(

R

TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ARAŞTİR

Yayınlan: 121 Seri: I
L

Sayı:

TÜRK DÜ
B~;

EL

COĞR
-

| ' İkinci Baskı ANKARA -1992

Bu eser gerçekleştirilmiştir.

*ın desteği ile

Sözbaşı
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, kuruluş tarihi olan 1961'den bugüne kadar yayınladığı yüzden fazla eser, tertiplediği sempozyum ve konferanslar yanında aylık ve ilmî dergileriyle kültür ve medeniyet meselelerimizi aydınlatmaya çalışan bir kurutuştur. Okuyuculara sunduğumuz üç ciltten ibaret Türk Dünyası El Kitabı bahse konu araştırmaların en hacimiisidir.

ISBN : «75-456-047-1 (TK. No) ISBN : 975-456-048-x(1.Cilt) Türk Kültürünü Araf tırma Enstitüsü,

Yayınlayan

\
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü 17. Sok. No: 38 08490 Bahçelievler / ANKARA Tel: 213 31 00-213 41 35 1976 10.000 Sistem Ofset Matbaacılık Umlted Şirketi Ankara, 1992
j

Birinci Baskı İkinci Baskı Baskı Sayısı Dizgi, Baskı

Eserin ilk baskısı tek cilt olarak 1976 yılında yayınlanmıştı. Büyük bir ihtiyaca cevap verdiği için yurtiçinde ve yurtdışında ilgi ite karşılandı ve kısa zamanda mevcudu tükendi Enstitümüz Bilim Kurulu eseri; Seride hazırlanacak El Kitabı'na temel kaynak vazifesi görmesi düşüncesinden hareketle plânlamıştı. Ancak, kültür tarihimizin zenginliği Be meselelerinin azameti plâna sadık kalınmasına engel oldu. Araştırmaların uzu/ıft* veya kısalık gibi düşüncelerle hudutlandırıl-maması bundandır. Yeni baskıda plân ve görüşte ilk yayından uzaklaşmış değildir. DH, tarih ve coğrafya gbi alanlarda kolay değişmeyen bilgiler ilk baskıdaki yerlerini muhafaza etti. Nüfus, &tetfsff/c ve haritalarda bazı değişme ve gelişme gösteren konular yeniden /şfencff. Edebiyata, sanat ve fikir hayatına dair yeni müstakil araştırmalarla Türk Dûnyası'nm -fiusyatte son siyasi ve iktisadf hareketlerin çıkışına kadar- meselelerine bakış yeni bir ufuk kazandı. Toplanan bilgi ve etütleri faydacı bir görüşle üç dit halinde toplamamız tamdan doğdu. Eserin huduttan dışında kalmış daha birçok konularm mevcudiyetini biliyoruz. Enstitümüz Bilim Kurulu'nun hazırladığı plâna göre 12&tük kütö-yat halinde düşünülen eser, ileride tek bir B Kitabı olarak da okuyucuya sunulacaktır. Enstitümüz, Türk kültür ve medeniyeti alanlanndaki top/ü çatışmaların bk denemesi mahiyetindeki bu kitabın ilk baskısında emeği geçenleri hatırlar, bugün aramızdan ayrılanları rahmette anarken, yeni yayına vücut veren meslekdaşlarımıza ve hususiyle büyük emeği geçen Prof. Dr. Abdülhalûk Çay'a şükranlarını sunar. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü

İÇİNDEKİLER
Birinci Bölüm TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI

Giriş..................£;„.„..............................„»..................g............m&&&.........-»-•& % I. Törtı Ülkelerinin Tabiî Coğrafyası (Ahmet ARDEL).........................................7 II. Türk Dünyasının Demografik ve
EkonomikYapısma Toplu Bir Bakış (Nadir DEVLET)....................................55
1. nemngrafir ..jı-y^ı. ftşa^fe ,.;«,_____________.........„...................«..............*.SB

*-* Ekonomi........................................afifti........................................................91 İkinci Bölüm TÜRK TARİHİ..........Jı Ç|»T iı■ ı■rTTt]İl|^iıjlıjL»■ Vıt»ı..............................»...-âLi-JM Giriş (İbrahim KAFESOĞLU)...............................................................................111 K Asya Türk Devletleri (İbrahim KAFESOĞLU),......,................._____..........111

1. Hun İmparatorlukları (İbrahim KAFESOĞLU)............................................ 111 2. Tabgaç Devleti (İbrahim KAFESOĞLUJL.........................*...££&&..........125 3. Göktürk Hakanlıkları (İbrahim KAFESOĞLU).NOîftfcSfij.......-3*.........«... 12? 4. Uygurlar (İbrahim KAFESOĞLU)........».»„„....................$fiS...............«... 145 5. Kırgızlar (İbrahim KAFESOĞLU^^.^**^...............^Mfc.,.....J,ja*üu£»„t... IS)
&TDrgişler (İbrahim KAFESOĞLU) ^k......................4&U.......................... 1fl0

7. Karluklar (İbrahim KAFESOĞLU) „.,.,.,.____,„..................................«,.....154 8. Oğuzlar (İbrahim KAFESOĞLU)..............................................................
156

9. Kimekler (M. Kemal ÖZERGİN)......-........................................................156
II. Doğu Avrupa Türk Kavim ve Devletleri......................................................175 Doğu Avrupa'daki En Eski Türk Kavimleri

Giriş (Akdes Nimet KURAT)....____..................İL.................................................. î?§

1. İskitler, Sarmatiar, Roksolan ve Yazığlar................................................176 2. Hunlar ve Atöla, (Akdes N. KURAT) *«*»--...........................................177 3. Avarlar (Akdes N. «URAT)........•—ımpr................vm..........................."*** 4. Hazar Kağanlığı...................................................................................«171 5. Peçenekler, Uz (Oğu*)'tar ve Kumaniar............................................-""tR* 6. Kama (Çulman) Bulgarları Devleti..„.,«.„.„,...................«^.........^«^.»Ill

IH . K üttür ve Te şkilât (İbrahim K A FE S ĞLU O ) ..................................................187 1. B ozk ır Kültûrö'nön M en şei M eselesi .....................................................188 2. Sosyal Yapı...........................................................................Himltü 3. B ozk ır Türk lli'nde Te şkilât.................................................................. 201 4. Din ..,„....«,„,„.........................................................i................................208 5. İktisad î H ayat........ .....................................................,......................216 6. E deb î Kültür ve Sanat .............................................................................222 7. Düşünce ve Ahl âk .................................................................................. 228 W . İlk Türk-İslâm Siyas î Teşekkülleri İ (brahim K A FE S ĞLU O )....................... 237 1. Türklerinİslâm iyet'e G şi...; iri ..............................„,...............................237 2. A bbasiler Zam ında an T ürkler (E âk)......................................................238 tr 3. K arahanl ılar (E rdo ğan M E R Ç İL)............................................İM fMİV:> 240 4. G azneli D evleti İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) .....................i&&y&+f^w4fr„2A6 V. S elçuklular İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) ..........................................................247 1. Büyük S el çuklu İm paratorlu ğu.................................jğüfa.....................247 2. Irak ve H orasan S çuklular el ı...................................................................283 3. K irm an S çuklular el ı............................*Ö ® » 1A5* « »>**^^*^ ....................283 4. Suriye Selçukluları.......................«w-l&........^tv^^^a^^,,................284 5. A nadolu Sel çuklu D evleti (H akk ı D . Y ILD IZ) ........mmmri$&....................284 V I. O rtado ğu'da K urulm şuTürk D evletleri (A nadolu » iran, S uriye veısır................................................................291 M 1. D oğu A nadolu ve İzm ir T ürkm en B eylikleri İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) ..............291 2. Atabeylikler (İbrahim KAF^ĞLUkww.^»«~.~™ ?95 297 3. A nadolu Beylikleri (Eğan rdo M E R Ç İLJ.................YtinmrLL'ı'M'^:.......... 4. D elhi T ürk S ultanl ığı (ibrahim A FE S ĞLU O )...,^-. .......................^.............323 5. Mısır ve Suriye'de Kurulmuş Türk Devletleri (M.C.Ş^abeddlnTEKlNDAGj^.*w............",„'»..................................»İ27 6. H arezm şahlar D evleti İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) .........................................336 7. K arakoyunlular (Abdulhal ûk ÇA Y ) .........................................................344 8. A kkoyunlular (A bdulhal ûk ÇA Y ) .................................'..J;.. .....................348 V II. İsiâmî Türk D evletlerinde ültür K ve Te şkilât (İbrahim K A FE S ĞLU O ) ................351 1. Hüküm ranl ık.............................................Ü?T.................■...............362

2. Teşkilât.......................................\................................................358 3. H alk ve Toprak ...............................................................................362 4. D iril H ayat .....................................................................................364 5. Felsefe ve Bilim ............................M................................................370 6. E debiyat ........................................................................................376 7. S anat ............................................................................................377 8. İmar Faaliyetleri..............................................„„............................378 9. Türk H ususiyetleri ............„............M....................%..........„...............379 V II. O rta A sya veıpçak K B ozk ırlarında K urulm ş u Türk D evletleri (Ahm et TE İR )...........,....................................383 M 1. Türk-M o ğol im paratorlu ğu ve D evam ı (A hm et TEİR M )........„................«..385 2. AH m O rdu Devleti (A kdes Nim et KU ..............................................400 R A T) 3. K azan H anl ığı (A hm et TEİR M ) ........... .........................„.......................409 4. Astırhan H anl ığı (R e şid Rahm eti AR A ...........".....................................415 T) 5. Kasım Hanl ığı (A hm et TEİM R )...............„......................„....................417 6. Km m H anl ığı (H afflİN A LC IK.............................................................420 ) 7. N ogay H anl ığı (Ahm et TEM İR )............................................................435 8. Sibir (Sibirya) Hanlığı (A.N. KURAT- A.TEMİR)....................................437 IX. Ondördüncü Yüzyıldan Sonra Orta Asya'da Kurulmuş Türk Devletleri (İbrahim KAFESOĞLU)...............................447 LTimurlular Devleti.......................fi|......-.........................................^7 2. O rta A sya'daürkfefr T ....................................................\..................448 3. K aşgar-Turfan H anl ığı.....................................................«............«.450 4. H ind-T ürk İm paratorlu ğu........................... . ....~.................................451 X. O sm anl ı İm paratorlu ğu...............................................................•.......457 1. O sm anl ı İm paratorlu ğunda K ûltör ve Te şkilât (H alilİN A LC IK...................457 ) 2. O sm anl ı D evleti'ntn S iyas î Tarihi (F. Çetin D ER İN )...... ............................477 3. O sm anl ı İm paratorlu ğum da Y enile şm e H areketleri (Ero üm endKUR AN ) .......................................................»— «» ....................................*W

XI. Türkiye C um huriyeti Tarihi (C engiz O R H O N LU —.—............. )....... —507 XII. K uzey K ıbrıs Türk C um huriyeti (H . Fikret A LA....................................529 SKA)

TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI

1

Birinci Bölüm

Türk Ülkelerinin Coğrafyası

antropologlar Kırgız bozkırı . 1856.1200) kültürlerinden bilhassa ikincisinin temsilcileri olan ırk. 1836. II. Ari'lerin de Mâverâünnehir'in kuzey sahasında yaşamaları dolayısıyla.TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 3 Giriş Türkler'in İlk Yurdu Ve Yayılış Sahaları Türkler'in göçlerden önce oturduğu topraklar meselesi geçen asırdan beri münakaşa edilen bir mevzudur. mongoloid olmayan. 1935).Ö. Kuzey Aitaylar'ın hemen batısında (Minusinsk bölgesi) ortaya çıkarılan Afanasyevo (M. Ramstedt. 2500 -1700) ve Andronove (M. 1891. Çin kayıtlarına dayanarak. etnologlar İç Asya'nın kuzey bölgelerini. bazı dil araştırıcıları da Altaylar1 ın veya Kingan silsilesinin doğu ve batısının (Radloff. 1824. Bunun sebebi Türkler'in daha iye zamanlardan itibaren geniş bir sahaya yayılmış bulunmaları ve kültürlerini uzaklara kadar götürmeleri olsa gerektir. . Oberhummer.ancak bu coğrafi kesimde mümkün olabilirdi. Çünkü M.Ö. 1885. san'at tarihçileri kuzeybatı Asya sahasını (Strzygowsky. binden daha önceki Türk yurdunu tesbitte mühim ip uçları vermiştir. il. Orta Asya'da Kiselev ve Çernikov vb.Tanrı dağian arasım. Altay dağlarını Türkler'in anayurdu kabul ederken (Klaproth. tarafından yapılan arkeoloji araştırmaları M. Harnmer. belirli ve daha dar bîr bölgenin tâyini müşkül görünmektedir. hem de Hind Avrupa dillerini konuşan Ârî'lerle temas edebilmeleri -Urallılar'ın bölgenin kuzey ve kuzeybatısında. ö. bin ortalarına ait bazı dil yadigârlarının ortaya koyduğu gibi» Türkler'in etrafa yayılmalarından önce hem eski Ural'lı kavimlerle. 1912). Schott. Castrân. Vam-bery. hattâ Hazar denizinin kuzey ve kuzeydoğu bozkırlarının Türk Anayurdu olarak tesbitine imkân vermektedir. brakisefal Türk ırkının proto tipi idi. Tarihçiler. 1926) Türk anayurdu olması gerektiğini düşünmüşlerdir. Bütün bunlara bakarak eski Türk yurdunun coğrafî sınırını çizebilmek az çok mümkün olmakla beraber. Batılı bilginlerden çoğu meseleyi kendi meşgul oldukları ilim dalları bakımından ele aldıklarından bu hususta çeşitli neticelere varmışlardır. 1700 .Ö. Bununla beraber ciddi "dil* araştırmaları bu sahanın Altay . bazı kültür tarihçileri Altaylar Kırgız bozkırları arasını (Menghin. 1937) veya Baykal Gölü'nün güneybatısını-göstermişler. 1832. Koppers.Ural dağları arasına alınmasına.

ancak hayvan yetiştirebilen Türkler'in tabii bir hayat sürebilmek için çeşitli gıda maddeleri. asır). yani Türk anayurt topraklarının geçim bakımından yetersiz kalması sebebiyle olduğu belirtilmiştir.Türk . Kuzey Hindistan'da çeşitli Türk devletleri vb. yüzytön ikinci yarısından sonra Osmanlılar'ın Rumeli'ye geçişi bu şekilde bir nüfus kalabalığının yer değiştirmesi neticesi olmuştur. asır göçleri).XII. M. Toprağın artan nüfusu oesleyemez hale gelmesi yüzünden dar ziraat alanları dışında.Ö. daha ziyade bozkır kavimleri için bahis konusu idi.Ö. hem de çok mühim tarihî neticeler vermiştir. Diğer taraftan Türkler'den bîr kısmının da M. Türk tarihine dair kayıtlarda göçlerin ve akınların başlıca sebebi olarak zikredilen bu hususlar. Kuman (Kıpçak) ve Uz (Oğuzlar'dan bir kol)'lar Hazar Denizi kuzeyinden Doğu Avrupa ve Balkanlar'a (IX . asrın ikinci yarısı). Milâttan sonraki Türk göçlerine katılan boylar ve zamanları hakkında ise açık bilgilere sahip bulunuluyor: Hunlar Avrupa'ya (375 ve müteakip yıllarda) ve Kuzey Hindistan'a (Ak-Hunlar). yeni vatan kurma maksadını güden büyük çapta fütuhat vasfındadır. 1300 -1000 arasında Türkistan'da bulunduklarına dâir işaretler vardır. Balkanlar'da Bulgarlar. Tarihte göçler mevzuunun araştırıcıları. tabiat servetleri zengin ve o çağlarda pek az nüfuslu civar bölgelerde mevcut idi. Gerek bu şekilde. Hindistan'ın Indus . I. Türkler'den bir kütlenin de batıya yönelerek Volga Nehri etrafındaki düzlüklerde (M. bazan pek şiddetli çatışmalara sebep oluyordu W. oturulan topraktan ebediyen aynlmanın bir insan için çok müşkül olduğunu ve göçlerin ancak bir takım zaruretler yüzünden vukua geldiğini göstermişlerdir. Orhun nehri bölgesinden İç Asya'ya (840'i takip eden yıllarda) göç etmişlerdir.f 4 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 5 Çok eski zamanlarda başlayan anayurttan ayrılma hareketleri. Bulgarlar Karadeniz kuzeyinden Balkanlar'a ve İtil (Volga) nehri kıyılarına (641 'i takip eden yıllarda).XI. Eberhard'a göre. her an karşılaşılması aşikâr tehlikeleri göğüslemeğe hazır bulunmak ve aralıksız bir ölüm-kafım savaşı vasatında yaşamak. Türkler'in başka memleketlere yönelmelerini değil. Bunun yanısıra her askerî muvaffakiyet de yeni bir siyasî hedefe yol açmış ve ülkeler zaptedildikçe yeni fetih arzuları kamçılanmıştır.Ö. Eski dünya kıt'alannda görülen geniş Türk yayılmalarının pek ciddi sebeplere dayanması gerekir. bu durum. Hindistan'da). fasılalarla. Bugün Türkler. Türk maneviyatının sağlamlığıdır. Bunlar. gibi başka iktisadî vasıtalara da ihtiyaçları vardı. Bunlardan biri. Yabancı hayat tarzı. iklimi elverişli. Türkler'in gerek "fütuhat". . bilinmeyen ufuklara doğru akmak. Anadolu'nun Selçuklular tarafından iskân edilmesi (XI . Tarihî kayıtlarda Türk göçlerinin de iktisadî sıkıntı. insanları eşit sayan Türk töresini yürürlüğe koymak üzere bir cihan hâkimiyeti mefkuresi doğurmuşa benzemektedir. Tarihte Türk yayılmalarının diğer bir şekli de 'sızma* diyebileceğimiz yoldur ki. Bu göçler. VI. W.Ârî komşuluğunun M. 1500'lerde olması muhtemeldir. yüzyıllar) ve XIV. asırlar) "İskitler* i!e birlikte yaşadıkları tahmin edilmektedir. Böylece tarih? devirlerde Türkler'den tur kütle başka bir Türk zümresini arzuları hilâfına. 1500 -1000 arasında bir kısım Türkler Uzak Doğu'da yaşıyorlardı. asır Moğol K'i-tan hücumu) Türkler. Bunlardan bilhassa Hun ve Oğuz göçleri. oralarda fazla barınamadıklan ve çok kere varlıklarını kaybettikleri dikkati çekmektedir (Çin'de Tabgaçlar. kuzeyde Kuîey Buz Deft&Pnden güneyde Tibet'e kadar olan geniş bir sahada yaşarlar. zira dilleri "ana Türkçe'den en ayrı düşen Türk kavimleri bunlardır ve bilhassa Yakutça bugün en çok değişen bir lehçedir. Astında bir bozkır halkı olan ve bozkırlarda doğup gelişen kültürün yaratıcısı bulunan Türkler'in. nüfus kalabaltklığı ve mer'a darlığı Türkier'i göçe mecbur etmiştir. Orhun bölgesinden Seyhun Nehri kenarlarına (X. yayılma safhasında kendi kültürleri için yaşama ihtimalinin zayıfladığı sınırlarda durakladıkları.Ö. ağır darbelere maruz kalan yabancılar tarafından Türkler'in sevimsiz karşılanmalarına yol açıyordu. Bunu Batı Türkleri'nin tarihinde de görmek mümkündür.. kabaca batıda Balkanlar'dan. haksever ve âdil insanlar olmalarına rağmen Türkler hakkında söylenen hayal mahsulü türlü ithamların sebebi de bu olmalıdır. Zaruret neticesi de olsa. göçe mecbur etmiştir (meselâ IX . çok sıcak ve rutubetli bölgelere pek girmedikleri görülmektedir. Meselâ. M. Oğuzlar. Bununla beraber Türklerin birbiri arkasına çeşitli yönlerde yayılmalarını sağlayan başka âmiller de mevcuttur. gibi). yalnız. binlerce*yıl devam etmişfi^MÖ. Batı Avrupa'da Hunlar. her millet için tabiî sayılacak bir durum değildir. Türkler'den bîr kol olan Yakutlar İle Çuvaşlar'ın ana kütleden ayrılması ve Yakutlar'ın Doğu Sibirya'ya doğru yönelmeleri çok eski bir tarihte vukubulmuş olmalıdır. tabiiyeti kabul edip istiklâlden mahrum kalmaktansa memleketi terk etmeyi tercih ediyorlardı. doğuda Büyük Okyanus*. dünyayı huzur ve sükûna kavuşturmayı gaye edinen bir fütuhat felsefesi ve her yerde âdil. hem uzun mesafeler katetmek suretiyle yapılmış. Macarlar'la birlikte bazı Türk boyları. gerek "sızma" vasfında olsun etrafa yayılmaları şüphesiz her zaman kolay cereyan etmiyor. ormanlık. başarılar arttıkça daha da kuvvetlenmiştir.Pencâb havalisine doğru ilk Türk hareketi. yabancı inanışların hâkim olduğu bölgelere nüfuz etmiş Türk zümrelerinin. Uygurlar. en İptidaisi dahil hiçbir kavmin kendiliğinden ve keyif için yer değiştirmediğini. asır). giyim eşyası vb.Avrupalıların bölgeyi kendi hâkimiyetlerine geçirdikleri anlaşılmaktadır. Kuzey Çin'de ve bugünkü Moğolistan'da Türkler'in mevcudiyeti daha gerilere Neolitik çağa kadar takip edilebilmektedir. Mâverâünnehir üzerinden İran'a ve Anadolu'ya (XI. gerek yabancı ağır dış baskıya maruz katan (meselâ XI. bazan iktisadî ve ticarî bakımdan nisbeten daha fazla imkânlara sahip diğer Türk topraklarına intikaline de yol açmıştır. Bu şekilde dahi Türkler'in katıldıkları topluluklar içinde üstün bir kabiliyet göstererek askerî kuvvetlere veya siyasî hayata hâkim oldukları.Ö. Kafkaslar'ın kuzeyinden Orta Avrupa'ya (830'dan sonra). bir tahmine göre. vukubulan büyük Türk göçlerinin tarihleri kesinfikle bilinmemekte beraber bazı tesbitler yapılabilmektedir. bazı kalabalık boylardan ayrılan grupların veya ailelerin veya sağlam yapılı gençlerin yabancı devletlerde hizmet almaları suretinde belirir. Türkler'de açık şekilde müşahede edilen ve onların tarih boyunca hareketli bir topluluk halinde sürekliliğini mümkün kılan bu ruhi davranış. Meselâ yukarıda zikredilen Uraliî . hattâ bazan devlet kurdukları bilinmektedir (Meselâ Mısır'da. Büyük ölçüde kuraklık (meselâ Hun göçü). buraya dışarıdan gelen Hind . Sabirler Aral'ın kuzeyinden Kafkaslar'a (V. Avrupa Hunları Orta Asya'dan Orta Avrupa'ya (VI. bin başlarına tesadüf eder.XI. asır ortası). Bu durum.III. asır) ve sonra. Peçenek. Bu durum Türkler'de zamanla. Daha eski tarihlerde Türkler'in Iran yaylası üzerinden Mezopotamya'ya inmiş olmaları da muhtemeldir. Aslında İyi.

Türkiye bu topraklarda oturan insanların "ana vatan") vasfını kazanmış. ana hatlarıyla aşağıda gösterilmiştir. bölgeden bölgeye bazı farklar göstermekle beraber. Makedonya ve Üsküp havalisinde. Afganistan'da. ön Asya ve Orta Asya Coğrafyasının Ana Hattan: Akdeniz'den Batı Pakistan'a. engin Türk Tarihi İçerisinde kuruluşunu takip eden yarım yüzyıllık sureyi. çağdaş medeniyet seviyesinin de üstünde bir başarıya ulaştırmaktır. Bunlardan bin Türkiye. dağlara. Yakutistan ite Altay dağları . bu yerler. yıldönümünü İdrâk ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti. Bu geniş sahanın göze çarpan umumi karakteri.geniş saha dahilinde Türkler. Orta Asya'nın dağlık sahalarında ve bozkırlarında hayat tarzı geniş ölçüde hayvancılığa dayandığı gibi. yani ovalar ve alçak yaylalar. ovaları. diğeri de batı kısmı Ruslar'ın. aralarındaki intikali sağlayan ve kuzey kısmı Ruslar'ın. Doğu ve Batı Türkistan'ın alçak yaylalariyle. Bu iki birlik.Baykal gölü arasındaki Altay. iki yerde büyük ve yeknesak topluluklar teşkil ederler. Türkiye Cumhuriyeti. Pilevne ve Varna bölgelerinde. Irak'ın Kerkük havalisinde. Filibe. Buralarda yaşayan Türkler'in hayat tarzları. Görülüyor ki. ancak küçük bir kısmı Avrupa'da bulunmaktadır. yaylalara ve ovalara tekabül edişidir. Bugün 68. Türk Dünyası'nın çok bûyûk bîr kısmı Ön Asya İle Orta Asya'da yer almakta. birlik ve beraberlik içinde güzel yurdumuzu ve milletimizi daha mutlu günlere. Türk Ülkelerinin Tabii Coğrafyası Ahmet AnM Sayılan 150 milyonu aşan Türkler. Başkırt ve Çuvaş boylarının ve Fin-Ugur kavimlerinin yaşadığı Idil-Ural bölgesi. Bunun. ziraat sahalarıdır. bütün gücünü memleketinin imarına ve halkının refahına adamış. kurak bölgeleri (çölleri ve stepleri). yeryüzündeki tek bir Türk devletidir. Polonya'da.tarihî bir gelişmenin mahsulüdür. Hakas ve Tannu-Tuva bölgeleridir. Azerbaycan'da ve Anadolu'da. Atatürk'ün mânevi rehberliğinde. yeryüzünde geniş bir sahaya yayılmışlardır. tabii bir neticesi olarak da. doğu kısmt Çinliler'in idaresinde olan Türkistan'dır. Ayrı birlikler halindeki bu bölgelerin coğrafyası. Münbiç ve Lazkiye bölgelerinde. Azerbaycan'da ve Anadolu'nun dağlık yerlerinde de aşağı yukarı aynı karakteri göstermektedir. Suriye'nin Azez. yay şeklinde . hattâ yabancı boyunduruğu altında yaşayan soydaşları için de bir ümit ve iftihar kaynağı. güney kısmı Iranfılar'ın idaresinde katan Azerbaycan ile beraber. gerçek bur ana vatan olmuştur. kurak iklim bölgeleri (bozkır ve çöller) oluşu ve hâkim yüzey şekillerinin de. Bulgaristan'ın Deliorman. Mestanlı -Kızanlık. esas itibariyle ziraat ve hayvancılığa dayanmaktadır. I. Hudutlarını kabaca çizdiğimiz bu sahada Türkler'in topluca yaşadıkları diğer yerler Tatar. Romanya'da Dobruca ve Basarabya'da.• TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI f Bu. Türk dünyasının hayat tarzında bir birlik vardır. çeşitli dış tehlike ve tehditlere rağmen savaşsız geçirmiş. bazı Ege adalarında ve Kıbrıs'ta yaşarlar. Orta Asya dağ ve ovalarından Kızıldeniz'e kadar uzanan sahada Ön Asya. Hedef ve dileğimiz. Kesintisiz Türk nüfus sahası olarak sınırladığımız yerlerin dışında Türkler Yugoslavya'da. yaşadıkları yerler arasında mesafelerin uzak olmasına rağmen. Kafkasya'da. Bu saha» Kuzey Buz Denizi'nin (Arktik Okyanus) bir parçası olan Doğu Sibirya Denizi'nden Akdeniz'e kadar Avrasya (Avrupa-Asya) kıt'asını verevine kesmekte ve Idil-Ural bölgesinden Himalayalar'a kadar uzanan memleketleri içine almaktadır. Gerçekten. Batı Trakya'dan Moğolistan hududuna kadar hemen hemen kesintisiz bir Türk nüfus sahası vücuda getirirler. Yunanistan'ın Batı Trakya. geniş ovaları ve bilhassa vahalarında hâkim geçim kaynağı ziraat olduğu git».

bugün olduğu gibi tarihin her devrinde görülmüştür. devamlı göçle- .6 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 9 yüksek dağları ve bunlar arasında yer alan yüksek yaylaları ihtiva etmektedir. Bahar mevsiminin yağışları bitkilere yeniden hayat verir. Ön Asya'da kurak iklimlerin muhtelif çeşitlilikleri tesirlerini gösterir. Gerçekten Ön Asya'da hüküm süren iklim neticesi birbiriyle ahenkli olmayan unsurlar arasında bir yakınlık meydana gelmiştir. yaylalar ve ovalar gibi genç ve ihtiyar şekiller yan yana bulunu/. Görülüyor ki iklim. zaman zaman seyrini değiştirerek. Her tarafta yükseklikleri teşkil eden dağlar. Buna benzer hareketler diğer ön Asya ülkelerinde de cereyan etmektedir. Hicaz'dan Horasan'a kadar geniş bir sahada aşağı yukarı aynı iklim şarttan hüküm sürmekte ve bununla alâkalı olarak aynı bitki manzarası. Elbruz dağları. Akdeniz ve bilhassa Karadeniz kıyılarına yaklaştıkça ehemmiyetini kaybetmektedir. su kaybına karşı mücehhez bitkilerden müteşekkil topluluklar dağları ve ovaları örtmektedir. Ön Asya'da yüzey şekillen bakımından bir birlik yoktur. Kapalı ve açık havzalar da birbirini takip etmektedir. İnsanlarla birlikte sürülerin yer değiştirmesi (göçebelik) ön Asya'nın tarih boyunca ar-zettiği en büyük hususiyetlerinden biridir. seyrek ve cılız. Ege kıyılarından Afganistan'a. Birliği sağlayan iklimle tezadı yaratan yüzey şekillerinin terkibi ön Asya'da unsurlar arasında yeni bir bağ yaratmaktadır. Toroslar. belirttiğimiz tezatlar içinde kayboluyor gibi görünüyorsa da iklim onu perçinlemektedir. Bunun dışında kalan Ön Asya memleketlerinde kurak ve sıcak yazlar ve bazen şiddetli geçen yağışlı kışlarla kenefini gösteren çeşitli iklim tipleri hüküm sürmektedir.'den fazla) dolayısiyle yazın çok sıcak olan çukur sahalardan yüksek yerlere. azaltmak ve yağışı kara çevirmek suretiyle bu umumî hatları daha belirli bir hale getirmektedir. Rion ve Kura vadileri. Aynı şekilde iniş ve çıkış Doğu Anadolu dağları ile civar ovalar arasında da vardır.000 m. Kuraklık. Halen gittikçe ehemmiyetini kaybeden. Ön Asya'da. yukarda kısaca bahis konusu edilen muhtelif unsurları birleştiren bir husus olarak ortaya çıkmaktadır. Anadolu'nun batı kısmında Yörükler her sene sıcak yaz aylarında yaylalara çıkar ve sonbaharda da alçak ovalara ve vadilere inerler. Yüzey şekillerinin çeşitliliği sıcaklıkları. Her yerde yaz mevsimi bitkilerin gelişmesinde bir duraklama devridir. ön Asya'da esas itibariyle iklim ve yüzey şekillerinden ileri gelen bu mevsimlik yer değiştirmeler. Ön Asya'nın ovalarıyle dağları arasındaki bu mevsimlik göçler. Hindikuş ve Zagros dağları. Arap yarımadasının güneybatısında musonun tesiriyle yazın. Karadeniz'in doğu ve Hazar denizinin güney kıyılarında ise her mevsimi yağışlı bir iklim vardır. Burada büyük tabiî bölge birliği. hattâ bazı bölgelerde tamamen ortadan kalkan. Suriye ve Arabistan düzlükleridir. Bunlar Kafkaslar. yağış miktarlarını çoğaltıp. Her tarafta günlük (bilhassa yazın çöllerde) ve yıllık sıcaklık farkları fazla ve mevsimler arasındaki sıcaklık değişiklikleri belirlidir. Suna insanlarla birlikte hayvanlar da katılmaktadır. Mezopotamya ovaları. İç Anadolu ve Doğu Anadolu yaylaları ile Iran yaylası. kışın da çok soğuk olan dağlardan ılık ovalara doğru mevsimlik iniş çıkışlar vardır. Ön Asya memleketlerinde çukur sahalarla bunları çerçeveleyen yüksek dağ ve yaylalar arasındaki ehemmiyetli yükseklik farkları (Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde kıyı ovaları ile dağ sıraları arasında 2.

. Ön Asya büyük istilâlar diyarı. Büyük bir coğrafî birlik olarak "Orta Asya' tâbiri yerindedir. Ruslar'ın Batı Türkistan'ı Sinkiang eyaleti diye adlandırarak Türkistan mefhumunu büsbütün ortadan kaldırmaya çatışmaları bu görüşümüzü kuvvetlendirmektedir. batıda Hazar denizi ile. Kuzey ile güney. kuzeyde geniş bir saha kaplayan bir jeosenklinalden (dağların. Bu geniş sahanın doğu parçası ile batı parçası arasında. geniş mânada Türkistan denilmektedir. Ruslar'ın ve Çinlilerin daha da ileri giderek. Bu geniş bölgenin adı. Bugün Rus işgali altında olmasına rağmen. Böyle bir adlandırmada Orta Asya'nın Pamir ile Altay dağları arasındaki dağlık sahanın doğu kısmı Doğu Türkistan'ı batı kısmı Batı Türkistan'ı meydana getirmektedir. İstilâcı devletlerin kullandıkları tâbirler Türk Birliğini parçalayıcı. esaslı farklar vardır. Batı Türkistan'a da Rus Türkistanı demektedirler. Orta Asya'nın yüksek dağ ve yaylalardan müteşekkil doğu kısmına 'Yüksek Orta Asya" derler. doğu ile batı arasındaki bu 'geçiş bölgesi. içinde teşekkül ettiği dar ve derin eski Akdeniz) yan basınçlarla meydana çıkmış olan dağ sıraları.re ve yayılmalara inkılâb etmiştir. Diğer taraftan hâkim unsuru teşkil eden Türkler'in vatanı için Türkistan tâbiri de doğrudur. üzerlerinde yaşayan milletin adından atmaktadırlar. medeniyetlerin yer değiştirdiği bölgelerdir. geçici büyük imparatorlukların kurulduğu ve kavimlerin. Birinci Cihan Harbi sonuna kadar Avusturya ve Almanya arasında paylaşılmış Çekoslovakya için de Avusturya Çekoslovakyası ve Alman Çekoslovakyası diye tâbirler kullanılmamıştır. jeolojik tarihin pek eski devirlerinde katılaşmış ve üzeri tortullarla örtülmüş Ur . Ön Asya'nın bir ucundan öbür ucuna kadar uzanan bu sahada yapı ve yüzey şekillerinin mahiyetine bunların tesir ve mukabil tesirleri hâkim olmuştur. Bu misâlleri çoğaltmak mümkündür. doğuda Büyük Kingan dağları arasında kalan geniş saha meydana getirmektedir. Doğu Almanya için Rus Almanyası denmediği gibi. Filhakika halen bu bölgeler adlarını. Ön Asya ve Orta Asya'nın Yüzey Şekilleri: Güneyde. bu sahaların Türk ülkeleri olduğunu unutturmaktır. güneyde. hattâ ortadan kaldırıcı mahiyettedir. Çin Türkistanı gibi sunî bir ayırım yapanların maksattan. Asya'nın bu kısmında Türk unsurlar hâkim olduğu için Orta Asya topraklanna. Orta Asya'nın doğu kısmı yüksek dağlar. aslında sadece Türkistan'dır ve coğrafî araştırmalardaki bölge taksimatına uyularak Doğu ve Batı Türkistan diye iki kısma ayrılmıştır. Yabancı bazı müellifler bu yerlerin bugünkü siyasî durumunu göz Önünde tutarak Doğu Türkistan'a Çin Türkistanı. batı kısmı kapalı denizlerle göllerden ve geniş ovalarla alçak yaylalardan meydana gelmiştir. Onun içindir ki. kuzeyde Sayan dağları ve Baykal gölü etrafındaki dağlar.kara parçası. Bu tâbirler tarihi bakımdan olduğu kadar ilmî bakımdan da hatalıdır. yaylalar ve bunlar arasında yer alan küçük-büyük bir takım kapalı çukurluklardan müteşekkil olduğu halde. bazı coğrafyacılar. böyle bir duruma yol açmıştır. . Alp sistemine dahfl dünyanın en yüksek dağ sıfatenm teşkil eden Himalayalar'la. bilhassa yer şekilleri bakımından. tabiî şartlan ve kaynaklarıyla. Aslında Rus Türkistanı. Orta Asya'yı.. Tarihte buna ait misâller çoktur. Ovalardan müteşekkil olan batı kısmı ise bu büyük bölgenin alçak kısmını meydana getirmektedir.

Bu kıta çekirdekleri eski dağların aşınmasiyle meydana gelen düzlüklerdir. Puşti Kûh silsileleri sıkışarak yüksek Kûh-i Baba silsilesini meydana getirirler. Zamanın başlarında (Pliosen ve Kuaterner'de) husule gelen takımıyle yükselme. seviye farklarına sebep oldu. Zaman (Kuaterner)'da husule gelen şiddetli volkanizma neticesi lâvlar bu çukur sahaların bir kısmını doldurdu.kuzeydoğu istikametinde uzanmaktadır. sulak yerler. sık sık su baskınına mâruz kalan yerler. bu devirde. Zamanın ikinci yarısında ve bilhassa III. Kabaca Bursa bölgesinde birbirinden ayrılan Kuzey ve Güney Anadolu dag sıraları Ooğu Anadolu'da birleşirler ve sıkışırlar. Bu bölgenin kuzeyinde Kuzey Anadolu dağ kavisleri sıralanmaktadır. III. yer yer sapmalar da göstermektedir. Gerek Zagros dağlarında.kuzeydoğu istikametinde devam ederler. İstikametleri batı . Van gölü ile Gökçegöf'ün doğusunda bu dağlar tekrar genişlerler ve şahsiyetlerini kazanırlar.buzul devresinde yüksekliği 2. . kuzeydoğuda Hindikuş sıradağı halinde devam ederler. Fakat öyle zannediliyor ki. Aynı uzanış Gelibolu yarımadasında da görülmektedir. Eski Akdeniz'in kapladığı geniş sahada meydana gelmiş olan bu dağ zincirleri birbirine eklenerek Ege kıyılarından Karakurum dağlarına kadar uzanmaktadır. Salt Range Ön Asya dağlarının en doğu kısmını teşkil eden silsilelerdir. zamanın ikinci yarısında (Neojen'de) aşınma neticesi geniş bir dalgalı düzlük haline gelmişti. Buralar yapı bakımından Doğu Anadolu'yu andırmaktadır: Kuzeybatı .500 m. Afrika plâtformunun devamıdır. bütünüyle. Bunlar. Zamanın ikinci yarısının ortalarına doğru. ön Asya'da bugünkü yüzey şekillerinin ilk taslağı III. Ön Asya sıradağlarına bağlanabilir. güneyde. Bunda. Bu yapı şekli Eibruz'a kadar devam etmektedir. Bundan sonra husule gelen takımıyla yükselmeler (epirojenik hareketler) yer yer. Zaman sonu ve IV. eski kütlelerin (Arabistan gibi eski kıta çekirdekleri) kuzeye doğru ilerlemiş oimatarıyle ilgilidir. Dördüncü Zamanın yağışlı . Kafkaslarla İran Azerbaycanı dağlık bölgesi arasında bulunan orta ve aşağı Kura havzası ve aşağı Araş oluğu Azerbaycan'ın en verimli sahasını teşkil eden bir çöküntü bölgesine tekabül etmektedir. gerek Mekran'ın doğusunda eski kütlenin (-batıda Arap bloku. fakat buna mukabil şiddetli deprem sahaları. Bu kollardan güneydekiler çok daha basit yapıdadır. sade bir yapı arzetmektedir. Bu hal. bazı müşterek hatları İte. Bunların ortasında Iran yaylası bulunmaktadır.batı olup aralarında aynı yönde uzanan geniş ovalar vardır. aynı zamanda. Baku . Kuzey ve Güney İran'dan seyreden kotlar. kuzeye doğru atılmıştır.'yi geçmektedir. kırık hatları boyunca sıralanmış olan volkanların da mü» him bir rolü vardır. Kafkaslar da daha batıda Taman ve Kerç kıvrımları ile Kırım'a bağlanmaktadır. kıvrımların istikamet değiştirmelerine sebep olmuşlardır. Balkanlar'ın ve Istrancalar'ın devamı olan.doğu. Bazen de jeosenklinal içinde mevcut eski bloklar.güneydoğu olan çukur alanlar. Horasan'da Ntşabur ve Sebzevar'a kadar uzanmaktadır. hafif dalgalı bir düzlük (peneplen) haline gelmişti. Bu kısımda yükseklik 7. kuzey Anadolu dağ sıralarını Güney Anadolu dağ sıralarına bağlamaktadır. Yerli ve yabana jeologların araştırmalarına göre Anadolu. ön Asya'nın batı kısmında kuzey ve güneyde uzanan dağ sıralan arasında bir bağlantı görülmemektedir. Anadolu'nun batı tarafında kıyı kısmında dağlar Çeşme yarımadası ile Sakız adasında güney . IH. Bu yerler. Umumiyetle akarsuların yaptığı bu aşınmaya. Bunların neticesi etrafı dağlarla çevrili çukur sahalar husule geldi. Aip kıvrımlarını müteakip tesviye edilmeye başlanan Ön Asya. hiç olmazsa Ön Asya'nın batı kısmında. Iran Azerbaycanı'nda mevcuttur. Bu yapı şekli Marmara bölgesinin güney ve güneydoğusunda da vardır. Bursa bölgesinde güneydoğu .güneydoğu istikametinde uzanan büyük Balkan. Kuzey Anadolu ve Iran silsilelerinin kuzeyinde yer alan Kafkas dağları.'yi geçen bölgelerde. Yukarda bildirildiği gibi Hazar denizinin doğusunda kuzeybatı . Aynı yapı sadeliği güneydoğuda Mekran dağlarında da görülmektedir.10 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI M Güneyde eski bir kara parçası olan Arabistan. Mezopotamya ovalarına hâkim olan Zagros dağlan. Kopet dağ ve bunun güneyinde aynı istikamette uzanan Binalut.kuzeybatı istikametinde uzanan dağ sıraları ite Kuzey Anadolu dağlarının güney kolu karşılaşmaktadır. Anadolu'nun her tarafında. doğuda Gondvvana) kuzeye doğru ilerlemesi neticesi kıvrımların yaptıkları kavislerin uzantısında karışıklıklar olmuştur. Meselâ Güneydoğu Anadolu'da Arap yarımadası . bölge olarak Anadolu'nun en yüksek kısmıdır. bütünüyle batı-doğu istikametinde uzanmakla beraber.güneydoğu istikametinde etrafı yüksek dağlarla çevrili bir yayla. Bu kısımda Sefid Kûh. çöküntü olukları ite geniş sahaları kaplayan lâv akıntıları ve sönmüş volkanlar. Bu zamanda. yer yer yayıldıkları ve sıkıştıkları görülmektedir. Burası. basit yapı şekliyle. takriben Kabil civarında birleşirler. kenar bölgelerde denizler. beşerî ve iktisadî hayatın toplandığı merkezler. Yukarıda bildirildiği şekilde meydana gelen sıradağlar. Hazar denizinin doğusunda kuzeybatı .kuzey. Zamanın birinci devrinde (Eosende) meydana gelmiştir.kuzey istikametini alırlar. Buna karşılık bölgenin kuzey kısmında üçüncü zamanda meydana gelen büyük dağ sıraları mevcuttur. Afganistan'da. İran Azerbaycanı'nda dağ sıralarının uzantısı daha karışıktır. meydana gelmiş olan kıvrımlar aşınarak düzleşmiştir. mevziî buzulların aşındırmasını da ilâve etmek lâzımdır. güneybatı .Krasnodovsk denizaltı eşiği ile Kafkaslar'a.Suriye plâtformunun kuzeye doğru bir çıkıntı yapması neticesi Güneydoğu Toroslar kavsi. arzettikleri mukavemet dolayısiyle. III. Kabil'in doğusunda birçok gruplar halinde balı . kuzeybatı . Hakikatte İç Anadolu'da kıvrımlı dağ kan/isleri. 81» Zaman sonları (Üst Neojen) ve IV. bahis konusu bölgelerin her tarafında hemen aynı özelliği haizdirler: Verimli topraklar. iç kısımda göller geniş sahalar kaplıyor ve işgal ettikleri çanaklara birikintilerini bırakıyorlardı. Kafkasya'da. Ege bölgesinin iç kısmında dağların istikameti doğu . İşte bu sebeplerden dolayı Ege denizinden Hindikuş'a kadar olan sahada uzanan dağların.doğu. Bunun doğusunda Kuzey Iran dağlan. Daha doğuda dağ kavisleri Himalaya silsilesi arasında devam eder.güneydoğu istikametinde uzanan Büyük Balkan ve Kopet dağ silsilesi. bazılarının içmde bir takım setler meydana getirerek gerisinde büyük göllerin teşekkülüne yol . Mekran'ın doğusunda sıkışmış olan bütün dağ sıralan güney . aşınmayı şiddetlendirerek yüzey şekillerini daha çok kenar dağlık bölgelerde gençleştirmiştir.000 m. Biga yarımadasında güneybatı . Fakat bölge katılaşmış olduğundan tektonik (tabakaların ufkiliğini bozan hareketler) hareketlerin büyük bir kısmı kendini kırılmalar şeklinde gösterdi. Burada dağlara ve ovalara bu istikameti verdiren âmil kırıklardır.

batı. Türkistan dağları. Kungei Aladağı. Talaş Aladağı. yükseklikte bir ovaya. Zaman (Kuaterner)'da olmuştur. Bilhassa Orta Asya'nın merkezî kısmı ile doğusunda dağlar. akarsular ve bitki örtüsü Üzerine esaslı tesirleri olması dolayısiyle evvelâ yer şekilleri kısaca gözden geçirilecektir. Sır Derya ve İli. batı . bölgedeki buzullaşmadan evvel olmuştur. Bu iki dağ sırası Orta Asya dağlarının kuzey yaylarını teşkil etmektedir. 5. onlara bu imkânı veren. Orta Asya yer şekilleri bakımından her tarafta aynı karakteri göstermez. Yükselme. ikincisi 1. mevziî olarak kırılmış.kuzeydoğu istikametlerinde birtakım yaylar çizen dağ sıralan kuzeyden güneye doğru şöyle sıralanmaktadır: Kuzeybatı güneydoğu istikametinde uzanan Tarbagatay dağlan ve bunların güneyinde de Aladağlar.928 m. yaylalar ve ovalar birbirinin içine girmiştir. yükselmiş kısımlardır. Çukurun batı ve güneybatı kenar? 3. Orta Asya'nın Türkler'le meskûn olan kısmı doğu .000 metreyi geçen birçok zirveler vardır. Orta Asya'nın bu dağlık sahasında iki tip yüzey şekli ayırdedilmek-tedir: Çukur sahalar ve dağlar.000 m. Gerek bu dağlar. Her ikisi de birer çöküntü sahası olup teşekkül zamanlan İti. Zaman başlangıcında bütünüyle yükselme (epirojenik) hareketleriyle bölge büyük yükseklikler kazanmıştır.000 metreyi geçen birçok zirveler ve bunların üzerinde müteaddit buzullar vardır. bu dağların yüksek zirvelerinde mevcut olan büyük buzulların eriyen sularıyla beslenmektedir. Yükselme. Hisar dağları) Orta Asya dağlarının orta yaylarım meydana getirirler. . Bu devrin sonunda ve IV. Çungarya Aladağı.) ün teşekkülüne meydan vermiştir. suların toplanmasına yol açarak Gökçe göl {yüksekliği 1.kuzeydoğu istikametinde uzanan büyük çukur sahalarla kaplıdır. Meselâ Muş . yükseklikte bir göte tekabül etmektedir. yükseklikleri 4. güneybatı .12 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 13 açtı. Yalnız alçak sahaları ihtiva eden batı kısmında ovalarla alçak yaylalar hâkimdir. Güney Kafkasya'da Gökçe göt. Zaman sonu (Üst Neojen) ve IV.500 m. Orta Asya çukur sahaların» çerçeveleyen dağlar. suyu sağlayan dağlardır.doğu. SU. Zerefşan dağları. Üzerlerinde 4. Sir Derya'nın kaynak kısmını meydana getiren Narin suyu ile Amu Derya'nın kaynak kısmı arasında kalan dağ sıraları (Alay dağları. Tanrıdağları ile Büyük Altaylar arasında çöl ve bozkırları ihtiva edBrt Çungarya havzası bulunur. ön Asya'nın bu kısmındakine benzer bir yapı Orta Asya'da vardır. Zaman (Kuaterner)'dır. 1965'teki Taşkent depremi buna iyi bir delildir. Bunlar. kuzeybatı * güneydoğu istikametinde uzanan büyük bir çukur alanın en alçak kısmını işgal etmektedir. Zaman sonu (Pilosen) ve IV. Beşer? ve iktisadî hayat alçak yerlerde toplanmış olmakla beraber. Bu dağlarda 5.'yi geçen dağlarla çevrili olup ikisi çok ehemmiyetlidir: Fergana ve tok göl çanakları. Anadolu'da olduğu gibi burada da bu çöküntü alanlarının en büyük mahzuru su baskınları ve depremlerdir. gerek bunların eteğinde yayılan lâvların husule getirdikleri setler. Gerçekten bölge İli Zaman sonunda hafif dalgalı bîr düzlük halini almıştır. Doğu Türkistan'ı Batı Türkistan'dan ayırün ve yer yer kuzeybatı güneydoğu. Birincisi deniz seviyesinden 500 m. Diğer tabiat şartlarından olan iklim.000 metreyi geçen birçok zirveleri ihtiva eden bu dağlar Türkistan için bir su hazinesidir. güneyde Soğanlı dağları) çevrilidir. güneybatı . Terskei Aladağı. Bu dağ sıralarının güneyinde Tanrıdağ-iarı'na ait sıralar bulunur.Van çukurunu tıkayan Nemrut'un lâvları bunun doğusunda Van gölünün meydana gelmesine sebep olmuştur.500 metreyi geçen volkanik kütlelerle (batıda Akdağtar.

batıdır. doğuda Üstün ve Arka dağlar aynı istikamette yaylar meydana getirirler.000 km2'c . Güneydoğuya doğru uzanan dağlar (Altın dağları) Tibet havzasını güneyden çerçevelemektedir.doğu ve kuzeybatı güneydoğu istikametlerinde uzanan ve 7.. yüksek kısımlar dağ sıralarını. Altay dağları Be Pamirler etrafında güneybatı . kuzeyden güneye doğru gidildikçe. Yaşları ne olursa olsun bu kıvrılmalarda hâkim istikamet doğu . Bu sonuncuların başltcaları Tarım. Orta Asya dağlarının Altaylar'a kadar olan. Gobi çanaklardır (Şekil 1). iklimlerin dağılışı.kuzeydoğu. Bu hat. batı.000 metreyi geçen yüksek zirveleri İhtiva eden sıralar Orta Asya dağlarının güney yaylarını teşkil ederler.Fergane depresyonu (havzası). esasında.Çatkal dağlan ile Alay dağlan arasında bir çöküntü sahası olan Fergana havzası bulunmaktadır. insanların ve medeniyetlerin yayılış» üzerinde büyük tesirler icra etmiştir. Fergana. Orta Asya dağlar. kısmı ile Tibet yaylası ve bunun kuzey kenarındaki dağlar eski kütleler olup teşekküllerinden Üçüncü Zamanın ortalarına kadar aşınmış ve sonra yükselmişlerdir. Zamanın ikinci yarısı) yaşta kıvrılmalar oldukları halde. Şöyle ki. Orta Asya dağları arasında yer alan havza 300 uzunluğunda ve ortalama olarak 100 km. Şekil 1 . Zamanın ilk yarısı) ve Hersinyen (I. Yükselme kütle halinde olmayıp geniş dalgalı kıvrımlar şeklinde tecelli etmiştir. bitki örtüsünün tabiatı. ihtiyar dağlardır. alçak kısımlar da oniar arasında kalmış olan kapalı çukurlukları meydana getirmişlerdir. geotştiğindedir. Kapladığı saha 22. kıvrılma tarihleri bakımından. Hakikatte bu dağlar. güney kenarında yaylar çizmektedir. Şu halde bu dağlar. Himalayaiar Aip sistemine dahildir. Bu havzanın beşerî ve iktisadî değeri çok büyüktür. bahis konusu havzanın. Bunların arkasında batıda Karakurum. yenileşmektedir Baykal gölünün güneyindeki dağlar Kaledonien (I. yüksek irtifalarına rağmen.

iç kısım bazı yüksek dağlık bölgeler hariç kuraktır. Yaz mevsiminde ise kutup havasının kuzeye doğru çekilmesiyle havza tropikal hava kütlelerinin tesiri altında kalır. Aynca Ön Asya kıyılarında. Diğer taraftan Asya'nın bu kısmi Okyanuslardan uzaktır. bilhassa Karadeniz kıyılarıyla İran'ın Hazar kıyıları ve Yemen bölgesi bir tarafa bırakılacak olursa. Bazan Arap yarımadası üzerinde bir sırt meydana getiren Büyük Sahra yüksek basıncı. Bu rüzgârların tesiri memleketimizde de hissedilmektedir. En sıcak ay Temmuz'dur (izmir'de 27. Ön Asya'nın Karadeniz ve Hazar kıyıları bir tarafa bırakılacak olursa diğer yerlerinde ya saf Akdeniz yağış rejimi (soğuk mevsimi yağışlı. yaz mevsiminde. yüksek basınç rejimi hâkimdir. Hazar'ın ötesindeki yerlerde tamamıyla açık güriterîh sayısı 140 olduğu hâlde. Bu rejimin hüküm sürdüğü bölgelerde yağış İhtimali çok azdır. Akdeniz kıyılarındakinden daha sıcaktır. Ege kıyılarında yaz mevsimi. batıdan doğuya doğru hareket eden alçak basınçlar geçer. kıyı dağlan bir engel teşkil etmediğinden Suriye1 de Halep bölgesindeki yaylalar bolca yağış alırlar (yıllık ortalama yağış miktarı 400 600 mm. bahis konusu yüksek basınçla Her iki yüksek basınç merkezi arasından. Ege Denizi ve Akdeniz kryı dağlık bölgeleri ile Hazar Denizi'nin güney kıyıları) hariç. Batı Akdeniz havzasında olduğundan daha sıcaktır. Doğuya doğru denizden uzaklık ve yüzey şekillerinin silikleşmesi dolayısıyla yağış azalmaktadır. Gerçekten Ön Asya'da basınç merkezleri İte bunların istikamet verdikleri hava kütleleri geniştir ve nisbeten sabittir. Bu mevsimde kuzey ve kuzeybatıdan esen rüzgârlar hâkimdir. arasında yağış almaktadır. En yağışlı ay Mart ayıdır. Bütün Akdeniz havzasında olduğu gibi Ege'de. Yazın. Hazirandan Eylül sonuna kadar 4 ay zarfında düşen yağmur miktarı ancak 36 mm. kapalı günler 59'dur.500 mm. kan yaylası ve Orta Asya çanakları gibi) etrafı yüksek dağlarla çevrilmiştir. Bunlar gibi iran'ın iç kısmı ve Hazar denizinin doğusunda kalan geniş saha da çöldür. Burada yaz mevsimi barız surette kurak geçer. mevsimin uzunluğu ve sıcaklıklarının şiddeti. Sıcaklık. Bunların faaliyetleri kışa doğru artar ve bunun neticesi olarak bütün kış mevsiminde yağışlar meydana gelir. Doğu akdeniz havzasından Mısır çölüne doğru esen ve İlkçağdan beri bilinen bu rüzgârlara Etezyen rüzgârları denir. Sıcaklık: On Asya ve Orta Asya. Bunda coğrafî enlem kadar step ve çöl bölgelerinin geniş oluşunun da tesiri vardır. Kışın ön Asya'da hâkim olan sibirya yüksek basıncıdır. basınç ve rüzgârların rolü olduğu muhakkaktır. yaz mevsiminde ise alçak basınç hâkimdir. Yazın ide. Ön Asya'nın batı kısmında yağışlar. Orta Asya'da Sibirya üzerinden esen kuzey rüzgârları. güneyden kuzeye doğru artar. diğer mevsimlerde olduğu gibi. Batı Türkistan'da yaz. Meselâ 38° 11' kuzey enleminde bulunan Parntrisk Post 3.'dir. Basınç ve Rüzgârlar: ön Asya'da Akdeniz kıyılariyfe iç kısım iklim bakımından birbirinden farklıdır. Aynı zamanda büyük bir kısmının (İç Anadolu. kıtanın en sıcak kısımlarıdır. mahiyet itibariyle. az olduğundan güneşten gelen ışınlar atmosferin üst tabakalarında tutulamamakta ve toprak civan fazla ısınmaktadır. kıyı bölgelerine nazaran.6°). yaz mevsimi kurak) yahut bozulmuş Akdeniz yağış rejimi görülür. (Mayıs . meteorolojik ve coğrafî sebeplerden ileri gelmektedir. umumî olarak. Akdeniz havzasının aksine Ön Asya'da. gezici alçak basınçlar bu havzaya sokulamaz ve bu yüzden Akdeniz havzası ve Ön Asya yazın yağmur almaz. kıta içinin fazla ısınmış olması dolayısiyle. Doğu Akdeniz'de teşekkül eden gezici alçak basınçlar doğuya doğru hareketlerinde. Yağış âzamim ilkbahar başlangıcıdır. fakat. Meselâ İzmir'de beş ayın. Bu hal. günün kısalması ve aynı zamanda kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerinin tesiriyle soğuktur. Yazın ön Asya'da Batı Pakistan'dan Irak'a kadar uzanan sahada bir alçak basınç sahası vardır. 25C .5° Ön Asya ve Orta Asya kış mevsiminde güneş ışınlarının eğik gelmesi. senenin büyük bir kısmında. Yalnız Karadeniz kıyılarında kurak mevsim yoktur. Mutlak azamî sıcaklık çöl bölgelerine isabet eder. Gerçekten bu bölgelerde atmosferdeki su buharı. arasında yağış alır. olan Buhara'da yaz mevsimi tamamen kuraktır. yüksekliği haiz olmasına rağmen Temmuz ortalaması 13. Bunların mühim bir kısmı Akdeniz'de meydana gelmektedir. diğer âmillerin yanısıra. Orta Asya'nın batı kısmında (Batı Ttirkistan) vaziyet böyledir. batıdan doğuya doğru denizin tesirinin azalmasıyla artar.5°) ve Luk-şon (48°) şimdiye kadar kaydedilmiş olan en yüksek mutlak azamî sıcaklıktaki yerlerdir.14 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 15 Ön Asya ve Orta Asya'nın İklim Şartları s Anadolu'nun kıyı bölgeleri. Çevrenin yağışlı oluşu denizlere yakınlık ve yükseklikle alâkalıdır. Ön Asya ve Orta Asya'da kış mevsiminin uzunluğu ve şiddeti. Bunda. Manın batı kısmında güneyden kuzeye doğru coğrafî enlemin tesiri altında azalır. Buradan gelen hava kuru ve soğuktur. Buna rağmen 'Verimli Hilâl'in güney kısmı 200 .653 m. Orta Asya'da Tirmiz (48. Bölge iklimini daha iy? anfıyabilmek fçfcü-'iklfm unsurlarına bir göz atmakta fayda vardır. Asya kıtasının batı kısmıyla Orta Asya'nın her tarafında (yüksek dağlar müstesna) step ve çöl iklimleri hâkimdir. gündüzleri havayı serinleten deniz meltemleri görülür. Batı Sibirya'da vaziyet buradakinin aksidir: 132 tamamiyle kapalı güne karşılık açık olan gön sayısı 47'dir. kışın da hâkimdir. ^mevsiminde yüksek. . Memleketimizde etrafı yüksek dağlarla çevrili İç Anadolu ve Doğu Anadolu havzaları az yağışlı step sahalarıdır. Meselâ yıllık ortalama yağış tutarı 135 mm. Batı Türkistan'da yağış mevsimi kış ve ilkbahardır. Akdeniz yağışlarıdır. Bu sebeple yaz sıcaklıkları çok yüksektir.400 mm. sonbahar ve ilkbaharda. Memleketimizde bunun en güzel misali İzmir'de denizden esen imbat rüzgârıdır Yağış: ön Asya ve Orta Asya bazı kıyı bölgeleri (Anadolu'nun Karadeniz. Orta Asya dağları.Eylül aylarının) ortalama sıcaklığı 20°'nin üstündedir. kış mevsiminin uzunluğu ve şiddeti nisbetinde değildir. yüksek kısımlarına kadar yaşamaya elverişlidir. Ön Asya va Orta Asya'da İklim Tipleri: Ön Asya'nın batısında (Ege Denizi kıyıları îte Türkiye'nin güney kıyılarında) Akdeniz ikilimi hüküm sürer. Bunlar okyanus ve denizlerden gelen nemfi rüzgârların yağış getirmelerine mâni olurlar. arasında). Gerçekten ön Asya ve Orta Asya'da. Görülüyor ki İzmir'de yaz aylarının sıcaklığı tropikal iklimlerin sıcaklıkları kadar ve hattâ daha yüksektir. Sonbahardan itibaren Akdeniz havzasının kuzey kısmı gezici alçak basınçların güzergâhını teşkil eder.

kadardır. Mezopotamya. . Şöyle ki. Bu step iklimlerinin kuzey ve güneyindeki geniş sahalarda muhtelif tip çöller yer almaktadır. Yalnız burada kışlar biraz daha mülayimdir. ' Akdeniz step âdimi Doğu Anadolu'da ve Zagros dağlarında (yükseklik ve dağ-'Jık kütlelerin mevcudiyeti dolayısiyle) kesintiye mâruz kalmakta. Meselâ kıyıda Jask (25° 47' kuzey entemi)'m bütün yıl aldığı yağış miktarı. 3) Kışları şiddetli olan kuşakta soğuk mevsimin tabiî kuraklığını arttıran bir yüksek basınç rejiminin müşterek tesirleri vardır. Umumiyetle yüksek dağlar daha yağışlıdır. Bundan başka kuzeyde kar fırtınaları görülür. Bölgenin her tarafında.'dir. soğuk çöl iklimlerinin ara tipidir. Bu. güneyden kuzeye doğru şiddetlenir. Karakum çölü ve Amu Derya'nm orta ve aşağı mecrası) bu çöl iklimine bazı coğrafyacılar. paralelin kuzeyinde kalan bölgede (Üst Yurt yaylasında. Tahran ve Meşhed'de en fazla yağış Mart ayındadır. Asya'da çöl rejiminin çok geniş bir saha dahilinde kendini göstermesinde: 1) Deniz- lerden ve okyanuslardan uzaklığın. kuzey ve güneyde. Coğrafi enlemi 41° olan Hive'de Ocak ortalaması -4.2Oldir. Sahra iklimi tipi sıcak çöller grubum dahildir. hemen hemen bütün sene. Güneydekiler Akdeniz'in kış ve ilkbahar yağışlarıdır. Yaz mevsimi mutlak denecek derecede kuraktır. Merv'de Ocak'tan Nisan'a kadar yağış tutarı 79 mm. Hakiki bir kış mevsimi vardır. Iran yaylasının orta kısmından kenarlara doğru gidildikçe ilkbahar yağmurlarının hâkim olduğu steplere geçilir. Urfa'da olduğu gibi yıllık sıcaklık farkı çok fazladır.16 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 17 Güney Anadolu'da ve Suriye kıyılarında da soğuk mevsim yağış mevsimidir. yazları kavurucu olan bir kara iklimi vardır. ayrı ayrı mevsimlere düşer. Yağmurlar çok azdır. 2) Yağış getiren rüzgârlara bir mania teşkil eden ve yaz musonunu tutan bir dağlar şeddinin mevcudiyetinin. Bununla beraber kışın hissesi sonbahar ve ilkbaharınkilerden daha fazladır. Burada yağış sonbahar sonu ve ilkbahar başlangıcında görülür. Kuzeydekiler ise. Horasan dağlan ve Hindikuş silsilesinin öte taralında yer alan alçak yaylalarla ovalarda tekrar çöl iklimi hüküm sürmeye başlar. Bu yaylalarda bir dağ çölü iklimi hüküm sürmektedir. Ön Asya'da Arap yarımadasının iç kısmı ve aşağı Irak. Yaz mutlak denecek derecede kuraktır. Memleketimizin güneydoğusunda da "Akdeniz Step İklimi" hâkimdir. daha ziyade yaz yağmurlarıdır. Tibet'in yüksek yaylalarında. de Martonne. Aral tipi der. civarındadır. Takriben 30° ye 50° kuzey enlemleri arasında uzanan çöl ve stepler sahasının kuzey ve güney kısımları. Yağış rejimi Kuzey Sahra'nın yağış rejimine çök1 benzediği Işift Güney Türkistan'daki (Türkmenistan ve Özbekistan'ın alçak tasımlan. Orta Asya çölleri. Akdeniz delimi doğuya doğru gidildikçe bozulmakta ve çöl iklimine bir geçiş görülmektedir. Buradan güneye doğru gidildikçe. step ve çöllerle kaplıdır. Güney Anadolu kıyılarında hakiki Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Şöyle İd. İşte Kısaca tasvir edilen bu çöl iklimi tipine. bilhassa iran Azerbaycanı'nda. kadardır. hemen hemen senenin bütün aylanna müsavi bir şekilde dağılmış gibidir. yağış ve sıcaklık rejimi bakımından. kuzeyde olduğu kadar şiddetli değildir. tekrar kendini göstermektedir. Isfahan. Gerçekten Toroslar'la çevrilmiş olan bu ovalar kuzeyden gelen soğuk rüzgârlara karşı mahfuzdur. Yaz mevsimi çok sıcaktır. buralar yer yer ormanlarla kaplı olup otlakları ihtiva etmektedir. Güney Kazakistan'da). fakat bunların eteğinde. Yıllık yağış tutarı 445 mm. yani. Hazar denizinin doğusunda ve Aral denizinin (bazı atlaslarda göl) çeviren alçak yaylalarla ovalarda İran'ın iç kısmındaki iklimden daha az sert ve kışlan yağışlı otan iklimden farklı bir İklim vardır. kışları dondurucu. mübalâğalı kontinental bir tip olup sıcaklık farkı ehemmiyetlidir ve mutlak kuraklık en az 6 ay devam eder. Bu husus coğrafî sebeplerden ileri gelmektedir. Horasan'da ve Afganistan'da devam etmektedir. Orta Asya'nın alçak kısımlarında mevcut iklimlerin müşterek vasıfları kuraklık (bu bölgelerin yıllık ortalama yağış miktarı 200 mm. Yıllık yağış tüten kuzey kısmındakine nazaran. Bu tip çöl iklimine kara çöl iklimi denebilir. Coğrafî enlemi 37° olan Merv'de Temmuz ortalaması 30. aşağı yukarı 42. çok yüksek yaz Sıcaklıktan. çok ehemmiyetsiz nisbî nem ve şiddetli buharlaşmadır. Yağış. Buhara'nm bir sene zarfında aldığı yağış ancak 135 mm. ^ deniz çöl iklimi der. İran'ın iç kısmı (Kevir'ler ve Lûtlar) kumlu. birbirinden farklıdır. Güney İran'da Basra körfezi kıyılan ve Mekran dağlan sıcak çöllerin çok şiddet kazandığı yerlerdir. Aral gölü bölgesinde. Haziran'dan fyfül sonuna kadar. çok ehemmiyetli günlük ve yıllık sıcaklık farkı. hemen hemen M$ yağrnor yağmaz. daha azdır. çatallı ve tuzlu göllerle kaplı soğuk çöllerdir. Kıbrıs iklimi de esas itibariyle Akdeniz ikliminin kontinental tipidir. Bununla beraber buralarda yazın sıcaklık 45° ye kadar çıkar.7° dir. Iran ve Türkistan'dan geçmek özere Arap yarımadasından Mançurya'ya kadar uzanan bir çöl kuşağının mevcudiyeti bu suretle izah edilir. Bu çöl kuşağı yalnız Ûn Asya ve Orta Asya'da dağlarla kesintiye uğramaktadır. Anti Lübnan'ın doğusunda başlayan çöl (Suriye çölü) Mezopotamya'ya kadar uzanır. En kurak mevsim kıştır. Doğu Türkistan'da ve Gobi'de kış mevsimi daha şiddetlidir. ortalama olarak 110 mm. Bu paralelin güneyinde kalan kısımda kışlar. Çöl. bunların arasında yer almış bulunan irili ufaklı çanaklar birbirinden farklı iklim hususiyetlerini haizdir. coğrafî enlem ne olursa olsun. Ancak Akdeniz ovalan Batı Anadolu'ya nazaran biraz daha sıcaktır. yavaş yavaş çöle (Suriye çölü) geçilir. umumiyetle. Bu hususlar gösteriyor ki. Bu yerlerde yaz mevsimi hemen hemen kuraktır (Güneydoğu Anadolu ve Orta Irak'taki yağış rejiminin bir değişik şekli olan bozulmuş Akdeniz yağış rejimi).'nin altındadır). Aral gölünü güneyden çeviren ovalarda şiddetli rüzgârlar kum fırtınaları meydana getirir. Orta Asya'da yüksek dağlarla. sıcaklık farkı dan ma ehemmiyetlidir. kış vaziyeti mevcuttur. Halbuki aralarında bulunan havzalar çok az yağışlıdır. 35° kuzey enlemine kadar ilerlemektedir. Kış. Orta Asya'nın alçak kısımlarında kara çöl iklimleri ile buna mütemayil step iklimleri hüküm sürmektedir. Buna tekabül eden bitki örtüsü bozkır (step)'dır. Yazlar çok sıcak. Bu geçiş iklimine Akdeniz step iklimi denir. Bölgede arızî olan yağışlar. kışlar çok soğuktur. orta kuşak çölleri grubuna dahildir. Kışların şiddeti hakkında bir fikir vermek için Arat denizinin 5 ay müddette donduğunu söylemek kâfidir. kığı şiddetti olan kuşağın kara iklimi bölgelerinde olduğu gibi. Nisandan Ekim sonuna kadar hemen hemen hiç yağmur yağmaz. Bahis konusu step iklimi Kuzey iran'da.

yağış aldığı halde Kaşgar'ın yıllık ortalama yağış miktarı ancak 4İ mm. gerek yağmur gerek kar şeklinde olsun. sulama olmaksızın. Kaşgar ve Yarkent'in Temmuz ortalamaları 27.uzak tesirleri görülür. kadar uzak olan Tarım havzasının orta kısmı çok kuraktır. o kadar sıcak geçmez. T. M M .2963' fâ*mm*/& oT6> . güneybatıdan gelir. Her defasında düşen yağış miktarı gayet azdır. efor.8 derecedir. kumulla kaplı bölgelerde sıcaklık kışın 5 ilâ 6 derece daha düşük. Taklamakan çölü yer almaktadır. a .'dir (Şekil 2).1» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 19 87 Doğu Türkistan'ın alçak kısmını teşkil eden Tarım havzasında bir kara çöl iklimi vardır. Gerçekten bu dağların kuzey eteğinde yer alan Urumçi.4). . A £. Tanrı dağlarının kuzey tarafı güney tarafından 5 ilâ 6 misli daha yağışlıdır. Etrafı yüksek dağlarla çevrilmiş olan Tarım havzasının en alçak kısmında. Nisan ayı ortalaması 17. halbuki Batı Türkistan'da aynı enlemlerde (Hazar denizinin doğusunda Buhara'ya kadar olan alçak sahalar) bilâkis.3 derecedir. Gerçekten Yarkent'in güneyindeki dağların etekleri ile Altın dağları. Senede yağışlı telâkki edilebilecek gün sayısı 20'yi bulmaz. Aynı yerde 35 senelik rasatlara göre Ocak ortalaması -5. yaz ayları tamamen kurak ve soğuk mevsim (bilhassa kış ve ilkbahar başlangıcı) yağışlıdır. batıdan ve bilhassa. çok yüksek sıcaklıkların fazla olmayışı irtifa (Yarkent 1270 m. mm Z7« 2421* 18- KA$GAR •e Ki9 27- KAŞGAR 30-. Bulutlar. Fakat ilkbaharda sıcaklar birden yükselmeye başlar (Şekil 3). Moğolistan ve Tibet'te soğuk mevsim umumiyetle kurak.200 km. Doğu Türtöstan. az düşer. Sütunlar yağısın mevsimler arasındaki dağılışını göstermektedir. 35 dereceye kadar çıkmakta ve hattâ geçmektedir. Civar okyanus ve denizlerden 2. Böylece Doğu Türkistan'da yaz musonunun. Kaşgar'da termometrenin -25 dereceye kadar düştüğü vâkidir. Doğu Türkistan'ın kışları serttir.000 krn^lik bir sahada. yaz aylarında.5 derece civarındadır (Şekil 4).) ve yüksek dağlara yakınlık dolay ısıyladır. ziraate kâfi gelmez. Bu ayın bazı günlerinde sıcaklığın 30 dereceyi aştığı vâkidir. Balı Türkistan'da da Akdeniz'in.' Şekil2 -Kaşgar'ın yağış rejimi. Fakat hiçbir tarafta bu kadar yağtş. Yağış. Orta Asya'nın batı kısmı (Batı Türkistan) ile doğu kısmı (Doğu Türkistan) arasında yağış bakımından da fark vardır. Ek İt A. 262 mm. Çölde. ' «4 1512963O = ttj m /5' n r~ı j frl ""■ . V / //& / yazın oldukça yağmur o. sıcak mevsim {ilkbahar sonu ve yaz) yağışlı. irtifa ve yüksek dağlara yakınlık dolayısiyle. takriben 300. Yaz aylan. Şöyle ki. gökyüzü umumiyetle az bulutludur. yazın da o kadar daha fazladır (Şekil 3. "■ H. Burada. Bununla beraber sıcaklık. senede ortalama olarak.

yükseklik göz önünde tutularak bazı mevzi? iklim tipleri ayırt edilebilir: a) Gerek batıda» gerek doğuda yüksek enlemlerde yağış. Yağışta. bu tip iklim çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş stepler iklimi olup Kazakistan'da kendini gösterdiği için buna Kazakistan iklimi demek yerinde olur. Ayrıca kurak mevsim yoktur. soğuk mevsimde. güneydeki ovalara nazaran daha sıcak. Hülâsa.'yi aşmaz. . Misal: Semipalatinsk (Şekil 5).Şekil 3 . Yazlar. fakat kışlar daha soğuktur. hafif bir azalma vardır.Kaşgar'ın sıcaklık rejimi. fakat miktar 250 mm. alçak enlemlerde bulunan ovalardakinden daha fazladır. Orta Asya'nın batı ve doğu kısımlarında coğrafî enlem.

Semlpalaönsk'in ikltm diyagramı. I :■- ' '[■• I 0y •c a • 4 & mm. ISIZ* 9 6 3 0' Jl •c î^îtfaû H W S .20 TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 21 YARKENT Z7- mm zı ta. yağış sütunlarla gösterilmiştir.—ı Şekil 5. • 50 45 40 '30 25 20 75 Şekil 4 . SEMIPALATİNSK \ \ '4 V ıo 5 -/ff« .Yarkent'in sıcaklık relimi. Sıcaklık kesik çtegHle.

Bayram Ali'nin iklim diyagramı. daha nemfi ve yıllık yağışın sene içinde daha iyi dağıldığı bir dağ iklimi vardır. sıcaklık Şekil 6 . yaz mevsimi mutlak denecek derecede kurak ve ziraatın katî surette Bulamaya ihtiyaç gösterdiği bir çöl iklimi vardır. Yıllık yağış tutarı çok daha azdır. irtifa dolayısiyie. c) Bu iklim tipi Doğu ve Güneydoğuda dağlık bölgeye doğru esas vasıflarını muhafaza etmekle beraber yükseklik dolayısiyie yıllık yağış miktarı adar (250 ilâ 500 mm. d) Kûhistan ve Pamir dağlık bölgesinde. yağış sütunlarla gösterilmiştir.7). Sıcaklık kesik çizgi ile. f) Doğu Türkistan'ın alçak kısımlarında (Tarım havzası *e Çungarya) çöl ve çöle mütemayil stepler vardır.umumiyetle daha az yağışlı (200 mm. Yazlar o kadar sıcak olmamakla beraber . e) Doğu Pamir'de ve Taklamakan çölünü güneybatı ve güneyden çerçevefiyen dağlarla yüksek yaylalarda yüksek çöl iklimi mevcuttur. Yukarda oldukça etraflı bir şekilde görüldüğü üzere Ta rım havzasının orta kısmını geniş bir çöl {Taklamakan Çölü) kaplamaktadır.b) Bunun güneyindeki cıvalarda (Hazar denizi ile Aşağı Amu Derya ve Sir Derya arasındaki saha -yani Karakum ve Kızılkum. Buralar meskûn olmayan sahalardır. Batı Türkistan ikliminin irtifa dolayısiyie değişen bu tipine dahildir. Kış mevsimi daha soğuk geçer.'den az). Bu iklime misâl olarak Merv civarında Bayram Ali verilebilir (Şekil 6.). Türkmenistan ve Özbekistan ovalarında hâkim olan bu iklim tipine mahalli bir ad vererek Batı Türkistan iklimi «temek yerinde olur. Burada kuraklık Batı Türkistan'dakinden daha fazladır. Alay ve Hisar dağlarının batı etekleri. daha serin.

yükseklik dolayısiyle Batı Türkistan'da olduğu gibi. hayat tarzları ve benzeri beşerî hâdiseler) birtakım değişmelere maruz kalmaktadır. batıya nazaran daha fazladır.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 23 senelerce yağış almayı- Şekil 7 . vahaların bulunduğu dağlık kenara doğru. Bu bozkır bölgesini . g. bunların tesiri altında bulunan alâkalı hâdiseler de (akarsuların akımları. Çungarya'da Kazakistan iklimini hatırlatacak bir İklim tipi vardır. bütünüyle. Bu iklime Doğu Türkistan iklimi denir. yarı çöller ve bozkırlar sahasında yapılan müşahedeler buralarda muhtelif devirlerde bir takım değişikliklerin meydana geldiğini ortaya çıkarf1ii§fir. bitki örtüsü gibi tabu hâdiselerle. çöle mütemayil bir karakter ar-zetmeğe başlar. insanların yer değiştirmeleri. göllerin ve iç denizlerin seviyeleri. Tarım havzasının ortasına doğru çok kurak ve kara tipinde olduğu halde. yağış miktarı artmaktadır. Kürenin muhtelif bölgelerinde. coğrafî enlem ve irtifa unsurla/ının müdahalesi ile meydana gelmiş bir takım dereceleri vardır. Bunun! da yön.yağış sütunlarla gösterilmiştir. havzanın kuzey ye batı kenarında. boyları. çöl iklimi. Arkadaki dağlarda (Tanrı dağlarının doğu etekleri}. daha mutedildir. Yalnız havzanın ortasına doğru bozkır.Taşkent'in iklim diyagramı. farkı. kesik çizgi ile . Burası. Tanrı dağlarının doğuya doğru meydana getirdiği uzun ve yüksek dağlık çıkıntı Tarım havzasını Çungarya'dan ayırmaktadır. Sıcaklık. Buralar ormanlar ve otlaklar sahasıdır. İklim Değişmeleri ve Kuraklık Meselelerine Umumî Bakış s Türkler'in yaşadıkları Ön Asya ve Orta Asya'nın şiddetli iklim bölgelerinde iklim unsurlarının (bilhassa sıcaklık ve yağış) seyri sabit olmadığı gibi. bilhassa çöller. Şöyle ki. Buralarda yağış biraz daha artmakta ve yaz sıcaklığı nisbeten azalmaktadır. çöl olmaktan ziyade bir bozkır sahasıdır.

Ona göre bu devre 35 seneliktir. Hususiyet gösteren bir orman topluluğu Doğu Karadeniz'le Kolşit bölgesindedir (Kolşit bitki topluluğu). Bölgede kaynaklar kaybolmakta ve Oranj nehrinin akımı azalmaktadır. Ön Asya İle Orta Asya'nın Bitki Örtüsü ve Topraklan: Ûn Asya ve Orta Asya'da bitki örtüsünü teşkil eden toplulukların dağılışını gösteren bir haritaya bakılacak olursa. sahalarının dışında kalan yerleşik âlemin üzerine atıyordu. iklimin devrî değişmelerini meydana çıkarmak hususunda birleşmektedirler. iri ağaçlardan ibaret öten bu ormanın bir de gür orman altı topluluğu vardır. ziraî ve iktisadî hayatı yakından ilgilendirmektedir. Buna benzer bir bitki âlemi Hazar denizinin güney kıyılannda mevcuttur. Brückner'e göre bahis konusu değişmelerin mevcut olduğunu gösteren bütün bilgiler. Orta Asya. ve I. Acaba hemen hemen her tarafta tesbit edilen bu değişmeler devrî midir? Musonlar Asyası'nda Hindistan'da 11 senelik bir devrîliğin meydana çıkarıldığı zannediliyor. Onlara göre. devamlı kuraklık faraziyesinin Batı Avrupa'da buzul devri sonrası iklimlerinin tekâmülünde tesbit edilen değişmelerle pek bağdaşamadığını ileri sürmüşlerdir.şı ve yağış rejiminde görülen bir değişme burayı çöl haline getirebilir. Mazinin parlak devirleri ile bugünkü harabeler arasında göze çarpan tezat. Bununla beraber kuraklığın devrî bir mahiyet kazanacağı farzedilebilirse bu faraziyeye yapılan itiraz kısmen değerini kaybeder. Yağışlarda görülen bu değişiklikler. devam etmiştir. Esasında Orta Avrupa bitki âleminin bir unsuru olan Kolşit bitki topluluğunun Akdeniz'de görülenle hiçbir münasebeti yoktur. Afrika'da ve Asya'da tamamen kuruyan göller olduğu gibi. Kuraklık göçebelerin dolaştıkları araziyi daraltarak onları. binlerde. yağışlı ve kurak devrelerin birbirini takip edişi bu kıtaların bazı yerlerinde göl seviyelerinin yükselip alçalmasına yol açmıştır. buralarda kıtaların tedriç? bir surette kuraklığa doğru gittiği intibaını uyandırmıştır. Bu görüşü tenkit edenler. geçen asrın tanınmış ilim adamları tarafından tarihî arızalar olarak değil. Kurak ve yarı kurak bölgelerde bazı araştırıcıların müşahadeleri. Böylece buzul devirlerinin sonundan beri tesirini gösteren kuraklaşma büyük istilâların âmili olarak ortaya çıkıyordu. kuraklık faraziyesi zaman dahilinde çok mevzileşmiş tarih! hâdiselerin izahına uygun değildir. Ön . bu geniş bölgede ormanların mahdut sahalar işgal ettiği görülür. Orta Asya'da Hazar denizinden Lob-Nor'a ve Umman denizinden Fergana'ya kadar uzanan geniş sahada arkeologların meydana çıkardıkları harabeler. {şuralarda parlak bir medeniyetin varlığını fakat sonradan bütün bunların ortadan kalkmış olduğu intibaını uyandırmıştır. Passarge'ye göre sahasını bozkırın zararına genişletiyor. fakat dalma kuraklığa mütemayil olmak üzere. daha ehemmiyetsiz farklarla milâttan evvel II. Meselâ Kuzey Afrika'da bozkır sahalarında ve çöle mütemayil bozkırlarda Romalılar devrinden katma harabeler. Orta kuşakta buzullar. Güney Afrika'da Kalahari'de çöl. tarihî zamanların başından beri tedricî bir kuraklığa sahne olmuştur. fakat zaman dahilinde devamlı surette tesirini gösteren tabiî bir sebebe bağlanıyordu. Bilindiği üzere Üçüncü Zamanla Dördüncü Zamanda görülen iklim değişmeleri. böyle bir intiba hâsıl etmektedir. onlarda. tropikal memleketlerin gölleri gibi cephelerinin ilerlemeleri ve gerilemeleri ite sıcaklık ve yağış değişmelerinin mevcudiyetini göstermektedirler.

kabaca. Denklerden uzaklık. Bunlann arasında yüksek ve alçak bozkırlar geniş sahalar kaplamaktadır. Karpatlar'dan Altaylar'a kadar şeritler halinde muhtelif tabiatta stepler (bozkırlar) takip eder. Ûn Asya'nın bu kısmında çölün hududunu. Ege. Bunun iki sebebi vardır: 1) Yakacak odun elde etmek. Kerkük gibi yerler hurmanın meyva verdiği sahanın dışında kalmaktadır. Bu sebepten bölgede orman büyük istilâ yollarının kenarındaki sarp dağlık yerlere sığınmıştır. İç ve Doğu Anadolu'daki havzaların hiç olmazsa çerçevelerinin ormanlarla kaplı olması icab ederken Trakya'nın iç kısmında olduğu gibi. sarıçam ve köknarlardan müteşekkil bir iğne yapraklı orman bölgesi huş ağaçlarıyla temsil edilen geniş yapraklı ağaçlardan müteşekkil bir bölge ile ayırdedilir. Bunu. Balı Sibirya'da orman bataklık bölgede gelişmiştir.-2) Ziraat sahası açmak. Eski çağdan beri Akdeniz memleketleri ile Mezopotamya arasında münasebet tesis eden yolların geçtiği sahadır. "Verimli Hilâl" kuşağı. Sibirya'da iğne yapraklı ormanlar (tayga ormanları) hâkimdir. Bunda kışların daha soğuk oluşunun tesiri vardır. diğer taraftan yağış rejiminin bozuluşu. Bunların en mühimi kara topraklar üzerindekiler olup. fışkırır ve çiçeklenir. tamamen kurak bölge sınırları içinde olup çöl veya çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlar halindedir. Kuzeydoğuda ormanlık yerler parçalar halindedir. Halep. Iran Azerbaycanı'nda ve Zagroslar'da karışık orman vardır. sonra yazın kurur. Stepler birtakım kuşaklar ve lekeler teşkil etmektedir. Bu ormanlar Orta ve Kuzeydoğu Sibirya'da. Çok eski bir medeniyet sahası olan ûn Asya. Verimli Hilâl'in Türkiye'nin bu bölgesine isabet eden kısmı tabiaten bir bozkır sahasıdır. hususiyle Yakutistan'da geniş sahalar kaplarlar. yükseklik. Türkiye'nin Akdeniz. Batı Sibirya'da kuzeyden güneye doğru iğne yapraklı ormanlardan yayvan yapraklı ormanlara ve bundan da ağaçlı stepe geçilir. İran'ın iç kısmı. Bunların etekleri muhtelif tabiatta bozkırlarla kaplıdır. Ukrayna'dan Sayan dağlarına kadar 2.M______________i------------------------------------------------------------»-TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 25 Asya'nın diğer dağlık sahalarında görülenler ise. Bunlar her tarafta büyük tahribata uğramışlardır.5 milyon km2'lik bir sahayı İşgal ederler. Bozkır bitkileri ilkbaharda süratle biter. Şam. Yerleşme sahaları dağların eteğindeki vahalara rastlamaktadır. Musul. kıyılarda hüküm süren İklim tiplerinin (Asya'nın batısında Akdeniz güneyinde muson iklimleri) bozulmasına sebep olmuş ve bunun neticesi olarak bir taraftan yağış azlığı. orman tahriplerinin neticesidir. Iran'n iç kısmında hurmanın hududu. Arap yarımadasında olduğu kadar kuzeye çıkmamaktadır. Burada kuzeyden güneye doğru bir birini takiben ladin. Marmara ve Karadeniz kıyıları ormanlarla çevrili olmasına rağmen iç kısmı bozkırdır. Fakat böyle bir iddia Güneydoğu Anadolu bozkırları için ortaya atılamaz. bozkır ve çöllerin geniş sahalar kaplamasına meydan vermiştir. hurma ağacı tâyin etmektedir. Bölgede iğne yapraktı ormanlar ile Orta kuşağın karışık ormanının unsurları birbirine girmektedir. Urfa. İran'da nemli orman (Kolşit bf^ti topluluğu) sadece Elbruz'un kuzey yamaçlarında mevcuttur. bu yüzden büyük zararlar görmüştür. Bu ormanlık saha batıda Ural dağlarında güneye doğru bir çıkıntı yapmakta ve daha batıda Ufa ve Perm'e kadar uzanmaktadır. Çok küçük canlılara* hayatî faaliyetleri neticesi bu otların parçalanması . yapraklarını döken karışık orta kuşak ormanları ile iğne yapraklı ormanlardır. çıplaklığı.

1. güneyin tesirini alamayan kısımlarda. buralara çöl demek pek doğru olmasa gerektir. Dağların alçak yamaçlarında Moğolistan'ın kurutucu rüzgârlarının esmediği yarlerde iğne yapraklı etek ormanları bulunur. nehirler de aralıklıdır ve akımları zayıftır. Görülüyor ki. Yazın yağışın kâfi olduğu yerlerde bu çeşit topraklar dünyanın en zengin ziraat topraklarıdır. doğu ite batı arasında bir geçiş alanıdır. ağaç türleri de pek nâdirdir. Şor denilen tozlu.. meselâ Sayan dağlarında. Rus kolonizasyonuna sahne olmuştur. bitki-topluluğu hususî bir vaziyet arzeder. Onun için Asya'nın iç kısmından. daha çoraklaşırlar ve yerlerini saksaul ağacına terkederler. kapalı çukurlar etrafında tuzu seven bitkilerle bir arada bulunur. Bu sahalarda bitki kuşaklarının.700 m. Çungarya üzerinden. Stepler güneye doğru. Burada bozkır süratle kuraklaşarak çölleşmeye yüz tutar. Bö kısımda Batı Türkistan'ın çöl ve çölleşmeye yüîr tutmuş bozkırlarından yüksek Pamir*» tundralarına geçilir. Bitki topluluğunda görülen tezatlar. orta kuşak çöllerinin en yaygın olduğu sahadır. Ağaç âlet sapları imalinde ve ev inşaatında kereste olarak da kullanılır ve bundan bilhassa. Bu çöllerde suyu muhafaza eden etli bitkiler olmadığı gibi.ile teşekkül eden hümüs toprağa karışarak Kara toprak (Çernozyum) denen hususî bir toprak tipi meydana getirir. pek fakirdir. batıya doğru hareketlerinden evvel. Orta Asya. alçak kısımlan ve iç havzalan işgal eder.kömürü yapılır. İlk bakışta saksaul'un. Bu saha verimli ziraat toprakları dolayısiyle. Bu yerler için çölleşmeye yüz tutmuş bozkır tâbiri daha yerindedir. göçebeler zaman zaman Türkistan'a ve Avrupa üzerine yayılmışlarda'. 2.200 m. Gerçekten burada yer şekilleri silik olduğu gibi. armut ve badem bol miktarda bulunur.doğu çöllerinden esen rüzgârlardan fceranmuş olan yerlerde otlardan müteşekkil zengin bitki topluluğuna (Alp çayırtart)geçiiir. . kuytu yerlerde. gerek yer şekilleri. gerek akarsuların durumu. Türkistan'da saksaul'un yetiştiği geniş sahalar hususî bir durumu haiz olduğu için. Bu bMtopluluğu. odun.'ye kadar çıkmakta ve bunu çalılıklar takip . doğu . Bu yollarla Kırgız steplerine giren göçebeler burada. Orta Asya'nın güneybatı kısmında daha ziyade göze çarpmaktadır. Çok fakir topraklarla ve pek az nemle yetinen saksaul. birbirini taktb edişindeki intizam bozulmaktadır. Burada kurak olan tarafa bakan yerlerde çölleşmiş bozkır. Orta Asya'da yalnız Kazakistan'ın kuzeydoğusunda oldukça geniş bir sahada yaygındır. Meselâ Attaylar'da bozkır. Kazakistan'ın güneyinde Aral denizi ve Türkmenistan bozkırları (stepleri) yer almaktadır. yüksekliğin tesiriyle. ladin ve köknar ormanları başlar. Orta Asya'nın dağlık sahalarında. Buralarda zirai bitkiler. Bu mahiyeti haiz stepler. budaklı.'nln üstünde.batı istikametinde yer değiştirmeye engel teşkil edecek mahiyette değildir. Kazakistan'ın kurak ve tuzlu sahaları ile Kırgız stepler bölgesi. Bunun güneyinde yer alan bölge (geniş mânada Batı Türkistan) kurak steplerle çölleri ihtiva etmektedir. Deha yükseklerde melez. Tacikistan'ın tabiî ormanlannda yabanî elma. birbirine dolaşmış dallardan başka birşey olmadığı zannedilir. Odunu gayet sert olduğundan suda yüzmez ve batar. alçak yerlerde olduğu gibi. Yukarı Irtiş ovası ve gölü. ikmallerini yaparlardı. Ebi gölünden Ala göle giden yol (Çungarya kapısı) ve ili vadisi Kırgız steplerine geçen üç giriş kapısı idi. her bakımdan. 20 ilâ 25 senede yetişir. çok yüksekler» kadar çıkmaktadır. Kazaklar ve Kırgızlar da bu şekilde buraya yerleşmişler ve bölgeye adlarını vermişlerdir. eğri büğrü. Dağlık bölgelerin herbirinin yükseklik ve iklfrn şartlarına maruz oluş bakımından kendilerine mahsus bir bitki topluluğu vardır.

Akarsular ancak senenin müsait zamanlarında. Bunlar. okyanusa varamamaktadır. Bunların çoğu Balkaş gölüne dökülür. sular iç havzalarda kalır.3. Seyhan ve Ceyhan'dır. Bunların kapladığı saha yaklaşık olarak' 13. Akışı olmayan sahalar ise Arap yarımadasının iç kısmı ite Hazar denizinin doğusundaki çöl sahasıdır. suların yüksek olduğu sıralarda. Dicle. çölleri ve bozkırları İhtiva et- mektedir. Kazakistan'da nehirlerin suları. bilhassa Akdeniz ülkelerinde bütün toprakların rengi kırmızıya çalar. Başkırdistan ve Kazan havalisinde kül rengi soğuk bölge topraklarından karatoprakiara geçilmektedir.300 ilâ 2. okyanuslara ve bununla bağlantısı olan denizlere gider. IdilUral bölgesinde ziraatin yapıldığı yerler karatopraklar sahasıdır. İç Anadolu'nun en büyük nehri olan Kızdırmakta en yüksek seviye karların eridiği.900 m. daimi bir akarsu şebekesinin teşekkülüne imkân verme» mektedir. delta sahalarında ve kıyı ovalarında birikinti (alüvyal) topraklar yer alır. Daha ziyade yağmur rejimiyle alâkalı olan Ege bölgesi akarsularında en yüksek seviye soğuk mevsime (sonbahar sonu ve kış). İç Anadolu'nun büyük bir kısmında boz ve kahverengi step topraklan ile tuzlu topraklar hâkimdir. Çağata suları). Türkistan'ın akarsuları. doğuda Sibirya'da bunlara rastlanmaz.26 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 27 etmektedir.içinde kaybolmaktadır.'ye kadar çıkarak tundra tipi. Buna karşılık ova ve yayla memleketlerinin her bitki bölgesinin kendine mahsus istismar şekilleri vardır.400 m. kar suları ve yağmurla beslenmektedir. Bu hal. Gölleri ya Denizleri: ön Asya ve Orta Asya. Büyük ve Küçük Menderes. Burada yükseklik ve yağış her yerde aynı olmadığından durum değişmektedir. Kazakistan'da.000 km2 olup mutlak çölleri. karların erimesiyle alâkalı olarak. Bu nehirlerden başka Hazar Deni-zi'ne dökülen Araş ve Kura nehirleri vardır. Biyen kar suları ve yağmurlarla beslenen Seyhan ve Ceyhan'da suların düşük seviyesi ilkbahardadır. ön Asya'nın en mühim nehirleri Fırat. Burada seyreden akarsular kaynaklarını Tanrı dağlarının kuzey etekleri ite Ala dağlardan alırlar. hususî iklim şartlarının tesiriyle çok yıkanmış ve hümüsünü kaybetmiş sıcak bölge (lateritik) toprakları meydana gelmiştir. hümüsün az oluşundan ileri gelmektedir. Doğu Karadeniz bölgesinde. Aynı topraklar. bir kapalı havzaya ulaşabilmektedirler.000. Çoruh. Türkiye'de ve Suriye'de kalker bölgelerde görülen çukur alanlardaki kırmızı topraklar bu sınıfa girer. kısa boylu taşlık otlara dönüşmektedir. Burada muntazam akıştı akarsular azdır. Kaynaklarını Gaziantep ite Kilis arasındaki değişik bölgeden alan suların bir kısmının dışa akışı olduğu halde (batıda Amik gölüne dökülen Afrin çayı buradan çıkan bir kolla Asi nehrine karışır) Kilis'in kuzeyindeki tepelerden doğan Kureyk çayı Halep'in güneyinde Elmaç bataklığında kaybolur. Kırmızı toprak bilhassa kalker arazi üzerinde görülmektedir. iskelet topraklar sahasıdır. Geniş vadi tabanları ile. Tanrı dağlarının kuzeydoğu eteklerinden doğan ve Kulca depresyonunu geçerek birçok kollar halinde Balkaş golüne dökülen ili'dir. Gerçekten yaz mevsiminin şiddetli sıcakları (açıkta gündüzün 30-40 derece ve hattâ daha fazla). Karatopraklar kuşağı Batı Sibirya'da ve Türkistan'da genişler. Karadeniz'in kuzey kıyılarından Orta Asya dağlık bölgelerine kadar olan sahada geniş bir yer kaplamaktadır. Asya kıtasında suların okyanuslara varamadığı bölgeler çok geniş yer tutar. Buralarda insanlar birbirinden çok çeşitli sahaların kaynaklarından geniş ölçüde yer değiştirmeksizin. Bunun güneyinde bozkır ve çölleşmeye yüz tutan bozkırların zayıf ve iskelet toprakları bulunur. Ön Asya ve Orta Asya'nın geri kalan kısmında sular. Batı Karadeniz'de bulunmaz. ön Asya ve Orta Asya'da toprakların hepsinden aynı şekilde istifade edilmez. Bu yerler akışı olmayan sahalar (areik) ile akışı olan. Sakarya'da aynı Vaziyet görülmektedir. yağışın kar halinde olması dolayısiyfe.'den sonra çam ormanları yer almaktadır. hususî bir takım hayat merkezleri de meydana getirmektedirler. Meselâ Türkiye'de İç Anadolu'nun mühim bir kısmı ikinci türdendir. birer iç deniz mahiyetinde olan Aral denizi ite Hazar denizine ve Balkaş gölüne dökülmekte yahut çöl ve bozkırların bir yerinde bataklıklar meydana getirerek onların . Sakarya. yüzey şekilleri ve bilhassa iklimin kurak olması dolayısıyla okyanuslara ulaşamamakta. Kaynaklarını yüksek dağlardan alan büyük akarsuların bütün sene akışı vardır. Aral denizinin etrafında ve Türkmenistan'da kumlar geniş sahalar işgal etmektedir. Kattırmak. Ön Asya'da kışları yağmurlu ve yaz mevsimi kurak geçen subtropikal (tropik altı) memleketlerde. Nisan ve Mayıs aylarıdır. fakat suları okyanus ve denizlere ulaşmayan sahalar (andoreik)'dır. Batıda Rusya'da. denizlere gidemez. en düşük seviye ise yaz mevsimine isabet etmektedir. 2. Van gölü havzası da öyledir. istifade edebilmektedirler. ova ve alçak yaylalarda bir takım toprak kuşakları çizmek mümkün olduğu halde. Bunların üstünde bulunan fakir Alp çayırlan 3. Issık göl civarında Kırgız Ala dağlarından doğan Çu nehri Açtık Stepi'nde Aşıkol . çöllerin ve çölleşmeye yüz tutan bozkırların çok yaygın olduğu bir sahadır. Batı kısımda soğuk ve nemli bölgelerin kül rengi toprakları (podzol) hâkimdir. soğuk mevsimdir. Nisbeten alçak seviye ise yaz mevsimindedir. İran'ın iç kısmı çöl sahası olup akış tamamen içe doğrudur. en düşük seviye ise yaz mevsimindedir. Anadolu havzalarının alçak kısmını işgal eden birikinti topraklarla geniş vadi tabanları ve deltalar çeşitli ziraatlerin yapıldığı yerlerdir. Bunlar dışa akışı olan (eksoreik) sahalardır. yağışın çok az oluşu. En mühimi. Bunlardan Türkiye'nin en mühim akarsuyu olan Fırat nehri yağmur ve bilhassa karların erimesinden meydana gelen sularla beslenir. iklim ve jeolojik şartları değiştiği için. An Asya ve Orta Asya'nın Akarsuları. Bunlar daha iptidaî ve daha yeknesaktır. Bazen de bu toplulukların iktisadî hayatları mübadelelere ve daha geniş yer değiştirmelere istinat eder. iç havzalarda kalmakta. Güney Anadolu ve tç Anadolu'nun dağlık sahalarında ve Doğu Anadolu'nun hemen her tarafında görülen topraklar kestane rengi topraklardır. Bu çeşitli bölgelere yerleşmiş dan insan toplulukları bazen bir vadi içinde toplanmış olan kaynaklarla iktifa ederler. Zagroslar'dan inen akarsular (Nazlı. Bunların da sularının kabarık olduğu zaman'İlkbahar ve yaz başlangıcıdır. Van bölgesi gibi kapalı bir havza olan Urmiye gölü.200 . Fırat'ın sularının en yüksek olduğu seviye. Orta Asya'nın yüksek dağlan. İç Anadolu'da boz ve kahverengi step toprakları hububat sahalarına tahsis edilmiştir. En düşük seviye de. Dağlık sahalar bitki coğrafyası bakımından farkh bölgeler teşkil ettikleri gibi. yağışların boilaşttğı ve buharlaşmanın o kadar ehemmiyetli olmadığı ilkbaharda.

Karaganda'nın güneybatısındaki yaylalardan .denen bir bataklıkta son bulur.

Buna rağmen suları oldukça boldur. Kabarık olduğu zamanda. bariz bir surette. Bu kısımda akarsu yataklarında eğim çok fazladır ve hepsi. Artık nehir. Çekik devre ile taşkın zamanlan arasındaki seviye farkının o kadar ehemmiyetli olmamasına rağmen (2-3 metre) nehir. Fakat dikkati çeken nokta Nisan'dan Eylül sonuna kadar. rejim bakımından dağ nehirlerinin özelliklerini göstermektedirler. tuzlu. sıcak mevsim boyunca. bu kısımda sağdan soldan hiçbir kol almaz ve tıpkı Mısır'daki Nü gibi. buzulların erimesine tekabül eden yaz mevsimidir. Bu kısımda nehrin yatağı çok geniştir. Bununla beraber yatağın genişliği iki kenarın gösterdiği arazi tabiatına göre de değişir.400 km. Taşkın alanları. 1 ilâ 1. Kenarların lösten müteşekkil olduğu yerlerde suların bunları aşındırması ite yıkılmalar meydana gelmekte. aSırda Budist medeniyetinin. kumtaşı ve kalker gibi geçirimli arazide akarken yatak daralmaktadır. Vahs (Vahş) suyuna (bunun yukarı mecrası Kızıl Su diye adlandırılmaktadır) karışarak ilerde Amu Derya'yı teşkil etmektedir.'yi bulduğu da vâkidir. Tugay denilen nemli toprakların bulunduğu nehrin eski kollarına tekabül eder ki. buralar yan göçebe Türkmenlerin ziraat yaptıkları ve kışın da oturduktan sahalardır. Buralardaki kamışlıklar Türkmenlerin hayvanla» için bir sığınak mahalli. sonradan İslâm medeniyetinin merkezi ol-muştur. beslenmenin muntazam oluşudur. Buralarda nehrin yatağı sabit olduğundan iskân yerlerinin devamlı olma şansı vardır. Kerki gibi eski müstahkem şehirler bu vaziyettedir. Bu karışma noktasından sonra Amu Derya. Fakat 1221'de Cengiz Han'ın kuvvetleri tarafından tahrip edilmiştir. Şehrin tekrar kalkınması Karşi üzerinden Buhara'dan demiryolunun gelmesiyle başlamış- . Amu Derya ile Sir Derya'dır. geniş bir yatak içinde yavaş yavaş akar.5 km. Tir-miz. Çünkü bu yerlerin müdafaası kolaydır. Kaynaklarını Orta Asya'nın yüksek dağlarından alan bu iki nehir Batı Türkistan'ın beşerî ve iktisadî hayatında önemli rol oynadığı için bunların üzerinde biraz durmak gerekir. Hakikatta Amu Derya. çöl ortasında ağır ağır akmasına devam eder.•T-----------------------------------------------------------------------—TÜRK DÜNYASI EL KİTABI kaynağını alan Sarısu da bu civarda sona erer. Yerleşik halk ise. Buna karşılık kış mevsimi suların seviyelerinin alçak olduğu mevsimdir. hattâ yeryer 5 km. yüksek Pa-mir kütlesindeki buzulların eriyen sularıyla beslenir. Nehrin uzunluğu takriben 2. Nehir. aşağı mecrada geniş sahalara yayılır ve Amu Derya.Şubat çekik devresinde nehrin sürüklediği su miktarı 990 mr/sn'dir. Batı Türkistan akarsu şebekesinin en mühim iki elemanı. hakikatte buralar killi. taşkınların erişemedikleri yüksek sahaları tercih etmişlerdir. Amu Derya: (Ceyhun veya Öküz): Batı Türkistan'ın bu büyük nehri. adını daha ilerde alır. Öteberi yapmak için malzeme tedarik ettikleri sahalar ve oturdukları kulübelerde ısınmak için yakacak sağladıkları yerlerdir. Bunlardan Tirmiz evvelâ VII. Suların kabarık olduğu zaman. aşağı mecrada. hiç şüphe yok ki. Kazakistan'da göl adına lâyık yegâne su topluluğu Balkaş gölüdür. Vahs (Vahş)'ın Panja'ya karıştığı yerde irtifa 300 metredir. olup. buzul rejiminin bütün özelliklerini taşır.olmaktadır. Amu Derya adi. Pamir kütlesinden inen birçok akarsular ve bunların arasında bilhassa Panja (Pianç) suyu. yukarı mecrası ve Vahs da dahil olmak üzere bütün kolan. çamurlu sahalardır. Kelif. bu ise mecranın sık sık yer değiştirmesine sebep . Her ne kadar atlaslarda bunlara göt adi veriliyorsa da. nehrin suları bulanık olup açık kahverengidir. iki tarafa doğru yatak değiştirir.. Çarçuy (Çardzu) köprüsünde Aralık . Kunduz suyunun adı geçen iki suya karıştığı yerin biraz ilerisindeki kısma verilmektedir.

irtifada olan 287 km2 büyüklüğündeki Sonkol gölü) sularını alır. Şekil 9 . Amu Derya'nın batı istikametinde aktığına dair son zamanlara ait bilgi de var . burada Uzboy. Hazar denizine döküldüğüne dair bazı tarihi rivayetler mevcuttur. Balâ İşim'de vadi genişlemektedir. Sol taraftan da kendisine Fergana dağlık kütlesinin doğu yamaçlarından inen akarsular karışır. denizde devam etmektedir. Bildirildiğine göre.Eski nehir yalağı. 3 . 1713'te Türkmen Hoca Nefes'in Astırahan (Ejderhan)'daki Ruslar'a Amu Derya'nın altınlı kumlar taşıdığını. Buna karşılık Sir Derya'da kaynak bölgesinde o kadar yüksek zirveler olmadığından buzullar mahduttur.750 km. asnn sonundan beri yapılan araştırmalar.000 km2'lik bir sahanın sularını boşaltmaktadır. Sarıkamış kapalı havzasının Dördüncü Zamanda bir gölle kaplı olduğunu meydana çıkarmıştır. dır. asrın sonuna kadar) bu gölden çıkan sular Uzboy mecraı vasıtasıyla Hazar denizine kadar gitmiş olabilirler. Arnu Derya. Amu Derya'nın bugünkü deltasından 100 metre.Dördüncü. Şu halde Sarıkamış kapalı çukuru. KjjT Amu Derya'nın Eski Mecrası ve Uzboy Meselesi: Hive'nin kuzeybatısında. 5 . Sir Derya'da karla beslenme Amu Derya'nın rejiminde olduğundan çok daha ehemmiyetli bir yer alır. uzunluğunda olan Narin sağ taraftan birçok göllerin (en mühimi 3016 m. 4 . Bunun gibi Kara Derya da Alay ve Fergana dağlarının 4000 metreyi aşan zirvelerinden inen Tara ve Karekulca'nın sularını alır. Amu Derya'yı meydana getiren kollar buzulların daha çok ve daha geniş sahalar kapladıkları yüksek Pamir kütlesindeki dağlardan doğduğu için. asırda Ebu'l-Gazi Han'ın Buhara'ya karşı olan seferinde.Eski deltanın kumulları. fürgenç'in ağız tarafında. Yine bu tarihte Büyük Petro. asrın sonundan XVI. Kapalı çukurluğun ağız tarafında. Uzboy. Sarıkamış gölünün ağız tarafından biraz ilerde. Bir müddet dik bir eğimie güneye doğru yönelen vadi. karlarla beslenme payı ise azdır.Amu Derya'nın bugünkü deltası. genç bir vadi ekip. Dördüncü Zaman arazisi olarak gösterilen bu saha tuzlu fakırlardan müteşekkil olup. Aral denizine döküldüğü yerde bir delta meydana getirmiştir. Zamanın ikinci yansına (Üst Miosen) ait sert kalkerler içerisinde gömülmüştür. 250 km. Hive hanlarının bu nehrin mecramı Aral denizine doğru çevirdiklerini söylediği hikâye edilir. Balkan körfezi halici İle. Kara Derya'da suların en yüksek olduğu zaman buzulların erime mevsimi olan Mayıs ayıdır (Şekil 10). Amu Derya'yı Hazar'a çevirmeyi düşünmüş ve bu hususta mühendislere talimat vermiştir (Şekil 9).Amu Derya'nın deltası ve Uzboy. Amu Derya. 6 . Ölü vadinin ekseninin iki tarafında 4 ilâ 6 km. Amu Derya'nın XVIII. asra kadar. Vadinin genişliği ise 100 metre kadardır. gerçekten gölün bulunduğu sahada birçok tatlı su fosil nevileri bulunmuştur ki. Hazar denizinin yakınında son bir gömülme görülmekte ve bu gömük şekil. Sir Derya (Seyhun veya İnci): Türkistan'ın en uzun nehri olan Sir Derya (2450 km.Üst Yurt yaylasının Mesozoik ve Miosen teşekkülâtı. durumu muhtemelen Hazar denizi seviyesinin âni ve ehemmiyetli bir alçalması ile alâkalıdır. Hazar denizine ulaşmak için güneye doğru akıyormuş gibi tasvir edilmektedir.) takriben 265. Narin İle Kara Derya'nın birleşmesinden meydana gelir.30 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 31 tır.) bir yerin mevcut olduğu gösterilmiştir. Narin. Vaktiyle burasını büyük bir göl işgal ediyordu. bunların tesiriyle bu akarsu sisteminde buzullarla beslenmenin payı çok büyük. 40 ifâ 60 metre kadar gömülmektedir. karlarla beslenme ise daha ehemmiyetlidir. George'dan). 1392'de Timurlenk aldığı esirleri Hive'ye Hazar Denizi üzerinden naklettirmiştir. XIX. sularını. Tanrı dağlarının 4000 metreyi geçen zirvelerinden almaktadır. Bunun İçin nehrin buzullarla beslenmesi ehemmiyetsiz. George'un yapmış olduğu haritada açıkça görüldüğü gibi. bunlar bugün de yaşamaktadır. deltanın sol kena rına doğru kaymıştır. 45 metrede Sarıkamış adı ile andan bir alçak saha bulunmaktadır. Aral denizinin seviyesinden de 98 metre kadar daha alçakta bulunmaktadır. Hive'nin kaynak tarafında başlar. Fakat bu nehirde asıl hâkim olan beslenme karışık beslenmedir. XVII. Times Atlasında bahis tortusu sahanın güneyinde bu değerin daha da altında (-92 m. Bu kısımda Amu Derya.Yayla kenarı.'lik bir sahada kumlar iğinde yerlerini değiştiren mendereslerin bırakmış oldukları izler görülmektedir. Deita. Bu takdirde yukarıdaki tarihî rivayetlerin doğruluğu anlaşılmaktadır. Filhakika 1878 ve 1889'da büyük taşkınlar esnasında Amu Derya'nın sularının bir kısmı Sarıkamış havzasına akmıştır. Uzboy vadisi pek iyi muhafaza edilmiş bâr haldedir ve bu. 2 . 1 . P. halen yer yer tuzlu takırların bulunduğu eski bir çanağa ulaşmaktadır. uzunluğunda tekrar bir dar ve derin boğaz mevcut olup. Halen kurumuş bir halde olan Sarıkamış gölünün Amu Derya'nın bir kolu ile beslendiği zamanlarda (XIII. III. bunların arasında yer yer bazı ehemmiyetsiz tatlı su akışları görülmektedir.Zaman arazisi (P. Nehir.

M. Taklamakan çölünü geçerek Aksu'nun güneyinde Tarım'a varmaktadır. uzunluğunda olan yukarı mecrasında 5000 ilâ 5500 metre civarındaki yüksek dağ sıraları arasında bulunan dar boğazlar içinde akmaktadır. Batı Türkistan nehirleri. Bu dağlardan inen akarsular ancak Tanm havzasının batı. diğer taraftan sulama ile akımı gittikçe azalan nehir Amu Deryaya ulaşamadan ovada kaybolur. 3-4 ay donar. aynı özellikleri haiz bir takım küçük akarsular da vardır ki bunlar arasında üçü mühimdir: Zerefşan.kuzeydoğu istikametindeki yüksek dağ sıralan Batı Türkistan'ı Doğu Türkistan'dan ayırdığı gibi. bu şehrin güneyinde bir duvar gibi yükselen Ala dağın buzul sulan ile beslenen kolların katılması ile akımı arter. karlarınki biraz daha fazladır. büyük buzullar ihtiva eden merksaS Tanrı dağlarından inen kollarla beslenmektedir.. Kara-muran Gerçem-Derya'dır) çölün güney kenarında Kaybolurlar. Çu'nun yaz aylarındaki akımı 60 rn^/sn. Nehir. geri kalan 9 ayda ortalama akım 36 tıflten. Güneybatıda Üstün dağlarının 7000 metreyi geçen zirvelerlndeki buzuBahn erimesinden husule aelen sularla beslenen Karakaş ve Yurungkaş'm birleşmesinden meydana gelen Hotan-Derya. Buram doğusunda kalan akarsular. Fakat daha ileride Taukum çöl sahasıhda. göçebeler kadar. Bu esnada Hokant civarında nebrfrı ortalama akımı 1343 rrfŞsrı. Nehir hâlen Açlık stepinde Aşıkol bataklığında son bulmaktadır.dir). fakat buzulla beslenme devam eder. P. güneybatı ve kuzeyinde «açok muntazam «r* akarsu şebekesi meydana getirmektedirler. (âzanü akım Temmuzda okıp-136 trpf şn.M.. suların bol olduğu zamanda. Çirçik'in karışmasından sonra nehir biraz daha genişler.»TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 33 jr V sn. buzulların erime zamanına rastlıyan' yaz başlangıcında ise yüksektir (Haziranda 600 m3/sn. Şekil 10 • Sir Derya'nın Begovat yakınında Zaporoj'daki rejimi (mP/sn olarak aylık ortalama debi). Atma Ata bölgesinde. daha uzun ve su itibariyle daha zengindir. bunlann doruktan da her iki büyük sahanın akarsulan için bir stf bölümü çizgisi meydana getmVter. kavak ağaçları. nehir tamamen çöl sahasına girer ve hiçbir taraftan kol almaz. dağdan çıkıp Semerkant ovasına ulaştığı zaman yayılır. Bir taraftan eğimin çok azalması. Bir taraftan buharlaşmanın tesiriyle. Bununla beraber Balkaş gölüne bilhassa suların fazla olduğu yaz başlangıcında. batısında kalanlar ise. bu nehrin yukarı mecrasını teşkil eden Kungez.). bundan dolayı yağış itibariyle çok tekir bölgelerdir.. kâfi miktarda su getirir. Buralardaki akarsular için su haznesi vazifesini çevredeki yüksek dağlar görmektedir. İlkbahar sonu ve yaz başlangıcında (Haziran ayı) nehir taşar. 0uraya aynı zamanda Kazakistan yaylalann-dan gelen Sansu da dökülmektedir.. Bunların içinde en ehemmiyetlisi Aris'tir. buralarda kamışlar. George'dan...32 „ ■ ..«». Fergana havzasının kuzey kenarını takip eden Sir Derya bu havzadan çıktıktan sonra Talaş Ala dağından gelen Çirçik suyunu alır. Takriben 650 km. yani beslenmesinde buzulların payı ehemmiyetsiz. Tanrı dağlarının doğu eteklerinden doğar. M... Fakat Karadağ kütlesinin kuzeybatısında. Doğu Törkia-tan'mkBere nazaran. Â. Daha ilerde Karadağ'dan gelen birçok kollar alır. söğütlükler geniş sahaları kaplar.___________ ■ . Kara Derya ve Narin gibi beslenir. Umumî olarak güneybatı ... . M r.'ye çıkar. Kungez. Batı Türkistan'ın iç deniz ve göllerine giderler. Fergana havzasında bütün sene donmayan nehir aşağı mecrasında. Taklamakan çölünün ortasında kaybolmaktadırlar. Bunun esas kolu olan Tekes.. diğer taraftan yakıcı ve kurak yazların sebep olduğu şiddetli buharlaşma dolayısıyla nehir çok zayıflar ve birbirini takip eden tugaylar^ içinde nehir karışık kıvrımlar çizerek akar ve Aral denizine dökülür. takriben 300 km. Fakat hâkim olan karışık beslenmedir. Kulca çukurluğunu geçtikten sonra İli adını alır. vahşi hayvanların da iltica ettiği sahalardır. E Et K..dir. 10004itfartsw**«Aı __ _ 500 — — r— ı — noo. (*) Bataklık sahalar ve çamurlu topraklar sahası. Doğu Türkistan'ın iç havzalarına. Muhtelif adlarla adlandırılan Ata dağların kuzey yamaçlanndaki buzullardan doğan Çü suyu da bir buzul nehridir. Batı Türkistan'ın yukarda bahis mevzuu edilen iki büyük nehrinden başka. Bu akarsu da. ovada. Aral denizine yakın kısımda.. sulan azalmaya başlar... uzunluğunda olan Zerefşan suyu Alay dağlarının batısındaki Türkistan dağları ile Zerefşan arasında aynı adı taşıyan bir buzuldan doğar. fakat eğimi çok azalır. Gerçekten akarsuyun akımı kışın en az (30 rr^/sa). 4. Batı Türkistan'da olduğu gibi Doğu Türkistan'da da alçak sahalar çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş steplerle kaplıdır. Çu ve İli. Sir Derya'nın deltası Amu Derya'nınkinden daha küçüktür.'dir. fakat elenmesinde kâr suyunun da bir payı vardır. Havzanın güney kenarından inen akarsular ise. Taşkent vahasının sulanmasında nehre sağ taraftan gelen Angren ve Çirçik'ten istifade edilmektedir. Daha Hokant civarında büyük bir nehir karakterini haiz olan Sir Derya (burada genişliği 130 metreye varan nehrin çekik devresi Kasım ve Mart arasında ortalama akımı 396 m3/sn.'dir) Çirçik'i aldıktan sonra akımı ortalama olarak 550 m3/sn. Taklamakan çölünü güneydençeviren Altın dağtanran yüksek drtrelerindeki buzullardan doğan birçok akarsular (bunların en tanınmıştan Keriya-Derya. . Balkaş gölüne dökülen fti'ye gelince. Bununla beraber delta süratle ilerlemektedir. 9.

