dinleri") eski Yunan ve Roma dahil bütün eski kavimlerde umumidir. Bununla beraber. kendileri ile ilgili mitolojiler teşekkül etmemiştir. belki eski Türk telâkkilerinden bazı kırıntıların da katıldığı. Burhan. ölüm hâlinde yas törenleri yapılır. bunun menşei yakın komşuları olan RıtUgorlar'da aranmalıdır). Hükümdar tan-hu.kaya. tabiat tanrılarına kurbanlar keserlerdi. yavaş yavaş gelişerek. Görülüyor ki. ona yeni unsur- lar ekliyerek. orman. her sihirbazın da "şaman" sayılmadığını ve samanlıkta hastalara şifa vericilik esas unsurlardan olmakla beraber. Ancak Türk inancı ile samanlık arasında hayret edilecek bir İntibak hâsıl olmuş ve bu bilhassa Tûrkler'deki atalar kültünün. tufan rivayetleri de hep böyledir. şimşek gibi tanrılar tasavvur edilmiştir. kitabelerde görüldüğü gibi. birleşmeler. Gök-Türkler kurt-ata mağarasının önünde tanrılara kurban takdim ederlerdi. fenalık getiren olmak üzere iki grupa ayrılıyordu. eğer doğru «e. yine ona göre. Esasen samanlığın en büyük hususi-ygjtıûfuz ettiği bölge halkının ruh âlemine bürünme kabiliyetidir?"Bctase1. dinden ziyade bir sihir karakteri ortaya koyan ve esasen bir bozkır inanç sistemi olmayan samanlığın tarihi Türk topluluklarında görülen ve aşağıda bahis konusu edeceğim^ Tanrı ve "yer-su" inançları Ue bir İlgisi mevcut değildir. şeytanlarla. Ruhun vasrtasız olarak mtldahale etmediği hastalık (ruhun kaybolması). gece tolun aya tazim ederdi. eski Türk topluluğunun tabi-ate atf ettiği gizli kuvvetleri istismar etmiş. iran Mazdeizmi'nin (Zerdüşflüğün) tesiri olup henüz Türkler arasında yayılmış değildi. Bu esnada bir âlet durumuna düşmekten uzak. Hastalanan (ruhları çalınan) kimselere şifa vermesi. yüz. samanlığı kısaca "extase" (vecd vs istiğrak) tekniği diye tarif eder. tepe. kendi hususî usulleri vasıtası ile kazandığı "extase" hali içinde. Matmas vb. Bunlar aynı zamanda birer ruh idiler. âdeta bir din sağlamlığı kazanmıştır. vb. Maytere. cin ve perilerle irtibat kurmağa muvaffak olur. meselâ Tanrı'ya kurbanlar sunuluşunda samanların katılmadığı. tapınak makamındaki "taş-ev" içinde kesilen kurbandan sonra. kılıç. kırda ise. Tabiat ruhlarına Gök. Bizans kaynaklarının kayıtlarına göre. bedeninden ayrıldığını his eden bir "trans" (aşkın) ustasıdır. kıyamet. ırmak. her "medecinman" in "samanlıkla vasıflandırılamıyacağını belirttikten sonra. vadi. yıldız. Bu tâbir "yer-euv" şeklile Uyguriar'da da vardı.Havva ve yasak meyve hikâyesini andıranmotifler. hatta hayat tara üzerindeki tesirlerine göre bu ruhlar ve tanrılar. sıhrî dinî hayat samanlıktan ibaret olmadığından. diğer umumî diriî-sıhrî itîkadlann temsilleri ölçüsünde şÜmuBÜ değildir. Moğollar zamanında böyle itibar edilmiş olabilîrK ciğeri d& kutsal Tamıg (Tamir suyunun^ kaynağıdtf/^sB Türk kül türünde bütün yer-su'lar maddî değil (Kimekler'in nehirlere "secde" ettiklerine dair GardteTnin kaydı. Erkek tanrılar yanında birde "Umay" denilen bir tanrıça vardı. Ruhlar iyi-kötü. Yer-su'lar kutsal ("ıduk") sayılıyorlardı. Fakat bunun yalnız Gök-Türkler zamanında ve hattâ sadece Batı Gök . ölöm veya bir talihsizlik bahis konusu olmadığı veya bir kurban töreninde her hangi bir "extase" tekniğinin (göğe veya yeraltına seyahat) yer almadığı hallerde şaman'a iş dOşmez{Şamanlık dörTy&râh her yerinde. saç-baş dağıtılır. Uygurlar teşebbüslerinin isabetini ayın ve yıldızların hareketleri ile • kontrol ederlerdi. Yakut şamanlığındaki ası) tasavvuru. Iran. Eliade. ay. Samanlık frıancı üzerinde en derin araştırmayı yapmış olan M. Bozkır Türkleri'nin dinini şu üç noktada toplamak mümkündür: c-Tabiat Kuvvetlerine İnanma: Eski Türkler tabiatte bir takım gizli kuvvetlerin varlığına inanıyorlardı: Dağ. Körmüs.

hükümlerini yürüttükleri yerlerde insan kurbân âdetini kaldırmağa çalışmışlardır (Meselâ. Eski Türkler arasında insan kurban edildiği intibaını uyandıracak bazı kayıtların. Savaşlarda onun iradesi üzerine zafere ulaşılır." (Irk-bitig). "insan kurbanı" m açıkça kaydetmediği gibi. Emreden. Asya Hunları için. Türk tarihinde bu hususta inanılır değerde gibi görünen tek haber. Slâvlar'da ve Uzakdoğu kavimlerinde) Türkler'de böyle âdetlerin görülmemesi dikkat çekicidir.kuzgunun niyazı bile Tanrı ya ulaşır. Fakat Tam biliyor". Halbuki. Bütün bu mülâhazalardan sonra W. toprakla ilgisi olmadığı için. Demek kî. Hunlar'a sığınmış olan w yurdundan kaçması Çin hükümeti bakımından teh* İlkeli sayılan bu kumandan gizli vazifeli bir Çinli wu (rahip) tan-hu'nun teşviki ile öldürülmüştü. bir Çinli generalin "kurban" edilmesidir.hâdiseden aş. Hayvan cinsinden de erkek'ler seçilirdi ("koyundan koç. "Doğru insanı ve yalancıyı Tanrı bilir. Ibn Fadlan'ın. mezarın yeri bilinmemesi için öldürülüp gömüldükleri hususu ise.bu mânaya alınabilmesinde ancak zorlama yoluna gidilmek gerektiği anlaşılıyor. onu isteğine göre gelir alır ("Küi-Tegin vâdesi gelince öldü. daha geç devirlerde Türkler arasında yayılan iptidaî samanlık eski Türk Gök-Tanrı telâkkisine dokunamamıştır. Türkler însan kurban etmedikleri gtol.. bitkiyi canlandırır. bu yazanh mensup olduğu sanılan Vizigotlar'da asırlardan beri mevcut insan kurbanı motifinin tekrarı gibi görünmektedir. Gök-Tanrı İtikadının esaslarını başta Orhun kitabeleri olmak üzere. Aynı zamanda "semavî" mâhiyeti haiz olup. Yaratıcı. d . Asya Hurdan ilk baharda (18 Mayıs) atalarının ruhtenna kurban sunarlardı. Moğollar1! ve Bizanslılar'ı bu hırsızlık teşebbüslerine sevk eden sebep eski Türkler'de ölülerin silâhları. Türk kültürü telâkkilerinin dışında kalan bir keyfiyettir. doğruluktan uzaktır. bu âdetin Hun imparatorluğunda yaşayan zümrelerden hangisine ait olduğu da tasrih edilmiş değildir. I Ne kadar dikkate değer kî. hiçbir engel bahis konusu değilken. avcı. Hind-lranlılar'da ve Çin'de mevcut (îtin devleti zamanında) bir âdetin tekrarlandığını göstermektedir. 79 yılında benzer bfr tecavüz hâdisesi tan-hu*yu Moğol O-huan'iara karşı savaşa zorlamıştı. çoban ve hayvan besleyici topluluklara mahsus bulunduğu.Gök-Tanrı Dini: ■ Bozkır Türk topluluğunun asıl dini bu idi. Giraud'a göre. çünkü. ölen bazı kudretli kimselerin yarıtanrı sayılmasına kadar Heri gitmiş iken (Meselâ. kıymetli eşyası. Eski Türkler'de kurban olarak hayvan kesilirdi.. efeniz tanrıçası da yoktur. kaynak.ö. bu itibarla menşeinin Asya bozkırlarına bağlanması gerektiği umumiyette araştırıcılar tarafından kabul olunmuştur. Gök-Türk menşei efsanenin 2. eski Türk ve sikalarından az çok tesbit etmek mümkün oluyor.. 100 sene sonra . tam iktidar sahibi idi.kütle hâlinde iösanlarm öldürüldüğü hakkındaki haberi de. atalara saygı. hakan ve umumiyetle Hazarlar hakkında gerçeklerle bağdaşması müşkül diğer haberlerin çoğu gibi. zira eski Türkler'de geyik mm Ural menşeli olduktan başka.. bazan tam techizatlı atları. Esasen ilgili kafa tası kültü bir güney kültürü mahsulü olup ("tantrisme") Asya kavimleri arasında Moğollar jçin Btipik"tir. Eski Yunan'da . kut isterse verir. iradesine uymıyanı cezalandıran Tanrı bağışladığı kut ve ülüg (kıymet)ü lâyık olmayanlardan geri alır. hem bazı milletlerde görülen bu âdetin hilâfına Türkler mezarlarının üstüne tümsek yaparlar ve hattâ taşlar (balballar) dikerlerdi. :&nun sosyal ve iktisadî şartlardölayısiyle. attan aygır"). doğrudan doğruya "bütün Türkier'in ana kültü" durumundadır. Orhun kNftbelerMİfrJark kozmogonisini tek cümle için- . Balkan seferinin bîr sebebi de Hun hükümdar ailesi kabirlerinin Bizans'ın Margus piskoposu tarafından açılarak soyulması idi.Atilla'nın 2. Fakat hemen suç işlediğini anlıyan tan-hu ellerini göğe kaldırarak Tanıtfdan of dilemiş ve TanrıVı teskin etmek îçln bir 'kutsal mahal" yaptırmıştı. Bundan dolayı Asya Hun Impratorlarına ait kurganlarda at cesetlerine tesadüf edilmiştir (Mesl. İn sanlar fâni. Türk'ün ve umumi yetle insanların hayatına Tanrı vasıtasız müdahale eder. Tanrı ebedîdir (Bulgar kitabeti).Atalar Kültü: Ölmüş büyüklere tazim. Ölüm de onun iradesi ne bağlıdır: can veren Tanrı. Türkler'e onun tarafından verilmiştir. Atffla'yı gömenlerin. R. Altaylar'da Pazınk mevkiinde). mesele tamamen siyâstf okjp dinî mahiyfette frisan kurban" etme düşüncesine dayanmıyordu. Yukarıda söylendiği gibi. Ulu Tanrı şafak söktürür (tan üntürü). baba hâkimiyetinin inanç sahasındaki belirtisi olarak görülmektedir. çok kere "Gök-Tanrı" adı ile anılıyordu. Barthold'un "Gök-Türkler'de düşman orduları kumandanlarının kurban edildikleri* yolundaki acele tefsirinin yersizliği anlaşılır. Türkler gibi. Asya Hıin İmparatoru Mo-tun'un. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır" Kitabeler). Gök-Tanrı telâkkisinin. İnsan diz çökerek Tanrı'ya yalvarır.. Eskiçağlarda başka hiçbir kavim ile iştiraki olmayan bu inanç sisteminde Tângri (Tanrı) en yüksek varlık olarak itikadın merkezinde yer atmıştı. kadınların mücevherleri ile birlikte gömülmesi idi. M. hak) Tanrı'dır. Soğd'da). Eliade'ye göre "orta ve kuzey Asya toplulukları için karakteristik bir sistem olan" Gök-Tanrı. atalar kültüne sahip diğer kavimlerde bu inanç. Türkler'de Tann düşüncesinde maddi gökyüzünde mânada ulu varlık1» doğru bir gelişme dikkati çeker. Yâni Tanrı Türk halkının istiklâli ile alâkalanan bir ulu varlıktır. atlar çoğalır. Tonyukuk kitabesinde çok zikre dilen Tângri bazan Türk tângrisi" şekliyle o çağlarda "millî bir Tanrı olarak görün mektedir: Gök-Türkler'in bir "hakanlık" kurması onun isteği île olmuştur. Böylece öteki dünyada rahat yaşamalarının sağlandığı düşünülüyordu. Ulu Tanrı bahis konusu olduğu zaman samanlığın âdeta 'sırıttığını' söyleyen M. insanın ömrü uzun olur. keza Bulgar hakanı Kurum için benzer bir kayıt.. Çin yıllıklarındaki ölünün "yakınları tarafından takip edilmesi" İbaresi tefsir yolu ile bu neticeye ulaştırılmak istenmiştir. eskf orta ve kuzey Asya kavimlerinde bulunabileceği hakkındaki düşürteeter Türkler yönümden tarihî kayıtlarla kesinleşiyor. Atalara ait hatıraların kutlu sayılması. Hakan. Bulgarlar hristiyanların (Bizanslılar'ın) iyiliği için çok çalıştılar. yk. *ltun kaplattığı Yüe^çl hükümdarının kafa tasmı içki kabı olarak kullandığı rivayeti. En makbul kurban olan at iskeletine bozkır-Türk kavimlerine âit mezarlarda çok sık rastlanır.212 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 213 9. Heros'lar) ve bunlar ve diğer tanrılar için insan kurban edilirken (Hind-Avrupa kavimlerinde ve Sami kavimlerinde. rivayetindeki mesele ile alâkalı hususlar da tamamiyle başka topluluklardan aktarılarak Türk'e mâl edilmiş durumdadır. Onlar bunu unuttu. "Kara-yol (kanun. ölen Hazar hakanının hizmetçilerinin de kesildiği yolundaki haberi. M. deveden buğra. Diğer taraftan Atilla'nın ölümü ite ilgili olarak Jordanes'in . Kırılanları birleştirir* yırtılanları birbirine ular.Qök-Tann'nın izi olan Yakut Tangar% Kayra Han'ı ile şaman fazla meşgul olmamaktadır. EHade'ye gör %. eğer gerçekten mevcut ise. Türk mezarlar™ yapılan tecavüzlerin ağır şekilde oezalandınlmasından anlaşılıyor. iyi bir araştırma sonucunda..

Tabgaçlar Budist san'atta yeni bir devir olan "Wei" san'atının geliştiricisi olmuşlardır (Yung-kang ve Long-men Buddha heykelleri). 13. Thomsen "yer-sub" tâbirini 'saints* = azizler diye tercüme etmişti). Hristiyanlık. Kitabelerin bir yerinde Tann ile "yer" eşit fonksiyon icra eder gibi görünmekle beraber ("yukarıda Tanrı. bulundukları çevreye göre çeşitli dinlere de girmişlerdir ve bu durum. sema ile ilgili inançlarda tanrılar (BabiPde Şamas Pamir'de Arso. halde kendriennm (Türklerin) tek tanrı'ya iman ettiklerini belirtmişti BulgarTürkleri de ya2?H^f rT 'namy0rla^ BuMdS **""* b.deniyordu. yer ve yer-su'lar böylece kutsallar faziz"ler) durumundadır (bu sebeple V.Ö. Bir kısım Türkler de museviliğe (tozarlar) ve toistiyanlığa girmişlerdi. İslâmiyet hariç Türk kavimleri üzerinde menfî tesirler doğurmuştur. yan varlık inançları ile çevrilmiştir (Semavi dinlerde Tanrı = Allah ile beraber azizlere. ikisi arasında insanoğlu yaratılmış. Gök-Tanrı'nın çok eski zamanlardan -belki Hunlar'dan. Yarkent gibi merkezlerde ve "çöl Pompelsi" diye anılan başkent Idİ-kut şehrinde. 10. yıldızlar ve Gök-Türkler çağında. dinlerde görülen. İslâmlık) deki gibi. esk. İran'da Ahura Hindide VarunT R^ bir maziye sahip olduğu görülen bu Türkçe tâbir sonra Moğolca'ya ve diğer bazı Asya dillerine intikal etmiştir. "hiçbir Tanrıya tek başına İtaat edilmemiş' ve Tanrı dâima kutsal sayılan ikinci derecede. 10. ne de "tângrilik" (Irk-bitig) adı verilen din adamları zümresi hakkında başkaca bir şey bilinmiyor. üstelik 6-8.en *Cvril1 ite mül*k*< masında (862de) hakan hırıstryanlann Tennnm "üçlü kişiliği" (Trinity) ne inandıklar. ayrıca Toyuk. Hece vezninde yazılmı» ilâhîler Beş-bahk.. Hunlar devrinde. büyük bîr kudret hâline yükselmiş bukjnmakte idi TifBs'h St. 3£2 f tt J ^ " L T T " B?m'tm 9önderi." (Yukarıda mavi gök. yahut hoşlanmadığı bir iş başına geldiği zaman. başını göğe kaldırarak "Bir Tanrı* der. Slmocattes. Uygurlar bu kültürün de en iyi temsilcilerinden biri olmağı başarmışlardır: Maniheist ve budist eserlerin Uygurca'ya tercümesinden doğan zengin bir dinî edebiyat vardı. Ancak Uygurlar zamanında Maniheizm Türkler arasına girmiş ve bilhassa Uygurlar'ın Türkistan'daki hâkimiyetleri devrinde iyice yerleşmiştir. Uzlar.Diğer Dinler: Tarihte çeşitli Türk kütleleri. Asya Hunları'nın Budizm ile. 7. aşağıda yer buyurduğu için" Kitabeler).n Hristiyanbkla pek alâkalan olmamış ise de.(aş. e . £»**.. meleklere. daha Hunlar da tek tanrılığa doğru oldukça ileri bir gelişme müşahede edilen Gök-Tann dininde. Müslüman Törkler). Gök-Türk devletince Budizmin reddedildiği malûmdur. Aksu. Ancak bu durum Gök-Tanrı'nın. Oğuzlar'dan biri haksızlığa uğradığı. göğün yaratıcısı bildikleri TarrrıVa taptıkları belirtilmiştir. Gök-Türkler'in kutsal saydıktan ateşe. aslî Türk İtikadında anthropomorfizm (putçuluk) yoktu. M. triwtiCMLHS ı ralor Mo*m (M. Eski Sümer dilinde görülen ve Tanrı'ya yakın bir mânaya gelen "Dingir" sözü ile münasebeti henüz açıklığa kavuşmamıştır. yerine Soğd menşeli ve tamamen başka karakterde Uygg yazısı kullanılmıştır. Baolsamin. Avrupa Hunlarf n. ay.n "bir yarato tanrı" tanıdiın. Demek ki. asır Oğuzlar'ında da benzer bir telâkki göze çarpar. Çin'de devlet kuran Tabgaçlar Budizm tesiri ile. Karaşar. O hâlde Gök-Türk çağında. aşağıda yer yaratıldıkta.. tek kudret olduğu keyfiyetini gölgelendirmez.214 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 215 de açıklayan ibare şöyledir: "Üze kök Tângri asra yağız yir kılındıkta ikin ara kişi oğlı kılınmış. suya. asır Uygurlar1! da Tanrı'nın insan veya herhangi bir tasvir şeklinde tecessüm ettirilemiyeceğine inanıyorlardı. Bin-Buddha mağara tapmaklarında bulunmuş olup. Türkler'in kadîm inançları ile bazı bakımlardan uygunluk göstermesi do-layısiyle Türklüğü takviye eden Wf $fl durumundadır. Türk halkının bu dine karşı direndiği ve II. Sonra Budizm'in de intişar ettiği bu safhada Uygur tarihî artık yerleşik kültüre bağlanmış sayılmak icap eder.). asırlarda artık fonksiyonunu kaybetmiş olan güneş. asır ilk" çeyreği) Altun Yaruk •{» Altın Işık) aynı derecede mühimdir. Türk nüfusunun çoğunluk meydana getirdiği sahalarda bir menfi «eeM görülmeyen bu yabancı dinler.kabul eden Bulgarların Kısa zamanda Türklüklerini kaybetmeleri r»tic^sini4iwrâş&wjyalnız İslâm dinidir kî. Schmidfe göre de.^er'in W d^7^^Ş Tanrı tâbiri. Mortuk.?a-Tien" olarak geçmiş (Konfucius'Un eseri: Lun-yü^Sln 5^ . bölün Türk lehçelerinde mevcuttur ve Türkçe'nin temel kelimelerinden bfrldfr. Eski Türk din adamlarına umumiyetle "kam. Gök-Türkter devrinde Budist rahip-seyyah Hiuen-Tsang bütün Batı Gök-Türk sahasını bir Budistler memleketi olarak tasvir etmekte ise de. bk. yıldız tanrılar da mevcuttu.. Türkler'de de Gök-Tanrı yanındaki: Hun devrinde güneş. Yeryüzünde mevcut dinlerde ^luhîyer konusunda araştırmaları ile tanınmış W. Yazılı kaynak olarak M önceki fv. Kümanlar).beri tek ulu varlık'ı temsil ettiğine dair deliller vardır. 495 yılından itibaren "milir unsurları yasak etme neticesinde Çinlileşmişlerdir. ^SKE^Sî^ .r'da Amon-re. aşağı yukarı.s. kitaplara da iman edilir). ay.r tefsiri önlemek için belirtelim W. toprağa tazim ettiklerini. yerin. Türk lehçelerinde bu kelime de yaygındır ve ilk olarak Avrupa Hunları'nda görüldüğü bildirilmiştir (Atakam. Gök-Tann dininin ne âmel (İbadet) şekilleri ve "tângrilik" denilen tapınakları.m. Ibn Fadlan'ın naklettiğine göre. asır Bizans tarihçisi Tr*. fakat yairuz. Gök-Türk yazısı değiştirilmiş. 1000 tarihinde resmen hristiyan olan Macarlar'ın Türk kültüründen uzaklaşmaları. Turfan. hiçbir din. Bununla beraber.. BezeWSk^fMh*y«riode 1894r 1914 yıllan arasında birçok Avrupalı bilginlerin yaptıkları kazılarda ele geçen duvar resimleri. Uygur alfabesi ile Huastuanift adlı eser ve HiuejvTsang'ın hal tercümesinin Uygurca'ya mütercimi olan Beşbalık'h Türk Singku Seli Tutung tarafından Uygurca'ya çevrilen (10. Abo (790'iarda) Hazarlar'. Peçenekler. asır başlarında Gök-Türk alfabesi ile yazılmış kehanet kitabı: Irk-bitig dikkati çekenlerden biridir. bu imkânın mevcut olmadığı bölgelerde Türklerin sifirup kaybolmalarına sebep teşkil ettiği gibi (Doğu Avrupa'da ve Balkanlar'da: Hazarlar. Çünkü dinler tarihinde tesbit edilmiştir ki. dünyayı kaplayan. 209-174Vun unvanlar. hiçbir devirde tekîökad ve amelden ibaret olmamış. yeryüzünde herşeyi hükmü altında tutan se-ma'nın bozkırlı gözünde Tanrı kabul edilmesi mümkündür. resullere. gökyüzü olduğu aşikârdır. Gök-Türkler devrinde mânevi. 864'den İtibaren Ortodoksluğa. tıpkı aemavt dinler (Musevilik. Tann. Bunlardan bir kısmı resimli ve ciltli olarak. AZBO. Eş-kam). aralarında. Burada "kök-Tângri" nin.. heykeller vb.

bazan güney Hindistan. bazan doğu Anado* lu gösterilmiştir. Aral gölü bozkır havalisi kültürünü vasıflandıran. kısrak sütünden imâl edilen kfftflz'dı. Bunlardan ilk ikisine taş devrini aşan hemen her kültürde tesadüf ediliyor. Troya'da ve Mezopotamya'da demirin tanındığı ileri sürülmüş ise de. Bundan hem Cin hem ^"C^İ-?^^ îçkl. başlarına börk giyiyorlardı. Sütlü dan. Türk erkekleri umumiyetle uzun saçlı idiler. Bu üstünlüğü sağlayan vasıtalardan biri demir idi. başlangıçta. M. Hunlar. çizme ve çoraplar). Priskos'un hazır bulunduğu meşhur ziyafette Attila yalnız et yemişti. deve yünü idi. Bu sebeple öküz bozkır iktisadiyatında faktör olarak görünmez (öküz kelimesi de aslında Indo-Germence'dir). y ^»UrLaî 1 OZ^ rTu-erî îdi" Yoöurdun Wfaz veVa kayısı ile tatlılaştırması şeklinde hazrtanan 1o adlı bir İçki Hunlar arasında yaygınd. Ordu). işaret edilen bölgeden kuzeye doğru bir kütle muhacereti görülmediğinden. at kalıntıları ile birlikte görülmüştür. halkı henüz balıkçı ve avcı durumunda olan bozkırlarda ise hayvan besleyiciliğe dayalı ekonomi sisteminin. gömlek. İlk Türk kültür merkezlerinden gösterilen Andronovo kültür çağında ise -bütün. madencilikte son safha olarak görünmektedir. Domuzun İse. Romalılar keten gömlek giyildiğini ilk defa Hunlar'da görmüşlerdi. 3000)'nde ise yaban domuzu. Tarihi M. Demirin ilk keşf edildiği yer olarak bazan Afrika.Ö. Eski Türkler bez dokurlar. 3000'lerden kalma bakırdan yapılmış bıçak. Böylece teşekkül eden bozkır ktifİtürûnün ekonomik bünyesi ortaya çıkmış ölür. Yukarıda söylediğimiz gibi (bk.2i e TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 217 5-İktisadî Hayat a . güneyde Tanrı dağlarına kadar hissediliyordu (M. Aftayİartn batısında. pan-talon. Oğuzlar ve Bulgartar'a âit tarihî vesikalara göre. Ençok at ve koyun eti yenirdi. makam sahipleri. b * Beslenme: Boseterlı Türklerin başlıca gıda maddesi et idi. ondan önce bakır. yabancı ülkelerde Türk usulüne göre yapılan askerî ıslâhat neticesinde dünyaya yayılmıştı (Milâd sıralarına ait Hun mezarlarından çıkarılan ceket. binlerde Mısır'da^ daha sonraları ÇhVde.Ö. o hayvanların ehlileştirilme yerleri ve zamanları ayırt edilmek gerekir. geyik ve kaplumbağa kemikleri meydana çıkmış.Ö. deve vb. Bozkırın "tipik1 elbisesi ceket-pantalon idi. Burma-çap buluntuİân hep Andronovo kültürünün izlerini taşıyordu. GökTürkler. Dünyanın en geniş imparatorluklarını kurmuş olan bozkırlı Türkler büyük ölçüde ve çağına göre daima yüksek bir harp sanayiine sahip bulunmuşlardır. Türkler düğme kullanırlar ve ceketlerini. Yün kumaş ve bezden iç çamaşırları giyerlerdi. ehli hayvanlar sırasında koyun ile öküz ve domuzun bir arada dikkate alınması herhalde doğru değildir. koyun ile afin İnsan hizmetine girmesi zamanlan arasında bir paralellik vardır. pekmez ve şarap (bor) istihsal ediyorlardı. Yağ yemöstai Çinliler Türkler'den öğrenmişlerdi Uygurlar (Türkistan'da) üzüm yetiştiriyor. Hazarlar. giyecek için kendir yetiştirirlerdi. Bu devirde "çok kudretli ve zengin bir içtimâi hayatın müşahede edildiği" Altaylar'da gerçek bir 'altun endüstrisi" merkezliği durumu vardı. Türkler tarihleri boyunca hiç domuz beslemedikleri gibi. Bu hayvan kalıntılarının bir kültür tabakasında yan yana bulunması ile. İleri gelenler.erden * * ve ■ * *ndan yapılana Gök-Töıkler begn.Türk bozkırlarında at ve koyun sürüleri yanında sığır. Sulak verimli. Demek ki.Orta ve kuzey Asya'da ilk defa-altun ortaya çıkmakta idi. etihi yemekten de hoşlanmarnı$iardır. saygı alâmeti olarak börk ve başlıkları çıkarmak âdet halinde idi. orman ve çöl değil yüksek ovalar ve yaylalar olan bozkır coğrafyasın iklim şartlan icabı. 1500lerden sonra. Fakat ekonomide ve askerlikte mühim olan asıl mâden demirdir. doğru olsa bile. sürüleri de vardı. Türkler ayaklarına çizme.Ö. Bu bakımdan Afanasyevo kültüründe at ve koyun kemikterirtn bîr arada bulunması daha manalı bir duruma ğîfer. manda Vb.koyun geliyordu. 2500lerde başlatılan. üzerine bir Hun portresi işlenmiş yün kumaş ita. Tabiatîyle daha geç devirlerdi -M. 1. Çinliler ve Moğollar'ın aksine. Süvari en rahat şekilde ancak böyle giyinebilirdi. M. bundan doğan derin bir kültür tesirinin mevcut olabileceği benimsenmemektedir. Sebzeye karşı fazla istek duyulmazdı. aplike süslü keçeler bulunmuştur. madencilik bakımından. çobanlık ve hayvan besleyicîlîk teşkil ediyordu. bronz ve altun işleyiciliği vardı. ç . inek. küpe ve diğer süs eşyası ele geçmiştir. indoGermenler*e. Afanasyevo feültiiründe koyun kemikleri. biz ve teller. deve çöl kavimlerine. Bol miktarda et istihsal eden Türkler. bunlar. dıyoriardı. Konserve et Çin'e ihraç edilen başlıca maddelerden idi. bin): Çu ve Arpa. Harezrrfdaki Kelteminar kültürü {M.. daha sonraları (25001er) güneyden gelen tesirle başladığı ileri sürülmekte ise de. Hiç olmazsa. bu tarz giyinme. keçi.Ö* 2. kocabaş hayvanları böyle saymak mümkG&ıdür. Mısır ve Doğu-Akdeniz bölgesinde ziraat. Afanasyevo kültür çevresine dahil Minusinsk ve Altay bölgelerindeki buluntu yerlerinde M. yıldan kalma. peynir. çiftçilik yapmağa elverişli sahalarda oturanlar İçin ehemmiyetli bir hayvandır. at ve koyun ise Türkler1© ait gibi görünmektedir. koyun ve sığır izine rastlanmamıştır. Bütün ağır hareketli. Mtö.Ö. hayvancılık ve mâden kullanılışından meydana gelen kültür birliklerinin geliştiği. Hunlar Çin'e yünlü kumaş ve çeşitli keçeler ihraç ederlerdi. kuzu. Başka kavimler kopça kullandıkları hâlde.Ö. boyarlarla alâkası olmamıştır. tarih! . Altaylı tesiri kabul edilmiştir. Orta Asya'da Noin-ula kurganında 20 çeçit ipekli kumaş (Çin'den ithal) kalıntısından başka. fakat bozkırımın İşine pek yaramaz. Bozkır Türk topluluğunda el san'atlan ileri idi.Demin • Demir işleyicilik. koyun. sola açarlardı. sığır» tilki Vâ az miktarda ayı derisi ile koyun. 4. Hazar prensesi Çiçek'in Bizans sarayına gelin gittiği zaman giydiği Türk tipi imparatoriçelik elbisesi ("Çiçekion") orada moda olmuştu. Yetiştirilen hayvanlardan -yukarıdan beri Türk sosyal ve kültürel hayatında büyük ehemmiyefini belirttiğimiz attan başka. öküz. Bazı "Indo-Germenci'ler tarafından bile Hind-Avrupa'b halk üzerine. bir Hun hükümdar ailesine âit. û-dylms Bozkır Türk giyim eşyasının başlıca malzemesi. Bunun yanında. En ünlü Türk tçkisî de.At ve Koyun: Bozkır Türk ekonomisinin esasını. fakat. ehli hayvan besleyidttğin ilk safhasında domuz Tunguz ve Moğollar'a. daha çok başlıklarının daha uzun ve gösterişli olmasından tanınırdı. Meselâ öküz bozkır hayvanı değildir. Buradaki madenciliğin tesirleri. 3000 başlanndan itibaren Orta-doğu. katır. bunu uzun müddet muhafaza edebilmek için konserve yapmayı öğrenmişlerdi.

Eski Türkler. Bu Hım ev eşyasından çoğu Çin'e de geçerek moda hâline gelmişi. katında demirden yapılmış eşya bulunmuştur ve bu tesir buraya Yenisey bölgesinden gelmiştir. içinde yüzlerce insanın barmdığı otağlar. Yenisey'in yukarı mecrası dolaylarında eskiden beri demir cevheri toplanırdı. mızrak.Kurgan bir kale olmakla beraber. Ayrıca kazanlar. ıssız yerlere dikilmesi bir mâna ifade etmezdi. İlk tarihî büyük Türk imparatorluğunu kuran Asya Hunlan'nın. tolgalar çok kere işlemeli altun ve gümüş ile bezenir. TarB# devirlerde de aynı bölgede (bilhassa Sahnçak ve Onugug havalisi) yüksek kalitede sert ve yumuşak çeliklere tesadüf edilmiş. Atilla'nın Orta Macaristan'daki başkent şehri. küçük ve büyük sarayları. Mısır 'da 1200. Türkler şehir surlarını bile çok kere katın ağaç kütüklerinden (çit şeklinde) yapıyorlardı.Ö. 747 . Istemi'nin Akdağ'da (yazlık).759) Ordu . Çin'den Tuna boyuna kadar bozkırlara serpilmiş binlerce mezardan bu eserler bol miktarda çıkanlmıştır. tahta oyma süsleri ile bezeli. Bundan sonra dünyaya yayılmağa başlayan demir çağTnm istikameti ve tarihleri şöyledir: Hindistan'da M. vurucu silâh olarak demir âlet ve vasıtaların çok sayıda kullanılması ile açıklanabilir.Şehir: Eski Türkler yaz ayları için zarurî olan yaylak hayatı dışında. Veya senenin ancak yarısında kullanılan bu meskenlerin sağlam olmasına pek ehemmiyet verilmiyordu. maşrapalar. Türk kılıçlarının hayvan figürlü kabzaları altun levhalarla kaplanır ve kıymetli taşlarla süslenirdi. Kuzey Altay-lar'da demir eritme ocakları. vb. Çin kaynaklarında muhafaza edilen en eski Türkçe kelimelerden birinin de demir (tieh-fan)olduğunu (ve kıbç «king . Işık gölü yanında (kışlık). Atilla'nın ve hanımının gümüş ve altın levhalar kaplı bölmelerle salonlara ayrılmış. e. karyola yapıyorlar ve perde kullanıyorlardı. Gerçek demir çağı bu mâdenden bol miktarda âlet ve silâh yapılması ile başlar. ancak atın sür'ati ve demirin vurucu gücünün bir arada değerlendirilmesi ife anlaşılması mümkün bu başarılarının. Asya Hurdan masa. Yâni insanlık tarihinde bir çağın açılmasına başlangıç teşkil edebilecek miktarda bol demir mâdeninin varlığı eski Türk ülkesinde fark edilmiş ve işlenmeğe geçilmişti. bin başlarına rastlaması gerekir.balgasun yanında) şehrinin bazı kalıntıları mevcuttur. bark).. Tuna Bulgarlar hrisüyanlığın kabulünden iki yıl sonra (866'da) Papa . Doğu Akdenfe 'de 1100. Şu imkân da Aftaylar'da. Bu münasebetle zikredelim ki Türkler'de eskiden beri yıkanma yaygın bir âdet hâlinde idi.El Sanatları: Demircilik ve madencilik başlıca meslekleri arasında bilinen bozkır Türk topluluğunda mükemmel kılıç. heykeller bazıları birer san'at eseri değerinde olarak Türkler tarafından yapılırdı. Bundan başka.Ö. kilimcileri. zırhlar. halkın evleri. Tong-Yabgu'nun Tokmak (kışlık). at teçhizatı. Bunun sebebi. için ütü bile kullanmakta idiler. Uygurlar tarafından kurulan (Mo-yen-çur zamanında. Bu esasen imkânsız olduğu gibi. Başkent Itil-Hanbalık hakkında islâm kaynakları geniş bilgi vermişlerdir. Nitekim M. askerî garnizonları. kovalar.2. eyer ve koşum takımları bozkır Türk topluluğunda ne kadar kalabalık bir zenaatkâr zümresinin bulunduğunu gösterir Halıcı-ları. bin olarak tarihlenen Kargalı kurganının (Tanrı dağlarında) 1. arabalar. sürat bakımından at'ın sağladığı üstünlük yanında. Fakat ne diğer bir Uygur kasabası olan Baybalık'tan. yine aynı kaynaklar meselâ bir Hun boyunun fertlerinin günde üç kere yıkandıklarını söyler. Yenieey nehrinin kaynak bölgelerinde -eski Türk kültür merkezleri etra-frncta* mevcut olmuştur. çizmecileri. Ruben'e göre. Diğer taraftan en aşağı M. kav mahvazası . mâdeni tabaklar. bir de Romalı ustalara yaptırıldığını söylediği hamamdan bahs eder. ne de doğu Gök-Türkler'i şehirlerinden bir iz kalmamıştır. dokumacıları ve terzileri de bunlara ilâve etmek lâzımdır.. Hazarların Be-tencer ve Semender adlı şehirlerinden bahsetmiştik.Ö. Gök-Tûrk hakanlarının sağlam merkezleri vardı (kitabeler: ev. 1400'lerde Altaylar'tn batısında bol miktarda demir istihsal edildiğini söyleyen W. tahta oymacılar da vardı. Çünkü meteor ve telfûrik (filiz) hâlde* bulunan bu •demir1 materyal son derecede azdır ve faydası hemttîycfc gibidir.Ö. Çugaykuzu (yazlık). masalar. Toğubalık herhalde bir şehir idi. aynı sahadaki imkânları fle desteklenmiş olması icap eder. Demek ki. kil Bulgarlarının ve Hazarlar'ıpı hamamları vardı. Asya Hunlan'nın kurban için binalar yaptıklarını kayd eden Çin kaynaklarına göre.1. Kurganlar'da elde edilen malzemeden demir işleyiciliğinin Orta Asya'deki tarihî kesin tesbit edilmemiş ise de. bin sonlan. Türklerin kurdukları kasabalarda binalar daha çok çamur (kerpiç) ile yapılıyor. temren imâl edilirdi.balık (Kara . Orta Avrupa 'da 600. Esasen Türk hükümdarlarının biri yaylaklarda. Ayrıca. çorapçılan. Göktürkler çağından. kalkan . d. Çin kaynaklarında Türk kavimlerinden bazılarında giyilen bir elbisenin yıpranıncaya kadar çıkarılmadığına dair olan kayıtlar mübalağa sayılmalıdır. Çin kaynaklarına göre. iskemleler. Gök-Tûrk hakanlığı kışlık başkentinin Orhun kitabelerinin bulunduğu yerde şehir hâlinde olması mümkündür. Hazarlar'ın ve Volga Bulgarlarının evleri ahşaptı (yalnız Itil'de hakan sarayı ite Şarkel kalesi taş ve tuğladan inşa edilmişti). Çin 'de 300 yıllan. ibrikler. bfftodiği üzere çok eskiden beri mahir demirciler olarak bilinirler. 2. Bozkır Türk halkı arasında mahir marangozlar. eski Türklerin ahşap meskenler yapmağı tercih ettiklerine dair deliller vardır. II. Uian-ede (Baykal'ın doğusu) yakınında. Abattan havalisinde yüksek vasıfta mıknatıs ve Tuba ırmağı boyunca demir cevheri bulunuyordu. Hun diline âit M. koltuk. Tuna Bulgar şehirleri arasında. tarih? vesikalara dayanarak bu eski Türk sahasını demir kültürünün doğduğu yer kabul etmekte mecburiyet vardır*. Zira kutsal sayılan suyun insanı günâhlardan fiÜTüzlediğine inanılıyordu. öteki vadilerde» su kıyılarında olmak üzere iki merkezleri bulunurdu ve ikincisi evlerden kurulu iskân yerleri idi: literiş'in. elbiseleri . belki eski Türkçe'de şehir mânasındaki "balık" sözü ile açıklanabilir. kitabelerde zikredilen iskân mahallerinden Amga . demir ocak ve döküm yerleri ortaya çıkarılmıştır. Zira mâhiyetini iyi bildiğimiz bu hatıraların dağ başlarına. Karakum (kışlık). silâh ve erzak depoları ile baştan başa ahşap yapılardan ibaretti. börkçülerf. evlerini "dövülmüş toprak* tan yaptıklarına Çin kaynaklarında işaret edilmiştir. bunun herhalde M. İtil Bulgarlarının başkenti ünlü Bulgar şehrinin harabeleri bulunmuştur. taştan inşa edilmiyordu. Bu kelime aslında balçık (çamur) ifade eder. daha önceki asırlarda. zira daha o tarihlerde Türkler'in geniş sahalara hükmedebilmeleri. Kemer tokalan kayif uçları. kargı.kışın barınmak üzere evler inşa ediyorlardı. ok kutu (sadak ) lan.lu ) belirtelim. Altaylılar. dolap.218 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 219 bakımdan fazla bir değer taşımaz. Asya Hunlan'nın.Ö. dolapların bulunduğu saraylarını anlatan Priskos. sarayları ve su tesisleri ile bilhassa iki tanesi meşhurdur: Pliska ve Preslav.

rahiplerin onlara haftada iki .Nikolaus l'e başvurarak.

Sütkent. stratejik olduğu kadar.Karluklar tarafından kurulmuş veya Gök-Türk çağında gelişip Kartuklar zamanında ehemmiyeti devam etmiş yerlerdi. çünkü bu. Türkler'e Çih'den pirinç. îpak. Aksi hâlde Türkler bunu asırlarca önce gerçekleştirebilirlerdi. Türkler'ın «tık "göçebelikten şehirlileşmeğe doğru" ileri bfr adım ifade eden arzusu şeklinde tefsir yerinde değildir. Oğuzlar) ayıran başlıca vasıf ta. Klge Kağan'ın memlekette Çinliler gibi şehirler kurma teklifini. ipek yolu üzerinde bulunmaları sebebi ile.Asya'da Türk hükmünü yürütmek istemişlerdir. Halbuki. Bununla beraber. Türkler de onlann muhtaç olduklan v* Türklerde mevcut. Meselâ. Altun-tepe. Kendi kültürleri ile mağrur oldukları bütün vesikaları ile bilinen Gök-Türkler'in bugün Batı medeniyetinin tesiri sonucu olarak üstün saydığımız yabancı bir kültüre geçmek gibi bir niyetleri yoktu. Margus andlaşmasının {434) bir maddesi Bizans-Hun ticarî münasebetlerinin tanzimi ile ilgili idi Çin-Hun sınır kasabalarında cereyan eden ticarî faaliyetlere Çin büyük ehemmiyet verirdi. nâdir de olsa surlu şehir de yaptırmışlardır. Sırdakbeg (veya Koyungar-başı). Eski Türkler. ipek yolu transitini elinde tuttuğu müddetçe müdafaada kalmağı tercih etmiş.Gök-TOrkter. Ayrıca Hunlar {ihtimal 4. Hunlar ve I. Yengikant Çyy-tepe. fWskos'un bahseniöl hamam da aynı geleneğin bir şahididir.Eftalit devletinin yıkılmasına ve sonra da iran'a karşı Türk-Bizans andlaşması gibi milletler arası çapta siyâsi? münasebetlere sebep olan (yk. Bununla beraber Doğu Türkleri'nin elverişli bölgelerde ziraatle de meşgul oldukları görülüyor. ticarî yönden mühim müstahkem mahallerdi. deri kösele köıki hayvan! gıdalar satarlar. tacirlikleri yanında. bk. Siayram.Ticaret: Türk devletleri komşu milletlere umumiyetle canlı hayvan. Ak-su. Savran. kaleleri Tanrı dağları ve daha ziyâde Isık-göl dolaylarında sıralanmış olup. tilki. Iskan. Çin. Sukuluk. Bu nokta Peçenekler. Meselâ. 734 tarihli anlaşma ile Ling-çu'daki So-fang şehrinin ortak pazar yeri olmasına karar veril* misti. Türkler hiçbir zaman bütün Çin'i istilâ gayesini gütmemişler. Turıkul-tep& Cend. Hazar Türk Devleti de. Cul (veya Ctoü&Çumış* Sarig. Esasen sadece istek ile de şehir kurulamazdı. yk. kürkleri idi. Çumpal. Çinliler de devlet sınırlarını Türk hakanlıkları başkent bölgesi olan Orhun ve Ötüken'e kadar genişletmeği düşünmemişlerdir. Gök-Türkler çağında. Asya Hur* tarı. bu da yukarıda açıkladığımız. Tuna Bulgarlarının Pliska ve Preslav şehirleri de aslında birer kala idÜtif ve Bulgar şehirlerinin ticarî yönden ehemmiyetini söylemiştik. f . yarısında Doğu Türkistan'da Uygurlar'ın. Çünkü ticaret meselesi Bozkır Türk devletinin üzerine ehemmiyetle eğildiği bir siyaset çizgisi idi. Orhun kitabelerinde de devletin sağlamlığı ve halkın refahı için ticaretin ehemmiyeti belirtilmiştir. samur. Karluk. bu yaygın ziraat kültürüne bağlı oluşlarıdır (bk. Uygur. g . Yukarıdan beri zikredilen Türk şehirleri de "yerleşik* hayat özentisinin mahsulü değildi. askerî değerde. temelleri ticarî-siyasete dayanan bir devletti ve başkent Han-balık ile daha sonra İtil Bulgarları başkenti Bulgar şehri bu hususta baş rolü oynamıştır Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayarak Ural-Güney Sibirya-Altaylar-Sayan dağları üzerinden Çin'e ve Amur nehrine ulaşan yol da canlı bir ticarî faaliyete sahipti. Türkler karşısında Çin. eksikliklerini tamamlarlardı. Pliska şehirleri).Û. Çardan. Tıpkı tH»ları gibi birçok Oğuz şehirleri de: Karacuk. Türkler'de görülmemektedir. Eski Türkler'de yalnız siviller için değil. harabeleri hâlâ da görülen Çargelan. Bilindiği gibi. ipekli kumaş. Aspara. karşılığında hububat ve giyim eşyası alırlardı. herhangi bir yerde şehir meydana gelmesi için varlığı zarurî köy grupları biçiminde iskân. Bunun için kesif ziraî kültüre ve dolayısiyle önce köylerin teşekkülüne ihtiyaç vardı. Buranın asıl ticaret metaı: sincap. Şiş-tübe. Atbaş.) bu yolun geçit yeri olan Iç-Asya bölgesi. Hazarlar'da Şarkel kalesi müdafaa için kurulmuştu. Başlıca tüccarlar da Ogurlar (Batı Türkleri) ile onlardan bir kol halinde gelişen Bulgar Türkleri idi. Roma ve Bizans'tan da diğer ihtiyaç maddeleri gelir. Fakat Türkler umumiyetle surla çevrilmiş. Orta Asya. İç ve batı Asya'da. Hun taıvhu'su Çj-çfnto M. yukarıdakiler gibi. Fergane'de Pençikent'te Gök-Türk devri harabelerinin rastlandığı bölgelerde bunların. sansar. askerî mahiyette kaleler ve şehir-kaleler Türk'lerde mevcut olmuştur. kendilerine en tabii gelen yaşayış tarzlarının icabı idi. ordularda da seyyar hamamlar (Çerge) vardı ve bu usul Selçuklulardan Bizans'a geçmişti. kunduz. Hazarlar ve İtil Bulgarları için bilhassa belirtilmiştir. 9. Fakat Türkler'le komşuları ansısında şiddetli rekabetlere sebep olan büyük kazanç vasıtaları da vardı ki. vaşak vb. 36'da Çinliler tarafndan yıkrtaa başkenti böyle idi. asırda) Kan-eu'da Gü-tteng adlı bir şehir kurmuşlardı. Uygurlar.Uygurlar Çin ile. Batı Hunları Bizans ile bu esaslarda ficaret anlaşmaları yapmışlardı. Karadeniz kuzeyi düzlüklerinden Balkanlar'a giden Tuna Bulgarları bu defa Avrupa-Bizans yolunun hâkimleri olarak iktisaden yükselmişler. Oğuzlar. Tölek. nihayet 751 Talaş savaşını Karluklar'ın desteği ile Islâmlar'ın kazanması Çin'in Batı Asya ile ilgisini kesmiştir ki. Gök-Türkler zamanında gerçekleşen bu maksat. ya. Batı Türkistan'da Türgişler'in ve bilhassa Karluklar'ın kurdukları siyasî teşekküllerle tekrarlanmış. Balkanlar ve Doğu Avrupa'da o devrin en zengin şehirlerini kurmuşlardı (Preslav. arpa. tarih). yakındoğu ile Doğu ve Orta Avrupa ve iskandinavya arasındaki kıt'alar arası yolların kavşak noktasındaki mevkii ile. asrın 2. GökTürk devleti kurulduğu zaman Istemi-Anûşirvân ittifakı sonucunda Ak-hun . Yakalığ kale-şehirteri ve daha birçok kervansaray ve küçük kasaba. bunların başında. tâ Hunlar'dan Uygur hakanlığının sonuna kadar aşağı yukarı 1000 sene müddetle Türk ve Çin siyâsetinin hâkim olmak istediği bir ana hedef vasfını taşımıştı. Kayında. Mana-keldi vb. Ipek-yoluna kuzeyden paralel uzanan bu yola "kürk-yolu" denilmektedir. Kendilerini Doğu Türkleri'nden (Hunlar. Oğuz Türk şehirleri ve ülkelerinin mamurluğunu meydana getirmiştir. Gök-Türkler.Ziraatı Ogur Türkleri aynı zamanda iyi çiftçi idiler. cuma) yıkanmayı yasaklamalarından şikâyet etmişlerdi. Türkler de Çin'e sık sık yaptıkları baskı ile onu zayıf durumda tutup İç. İtil şehrinin 4 kapılı bir suru vw*. daha bir çok benzerleri bulunuyordu. hayat tarzları icabı. Daha I.220 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 221 gün (çarşamba. Suğnak. Çin'den başlayıp Akdeniz kıyılarında nihayete eren meşhur Ipek-jyoiu kervancılığı geliyordu. Kamak. Çölden ayrı mütalâa edilmesi gereken bozkırlar sahasının çoğunluğunu otlaklar teşkil et- . Ak-tepe. Caldıvar. Bayırkum» v& 10. kapalı şehirlerden hoşlanmamalardır (Tonyukuk'un sözleri). asırda kurulmuş yine yol güzergâhında ve ticarî yönden faal merkezlerdi.