500 km.. Bunların üzerinde sular altında kalmış vadiler mevcuttur. umumiyetle. Gerçekten tuzluluk Kumkale açığında binde 33 olduğu halde Edremit körfezinde ve Miidilli adası kıyılarında binde 38. Bu suretle sular ovanın kenarındaki vahalara ulaşırlar. Afrika ve Avrupa arasında bulunan Akdeniz'in doğu parçası Mısır'la İsrail. Şahyar. havzanın en alçak kısmında akan Tarım'a doğru yönelirler. İsrail. Lübnan ve Suriye kıyılarım takip eden yüzey akıntısı Türkiye'nin Akdeniz sa- . akarsuların hepsinin akımları buzulların erimesinden meydana gelen sularla beslendikleri için yaz mevsiminde fazla.5'tir. Orta Asya'nın kapladığı sahanın iç kısmının okyanuslardan uzaklığı 1. Altın dağın muhtelif yükseklikteki kademelerini dar boğazlar halinde aşarken eğimleri ehemmiyetli olan bir takım selleri de alırlar. Fakat ehemmiyetli tuzluluk farkı Biga yarımadası ve Kuzey Ege kıyıları boyunca müşahede edilmektedir.5'u bulur. Türkler'in yaşadıkları yerler. Uzunluğunun 2750 km. kendisine hiçbir kolun katılmayışı. okyanuslardan uzaktır. Kaşkar Derya.500 km. Eğimin kesildiği kısımda yavaşlıyan sel mahiyetindeki akarsular yüklerini bırakırlar. Havzanın batı ve kuzey kesimlerinden gelen sular sayesinde. Tarım akarsu sistemi meydana gelir. Lübnan. kışın suları tamamen berrak. soğuk mevsimde ise ehemmiyetsizdir. geniş bir takım kollara ayrılarak. batı ve kuzeyde de çevredeki yüksek dağlardan doğan aynı mahiyetteki akarsular. merkezî kısmının İse 2.dir. Ada itibariyle çok zengin olan ve bundan dolayı eskiden 'Adalar Deniz? denilen Ege denizinde sığ kısımlar (şelf) Anadolu kıyılarında. Havzanın tabanı çok arızalıdır. Bu suretle çakıl yığınlarından müteşekkil büyük birikinti konileri meydana geliri Bu çakıl yığınları arasında akarsu. kıyılarında yaşadıkları Akdeniz. Üstün dağ ile Altın dağ arasındaki yüksek yaylaya geçen bu nehirler. Ovaya civar olan tepeler yağışsız olduğu için bu akarsuların akımlarında herhangi bir artış görülmez. Konca Deryadır. Bundan da anlaşılacağı üzere. aşağı mecrada yağışın olmayışı. Ege denizinin orta ve güney kısımlarında tuzluluk miktarı binde 38. kuzeyde Aksu. Saros körfezinde denizin tabanı güneybatı . Akdeniz'in diğer kesimlerindeki gibi doğu havzasında da buharlaşma şiddetlidir. buharlaşmanın fazlalığı.'yi bulmasına rağmen nehir. Marmara vasıtasıyla Karadeniz'den gelen az tuzlu sular (binde 33) Çanakkale Boğazı açığında yüzeyde yayılır. Akdeniz'in batı kısmında olduğu gibi doğu kısmında da akıntılar vardır. Güneyde olduğu gibi.kuzeydoğu istikametinde uzanan bir çukurla ârızalanmıştır. Menderes ağzının açığında) oldukça geniştir. Karadeniz ve Marmara birer iç denizdir. eğimin azlığı ve nihayet kumulların mevcudiyeti dolayısıyla gittikçe zayıflayarak Lop çölünde bir takım kollara (Konca-Derya.4* —-------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI ■ 35 Bu nehirlerin hepsi aynı rejim hususiyetlerini haizdir. Yağmurlar az olduğundan ve akarsular kâfi derecede su getirmediğinden tuzluluk fazladır (binde 37-38). yazın çamurlu olarak akar. (Biga ve Gelibolu yarımadaları açığında. Mısır. Akdeniz'in en derin yerleri bu kısımda bulunmaktadır. B. Kum-Derya yahut Kuruk-Derya) ayrılır ve bu çöl ortasında bataklıklar halinde kaybolur. Bu boğazın ağzında bir yelpaze gibi açılan akıntı doğu ve batı Trakya kıyıları boyunca Eğriboz'un kuzey kıyılarına kadar yayılmaktadır. Bunların başlıca-ları batıda Yarkent-Derya. Asya. Ayvalık'la izmir arasındaki bölgede. Suriye ve Türkiye kıyıları arasında yer almaktadır. Buna karşılık Türkler'in.

Güneyi yapı ve yüzey seküleri bakımından kuzeyine benzemez. Karadeniz kıyrlarından Uludağ kölesine kadar az çok derin birtakım çukur sahalarla muhtelif yükseklikte yayla ve dağlar birbirini takip eder. Bu orta çukur. Marmara denizinde muayyen bir derinlikten sonra dibe doğru sıcaklık aynı kalmaktadır. Kemalpaşa . bu hususiyeti ile de dikkati çekmektedir. Bu denizin yüzey suları umumiyetle az tuzludur. doğuda ve güneydoğuda dar ve derin körfezler halinde kıta içerisine fazla girmiş olan Marmara denizi. tepe ve yaylalardan müteşekkil olup vadiler tarafından oldukça derin surette parçalanmıştır.5'a çıkar. İstanbul Boğazı vasıtasıyle Karadeniz'den. Bu derinliğin altında tuzluluk 150 m. iki sırtla.5'i bulur. inegöl. güney ve kuzey kısımları gerek yüzey şekilleri ve gerek yapı bakımından birbirinden çok farklıdır. Bazıları da dobnuşJarfeirrti ovalan meydana getirmiştir: Yenişehir. derinfiğe kadar varan bir çukur mevcuttur. Sığ kısımların derin bölgeye nazaran genişliği. Marmaranın denizaltı seksleri gerçekten dikkat çekicidir. 10*15 metre derinliğe kadar tuzluluk sabit gibUfcJbinde 22). Karada görülen vadiler bazı yerlerde deniz altında da devam etmektedir. ada ve yanmada bakımından zenginliği ve bilhassa sularının sıcaklık ve tuzluluğu ite Marmara kendine has bir denizdir. Bunlar iki kısımdır: yüzey akımdan. bütünüyle. de binde 37. Asya ve Avrupa kıtalarının birbirine en fazla yaklaştığı boğazlar bölgesinde. Bu denizin orta kısmında. Ulubat ve Manyas gölleri gibi. dip akıntıları. Batı çukuru (derinliği 1112 m. 30 m.) Ganos dağının açığında. orta Ege adalan civarında Yunanistan kıyılarını takiben güneye doğru yoluna devam eder. Marmara denizi. Karadeniz.batı doğrultusunda uzanan . Yüzölçümü 11. kuzeybatıdan'kuşatan yüzey şekilleri. Avrupa'nın güneydoğusunda Balkan ve Anadolu yarımadalarıyta doğu Avrupa yaylaları ve Kafkasya arasında doğu . takriben Marmara Ereğüsi açığmda 1180 m. Ege denizini Karadeniz'e bağlayan boğazlarla Marmara denizinin bu iki deniz arasında mevcut seviye ve yoğunluk farklarından «eri gelen çok ehemmiyetli su akıntılarına maruz kalacakları tabiîdir. Kuzey Ege'de Çanakkale boğazından gelen akıntının tesiri altında. doğu-batı doğrultusunda küçük bir iç denizdir. orta yükseklikte dağ ve yaylalarla çerçevelenmiş olmakla beraber.fiillerinde batıya doğru yönelerek Rodos açıklarında Ege denizine girer ve memleketimizin kıyıları boyunca kuzeye doğru çıkar.Karacabey ovalan gibi. Undan sonra süratle artar.'ye kadar binde 38. Marmara denizini kuzey. aşağı yukarı aynı değeri muhafaza eder. Batı ve Doğu çukurlarından ayrılmaktadır.352 km2'dir. umumiyetle az yüksek dağ. Çanakkale Boğazı'yle Ege denizinden ayrılan. Batı Akdeniz'de olduğu gibi doğu Akdeniz'de de saat akrebinin ters yönünde hareket eden bir akıntı sistemi vardır. Kıtalar arası bir iç deniz durumundaki Akdeniz'in doğuya doğru devamı kabul edilen Marmara denizi. Bu çukur yerlerin bir kısmı deniz sularının altında kalmış (İzmit ve Gemlik körfezleri gibi) bir kısmımda göller kaplamıştır İznik. Şurada sığ kısım. Bundan sonra büyük derinliklere kadar. Doğu çukuru (derinliği 1238 m.) ise Samanlı dağlarının önündedir. derin yerlere nazaran genişçe bir saha kaplamaktadır. Karadeniz'den gelen yüzey akıntıları İstanbul BoğazrtJdan çıkarak Marmara'da yelpaze şeklinde yayılırlar ve Çanakkale Boğaz'ına girmek üzere tekrar top-lanırlar.

Varna ve Burgaz körfezleridir. Kıtaların içine fazla sokulmuş olması ve okyanusla irtibatının birtakım boğazlar ve iç denizlerle sağlanması. Bu kısım bakterilerin husule getirdikleri kükürtlü hidrojen ite zehirlenmiştir. buharlaşma 9e alınan suyu telâfi ettikten başka.245 m. Hazar denizi. bilhassa Azak deniz) kenarı ile Odesa körfezi etrafında. Deniz sathına düşen yıllık . Birinci kısım kalınlığı 180-200 m. Karadeniz'in denizaltı şekilleri bazı hususiyetler arzeder. 2. Bunun altında kalınlığı 2. Çok sarp olan kıyı dağların önünde kıyı ovaları mahdut olup başılcala-n Bafra ve Çarşamba birikinti ovalarıdır. Bu miktar Bulgaristan ve Trakya kıyılarının açığında %o16. Karadeniz'in doğu kıyılarını çerçeveleyen Kafkas dağları yüksek. deniz kenarında bulunmaktadır. Buna karşılık ovaların kapladığı saha çok mahduttur. Bu akıntı. Bu durumu Karadeniz sularına bazı fizikî ve kimyevî hususiyetler kazandırmıştır. kadar olan yüzey kısım olup. kuzey ve kuzeybatıda geniş sahalar kaplayan az derin bir bölge bulunmaktadır. Karadeniz'in bir parçası gibi alınan Azak denizinin (yüzölçümü 38. Karadeniz'de girinti ve çıkıntılar azdır. Havzanın batısı. kıyılarda derin girinti ve çıkıntılara imkân vermemiştir. Hazar denizi ve Aral denizi.dir.) bu kesimde. genişliğinde olup esas silsile güneyde. derinden Marmara'dan gelen çok tuzlu sularla beslenmektedir. •onlardan başka Kafkasya'dan gelen ve buraya dökülen birçok akarsular vardır. bazen İstanbul boğazına kadar gelirler. Bu zehirli gazın miktarı. Vona ve Polathane'dir. olup pek azı kuytu liman Karakterini haizdir. az girintili ve çıkıntılı bir kıyı meydana getirmiştir. Orta iklim kuşağında bulunan Karadeniz yazın Akdeniz âlemine dahil olmakta. Karadeniz sularının çok mühim bir hususiyeti.000 m. kışın ise. sarp. daha ziyade Doğu Avrupa kara ikliminin tesiri altında bulunmaktadır. Karadeniz.dir. Ayancık açıklarındadır. Hattâ Arat denizine. Karadeniz'e dökülen akarsuların akımlarının fazla olduğu ilkbaharda barizdir. Dış şekli bakımından Karadeniz'in en mühim hususiyetlerinden birisi de ada itibariyle çok fakir oluşudur. Ağustos aylarında) 20° ilâ 26° arasındadır. Karadeniz'e dökülen büyük akarsuların getirdikleri çok miktarda tatlı sudan ve bizzat denizin yüzeyine düşen yağıştan ileri gelmektedir. bu denizin seviyesini Marmara ve Ege denizinin seviyesinden 50 cm. 2. Karadeniz'in orta kısmında yüzeyde tuzluluk binde 38'dir.000 km2) güney kıyılan İran'a. Karadeniz'de yüzey sularının tuzluluğu okyanuslardaki normal tuzluluğun (binde 35) altındadır. Karadeniz'in çevresinde yüksek dağlarla yaylalar ehemmiyetti bir yer almaktadır. Böylelikle birbirinden 250 km. muvakkat bir zaman için. buharlaşmanın nisbeten ehemmiyetsiz oluşunun da payı vardır. her tarafta dardır. Gerçekten Anadolu'nun yüksek dağlık kenarı ile Kafkaslar'm ve Kırım yarımadasının yanıbaşında büyük derinlikler olduğu halde. az tuzlu yüzey suları altında. Çok soğuk olan senelerde Romanya ve Bulgaris- tan kıyılarının donduğu da olur.000 km2) kıyıları daha girintili çıkıntılıdır. Denizaltı şekilleriyle kıta şekilleri arasında gayet sıkı bir münasebet vardır. yi bulur. kuzeybatı kıyıları Rusya'ya: doğu kıyılan ise tamamen Türkistan'a aittir. Odesa körfezinde %o 10'dur. Arat denizininki ise okyanus seviyesinin 83 m. Kıtalar içinde yer alan Hazar ve Aral kapalı denizleri vaktiyle büyük bir iç deniz teşkil ederken yakın zamanda birbirinden ayrılmışlardır.200 derinlik eğrisinin çevrelediği en derin bölge bulunmaktadır. Sinop. Bunların başlıcaları Ereğli. Kırım yarımadasının mühim bir kısmını kaplayan dağlar 150 m. İşte bu seviye farkı.nin altında hemen hemen hissedilmemektedir. mesafede bulunan bu iki deniz arasındaki seviye farkı 79 m. Bu hal. bilhassa güney ve doğu kısımları. Karadeniz'den biraz daha büyük olan Hazar denizinin (438. Sığ deniz sahası. Kırım yarımadasının güney kesimi bir tarafa bırakılacak olursa. Bunun içinde Kınm ve Anadolu kıyılan arasında aşa--ğı yukarı simetrik bir durumda. Bu derinliğin altında dibe kadar gayet ağır bir artış vardır. Kışın Şubat ayında yüzey'idtarmın sıcaklığı Odesa körfezi etrafında 2 M 3 dereceye kadar düşmektedir. (umumiyetle Ocak ve Şubat aylarında) donar. akıntı ile güneye doğru sürüklenerek. Avrupa'nın en büyük nehri olan idil'in (Volga) ayrıca Ural'ın suları buraya dökülmektedir. Karadeniz'in bati kısmında İstanbul boğazına doğru umumî bir akıntının meydana gelişinin esas sebebidir. Ağustos ayında havzanın güneydoğu kısmı diğer kısımlarından biraz daha «çaktır. dünyanın «n büyük kapalı su sahasıdır. Tuzluluğun az oluşunda. Romanya ve Bulgaristan kıyılarından kopan buz parçaları. geniş bir saha kaplamaktadır. İstanbul boğazı vasıtasıyla. Yapılan araştırmalara göre. Şiddetli kışlar esnasında Dinyester limanından Dinyeper limanına kadar olan saha. batı kıyılan Dağıstan ve Azerbaycan'a. Hazar denizinin seviyesi okyanus seviyesinin 26 m. kadar olan ikinci kısım bulunur. Bu denizin büyük ekseni Burgaz'la Poti arasında 1170 km. Karadeniz'in şimdiye kadar bilinen en derin yeri (2. kadar yüksekte tutmaktadır. yüksek dağlarla çevrelenmiştir. alçak bir yaylanın kenarı ite bunun önünde yer yer teşekkül etmiş olan küçük kıyı ovalan tarafından çevrelenmiştir. Zamanın üçüncü devri sonunda Güneydoğu Avrupa'dan Orta Asya'nın batı kısmına kadar uzanan büyük bir iç denizin parçalan idi. üstündedir. Azak denizinde de tuzluluk umumiyetle azdır. Her iki deniz de pek az tuzludur. burası oksijen bakımından zengindir. Havzanın kuzey kısmı. Yıllık sıcaklık değişmesi 100 m. Burada yığılarak iki kıyı arasındaki ulaşımı güçleştirirler. Alçak yaylalar. İstanbul boğazından geçerek Karadeniz'e doğru giden bir dip akıntısı vardır. Yakın tarihte İki defa (1929 ve 1954 taşlarında) bu hâdise husule gelmiştir. Karadeniz havzasında yüzey sularının sıcaklığı yazın (Temmuz. Bundan dolayı da gözle görünmeyen hayvan kümeleri çoktur. Karadeniz'e dökülen akarsular ve havzanın yüzeyine düşen bol yağış.000 m. Gerçekten Karadeniz. Sene içinde derin tabakaların sıcaklığı Karadeniz'in her tarafında 9 derece civarındadır. Büyük girintiler havzanın batısında Odesa. havzanın kuzeybatı kısmı ve Azak denizi bir tarafa bırakılacak olursa. Karadeniz'i bir iç deniz haline getirmiştir. Anadolu kıyılarındaki girintiler irili ufaklı.000 km2) bir denizdir. çanaktaki su kütlesinin birbirinden esaslı şekilde farklı iki kısımdan meydana gelmiş olmasıdır. Böyle kışlarda Tuna ağızlarından. altında. III. Genişliğine gelince yer yer değişmekle beraber Ereğli ile Odeşa arasında 600 km. uzunluğunda ve SO km. suları tattı bir göl nazarıyla bakılabilir. derinlikle artmakta ve dibe yakın yerlerde titrede 7 cm3'ü bulmaktadır. Karadeniz'in dibi. Tuna başta olmak üzere. Karadeniz'de bütün sene yüzeyle derin kısımlar arasında sıcaklık farkı vardır. civarında geniş bir çanak sahasıdır. Güneyde Çoruh nehrinin ağzı ile aşağı Sakarya arasında sıralanan Kuzey Anadolu dağları.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 37 elips şeklinde. orta büyüklükte (yüzölçümü: 420.

yağış fcıtarı ortalama olarak 400 mm. .

Meselâ Baku'da kuzeydoğu rüzgârları. kadardır. Tuzluluk. Aral denizinin atlaslarda "Aral Gölü" diye adlandırılmasının bir sebebi de budur. seviye seneden seneye ağır ağır alçalır yahut yükselir. Hazar denizi ile en dar kısmı 250 m. deltanın başladığı yerden denize kadar olan uzunluğu ise 70 km. bir göl olarak kabul edilmektedir. Tatlı sular. daha yüksek bir seviye husule getirirler. en yüksek seviyesi Temmuz'da. Yağışın az veya çok oluşuna göre. kuzey. Hazar'ın kuzey kısmında binde 10'dan. Bunlar Hazar denizinden boğaz vasıtasıyle körfeze giren sularla taşınmakta ve Karaboğaz körfezinin çok fazla tuzlu sularında yaşamayıp ölmektedirler. kadar içeri sokulmaktadır ve kıyı çizgisi kati olmayıp mevsimden mevsime ve fırtınalarla yer değiştirmektedir. Denizin kuzey kısmına iki büyük nehir dökülmektedir: İdil ve Ural. Buna karşılık yüzey suları zengin bir hayvan topluluğuna sahiptir. Düzensiz değişmeler.a« TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 39 kadardır. seviyesi daha kararsızdır. kıyı boyunca yayılırlar. sene esnasında düzenli veya düzensiz bir surette değişebilir. Güneyde derinlik artmakta ve 1000 m. bunlar kadar ehemmiyetli değildir. en alçak seviyesi ise Şubat'tadır. Körfez. büyük nehirler ağzında çok ehemmiyetsizdir. suyunun ortalama tuzluluğunun azlığı ve kısa devrelerde değişmesi dolayısıyle (ortalama tuzluluk 1870'te binde 12 iken 1905'te binde 10.'lik bir fark yardır. Seviye.). Yarimadanın güneyinde takriben 15. Körfezin nihayetinde kalınlığı 2 metreyi bulan tuz birikimi vardır. Bundan dolayı tuzluluk miktarı ehemmiyetsizdir. Bu derin çanakta Karadeniz'de olduğu gibi hayat yoktur. okyanusun umumî seviyesinin altında oluşudur. kuzeybatı ve kuzeydoğuda geniş sahalar kaplayan bu yerler tamamiyle çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlar (stepler) sahasıdır. Kuzeydoğuda Üst-Yurd yaylasının ön tarafındaki geniş bir saha bataklıklarla denizin birbirine karıştığı kararsız bir yer olup. Aral'a dökülen Sir Derya ve Amu Derya . Hazar'ın denizaltı şekilleri oldukça sadedir. Bu hal. derinlikte küçük bir çukur mevcuttur.. ikisi arasında 40 cm. İdil deltasının cephesi 150 km. den az olan bir saha vardır. Bilhassa.yi bulmaktadır. rüzgârlarla alâkalıdır.500 km2'dir ve okyanus seviyesinden 53 m. Derinliğin ehemmiyetsiz oluşu (en derin yeri 68 m. Güney ve güneybatıdan esen şiddetli rüzgârlar teşekkül etmiş tuzu ve tuzun içinde ölmüş ve katılaşmış balıkları karaya atar. Tuzluluğun değişmesi her halde.7'ye düşmüştür) Aral denizi. Kuzeyde aşağı idî) ovasının devamı gibi kabul edilen ve derinliği 50 m. Orta kısmında 500 ilâ 800 m. Burada farkedilmeden denizden çamurluk sahalara geçilmektedir.000 km2 büyüklüğünde ve en derin yeri 13 m. Kuzeydoğu köşesinde denize dökülen Emba. Hazar denizinin seviyesi devamlı olarak değişmektedir. Hazar kıyılarının hususiyeti. idi) deltası açığında ise binde 2 den azdır. Üst-Yurd bölgesinde yalnız Mankışlak yarımadasında kıyı yüksektir. Fakat güneydoğuda. olan Karaboğaz körfezi vardır. İçindeki adalar da (bunların yüzölçümü 2345 km2'dir) dahil olmak üzere alanı kabaca 66. Yağış da seviye değişmelerine sebep olan diğer bir âmildir. deniz 150 km. Hazar'a dökülen nehirlerin akım değişmeleriyle alâkalı olup. Bir çöl sahasında bulunan bu yerde buharlaşma çok şiddetlidir. Hazar'ınkinden daha tatlı. Aral denizinin suları. Düzenli değişme bir gölün seviyesinin değişmesine benzetilebilir. suları ileri doğru iterek güneybatı rüzgârlarının meydana getirdiği seviyeden 15 cm. Türkmenistan kıyılarında tuzluluk nisbeti artmakta ve Karaboğaz körfezinde binde 20'yi bulmaktadır. daha yüksekte bulunmaktadır. genişliğinde olan bir boğazla iştirak halindedir. Tuzluluk.

000 km2) Batı Türkistan'ın bir parçası olan Kazakistan'ın hudutları içerisinde bulunmaktadır. Suyu. en derin yeri 20 m. Seviye değişiklikleri de ehemmiyetlidir. pek fazla derinliğe gitmez. takriben 6200 km>. Bu denizin batı çukuru da.yi bulamamaktadır. dlf. Van Gölü Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Murat . aynı zamanda sülfatları ve karbonatları da ihtiva etmektedir. Bu iki nehrin döküldüğü yerde tuzluluk ehemmiyetsizdir. Orta Asya'nın en büyük gölü olan Balkaş Gölü (takriben 23. irtifada olup. • Aral denizinin suları. Eriyen buzullar ile beslenen bu nehirde suların bol olduğu mevsim yazdır. Aral gölünün bir ayağı mahiyetinde telâkki etmektedir. Marmara denizinin iki misli büyüklüğünde olan bu göl az derin olup. kadar olup en geniş yeri 55 km. kışın donmaz. Eskiden Hazar'la Aral birleştiği zaman bu denizle Hazar denizi arasındaki irtibat bugün terkedilmiş olan Uzboy vadisi üzerindendi.'Hazar denizinin suları gibi. Karadeniz'in merkezî çukuru ve Hazar denizinin derin suları gibi kükürtlü birçok hususlarda. Bundan dolayı kurak ve yağışlı senelerin birbirini takip edişi gölün seviyesi ve sahası üzerine hissedilir Surette tesir yapmaktadır. Balık itibariyle fakir olan göt. Fakat bu yüksek sıcaklıklar sathî olup. gölün yüzeyi de geniştir. Karadeniz ve Hazar denizi gibi denizler arasında yer almaya lâyıktır. Aral denizinin yüzey suları yazın çok ısınır. bahis konusu dağlardaki buzullardan kaynaklarını alan sularla beslenmektedir. Sıcaklığın dibe doğru azalması hızlıdır. Gölün ayağı olmadığı halde suları tatlıdır. kıyılarina nüfus çekememîştir. Bunların içinde en ehemrfifyetliter! Van gölü. Beyşehir gölü. Tuz gölü. seviyesi yüksek olan Aral denizinden Hazar denizine doğru aynı yoldan bir akış meydana geldi. Yıllık seviyenin en yüksek olduğu ay Temmuz'dur.8° sıcaklık müşahede edilmiştir. kurak bölgedeki büyük bir gölün karakterlerini haiz olmasına rağmen. derinlikte 4° sıcaklık kaydedilmiştir. Hazar denizinin seviyesi alçalmaya başladığı zaman. Çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlarla kaplı çevresinde topraklar umumiyetle verimsizdir. Göl bakımından zengin bir memleket olan Türkiye'de büyük ve küçük bütün göllerin kapladığı saha takriben 9500 km^dir. derinliği de 702 m. Nitekim 1880 ile 1908 arasında göl seviyesi 3 metre kadar yükselmiş ve yüzeyi de 1/5 kadar genişlemiştir. Yapılan araştırmalar Balkaş'ın hiçbir zaman Aral denizi ile birleşmedîğini meydana çıkarmıştır. Eğridir gölü ve Marmara bölgesindeki göllerdir. Deniz seviyesindsn yüksekliği . yarı tatlı yan tuzlu olan gölde çok miktarda balık vardır. 1609 m. Bazı coğrafyacılar bunu. ortada tuzluluğu biraz fazla olan bir saha bırakarak kıyıyı takiben yayılırlar. Tatlı sular. Seviyenin yüksek olduğu yıllarda. Ala dağların arasında yer alan Issık Göl. yalnız klorlu değil. Bundan dolayı "Sıcak GÖT adı verilmektedir.nehirlerinin taşıdıkları suların akımlarındaki oynamalarla ilgili olsa gerekir. Kurak yıllarda seviye alçalır.lfltblr saha kaplayan golün uzunluğu t75 km. Yüzeydeki sularda 27. Ağustos ayında 60 m. Bu suların üç ay kadar donmasına ve Ekim ayından İtibaren gölün kenanmnr karla kaplı olmasına rağmen göt. Gölü besleyen en mühiıin akarsu ili'dir.Van bölümünde kendi adını taşıyan kapalı havzsnın ortasında yar almaktadır.

Güneydoğuda Suriye hududu civartnda 400-500 m. değişik irtifalardaki mevzii taban seviyelerine göre teşekkül etmiş eski aşınma yüzeyleridir. kadardır. deniz derin körfezler halinde karanın içine doğru sokulmuştur. güneyde Ganos ve Korudağ kütlesi. Bundan dolayı çevresinde oturanlarca "deniz' diye adlandırılır. Türkiye. Bütünüyle batıdan doğuya doğru yükselen Anadolu yarımadasının iç kısmı geniş bir yayla olup kuzey ve güneyde yüksek dağlarla çevrilmiştir. Avrupa ve Asya kıtalarını birbirine bağladığı gibi boğazlar vasıtasıyla Karadeniz memleketlerini Akdenize ve bu iç denizle de dış âleme bağlamaktadır. Doğu Anadolu yüksek bölgesi. Yazın yüzeyde sıcaklık 21°'ye çıkar. Gölün en derin olduğu yerler güney kesimleridir. Hint ve Çin arasında bir köprü vazifesini görmüştür. Her ne kadar Türkiyede iklimler. kışın yüzey epeyce soğur ve hatta tuzluluk nisbetinin az olduğu kıyılarda su donar. Anadolu'da kara iklimi özelliği doğuya doğru artmakta ve en büyük değerini Karaköse civarında bulmaktadır.«©-----——----------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 41 1646 metre olup. yarımadanın batısını teşkil eden Ege ve Marmara bölgeleri ve Doğu Trakya bölgesi gibi kısımlara ayrılır. Suların sıcaklığı bakımından Van gölü orta kuşak göllerinin sıcaklık hususiyetlerini haizdir. Türkiye'de deniz seviyesinden az yüksek ovalarla alçak yaylalar nisbeten az. bilhassa Orta.) 2800 m. Avrupa ve Afrika'nın hemen hemen ortasında bulunan Türkiye. kuzeyde Istrancalar. Türkiye'min yüzey şekilleri.yahutev-velden mevcut olanlara eklenmiş olan volkanik kütlelerdir. etrafında. derinliği pek ai olan bir göldür. Türkiye Akdeniz havzasının doğu ucunda bulunmakla beraber bu havzada hüküm süren bütün meteorolojik hâdiselerin az çok tesiri altında kalır. Eskİşehir-Kütahya arasındaki yaylalar bölgesinde 800-1000 m. umumiyetle az derin olan bu göllerin suları tatlıdır. ne de Arap Yarımadası'nda olduğu gibi çok sıcak ve kuru iklimler vardır. Tuzluluk nisbeti binde 22. Hint âlemini. güneyden de çöl kuşağının atmosfer hâdiselerinden müteessir olur. tarihin her devresinde Akdeniz âlemi ile Ortadoğu. Bu mühim kara ticaret yollarının sonunda İskenderun. asrın sonunda Süveyş kanalının açılması. hâlen Türkiye. Marmara ve Ege kıyılarında göze çarpan girinti ve çıkıntılarına rağmen Akdeniz bölgesinin en kütlevî olanlarından biridir. Hâkim olan yüzey şekilleri dağlar ve yaylalardır. En derin yeri iki metre kadardır. Ortaçağ ve hatta Yeniçağın başına kadar Uzak Doğu'yu. Anadolu'da bir taraftan mesafe diğer taraftan yüksek dağ sıralarının meydana getirdiği mania iç kısmı civar denizlerin tesirinden mahrum etmektedir. civarında. Fakat yüzey şekilleri bakımından kenar ve iç kısmında bulunan ovalar da mühim bir yar tutmaktadır (Şekil 11). Fakat Anadolu yarımadasının kuzey ve güney kıyıları fazla parçalanmış değildir.Güney istikametindeki genişliği. yükseklikte.Yaylalar iç kısımda. Dünyanın en tuzlu göllerinden biri olan bu gölde tuzluluk binde 329dur. Hatları: ı*Dj* Türkiye. Orta Asya'yı. GÖKln yüzölçümü 3765 km^dtr. buna karşılık yüksek yaylalarla orta yükseklikteki dağlar fazla şaha işgal etmektedir. Buralarda mevcut olan dağlar ya yaylaların yüksek kıSHTilarıdır. Kuzey Yarımküresinin orta iklim kuşağında ve bu kuşağın güney kısmında yer almaktadır.ler arasında bulunmaktadır. Bu parçalanma Marmara bölgesinde daha fazladır. Ergene havzasının kuzey ve kuzeydoğu kenannda 200250 m. Meselâ fç Anadolu'da Kayseri etrafındaki yaylalara (ortalama irtifa 1100-1150 m. denizlerin kenarından içeri doğru bir kara iklimi özelliği kazanırsa da. İç Anadolu'da muhtelif yüksekliklerde rastlanan bu yayla yüzeyleri muhtemel olarak. bu ikisi arasında kalan İç Anadolu dağ ve yaylatan.Türkiye bütünüyle çok büyük bir kısmı dağ ve yaylalardan müteşekkH yüksek bir memlekettir. Güney Anadolu sıradağları (Torosiar). Eski Dünya denilen Asya. Bunlar esas itibarile kırılmalar neticesi teşekkül etmiş olmakla beraber bunda karstik (kalkerin erime hususiyetleriyle ilgili) olayların tesiri de olmuştur. Trabzon. ortalama yüksekliği fazla olan bir memlekettir (1130 metre). Bu sonuncular muhtelif irtifalarda görülmektedir. Ayrıca yüzey şekillerinin umûmi vaziyeti Anadolu'da kara tesirini arttırmaktadır. Karadeniz'in kuzey ve kuzeybatısında yer alan Sovyetler Birliği İle Karadenizde kıyısı olan diğer devletleri Akdeniz ve Ortadoğu'dan ayıran yegâne devlettir. Marmara. Kuzey . Doğubatı istikametinde bir dikdörtgen şeklinde uzanan Türkiye'nin batı cephesi bütünüyle parçalanmış olup. Aşınma yüzeylerinin bulundukları sahalar çevreye nazaran daha az parçalandıkları halde çevrede olanlar. İran'ı ve Mezopotamya'yı Akdeniz'e bu arada Avrupa'ya bağlayan mühim ticaret yolları Osmanlı İmparatorluğumun topraklarından geçiyordu. şu şekilde hülâsa edilebilir.). bu bakımdan eşsiz bir coğrafî mevkie sahiptir: Türkiye'nin Yüzey Şekilleri ve Başlıca Bölgeleri s • Türkiye. Marmara bölgesinin bir bölümünü teşkil eden Doğu Trakya. Suğla ve EğridirHoyran gölleri etrafı yüksek dağlarla çevrilmiş çanakların alçak kısımlarını işgal etmektedirler. Memleket bütünüyle muhtelif menşeli dağ ve yaylalardan müteşekkildir. kenarda kalan Türkiye'nin zararına olmuşsa da. Güneydoğu Anadolu. Anadolu yarımadası. Meselâ İstanbul civarında 120-140 m. meselâ Marmara bölgesinde olduğu gibi. memleketimizde ne Kuzey Kutbu'na civar olan yerlerdeki iklimler gibi çok soğuk kara iklimleri. yüzey şekilleri bakımından. Ankara -Konya arasındaki 1250 -1400 m. batıda Rodop kütlesi ile çerçevelenmiştir. Van Gölü. yapı aşınma devresinde kenarlarından iyice parçalanmışlardır. tuzlu göller grubuna dahildir. İç Anadolu'nun batı kısmında. Orta Toroslar'ın kuzeybatı kısmında yer alan Beyşehir. Kuzey Anadolu sıradağları. 2. Bu sonuncular batıda okluğu gibi doğuda da düğümlenerek Doğu Anadolu yüksek bölgesini meydana getirmiştir. Yeniçağdan itibaren deniz ve okyanus yollarının bulunması ve 19. yer yer değişmektedir: Bu yönde en geniş yeri 75 km. Türkiye Coğrafyasının Ana. güneybatıdan kuzeydoğuya doğru uzanmaktadır. en geniş yeri Tatvanla Bendîmahi ağa arasındadır (125 km. den hâkim . Eskiçağ. Gölün sahası mevsimden mevsime ehemmiyetli değişiklikler gösterir. e Törkiye'nin ikinci büyük gölü olan ve yüzölçümü 1620 km2'yi bulan Tuz Gölü 900 m.4 kadardır. İstanbul. MeriçErgene havzası bu çerçevenin ortasında kalır. ve Doğu Anadolu'da geniş sahalar kaplamaktadır. Memleketimiz aynı zamanda kuzeyden kutup ve kutba civar bölgelerin. 1. İzmir gibi ehemmiyetli liman ve şehirler bulunuyordu.

sıcaklık rejimi bakımından subtropikal kuşak sahasına girmektedir.Türkiye'de Birinci Zamandan Dördüncü Zaman'a kadar muhtelif yaş ve tabiatta kalker teşekküller vardır.42--------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI_____________________________________________ 43 olan Erciyes.likbir alçak yayla üzerinde yükselmektedirler. Diyarbakır ite Siverek arasında bulunan sahadaki lav yaylaları.» 2936 m^ 1250 m. Bunlar. Memleketimizdeki dağların büyük kısmı Alp sistemine dahildir. Ge diz. bunun güzel bir misâlidir. Jura tipinde olanlar. Diğerleri ehemmiyetli kırıkların meydana getirdikleri dağlarla İç ve Doğu Anadolu'da genç volkanik dağlardır. Gerçekten bu ovaların bir çoğu çöküntü havzalarının birikinti tabanlarıyla. denizlere yakınlık ve uzaklığı ve yüksekliği tesiriyle birbirinden az çok farklı iklim tipleri ayırt edilebilir. Buna karşılık bünye düzlükleri mahduttur. Orta kuşak Mimler grubuna dâhildir Bununla beraber coğrafî enlemin. Meselâ yarımadanın güney kıyılarındaki ovalarla (Çukurova ve bununla Fethiye körfezi arasında kalan küçük çaptaki ovalar). Yarımadanın iç kısımlarına gelince. bilhassa Toros sistemine dahil dağlarla Neojen yaylalarında geniş sahalar kaplamaktadırlar.) Melendız dağlan {batıdan doğuya doğru 2727 m. Türkiye'nin İklimi ı Bilindiği üzere Türkiye 35° 50' ile 42° 06' Kuzey paralelleri arasında bulunan yarı kıta durumunda kütlevî bir Akdeniz yarımadasıdır. bunun güneybatısında bulunan Hasan dağı (3253 m. deltalar (Göksu deltası ve daha küçük çaptaki deltalar) ve alçak yaylalar. Misâller: Doğu Karadeniz'de Bafra. bunların ön tarafmda uzanan ve akarsularla denizin müşterek faaliyetleri neticesi meydana gelmiş olan taban seviyesi ovalandır. 4. Ege ve Akdeniz kenar ovaları daha karışık bir menşei hâizdirler. Doğu Anadolu'da. Görülüyor ki Türkiye. Güneydoğu Anadolu'da ve mahdut sahalarda olmak üzere Marmara bölgesinin güneydoğusunda neojen (III. Marmara. Türkiye'deki yaylaların büyük b» kısmı aşınmadan meydana gel* mistir. 3.Memleketimizin diğer yerlerinde mevcut olmakla beraber. Ege bölgesinde Bakırçay. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu iklimleri Doğu Anadolu ikliminden farklıdır. bilhassa Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da geniş sahalar kaplayan lay yaylatan da vardır. Zamanın ikinci devri) teşekkülâtını hâvi sahalarda görülmektedir. Buna karşılık Türkiye'nin Karadeniz kıyılarında her mevsimi yağışlı olan bir iklim vardır. kuzey ve güney kısmında hâkim bir rot oynayan dağların büyük kısmı kıvrılma dağları olup karışık bir yapıyı hâizdir. bütünü ite. Bunlar daha ziyade İç Anadolu'da Neojen sahalarında gelişmiştir. memleketin her tarafında.Ovalar. Çarşamba ovaları ite Trabzon civarında Değirmendere deltası. Ayrıca. buralarda kara özelliği taşıyan iklim tipleri kendilerini göstermekle beraber. Karacadağ'ın etrafında. çeşitli aşındırma vetirelerinin faaliyeti neticesi meydana gelmiş muhtelif yaş ve tabiatta yüzey şekillerini ihtiva eden bir memlekettir. denizlerden uzaktık ve yükseklik tesiriyle yıllık sıcaklık farkı ehemmiyetli. Kuzey Anadolu kenar ovaları umumiyette irili ufaklı deltalardır. Memleketimiz. Küçük ve Büyük Menderes deltaları. menşe itibariyle birbirinden farklıdır. 5. Akdeniz'de Göksu deltası. kışları şid- . bilhassa yaz devresinde. Şöyle ki İç Anadolu ite Güneydoğu Anadolu'da bozkır iklimleri (Güneydoğuda çöle mütemayil step iklimi) hakim olduğu halde. Umumiyetle simetrik yapılı bu dağların.

yağış) kısaca gözden geçirmek faydalı olacaktır. Batı Karadeniz. iç kısımlarda. 0° nin altındadır. Gerçekten Antalya ve izmir'de yıllık ortalama yağış tutarında yaz mevsiminin payı ancak % 3. kış yağışları % 28'dir). iç Anadolu'ya gelince burada yağış âzamisi ilkbahar ve kışa isabet eder (Ankara'da ilkbahar yağışları % 36. Temmuz başında ortala ma sıcaklıkların dağılışında denizlerden uzaklığın ve etrafı yüksek yayla ve dağlar la çevrilmiş çukur sahaların oynadığı rol çok büyüktür. umumiyetle. Bunun gibi Türkiye'yi geniş bir saha üzerinde kuzey. Kars-Erzurum-Karaköse üçgeni içinde kalan yaylalarda ortalama sıcaklık. iç Anadolu. rüzgâr. Bunda iç kanun çevredeki denizlerden daha soğuk olmasının tesiri vardır. Kar. Sıcak mevisimi temsil eden Temmuz ayında or talama sıcaklık umumiyetle kıyılardan iç kısımlara doğru artar: Ege kıyılarında 25° ilâ 27° olan ortalama sıcaktık. Kuzeye doğru ç*ridıkça karla örtülü günlerin sayısı artmaktadır.44 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 45 deiti geçen ve karın toprak üzerinde kalma süresi uzun kara özeliiği taşıyan bir iklim vardır. Türkiye'de yağışın dağılışında en önemli unsur yüzey şekilleridir. İskenderun körfezi çevresinde ve Güneydoğu Anadolu'da 20° olan yıllık ortalama sıcaklık Göller çevresinde 17°. 11 gün kadardır. yüksek dağlar hariç. Diğer taraftan Türkiye'yi çeviren denizler. hatta geçmektedir. Memleketimizde soğuk mevsim. Buna karşılık Ege bölgesi. Anadolu'nun iç kısmındaki dağlar da civar ovalardan daha fazla yağışlıdır. yüzey şekillerinin hususiyeti dolayısıyla (bilindiği üzere bu bölgede batı-doğu istikametinde uzanan geniş vadiler. fakat aynı zamanda batıdan doğuya doğru yer değiştiren gezici alçak basınçların geçiş yeri olmaları ve nihayet bizzat bu denizlerin sıcaklık bakımından müsait kısımlarının mevzii alçak basınçların teşekkülüne imkân vermeleri dolayısıyledir. güneyinde bulunan sıcak hava kütlelerinin tesiri altındadır. İç Anadolu ile Doğu Anadolu'da soğuk mevsimdeki yağış o kadar ehemmiyetli değildir. Fakat . güneydoğuya doğru artmakta ve bu bölgede 32 ile 34 dereceyi bulmaktadır. Lüleburgaz'da 12 gün. Sivas'ta 71. ortalama olarak Marmara kıyrlarmdaktnJn üstündedir. bilhassa Doğu Anadolu'da. erir. Güney Anadolu'da olduğu gibi. çevrede iç taraftan daha çoktur. fakat karın toprak üzerinde kaldığı müddet bir günü bulmaz. yağışın dağılışında yüzey şekillerinin büyük tesiri olduğunu göstermektedir. Bununla beraber yıllık ortalama sıcaklıkların dağılışında. Diyarbakır'da ise % 2'dir. nemli rüzgârları tutarak bunların içindeki su buharının büyük kısmı. ortalama olarak. Edirne'de 19 gün kadar. Burada en yağışlı mevsim sonbahardır (% 35). Marmara kıyılanna nisbetle daha fazla yağar (15 günün üstünde). Batı ve bilhassa Güney Anadolu kıyılarında kar pek seyrek yağar. denizin tesiri hissedilmediğinden dola yı artmaktadır. Erzurum'da 120 gündür. Bunu Ege kıyılarıyla Marmara denizi kıyıları. Türkiye'de soğuk mevsimi temsil eden Ocak ayında ortalama sıcaklık umumi yetle güneyden kuzeye ve kıyılardan içerlere doğru gittikçe azalmaktadır. Dağlık sahalarda 1 m. bazı bölgelerde (Marmara bölgesi. En soğuk yerler Doğu Anadolu yaylaları olup buralarda ortalama sıcaklık 46°. kenar bölgelerde yağışın fazla olmasının âmilleridir. Meselâ karta örtülü günler sayısı. Toroslarda. iç Anadolu'da 22 ve 29 derece olan sıcaklık. Sıcaklığın Dağılışı: Türkiye'de yıllık ortalama sıcaklıkların değeri güneyden kuzeye ve güneybatıdan . Bolu etrafında 14° dir. Bu hal. Ankara civarında 16°. Türkiye'de iklim tiplerini ayrı ayrı ele aftp incelemeden evvel. Marmara bölgesine doğru yaz yağmurlarının payı artmaktadır (istanbul'da % 13. Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları takip etmektedir. kış mevsiminde daha ziyade Anadolu'nun iç kısmından kenarlara doğrudur. bilhassa kış. sıcaklık uzun zaman sıfır derecenin aJtina inmediğinden. Basınç ve Rüzgârlar: Türkiye. güney ve batıdan çeviren ılık denizlerin tesiri de ehemmiyetlidir. Edirne'de % 20). Trakya'nın güneybatı kısmındaki dağlar. ılık sahalar olduğundan hava kütlelerini kararsız bir hale getirmektedirler. ortalama olarak. basınç. Bunların tesiri yalnız buharlaşma sahaları olmak dolayısıyla değil. İç Anadolu'da karb günler sayısının artışı Üzerine tesir eden unsur sıcaklıktır.den fazla olan yağış meselâ Kuzey Anadolu dağlarıyla. Doğu Anadolu) kar yağışlıdır. Bu husus coğrafî enlemin tesiri dolayısıyledir. yer yer 2 metreyi bulmakta. İzmir'e de senede birkaç gün düşen kar. Yaz mevsimi. Yarı kara özelliği taşıyan Trakya'nın tç kısmında bu müddet. Çorlu'da 13 gün. onlara meydan veren iklim unsurlarını (sıcaklık. Meselâ Antalya'da bazı seneler kar yağar. bu ayda. Yağan karın toprak üzerinde katma müddeti coğrafî âmillerin (iklim ve yüzey şekilleri) etkisi altındadır. Yaz yağmurlarının hakan olduğu bölge Kars -Ardahan yaylalarıdır (Kars'ta yıllık ortalama yağışın % 36'sı yaz yağışlarıdır). Kayseri'de 40. Marmara havzasında karla örtülü günlerin sayısı. Eskişehir havalisinde 15°. Memleketimizin hemen her tarafında soğuk mevsim (sonbaharın bir kısmı. iç tasım güney ve güneybatıdan gelen nemfi ve ılık rüzgârların ve kısmen de Boğazlardan geçen gezici alçak basınçların tesiri altındadır. toprak üzerinde fazla kalamaz. En so ğuk yerler kütlevî bir yarımada olan Anadolu'nun iç kısmı ve bilhassa Doğu Anado lu yaylalarıdır. Bütün bunlar. j^Sh Yağışın Dağılışı ve Yağış Rejimleri: Yıllık Ortalama yağış miktarı. Buna karşılık Trakya'nın kuzeydoğusundaki Istranca dağları bu yönden esen nemli rüzgarların Ergene havzasına girmesini kısmen önlerler. kara ve denizlerin dağılışı ite irtifaın da büyük rolü vardır. Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Güney Anadolu kıyı bölgesiyle Ege'de ve bu iklimin bozulmuş bir şekli olan Suriye ikliminin yayılış sahası içine giren Güney Anadolu'da kuraktır. kar uzun müddet toprağı örter. Türkiye'nin en sıcak yerleri güneydoğu ve güney kısmıdır: 18° ve daha fazla. Güney Anadolu da Kuzey Anadolu gibidir. ehemmiyetli dirsekler meydana getirmeksizin iç tarafa doğru sokulmaktadırlar) nemli rüzgârlar içerilere kadar girdikleri gibi Ege denizinden geçen gezici alçak basınçlar da bu olukların uzandıkları sahada iç taraflara kadar tesirlerini hissettirirler. iç tarafın zararına yağış halinde bırakırlar. Fakat sıcaklık düşük olduğu için. Her mevsimi yağışlı olan Doğu Karadeniz bölgesinde ise % 20'yi bulmaktadır.kuzeydoğuya doğru azalmaktadır. hatta bölgenin büyük bir kısmında 4°'nin altındadır. Memleketimizde rüzgâr istikametleri her mevsimde değişik olmakla beraber. Kuzey ve güneyde yüksek kenar dağları. coğrafî mevkii itibariyle kuzey ve kuzeybatısındaki soğuk hava kütleleriyte. Bunun gibi kıyılardan içeri doğru gidildikçe de ortalama karla örtülü günler sayısının artmakta olduğu görülür. kara kütlelerine göre. Karadeniz ktyrfsrına. yüksek bir dağ sırası teşkil etmediğinden. kışın tamamı ve ilkbaharın bir kısmı) sıcak mevsimden daha yağışlıdır.

İç Anadolu'da kışlar soğuk. yazlar sıcaktır. Güneydoğu Anadolu yaylalarında ise göze çarpar bir yaz kuraklığı vardır. burada yağış daha azdır. kara ve deniz meltemleri vardır. İç Anadolu'da olduğu kadar soğuk olmadığı gibi yazlar da çok sıcaktır. soğuk mevsim yağışlı olmakla beraber yağış âzamisi ilkbahara rastlar (Ankara ve Sivas'ta en yağışlı ay Mayıs'tır). Buna mukabil çok sıcak olan Ön Asya bir alçak basınç sahasıdır (Alçak basıncın merkezî kısmı. bütünüyle Akdeniz yağış rejimine ben-zerse de. Bunlar kuzeyden esen serin rüzgârlara engel olurlar. Dağ sıralarının uzanışı da bur» yardım eder. Yağış rejimi bakımından Güneydoğu Anadolu bölgesi. . iklimi Toroslar ve doğuda Amanoslar dolayısıyla içerilere sokulamaz. Her ne kadar İç Anadolu ve Do- . Bunfardah Akdeniz ikliminde umumiyetle yazlar sıcak ve kurak. Marmara bölgesinde bu iklimin yayılışı dağlarla ilgilidir.3 derecedir. Anadolu'nun güney kıyı kuşağında hüküm süren Akdeniz. İç kısımlarda görülen ve bitki örtüsü olarak bozkırın yaygın olduğu bu sahalardaki iklime umumiyetle bozkır iklimi denilmektedir. Bitki örtüşü bunu açıkça göstermektedir. Gerçekten bu mevsimde kuzey yarım küresinde subtropikal yüksek basınç (Asorlar yüksek basıncı) sahasırtf genişleterek Avrupa'da Karpatlar'a kadar uzanır. Batı Pakistan. bilhassa sıcaklık ve yağışın yfHik seyri bakımından çeşitli Mm tipleri vardtr. Buralarda sıcaklık ve yağışın yıllık dağılışı değişikliğe uğrar. Türkiye'nin İklim Bölgeleri s Memleketimizde. Küçük ve Büyük Menderes vadileri) bu iklimin içerilere doğru yayılmasını kolaylaştırırlar. Ayrıca Karadeniz ve Akdeniz tayı bölgelerinde de deniz ve kara meltemlerfevardır. Bu iklime misâl olarak Ege bölgesinde İzmir. Afganistan ve İran yaylasının doğuşudur). umumiyetle Akdeniz kıyı bölgesindekinden azdır: Diyarbakır 487 mm. Güneydoğu Anadolu yaylalarında kışlar. Urfa 452 mm. Bölgenin güney ve güneydoğu kısmında batı-doğu istikametinde uzanan ve karaların içine doğru iyice sokulmuş bulunan körfezler (Gemlik ve İzmit körfezleri) bu iklimin tesirini içerilere kadar götürürler. Konya'da en soğuk ayın ortalamasıyla en sıcak ayın ortalaması arasındaki fark 24. yükseklik. bilhassa yaz mevsiminde.46-----------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 47 Anadolu'yu çevreleyen denizler ve karalar üzerinde basınçlar sabit olmadığından rüzgâr istikametleri de bunlarla alâkalı olarak sık sık değişir. Adana'da ise bu fark ancak 18. Güneydoğu Anadolu yaylaları çoğunlukla bozkırdır. Urfa ve Mardin'de en soğuk ayın ortalaması ite en sıcak ayın ortalaması arasındaki fark 26°'yi geçmektedir.5°'dîr. kısmen Marmara bölgesinde görülür. Manisa ve Aydın. Akdeniz bölgesinde ise Antalya ve Adana gösterilebilir. Kıyıya paralel olan Toros dağları Akdeniz ikliminin iç kısma yayılmasına bir engel olduğu halde Ege bölgesinde kıyıya dik olarak açılan büyük vadiler. İç Anadolu'da yaz mevsimi umumiyetle kurak. (Bakırçay. Gediz. kışlar yağıştı ve ılık geçer Bu iMiffl memleketimizin Akdente Kıyılarıyla Ege bölgesinde ve yazların kurak geçtiği yıllarda. Yağıştan daha mühim olan. Yağış. Şu halde rüzgârın umumi istikameti memleketimiz -Türerinde kuzeybatıdandır. Bunlardan başka memleketimizde. kıyı dağları ve denizden uzaklık dolayısıyla kara özelliğinin artmasıdır. izmir'de denizden karaya doğru esen labat bunlardan biridir. Yaz mevsiminde Türkiye üzerinde ve etrafında basıncın dağılışı kışa nazaran daha murrtazamdır..

Eski bir iskân sahası olan Anadolu'da ormanlar. güneydoğu ve İç Anadolu ile Trakya'nın iç kısmının çıplaklığı bu şekilde izah edilmektedir. diğer mevsimlerden daha az yağışlı. Fakat batıya doğru gidildikçe Akdeniz'in tesiri göze çarpmaktadır. Erzurum'un ise -8. kestane gibi yapraklannı döken ağaçlardan. Burada yaz aylarının ortalama sıcaklıkları 20 dereceyi bulmaz.ğu Anadolu'nun alçak kısımlarında (etrafı yüksek dağ ve yaylalarla çevrilmiş havzalarla alçak yaylalarda) ve Güneydoğu Anadolu'nun alçak yaylalarında bozkır. Bitki Örtüsü: Türkiye'de iklim tipinin mâhiyeti ne olursa olsun esas bitiri örtüsü ormandır.5 dereceyi bulur. Doğu. buralarda Akdeniz iklim»* hatırlatan mevzii iklim tipleri yaratmıştır. nesiller boyunca yakacak temini ve tarta elde etmek için tahrip edilmiştir. Kuzey Anadolu bölgesinde yağış âzamisi sonbaharda olmak üzere her mevsimi yağışlı. Karadeniz bölgesinde batıya doğru gidildikçe yağış âzamisi sonbahardan kışa doğru kaymaktadır. sarıçam. Eğer orman bugün her tarafta görülmûyorsa bunun sebebi tahribe uğramış olmasıdır. Ormarun 1000-1200 m. İç Anadolu'da ve Doğuda ilkbahar yağmurları. Bunda bölgenin kuzeye açık oluşunun tesW vardır. Dağların kuzey yamacında nem seven ormanlar bulunur. Buna karşılık İç Anadolu'da Konya'nın Ocak Ortalaması -1. Bol yağışlı Karadeniz bölgesinin kıyı dağları ormanlarla kaplıdır. Her üç bölgenin iklimi de kara hususiyeti taşımasına rağmen en sıcak ve en soğuk aylar birbirinden farklıdır. İstanbul'da yaz mevsimi. Bunun üstünde kalan sahalarda yerini otluklara bırakır. Her mevsimi az çok yağışlı olan bu yaylalarda bozkır kaybolur. fakat kurak değildir.ye kadar çıkar. İç Anadolu'da olduğu gibi kuraklıktan zarar görmezler. Marmara bölgesinde kışlar oldukça soğuk geçer. Örmenin şu yahut bu sebepten tahrip edildiği yerlerde maki (yaz kış yeşB kalan çahlık) ve iç kısımlarda bozkırlar meydana gelmiştir.deniz seviyesinden başlar ve takriben 2000 m. Yağışın yıllık dağılışı da farklıdır. bütün mevsimleri ılık geçen bir iktnrı tipi vardır. Mar- . meşe. hâkim bitki örtüsü ise de bu üç bölgede iklimi teşkil eden unsurların özellikleri aynı değildir. Bununla beraber İzmit ve Gemlik körfezlerinin kuzeyden dağlarla soğuk rüzgârlara karşı kapalı oluşu. bunların yerini kara özelliği taşıyan iklim tipi atmaktadır. kuzeydoğuya doğru ise yaz başlangıcı yağmurları hâkim otur (Kars'da en yağışlı aylar Mayıs ve Haziran'dır).0°). denize yakınlık dolayısıyle. kaym.2°. Kars ve Ardahan yaylalarında yaz mevsimi yağışlı olduğu için ot cinsinden bitkiler. Bölgedeki dağların daha yağışlı kuzey yamaçlarında orman güney yamaçlarında olduğundan 8ik*r.5° ve Urfa'nınki 5. Sivas'ın -4. Şile'de sonbahara isabet etmekle beraber kış yağışlarının nisbeti de yüksektir. Bursa'da da durum böyledir. Trakya'da kıyılardan içeri doğru gidildikçe Akdeniz ve Karadeniz Mim tipleri bozulmakta. EcKrne'de yıllık sıcaklık farkı 22. Fakat Marmara'nın doğusunda İzmit'teki gibi en yağışlı mevsim kıştır. Topraklarımızın % 13. Tahribe uğramayan yerlerde orman. Güneydoğu'da azamî kışa isabet ettiği halde.6°'dir. Güneydoğu'nun alçak yaylaları yazın çok sıcak (Diyarbakır ve Urfa'nın Temmuz ortalaması 30°'nin üstünde) ve kışlar ise serindir (Diyarbakır'ın Ocak ortalaması 1. üst kısmı ise umumiyetle iğne yapraklı ağaçlardan (köknar. Kocaeli dağlan ile Samanlı dağlannın mahfuz yerlerinde zeytin yetişebilmektedir.2°.ye kadar olan aft kamı daha ziyade gürgen.5'i kadarını kaplayan ormanlar (çalılıklar ve maki dahil) memleketin çeşitli bölgelerine dağıtmış bulunmaktadır. ladin) müteşekkildir.

.. Buraları Makedonya. ara yerlerdeki sert taşlardan meydana gelmiş eşiklerde de dar ve derin boğazlar açmıştır. meşe ve gürgen karışığı ormanlarla kaplıdır. Kocaeli dağları ve Samanlı dağlan). Doğu-Kuzeydoğu Bulgaristan ve Trakya'dır. Şekil 19. M. kayın. Balkan Yarımadasında Türkler'in Bulundukları Yerlerin Coğrafyasının Ana Hatları: TörfSfer 1389'dsKosova meydan muharebesini kazandıktan sonra adalarla Dalmaçya kıyılarındaki şehirler ve kuzeybatıda Hırvatistan'ın Slovenya ve dağlık böl- t ÜSKÜP 1 / 133- 24- * \ İ mm. Bununla beraber imparatorluğun bir parçası olan Balkanlar'da. yüksek kısımları dışında Uludağ. m Zİ rf 4 İ 1 1 1-1 \0.Üsküp'ün iklim diyagramı. batı-doğu istikametinde uzanan oluklar boyunca içerlere kadar sokulmaktadır. Ek. bütün yarımadaya hâkim oldular. 1912-1913 harbine kadar. \ . T. Ege ve Akdeniz bölgelerinin hâkim bitki örtüsü yine ormandır. dağınık olarak birçok yerlerde bulunuyorlardı. yumuşak Neojen havzalarında geniş vadiler. M. S. 50 -20 10 ■ 4İ E. A. Doğu ve Kuzeydoğu Bulgaristan bugün de Türkleri'n topluca yaşadığı bölgelerdir. Balkanlara hükmeden Türkler yarımadanın üç bölgesine yerleştiler. Bat Trakya. A. M° \ V r-ı -50 -40 n \ ^. dağlık kütleler ve havzalar halinde parçalanmış bir bölgedir. Orman. N. Bölgeyi başından sonuna kadar boyuna kateden Vardar nehri. Balkan harbinden sonraki göçler Türk nüfusunun azalmasına yol açtı. Büyük bir kısmının sularını Vardar ve kolları boşaltır. Makedonya. Yapı ve yüzey şekilleri bakımından Batı Anadolu'ya benzeyen Makedonya. yağış sütunlarla gösterilmiştir. Sıcaklık kesik çizgi ile.4»--------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 49 mara bölgesinde de orta yükseklikteki dağlarla (Istranca dağları. H. gesi hâriç. Bugün Balkanlar'da muhtelif yerlerdeki Türk azınlığı büyük kayıplara uğramıştır.Balkan Yarımadası'nda Türktar'tn oturduktan yerleri gösterir harita.. K. Ege'de. Dağ sıralarının yüksek kısımları ile iç kesimlerinde ise çam ormanları görülür. İstiklâl Savaşı ve İkinci Dünya Harbi'nden sonraki mübadele ve göçler bunu takip etti. Üsküp havza- Şekil 12 .

Tikveşln güneydoğusunda Demirkapı'da dar bir boğaz içinde akmaktadır. genişliğinde olan Üsküp-Tikveş Neojen havzası ortalama irttfalı 1600-1800 m. Bunun güney kısmında yılhk yağış miktarı 400 mm. Y*k yağış miktarı 450 mm. r n •20 ■10 y "30 M.. Bu tesir. Bölgenin en büyük çukurluğu Manastır-Pirlepe olup 1000 kilometre karelik bir alan kaplamaktadır. Yüksek kısımlarda Dördüncü Zamandaki mevzii buzulların izleri görülür. Presba gölünün derinliği 25 metredir. n N. Üsküp'te yıllık sıcaklık farkı ehem miyetiidir. Batı-doğu doğrultusunda yer yer 45-50 km. Sıcaklık kesik çizgi ile. Muhtelif irtifalarda olan çukur. yağış sütunlarla gösterilmiştir. hâlen bölgenin ancak % 0tmu teşkil eder. Batı Makedonya'da yukarı Vardar bölgesindeki billurî kütleler bu akarsu ve kolları tarafından parçalanmıştır. Ek K. kadardır. Sıcaklık kesik çizgi ila. Doğu Makedonya'da maki ancak Vardar vadisi boyunca kuzeye doğru çıkmaktadır. kestanelikler geniş bir saha kaplamaktadır. Bu miktar daha güneyde. A. £. T. oivanndadır {Şekil 13). Bu adim şartlarına tekabül eden bitki örtüsü ormandır. Bu da bölgenin güney kısmında Akdeniz tesirinin ehemmiyetli okluğunu göstermektedir. Aradaki çukur alanlar çöküntüler neticesi meydana gelmiştir. olan yaylalar ve bunlar üzerinde yükselen sırtlarla (2000-2500 m. M. Makedonya'da dağlık kütlelerin yönü ve yüksekliği Akdeniz ikliminin tesirlerini azalttığından Yunan Makedonyası'ndaki iklime nazaran.5 'fi I l. \nn ° -40 .dir. Manastır'da 674 mm. Yalnız orman örtüsü çeşitli tahribtere uğradığından. Şekil IS. kara özelliği hâkim bir iklim vardır.) bunların en önemlisidir. yağış sütunlarla gösterilmiştir. civarında ofup bunun ancak %'15'i yazın düşer (Şekil 14). . Kink yerleri Üçüncü Zamanın ikinci yansı ve Dördüncü Zamana ait göllerin depoiartyia dolmuştur. Yüksek tasımlarda çamlar.Selânik'in iklim diyagramı. Bunlar tesviye edildikten sonra birçok defalar menşei dahili hareketlerle yükselmişler ve kırılmışlardır.) çevrelenmiştir. Halen 270 kilometre karelik bir saha kaplayan Ohri göiünün en derin yeri 280 m. sert satire °c 2724- SELANİK 21 -181512' 9? " 6 3- / • / İfifi l/n Ü \ i mm. Farklı aşınmalar neticesi.tm. Ohri gölü (695 m. Şekil f 4> Manasttr'ın Mim diyagramı. Makedonya gibi Batı Trakya'nın da büyük kısmı eski sahrelerden müteşekkildir. A S. sahaların bazıları göllerle kaplıdır. H. Boğazın uzunluğu 19 km. Presba çukurluğunun çok mahiri bir parçası da kendi adını taşıyan göl tarafından işgal edilmiştir. Doğu Makedonya'da Vardar vadisi boyunca daha barizdir. bunlar arasında ete.50 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI •1 stnda geniş öten Vardar vadisi. aşağılarda yapraklarını döken ağaçlar.

360. istanbul 1968 ve 1971. I. s. ovalan meydana getirmişlerdir.und Ostasien. J. Pierre . Bu eserde Sovyetler Birliğinin bütününe ait tabiî. Handbuch der Klimatologie. kışlar oldukça sert geçer. P. 1881. Cilt t ve II. Havzada ilkbahar ılık.ye kadar alçalmaktadır. (Geographie Üniverselle}. Kuzey ve bilhassa güneyde Rodoplar'la çevrilmiş olan Yukarı Meriç havzası fazla yağış almaz. Zentral . Ardel. 211-244. Le Turkestan Russe. dir. Cilt l-ll (Introduction aux etudes de Geographie} 1953-1956. Bisee. H. Armand Colin). Struma ile Aşağı Meriç arasında. kuzeydoğu ve güney kenarları dar ve derin vadilerle parçalanmış olduğu halde. 2500 metrenin üstünde buzul gölleri vardır. Ahmet Klimatoloji (Genişletilmiş üçüncü baskı). Ziraat Hayatı. Faik Sabri. 235-377. s. İstanbul 1938. 1914. Jean. A VVegener. Jeomorfolojinin Prensipleri. Büyük Atlas. Vadi. H. Ocak ve Temmuz ortalama sıcaklıkları 0. uzunluğundaki Yukarı Meriç oluğunun tabanı. George. s. Kütlenin kuzey. Bir çoğu da kenarda bataklıklara meydan vermiştir. lAsie russe. pays Balkaniques. Orbis Koleksiyonu (Orta Asya'ya taalluk eden bahisler). 2. s. üst kısmı aşınma yüzeylerinden meydana gelmiştir. Etals de la Baltiçue Russie. yüksek yerler otlarla kaplıdır. Ffiibe" de yıllık sıcaklık farkı 84°'dir. Rodop dağının üst kısmı ile kenarları arasında esaslı fark vardır. (Geographie Üniverselle.S..8.R. alçak kısımları teşkil etmişlerdir. .Anger.6°'yi geçmez. 1961. George. Tatarpazarcığı ile Türkiye hududu arasında 100 m. Ali. Yves. Ege ufuklarını kapamaktadır. İktisadi Coğrafya. Darkot. Türkiye iktisadi coğrafyası. batı-doğu istikametinde uzanan yüksek bir dağdır.. Andre. A. m . Mediterranee Peninsutes Mediterraneennes. Grena/d.52 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI_____________________________________________93 terden meydana gelmiş olan havzaların çerçeveleri yüksekte kalmış ve yumuşak sahreierden ibaret oldukları için iç havzalar. Georg . Der Grosse Bertelsmann Weltatlas. (Que sais-je serisi).Schultg. Esas itibariyle eski bir kütle olan Rodop. La Mediterranö et le Moyen orient. Denizin yakınlığı dolayısıyla dağın iklimi sert değildir. (Geographie Üniverselle. Ali.5°).Dresch.jşonbahar oldukça sıcak geçer. P. Fasikül I ve II. 1934. . Haute Asie. s. Kısım.. (Musulla Tepesi 2930 m). 1967. c. Paris 1929. Enerji Kaynaklan İstanbul 1971. kuzeybatı-güneydoğu istikametinde takriben 200 km. Tanoğlu. İstanbul 1973. Atlaslar: a. Cilt VI. 395 . 1911. Oldukça yağışlı olan kütlede etekler ormanlarla. kıta içinde olmasına rağmen yaz mevsimi de Akdeniz ikimi karakterini hâizdir. Bu havzaların tabanları sonradan dolarak. Tanoğlu. Reetus. 1958-59.575. 1962. Eserde Türk Dünyasının muhtelif bölgelerine ait iklim bilgisi vardır. Brrot. s. Fernand.Sion. Sredna Gora ile Rodoplar arasında batı-doğu. The 77mes Atlas of The World. Juies.Rosinski. Yıllık yağış ortalaması 535 mm. 313-326. Rodop dağları Balkan yarımadasının en yüksek kısımlarını ihtiva etmektedir. Blanc. Geographie des Balkans (Que sais-je serisi) 1965. b. Duran.6° ve 24. Pierre. VVoeikof. BİBLİYOGRAFYA Almeida.. (Handbuch der Geographischen VVİssenschaft). K. Her mevsim yağışlı olmakla beraber âzamisi ilkbahara rastlar. Nouvelle Geographie Üniverselle. IV. İstanbul 1968. Paris 1932. Deniz seviyesinden 160 metre yükseklikte olan Rlibe'de yaz mevsimi sıcak (Temmuz ortalaması 23. Ardel. İstanbul 1972. Besim. Hann. . Camena. Ahmet. cilt VIK. Rila ve Pirin kütlelerinde yarımadanın en yüksek tepeleri bulunmaktadır. Bontervvetc. Geographie de la Population. 305-573. Chataigneau. Armand Colin).267-319. beşerîve ekonomik bilgi ve geniş bibliyografya vardır..S. Nordasien. Bulgaristan'a.

Bağımsız Türk ülkelerinde dahi yapılan nüfus sayımlarında kayda geçmeyenlerin bulunduğu düşünülürse diğer ülkelerin siyasî emeller dolayısıyla istatistikleri diledikleri şekilde neşr ettikleri de düşünülebilir. Ancak. Bu Türkleri iki ana gurupta İncelemek mümkündür. yaptıkları takdirde de azınlıklar hakkında bilgi vermemeleri dünya Türk nüfusunu tespitte araştırmacıları hayli çıkmazlara götürmektedir. Türk Dünyasının Demografik ve Ekonomik Yapısına Toplu Bir Bakış Nadir DEVLET 1. Bu çalışmada resmî belgelerin bulunamadığı hallerde tarihî tahminlere dayanmak zorunda kaldık. Birinci kategoridekiler dünya Türk nüfusunda takriben üçte birlik bir orana sahiptirler.. Dünya demografik tablosu doğum ve ölümlerle etkilenmeyip . İtkini Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi bağımsız devletlerde yaşayan Türkler. Türk soyuna mensup toplulukları bağlayıcı unsurların oldukça güçlü olduğu da kabul edilmektedir.t ■*m $R DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI II. Demografi XX. (kincisini ise siyasî bağımsızlığa sahip olmayan veya bulundukları ülkede azınlık durumunda olanlar teşkil eder. yüzyılın sona erdiği şu yıllarda Türk soyuna mensup topluluklar bir devamlılık arzeden ve Balkanlar'dan başlayarak Çinin batı kısmına kadar uzanan değişik ülkelerin hükümran olduğu bölgede yaşarla. Aynı soydan gelen bu topluluklar tarihî. Değişik ülkelerde yaşayan Türk topluluklarının nüfusları hakkında sıhhatli bilgi almak mümkün olmamakla beraber dünyadaki Türklerin sayısının 150 milyonu geçtiğini tahmin etmekteyiz. Ayrıca bazı ülkelerin çok seyrek veya hiçbir zaman nüfus sayımı yap-' mamış olmaları. coğrafî ve siyasi şartların yarattığı farklılıklar gösterirler. Başka bir ifadeyle Türkiye'ye komşu olan (veya olmayan) ülkelerde yaşayan Türk soyundan toplulukların toplam nüfusu neredeyse Türkiye'dekilerden iki katı fazladır.

gelir dağılımındaki bozukluk ve işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıyadır. Kırgız. Bu da bölgesel demografik araştırmaların ne kadar mühim ol* duğunu göstermektedir. Azerî.000 :' 147. Türk ve müslüman toplulukların yoğun olduğu coğrafî bölgelerde rastlanan hah nüfus artışı Türkiye için de geçerlidir. Kırım Tatarı.500.000'e ulaşacaktır.523-215 9. sıhhatçe özürlüler ve ancak ev işleriyle meşgul olanları bir yana bıraktığımız takdirde. Çuvaş. Vatandaşları SSCB (1989) ÇHC(1990) Afganistan Iran 56. Sovyet Orta Asyası ve Kazakistan (Batı Türkistan) 7.000 120. DPTnin verilerine göre 1990 yılında 0-6 yaş gurubu arasındaki nüfus 9. Şincang-Uygur Bölgesi (Doğu Türkistan) M* ni>» - Irak Suriye Kıbrıs Bulgaristan Romanya Yunanistan Yugoslavya ABD Diğer Ülkeler Toplam Türkiye'nin dışında coğrafî bölgelerde yaşayan Türk toplulukları bulundukları siyasî sistemler. din ve dil gibi ortak değerleri paylaşan millletlerin yaşadığı bir bölgede yoğun şekilde bulunurlar. Türkiye 3.000 200.24'üne ulaşacaktır. Salar(Salur). eğitim çağındaki 7-21 yaş gurubundaki nüfus ise 18. Karaim. Avustralya* Finlandiya'da aslen Rusya Türkleri olan ufak Türk topluluklarına rastlanmaktadır. Kazak. gibi sebeplerden kendi yazılı edebiyatlarını geliştirerek gerek dü. Hamse. Kırgız.000 idi ki. İkinci Bağımsız Türk Devleti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Kundur. Karakalpak ve Uygur. Hollanda. İRAN'DA : Azerî. ÇİN HALK CUMHURİYETİ'NDE : Uygur. Zaman içinde bu topluluklar değişik boy adlarını kendi mM adları olarak benimsemişler ve yöresel miBî benliğe kavuşmuşlardır. bu toplam nü- .000. Türkmen. Balkar. Kafkasya Tüffcmeni. Türk soyundan olup da kendi milR adlarıyla bilinen topluluklar şunlardır: SOVYETLER BİRLİĞI'NDE (Nüfus kesafetine göre): Özbek.000 140.000 2. Kaşkay. ±ür* AFGANİSTAN'DA: Özbek. Karapapah. Şibe (Şi ve). Türkmen t*B:' ! Bunların dışında ise. bazılarının Türkiye ile asırlardan beri olan kopuklukları v«. Bu çalışmamızda Türkiye Türkleri konusunda ülkemizde çok sayıda yayın bulunduğundan ana bilgiler vermekle yetineceğiz.000 24. Iran 4. Uygur. Emekliler. Kazak. İç göçler dolayısıyla Türkiye'deki nüfus hareketlerinin dahi takibinde karşılaşılan zorlukların çok daha karmaşığı diğer Türk topluluklarının nüfuslarının tespitinde ortaya çıkmaktadır.184 2. Tuva.000 200. Almanya. Bu sorunların halı nüfus artışıyla çözülmesi daha da güç hale gelecektir.000 veya genel nüfusun %17. Aksi takdirde bazı hallerde her yıl değişen nüfus hareketlerini tespit etmemiz mümkün olmayacaktır.000.987. Başkurt. gerek adet.570. Belçika gibi Avrupa Ökelerinde de aslen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkler bulunmaktadır. Suriye.862.570. Zaten Türkiye şu anda dahi enflasyon. Yunanistan gibi yabancı devletlerde bulunan ve ezjpi çoğunluğunu Türkiye Türkleri'nin teşkil ettiği Türk toplulukları bulunmaktadır. *989 yılında sivil iş gücü 18. Kengûriü. Balkanlar Libya gibi ülkelerde de gerek Türkiyeli gerekse başka bölgelerden buralara yerleşen Türk soylular mevcuttur. Burayı aşağıdaki 7 coğrafî bölgeye ayırmak mümkündür: 1. afetler ve göçler neticesinde de önceden tahmin edilemeyen değişikliklere uğramaktadır. 1985 nüfus sayımında 50 milyon olan Türkiye nüfusunun 1990 yılında 56. VakMt Karakalpak.000. Sor. örf ve gerekse düşünce yapısı bakımından kendilerine has özellikler gösterirler.000 veya genel nüfusun %33.270 2. Avusturya.Tablo) Bu nüfusun büyük bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında yaşamaktadırlar. Kafkasya 5. İdil-Ural 6. Afşar. Avrupa'nın dışında ise Suudi Arabistan ve TÜRKİYE: 1990 Yılı Devlet Plânlama Teşkilatı'rnn tahminine göre Türkiye'nin toplam nüfusu 56. Kaçar. Çünkü %50'in üzerindeki nüfus ekonorr%* hiçbir şekilde katkıda bulunmayan tüketici bir sınıftır.377.871 49.680. Kanada. DÜNYADA TÜRK NÜFUSU (1990 TAHMİNİ) Türkiye (1990) Yurt dışı T. Meshet. 67'sini teşkil edecektir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere dünyadaki Türk soyluların toplam nüfusu 140 milyonu geçmiş bulunmaktadır.000 2. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Türk soylular Balkanlar'dan başlayarak Çin'e kadar uzanan tarih. Hakas. Japonya.456. (BakAş. Bulgaristan.5 milyona ulaşmasını beklemek bu fenomenin göstergesidir. Özbek ve Tatar.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 57 savaşlar. Fransa.000 150. Dünyanın diğer tarafla-nnda ABD. Şahseven. Karaçay.000 2. Tatar.000 250.43'üne.803. Başka bir ifadeyle 0-21 yaş arasındaki gurup genel nüfusun %50. Türkmen. Gagauz. Irak. Diğer topluluklarda olduğu gibi bu hızlı nüfus artışı Türkiye'ye de bir hayli sorunları beraberinde getirecektir.C. Dolgan ve Kırımçak. Kırgız. Kazak. Kumuk. Attay. Nogay.000 500.

Bu Türkler'in Almanya'daki eyaletlere göre dağılımı ise aşağıdaki gibidir. Aş. VATANDAŞLARI: 1960'lı yıllardan itibaren başta Federal Almanya olmak üzere diğer Batı Avrupa ülkelerindeki hızlı ekonomik geBşmeler yabancı iş gücüne ihtiyaç doğurmuştu.7 368.2 387.5 milyona yakın T.1%ıin de işsiz olduğu düşünülürse bu oran daha da düşmektedir.4 260.1 1249. Almanya Federal istatistik Müdürlüğünün 1987 verilerine göre ülkede kayıtlı 4.871 T. Diğer ülkelerdeki Türk vatandaşlarına ve onların problemlerine de iyi bir örnek teşkil etmesi bakımından burayı daha teferruattı incelemek yararlı olacaktır.1 630.000 160. Bu sorun bazı hallerde Türk Düşmanlığı* şekline de dönüşmektedir. Belçika. Federal Almanya'daki tabiî nüfus artışı Alman ve diğer topluluklara nazaran çok yüksektir. Hollanda.9 1987 323. Çalışabilen insan gücünün %10.5 2.3 99.1 182.8 354.0 5.8 Yabancı Nüfus İçindeki Oranı 1982 86 7. Aynı yıllarda bu sefer Uzak Doğu'da Avustralya'da ve Arap ülkeleri Suudi Arabistan.0 328.1 5.9 331.9 29.2'sini teşkil etmektedir. Yurt dışındaki Türk işçilerinin ülkelerine yolladıktan dövizler hükümetin döviz ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılar duruma geldi.6 10.5 3. Bu yabancılar arasında Türkler 1.0 20.1 27.4 217. Bu durum aşağıdaki tablodan daha iyi anlaşılmaktadır: TÜRK NÜFUSUNUN YAŞLARA GÖRE DAĞİLİMİ (1982-1987) Yabancıların Toplamı (Bin) Yaş 6'dan ufak 6-10 10-15 15-18 18-21 21-35 35-45 45-55 55-65 65'ten yukarı 1982 400. Ülkenin değişen bu şartları karşısında maddî güçleri elverenler yabancı okul ve yabancı ülkelerde eğitim aJma gayreti içindedirler.2 959.660 2. Bu da yabancı sorunu yerine Türk Sorunu* ndan bahsedilmesin© yo) açmıştır. Türkiye bu sayede hem ülke içindeki işsizlik probleminin bir kısmını çözme ve dış borçlarını ödemede yeni bir kaynak elde etme imkanına kavuştu. Kısacası.C vatandaşlarını sevk etmeye başladı.0 5.2 169.2 20. Hızlı nüfus artışının meydana getirdiği işsizlik problemini çözmede mühim bir imkân yakalayan Türkiye'de bu ülkelere çalışmak arzusunda oian T.400 156.9 38.200 yabancı uyruktu bulunmaktadır.6 8.8 109.630.5 234. Arabistan Irak Kuveyt Diğer Toplam TÜRK NÜFUSU 1. Federal Almanya'da yüksek sayıda bulunan yabancıların ekserisinin Avrupa kültürüne ve hıristiyan dinine mensup olmaları dolayısıyla en dışta kalan gurup olarak Türkler göze çarpmaktadır.9 17. Federal Almanya Cumhuriyetindeki Türkler: Resmî tabiriyle yabancı işçiler (Auslaendische Arbeitnehmer) veya halk arasındaki yaygın tabir Re "misafir işçiler" (Gastarbeiter) Alman ekonomisine bir hayli faydalar sağlamakta birlikte bir takım sosyal ve kültürel problemler de yaratmaktadırlar.9 2. Kısacası bugün yukarda belirtilen değişik ülkelerde toplam olarak 2.396 180.C. büyük genç nüfus potansiyeline sahtp olan Türkiye henüz kısa vadeli tedbirlerle bu problemin üstesinden gelmeye çalışmaktadır.300 10.5 502.8 3. Neticede başta Federal Almanya olmak üzere Fransa.C vatandaşlarının en yoğun bulunduğu ülke ise Federal Almanya'dır.5 254.3 109.9 97. (Bk.7 5.481.C vatandaşı yaşamaktadır.3İ ' 121.2 1362. Libya ve Kuveyt gibi ülkelerde de bir kısım Türk işçilerine istihdam imkânı hasıl oldu.9 159. Neticede ise bu durum gerek özel gerekse devlet sektörünün yabancı ülkelerde eğitim görmüş elemanları tercih etmesine yol açmaktadır.5' 186.8 1987 153.000 49.7 Türk Nüfusu 1982 194.0 .7 232.0 8.7 4.1 947.8 106..538 3.039 22.377. Tablo) ÜLKE Almanya Hollanda Fransa Belçika Danimarka ingiltere Avusturya İsveç Norveç Avusturalya Libya S.147 78. %70'i ise tüketici durumundadır. Ancak 1970'li yılların ortalarında adı geçen Batı Avrupa ülkelerinde işsizlik oranının artması dolayısıyla Türk işçilerine olan ihtiyaç azaldı ve bu işçilerin bir kısmı Türkiye'ye dönmek zorunda kaldı.400 nüfusla birinci sırayı atmaktadır.3 4.313 16.1 1987 7. Her ne kadar Türkiye genç bir nüfus potansiyeline sahip ise de eğitime ayrılan payın düşük olması sebebiyle bu genç potansiyelin kalkınmış ülkeler seviyesinde eğitiimeBİ mümkün olamamaktadır. YURTDIŞINDAKİ T.0 139.574 87.259 21.000 4. Avusturya gibi batı ülkelerinde büyük Türk kolonileri meydana geldi.1 197.58 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 59 füsun %33.2 125.481.1 331.6 5.9 227.5 13.000 24.7 236.345 3. Bu problemlerin başında çok değişik küttür ve dinden gelen Türkter'in Alman toplumuna uyum sağlayamaması teşkil etmektedir. Özetlersek nüfusumuzun %30'u üretici.

1. Başkurt ve Çuvaşlar.000'e ulaşmış olup. Kazakistan. Gene de eğitime muhtaç zümrenin yüzdesi neredeyse Türkiye'deki orana yaklaşmaktadır.60 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 61 Almanya'daki Türk nüfusunun 0-21 yaş arasındakilerinin toplamı 652.5 milyonluk bir nüfus artışı gerçekleşmiştir. Sibirya'dır. Türkmen ve Karakalpaklar. Bunların 6'sı bir Türk boyunun adını taşıyan Muhtar cumhuriyetlerdir (Başkurt. Ancak ila Almanya'nın birleşmesi dolayısıyla ortaya çıkacak istihdam probleminin başta Türk işçilerine negatif yönde tesiri kuvvetle muhtemeldir. son 10 yılda 23. Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti Ülkenin yüzölçümünün % 75'ine ve nüfusunun % 50'sine sahip olan en büyük birlik cumhuriyeti olup ülkedeki 20 muhtar cumhuriyetten 16'sı da buna dahildir. . Kalan nüfusun.05'ini teşkil etmektedir. Tuva ve Altaylılar yaşamaktadır. Türkier'in büyük çoğunluğunu 25-45 yaş arasındaki gurup yani en verimli çalışma çağında olan gurup teşkil eder. Kazak. Kırgızistan. %55. 5000 kişilik emeklilik çağına ulaşmış olanlar hesaba katılmadığı takdirde. değişik adlarda bilinirler. Türkmenistan. Ocak 1989'da yapılan nüfus sayımının resmî verilerine göre genel nüfus 285. Sovyet Orta Asyası ve Kazakistan (Batı Türkistan) 4. Azerbaycan'a dahil Nahçevan muhtar cumhuriyetleri bulunmaktadır.200 km2} SSCB'nin değişik bölgelerinde yaşamaktadır. Özbekistan). Orta Asya'da Özbek. Toplu bir göç anında en büyük sorun bu Türklerin Türkiye'ye entegrasyonu olacaktır. idil(Volga).Ural Bölgesinde başlıca Tatar. Yikut). Sibirya'da Yakut. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu topluluklar kendi yöresel mim benliklerine kavuşmuş olup. Tuva. Sovyetler Birliği'nde resmî görüşe göre 101 millet ve etnik topluluk mevcut olup ancak S'sînin nüfusu 1 milyonun üzerindedir. Bunun dışında Özbekistan'a dahil Karakalpak.688 965'e ulaşıp. muhtar cumhuriyetler ve muhtar bölgelere ayrılırlar. Sovyetler Birliği'nde 15 birlik cumhuriyeti mevcut olup.3'ûnün bu ülkede 8 yıldan fazla süre kaldığı ve bunların Türkiye'ye dönerek yeni bir başlangıç yapmalarının hayli zor olduğu anlaşılır. Sovyetler Birli-ğfndetö Türkler1t4rcoğrafî bölgede İncelemek mümkündür. Bunlar sırasıyla.Tatar. SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ : Yukarıda da ifade ettiğim üzere Türkiye'den sonra Türk soyundan gelen toplulukların en büyük kısmı dünyanın yüzölçümü yönünden en büyük ülkesi olan (22. Sovyetler Birliği idarî yapı yönünden birlik (ittifak) cumhuriyetler. bu oran genel Türk nüfusunun %44. Kafkasya 3. Çuvaş. Bu grupta ise 8 Türk boyu bulun- maktadır.95'i çalışma yaşındadır.402. Kırgız. İdil-UraJ 2. Kafkasya'da Azerîler. bunların 5 tanesi herhangi bir Türk boyunun adını taşımaktadır (Azerbaycan. Kabarda-Balkar. Bilhassa Almanya'da doğup büyüyen oranın eğitim sistemine ve kültürüne intibak eden genç nüfusun Türkiye'ye uyum sağlaması hayfi zor olacak ve1 Türkiye'nin bu sorunları ortadan kaldırması için gerekli bir tedbir alabilmesi de büyük bir fedârlık gerektirecektir. Federal Almanya'daki Türkier'in ikâmet süreleri incelendiğinde %71.

7 -20.516 1.688.037 1.216.5 11.462 1.068.0 32.019.452 1.0 10.7 25.137.4' 5.449.115 3.347 387 12.240 3.991 1.0 -3.6 10.459.751.9 35.2 -2.878 6.1 4.0 1.5 3.397.6 13.071550 44 135MB Artış 1970-79 8.6 -15.035.0 7.554.084.654 137.978 9.905 2.137 1.627-227 4.6 -1.6 35.6 34.449.504 2.442 5.850.588 4.5 4.0 5.191.0 31.224 2.3 16.271 1.897.153.8 5.570.0 33.7 10.439.330 6.810.336 1.7 /İtaptan Rus Ukrain ÖZBEK Belofus KAZAK AZERİ TATAR Etmeni Tacik Gürcü Mo!dovw«* " Utvanyab TÜRKMEN KİRGİZ Alman ÇUVAŞ Lelonyaiı BAŞKURT Yahudi Mordva Leh Eston 262.196 4.998 2.718.876 1.4 11. .1 5.2 Oranı 1979-89 9.807 1.697 3.913 1906.126.0 7.297 2.0 24.027.151.645.2 34.4 1.355.5 45.371.030.117 1.462.851 ÜBBÜteiŞ 10.441 8.7*5 6.228 1.693 3.0 6. Bunlann toplam sayısı ise 50 mflyona yaklaşmış bulunmaktadır.0 7.295 2.5 23.477.4 6.765 1.936.839.968.455.150. 1879-1989 yıllan arasındaki 10 yıllık dönemde genel nüfustaki tabiî artış % 9 iken Türk topluluklarının ortalaması % 25 dolaylarında gerçekleşti.2 0.241 2.791.3 4.4 0.214 1.106 6.1 24.9 3.255 Sovyet İstatistiklerine göre resmî olarak 24 Türk topluluğu mevcuttur.SSCB'DE NÜFUSLARI BİR MİLYONUN ÜZERİNDE OLAN MİLLÎ TOPLULUKLAR Millet adı 1979 Nüfus İMİ 285.156 1.089 42.530.6 4.983.027.185.9» 145.8 -5.

477'ye ulaşmış ve bu nüfus genel Sovyet nüfusunun % 20.599.178 268. İDİL-URAL BÖLGESİ: Bu ad bugün coğrafî bir tabir olarak kullanılmakla birlikte Ekim 19TTden Nisan 1918'e kadar bu yörede hakimiyet mücadelesi yapan iç Rusya ve Sibirya Müslüman Turk-Tatarîarı'nm Millet Meclisi" tarafından İdil-Ural Devleti kurmak üzere yürütülen çalışmalar dolayısıyla siyasî bir anlam da kazanmıştı.0 5.913 1.199 207.3)köylerde yaşamaktadır.8 15.924 197.371. Bunun2.588 2.082 .645.428 75.5 -2.5 17.839.196 2. Bu taksimatlar tamamen siyasî maksatları gözönünde tutmuştur. Tatar MSSC: Şimal Türkleri.8 3.Tatarlar gibi değişik adlarla bilinen Tatarların kendi adlarını taşıyan bu cumhuriyet İdil boyunda yerleşmiş olup 64. Çuvaş Başkurt Karakalpak Yakut Kumuk Kırım Tatarı Uygur Mesnet Türkü Tuvah Gagauz Karaçay Balkar Hakas Nogay Altay Şor Karaim Kınmçak 12.5 123.65) RSFSC'de kalanların ise yani 1.7 25. Diğer 10. En düşük artış ise dü ve dinî inanç bakımından diğer Türk topluluklarına hayü uzak olan Çuvaşlar'da görülmektedir.3 33.62 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK YE EKONOMİK YAPI 63 SSCBDEKİ TÜRK BOYLARI VE NÜFUSLARI Türk Boyunun Adı 1979 Özbek Kazak Azeri Tatar Türkmen Kırgız .6 28.n&179 131.418 132.3 11.1 4. Geçe»» 9 yıllık dönemde (1970-79) olduğu gibi bu seferki dönemde de (1979-89) büyük Türk boylan arasında en hız* nüfus artışı Özbekler'de olmuştur.588 Tatariar'm ancak % 25.3 19. Görüleceği üzere SBCB'ndeki 6.240 8.7* 24.137.442 5. bu da kuvvetle muhtemeldir.645.1 15.6 16. Gürcü.2 10.000 km^lik Wr yüzölçümüne sahiptir. Alman gibi unsurlar teşkil eder.5 103. Diğer yandan Ruslar* İse ge- (*) Bu oranlar gerçek nüfus artışını ifade etmektedir.803 1559 49. Türk.455.8 5.140 88.6 13. 1979 genel nüfus sayımına göre ise Tatariar'm 5. Kazan Türkleri.1 33.771 81. Bu eği-Sm Türk ve müslüman nüfusta da sezilmekte ise de henüz kayda değer derecede değildir.612 92.477.625.215 Artış Oranı 1979 35. Zanntrnızca bu veriler de üç aşağı beş yukarı bugünkü demografik durum hakkında bir fikir wrecemksM 21.920) meydana getirirler. kûttürel. . Bu nüfusun ancak % 48'ini Tatarlar kendileri teşkil ederler ff .572 2. Bunlara her topluluğu ayn ayrı incelediğimizde teferruatıyla değineceğiz.9 18.099.297 2..462 423.0 31.011.9 - -mı 48. IdH-Ural bölgesi İdil boyu Türk Bulgar Devleti (VJS40V.1979 % 52.523.324 328.4 10.2'sini teşkH etmekledir.9 Toplam 1989 nüfus sayımının resmî verilerine göre SSCB'nirrtter 45 vatandaşından birinin Türk ve müslüman vatandaşı olduğu belirlendi. Fin kavimleri ve Ruslar'ın yaşadığı bir bölgedir.6 16.739 262.640).000 39. bugün Türk.7'ye düşmüştür.015 16.1 26. 3 Fm muhtar cumhuriyeti ve 10 idarî bölgeyi (oblast) içine almaktadır.272 210.35) SSCB'nin diğer cumhuriyetlerinde yaşadıkları görülüyordu 1989 nüfus sayımının mBteÖerin bölgelere göre dağıtanını belirten veriler henüz ilân edilmediği için bu dağılım» 1979 yılına göre neticelerini veriyoruz.657.8).0 1979-89 34.661 Nüfus 1989 " 16.5 10.0 7.564 71.334 70.452 303.255 282. yy) Altınordu Devletinin (X!ll-XV. 1979 yılında Slav nüfusu % 75*ter civarında iken 1989'da bu oran % 69.906. Türk boylarındaki nüfus artış oranlarındaki bu farklılıklar bölgesel.5 23.7)şehirlerde. Moldavyalı.4.8 19.000'i(% 71.0 24.4 34. % 44"ünü ise Ruslar (1.366 1.000'i(%28. Ruslar gelecek nüfus sayımında SSCB'ndeki mutlak çoğunluklarını kaybetmiş olacaklardır Genel olarak aldığımızda birkaç istisnanın dışında SSCB'nde tabîF nüfus artış ruzmm yavaşlamaya başladığı anlaşılmaktadır.978 6.164 156.998 1.033 3. 1.3 3.000'inin (%78. Idil-Ural Türkleri. Genel* nüfus 3568 000'dir.106 6.7 39.341 3.4 rtel nüfus içindeki oranının her nüfus sayımında azaldığı izlendi (1970 % 53.8 -26.027. tarihî ve ekonomik şartlara bağlı olmaktadır.1 "W ise Ermeni.689 166.7"f**ı tendi adiBhna teste edilen cumhuriyette yaşadıkları ve burada dahi mutlak çoğunluğa sahip olmadıktan anlaşılır.436 362.018 228. Bu gelişme aynı hızla devam ettiği taktirde ki.330 6.546 60.718.4 ve 1989 % 50.1 24.271 1. Bu bölge bugün RSFSCye da"'' olup 3 Türk muhtar cumhuriyeti.0 24.751.yy) ve bunların varisi Kazan Hanlığı (1437-1552ynin sahasını kaplamakta olup.776 59.000'i (% 21.228 1. ütvanyalı.569.556.360.5 23.791.686.T12. Diğer müslüman topluluklarla Törk soyluların toplam nüfusu ise 57.530.0 7.317 16.2* 24.0 32.185.074 66.5 6.449.878 6.7 21.369 206.

yani Tatarlar'ın yoğunluk derecesi göz önünde tutularak sınırları belirlenecek bir Cumhuriyette yukarıda adı geçen Ulyanovsk ülkesine komşu olan Penza ile Kuybişev ülkesine komşu SaratoVun TatarTtüfusu da dahil edildiği takdirde bu Cumhuriyetteki Tatarlar'ın sayısı 3.2 2.350 90.645.605 219.347 . Çelyabinsk... Bu durumda adı geçen Idil-Ural Devleti sınırlarına Başkurtlar'la Tatarlar'ın müştereken bulundukları (Başkurt MSSC.577'e yükselecekti. Kuybişev ve Kirov ülkeleri katılsa idi Tatarlar'ın toplam sayısı 3..205 1. gerek başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerinde bulunan % 75'lik Tatar nüfusu adına da milli kültürü yaşatma gibi zor bir görevi yüklenmiş bulunmaktadır.731.367.504'e ulaşmış olacaktı. .688 2.726 44...5 0. ortak bir Tatar. Şöyte ki. İşte bu % 25'lik nüfusa sahip Tatar MSSC'i gerek kendine sınırdaş bölgelerde yaşayan.680 1. yani büyük bir çoğunluğu kendi Cumhuriyetlerinin sınırları teinde yaşama şansına ve bunun sağladığı imkânlardan faydalanma imkânına kavuşmuş olacaklardı.529 72. o zaman bu yöre Türkleri'nin (Çuvaşlar hariç) toplam sayısı 4.1 1.460 2. 1. çok az bir şive farkı ile aynı dili konuşan aynı kültür ve edebiyatın varisi Tatar ve Başkurtları. .446 99. 157.5 2. Perm Orenburg. Ulyanovsk.837 10.Başkurt Cumhuriyeti kurulduğu halde ise bugünkü Başkurdıstan'ın komşusu ve Tatarlar'ın yoğun bulunduğu Çelyabinsk.7 engel olmayan. 69 birbirlerinden kopardılar.542 10..8 0. Sverdlovsk.000'HK nüfusun dağılımı ise aşağıdaki gibidir: Cumhuriyetin Adı Özbekistan i Kazakistan I Tacikistan Kırgızistan l Tükmenistan Azerbaycan Ukrayna i Belorusya* .018 40.744 179.9 1.031 3.6 0. Bunun gerçekleşmesi için başta herhangi bir tabii (*) Bundan sonrakiler 1970'e göre.871. bugünkü Tatar MSSCne sınırdaş olan Tatarları'n yoğun olduğu Başkurt.859 135.6 3.. Bir adım daha ileri gidilerek. Orenburg.141 40. Udmurt.6 0.43.432 31.460 79. Kurgan ve Kuybişev ülkeleri) yöreler ve bu yörelerin yerli halkı olan Türkler ortak bir çatı altında toplanmış olacaklardı.360.640 940.3 0.9 0.000 Tataristan Muhtar Cumhuriyeti kurulurken Tatarlar'ın yoğun şekilde yaşadıkları havaliler bu yeni Cumhuriyetin sınırları için katılsaydı mutlaka değişik bir nüfus oranı ite karşılaşacaktık.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI . Böylece RSFSC'deki Tatarlar'ın % 78.7 15.. Fakat bugünkü gerçek şudur ki SSCB'nin 15 ittifak Cumhuriyetinin en büyüğü dan (RSFSC) Rusya Federasyonuna daha Tatar MSSCS toplam Tatar halkının ancak % ^*ni içine alan yüzölçümü yönünden de...051.7 3. Utvanya ! Letonya Estonya Moldovya Diğer Toplanı Nüfus (1979) 648. Çuvaş Muhtar ■Cumhuriyetleri.948 Oran (%) 100 78.36'i RSFSC'rtin dışındaki cumhuriyetlerde bulunmaktadır..853'e ulaşacaktı.■■ •• TATARLARIN BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIMI (1979) Bölge SSCB Genel RSFSC Tatar MSSC Başkurt MSSC Udmurt MSSC Mari MSSC Mordva MSSC Çuvaş MSSC Komi MSSC Yakut MSSC Orenburg Oblast Ulyanovsk Oblast Kuybişev Oblast Çelyabinsk Oblast Sverdlovsk Oblast Perm Oblast Kirov Oblast Penza Oblast Saratov Oblast Nüfus 6. Sverdlovsk ve Perm ülkeleri de bu ortak Cumhuriyete katılacağından Tatar nüfusu 3. .360.. Fakat bir takım siyasî kaygılarla asırlar boyunca birlikte yaşayan.712.764 813.236 47.613.573 17.384 134.7 0.588 5. teorimizi geliştirir ve 1917 yıllarında gerek milliyetçiler daha sonıa yerli Bolşevikler tarafından plânlanan Idil-Ural Devleti veya Tatar Başkurt Cumhuriyeti kurulabilse idi. Yukarıda da belirtiğimiz üzere 1979 verilerine göre Tatarların % 21. SSCB'ndeki başka Türk Cumhuriyetleri ile mukayese edildiğinde hukuken de ikinci-üçüncü plâna atılmış bir kuruluş manzarasını arz etmektedir....Mari. Bolşevikler bununla da yetinmeyip bilhassa Tatarlar'ı değişik ufak Cumhuriyet ve idarî bölgelerde bölünmüş bir vaziyette bırakarak onları parçalamayı yeğlediler.980 151...6 m.767 103.8 1.900 78.917 45.010.0 2.765 37.922 1.

3 RSFSR'da Tatar va Başkurt cumhuriyetlerinin dışında Tatar ve Başkurt toplulukların yoğun olduğu bölgelerde son zamanlarda iki topluluğun ortak kültürel dernekler kurmaya başlamaları.7 0. Kalanları ise aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere komşu muhtar cumhuriyet ve bölgelerde bulunmaktadırlar. Gene de Çuvaşlar'ia Tatarlar'ın birlikte yaşadıkları bölgelerde bir nevi ortaklıklar tesis edilmiştir. 1.452 1.000'i (% 63.000'dir (1987). 1989 nüfus sayımının neticelerine göre 1. Bunun dışında Moskova'na! Tatarlar'a kendi cumhuriyetlerinde çalışma izni vermemesi bir hayli aydının başka bölgelerde yerleşmesine yol açtı. İhtilâle müteakip patlak veren iç savaş ve bunun getirdiği açlık (19201i yıllar) bir kıamTatar'ı tekrar ülkesini terke mecburettf. diğer bir kısmı da çarların sürgün politikalarını maruz bırakıldı.b yerlerde oldukça büyük Tatar azınlıklarına rastlamaktayız.979 21.800 $. Kazan Hanltğı'nın varisi olan Tatarlar Ruslar'ın eline düşen ilk Türk ülkesi olmuştu (1552). (*) Bundan sonraki rakamlar 1970 nüfus sayımına göre. Diğer yandan ise ekofiomik yönden kalkınmış olan bir hayli yeni fabrikalar tesis edilen bu bölgenin işçi ihtiyacı ise dönmek arzusunu belirten Tatarlar yerine cumhuriyet dışından getirilen Ruslarla karşılanmaktadır.682 48. Bunları diğer Türk topluluklarından ayıran en mühim özellik V Türkçesi denilen bir Tüt k dilini kullanmaları ve Türklerin ekseriyetinden ayrı bir inanca (hıristi-yanltfc ve putperestlik) sahip olmalarıdır.95) şehirli.672 3.2'si (936.752 43.462 Başkurt mevcuttur. Nüfus (Demografi) s Başkurdistan'ın sunî bir kuruluş olduğu Cumhuriyetteki nüfus dağıtışından da anlaşılmaktadır.344)'ünü teşkil eden Çuvaşlarte birlikte. 1979 nüfus sayımına göre.449. Sibirya'da (başlıca Tümen'de takriben 140.404. 1917 ihtilâli ise başka bir göç dalgasını başlattı. 143. çoğunluğu.844.Bundan sonra 1937"de başlayan Stalin terörü de çok kişiyi îdîMJral'dan başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerine kaçmaya mecbur etti.280) ancak % 24. O dönemde tur kısmı düşmandan kurtulmak için ülkesini terketmişse. Rustan'n oram İse % 40. Dolayısıyla ihtilâl öncesinde de diğer Müslüman-Türk topluluklarının genel toplantılarına katılmamışlar. .5 (40. Dağılışları ise aşağıdaki gibidir: BAŞKURTLAR'DA BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIŞI (1971} Bölge Genel (SSCB) RSFSC Başkurt MSSC Çelyabinsk oblastı Perm oblastı Orenburg oblastı Sverdlovsk oblastı Kurgan oblastı Kuybişev oblastı* Kemerov oblastı Kazak SSC Özbek SSC Tacik SSC UkrainSSC Kırgız SSC Nüfus 1. yüzyıllarda ise İdil-Ural bölgesinde kalanların bir kısmı ülkedeki ekonomik şartların elverişli olmaması ve rejimin baskıları sebebiyle Rusya'nın başka bölgelerinde geleceklerini aramaya başladılar.442 20.3'ü teşkil etmektedirler. Bu nüfusun 2.893)'e ulaşmıştır. Başkurtlar kendi Cumhuriyetinde Idîl-Urallı diğer Türk boylanyla yani Cumhuriyet nüfusunun % 24. Başkurtlar başlıca kendi Cumhuriyetlerinde ve ona komşu olan ülkelerde yaşamaktadırlar. Cumhuriyet nüfusunun (3. Bugün dahi bilhassa Özbekistan'da azınlıklar aleyhine başlatılan kampanyalar sebebiyle.7 1.2 9. Neticede başta Özbekistan ve Kazakistan Cumhuriyetleri olmak üzere.290.371.66 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI «7 Yukarıdaki tablolar incelendiğinde SSCB'nde Tatarlar'ın bulunmadığı bölgelerin yok denecek kadar az olduğu anlaşılır.448yni teşkil eden Tatarlar ve % 3. Başkurt MSSC: Başkurdistan İdil-Ural bölgesindeki ikinci mühim Türk muhtar cumhuriyetidir.0) köylüdür.1 RSFSR'da ve % 68.250 Oran(%) 100 94.839. genel Başkurt nüfusunun % 68. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'nde 1.401. Moskova'da (takriben 200 bin). XIX ve XX.3 1.842 3.664 5.000) v.5 0.7 3. 1979 verilerine göre ise bunların % 94.5 3.3 (1.600 km2'lık yüzölçümüne sahip olan cumhuriyetin genel nüfusu 3.3 0.888) kendi Cumhuriyetinde yaşamasına rağmen.2'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır.4 0.000 (% 36.228e ulaşmış olan Çuvaşlar'm ancak % 50'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır.1 68. (% 52) sağlamaktadırlar. ülkelerine dönmek arzusunu belirtenlere Tataristan'da oturma ve çalışma müsaadesi verilmemektedir.895.269 30. Bunun sebepleri kısaca şöyle izah edilebilir.761 4.880 133.051 17.1 ZA 1.547.3 0.994 935. ileride bu iki Türk soylu topluluğu birlikte mütalâa etme ihtimalini dogurmaktadfft Çuvaş MSSC: İdil-Ural bölgesindeki üçüncü Türk topluluğunu Çuvaşlar teşkil eder.2 (122. Türk dünyasından bir şekilde izole edilmişlerdir.

404.000 (% 36.893)'e ulaşmıştır. Bugün dahi bilhassa Özbekistan'da azınlıklar aleyhine başlatılan kampanyalar sebebiyle.682 48.1 2.3 0.b yerlerde oldukça büyük Tatar azınlıklarına rastlamaktayız. Başkurtlar kendi Cumhuriyetinde Idil-Urallı diğer Türk boylarıyla yani Cumhuriyet nüfusunun % 24.844. Cumhuriyet nüfusunun (3. . Bunları diğer Türk topluluklarından ayıran en mühim özellik V Türkçesi denilen bir Türk dilini kullanmalar! ve Türklerin ekseriyetinden ayrı bir inanca (hıristi-yanlık ve putperestlik) sahip olmalarıdır. 1.452 1. 1989 nüfus sayımının neticelerine göre 1 839.OOO'i (% 63. Kalanları ise aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere komşu muhtar cumhuriyet ve bölgelerde bulunmaktadırlar.280) ancak % 24. (% 52) sağlamaktadırlar.888) kendi Cumhuriyetinde yaşamasına rağmen. ülkelerine dönmek arzusunu belirtenlere Tataristan'da oturma ve çalışma müsaadesi verilmemektedir.4 0. rVürus (Demografi) s Başkurdistan'ın sunî bir kuruluş olduğu Cumhuriyetteki nüfus dağılışından da anlaşılmaktadır.2'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır.600 km2'lık yüzölçümüne sahip olan cumhuriyetin genel nüfusu 3.3 (1. Çuvaş MSSC: İdil-Ural bölgesindeki üçüncü Türk topluluğunu Çuvaşlar teşkil eder. çoğunluğu.250 RSFSR'da Tatar va Başkurt cumhuriyetlerinin dışında Tatar ve Başkurt toplulukların yoğun olduğu bölgelerde son zamanlarda iki topluluğun ortak kültürel dernekler kurmaya başlamaları.228'e ulaşmış olan Çuvaşlar'ın ancak % 50'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır. Bundan sonra 1937'de başlayan Stalin terörü de çok kişiyi Idit-Urardan başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerine kaçmaya mecbur etti. 143.1 1.842 ■as»'-'3.442 20. diğer bir kısmı da çarların sürgün politikaların» maruz bırakıldı. Diğer yandan ise ekonomik yönden kalkınmış olan bir hayli yeni fabrikalar tesis edilen bu bölgenin işçi ihtiyacı ise dönmek arzusunu belirten Tatarlar yerine cumhuriyet dışından getirilen Ruslar'la karşılanmaktadır.000) v.5 (40.994 935. Başkurt MSSC: Başkurdistan (dil-Ural bölgesindeki ikinci mühim Türk muhtar cumhuriyetidir. 1979 nüfus sayımına göre. yüzyıllarda ise İdil-Ural bölgesinde kalanların bir kısmı ülkedeki ekonomik şartların elverişli olmaması ve rejimin baskıları sebebiyle Rusya'nın başka bölgelerinde geleceklerini aramaya başladılar. XIX ve XX. Başkurtlar başlıca kendi Cumhuriyetlerinde ve ona komşu olan ülkelerde yaşamaktadırlar. Bu nüfusun 2.95) şehirli.7 -_5'.1 RSFSR'da ve % 68. Dağılışları ise aşağıdaki gibidir: BAŞKURTLAR'DA BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIŞI (1979) Bölge Genel (SSCB) RSFSC Başkurt MSSC Çetyabinsk oblastı Perm oblastı Orenburg oblastı Sverdlovsk oblastı Kurgan oblastı Kuybişev oblastı* Kemerov oblastı Kazak SSC Özbek SSC Tacik SSC UkratnSSC Kırgız SSC Nüfus 1.66 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI________________i____________________________ «T Yukarıdaki tablolar incelendiğinde SSCB'nde Tatarlar'ın bulunmadığı bölgelerin yok denecek kadar az olduğu anlaşılır. Dolayısıyla ihtilâl öncesinde de diğer Müslûman-Türk topluluklarının genel toplantılarına katılmamışlar.2 (122. Bunun dışında Moskova'nın Tatarlar'a kendi cumhuriyetlerinde çalışma izni vermemesi bir hayli aydının başka bölgelerde yerleşmesine yol açtı.752 43. Sibirya'da (başlıca Tümen'de takriben 140. ileride bu iki Türk soylu topluluğu birlikte mütalâa etme ihtimalini doğurmaktadır.547.761 4. 3.1917 ihtilâli ise başka bir göç dalgasını başlattı.449.895.2si (935.5 TJ3 1.3 i$M 0% 5.880 133. 1979 verilerine göre ise bunların % 94.462 Başkurt mevcuttur.051 Oranı» 100 94.446J'ni teşkil eden Tatarlar ve % 3.3 0.2 9. O dönemde bir kısmı düşmandan kurtulmak için öfkesini terketmişse. İhtilâle müteakip patlak veren iç savaş ve bunun getirdiği açfck{1820'1i yıllar) bir Kısım Tatar'ı tekrar ülkesini terke mecbur etti.344)'ünü teşkil eden Çuvaşiar*la birlikte.800 3. Neticede başta Özbekistan ve Kazakistan Cumhuriyetten olmak üzere. Moskova'da (takriben 200 bin).000'dir (1987).7 1. Rusları'noranı ise % 40. (*) Bundan sonraki rakamlar 1970 nüfus sayımına göre.290. Gene de Çuvaşlar'la Tatarlar'm birlikte yaşadıktan bölgelerde bir nevi ortaklıklar tesis edilmiştir. genel Başkurt nüfusunun % 68.269 30.3'ü teşkil etmektedirler. Bunun sebepleri kısaca şöyle izah edilebilir.7 0. Türk dünyasından bir şekilde izole edilmişlerdir.491.979 21. Kazan Hanlığı'nın varisi olan Tatarlar Ruslar'ın eline düşen ilk Türk ülkesi olmuştu (1552).371.1 68.0) köylüdür. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'nde 1.

323 11.774. İdil-Urai bölgesindeki Ruslara geldiğimizde "ise onların bu bölgede büyük bir çoğunluğa sahip oldukları anlaşılmaktadır. İdil-Ural bölgesinin çok asırlar öncesi Ruslar'ın eline geçmesi neticesinde.7.847 887.212 338.254'e ulaşması anlamına gelir. Dinin yasaklanması ve dindarlara yapılan baskılar neticesinde eski ahlakî anlayışlar değişmiş.250 1. Bu durum zihinlerde sorular doğurmaktadır. Idil-Ural'da Türkler arasında nüfus artış hızının düşük olması çok değişik faktörlere bağlıdır.bunun üstüne eklenen sosyal ve ekonomik yetersizlikler de evliliklerin çabuk bozulmasına. ekonomik.468.756 92. İDİL.230.7 8. Buna göre Idil-Ural'daki Türk soyluların nüfusu 8.~Çuvaşlar'da ise "S5. Kısacası bu ve buna benzer sebepler. buraya çok sayıda Rus yerleşmiş ve yerli halKyehîrml sahipleri ile evini paylaşmak dorumunda katmıştır (Bölgenin Rus kesafeti hakkında aşağıda bilgi vereceğiz).URAL BÖLGESİNDEKİ OBLASTLARDA RUSLAR (1979) Oblast'ın Adı Kuybişev Saratov Orenburg Penza Ulyanovsk Perm Toplam Nüfus 2.6) çıktığı düşünülürse bu nüfus artış hızlarının çok düşük olduğu anlaşılır.523 591. Fin kavimlerinin de meskûn olduğu İdil-Ural bölgesinde Tatar.893 1.6 1. Her üç Türk topluluğunda (Tatarlar'ın biraz yüksek olmasına rağmen) nüfus artış hızının genel Sovyet ortalamasının (%9) altında ve tek Tatarlar'da Rus nüfus artış hızının (%5. bazı sınırlar onların lehine çizilmiştir). geleneklerin daha iyi muhafaza edildiği ve Ruslar'ın sayısının düşük olduğu Türk yörelerindeki gibi bir nüfus artışına sahip olmasını engellemiştir.3î>9.222 Yukarıdaki hesaba göre kabaca aldığımızda Idil-Ural bölgesindeki Ruslar'ın toplam sayısının 16.337 Nüfus oranı (%) 100 96.394 31.4 7.497 19.Bu Rus nüfus baskısı yerli halka oldukça büyük bir güvensizlik aşılamıştır.150 334.397 28.565 22. Idil-Ural'da Orta Asya'da ve Azerbaycan'da henüz şehirleşme oranının SSCB'nin batı bölgelerindeki gibi yüksek olmadığı. bölgenin endüstriyelleştirilmesi şehirleşme oranının çok yükselmesine sebep olmuş ve geleneksel çok üyeli büyük ailelerin sayısı oldukça azalmıştır.561 5.088 8.1 bölgedeki Rus çoğunluğunun ve merkezin yürüttüğü Ruslaştırma politikasının neticesi de geleceğinden emin olmayan topluluklara büyük aile kurmayı engeleyici psikolojik faktörler olarak ortaya çıkmıştır.482 2. Karakalpaklar'da % 39.516.512. Ayrıca bölge(*) Kemerovsk ob. .738 147.0 6. bu da ailenin yapısını bozmaya sebep olmuştur.6) biraz üstünde olduğu görülür. Bu durum aşağıdaki tabloda daha açık görülecektir.8 1.689.6 5. 1979 yılındaki yüzdelerin değişmediğini kabul ederek 1989 yılı için hesap yaptığımızda Idil-Ural bölgesindeki Tatarlar 5.761.547. Şehirleşmeden sonra ortaya çıkan konut sorunu.3 1.0 1.344 115. Çuvaşlar 1.822 1. ve Krasnoyarsk Krayına ait rakamlar 1970 yılına aittir. İDİL-URAL BÖLGESİNDEKİ MUHTAR CUMHURİYETLERDE RUSLAR (1979) Muhtar Cumhuriyetin Adı Başkurt MSSC Tatar MSSC Udmurt MSSC Komi MSSC Mordva MSSC Çuvaş MSSC Mari MSSC Toplam Âğ 1 Nüfus 1. Başkurt ve Çuvaşlar'ın çoğunluğu yaşamaktadır.943 olarak tespit edilebilir.3 1. Bilhasa bolşevik ihtilâlinden sonra geleneklerin bozulmasına. şehirlerde çocuk yetiştirmenin maddî ve manevî zorlukları aileleri daha plânlı çocuk sahibi olmaya yöneltmiştir.363. kültürel ve sosyal şartların yarattığı psikolojik durum bu gelişmeyi etkilemektedir. Konuyu biraz açarsak şunları söylemek mümkündür.S 50. Bu bölgedeki siyasî.093.270 629.632 Rus.4 0.920.587. Bu rakamlardan da görüleceği üzere Ruslar bu yörede mutlak çoğunluğa sahiptirler (Ancak her bölgede olmayıp.252 2.68 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 69 1979 NÜFUS SAYIMINA GÖRE ÇUVAŞLAR Bölge adı Genel RSFSC Çuvaş MSSC Tatar MSSC Mari MSSC Başkurt MSSC Kuybişev oblast Ulyanovsk oblast Kemerovsk oblast* Krasyonarak kray* Orenburg oblast Saratov oblast Tümen Nüfus "1VJ5Î.306.827.854'ü biraz aşmış olması gerekir.550 ve Başkurtlar 1.508.087 122.816 17. Diğer Türk boylarında ise bu oranın % 25-30'lara hatta daha yukarılar (msl.0 olmuştur. Buna göre son on yılda (1979-1989) Tatarlar'da bu oran %7A Başkurtlar'da % 5. 1989 yılı nüfus sayımının neticeleri incelendiğinde Idil-Ural'daki Türk boylarındaki nüfus artış hızının her boy için değişik olduğu izlenir.093 948.023 870.366 1.

Zaten Başkurtlar'la ilgili hane incelendiği zaman bunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Dikkat edHdiği takdirde Başkurtlar'da 1970-1979 yılları arasındaki tabiî nüfus artış oran» % 10. Alman (50. Gagauzlar: Deliorman Türkleri. Bu durumda daha önceden nüfus kayıtlarında belirtilmeyen Kınm Tatarları'nın (Kazan) iftarlar hanesinde kaydedildiğini göstermektedir.Dolayısıyla biz Kınm Türkleri liderlerinin iddia ettikleri yüksek rakamlar! gerçeğe daha yakın buluyoruz. iki sayı arasındaki fark ise 132. Ruslar'a oranla takriben % 50'lik bir toplam nüfusa sahiptirler.4 Başkurtlar'* ise % î.6 iken. Kalmuklar.Resmî istatistik veriler incelendiğinde bilhassa Talar ve Başkurtter'ın nüfus artışı ie ilgili bilgiler bazı açıklamalara muhtaçtır.000'in esas sürgün yeri olan Özbekistan'a ulaştıkları tahmin edilmektedir.7).961 326.7). Bu rakama 750. bu nevî zorlukları göze alabilenlerin bîr topluluktaki oranı yüksek olması gerektir. Rus nüfus artışındaki hızlı düşüş ve Türkler'de uyanmaya başlayan milfî şuur er veya geç bu bölgedeki Ruslar'ın Idil-Ural'ı terkine sebep olacaktır diyebilir*© . Şimdi Sovyetler Birliğinde değişen siyasî şartlarda insanlar esas mensup oldukları milletleri korkmadan ifade etme cesaretini gösterebilmişlerdir.000 civarında bulunan Kınm Tatarları'nın 125.. Karaim ve Kırımçaklar'dır.800 bini* diğer mHIÎ topkriuMart-da kattığımızda 17 milyonluk bir Rus nüfusu karşısında 12 milyonluk bir gayr-ı Rus nüfus söz konusudur. 1985'ten sonra Sovyetler Birliği'nde baskının nisbeten azalması ve değiş* topluluklarda miff şuurun güçlenmesi neticesinde önceden kendini başka bir millete mensup gibi gösterenlerin bu sefer esas müyetlerini seçmeleridir.127'lik toplam nüfusa kavuşmaktadırlar.468. Çünkü uzun mücadalelerden sona 75.317.739'dur. Kırım Tatarları Mayıs 1944'te topyekûn sürgüne yollanmış. Bütün mesele şimdiye kadar kendini Başkurt diye gösterenler bu sefer milliyet hanesine Tatar olarak kayıtlanın yaptırmışlardır.000 civarında Kıran Tatarlarının tekrar Kırım'a dönüp yerleşmesi de bu resmi olarak belirtilen 268. Bu yüksek oraftın ortaya çıkmasında esas sebep. 1989 nüfus sayımı istatistiklerinde .873 tan'da yaşayan Tatarlar ya iş yerlerini muhafaza kaygusu veya istatistik memurlarının işgüzarlığı sebebiyle Başkurt diye kaydedile geliyortartaK Neticede «eTatarlar'm nüfus artış hızı % 7. bir-birine benzer bu iki Türk topluluğunun tabiî nüfus artışı yakın olmalıdır. son dönemde (1979-1989) bu oran izahı çok güç gibi btr düşüş göstermiştir (5. Böyle bir tahmin oldukça da gerçekçidir. Böylece Türk boylan ile Fin-Ugor boyları 11. Onları diğer Türkler'den ayıran husus Çuvaşlar gibi hristiyan inancında olmalarıdır. Ancak bazı 1 milyon gibi rakamlara katılmıyoruz. Bunların sayısı aşağıdaki gibidir. Adı Nüfusu (1979) Mordva Udmurt Marl Komi Toplam 1.468 idi. SSCB'nin Avrupa Bölümündeki Türk Boylan: Türklerin Sovyetler Birliği'nde yaşadığı bölgelerin dışında herhangi idarî bölgeye adlan verilmemiş olan Türk toplulukları Sibirya'nın dışında Avrupa Rusyası'nda da mevcutturlar. Kırım Tatarları. dünya savaşında büyük talihsizlik ve haksızlığa uğrayan topluluklar arasında Kırım Tatarları'nın özel bir durumu vardır.136olarak verilmiştir ki bundan önceki 1979 istatistiklerinde bu rakam 6.3 olmuş iken 1979 He 1989 yılları arasındaki son on yfflık dönemde 7. gayr-ı Türklerden ise Almanlar. kalanları Gagauz. bu sürgün neticesinde halkın takriben % 50'si hayatını kaybetti. Ayrıca çoğunluğu Özbekistan'da yaşayan Kınm Tatarları'nın resmî yollarla Kırım'a dönmeleri çok zor olduğundan bir hayli insan gayr-ı resmî bir şekilde Kırım'a dönmüş bulunmaktadır ki. Kazak (200. ne de büyük bir nüfus kaybına uğrayacak bir felakete uğramışlardır.815.000' in hayli üstünde bir rakama ulaştıkları kabul edilebilir.000 sayısının çok üstünde olduğunu gösterir mahiyettedir.254 olan bu Türkler.Asltnda her iki rakamda gerçekleri ifade etmekte olup. ve bunlarla birlikte bazı küçük azınlıklar sürgüne yollanmışlardı. Kısacası Türkler'in yoğun olduğu bölgelerde Rus köylerinin boşalmaya başlamış olması. Aslında son 10 yılda Başkurtların ne tabiatları değişmiştir. bu da gerçek değildir. Karaçay-Malkartar (Balkar) ve Meshet (Ahıska) Türkleri.516(1989) 713.696 621.70 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI Ti Idif-Ural bölgesinde Ruslar'dan sonra en büyük topluluğu yukarıda da ifade ettiğimiz üzere değişik üç Türk boyu meydana getirir.00 kadar).21* bir artış gösterilmiştir.153.4 gibi bir orana yükselmiş olarak ifade edilmesidir. millet mensupları da bulunmaktadır. Gelecek nüfus sayımında hâla çekindikleri için gerçeği ifade etmeyenlerin de katılması beklenebilir. Sürgünden sonra haklarında 1989'a kadar hiç bir istatistiki bilgi verilmemiş olan Kırım Tatarları'nın sayısı bugün resmî verilere göre 268. Çeçenler ve Inguşfar.185. Dolayısıyla hâlâ millî benliklerini saklayanların olduğunu da düşünerek Kırım Tatarları'nın sayısının 300. Büyük bir kısmı Romanya'dan ilhak Bunların dışında yarım milyon kadar Ukraynalı.272'dir krbuTta Kırım Tatarları'nın İ379 yılr için belirtilen nüfuslarının tıpa-tıp aynısıdır.700 2. Bilindiği üzere savaş yıllarında Almanlarla işbirliği yaptıkları veya başka gerekçelerle Türk boylarından Kırım Tatarları. Aslında da bu pek gerçeği yansıtmamaktadır. Görüleceği üzere nüfusla ilgili Sovyet istatistikleri incelenilirken çok değiş* faktörlerin de göz önünde tutulması gerekmekte ve tabii ki bu durum bu istatistiklere güveni sarsmaktadır. Çünkü her iki oran karşılaştırdığı tekdîrtieTatertar'da son on yılda çocuk doğum oranın nerdey-se % 70 arttığını gösterirdi ki.00 kadar) v. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus ta bu bölgede Ruslar ve Türklerin dışında esas halkı teşkil eden Fin-Ugor kavimlerinin de bulunduğudur. Bu aslında tabu nüfus artışını göstermemekte olup. bundan önceki nüfus sayımlarında şahısların kendilerini başka bir millete mensup oldukların» belirtmelerinden kaynaklandığı kolayca anlaşılmaktadır.b. Bilhassa Başkurdis- . Asparuh Bulgarları da denilen Gagauzlar Anadolu Türkçesine çok yakın bir dil konuşurlar.284. Sürgün esnasında takriben 250.TaJaâar nanesinde dikkati çeken ikinci husus ise 1970 ile 1979 yılları arasında 9 yıllık dönemde tabii nüfus artışı % 4. Aynı istatistiklerde Kınm Tatarları'nın 1979 nüfusu 132. 1989 nüfus sayımının geçici verilerine göreTatariaffm fff^yjü i^inûfusu 6.272 olarak kaydedilmiş ve bu on yıllık sürede % 105. 2.7 şekilde kayıtlara geçmiş oldu. Toplam sayılan 8. Meshet Türkleri için aynı inanılmaz oranda bir artış gösterilmiştir (%o123. Bunların en büyüğü hiç şüphesiz Kırım Tatarları olup.

Güney Azerbaycan'dakîleri Iran bahsinde inceleyeceğimizden. Iran ve Osmanlı Devleti bu mücadeleyi sürdürmüştü. Karaçay. güneyde Iran Azerbaycan'ı. Karaimler: Karaylar olarak ta bilinen bu çok eski Türk topluluğu Yahudiliğin bir mezhebine inanmaktadırlar. Polonya ve israil'de de mevcuttur.106 Oran (%) 88.979 255. Çok büyük çatışmalar ve Sovyet ordusunun müdahalesine sebep olan Dağlık Karabağ bölgesi ise Azerbaycan SSC içinde. Kabarda. Azerbaycan SSC: SSCB'nin 15 birlik (ittifak) cumhuriyetinden biri olan Azerbaycan'ın yüzölçümü 86. Hâla çıbanbaşı olma hususiyetini muhafaza etmektedir.803 nüfusa sahiptirler. 1987'de genel nüfus 1. Bu bölgedeki Ruslar-'ın nüfus yoğunluğuna geldiğimizde durum aşağıdaki tablodaki gibidir.548 17. birbirlerinden hayli ayrılık gösterenlerin bir kısmı hıristiyan inancına sahipken. İlhanlı ve Selçuklu devletlerinin hakimiyet mücadelesine sahne olmuştur.000 ve yüzölçümü 50.000'dir (1987) ve bu nüfusun ezici çoğunluğunu (250.300 km.1 0.Çerkez Muhtar Oblastı. Nogay.207 136.054. Tsahur ve Agul'lar yaşar. batıda Azerbaycan'a bağlı Nahçevan MSSC'ni kama gibi kesen Ermeni SSCy*uzeyde Dağıstpn "MSSC ve Güroü SSC ile komşudur. Zaten böyle bir birleşmeye henüz hiç bir siyasi imkân gözükmemektedir.600 km2'dir. Laks. Bu yönü ile diğer Türittoplulukfem arasında Türkiye'ye kendini en yakın hissedenler Sovyetler Birliğindeki Azeriler'dir. dir. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'deki Azerilerin toplam nüfusu 6. .4 0.791. komşu iran'daki (Güney Azerbaycan). Kuzey-Osetin MSSC. Ancak her iki topluluk arasındaki oldukça belirgin kültür farklılığını da belirtmede yarar vardır. Kuzey Kafkasya: Kafkasya'nın Kafkasya. Burada Dağıstan halkları diye bilinen Avar.ötesi bölgesi başlıca Azeri. Inguş. Ermeni ve Gürcüler tarafından paylaşılırken. Bölgenin adı Azerbaycan SSC Gürcistan SSC RSFSR Kazak SSC Özbek SSC Türkmen SSC Ukrain SSC Kırgız SSC . 1989 Sovyet nüfus istatistik verilerine göre 2.811. Lezgin. Osetin. büyük çoğunluğu müslümandır.bazı verilere göre 15-16 milyonluk Azerilerle birleşebildikleri takdirde 22-25 milyonluk güçlü bir nüfus meydana getirebileceklerdir. Kırgız ve Kazaklar'dan sonra altıncı sırayı alırlar. Tabasaran. 1989 nüfus verilerine göre SSCB'de 197. Türk kavimlerinden Hun.3 0. Bundan sonra bu bölge Altın Ordu. kabarda-Balkar MSSC.3 Toplam Azerbaycan SSG'nirtyözölçümü 86 600 km olup.3 1. Bu bölgede 30'un üstünde değişik millet ve halklar yaşar. bu kısımda ancak SSCB vatandaşları olan Azeriler'den bahsedeceğiz. Ermenistan'la hiçbir sının olmayan. Kırımçaklar: Karaimler gibi Yahudi inancında bulunan bu topluluk bazılarına göre Türkleşmiş Yahudiler'dir.000 nüfusu olan cumhuriyetin % 9Ö'nını Azeriler kendileri teşkil eder.72 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 73 edilen Moldovya SSC'nde yaşarlar.779 23. Ukrayna. Bu hızlı nüfus artışı sayesinde Azeriler son 20 yılda Türk boyları arasında beşinci sıradan üçüncü sıraya yükselmişlerdir. Azeriler ancak Sovyet veya Kuzey Azerbaycan'da mevcut olmayıp çok sayıda Azeri tran hakimiyeti altındaki Güney Azerbaycan' ve Türkiye'nin doğu ürerinde de mevcutturlar.345 59. Hazar devleti ise burada güçlü bir siyasî birlik oluşturmuştu. Karaimler'in bir kısmı Kırım'da diğerleri Litvanya. 1979 ile 1989 yılları arasında % 24. Hazar.7 2. Özbek. t987 verilerine göre 6. Çeçen-lnguş MSSC ve Dağıstan MSSC adlı idarî-siyasî bölgeler tesis edilerek hepsi RSFSR'e bağlanmıştır. SSCBYrin hiç bir Türk adını taşıyan cumhuriyetinde bu kadar yüksek Türk oram yoktur. fakat Ermenilerin çoğunlukta olduğu ufak bir bölgedir. Bölgenin nüfusça da ve idarî-siyasi yapıca da en büyüğünü Dağıstan MSSC'İ teşkil eder.678 152.164 Gagauz mevcuttur. 1970'lerde 6 bin civarında olan bu nüfus her geçen yıl düşüş göstermektedir. Toplam nüfusu 180.768. Buranın Çadır. Azerbaycan hem coğrafî-stratejik hem de bu nüfus Özelliği Re diğer Türk topluluklarından oldukça ayrılır. Dargin. Sovyetler Birliğinin dışında kuzey doğu Bulgaristan ve Dobruca'da bulunurlar. bu toplulukları bağlayıcı mühim faktördür. Abhaz ve Çerkezler bulunmaktadır. Türkmen. SSCB'deki 7 milyonluk Azeriler.914 6.421 73. Dil ve küttür yönünden ortaklık olmamakta birlikte İslâm dini. Her ne kadar bu istatistiklerde cumhuriyetlerdeki nüfuslara göre dağılım hakkında bilgi verilmemekle birlikte bundan önceki nüfus sayımlarının ilân edilmiş verilerine ve göç gibi diğer gelişmeleri (Dağlık Karabağ olaylarından sonra Ermenistan'daki Azerilerin Azerbaycan'a Azerbaycan'daki Ermeniler'in büyük kısmının Ermenistan'a sığınması) de göz önünde tutarak yaptığımız tahminler aşağıdaki gibidir. Lungsk. Diğer cumhuriyetler Adı Geçen Bölgedeki Nüfus 6. Daha sonraları Rusya.0'lük bir nüfus artışına ulaşan Azeriler SSCB'de nüfusları hızla artan Türk toplulukları arasında Karakalpak.235 17. Ancak Sovyet Azerbaycanı'nda dinî şuurdan ziyade millî şuurun güçlü olduğunu kaydetmemiz gerekir. Nüfusları 1.2 idi. Rutul. Burada başta Azeriler olmak üzere çeşitli Türk boyları yaşar.000) Azeriler teşkil eder. Bu bölge tarih boyunca kavimlerin göçüne sahip olmuş. bu yanı ile onlar Iran din? geleneklerine daha yakındırlar. Kumuk. Azerbaycan'ın bir parçası olan Nahçevan Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne geldiğimizde onun genel nüfusu 278. Avar.000 olup % 75'ini Ermeniler'in teşkil ettiği zannedilmektedir. Kuzey Kafkasya bir milletler mozayiği manzarası arz eder.106'ya ulaşmıştı.791.559'duKîKAFKASYA BÖLGESİ: Sovyetler Birliği'ndeki Türk soyluların yoğun olduğu ikinci bölgeyi Kafkasya adı verilen Kuzey Kafkasya ve Kafkasya ötesi yörelerinden meydana gelen bölge teşkil eder. Kuzey Kafkasya'nın diğer muhtar cumhuriyet ve bölgelerinde ise Çeçen.9 4. Bu bölgede Sovyet hakimiyeti yerleştikten sonra ise Krasnodarsk ve Stavropolsk Kray'ları.8 1. Bulkanesta gibi bölgelerinde yoğundurlar. Peçenek ve Uzlar'ın hakimiyeti altında kalmıştır. Azeriler'i diğer Türk topluluklarından ayıran bir husus ta onların ekseriyetinin (%70) islamiyet'in şiî mezhebinde olması teşkil eder ki. Sasaniler ve Araplar da bu bölge için mücadele etmişlerdir.

Kazaklar'ın % 80"! kendi oumtariyetlerirft» sınırlan İçinde yerleşmiş olmaianha rağmen ülke nüfusunun mutlak çoğunluğuna sahip değillerdin . 15 bin civarında diye tahmin edilmektedir.089 2. % 90'ı Dağıstan MSSC'de (253.y. Bu bölgedeki. Baksan. Kızılyurt. dil ve kültürü paylaştıklarından çeşitli sürtüşmeler içinde olan diğer Kafkas halkları arasında bir potansiyele sahip oldukları söylenebilir.000 5. Karaçaylar: Aynı özelliği gösteren ve aynı yazı dilini kullanan Karaçaylar her yerde Balkarlar'la (Malkar) birlikte belirtilirse de idarî'yönden Karaçay-Çerkez Muhtar Oblastına dahil edilmişlerdir.778. Nüfusları bilinmemektedir.5 mâlisinden fazla bt yüzölçümüne sahip olmasına rağmen nüfusu bu oranda düşüktür ve 1987'de 16.474 234. Karakalpak. Kazakistan. Malkar (Balkar).7 32i) 32.152. Azeri ve Uygur gibi sonradan yerleşen Türk toplulukları).768. Karaçay. Kaytak ve başkent Mohaçkale çevresinde yaşarlar.000 732.W TftpırnrfteıvAim ırtrAnı DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI---------------------------------------------------------------T» Bölgenin «di Dağıstan MSSC Kabarda-BalkarMSSC Kuzey Osetin MSSC Ceçen-lnguş MSSC Krasnodar Kray Stavropol Kray Karaçay-Çerkez MOb Toplam Bölge Genel Nüfusu (1987) 1.140 88.000 2. Daha önceleri. Kafkasya Türkmeni ve Kundurlar'ı görürüz.2 82. ihtilâlin ilk yıllarında.0 Boyun adı Kumuk Karaçay Balkar Nogay Türkmen Azeri Toplam Nüfusu 282.771 75. Kuban nehri yakınlarında Uçkalan.000'in üzerindedir. Türkmenistan ve Tacikistan)'i içine aldığından Çin hakimiyeti altındaki Uygur ve Kazaklar Doğu Türkistan tapirini tercih etmişlerdir. Yahudi ve Dungan gibi yabancı kavimler ve yerli Tacikter yaşamaktadır.564 15. Ancak bu durum 1924"te değiştirildi. y. Bugün aslı bu yöreden olan ve dış ülkelerde yaşayanlar arasında bu bölge için Türkistan tabiri kullanılma eğilimi mevcutsa da.244.000).000 70.y. Babayurt.4'ünü teşkil ederler.960) yaşar ve.000 12. Orta Asya tabiri de oldukça karmaşıktır. % 60 bu adı geçen yerde (93. SOVYET ORTA ASYASI VE KAZAKİSTAN: Türkistan diye de adlandırılan bu bölgenin SSCB'deki resmi adı Orta Asya ve Kazakistan'dır. Kırım Tatarı.653 Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere Ruslar ancak iki krayda çoğunluğa sahip olup. Kabarda-Balkar MSSC'de nüfus yoğunluğunda Kabarda ve Ruslar'dan sonra üçüncü sırayı alırlar (takriben 70.3 7$2 60. Türkistan adı bugün resmî olarak ancak Türkistan askerî bölgesinde kullanılmaktadır. Kundur ve Azeriler: Yukarıda sayılan Türk boylarının dıştnda ufak topluluklar mevcuttur. Buynak. AtaarvKoJeji.00 702. Dağıstan'daki Azerilerin sayısı ise 70 bin dolaylarındadır. Bu bölgede diğer halkların arasında Türkler'in de oldukça mühim bir yeri olduğu anlaşılmaktadır.159. Balkarlar: Karaçaylar'ın doğusundaki Çerek. Ayrıca Türkistan kavramı genelde SSCB'deki beş cumhuriyet (Özbekistan.178'dir. Kitleler halinde Hasanyurt. y. Cumhuriyet nüfusunun % 14.771 nüfusa sahiptirler. Bozkır ve diğerleri ise Türkistan genel valiliğine bölünmüştü) Türkistan MSSC ite Kırgız (Kazak) MSSC kurulmuştu.664 7. Bugün ise Kazakistan'ın dışındaki dört cumhuriyete Orta Asya cumhuriyetleri denilmektedir.000'kişlnin yaşadığı bir ülke görünümündedir. 1989 nüfus sayımına göre 88. Malki ve Terek civarında yoğundurlar. Kuzey Kafkasya'deki belli başlı Türk toplulukları olarak Kumuk. Kundurlar ise Nogaylar'a yakın bir Türk boyudur.032. Türkmen ve Özbek gibi yerli.692 336. Azeri.. Kafkasya Türkmenleri XVIII.564 nüfusa ulaşan Nogaylar Dağıstan MSSC ile Stavropolsk krayında yoğun haldedirler. Kırgız.853. Ayrıca ancak XIX. Çarlık Rusyası'ndan devralınan gelenekte (Çarlık döneminde Kazakistan. Kaykent.100 Oran(%) 10. Kuzey Kafkasya'da yani azınlıkların esas bölgelerinde % 25'lerin biraz üstünde oldukları anlaşılır.178 156. Çegem.'ın ikinci yarısında bu bölgeye hakim olan Ruslar'a karşı bütün Kafkas halklarının fazla muhabbetleri olmadığı gerçeği de bunların gelecekte bir nevi dayanışmaya başlayacakları ihtimalini de kuvvetlendirmektedir.000 1.044 4. Her iki yörede de nüfusu 25. Kısacası oldukça bir kavram karışıklığı meydana gelmektedir. Özbek ve Türkmen SSC'teri ite Tacik MSSC kuruldu.140 olup. Tatar.300 km2 olup Türkiye'nin neredeyse 3. Teberde ve Zelençuk mevkiilerinde yoğundurlar. f#2D'de ortadan kaldırılan Buhara ve Hive hanlıkları da bu Türkistan MSSC dahil edHdf.051.684) bölgede yaşar. Kazak SSC: SSCB'deki 15 birlik cumhuriyetinin RSFSC'den sonra ylteMçümü bakımından ikinci en büyük ülkesi Kazakistan 2. Kafkasya Türkmeni.000 Rus Nüfusu (1979) 189. Kırgızistan. ve 1989 nüfus sayımına göre 282.00 619. Kumuklar: Kuzey Kafkasya'daki en büyük Türk topluluğu Kumuklar'dır.000 367.550.137 200. İşte bu Orta Asya veya Türkistan diye adlandırılan bölgede başta değişik Türk boylan olmak üzere (Kazak.235. Fakat şu anda Kuzey Kafkasya çok karmaşık etnik bir manzara arz etmekte ve önceleri Kumukça olan anlaşma dili yerini Rusça'ya bırakmıştır. Rus. Ukrain ve Belorus gibi Slav toplulukları. Nogaylar: 1989 nüfus sayımına göre 75. Nogay.4 27. Özetlersek Kuzey Kafkasya'da çeşitli Türk boylarının genel nüfusu aşağıdaki gibidir Bu Türkler komşu Azerilerle aynı din.'da esas Tükmenler'den kopan bir topluluk olup. 1989 nüfus sayımına göre 156. Kazaklar'n bu isme pek rağbet etmedikleri izlenmektedir.

. Ancak bu nevi hak nüfus artışı bir-takım sosunları da beraberinde getirmektedir. Uygulanan pöiHika neticesinde Özbekistan'da köy ekonomisi giriştirilmiş ve bu ekonominin de %75*ni toprağa bağlı ekincilik (başta pamukçuluk) teşkil eder. bunlar 900.991 5.5 milyon civarında iken 1989'da bu rakkam 16. daha öncelerde Taciklerle olan sürtüşmelerin hepsi Özbeklerin çaresiz* içine düşerek.199 Uygur mevcuttu.000'e ulaşmıştır.000 (% 9.18 0. Çin Halk Cumhuriyetinin Singiang-Uygur Muhtar Bölgesinde (Doğu Türkistan) yaşayan 1 milyon civarındaki Kazak'tan ise ileride bahsedeceğiz..000 (% 7. Bunlar çeşitli dönemlerde Çin'den kaçarak buraya sığınmış olanlar ve onların çocuklarıdır.700. 1989 sovyet nüfus sayımının neticelerine göre SSCB'de de 262...15 0. Özbekler SSCB'deki en kalabalık Türk boyunu teşkil ederler ve büyük milletler arasında Tacikler'den sonra en süratle artan toplulukturlar. Kazakistan'a son Rus göçü 1960'lı yılların başında durmuştur.5 Uygur Türkleri : Uygurlar'ın esas vatanı Çin'in Singiang-Uygur Muhtar Bölgesi (Doğu Türkistan) olmasına rağmen.14 2. bugün bu yöndeki faaliyetler çok azalmıştır.2 1. Neticede son yıllarda (1989-1990) meydana gelen sosyal patlamalarda demografik gelişmenin ve ekonomik istikrarsızlığın büyük rolü olmuştur. Meshet Türkteri'ne ve Kırım Tatarları'na kanlı saldırılan.76 . 850.0 6.. .1 1.1) bu dengeyi kendi lehlerine bozabildiler. Amu-Derya ile Sır-Derya arasında çok verimli bir bölgede yerleşmiştir. Kazakistan'da gayr-ı Türk iki göçmen unsur daha mevcut olup. Son on yılda İse demografik tablo Kazaklar'ın lehine değişmeye yoz tutmuştur.6 ve 7 fertH ailelerin oranı %69. Özbekistan SSCB'nin 2/3 pamuğunu üretmektedir.5 0. Büyük ailelerin ekserisi de kırsal kesimde yaşamaktadır. Kazaklar'ın diğer büyük çoğunluğu 620. Özbeklerin ekseriyeti kendi cumhuriyetinde yaşar (%70) kalanlar ise komşu cumhuriyetlerde meskundurlar.0 0. eğitimdeki kifayetsizliklerin üzerine işsizlik sorunları da yükselmektedir.. Çin-Sovyet çatışması yıllarında bunlara özel bir ehemmiyet verilerek. Türkmenistan ve güneyde Afganistan ile komşudur.8 36. propoganda maksatları için kullanılmışlarsa da. Bazı Özbek gençlerini.240'a ulaşmıştır.686. bir 'günah keçisf aramaya başlarlar. Her 'iki dönem mukayese edildiğinde tabii nüfus artışının hızında son on yılda 'çok az bir düşüş kaydedilmişse de.. Özbeklerde diğer milletlere nazaran büyük aile tipinin oranı dâ hayli yüksektir. Kalanları ise Özbek SSC'nin Endican oblastında bulunmaktadır. her ne kadar pravokos-yon neticesinde olsa dahi. Aynı yılda Kazaklar cumhuriyet nüfusunun ancak % 36'sını teşkil ederken son on yılda gerçekleşen yüksek nüfus artışı sayesinde (% 24.5 olmuştu.684 5. kendi içlerinde bir takım problemler çıktığı zaman.. Son on yıldaki nüfus artışı (1979-1989) %34 olarak gerçekleşmiş. bundan önceki dönemde (1970-1979) %35. Kazakistan'da bu kadar yabancı nüfusun bulunması çarların ve ondan sonra da Sovyet yönetiminin politikası neticesidir.16 0. Aşağıdaki tablo daha iyi bir fikir verecektir: Yukarıdaki tablodan görüleceği üzere Kazaklar ancak diğer Türk toplulukları ile mutlak çoğunluğa ulaşma durumundadırlar. yüzölçümü 449.6 0..289 898 858 313 263 181 148 92 73 61 34 28 26 23 22 21 363 Yüzde(%) 100 40. Topluluklar.. Almanya'daki Türk düşmanlığı') Yukarıda da belirttiğimiz üzere 1989 nüfus sayımına göre SSCB'deki Özbekler'in toplam nüfusu 16.. Özbekler'in %60'tan fazlası da bu nevi kırsal kesimlerde yaşarlar.600 km2'dir.000 civarındaki Ukraynalılarla.2 iken Rus-lar'da bu oran ancak %11 idi.. 4879 yılında Ruslar ülkede hatta % 41'e ulaşan bir orana sahiptiler.4 0... Kırgızistan'ın Oş bölgesinde Özbek-Kırgız çatışması. Kırgızistan. Özbek SSC : Bu cumhuriyet Kazakistan.23 0. Kazakistan'ın diğer demografik bir özelliğini genel nüfusun % 39'unu göçmen Ruslar'ın teşkil etmesidir. Özbekler'in toplam nüfusu 1979 yılında 12.. Tacikistan. Kısacası ülkenin ekonomisi haikınm ihtiyacım temin edememek gibi bir problemle karşı karşıya kalmıştır. Bu politika diğer alanların ihmal edilmesine de yol açmıştır. Kısacası Kazaklar demografik yönden dinamik bir topluluk manzarası arz ederler ve sayılarının gelecek yıllarda da hızla artacağı söylenebilir.ıı TÜRK PpNYASI EL KİTABİ DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI TT 1979 YIUNA GÖRE KAZAKİSTAN SSC NÜFUS DAĞILIMI Nüfus (Bin olarak) Genel Rus Kazak Ukrain Alman Tatar Özbek Belorus Uygur Kore Azeri Polonyalı Mordva Yahudi Moldovyalı Çuvaş Dungan Başkurt Başka 14.1 2.19 0. Tabiiki bu hızlı nüfus artışında en mühim etken doğum oranının çok yüksek olmasıdır. Ancak Sovyetler Birliğindeki bütün Kazaklar'ın kendi cumhuriyetlerine yerleşmesi hafinde dahi Kazakistan nüfusunun ancak %50'sini teşkil edebileceklerdir.8 1. Bu hatta medenî diye bilinen topluluklar için de geçerlidir (İrsi.539). 1979 yılında Özbekter'de 5. . Konut yetersizliği... .9) RSFSC'de Ve diğer cumhuriyetlerde bulunurlar.000 civarında buralara sürülmüş olan Almanla/dır. bu gelişmelerin sorumlusu olarak yabancıları görme eğilimlerinden kaynaklandığı düşünülebilir. bu mühim denilecek kadar değildir. %70'i Kazakistan SSC'nde ve bu cumhuriyetin Atma Ata oblastı ile Taldı Kurgan Oblastlarında yaşamaktadırlar (183..5) komşu Özbekistan'da 520.

7 4.000 143.921'lik bir nüfusa.1 0.100 km2'lik bir sahayı kaplamasına rağmen ülkenin 4/5'ni Karakum çölü {350. Sovyetler Brliği'ndeki Türkmenlerin genel sayısı 1989'a göre 2. Son yıllarda her ne kadar Özbek aydınları Türkistan ve Türk birliği hakkında propoganda yürütmelerine rağmen Meshet (Ahıska) Türkleri'ne ve Kırım Tatarlarına karşı başlatılan kanlı saldırılar bu nevi bir birliği baltalamaktadır. Türmenier ve Hemşinler de bu guruba dahil edilerek sürülmüşlerdi. Türkmen SSC : SSCB'de Orta Asya cumhuriyetleri diye adlandırılan cumhurbyeterden biri de Türkmen SSC'skfir.2 2. Haklarında uzun yıllar bir şey yazılmamıştı.686.5 .240 14. Kısacası iki topluluk girift demografik bir manzara arz ederler. Kazaklar'a daha yakın bu Türk gurubu Karakalpak MSSC adlı Özbek SSC'ne bağlı bir cumhuriyete de sahiptirler.183. bir haylisi Özbekçeye tam hakkıyla vakıf Yahudi inancındaki halktır. 1926 nüfus sayımında 137.436'dır ve ekserisi Karakalpak cumhuriyetinde yaşar.000 92.4 3. Ancak asırlar boyu birlikte yaşayan bu topluluklar arasında bir hayli kültürel ortaklıklar olduğu.304 • 1.4 0.78 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 79 ÖZBEKLERİN DAĞILIMI (1989) Bölgenin adı Genel Özbek SSC Tacik SSC Kırgız SSC Kazak SSC Türkmen SSC Diğer bölgeler Nüfus 16.5 0. Kazak. herjki taraf bir-birlerini kendilerindeki azınlıkların (Özbek veya Tacik) nüfus verilerini tahrifle suçlamaktadır.000 60. Bunlar arasında Karakalpaklar'm ayrı bir statüsü mevcut olup. bk Joanu ise Türkiye'ye oatdî. aynı din ve mezhebe mensubiyet sebebiyle hayli evlilikler gerçekleştiği. Toplam sayıları 1989'a göre 423. Bunlar Buhara Yahudisi olarak ta bilinen asırlardan beri burada yaşayan.889) yani büyük ekseriyeti kendi cumhuriyetinde yaşarlar ve aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere Türkmen SSC'inin genel nüfusunun %75. Yukarıda da belirttiğimiz üzere Özbekler kendi cumhuriyetlerindeki genel nüfusun takriben %70'ni teşkil ederler.000 163. sahip olan Meshet veya Türkiye'deki ifadesi ile Ahıska Türkleri 1989da 207.059. Ukraynalılar ve Korelilerin dışında yabana unsurun olmadığı anlaşılır.038 100.8 0. aynı şekilde Kırım Tatarları arasında da vatan Kırım'a dönme hareketi başlamış ve 75 bin kadarı Özbekistan'ı terk etmiştir. Onları da müslüman Azeriler'den ayırmak hayli zordur.168.665. Özbekistan'daki Türk soyluları Ur arada mütalâa ettiğimiz tekdirde Özbekistan cumhuriyetinde %80'lik bir orana sahiptirler.384 Özbekistandaki Oranı (%) 70 8. Diğer Türk boyları ise Tatar ve Azeriler'dir. Kürtler.000 620.297 idi. Esas yerleşim merkezlerine döndükleri hakkında ise herhangi bir bilgi mevcut de-ğildir.7 0. Türkmenler Türk boyları arasında nüfusları en hızlı artan Özbekler'te aynı tabiî nüfus artış oranına (son on yılda %34) sahiptirler. Kırgız. Karakalpak.4 0. Gelişmelerden huzursuz olan diğer Türk boylarında da SSCB'nin başka bölgelerinde veya yurt dışına yerleşme temayülü artmıştır.422 Tacik Özbekistan sınırları içine yerleşmiştir.422 650.718.000 kadarını 1944'te bu bölgeye sürülen Kırım Tatarları teşkil eder.5 3. Meshet Türkleri : 1944'ten önce Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Acar MSSC'nda Meshet sıradağlarının bulunduğu bölgede yaşayan bü Türkler Stalin'in ufak halkları Sürgününden kurtulamayarak başlıca Özbekistan'a yerleştirilmişlerdi.000 95.332 350. Türkiye ve Suriye'de de Türkmen toplulukları mevcuttur. 1989 yılında Özbekistan'da kanlı saldırılara maruz kaldıktan sonra büyük bir kısmı Sovyetler Bırliği'nin çeşitli^erlerine dağıtıldı.538. Türkmen ve Yahudiler Türkistan yöresinin yerli halkıdır. Tatarlar'ı aslında iki gurupta mütalâa etmek gerekir. Tabii ki henüz Ruslar'a karşı açık düşmanlık emareleri ortaya çıkmamakla birlikte Ruslar da Özbekistan'ı terke başlamışlardır. Tacik.041 917. ilkini İdil boyu-Tatarları teşkil ediyorsa. 1944 sürgünü esnasında onların dışında Gürcistan ile Ermenistan'da yaşayan Meshet Türkleri.183. Sovyetler BHğrrin dışında Türkmen SSC'ne komşu Kuzey İran'da Horasan vilâyetinde ve aynı şekHde sınırdaş Afganistan'da. Meshet Türkleri'nin ekserisi Özbekistan'dan göç etmiştir.7 2.4 ise (2.00 km2) kaplandığından yerleşim merkezleri hayli azdır. 864.489 Genel Nüfusa Oran (%) 100 85 7 3. Buna benzer bir Yahudi topluluğu Azerbaycan'da mevcuttur.036 567.9 0.369'luk bir nüfusa erişmiş gibi gösterilmektedirler. Burada Yahudiler hakkında da kısa bir açıklamada yarar görüyoruz.000 113. Karapapahlar.6 Yukarıdaki tablo incelendiğinde bir milyonun üstündeki bir Özbek nüfusunun Tacikistan'da bulunduğu anlaşılmaktadır.3 100 Yukarıdaki tabloyu incelediğimizde Ruslar. Özbekistan'da yaşayan diğer topluluklar aşağıdaki gibidir: Milliyet Özbek Rus Tacik Tatar Kazak Karakalpak Koreli Kffgız Ukraynalı Türkmen Yahudi Azeri Toplam Nüfus 14.1 1.000 410. Özbeklerin bir haylisinin Farsçanın şivesi olan Tacikçe konuştukları gerçeği de göz önünde tutulmalıdır. Sovyetler Birliği'ndeM Türkmenlerin %93. 488. 200.000 19.304 1.658 864.

teşkil ederler: .

143.750. Tuvalılar'ın Karagas (Tofa) denilen bir boyu da bulunmaktadır. Oturdukları bölgeye Tannu-Tuva denir.0 17. Yakut MSSC : Burası SSCB'nin yüzölçümü bakımından en büyük muhtar cumhuriyeti olup. Sibîryada başlıca Yakutlar.332 109.000 Yakutistandaki Oranı (%) 41.6'ya çıkar.4 1.Ö.210 1.018 30.000 28.000 Kırgızistan'daki oranı (%) 54.326 11.370. 19874de cumhuriyetin nüfusu 1. anlaşılması hayli zordur.000 " 4. Bunun dışında Çin'de (Doğu Türkistan'da) ve Afganistan'da da Kırgızlar bulunmaktadır.4 3.202 km2) olmak üzere çeşitli göllerle çevrili dağlık bir bölge olan Kırgızistan'da yaşarlar.933 911.6 2.7 2.000 187.0 22.500 km2'dir.000 3.000 km^tfir.1 35.924 idi.5) başta dünyanın ikinci büyük krater gölü Issık Göl (6. Tuvahlar.7 0f7 0. İşim. Sovyetler Birliği'nin bu az nüfustu bölgesinde bazılarının adlan idarî-siyasî bölgelerde verilmiş bu Türk topluluklarına Altay Türkleri de dendiği binmektedir.103.3 4.0 1.293.057 72.043.3 0.000 317.0 13.889 350. II y.000 40.0 Tuva MSSC : Tuba adına Çin'in Su sülâlesinin (581-618) kayıtlarında rastlanmıştır. 1989 nüfus sayımına göre Sovyetler Biriiği'ndeki Tuvalılar'ın toplam sayısı 206. Irtiş.000 15. Ukraynalılar ve ikinci dünya harbinde sürdün edilen Almanlar sayılabilir. Yakutlar gibi Tuvalılar'da eski bir Türk dilini kullanırlar.043. Kırgız SSC nüfus dağılımı ise aşağıdaki gibidir: KIRGIZ SSC'NDE NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Kırgız Rus Özbek Ukraynah Alman Talar Uygur Kazak Dungan Tacik Toplam Nüfus 2. SİBİRYA BÖLGESİ: Urai dağlarının doğusundaki Tobol.000 25. Kırgız SSC: Çin kayıtlarında M. Kullandıktan dile Soyonca veya Uranhayca'da denilirdi. Fakat 1990 yılında Oş yöresinde Kırgızlarla Özbekler arasında meydana gelen kanlı çatışmalar Türk boylarının sosyal ve ekonomik nedenler.0 Toplam Türkmenistan'daki tek yabancı unsur olarak Ruslar görülür. Kırgızistan'da yabancı unsurlar olarak işe %22'lik oranda başta Ruslar olmak üzere.324 101. Altaylılar git» değişik adtaki Türk soyluların toplam nüfusları 1 milyona dahi ulaşmaz ve yaşadıkları bölge yerleşime fazla elverişli olmamakla birlikte.000 15. yani menfaat çatışmaları dolayısıyla asgari müştereklerde de anlaşamadıklarını göstermektedir.588 368.60 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI M TÜRKMEN SSC'NDE NÜFUS DAĞILIM (1989) Milliyet Türkmen RU6 Özbek Kazak Tatar Azeri Nüfus 2.538. İki topluluk arasında kışkırtmaların olaylara yol açtığı bir gerçektir. Rus (%42). 3. çok büyük yeraltı zenginliklerine sahip olması bakımından mühim bir bölgedir.9 100.876 46. Yakutların genel nüfusu işe 1989'da ancak 382. Obi Irmaklarını içine alarak Altay dağlarına kadar uzanan bu bölgede de çeşitli Türk topluluklarına rastlamaktayız.3 Görüleceği üzere geçen dokuz yıllık dönemde (1970-1979) Kırgızlar cumhuriyetlerinde mutlak çoğunluğa sahip değilierken şimdi buna ulaşmışlardır. Oiğer Türk boyları ile birlikte Türkmenistan'daki Türk soyluların oran» %89.4 9. Türkmenlerin %65'i kırsal kesimde yaşamakta olup başkent Aşkabad'da Türkmenler ancak %40'Iık bir orana sahiptirler. Hakaslar. Bu durum aşağıdaki tabloda daha açık görülür: YAKUT MSSC'NDE NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Rus Yakut Ukrain Tatar Diğer Toplam Nüfus 429.000 idi.000 100. Kırgızlar diğer Türk soylularla birlikte %70'in üstünde bir orana kavuştukları gözükmektedir.1 0.5 kendi cumhuriyetlerinde yaşamasına rağmen mutlaK çoğunluğa ulaşamamışlardır. Tuva MSSC 1. Ukraynalı ve Ermeniler ise mutlak çoğunluğu ellerinde tutarlar.4 1. %98'i kendi cumhuriyetlerinde yaşar. Batı Sibirya Tatarları.y'da adlarına rastlanan en eski Türk boylarından biri olan Kırgızlar'ın ekseriyeti (% 88.703 567.6 100. Fakat topluluklarda bu nevi bir psikolojinin gelişmesinde Sovyet mitîî politikasının büyük tesiri de unutulmamalıdır.255 idi ve bunların %96. Sovyetler Biriiği'ndeki Kırgızlar'ın kalan kısmı komşu Özbekistan ile Tacikistan'da mevcuttur.6 0. Tuva MSSC nin nüfus dağılımı ise aşağıdaki gibidir: .000 Türkmenistan'daki Oranı ?$5 10.

428 nüfusa sahip olan diğer bir Türk boyu Hakas'lar Krasnoyarks Kray'a bağlı Hakas Muhtar Oblastında yaşarlar. Tomsk ve Baraba'da fazlaca sayıda olan ve Kazan Tatarları ile yakın akrabalığı olan bu Tatarlar. 1982 nüfus sayımının resmî verilerine göre Çin rtalk Cumhuriyeti'nde Han diye.193 1. Özetlersek Sibirya bölgesinde aşağıdaki Türk boylan mevcuttur: Topluluk adı Yakut Tuvali Sibirya Tatarı Sibirya Buharaİısı Hakas Altay Dolgan Toplam Nüfus (1989) 382.1 26. Tümen. dağınık ve Ruslar'm arasında yaşamaktadırlar.000 81. Buna Dolganlar'ın kendilerine Saha. Krasnoyarsk Krayına bağlı Taymır (Dolgan-Nenets) muhtar okluğunda bulanan Dolganlar ise takriben 5 binlik bir nüfusa sahiptirler. Ancak 1 milyon civarındaki bu topluluklar yaşamaya elverişli olmayan.428 71. Salar. Ancak bunların genel Tatar nüfusu içinde kayde-dilip-edilmediği meçhuldür.3*ü (936. 1964-1982 yılları arasında %68.7'ye (67.ederler.785 77.882.5'a ulaşmaktadır. Ancak son nüfus sayımlarında artık adlarına rastlanmamaktadır. Kazak.703. Kırgız. Bu bölgede Sibirya Buharalıları denilen bir Türk topluluğu daha mevcut olup. yanî Yakut demeleri de sebep olabilir.317 5.400 km2'dir. Hakaslar ise ancak %12'lik bir oranla 60 binin biraz üzerindedirier.064.254) teşkil ediyorlardı. Tobolsk. ÇİN HALK CUMHURİYETİ: Dünyanın en büyük nüfusuna sahip dan Çin Halk Cumhuriyeti'nde de (3982 rşsmî istatistik bilgilerine göre 1. 25-30 bin civarındadırlar.2'lik tabiî bîr nüfus artışı olduğunu kolayca tahmin edebiliriz. Baraba Tatarları gibi). Tümen'de zengin petrol yataklarının bulunması buraya çok sayıda yabancıların (Rus) gelmesine de yol açtığını kaydetmekte yarar vardır. 1949'da Mao'raa* iktidara gelmesiyle Çin'de sosyalist bîr sistem yürürlüğe girmiştir.906 13.031.824) azınlıklar ise %6. Bunlar sırasıyla Uygur.793 2.255 206. Altaylılar ise kendi bölgelerinde 50 binden fazla bir nüfusla genel nüfusun %30'nu teşkil .233. Hakas Muhtar Oblastı: 1989 nüfus sayımına göre 81.511) Türk soylular bulunmaktadır.549 17. Bunların içinde Türk soyluların nüfusu 7.0 Dağlık Altay Muhtar Oblastı: 1989 nüfus sayımına göre 71. Bu Türkler'in ekseriyeti de1955'de kurulan Sîncang-Uygur Muhtar Bölgesinde. Hakas Muhtar oblastı 64.088.826 olarak verilmiştir. bölgelerde.289 Kısacası Sibirya'nın muhtelif yerlerinde 350 bin civarında Sibirya Tatan'nın mevcut olduğu tahmin edilmektedir. Onların bölgesinde de Ruslar 110 binlik bir nüfusla %64'lük nüfus oranına sahiptirler.924 316.289 25.9 7.714 28.757 46.esas Çtnffler %93.000 Tuva'dakl Oranı (%) 70. Fakat bîr Haylisi mlB benliğini korumuştur.317% ufak bir nüfusa sahip olan Altaylılar'a eskiden Oyrot ta denirdi. Onların Kırgız ve Sagay adlı iki mühim kolu vardır. Kemerov oblastında yaşayan ufak bir Türk boyu Şorlar'ın genel nüfusu 1989'a göre 71. Ruslar 400 bine yaklaşan nüfusları ile bölgenin nerdeyse %80'lik oranını teşkil ederler.630 41. Bu hesaba göre azınlıklar arasında dahi Türkler'in oranı ancak % 10.170 nüfus artarak &470.996'ya ulaşmış olmalan gerekir.213 Batı Sibirya Tatarları: Obi ve ve Irtiş vadilerinde. Msl. bulunduktan şehir adıyla da anılırlardı (msl. Bu rakamları ve genelde kırsal kesimde yaşayan Türkler'deki yüksek nüfus artışım da göz önünde tutarsak son 9 yılda %34.372 64.9 15. adlandırılan.000 1.747 4. Buna göre Türkler'in 2^16.729 4.82 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI S3 TUVA MSSC'NİN NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Tuvali Rus Hakas Ukrain Diğer Toplam Nüfus 202. yani Doğu Türkistan'da .821 6.5 5. 1990 yılının Ağustos başlarında Tuvalılar'ın ülkedeki Ruşter1» kp* mak için faaliyetlere giriştikleri haberferi çıkmışta Çok ağır şartlarda olmalarına rağmen benliklerini muhafaza etmeye çalışırlar. Özbek ve Tatar gibi föıfe boylarına mensupturlar. Elimizde ancak 1979'a göre olan istatistiki bilgiler mevcuttur.793 316.500 289.4'lük bir artış oiduğu kaydedilmektedir. Bunlarda aşağıdaki gibidir: : SİBİRYA TATARLARININ NÜFUS DAĞILIMI Oblast'ın adı Tünen Omsk Novosibirsk Torrtsk Irkutsk Arhangelsk Çikitinsk Kemerov Magadan Toplam Nüfus 136.5 100.317'dir.

.yaşarlar.

2 6.986 * 35. Çin'in toplam yüzölçümünün altıda birini teşkil eder..6 0.710. Mançu. ia...09 0.7 43..9 0.957. Moğol. Bu bölgede yaşayan Türkleri nüfusları ise aşağıdaki gibidir.975 152. Bayangol Moğol Muhtar Eyaleti 5. Bu muhtar bölgede değişik azınlıkların adını içeren 5 muhtar eyalette bulunur.8 0.09 0.779 2. Bunları nüfuslarının yoğunluğuna göre Juang-Hui (Çin müslümanı).000'in üzerinde Uygur ise komşu SSCB'nde (Kazakistan ve Özbekistan) 100-150.2 0.9 45. Türkiye ve ABO gibi ülkelerde bulunmaktadırlar.503 4.681 idi.4 artmakta olduğunu ve genei nüfusun %50'literine yaklaştığını göstermektedir.000 km2 dır.. 1982 resmî istatistk verilerine göre Smcang Uygur Muhtar Böigesi'nin nüfusu 13.000.000 18..217.482.000 dolaylanndadır. Boro Tala Moğol Muhtar Eyaleti 3. SİNCANG UYGUR MUHTAR BÖLGESİNDEKİ NÜFUS(1990) Adı 1982 Nüfusu 1990 Tahmini Nüfusu (%) Oran(1982) 45. 200. Bouyei. .994.112 907.oei. . Yao. Pakistan.03 4. İşte bu milîî azınlıkların bazıları için kendi adlarını taşıyan bölgeler tesis edilmiştir Bu bölge Batı Avrupa kadar büyük bir yüzölçümüne sahip olup 1. Ülkenin kuzey kısmı Çun-garya ve güney kısmı Kaşkarya olarak bilinir. Suudi Arabistan. Ancak Uygur Muhtar Bölgesi ile ilgili nüfus tablosu btee ülkedeki Çin nüfusunun .68i .855 9. Yi.999 26 503 12..127 56.3 (%) Oran (1990) 48.9 0. Çang-Çi Hui Muhtar Eyaleti 4. Ktzılsu Kırgız Muhtar Eyaleti Doğu Türkistan esas halkım Uygurlar teşkil eder ve Uygurlar'ın %90-95'i kendi muhtar bölgelerinde yaşarlar.000 7.081.582 113. Kuzeyinde ise büyük Taklamakan çölü bulunur.184'e ulaştığı söytenebSir...567 16.000 kadarı da Afganistan. Tibetli. Uygur. Dong ve 6ai olarak sıralamak mümkündür.01 3. T İli Kazak Muhtar Eyaleti 2.....444 1. Yukarıdaki tablonun incelenmesinde Türklerin toplam nüfusunun 9.84 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 05 Sincang-Uygur Muhtar Bölgesi : Resmî verilere göre Çin Halk Cumhuriyetimde 56 milfi azınlık bulunmaktadır.751 Toplam .459. Miao.5 6.. Koreli..000 5.2 0. Eki böîgerm dışında yaşayan (Çrnghai veGansu eyaletleri) Salarlar ise îSSZöe 69. Her Çinfi Uygur Kazak ' Kîfgız îac& Özbek Taraf 6000.503 nüfusa saNp iken şimdi 75..000 63.

Bunun büyük bir kısmı Pakistan'a yerleşmiştir.000 1.ne kadar Türkler'de tabiî nüfus artışı yüksek ise de Türkler Uygur.1 0.440.7 Afganistan 1987 Oranı (%) 22 34 14 14 4 Puştun "Tacik Hazara Özbek Türkmen Nuristani Beluci Diğer 39 26 10 10 3 1 1 11 12 Afgan resrrîî şahıslarının ifadelerine göre ülkede bugün 12 milyon insan bulunmaktadır. Kazak vb diğerleriyle birlikte ancak %50'nin biraz üzerinde bir orana sahiptirler. AFGANİSTAN'IN ETNİK YAPISI Etnik Gurubun Adı 1978 Oranı (%) 1967 Göçmen Oranı(%) 84.080.640. Bu tahminlere savaşlar esnasında ölen 1.0 0.000 480. Ancak göçmenler arasında %85'iere varan oranı teşkil ettiklerinden şu anda genel nüfus oranında %2ö 'lere düşmüşlerdir. Ülke dışında 3-4 milyon Afgan mültecisinin olduğu tahmin edilmektedir.680. Aşağıdaki tablo bu konuya açıklık getirecektir.680.000 .000 Afganistan vatandaşının dahil edfildiği düşünülebilir. Kısacası Çinli göçmenlerin çok sayıda yerleştirilmesi neticesinde kısa bir gelecekte Doğu Türkistan'daki Türk boyları ülkelerinde azınlık durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıya-Ckrler.000 1. tahminen %40'lık bir orana sahipler. AFGANİSTAN : 10 yıl süreyle Sovyet işgaline maruz kalan 650.240. Yukarıdaki tabloyla bu rakkamın mukayesesinden şöyle bir sonuç çıkarabiliriz : Milletin Adı Tacik Puştun Hazara Özbek Türkmen Diğer Nüfus 4.000 2.5 milyon civarında tahmin etmektedirler.6 2.6 6. Sovyet işgali neticesinde Afgan halkının büyük bir çoğunluğu da canını komşu Pakistan ve İran'a sığınarak kurtarmıştır.5 1.0 1.5 3. Ancak araştırmacılar bu ülkenin nüfusunu 12 ifâ 15. Fakat gene de +/.000 1. 1979 öncesi Afganistan'da en büyük nüfusu Puştunlar teşkil etmekte olup.000 km2 lik Afganistan'ın demografik yapısı hakkında kesin neticeler çıkarmak hayli zordur.%15 hata ihtimali de dikkate alınmalıdır.

Dolayısıyla da "Bulgar milleti yaşlanmaktadır* gibi ilim adamlarının ikazlarına şahit olmaktayız. 1000 kişi de Avusturya'ya göçetmiştir. Taze Hurmata. Ancak 1978'den sonra bu yasağın kalkması neticesinde bazı neşriyat faaliyetleri başlamıştır. Belh. Karapapah. Bulgaristan'ın nüfusundaki bu olağandışı gelişmede çok kişinin ülkeyi terketmesinin de rolü vardır. İşte bu Türkmenler Araplar'la Kürtler arasında sıkışmış olup tarihî Musul-Bağdat yolu üzerinde yaşarlar.000 Bulgar vatandaşı illegal olarak İspanya'da çalışmaktadır. Kifri.000'in üzerindeki soydaşımız tekrar Bulgaristan'a dönmüştür.6'lık bir oy potansiyeli ile 400 kişilik parlementoya 23 milletvekili seçtirebilmişlerdir.000 dolayında tahmin ediliyor. Tuz Hurmata. Kuştepe.000 dolaylarında Türk vardı. Kerkük. Erdebil. Onlar benliklerini. Ayrıca genel nüfus içinde %6'lık bir orana sahip olan Roman (Çingene) halkının İslâm dinîne bağlı olan 180. Halhal.000'ün üzerinde diye tahmin edilmektedir. Iskeçe. Türk ise 150. Kazak ve Karakalpaklar da'dahildir. Tarık boylan Herat bölgesinde. 1956 resmî nüfus sayımına göre. Seimas. İran'ın kuzey doğusunda Türkmen Sovyet SSC'ye komşu bölgede ise Yomut. Maku.000 km2 yüzölçümüne sahip olan Iran İslâm Cumhuriyetinde nüfus 50 milyon civarında diye tahmin edilmekte olup. Onlar Kosova muhtar bölgesinin. Seripul. SURİYE: Türkiye'nin en uzun sınır komşusu Suriye'nin yüzölçümü 185. Mazarişerif ve Tûkurgan şehirlerinde yaşarlar. İran'daki Türk boyları arasında ikinci mühim topluluğu Kaşgaylar teşkil eder.7 olan yüksek nüfus artışıda nazarı ita-bara alınırsa Bulgaristan'daki Türk nüfusunun 2 milyona ulaştığını tahmin edebiliriz. Hanefî mezhebinden olmaları dolayısıyla Azeriler'e nisbeten daha iyi korumuşlardır. Karahan. Bu durumda onların nüfusunun 756. Bazı verilere göre. Özetlersek. Salur ve Sarık boylarından müteşekkil Türkmenler yaşar. 5000 kişi İsveç'e. Kızlarabad.000 km2 olup nüfusu17 milyonun üzerindedir. Bu Türkler genel olarak Batı Trakya bölgesinde Gümülcine. Maymana. Toplam nüfustan 120. Şahraban gibi şehir ve kasabalarda yaşarlar.469 tatar ve 14. Sırasıyla incelersek Özbekler Afganistan'daki en kalabalık Türk topluluğunu teşkil ederler. Bunların da nüfusu 500.804 km2 ve 1981'e göre 22.000 kişi Kanada'ya. Bunlar kopuk bir topluluk manzarası arzederler. Türkiye'de Kerkük Türkleri diye de bilinen bu Türkmenler rejimin çok şiddetli baskısı altındadırlar. Karadağlı vs gibi değişik adlara sahip Türk topluluktan mevcut olup toplam nüfusları 1 milyon civarındadır. Türkler'de ise %17. Güney İran'ın Fars eyaletinde yoğun halde bulunurlar. Kazaklar işe Hanabad bölgesine yerleşmişlerdi. Bugün de bu sayıyı muhafaza ettikleri tahmin edilebilir.5 ilâ 3 milyon arasındadır diye tahmin edebiliriz.000 dolaylarında olması gerekir. Kırgızlar ise Afgan Pamiri veya Vahan denilen yörede yaşarlardı ancak Sovyetler onları Vahan koridorundan uzaklaştırdılar. Tahran'ın Fars milliyetçiliğine dayanan küttür politikası Azeri neşriyatına imkân vermemiştir. 7. Akça.944 km2 yüzölçümü ve.000 dolaylarındadır.648. Bundan önceki Bulgar yönetiminin Türk ve diğer azınlıkları (ki bunlar arasında Türk asıllı Tatarlar da vardır) zorla Bulgarlaştırma siyasetinin etkileri henüz bilinmemekle beraber ufak yaştakilerin bu insanlıkdışt kampanyanın etkisi ite esas benliklerini kaybetmiş olmaları da muhtemeldir. Kengürlü. Hamse. Fakat eğitim eskisi gibi Farsça yapılmaktadır.000'in üzerinde olan Türkler Lazkiye ve çevresinde Halep. Fırat bu ülkenin can damarıdır. Son istatistik? verilere göre 1989 yılında Bulgaristan'ın nüfusu ancak 6. Kaçar.928 km2olup. Türkmenlerin Teke.000 nüfusa sahip olan bu ülke 6 birlik cumhuriyetinden müteşekkildir. Bu ise 1000 kişide 0.976.329 Türk olmak üzere toplam olarak 140.86 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI S7 Yukarıdaki diğerler hanesinde gösterilen rakamın içinde Türk boyları Kırgız. Bu son üçünün toplam nüfsunun 100.3S2. Ayrıca buna ilâveten 1974'te Bulgarlar'da %6. 105.000 kişi Doğu Almanya'ya. Konar-göçer bir hayat süren Kaşgaylar'ın nüfusu 500. Hama ve Humus'ta bulunurlar. Ayrıca Türkiye'ye resmî kanallarla (vize ile) girenlerin sayısı da 30.500 km2 yüzölüçümünde takriben 20 milyon nüfusa sahip olan Romanya'da üç Türk gurubuna rastlanır.000'e ulaşmış olması gerekir. Zengin bir petrol ülkesi olan Irak'taki Türkler Türkmen adıyla bilinmekle birlikte Azericenin bir şivesini konuşurlar. Bu rakamla birlikte Türkler'in sayısının 936. Özbekler Herat'ın dışında Balamurgap. Avrupa şurasının raporlarına göre 300. Merent. Göklen. Urmiye. Salur boyu Maymana ve Maruçak'ta. Bunlar Anadolu'dan gelip buralara yerleşenlerin torunları.000'e ulaşması gerekir. Azeriler'in büyük çoğunluğunun yaşadığı Güney Azerbaycan 107. IRAK: Dicle ve Fırat'ın hayat verdiği Irak'ın yüzölçümü 434. Son yılda 18.75'lik bir orana tekabül eder. YUGOSLAVYA SOSYALİST FEDERATİF CUMHURİYET: Yüzölçümü 225. 1971 nüfus sayımına göre 8. Kuzey Azerbaycantılar'dan ayıran belki de en mühim hususiyet ilklerinin çok güçlü Fars dili ve kültürünün tesiri altında kalmış olmaları teşkil eder. İran'daki Türk soyluların nüfusu 20 milyona ulaşmıştır diye tahmin etmekteyiz.000'e ulaşmıştır.000'e ulaşmıştır.000 Gagauz. Karakalpaklar ise dağınıktırlar. 1990 yılının Haziran ayında yapılan İlk serbest seçimlerinde 6. Yomut. Culfa. kendilerini Türk kabul etmektedirler. Güney Azerbaycanlıları. Buna göre Afganistan'daki toplam Türk nüfusu 2. bunun en düşük tahminle 16 en yüksek tahminle 18 milyonunu Azeriler teşkil eder. ve Dedeağaç vilâyetlerinde ve ayrıca Dimetoka ve Sofu'da ve bir miktar da Rodos'ta yaşarlar. Çoğunluğu Sırplar teşkil eder (%40). Türkler'in Bulgaristan'daki oranı %8.769. Şahseven. Soğukbulak gibi şehir ve kasabaları içine alır. KUZEY KİBRİS TÜRK CUMHURİYETİ İ Yüzölçümü 3335 km2 olan KKTC 15 Kasım 1983te ilân edilmişti. Yunus Peygamber. Priştine. Bu şekilde Yunan soykırımından kurtulan Türklerin nüfusu 200.000'i Tprkçe konuşmakta olup. YUNANİSTAN : 131.620 seçmen mevcut olup Türkler %6.000 kadar Bulgar Yunanistan'daki vize süreleri bitince ülkelerine dönmemişlerdir. Şıbırgan. 25. Meraga.000 nüfusa sahip olanlar Yunanistan'da Türkler çok ufak bir azınlığı teşkil eder.4'tür. BULGARİSTAN : 1878 Berlin Muahedesi neticesinde Osmanlı İmparatorluğumdan koparak kurulmuş olan Bulgaristan'ın yüzölçümü 110. Nüfusları 2 milyon olarak tahmin edilmektedir. Başlıca kuzeyden güneye doğru Telafer. Bunların dışında ise Afşar. Altınköprü.000 kişi artmıştır. 1989'da Türkiye'ye otan büyük göç dalgası neticesinde 150. Karatepe.000 km2lik bir sahayı kapsayan Tebriz. ROMANYA : 237. 20. Dakuk. Astara. Erbil. Kırım'dan Romanya'ya göç eden Tatarlar ve yerli Gagauzlar'dır.180 km2 olup. 9 milyon civarında bir nüfusa sahiptir. Dragaş ve Makedonya cumhuriyetinin . İRAN : 1. Sarık ve Çakra boyları Andhui ve başka yerlerde bulunurlar.000 civarındadırlar. Hoy. nüfusu 10 milyon civarındadır. Nüfusları 300.

Ancak çeşitli Türk toplulukları arasındaki soy birliğinin diğer ırklara nazaran çok güçlü olduğunu belirtmekte de yarar vardır. Türkter'i beş ana gurupta mütalâa etmek gerekir. ABD'de ayrıca ekserisi SSCB'nden (Rusya) göçetmiş olan Kırım Tatarı. Özbek. Türkiye ile diğer ülkelerdeki Türk toplulukları arasında bir aşıra yakındır herhangi bir kültürel mübadelenin olmaması da bu toplulukların birbirlerini tanımalarına.B. G INEY DOftU(Kaşkar) ÖZBEK UYGUR ÇUVAŞ ÇUVAŞ C ■ . Dünya Türkleri'ne Genel Bir Bakış: Dünyadaki çeşitli Türk topluluklarının kesin nüfuslarını belirlemek mümkün olmamakla birlikte eldeki mevcut kaynakların değerlendirilmesi sonucu yeryüzünde 145 milyonun üzerinde Türk'ün yaşadığını belirtebiliriz. Aralarında bir hayli öğretim üyesi. bu değişik Türk toplulukları arasında ayrıca bölgesel. Türkiye'nin dışındaki Türkler'in ekseriyeti işe tek parti sisteminin hüküm sürdüğü ülkelerde bulunmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz diğer ülkelerdeki Türkler'in toplam sayısını ise 250. Türkmen. Devar gibi şehirlerinde yaşarlar. Finlandiya. Bunlar arasında en büyük topluluğu ABD'de yaşayanlar teşkil eder. Buna rağmen güçlü dernek faaliyetleri ile Türkiye'nin meselelerini Amerika kamuoyuna yansıtmaya çalışırlar. Böylece Türk asıllılar dünyadaki belli başlı soylar arasında ilk sıraları alırlar. Avustralya. Her ne kadar aynı soydan gelseler de gerek dil. Bu gruplandırma daha ziyade hususiyetlerine bakılarak yapılmış olup. tıp doktoru. Bütün bu Türkler'in toplam sayısı 250. Kanada. ALTAY TATAR BAŞKURT KIRIM TATARI NOttAY KUMUK KARAÇAY BALKAR KAZAK KARAKALPAK KIRGIZ Araştırmamızın başında belirttiğimiz üzere bu Türkler Balkanlardan başlayarak Çin'in batısına kadar uzanan bir haylisi birbirinin devamı şeklinde olan coğrafî bölgelerde yaşarlar. Bitola.88 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 89 ÜskOp.000 diye tahmin ediyoruz. Suudi Arabistan gibi ülkelerde de ya Türkiye'den ya da başka Türk illerinden buralara göç etmiş ve yerleşmiş olanlar mevcuttur. Buradakilerin ekserisi New York ve California eyaletlerinde bulunurlar. Azeri ve Tatar toplulukları da mevcuttur. Türk topluluklarının esas yoğun bulunduğu bölgeler başta Türkiye olmak üzere SCB. Karaçay. Kırgız.Bu yüzden de mesela. Fakat oldukça dağınık bir manzara arzederler. YAKUT DOLGAN ŞOR • HAKAS TUVA KARAGAS KUZEY BATI (Ktpca k) \ GÜNEY BATI TÜRK (Ofrız) KUZEY DOĞU 1 TÜRKMEN AZERÎ ANADOLULU OAGAUZ V. Kısacası bu topluluklar arasında bir nevi kardeşlik bağı mevcut ise de bu şartlarda tek bir mütecanis Türk milletinden bahsetmek oldukça güçtür. Her ne kadar son siyasî gelişmeler bu ülkelerde de demokratikleşme törecini başlatmışsa da bu gelişmenin azınlık durumunda bulunan Türkler'e müsbet yönden etkisinin olacağını söylemek için vakit henüz erkendir. Balkan ülkeleri içinde kültürel yönden en rahat durumda bulunanları Yugoslavya Türkleri teşkil eder. sosyaîve politik menfaatler yönünden aralarında farklılıklar olduğu anlaşılmaktadır. mühendis başarılı iş adamları bulunan Türkler bu ülkede Türkiye'nin güzel bir imajını yaratırlar. Kazak. Çtettalk Cumhuriyeti ve İran'dır. kültürül ve siyasî farklılıklarnı bulunduğu da unutulmamalıdır. Balkan Türkleri gibi tabirler de kullanılmaktadır. Japonya. anlamalarına engel olmuştur.000 civarındadır. Gostiva. gerek düşünce ya-prsı ve gerekse ekonomik". DİĞER ÜLKELER : ABD. İşte totaliter rejimlerde yaşayan bu Türklerle demokrasi şartlarından yararlanan Türkler arasında siyasî davranış ve şuur yönünden de farkMtkfar olması gayet normaldir. bilmelerine.

N. A. Moskova 1980 Naselenlya SSSR 1987. sayı 1 (Kasım-Aralık 1987) Caferoğlu. Leningrad Oblast 2.Ryazan Oblast 9. 'The Pretiminary Ruselts of China's 1982 Census. Aird.. 16-18. Çağdaş TOrk Dünyası. Hong Kong 1984. Komi MSSC 3. Uygur Türkleri. M£ Simonov. 1982 Naselenlya SSSR. *Resulıs of the National Elections".1990) s. 1. Tula Oblast 11. T. Bulgaristan'da TOrk Varlığı. Central Aslan Survey. İstanbul 1978. Gaşgaylar.E. SSCB aşağıdaki 20 ekonomik bölgeye ayrılır: KUZEY BÖLGESİ LKarel MSSC 2. "Güney Azerbaycan ve Iran Türkleri". Yuroslav Oblast KUZEY-BATI BÖLGESİ 1.Smolensk Oblast 10.200 km2). Alptekin. Murmansk Oblast MERKEZİ BÖLGE 1. Dolayısıyla onlarında belli bir ekonomik potansiyele sahip olduklarını düşünebiliriz. İstanbul 1988 2. MordvaMSSC . Baku 1988. 1970 goda IV. sayı 26 (Haziran 29.BRYATSK BÖLGESİ LMariMSSC 2. Ankara 1985 Batı Trakya'nın Şasi. 1990-1994. 3.Ekonomi Türkiye dışındaki Törkler'in bûyök çoğunluğu SSCB'de bulunmaktadır. $' The Gypsies: A Re-Emerging Minority". Moskova 1984 Devlet. Lipets Oblast 5. . J.Katinin oblast 5.90 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 91 BİBLİYOGAFYA Altıncı Baş Yıllık Kalkınma Planı. Moskova 1988. sayı 6(1980). 4551 Ibrahimov. Narodnoo Hozyaystvo SSSR 1922-1982. N.402. Stailstlacfce* Jahrbueh §988 tür die Bundesrepubllk Deutshcland. ÇİSHMinost 1 Sostav Nasalanlya SSSR. Türk Dünyası Araştırmaları. I. Moskova 1989 Nifcoiaev. Pskov Oblast MERKEZÎ KARA TOPRAK BÖLGESİ 1. s. sayı 3(19 Ocak 1990) s. 12-16. Begorod Oblast 2. İstanbul 1989 * ayn. Yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ve endüstriyel kapasitesiyle de dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alır. 1111-1120 Canubi Azerbaycan Tarihi Meşaleleri. II. Sârenski.613-614. Londra 1988. Voronej Oblast 3. sayı 1(16 Ocak 1984) . İst Sheey. TDEK.s. Ankara 1989. Moskova 1973. Novgorod Oblast 3. tacutental Papers Series: sayı 6. Lubin. Baku 1989.Bryansk Oblast 2.Vladimir oblast. Demography and Society".S. Report on USSR. BakO 1985. *Ethnic Müslim Account tor Half of Soviet Population Increase". II.s.Moskova Oblast 7. Report on Eastern Europe. A. Cenubî Azerbaycan Tarihinin Oçerkl (1828-1917).Orlov Oblast 8. "Dış Türklerde Büyük Nüfus Artist'.Kostroma Oblast 6. Po Dannıın Vsesoyuznoy Pereplsl Naselenlya 1979 goda. M. Labour and Natlonallty in Sovlet Central Asla. SSCB yüzölçümü yönünden dünyanın en büyük ülkesidir (22. Po Dannım. Kursk Oblast 4. War. Moskova. Statlçeskly Sbomlk.* Mghanıstan 1978-1987. Arhangelsk Oblast 4.Ivanov Oblast 4." Tha Chlna Quartaly (Aralık 1983) 8. Voiogodsk Oblast 5. Vsesoyuznoy Pereplsl Nasele-niya 1979 Goda. Report on Eastern Europe.Yücel. E. sayı 21 (25 Mayıs 1990). VViesbaden 1984 YOM iktisadi Raeor-1968. arif. 'Age Dist ribution of China's Population' Baljing Rewlew. Tambov Oblast İDİL. 7. itogi Vsesoyuznoy Preplsl Naselenlya. Natslonabıyl Naselenlya.

Özbek SSC 2. Kamçatka Obtast 6. Penza Obiast 4. Vohnsk Obiast 3. Habarovsk Kray KAFKASYA-ÖTESİ BÖLGESİ ORTA ASYA BÖLGESİ 1. Citinsk Obiast 1. Çei^abinsk Obiast DÖNETS-PRİONEPROVSK BÖLGESİ 1 Varoş&ovgrad Obiast 2. Altay Kray 2. Karasnodarsk Kray 6. Perm Obtast 6 Sverdîovsk Obiast 7. Tuva MSSC 3. Hmelnctek Obiast 11. Kırım Obiast 2. Odessa Obiast KUZEY KAFKASYA BÖLGESİ 4. Lvov Obiast 8. Kaliningrad Obtast DOĞU SİBİRYA LBuryatMSSC 2. Rovensk Obtast 9. Nikolaevk Obiast 3.TaîarMSSC 3 Astrahan MSSC 4 VoJgograd MSSC 1. Omsk Obtast 5. Amur Obiast 5. Kazakistan SSC 4.DnepropetrovsK Obiast 3. Saıatov Obiast 8 Utyanov Obiast URAL BÖLGESİ V Başfcurt MSSC 2 UdrmırtMSSC 3. Gürcü SSC 2. İvano-Frankovsk Obtast 6. Gorkov Obiast -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPİ 93 GÜNEY BÖLGESİ BALTIK BOYU BÖLGESİ LLetonyaSSC 2. Litvanya SSC 3. Çeçen-lnguş MSSC 5. Herson Obiast BATI SİBİRYA BÖLGESİ 5. Azerbaycan SSC 3. Hitomirsk Obiast 4. Çemovftsk Obiast 4 Zaporoje Oolasî 5 Kirovograd Obiast 6. Stavropol Kray 7. Ternopolsk Obtast: 10. Ermeni SSC 1. Irkutsk Obtast 5. PrimorKray 3. Tacik SSC 4. Belorusya SSC 7. Zakarpat Obiast 13. Dağıstan MSSC 2. Kabarda-Balkar MSSC 3. Kîıov Obiast İDİL BOYU BÖLGESİ t. Kuybişev Obiast 6. Krasnoyarsk Kray 4. Novosibirsk Obiast 4. Kırgız SSC 3. EstonyaSSC 4. Kiev Obiast 7.m■ 3 Çuvaş MSSC 4. Kurgan Obiast 4 Öfenburg Obtast 5. Sahalın Obiast GÜNEY-BATI BÖLGESİ LVinnHsk Obiast 2.KalmukMSSC 2. Kemerov Obtast 3. Kuzey-Osetin MSSC 1. Yakut MSSC 2. Rostov Obiast 7. Türkmen SSC BELORUS BÖLGESİ 1. Po&ova Obiast 7 Symsk Obtast 8 HarkovObfcMt 5. Donets Obiast 5. Magadan Obiast KAZAKİSTAN BÖLGESİ 1. Çernigovsk Obtast . Çerkassa Obiast 12. Tomsk Obiast 6Tümen Obiast UZAK DOĞU BÖLGESİ 1.

Uta. Endüstri başta Moskova olmak üzere sırasıyla Leningrad. Gorki. Mesela. SSCB'nin en zengin kömür yatakları Donets bölgesinde. Omsk. Kafkasya bölgesinde. esas endüstri de bu bölge de bulunmaktadır. Fazla yaşamaya elverişli olmadığı için buralarda ziraat ehemmiyetsiz derecede azdır. Kuybişev. . Novosibirsk. petrol Idit-Ural bölgesinde. Kiev. Kazakistan'ın Karaganda yöresinde. Sibirya bölgesi ise.MOLDOVYA BÖLGESİ LMöldovyaSSC Sovyet genel nüfusunun takriben % 701 ülkenin Avrupa bölümünde yerleşmiş olup. Ancak yeraltı zenginliklerinin ise başlıca gayri Ruslar'ın bölgelerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Orta Asya bölgesinde ise sulama ile ekincilik yaygındır. aynı şekilde tabiî gaz da bu bölgelerde bulunur. Ülkenin bilhassa batısındaki ekonomik bölgeleri ekime elverişli olup. Rostov.batı Sibirya ve Orta Asya bölgelerinde. orman ve tundralarla kaplıdır. Kazan. kuzey Ural'da ve uzak doğu bölgelerinde bulunur. Harkov. Tiblisk.

Kanasa. film gibi 4 binden fazla madde imaledilir.2*8! endûsri İçin kullanılmıştır. Doğu Almanya. Sn büyük tabiî zenginliğini petrol ve yeraltı (doğai gaz) teşkil eder. Kafkasya (Kuzey Kafkasya ve Kafkssya-Ötesi) Orta Asya ve Kazakistan ve Sibirya bölgelerinde yoğun halde yaşadıklarından bu bölgelerin ekonomik potansiyelini inceleyerek bu Türk boylarının iktisadî yapısı hakkında bir fikir edinmiş olacağız. Macaristan. Kazan uçak fabrikasında İL-62 tipindeki uçaklar üretilir. Kimya fabrikalarında polietilen. kimya ve petro-kimya. Şimdi bu ekonomik bölgelerdeki Türk muhtar cumhuriyetlerini teker teker inceleyelim. sentetik kauçuk. Yani bu petrol gelirinden yerli halk Tatarlar'a herhangi . altın* manganez ve krom ocakları mevcuttur. her yıl gelişmekte olup. Bu yöre yera!tı( petrol» doğal gaz vb) ve yerüstü (çeşitli tahıllar. çavdar. dergi ve gazeteler yayınlanmaktadır. çavdar. Petrol çıkarılırken toprağa basınçlı su verme metodunun kullanılması çevrenin kirlenmesini ve tarıma elverişli toprakların tahribine yol açmıştır. İrfîl-Bryatsk. darı. Şumerliya. bunlar ekseriyeti teşkil ederler. çelik üretimi ise takriben 10 milyon tona ulaşmıştır.3. Dolayısıyla de petrol. Ayrıca bu yörede hatın sayılır endüstrileşme de göze çarpar. İdil Boyu ve Ural Bölgeleri: Sovyetfer Biriiği'nin yukarıda belirtilen ekonomik bölgelerine Tatar. Birinci ve ikinci kategoridekiler SSCB'e merkez hükümeti ile RSFSC hükümetine bağlı olanlardır ki. Sovyet genelinde »sı enerjisi olarak petrol ve doğal gaz kullanılmaktadır (% 45. şeker pancarı yetiştirilir. Gorki. buğday. bir pay verilmemektedir. buğday. Atom santrallerinin bir istisna dışında hepsi SSCB'nin Avrupa bölümünde bulunur. Ayrıca makina. elektronik kimya endüstrileri de mevcuttur. Mendelyevsk gibi şehirlerdir. Ndıo ve atom elektrik santrallerinde üretilir. Atatır. Tuymasi-Ufa. doğal gaz gibi yeraltı zenginlikleri. Başlıca çavdar. baklagiller ve şerbetçi otu yetiştirilir. Otomotiv endüstrisi de. Başkurt ve Çuvaş cumhuriyetleriyle Türkter'in meşkim olduğu çevredeki oblastlar girer. Neticede bunlardan elde edilen gelirin % 11 dahi Tataristan hükümetine kalmamaktadır.1). Fakat herşeye rağmen merkeziyetçi bir felsefeyle yönetilen ekonominin başarısız olduğu halkın ihtiyaçlarını karşılayamadığı ve ac*!en durumun düzeltilmesi gerektiği Sovyet liderlerinin son yıllardaki ifadeleriyle de ispatlanmıştır. Kısacası Tataristan'ın ekonomisi Sovyet standartlarında çok gelişmiştir. Yaroslav. Alabuga. 3. otomotiv. patates ve sebze yetiştirilir. şekerpancarı. keten.% 27. doğal gaz 435 milyar m3. Türkiye'nin yıBık ham petrol üretiminin 3 milyon ton dolayında ve Türkiye'rtf&iyrllık ihtiyacının 17-18 milyon ton olduğu düşünülürse Tataristan'ın tek bir petrolden ne kadar büyük gelir sağlayabileceği anlaşılır. Çuvaş MSSC: Ülkenin ancak yansı tarıma elverişli olup. Çıkarılan petrol Başkurdistan. Ancak çok kısıtlı bir bölüm Tatar cumhuriyetinin kendine bağlıdır. Tataristanto en mühim endüstri dallarını kimya ve petrokimya teşkil eder. Tüben Kama petro-kimya endüstrisinin 1989 yılındaki net kazancı 137 milyon ruble olmuşsa da. Başkurt MSSC: Bu cumhuriyette de Tataristan'daki kadar olmamakla beraber zengin petrol ve tabiî gaz yatakları mevcuttur. Fakat bu petrol gelirinin hepsi Moskova tarafında» sömürülmektedir. Kömür yataklarının bulunduğu merkezlerde demir-çelik. meyva. Yılda takriben 30-40 milyon ton petrol. 1980 yılında 2. 1980 yılında enerjinin % 60.199. ı Tarım SSCB'in genelinde olduğu şekilde Sovhoz (devlet çiftliği) ve Kolhozlar (kollektif çiftlik) tarafından yürütülür.Moskova ve Perm rafinelerine "Dostluk Hattı"yla Polonya. bunun % 1'den az bir meblağı yerel hükümete kalmıştır. Ülke bu kâğıt ihtiyacını kendi zengin ormanlarıyla karşılamaktadır Son yıllarda selüloz imalâtı 7. baklagiller yulaf. İşimbay-Ufa ve Tuymasi-Şkapova-Salavat arasında petrol hattı mevcuttur. sebze ve hayvancılık) zenginlikleriyle SSCB'nin mühim ekonomik kısmını teşkil eder. Burada ayrıca büyük baş hayvan. Kuybişev.000 araba imal edilmiştir. koyun ve keçi beslenir. bakır. Petrol üretimi ise 1980'de 603 milyon ton. mısır. Rafineriler ve petro-kimya fabrikaları Başkurdistan'ın esas ekonomik zenginliklerini teşkil ederler. Çünkü Tataristan'daki iktisadî kuruluşlar 3 grupta mütalâa edilirler. Ur-manaş gibi merkezlerde et kombinaları sütlü gıda imalathaneleri bulunmaktadır. Omsk. Koca ve küçük baş hayvancılık ülkenin ihtiyacını karşılamaya kafi gelmektedir. aseton. Ancak koloni statüsüne sahip olduğundan cumhuriyette üretilenlerin ekserisi merkeze devredii-mektedr. Doğal gaz'ın birkısmı ise şimdi Türkiye'ye gelmektedir. Leninogorsk. Mesela. Tatar MSSC'nin petrol ve tabir gaz merkezlen Etmet. Çekoslovakya'ya yollanmaktadır. Bunun dışında sebzecilik ve meyvecilik de gelişmiştir. Bu merkezlerde ağfr ve hafif endüstri. boroksit. Ryazan. Yar Çallı'da 1976'da imalâta geçen SSCB'nin enbüyük kamyon fabrikası KAMAZ bulunmaktadır.5 milyon ton ve kağıt imalâtı ise 5 5 milyon tona ulaşmıştır. Tatar MSSC: Bu cumhuriyet tarım ve endüstri ülkesidir. demir-çelik endüstrileri bulunur. çok yüksek tirajlarda (bazıları 5 milyona ulaşan) kitap. Bunlar başlıca Kazan ile Tûben Kama şehirlerinde bulunur. Başlıca buğday. Son yıllarda yıllık üretim 70-80 milyon tona düşmüştür. Burada yılda takriben 150 bin ağır evsaflı kamyon ve 250 bin dizel motoru üretilir. 1980 yılında demir üretimi 245 milyon tona. SSCB'nde basın-yayın bir hayli gelişmiş olup. domuz. Tataristan'ın doğal gaz üretimi yılda 4 milyar m3 dür. Türk Yörelerinin Ekonomik Durumu: Demografi bölümünde belirttiğimiz bölgeler aşağı yukarı ekonomik bölgeler için de geçerli olup. kömür istihsali ise 716 milyon tona ulaşmıştır. patates. Köy ekonomisi hayli gelişmiştir. Çeboksan. değişik Türk boyları Idil-Ural. kimya ve makina gibi mühim sanayii kollan doğrudan doğruya Moskova'ya bağlanmıştır. Ayrıca Kazan'da SSCB'nin en büyük bilgisayar ve optik aletler fabrikası bulunur. Yukarıdaki rakamlardan görüleceği Üzere SSCB'nin çok zengin bir ekonomiye sahip olduğu kanaati hasıl olmaktadır. Kullanılan Kömür ısısı ise ancak % 25 oranındadır. Hafif endüstri dalında dericilik ve kürkçülük mühim yer tutar. Tataristan bugüne kadarrınerkeze 1 milyar ton petrol devretmiş bulunmaktadır. petrol yataklarının bulunduğu bölgelerde ise petro-kimya endüstrileri yaygındır.»4 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 95 Krosnayarsk gibi merkezlerde toplanmış bulunmaktadır.5 milyar m3 doğal gaz elde edilir. burçak. Başka bir ifadeyle cumhuriyetin yerli halkı kendi ürettiği zenginliklerden yararlanamamaktadır. SSCB'nde elektrik enerjisi termo. Bunun dışında ülkede kömür.

kobalt ve tuz yataktan mevcuttur. Nogay gibi Türk topluluklarının hem sayıca az olmaları hem de onların Rus ve dfğer Kafkasya halk-tanyta gtnft bir şekilde iç cçe yaşamaları sebebiyle ekonomik potansiyelleri hakkında btr tahlilde bufcjnmak hayft zordur.Doğu Türkistan) güneyinde Afganistan ve Iran. çavdar. bu miktar dünyadaki büyük altın ocaklarının istihsalinden daha fazladır. ülkenin esas endüstrisin* Baku ve çevresine yerleşmiş olan pelro-krrnya sanayii teşkil eder Bunun dîştnda çelik. Almalık ve Koytaş'ta bakır. molibden ve Muruntav'da bol miktarda altın çıkarılmaktadır. Kırgızistan'dan elde edilen 165 kilovat saat enerjinin büyük bk kısmı Kazakistan. Lenin. funyadaki ikinci büyük krater gölü Issık Qöl (6202 km2) büyük bir su rezervuardır.ve pirinç yetiştirilir. motor. Üçkuduk'ta ise stratejik madde uranytfl» çtkanlmaktadır. Özbekistan'da pamuğun dışında en mühim tarım ürünü pirinçtir. " Örtü Asya Bölgesi: Orta Asya ekonomik bölgesindeki Özbekistan. Bu durumda Sovyet genelinde üretilen petrolün ancak % 2' sinm Azerbaycan'da ekle edüdiği anlaşılmaktadır.824. Endican. alffninyüm. Fergana vadisi Tanrı ve Altay sıradağları Kırgızistan'ın coğrafî konumunu belirler-yüksek dağlardan çıkan nehirler düzensiz ve hızlı akıntılı olduğu için elektrik enerjisi elde etmeye yararlar. Gazlı. Dolayısıyla hem demografi. hem de ekonomi yönünden daha büyük ehemmiyete haiz olan Azerbaycan SSC'nin incelemek uygun olacak. tekstil. sırayı adr1. mis». Pamuğun yetiştirildiği ana bölge ise Fergana vadisidir. sut ve sütlü gıdater köy ekonomisinin mühim ürürferîdfr. Kuzey ve güney-batıda Fergana vadisinde civa. üretimde Sovyet genelinde 4. Görüleceği üzere endüstri de tarıma yöneliktir. çarların Orta Asya'da uyguladıkları ekonomi politikasını tenkit ederek 'Çarlar burayı pamukla Rusya'ya bağımlı hale getirdiler*' diye suçladıysa da Moskova aynı politikayı sürdürdü. Görüleceği dzere takriben 9 milyon Türk asıllının yaşadığı Idil-Ural bölgesi SSCB'nin çokmühtrn ve zengin ekonomik merkezlerinden birini teşkil eder. Ekim genelde sunî sulamayla yapılmakta olup 3 milyon 500 bin hektar sulanmaktadır. Özbekistanin Sırderya. 10 milyon civarında koyun. Tacikistan ve Özbekistan'a nakleder.Konservecîyk hayü gelişmiş olup. Tahminlere göre yılda 80 ton kadar altın elde edilmekte olup. Karaçay. Semerkand. Özbek SSC: Özbekistan'da endüstriden ziyade köy ekonomisi. Bu ocaklarda ise mahkûmlar teJaralmaktactor. domuz gflal küçük baş hayvanlar vartfcr. dağ silsileleri ve çöllerle kaplıdır. çinko. Kuzey Kafkasya ekonomik bölgesindeki Kumuk. Bunun dışında sığır gibi büyük baş. Ktueey Kafkasya va Kafkasya-Ötesi Bölgeleri: 8u ekonomik bölgelerde tab» M. lastik. 250 kg hayvan yemi vb değişik mahsûller elde edildiğinden pamuk çok mühim sinaî bir hammaddedir. Yukanda da görüleceği üzere daha ziyade gıda endüstrisi gelişmiştir. yüksek yaylalar. Fergana ve Zerefşan vadilerinde yetiştirilen ipek genel sovyet istihsalinin % 50'sini teşkil eder. Mubarak'ta doğal gaz. Hayvancılık da gelişmiş olup. Angaran'da kömür. antimon. Azerbaycan pamuk üretertmde Sovyetler Birliği'nde 4. kurşun. Issık Göl civarınd&ise kükürt çıkardır^. Beyaz altın diye de adlandırılan pamuğun 1 tonundan 3 bin metre pamuktu kumaş. buğday.Târim ise kayda değecek miktarda değitrjr. Mesela. Yerleşmeye en müsait bölge Fergana vadisi olup halkırt4 ^"Sİhden fazlası burada bulunur. . Köy ekonomisinin % 75'ini de tarım ve pamukçuluk teşkil eder. Gene de yılda 12 milyon ton petrol çıkarılmakta olup. Tacikistan ve Türkmenistan Sovyet cumhuriyetleri takriben 13 milyon km2 İlk bir atam kaplamakta olup.96 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPİ 97 Çuvaşıstan ekonomik yönden Tatar ve Başkurt cumhuriyetleri kadar mühim değtkfcr. Kırgız SSC: Kırgızistan Cumhuriyetinin % 50'sinden fazlası 1000-3000 metre ve % 25'si ise 3000-4000 ^yükseklikte bir alana yerleşmiştir. Carkak. bunun 10 milyonu *off shore* tabir edilen Hazar Deniz?nde açılan kuyulardan elde edilmektedir. Özbekistan yeraltı zenginlikleri yönünden de mühim bîr ülkedir. kömür. 100 litre yağ. batısında Hazar Denizi ve kuzeyinde Rusya'nın Avrupa bölümü w Kazakistan bulunan Sovyet Orta Asyası çok sert bir yerel yapıya sahiptir. Yükseklikler kuzey ve Hazar'ın doğusundaki yerlerde deniz seviyesi altına düşerken bazı bölgelerde dünyanın en yüksek dağları mevcuttur. Kırgızistan. Bugön dahi petrol denilince Baku akla gelmekle birlikte Azerbaycan'da üretilen petrolün m&tarı Sovyet genel istfosafi içinde ehemmiyetsiz denilecek bir dereceye düşmüştür. Balkar. Pirinç üretimi genel Sovyet üretiminin takriben % 50'sini karşılamaktadır. değişken coğrafî bir Mm yapısı gösterirler. keçî.'Köy ekonomisi esas geçim kaynağını teşkil eder. Dolayısıyla da pamuk ekim alanları her geçen yıl arttırılmıştır. keçi ve domuz gibi küçük baş hayvanlar yetiştirilir. Başlıca besicilikyapftr. çinko. Son yıllardaki istihsal 8 milyon tona ulaşmıştır. SSCB'nde yetiştirilen pamuğun 2/3 si Özbekistan menşelidir. Kırgızistan'ın kayda değer ağır san^ii yoktur. Tarımın dışında besiciliğe de büyük ehemmiyet veriljrV 10 milyona ulaşan koyun sayısının 5 milyondan fazlasını meşhur Karakul koyunları teşkil eder. Şayet bu yörenin yerfc Türk halkının bu ekonomik zenginlikte tasarruf hakkı olsaydı gelirleri Arap ütketertnın en zengin devletlerini fersah fersah geçmiş olurdu. Çırçık. Bunun dışında sebze. gemi inşaa. en mühim topluluğu Azeriler teşkil etmektedir. ipetrol ve çinko. doğal gaz ve petrol aletleri fabrikaları teşkil eder.500 hektarlık alanda pamuk yetiştirilirken 1978'de bu 1. Ayrıca halıofck da mühim bir iş alanıdır. tarım ve pamuk toplama makinalan. gelişmiştir. Doğusunda Çîn(. Pamuk üretimi tahıl üretimi aleyhine geliştirildi. bakır. İklimi genelde kurak diyebiliriz. mısır. konserve endüstrileri mevcuttur. Kura havzasında pamuk üretilir.000 hektara yükselmiştir. Kattakurgan gibi şehirlerde bulunmaktadır. Olkenin en gelişmiş sanayisini traktör. Azerbaycan SSC: Burada yeraltı zenginliklerinden petrol ve doğal gaz en mühim yeri almaktadır. 1813 yılında Özbekistan'da 423. Bu fabrikalar Taşkent Çırçık. makina inşaa. Mingeçevir ve Vardanis termo etektrtfc santrafler* Kafkasya üresinin en büyük santralleridir. Çoğunluğu çıplak veya otlarla kaptı bozkırlar. Tütüncülük ve ipekçilik gelişmiş okip. tütün ve değişik meyvalar yetiştirilir. Bunun dışında demir. sırayı alır. kf> kürtkurşun. Zerefşan gibi şehirlerinde hldro elektrik santralleri mevcuttur. Fergana vadisi ve Aşağı Surhandar'da petrol. Tanmtn % 651 strfama 3e yatmakta olup.

Ülkenin .Türkmen SSC: Burada da ekonomi başlıca köy ekonomisine dayar».

kalyum. Endüstrisi fazla gelişmemiş olmakla birlikte en mühim merkez olarak maden ocaktan. Tecen ve Kopet dağının eteklerinde pamuk. molibden. Göktepe ve Merv'de üzüm bağlan bulunur. Kazakistan yeraltı zenginlikleri yönünden de mühim bir ülke olup.000 km2) kapladığından yerleşim alanları kısıtlıdır.sulamak'için açılan su kanalları neticesinde meydana gelmiş ve dünyada misli görülmeyen bir tabii felaket insan eliyle meydana getirilmiştir. kuzeyde Ural-Enbağ havzasında petrole rastlanmaktadır. son 10 yılda büyük bir ekolojik felakete uğramış» suyu oldukça azalmıştır. Ülkenin en büyük gölü Aral olup. ancak güney ve güney doğusu dağlıktır. Bu doğal gaz Buhara ve ürat'a sevk edilir.300 km2 ). Büyük protestolara yol açmasına rağmen Aral'ın eski haline döndürmek için şimdiye kadar hiçbir ciddi tedbir alınmamıştır. Kurşun. Kumdağı ve Okarem de mühim miktarda petrol çıkarılır. Aynı bölgelerde ve Karakum'da doğal gaz da çıkmaktadır. Ekili yerlerin 9/10 'u sulamadan yararlanır. Burada 5 milyonun üzerinde Karakul koyunları yetiştirilir. 3& milyon küçük hayvan 10 milyona yakın da büyük baş hayvan beslenir. SSCB'de tarım istihsalinde 3. kimya endüstrisi. tekstil ve gıda sanayiinin bulunduğu Karaganda göze çarpmaktadır. Merv. Aşkabad. kurşun ve çinko SSCB'nin ihtiyacının % 50'sinden fazlasını karşılamaktadır.300. 1500 'den fazla sovhoz bulunmakta olup. Büyük çapta olmamakla birlikte demir-çelik fabrikaları. biz. İklim kuraktır. Çeleken yarımadasında Nebit dağı. Bunun dışındaki endüstri kayda değer değildir. Kazakistan tarım ve hayvancılık ülkesidir.9* TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 99 4/5'ünü Karakum Çölü (350.000 tona düşmüştür. bakır ve demir döküm ateiyeleri sayılabilir. Yıllık üretim 15 milyon tonu geçmiştir. Çarcuy'da kavun-karpuz yetiştirilir. Kazakistan'da 500 kadar kolhoz. Besicilik de mühim yer alır. makina inşaa. Murgap. Türkmenlerin su ihtiyacı başlıca 900 km uzunluğundaki Karakum (Türkmen) kanalından temin edilir. Arazisi genellikle arızasız bozkırlardan ibaret olup. iyot gibi madenler elde edilir. 1982'de tahıl üretimi 11. Türkmenistan'da başlıca tekstil endüstrisi gelişmiş olup. Bu durum ise komşu ülkeleri . Köy ekonomisinde pamukçuluk mühim yer tutar. Aşkabad. Sovyetler Birliği'nin belli başlı nehirleri olan İrtiş. Çar-cuy. Bunların dışında dmûrt manganez. Bu fabrikalarda başta pamuklu olmak özere yünlü ve ipekli kumaşlar dokunur. Yeraltı zenginlikleri yönünden de oldukça mühim bir bölgedir. volfram. Obi buradan geçer. 1954 yılında 100 binlerin çalışırılması neticesinde Kazakistan'a 25 mayon hektarlık ekim alanı kazandırılmıştır. Bunun dışında Kazakistan'da çıkarılan bakır. . Bunun 1 milyondan fazlasını at teşkil eder. antimon gibi madenler kayda değer. Kazakistan Bölgesi: Kazak SSC: Kazakistan SSCB'nde RSFSC'den sonra en büyük yüzölçümüne sahip bir ülkedir ( 2. Karaganda bölgesinde zengin kömür yatakları (rezerv 50 milyar ton tahmin ediliyor). Petrolün dışında kükürt. Ancak bu üretimde de bîr düşüş gözlenmektedr. Taşauz gibi yerlerde fabrikalar mevcuttur. sırayı alan Kazakistan'da başlıca buğday yetiştirilmektedir. kalay.653. Tarım da başlıca sulama ile yapılır.

Sibirya'nın Altay-Sayan dağlık bögesinde Ob. Vahşi kürk hayvanları avlanır. Sığır. İrtiş. Diğer bölgeler ise nüfusları gayet az olup.103.710. volfram ve molibden de elde edilir. Gelecekle çok daha büyük istikbal vadeden bu bölgeye yatırımlar sürmektedir. Burada da Türklerin Yakut. Ancak bunun neticesinin ne şekil alacağını şimdiden kestirmek mümkün değildir.000 km2 olup. Bunun dışında soğuğa dayanıklı Ren geyikleri ve at yetiştirilir. Lena. Ancak her türlü zenginlik merkezin yönetimi ve kontrolünde olduğu için yerli halka bu zenginliklerden fazla pay düşmemektedir. Tuva MSSC: Yenisey'in aşağı mecrasında Çin'e komşu Tuva'nın yüzölçümü 170. Koyun. Abakan ve Yenisey kaynak ve havzalarında muhtelif Türk boylan yaşar. Doğu Sibirya ve Uzak Doğu Bölgesi: Yerleşime pek müsait olmayan bu bölge yeraltı zenginlikleri bakımından SSCB'nin belki de en mühim kısmini teşkil eder. İklimi çok sert olup. Sibirya bölgesinde zengin kömür yatakları ve diğer madenlerin bulunduğu da bilinmektedir. domuz. İşim. yak ve ren geyiği beslenir.Sibirya'dan (Tümen) doğal gaz getirmek icat boru hatlarının döşenmesine başlanmış olup bu proje tamamlanmak üzeredir. Indigirka ve Kolumna'da bol miktarda altın» Vilcuc ve Olenek'te elmas bulunur. Başlıca besicilik yapılır. Çin'in toplam yüzölçümünün 1/BVıi teşkil eder. Bunun dışında kurşun. Ülkenin % 20'sinden fazla bir bölümü kuzey kutbunda ve 2/3 si dağlarla kaplıdır. Genellikle balıkçılık yapılır. Kürk hayvanları avlanır. Muhtar Oblastları adlı idarî bölgeleri mevcuttur. Şincang-Uygur Muhtar Bölgesi: Çin Halk Cumhuriyeti'nin batısında Türk asıllı Uygur ve Kazakların yoğun olduğu bu bölgenin (Doğu Türkistan) yüzölümü 1. Aldan. Çok zengin kömür rezervlerinin bulunduğu tahmin edilmektedir. Kısacası Türkler'in yaşadığı hemen her bölgede zengin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri bulunmaktadır. Obi. Kış 180 ila 220 gün arasında sürer. Yenisey.34° )-(-45° ) arasındadır. Olenek. Dolayısıyla da buradaki Türkler'e genel olarak Sibirya Türkleri veya Altay Türkleri de denilmektedir. Son yıllarda bu konuta* huzursuzluklara yol açmış ve ülkenin ekonomisini liberalleştirme sürecinde bir takım çüzümJer aranmaya başlanmıştır. Bunun dışında BAM adı verilen yeni tren hattı ile Sibirya'nın zenginlikleri merkeze sevk edilmeye çalışılmaktadır. karasaldır. Anabar. Yana. Ocak ayı ortalaması ise (. Ülkenin 4/5'i kutup bölgesine has iğne yapraklı ağaçlarla kaplıdır. deri ve gıda sanayileri mevcuttur. Yeraltı zenginlikleri yönünden çok mühim bir bölgedir.son zamanlarda Sovyet istihsalinin 3WV bu bölgeden temin edilmektedir. fazla bir ekonomik performans göstermezler. Maden olarak ise kömür mühim bir yer alır. Hakas Muhtar ve Gorno Altay. Lena gibi SSCB'ni baştan başa geçen mühim ırmaklar bulunur. at ve deve. Doğudan batıya uzanan Tanrı dağları bu ülkeyi ku- . Tuva adlı muhtar cumhuriyetleri.000 km2). Urai dağlarının doğusunda Tobof.Batı Sibirya. Ağaç. Geçim köy ekonomisine dayanır. Bunun dışında Türklerin yoğun bulunduğu Batı Sibirya'da Tümen havzasında Sovyetler Birliği'nin en zengin petrol yatakları bulunmakta oiup.500 km2 dir. Ülkenin yansı ormanlarla kaplıdır. Indigirka ve Kolumna nehirleri bulunur. çinko. Yakut MSSC: SSCB'nin en büyük muhtar cumhuriyeti olan Yakutistan'da (3.

Kazan 1981. dünyanın en zengin petrol ülkelerinden biri olan Iran İslam Cumhuriyeti'nde başta Azeriler olarak diğer Türk boyları ile birlikte 20 milyon gibi büyük bîr rakama ulaşmalarına rağmen millî kültürel faaliyetler için dahi merkezden pay aîamamaktadirlar.A. Etnografiya Narodov SSSR. nikel ve altın yatakları bulunmaktadır. volfram. Yukarıda belirtilen Türk bölgelerinin dışında başta Iran olmak üzere Afganistan. Brockhaus. İstanbul 1978 Atlas SSSR Moskova 1983 N. Ülkede 30 milyon civarında küçük ve büyük baş hayvan beslenmekledir. Petrol yatakları Karamay adlı bölgede bulunmaktadır.'Kafkasya'da 12 milyon ton. Totaliter rejimlerde yaşayan Türk soylular ise. Tokarev. Kaşgar. Urumçi. molibden.Turfan gibi sulak bölgelerde yerleşmiştir. Korla. Diğer yönden ise hür ülkelere çatışmak maksadı üe giden T. Ancak bunların hiçbirinin kendi adlarını taşıyan idari bölgeleri yoktur. Halkın % 90*ı Hami. kültür ve eğitim seviyelerini yükseltmeye hizmet ederdi. Hayit Türkistan İm Jahrhundart Darmstadt 1956 F.1958. XIX. Özetlersek Türkiye'nin dışındaki Türk bölgelerinde zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına rastlamaktayız. Buralarda bağcılık. Ancak bu petrolün üretiminden elde edilen kârın çok büyük oran Moskova ve Pekin'e akar. Hotan. bu onların hayat standartlarım . Şayet bu zengin bölgelerde yaşayan çeşitli Türk boylan kendi topraklarında elde edilen madenlerden vb. Idil. Başka bir ifade ile bu ülkeler Türkler 'm yurt dışına döviz yollamasını engellemektedir. Doğu Türkistan'da zengin petrol kömür. yerli halka ya hiç pay verilmez. manganez. Kazak Ostturklstan zvvlschen dan Grossmaechten. ki bunların hepsi kendi tarih? topraklarında yaşarlar. Taysın. ÇHC'ndekt Türk soylular kendi yörelerindeki zenginliklerden kendilerine ayrılan malî payın artırılmasını talep ederken İran ve başka ülkelerdeki Türkler dez-organizasyon tür halde bulunduklarından ve hükümetlerince kendilerine muhtariyet hakkı tanınmadığından bu nevi taleplerde bulunamamaktadırlar. adil bir pay alabilseler. hayat seviyesi oldukça düşüktür. Tschıraraschen. Tataratan ASSR Geograflyasi. Lubin.Ufal'da 100 milyon ton. C vatandaşları ise o ülkelerin vatandaşları oîmadîkîan ve tarihî herhangi bir hakları olmadığı halde Türkiye'ye yolladıkları dövizlerle büyük katkıda bulunmaktadırlar.. BİBLİYOGRAFYA E. Ekonomik bölgelere ve Türklerin yoğunluğuna göre incelediğimizde tek bir petrol üretimini göz önünde tuttuğumuzda msl.. Meselâ. Hong Kong 1984 Narodnoe Hozyaysvo Baskirskoy ASSRf 1917-1967) Ufa 1967 Narodnoe Hozyaystvo SSSR 1922-1982 Moskova 1982 E. 8. S. Irak ve Bulgaristan'da yoğun Türk toplulukları mevcuttur. Yılda 10 milyon ton üzerinde ham petrol elde edilir. VViesbaden 1974 . Orta Asya'da 15-milyon ton Doğu Törkistan'da 10 milyon ton üretim yapıldığı anlaşılır. uranyum. meyvecilik ve ekincilik yapılır. Zaten SSCB'nin yeraltı kaynaklan incelendiğinde esas Rus topraklarının bu yönden çok fakir olduğu anlaşılır. Devlet Çağdaş Türk Dünyası İstanbul 1989 B. Kendi yörelerindeki ekonomik faaliyetler ve şahsi katkıları neticesinde elde edilen gelirden dahi adil bir pay alamamaktadırlar. Uygur Türkleri. bsk. Buna rağmen ekonomik hayat fazla gelişmemiş olup. Dolayısıyla hukukî statü yönünden bulunduktan yörelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden bir pay alma imkânları bulunmamaktadır. SSCB. Moskova . verildiği takdirde de bu ehemmiyet arzedecek bir miktarı teşkil etmez. Halkının % 70'i köy ekonomisinden geçimini temin eder. Alptekin. Berlin 1937 N. Labour and NationalKy İn Savlet Central Asla. Aksu.100 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI zeydeki ufak Çungarya ve güneydeki büyük Kaşgarya'ya böler. İklimi sert ve karasaldır. Ülkenin kuzeyinde büyük Takiamakan çölü bulunur.

TÜRK TARİHİ —i--------1________________________________________________103 İkinci Bölüm Türk Tarihi .

fakat Türk adını taşıyan ve ya hususî adlarla anılan Türk zümrelerinin -çeşitli bölgelerde ortaya koyduğu "tarihlerin bütünü anlaşılmalıdır. idare ve devletlerini müşahede etmek mümkün olduğundan. tek bir topluluğun belirti bir mahalde tarihi değü. Avrupa ve Afrika kıt'alarına yayılmış bir millettir. hem coğrafî bakımdan diğer toplulukların tarihinden ayıran şu noktalar göz önünde tutulmak gerekir: a) Bütün diğer milletlerin. Türkler dağınık şekilde yaşamaları sebebi ile birbirinden farklı gelişme yolları takip ettiklerinden Türk tarihini belirli bir zaman kesiminde bütün hâlinde değerlendirmek kolay olmamaktadır. b) Tarihleri sınırı belli bîr coğrafî çevre içinde cereyan eden bütün diğer milletlerin yayılmaları da değişmeyen vatan toprakları civarında vukua gelirken. içtimaî kültürel yönlerden . Orta Asya'daki Anayurttan etrafa yaptıkları sürekli göç hareketleri Türkter'in aynı zamand^ nüfusça kalabalık olduğunu da gösterir. Türk tarihini değerlendirirken onu hem zaman. Türk tarihi deni lince. tfS^Jaft Bu bölünme keyfiyeti Türk kütlelerini siyasî. tarihlerini çeşitti bölgelerde yapmışlardır.Asya. fertleri toplu olarak bir arada bulunduğu için. yeni yurtlar arayarak. Türkler bu nüfus çokluğu ve faal durumları dolayısıyla dünya tarihinde mühim rol oynamışlardır.TÜRK TARİHİ Giriş ibrahim KAFESOĞLU Türk | Adı. Türk Soyu. Türklerin Anayurdu ve Yayılmaları: En eski ve köklü kavimlerden biri olan Türkler aşağı yukarı 4 bin yrtlık mazileri boyunca. çeşitli Türk kütleleri asırlarca yeni iklimler. Bu itibarla mazinin herhangi bir devresinde ayn yerlerde başka başka Türk top luluk. herhangi bir zamandaki durumunu açıkça tesbit ve tetkik etmek mümkün olduğu halde.

birbirle- .

Türk Soyu: Tarihte Türk ırkı hakkında yapılan tasvirler oldukça karışıktır. Gök-Türk kitabelerinin çözücüsü V. veya Thraklar. İslâm kaynaklarında teferruatlı şekilde nakledilen Iran menşeli Zend-Avesta rivayetleri ile. yabancıların dıştan ttıtişahadelerîne hayret etmemek gerekecektir.*Thomsen tarafından da kabul edilmiş (1922). yine cins ismi olarak 515 yılı hâdiseleri dolay isiyle "türk-Hun" (kudretli Hun) tâbirinde zikredildiği bildirilmektedir.Ö. Türklerle birlikte uzun göçlere katılmıştır (Batı Htfftfan'nda olduğu gibi). 3. Halbuki adın tek heceli duruma göre Gök-türk çağında (M. Yafes'den türemiş olarak) beyaz ırktan gösterilmiştir.106 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 107 rinden ayrılması neticesini vermiştir. asır) geçmekte bulunduğunu Orhun kitabeleri göstermektedir. asırlardan önce yalnız çift heceli Söylendiği. fakat daha çok Türük" şeklinde kaydedilmiştir. GökTürkler münasebeti ile Agathias (ölm. orta gürlükte sakal ve bıyık). Fakat Türk" kelimesini Türk Devleti'nin resmî adı olarak ilk kullanan siyâsî teşekkül Gök-Türk imparatorluğudur. Türk kavmi uzun'bir maziye sahip bulunmakla. fakat diğer bölgelerde iktidarın zirvesine ulaşmış Türk kütlelerinin aynı zamanda mevcut olması ve Türk tarihinin eski. VI. (Menandros). Ayrıca. (Türk) = terk edilmiş (islâm kaynaklah$T"ürk =olgunluk çağı. değirmi çehş. Fakat Türk "sözünün cins ismi olarak "güç-kuvvet" (sıfat hâli ile: güçlü-kuvvetli) mânasında olduğu bir Türkçe vesikadan anlaşılmıştır.S. gibi mânalar ve tefsirler. bir bölgede siyâsî nüfuzunu kaybetmiş. yakın komşuları olan Moğollar'la olmuş. daha sonra bu imparatorluğa bağlı. Türk' adının aslında belirli bir topluluğa mahsus "ethnique" bir isim olmayıp. bin içinde rol oynadıkları belirtilen Tik (veya Di)'ler ve hattâ Troialılar vb. Geçen asırda A.V. yeni birçok milletlerin tarihi ile bir arada hattâ iç-içe gelişmesi bundan ileri gelmektedir. asırdan itibaren Türkiye" olarak tanınmıştır. Barthold'un düşüncesi de buna yakındır. Mâveraünnehir ve diğer Yakın-Doğu Türkleri beyaz tenli koyu pprlak gözlü. kendi hususî adları ile de anılan. badem gözlü"). veya Iran rivayetindeki Feridun (Thraetao-na)'un oğlu Tûrac veya Tür (Turan.-10. Son araştırmalarda Türk* kelftftesi-nin 6-8. veya eski Hind kaynaklarında tesadüf edilen Turukha (veya Turuşka)'lar. Heredotos'un doğu kavimleri arasında zikrettiği Targitalar. Türk* kelimesi türemek" den çıkmıştır. buradan geliyor)'da Türk adını taşıyan ilk kavim gösterilmek istenmiştir.1. yâni tek heceli olarak söylenmiş olması gerekirdi. hattâ M.Türkler'in Anayurdu: Türkler'in göçlerden önce oturduğu topraklar mesele si geçen asırdan beri münakaşa edilen bîr mevzudur. 4-5. Anadolu ise 12. daha sonra aynı husus Nemeth'in tetkikleri ile tamamen isbat edilmiştir.Macar ülkesi). Bir kısım Türkler "Bozkır Kültürü"nde yaşarken. asırda bu tâbir Orta Asya için kullanılıyordu. diğer bir kısmının yerleşik hayata bağlanması.Le Coq tarafından Heri sürütmüş ve bu. Batılı bilginlerden çoğu me- . gerek araştırmalarda türlü mânalar verilmiştir: Tu-küe (Türk)= miğfer (Çin kaynakları). israil menşefî Tevrat rivayetlerinde de Türk " adı aranmış Nuh'un torunu (Yâfes'in oğlu) Türk'de. Bu kelimelere göre."Türk" Adı: Türkler'in kadîm bir millet oluşu araştırıcıları Türk adını en eski tarih kaynaklarında aramağa sevketmiştir. 9. sağlam yapılı erkek ve kadbları ile (Gök-Türk Prensi Kül Tegin'in büstü) Ortaçağ kaynaklarında güzelliğe misâl olarak gösterilmiş. o zamanın Türk devletlerinde Moğol unsurunun çokluğu ile açıklanabilir Türkler'in tarih boyunca en sıkı temasları. 2. Gökaip adı türel? (kanun ve nizâm sahibi) diye açıklamıştır. 6-8. Z. Aslında sön yarım asır içinde yapften flrrS araştırmalar TOriderin beyaz ırka mensup bulunduk larını ortaya koymuş ve yeryüzünde mevcut üç büyük ırk grupundan *Europkf adı verilen grubun Turanid" tipine bağlı olan Türklerin kendilerini başta "Mongoloid" Moğollar olmak üzöfe diğer topluluklardan ayıran antropolojik çizgilere sahip*ol dukları antaşrffaışflfc (hakim vaafi beyaz renk. Arapça yazılmış eserlerden. Böylece Türk adı Bizans kaynaklan arasında tik defa. asırda Kölemen devleti zamanında Mısır ve Suriye'ye Türkiye* deniliyordu. siyâsî bîr ad olduğunu ortaya koymaktadır. daha eskiden ise Törük" şeklinde olabileceği belirtilmiştik Jr TQrk adına -gerek kaynaklarda. veya Çin kaynaklarında M. Coğrafî ad olarak Turkhia (=Türkiye) tâbirine ilk defa Bizans kaynaklarında tesadüf edilmektedir. turan tipine örnek olan Orta Asya.Ö. kalabalık Moğol kütleleri Türk idaresine alınmış (Asya Hunlan'nda. Eski çağlarda Türkler'in "mongoloid" gösterilmeleri. veya eski ön Asya çivi yazılı metinlerde görülen Turukkular. Batı Türkiye. 600'e doğru) nin Di-van'ında ve 11-12. veya iskit" topraklarında oturdukları söylenen Tyrkae* (Yurkae) veya Tevrat'ta adları geçen Togharmalar. yine ilk defa Câhiliyye devri şâiri Al-Nâbiga al-Zubyâni (ö!m. Türk adının M. son arkeolojik araştırmalar ve kültür tarihi tetkikleriyle elde edilen neticelere aykırı düşen yukarıdaki faraziyelerin linguistique bakımından da doğruluğu tespit edilememiştir. daha sonra. Takye= deniz kıyısında oturan adam. endamlı. asırlarda Volga'dan Orta Avrupa'ya kadar olan sahaya bu ad verilmekte idi (Doğu Türkiye = Hazarların ülkesi. Tabgaçlar'da olduğu gi bi) ve onbinlerce Moğol. 1. döz burun. asırlarda dahi bugünkü telâffuzu ile. bizzat Türk" adını taşıyan Türk kavimleri olmalıdır. değirmi yüzlü ("ay yüzlü. Buradaki Türk1 kelimesinin millet adı olan Türk" sözü ile aynı olduğu A. asır Rus yıllıklarında zikredilmiştir. m. diğer Türkler'in ortak adı olmuş ve zamanla Türk soyuna mensup bütün toplulukları ifade etmek Özere millî ad payesine yükselmiştir. 6 asırdaki Iran-Tûran mücadelelerine ait hâtıralarda zikredilen Afrasyab (Tunga Alp Er) aslında bir Türk başbuğu olmakla beraber. W. Vâmbery'nin ilmî izaha doğru ilk adım kabul edilen fikrine göre. Bu kitabelerde ad "Türk". Geçen asırdan beri birçok bilgin tarafından ileri sürülen görüşlere göre. cezb etmek vb. Ayrreâ'sfltf temasların mümkün kıldığı bazı ırW ihtilâflarda düşünülür se.Ö. Gök-Türk Hakanlığı'nın kuruluşundan itibaren önce bu devletin.. hafif dal galı saç. gerek Lâtin ve Grek kaynaklarında Türkler daha çok Moğol tipinde tasvir edilmişlerdir. ■■iki V£ ^Wi Cins ismi olarak çok eskiden beri Türkçe'de mevcut olması gereken Türk" kelimesinin "Altaylı" (Ceyhun ötesi Turanlı) kavimleri ifade etmek üzere 420 tarihli bir Pers metninde. hattâ Iran edebiyatında Türk* sözö "güzel insan" mânasında alınmıştır. asırlarda hem tek. bilindiği üzere Tevrat'ta nakledilen eski ananelerde ve Türk soyu (Hâm ve Şam'dan değil. 13. Türk Milleti'nin dünya tarihinde derin iz bırakan kudret ve faaliyeti ile izah etmek mümkündür. Gerek Çin yıllıklarında. Bütün bunlar. Geniş Türk tarihinin ilmî yollardan araştırılıp İncelenmesini fevkalâde güçleştiren bu hâdiseyi bir bakıma. 582)'in eserinde. hem çtfft heceli olarak telâffuz edBdiği. Nitekim adın Çince transkripsiyonu da İki hecelidir (T'uküe).