Yine aynr kaynaklar bir Hun buğday dıv el ile. M fonksiyon (ata ve rehber) icra ettiği anlaşılmış. Türk tesirine işaret edilmiştir.-------------------------------------------------— 223 mekte ise de.TOrkter'-ın batı kolunda geyik de fevkalâde kudretle donatılmış olarak rehberlik vazifesi yapar ("sihirli geyik1). Hindistan masal ve hikâyelerinde kurt'un.—TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHt ____-*_________________. Türk efsanelerinde merkezî bir rol oynamaktadır. mücadele ettiği canavara karşı geyiği . GökTürkler ve Oğuzlar maliye ve tahsil memurlarına amga (veya ımga) diyorlar. tıpkı Tütkler'de olduğu gibi. mağlûp ve tâbi memleketlerden alınan yıllık vergiler ve hediyelerden başka. DLTde ve Oğuz Kağan destanında geçer. Papa Leon. Aşina. Türk destanlarında kurt. Süryânî Mihael). Göçü T'ui-yin adlı bîr başbuğ idare etmişti ki. Selenga-Baykal gölü arasındaki. asır ortalarına kadar gitmektedir. Asya Hunları'na ait para çıkmamıştır.hatıralarını taşıyan bu çok zengin edebiyat nevlnde kurttan türeme. Türkler arasında kurt'a verilen büyük ehemmiyet asrımızın başlarına kadar devam etmiştir. devlet hazinesine "ağlık' adını veriyorlardı. Ancak bu telâkki çok eski bir Türk geleneğinin devamı idi. Meselâ Ç5n kaynaklama göre Hunlar buğday. ayrıca. masal ve hikâyelerden başka. buhranlı anlarda imdada yetişen bîr varlık olarak görünür ve meşhur "Bozkurt" destanı bu motifi hikâye eder. şiddetli soğuk yüzünden bir sene Hun topraklarının ekin vermediğini yazar. bunları da kurt'a bağlıyordu.Edebî Kültür ve Sanat a . ayrıca hububat muhafaza etmeğe yarar çukurlar görülmüştür. Gök-Türk hükümdar sülâlesi olan Aşma ailesinin atası bir dişi kurt idi (Çin kaynaklarındaki rivayetler). Tü* parası GökTürkler (Türgiş-ler) çağında başlıyor görünmektedir. Çince olmayan bu ad Türkçe'de "bir yandan diğer yana geçen* mânasındadır. prehistorik çağlarda Orta Asya'dan dünyaya yayıldığı" kanaatine varılmıştır. Kapagan Kagan'ın Çin ile yaptığı 698 tarihli andlaşmanın bir maddesi Çin'in Gök-türkler'e 3 bir ziraat âleti ile 100 bin hu (12500 ton) tohumluk darı teslim etmesi hükmünü taşıyordu. Lupus efsanelerinde vb. ziraate müsatt yerleri de vardı. Yunanistan'dan Finlandiya'ya kadar bütün Avrupa ve Amerika. Kafkaslar'da altun ve gümC^ madenleri Hazarlar'ın kontrolü altında idi. Bulgarlar da ev başına bir samur kürk vergi veriyorlardı. Bazı Türk kurganlarında Çin paraları ele geçmiştir. zira. Zena. Türklerden Moğollar'a geçen ananeler arasında bu destan da vardır. Wei-shu'daki bilgilere göre. soy adı vb. efsaneleri. Çin kaynaklarında. Ayrıca tabiatiyle geniş Altaylar bölgesinde demir Hunlar'ın ve Gök-Türklar'to. kitâbeli mezar taşı) ve Gök-Türk hakanları atalarının hatırasına hürmeten otağlarının önüne altun kurt başlı tuğ dikiyorlardı. Tötö ırmağından açılan kaimi ve bu bölgeye yakın Ak-tura kanalı Altaylar'daki tarımın işaretleridir. halktan tahsil edilen vergilerle destekleniyordu. Kurt'un Türkçe'de asıl adı Böri'dir ve bu mânası ile kelime Orhun kitabelerinde. Türklerle kurt'un efsanevî ilgisi islâm ve Süryâni kaynaklarında da akisler bulmuştu (Gardizî. "fu-li" şekli ile yer adı. oraklar. Uygurların diğer bir menşe efsanesi. uğursuzluk çöken memleketin açlığa mahkûm olması üzerine kendilerine yeni yurt arayan Uygurlar'a rehberlik etmiştir. 6 . Böylece Kurt-başlı sancak hakanlık alâmeti olmuştu. O kadar yüksek teknik bilgiye dayanmakta idi ki. Gök-Türk hakanlığının merkez ordusu mensuplarına da "Böri" deniyordu. 2. Uygurlar'ın "Kutlu-Dağ" efsanesinde kurt.170 yılları arasında. 'kurt nehirleri" ve kurt dağının bir tanrısına ait tapınak bulunuyordu. Eski Çin kaynaklarında bile Türk asıldan olmayan bazı kavimler "kurttan türeyenlerden değildir* şeklinde ayırt edilmiştir. Kurttan türeme inancı Asya Hunları'nda. hattâ o tarihlerde Batı Türkistan'da oturan Vu-sun'larda da yaşıyordu. Ruslar 1935 de bu kanalı aynen kullanmağa karar vermişlerdi. "köpek mitolojisinden daha eski olan kurt mitolojisinin. değirmen taşları bulunmuş. kürek ve pulluklara rastlanmıştır. Selenga bölgesinde Gök-Türkler'e ait kurganlarda.Türkler'deki kurt=aşma adı da (şimdiye kadarki okunuşları: Asena. yüzyıllarda Türk halk çevresinde kurt-ata inancı çok yaygındı.580 ferden kalma.Destanlar ve efsaneler: Türk bozlar hayatının . 160 . Gök-Türkler'de her ailenin ekip biçtiği. Çino vb. yol gösterici. şahıs adı. Bu memurları koğmak cüretini gösteren Moğol O-huan'lara karşı sol T'o-ki "kiralı" savaş açmıştı. 6. Moğollar ve diğer Asya kavimleri arasındaki efsane. arkeolojik kazılara dayanılarak ileri sürülmüştür. Batıda {18. gökten inen ışıktan olma. darı ekip biçiyorlardı. semavî ışık ve geyik bir arada görülmektedir.) "tipik" olduğunu belirttiğimiz kurt ile ilgili. Etnoloji ilmine göre kurt motifi Türkler için "tipik" İr. suladığı arazisi vardı. Hunlar zamanında Altay bölgesinde açılmış sulama kanallarına tesadüf edilmiştir (Başkaus'da Çulışman ırmağı yakınlarında). kumart-Mftt büyük gelir kaynaklanndan biri de Volga havzası . Mucmal al-Tavarîh va'l-kısas. En büyük ve kadim Türk destanı olan Oğuz hakan destanında. olarak çok zikredilir. Daha sonraki geniş araştırmalar da bu görüşü takviye eder mâhiyette bulunmuştur.sonsuz "mücadelelerle dolu. Oğuz. Türk halkının ıztırap ve iştiyaklarını dile getiren motifler olarak görüiür. Asya Htm İmparatorluğunda hususî memurlar vergi toplarlardı. ülkeye bereket ve saadet getirdiğine İnanılan kutlu bir taşın Çinliler'e verilmesinden sonra. Maroş havzasında tuzlalar Bulgarlar'ın. Aynı efsane Tabgaçlar'da da vardı. Hazarlarda İslav kavimleri ev veya saban başına bir kılıç veya bir samur derisi (para nâdir veriliyor). Bazı Karluk ve Oğuz iskân yerleri de aynı şekilde sulanmakta idi. Bozkurt. Tahsilat her hâlde aynî olarak yapılıyordu. 578 . Bozlar devletinin ekonomisi. yüzyıl) Kumanlar'da yardımına başvurulduğuna dair kayıtlar bulunan kurt'un rehberlik rolü de M. St. Bazısında Türk geleneği uyarınca damgalar da taşıyan bu paralardan bir kısmı Sogd harfleri ile Türkçe. bir Hun fasulyesinden bahs ederler. Ivolgi ve ll-mova adlı yerlerde çeşitli saban demirleri (Çin'den ithal).Trabzon arasındaki işlek ticaret yolundan sağladıktan vergi ve gümrük resimlen îdi. yerlerinden ayrılmağa mecbur katan Tabgaçlar'ın ataları (Hunlar) 'garip yaratıhşif bir hayvanın rehberliğinde yolsuz dağlardan aşabilmişlerdi. Kurt.452)'nun lâkabı Fo-li (= Böri) idi. «r Çin yıllığı. eski Roma Romus-Romulus efsanesi ve Ortaçağ İtalya'sında.kavim. bir kısmı Soğdca yazılıda. Altay ve Sayan dağlarında hububat zfoaatinin en az 3 bin yıldan bert yapıldığı. Taşlar üzerine bunu tasvir eden kabartmalar yapıyor (Bugünkü moğolistan'da Bugut mevkiinde. Bu çağda da birçok muntazam sulama kanalları açılmıştır. Uygurca vesikalarda. 'Bozkurt" 'Kutlu Dağ" vb. neticede. yâni başka kavimlerde görülmeyen bir etnoğrafik belirtidir. GökTürkler zamanında da kullanıldığı anlaşılan Tötö kanalının boyu 10 kilometreye yakındı. Bu tarihî bilgiyi arkeolojik kazılar desteklemektedir. Tab-gaç ülkesinde 'kurt dağları".Kırım (Suğdak limanı) -Karadeniz. Ünlü Tabgaç hükümdarı Tai-wu (424 . Gök. -7.

asır? Ogur boyları kendi yazılarını da kullanırlardı. Hâlâ çeşitli ülkelerdeki Türkler arasında söylenen masal ve halk hikâyelerinde uğur telâkkî edilen bozkurt. dillerinde "yazı1 («* ir. Uygurlar'da adına "yoğ" lar tertip edilmiş. Altheim'e göre.2.Ö. ancak. Altheim'in ifadesi ile.rehber vasıflan ile bütün Türkler'ce kutlu sayılmış ve Türklüğün millî sembolü payesine yükselmiştir. Şâir Firdevsî (11. Başlıcalarını zikrettiğimiz destanlar ve efsaneler eski Türkler'de canlı bir halk edebiyatının varlığını ortaya koyar. Iran Turan mücadeleleri ve bu Türk başbuğunun hâtırası asırlarca Türkler arasında yaşamış. Türklerin bozkır hayatını anlatan diğer meşhur bir destanı da "Alp'ler devrinin tipik kahramanı* Manas'ın destanıdır. fakat çağdaş matbaanın esasını teşkil eden müteharrik harf sistemi idi. Gök-Türk yazısının menşei hakkında birçok görüşler ileri sürülmüştür. bunlann başında Orhun kitabelerinin (731 . Atilla'nın ölümü üzerine Hun kopuzcularının söylediği ağıtlardan birinin. asır) tarafından Lâtince tercümesi verilmiştir. "Hua-guo'lar dış ticaret işlerinde koyun derisi üzerinde Hun yazısından istifade ederler". Atilla tarafından Bizans elçilerine verilen ziyafette Hun müzisyenlerinin refakatinde Hun halk türkülerinin söylendiğini yazar. yâni bir nevî teksir değil.735) metnini haarlıyan Yolug Tegîn gelmektedir. çok güç olmakladır. 2. Orhun alfabesine nisbetle daha az bir gelişme kaydetmiş olan Tuna Bulgarları yazısı. Bu 8. Çinliler.". bu Hun yazısının bir devamından ibarettir ve. Gök-Türkler'dir. Klasikleri Hun dili ile okurlardı. asır)'nin Şehnâmesi'nde Afrasyab diye anılan. yazılı vesikalar da bozkırların fırtınalı girdabında kayb olup gtoniştir. fakat Hun-ca da yazarlardı. Timurlter devrinde resmî yazılar. Son yıllarda Asya'da yapılan mühim keşiflerle orhun-Türk yazısının milâddan önceki çağlardan kalma bazı örnekleri ortaya konmuştur. Nihayet Uygur yazısı Moğollar tarafından kullanılmış. ortak bir yazı vasfım kazanmış görünmektedir. Nitekim son haberden aşağı yukarı 40 sene kadar önceki bir kayıtta Gök-Türk yazısından bahs edilmiştir. Bulgaristan'da Madara'daki ünlü kaya kabartmasıncta bir süvarî biçiminde gösterilen muzaffer Krom Harfin yanında normal büyüklükteki kurt tBtöviH Türk boZkurt geleneğinin taşa işlenişinden başka birşey değildir. Hun kâtiplerinin kendi dillerinde yazdıkları metinleri Atti-la'ya okuduklarını söyler ki. Ancak bir . Eski Oğuz Destanlarımdan bir parça kabul edilen "Dede Korkut" kitabı da Bozkır Türk topluluğunun. Buna rağmen daha sonraki devirlere âit bazı Çin yıllıklarında Hunlar'ın yazısı olmadığı veya Gök-Türkler'in yazı bilmediklerine dair haberler Türkler'in Çince okuyup yazma bilmedikleri şeklinde anlaşılmalıdır. Uygurlar kitap basma tekniğini de biliyorlardı.kendi kitabesinin metnini bizzat kaleme aldığı ileri sürülen Tonyukuk. çeşitti bölgelerdeki izlerine ve vesikalarına göre Uzak-doğudan Orta Avrupa'ya kadar uzanan sahada. Ayrıca Tanrı -Dağlarında Kurday mevkiinde M. F.. Yolug Teginrden önce yer almakta ve Türk edebiyatının şahsiyeti malûm ilk siması kabul ediimektöcfir. Eski Türk destanlarından biri de efsanelere karışan ünlü kahraman Tunga Alper ile ilgilidir. bir -iki kayıt dışında bunlara âit yazılı metinler bize kadar gelmemiştir. İslavlar. Gök-Türk harflerine karakteri bakımından ("runiquea) yakın düşen alfabe eski Germen "run'landır ki bu ikisi arasında da. 576'larda T'a-po Kağan için Çince bir budizm kitabının Türkçe tercümesi yapılmıştı. ne de tinguistique bir ilgi kurmak mümkün değildir1. Isık-göl civarında 1970 de açılan Eşik kurganı (Altun elbiseli adam'ın mezarı) nda ele geçen bir gümüş çanak içindeki Orhun alfabesi ile yazılı iki satırlık kitabe M. Fakat son zamanlarda.224 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ _____^_^__^_^_^___—^_ 225 yem olarak kullanmış. İranlılar. örf ve geleneklerini aksettirmesi itibariyle destan edebiyatımızda mühim yer tutar. Selçuklular) kendilerini ona nisbet etmişlerdir. Bozkır çağı Türk edebî mahsullerinin yazarlarını tesbit etmek. b . Hindliler ve Moğollar -runique' karakter kullanmamışlardır. vesika eksikliğinden dolayı. yüzyıllar olarak tarihlenmektedir.Van v» Matbaa: Kendilerine mahsus yazıları olduğunu kesin olarak bildiğimiz Türk kavmi 8. Jordanes (6. Uygurlar. Fakat TÛrkler'in daha önceki çağlarda da şüphesiz yazılan vardı. Priskos hatıralarında. Bunlara ilâveten. Kâşgariı Mahmud'un bahsettiği boz-kırlı Türk şâiri Çuçu zikredilebilir. manfheizm ile ilgilidir)..Iran-Kafkas'da M. hem ata. Priskos. bu. Ogurlar'ın yazıyı bildikleri. 4 asırda doğudan Avrupa'ya gelen Hunlar yazılarını da birlikte getirmişlerdi. "armazique" de 22 harf vardır ve aralarındaki şekil yönünden benzerlik ancak 10 harfe inhisar etmektedir). Yas törenlerinde söylenen lirik matem şiirleri olan "sagu" lar da Türk halk edebiyatının mühim bir kolu idi. Bunlar arasında en fazla itibar göreni Orhun kitabelerini ilk çözmeğe muvaffak olan (26 Kasım 1893) Danimarkalı Bilgin V. Ne kadar yazıktır ki.iki isim biliniyor ki. Gök-TûıMer'den önce Ak-Hunlar'm yazıları var* ve bu. asırdan kalma kitabeleri ile. eski Aramî alfabesine bağlanma idi. Bununla beraber aradaki münasebet pekzayıf görünmektedir (Türk alfabesinin 38 harfine karşılık. Adı bizce bilinen ilk Uygur şâiri Aprınçur . yüzlerce harf bulmuşlardı. İstemi Yabgu'nun 568 yılında Bizans Imparatoru'na yolladığı mektup "İskit" (Türk) yazısı ile idi.Ö. Bir görüşe göre de. eski Türk kültür yadigârtanıün çoğu gibi. Çin yıllıklarında da. Avrupa Hunları'nın kendi yazılarının mevcut olduğunda şüphe bırakmamaktadır. 54. O hâlde en mâkul yok Törk yazısının menşeini yine Türk çevresinde aramaktır. Orhun yazısı île HArmazique" Kuzey. Gök-Türklerlnki gibi IdL Bizanslı tarihçi Prokopios'a göre (6. Altun .Û. Asya Hun yazısı oldukça yaygın görünüyor. İlerideki araştırmalar bu örnekleri çoğaltacağa benzemektedir. "ne tarihî. Thomsen tarafından ileri sürülen. Nitekim kaynaklarda bunu doğrulayan bazı işaretlere tesadüf edilmekte*.. yüzyıla ait Türk yazılı (5 harfli) diğer bir kitabe bulunmuştur. asrın ilk yarısı) denilen yazı nevi arasında daha kuvvetli irtibat kurulmak işlenmiştir. teşkilât. Türkçe yazı sözünün R Türkçesi'ndeki şekli) kelimesinin bulunmasından da bellidir. 4. bazı büyük Türk hükümdar aileleri (Kara-Hanlılar. Le Coq ve Grünwedei 1902 -1907 yıllarındaki araştırma gezilerinde Turfan'da Uygur dilinde sert ağaçtan yapılmış. Çin yıllıklarında şöyle haberler vardır: "Uygurlar'ın ataları Kao-kü'ler Çince yazarlar. Sonr» (1906 ^909) P.. asım £ ^yansından beri Çin'de mevcut sayılan "blok* usulü. Orhun alfabesi Orta Asya'dan etrafa yayılarak.Tegin'dir (Fakat şiirleri. Asya Hunlan'na âit. gökten bir ışık demefi fçfncte inen kız İle evlenmiş ve yine gön ışkında peydalanan Bozkurt öncülüğünde dünya fütuhatına çıkmıştır. sosyal bünye. hem de kurtarıcı . demek ki. Pelliofntm Tunhuang'da tesadüf ettiği Türkçe harfler dünyada matbaa tipi hurufatın en eskileridir. ZSrâ çok geniş sahalara yayılmış büyük Türk imparatorluktan* yazı olmaksızın idare etmek müşküldü. V. yüzyıldan kalma 4 mısralık Türkçe bir manzume zapt edilmiştir. Gök-Türkler'de.

İnsan şeklinde çok kaba yontulmuş. yıl sıçkan (fare). Polonya. altun ve gümüş gibi kıymetli madenlere tatbik ettikleri san'at eserleri ve hükümdarların otağlarına. saray. sefer dönüşünde başkente girerken. Aslında ay yılına dayanan bu "12 hayvanlı Türk takvimi'nin Gök-Tûrk'ler zamanında... Ku-sie adları ile zikr ediyorlar. 518 yılında kuzey Hindistan'da Ak-Hun hükümdarı Mihiragula'yı ziyaret eden Çinli Sung-yun. Türlı büyüklerinin hâtıralarının gelecek nesîîlerde muhafaza edilmesi için kitâbeter yazıldığı hususuna Ömurtag Han'ın (814 . kahramanlık menkıbeleri. hem zaman. Asya Hunlan'ndan bert bütün Türkler arasında en çok tanınmış olduğu anlaşılan bu basit. Bozkır Türkleri'nde renkli taş ve gümüş kakmacılık. P'i-pa. Eski Türkler söyledikleri besteye ir (veya yır). Çin imparatoru her iki âbideye Çince birer kitabe de ilâve edilmesini arzu etmişti. çeşitli borulu çalgılar da bulunuyordu. fc yun* m* 8. 10.Yabgu'nun misafiri olan budist rahip Hiuen -Tsang vb. Bulgaristan'daki Kurym Han'ın bozkurtlu kaya kabartması da bu eski geleneğin devamından ibarettir. Uygur bandolarında şüphesiz davul başta olmak üzere. 9.Zaman Hesabı: Eski Türkler'in zaman hesabı da tabiatiyle Bozkır kültürünün izlerini taşımakta idi. koy (koyun). Bunlar hayat şartlarına uygun olarak ve hayvanlarla yakın ilginin tesiri İte. Bunu hem Çin kaynakları. "kobuz" adı ile Uygur metinlerinde ve DLTde geçer. Menşei çok eski olması gereken. Uygur kitap ve hukukî vesikaları. Eski Türk takvimi her biri bir hayvan adı ile anılan "12ytfhk" devre esasına dayanıyordu.kuyumculuk. tonguz (domuz). hem coğrafî yönden çok yaygın Wr sistem gibi görünmektedir. saz şâirleri tarafından kopuz çalınarak söylenirdi. Daha sonraki zamanlarda ordugâhlarda. d-Müzik: Eski Türk topluluk hayatında müziğin mühim bir yeri vardı. Orta . Wr Türk askerinin mezarında ele geçen ve Türk ırkfrriri bütün hatlarını tartaya koyduğu" iddia olunan biffıeykel ile. Ytllann adlan şöyle idi: 1. Türkçe oluşları da bunu gösterir: bengütaş (âbide. Günün başlangıcı gece yarısı idi. 5. gerçekten Türk çehresini saf biçimi ile gösteren bir san'at eserkflr. KühTegin'ftıbüstü.". Fakat Kül-Tegin ve Bilge barklan mahvoldukiarı (veya ilmî kazılar henüz yapılmadığı)îçîn mimarî ve süslemede Çfn ve Türk unsuriannı tesbit etmek imkânsızlaşmakta. Çin kaynaktan 28 çeşit Hun halk türküsünden bahsetmişlerdir. bir yılda 12 ay vardı Aylar. birir» öâripçi) ay. Tüddeı'in bulunduğu her yerde mevcut olan kopuz. 568 de İstemi Kağan'ı Tanrı dağlarındaki Altun-dağ mevkiinde ziyaret eden Bizanslı elçi Zemarkhos ve 629 senesinde Batı Gök-Türk hakanı Tong . kobzo. Şimdilik bildiğimfe. 2. kabir üzerine bina inşa ederler. Yukarıda Priskos'a dayanarak büyük müzikli ziyafetinden bahsettiğimiz Attila. hantal taşlar olan "balbal" lan ise san'at eseri saymak doğru olmaz Bunlar kabirde yatanın hayatta iken savaşta öldürdüğü ve öteki dünyada kendisine hizmet edeceğine inanılan kimseleri temdi eden dinî mahiyette işaretlerdir Bu inanç* Bulgar Türkleri'nde ve Macarlar'da da görülür. Gök-Türk. saflar hâlinde dizilmiş güzel giyimli Hun kızlarının söyledikleri Hun şarkıları ile karşılanmıştı. kültür. fakat tatlı sesli saz. bunun duvarlarına ölünün şahsını ve hayatta iken katıldığı savaşlardan sahnelert renkli olarak tersim ederler. 981 yılında Uygur hakanı Aralan Han'ı başkentinde ziyaret eden Çin elçisi Van-yen-tö'nün kaleminden Doğu Türkistan Uygurlan'nın. ayrıca 12 yıllık devrenin 5 katı 60 yıllık devreler olarak da faydalanılan bu takvim.. Uygurlar'da. Çinliler Asya Hun sazlarından bazılarını Kung-hu. Mezarlara ölünün kimliğini bildiren kitabe dikerler. Nitekim aynı Çin kaynakfen Gök . bedizcİ (ressam ve nakışçı) vb. P'e-li. Ukrayna ve Almanya'ya da girmiş ve oralarda koboz* kubos. hakanlar huzurunda bu kög ve ır'lardan hergün 9 tanesinin icrası gerekirdi. e. Ancak ölülerin hatıralarına kitabe dikilmesi ve san'atkârane yapılar inşa edilmesi o çağda Türkler için bir yenilik değildi. nefesli mi oldukları bilinmiyor. Batı Türkleri'nde (Bulgarlar) ve muhakkak ki Hunlar'da kultenılnuş olup. atalarımı$a$rpkte Mısır. mehter'in ilk şekilleri) yaygındı. II.Tuna arası bozkırlarda boLsayıda tesadüf edilen. öküz). Suriye. yılan. tahtlarına ve Türk topluluğunun zevk inceliğine dair. it 12. kitâbenin*ttüiunduğu yerde. 4. bilindiği üzere. Her iki âbidenin inşasında duvarlarına kahramanın savaşlarını canlandıran tasvirlerin yapılmasında Çin'den gönderilen saray san'atkflr ve ressamlarının emeklerinin geçtiği kesindir. bozkır güzel san'atlannın bu sahalardaki hususiyetleri ortaya konamamaktadır.831) Tımova kitabelerinde de temas edilmiştir.bozkır Türk folklorunda çok mühim yeri olan bir çalgı idi. biçki (maymun). Balkanlar.o Sanatı Her kültürün olduğu gibi Bozkır kültürünün de kendine mahsus bir san'at anlayışı vardır ve bu anlayış birçok eserler vermiştir. diye adlandırılmıştı. taşınabilir malzeme üzerine işlenmiş "Hayvan üslûbu" (Animal style) mahsulleridir. Bi-li. Fakat bunların telli mi.226 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 227 .ordu devrinde "yarlıg'lar.ön taraftaki sağ ellerinde birer bardak tutar şekilde yontulmuş "taş-nine" terde de bir san'at endişesi bahis konusu değildir. Macaristan. lu (ejder). tabışkan (tavşan).. Macaristan'ıma ele geçen Avar çifte kavalıdır. takagu (tavuk). pars. 5 küsur saat itibar edilmekte idi. gergef işçiliği ve otağcılık san'atlarının çok ileri olduğunu da belirtmemiz gerekir. nin müşahedelere dayanan hatıra notları ziyadesiyle ilgi çekicidir. Bir gün 12 kısım sayılıyor ve her kısma "çağ' deniyordu. GökrTürWer.Şubat aylarına rastlardı.Asya . asır ortalarına kadar Orta Asya'da ortak yazı olan Uygur yazısı ile yazılmış ve bugünkü Mançu ve Kalmuk yazılarının esasını teşkil etmiştir. ud (sığır. 3. hem de kitabeler teyit etmektedirler. görüldüğü üzere. Attila Burgond kiralına bir Hun orkestrası göndermişti. üçüne vb. sazlarla çalınan melodiye kög (veya küg) diyorlardı. Eski Türkler'in. güneş yılına çevrildiği söylenmektedir. kopuş vb. Rusya. sosyal ve iktisadî hayat ve durumları hakkında dikkat çekici tasvirler verilmektedir. Destanlar. milletin neş'eli ve acı gün hatıraları. 1958'de yapılan kazıda ortaya çıkarılan Kül-Teginiln çok güzel yontulmuş mermer büstü ve kaba bir kadın heykelidir. 15. şüphesiz.Türkçe kitabeler. gibi adlar altında çok sevilen sazlardan biri olmuştur. Fakat Türkler'in Kül-Tegin ve Bitge Hakan'ın anıt-kabirleri nev'inden bazı eserlere de sahip olduktan malûmdur. 11. ikinç.. Çekoslovakya. Rgili tâbirlerin. hattâ Ma- . Bulgar kitabeleri ve 'Bulgar hakanları listesi".Türk Devleti'nin daha başlangıç yıllarında (553) umuttfl bflgi verirken şu açıklamayı yapıyorlardı: V. halı ve kilim dokumacılığı.de. Bozktr-Türk tarW boyunca bize intikal eden yegâne müzik âleti. Türk müzik âletleri arasında Çinliler'in Hyu-pu adı ile zikrettikleri topuz. 6. bark (anıt-kablr). anıt) bitigtaş (kitabe). aşk türküleri. Yılbaşı Ocak . Bu hâkimiyet alâmetlerinden idi. Yıl 365 gün. Gök . Ayrıca Türkler'de askerî muzıka (bando.

bozkır kültürünü yaratan Türkler'in kendilerine mahsus bir düşünce sistemi ve ahlâk anlayışına sahip olmaları lâzımdır ki. Aynı şartlar içinde yaşayan çeşitli toplulukların kültürlerinde görülen farklar. Buna göre de. onlarda 'Beylik gururu'nun eksikliğidir.228 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 229 nas destanındaki bazı hâdiseler bu takvimle tarihlenmiştir.ruhunu. at ve demir üzerine kurulu. insan . Beylik gururu. Bozkırlı Türkler tarihte bu hususları gerçekleştiren ilk topluluk olarak görünürler.çağ medeniyetinin temsilcilerini bile çok geride bırakan bir millettir. yâni üstünlük duygusu» eski Türk'te. kısa zamanda istenilen yere ulaşabilme iştiyakının tatmini. -15.kemfilerine has bir kültür ortaya koydukları herhalde anlaşılmış bulunuyor. Nitekim sonraki asırlarda. 11 asırda 7 . Fakat bu. hik anlayışı devletin saygı görmesi gibi mânevi değerlerle. Bunu fiiliyat sahasına çıkarmak için gerekli araç ise elde idi: demir.okşayan iki beşerî imkân sağlamıştır: Ât üstünde insanın kendini başkalarından daha üstün hissetmesi ve. Türkçe'de her erkek. hem de aynı coğrafî bölgede.Düşünce ve Ahlâk Eski Törkler'in bozkırlar coğrafyasında. vehimlerden. yânı hayatında düstur edinmiş insana eski Türkçe'de 'alp1 denirdi. Asıl özelliği karşılık beklemeden koruyucu olmasıdır. müsbet ilim yönünden şöyle açıklanabilir: Eski Türkler'e at. asırlarda Târîh-i TürKT veya "SâM Türkân' adı altında zikredilen bu eski Türk takvimi. hayâlata dalmaktan hoşlanmadığı için. İnsan unsuru da bunda tesirli olur. İnsan sevgisinden doğan koruyuculuk adalet. Menghin'in ifadesi ile 'Beylik gururu ("Herrenstolz")' nu yaratıyor. her İki unsura sahip olan başka kavimler. Hükmetme isteği aslında bir içgüdü olup. Çünkü bir kültürün meydana gelmesi için yalnız maddî imkân ve iktisadî faktörler kâfi değildir. nazarî ve metafizik konularla meşgul olmamıştır. Bu ise hüküm altına alınmış insanları sevmeği gerektirir. Kanun. doğruya hükmetkâr ve kanuna riayetkar idiler. Birincisi. Türkler insan psikolojisini en İyi bilen. eski Tür* cemiyetinde yalancılıktan da nefret edilirdi Eski Türkler. fauna göre de 'nizama' bir cemiyet teşkil ediyorlardı. farklı kültür tiplerinde yaşamağa devam etmişlerdir. ikincisi de geniş ufuklara hükmetme arzusunu kamçılıyordu. son zamanlara kadar Orta Asya'da kullanılmıştır. 14. Tûrk-teP'îft tarihte çeşitli kavimleri idare etmekte gösterdiği başarıların kaynağını burada aramak icap eder ve muhakkak ki. Hükmetme duygusu + insan sevgisi + gerçekçilik şeklinde özetlenebilecek eski Türk düşüncesinin temellerini ahlâk prensibi yapmış. derrtfln ve atın mevcut olduğu her yerde böyle bir kültürün doğup gelişeceği mânasına gelmez. hürriyet ve eşitliği getirmiştir. O. sadece öğünme vesilesi olan basit bir psikoloji değildir. Nizama ve gerçekçi Türk kafası . Buna Türk'ün "gerçekçilik"! denebilir. bu. anlayan ve bu sahada Antik . cesaret verici ve mücadele ruhunu teşvik edici ^ad verme" ve "and içme" gibi gelenekleri ile •alp1 Hâin devamı sağlanıyordu. Bazı milletleri bu yola sürükleyen husus. Türk devletlerinde görülen töre prensipler? böylece daha açık bir mâna kazanmaktadır. yiğit İnsan demektir. cesur kişidir. fakat alp. her insanda vardır ve şuur-altı bir kuvvet olarak yaşar. İslâm kaynaklarında. Bu içgüdü'nün aynı zamanda İlk fırsatta başkalarım sömürmek için de bir vasıta vasfı taşıdığını dünya tarihi gösteriyor. atın sür'ati sebebi ile. insan gruplarının sosyal telâkki ve psikoloji-lerindeki ayrılıklardan ileri gelir.

Bilig bite. Eski Türk'ün fiilen yaşanan faal hayata karşı duyduğu tutkunluk. hak ve adalet anlayışı ışığında. devlet kavramlarının açıkianmasıdır. .yazılan Türk siyaset kitabı Kutadgu . Bu düşünce tarzı. üniversel mâhiyette cihan hâkimiyeti fikri doğmuştur. efsanelerde ve yazılı kaynaklarda yer almış silinmez izleri vardır. aralıksız hareketler arenası hâlinde görünen Türk tarihindeki iş (action) vetiresi ile birleşince. adalet. Türk düşüncesini 'mantık ve bilgi teorilerinden" ziyâde ahlâk ve devlet felsefesine sevketmiştir. "Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar* insanları töre" himayesine almak şeklinde özetlenebılen Türk dünya hâkimiyeti ülküsünün destanlarda. yalnız zihinde mevcut nazariyatın bir ifadesi değil. Türk topluluğunda tatbik sahası bulan hak.

1932. Orta Asya'da demir. Tartı Cihanguşa I. Fundamenta II.. Şaman. 1-2. L'Aste ancienne centrale et sud-orientale d'apres PtolĞmee. Belleten. Eberhard. Şeşen. İstanbul 1942. Türkische und mongolisehe Elemente an Neupersischen. 1903.. York 1967'.. Barthold. 1932 Alföldi. Ülkü. Bazin. (A. T. D. P.. K. 319-337.. Türklerin.. des Roumains et des Byzantins. s.s. Ed. M. İstanbul 1947.. Ülkü. Bazin.Folge. 1964. Oğuzlar ve Oğuzeli üzerine. Ülkü. Paris 1903. W. II. İA. Arat. tere. Berlin-Leipzig 1921» Deniker.. N. s.1964. Kartuklar maddesi. İstanbul 1931fa. Kazakistan'da bulunan Eşik kurganı. Benzin©. J. Samanlık maddeleri. A.1958. sayı 101-102.R. M. 19-38 Eberhard. Turanı hatâsok a Görög-Romai hadûgy fejödâsâben.M. A. Darkö.1936... The Ongin Inscription. a. sayı 92. Czegledy. Cihan edebiyatında Türk kopuzu.1941. ATİM. A.2. Edebiyat Fakültesi 50. A„ Türk Dili tarihi 1. Attöidi. W. sayı.1940.. s. TDAY 1959. Türk Tarih Kongresi.. Budapest 1934. R. 4. A^ Tukyu veUyguriar'da'han'QnvanlantimM\. A. N.. Kortarsâk es kronikasok hiradasai (Bir heyet tara fından yapılan kaynak tercümeleri). J.. Dietrich K.. tere. Petersburg.1937. Orta ve Garbi Asya halklanntn medeniyeti. 1935.. Çin kaynaklarına göre. Die Hunneh der vorchristfichen Zeit Chinesische Urkunden zur Geschichte Asiens I. 1957. Th. II.A.. Birkaç eski Türk unvanı hakkında. El.. IX. tere. İA. Eberhard. U Notes sur les mots "Oğuz' et 'Türk'. F. .. II. 1965. Türklerde "Çifte Kırallık'. Türk. W. G.Tenthorey. s. Arat. Les races et les peuples de la tene. 125-191. İstanbul 1968. Diyarbekirli. 25-220) Hun tarihine kronolojik bir bakış. Boodberg. Türk Tarih Kongresi zabıtları. Arat. Çin kaynaklarına göre Tûrkler'de ve komşularında spor.B. Ankara 1940.1959. ti+ & 0 H . R. R.. 337-385. Appartenances lingustiques des envahisseurs altaîques de la Chine du nord aux İV.. Bazin. Barthold. Ata Malik. The Language of m To-pa mi. magyar Nyelvtudomanyi Közlemenyek.. sayı 48.. Cuvaynî. Chaiers d'Histoire Mondiale. 421-438.1936. Tabı san'abnın keşfi. ATIM. W. Budapest 1934.R. Toung Pao XXXIX. Hunların. A Magyar muvelödes törteriete. Oriens VI. Halie 1948. 2. Türk Tarih Kongresi Zabıttan..1944. Çin kaynaklarına göre Orta Asya'da at cinsleri. I'lran sous les Sassanides. XII. IV-IX. Ed. s. s. Banguoğlu. 1897.1944. Bossert. Ural-Altaische Jahrhücher. Altheim.. W. Paris 1903. II. Arat. 35. De Groot. Eberhard. L. XXXV. Sahra maddesi.1949. nşr. N. ____. Caferoğlu. Caferoğlu. II. 291-304. Eski Uygur türkçesi sözlüğü. Chronique de Michelle Syrien.. R. 1953. F. szazadi nĞpmozgalmak. Chabot.1964. R. Harvard Journal of Asiatic Studies 1. Doerfer.. VViesbaden 1. 1912. 1940. Eberhard. Carter. Muahhar Han devrinde <M.. Berthetot. J. törk. 507-519. sayı 87. F. Copenhague 1936. Chavannes. TDAY 1958. TKA 1. VII-VIII.. Ankara 1942. Caferoğlu. Ardel.19(43. sayı 45. A. Dunlop. Donau-bulgarische und Wolga-bulgarische. Pogâny magyarsâg. G. W. Oğuz Kağan destanı. 1916.. Hadtörtenefmi Közl. W. W. WM Toba'ların hayvancılığı. Banguoğlu. Rachmati (Arat). Der Herrschertitel lduq-qut. Leipzig 1912.1937. Yıl Armağanı. Türk tarihi ve hukuk. Christensen. R. 5-53. Documents sur les Tou-kiue (Turcs) occidentaux. İstanbul 1923. 106-119. Documents sur tes Tou-kiue (Turcs) occidentaux -Notes additionneUes. A. N. J. 1969. Budapest 1958. Çin'in şimal komşulan. Ülkü. Collinos . influences Touraniennes sur l'evolution de l'art mititaire des Grecs. Darkö.. Bang. istanbul 1936. Arsal. T. s. Al-Cahte. R.. DTCF. s. 1973. Belleten... II. J. Budapest 1954. La Ifâttrature âpigraphique turque ancienne. II. 1937. Barthold.. A magyarok elöderiölös a honfoglalasröl. TM. Neue Folge. Ctausen. Belleten. Leletek a Hun korszakbol es ethnikai szâtvalasztasuk. Chavannes.. s. İstanbul 1943. Recherches sur les parlers Topa. <***& gt t De Guignes. l_. W. X. Hilâfet ordusunun menkıbeleri vs Türkler'in faziletleri. s.. W. M.230 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 23f BİBLİYOGRAFYA Akkaya. sayı 63. ManâMb Cund at-Hilâfa ve Fazâ'il al-Atrâk.( The invention ofprinting in Ghina and its spread westward. DTCFD 1. İstanbul 1943. Orta Asya Türk tarihi hakkında dersler. Ankara 1967. APAW. Archaeologia Hungarica.. Deer. Bazin. et V. Tûrkler'de tarih zaptı.. Eski Çin felsefesinin esastan. Ş.. S. Buluç. GMS.. A.. 4» Das Hunnische. 265-276. Attila et les Huns.. Paris 1906. 555-568.. DTCF Dergisi. Byzantion. Fundamenta 1. II. S.. J. Paris 1953.. siecles A. Eski Alman destanlarında Atilla'nın aftMrf. Cahit (Yalçın). 485. W..R. D.T Hunnische Runen. Eski Türk hukuk vesikaları. R. Die alltürkischen Inschriften und die arabisehen Ouellen. İstanbul 1943. Magyarorszag nâpĞi ĞS a Romai birodalom (Kincsestar). 315-322. Eski Çftî kûttöru ve Türkler. sayı 18.. Tarih-i umumisi I.4. Eski Türk şiiri. R. W. 4-6. tere. Alföldi. 329-337.. bir kısmının türk. XXX1964.1945. sayı 36.. Paris 1930. Kazvinî. Th. H.. Eberhard. Türkç. L.1940.. Byzantinische Ouellen zur Lânder und Völkerkunde.Budapest. Altheim. Eberhard. M.. İstanbul 1927. Eberhard. keresztĞny magyarsâg. Barthold. III.496. II. Tonguzghuz. Caferoğlu.. Ülkü. A. York 1925. Paris 1948. Die historisehe Bedeutung der alttûrkischen Inschriften.. Eberhard.. Dle Leğende von Oghuz Oaghan. 1. Petersburg 1899.. Arat. The History of the Jewİsh Khazaras. Ankara 1965. W. s. JRAS. A. Uygurlar ve uygurca özerine. II.1946.

Afttûrkfsche Shreibkultur und Druckerei. Şecere-i TOrk. THİTM. 1956.^... Talk Tarih Kongresi. 1954. s. 290-320. nesr. W (İndeks). 1. THİTM1. TDAY. 1-38. DTCFD VI. Sosyolojiye giriş. 97-UM. 1964. TDAY. Gibb. Stepne und Staat im Leben der altesten Türken. Suppl. Feher. Fr.1946. TDE. Manas Destanı üzerine notlar. A. Klyaştömiy. Nachworte zur Inschrift des Tonjukuk. Orhun yazıtlarına göre Orta Asya milletlerinin Araplara karşı mücadelelerine dair. Belleten. İstanbul 1931. s. Hermann.232_________________------------------------------------------------TİİRK DÜNYASI EL ÖTABI TÜRK TARİHİ 233 Eberharö. Ebu'l-Gazi Bahadır Han. Tarih Enstitüsü Dergisi. Paris Hamilton. Anthropos.. 1. GabairvA. II. Yasa.. DTCFDII.. Berlin 1935. Almanca teredir Kenntnis der alttûrkisehen Tıtulatur. ATIM.(0e*o/^^ Haddon. Kafesoğlu. türkçe tlfc. Der İslam. 1928. Din sosyolojisi Ankara 1964. Doğan. 1899. İstanbul 1943. Tûrko-Bulgar.A. London 1923. Chaiers d'Histoire Mondiale. Eski Türkler'de ve folklorda 'ant'. Zeki Velidi Togan Armağanı. türkçe ter. S. Fundamenta lf. 1954. Jisl. türkçs tercümesi S. 1937.sayı 20. s. Eberhard. A..1944. töre-ture ve şeriat. J.. G. II. 121-133. T..1947. KCsA. Türk fütuhat felsefesi ve Malazgirt muharebesi. EaW7BnV ünvantanna dair nofltar. Koppers. Zayn al-ahbâr. İnan. s. Eliade. tere. {^'Türkmen' adı. Nur. Paris 1954. 131-137. İnan. 1930. a: 1-16 Kafesoğlu. Çağatay. Hirth. Budapest 1940. XXIX. W. M. Tarih Enstitüsü Dergisi sayı 3. I. Uygurlar ve yeni bulunan soydaştan. Atalay.. A. Folge.R. Türk destanlarına genel bit bakış.. Kaşgariı Mahmud. R.1962. I. Z. Ankara 1962. R. Lelpzig 1950.F. 1. Asyarvn üstün- Grousset. Gfen Henning. Eberhard. s. Ergin. Tarihte ve bugün Şamanizm. İnan.1962 H**siaH. M. Wİen 1948 Jettmar.. Le Chamanisme et les technique$ archaiques de i'extase. İstanbul 1953. A. sayı 107. DLT. Huımfach-TOrkische Beziehungen. İçtimaî nazariyeler tarihi. Freyer. Gardizi. II. W. Les plus anciennes civilisations d'Ğleveurs des steppes dAsie centrale. A. sayı 104. Budapest 1939. Ankara 1958. s. I. Budapest 1940. K. TMMOuzIda. M. d'aprts les documents chinois. XI. Die Indogermanenfrage im Lichte der historisehen Völkerkunde. Köprülü. Ankara 1968. s. bugünkü Türkçeye tere... S. F.ÖMS..1941. Haustiere und Hirtenkultur.H. JheAmp Conquastto Central Asla.4.1971. 1935-1939. ve izah V. ve tere. Ankara 1959.. 1-34. Les monuments de la cuiture Protobulgares. Kafesoğlu. Türk aile sosyolojisi Hukuk Fakültesi Dergisi. P.. 1-2. Leyden 1910. s.. Giriş-Metin-Faksimile.R.. Yazılışının 900yılı münasebetiyle. XI.. W. Kafesoğlu..kelime üzerine. 1. Toguz-cguz et On-UygurtJA. Buluç. s. HAR.J. Arat için. GMNS. 15-16.{CCl)2SO. Sir-derya boyunda Oğuzlara dair izler. Hakkı. İlahiyat Fakültesi Dergisi. R. A. Ch. von. 1944... J* Deny Armağanı. 387-402. 471-483. Tarih Enstitüsü Dergisi..7nelVanderfngso/fteop/eS. Selçuklular maddesi.. Türk etnolojisini ilgilendiren birkaç terim. Türk kültürünün Avrupa'ya tesiri. TM. İnan. Kafesoğlu.. Belleten. İstanbul 1955... A BolgârTörökök szerepe es müveltsĞge. Minorsky. İstanbul 1930. TüM rivayetlerinde Bozkurt. Kafesoğlu. Şato Türklerinin kültür tarihine dair. VViener Beitrâge zur Kulturgeschichte und ünguistik. Parts 1951. II.1947.Belteten. Kutadgu-Bilig ve kültür tarihimizdeki yeri.^^ 1^C$ CÖ/6SteS' İ6S Fâ9neS d'Bîerich9' Oapaghan et Bilgâ.. Ota Asya'da Arap mtûhatı. Les Oulgours a rtpogue des Clng dynasties. Ankara 1954. s. L. B. Ttfıran 1333. 279-290.^. L'Empire des Steppes. ^^VM). t. Paris 1941. İstanbul 1946. sayı 1. S. Dede Korkut Kitabı \. sayı 8. Koppers. Belleten. The date ofthe Sogdian ancient letters. Gabain.G. V. sayı 99.V. A.F. Hirth. H. von. Fransızcası: A • propos du nom 'Türkmen** Oriens. Eckhard. W. Attila a mondâban (Attila es Hunjai). E. 1961.. Gallus..1939. R. Belleten. TU. Paris 1961. A. BSOAS XII.. Ibn Fadlan seyahatnamesi.öy. İstanbul 1970. von. tere.1948. Hudûd 'ül-âlem. trc. A. A. Macar ve bunlara akraba olan milletlerin kültürü. Harnta. sayı 38. tec. TDAY1958.^^^ •n 1935. Gabain. Orun ve ülûş meselesi. 1948. Sâid Nefisi. Über Wolga-Hunnen undHiung-nu. s. 1939-1941. II. Amrkische Grammatik. G.. 306-319. II. A. İsmail Kaynak. İnan. Eski TOrk Ofrtf.rHorvâth.. Gabain. 1960. Kafesoğlu. Imago Mundi I. L. Göktürklerin tarfrıine bir bakış. von. (680-Giraud. Ankara 1958.1972. sayı41. B. Die alteste Türkische Weltkarte (1076 n. İA. Ankara. TKA I. I. L'lnacrtption de Bain-Tsokto. 1958. s. Freyer. Un peuple cavaJierpreScyth1que en Hongrie. Jirmunskiy. **1934' Ü •«■ İ Varoğlu. Mil. XXX. Feher. sayı 2. A. von. I. A. 255-270. 1931. 4. Ankara 1947.. İnan. Fener. Hermann. nesr. Iran. s. 104-110 Jettmar. Türk tarihinde Moğollar ve Cengiz meselesi. Gabaln.C. L Tarihte Türk'adı. Ankara 1959. Fr. İstanbul 1941.. w!. Toba'larda köle usulü. Györfry. H. M. Türk Şeceresi. K.. İnan. G. 1963. Ankara 1966.. A. Cihan tarihinin ışığında ilk Türklük ve Hk Indo-GermenSk. I. Kül-Tegin anıtında 1958 de yapılan arkeoloji araştırmalarının sonuçlan. Flor.. SBAW. mânası ve mâhiyeti. Çin Tarihi.Cambridge1911 Hamdullah Mustawfi Kazviol. M. İstanbul 1925. (tercüme). Eski Türkçe'nin yazı dili. 1939. Fındıkoğlu..M. Freyer H. WJ- ^!^^^^ lüğü v» düşkünlüğü. Belleten. . VII.. ZurHerkunft der türkisehen Völkerschaften. Archiv für Völkerkunde III.

Khazarian Culture and Its Inheritors. TDED. Müller... Chou'larda Türk'lerden gelen Gök Dini. Stein. Petersburg 1899. sayı 105. Bizans imparatorluğu tarihî. V. Açta Orientalia. 1949.. L. ri.1958. Tümertekin. Ankara 1948. O. Der Untergang des Reiches des oguzisehen Yabgu. Cengiz Han ve Çin'deki hanedanının Türk müşavirleri. sayı 88. Ankara 1962.. Schmidt. Hung. E. s. 261-295. Ülkü. Lazlö. s. Türk. Lazlö. Mansel.. Byzantino-turcica l-ll. Temir. islûm âmme hukukundan ayn bir Türk hukuku yok mudur?. Sçerbak. 77ıe Horse. MSFOu.. A kagân ĞS csalâdja. Eski Türklefin dini. II. 1-23. Uigurica. Şaraf al-zaman. Ruben.-W.1938. R. Zajaczkowski. W. İnscriptions de l'Orkhon dechiffrĞes. 1964. M. Szâsz. Montandon. tere. II. II. Dokuz Oğuzlar ve Kök-Tûrkler. Southwestern Journal of Anthropology. B. TM IH. Belleten. Belleten.. 1.. A honfoglalömagyarsâg kiâiakulâsa. W. Gy. Oniki hayvanlı Türk takvimi. O. Belleten. Nemeth. tere. Les inscriptions inconnues sur les pierres de Khoumara (au caucase du Nord) et le probleme de t'alphabet runique des Turca occidentaux. OTCFD.1963. XII. XV. Stammesnamen und Titulaturen der altaischen Völker.. Togan. Attila nagykirâly. Ankara 1955. Vasiliev. H. S. Szeged 1938. $. Thomsen. N. Nemeth. Thomsen. Z. Din Sosyolojisi Ankara 1961.. X. Şfiie-usuyazıtının tarihftingmi. İlk Tûles boylan. $. 237-243. a Factorş inChinese History.. Or. Baştav. Budapest 1940.1959. VViesbaden 1953. 63-87 Ögel. Miche! Le Syrien. Xun. N. s. Maslow.. Gök-Türk yazıtlarının Apunm'lan. I (Metin). R. Murûc al-zahab.. Paris. l-IV.. KCs A. Bilinmeyen Iç-Asya. Princfrtes and structures in the organization of the Asiatic Steppes-Pastoralists.1957. Chronique III. W..1940. Fransızca tere.destanları.K. 1964. İstanbul 1935... der Volksname der Hsiung-nu.. Traitâ d'Ethnologie culturelle. Psychological Review. Indian Antiqua: 7 Illinois 1943.. Archaeotogiâi Erteşitö. Chabot. Budapest 1943. 3-4 1960.1945. 1934. Nemeth. Tarihte Türklük. A toan. O. Belleten. Kutadgu Bifig. Die bulgahsehe Fürstenliste und die Sprache der Protobulgaren. Özerdim. O. V. s. Togan Armağanı. 1922.. Nemeth J. A TöröksĞg öskora. Râsonyi. Anadolu'da demir çağı hakkında. Pritsak.1945. Islâmiyetten önce Türk kültür tarihi. landon 1942. XXXIV. Kretschmar. J..-B. ESA.1950.234 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TARİHİ Köprülü. Türklüğün eski çağı. F. TD. Milâddan bin sene evvel Asya içlerinden muhaceret eden Hindistan'ın eski demircileri arasında.1953» s. A Hunok törtenete. 1961 .. G Jt. Yetts» MP. Krader. 1-2. Hundestammvater und Kerberos MI. P. Belleten sayı 53. 1915. Z.S. Pritsak. Açta Orientalia XII. Dinler tarihine giriş.. XVII. istanbul 1953. DTCFD. İstanbul 19S5. Stuttgart 1938. Türk. Sümer. Belleten. Ûgel. VI. 1934.1948. Az ismeretlen Belsö-Azsia. 1947 (TDK yayını).K.J. Karatay. XXIV. <X. Zwei uigurisehe Runeninschriften. II. Tamim ibn Bahr's Journey to the Uyghurs. Istanbul 1943. Baki Araplara göre Türkler. Pritsak. Buiuç. tere. Türkç.lL. 1-2. Der Ursprung der Gottesidee. W. Ş. İstanbul 1941. VVirtschaft und Gesellschaft. Doğu Gök-Türkleri hakkında vesikalar ve notlar. II.. W. H.G. 'Qara'. 1948.. APAW..HUkTheoryotHumanMotivation. APAW. Marquart. London 1962. Forlong Fund. Özerdim.. XXII. sayı 48. A.VV. V. R. K. İslam Tetkikleri Enstitüsü Dergisi.. M. İstanbul 1943.. 2. VVhite Huns and Kindres Tribes in the History of the Indian N.. Leipzig 1898. JL Die Chronologie der alttürkischen Inschriften. 1962. Ögel. Sümer. M. BSAS. IX. W. 1913. L. Belleten sayı 81. Ligett. Eski Türk Yazıtları. sayı 60-61. Viadlmlrtaov. Moğollar'ın içtimaî teşkilâtı. Arat. B. Moravcsik. B. Budapest 1942-1943. A. XLIİ.. İstanbul 1943.VV. 361-379 Ögel. M. Taplamacıoğlu. Budapest 1942-1947. Ortekin. V. Buddhizm tarihi. Bombay 1905.. B. I (tercüme). Minorsky.. B. 81-137. 1905. 359-456. 4.370-390.1940. Tabayi'ül-hayvân. Belleten. İstanbul 1954-1957. O. Oğuzlara ait destanı mahiyetteki eserler. Müller. D.1952. Probleme dertütiysehen Urzeîtt Bibi. J. F. Ögel. Ramstedt.. ögel. IV. Weftgeschichtliche Rolle der Ural-altaischen Völker. TM. al-Marvazi. 6. l-IV.. tere. 1966. Orkun.Y. s. Pritsak.t A magyarok ijja es nyila. Freiburg. tere.. Ntf..M. A. 90. 147-152. Die chinesisehen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türksn (Tu-kûe). s. Pritsak. LA. : II (notlar ve ekler). Fuad Köprülü Armağanı. G. Der Volksname TOrk. JSFOu XXX. Oğuzlar (Türkmenler).Frontier. 1936-1941. Ankara 1946.. S. F. Helsingfors. F. B. KCsA. A. Stotit&ztirtûrkischen Rechtssymbolik. 1967. XV.1955. AA.N. 1-2. sayı 35. Uyguriar'ın menşe efsanesi. Turan.1927. Berlin. III. Thomsen.. 3: Die asiatisehen Hirtenvölker. Talpei. Türk. Minorsky. Gy. ZweiPfahlmschriften aus den Turfanfunden. Ruben. Aus Sibirien. O.. Central Asiatic Journal 1. VVeber. A.N. Ankara 1967. A. A Study of History. Ankara 1971. sayı 33.. Kahire 1948.. Türkler ve kayak..s. 1911. sayı 86. F. Ramazan. Gy. Tarihleri-boy teşkilâtı ..... B. The Poems of the Turkiah People who Ruied in Northern China in 4* th Centuries A. Radlof.. §1-118. Gy. tere. Wiesbaden 1958.. Budapest 1928.. Paris 1934. V. Hüen-Çang'a göre Peygamberin çağında Orta Asya. neşr.. V. Sino-Turcica. B. sayı 59. L. Ankara 1944. Türkler'de hukukî sembol olarak ok. Budapest 1930. V. Menghin. Folge.. Neşr. Sebestyen. F. W. Liu Mau-Tsai. O..1951. 1694..Türk Tarttı Kongresi. Sibirya'dan. Şeşen. Turan. (TTK). l-IV. Schimmel. İstanbul 1964. B. Ögel. Al-Mas'udî. Ankara 1947. II (tercüme) 1959. XIV. Berceviezy emlökkönyv. UAJb. Radloff. Moğolistan'daki Türkçe kitabeler. ATIM. Türk Tarih Kongresi zabıtları. A. II. Ülkü. 305-318.