Toprağın artan nüfusu besleyemez hale gelmesi yüzünden dar ziraat alanları dışında. daha doğrusu aslen Orta Asyalı ve muhtemelen Türk soyundan geldikleri ilim dünyasınca henüz kesinlikle kabul edilmemiştir.ö. Uygurlar. 1891. Savaşçı Türk ırkının proto tipi idî. t.Türklerin Yayılmaları: Çok eski zamanlardan başlayan anayurttan ayrılma hareketleri fasılalarla binlerce yıl devam etmiştir. Bunun sebebi Türkler'in daha ilk zamanlardan itibaren geniş bir sahaya yayılmış bulunmaları ve kültürlerini uzaklara kadar götürmeleri olsa gerektir.û'll. nüfus kalabalığı ve mer'a darlığı (Oğuz göçü). Kuman (Kıpçak) ve Uzlar (Oğuzlar'dan bir kol) Hazar Denizi kuzeyinden doğu Avrupa ve Balkanlar'a (9-11.Kırgız bozkırları arasını (Menghin. Türkler'* göçe mecbur etmiştir. dilleri sâmî ve Hind-Avrupaî olmayıp. Türkler'in kollan olan Yakutlar ile Çuvaşların ana kütleden ayrılması ve Yâkutlar'ın doğu Sibirya'ya doğru yönelmeleri çok eski bir tarihte vukubulmuş olmalıdır. hem uzun mesafeler katetmek suretiyle yapılmış. Türkler'den bir kütlenin de batıya yönelerek Volga nehri etrafındaki düzlüklerde (M. Mâveraünnehir üzerinden iran'a ve Anadolu'ya (Xl. hem de çok mühim tarihî neticeler vermiştir. Hammer. brakisefal. 1300-1000 sıralarında Türkistan'da bulunduklarına dair işaretler vardır. Orhun bölgesinden Seyhun nehri kenarlarına (X. bunlar.Ö. asırlar) 'İskitler* ile birlikte yaşadıkları tahmin' edilmektedir. asır) ve sonra. 1928) Türk anayurdu olması gerektiğini düşünmüşlerdir. Vl-lll. Bütün bunlara bakarak eski Türk yurdunun coğrafî sınırını çizebilmek az-çok mümkün olmakla beraber. Tarihçiler. 1832. Ramstedt.Ö. Peçenek. bir tahmine göre M. Çin kayıtlarına dayanarak. 1500'lerde olması muhtemeldir.Ö.Ö. belirli ve daha dar bir bölgenin tâyini müşkil görünmektedir.mongoloid olmayan.Eberhard'a göre. Türkler'in etrafa yayılmalarından önce hem eski Ural'lı kavimlerle. Ancak Sümerler'in menşei meselesi halledilmemiş. ancak hayvan yetiştirebilen Türklerin tabiî bir hayat sürebilmek için çeşitli gıda maddeleri. bazı dil araştırıcıları da Altaylar'ın veya Kingan silsilesinin doğu ve batısını (Radloff. M.asır). Kuzey Altaylar'ın hemen batısında (Minusinsk bölgesi) ortaya çıkarılan Afanasyevo (M. bu durum ağır darbelere maruz kalan yabancılar tarafından Türkler'in sevimsiz karşılanmalarına yol açıyordu. 8u şekilde dahi Türkler'in katıldıkları topluluklar içinde üstün bir kaabifıyet göstererek askerî kuvvetlere veya siyâsî hayata hakim oldukları hattâ bazen devlet kurdukları bilinmektedir (Mesalâ Mısır'da. Eski dünyanın üç büyük kıtasında görülen geniş Türk yayılmalarının pek ciddî sebeplere dayanması gerekir. hem de Hind-Avrupa dillerini konuşan Ârller'le temas edebilmeleri. Kafkasların kuzeyinden Orta Avrupa'ya (830 dan sonra). bin başlarına tesadüf eder. Obertıummer. Miiâddan sonraki Türk göçlerine katılan boylar ve zamanları hakkında ise açık bilgilere sahip bulunuluyor: Hunlar Avrupa'ya (375 ve müteakip yıllarda) ve kuzey Hindistan'a (Ak-Hunlar).û. Oğuzlar. VV. Kuzey Çin'de ve bugünkü Moğolistan'da Türkler'in mevcudiyeti daha gerilere nâolitik çağa kadar takip edilebilmektedir. buraya dışarıdan gelen Hind Avrupalıların bölgeyi kendi hâkimiyetlerine geçirdikleri anlaşılmaktadır. hattâ Hazar denizinin kuzey ve kuzey-doğu bozkırlarının Türk anayurdu olarak tesbitine imkân vermektedir. 1856. san'at tarihçileri kuzey-batı Asya sahasını (Strzgovvsky.Tanrı dağlan arasını. yalnız Türkler'in başka memleketlere yönelmelerini değil. Bulgarlar İtil (Volga ) nehri kıyılarına ve Karadeniz kuzeyinde Balkanlar'a (641'i takip eden yıllarda). bazan iktisadî ve ticarî yönden nisbeten daha fazla imkânlara sahip diğer Türk topraklarına saidırmalanyla da neticelenmiştir. tabiat servetleri zengin ve o çağlarda pei< az nüfuslu komşu ülkelerde mevcut idi. Orta Asya'da Kiselev ve Çernikov v.Urallılar'ın bölgenin kuzey ve kuzey batısında. II. -ara dilleri "ana Türkçe1 den en ayrı düşen Türk kavimleri bunlardır ve bilhassa Yakutça bugün en çok değişen bir lehçedir.108 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 109 seleyi kendi meşgul oldukları Hım dalları bakımından ele aldıklarından bu hususta çeşitli neticelere varmışlardır. gibi. Türklerin gerek fütuhat* gerek "sızma" vasfında olsun etrafa yayılmaları şüphesiz her zaman kolay cereyan etmiyor. Daha eski talihlerde Türkler'in Ihan yaylası üzerinden Mezopotamya'ya inmiş olmaları da muhtemeldir. binden daha öncesi Türk yurdunu tesbitte mühim ip üçlün vermiştir. 1912). Bunlardan bilhassa Hun ve Oğuz göçleri. 2500-1700) ve Andronovo (M. Aslında iyi. bazı kalabalık boylardan ayrılan grupların veya ailelerin veya sağlam yapılı gençlerin yabancı devletlerde hizmet almaları suretinde belirir. nehri bölgesinden iç Asya'ya (840'ı takip eden yıllarda) göç etmişlerdir. M. Orhun. 1885. Hindistan'ın In-dus-Pencâb havalisine doğru ilk Türk hareketi. Böylece tarihî de- . AvrupaHunları Orta Asya'dan Orta Avrupa'ya (IV. Diğer taraftan Türkler'den bir kısmının da M. 1500-1000 arasında bir kısım Türkler uzak-Doğuda yaşıyorlardı. Ârîler'in de Mâveraünnehir'in güney sahasında yaşamaları dolayısıyle. Çünkü M. asır). Vâmbâry. Bununla beraber ciddi "dil1 araştırmaları bu sahanın Altay-Ural dağları arasına alınmasına. haksever ve âdü kısanlar olmalarına rağmen Türkler hakkında söylenen hayat mahsulü türlü ithamların sebebi de bu olmalıdır.Ö. antropologlar Kırgız Bozkırı. iklimi elverişli. 1935) bazı kültür tarihçileri Altaylar. Castrân. Bu göçler yeni vatan kurma maksadını güden büyük çapta fütuhat olarak nitelendirilir. Macarlar'la birlikte bazı Türk boyları.Ö. tarafından yapılan arkeoloji araştırmaları. Sabarlar Aral'ın kuzeyinden Kafkaslar'a (5. 1700-1200) kültürlerinden bilhassa ikincisinin temsilcileri olan ırk. giyim eşyası vb. 1836. Tarihte Türk yayılmalarının diğer bir şekli de 'sızma' diyebileceğimiz yoldur ki. Koppers 1937) veya Baykal Gölg'nün güney-batısını göstermişler. Tarihte göçler mevzuunun araştırıcıları. M. asır ortası). Büyük ölçüde kuraklık (Meselâ Hun göçü). Tarihî kayrtiarda Törk göçlerinin de Bctisadî sıkıntı yâni Türk anayurt topraklarının geçim bakımından yetersiz kalması sebebi ile olduğu belirtilmiştir. vukubulan büyük Türk göçlerinin tarihleri kesinlikle bilinmemekle beraber bazı tesbitler yapılabilmektedir. Meselâ yukarıda zikredilen Uraifı-Türk-Ârî komşuluğunun M. 4. Türk tarihine dâir kayıtlarda göçlerin ve akınların başlıca sebebi olarak zikredilen bu hususi». Hindistan'da). etnologlar iç Asyanın kuzey bölgelerini. asrın ikinci yan». Schott. an iptidaîsi dahil hiçbir kavmin kendiliğinden ve keyf için yer değiştirmediğim. Türkçe'nin dahil bulunduğu "bitişken" gruba mensuptur. Altay dağlarını Türkler'in anayurdu kabul ederken (Kiaproth. Bunlar ilk "medeni" kavim sayılan Sümerler'dir ki.Ö.b. bazan pek şiddetli çatışmalara sebep oluyor du ki. oturulan topraktan ebediyen ayrılmanın bir insan için çok müşkül olduğunu ve göçlerin ancak bir takım zaruretler yüzünden vukua geldiğini göstermişlerdir. başka iktisadî vasıtalara da ihtiyaçtan var İdi ki.ancak bu coğrafî kesimde mümkün olabilirdi. 1824. bin ortalarına ait bazı dil yadigârlarının ortaya koyduğu gibi.

zamanla. E. İran'ı ve Anadolu'yu içine alacak şekilde Avrupa'da Tuna dirseğine kadar geniş bir kuşak halinde devam eder. insanları eşit sayan Türk töresini yürürlüğe koymak üzere bir cihan hâkimiyeti mefkuresi doğurmuşa benzemektedir (bk. bilinmeyen ufuklara doğru akmak. Kültür bölümü).lrtTAM TÜRK TARİHİ 111 virlerde Türklerden bir kütie başka bir Törk zümresini yerinden çıkararak göçe mecbur etmiştir (Meselâ IX-Xi. Yerleşik kavimler için gerçekleştirilemeyen bu durum. yayılmaları esnasında.Asya Hunları Türk göçlerinin doğu yönünde devam ettiği asırlarda Çin'de kurulan Chou (Cav) devletinin (M.Ö. çeşitli İlim dailanndan bazı bil-gtrrfeıi (F.) bu hanedanın aslenc Türk olabileceği veya daha ihtiyatlı Mr ifade ite devlette Türk unsurunun hâkim bulunduğu düşüncesine sevk etmiştir. gibi). Batı Avrupa'da Huniar.Hirth. her mHtet için tabii sayılacak bir eforum değildir. Türkler'de aç* şekilde müşahede edilen ve oniann fsfîh boyunca hareketli bir topluluk hâlinde sürekliliğini mümkün kılan bu ruhî davranış başarılar arttıkça daha da kuvvetlenmiş. Balkanlarda Bulgarlar. Gerek bu şekilde. Bu durum Türkler'de. çoğunlukla bozkır coğrafî ve iktisadî şartlarının yer almadığı ve kültürlerinin yaşama imkânının zayıfladığı sınırlarda durakladıkları. hükümdar sülâlesinde gök dini. I. Bu Kibarla Türkler'in irili ufaklı siyâsî kuruluşlar meydana getirerek mevcudiyetlerini uzun müddet hissettirdikleri saha. tâbiiyeti kabul edip istiklâlden mahrum kalmaktansa memleketi terk etmeyi tercih ediyorlarCb. ormanlık veya çok sıcak veya rutubetli bölgelere pek girmedikleri görülmektedir. Eber-hard vb. Kuzey Hindistan'da çeşitti Türk devletleri vb. bozku* için mümkündü. Kendi hayat tarzlarına uymayan yabancı telâkkiler baskısının şiddetti olduğu bölgelere nüfuz etmiş Türk zümrelerinin ise. gerek yabancı ağır dış baskıya maruz kaim (Meselâ X!. Bugün bile Türk topluiuklan umumiyetle aynı Kuzey Çrn-Orta Avrupa kuşağı üzerinde yaşamaktadırlar. Zaruret neticesi de oisa.110 TflPirnflMVACTM. herân karşılaşılması aşikâr tehlikeleri göğüslemeğe hazır bulunmak ve aralıksız bir ölüm-lcifım savaşı vasatında yaşamak. Chavannes. RfWilhefe»i W. asır göçleri). a. oralarda fazla barınamamaları ve çok kere varlıklarını kaybetmeleri dikkat çekicidir (Çin'de Tabgaçlar. Asya Türk Devletleri İbrahim KAFESOĞLU I. dağ değil yayla iklimine sahip bozkır halkı olan ve bozkırlarda teşekkül edip gelişen kültürün taşıyıcısı bulunan Türkler'in. bunlardan BM Türle mâneviyatınfrîeağtamlığıdtr. Bununla be- . Kan-su) kurulmuş olması. BrKarigren. Bununla beraber Türklerin birbiri arkasına çeşiffi yönlerde yayılmaları sağlayan başka âmiller de mevcuttur ki. aş. Anderaon. dünyayı huzur ve sükuna kavuşturmayı gaye edinen bir fütuhat felsefesi ve her yerde âdil.Hun İmparatorlukları Aslında çöl. ova. askerî kuvvette harp arabalarının bulunması ve devletin daha çok Türkierie meskûn bölgede (Şen-si. güneş ve yıldızların kutlu sayılması gibi inançlarla. -AC. kuzey Çin'den başlıyarak bütün Orta Asya'yı. 1050-247) Türklerle alâkası üzerine dikkat çekilmiş. her askerî muvaffakiyet de yeni bir siyâsî hedefe yol açmış ve ülkeler zapt edildikçe yeni fetih arzuları kamçılamıştır. «sır Moğol K'i-tan hücumu) Türkler. batı Şan^si.

büyü. Kendisi de Han sülâlesine dâmad oian-bu Tan-hu. ordu. KM* devrinde fazte hissedilmeyen bu menfi durumlar onun oğlu Tan-hu Kun-şin zamanında (M.112 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 113 raber. Huniar daha sonra Çin topraklarında baskıyı artırdılar. Üvey anasının teşviki ile babası tarafından veliahdlik hakkının kendisinden alınması teşebbüsü karşısında Mao-tun. doğudaki Moğol-Tunguz kabileler birliği Tung-hu'ların ısrarla toprak taleplerine savaş ile mukabele ederek onları perişan ettikten ve böylece hâkimiyetini kuzey Peçili'ye kadar genişlettikten sonra güney-batıya döndü ve Orta Asya'daki. devleti sinsice kuvvetten düşürmeğe çalışıyorlardı. Türkçe'de 'adam.O. L Ügetî'ye göre Hsiung-nu'ların kimliğini tespit etmek müşkildir. bir görüşe göre M. sonra da Moğol olduklarım söylemiştir. bozkır usulü sahte ric'at tâbyesi ile çenber içine aldı (M. 174 yılında öldüğü zaman.Ö. doğru vb. 203). vaktiyle İskender tarafından kurulmuş olan Grek hâkimiyetine son verdikleri »rfhîe<M. bazı eski Ogur (O-k'ut) kolları ite meskûn araziyi. Türkler ve tâbi kavimler arasında propaganda yapıyorlar. kılıç vb. Çiniiler'in bu devirde sınır boylarında- . Mao-tun'un babası Tu-man Çin yıllıklarında Tan-hu (veya Şan-yü) diye anılmaktadır ki. babası ölçüsünde asker ruhlu bk hükümdar olmadığı için Hun iktidannda sarsıntılar belirdi. vaktiyle Türkler'in yaşadığı bütün toprakların Hun devletine terki. bu da M. kut börü. Tunguz vb. Bu devlette. Irtiş yatağına kadar olan bozkırları (Kie-kun=K*rgtz!ar'ın memleketi) ve buranın batısındaki Ting-ling'lerin yerini. IV. iç ve dış siyâseti ile. Bundan başka. 220) 'nin kurulması. san'atı ite yüksek vasıflı bir cemiyet hâHnde daha sonra asırlar boyunca bütün Türk devletlerine örnek vazifesi görecek olan. 4-3 asırda ise Hun diye telâffuz edilmişti. 202-M. tamamen Türkçe olup (ayrıca Çince'den bozulmuş şekilleri ile ihtimal deve.Ö. Shiratori onları önce Türk kabul etmiş. Yurtlarından atılan Yüe-çt'lerin Afganistan'da Bakîri-a bölgesinde. 'Büyük Hım İmparatorluğu1' kudretinin zirvesinde bulunuyordu.ö. Chou faraziyesi kesinlik kazanıncaya kadar Asya Türk tarihini Hunlar'la başlatmak yerinde olacaktır. Çin ile dostluk havası içinde ticarî münasebetleri geliştirirken Mao-tun. Hun dilinde imparator unvanı olan bu tâbir basit bir kabile reisi değil. V. K. £14).Ö. O zaman Çin'de birbirleri ile mücadele hâlinde olan 'Muharip Devletler" den Ts'in'in gittikçe kuvvetlenmesinden endişelenen diğer beş 'kral" zikredilen yılda Hun devleti ile ittifak andlaşması yapmıştı. 209-174). bin başlarında 6un şeklinde. Her ne kadar. Türkçe "Hun" adı. dîni Be. A. Türk bozkır kültürü hâkim bükmüyor.& 166) kalabalık ordusu* ÇWe girerek başkenti CtVang~an yakınındaki imparator sarayın» yakan Ki-okf bu seferdeki gayesine uygun olarak Çin ite iktisadî münasebetini dostane bir şekilde devanttattirmek için. Hsiung-nu'ların büyük imparatorluğunda Türkler yanında Moğol.barbarları hanedanı1 mânasına olarak Hsiung-nu diye anılan bu kütlenin ırkî mensubiyeti hakkında şüpheyi davet edici görüşler ileri sürülmüştür. Mahallî hanedanlar. Çin 8itemasa gelen hemen bütün Türk devletleri bakanından kötü neticeler verecek bir çığır açmış oldu. asırdan itibaren takip etmek mümkün olmaktadır Hunlar'la ilgili ilk tarih? vesika olarak bir anlaşma zikr edilmiştir ki. 160-126) tam bir huzursuzluk kaynağı ofeatfrtoendisini gösterdi. İmparator. devleti kuran ve yürüten asıl unsurun Türk olduğuna dair inandırıcı deliller vardır. (Aş. Devleti- ni tanzim etti ve kendisini iyi tanımadıktan anlaşılan. tuğ. Tai-yuan şehirlerini zapt etti. lüks zevki yolu ite rehavetfcartırmakta «fi. batı Sibirya'dan Gobi-çölü-Tibet hattına kadar genişlediği bu tarihlerde Huniar'a tabi olanlar arasında Moğollar. meskûn sahaları ve askeri yığınak yerlerini surlarla çevirmeğe başladılar.S. Gök Tann'ya inanılıyor (aslında totemci olan Moğotlar'a sonra Türkler'den intikal etmiştir. Bu suretle büyük Hm hükümdarı o çağda Asya kıt'asında yaşıyan Türk soyundan bütün toplulukları kendi idaresinde tek bayrak altında toplamış oluyordu. emrindeki demir disiplin altında yetiştirdiği 10 bin atlı ile katıldığı bir sürek avında T'u-man'ı öldürerek Hun Tan-hu'su ilân edildi (M. Tunguz soyundan bazı grupları da ifade etmek üzere "Kuzey .Ö. 259-210) Hun taarruzlarına karşı kuzey sınırlarını büsbütün kapamak için. yabana kavimlerin de yer almaları tabii ise de. Çünkü hânedanl» arasındaki böyle yakınlaşmalar. yiyecek ve ipek verilmesi ve yıllık vergi taahhüdü şartları ite kendini ve ordusunu kurtarmağa muvaffak oldu. Mai-yi.v. bk. her zaman Çin desise makinesinin harekete geçmesi için fırsat teşkil etmiştir.Ö. Tunguzlar ve Çinliler de vardı.Ö. aslında orman kavmi olan Moğol veya Tunguz değil. tarihen malûm ilk Türk siyâsî teşekkülü. Çin hanedanından Si-huang^ti (M. uzun müdafaa savaşlan sırasında Hun süvarilerinden korunmak maksadı ile. Hind-Avrupa menşeli oldukları sanılan Yüe-çi'leri yerlerinden oynattı. 318 tarihlidir. Nihayet Hsiung-nu devletinde idareci zümre ve hanedanın dili Türkçe idi. 174-160) bu haşmeti iTTUhafiaza etmeğe çalıştı. halk manâsında olan "Hun* diyorlardı. Hun merkezinde Çinli prenseste» himayesinden faydalanan Çin' diplomat ve vazifelileri Hun imparatorluğu topraklannda şerbetçe gezip dolaşıyorlar. gibi kelimeler) Türk dili'nin en eski yadigarlanndandır.Ö.Ö. surların iç kısımlarını yıktırarak elde ettikleri malzeme ile dış surları birbirine bağlamak ve boş yerleri tamamlamak sureti ile meşhur Çin şeddini meydana getrıtfi (M. yanlış bir adım attı : Bîr Çin prensesi He evlendi ve bu surette ileride. Gabain Türk-Moğol karışımı olduktan fikrindedir. Ancak Orhun-Selenga ırmakları ile. Türkler'in kutlu ülke saydıktan ötüken havafısi merkez olmak üzere güneyde Huang-ho nehri dirseğine kadar genişiiyen Hun siyâsî birliğinin kesin tarihini M. Bunlar kütleler hâlinde batıya doğru çekilirken Maotun güneye yönelerek Huang-ho büyük dirseği içindeki Ordos bölgesini ele geçir* di ve oradan Çin topraklarına daldı. insan. Çin kaynaklarında Tûrkier'le birlikte Moğol. Ve nihayet devletin sahipleri kendilerine. 1. hemen hemen tamamen piyade ordusunu. Han sülâlesinin kurucusu İmparator Kao-ti'nin 320 bin kişilik.Ö. Çin'de uzun müddet dirayetli imparatorlar yetiştiren Han sülâlesi (M. Kültür bölümü). kuzey Türkistan'ı zaptetti ve Işık Gölü etrafındaki Vu-sun'ları hâkimiyeti altına aldı. aile 'baba hukuku* üzerine kurutu bulunuyordu (Moğollar'da maderşahîdir). Mao-tun'un oğlu Tanhu Kiok (MA. mülkî ve askerî teşkilâtı ite. çok önceleri teşekkül etmiş bir devletin başkanı olduğunu gösterir. ticaret emtiası olarak memlekete sokulup Hun iteri gelenleri arasında revaç bütan Çin ipeği. Siyâsî kültürel münasebetler vesilesi iie Çin yıllıklarında Hsiung-nu dilinden zapt edilen şu kelimeler : Tann. ordusu ve harp tekniği ite. Mao-tun M. Mao-tun tarafından Çg% hükümetine gönderilen MÂ 177 t»** mektuptan anlaşıldığına göre Türk devletine bağlı kavimlerto-sayısı 26 idi ve bunların hepsi* Tan-tuMm ifadesi ite "yay geren halk" yâni "Hun" olmuşlardı.201). Hun devletinin başına da Mao-tun (veya Mav-dun)'un (eski okunuş: Mete) geçmesi (M. Böylece Çiniiler'in Türk akınlarına karşı en tesirli tedbiri aldıklarına kanaat getirdikleri bir sırada iki mühim hâdise vukua geldi. İmparatorluk sınırlarının Mançurya'dan Aral götüne. Asırdan önce Kun olarak.

Ö. 1941 vb. Bir yandan Çfrı ile uğraşarak. Radloff. Ho-han-ye (ölm. arada bîr mücadeleye mecbur oldukları Çinin siyâsî nüfuzunun ülkelerine tamamen hâkim olmasını (imparator Ming-ti zamanında. Gayelerinden biri de Çin için muazzam getir kayrvağı oian ipeğe batı bölgelerinde de yeni pazarlar bulmak ve iç Asya-iran üzeninden Akdeniz kıyılarına ulaşan meşhur"ipek yolu" nu emniyet altma atmaktr Dolaya He orta ve bat! Asya'da yabancıların kudretini kırması lâzım** tit. temasiannı ve tavsiyelerini ihtiva eden mühim raporu imparatoru memnun eimş ve sonraki Çin siyâseti için başlıca rehber vazifesini görmüştür.Ho-han-ye Çin himayesini kabul edip halkının bir taamını Or-dos a gönderirken. Bu arada Çinliler çok ehemrroyetff bir basan daha elde etmişlerdir ki. tabi? daha ziyâde Çinlileşmiş olarak. asır sonlarına kadar varlıklarını devam ettirmişler ve Çin'in çeşitli bölgelerinde. O. bilhassa ikürîı değ$kli$ sebebi ife batıya yöneldikleri tahmin edHmektöbfr. Mat Tan-hu'nun iktisadî darlığı gidermek gibi kendince mâkul sebeplere dayalı fikrinde ısrarı Huniar'» ikiye a&f&. 90-91 yıllarında Baykal-Orhun bölgesinden buraya göçmüşlerdi). 1923. 70 bin kişilik hasım ordulan tarafından kuşatıldı v© yıkttdı. 1855. M.Ö. devletleri uğruna hayatlarını feda etmişlerdi.114 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 115 ki ufak çaptaki akırte: durdurduğu görülüyordu. K.S. Nemann.. Much. kardeşi Çi-çi tarafından tanınmadı (M. Nihayet Çin. Thierry.Ö. Kuzey Hunlan'ndan eski Hun başkenti bölgesinde kalanlar da. Klaproth. Hsien-pi) ler tarafından batıya itilip 216'da hemen tamamen yurtlarından çıkanlırken Güney Hunları da kendi içlerindeki çatışmalar yözünden tekrar ikiye bölündü ve baskısını artıran Çin. Bo-han-ye'nin Çin'e tâbi olma teklife Wuo danışma kurulunda (devtat-ıneclısi) ağır münakaşalardan sonra reddedildi. ferîhçi PBnî-us (ölm.S. İlk defa büyük imparatorlardan Vu-ti (MÖ 141-07} katabafck ordular teşkil ederek. Orasius (1. Hun hâkimiyetinin yıkılmasını hedef tutan pîâniartnt tatbtke girişti. bu da prensler arasındaki anlaşmazlığı şiddetlendirdi. o da ordularını Türk usulüne göre yetiştirmeleri ve Hun silahları Re teçhiz etmeleri idi. Vu-ti'nin ipek yoiu üzerindeki memleket ve kavimleri öğrenmek ve onlarla Hunlar'a karşı iş* bfriîği sağlamak maksadı île batıya gönderdiği yüksek rütbeli bir asker olan Çangk'ten'in. Batı Hunlan'ndan geldikleri hakkında kuvvetli bir delil Fr. coğrafî. 5. Bunlardan üçü: Ua Tfr'ung. PPeffipt. gizli vazifesini yaparken Bunlar tarafından yakalanıp 10 yıl gözaltında tutulmasına rağmen. Çi-çi tarafından yeni inşa ettirip. Asya Hunlan'nın torunları oldukları son zamanlardaki tetkiklerle daha da açıklık kazanmıştır..S. Fin-Ugor.ö. Türk-MoğotMançu karışımı oldukları (J. tm ile çevrilen başkenti. bu Huniar1! Ön kaynakları Hsîung-nu olarak tanıtmış. K. Strâbon (ölm. idarecilerle başbuğların arasını açmağa yönelen düşman propagandası »te gittikçe dennteşiyordu. Hoops) veya Kafkas kavimlerinden oldukları (L Jeİiç. hanedan azasından bazıları-: re Rendim ce^p etmeğe muvaffak oldu. Çi-çi Hunlarfnın kalıntıları. ÇîrVfeı teşvik ve yardım* üe Tan-hu olan Ho-han-ye. 1915. imparatorluğun zengin kısmrsîarîmn yavaş yavaş düşman istilasına uğraması ile devlet geliri azalmaya başlamış . 1. Türk. Kuzeyde Hun akınları tutuluyor.220'ye doğru bütün toprakları işgal etti.F. 139-127) edîndtğs bilgiyi. sa- rayda bulunan kadın-erkek 1518 kişinin hepsi. asır başlarında Asya Hunlar'ı birbirinden ayrı üç bölüm hâlinde görünüyordu: 1. 155 yılma doğru. 3. o zamanlara kadar Cinden vergi ve hediye olarak sağlanan mâlî destek kesıfrnişti.v» bilhassa Araf OtMütıân doğusundaki bakırlara çekilerek varlıklarını devam etürmişlerdir. ipek yolu üze*rindeks memieketîer zaptofunuyor. Hirth tarafından ortaya konmuştur. İç huzursuzduk. Çi-çi iktidarının yıkıl-masıyle etrafa dağılmış olarak. J. Oradaki diğer Tfirk zümreleri ve 1. A.Kuzey-batı Çin sahasında. Moğol. 125) adı geçen krallığın Huniar tarafından yıkıldığını kaydeder ki. W.Ö. Batıya Hun yürüyüşteü adım adım takip eden Çm ordularından başka. Bfliodtğ* gibi. 58-75) önleyemediler. Yedi-su havalisindeki Ogur (O-k'ut) lannt fetiş kaynskianndaK* TNvHng'terin. Hayrete öeğer bir müdafaa yapılmış. Bu hususta tarihî. bir yandan da yotu üzerinde. Türk-Moğoi kanşımı. Fick. 115) tarafından büyük başarıya uteşUntmıştı. dil ve kültürel deliller gösterilmiştir.Balkaş göfü havalisinde. Avrupa Hun Impara-tortuğu'nu kuranlar bunlar olmak gerekir. Işık Göl yanındaki yu-sün'ların mukavemete temi iaraıafc geîdiğı Çü-Taias ırmakları düzlüğünde müstakil devlet kurdu» Fakat bu Orta Asya Hun devleti çok sürmedi.Grousset. Franke. tâbiiyeti şerefsizim sayan Çi-çjtendine bağlı kütlelerle birlikte1 rperoieket! \efr ed&?f*k batıya doğru çekildi (M. 1828. 58). 2-Cungarya ve Barköl havalisinde Kuzey Hunları (Bunlar M. Mâszaros) ileri sürülen Batı (Avrupa) Hunları'nın TlÛrk asıllı olup. 160-170) haritalarında 'Hunlarm oturdukları bölgeler Çih kaynaklannda Hsrung-nu'ların topraklan olarak belirtilmiştir. Hia. Tarbagatay. R. HenûiTferieşememiş. bin sonlarına kadar Türk-Çin mücadelelerinin: fcemet sebeplerinden biri bu kervan yoluna hâkimiyet meselesi olmuştur. Buna göre 355-365 yıllarında Alan ülkesinin <Hazar^Aral arası) istilâ edilmesi münasebeti Ne Çin kaynakları bu . Shîratori. Tan-hu'nun ikametgâhında oda oda savaşılmış ve Çi-çi dahil.. iç Asya yönünde. asır ortâlarma kadar Çin'den gelen Hun külteleri îte çoğalan ve uzunca bîr rtteddet sâta'rîfcir hayaft yaşamak suretiyle güçleri artan bu Hunlar'ın. 31)'tn evlâtları Çin şeddinin kuzey bölgesinde 75 yıl kadar Hunfaf özörinde Tan-hu"luk yaptılarsa da. Sonuncu 'devlet" de Tabgaç hükümdarı Tai-Wu tarafından nihayete erdirilmiştir. M. J. b i Batı f Avrupa) Hunları Kimlikleri hakkında 200 yıldan beri türlü tahminler yürütülen ve çeşitli bilginler tarafından. asırdan 2. Akınlar durmuş. A. Uygur. 2S) Hunlar'ın Grek-Baktria krallığının doğusunda olduklarını söylerken. Propagandayı artırdı. llovaysM. 1893. M. Tanhu'lar soyundan gelen bazı kimseler kısa ömürlü küçük devletler kurmuşlardır. Fin. Hun tarzında 140 bin kişîbk bir suvar* kuvvet? çıkara Ho K'ü-ping (öl. savaş gücü zayıf Huniar aleyhine birleşmişler ve Çin'e destek olmuşlardı Ööft taraftan hücuma uğray^Hun devletinin. 1757. ferin sonlan) ve Ptotemai-06'tM. Çin sahasında Hun siyâsî hayatı tarihe tarışmakta beraber. Zebelin) veya Germen soyuna mensup bulunduktan (Müllenhoff. De Guignes. M. aşağı yukarı M. Güney Hunları. kanlı sokak muharebeleri cereyan etmiş. 64). adlan geçen Türk boylan da yeni devlete karşı ideler. bilhassa süvari kumandanı Pan Ç'ao'fifiin gayretleri ite (MS 75'e öoQtu) Doğu Türkistan'a kadar sokulan Çinliler oralarda asker? garnizonlar kuruyorlardı. Huniar artîk eskisi g*b* değil k&ler.S. Moğol soyundan Siyen-pi (H'yen-bi. 1856. M. 1930. Pei-^ang.) veya doğrudan doğruya islav menşeinden geldikleri (Venelin. Daha Maotun /amam>da Cinde temandan Mung-t'ien tarafından başlatılmış oian askerî ıslahat hareketleri imparator Vu-ö'nin kumandanlarından olup. buralarda geçirdiği uzunca müddet içinde (M. Bununla birlikle Asya Hunları.S. Gy. R.

Şar (sarı=ak) Ogur. buna göre. Sueb'leri. Hunlar'dan bir kısım Balkanlardan Trakr ya'ya doğru ilerlerken. Arıkan f>Arıg-kan=güzei. Dengiztk (=Dengi2^Dentz"den)Jrnek (küçük er) (Son üçü Attilâ'nın oğullarıdır). Alaman'ları vb. önce Trastlvanya'da duraklamış olan Batı Got'ları da Roma hududlarını geçiyorlardı (381). Kursık. Hatta Batı Hun hükümdar ailesinin Asya Tan-hu'larına bağlanabilmesi büe mümkün görülmektedir. Batı dünyasında korkunç akisler yaratmış. Çok sür'atli cereyan eden bu akınlardan korkuya kapıldıkları için Hunlar hakkında acâib hikayeler uyduran kilise adamlarının (St. sonbahara doğru. bugünkü Macaristan'da Tisza nehri havalisinde Vandallar vardı. kuzeye çark ederek Orta Anadolu'ya. Hun başbuğu Balamtr'm idaresindeki büyük taarruz önce Doğu Got'larına çarptı ve bu devleti yıktı (374). f-knlar aleyhine. kalabalık Vizigot kütleleri ile batıya doğru kaçtı (375). Ayrıca. oradan Kudüs'e yönelmişlerdi. kütlelerini Ren nehri ötesine. Bizans'ın Hun nüfuzuna alınması ilk hedefi teşki* ediyor. inanamaz rivayet ve hikâyelerin çıkmasına ve yayılmasına sebep olmuştur. Roma İmparatorluğu nun kuzey eyaletlerini aft-üst ederek tâ İspanya'ya kadar uzanmak suretiyle Avrupa'nın etnik çehresini aeğişîıren tarihî 'Kavimler Göçü" başlamış oldu. Oktar (Attilâ'nın amcaları).aşıp Roma İmparatorluğuna giriyor. Suriye'ye inerek Tyros (Sûr)'u baskı altına almışlar. Hükümdar sülâlesi mensuplarının adları şöyledir : Karaten (kara don-elbise). buna karşılık. 398 de daha küçük çapta tekrarlanan bu akınlar karşısında Doğu Roma'nm genç imparatoru Arkadios hiçbir ciddî tedbir alamamıştır. Asrın ortalarında Afan ülkesini ete geçirdikten sonra.405 yıllarında . çoğu Latin ve Grek kaynaklarında kayıtlı. topraklarından çıkararak. Hunlar'dan kaçan Vizigot'lar da İtalya'da görünmüşlerdi. Diğer taraftan bir kısım Germen menşeli kütlelerle İranlı Baştarnalar Pannonıa (Batı Macaristan'dan Aipter'e doğru sarkarak İtalya'yı tehdide başlamışlarda Köilar Roma İmparatoru I. Avrupa Hunfan'mn dili Türkçe idi. 374'de Itii (Voiga) kıyılarında görûndüter O tarihlerde Karadeniz kuzeyindeki düzlükler bir Germen kavmi o*an Got'larin işgali aftında îdi. Bu zaferi île Uldız Roma gibi büyük bir medeniyet merkezini kurtarmış oldu. beklenmedik mahallerde görûjen Hun akıncı müfrezelerinin Doğu Avrupa kavimleri arasında uyandırdığı dehşet. Soğd dilinde yazılmış bir metin ile de ayrıca teyid edilmektedir. Sakson'ları. Iheodosius'un ölüm y»h olan 395 de yeniden hare- kete geçtiler. Roma'yı yeryüzünden kaldıracağını ilân ediyordu.Hun ayniliği.St. Attilâ'nın babası). Hunlar'ın batı istikametindeki yolları üzerindeki engelleri kaldırmış. daha büyük sayıda diğer bir kısım Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya yöneltilmişti.Sueb. Kırat Ermanarik intihar etti Yerine geçen Hunimund Hunlar tarafından "tayin" ed&ntşti 'Hayret edilecek bir hareket kaabiliyeti ve gelişmiş bir süvari taktiği ile" devam eden Hurt taarruzunun Dinyeper kenarında vurduğu ağır darbe Batı Got'larım da çökertti ve Krraî Atanarik. Aynı hadise üzerinde birbirini doğrulayan bir uzak-doğu ve bir Lâtin kaynağının tespit ettiği Hsiung-nu . onun batısında Batı (Softan (Vızigot) bulunuyordu. büyük dalgası başlamış. bu da. Attilâ'nın son yıllarına kadar takip edilecek olan Hun dış siyasetinin esaslarını tesbit etmişti kî. Atakan\ Eşkam. Batı Roma topraklarına tecavüz ederek huzursuzluk çıkaran "barbar" kavimler aynı zamanda Hunlar'ın da düşmanları oldukları için. o devir yazarı A. kımız (Prrskosda). Alaniar'd&n ve Germen Talat'lardan teşkil ettikleri yardımcı kuvvetlerle takviyeli oiarak ilk defa 378 oanannda Tuna'y* geçtiler ve Romalılar'dan mukavemet görrneksizin Trakya'ya kadar Derlediler. Kelt vb. Lombardia üzerinden Galya'ya uzanan Alarik'in idaresindeki bu Got tehlikesi Romalı ünlü kumandan Stilikho tarafından güçlükle önlendi (Nisan 402). Türkler'in Anadolu'da. Alan. Anî ve şiddetli Hun darbecinin. topluluk: Ağaçeri. 401'de Batı Roma eyaletlerine girmişler. Romalılar'ı olduğu kadar Sâsânî imparatorluğunu da telâşa düşüren bu akında Hun süvarileri Erzurum bölgesinden İtibaren Karasu. Marceîlinus bu fethin Hunlar tarafından yapıldığını tasrih etmiştir.11e TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ *%1 memleketin Hstung-nu'iar tarafından zapt oiunduğunHfeaydederken.başbuğ Uldız (Grek ve Lâtin kaynaklarında: Huldin. Böylece Hun askerî gücünün harekete geçirdiği ve batıya doğru çeşitti' kavtfröerîn birbirlerini yerberinden atarak. Bu hareket itfcepheli idi. Fakat daha korkunç bir barbar belirdi ki. kendi demir yumruğu altında birleştirmiş olarak Roma üzerine atılan Radagais idi. 8u dört Germen kavmi dışında aynı bölgede İranlı ve İslav kütleler. bölgenin en tahkimli tefeleri olan Edessa (Urfa) ve Antakya'yı bir müddet kuşattıktan sonra. Uldin. Epfiçaim.Galatia (Kayseri-Ankara ve havalisi)'ya ulaştılar ve oradan Azeybaycan-Bakü yolu ile kuzeye. Doğu Roma. daha başka küçük Germen toplulukları da yaşıyordu. Galya'ya gitmeğe zorlamakla. Nitekim Uldız'ın Tuna'da görünmesi ile Kavimler göçü'nün 2. Hun Devleti'nin Don nehri havalisindeki "doğu kanadı" tarafından tertiplenen Anadolu akını Basık ve Kursık adlı iki başbuğun idaresinde idi. daha çok Uldiz) kumandasında iyice his edildi. asil kraliçe). iran astffc Sarmatîar sınırları liroes. Muncuk (boncuk. Burgond'ları. Hunlar'dan korkan. Aybars. Batı Roma ile iyi münasebetler devam ettirilecekti. Tanınmış kimseler : Basık. Balamır'ın oğlu veya torunu olduğu sanılan Uldız. Hunlar Gottar dan. Floransa'nın güneyinde) muharebesinde bizzat Uldız'ın kumanda ettiği Romalı kuvvetlerle takviyeli Hun ordusu tarafından mağlûp edlien Radagais yakalandı ve idam edildi (Ağustos 406). Hun korkusu ile yerlerini terk etmiş olan Vandallar'ı. Kappadokia . Hieronymus. Aynı'zamanda Hun kudretinden bir kere daha ürken Vandai.Batı Roma ile müşterek hareket gerekiyordu. Stilikhonun bile Pavia savaşında durdurmağa muvaffak olamadığı bu barbar şef. Batıda Hun baskısı. ilek (=llig=lllig). İtalya'da müthiş tahribat yapıyor. Attila (doğduğu yer olduğu tahmin edilen Etil — hü = Volga adından). Sınırları Asya'da Balkaş gölü yakınlarına kadar uzandığı tahmin edilen Hun İmparatorluğunun "batı kanadı" hükümdarı olduğu sanılan Uldız. Büyük Faesulae (= Fiesole. ancak Türkler karşısında mahkûm oldu. Asding Vandallar». buralarda Hun kuvvetlerinin serbest hareketlerine imkân hazırlamıştı. Mamafih Roma topraklarında görüleri bu kuvvetler keşif vazifesi yapan öncü müfrezelerdi. bugün Avusturya arazisindeki Markomaniar'la Kuadlar Roma topraklarına geçmeye hazıriarwrken. Don-Dinyeper nehirleri arasında Doğu Got'ları (Ostrogot). Fırat vadilerini takiben Melitene (Malatya)'ya ve Kilikia (Çukurova)'ya ilerlemişler. Çünkü. yani Bizans daima baskı altında tutalacak. 404 . Kuad'ları.. Sarmat. merkezterine döndüler. Hunlar IV. Euferraa efsaneleri ve Edessa kronikindeki kayıtlar) dehşet dolu gözleri önünde. Bu. Daha batıda Transüvanya ve Ga'îçya da Gepid'ler.tarihî kayıtlarda sabit ilk görünüşleridir. 400 yılına doğru. Nitekim aynı tarihlerde bugünkü Macaristan ovalarına kadar akınlar tertiplenmişti.

Theodosios. çeşitli kavimleri yakından tanımak imkanını bulmuş. Skirler. Roma'da ve diğer kavimler arasında Attila adının dehşet saçan bir otoritenin timsali haHne gelmesine yardım etti. Sarmatlar. c . Huniar'dan kaçanlara -esir alınmış Bizans teb'ası dahililtica hakkı tanınmayacak. b . Theodosios süratte anlaşma yolu bulmak ümidi ile elçiBk hey'etini Hun başkentine göndermeğe karar verdi. 432de konsül olan. Oktar) Rua imparatorluk makamını işgal ediyor. 434 yılı baharında Hun sınırlarına gelen Bizans elçilerini Attila. Aybars. iddia edildiği gibi bir iktidar rekabeti bahis mevzuu olmadıktan başka. Batı kanadının sıklet merkezi Tuna etrafında. eğlenceden hoşlanan. Antlar. Fakat. Artık Hunlar'a tabi "barbar" kavimlerin Roma'ya güvenerek herhangi bir harekete kalkışmaları bahis mevzuu değHdi. Hun idaresinde yaşayan yabancıları gizlice kışkırtmaktan geri kalmıyordu. Bütün bunlar Rua'ntn kuvvetli şahsiyeti ile Hun devletinin her iki Roma'nın iç ve d*ş siyasetlerine ist&amet verdiğini göstermekte idi. Rugiler. Bini un hakkında bilgimiz sadece.). enerjisi kıt Buda ikinci plânda kalmış. Bu arada Rua. Trakya'da. P. Theodosios'un aynen kabul ettiği bu anlaşmanın hükümleri icabı olarak Hunlar'a iade edilen kaçakları Attila daha Bizans ülkesi içinde. diğeri seçkin bir diplomat olan başkanlarma. Sklavenler. Attila yalnız değildi. J. 422 ye kadar Hunlar hakkında bilgi verilmediğinden bu meşguliyetin on sene kadar sürdüğü tahmin edilmektedir.11S TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 119 ve bilhassa 409 yrtmda Tuna'yı geçerek Bizans'a Hun tehdidinin ekşitmediğini göstermiş ve Grek kaynaklarına göre (Sozomenus. imparator Valentinianus'un annesi Placidia da Hun kuvvetlerinin italya'ya yönelmesi üzerine Aetius ile uzlaşmağa mecbur olmuştu. Hun İmparatoru 60 bin süvari başında İtalya'ya yöneldi Savaşa girmeden kuvvetlerini çeken Bizans'tan ağırca bir harp tazminatı alındı. 412 yılında Bizans elçisi Olyrnp*odoros'un onan yanına gitmiş olduğudur. Kuadlar. Ü&eâi dahiitnde hiçbir Grek serbest doîaşamıyacak ve ticaret belirli sınır kasabalarında yapılacaktı. Karsus (Bulgaristan'da Hirsovo) kalesinde astırdı. Karaton daha çok doğu işleri ile uğraşmış görünmektedir. kendim ite barış müzakereleri için gönderilen Trakya>umuml valisi (Magister militum)*ne taüneşin battîğı yere kadar her yeri zapt edebilirim' diyerek meydan okumuştu tAdız'm ötümü (410 SJT aiarıj'nden sonra Hun İmparatorluğunun başında Karaten bulunuyordu.Muncuk (Atilla'nın babası) erken öldüğü için rjğer iki kardeş "kanad kraHarı* durumunda bulunuyorlardı. at üzerinde. Bundan sonra Attila imparatorluğunun doğu bölgelerinde. 433'de Roma Imparatoriuğü'nun en yüksek makamı 'Patricius'tuğa yükselerek uzun müddet ordular başkumandankğı yapan Aeftus gençli çağının Roma tahtı işlerine karışmaktan doğan buhranlı anianr» Horı yasdtmı üe atlatmış. Attiia. bir müddet önce Bizans'a sığınmış olan Hun ileri gelenlerinden Mana ite Atakam'ın oğullarının ve diğer Hun kaçaklarının iadesini İstedi. İmparator II. barış şartları olarak yazdırdı. Muncuk. Notarius (Devlet baş müsteşarı) Johannes'i seçmesi üzerim o sırada 35 yaştnda bulunan ünlü asilzade Aetius. Amcaları Aybars (doğu kanadının "kiralı") ve Oktar (batı kanadının "kiralı*) olarak. 423'da 'Magrsîer miîitum'. devlet idaresini ve Hun iç ve dış siyasetinin esaslarını öğrenmişti. Türk boyu) ayaklanma teşebbüsünü bastırdı (435). amcası Rua'nın yanında yetişmiş. Theodos^os (4G8-450)*un. Codex Theodosianos vb. ittifaklara girişmiyecek. Hun ordusunu isyana teşvik etmek ve tâbi kavimleri Huniar'dan ayırmak maksadı ite Hun topraklarında faaliyete geçirdiği casusluk şebekesi ve propagandacıları iteri sürerek tertiplediği Balkan seferinde (422). Siyasette Uldız'ın izinde yürüyen Rua.Germen (doğudan batıya): Doğu Gotları. Tuna ile Morava nehrinin birleştiği yerdeki Konstantia (lam karşısında Margus kalesi bulunuyordu) surları önünde. Roxolanlar. II. Bizans'ın. hiç mukavemet göstermiyen Bizans'ı yıihk vergiye bağladı: 350 libre altın.taleplerini. Suebler.) takip edilebildiği kadar. Bu sebeple Rua o zamana kadar mutad ofen. Jordanes. Bizans tarihçisi Priskos'un ifadesi ile Rua'dan barışı yılda 350 libre altınla safcn airraş oian H. ticarî münasebetler yine belirli sınır kasabalarında devam edecek ve Bizans'ın ödemeye ta-ahhüd ettiği yıllık vergi iki misline (700 libre altın) çıkarılacaktı. Heruller. H. Bu tarihte Hun hükümdar atîesine mensup dört kardeşten (Rua. Piskopos Proculus.Hunlar'ın başına geçtiği zaman 39-40 yaşlarında olan Attila. 423'te henüz 4 yaşında iken Batı Roma İmparatoru ilân ®ötier\ Uî. Ancak. Roma senatosunun da küçük imparatorun yerme i. Konstantia barışı (veya bazılarına göre Margus barışı) diye anılan bu anlaşmanın ihtiva ettiği başlıca maddelere göre Bizans bundan böyle Hunlar'a bağlı kavimlerle müzakerelere. karşıladı ve dinlenmelerine dahi izin vermediği elçilerin biri konsül-general. 432 yiimda da Afrika'da Vandal kı-rafc Geiserik tte mücadele eden rakibi Bonifacius karşısında. Fakat Hun sınırlarına gelen Bizans elçilik hey'eti Rua'yı gölgede bırakan bir Türk başbuğu ile karşılaştı. Bizarıslîlar'ın Hun tmparatorluğundaki yabancılardan ücretli asker toplama faaliyetlerini ve Bizans!* tacirlerin Hun topraklarında ticaret yapmalarını yasak etti. yine de. yardım sağlamak sçtn ftua'ntn yanına geldi. Valentcnianus karşısında Roma'ya sahip olmak iddiası ile İtalya'ya ordu ve donanma sevk ekmesi Batı Roma'yı Hunlar'a daha çok yaklaştırdı. Memleketi büyük kardeşi Buda (Bleda) ile birlikte idare ediyordu.İslâv (orta ve batı Rusya'da): Venedalar. Gepidler. Diaconus. Neurlar. Ordu ve dış münasebetlerin tanzimi Attila'nın elinde idi. Attila'nın yardımcısı sıfatı ile 11 yıl Hun imparatorluğumun idaresine katılan Buda 445 de eceli He ölmüştür. devleti ciddi bir hükümdar vasfını taşıyan kardeşine bırakmıştı. Bu itibarla. şu kavimler yer almışlardı: a . Honorî-us vb. Rua zamanındaki yerlerini muhafaza ediyorlardı. Bizans kudretti bk düşmandan kurtulduğu içki seviniyor. hiç atından inmemek üzere aylarca süren bir teftiş gezisi yaparak. Bizans elinde bulunanlar iade edilecek (Grek asıllı olanlar için fidye verilebilecek). canını Rua'ya sığınmak suretiyle kurtarmış.İranlı (Kafkaslar'dan Tunaya kadar. Buda da "iktidar hırsı ite yanan" Attila tarafından ortadan kaldırılmış değildi. Bu durum Huniar arasında olduğu kadar Bizans'ta. babası Muncuk erken öldüğü için. kil (Volga) kıyılarındaki Şara-ogur'larm (Ak-Ogur. Fakat o sırada Rua öldü (434 bahan). dağınık hâlde): Atanlar. Tann'nın «ün- dar imparator Theodosios'un dualarını kabul ederek Bizans üzerinden bir tehlikeyi kaldırdığım vaaz ediyordu. Kaynaklardan anlaşıldığına göre. . 422 yi} Avrupa Hunları tarihinde yeni bir devrin başlangıcı gibidir. onunla birlikte seferlere katılmış. Markomanlar. kaynaklardan (Priskos. Baştemalar. doğu kanadının sıklet merkezi Dinyeper havalisinde olduğu tahmin edilen bu tarihlerde Hun Imparatorluğu'nda.

Bilhassa Necker nehri boyunca cereyan eden bu muharebelerde Hun ordusuna batı kanadı "kiralı* Oktar kumanda ediyordu ki. Bizanslıların hiçbirine dokunmadı. sarayındaki ileri gelenlerin de tavsiyeleri ile. Batı Roma'nın tavassutu neticesinde hızını kesti. İki yıl kadar süren mücadele sonunda Attila'nın gönderdiği Hun müfrezeleri yardımı ile isyancı elebaşılar Aetius tarafından ortadan kaldırıldı ise de (436). Volga'nın doğusunda Sabariar ve başka Türk kütleleri. Theodosios kölelik haysiyetini de koruyamamıştır. iki koldan ilerliyerek kaleleri Sardica (Sofya). Attila'ya karşı koyabilecek bîr kuvvetin kalmayışı. Saraogurtar. Marcianopolis (Preslav).. Müşterek pazar yerlerinde Grek tacirleri Hunlar'ı aldatıyorlardı.". durumdan Edekon vasıtası ile haberdar olan Attilla. Tuna'nın güneyinde beş günlük mesafedeki yerler askerden arındırılacak. Vidivarüer. suikasd tertibinden habersiz tanınmış hukuk bilgini Maximinos başkanlığındaki ve bıraktığı notlarla. Maryalar. Fakat Theodosios'a hitaben yazdırdığı şu mesajı hususî elçi ile imparatora yolladı: 'Theodosios. Bu elçiler Hun başkentinde Attila'yı tatminler hilâfına. Theodosios. 20 bin Bur-gond savaşçısının öldüğü bu Hun-Burgond mücadelesi Almanlar'ın meşhur "Nîbe-İungen' destanlarına mevzu teşkil etmiştir. Hunlar. rivayete göre. şefleri veya kıratları vasıtası ile imparatorluğa bağlt bulunmakta idi. Nihayet Bizans yukarıda adi geçen Agaçeriler isyanında tahrikçi rot oynamıştı. Her iki Roma'nın durumları meydanda İdi. Aetiue bundan böyle Theodosios'un andlaşma şartlarına riayet edeceğini garantilemek üzere kendi oğlu Karptlio'yu Hun sarayına rehine olarak göndermişti. yâni Kuzey denizi ve Manş kıyalarına ulaştığı. Attila'nın idaresi altında birkaç noktadan Tuna'yı geçen ordular. Bu sefer sonunda tuna boyundaki kaleler Hun idaresine geçmiş. bir kere daha Hunlar'a müracaat zorunda kalmıştı. Çünkü II. Başında Edekon (Türk. aşağı Ren sahasrndaki Franklar. Bu sebeplerle ve Margus'un zaptı ile başlayan Attila'nın idaresindeki 1.120 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 121 4 • Fin-Ugor (Ufafdan Battıkla kadar): Çaremizi Mordvinier. Bu duruma ilâveten Bizans'ın kaçaktan geri vermekte ağır davranması. başta Attila ve çağı olmak üzere 5. Philippopolis (Filibe). Kavimier Göçü doiayısıyle Harekât halinde olan kavimlerin bulundukları yerlerde ve geçiş yollan üzerinde geniş ölçüde tahribat yapması. Balkan seferi (441-442). Şaşırdığı anlaşılan Theodosios. İmparator Theodosios'un şahsında Bizans'ı tamamen kendi iradesine bağlı kabul eden Attila. buna göre.mahsulâtının zorla eHerirrden alınması vb. kıymetli mâdenlerden yapılmış silahlan ve ziynet eşyası ile birlikte gömülen Hun büyüklerinin mezarlarını soymuş. Margus piskoposu.TOrk: İmparatorluğun her tarafına yayılmış olarak. fakat Theodosios Attila'nın haraçgüzârı olmakla köle durumuna düşmüştür. Priskos'a göre. savaş tanrısı Ares'in kılıcını Attila'nın ellerine verdi. daha geri hatlardaki tahkimat yıktırılmış. Attila babası Muncuk'tan aldığı asaleti muhafaza etmiş. Akdeniz'deki harekâtım engelleyen Bizans'a karşı Attila'dan yardım istemişti. Konstantia andiaşmasınm hükümlerine aykırı olarak Hunlar'dan kaçanları iadede ağır davranıyor. gizli vazifeli Bigilas da katılmıştı. Vâmbery'ye göre Edîk-kün) ile Orestes (Pannonia'lı bir Romalı) 'nın bulunduğu Hun elçilik heyeti le birlikte Bizans başkentinden Attila'nın devlet merkezine yâni Orta Macaristan'a doğru yola çıkart. Balkanlar'da Hunlar'a karşı durabilecek mukavemet yuvalan kaldırılmıştır. Batı Roma'ya esasen son askerî destek 439 yılında yapılmış. Heyet 448 yılı yazında Hun başkentine geldiği zaman. yerli halkın. hâdiseler çağdaş tarihçi Priskos taraf *ndan kaydedilmiştir. garip bir kurtuluş yolu buldu: bir suikasd 9e Atötrfyr ortadan kaldırmak. Juthanglar. Batı Roma Hun devletine yrihk vergisini muntazaman tediye etmekle beraber. Bizans harp tazminatı olarak 6000 libre altın ödeyecekti. asır Avrupa Türk tarihini teferrutlı bir şekilde öğrenmemize yardım eden kâtip Priskos'un dâhil bulunduğu Bizans elçilik heyetine. Çudlar."T<onstantia civarında. yaptığı alenî sorgu neticesinde Bigilas'a maksat ve faaliyetlerini itiraf ettirdi. Attila tarafından kabul edildi ve anlaşmaya varıldı (Anatolius barışı). Kıral Gun-dikar idaresinde Belçika bölgesine saldıran Burgondlar'la savaşmağa mecbur olundu. Burgondlar. ondan sonra yardımlar kesilmiffi. Batı Asya ile Orta Avrupa'ya hâkimdi. hatta buniardan bazılarım yüksek makamlara getiriyordu. Bizans başkentini kuşatmak üzere Athyra (Büyük Çekmece)'ye ulaştığı zaman orada. Magister ve Patricius Anatotius. 440dan itibaren Attita Bizans'a karşı baskıyı artırdı. yabancı kavim veya zümreler ancak reisleri. Artık dünyanın fethi yakındı» zira bu kılıç vasıtası ile yeryüzüne hükmetme yetkisinin Tanrı tarafından Attila'ya tevdi edildiğine inanılıyordu. Ayrıca yıllık vergi üç katma (2100 libre altın) çıkarılmıştı. 445'de Buda'nın ölümü üzerine tek başına Hım imparatoru olan Attila iktidarının şahikasına yükselmekte idi. S*gazir)'ler. arlık Batı Roma'ya yönelme zamanının yaklaştığı kanaatine varmış bulunuyordu. Türingter. Singidunum (Beîgrad) ve Naissus (Niş) üzerinden Trakya'ya doğru gelişirken. yukarıda adı geçen Anatolius ile magister ve kançılar Nomus başkanlığında ikinci bir heyet yola çıkarıldı. bu davranış Hunlar'ı infiale sevk etmişti. Estler. o çağlarda dünya hâkimiyetinin timsali sayılan. Bütün "Germania" nın zaptını tamamlayan bu savaşlar neticesinde 436'yı takip eden yıllarda şu kavimlerin de Türk idaresine alındığı anlaşılmaktadır: Bajavurlar. durumun farkında olan başkumandan Aetius. A. Sayılan 45'e varan ve çeşitli dil ve soydan dan bu kavimler eski Türk devlet sistemine göre yalnız siyasî bir b«iik teşkil etmekte. Volgaya doğru Altı-ogur. bu defa da. bir psikolojik belirti olarak. barış yapmak için Theodosios'un sür'atle gönderdiği. buna karşı Roma Patricius Aetius vasıtası ile. uzun zamandan beri kayıp olan bu kutlu kılıç bir Hun çobanı tarafından bulunarak Attila'ya getirilmişti. Attila'yi teskin etmek üzere Bizans'tan. yüzünden patlak veren ve genişleyen köylü isyanları (Bagaudalar) nizam ve asayişi iyice sarsmış. derhal. muhtemeller Hun- . Longobardlar. Zira Hun dış siyaseti değişmekte idi. Hun hâkimiyetinin "Okyanus adaları'na. İmparatorlukta sükûnet hâkimdi 40 yılında Hun orduları başkumandanı (Genel Kurmay Başkan») Onegesius (Onügez) ite Attila'nın büyük oğiu ilek tarafından bas-ttnlan Agaçeri isyanı cfeşmda bu sükûnet bozulmamıştı. Diğer taraftan Kuzey Afrika Vandal kralı Geiserikh. Arcadiopolis (Lüleburgaz) müstahkem mevkileri ve şehirlerini zapt ede ede ve Tesalya'da Termopil'e kadar geniş bir daire çizdikten sonra. daha kuzeyde Agaçeri (Akatzir. Karadeniz kuzeyi düzlüklerinde Öçogur ve Baş^ogurtar. Veşi!er. Bizans bakımından en ağır şart yıllık vergi idi. • . Halbuki Roma imparatorluğunda. On-ogur. tertibi gerçekleştirmeğe memur. Attila gibi» asîl bir babanın oğludur. Her sene Bu kadar altın tedarik edilmesi imparatorluğun takatim' aşıyordu. çünkü efendisinin canına kıymak istemiştir. Balkan seferinin açılmasına sebep oldu (447). yıllık vergiyi ödemede isteksizliği 2. sakin ve yumuşak buldular. Meselâ Got menşe fi Hun firarisi Amegisclus'u general rütbesi ile Trakya'da Hun sınırında vazifelendirmiş^.

Valentinianus'ün kızkardeşi oîup. 443 yularında tekrar alevlenen ve Galya'dan İspanya ya da sıçrayan köylü isyanları ile yakından ilgileniyor. 448'de Hun başkentinde Batı Roma elçilerinden duyarak belirttiği gibi. Hâdiselere çağdaş Prosper Tiro (Papa I. Roma'ya karşı Vandaliarla işbirliği imkânlarım araştırıyordu. Campus Mauriacus'ta Batı İmparatorluğunun ne kazandığı Roma'da sıksık sorulan suallerdendi. Avianus ve eski "praefecture" Trygetius'dan kurulu bu heyet. Nibelungen destanları başta olmak üzere. şüphesiz.Thierry'den bert (1856). Önce oyalama yolunu tutan Vaientinianus üe Aetius'un teklifi nihayet açıkça red etmeleri büyült Hun seferini meşru duruma soktu. Attila'nın ölümünden sonra. güçlükle kurtulmuş. Ordularını Galya ortasından oldukça sağlam ve disiplin içinde 20 gün kadar bir zamanda başkent bölgesine getirebilen Attila kudret ve "korkunçluğunu" muhafaza ettiğine göre. Papa.tiyatro yazarlarına. Aemilia bölgesini işgale başlayıp Roma imparatorluğunun o zaman başkenti Ravenna'yı tehdit etmesi meselenin nihayete erdirilmesine kâfi geldi. İmparator olan ilek ayaklanan Germen kavimleri ile yaptığı Netao (Avusturya'da } savaşında hayatını kaybetti (454). İtalya seferinden dönüşte. Hm orduları şubat-mart aylarında Ren nehrini üç noktadan aşarak GaVa'ya girdiği sırada. adına bir düzineye yakın opera bestelenmiş!». savaşlarda yorgun düşeri Hunlar'ın büyük kısmı ile. Batı Got ordusu. babacan. kardeşlerinin ölümünden sonra. bugünkü Paris yakınındaki Aurelianum (Orteans) şehrine ulaştığı zaman. büyük Türk başbuğundan Roma'yı esirgemesini rica etti. ertesi gün erken saatlerde. Roma'y» desteksiz bırakmağa muvaffak oimuştu. Son yarım asırda yapdan tarafsız tarih araştırmaları onun. rivayete göre zifaf gecesinde ağzından kan boşanmak suretiyle öldü (453). Batılı tarihçiler.bir o kadar da Germen ve İslav olmak üzere 200 btn kişi kadardı. Anlaşılmıştır W. romancılara. Hunlar'a bağfı bazı kavimlerle gizli temaslar aramaya başlamıştı. Balı Roma İmparatorluğumun da kendi iradesine bağlandığı kanaatinde idî. Yaşı 60 civarında idi. Irnek ise bu savaşlara katılmamış. 44S*lerden itibaren iki yıl kadar süren Hun siyâsî ve askerî hazırlığı tamamlanınca Attiia irk diplomatik taarruzunu Roma'ya yöneltti: İmparator III. ressamlara. Oranın da himayeye alınması ile "dünya hâkimiyeti" gerçekleşecekti. Britanya'da. çağdaşı kayıtların onu iyilik sever. fakat siyâsî zekâdan mahrum Dengîzik. artık orta Avrupa'da tutunmanın zorluğunu anlayarak. Germen memleketlerinde. muharebe meydanın* terk etmiş. Hitabeti ile meşhur Papa I. kompozitörlere ilham vermiş. Hür* düşman* "barbar* farın sağladığı takviyelerle sayısı 200 bine yükselen Roma ordusu da kuzey istikametinde hata ilerliyor. Türk usulünde. İskandinavya'da ve bütün orta Avrupa'da asırlarca ağızdan ağıza dolaşan efsaneler türemiş. daha bir yıl geçmeden Attila İtalya seferine başladığı zaman Roma'nın Hunlar'a karşı çıkacak kuvveti kalmamıştı. Dünyanın jkî yansmın birbirinin üzerine yüklendiği. Oradaki meşhur Aquileia kalesini zapt ettikten sonra Po ovasına girdi. Attiia. Beş yıl kadar önce kahir bir kuvvetle Çekmeceye kadar geldiği hâlde nasıl İstanbul'u tahrip etmekten kaçınmış ise.122 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 123 Roma çatışmasına hazırlanmakta idi: "Barbar* farla münasebetlerini düzeltmiş onlardan aidığı ücretti askerlerle. Leon ("Büyük Leon") başkanlığında konsül G. Attila 452 baharında 100 bin kişilik ordusunu Julia Alpleri'nden geçirerek bugünkü Venedik düzlüğüne indirdi. imparatorluk birliğini yeniden kurmak için neticesiz mücadeleler içinde çırpına çırpına nftayet bîr Bizanslının kılıcı 11e can verdi (469). Aetıus da oraya yetişmiş bulunuyordu. Bizans'tan geçiş müsâadesi alarak Karadeniz'in batı kıyılarına dönmüştür. hakkında ea. Çok cesur. Sür'atle bir hey'et hazırlandı. senato ne olursa olsun barış yapmak kararında idi. hristiyan ortaçağının taassup kokulu uydurmalan fle HgW ■ bulunmadığını.Mtap yazılan şahsiyetlerden biri durumuna yükselmiş. Galya'da. nihayet 24 saat süren ve her iki tarabn çok ağır kayıplar verdiği (kaynaklarda yüzbinlerce ölü) muhakkak olan bu büyük savaşta kinrun galip geldiği hâlâ münakaşa mevzuudur. birlikleri arasında irtibatı kayıp eden başkumandan Aettus bile Hun kınaları araşma düşmüş. imparatorluğun onun hissesine düşen yarısını veya "Augusta"nın kocası sıfatı rfe Roma İmparatorluğunun idaresine iştirak hakkını istedi. milletlerin hafızalarında ölümsüzlüğe ulaşmış tarihin nâdir simalarından biridir/ttaörası etrafında İtalya'da. mukavemet imkânsızlığı dolayısıyla. ağır kayıplara uğrayan Frank kuvvetleri de onları takip etmişti. imparator Valentinianus'u İtalya'yı terke teşvik etmekte idi.çofc-. halk telâşlı. Aetius'un kumandasında İtalya'dan Galya'ya gelerek. çoğu süvari birliklerinden kurulu ordular teşkiline girişmiş. Deng&ik. Fakat kartlaşma Atöfa'mn Türk tâbyesine daha uygun gördüğü Campus Mauriacus (Troyes şehrinin hemen batısında Champagne ovasında) da oldu (20 Hazirarl ^>1). vaktiyle kendisi ile evlenmek arzu ederek nişan yüzüğü gönderen ve 425'den ben imparator hukukunu hâiz olduğunu göstermek üzere "Augusta" unvan* ile andan. Ren kıyılarındaki Ripuar Frankları ve Vizi-gottar la t}giH bir iki anlaşmazlık da savaş havasını olguniaştırdı. . savaşta ölen kıraf Theodorik'in oğlu Thurismund idaresinde. şimdi sıra Sâsâniler'de idi. Mincio ırmağının Po nehrine döküldüğü düzlükte ordugâhını kurmuş olan Attila tarafından kabul edildi. Nitekim. heykeltraşlara mevzu olmuş. 46t başlarında Orta Macaristan'dan batıya doğru harekete geçen Hun kuvvetlerinin mevcudu 90-100 bin* Türk. Prîskos'un. Leon'un kâtibi)'nun kaydettiğine göre Aetius. delişmen tabiatlı Honoria'yı zevceliğe kabul ettiğini bildirdi ve cehîz olarak da. Fakat bu Atilla'ya nasip olmadı. Kilise de bu arzuya katıldı. Mettis (Metz) i (7 Nisan) ve Durocortorum (Rheim») i zapt eden Hun orduları. hâtûnu Ankan'dan doğan üç oğlu: sırasiyte llek. Ancak son araştırmalar meseleye biraz daha ışık tutmuş görünmektedir. Ünlü Aetius'un Roma'da gözden düşmesi bunun neticesi idi. Batıyı hâkimiyetine alabilmek için Roma imparatorluğumun İnsan ve asker deposu durumunda olan Galya barbarlarını saf dışı etmek isteği ile önce Galya'ya yürümüş ve neticede Romanın bu tabiî müttefiklerinin savaş gücünü kırarak. AttiJa'nm yenildiğini söylerler ve buna Roma kuvvetlerine imha edtfmeden HunJar'ın çekildiğini delil gösterirler. imparator ve Dütün hristiyan dünyası adına. çok yüksek vasıfta bir hükümdar olarak tanıdığını ortaya koymuştur. Irnek babalarının yerini tutamadılar. tâ A. Ayrıca bu savaşta Attila'nın gayesine ulaştığı da aşikârdı. Saray endişeli. Buna karşılık Attila da. şüphesiz tıpkı Bizans gibi. Roma İmparatorluğu ve barbar' İardan meydana gelen bütün bir Batı dünyası ile hesaplaşacağı için işin ebemmiyet ve azametini takdir etmekte idi. muzaffer ordusu ile başkentine dönerken. Papa'nın ağzından Roma'nın teslim olduğunu öğrendikten sonra da eski medeniyet merkezini korumayı vazife sayan Attila. O da. savaş gününün akşamı Roma ordusu dağılmıştı.

13(4

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

125

knek idaresindeki Hunlar'm, önce güney Rusya düzlüklerinde görülen, sonra Balkanlarda ve Orta Avrupa'da birer devlet kuran Bulgarlar ile Macarlarin teşekkülünde büyük rol oynadığı anlaşılmaktadır. Geleneklere göre, Bulgar-TÛrk devtetl-nîn kurucusu Duio sulâsi ite Macar kabilelerini Tuna boyuna getirerek orada yerleştiren Arpad hanedanı frnek'i 8ta tanımaktadırlar. (V. asırda Hunlar'a Volga'dan batıya doğru rehberlik eden geyik motifli "sihirli geyik" efsanesinde Hunlafla Macarlar (Hunor-Mogor) kardeş gösterilmiştir. Nihayet doğu Macaristan'da yaşamış dan Sekeiter'tn Huniann çocukları olduğu zannını uyandıran bir Başbuğ Çaba efsanesi varda. c-Ortatfoötı MunlamAk Hımlar Hunlarsn büyük kısmı Volga'dan batıya geçerken, onlardan, güneye, İran'a inen bîr bölük olduğu iteri sürüten Ak Huniar.diğer bir tahmine göre, hiç olmazsa Ak-Bun- BîaJîî devletinin hanedan ailesi ile hâkim zümresinin teşkil ederler ve Uyguftar'm atatan sayılan Tötesler den Hao-ch'â (Kao-kü)'lerin Cungarya bozkırlarında oturan Hua adlı koluna mensup olup, oradan Horasan bölgesine geçmiş, 5. asrın ortalarına Doğru kuvvetlenerek büyük devlet hâline gelmişlerdir. Mamafih Hun tarihinin bu noktası iy»cc açıklığa kavuşmuş değildir. Hâkimiyetini Hazar kıyılarından Kuzey Hindistan'a. Afganistan'a, İç Asya'ya kadar genişleten bu kavim veya kavimlerin admm çeşitli ves&aiarda başka başka şekilde zikredilişi (Priskos'da Kidarsta Huniart; Bizans, Süryâni, Ermeni kaynaklar&ıda Ephtalita, Thedal, Hepthal, Abdal; ban dilinde Hayta!; Lâtin kaynaklarında Hionita; Çin yıllıklarında Hefta, l-ta, Ya-ta veya Ye~ta-î vb. eski Hlnd kayıtlarında Huna Hion) durumu daha da karıştırmadadır. Vaktiyle J. Marquart tarafından {1912) türlü adlarla zikredilen bu kavmin Wskos'un Kidaraîa'ian ile aynı olduğu ileri sürülmüş, Ed. Chavannes Ye-ta'ların mensup olduğu Hoa (Hua) kavmi admtn ^iun* kelimesinin Çince'ye aktarılmış şeklinden ibaret bulunduğunu söyiemişft. Bu Türk asıltı kavim Bizans tarihçisi Theophana#<Vfi asm 2 yansı) 'e göre *Eftaîit" adını Sâsânî imparatoru Perw-(Rniöî'u mağlûp eden Hım hükümdar? Epbtbaianoslan almıştır. İlk defa Kosmas Indikopleustes (545-549 yıllan arasr)'un ve Prokopios (546-550 arasıyım eserlerinde AkHjrii&c (leûkoi Hunnot) olarak anıian kavmin Hunfar'la akrabalıklarının açıklığı, 520 sıralarında Çinli seyyah Song-YurVun kayıtlarından anlaşılıyor. 5. Asnnflk yansırda SâsânBer'le çarpışan Ak-hun hükümdarına "hakan" fKağan) deniyordu, U, Yazdg*rd zamanında {438-457), Iran üzerine baskılarını ayırdıkları yıllarda AkHunlartn babında en büyük hükümdarı sayılan Kunhas (başka okuyuşlar: Kuhanaz, Huşnavaz. Ahşunvar, Aksungur, Kün-han vb.) Iran iç işlerine karışarak hini»-, yesınealdığı Fıruzu Sâsânî tahtına çıkarmış (459), hâkimiyetini Afganistan'a doğru genişleterek Kuzey Hff*distan'a dönmüş ve orada, başında Skandagupta'nın bulunduğu Gupta devlini dağıtmıştı (470,e doğru). 463 yılında Ceyhun kıyılarında Ak~Hun!ar tarafından mağlûp edilerek yıllık vergiye bağlanan Sâsâriîler'în bu sırada geçirdiği dir^MçtVnaî bir sarsıntı öfkelerini fıtiiâte sürûkfedi. Bu Mazdek isyanı idi Zerdüşîuktan mülhem olarak Mazdek. Mani inancındaki ikili telâkki (ışıkkaranlık, iyUik-kötüKîk mücadelesi) üzerine, o tarihlerde yorulan ve iktisadî darlık içme ö^şen topiuîuğu islah etmek iddiası ile, i$me& huzursuzluk âmillerini de ekleyerek, düşüncelerini yaymağa başladı. Buna göre insanların saadetini bozan iki unsur servet ve kadm, herkesin ortak malı tanındığı takdirde yeryüzünde kütüfök

kalkacaktı. Bu tipik komünist propaganda neticesinde servet sahipleri ve aile müessesesine karşı kışkırtılan halk, Mazdek ve müridleri tarafından ayaklandırıldı. Asiller, din adamları öldürüldü. Kadınlar tecavüze uğradı, evler, konaklar yağmalandı ip tahrip edildi. Devletin sıhhat kazanacağı hususunda Mazdek'» inanmak gafletini gösteren Şah Kavad (488-531) de haps edilmişti, fakat o kaçmak imkânım bularak komşu Ak-Hunlar'a sığındı, iran'da olup bitenleri yakından takip eden AkHun hükümdarı, insanlık yararına hiçbir şey göremediği Mazdek hareketim, kırıp yok etmek için, Kavad'ı 30 bin kişilik Hun süvari birliği başında İran'a gönderdi (499). Bu suretle Şah ihtilâli bastırdı ve hâdiselerin gelişmesinden felâketi idrak eden halkın da yardımı ile Mazdek ve taraftarları yakalanarak idam edildi. Tabiatiyle temizlik ve ülkenin sükûnete kavuşturulması uzun bir zamana ihtiyaç gösterdiğinden, Sâsânî imparatorluğunda hak, adalet ve mülkiyet esasında normal nizam, daha ziyâde Kavad'ın oğlu, Anuşirvan (531-579) devrinde kurulmuştur ki, bu şehinşah tarihte "Âdil" lâkabı ile anılır. Çin kaynaklarına göre, iç Asya'da Karaşar, Kuça, Aksu, Kaşgar ve etrafım hâkimiyetlerine alan Ak-Hunlar bu arada Kandahar1! ve 484 yıllarında Kuzey Hindistan'ı zapt ettiler.* Su harekât "Tegin" unvanını taşıyan ve Kabil'de oturan Toramana adındaki başbuğu tarafından idare edilmişti. Vk yüzyıl başlannda Ak*Hun-Eftalit devletinin Mâveraünnehir, Türkistan'a kadar genişlediği zamanda, Toramana'rtm oğlu MhtraguJa imparatorluğun güney kanadının en azametli hükümdarı görünmektedir. Ordusunda daima 700 savaş finto bulunduğu-rivayet ecHtirvFakat bu-dist rahipler (Song-Yun ve ondan bir asır sonra buraya getoft Wtuer>ıTsang>/&fci "Huna kıratından başlanmamışlardır. Çünkü Mihiragula budizmt^fcesi halkı için tehlikeli sayıyor ve budistleri takip ediyordu. Buna karşılık, İskenderiye'den Hindistan'a giden tüccar tsonra keşiş) Kosmas onu Hindistan'ın en büyük hükümdarı olarak gösteriyor ve 530 tarihli Owafe- kitabesinde ve sanskritçe yazılı "Keşmir va-kayinâmeai*<s*de Mihiragula aynı şekilde tasvir ediliyordu. İran'da Anuşirvan büyük bir devlet adamı olarak belirdikçe Ak44ur> Eftalitler sönükieşti. 552 yılında Orta Asya'da Gök-Türk hakanlığı Kurulup istemi Yabgu Mâveraünnehir bölgesinde faaliyete geçtiği zaman ise, Ak-ftjn-Eftafft devletî ikî büyük imparatorluk arasında sıkıştı. Gök-Tüfklertn amansız hasım bildikleri Juan Ju-an'larla olan siyâsî ve sıhrî rabıtaları da fayda vermedi. Anuşirvan ile İstemi'nin ortaklaşa hareketleri neticesinde Ak-Hun iktidarı yıkıldı ve ütke GökTürkterle İranlılar arasında paylaşıldı (564). Bu suretle üç kol hâlinde gelişmiş olan Hun siyâsî hâkimiyeti tarihe karıştı.

2. Tabgaç Devleti
IV. yüzyıl sonlarına doğru Kuzey Çin'de kudret» .bir siyasî teşekkül meydana getiren, Çinlîier'in To-ba dediktari topluluğu Türkler Tabgaç" onanmışlardır. Orhun kitabelerindi* a* «ık geçes^.Gök-lftfcler yolu He Bizans kaynaklarına da intikal eden (Jaugast) =* Tabgaç kelimesi "Çin" mânasına da alınmıştır. Çünkü Gök^ Türklerin ilk zamanlarında Türkler'ce "büyük" tanınan bu sülâle ÇirVde büküm sürmekte idi. Aslında Türkçe olup, "ulu* muhterem saygıdeğer," mânasını İfade eden Tabgaç tâbiri bilindiği gibi bazı Karahanlı hükümdarları tarafından unvan olarak (Tafgaç, Tamgaç^kullanılmıştır. Kâşgarlı Mahmud'un. Türkter'den bir bölük oldu-

İM

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

127

ğunu kaydettiği Tabgaç'lar Çın yıllıklarına göre Asya Hunlan'ndan bir kısımdır. Sûiâtenm resmî tarihinde (Wei-shu) de Mao-tun eski To-ba (Tabgaç) hükümdarı ola rak gösterilmiştir. Ayrıca Tabgaçlar*ın 6rf-âdet ve geleneklerinden ÇO§u: Kurt efsa nesi, mağara, dağ, onman kültleri, göç efsanesi vb. Türkterie ilgili bulunduğu gibi, dillerinin de Türkçe olduğunu ortaya koyan deliller vardır: Bitegçin (Bitikçi.kâtip, hâriciye nâzın), kapugçjn (kapıcı, hâcib), atlaçtn (atlı, süvari birliği), tabagçın (yaya,ptyade birliği), tarakçın (koruyucu.mufahız kıtaları), yamçın (posta sürücüsü), aşçın (aşçı, muîbahçı baş»), törü (kanun töre) vb. Tabgaç hükümdarının ağzından şöyle bir Türkçe ibare nakledilmiştir; Atıq bâlgütâg "bir başbuğa verilen isim (onun yaptığı) işi belirtmeli (beigeîemeü) \ Wei-shu, Nan ch'i-shu, Sung- shu gibi Çin kaynaklarında geçen bu kelime ve tâbirler aynı zamanda Tabgaçlar'ın devlet ida resi ve ordu kurutuşları hakkında da bilgi verir durumundadır. Bununla beraber, bu Türk devteUnde oldukça büyük ölçüde Moğolların da yer aldığı anlaşılıyor. Araştır malarda Tabgaçîara bağlı kabilelerden kimlikleri tesbît edilebilenlerin yarısından i&^lasmm Moğo* menşei? olduğu neticesine varılmıştır. Ancak Moğollar, diğer Çinli halk île birlikte şüphesiz îeb'a durumundadır. • Çin'lerin "Wei" adım verdikleri bu sülâlenin kurucusu olarak bilinen Şa-mo handan itibaren 70yıl kadar uğraşarak Ta-t'ong bölgesindeki mahallî hükümetçikieri idareleri alîma alan Tabgaçlar'ın büyük devlet halinde gelişmesi Kuei-zamanartda (385-409) verimli topraklara sahip Doğu Çin'in Hsien-pi'terden zapt edilmesi ite (409) oîmuşîur Başkenti Ping-Ç'eng şehri (kuzey Şan-si'de Tat bölgende) olan devlet bir yandan Pekin yakınlarına, bir yandan Huang-ho nehri dirseğinin gÇfrıeyi* ne kadar «sanmıştı. Kuzey istikametinde, kudretti bir siyâsî teşekkül telinde beliren H'yen-foi (Hsien-pi)ierin vârisi Moğol menşeli, Juan-Juan'lar yüzünden, ciddî bir geneleme olamıyordu. İki devlet arasında, bazan çok şiddetli, mücadele 150 yû kada*- sürmüştür. Hükümdar Sseu (4G9-423)*den sora* Çin'in başkentleri Loyang ve Ch'angan (bugün (Si-ngan-fu)'ı ele geçirerek hâkimiyetini Sarı-Metıfr bölgesine yayan ve bulun Kuzey Çini tek fclarede birleştiren büyük hükümdar T'a-o (Ta*-wu) devnnde (424-452) Tabgaç DevieÜ en parlak çağını yaşadı. 427'de Hun Hıa krafeğmî alan ve Juan-joan'lan mağlup ederek bugünkü İç Moğolistan'ı istilâ eden (436) Tanwu, 439da Kansu'daki son Hun krallığını (Pei-Liang) ortadan kaldırdıktan sonra, Jç Asya'ya yönelerek Karaşar, Kuça şehirlerini himayesine bağladı (448). Böyfece üntö tpek yolu güzergâhı tekrar TOfk hâkimiyetine girmiş oldu. T'aiwu, Ç*n askerininlaydan ve düveden farksız" olduğunu söylüyor ve kendisi "Börü" (a Kurt Çince şekli, Fc-ü) lâkabını taşıyordu. İmparatorluk merkezini Türk hayat şarîîanna oklukça uygun gelen bozkır bölgesinde (kuzey Şan-sH tufcm *Tai-wu, o saralarda Çin'de yayılmakta olan budizmin Türkler arasında nüfıs kazanmasını önlemeğe çalışıyor, idaresi altındaki Çin topraklarında bite budistlerîn cfinî faaliyetlerini kontrol ediyordu. Tapınaklarda âyinler dışında din propagandacını yasaklayan bîr emirname çıkarmış (438) ve 446'da emre riayet etmeyenlerin şiddette tâkibN emretmişti. Tahmfnutt TBrk bünyesini ve seciyesini budizrhin bozucu tesirinden korumak maksadını güden bu tutumun mâna ve değeri daha sonra anlaşıldı. Tedbirlerin ehemmiyetini fark edemiyen halefleri zamanında, hattâ budizmfh himâyesi cihetine gtdikli. İmparator Skin (452-465) ile gelişmeğe başlıyan bu durum, sonra büsbütün tozlanarak Tabgaç topluluğunun Çinüleşmesine zemin hazıriadı. 493'de başkenti bozkır bölgesinden eski Çin merkezi Lo-yang'a nakleden İmparator

Hong (471-499), Türk töresine karşı ağırlık verdiği soysuzlaşmayı 495 yılında TM örf, âdet, geleneklerini.Tabgaç dilini ve hattâ yazışmalarda Türkçe tâbirlerin kullanılmasını yasaklamakta tamamladı. Buna karşı çeyrek asır kadar devam edan tepkiler bastırıldı. Kiao (499-515)'dan sonra idareyi devir alan imparatoriçe Hu (ölm. 528) budizme o kadar düşkün idi ki, yabancı memleketlerdeki "dindaştan' ile de alâkalanıyordu. 520'ye doğru Hindistan'da Ak-Hun hükümdarı Mihiragula'yı ziyaret ettiğini gördüğümüz Çinli budist rahip bu kraliçenin arzusu ile seyahat ediyordu. Tabiatıyla Tabgaç iktidarı da gittikçe gücünden kaybetmekte idi. Devlet 535'e doğru Kuzey (Tai'de) ve Batı (Ch'ang-an'da) VVeileri adı ile ikiye ayrıldı ve aralarında mücadele başladı. Kısa zaman sonra bütün arazileri Çinli hanedanlara intikal etti (550-556).

3. Gök-Türk Hakanlıkları
Asya "Büyük" Hun imparatorluğundan sonra, her cihetten temsil ettiği Türk kültürü itibariyle ikinci "süper" Türk imparatorluğu vasfında olan Gök-Türk Hakanlığı Türk" sözünü ilk defa resmî devlet adı olarak kabul etmekle bütün bir millete ad vermek şerefini kazanmış, doğu Sibirya'daki Yakut Türkleri ve batıda Ogur (Bulgar) Türkleri dışındaki.Türk asıllı bütün kütleleri kendi idaresinde birleştirmiştir. Hakanlığın yıkılmasından sonra, bir yelpaze gibi açılarak dört tarafa yayılan çeşitti Türk zümreleri gittikleri yerlerde Türk" adını ve onun idarî, siyasî ve iktisadî geleneklerini yaşatmışlardır. Yine Ogurlar ve Yakutlar hâriç, bütün Türklerin tarihinde Gök-Türk teşkilâtının, edebiyatının ^bre ve hayat telâkkisinin izleri devaffn etmiştir. Gök-Türkler'den sonra V Türkçesi (Ogur lehçesi) müstesna, bilumum Türk lehçe ve ağızları Göteffiârk Türkşesi'nin damgasını taşır. Doğudan batıya: Orta Asya, Türkistan, Mâveraünnehir, Kuzey Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye, ve Balkan Türkleri, Gök-Türkler yolu ile Türk'tür. Bizim diğer Türk devlet ve zümrelerinden ayırt etmek üzere Gö&Türkler dediğimiz bu topluluk kendine umumiyetle "Türk" veya Türük" diyordu* Ancak kitabelerde kendileri îçin bir defa Gök-Türk (Kök-Türk) kullanmışlardır ki, "Gök' e mensup, semavî ilâhî Türk" mânasına gelen bu tâbir V. Thomsen'e göre hakanlığın parlak bir devresine işaret etmekte olmalıdır. a - Birinci Gök-Türk Hakanlığı Bu çağda, daha doğrusu 6-9. asırlarda Orta Asya'nın "ethnique" görünüşü aşağı yukarı şöyle idi: O Tiles (Tölös, Tölis, Töl|f, Çince'de Tie-te)'ler, bütün Orta Asya'ya yayılmış * görünen en kalabalık Türk grubu. Sui-shu (Çin Sui hanedanının 581-618 yılhğı)'da 50 kadar kabilesi sayılmakta ve şöyle sıralanmaktadır: 1 kabile Baykal Gölü'nün kuzeyinde, 5 kabile Tola ırmağı kuzeyinde, 5 kabile Tanrıdağları kuzey eteğinde, 9 kabile Altaylar'ın güney babamda, 4 kabile K'ang (Semer-kant) "krallığı" nın kuzeyinde, 10 kabile Şeyhtin boyunda, 4 kabile Hazar'ın doğusu ve batısında, S kabile Fu-lin (Bizans)'ın doğusunda. Mamafih Baykal Gölü'nden Karadeniz'e kadar yayılan bu toplulukların hepsini de Tfcrk menşeli saymak doğru olmasa gerektir. Meselâ en batıda gösterilen bazıtan-nm (meselâ Alanlar) İranlı ölduklan biliniyor. Wu-hun (= Ugor)'da Ural'lı bir kavim

128

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRKTARİHİ —---------------------------------—-------—---------------------------—--------- 129

grubudur Töles kabilelerinin adlan tamamen henüz çözülememiş olmakla beraber. Hunlar'dan geîdikteri ve umumiyetle dil ve örflerinin Gök Türkleri'nkinin aynı bulunduğu belirtilmiştir. Bazı Çin kayıtlarına göre, Tabgaçfar devrinde (363-534), yüksek tekerlekli araba kullandıklarından dolayı, Kao-kü diye adlandırılan bir kısım Tötes kabileleri, diğer Türkler gibi kendilerini kurt atadan türemiş kabul ederlerdi. Ayrıca T'ang-shu (Çin Tang sülâlesi 618-906 yıllığımdan naklen 15 Töles kabilesinin adlan verilmektedir. Gök-Türk Hakanlığı zamanında orta ve doğu Asya'da gruplaşan Tötester rol oynamışlardır. • Tar duş (Çince'de Ste-yen-fo^ Hsietvyen-fo)'!ar 7. asrın ilk çeyreğinde töles kabilesinden bir grup Orhun Nehri-Altaylaf arasında sakin olup Tölester'in en zengin ve cesurlar* olarak gösterirler. • Uygurlar T©ia ırmağının kuzey sahasmda yer almışlardır (aş.bk). • On-ok'lar, Attaytartn halısından Seyhan (Str-derya) yakınlarına kadar uzanan geniş bölgede görünüyorlar. 51 To-fti (doğuda, sağ kanad) 5TNo-şf*pî (batıda sol kanad) adi ite lö kabileden kurmu olup, 'Batı Gök-Türkterf diye de aramışlardır. Törgrştef (aş.bk) ve Kariuklar (aş.bk) To'îufar'dan idiler. Ayrıca aynı sahada Çuyüe ve Ç'u-m* adlan tle anılan Türk kabilelerinden bir kısmı 630'u takip eden yıllarda. Gök-Türk Hakanlığının fetrtl devresîr>de Beşbadk civarındaki kurak bozkırlara çek&nişferve Şa-foTürkteri (Çöl Türkleri) adım sımışlardır. • Basmalar (Çince'de Pa-si-mt). idukut (hükümdar) unun Türk olduğu belirtilen bu kavmin asten yabancı olup. TOrkier'le karıştığı ileri sürülmüştür. Daha ziyâde iç Asya da Beş-bakk havaisinde görünmektedirler • Kirazlar {Çince'de K'i-ku). Baykat'm batısında, Yenisey nehrininJ<aynakiarı bölgesinde <ötier (aş.bk). • Oğuz'lar Setenga îrmağı-Ötüken bölgesinde (buruyorlardı (aş.bk.). • Kl-tan, Tatabi Ookuz-Tatar. Cttuz-Tatar gibi Moğol soyundan kabileler doğu bölgesinde Ke*ufen vs Onon nehirleri havalisinde bulunuyorlardı. Ancak hatırlatmak gerekk ki, bütün bu topluluklar zaman zaman yer değiştirroekte,arada btf çözülen boylardan yeni yer» lartikter meydana getirmekte, hülâsa oynak küîleter teşkil etmekte İdiler. Gök-Türkter, Çm kayraklarının açıkça belirttikleri üzere Asya Hunlan'ndan4nfyalardı. Başbuğ ailesi Aşana (eski okuyuşlar Asena, Zena s*b.) adını taşıyoKfu. Aşına soyunun bir dişi kurttan tûrediğine dair o çağda pek yaygın olduğu anlaşılan rivayetler GöfcTGrkter'in erken tarihlerini efsanelerle karıştırmaktadır. Ancak kurttan türeme geleneğinin Asya Hunları arasında da mevcut olmadı ve &ırt atanm Türkleri, dar, geçt>nez fardan selâmete ulaştırdığı 'rivayetinin 3. asırda Tabgaçiar da da görünmesi Çök-Türklerln eskffiğinf ve Türk toplulukları îte yatati ftgteini ortaya koymakta bulunduğu gibi, Aşına ailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katfîâma uğramış olduğu r&ayetf'de Gök-Tüfk erken tariffIRde mahiyetini İyi bilmediğimiz bfr falanın hâtırasını saklamaktadır. Kurt atajrtancı dolayısıyla Gök-Türk hakanlık aiârreti. altından kurtbaşfif'sancak olmuştur. Gök-Türkler'in tarih sahnesine çıkaktan anlarda Juan-Juanlar'a tâbi olarak, Aitay dağlarında an anevi san'atlan demircilikte uğraştıkları ve Juan-Juan devletine

silâh imal ettikleri biliniyor. Fakat o zaman dahi dağınık değildiler. Çou-shu (Çin yıllığı, 550-557'den) ya göre, Gök-Türk devletinin kurucusu Bumın (Çince'de, Tümencin atası olarak gösterilen A-hien, "şad" unvanını (Bilge şad) taşıyor ve Bumın'dan hemen önce .gelen Tu-wa adlı başbuğ da Ta-ye-hu ("büyük yabgu") olarak tanınıyordu. Demek ki Türk kütlesinin Juan-juanlar'a bağlılığı "fedaratif" mâhiyette idi. Bumın daha 534 yılında kuzey Tabgaç (Wei) idarecileri ile siyâsî münasebet kurmuş, 542'de akıncılarının başında Huang-ho nehri yakınlarında görünmüş ve 545'de batı Tabgaç hükümdannın gönderdiği et^rl imparatorluktan nezdimize 'hey'et geldi, devletimiz bundan gurur duyar" sözleri jfe karşılanıştı, Gök-Türk hanlarından Işbara, 585 deki bir konuşmasında Gök-Türk devletinin "50 yıl önce" kurulduğunu söylemiştir ki, bu da 535 tarihine düşer. Ancak Bumın'ın 546'da Juan-Juan devletine karşı bir Tötes ayaklanmasını bastırdığı için, o devlet hükümdarı ile eş-değerde olduğunu göstermek maksadı ile, onun kızıile evlenmek isteğinin kabaca reddedilmesi üzerine üst-üste vurduğu darbelerle Juan-Juan devletini çökertip arazisini tamamen işgal ettiktensonra resmen "il-kagan" unvanını alması ve böylece, merkezi, eski büyük Hun imparatorluğunun başkent bölgesi, Ûtüken (Orhun ırmağımı hemen batısında, 47. enlem101. boylam'da) olmak üzere hakanlığı kurması 5Ş2 yılında vâki olmuştur. Devletinin batı kanadını kuruluşta kendisi ite birfıkte çalışan küçük kardeşi İstemime. SYabgu^ühvanm* taşımafc^«iolayısıyia doğu kanadınınyüksek hâkimiyetini tanımak üzere veren Burmn devleti kurduğu yıl içinde öldü. istemi batıda fetihlerine devam ederken, Ötüken'de iktidara gelen, Bumın'ın oğluK'o^o (Kara?) ve bunun erken ölümü üzerine hâkim olan, Bumın'ın diğer oğlu tou-kan (553-572) zamanında devlet, haşmetti çağına ulaştı. Heybetli görünüşü, parlak mavi gözleri, kudreti ve huşuneti Çin kaynaklarında belirtilen Mu-kan Kağan, son bir darbe ile Am juanlart tarihe mâl ettikten sora» (555k*n-tanlar'ın «e Kırgızların ülkelerini Gök-Türk hâkimiyetine bağladı. Çin'de Batı Tabgaçlan'nın yerine geçen Chou hanedanı ile. yeni kurulan fei hanedanını baskı altına aldı. Istemi'îröı harekâtına karşı, Çin'den yardım* isteyen Ak-Hun-Eftalit devletine ve Mâveraünnehir talkına Çin askerî desteğini önledi. 564'de Şan-tfdeki-.TM başkenti Tsirvyang't muhasara etti ve kızı prenses Aşına'yı Chou imparatüu ile evlendirdi (568). Kaynakların bildirdiğine göre, geniş ülkelere ve 100 bin kişilik bir orduya sahip olan Gök-Türk hakanını, Çin İmparatoru akrabalık kurma yolu ile teskin etmiş oluyordu. Mu-kan'ın emrindeki kuvvet hakanlığın doğu kanadır* ordusu idi. İstemi (552576 tlnce'de Şe-ti-mi) kumandasındaki öteki ordu ise kenefi bölgesinde hareket hâlinde f& Kısa zamanda, Altayiar'ın batısın» tetk Göl ve Tann Dağlan1™ kadar hâkimiyetine alan istemi, geniş çapta askerî ve sıyâs* faaliyetleri neticesinde temas kurduğu Sâsânî imparatorluğu ve Bizans gibi Ortaçağın en büyük İki devletim Göktürk politikası İzinde yürütmek suretiyle, Türk hakanlığım bir dünya devleti payesine yükseltti. 561 yılında. Ak-hun-€ftalitler üzerinde yaptığı ilk baskı tecrübesinden sonra, bek transit ticaretini elinde tutan bu devlete karşı Sâsânî imparatorluğunu tabiî müttefiki olerak gören İstemi. Şehinşah Anuşirvan Âdil ite andlaşma akdetti Bu vesile ile kızı. Anuşirvan ile evlenerek Iran sarayına ımparatonçe oldu. Müttefikler tarafından sıkıştırılan Ak-Hun- EftaHt devleti yıkıldı ve toprakları Ceyhun (Amu Derya)smır olmak üzere M imparatorluk arasında paylaşıldı (564). Mavera-

130

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

İSİ

ünnehir. Fergana'nm bir kısmı, Kaşgar, Hoten vb, Gök-Türkfer'e intikal etti. Bu suretle iç Asya ipek kervan yolu üçüncü kere Türklerin eline geçmiş oluyordu. Ancak Anuşûvan bu bölüşmede, zaferdeki katkısına nisbetle "arslan payı" nı almış olmasına rağmen, pek memnun değildi,kervan yolunun Mâveraünnehir güzergâhım da ele geçirmek istiyordu. Bu maksatla, kendi ülkesinden Akdeniz limanlarına ve Bizans'a yapılmakla otan ipek nakliyatını durdurdu. Böylece hem ipek ticaretinin ünlü kervancıları olup son taksimde Gök-Türkler'e bağlanan Sogd (Semerkant bölgesi) ahalisinin faaliyetini baitalıyarak, huzursuzluk çıkartmak, hem de Türkfer'i ipek transit rüsumu gibi yüksek bir gelirden mahrum etmek düşüncesini tatbik mevkme koydu, istamfntn gönderdiği elçileri hile ile öldürttü. Uzlaşma ümidini kesen İstemi Bizans'a döndü ve İstanbul'a, Sogdlu ipek taciri ve diplomat Maniah başkanlığında bir heyet gönderdi (568). Tarihte bu, Orta Asya'dan Doğu Berna'ya giden ?ik resmî heyet kü. İpek meselesi Gök-Tûrkler kadar Bizans'ı da ilgilendirdiği için, hattâ Sâsâhî aracılığından kurtulmak üzere, nakliyatı Hind denizi yoluna teksif etmek maksadı ite güney Arabistan'daki +fimyerî devleti ite temaslar aramış otan Bizans' ta, imparator ff Justinos, Türk elçilerini alâka ile karşılamış, isteminin gönderdiği Iskstçö" (Türkçe) mektubu okutmuş ve Maniah'm ağzından teşebbüsün ciddiliğini anlamıştı. Bir ittifak andîaşması yapmak üzere umumî vâİi 2emarknos başkanlığında bir heybeti yola çıkardi {566 Ağustos başı). Türk elçileri ile birlikte Karadeniz-Ka&asiar-Hazar Denizi-aral Gölü arasından Talaş yolu ite Tanrı Dağlan'nda Ak-Oağda istemi (Bizans kaynaklarında, Dizabulos, Dilzibulos, Silziouios, Sîembis; Aî-Tabari'de Smcibu) mn huzuruna gelen Bizans elçilerinin hatıraları (Bizans tartf*Vwww *5enanaro$- 6. asır sonlan- ve Th. Simocattes -7. asrın ilk yansı-) da Gök-Tûfk i «ayauri». kudret ve ihtişamını gözler önüne sermesi bakımından pek ktymetli bir vesikadır. İstemi Bizans ite işbirliği yaparak Anuşirvan't ipek yolunu açmağa zorlamak gayesini güden siyasetinde başarıya ulaşmış, 571 yılında SâsânîBizans çatışması başlamışa. Fakat bu savaşa Gök-Türkler'in katıldığına dair bir aîâmtl yoktur Ancak Anuşirvan'ın oğlu okıp. Gök-Törk prensesinden doğduğu için "Tûrk-zâde* ötye anılan IV. Ormuzd (57&-590)'un son yıllarında (588'ierde) mâdahâte editnvçtövBu geç katışm sebebi» Ğök-Türklerl M savaşa Iş&rak için tazyik eden Bizans'tı QönöBt<^0 müteaddid elçilerden biri olan Valentinos'u 576'da Aral Gölü havalisindeki Türk bölgesinde karşılayan Törk-şad'ın sözlerinden anlaşılıyor. Bu Tûrfc prensi faizans'ı. Gök Türklerin af edilmez hasımları olan Avariarı (Varhonfr îa= Uar-huni) himaye etmekle ve "kılıçla değil, atların ayakları altında karınca gibi ezilerek öldürülmeği hak eden* bu kavme bannacak yer vermekle suçluyordu ki, bu doğru idi. Is*©mi*n*n siyasetinin diğer ve daha mühim bir neticesi de şu olmuştu: 19 yıl sürmüş olan (571-590) Sâsâni-Bizans mücadelesinden sonra da iki imparatorluğun arası düzelmemiş birbirini takip eö&n karşılıklı istilâlarda nihayet imparator Herakiaious'ıjn SâsânT başkenti; Madâin (Ktesiphon)'e kadar uzanan seferleri (622-628) Sâsânî imparator tuğunun son mecalini de kırmışbr ki, Kur'an'da bile işaret olunan bu durum İsiâmıyetin kısa zamanda iran'da hâkimiyet kurmasını kolaytaştımraştu. Gok-TÖfk imparatorluğunda^ İsîemi'nin fealryeti dahil bütün askerî- siyâsî teşebbüslerin, adma yapıldığı hakan Mu-kan 57?de öldü. DevM muazzam tfr genişliğe ulaştıran bu büyük hükümdarın (Çin kayıtlanna göre Hakanlığın genişliği

doğudan batıya 10 bin •li" ve kuzeyden güneye 5-6 bin T 10,5 milyon km 2 civarındadır) hatırası Orhun kitabelerinde akisler bulmuştur: "Dört tarafa ordu sevk edip kavimleri hep itaat altına almış.başlılara baş eğdirmiş, dizlilere diz çöktürmüş; ileride (doğuda) Kadırgan dağlarına geride (batıda) Temir Kapıg (=Demirkapı, BelhSemerkand yolu üzerinde, 12-20 metre genişlik ve 3 kilometre uzunluğunda)a kadar- Türk Milletini-hâkim yapmış; -bu ülkeler arasında Kök-Türk (Kavmi) idi-oksız (Hür ve müstakil) oturur olmuş, bilge kağan imiş, alp kağan imiş, buyruk ve beyleri,kavmi (bodun) hep bilge ve cesur imişler..." Ötüken'de tertiplenen büyük cenaze törenine hususî heyetlerle katılan komşu devlet ve kavimler (Çin Tibet, Apar= Apurım, Kırgız, Üç-kurikan, Otuz-Tatar, Kitan, Tatabi) arasında Bizans imparatorluğumun da bulunmuş olduğu anlaşılmaktadır. Mu-kan'ın yerine kardeşi T'a-po (Tapar?) geçti (572-581). Kudretli hakanlığın yeni hükümdarı, kendini tebrik etmek Özere hediyelerden başka 100 bin top ipek gönderen Choü imparatoru fle, tebrik için çeşitli hediyelerle birlikte başkumandanını göndermek suretiyle hususî bir itina gösteren, Chou'Iarın rakibi, Tsi imparatorluğuna "Oğullarım!- efiye hitap ediyordu. Bu, bütün kuzey Çfnln Türk himayesine alındığını göstermekte idi. Ülkesinin genişliğinden dolayı hakanlığın doğrudan doğruya kenefi idaresindeki kanadıni Bdye ayırarak, doğusuna, kardeşi K'o-teflnun oğlunu, batısına da küçük kardeşi Jo-ten'ı *Han* unvanları ile tâyto eden, İstemi de e'sasen kendisinin yüksek hâkimiyetini tanımakta olduğundan, ulu hakan durumuna yükselen T'a-po, bir Tsi prensesi ile evlenmek düşüncesine kapıldı ve ayrıca Türk topluiuğulçîfi-Ziararlı cihetleri önceki devirlerde Heri görüşlü Türk idarecileri tarafından ortaya konulmuş olan Buda dinini, - bir budist misyoneri (Jnagoupta)'nın telkinlerine kanarak, memlekette himayeye kalktı; bîr budist tapınağı ve bir Budfttıeyköî yaptırdı. Gök-Türk haşmeti zevale yüz tutmuş gibi idi. Tapo dış siyasette de yanlış adımlar tattı. Ts^ler 575 de TcHn hanedanı tarafından y*kıldığı zaman, oradan kaçarak kendisine sığınan bir Tsi prensini *Çin kağanı' Hân etti. ChouJa^la itfate^^çtlmasına sebep olan bu durum karşısında kalabalık bir ordu 1te, Pekin bölgesine üerJeyen Ta-po kendisine yeni bfr Ç&û prenses vaad edilerek durduruldu (579). Ancak prensesin verilebilmesi içi» Chou hükümdarı, "Çin KağöiWrlW prensinin kendisine teslimini, istiyordu Bir av esnasında bu prensin'Chouîar tarafından teaşınlmaaına göz yumulması millet nazannda hâkanan itibarını büsbütün sarstt. Gök-Türk birliği ve kültüründe mühim çatlakların belirdiği bu yıllarda diğer mühim bir hâdise de İstemenin ölümü oldu (576) Resmî unvanı "Yabgu" olması gerekirken (kendisine bağiı batı Gök-Türk halkı bazen Yabgu Türkleri %öde anılıyordu), kitabelerde bHe "Kağan" diye zikredilen bu büyük şahsîyi öiüriiühü.yukanda adı geçefiTürk-şad'ın sökerinden öğreniyoruz. Türk-şad'ı aMriandHn hususlardan biri de, ölen "atasının yas günlerinde Türkler'in rahatsız edilmeleri idi. Yol hatıralan Gök-Töfls hakanlığının batı bölgelerindi kavimler bakımından çok möhim olan elçi Valentinos'a Wtaben yapılan bu konuşma ayrıca Türk fütuhatının hem şeklini, hem felsefesini açıklamak itibarîyle büyük değer taşımaktadır: "Ben esirierimiz olan Uar-Huni (Avarelerin hanglyoldan Bizans'a git*l»**6Wyörum. Khyeperin, Meriçln nerede olduğunu, Tuna'rtm nereye aktığını da biliyorum. Gün doğusundan gün battsma kadar ülkeler bize diz çökmüştür. Atanhrl, Ori-Ogurlah görüyorsunuz. Bize karşı gelmek cesaretini gös-

132

TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

133

terdiler, fakat üroıdleri boşa çıktı.Roma'ya da geleceğiz*. Gök-Türk sınırlarının Kafkasya'nın kuzeyine kadar uzandığım ortaya koyan bu sözler Bizans'ı açık bir tehdit mânasını ifade ediyordu. Ancak Türk-şad lâtife yapmadığını gösterdi. Kırım'da Bizans'a âit ünlü Kerç kalesi Türk kuvvetleri tarafından zapt edildiği zaman Doğu Roma elçileri henüz Gök-Türk topraklarında idiler (576). Bu, GökTürk hakanlığının Mançurya sınırlarından Karadeniz'e kadar uzanarak genişliğinin gaye haddine ulaştığ* tarihte Istemi'den sonra yerine geçen oğlu Tardu (576-603) (Çincesi Ta-teu, aslında bîr unvan), cesareti ve savaş severliği ile babasına benzemekte idi ise de, ihtirası yüzünden. T'a-po Hakan'ın açmış olduğu ayrılık çizgisini büsbütün derinleştirdi. Çinliler, onun bu zaafından faydalandılar: önce, hakanlığın kendine verilmemiş olmasından dolayı küskün olan Ta-lo-pien'i (Mu-kan'ın oğlu) T'a-po'ya karşı kullanarak Tardu'nun yanına gitmesini telkin ettiler. Halbuki Mu-kan bile bu oğlunu tahta namzed göstermemiş idi, çünkü annesi asîl (Türk soyundan) değildi. Ulu hakan T'a-po 58? de ölürken, kendi oğlu yerine, onun hakan olmasını arzu ettiği hâlde, danışma kurutu (Devlet meclisi} bunu kabul etmiyerek, K'o-lo'nun oğlu işbara (Çince'de, Şa-po-tue) 'yi hakanlığa getirmişti. Çin, Gök-Türk!er arasındaki anlaşmazlığı körüklemeğe devam ediyordu, Ta^opien Bat* Yabgusu Tardu'nun yanında, yeni ulu hakan ile mücadeleye hazırlanırken, İşbara da o sırada, Choular yerine iktidara gelerek, Çin'de 350 yıldan beri ilk defa s.yâsi birfîk tesis eden Sut hanedanı (581-618) ndan kendi ailesinin intikamını atmak isteyen kansı. Chou prensesinin telkinlerine kapılarak, Çin'e kuvvet sevk ediyor, Su? imparatoru Wen-fc de eskiden beri Çin şehirlerinde ticaretle uğraşan ve dosîkık münasebetleri .çerçevesinde, imtiyazlara sahip 10 bin kadar Türk'ü Çin'den uzaklaştırıyordu. Buna karşı işbara'nın ordusu ile Çin'e girmesi, Çin desîse faaliyetinin kestfleşrnesine yol açtı. Wer># derhâl Tardu'ya altur* kurt başlı bir sancak göndererek onu Gök-Türk ulu hakanı olarak selâmladığım bildirdi, ihtirası alevlenen Tardu, Çin'e karşı ortak hareket teklif eden İşbara'nın bu isteğini önce reddetti ve tşbar», Gök-Türkier'i gayet iyi tanıdığı anlaşıldı diplomat-general Ç'ang Sun~şeng ile mücadele etmek ve bu ÇinfiYıfa Türk kumandanları arasına soktuğu nifak ite uğraşmak mecburiyetinde kalırken, Tardu, hakanlığın doğu kanadının yüksek hâkimiyetini tanımadığını ilân etti (582). Böylece imparatorluk resmen ikiye ayrılmış oldu. b-Doğu Gök-Türk Hakanlığı Zor şartlar altında İşbara dengeyi büsbütün kaybederek, ordu mensupları arasında, Ta-lo-pien'e bağiı olduklarını zan ettiği yüksek rütbeli kumandanları vazifeden uzaklaştırmağa, hattâ cezalandırmağa başladı. Neticede bu askerlerle, prenslerden bazıları Çin'den yardım istemek zorunda kaldılar. Etrafında korku ve nefret uyandıran işbara üa, kendi kudretinden çok şey kaybettiğini, esefle gördüğü için bizzat, Sui hükümdarına müracaat ile barış dileğinde bulundu. Teklifi sevinçle kabul eden Wen-ti'nin derhâl yolladığı elçilerin başında yine Ç'ang Sun-şeng bulunuyordu. Başkentte Hâtun'un ve diğer Türk iteri gelenlerinin önünde bu Çinli, Işbara'ya hakaret edecek kadar ileri gitti ve "Çin İmparatorunun oğlu" olduğunu kabul eden hakanı "Ç'en' (bende) ilân ettikten sonra memleketine döndü. Doğu hâkanlı-

ğı resmen Çin tâbiyetine girmişti. İşbara imparatora yazdığı 585 tarihli* mektubunda şöyle diyordu, "Sui imparatoru dünyanın gerçek hükümdarıdır. Gökte iki güneş olmadığı gibi, yerde de iki hükümdar olmamalıdır vb.". Gök-Türk hakanlığının parçalandığı, tâbi kütlelerin ayaklandığı, Türklerin Çin'e ilticaya başladıkları, Türk hükümdar ailesi mensuplarının birbirine düştüğü bu karışıklıkta İşbara öldü (587). Yerine geçen kardeşi Ye-hu ve arkasından Devlet Meclisi'nce hakan ilân edilen Tülan (588-600) zamanlarında durum düzelmedi. Meşhur Ç'ang Sun-şeng, Gök-Türk hakanlığını büsbütün çökertme yollarını gösteren raporlar hazırlıyarak imparatora takdim ediyor, elçi olarak geldiği Ötüken'de türlü desiselerle Türk hanedan üyelerini karşı karşıya getiriyordu. En büyük yardımcısı da, önce Ta-po'nun sonra İşbara'nın, nihayet Tütan'ın öldürülmesinden (600) sonra, Çin'in muvafakati lie tahta çıkarılan K'i-min (600-609)'in karısı dan Çinli prenses Ts'ien-kien îdi. K'i-min, bu defa, Doğu hakanlığını kendi idaresine almağa çalışan Tardu'ya karşı kuffaralrr&kta idi. Bu K'i-min de imparator Yang-öVe gönderdiği Wr mektupla 'Haşmetpenâh'ın âciz bir bendesi" olduğunu, hattâ, vaktiyle İşbara'nın bu© reddettiği Türk kavmirtf-ÇinBter gibi yapmağa hazır olduğunu" yazabiliyordu. Ancak, ölümühden sonra yerine geçen oğlu Şi-pf (Shih-pit 609-619) Gök-Türk haysiyetini biraz kurlârabfldî: Bir Çfnfi ptenses ile evlenmekle beraber bunu, Çfrfln Göl^TOr1frİ<sH#^nemü^'ıalesini önleyen bir paravana olarak kullandı. 5-6 yeisinde Doğu Hakanlığı topraklarındaki dağınıklığı giderdi, batıda Tibet'e kadar, doğuda Amur nehri'ne kadar tekrar itaat altına aldı (615) Durumdan telâşa düşen imparator, Türk hanedan azası arasında ihtilâf çıkarmağa dayanan değişmez Çin plânını yeniden tatbike başladı: Bu defa akıl hocası, hususî desîse raporları hazırlayan ve batı için yazdığı eserler başlıca kaynaklardan sayılan elçi Fei-chü idi Hakanın küçüKkardeşiÇ'i-ki-şad'a "hakanlık" teklif edildL Fakat müMnİn perişanlığını ve Çin tahakkümünün rezaletlerini gören bu genç, teklifi kendisine vaad edilen Çinli prensesle birlikte ışddetti, Çinliler başka bir yol denediler; Gök-Türk kumandanlarından baini pusuya düşürerek öldürdükten sonra. Hakan'a, onun muhalefet maksadı ile kendilerine müratcaatetöğini, fakat "aradaki dostluktan dolayı" ortadan kaldırılmasını W0un bulduklarını bildirdiler. Gaye Hakan ŞHpi île Gök-Türk şeflerinin araşır» açmali, Hakan bu oyuna da gelmedi. Son hâdisenin .ÇîrvTürk anlaşmaşp bozduğumu H©rı:şürerek yıllık haracı kesti, savaşa hazırlan*. Plânı, kuzey eyaletinde geziye sıkmış olan imparatoru baskın ile yakalamadı. Fakat baskın haberi Ötüken'de bulunan ve yukarıda sıra jto öç, hakana zevcelik ettiğini söylediğim» Çinli prenses taratmcten, gizlice Çin'e ytaşönUbö* tpı* sûr*atie geri dönmeğe çalışan imparator, takipçi Gök-TOjk süvarüe&terafından Şan-si'de Yenmen (bugün Tsü-hien) şehrinde kuşatıldı. Ye'şîndep ağladığı «vayet edilen in3§watakYang-ti'nin imdadına yine mahut prenses yetişti: G^^f^çK ülkesinde büyük ttr isyan çıktığı söylentisini yayaraH Tj&k ordusunun geri çekilmesini sağladı (615). Yan-ffnİn son durumu Çin'de karışıklıklara sebebiyet veıdi ve ona karşı muhalefet gittikçe arttt Bu defa da ÇiıtfUeri gelenlerinin Gök-TC^te^e sığınmalarına şahit olunuyor ve Şi-pi Hâlöfe Çirtölefta siyasetini kendilerine karşı tekrarlıyordu/Çin sarayım yağmalayarak aldığı kıymetli eşyayı Gök-Türk Hâkanfna sunan mülteci Liang ShMı/yu, Şi-pi 'ÇTın Kağanı? «an ederek (6f7> kendisine bir kurt başlı sancak verdi. Uu Wu-chou adlı diğer bir kumandanı da "Batı Çin Kağanı" yaparak, Sui'lere karşı

134

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

135

sefere çıkardı. Bunlar arasında, tarihî bakımdan en ehemmiyetlisi Çin umumi valilerinden ü-yûan'ı himayesine alıp desteklemesidir ki, andlaşma gereğince Türk ordularının yardımı ite Sui'leri iktidardan uzaklaştırdıktan sonra Ch'angan'daki imparatorluk servetini hakana takdim eden, ayrıca 30 bin top ipek ve yıllık vergi vermeği taahhüt etmiş elan ü-yüan, Çin'de 300 yit kadar hüküm süren meşhur T'ang sülâlesini (618-906) kurmuş ve kendisi İmparator olarak Kao-tsu unvanını almıştır: Şi-pı*den sonra hakan olan Ç'u-lo (619-621) kardeşinin sert siyasetini takip ediyor ve Hakanlığa karşı tutumu tosa zamanda değişen T'ang imparatoruna karşı Sui sülâlesini canlandırmağa kararlı bulunuyordu. Fakat karısı Çinli Prenses l-ç'ing tarafından zehirlenerek öldürüldü. Hakan olan kardeşi Kie-li (621-630) kifayetli bir adam değildi Hain prenses l-ç'ing ile evlenmiş, ağır dille yazdığı mektuplarla imparatoru tahrik etmişti. Karısının tesiri altında idi. Plânsız, tâbyesiz, sadece cesarete dayaman askeri teşebbüslerinde bir iki defa mağlup oldu. Tutumu millette emniyetsizlik uyandırdı. Sir-Tarduşiar, Bayırkuiar, Uygurlar isyan ettiler (627). Vaktiyle Türk himayesine sığınmış olan bir çok Çinli T'ang imparatorundan af dileyerek memleketine dönüyor, K'i-taniar ve başka kavimler Çin ile temaslar arıyor ve sınır bölgelerinde Çin'e bağlanıyorlardı, imparator Tai-tsung (627-649) Türkler'e vura» caği darbe içtn vaziyetin olgunlaşmasını bekliyordu. Hakan kuşattığı bir şehir önvryöe mağlûp olarak çekilirken yakalandı, muhafaza altında Çin başkentine gönderildi (630). Tat-tsungun kendkıt Türkler'in Gök Kağanı* ilan ettiği 630 senesi Doğu GökTürk fsttkJatintn sonu kabul edilmiştir. Hakanlığa bağlı kabileler ve yabancı topluluklar dağthyor, Gök-Türk prensieri etraflarına kuvvet toplayabilecek kimseler olmadıklarından, herkes başının çaresine bakıyor, Türkler Çin'e sığınıyorlardı. Gerçi Aşına ailesinden *kağan"iar birbirini takip etmekte idi, fakat bunlar artık Çin sarayının emrinde, sadakat ziyaretleri yapan, hediyeler sunan, imparatorlardan türlü ünvanJar aten birer kukla idiler Gok-Türkier'ın acıklı durumunu, Çin sarayında Türkler'e karşı ne yapılabileceği hususunda, İmparator huzurunda cerayan eden münakaşalardan anlamak mümkündür. Neticede kuzey Çin'in Sed boyunda "6 eyalet" bölgesinde Türkfer'in yerleştirilmesi kararlaştırıldı. Bu suretle belki Türfcter'in ÇMleşeceği umuluyordu. Fakat 680e kadar geçen 50 yıl devamınc*. Türk milleti kendini unutmadı, ilini, ört ve âdetlerini korudu, tarihin şanlı hatıralarını ruhunda yaşadı 8u arada ufak çapta başkaldırmalar oluyordu. Meselâ Aşına ailesinden bir prensin Aitaylar'da Töık hakanlığım ihyaya çalışması (646-649), yine Q6k-Türk flS* kümdarlan soyundan tb-çfnin Ort-oKlarm başında "kağan* ifân edilerök, (676673), Çin'e karşı Tibetlilerle ittifak etmesi. Çinliler tarafından şidettle bastırılan bu hareketler arasından en çok hayret verici olan, 639 yılında Kür-şad'ın ihtilâl teşebbüsüdür. T'ang imparatorunun saray muhazıf kıt'ast subaylarından olan, Gök Türk prensi Kür-şad (Çince'de Kie şâ-şuai) Türk devletini ihya etmek için 39 arkadaşı ile gizlice bir cemiyet kurmuş ve önce bas geceler tek başına şehirde dolaşan imparatoru yakalamağa karar vermişti. Fakat plânın tatbik edileceği gece ansızın patlayan fırtına yüzünden imparator saraydan çıkmadı. Kararın geciktirilmesini mahzurlu gören Kür-şad ve arkadaştan bu defa doğruca saraya yürüdüler. 40 Türk sarayı ele geçirip başkente hâkim olmayı düşünüyorlardı. Yüzlerce muhafız telef edildi ise de dışarıdan sevk edilen ordu îte başa çıkılamadı. Şehir yakınındaki

Wei ırmağına doğru çekilen Kür-şad ve arkadaşları yakalanarak öldürüldüler. e - Batı Gök-Türk Hakanlığı 582 yılında Doğu hakanlığı ile resmen ilgisini kesen Tardu, her iki kanadı kendi idaresinde birleştirmek için gayret sarf ediyordu. Doğu hakanlığına baskı yapan Çin'in Tülan hakana karşı kardeşi, Tu'lPyi tutarak iki kardeşi çarpıştırması üzerine Tardu Çin'e yürüdü. Kuzey Çin'de başarılarla ilerlerlerken yukarıda adı geçen gene-rai-diplomat Ç'ang Sun-şeng'in oyununa kurban oldu. Bu ÇtoS Türk ordu efradı ve atlarının geçeceği yollardaki suları, pınarları zehirlemişti. Tardu böyle bir şeyin yapılacağını hatırına getirmediği için ağır zaiyat ve telefat verdi. Çekilmek zorunda kaldı (600). Bu tarihe kadar Tardu Kağan batıda pek çok başarılar kazanmış, Höteh bölgesini İmparatorluğa bağlamış, Şehinşah IV. Ormuzd Türkzâde" (579-590) zamanında, Bizans-Sâsânî savaşlarında, Iran iç-işlerine müdahale etmiş, bir Türk başbuğu Derbendi-kuşatırken diğer bir Gök-Türk ordusu Herât, Badgis havalisine girmişti. Bu orduyu durduran ünlü Sâsân? kumandanı Bahram Çupîn'in isyan edip Ormuzd'ı tahttan indirip oğlu Husrav Parviz'i tahta çıkarması, fakat bunun da kaçması üzerine, Bahram'ın kendisini "Şehinşah* Hân etmesi Sâsânî imparatorluğunu karıştırmış, Bizans'ın müdahalesi ile mağlup edilen Bahram sonunda hakana sığınmıştı. Böylece Tardu'nun bir yandan, kısa müddet için de olsa, her iki hakanlığı kendi idaresinde birleştirmesi (598'e doğru), aynı zamanda iran üzerinde hâkim bir durum kazanması, onun 598 yılında Bizans imparatoru Mauriacus'a gönderdiği mektupta ifadesini bulmuş görünmektedir: "Dünyanın yedi ırkının büyük şefi ve yedi ikliminin hükümdarı Hakan'dan Roma imparatoruna..". Çin kaynaklarına göre de, bu tarihte Tardu, Ötüken, kuzey-batı Moğolistan, Aral gölü havalisi, Kâşgar, Mâve-raünnehir ve Merv'e kadar Horasan sahaları üzerinde hâkim bulunmakta ve ulu hakan olarak "Bilge Kağan" unvanını taşımakta idi. Fakat Tardu Gök-Türk birliğini gerçekleştirmek için çok şiddetli davranmıştı. 601 'de Çin başkenti yakınlarında bir savaşta netice alamaması üzerine birçok Türk boyları ve yabancılar ayaklandılar. Tardu bunlarla başa çıkamadı ve Kökena'ur havalisinde kayıplara karıştı (603). Tardu'nun sahneden çekilmesinden sonra, memlekette isyancıların sayısı arttı, nizâm bozuldu. Doğu hakanlığında yeni bir kudret olarak beliren Şi-pi Kağan'a karşı, Tardu'nun torunu Sui'lerle İşbirliğine kalktığı ve hattâ ülkesini bırakarak Çin sarayında yaşamayı tercih ettiği için Şi-pi tarafından Çinliler'den teslim alınarak öldürüldü (619}. Devlet meclisi'nin hakan ilân ettiği, Tardu soyundan Şi-koei zamanında durum düzelmeğe başladı. Fakat asıl huzur.Tardu'nun küçük torunu olan Tong-Yabgu devrinde (619-630) görüldü. Çin kaynağı rang-shu'ya göre "akıllı ve cesur" olan bu hakan "mahir bir savaşçı ve seçkin bir tâbyeci" İdi. Orhun, Tola ırmakları ile Aral gölü arasında yayılmış bulunan Töiesler'i kendine bağlamış. İranlılar1! mağlûp etmiş, güneyde Kandahar'a kadar ilerlemişti, ordusu birkaç yüz tm iyi yay kullanan süvarilerden kurulu idi. Merkezi Talaş şehrinin 75 km. kadar güney doğusundaki ünlü Bin-yul (Bin-bulak= bin pınar mevkiinde idi. Tang-shu'ya göre "o zamana kadar batıda onun derecesinde kuvvetli olanı görülmemişti". Çin ile dostane münasebetler kurmuş olan Tong-Yabgu çağında Hindistan'a gitmek üzere Gök-Türk imparatorluğunu bir baştan bir başa geçerek yolları; şehirleri, dinî ve

136

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHÎ

«7

kültürel hayatı hakkında çok alâka çekici bir bilgi veren, Çinli budist rahip HiuenTsang. Tong Yabgu'yu da ziyaret etmiştir. Gök-Türk imparatorluğunun parlak bir devri yaşadığı yıllarda On-oklar ve Kartuklar isyan ettiler. Bunları kendi mevkiini tehlikede zanneden Doğu hakanı Kie-ii teşvik etmiş olmalıdır. Bir münazaa esnasında Tong-Yabgu'nun, hakanlığın batı kanadı başbuğu olan amcası Se-pî tarafından öldürülmesi (630) öfkeyi karıştırdı. On-ok'lardan Nu-şi-pi'ler Se-pi'yi istemediklerinden kendileri bir hükümdar seçmeyi tercih ettilerse de. Tong-Yabgu'nun oğlu Se-Yabgu üzerinde birleşildi- Bu defa Tölesler'in ayaklanması devletin Çin'e bağlanmasında birinci derecede âmil oldu. 630 senesi büyük Gök-Türk tarihinin en karanlık yılıdır. Doğu hakanlığı bu sene Çin'e boyun eğmişti. Batı hakanlığı da aynı tarihte aynı akıbete uğradı. Bundan sonra da Aşına soyundan bir sürü "kağan", bazan aynı zamanda birkaç "kağan1 Batı Gök-Türk gruplarının başında görülüyorsa da, bunlar Çin'in birer memuru durumunda idiler. Batı Gök-Türk ülkelerinin Çin'e ilhakı 658 de tamamladı. • İkinci Gök-Türk Hakanlığı 630680 arasındaki 50 yıllık zaman Gök-Türkler'in istiklâllerini kayb ettikleri bir matem devresi olmuştur. Her nekadar Orta Asya'da millet olarak Türkler varlıklarını, dil, inanç ve geleneklerini muhafaza etmişlerse de müstakil bir devletten mahrumiyet, "Bey olmağa lâyık evlâdın kul, hâtûn olmağa lâyık kız evlâdın cariye olma4 sı" Gök-Türkler için haysiyet kırıcı bir ıstırap kaynağı teşkil ediyordu. Millet şöyle diyordu: 'Ülkeli bir kavim idim, şimdi ülkem nerede? Hâkanlı bir kavim küm, şimdi nerede hakanım?". Kitabelerden anlaşıldığına göre, Gök-Türkler'i bu felâkete sürükleyen sebepler şu üç noktada toplanmaktadır: O Sonraki devlet ve idare adamlarının kifayetsizliği:"... Kağan bilge imiş, cesur imiş, buyrukları biJge imiş, cesur imiş, Beyleri de, kavmi de iyi imiş, böylece ülkeyi tutup töreye göre tanzim etmişler... Sonra kardeşler, oğullar kağan olmuş, küçük kardeş büyük kardeş gibi yaratılmadığı,oğlu babası gibi yaratılmadığı için bilgisiz kağanlar tahta oturmuşlar, buyrukları da bilgisiz, fena imişler... Türk beyler, Türk adını atmışlar, Çin beylerinin adlarını almışlar, Çin hakanına boyun eğmişler, elli yıl işlerini, güçlerini (ona) vermişler..." © Türk kavminin uygunsuz tutumu: Türk bodunu... Sen aç olduğun zaman tokluğu düşünemezsin, tok olduğun zaman açlık nedir bilmezsin. Bu sebeple hakanın iyi sözlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap, bitkin düştün. Müstakil hakanlığına karşı kendin yanıidın... Doğuya gittin, batıya gittin. Kutlu yurt Ötüken'i terk ederek gittiğin yerlerde ne yaptın? Su gibi kan akıttın, kemiklerin dağlar gibi yığıldı...", Türk bodunu kendi hakanını bıraktı, hüküm altına girdi. Hüküm altına girdiği içil) Tanrı ona ölüm verdi, Türk bodunu öldü, mahvoldu...". • Kurnaz Çin siyaseti ve yıkıcı propaganda: 'Çin kavminin sözü tatlı, hediyesi mülayim imiş, tatlı sözü, mülayim hediyesi uzak kavimleri yaklaştırır imiş. Sonra da fesat bilgisini orada yayarmış, iyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlı sözünü, mülayim hediyesine kapılan çok Türk kavmi öldü...*;"... Çin kavmi hilekâr kurnaz Olduğu için, küçük kardeşlerin büyük kardeşlere karşı ayaklanması, beylerle kavim arasımı nifak girmesi yüzünden Türk bodunu ülkesi yıkılmağa yüz tutmuş, müstakil

hakanlık sukuta uğramış,./; "..,-Çkt kağanı, Türk kavmi, (cana) bunca İşini gücünü verdiği hâlde, Türk kavmini öldüreyim, soyunu mahv edeyim der imiş, mahv etmeğe yürürmüş...". Gök-Türk tariflinin bu 50 yıllık fetret devrinin sonunda,kltabefer yolu ile çok iyi tanınan, Aşına soyundan, Kutiug (Çince'de Ku-to-to) feffldâl savaşma girişti (680). Türk Milteti'nin eski hür ve müstakil hakanlık çağının hasreti içinde olduğunu sezen Küflug, kendinden önceki mücâdeleleri fite takip «diyordu: ^'deki bazı Türk zümrelerinin aynı maksadla başa geçirdikleri Ni-şu-fu davayı kaybederek kesilen başı Çin başkenti Lo-yang'a götürülmüş (679)*, mücadeleye devam eden, yine Aşına soyundan Fu-nien kalabalık Çin kuvvetleri karşısında yenilerek 53 arkadaşı ile birlikte Lo-yang çarşısında idam edilmişti (Ağustos 681), Bu sırada Kuzey Çin'de bulunan ve Türk kütlelerinin derîn istiklâl iştiyakını gerçekleştirmek azmi ile ortaya atılan Kutiug. gizlece teşkilât kurarak etraftaki GökTürk ileri gelenlerini ve halkını vazifeye çağırdı. Sür'atle yayılan harekete katılanların sayısı kısa zamanda 5 bine yükseldi. Davete koşanlar arasında, fi. hakanlık devrinde Gök-Türkler'in ünlü devlet adamı ve kumandam Tonyukuk da vardı. Kutiug ile Tonyukuk önce, 681'de kuzey Çin'deki Yün-çu eyaletine baskın yaparak 30 bin civarında at, koyun , deve, elde ettiler ve yine gelenlerle kuvvetlenerek Gobi çölü İle Orhun ırmağı arasına çekildiler. Çugay Kuzı (Çince Çung-tsai, ötüken'in güneyinde)'yı yazlık ve daha güneydeki Kara-kurum'u kışlık merkezi yaparak hazırlıklarını tamamladılar. İlk hedefleri ötüken idi. Baykai götünün güney batısında yüksekçe dağlarla çevrili, mahfuz, müdafaası kolay, fakat etrafa akınlar yapmağa elverişli stratejik mevkide, iklimi mutedil ve otlağı bol bir yer olan ötüken yaylası Asya Hunlart ve 1. Gök-Türk Hakanlığı zamanında devlet merkezi olmuş, Törkler'in kutlu toprağı sayılıyordu. Dağınık Türk kütlelerini ancak, Türk devletçilik ruhunun yerleşmiş olduğu" ötüken etrafında toplamak ve idare etmek mümkün İdi Kutiug hareketinin gelişmesinden endişelenen Setenga ırmağı boytannctekî Oğuzlahn, tedbir olmak üzere K'Haniar'ia ve Çin ite ittifak teşebbüsleri, bir GOte-TOrk seferini tacil etti. Tonyukuk'un tavsiyesi ile baskın şeklînde Inekfer Gölü (Orhun'un kollan üzerinde) kıyısında kazanılan savaş (682) Oğuz tehlikesini ortadan-kaldııUi. Tarihî ehemmiyeti haiz bu muharebe Gök-Töffcteıin ötüken'e hâlâm olmalarını sağladı. Kutiug "kağan" ilân edilerek İHerigT (İl* devleri derleyip toplayan) unvanını aldı ve II. hakanlığı teşkilâtlandırdı: Kardeş» Kapagan (veya Kapgan)'ı "şad" diğer kardeşi To-sMu'yu 'VabgtT tayin eti İstiklâlin kazanılıp, devletin Jkt|Oi(MŞunda birinci plânda rol oynayan TonyukukU devlet müşaviri ("AyguçıB) ^pf, ve orduyu hazırlama, idare ve diploması işlerinin tanzimini ona tevdi* etti. *Y#nt hakanlığın önce Çin'i taamız hedefi olarak alacağı tabiî idi. Bir zafer akmlan resmi geçidi manzarasınrveren Çin seferleri bir yandan.bu eski ve "hilakâr* hasffrt daim! baskı altmda tutmak, diğer yandan, körpe Gök-Türk devletinin şiddette ihtiyaç duyduğu yiyecek, giyeoii» bilhassa at gibi zarurî madde ve vasıtalan elde etmek maksadını güdüyor*. Akınlar hep Pekin'den Kan^İ^a kadar olan sahaya: Çfn şeddinin hemen güneyinden Huang-hofıun güney mecrasına yakm yerlere kadar yayılan ve Çinliler'ftn "Çu" dedikleri garnizon ve eyâlet merkezlerine yöneltilmiş-

138

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

ıae

ti; 682'de Ping-çu'ya 8 deffi. 683'de Lan-çu'ya, Ting-çuV» Kuey-çu'ya, Yü-çuya ve Feng-çu'ya 10 defa, 684 de So-çu'ya 6 defa, 685'de yine So-çu'ya ve Hin-çu'ya 2 defa, 686da yine So-çu'ya, Tau-çu'ya 11 defa, 687 de yine So-çu'ya Çangp'ing'e 9 defa akın yapıldı (Pekin'in kuzey-batısı olan Çang-p'ing, Çin topraklarında ulaşılan en uzak bölge, Tonyukuk kitabesinde geçen "Şantung"). Bu seferler esnasında Çin valileri, kumandanları mağlûp edildi.orduları dağıtıldı, hemen her yerde mukavemet kırıldı. Büyük çapta zaferler Hin-çu'da (Nisan 685) ve So-çu'da jÇEkîm 687) kazanıldı. ı llteriş Kağan kuzeyde Kögmen (Tannu-ula) dağlarına, doğuda Kerulen, Onon nehirlerinin yüksek vadilerine, batıda Altaylar'a kadar uzanan sahadaki Türk ve yabancı kavimleri Gök-Türk idaresine almıştı (WF defa sefer etmiş, 20 kere savaşmış, Tanrı buyurduğu için düşmanları itaate almış, dizlilere diz çöktürmüş, başlılara baş eğdirmiş, Babam Kağan bu kadar ülke kazanmış...".Kitabeler I). Böylece Gök-Türk devletini yeniden kurup teşkilâtlandırarak, töre'yi tekrar yürürlüğe koyan millî kahraman llteriş, kutlu Ötüken yaylasında dalgalandırdığı altın kurt başlı sancağın gölgesinde öldü (692). Vaktiyle llteriş adtna dikildiği iddia edilen, Orhun'un güneyindeki Ongın kitabesinin 720'lerde dikildiği ileri sürülerek llteriş'e ait olmadığı belirtilmiştir. llteriş öldüğü zaman bM 8 yaşında (Bilge), diğeri 7 yaşında (Kül Tegin) olmak üzere iki oğul bırakmıştı. Kardeşi 27 yaşındaki Kapagan (veya Kapgan), hakan oldu (692-716). Çin kaynaklarında adı Mo-ç'o (Türkçe aslı, Bek-çor) diye geçen Kagan, Türk tarihinin büyük fâtihlerinden biridir. Tonyukuk devlet müşavirliği vazifesini yapıyor, kardeşi, yeğenleri ve oğulları yavaş-yavaş Gök-Türk hakanlığının seçkin simaları olarak beliriyorlardı., Kapagan Kagan'ın büyük ve uzak görüşlü bir devlet adamına yakışır plânları olduğu görülmektedir ki, esasları şöyle hülâsa edilebilir: a- Çin*? baskı altında tutmak. Bunda iki maksadı vard£Törk devletinin huzurunu korumak ve halka yetecek ölçüde ziraî istihsâl imkânları sağlamak; b- Çin'de dağınık hâlde yaşamakta olan Türkleri anavatana (ötüken) çekmek. Bunda da iki maksadı vardı. Türkleri yabana hâkimiyetinden-tartarmak ve Türk ökesinde askerî ve iktisadî gelişmeyi hızlandırmak; c- Asya kıt'asındanft kadar Türk yaşamakta ise, hepsini Gök-Türk birliğine bağlamak. Kapagan'ın bu siyasî ve iktisadî görüşleri onu sayılı Türk büyükleri arasında çok yükseltmektedir. Bilhassa & nokta çok dikkat çekici bir siyâsî kavrayış ifade eder. Genç, haşin ve ihtiraslı Kapagan, seferler ve zaferler dizisini 693 Çin baskını ile açtı. Üng-çu eyaletini şiddetle dlrbeledf ve aynı sene içinde aynı bölgeye yedi sefer deha tertipledi. Sonra Ordos'a akın yaptı. Askeri harekâtını yenliden U%çü*ya teksif ettiği yıtela (696'da), Şeng-çu'ya.*, Lteng-çu'ya-3/ yngrÇtt'ya «eefer yapmışta- Katanlarla Çin** bozuşmasını kendi lehtne değerlendirerek, Fang^üh paratoriçesi Wu'yu destekledi. Korkunç K'i-tanlar'ı Hopei bölgesinde ağır bir hezimete uğrattıktan (Ekim 696) sonra, imparatoriçeden isteklerini sıraladı: 100 bin "huş (hu= 12.5 kilo çeken ölçek) tohumluk darHZ-3 bin adet ziraat âleti, 10-fcin (T'ang-shu'ya göre 40 bin) fond demir, Çin topraklarında oturan (Çoğu Ordus'da "6 eyalet" arazisinde idi) Türkler'in anavatana iadesi. Sonra Kapgan Yenisey böl-

gesini işgal etmekte olan Kırgızlar'a yöneldi Mevsim kış (697-696), yol uzun ve meşakkatli idi, fakat bu sefere zaruret vardı. "(Kuvvetli Kırgız Kağanı) Çin ve On-ok kağanları ite anlaşıp, Altun ormanında (Altaylar'da ) toplanalım, ordularımızı birleştirdim Türk kağanına saldıralım, yoksa kağan cesur ve ayguçı'sı bilge olduğundan o bizi mahv eder demişler" (Tonyukuk Kitabesi).Kapagan île Tonyuyuk idaresindeki Gök-Türk ordusu 'kar sökerek ağaç dallarına tutunarak, bazan atları yedeğe alarak* yolsuz vadilerden Kögmen dağlarını aştı., Yenisey kaynaklarında Anı İrmağı Kıyısındaki Kırgızlar'ı bastırdı, "han* ı telef olan Kırgız ülkesi teslim alındı (697). Sıra üçlü ittifakta yer aldığını gördüğümüz Türgişfer'e (On-ok'lar) geldi. Fakat Çin, Kapagan'ın isteklerini sürüncemede bırakıyordu. 697 yazında hakan , mevcut duruma uygun olarak, orduyu ve idareyi yeniden teşkilâtlandırdı: Kardeşi To-si-fu'yu hakanlığın sol kanadı 'şad'ı, llteriş'in oğlu 14 yaşındaki Bilge'yi sağ kanad'a Tar-duş üzerine "şad" tâyin etti ve kendi oğlu BögO (Kitabelerde İnal Kağan, Çin kaynaklarında Fu-kü)'yü "küçük kağan1 yaptı. Bu suretle Türk imparatorluğunda iki cephe teşekkül etmiş, askerî kuvvetler de iki ordular grubu hâlinde tertiplenmişti. Kapagan Çin ile savaşa hazırlanırken, Inâl Kağan ite Bilge Şad emrindeki fakat gerçek sevk ve idaresi Tonyukuk'un elinde bulunan batı ordular grubu da On-oklar'ı devlete bağlamak vazifesini almışlardı. Çin elçilerine karşı Kapgan'ın şiddetli ve kararlı tutumu şimdilik doğuda bir silâhlı çatışmayı önledi. "Ma ş*o'nun kudretinden telâşlananÇin" den derhal Ûçbin ziraat âleti, 40 Wn V O #■ 10 **») tohumluk dar» gönderildi ve Yürkter anavatan topraklarına iade edildi (698), Büyük "kagan'ın plânlarından ikisi gerçekleşmişti. Ancak* Kapagan'»* kamı bir T'ang prensi ile evlendirmek arzusuna karşı, ımparatoriçe Wfc£nun, T'ang'lardan değil de, kendi ailesinden bir prensi darnad olarak ortaya söwne$ipden öfkelenen Kapagan, yanında bulunan Çin elçilik hey'etînden general Çen-çwvei {Tang sülâlesine mensup olmalı) yi ^Çin kağan*' ilân ederek, onunla biSikte aneoaıv fcıima gibi, Çin topraklarında göründü: Kue*-çu, T'an-çu. Plng^u, 3tt*çu, Ting-çu, Çao-çu eyâletlerine, aynı sene içinde (698) 30 defa çıkış yaptı. 100 bin kişilik ordusu tarafından, karşı koyan bütün Çin kuvvetleri ezildi, at sürüler», başta olmak üzere bol ganimet ve esir alındı. Qradan kuzeye yönelen Kapagan'a, Çin orduları kumandanı Şa-Ça-cung-i, emrindeki birkaç yüd>Wk kuvvetine rağmen.hücuma cesaret edemîyerek» Gök-Türk s^van tümenlerinin geçişini uzaktan seyrederken, ümidini kaybeden Çin sarayı da orduya gönderdiği gizli bir günlük emirle, 'kagan'ı bulup öldürenfc)* prens ilân edileceğini badtriyordu. Bu sırada tnâl İle Bilge tarafından sevk edilen batı ordular grubu da, Tonyukuk'un yüksek kumandasında. Atayla*-! aşıp Yanş-ovası {Cungarya)na doğru ilerlemiş ve BolÇfc^Uwgu gölünün güney-batı kıyısında; bugüeı Tokoi kasabasına "ateş ve fırtıne" gibi saldıran Türgiş kagantain kumandasındaki 10 tümeni (îpO bin kişilik) Ön-oklar ordusu üzerinde kesin zafer kazanmıştı (698). Türgiş hakanı U-çe-le'riin esareti, yabgusu ve şadının yakalanması ile neticelenen Bolçu savaşı. On-oktar'ın bütün To-lu ve Nu-şj-pi kabileler»», BalkaşX Işık göl. Çu ve Talaş bölgesindeki TürMer'i Gök-Türk birliğine bağlamış. Hâkanbğm sınırlan Taşkent.tf» fer-gana'ya dayanmıştı. Çîn kayıtlarına gûr*» "Mo-ç'o zaferlerinden gurur duymakta, imparatorluğumuzu hakir görmekte. Yüksek gayeleri var. Her tarafa ordular sevk ediyor. Arazisinin genişliği 10"J*ı 'V («aşağı yukarı 4500 taneden fazla. Bütün

140

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRKTARtHt

141

barbarlar. (»Çin dışındakiler) onun emri altında..." . Böylece vaktiyle Tardu'nun, Türk birliğini gerçekleştirdiği tarihten tam 100 sene sonra Kapagan Kagan'ın Doğu-Bat» hakanlıklarının topraklarını tek idarede toplaması yolu ile "dehşet verici Türk birliği ihya edilmişti". Ancak Kapagan'ın plânında 3. noktanın tamamlanması İçin Mâveraünnehir'in de zaptı gerekiyordu. Coğrafî mevki]. Udimi, verimli topraklan 8e zenginliği bütün kaynaklarda övülen Mâveraünnehir'de o sırada Gök-Türk ordularına karşı koyacak bir kuvvet yok idi. Türk soylu bazı ailelerin İdare ettiği "şehir krallıkları" 6751erden beri, nisbeten küçük Kuvvetlerle ufak çapta teşebbüslere girişen Müslüman-Arap kumandanlara ('Abdullah b Ziyad,Sa'id b. Osman, Musa, Mühelleb v.b.) başarı ife mukabele etmekte idüer Yine Tonyukuk'un yüksek kumandasında olmak üzere, "inal kağan" ve Bilge taraflarından sevk ve idare edilen, o sene henüz 16 yaşındaki Kül Tegin'in de dahil bulunduğu Gök-Türk batı orduları grubu Altaylar-Bolçu-Yarış Ovası "Kavimler kapısı' -Çu ve Talaş havzaları- Karadağ kuzeyi üzerinden inci (Seyhun= Sirderya) kıyılarına ulaştı ve nehri geçerek Mâveraünnehir'in Kızıl-kum çölüne daldı ve tam güney istikametini aldı. Ordunun bir kışımın, muhtemel bir yan hücuma karşı, İnal idaresinde burada bırakan Tonyukuk ilerledi ve ilk olarak Semerkand'ın güney doğusunda savaşa hazır bekleyen Sok kumandasındaki orduyu ezdi (701), esirler ve zengin ganimet elde etti: "san attın, beyaz gümüş, kız-kızan..." (Tonyukuk Kitabesi), aynı zamanda Çinlilere karşı da bir zafer kazanıldı: Bilge ile Kül Tegin, Keş şehrinin doğusunda. Ato-çub (Chao-wu) kavminden de aldığı yardımlarla 50 bin kişilik Wr kuvvet başında, Gök-Türkler'in ipek yolu geçiş hattına inmesine engel olmağa hazırlanan Çinfi general Ong-Tutuk (Wef Yüan-çung) u Idukbaşf'mevkiinde mağlûp ve ordusunu imha ettiler. Cesaret ve savaşçılığını ilk defa bu muharebede ortaya koyan KÜ! Tegin Çinli kumandanı, eli ile yakalayıp esir etmişti. Bu suretle engeller kalkınca Gök-Türk ordusu Tamir Kapıg (Demir Kapı)'a ulaştı. Burası, bilindiği gibi, M.O. asarlardan beri İran-Turan (Türk) ülkelerinin arasında tabi? sınır kabul edilmekte idi. Mâveraünnehir seferi münasebeti ile Orhun kitabelerinde ilk defa müslüman Arabiar (Tâzik) zikredilmiştir, iranlıların Araplar'a verdikleri Tazi adından (Tay adlı Arab kabilesinden) gelen Tazik, (Türkler tarafından, sonraları İranlılar için kullanılmıştı; Tacik), ozaman. Keş, şehrinde karargâh kurmuş olan, Horasan valisi, Mühelleb'in kuvvetleri île ilgili olmalıdır. Anlaşıldığına göre İnal kumandasındaki kuvvet bir Arap hücumuna karşı orada bırakılmış, fakat Mühelleb ordusu her hangi bir harekette bulunmamıştır. Diğer taraftan Kapagan Kağan Çin'e akınlarına devam ediyordu. 700'de Lungçu'ya "i sefer. TO^de Yen-çu, Hia-u. Şî-lfng, Hin-çu, Rng-çu bölgelerine 20 sefeı yaptı. 704'de Kül Tegin ile Bilge'nin de katıldıkları büyük Ming-şa muharebesinde Çaça Sengün (Şa-ça Çung-i) kumandasındaki 80 bin kişilik Çin ordusu hezimete uğratıldı ve hemen arkasından Lung-çu, Yuan-çu, Hin-çu'ya karşı 11 akın tertiplendi. T'ang imparatoru Çung-tsung yine bir günlük emir neşrederek, Kapagan'ı esir eden ve öldüreni "prens" unvanı ve 2 bin lop ipek vererek taltif edeceğini ilân ediyordu. Ayrıca bütün vazifelilere Gök-Türkler'i mağlûp etmek için plânlar hazırlamalarını emretti. Bunun üzerine sarayın yüksek memurlarından Lu Fu'nun imparatora

sunduğu raporda çare olarak: 1- Barbarlan birbirine karşı tahrik etmek, 2- Barbarları iki cephede birden savaşa zorlamak, yolları tavsiye ediliyor ve M.ö. 36 yılında Çr-çfinfn böyle yenildiği hatırteblıyortfcr; Bu arada, 649'dan beri Çin ile siyasî münasebetler kurmuş bulunan Basmıllar tekrar itaate alındı (704). 709'da Çik'ler ve Az'lar. (her iklşi de Kırgfölar'ın doğu komşuları) Bilge tarafından hakanlığa bağlandı. Gök-Türk ordularının uzaklarda meşgul olmasını fırsat biterek başkaldırmağa teşebbüs eden Kırgızlar'da Bilge-Kül Tegin idaresinde "mızrak boyu kar sökerek Kögrrien dağlarını aşan" Gök-Türk orduları tarafından Songa ormanında ikinci defa mağlûp edildi (710). Aynı yıl içinde Tola ırmağı civarındaki Bayırkular, Türgi-yargın gölü savaşında bozguna uğratıldı. 711 yılında yine Bolçu civarında Türgiş kuvvetleri darbelendi, han'ı, yabgu'su, şad'ı öldürüldü. Türgiş ülkesi ve "Kara Türgiş" halkı İtaate alındı ve bir Mâveraünnehir seteri daha yapıldı. Bunun sebebi, kitabelere göre, "Sogdak (Semerkand bölgesi) kavmini tanzim etmeli idi. Bu seferin icra edildiği yıllar (711-714) Mâveraünnehir'de meşhur Kutayba b. Müslim idaresindeki Arab ordularının kesin basanlar sağladığı devre tesadüf eder. Kutayba. Buhara'y* aldıktan sonra Sogd başkenti Semerkand üzerine yürümüş, 300 muhasara makinesi ile kuşattığı şehri, Türk asıllı "kral" Gurak'ı serbest bırakmak şartı 8e, testim almıştı (93/711-712). İslâm kaynaklarında bu münasebetle Mâveraünnehir halkının Türk hakanından yardım istediği böylece, Arablar'la mücadele eden müttefik Mâverraünnehir kuvvetlerinin başında bulunan Hakanın oğlu'nun bir gece baskınında bozguna uğradığı bildirilmektedir. Bu kayıt Gök-Türkler'le ilgili sayılmış ve mağlûp olanın Kül Tegin olduğu iddia edilmiş, mağlûp olan "Gök-Türk prensi"nin mutlaka Kül Tegin olması gerekmediği beyan edilmiş, son olarak da Kapagan Kagan'ın mağlûp olduğu düşüncesi üzerinde durulmuştur. Gerçekte ne Kapagan'ın.ne Bilge'nin, ne de Kül Tegin'in o sırada Mâveraünnehir'e gelmeleri mümkün idi. Zira onlar, hakanın şiddetli tutumundan dolayı isyan eden Türgiş ve Kartuklarla meşgui idiler (711-714). Ton-' yuRuk'da ^05'den beri faal vazifeden çekilmiş bulunuyordu* Esasen yukarıdaki iddialar, bahis mevzuu rivayetin, kumandan Kutayba'nm mensup olduğu Bâhila kabilesinden çıkmış olması, fakat, bü devir Mâveraünnehir islâm harekâtı bakımından ana kaynak durumundaki Ibn'ül-A'sam 'ül-Kûff'de böyle bir rivayetin geçmemesi, Orhun kitabelerinde bir savaştan değil, sadece bir "tanzim" keyfiyetinden bahs edilmesi ve bu husustaki Çin kaynaklan ile karşılaştırılmasından GökTürk orduiarının başka yerlerde bulunduğunun tesbiti sebepleri ile, doğrulanmamıştır. Bu duruma göre. 712 yılında Sogd kuvvetleri başında Araplşr'a yenilen kumandanın £ir Türgjş "hari'ı (daha doğrusu bir Türgiş başbuğu) olabileceği neticesine varılmıştır. Kapagan Kagan'ın gittikçe şiddetini arttıran, müsamaha tanımaz sertliği, huzursuzluğu arttırıyor, gördüğümüz gibi, bilhassa Tütâ boylarının ayaklanmalarına yol açıyordu. 711 yılındsKara^Tûıgiş isyanı KüKTegin tarafından bastırılmış ise de, aynı yılda başlayıp âienedea-fazla süren ve Çinin tahriki neticesinde bütün On ok-lar'ın katılmaları ite-tybe alevlenen Karluk isyanı hayli güçlük çıkarak İmparator Çung-feung'un Kan*su;eyaletierirtdeW orduların» Göfc-Türkler'e karşı seferber hâle getirdiği bu sıkıntılı günlerde, "Türkistan" daki yurtlarından kalkarak ötüken'e kadar sokulmağa muvaffak olduklafıenlaşılan Kartuklar ve müttefikleri ancak Kapagan,

141

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

143

Bilge ve KOI Tegm'in ortak harekâtı le Tamıg Iduk-başı (Tamir ırmağının kaynağı. Her yıl mayıs ayında Gök-Türkter'in büyük törenler tertipledikleri yer)'daki şiddetli savaşta mağlûp edilerek dağıtabildiler. Bir kısım Karluk kütlesi ve başkaları Çin'e sığındılar ve San-yuan bölgesine yerleştirildiler. Tamıg Iduk-başı muharebesi tam zamanında kazanılmış, Gök Türkleri iki cephede savaşmağa mecbur etmeği hedef alan Çm kuvvetlerinin Kartuklar lehine müdahelesi önlenmişti. Şimdi de Çin hazırlığın! sat dışı etmek gerekiyordu: Çin yığınak merkezi Beş-balık üzerine sefer yapıldı (714). Çin kaynaklarına? belirttiğine göre, hâl Kağan ite Tung-iç Tegin ve hakanın eniştesinin kumandasındaki sevk edilen ordu, Beş-balık'ı kuşattı. Kitabelerden, Bilge'ntn de katıldığı aniaşıian bu harekâtta şehir ele geçirilemedi ise de karışıklıktan faydalanarak Tokmak'daki Türk kabileleri üzerinde bir zafer kazanmakla iktifa eden Çinlilerin Gök-Türkler'e karşı büyük ölçüde taarruzu ortadan kaldırılmış oldu. Ancak hakanlık bir kazan gibi kaynamakta idi. Kitabelerdeki j "Amcam Kagan'et idare» kanşıkuk içine düştüğü, halkta ikilik ortaya çıktığı zaman..." gibi İfadeler de durumu açıklamağa yeter. Az'lar ve arkasından izgiller şiddetle ezildi (715). Fakat hakanlığın esas kütlesini meydana getirdiği için devleti temellerinden sarsarak, nihayet ihtilâle sebep olan Oğuzlar'ın isyanları Gök-Türk içtimaî bünyesinde dada yaralar açtı ve en büyük neticesi batı (On-ok'lar ülkesi, yâni Kartuklar, Türgrşler ve Mâveraünnehir) 'm hakanlıktan kopması oldu. 714 yılı sonbaharında baş&dtğ* anlaşılan Oğuz ayaklanmalarının- Oğuzlar'ın devlete olan nisbetleri dolaytsıyie- j hayretle karşılandığı kitabelerden sezilmektedir: "Dokuz Oğuz kavmi kendi kavmim idi, gök ve yar karıştığı için, düşman oldu". 715 baharında Kagan'ın açmak zorunda kaldığ* Dokuz-oğuz seferinde mağlûp edilen Oğuzlar'ın hayvanları öldürüldü. 716 senesinde Oğuz kabilelerinden Bayırkular şiddetle tenkil edildi. Fakat, bu ömrü boyunca durup dintenmiyen haşin tabiatlı kapagan Kagan'ın seri hâlindeki zaferlerinin sonuncusu oldu. Kendinden emin, Ötüken'e dönerken yolda Baytfkular'm pususuna düştü, üzerine atılan bir Bayırku'lı tarafından öldürüldü (22 Temmuz 716). Bayifkular'm Çin ile temas halinde oldukları, bu sırada onlar nezdinde bir Çin elçisiron bulunmasından anlaşılıyor. Hattâ rivayete göre Kapagan'ın kesilen başı bu elçi tarafından Çin'e götürülmüştür. Kapagan'ın yerine geçen oğlu tnâl (Bögü) hakanlığın bu en buhranlı devrinde devlet dizginlerini elinde tutacak kudrette değildi, Karışıklığı önleyememiş, yurda huzur getirememişti. Halbuki Tüm halkı bu hususları hakandan beklerdi. Oğuzlar büsbütün alevlendikleri için devleti kurtarmak işi, literiş'in oğullan, Bilge ile Kül Tegtn'in omuzlarme yüklenmişti. 710 yıhnda Küf Tegin 5 Oğuz seferi yapmış (Togubaiık, Kuşiagak, Çuş-başı. Ezgenti-kadaz savaşları. Bunlardan 2.de Oğuzlar'dan Edteierte, 4. de yine Oğuzlar dan Tongralarla savaştı. 3. muharebenin yeri bilinmiyor) ve seterlerden dördüne Bilge de katılmıştı. Kitabelerde Gök-Türk ordusunun takatten düştüğünü ve cesaretini kaybettiğini belirten ibareler vardır. Bütün bu olup bitenler yeni hakanın beceriksizliğine atf olunuyor ve halkta, Tanrı tarafından hakanlık vasfının ondan geri alındığı kanaati uyanıyordu. Ülkenin felaketten kurtulması için hakanın değişmesi lâzımdı. Çin kaynaklarındaki izahata göre, her hâlde Böğü'nün direnmesi neticesi, değiştirme zor kullanılarak yapıldı, inal Kağan, kardeşi, akrabaian, beyleri ve taraftarları öldürüldü. İhtilâl plânı iki kardeş, Bilge ve Kül Tegin tarafından hazırlanmış, fakat Kül Tegin tarafından icra edilmişti.

Bilge, kardeşinin ısrarı ile, Kağan oldu (716-734). Kül Tegin de Gök-Türk orduları başkumandanlığını üzerine aldı. 705 yılından beri yüksek mahkeme üyeliği yapmakta ikanı» Bilge1 nin kayınbabası olduğu için ihtilâl sırasında dokunulmayan Tonyukuk da tekrar eski vazifesi olan "Aygucı" (devlet müşaviri)'lığa getirildi. Fakat umumî bir yorgunluk, bezginlik vardı: Tanrı Türk kavmi yaşasın diye beni tahta oturttu. İçte aşsız, dışta giyeceksiz, bir kavme Kağan oldum. Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı, sanı unutulmasın diye kardeşimle sözleştik. Türk milleti iğin gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kül Tegin ile şadlarla ölesiye çalıştık." (Kitabeler). Oğuzlarla mücadele eski şiddeti ile devam ediyordu. O sene büyük ölçüde hayvan telefatına sebep olan kıtlıkta bile Bilge sefer halinde idi. Ötüken üzerine yürüyen Üç-Oğuzlar püskürtüldü. Dokuz Tatarlar'la ittifak ederek hücuma geçen Oğuzlar Ağu'da cereyan eden İki savaşta bozguna uğratıldı ve Oğuz kütleleri yurtlarını terk ederek Çin sınırlarına doğru çekildiler (717-718). 717'de başkaldıran Uygur ll-Teberleri ile 718'de tekrar isyana teşebbüs eden Kartuklar ite savaşıldı ve başarıya ulaşıldı. Bilge Kağan Çin ile iyi geçinmek arzusunda idi. Bunun lüzumuna, Tonyukuk'un da Çin'in kuvvetli, Gök-Türkler'in ise yorgun ve ihtimama muhtaç oldukları hususundaki kanaati neticesinde inanmıştı. Fakat sığıntı Gök-Türk prensi 9e etrafındakiler i Bilge'ye karşı silahla mücadeleye teşvik eden Çin, Türkler'in durumunu İstismar hevesi ile, Gök-Türk barış teklifine (721) 300 bin kişilik bir ordu hazırlamakla cevap verdi. Aynı zamanda K'i-tanlar ve Tatabtlar'ın askerî desteğini elde eden Çin, Beş-balık'taki Basmıllar ile de anlaşmıştı. Nazik durum büyük devlet adamı ve stratej Tonyukuk tarafından kurtarıldı. Onun plânları, sevk ve idaresi altında önce Basmıllar mağlûp edilip Beş-balık kuşatıldı, K'i-tanlar ve Tatabılar safdışı edildi (722-723), sonra da yalnız başına kalan Çin şiddetli kar darbe ile baskı altına alındı: Santan (Kan-su'da) savaşında Çin ordusu bozguna uğratıldıktan ve Beş-balık zapt edildikten sonra Liang-çu, Kan-çu, Yuan-çu bölgeleri 10 sefer yapılarak ele geçirildi- Hakanlık eski zindelik ve itibarını kazanmıştı. Bütün doğu ve Tarbagatay'a kadar batı hakanlık idaresinde idi. Hattâ Bilge, 717 karışıklığında ötüken ile: alâkasını kesip kendi başına bir devlet durumuna girmiş olan Türgiş hakanlığını bite kendine tâbi saymakta idi. Bu başarılar üç Gök-Türk büyüğünün: Tonyukuk.Bilge, Kül Tegin'in azim ve gayreti ile elde edilmişfi. Çin de şüphesiz durumun farkında idi. İmparator Hüang-sung'un başkanlığında yapılan bir toplantıda şöyle konuşuluyordu: "...Gök Türkter'in ne zaman, ne yapacakları bilinmez. Kağan Bilge iyidir, milletini sever, Türkler'de ondan memnundurlar... Kül Tegin harp san'atının ustasıdır, ona karşı koyacak bir kuvvet güc bulunur... Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir, niyeti^ Kurnazlığı çoktur. İşte bu üç *barbar" aynı anlayışta olarak bir aradadırlar..' . 724'de Çih ile anlaşma olmuştu. İmparator, Bilge Kagan'ın taleplerimden olan bir Çin'li prenses ile evlenme işini görüşmek üzere Öİüken'e elçi gönderdi. Hakan bu etçiyi, hâtun'un, K$ Tegin'in ve Tonyukuk'un hazır bulunduğu mecliste kabul etti (7İf}, daha sonra kendi elçisi, nazırlardan Mei-lu-ç'o (Buyrukçur)'u Çin başkentine gönderdi. Çin sarayında itina ile ağırlanan bu elçinin temastan naflcesinde So-fank (Ling-çu'da) şehrinin, Gök-Türkler'in serbestçe ticaret yapabilecekleri ortak pazar-yeri olmasına karar verildi. Büyük Gök-Türk devlet adamı Tonyukuk ile ilgili son haber 725'e aittir. O, her-

144

TÜRK Di \ VASİ EL KİTABI

TÜRK TARİHÎ

145

hâlde bu tarihten az sonra ölmüş olmalıdır. Gök-Türk istiklâl savaşı hazırlıklarından itibaren, İHeris. Kapagan, Bilge zamanlarında devlete 46 yıl hizmet eden, savaşlannda hiç başansızbğa uğramayan, "Boyla Bağa Apa Tarkan" unvanlarını taşıyan 'btige* ve slratej Tonyukuk hakanlığın ordusunu, mâliyesini, adliyesini tanzimde başta geliyordu. Çin kaynaklannda bile bu meziyetleri belirtilmekte ve "Aygucı" olarak hakanlar üzerindeki tesirini, aynı zamanda o çağın dinî kültürel cereyanlarını nasıl yakından takip edip Türk milleti açısından değerlendirdiğini gösteren deliller verilmektedir; Bilge Kağan, Çin'de olduğu gibi, Türk (tikesinde de şehirleri surlarla çevirtmek, hisarlar yaptırmak istiyordu. Tonyukuk îtiraz etti: "Bunlar olmamalı. Biz ömrünü sulu ve otlu bozkırlarda geçiren bir milletiz. Hayat tarzımız bizi daima bir harp egzersizi içinde tutmaktadır. Gök-Türkler'in sayısı Çinlilerin yüzde W\ bile değildir Başanlanmız yaşayış mamızdan ileri gelir. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevk eder. akınlar yaparız. Zayıf isek, bozkırlara çekilir, mücadele ederiz. Eğer kale ve surlar içine kapanırsak, T'ang orduları bizi kuşatır, ülkemizi istilâ eöet.,.'. Bilge nin diğer bir düşüncesi de memlekette budist ve taoist tapınaklar inşa ettirerek bu din ve felsefeyi Türkler arasında yaymaktı. Tonyukuk şöyle dedi: 'Her ikisi de insandaki hükmetme ve iktidar duygusunu zaafa uğratır. Kuvvet ve savaşça yolu bu değildir. Bize uygun düşmez. Türk milletini yaşatmak istiyorsak, ne bu çeşit tâlimlere, ne de bu türlü tapınaklara ülkemizde yer vermemeliyiz". Kaynağın (T'ang-shu) ilâve ettiğine göre, bu tavsiyelerdeki "derin mâna" Gök-Türk başkentinde ryî anlaşılmıştır. Bugün batılı araştırıcılar tarafından Tonyukuk'a "Gök Türk Bismarckr denilmektedir. Tonyukuk OidOkten sonra, hâtırasına Orhun'da Bayın-çokto mevkiinde bir kitabe dikilmiştir fherhâide 726-727*lerde). Yalnız Türkier'den kalma bir millî tarih kaynağı olarak değil, aynı zamanda Türk dili ve edebiyatının uzun ve kolayca okunabilen ilk âbidesi olarak da küttür tarihinde mühim yer tutan bu kitabe metnirtn bizzat Tonyukuk taralından kaleme alınmış olması ihtimali, Aygucı, Bilge Tonyukuk'a Türk edebryattnfn adı ve şahsiyeti bilinen ilk siması olmak şerefini de kazandırmaktadır 731 yılında da Küf Tegin öidü (eski Tüıfc takvimlerine göre, "koyun" yılının 17. günü» 27 Şubat 731). 47 yaşında idî ve inançu, Apa, Tarkan unvanlarını taşıyordu. 7 yaşından beni ömrünü Türk milîeti'nin yücelmesine hasr eden cesareti, savaşçsfcğ» hem Türk, hem Çin vesikalannda övülen Kül Tegin'in büyük kahramanlıklanndan biri, Gök-Türk karargâhının 716'da Dokuz-oğuz'lar tarafından basıldığı zaman görüşmüştü. Bilge Kağan anlatıyor: "Anam hâtûn, büyük kadınlar^fcardeşlerim, gelinim, prenseslerim cariye olacaktı. Ötenler yolda kalacaktı. Kül Tegin karargâhı vermecfi. O, olmasa idi hepiniz ölecektiniz * (Kitabeler), ölümü hakanlıkta büyük teessür yaratan kahraman hakkında işte kitabelere geçen samimi ifadeler (Büge'rtin ağzından): "-..Küçük kardeşim Kül Tegin öldü, görür gözüm görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrınındır. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır. Yastandım, gözden yaş. gönülden feryat gelerek yanıp yıkıldım... Milletimin gözü, kaşı (ağlamaktan) fena otecak diye sakındım". Çin'de de aynı üzüntü duyulmuş, imparator hususî elçi ile ötüken'e baş sağlığı mektubu göndermiş, Küf Tegin'in hâtırasına dikilecek âbideye Çince bir metnin de hakkedilmesini arzu etmiş- ' ti. Bilge Kağanın isteği ile hazırlanan Kül Tegin kitabesininTürkçe metnini Kül

Tegin'in "atıst^atabey't) prens YbHıg Tegin yazmış ve 20 günde taşa hakettirmişti. Gök-Türk tariltf, küitürfrvrTürk dil ve edebiyafe yönlerinden emsalsiz hfr değer taşıyan bu kitabe ile birlikte Kül Tegin'in anıt-kabri ve içindeki nakış ve tasvirler tamamlanmış ve büyük cenaze töreni 1 Kasım 731 günü fKoyurf atfının 9. ayam 27ö) yapılmıştır. Törerrt Gök-Türk halkı ve ileri gelenlerinden başka'ÇkvKMM Tatabı, Tibet, 4tart, Sogd, Buhara, Türgiş, Kırgız vb. devlet ve kavimler hususî hey'etlerle katılmışlardır. | iki büyük yardımcısını kaybeden Bilge'nin 734 yazında K'i-tan ve Tatabılar'a karşı Töngkes dağı'nda kazandığı zafer dışında bir faaliyeti görülmemektedir. Bilge, kendisi ile evlenmesi kararlaştırılan Çin'li prenses için teşekkürlerini bildirmek üzere imparatora elçi göndermiş, fakat bu evlenme gerçekleşmemiştir. Çünkü, yukarıda adı geçen Buyruk-çur tarafından zehirlendi. Ölünceye kadar, başta bu nazır olmak üzere işbirlikçilerini bertaraf eden Bilge nihayet 25 Kasım 734'de öldü ("it" yılının 10. ayının 26'sı). 19 sene "şad" ve 19 yıl kağan dmuş, Çin kaynaklarında da belirtildiği üzere, çok güvendiği "Türk milletini çok sevmek" ile temayüz etmiş idi. "Ey Türk milleti, üstte gök yıkılmaz, altta yer delinmezse, devletini, töreni kim bozabilir" (Kitabeler) diyen Bilge, oğlu tarafından diktirilen kitabede şunları söylemektedir;"...Üstte Tanrı, aşağıda yer buyurduğu için milletimi, gözünün görmediği, kulağının duymadığı ileri gün doğusuna, geri gün batısına, beri gün ortasına, yukarı gece ortasına kadar götürdüm. Altın'ın sarısını, gümüşün beyazını, ipeğin hâlisini, atın aygırını, kakım'ın siyahını, sincab'ın gökünü milletime, Türklerime kazandırdım". Bilge Kagan'ın ölümü, Kül Tegin'in acısını henüz unutmayan Türk halkını yasa boğdu. Çin imparatoru da ülkesinde matem ilân ederek, taziyelerini bildirdi. Bilge için bir anıt-kâbir inşasına ve bir kitabe dikilmesi hazırlığına başlandı. Metni yine Yollıg Tegin kaleme almış ve bir ay 4 günde taşa kazdırmıştı (735). Çin imparatorunun arzusu üzerine buraya da Çince bir kitabe ilâve edildi. Bilgenin ölümü üzerine Gök-Türk hakanlığında çöküş beürtüeıf kendini gösterdi. Babasının yerine tahta çıkan Türk Bilge Kağan (Çin kaynaklarında, l-jan)'dan sonra küçük kardeşi Tengri Han (Çince'si, Teng-li) geçfi. 740 yAnda Gök-Türk tahtında yîhe'Tengri Han" diye anılan bir kağan vardı ve bu, Bitge"nih oğlu id* (Bilge'den sonraki kağanlar meselesi biraz karışıktır). Hakan çocuk denecek yaşta olduğu için idare annesi (Tonyukuk'un kızı) P'o-fu'nun etinde idi. Hâtûn devlete hâkim olamadı, hanedan üyeleri birbirine düştü ve huzursuzluk bütün yurda yayıldı. Durumdan faydalanan Basmıllar, Karluklar ve Uygurlar .birleştiler ve vaziyete hâkim olur olmaz, Aşına ailesinden gelen, Basmıl başbuğunu "kağan" ilân ettiler (742) ve Gök-Türk hakanı Ozmış (Vu-su-mi-şi)i sonra da onun küçük kardeşi, son GökTürk hakanı Po-mei'yi öldürdüler. Bu arada müttefiklerin araları açıldı. Basmıl başbuğu (Kağan) ortadan kaldırıldı ve Uygur başbuğu Kağan ilân edildi: Kutluğ Küt Bilge Han (745>. ÛtOkan'de Uygur Türk devleti başlıyordu Bununla beraber, Gök-Türk çağının bazı aileleri, hatta Tonyukuk soyundan gelenler, Uygur devletinde ve sonraki Moğollar devrinde bile ehemmiyetlerini muhafaza etmiş görünmektedi*te&

4. Uygurlar
Orhun kitabelerinde, Uk defa, 717 yılındaki ayaklanmalar n&nasebeti ile zikredilen Uygurlar, Çin kaynaklarında çok eski zamanlardan beri adlarının türiü şekiller!

Tanrıda bolmuş il tutmuş Alp Külüg Bilge Kagan)'da dikkatini karışıklıkların devam ettiği Çine çevirmişti. batıda Kartuklar ve onlara yardım eden Türgişler ve Basmıllar'la. b-Teber'liğin merkezi Tola nehri havalisinde idi.yerine İMeber (Çince'de Hie-li-fa) unvanı kullanılmağa baştandı.T'ung-lo. Fakat asıl Çin üzerinde tesirli oldu. 'Uygur adını almışlardır. hâkimiyetini Yenisey kaynaklan. Ötükende bir hakanlık kuran Uygurlar 9 urug'dan meydana gelen bir birök olup (Yaglakar= Çince'de: TftMMco. iç-Asya ve Kerulen'e kadar yaymış. istedikleri kadar ipekli kumaş alıp. Çin'de büyük hâdiseler olmuştur ki. • -Uygur Hakanlığı 745'de Gök-Türk idaresini yıkarak. A-vo-çö. akrabası nazır Bağa Tarkan taraftan öldötotdĞ ve bu nazır hakan oldu {779-789. Türk nüfuzu Çin'de çok artmıştı. Tongra. sonraki "Air Tângride Kut Bulmış Külüg Bilge \ (805-808) zamanlarında bir huzur devri açıldı. Gök-Türk hakanlığı çağında o durumunu muhafaza ediyor ve o zaman Selenga ırmağı etrafında oturuyorlardı. Fakat. istedikleri fiyattan satıyorlardı. bunların en mühimi. 7. kitabeden anlaşıldığına göre. ülkesini Gök-Türk tarzında teşkilâtlandırdı. Çin kaynaklarında Asya Hunlan'ndan indikleri belirtilen Uygurlar'ın bir menşe efsanesine göre. diğer taraftan kelimenin 6timoiogique olarak uy (takip etmek) + gur tarzında (Sal-gur gibi) meydana geldiği belirtilmektedir. P'u-se'nin annesi Vu-to-hun'un ciddiliği ve töre hükümleri hususundaki titizliği sayesinde beylik tamamen nizama girmişti.» manı olçiyHça sakin geçen hakan "Ay Tângride Kut Bulmış Alp Büğe" (821-824) başkentte Kara-balgasun kitabesini diktiren hakandır 1$ hükümdarlığı başardı geçmiş. Başkent ve şehirlerde pek çok Uygur serbestçe ticaret yapıyor. Hui-hu. Ondan sonra yerine geçen kızkardeşi zamanında gittikçe zayıflayan Uygur beyliği nihayet Kapagan Kağan tarafından Gök-Türkier'e bağlandı. Pa-ye-ku. Eskidenberi Çin'e karşı ilgi duyan Tibetliler o sırada Beş-balık havalisinde bulunan Şa-t'o (Çöl) ÎOtteri ile anlaşarak. 759da yerine geçen Bögü Kağan (759-779). Yüen-ho. Ko-sa. sevmiş kumandan ve idare adana KuMuk{795805>. Mo-yen-çur T'ang İmparatoru Su-stung'u destekledi. asrın 2. bilhassa. Kendini "Kağan* ilân etti. 974'de tamamlanan Çince Kiu Wu Tai adlı eserde 'şahin sür'ati ile dolaşan ve hücum eden" diye açıklanmakta. Gök-Türk hakanlığının inkıraza doğru gittiği yıllarda böylece ortaya çıkan Uygur beyliği Erkin T'â-kiep tarafından idare edildi. Türkistan ürerine sarkmak isteyen Tibetlileri durdurmuş. Uygurlar'ın hayat ve telâkkilerinin değişmesi bakımından çok tesiri görülen Mani dinini Türkler arasında yaymak üzere. Hakan Alp Bilge 832da 6WQrü»ü. oğullarını yabgu. 6u dokuz urugdan kurutu Uygur kabilesi idaresinde teşekkül eden Dokuz-Oguz birliğinin diğer kabileleri. Uygur adının mânası. Hi-ye-vu. Orhun kıyısındaki başkenti Ordubalık (sonraki Kara-balgasun yakınmda)'ı kuran ilk Uygur hakanı Kutlug Kül Bilge 747*de öldü. Uygur ordusunun Çin'de görünmesi ile (762). hakan tarafından kabul edilerek TOrk üresinde resmî bir mahiyet kazandu? Kırgızlar üzerinde de bir zafer kazanan Bögü Kağan. 4 rahibi de beraberinde getim»şti. hakanlığa bağlı Kar-luktetfm başına yeni bir yabgu tâyin etmiş ve tâ Soğd bölgesine kadar ticarî münasebetlerini geliştirmiştir. Alp Külüg Bilge Kağan «32-83$ da. hâkanlaftn mensup olduğu urug. Hakan ûtüken'e dönerken. Türk unvanı) Hua-ien tarafından isyancılar zararsız hâle getirildi ve Uygur ileri harekâtı önlendi ise de. gelenek hâline getirmiş olaa Uygurlar. Çu-Talas havaimi. Il-Teber Tu-mi-tu.Hu-vu-su. sonra güneye Huang-ho'ya kadar varan bir akın yaptı ve neticede Çin imparatoru tarafından tanındı (646). Ki-pi. sonra P'u-ku. "dünyâ nizamı îçin kanunlar hazırladığa bildirilen bu hakan Kırgızlar'ı tekrar mağlûp etti ve bir Çirff prenses ile evlenmesi sonunda. I. Asıl niyeti T'ang sülâlesinin artık sözünün geçmediği Çin'e hâkim olmaktı. Tabgaçlar de^r'tnöe (366-534) Kao-kü (Kao-châ) adı ile görülen ve &.Böylece hayvan? gıdalar yemeği yasaWayany«flwaşçılık duygusunu zayıflatan. Ku-lun-vu-ku) Kariuk ve Basmıllar'ı da kendilerine bağladıklarından birlikteki kabile sayısı 11'e yükselmişti. ihtimâl o sırada Basmıllar'ın birlikten ayrılmış olması dolay isiyle 10 kabileden kurulu Uygurların hakanı Mo-yen-çur. Tibetlilerin hücumuna uğrayan Çin'i korumak üzere JSU-JferHuai-enln daveti ile Bögü'nön yaptığı Lo-yang sefewl*t763) TüBk kültür tarihtbalorranıftrihfeüyük neticeler doğurdu. O zaman "Erkin. Uygur tüefeafelr#Çîrf «e tahakkümterihöen doğan bazı anlaşmazlıklar ortadan kalktı. Vei-ho. Ölümü üzerine de yerine oğlu P'u-se geçirildi. "Ay Tângride Ülüg Bulmış Alp Kutlug Bilge Kağan" ile. Alp KuÖug Bilge Kağan).A-pu-sse. Çin'i tanımayı iktisadî ve kültürel sebeplerle. Yerine oğlu Mo-yen-çur "kağan* oldu fTanrıda bolmuş il etmiş Bfc ge kağan 747-759). Bugünkü kuzey Moğolistan'da Şine-usu gölü yakınındaki Uygur hakanlığının ilk devri için çok mühim olan. yansında bir beylik kuran Uygurlar daha sonra bütün yukarı-Orta Asya'yı kapladığı anlaşılan Töiesler'ın bir kısmını teşkil etmiştir ki. kuzeyde Kırgızlarla. kuvvet göndererek tecavüzleri önlemek ietediterse de başarıya ulaşamadılar. Tarım havzasının Uygurlar'a geçmesini sağlayan ve Çin'in Orta Asya'dan çekilmesini intaç eden bu savaş üzerine. asrın ilk çeyreğinde Sir-Tarduşlar'ın 6 kabileden kurulu birliğine katılmışlar. Cesareti ve idaresi övülen. Tu-kMrit Mo-ko-si-kf. Bu sırada 50 bin savaşçı çıkardıkları bildirilmektedir. Beyleri Erkin unvanını taşıyordu. Çin yılda 200 bin top ipek vermeği taahhüt etti. Hu-tu-ko. Tarduş başbuğunu mağlûp ederek arazisini genişletti. hakanla akrabalık kurmuş olan Töles menşeli. 647de Çin tarafından baskı altına alınmak istenen ve neticede Çin'in tahriki ile öldürülen T*tHnMu (648)Yıun oğtu Po-ju. İç Asya*ın#$rw ticaret şehirlerine nOfatttfML Dış siyâset yönünden. Hın^iyanlfcMazdei2m-Budizyn kanşımıJöir din olan Manihaizm.14» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 14? He anılmışlardı: Hoei-ho. Hu-ho. fettsadî faaliyet gelişti. fakat. 1. Yerine "Ay Tângride Kut Bulmış Külüg Bilge Kaganf (789-790) ve sonra bunun oğlu Kutlug Bilge (790-795) hakan ddular. Lo-yang'ı geri aldı (757). Kartuklar tarafından desteklenen islâm kuvvetleri ile Çinliler arasında cereyan eden büyük Talaş muharebesi (751 )'nde Çinliler ağır mağlûbiyete uğramış. ayrıca Sekiz-oğuz. sonra memlekette karışıklık baş gösterdi. Çin'in On-ok'lar başına *kagan" yaptığı Holü *yu mağlûp ederek Taşkent yakınlarına kadar ilerledi (656). ataları Hun hükümdarlarının kızı ile bir kurttan tüt remiştir. Tarduşlar'la işbirliği yaparak Kağan Kıe-ii'nin oğlu kumandasındaki Gök-Türk ordusunu mağlûp eden (6301arda) P'u-se zamanında Uygurlar kuvvetlenmiş. Bayırku ve Fu-lo-pu kabileleri Uygur kabilesi etrafında toplanarak. Sse-kie. Türk anadan doğan An-lu-şan adlı bâr kumandanın 200 bin kişilik bir kuvvetle Lo-yang (755) ve Ç'ang-an (757)'ı zapt ederek kendisini imparator ilân etmesi idi. Gittikçe koyulaşan Manihaizm tesirleri dolayısıyla Uy- .: Fu-kof Hun. şad tâyin etmişti. Yo-vu-ko. Çin kumandanı P'u-ku (Buku. Dokuz-Tatar ve Çikler'le savaşmış.*>tannın tahrik ettiği bir isyanda telef oldu. İtibarı sarsılan hakan öldürüldü. Heui-hu. Ûtüken'de karışıklık çıktı Fakat 795'de hakan olan. baskınlara başlamışlar*.

rifft kardeşi) Çin'e Altun adındaki elçisini gönderdi ki. 911 €de Tibet eiçrsi ile birlikte Çin'e giden Uygur elçisi münasebeti fit Büyük Uygur devletinin şefinden söz edilmesi Tım-huang zaferinden sonra Uygurlar'ın siyâsi kudretinin arttığını göstermektedir. asırdaki eski yurtlarına. Bu surette siyâsi nüfuzu gHBkçe artan ve Iç-Asya'nın ticaret yolları üzerinde olması He de iktisaden gelişen'Uygur Devleti aynı zamanda Manihaizm'in bölgede yayılmasına vâsıta oluyordu. c. sahasına göçtüler. Nitekim T'anglar'ın yıkılışı i&raRındi Tun-huang askerî bölgesini işgal eden ÇfcVli kumandan. Çin'de 3.Sİ olan Muahhar T'ang ailesi (923-936ynin kurucusu olan Türk Şa-t'o hükümdarı. imparatorların kızları ile Uygur prenslerinin evlendirilmeleri gibi akrabalık bağları ile de sağlamlaştırmışlardır. diğerleri. 873'e doğru "kagan'n Btıku Cin olması muhtemeldir. Uygur Devleti de onları (940'dan sonra) ve daha sonra 1028'lerde Tangutlar'ın nüfuzu altına girdi. Kan-çou ve Tun-huang Uygurları. seçkin*) ve Jen-yu hakan oldular. 924'de küçük kardeşi Tegin (924-926). Ngo-nie Tegin bulunuyordu. Çin ile. başlarında. b • Kan-Çcu Uygur Devleti Bir kısım soydaşlannm aşağı yukarı 150 yıldan beri sakin bulunduğu Kan-su bölgesine gelerek. erdemin il tutmış Alp Arslan Kutiug Kül Bilge T^ıgri Han* in devleti idare ettiği biliniyor. "5 Sülâle"nin 2. komşuları ile dostluk ve ticaret münasebetlerini devam ettirmeği tercih etmişlerdir. Batıya gelen Uygur kolu Tann Dağlan. gerek Kan-çou Uygtrt DevietPnden. isfnen de olsa. Beş-bahk asksrf valHerinı ortadan kaldırarak Hamfye kadar hâkimiyet kurmalarına şüphesiz müdahale etmiyorlardı. yukarıda bahs ettiğimiz muhtar "devler ini kurarken "Beyaz elbise giyen Gökoğlu" lâkabını almrştr (Manltefistler beyaz giyiniyorlardı). kendiler! tarafından "kağan" seçilen prens Vu-hi Tegin (841-846)'in bulunduğu Uygurlar bir müddet bazan Kırgızlar. Yenisey bölgesinde yen! bir kudret hâlinde kendini gösteren ve 20 yıldan beri Orhun bölgesini baskı altında tutan Kırgızlar 840 yılında kalabalık kuvvetlerle Uygur topraklarına girdiler. Bundan sonra. Fakat bilindiği gibi. JervmeFden sonra. asnn başından itibaren Mançurya ve Kore kabilelerini toplayarak kuzeyde bir baskı unsuru hâlinde beliren ve bilhassa "5 Sülâle" devrinde Çin'in bazı kısımlarını ele geçiren K'itan'lar nihayet bir hanedan (UflO sülâlesi. Göç sırasında.Mengii'yi "kağan" (Ulug Tfingride Kut Buimış Alp külüg Bilge) seçtiler (856). Fakat bunlar artık "Bozlar Türk devleti" nden farklı idiler: hâkimiyeti genişletme düşüncesinde olmamış. güneyde Tibet.Doğu Türkistan Uygur Devleti İç Asya'ya doğru göçen Uygurlar'ın başında. hâlâ batı Çin sahasında yaşamaktadırlar. Kflnfftts adlı elçiler Çin'e gönderildiler.148 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHİ 149 gurtar'da görülen gevşemeye karşılık. Jen-flfW(f . Budizm çok yayılmış hatta Manihaizm'den üstün bir rttahiyet almış. buranın merkezi Kan-çou 'da yerleşen Uygurlar. T'anglar. 906*da ytkılarr Vmtg hanedanının yerine geçen çoğu Türk asıllı "5 Sülâle" zama» nında (906-960} Muahhar Leang (907-923) ile Uygurlar pek ilgilenmemişlerdir. bu tarthten'Mbaren Doğu Türkistan Uygur DevMMNf müşteki! olmuştu. Tibetlilerin hücumuna karşı. "5 sülâle" devrinde zikr edilen bu hâkan'ın ölüm yıh belli değlkSr. doğu Uygur kolunda olduğu gibi. büyük siyâsî çalışmalara girmemiş. 1226'da da Cengiz Han Mogollan'nın tahakkümü altına düştü. o zaman başfannda Jen-mei Ccesur ve doğru*) Kağanın bulunduğu Uygurlar tarafından sarfftnîyetle kakılandı. Bu ziyaretlerin ticarî münasebetleri geliştinnek igfFyapridıgı tahmin olunuyor. 840'da Kara-balgasun'da istilâcılar eli ile öldürülen Uygur hakanının yeğeni. Kançou Uygurları bu muhtar "devlet"e son vermişler (911). Burada 905 yılında. 907-1211) kurarak Kuzey Çin'de hükümran oldukları zaman. daha ziyâde ticari faaliyetler Özerine kurulu iyi münasebetlerini. kendilerine bağlı ve siyasetlerine uygun bir tutum içinde bulunan bu Uygur devletinin. asır başlarında Kan-su Uygurları. Kara-balgasun'u zapt ederek hakanı öldürdüler Ahaliyi kılıçtan geçirdiler.nüfuzu altında tufrnak istediği bu bölgede kendisine bir dost arayan Çin. Turfan. bu hâdise üzerine Uygurlar'ın batı kolu da istiklâl kazanmıştır. Çeşitli tarihlerde Apa. bağlı olduktan ve merkezi Tun-huang (ünlü Bin-Buda mağaralarının bulunduğu yer) olan Çın askerî bölgesi ile ilgilerini kestiler. ötüken'de devletleri yıkılan Uygurlar kütleler hâlinde yurtlarını terk ederek Çin sınırlarına ve daha kesif olmak üzere. aölâie (Muahhar Tsin veya Chîn)Vl^kt»İWi:TÖtk Şa-fo hükümdarı (937-946) zamanmda. Beş-balık. bazan Çinliler tarafından hırpalandıktan sonra. Kendisi 13 uygur kabile birliğlnln'son "kagan"ı (846-948) kabul edilmektedir. muhtar bir "devler kuran bir âst general "Batı Hanlan'nın Altın-dağ kıralliğı" adını verdiği bu devlete Uygurlar1! tâbi tutmak istemiş. Kâşgac Be j-balık. kültür tarihi bakımından büyük değer taşır. Vu-hi Tegin'in kardeşi. sonra A-tu-yu (»"Adruk. Kuça vb. gerek batı Uygurün'ndan Çin'e hey'etter gelmiştir. . Batı Türkistan'da Kartuk bölgesi fle sınıflı ve başlıca şehirleri Turfan. bu sebeple de haklarında fazla bilgi mevcut olmamıştır. Uygur hüköm-darlanna "ıduk-kur lâkabı verilmiş ve başkent Idufckut (idi-kut) şehri diye anılmıştır. görüldüğü gibi büyük bir askerî kudret gösterememişler. Ancak T'ang sülâlesine karşı isyanların arttığı 10. batıya doğru yollandılar ve her iki tarafta da devletler kurdular. bir kısmı Çin tâbiiyetine girerken. başta Çin hükümetleri olmak üzere. Kan-çou Uygurları daha o sıralardan beri "Sarı Uygurlar* diye bilinen Türk kavmidir ki. Muahhar Han (947-951) ve Muahftafr Chou (951-960)s£Hâl©fefî£#nanın-da tee. Hakan ailesinden iki kardeş tarafından idare edilen bu göçten sonra Uygur tarihînin ikinci safhası başladı. Beş-bakk» Turtan taraftarına yerleşerek. fakat Kan-çou Uygurları tarafından gönderilen Tegin adlı kumandanın idaresindeki ordu Tun-huang'ı kuşatarak halkı "kırarı teslim etmeğe zorlamıştı (911) ki. bunun yanında Nasturî Hıristiyanlık ve başlangıçta pek az olmak üzere İslâmiyet tesirlerini göstermiştir. 10. zengin ticaret merkezlerinin bulunduğu İç-Asya'ya. Uygurlar hakkında en alâka çekici bügiya. bu Uygur Devleti'ni derhâl tanıdı. Ancak 947'lerde başkentin Hoço (Doğu Türkistan'da Kara-hoca= Kao-Ch'eng) şehri ve yazlık mer-kezininde Beş-balık (Pei-ting) olduğu ve "Gün Ay Tângride KutBulmış Ulug kutpr-nanmış alpın. Doğu Türkistan Uygur Devleti'nde. Çin'deki Kuzey Sung İmparatoru tarafından 981'de Kara-hoçaVa elçi olarak gönderilen VVang-ye-tö'nün seyahat notlannda tesadüf edilmektedir ki. Kuça. Hami (Urumçı) olan ülkelerini müdafaa ile iktifa ederek san'at edebiyat ve ticaret sahasında yükselen bu Uygur devleti ile ilgili siyâsî hâdiseler hakkında fazla bilgi görülmüyor. Hoço'daki bir kitabeden anlaşılmaktadır. 5. meşru Çin idaresine isyan eden Turfan. 948'de "Gün Ay Tângriteg küsânçig kort» yaruk Tâng Bügü Tângrikân" in bulunduğu.

S. Isfikfâl istemeleri tabiî olan yerli prenslerin Araplarta işbirliği isteksizliğinden ziyade. Çin'de Ming devrinin başlarına. «. Çtataberlerine göre^ GökTürk uruglartndafl möhfm-tt" tasım. TölM'ın kuzey-batısında. Kuteybe'nin umuntf karagâhını Merv'denŞâş (Taşkent bölgesi)'a naklederek ordan kuzeye. tasa zamanda her birinin 7 bin askeri olan 20 başbuğlu bir ordu kurmağa muvaffak oldu. 630'u takip eden yıllarda Türgişler'in diğer Türk toplulukları gibi. Sonra islâmiyet Çin'e Uygurlar vasıtası ile girdiği için orada ilk mûskiman Çmiiler'e Huei-ho (Uygur) denilmiştir. Kâşgarlı Mahmud'un eserinde (1074) "kâfir" diye bahs «diten Uygurlarla mücadele ediyor ve Uygur memleketinde islâmiyet! yaymağa çalışıyorlardı. 220) beri mevudiyetteri bildirilmektedir. zira İstemi 552'de Türgişler'in de dahil olduğu On-oklar'ın başına "yabgu" tâyin edilmişti. fakat 840 yılında şiddetli bir hücumla Uygur devletini yıkarak Ötüken'de kendi devletlerini kurmuşlardır. bir çok Uygur. 920'de bütün Moğolistan'ı ele geçiren K'i-tanlar (Çin'de üao sülâlesi) Kırgızlara ûtüken bölgesinden çıkarıp. Cengiz Han Moğolistan'ı idaresi afönda birleştHntek istediği Içirf^ftyttiridt ve Naymanlar'Ja olan savaşları sırasında Kırgızlar1! da itaate almıştır (1207) ki. Mo-yen-çur Kağan tarafından Uygur hakanlığına bağlanmış (756).S. II. 206. ertesi yıl. Saykalın batısında İrtiş nehri havalisinde bir Türk kavmi olan Ting-feagierle karışık olarak oturmuşlardır. Ancak. 560'a doğru. GökTürk hâkanitğ* devrinde tekrar Gök-Türk idaresine alınan Kırgızlar. buranın Moğol K'î-tanWa geçmesine ve tam idrak ve intibak edemediği "Orhuh kültürünün ortadan kalkmasına" sebep olmak. asrın sonlarına doğru) Kağan Kapagan idaresinde haşmetli çağını yaşayan Gök-Türkler'i durdurmak maksadı ite Ktfgız&r ve Çin ite işbirliği yapması iyi netice vermedi. durumunun zayıfladığını görerek ülkesini bırakıp Çin başkentine giden tayinli'kagarf in ayrılmasından sonra. şüphesiz Gök-Türk hakanlığının kuruluşundan önceki devirlerden beri burada bulunuyorlardı.T^giş)'un mücadeleye katrimadığı anlaşıkyor. ÇiıV'ın biç eksilfntyen kıştaıtmatart neticesinde yine Türgişter'le uğraşmak zorunda kabndı. asır sanlarında Çin kaynaklarında Hia-kia-sseu diye zikredilen Kırgızlar'ın GökTürk hakan* Mü-kan zamanında. Cengiz'ın oğlu. uzunca süren hükümöarjığrzamanında Su-tu. Ancak orada fazia kalamadılar. Fakat iktidarının bu sağlam devrinde (7. Kırgutlar Adlarının menşei ve mânası hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüş olan Kırgızlar Çın kaynaklarında K'i-ku. Asya Hunları zamanında kuzey-batı'da. Fakat Kırgızlar kaynaklarda Türk asıllı gösterilmekte ve tahminen 5. K%-tahlar ve devamımı olan Kara-Hîtayîar'ın Yenisey havalisine kadar sokuiamadıkları anlaşılıyor. yeni vftMvtn başansızlığa uğramalarının başlıca seba&i. 1217*de MoğoHar*a karşı direnmek istedikleri için. Istâm kaynaklarında daima "Dokuz-oğuz" diye bahs edilen Uygurtar'tn hâkimiyeti fiüen sona ermekle beraber. Doğu Türkistan Uygur Devleti (1209)'da Cengiz Han'a bağlandığı zaman.M. İlk Türgiş şefi olarak görünen. 6. Kırgız kavminin. Maveraünnehir'de doğuya Arap ilerlemeci durdurarak Orta Asyfc T» haltarm "Arap teb'ası1 olmasını engelleyen ve üzerind^Türftterin UHW hak sahibi tmlunduğu MâveraünneNrt^ne Türk eline almağa çalışBrttfr hâkâtf fclarak görünür. teşkilâtlı bir mukavemet unsuru hâlinde ortaya çıktıkları anlaşılıyor. Türgişler Adlarım Türk+ş" şeklinde gelişmiş olduğu bildirilen Türgişler. öteki lli'nin kuzeyinde iki merkeze sahip oldu. hakanlığa bağlandıktan sonra 630680 arasındaki fetret devrinde müstakil bir hüviyet kazandıkları. Bağa Tarkan unvanlı. Kapagan'ırt-şiddeli ylîSümfeft tansıktık ve isyan hareketlerinin arttığı yıllarda. Daha 714'de. U-çe-le başlangıçta bağlı bulunduğu tayinli Batı Gök-Türk Kaganı'nın idaresizliğinden faydalanarak etrafına kuvvetler topladı. doiayısıyle eski Türk hakanlar yurdunu. Kien-kun adlan Re zikredilmekte ve Han'lardan (M. Türgişler Su-lu çur adltfMr başbuğu "kağan* seçtiler (717) W. son Uygur Idi-kut'u Ho-şang. Çu bölgesinden başka Turfan ve Kıtça "eyalet" terine kadar hâkimiyetlerini genişletti. Yenisey1! 6tiz üzerinden geçen. Cengiz Moğollar» devletinde yüksek idarî vazife almış ve Uygur medenî te'sirteri Asya'nın doğusu ve batısında asırlarca hissedilmiştir. hedefe kararlılrirfteyönelecektajmandan bulmak maksadı ite. o tarihe kadar Kara-Hitayîar'a tâbi durumunda olan Iduk-kut Barçuk Art-Tegin bulunuyordu. Balasagun şehri olarak. iduk-kut unvan* ile. On-ok sahası Gök-Türk hakanlığına bağlandı. Çu vadisinin kuzey-batı ucunda bulunan merkezini kuzey-doğuya nakl etti. U-çe*1e?rt&ı oğlu So-ko da merkeze itaatsizlik gösterdiği. yıkarak işgal ettiği Ötüten'de tutunamayıp. TcM uiusu'na dahil edilen ülkelerinde Kırgızlar sadece UttoPth-is tarafından idare edüen iki tasım hâlinde yaşamağa devam ettfter. Uygur Hakanım. Ming sölâiesi kurucusyna teslim oluncaya kadar (1368) devam ettiği gibi. bir daha geri gelmemek üzere Moğoliar'a intibak eftirmek suretiyle Türk ftffihirttte oynadığı menfi rol dikkatten kaçmamıştır. bu suretle Kırgızlar Cengiz Han MoğoHan*na itaat eden "ilk Türk kavmi" oluyor. Moğollar tâbi'yetinde olarak Uygur sülalesi. Çîn ile münasebet kurduğu ji$ft*&e defa K$ Teğin Sie Bîlge'nin iştirato ile Kağan Kapagan tarafından 71I^İKflçu vakıamda hezimete uğratıldı ve telef edildi Savaşın sebebi olarak Çfrı kaynaklarında büdMan. Türkleşmiş kavimlerden sayılmaktadır.ö. diğer taraftan Kâşgara doğJtoJç-Asya^fl^cftu istikametinde akınlara girişmesi Emevî httâfeBnin hedefterinl$österir gibi fcfc Kuteybe'nin ölümü <715 son bahan) taerine bu ileri harekâtta dü*ati çeken duraklamanın telâm halrfelerince hoş karşılanmadığı. Çe-mu^a bağlı gfûp ^herhalde Sarı. yani Türgiş hakanının h&mefin^gSwft«^r: Başkenti. başında Kağan Su-lu'nun bulunduğu Türgiş topluluğunun şid- . Talas-Çu-lli-lsık Göl sahasında oturuyor ve Batı Gök-Türkler'in (On-oklar) To-lu kolunun bir kısmını teşkil ediyorlardı. Böylece biri Çu üzerinde. Coçi tarafından tenkil edilen Kırgızlar'ın artık "hakanlar* olmamıştır.71VWya ?1#Ö6 KütTegln tarafından idare edilen va Gök-Törkler için elverişsiz şartlara rağmen başar» üe sona aran bîr Kara-Türgiş seferinden sonra. fakat. Bilge'den ayrılarak. T'anglar'la siyasî münasebet kurmalarından ve bir "kagan'a sahip olmalarından anlaşılıyor. eski yurtlarına sürdüler. Horasan valilerini sık «i* değiştirmelerinden anlatmaktadır. Çin kaynaklarında ilk defa 651 hâdiseleri ile ilgili olarak zikredlen Türgiş (To-ki-şi) ler.OökTürk aleyhdarı üçlü MNaM* üyesi olduğu için üzerine yürüyen Tonyukuk tarafından mağlûp ve esir edildi (698 Bolçu Savaşı).150 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKLTARtHt ISI Müslüman-Türk Karahanlılar. hemen bütün On-dk sahasını kendi idaresine akil. So-kolraın küçük kardeşi. asırlarda.-6. Türgiş arazisinin paylaşılması sırasında çıkan anlaşmazfik Ve izabelerde "Kara-Türgiş* halkının itaate alındığının kaydedilmesi TtJrgiŞ ha&flığında bir bölünmenin vukua gelmediğini göstermekte*: So-ko'ya bağlı KariP-TÜrgtşlerln mağlûp edildiği.

Arap kuvvetlerini geri atacak şekilde gelişen Türk mukavemetinin karşısında sarsılması . Haris b. Haristan savaşıp Esasen Su-lu. şüphesiz. Belh'e doğru ilerledi. Zaruri olarak geçilmesi müşkül dağ yollarına düşen Cuneyd Savdar dağlarının dar geçitlerinde hakan tarafından sıkıştırıldı. bu bölgenin ve Seyhun ötesi Türk ülkelerinin. Yerli halka bir çok müsaadeler bahş etmesine rağmen ümid ettiği ilgiyi göremiyen yeni vali Eşres b. aradaki Türk engelini kaldırmak için . fakat Arap sultasını Mâveraünnehirden söküp atmak azmi idi. Büyük mücadelede. lau defe Kara-Türgişler'i desteklemeğe sevk etti. Arap ordularının Seyhun ötesine geçmeleri ile aynı zamanda (719) başlayan Çin'in batıya doğru .Mâverâünnehir'de durumu büsbütün feariftırdı. Mâveraünnehir'de tam bir ittflâl havası esmekte idi Halife Hişam (724-743) bu valiyi de azl ederek. Bu arada Çin'in On-oklar "kağanı" tâyin ettiği. Semerkand'daki Arap merkez ordugâhını düşürüp Araplar'ı Mâverâünnehir'den tamamen atmaktı. Araplarla birleşen Ouzcan hükümdannm tûyanstine uğramıştı. Arap idaresi Semerkand. yerli muhaliflerle ahenkli bir şekilde çalışarak. Aşma ailesinden son hakan olan HM mağlup edip öldürmesi (739). bundan aldıkları cesaretle. Bu liste "Mâveraünnehir'dekl Arap nüfuzunun nasıl Tüfkier'e geçmiş olduğunu" açıkça göstermektedir. daha fazla kalmak istemiyen hakan.152 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 153 göstermesi ve hatta. Seyhun kıyısında. Çünkü. Abdullah'is Sulemî. yeni tâyin edilen Horasan valisi Cuneyd b. bu maksatla şüphesiz Araplar'ın müsaadesi ve teşviki ite gerek Mâveraünnehir "hükümdarlarından. 'Abd'ül-Aziz (717-720) tarafından tâyin edilen ilk vali El-Cerrâh b. meşhur İç-Asya kervan yolu üzerinde yer almaları dolayısiyie. AbbaöF taraftarı. Hakan Su-lu durumdan faydalandı. Kûmez "hâkimi" Marayana ve Çaganyan hükümdarının Araplara karşı yardım için Çin'e müracaattan (719'da) sadece bir nçzaket muamelesi tte savuşturulmuştu. Çin ile temaslar kurmağa sevk etmiş. 742'deki Türgiş kağanı Ü-eimiş Kutlug Bilge bir KaraTürgiş başbuğu idi. AbdffKAzte'in bulunduğu Arap kuvvetlerini mağlup ve kumandanın* bir müddet çenber içinde tuttu (72% Bu vali değiştirildi. Nihayet 12 bin kişilik kuvvetinden 10 binini telef olması karşılığında. Cuneyd'in 734 başlarında ölümü île. Beykent yakınlarında hakan tarafından sıkıştırılarak. 753'de hakan Hân edilen Tângri Bulmış da bir Kara Türgiş idi. "Abdunahman1 B-Mürtfyi Merv'den imdada çağırdı. Su-lu'nun maksadı. TörgişJer'te işbirliği hâlinde buluna yerli ta&ötler tarafindan durduruldu Suya erişememişti. Şâş (Taşkent bölge») hükümdarı'. Bu sebeple Semerkand'ı kuşatmağa hazırlandığı sırada. Memleketine dönen Su-fo Kağan. Fergane^e yürümek üzere. Cuzcan'a girdi. iktisadî ehemmiyeti de rol oynuyordu. zaten Arap nüfuz ve kudreti iyfee kıntmış olan Horasan vilâyetinde. Huttal hökûmdan. Hur. hiçbir netice elde edilememişti. Ordusuna ric'at emri veren Müslim susuz yollardan aralıksız ve cebri yürüyüş He 11 gön çekildi ve taşlamadıkları için bütün ağırlıklarım yakmaya mecbur kaldıktan sonra.İffet. 724'de Seyhun ötesindeki bütün Arap kuvvetlerinin geri atılması ile neticelenen ve her tarafta Arap nüfusunun krrılmasma sebep dan bu seferdeki Mzmet Arapiar'ı uzunca bir möödşt fâ®dafaada kalmaya zoriarnış ve yalnız MâverâünnaMr'de değil. Buhara'yı da tahliye ederek. fakat kendisi o zamanlara kadar büyük hizmetlerini gördüğü Kül-çur (^ Bağa Tarkan) tarafından öldürüldü (738). bin müşkülat ile önlerindeki engeli aşan Arap kuvvetleri ağır telefat ve zayiat pahasına Semerkand'a doğru çekilmeğe muvaffak oldular. Fakat vâii Esed b. Nitekim bu mücadele devrinde Arap ordularına karşı çıkanların hepsi. Semerkand'a ulaşabildi (Geçit savaşı* Vak'at'üş-Şi'b). 726'da Huttal'da Sulu Kağan karşısında başarısızlığa uğradığı için. Keza. Fakat Türgişler tarafından yolu kesilmişti. Müslim b. bütün Mâveraünnehir Arap ikfidan- nın tehlikeye düştüğü bir zamanda azl edildi.Gök-Türk hakanlığının akamete uğratüğı-genişieme siyaseti bu defa Türgiş duvarına çarpma tehlikesi ile karşılaşmakta idi Çin'in şimdilik "durumu idare* yoluna girmesi dolayısiyie ete kendilerini serbest hisseden Türgişler batıda faaliyete geçtiler. 'Abdullah'ın Seyhun ötesinde giriştiği ilerleme teşebbüsünün. nihayet Semerkand'a doğru çekilmekte iken yetişen hakan ve Kül-çur idaresindeki Türgiş kuvvetleri tarafından Kemerce kalesinde 58 gün müddetle kuşatıldı. Fakat yeni vali Esed b. Durumdan haberdar edilen Hafife Hişam'ın emri ite Küfe ve Basra'dan 20 bin kisttik bir takviye ordusu Semerkand'a gelirken. SakJ'i getirdi (724 basları). Halîfe Ömer b. Seyhun'u geçen Arap ordusuna karşı bizzat Hakan Su-lu çıktı. çarpışmaya cesaret edemiyen karargâh kumandanı Sevre b. Tübaristan'da v©jdfc ğer güney bölgelerinde idareciler ve hsifc Türgişler'e* kurtaneı gözü ile bakmağa başlamışlardı. Arkadan hakan hızla gelmekte olduğu . Çin'in Türk başbuğlarını birbirine düşürme esasına dayanan tahrikçi siyaseti bir daha hedefine ulaşmış ve Kara TürgişterMe San Türgişler'i birbirine iyice düşman etmişti. Debûsiya şehirleri ile iki küçük kaleye münhasır kalmıştı. Nihayet 20 . Buhara'yı zaptetti (725). Bunun üzerine Mâveraünnehir'de başlayan Arap aleyhdan hareketler Türgiş baskısına iyiden iyiye yardHüCT oluyordu. Seyhun'u aşarak Mâveraünnehir'e giren Türk ordusu kumandanı Kükçyr Semerkand yakırona kadar sokularak Hk büyük başarıyı kazandı: başımda yeni kumandan Sa'id to. Türgiş Devteti'nin ana siyaseti anlaşıldıktan sonra. Artık Hârezm'de bile Araplar'a karşı kımıldamalar görülüyordu. yorgunluğa ilâveten susuz da kalan ordusu. gerek doğrudan doğruya Araplar'dan heyetler gönderilmiş ise de. Yerine gelen &~ Haraşî (721 son bahan) şiddet yoluna başvurup yerlerini terk eden halkı Hocand bölgesinde teslim olmaya zorlayarak hepsini öldürttüğü için canlarını kurtarabilenler kütleler hafinde Türgişler'e sığmıyorlardı. Sureye'm isyan ederek BeHlv arkacından Vâtifîkrnerkezi Merv şehrini zapt etmesi. faş da yaklaşmakta olduğundan. ikinci bir "susuzluk vakaşı'na duçar edildi. Türgiş iktidarı büsbütün zayıflamıştı. islâmın dinî akidelerini değil. çekildi (732). Hakan. önce Tuharistan'ı Araplar'a karşı ayaklandırarak mahallî bir destek sağlamağı faydalı görüyordu. 'Abdullah hakan ordusunu arkadan vurmağa muvaffak oldu {737. islam kaynaklarında Türk" olarak belirtilmektedir. yer-yer baskına uğruyordu. Yeni valilerin 3 sene (734-737) kendisi He uğraşmak zorunda kaldıklar» Haris sonunda Türgişler'eiffica etti. Urun süren M taraf arasındaki mücadeleye Karluklar da karışmışlar. Başbuğları Bağa Tarkan (Küt-çur) rakibi Kara Türgiş başbuğu Tu-mo-çe'yi mağlûp ederek ve onun "kağan1 yapılmasını istediği Su-lu'nun oğlunu ortadan kaldırarak kendini "kağan" ilân etti. Emevîler'i. "sffyah bayrak açan". Abdullah. Buhara "hâkimi* "Tuğşad. Arap askerî kuvvetleri arasında da ihtilâf baş gösterrsiş ve Yemen'i kuvvetler te'dip edilmişlerdi. kumandanı durdurup muhasara ederek. yerine Müslim b. herhalde ömrünü harcadığı bu mücadeleye devam edecekti. Sogd hükümdarı (yani Gûrak veya oğlu) Usruşana hâkimi. Çin'i. Sarı Türgişler mücadeleyi kazandılar. Hakan SıMu Mâveraünnehir'e karşı son seferinde hayR-mütteRk bulmuştu: Haris taraftarlarından başka. Sa4id idaresinde. Ülkede Emeviler'e karşı şiî ve Abbasî propagandası da hızlanmakta idi. Törk kuvvetlerinin bütün ülkeye yayıldıkları ve MâveraünnehfCiArap muhafız M'alannm merkezi Semerkand önünde bile göründükler* bu sırada Horasan vâfisi tekrar değiştirildi.

bundan dolayı Çinliler eski Orta Asya siyasetlerini canlandırarak. daha üstün sayılan "Sol Yabgu'luğa yükseltildi. Halluh) ve Hudud'p-Âlem (10.. as*r)'da zikredilen (Ko-lo-lu) ve adları Karlık (kar yığını) manâsına gelen Karluklar'ın Türk soyundan geldikleri ve Gök-Türkler'in bir boyunu teşkil ettikleri aynı Çin kaynağında belirtilmiş ve oturdukları saha olarak da Attaylar'm batısındaki Kara-lrtiş ve Tarbagatay havalisi gösterilmiştir. Çin'in de teşvik ve tahriki ile. eserde burada mevcut olan 15 şehir ve kasabanın adları sayılmakta ve Türk kabileleri zikredilmektedir. Fakat boya bağlı her kabile kendi reisleri tarafından idare ediliyordu. Kartuklar. Bu suretie neticede meşhur Talaş muharebesi meydana geldi (7f. diğer Türk boyları gibi. Kartuklartn Çm nüfuzundaki ne Batı ne Doğu Gök-Türk kanadına bağlı olmaksızın yaşad4üannı kayd etmesi dikkate değer. Büğe Kagan'ın ölümünden sonra. fakat bunda. Sencer'in bu savaşta mağlûbiyeti (1141 Katavan savaşı) çok mühim bir hâdise olarak. arasında. Fakat bu. bu hanedan üyeleri arasında mücadeleler baş gösterdiği tarihlerde devlete karşı cephe alarak huzuı^üaÖSk çıkarmağa başladılar ki. Gerçi Mâveraünnehir yine Arapiar'tn nüfuzu altına girmiş ve Seyhun ötesinde baz* Arap ilerleme teşebbüsleri görülmüştü. Uygurlar'la Orta Asya'da iktidar yarışına giriştiler ise de. 630 680 yıllar1. Emevfler'in imtiyazk "Arap milleti adına fetih" düstûru yerine. Batıda EmevS-Arap iterlemesini durdurmuş olan Türgiş hakanlığının çöküntüye doğru gittiği bu tarihlerde Orta Asya Türk ülkelerinin korunması gibi bir tarihî vazife. Her îki Gök-Türk hakanlığı devrinde Karluklar'ın durumu yukarıda açıklanmıştı. 665'e doğru. Böylece Arap baskısının İyice hafiflemesi Çinliler'i Orta Asya'da bir iktidar boşluğu husule geldiği zehabına götürmüş. aynı zamanda.doğusunda) olarak. Kendi soylarını Gök-Türk hakan ailesi Aşına sülâlesine bağlıyan Karluk yabgulan. Gök-Türk hakanlığının yıkılmasında müessir oldular. Fakat Uygur Hakanlığı orada yıkılınca (840V. Karluk ülkesi. Başkentleri Balasagun idi. Daha İstemi zamanında Türk hâkimiyetinin Hazar kuzeyi ve Mâveraünnehir'e doğru genişlemesinde şüphesiz büyük rolleri olmuştur. Fakat onların gittikçe açığa çıkan siyaseti karşısında. doğu bölgesi Uygurlar'a âit olmak üzere Orta Asya'nın yine Türk hâkimiyetinde kalmasını temin eden bu savaşta uğradığı hezimet yüzünden Çin ağır iç buhranlara sahne olmuş ve artık bir daha batı ile ilgilenememiştir. asrın son çeyreğiyçla verilen öftgiye göte. Harezmşah Alâ-üd-din Tekiş (1172-1200) bozkırlar bölgesine el atarak Kanglı ve Kıpçak gibi diğer Türk boyları ile kendini takviye ihtiyacını duydu. Uygur hakanlığının kurucusu Kutlug Kül Bilge zamanında. Kartukların dahil bulunduğu bölgeye yeniden el koymak istemişlerdi. Türk hakanlarının "meşru halefi" sıfatı ile. Ötüken'in üstünlüğünü tanımakta devam ediyorlar. bu han tarafından dayısı olan Büyük Selçuklu Sultanı Sencer'e jjapılan şikâyet. doğuda Tanrı Dağları. Bu haberi veren Çin kaynaklarının. P'ei-ting eyaleti (Tanrı Dağlarının kuzey sahası)'ne bağlandılar. hâkimiyetin "kutlu Ötüken" ülkesi ile sıkı alâkası inancını muhafaza ediyorlardı. bunların da zaman zaman Çin'e başkaldırdıkları görülmektedir. Yağmalar ve Oğuzlar. Arslan Han var- tik olarak Çın yıöığı Tang-shu (7. "Sağ yabgu" mevkiini alan Kartuk başbuğu. Gök-Türkler'e karşı ayaklanarak şiddetti mücadelelerde bulunmuşlardı. Kartuklar a düşmüştü. Harezrnşahta&UtArslan zamant) ite Kara-hüayiar arasında da birçok anlaşmazlıklara sebep olan Karluklar'ın. kuzeyde Tohsılar. "put-perest" Kara-hitaylar'in tâ Horasan sınırlarına kadar sokulmalarını intaç etmişti. Daha sonra Kapagan Kağan taralından İL Gök-Türk hakanlığına bağlandığını gördüğümüz Kartuklar. Zira gittikçe ttıstılıı artıran Abbasî propagandası. Onoklar'm bir kısmîn! meydana getirdikleri anlaşılan Karluklar burada üç kabileden kurulu birlik hâlinde bulunuyorlardı (Üç-Karluk). stnı sağladılar. Uygur Kağanı Mo-Yen Çur karşısında tutunamıyarak (756} Tarım bölgesinden ayrıldılar. daha batıya çekildiler ve 7-8 yıl içinde Tarbagatay ve Cungarya'ya 766'da da. bu tutumlar Kara-Hifay hâkimîyeHnîn OrtaAsya'da çabucak gelişmesinde tesirli olmuş görünmektedir. Türkistan'da ve Kara-Hanlı tâbiiyetinde olmak üzere bir beyliğe sahip bulundukları anlaşılıyor. Kara^Hîtay hükümdarı Yeh-lu Ta-şih (Kûr-Han) 1137'de Semerkand Kara-Hanlı hanı Mahnmkf u mağlûp ettiği-zonan. Evvelce Kül-Erkin unvanını taşıyan ÜçKarluk beyi bu tarihlerde 'Yabgu' unvanını almıştı ve kuvvetli bir orduya sahip idi. Mâveraünnehir sahasındaki bu karışıklıklara sebep oldukları görülen Karluklar'a karşı. Kırgızlar'ı dikkate almıyan Karluk yabgusu. Kara-Hanlı Devleti'nin esas kütlesini meydana getiren Karluklar. Harezmşahlar ordusunda hizmet gören Karluklar'ın. az sayıda da olsa. İsiâmiaria Çinliler arasında cereyan eden bu savaşa kadar Karluklar rangtar*m tarafını tutmakta idiler. Böylece gelecekteki büyük Kara-Hanlı devletinin temelini atmak gibi ikinci bir tarihî rol oynayan Karluklar o sırada İslâm dünyasının en yakın komşuları olduklarından. Sultan Sencer de Karluklar'ı tedip etmek için çıktığı seferde karşısında Kür Han'ı bulmuştu. tekrar faaliyete geçerek. Basmtllar hâkim duruma geldikleri sırada (742). Talaş sahasına yerleşmek suretiyle eski Batı Gök-Türk hakanlığı sahasında hâkimiyet tesis ettiler. Kara-hitaylar tarafından w edildi (1172). Karluklar'ın tamamını temsil etmiyordu: Beş-Baîık havalisinde oturan Karluklar'ın kendi seçtikterkayrı bir yabgulan vardı: TorvBi+ge Ancak Ötüken'de yeni kurulan Uygur hakanlığı bütün Kartuklar tarafından üst tanınıyor ve yabgular hakana bağlı bulunuyorlardı. Tarım havzasından itibaren batı Karluklar'a. tosa bir müddet. bu arada Başbuğları Yabgu Han öldürüldü (1157& îdiğerdbfo Kartuk başbuğu Ayyâr Bey. Arapiar'la işbirliği yaparak. uğranılan mağlûbiyette Karluklar'ın dahli olduğunu göstermektedir. bu defa. çöken Türgiş hâkimiyetinin yerine. Moğol istilâsı başladığı sıralarda (1215) merkezi Kayalıg (İli nahiftin.154 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHt IBS sene içinde gittikçe kuvvet kazanan Kartuklar To-lular ve Nu-şi-piler arasında üstünlük kazanarak. bütün islâmlar arasında farklılığın kaldırılması ve eşitlik düşüncesini yayıyordu. artık eski devir Emevf istilâcılığım müşahede etmek müşküldü.1 Temmuz). Arapça-Farsça eserlerde kendilerinden çok bahsedilmiş (Karluh. Uygur ve Basmalarla birlikte. kendini "Bozkırların kanunî hükümdarı" ilân ederek Kara Han unvanını aldı ve merkez olarak da eski Türgiş başkenti Balasagun yanındaki Kara-ordu (veya Kuz-ordu) yu seçti. davam edan bu baylığin başında II. son anda. Çinliler'in ağır mağlûbiyete uğrama . sıklet merkezi Çu vadisi olmak üzere kendi hâkimiyetlerini kurdular (766). siyâsî birisim olarak Türkmen" adını da taşıyorlardı. Bununla beraber. güneyde Yağmalar'm bir kısmı ve Mâverâünnehlf îte sınırlanmış çok bakımlı bir memleket olup Türk ülkelerinin en güzeli" idi. Çiğliler ve Dokuz-Oğuzlar. 640 sıralarında Turfan'ın kuzeyine kayan Kartuklar Çinliler tarafından mağlûp edilerek (650).

Uygurlar) giderilmiş olmalıdır. Türkçe'de Z sesini II telâffuz eden Türk topluluklarının söyleyiş farkından ileri gelmiştir.. Buna göre" ok1 sözüne eski Türkçe'de çoğul eki olan ar ilâvesi ile türetilen "Oğuz1 adı aslında "ethnique" bir isim olmayıp. zira. 682 yılında llteriş tarafından mağlûp edilen Oğuzlar (İnek gölü savaşı) bu durumda idi ve muharebede ölen Oğuz devleti başkanı Baz Kagan'tn balbalı. güç-kuvvet mânası ile. asır Türk (Gök-Türk) kütlesinin doğrudan doğruya Oğuzlar'ın bu grubundan meydana geldiği Çin kaynaklarınca açıklanmaktadır. tbntt: Esir. fakat Türk soylu kütlelerin kurduğu Göktürk devletini ifade etmek üzere kullanılmış bir siyâsî ad olduğu zikredilmişti (bk. Ok. Cengiz Han'a itaat eden ilk Müslüman hükümdar olup 1221'de ölen bu Karluk "hanfnın oğluna da. Bu sebeple Oğuzlar'la Gök-Türkler'in aynı olduğu zaten kabul edilmişti. ancak. yâ- ni hem Oğuzlar. M. GökTüılder'in Dokuz-oğuztaffi aynıdır. Bu defa "Sekiz-oğuz* halinde. Hâl tercümelerinde bunlardan 4 tanesi de zikredilmiştir. Gök-TürWerî meydana getiren topluluktan başkası değikftr.. Kitabelerde hakanın X)ğuz bodunu Türk bodurumdan idT demesi ile. diğer bir çok Türk boylan gibi. Şimdi ikinci mesele geliyor: Gök-Türk devletini kuranlar hangi Türk" zümresi idi? Bilindiği üzere bu devlet. Bundan sonra. Buna hemen ve kesinlikle menfî cevap vermek mümkündür. Kitabe. Oğuzlar Selenga'yı geçerek çekildiler. bu Oğuzlar*in isyan hâlinde olmaları arasında bir çelişme görmek güçtür. Herhalde batı yönünde geniş ölçüde bir göç hareketi bahis konusudur.olan Mo-yen-çor Oğuzlar'ın başında bulunuyordu. etrafındaki Türk soylu" kütlelerin yardımı ile kurulmuştu. kabileler birliği hâline gelmiş Türkler (yâni Oğuz) olabilirdi. Thomsen. Tola-Selenga ırmakları bölgesinde Dokuz-Oğuz "kağanlığını* meydana getirmişlerdi. kendi aralarında birlik kurarak. V. Sse-kie-. 630'da başlayan fetret devresinde. sadece Dokuz kabile (Kuî-sin) diye. T'ung-lo (tongra). Bartholdun "Gök-Türk hakanlarının Dokuz-Oğuzlar'dan neş'et ettiği* görüşü. Oğuzlar'ı Türk kabul etmek veya "başka bir ethnique teşekkül saymak gibi çok mühim bir ihtilâf noktası ortaya çıkmıştır. Oğuz kabileleri. Beylerine âit olduğuna göre de. bazan da Töles'lerin dokuz kabilesi" diye kaydedilmiştir. önce üzerinde durulması gereken husus. 6-7. Tölesler'in Dokuz-oğuzlan İle. Ancak. Burada. Bu kütleler ise. bu •teşkilâtlanmış" Oğuz birliğidir. ûzkent şehri verilmişti. Mo-yen-çur Kağan. O-kut adında bir kavim (O zaman Türk adı yoktu) zikr edilmiştir.). Gök-Türk hakanlığı devrinde Oğuzlar'ın kendi başlanna (meselâ doğrudan doğruya "Oğuz* olarak) zîkrediimeyip. Tonyukuk kitabesine tahsis ettiği son makalesinde Oğuzları Türkler'in yüksek hakteıiyetinde Wr kabile birliği" olarak göstermekte ve bu tarihî gerçek sonra "ethnique" ayrılık gibi ahnarak. kadîm Aşına ailesinin bu Oğuz bölüğü mensupları ile ilgisini isbat etmeği gerektirir ise de. KariuMar'ın KaraHanh'lflra. Türkçe'de aynı zamanda "kabile* manâsındadır. Türkmenler'in Selçuklu sultanlarına karşı direnmeleri ve bizzat bir Oğuz olan Sultan Sencer'in âsi Oğuzlar'la çarpışması. Bilhassa İslâm kaynaklarında Uygur'lann Dokuz-oğuz olarak bahsedilmesinden doğan karışıklık. Çince'ye "kabile" diye tercüme edilmiştir (meselâ On-ok= On kabile). Çin kaynaklarında O-kutlar'ın yeri olarak gösterilen TarbagatayKobdo bölgesi.'Çân kaynaklannda. mesele. Bu münasebetle kitabelerdeki ifadeler Oğuzlar'la Gök-Türkler arasında bir ayırım yapılmadığını. 2. bazı kabileler keraft aralarında teşkilâtlanarak bîr •devlet" kurmuşlarda W. Oğuz kelimesinin tercümesinin verilmesi. 8. II. Arsian Han. Uygur hakanlığının başlangıcında henüz tegta. daha o çağlarda.156 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 157 di. Uygur uruglan Be Dokuz-oğuz kabilelerinin tesbitinden sonra (bk. doğrudan doğruya Türk kabileleri" mânasını ifade eden bir kelimeden ibarettir. Böylece. anayurt bölgesindeki Oğuz topluluğu hakkında fazla bilgi yoktur. Burada 6 kabilenin birleşerek bir "budun* teşkil etmiş olmaları bahis mevzuudur. idiler. Türk adı). bazan Türkler'in (Gök-Türkler'in) dokuz kabilesi" veya "Dokuz kabilenin Türkleri (GÖkTürkleri)". Oğuzlar'a mukabil. 820-821 yılında Uşrusana (Seyhun-Semerkand arası) ya yapılmış Wr •Dokuz-oğuz" akınının bunlarla ilgili olduğu . Fakat Oğuz tarzında adlandırmanın çok daha gerilere götürülmesi mümkün görülmektedir. adı "Aşına" olan eski bir Türk hükümdar ailesi tarafından. Çünkü Türk" adının. hafife B-Mehd? zamanında (775-785) Oğuzlar'ın Mâveraürmehir havalisine geldiklerini bildirmekte ve AI-TaberTde zikredilen. "Oğuz" adı itte defa Barlık çayı (Ulu-kem= Yenisey'e dökülür) kıyısındaki 1. mesele yeni araştırmalarla derinleştirilmiş bulunmaktadır. hem "Gök-Türkler" aynı ırkın mensuplarıdırlar. Gflk-THk hakanlığı zamanında hükümdar ailesine karşı ayaklanan ve hükümetin diğer Imkânlan ile bastırılmasına çalışan. Yâni. Bu ad Türkçe "Ogur" isminin Çince'deki şeklidir ki. sonra llteriş Kagan'ın mezarına dikilmişti. Uygur Idi-kut'u Barçuk Re birlikte bütün Asya Türk ülkelerini baştan başa çiğneyen Moğolların hükmü altına girmiştir. Cengiz Han zamanı Moğol devleti idaresinde vazife almış Karluklar görülmektedir. Pa-ye-ku (Bayırku). 6. W. bu Oğuzlar'ın daha eskiden bu havalide birlik hâlinde mevcut olduklarını kabul etmek lâzım gelir. asra âit. *ethnique" ayrılık gösteren bir îsîm değil. kitabede görülmektedir ("Altı Oğuz bodunu"). Oğuzlar Oğuz adı "ok" kelimesinden getirilmektedir. Gök Türk hakanlığı çağında "Oğuz" adıriîn geçmemesi de aynı sebepten iteri gelir. Otuz-Tatarlarla ittifak etmiş olan Oğuzlar'ı Burgu'da ve Selenga kıyısında arka arkaya mağlûp etti. bilindiği gibi. Bundan sonra kitabelerdeki Türk badım* tâbiri şüphesiz doğrudan doğruya hakan idaresindeki kütleleri ifade ediyordu. Yani Oğuz adının R Türçesi'ndeki ifâde tarzıdır. kitabelerde I. Gök-Türk hakanlığı devrinde Oğuzlar'ın davranışlarını ve isyanlarını yukarıda görmüştük. T'ang devri vesikalarında (Tang-su ve Kiu T'ang-shu yıllıkları ve ayrıca 4 hal tercümesi).Û. O hâlde onlar da "Türk" soyundan gelen Oğuzlarla aynı ethnigue zümreye dahil. yk. hattâ hakanlığın temelini Oğuzlar'ın teşkil ettiklerini belirtmeğe yeter. Demek ki. "halter*1 vaktiyle destekleyip yücelttiği hanedan ite mücadelesinden ibarettir (Türk talihinde bunun başka misâlleri de vardrç. Türk sahasıdır. Nitekim kelime. yk. asırdan itibaren Gök-Türk hakanlığında toplanmış olan Türk kabilelerinden bir kısmı. Fakat Oğuzlar az sonra Uygur hakanına da «yan ettiler. P'u-ku (Buku. bizzat Tu-fcüe («TM0 den İbaret topluluğun ayn bir isim altında belirtilmesine «h&yaç bulunmadığını gösterdiği gibi. buğu). Ancak fetret devrinde Aşına~oğullartnirT Çin sarayı emrinde birer kukla durumuna düşmeleri üzerine. Dokuz kabile (Kitabelerdeki "Dokuz-oğuzlar). Türk adım taşıyan bu ethnique topluluğun var olup olmadığıdır. Çin kaynaklarında .

yine bir Karluk kabüesi olup.Orhun bölgesinden önce Talaş havalisine göç etmiş olmaları gerektiği ve Seyhun Oğuzları'nın 11.lstahrir Ibn Havkal) ve Hudud'ûl-Âlem'e göre. güneyde Gürgenç şehri ile. asır ortalarında Karacuk dağları bölgesinde Mankışlak'ta ve Seyhun kıyısındaki kasabalarda oturdukları. Oğuzlarla Çjğilier arasmda köklü bir düşmanlıktan bahseder. Işık göl-Çu ırmağı arasında görülen Tohsılar. Belh. Yazır. Kara-evü (Kara-bölük). Karacuk dağlarının eteğindeki Sabran şehrine kadar yayılmıştı ve Karacuk dağlarından Hazar'a uzanan yarı çöle "Oğuz bozkırı" (Mafâzat W3uz?ya) denilmekte idi. İslâm coğrafyacılarına (A!-Bathi. Oğuz Yaögusu'nun ötmesinden anlaşılıyor. KâşgarBalasagun-Talas. Gazne. Ayrıca Kartuk. Uygur. Büğdüz.** ilâve) göre. Karluk. Aral Gölü'nün kuzeyinde bir Kıpçak grubu olan WmgWap. Kâşgarlı'nın haritasına (DLT. Kınrk. Alayuntiu. Türk milletine yön verici. Hindistan Türk devletleri. Kimekler'den bir kol olup. AtabeyHMter. komşuları Peçenekler ve Hazarlarla münasebetinin pek dostane olmadığını gösteren deliller vardır. asnn ifc çeyreği) ve EJ-Mes'udîye göre. aralarındaki savaşlardan birinde. ıi??Ov nt.ı0ı«Hjı Oğuzlar 10. Kençek vb. Tuharistan "kırarının unvanı ise "Yabgu" idi ve bunun Çin'e gönderdiği (738) elçisi Inancu Tlütıan idiı^TSO yılında Kiıttug. ayrı damgalan ile birlikte 22 kabile gösterilmiş. Bunun. 720de kardeşi Arslan-banH Ç'm'e elçi göndermişti. asnn Dk yansında Oğuzlar Seyhun bozkırları ite. vaktiyle aynı camiada yer alan çeşitli Türk grupları yolu ile Gineli. Üçoklar: Bayındır. Tûrgiş. Taşkent. Yabgu Devletinin. İğdir. Bunun yerine Çaruklu). 1000 yıllarına doğru Oğuz Yabgu Devletî yıkıldı. Harezm'in yerli hanedanı Afrigîler Oğuz baskısı altında idiler. aralarında savaş eksik değildi. Kuzeyde Kiroekfer ile ise bazan dostça. askeri ve kültüre) vârisi olmuşlardır. asırda bir kuvvet olarak beliren Kıpçaklar (Kumanlar) "in baskısına ilâveten. Hazar hâkanfekları Gök-Türk hâkanlığfnm devamı idiler. her kabile* nin. Oğuzlar'ın sahası batıda Hazar denizine (bu denizin doğusundaki yarım ada bu sebeple Türkçe Mankışiak adsnı almıştır). bu göçün 9 asırdan önce vukubufmuş olması lâzım geldiği iteri sürülmektedir. Türk nüfuzunun yayılmasında büyük rol oynamıştır. oradan da Horasan'a yönelmiştir (Selçuklular). kışlık merkezi Yenî-kent olan bir devlet kurmuşlardı. Tuharistan. Yağma. ? 10. Döğer. İşık gölün güney-batfsında. Barsgan ötesinde Kâşgar havalisinde ve MâfVeraünnehir'de oturan Çifljlier. Yüreğir. . Peçen». Eymür. Moğol istilâsı sırasında da Cend'de ve Karakum'da Türk" (erin bulunduğu görülmektedir. Tflrkrnen beyfikteri. Selçuklu devletleri.Fergane arasında Argu. Oğuzlar'ın doğudaki komşuları Kartuklar ile de mücadele hâlinde oldukları. asırda konuştuktan Türkçe'nin ketime ve söyleyiş itibariyle doğu Türkleri'ninkinden farklı olduğu dikkate alınarak. 8. merkezî bir hüviyet taşıdığını yukarıda söylemiştik. Abbasî halifesi Al-Mu'tasım zamanında (833-841) ünlü Türk kumandanı Aşnas Tuharistan yabgularına mensup idi. Mâveraünnehir'de Buhâra'n>n kuzeyine. o civarındaki Karacuk (Fâr£b) ve Sayram (isficab) şehirleri havalisinde görünmekte idiler. Talaş ve Çu bölgesinde bir Karluk kabilesi olan Yağmalar. Yabgu devleti zamanında Oğuzlar Ûç-ok ve Boz-ok diye iki kısım hâlinde teşkiJâtianmıştardı Bu kısımtan meydana getiren Oğuz kabileleri hakkında ttffri Kâşg'anY Mahmutfun DtXünde<11. Ş&nan ve Tuhsristan'da görülen "kıratlıklar" ya Türkler tarafından kurutmuş veya Törk siyâsî ve kültürel te'siri altında gelişmiş teşekküllerdi: Huttal kiralı Ergin unvanını taşıyor ve Çin'e Tarhan'ünVanlı elçiler gönderiyordu (733. Orta AsyaYıın batı sınırlarında Türk halkının kesafetini kaybettiği yerlerde. siyaseten zayıf düştüğü zamanlarda bile. Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhufly&f hep Gök-ÎÖrk hakanlığının. asnn i*k çeyreği) bu malûmatı 'destânf mâhiyette görülmektedir.168 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 159 tahmin edilmektedir. Başta Yabgu bulunuyor.Iİ. bunun kuzey-batısındaki Cit kasabasına ve Baratekin'in kasabasına (Aral gölünün güneyinde). Dodurga. asır ortalanndâ Kıpçaklar 'Oğuz bozkın'nı ve Seyhun nehrinin aşağı mecrası saha-sını işgal etmiş bulunuyorlardı. Beğdili. 740. Umumî Türk tarihi içinde Gök-Türk çağının. Diğer taraftan Kâşgariı Mahmud.t. keza bir Karluk kabilesi olarak. Çepni. Anadolu beylikleri. Son Oğuz Yabgusu oiarak AH Han adında birini zikreden ve Selçukiular'ın ilk zamanlar TtfKtek bunların fcan düşmanı* olarak Tuğrul ve Çağrı Beyleri haylf uğraştırdığını bildiğimiz meşhur Cend •hakimi* Şah-mefiki de Ati Hanta oğlu gösteren Reşid'üd-dtfVin (14. asrın İlk yarısında. Oğuz Yabgu Devteti'nın tarihi hakkında başkaca açık bilgiye rastlanmıyor. Çavuldur. Bir görüşe göre. Kurulduğu 6.İslâm kaynaklarında bu isimle de anılmışlardır. Uz. hemen bütün Türk dünyası onun derin izlerini muhafaza etmiştir. hem kabile sayışım 24'e çıkarmış. umumî Türk" adı yanında. idarî. Sakır. Fergane. Karkın (DLT'de yok. ayrıca damgalara ilâveten. Tohsı yolu Ne Karahartfıîar Devleti. topluluktur Gök Türkler'e bağlı Türk kabileleri îdHer. asır ortalarında Mâverâünnehir. 750 yıllarında). Oğuziar'dan kalabalık bir kısım Karadeniz'in kuzeyinden batıya göçmüş (Uzlar). Oğuzlar yolu ile Büyük Selçuklu İmparatorluğu. 'ongon' unu belirtmiştir Oğuz kabileleri: Boz-ok'lar: Kayı. Kaynaklardan anlaşılıyor ki. Igrak. asnn ilk çeyreğimde olmak (Here iki liste mevcuttur. Sicistan-kuzey Hindistan'da Kaİaçlar. Asya Hunları'ndan daha geniş ölçüde ve tâbir caizse daha şuurlu bir şekilde Asya Türklüğünü nefsinde birleştirmiş olan Gök-Türk hakanlığı. Huttal. Yukarı lıtiş bölgesinde Kimekler. Şûman "kıratf'nm elçileri de (743} Tarhan ve Şad ürwanlannı taşıyorlardı. ethnltjue bünye. Yabgu Devleti'nin inkırazı üzerine. çeyreği). Bayat. Kuman-Kıpçak boyları ondan ayrılmış zümrelerdi. Çaruk. Yabaku. Müslüman ülkelerine geldikten sonra. Buna dayanılarak "Oğuz birliği' mensuplarının. Ezgiş. hem de çok kalabalık kütleler hâlinde . 9. Taşkent "kıral'ının adı Tegin" idi. Harezmşahlar. Ibn Fadian (10. diğeri Reşîd-üd-dlffin Câmi-üt4evârih (K. Tuharistan Yabgusu bulunuyor ve bu Yabgu ailesi Aşına sülâlesine bağlanıyordu. Yıva (İva). Buhara *kıratı" Tuğ-şad. içtimaî. Çomui. KâşgarHn kuzey-cfoğuşy. Özkent. bazan hasmane münasebetler devam edip gidiyordu Bu Oğuzlar. sonraları Talaş ctearında. hem Boz-cfc. Kara-koyunlu ve Ak-koyunlu devletleri. asnn 3. diğer bir kısım Ğend bölgesine. Yerlerinde kalan Oğuzlar'ın 11. Afşar. ÇSğîl. orduyu Su-başt idare ediyordu. DLT'de ayrı. Selçuklu ailesinin kendilerine bağlı kütlelerle birlikte ayrılmaları neticesi vuku bulduğu kabul edilmektedir. asırdan zamanımıza kadar. Alka-evli (Alka Böîük). Peçenek. Öç-ok tasnifi yapmış. yine siyâsî bir isimlendirme olarak Türkmen* adın* da taşıyorlardı ki. Reşîd'üd-din ise.Yaparlı (DLT'de yok). Kül Erkin unvanlı bir başbuğ ona naiplik yapıyor. 11. Kızık (DLT'de yok).

Kemal ÖZERGİN Ortaçağ'da Türk Anayurdu'nun batı kesiminde yaşayan Kimekler (Kimegler). yy. Bize ulaşabilen bazı eski kayıtlarda. Orada yürütülen arkeoloji araştırmaları pek yetersiz bulunduğu gibi. Selçuklu saray tabibi Şerefüzzemân Tâbir Mervezi'nin "TebâyitO . Kar düşünce dönemediler. günümüzde ise Afganistan'da Özbek ve Doğu Türkistan'da Sarı Uygur lehçelerinde tesbit edilmiştir. Şad unvanlı küçüğü onu kıskandı ve kardeşiyle mücadeleye girdi. aynı zamanda önceki yüzyıldan bazı haberler de bulunuyor. bu ulus ile ilgili. ve X. İşte bu büyük akarsuyu geçmek için. Öte yandan bu boyadının yapısını ve aslını açıklayabilecek başka bir kök de. Nitekim biçimce buna benzeyen "Kanglı" ve "Kayıg" adlı boylar da eski kaynaklarda geçmektedir. toplandı ve uzun süre Şad'ın hizmetinde kaldılar. Kimek ülkesinde geçmiş tarih olayları ve yaşayış tarzı hakkında yeteri kadar bilgi sağlamadığından. şimdilik bilinmiyor. Ötekiler de bunu duyunca. tüccar ve gezginlerden derlenmiş küçük bilgilerden ibarettir. Lankaz ve Aclad adlı yedi kişi onların yöresine gelinceye dek böyle sürdü. Yenilince korktu. Komşu bölgelere ait yabancı kaynaklar da titizlikle taranarak. incelenmemiştir. günümüzde ise Azerbaycan'daki Türçede bulunmaktadır. bütün halkı yağmalamış ve öldürmüştü.) Türkçelerinde. Kayık veya gemi anlamına gelen bu sözcüğün kökü "Kime" olup. Karahanh ve Batı Türkistan <XV. O halde bunlara nasıl Imek diyebileceğiz? Ayrıca bu yorum. Tatar soyundan İmi. onların kullandıkları bir tür gemiden alarak temşufannca verilmiş olabilir. Başarısız ve tutarsız bir açıklama olduğu ortadadır. O akarsuya böylece Ertüş adı verildi. koca bir akarsuyu. birini haber getirmesi için Tatarların ordugâhına yolladılar. Onun kısaltarak aktardığına göre: "Tatarlar'ın ulusu öldü ve iki oğlu kaldı. bize onların açık bir tarihini ortaya koyma imkânı vermemektedir. bunun aslında 'lki+lmâk"den kısalma yoluyla çıktığını. Çoğalınca o dağlara yayıldılar*» adlan yukarıda sayılmış yedi boy oldular. Çiniiîer'in kuzeybatı yönünde ve oldukça uzakta bulunmalarına rağmen onların Kimekter'i bildiklerini Saray Yıllıkları'ndaki kayıtlardan anlıyoruz. ve XI yüzyılda Balı Türkistan'da hazırlanmış coğrafya eserleri arasında yazarı bilinmeyen 'Hudûdüi'-Âlem" (982) ile Abdülhayy Gerdi^Fran "Zeynü'l Ahbâr" (lOSO)tnda oldukça geniş bilgi toplanmıştır. ek düşmüş ve ilk ünlü de kapalı i (6)'ye dönüşmüştür. bu ikinci ihtimal daha mümkün görünüyor. belki yine burası idi. Bu ikisinde. yy. . Şad'ın bulunduğu yere gelmişlerdi. yüzyıl ortalarına değin süren bîr devlet de kurmuşlardı. konakladılar. Kimek adını açıklamak isteyen Alman bilgini Joseph Marquart. kakım derisinden. Imek. Kimekler'in ilk yurtlan. Kalanlar dağdan indiler.160 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 161 9. Orada Şad'ı başkan tanıdılar. Togan'ın bunu Kimak veya Kemak okuyuşu uygun değildir. elbise yapıyorlardı. Bir tere ilk adın okunuşu kesin değildir. Bilindiği gibi onlar Ertiş (Irtış) ırmağı'nm İki yanında yaşamışlardı. Başlıca kaynaklarımızdan Gerdîzî (1050). onun da belki boy birliğinde bulunan ilk iki boydan (imi+imâk) oluşarak doğduğunu ileri sürmüştü. Merhum Prof. yüzyıla ait telâm coğrafya eserlerinde bulunuyor. Bize göre Kimek (Kimâk) boyadı. Elimizde Arap yazısıyla dan* Kîmâk" '(908i de kef) yazılışının Türkçe söylenişi elbette "Kimek (Kimâk)" olmalıdır. Ot bot olduğundan bütün kışı orada geçirdiler. Dr. Kimek Ülkesi'nin İç haberleri yoktur.hava düzelince. Bunlar da cariyeyi tanıyınca indiler ve otağlar kurdular. çok ağaçları ve bol avı bulunan bir yere geldi. KM ve Kime şetöl. X. Türk tarihi araştırmaları için oldukça mühim ise de. Kime (kârna) "gemi" sözcüğünün ilk şekli olan 'Kimeg'dîm alınmış olabilir. Onların gerek tarih ve gerekse yaşayış tarzları. Belki de Ertiş'in doğusundaki Altaytar'dan yayılarak. Türk boybiliminde böyle kullanılan hayvan veya eşyanın boya ad olarak verildiğini biliyoruz. Bunlar düzenli ve etraflı değil. buraya indiler Türk İlkçağt başlarında Ertiş boyunda başka Türk boylan bulunduğuna göre. Balarıdır (Bayandurfc Hıfçak (Kıpçak). Adam oraya varınca her yeri yıkık ve halkı uzaklaşmış buldu. baştaki K-'nin nasıl türediğini de yeterince açıklamaz. Bunlar efendilerinin bineklerini otlatmak için yer arayarak. IX. Biz onları tarih sahnesinde Ertiş'in orta boyunun iki yanında ve daha çok doğu yöresinde iken buluyoruz. Tatar. sevdiği bir cariyeyi alarak. Kimekler M. Burası Türk Anayurdu'nun batı kesimidir. Onlar kışa değin kaldılar. Her gün avlarup. Cariye onları görünce: "Er! tüş!" (inin) dedi. öteki Kemi ve Keme şekli de yine Karahanlı (Kutad-gu Bilig ve Divân) ile eski Uygur Türkçelerinde. sonra Imek'in Yimek şekli daha yaygındır. Şad da çok avlandı ve onian honukladı. kardeşi yanından kaçıp. yüzyıl ortalarından XI. yazılı tarih kaynakları da henüz ete geçmediğinden. Kimek adı Kâşgariı Mahmud Beğ'in "Dîvânü Lûgafit-Türk" (1074)'ünde geçmiyor. Sonraki yüzyıllardan. en eski seldi -g ekiyle yapılmış addır (Kimeg).V. Z. etini yiyor ve samur.-XVI. Ancak bütün bu eserlerdeki kayıtlar. ama nedense henüz üzerinde durulmamış ve incelenmemiş olan bir "Kimekler'in yurt kurması dastânı'nı eserinde tesbit etmiştir. Büyüğü. görüştüler ve hepsi Ertüş'e yollandılar. VIII. Kar kalkıp. Çünkü düşman gelmiş. Kaynaklan Kimekler'in yaşamış olduğu bölgenin yerli tarih kaynakları son derece kıttır. KökTürk çağı yazıtlarında (VIII. Tarih: Kimekler'in varsa İlk yurtlarını ve etnik birliğin teşekkülünü açıkça bilmiyoruz. tkisi otağ dikip.namıştır. sincap. şimdiye kadar etraflıca efe alın-. Kimek Adı: Bu boy adının (ethnonym) yapısı ve kökü üzerinde pek durulmamıştır. Çevresi kalabalıklaşınca.Hayavân" (1120) yazarı belirsiz "Müc^ meiüVFevârih" (1126) ve Fahreddin Mübârek-şâh'm 'Şecere4£nsâb" (1206) adlı eserlerinde de bazı bilgiler verilmiştir. hükümdarlığı aldı.) Kimekler veya bu boybirliğinde bulunan öteki boylar üzerinde bilgi verilmemektedir. eski ve büyük bir Türk ulusudur. Sonraları.