-i :. Anadolu Selçukluları. Zichy. İlk Türk-İslâm Siyasî Teşekkülleri İbrahim KAFESOĞLU *«*»« Buraya kadar görüldüğü üzere Uzak-doğudan Avrupa ortalarına kadar bütün bozkırlar bölgesinde 1200 yıl hüküm sürmüş ve birçok Siyâsî. r A *& IV. Kirman. Harzemşahlar. Hind-Tûrk İmparatorluğu) veya devletler (Irak. Budapest1923. Türk.1963.:-_. sayı 107. Ihşidli- . Belleten. sosyal ve ethnique izler bırakmış olan Türk toplulukları Islâmî devirde de ve bu defa.: r#. Az euraâzsiai lovâsnomâd möveltsĞg keröĞsĞhez. . .&**-. NyK.. I. Suriye. 1936.236 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ--------__________________________________________________İ____W Zichy. Selçuklular. Budapesti Szemle CCXIL. I. A Magyarsâg ÖstörtenĞte 6$ müveitsöge a honfoglalâsig. Gazneliler. fiötfe '.. tere. Tolunlular. hâkim zümreler sıfatıyla tarihî ağırlıklarını koydukları çeşitli müslüman ülkelerde büyük İmparatorluklar (Kara-Hanlılar.

Efes) kurarak islâm dünyasın ın mukadde ratına hâkim olmuşlar ve Osmanlıl arla birlikte mütalâa edildiği takdirde. Böriler. Atabeylik ler (Salgurlul ar. Mengücü klü. Garcistan ve Sistân havalisindeki Oğuz kabile kırıntıları ile Kuhistan-Fars arasında oturan dağınık Kalaçlar bir yana bırakılırsa. Timurlula r. Orta Asya. Esasen Islâmın merkezinde Hz. Ömer ile Hz. Inallı. hem batı kolu fetret devresinde-(Çin'e tâbiiyet) bulunuyor. Yakın Doğu ve Doğu Avrupa'nı n son 1000 yıllık tarihine yön vermişlerdir. Karakoyunlu. İzmir. Saltuklu. Akkoyunlular). llDenizliler . Türklerin İslâmiyet'e Girişi ■' Hicaz kıtasında yeni dinin verdiği hızla taşarak Yarmuk savaşı (634) ile Bizans'ı Suriye'den attıktan sonra. BeğTeginliler ) ve beylikler (Artuklu. son Sâsâni imparatorunun izinden Ceyhun kenarına ulaştıkları zaman Türkler'le temasa geldiler. İran'ın kudretini de Kadisiya (635) VB Nihavend (641) savaşlarında kıran islâm orduları. Ahlat Şahları. Dânişme ndli. Osman'ın öldürülmeleri ve nihayet Ali-Muaviye mücadelesi ve Harici isyanlan doğuda İslâm ordularının hızını kestiği için 8. Delhi Türk Sultanlığı . 1. Mâveraünnehtr bölgesindeki şehir "kırallık' larına tesirli yardım yapılamıyordu.ler. o tarihlerde devlet teşkilâtı içindeki Gök-Türk imparatorluğunun hem doğu. Zengîliler . yüzyıl . Mısır Türk Devleti.

Türkler'e tahsildarlık vb. yukarıda Türgişler). Islâmiyete girişleri kendi arzuları ile vuku bulmuştur. Mısır'da. Neticede Araplar'ın müdafaayı tercih eder duruma girmelerinden anlaşılıyor ki. Kuzey Suriye'deki Hamdanî'lerle uğraşması yüzünden. halife Al-Mansur zamanında Hammâd üt-Türk^AI-Mahdî zamanında Mübarek üt-Türkî sayılı Türk kumandanlarından idiler. Daha çok sızma yolu ile İslâm ülkelerine gelerek hilâfet merkezinde vazife alanlara: Etrâk. Buna göre ve umumiyetle kabul edildiği gibi. bu cKıiî-siyâtf büyük gaileyi sona erdirmiş Al-Mu'tasım'ın Ankara civarında Bizans'a karşı kazandığı savaşta yararlık göstermişti Büyük- . Meselâ Hatife Al-Me'mûn'un hususi kütüphanesinde memur olan bir Türk şöyle demiştir: "İranlılar ve Rumlar ülkelerini başkalarına kaptırıp kendi yurtlarında esir olurlar. Abû Muşum hareketine katılan Sul (çur) oğlu Süleyman ite Tarhan Sul-Cammâl. Aynı derecede cesur ve kültürlü bir şahsiyet olan Ahmed de ötedenberi Türk kumandanlarının emrine verilen zengin Mısır ülkesinde vazife atmış. Türkler'in dünyâ tarihinin en mühim hâdiselerinden biri olmak üzere. Türkler uzun zamandan beri tok Tanrı inancına âşinâ bulunuyorlardı. Buğa da başkumandanlığı sırasında Bedeviler'e (845). Mısır valisi iken istiklâl ilân eden (935) Muhammed önce Dicle'ye kadar uzanan saha ile orta Suriye'yi* 942'de de islâmın mübarek şehirleri olan Mekke İle Medine'yi devletine bağladı.. Daha 675-680 yıllarında Horasan valisi emrinde 2 bin Türk okçusu vardı. Sâmarrâ'da bulunan babası Tolun. süs. Müslim'i tâyin etmesi (705). Haleb. . Bu münasebetle halifelerin hassa askerleri ve İnzibat birlikleri arasında Türkler de yer aldCki. b * Akşid (veya İhşidjliler (935-969): Hilâfet toprakları içinde yer alan ikinci Türk siyâsi teşekkülü de. Fakat kendisinden sonra gelen oğut ve kardeşleri istiklâllerini koruyamadılar ve Mısır ile diğer bölgeler halife El-Muktefi tarafından ele geçirilerek (905) valiler idaresine verildi. Taşkent ve Mâveraünnehitfden 8. Abbasilerin iktidara gelişi ile İmparatorlukta Arap olmayan müsiümanlara da çeşitli vazifeler verilmeğe başlanmıştı. Vasîf. 849). Talas'a kadar akınlar yaptılar (Orta-Asya'da Türk-Arap mücadeleleri için taf silen bk. Ermenilere (652) ve Bizans'a (858) karşı başarılar kazanmıştı. Daha sonraki halifeler. gerek bu Türkler halifeliğe tahakküm ediyorlar.tarafından teşkil edildi Al-Mu'taaım Bağdad'ın -kuzeyinde Dteie kıyısında inşa ettirdiği yeni başkenti Sâmarra şehrine (836) bu hassa ordusunu da götürmüştü. Büyütebuğa. Antakya şehirleri ile birlikte Suriye'yi idaresine aldı. inak. saray adamlarından Kâfûr'un elinde idi. halife Al-Mu'tasım zamanında (838-842) cesareti. bu vazife aslında hilâfetin gerçek iktidar makamı idi. resim san'atın in tesirleri açıktır. gibi Türk kumandanlarının idaresinde 4 bin Türk askeri vardt-Afşin meşhur Bâbek isyanını bastırmış (838) elebaşısı Bâbek'i yakalamış. Oğuzlar'a ise sonraları: Türkmen denmiştir. Kısa zamanda Şam. Vasîf. Araplar silâhla mücadeleye girişen Türkler karşısında kesin başarıya ulaşamamışlardı. Al-Vâsik (ölm. Küçükrbuğa vb. Al-Mutavakkil (ölm. Türkler memleketlerini hiç kimseye vermiş değillerdir. Beçkemin adı paralara basılıyordu. tahkimat yapmış ve kuvvetli bir ordu teşkil etmişti. Sonuncu halife devrinde Abbasff imparatorluğunun en ileri gelen üç şahsiyeti Türk idi: Küçük-Buğa. Bu yüzden aralarında mücadele eksik olmadı.yüksek idarî makamlarda veriliyordu. imâr hareketlerinde bulunmuş. Mısır mâliyesinde ıslâhat yaparak halkı darlıktan kurtarması sebebi ite Mısır ahalisi tarafından sevildiği için tutunmağa muvaffak oldu. Hâkan-oğlu Feth. asrın 2. Humâreveyh'in güzel kızı Katr'ün-nedâ'nın halife ile evlenmesi tarihlerde destanlaşmıştır. Bu durum Arapça eserlerde de bazı yankılar bırakmıştır. 10. Musikisever. Türkler'den hususî muhafız bifliflefl teşkiline El-I^flün zamanında başlanmışt^Fakat Türkler'^ tıassa askeri olarak birden çoğalması Halife Al-JMutamm zamanında. Bunun ÖJömü üzerine baş gösteren iç müca-deleleri fırsat bilen Fâtımîler tarafından Mısır işgal ediidi (969). savaşları birden bîre alevlendirdi ve İslâmlar kısa zamanda Mâveraünnehir'e hâkim oldukları gibi. Bağdad'ı Buveyhiler'in ele geçirmesine mâni olamadı. 946da ölümünden sonra fiilî idare. Türkler'in kısa zamanda İslâmiyet'in bayraktarı olarak dünyâ karşısına çıkış sebepleri bunlar olmak gerekir. Muhammed'in yerine geçen oğlu ve bunun kardeşinde değil. evvelce Tolunlular hizmetinde idi. Ahiret'e ve ruh'un ölmezliğine inanıyorlar ve Tanrıya kurban sunuyorlardı. Adana ve Tarsus bölgesini de ülkesine bağladı. Fakat Errtövîter tarafında* İslâm imparatorluğunun bütün doğu bölgelerini içine alan Irak umumî valiliğine Haccâc'ın getirilmesi ve bunun da Horasan'a devrin sayılı kumandanlarından Kuteybe b. hilafeleri iş başına getiriyor veya uzaklaştırıyorlardı.. Irak kıt'asıntn şiî Buveyhîler tarafından tutulması sebebi ile Mısır'a kalabalık Türkler'in akmasına engel olunması bu iki küçük Türk devletinin siyasî yönden fazla gelişmesini önlemiş görünmektedir* 2. Aşnas. yarısında az sayıda. Daha doğrusu tamamen Türk gençlerinden kurulu ilk hassa birliği hu halife. bunlar Fergane. müstakil devlet halinde olanlara: Türk. (883-842) oldu. Abbasîler Zamanında Türkler (Etrâk) Türkler İslâm kaynaklarında umumiyetle üç tâbir altında zikredilmiş görünüyorlar.238 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 239 başlatma kadar Türkler'le İslamların karşılaşmaları sınır harekâtı ölçüsünü aşamamıştı. Ayrıca İslâmiyet'in telkin ettiği ahlâk? kaideler eski Türk "alplık" anlayışına uygun düşüyor ve özellikle "cihâd" Türk'ün fütuhat görüşünü takviye ediyordu. "Etrak" arasında Mısır valilerinden ikisi istiklâllerini ilân etmişlerdir: a * Tolunlular (875-905): İslâm halifeliği topraklan içkide ilk Türk müstakil siyâsi teşekkülü Oğuz Türkleri'nden Ahmed tarafından kurulmuştur. 861) zamanlarında iktidar adeta bu kumandanların elinde idi. bilgisi ile ün yapmış bir zat idi. Gere* yukarıda adı geçen. Türk usulüne göre kurulan bu şehirde binalar saraylar ve diğer yapılarda Türk yapı." Gerçekte İslâm dininin eski Türk inanç ve telâkkilerine uygun cihetleri çoktu. yüzyılda kalaba!* aileler hâlinde ihtida ederek gelenlerdi. asrın ilk yarısında da iki Türk kumandanı: Beçkem ile Tüzün 'Emir'üMJmerâ' olmuşlardı ki. işte bu karışıklıklar içinde durumdan faydalanan BuvayhîâifesirtdenMuizz*ûd-devle Bağdad'ı alarak şü Buvayhî devletini kurdu(945). Babası Toğaç. Mâve-raünnehir Türk beyleri sülâlesinden gelmesi muhtemel Muhammed Ebû Bekir tarafından kurulmuştur. Burada Afşin. edip bir adam olan ve Türkçe şiirler yazdığı söylenen Ahmed'in ölümü ile yerine geçen oğlu Humâreveyh (884-895) zamanında devletin sınırları Toroslar'a. fakat 9. gibi sivil vazifeler yanında vâlilifcMciblik:gM. doğuda Elcezire ve İrak'a kadar genişledi. Bağdat'la arası açılınca istiklâl itan etti (875-884).

Süleyman 990 da Isftcâb'ı zaptetmiş ve daha sonra da Sâmârtîlerfh başkenti Buhara'ya ^irrrtişlfr (Mayıs-Hazâran 992). Neticede iki hasım. Bu devlet kavimleri yarı-yarıya bölen Altay sistemine uygun olarak iki kağan idaresinde iki kısma ayrıldı. Ali'nin ağır hastalığı sırasında muhtemelen kardeşi Mansur kendisini büyük kağan ilân etti. Bunlardan Yûsuf Kadir Han Gazneli Mahmûd'dan yardım istedi ise de umduğunu bulamadı. Ali idi. Satuk amcasına karşı taht mücâdeleisifli kazandıktan sonra kendi devletlîçinde islâmiyet! resmen kabul etmiştir (X. O. Sâmânîler'den İsmail b. Mûsâ zamanında komşu sahalara da cihad açıldı Musa'nın yerine geçen oğlu Ebu'l-Hasan Aimin bu savaşların birinde şehld düşmüş olması muhtemeldir (Ocak 098). Sölçtik'un idaresindeki Oğuzlar'ın da rolü olmuştur. Ahmed (874-892) uzun bir muhasaradan sonra Taraz"! zaptetmişti (Mart-Nisan 883). Karahanlılaf*da tespit edilebilen ilk kağan Bilge Kül Kadir Han.240 . Diğer kardeşleri Muhammed ise Arslan llig mevkiine geçmişti. Ahmed. ortak kağan Yûsuf b. Sâmânîler'in bütün mirasına konmak ve Horasan'ı ele geçirmek istiyordu. Mahmûd'un aracılığına başvurdular. Satuk Buğra. el-Haniye ve Âl Afrasiyab gibi isimlerle de zikrolgnmuştur. T'ü-chüe A-shi-na hanedanının bir kolu olan Karluk hanedanına bağlamaktadır. Sultan Mahmûd ile tekrar barıştı. Nasr b. Sâmânîler'den el-Muntasır Ebû İbrahim İsmail b. nazarî olarak. Ali'nin eline esir düşmüş olmalıdır. Arslan Kafa Hakan unvanını taşıyan doğu kısmının hâkin)) büyük kağan. Fakat Gazne hâkimi Sebüktegin (977-997)'in aracılığı ile bu iki devlet anlaşma yaptılar. doğu kağanı Arslan Han'ı mağlup ederek sülâlenin bu kolunu ortadan kaldırmış ve bütün Karahanlı devletin» de islâmlaştırmayp muvaffak olmuştur. Bu muvaffakiyetsizlik aile kavgalarına yol açtı. 3. yine karakteristik bir unvandan dolayı. hüküm sürmüş o^HKJMânrâ Türk sülâlesine (840-1212) Avrupalı şarkiyatçılar tarafından kendi üşvanlanndaki -Jpra* "kuvvetli" kelimesinin çok sık geçmesinden dolayı verilen bir isimdir. 840'da Uygur devletinin Kırgızlar tarafından yıkılması üzerine Karluk yabgusu kendisini bozkırlar hâkiminin kanunî halefi ilân ederek Karahanlılar devletini kurdu. Faik ise Semerkand valisi oluyordu. Bundan sonra islâm dininin Türkler arlasında neşri Artık bir ci-had mahiyeti Emişti. Ahmed b. kütleler hâlinde telâmiyeti kabul ederek. Fakat Nasr. Bu sülâle için ilmî eserlerde kullanılan diğer bir isim. el-Hasan onun mevkiine itiraz ile Özkend ve Ahsikas'ı zapt etti (1019- . Ali bağımsızlığını ilân etmek istedi. yerine üçüncü kardeşi Mansur geçti. Nihayet Nasr 999 yılında Buhara'yı zapt etti ve Sâmânî hanedanı mensuplarını Özkend'e götürdü. Alt-kagan mevkiinde bulunan Nasr Özkend'de oturmaktaydı. Ali Tegîn bu sırada Mansur b. bütün Karahanlılar'ın hükümdarı idi ve Kara-Ordu'da yerleşmişti. 996'da Sâmânî kumandanlarından Fâik'in teşviki ile bu devlet topraklarına Mamı etmişti. Neticede rakibi Ebu'l-Muzaffer Mansur b. Ali'nin ölümünden sonra yerine geçmek isteyen iki namzed vardır. Sâmânîler ile mücadele etmiştir.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 241 "iTMtofln telâm tarihi ve medeniyeti üzerinde teshü duruma geçmeleri ve islâm dünyasında üstünlük kazanmalan. Satuk 956 yılında öldü ve Kaşgar'ın Kuzeyindeki Artuç'da gömüldü. Onun tiü şehirden e^n^mda muhtemelen İMbttânfler'in yar* dımına gölen Arştan b. Bu hâdise Batı Karahanltiarto durumunu değiştirdi. Büyük Kağan Ahmed b. Karahanlılar Erdoğan MERÇİL Karahanlılar tabiri doğu ve batı Türkistan'da. O büyük Karahanlılar'a karşı mücâdelede mfâslüman gönüllülerden de İstifade etmişti. Onlann menşei hakkında 7 muhtelif nazariye vardır ve Karahanlılar tarihi üzerindeki başlıca otorite O. Bu iki Karahanlı hükümdarı Horasan'a sefer yaptılarsa da Belh civarında Sultan Mahmûd'a mağlup oldular (1019*1020). Ali'nin Gazneli Mahmûd (998-1030)'la yaptığı anlaşmada ise iki devlet arasında hudud Amû Derya (Ceyhun) olarak tespit edilmişti (1001). Nasr. Onun ortak kağanı ve yeğeni Ebû Mûsâ et+tasan (Harfti) b. bu sefer dönüşünden kısa bir müddet sonra ölmüştür (1017-1018). Ahmed b. Ali ile anlaştı. Ahmed bu iki kardeşine karşı harekete geçti. Bu iki kağandan başka devlet idaresinde dört alt-kagan ile altı hükümdar vekili yer almakta idi. Ali hasta yatağından kalkarak Balasagun'a 8 günlük mesafeye yaklaşan 100. Ahmed b. Bu hükümdarlar zümresi aynı hanedana mensup idiler ve birbirine bağlı olarak kademe kademe yükselmekteydiler. AH devlet içinde en kuvvetli duruma gelmişti W. Ali 1012-1013 tarihinde öldü. Karahanlı hükümdarları içinde Abbasi halifesini ilk tanıyandır. Horasan'a iki koldan gönderdiği kuvvetler Mahmûd ile-kardeşi Nasr tarafından mağlup edildi. Nasr b. Bu anlaşmaya göre Sâmânîler Sir Derya (Seyhun) sahasını Katvan çölüne kadar Karahanlılar'a bırakmaktaydılar. llek (llig) «Hanlar tâbîridk Ayrıca bu sülâle muasır islâm kaynaklarında eiHâkâniy*. Harun (Kadir Han)'dan yardım istedi. Onun yeğeni Satuk'un. 998'de ölen Büyük kağan Ali'ye ortak kağan bulunan oğlu Ahmed halef oldu. Ködır Han Oğulcak ise ortafc&agan olarak Taraz'da devleti idare ettiler. Yûsuf. Onun zamanında Sâmânîler ve diğer vasalleri ile münasebette olan kardeşi Ebu'l-Hasan Nasr b. Onun tarafında ortak kağan Yûsuf (Kadir Han) ile Ali Tegin vardı. Nuh'un kendi devletini diriltmek için giriştiği teşebbüsler muvaffakiyetsiz kaldı ve ölümüne sebeb oldu (1000-1004). müslüman femî oterak Abdüikdtotö'ilmıştı. yüzyıftn başı). Pritsak bu sülâleyi. büyük Tür&islâm devletleri turmatah île başlamıştır.000 sadırdan fazla kâfir göçebeyi yendikten sonra 3 ay müddetle Turfan'a kadar takip etmişti. Hârûn Kaşgar'a dönerken yolda ölmüştür. Karahanlılar Harezm ile Gazne arasında aracılık yaptılarsa da daha sonra MahmÛcTun HarezrriH işgalini kabul etmek zorunda kaldılar (1017). Satuk'un oğlu Mûsâ (Baytaş). Ali ise ona karşı Sultan Mahmûd'la dost oldu. Ancafc Hârûn hastaiafııröş ve Buhertfyı terk etmişür. Onun iki oğlundan Arslan Han Bazır büyük kağan sıfatı ile Bala-sagun^da. Karahanlılsr^gsığınmif Ebû Nasr adlı Sâmânî prensi veya isfftm sûfi vaizleri ile karşılaşması iâlâmı kabulüne sebeb olmuştu. «unlardan ilki Kara-Hanlı devletidir. Gazneli Sultan Mahmûd Belh ovasındaki savaşta bu birleşik Karahanlı kuvvetlerini tekrar hezimete uğrattı (5 Ocak 1008). Bu durum karşısında Oğuicşk merkezini Kaşgar'a naklederek Sâmânî hakimiyeti altındaki bölgelere akınlara başlamıştır. Buğra Kara Hakan unvanını taşıyan batı kısmının hâkimi ortak kağan olarak önce Taraz'da oturmuştu. Nasr b. Arslan llig Ebû Muhammed b. Büyük kağan Ahmed b. O. Sultan Mahmûd'un Hindistan'da meşgul olmasından faydalanarak Horasan'ı ele geçirmek istedi.

doğu Fergana. Batı H&flfiğt.Ali ise Arslanlftj oldu.Doğu Karahanlılar Devleti Bu devletin ilk büyük kağanı Şeref ed-Devle Ebû Şucâ Süleyman b. İbrahim Türkrnenler'den de yardım aldı ve Ali Tegfn'in oğulları elinde olan K*şf Soğd ve Buhara'yı zapt etti. Ali kağanlığı terk ederek derviş oldu (1024-1025). Kısa bir müddet sonra Hasan'tn kardeşi Yakup Semerkind tahtına geçti. bunlardan Ahmed kendisini büyük kağan ilân etti. Yûsuf bundan sonra anlaşmak için Sultan Mes'ûd'a müracaat etti. Sultan Mahmûd bir hile ile Arslan b. YQaufa karşı iki kardeş birleşti. Bulgar ile Balasagun arasında yaşayan 10. Yûsuf'un durumunu tehlikeye sokan. Onun halefi oğlu Ahmed 1128 yılında Kara-Hıtaylar'ı Kaşgar şehrinden birkaç günlük mesafede tam bir hezimete uğrattı ve onların batıya doğru ilerlemelerini bir müddet durdurdu. Altuntaş. Ali Tegin îse bozkırlara kaçtı. YûeUMle barışıtırması için Mee'ûd'un ^raoı^maenui^tiyordu. O kardeşi Muhammed ile anlaşmazlığı düştü. Mahmûd. Semireci ve Kaşgar bulunmaktaydı. sonra Semerkand olmuştu. Şaş. oğlu İbrahim'i tahta çıkarabilmek için. Sofu bir zât olduğu anlaşılan Man-sur b. Onun yerine Yûeuf Kacür Han geçti. Neticede iki taraf arasında Sfr Derya (Seyhun) hudud olmak ve Fergana Doğu Kamhaniılar'a bıraktönak suretiyle bfr anlaşma yapridl. Ö Huttal'dan vazgeçiyor ve kendisiı&ArBİan Han Süleyman b. sonra da başkent Balasagun'u ele geçirmeyi bahardılar (1026-1027). Büyük kagan'ın merkezi önceleri Özkend. 1031 baharında Gazneli Sultan Mes'ûd'un tahta çakışını haber vermek ve iki hanedan arasında dostane münasebetler kurmak için gönderdiği elçilik heyetini Yûsuf Kadir Han iyi karşılamadı. Süleyman ile Bah Karahantrtar'a kaybedilen toprakları geri almak için harekete geçtiler. Selçuk'un yardın» Ne Buhara'yı ele geçici (1020-1021) ve Yığan Tegin unvanı ile bu şehirde hükümsürmeye başladı.Ocak 1033) ve yerine oğulları Arslan Han Süleyman ile Buğra Han Muhammed'in geçmesi üzerine Sultan Mes'ûd'un gönderdiği elçi heyeti anlaşmayı yapmaya muvaffak oldu. Bu sırada Batı Karahanlılar'dan büyük kağan 1.000 çadırdan meydana gelen bir Türk kavmi Eylül/Ekim 1043'de islâmiyet'i kabul etti. ortak kagart bl-Hasan b. Süleyman onu yakalayarak büyük kağan oldu (1ÖWPöh02/Tt0S)f?1W<bin müslüman savaşçıdan fneydana gelen Karahanlı ordusunun 70.242 „___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 243 1020). Fakat o da 15 ay sonra yerini büyük oğlu Husayn'a bıraktı (1057/1058). Yûsuf'tur (1031-1066/1057). Ortak Kağan ise Buhara'da oturmaktaydı. el -Hasan*ı esir etti. Melikşah. Mahmûd eski Sâmânî topraklarını hâkimiyeti altına aldı ve Karâhanlılar'ın halife İle münasebetlerinin kendisi vasıtası ile olacağı hususunda onlarla bir anlaşma yaptı. Yûsuf Kadir Han ve oğulları önce Özkend'i (1025-1026). Melikşah tekrar Özkend'i zaptedince. Nasr b. Süleyman âdil bir hükümdardı ve devleti içinde islâm olmayan Türkler'in de yaşamasına müsaade vermişti. Tuğrul'a karşı Melikşah'la anlaştı. Ancak onun ölümü (Aralık -1032 . Arslan b. Ali'$n elinden kurtulmaya muvaffak olan Ali Tegin. Ali de aşağı-yukarı bu sıratert%ÖlnTܧ olmalıdır. Bunda onun beraberindeki4elçukfufar'ı darıltmasının da rolü vardı. . Nasr 1036-1307'de Özkend'de sağlam bir şekilde yerleşmeğe muv#-fak oldu. Doğu Hanlığı'nın hudutları içinde Talaş. Ahmed b. Ancak Hârun'ürr ölümü (1034) Yûsufuft geri çeRHmeöîne sebep oldu. Bu sırada Tuğrul b. ferahta rakiplerine karış koymak üzere Karahıtaylar'dan yardım istemiş . Muhammed. Selçuk ve emrindeki Oğuzlar'ın da Horasan'a nakledilmesi hususunda karara vardılar. Buğra Han el-Hasan b. Ancak Mahmûd'un dönmesi üzerine tekrar Buhara ve Semerkand'a hâkim oldu. Doğu Karahanlılar devleti hükümdarı İbrahim ise ailenin diğer bir ferdi tarafından öldürüldü ve Mahmûd b. Hasan itaatini bildirdi ve oğlu ile Yakub'u ona yolladı (1090). Tuğrul'un elinden kurtulmuştur. Ali Tegin'in oğulları Yûsuf Kadir Han'ın oğullarının yanına sığındılar. Yûsuf'u yerleştirmeğe karar verdi. Nasr Fergana'yı zapt etti. Süleyman zamanında en parlak devrini yaşamıştır.çıkışı olmûftu. Doğu Hanlığı'nın dînî ve kültür merkezi Kaşgar idi. Yûsuf büyük kağan oldu (1059-1075). Altuntaş^ halefi Harun ise Sultan Mes'ûd'a karşı Ali f$gin ile anlaştı (1034).00 kâfire karşı kazandığı büyük zafer muhtemelen bu son iki hükümdar zamanında vuku feöfrnuşttf^SilçıMİ Sultanı Melikşah (1072*1092) Özkend'elo* daf gefihee eWasan ohun hakimiyetînl'teııdı. a . Harun'la beraber Sağâni-yân'ı zaptederek Tîrmiz'i muhasara etti. Ali Tegin'e karşı Harşzmşâh Al-tuntaş idaresinde kuvvet gönderdi. Ayncâ iki hanedan arasında akrabalık tesis edilmesi körarlaştınldı (1025). Selçuk'u yakalattı ve hfif> dteötfda Kâfincar kalesinde hapsettirdi. el-Hasan da Yûsuf'un hâkimiyetini tanıdı. Yûsuf. Yûsuf tekrar Gazneli Mahmûd ile anlaşmak zorunda kaldı. Bu sırada Manauc b. Muhtemelen bundan sonra el-Hasan'ı esir etti. Mahrnûd'un yerine oğlu Ömer geçti tee de M ay saltanat sürebildi. Bu devlete mensup hanedan âzası 1043/1044 yılında bir toplantı yaparak faaliyet sahalarını tespit ettiler. kocası dahil ailenin birçok fertlerini ortadan kaldırdı. Ali Te-gin'in ölümünden sonra yerine oğlu Yûsuf geçti. b.Ali Tegin ve Karahanlı Devletinin Bölünmesi Gazneli Sultan Mes'ûd tahta geçmeden önce Ali Tegin'den yardım istemiş. Büyük kagan'ın başkenti Balasagun idi. Bunlar Fergana'nın bir kısmı ile Özkend'i de ele geçirdiler. Muhammed büyük kağan ve ibrahim ise ortak kağan unvanı alarak kendilerini Yûsuf Kadir Han kolundan ayırmışlar ve bu suretle aşağı-yukarı 1041/1042 'den itibaren doğu ve batı olmak üzere iki Karahanlı devleti meydana gelmiştir. Isficap. İbrahim tahta çıktı. Mu-hammed b. buna mukabil de ona Huttal'i vaad etmişti. Bilhassa bu şehir Ebû el-Hasan b. Ali Tegin'le Debusiye'de savaştı ve ölüm yarası almış olmasına rağmen müsait bir anlaşma yapmayı başardı (1032). Muhammed b. Daha sonra Gazneli prensesi Zeyneb'in Kacahanlılar'dan Buğra Han Muhammed'e eş olarak verilmemesinden çıkan İhtilâfı da Mes'ûd yeniden gönderdiği bir elçi heyeti ile bertaraf ederek iki kardeş ile tekrar anlaştı. Yınal. İbrahim b. Süleyman'ı hapsettirdikten sonra büyük kağanlığını ilân etti. Muhammed'in ikinci karısı. AH'nifHW oğlu Muhammed ve 8ür1 Tegin İbrahim'in meydana..Ahmed'ln öüm tarihi muhtemelen 1128-1140 yılları arasındadfcrOnun oğlu ve halefi tt. Ortak kağan umumiyetle Kaşgar'da ve nadir olarak da Taraz'da oturmuştur.. Hasan bu İsyanı bastırdı ise de kardeşini Sultan Melikşah teslim etmedi. Ayrıca iki hanedan arasında tekrar evlenme yolu ile akrabalık tesis edildi.. Semer-kand civarında buluşan bu iki hükümdar Karahanlılar'ı ilgilendiren meselelerin ya-nısıra Arslan b. Melikşah. Mâverâünnehr ve Hocehd'e kadar batı FerganaV* içine almaktaydı. Ancak Mes'ûd Gazneli tahtına çıktıktan sonra sözünde durmadığı gibi Mâverâünnehr'i Ali Tegin'den alarak oraya Buğra Han Mahmûd b. İbrahim Vahş ve Huttal gibi şehirlere akınlar yapması üzerine Sultan Mes'ûd ona karşı kuvvet sevk etti ise de bir netice elde edemedi (1038/1039).

muhtemelen 1203-1204)'ı gürüyorur. İbrahim tfıetbuu Kârahıtaylar tarafından isyan edet^KaılLikter'a karşı gönderildi (1118) Ve muhtemelen bu savaşfanB'tifrinde şehfr düştü. Muhammed 'kâfir* Türkler'e karşı da akınlar yapmıştır. Kâfir Kıpçaklar'a karşı sefere çıkarken müttefiki olduğu Harezmşâh Atsız (1127-1156) tarafından esir edilmiş (1152) ve esarette ölmüştür. İbrahim'e halef oldu. Onun Arslan Han unvanını taşıyan iki halefi oğlu II. Oğlu Ahmed bir müddet Sencer'e karşı direndi. Onların ölümü ile Karahanlılar'ın batı kolu da sona ermiş oldu. Semerkand'ı zapt ederek Ahmed Han'ı esir aldı ve beraberinde İsfahan'a götürdü (1088/1089). Nasr karşı koyamayacağını anlayınca Selçuklu veziri Nizâm ül-mülk aracılığı ile sglh istedi. Mes'ûd'un ölümü ise muhtemelen 1178'dedir. Sultan Sencer Batı Karahanlı tahtına sırasıyla Ebu'l-Meâli el-Hasan b. Ahmatfi yurduna iade etti. Mahmûd Kara-Hıtaylar'la Mayıs/Haziran 1137'de Hocend yakınında yaptığı savaşı kaybederek Semerkand'a kaçtı. İL Muhammed. Mahmûd b. Sultan Alp Arslan'ın Mâve-raünnehr seferi kendisinin ölümü ile tamamlanamadı (1072) . Naafr Özkerid'de oturmuş ve muhtemelen 1Ö52/1053 yılı civa-nnda ölmüştür. fakat bu sırada Horasan valisi bulunan Sencer Tırmirtyto yapılan savaşı kazanmış ve esir düşen Kadir Han Cİb* rail Jdâm edilmiştir (22 Mayıs 1102). Ali'nin yerine kardeşi Ebu'l-Muzaffer II. fakat isyanın bastırılması üzerine Sencer'e gelmemesi \çm haber göndermişti. Mes'ûd geçti. Bu isyan neticesi Selçuklu sultam Sencer (1118-1157)'i yardıma çağırmış.O Selçuklular" m fetret devrindeaistifade ederekHorasan'ı ele geçirmek istedi. 1207'de Kara-Hıtaylar Harezmşâh'ı mağlup ettiler. III. Nasr (1068-1080) geçti. İkincisi ise Ebul-töiaım i. İbrahim'in bu durumu Abbasî Halifesi'ne şikâyeti bir netice vermedi. Onun ortak kağanı oğlu II.1130)'ı büyük kağan unvanı ile Semerkand'da tahta çıkardı.. El-Hızr'ın yerine oğlu Ahmed (1081-1089)geçti. Ebu'l-Muzaffer İbrahim b. Fakat bir müddet sonra Oğuzlar'ın hükümdarı oldu. Kara-Hıtaylar ise bütün Mâverâünnehr'i istilâ ettiler ve onların himayeleri altında Mahmûd'un kardeşi 18. Muhammed b Süleyman (1102. İbrahim halef oldu. Melikşah. Davut kısa fofoflrıüddet sonra öldü (1097). Bu sefer dönüşü Melikşah. Yeğeni Arslan Han II. Mahmûd (1097-109B)dur. 1080-1081). Onun yerine tahta I. daha . Fakat Osman affa uğradı. Tekrar devletinin başına geçen Ahmed ulemâ tarafından zındıklıkla fthâm edilerek açık bir muhakemeden sonra idam edildi (26 Haziran 1095). Kazandığı bu zaferden sonra Sencer MaveraünnehVi-yeniden teşkilâtlandırdı. Hattâ Oğuzlar Sultan Sencer'in ölümünden (1157) sonra ona hükümdarlık teklif ettiler. Mes'ûd memleketteki karışıklığı düzeltti. Sencer Buhara hanef ilerin in başına da el -Sadr unvanı ile diğer bir eniştesi Mervli Abdülaziz b. Bundan sonda hâkimiyet Ali Tegin ailesine geçö ve Ali b. 1097). II. İbrahim'in zapt ettiği yerleri geri almağa çalıştılar. Onunla ihtilâfa düşen ulema Sultan Melikşah'tan yardım istediler. llâk gibi hudud şehirleri ite Fergana'nın bir kısımını ele geçirdi. Beryaruk'un Batı Karahanlı tahtına çıkardığı üçünöĞ şahıs Ctbrail b. Sultan Melikşah onu affetti. Kara-Hıtayiar Balasagun'u zaptettiter ve İbrahim'e l%4 Türkmen Unvanını bıraktılar. O Sencer'in yardımını isterken. İbrahim devletini ideal bir hükümdar olarak idare etmiştir. Daha sonra Kartuklarla arasında anlaşmazlık çıktı. Ancak Selçuklu hâkimiyetine karşı çıkan isyan sonucu Melikşah bir kere daha Mâverâünnehr seferine. b. Ali 1109'da Nahşeb'de hezimete uğratıldı. Osman geçti (1303/12Q4~t$12). Muharç^ed geçirildi (öl. Muhammed ve torunu EbıffMüzaffer Yûsuf (öl. Mâza'yı getirdi.244 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 245 idi. Selçuklu İmparatorluğu'na bağlanmış oldu. Ertesi yıl baba-oğul hapisde öldüler. Muhammed b. hattâ iki hanedan arasında akrabalık tesis edildi. Sencer bu suretle Karahanlı hanedanı ile ulemâ arasındaki mücadeleyi önlemek istemiştir. O hayatının son yıllarında felç olmuştu. Nasr'a kardeşi Ebû Şu-câ el-Hızr halef oldu (aş. buna rağmen müslüman Ouriular'KHJnter tarafından yok edilmesini engellemiş ve sulh için aracı olmuştur (1204-1205). ibrahim k ekHusayn (öl. Neticede bir barış yapıldı. O bu maksadla giriştiği mücâdelede Mahmûd ve oğlu Muhâmmed'i esir etti ve gözlerine mil çektirdi (Ağustos 1162). Doğu Karahanlı-lar'dan Şaş. Ona kardeşi Ebû Ishak I. Şubat/Mart 1205} idfr K&raHrtaytafın yanınöa rehine btifanan Doğu Karahahfift^ın son ftıümessHi Ebu'f-Feth Muhammed.Mahmûd b.Bundşn sonra Selçuklu sultanı Berkyaruk (1094-1105) Batı Karahanüiar tahtına arka arkaya üç hükümdar tâyin etti. İbrahim Karluklar'la yaptığı Kallâbâz savaşında öldürüldü (1156). yk. Kartuklar da Kara-Hıtaylar'a başvurdular. savaş olmadan iki taraf anlaştı. Kartuk reisi Yabgu Han'ı öldürdü. O önce oğlu Muhammed'i gönderdi. Tırmiz'i aldıktan sonra Semerkand'a ilerledi. Osman iyi ve tedbirli bir hükümdar olarak görünüyor.^ineoğhJ I. Hasan b.Batı Karahanlılar Devleti Karahanlı Devleti ikiye bölündüğü sırada Batı Karahanlılar'ın ilk büyük kağanı olâft I. İbrahim kağan oldu. Ömer (Harun). II. Sencer ve Mahmud 9 Eylül 1141'de Katvan sahrasında Kara-Hıtaylar'a yenildiler ve Horasan'dan kaçtılar. İbrahim Özkend'e gitmedi ve Semerkand'da oturdu. < «Hitan Berkyaruk tarafından tahta geçirilen flk kağan Süleyman b. Yerine oğlu Şems ül-Mülk I. Karluk ve Oğuzlar ile mücâdele etti. Bu suretle Batı Karahanlılar'ın başkenti Semerkand oldu. Ali (1130-1132). Nasr ise onun ölümünden yararlanarak Tırmiz'i zaptetti (Aralık 1072) ve Belh'e kadar ilerleyerek bu şehri yağmaladı. Bu fırsattan yararlanan Doğu Karahanlılar I. 8u Sencer'in kızmasına ve Ur ihtilâfa sebep oldu. Muhammed 1173/1174'de ölmüştür. Onun saltanat devresi hakkında hiçbir bilgi ^fc^tf. Mahmûd'un ikinci oğlu Cend Emîri idi. Mahmûd'u öldürerek onun yerine geçmişti*. Ona karşıhanedanın diğer bir âzası isyan etti. Selçuklu Sultanı Melikşah Karahanlılar'a karşılık vermek İçin harekete geçti. Yûsuf Jse Kaşgar'a dönerken bu şehirde çıkan bir isyan sonucu öl-'dürülmüştür. 1132) ve II. Muhammed bir müddet Horasan'da hüküm sürdü. Buna mukabil Selçuklu sultanı Alp Arslan (1063-1072) Karahanlılar sahasına akınlara başlamıştı. Ati adlarındaki hanedan azalarının isyanlarını Sencer'in yardımı ile bastırabildi. saltanatı sırasında Ömer Han ve elHasan b. Gür Han'ın kızım kendisine vermemesi üzerine de Harezmşâh Muhammet {12QÖ*:MK0) namına hutbe okuttu ve para bastırdı. Süleyman (öl. Ali Karluklar'la başarı ile mücâdele etti. fttes'ûd b. Böylece Batı Karahanlılar. Muhammed (1132-1141)'i geçirdi. O Semerkand1! zapt etti ve Muhammedi esir aldı. 1158'de KarM^ın tarafında Harezmşâh ll-Arslan (1156-1172)'ın bulunduğu müttefiklerle Buhara civarında karşılaştı ise de. Batı Karahanlılar'ın başında bundan sonra IV. el-Hasan. Doğu Karahanlılar'ın başkentHse Kaşgâr oldu. Ayrıca Sencer'in hükümdarlarında/) Nişabur valisi Müeyyed ed-Devle AyAba Ho-rasan'ı ele geçirmek arzusunda idi. O önce Kara-Hıtaylar'a tâbi idi. c .çıkmak zorunda teldi (1090). Muhammed 1132de Merv'de öldü. Arslan Harı Muhammed'in bastırdığı paralarda Sencer'in ismi geçmektedir.

Eski Türk geleneğinde yay hâkimiyet alâmeti idi. Pençâp. m Fergana Kağanlığı: Kara-Hıtaylar'frt îsöfâsrndan sonra (1141) Fergana'da başkent Özkend olmak üzere müstakil bir Karahanh devleti meydana gelmiştir. Moltân. Selçuklar karşısında ağır yenilgiye uğradığı Dandânakan savaşı (Mayıs 1040) sonucunda Gazneli dev-leti önce mühim Horasan kıtasını.Marquart adın Salçuk şeklinde söylenmesi gerektiğini Heri sürmüş ve ismin böyle kaydedildiği bir XIII: yözyrf tarihçisinin eserin! misâf göstermiştir. Gaznelt Devleti'nin bu tâbiiyeti 1141 Katavan savaşında Sultan Sencer'in Kara-Hitaylar'a mağlubiyetine kadar devam etmişti. bir zaferler dizisi hâlinde Hind seferlerine başladı: 1001-1027 yıllan arasında yaptığı 17 sefer sonucunda. Tuharistan ve Gur bölgelerini hâkimiyetine alan Gazneli devleti özellikle Hindistan'a karşı. Râsonyr çeşfttf defilleredayanardk. Karahanlılar'ın bu kolunun hükümdarları hakkında kayhaklarda fazla bir bilgi yoktur. Hazar bozkırlannda yaşa- 4. Kuzey Hindistan prensleri (râca'lar) üzerine ilk Türk yürüyüşünü tertipleyen Sebük-tegin'in ölümü (997)'nden sonra. Babası Dokak (veya Tokak) Oğuzlar arasında Temir-Yalıg (demir yaylı) lakabı ile anılmakta İdi Bu lakap. Bu devletin höfeümdarları Tuğrul Kara Hakan unvanı taşımışlardır. Und. Barthold. Büyük Selçuldu İmparatorluğu a. onun işgal ettiği yüksek mevkii göstermesi itibariyle ehemmiyetlidir. Gazneli Sutta™ Husrev-şah devlet merkezini Lahor'a nakletti. hem de İslâm dinini yaymak maksadıyla yapılan seferleri ile tanınmıştır. İndus boyları. Sebüt-tegin. gerek paralardan ve damgalardan anlaşıldığı üzere Oğuzlar'ın Kın* boyuna mensup idi.246 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 247 sonra da Gür Han'ın kızı ile-evlendi (1210). 1059'da Sultan olan İbrahim Selçuldu İmparatoru Meükşgh'm tâbiiyetine girmiş. Gvyalior. Önce Tûrkçedeki ses-uyumu uhdesi üzerine1 dikkati çeken J. Osman Semerkand'a dönünce Harezriv şâh'a tabiiyeti red etti ve Kara-Hıtâylar'a yaklaştı. . Sîstan'ı kendine bağladı ve Ceyhun'u Karahanlılar'la sınır olarak tesbit etti. sonraki Türk kaynaklarından da bunu teyid edecek örnekler velrmîşör. Arkasından. Oğuz başbuğu Selçuk'un Orta Asya'da Kırgızlar tarafından bâzan Mu2-(Buz) tağ denilen Sel-tağ civarında doğmuş ve adını da bu dağdan aîmış olrnası muhtemeldir. Lokhot. Tânisar. Kaynaklarımıza göre de. ' m^tmeim^ V. o. Diğer taraftan P. Selçuk'un ailesi. Sebük-teginîler veya Yeminîler devleti diye de anılır. 1151 'de başkent Gazne'yi aslen Afgan olan Gur hükümdarı Cihânsûz tamamen yıktı ve kendin* Gazne sutöa*« ilân etti. Buranın da yine Gurlu Muizz'âd-din Muhammed tarafından zapt edilmesi ile Gazneli devleti sona erdi (1187). Sonra W. Muhtemelen 1211'den sonra bu kolun varlığı da sona ermiştir. hem feth yapmak. yözyıhfı ÖrtlS Türk bilgini Kâşgâriı Mahmûd tarafından tesbit edHen Selçuk şeklinin en doğru telâffuz olduğnu belirterek. Selçuklular İbrahim KAFESOĞLU 1. Sâmânîler'in valisi iken.Selçuklular ve Tarih Sahnesine Çıkışları: ( Selçuklu hükümdar ailesinin atası olan Selçuk'un admın söylenişi münakaşalara mevzu olmuştur. W.Pelliot. kelimenin fSalçug" şekli ile flürkçede "mücadeleci" mânasında olduğunu ileri sürmüştür. arkasından Harezm'i ve kuzeydeki bütün bölgeleri kaybederek Hindistan'a çekilmeğe mecbur oldu. Arap imlâsı ile. Bunun sebebi Harezmlİterln &£■ merkand halkına kötü davranması idi. oğlu. Ofilann buflnvanterından Türk keiimesinipı de kullanıldığını görüyoruz. Ayn» zamanda Harezm (1017). İranlı ve Arap yazarların büyök çoğunluğu tarafından. Seraları Islâmlaştırarak. Onun Harezmliler'i öldürmesi üzerine Mühammed harekete ge$ft Semerkand'ı aldıktan sonra Osman kati edildi (1212). adın Selçuk (Sefoük) olması gerekliği üzerinde ısrfcfelmtştir ki. bugünkü Pakistan devletinin temelinî atmış oldu. bu İranlı devlet ite ilgisini keserek Gazneli devletini kurmuştu (969). doğu Afganistan (1020) ve güney-batr Iran (İrsin Acem)'ı devletine bağlamış olan (1024) Sultan Mahmûd'un ölümü (1030)'nden sonra Sultan Mes'ud. Onun öldürülmesi üzerine Batı Karahanlılar devleti sona ermiş oldu. Gazneli Devleti (969-1187) İbrahim KAFESOĞLU Adını Afganistan'da. bu söyleniş şekR^flf. f)aha sonra bu mesele Özerinde duran L. Hattâ onun km îte evlenerek âdet gereğince bir yıl Harezm'de kaldı. Onun Kara-Hıtayl»*© tâbiliği çok kısa sörtfö-ve tei^aKHarezmşâh Muhammed ile anlaştı. yüzyıl Arap müellifi el-Atfrrff Ve Rarsça Erteü^kulÛb yazan Kadı Burhân'üd-dlnTA-AneN/T tarafından da kaydedilmiştir Buna rağmen. gerek tarihî kayıtlardan. babasının yerini tutamadı. Somnat bölgeleri dahil olmak üzere bütün kuzey Hindistan'ı Türk idaresine aldı. başkent Gazne şehrinden alan bu Türk siyâsî kuruluşu tarihte. tarihte ilk defa Sultan unvanını kullanmış olan meşhur Gazneli Mahmut (Yemîn'üd-devle). Selçuk olarak zaptedilen ve bize de böyle intikal eden adın Selçuk telâffuzu Türkçede umumî bir hâl almtşter h Selçuk şeklinin 'küçük ser mânasına geldiğini feri süren Râsonyi'ye göre.