23-79)'un "Naturalis Historia" adlı eserinde andığı "Camac* ve "Camacae* adlı kavimleri. Kimek ülkesi veya deryasını başka yerierde aramanın lüzumsuzluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Geçen yüzyılın sonlarına doğru.Yüzyılda: Yüzyılın ortalarına değin İli havzası. Togan ise. Büyük akarsulara da verilmiştir (Amûderyâ. O halde. belki bu görüşünü de yukarıda üzerinde kısaca durulmuş Fars destanı ite Lâtin kaynağındaki söylentilerin tabiî sonucuna dayandırmıştır. Kimekter. Her ikisi de bölge için hâkimiyet mücadelesinde idi. Çinliler büyük bir yenilgiye uğrayıp çekildiler. onun öteki Türk destanları ile yakın unsurlar* taşıdığını. J. Kafkas sıradağlarında yakın kesimlerde birlikte yaşayan iki kavimden birinin adını "Camac* olarak vermiştir. Şada ses duyup korkmadan suya girdiğinden dolayı da Tutug* adım (lâkap?) verdiler. Burada üç ayrı kavim adının hangi dil. Batı Kök-türk Kaganlığı'nın sınırları İçinde ve onların hâkimiyeti altında olmalıdırlar.S. Bu arada yeradlarının halk ağzı yorumu da çok dikkate değer bir husustur. Bu Lâtin yazan. yüzyıl boyunca yaşamış Hun boybirliği içinde bulunduğu hususunu da Prof. Artık bu durum göz önüne ahnınca. o akarsuyu ulu sayarlar ve ona taparlar. 500'e yakın yazardan derlediği bilgileri.Yüzyıi boyunca Batı Kök-türk Kağanlığı zayıfladığı ölçüde. kendi destanlarından başka yakın komşuları Fars destanı tarihinde de yer aJmrştır. VII. Bu Kimek deryasının neresi olduğu üzerinde iki araştırıcı bilgin değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Marquart a göre. Ona sordu: 'Nasıl düştün?" Kadın anlattı: 'Beni kıyıdan canavar yakaladı*. açıklıkla ortaya konulmamıştır. Bir kere Farsça derya sözcüğü. Kfrnekier. İşte Prof. onun idaresi altında bulunan boylar. Fars söylentilerini derleyerek "Şehname* adh büyük eserini ortaya koyan Onİü şâir Tûslu Firdevsî (935?-1020?) Turan'tn büyük hükümdar* Afrasyâb (Alp Er Tunga)'ın Iran Hükümdarı Keyhusrev'e yenilip. hâkimiyet alanı Ertiş'in orta havzalarına uzanmış olsa gerektir. bölgedeki hâkimiyetini kuramadı. Karluk ve Basmıllar'ın akınlany- . doğu ve batıdan uzanmış iki istilâ ordusu. Arap ve Çin orduları karşı karşıya geldi.ffk yüzyıla ait bir Lâtin kaynağında tarvtı&ntş okip-olmadığıdır. Hatun idi. adların benzerliğinden başka belgelerin de olması gereklidir. Yüzyılın ortasında. ikincisinde ad benzerliğinden öte bir belge olmadığını ortaya koymuştuk. Öte yandan Kimek adının bu kadar eski tarihte varlığını başka kaynaklar ile destökleyemiyoruz. adı geçen bu derya. Öte yandan daha 745'lerde Uygur. Kimekler'in M. Halbuki bunların birincisinde yeradının X. Oradaki bazrboylar. Bu açıklamaya göre. VIII. Böylece lsık*tWn batısında ^uzanan Talaş yöresi adı geçen Karluklar'ın1 İdaresi altına girdi. 765 sıralarında Türgiş devleti de artık kesin olarak dağıldı. daha sağlam belgelere ihtiyaç vardır. "Comanaeler ile birlikte yaşadıklarını. Bu. Onlar bu suyun Kimek Tanrısı olduğunu söylerler. geri çekildiğinde. 751 yılı yazında Talaş yakalında yapılan büyük savaşta Araplar yanında yer almasıyla. Öte yandan KöMürk çağı yerli kaynaklarından olan ve yüzyılm ilk yarısına aît yazıtlarda "Ertiş" adı birkaç kere anılır ise de. Karluklar'ın gittikçe güçlenmesi sonucu. en eski yerli kaynak olan Kök-türk yazıtlarında (VIII. kil ile Çim (Emba) arasında bîr yerdedir. Burada ele alınması gereken başka bir nokta da. otlaklarım bu yeni hâkime bırakarak kuzeybatıya doğru çekilmekzorunda kaldı. Batı Türlderi'nden bir bölük olan Türgişler eline geçmiş bulurtbyordu. bu destan unsurları arasında da eski tarih bilgilerinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. yüzyıl sonlarındaki tesbite dair bulunduğunu. Togan iteri sürmüştür. bağımsızlığa doğru gidecekler ve kendi idarelerini kazanacaklardır. bana el ver". deryayı da deniz anlamında tutarak 'Altaylar'ın arkasındaki ve doğusundaki büyük göllerden biri (Koso gölü veya Saykal gölü)* kabul etmiştir. Bu durumda. Togan ise. Bu görüşlerin ikisi de uygun değildir. Milât sıralarında Turan (Mâveraünnehir)'da Baktria ile Horezmia arasında (Amû-daryâ havzasında?) "Camacae'lerin. Ancak bunu destekleyen belgeler gösterilmemiş bulunuyor. III. Bununla bîrîlkfe^rgiş-KÎrtîek münasebetleri Ü&rinde hiç bir Mgimiz yoktur. tesbit sırasındaki vardıklarından Heri gelmektedir. Bununla birlikte Arap kumandanı da. kurulan bu Türgiş Kaganlığı'nın. Sır derya) Sonra şâir Tûsiu Rrdevsî halk arasındaki söylentileri derlediği ve eserini nazma çektiği sıralarda (990-1019 ?). Togan. -M.S. Kimekler'in güneyinde yaşayan Karluklar'ın. Kimekler ile ilgili eski bir destanı tanıdıktan. Kimek ülkesi veya deryası adı da bu büyük akarsuya veriliyordu. onların eskiliklerinden değil. yine o çağlarda Turan'da yaşayan (?) bu Kimekler'in bir batı kolu olduğunu kesinlikle ileri sürmüştür. burada efe alınan Kimek ulusu ile birleştirmektedir. Prof. İşte üç adın sırf dış görünüşüne bakılarak ileri sürülen bu iddiayı kabul etmek için elimizde. Roma İmparatorluğunda bir devlet adamı olan Büyük Plinius. Suya girdi ve o saçı yakaladı. Yüzyılda: Bu yüzyılda Kimekler'in Altay dağlarının kuzey batısında ve Ertiş (Irtış) ırmağının orta kıyılarında yaşadıkları anlaşılıyor.Ö. Nitekim Kimekler. Kimek ülkesini "Altaylar" saymış. Artık bu durum göz önüne alınınca. Prof. Fars ve Lâtin söylentilerinin niceliğini kısaca gözden geçirdikten sonra. Kafkas sıradağlanndaki ikinci kavmin de. III. karısı. onun kayıtlarında hangi boyların yaşadığı belirtilmemiştir. sadece deniz veya göl anlamında değildir. Su yüzünde saçtan başka bir şey göremedi. yy) bile bulunmuyor. Adı geçen lâtin kaynağında iki kavim hakkında verilmiş bilgiler. Kimek ülkesi Turan'ın doğu sınırı olan Ertiş boyunda tdti ve Kimek deryası adı da bu büyük akarsuya veriliyordu. kitabında anlatır. Kimekler'in M. Bununla Çu havzası onların sınırı içine giriyordu.' Kimek destanının bu kısaca tesbiti bile. Rtrf. Gerçekten Kimekler'in Turan ötesi komşusu olan Farslar'ın eski destanlarında da bu ulusun adı geçmektedir. eserinin 12. kitabında da. Kimekler'in Hun boybirliğlnde bulunduğunu kabul etmek için de. Yine bu yazar eserinin 6. adı geçen eserinin bir dizi kitabında vermiştir. tarih ve boybitim bilgisine göre birleştirildiği belli değildir. şimdi elde edilebilen tarih bilgileri yardımıyla bu büyük Türk ulusunun tarihî durumuna dönebiliriz. nereden alındığı da belli edilmek suretiyle.t«2 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 163 Şad bir gün adamlarıyla Ertüş kıyısında dururken bir ses duydu: "Ey Şad. Togaıiplikçağ LâtHVyazarı Büyük Pföraus {Gaius Püntus Secundus. bu iki adın görünüşüne bakıp ilkinde Kimekler'in daima Seyhun (Sfrdaryâ)'un kuzeyindeki "Arka" ile Altay yöresini işgal etmiş bulunduklarını. adlarının Fars destan? tarihinde geçmesi. Yine bu arada yüzyılın sonlarına doğru Çu havzası merkez olmak üzere Türgiş devleti de kurulacaktır. Kimek ülkesine ve 'Deryâ-yi Kimek"e gittiğini anlatır.

Yüzyılda: Güneybatıya sarkmaya devan&seden Kimekler ve Kıpçaklar.Aral gölü kuzeyi ile Hazar arasında yaşayan Peçenekter ite Peçrû. Amansız bozkır mücadelesi sonunda Peçenekler. işte gerek bununla ilgili sonraki haberler. 8u bozkır mücadelesi. yüzyıl ortalannda bağımsızlıklarını almış ve devletlerini kurmuş olmalıdırlar. Minorsky. Yukarı Kem (Yenisey) ve Kobdo. Karluk ve Kimekler'in birleşerek Peçenekler'e karşı mücadeleye giriştiklerini anlatır. V. kuzeyde Altaylar*a varan yörede Kimekler. yüzyılın başlarında Oğuzlar'ın yeni yerlerine yerleşmesiyle bitmiştir. î ULYOsyıM* Bu yüzyıl sırasında. Böylece Peçenekler'i biz daha sonra doğu Avrupa'da. Emeviler'in yıkılışı ve Abbasîier'sn çıkışı sıralarında Halîfe tarafından Tokuz-Oğuz Hakanı'na elçi olarak gönderilmiş Bahroğlu Temîm (Temîm b. birlikten bir boy olan Kıpçaklar yayılmışlardı. fakat çok daha yayılmış olarak. Arap tarihçisi Ali el-Mes'ûdî Oğuz. bunların bir oymağını Kıpçaklar'tn teşkil ettiğini. yine Ertiş ırmağı boyunda ve bugünkü Kazakistan'ın kuzeydoğu tilerinde. bu IX.yöresi bozkırına geçen Kızgızlar ise. bir aralık Kara ve Ak Ertiş'de Kimekler'in güneyinde komşu kaldıklarını. yüzyıldan başlayarak bu Kıpçak adının yavaş yavaş bütün Kimekler'e ad olduğunu ileri sürmüştü. X. Kimek devleti ve Kırgız Begliği'nin bulunduğu anlaşılıyor. Çim (Emba) ve Yayık (Ural) ırmakları vadilerine hâkim oldular. göçlerinde yen? karşılaştıkları yerleri hep eski yurtlarmdakiler ile benzetme yaparak adlandırmışlardır. Onların bir çok boydan kurulmuş bir utus olduğunu biliyoruz. Bu kayıt.büyük bir ulus halinde hayatına devam ediyordu. Kimekler'in batı kesiminde Tobol-lşim havzasında Kıpçaklar. Bunun sonucu olarak oradaki bazı Türk boyları batıya çekilmeye başlamıştır. Aşağıda üzerinde durulacak olan bu meselede. 924 yılında Selenge havzasını işgal ettiler ve Kara-balık (Kara-Balgasun) kentine de girdiler.Kimek ile Guz (Oğuz) arasındaki sınırı Isil (Atıl. Ural sıradağlarımın güneybatı yöresine. Son araştırmalara bakılırsa X. İslâm coğrafyacılarının Ortaasya'dan ilk bilgileri derlediği sırada Batı Türkistan'ın kuzeydoğusunda henüz İslâm'ı kabul etmemiş bir çok Türkboyu göçerevii yaşıyordu. ts& köl havzasında Türkmenler ve Kartuklar. Yüzyılda: Onuncu yüzyılda Batı Sibirya'nın Güney yarısında Kimek Hakanlığı. Doğu ve Bat» Türkistan'da arka-arkaya gelen bu olaylar sonucu Orta Asya'daki siyasî durumun değişmesi sırasında. Kimek devletinin sınırlan. Ona göre adı geçen boylar. Bacgsrd (Başkurd) ve Nugerde adlı boylar üzerine saldırmışlardır. Bahr el-Muttavvi'î). Oğuzlar'ı Doğu Avrupa'da nereye yerleştirmeli acaba? Aslında Türkler. Bunları Oğuzlar'ın sonraki 241ü boy düzeninde buluyoruz. Büyük bir kısmı Avrupa'ya doğru göçe başlayan Peçenekler'den. X. Khıtay) bir devlet kurdular (916).Kuzey Kafkaslar'da ve Hazarlar arasında yer almış göreceğiz. yüzyılın başla- . Kıtan sürüleri. VIII. JOmek.ltil?) ırmağı çizer. Bu yüzyiltn son çeyreğinde Oğuzlar'ın Doğu Türkistan'ın Selenge bölgesindeki yerlerinden batıya doğru hareketle. oradaki Türk boylarını batıya sürdüler.İM TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 165 la doğudaki Kök-Türk Kağanlığı da çökmüş bulunuyordu. 840 yılından beri oralarda bulunan Kırgızlar da sürülüp atıldı. bu ırmağın şimdiki Kama olduğunu Heri sürmüştür. Coğrafyacı Istahrî (933-51)'ye göre. bu devletin göçerevii büyük boylardan kurulu birlik niteliğinde olduğu anlaşılıyor. İşte Atıl/ltel de bunlardan biridir ve Batı Si-birya'daki ırmaklardan biri olmalıdır. büyük Kimek devleti varlığını sürdürdü. Bu güç anlaşılır görüşe uyarsak. yüzyıl sonlan veya IX.Bu haberlerden anlaşılıyor ki. güneydoğudaki Tokuz-Oğuzlar'm bir Yabgu idaresinde bulunan "CmHkelh" kasabasına hep akınlar yaptıklarını da öğreniyoruz. Batı kesimindeki boylar. raporunda Kimekler'i de gördüğünü. adı anılan bilgine ait görüşün tutarlı bulunmadığını belirtmekle yetinirim. Yüzyılın ortalarında Kimekler'in batıya doğru yayılması sürüp gitti. KimeklerTn bağımsız devletini ve bu devletin niteliğini açıkça göstermektedirlOmek ülkesi ve oradakrtayat terzi üzerinde bilgi verilen bu eserden. Bu durumda Türkistan'ın kuzeyinde batıdan doğuya sırasıyla Oğuz devleti. onların batısında Kâşgar'a değin uzanan alanda Karahanlılar Hakanlığı. olarak doğuda Kırgızlar. Arap kaynaklarının Abbasî halifesi Mehdî çağına (775785) ait haberlerinden öğreniyoruz. bunların doğusunda Kırgızlar. batıya gelen Oğuzlar. onların batıda İtil veya Kama ırmağına değin uzanan yerleri idareleri altında tuttuklarını belirtiyorlar. 10. Devlet idaresinde "Hakanlı" derecesinde bîr teşkilât kurmuş olan boybirliğinin en kalabalık boyu belki daha başta Kıpçaklar idi. Kimekler de VIII. Yüzyılın başında kuzeydoğu Çin'den çıkmış olan bir Moğul boyu olan Kılanlar (K'itan.batıda ise Ak itil ırmağı kaynaklarına dayanmıştı. güneybatı'da Oğuzlar bulunuyordu. Karluk ve Yağmalar'ın. Coğrafyacılar. arterm güneyinde Ertiş-Seyhun-Yayık arasında Oğuzlar. kendilerine yurt bulmak üzere adları geçen boylara karşı mücadeleye girmişlerdir. Bu Peçenektetin doğusunda Kıpçaklar ile Oğuzlar bulunuyordu. Bu arada Hazar denizi kıyısına da ulaştılar. Kimekler için bir bölüm ayrılmış bulunan Hudûdü'l-Âlem (982)'de. gerek çağın benzer Türk devletleri gözönünde tutulduğunda. Kıtay. Komşuları. yenilmeleri sonucu otlaklarım (ve yurtlarını) onlara bırakıp batıya doğru çekilmeye başlayacaklardır. Kimek devleti ile ilgili en eski haber Arap elçisindendir. onların hükümdarlarına "Hakan" ctenfidiği belirtilir. güneydoğu'da Kartuklar. Onların akınları sırasında. yüzyılın ikinci yansında güneyde Seyhun boyundaki Savrân kasabasına. Ülkenin batı kesiminde Yayık (Ural) ırmağı'na değin uzanan yörede. *pj Kuman-Kıpçak meselesi üzerine eğilenlerden Çek bilgini DARasovsky. yeni gelen Oğuz ulusu içine gireceklerdir. ve X* yüzyılda Ertiş ile Ural arasında yaşayan Kimek boyunun aslında Kuman olduğunu. hükümdarlarını ve göçerevii hayatlarını anlatarak belirtilmiştir (760800?}. eski yerlerinde kalan az sayıdaki uruglar ise. yüzyılda Ortaasyadaki Türk boylan şöyle dağılıyordu: En doğuda Nanşan yöresinde Sarı-<Uygur) lar. Oğuzlar (Guz)'ın kuzey doğusundaki çok geniş bozkırda ve Ertîş ırmağı boyunda Kimek adlı büyük bir Türk ulusunun bulunduğunu. eski yakınları olan boylar üe birleşerek.

Güneybatıda yüksekliği 1000 ra yüksekli- . XIV. YSrneklerlrt durumu da Kıpçaklar'ınki gibi oldu. yüzyılın ortalarına doğru ülke içindeki karışıklar çoğaldı ve zayıflamış bulunan merkezî idareye karşı baş kaldırmalar arttı. Kuzey Çin'deki Kıtan öevleti'nin bu baskısına bağlanmaktadır. Birlikten belki sadece Kıpçaklar ile Yimekler yerlerinde kalmışlardır. Karahanlı devleti sınırları içindeki Kâşgar bölgesi ile Işık Köl yöresine de girmişlerdir. Kunlar Kıtay (Kıtan)'dan korkarak göçtüler. Onun yerini en kalabalık boy olarak Kıpçaklar aldı.topJumlar kurulana değin varlıklarını süfdöjçjüter. Kimek ülkesindeki bütün boylar da bu Kıpçaklar'a bağlanmıştır. Bu eserde. bu bilgiye hemen şunu da katmıştır: 'Bizce onlar Kıfçak'tır. Ortaasyadaki Türk boylan arasında yeniden büyük bir boylar göçü doğurdu. Boybirliğinin dağılışı ve merkezî idarenin çöküşü o derecede an? ve kesin olmuşturki. Kıtanlar 300 bin çadır halkı halinde (toplamı belki iki milyona yakın nüfus) Karahanlı ülkesini istilâya başlamış oiuyorduBaz* öncüleri ise» laik Körün batısında bulunan başkent Balasagun'a sekiz günlük yere yaklaşmışlardır.büyük bir göçe başlamışlardır. galiba çok kalabalık ve yeygim. XI. Bir kısmı yerlerinde kalırken. Bu sıralarda batı komşuları Hazarlar içine girdikleri de düşünülebilir. Ancak Kâşgarh. Avrupa'ya giden Yımekler'den bir bölüğünü daha sonra. YüzytJm başlarında Kıtanlar'ın batıya doğru akınları gelişmeye başlamıştır. Ülke: Kaynaklarımızdan ulaşıldığına göre Kimek'fcikesi. yüzyılın ortalarında olan dağılma sonunda. 1017 sırasında Kıtan süruîeri. Onlar Sarı'yı. Bu son husus. Kendi alanlarında kalanlar ise. gerçekten ağır bunalıma yol açmış ve Türfc boylan da bîr birbirini yerlerinden sürerek. doğusunda Kıpçaklar. bir kısmı Kıpçaklar yanında Doğu Avmptfya geçti. Aşağı Ertiş-lşim Tobol havzasında bulunan Kıpçaklar.. Birlikten başka bir boy olan Bayandurlar.* ba& Sibirya bozteri üe Hazar Denizi kuzeyinde v^ıirnışlardteeunlardan bir kıemı Kumantar ile tMMe orta Avrupa'ya doğru uzandı. Çağın kaynaklarına bakılırsa. 1009 yılında Uygurlar üzerine yürüdüler ve onlardan Balı Kansu ile Kan-çov ve Suçov kentlerini aldılar. onlar Türkmenleri onlar Oğuzfar'ı. bu birliğin boylarından baharını ya tek&aştna kalmış veya başka boybiriikterı içine girmiş bulmaktayız.Muhammed Nesev*(t24t}^n verdiği bir haberden. Kimek boybirfiğinden olan ve yine Ertiş boyunda yaşayan Yimeikter (Y6mekler) tanıtılmış ve onların da Kıpçaklar'ın bir "cîTi (oymağı) olduğu belirtilmiştir. onların buralara gelmeden önce. de varlıklarını göstermez mi? Kliman meselesinde kesin dan husus. çoğalarak daha geniş bir afana yayılmışlardır. Uzlar'* daha batıya sürerken. Bu sıralarda Kumanlar'ın itte yurtlarından batıya doğru göçleri de. Bu Kadjr Han. İşte bu sıralarda. yüzyıl başında Ortaasya'da yaşayan Türk boylan ve uruğlan arasında Kimek boyadı bulunmamaktaydı. sadece. onlar Peçenekler'i iterek yurtlarını aldılar. Kimek ulusu. önce Kora ve sonra Gobi üzerine döndüler. Yimekler'in XII. Gerçekten. Ben Sibirya ovasında ve yaklaşık 48/49-57 K ile 70-85 dereceleri içinde kalan geniş bir bozkır alam »>*■ Bu geniş alarm güneybatı ve güneydoğu köşelerine bakılraazsa çoğu yüksekliği 125-t50 m'yi geçmeyen bir bozkırdır. bir çok Türk boyunun birleşmesinden ortaya çıkmış idi.166 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 167 nrtdft Seybun'un orta ve aşağı kıyılarına da hâkim oldular. XV. ama Kıfçak Türkleri kendilerini ayrı sayarlar. yolları üzerinde olan ve ottaklan için pek çoğalmış bulunan Kıpçaklar'dan bir kjşmını birlikte alarak. kendileri bir kısım Kıpçaklar ile birleşmiş ve ilk defa Kurnan adım almışlardır. 1004 yılında Çin ile barış yapan Hitanlar. öte yandan büyük nüfusa sahip Kıpçaklar'ın çevredeki boylar üzerinde hâkimiyet kurmaya girişmesi. Halbuki bu "Kuman" boyadının. Safaktan-oğlu Tatar Yûsuf'un oğlu idi. Yimekler'den olup. güneyinde Oğuzlar bulunuyordu. Kimek devteti'ni çözmüş olmalıdır. bu ikisine ait çeşitli unsurların ayrı ayrı görülmesiyle anlaşılmaktadır. Daha sonra Türkiye'ye doğru akan Oğuzlar arasındaki Bayandurlar'dan Aİ&byunfu soyu XV.ontarın (Kun ve Sarılar?) batıya göçerken. Altınordu Devleti'ndeki Kıpçaklar arasında buluyoruz. benzerlerinde olduğu gibi. yüzyılda SeyhuşJbpyuna indiklerini ve oralarda Hârizmşâhlar devleti hizmete girdiklerini öğreniyoruz. İşte bu ağır akın ve istilâ. onları daha ileriye sürdü. Ibn ef-Esfî'de anlatılan 1012-13'de Türkler'in Çin'den çıkışı haberi de yine bu Kun ve San (Uygur)lar'ın Türkmen yurduna gelişi olmalıdır. kendilerini ayrı belki de üstün saymaktadırlar. yüzyıl başlarına ait bir haber ile. Göçebe Kıtanlar'ın bütün varfcJdanyia Türk boylan yurtlarına saldırısı. Değerli eseri "Ölvânü Lûg^İfMPürk'ü yüzyılın ikinci yarısı ortalannda bitiren Ka-rahartff-Ûlfcesinden Kâşgarh Mahmûd Beg. yüzyılın ilk yarısındaki büyük boylar göçü. Kınro1*? kuzeyinde uzanan geniş bozkıra gelmiş olmalarıdır. Aral Hazar bölgesindeki Peçenekier'in kuzeyinde Hazarlar. Pek kalabalık olan Kıpçaklar ise. Şerefüzzemân Tâhir Mervezî (1120?)'nin aktardığın» göre. Hârizmşâh îöuihammştfin 1218 seferini anlatan Mînhâc Cûzecânî de. değil idiler Bunlar sadece Oğuz ulusu içine girdiler. Kimek ulusu üzerinde de kötü tesir bıraktı. yüzyılın ikinci yarısında Kimek devleti ve ulusunun adı bile unutulmaya başlamıştır.Bu küçük açıklama bazı mühim hususları akla getirmektedir: Kimek boybirliği artık iyice dağılmış ve o toplayıcı ad unutulmuştur. Kimekler'den hiç söz etmez. anılan bölgenin çok doğusunda küçük bölüntüler halinde başka etnik toplumlar içinde bugün bile bukmmas*. Bu devletig t|azıaskerî sefer ve başarılarında büyük rol oynamışlardır. Macar bilgini Karoly Czegtedy'ye göre güneybatı Sibirya'ya gelen Kun ve Sarılar. Bu sonuncu bölgeden de. yüzyıl başlarında Doğu Anadolu ve Azerbaycan'ı içine alan bir devlet kuracaktır. t$un Kanglı başbuğu Kadir Han'ı ardından kovalayarak kuzeyde tâ Yugur kasabasına değin gittiğini anfaürçışür. 1050'den son-: ra Doğu ve Orta Avrupa'da bulunan Kuman ve Kıpçaklar'ın b]r boybirliği ku^kffe birlikte» îek bir boy halinde kaynaşmadıkları. Boybiriiğinde ağır bir J^nalım doğdu ve birlik ^ukJu^Oyle anlaşılıyor kî. Arkadan gelen Kayiar. Ve orada yeni bir boybirüği devleti kurdu. XI. Bföiğinfcrttkalababk boyu öten Kıpçaklar. ayrıca bunlardan bir kısmının batıya doğru göçe başlarttfsı. yurtta kalan Kıpçaklar'ın üstün sayılarıyla belki boybirliği idaresini ellerine geçirmeleri demek olabilir. Kimek boybirliğinin öteki boylarının dağılıştan sonraki durumu üzerinde ştadfflik bilgimiz yoktiprat'yüzyıl ile XX. yüzyıjda yeni et$H.

Bu kuruluşta onların bir çok boy ve uruktan meydana geldiği muhakkaktır. Hudûd'da ülkede tek kentin bulunduğu söylenmiş ise de. Y.M. Altay'dağlarının 1500 m. Burası ile Taraz (Talaş) arası. Aral gölü'nün doğu yöresinde olup. A. Yine aynı dağdan çıkan Ertüş Irmağı.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 169 ğe varan bir yayla (Bugün:Kazak bozkırı) bulunur. Yine GerdizTden üçüncü bir yolu da tanıyoruz. Ülkenin asıl merkezini Ertiş'in orta boyu teşkil etmekteydi. ülkenin ikliminin kışın çok soğuk olduğunu ve çok (mızrak boyu) kar düştüğünü anlatır.boy (kavm) olduklarını. Türkmenler ve Oğuzlar yayılmışlardı. Kimek sınırı ile doğudaki Kırgız ülkesi arasında. Kimek ülkesi ile Batı Türkistan arasında uzanan üç taarat yolunu İslâm coğrafyacıları ile Gerdtel'den öğreniyoruz. gerekli bir duruma girmiştir. açıklıkla bilemiyoruz. Hakan yazın orada kalır. Onların bugünkü Altaylar 8e daha doğusunda bulundukları biliniyor. "Yimekiye" şeklinde. Kimekfer'in 'K. Aç* bir imlâ ite yaz*myan yer adlarının. Yine güneyde Kara Ertiş yöresinde. Minorsky'nin bir yazı yanlışı olarak kabul edip. Baraba bozkırı ile Çan 06lü de bu bölge içinde kalır. Bu yol batıdan hareketle doğuya Kırgız Yurdu'na uzanırken. 3uvuk ırmağımdan. bir ırmaktan. Kıpçaklar'a ait başka bir bölgeyi (Taş-Kıpçak ?) de ayrıca pek kısa bir bölümde ele alan Hudûd yazarı. galiba Oğraklar bulunmaktaydı.Suyu kara ise de. Ertüş ile Atıl (Ob ?)'ın birleştiği yere yakın ve Ertüş kıyısında bir köydür. yüzyılda Güneybatı sınırını Seyhun havzasındaki Sabrân ile Şağlcân kasabaları yakınlarından geçtiğini söyler. yüksekliği geçen etek ve uzantılarıdır. yine oradan bunun daha fazla olduğu ortaya çıkıyor.8 (?) ırmağından geçilir ve Ertüş'le Kimek ülkesine girilirdi. Hudûd'da anlatıldığına göre.d-Or Tağı'ndan. Bunların her bîr! ulusu meydana getiren . Guz ülkesinden akarak. Kimek ülkesinde Ertiş (Irtış). etrafı sur ile çevrili büyük ve zengin bir kasabadır. Ticaret yollarından biri Taraz (Talas>. Guz ile Kimek arasında akar ve bir Kimek köyü olan Cûbîn (ÇûbtnJ'den sonra Atıl (bugünkü Ob mu?) ırmağı'na dökülür. elimizdeki kayıtlar oldukça kanşık ve çözülmesi. Boy Düzeni: Kimek ulusu. X. Kimek yurdu ile Cend kenti arasında. Onun verdiği bilgiye göre. Karluk ve Kimek topraklarından geçiyordu. bütün bölüntülerin adlartru ve sayışım hiç bir kaynakta bulamıyoruz. Kimek ülkesindeki Ming-Or Tağı'nda buiunan ve suyu hiç azalmayan bir tatlı su kuyusundan söz ediyor. kışın soğuğu fazladır. Coğrafyacı Muhammed el-Mukaddesî. ülkenin doğusunda Kırgızlar (Kırgız Begliği) vardı. Kuzey-Güney yönünde uzanan bu yol boyunu. Peçenekler'in yerini sonradan Oğuzlar (Oğuz Devleti) aldılar. Batıda Peçenekler yaşıyordu Hudûdü'1-Âlem (982)'de bu Peçenek yurdunun her haliyle Kimeklertnkine benzediği belirtilmiştir. Oradakiler bazı geleneklerinde Oğuzlara benzerler. çoğu düz bir bozkır olan ülkede sert kara ikliminin hâkim bulunmasından ileri geldiği bellidir. Kimek ulusunun yayıldığı bu geniş ülkede pek çok boy ve onların bölüntüleri yaşıyordu. sırasıyla Pârâb {Fûr6bh ÜM Nev (Yengi-kentyden geçtikten sonra Kimekler'e yöneBr. Karluklar. gsun-yasav: (?) Ertüş ile Atıl (Ob? ) ırmakları arasında başka bir bölgedir. K. hızlı giden bir atlı için 80 günlük yoldur.n. Bunlara göre.s. bunların Kimekier'den ayrılmış bir. yine o dağdan çıkar. Ob. sonraki istinsahlar arasında daha da bozulmasıyla. (Kuzeyde ?) bir kasabadır. Buna göre yolboyu. üçüncü bölgenin adının okunuşu kesin değildir. yer adlarındaki anlaşılmaz imlâdan dolay». güneybatı kesiminde Oğuz ülkesi yakınında idi. Yolda sırasıyla. İşim gibi büyük ırmaklar ile daha bir çok küçük akarsular ve göller vardır. fbn Havkai'ın kayıtlarından da bu sınırın Batıda Ak-ltil ırmağı başlarına uzandığı sanılıyor Kaynaklarımızın çeşitli haberlerinden Kimek ülkesinin komşularını da öğrenebiliyoruz. Kuzeydoğu-Güneybatı yönünde olan Fârâb. Güneybatı yönündeki atanda ise.d-Ortaği" (Altaylar?) dedikleri bir dağ bulunuyordu. Ülkenin daha kuzey kesimi taygaiık ve ormanlık olup. Kimek yurdunu komşu ülkelere bağlayan yollardan Wr kaçını bazı kaynaklar tesbit etmiş ise de. Büyük bilginimiz Ebû Reyhan Beyrûnî (1000) de. Bu dağdan çıkan büyük Res (?) ırmağı. kaynakların açıkpa anlattığı gibi. Bu Türk ülkesinin sınırlarım belirleyen bazı bilgileri islâm coğrafyacılarının küçük kayıtlarında buluyoruz. Hudûd'dan alınan bu bilgilerde. Halkının geçimi bol ve işi iyidir. Mudûd (8B2)'a göre. Kimek ülkesinden akar ve Cübîn'e ulaşır {Sonrası karışıktır). Onların yerleri üzerinde aşağıda ayrıca durduğumuz için burada tekrarlamıyoruz. Uluğ Mun çölünden. Hazar denizine dökülür (hangisi?). Bu hususun. uzun bir kumluk vardır. Çubın köyü: Kuzeyde. Kimek ülkesi on I* (t* de Hakan bölgesi varsa on iki) bölge (ll)'den kurulmuş idi. Melik (=Yabgu ?) diye andığı idarecilerinin Kimekler'ce atandığını ve yurtlarının güneyinde Peçenekler'in bulunduğunu anlatır. Yimek (iye). Oğuz (Guz) ve Kimek yurtlan sınırına bakan bir kasabadır. Şağlcân ise Kimek ülkesi sınırında. Dördüncüsü "N. bir boybirHğl teşkil ediyordu. düzeltmesi bence de doğrudur. tatlı olup içilir. Ancak Kimek ulusundaki boy düzenini. Bu yolboyunda adı geçen Yengi-kent.Kiye" yi V. Oğuz Yabgusu'nun kışlağı İdi. Bunlardan Savrân (Sabrân). bölgeler ve kentler şunlardır: İç -Kıpçak: Kuzey batıda bir bölgedir. Biz de buraya öyle aldık. Güneydoğu ise.Kimek yoludur. Kırkız-han: (Doğuda ?) başka bir bölgedir. bu kayıtlar pek açık değildir.n. Kırgız gelenekleri vardır. Buradakilerde ise. Kocaman ve geniş bir akarsudur. Yaylak olarak çok kişi toplanır. Birlikteki boyların nüfusu arttıkça ve bunlar da yayıldıkça sınırlar genişlemiştir. bir çölden. Güneydoğudaki Tokuz-Oğuzlar la aralarında bir bozkır (sahra) uzanırdı. Bu dağ. Gerdîzî. anlaşıldığına göre. Adı geçen Atıl ırmağı da Ertüş'ûn kuzeyinde olup.Kimek yolu'nu Genftrf tarîf etmiştir.

Ibn Fadlan (929) kuzeye ftil Bulgartarı'na giderken. Birlik dağıldıktan sonra bir kısmı Seyhun boyuna inmişler. Belki Tatarlar'dan bir soy. Uzun süre biride içinde kalan Kıpçaklar. Çünkü. hepsi kişi adt (eponym) kökünden olan boyadiarı şöyledir: O irro-Eymt-lmey (okunuşu açıklıla belli değil) • ImeMEmek (Yimek) ©Tatar ■'■' • Bafandur (Bayandur) • KJvfçak (Kıpçak) • LankaZ'Lanıkaz (Minorsky'ye göre: Nılkaz) • Aciadfl) Bu destanda Kinoekler. Kimek boybirfiğinde zamanla Türkleşip giden Mogut kabileleri bulunduğu da Rus tarihçUerince yeri eüıtllmüştür. Adlan bile doğru okunamayan son iki boyun. muhakkak daha eski bir kaynaktan aktardığı Kimek destanında yedi boyun adını vermiştir. elimizdeki bazı kayıtlar bunu tahmine imkân veriyor. birçok Türk boyunda olduğu gibi. Kimek ulusunda bu adı taşıyan bir boy bulunmamaktadır. tartışılabilecek BayatBayaut aynılığı bir kenara. yüzyılın ortalarında. Halbuki Gerdizî (1050). Kimek boybirliğinin başlangıçta yedi boy ite kurulduğunu. Onların. bir kısmı da Altmordu'daki Kıpçaklar içtnete görüimüşlerdîr. Birlik boylarının ülke içindeki dağılış ve yerleşme yerleri kesinlikle bilinmemekle birlikte. öteki boylardan imi'nin Kıpçaklar'ın doğusunda ve Tatarlar'ın Yimekler'in doğusunda bulunduklarını sanıyorum. Bu boyadı biçiminde yapılmış Kumandur. . öte yandan dabu ikinci boy Kimek boy düzeni içinde (3. Bu iki kaydı birleştirirsek. Oğuzlar'a komşu bulunduklarından. düzende o sayıda büyük boy bulunuyor demek olmalıdır. Çünkü yutanda belirtildiği üzere. sadece kendisinin bir yorumudur. Gsunyasav'ın aslında bir boy olması çok mümkündür. Haklarında az bilgimiz olan Yhnekfer'i Kâşgariı Mahmûd Beg tanıyordu. Tme onun "DUT (Oivanü Lûgaii't-Törkyde de Başkurd ve Kimekterln dffi beraber zikredilmiştir* sözü de belge olamaz. Burası ülkenin orta kuzey yöresinde ve Ertiş ile Atıl (Ob?) ırmakları arasında bulunuyordu. Bunlardan ilk derecesi bMW boydan kurulan 'Boy begliğf. Lankaz ve Aclad hakkında hiç bir bilgimiz yoktur. Bu ikincisi. Ancak bu husus. Bunun adı. Doğu Anadolu'da kaleme alınmış •Dedem Korkut Krîabfndaki hikâyelerde de buluyoruz. Nitekim yurtları Kıpçaklar'ınkine pek yakın idi. Başkurflar1! da Kimek birliğinden bir boy saymaktadır. ulusun içinden çıktığı asıl boy bu îdi. Togan. Kimek destanına göre. Hudûd'da geçen Yagsun Yasu (Y. Iç-Kıpçak ve Taş Kıpçak şeklinde ayrıldığını Hudûd'daki bilgilerden tahmin ediyoruz. bu ilk devirleri süresince az tanıdığımız bir boydur. Doğu Kök-Türk ve Türgiş devletlerinin tarih sahnesinden çekilmeleri üzerine bağımsızlıklarını ilân eden öteki Türk boyları gibi. Oğuzlar'a komşu bölgede yaşayan ve sonraları Kıpçaklar îte birlikte bulunduğu görülen Kanglı boyu da bu birliğe katılmış olabilir. Monğoldur. Prof. bunlar ile karıştırmış olacaktır. Ancak onun belge olarak gösterdiği. Altınordu öncesi ve sonrası etnik kurutuşların içinde bu boyun büyük yeri vardir. Bununla birlikte Kimek ülkesindeki üç bölgeden birinin adı olan'Kırkızhan" gözönüne alınırsa. Onları. Tatarlar hakkında da (azla bilgimiz yoktur. sonraları Batı Sibirya'dan Orta Avrupa'ya uzanan pek geniş bozkırların hâkimi olmuşlardır. Câm (Çim) ırmağı'nı geçince Başkurt karakollarını görmüştü. dağılma sırasında onlara katılmışlardır. Yine bu konuda Prot Togan'm. gibi başka boyadiarı da biliyoruz. daha geniş teşkilâtlı ve daha büyüktür. Bayandurlar'ın Oğuz içindeki ikinci devre tarihi üzerinde oldukça bilgimiz vardır. Bunların da güneyinde ve Oğuzlar'a komşu kesimde Bayandurlar vardı. O eserde bunu belli edecek açık veya kapalı Nç bir ifade yoktur ve itham ettiği Minorsky de metni karışfermamıştır. Kâşgariı da bu boydan kısaca söz eder. O belki Bayandurlar1!. Bunların adlarının okunuşu bile kesin değildir. sonraki katılmalar ile bunun on ikiye çıktığını düşünebiliriz Gerdizfnin aktardığı destân'a bakılırsa. Yine bir bölge adı olarak bilinen Y. Tokuz Tatar ve Otuz-Tatar olarak Kök-Türk yazıtlarında geçer. O bakımdan kökü " Bayan* olabilir.. Lankaz ve Aclad'ın ise en doğuda kaldıkları. öne geçerek bir çok boydan oluşan bu boybiriiğini kurmuştur. Kimek boybirliğine sonradan hangi boyların katılmış olabileceğini açıkça bilemiyoruz. pek çok büyük boyun katılmasıyla geniş bir alana hükmeden ve idaresi aristokrat nitelikte tek bir soya dayak devlettir. Ancak bu devlet ne nitelikte idi? Çünkü Türk ilk çağı boyunca Törkler'de M türde devlet görülmüştür.İTO TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 171 boylara ait ise. birliğe bir Kırgız boyunun da katılmış bulunduğu anlaşılıyor. Onların Kumanlar ile ayrı bir boybtriiğt devleti de kurduklarını biliyoruz. Burasının Kıpçaklar'a çok yakın bulunması gözönüne alınarak Başkurtların birliğe katılmış olması Mmgfö üzerinde durulmalıdır. bir devlet kurduklarını felyomz. özerinde bile dur% maya değmez. Kıpçaklar'ın güneyinde ve Ertiş'in sof (batı) kıyısı boyunca Yimekler yerleşmişlerdi.) sayılıyor. Devlet Yapısı: Kimekler'in VIII. Devlet özelliği bakımından daha köklü. bunların eski kaynaklarca hemen hiç tanınmamalarından anlaşılıyor. ötekisi büyük boylar birliğiyle oluşan "Hakanlı devlet" yüksekliğinde idi. Bayandur far (Baîandur) da. Kimek ülkesinin kuzeybatı kesiminde Kıpçaklar yayılmışlardı. Oğuzların doğudaki kalıntısı kabul edilmesi gereken Bayaut (Bayat)lar'ın Moğullar arasında Mogul ve Kimekler arasında Türk sayılmaları durumu da varit değikSr. gsun-Yasav)'nun İtil ile Ertiş arasında yaşayan Başkurtlar'dan başkası olmadığı hususu. elimizdeki boyadiarınırı karıştırılmasından ve hattâ ters yorumlanmasından ileri geldiği için.. Divân'da Kimek adı zaten geçmez. Bununla birlikte. Tatarlar'dan ayrılmış bir bölüntü olarak gösteriliyor. Ulustaki adını bildiğimiz boylardan üçü olan İmi. Batı Anadolu'da görülen Bayındır yerad» (İzmir'in güneydoğu yakanında) da bu boydan gelmiş olmalıdır.

Kimek ülkesinde iki ağız bulunduğu da ortaya çıkıyor. geçimlerini bunların ürünleriyle sağlarlardı. eş olması çok tabiidir Karda Kimekleıin kayak kullandıkları da belirtilir. Bu ad Kimekler'e özgü bir tür dokuma olarak aslında "Kimekler" de olabilir. getirilse bile çok yaşamadığını belirtir. Kimekler samur (semmûr) kakım ve sincap gibi kürklü hayvanları avlarlardı. Ebû Dulaf (Mis'ar b. kendi idaresindeki ülkenin bir bölümünü idare etmek üzere verdiği bir vazife unvanı idi. bağımsız devlet başkanına verilirdi. yy)' in yazdığına göre de Kimekler öten kişilerin cesetlerini yakarlar ve büyük akarsulara (Ertiş ırmağına) dökerlermiş. bir bölgenin askerî-mülKI idarecisine verilirdi. Onların Gök'e (Tanrfya) taptıkları. ister Yabgu. Geçimin bir yolunun avcılık olduğunu belirtmiştim. onların Oğuz duşu içindi bulunduktan sırada tesbit edilmiş "Dedem Korkut Kitabındaki beitrtHerdflft anlaşılıyor. Kimekler'de de Kamlık (Şamanizm) dini hâkim bulunuyordu. Eki oturaklar dışındakiler. Nüfusun büyük çoğunluğu. Bölgelerde Hakan soyundan kişiler veya birliği oluşturan boyların beğteri hâkrrndir. Orada be- lirtiidiği üzre. Onun idaresi altındaki ülke on bir (belki kendisininki ile on iki) ll'e ayrılmıştır. göçerevli bir hayat tarzı sürdürürdü. Kuzey kesimindeki ormanlık yerlerde yaşayan Kimekler. onlardan "Kimek Yabguluğu" olarak söz etmiştir. sulak yerlerde ve çayırlarda dolaşırlardı. Besledikleri ve ürettikleri hayvanların başında at. ülkenin başında "Hakan' unvanlı bir hükümdar bulunuyordu. Soğuğun şiddetlendiği günlerde sular donunca. onların tarafına geçerlerdi. Sayıca çok az olan bu oturaklar. Dokumanın kendi belki önceleri yünden . Bu tarz giyimin. sığır ve koyun gelirdi. Ishak ibn el-Hüseyin (XI. Bu hayat tarzının bir gereği olarak büyük çadırlar altında bannırlardı. idarecinin kendi soyuna mahsustur. Pamuktan yapılmış nakışlı ve çubuklu olan bu dokumayla kışlık elbise dikilirmiş. gerek kaynaklarındaki bilgilerden ve gerek günümüze kalan dil kalıntılarından açıkça anlaşıldığı üzere. Hakan'ın saraydaki eşi olan kadın M Hsturf ilkçağdan beri bütün Türk devletlerinde kullanılmıştır. Ancak bunlar yer ve zamana göre. Türk diliyle konuşuyorlardı. Bulgar Türçesi (S-Türkçesi) tesirinde bir ağıza sahip idiler. "Yabgu* (Kimek destanı vb. Orada toprak altında ağaçtan su hazneleri yapmışlardı. Onlarda hayat tarzlarından başlıca ikisinin hâkim bulunduğu anlaşılıyor. zaten göçerevli yaşayışın gerektirdiği hususlara uygun birimlerden oluştuğuna göre. oldukça eski bir geçmişin eseri olarak. Kimekler'de "Su kültü" bulunduğu Gerdizf nin aktardığı Kimek destanından ortaya çıkıyor. Aynı yüzyılda ve bu devlete daha yakın yerde yazılmış "Hudûd" (982)'da Kimek hükümdarının unvanı "Hakan" olarak verilmiştir. Ünlü Arap gezgini. ister Hakan olsun. komşu Oğuzlar ile birlikte Ana-Türkçe (Y-Türkçesi) konuşmakta idi En kuzey batıda bulunan bir kısım Kıpçaklar ile bir kısım Yimekler ise. Göçerevli Kimekler'in besledikleri büyük sayıda ki hayvanları kışın kendi sert iklimlerinde korumaları çok güç oturdu. Elimizdeki dil kalıntıları dikkatle incelenince. bîri önde öteki arkada tutulmuş». ilk çağdan gelen bütün Türk boylarında böyledir. KüttOr: Kimekler. Nitekim Bayandur boyunun da bu tür teşkilâtı benimsemiş olduğu. Asıl geçimleri hayvan besleyiciliği olan bu kalabalık toplum büyük sayıda hayvan beslerler ve onların her türlü ürünlerine dayalı bir iktisat hayatı yaşarlardı. hayvan besleyicisi olmaları dolayısıyla yılı yaylak ve kışlak denilen belli iki yöre arasında yarı göçebe geçirirlerdi. Sert-soğuklarda bineklerini götürdükleri bir bölge Oğuz yurduna yakın Ak tag (ûk tag) îdi. Her il'inde kendi içinde boy ve uruğlara ayrtîmış bulunacağı da düşünülebilir. Bu orun. Kışın karlı günlerini soğuktan korunabilen vadi ve su kenarlarındaki kışlaklarında geçirirlerdi. Her ili kendi hâkimi şdare etmesiyle. Ocakların bütün servetlerini büyük hayvan sürüleri teşkil ederdi. Kimek devlet yapısı Hakaniı derecesindedir. Devlet idaresi aristokrat nitelikte ve Hakan soyu elindedir. onlar Ertiş trmağı'nı ulu Tanrısı sayariarmış. lîk çağ boyunca bütün Türk devlet ve boylarında olduğu gibi. kementler ile bu atlardan yakalar ve ehlileştirirlerdi. GerdîzTnin anlattığına göre. Yine bu kaynağımız onlarda deve bulunmadığını. hayvan besleyiciliği (çobanlık) ite meşgul olurlar. Bu kayıtlara bakılırsa. oldukça oturak bir yaşayışa sahip idiler. Unvanların başında "Hakan" geliyor. daha çok avcılık ite geçinirlerdi. Avcılık. Hudûd yazarı. Ertiş ırmağının yukarı boyunda binlerce vahşi at bulunuyordu. Verdiği bilgiye göre.172 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 173 Kaynaklarımızdan Ali ei-Mes'ûdî. herhalçie eski bir kaynaktan alarak başbuğlarına "Baygt* (Yabgu)* unvanını veriyor.taşı bulunduğunu haber veriyor. Hakan'ın yakınlarına. O halde Kimek Devletinin asri iktisadı bu hayvan besleyiciliğine ve onlardan alınmış maddelere dayanmaktaydı.) ve *Şad* (Kimek destanı) unvanları. Eski ve asıl şekli "Kağan" olan bu ünvân. kendileri ve hayvanlar bunlardan yararlanırdı. çocuklarına veraset yoluyla verilir. oturak Kimekler'de asıl geçim. MuhalhH. ikisi de Kimekler in Hakaniı devlet düzenine sahip bulunduğunu ortaya koymakladır. Göçerevli Kimekler. Yüksek seviyedeki başka bir ünvân da "Tutug" (bir okuyuşa gör« Totok)'dur (Kimek destanı ve MCtometül-Tevârih). Kimekler. Kaynaklarda geçen bazı unvanlardan Kimek Devlett'nin üst orunları hakkında bügj ed^ebilıyonjz 8u unvanları zaten ilk ortaçağdaki Türk devletlerinde de bulmaktayız. Yazm yaylakta otlaklarda. Bu büyük devlet göçerevli hayvan besleyici boyların iktisadını vm hukukunu ön plânda tutar. Bir çok büyük boyun birliğinden kurulmuştur. Kâşgarlı Mahmûd Beg "Kemek (tek fethayte)" adı verilen bir dokumayı tanıtıyor. Kimekler ite Kırgızlar'da giyimin tamamen aynı olduğunu belirtir. Oğuzlar ile iyi anlaştıktan yıllarda kış şiddetli olunca hayvan sürülerini alır. "Murûc" (943) İte "Tenbîh" (956) adlı eserlerinde. göçerevlilerde ise yardımcı meşguliyet olarak kabul edilmişti. 941) Kimekler'de bir Yada. Onların kışın karlı günlerinde kürk hayvanı avına çıktıklarını Mervezî anlatır. O halde kısaca toparlarsak. Yeri. K?mek Devletinin devlet teşkilatını bize kısaca Hudûd tanıtıyor. Gerdlzî (1060) ise. Kimek ocakları (âile)'nda ataerkil hâkimiyet vardı Bu. Keçeden yapılmış büyük otağlardan küçük çadırlara kadar değişik barınakları vardı. Kıpçaklar da bundan yağmurluk yapariarmış. Bu. Atalar ruhu'na ve Ateşe de büyük saygı gösterdikleri biliniyor. Ülke nüfusunun büyük kısmı. üter de on bîr "âmir vardır.

Yaylakta semirtilmiş hayvanlara! eti ve sütü en İyi gıdadır. deri. yazısız ve yazılı tarihî an'anelerle içtima? teşkilât üzerindeki tedkikter ve nihayet az da olsa tarih kaynakları. besin deleri yüksek bâr içkidir. bugün bizde de yapılan "pastırma* biçiminde olmalıdır. Bu bakımdan Türklerin eski çağlamı yalnız "göçebe bir zümre" telâkki etmek doğru değildir. Devletin yaşaması için kanunlara ve ailede disipline. Doğu Avrupa Türk Kavim ve Devletleri Akdes Nimet KURAT Giriş Kavimler muhaceretinden önce (M. Kelt. İslâm tüccarlarının Oğuz. Kimekier'in başta komşuları olmak özere.IV. her fert ve cemiyet şuurlu varlığını devlete borçludur. henüz esaslı bir şekilde aydınlanamamıştır. Kimek ülkesinde tuz bulunmadan*. Kimekler. Etler kurutulup saklanarak kışın da yenirdi. değiş-tokuş'un esas alındığı düşünülebilir. ziraatla meşgul olarak köyde ve ticaret ve sanatla uğraşarak şehirlerde yaşayan Türk zümrelerine de çok erkenden tesadüf edilmektedir. bunu dtşandan temin ettiklerini belirtirler. filologya ve etnologya araştırmaları. sütlerini de içerlerdi.S. İslâm coğrafyacıiarmm haber kaynağı olan bu tacirlerin güvenlik içinde dolaşmaları da aynca dikkate öeğer bir husustur.174 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 1?» iken XI. Objektif bir gözle Türk kavimlerinin tarihleri araştırılarak ve her devrin kendi hususiyetleri. II. gün geçtikçe bu ciheti müsbet bir şekilde ortaya koymaktadırlar. Lâtin. yapıcı ve yaratıcı bir unsur olarak dünya tarihinde çok erkenden kendilerini göstermişlerdir. German ve Slav kavimlerintndeki gibi. komşularının vaziyetleri bir araya getirilerek mütalâa edilirse. yapağı. Bu et kurutma usulü. tıpkı Grek. sığır ve at eti yerler. pazar açtıklarını bitiyoruz. Her insan birliğinin en yüksek içtimaî müesessesi devlettir. yüzytfda artık pamuktan yapılır olabilir. Aynca. Ticarette para'dan çok. Türk ilinde geçmişlerde cereyan eden vak'alar. birçok millet ile alış-veriş yaptıkları anlaşıyor Çevre ülkeler ife canlı hayvan ve ürünleri (et. halı. coğrafî ve ekonomik şartları. netice itibariyle Türk milletinin her itibarla büyük bir millet olduğunu göstermek için esaslı bir delil teşkil etmektedir. at sütü de »çerler ve bundan hazırladıkları mayalı içkiye de "kımız" derlerdi. Kimekier'in yiyeceklerinin başında hayvanlardan elde ettikleri besinler getirdi. Türk kavimleri tarih sahnesine çıkalı hem devlet teşkilâtı hem disiplinli hayat ve askerî teşkilât bakımından en yüksek mertebeye ulaştıklarını daima göstere gelmişlerdir. Boi miktarda koyun. yüzyıl ortalarına kadar) Türk tarihinin en eski çağları. Bu madde onlar için o derecede değerli idi ki. Tarihî şartların icabı olarak Türk kavimlerinin bir kısmı göçebe olmakla beraber. samur kürk ile değiştirmeye razı oluyorlardı. Türk kavimleri devlet kuran mükemmel teşkilâtı olan. İçecekleri arasında süt ve bundan yapılmış olan besinler vardı. dokuma vb) üzerine ticaret yapılırdı. Arkeologya. Kimek ulusundan Kıpçaklar'ın bunu kutlandıklarının belirtilmesi de ayrı bir belge sayılabilir. Kımız. avladıktan kürklü hayvanların postlarını da ihraç ederlerdi Bunlara karşılık dışarıdan başka ihtiyaç maddeleri alırlardı. bu varlığı müdafaa ve idame için mükemmel bir askerî teşkilâta ihtiyaç vardır. Kimek ve Kırgız îtten gibi ana yollar dışında kalmış olan Türk yurtlarında toplu halde çetin yollarda aylarca dolaşarak ticaret yaptıklarını. Eski Türkeli'nin büyük bir sahası bozkır olması itibariyle bura ahalisinin mühim bir kısmı tabiî şartlara uyarak göçebe hayatı geçirmek mecburiyetinde tefanıştır. Şu cihet muhakkaktır ki. Gerdizî ile Mervezî. Törkler'in kurdukları gerek "göçebe" ve gerek .

Attila 461 de Katateun (Şaton) kırfarmda Batı Roma İmparatorluğu ve müttefikleri (Alanlar. 100-374 tarihlerinde Yayık. Bu defa Siâviar'ın büyük bir kısmı German nufûz ve tesiri altında kalmıştır. yerine ve sırasına göre hayatın her sahasında gayet verimli işler icra ettiğini görüyoruz. Hunlar bunları da yendtten bir kısmını tabiiyetlerine aldılar. daha doğrusu dâhTbir kumandan ve büyük bir devlet adamı öten Atillâ'nın 446 de tek başına Hurttefm idaresini ele aldıktan sonra Büyük Hun Hakanlığı kurulmuştur. muhtelif German kavimlerinden başka (Gotlar. yani Türk-Hun"lar kabul edilmekle beraber. Gepidler). Büyük askerî devletler vücuda getirildiği git». Bu kavmin başına 434 de Bleda ve AttHâ kardeşler geçtikten sonra. "skotu" ve "nuta" sözlerinin eski Slâvcaya Germanlar'dan alındığı ileri sürülüyor. Diğer taraftan "mieko".Ö. Türklerin bu ülkelerin hayatında işgal ettikleri ve edecekleri mevki hakkında bir fikir vermektedir. Sibir. VI-IV. bir kısmını batıya ittiler.Ö. "volü" (ulak.klannı ayrıca izah etmek fuzulîdir. Vizigotlar) kuvvetleri ile neticesiz kal» büyük meydan muharebesinden iki yıl sonra yani 453te ölmüş ve Hun Hakanlığı da parçalanmıştır. faaliyet ve bilhassa Slav kavimlerine karşı hâkimiyet ve tesir sahası olduğu gibi. orta Dnepr ve Onestr sahasındaki bazı Sfâv zümrelerini hâkimiyetleri altında bulundurdukları uzak bir ihtimal sayılamaz. Kafkas ve Anadolu. ki devir için.Hunlar ve Attilfl 375 de başlanan büyük kavimler muhaceretinin dünya ve bilhassa Avrupa tarihinde büyük Ur önemi vardır. Bunun gibi. güney ve batı istikametlerinde yayıldıktan kuvvetle muhtemeldir. muhtelif amitlerin tesiriyle miiâddan çok yüzyıllar önce doğu.Ö. "tvarogu" (peynir) ve "koni* (at. "bykü" (boğa). Heruller. Meselâ: 'koza' (keçi). binlerce yıllık tarihi ile ispat etmiş olan Türk illeri ve boylarının tekrar eski şan ve şöhretine ve şerefine lâyık bir şekilde kendini göstereceğinde şüphe yoktur. yüzyıllarda bu zümrelerin Don . MI. Bu cihetle de Türkeli'nin tarihi çok taraflı ve çok müsmir bir inkişaf göstermektedir. M. aynı zamanda. yüzyıllannda.kulun) eski Slâvcaya Türkler'den alınmıştır. da bunda büyük payı olmuştur Fakat. fnç olmazsa bir kısmı Türklüter. Türk-Germen münasebetlerinin M.Ö. doğruluğunu cerhedecek esaslı deliller de yoktur. bize Türk kavimlerinin Türkistan. TürteMunter hâkim zBffire Öfrriak üzem. TMıbelungenlıed'e girmiştin o burada KriemMId'in ikinci kocası olarak gösteriliyor ve kendisine Dîetrich von Bern ve Hildebrand gibi kahramanlar refakat ediyorlar. Türklüğü kuvvetle hatıra gelmektedir. Iskitler'den sonra (M. Ezcümle "ana vatanları" Pripet-Vistül arası olduğu kabul edilen Slavların en eski dillerinde rastlanılan bazı Türkçe sözler bu faraziyeyi kuvvetlendiriyor. Görülüyorki Doğu Avrupa'nın tarihi M. bir çok Slav ve doğudaki bazt Fin kavimleri bu imparatorluğun ahalisini teşkil ediyordu: Siâv zümrelerinin teşkilâtlanmağa" başlamaları. Hun tesiri ve hâkimiyetiyle mümkün olmuştur. Balkanlar ve bilhassa Şarkî Avrupa'daki (İdil. Don ooyian ve Karadeniz'in şimali) tarihî faaliyetlerinin ehemmiyetini göstermekte kal* mayıp. Kama. birkaç yüz yıl önce başladığı anlaşılmaktadır.Ö. bil'akis tarihinin sonraki ceryanı bunu takviye edici mahiyettedir. öküz). Ostrogotlar'ın bir kısmı Panonya"da yerleştiler. Kafkaslardan Alpler'e kadar uzanmakta idi.S. Türk'ün ana yurdu sayılan Altay-Hazar-Yayık sahasından. Hazar denizi sahasında kalmış öten Batı Hunlan'nın iöW\ geçerek garp istikametinde Herlemeleriytebiihassa German olmak üzere. sonra sıra Don ite Dnestr (Turta) arasında yaşayan Ostrogotlar'a geldi.S. Huriar1* aynı zamanlarda faaliyette bulunan Vizigoöar ve Anglo-Saksonlar'dan fazla "barbar olmad. ile aşağı Tuna boyunda kaldıkları malûmdur. yaşamak ve hareket göstermek kabiliyetini. Avrupa tarihinin dönüm noktası ve yeni bir devrin (Orta Zamanlar) başlangıcı sayılmaktadır. dünya tarihinin gıdişatiyle sıkı bir şekilde bağlı olduğu gibi Türk millî karekterine" nüfu: etmeye çalışan bazı muzır cereyan ve unsurların. Alanlar Orta Avrupa'ya doğru ilerlerken. Bundan sonra VIzigotlar dö şiddrtfrHun baskısına dayanamayarak Dnestr-Tuna sahasını bırakıp Bizans imparatorluğu hudutların» girdiler. Roksolan ve Yazığlar s Çin kaynaklarına istinaden tarihin eski Türk devleti olarak M. Kama. XIII. iran. Roma İmparatorluğunun yıkılışında. 180 tarihlerine doğru Got'lar aşağı Vistül sahasından hareketle Karadeniz'in şimaline gelerek. M. bunların orta Dnepr ve Karpatlar'a kadar uzanan sahayı ellerinde bulundurduklarına göre. yüzyılın üçüncü rub'una kadar kalıyorlar. Slav kabilelerinden bazılarının Türk tesirine maruz kalmış olduğuna hükmedilmektedir. M. yözyto sonunda Idü-KafkasDon-Ttea sahası kamilen Huftter'm alîne geçi. 2. Burada. Diğer taraftan miladın birinci asırlarına doğru Vistül havzasındaki Siâviar'ın Germanlar'ın tesir ve nüfuzunda bulunduktan iddia edilmektedir. ancak ana hatlarını tesbitte iktifa edeceğimiz "Türkili tarihi* bile. Atilla'nın kurduğu hakanlık sayesinde. Tarihimizin son yüzyıllarındaki duraklama ve gerileme ise. kuvvetli Wr ihtimale göre.S. Bu kabilden Doğu Avrupa'nın cenup sahasının da çok erkenden bazı Türk zümreleri tarafından İşgal edildiğini gösteren emareler mevcuttur. burada yerleşiyorlar ve IV. Ezcümle mühim bîr kısmı Türk kabilelerinden teşekkül ettiği anlaşılan İskitler (Sakalar)'in M. Doğu veOrta Avrupa'nm muhtelif ırk ve cinsten olan kavimleri hâkim IttteNun unsurunun kuvvetli ve askerî teşkilâtı altmda bîr arada yaşamak ve faaliyette bulunmak imkânım bulmuşlardır.bazt Türk zümrelerinin. ticaret. Bazı tarih. bugünkü Avrupa'nın etnik ve siyasî teşekkülünde Kavimler Muhacereti doğrudan doğruya âmil olmakla. Hunlar1»! on yüksek devri başlamaktadır. Hakanlık Idrdefrftorfe. bunun içindir ki bazı âlimler Slavların ehlî hayvan beslemeyi ilk olarak Türkler'den öğrendiklerini iddia ederler. Bzel adı attmda iyi bir kırar sıfattyte Alman halk edebiyatının şaheserlerinden biri ve en eskisi olan. Onların da kuzeybatıda türlü Slav zümrelerine şu veya bu şekilde tesir yaptıktan imkân dahilindedir. 375 tarihinde Hunlar önce Kuban boyunda yaşayan Alaniar'a saldırdılar ve onları batıya doğru takibe başladılar. Doğu Avrupa'daki En Eski Türk Kavimleri: 1» İskitler» Sarmatlar. yüzyılda mevcut olan "Hiyung-nu"lar.17» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 177 'oturak* devletlerin. IV-k-yüzyıl) Karaderiöfffi şîmaiindeki Bozkırların efendileri olan Sarmatlarlın. Sarmaıiar'ın bir parçasını teşkil eden Roksolan (Roks-alan) ve hele Yazığlar'm.Ö. muhtelif kavimlerin umumî bir harekete geçmeleri gibi muazzam bir "muhaceret" başlamıştır. III. M. Atillâ. dil ve arkeologya âlimleri Siâviar'ın eski çağlarda ya Türk veya German hâkimiyetinde bulunduklarını kabul ediyorlar. kuvvetti şahsiyetler ve mükemmel teşkilat sayesinde büyük faaliyetler gösterdiği. bunun bir hakikat olarak kabulde şüphe götürmez deliller olmakla beraber. yüzyıldan beri mütemadiyen Orta Asya'dan gelen kavimler için hareket. IV. buraya muhtelif fasıllarla German zümreleri de müdahale etmişlerdir. iktisat ve kültür merkezleri yaratan gayet mühim Türk devletlerini veya zümrelerini tarih kaydetmektedir.

İstanbul tahtını paylaştıkları malûmdur. yüzyılın sonlarında Doğu Avrupa'da M mühim ticaret yolu vardı. ekseriyetle karşılıklı mücadeleden ibaret olmakla beraber. Kuban mansabındaki Tamatarhan. meselâ: İdil nehrinin mansabındaki İtil. Bu Türk kavmi Orta Asya'da Juan-juan adiyle tanınıyor ve Batı Türk devleti (Gök-T&k) hey'etine giriyordu. yani yüksek bir maddî ve manevî medeniyete sahip. Balkanlarda ilk Slav unsurlarının esaslı bir şekilde yerleşmelerinin Avatîsr tarafından alman tedbîrlerin bir neticesi olduğu malûmdur» Bu Türk kavminin güney ve doğu Slavlar'mı uzun birzaman hâkimiyetleri altında bulundurdukları* m ve birçok Slav kabilelerinin Avarlar tarafından müthiş hezimete uğradıklarını gösteren emarete? mevcuttur. Hazarlar'ın da İdil bo- yunun en eski ahalisinden biri olduğu muhakkak gibi görülmektedir. Orta Asya'da halis bir Türk kavmi idiler. VII-IX. yüzyılın başlarında Kama-ldil boyundaki muhtelif Rn kavimleri. Bilhassa Avar hareketi çok kuvvetli idi. ticaretle meşgul ve aynı zamanda ziraatı da ihmal etmeyen. kereste. yüzyılda İdil'in orta ve aşağı mecrası ite şimalî Kafkasya ve Don boyunu etinde tutmakta idi. Ladoga gölü. Don boyundaki Sarkel (Ak-şehir) kalesi. diğeri: Bizans'tan Karadeniz-Özü (Dnepr) nehrini takiben İlmen gölü. Bu devlet içinde baş gösteren mücadeleler neticesinde Avarlar (Juan-juanfar) VI. Vjatiçt Severyan.1TB TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 179 3-A varlar Huniar'tn esas kısmı Atillâ'nın ölümünden sonra (453) Don boyuna çekilmişlerdi. Saniyen Türkfer'de muhtelif German (Frank) zümreieri arasında karışma artmıştır. ÇirvTürkistaJV Karadeniz-Bizans-ûnasya-lran-Harzen>Suriye^ Avrupa. Mamafih bu tâbiyetin fazla ağır olmadığı. Dnestr ve Karpat sahasını işgal ettikten sonra. Bulgarlar'ın iki zümreden teşekkül ettikleri. Bu defa Ural'ın güneyinden SabMsr» Yayık cihetinden de Avarlar gelmişlerdi. Dak-yada (bugünkü Romanya) bulunan Gepidler'e karşı bir anlaşma olmuş. bir kısmının Don-ttiH sahasında. bal ve balmumu. Yayık. Oka-Desna ve Orta Dnepr boyundaki muhtelif Fin ve Slav kabileleri (Radimiç. Hazarlar'ın müatakH bir siyâsî varlık olarak meydana çıkmalan. Polyanlar) kuzay Kafkasya'nın türlü dağlı kavimleri. 796 da bunların varlıklarına nihayet verilmiş. Hazar Devletiyle Bizans arasında iktisadî ve siyâsî iş birliğinin kuvvetli olduğunu görüyoruz. yani toprağa bağlı bir Türk kavmi. Şehir hayatı süren. Bukjarfar'ın baö kısmı onların hâkimiyetini tanımak mecbüriyetir*de kaldılar. ilk defa olmak üzere Slav Kavimleri Türk hâkimiyetinde uzun bir zaman yaşamışlar. Hun Hakanhğı'na tâbi olan Hazarlar'ın. Ant adiyle tanınan ve asker? teşkilâtının intizamı bakımından ilk Slav kavmi olan bu zümrenin. Vltt. Kuban ve Don (Ten) gfoi. meselâ: Desna boyundaki Slav kabilelerinden ev başına yılda bîr kıymetli hayvan derisi isteniyordu. başka to Hazaı ticaret istasyonu olduğu tahmin edilmektedir. Burası: Icfil. Çin ve Türkistan'dan ipek ve pamuklu dokuma. Avarlar yerli ahali ile kanşrmş gitmiştir." Sabir Türkleri1!** inkırazından sonra. Kuban Don boyunda Macarlar Hazar Kağanına tâbi idiler. bir müddet sonra Avar tazyiki altında Langobartlar. yani \fl. Hazar memleketine Kama ve Orta İdil havzasından her nevi hububat. Şimal? Kafkasya'daki Semender ve Derbent. her kavmin meşguliyeti ve tabu zenginfiğine göre az mikdarda vergi alınmaktan ibaret olduğu anlaşılıyor. her iki kavim komşu olmak sıfatiyîe herhangi bir şekilde modus vivendî bulmak mecburiyetinde idiler. Hazarlar. Bunların bir kısmı Bulgar adiyle malûmdur. bu münasebet. İdil'i takiben bir kaç büyük ve küçük ırmak vasıtasıyla Rn körfezi ve Skandinavya'ya. ak .kurulmuştur. bunlardan başka diğer büyük ve küçük şehirler olduğu da zannedilmektedir. buradaki Siâv kabilelerinden bazılarını da tâbiiyetlerine almışlardı. Hat M yolun son kısmı Hazarlar'ın elinde kiL Hattâ bugünkü Kiyef şehrinin. Türk devlet ve askerî teşkilâtının tesiriyle bunlar "kabile1. Avarlar sayesinde bu mertebeye yük-seîmîş oîmalaR da uzak bir ihtimal sayılamaz. Suvarlar'ın M. Yayık nehri mansabındaki (?) Saksın. Büyük kara ve nehir-deniz ticaret yollarının geçtiği bir yerde oturan Hazarlar erkenden yerleşik bir kavim oldukları gibi. Hazariar'la Suvarlar'ın birbirine çok yakın bir zümre olduğu zannedilmektedir. 4* Hazar Kağanlığı Şarkî Avrupa'da ilk muntazam devlet kuran kavim Hazarlar'dff. Bâr müddet sonra Pannonya'da yerleşen Langobardlar'la Avarlar arasında. kavmi'olmak sıfatiyîe 668 tarihinden beri Orta Avrupa ve Balkan tarihinde gayet mühim bir yer tutmuşlardır. Attilâ'nın ölümü sırasında Aşağı İdil boyunda yaşadıkları anlaşılıyor. Hazarlar'ın işgal ettikleri saha geopolitik bakımdan çok mühimdir. hattâ iki Hazar prensesinin Bizans imparatorlariyle evlenerek. Hazar Devleti'nin VII. Avarlar Orta Dnepr. yani sonraki Kiyef Rusyası'nda. Slav Ve Skandinavya memleketlerinden muhtelif eşya ve esir gelmekte idi. I. Orta Dnepr'de. Avarlar'ın Avrupa'daki iki yüzyıldan fazla süren hâkimiyeti Avrupa talihi bakımından bîr kaç cihetle mühimdir: evvelâ. Pannonya'y» bırakarak şimalî İtalya'yı işgal etmek mecburiyetinde kaldılar. Yûzy*hn baş*na arttır.S. dört büyük nehrin mansabında. Sasanîler'e yenilmekten ancak Hazar yardımı (622-627) sayesinde kurtulmuştur. yüzyıllarda Hazar hâkimiyeti gittikçe genişleyerek Şarkî Avrupa'nın en büyük devleti (imparatorluğu) derecesine yükselmiştir. Bire İtil şehrinden.S. bunu Avariar'm Gepıdter'i yenerek Dakya'ya girmeleri takip etmişti. devletin esas iktisadî bünyesi ticarete istinat etmeğe başlamıştır Az bir zaman içinde türlü büyük ticaret merkezleri -şehirler. adlan malûm belli başlı Hazar şehirleridir. kıymetli kürkler. VI. hayatı basamağından devlet teşkilâtı basamağına çıkmak imkânım bulmuşlardır. Rn körfezi üzerinden Skandinavya'ya uzanıyordu. IX.Hazar-Skandinavya yollannın birleştiği bir saha idi. yüzyılın ortalarından biraz sonraki bir 2amana aittir. 626 da onlar Bizans İmparatorluğunun merkezi İstanbul'u b**e muhasara etmişlerdiAyni yüzyılın ortalarına doğru Dnestr boyundaki Bulgar Türkieri'nin kuvvetlenmeleri neticesinde Avarlar zayıf düştüler v© nihayet Büyük Kari tarafından.Sambat idi. kan ve Bizans'tan endüstri (sanayi) mamulâtı. Yayık boyunca cenubi Ural'dan muhtelif madenler. Bizans imparatoru Heraklius. yüzyılın ortalarına doğru (552 de) Karadeniz'in şimalîne germişlerdir. onların buraya ne zaman geldikleri katiyetle tesbit edilemiyor. yüzyılda Kama-lcHI mansapiarmda bulunduklarını gösteren bazı deliller olduğuna göre. Bulgarlar. diğerinin Don-Dnepr mıntıkasında kaldıktan anlaşılıyor Faka! Ura! ve Yayık taraflarından gelen yeni bir Türk hareketi Bulgarlar'ın bir kısmını batı istikametinde sürüklemeğe başlamıştır. Kama boyundaki Bulgar ve Fin ahaliden de bilhassa kıymetli kürkler alındığı anlaşılmaktadır. kflOrta Don boyundaki Burtaslar. en geç M. Avarlar Orta Avrupa'nın en kuvvetli bir. Avarlar'ın en kuvvetli devirleri VII. yüzyıl başlarında milletlerarası siyaset ve Bizans-lran mücadelesinde mühim bir rol oynadığı malûmdur. buranın eski adı -Hazarca olma» muhtemel olan.

Hazar öeviet! ve Hazar hayatı. Bu euretie Peçeneklerin garba doğru hareketlerinin en mühim neticesi Slav âlemi arasında kubatın kesilmesi ddu. Diğer taraftan Hazar devletinde tam bir din toleransı vardı. Söylendiğine göre. dünya tarihinde gayet önemli bfr rai oynamıştır. yüzyıllardaki Altın Ordu'nun Rus yurdu üzerindeki hâkimiyetinin bir öncüsü mahiyetindedir. Buradaki Hazar izleri ve medenî tesirleri Kiyef Rusyası'nda XI. VIII. bilhassa Kağan ve saray erkânı Yahudi dinini kabul etmişlerdi. Bizanslan ve başka memleketlerden gelen hıristiyanlar da çoktu. to'de. imtiyazlar veriyorlardı. Peçeneklörin üçüncü rcrilarl-de Kiyeften Karadeniz sahillerine înmeîç istidadını gösteren Slav yayılışını durdurmuş olmalandır. Hazarlar arasında dörtbeş (belki de fazla} din yan yana şerbetçe yaşayabilmişlerdir. han neslinden olmak üzme başka bin çıkarılabilirdi. Peçenekier 869 tarihlerinde İdil'i geçip Don toyuna geldikten sonra. aynı zamanda Macarlar Transilvanya ve Tisa-Tuna boylarını ellerine geçirmekle Batı Slavtarı'yla Güney Stevian'nm aralarına girmişlerdir. Hazarlar. yerine. Bu devletin son devrine dair kaynaklarda kayıtlar olmadığından kafi bir tarih gösterilemiyor. Bu Türk kavmi kabileler birliğinden daha yukarı bir basamağa çıkamamış. Bütün bu âmiller bir araya gelerek X. ticareti teşkilâtlandıran Skandinavyalı bir German unsuru Slavfar'ın başına geçmişti. deviet işlerindeki icraatı ve mevkii bugünkü ingiltere kıralırankinden pek farkfc değildi.180 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 181 devlet ve İktisadî hayat teşkilâtının kurutması ve yayılmasında Hazar Türkleri'nin büyük roHen olduğunda asla şüphe edilemez. O Sıralarda Slav kabilelerini bir devlet hâlinde birleştirmeğe çalışan Skandinavyalı Vareg-Ros (Rus)'lar. Türk unsuru ite çok karışık bir Fin-Ugor kavminin bulunmasına sebep olmuştur. yüzyılın ortalarında Itü-Harezm tica-ret^yotu Peçenek Tûritferi tarafından istila edilince. meşhur tel şehrinin (muhtelif hafriyata rağmen) yeri kat7 olarak tesbit edilememiştir. dünyada o devirde ve hatta sonraları bile görülmeyen nizam ve dinî tolerans vardı. Bu suretle Doğu Avrupa'daki Slavlar arasında Hazar-Türk hâkimiyeti kalkar kalkmaz. Malûm olan cihet XI. Us (Oğuz)lar ve Konumlar 870 tarihlerinden itibaren Don ile Dnestr nehirleri arası. Zaten en eski Türk örf ve âdedine göre "herkes kendine göre tanrıya ulaşabilirdi1. Hazarlar onlara karşı. adeta devletin en yüksek sembolü olarak. İlk zamanlar. 862 tarihlerinde İlmen gölü civarında İh Rus-Slav knezliğini (beyliğini) kurmuşlardı. çünkü: uzun zaman süren Hazar tesiri neticesinde bura yeni Slav ahalisi devlet idaresine daha çok alışık olduğu gibi. bilhassa iktisadî vaziyet bozulunca. Tûrlû Slav zümrelerinin ayrı kabile heyatı ve ormarvtaria meşguliyetinin icap ettirdiği basamaktan. Hazar memleketinde suç teşkil etmiyor ve iş güç üzerinde bunun hiç bir tesiri olmuyordu. Hazarlar dıştan geien tehlikeye karşı duramadılar. burayı Rus-Slav devletinin merkezi yaptı. türlü memleketlerden getirilen ve çoğu müsJûman olan kıtalardan teşekkül etmekteydi. her cins insanlara kolaylıklar gösteriyorlar. yani tam bir vicdan hürriyeti mevcuttu. Malûm olduğu üzere Ruslar.Peçenekier. Kağan. Peçeneklerin işgal ettikleri saha şimalde Kiyef yakınlarına kadar uzanmakta idi. yani 'Kağan oğiu" olması lâzım gelmekle ve kendisine âdeta ilâhi bir ubudiyet gösterilmekle beraber. İkinci hususiyet de: Hazar devletinde. daha şarktaki Uz (Oğuz) tarla bîr ittifak akti suretiyle bertaraf etmek tetemişierse de. Peçeneklerin Hazarlar'ı Karadeniz kıyılarından mahrum etmeleri esnasında ise İlmen gölü civarındaki Vareg-Rus knezi Kiyef'i zapt ite. tcraî kuvvetin başında "Hakanbey" unvaniyle biti bulunurdu. yüzyıla tadar açık bir şekilde devam etmiştir. X!N-XV. Peçenekler'ie harpler neticesinde çok zayıf düşmüş olan Hazar devletine karşı. Macar ve Alman tarihi için ehemmiyetini ayrıca izaha lüzum yoktur. tkfisaden yükseldikçe. yüzyılın sonunda Karadeniz kıyılarında yerleşebildiler.-IX. sonraki Türk. Tüccar tabakası Harezm ve diğer İslâm memleketleriyle fazla temas neticesinde müslümandı. bu şehir bugünkü Ejderhan (Hacı Tarhan) şehrine yakın bir yerde olup. ancak XVIII. Bunun. Bu sebeplendir kf. asker! Kuvvetlerin başında da "İl-Şaf unvaniyle ikinci bîr şahsın durduğu an&ş&yor. representativ bir şahıstan başka bîr şey ifade etmiyordu. Ayni şekilde. yüzyılterdak? Hazar hâkimiyeti. Hıristiyanlığı kabul eden âk Rus knezi Vladimirin (988) kendini. bu tehlikeyi. Kiyef te gittikçe kuvvet bulan VaregRus ve Slav beyliği de hücuma başlamıştır. Dakya'nm bir kısmım işgal etmekle* o sıralarda hemhudut dan Şark ve Cenup (Balkan) Slavlan'nı birbirinden ayırmışlardır. Bazı Vareg-Rus başbuğları Peçenek-Hazar mücadesinden istifade ile Kiyef i ele geçirmeğe muvaffak oldular. Aynı zamanda İtilin ticareti de yollarda emniyetin bitmesiyle esas itibariyle sarsılmıştır. yani bir devlet kuramamış olmakla beraber. Bu Türk kavmi 1» yıl müddetle Ruslarin (artık Skandînavya unsuru kalmayan ve Slaviaşan kütlenin) Kiyeften daha cenuba inmelerine karşı en büyük ve kuvvetli bir set rolünü oynamıştır. 5. Peçenekier kısa bir zaman zarfında Don'dan Dnestr'e kadar bu- günkü Karadeniz bozkırlarını işgal ite buradaki Hazar hâkimiyet ve nüfuzuna nihayet verdiler. Hazar ticaretine mühim bir darbe încfrMği gibi. bunda muvaffak olamadılar. kendi devri için en "modern1 bir manzara arzetmektedir Devletin taşında bulunan "Kağan1 (hakan) m mutlaka hükümdar neslinden. . Hazar hükümdarını takliden 'kağan* tesmiye etmesi de bu tesiri göstermeğe kâfidir. Denebilir ki. Azak denizi sahasından bugünkü Macaristan'a gelmeleri ve dolayısiyte Orta Avrupa'da. ticaret ve devlet îeşküâti basamağına yükselmeğe başlamalarında iki asırdan fazla sûren Hazar hâkimiyetinin büyük tesir yaptığı asla inkâr ve reddedilemez. Kirimin da bir kısmı dahil olmak üzere Peçeneklerin eline geçmiştir. VIII. Skand'înavyaiı Ros (yani Varegler) lar da Skandinavya-German dinine mensuptular Bu suretle herhangi bir dine mensup olmak. Hazarlar. onlar Karadeniz'in şimalindeki bozkırlarda 15Q yi gibi uzun bir zaman kalmışlardır. bunun faydası görülmüş ise de» çok geçmeden. devletin müdafaasında "ücretli" kıtalar kullanmağa başladılar Bu defa askerf kuvvet. Bilhassa IX. Şarktan o sıralarda yeni yeni kavimlerin de harekete geçtiği anlaşılıyor. yüzyılda üral mıntıkasından gelerek Kuban nehri yakınlarında ve Aşağı Don havzasında yerleşen Macariar'ı teşkilâtlandırarak mukavemete hazırlanmışlarsa da bundan hiç bir netice çıkmamıştı. Bundan daha mühim cihet: Peçenekier Aşağı Dnestr ve Tuna boylarını. Kiyef şehri hem Bizans. Macarlarin. ■ Hazarlar. yüzyılın 15 nci yıllarında Hazar devletinin artık olmadığı anlaşılıyor. netoede kıl ve diğer Hazar şehirleri birçok kavim ve ırkların buluştuğu ve iş yaptığı bcr yer oluyordu. Hazar-Türk ahalisinin büyük kısmı ötedenberi Türklerin "millî dinleri" olan samanlığa mensup oldukları halde üst tabaka. bu defa efendi ve devlet kumcu. sırasına göre "Kağan1 azledilir. itilin suları altında kalmıştır. yüzyılın sonlarına doğru Hazar devletinin sür'atle inkıraza doğru gitmesine sebep oldu. Peçenekier bu defa Hazarlar için tehlikeli bir komşu oldular. hem de İtil ticaretine daha yakındı.

Mokşı. î^ovgorod-Seversk Knezi Igor Svjatoslav için. 1185 de. Bu münasebetin neticesi olarak İtalyan misyonerlerinin galiba XIII. Rus kaynaklarından da malûm olduğu veçhile. M.S. Hazar) tazyiki altında üç kısma bölünmüşlerdi. yani Kıpçak Bozkırları adıyla maruftur. Uziar'ın Balkan yarımadasında bir kısmı Vardar ovasında yerleştirilmiş ve XI. Su suretle Ukraynalılar. Bu sahanın tarnamiyie bârTürk yurdu olduğu Kama Bulgarlan'nın buralarda yerleşmesiyle tarihî bir hakikat halini alıyor. Slavlar'la karışmış. Bulgarim buraya gelişleri tesadüfi olmasa gerektir. 1060 tarihlerinden sonra Karadeniz şimalindeki bozkırlara Kumanlar. daha doğrusu Slavlar tarafından temsil edSmiş ve bu karışmadan Velikorus. Bu hareketin neticesinde Moskova ve Oka havalisindeki Rn ahalisi. Kumanlar'dan birçokları yerli Slav halkiyle kartşarak Ukraynalıların damarına bir parça daha Türk kanı katmışlardır. Kumanca-LatinceFarsça) kalmıştır. Kıpçak sahralarında kaldıklan zaman. Balkanlar'a ve Macaristan'a da akınlar yapmaktan. i. yüzyılın sontannda Dobruca\a gelerek.Kama (Çulman) Bulgarları Devleti Çulman (Kama) nehri havzasının en eski ahalisi muhtelif Rn kavimlerinden (Çirmiş. Bu sahadaki 'Suvar* şehrinin onlar tarafından tesis edildiği ileri sürülmektedir. büyükleri Kumanlar'Ia sıhriyet peyda etmekte idiler. yütyıbn ortalarına doğru özü (Onepr) nehrini aşarak Turta (Dnestr) ve Tuna'ya doğru ilerlediler. V». fakat az olduklarından fX. Kumanlar. Bizi yakından alâkadar eden üçüncü kısımdır: Onlar İdil boyunca çıkarak Kama'nın mansabtndaki sahayı işgal ettiler. Bu Rus halk destanında Kuman motifimi göze çarpıyor ve umumiyetle steplerle hemhudut Rus hayatı üzerindeki kuvvetli bir Türk-göçebe tesiri kendini gösteriyor. bilhassa Cenubî Rusya knezîeri ve ahalisi üzerine büyük ve çok taraflı tesir icra edegelmişlerdir. diğer Rus Knezleriyle birlikte Kumanlar üzerine yaptığı bir sefer ve müthiş hezimetin tesiriyle vücuda getirilmiştir. Sabir. Bu Türk z&n-resi V. 6. bugünkü Gagauzlar'ın menşeini teşkil etmişlerdir. yüzyflm sonlarına doğru Doğudan gelen veya bulunan yine Türk olan kavimlerin (Avâr. Onlar. 1236-39 yıllarında bu MoğolTürk hareketi münhasıran Kumanlar1) Kıpçak sahralarından koğmağa matuftu. Bulgarlar'ın bir kısmı da Kafkaslar'a doğru giderek burada başka kavimlerle kanşmışlardır. Bu Türk kavmi de. Peçenekler'in Balkanlar istikametinde ilerlemeleri işte bu tazyik neticesinde oimuşlur. Kiyef Rusyası'nın Karadeniz'e «rrnesfrve mani olmuşlardı. Bu Slav esirlerinin Yakın Şark ve Mısır piyasalarına sevkediJdıkterf malûmdur. Sonraları Mısır Memlûkları adiyle maruf zümrenin büyük bir kısmını işte bu Kıpçak TürkJeri teşkil etmişlerdir. yüzyılda tertip ettikleri Codex Comanicus (Kuman Lügati.'Orta İdil'detö Sİmbir (Simbirsik şimdi Ulyanowsk) şehrinin adı da Sabir Türkleri1» bağlı olsa gerektir. diğer bazı yer ve nehir yerlerinin isimlerinin de bu Türk kavmi ile alâkası olduğu pek mümkündür. Attitâ-Hun İmparatorluğunun yıkılmasını müteakip (453 d«ı sonra) HunlarVı bir kısmını teşkil eden Bulgarlar Don-Kuban sahasında bulunuyorlardı. Uziar'ın büyük bir kısmı 1064 yılında Tuna'yı geçerek Balkan yarım adasına geçtikleri haide. bir kısmı da Kam man-sabına. . Kumanlar da. yüzyıl ortalarında bu ovada yerleştirilen kuvvetli bir ih-timale göre yine Türk olan Vardariotlar'la da birlikte buranın Türk zümresini de artırmışlar da*. 1224 de Kafkasya yolu ile gelen bir Moğol ordusu tarafından Kalkaçayı (Taganrog'a yakın) boyunda büyük bir hezimete uğradılar. yani Kiyef Rusyası ahalisi erkenden Türk unsurlarıyla karışmağa başlamıştır. Bîr müddet sonra bu kısım Kiyef Rusyası yerli ahalisi arasında erimiş gitmişlerdir. Onlar. bir kısmı Kiyef knezliğinin cenup hudutlarında yerleşmiştir. daha Yayık ve IdH boylarından takip eden Uzlar (Oğuzlar) XI. Bulgar eline gelmiş ve buradaki ahali ile karışarak Kazan Türkleri'nin teşekkülünde mühim bir âmil olmuşlardır. Bozkırlara bitişik Rus yurdunun mötemadî Kuman akınına rrmnjz kalması Slav ahalîsinin mühim bir kısmının Suzdal havalisine (Moskova nrmağs havzasına) göç etmesine sebep olmuştur. hele Kuman kızlan arasında güzellere çok tesadüf edilirdi. Uziar'ın kalan kısmı Dobruca'da iskân edilerek. Büyük Hun har»-ketinden önce bu Bulgarların yine Kama ctamda oturmuş oldukları uzak bir ıhılma! sayılamaz. Kumanlar. Bulgar ve Macar devletle 182rinin siyâsî mücadelelerine şu veya bu şekilde karışmaktan geri durmadılar. birçok Rus Knezleri. Ar-Mar) ibaret olmakla beraber Kama mansabı ve Ak-ldil havzası çok erkenden Türk kavimleri tarafından işgal edilmeğe başlandı. Kumanlar'in bir kısmı 1240 da Macaristan'a çekildikleri gibi. aynı zamanda büyük göçten sonra da burada kalmış olmalıdırlar. Bir kısmı batıya giderek Tuna Bulgarları adını almış. Bu kavmin mahiyeti ve tarihi hakkında sarih bir bBgi edinmek şimdiye kadar mümkün olmamıştır. tıpkı Peçenekler ve Uzlar gibi devlet kurmak basamağına çıkamamıştır. Kafkasya'deki Batkariar'ın bunlarla alâka» olsa gerektir. yüzyıllarında Kama mansabının cenup mıntıkasında Suvar adını taşıyan bir Türk zümresinin yaşamış olduğu anlaşılmaktadır. Kırım yarımadası ve Don mansabındaki Cenevizlilerle de yakın iktisadî münasebetler tesis ettiler.S. Kumaniar'tn faaliyet sahası yalnız Kıpçak sahralarına münhasır kalmadı. Yani hâfis bir Türk kavmi olan Kumanlar'a (Rus vekayinamelerîhfh *f*olovtsy* lan) izafeten işgal ettikten bozkırlar Deşti Kıpçak. Kumanlar vücutlarının güzelliğiyle nam kazanmışlardı. buradaki Slavlart hâkimiyetleri altına alıp Bulgar devletini kurmuşlar. Kıpçak bozkırları ta )Qfl. ontann bu kısmı KaraKaîpak adiyle maruftur (Rus vekayinamelerinde: Çernye KlobuJd). Sîbir (Siberya) adı bu kavme ıtlak olunduğu gibi. t00-374 yıllarında Yayık-ldil ve Kama nehirleri arasının Hunlar tarafından işgal edildiğini yukarıda görmüşttlt Bu suretle İdil -Urai mıntıkası iki buçuk yüzyıldan fazla kuvvetli bîrTüfk-Hun tesiri altında kalmıştır. Birçok kabilelerden mürekkep olan bu Kuman (Kıpçak) hey'eti kabile reislerinin idaresinde kuvvetli bir askerî teşkilât hafinde yaşıyorlardı. yahut Kıpçaklar geSıyodaf. 375 de HunlarVı esas kütlesi batıya doğru ilerlerken bir kısmının Orta IdH ve Kama boyunda (mansabında) kalmış olması kuvvetle muhtemekSr. yüzyılın 40 ncı senelerine kadar bu kavmin elinde kalmıştır. hemen hemen her yıl Rus yurduna afan yaparak kendilerine gerekli şeyler bilhassa esirler alıyorlardı. Ruslar'm yegâne destanları olan "Igor bölüğü türküsü" nün esas mevzuu. tıpkı Peçenekler gibi. Az bir zaman sonra bu sahada Peçenekler de yerleşmek suretiyle Vardar ova& tam bir Türk yurdu mahiyetini almıştır. ayni veçhile bir mikdar Peçeneğin de cenup Rus yurdunda kalmış olması muhtemeldir. yani BüyÛk Rus kütlesi vücuda gelmişti. Bizans. 1237 de Batu Han'ın orduları Rus yurdunun istilâsına başlamıştı.tas TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 183 Peçenekler'i. M. Bir müddet sonra UraMdîl havzasında Sabirler görünüyorlar ve -ağlebi ihtimal burada çok kalmayarak Kafkasya'ya doğru gidiyorlar. yüzyıla kadar yerli ahali tarafından femsil edilmişlerdir. Ayni veçhile Kumanlar'dan birçokları Mtstf hûkûmdariannın hizmetine girmişlerdi.

Züye. ekseriy*ormaolar ve nehirler kenarında idi. büyük ticaret merkezi dan idil şehrinin şimal memleketlerle münabebeti İdil nehri boyunca Bulgar roemfekefcnden geçiyordu. batKİa-Zuye suyu* Sura (Sim) suyuna kadar.1B4 «HHMT DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHÎ 185 Bulgarların Kama mansabı sahasına bu defa gelişlerinin tarihi katiyetle tesbit edilemiyor." İki büyük nehrin (idil ve Çulman) birleştiği ve kat'etbğt bu memleket uzak memleketlerle çok kolay münasebet imkânını veriyordu. Bîr müddet Bulgarlar'ın. evler. o derece W. Kazan ırmağı. Şuşma ve Zey 3u5ar«w başlan. İdil'in yukarısından da Skandinavyalı tüccarlar (VaregRustar) ve Oka boyundan Siavlar-Ruslar buraya gelebiliyorlar^ . .Şehirler ve köyfcr. Kama Buîgarlan'nın bir kaç zümreden (kabileden) teşekkül ettikleri anlaşılıyor. Bulgarlar bu bakımdan kendi devirlerinin bütün Türk ve birçok gayri Türk kavimlerinden yüksek bir basamakta bululuyorlardı. IX. Şehirler ise. Bulgar şehri IX. Cenupta-Çirmişen ile Şamar suyuna kadar. Bulgar ahalisinin komşularının hilâfına olarak "çarık" değil 'çitik' yani "çizme" taşıdığı da bunu teyit etmektedir. Halîfe Muktedir-Billâh tarafından gönderilen kalabalık bir elçi heyeti 922 mayısında Bulgar memleketine vasıl olmuştu. Sabir) ile başlamış olması pek mümkündür. kaleler ve diğer binalar inşa edilmekte idi. Sincabın karşılığı öten "tiyin' sözü Hazar Türklerinde 'para" demektir ki. Bulgarlar müslümanlığı kabul ettikten sonra onların »urdu Türit-lslam medeniyetinin şimal batısında en iteri p mWu olmakla büyük bir ehemmiyet kazanmış*. keçi. Temiz. Çok geçmeden (VIII. Mamadış. tuşu çok olan Perm ve kıymetli kürklü hayvanlar nyie ormanları dolup taşan Vjatka-Orta Ural. hepsinin de önce Büler. Bulgar. çavdar ve buğday ektikleri. Bulgarlar'ın mükemmel çiftçi oldukları. nehirleri. Ayrıca avcılığın da mühim bir yer tuttuğu biliniyor. arıcılık ve endüstrinin bîr araya geldiğini müşahede ediyoruz ki. birçok tanrı tanıdıkları. Oşals Titiş. (di! ite 0?ta Don arasında yaşayan. sapanla çift sûren köylü ahaliden ibaretti. İran. Bulgar yurdunun iktisaden yükselişinde ahafifün karakterındeki bu vasfın da tesiri olduğunu kabul etmeliyiz. kasaba ve köyler vardı. sığır. kendi ihtiyaçlarından maada etraflarındaki komşularına da gönderdikleri malûmdur. Derin kara toprak ziraat için gayet elverişli olduğu gibi. Her nevi ehlî hayvan beslemeğe çok elverişli olan Bulgar memleketinde at. Bulgarlardan kalan bir söz olduğu kuvvetle muhtemeldir. dan. Türkistan'da ve diğer islam dünyasından IdiTe ve Bulgar'a gelen tüccarların tesrrfle buralarda İslam <M Ve kültürü yayılmağa başlamıştır. arpa. zaten bu Türkleşme" cereyanının. Orta İdi! ve Kama mansabında muntazam bir devlet ve ziraatte ticaret esaslarına istinat ettirilen gayet kuvvetli bir iktisadî teşkilâta malik olan Bulgar Türklerinin eski Türk askerî içtimaî müesseselerini ve an'anesini muhafaza ettiğinde şüphe yoktur. Diğer şehirler arasında Büler (Biler). yüzyH sonlanna doğru. Mokşı (Mordva) ve Artar kültür bakımından Bulgarlara nisbeten aşağı bir basamakta olduklarından. Çok geçmeden bazı merkezler yükseldi. hele Ural ile Vjatka tarafındaki ormanlarda muhtelif cins kıymetli kürklü hayvanların çokluğu bu cins kürk ticaretinin ziyadesiyle artmasına sebep olmuştur. belki de Kazan (Eski Kazan) şehirleri. galiba belli basit dört-beş zümre mevcut olup herbirinin başında bir hancık bulunuyordu. Abbasî Halifesi ve Bulgar Hanı namına sikkeler basılmakta taş caroüeri saraylar. d& alimleri ve mimarlar gönderilmesini rica etmişti. Hatta sikkenin az olduğu devirde bir sincap derisi "sikke" olarak kullanılmıştır. gittikçe TBıMer tarafından temsil edilmeğe başlandılar. evlerin sahibinin servetine göre birkaç odadan teşekkühsttiği anlaşılıyor. Idil-Kama sahasında işgal ettiği yerlerin sınırlan kafi olarak tayin edilmemekle beraber. Cüke-Tav. meşguliyet tora ile köyden terkb «. fakat Hazar devletinin zayıf düştüğü nisbette Bulgar haniannmda istiklâllerini ele aldıkları görülmektedir. Buradaf ziraat. Arap ve Bizans ülkelerine giderdi. Bulgar memleketi iktisadî hayatı çok taraflı olan ve birbirini tamamlayarak "millî servet"in artmasına yardım eden-esaslarda kurulmuştur. Aynı sıralarda Ak-ldil ve Cenubî Ural mıntıkasında yaşayan Başkfrt (Başkurt) lann Bulgarların doğu komşularını teşkil ettikleri anlaşılıyor. Layış. Hun. Burtaslar da Bulgarlar'ın cenup batısındaki komşuları idi. ya Rn veya Türk olan. ırmak ve çayları bol olduğundan gayet zengin mer'alan vardır. buralara daha evvel gelen diğer Türk kavimleri (Suvar. ahalisinin Çokluğu ve servetiyle. çok mikdarda zahire istihsal ettiklerinden açıkça görünüyor. ÜS! üste koymak üzere yapılırdı. işte bütün bu tabii ve iktisadî şartlar bir araya gelerek Karna Bulgarlarının esas meşgalelerinin ve yaşayış tarzlarının tayin ve tesbitıne ârnü okju: Bulgarlar az bir zamanda yerleşerek ekin ekmeğe başladılar ve bilhassa şehir'er kurarak büyük mikyasta ticaret yapmağa başladılar. Şeikeyoğlu Almış ton ve maiyeti elçilere fevkalâde bir kabul göstermişler ve o tarihten beri Bulgar memleketi Abbasi halifelerine bağlı bir müslüman yurdu olrnuştur. bunların namma kurbanlar kestikleri. sonraları Bulgar şehrini merkez yapan Bulgar hanına tabi oldukları zannedilmektedir. yüzyıllarında Şarkî Avrupa'nın en mühim ticaret merkezi idi. tilki. sincap ve başka hayvanların derisi Bulgarlar vasıtasıyla Türkistan. kar ve yağmurdan muhafaza İçin dik olurdu. Hazar Kağanı'na vergi verdikleri malûmdur.-XM. Nehirlerin çokluğu balıkçılığın da inkişafını mümkün kılmıştır. arkeoloji ve yer adları araştırmalarına dayanılarak takriben şu hudutlar tesbit edilebilir: Doğuda-Çirmişen. bu zümrenin büyük çoğunluğu tam manasıyla toprağa bağlı. iklimin icabı olarak kalın ağaç kütüklerinden. ticaret. Bu sahanın Rn asıllı eski ahalisi olan Çirmişler. ve birçok diğer şehir. yüzyılın başlarında vuku bulması mümkündür Bu saha coğrafî ve tabiî şartlar bakımından gayet müsaittir. samur. kadar içerde bulunan Bulgar (büyük Bulgar şehri) başta gelmektedir. hayvan beslemek. Bulgarlara önce şaman dfaine mensup oldukları "Yer ve Suya* taptıktan. Bulgarlar'ın köy ve şehirlerine gelince. Bulgar gönü (işlenmiş deri) o devir piyasasında istenilen ticaret eşyasından sayılırdı. ormanları geniş bir sahayı kaplamakta ve pek çok cins ağaç ihtiva etmekteydi. bilhassa atın en makbul kurbarraddeditdlğî muhakkricfir. Suvar. Çulman (Kama) ve kollarıyla. Bu suretle. Cenupta da Hazarlar ve batıya doğru da Şark Sîavlan (Ruslar) bulunuyorlardı. 920 tarihlerinde Bağdat halifesine müracaatta. Bunlar arasında Kama ile Volga'nın birleştiği yerden 100 Km kadar cenupta İdil'in sol sahilinden 6 Km. koyun bulunduğu muhakkaktır. doğru ve çalışkan insanlardan mürekkep olan Bulgar ahalisi şarkın bir çok yumuşatıcı tesirlerinden uzak toldıkları için Bulgarlar'ın bir çok miHT meziyetten muhafaza ettikleri anlaşılıyor. Ik nehrinin mansabı. bu hareketin V yüzyılın sonu veya VI. balıkçılık. bunun içindir ki Bulgarlar'da dericilik san'atı bilhassa ilerlemişti. yüzyılın ortalarından itibaren Karna Bulgarlarının tamamryle müstakil oldukları kuvvetle mümkündür. 900 tarihlerinde Bulgarlar arasında möelömarr olanlar artmış ve Bulgar Haiıı Almış. Sigarların Kirrnencik. Buitroer. yüzyıl içinde) Orta idil boyu artık bir Buigar-Türk memleketi idi. damlar da ya kereste veya samanla. Fakat». ve madenleri çeşitli ve çok olan Orta ve Cenubî Ural sahasından nehirler vasıtasiyle kolayca Bulgar memleketine ulaşmak mümkün olduğu gibi. avcılık. şimale doğru Vjatka nehri.

-'$& ^flMİBiMlİflhlIl III. Bulgarlar'ın bir dereceye kadar siyaSF istifc lâllennı muhafaza ettiği anlaşılıyor. bu vaziyet -karşısında ahalinin bir kısmının şimale. Kültür ve || Teşkilât M İbrahim KAFESOĞLU Bozkır Kültürü Şimdiye kadar görüldüğü üzere. Kumanlar'ın büyük bir kısmı Macaristan'a giderken. bozkır ikliminin de. Türkistan. Meselâ Hind-Avrupalılar'dan bazı kollar (Iranîler. Bulat-Tlmur tarafından (*3S1) de Bulaar vurdu ve şehri büyük tahribata maruz kaldı. Bulgarlar 1224 de Kafkas-Don seferinden Aral civarına dönmekte olan Moğol-Tatar ordusuna hücumla onu mağlup etmişlerdi. Bulgarlar üzerine saldırdılar. örfü ve geleneklerine. Kazan Hanlığı'nın esas halkmi işte bu unsur teşkil etti. astarNu» atınııhmal^ memişlerdi. hatta Kazan adiyle bir şehir-kurduğu ve burada bir hanın yerleştiği anılıyor. Eskiden beri burada yaşayan ve sonradan Bulgarlar yanına gelen Kuman-Ki| ^çaklar'ın miktarı mühim bir yekûa tu&w§ olmalıdır ki. yüzyıl sonlarına doğru Ruslar'm hücumuna maruz kalmışlardı. düşünce tarzı ve yaşayışına uygun düşenleri benimsemektedir. istilâya başladı. 1437 de Saray han. onların askerî kuvvetleri tecavüziçin deplr daha ziyâde müdafaada kullanılmakta idi. bu husu6takat1 bîr kanaata varmak içih birçok delillere ihtiyaç vardır. kendi î^nde görünen her kültür belirtisini kabul etmemekte. Aşağı İdil'in sol sahilindeki Saray şehri merkez olan Altın Ordu'nun idaresi zamanında. Şehir ve köy yer-tortraöynet eşyaai. Ayrı coğrafî çevrelerde befirfi karaktere sahip insan gruplarının meydana getirdiği cemiyetlere has olmak Ü2ere bfrbltferinden farklı küftürler doğacağına göre. Fakat. Yâni cemiyet. Batu Hak'ın garp seferinia-iJk hedefi: Bulgarlar'dan intikam almaktı. sonra da Makar'es ve nihayet Nijniy-Novgorod (Gorki) panayırları bu an'anenin devamından başka bir şey değildir. zırh. çiftçi ve tüccar bir kavim olmakla beraber. Kalan maddî izler Bulgar şehrindeki harabeler. miğfer. Kazan suyu boyuna gittiği. Şu hâlde her kûftörün üç temel dayanağı mevcut bulunmaktadır: coğrafî çevre. ancak umumi telâkkisi. Hatta bir aralfk Bulgar yurdu yeniden tahribata maruz kalmıştı. ötedenbari devlet teşkilâtına"ve medenî bir hayataalışık kalabalık. hay-van takımları ve sikkelerden ibarettir. 1238-39 yıllarında bunlar Deşti-Kıpçak'tan Kumanlar'ı koğmakia meşguldüler. kısaca "kültür" üne yön verici tesirler yapacağı tabiidir. Kırım tarafın-dan Kazana geldiği zaman burada. . Rus. idaresinde biff§ok Türk kıtaları da olduğu halde. Bulgar hanlarının adları ve sayılan tesbit edilemiyor. 1?36 da Moğol-Tatar ordusu. Uluğ-Muhammet Han. Bulgarlara harp tarihleri az malûm olmakla beraber X. İskandinavya. Bulgar şehri ItiPden daha mühim bir ticaret merkezi oldu. çeşitli bakımlardan eski Türk yaşayışı. inancı ve dünya görüşü. Hazar devleti zayıfladıkça Bulgarlar kuvvetlendiler. Son araştırmalar fertlerin bazı küftür unsurlarını yaratmak ve geliştirmekte başlıca âmil olduğunu göstermiştir. Bulgarların karışmasından S^^^^^ bulmuştu. burası Şarkî Avrupa ve Asya ticaret emtiasının mübadele edildiği ve umumiyetle tarihte malûm olan en büyük ve eski panayır yeri mahiyetini aldı. BuigarJir'ia Kıpçaklar'ın.186 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 187 Bulgarlar. Bulgar devletinin siyasî akibetine gelince. bozkırlar bölgesi kıyılarında yaşamış olan bazı yabancı toplulukların da dahil olduğu anlaşılmaktadır. Kıpçak tüfkçesi-nin hâkimiyeti göze çarpmaktadır. XII. kıhç. coğrafî şartların yanında bizzat insan unsuru da rol oynamaktadır. bilâhare Kazan şehri Bulgar şehri yerine panayır mahalli oldu. Bozkır kültürüne tarihin seyri İçinde. Moğol-Tatar istilasından sonra. öBah (ok. Bazı aflmter Bulgar dfflrtn bugünkü Çuvaşça m eski şekli olduğu kanatmdadırte: Çuvaşlar müslûman olmayan Bulgar köy ahafteirtfn hale«orl «ayıfryorsa da. Arap. daha evvelki Türk ve yerli ahali ile karışmasından vücuda gelen Kazan Türkleri'nin dilinde. Bu an'ane nesilden nesile geçti. Türk tarihinin bu safhası daha ziyâde "Eurasia" nın bozkırlar bölgesinde cereyan etmiştir. 3500 yıllık hayatı bozkır coğralt şartları içinde geçen TÖrk topluluğunun da kendine trtahsus b!r kültür tipine sahip olacağı tabii karşılanmalıdır. 922 tarihinde Bulgar devle» ve ahalisi hakkında Bağdat halifesinin «b çfüiri arasında kâtip aıfatiyle büîufian terf-i Fadlan enteresan malûrhat bırakmıştır. Bulgar yurdundaki yerli hanların JStfklâHan artmışa benziyor. Saray hükümetinin kuvveti azalınca. ev eşyası. Büyük Bulgar şehri de tahrip edildi. cemiyet. Ancak bir kültürün teşekkülünde. Hazar. Bilhassa insanın tabiat kuvvetlerine hâkim olmadığı eski çağlarda coğrafyanın insan hayatı üzerindeki tesirler? düşünülürse. bu hflctımar ekseriyetle geri püskürtüldüğü gibi. bazı mezar taşları ve kiföbeler. Bununla beraber. Iran. Dilleri ve küöürleri hakkında da bilgimiz azdır. belirli ruhfkarakter taşıyan toplulukların ortaya konan kültür değerlerini kontrol kabiliyeti de unutulmamak gerekir. doğuş ve gelişme sahasından dolayı "Bozkır kültürü" diyoruz. Batu 1237 yılı başında Rusyayı. ziraat aletleri. bir kısmı da Kama Bulgarları yanına gelerek bunlarla karıştılar. yin* feu toktan çaşfflhrgnıpların meydana getirdiği IskitteıTVbAve Moğollar gibkFakat költürüıt üç şna dayanağın-danrtoirHalan insan faktörü Bapkır-kültürünün eski Türkler tarafından ortaya konan . Bulgarlara bazan Oka boylarına kadar ilerledikten malûmdur. Biz buna. yüzyılın Mndt yarısında Bulgar kadısı Yakup^bni-Numan'ttv bir "Bulgar tarihî* yazdtğf rivayet edîifyoraa dâ mezkûr eser meydana çıkarılamamıştır. düşünce tarzı. insan unsuru. bıçak). Baltık memleketlerinden buraya tacirler gelmekte idi.

ahlâk yönlerinden de tamamlanarak bir bütün teşkil etmiş olması icap eder. asırda teşekküle başlamıştır.V. eski çağlarda bir değil birçok at cinslerinin bulunduğunu (Meselâ Çin'de Ordos bölgesinde. prensipleri yalnız "aftan ibaret değildir. b.flrjr gibLiantnmtş kültür tarihçHAeiaih temsil ettiği Sfiyana ekolü* tarafından Heri aürülmüşiOr. Halbuki. Mühim olan. "neolitique" devirden "hipparion" ve "equus caballus" cinsleri) ve atın tek bir yerde değil. F. At gibi bir vasıtaya İhtiyacın. Bozkır kültüründe temel olan at. şunu söyleyelim ki. atın belirli bir kültür bütünü içinde değer kazanmış olmasıdır.tesirinin bir devam. 300'lerde Asya Huntarı'ndan öğrenmişlerdir. 1200'lerde görülmektedir. çöllerde değil fakat rutubet derecesi oldukça yüksek.nı onlar- dan öğrendiğini iddia etmektedir. 4. 2500-1700) eski Türk Altay kültürüne bağlı bulumaktadır. Sehmidt.lar'ıtâBaykalgölüne I^^DS?XM yerleştirmekte ve onların da aslında 'göçebe" (bozk.Ö. yaylalarda gelişen Bozkır kültürüne. Menghfcç W. Bir göçebe san'at türü olan ihayvari üslûbu' da burada doğup gelişmiş. Şimdilik. kendi kültür anlayışlarının haricinde kaldığı için. av hayvanı yabani bir at da olabileceği gibi. Koppers'de şöyle demektedir: "Atın ehlileştirilmesi ve atlı çoban kültürünün yaratılması *k Türkler'e bağlanabüf. sayılması mün* küngörünen bu nazariyeHted*ırupal. göçebelerin hayatında birinci plânda görülmez. hayatın zaruri kıldığı sür'atle dolaşmak mecburiyetinden doğduğu aşikârdır. Menghin'e göm^ atın ehlileştirilmesi ve umumiyetle hayvan yetiştiricilik gHM medeniyet tarihinin çok mühinn bir safhasl TMda^fn ataları tarafından gerçekleştirilmiştir. At göçebe kavimlerin kültürüne sonradan girmiş bir ekonomi vasıtasıdır (Moğollar aslında afi bilmiyorlardı. Bozkırlar coğrafyasında binlerce yıl hayatiyetin! devam efflren ve Çin. çok geniş sahalarda. bu. sırf çoban hayat tarzına dıştan bakarak göçebelik atf etmek yanlıştır. Akdeniz ve Avrupa gibi yerleşik köBür mensuplanrnn. bunun son merhalesinden yeni bir netice olarak. Koppers. W. "yerleşik" topluluklardan ziyâde. c.Ö. bu yabancıların Türk'deri farklı insan unsuru ve cemiyet hususiyetlerinin belirlediği kûltör katkılarından ayırmaktadır. Çok daha eski tarihlerde Poltavka ve Tripolje kültüründe "at" iskeleti kalıntılarının mevcut olduğu iddiası doğru olsa tüle» buna büyük bir değer vermekte isabet yoktur. şurada. kısa başlı. üzerine lâyı-kı ile eğilemedikleri göçebelik'in düşünce.İskit nazariyesi: > I. atın binek hayvanı hâline getirilmesidir. Bozkır kültüründeki savaşçı çobanlar tarafından binek atı olarak kullanılan atın Przevvalsky cinsi değil. bizim "Bozkır kültürü" diye ifa de ettiğimiz kültür tîpju "atlı göçebelik1 ten ibaret olup. Kiselev'in tesbit ettiği üzere "savaşçı bir kavme ait olan Andronovo kültürü (M. şüphesiz bu hayvanı ehli hâle getirip binmenin insanlık kültür tarihimle muazzam bir hamle teşkil etmesinden ileri gelir ki.n/4M .tâli bir keyfiyet sayılabilir. dinî tutum. 1 .Bozkır Kültürünün Menşei Meselesi m . merkezinde atın bulunduğu. Burada ehli atın menşei olarak kalıntıları Cungarya'da ortaya çıkarılan "Equus Przevvalsky" gösterilmiştir. tesir ve baskısını hissettikleri bu kültür eskiden beri İlim adamlannca az-çok tanınmakta ML Mütehassıslardan bazıları bu kültüre eksik olarak "Atlı göçebe kültürüdemekte bir mahzur görmemişlerdir. M.Ö.rM l ÎHHKT -i • -2? afin ilk HAfa nniar t. yine binlerce yıl içinde.İndo-Germen nazariyesi: teNjjj İ ^Sf ^k yayg.nf. bir kültür çevresi ("Kulturkreis") olarak bozkırlar üzerine dikkati çeken W. İndoGermen nazariyesine karşı. 900-500 yıllarına aittir). Zichy tarafından ortaya atılan bu görüşe göre.188 ____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 189 temel unsurlarını. Başlıbaşına bir kültür tipi olduğuna göre de. Mâhiyeti ilmi yoldan iyi açıklanmamış olan ve Batılı ifân adamlarının. at yetiştirme t$ültürü)Jtşsbii eden Mengtön'ş göre. Kuzey Kafkaslar'da ve İran'da at ile ilgili ilk buluntular M.temeürvdoğuda aranması gerektiği belirtildi. 1700-1200)'nün yavaşyâvşş Or-ta-Asya'ya hâkim olmağa başladığı devir1 ile bu buluntular zaman bakımından dikkate değer bir uygunluk gösterir.Û. Yine bu nazariyeye g& re atlı göçebe kültürtj. bozkır kültürünün. Esas dan. bozkırlarda gelişen kültürü de IndoGermenler'e bağlamak böylece mümkün olacaktır. "küçük bedenli. bu ihtiyaç şüphesiz itte olarak bozkırlı hayvan besleyici kavimlerde hissedilmişti. Batılıların at üzerinde bu kadar durması. Bunun yanında demir de vardır ve ayrı bir hukuk anlayışı ile de donatılmış bulunmaktadır. o. Diğer taraftan S. Bozkırlar bölgesinde üç kültür devresi (kemik kültürü.Û.wr. Çünkü herhangi bir kültürde ekonomi kültürün bütününü değil. Hun süvarilerinin seferlerde bindikleri bu bozkır muharebe atının ilk kalıntılarına rastlandığı Afanasyevo kültürü (M. Bu nazariye taraftarla rına karşı itirazlar oldu ve 'Eurasia' bozkırlarında daha M. burada at iskeletine rastlamak da ehemmiyetli değildir. Arabistan'da ve Kuzey Afrika'da at ancak M. *Eurasia" ya yayılmıştır. Bu itibarla atın insanlar tarafından kullanılması bile -bu husus başlangıç noktası olmakla beraber. İnsanlık tarihinde ulaşılan bu başarı kavimle- . sadece bir cephesini meydana getirir. "Savaşçı çobanlar" ("Hirtenjgrieger") kültürü doğmuştur ki. af m ilk defa onlar tarafından «MeftrMp. Hind. *a dünyanm ata binme san'at.Ö. ahlâkî davranış bakımlarından özelliklerini henüz bilmiyoruz. bin ortalarında atlı göçebe kavimlerin yaşadığı hatırlatıldı ve Iskitler'deki bu kültür belirtilerinin Türk «!T!!^ Olabileceği üzerine dikkat çekildi. Bozkır kültüründe rol oynayan baş aksiyon da biniciliktir. Bozkır savaş atı doğuya doğru uzanmış ve Çin'de muharebe atı yetiştiriciliğinin ilk sahası plan Şan-si bölgesinde görünmüştür. hayvan besleme kültürü. bilhassa Proto-Türkler için karakteristik Qİan en yüksek derecesini gösterir. O. Bu itibarla Bozkır kültürünü en saf şekli ile bir Türk kültürü olarak kabul etmekte hatâ yoktur. düşünce. başka kavimler tarafından ehlileştirilmesi esümkün olduğunu hatırlattıktan sonra. din. Atın ehlileştirilmesi için önce buna ihtiyaç duyulması icap eder ki.Altaylı Nazariyesi Bozkır kültürünün Altay yaylalarında Proto-Türkler (Türktaön atalan) tarafından ortaya konduğu hususu. Çinliler ata binmeği ancak M. Bozkır kültürü "at" üzerine kurulmuş olmakla beraber. ayrıca İskit kültürü ile ayn^durumdakı A tay buluntular. arasındaki benzerlikte -"Kıral? İskitler" doğudan geldiklerine göre.n oim ve esk* "Aryanizm. çeşitli yarlerde başka. vatan telâkkisi. -T^«: t00™"") olduklarını ilen sürerek. geniş alınlı" batı bozkırları cinsi olduğunu belirtelim. merkezinde at yetiştirmek ve çobanlık yer almakta ye bu gibi faaliyetler için. 2.Ö. Karadeniz'in kuzey düzlüklerindeki İskit sahası en elverişli bölge bulunmaktadır. Çünkü bu. Bu itibarla.

. husule gelmiştir. Bunlardan biri.Eski Türk cemiyetinin sosyal yapısı hakkında şimdiye kadar yapılan tasnifler hem bünye. Bu bakımdan Üral-Altaylı kavimlerin dünya tarihindeki bu çok mdhfrn rolünü beHrten. çok faydalı bir iktisadî hamlenin işaretidir. bin başlan olmalıdır. dini vb. "Altay-Türk atlı çoban kültürü" Türkler'in atalarını diğer topluluklardan farklı bir dünya görüşüne ve hayat tarzına götürmüştür ki. yüksek teşkilâtçılık yolu ile içtimaidir Birinci nokta mühimdir. Tarihte ilk kültürler de şüphesiz doğdukları bölgenin tabii şartları içinde öz kazanacaklarından. bozkırdakiler "çoban" kültürünü (besicilik) meydana getirmişlerdir. ç.Ö. ehlileştirilmiş ata binme çağı. cepheleri ile kültür gelişinceye kadar belirli bir zamanın geçmesi gerekecektir. büyük devlet esası için gerekli şartlar ancak bu sayede belirebHmiftlr\ Mm binek hayvanı olarak kuHanılmaeinı. Yine at sayesinde bozkır kültürünün ortaya koyduğu başka üniversal bir değer hukuk fikridir. At. avcılık ve devşiricilik gibi. 2 . konu ile ilgili tâbirler meseleye ışık tutacak durumdadır. kitabelerinde geçen. Zambotti ve jeopolitikçi Mc Kinder taraflarından iyice belirtilmiştir. atın sür'atı ve demir madeni (aş.boy. W. aslına en yakın TSrk kültürü içinde cemiyet yapısını tesfcrft etmek bakımından bazı imkânlara da söfeftbiz. hayvan yetiştirme. otlaklar etrafında cereyan eden mücadeleler bozkırlıyı metanet ve cengâverlikle bezemiş.Ö. yalnız alarak karşılığında birsey vermıyen parazit asalak) ekonomi yerine. Bu hususta Göte*Türk topluluğu sosyal bünyesi herhalde hareket noktası vazifesini görebilecektir. 8u itibarla. hayvan besieyicllföi geliştirmek ve yaymak suretiyle iktisadî. siyâsî. orman kavimleri "asalak1 kültüre (avcılık.aile (?) Urug . Hind-Avrupalı kavimlerin (bugünkü Avrupalılar'ın ataları) teşkilâtçılık ve siyasetteki başarıları ancak bu bozkırlı unsurların onlarla karışması ile izah edilebilir. W. bu insanlığın mazisinde ilk defa müşahede edilen insan zekâ ve iradesini tabiata hâkim kılma azmidir. Nitekim Doğu Asya'da ilk devlet teşkilâtı eski Türkler tarafından kurulmuş. daha çalışkan ve ziraatçi örtmaWa beraber. gelişme ve muhteva bakımından bütün diğer toplulukların kültürlerinden ayrılık gösterir.toplulukları bir üst idare nizamına bağlama yolunda ulaşılan devlet kurma düşüncesinin mahsuiüdöf. (aile?) Bod . 2500 yılları olduğuna ve Andronovo kültürüne (M. Ön-Asya kavimleri bakımından da benzer sonuca varılmıştır. Menghin şöyle demiştir:^ 6§kî yüksek medeniyetter dahi. Orta Asya bozkırlar bölgesinin kültür tarihi yönünden taşıdığı ehemmiyet W. *8ehmtdt de araştırmalarında aynı neticeye varmıştır: 'Orta Asya'da oturan ve çok eski btr amanda aveıkk hayatından hayvanları ehlileştirmeğe geçen tek kavim Tûrktşr olmuştur. hem de isimlendirmeler bakımından tabirini tutmamaktadır.Ö: 2. Bu. bk. TürMer tarafından ehliteştiril-mlştir ve Türkler ala bin»flk*ısanlar olarak görünmektedirler". 1700) bağlı "savaşçı atlı bir kavim" in etrafa tesirini göstermeğe başladığı ifade edildiğine göre. yine ilk kanun koyucu durumunda olan Türklerin ataları tarafından tesis ve teşkil edilmiş görünmektedir. Menghirf* göre. Ptor'a göre. Viyana ekolü'ne göre bu tarih M. At üzerinde. ziraate elverişli yerlerde oturanlar "köylü" kültüre (çiftçilik) bağlanmışlar.Sosyal Yapı a . aslında orman kavmi veya köylü değil. Bu sebeple yeryüzönde ilk siyâsi kadrolar. Bozkır kültürünün M. Türkler'in çeşitli devirlerde.soy. diğer bölgelerde de böyle idi. Tarihî bağlantılara* gösterdiği gibi. bir beşerî değer ancak bu yol ile. çeşitli bölgelerde bazı bünye değişikliklerine uğradıkları ve bununla ilgili olarak başka başka tâbirler kullandıkları şüphesizdir. her araştırıcının kendi meşgul olduğu zaman içinde kaimast ve yine meşgul olduğu belirli Türk zümresini esas alması olduğu anlaşılıyor. nihayet Türklerin ataları tarafından at ehlileştirilerek in-sanhk hizmetine sokulmuştur. At terbiyesi. Ona göre. devşiricilik). 2500 ile 1700 arasında oldukça belirgin bir vasıf kazanmış olduğu kabul edilebilir. At vasıtası ile insanlığa bahş edilen diğer mühim bir değer de sür'at mehfumudur ki. Bugün için.Ö. bin yıllarında Aral gölü havalisinde bozkır kültürü ile temasa gelerek bu kabiliyeti elde etmişlerdir. Afanasyevo kültürü verintilerine göre M. ihsanların cemiyet hâlinde yaşayabilmeler sağlıyan karşılıklı saygı esasından hareketle. Bu da. atlı muharip çobanların. devtet kurmakta kifayetsiz kavimlerin yerleşik hâlde bulunduğu büyük nehir vadilerine savaşçı atlı çobanların müdâhalesinden sonra doğmuştur". Fakat Bozkır kültürü dediğimiz. Şüphesiz ata binicilik temel unsur olmak üzere. bu eski iptidaî kavimleri zihni durgunluğun tenbelliğinden kurtararak canlı bir faaliyete yöneltmiş va frisan iradesinin ufkunda sonsun imkânlar açılmasına vesile olmuştur. Esasen yeryüzünde ekonomi bakımından başlıca üç temel kaynak vardır: orman. Koppere Hind-Avrupalılar açısından meseleyi daha kesin bir şekilde açıklamaktadır. Ana kaynağımız Orhun. iktisadî. Bunun sebebinin. öteki. Bu tahmin bir yandan Viyana ekolünün vardığı sonuçlara.190 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 191 rin ve başka kültürlerin gelişmesinde fevkalâde neticeler doğurmuştur. diğer yandan da arkeolojik vesikalara uygun düşmektedir.Bozkır Kültürünün Teşekkül Çağı Bu küftüFÜh menşei hakkındaki nazariyeler ona aşağı yukarı bir mazi tâyin etmek imkânını sağlamaktadır. P. însanlan üretici (müstahsil) durumuna sokmak suretiyle. İnsanlar yaşadıkları çevrenin bu imkânlarını değer-lendirerek hayatlarını sürdürebilmişlerdir. Orhun kitabelerine göre Türk bozkır cemiyetinin yapısını şöyle tesbjtetmek mümkündür: Oguf .Ö. kalabalık hayvan sürülerini sevk ve idare etmek mecburiyeti eski Türkler'in. hayvan terbiyesinde önce geyik. Fakat ikinci nokta da- ha da mühimdi^ çüntoü insanlığı basit yığınlar olmaktan çıkarıp sosyal nizamlara bağlamak gibi* iktisadî faaliyetin de devamını mümkün kılan. Rubent L. bozkırlarda gelişen eski Türk kültümün dünya tarihinde fB bakımdan kesin tesiri olmuştur. 2. onu teşkilâtçılık melekesine sahip kılmışj ve eski Türkler herşeylerini borçlu oldukları ata kutluluk derecesinde değer vermişlerdir. sonra ren geyiği (Samoyedler tarafından). iiraat kültürünün ve ona bağlı hayvancılığın çok üstünde ve dünya tarihinin pak mühim bir kültür merhalesi olduğunu belirten F. Onlar M. fakat bozkırlı olan Türkler'in kültürü de doğuş.)aayesinde hâkimiyet altınla aldıkları insanları idare plânında başarılarım mürnjaün kıtaşîır. ara bu. terim. kabile Ok * kabile (bir siyâsi teşkilâta bağlı) .

192 ______TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ TÜRK TARİHİ 193 Bodun . bey'in böyle bir fonksiyonu yoktu. Keşi. Kitabelerde yalnız bir defa geçen "Ulus" sözünün eski devirdeki mânası açık değil ise de. İğdir. Çünkü Türk ailesi eski Yunan'daki (genose).-Hteilu. yb. vazifesi yurdu ve ahaliyi korumak ve sağlam bir sosyal bünyeye sahip olmasına çalışmak olan bir siyâsî kuruluştur.'«öhretli. Gira-ud'ya göre Teşkilâtlı devlet. (Gök-Türk kitabelerinde: âble +) tâbirleri. bi) bulunuyordu. bütün dış tesirlere rağmen başka bölgelerdeki TürK'2ümfelerine ntebetle en az tesir almış olmaları gerek» Altaylrtar'da "soy* ve Yakut'larda "usa1 Kırgızlarla 'aul") ise de. Böyle bir ortak şuur Bozkır Türk cemiyet ve devletinde çok eskiden beri mevcut. beg.boylar birliği (siyâsi yönden müstakil veya değil) İl . Thomsen'e göre "siyâsî bakımdan müstakil. gibi küçük topluluk adları ve sonu + oğlu ile biten Aydın-oğlu. b. On-Uygur.Askerî teşkilât ve idarî kuruluşla ilgili olanlar (meselâ: Çur. idarî ve hukukî nizamla» ile. Bodun'un başında "bey". hisselerini alıp.) dolayısiyle Çin yıllığı .). Eski Türkler'de istiklâle verilen değer bazı tarihî kayıtlarla da tesbit edilmiş durumdadır: Asya Hunlan'ndan M. Sabar. Bu hey'et eski Türk devletlerinde mevcut "meclis" (Danışma kurulu)" lerin küÇûk çapta bir ilk tipi olarak görünmektedir. meselâ. Yula. f. Boylar birliğine "bodun" deniyordu.Millet. Boran. benzer kuruluşlar başındaki mctful şahıslar aynı zamanda dirtfreis oldukları halde. çeşitli ülkelerde buna muvaffak olmaları da istiklâl düşüncesi üzerinde ısrarlarına delâlet eder. Karan Gyormati. nesil" mânalarına gelen bir söz olup. devlette gerçek istiklâl." A. *" H V ya h â İSe8İnİ bildirenler mese. Mogyeri = Magyar vb. ErHm = erdene Kınık vb. Agaçeri. Gabain'e göre "ülke.R. fazilet ifade edenler (meselâ: Türtc. - >. Mülkü ve hayvan sürüleri başka zümrelerinkinden ayırt edilmekte idi (24 Oğuz boyundan her boy hususff bîr damgaya sahipti). Türk "il"W. imparatorluk. Kayı. eağlamlık. feıvaş. caf (yabancı) tâbirinin zıddı olarak "akraba" anlamında kullanılır. Câferlu vb. malî kudreti ve doğruluğu ile tanınmış urug ve oguşların reisleri arasında seçim yolu ile iş başına gelirlerdi. 3.Boylar birliğine katılanların sayısına göre adlandırmalar (meselâ: On-ok. Roma'da. cesaret. Boy beyleri cesareti. Bodun'lar çoğunlukla soy ve dil birliğine sahip boylardan meydana geldiği için. Kül-bey. çıkarlar.. c. siyâsi hâkimiyet" mânasına gelmektedir. feususiyetlerin» şöyle tesbit etmek mümkündür: 1. Tabgaç vb.#oKuwet. Türkler'de "leviratus" (ölen erkek kardeşin dul kalan zevcesi ile ve çocuksuz genç dul üvey anne ile evlenme sekti) mevcuttur ve umumiyetle tek zevcelik (monogamie) görülür. Yabagu. Kaşgarlı'da. bilindiği gibi dıştan evlenme (exogamie)'nin esas ve baba hukuku'nun hâkim olduğu Türk ailesinde evlenen oğullar. bunun yalnız idareci zümrece istenmesi ile değil. KıatAhmedfe. Kartuk. Umumiyetle. han ("kaan") bulunur ve topluluk siyaseten müstakil veya bir il'e tâbi durumda olabilirdi. Isfendi-yar-oğlu vb. eski Yunan'da ve CâMiye devri Araplarrtıda. yeni bir aile kurmak üzere. Kangar. Bu adlar şöyle sınıflandırılmıştır: a. Kabar-.Aikerî-eiyâsî hâdiselerin tesirinde meydana gelenler (meselâ Hazar = Kazar. halkı ile. Arap ve Fars tesiri ile sonradan ortaya çıkmış isimlendirmelerdir. Türkçe'de izdivaç için kullanılan "evlenme" veya "evlendirmek. Utur-gur = 30 Ogur. Eski Törk cemiyetinde ilk sosyal yapı olan aile.BüyüK. Köbök. Aileler veya soy'lar bir araya geldiği zaman "boy" teşekkül ediyordu ve başında vazifesi. Bunlara göre eski Türk "in. tanıyabilmek için onun.). Türk-Moğol devrinde: 1. Eett Türk ailesi tip olarak "geniş aile" şeklinde görünmekte (geçen asm 2. vfc).)Oğuz adı da (0hf zaOtftar) belirli bir siyâsi teşkilât kurmuş Türk boyları mânasındadır. devlet. j ^Adam^veya insan mânasını verenler (meselâ: Hun. 2.korumak olan bey (bâg. muntazam teşkilâtlı millet" demektir.). Argm.).İstiklâl Kavramı Bilindiği üzere. zengin mânalarında olanlar (meselâ: Bayındır Bayat Çavuldur. Belirli arazisi ye muharip kuvveti vardı. Seçici hey'et herhalde boy'u meydana getiren aile ve soyların temsilcilerinden kurulu olmalıdır. evlenen erkek veya kızın baba ocağından ayrılarak ayrı bir ev (aile) meydana getirdiğine delâlet eder. Orhon yazıtlarında ancak bir yerde geçen "uruğ" tâbiri. beylik* Imnlık gibi hür ve müstakil siyâsî teşekküller kurmağa çalışmaları bunu gösterdiği gibi. Osmanlı gibi devlet veya. bütün içtimaî bünyenin çekirdeği durumunda idi. Bulgar vb. Yeney. Türk gruplarının her gittikleri yerde.). akraba. Eeki Türk boylarının adları boyun bu siyâsî ve içtimaî hususiyetlerini meydana koymaktadır. Yağlakar. Kürt vb. ? < Argu.y. baba evi ise en küçük oğula kalırdı. aslında Türk kültürü mahsulü olmayıp. imparatorluk. ortaklık yalnız otlak ve hayvan sür rülerine inhisar eder. bk. aslında Türk ailesinin 'Küçük aile" tipfrtde kun&ı bulunması daha akla yaton gelmektedir. Rorna'daki (gens) ve Islavlar'daki (zadruga)'dan farklı olup. Buna göre boy. devlet'in şartları yönünden. imparatorluk = Reich. yansında. aynı zamanda halkın da aynı şuur İçinde bulunması. yâni istiklâl düşüncesinin bütün toplulukta müşterek birarzu hâlinde var olması şeklinde belirir.Ö.©** muştur. Moğolcada da "yat.Müstakil topluluk. f „ v n J*\ * XüT . Kumeri. Kan akrabalığı esasım dayanıyordu. Uygurca metinlerde. hak ve adaleti düzenlemek ve gerektiğinde silâhlı kuvvetlerce boyun menfaatlerini. birçok modern şivelerde çok kullanılan ve tohum.v. boydaki iç dayanışmayı muhafaza etmek. toprağı ile. Dokuz-oğuz. iktidar veya hükümet" . Üç-Karluk. bodun kelimesi "kavim" mânasını verebilir.â: v . Devlet karşılığı olarak daha geniş anlamlarla karşımıza çıkmaktadır» \ b-İI: Eski Türk cemiyetinde siyâsî teşkilâtlanmanın en üst kademesini teşkil eden T V. 58'de cereyan eden hâdise (yk. Memleket. Görüldüğü üzere Türk boyları ve umumiyetle Türk siyâsi kuruluşları şahıs adlan ile anılmıyorlar (Selçuklu. siyâsî mahiyette bir birlik idi. adlar. Kapan. bu söz. Çepni» Taryan.

cemiyette kendilerine herhangi hteraülfc ve hiçbir siyasî hak tanımamak suretiyle. başta en yüksek kas (adele) kuvvetine sahip at olrnaR üzere. Orman kavimlerinde ve yerleşik topluluklarda hâkim%eti ele geçiren gruplar. ayrıca Bozkır kültürünün ekonomik özelliği de. Meselâ 8 boy hâlinde Don-Aşağı Tuna nehirleri arasında yayılan Peçenekler'de "kabilelerin durumu o kadar müstakil idi ki. Oğuzlar'da "bey"ler.194 . TÖrk Tinde de belİrÜ sınırlar içinde bulunan bir ülke kavramının mevcut olacağı aşikârdır. ailede hususî mülkiyet mevcut idi. 209) devlet meclisinde. toprağın devletin temelini teşkil ettiğini buna göre. hürriyet ülkesi olan Asya Hun topraklarına kaçıyorlardı. koyun ve sığır sürülerinin sahiplerinden tahsil edilen belirli ötçüdeki vergiler yolu ila'l^in mâlî ve askerî ihtiyaçları karşılanıyordu. Bozkır Türk cemiyetinde öyle bir hürriyet havası vardı ki. Bu tarihî veeh kalar. hâtûn olmağa lâyık kızın câriye" olduğundan yakınan Bilge Kağan Türk devlet ve istiklâlinin devamUlığınş İnancım şu sözlerleitede etmiştir: "Yukarıda gök çökmedîkçe. Türk boylarındaki^ bu karakteristik durum eski Türk İl'inde siyasî birliği meydana getiren boyların -türlü sebepler yüzünden. asır Kıpçaklan'nda da durum böyle idi. „3-lnsanUn$ufu: Devletin yalnız hükümdar ve ailesinden ibaret sayıldığı topluluklarda siyâsî hürriyet ve çalışma serbestliğini düşünmek güçtür. Mücadele edecek savaşçılarımız hâlâ mevcut iken devletimizi korumalıyız'. Bu tip arazi devlet mab olduğu için. kavim beraber yaşadığı. ilk tarihî btfMiaine Asya Hunlan'nda rastladığımız bu durum. yâni tam bir birlik teşkil ettikleri hâlde bir merkezî iktidar mevcut değildi". fakat bizzat devlet reisinin korumakla vazifeli bulunduğu bir ata yadigârı idi. kendisinin Hun memleketinde hür olduğunu ve korkusuz yaşadığını söylemişti. 'yurt'una da derîn bir muhabbetle bağlanmıştır. siyâsî istiklâli ile beraber yürümektedir. ctevtetfrr siyâsî isffldâli gibi. Hususî mülkiyet kişi haklarının ve hürriyetin teminatıdır. GökTür$er'difc Uygur-lar'da vb. Önce. beraber savaştığı. bütün milletin ortak toprağı idi. eski Türklerin şahıslartndan ziyâde ffie bağlı olduğu hususu ile bir arada dikkate alınırsa. Kısaca Türk kültüründe vatan Türk tuğlarının veya al bayrağın dalgalandığı yerdir. Eski Türk topluluğunda da insanın fertfr hukuk İle donatılimış ve iktisaden esir olmayan bîr hayat dtöaeninde bulunduğu anlaşılmakta*^ Bunun tarihî vesikalarla ortaya koncası mümkündür. Devlet idaresi ve ülke anlayışında idarecl4ıa!k İşbirliği olan alyâsff teşekküllerde ise. fakat bu şamarın mevcut olmadığı araziyi kolayca terk edebilmektedir (Türk göçlerinin diğer tur sebebi).birbirlerinden kolayca ayrılmalarına ve aynı bölgede veya başka bir yerde yeni bir İl teşkil etmek üzere tekrar toplanabilmelerine imkân vermekte idi (eski Türk siyasî kuruluşlarında boy sayısını ifade eden ve zaman zaman değişen rakamlar bunu gösterir). Yukarıda söylediğimiz üzere. 2. aşağıda yer deünmedikçe Türk bodurumun il'ini. Islavlar arasında yaygın köle ticareti. buralardan faydalanan özel mülk at. kast cenderesine aldıkları mahkûm zümrelerin (Mogollar'da çeşitli neviden köleler. devlette gerçek istiklâl kavramına uygun olarak. eski Türk devletlerinde. Bu durum bazan sosyal yapının daha yüksek kademelerinde müşahade ediliyordu.ancak kendi aralarındaki daha zayrfvdaha az becerikli fertle*» kol kuvvetinden faydalanma yolu ile sağlayabiliyorlardı. İstiklâlden mahrum kalmca "Beuolmağa lâyık oğlu kul. Asya Hun Tan-hu'su Mo-tun. Göçlerde ailelerin ve fertlerin kendilerine ait sürülerini ve taşınabilir malların] beraberlerinde götürebilmeleri ve istedikleri gibi tasarruf etmeleri onlardaki hürriyet duygusunu ve serbest hareket etme eğilimini daima canktutmakta idi. her ne sebeple olursa olsun kimseye arazi terk etmeğe selâhiyeti bulunmadığını söylemişti. komşu Moğol Tung-hu'ların arazi talebi karşısında kaldığı zaman (M. 12. "ölkâ" şekli ile Moğolcadır). Bizans'ta insanın baskı altında tutulmasına ve kanunların yürümemesine karşılık. Bu hal iae. sınıf. Ancak Türkler'de "ülke" ve vatan telâkkisi göçebe veya köylü (ywteşik) bütün öteki kavimlerden farklı olarak. "Kağanlık" tâblrt ile ifade edilen "devlette istiklâl' düşüncesine karşı duyulan ilgi daha sarih bir şekilde dile getirilmiştir: İH olan bir bodun idim. Gök-Türkler'de en canlı şekilde mecvut olmuş (Ötüken'in kutsal toprak sayıldığı ve "kağanlık" a ve töre'ye sahip olarak yaşamak için Ötükende oturmak gerektiği) ve Uygur Türklerî'nde "Kutlu değ" efsanesinde sembolize edilmiştir. Bu durum eski Türk devletinde. Türk topluluk adlarından anlaşıldığı üzere. köleliği ve bazı zümreler için "imtiyazlılık" durumunu önlüyor. Gerçekten eski Türk topluluğunda halk. Çin'de enselerine bo- . töresini lam bozabilir?"."Asalak" feültürde ve "Köylü'vtyefte-şiK)J$ültürde başkaca çare yoklu. hani ka-gan'ımT. Demek ki Türk hakanlıklarında ülke. Bozkır Türk devletinde arazi üzerinde de hususî mülkiyet câri idi {Asya Hımları'nda. Atalarımızdan toprakla birlikte devr aldığımız istiklâlimizi Çın ile uz-laşmak bahasına feda edemeyiz. Türkler'detei bu vatan sevglaHM* Arap yazarı Al-Câhiz-Xölm. trçy* van güeü karşılıyordu. ülkenin sür'atle "vatantaşma" sının mümkün olacağı kolayca anlaşılır. Anlaşılıyor kf Bozkır Türk il'inde "yurt" hükümdarın şahsî malı gibi keyfine göre tasarruf edilebilen bir toprak parçası değil. Devlet topraklarının İdarecilerle halkfft ortak mesuliyeti altında bulunması keyfiyeti. idarecisi ve halkı ile Türk topluluğunda ortak bir değer taşıdığını ortaya koymaktadır.). Eski Türk. Ülke sınırlarına da "yaka" denilmekte idi.Ülke Kavramı: Ülke. eşitlik ve insana saygı prensiplerinin gelişmesine yardım ediyordu. çekme ve taşıma gücü"nü iti* sanlar . tabiatiyle. müşahadeye dayanılarak belirtilmiştir. Hazar hakanı ve idarecileri teb'anın mülküne el uzatamazlardı. belirli sınırlara sahip devlet arazisi idi ve bu arazi hükümdar ailesinin mülkü değil. Orhun kitabelerinde. 10. Çin'deki köleler. han'ın bazı aşırı davranışları karşısında seslerini yükseltirlerdi. Avrupa Hunlan'nda Atillâ'nın başkentinde bir Bizanslı. asır Bulgar-ları'nda fertler kendi arazilerinden elde ettikleri mahsulden hükümdara bile birşey vermiyebiliyorlardı.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 195 Shi-ki Hun devlet meclisi'nde yapılan şu konuşmayı nakleden Boım <ıç*n tâbHyet yüz kızartıcıdır. Eski Türkler'de ülkeye Vurt" deniyordu (Eski Türk vesikalarında geçmiyen ülke sözü. Boyda ^yalnız otlak ve yaylaklar ortak mülkiyette idi. adalet. tfmdi SFim nerede? Kağanlık bodun idim.869) tarafından da. iktisaden -besicilikle dayanan Bozkır kültüründe ise bu ihtiyacı.Ö. yalnız hür ve müstakil yaşayabildiği toprağı ülke ve vatan saymakta (Türk tarihinde çeşitli Türk zümrelerin ayrı vatanları bundan Heri gelir). ülke bakımtfıdan 'donfaturrt'detJilreski çağlarda benzeri yalnız Roma imparatorluğunda görülen "imperium* hâkimiyet telâkkis'mîıf tnevcut olduğunu gösterir. bu düşüncenin. her müstakil devletin hak ve salâhiyetlerini mutlak şekilde kullanabildiği belirli coğrafi saha olduğuna ve ülkesiz bir millet bahis konusu olmıyacağına göre. en küçük bir aile bile başlı-başına bir "il" sayılabilirdi. durum başkadır. Eski çağlarda» yaşamak için ihtiyaç olan 'çalışma.

Buna göre. kölesini azftd etti) gibi bazı ibareler dikkati çekmektedir. menşeini "yerleşik" medeniyetten alan ve bazı orman cemiyetlerinde (meselâ Moğollar) rnevcul olan bîr müessese olup. Bunun sebebi söylediğimiz gibi»-bozkırlar bölgesi insantennın. "Tarhanlık" ve "Orun-ülüş" meselelerine de kısaca dokunmak icap etmektedir. hususî mülkiyet ile hürriyet anlayışı buna engel olmuş görünüyor. insanın kol (adete) gücüne müraT caat zarureti duyulmayan Bozkır kültüründe huauiî mülkiyet ve hür çalışma esasında gelişen sosyal gelenekler. aşağı bir dereceyi değil. Hazar ülkesinde yaşayan "Halis" adlı müslüman Harezmliler olduğu anlaşılmakla ortaya çıkmıştır. Esasen eski Türkçe metinlerde "köle" kelimesi geçmez. Kitabelerde bodun tabiri bazan "kara" sıfatı ile birlikte kullanılmıştır. Buna karşılık bir de ak-beğ? ifadesinin bulunuşu Türk cemiyetinde bir "asiller" sınıfının varlığı hususunda tefsire sebep olmuş gibidir (Meselâ. Türkler'de ise. ziraatın. şadapıt beyler. Buna göre. halkça ünsiyet peyda edilmiş içtimâi ve hukukî kaidelere dokunmamalarının neticesidir. çok erken çağlarda belirti-seviyede hukuk fikrîne ulaşmış olmalarıdır (yk. Karaton gibi misâller verilmiştir). bk. Nitekim kitâbelerdeki hitaplarda çok kere devlette büyük memuriyet makamlarını işgal eden "buyruk'lar. Kadınlar da aynı şekilde yetişmiş olup» çok kere erkeklerle birlikte savaşa katılırlardı (hattâ islâmi devirde bile. Gök-Türk yazılı vesikalarda 14 yerde "kul" tâbiri geçmektedir. Eski Türkler'de fertler savaşçılık ve mücadele sahasında şahsiyetlerini bulurlar ve gösterecekleri kahramanlık ölçüsünde cemiyette yerlerini alırlardı. "toprak köleliğifservage") bahte konusu değildir (Orta Macaristan'da bazı köyler. Fakat buralarda gerçek mânâsı ile "mülk1 ten ve "hak" tan mahrum insanlar zümresi ve müesseseleşmiş "kölelik" ten ziyâde. Bozkır Türk "irini açıklarken. Dede Korkut'da açıklandığına göre. Binice. eski Türk sosyal hayatında. kalabalık bodun* diye mânâlandırmak gerçeğe daha yakın görünmektedir ve buna nazaran sayısı şüphesiz az olan beyler 'ak' oluyor demektir. Çünkü daha eski asırlarda Doğu Avrupa Türkleri arasında da böyle bir durum görülmüyor.olabilmek için. Eski Türk devletlerinde bazı yüksek memuriyetlerin ırsî olduğu iddia edilmiş ise de. Kara Ordu. istiklâlini kaybeden her topluluğun böyle tahditlere mâruz kalması samanımızda bile tabii karşılanmaktadır. "Beğ'iîğin babadan oğula geçtiğine dair açık bir delil bulunmuyor (hükümdar sülâlesine mensup olanlar hariç). Şartlar bunlardan toarettir. Bunların hepsi dış tesirlerle açıklanabilir. Eski Yunanda Aristotelesh »Nı ftapvana ve 'canlı âlet" dediği ve doğrudan doğruya "o^ûlk" sayılan insanlar. İkincisi. idare edilenlere doğru bir sıralama olmalıdır. herhalde» idarede daima pratik yolu tercih eden Türk siyâsî teşekküllerinin. Önce. kölelerin yanında. koyuna bindirilerek ve ok ile sincap vb. her an savaşa hazır. bütün âife efradı ile birlikte yeni yurt kurmak zorunda olan bozkırîı Türk'e. Eski Yunan'da. eski Türkler'de din adamları imtiyazlı bir "sınıf değillerdi. töre hükümleri hâlinde kesinlik kazanmıştır. Esirlik ile kölelik içtimaî ve hukukî bakımlardan birbirinden farklı şeylerdir. meselâ. yukarıda da belirtildiği üzere. aslında. Atsız'ın 1077'deki Kahire savaşı). Yukarıda bey'lerin seçiminden bahsefmiş-tik. Çocuklar 3*4 yaşlarından itibaren. Dokuz-Oğuz beyleri. Mısır'da. bir "sınıf" hiyerarşisi değil. çünkÛ. «amanla. Bununla beraber Tabgaçlar'da ve Iç-Asya Uygurları'nda kölelerle karşılaşılmakta ve hattâ DLT'de "ol kuf boş kıldı" (O. askerliği meslek edinmek (idarî-*iyâöi) ve rûhânî zümreye mensup bulunmak (dinî). bozkırlara yabancıdır. Kûn (câriye) sözü de çincedir (kü'an). kadının her sahada olduğu gibi. Henüz yürümeğe başfıyan her çocuğun yanında eğerlenmiş bir at hazır bulunurdu. asli Türk bölgelerinde değil. savaşta da destek olması tabii idi. Bilindiği gibi köle* Kk.Peçenekler'de K. Çin ve Iç-Asya sahasında görülmekte olup. bundan imtiyazlı bir sınıf hükmünün çıkarılması müşküldür. "Kara-bodun". bodun. yaşadıkları coğrafî şartlar icabı. beylerden önce yer almaktadır. Kâşgarlı Mahmud da. asırlar boyunca. aksine. Üçüncüsü. Yunan-Roma medeniyeti dahil hm yerde kölelik müessesesi teşekkül etmiştir. fakat onlardan ayrı olarak esir (bilhassa savaş esirleri) de vardı. yine aslen Türk olmayan bir kültürün uzunca bir müddetten beri tesirindeki Türk zümrelerinin dilinden örnekler vermektedir Kıpçak bozkırlarında bazı Türk çocuklarının "satın" alınarak Orta-doğu memleketlerine gönderilmesi telavlar'dan ve Normanlar'dan gelen meşhur esir (köle) ticaretinin ttr neticesi olarak mütalaa edilebilir. bey . bozkır Türk toplulukları daha çok siyâsî vasıfta olup dinî karakter taşımıyorlardı. Porfırogennetos'un açıkça belirttiği bu husus Hazarlar'da hattâ iktidar ve icrada hâkan'dan da üstün durumda olan "Bey* bakımından da geçerli idi. vahşi bir hayvan öldürmüş olmak) aç doyurmak.) Bu hukuk anlayışının eski Türk cemiyetinde imtiyazlı "sınıf lara dayanan bir düzenin ortaya çıkmasına da engel olacağı aşikârdır. hiçbir YflÛÎk*ü bulunmayan ve cemiyette Wç "hak* sahibi olmayan hean dfmektlr. Herhangi bir toplulukta imtiyazlı zümrelerin teşekkülünde başlıca ûçâmH röl oynamaktadır: geniş araziye sahip olmak (iktisadî). avlatılarak. Türkçe'de "kara" sıfatının. büyük. bu kütlenin. kuzuya. askerliğin eski Türkler arasında ayrı bir meslek sayılması düşünülemez. zira her Türk iyi savaş terbiyesi almış. ÇÖrtkü köle. Bozkır külpünde hâkim zihniyet de bunu gerektiril . ailesi. kitabedeki ifadeleri. türlü tedbirlere başvururlarken. umumi ekonomik-hayatta ancak tâli olarak yer aldığı' bozkırlar sahasında büyük fnâlîkâne* terin meydana gelmesi (feodalite* imkân dışındadır. son ibareyi "asil beyler" olarak çevirmiştir). buyruk beyleri. tarhanlar. İlk iki Türk devletinde kölelik. Namık Orkun. doğrudan doğruya devlet içinde idare edenlerden.s* tâbirine dayanarak Hfr *asil Hazar" (Khazar "pure-bred") kütlesinin varlığı görüşündeki isabetsizlik. daimî asker durumunda idi. çıplak giydirmeki lâzımdır. 445 de ölen Bleda'nın dul hanımına âit olduğuna dâir Prtskofc'un kaydını doğrudan doğruya "yerleşik" kültür mafW sülünden ibaret olan toprak aristokratlığının Avrupa'da bir devamının tesbiti olarak değerlendirmek lâzımdır).196 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 197 yunduruk vurularak tarlalarda çalıştırılanlar. kilometrelik göç hareketlerinde. Hazarlara dair islâm kaynaklarında geçen "EI-Hazar'ül-khJ. Eski Türkçe'de "kuP tâbiri umumiyetle 'köle' müteradifi olarak alınıyorsa da doğru olmasa gerektir. Buniann her üçü de bozkır küitürü^de gelişme şansını bulamamıştır. Hind'de ve Roma'da köle kütleleri) mevcudiyetini öyte devam ettfemşk maksadı ile. Herhalde kitâbelerdeki şu ifade: Kağan. "asıl. kan dökmek (mutlaka savaşa katılmak değil. Orhun kitabeleri dahil eski bozkır Türk vesikalarında din adamlarından hemen hiç bahsedilmemesi bu bakımdan dikkate değer bir nokta teşkil eder. biniciliğe ve vuruculuğa alıştırılırdı. Bu mânada. yüksek seviyeyi belirttiği görüşü de ileri sürülmüştür (ve Kara Han. Devlet idaresinde hakana en büyük yardımcılar durumunda olan beylerin idare ediien halka nisbetle üstün tutulması tabii ise de. Roma'da ve Moğollar'da. H. siyâsî hakların kaybedilmesi ve bazı "medenî* haklar yönündfen yasaklara uğramak bahis konusudur ve daha çok "esirlik" ifade edilmek istenmiştir.

aksi hâlde devlet yok. bunun 6'sında "il" île birlikte kullanılmaktadır. Asya Hun devletinde şahıe köleliği olmadığına göre boylara bağlı "kölekabile" lerin olacağı da şüphelidir. Gök-Türk hakanları da öyle idi: Tanrı'ya benzer. daha önceye ait Türk vesikalarında. herhangi bfr suçtan ceza gör-memeki* bmün bunten t nesil boyunca geçerli saymak suretiyle. Eski Türk hükümranlık telâkkisi. Halbuki kitabelerde geçen kelime bir sosyal terim değil. Töre gereğince amucam tahta oturdu. Tonyukuk'un önvanı: Boyla bağa Tarkan)'lar da. "kanun" anlamında Moğolcada da mevcut olup. Asya Hun imparatorluğunda 5 Hun kabilesinin -Tanhu ailesi ile akrabalıkları gözönüne alınarak. imtiyazlı duruma getirilmişler. Bütün Türk lehçelerinde ortak olan ve sonra Moğolca'ya da geçen töre tabiri şimdiki bilgimize göre Tabgaçlar'dan beri mevcuttu ve asli söylenişi olan törü şeklinin daha eski bir devre götürülmesi mümkündür (Yasa kelimesine temel teşkil eden yasa (mak) "yapmak" fiili. Devletin kuruluşunda hizmeti geçmiş olan zümrelerin emir ve kumanda mevkilerini alarak idareci durumuna geçmeleri ve dolayısiyle devlette idare edilenlere nazaran nisbî bir farklılık göstermeleri tabiîdir... doğrudan doğruya insan kemiğini ifade etmektedir). Türk hükümdarları. zorbalık vardır Meşruluğu tanınan devletlerde. Kazandığımız devlet ve töremiz öyle idi. daha sonraları. çok çeşitli olan hükümranlık şekilleri arasında ortak olmak üzere üç tip tesbit etmek mümkün olmuştur: Gelenekçi. II. Bu sosyolojik kaide hiçbir zaman ve hiçbir yerde değişmemiştir.. ona göre pay verildiği. Asya İHunları'nda Mo-tun. kanunî. yâni belirli kabilelere mensup şahısların meclislerde... tüz'lük (eşitlik) ve kişilik (insanlık. ottefc.. Türk devletinde halkın bu istekleri töre'nin tatbiki ile gerçekleşiyordu. O (llteriş) ataların^ töresine göre bodunu teşkilâtlandırdı. Fakat bu gibi boylar bu "mevki* lerini ebediyen muhafazaya mahkûm olmayıp. Bozkır bodun teşkilâtında birliğe daha sonra katılan her boyun umumiyetle sınırlarda yer aldığı ve bunların... Bozkır Türk devletinde insan unsuru'nun kısaca açıklamağa çalıştığımız hak ve hürriyetlerle donanmış olması Türk devletinin kuruluş tarzı ile ilgilidir. Kutadgu-Bilig'in yardımı ile tesbit edilebilmektedir. güneşin. Devletini. (Hakanlığı) atalan-mıh törelerine göre kurdular. bakan. ayın tahta çıkardığı Tanrı/kut'u Tan-hu" idi. Türk kabile teşkilâtında mühim rol oynadığı ileri sürülen "Orun" (mevki). töresini terk etmiş. Tanrı irade ettiği için. vergiliden muaf tutulmak.. Orhun kitabelerinde "töre" kelimesi 11 yerde geçmekte. Ey Tİ3rk Bodunu! Devletli.198 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ Beylerin ve buyrukların vergilerden veya başka herhangi bfr fnükell^etten _af tutulduklanna dâir bfr işaret yoktur.. t Bunun gibi. uz'luk (iyi'lik.". Moğollar devrmde kendilerine hükümdar tarafından ■SuyurgaT adı île verilen ve irsen intikal eden topraklarla teçhiz edilmek. Gök-Türkler'de Bumın ve llteriş ve Tuna Bulgar devletinde Krum böyle yapmışlardı (Krum Hanın kanunları). Töre hükümleri değişmez kalıplar değjldi.. müttotçftnrtalardan birinde orun ve ülüşünü bir defa kaybeden kabile yahut oymağın yaylak. Devletin varlığı töre ile kaimdf: ". yarısındaki yüzyıllarca Moğol tesirinde kalmış Orta Asya Türkle-ri'nde aristokrasiyi ifade eden Ak-süyek "ak kemik" tâbiri ile karıştırarak Gök-Türkler'de de bir asiller zümresi var sanmıştır. yerine ve zamanın icaplarına göre ve tabii "meclislerin tasvibi alınmak üzere. Ancak emretme hakkının itaat edenler tarafından "meşru" kabul edilmesi lâzımdır.kaideleri ihtiva ediyordu. töreni kim bozabilir?.Hökûmrânhkr<iDevlet. Bundan türetilen yasak. Tarhanlık müessesesi böylece ortaya çıkmıştır. Kutadgu-Bflig'de ve DLT'te bu yolda tefsire elverişli hiçbir kayıt bulunmamaktadır (Son zamanların araştırıcısı A.. Tarhahlar. av. faydalılık). Orhun kitabelerinde.. Haberi işiten dağdaki-\&i ovadakiter toparlanıp geldiler^fö. Krader de kitabelerde gördüğü sönük "kemik" kelimesini geçen asrın 2. öndekiler geri çekilerek. umumî tarifi ile. Çünkü bu hususlar yalnız Moğol devri tarihçisi Reşid'üd-din (öl. Bütün vesikalar Türk hükümdarına idare etme hakkının Tanrı tarafından verildiğini (bağışlandığını) göstermektedir: Asya Hun imparatorunun unvanı: "Gök-Tanrı'nın.." (KGIrTegin. Türk devletinin naat durulduğu meselesine. bodun'un diğer üyeleri ile eşit duruma gelmektedirler."imtiyazlı" durumda görünmüş olmaları da. SöteTörk devletinin meydana gelişini anlatan kitâbelerdeki satırlar ışık tutacak mahiyettedir: "Babam Kağan (llteriş) T7 er ile harekete geçti. casah sözü.Devleti ederine alıp töre'yi tesis ettiler. Diğer 5 Wrde de yine "il" ile alâkası açıkça beOHr.. "Davete katılanlardan biri de bendim* (Tonyukukjr ı Böyle kurulan bir devlette tabiatiyle halk hak ve hürriyetini İteyecek ve başında bulunanlardan bekliyecekti. sonra 700 kişi oldular. yeni iltihaklar neticesinde. yapar".Tanrı düzenler. Tann'da olmuş Türk Bilge Kağan". karizmatik. Hunlar'da şartlarım yukarıda belirttiğimiz bir köle sınıfının varlığına ihtimal vermek için de bu neviden "imtiyazlı" lık yeter derecede ciddi bir gerekçe sayılmama* lıdır. bugün kullanılan yasa kelimesi bunun kısaltılmış şeklinden ibarettir. Büge)f>©elenlerden bir taamı affı. zira bu şekilde miras yolu ile intikal eden kütle köleliği Asya'da yalnız Moğollar'da görülmekledir ("Unagan-bogol" sistemi). kutfum olduğu .. Bu prensipler şunlardır: könilik (adalet). "Harp ganimetleri bölüşülürken her kabilenin Örün ve ülüş'ü dikkate alınarak. bizim tarih literatürümütde yaygın kanaatin aksine>9n!lyazlı değil idiler. ancak bu mekanizma ile izah olunabilir. toy (resmi ziyâfet)'larda belirli yerlere oturması ve böyle toplantı ve ziyafetlerde yiyecekleri yemeklerin belirli olması. her birinin koyunun belirli yerlerini yemeğe mecbur bulunması (ülüş) meselesi de daha sonraki devirlerde örf hâline gelmiş olsa gerektir. yeni hükümler getirebilirlerdi. topluluklara göre. Tabgaçlardan beri mevcut olup da mu Gök-Törk imparatorluğunda mühim bir yeri olan tarhan' (aitfl ve asker nazır.). karizmatik (Tanrı bağışı'na dayanan) tip olarak kabul edilebilir. iştiraki ile gerçekleşen bir siyâsî teşekküldü. vesair şeyler üzdrinde&i taüfouku-nu da kaybettiği'ne dair tesbitler ancak Moğollar zamanı ile ilgili görünmektedir. 4. bir kısmı yaya idi".. Umumiyetle "kanun" mânasırfSt*alınan töre (aslı. 1318)'in eserinde yer almış olup. tehlikenin daha kesif bulunduğu ön saflarda savaşa sürüldüğü doğrudur. emretmek hak ve salâhiyetinin ve o emri icra etme kudretinin bir arada yürürlükte olduğu bir yüksek sosyal nizamdır. "Babam kağan ile anam hatunu Tanrı tahta oturttu". büyük toplantılarda. Bozkır Türk devleti herhangi bir âftfhln talıç zoru He meydana getirdiği bir yığınlar topluluğu değil. fakat idarecilerle işbirliği yapan geniş halk kütlelerinin gayretleri.. Demek ki. törü) eski Türk hukukî hükümlerinin bütünü olup sosyal hayatı düzenleyen "mecburî. üniversel'lik). Türk kitabe ve kayıtlarında yalnız bir defa geçer: "Tengri yasar . Hükümleri maalesef o çağlarda tedvin (codification) edilmemiş olan töre'nin ana-yasa mahiyetindeki prensipleri. Türk devleti kanunlara (töre hükümlerine) bağlı bir kuruluştur.

Szasz taraflanndan "Reichstag". 585 ve 726 yıllarında Çin elçilerinin kabulünde Gök-Türk hâtûnları hazır bulunmuşlardı. ayında güney sınırı civarındaki Ma-yi sahrasında yapılan umumî halk toplantısı vardı ki. Umumiyetle en büyük evlât veliahd tayin edilirdi. Bulgar Türkleri Iç-me-d(y)eme diyorlar. bütün istek^ ler onun vasıtası ile gerçekleşir. şulen kelimesi Moğolcadır) ve umumiyetle hakan sofrasının halka açık tutulması bunun sembolik ifadesidir.Bozkır Türk İlinde Teşkilât a . Bunların başında halkı doyurmak. aç mısın. Çünkü yalnız askerî ve siyâsî meselelerin değil.. Devlet başkanlarının oturduğu başkente "Ordu" deniliyordu. Demek ki başlangıçtaki bütün karizmatik görüntüsüne rağmen. kağan.) bunu ortaya koyar Tiına Bulgarları'nda da hükümdar Tanrı tarafından tahta çıkarılmıştır (Omurtag ve Melemir kitabeleri).diye ifade edilen. Elini açık tut. onu sana Tanrı verdi. Uygur-lar'da görüldüğü Üzere. Avrupa Hun hükümdarı Attila'nın hanımının adında da "han" unvanı mevcut idi. Buna göre. çünkü "han" unvanının 3. maiyeti ve davet ettiği halk ile bir toplantı yaparak "kengeştiler". 5578). hem halk onun normal bir insan olduğunun farkındadır (Kitabeler): Esasen Türkler'de Kut telâkkisi sınırsız bir hâkimiyete imkân tanımamaktadır. Gök-Türk tarihinde genç hükümdar İnal Kagan'a karşı yapılan 716 yılı ihtilâli bu gerekçeye dayanıyordu. üstün siyâsî kültürleri sayesinde daha o çağlarda halletmiş ve Insanlan hükümdarın şahsi Ihsaf duygusuna sığınmaktan kurtarmıştı. bugün "mîîR îrade. yâni hakanı Taprı huzurunda sorumlu tutmakla Türkler. Kutadgu-Bilig halkın hükümdardan istediklerini: a*. hükümdar üstü "yüksek otorite" (Souverainete.. beyitler). Ancak sîya-sT İkfidfcrıri kaynağını Tann'ya bağlamakla. Bir hükümdar kuldan fakir adını kaldıramazsa nasıl hükümdar olur?" (Kutadgu-Bilig. "Bey. Veliahd durumunda-kiler küçük yaşta iseler. eski Türte devletinde siyâsi iktidar kavramı "kuÇ tâbiri ila ifade ediliyordu. Hem kendiöi. Batı Hunla-rı'nda. elçileri ayrıca kabul ederlerdi. Türk hükümranlık telâkkisi kanuna dayanan meşruiyetçi tipi temsil etmekte idi. Oğuz Hakan da. Hükümdarın törenle unvanını alırken. 581 de ölen Gök-Türk hakanı Ta-po yerine onun vasiyet ettiği Ta-io-pien'in hakanlığını. Hazarlar'da bir "ihtiyarlar meclisi" (A council of elders) vardı (Hakan Yasefin mek-tubu ve Belazurî). Şölen. Çin'deki gibi. Herşey kut'un eli altındadır. 1933. olarak sıraladıktan sonra şöyle der: "Ey hükümdar sen halkın bu haklarını öde. aynı geleneğin Oğuzlar arasında da devam ettiğini gösterir. ünlü "aygucı" (devlet müşaviri) Tonyukuk'un muhalefeti neticesinde red edilmişU. Bu tariM kayıtlardan da anlaşılıyor ki. Bilge Kagan'ın kurula getirdiği iki mesele: Türk ülkesinde şehirlerin. Bunlar arasında Türk tarihinde en yaygın olanları han (kıral) ve kağan (imparator) idi.. tok musun. Kara Hazar-Ak Hazar.. Bu tarzda bir hükümranlık düşüncesi. Bunlara bakılarak eski Türkler'de karizmatik iktidar görüşü umumî kanaat hâline gelmiş olmakla beraber. fazilet ve kısmet kut'tan doğar. Hükümdarlar iktidarı Tanrıdan ahllar.. Bu meclis. umumiyetle dinî cemiyetler olduğu hâlde Türk siyâsî birlikleri dinî vasıf taşımaz. 3 . Sarı Uygur.. iktisat ve kültür işlerinin de burada konuşulup karara bağlandığı anlaşılıyor.. giydirmek. zevcesinin de resmen aldığı katun (hâtûn) unvanı da Hunlar'dan beri Türklerce tanınmakta idi. DLT'de "kengeş" tâbirinin "hakanın tekliflerini milletin tasvibine sunması" olarak açıklanması. "Raf ve "AssembMe natioraP (Millet Meclisi) olarak tavsif edilmiştir. P. Hazar hakanı. iyi kanun yapın. L Wieger. Türk hükümdarı bu vazifelerini yapamazsa kut'unun Tanrı tarafından geri alındığı düşüncesi ile iktidardan düşerdi. Bölümlerin başındaki idareciler. Devlet meclislerine katılırlar. benzeri eski Roma'da görülen ve httkümdann icraatının millet tarafından kontrolüne imkân veren4i•imperiuwı• şeklinde tecelli etmekte idi.Boz-ok (Oğuzlar'da)* Bu bölünmede daima bir tarafın hâkimiyet üstünlüğü tanınırdı. Arıg-kan. 1934.. hanedan dışından dahi han seçebiliyordu. Bozkır Türk hükümete! Tann tarafından kut ve ûiüg (kwmet)ile donatıldığı içfc işbaşına gelebilmekte*. Türkler'de hükümdarlık alâmeti sayılan büyük resmi ziyafetler (Doğu Türkler Toy.Âdil kanun.. asırdan beri Türkler'ce bilindiği gösterilmiş olduğu gibi. b . c . 5469. Yabgu unvanı Hunlar'dan beri mevcuttu. arada mühim farklar göze çarpmaktadır: Karizmatik meşruiyete bağlı topluluklar. gerektiğinde. Tanrısal (ıduq) dır. bâb 38. Asya Hun devletinde bir daimî meclis (Danışma kurulu veya Devlet meclisi) bir de her yılın. bu makama sen kendi gücün ve isteğin ite gelmedin.. Bey. W. Gök-Türkler'de.. Devlette hâtûnlar da söz sahibi idiler. toplamak. Bunların Moğol Juan-juan devletinden Gök-Türkler'e geçtiği hakkındaki iddia eskimiş görünüyor. Uygur Hakanlardın unvanlan da (yfcAk. ilk zevce ve asil (yani Türk) olmalarına dikkat edilirdi.. Kara Macaristan -Ak Macaristan. amcaların tahta geçmeleri töreye uygundu. Bu itibarla Türk. kuzey-güney. b . Schmidt ve B. yabgu.İktisadî istikrar. çoğaltmak ve huzura kavuşturmak gelir (Kitabeler).. Süvereignty) meselesini.bir hayat yaşıyordu. kendi ülkelerini ilgilendiren hususlarda dış münasebetlere girerler. 54-55). Kara Kıpçak.dilinin en kadim küttür fümelerinden biri (SOO yıKctan beri mevcut) olan kut'un nazaıicephaşi&Ao! Türkler'de siyâsî iktidarın mâhiyeti) ünlü siyaset kitabı Kutadgu-Bilig'de açıklanmıştır. 1430.. ll-teber vb. Bu cihet Asya Hunlan'nda sol. Kanuna kendin riayet et ki halk da saha itaat etsin!" (Beyit 1458. Avrupa Hun imparatorluğunda» benzer bir kuruluşa Prtotoos "seçkinler* veya "seçilmişler1 meclisi adını vermektedir. GökTttrkler'de devlet meclîsi ihtimal daimî idi. Sarı Türgiş -Kara Türgiş. Diğer taraftan hakanlık tahtına çıkışta da daima töre hükümleri göz önünde tutulmakta idi. 1960. San (ak) Oğur. bir dereceye kadar formalite olsa da. Bu toplantı De Groot. eğer Ibn Fadlan'ın haberleri doğru kabul edilirse. 5947.200 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 201 için kağan oldum" vb. halkta&tecrit edilmiş. 'Kut'un tabiatı hizmet/şiarı adalettir.. Hâtûnların gelecek hakanların anneleri olmaları sebebi ile. ak (sarı) * kara (Ak-Hun. Beyliğe (hükümdşrlığa) yol ondan geçer. yukarıda da söylediğimiz gffl. bunda memleket meseleleri hakkında umumî müzakereler açılırdı. kan (han). 674-676. Üç-ok . ancak bütün il'le alâkalı meşe- . "Halka. Peygamberler veya veliler tarafından idare edilen Türk devleti yoktur. âdeta Tanrı gibi.ikili Teşkilât: ^ Eski Türk devletinde arazi iki idarî bölgeye ayrılırdı: Sağ-sol.Asayiş. Uygurlar'da sağ idi. Bu kontrol meclîsler aracıhğı# ile yapılıyordu. sonra kendi hakkını isteyebilirsin!" (Beyit 2983. Iç-dış (Karluklar'da?.' (Kutadgu-Bİg.9. surlarla çevrilmesi ve Budizm ile Taoizm'in yurtta yayılmasının teşviki teklifleri. töreye uymadığı için devlet meclisi red etmişti. Bulgariar!*0. 2111). asıl hükümdarın yüksek hâkimiyeti altında töre hükümlerim yürütürler. do* ğu-batı.Hükümdar: Bozkır Türk devletlerinde başkanlar çeşitli unvanlar taşımışlardır: Tan-hu (veya Şan-yü). Türk hükümdarları jnsan-üstü varlıkda sayılmamaktadır. Tuna Bulgarları'nda bir "millet meclisi" bulunmakta idi. diye sor. İdare salâhiyeti bazı şartlarla tahdit edilmiştir.

evlâtları arasında vukua gelen taht mücâdelelerinde ise. Gök-Türkler'de şadlar hükümdar ailesine mensup oldukları gibi. Asya Hunlan'nda To-ki ve Kok-le kıralları başta olmak üzere yüksek makamları işgal edenler. Iç-buyruklar (saray idaresine bakan) yanında inanç. Asya Huntan'nın merkezinde çeşitli dillerde konuşan ve yazan kalabalık bir hey'et çalışırdı. Gök-Türk imparatorluğunda bu rütbe ve makamların sayısı 28 idi. Sivil idarede Devlet meclisi üyeleri. Attila geniş Ülkesinin doğusunda Ural-lar'a kadar dan kısmını oğlu llek'in idaresinde vermişti. Kırgızlar. yugruş. tercümanlar. Alpagut gibi çeşitli unvanlar taşıyan vazifeliler vardı. Merkeze bağlılıklar ise. kuryeler faaliyet hâlinde idiler. şefleri vasıtlasiyle bağlı olan bu gibi ülkeler.202 ___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ (elerinde toplanırlardı. Rft-Ugor ve İslav toplulukların yekûnu ise 25'in üstünde idi. 176 yılında bu durumda olanların sayısı 26 idi.S°n deröCede *** ■«****. Daha sonraki kanat kırattan Irnek. apa. onun sarayının veya otağının önünde dalgalanır^. Türk devletinin idaresindeki umumî tutum da bunu teyid eder mâhiyettedir. Moğollar. franiı. Urallılar. Oktar. Uygur. hükümdarın namına bir icracı durumundadır.Siyasî Faaliyet: Büyük Türk İmparatorluklarında diplomatik lemaslan yürüten dış işleri idaresi en mühim makamlardan hl&M. "Kün- dü" yanında "yula" (Macarlar'da). Türgişler'de. ancak Türkler'de bu. bağa. Meselâ. Çünkü Türkler'de hâkimiyette bir "paralellik" değil. Asya Hun Tan-hu'su Mo-tun'un yanında onunla denk iktidarda başka bir şahıs düşünmek ve Batıda Attila gibi bir devlet adamının iktidarına ortak birisini tasavvur etmek güçtür. ataman. Meselâ Asya Hun İmparatorluğunda M. tudun. Attila'nın baba tarafından yakın akrabaları idiJer. Kağan Bumın'ın kardeşi. iki (sol ve sağ) Kok-le 'kiralı' vardı ve bütün imparatorluğa yayılmış olarak büyük başbuğların sayısı 24 idi. Türgiş ve Uygurlar'da Bitâkçiler ve tamgaçılar. boyla. bakan). aslında. iki veya daha fazla müstakil sahaya ayrılmakta. hemen '«| bir sorumluluğu ve .orayetkisi olmayan hâkan'ın yanında. c . devlet parçalanmakta. ayn. fiilî hükümdar durumunSL £ "TM Sî . Gök-Türkler*de İstemi Yabgu. Oğuzlar'da tuğracılar. Batı Hun imparatorluğunun başkentinde kâtipler. belirli vergi ödemek ve gerektiğinde askerî destek sağlamaktan ibaretti. içlerinden biri tam başarıya ulaşamadığı takdirde. yabgu yanında "Kül-Erkin' (Oğuzlar'da). devlet nizamı seviyesine yükselmek gibi bir seç-törtfk kazanmış bulunmaktadır. Çirr imparatoru. Diğer taraftan. Dengizik İmparator llek'in kardeşleri idiler. Macarlar'ın 7 kabilesi de Hazar hâkanlığınca vazifelendirilen 7 "buy* ruk'un kontrolünde idi. İlk bakışta çok cazip gelen bu nazariye. "çifte kırallık* diye anılan bir nazariyenin ortaya atılmasına sebep olmuştur. Orta Afrika ve Okyanusya kabileleri arasında da görülmektedir. Campus Mauriacus savaşında Atilla'nın 200 bin kişiyi aşan ordusunda bu Vassal" ların. henüz "Tegin" iken Oğuzlar'ın başında bulunuyordu. Hakan yanında yabgu (Gök-Tüfkler de) her cihetçe bır yardımca yine hakan yanında "bey" (Hazamda). hanedan mensubu idareciler gönderiliyordu. Yabancılar herhalde bütün imparatorlukta Vassal" devletler hâlinde idiler. buyruklar (nazır. Gök-Türk hakanlığının batı kolunu doğudan ayırmak istediği zaman oradaki Tardu'ya bir altın kurt başlı sancak göndererek. Karizma'nın babadan oğullara intikal ettiği inancı dolayısiyle. Kök-Sagun. Buna göre de devletin oldukça merkeziyetçi bir karakter taşıması lâ-zımgelir. Ve esasen Türk siyâsî teşekküllerinde bunların veya tâbi" bölüm idarecilerinin veya kanat kıratlarının. Tibetliler. Türk devleti yıkıldığı zamanlarda. O hâlde Türk âmme (kamu) hukuku hükümranlık hakkının paylaşılmasını tanımamaktadır. Nazarî bile olsa bu husus hakanlık alâmeti ile belirlenmektedir. yula. külüg. Gök-Türkler'de. mutlaka bfr tarafın üstünlüğü bahis konusudur. Ayrıca Sagun. kendi kavmî bünyelerinden birşey kaybetmeksizin tekrar ortaya çıkıyorlardı. yeni devletler doğmaktadır (Hunlarfda. bir "meşruiyet" meselesi okftı-°T ?î 1 «pahsın. Bu yönden Hazarlar'da. Gök-Türkler'de. UfdK. Türk devletine ancak hükümdarları. Karluk yabguları Aşına ailesine bağlanmaktadır. hariçte temsilci bulundurmamak. Aybars. Tabgaçlar'da. dinî ve içtimaî teklere dayanmakta ve yalnız Türk "göçebelerine" mahsus olmayıp."Çifte Kırallık" Meselesi: Türk siyâsî kuruluşlarında görülen ikili teşkilât. herhangi bir iddiada bulunduğu görülmez. Bulgarlar'da. Devlet meclislerince dış politika ile ilgili olarak alınan kararları yürütmekle vazifen . tarkan. Hattâ Beşbalık gibi uzak bölgelerin başına. kıralları. Oğuz Yabgu Devleti gibi nisbeten küçük siyâsî teşekküller de şüphesiz aynı tarzda idare edilmekte idi Meselâ Uygur hakanı Moyen-çur.Ö. 581 yılında. dış münasebetlerini Türk devletleri aracılığı ile yapmak. unvanlarım taşıyan ve hiçbiri verasete dayanmayan devlet büyükleri bulunurdu. merkeze bağlı olduklarına işaret olarak. birer ok verilerek gönderilen başbuğlardı. daima ordu (başkent)'dan talimat alan Hun asıllı kimselerdi. Onoklar'ın başındaki Cur'lar ve Erkin'ler de kendilerine. Türk usulü seri harekete elverişli olmayan yaya destek kuvvetleri asıl Hun ordusundan çok fazla idi. onu Gök-Türkler'in 'hâkan"ı olarak selâmladığını bildirmişti. hiç olmazsa Türk devlet anlayışı ve âmme (kamu) hukuku bakımlarından şüphesiz tam gerçeği ifade etmemektedir. Tabgaçlar'da Bitâçinler. Kanat kralları imparator ailesi mensupları arasından tâyin edilirdi. irsî. Türgiş. hükümdarın ölümünden sonra. d . devlete karşı isyan» göze alamadığı müddetçe. "atı" (Gök-Türklerde) ve "babacık' (Hazarlar'da). Odular birleştiği zaman herkes mensup olduğu cihete göre sağ veya sol kanatta yerini alırdı. bölüm başkanlarının hareket serbestliklerine sahip bulundukları. Tan-hu'ya bağtt Oci (sol ve sağ) To-ki "kırdı* ile. Asya Hun imparatorluğunda. Kapagan Kağan zamanında iki şad: Bilge ve Kül-Tegin onun yiğenleri idiler. İddiaya göre. devkfcidareslnde ve aym kudrette Tana bağı-5JML''* dora?7Ş S"***** müşküldör. sonraları "etaba/ vb. hattâ Kara-Hanlfer'da olduğu gibi). "birbirine paralel hükümet icra eden iki hükümdar" olarak ayrı ayrı iktidarı temsil ettikleri bu sistem. Türkler'de hükümran-Wc hakkının kanzmatik vasfı da buna mânidir. 630'dan önce Gök-Türk imparatorluğunun batı kanadı olan Hazar ülkesi Aşıra ailesinden bir prensin idaresinde. vb. Attila zamanında Batı Hun idaresine "tâbi" Germen. Ancak ll-hâkanlık (imparatorluklarda durum bir az farklı idi. Meselâ GökTÜfkler'de altın kurt başlı sancak daima doğu kdlunun hükümdarında bulunur. Aranan nokta sadece hüküm sürmek^dŞI fakat daha ÛK*W* olarak. On-oklar'da doğudaki 5 To-lu boyunun başında 5 Çur ve batıdaki 5 Nu-şi-pi boyunun başında 5 Erkin bulunuyordu. Bu durum diğer Türk devletten içm de böyle idi. Çünkü devlete "tâbi" olan bir çok ülkeler kendi iç işlerinde serbest idiler.

bk.).Ö. hıristiyanların ve musevilerin. Bizans. Bu birliğe Tabgaçlar. Şüpheli hareketleri görülen yabancı temsilciler hapse atılır veya ülkenin uzak bir yerinde. Kapagan tarafından bu mevkiinden uzaklaştırıldığı yıllarda (705-716) yüksek devlet mahkemesi üyeliği yapmıştı. yabancı kaynaklarda mübalağalı rakamlar verilmekle beraber. Daha sonraları dünyanın birçok yerlerinde tarihî roller oynayan çeşitli Türk kütlelerinin başlangıçta bu Hun devletinde yer aldıkları. disiplin içinde. Gök-Türk "aygucı" sı meşhur Tonyukuk. Yabancı kaynaklarda rastlanan dağınık haberlere göre. Mamafih Türkler zamarap müşkil şartları içinde dahi yiyecek ve malzeme ikmâllerini kolayca yapmak çarelerir&buimuş-lardt. Attila kendisine suikast hazırlayan suçlulardan Bigilas'ı bir hey'et önünde alenen sorguya çekmişti. bk. En büyük askeri birlik 10 bin kişilik kuvvet idi. biri hükümdarın başkanlığında yüksek devlet mahkemesi. Tonyukuk. Çin'de ve Avrupa'da ortaya çıkmasından en aşağı 500-3000 sene önce Türklerce biliniyor ve bazı Lâtin yazarlarının Hunlar'ın çiğ et yediklerinden bahs etmeleri. kan kardeşliği hâline getiren. idare teşkilâtında saydığımız unvan ve rütbelerin sahipleri aynı zamanda. Merkez orduları. Çtoffiefln. Barış zamanında başkasına kılıç çekmenin cezası da ölümdü. meselâ imparator Rua. Avrupa Hunları. karşılıklı dayanışmayı. eski TÛrKler'de yargı usul ve şekilleri hakkında bilgimiz pek azdır. f-Ordu: Bozkır Türk devletlerinde hemen her Türk muharip durumunda olduğundan ve askerliğe hususî meslek gözü île bakılmadığından. Türk ordusunun.204 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TftPfTAPtttt ___________________________________________________ j^ idiler. Türkler at sayesinde sür'affi ve seri manevrş kabiliyetine sahip olduklan içto uzaktan savaşı tercih ederlerdi. emirlerindeki askeri güçlerin başında. Türk birliğini gerçekleştirmek gayretleri ile o.rdL Bu da bazen «örn. öteki de "yargucı" lar ve maiyetlerinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. yine de kalabalık olduğu muhakkaktı. "Dağınık Türkleri" toplamak işi. suçlar oldukça şiddeti. yk. seyyah. Yazılı antlaşmalara riayet etmeyen Bizans'ın (441. Çünkü o. Türk siyâsetinin dış cephesi şüphesiz devletin bekasını sağlamağa ve bu bakımdan öncelikle ticari münasebetleri tanzime yöneltilmişti (bk. Utin.Adliye: Tftre'rtn hususi ve cezaî hükümleri.an müsâdefe edilir. "and içme" töreni ile takviye ettikleri de olurdu. Gök-Türkler'de. ortak gayeler etrafında birleştiriyordu. Çin. Gök-Türkler ve Uygurlar'da "tümen" adı veriliyordu. 10'lara ayrılmış ve başlarına ayrı-ayrı kumandanlar tâyin edilmişti. Bizans'la yaptığı andlaş-mada husus! bir madde olarak belirtmişti. halkı isyana kışkırtan Bizanslıların memlekete girmesini yasaklamış ve bunu. her zaman savaşa hazır kumandanlardı. eğerlere bağlı çantalarda taşınan bu kurutulmuş et konservesini tanımamalarından ileri geliyordu. ikamete memur edilircS. Sâsânîler de hile ile Türk elçilerini öldürtüyorlardı. İktisat). Batı Hunlarında Onegesius = On-ügez. Yukarıda kuvvetli hukukî cephesini belirttiğimiz eski Türk siyâsiî teşekküllerinde herhalde bilemediğimiz teferruatlı bir adliye cihazı mevcut bulunuyordu. defa olarak Gök-Türk devletinde müşahede ediliyor. Gök-Türkler devirlerinde. Türk tesirîndeki yabancı ordularda da görülen bu 10'lu teşkilât ilk olarak Asya Hun İmparatoru Mo-tun devrinde tesbit edilmektedir. Başka orduların gerisinden binlerce baş sığır sürüleri sevketmek zorunda kalınırken. oyuncu kisvesi altında. Türkler antlaşmalarında. salahiyetli bir başbuğun sorumluluğu altında (meselâ. I. GökTürk devletinin Çin tahakkümü altına düşmesinde bu gayretin acı sonuçları kitabelere kadar aksetmiştir. 447 Balkan seferleri bu yüzden yapılmıştı) iki yüzlülüğü Türk-şad tarafından elçilerinin yüzlerine vurulmuştu (yk. belirli bir zaman için. sonra Kül-Tegin) idi. Türk halkı arasında yaygın Olup. Ir^SL^neLaft9ir SUÇar?n 8ây. Büyük Kağan Kapagan (692-716)'ın ana siyaset çizgisinden biri bu idi. Hind ve İslâm kaynakları ile de tesbit edilebilmektedir. sağ ve sol (veya doğu ve batı) başbuğlarının yüksek idaresi altında eğitilen ve onların emirlerinde savaşlara katılan ordunun bu 10'lu sistem içinde. Tümenler 1000'lere 100'lere. neft atan yangın mer-mili mancınıklar) başlıca silâh ok ve yay idi. İslâm kaynaklarının belirttiğine göre. Yazılan yazılara tan-hu'nun veya hâkan'ın resmî mühürü basrlırdr.JHun imparatorluğunun Asya'da sağladığı idare birliği içinde toplamış görünmektedir. Hafif S£l Eff? T?k ÜZer* *■»»■»** Eski Türk devletlerinde ceza işleri-?^!2?FV ^S^nması. tekniğine göre. Türkler yiyecek ihtiyaçlarını et konservesi ile karşılıyorlardı Konserve et. Çinliler Türk devletini çökertmek için bilhassa Türk hükümdar ailesi üyelerinin ve idarecilerin aralarını açarak birbirlerine düşürmeğe büyük ehemmiyet vermişlerdir.dÛrÛ1Ör" mal. diğer bütün yerleşik ve orman kavimlerd ekinden en büyük farkı "ücretli" olmayışı ve daimi I iğ i idi. Hun ve Gök-Tüffe ûnparatorlukian içinde (Meselâ Kapagan Kagan'ın öldürülmesinde. umumiyetle söz vermekle iktifa ederlerdi. Fakat bazan bunu. yâni suçun devletçe takibata uğraması toplulukta kan gütme' geleneğinin yerleşmesine ugramas rop u ye^ırakmVdu '' ' Adlî teşkilâtın. biri de Islavlar'ın ve diğerlerinin dâvalarına bakardı. Bu sayede kurulan büyük Türk imparatorlukları aynı zamanda disiplinli ve o çağların en kudretli askeri gücünü meydana getiren ordulara sahip idiler. Yukarıda. Hun topraklarında tacir. Casusluk yapmadıktan müddetçe elçilere dokunulmazdı.rma ""^ !ü!. "âdete çağdaş denebilecek bir siyâö kavrayışa sahip bulunuyordu". Her çağın. Türk devlet başkanının vazife* leri arasında gördüğümüz 'dağınık Türkleri* toplamak esasına dayanıyordu. VÖ uayVÖn ** surette Vaşaktı. Bunlar ikişer ikişer müslümanların. on-başılardan tümen basılarına doğru belirli bîr kumanda zincirinde birbirine bağlanması. 2. Bilindiği üzere GökTürk hâkimiyetinin çökmesi üzerine Türkler bir kere daha etrafa yayılmışlardır. Çeşitli . Fakat siyasetin dikkate değer bir de iç cephesi vardı. Asya Hunları. görüldüğü gibi. cezaıandınlmakta idi: adam öldürmenin cezası jdamdı. Türk tarihinde ilk defa Tan-hu Mo-tun zamanında (M.) ve Bizans'ın Batı Hun imparatorlusunda kesif casusluk faaliyeti görülmüştür.l. kaç. e . 209-174) bu gayeye ulaşıldığı anlaşılıyor. Hazar hakanlığı başkentinde 7 baş yargucı vardı. barış devrelerinde. Bu. gerektiriyordu. Bunlarla çok uğraşılmış. esas karakteri şüphesiz "askerî" olan eski Türk devletini kabllevî (tribal) kalıptan kurtanyor ve hiç olmazsa devletin sahibi bulunan unsuru. henüz yakın-doğu ve Avrupa istikametinde göç etmemiş olan Türkleri. ÜSİSm? T* S'Z Ö.ailesi efradınırf hM-yetlerı kıskanır*. aş. Kurnanlar'da. Sayılan hakkında. en tesirli silâhlan He donatılan Türk ordularında (Meselâ. Sabarfartte "görülmemiş savaş âletleri1. Ele geçirilen soyguncu.

Üzengi de Avrupada ilk defa Avarlar'da görülmüştür. askerî karakter. Marcellinus) bu akıcılık Türk ordularının en büyük avantajı idi. cirit. belirli kanatlarda mevki alıyorlardı.Ö.62 yılında Hun hükümdarının idaresinde tertiplenen böyle bir sürek avma 100 bin süvari katılmıştı. Türkler dörtnala giden at üzerinde dört istikamette ok atmakta mahir idiler. yivli veya çengelli temrenler (ok-uçlan) kullanan Türkler iyi kement atmasını da Mirlerdi. golf ve polo'ya benzer nevileri) Hunlar'dan beri Türkler arasında oynaft> makta olup Gök-Türkler çağında Çin'e de yayılmıştı. daimi spor hareketleri. Peçenek ve Kuman tesirinde. Türk ülkelerinde umumiyetle daima yeni şartlara göre düzenlenen törenin fam olarak yürürlükte tutulması. ağır hareketli ve kütle savaşı yapan yabancı ordular karşısında daima üstünlük sağlamakta idiler. aldıkları emri icrada kendi insiyatiflerini kullanmakta tam serbestlik içinde mütemadiyen dağılırlar. gelişmiş hürriyet eğilimi ile bir ahenk içinde tutulmasını sağlamaktı. orduda ıslahat hızlandırıldı. imtiyazsızla. gülle atma. Türk (Macar)'lerin silâhları. Savaş meydanlarında süvariler. (Türk ordularının 'fırtına sür'ati" M. pantolon da ilk defa Batıda göründü ve sonra yayıldı. (M. Ata binmek."Turan Taktiği" Okçu süvarilerden kurulu Türk savaş birlikleri at dolayisiyle sağladıkları sürat sayesinde.206 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 207 yayları var*. Bizans tarihçisi Priskos ve Ermeni tarihçisi Urfalı Mateos'da belirtilmiştir). Lâtin yazarı -IV. Düz. 641)'un Tactica" adlı eserinde. *rt|«atortuk durumunda ise cemiyette halkı tedirgin etmiyen sosyal ve kültürel alışkanlıkların muhafaza editorek. bizzat imparatorlar tarafından bu hususta eserler de yazılmıştı. mızrak. yüzyıl boyunca ordularını Tûrkler'inkine uydurmağa çalıştılar. 1526 Mohaç vb. Huniahn yaptığı ve ilk defa MWun amanmda kullanıldığı »ren »slıklı (veya vızıldayan) oklar en korkunç olanı idi. Türk akınlarına karşı imparator Şi* huang-ti'nin inşa ve ikmâl ettirdiği (M. onbaşısından tömen beğîne kadar kendi kabilesi ^Manghol = Moğol) noyan'larmdan ve nö-kör'lerinden tâyin ettiği 10'lu sistem üzere büyük ve disiplinli ordusunu kurmuştur. oralardan her tarafa yayılmıştır. Türk halkına bu sürekli basanları sağlayan başlıca hususlardan biri. g . fakat vuruculuğu en fazla olanı #ft kavisli ve reflexif yaylardı. Bu devlette en mühim mesele. Romalılar da 5. Tuna Bulgarları aracılığı ile hem eğitim. hem teçhizat yönlerinden Türk tarzında askeri güçlerini meydana getirmişlerdi. Devlet başkanının. O zamanlardan itibaren yay Roma askerlerinin baş silâhı oldu (İngiltere'nin Wales bölgesinde bulunan Romalılar'ın Hun tarzında yay imalâthanesi). Orada yalnız taklit ile kalınmamış. Bunlardan gerilmesi en göç. Törecin hâkim bulunmadığı yerde Türk . Ayrıca türlü bayraklar vardı. Hun usûlünde 163 bin kişilik bir ordu hazırlamayı başardığı gibi. Cengiz Han da. yâni rütbe hiyerarşisi yerine kabile ünitesi ve hizmetin çeşidine göre kuvvet mevcudu değişen eski Moğol âdetini terk ederek. Türk yurdunun kadîm adından dolayı Turan taktiği" denilmektedir. atların renklerine göre. Marcellinus. güreş. Çin'de Turan taktiğini İli tat-bik eden de general Ho k'ü-ping (ölm. Atlı birlikler teşkili yolu ile Türk silâhtan. Bunlar arasında da.ö. Sürek avları da orada görülmeğe başladı ve bu ıslâhat ve taklitler Göktürkler çağında da devam etti. Tatbikatta bu. 214) meşhur Çin şeddi maksada kâfi gelmeyince. 201'de Çin İmparatoru Kao-ti'yi kuşatan Mo-tun'un savaş nizamı böyle idi). Bunun dört kozmik cihetle ilgili olduğu ileri sürülmüştür. İşte bu esas üzerine kurulu Bozkır muharebe usulünün iki mühim hususiyeti vardı: Sahte ric'at ve pusu. bazı araştmcılara göre. İrin bütünlüğünü korumak için zarurî kanun mevzuatının. yani eski deyimle **»törrf olması da gerekiyordu. Bilhassa binlerce vahşi ve zararlı hayvanım Mâfı ile sonuçlanan W rek avları gerçek bir savaş manevrası mâhiyetini taşıyordu. gördüğümüz gibi. 350 kilometre) İlk bir çevre kuşatılmıştı. besicilik ve imperium Bozkır devletinin özellikleridir. 912)'un yine "Tactica" adını taşıyan kitabında Gök-Türk. Yâni kaçıyor gibi geri çekilerek düşmanı çenbere almak üzere. kalkan ve kılıç kullanan Türkler. 115) idi. savaş usulleri tanıtılmakta ve Bizans ordusunda İslâhat lüzumu belitilmektedir.A. pantalon ve Hun başlığı ile çizme Çin'e girdi. Çin yıllığı Shi-ki'de. Türk birlikleri savaşın ve muharebe sahasının icaplarına göre. hükümranlık karizmaya dayanmakla birlikte töre hükümlerinde Ifacfes'ıni bulan zımnî anlaşma (kanunî meşruiyet). Şi-huang-ti zamanında İte general Mung-t'ien de 300 bin kişiyi Hun usulünde yetiştirerek Türkler'e karşı mukavemete girişti. At yarışlan. Avar. Buraya kadar ana çizgileri ile görüldü ki: özel mülkiyet. aynı zamanda savaş hazırlığı vasfında olan. 1206'da "han" ilânını müteakip devletini teşkilâtlandırırken. Fertlerltafe*skerlik havası içinde yetiştiren bozkır. Romalılar gömlek giymesini de o sırada Türkler'den öğrenmişlerdi. mücadele azmtoi kesinleştirirdi. Bulgar. yk.icR. En yaygın Türk bayrağı tuğ (başında bir demet yaban sığın kuyruğunun dalgalandığı ve ipek kumaş parçasının asılı bulunduğu sırık bayrak) idi. önce ordusunu Türk usulünde düzenlemiş. 1396 Niğbolu. önce Chou kiralının enerjik kumandanı Li-mu. pusu kurulan mahalle kadar çekmek. ok atmak herkesin tabii meşgaleler den idi. Yakın muharebede kargı. birleşirlerdi. Töre sınırlamaları ile şahıs hak ve topluluk menfaatlerinin çatışmasını önleyerek sosyal düzeni yürütebilmek yüksek idare kabiliyeti istiyen bir-t*usustu. Bu suretle sağlamlığını ve kudretini koruyan Türk orduları yabancılar tarafından ilk taklit edilen Bozkır müessesesi olmuştur. ihtiyatlı ve iteri görüşü. 700 yılına doğru Mauriacus tarafından yazılan "Strategikon" adlı eserde.0. Balkan Islavları. diğer imparator Leon Phylosophos (ölm. Oklar da çeşitli idi. Fakat Türklerin en mühim sporu avcılıktı. bozkır Türk süvari elbisesi olan ceket. asır 2. yansı. teçhizatı. Ruslar daha Kiyef knezliği devrinden itibaren Hazar. cesareti ve askerî bakımdan kifâyetl yanında tedbiri*. Altaylar'da çok eskiden beri bilinen kayakçılık. Bu savaş usulüne. Peçenek. doğancılık (yntöol kuşlarla avlanma) vb. 20 sene uğraşarak. süngü. Çin kaynaklarına göre M. serbest çalışma. Bu surette ceket. birliklerine göre değişen renklerde bayraklar taşırlardı. anoak huzur bozucu uygulamaların ortadan kaldırılması şekBnde tecelli ediyordu. Piğer bir sürek avında 700 ii (aş. Bu son derecede güç bir işti. Türkler kazandıkları büyük savaşların çoğunda bu taktik'i tatbik etmişlerdi (Hattâ daha sonraki çağlarda bile: 1040 Dandanakan. Kadınların da iştirak ettikleri çeşitli top oyunları (futbol.). A. 1071 Malazgirt. Bozkır savaş şeklini bilmeyenlere 'nizamsız ve telaşlı1 gibi görünen (Mesl.Ö. Türk süvariliği ve tedûzatı en çok tesirini Bizans'da gösterdi. sıkı saflar teşkil eden. Ordusunda Türk usulüne göre geniş İslâhat yapan İmparator Herakleios (ölm.

Eski Türk mancırenşamanhk olduğu kanaati geçen asrın 2. Yakutlar'da tangara'lar) vb. Reşîd'üd-din. kurbanlar kesilir.arak onun ve SS £S FİS* 'nanÇ ° tamam W™» hukukî cepheleri de vardır W. 2. Reşîd*öl-dîrîden faydalanıldığı malumdur. kurt'un vücudu ile değil. "Ongon" tâbirine gelince. ataların timsalleridir.asır)'riîn Şecere-i Terâkime'sınöe. Türk devleti'ndeki.Totemcilik Meselesi: Eski TüıMer'de totemciliğin var olduğu ileri sürülmüş delil olarak da kurt'un ata tanınması. tipik Moğol devlet anlayışıdır ki. Türk ile Moğol'u birbirinden ayırmayan bazı araştırıcılar tarafından Türkler'e yakıştırılmış ve yaygınlaşmıştır.ik inancın. eski Türkler'de "kartal" inancının mühim bir yer tuttuğu anlaşılıyor. To£md klanda 'asak* SSSM^ÜH. 100 binlerce baş sürülerin otladığı bozkırların korkulu hayvanı olmasından ileri geldiği düşünülebilir ki. yabancı ülkelerde de karşılaştıkları sosyal ve iktisadî güçlükleri yenerek. Klanda her fert totemin adını taşır. "Ongon* «özünün kökü ong Türkçe olsa btle. çöl ve orman kavimlerinde görünenin eksine olarak. ailede "ana hukuku* nun hâkim olduğu.Ö. yerleşik kültürdekilerde.na) .arken' her dört kabile f e bir ku«u TongonS Ünden..Samanlık Meselesi: Bozkırlar sahasındaki dinî inançların Samanlığa bağlanması âdet hâline gelmiştir. sistemin yaşaması için bu şartların olması icap eder. bu hayvana karşı saygı duyulması başta olmak üzere 19 yüzyılın 2 ya rısında Orta Asya Türkleri arasında tesbit edilen "ata" larla ilgili ve totemcilikteki şur. idarî sorumluluğu ortaklaşa yüklenme olarak kabul edilmek icap eder. çok yükseklerde uçan kartal'ın aym zamanda avcı kuşlar türünde bulunması. yabam» kütleler birer cemiyet bütünü hâlinde tekrar ortaya çıkıyorlardı. "totem* telâkkisi İçinde yaşıyan bir topluluk İdi. Orta Asya'da M. yurt'u şahsî mülk sayarak bölüşme değil. kütleleri memnun edici siyasî teşkilâtlar kurmağa muvaffak olmuşlardır.İşaret edilen prensip.TaûMPrte Oğuz boylerinin "ongon" lan olarak gösterilen kuşlar da. klanları birbirinden ayıran ve onları karşı karşıya koyan totemcilik anlayışına aykırı düşmektedir. yansında Orta Asya Türkleri arasında yapılan araştırmalar neticesinde iyice yerleşmiştir. bilgelik'in Türk idarecilerinden istenen başlıca şart olduğunu gösterir. ayrıca yalnız hayvanlar değil.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 209 ll'i dağılıyor. Yazıcıoğfu (1&asff)'nun Târlh-Î âl-i SelçuKun da. "altun put". hepsi yabancıda Kuday. İslav devletlerinde. aslında "asalak" ekonomiye bağlı. totem olabilir. Moğol tesirinden önceki devirlerde aynı Oğuz boylan listesini veren Kâşgarfı Mahmud'un eserinde (burada Reşid'üddin'deki damgalar aynen mevcut olduğu hâlde) yoktur. yağmur suyu vb. Bununla beraber. Yuvasını yalçın kayalar üzerine yapan. Eski Türkler'de "kurt-ata" nın yaşadığı yer kabul edilen mağarada belirli törenler tertiplemek geleneği. t0tem mânas. "Hakîm" tâbiri eski Türkçe'nin köklü kelimelerinden olan "bilge" sözü ile karşılanmıştır. aynı zamanda. Türkler arasında mühim rol oynamadığını belirtmiştik. bunda Moğol tesirini sezmek mümkündür. Türkler'de her ferdin. Totemcilikte "ana hukuku" câri iken.ay?an. Batı devletlerinde) ve doğu menşeli olduğu kabul edilen. CâmfĞt. Bu tarz. Cami ût-Tavarih adlı eserinde (14. sosyal muhteva bakımından daha ziyâde siyâsî karakterde bir topluluk teşkil ettiğini ve din adamlarının. meselâ bir taş parçası. DLT) geçmemektedir. birkaçı dışında. halk ile işbirliği hâlinde topluluk menfaatlerini koruma prensibinden ibaret bu "bilgelik" kavramında aranmalıdır. Gerçekten bilhassa Yakutlarla Altayhfeır daha ufcun zamandan beri bu inanca bağlı görünmektedir. ak ve ortaçağlardan iübaren çok yaygın görünen (eski doğu kavimlerinde.nttfç bîrinde (Kitabeler. gösterilmiştir (Asya Hunları'nda totemcilik izleri. aynı zamanda. kâinatı bile ruhlar dünyası olarak biten eski Türkler'de dinî inancın temellerinden birini ruh'un ebedîliği teşkil eder ve bu sebepte ataların ruhlarına adaklar adanır.ra. min kutlu saydığı bir hayvan mevcuttur. kendi geleneklerine dokunulmayan. hanedan mensuplarının çeşftfl bölgelere tâyinleri. Uygurca muinler. b. Türk bozkır siyâset anlayışındaki. Türkler'de kurt'un saygı görmesi ise. hâkimiyetin timsali karların Türk asıldan geldiği ileri sürülmüştür. Kurbue 4-Din Bozkır Tüık halkının. Nihayet klan. "Türkler'de devlet toprakları hükümdar ailesinin ortak malıdır" şeklindeki kanaatin yanlışlığını da ortaya koyar. bunun temelinde din! bir tasavvur keşf etmek müşküldür.tesirierin bfr-birlerine karışmasından meydana çıkmış bir tasavvurlar örgüsüdür.arak /^fa^ı^!^^ ^f ° itmektedir.bin başları olarak tarihlenen Kurat kurganı içinde bir kartal pençesine rastlanmış. Gök-Türkler'de keçe den kesı^Jann tasvirleri). Çünkü bir orman kavmi olan Moğollar. açıklamağa çalıştığımız ülke kavramı ve meşruiyet telâkkisi (kut) karşısında. tâbir olarak "ongon" Türkçe değildir ve gerçekten de Moğollar'dan önceki Türk diFFvesikaların. Türk İrinde başarıya ulaşan Türk hükümdarlarına devlet adamı ve hattâ hâtun'lara "bilge" sıfatının verilmesi. Türkler uzun bir tarihî hayatın tecrübeleri ile kazandıkları bu siyasî terbiye sayesinde. Meselâ rivayetlerde zikr edilen has isimler. totemcilikte ruh'un ölmezliğine inanılmadığı halde. (Ongonicuşfarın yer aldığı Ebû'l-Gazî {17. Ancak bu durum eski Türk içtimaî hayatında dinin mevcut olmadığı gibi bir garip mânaya alınmamalıdır. a . Kül-Tegın'in bütünde serpuşun ân tarafında kanatlan açık bir kartal kabartması yapılmıştır. Yukarıda bahs ettiğimiz töz (tös) ler de. ona bir kutsallık izafesine sebep teşkil elmiş olabilir ve belki de bu sebepten. SİStemİ .n mevcut olduğuna dair gerÇünkÜ totemcilik sadece bir h a?a t^ .nga yi andıran put-fetişler (Altayülar'da töz'ler. asır ntS^^^J^** S. Bugünkü çeşitli Asya Türk topluluklarında da kartalın mühim yeri dikkat çekicidir. ^Hİ?İ?«İ ?L l^TÖrk. mazisi karanlıklara karışmış eski bir hâtıranın canlandırılması ile ilgilidir. diğer taraftan ll-hâkanlıkların çöküş anlarında. çeşitli dinlerden geien. Başarının sırrı.*^?to akrabal'ğl . Kurt efsanesinin toplayıcı bir vasfa sahip bulunması. Totemcilikte.frde t0temci. Türk ailesi p«oQta K«U« tüH * »»d». Bizans'da. Ancak buralarda dünyanın ve insanın yaratılışı île ilgili rivayetlerden hiçbiri Türkler'in kendi düşünce mahsuHeri olmayıp. her ailenin ayn adı vardır.

diğer umumî diriî-sıhrî itîkadlann temsilleri ölçüsünde şÜmuBÜ değildir. tapınak makamındaki "taş-ev" içinde kesilen kurbandan sonra. zira Türkler'de toprak tarmgaai yoktur. Bozkır Türkleri'nin dinini şu üç noktada toplamak mümkündür: c-Tabiat Kuvvetlerine İnanma: Eski Türkler tabiatte bir takım gizli kuvvetlerin varlığına inanıyorlardı: Dağ. Gök-Türkler kurt-ata mağarasının önünde tanrılara kurban takdim ederlerdi. Mütehassıslarınca belirtildiği üzere. Körmüs. Eliade. yüz. Mangdaşire. yıldız. bu. Din tarihçilerine göre. ırmak. dinler tarihinde ve din etnolojisinde görülen çeşitli "extase" hallerinin hepsi de şamanist "extase"a dahil değildir. Hun hükümdarının dünya hâkimiyetine alâmet sayılmıştı. ruhun gezip dolaşması. bazı tâbirler (meal. şeytanlarla. Bu tâbir "yer-euv" şeklile Uyguriar'da da vardı. bütün bir maneviyat âlemini belirir bir kadro içine almayı başararak. kendisi ruhları hükmü altına alarak ölülerle. su kaynağı. ölüm hâlinde yas törenleri yapılır.bîzzat "şaman" tâblrinfrT fc*%ifnd-lran dilinde keşf edilmesi ile geçerliliğini kaybetmiştir. kendileri ile ilgili mitolojiler teşekkül etmemiştir. Uygurlar teşebbüslerinin isabetini ayın ve yıldızların hareketleri ile • kontrol ederlerdi. ayrıca. birleşmeler. Yer-su'lar kutsal ("ıduk") sayılıyorlardı. Samanlık frıancı üzerinde en derin araştırmayı yapmış olan M. Yahûdî efsaneleri ile. cin ve perilerle irtibat kurmağa muvaffak olur. Bu hususiyetleri ile iptidaî topluluk üzerinde korku ve saygı uyandıran şaman. bu Orta Asya dinî gelenekleri başta Buddhizm olmak üzere Hind. kırda ise. Kitabelerde yalnız iki yer-su'nun adı zikredilmiştir: "ıdux Ötükân" ve Tamıg ıduq baş". kendi hususî usulleri vasıtası ile kazandığı "extase" hali içinde. ölü çadırın etrafında sür'atli atlarla dolaşılır. eğer doğru «e. tufan rivayetleri de hep böyledir. gece tolun aya tazim ederdi. Hun-lar. demir. Yakut şamanlığındaki ası) tasavvuru. Ruhun vasrtasız olarak mtldahale etmediği hastalık (ruhun kaybolması). Bizans kaynaklarının kayıtlarına göre. ruhunun. ancak bölge sonraları. orman. Moğol devrinde peydalanan bir takım hikâyelerin birbiri içine girmesinden teşekkül etmiş olduğu için bunlardan Altay. meselâ Tanrı'ya kurbanlar sunuluşunda samanların katılmadığı. saç-baş dağıtılır. Iran. ağaç. hatta hayat tara üzerindeki tesirlerine göre bu ruhlar ve tanrılar. Görülüyor ki. insanların dert ve dileklerini arzet-mek üzere gökteki ve yer altındaki tanrıların yanına giderek aracılık yapabilmesi böyle mümkün olmaktadır. Türkler ateşe de tazim etmekte idfter. Bunlardan ilki. şimşek gibi tanrılar tasavvur edilmiştir. tabiat tanrılarına kurbanlar keserlerdi. Göktürkler. vadi. bunlardan kutlu ormanlar meydana gelirdi. fenalık getiren olmak üzere iki grupa ayrılıyordu. Burhan. bütün orta ve kuzey Asya topluluklarında dinî faaliyetlerin hepsinde icracı" durumunda olmadığı. Ruhlar iyi-kötü. Fakat bunun yalnız Gök-Türkler zamanında ve hattâ sadece Batı Gök . Maytere. Asya Hunları ilkbaharda (Mayıs ayında) Lung-çu bölgesinde ve sonbaharda atalara. eski çağlarffr bütün kavimleri ile îpfftiöî topluluklarda mevcut bulunmuş ve orta ve kuzey Asya Türk ülkelerine sonradan Asya'nın güney bölgelerinden gelmiştir). Bununla beraber. her sihirbazın da "şaman" sayılmadığını ve samanlıkta hastalara şifa vericilik esas unsurlardan olmakla beraber. Erkek tanrılar yanında birde "Umay" denilen bir tanrıça vardı. Şaman. Yunan. kartal inancınm. tamu=cehennem). kılıç. Âdem. kulak bıçakla çizilerek kan akıtılır. Bu ilgMıvar olabileceği intibaını uyandıran. samanlığı kısaca "extase" (vecd vs istiğrak) tekniği diye tarif eder. Hastalanan (ruhları çalınan) kimselere şifa vermesi. ay. yenilenmeler görülmektedir.Havva ve yasak meyve hikâyesini andıranmotifler. bunun menşei yakın komşuları olan RıtUgorlar'da aranmalıdır). Ancak Türk inancı ile samanlık arasında hayret edilecek bir İntibak hâsıl olmuş ve bu bilhassa Tûrkler'deki atalar kültünün. •insan ruhunun mütehassısı" olarak halk kültesinin maneviyatına nezaret eder. Ayrıca güneş. göklere yükselmek veya yer altına inmek ve oralarda gezip dolaşmak üzere. Türkçe din adamı manasındaki "kam" ile "şaman^fcıflmaslnin aynı olduğu yolundaki eski bir iddia da. Matmas vb. her dinde bu nev'iden tesirler. Bunlar aynı zamanda birer ruh idiler. dinden ziyade bir sihir karakteri ortaya koyan ve esasen bir bozkır inanç sistemi olmayan samanlığın tarihi Türk topluluklarında görülen ve aşağıda bahis konusu edeceğim^ Tanrı ve "yer-su" inançları Ue bir İlgisi mevcut değildir. çeşitli topluluklarda değişik şekilde ehemmiyet taşırlar (bu inançların Animizm = ruhçuluk ve Natu-rizm = tabiatçılık olarak izah tecrübeleri vardır). birçok törenlere.kaya. hattâ her aile reisinin bu işi yapabildiğini. ölöm veya bir talihsizlik bahis konusu olmadığı veya bir kurban töreninde her hangi bir "extase" tekniğinin (göğe veya yeraltına seyahat) yer almadığı hallerde şaman'a iş dOşmez{Şamanlık dörTy&râh her yerinde.yâni iyilik seven. belki eski Türk telâkkilerinden bazı kırıntıların da katıldığı. yine ona göre. kıyamet. Fakat fonksiyonu. kitabelerde görüldüğü gibi. Avrupa Hunlarf nda. bedeninden ayrıldığını his eden bir "trans" (aşkın) ustasıdır. manevî kuvvet olarak tasavur edildiklerinden. çoktan kaybolmuş "savaş tanrısı" nın kılıcı bulunarak Atilla'ya teslim edilmiş ve bu. Moğollar zamanında böyle itibar edilmiş olabilîrK ciğeri d& kutsal Tamıg (Tamir suyunun^ kaynağıdtf/^sB Türk kül türünde bütün yer-su'lar maddî değil (Kimekler'in nehirlere "secde" ettiklerine dair GardteTnin kaydı. Mamafih bu dıştan tesir yalnız eski Türk dinine mahsus değildir. herşeyden önce. aksine. gündüz güneşe.210 ____TÜRK DÜNYAM EL KİTABI TÜRK TARİHİ ait tan. yâni şaman Türk'ün dinî düşüncesini bulup çıkarmak hemen hemen imkânsız görünmektedir. ayrıca yemek verilirdi. iran Mazdeizmi'nin (Zerdüşflüğün) tesiri olup henüz Türkler arasında yayılmış değildi. $ÇF . Fizikî çevrede görülen tabiat arıza ve hâdiselerinin böyle telâkki edilmesi ("Halk dinleri") eski Yunan ve Roma dahil bütün eski kavimlerde umumidir. deniz. vb. ölülerin isteklerini yerine getirerek zararlarım önlemesi. yavaş yavaş gelişerek. ona yeni unsur- lar ekliyerek. civara kayın ağaçları dikilirdi ki.Türk bölümünde görülmesinden anlaşılıyor ki. Esasen samanlığın en büyük hususi-ygjtıûfuz ettiği bölge halkının ruh âlemine bürünme kabiliyetidir?"Bctase1. Bu törenlere "yoğ" deniyordu. bilindiği gibi "kağanlık" merkezi (bu nun Moğol toprak tanrıçası Âtügân ile bir ilgisi olmamak gerekir. Tabiat ruhlarına Gök. sıhrî dinî hayat samanlıktan ibaret olmadığından.Türk çağında. YOHRJ "Jrtr* sub")lar deniyordu.tanrılar1a İrtibat kurması mevzuunda. Tabgaçlar'da da ilk ve sonbaharlarda atalara kurban sunulur. tepe. eski Türk topluluğunun tabi-ate atf ettiği gizli kuvvetleri istismar etmiş. demirciliğin ve at kurbanını "şa-manüe^asıf kazanmasında dikkati çekmiştir. gök gürültüsü. Hükümdar tan-hu. her "medecinman" in "samanlıkla vasıflandırılamıyacağını belirttikten sonra. Bu esnada bir âlet durumuna düşmekten uzak. âdeta bir din sağlamlığı kazanmıştır. yıldırım.

Eskiçağlarda başka hiçbir kavim ile iştiraki olmayan bu inanç sisteminde Tângri (Tanrı) en yüksek varlık olarak itikadın merkezinde yer atmıştı. Türk mezarlar™ yapılan tecavüzlerin ağır şekilde oezalandınlmasından anlaşılıyor. d .. Gök-Tanrı telâkkisinin. İnsan diz çökerek Tanrı'ya yalvarır. Ibn Fadlan'ın. Asya Hıin İmparatoru Mo-tun'un. Asya Hunları için. Soğd'da). "insan kurbanı" m açıkça kaydetmediği gibi.Gök-Tanrı Dini: ■ Bozkır Türk topluluğunun asıl dini bu idi. Yukarıda söylendiği gibi. Yâni Tanrı Türk halkının istiklâli ile alâkalanan bir ulu varlıktır." (Irk-bitig). Atffla'yı gömenlerin. insanın ömrü uzun olur. Slâvlar'da ve Uzakdoğu kavimlerinde) Türkler'de böyle âdetlerin görülmemesi dikkat çekicidir. Bütün bu mülâhazalardan sonra W. Giraud'a göre. Eliade'ye göre "orta ve kuzey Asya toplulukları için karakteristik bir sistem olan" Gök-Tanrı. Hind-lranlılar'da ve Çin'de mevcut (îtin devleti zamanında) bir âdetin tekrarlandığını göstermektedir.Qök-Tann'nın izi olan Yakut Tangar% Kayra Han'ı ile şaman fazla meşgul olmamaktadır. ölen Hazar hakanının hizmetçilerinin de kesildiği yolundaki haberi. Demek kî. kut isterse verir. tam iktidar sahibi idi. Çin yıllıklarındaki ölünün "yakınları tarafından takip edilmesi" İbaresi tefsir yolu ile bu neticeye ulaştırılmak istenmiştir. 100 sene sonra . Türk'ün ve umumi yetle insanların hayatına Tanrı vasıtasız müdahale eder. atalara saygı. Altaylar'da Pazınk mevkiinde). Balkan seferinin bîr sebebi de Hun hükümdar ailesi kabirlerinin Bizans'ın Margus piskoposu tarafından açılarak soyulması idi. bitkiyi canlandırır. hem bazı milletlerde görülen bu âdetin hilâfına Türkler mezarlarının üstüne tümsek yaparlar ve hattâ taşlar (balballar) dikerlerdi. Bundan dolayı Asya Hun Impratorlarına ait kurganlarda at cesetlerine tesadüf edilmiştir (Mesl. İn sanlar fâni. Hunlar'a sığınmış olan w yurdundan kaçması Çin hükümeti bakımından teh* İlkeli sayılan bu kumandan gizli vazifeli bir Çinli wu (rahip) tan-hu'nun teşviki ile öldürülmüştü. bu âdetin Hun imparatorluğunda yaşayan zümrelerden hangisine ait olduğu da tasrih edilmiş değildir. atalar kültüne sahip diğer kavimlerde bu inanç. Orhun kNftbelerMİfrJark kozmogonisini tek cümle için- . Atalara ait hatıraların kutlu sayılması. "Kara-yol (kanun. I Ne kadar dikkate değer kî.bu mânaya alınabilmesinde ancak zorlama yoluna gidilmek gerektiği anlaşılıyor. 79 yılında benzer bfr tecavüz hâdisesi tan-hu*yu Moğol O-huan'iara karşı savaşa zorlamıştı. Türkler gibi. bazan tam techizatlı atları. Tonyukuk kitabesinde çok zikre dilen Tângri bazan Türk tângrisi" şekliyle o çağlarda "millî bir Tanrı olarak görün mektedir: Gök-Türkler'in bir "hakanlık" kurması onun isteği île olmuştur. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır" Kitabeler). rivayetindeki mesele ile alâkalı hususlar da tamamiyle başka topluluklardan aktarılarak Türk'e mâl edilmiş durumdadır. M. çok kere "Gök-Tanrı" adı ile anılıyordu. Kırılanları birleştirir* yırtılanları birbirine ular. Türk tarihinde bu hususta inanılır değerde gibi görünen tek haber. Türkler însan kurban etmedikleri gtol. bu yazanh mensup olduğu sanılan Vizigotlar'da asırlardan beri mevcut insan kurbanı motifinin tekrarı gibi görünmektedir. kıymetli eşyası. avcı. Moğollar1! ve Bizanslılar'ı bu hırsızlık teşebbüslerine sevk eden sebep eski Türkler'de ölülerin silâhları. Ulu Tanrı şafak söktürür (tan üntürü). M. Eski Türkler'de kurban olarak hayvan kesilirdi. En makbul kurban olan at iskeletine bozkır-Türk kavimlerine âit mezarlarda çok sık rastlanır. Diğer taraftan Atilla'nın ölümü ite ilgili olarak Jordanes'in . efeniz tanrıçası da yoktur. ölen bazı kudretli kimselerin yarıtanrı sayılmasına kadar Heri gitmiş iken (Meselâ. daha geç devirlerde Türkler arasında yayılan iptidaî samanlık eski Türk Gök-Tanrı telâkkisine dokunamamıştır. hak) Tanrı'dır. toprakla ilgisi olmadığı için.212 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 213 9. zira eski Türkler'de geyik mm Ural menşeli olduktan başka. Türkler'de Tann düşüncesinde maddi gökyüzünde mânada ulu varlık1» doğru bir gelişme dikkati çeker. "Doğru insanı ve yalancıyı Tanrı bilir. Asya Hurdan ilk baharda (18 Mayıs) atalarının ruhtenna kurban sunarlardı. mezarın yeri bilinmemesi için öldürülüp gömüldükleri hususu ise. Bulgarlar hristiyanların (Bizanslılar'ın) iyiliği için çok çalıştılar. Hayvan cinsinden de erkek'ler seçilirdi ("koyundan koç. Hakan. Halbuki. iradesine uymıyanı cezalandıran Tanrı bağışladığı kut ve ülüg (kıymet)ü lâyık olmayanlardan geri alır. çoban ve hayvan besleyici topluluklara mahsus bulunduğu. doğrudan doğruya "bütün Türkier'in ana kültü" durumundadır. doğruluktan uzaktır. çünkü. Savaşlarda onun iradesi üzerine zafere ulaşılır.. kadınların mücevherleri ile birlikte gömülmesi idi. mesele tamamen siyâstf okjp dinî mahiyfette frisan kurban" etme düşüncesine dayanmıyordu. *ltun kaplattığı Yüe^çl hükümdarının kafa tasmı içki kabı olarak kullandığı rivayeti. atlar çoğalır. Emreden. Gök-Türk menşei efsanenin 2. R. hiçbir engel bahis konusu değilken. attan aygır"). eski Türk ve sikalarından az çok tesbit etmek mümkün oluyor.ö.. keza Bulgar hakanı Kurum için benzer bir kayıt. Türkler'e onun tarafından verilmiştir. Türk kültürü telâkkilerinin dışında kalan bir keyfiyettir. Onlar bunu unuttu. Tanrı ebedîdir (Bulgar kitabeti).. hükümlerini yürüttükleri yerlerde insan kurbân âdetini kaldırmağa çalışmışlardır (Meselâ.Atalar Kültü: Ölmüş büyüklere tazim. hakan ve umumiyetle Hazarlar hakkında gerçeklerle bağdaşması müşkül diğer haberlerin çoğu gibi. Aynı zamanda "semavî" mâhiyeti haiz olup. baba hâkimiyetinin inanç sahasındaki belirtisi olarak görülmektedir.kütle hâlinde iösanlarm öldürüldüğü hakkındaki haberi de. Yaratıcı. :&nun sosyal ve iktisadî şartlardölayısiyle. Ulu Tanrı bahis konusu olduğu zaman samanlığın âdeta 'sırıttığını' söyleyen M. Fakat hemen suç işlediğini anlıyan tan-hu ellerini göğe kaldırarak Tanıtfdan of dilemiş ve TanrıVı teskin etmek îçln bir 'kutsal mahal" yaptırmıştı. eğer gerçekten mevcut ise. bu itibarla menşeinin Asya bozkırlarına bağlanması gerektiği umumiyette araştırıcılar tarafından kabul olunmuştur. bir Çinli generalin "kurban" edilmesidir. Esasen ilgili kafa tası kültü bir güney kültürü mahsulü olup ("tantrisme") Asya kavimleri arasında Moğollar jçin Btipik"tir. Ölüm de onun iradesi ne bağlıdır: can veren Tanrı.. Eski Yunan'da . kaynak. Eski Türkler arasında insan kurban edildiği intibaını uyandıracak bazı kayıtların. Böylece öteki dünyada rahat yaşamalarının sağlandığı düşünülüyordu. Fakat Tam biliyor".kuzgunun niyazı bile Tanrı ya ulaşır. Heros'lar) ve bunlar ve diğer tanrılar için insan kurban edilirken (Hind-Avrupa kavimlerinde ve Sami kavimlerinde. Barthold'un "Gök-Türkler'de düşman orduları kumandanlarının kurban edildikleri* yolundaki acele tefsirinin yersizliği anlaşılır. Gök-Tanrı İtikadının esaslarını başta Orhun kitabeleri olmak üzere.. deveden buğra. EHade'ye gör %. eskf orta ve kuzey Asya kavimlerinde bulunabileceği hakkındaki düşürteeter Türkler yönümden tarihî kayıtlarla kesinleşiyor.Atilla'nın 2. yk.hâdiseden aş.. onu isteğine göre gelir alır ("Küi-Tegin vâdesi gelince öldü. iyi bir araştırma sonucunda.

Slmocattes. asır Bizans tarihçisi Tr*.r'da Amon-re.m. gökyüzü olduğu aşikârdır. aşağıda yer buyurduğu için" Kitabeler). 1000 tarihinde resmen hristiyan olan Macarlar'ın Türk kültüründen uzaklaşmaları.. Gök-Türk yazısı değiştirilmiş.kabul eden Bulgarların Kısa zamanda Türklüklerini kaybetmeleri r»tic^sini4iwrâş&wjyalnız İslâm dinidir kî. Demek ki. Hristiyanlık. 495 yılından itibaren "milir unsurları yasak etme neticesinde Çinlileşmişlerdir. Gök-Türk devletince Budizmin reddedildiği malûmdur.r tefsiri önlemek için belirtelim W. 7. yerin. bu imkânın mevcut olmadığı bölgelerde Türklerin sifirup kaybolmalarına sebep teşkil ettiği gibi (Doğu Avrupa'da ve Balkanlar'da: Hazarlar. yerine Soğd menşeli ve tamamen başka karakterde Uygg yazısı kullanılmıştır. 13. triwtiCMLHS ı ralor Mo*m (M.214 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 215 de açıklayan ibare şöyledir: "Üze kök Tângri asra yağız yir kılındıkta ikin ara kişi oğlı kılınmış.Ö. fakat yairuz. halde kendriennm (Türklerin) tek tanrı'ya iman ettiklerini belirtmişti BulgarTürkleri de ya2?H^f rT 'namy0rla^ BuMdS **""* b. yıldızlar ve Gök-Türkler çağında. asır ilk" çeyreği) Altun Yaruk •{» Altın Işık) aynı derecede mühimdir. aşağı yukarı. Gök-Türkler devrinde mânevi.. 3£2 f tt J ^ " L T T " B?m'tm 9önderi. başını göğe kaldırarak "Bir Tanrı* der. AZBO. bk. 10. Sonra Budizm'in de intişar ettiği bu safhada Uygur tarihî artık yerleşik kültüre bağlanmış sayılmak icap eder. asırlarda artık fonksiyonunu kaybetmiş olan güneş. hiçbir devirde tekîökad ve amelden ibaret olmamış.. göğün yaratıcısı bildikleri TarrrıVa taptıkları belirtilmiştir. aşağıda yer yaratıldıkta. Avrupa Hunlarf n. Peçenekler. asır Uygurlar1! da Tanrı'nın insan veya herhangi bir tasvir şeklinde tecessüm ettirilemiyeceğine inanıyorlardı. Bir kısım Türkler de museviliğe (tozarlar) ve toistiyanlığa girmişlerdi. toprağa tazim ettiklerini. "hiçbir Tanrıya tek başına İtaat edilmemiş' ve Tanrı dâima kutsal sayılan ikinci derecede. Müslüman Törkler). bölün Türk lehçelerinde mevcuttur ve Türkçe'nin temel kelimelerinden bfrldfr. hiçbir din. Baolsamin. bulundukları çevreye göre çeşitli dinlere de girmişlerdir ve bu durum.deniyordu. Kitabelerin bir yerinde Tann ile "yer" eşit fonksiyon icra eder gibi görünmekle beraber ("yukarıda Tanrı. Türk lehçelerinde bu kelime de yaygındır ve ilk olarak Avrupa Hunları'nda görüldüğü bildirilmiştir (Atakam. üstelik 6-8. Uygur alfabesi ile Huastuanift adlı eser ve HiuejvTsang'ın hal tercümesinin Uygurca'ya mütercimi olan Beşbalık'h Türk Singku Seli Tutung tarafından Uygurca'ya çevrilen (10. dinlerde görülen. ay. Bin-Buddha mağara tapmaklarında bulunmuş olup.en *Cvril1 ite mül*k*< masında (862de) hakan hırıstryanlann Tennnm "üçlü kişiliği" (Trinity) ne inandıklar. daha Hunlar da tek tanrılığa doğru oldukça ileri bir gelişme müşahede edilen Gök-Tann dininde. Türkler'de de Gök-Tanrı yanındaki: Hun devrinde güneş. İslâmiyet hariç Türk kavimleri üzerinde menfî tesirler doğurmuştur. Yeryüzünde mevcut dinlerde ^luhîyer konusunda araştırmaları ile tanınmış W. Schmidfe göre de.beri tek ulu varlık'ı temsil ettiğine dair deliller vardır. heykeller vb. Çünkü dinler tarihinde tesbit edilmiştir ki. 209-174Vun unvanlar. Mortuk. M.). Bunlardan bir kısmı resimli ve ciltli olarak. dünyayı kaplayan. esk. Çin'de devlet kuran Tabgaçlar Budizm tesiri ile. Aksu. Gök-Türkter devrinde Budist rahip-seyyah Hiuen-Tsang bütün Batı Gök-Türk sahasını bir Budistler memleketi olarak tasvir etmekte ise de. Kümanlar). yıldız tanrılar da mevcuttu. Türkler'in kadîm inançları ile bazı bakımlardan uygunluk göstermesi do-layısiyle Türklüğü takviye eden Wf $fl durumundadır. 864'den İtibaren Ortodoksluğa." (Yukarıda mavi gök. İran'da Ahura Hindide VarunT R^ bir maziye sahip olduğu görülen bu Türkçe tâbir sonra Moğolca'ya ve diğer bazı Asya dillerine intikal etmiştir. Oğuzlar'dan biri haksızlığa uğradığı.n "bir yarato tanrı" tanıdiın. Yarkent gibi merkezlerde ve "çöl Pompelsi" diye anılan başkent Idİ-kut şehrinde. Eş-kam). Eski Sümer dilinde görülen ve Tanrı'ya yakın bir mânaya gelen "Dingir" sözü ile münasebeti henüz açıklığa kavuşmamıştır. e . Ancak bu durum Gök-Tanrı'nın.^er'in W d^7^^Ş Tanrı tâbiri. Ibn Fadlan'ın naklettiğine göre. ayrıca Toyuk. Türk halkının bu dine karşı direndiği ve II. aslî Türk İtikadında anthropomorfizm (putçuluk) yoktu.. ikisi arasında insanoğlu yaratılmış.s. Tabgaçlar Budist san'atta yeni bir devir olan "Wei" san'atının geliştiricisi olmuşlardır (Yung-kang ve Long-men Buddha heykelleri). 10. Thomsen "yer-sub" tâbirini 'saints* = azizler diye tercüme etmişti). aralarında.?a-Tien" olarak geçmiş (Konfucius'Un eseri: Lun-yü^Sln 5^ . Gök-Tann dininin ne âmel (İbadet) şekilleri ve "tângrilik" denilen tapınakları. yer ve yer-su'lar böylece kutsallar faziz"ler) durumundadır (bu sebeple V.(aş. Turfan. Bununla beraber. asır başlarında Gök-Türk alfabesi ile yazılmış kehanet kitabı: Irk-bitig dikkati çekenlerden biridir. Asya Hunları'nın Budizm ile.Diğer Dinler: Tarihte çeşitli Türk kütleleri. Karaşar. kitaplara da iman edilir). sema ile ilgili inançlarda tanrılar (BabiPde Şamas Pamir'de Arso. resullere. Eski Türk din adamlarına umumiyetle "kam. O hâlde Gök-Türk çağında. yan varlık inançları ile çevrilmiştir (Semavi dinlerde Tanrı = Allah ile beraber azizlere. ne de "tângrilik" (Irk-bitig) adı verilen din adamları zümresi hakkında başkaca bir şey bilinmiyor.n Hristiyanbkla pek alâkalan olmamış ise de. Uygurlar bu kültürün de en iyi temsilcilerinden biri olmağı başarmışlardır: Maniheist ve budist eserlerin Uygurca'ya tercümesinden doğan zengin bir dinî edebiyat vardı. £»**. Abo (790'iarda) Hazarlar'. meleklere. büyük bîr kudret hâline yükselmiş bukjnmakte idi TifBs'h St. Hunlar devrinde. yeryüzünde herşeyi hükmü altında tutan se-ma'nın bozkırlı gözünde Tanrı kabul edilmesi mümkündür. Yazılı kaynak olarak M önceki fv. Gök-Türkler'in kutsal saydıktan ateşe. Hece vezninde yazılmı» ilâhîler Beş-bahk. BezeWSk^fMh*y«riode 1894r 1914 yıllan arasında birçok Avrupalı bilginlerin yaptıkları kazılarda ele geçen duvar resimleri. ay. ^SKE^Sî^ . Gök-Tanrı'nın çok eski zamanlardan -belki Hunlar'dan. Türk nüfusunun çoğunluk meydana getirdiği sahalarda bir menfi «eeM görülmeyen bu yabancı dinler. yahut hoşlanmadığı bir iş başına geldiği zaman.. Burada "kök-Tângri" nin. tıpkı aemavt dinler (Musevilik. Uzlar. İslâmlık) deki gibi. asır Oğuzlar'ında da benzer bir telâkki göze çarpar. Tann. suya.. Ancak Uygurlar zamanında Maniheizm Türkler arasına girmiş ve bilhassa Uygurlar'ın Türkistan'daki hâkimiyetleri devrinde iyice yerleşmiştir. tek kudret olduğu keyfiyetini gölgelendirmez.

Afanasyevo kültür çevresine dahil Minusinsk ve Altay bölgelerindeki buluntu yerlerinde M.Ö. Afanasyevo feültiiründe koyun kemikleri. Domuzun İse. Romalılar keten gömlek giyildiğini ilk defa Hunlar'da görmüşlerdi.Ö. Aral gölü bozkır havalisi kültürünü vasıflandıran. o hayvanların ehlileştirilme yerleri ve zamanları ayırt edilmek gerekir.Ö. Sebzeye karşı fazla istek duyulmazdı. GökTürkler. bronz ve altun işleyiciliği vardı. inek. madencilik bakımından. başlangıçta.Demin • Demir işleyicilik. saygı alâmeti olarak börk ve başlıkları çıkarmak âdet halinde idi. En ünlü Türk tçkisî de. Demirin ilk keşf edildiği yer olarak bazan Afrika. Süvari en rahat şekilde ancak böyle giyinebilirdi. sığır» tilki Vâ az miktarda ayı derisi ile koyun. Bu üstünlüğü sağlayan vasıtalardan biri demir idi. Meselâ öküz bozkır hayvanı değildir. bunlar. b * Beslenme: Boseterlı Türklerin başlıca gıda maddesi et idi. pekmez ve şarap (bor) istihsal ediyorlardı. at kalıntıları ile birlikte görülmüştür. madencilikte son safha olarak görünmektedir. deve yünü idi. Yağ yemöstai Çinliler Türkler'den öğrenmişlerdi Uygurlar (Türkistan'da) üzüm yetiştiriyor.koyun geliyordu.At ve Koyun: Bozkır Türk ekonomisinin esasını. Sütlü dan. koyun. M. daha sonraları (25001er) güneyden gelen tesirle başladığı ileri sürülmekte ise de. Ordu). Burma-çap buluntuİân hep Andronovo kültürünün izlerini taşıyordu. Demek ki. sürüleri de vardı. boyarlarla alâkası olmamıştır.Ö. 2500lerde başlatılan. kısrak sütünden imâl edilen kfftflz'dı. Böylece teşekkül eden bozkır ktifİtürûnün ekonomik bünyesi ortaya çıkmış ölür. Mtö. İleri gelenler. küpe ve diğer süs eşyası ele geçmiştir. Orta Asya'da Noin-ula kurganında 20 çeçit ipekli kumaş (Çin'den ithal) kalıntısından başka. ondan önce bakır. kocabaş hayvanları böyle saymak mümkG&ıdür. Türkler ayaklarına çizme. bin): Çu ve Arpa. û-dylms Bozkır Türk giyim eşyasının başlıca malzemesi. koyun ve sığır izine rastlanmamıştır. Türkler düğme kullanırlar ve ceketlerini. fakat bozkırımın İşine pek yaramaz. bu tarz giyinme. Hunlar Çin'e yünlü kumaş ve çeşitli keçeler ihraç ederlerdi. Türkler tarihleri boyunca hiç domuz beslemedikleri gibi. yıldan kalma. Bol miktarda et istihsal eden Türkler. Yetiştirilen hayvanlardan -yukarıdan beri Türk sosyal ve kültürel hayatında büyük ehemmiyefini belirttiğimiz attan başka. at ve koyun ise Türkler1© ait gibi görünmektedir.Türk bozkırlarında at ve koyun sürüleri yanında sığır. Fakat ekonomide ve askerlikte mühim olan asıl mâden demirdir. Ençok at ve koyun eti yenirdi. üzerine bir Hun portresi işlenmiş yün kumaş ita. bundan doğan derin bir kültür tesirinin mevcut olabileceği benimsenmemektedir. dıyoriardı. binlerde Mısır'da^ daha sonraları ÇhVde. 1500lerden sonra.Orta ve kuzey Asya'da ilk defa-altun ortaya çıkmakta idi. başlarına börk giyiyorlardı. Konserve et Çin'e ihraç edilen başlıca maddelerden idi. giyecek için kendir yetiştirirlerdi. Aftayİartn batısında. daha çok başlıklarının daha uzun ve gösterişli olmasından tanınırdı. deve çöl kavimlerine. Türk erkekleri umumiyetle uzun saçlı idiler. katır. Hazar prensesi Çiçek'in Bizans sarayına gelin gittiği zaman giydiği Türk tipi imparatoriçelik elbisesi ("Çiçekion") orada moda olmuştu. 3000'lerden kalma bakırdan yapılmış bıçak. yabancı ülkelerde Türk usulüne göre yapılan askerî ıslâhat neticesinde dünyaya yayılmıştı (Milâd sıralarına ait Hun mezarlarından çıkarılan ceket. deve vb. çizme ve çoraplar). Bütün ağır hareketli. ehli hayvanlar sırasında koyun ile öküz ve domuzun bir arada dikkate alınması herhalde doğru değildir. Bu devirde "çok kudretli ve zengin bir içtimâi hayatın müşahede edildiği" Altaylar'da gerçek bir 'altun endüstrisi" merkezliği durumu vardı. Hunlar. Bazı "Indo-Germenci'ler tarafından bile Hind-Avrupa'b halk üzerine. indoGermenler*e. kuzu. Tarihi M. etihi yemekten de hoşlanmarnı$iardır. 4. Altaylı tesiri kabul edilmiştir. Eski Türkler bez dokurlar. Yün kumaş ve bezden iç çamaşırları giyerlerdi. bazan doğu Anado* lu gösterilmiştir. doğru olsa bile. Bozkırın "tipik1 elbisesi ceket-pantalon idi.2i e TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 217 5-İktisadî Hayat a .. Buradaki madenciliğin tesirleri. Bu hayvan kalıntılarının bir kültür tabakasında yan yana bulunması ile. Bu bakımdan Afanasyevo kültüründe at ve koyun kemikterirtn bîr arada bulunması daha manalı bir duruma ğîfer. öküz. Harezrrfdaki Kelteminar kültürü {M. Tabiatîyle daha geç devirlerdi -M. Mısır ve Doğu-Akdeniz bölgesinde ziraat. çobanlık ve hayvan besleyicîlîk teşkil ediyordu. bazan güney Hindistan. aplike süslü keçeler bulunmuştur. Bozkır Türk topluluğunda el san'atlan ileri idi. ç . geyik ve kaplumbağa kemikleri meydana çıkmış. Bundan hem Cin hem ^"C^İ-?^^ îçkl. Başka kavimler kopça kullandıkları hâlde. Hiç olmazsa. Sulak verimli. işaret edilen bölgeden kuzeye doğru bir kütle muhacereti görülmediğinden. ehli hayvan besleyidttğin ilk safhasında domuz Tunguz ve Moğollar'a. fakat. Priskos'un hazır bulunduğu meşhur ziyafette Attila yalnız et yemişti. hayvancılık ve mâden kullanılışından meydana gelen kültür birliklerinin geliştiği. çiftçilik yapmağa elverişli sahalarda oturanlar İçin ehemmiyetli bir hayvandır. manda Vb. 3000)'nde ise yaban domuzu. pan-talon.Ö. tarih! . 3000 başlanndan itibaren Orta-doğu. sola açarlardı.erden * * ve ■ * *ndan yapılana Gök-Töıkler begn. Troya'da ve Mezopotamya'da demirin tanındığı ileri sürülmüş ise de. İlk Türk kültür merkezlerinden gösterilen Andronovo kültür çağında ise -bütün. peynir. gömlek. 1. bunu uzun müddet muhafaza edebilmek için konserve yapmayı öğrenmişlerdi.Ö. koyun ile afin İnsan hizmetine girmesi zamanlan arasında bir paralellik vardır. biz ve teller. Dünyanın en geniş imparatorluklarını kurmuş olan bozkırlı Türkler büyük ölçüde ve çağına göre daima yüksek bir harp sanayiine sahip bulunmuşlardır. y ^»UrLaî 1 OZ^ rTu-erî îdi" Yoöurdun Wfaz veVa kayısı ile tatlılaştırması şeklinde hazrtanan 1o adlı bir İçki Hunlar arasında yaygınd. halkı henüz balıkçı ve avcı durumunda olan bozkırlarda ise hayvan besleyiciliğe dayalı ekonomi sisteminin. Çinliler ve Moğollar'ın aksine. orman ve çöl değil yüksek ovalar ve yaylalar olan bozkır coğrafyasın iklim şartlan icabı. Hazarlar. makam sahipleri. M.Ö* 2. Yukarıda söylediğimiz gibi (bk. Bunun yanında. Bu sebeple öküz bozkır iktisadiyatında faktör olarak görünmez (öküz kelimesi de aslında Indo-Germence'dir). bir Hun hükümdar ailesine âit. güneyde Tanrı dağlarına kadar hissediliyordu (M. Bunlardan ilk ikisine taş devrini aşan hemen her kültürde tesadüf ediliyor. keçi. Oğuzlar ve Bulgartar'a âit tarihî vesikalara göre.