Mansur'un ölümünden (997) sonra Sâmânî devletindeki devamlı iç karışıklıklar (Faik. yüzyıl tarihçilerinden Hamdullah Müstevfî "Selçukluların Mâveraünnehir'e gelişleri" şeklinde vasıflandırdığı bu hâdiseyi 375 (985/986) yılında göstermektedir. diğer Oğuz kütlelerinin külliyetli miktarda at. hâtûnun (Yabgunun zevcesi) kocasını Selçuk'a karşı tahrik ettiğine dair olan rivayet ve buna dayanılarak Selçük'un memleketinden yüz atlı ile kaçtığı hükmü sağlam esaslardan mahrum görünmektedir. bu tâbiiyetin şüphe ile karşılanması gerekir..kütlelerin. Mâverâünnehir'deki Sâmânî devletinin kendisinden yardım istemesi üzerine. Nûr bölgesine gelen Selçuklular Arslan'ın emrindeki Türkmenler'di. Devletin askerî kuvvetini elinde tutan Sölçuk'un Yabgu ile arasının açılmasında iktidar için gizli mücadele rol oynamış görünmekte ise de. Hazar-Türk devletine bağlı olduğu ileri sürülmüş ise de. Bu mücadeleyi bahis konusu eden bazı kaynaklar. Î7-1B yaşlarında bulunduğu sanılıyor. bu devlete Karahanlılar karşısında galibiyet sağlayarak. X.Selçük'un güneye doğru hareketi ile başlayan büyük Oğuz göçünün daha ciddi. Dokak 'in İslâm ülkelerine karşı tertiplenen sefere engel olduğunu kaydetmekle bu Oğuz başbuğunu İslâm müdafii olarak göstermek istemişlerdir.yetersizliği olduğu anlaşılıyor. Oğuz yabgusunun. eskiden beri reislik mevkiini «ünde tutan bir aileden gelmekte idi. dini inançlarına yabana olmadığı ve esasen Kâşgarlı Mahmûd'a göre. "kâfirlere haraç vermeyeceğini' söylereyek uzaklaştıran Selçuk.bu hususta kaynaklarımızda kâfi derecede aydınlatıcı bilgi mevcuttu?. Birçok kalabalık Türk kitlelerinin Islâmiyete girdikleri bu devirde. Nitekim Oğuz devletinde Yabgu'dan sonda gelen en büyük şahsiyet olduğu devlet idaresindeki mes'ul mevkiinden anlaşılan Dokak. Buhara ve Harezm gibi civar islâm ülkelerinden din adamları istedi ve kendisine bağlı Oğuzlar ile birlikte müslüman oldu. Ebû Ali Sîmcûr. siyasi imkânlar sağlamak bakımından da lüzumlu gördüğü Islâmiyeti kabulü düşünen. yüzydıpi-feaştamda doğan Selçük'un. böylece siyasî ve sosyal yönden yeni bir hüviyet kazanmış bulunuyordu. Sonra da Cend'de ve havâlisinde. fakat gürz ile vurduğu Yabgu'yu atından düşürmüştür. YarMent şehrinden {bugünkü Cankent harabeleri) ayrılırken Selçük'un beraberinche. Salâcika) diye anılan ve aynı zamanda. yabgunun hâkimiyetini kırarak. 992 de Sâmânî başkneti Buhara' yi zapt etmiş olan Karahanlı Buğra Harun'un hastalığına ilâveten Oğuz yardımı sayesinde Mâveraünnehir'e tekrar hâkim olan Sâmânî hükümdarı Nuh II. kaydetmiştir. yeni topraklar (yurt) verildi. Oğuz devletine karşı mücadeleye girişiyordu. Oğuzlar'ın ancak X. Aral gölü kuzeyindeki yurtlanndjı iken. Yabgu Oğuzları'na subaşı (ordu kumandanı) olmuştu. Bundan sonra kaynaklarımızda "Selçuklular* (Salçukiyân. yıllık vergiyi tahsil etmek üzere Cend'e gelen memurlarını. isbat etti ki. yüıydıg ijkinci yarısından itibaren müslüman olmaya başlamaları ve Dokak soyundan ilk müslüman kişi olarak Selçük'un gösterilmesi sebebiyle. Selçuk Sır-derya (Steyhun)%fi sol kenahtt)da yine bir Oğuz şehri olan CenÖ'e geldi (ihtimal 960'ı takip eden yıllarda). bu sebeple Selçuklular'a Buhâra-Semerkand arasında Nûr kasabası civarında. XIV. Tuğrul Bey'in inşâ Divânı reisi Ibn Hassûl Selçuklu ailesini efsanevî Türk hükümdarı Afrasyab (Alp Er Tunga)'a bağlamış. kalabalık oluşları ve yerlerinin kâ- fi gelmeyişi yenden. Beg-tüzün mücadeleleri) ve daha güneyde yeni ve kuvvetli bir devlet hâlinde gelişen Gazneliller'in Sâmânîler aleyhin» Horasan işlerine karışmaları. müstakil bir idare kurmağı başardı. Mâveraünnehir'e doğru indiklerini tasrih etmişlerdir. ıslâmiyete girmezden evvel dahi. siyasî bir tâbir olarak kullanıldığı anlaşılan Türkmen adı ile zikredilen bu Türk kütlesi. Kendisine sonraları "el-Melik'ül-Gâzî Selçuk" denilmesine sebep olan bu savaşlardan iki mühim fayda temin etti. ahalisinin bir kısmı Türk olan bir müslüman bölgesinde yaşamak İçin zarurî ve ayrıca. Selçuklular'ın Mâverâünnehir bölgesine karşı olan ilgilerini arttırmıştı. Yabgu'nun yanında yetişmiş ve daha sonra babasının devletteki #Qtoek yerini işgal ederek. Mâverâünnehir için mücadele hâlinde bulunan Karahanlılar ve Sâmânîler gibi biri Türk. oğlu Arştan (İsrail) kumandasında gönderdiği kuvvetlerle. başta Kın* boyu mensupla-rı olmak üzere. O sıralarda Selçuklu ailesinin henüz eski Türk inancında olduğuna hükmetmek herhalde daha doğrudur. hakkında malûmat sahibi olmadığımız Dokak. (1043) yılında halifeye fctr mektup gönderdiğinden bahseden Süryânî yazar Bar-hebraeus sultanın bu mektupta kendisinin atalardan beri hükümdar âlisine mesup olduğunu yazdığını. Dokak'jn da islamiyet ile ilgisinin bulunduğunu kabule imkân yok gibidir.248 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 249 yan bütün Türk boylan arasında "her hususta kendisine başvurulan" bir şahıstı. o sıralarda Hazar devletinin hayli sarsıntılara uğradığı ve Peçenekler'in tazyiki sebebiyle de komşuları Oğuzlar ile ittifak etmek zorunda kaldığı düşünülürse. Türkler ile İslâm ülkeleri arasında bir sın» şehri olan Cend'e Selçük'un gelişi tarihte mühim bir çağın başlangıcı olmuştur. İslâmiyet için cihâda hazır "gazi" sıfatiyle.meşhur Nizam'ülmülk ise Siyâsetnâmesinde bu hanedan mensuplarının babadan oğula hükümdar oldukları belirtmiş ve Tuğrul Bey'in 435. komşu devletler tarafından tanınmak suretiyle devletler arası siyâset sahasında aldığı mevkiin ehemmiyetini. Karahanlı Nasr İligHan'ın Buhara'yı tekrar zapt ederek (Ekim 999) Sâmânî devletini yıktıktan sonra Karahanlılar'la mücadeleye giri- . böylece yeni çevrenin siyasî ve sosyal şartlarını kavramak suretiyle devlet adamlığı vasfım isbat eden Selçuk. Dokak ile kendisine tâbi kütlelerin. Ailenin bu asaleti daha başka kaynaklarda da zikredilmiştir. Nitekim daha Tuğrul Bey zamanında! itibaren tarihî kaynaklar Dokak ailesinin asaletini belirtmekte birliktirler. Selçuklular bu yeni muhitlerinde. Kıpçak bozkırındaki Oğuzlar'ın başbuğu bulunan Dokak'ın Oğuz devleti içinde nüfuzlu bir idareci olduğu veya aynı devlette federatif bir kuvveti temsil ettiği ihtimali umumiyetle kabul edilmiştir. Yeni-kent'den uzak olmayan ve Mâverâünnehir'den göç etmiş müslümanların oturduğu. Oğuz devletinin kışlık merkep Hazar ile Aral arasındaki. sonra Oğuzlar arasında. Fakat o tarihlerde diğer Oğuzlarla birlikte Kınık boyunun dinî durumu iyice aydınlanmış değildir. diğeri iranlı büyük ve teşkilâtlı iki devlet arasında.'Tarihteki büyük Türk göçlerinin çoğunda olduğu gibi. Önce bir kısım müslümanların yardımlarını ve muharebelere katılmak isteyen Türklerin kendisine iltihaklarını sağladı. Yabgu'nun bir Türk zümresi üzerine yapmak istediği sefere itiraz etmiş. babası Dokak öldüğü zaman. Selçuklu göçünden bahseden kaynaklardan bir kısmı Selçük'un emri altındaki . önce Kartuklar. sebeplerden boğması gerekir W. deve. b. bu yüzden çıkan kavgada kendisi yüzünden yaralanmış. Kuvveti gittikçe artan Selçuk. Aral gölü civarındaki Oğuz devletinde vazifeli olduğunu gösteren kısa bilgi dışında. koyun ve sığır getirmiş olmaları bunu teyid eder. siyasî maharet ve cesaretleriyle muvaffakiyetler sağlamayı başardılar. burada da başlıca göç sebebinin yer darlığı ve otlak. Vaktiyle Selçuklu ailesindeki israil ye Mikâil gibi adlardan dolayı bu ailenin hıristiyanlığı veya musevîliği kabul ettiği iddiaları kuvvetli temellere dayanmayan tahminler olmaktantfleri geçememiştir.

Arslan Yabgu ile ittifak hâlinde idi. Selçuklular'ın. Karahanft hükümdarı Yusuf Kadir Han (ölm. XI. Nahçfvan havâlisinde. bey olarak Mâverâünnehir'e indikleri. Oğuz devlet teşkilâtına uygun olarak. beyleri tarafından Sultan Mahmûd'a yapılan müracaat sonunda 4.Selçuklular'ın Horasan'a Geçişleri Ali Tigin. askerî cevelânlarda bulundu ve daha kuzeyde kert* dişini durdurmak isteyen Ani kırallığının Bıcnı kalesi kumandanı Vaşak Pahlavunî'nin kalabalık ordusunu tatbik ettiği bozkır usulü savaş sayesinde mağlûp etti. Selçuk'tan sonra idare başına geçmiş. Nasr Han'ın 403 (1012/1013)'te ölümü üzerine. şimşek ve yıldırım gibi avının üzerine düşmesi dolayısiyle kendisinden bütün Türkistan hükümdar ve Afrasyablılar'ın korktuğu Selçuklu" Arslan'ı kurnazlık ve hile ile yanına Semerkand'a getirerek. çünkü oralarda kenrtdtlerine mukuvemet edecek kuvvet bulunmadığı " şeklinde kardeşine bildiriyordu.öldü. Mâverâünnehir bu iki büyük devletim hâkimiyet turamı tahrik eden bîr ülke olduğundan. 1064'ten sonra) Musa. Hr keşif seferi yapmak hususunda anlaştılar \fa Tuğrul Bey laarru2dari uzak sah* ralaref çekken ağabeyi Çağrı Bey.000 hane kadarı. yâni Anadolu Selçuklu devletini kuran kol. bu haksız muameleyi unutmamışlardır ki. Bâverd. Tuğrul Bey kurtarılmıştı. üstelik Gazneliler ile de anlaşma hâlinde olan Karahanlılar'ın eline geçmiş bulunduğundan.000 kipk süvari-kuvveti başında batı tetikametinde. tevkif etti ve Hindistan'da Kâlincar kalesine sürdü. Nesâ. ülkenin batı kısmını hâkimiyet altına aldıktan sonra. Çağrı Bey bu büyük keşif seferinin neticelerini. Bu hâdise Mikâil-oğullarına bağlı kütlelerin içinde bulundukları müşkül durumu gösterir. Daha 964 ve 96fe yfflanndâ Horasan'dan ©meniye bölgesine gaza i$h kalabalık gönüllüler gelmişlerdi. Türkistan ve Balhan dağları bölgesinde on binlerce süvariye sahip olduğu meşhur ok gönderme hikâyesinden anlaşılan ve 'mertliği. Horasan ve Azerbaycan'dan geçerek 1018 de "rüzgâr gibi uçan atlar üstünde uzun saçlı. daha 40? (W1flfl017) senesinde kuzeydeki Harezm bölgesini ele geçimtfş olan Gazneli Mahmûd. Bey vb. bütün "iran ve Turan meselesinin" görüşüldüğü bu tantanalı mülakatta. Horasan'a nakledilerek. Türk tazyikinden dolayı Vaspuragan kralı Senekherim idaresinde Ermeniler'in yurtlarını terk ederek. uzak tehlikeyi sezen Gazneliler'in Tûs valisi Arslan Câzib'in şiddetli itirazına rağmen. bir sınır şehri olarak siyasî ve tarihi ehemmiyeti daima takdir edilen Cend'de 1009'a doğru. y. . yabgu -Unvanını taşıyan Arslan. Farâve havalisine yerleştirilmiştir (Irak Türkmenleri). Çağn ve Tuğrul Beyler. 1024'te mevkiinden feragat eden Karahanfe "büyük kağan"ı Mahsur yerine geçen Yusuf Kadir Han'ı "büyük kağan* tanımamak için cephe aldığı bir sırada. onu teşkilâtlandırdıktan sonra. Ali Tigin'i destekleyen Arslan Yabgu'nun da kudret ve nüfuzu artmış ve o bir taraftan Karahanlılar'ın. Musa. Selçuklu tarihinde birinci plâna geçen Çağrı ve Tuğrul Beyler yolu ile imparatorluk hanedanı Mikâil nesline intikal etmiştir. Tekrar Mâver-âflnnehir'e döpdüktecKîlfiman da. erken öldüğü tahatimgolilan (985Jten sonra) Yusuf yınat unvanı İte ve inanç ün* vanı aldığı tahmin edilen ve bilâhare yabgu olarak uzun müddet yaşayan (öl. (ttfflKkrrien "hükümdarlarından" birinin kızı ite-evlenmiş olduğu rivayet edilen Setçuk'un 4 oğlu vardî: Mikâri. Fakat Karahanlı Nasr Han Selçuklulardan çekiniyor mümkün olursa kuvvetlerinden faydanmak maksadiyle. Bunların arasında Türklerin de bulunduğu. 7 sene mahbus kaldığı kalede nihayet ölen (1032) Arslan Yabgu'nun tevkifi hâdisesi mühim neticeler vermiştir: Önce. tevkifinin cereyan şeklini tasvip etmeyen Tuğrul ve Çağrı kardeşler. orada Tuğrul Bey'in Han tarafından tevkif edilmesi aralarının açılmasına sebep olmuş. kuzeye. GOröü-teivvetleri savaşa cesaret edemeyerek çekildikleri Içift. Buhâra'da hâkimiyet kuran Karahanlı ailesinden Ali Tigin'in mukavemeti ile karşılaştılsy. Arslan (Jstöit^Ûsuf. Arslan'm yardımcısı durumunda bulunmuş. Van gölü etrafında Ermeni Vaspuragank»»lhğrtopraktetf»RdîfJ)örürid§ ve karşısına çıkan kuvvetleri bozguna uğratarak. diğer taraftan Gazneliler'in dikkatini özerine çekmiş bulunuyordu. Bu sırada Keş (Yeşil-şehjr) ile Nahşep sahralarında oturan Selçuklular'ı uzaklaştırmak için Ali Tiğiı-ı Türkistan melik ve sultanlarına" mektuplar yazajak. yardım istemimi.250 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 291 şen Selçuklu ailesi mensuplarının taşıdıkları Yabgu. Kadir Selçuklar'ın kalabalık ve savaşçı kimseler olduklarını. Mâverâünnehir'e. adları geçen yerlerde Selçuklu idaresi sona ermiş ve başsız kalan Türkmenler şuraya buraya dağılmış. kendileri için daha elverlşf bahalar bulabilmek Özere-. onlarla anlaşmak istiyordu. yaylı miferakjf Türfcmenlerîiie. hâkimiyetini Mâverâünnehi^te doğru yaymak arzu ediyordu. Üçüncüsü.y)'un kaydettiği üzere. Çağrı Bey'in şiddetli bir baskısında Buğra Han'ın kuvvetlerini mağlûp ve kumandanlarından bazıları esir alması neticesinde. orta Anadolu'ya gittikleri bu akın münasebetiyle Çağrı Bey bütün Ermeni ve Gürcü memleketlerinde bir müddet kaldıktan sonra. hükümdarlık peşinde koştuklarını belirttikten sonra. b . En büyük oğlu olar>Mikft». o sırada en çok 17-20 yaşlarında olmaları gereken JyğBlHve ÇağnJtardeşler ise. 1032) kardeşi M Tigin'in oradan atılmasını isterken. Çağrı Beyfrt Azerbaycan havâlisinde onlarla karşılaşmasından anlaşılmaktadır! Çağrı Bey. İşte bu sebeple Yusuf Kadir Han ile Suttan Mahmûd arasındaki tarihî Mâverâünnehir görüşmesi vuku buldu (1025). ile Arslan'm oğulları. zaman Buhara .. böylece -dünya tesirinde' sürekli teftirler uyandıracak ulan Selçuklu devletlerinin temelini atıp. savaşçılığı. Yına^lnanç. Fakat onları Arölan Yabgu ve Türkmenleri düşündürüyordu. Karahanlılar ile doğrudan doğruya karşılaşma mevkiinde kalmış oluyorlardı. karşılıklı güvensizlik havası vardı. "Ermeniye bölgesine gidebilecekleri. siyasî tazyik ve yer sıkıntısı altında bulunan SelçuMular'ın Çağrı Bey idaresindeki doğu Anadolu'ya meşhur akını (1018-1021) bu sebeple olmuştur. Bununla beraber. gibi unvanlar Selçuklu idaresinde bulunan yeni hükümette eski Oğuz devlet teşkilâtının tatbik edildiğini göstermektedir l&un ömüdö olduğu kaynaklarda belirtilen -Selçuk.Semerkand bölgesi. Tuğrul Bey'in yanına döndü. Anadolu'ya doğru hareket etfFJ Bizans sınfrterı eskiden ben onlarca malûmdu. onların hattâ Gazneli devleti için de tehlikeli bir duruma girmelerinden önce Türkistan'dan ve Mâverâünnehir'den alınıpgötürülmelerini sultandan rica etti. fier iki hükümdar Buhara bölgesini bu huzur kaçırıcı komşudan kurtarmakta fikir birliği hâlinde idîler. Bunun üzerine Sultan Mahmûd. yüzyıl tarihçisi Gardîzî'yi göre. bunun Selçuklular'ın Gazneli-ler'den intikam almalarına sebep Olduğu görülmektedir. Bu esnada Tuğrul ve Çağrı Beyler diğer Karahanlı hükümdarı Buğra Han'a müracaata karar vererek. 3. Arslan'm tevkifi üzerine. Horasan'dan geliş ve geçişine Gazneli kuvvetleri engel olamamışlardı. İkincisi. babası hayatta iken biçsavaşta ölmüş (995'ten donra) olduğu iç»K onun Htoğlu Çağrı ve Tuğrul dedeleri Selçuk tarafından yetiştirilmiştir. Şeddadîler arazfeînesd&ğru yöneldi. AB Tiğin. Barhebraeus (13. . Sultan Mahmûd'a da Mâverâünnehir ahâlisinden Ait Tigin'den şikâyet eden mektuplar gelmekte W. onun arzusu üzerine Talaş havalisine gitmişlerse de.

Türkmenler'i Gazneli kumandanlarından Hâcib Humartaş'ın emrine bağlama teşebbüsü ve bu hususta Irak başkumandanı Taş-ferrâş'a verdiği emir ile onları tazyike başlaması. bir kere deha anlaşıldı. Fakat. Bunlardan biri. Çağrı ve Tuğrul Beylere gelince. Hindistan'da. fırsat aramış ve münasebet mırmağa muvaffak olduğu (Musa yabgunun oğlu) Yusuf'u. Ali Tigin bütün kuvvetleri ile dört taraftan taarruza geçerek verdirdiği pek ağır kayıplar neticesinde Selçuklular Harezm'e doğru çekilmek zorunda kaldılar ve orada Gazneliler'in valisi bulunan Harezmşah Altuntaş'ın gösterdiği bölgede oturdular. Harezm'deki yurtlarını terk ederefc Ceyhun'u geçmek zorunda kurtar. Damgan havalisini alt-üst ettiler ve fitler ile desteklenen Gazneli ordusunu bozguna uğrattılar. bir hayli at ele geçirmiş ve esir almıffi Perişan hâle gelen Selçuklular. Gazneli JS Ahmed b Abdls-Samed'ın sözlerinden anlaktadır. Kurban Bayram. zaman zaman Dihistan ve Balhan dağlarına çekilmek ve tekrar karşı darbeler indirmek suretiyle Gazneli kuvvetlerinin tam başarı kazanmasını imkânsız kılmışlardı.undan geçerek. yerine geçmek isteyen oğlu ve o zaman Rey valisi Mes'ud. Tirmiz. Sultan Mahmûd'un emri ile Tûs valisi Arslan Câzib onlara karşı harekete geçmiş ise de boyun eğmeyen Türmenler. fakat sultanın aynimaemr müteakip tekrar yerine dönerek hâkimiyetini devam ettiren Ali Tîgirt.252 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 253 Çaörı Bey'in doğu Anadolu seferinden sonra Mâverâünnehir de «W kardeşine fuK ve itibarları artmış. Selçuklu kütlesinin yeniden bir role sahip olmaları demekti. Bu türkmenler'den bir kısmı. Bâverd ve Farâve taraflarına geçirildiklerini gördüğümüz bu Türkmenler Kızıl. Taş'ı ve diğer mühim kumandanlarını öldürdüler. Selçuklulara adım adım takip eden Şah-meBk ?j£ce ı°î yp. dığfer amcalar* Musa (Inanç)'yi yabgu seçmişlerdi. -Oğuzlann Baranlı (Koyunlu) boyundan Yenı-kent yabgusunun oğlu ve Cend hâkimi. Bu sırada Sultan Mahmûd'un ölümü (1030) ve yerine oğlu Mes'ud'un tahta geçmesi ile. Irak'ta. Bâverd ve Dihistan bölgesinde. bilhassa Yağmurun oğlu idaresinde Horasan'ın batısında Gazneliler İle mücadele alevlenmiştir. GazhşHter'e karşı onunla anlaşmış bulunan Türkmenler'in dostu yeni Hârezm valisi Harun da büyük faydalar beklediği Selçuklular'a fazlası ile itibar etmek lüzumunu duymuşta Böylece Gazneliler aleyhine üçlü bir ittifak meydana gelmiş oldu ki. Kirman'a gidenler oradan İsfahan'a geçerek. Çeşitli yollardan bu bölgeye sevkedip kendisi de yola çıktığı hâlde tutamadığı Türkmenler Rey. Yabgu'nun Türkmenleri ve Ymallılar'ın (¥%$% bağlı Türkrhenier) hep birlik halinde yer aldıkları. Çünkü®!^ durumu meydanda ıdı: Arştan Yabgu'mffi tevkifinden sonra. Bununlar beraber. böylece onlar kudretli fctataruma yükselmişlerdi. Nesâ. Arslan zamanındaki durumu muhafaza etmek düşüncesi SftrTuğrul ve Çağrı Beylere elçiler göndererek» onlafm da vaktiyle Arslan gibi. Alâ'üd-devle Kâkûye'ye iltica etmişler ise de. Karahanlı kumandanlarından Alp Kara tarafından Selçuklular'a yapılan bir baskında öldürüldü. Buhâra-Harezm arasında seyreden. Yağmur ve Göktaş adlı reislerinin idaresinde idiler ve kısa bir müddet huzur içinde yaşadtklan ve bu esnada Türkistan'dan gelen yeni kütlelerin veya İran'da dağınık hâlde bulunan Türkmenler'in kendilerine iltihakları ile çoğaldıktan sonra. Serahs. Sultan Mahmûd'un. Kendine karşı Ceyhun ötesindeki üçlü ittifakın tesirlerine Horasan'ı kapamak maksadı ile türlü tedbirlere da başvurmak zorunda kalan Sultan MeS'ud ve#ri ve en büyük kumandanlarını. yani Mes'ud'un Ali Tigin'e cephe alması. kendi devlet sınırları dışında dahi onları takip etmeğe çalışmasından bellidir. Fakat bu sırada birbirini takip eden iki hâdise Selçuklular'ı bir tere daha çok müşkül duruma düşürdü. Fakat bu ağır hareketin intikamını Musa Yabgu ite birlikte Tuğrul ve Çağrı kardeşler. Azerbaycan'a yönelerek. Tûs. Sultan Mahmûd'un siyasî baskısı neticesinde. Dağılan* Tfcrkmenler'den Kızıllılar ve Yağmurlular (yâni Kızıl ve Yağmur emrindekilere) Balhan ve Dihistan bölgesine çekilmişler. Bir Gazneli mukavemeti daha kırdıktan sonra (1034). böylece Merv. teşkilât gereğince. kendilerine yeni «HhafcJan^ilhassa amca arı Arstarfm tevkifinden sonra çoğalmış. asayişi bozucu inzibatsızlıklar göstermeğe başlamışlardı. Karahanlı devletine "iştirak" etmelerini" teklif etmi^. Nesâ.= Kasım 1034). sıkışık durumda ancak Horasan'a geçebilecek olan Selçuklular olduğu. bu devletlerarası münasebetlerde Tuğrul ve Çağrı beyler. kesin itaate alamadığı Türkmenler'i daima tehlikeli gördüğü. Lâhor'da faydalı hizmetler görmüşlerdir. bir kısmı da Kirman'a inmişlerdi. Çünkü başkenti tehlike geçiren Ali Tigfrv Selçuklular'a yanaşmak mecburiyetinde kaldığı gibi. yukarıda söylendiği gibi. Fakat Oğuzlar'a hâlâ da güvenemeyen Sultan Mes'ud'un. onların yardımı ile Horasan'ı zapta hazırlanan Hfcun'un ortadan kaldırılması zor olmadı. Sultan Mahmûd öldükten sonra. Bu sebeple Sultan Mahmûd bizzat sefere çıkmak zorunda kalmış (1028) ve onları Ribât-f-Ferâve'de ağır bfr mağlûbiyete uğratmıştı. gafii avladığı Türmenfer'den 7-8 000 kişi öldürmüş (425 yıl. Fakat teklifin bir hileden ibaret olduğunu sezen Selçuklu reisleri taralıncte^ipta Gazneli Mahmûd'un evvelce yaptığı Horasan'a gelmeleri teklifinde olduğu gibi. Horasan'dan çıkarmakla beraber. Seiçukluler'ın duri|* munun tekrar düzelmesine yardım etti. Yusuf buna taraftar olmayınca da. Gazneli Sultan Mahmûd Mâverâünnehir merkatına geldiği sırada Buhâra'dan kaçan. reddelilince bozmak ve onları birbirlerir®îlöşürmek îçfti. Bölge halkının şikâyetleri üzerine. daha evvel oraya gelmiş olan soydaşlarına katıldılar. Kasım 1030'da Gazneli ordusunda Mekrân'ın zaptında yararlık göstermişler. Gazneli siyasetinde vukua gelen değişiklik. Ancak. Bâdgîs. Kfendfleri Türkmenler'in JSIT başbuğları olmakla beraber. yine Oğuzlar'a müracaat ettiğinden. batı istikametinde harekete geçmişlerdi. Selçuklu desteğini kaybetmekten korkan Harun'un rl?f E iî?wi2^ W1!" döndöter. kuvvete olan ihtiyacından dolayı. geniş topraklar karşılığında. 1035 yılı başında Ali Tjn m ölümüdür Müttefîksız kalan Harun işini halletmenin Gaznelrler balLndan f e k T ^ M T ^ ^ T ? " * me8elerr1n **"*■» sönmez düşmanlığına üâveten Ali Tlğın oğuMarının da teayikine uğradıkları fşm. Ali Tigin emri ile. hem dış mesele olarak düşünmek mecburiyetinde kaldığı en mühim hususun Selçuklu-Türkmen meselesi olduğu. e bir suikast neticesinde öldürüldü (Nisan 1035) ve gerçekten de Gazneli devletinin hem iç. Bunlar Boğa ve Göktaş ile diğer iki reis idi. kendilerini öldürmek için hazırlanan tertiplerden güçlükle kurtularak. nihayet Türkmenlerinden ayrı bulunan Yağmur başta olmak üzere Irak'a gönderilmiş olan Oğuzlar'dan 50 kadar başbuğ'un Taş tarafından öldürülmesi (1033 baharı) Mâverâünnehir'den mütemadiyen yeni iltihaklar ile artan Türkmen kütlelerinin intikam hissi ile ayaklanmalarına sebep olmuş. Tuğrul ve Çağrı Beylere karşı harekete geçirmek istemişti. Balhan'a çekildiğini söylediğimiz Yağmur ile birlikte.Şah-melik tarafından korkunç bir baskına uğranmalarıdır. eskiden beri Selçukluların baş hasmı olan ve aralarında "kadîm bir kın ve kan düşmanlığının hüküm sürdüğü.'kinci hâ<*se de. Azerbaycan'a doğru gitmekte olan Boğa ve Göktaş'ı tekrar Horasan'a davet etmişti. Türkler'in yabgusu (İnanç Yabgu) tâyin edip. Harun'un ölümü dolayı- . Boğa (Buka). çok geçmeden Karahanlı ordusunu mağlup ederek Alp Kara'yı öldürmek suretiyle aldılar (Ocak 1029).

Bu yoku* sahada bütün kuyuları bozuyor. Tuğrul Bey tarafından diğer Selçuklu reislerine tevcih edildi. o zaman 10. Selçuklu İmparatorluğum^ temellerini Horasan'dâ-'âtmışlardır.000 kişilik bir süvari ordusuna sahip oldukları bilinen ve esasen gelişmeleri. Sultan Mes'ud'un oradaki tahtına oturduğu zaman. Merv'de "Melik'ül-Mülûk" unvan» ile Çağrı Bey . . Çağrı Bey Mervl. yanlarında Musa Yabgu 1® kuvvetleri.hutbe okunurken. burada kendilerine yurt verilmesi için sultanın nezdinde aracılık yapmasını rica ettiler. orada yine kendi fikrini tatbike girişti ve "bütün Türkistan'ı zapta yetecek" bir ordu hazırlattı. Ramazan 430 (mayıs 1039) 'da başlayan ve uzun süren muharebelerde Selçuklular yıpratma savaşları yapmak üzere. Çağrı Bey Serahs'ta idi. Gazneliler'in Horasan vezirine mektup yazarak.adına . Horasan'a geçmekten başka çare kalmamıştı. şehrin en sayılı adamı olan Kadı Sâid kendisine "Efendimiz" diye hitap etmişti. bir yandan Şah-melitfın.000'lik orduyu susuz bırakıyorlardı. Sultanın kumandasında ve devrin tarihçisi Bayhakî'ye göre "Bütün Türkistan'ın da mukavemet edemeyeceği kadar büyük ve teçhizattı" olan bu ordu etraftan katılan yeni kuvvetler ile durmadan artıyordu. Derhal yeni Selçuklu idaresini teşkilâtlandırmaya geçildi ve etrafa memurlar tâyin otundu ve eski Türk geleneği gereğince ileride zaptedilecek mahaller. İbrahim Yınal'ırt'es-Sultân-ul-Muazzam" Tuğrul Bey adına hutbe okutmağa başladığı (mayıs 1038) Nişâpûr'a haziran ayında parlak bir törenle Tuğrul Bey girdi. Gazne devletinin başında dolaşan bu büyük tehlike karşısında dahi muharebenin idaresini kumandanlarına bırakıp.rmm% bilhassa Çağrı Bey'in büyük gayretleri ile. malzeme ele geçirdiler. şimdilik Nişâpûr'a giden sultan. Abbasi halifesi el-Kaaim bi-emrillâh tarafından Nişâpûr'a elçi gönderilmesi Selçuklular'ı haklı olarak memnun etti. Kolunda. burada bir devlet kurmak imkânının mevcudiyetini gösteren ilk alâmet olmuştur. 1035 Mayıs ayinde Ceyhun ırmağını aşmak suretiyle Ğaıneö topraklarına girdiler. Türk hâkimiyet alâmeti olarak yay taşıyordu. Bu mm Selçuklu zaferi Horasan krt'aeını doğrudan doğruya Selçuklu idaresine sokan keefrrneticöli bîr savaştı. Hindistan'daki sultandan aldığı kefcin emir üzerine Selçuklular'a karşı hareket etti ve Serahs yatanlarında vukua gelen savaşta (1038 mâyiftnın 3. 3 gün boyunca bütün şiddeti ile devam eden savaşta Gazneli ordusunu korkunç bir hezimete uğrattılar ve büyük kısmını imha ettiler (7-9 ramazan 431» 22-24 mayıs 1040). arkalarından gelen ve fasılasız ara hücum ve baskınlar ile sarstıkları. dağınık şekilde. Tuğrul Bey de Nişâpûr'dan hareketle oraya gelmiş ve Musa Yabgu ile birlikte Selçuklu başbuğları bîr araya toplanmışlardı. Bundan büyük telâşa kapıldıkları görülen Gazneli devlet erkânının derhal yaptıkları toplantıda. son baskın yüzünden hayli zayıflamış olan Sucuklular İçin. TQ|Kmenler'i Horasan'dan bu defa tamamiyle çıkarmak için. emellerine kavuşmuşlar. kendisi Hindistan fütuhatına gidiyordu! Nîşâpûr'da bulunan Gazneli ordusu başkumandanı büyük Hâcib Subaşı. hazırlıklı olarak ve dikkatle takip edilen Selçuklular meselesini daha doğru değerlendiren Gazneli vezirinin ihtiyat tavsiyesi yerinde görüldü. Farâve ve Dihistan vilâyetleri üç Selçuklu başbuğuna veriliyor. Sultan 300 savaş fili île desteklenen 50.254 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 255 siyle bir destekten mahrum kalan. Sultan Mes'ud. Sultan Mes'ud'un süratle onların üzerine yürünmesi fikrine karşı. çöle doğru çekildiler. halk ile yaptığı konuşmadan Selçuklu başbuğlarının öteden beri ısrarla gerçekleştirmek istedikleri devlet kurma hedefine ulaşıldığı ve bu devletin başına da Tuğrul Bey'in geçirildiği anlaşılmaktadır. Sayıları azdi fakat Merv ve Nesâ'ya doğru «erleslikçe çoğalıyorlardı. maiyetinden 100 kadar atlı ile kaçabildi ise de Hindistan'a giderken yolda kendi adamları tarafından öldürüldü. Selçuklu başbuğları Nesâ'ya geldiklerinde. Gazneli kuvvetleri taraf ıdan terkedilmiş olan Nişâpûr'a gelerek. çöllere çekildiler. Fakat Hâcip Beğ-toğçJı kumandasında harekete geçen ve fillerle takviyeli bu ordu Nesâ sahrasında Selçuklular tarafından ağır bir mağlûbiyete uğratıldı (1035 hazirariıpır\ eon haftası).000 atlı vardı. Bunun üzerine Mes'ud. Yalılar (Yusuf YınaPm oğlu. menşur ve sancak gönderiliyordu (ağustos 1035). Wr yandan d&Aîi ilgin oğullarım tazyikler» «tında bulunan. Selçuklu İstiklâl savaşı idi. Bu esnada Suttan Mes'ud Selçuklular tarafından boşaltrtmış olan Nişâpûr'a girdi (kasım 1039). ağır bir hteimete uğradı.'Seiçuklular'ın yer yer ve devamlı taciz akınları arasında Gazneli ordusunun sahra savaşları için yetiştirilmesine çalışıldı. Tuğrul Bey'in ana bir üvey kardeşi İbrahim Ytrtal ve kuvvetler) olduğu hâlde. Fakat Seiçuklular'ın bununla fctifo etmedikleri. hazineleri ve pek çok silah. öncü ve temelle! sıfa- ti ile. Zira Mri cesaret ve şecaati. Selçuklular yine Çağrı Be/ki İsrarları neticesinde ortaya çıkıp.000 süvari ve piyadeden kurutu bir ordu başında Belh'e geldi ve hemen Serahs'a doğru yöneldi. Maiyetinde 3. süvarilerinden bir kısmı da Belh kapılarında görünüyordu. Sultanın kumandasındaki Gazneli ordusu önünden yavaş yavaş Serahs'tan kuzeye. ayrıca onlara hiTat. Horasanda müstakil bir devlet kurmağa muvaffak olmuşlardı. ibrahim Ytotlto. Tuğrul ve Çağrı Beyler. Selçukluların böylece Horasan'a geçişleri tarihin tnüftim-hâd'ısilerinden birini teşkil etmiştir. aşağı-yukarı 100. Emirlerinde 20 bin süvariden kurutu bir ordu vardı. aynı zamanda. akınlarını Belh ve Sistan'a kadar genişletmelerinden. diğeri yüfe-sek devlet adamlığı vasıfı ^-siyaset zekası ile tarihte şöhret yapan Çağrı ve Tuğrul kardeşler en büyük iki Törifc-islâm siyasî? teşekkülünden îlkinin. Gazneli devletinden tefti almaksızın. Artık Cend'e geldikleri yıllardan beri süregelen çetin mücadelelerden sonra. Seiçuklular'ın Gazne devletine karşı kazandıkları bu ilk zafer kendilerine büyük bir güven sağladığı gibi. Bu. yersizlikten müşkül durumda olduklarını. Horasan'da kalmış olan kısmen reissiz Türkmenler ve ayrıca Harezmliler eski Selçuklu âlilesinin btr M üfllü mensubu etrafında toplanmakta tereddüt etmiyorlardı. e . Nitekim zaferden sonra iki taraf arasında "elçiler" teatî edilmiş ve Gazneli devleti tarafından Selçuklular'a bir nevi muhtariyet tanınmıştır: Nesâ. Bahar gelince. Harezmşeh İsmail Handan ile siyasî münasebetler kurmalarından ve Horasan'dan üç vilâyet daha istemelerinden anlaşılıyordu. zira bu halifenin Horasan hâkimi ve bütün Türkmenlerin başı olarak Tuğrul Bey'i tanıması mânasına gelebilirdi. Fakat şimdiye kadar da belirtildiği üzere. Bunun üzerine Selçuklular'a karşı Nesâ'ya değil de. Gazneli ordusu tarafından sahralarda takip edilmeleri imkânsızdı. Musa Yabgu Serahe'ı Tuğrul Bey ise Horasan'ın başşehri Nişâpûr'u almıştı. siyasî görüşten uzak ve üstelik de eğlenceye düşkün bir adam olan Sultan Mes'ud.Selçuklu Devletinin Kuruluşu Horasan hâdiselerini haber alan Sultan Mes'ud'un süratle harekete geçtiği sıralarda Çağrı Bey Tâlekan ve Faryâb taraflarını zapta uğraşıyor. Sultan Mes\jd'u karşılamaya karar verdHer. İçlerinde muharebe etmek kararında olan bilhassa Çağrı Bey idi. Nihayet Selçuklular Merv yakınındaki Dandânakan hisan önünde muharebeyi tabut ederek. büyük bir ordu topladı.

Selçuklu devletinin hâkimiyeti böylece doğu. Kirman havalisine tâyin edilmişlerdi. 469 (1067) senesinde tekrar isyan ettL Alp ArslaıYm oğlu Melikşah'm veliaht olarak adını hutbede okutmak istemiyordu. Daha sonra aynı ay içinde Mevr'de akdettikleri ve Tuğrul Bey'in konuşması ile açılan büyük kurultayda mühim kararlar alındı. Selçuklu elçisi Ebû Ishâk'uf-Fukkâî ile. hayrt* verici cesareti. Tuğrtıl Bey Selçuklu devletinin sultanı ilân edildi. Naaşt. Kavurd. iki devlet arasında Hindukûş dağlarını sınır çizen bu andlaşma 50 yıl kadar devam etmiştir. Emîr^-müminîn'e olan sadâkat beffiHliyordu. Curcân havalisini devlete bağlar ve oralardaki Bâvendl ve ziyârî {Vaşm#h1| hanedanlarını tâbiiyetine alırken [433 = 1041/ 1042) ibrahim Ytnafr İranlı an mühim merkezlerinden olan Ray1! aaptecHp. gizlice kendi yayının kirişi ile boğduruldu.dahasonra Alp Arsfer* tarafındanMerVdfeyaptmteıntürbeye nakledildi.000 süvari ile Herat'ı zaptettikten sonra. Kutalmış (Arslan Yabgu'nun oğlu) Curcan ve Dâmgan'a ve Çağrı Bey'in oğlu Kavurd. kurtarmış böylece bütün Kirman'ı Selçuklu hâkimiyeti altına sokmuştu. Ista- .^öiği Arabistan yarımadasındakfc&lmman'l Selçuklu idaresine bağlamakla geniş bir ülkeyi ele geçirmiş bulunan Kavurd. Alp Arslan. Burası 4»£1045/1046) 'de kesin olarateBlçukk*lar'a Intteal etmiştir. . İmparatorluk kuvvetlerinin Kirman'a gelmesi üzsrine anan diledi ve tekrar affedildi. Nişâbûr'u bırakarak. Sonra Tirmiz ve civarını zapteden Çağrı Bey bütün bu bölgelerin idaresini Alp Arslan'a tevdi etti. Kirman'a kaçan Cend hâkimi. Halifeye hitap eden bu mektupta Son durum arz olunuyor ve Horasan'da adaletin tesis edildiği. Melikşah ve NteârcVüi-mülk^ idaresindeki kuvvetlerle yaptığı Hemedân civarındaki savaşta (15 mayıs 1073) mağlûp oldu. süratle Kirman'da görünmesi neticesinde. Selçukluların başlangıcından beri. arkasından Taberek. batıda da Tuğrul Bey'in idaresinde geniş ölçüde fütuhat gelişmekte idir Tuğrul Bey bizzat gittiği Taberistan. bizzat kendisinin kumanda ettiği 5-6. Sultan Tuğrul Bey'in Harezm seferi esnasında. Bağdad'a gönderildi. kuzey ve güney yönlerinde yayılırken. Sistan'da Selçuklu hâkimiyetinin yefc leşmesinde büyük gay'rötler sar/eden Ertaş Tabes'de bir suikast neticesinde öldürüldü (440= 1048/1049). Kirman'a gönderildiğim söylediğini Çağrı Bey'in oğlu. Tuğrul Bejfo imzasını taşıyan bir mektup. 1040 sonbaharında kuşattığı mühim Belh şehrini. Kara Arslan Kavurd 1041'den itibaren boralarda Buveyhîler'e karşı faaliyete geçmiş ve emrindekr Türkmen kuvvetleri şiddetli mukavemetle karşılaşmış ise de. Tuğrul Bey'in müdahalesi ile durduruldu. eşkiya Kuf8 ve Kûfec reislerim bi* baskında kılıçtan geçirmek suretiyle. Bâdgîs. Yeni Gazneli kuvvetlerinin mağlûp edilerek uzaklaştırılması Alp Arslan'in kazandığı ilk başarı olmuştu. 1043 senesinde. buradan Buveyhîler'i uzaklaştırmıştır. Nihayet 1059'da tahta çıkan yeni Gazneli sultanı İbrahim ile Çağrı Bey arasında sulh yapılmıştır ki. Çağrı Bey'in Gazne'yi zaptetmek için yaptığı neticesiz teşebbüsten doğan uzun süreli mücadelelerde bilhassa Alp Arslan büyük yararlıklar göstermiş. 1050 sonbaharında Fars bölgesini alarak. sultandan af ricasında bulundu ve affedildi. bölgede ve Büst havalisine tama-miyle hâkim oldu ve orayı Selçuklular'a bağladı. BerûdrdH ve arkasından . burayı hareket üssü yaparak. O devrin âdeti gereğince. 460 (1068)'tan sonra Fars'a hâkim olan Kavurd'un elindeki ülkelerin sıkı kontrol altında tutulması da vardı. Bu kararlar gereğince. bir müddet kendi yanına alıkoymuş ve daha sonra ona Mâzenderân'ı iktâ etmiştir. büyük kumandanbk kabiliyeti ile devletin kuruluşunda birinci derecede rol oynayan. Tuğrul Bey ile birlikte. Alp Arştan bu büyük amcasını affetmiş. Alp Arslan ölürken yaptığı vasiyetler arasında. bunlar Sultan Tuğrul Bey'in emrinde idiler. 1054 ekiminde Sîstan'a gelerek Hind Denizi sahilindeki Mekrân bölgesini de Selçuklular'a bağlayan »Çağrı Bey'in oğlu. civarJ^pmdarlara fetih-nâmeler gönderildi.000 kişilik süvari kuvveti ile Kirman'm kuzey bölgesi öten Serdsîr'e girmiş {«J81:başlar4v«:^ihayet baş şehre kapanan Buveyh? Abû Kâlicâr'ın naibimden şehri tesüm aJmifi Kirman'ın güney bölgesindeki dağlık Germefr'i de. Melikşah suttan olunca. Büst ile Stöfân havalisi MUİMiYabgu'ya venWve sultan sıfâft ile başkenfftişâpûrtla kalan Tuğrul Bey.256 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 257 ç-Sultan Tuğrul Bey: Muharebenin son günü cuma namazından sonra yaptıkları toplantıda. Melik Çağrı Bey de Selçuklu devletinin doğusunda kendisine ayrılan ülkeleri zapta girişmişti. Bölge Selçuklu devletine bağlandı. Huttalân «s diğer Tuharistan şehirlerine hâkim oldu. merkez Merv olmak üzere. sultanın huzuruna gşfirildl. yakalandı ve daha fazla karışıklıklara meydan vermemek için. 1040 senesi sonunda Sîstan'a giden ve orada kasım 1041'de hâkimiyetini kurarak Yabgu adına hutbe okutan (Yusuf Yınal'ın oğlu ve İbrahim Yınal'ın kardeşi) Ertâş. iütûhat sahasına daha yakın olan Reyi başkent yaptı ve şehrin imâr edilmesini emretti. Yine alınan karar tatbikatından olmak üzere. Muizz'üd-devle ve Fahr'ülmülk lâkapları ife anılan Musa Yabgu. Çağrı Bey 435 (1043/1044)'te hastalandığı zaman. idaresindeki ülkeleri almak için gelen Karahanlı Arslan Han'ı geri püskürttü ve Karahanlı hükümdarı Çağrı Bey ile yaptığı anlaşmada adı geçen bölgelerde Selçuklu hükümranlığım tanıdı. frak bölgesini aldı. ülkesi oğlu Alp Arslan tarafından korunmuştu. YâkûtTnin bu bölgeye hutbeyi babası adına okutma teşebbüsü. Rey şehrini ele geçirerek kendi sultanlığını ilân etmek üzere harekete g€£ti. Ertaş tarafından yakalanarak. Kendiliğinden tâbiiyet arzeden j#femüz emirliği üzerinden . Selçuklular'a tâbiiyetini arz eden Sîstan hâkimi Ebu'l-Fazl ile birlikte. Selçuklu fütuhatı bu esas üzerinde devam etti: Yabgu Kelân (büyük yabgu) di°ye anılan Musa 5. zekâsını ve siyasî thatasrrlU üstünlüğünü takdir ettiği küçük kardeşi töğftjl Bey'in devletin reisi olmasına fiza gösterecek kadar mahviyet sahibi ulan Çağn Bey Sori hâdiselerden sonra hastalandı ve 70 yaşında olduğu halde Serahe cehrinde vefat ötB (safer 453 »fftert 1060). Harezm seferini yaptı. Müteakiben Cûzcân. 1064 yılında Sultan Alp Arslan'a karşı saltanat dâvasına kalktığı için sığındığı Herat kalesinde yakalanarak. Kazvîn. Hanedanın ikinci derecedeki âzasından İbrahim Yınal Kuhistan'a. Melik'ul-Mülûk Çağrı Bey'e ve+terat merkez olmak üzere. Tuğrul Bey'e gönderilmiştir. Anadolu Selçuklu âliesinin dışındaki bütün Selçuklu hânedalarının atası oto Çağn Bey'in Hatice Arslan adlı kızı halife el-Kaaim bi-emrillâh 9e evli idi. ülke ve ileride zaptedilecek memleketler Selçuklu hanedanına mensup üç başbuğ arasında taksim edildi: Seföfi^ve Belh şehirlerinin dâhil bulunduğu Ceyhun ile Gazne arasındaki bölge. küçük kardeşi Alp Arslan'm Selçuklu tahtına çıkması üzerine saltanatta hak iddiası ile isyan etti ve Alp Arslan'ın Kafkas seferini yanda bırakıp.1042'de Rey'e geldiği zaman İbrahim Yınal taralından törenle karşılanan Tuğrul Bey. hak yolunda yüfünâceği.Cibâl bölgesinin başlıca şehri Hemedân'rKftkuyelerden Almıştı. meşhur Selçuklu düşmanı Şahmelik. Gazneli ordusunu mağlûp etmek suretiyle aldı.

Taberistan üzerinden. fakat sultanın karşısında tutunamaya-rak. Bizans'a karşı gönderdi. Yalnız kalan Kutalmış'ın Gence muhasarası da netice vermeyince Sultan Tuğrul Bey yukarıda Şehrizûr bölgesinde gördüğümüz İbrahim Yınal'ı Azerbaycan valiliği ile. fidye karşılığında. Diyâr-ı Bekr istikametinde Mervânîler arazisine. yıllık vergiyi kabul etmeyen imparator endişe içinde doğu şehirlerinin surlarını ve kalelerini tahkime başlamıştı. sığındığı Sermac kalesinde teslim olmak zorunda kaldı. bîr yandan Anpye. Şi'î Buveyhî hâkimiyeti. Gürcü kralını kurtarmağa çalışıyordu. Esir edilen on binlerce kişi ve çok sayıda kumandan arasında Gürcü kiralı Liparit de vardığı8 eyKtt 1048). Nusaybin ve Hulvan havalisine girdiler. bazılarını yerterinderc'çıkarmak suretiyle. bir kısmı da Sincar. gtoi başbuğların idaresinde bulunan Oğuzlar'ın bir kısmı Van bölgesine (Vaspuragan) girdiler ve Erzurum'a kadar olan sahada "kartal gibi süratli" atlar üzerinde dolaştılar. Göktaş v. İbrahim Yınaf Kinkîveir. Selçuklu kuvvetleri Gence önünde Bizans ocçlysunu bozguna uğrattı (1046) ve arkasından Pasinler'in fethine girişe Hasan. buraların mahallî hâkimlerinden bazılarını tâbiiyetine kabul etmek. Burada kendisine iltihak eden tâbiiyeti altındaki Diyâr-ı Bekr Mervânî kuvvetleriyle Erzurum'a kadar ilerledi. Irak-ı Acem. Gürcü kiralı Bagrat tarafından da desteklenen bir Bizans ordusunu Gence'ye göndermiş ve orayı kuşatmakta olan Kutalmış Tebriz'e doğru çekilmek zorunda kalmıştı. Hûzistan ve Elcezîre Selçuklu hâkimiyetine girmekteydi.kralı Liparit Humandasındaki Bizans-Ermeni-Gürcü ordusu tarafından pusuya düşürülerek şehit edildi (1047). Selçuklu şehzadeleri Erzurum ovasına kadar ilerlediler ve önce Erzurum şehri yanındaki büyü* ve zengin Eften {Karfe-&zen. fidye almadan şerbet bıraktığı Liparit ile birlikte barış müzakerelerini yapmak üzere. bugünkü Kara2> şehrini zaptetdiler. Mardin bölgesine ve Cizre'ye kadar ilerlediler. feurayı Bağdad Buveyhfleri*n6 meyleden Kâkûye ailesinden. Ermeni topraklarına akınlar yaptılar. Gürcüler ile savaştılar. bilhassa Bizans'a karşı kazanılan zaferden sonra. akınlarına devam ettiler. Kutalmış da ona katıldı. Karmîsîn ve Hulvân'ı zaptetditer (1042/1048).Acem fütuhatında bulunan Kutalmış'ı büyük bir ordu başında Azerbaycan'a gönderdi. Musul hâkimi Ukaylîler'in elinde bulunan Karmîsîn'de Tuğrul Bey adına hutbe okunmuştu.000 kişilik Bizans ordusu Pamm ovasına gelmiş bulunuyordu. kış da yaklaşmış olduğundan. Bizans başkentine kendi elçisi Şerif Nasr'üd-din b. bir yıl süren muhasaradan sonra. Türk kuvvetlerinin Çoruh ve Kelkit vadilerini ele geçirdikleri bu sırada. Selçuklu devletine yıllık vergi ödemeyi reddetmiş olan imparator. 1054 sonlarına doğru. bölgedeki Bizans'ın şöhretli generali Nikephoros Bryennios'a rağmen. Erzurum işgal edildi. Bizans tarihinin meşhur şahsiyetlerinden "Bulgarokton" diye tanınan imparator Basileios II. İbrahim Yınal ile birlikte Irak. Bundan sonra Tuğrul Bey İsfahan'a giderek. Bu sırada. 1025) zamanından beri Bizans imparatorluğunun takip ettiği doğuyu ilhak politikası sonraları da devam etmiş ve imparator Konstantinos Monomakhos (1042-1052) Ermeniler'i ve Gürcüleri baskı altında tutmak ve akınları durdurmak için. Anadolu'ya karşı yanında kalabalık kuvvetler bulunan. Uparitl-idaresiııdeW bütün/ Gürcistan ve Abhaz kuvvetleri ile takviyeli Katakalon kumandasındaki 50. imparator Monomakhos İstanbul'daki harap olan camii tamir ettirerek içme kandiller astırmış. böylece Irâkı Acem'den sonra Fars. Türkler'e karşı harekete geçerek. e£A!ıkâm'us-suitâniye* yazarı. fit-lerin de bulunduğu ordusu ile Bağdad'a yaklaştıkça huzursuzluğu artan Besâsîrî .b. Buveyhîiefin elinden çılaan bu bölgelerde Sultan Tuğaıl Bey ve İbrahim Yınal adlarına hutb& okundu. Urfalı Mateos'a (11.Besâsîrî'nin Selçuklu taraftarlarını takibe başlaması dolayısiyte ve halife el-Kaaim bi-emrillâh'in daveti üzerine Bağdad'a yöneldi. Bilindiği gibi. Tuğrul Bey. Azerbaycan'a gâtti. 1054 'de. Bizanslın bu suretle karşı koyması üzerine. S*lçuk1ular'frr Bteandı* lar'a karşı kazandıkları bu ilk ve büyük Pasinler zaferi sebebi ite Bizans imparatoru Monomakhos Tuğrul Bey ile anlaşmaya mecbur oldu. Kaa2i'l4çuzât el-MâverdFyi Tuğrul. Tuğrul Bey. Tuğrul Bey'e zengin hediyeler getiren Bizans elçisi. yy sonu) göre "ateş fışkıran kara bulut" gibi gelerek Erciş'i aldı ve müstahkem Malazgirt kalesini kuşattı. kalesi ve Şehrizûr'u aldıktan sonra. Wr yandan da Şeddâdîier'in merkezi Dvin'eş kadar ordu sevkeöyıişti. affedildi ve yine Cibâl ve Azerbaycan bölgelerinin başına getirildi. Savaş Bizans ordusunun hezimeti ile neticelendi. Ancak. Sultan Tuğrul Bey. Diğer Oğuz kütleleri ise. Kafkaslarda doğru ilerleyerek Erran bölgesine girip Şeddadîler ile birlikte. bıraktığı kuvvetler tarafından kuşatılmasına devam edilen Malazgirt'e döndü. İbrahim Yınal. Sermac. şi'î Buveyhîler'in tazyiklerini artırmaları. oradan Azerbaycan'a yöneldiler. Araş nehri ile Murad suyu arasında çarpıştılar. Dihistan ve havalisini. Tuğrul Bey'den önce ve o sıralarda Türkistan'dan yeni gelen Tüfiflmenterth buralardaki harekâtının önlenmesi için halife el-Kaaim bHemrHlâh tanınmış İslâm hukuk bilginlerinden. el Melik'ür-Rahîm Husrev Rrûz'un idaresindeki Bağdad dışında. Bu sırada Tuğrul Bey Azerbaycan üzerinden Doğu Anadolu'ya bir sefer daha tertip etti. Selçuklu devletine bağladı ve İbrahim Yaratl ve Kutalmış idaresinde sevkettiği ordular Dfoever. hilâfet merkezinde daima Mısır Fâtımîleri tarafından desteklenen başkumandan Arslan'ul. Selçukluların mancınıklarının Rumlar tarafından yakılması neticesinde. Türkler Van Gölü yakınlarından Trabzon'a kadar olan sahada yayılmışlardı*. Azerbaycan'a gelen Tuğrul Bey. halifenin göndereceği imam tarafından beş vakit namaz kılınmasına ve orada Tuğrul Bey adına hutbe okunmasına müsaade etmiştir. ağır zâiyat verdiklerinden. Gence ve Tebriz'de kendi adına hutbe okutmak suretiyle. Yapılan anlaşmaya göre. Ahvaz. Diğer bir kısım Türkmenler de. başta Liparit olmak üzere.258 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 259 han. Sultan Tuğrul Bey. Tuğaıl Bey'in emri özerine. Sultan yanında veaM AmîdHtt-mülk'ûl-Kündürî olduğu hâlde. Fakat bunlar Mervânîler ve Musul hâkimi Ukayîler tarafından durduruldular. Bu harekâta Musa Yabgu'nun oğlu Hasan da katılmıştı. Husrev Rrûz'un Şîraz'da alevî hutbesini ikâme etmesi. Meyâfârikîn (Silvan). esirler ve ganimetlertftey'e Tuğrul Bey'e götürürken. Şiddetli hücumlar fayda vermedi. Çağrı Beyin oQlu YâkutTyi memur ederek. onu Azerbaycan'a gönderdi. Yâkulî ve malyyetindeM Türkmen beyleri. her tarafta yıkılmakta. almış ve kuvvetlerinden bir kısmı da Hûzistan bölgesini işgale başlamıştı. Kutalmış'ın sonra Kars'a hücum ettiği sıralarda. Yukarıda "Irak Türtemenleıf^ olarak andığımız ve Boğa. Şimdiye kadar Selçuklu devletinin kurutuş ve gelişmesinde büyük hizmetlerini gördüğümüz İbrahim Yınal. İki ordu Hasankale önlerine karşılaştı. Elçiyi 4 fersah mesafeden hürmetle karşılayan Tuğrul Bey ona "askerlerinin" pek kalabalık olduğunu ve mevcut topraklanfttft kâfi gelmediğini söylemişti. (ölm. Elceatöre ve Azerbaycan'ın kudretli siması hâline gelmişti/ Tuğrul Bey'den Cibâl bölgesinin kendisine terkini telep etti. imparatorun emriyle. İsmail'i gönderdi (441-1049/1050). oradan günşye indiği zaman Güfcü. Tuğrul Bey başkenti Rey'e gitti. Bey n^dine göndermişi. Revvâdîler'i ve Şeddâdîler'i itaate aldıktan sonra Bargiri (Muradiye)'yi zaptedip.

kardeşi Er-taş'ın Muhammed ve Ahmed adlarındaki oğullarının askerleri ile de hayli kuvvet- lemnfcg olan Ibranim. Hâdise. Vefatı üzerine Kutalmış'ı muhasarayı bırakarak acele başkente dönen vezir Amîd-ül-mülk. Bütün Selçuklu devlet ricalinin ve hilâfet erkânının hazır bulunduğu bu törende Tuğrul Bey keftdfaini hilâfet tahtının yanında. Rey'deki türbesine gömüldü.260 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 261 nihayet Mısır'ı durumdan haberdar ederek. Anadolu hududundan da Yâkutî'yi süratle yanına çağırdı ve Rey civarındaki savaşta (1059) âsi orduyu mağlûp etti. Sincar ve Cizre hücürh ile aftncfr: Mervânî hükümdarı île Hille hâkimi bir kere daha itaatlerini bildirdiler. Bağdad'a ulaşan Tuğrul Bey. Sonra. Süleyman'ın sultanlığını ilân etti. sevildiği bir bölgede olduktan başka. fakat Tuğrul Bey'in muzafferen Bağdad'a gelmekte olduğunu öğrenince kaçmıştı. kaçarken atından düşüp öldü. Bağdad'a gelişinde hilâfet veziri tarafından büyük bir törenle karşılandı. Fakat. halifeyi Bağdad'dan çıkararak hutbeyi Fâtimîler adına çevirmiş. Fakat. Basra ve havalisini zapta girişmiş. HUBN*-Aruz ve adamlannrtş*yakalanması ve hapsedilmek Bö. Hu-m&Miglrt. Süleyman güçsüzdü. Bu itibarla Tuğrul Bey Türk ve İslâm tarihinde seçkin bir yer tutmaktadır. Bundan dolayı o. Bağdad'da kendisinin yaptırdığı sarayda halifenin hetjiye ettiği. iş birliği yapmış olan Kutalmış onun mağlûbiyetinden sonra. Esir alınan Ahmed ile Muhammed öldürüldü ve ibrahim Yınal da kendi yayının kirişi ile boğduruldu^ Tuğrul Beyin meşguliyeti sırasında yeniden harekete geçen Arslan ül-Besâsîrî . Adaleti ve dindarlığı bütün kaynaklarda belirtilen Tuğrul Bey zekâsı ve siyasî görüşlerinde-ki isabet ile Selçuklu ailesi içinde temayüz etmiş. bir altın taht üzerinde oturan Sultan Tuğrul Bey böylece Bağdad ve Selçuklu Oğuziarı'nın yayıldığı Irak-ı Arap memleketlerini kendi devletine bağlamış. Nihayet 8 ramazan 455 (4 eylül 1063)'te 70 yaşında olduğu hâlde vefat etti. Esasen yaşlanmış olan Tuğrul Bey bu sırada isyan eden Kutalmış ile uğraşmak mecburiyetinde kalmıştı. kardeşi Resul -tigin de esir edildi. 36 yaşındaydı. bir yandan da batıya doğru fütuhata devam etmek hususunda Tuğrul Bey'in düşünce ve siyâsetini tamamiyie takviye etmekte idt. hükümdarlığı kardeşine bırakmak istemeyen Alp Arslan vali bulunduğu Merv'den yetişemeyince. Musul bölgesi Besâsîrî'nin istilâsına uğrayınca. d . fakat evlenme işi ile pek fazla meşgul olunamadı. oraya ikimi bir sefer yapan Tuğrul Bey. Alp Arslan Rey'de 7 cemâziyelevvel 456 (27 nisan 1064) 'da tahta çıktı. Su ari-da. hfFatlar verdiği TuğMil Bey'e tac giydîmöş ve altın kriıç kuşatarak onu "Doğunun ve Batının1^ fcürndarf Sân etmiş (26 zHRftde 449 = 25 ocak 1058) ve ona Ebû Talip köh^eslU* ItOKrı'üd dünyâ ve'd-dîn îâkebfhr ve Yemîn-ü emMwrrfiln^^1ÖrtwBiînı veriTtâjfîr. Halîfeye. Tuğrul Bey Içumandan Ay-tigin'i Bağdad'a şifana {vali) tâyin etti. 3u sırada Bağdad'da bulunan ve büyük şenliklerle düğünü yapılan Tuğrul Bey Rey'e dönerken hastalandı ve bir daha kalkamadı. âsiler te'dip edildi ve Tuğrul Bey tarafından eMtfetfk'ür-Rahîm. BÖyleöe Is^âıtı dünyası Özerincteki hâkimiyeti tasdik edîfmif olan Tuğrul Bey aynı zamanda yeryüzünün dünye$ hükümdarı ilân edilmiş bulunuyordu. yıllık tahsisat ayrıldı. ezanı şiî tarzında okutmuş. kendi adına Kazvîn'de hutbe okutan (Yusuf Yınal'ın oğlu ve ibrahim Yınal'ın kardeşi) Er-Sığun (Er-basgan?) ve Erdem'in yardımları ile duruma hâkim olmağa çalıştı. Arslan'ül-Besâsîrî'nin Fâtımîler'den aldığı yardımlarla Rahbe'de kuvvet toplaması üzerine ona karşı gönderilen Kutalmrşfın yenilmesi (1057 ocak) Tuğrul Beyi sefere zorladı. asayişi yerleştirici vasfı ile de sarsılmaz bir siyasî teşekkül olarak gelişmesini tamın etmiştir. bu sebeple Selçuklu devletinin ilk sultanı olmuş ve 25 yıl sunan saltanatı esnasında temelini attığı Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun Yakın-doğuda din? anlaşmazlıkları giderici. onu sarayına götürdü. Bağdad'a kadar ilerlemiş. eskisine 50. Bağdad'da ve sünnî İslâm dünyasında taltoenin Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey adına okunmasını emreden eMteaim b*-emriilâh parlak bir tören ile karşriamağa hazırlandığı Tuğrul Bey'den hilâfet merkeziriegifmesi için izan ricasında bulunan bir nezaket mektubu aldı ve Tuğrul Bey 25»ramazan 447{t?«cak 1055)'de Bağdad'a girdî. kardeşi Resûl-tigin ile birlikte saltanat dâvasına devam ederek.000 dinar ve 500 "kor" buğday ilâvesi ile. kıymetli taşlarla süslü. Buveyhî hükümdar* ei-Melik'ü^Rehîm. mağlûp oldu. Hîlle'de yakalanan Besâsîrî kuvvetleri mağlûp edildi ve kendisi öldürüldü (ocak 1060). vazifesinden izinsiz ayrılması halifenin aracılığı ile cezalandırılmayan İbrahim Yınal'ın Fâtimîler ve BesâsîrTnin de tesiriyle açıktan açığa isyan ettiği haberi üzerine geri döndü ve âsi şehzadeyi takibe başladı. hususi? surette hazırlanmış tahta oturan ve teşekkürlerini ifade eden halifeye hürmetle mukatebe etti. Hatife tarafından hilâfet sarayına davet edUdi ve burada 6ültan Tuğrul Beyin islâm âleminin müdafaasını deruhte edi-şini meşrulaştıran bir tören yapıldı. Tuğrul Bey'e itaatim bildirdi. Bu sırada Tuğrul Bey'in pek sevdiği ve devlet işlerinde nüfuzu olan zevcesi öldü ve Tuğrul Bey hatife el Kaaim bi-emriilâh'ın kızıyla evlenmek istedi. Bağdad'dan kuzeye doğru çekHdi. Bu arada ordu başında Rey'e gelerek kendisini sultan ilân etmiş olan Kutalmış. Aynı ay içinde harekete geçen İbrahim Yınal ve Yakut? ile birlikte sultan Musul'a yönelince Besâsîtf SuriyeVe 'kaçtı. Çağrı Bey'in kızı Hatice Arslan Hâ-tun'un el-Kaaim bi-emrillâh ile evlenmesi sayesinde de hilâfet ailesi ile Selçuklu hanedanı arasında bağlantıyı kuvvetlendiren bir akrabalık kurulmuş oluyordu.Yınal karşısında müsbet netice alamayan Tuğrul Bey Bağdad'dan yardım üsterken. BesâsîrTden kurtularak dönen halifeyi karşılayıp katırının dizgininden bizzat çekerek. Bağdad'da ve sürml İslâm âleminde büyük bir sevinç yarattı.£akat ertesi gün şehirde çıkan fcrir kargaşalığa Kerh mahallesinde oturan Şiilerin karışması fle durumun ağır bir şekil alması ■özerine. fanının bastırılmasından sonra İbrahim Yınal'm da emir almaksızın Musul'dan ayrılarak eski bölgesi Heme-dân'a gitmesi üzerine. Alp Arslan ile Damgan civarında karşılaştı. kardeşi Çağrı Bey'in oğlu Süleyman'ı veiiahd göstermişti. Nusaybin'e kadar ilerlediği zaman. para bastırdı. Bundan sonra el-Kaaffm K-emriilâh sancaklar. ibrahim Yınal ile. Gümüş-tigin ve Erdem gibi büyük kumandanlann dahil bulunduğu «kalabalık bir ordunun başında derhâl Besâsîrî'yi takibe çıktı. makamına oturttu ve Sav-tigin. Tuğrul Bey. Kutalrruş'ın kardeşi ReftıWgin'in Hûzistan'dak?. 120 yıldan fazla bin zamandan beri ftüküm süren ş?"i Buveyhî devltftl sona erdi. Amîd-ül-mülk'ü azlederek yerine Merv'de iken kendi veziri bulunan Nizâm'ül-mülk'ü hükümet başına getiren ve yüksek devlet makamlarında değişiklik- . Musul ve Sincar havalisini İbrahim Yınal'a tevdî ederek. Çağrı Bey'in oğuttentu: Horasan'dan Alffc'Jftalan'ı «Mte* man'dan Kavurd'u. Gird-i kûh kalesine çekilmiş ve vezir Amîd'ül-mülk tarafından kuşatılmıştı. bir yandan şRHği kaldırmak.Saltan Alp Arslan: Sultan Tuğrul Bey'in çocuğu yoktu. Bü durum. Nikâh ağustos 1062'de kıyıldı. aynı zamanda Abbasi halifesini himaye etmek yoluyla sünnî İslâm dünyasının müdâfaasını da üzerine almış bulunuyordu.

düşmanı yormak. Küçük çapta. direnme noktalarını hırpalamak. harb malzemelerine karşı faaliyet gösterdikleri. yanında bulunan oğlu Melikşah ite vezir Nizâm'ül-mülk de Araş nehri boyunda Sürmari (Sürmeli Çukuru)'yi ve kiliseleriyle meşhur müstahkem Meryem-nişîn kalesini ve civarları zaptetdiler. diğer taraftan Kızılırmak bölgesine kadar ilerleyerek. Sultan Alp Arslan 1064 baharında Azerbaycan'a hareket etti. Dînar. AN kasından Kirman meliki Kavurd'urrson isyanımda batıran (1067) ve KirmarYdü* Şîraz'a doğru hareketle Istahr kalesini tâbiiyete alan Alp Arslan. Rey'e dönen Alp Arslan. dağılmışlardı. kardeşi Süleyman Belh'e . Türk baskısının . Ya Bizans bütün doğu sınırları boyunca yükselen ve serpintilerini kendi içinde hissettiği bir istilâ çığını mahvedecek. Türtaefifler kollar hâlinde Ermjrum. kışları Azerbaycan'a dönüyorlardı. gelecek istilâyı kolaylaştırıcı vazifelerini yapıyorlardı. Hazar Denizi kenarındaki Mankışlak'ta Kıpçak reisi ile sava§arak*OTu itaate mecbur etti ve sonra büyük babası Selçuk'un mezarını ziyaret etmek Oz^mt Cend'e yöneldi. ona ve mücahitlerine teşekkür eden bir beyanname neşr etmiş. Ani'nin fethi İslâm dünyasında büyük memnunluk yaratmış. Tuğ-tigin. halkı soyuyorlardı. Alp Arslan'ın dikkat ve ısrarla tatbik edegeldikleri akınların daha ziyade askeri yönden ehemmiyetli yollarla. Sonra oğulları m akrabalarını ülkenin çeşitli yerlerine "melik" tâyin etti. Cemcem. Kavurd meselesini hallettikten sonra. Malazgirt sahrası ferinin bu kesin mücadelesinin vukua geldiği yer olmuştur. artık bundan sonraki bütün gayretlerinibtfı cephesine. yani Türkmen kuvvetlerinin fasılasız olarak akınları* devam ettikleri 'ıteOrta-Asya'dan kalabalık kitteter hâlinde buralara âdeta akan Türkler sebebiyle. bîri dikkati çekmeyecek derecede ufak gruplar halinde görülen TGVkmen kûtieterî. onun üç oğlu adına. her tarafa fetjhnâmeler yazılmış. Bizans. Ziyaretten sonra Harezmlri rftöfkezi Gürgenç üzeHhden MerVe dörtftri (Mayıs 1066) Suttan Afp Arsteh'ın bu ilk Türkistan seferi ile eski ataları ökesinin Mâverâünnöhlr'e komşu tarafları Sölçuklu devüaüine bağlan*. Arslan Argun Hemedân ve Sâve'de bulunmuşlardı. arkasından Bagrat hanedanının başkenti olup Bizans'a bağlı buluna/ı ve Rumlar tarafından müdafaa edilen. Ertaş'ın iki oğlundan. surlarıyle meşhur.Malarzgirt Meydan Muharebesi: Uzak bozkırlardaki yurtlarından bir daha dönmemek üzere gelerek . yıllarca süren hazırlık devresinin tek hedefi Anadolu'yu atmak ve onu Türk yurdu haline getirmekti. gidecekleri şehir ve kasabalar. İmparator Konstantinos Dukas'ın ölümüyle (1067). Böylece 1071'den önceki yıllarda. Kare gibi muhitti strateji merkezlerinin ele getirilmesi îte orta ve kuzey Anadolu'ya doğru akınlar îorasr hayli kolaylaşmış oluyordu. Böribars Herat'ta. eski Türk harp usûlüne uygun tarzda. Sivas'ı zaptemişler (1060^ ve imparator Konstantinos Dukas'ın gönderdiği Bizans kuvvetlerini (1061) de mağlûp etmiçbırdi. Nihayet kendilerine yeni bir yurt edinmek mecburiyeti ite savaşan Türkmenler'in ruhî durumları da unutulmamak gerekir. Afşin. Ani'ye yürüdü ve şiddetli hücumlarla bu şehri zaptetdi (16 mart 1064). sultanın umumî talimatına aykırı davrananların ağır takibata uğratıldığı bu harekâtta bütün faaliyetin belli plân dahilinde yürütüldüğünü ortaya koymaktadır.Tuğrul Bey'in. bizzat halîfe Alp Arslan'ın başarısını belirten.ttltuhata dewam etti. Oğlunun başarısından çok memnun olan Alp Arslan. UriaVı ku^rnışbr. Sultandan emir alan Türkmenler'in hücum noktaları gayet iyi tertiplenmiş. esas gayede sadece ganimet elde etmek değildi. yakınlarında 'cennet-1 âlâdan bir örnek olan Radgân'a gelerek. Yine bu yıllarda Ğümüş-tigin. oğullarından Arslan-şah Merv'e. Esasen Azerbaycan'daki Türk kte leteri Bizan&'a karşı. Ani. Sâlar-i Horasan ve diğer başbuğların idaresinde hareket eden bütün bu kuvvetler Yâkutî'nin emrinde olup. Tâbiiyet arzeden Cend hâkimi.262 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 263 ler yapan Sultan Alp Arslan. Hâdiselerin gelişmesi M kuvvetten birinin diğerini mutlaka yok etmesini zarurî kılıyordu. tahrip müfrezelerinin mümkün mertebe az kayıpla düşman askerî yığınaklarını dağılmaya çalıştıkları. fakat fasılasız olarak. Daha sonra diğer oğlu Ayaz. 1065'te doğu seferine çıkan Sultan'*Âlp Arslan Ceyhun'u geçerek Türkistan'a girdi. Türkmenler ve akıncılar. yâni Bizans İmparatorluğu olmak üzere iki kuvvet karşı karşıya gelmişti. Men/e gîtti ve orada oğlu Melikşâh'ı sonraları Terken Hâtûn (Celâliye] diye meşhur ve Mefikşah üzerinde çok nüfuzu olan bir Karahanlı prensesi ile evlendirdi. Muş ve civarına kadar sokulmuşlar. bilhassa eyaletlerdeki ve bu arada Anadolu'daki askerî birlikler yiyeceksiz ve parasız bırakılmıştı. yahut Anadolu üzerine gelen kuvvet oradaki devleti tamamen ezecekti. îftfiyar amcası Musa Mâzenderân'a. zaptedilmesi zaruret hâlini almış olan Anadolu üzerine teksif etti. Sepîd-şehr'i hücum ile ele geçirip. Selçuklular'a tâbiiyeti kabul etmiş küçük Arap hükümetlerinin sıralandığı güney sınırlarından Anadolu içlerine akmaktaydı. Arslan Argun Harezm'e. e . Gürcü ve Abhaz tfökû^arterimn mağlûp ecfamesi ve Gence. kendisi Erran'da Lori küçük Ermeni kırallığını itaate aldıktan sonra. Tuğrul Bey zamanından beri Azerbaycan ve Erran'da Bizans'a bağlı Ermeni. Buna göre. ahâliyi yıldırmaktan ibaret. Kilikya taraflarında dolaşan Türkmenleri püskürtmek üzere gönderilen general Nikephoroe Botaniateafcuvvetteri. muharebe etmeden. Ahfat. uğrak mahalleri tesbit edilmişti. Gürcistan'a girerken. Sultan Ni^âpOr. kalabalık Bizans kuvvetlerinin barınağı kaleler civarında teksif edildiği. diğer kardeşi Ityas Tuharîstan ve Saganiyan'a. Sâiar-i Horasan ğfbi bey ve kumandanların idaresinden Türkmen boyları. Süleyman'ın yerine Befrfte. oğlu Melikşah'm vefiaüıdllk törenini yaptırdJ ve aynı yıl ortasında (Temmui 1066) Nişâpur'a gîttf. Malatya ile Şarkî-Karahisar (Kolania)'ı ele geçirmişler. Kapar. sultana "Ebû'l-feht" unvanını vermiş ve bu büyük sefer Bizans İmparatorluğunu Alp Arslan ile anlaşma teşebbüsüne mecbur etmiştir. hareket hflindeydi. yaklaşan tehlikenin pek farkında değil gibi idi. Ahmedşah. Mes'ud Bagşur'a ve Mevdud Isfizârîk gönderilmişti. Bunlar kendi ülkelerini yağmalıyorlar. onları da yanma alarak. Togan-şaf? Herafa'melik" olmuş. üstelik yayla Iklirttf ve bol otiaklariyfe kendi yaşayışlarına son derece elverişli hayat şartlarındaki Anadolu'ya el koymak istemeleri kadar tabiî bîr'ştey olamazdı. Sultanlar hassa ordulariyle imparatorluğun başka cephelerinde meşgul bulunurken. sultühı Sabrâtfda hediyelerle karşıladı. Tutuş Sâ$ ye'de. erzak depolarına. diğeri de eski parlaklığının artığıyle geçinmeğe mecbur bir heyûlâ. Selçuklu hizmetine giren ve bu devletin şuurlu sövk ve idaresi altmda Bizans sınırlarına yığılan Türkmen kütlelerinin. İlk bakışta intizamsız Çeteler tarafından yapılmış gibi görünen bu akınlar hakikatte başıboş olmadığı gibi. Sonra huzura gelip tâbiyet arzeden prens Gagik ile birlikte Kars'a girdi. yerine geçen imparatoriçe Eudoxia zamanında Doğu-Roma dahil? karışıklıklar içinde bulunuyordu: Sarayda menfaat esasına göre kurulan grupların yersiz müdahaleleri yüzünden sarsılan imparatorlukta ordu iyice ihmale uğramış. 1067'de Malatya'ya kadar gelen Afşin idaresindeki Türkmenler'e karşı duramamışlar ve onun Kayseri'ye akınına engel olamamışlar.

Süryâni tarihçisi Barhebraeus'un rivayetine göre. Anadolu kiralarının yığınak yeri olan Sakarya kıyılarına gelmiş. yoluna devam ederek . Nitekim bu sene. Makedonyalılardan acele topladığı ordu ile sefere çıktı. lüzumlu tedbirler alındıktan sonra sultanı orayaçrtmenln» hattâ etrafı tahrip ederek. Türkleri Anadolu'dan sürmek ve arkasından İran'a yürüyerek Selouklu başkentini zaptetmek azmi ile. İlk Bizans elçisi orada yanına geldi. 1* kısmını da. franklar ve Uzlar'dan 10. hemen harekete geçti. Memleketini barışa kuvuşturmayı birinci vazife sayan yeni imparator. yüzbini aşan bir ordu Be. tahta çıkışından iki ay kadar sonra. Türk ordusunun iaşesini güçleştirmenin uygun olacağını Heri sürüyorlardı. Sivas'a gelen Diogenes. Anadolu'da yürüyüş hâlinde olan imparator.kendine güveni fazla. fakat aldığı esirleri öldürten imparatorun önünden muntazaman gerileyen Türkmenler'e karşı herhangi bir başarı eldö edemeden başkentine dönmüştü. atılganlığı. akınlarını Marmara sahillerine kadar uzaHuştı. sabırla takip eden Sultan Alp Arslan her gün biraz daha hedefine yaklaşmakta İdi. Menbic'i zaptetmiş ve kış aylarında İstanbul'a dönüşünde büyük törenle karşılanmıştı. Anadolu'nun yıpratılması siyasetini. hükümet darbesi teşebbüsünden suçlu bulmasına rağppen. Afşin bu nünasebetle Phrykia bölgesine girmiş. İran'a kadar ilerlemeği tasarladığım göstermekte idi. bir akıncı grup Kayseri'yi yağmaladığa gibi. Diogenes bu. bu meşhur şehri yağmalamalarını önleyememişti. 1-200 kişi tarafından kullanılan muazzam bir mancınık bulunuyordu. M eyöfarikîn (Silvan). rakipleri Emîr'ülcüyûş Bedr'ül-cemâiî ile diğer kumandanlara karşı Alp Arslan'dan yardım istediği ve onu Suriye'yi zapta teşvik ettiği zaman sultan. Selçuklu ailesinden olup. Denizli yakınındaki Honas (Khonae) şehrini yağmalayıp. Bütün belirtiler imparatorun kesin netica almak maksada» güttüğünü ve mümkün olduğu takdirde. çeşitli İslâm ülkelerinde eskiden olduğu gibi Abbasî hutbesi ikâme edilmekte ve Selçuklu sultanının hâkimiyeti tanınmakta idi.Şüphesiz bu hâdiselerin zoru İle Romanos Diogenes meseleyfcfcöteöıjden halletmeğe karar verdi ve kalabalık blror-du başında. artık Bizans'ın çıkarabileceği son ve en kalabalık kuvvet ile hesaplaşmak zamanının geldiğine inanmıştı. ölen imparatorun kardeşi Caesar loannes Dukas ile birlikte. 1070'te tekrar muharebeye hazırlanan Diogenes. Maliyenin bozukluğu dolayısiyle askerleri erzaksız ve silâhsızdı. derhal geıf döndü (? nisan 10T»^ çünkü o âna kadar Anadolu'nun fütuhat bakımından olgunlaşmasını bekleyen sultan. Mekke ve Medine'de hutbeyi el-Kaaim adına okutmağa başlamıştı. Esir Manuel. Alp Arslan'ın Suriye'den. İmparator Diogenes'»' faal durumuna ve uzun cevelânlarina rağmen Anadolu'ya TOrk hücumları gittikçe artıyor ve daha uzak bölgelere yayılıyordu. Onun gururunu okşamakta menfaat umanlar Selçuklu devletten merkezine yüfOm^ö* teklif acByorlar. Romanos mağrur. Menbic'i Selçuklular'a bırakmayı vâdediyordu. diğer müfrezeler de. vakit geçirmemek maksadiyle. seferinde Kayseri-Sivas-Divriği-Toroslar-Haleb yolunu takiben güneye inmiş. Diogenes cesareti. ana siyaseti icabı. *>radan Şam'a yürüdüğü srrada. Diogenes ertesi yıl. Abhazlar'a yardım bahanesi ile fakat hakikatte ordusuna erzak temin .000 araba taşıyor. Sultan müsbet cevap vermedi. Ancak imparator bu dolaşma esnasında ne Nik sar'ın Türkler tarafından tahrip edilmesini. Haleb hâkimi Mirdâ-sîler'den Mahmöd'u huzuruna getirtip. Anadolu fütuhatı bakımından fevkalâde mühim mevkilerdi. Aynı yıl içinde Mısır'da iktidar mücadelesine girişen Hamdâniler'den Nasr'üd-devle. Ahlat'a şevketi. geçilecek yolların emniyetini sağlamak vazifesi 8e. Alp Arslan'ın enW tesi idi ve saltanat dâvasına kalkıştığı için. Oğuz Yıva boyunun başında bulunan bu Türk kumandanı. islâm kaynaklarında etraflıca tasvir edildiği üzere. O zaman batı Anadolu'dan dönen Afşin'den aldığı. veya gerilere püskürtmek maksadı ile sefere çıkan Diogenes programım tatbik edemiyor beklenmedik yerlerde ansızın ortaya çıkan akınca dolayısiyle sık sık yötr^teöiştirmeye mecbur kalıyordu. Malazgirt ile Ahlat'a karşılık. sultanın emri ite Afşin tarafından tpHpi ediliyordu. Palu ve Sivas bölgelerinde harekâtta bulunmuş. saraydaki muhaliflerin tesiri Pe. dalkavukluktan hoşlanan bir adamdı. nâzik durumunu farkettiği âsiyi Bizans'a gitmeye ikna ederek. Âmid (Diyarbakır) ve havalisini tâbiiyetine aldı. askerî kabiliyeti. tahrip ettikten sonra. Halbuki Türk istilâ yollarının üzerinde bulunan Malazgirt ve Ahlat. Bizans topraklarının hiç bir yerinde ciddî mukavemet unsurunun mevcut bulunmadığı yolundaki rapor kendisini takviye etmlşü. Kendisine olan güveni dolayısiyle ordusunu parçalamağa başladı. imparator idaresindeki Bizans ordusunun doğu Anadolu'ya İlerlediğini haber ahr almaz. seferden alıkondu.000 kadarım irakhaniotes ile Norman şeflerinden Urseilus kumandasında. burada yeniden tertip ve tanzim ettiği ordusunda bazı tensikat yapmış.264 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHÎ 265 artmaeı imp&ratoriçeyi idarenin başına Wr erkeği getirmeğe mecbur etf/flb o asîl bir aileden olup. Azerbaycan'dan güneye inerken. kendisine koca seçti. ne de onların Ahlat üssünden hareketle tâ Eskişehir yakınlarında Amorion'a kadar sokularak. Görüldüğü üzere temel siyasetinden biri olan Fâtımîler ile mücadele tesirini göstermekte ve Selçuklu devleti kuvvetini arttırdıkça. İmparatorluk ordusunun ağırlığını 3. Sardika (Sofya) dukalığî^amanmda Peçenekleyr'e karşı başarılar kazanan Romanos Diogenes'i. bunlan takip eden türlü muhasara âletleri arasında. ayrtcfeğpn» öğrenincş bir harp meclisi toplayarak yapılacak işleri görüntü. yola koyuldu (13 mart 1071) ■ O sıralarda Alp Arştan Suriye seferine çıkmış bulunuyordu. Bizans orduları Anadolu'da iken. böylece Diogenes 1 ocak 1068'de irr^arator ilân edildi. Fakat yine aynı kaynaklara göre. İmparator Diogenes uzun hazırlıklardan sonra. Fakat uzun zamandan beri ilk defa ordunun başında bir imparatorun bulunuşu kayda değer bir hâdise teşkil ediyordu. Haleb'e indi. Bizans elindeki Urfa'yı uzunca bir kuşatmadan sonra. bütün bu hâdiseler boyunca teşebbüsün dataWWMer elinde bulunması idfc Türkler'i yok etmek. general rütbesi ile Malatya kumandanlığına tâyin edilen Ermeni Philaretos'u kaçarak imparatora sığınmaya mecbur etmiş. 1069'daki. ikinci seferinde Kayseri. bu arada kendilerine güvenemediği Nikephoros Botaniates ve benzerleri gibi değerli kumandanlarla ter kısım askerini İstanbul'a iade etmişti. onu İstanbul'a götürdü. başka Türkmen akıncıları da memleketin ortasındaki i AnatolfltB eyâletinin merkezi zengin ve nüfusça kalabalık Konya'yı tahrip etmişler ve Kilikia geçitleri Kataturias tarafından tutulmasına rağmen. Dakas'ın taçtan mahrum bırakılan oğullarının taraftarı feyselof Mikhael Psellos dışında bütün Bizans tarihçileri taralından belirtilmektedir. Uzlar'dan. güney yolu ile Haleb'e ulaşrrâğa muvaffak olmuşlardı. doğu Anadolu'da Ermeniler tarafından korunan Bizans'ın müstahkem kafesi Malazgirt'i bir hücumda zaptetti. 1070 senesinde Mekke emîri İslâmiyetin iki büyük merkezinde. Yerine yola çıkan doğu orduları başkumandanı Manuel Komnenos Sivas civarında Er-Sığun tarafından mağlûp ve beraberindeki Nikephoros ile birlikte e$r edildi. mart 1068'de Franklardan. MOhimrakta. fakat Mikaphoros Bryennios ve loseph Trakhantotes 8** tecrübeli ve ihtiyattı kumandanlar memleketten uzaklaşmanın tehlikeB olaca^nu nihayet Erzurum'a kadar gidilebiliceğlni. imparator bu tavsiyeleri dinlemedi ve Iran içine dalmak niyetiyle Erzurum'a geldi.

Şam'ı zaptetmek üzere yeter sayıda asker bırakan Alp Arslan. sultanın barış teklifinde bulunması tabu idi. yukarıda söylediğimiz çarpışma Türk zaferi İte neticelendi. savaşmak istemeyenlerin çekilip gitmekte serbest olduklarını Hân etti. Bu ilk başarıda ele geçirilen ganimet arasında kıymetli bir haç. 20. Bu esnada Bizans ordugâhında da dini törenler yapılıyor.000) Süleyman-şah. müdâfîleri öldürttükten sonra. yaKınındaki Zihva sahrasına geldiği zaman. W parator merkezde idi. Anadolu'ya yöneltilmiş tahrip seferleri devamınca dâima taşebbüsû ellerinde-tutmuş olan Türkler. Bağdad'a halifeye ulaştırılmak ü^are Hemedân' da bulunan Nizâm'ül-mülk'e gönderildi. askerlere yaptığı hitabede: şehit düşerse. Basilakes kuvvetleri ile sultanın öncüleri arasında ilk çarpışma vukua geldi (24 ağustos). Disiplin altında hareket etmesini bile* sTürk birlikleri arasında anlaşmazlık da yoktu. zaferden emin bir hâlde.000. bir er gibi. Vakıa Alp Arslan Musul İstikametinde Herlemiç îdi.000. aralıksız hücumteiriyte. kumandanlar içinde de zaferle alâkası olanların sayısı azdı. İki gün önceki çarpışmada sultanın imamı fakîh Ebû Muhammed b. devlet ve din uğrunda döğüşüceğini. sadece kütte savaşı yapabilen bu ağır hareketli ordunun çeşidi zümreleri arasında tam bir anlaşma ol- madiği gibi. fakat bu. yük zafere alâmet sayılarak.' onları takatsiz düşürmüşlerdi. kendisinin. 16. Ahlat civarında hücuma uğrayan kıt'alarına yardıma gönderdi.000. son hesaplaşma saatlerinde de duruma tamamen hâkim bulunuyorlardı. ordudaki herhangi bir erden farklı bulunmadığını göstermek üzere. Bozan ve SavTigin gibi seçkin kumandanlarının idaresinde» meşakkatlere tahammüllü ve çoğu bozkır muharebe usulünce yetişmiş. Haleb'den ayrıl dıktan sonra. man karargâhına kadar sokulan küçük süvari grupları. bir süvari birliğini ileriye sevketmişti. sağ kanadına Nlkephoros Bryennios emrindeki Rumeli kıt'alarını . onun Bizans'tan çekindiğinden değil. İslav. Geri kalan kuvvetleri île Malazgirt1© yürüdü. görüldüğü gibi. sultanın korkarak Bağdad'a doğru çekildiğini bildiriyor ve Basilakes de bu haberin doğruluğunu tasdik ediyordu. Fakat. müzakerelere ancak Selçuklu başkenti Rey'de başlanabileceğini söylemiş. Tuğrul Bey zamanından beri hizmet gören yaşlı ve yorgun Irak-ı Acem kıt'alarını terhis ederek. 100. 13. Bryennios da yaralı hâlde çekilmeğe mecbur oldu. Diogenes yabana askerlerin durumlarından şüphelenerek. Çatışma saatini cuma vaktine kadar tehir eden sultan. Bir İslâm mücâhidi olarak. Abd'il-Melik'il-Buhârî'nin zaferin kesin olduğuna dair müjdesi bütün orduya duyurulmuştu. Ibnü Munkiz. Imâd'üd-dîn 14. sol kanadına Anadolu birliklerinin başında Kaopadokialı Aleates'i. Sibt. kılıç ve topuzunu aldı. Ibn'ül-Esîr. Herhalde buna Artuk Bey. 26 ağustos 1071 cuma sabahı Türk ve Bizans ordu 3HJI ları karşı karşıya mevzi almış bulunuyorlardı. Cebrî yürüyüş esnasında at ve de velerin çoğu ölmüş. hep birlikte kılınan namazdan sonra» beyazlar giyinmiş ve kokular sürünmüş olarak. Gevherâyin. Ahbâr. bü-. ilâhiler söyleniyor. bilhassa Fırat'ı geçerken ağırlıklardan bir kısmı harap olmuş tu. Norman. ^ İki ordu arasında sayıca fark büyüktü. Phrykia ve Elcezîre kuvvetleriyle Balkan eyâletleri askerlerinden başka. darbeden önce. ellerinde renkli bayraklar ve büyük haçlarla saflar arasında dolaşan asil-zâdeler ve ordu papasları askeri teşcie gayret ediyorlardı. Mansur. bu vadiye hâkim tepelerin Türk niüfrezelerî tara fından tutulduğunu gördü ve olduğu yerde karargâhını kurdu. Kappadokia. O gün akşam karan lığından itibaren Türk okçuları Btoans ordusunu tacize başlamışlar ve gece düj-. Imparafor tarafındaç hemen ona yardıma gönderilen N. Alp Arslan. soydaştan olan Selçuklular tarafına geçmişlerdi. az sayıda. metni Ahbâr~öd-Devtet'is-Selçukfye?de kayıtlı dua her tarafa gönderilmişti. karısı hâtûn ve şehzadelerle birlikte Hemedân'a yolladıktan sonra. kendi saflarını terk ederek. Basilakes emrinde. Selçuklu süvarileri kendilerini hâlâ Ahlat garnizonuna bağlı. Daha 26 ağustos gününün erken saatlerinde Peçenek ve Uz kıt'alarından mühim bir kısmı. bir hükümdar olarak değil.000'den aşağı değildi. Böylece Türk ordusunun öncüleri ile Bizans kuvvetleri arasında vukua gelmiş olan. ordugâhında kalan üz ve Peçenekler'e "tendi usûllerine göre" sadâkat yemini ettirdi ve önceden Ahlat'a sevketnriiş olduğunu gördüğümüz Trakhaniotes ile Frank Urselius'un geri dönmelerini emretti. hattâ İsfahan'da kışlamak ve hayvanlarını Hemedân'a göndermek niyetinde olduğunu da açıklamıştı. aman vermesine rağmen. Abbasi halifesi aracılığı ile. mahdut miktarda asker zanneden ve im paratora da öylç bildirmiş olan Basiiakesff mağlûp ve esir ettiler. Müşterek gaza fikri ve Anadolu'yu ele geçirme gayesi onları birleştiren unsurlardı. yazdığı bir mektup ile imparatora. muharebeye iyice hazırlık yapabilmek ve BitHs üzerinden Malazgirt* ulaşmak bakımından o yolu daha elverişli saymasından ileri geliyordu. ok atmakta mahir ve her birinin ayrıca birer yedek atı bulunan. Bütün camilerde cuma hutbesinde okunmak üzere. seri manevra kabiliyetine sahip süvarilerden kurulu idi. Uz ve Peçenekler'den kurulu Diogenes ordueu. sultanın anlaşma isteğini onun muharebeden kaçındığı şeklinde anlayarak. çoğu piyade olmak üzere. atının kuyruğunu eliyle bağladı ve ön saflarda çarpışacağını belirtmek maksadiyle de ok ve yayım bırakarak. önce doğuya yönelmiş gerekli savaş hazırlığım ya» parak ve kuvvet tedarik ederek kuzeye dönmüş ve Diogenes'in Malazgirt'! tehdit ettiğini haber alınca yürüyüşünü hızlandırmıştı. ordusundan ayırdığı diğer bir parçayı. Porsuk. Ancak alınan red cevabı ordudaki savaş azminin artmasına yardım etti. 4.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 267 içjn kuzeye gönderdi. fakat genç ve dinç bir ordu ile Ah lat'a ulaştıktan ve veziri Nizâm'ül-mülk'ü. memleketin diğer bölgelerinde çıkması muhtemel herhangi bir karışıldığı önlemek veya harp sahasına taze kuvvetler gön dermek üzere. sultanın Ahlat'a bizzat geldiğini anladıkları zaman. Alp Arslan büyük muharebeyi müslümanların mübarek günü cumaya tasadüf ettirmiş ve ordusunun maneviyatını takviye için. islâm dünyasını âdeta seferber hâle getirmişti. Fakat kadı Ibn'ül-Mahleban ile kumandan Sav-tigin başkanlığında gönderdiği hey'eti iyi karşılamayan imparator. Malazgirt'ten hareket ederek Ahlat'a doğru ve Malazgirtln 10-12 km. Kaçan Bryennios'dan izahat alan Diogenes. Tutak ve diğer Türkmen beylerinin emrinde aynı derecede çetin ye akınlarda iyice pişmiş Türkmen birliklerini de ilâve etmek lâzımdır.000 hassa askeri ile birlikte yekûnu 15-20 bin tahmin edilen sultan ordusu (Ibn'ülCevzî. Ibn'ül-Adîm. idare adamları ve kumandanların oğlu velîahd Melikşah'a tâbi olmalarını vasiyet ettikten sonra. Gürcüler'den ve ücretli Frank. son bir barış teklifinde bulundu. Ermeniler'den. iaşe güçlüğünü de he saba katan sultan. Yolda Ermenistan ve Bcezîre birlikten kumandanı Basilakes Magistros maiyetindekilerle imparatora iltihak etrniştiiO civardaki «teans kumandanlarından Leon Debatanes. Diogenes nisbeten zayıf bir kuvvetin koruduğu Malazglrtl teslim olmaya zorlayıp. Bizans ordusunun durumunu öğrenmek için. kuvvetleri ile birlikte Fırat'a doğru çekilmiş bulunuyorlardı. vurulduğu yerde gömülmesini. Fakat bu iki kumandan. Buna karşılık. Bu sür'at ile fazla kuvvet taşımanın zorluğuna ilâveten. öğleden az sonra her İki taraf muharebe nizâmını almıştı. el-Kaaim'in hazırlattığı.

Alp Arsian ise. bir Türk süvari kıt'asının muhafazasında. Hûzistan. baştan beri anlattığımız şartlar altında.Alp Arsian Karaharriıfar'a karşı Doğuya hareket etmezden önce. Mikhael'in orduları tarafından Sivas'ta ve Adana'da mağlûp edildi. sultan imparatorun barış müzakerelerini reddini tenkid etmiş. siyasî teşekkül olarak. pusu ve uzak muharebe esasına dayanan bozkır savaş usulünde ve Türk ordusundaki maneviyat yüksekliğinde aramak daha doğrudur. Şîraz ve İsfahan'da bulunduğu bilinen ve tecrübeli erlerden kurulu 15. Büyük Suttan Melikşah: Alp Arslan'ın.ile. yakalanan kurmay heyeti ile br iikte. Anadolu için yapılan meydan muharebesinde Alp Aralan gibi bir hükümdarın toprak telebinden feragat etmesi beklenemezdi.b. velîahdliğini birçok kereler teyit ettirdiği ve evvelce Kafkas cephesinden başka Harezm. Bunlardan daha kalabalık Skisini muharebe sahasının yanlarından tepelerde pusuya yatırdı. sultanın huzuruna getirildi. Malazgirt zaferinden sonra. Ebû Şucâ künyesini. düşmanın gerilerini tutmakta vazifelendirdiği üçüncü kısmı da müsait mahallerde mevzilendtrdi ve kendisi Diogenes'in karşısında mevki aldı. kendisi ile bir ittifak anlaşması yaptığı Diogenes'i bir hafta kadar hususî çadırda bir hükümdar gibi misafir ettikten sonra. yolunda bazı Batılı araştırmacılar tarafından ileri sürülen iddialara Büyük Selçuklu İmparatorluğunun gerçek dinî ve askerî çehresi ve o devlet nazarında Anadolu'nun taşıdığı ehemmiyet karşıstnda fazla bir kıymet vermek doğru değildir. yakalandı. fidye olarak bir buçuk milyon altın vereoek* ayrıca ımr sene 360. Müttefikinin öldürülmesi Alp Arslan'ı anlaşma hükümlerini silahla gerçekleştirmeğe zorladı ve haklı olarak o. Çünkü. Bizans ordusu cepheden. Yaralı olarak esir edilen Diogenes. hattâ Anadolu'nun fethinden sonra dahi Suttan Melikşah'ın. lüzumu anında sultana askerî kuvvet gönderecekti. imparatorluk salâhiyetleri alınan Diogenes. Bu nünasebetle kaydetmek yerinde olur ki. Bizans topraklar»»» giren Diogenes.000 altın ödeyecek ve Bizans imparatorluğu içinde mevcut bütün müslüman esirleri serbest bırakacak. esasen o zaman halifelik yanında. Selçuklularda terkini istemiş. savaşın tekrar başlamasından tek sorumlu. Böylece Türk sultanı merhamet. Malazgirt. Zonaras gibi o devir tarihçilerinin belirttikleri üzere. Türkler'deki malûm hâkimiyet telâkkisi dolayısiyle çıkması kuvvetle muhtemel kardeş kavgalarını önlemek için. bir de Bizans İmparatorluğunun bulunması düşüncesinin Doğu âleminin zihniyetinde yaşadığı. yahut zincire vurularak telâm ülkelerinde dolaştırılacağı veya pek zayıf ihtimalle. Zamanın Bizans tarihçiçi Bryennios'un Türkler'i barışı bozmakla suçlandırması doğru değildir. Sultan Alp Aralan. teklifleri kabul eden Diogenes. veya imparatoru sevmeyen Andronikos'un muharebe meydanını terki (Bryennios.000 süvarilik bir kuvvetin başında bulunan oğlu Melikşah sultan İlân edildi (25 Kasım 1072). yahut Ermenilerin kaçması (Süryânî Mikhael). imparator. Tahta çıkışı sırasında başlıca tesiri yapmış olan Nizâm'ül-mülk vezirlikte bırakıldı. Bizans ordusunun askerî hatâlarını ©v/mfş ve nihayet ona. Diogenes'i ve onun ile alâkalı her şeyi unutmak isteyen. İstanbul'da Konstantinos Dukas'ın oğlu Mikhael'in imparator ilân edildiğini öğrendi ve bilindiği gibi. asıl sebebi Alp Ars-lan'ın dikkatli '3ir sevk ve idare ile tatbik ettiği sahte ric'at. arazi devrinin kendinin ancak tacı . pusuların bulunduğu yere kadar gelip dayanmıştk Türk ordusuna umumî ftöcum emri verildiği zaman hatasını anlayan imparator çekilmeğe çalıştı ise de. ya öldürüleceği. Arazi meselesine gelince. Bizans'ın Türklere karşı çıkardığı son ve kuvvetti ordunun Malazgirt ovasında imha edilmesi ile Bizans müdafaa şeddi yıkılmış ve Sultan Âlp Arsian islâm ve Batı dünyasında büyük akisler uyandıran bu zaferi ile Türk yurdu hâline gelecek olan Anadolu'nun mukadderatını tâyin etmiştir. gerçeği görmezlikten gelen Bizans olabilirdi. Karahanlı hükümdarı Şems'ülmülk Nasr Han ile o sırada Harezm'de bulurun melik llyas arasındaki savaş sebebi ile tertiplediği Mâverâünnehir seferi esnasında esir edilen bir kale kumandanı tarafından hançerlendi.*nuhafaza ettiği tt kdirde mümkün olacağına İşaret etmiftL. sultan. 45 yaşında idi. Karanlık bastığı sıralarda Bizans ordusu gittikçe daralan çember içinde imha edilmiş bulunuyordu. okçuların himayesinde hücuma geçti. t. Böylece şecaati ile meşhur ve Türk ve telâm tarihinin en seçkin sımalarından biri olan bu büyük hükümdar 25 kasım 1072'de vefat etti. ordusunu dört kısma ayırdı. değildi. Kılıç hakkı olan anlaşmayı yürürlükte tutmak için kuvvete müracaat mecburiyetinde kalınmış ise. Bu cüzi kuvveti bir anda ezmek hevesine düşen Oiogenes bütün ordusu fle karşı taarruza kalktı ve çekilmeğe başlayan Türk-4er1» takip etti. Mateos. Alp Arştan. Geaser loannesto oğlu Andronikos'u geride yedek kuvvetlerin başında bırakmıştı. imparatorun faydası* çekilme gayretini maiyetindekilere bozgun şeklinde göstererek kaçmağa teşebbüs etmiş ve bu. bütün Anadolu'yu Bizans'a terke hazır olduğu v.268 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ-----------------------------—-----------İ-----------------------------—---------------------*** yerleştirmiş. sultan onunla dostluk kuracağını bildirmiş. Urfa. Alp Arsian tarafından maharete tatbik edilen sahte ffc'at başanlı olmuş ve ordugâhından hayli uzaklaşan imparator. Metni elde bulunmayan anlaşmanın kaynaklarda tesadüf edilen bazı raddelerine göre. f • Büyük Selçuklu İmparatorluğu: . Bizans'la ilgilenmediği rivayeti. İlk olarak Türk merkez kuvvetleri. Sırf taktik bakımından Bizans yenilgisinin sebepleri şüphesiz yalnız Uz ve Peçe-nekler'in sultana katılmaları (Attaleiates. Mateos). Adud'ud-devle lakabını ve Burhân-u emîr-il-müminîn unvanını taşıyordu. memleketine gönderileceği cevabı üzerine. İtidal ve insanlık duygularının bir örneğini daha vermiş oluyordu. memleketine iade etti ( 3 Eylül 1071). Diogene'in muharebeyi idarede gösterdiği beceriksizlik (Psellos) âmillerden biri olarak zikredilebilir ise de. Ermeni kıt'alarının da uzaklaşmasına sebep olmuştu. affedilip bir naip sıfatı ile. Alp Arsian Diogenes fle uzun uzun konuştu. Alp Arslan'ın akıncıları başı boş bıraktığı. akşama doğru. yanlardan ve düşman ordugâhı istikametinde sarkan süvarilerle geriden sarılmış ve bir çember içine alınmıştı. Zonaras). onu teselli etmiş ve tahtta kendi yanına oturtmuştur. Kutalmış-oğulları ile Türkmen beylerine Anadolu'nun zaptına emretti. maiyetindekiler ve diğer esir asilzadeler ile birlikte.kumandanı Andronîkos. Menbiç ve Antakya'nın dolayları ile birlikte. bu galip tarafın başvuracağı en tabu hareket sayılmak lâzım gelir. Merv'de gömüldü. Kaynaklarımızda belirtildiğine göre. Sultan Melikşah hû» kümdarltğının ilk iki yılında sınırlan müdafaa ve babasının tahmin ettiği iç . böylece anlaşmayı tatbik güçleşti. Aristages. Yedek kuvvetleıi. nasıl bir muamele beklecfiğini sormuştur: Diogenes'in. gözleri oyuldu ve kapatıldığı manastırda ızdırap içinde öldü. imparator Aleksios ile dostluk kurabilmek için.

mâlîye İşlerini bizzat eline alarak müthiş vurgunculuk yaptığını kaydediyorlar. Mansur. korkusundan Urselius ile anlaşma çareleri ararken. Nitekim Kayseri'de ana kütte ile vuku bulan çetin savaşta 'cesarette olduğu kadar sayıca da üstün" Türk ordusu karşısında Bizanslılar dağıldılar. Türk süvarileri müfrezeler hâlinde gezerlerken halk. hayatta olduğunu ve fidye miktarını öğrenebildi. İki kardeş yanlarında yetmiş kadar atlı olduğu halde İstanbul'a doğru yola koyuldular. Alp-Uîg. karargâhı kuşatıldı: Fundalıklar içine kendisini dar atan Aleksios Komnenos canını kurtarmağa. Ancak orada kardeşinin Türkler elinde. Malazgirt savaşından sonra ülkesine gönderilen Romanos Diogenes'in ölümü üzerine. 2. bizzat efendileri tarafından rahatsız edilmediği takdirde. Onun için. Chrysopolis (Üsküdar)'! ateşe verdi. Ankara. pekâlâ kendi işiyle meşgul olabiliyordu. tek başına ve yaya olarak Ankara'ya varmağa muvaffak oldu. bir vatan kurma mahiyetini taşıyordu. harekât sırasında nasıl olsa hırpalanacağını bildiği İoannes'in itibarını sarsmak istiyordu. Sivas'a doğru yollandı.dürüst loannes Dukas'ı Anadolu'da inzivaya çekilmeğe mecbur etmiş ve kendisi nazırlık sandalyesine oturmuştu. Bizans başkentine girmişlerdi! Daha 1072-1073'te. Nikephoris. hadım Nikephoris'i endişeye düşürdü. Derhal İstanbul'a gitti. saray işlerinde mükemmel yetişmiş. Zira âsiler. Kalede kar* deşleriyle karşılaştı: Izak Kappadokia'da fidyesi için biraz para tedarik ederek ve geri kalan kısım için rehineler bırakarak serbest kalmış ve buraya gelmişti. muhalefetine rağmen. Bizans'taki iç anlaşmazlıklar yüzünden Anadolu halkı ihmal edimişti. mevkiinden uzaklaştırılmış olan loannes Dukas'm tâyini hususunda imparatoru ikna etti. Maiyet efradını feda etmek bahasına Komnenos'lar burada da yakalarını sıyırmak imkânını buldular ve İstanbul'a ulaştılar. Doğu orduları baş kumandanı Izak ile kardeşi Aleksios böylece alkışlar arasında. Alp Arslan'ın Anadolu'nun fethi hakkında verdiği emir tatbik ediliyordu. hem de. Türkler'e karşı kullanılmak üzere ölmezler (Immortel) adı ile yeni birlikler teşkil edildi. Sonra doğuya sefer yaparak Karahanlılar'ı memleketten çıkaran Melikşah'ın Sav-tigln kumandasındaki kuvvetleri Semerkand'a kadar ilerlediği zaman. tamamiyle ele geçirme. esir durumunda olan ahalinin kendilerine dokunmayan. Bütün o havaliyi Urselius hâkimiyetine aldı (1073). meşhur ailelerden Komnenoslar'la arayı düzeltmiş. Başkumandan Izak esir edildi. gîbı Türkmen reisleri de kendilerine bağlı Türkmenlerle Anadolu içlerine doğru hareket hafinde idiler. ieyarı etmişü. Geceleyin onun ordugâhtan ayrılmasına engel olamayan Izak. Kappadokia (Kayseri)'ya geldikleri zaman. kardeşi Aleksios da bulunuyordu. tarlalarını. yoluna devam etti. aynı zamanda amcası loannes Dukas sayesinde tacım muhafaza edebilmiş. otlaklarını terk edip şehirlere. ancak Anadolu'yu büyük bir azimle adım . Yangını karşı sahilden seyreden Mikhael VII. Sergüzeştçi ve disiplinsiz dört yüz kadar ücretli Frank'tan kurulu maiyetiyle Frank savaşçılardan Urselius'un iltihak etmesiyle takviye gönen Bizans ordusu Orta Anadolu'ya hareket etti. tarlasında çalışan bir köylü haber vermişti. Rastladığı küçük bir Türkmen müfrezesini bozdu. bir Türk ordusunun yaklaşmakta olduğu duyuldu. hattâ İzmit havâlisinde dolaşabilmeleri dikkat çekici bir durumdu. Urselius tarafından esir edildi. işgal edilen yerlerde halkı soymayan ve daha ziyade stratejik mevkilerle zengin çiftlikler ve malikâneler arayan Türkler'e bir nevi kurtarıcı gözüyle baktıklarını tahmin etmek güç değildir. Türkler öteden beri savaşlarda keşif işine fazla ehemmiyet verdiklerine göre.270 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 271 kavgalarla uğraştı. İzmit civarında iki yüz kişilik bir Türk birliğine rasladılar. Şems'ül-mülk Nasr af diledi. Bu başarılarla ihtirası kabaran Frank reisi imparatorluğa filen hâkim olmak ümidine kapıldı. Urselius'a karşı gönderilecek kuvvetlerin başına. Elinde mevkuf bulunan loannes Dukas'ı imparatora karşı kullanmağa karar verdi ve onu. imparatorluk merkezin? tsfahan'a nakleden Melikşah'ın geniş ölçüde fütuhatı başladı. Bilgin. Bu suretle hem Bizans topraklarını müdafaa ettiği için öğünmek. dönüşünde Ankara'ya uğradı. Memleket müdafaasını kuvvetlendirmek için. sonra İmparator olan. Grek kaynakları bu adamın aynı zamanda paraya son derece düşkün olduğunu. Izak'ın yanında. yahut bu gibi şeylerle fazla meşgul olmayan imparatordan ziyade. fakat fevkalâde kurnaz ve hilekâr bir kimse olan Nikephoris eski nâzır. Karahanlılar ve Gazneliler'in hudutlar* tecavüz ettiklşni 1072* 1073 kışında amcası Kirman meöâ Kavurd. Bu faaliyet artık geçici bir istilâ olmayıp. Bizans İmparatoru Mikhael VII. bir Frank askerini cezalandırmak isteyen başkumandan Izak'a karşı Urselius cephe aldı ve bütün kuvvetlerini toplayarak. imparator ilân ederek istanbul üzerini yürüdü. Kutalmış'ın oğulları Süleyman-şah. Sivas'ta Urselius'un kuvveti gittikçe büyüdü. hatip. Urselius ile biraz önce çarpışan kuvvetlerin ar? kadan gelmekte olan asıl ordunun gözcüleri olması muhtemeldi. Bu hâl imparatoru. Bu başarı Melikşah'ın memleketteki durumunu kuvvetlendir* ve hilâfet makamınca da saltanatı bundan sonra tastik edildi. Nizâm'ül-mülk'ün tavsiyeleri ite. Meselâ İzmit civarında Komnenos kardeşlerin bulunduktan şatoyu Türkmenler'e. Yukarıda bildirildiği üzere. hattâ teyzesinin kızını Izak (Isaakios) Komnenos'la evlendirmek suretiyle sağlam bir birlik kurmaya muvaffak olmuştu. kalelere sığındıklarını Heri süren araştırmacılar mübalâğaya sapmış görünüyorlar. Dolat maiyyetlerindeki kuvvetler ile. Anadolu'nun Fethi: Bu gaileler ortadan kaldırıldıktan sonra. Gerçekten Sakarya nehri üzerinde (Sivrihisar civarı) Zompi köprüsü yanındaki savaşta. râfizî hıristiyan olan Pavlikyan'ların hıyaneti ite imparatorluktaki büyük feodal ailelerin tahakkümünü ve uzun zamandan beri harplerden yorgun düşen köylüden zorla toplanan ağır vergileri de ilâve etmek lâzımdır. köyleri. İki hanedan arasında akrabalık kuruldu. Galatla (Ankara) ve Kappadokia bölgelerini yağmalıyor. Diğer taraftan Harezmşahlar'ın atası Anuş-tigin ile Gümüş-tigin Bilge kumandasında gönderilen ordu Gazneli hükümdarı Zahîr'üd-devle İbrahim'i sulha mecbur etti. Melikşah'ın saltanatömtenırnamış. Türk kuvvetlen her gittikleri yerde koruma tedbirleri alıyor.b. maneviyatı bozuk imparatorluk orduları ile değil. Bütün Anadolu ahalisinin ardı arkası gelmez Türk akınlarından dehşete düşerek. İmparator doğu orduları kumandanı tâyin ettiği Izak Komnenos'u Türkleri geri atmakla vazifelendirdi. para tedarik etti. Buna doğuda Ermeniler'in. Bizans ordusu mağlûp ve loannes. işgallerini genişletiyor ve çeşitli bölgelerden batıya doğru ilerliyordu. lûnce Kavurd'u <mlölûp ve esir etti (15 Mayıs 1073). Artuk Bey ve Tutak v. tecrübeli nâzın. Türkmen boylarının. Sultan. yâni Selçuklu İmparatoru Sultan Melikşah'ın henüz amcası Kavurd ile meşgul olduğu sıralarda. ertesi gün âsiyi yakalatmak üzere kardeşi Aleksios Komnenos'u takibe göndereceği sırada. hakikatte ondan daha çok endişelenmesi icabeden Nikephoris doğrudan doğruya Türkler'e müracaatı uygun buldu. kasabaları zorla işgal ve tahrip ediyordu.

galeyanı tamamiyle söndürememişti.b. . Kilikia ovasına. Tutak'ı zengin hediyelerle peşinen memnun ettikten sonra. üzerine gönderilen Nikephoros Palaiologos kumandasındaki Bizans ordusunu parça parça etti. "Asya'daki bütün Grek topraklarına hâkim olmak için" Türklefle işbUği yapmak. halkı tahrike girişti (1073). karışıklıklarda eli olduğundan şüphelendiği patrik Aemilianus'u İstanbul'a yollamakla duruma kısmen hâkim oldu ise de. Mirdâsî Nasr b. maceracı Ermenileri etrafına topladıktan başka sekiz bin kadar ücretli Frank'ı da hizmetine aldı ve 20 bin kişilik bir kuvvetle Maraş havalisine yerleşti. karargâhı Birecik'ten hareketle Antakya istikametinde yürüdüğü görülüyor. Bu zat o zaman henüz yirmi yaşında bulunan ve yukarıda adı geçen zeki ve siyasette pek mahir Aleksios Komnenos idi. Onun için ne sarayın. Artuk Bey onları fidyeleri karşılığında az sonra serbest bıraktı. | Philaretos Bizans hizmetinde bulunmuş ve Malazgirt savaşı esnasında Palu (Romanapolis) deki Bizans kuvvetlerine kumanda etmişi. Kumandınınız Tutak onu bize teslim ettiği takdirde üç büyük fayda sağlamış olacaktın Arzu ettiği kadar para. fakat onları. Diogenes'in düşmesi üzerine yeni imparatoru tanımıyarak Maraş bölgesinde bir prenslik kurmağa girişti. Mahmûd'un hakimiyetindeki Haleb'i kuşatmış. Hetum hanedanının atası Oşin gibi şefler arasında en mühimi olan Philaretos Brakhamios bizi yakından ilgilendirmektedir. Afşin. yanında olan Urselius'u tutuklu olarak Amasya'ya Aleksios'un yanına gönderdi. Her Jkl tarafa çok kötülükler yapmıştır. zaptedecekleri memleketlerin menşurunu almış olan Kutalmışoğulları bir taraftan. eniştesi Konstantinos 1le birlikte karşı çıktı. Yalnız İmparator Mikhael bunlar arasında birini seçmek. Karadeniz Ereğlisi'nde yine Türk müfrezeleriyle mücadele zorunda kalmıştı. Delûk (Ayıntab) ve Urfa'ya kaçan Ermeniler'in büsbütün kendi başlarına bırakılmasına sebep olmuştu. beyler yukarıdaki hâdiseler cereyan ettiği sırada çeşitli istikametlerde faaliyetlerini geliştirmekte idiler. Gerileyen öncüler düşmanı ana çember içine çekmeğe muvaffak oldular. işgal ettiği yerler eski Vaspuragan kralı Senekherim'in. sıkı dinî takibata uğratan Bizans'ın Selçuklu hamleleri karşısında boyuna gerilemesi Ermeni sahalarının kolayca Türkler'e intikalini mümkün kılmış. oradaki taraftarlariy le. Antakya dükü loseph ölünce Philaretos bu şehri işgal için. Halbuki baskın yapanlar az sayıda olup Türk ordusunun öncüleri İdi. temsilci olarak gönderilen Türk subayına şöyle diyorduk Urselius imparatorun olduğu kadar Sultanın (Melikşah) da düşmanıdır. Nikephoris bunlardan Kappadokia'da kalabalık bir kuvvetin başında bulunan Artûk Bey ile temas kurarak. Maraş. Gregoryen mezhebinde oldukları için. Izak Süleyman-şah'ı durdurmak için. Urselius gibi. ayrıca bir müfreze de Urseli-us'un ric'at hattını kesmeğe memur edilmişti. Ahalisinin çoğu Ermeni olan Antakya şehrine el uzatmaya başladı. Türk akınları neticesinde bu bölge Bizans'tan ayrıldığı zaman Ermeniler1 in yer yer kümelenerek küçük prenslikler kurdukları görülüyor ki.272 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 273 adım zaptetmekte olan Selçuklu Türk kuvvetleriyle ortadan kaldıntablltedi. Süleyman-şah bu münasebetle daha güneye inmiş. karşı siyâsî taarruza geçmekte gecikmedi. askerleri dağıldı. takat Nasr esasen Sultan Melikşah'ın tâbilerinden olduğunu bildirerek muhasarayı kaldırtmağa muvaffak olmuştu (1074). Bizans ordulan kfih Selçuklular. Ermeniler'in müdafaasını üzerine alan. Tutaka başvurdu. yanından ayırmadığı. Anadolu'nun fethine memur edilmiş ve Sultan Melikgeh'tan. Armeniak teminde (Amasya bölgesinde) topladığı kuvvetlerle Amasya. onu Urselius üzerine yürümeğe razı etti. stratejik noktalar tutulmuş. Fakat bu anlaşmadan doğacak büyük tehlikeyi sezen Aleksios. Niksar bölgesini tekrar tahribe başladı. Türider'den yardım koparmak gayesiyle o civarda. Tarsus. başka bir Türk pususundan kurtulduktan sonra. Karısı tarafından kurtarılan Urselius ise. bu tarihlerde Kastamonu bölgesi sahillere kadar Türkler tarafından istilâ edilmekte idi. yeniden ayaklanan ahali tarafından öldürüldüler. İşte 6 zaman Süleyman-şah'ın. Türkler ok yağmuru île mukabele etmekle beraber düşmanın takibini linürrtkün kılacak şekilde gerilemeğe başladılar. Esirler Phrykia'ya (Eskişehir bölgesine) götürüldü. Urselius bütün kuvvetlerini savaşa soktu. çekilen ku*^ vetleri yakından takibe koyuldu. Vaziyetin ciddileşmesi üzerine İmparator Mikhael. kak. Muharebede Konstantinos telef oldu. Bu sıralarda Kutalmış-oğlu Süleyman-şah Kilikia (Adana havalisi) bölgesini fetih ile meşguldü. takip esnasında hayli zayiat vermiş ofan Urselius ile. DRmaçoğlu v. Tutak bu fförî mülayim buldu. Bir aralık hâkimiyet dâvasına girişen bir Pavlikyan şef! bile zuhur etmiş ise de. kâh âsi Franklar tarafından boyuna bozguna uğratılmakda idiler. Malatya'dan Sivas'a kadar olan sahada da dağlarda çobanlıkla geçinen Pavlikyanlar mühim yer tutuyorlardı. İmparator olmak hülyalarını besleyen Frank kumandanı İstanbul'u zaptetmek hazıriıkterm^amamlâmak üzere Bithynia'da (İzmit havalisi) Sophon (Sapanca) dağıfia dönmüş ve ordugâh kurmuştu. her M memleketi tahrip için bu ölçüde kuvvet toplayabilen bir düşmandan kurtuluş!'. Izak Komne-nos'u valilikle Antakya'ya gönderdi. diğer taraftan da sultanın emri ile aynı bölgeyi açmakla vazifeli Artuk. Bizans imparatorluğunun her tarafında olduğu gibi. Türkler'e yanaşmak zamanının geldiğini düşündü. O da. Şu anda kollarınız arasına atılması korkudan Heri geliyor. burada da karışıklık hüküm sürmekte idi: * Doğu Roma imparatorluğunun Iberia Ve Mesopotamia temlerindeki Ermeniler yavaş yavaş Fırat'ın batısına geçmeğe başlamışlar ve buralarda koloniler vücuda getirmişlerdi. Büyük kısım Artuk Bey tarafından geçit yerlerinde. Durum yeniden ciddileşiyordu. kaçmağa imkân bulamadıklarından yakalandılar. Frank. Aleksios onu İstanbul'a götürürken Paphlagonia (Kastamonu bölgesi) 'da. öyle ki. Urselius'a bağlı bir* İlklerin Türk kuvvetlerine katılmasına karar verildi. Artuk Bey sür'afli bir yürüyüşle Bitftyr* a'ya yollandı ve ansızın Sophon'daki Frank ordugâhını bastı. Sizin- le yaptığı ittifakla hıyanet fırsatını beklemek üzere zaman kazanmak istiyor. Bfeans imparatorunun teveccühü. Aleksios. Izak yaralı olarak esir edildi ve sonra Antakyalı'ların verdiği yirmi bin altın fidye karşılığında serbest bırakıldı. sonra da eski Kars kralı Gagig'in idaresine geçmişti. Tutak. Anlaşıldığı üzere. Ruben sülâlesinin kurucusu Ruben. ne de ahalinin asker ve kumandanlara güvenleri kalmıştı. boğazlara yerleştirilmiş. haydut. Başıboş. yâni Amasya yatanlarında bulunan Tutak'ın yanına gitti. Fidyesi imparator tarafından ödenen bannes Dukas İstanbul'a döndü. hele Grek müdafaasının Malazgirt savaşından sonra tamamiyle çözülüşü. Şehrin muhafızları. loannes Dukas dört taraftan sarılmış olduklarını anladılar. doğudaki topraklarının korunması vazifesi ile doğu orduları kumandanlığını ona vermek kiyasetini gösterdi. Aleksios'un Anadolu'ya görünmesi ve aynı zamanda âsilerin yaptıkları tahrift zulüm ve tazyik dolayısiyle gelir kaynaklarının tükenmesi üzerine Urselius. O devrin Bizans tarihçisi Attaleiates'e bakılırsa 100 binden fazla Türk bu savaş münasebetiyle İzmit'ten Üsküdar'a kadar olan sahaya yayılmıştı.

Fakat Bizans askerlerine güvenmeyen imparator Botaniates. . Bu maksatla yine Türkler'e başvurdu ve onun yakalanıp bertaraf edilmesi hususunda Süleyman-şah ile bir anlaşma yaptı. İstanbul'da halktan. ana yolları terk ederek. Sultan Melikşah'ın emriyle. İmparatorluğun Avrupa parçasına arka a/kaya patlak veren isyan ve ihtöâller: 1074 de Bulgar ayaklanrpası. Kadıköy (Khal-kedon)'de bekleyen Botaniates'e katılmıştı. ayrıca. arasındaki anlaşmazlık yüzünden o sırada bir tesir yaratamamıştı. İstanbul'da giyecek adam bulunmadığı için. Artuk Bey Sivas. Türkler'e karşı Grek imparatorluğunun yardımına koşmak lüzumunu ilân ediyordu. İstanbul'da yeril imparatorun tâç giymesiyle Bizans'ın dertleri sona ermedi. Bu alarm Papa ile Roma-Germen imparatoru Henri IV. Bu sene Artuk Bey'in yerine gelerek fütuhata başlamış olması kuvvetle muhtemel olan Danişmend. Böylece Türkler İzmit başta olmak üzere Btihynia kıt'asını işgalleri altına aldılar. 10|£ de Nikephoros Bryennios'un tiyanederek birçok yerleri ele geçirmesi ve imparator ilân edilerek İstanbul kapılarına dayanması. Anadolu'dan ve Balkanlardan ayrı ayrı ağır Türk baskısına maruz kalmış olan Bizans âdeta ihtilâç içinde sarsılıyordu. Niksar havalisi ile aşağı Yeşilırmak bölgesini. Bizans idarecilerinin birbirleriyle mücadeleler rini körüklemek. Bizans'ın durumundan faydalanıyorlar ve bu devletin iç işlerine karışıyorlardı. yani Amasya ve civarını sahile kadar açmıştır. Türk öncüleri iznik yakınında ona yetiştiler ve büyük ordu gelinceye kadar oyalama savaşına giriştiler. Anatolik (Konya bölgesi) teminin kumandanı General N. Bizans imparatorunun Balkanlardaki başarısızlıkları da Anadolu'da tesirini göstermekte gecikmedi. Aleksios ile Bryennios arasındaki Calabria savaşında Bizanslılar bozuldu İse de tam zamanında yetişen Süleyman-şah kuvvetleri harp tâliini değiştirdi. 1077'de kendini imparator ilân edip Balkanlar'ın altını üstüne getirmekle meşgul general N. Halbuki Avrupa. Bryennios İle uğraşmak lâzım geldi. bu yürüyüşü emniyete almak için. . kâh iktidara yardım elini uzatarak. ona kuvvetli bir Türk müfrezesi de verdi. düşman ordusunun içinde bocaladığı perişanlığı arttırmak lâzım- di. Daha Malazgirt savaşını müteakip Türkler'in engelsiz bir şekilde Anadolu'ya girmelerinin hıristiyanlık bakımından neticelerini hassasiyetle kavrayan Papa Gregorius Vli. 1050 de Edirne'yi kuşatıp Trakya'da baskılarını arttırmış olan Peçenekler. Durumdan faydalanan Tü&ler Anadolu'ya işgale devam etfiler: 1074 den itiba* ren Yeşilırmak ve Kelkit havzasını Artuk Bey'in feth ettiği tahmin edildiği gibi. Âsi generalin şerbetçe İstanbul'a yürümesine müsaade ettikten başka. Bizans tarihçisi -I. şehri hariçB" zurum ile Çoruh bölgesinin Ebu'l-Kaasım tarafından zaptedildiği anlaşılmaktadır. Anadolu'daki soydaşları git». Anadolu'yu fethe memur Türk kuvvetlerinin başbuğu Süleyman-şah için hasım tarafın yuvarlanmakta olduğu badireden faydalanmak kadar tabii bir şey olamazdı. Diğer taraftan Gümüş-tegin adında bir başbuğ Nizib. Bizans'ın bu hâle uğrayacağını çoktan sezmişti. Selçuklu süvarileri üç koldan ileri atılarak Bryennios'u esir ettiler.274 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 275 Bu yıllardan itibaren Bizans bütün dikkatini Balkanlar*#eyirmeğe mecbur kal* di. Ege denizi. 1075 de Nestor isyanı. General Botaniates işlerini ilerlettiği sıralarda kurnaz Nikephorife. Gariptir ki. Selçuklu hâkimiyetine girmiş bulunuyordu. bunun Melikşah'ın kumandanlarından Gümüştegin Candar olması muhtemeldir. Nikephoris kaçtı. Türk kuvvetlerinin bir kısmı garnizonlar kurarak yerleşmişlerdi. Haçlı seferlerinin ilk alarmı sayılan bu davetinde Türkler'in "tehlikeli" ilerliyişini açıkladıktan ve İslamların hıristiyanları "koyun sürüleri gibi boğazladıklarını" şiddetli bir dille iddia ettikten sonra» din kardeşlerini kurtarmak üzere. O zaman Martavkosta adlı Bizans valisinin elinden Konya'yı almış. Botaniates İznik üzerinden Bizans başkentine doğru ilerledi. Âsiye karşı İstanbul'dan Aleksios gönderildi. İki kuvvet arasında ezilmek tehlikesine mâruz kalan Botaniates için fr'T^t Süleyman-şah'a başvurmaktan başka çare kalmamıştı. koruyucusu Kutalmış-oğullar'tndan icabında yeni yardımlar sağlamaya muvaffak olmuştu. gördüğümüz gibi. Botaniates fırsattan faydalanarak âciz imparator Mikhael VII. İmparator Mikhael ise kardeşi Konstantinos lehine tahttan çekilmekle canını kurtarmak kaygusunda idi. Bizans imparatorluğunun. Şark! Karahisar $& Erzincan ve Divriği havafisfiin Mengücük tarafından. gerçekten bu kıt'ada "hareket hâlinde bir asken* kuvvet Artık mevcut değildi". 9 temmuz 1073 de Bizans imparatoruna yazdığı bir mektupta Ortodoks ve Katolik kilisilerinin anlaşması zamanının geldiğini bildiriyor ve MikhaePin müsait davranması üzerine bütün hıristiyanlara hitaben 2 şubat ve 1 mart 1074 tarihli meşhur mektuplarını neşrediyordu. Tokat ve Çorum havalisini de aldıktan sonra. O devir Grek tarihçisi Attaleitas'e göre. Anadolu'da Botaniates'e yardım eden Selçuklu Türkleri'ne karşılık. ite onun haris nâzın Nikephoris'e karşı yürümeyi tasarladı. Yine bu sıralarda Phrykja şehirleriyle beraber Alaşehir de feth edilmiş olup Ege sahillerinde de Türkler görünmeğe başlamışlardı. Bu İtibarla Botaniates'in aracı olarak gönderdiği Khrisoskul'a iyi yüz göstermekte gecikmedi. Bu haber üzerine patrik Aemilianus'un tahriki ite Ayasofya'da başlayan ihtilâl hareketi bütün İstanbul'u sardı. Aleksios Komnenos ile birlikte. "Türkler" (Türkmenler) de vardı. Mesopotamia (güney Fırat bölgesi) müstasna diğer yerlerdeki Grek kumandanları dağılmış olduğu için Anadolu'da muntazam Bizans ordusu hemen hemen yok gibi idi. oradan da İznik (Nikaia)'e ilerledi. Antalya Körfezi ve Adana arasındaki bütün Anadolu. Komnenos'un kızı. bunun üzerine. N. devletin bekasını tehdit edecek kadar ağırlık göstermişti. Kütahya (Kotyaion) dan itibaren. şüpheli gözle baktığı BotaniasteSİ ortadan kaldırmak tedbirleri aramıyor değildi. Âmid ve Urfa civarında Grek ordularını mağlûp ediyordu ki. gizli faaliyetten haberi olmamakla beraber. dolaşık dağ patikalarından sür'atle Sakarya kenarına. 1076 da salgın hastalık ve büyük açlık. Fakat Konstantinos bunu kabul etmemiş. Boğaziçi kıyılarına kadar Türk himayesinde gelen Nikephoros Botaniates'in başına kondu (3 nisan 1078). propagandaya başladı. Akdeniz. Milet yakınında Latros tepesindeki manastır Türkler yüzünden terk edilmişti. bu vazifesine devam ediyordu. Âsi general. Gregorius. el-Ahsâ bölgesine gitmek üzere 1077 de Anadolu'dan ayrılmıştı. Bryennios'un ordusunda mühim miktarda Peçenek savaşçısından başka. hattâ senato üyelerinden ve din adamlarından hayli taraftar kazandı. arkasından o civardaki Gevele kalesini Romanos'Makri'den zaptetmiş (1077) ve Batı Anadolu'nun mûfr$in şehirferi fethe girişmiş olan Süleyman-şah Botaniates'in İstanbul'a giderken geçmesi muhtemel yol ve geçifleri tuöu. ortada kalan tacı. Rumeli'de Bryennios'un dayandığı başlıca kuvvetler de Peçenek Türkleri olmuştu.Arma Komnena'ya göre bu sırada Karadeniz ile Çanakkale Boğazı. Süleyman-şah'da kâh ihtilâlcilere. Görüldüğü üzere.

kardeşi İle yeniden fttücadeleye başlamış! Sultan. Anadolu fütuhatının Büyük Sultan Melikşah'ın emriyle yapıldığını ve onun tarafından desteklenmekte olduğunu bildiği için. fütuhatını bir taraftan Karadeniz kıyılarına. öte taraftan Akdeniz ve Ege denizine doğru tek elden. ordunun sevk ve idaresini Palaiologos'a devretmek zorunda kaldı. meşhur kumandanlarından PorsıA'u Anadolu'ya yolladı ve savaşta Mansur öldü. Bizans ise hâlâ birbirini takip eden isyanlar içinde idi. Komnertos Bizans'ın kurtarıcıtanndandır. bunun Vardar muharebesinde Aleksios tarafından yakalanarak gözlerinin oyulmasından sonra. Küçük Asya'nın henüz Selçuklular tarafından işgal edilmemiş kale ve setirlerini dolaştı. loannes Ifi* gölü (Ascanlus) kenarına kadar geldi ve "Aziz Georgtos' kalesini işgal etti. Trakya ordusu tarafından imparator ilân edilerek İstanbul'da tâç giyen Aleksios Komnenos'un idareyi ele alması ile esaslı değişiklikler belirdi. nihayet kurtardığı bir kısım kuvvetler ile hâlâ dehşet içinde titreyen başkumandanı. Nikephoroş Melissenos'a gelince. Lydia bölgeleri (Orta ve Batı Anadolu) Türk hâkirrtyeöne geçmiş oldu. Balkanlar devamlı isyan ve ihtilâllere sahne olmakta. Süleyman-şah'ın yetişmesiyle Bizans ordusunun ric'atı umumî bozgun hâlini aldı. hem müdafaa ediyor. General Basilakis ayaklanmış. Bu suretle bütün kıt'anın hâkimiyetini elinde toplayan Nâstr'öd-devie Ebu'lfevâris Gazi Sûleyman-şah. nazır hadım loannes'e verildi. ona Nâsır'üd-devle Ebu'lfevâris lâkabını vermişti. Suriye meliki Tutuş*un maiyetine katılan Türkmen beyleri ıftüstasna. bu tavsiyelere kulak asmayan hadım. İstanbul'a götürmeğe muvaffak oldu. Sü-leyman-şah müslüman olmayan yerlerde fütuhat yaptığından dolayı Gazi unvanım da almıştı. Türk kuvvetleriyle birlikte Iznik'e de giren (1078) Melissenos istanbul üzerine yürümeye hazırlanırken. balı ve kuzey Anadolu'ya gönderiyoriardı. Sûleyman-şah buradan artık çıkmamış. Phrykia. yaralı hâlde. Robert Giskard'ı Arnavutluk kıyılarında durdurmak maksadiyle bütün Batı dünyasını yardı- . dağılan kıt'aları toplamağa çalışıyordu. fakat teşebbüsten hiç bir netice çıkmamıştır. Nikephoroş Phokas ile istişareden sonra. genişletmeğe başladı. Onun zamanında Anadolu elden çıkmış öldükten başka. Fakat az sonra Süleyman-şah bu araziyi de işgal ederek onun itibari hâkimiyetine son verdi (1081). Komnenûs ailesinden Izak'ın bir aralık imparator olduğunu (1057-1059 yıllarında) biliyoruz. Pata* iologos ile Kurtiue hasım kuvvetlerin Eskişehir civarında bulunduğunu. 1081 de kuzey Çin hükümdarı nezdine bir elçilik hey'eti göndermiştir. karargâh yaptıktan Kffiahya civarından. iznik'teki Türk süvarileri kendilerini hızla takibe koyuldular. hem de perişanlığı önlemeğe. Türk baskısını hafifletmek emeliyle Çin'de diplomasi faaliyeti göstermiş. Melissenos ihtilâli Türklerin Marmara sahillerine kadar Anadolu'da kolayca yerleşmelerini mümkün kıldı. Mağlûp Mansur İstanbul'a kaçtt. Başkumandanlık. Anadolu'nun tak hâkimi olmuştur. bu vazifeyi kabul etmedi. bunlara karşı hiçbir ciddî tedbir alınamamakta idi. maiyetinde Georgios Palalo-logos île yeğeni Kurtlus olmak üzere. Fakat Melissenos bu propaganda seyahatini Türk müfrezeleri himayesinde yaptığı için. Anadolu'daki Türkmen boylan Süleyman Şah'ın emrine girmiş ve o. Bota-ntates Iznikln geri alınması için Aleksios'u göndermek fetedi ise de. Bizans'ın kalbgâhına doğrudan doğruya yapılacak taarruzlar için pek mükemmel bir üs teşkil eden bu kale-şehri hâkimiyeti altındaki Anadolu'nun başkenti ve ileri harekâtın mihrak noktası yapmıştır (1080). Bu tarihten itibaren Türkler Toroslar ve Adana bölgesinden Üsküdar'a kadar bütün eyâletlerde yerleşmişlerdir ve Süleyman-şah Boğaziçi'nin Anadolu sahilinde kurduğu gümrük daireleriyle Boğaz'dan gelip geçen gemilerden vergi almaktadır. kardeş nizalarına son vermek üzere. Boğaziçi'nin Anadolu sahillerine kadar sokulmuş bulunanfSelçuklular'a karşı. General Melissenos o zaman Ege denizi kıyılarına kadar ilerleyen Türklerin yardımı ile imparator olmağa karar vermişti. S. sistemli ve daha hızla.276 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 277 Bryertnios meselesi cereyan ettiği sıralarda Sûleyman-şah ve dâımâ beraber çalıştıktan kardeşi Mansdr artık kendilerini Boğaziçi'ne kadar Anadolu'nutr sahibi sayıyorlar ve fütuhatı tamamlamak üzere maiyetlerindeki Türkmen bey ve reislerini. lznik%ı kuşatılması emrtrfl vifdli Melissenos. Süleyman-şah neticeyi beklemek ve İcabında yardıma koşmak üzere Dorylaion (Eskişehir'de karargâh kurmuş bulunuyordu. bilhassa Melikşah tarafından kendisine Anadolu "emirliği" menşuru verildikten sonra. Marmara kıyılarının en büyük kalesi olup içinde Bo-taniates'le beraber Türk kiralarının 1078 denberi garnizon kurdukları tarihî İznik şehrinin kesinlikle Türkler'e geçmesi olmuştur. Bu esnada Sultan Melikşah'ın müdahalesini gerektiren bir hâdise oldu: Başkanlık dâvası yü2ündeh KutaJmiş-oğullarının birbirleriyle arası açıldı. buna göre İM kifi£ vet arasında katarak ezilmektense önce Süleyman-Şah ile savaş yapılmasını teklif ettiîerse de. Hakikaten kritik anlanndan birini yaşayan Bizans. bu zat Türk himayesinde olarak İznik'te oturuyor ve Batı Anadolu'nun bir kısmı ismen ona tâbi bulunuyordu. doğu sınırlan Orta-Asya'ya dayanmış olan Selçuklu İmparatorluğuma karşı Türkistan cihetinden harekâta teşvik etmek üzere. düşmanı oyalıyordu. Fakat yüz sene devam eden Komnenoslar sülâlesinin kurucusu ve ilk hakikî imparatoru sayılan Aleksios I. Süleyman-Şah'ın öncülerinin yaklaştığını öğrenen ve esasen muharebe işlerinden hiç anlamadığı nisbette korkak olan hadım. Abbasî halifesi de Süleyman-Şah'a sancak ve hil'at göndermiş. Melisse-nos'la uğraşırken Türk ordusunun yetişmek IhfirnâB olduğunu. Palaiologos derhal muhasarayı kaldırdı ve çekilmeğe başladı. görünüşte Mellesenos'a fakat. ■ Bu savaşın mühim neticesi. gerçekte TürkJer'e karşı açılacak seferin akıbetini kestiren Aleksios. hiçbir mukavemete cesaret gösteremeyen bu memleketlerde otomatik olarak Türkler yerleşiyorlardı. Süleyman-Şah*dan durumu öğnenen Melikşah Bizans'a bir elçi göndererek kaçağın teslimini istedi. Bu hâdiselerin tâ Uzak-Doğuya kadar yankılar uyandırdığı görülüyor. İtalyan Normanlan'nın başı korkunç Robert Giskard tehlikesini önlemek için aldığı çok ciddi tedbirlere karşılık. Aleksios'un Batıda. Palaiologos. Böylece tŞÖfcön Galatia. Üç senelik hâdiseler imparator Botaniates'in. Karadeniz boğazından Çanakkale boğazına kadar Marmara sahillerini ele geçiren "Cesur Süleyman1 şah'ın Kapıdağ yarımadası berzahındaki son Bizans kalesi» Kyzikos'u da zaptedip karşı şahitlere atlamak üzere vaziyet aldığı 1081 yılında Bizans çeyrek yüzyıl süren uyuşukluğundan silkinir gibi oldu. tatbik ettiği müdafâa tarzı hayret edilecek derecede basit görünür. Fakat o günlerde Manöur Anadolu'ya dönmüş. uçuruma doğru giden Bizans'ı kurtarmak iktidarında olmadığını ispat etmişti. Anadolu cihetinde General Kostantinos Dukas kendini imparator ilân ederek isyan bayrağını açmıştı. İmparator Botaniates'in para ve va-idlerle bu isyanı da zararsız hâle getirmesini müteakip patlak veren N. Münazaa bittiği zaman. bir hafta süren muhasara esnasında vakit kazanmak için.

esirleri serbest bıraktı. tesiri gayet dar sahada kalan bir nevi gerilla savaşı vermeyi tercih etmişti. Bundan sonra Süleyman-şah andlaşma gereğince. Anazarva (Ayn-ı Zarba) ile Kilikya'nın diğer bazı şehirlerini zaptetmiş (1083). İskenderun. Kararlaştırılmış noktalardan sesesizce 280 kişiyi surlara çıkardı. elindeki toprakları muhafaze edebilmek için. hatta Türk kuvvetlerinin takviyesine bile lüzum göstermemiş olan bu tazyik sonunda Türkler Boğaziçi'nden uzaklaşarak İzmit'e doğru çekilmişlerdi.278 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 279 ma çağıran Aleksios. Keysun ve nihayet Maraş'ı Poltaci işgal ettiği zaman Philaretos Urfa'ya oğlunun yanına gitmek zorunda kalmış. Kilikia'da Philaretos tarafından bir Ermeni prensliğinin kurulduğunu yukarıda söylemiştik. Hapishaneden kaçtı. tek başına veya müdafaasız yakaladıkları Türkler'i ortadan kaldırmağa başladılar. eonra Palu. Durum bu kadar bir gelişme kaydedince. hiç kimse tarafından sevilmemiş. hediyeler takdimi ve binblr dalavere ile. Türkmen kuvvetlerinin de kaynaştığı bu bölgede prenslik ve şâir gibi teşekküllere rağmen durum hiç te normal değildi. Kaysun'a hâkim olmuş. Hâkimiyet uğrunda her şeyi mubah sayan. Kendine Bizans'ın temsilcisi süsü vererek Grek ahaliyi memnun ederken. Ertesi gün beliren küçük direniş Moncukoğlu kumandasındaki kuvvetler tarafından kırıldı. Adana. Barakalı karakol kayıkları gece karanlığında gizlice Anadolu yakası kıyılarına yanaşıyor. tarihçi Anna Komnena bunu. Aç kalmış asiller. Malatya'yı da haraç vermeğe mecbur tutmuştu. Bu andlaşma Aleksios hesabına bir basan idi. gündüzleri dahi mücadelelerde bulunmasını emretti. Bu zâtın Antakya çarşısında Grekler tarafından öldürülmesi. yerine Ermeni senyörlerinden biri tâyin edilmişti. Süleyman-şah halka iyi davrandı. Süleymanşah aynı zamanda imparatora yardım edecekti (1082). Suriye meliki Tâc'üd-devle Tutuş'a vergiler ve hediyeler veriyor. Büyük Sultan Meiikşah'a da ayrıca hediyeler ve bağlılık mektupları gönderiyordu. Philaretos Urfa'yt daha sonra oğlu Barsam'ın idaresine verdi ve gözlerini Antakya'ya çevirdi. beri tarafta Türkler'i Boğaziçi'nden uzaklaştırmak hususunda sadece barakalar şeklindeki karakol kayıktan ite iktifa etmişti. O. Misis. içlerinden çıkan Bizans'ın en cesur askerleri Khomatene'lerden (Phryki-a ye Laodikia birlikleri) 8-10 kişilik gruplar Türk mevzilerine âni baskınlar veriyor ve çabucak barakalarına dönerek denize açılıyorlardı. Delûk (Ayıntab)'a kadar her tarafta karışıklık hüküm sürüyordu. atmıştı. babasının Antakya'daki şıhne (vâli)si müslüman İsmail ile galice anlaşarak. Anadolu melikini bu şehri zapta davet etmeye karar verdi. Kamyr (Yağmur) kumandasında yedi bin kişilik Türk kuvveti göndererek Aieksios'un Normanlar'ı İtalya'ya kadar püstürtmesîne yardım etti (1083). reisler şurada burada dolaşarak ekmek dileniyorlardı.. Başlangıçta hiç mühimsenmemiş. bu senelerlçlnde Anadolu'da ayrı noktalar hâlinde kalan Bizans kalelerinin fethi ile meşgul olmuş. Yollar insan ölüleri ile dolmuş. Harput (Khartpert). Bagras. Philare-tos'un eski hülyalarını gerçekleştirmesine vesile oldu: maktul dükün askerleri ve ileri gelenler tarafından davet edildi ve şehri teslim aldı. 1085 de Honi. az sayıda süvanleıtteft kurulu fevkalâde sür'atli ve oynak TÛfk kuvvetleriyim başa çıkamadığını tecrübelerine dayanarak İyi biliyordu İmparatorun kızı. Ermeniler'den nefret eden ahali karşı koymayarak. Göksün. Meşhur Kısiyan kilisesi camie çevrilerek yüz yirmi müezzinin aynı zamanda okuduğu ezan ile ilk cuma namazı kılındı. Bizans imparatoru. Maraş. Iznik'e gitti ve Süleyman-şah't Antakya üzerine teşvik etti. Elbistan. Süveydiye ve diğer kasaba ve kaleleri birer birer işgal etti. 1074'ta Malatya*yı ele geçirmiş. İmparator Aleksios kalabalık ve muntazani Bizans ordutarıfcıh. Buradan da Poltaci (Baltacı?) tarafından kovalandığından Maraş'a iltica etti. hâkimiyet sınırlarını genaştetiyordu. büyük harekât yaparak Türk orduların kendi üzerine çekmemek. diğer taraftan Musul ve Haleb hükümdarı Şeref ül-devle Müslim'e. Elbistan. nihayet Bizans valisinin elinctoft Urfa'yı. Bu bakımdan Philaretos iyi bir örnek teşkil etmektedir. yalnız geceleri ilerleyerek on iki gün içinde Antakya'ya geldi. Bir müddet sonra. hattâ soydaşı Ermeniler'e en bayağı ve zalimane muameleleri reva gören ve siyaset icabettîrdikçe mezhep ve din değiştiren bu adam. Müteakiben başarılarını Büyük Sultana müjdeledi. bir müttefik gibi görünen mâceraoı ve haşin Philaretos. fakat kendisinden nefret eden Urfahlar'dan yüz bulamayınca» Ur kaleye olsun yerleşebilmek ümidiyle Melikşah'ın yanına gitmeye karar vermişti. Ar-tah. Bizans'ın Suriye'deki son hrıstiyan kalesi olan bu mühim şehir zaptolundu (1084 aralık ayının ilk haftası). mevcut kuvvetini bir anda kırdırmamak gayesiyle. cesetler üzerine kuşlar üşüşmüştü". faaliyetlerini yavaş yavaş genişlettiler ve küçük Türk müfrezeleriyle çarpışmalara giriştiler. bu arada Tarsus'u (1082 de). fakat günlerce devam eden bu hâl neticesinde bir iki adım gerileyen Türk kuvvetlerinin bıraktıkları mevzilerde Bizanslılar yuvalar vücuda getirdiler ve pusular kurarak. ahalînin matına et sürdürmedi. Tarihçi Urfalı Mateos"un 1079 yılına tesadüf eden müşahedesine göre. Philaretos'un askerleri de kaçıyorlardı. 1078'e kadar burada dük bulunan Izak Komnenos yeni imparator tarafından İstanbul'a çağrılmış. tab'asından olan Grekler'e. Melikşah'ı çok memnun eden bu zafer bütün İslâm ülkelerinde heyecanla kutlanmıştır. Ancak. Böylece. kimseye sezdirmemek için. Aleksios barakalara ellişer süvari bindirilmesini icabında derhal denize açılmak şartiyle. yalnız hasımlarına değil. Çünkü Balkanlardaki Norman tehlikece karşı koyabilmek için Selçuklular tarafını emniyete almış bulunuyordu. Bu muameleden üzgün ve umumiyetle babasının hareketlerinden şikâyetçi olan Barsam. Gecenin belirli olmayan saatlerinde. Süleyman-şah yeter miktarda kuvvete. Antakya'nın akıbetini duyan Philaretos Ceyhan'da Honi'ye gitmekten başka çare bulamadı. Sonra Aleksios o zaman Kilikia cephesinde bulunan Süleyman-şah'a müracaatla vergi karşılığında barış istedi. Misis. çoğu Ermeni olan ahalisini ayaklan- dırarak. Bizans orduları kendilerini "ayak altında kum gibP ezen Türkler'e kanşı savaşmak eesareM atök gösteremi-yorlardı. Tarsus. bir taraftan Bizans İmparatoru Botaniates'e tâbiiyet arzederek Antakya düklüğü vazifesi ve Sebastos gibi unvanlar alırken. Başlangıç- . oralara ara sıra uğrayan-Türk müfrezelerine. Raban. Habib Neccar dağına ve İç kaleye çekildi. şeklinde ifade etmektedir. Süleyman-şah Antakya'ya tâbi bulunan Ayıntab. Bizans ordularının dağılması ve Türklerin başka yerlerde fazlaca meşgul olmasından faydalanarak. kendi yurttaşlarının ağır suçlamalarına hedef olmuş ve gaddarlığı yüzünden oğlunun bile hiyanetine uğramıştı. Fakat neticede bu pek küçük «Içüdeki müdafaa sistendin böyük masraf ve emeklere bağlı ordular hazırlama ve şevkinden daha tesirli olduğu anlaşıldı. Anadolu hâkimi Süleyman-şah'a. Tarsus. 1084 senesinde Urfa valisi plan oğlu ile arası açılmış ve Barsam yakalanarak hapsedilmişti. Ayn-ı 2arba. 12 ocak 1085 de iç kalenin de teslim alınışından sonra. Süleyman-şah. Kilikia'nın fecî duruma düşmesinde bizzat Ermeniler'in büyük payı vardı.Anlaşma oldu: Kocaeli yarımadasındaki Drakon çayı İki memleket arasında sınır itibar edildi.

Meyâfarikîn (Silvan) başta olmak üzere. Suriye meliki tâyin edildi. Şiîlikle mücadele Selçuklu İmparatorluğunun ana siyaset çizgilerinden biri olduğu için. Ebû Yâkub ve tsa Böri kumandasındaki Türkmen kuvvetleri Kars. bölgenin rakipsiz sahibi oldu. Bundan büyük bir teessür duyan Suttan Melikşah hassa kumandanlarından Porsuk. Bu münasebetle kaynaklarımızda tafsilâtı ite bildirilen gelinin hayret verici kıymeti! cehizi ile. Urfa'nın Selçuklular tarafından zaptını (şubat 1087) müteakip ve BüyüfeSultantn huzurunda törenle müsiüman olduktan sonra Maraş şehri verilmiştir. Çubuk Bey. Balkanlar üzerinden Doğu Trakya'ya kadar inmiş olan Peçenek Türkleri ile ittifak ediyorMarmara . Vücuda getirdiği kuvvetli bîr donanma ile Bizanal ciddî olarak tehdit eden diğer bir Türk kuvvetini de tarrçir Beyi Çakan temsil ediyordu. Mücâhid'üd-devle Bozan. İmparator Aleksios Komnenos ile Drakon çayını Bizans-Selçuklu hududu tanıyan anlaşmayı imzalayan Anadolu fâtihi Süleyman-şah'ın Antakya'ya gelerek. Artuk Bey. kalabalık bir ordu başında. İstanbul'u zaptederek Bizans İmparatoru olmayı düşünüyor ve bu maksatla. Süleyman-şah'ın Antakya'ya giderken İznik'te yerine bıraktığı Ebu'l-Kaasım. Kasîm'ül-devle Aksungur ile diğer Türkmen reislerinin Musul'a girmesi ile. Cehîr'in yardımı ve Bağdad şihneliğinden Irak-ı Acem valiliğine getiren Gevharâyîn. Kuteyis'e kadar Acaralar bölgesini ve Karadeniz sahiline kadar olan yerleri tamamen işgal ettiler ki. Böylece Süleyman-şah'ın vefatından önceki günler Antakya'dan Karadeniz'e. Sultan Melikşah. Selçuklu İmparatorluğuna katıldı (1085) ve aynı yıl içinde. Sultan Melikşah. B* cezîre ve Suriye'nin kilit noktası durumundaki bu müstahkem şehri zaptetmesi Suriye meliki Tutuş ile aralarının açılmasına sebep oldu ve Süleyman-şah'ın nisan 1086'da Haleb'i kuşatması iki Selçuklu şehzadesini savaşa götürdü. daha önce başbuğları idaresinde bu hayaliye gşlen Türkmenlerin işgal ettiği Filistin'i almış. Ebu'l-Kaasım'dan sonra yerine geçen kardeşi Ebu'l-Gazi. Suriye'ye aynı vazife ile gönderilen Türkmen beylerinden Atsız. bu münasebetle Bizanslı tarihçi Anna Komnena'ya göre Trabzon da Türkler'e «itikat etmişti. Hasankeyf. Diğer taraftan Çankırı'yı fethetmiş olan Karategin fütuhatını sahile doğru genişleterek Sinop'u muhasara ve zaptetmişti. 28 şubat 1087'de Urfa'yı zapteden Bozan oraya vali tâyin edilmişti. Kasîm-üd-devle Aksungur ve diğerleri yanında olduğu halde. Haleb'den ayrılan Melikşah. Bu esnada İsfahan'dan büyük kumandanlar refakatinde. Moncuk Böri. Cizre ve daha 30 kadar kaleden ibaret Mervânî ülkesi. Gemlik körfezinde bir Türk donanması inşasına girişmiş iken imparator Aleksios Komnenos tarafından kandırılıp İstanbul'a götürülerek sultana cephe alması üzerine. bu havalideki Ukaylî toprakları da Selçuklu İmparatorluğuna bağlandı. Bağdad'a gitti ve halkın coşkun tezahüratı arasında hilâfet erkânı tarafından karşılandı. Philaretos'a tâbi Harput şehri ÇubuK tarafından zaptolunmuş ve bu bey ayrıca Eğin. Melikşah'ın sevkettiği Porsuk ve arkasından Bozan kumandasındaki kuvvetler tarafından ortadan kaldırıldı. 1092'de Süleyman-şah'ın oğlu Kılıç Arştan gelinceye kadar iznik» muhafaza etti. Kudüs'ü zaptetmjş. yapılan muhteşem düğün ve Bağdad'da günlerce süreri şenlikler. izmir ve civarıyle adalardan bir kısmı Çakan Bey'in hâkimiyeti altında idi. 1084'te Kakhet kıratlığı tabiiyete alınmış. Bu sırada Lâzkiye. Sultan Alp Arslan'ın son yıllarında Şam'ın zaptına memur edilen (mayıs 1071) Bağdad şihnesi Ay-tigin'den başka.280 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHÎ 281 ta iyi kabû! görmeyen Philaretos'a. Ege denizine ve Çanakkale'ye kadar bütün memleket -tabiatiyle bazı kalelerle sahillerdeki tahkimattı şehirler hariç. Şeddadî ülkesindeki anlaşmazlık ve Gürcistan kiralı Giorgi M. Melikşah'ın kon Mehmelek halife el Muktedî ile evlendirildi. Çemişkezek ve Hanzid (Palu-Genç bölgesi)'i ele geçmiştir. Anadolu'ya yakın adaları alan ve birkaç defa Bizans donanmasını mağlûp eden Çakan Bey. Antakya valiliğine Yağısıyan'ı. Allah'ın kendisine nasip ettiği muazzam fütuhattan dolayı şükretti. 1087'den itibaren bütün havali imparatorluğa bağlanmıştı. Terken Hâtûn ite birlikte Bağdad'a gelen. fakat Gürcü kiralının tekrar başkaldırması ve eski *ni kiralı Gagik'in yeniden kıral olmak teşebbüsü sultanı ikinci Kafkasya harekâtına zorlamıştı. Selçuklu İmparatorluğunun azamet ve satvetini göstermek bakımından dikkate değer. Akdeniz'in dalgalan karşısında. İslâm dünyasında ikilik ve kin yaratan bu akidenin yayılmasında ocak vazifesini gören Mısır Fatımî devletinin ortadan kaldırılması Selçuklu sultanlarının başlıca gayelerinden idi. Araş yolu ile Gürcistan'a giden Melikşah. buranın veziri Fahr'üd-devle Muhammed b. Şam'ı kuşatmış olan Mısır orudusunu ric'ate mecbur ettikten sonra Atsız'ı da ortadan kaldıran Tutuş. "Dâima muzaffer" büyük Türkmen beyi Artuk şR inançlı Karmaffler'in bulunduğu ef-Ahsâ (el-Hasa) bölgesini ve Bahreyn adatannı daha önce itaate almıştı (1078-1079). Ottu ve Erzurum'u Bi- zans'tan geri aldıktan gibi. Çoruh vadisini.Türk hâkimiyetine girmiş ve Büyük Selçuklu İmparatorluğuna bağlanmıştır. Şeyzer ve diğer kaleler teslim olmuş. Ayn-ı Selm mevkiinde vukua gelen muharebede ordusu dağılan Süleyman-şah intihar etti (5 haziran 1086). Efes şehri ile Ege sahilleri bölgesi Tanrıver-miş Bey'in.'nin itatsizlik belirtileri üzerine. Dâr'ül-hilâfe'de tertiplenen büyük törenle halife el-Muktedî bi'llah yine 'Doğunun ve Batının hükümdarı" Sultan Melikşah'a iki kılıç kuşattı (25 nisan 1088). Haleb bölgesi valiliğine Aksungur'u tâyin etti ve kendisi Süveydiye'ye kadar giderek. Kafkasya ve Erran'daki tâbi bölgeleri amcası Yâkutî'nin oğlu Azerbaycan umumî valisi Kutb'üd-din İsmail'e verdi. 1085'e kadar Anadolu'nun fethi sırasında. Süleymanşah ite olan savaşta Tutuş tarafında yer alan ve büyük yardımı dokunan Artuk Bey de Kudüs ve civarına sahip bulunuyordu. Abbasi halifesi ve Sultan Melikşah adlarına hutbe okutmuştu. Haleb'e geldi (aralık 1086). Fakat Atsız 1077'deki Mısır seterinde Kahire önünde muvaffak olamaması üzerine. Âmid (Diyarbakır). Arapkir. İsfahan'dan hareketle Musul ve Harran üzerinden ilerledi Câber ve Menbiç kalelerini aldıktan sonra. Bu havalideki karışıklığın düzelmesi üzerine Sina çölüne kadar bütün Suriye kıt'ası Tutuş'a bağlı olarak Şam melikli* ği şeklini almıştır. Şam'ı üçüncü muhasarasında ele geçirmiş (10 Haziran 1076) ve^îî ezanını kaldırarak. Akkâ'da Mısırlı Bedr'ül-cemâlî ile mücadeleye girişmiş (1072). Sultan Melikşah tarafından kardeşi Tâc'üd-devle Tutuş. Çökürmüş ve Hâcib Altuntak kumandalarında sevk edilen ordular ve Türkmen kuvvetlerinin gayretiyle. oraya bir sefer yaparç^ bütün Kafkasya'yı Savtigin'e teydî antikten (1076) sonra dönmüş. Mardin. Sav-tiginlh durumunu kuvvetlendirdi ve 1080'de sevketmek zorunda kaldığı Ahmed.

TuğruJfr. Karahanlılar'm batı kolunu Selçuklu İmparatorluğuna bağladı. fakat Türk siyâsî liderleri arasında tam bir görüş birliği olmayışı başarıyı önledi. Harezmln ayrılmasını sonuçlandırdığı gibi» merkez Horasan'ı da Oğuz işgali altına soktu. bu harekât devam edemedi. Irak ve Horasan Selçukluları (1092-1194) Büyük Sultan Melikşah'ın ölümü (1092) ile başlayan taht kavgaları yüzünden imparatorluk 4'e bölündü. Arkasından Taraz (Tfclas) hâkimini tâbiyetine aldı. 3. Başkent Merv^şehri idi. 1167) ile büyük Selçuklu imparatorluğu fiilen nihayet buldu. Bizans bu buhranlı dudumdan. Ondan soma. babası zamanından beri ülkede yeraltı faaliyetini artırmış dinî-siyasî Bâtınî haraketi ile müca-daleye girdiği bu tarihlerde Haçlı orduları da memleketin batı bölgesini istilâya başlamışlardı. Sencer kendini Selçuklu Sultam îlâh ederek (1115-1İ57). Irak Selçuklu devletinde Sultan Mahmud'dan sonra gefen Mutıammed (ölm. Celâl-üd-dünya ve'd-din lâkabı ile birlikte Ka-sîm-u Emîr'il-mü'mînin (Halifenin ortağı) unvanı verilmişti. 2. Kâşgar hükümdarı Harun Buğra Han huzura gelerek tâbiiyetini arzetti. Fars arazisi güney sahilindeki Hürmüz errflrRğlve Arabföan yarım adası ucundaki Umman bölgesi zapt edfflTİlşti. Suriye Selçuklu meliki Tutuş ile çarpıştığı (1095). Onun bilhassa kuzey İran'da yalçın kayalar üzerindeki Alamut kalesini ele geçirmesinden (eylül 1090) sonra ciddiyet kazanan bu râfizî yuvasını yıkmak üzere Melikşah. Üaküdar-EdirneÇanakkale arasında üçlü Türk kıskacı içine tfmmış olan Bizans İmparatorluğunu çökertmek istiyordu. Orta Asya'da Büyük Selçuklu İmparatorluğu sınırları Çin Şeddine yaklaştı (1090). Halife tarafından kendisine Müizz'üd-din. Sultan. Sultan Sen-certn öfâmüne kadar (1167) ona bağlı kaldılar. Böylece Karahanlılar'm doğu kolu da Selçuklular'a bağlanmış oldu. Koltaş gibi kumandanları şevketti ise de. 1133 tarihli mektukbundan anlaşılacağı üzere bu yıllarda Horasan. seçkin imparatorlardan biri oları Aleksios Komnenos'aın tahrik ettiği. arasında da üzüntüye sebep olmuş ve her tarafta matem havası yaratmıştı. Yerine geçen oğlu Mahmud (111&-1131?» karşı büyük amcası (Sultan Melikşah'ın oğlu) Horasan meliki. Son Selçukto meliki Muham- . Kirman Selçukluları (1092-1187) Selçuklulardan Kirman kolunun başı olan Kara Aralan Kavurt (Çağrı Bey'in oğlu)'tonundan W#tft8öyıRan arasında Kirman'dan başka. Anadolu. Kasîm'üd-devle Aksungur ve Bozan'ı Suriye'nin sahil bölgesini zapta ve Fâtımîler ile öteden beri siyasî anlaşmazlık ve rekabet mevzuu olan Mekke'deki hutbe ve Medine'de hâkimiyet işinin ve Yemen ile Aden havalisinin fethine memur etti. kuzey Hindistan ve Hicaz onun üstünlüğünü tanıyordu. daha sonra soydaşı. Melikşah'a kırgın bulunan halife el-Muktadî bi'llâh'ın işbirliği neticesinde zehirlenerek öldürüldü (16 şevval 485=20 kasım 1092).l*eth. dağılan imparatorluğu toparlıyamadı. Devlet 1157'den sonra&r ara Gurluiar'a tâbi oldu. Kafkaslar'dan ve Aral gölünden Hind denizi ve Yemen'e kadar genişletmekle dünyanın en büyük imparatorluklarından biri hâfiııfc geltirmeğe muvaffak olduğu Selçuklu devletinin sınıflarını daha uzaklara götürrriek. şehzade Berkyaruk yerine kendi oğlu Mahmud'u velîahd yapm$k isteyen muhteris Terken Hâtûn ile. Peçenekler ile Kuman Türidarü arasında Meriç kenarında vuku bulan ve Çakan'ın müttefiki Peçenekler'in ezildiği Lebonium muharebesi (29 nisan 1091) neticesinde kurtulabildi. Azerbaycan ve Fars atabeylerinde idi. oraya bir sefer daha yapan Sultan Melikşah aynı yılın sonbaharında Bağdad'ı ikinci ziyaretinde (kaşım 1091) topladığı harp meclisinde Tâc-üd-devle Tutuş refakatinde olarak. Bala-sagun ve İsfîcâb hâkimleri vergi taahhüt ettiler. diğer hırietlyanlar ve şâir din mensupları. Sencer'in ölümü (Eylül. Ermenilik Süryânîler. Fakat Katavan Savaşı (1141)'nda put-perest Kara-Hitaylar'a yenilmesi itibarım terdi. Şünnîiik-ŞiJJik dâvasında Sultan Melikşah'ın meşgul olması lâzım gelen meselelerden biri de imparatorluk içinde Hasan Sabbâh'ın bayrakdarlığını yaptığı bâtinî faaliyeti idi. lâkablannt taşırdı. Bu münasebetle Törşek. Afganistan'da gelişmekte olan Gurlu devletini kendine bağlayan Sultan Sencer. Berkyaruk'un kardeşi Sultan Muhammed Tapar (1104-1118) kuzeyde Güroö saldırılarını durdururken. Oğuzlar'a esir düşmesi (1153). 1091 yılında Türkistan'daki karışıklıkları düzeltmek üzere. Mâveraünnehir1! elden çıkarcb. Wr yandan da Haçlılarla savaşa girişti (ItTMTOBJfffS seferleri). Akdeniz'e. saltanatta hak iddiacısı amcası. Buhâratyı zaptetti ve Semerkand'ı kuşatarak Ahmed Han'ı esir almak suretiyle. Mısır'ı. Mahmud'u himayesine aldı* Mahmud "Irak Selçuklu Devleti" sultanı olarak katırken.evlâtlan Kirman bölgesini idareye devam ettiler. Sultan Tuğrul'un Harezmşafo Tekiş'e mağlûp olarak ölmesi (1194) üe toprakları Harezmşah'lara intikal etti. Özkend'e vardığı zaman. ftöl). Kuzey Afrika'yı zaptetmek ve bir dünya hâkimiyeti kurmak emelinde idi. hterezm'de hükmediyor.282 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 283 kıyılarında Selçukluların hâkim bulunması sebebiyle-. Çubuk. Onun. arazi zaptına girişen Bağdat halifeleri ile mücadeleler içinde geçti. ancak. Sencer "Büyük Sultan" oluyordu. savaşta mağlûp olarak yakalandı ve kendi yayının kirişi ile boğduruldu (Mayıs 1073). Adaleti ve şefkati ile imparatorluk dahilinde uyandırdığı derin hürmet ve sevgiden dolayı vefatı Türkler ve İslâm dünyası için olduğu kadar. Kızılsarıg.tölm. Yemen ve Aden havalisi de Türk hâkimiyetine alındı. Mâveraünnehir. Melikşah'tan sonra iç mücadeleler arasında sultan olan Berkyaruk (1092-1104). 1İ34) ve Mes'ud (ölm. Yartnkuş gibi kumandanların idaresindeki Selçuklu ordusu. Bfr tfaç kere Büyük Selçuklu sultanı Olmağa teşebbüs eden Kavurt nftte» yet Sufteri MelikşaHHtf sultanlığını tanımayı reddec^p başkent ü2erihe yürüyünce. 38 yaşında iken vefat eden Melikşah Kâşgar'dan Boğaziçi'ne. Irak Selçukhf Devlet* jç karışıklığa düşdüğü zaman Klrman'da da hanedan mensuptan arasında münazaalar çıktı. SultanJdelikşah. Semerkand hJŞcümdarı Almed Han'dan hatoşikâyeti ürarine tertiplediği MâverâünneWr seferinde (mayıs 1087) yolu özerine düşen kaleleri ve müstahkem mevkHeri birer birer aldıktan sonra. Yoruntaş. Jyioe zayıflayan Selçuklu idaresinde son hükümdar Sultan Tuğrul III zamanında füff iktidar Musul. Sâd-üddevle Gevherâyîn. tl52) zamantarrlÇ"kanşlWıklar-ve dünya devleti kurmağa kalkışan. Daha "melik" iken Gazneliler'i ve 1121'de de. Hicaz ktt'asını tamamen imparatorluğa bağlandıktan sonra. Çünkü o sırada Bağdad'a gitmiş olan Sultan Melikşah. Selçuklular'ın en büyük hükümdarı ve tarihte en büyük Türk imparatorlanndan biri olan Melikşah birçok Sultan ve mellklefln metbûu bulunduğu için "ea-SuR&n'OI-a'zam" (Büyük Sultan). "Sultân'ül-âlem'' diyö anılır ve aynı-zamanda 'ea-Sultân'ül-âdıT ve "Ebu.

1104)'dan ziyâde atabeği Tuğ-tegin'de idi ve atabey ile Rıdvan aralarında kesin bir uzlaşmaya yaramıyorlardı. Mısır Fâtımîleri ile anlaşan Haçlılar tarafından mağlûp edildi. Rıdvan kardeşini savaşla zorlayarak SuriyeHükümdarı oldu İse de. Bizans İmparatorluğu. Anadolu Selçuklu Devleti" Hakkı Dursun YILDIZ Malazgirt zaferini takip eden yıllar zarfında Anadolu'ya kalabalık Türk nüfusu gelip yerleşmeğe başladı. 4. b) İlk zamanlar Sultan Melikşah'a karşı muhalif bir tavır takınmış. Antakya hıristiyanları çok gaddar olan Philaretos'un elinden kurtulmak için Süleyman-şah'a haber göndererek şehrin zaptında ona yardımcı olacaklarım bildirdiler. Rıdvan Haleb'de öldü (1113) ve sonra son Selçuklu Sultan-şah zamanında (1114-1117) idare Selçuklu ailesinden olmayan Lû'lû'nun elinde iken bunun öldürülmesi üzerine Haleb. Bu sırada Antakya. Bu sıralarda. Alp Arslan'a karşı giriştiği saltanat mücadelesinde mağlup ve maktul düşünce oğulları Bizans hududuna sürüldüler. Kılıç Arslan İznik tahtına geçtiği sırada Anadolu'nun muhtelif bölgele- . Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman-şah'ın da fetihlere katıldığı görülmektedir. Misis şehirlerini zapt ve Malatya'yı haraç vermeğe mecbur etmişti. Fakat Aleksios Komnenos'un Bizans imparatoru olmasından sonra durum Bizans lehine gelişmeğe başladı. Süleyman-şah'ın 1074 yılından itibaren Anadolu'daki faaliyetlerini tesbrt edebiliyoruz. İznik'te vekil bırakmış olduğu Ebu'l-Kasım. Sultan Melikşah. Sultan Melikşah. Aynı yıl Antakya ve Haleb'i muhasara eden Süleyman-şah. dahilî mücadeleler. Küçük bir kuvvetle Antakya önlerine gelen Süleyman-şah. Burada da yüz bulamayınca tekrar Anadolu'ya dönmek zorunda kaldı ve yakalanarak Emir Bozan tarafından idam edildi. Dok* Şam'da müstakil harekete devam ettiler. Şam'da ise. . Bu Selçuklu kolunda fazla bir hareket görülmemiştir. Bundan sonra Bizans'taki taht kavgalarına müdahale imkânını bulan ve bu sayede fazla zorlukla karşılaşmadan bir çok şehir ve kaleyi ele geçiren Süleyman-şah 1078'de tettikl fethederek merkezim oraya nakletti Böylece Anadolu Selçuklu Devleti'nin temelleri atılmış oluyordu. Süleyman-şah. Çevirdiği entrlkalarla. Melikşah'dan zaptedecekleri memleketlerin hükümdarlık menşurunu almışlardı. amcası Kavurd'un isyanını bastırdıktan sonra bu kıtanın fethine daha fazla ehemmiyet vererek büyük Türkmen beylerini bu fetih hareketiyle vazifelendirdi. Balkanlardaki isyan ve ihtilâller sebebiyle Anadolu'daki Türk akınlarına karşı duramıyordu. Afide kurtuluş ümidi kalmıyan Ebu'l-Kasım. Bir ara Meyafarîkîn (SH-van)'e kadar güney Anadolu'yu nüfuzu altına alan Rıdvan. Sultan I. Bu sırada Şam'da idare. Bununla beraber (*) Anadolu'nun fethi Özerine Büyük Selçuklu İmparatorluğu bahsinde geniş bilgi vefflrnlaflr. Aralık 1084 tarihinde içerdeki hıristiyanların yardımı ile Antakya'yı zaptetti.Türkteri birbirine düşürmeye gayret sarfeden Aleksios bunu bir fırsat bilerek Ebul-Kasım'ın y«r-dım isteklerini Cevapsız bıraktı. 5 Haziran 1086 tarihinde Süleyman-şah ile Tutuş arasında cereyan eden savaşta Süleyman-şah mağlup oldu ve hayatını kaybetti. Süleyman-şah'ın Anadolu'ya ne suretle geldiği hakkında birbirinden tamamen farklı iki görüş ileri sürülmektedir: a) Süleyman-şah'ın babası Kutalmış. Bu arada Ebu'l-kasım'ın gafletinden istifade ederek İzmit'i ele geçirdi. Suriye meliki Atsız ile ihtilâfa düşmüştür. Görüldüğü gîbibW)lrtne tamamen zfcfikirleri ihtiva eden bu iki görüşün hangisinin gerçeği ifade ettiği belirtmek şimdtKk mümkün olmamaktadır. iki oğlundan raf van Haleb'de. Ermeni Phitaretos'un tahakkümü altında İdi. halkın. Emir Porsuk üç ay devam eden muhasara esnasında şehri ele geçirtmeyince Sultan MelîRşah onu gerî Çağırarak Urfa emîri Bozan'ı onun yerine tâyin etti. Bu sebeple Kudüs'e ilerleyen Haçlılarla iyi mücâdele edilemedi. 1128'de öldürülen Tuğ-Tegin'in oğlu Tâc'ûd-din Böri 8e Böri-oğulları (Şam Atabeyliği) idareyi ele aldı. Suriye Selçukluları (1092-1117): 1077'den beri Suriye Selçuklu melik'i olan Tâc'üd-devle Tutuş. öteki Hâlemde otmtoîfere devleti paylaştılar. burada kurduğu gümrük daireleri ile Boğaz'dan geçen gemilerden vergi almağa başladı. Süleyman-şah'ın ölümü üzerini.284 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 285 med-şah H samanında memleket Oğuz başbuğlarından Dîhar tarafından işgal edildi. 1080 yılında Iznik'i Türkler'den geri almak gayesiyle İznik önlerine gelmiş olan Bizans ordusunu ağır bir mağlûbiyete uğrattıktan sonra Üsküdar'a kadar ilerleyen Süleylman-şah. 5. Anadolu'da fetih hareketi bütün hızıyla devam ettiği sırada. 1082 yılında yapılan bir antlaşma ite İzmit körfezine dökülen Drakon çayı iki memleket arasında sınır itibar edildi. İmparator Aleksios kuvvetle başa çıkamıyacağı-nı anladığı Ebu'l-Kasım'ı İstanbul'a davet ederek onunla sulh yaptı. Dokak (ölm. Adana. yeni kurulmakta olan Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasını önlediği gibi Bizans'a karşı da başarılı akınlar yapmıştır. kardeş! Büyük Sultan Melikşah'ın ölümü ddîayısiyle kendini sultan ilân ederek üzerine yürüdüğü Berttyaruk kfe$»ff1da Savaşı kaybetrhtf (Şubat 1095) ve ölmûfctö. onun Bizans İle uğraştığı bir sırada Emir Porsuk idaresindeki büyük bir orduyu İznik üzerine göndermişti. Fakat onun bu havalide fetihlere devam etmesi Suriye meliki Tutuş 1le aralarının açılmasına sebep oldu. Bizans ile sulh yaptıktan sonra Anadolu'ya dönerek 1083 yılında Tarsus. Süleyman-şah fetihlerine devam ederek kısa zamanda Bizans aleyhine hudutlarını oldukça genişletti. Bir müddet Urla havalisinde sönük bir hayat geçiren Kutalmış'ın oğulları 1074 yılında etraflarına topladıkları kalabalık bir Türkmen grubuyla harekete geçerek önce Güney Anadolu'da daha sonraları ise Orta Anadolu'da fetihlerde bulundular. Türk birlikleri yavaş yavaş geri çekiliyordu. fakat halifenin tavassutu ile nihayet Anadolu'nun fethine memur edilmiş olan Kutalmışoğulları. Bu vaziyetten faydalanan Süleyman-şah Orta Anadolu'ya girerek 1077 yılında Konya'yı zaptetti. Muhasaranın uzaması üzerine çok kötü bir duruma düşen Ebu'l-Kasım. Bbı/1Kasım'm ölümünden sonra kardeşi Ebı/1-Gâzi onun yerine geçmişti. daveti ile gelen Artuk-oğlu ll-Gazi'ye geçti (1117). Bizaıie^tmparatoru Âfeksios'tan yardım istedi. az sonra yine anlaşamıyarak biri Şam'da. Sultan Melikşah'tan af dilemek için İsfahan'a gitti. taht Kavgaları sebebiyle zayıflamış olan Bizans İmparatorluğu Türk akınlarına fazla mukavemet edecek durumda değildi. Ancak Sultan Melikşah'ın ölümüyle oğullan arasında saltanat kavgalar» başlayınca Süleyman-şah'ın oğlu Kılıç Arslan Horasan'dan gelerek İznik'te Anadolu Selçuklu Devleti'nin ikinci sultanı sıfatıyla 1092 sonlarında tahta oturdu.

taht kavgalarını önleme maksadiyîe Ak fırsatta ortanca kardeşini ortadan kaldırması üzerine küçük kardeşi Şehinşah Ankara-Çankırı taraflarına kaçarak Danişmendli emiri Yağı-basan ile işbirliği yaptı. Bunu haber alan Fransa kiralı St. Bu gelişme Anadolu Selçuklu Devleti ile Bizans İmparatorluğunu tekrar karşı karşıya getirdi. Haçlılar'a karşı kazandığı zaferleri müteakip Maraş ve civarını fetheden Sultan Mesud. Kuşatmanın uzaması sebebiyle İznik bir anlaşma ile Bizans imparatoruna testim edildi (Haziran 1097). kardeşi Mesud'un isyaniyle karşılaştı. Fakat kısa bir zaman sonra kontlann. Pierre L'Ermit idaresindeki çapulcu Haçlı grubu &dıç Arslan'm kardeşi Davud tarafından bcmit yakınlarında imha edilmişti. Bundan sonra Danişmend Gazi ve Kayseri hâkimi Hasan Bey'in kuvvetleriyle takviye edilmiş olarak Eskişehir önlerinde Haçlılar'ın karşısına çıkan Kılıç Arslan onlara ağır kayıp verdirmesine rağmen galip gelemedi. ki hükümdar arasında vanlan anlaşmaya göre karşılıklı yardımlaşma ve Türkmen kuvvetlerinin Bizans'a akın yapmamaları kabul edildi. Konya önlerine yapılan savaşta Bizans ordusu ağrr bir mağlubiyete uğradı. Sultan Mesud uzun müddet kayınpederi Emir Gazi ile işbirliği yapmak zorunda kaldı. Louia. Bunun arkasından kardeşi Şehinşah'tan Ankara ve Çankırı'yı aldı. 1163 yılında Yağıbasan'ı mağlup ederek Elbistan. Kılıç Arslan'm.haber aldı ve derh# muhasarayı kaldırarak merkezine dönmek zorunda kaldı. Sultan ilk saldırıları bertaraf ettikten sonra 1162 yılında. Darende. 1143 yılında Ankara. Muhasara devam ederkerKfiıHaçlı ordusunun Anadolu'ya gelmekte olduğuna. Kilikya Ermenileri'ne de ağır darbeler indirerek onlardan birçok şehir ve kaleyi zaptetti. Bu bakımdan Sultan Mesud. Fakat bu sefer de Şehin-şah. Böylece batıda kendisini tehdit edecek bir tehlikenin kalmaması üzerine doğuya yönelen Sultan I. Konrad ile Fransa kiralı St. Kılıç Arslan Türkmen kuvvetlerinin maharetle tatbik ettiği sahte ricat sayesinde Bizans kuvvetlerini Denizli civarındaki dar ve sarp Myriokephalon vadisine sokmağa muvaffak oldu. J Sultan Mesud. Sultan Mesûd Ekim 1147 tarihinde Eskişehir yakınlarında Alman ordusunu perişan etti. Haçtı seferinde Alman kiralı III.Kriıç Arslan 1096 ytlında Ermeni Gabriel*in:elinde bulunan Malatya'yı muhasara etti. Kılıç Arslan'a karşı Bizans. Urfa Haçlı kontluğunun ortadan kaldırılması sebebiyle harekete geçen II. Nureddin Mahmud'un işgal etmiş olduğu yerleri de kurtardı. Ermeni ve Nureddin Mahmud'un harekete geçmelerine sebep oldu. Bu arada Danişmendli emiri Yağı-basan'ı da kendisine bağladı. Başkent Konya ile havalisini ajan ve kardeşlerinin metbûu durumunda olan Sultan İl. Haçlı ordusunun zırhlı ve kalabalık olması hasebiyle Sultan Kılıç Arslan bundan böyle onlarla meydan muharebesi yerine. ekinleri tahrip ederek ve meskûn yerleri boşaltarak yıpratma taktiğine başvurdu. Diğer taraftan imparator Ateksios Iznik'e kast akınlarına devam ediyordu. Bu sebeple Alekaios Komnenos'un bu Türk emirine karşı ittifak teklifini kabul ederek müştereken EmirÇaka'yı ortadan kaldırdılar (1094).. gittikçe aleyhinde gelişmekte olan Anadolu Selçuklu Devleti'ni yıkmak karariyle büyük bir ordunun başında olduğu halde yürüyüşe geçti. düklerin ve şövalyelerin idaresindeki muntazam Haçlı ordusu Iznik'i muhasara ettiiSfvSultan Kılıç Arslan bu kuşatma esnasında geldi ise de şehre girmeğe muvaffak olamadı. ölümünden kısa bir zaman önce ülkesini üç oğlu arasında taksim etmişti. çevirdiği entrikalarla Anadolu'daki Türk devletlerini birbirine düşüren Bizans imparatoru Manuel Komnenos ile görüşmek için İstanbul'a gitti. Haçlılar elinde bulunan Maraş ve Göksun'a karşı harekete geçtiği sırada Bizans imparatoru Manuel Komnenos'un Konya üzerine yürüdüğünü haber aldı ve süratle geri döndü. Çankırı ve Kastamonu'yu Danişmendliler'den geri alarak ülkesinin hudutlarım genişletmeğe başladı. İmparator Manuel. onların geçeceği bölgelerde su kuyularını kapatarak. Aym zamanda Türkmen kuvvetleri de tekrar Bizans ülkesine akınlarına yeniden başlamışlardı. Böylece müstakil hareket etme imkânına kavuşan Sultan Mesud. Bizans ve Haçlıca kar$? yaptığı savaşlarla ülkesini bir hayli genişletmiş olan ve Abbasî halifesi tarafından "Melik8 unvanı verilen EFnir. SultaıvLKı&gAr&taft'ın ölümü ve oğlu Şehinşah'ın Emir Çavlı tarafından yakalanarak İsfahan'a götürülmesi üzerine Anadolu Selçuklu tahtı boş kaldı. Sultan II. Eylül 1176 tarihinde yapı- . Fakat Emir Çavlı. bu sırada fırsattan istifade eden Bizans'ın da ilerlemesine mâni olamıyordu. Bir sene sonra da Elbistan'ı ülkesine kattı. 1134 yılında kayınpederinin vefatına kadar âdeta onun himayesinde idi. Böylece batı hudutlarından emin olan Sultan Kılıç Arslan Anadolu'da hareket serbestesi kazanmış oldu. Kılıç Arslan'ın bu başarıiarı Bizar» imparatorunun gözünden kaçmıyordu. Sultan Mesud Anadolu'da kuvvet ve kudretini sağlamlaştırdığı sıralarda. Kılıç Arslan Bizans'tan ziyade İzmir ve havalisinde müstakil bir devlet kurmuş*olan ve meydana getirdiği donanması ile Ege ve Marmara denizlerinde faaliyette bulunan kayınpederi Emir Çaka'dan çekiniyordu. Louis'nin orduları Anadolu'ya girdiler. Uzun süren saltanatı esnasında Anadolu Selçuklu DeVieft'n* bu ülkenin en kudretli devleti haline getiren Sultan Mesud 1155 târffUhde vefat ettt. Louis Orta Anadolu'ya girmekten çekinerek Efes-Denizli-Antalya yolunu takibe mecbur olmuştu. Artukoğlu Hgâzi ve Suriye maliki Rıdvan'ın birlikleri ile Habur ırmağı kenarında yaptığı savaşı kaybederek bu ırmakta boğularak öldü (Temmuz 1107). Babasının yerine Daniş-mendii tahtına geçen Mehmed Gazinin ölümüyle Sultan Mesud üzerindeki Daniş-mendli nüfuzu kırılmış oldu. İki kardeş arasındaki taht kavgalar* 1116 jrtna kadar devam etti ve Mesud DanişmerKöter'den aldığı yardım sayesinde Konya'da Selçuklu tahtına oturdu.286 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 287 rinde Türkmen emirleri müstakil devlet olma hareketin* giriştiklerıraten bu ülkede bâr Türk birliği metfcut değildi. kendisinin Haçlılar ile meşgul olmasından istifade ederek Malatya'yı almış olan Dânişmendii-ler üzerine yürüdü ve bu şehri tekrar zaptetti. Bundan sonra Harran'ı ve Suriye me~ liki Dokak'ın elinde bulunan Meyyâfarîkin'i ülkesine kattığı gibi Diyarbakır ve Musul bölgelerine de hâkim oldu. Bu vaziyet devleü oldukça saramışlı. Haçlılar'ın gelişi ve Iznikln düşmesi sebebiyle Konya'yı kendisine merkez yapan Kılıç Arslan. Bununla beraber Antakya kontu Bohâmond'un Danişmendîler tarafından esir edilmesini müteakip 1101 yılında harekete geçen Haçlı birlikleri birbiri arkasından Amasya yakınlarında ve Konya Ereğlisi'nde Kılıç Arslan tarafından imha edildiler (1102). Ancak Şehinşah'ın 1110 yılında serbest bırakılarak Malatya'da tahta geçmesi durumu biraz düzeltir gibi oldu.Qâzi Anadolu'nun en kudretli hükümdarı haline gelmişti. II. Sultan H. buradan deniz yoluyla Akkâ'ya gidebilmişti. Kayseri ve Malatya'yı sınırlarına dahil etti. Bununla beraber yolda Türkmenler'in hücumlariyle hayli zayiat verdikten sonra Antalya'ya ulaşan St. Haçlılar ile yaptığı savaşlarda oldukça yıpranmış olan Sultan Kılıç Arslan Bizans imparatoru ile sulh yapıp batı hudutlarını emniyete aldıktan sonra. Taht kavgalarının başlaması.

Bizans'ın. Arkasından Trabzon Rum imparatoru tH. tik Selçuklu tersanesi Alâeddin Keykubâd tarafından Alâiye'de kuruldu. Aleksios Komnenos ile savaşıyordu. Anadolu'ya giren Alman imparatoru I. daha önce giriştiği iktidar mücadelesinde başarısızlığa uğrayan ve hatta bir müddet hapiste kalmış olan Alâeddin Keykubât geçti. Fakat Akşehir'de Sultan'ın oğlu Kutbeddin Melikşah'ın Haçlılar ile mücadeleye girişmesi ve mağlûp olması Alman ordusunun Konya'da pek çok tahribat yapmasına sebep olmuştur. Burası Selçuklu sultanlarının kışlık merkezi oldu. Izzeddin Keykâvus'tan sonra Anadolu Selçuklu tahtına. Bu sırada Sultanin meşguliyetinden istifade etmek isteyen Trabzon İmparatoru Andronikos. Sultan'ı doğu seferine çıkmaya mecbur etti Kahta. Şehir ve kale yeniden inşa edilerek Sultan'ın adına izafeten Alâiye adı varildi. küçük oğlu veliaht Gıyaseddin Keyhüs-rev'e sığınarak onun yanında öldü (1192). ülkesini 11 oğlu arasında taksim etmesi ve kendisinin de devlet . Gıyaseddin Keyhüsrev Selçuklu tahtına geçtikten sonra İznik kiralı Theodoros Laskaris ile an- laştı. kendisinin taht kavgalariyle meşgul bulunduğu sıralarda bazı şehirleri zaptetmiş olan Ermeniler üzerine yürüyerek bazı şehir ve kaleleri ele geçirdi ve Ermeni kralını vergiye bağladı. 1211 yılında Alaşehir yakınlarında Laskaris ile yaptığı savaşta şehit düştü. Diğer taraftan Kıbrıs'taki Latinler1 in tahriki ile isyan etmiş olan Antalya halkım itaat altına alan (1216) Sultan. Mısır Eyyûbîleri'ne karşı el-Melik'ül-Eşref la bir anlaşma yaptı.288 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 289 lan savaşta Bizans ordusu büyük bir hezimete uğradı. Suğdak'ın zaptından sonra bir çok Rus Knez ve Kıpçak beyleri itaat altına alındı. Gürcü tehlikesini tamamen ortadan kaldırmak gayesiyle giriştiği İkinci sefer esnasında 1204 yılında vefat etti. izzettin Keykâvus saltanatının son yıllarını Eyyubîler ve Artuklular'la savaşla geçirdi ve bir sefer esnasında Malatya'da vefat etti (1220). iktidar mücadelesinde onun en tehlikeli rakibi askerî kuvvet bakımından kendisinden üstün olan Tokat meliki Rüdnüddin Süleyman-şah idi. Kıbrıs kiralı ile ticaret anlaşmasını yeniledikten sonra kuzey ticaretini emniyet altına almak düşüncesiyle Sivas üzerinden Sinop'a hareket etti. Suttan II. Uluborlu meliki Gıyaseddin Keyhüsrev Konya'yı kardeşi Melikşah'tan alarak 1192 yılında Selçuklu tahtına oturdu. Kemah ve Şebinkarahisar'ı alarak Mengücekoğulları hanedanına son verdi. İmparator Batı Anadolu'daki istihkâmları kaldırmak. Suttan Alâeddin Keykubâd Anadolu işleriyle meşgul bulunduğu sıralarda Asya içlerinde ortaya çıkan Moğol tehlikesi süratte Batı'ya doğru yayılmaya başlamıştı. 1201 yılında Erzurumu zaptederek Saltuklular hanedanına son verdi. Hısn-ı Mansur (Adıyaman) ve Çemişgezek'i ete geçirdi (1226).ve ağır bir tazminat ödemek şşrtiyle IstanbuFa dönebildi. Selçuklular'ın batı hududu ise Denizli'ye kadar uzanıyordu. Friedrich Barbarossa ile dostluk kurarak onların Suriye'ye inmelerine müsait davranmak suretiyle Haçhlar'ı mümkün mertebe zararsız hale getirmek istiyordu. Trabzon Rum imparatoru . Aleksios'u mağlup ve esir ederek Sinop'u zaptetti (1214). Bu zafer. Ermenilerden alınan yerlere Türkmenler iskân edildi. Nitekim Süleyman-şah'ın Konya üzerine yürüdüğünü öğrenince 1196 yılında Konya'yı ter-kederek İstanbul'a kaçtı. Kendisine Abbasî halifesi tarafından "saltanat" menşuru gönderilen Keykubâd. Kılıç Arsîan'ın çocuk yaşta olması sebebiyle uçta bulunan Türkmen beyleri hâlâ İstanbul'da oturmakta olan Gıyaseddin Keyhüsrev'i Konya tahtına davet ettiler. Anadolu'da bu karışıklıklar devam ederken Selâhaddin Eyyubî'nin Kudüs'ü alması üzerine yeni bir Haçlı seferinin hazırlığı başladı. Diyarbekir Artukluları'nın da onunla işbirliği yapması. 1207 yılında Antalya'nın fethiyle Türkler'e deniz yolu açılmış oluyordu. Aynı zamanda Ermeni kiralı Hetum'u. Sultan Alâeddin Keykubâd kendisine muhalif bir tavır takınmış olan ümeradan bazılarını bertaraf ettikten sonra 1226 yılında Sinop'ta inşa edilen bir donanmayı Kastamonu Beyi Emir Çoban kumandasında Kırım'daki mühim ticaret limanı Suğdak üzerine gönderdi. Böylece Gürcüler Ne komşu olan Rüknüddin Süleyman-şah. ödediği vergiyi iki misline çıkarmak ve parasını Anadolu Selçuklu sultanı adına bastırmak şartlariyle sulh yapmağa mecbur ettiler. Bu sırada İstanbul Latinler tarafından işgal edilmiş ve Bizans imparatorluğu parçalanmıştı. Malazgirt savaşından beri AnadoluJyu gari almak ümidini tamamiyle kırmış. Fakat onun sultanlığı diğer kardeşleri tarafından kabul edilmedi. Gıyaseddin Keyhüsrev'den boşalan Selçuklu tahtına devlet erkânının onun büyük oğlu Izzeddin Keykâvus'u geçirmesi üzerine kardeşi Alâeddin Keykubâd isyan etti. $• terine fazla müdahalede bulunmaması şehzadeler arasında iktidar mücadelelerinin başlamasına sebep oldu. Diğer taraftan Türkmen kuvvetleri Kilikya Ermeni tarattığın) istila ederek Silifke'yi zaptedip oradan Suriye ve Elcezire'ye doğru yayılıyorlardı. Aleksios Komnenos'u muğlup ederek Karadeniz ticaret yolunu elnniyet altına aldı. 1228 yılında da Erzincan. Sultan 8b Kılıç Arslan Bizana meselesini hallettikten sonra 1178 ydında Dan?$mendli beyliğine son vererek doğudaki tehlikeli rakîbinden kurtulmuş oldu. Suriye ve Anadolu'yu istilâlarını önlemek takip etti. Kflıç Arsîan'ın. Izzeddin Keykâvus bu meseleyi kolaylıkla halledip Theodoros Laskaris ile de müsait bir anlaşma imzaladıktan sonra babasının siyasetini takibe başladı. Kılıç Arsîan'ın ölümü üzerine oğulları arasındaki sahtanat kavgaları daha da şiddetlendi. Nitekim çok geçmeden Moğollar'ın elinden kaçan Celâleddin Harezmşah Doğu Anadolu'ya gelerek Keykubâd aleyhine faaliyete geçti. Mengücekoğulları ile Artukoğulları'ndan bazı yerleri aldı. Bunu müteakip Kalonoros (bugünkü Alanya) kalesini karadan ve denizden muhasara ederek zaptetti (1233). Bu felaket sırasında oğlu Melikşah'ın tahakkümü altında bulunan yaşlı Sultan. Sarıkamış yakınlarında onlarla yaptığı sava* şı kaybetti. Leon'a karşı giriştiği sefer zaferle nfeticelendi (1209). Ermeni kiralı II. Bunu Eyyubiler'in Kuzey. Sultan'a asker vermek. Diğer taraftan devletin kara kuvvetleri Silifke'ye kadar bütün sahil bölgesini ele geçirdiler. Sultan Kılıç Arslan. Gıyaseddin Keyhüsrev'in bu başarıları Thedoros Laskaris îte aralarının açılmasına sebep oldu. o zamana kadar hıristiyan dünyasında bir nem Türklerin işgali atandaki memteker gibi telâktoadüen Anadolu'nun gerçek Türk yurdu oiduğuhu isbat etrniç ve Bizans imparatorluğu bundan sonra Türkler1© karşı taarruza cesaret edememiştir. Bizanft imparatorunu vergiye bağladığı gibi Ermeni kiralı Leon'u da hezimete uğrattı. Gıyaseddin Keyhüsrev bir yandan kardeşleri ile mücadele ederken diğer yandan da Bizans imparatoru III. Yerine geçen oğlu III. Bunu haber alan Keykubâd Bayburt- . Uzun ve başarılı bir mücadele hayatından sonra yaşlanan ve yorulan Sultan II. Anadolu'da sarsılmış olan Türk birliğini yeniden tesis etmeğe gayret sarfeden Süleyman-şah. Samsun ve Sinop'a saldırdı.

suikastlar. Daha sonra. Kösedağ savaşından itibaren. Bununla beraber gerekli tedbirleri almaktan da geri durmuyor* du.290 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ -----291 Maçka yoluyla Trabzon'a giderek şehri muhasara etti. Baba İshak isyanını Mogullar'ın istilâsı takip etti. Sınır boylarındaki kaleleri tahkim ederek. Mukabil harekete geçen el-Kâmil'in Mardin'i zapt ve tahrip etmesi Alâeddin Keykubâd'ı Eyyubîler üzerine sefere çıkmağa mecbur etti. Ordu daha harekete geçmeden bir ziyafette Alâeddin Keykubâd zehirlenerek öldü (1237). Hasankey*. Bîr Türtanttn şeyhi olan Baba Ishak etrafına topladığı Türkmenler ile devleti bir hayli uğraştırdı ve isyan 1240 yılında güçlükle bastırıldı.büyük. Gıyaseddin Keyhüsrev topladığı büyük orduyla Baycu Noyan kumandasındaki Moğol ordusunu Sivas'ın doğusunda Kösedağ mevkiinde karşıladı. Hısn-ı Keyfâ (Hasankeyf) ve Amid (Diya&afor) kolu: 1101-1231 Sökmen I. Doğu Anadolu ve İzmir Türkmen Beylikleri İbrahim KAFESOĞLU a. ülkesini bu tehlikeden uzak tutmak için Ögedey'in oldukça ağır şartlarını kabul etmiş göründü. Celâleddin Karatay gibi devlet adamlarının iş başına geçmesi durumu biraz düzelir gibi olduysa da siyasî ve dinî zaafları ortadan tamamen kaldırmak mümkün olmadı. Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarihe karıştığı 1308 yılına kadar. Haçlılarla savaşmış. 1231 yılıhda Celâleddin Harezmşah'ın -MOrtayl* Moğollar'ın yağma akınları Malatya'ya kadar uzanmağa başladı. VI.Artuklu Beyliği (1101-1409) Anadolu'nun fethinde . Türkmen başbuğlarından Çökürmüş ite birlikte Harran civarında Urfa kontu Baudotân Jlyi esir almak sureüyteq$Wro*>ir zafer kazanmıştı. Temmuz 1243 tarihinde yapılan savaşta Selçuklu ordusu korkunç bir hezimete uğradı. Oğlu Nftsırlüd<Hn Mahmud (öim. Bu kifayetsiz hükümdar kumandan Sadeddin Köpek'in tahakkümü altına girdi ve onun tahrik ve telkinleriyle birçok mühim şahsiyetleri öldürttü. 1242yriında Erzurum'u işgal ve tahrip eden Moğollar 1243 yıfenda Baycu Noyan kumandasında Anadolu'yu istilâya başladılar. II. kumandanların ve beylerin rekabetleri arasında II. Sadeddin Köpek'in bertaraf edilmesinde rol oynıyar. 1166)'dan sonra» oğlu Nûr'üd-din Mehmed 1182'd» Salâh'üd-din Eyyûbrye bağlandı v* yaptığı askeri yardım karşılığı olarak bölgenin en büyük merkez şehri Âmid'i aldı (1183). Celâleddin Harezmşah'ın ölümünden-sonra Selçuklu hizmetine girmiş olan Harezmli askerî birlikleri bu sınır kalelerine yerleştirdi. İran. Moğollar Anadolu'da yarım asırdan fazla bir müddet Hüküm sürdüler. Bu sebeple iki Türk hükümdarın arası bozuldu. Hasankeyf sülâlesinden Ârnid civannı da alan FatVüd-din Kara Arslan (Olm. iktisadî çöküntü ve-halkın parişanlığı manzarasını arzeder. Gıyaseddin Keybösrev'den sonra tahta geçen Selçuklu auttahları Moğollar elinde bfatt kukla idiler. Fakat bütün bu hileleri meydana çıktığı zaman kendisi öldürüldü (1239). Büyük Selçuklu Sultanı tarafından kendilerine verilen bölgelerde beylikler kurmuşlardır. şehzadelerin birbirleriyle mücadeleleri. Onun sultanlığı zamanında Anadolu Devleti siyasî. Kısa bir süre sonra da Erzurum'u elegeçfitfi. 1234 yılında Mısır Eyyubî hükümdarı el-Kâmil'in gönderdiği ordu mağlûp edildikten sonra Harput. Ondan sonra gelen oğlu İbrahim. Harran ve Rakka Selçuklu hâkimiyetine girdi. Ortadoğu'da Kurulmuş Türk Devletleri (Anadolu.*e Surûc'dan başka 1104 de MaıdM almış. Gıyaseddin Keyhüsrev tahta çıktı. II. isyanlar. oğlu Mevdûd zamanında Eyyûbî el-Meük-ül-KftmiI Amid ve Hasankeyf'ı zapt etti (123^ . Anadolu sözde sultanların. Suriye ve Mısır) P 1.hizmetleri geçen Oğuzlar** Döğer boyundan ünlü Türkmen Beyi Aıtuk Beya^j&ınye meliki Tutuş^frBftndan ikta edilen Kudümde ölümünden (1091) sonra oğuHart Sökmen ve H-Gazt. Sadeddin Köpek devlet erkânından kendisine karşı gelebilecekleri ortadan kaldırdıktan sonra Selçuklu tahtına geçmek emelinde idi. Ağustos 1230 tarihinde Erzincan yakınındaki Yassıçemen mevkiinde yapılan ka*>iı savaşta Keykubâd galip geldi. Urfa. Fakat havaların şok fena gitmesi Trabzon'un fethine mâni oldu. devlet adamları ve beylerin ihtirastan ve tahrikleri. Mardin'larnucesı ll-GaziVe bırakmak »»unda kaldr(1l08). Moğol tehlikesinin daha önce farkına varmış olan Anadolu sultanı. 1*22) bir-kitabede "Dıyâr-ı Bekr. askerî ve iktisadî bakımından en parlak devrini yaşamıştır. Kudüe'ün tekrar Falîmiter'e geçmesi (1098) dolayısıyle. bazan Anadolu Selçuklularım metbû tanımıştı. Sultan Alâeddin Keykubâd ile Celâleddin Harezmşah'ın araları düzelmeğe vüz tutmuştu kit Harezmşah Ahlat şehrini uzun bir muhasaradan sonra zapt ve feci bir şekilde tahrip etti. Fakat bu sırada patlak veren Baba Ishak isyanı SelçukJu devletinin artık çökmekte. Selçuklu ordusu Kayse-ri'de toplanacaktı. olduğunu göstermekte idi. Rum ve Ermen sultana gibi görünmekle beraber* etrafını çeviren kuvvetli devletlerden bazan Eyyûbîlerl. Ancak BeyHkterin teşekkülü ite Anadolu Türklüğü yeniden hayatiyet kazanacaktır. Alâeddin Keykubâd'dan sonra.

Çankırı ve Kastamonu'yu sonra da Elbistan'ı zapt ederek. rivayete göre Türkmenter'e öğretmenlik yaptığı için •Danişmend' dîye anılan Gazi Ahmed Bey. Bu tarihte Mengücük Gazi'nin oğlu Ishak. Hattâ Bizans'ın Trabzon valisi Gabras'dan yardım istedi. ölümünden sonra oğlu Timur-taş Mardin'de. Antakya Haçlılar11 üzerine yürüyen ve Prens Roger'i yenilgiye uğratan (1119) ll-Gazi. diğer oğlu Mehmed Karahisar'da hâkim efldular. Ankara. ayrı bir aile teşekkül etmiştir. o da ancak ismen malûmdur. Behram-şah öldükten (1225) sonra. Amasya ve Kayseri'ye hâkim olan Yağı-basan da 1150*de Selçuklu tâbiiyetine girdi. *&* runu Ahmed-şah da Sultan Keykubâd II metbû tanımakta idi. Toprakları Timur-taş'a geçi. Bunlar zamanında ülkeleri. şehir halkının dâvetine uyarak gelip aldığı Haleb'i korumaya oğlu Tlmur-taş'ı memur etti (1118) ve 1121'de Meyâfârikin'i Ahlat Şahlan'ndan aldı. Haçlı prensin serbest bırakılması hususunda Kılıç Arslan ile arası açılan Gazi Ahmed Bey Selçuklular'a yenildi. 1203 yıllarına doğru oğlu Nizam'üddin İbrahim yerine geçmiş ve Harpım 1234'de Selçuklu Sultanı l Aiffüd-dîn Keykubâd tarafından Anadolu Selçuklulan'na ilhak edilmiştir. Ohfflği kolunun Sultan Keykubâd I zamanında veya daha sonraki bir tarihte Selçuklu DevletTne katıldığı tahmin edilmektedir. Haçlılarla iyi mücadele ediyordu. b. yeni ele geçirdiği Harran'a götürdü ve esirlerini kurtarmaya gelen kalabalık Frank ordusunu da bozguna uğrattı (1124). Sivas. birkaç kere mağlûp oldu. fakat Artuklu Belek tarafından mağlup ve esir edildi. oğlu olup 60 seneye yaton "hüküm sûren Fahr'üd-dta Behram-çahaagrıanmda Enrincan cank bir ticaret ve kültür merkezî haline gelmiş». onun sultanı olmasına yardım etti ve kızım ominht «vlencSrdi. 1112'de ölen Türkmen başbuğu Çubukoğlu Mehmed Bey'e ait Harput kalesi ve civarını almış (1115). Karahisar bölgesinde kurulan beyitte hakkında bilgi 1118'den İtibaren başlıyor. Bu ailenin bilinen son siması Melik Sâlih'dir. diğer yoldan Artuklu ve Dânişmendli beylikleri ile rekabet hâlinde idi. her ikisini Harput'a haps etti. saldırıları durdurdu (ölm. Sultan Kılıç Arslan II. Bir yandan Selçuklularla. Selçuklu 80* ieyman-şahGn ölümünden sonra* kuvvet kazanarak Beyliğini genişletmiş. Behramşahta k» Selçuk Hâtûn ile evli idi. Kılıç Aralan Ito Haçlılarda yaptığE Eskişehir <1097) ve Kayseri (1101)'dolayianndâki savaşlara katılmış ve bu sırada Antakya prensi Boh6mond% esir ederek Malatya'yı ele geçirmişti. e . Artuklular 1200'den itibaren Eyyûbîler'e. önce Ankara. bu zaferi dolayısiyle büyük şöhrete ulaştı. onun yerine gelerek Yaşilırmak ve Kıafırmak clolayanro alan. Salâh'üd-din %yûbt himayesindeki.Mengücüklü Beyliği: (1118-1250) AnadoluMtfn fethinde doğu Anadolu'da faaliyet hâlinde iken şehit düştüğü anlaşılan Türkmen beyi Mengücük tarafından alınan Erzincan. ftAan Alâ'üd-din I. Anadolu'da tekrar kuvvetli bir devlet doğmuş gibi idi. Malatya'da bulunan Dânişmendli Ayn'üd-devle'yi Selçuklu tabiiyetine aldı. Çankırtve Kastamonu kale ve bölgelerini kendi beyliğine kattığı için^as'tan Bolu ve terrrtt yakınlarına kadar uzanan sahada kuvvetli bir hükümet kurmuş oluyordu. 1123'de kral Baudouin'i de mağlup ve esir ederek.beyi Şihâb'üd-din Ahmed (Melik'üs-Sâlih) Mardin'i Kara Yusufa telfirYi etmeğe mecbur oldu (1409). Kemah. Haleb'de Lû'lû'nun ölümü üzerine. Mardin Ulu camiini yaptıran Kutb'üd-din ll-Gazi II (1184) zamanında Salâh'üd-din Eyyûbî memleketIşIcflSne müdahaleye başladı ve nihayet Meyâfârîkin Eyyûbîler'e geçti. Batı Anadolu'da da Bizans ile bir kaç kere karşılaştı. daha sonra Kara-koyunlular'la uzun mücadelelere giriştiler. Suriye atabeyi Nûr'ud-din Mahmud ile de işbirliği hâlinde İdi. Fakat Yağı-basan {ölm. Harput Kolu: 1185-1234 Hasankeyf kolundan Nûr'üd-din Mehmed'in ölümünden sonra. Hasankeyf i. Kemah-Erzincan Kolu: (1U2-1228) Selçuklu Kılıç Arslan II taraftarı olduğu için Dânişmendli Yağı-basan tarafından öldürülen (1162) Dâvud'dan sonra. Süleyman ise. 1104'de ölen bu BânişmendlPnln oğulların* dm duruma hftMm ötem Gazi: Bey. Sonra kardeşi Yağı-basan ile rakipleri olan diğer hanedan üyeleri arasında çıkan mücadelelerden faydalanan Selçuklu sultam Mesud l. 1142). Fakatbu arada Kayseri. Erzincan'da. oğlu Dfcvud-şah II. Kılıç Arslan^^tâbü ve damadı idL Kemah1! 4dare eden oğlu Se^ çuk-şah da Selçuklularda bağlı idi ve bu aile Selçuklulara Gürcistan seferi (1202)'ne katılmışta. İmparator loannes Komnenos'a karşı tahd iddiacısı kardeşi Isaakios'u mülteci olarak kabul ediyordu. kardeşi Ebû Bekir. Sultan Keykâvus I. sonra Bizans imparatoru Manuel ile anlaşma yaptı. bir aralık Anadolu Selçuklularıma bağlanmıştır. Divriği. yakaladı. Keykubâd tarafından Selçuklu devletine ilhak edildi (1228). yerine geçen oğlu Şshinşah Selçuklu Kıhç Arslan H"ye ve Sultan Süleyman-şahlatâbi olmuş v**Wstiyanlarla mücadelede bulunmuştur. Selçuklu şehzadelerinden Mes'ud I ile işbirliği yaparak İ11#da Konya'yigeri alıp. Öteki yeğeni Belek. Mardin kolu (veya ll-Gazi kolu) tarihe karıştı. Sultan Kılıç Arslan ll'ye karşı çıkan Yağı-basan. Kemah'da bulunuyordu.Dânişmendli Beyliği: (1002-1178) Anadolu'nun fecinde Artuk Bey'in Anadolu 'dan ayrılmasından sonra. 1164)'dan sonra durumu zayıfladı. Süleyman öldüğü için Meyâfârîkin de ona bağlandı. Bizans'ın buna karşılık Kastamonu ve diğer yerlerdeki bazı Dânişmendli şehirlerini tahrip etmesini (1133) onları geri püskürtmek suretiyle cevaplandıran Gazi Bey'in şöhret ve nüfuzu arttı ve itibarî de olsa üstün hâkimiyeti tanınan büyük Selçuklu suttan» Sencer tarafından kendisine "Melik" unvanı verildi. Son Artuklu. oğullarından Dâvud. Franklarla mücadelede büyük Ün kazanmıştır: 1122'de Urfa kontu Jocelin ile Birecik senyörünü mağlûp etti. yeğeni Süleyman Haleb'de oturdular. Divriği Kolu: (1142-1250) ? Süleyman'dan sonra. . Divriği'de olmak üzere beylik ikiye ayrıklı. Fakat aynı yıl Menbiç'i kuşatırken ol<isabetirie-dldü. Ölümü (1134) üzerine yerine geçen oğlu Melik Mehmed Bey Doğu Karadeniz bölgesine seferler tertip etti.292 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 293 Mardin kolu: 1108-1409 Artukoğlu ll-Gazi 1108'de Mardin'e sahip olduktan sonra. Kemah ve Erzincan'da. kararlı ve plânlı hareketlerle 1174-1178 yılları arasında Dânişmendli ailesinin ellerindeki kale ve şehirleri teker teker alarak bu beyliğe nihayet verdi. diğer oğlu Süleyman Meyâfârikin'de. Moğol istilâsı sırasında Mardin kalesinde ölen Necm'üd-din Gazi'den sonra Moğol tâbiiyetine giren Artuklular. Ayrıca Bizans işlerine karı- şıyor. yeğeni Sökmen ll'den alamadığı için. Ishak'ın ölümünden sonra (1142).

Kardeşler arası mücadelede üstünlük sağlayan Sa'ad I. (Zengî'nin oğlu) 1203de Salgurlu hükümdarı oldu. 1161) başarılar kazanan liz'üd-din Saltuk (ölm. f f -İzmir ve Efes Beylikleri: (1081-1097) Anadolu'nun fetW: sırasmcte.Saltuklu Beyliği: (1092-1202) Anadolu'nun fethinde Erzurum ve civarını att$4ahmin ediien EbÛ'l-Kasım'ın oğlu Ali'nin orada bir beylik kurduğu görülmekte* ki. Kızıl Arslan Osman da ordu bakanı Olmuşlardı.Fars Atabeyliğl (Salgurlular): (1147-1284) Selçuklular'ın başlangıcından beri İran'ın Fars bölgesinde hizmet gören Oğuz Salgur (Satur) boyundan Atabey Sungur'un frak Selçuklu sultanı Mes'ud zamanında istiklâl ilân etmesi ile kurulmuştur (1147). ölm. Sökmen'ül-Kutbî 1100 de Ahlat'ı Mervânî hakimiyetinden alarak bir hükümet kurmuştur. Tortum.Ahlat Şahları Beyliği: (1100-1207) Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın amcası Yâkûtî'nin oğlu olup. Saltuklu. ll-aldı. Bir ara Harezmşahlar'a esir düşen Sa'ad (ölm. İspir ve Tercan topraklarına sabip olmuş. 80*70 kadar "bende" si bütün memleketi kontrolleri . Diyarbakır Ulucâmii kitabelerinde görüldüğü üzere. ll-Deniz'in ölümü (1175)'nden sonra.294 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 295 ç . Ülkesini imâr etti. İstanbul'da uzunca bir müddet kaldıktan sonra 1081'e doğru İzmir'e gelerek bir beylik kurmuştur. Onlar karadan İstanbul'u baskı altına alırken Çakan Bey de denizden hücuma geçecek ve Bizans başkenti düşürülecekti. Tuna boyundaki Kuman Türkteri'ni Peçenekler üzerine saldırtmış ve aralarında cerayan eden. hattâ Erran ve Şirvan havalisini de Selçuklular'a bağladığı bu bölgeyi. 1183'de Salâh'üd-din EyyObfterafıncteft^apt dlınan Diyarbakır. Sökmen 1108'de de Meyâfârîkin'i zaptetmiş. İranlı şâir Sa'adî-i Şirazî ünlü eserlerini bu atabeyin himayesinde yazmıştı. ancak burası 1121'de Artuklu Necmed-din ll-Gazi İ'e geçmiştir. yüzyılın 2. Oltu. Sultan Arslan-şahî2amanında "Atabek-i^Earn'' diye anılan ll-Deniz'in iki oğlundan Cihan Pehlevan devletin "baş-hâcip'i. Fakat plân başarıya ulaşamadı. Oğlu Melikşah zamanında. Gürcü ve Abhaza saldırılarına karşı koruduğu. 1080 yıllarında Azerbaycan umum? valiliğine tâyin edilen Kutb'üd-din İsmail'in kumandanlarından. ölm. siyasî birliği kurmağa çalışan Selçuklu Sultanı Süleyman-şah tarafından Erzurum'un alınması ile (1202) Saltuklu Beyliği sona erdi. Büyük Selçuklu SL. imparator Aleksios Komnenos. 1174) SeJçukM Sultanı Kılıç Arslan II ile ittifak ederek kızını onunla nikahlamıştı. beylik adını Ali'nin oğlu Izz'üd-dfn Saltufc'tarv almıştır. Rodos adalarını zapt etti ve Çanakkale'ye doğru ilerledi. Anadolu'da. Nahçıvan ve Gence de buraya bağlı İdi. Özerine gönderilen Bizans donanmalarını birkaç kere mağlûp etti. bütün İrak Selçuklu sultanlığının en kudretli adamı hâline geldi. İzmir Beyi Çakan Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan I. fakat daha ziyâde Toıiura-Ollu dolayJar rındaki Gürcülerle savaşmışta Kşra'a hücum eçten Gürcüler'e karşı yaptığı savaşlarda (1153. Sultan Tuğrul H'nin dul kalan zevcesi ile evlenerek Selçuklu ailesine girmiş olan ll-Deniz'in merkezi Tebriz şehri idi. Bizans imparatorluğunun zayıf noktalarım iyi bilen Çakan. Fakat bu kız Konya'ya giderken yolda Danişmendli Yağı-basan tarafından esir edilmişti.bir kitabeden 1205 yılında bile Saltuklu ailesinden Ebû Mansur adlı bir beyin-Artuklular'a tâbi olarak.devam ettiği anlaşılmaktadır. inâf burada 1103'den itibaren kendi hükümetini tesis etti: Mardin Artuklu ailesi ile akrabalık kuran bu beylik beylerinden bazılarının adlan (İbrahim. bir yandan da Haçlılar'la çarpışan Danışmendliler'e tesirli yardımlarda bulunmuş. Sungur'un ölümü (1116)'nden sonra oğlu Zengî Irak Selçuklu devletini tanımak zorunda kaldı ve bu durum Selçuklu Devleti yıkılıncaya kadar (1194) devam etti. yansında bir ara hâkimiyetini Kars'a kadar genişleten Ahlat-şahları bir asır kadar devam ettikten sonra son hükümdar Izz'üd-din Balaban zamanında idare Eyyûbîler'e geçmişfer (1207). istanbul'u ele geçirip İmparator olmak istiyordu. Sisam. 80 yıl kadar devam ettiği anlaşılan beylik. Meriç kıyısındaki Lebonium Savaşı (Nisan 1091)'nda Peçenekler ağır mağlûbiyete uğraşmışlardı. Azerbaycan umumî valisi iken. 1109. Cihan Pehlevan yalnız Azerbaycan'ın değil. Tzâkhaa).İtanı Melikşah'ın ölümü üzerine çıkan taht kavgaları arasında. Trabzon prenslefl ile mücadele etmiş. Daha sonra Sa'ad H'nin kızı. Balkanlar üzerinden Trakya'ya doğru ilerleyen soydaşı Peçenek Türkleri ite işbirliği yaptı. b-Azerbaycan Atabey ligi: İl-Denizliler (1146-1225) Aslen Kıpçak Türkleri'nden olup. David kumandasındaki Gürcü kuvvetlerini mağlûp etti (1195). 1231)'den sonra oğlu Ebû Bekir (ölm. Mengücüklü beylikleri ile münasebet ve mücadelelerde bulunan ve 12. Moğol hükümdarı Hulegu'nun oğlu ite evlendi ve bu hâtun'un 1284'te ölümü ite sülâle nihayet buldu. Yine bu sıralarda Efes bölgesinde de çok küçük bir Türkmen beyliği daha görülmektedir ki. kendini sultan ilân ederek başkente doğru harekete geçen Suriye Meliki Tutuş Diyarbakır'ı zabtetmiş (1093). 1102 yılında Bey olarak Ali bululuyordu. Kara kuvveti kâfi gelmediği için. 2. Midilli. Izz'üd-dtoln Oğlu Mehmed Kızıl Arsten da. Foça'yı ve civarını da aldıktan sonra 40 parça gemiden kurulu kuvvetti bir donanma yaptırarak Ege Denizi'nde Sakız. Erzurum önüne kadar gelen. d . kıraliçe Thamar ra'nın kocası.Atabeylikler İbrahim KAFESOĞLU a. Artuklu. 12. 1142 v© bunun oğju Mahmud) bakır paraları üzerinde görülmektedir. Hısn-ı Keyfa (Hasankeyf) Artuklu Beyi Nûr'öd-cRh Mehmed'e verildi. e . "Hakan-* Acem" unvanını taşıyordu.înallı Beyliği: (1103-1183) . Malatya dolaylarında faaliyet gösteren Oğuz Çavuldur boyundan olduğu sanılan Çakan (Bizans kaybımda. Bunlara Ahlat Şahları veya Ermenşahlar da denir. Çünkü. tarafından ortadan kaldırıldı (1097). Irak Selçuklu sultanı Mes'ud zamanında bu devlette vazife alarak. Sultan tarafın* dan. 1260) geçti. kudreti sayesinde idare kademelerinde derece-derece yükselen Şems'üd-din ll-Deniz. Irak Selçuklu Sultanlığı'na tâbi idî. Başkent Şırâz şehri idi.Saltuklu baliği Karst Bayburt. idaresini bıraktığı Tuğ-tegin (Dokak'm atabeyr) Haçlılarla-mücâdele için şyntdığı zaman şehri Türkmen beylerinden hal'a vermişti. yüzytffft £ yartiıdîla TMHdaranln vezir ailesine geçtiği anlaşılıyor. Bununla beraber Mıcıngirt kalesindeki (Hasankale-Sarıkamış yolu üzerinde) . başında Tann-bermiş Bey bulunuyordu. Atabeylik İlhanlı Moğollar'a tâbi oldu. 1146"dan itibaren müstakilen idareye başlamış ve bir sülâle kurmuştur.

birkaç Moğol akınını püskürtmek suretiyle ülkesini korudu. Sonunda zayıf Şam atabeyliğine Nûr'üd-din Mahmud (Musul Atabeyi) tarafından Şam'ın işgal edilmesi ile. Babalarının ölümü (1146)'nden sonra bunlar atabeyliği iki kısım hâlinde idareye başladılar.Alftiye Beyleri: Türkiye Selçuklu Sultanı I. Aslında hâkimiyet Moğollar da idi. şehzadeler birbirleri ile taht mücadelesine girişmişler ve tahta geçebilmek için de Moğol-lar'ın yardım ve himayesine başvurmuşlardır. Karamanoğullan'nın bu şehir üzerindeki hakimiyetleri XIV. İnanç (Lâdik Beyliği) ve Osma-noğulları bu suretle Anadolu'da kurulmuş olan Türkmen beyliklerinden idiler. Şam'ın Franklar'a geçmesine yardımcı bir duruma girmişlerdi. Karası. Pervane. Çünkü bunlar Kudüs'ün Haçlı kıratı ile anlaşmış. küçük bir çok devletler aralarında bölüşmüşlerdir. rtonşahlar'a bağlanmak zorunda kaldı ve Celâl'üd-din Hareatışah'ın Tebriki zapt etmesi ite(i22S) atabeylik sona erdi. Erbil'e çekilmişti (1167). komşuları ile ve Eyyûbîler'le dostça geçinmek.Anadolu Beylikleri Erdoğan MERÇİL 1243 yılında Kösedağ'da Moğollar karşısında uğradığı mağlubiyetten sonra Türkiye Selçukluları Devleti hızlı bîr çöküş devresine girmiş ve bu devlet llhanlılar'a tâbi olmuştur. Ectoft merkez olmak üzere. Kök-böri 44 sene süren atabeyliği zamanında memleketini imâr etti. Erbil atabeyliği toprakları. Zen$nto ölüm tarihînde (1146). bu mühim hâdise Avrupa'da kral ve imparatorlar idaresindeki II. alilliği dolayısiyle ülkesini Musul atabeyi Mevdûd'a bırakarak. Fatımî devleti tarihe karıştı. Eşref. Zengî Cizre kalesini. Irak Selçuklu hükümdarı Mugîs'üd-dîn Mahmud tarafından Musul vâliei tâyin edilmişti (1127}. İşte. suistimaller ve iktisadî çöküntü yüzünden perişan bir manzara arzeden Anadolu'da Selçuklu devletin») tekrar eski kuvvetli ve kudretli haline gelemediği görülüyor. yüzyılın ikinci yansında da devam etti.Musul-Sincar-Haleb Atabeyliğl: ZengİHler: (1127-1259) Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın Haleb valisi Ak-Sungur (ölm. bu devletin mirasını ve siyâsî hâkimiyeti. fakat kendisi de bir Ismâîlî tarafından öldürüldü (1132). Hama'yı (1130). XIII. Seyf'üd-din Gazi'den kardeşi Mevdûd'a geçen bu bölgede. Aydın. Can-dar. Salâh'üd -dinin ölümü (1193) üzerine tamamen müstakil olarak. Böri. son verildi (1154). Musul ve Sincar Eyyûbî tâbiiyetine girdi (1186). sonra dikkatini vatan müdafaacısı sünni Türkler'e sırt çeviren Fatimîler elindeki Mısır'a çevirerek orada vezir Sâver'in işbirliği yaptığı Kudüs kiralı BohĞmond IIl'ü mağlûp ederek Türk hâkimiyetini tesise çalışmıştır (1164). sonra Salâh'üd-din Eyyûbî ile işbirliği yaparak. Sonra mücadeleye devamla. bunlardan Meh-med'in oğlu Atabey Mucîr'ü&din Abak da aynı siyâseti güderek varlığını muhafazaya gayret etti. Saruhan. Tuğ-tegin'in öldürülmesi (1128) üzerine yerine geçen oğlu Tâc-üd-din Böri önce bâtinîliğinin bir kolu olarak Suriye'de gelişen Ismâîlîler'le uğraştı. Trablus Haçlı kontluğundaki Ba'arin kalesini kuşattığı zaman. c . Bu durumdan istifade eden uçlarda ve sınırlarda yerleştirilmiş Türkmen Beyleri ve halk yavaş yavaş Selçuklular ile ilişkilerim kesmiş. Sincar Zengî ll'ye verildi. Nihayet bütün bölge Moğol llhanî devleti tarafından işgal olundu (1259). d . Bunun kardeşi Mes'ud zamanında. 1154 da Şam atabeyliğini de kendine bağlamış.Şam Atabeyllğl: Börililer: (1228-1154) Suriye'ce Selçuklu atabeyi. 3 . ömrünün sonuna doğru. Abbasî halifeliğine intikal etti.Erbil Atabeylikleıi: Beğ-Teginliler: (1146-1292) Musul Atabeyi Zengînin Musul valilerinden olan Zeyn'üd-din Ali Küçük. Hâmid. 1291 yılında Kıbrıs taralı Henri II. vasiyeti gereğince. Haçlılarla mücadelesinden dolayı "Seyfüt-lslâm" diye anılan.296 ______TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 297 altında tutuyorlardı. Kıbrıs kiralı Pierre 1366 Mayısında Alaiye'yi zapta . 1167'de Nûr'üd-din Mahmud 'un gönderdiği Şirkûh. Daha sonra kardeşi Cteman da bir aralık kendini İrak Suljanf ilân etmişti (1191). Germiyan. Haçlılara karşı müdafaa ettiği Haleb'i de kendisine bağlayarak kuzey İrak'tan Akdeniz'e kadar uzanan bir devlet kurdu (1126-1146). Şehr42prr Hakkâri. Sincar ve Harran'a sahip bulunurken. Musul'da idi. ifoınün beraberindeki Salâhaddin (Eyyûbî) Mahmud'un temsilcisi olarak idareyi ele aldı (1171). Haleb atabeyi Mahmud. kendisinin vârisi olmadığı için. üzerine gelen Kudüs kınalı Fbulque d'Anjou'yu mağlûp ve esir eltfflIST). Bir ara Anadolu Selçuklularına tâbi olan Kök-böri'nin ölümü (1232)'nden sonra. Alâiye beylerinin Selçukluların neslinden geldiği rivayet olunmuştur. Kösedağ savaşından yıkılış tarihi olun 1308 yılına kadar idarî mekanizmasında tam bir karışıklık hüküm süren Selçuklu devletinde sultanlar. Mahmud'un ölümünden (1174) sonra Şam ve Haleb atabeylikleri Eyyûbî ailesine intikal etti. yüzyıl sonlarına doğru Anadolu'da Moğol baskısı da zayıflamıştı. Nusaybin*!. Yerine arka arkaya atabey olan ve memleketlerini Zengî oğullarından korumağa çalışan Ismâîi. Antakya Haçlı prensi Raymond de Poitiers'yi mağlûp ( 1149) ve topraklarının mühim bir kısmını işgal eden Mahmud. Bunun yanısıra mâli kaynakların azlığı. Haçlı seferinin hazırlanmasına yol açmıştır. Oğlu Atabey Muzaffer'üd-din Kök-böri. ? . O hutbeyi Memlûk* ler adına okuttu. 1094) 'un oğlu Imâd'üd-din Zengî. Karaman. Urfa'yı ele geçirerek Frank kontluğunu ortadan kaldırdı (1144) ki. yardımına karşılık Urfa'yı aldı (1183) ve onun kızkardeşi ile evlendi (1185). Zenginin oğlırNûr'ückiin Mahmud Haleb'de. 20 "bin kadar Ismâîlî'yi kılıçtan geçirmek suretiyle Şam'ı kurtardı. Bu sebepten Selçuklu sultanları Moğollar'ın kontrolü altında ismen hüküm sürdüler. öteki oğlu Seyf'üd-din Gazi I. Musul'a gelince. Bunun oğlu Ebû Bekir 1200'e doğru Hemedatfa. önce Musul atabeyi Seyf'üd-din Gazi ll'nin hizmetine girdi. Anadolu Beylikleri (eski söyle-yişiyle Tâvâif-i Mülûk) adıyla anıları yeni kurulmuş büyük. Haçlılar'ın karşısına çıkan büyük kumandanlardan biri olarak tanınmıştır. Mısır'da faaliyette bulundu. Alâiye'ye asker şevketti ise de bu şehri almağa muvaffak olamadı. Alâiye 1293'de Karamanoğullan'ndan Mecdeddin Mahmud Bey'in eline geçti. arkasından memleket Moğollar tarafından istilâ edildi. Menteşe. hattâ İsteharfâfeadâr nüfuzunu genişletmişti/Fakat 1211'de Azerbaycan atabeyi Özbek Ha-. Sincar ve Harran'ı aldıktan sonra. Mahmud ve Mehmed adlarındaki üç oğlundan sonra (1139). Başlıca gayesi Suriye Frank-iktidarına karşı bir Müslüman birliği meydana getirmekti. Alâeddîn Keykubâd (1220-1237) tarafından zaptedilen Alâiye şehrinde daha sonra küçük bir beylik kurulmuştu. a . Antakya Haçlı Prensliği elinden Kefertâb ve Maarrafun-No'mâniye gibi kaleleri aldı. Sahib-Ata.

Bir Haçlı donanması ise sahil İzmir'i Türkler'in elinden aldı (28 Ekim 1344). Sultan'ın huzuruna gelerek itaatini bildirdi. fakat o bu siyâsetinde muvaffak olamadı. Tire ve İzmir'i beş oğlu arasında paylaştırdı. Ayaslug (Selçuk) ve Birgi taraflarında kurulmuş bir beyliktir. Ondan sonra beyliğin başına Mehmed Bey'in oğlu Isa Bey geçti. Kendisi en küçük oğlu ile Birgi'de oturdu. Şehirde gemi yapan tezgâhlar vardı ve ticaret dolayısıyla Alâiye beyleri zengin ve halkın da mâli duru mu iyi idi. Bozcaada. Atâiye 142? de Karamanoğullar*gafından Memlûk dev letine satıldı ve bundan sonra şehirde Memlûk hakimiyeti atlında Karamanoğlu Mahmud Bey'in torunları höhöm «Müler. Aydınoğulları. Umur Bey'in mukavemeti sebebiyle fazla ilerleyemediler. Germiyanoğulları ordusunda subaşı idi. Mehmed Bey sahip olduğu Ayasluğ. Salihli ve Nif (Kemalpaşa) 'i Aydınoğulları toprakları içine kattı. Latinler Türkler'den İzmir'i almak için taarruz ettilerse de geri çekilmek zorunda kaldılar. II. Ijütfl Bey takriben 1461 yrlında öldü. Fakat Kantakuzen daha sonra muhalefetle karşılaşmış. Karamamdan aonra^terdeşi Sa¥Ci^*dÖffen Lûtfi Bey bey liğinin başına geçti. fakat bu anlaşma Papa tarafından tasdik edilmedi. Isa Bey'in ölüm tarihi belli değildir. Sakız. sayısız esir ve ganimetlerle İzmir'e dönmüşdür (1334-1335). Virthtf Kılıç Arsian geçti. Bu beyliğin birinci «miri elde rnevcud sikkelere göre Savcı b.298 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 299 teşebbüs *tti ise de Karamanoğulları'mn yardıma gelmesi şehrin tekrar Türkler'in elinde kalmasını sağladı. imparatorun on yaşındaki oğlu Yuannis (Jean)'e vasi olmuştu. Bundan sonra Umur Bey. O. Isa Bey Osmanlılar'la dost geçindi. Alaşehir. bu sebepten Dimetoka'da imparatorluğunu ilân etmişti. Viennios Dükü Torfil kumandasındaki Latin kuvvetlerinin İzmir'e taarruzu ise neticesiz kalmıştı. Fakat sonunda II. Hasan'ı Marmaris'de hapsetti Cüneyd Bey önce kardeşi Hasan Bey'i kurtardı. Rodos şövalyeleri ticaretin aksamaması için İzmir'i vermek şartıyla Umur Bey'le anlaşmaya razı oldular. Aydınoğulları Beyliği bu suretli Osmanlılar'a tâbi oldu. sonra da Ayaslug'a ele geçirdi. Sasa Bey onarda yaptığı savaşta öldü (1308). Ancak Süleyman Bey'in ölmesi bu seferi neticelendirmeden Umur Bey'i İzmir'e dönmeye mecbur etti (1345). Umur Beyin zamanı Aydınoğulları için her yönden önemli gelişmelerin görüldüğü parlak bir devre olmuştur.Aydınoğulları Beyliği: XIV. Menteşe Beyi'nin damadı Sasa'nın yardımına gelmişler ve Bizanslılar'dan alınan Aydın eli topraklarının fethinde büyük rol oynamışlardır. Yıldırım Bayezid onları itaat altına almak için çıktığı Anadolu seferinde Alaşehir'i zapt etti. Umur Bey 1335'de Alaşehri hâkimiyeti altına aldı. Musa Bey'in yerine II. Bundan sonra Aydınoğulları'nın faaliyeti durmuş ve beylik çökmeğe yüz tutmuştur. jgf4$ b . Ankara savaşından (1402) sonra Timur tarafından memleketle» kendilerine geri verilen beylikler arasında Aydınoğulları da bulunmaktadır. O daha sonra düşmanlarına karşı Umur Bey'den yardım istedi Umur Bey ile Kantakuzen bu ilk mücadelede başarı sağlayamadılar. Bundan sonra Umur Bey'in Saruhanoğlu Süleyman Bey ile birleşerek Kantakuzen'e yardım etmek için Rumeli'ye geçtiğini görüyoruz. Umur Bey'le anlaştılar. beyliği tek başına idareye başladı. Umur Bey. Mehmed Bey'in yerine kardeşlerinin ısrarıyla Gazi Umur Bey geçti. Bu suretle Cüneyd. llyas Bey. Bu savaşda Sultan I. yüzyılın başlannda Büyük Menderes'den itibaren Tire. Aydınoğulları donanmaları ile tekrar Ege denizinde faaliyete başladılar. Lfltfi Bey Karamanhlaf'a karşı \Qtim kiralından yardım gördü.'ün ölümünden (1341) sonra Umur Bey'in dostu Kantakuzen. fakat ona karşı Karamanoğullarfnın teşviki ile Anadolu Beylikleri'nde bir hareket başlamıştı. isyan ederek Midilli'yi ele geçiren Foça valisi Dominique'i cezalandırmak için Saruhan ve Aydınoğulları'ndan yardım istemiş ve bu beylerin sayesinde Midilli ve Foça'yı geri almağa muvaffak olmuştur (1336). Umur Bey tekrar geleceğine söz verdikten sonra İzmir'e döndü (1343-1344). takat bu şehre yapılan hücum sırasında şehîd düştü (1348). Murad'ın şehit düşmesi neticesi Yıldırım Bayezid suttan olmuş. Aliiye'yi alarak Osmanlı devleti topraklarına kattı (1462 veya 1463). Fakat daha sonra Aydınoğlu Mehmed Bey. hıristiyan gemilerinin serbestçe Aydınoğulları limanlarına girebilmesi ve bütün deniz kuvvetlerinin silâhlarını bırakması gibi maddeleri iltivâ etmekteydi. Ancak her zaman kendisini affettirmenin yollarını buldu. Her defasında bu şehzadelerden birisinin tarafını tuttu. Verine oğlu BrilM âzam Kmar man. Çelebi Mehmed'e karşı çıkan Yıldırım Bayezid'in oğlu . onların seferlerine dahi katılarak Karadeniz'e çıkmış Kili ve Eflak ülkelerini yağmalamıştır (1339-1340) Bizans İmparatoru Andronikos lll. Semandrek adası. Aydınoğulları'ndan önce Musa Bey başa geçti ise de çok kısa süre sonra öldü (1403). donanma ile. Fatîh Sultan Mehmed zamanında Gedik Ahmed Paşa. Umur akrabası olan Menteşeoğlu llyas Bey'den yardım istemiş ve onun sayesinde de Ayaslug'u ete geçirmişti. Umur amir oldu. Kosova Savaşı (1389)'nda Osmanlı ordusunda bulunan yardımcı kuvvetler arasında AydınoğuHarı'nın ki de vardı. Bodemya. Umur Bey. Bu beyliğin an önemli iskelesi Ayasluğ (Selçuk) idi. Bunun yanısıra 1371 "de Venedikliler İte eski antlaşmayı yeniledi. kardeşi Hasan ise Ayaslug'a hâlâm olmuşlardı. II. Şamseddîn Mehmed'cBr. Bu beyliğin kurucusu Mübarizeddîn Gazi Bey Mehmed. Umur Bey'in yarine büyük kardeşi Hızır Bey geçti. Mehmed Bey'in oğullarından Umur Bey ikibuçuk yıllık bir kuşatmadan sonra sahil İzmir'ini ele geçirdi (1328).. Bu sırada Aydınoğulları'ndan İbrahim Bahadır Bey'in oğlu Cüneyd Bey İzmir'e. Fakat Haçlılar. Sultanhisar. Bunun üzerine Gazi Umur Bey İzmir'i zapt etmek için harekete geçti. Çelebi Mehmed ise Cüneyd Bey'e Rumeli'de Niğbolu sancağını vermişti (1414-1415). Sasa Bey'i yenerek Aydın düne hâkim oldu. Isa Bey'e Tire'de oturmak şartıyla bir kısım yerlerin idaresi bırakıldı (1390). Bizans ile olan dostluğunu sürdürmüş. Süleyman Çelebi onu Ohri sancak beyliğine tâyin attL Cüneyd Bey oradan kaçarak tekrar beyliğinin idaresine hâkim oldu. Mehmed Bey zaman zaman Bizanslılar ile dost geçinmeyi tercih etmiştir. Bu sırada Isa Bey. Bizans -İmparatoru Andronikos III. Cüneyd Bey. Beyliğin elindeki bütün isketelerinden alınmakta olan gümrük vergisinin yarısının Latinler'e verilmesi. Onun ilk günlerinde. Adalar denizi ve Mora sahillerine başarılı akınlar yaptı. Sonra Osmanlılara yanaşmaya çalıştı. fetret devrindeki Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelelerine de katıldı. Bu harekete Aydınoğulları da katıldı. Alâiye Beyi oldu. İşlek bir pazar yeri «tan Alâiye'den kereste ihracatı mühim bir yer işgal etmekteydi. Umur Bey gibi enerjiye sahip olmadığından Latinler'le çok ağır bir anlaşma imzalamaya mecbur kaldı (18 Ağustos 1348). Burada hazırlanan donanma ile 1319da Sakız'a baskın yapıldı. Bu anlaşma yirmi madde olup. Cüneyd Bey. Saruhanoğlu Süleyman Bey 9a birlikte Yunanistan ve Mora'ya sefer yapmış. Hızır Bey muhtemelen 1360 yılında öldü. Cüneyd Bey. Umur Bey 1405 yılında öldü. O bir av sırasında suya düşerek hastalandı ve bu hastalık neticesi öldü (1334). Gümülcine havalisi.

Bu bölgenin valisi Isfendiyar Bey'in oğlu Hızır Bey 1420'de Samsun'u Osmanlılar'a teslim etmek zorunda kaldı: II. Tire ve Ayaslug'da birçok mimarî eserleri bulunmaklar dır.* babasının. Sultari I'. Çankırı ve Kalecik de Osmanlı Sultant'na verilmek şartı İte anlaşmaya vahidi. 6nun bu dostluğu Yıldırım Bayezid'in ilk yıllarına kadar devam etti. Murad tahta $fetı$ı zaman (1421) meydana çıkan tanıklıklardan istifade eden Isfendiyar Bey harekete geçmiş. 1339). rahim Bey*ih^te hükümeti uzun sürmemiş.. O Fetret Devrinde Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelesi sırasında tedbirli bir siyaset takip ederek her defasında bu şehzadelerden birisini destekledi. Murad şehzade isyanlarını bastırıp duruma hâkim olduktan sonra Isfendiyar Bey üzerine yürüdü.. kardeşi Rükneddîn Kılıç Arslan... yk. c . Taraklı-Borlu'da yapılan savaşta yaralanan Isfendiyar Bey Sinop kalesine sığındı. Kalecik ve Çankırı'nın kendisine verilmesini istemişti.Sinop ve havalisinde kurulmuş bir Türk beyliğidir. Böylece Aydınoğulları toprakları tamamiyle Osmanlı idaresi altına girdi. Sultan Çelebi Mehmed. fakat Isfendiyar Bey onu metbu tanımak zorunda kaldı. Sinop'ta Candaroğlu Beyliği'ni devam ettirdi. Samsun ve Bafra'yı işgal etti (1419). Murad'ın tazyiki neticesi beyliğini Osmanlılar'a terk etti (1384). Yıldırım Bayezid 1391 ve 1392 yılı başlarında olmak üzere iki defa Candaroğlu Beyliği üzerine yürüdü ise de Kadı Burhaneddîn'in yardıma gelmesi onun geri dönmesine sebep olmuştu.4Ö6neyd Bey Osman-lı öröuâfc ^karşısında çateeiz kalarak önce Ipsllf kalesine çekildi ise de sonuna*' teslim utmak fcötenda kaldrVt'ailesiyle birlikte idam edildi (142M426). Cüneyd Bey de tekrar "beyliğinin başına geçmi^Br (144î)?tekat o burada tekrar rahat durmadı. Mahmûd Bey'i de öldürdü. II. Süleyman Bey. Sultan Mes'ûd kurtarılması çırasında yararlılığı görülen Şemseddin Yaman Candar'a Kastamonu ve havalisini verdi. o takriben 1345de ölmfljf^ Yerine amcası Emir Yakub'un oğlu Âdil Bey geçti! Bunurfİamanı hakkırttfa da eHrrttede fazla bfrtJHgî yoktur... Ancak Yıldırım Bayezid'in Anadolu'da birliği tahakkuk ettirme yolundaki başarısı üzerine. Murad ile münasebetleri dostane idi.. kardeşi Candar'ı velîahd göstermesi sebebiyle isyan etmiş ve Kastemonuyâ hâkim ofrriuştu (aş. 8u suretle Çelebi Isfendiyar. Şemseddîn Candar'ın ölüm tarihi belli değildir. Osmanlı ordusunda Kasım Bey de vardı.. Babasının tahtım kardeşi İskender'e btrakmak niye* tindö olduğunu sezen Bayezid'in büyük oğlu Süleyman (-şah) Bey bu duruma kamış ve kardeşi'-Öldürerek Osmanlılara sığınmışta Sultan I. Osmanlı Sultanı.300 ___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI T Ü R K T A R İH ------------------------------.. Pervâneoğullarfndan Gazi Çelebi onun hâkimiyetini tanımıştı. Anadolu beylerinin birbirleriyle uğraşmasından yararlanan Isfendiyar Bey. Bunlardan Isa Bey'irç Ayaslug'daki cami en güzellerinden birisidir. Gazi Çelebi'nin 1322'de ölümünden sonra Sinop Candaroğulları topraklarına ilhak edildi.. daha sonra Taraklı-Borlu'ya kadar ilerlemişti. buna karşılık o da Osmanlılar'a tâbi oldu ve bundan sonra da dostça geçindi. yerine oğlu Taceddîn . Osmanlı kuvvetlerinin Kastamonu ile Bakır Küresi'ni alması sebebi ile Isfendiyar Bey sulh teklifinde bulundu. Başlangıçta Celâleddîn Bayejrftf'lrl Oömanft€ultanı I. Murad onufrÖ2örine Anadolu Be$IS*b©yİ Harftza Bey'i göndÖfflK. Neticede Sultan I. Celâleddîn Bayezid. Kurucusu Şemseddin Yaman Candar'dır. Onun oğlu Süleyman Paşa. Isfendiyar Bey Ankara Muharebesinden (1402) sonra Timur'un hakimiyetini tanıdı. Isfendiyar Bey Kastamonu'da idareyi ele aldı. Sultani. Süleyman Paşa'nın Sinop valisi olan büyük oğlu Ibrahîrft. II. Yerine dölü CeiâleddlHBâyefciti (Kötü-rüm) Bey.. Süleyman Bey ikinci kez Suttan I. Candaroğulları'nın topraklarını işgal etmiş. Kastamonu'da yapılan savaş sonunda Bayezid Sinop'a çekilmek zorunda kaldı. neticede Kastamonu ve Bakır Küresi Isfendiyar Bey'de kalmak. bu teklifin reddedilmesi üzerine de Candaroğlu Beyliği üzerine yürümüştü. Isfendiyar Bey bir müddet sonra Kadı Burhaneddîn'e bağlanmak istedi. Bakır küresi. Süleyman Bey. Süleyman Paşa 1335 yılına kadar llhanlılar'ın hâkimiyetini tanıdı... Ancak Osmaniı- farta-onu yalnız bırakmasından faydalanan Kötürüm Bayezid Kastamonu'yu H(S Candaroğulları beyliğini tekrar ele geçirmeyi başardı. İlgaz Dağı tayin edildi. Isfendiyar Bey Sinop'a çekildi. Murad ona fifyâtfi-MM'vaad ederek bu Ittffaköâfl ayırmış.. Kastamonu'ya Mahmûd Bey hâkim olduğundan Eflani tarafına çekilmişti.. Murad.. Bunun karşılığında da. tefencHyar Bey 26 Şubat 1440'da öldü. Aydınoğulları Beyleri edebiyatı da teşvik etmişlerdir. Kadı Burhaneddîn yetişmeden Süleyman Bey'i Kastamonu'daki savaşta mağlûp ederek öldürmüştür. Ayrıca Taraklı Borlu (Safranbolu) da ele geçirildi. Âdil Bey 1361 yılında öldö. Murad'a başvurdu ve ondan temîn ettiği kuvvetlerle Kastamonu'yu aldı (1384). Giyaseddîn Mes'ûd'un ilk saltanat devresinde (1284-1296). Fakat Yavlak Arslan'ın oğlu Hûsameddîn Mahmûd Bey Kastamonu'da duruma hakimdi.. Nihayet yine 1392 yılı içinde Yıldırım Bayezid çabuk davranmış. hattâ ona itaat etmişti. önce Çankırı'da bulunan oğlu Kasım Bey'in elindeki topraklan işgal etmiş. Kastamonu valisi Muzaffereddîn Yavlak Arslan'ı kendisine atabey yaparak sultanlığını ilân etmişti. İki taraf arasında Kıvrım Bel hudut olmuştu. Aydınoğullarfnın Birgi. Giyaseddîn Mes'ûd onların üzerine yürüdü ise de yenilerek esir düştü. Çankırı. göndermişti (1417). fakat Sinop'da oturan Isfendiyar Bey'i yerinde bırakmıştı. II. Celâleddîn Bayezid 1385'de Sinop'da öldü. Türkiye Selçuklu Sultanı II.. Isfendiyar Bey de Osmanlılar'a tâbi olmuştur. Çelebi Mehmed'de Isfendiyar Bey'den buraların Kasım'a bırakılmasını talep etmiş. Süleyman Paşa âni bir baskınla Kastamonu'yu ele geçirdiği gibi. II.Candaroğulları Beyliği: Kastamonu. Kastamonu ve Bakır Küresi Isfendiyar Be/e iade edildi.. Neticede barış yapıldı (1423 sonu veya 1424 başı). Candaroğullarfnın burada hâkimiyeti uzun sürmedi. Süleyman Bey halkın kendi lehine ayaklanması sonucu Kastamonu'ya hâkim oldu. ondan sonraki beş yıl ise müstakil olarak hükümet sürdü. Süleyman Bey'i Osmanlı kuvvetleri ile Kötürüm Bayezid üzerine gönderdi. eski Candaroğlu toprakları Kastamonu. Kadı Burhaneddîn'e fferşı damadı Amasya emiri Ahmetff desteklemiş ve oğlu Isfendi-yar Bey kumandasında yardımcı bir ordu göndemtfştE'lîadı BufhaneddTn her B& orduyu da mağlûp etti (1383). Süleyman Paşa'rmi ölüm tarifti belli değîfdRr: Gıyasedîn fe-1. Bu mücadele sonunda duruma hâkim olan Çelebi Mehmed ile dost geçindi. Fakat Kasım Bey geri dönmeyerek Çelebi Sultan Mehmed'den Kastamonu. Kalecik ve Tosya kendisine verildi. sıranın kendisine geldiğini anlayarak Kadı Burhaneddîn Ahmed ile anlaşmaya vardt. Osmanlılarla dost geçindi. Arkadan gelen Giray kumandasındaki kuvvet Sultan Mes'ûd'u kurtarmış ve yapılan savaşta Kılıç Arslan ve Yavlak Arslan ölmüşlerdir (1292). Tosya. emir oldur. kendisine bırakılan yerleri Osmanlılar'a tâbi olan Kasım'a terketti ve arada hudut. Çelebi Mehmed'e Karaman ve Eflak seferlerinde oğlu Kasım Bey idaresinde yardımcı kuvvet -....■-----*■ İ 301 Mustafa Çelebi flfe bfrleşttve bu şehzadeye vezirlikdahi yaptı. ffâkat onun bu «IMhtğl ufcun sürmedi. Yıldırım Bayezid 1394'de Sinop'u kuşattı ise de atamadı. Süleyman Bey Kastamonu'ya hâkim oldu (1383).

fakat mukavemetin faydasız olduğunu görerek. Dulkadırlılar'ın ilk reisi Zeyneddîn Karaca Bey'dir. Yerine oğlu Sadaka geçtiyse de amcası Nâsireddîn Mehmed b. 11 Aralık 1353'de Kahire'de öldürüldü. Malatya. Halil onunla mücadeleye girişti. 2 Ağustos 1399'da Elbistan'ı zapteden Yıldırım Bayezid. Bu beyler sanat adamlarını da himaye etmişler ve kendi adlarına çeşitli Türkçe eserler yazdırmışlardır. Sultan Berkuk (13821389) devamlı akınlarından bıktığı Halil Bey'i ortadan kaldırabilmek için Dulkadırlı-lar arasındaki anlaşmazlıktan istifadeye karar verdi. Halep civarını zapt ve yağma etti. Alâ'üd-devle Bozkurt. Dulkadırlı Beyliğini Mehmed Bey'e vermiştir. Maraş. Halil Bey bîr suikast sonucu öldürüldü (1386).TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 303 ibrahim Bey geçti. kardeşi KKİI Ahmed Bey muhalefet etti. Osmanlılar'la dost geçindi. Melik Arslan kendisine aleyhtar olan kardeşi Şâh Budak'ın gönderdiği bir fedai tarafından öldürüldü (1465). Memlûk Sultanı Dulkadır Beyliği'ne tekrar Şah Budak'ı gönderdi. Kızıl Alrned. Sis Ermeniler'i ile başarılı mücadelelerde bulundu ve 1346'da Gabon (bugünkü Geben) Kalesi'ni ele geçirdi. İnegöl ve Yarhisar havalisi. Bu isteği kabul edilerek o Filibe sancağına nakledildi ve 1479'da orada öldü. O. Harput.302 . Ancak Şah Budak Osmanlılar'ın desteğini sağlıyan Alâ'üd-devle Bozkurt tarafından beylikten uzaklaştırıldı. hattâ Sivas muhasarası sırasında (1400). ç . Daha sonra bu şehir Karamanoğullan'na iade edildiyse de Sudan II. Şehsuvar Bey. Halep taraflarında da birçok yer zapteden Karaca Bey bu başarılarına güvenerek Melik üz-Zâhir unvanı ile hükümdarlığını da ilân etti (1348). Metbûu olan Memlûklar tarafından üzerine gönderilen kuvvetleri yendi. bunda da başarılı oldu. Sultan Berkuk onun emirliğini tasdik ekmek zorunda kaldı. Sadaka Bey ise kaçmak zorunda kaldı. Mehmed Bey Memlûkler'e sadakatini göstermek için gittiği Kahire dönüşü çok yaşlı olduğu halde öldü (1442). yüzyılın ilk yarısında Maraş ve Elbistan civarında teşekkül ederek bu havalide iki yüzyıla yakın hükümet sürmüş bir Türkmen beyliğidir. Karaca Bey bundan sonra Eretna'nın ülkesini yağmaladı. Bunlar Oğuzlar'ın Bozok kolundandır. Onun yerine küçük kardeşi SÜR Bey geçti. Madım Sinan Paşa kumandasındaki Os- . Melik Arslan zamanında Akkoyunlu Uzun Hasan Bey Dulkadırhlar'dan Harput'u aldı. Fakat SülTnin 1394 de güney doğu Anadolu'ya gelen Timur'u Suriye'nin fethine teşviki sebebiyle Sultan Berkuk onu yok etmeye karar verdi ve Sülî'nin üzerine büyük bir ordu gönderdi. Şah Budak Mısır'a kaçtı (1466). Mehmed Bey Karaca'yı Memûklar'a teslim etti. Osmanlılarca karşı da cephe aldı. Fatih Şuttan Mehmed'in müdahalesi ile Süleyman Bey'in Şehsuvar adlı oğlu bu mevkiye getirildi. Sinop'u muhasara eden veziN âzam Mahmûd Paşa'ya kaleyi teslim etti (1461). Onun yerine oğlu Süleyman Bey geçti. Osmanlrlar'ın himayesinde Memlûkler'e ve Ramazanoğuilarfna karşı başarı ile savaştı. Kendisine muhalefet eden kardeşi İbrahim Bey idaresindeki bir orduyu daha mağlubiyete uğrattığı zaman (1387). Şikesi elinden alınan Kızıl Ah» med Bey önce Karamanoğlu. Mehmed Bey. Şah Budaki Dulkadır beyi tayin etti. Ancak. Şehsuvar Bey Memlûk kuvvetleri tarafından uzun bir muhasaradan sonra esir alınarak Kahire'ye götürüldü ve 1472 Ağustos'unda öldürüldü. oğlu Hasan Bey'e de Bolu Sancağı ikta olarak verildi. İbrahim Bey Osmanlı hanedanı ile M taraflı akrabalık tesis etti. ayrıca buradaki tersanelerde gemiler yapılmaktaydı. Memlûk sultanlarına zaman zaman itaat. SÜİT Bey hemen üzerine gönderilen bir Mısır ordusuna 1386 Mayıs'ında Göksün yaylasında yendi. Candaroğulları Beyliği iktisadî bakımdan da gelişmişti. Kendi yanına sığınan Halil Bey'in kardeşi İbrahim'i onu öldürmeye gönderdi. Osmanlı himayesinde Çankırı ve dolaylarında hükümet sürmüş ve 1464'den sonra ölmüştür. Bozkurt Memlûkler'le dostça davranarak Şah Budaki ortadan kaldırmayı başardı. Ayrıca o. Süleyman Bey Osmanlılar ve Memlûkler'e kez vererek akrabalık tesis etti ve bu devletlerle olan dostluğunu sü