Başkent Itil-Hanbalık hakkında islâm kaynakları geniş bilgi vermişlerdir. Bundan başka. Yâni insanlık tarihinde bir çağın açılmasına başlangıç teşkil edebilecek miktarda bol demir mâdeninin varlığı eski Türk ülkesinde fark edilmiş ve işlenmeğe geçilmişti. Yenisey'in yukarı mecrası dolaylarında eskiden beri demir cevheri toplanırdı. vb.Ö. katında demirden yapılmış eşya bulunmuştur ve bu tesir buraya Yenisey bölgesinden gelmiştir. ok kutu (sadak ) lan. için ütü bile kullanmakta idiler. iskemleler. Zira kutsal sayılan suyun insanı günâhlardan fiÜTüzlediğine inanılıyordu. Yenieey nehrinin kaynak bölgelerinde -eski Türk kültür merkezleri etra-frncta* mevcut olmuştur.balık (Kara . Gök-Tûrk hakanlığı kışlık başkentinin Orhun kitabelerinin bulunduğu yerde şehir hâlinde olması mümkündür. Istemi'nin Akdağ'da (yazlık). Ayrıca kazanlar. Kurganlar'da elde edilen malzemeden demir işleyiciliğinin Orta Asya'deki tarihî kesin tesbit edilmemiş ise de. ibrikler. silâh ve erzak depoları ile baştan başa ahşap yapılardan ibaretti. 2.. halkın evleri. kav mahvazası .lu ) belirtelim. kovalar. İlk tarihî büyük Türk imparatorluğunu kuran Asya Hunlan'nın. bir de Romalı ustalara yaptırıldığını söylediği hamamdan bahs eder. maşrapalar. Esasen Türk hükümdarlarının biri yaylaklarda. elbiseleri . Şu imkân da Aftaylar'da. Bu Hım ev eşyasından çoğu Çin'e de geçerek moda hâline gelmişi. karyola yapıyorlar ve perde kullanıyorlardı. eski Türklerin ahşap meskenler yapmağı tercih ettiklerine dair deliller vardır. kil Bulgarlarının ve Hazarlar'ıpı hamamları vardı. yine aynı kaynaklar meselâ bir Hun boyunun fertlerinin günde üç kere yıkandıklarını söyler. içinde yüzlerce insanın barmdığı otağlar.Şehir: Eski Türkler yaz ayları için zarurî olan yaylak hayatı dışında. İtil Bulgarlarının başkenti ünlü Bulgar şehrinin harabeleri bulunmuştur. Gerçek demir çağı bu mâdenden bol miktarda âlet ve silâh yapılması ile başlar. masalar. dokumacıları ve terzileri de bunlara ilâve etmek lâzımdır. tahta oyma süsleri ile bezeli. eyer ve koşum takımları bozkır Türk topluluğunda ne kadar kalabalık bir zenaatkâr zümresinin bulunduğunu gösterir Halıcı-ları. kilimcileri. bfftodiği üzere çok eskiden beri mahir demirciler olarak bilinirler. Uian-ede (Baykal'ın doğusu) yakınında. Doğu Akdenfe 'de 1100. Mısır 'da 1200. temren imâl edilirdi. Asya Hunlan'nın kurban için binalar yaptıklarını kayd eden Çin kaynaklarına göre. öteki vadilerde» su kıyılarında olmak üzere iki merkezleri bulunurdu ve ikincisi evlerden kurulu iskân yerleri idi: literiş'in. dolapların bulunduğu saraylarını anlatan Priskos. sarayları ve su tesisleri ile bilhassa iki tanesi meşhurdur: Pliska ve Preslav. Ayrıca. Fakat ne diğer bir Uygur kasabası olan Baybalık'tan. zira daha o tarihlerde Türkler'in geniş sahalara hükmedebilmeleri. 1400'lerde Altaylar'tn batısında bol miktarda demir istihsal edildiğini söyleyen W. Kemer tokalan kayif uçları. belki eski Türkçe'de şehir mânasındaki "balık" sözü ile açıklanabilir. zırhlar. Nitekim M. Hun diline âit M. bin sonlan.El Sanatları: Demircilik ve madencilik başlıca meslekleri arasında bilinen bozkır Türk topluluğunda mükemmel kılıç. Bunun sebebi. Çugaykuzu (yazlık).759) Ordu . Demek ki. askerî garnizonları.Ö. Türklerin kurdukları kasabalarda binalar daha çok çamur (kerpiç) ile yapılıyor.balgasun yanında) şehrinin bazı kalıntıları mevcuttur.2. Asya Hurdan masa. aynı sahadaki imkânları fle desteklenmiş olması icap eder. tolgalar çok kere işlemeli altun ve gümüş ile bezenir. heykeller bazıları birer san'at eseri değerinde olarak Türkler tarafından yapılırdı.Ö. Veya senenin ancak yarısında kullanılan bu meskenlerin sağlam olmasına pek ehemmiyet verilmiyordu. Çin kaynaklarına göre. Türk kılıçlarının hayvan figürlü kabzaları altun levhalarla kaplanır ve kıymetli taşlarla süslenirdi. taştan inşa edilmiyordu. çizmecileri. Eski Türkler.1. Çin'den Tuna boyuna kadar bozkırlara serpilmiş binlerce mezardan bu eserler bol miktarda çıkanlmıştır. Göktürkler çağından. d. Kuzey Altay-lar'da demir eritme ocakları. Türkler şehir surlarını bile çok kere katın ağaç kütüklerinden (çit şeklinde) yapıyorlardı. Diğer taraftan en aşağı M. Atilla'nın ve hanımının gümüş ve altın levhalar kaplı bölmelerle salonlara ayrılmış. mızrak. Çin kaynaklarında Türk kavimlerinden bazılarında giyilen bir elbisenin yıpranıncaya kadar çıkarılmadığına dair olan kayıtlar mübalağa sayılmalıdır. Bozkır Türk halkı arasında mahir marangozlar. evlerini "dövülmüş toprak* tan yaptıklarına Çin kaynaklarında işaret edilmiştir. Tong-Yabgu'nun Tokmak (kışlık). vurucu silâh olarak demir âlet ve vasıtaların çok sayıda kullanılması ile açıklanabilir. kitabelerde zikredilen iskân mahallerinden Amga . Gök-Tûrk hakanlarının sağlam merkezleri vardı (kitabeler: ev. daha önceki asırlarda.218 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 219 bakımdan fazla bir değer taşımaz. Atilla'nın Orta Macaristan'daki başkent şehri. ancak atın sür'ati ve demirin vurucu gücünün bir arada değerlendirilmesi ife anlaşılması mümkün bu başarılarının. bin olarak tarihlenen Kargalı kurganının (Tanrı dağlarında) 1. ne de doğu Gök-Türkler'i şehirlerinden bir iz kalmamıştır. e.Ö. kargı. at teçhizatı.. Zira mâhiyetini iyi bildiğimiz bu hatıraların dağ başlarına. çorapçılan. bin başlarına rastlaması gerekir. Tuna Bulgarlar hrisüyanlığın kabulünden iki yıl sonra (866'da) Papa .Kurgan bir kale olmakla beraber. dolap. Ruben'e göre. Çin 'de 300 yıllan. Orta Avrupa 'da 600. Abattan havalisinde yüksek vasıfta mıknatıs ve Tuba ırmağı boyunca demir cevheri bulunuyordu. Altaylılar. Bu esasen imkânsız olduğu gibi.kışın barınmak üzere evler inşa ediyorlardı. ıssız yerlere dikilmesi bir mâna ifade etmezdi. Tuna Bulgar şehirleri arasında. sürat bakımından at'ın sağladığı üstünlük yanında. 747 . börkçülerf. tahta oymacılar da vardı. Çin kaynaklarında muhafaza edilen en eski Türkçe kelimelerden birinin de demir (tieh-fan)olduğunu (ve kıbç «king . Asya Hunlan'nın. Işık gölü yanında (kışlık). kalkan . Bu münasebetle zikredelim ki Türkler'de eskiden beri yıkanma yaygın bir âdet hâlinde idi. bark). tarih? vesikalara dayanarak bu eski Türk sahasını demir kültürünün doğduğu yer kabul etmekte mecburiyet vardır*. bunun herhalde M. II. Uygurlar tarafından kurulan (Mo-yen-çur zamanında. Çünkü meteor ve telfûrik (filiz) hâlde* bulunan bu •demir1 materyal son derecede azdır ve faydası hemttîycfc gibidir. Hazarların Be-tencer ve Semender adlı şehirlerinden bahsetmiştik. Bundan sonra dünyaya yayılmağa başlayan demir çağTnm istikameti ve tarihleri şöyledir: Hindistan'da M. koltuk.Ö. Hazarlar'ın ve Volga Bulgarlarının evleri ahşaptı (yalnız Itil'de hakan sarayı ite Şarkel kalesi taş ve tuğladan inşa edilmişti). mâdeni tabaklar. arabalar. küçük ve büyük sarayları. demir ocak ve döküm yerleri ortaya çıkarılmıştır. TarB# devirlerde de aynı bölgede (bilhassa Sahnçak ve Onugug havalisi) yüksek kalitede sert ve yumuşak çeliklere tesadüf edilmiş. Bu kelime aslında balçık (çamur) ifade eder. Toğubalık herhalde bir şehir idi. Karakum (kışlık).

rahiplerin onlara haftada iki .Nikolaus l'e başvurarak.

Oğuz Türk şehirleri ve ülkelerinin mamurluğunu meydana getirmiştir. Roma ve Bizans'tan da diğer ihtiyaç maddeleri gelir. Yakalığ kale-şehirteri ve daha birçok kervansaray ve küçük kasaba. Bu nokta Peçenekler. vaşak vb. Buranın asıl ticaret metaı: sincap. Gök-Türkler çağında. Hazarlar ve İtil Bulgarları için bilhassa belirtilmiştir. Çünkü ticaret meselesi Bozkır Türk devletinin üzerine ehemmiyetle eğildiği bir siyaset çizgisi idi. askerî değerde. Türkler'de görülmemektedir. ipek yolu üzerinde bulunmaları sebebi ile. Tuna Bulgarlarının Pliska ve Preslav şehirleri de aslında birer kala idÜtif ve Bulgar şehirlerinin ticarî yönden ehemmiyetini söylemiştik. ipek yolu transitini elinde tuttuğu müddetçe müdafaada kalmağı tercih etmiş. asırda kurulmuş yine yol güzergâhında ve ticarî yönden faal merkezlerdi. nihayet 751 Talaş savaşını Karluklar'ın desteği ile Islâmlar'ın kazanması Çin'in Batı Asya ile ilgisini kesmiştir ki.220 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 221 gün (çarşamba. daha bir çok benzerleri bulunuyordu. Aksi hâlde Türkler bunu asırlarca önce gerçekleştirebilirlerdi. stratejik olduğu kadar. Oğuzlar) ayıran başlıca vasıf ta. 734 tarihli anlaşma ile Ling-çu'daki So-fang şehrinin ortak pazar yeri olmasına karar veril* misti. yk. bu da yukarıda açıkladığımız. Ak-tepe. herhangi bir yerde şehir meydana gelmesi için varlığı zarurî köy grupları biçiminde iskân. Suğnak. samur.Eftalit devletinin yıkılmasına ve sonra da iran'a karşı Türk-Bizans andlaşması gibi milletler arası çapta siyâsi? münasebetlere sebep olan (yk. Karadeniz kuzeyi düzlüklerinden Balkanlar'a giden Tuna Bulgarları bu defa Avrupa-Bizans yolunun hâkimleri olarak iktisaden yükselmişler. Sukuluk. Uygur.Uygurlar Çin ile. Batı Hunları Bizans ile bu esaslarda ficaret anlaşmaları yapmışlardı. îpak. Bayırkum» v& 10. Şiş-tübe. Tölek. Kamak. Iskan. Orhun kitabelerinde de devletin sağlamlığı ve halkın refahı için ticaretin ehemmiyeti belirtilmiştir.Ticaret: Türk devletleri komşu milletlere umumiyetle canlı hayvan. tâ Hunlar'dan Uygur hakanlığının sonuna kadar aşağı yukarı 1000 sene müddetle Türk ve Çin siyâsetinin hâkim olmak istediği bir ana hedef vasfını taşımıştı. Siayram. ticarî yönden mühim müstahkem mahallerdi. Klge Kağan'ın memlekette Çinliler gibi şehirler kurma teklifini. bunların başında. Mana-keldi vb. tarih). Çardan. fWskos'un bahseniöl hamam da aynı geleneğin bir şahididir. Balkanlar ve Doğu Avrupa'da o devrin en zengin şehirlerini kurmuşlardı (Preslav. Altun-tepe. temelleri ticarî-siyasete dayanan bir devletti ve başkent Han-balık ile daha sonra İtil Bulgarları başkenti Bulgar şehri bu hususta baş rolü oynamıştır Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayarak Ural-Güney Sibirya-Altaylar-Sayan dağları üzerinden Çin'e ve Amur nehrine ulaşan yol da canlı bir ticarî faaliyete sahipti. Turıkul-tep& Cend.Û. Batı Türkistan'da Türgişler'in ve bilhassa Karluklar'ın kurdukları siyasî teşekküllerle tekrarlanmış. Oğuzlar. karşılığında hububat ve giyim eşyası alırlardı. Ipek-yoluna kuzeyden paralel uzanan bu yola "kürk-yolu" denilmektedir. 9. yukarıdakiler gibi. kürkleri idi. Uygurlar. Çin. askerî mahiyette kaleler ve şehir-kaleler Türk'lerde mevcut olmuştur. Çumpal. asırda) Kan-eu'da Gü-tteng adlı bir şehir kurmuşlardı. GökTürk devleti kurulduğu zaman Istemi-Anûşirvân ittifakı sonucunda Ak-hun . ordularda da seyyar hamamlar (Çerge) vardı ve bu usul Selçuklulardan Bizans'a geçmişti. Sütkent. tacirlikleri yanında.) bu yolun geçit yeri olan Iç-Asya bölgesi. yakındoğu ile Doğu ve Orta Avrupa ve iskandinavya arasındaki kıt'alar arası yolların kavşak noktasındaki mevkii ile. Meselâ.Ziraatı Ogur Türkleri aynı zamanda iyi çiftçi idiler. eksikliklerini tamamlarlardı. Çölden ayrı mütalâa edilmesi gereken bozkırlar sahasının çoğunluğunu otlaklar teşkil et- . Esasen sadece istek ile de şehir kurulamazdı. Çinliler de devlet sınırlarını Türk hakanlıkları başkent bölgesi olan Orhun ve Ötüken'e kadar genişletmeği düşünmemişlerdir. Caldıvar. hayat tarzları icabı. Bilindiği gibi. Ak-su. Gök-Türkler. Yukarıdan beri zikredilen Türk şehirleri de "yerleşik* hayat özentisinin mahsulü değildi. Karluk. Pliska şehirleri). Hazarlar'da Şarkel kalesi müdafaa için kurulmuştu. Savran. Eski Türkler'de yalnız siviller için değil. kaleleri Tanrı dağları ve daha ziyâde Isık-göl dolaylarında sıralanmış olup. Atbaş.Asya'da Türk hükmünü yürütmek istemişlerdir. g . Daha I.Karluklar tarafından kurulmuş veya Gök-Türk çağında gelişip Kartuklar zamanında ehemmiyeti devam etmiş yerlerdi. Halbuki. Margus andlaşmasının {434) bir maddesi Bizans-Hun ticarî münasebetlerinin tanzimi ile ilgili idi Çin-Hun sınır kasabalarında cereyan eden ticarî faaliyetlere Çin büyük ehemmiyet verirdi. Türkler karşısında Çin. İç ve batı Asya'da. bk. tilki. bu yaygın ziraat kültürüne bağlı oluşlarıdır (bk. ya. Fakat Türkler umumiyetle surla çevrilmiş. Bununla beraber. Bunun için kesif ziraî kültüre ve dolayısiyle önce köylerin teşekkülüne ihtiyaç vardı. yarısında Doğu Türkistan'da Uygurlar'ın. Kendilerini Doğu Türkleri'nden (Hunlar. harabeleri hâlâ da görülen Çargelan. Tıpkı tH»ları gibi birçok Oğuz şehirleri de: Karacuk. 36'da Çinliler tarafndan yıkrtaa başkenti böyle idi. Cul (veya Ctoü&Çumış* Sarig. Fakat Türkler'le komşuları ansısında şiddetli rekabetlere sebep olan büyük kazanç vasıtaları da vardı ki. kunduz. Hazar Türk Devleti de. Bununla beraber Doğu Türkleri'nin elverişli bölgelerde ziraatle de meşgul oldukları görülüyor. Eski Türkler. Yengikant Çyy-tepe. cuma) yıkanmayı yasaklamalarından şikâyet etmişlerdi. f . Türkler'ın «tık "göçebelikten şehirlileşmeğe doğru" ileri bfr adım ifade eden arzusu şeklinde tefsir yerinde değildir. Ayrıca Hunlar {ihtimal 4. asrın 2. Orta Asya. Çin'den başlayıp Akdeniz kıyılarında nihayete eren meşhur Ipek-jyoiu kervancılığı geliyordu. Kayında. arpa. çünkü bu. ipekli kumaş. Türkler'e Çih'den pirinç. Fergane'de Pençikent'te Gök-Türk devri harabelerinin rastlandığı bölgelerde bunların. İtil şehrinin 4 kapılı bir suru vw*. nâdir de olsa surlu şehir de yaptırmışlardır. Asya Hur* tarı. Hun taıvhu'su Çj-çfnto M. Kendi kültürleri ile mağrur oldukları bütün vesikaları ile bilinen Gök-Türkler'in bugün Batı medeniyetinin tesiri sonucu olarak üstün saydığımız yabancı bir kültüre geçmek gibi bir niyetleri yoktu. sansar. Aspara. kendilerine en tabii gelen yaşayış tarzlarının icabı idi. Türkler hiçbir zaman bütün Çin'i istilâ gayesini gütmemişler. Gök-Türkler zamanında gerçekleşen bu maksat.Gök-TOrkter. deri kösele köıki hayvan! gıdalar satarlar. Sırdakbeg (veya Koyungar-başı). kapalı şehirlerden hoşlanmamalardır (Tonyukuk'un sözleri). Meselâ. Türkler de onlann muhtaç olduklan v* Türklerde mevcut. Hunlar ve I. Başlıca tüccarlar da Ogurlar (Batı Türkleri) ile onlardan bir kol halinde gelişen Bulgar Türkleri idi. Türkler de Çin'e sık sık yaptıkları baskı ile onu zayıf durumda tutup İç.

Eski Çin kaynaklarında bile Türk asıldan olmayan bazı kavimler "kurttan türeyenlerden değildir* şeklinde ayırt edilmiştir.Türkler'deki kurt=aşma adı da (şimdiye kadarki okunuşları: Asena. Kurt'un Türkçe'de asıl adı Böri'dir ve bu mânası ile kelime Orhun kitabelerinde. yerlerinden ayrılmağa mecbur katan Tabgaçlar'ın ataları (Hunlar) 'garip yaratıhşif bir hayvanın rehberliğinde yolsuz dağlardan aşabilmişlerdi. Selenga-Baykal gölü arasındaki. Maroş havzasında tuzlalar Bulgarlar'ın. St. Gök-Türk hükümdar sülâlesi olan Aşma ailesinin atası bir dişi kurt idi (Çin kaynaklarındaki rivayetler). Gök. GökTürkler zamanında da kullanıldığı anlaşılan Tötö kanalının boyu 10 kilometreye yakındı. ayrıca. Türkler arasında kurt'a verilen büyük ehemmiyet asrımızın başlarına kadar devam etmiştir. Çin kaynaklarında. Moğollar ve diğer Asya kavimleri arasındaki efsane. "fu-li" şekli ile yer adı. 160 . Kafkaslar'da altun ve gümC^ madenleri Hazarlar'ın kontrolü altında idi.kavim. Ayrıca tabiatiyle geniş Altaylar bölgesinde demir Hunlar'ın ve Gök-Türklar'to. DLTde ve Oğuz Kağan destanında geçer. 6. Çince olmayan bu ad Türkçe'de "bir yandan diğer yana geçen* mânasındadır. Gök-Türk hakanlığının merkez ordusu mensuplarına da "Böri" deniyordu. Asya Htm İmparatorluğunda hususî memurlar vergi toplarlardı. Ancak bu telâkki çok eski bir Türk geleneğinin devamı idi. mücadele ettiği canavara karşı geyiği . Göçü T'ui-yin adlı bîr başbuğ idare etmişti ki. Uygurlar'ın "Kutlu-Dağ" efsanesinde kurt. Daha sonraki geniş araştırmalar da bu görüşü takviye eder mâhiyette bulunmuştur. semavî ışık ve geyik bir arada görülmektedir. kumart-Mftt büyük gelir kaynaklanndan biri de Volga havzası . mağlûp ve tâbi memleketlerden alınan yıllık vergiler ve hediyelerden başka. Yunanistan'dan Finlandiya'ya kadar bütün Avrupa ve Amerika. Meselâ Ç5n kaynaklama göre Hunlar buğday. Bu tarihî bilgiyi arkeolojik kazılar desteklemektedir. Aşina. devlet hazinesine "ağlık' adını veriyorlardı. Kurttan türeme inancı Asya Hunları'nda. Tahsilat her hâlde aynî olarak yapılıyordu. «r Çin yıllığı. Çino vb. eski Roma Romus-Romulus efsanesi ve Ortaçağ İtalya'sında. darı ekip biçiyorlardı. neticede. Ruslar 1935 de bu kanalı aynen kullanmağa karar vermişlerdi. yüzyıllarda Türk halk çevresinde kurt-ata inancı çok yaygındı. Altay ve Sayan dağlarında hububat zfoaatinin en az 3 bin yıldan bert yapıldığı.452)'nun lâkabı Fo-li (= Böri) idi. soy adı vb. Ünlü Tabgaç hükümdarı Tai-wu (424 . suladığı arazisi vardı. Tab-gaç ülkesinde 'kurt dağları". arkeolojik kazılara dayanılarak ileri sürülmüştür. Türk efsanelerinde merkezî bir rol oynamaktadır. ayrıca hububat muhafaza etmeğe yarar çukurlar görülmüştür. şahıs adı. Türk halkının ıztırap ve iştiyaklarını dile getiren motifler olarak görüiür. yâni başka kavimlerde görülmeyen bir etnoğrafik belirtidir. olarak çok zikredilir. Bozlar devletinin ekonomisi. kürek ve pulluklara rastlanmıştır. Bulgarlar da ev başına bir samur kürk vergi veriyorlardı. Süryânî Mihael).Trabzon arasındaki işlek ticaret yolundan sağladıktan vergi ve gümrük resimlen îdi. Gök-Türkler'de her ailenin ekip biçtiği. Ivolgi ve ll-mova adlı yerlerde çeşitli saban demirleri (Çin'den ithal). yüzyıl) Kumanlar'da yardımına başvurulduğuna dair kayıtlar bulunan kurt'un rehberlik rolü de M. bir kısmı Soğdca yazılıda. Bu memurları koğmak cüretini gösteren Moğol O-huan'lara karşı sol T'o-ki "kiralı" savaş açmıştı. En büyük ve kadim Türk destanı olan Oğuz hakan destanında. Bazı Türk kurganlarında Çin paraları ele geçmiştir. 6 . Lupus efsanelerinde vb. Uygurca vesikalarda. asır ortalarına kadar gitmektedir. buhranlı anlarda imdada yetişen bîr varlık olarak görünür ve meşhur "Bozkurt" destanı bu motifi hikâye eder.Edebî Kültür ve Sanat a . efsaneleri. Türk tesirine işaret edilmiştir. Türk destanlarında kurt. ziraate müsatt yerleri de vardı. Hindistan masal ve hikâyelerinde kurt'un. uğursuzluk çöken memleketin açlığa mahkûm olması üzerine kendilerine yeni yurt arayan Uygurlar'a rehberlik etmiştir. Bozkurt.-------------------------------------------------— 223 mekte ise de. gökten inen ışıktan olma. Böylece Kurt-başlı sancak hakanlık alâmeti olmuştu. O kadar yüksek teknik bilgiye dayanmakta idi ki. "köpek mitolojisinden daha eski olan kurt mitolojisinin. Hazarlarda İslav kavimleri ev veya saban başına bir kılıç veya bir samur derisi (para nâdir veriliyor).Kırım (Suğdak limanı) -Karadeniz.hatıralarını taşıyan bu çok zengin edebiyat nevlnde kurttan türeme. 578 . Asya Hunları'na ait para çıkmamıştır. M fonksiyon (ata ve rehber) icra ettiği anlaşılmış. Papa Leon.580 ferden kalma.Destanlar ve efsaneler: Türk bozlar hayatının . Tü* parası GökTürkler (Türgiş-ler) çağında başlıyor görünmektedir. masal ve hikâyelerden başka. şiddetli soğuk yüzünden bir sene Hun topraklarının ekin vermediğini yazar. Oğuz. Yine aynr kaynaklar bir Hun buğday dıv el ile. Taşlar üzerine bunu tasvir eden kabartmalar yapıyor (Bugünkü moğolistan'da Bugut mevkiinde. Wei-shu'daki bilgilere göre.TOrkter'-ın batı kolunda geyik de fevkalâde kudretle donatılmış olarak rehberlik vazifesi yapar ("sihirli geyik1). halktan tahsil edilen vergilerle destekleniyordu. Batıda {18. kitâbeli mezar taşı) ve Gök-Türk hakanları atalarının hatırasına hürmeten otağlarının önüne altun kurt başlı tuğ dikiyorlardı. Selenga bölgesinde Gök-Türkler'e ait kurganlarda. değirmen taşları bulunmuş. Kurt.—TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHt ____-*_________________.170 yılları arasında. Türklerle kurt'un efsanevî ilgisi islâm ve Süryâni kaynaklarında da akisler bulmuştu (Gardizî. bir Hun fasulyesinden bahs ederler. Tötö ırmağından açılan kaimi ve bu bölgeye yakın Ak-tura kanalı Altaylar'daki tarımın işaretleridir. hattâ o tarihlerde Batı Türkistan'da oturan Vu-sun'larda da yaşıyordu. Hunlar zamanında Altay bölgesinde açılmış sulama kanallarına tesadüf edilmiştir (Başkaus'da Çulışman ırmağı yakınlarında). prehistorik çağlarda Orta Asya'dan dünyaya yayıldığı" kanaatine varılmıştır. Mucmal al-Tavarîh va'l-kısas. Bu çağda da birçok muntazam sulama kanalları açılmıştır.sonsuz "mücadelelerle dolu. yol gösterici. 'kurt nehirleri" ve kurt dağının bir tanrısına ait tapınak bulunuyordu. -7. Türklerden Moğollar'a geçen ananeler arasında bu destan da vardır. GökTürkler ve Oğuzlar maliye ve tahsil memurlarına amga (veya ımga) diyorlar. Bazı Karluk ve Oğuz iskân yerleri de aynı şekilde sulanmakta idi. Etnoloji ilmine göre kurt motifi Türkler için "tipik" İr. Zena. Kapagan Kagan'ın Çin ile yaptığı 698 tarihli andlaşmanın bir maddesi Çin'in Gök-türkler'e 3 bir ziraat âleti ile 100 bin hu (12500 ton) tohumluk darı teslim etmesi hükmünü taşıyordu. Aynı efsane Tabgaçlar'da da vardı. bunları da kurt'a bağlıyordu. tıpkı Tütkler'de olduğu gibi. 2.) "tipik" olduğunu belirttiğimiz kurt ile ilgili. Bazısında Türk geleneği uyarınca damgalar da taşıyan bu paralardan bir kısmı Sogd harfleri ile Türkçe. 'Bozkurt" 'Kutlu Dağ" vb. zira. Uygurların diğer bir menşe efsanesi. oraklar. ülkeye bereket ve saadet getirdiğine İnanılan kutlu bir taşın Çinliler'e verilmesinden sonra.

yüzlerce harf bulmuşlardı. Hâlâ çeşitli ülkelerdeki Türkler arasında söylenen masal ve halk hikâyelerinde uğur telâkkî edilen bozkurt.2.224 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ _____^_^__^_^_^___—^_ 225 yem olarak kullanmış. asım £ ^yansından beri Çin'de mevcut sayılan "blok* usulü. Gök-Türklerlnki gibi IdL Bizanslı tarihçi Prokopios'a göre (6. yazılı vesikalar da bozkırların fırtınalı girdabında kayb olup gtoniştir. teşkilât. Uygurlar. Uygurlar'da adına "yoğ" lar tertip edilmiş. hem de kurtarıcı . "Hua-guo'lar dış ticaret işlerinde koyun derisi üzerinde Hun yazısından istifade ederler".". ortak bir yazı vasfım kazanmış görünmektedir. demek ki. "ne tarihî. yüzyıla ait Türk yazılı (5 harfli) diğer bir kitabe bulunmuştur. Altheim'in ifadesi ile. Fakat son zamanlarda. 2. bunlann başında Orhun kitabelerinin (731 .. Altheim'e göre. Priskos. Ancak bir . İslavlar. manfheizm ile ilgilidir). Şâir Firdevsî (11. İlerideki araştırmalar bu örnekleri çoğaltacağa benzemektedir.Ö. asırdan kalma kitabeleri ile. Buna rağmen daha sonraki devirlere âit bazı Çin yıllıklarında Hunlar'ın yazısı olmadığı veya Gök-Türkler'in yazı bilmediklerine dair haberler Türkler'in Çince okuyup yazma bilmedikleri şeklinde anlaşılmalıdır. O hâlde en mâkul yok Törk yazısının menşeini yine Türk çevresinde aramaktır. Nihayet Uygur yazısı Moğollar tarafından kullanılmış. yâni bir nevî teksir değil. Bozkır çağı Türk edebî mahsullerinin yazarlarını tesbit etmek. V. hem ata. Atilla'nın ölümü üzerine Hun kopuzcularının söylediği ağıtlardan birinin. Orhun yazısı île HArmazique" Kuzey. İstemi Yabgu'nun 568 yılında Bizans Imparatoru'na yolladığı mektup "İskit" (Türk) yazısı ile idi. 4 asırda doğudan Avrupa'ya gelen Hunlar yazılarını da birlikte getirmişlerdi. 54. Asya Hunlan'na âit. Gök-Türk yazısının menşei hakkında birçok görüşler ileri sürülmüştür. Eski Oğuz Destanlarımdan bir parça kabul edilen "Dede Korkut" kitabı da Bozkır Türk topluluğunun. Hun kâtiplerinin kendi dillerinde yazdıkları metinleri Atti-la'ya okuduklarını söyler ki. Orhun alfabesi Orta Asya'dan etrafa yayılarak. yüzyıllar olarak tarihlenmektedir. Pelliofntm Tunhuang'da tesadüf ettiği Türkçe harfler dünyada matbaa tipi hurufatın en eskileridir. bu Hun yazısının bir devamından ibarettir ve. Ogurlar'ın yazıyı bildikleri. Gök-Türkler'de. Jordanes (6.Û. asır)'nin Şehnâmesi'nde Afrasyab diye anılan. 576'larda T'a-po Kağan için Çince bir budizm kitabının Türkçe tercümesi yapılmıştı. F. Asya Hun yazısı oldukça yaygın görünüyor. fakat çağdaş matbaanın esasını teşkil eden müteharrik harf sistemi idi. Gök-TûıMer'den önce Ak-Hunlar'm yazıları var* ve bu. Son yıllarda Asya'da yapılan mühim keşiflerle orhun-Türk yazısının milâddan önceki çağlardan kalma bazı örnekleri ortaya konmuştur. bir -iki kayıt dışında bunlara âit yazılı metinler bize kadar gelmemiştir. Nitekim son haberden aşağı yukarı 40 sene kadar önceki bir kayıtta Gök-Türk yazısından bahs edilmiştir. Gök-Türkler'dir. Priskos hatıralarında.rehber vasıflan ile bütün Türkler'ce kutlu sayılmış ve Türklüğün millî sembolü payesine yükselmiştir.iki isim biliniyor ki. Eski Türk destanlarından biri de efsanelere karışan ünlü kahraman Tunga Alper ile ilgilidir..Tegin'dir (Fakat şiirleri. Bununla beraber aradaki münasebet pekzayıf görünmektedir (Türk alfabesinin 38 harfine karşılık. Türkçe yazı sözünün R Türkçesi'ndeki şekli) kelimesinin bulunmasından da bellidir. ancak. "armazique" de 22 harf vardır ve aralarındaki şekil yönünden benzerlik ancak 10 harfe inhisar etmektedir). asır) tarafından Lâtince tercümesi verilmiştir. örf ve geleneklerini aksettirmesi itibariyle destan edebiyatımızda mühim yer tutar. Selçuklular) kendilerini ona nisbet etmişlerdir. ZSrâ çok geniş sahalara yayılmış büyük Türk imparatorluktan* yazı olmaksızın idare etmek müşküldü. Çinliler. Ayrıca Tanrı -Dağlarında Kurday mevkiinde M. eski Türk kültür yadigârtanıün çoğu gibi. Yolug Teginrden önce yer almakta ve Türk edebiyatının şahsiyeti malûm ilk siması kabul ediimektöcfir.735) metnini haarlıyan Yolug Tegîn gelmektedir. asrın ilk yarısı) denilen yazı nevi arasında daha kuvvetli irtibat kurulmak işlenmiştir. bu. Hindliler ve Moğollar -runique' karakter kullanmamışlardır. sosyal bünye.Van v» Matbaa: Kendilerine mahsus yazıları olduğunu kesin olarak bildiğimiz Türk kavmi 8.Ö.kendi kitabesinin metnini bizzat kaleme aldığı ileri sürülen Tonyukuk. Le Coq ve Grünwedei 1902 -1907 yıllarındaki araştırma gezilerinde Turfan'da Uygur dilinde sert ağaçtan yapılmış. Başlıcalarını zikrettiğimiz destanlar ve efsaneler eski Türkler'de canlı bir halk edebiyatının varlığını ortaya koyar. vesika eksikliğinden dolayı. bazı büyük Türk hükümdar aileleri (Kara-Hanlılar.Iran-Kafkas'da M. ne de tinguistique bir ilgi kurmak mümkün değildir1. Çin yıllıklarında da. Bulgaristan'da Madara'daki ünlü kaya kabartmasıncta bir süvarî biçiminde gösterilen muzaffer Krom Harfin yanında normal büyüklükteki kurt tBtöviH Türk boZkurt geleneğinin taşa işlenişinden başka birşey değildir.. yüzyıldan kalma 4 mısralık Türkçe bir manzume zapt edilmiştir. Klasikleri Hun dili ile okurlardı. Gök-Türk harflerine karakteri bakımından ("runiquea) yakın düşen alfabe eski Germen "run'landır ki bu ikisi arasında da. 4. Timurlter devrinde resmî yazılar. Avrupa Hunları'nın kendi yazılarının mevcut olduğunda şüphe bırakmamaktadır. Adı bizce bilinen ilk Uygur şâiri Aprınçur . Çin yıllıklarında şöyle haberler vardır: "Uygurlar'ın ataları Kao-kü'ler Çince yazarlar. b . Bu 8. Nitekim kaynaklarda bunu doğrulayan bazı işaretlere tesadüf edilmekte*. Orhun alfabesine nisbetle daha az bir gelişme kaydetmiş olan Tuna Bulgarları yazısı. İranlılar. Fakat TÛrkler'in daha önceki çağlarda da şüphesiz yazılan vardı. çeşitti bölgelerdeki izlerine ve vesikalarına göre Uzak-doğudan Orta Avrupa'ya kadar uzanan sahada. asır? Ogur boyları kendi yazılarını da kullanırlardı. Atilla tarafından Bizans elçilerine verilen ziyafette Hun müzisyenlerinin refakatinde Hun halk türkülerinin söylendiğini yazar. Isık-göl civarında 1970 de açılan Eşik kurganı (Altun elbiseli adam'ın mezarı) nda ele geçen bir gümüş çanak içindeki Orhun alfabesi ile yazılı iki satırlık kitabe M. Türklerin bozkır hayatını anlatan diğer meşhur bir destanı da "Alp'ler devrinin tipik kahramanı* Manas'ın destanıdır. fakat Hun-ca da yazarlardı. Kâşgariı Mahmud'un bahsettiği boz-kırlı Türk şâiri Çuçu zikredilebilir. Sonr» (1906 ^909) P. eski Aramî alfabesine bağlanma idi. Bunlara ilâveten. Thomsen tarafından ileri sürülen. Uygurlar kitap basma tekniğini de biliyorlardı. gökten bir ışık demefi fçfncte inen kız İle evlenmiş ve yine gön ışkında peydalanan Bozkurt öncülüğünde dünya fütuhatına çıkmıştır. Altun . Ne kadar yazıktır ki.. Yas törenlerinde söylenen lirik matem şiirleri olan "sagu" lar da Türk halk edebiyatının mühim bir kolu idi. dillerinde "yazı1 («* ir. Bunlar arasında en fazla itibar göreni Orhun kitabelerini ilk çözmeğe muvaffak olan (26 Kasım 1893) Danimarkalı Bilgin V. Bir görüşe göre de. Iran Turan mücadeleleri ve bu Türk başbuğunun hâtırası asırlarca Türkler arasında yaşamış. çok güç olmakladır.

Attila Burgond kiralına bir Hun orkestrası göndermişti. gibi adlar altında çok sevilen sazlardan biri olmuştur. "kobuz" adı ile Uygur metinlerinde ve DLTde geçer. yılan.. 15. öküz). koy (koyun). yıl sıçkan (fare). sosyal ve iktisadî hayat ve durumları hakkında dikkat çekici tasvirler verilmektedir. saflar hâlinde dizilmiş güzel giyimli Hun kızlarının söyledikleri Hun şarkıları ile karşılanmıştı. Wr Türk askerinin mezarında ele geçen ve Türk ırkfrriri bütün hatlarını tartaya koyduğu" iddia olunan biffıeykel ile. tahtlarına ve Türk topluluğunun zevk inceliğine dair. mehter'in ilk şekilleri) yaygındı. 6. 3. Çin kaynaktan 28 çeşit Hun halk türküsünden bahsetmişlerdir. sazlarla çalınan melodiye kög (veya küg) diyorlardı. takagu (tavuk). Menşei çok eski olması gereken.. Ukrayna ve Almanya'ya da girmiş ve oralarda koboz* kubos. nin müşahedelere dayanan hatıra notları ziyadesiyle ilgi çekicidir. tabışkan (tavşan). Şimdilik bildiğimfe. kabir üzerine bina inşa ederler. sefer dönüşünde başkente girerken.Zaman Hesabı: Eski Türkler'in zaman hesabı da tabiatiyle Bozkır kültürünün izlerini taşımakta idi. ayrıca 12 yıllık devrenin 5 katı 60 yıllık devreler olarak da faydalanılan bu takvim. taşınabilir malzeme üzerine işlenmiş "Hayvan üslûbu" (Animal style) mahsulleridir. Suriye. 5. saray. 981 yılında Uygur hakanı Aralan Han'ı başkentinde ziyaret eden Çin elçisi Van-yen-tö'nün kaleminden Doğu Türkistan Uygurlan'nın. gerçekten Türk çehresini saf biçimi ile gösteren bir san'at eserkflr. 10.o Sanatı Her kültürün olduğu gibi Bozkır kültürünün de kendine mahsus bir san'at anlayışı vardır ve bu anlayış birçok eserler vermiştir. Daha sonraki zamanlarda ordugâhlarda. Fakat Türkler'in Kül-Tegin ve Bitge Hakan'ın anıt-kabirleri nev'inden bazı eserlere de sahip olduktan malûmdur. 4. Türk müzik âletleri arasında Çinliler'in Hyu-pu adı ile zikrettikleri topuz. 11. Eski Türkler'in. hattâ Ma- . Türkçe oluşları da bunu gösterir: bengütaş (âbide. Macaristan'ıma ele geçen Avar çifte kavalıdır. gergef işçiliği ve otağcılık san'atlarının çok ileri olduğunu da belirtmemiz gerekir. İnsan şeklinde çok kaba yontulmuş. Bunu hem Çin kaynakları. 9. e. Ytllann adlan şöyle idi: 1.ordu devrinde "yarlıg'lar. birir» öâripçi) ay. nefesli mi oldukları bilinmiyor. Fakat bunların telli mi. ud (sığır. hakanlar huzurunda bu kög ve ır'lardan hergün 9 tanesinin icrası gerekirdi. güneş yılına çevrildiği söylenmektedir. Rusya. Çinliler Asya Hun sazlarından bazılarını Kung-hu.. Balkanlar. Yukarıda Priskos'a dayanarak büyük müzikli ziyafetinden bahsettiğimiz Attila. 2.de. P'e-li. kobzo. pars. 5 küsur saat itibar edilmekte idi. Uygurlar'da. lu (ejder). Orta . Bir gün 12 kısım sayılıyor ve her kısma "çağ' deniyordu. Bozktr-Türk tarW boyunca bize intikal eden yegâne müzik âleti.bozkır Türk folklorunda çok mühim yeri olan bir çalgı idi. hantal taşlar olan "balbal" lan ise san'at eseri saymak doğru olmaz Bunlar kabirde yatanın hayatta iken savaşta öldürdüğü ve öteki dünyada kendisine hizmet edeceğine inanılan kimseleri temdi eden dinî mahiyette işaretlerdir Bu inanç* Bulgar Türkleri'nde ve Macarlar'da da görülür. Eski Türk takvimi her biri bir hayvan adı ile anılan "12ytfhk" devre esasına dayanıyordu. KühTegin'ftıbüstü. Bunlar hayat şartlarına uygun olarak ve hayvanlarla yakın ilginin tesiri İte. halı ve kilim dokumacılığı. 518 yılında kuzey Hindistan'da Ak-Hun hükümdarı Mihiragula'yı ziyaret eden Çinli Sung-yun. II. kitâbenin*ttüiunduğu yerde.Şubat aylarına rastlardı. Türlı büyüklerinin hâtıralarının gelecek nesîîlerde muhafaza edilmesi için kitâbeter yazıldığı hususuna Ömurtag Han'ın (814 . fakat tatlı sesli saz. Uygur kitap ve hukukî vesikaları. Yıl 365 gün. Gök .Türkçe kitabeler. asır ortalarına kadar Orta Asya'da ortak yazı olan Uygur yazısı ile yazılmış ve bugünkü Mançu ve Kalmuk yazılarının esasını teşkil etmiştir. şüphesiz. Gök-Türk. 1958'de yapılan kazıda ortaya çıkarılan Kül-Teginiln çok güzel yontulmuş mermer büstü ve kaba bir kadın heykelidir. hem de kitabeler teyit etmektedirler.Asya . çeşitli borulu çalgılar da bulunuyordu. Bulgar kitabeleri ve 'Bulgar hakanları listesi". Günün başlangıcı gece yarısı idi. Bulgaristan'daki Kurym Han'ın bozkurtlu kaya kabartması da bu eski geleneğin devamından ibarettir. Rgili tâbirlerin.". d-Müzik: Eski Türk topluluk hayatında müziğin mühim bir yeri vardı. P'i-pa.. Ayrıca Türkler'de askerî muzıka (bando. fc yun* m* 8. Bi-li. bedizcİ (ressam ve nakışçı) vb. Aslında ay yılına dayanan bu "12 hayvanlı Türk takvimi'nin Gök-Tûrk'ler zamanında. atalarımı$a$rpkte Mısır. Yılbaşı Ocak . Tüddeı'in bulunduğu her yerde mevcut olan kopuz. bir yılda 12 ay vardı Aylar. bark (anıt-kablr). hem coğrafî yönden çok yaygın Wr sistem gibi görünmektedir. milletin neş'eli ve acı gün hatıraları. kahramanlık menkıbeleri. ikinç. Asya Hunlan'ndan bert bütün Türkler arasında en çok tanınmış olduğu anlaşılan bu basit. bilindiği üzere. Çekoslovakya. Macaristan. 568 de İstemi Kağan'ı Tanrı dağlarındaki Altun-dağ mevkiinde ziyaret eden Bizanslı elçi Zemarkhos ve 629 senesinde Batı Gök-Türk hakanı Tong . görüldüğü üzere. bunun duvarlarına ölünün şahsını ve hayatta iken katıldığı savaşlardan sahnelert renkli olarak tersim ederler. Nitekim aynı Çin kaynakfen Gök . Bu hâkimiyet alâmetlerinden idi. saz şâirleri tarafından kopuz çalınarak söylenirdi. biçki (maymun).831) Tımova kitabelerinde de temas edilmiştir. kopuş vb.. Polonya.Tuna arası bozkırlarda boLsayıda tesadüf edilen. Ku-sie adları ile zikr ediyorlar. anıt) bitigtaş (kitabe).Yabgu'nun misafiri olan budist rahip Hiuen -Tsang vb. Fakat Kül-Tegin ve Bilge barklan mahvoldukiarı (veya ilmî kazılar henüz yapılmadığı)îçîn mimarî ve süslemede Çfn ve Türk unsuriannı tesbit etmek imkânsızlaşmakta.kuyumculuk. Her iki âbidenin inşasında duvarlarına kahramanın savaşlarını canlandıran tasvirlerin yapılmasında Çin'den gönderilen saray san'atkflr ve ressamlarının emeklerinin geçtiği kesindir.Türk Devleti'nin daha başlangıç yıllarında (553) umuttfl bflgi verirken şu açıklamayı yapıyorlardı: V. GökrTürWer. Mezarlara ölünün kimliğini bildiren kitabe dikerler. Ancak ölülerin hatıralarına kitabe dikilmesi ve san'atkârane yapılar inşa edilmesi o çağda Türkler için bir yenilik değildi. Bozkır Türkleri'nde renkli taş ve gümüş kakmacılık. hem zaman. Uygur bandolarında şüphesiz davul başta olmak üzere. Destanlar. Çin imparatoru her iki âbideye Çince birer kitabe de ilâve edilmesini arzu etmişti. altun ve gümüş gibi kıymetli madenlere tatbik ettikleri san'at eserleri ve hükümdarların otağlarına. it 12. kültür. bozkır güzel san'atlannın bu sahalardaki hususiyetleri ortaya konamamaktadır. diye adlandırılmıştı. tonguz (domuz). aşk türküleri. üçüne vb.226 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 227 .ön taraftaki sağ ellerinde birer bardak tutar şekilde yontulmuş "taş-nine" terde de bir san'at endişesi bahis konusu değildir. Batı Türkleri'nde (Bulgarlar) ve muhakkak ki Hunlar'da kultenılnuş olup. Eski Türkler söyledikleri besteye ir (veya yır).

her insanda vardır ve şuur-altı bir kuvvet olarak yaşar. -15. Hükmetme duygusu + insan sevgisi + gerçekçilik şeklinde özetlenebilecek eski Türk düşüncesinin temellerini ahlâk prensibi yapmış. yânı hayatında düstur edinmiş insana eski Türkçe'de 'alp1 denirdi. Bu içgüdü'nün aynı zamanda İlk fırsatta başkalarım sömürmek için de bir vasıta vasfı taşıdığını dünya tarihi gösteriyor. hik anlayışı devletin saygı görmesi gibi mânevi değerlerle. yiğit İnsan demektir. fauna göre de 'nizama' bir cemiyet teşkil ediyorlardı. asırlarda Târîh-i TürKT veya "SâM Türkân' adı altında zikredilen bu eski Türk takvimi. bu. cesaret verici ve mücadele ruhunu teşvik edici ^ad verme" ve "and içme" gibi gelenekleri ile •alp1 Hâin devamı sağlanıyordu. her İki unsura sahip olan başka kavimler.kemfilerine has bir kültür ortaya koydukları herhalde anlaşılmış bulunuyor. onlarda 'Beylik gururu'nun eksikliğidir. hürriyet ve eşitliği getirmiştir. Fakat bu. hem de aynı coğrafî bölgede. Tûrk-teP'îft tarihte çeşitli kavimleri idare etmekte gösterdiği başarıların kaynağını burada aramak icap eder ve muhakkak ki. Nitekim sonraki asırlarda. cesur kişidir. insan gruplarının sosyal telâkki ve psikoloji-lerindeki ayrılıklardan ileri gelir. bozkır kültürünü yaratan Türkler'in kendilerine mahsus bir düşünce sistemi ve ahlâk anlayışına sahip olmaları lâzımdır ki. Bozkırlı Türkler tarihte bu hususları gerçekleştiren ilk topluluk olarak görünürler. ikincisi de geniş ufuklara hükmetme arzusunu kamçılıyordu. yâni üstünlük duygusu» eski Türk'te. Asıl özelliği karşılık beklemeden koruyucu olmasıdır. Buna göre de. Menghin'in ifadesi ile 'Beylik gururu ("Herrenstolz")' nu yaratıyor. insan . son zamanlara kadar Orta Asya'da kullanılmıştır. eski Tür* cemiyetinde yalancılıktan da nefret edilirdi Eski Türkler. Türkler insan psikolojisini en İyi bilen. at ve demir üzerine kurulu. Bu ise hüküm altına alınmış insanları sevmeği gerektirir. nazarî ve metafizik konularla meşgul olmamıştır. İnsan unsuru da bunda tesirli olur.228 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 229 nas destanındaki bazı hâdiseler bu takvimle tarihlenmiştir. Bunu fiiliyat sahasına çıkarmak için gerekli araç ise elde idi: demir.okşayan iki beşerî imkân sağlamıştır: Ât üstünde insanın kendini başkalarından daha üstün hissetmesi ve. sadece öğünme vesilesi olan basit bir psikoloji değildir. Buna Türk'ün "gerçekçilik"! denebilir. vehimlerden. İslâm kaynaklarında. Bazı milletleri bu yola sürükleyen husus. fakat alp. Türkçe'de her erkek. hayâlata dalmaktan hoşlanmadığı için.çağ medeniyetinin temsilcilerini bile çok geride bırakan bir millettir. 11 asırda 7 . Aynı şartlar içinde yaşayan çeşitli toplulukların kültürlerinde görülen farklar. anlayan ve bu sahada Antik . 14. müsbet ilim yönünden şöyle açıklanabilir: Eski Türkler'e at.Düşünce ve Ahlâk Eski Törkler'in bozkırlar coğrafyasında. Kanun.ruhunu. Hükmetme isteği aslında bir içgüdü olup. Birincisi. Nizama ve gerçekçi Türk kafası . farklı kültür tiplerinde yaşamağa devam etmişlerdir. O. atın sür'ati sebebi ile. Beylik gururu. kısa zamanda istenilen yere ulaşabilme iştiyakının tatmini. Türk devletlerinde görülen töre prensipler? böylece daha açık bir mâna kazanmaktadır. İnsan sevgisinden doğan koruyuculuk adalet. Çünkü bir kültürün meydana gelmesi için yalnız maddî imkân ve iktisadî faktörler kâfi değildir. derrtfln ve atın mevcut olduğu her yerde böyle bir kültürün doğup gelişeceği mânasına gelmez. doğruya hükmetkâr ve kanuna riayetkar idiler.

yazılan Türk siyaset kitabı Kutadgu . "Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar* insanları töre" himayesine almak şeklinde özetlenebılen Türk dünya hâkimiyeti ülküsünün destanlarda. hak ve adalet anlayışı ışığında. Eski Türk'ün fiilen yaşanan faal hayata karşı duyduğu tutkunluk. . üniversel mâhiyette cihan hâkimiyeti fikri doğmuştur. Türk düşüncesini 'mantık ve bilgi teorilerinden" ziyâde ahlâk ve devlet felsefesine sevketmiştir. aralıksız hareketler arenası hâlinde görünen Türk tarihindeki iş (action) vetiresi ile birleşince. adalet. Türk topluluğunda tatbik sahası bulan hak. efsanelerde ve yazılı kaynaklarda yer almış silinmez izleri vardır. yalnız zihinde mevcut nazariyatın bir ifadesi değil. Bu düşünce tarzı.Bilig bite. devlet kavramlarının açıkianmasıdır.

Eski Çin felsefesinin esastan. Şaman.. Ankara 1967.R.R. Bossert. Çin'in şimal komşulan. Sahra maddesi. tere. J. Chavannes.. TM. Ülkü.Budapest. Eski Alman destanlarında Atilla'nın aftMrf. IX. Bazin. J. İstanbul 1942. 4-6. Leipzig 1912. Altheim... Al-Cahte. İstanbul 1943. s.. R. J.1940. W. sayı. 1932 Alföldi. Türkische und mongolisehe Elemente an Neupersischen. Ülkü. Neue Folge. 1932. 4» Das Hunnische. s. M. s. ATIM. 2.1958. Toung Pao XXXIX. Eski Uygur türkçesi sözlüğü. Leletek a Hun korszakbol es ethnikai szâtvalasztasuk.. s. Bazin. İstanbul 1923. A. <***& gt t De Guignes. Çin kaynaklarına göre Orta Asya'da at cinsleri. DTCF. Banguoğlu. Attila et les Huns. Collinos . R. Arat. a.19(43. Hunların.230 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 23f BİBLİYOGRAFYA Akkaya. A. Appartenances lingustiques des envahisseurs altaîques de la Chine du nord aux İV. Attöidi.. R. N. 4. Paris 1903.1940. ____. DTCF Dergisi. ATİM. APAW. W. II. H. 25-220) Hun tarihine kronolojik bir bakış. 485. 1957. 1916.. VII-VIII. İstanbul 1943.. Rachmati (Arat). J. 555-568.1941.( The invention ofprinting in Ghina and its spread westward. M. M. Deer.1964. J. Eberhard. Die Hunneh der vorchristfichen Zeit Chinesische Urkunden zur Geschichte Asiens I.. Chronique de Michelle Syrien. W.. Bazin.496. D. Les races et les peuples de la tene.. Czegledy. Cihan edebiyatında Türk kopuzu. Orta ve Garbi Asya halklanntn medeniyeti. s. Türk.1946. bir kısmının türk.. Oğuzlar ve Oğuzeli üzerine.. W. Tabı san'abnın keşfi. T. Alföldi. ManâMb Cund at-Hilâfa ve Fazâ'il al-Atrâk. İstanbul 1947. Eski Türk şiiri. Birkaç eski Türk unvanı hakkında. Dle Leğende von Oghuz Oaghan. Tartı Cihanguşa I. İstanbul 1927. Altheim. Byzantion. s.1936. 1. Ülkü. Orta Asya Türk tarihi hakkında dersler. et V. A. A„ Türk Dili tarihi 1. A magyarok elöderiölös a honfoglalasröl. Türkç. s. Byzantinische Ouellen zur Lânder und Völkerkunde. II.. Darkö. 1937.. ti+ & 0 H . nşr.1944. Çin kaynaklarına göre Tûrkler'de ve komşularında spor. Paris 1903. A. Caferoğlu.. Archaeologia Hungarica. sayı 48.. 1964. Kazakistan'da bulunan Eşik kurganı. X. Copenhague 1936. (A. s. Caferoğlu.. Eberhard... Th. Eski Çftî kûttöru ve Türkler. Harvard Journal of Asiatic Studies 1. İstanbul 1931fa. Ctausen. Samanlık maddeleri. JRAS. N. TDAY 1958. DTCFD 1. The History of the Jewİsh Khazaras. sayı 101-102. sayı 63. Eberhard. szazadi nĞpmozgalmak. A. K. 19-38 Eberhard.. 1-2. Boodberg. 5-53.. 315-322. Belleten. tere. Türk Tarih Kongresi Zabıttan. . D. A. Ülkü. Caferoğlu. 1940.1949. Dietrich K. 265-276. Darkö. Cahit (Yalçın).B. Arsal. Halie 1948. II. Kartuklar maddesi. Petersburg 1899. Fundamenta 1.A. F. l_... S. WM Toba'ların hayvancılığı. La Ifâttrature âpigraphique turque ancienne. Arat.1959.. II. İA. Bang.. Barthold.1936. Ata Malik.. Eberhard. 1953. G.M. A. L'Aste ancienne centrale et sud-orientale d'apres PtolĞmee. II. 125-191. Christensen. F.. siecles A.2. W. III. Budapest 1954. XII. Uygurlar ve uygurca özerine. Türk tarihi ve hukuk. R. Buluç. Berlin-Leipzig 1921» Deniker. Diyarbekirli.... T. W. Belleten.Folge. influences Touraniennes sur l'evolution de l'art mititaire des Grecs.. R. Yıl Armağanı. Çin kaynaklarına göre. 1903.1945. Carter. R. Hilâfet ordusunun menkıbeleri vs Türkler'in faziletleri. Ardel. 1969. W. W. Muahhar Han devrinde <M. Ural-Altaische Jahrhücher. Chabot. Orta Asya'da demir. Fundamenta II. 319-337.. Doerfer..1937. 421-438.1944.. Şeşen. 1965. Oriens VI. İA.. Ülkü. Recherches sur les parlers Topa.Tenthorey.. S. Eberhard. W.. Kazvinî. Hadtörtenefmi Közl. Ankara 1940. A.. Eberhard. M. II. Documents sur les Tou-kiue (Turcs) occidentaux..1937. II. Kortarsâk es kronikasok hiradasai (Bir heyet tara fından yapılan kaynak tercümeleri).1964. A. istanbul 1936. Ş. York 1967'. Eberhard. İstanbul 1943.. G. Paris 1953. 329-337.. Budapest 1958..4.. Paris 1930. Edebiyat Fakültesi 50.s. El. Chavannes.. II.. Berthetot.. U Notes sur les mots "Oğuz' et 'Türk'. sayı 18. 507-519. Eberhard. Paris 1906. F. Türk Tarih Kongresi. W. Eski Türk hukuk vesikaları. A^ Tukyu veUyguriar'da'han'QnvanlantimM\. sayı 45. tere. 337-385. TDAY 1959. sayı 87.. J. Turanı hatâsok a Görög-Romai hadûgy fejödâsâben. Petersburg. Paris 1948. P. I'lran sous les Sassanides. Die alltürkischen Inschriften und die arabisehen Ouellen. Budapest 1934. Türklerin. Th.. Chaiers d'Histoire Mondiale. tere. II. Türk Tarih Kongresi zabıtları. Cuvaynî. Belleten. The Language of m To-pa mi. Tûrkler'de tarih zaptı. Donau-bulgarische und Wolga-bulgarische. Ed. 1897. sayı 92. Ankara 1942.. Der Herrschertitel lduq-qut. s. Tarih-i umumisi I. 1935. Barthold. The Ongin Inscription.. törk. W. s. XXX1964. s. Magyarorszag nâpĞi ĞS a Romai birodalom (Kincsestar). L. 291-304. N. keresztĞny magyarsâg. De Groot. York 1925. Documents sur tes Tou-kiue (Turcs) occidentaux -Notes additionneUes. Arat... Ankara 1965. des Roumains et des Byzantins. Arat. Dunlop.. W. Barthold. 1912. A Magyar muvelödes törteriete. R. Oğuz Kağan destanı. R. GMS. Tonguzghuz. Bazin. Benzin©. sayı 36. N.R. Ed. L. Die historisehe Bedeutung der alttûrkischen Inschriften. Banguoğlu. Pogâny magyarsâg. Arat. Barthold. W. XXXV. IV-IX. İstanbul 1968. Budapest 1934.T Hunnische Runen.. II. 35. 1973.. Caferoğlu. magyar Nyelvtudomanyi Közlemenyek. VViesbaden 1. R. 106-119. TKA 1. Türklerde "Çifte Kırallık'.

1937. Freyer. B. s. 1948. Lelpzig 1950. Belleten. Attila a mondâban (Attila es Hunjai). R. 1931. Çağatay..R. A. İA. H.öy. Fr. XXX. Paris 1941. (tercüme).A. Macar ve bunlara akraba olan milletlerin kültürü. DLT. TM. Belleten. türkçe ter. Mil. s. Ankara 1962. Türk etnolojisini ilgilendiren birkaç terim. Gfen Henning. İsmail Kaynak. Türk aile sosyolojisi Hukuk Fakültesi Dergisi. 1958. 1960. Le Chamanisme et les technique$ archaiques de i'extase. Ttfıran 1333. sayı 2. Budapest 1940. J. d'aprts les documents chinois. M. Huımfach-TOrkische Beziehungen..V. TKA I.1947. s. A. Uygurlar ve yeni bulunan soydaştan. Eckhard.sayı 20.. DTCFDII. W (İndeks). VII... L Tarihte Türk'adı. Türk fütuhat felsefesi ve Malazgirt muharebesi. 279-290. G. s. Toguz-cguz et On-UygurtJA. W. K. II.1962 H**siaH. K. Kaşgariı Mahmud. {^'Türkmen' adı. Tarih Enstitüsü Dergisi.Cambridge1911 Hamdullah Mustawfi Kazviol. Anthropos. İstanbul 1931. s. A.. Atalay. A. 1939-1941. Eski Türkçe'nin yazı dili.. ZurHerkunft der türkisehen Völkerschaften. Ankara 1968.G. 1954. İstanbul 1953. İstanbul 1925.M. 1. Jisl.F. s.1948.. Belleten. von. Kafesoğlu. Orhun yazıtlarına göre Orta Asya milletlerinin Araplara karşı mücadelelerine dair. L'lnacrtption de Bain-Tsokto.. Freyer H. M. VViener Beitrâge zur Kulturgeschichte und ünguistik. Harnta. İstanbul 1930. II. Doğan.1971. Fundamenta lf. Kafesoğlu. t. Paris 1954. I. nesr. A. THİTM. Les Oulgours a rtpogue des Clng dynasties. Belleten. Yasa. I.. Ankara.. Z. Koppers. 387-402. 121-133.^.. türkçe tlfc. İstanbul 1955.. 15-16. Kafesoğlu. (680-Giraud. Haustiere und Hirtenkultur. J* Deny Armağanı. Fransızcası: A • propos du nom 'Türkmen** Oriens..(0e*o/^^ Haddon.. İçtimaî nazariyeler tarihi. Ankara 1954. Ebu'l-Gazi Bahadır Han. L. İstanbul 1946. Gabain. Selçuklular maddesi. Fındıkoğlu. Kutadgu-Bilig ve kültür tarihimizdeki yeri. KCsA.C. Koppers. Budapest 1940.. Sâid Nefisi. tec. 1961. F.4. Gallus. Wİen 1948 Jettmar.{CCl)2SO. XI. 1964. M. sayı 107. GMNS. Talk Tarih Kongresi. Gabaln. II. A. s. Minorsky. The date ofthe Sogdian ancient letters. S. tere. 1-38. Les plus anciennes civilisations d'Ğleveurs des steppes dAsie centrale. Buluç. Fr. XXIX. Arat için. Feher. Eberhard.ÖMS. Kül-Tegin anıtında 1958 de yapılan arkeoloji araştırmalarının sonuçlan. sayı 1.. II. Nachworte zur Inschrift des Tonjukuk. 1928. Toba'larda köle usulü. Tarih Enstitüsü Dergisi sayı 3. Archiv für Völkerkunde III. Stepne und Staat im Leben der altesten Türken. 1930. S. Eliade.. Die Indogermanenfrage im Lichte der historisehen Völkerkunde. R. Ibn Fadlan seyahatnamesi. Imago Mundi I. Hermann.1939. TDE. II. Belleten. sayı 99. Şecere-i TOrk. London 1923. Un peuple cavaJierpreScyth1que en Hongrie. Ankara 1959. Yazılışının 900yılı münasebetiyle. A.F. Ankara 1958.1947. Manas Destanı üzerine notlar. Eberhard. GabairvA. M. A. G. Nur.. A. HAR. Sosyolojiye giriş. TMMOuzIda. 1. Eski Türkler'de ve folklorda 'ant'. Hakkı. E. 1944. I. 471-483. İstanbul 1970.H.^. Cihan tarihinin ışığında ilk Türklük ve Hk Indo-GermenSk.kelime üzerine..^^^ •n 1935. Ch. Tûrko-Bulgar. İlahiyat Fakültesi Dergisi. B.1941. 1954. 1. s.. İstanbul 1941. a: 1-16 Kafesoğlu. Leyden 1910. S. THİTM1. TDAY1958. Györfry. P. Paris Hamilton. W. s. mânası ve mâhiyeti. II. I. İnan.Belteten.. A BolgârTörökök szerepe es müveltsĞge. Zeki Velidi Togan Armağanı. ATIM.232_________________------------------------------------------------TİİRK DÜNYASI EL ÖTABI TÜRK TARİHİ 233 Eberharö. 4. İnan. W. ^^VM). Über Wolga-Hunnen undHiung-nu. T. İnan.1962. İnan. Eski TOrk Ofrtf. İnan. sayı 104. Dede Korkut Kitabı \. A. Asyarvn üstün- Grousset. Kafesoğlu. ve tere. Kafesoğlu. Die alteste Türkische Weltkarte (1076 n. 131-137. Fener.J. A. Köprülü. sayı 8. **1934' Ü •«■ İ Varoğlu.7nelVanderfngso/fteop/eS.1946. bugünkü Türkçeye tere. Giriş-Metin-Faksimile. JheAmp Conquastto Central Asla.. Gardizi. G. Çin Tarihi. Hudûd 'ül-âlem. Jirmunskiy. Sir-derya boyunda Oğuzlara dair izler. Chaiers d'Histoire Mondiale. XI. 290-320.. I. Gibb. Ankara 1958. Hirth.. 1-2. H. Ankara 1947.. sayı 38. . 1935-1939.. A. Feher. Les monuments de la cuiture Protobulgares. TU.rHorvâth. BSOAS XII. TDAY. Kafesoğlu.. von. Parts 1951. Paris 1961. 104-110 Jettmar. s. sayı41. von. w!. 1956. Berlin 1935.. Ankara 1959. von. Türk tarihinde Moğollar ve Cengiz meselesi.. İnan. 97-UM. Hirth. EaW7BnV ünvantanna dair nofltar. TDAY. Flor. Der İslam. I. Orun ve ülûş meselesi..^^ 1^C$ CÖ/6SteS' İ6S Fâ9neS d'Bîerich9' Oapaghan et Bilgâ.. Almanca teredir Kenntnis der alttûrkisehen Tıtulatur. R. Tarihte ve bugün Şamanizm. 1. Türk Şeceresi. 306-319. von. Hermann. s. s. Suppl.. ve izah V. 1939.1972. 255-270. Amrkische Grammatik. Iran. DTCFD VI. Folge. SBAW. Gabain. Ankara 1966. İnan. nesr. Ota Asya'da Arap mtûhatı. Türk destanlarına genel bit bakış. WJ- ^!^^^^ lüğü v» düşkünlüğü. 1899. Ergin. TüM rivayetlerinde Bozkurt. tere. 1963. A. W. İstanbul 1943. Tarih Enstitüsü Dergisi.. Klyaştömiy..R. L'Empire des Steppes.. R.. Zayn al-ahbâr.1944. Freyer.. s.. töre-ture ve şeriat. M. V. Şato Türklerinin kültür tarihine dair. Din sosyolojisi Ankara 1964.. türkçs tercümesi S. Afttûrkfsche Shreibkultur und Druckerei. L. Gabain. trc. Göktürklerin tarfrıine bir bakış. Budapest 1939. A. 1-34. Türk kültürünün Avrupa'ya tesiri.

. 63-87 Ögel.. LA. V. İstanbul 1964. Budapest 1943.1945. Marquart. III. Tabayi'ül-hayvân. Yetts» MP. (TTK). İlk Tûles boylan. II (tercüme) 1959. $. Istanbul 1943.. Açta Orientalia XII. Zajaczkowski. Szeged 1938. Müller.. Bombay 1905. Ankara 1944. landon 1942. Turan. 147-152. O. O.J.Frontier. Krader. Türk.1938. Berceviezy emlökkönyv.. Eski Türk Yazıtları. KCsA. Sibirya'dan. XII. Radlof. Nemeth. ögel. Or. Stuttgart 1938. R. M. Z. 1694. Kutadgu Bifig. XV. ZweiPfahlmschriften aus den Turfanfunden. Budapest 1940. Bizans imparatorluğu tarihî. Der Volksname TOrk. s.. 2.. sayı 48. Belleten. Oniki hayvanlı Türk takvimi. Müller. Sümer. Der Untergang des Reiches des oguzisehen Yabgu. Gy. sayı 59. Belleten. A. Kretschmar. Buiuç. Oğuzlara ait destanı mahiyetteki eserler. A Hunok törtenete. 1905. Menghin.. Murûc al-zahab... Xun. B. KCs A. Ülkü. : II (notlar ve ekler).. Southwestern Journal of Anthropology. X. 1949. Liu Mau-Tsai. R. Z. neşr. B. Ramazan. Gy. M. Paris. Dinler tarihine giriş. İslam Tetkikleri Enstitüsü Dergisi. Die bulgahsehe Fürstenliste und die Sprache der Protobulgaren. XXII.-W. A. Chabot.M.t A magyarok ijja es nyila.. Miche! Le Syrien. Ankara 1967. Ülkü. W. 1948. Tümertekin. Petersburg 1899.1955. J. İstanbul 1943..370-390. A. Islâmiyetten önce Türk kültür tarihi. F. Sebestyen. Buddhizm tarihi. Budapest 1928. 261-295. istanbul 1953. İstanbul 1943. II. Doğu Gök-Türkleri hakkında vesikalar ve notlar. Pritsak..N. al-Marvazi. II.K. 1961 . $. R. Lazlö. Budapest 1942-1947. Ögel. A honfoglalömagyarsâg kiâiakulâsa.. Ankara 1971.. Oğuzlar (Türkmenler). 1915. A kagân ĞS csalâdja. 3: Die asiatisehen Hirtenvölker. Pritsak. G Jt. Özerdim.HUkTheoryotHumanMotivation.N. Pritsak. Sçerbak.. Uigurica.. 4. L. Pritsak.. Arat. W.1957.. Belleten. A. F.. §1-118. Gy. 1934. Ntf. XVII. E.1927. APAW. Belleten sayı 53. l-IV. Budapest 1930. Ankara 1955. Thomsen. Tarihte Türklük. Az ismeretlen Belsö-Azsia. Özerdim. 1936-1941.. sayı 60-61. JSFOu XXX.1948. Fuad Köprülü Armağanı. Ankara 1948.1951. O. Belleten.. Chronique III. F. Viadlmlrtaov. II. Schimmel. Freiburg.G. O. ri. Fransızca tere. Nemeth J. İstanbul 1935. II. sayı 105. XIV.K. Der Ursprung der Gottesidee. Tarihleri-boy teşkilâtı . Neşr.. Gök-Türk yazıtlarının Apunm'lan. Attila nagykirâly. Paris 1934. Türkler'de hukukî sembol olarak ok. 'Qara'. Moravcsik.1940... BSAS. Ligett. IX. Türkç. Ögel.1963.S. sayı 33. Türkler ve kayak.. Berlin. B. Die chinesisehen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türksn (Tu-kûe). O. H. Din Sosyolojisi Ankara 1961. Milâddan bin sene evvel Asya içlerinden muhaceret eden Hindistan'ın eski demircileri arasında. 1. II. B.. Ûgel. Stammesnamen und Titulaturen der altaischen Völker. Ankara 1947. O. VVeber. İstanbul 1954-1957. Princfrtes and structures in the organization of the Asiatic Steppes-Pastoralists. Traitâ d'Ethnologie culturelle. l-IV. I (Metin).1945. 1-23. sayı 88. Şeşen. M. Leipzig 1898. H. Türk. London 1962.. W. XXXIV. L. W. A TöröksĞg öskora. S. V. Schmidt. B.. Ögel. 1-2. F. Budapest 1942-1943... 1-2. V. A toan. J.. Psychological Review. Stotit&ztirtûrkischen Rechtssymbolik. Khazarian Culture and Its Inheritors. 1964. Chou'larda Türk'lerden gelen Gök Dini. Karatay. A.1958.destanları.1940.1950. D. Talpei. Ramstedt. Forlong Fund. Hundestammvater und Kerberos MI. The Poems of the Turkiah People who Ruied in Northern China in 4* th Centuries A. İnscriptions de l'Orkhon dechiffrĞes. Belleten.. Les inscriptions inconnues sur les pierres de Khoumara (au caucase du Nord) et le probleme de t'alphabet runique des Turca occidentaux. Türk. sayı 86.234 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TARİHİ Köprülü. a Factorş inChinese History. 1922. B. VVhite Huns and Kindres Tribes in the History of the Indian N. tere.. VI. B. N. K. Gy. Orkun. Açta Orientalia. Moğollar'ın içtimaî teşkilâtı. Wiesbaden 1958. Togan Armağanı. A. 1934. 81-137. B. Ankara 1962. 359-456. W. Helsingfors. 1966. s. İstanbul 1941. 1-2. 77ıe Horse. A Study of History. s.Y. W.. Pritsak. MSFOu. F. Al-Mas'udî. Central Asiatic Journal 1. APAW.1952. 3-4 1960. Hüen-Çang'a göre Peygamberin çağında Orta Asya. AA.. W. 1947 (TDK yayını). V. V. B. Ankara 1946. Taplamacıoğlu. sayı 35. Vasiliev.s. DTCFD. 1913. Weftgeschichtliche Rolle der Ural-altaischen Völker. V. 1911. G. 6. Tamim ibn Bahr's Journey to the Uyghurs. Minorsky. XXIV. Eski Türklefin dini. Indian Antiqua: 7 Illinois 1943. s.-B. 1964. Probleme dertütiysehen Urzeîtt Bibi.lL.. F. Mansel. XLIİ... Râsonyi. islûm âmme hukukundan ayn bir Türk hukuku yok mudur?. tere. Ş. tere.. <X. s. Minorsky. Maslow. XV. Lazlö. l-IV. N. Türk Tarih Kongresi zabıtları. Kahire 1948. IV. 305-318. OTCFD. Baştav.. P. TM. Ortekin.VV. 1967. Togan. ESA.. Belleten sayı 81. Bilinmeyen Iç-Asya.. TDED.1959. I (tercüme). Türklüğün eski çağı. Zwei uigurisehe Runeninschriften. UAJb. Folge. tere. Nemeth. Ruben.. İstanbul 19S5. Cengiz Han ve Çin'deki hanedanının Türk müşavirleri. V. Hung... Szâsz. tere. Şaraf al-zaman... Belleten. Montandon. Dokuz Oğuzlar ve Kök-Tûrkler. Thomsen. 361-379 Ögel.. M. Radloff. II.. Ruben.. Stein. VVirtschaft und Gesellschaft. Aus Sibirien. s. tere. Turan. Baki Araplara göre Türkler. A.1953» s. Byzantino-turcica l-ll.VV. Anadolu'da demir çağı hakkında.Türk Tarttı Kongresi. O. Uyguriar'ın menşe efsanesi. Sümer. Şfiie-usuyazıtının tarihftingmi. Nemeth. 237-243. JL Die Chronologie der alttürkischen Inschriften. VViesbaden 1953. Thomsen. 90. TD. S. der Volksname der Hsiung-nu. ATIM. Sino-Turcica. TM IH. Temir. L.. Moğolistan'daki Türkçe kitabeler. 1962. Archaeotogiâi Erteşitö..

Belleten. Selçuklular.-i :.. Türk. sosyal ve ethnique izler bırakmış olan Türk toplulukları Islâmî devirde de ve bu defa. r A *& IV. A Magyarsâg ÖstörtenĞte 6$ müveitsöge a honfoglalâsig. hâkim zümreler sıfatıyla tarihî ağırlıklarını koydukları çeşitli müslüman ülkelerde büyük İmparatorluklar (Kara-Hanlılar. Kirman.: r#. Harzemşahlar. I. 1936. tere. NyK. sayı 107. fiötfe '. Az euraâzsiai lovâsnomâd möveltsĞg keröĞsĞhez. Hind-Tûrk İmparatorluğu) veya devletler (Irak. Zichy.:-_. . İlk Türk-İslâm Siyasî Teşekkülleri İbrahim KAFESOĞLU *«*»« Buraya kadar görüldüğü üzere Uzak-doğudan Avrupa ortalarına kadar bütün bozkırlar bölgesinde 1200 yıl hüküm sürmüş ve birçok Siyâsî. . Anadolu Selçukluları. Budapesti Szemle CCXIL.236 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ--------__________________________________________________İ____W Zichy.1963. Tolunlular. Ihşidli- . I. Suriye.&**-.. Budapest1923. Gazneliler.

o tarihlerde devlet teşkilâtı içindeki Gök-Türk imparatorluğunun hem doğu. Orta Asya. Inallı. Timurlula r. son Sâsâni imparatorunun izinden Ceyhun kenarına ulaştıkları zaman Türkler'le temasa geldiler. 1. Osman'ın öldürülmeleri ve nihayet Ali-Muaviye mücadelesi ve Harici isyanlan doğuda İslâm ordularının hızını kestiği için 8. Garcistan ve Sistân havalisindeki Oğuz kabile kırıntıları ile Kuhistan-Fars arasında oturan dağınık Kalaçlar bir yana bırakılırsa. İzmir. llDenizliler . Türklerin İslâmiyet'e Girişi ■' Hicaz kıtasında yeni dinin verdiği hızla taşarak Yarmuk savaşı (634) ile Bizans'ı Suriye'den attıktan sonra. Akkoyunlular). BeğTeginliler ) ve beylikler (Artuklu. Esasen Islâmın merkezinde Hz. Ahlat Şahları. Mısır Türk Devleti. Zengîliler . yüzyıl . Delhi Türk Sultanlığı . İran'ın kudretini de Kadisiya (635) VB Nihavend (641) savaşlarında kıran islâm orduları. hem batı kolu fetret devresinde-(Çin'e tâbiiyet) bulunuyor. Dânişme ndli. Mengücü klü. Karakoyunlu. Böriler. Yakın Doğu ve Doğu Avrupa'nı n son 1000 yıllık tarihine yön vermişlerdir. Efes) kurarak islâm dünyasın ın mukadde ratına hâkim olmuşlar ve Osmanlıl arla birlikte mütalâa edildiği takdirde. Saltuklu. Atabeylik ler (Salgurlul ar. Mâveraünnehtr bölgesindeki şehir "kırallık' larına tesirli yardım yapılamıyordu. Ömer ile Hz.ler.

Türkler'in kısa zamanda İslâmiyet'in bayraktarı olarak dünyâ karşısına çıkış sebepleri bunlar olmak gerekir. Büyütebuğa. Küçükrbuğa vb. 946da ölümünden sonra fiilî idare. Abbasilerin iktidara gelişi ile İmparatorlukta Arap olmayan müsiümanlara da çeşitli vazifeler verilmeğe başlanmıştı. Türk usulüne göre kurulan bu şehirde binalar saraylar ve diğer yapılarda Türk yapı. resim san'atın in tesirleri açıktır. Buna göre ve umumiyetle kabul edildiği gibi. Daha 675-680 yıllarında Horasan valisi emrinde 2 bin Türk okçusu vardı. Ayrıca İslâmiyet'in telkin ettiği ahlâk? kaideler eski Türk "alplık" anlayışına uygun düşüyor ve özellikle "cihâd" Türk'ün fütuhat görüşünü takviye ediyordu. yüzyılda kalaba!* aileler hâlinde ihtida ederek gelenlerdi. edip bir adam olan ve Türkçe şiirler yazdığı söylenen Ahmed'in ölümü ile yerine geçen oğlu Humâreveyh (884-895) zamanında devletin sınırları Toroslar'a. Mısır'da. inak. Neticede Araplar'ın müdafaayı tercih eder duruma girmelerinden anlaşılıyor ki. Aşnas. Hâkan-oğlu Feth. tahkimat yapmış ve kuvvetli bir ordu teşkil etmişti. Mısır valisi iken istiklâl ilân eden (935) Muhammed önce Dicle'ye kadar uzanan saha ile orta Suriye'yi* 942'de de islâmın mübarek şehirleri olan Mekke İle Medine'yi devletine bağladı. Musikisever. bu cKıiî-siyâtf büyük gaileyi sona erdirmiş Al-Mu'tasım'ın Ankara civarında Bizans'a karşı kazandığı savaşta yararlık göstermişti Büyük- . 861) zamanlarında iktidar adeta bu kumandanların elinde idi. Talas'a kadar akınlar yaptılar (Orta-Asya'da Türk-Arap mücadeleleri için taf silen bk. Türkler'e tahsildarlık vb. "Etrak" arasında Mısır valilerinden ikisi istiklâllerini ilân etmişlerdir: a * Tolunlular (875-905): İslâm halifeliği topraklan içkide ilk Türk müstakil siyâsi teşekkülü Oğuz Türkleri'nden Ahmed tarafından kurulmuştur.yüksek idarî makamlarda veriliyordu. Al-Vâsik (ölm. Mâve-raünnehir Türk beyleri sülâlesinden gelmesi muhtemel Muhammed Ebû Bekir tarafından kurulmuştur. Irak kıt'asıntn şiî Buveyhîler tarafından tutulması sebebi ile Mısır'a kalabalık Türkler'in akmasına engel olunması bu iki küçük Türk devletinin siyasî yönden fazla gelişmesini önlemiş görünmektedir* 2. Al-Mutavakkil (ölm.238 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 239 başlatma kadar Türkler'le İslamların karşılaşmaları sınır harekâtı ölçüsünü aşamamıştı. . Muhammed'in yerine geçen oğlu ve bunun kardeşinde değil. b * Akşid (veya İhşidjliler (935-969): Hilâfet toprakları içinde yer alan ikinci Türk siyâsi teşekkülü de. bu vazife aslında hilâfetin gerçek iktidar makamı idi. Gere* yukarıda adı geçen. Vasîf.. Türkler memleketlerini hiç kimseye vermiş değillerdir. Mısır mâliyesinde ıslâhat yaparak halkı darlıktan kurtarması sebebi ite Mısır ahalisi tarafından sevildiği için tutunmağa muvaffak oldu. Fakat Errtövîter tarafında* İslâm imparatorluğunun bütün doğu bölgelerini içine alan Irak umumî valiliğine Haccâc'ın getirilmesi ve bunun da Horasan'a devrin sayılı kumandanlarından Kuteybe b. Vasîf. (883-842) oldu. Kısa zamanda Şam. Antakya şehirleri ile birlikte Suriye'yi idaresine aldı. 849). halife Al-Mansur zamanında Hammâd üt-Türk^AI-Mahdî zamanında Mübarek üt-Türkî sayılı Türk kumandanlarından idiler. hilafeleri iş başına getiriyor veya uzaklaştırıyorlardı. Buğa da başkumandanlığı sırasında Bedeviler'e (845). fakat 9. Haleb. Bu münasebetle halifelerin hassa askerleri ve İnzibat birlikleri arasında Türkler de yer aldCki. Kuzey Suriye'deki Hamdanî'lerle uğraşması yüzünden. Bunun ÖJömü üzerine baş gösteren iç müca-deleleri fırsat bilen Fâtımîler tarafından Mısır işgal ediidi (969).. Adana ve Tarsus bölgesini de ülkesine bağladı. Ermenilere (652) ve Bizans'a (858) karşı başarılar kazanmıştı. Daha doğrusu tamamen Türk gençlerinden kurulu ilk hassa birliği hu halife. Abû Muşum hareketine katılan Sul (çur) oğlu Süleyman ite Tarhan Sul-Cammâl. Aynı derecede cesur ve kültürlü bir şahsiyet olan Ahmed de ötedenberi Türk kumandanlarının emrine verilen zengin Mısır ülkesinde vazife atmış. Bu durum Arapça eserlerde de bazı yankılar bırakmıştır. Beçkemin adı paralara basılıyordu. Bağdad'ı Buveyhiler'in ele geçirmesine mâni olamadı. imâr hareketlerinde bulunmuş. Taşkent ve Mâveraünnehitfden 8. doğuda Elcezire ve İrak'a kadar genişledi. Türkler'in dünyâ tarihinin en mühim hâdiselerinden biri olmak üzere. Abbasîler Zamanında Türkler (Etrâk) Türkler İslâm kaynaklarında umumiyetle üç tâbir altında zikredilmiş görünüyorlar. gibi sivil vazifeler yanında vâlilifcMciblik:gM. Sonuncu halife devrinde Abbasff imparatorluğunun en ileri gelen üç şahsiyeti Türk idi: Küçük-Buğa. Burada Afşin. yukarıda Türgişler). Daha çok sızma yolu ile İslâm ülkelerine gelerek hilâfet merkezinde vazife alanlara: Etrâk. saray adamlarından Kâfûr'un elinde idi. gerek bu Türkler halifeliğe tahakküm ediyorlar. 10. bunlar Fergane. savaşları birden bîre alevlendirdi ve İslâmlar kısa zamanda Mâveraünnehir'e hâkim oldukları gibi. yarısında az sayıda. asrın 2. Oğuzlar'a ise sonraları: Türkmen denmiştir. Araplar silâhla mücadeleye girişen Türkler karşısında kesin başarıya ulaşamamışlardı. Bu yüzden aralarında mücadele eksik olmadı. Humâreveyh'in güzel kızı Katr'ün-nedâ'nın halife ile evlenmesi tarihlerde destanlaşmıştır. Daha sonraki halifeler. Fakat kendisinden sonra gelen oğut ve kardeşleri istiklâllerini koruyamadılar ve Mısır ile diğer bölgeler halife El-Muktefi tarafından ele geçirilerek (905) valiler idaresine verildi. bilgisi ile ün yapmış bir zat idi." Gerçekte İslâm dininin eski Türk inanç ve telâkkilerine uygun cihetleri çoktu. Türkler uzun zamandan beri tok Tanrı inancına âşinâ bulunuyorlardı. asrın ilk yarısında da iki Türk kumandanı: Beçkem ile Tüzün 'Emir'üMJmerâ' olmuşlardı ki. halife Al-Mu'tasım zamanında (838-842) cesareti. gibi Türk kumandanlarının idaresinde 4 bin Türk askeri vardt-Afşin meşhur Bâbek isyanını bastırmış (838) elebaşısı Bâbek'i yakalamış. müstakil devlet halinde olanlara: Türk. Bağdat'la arası açılınca istiklâl itan etti (875-884). Türkler'den hususî muhafız bifliflefl teşkiline El-I^flün zamanında başlanmışt^Fakat Türkler'^ tıassa askeri olarak birden çoğalması Halife Al-JMutamm zamanında. evvelce Tolunlular hizmetinde idi. süs.tarafından teşkil edildi Al-Mu'taaım Bağdad'ın -kuzeyinde Dteie kıyısında inşa ettirdiği yeni başkenti Sâmarra şehrine (836) bu hassa ordusunu da götürmüştü. Müslim'i tâyin etmesi (705). Babası Toğaç. Sâmarrâ'da bulunan babası Tolun. işte bu karışıklıklar içinde durumdan faydalanan BuvayhîâifesirtdenMuizz*ûd-devle Bağdad'ı alarak şü Buvayhî devletini kurdu(945). Ahiret'e ve ruh'un ölmezliğine inanıyorlar ve Tanrıya kurban sunuyorlardı. Meselâ Hatife Al-Me'mûn'un hususi kütüphanesinde memur olan bir Türk şöyle demiştir: "İranlılar ve Rumlar ülkelerini başkalarına kaptırıp kendi yurtlarında esir olurlar. Islâmiyete girişleri kendi arzuları ile vuku bulmuştur.

Mûsâ zamanında komşu sahalara da cihad açıldı Musa'nın yerine geçen oğlu Ebu'l-Hasan Aimin bu savaşların birinde şehld düşmüş olması muhtemeldir (Ocak 098). Fakat Gazne hâkimi Sebüktegin (977-997)'in aracılığı ile bu iki devlet anlaşma yaptılar. Bu sülâle için ilmî eserlerde kullanılan diğer bir isim.240 . Nasr b. Horasan'a iki koldan gönderdiği kuvvetler Mahmûd ile-kardeşi Nasr tarafından mağlup edildi. Onun tiü şehirden e^n^mda muhtemelen İMbttânfler'in yar* dımına gölen Arştan b. O. Fakat Nasr. Onun ortak kağanı ve yeğeni Ebû Mûsâ et+tasan (Harfti) b. Onlann menşei hakkında 7 muhtelif nazariye vardır ve Karahanlılar tarihi üzerindeki başlıca otorite O. Arslan Kafa Hakan unvanını taşıyan doğu kısmının hâkin)) büyük kağan. Satuk 956 yılında öldü ve Kaşgar'ın Kuzeyindeki Artuç'da gömüldü. Ali hasta yatağından kalkarak Balasagun'a 8 günlük mesafeye yaklaşan 100. Neticede rakibi Ebu'l-Muzaffer Mansur b. Bundan sonra islâm dininin Türkler arlasında neşri Artık bir ci-had mahiyeti Emişti. Nihayet Nasr 999 yılında Buhara'yı zapt etti ve Sâmânî hanedanı mensuplarını Özkend'e götürdü. hüküm sürmüş o^HKJMânrâ Türk sülâlesine (840-1212) Avrupalı şarkiyatçılar tarafından kendi üşvanlanndaki -Jpra* "kuvvetli" kelimesinin çok sık geçmesinden dolayı verilen bir isimdir. Bu devlet kavimleri yarı-yarıya bölen Altay sistemine uygun olarak iki kağan idaresinde iki kısma ayrıldı. Yûsuf. Onun yeğeni Satuk'un. el-Haniye ve Âl Afrasiyab gibi isimlerle de zikrolgnmuştur. Onun zamanında Sâmânîler ve diğer vasalleri ile münasebette olan kardeşi Ebu'l-Hasan Nasr b. Ali ise ona karşı Sultan Mahmûd'la dost oldu. Bu iki kağandan başka devlet idaresinde dört alt-kagan ile altı hükümdar vekili yer almakta idi. bu sefer dönüşünden kısa bir müddet sonra ölmüştür (1017-1018). Bu iki Karahanlı hükümdarı Horasan'a sefer yaptılarsa da Belh civarında Sultan Mahmûd'a mağlup oldular (1019*1020). Bu muvaffakiyetsizlik aile kavgalarına yol açtı. Karahanlılaf*da tespit edilebilen ilk kağan Bilge Kül Kadir Han. Ahmed (874-892) uzun bir muhasaradan sonra Taraz"! zaptetmişti (Mart-Nisan 883). Büyük kağan Ahmed b. ortak kağan Yûsuf b. Bu hâdise Batı Karahanltiarto durumunu değiştirdi. Ali Tegîn bu sırada Mansur b. O büyük Karahanlılar'a karşı mücâdelede mfâslüman gönüllülerden de İstifade etmişti. Ali'nin ölümünden sonra yerine geçmek isteyen iki namzed vardır. Süleyman 990 da Isftcâb'ı zaptetmiş ve daha sonra da Sâmârtîlerfh başkenti Buhara'ya ^irrrtişlfr (Mayıs-Hazâran 992). Ancafc Hârûn hastaiafııröş ve Buhertfyı terk etmişür. Ali bağımsızlığını ilân etmek istedi. Büyük Kağan Ahmed b.000 sadırdan fazla kâfir göçebeyi yendikten sonra 3 ay müddetle Turfan'a kadar takip etmişti. Bu durum karşısında Oğuicşk merkezini Kaşgar'a naklederek Sâmânî hakimiyeti altındaki bölgelere akınlara başlamıştır. kütleler hâlinde telâmiyeti kabul ederek. Ali'nin Gazneli Mahmûd (998-1030)'la yaptığı anlaşmada ise iki devlet arasında hudud Amû Derya (Ceyhun) olarak tespit edilmişti (1001). nazarî olarak. Karahanlılar Erdoğan MERÇİL Karahanlılar tabiri doğu ve batı Türkistan'da. Satuk Buğra. llek (llig) «Hanlar tâbîridk Ayrıca bu sülâle muasır islâm kaynaklarında eiHâkâniy*. Arslan llig Ebû Muhammed b. Diğer kardeşleri Muhammed ise Arslan llig mevkiine geçmişti. Hârûn Kaşgar'a dönerken yolda ölmüştür. 3. 996'da Sâmânî kumandanlarından Fâik'in teşviki ile bu devlet topraklarına Mamı etmişti. müslüman femî oterak Abdüikdtotö'ilmıştı. Bu anlaşmaya göre Sâmânîler Sir Derya (Seyhun) sahasını Katvan çölüne kadar Karahanlılar'a bırakmaktaydılar. Sultan Mahmûd ile tekrar barıştı. Pritsak bu sülâleyi. büyük Tür&islâm devletleri turmatah île başlamıştır. Ahmed bu iki kardeşine karşı harekete geçti. Bunlardan Yûsuf Kadir Han Gazneli Mahmûd'dan yardım istedi ise de umduğunu bulamadı. Bu hükümdarlar zümresi aynı hanedana mensup idiler ve birbirine bağlı olarak kademe kademe yükselmekteydiler. Satuk amcasına karşı taht mücâdeleisifli kazandıktan sonra kendi devletlîçinde islâmiyet! resmen kabul etmiştir (X. Harun (Kadir Han)'dan yardım istedi. 998'de ölen Büyük kağan Ali'ye ortak kağan bulunan oğlu Ahmed halef oldu. Satuk'un oğlu Mûsâ (Baytaş). Faik ise Semerkand valisi oluyordu. Gazneli Sultan Mahmûd Belh ovasındaki savaşta bu birleşik Karahanlı kuvvetlerini tekrar hezimete uğrattı (5 Ocak 1008). 840'da Uygur devletinin Kırgızlar tarafından yıkılması üzerine Karluk yabgusu kendisini bozkırlar hâkiminin kanunî halefi ilân ederek Karahanlılar devletini kurdu. Sâmânîler ile mücadele etmiştir. AH devlet içinde en kuvvetli duruma gelmişti W. Ali 1012-1013 tarihinde öldü. Sâmânîler'den el-Muntasır Ebû İbrahim İsmail b. Ali ile anlaştı. Neticede iki hasım. yüzyıftn başı). Onun tarafında ortak kağan Yûsuf (Kadir Han) ile Ali Tegin vardı. Nasr. yerine üçüncü kardeşi Mansur geçti. Buğra Kara Hakan unvanını taşıyan batı kısmının hâkimi ortak kağan olarak önce Taraz'da oturmuştu. O. Karahanlı hükümdarları içinde Abbasi halifesini ilk tanıyandır. bütün Karahanlılar'ın hükümdarı idi ve Kara-Ordu'da yerleşmişti. doğu kağanı Arslan Han'ı mağlup ederek sülâlenin bu kolunu ortadan kaldırmış ve bütün Karahanlı devletin» de islâmlaştırmayp muvaffak olmuştur. Karahanlılsr^gsığınmif Ebû Nasr adlı Sâmânî prensi veya isfftm sûfi vaizleri ile karşılaşması iâlâmı kabulüne sebeb olmuştu. Ahmed b. Ahmed b. Ali idi. Sölçtik'un idaresindeki Oğuzlar'ın da rolü olmuştur. Onun iki oğlundan Arslan Han Bazır büyük kağan sıfatı ile Bala-sagun^da. Nasr b. Ahmed b. Mahmûd'un aracılığına başvurdular. T'ü-chüe A-shi-na hanedanının bir kolu olan Karluk hanedanına bağlamaktadır. Karahanlılar Harezm ile Gazne arasında aracılık yaptılarsa da daha sonra MahmÛcTun HarezrriH işgalini kabul etmek zorunda kaldılar (1017). Nasr b. «unlardan ilki Kara-Hanlı devletidir. Sultan Mahmûd'un Hindistan'da meşgul olmasından faydalanarak Horasan'ı ele geçirmek istedi. Ali'nin ağır hastalığı sırasında muhtemelen kardeşi Mansur kendisini büyük kağan ilân etti. el-Hasan onun mevkiine itiraz ile Özkend ve Ahsikas'ı zapt etti (1019- . Ködır Han Oğulcak ise ortafc&agan olarak Taraz'da devleti idare ettiler. Sâmânîler'den İsmail b. Nuh'un kendi devletini diriltmek için giriştiği teşebbüsler muvaffakiyetsiz kaldı ve ölümüne sebeb oldu (1000-1004). Ahmed. Alt-kagan mevkiinde bulunan Nasr Özkend'de oturmaktaydı.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 241 "iTMtofln telâm tarihi ve medeniyeti üzerinde teshü duruma geçmeleri ve islâm dünyasında üstünlük kazanmalan. Sâmânîler'in bütün mirasına konmak ve Horasan'ı ele geçirmek istiyordu. yine karakteristik bir unvandan dolayı. Ali'nin eline esir düşmüş olmalıdır.

Melikşah tekrar Özkend'i zaptedince. İbrahim Türkrnenler'den de yardım aldı ve Ali Tegfn'in oğulları elinde olan K*şf Soğd ve Buhara'yı zapt etti. İbrahim tahta çıktı.Ali ise Arslanlftj oldu.00 kâfire karşı kazandığı büyük zafer muhtemelen bu son iki hükümdar zamanında vuku feöfrnuşttf^SilçıMİ Sultanı Melikşah (1072*1092) Özkend'elo* daf gefihee eWasan ohun hakimiyetînl'teııdı. Melikşah. Nasr 1036-1307'de Özkend'de sağlam bir şekilde yerleşmeğe muv#-fak oldu.Doğu Karahanlılar Devleti Bu devletin ilk büyük kağanı Şeref ed-Devle Ebû Şucâ Süleyman b. Semer-kand civarında buluşan bu iki hükümdar Karahanlılar'ı ilgilendiren meselelerin ya-nısıra Arslan b.. oğlu İbrahim'i tahta çıkarabilmek için. Bu sırada Tuğrul b.Ocak 1033) ve yerine oğulları Arslan Han Süleyman ile Buğra Han Muhammed'in geçmesi üzerine Sultan Mes'ûd'un gönderdiği elçi heyeti anlaşmayı yapmaya muvaffak oldu. Neticede iki taraf arasında Sfr Derya (Seyhun) hudud olmak ve Fergana Doğu Kamhaniılar'a bıraktönak suretiyle bfr anlaşma yapridl. Altuntaş^ halefi Harun ise Sultan Mes'ûd'a karşı Ali f$gin ile anlaştı (1034). Yûsuf. Yınal. Nasr b. Ali Te-gin'in ölümünden sonra yerine oğlu Yûsuf geçti. Ayrıca iki hanedan arasında tekrar evlenme yolu ile akrabalık tesis edildi. Doğu Karahanlılar devleti hükümdarı İbrahim ise ailenin diğer bir ferdi tarafından öldürüldü ve Mahmûd b. Büyük kagan'ın başkenti Balasagun idi.Ali Tegin ve Karahanlı Devletinin Bölünmesi Gazneli Sultan Mes'ûd tahta geçmeden önce Ali Tegin'den yardım istemiş. Ali Tegin'in oğulları Yûsuf Kadir Han'ın oğullarının yanına sığındılar. Ancak Hârun'ürr ölümü (1034) Yûsufuft geri çeRHmeöîne sebep oldu. Bu sırada Manauc b. Arslan b. Bilhassa bu şehir Ebû el-Hasan b. . Yûsuf'u yerleştirmeğe karar verdi. Ali de aşağı-yukarı bu sıratert%ÖlnTܧ olmalıdır. Doğu Hanlığı'nın hudutları içinde Talaş. Nasr Fergana'yı zapt etti. Buğra Han el-Hasan b.Ahmed'ln öüm tarihi muhtemelen 1128-1140 yılları arasındadfcrOnun oğlu ve halefi tt. Ö Huttal'dan vazgeçiyor ve kendisiı&ArBİan Han Süleyman b. sonra da başkent Balasagun'u ele geçirmeyi bahardılar (1026-1027). Hasan itaatini bildirdi ve oğlu ile Yakub'u ona yolladı (1090). Yûsuf Kadir Han ve oğulları önce Özkend'i (1025-1026). ortak kagart bl-Hasan b. Harun'la beraber Sağâni-yân'ı zaptederek Tîrmiz'i muhasara etti. Sofu bir zât olduğu anlaşılan Man-sur b. Mâverâünnehr ve Hocehd'e kadar batı FerganaV* içine almaktaydı. Onun halefi oğlu Ahmed 1128 yılında Kara-Hıtaylar'ı Kaşgar şehrinden birkaç günlük mesafede tam bir hezimete uğrattı ve onların batıya doğru ilerlemelerini bir müddet durdurdu. Ancak Mahmûd'un dönmesi üzerine tekrar Buhara ve Semerkand'a hâkim oldu. Ayncâ iki hanedan arasında akrabalık tesis edilmesi körarlaştınldı (1025). Selçuk'un yardın» Ne Buhara'yı ele geçici (1020-1021) ve Yığan Tegin unvanı ile bu şehirde hükümsürmeye başladı. Altuntaş.. Semireci ve Kaşgar bulunmaktaydı. O kardeşi Muhammed ile anlaşmazlığı düştü. Süleyman âdil bir hükümdardı ve devleti içinde islâm olmayan Türkler'in de yaşamasına müsaade vermişti. Fakat o da 15 ay sonra yerini büyük oğlu Husayn'a bıraktı (1057/1058). Ancak onun ölümü (Aralık -1032 . Yûsuf'tur (1031-1066/1057). Yûsuf bundan sonra anlaşmak için Sultan Mes'ûd'a müracaat etti. Bu sırada Batı Karahanlılar'dan büyük kağan 1. Ali Tegin îse bozkırlara kaçtı. Süleyman zamanında en parlak devrini yaşamıştır. Mahmûd. Muhammed büyük kağan ve ibrahim ise ortak kağan unvanı alarak kendilerini Yûsuf Kadir Han kolundan ayırmışlar ve bu suretle aşağı-yukarı 1041/1042 'den itibaren doğu ve batı olmak üzere iki Karahanlı devleti meydana gelmiştir. sonra Semerkand olmuştu.çıkışı olmûftu. Ali kağanlığı terk ederek derviş oldu (1024-1025). Muhtemelen bundan sonra el-Hasan'ı esir etti. Ahmed b. Muhammed b. Ortak Kağan ise Buhara'da oturmaktaydı. Ali'$n elinden kurtulmaya muvaffak olan Ali Tegin. Onun yerine Yûeuf Kacür Han geçti. Mahmûd eski Sâmânî topraklarını hâkimiyeti altına aldı ve Karâhanlılar'ın halife İle münasebetlerinin kendisi vasıtası ile olacağı hususunda onlarla bir anlaşma yaptı. Ancak Mes'ûd Gazneli tahtına çıktıktan sonra sözünde durmadığı gibi Mâverâünnehr'i Ali Tegin'den alarak oraya Buğra Han Mahmûd b. Bu devlete mensup hanedan âzası 1043/1044 yılında bir toplantı yaparak faaliyet sahalarını tespit ettiler. YQaufa karşı iki kardeş birleşti. Ali Tegin'e karşı Harşzmşâh Al-tuntaş idaresinde kuvvet gönderdi. el -Hasan*ı esir etti. Yûsuf'un durumunu tehlikeye sokan. Doğu Hanlığı'nın dînî ve kültür merkezi Kaşgar idi. Büyük kagan'ın merkezi önceleri Özkend. Bulgar ile Balasagun arasında yaşayan 10. Ali Tegin'le Debusiye'de savaştı ve ölüm yarası almış olmasına rağmen müsait bir anlaşma yapmayı başardı (1032).. buna mukabil de ona Huttal'i vaad etmişti. Sultan Mahmûd bir hile ile Arslan b. Mahrnûd'un yerine oğlu Ömer geçti tee de M ay saltanat sürebildi. el-Hasan da Yûsuf'un hâkimiyetini tanıdı. Süleyman'ı hapsettirdikten sonra büyük kağanlığını ilân etti. Kısa bir müddet sonra Hasan'tn kardeşi Yakup Semerkind tahtına geçti. Muhammed'in ikinci karısı. Şaş. Batı H&flfiğt. Tuğrul'un elinden kurtulmuştur. doğu Fergana. İbrahim b. Hasan bu İsyanı bastırdı ise de kardeşini Sultan Melikşah teslim etmedi. Mu-hammed b. Ortak kağan umumiyetle Kaşgar'da ve nadir olarak da Taraz'da oturmuştur. Tuğrul'a karşı Melikşah'la anlaştı.000 çadırdan meydana gelen bir Türk kavmi Eylül/Ekim 1043'de islâmiyet'i kabul etti. ferahta rakiplerine karış koymak üzere Karahıtaylar'dan yardım istemiş . Yûsuf büyük kağan oldu (1059-1075). Selçuk ve emrindeki Oğuzlar'ın da Horasan'a nakledilmesi hususunda karara vardılar. Bunda onun beraberindeki4elçukfufar'ı darıltmasının da rolü vardı. Isficap. Melikşah. Süleyman ile Bah Karahantrtar'a kaybedilen toprakları geri almak için harekete geçtiler. İbrahim Vahş ve Huttal gibi şehirlere akınlar yapması üzerine Sultan Mes'ûd ona karşı kuvvet sevk etti ise de bir netice elde edemedi (1038/1039). b. kocası dahil ailenin birçok fertlerini ortadan kaldırdı. Muhammed. YûeUMle barışıtırması için Mee'ûd'un ^raoı^maenui^tiyordu. Daha sonra Gazneli prensesi Zeyneb'in Kacahanlılar'dan Buğra Han Muhammed'e eş olarak verilmemesinden çıkan İhtilâfı da Mes'ûd yeniden gönderdiği bir elçi heyeti ile bertaraf ederek iki kardeş ile tekrar anlaştı.242 „___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 243 1020). 1031 baharında Gazneli Sultan Mes'ûd'un tahta çakışını haber vermek ve iki hanedan arasında dostane münasebetler kurmak için gönderdiği elçilik heyetini Yûsuf Kadir Han iyi karşılamadı. Selçuk'u yakalattı ve hfif> dteötfda Kâfincar kalesinde hapsettirdi. Yûsuf tekrar Gazneli Mahmûd ile anlaşmak zorunda kaldı. Bunlar Fergana'nın bir kısmı ile Özkend'i de ele geçirdiler. AH'nifHW oğlu Muhammed ve 8ür1 Tegin İbrahim'in meydana. a . Süleyman onu yakalayarak büyük kağan oldu (1ÖWPöh02/Tt0S)f?1W<bin müslüman savaşçıdan fneydana gelen Karahanlı ordusunun 70. bunlardan Ahmed kendisini büyük kağan ilân etti.

O Semerkand1! zapt etti ve Muhammedi esir aldı. Gür Han'ın kızım kendisine vermemesi üzerine de Harezmşâh Muhammet {12QÖ*:MK0) namına hutbe okuttu ve para bastırdı. Muhammed 1132de Merv'de öldü. Muhammed ve torunu EbıffMüzaffer Yûsuf (öl. Osman geçti (1303/12Q4~t$12). hattâ iki hanedan arasında akrabalık tesis edildi. Muhammed bir müddet Horasan'da hüküm sürdü. Sultan Alp Arslan'ın Mâve-raünnehr seferi kendisinin ölümü ile tamamlanamadı (1072) . Kazandığı bu zaferden sonra Sencer MaveraünnehVi-yeniden teşkilâtlandırdı. Kara-Hıtayiar Balasagun'u zaptettiter ve İbrahim'e l%4 Türkmen Unvanını bıraktılar. Ebu'l-Muzaffer İbrahim b. Mes'ûd geçti. Onun Arslan Han unvanını taşıyan iki halefi oğlu II. Fakat bir müddet sonra Oğuzlar'ın hükümdarı oldu. İbrahim Özkend'e gitmedi ve Semerkand'da oturdu. Nasr'a kardeşi Ebû Şu-câ el-Hızr halef oldu (aş. İbrahim'in bu durumu Abbasî Halifesi'ne şikâyeti bir netice vermedi. III. fakat bu sırada Horasan valisi bulunan Sencer Tırmirtyto yapılan savaşı kazanmış ve esir düşen Kadir Han Cİb* rail Jdâm edilmiştir (22 Mayıs 1102). Melikşah. Ömer (Harun).Mahmûd b. Kartuk reisi Yabgu Han'ı öldürdü. daha . Daha sonra Kartuklarla arasında anlaşmazlık çıktı. Doğu Karahanlılar'ın başkentHse Kaşgâr oldu. İbrahim'e halef oldu. b. Ona kardeşi Ebû Ishak I. Selçuklu Sultanı Melikşah Karahanlılar'a karşılık vermek İçin harekete geçti. ibrahim k ekHusayn (öl.çıkmak zorunda teldi (1090). 1097). Hasan b. Yerine oğlu Şems ül-Mülk I. Mes'ûd memleketteki karışıklığı düzeltti. Naafr Özkerid'de oturmuş ve muhtemelen 1Ö52/1053 yılı civa-nnda ölmüştür. Böylece Batı Karahanlılar. Buna mukabil Selçuklu sultanı Alp Arslan (1063-1072) Karahanlılar sahasına akınlara başlamıştı. Tekrar devletinin başına geçen Ahmed ulemâ tarafından zındıklıkla fthâm edilerek açık bir muhakemeden sonra idam edildi (26 Haziran 1095). Ali Karluklar'la başarı ile mücâdele etti. Mes'ûd'un ölümü ise muhtemelen 1178'dedir. Yeğeni Arslan Han II. Bundan sonda hâkimiyet Ali Tegin ailesine geçö ve Ali b. Bu isyan neticesi Selçuklu sultam Sencer (1118-1157)'i yardıma çağırmış. Sencer Buhara hanef ilerin in başına da el -Sadr unvanı ile diğer bir eniştesi Mervli Abdülaziz b. Muhammed b Süleyman (1102. < «Hitan Berkyaruk tarafından tahta geçirilen flk kağan Süleyman b. Tırmiz'i aldıktan sonra Semerkand'a ilerledi. O bu maksadla giriştiği mücâdelede Mahmûd ve oğlu Muhâmmed'i esir etti ve gözlerine mil çektirdi (Ağustos 1162). Fakat Osman affa uğradı. Sultan Melikşah onu affetti. Mahmûd (1097-109B)dur. Nasr (1068-1080) geçti. Şubat/Mart 1205} idfr K&raHrtaytafın yanınöa rehine btifanan Doğu Karahahfift^ın son ftıümessHi Ebu'f-Feth Muhammed. İbrahim halef oldu. Ahmatfi yurduna iade etti. Bu suretle Batı Karahanlılar'ın başkenti Semerkand oldu.^ineoğhJ I. Mahmûd Kara-Hıtaylar'la Mayıs/Haziran 1137'de Hocend yakınında yaptığı savaşı kaybederek Semerkand'a kaçtı. İbrahim Karluklar'la yaptığı Kallâbâz savaşında öldürüldü (1156). O hayatının son yıllarında felç olmuştu. II. O önce oğlu Muhammed'i gönderdi. İL Muhammed. Selçuklu İmparatorluğu'na bağlanmış oldu. Ati adlarındaki hanedan azalarının isyanlarını Sencer'in yardımı ile bastırabildi. Ayrıca Sencer'in hükümdarlarında/) Nişabur valisi Müeyyed ed-Devle AyAba Ho-rasan'ı ele geçirmek arzusunda idi. yk. Ertesi yıl baba-oğul hapisde öldüler. O Sencer'in yardımını isterken. Doğu Karahanlı-lar'dan Şaş. fttes'ûd b. Arslan Harı Muhammed'in bastırdığı paralarda Sencer'in ismi geçmektedir. Onunla ihtilâfa düşen ulema Sultan Melikşah'tan yardım istediler. Bu sefer dönüşü Melikşah. c . Sultan Sencer Batı Karahanlı tahtına sırasıyla Ebu'l-Meâli el-Hasan b. Kâfir Kıpçaklar'a karşı sefere çıkarken müttefiki olduğu Harezmşâh Atsız (1127-1156) tarafından esir edilmiş (1152) ve esarette ölmüştür. Neticede bir barış yapıldı. 8u Sencer'in kızmasına ve Ur ihtilâfa sebep oldu. Muhammed b. Muhammed 'kâfir* Türkler'e karşı da akınlar yapmıştır. Bu fırsattan yararlanan Doğu Karahanlılar I. İbrahim devletini ideal bir hükümdar olarak idare etmiştir. el-Hasan. muhtemelen 1203-1204)'ı gürüyorur. buna rağmen müslüman Ouriular'KHJnter tarafından yok edilmesini engellemiş ve sulh için aracı olmuştur (1204-1205). Ona karşıhanedanın diğer bir âzası isyan etti. Muharç^ed geçirildi (öl. Onların ölümü ile Karahanlılar'ın batı kolu da sona ermiş oldu.244 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 245 idi. Ali (1130-1132). Ali'nin yerine kardeşi Ebu'l-Muzaffer II. Kartuklar da Kara-Hıtaylar'a başvurdular. llâk gibi hudud şehirleri ite Fergana'nın bir kısımını ele geçirdi. Mahmûd'u öldürerek onun yerine geçmişti*. II. Onun saltanat devresi hakkında hiçbir bilgi ^fc^tf. El-Hızr'ın yerine oğlu Ahmed (1081-1089)geçti. Muhammed (1132-1141)'i geçirdi. Osman iyi ve tedbirli bir hükümdar olarak görünüyor. savaş olmadan iki taraf anlaştı. Sencer ve Mahmud 9 Eylül 1141'de Katvan sahrasında Kara-Hıtaylar'a yenildiler ve Horasan'dan kaçtılar. Oğlu Ahmed bir müddet Sencer'e karşı direndi.1130)'ı büyük kağan unvanı ile Semerkand'da tahta çıkardı. 1132) ve II. İbrahim'in zapt ettiği yerleri geri almağa çalıştılar. Süleyman (öl. Ancak Selçuklu hâkimiyetine karşı çıkan isyan sonucu Melikşah bir kere daha Mâverâünnehr seferine.O Selçuklular" m fetret devrindeaistifade ederekHorasan'ı ele geçirmek istedi.Bundşn sonra Selçuklu sultanı Berkyaruk (1094-1105) Batı Karahanüiar tahtına arka arkaya üç hükümdar tâyin etti. Beryaruk'un Batı Karahanlı tahtına çıkardığı üçünöĞ şahıs Ctbrail b. 1207'de Kara-Hıtaylar Harezmşâh'ı mağlup ettiler. Nasr karşı koyamayacağını anlayınca Selçuklu veziri Nizâm ül-mülk aracılığı ile sglh istedi. Sencer bu suretle Karahanlı hanedanı ile ulemâ arasındaki mücadeleyi önlemek istemiştir. 1080-1081). Onun yerine tahta I. İbrahim tfıetbuu Kârahıtaylar tarafından isyan edet^KaılLikter'a karşı gönderildi (1118) Ve muhtemelen bu savaşfanB'tifrinde şehfr düştü. Davut kısa fofoflrıüddet sonra öldü (1097). Onun ortak kağanı oğlu II. Muhammed 1173/1174'de ölmüştür. İbrahim kağan oldu. İkincisi ise Ebul-töiaım i. O önce Kara-Hıtaylar'a tâbi idi. Yûsuf Jse Kaşgar'a dönerken bu şehirde çıkan bir isyan sonucu öl-'dürülmüştür. Mahmûd'un ikinci oğlu Cend Emîri idi. Batı Karahanlılar'ın başında bundan sonra IV. Mâza'yı getirdi. Karluk ve Oğuzlar ile mücâdele etti. Mahmûd b. saltanatı sırasında Ömer Han ve elHasan b. 1158'de KarM^ın tarafında Harezmşâh ll-Arslan (1156-1172)'ın bulunduğu müttefiklerle Buhara civarında karşılaştı ise de.Batı Karahanlılar Devleti Karahanlı Devleti ikiye bölündüğü sırada Batı Karahanlılar'ın ilk büyük kağanı olâft I. Ali 1109'da Nahşeb'de hezimete uğratıldı. Hattâ Oğuzlar Sultan Sencer'in ölümünden (1157) sonra ona hükümdarlık teklif ettiler. Nasr ise onun ölümünden yararlanarak Tırmiz'i zaptetti (Aralık 1072) ve Belh'e kadar ilerleyerek bu şehri yağmaladı. fakat isyanın bastırılması üzerine Sencer'e gelmemesi \çm haber göndermişti.. Kara-Hıtaylar ise bütün Mâverâünnehr'i istilâ ettiler ve onların himayeleri altında Mahmûd'un kardeşi 18. Semerkand'ı zapt ederek Ahmed Han'ı esir aldı ve beraberinde İsfahan'a götürdü (1088/1089).

Bu devletin höfeümdarları Tuğrul Kara Hakan unvanı taşımışlardır. gerek paralardan ve damgalardan anlaşıldığı üzere Oğuzlar'ın Kın* boyuna mensup idi. gerek tarihî kayıtlardan. f)aha sonra bu mesele Özerinde duran L. . Pençâp. Ofilann buflnvanterından Türk keiimesinipı de kullanıldığını görüyoruz. bu söyleniş şekR^flf. Lokhot. Barthold. Gvyalior. Selçuk'un ailesi. 1059'da Sultan olan İbrahim Selçuldu İmparatoru Meükşgh'm tâbiiyetine girmiş. Selçuk olarak zaptedilen ve bize de böyle intikal eden adın Selçuk telâffuzu Türkçede umumî bir hâl almtşter h Selçuk şeklinin 'küçük ser mânasına geldiğini feri süren Râsonyi'ye göre. adın Selçuk (Sefoük) olması gerekliği üzerinde ısrfcfelmtştir ki. Hattâ onun km îte evlenerek âdet gereğince bir yıl Harezm'de kaldı. Onun öldürülmesi üzerine Batı Karahanlılar devleti sona ermiş oldu. kelimenin fSalçug" şekli ile flürkçede "mücadeleci" mânasında olduğunu ileri sürmüştür. 1151 'de başkent Gazne'yi aslen Afgan olan Gur hükümdarı Cihânsûz tamamen yıktı ve kendin* Gazne sutöa*« ilân etti. İranlı ve Arap yazarların büyök çoğunluğu tarafından. Hazar bozkırlannda yaşa- 4. Gazneli Sutta™ Husrev-şah devlet merkezini Lahor'a nakletti. onun işgal ettiği yüksek mevkii göstermesi itibariyle ehemmiyetlidir. hem de İslâm dinini yaymak maksadıyla yapılan seferleri ile tanınmıştır.Marquart adın Salçuk şeklinde söylenmesi gerektiğini Heri sürmüş ve ismin böyle kaydedildiği bir XIII: yözyrf tarihçisinin eserin! misâf göstermiştir. Sebüt-tegin. Kaynaklarımıza göre de. Önce Tûrkçedeki ses-uyumu uhdesi üzerine1 dikkati çeken J. oğlu. Karahanlılar'ın bu kolunun hükümdarları hakkında kayhaklarda fazla bir bilgi yoktur. Gazneli Devleti (969-1187) İbrahim KAFESOĞLU Adını Afganistan'da. o. m Fergana Kağanlığı: Kara-Hıtaylar'frt îsöfâsrndan sonra (1141) Fergana'da başkent Özkend olmak üzere müstakil bir Karahanh devleti meydana gelmiştir. Arkasından.246 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 247 sonra da Gür Han'ın kızı ile-evlendi (1210).Pelliot. arkasından Harezm'i ve kuzeydeki bütün bölgeleri kaybederek Hindistan'a çekilmeğe mecbur oldu. Buranın da yine Gurlu Muizz'âd-din Muhammed tarafından zapt edilmesi ile Gazneli devleti sona erdi (1187). İndus boyları. doğu Afganistan (1020) ve güney-batr Iran (İrsin Acem)'ı devletine bağlamış olan (1024) Sultan Mahmûd'un ölümü (1030)'nden sonra Sultan Mes'ud. Tânisar. Büyük Selçuldu İmparatorluğu a. Diğer taraftan P. başkent Gazne şehrinden alan bu Türk siyâsî kuruluşu tarihte. Arap imlâsı ile. Und. Moltân. Onun Kara-Hıtayl»*© tâbiliği çok kısa sörtfö-ve tei^aKHarezmşâh Muhammed ile anlaştı. Babası Dokak (veya Tokak) Oğuzlar arasında Temir-Yalıg (demir yaylı) lakabı ile anılmakta İdi Bu lakap. Sonra W. Somnat bölgeleri dahil olmak üzere bütün kuzey Hindistan'ı Türk idaresine aldı. Eski Türk geleneğinde yay hâkimiyet alâmeti idi. bu İranlı devlet ite ilgisini keserek Gazneli devletini kurmuştu (969). Sâmânîler'in valisi iken. Kuzey Hindistan prensleri (râca'lar) üzerine ilk Türk yürüyüşünü tertipleyen Sebük-tegin'in ölümü (997)'nden sonra. Râsonyr çeşfttf defilleredayanardk. Osman Semerkand'a dönünce Harezriv şâh'a tabiiyeti red etti ve Kara-Hıtâylar'a yaklaştı. W. bir zaferler dizisi hâlinde Hind seferlerine başladı: 1001-1027 yıllan arasında yaptığı 17 sefer sonucunda. Sebük-teginîler veya Yeminîler devleti diye de anılır. yözyıhfı ÖrtlS Türk bilgini Kâşgâriı Mahmûd tarafından tesbit edHen Selçuk şeklinin en doğru telâffuz olduğnu belirterek. Ayn» zamanda Harezm (1017). Seraları Islâmlaştırarak. hem feth yapmak. tarihte ilk defa Sultan unvanını kullanmış olan meşhur Gazneli Mahmut (Yemîn'üd-devle). Oğuz başbuğu Selçuk'un Orta Asya'da Kırgızlar tarafından bâzan Mu2-(Buz) tağ denilen Sel-tağ civarında doğmuş ve adını da bu dağdan aîmış olrnası muhtemeldir.Selçuklular ve Tarih Sahnesine Çıkışları: ( Selçuklu hükümdar ailesinin atası olan Selçuk'un admın söylenişi münakaşalara mevzu olmuştur. Selçuklular İbrahim KAFESOĞLU 1. ' m^tmeim^ V. Bunun sebebi Harezmlİterln &£■ merkand halkına kötü davranması idi. babasının yerini tutamadı. yüzyıl Arap müellifi el-Atfrrff Ve Rarsça Erteü^kulÛb yazan Kadı Burhân'üd-dlnTA-AneN/T tarafından da kaydedilmiştir Buna rağmen. bugünkü Pakistan devletinin temelinî atmış oldu. Gaznelt Devleti'nin bu tâbiiyeti 1141 Katavan savaşında Sultan Sencer'in Kara-Hitaylar'a mağlubiyetine kadar devam etmişti. Muhtemelen 1211'den sonra bu kolun varlığı da sona ermiştir. Sîstan'ı kendine bağladı ve Ceyhun'u Karahanlılar'la sınır olarak tesbit etti. sonraki Türk kaynaklarından da bunu teyid edecek örnekler velrmîşör. Tuharistan ve Gur bölgelerini hâkimiyetine alan Gazneli devleti özellikle Hindistan'a karşı. Selçuklar karşısında ağır yenilgiye uğradığı Dandânakan savaşı (Mayıs 1040) sonucunda Gazneli dev-leti önce mühim Horasan kıtasını. Onun Harezmliler'i öldürmesi üzerine Mühammed harekete ge$ft Semerkand'ı aldıktan sonra Osman kati edildi (1212).

yıllık vergiyi tahsil etmek üzere Cend'e gelen memurlarını. siyasî bir tâbir olarak kullanıldığı anlaşılan Türkmen adı ile zikredilen bu Türk kütlesi. (1043) yılında halifeye fctr mektup gönderdiğinden bahseden Süryânî yazar Bar-hebraeus sultanın bu mektupta kendisinin atalardan beri hükümdar âlisine mesup olduğunu yazdığını. O sıralarda Selçuklu ailesinin henüz eski Türk inancında olduğuna hükmetmek herhalde daha doğrudur. Sonra da Cend'de ve havâlisinde.yetersizliği olduğu anlaşılıyor. oğlu Arştan (İsrail) kumandasında gönderdiği kuvvetlerle. böylece yeni çevrenin siyasî ve sosyal şartlarını kavramak suretiyle devlet adamlığı vasfım isbat eden Selçuk. siyasi imkânlar sağlamak bakımından da lüzumlu gördüğü Islâmiyeti kabulü düşünen. yüzydıpi-feaştamda doğan Selçük'un. sebeplerden boğması gerekir W. Dokak'jn da islamiyet ile ilgisinin bulunduğunu kabule imkân yok gibidir. Yabgu'nun bir Türk zümresi üzerine yapmak istediği sefere itiraz etmiş. Yabgu Oğuzları'na subaşı (ordu kumandanı) olmuştu. Vaktiyle Selçuklu ailesindeki israil ye Mikâil gibi adlardan dolayı bu ailenin hıristiyanlığı veya musevîliği kabul ettiği iddiaları kuvvetli temellere dayanmayan tahminler olmaktantfleri geçememiştir. Devletin askerî kuvvetini elinde tutan Sölçuk'un Yabgu ile arasının açılmasında iktidar için gizli mücadele rol oynamış görünmekte ise de. Selçuklular bu yeni muhitlerinde. Bundan sonra kaynaklarımızda "Selçuklular* (Salçukiyân. Î7-1B yaşlarında bulunduğu sanılıyor. dini inançlarına yabana olmadığı ve esasen Kâşgarlı Mahmûd'a göre. XIV. böylece siyasî ve sosyal yönden yeni bir hüviyet kazanmış bulunuyordu. Ailenin bu asaleti daha başka kaynaklarda da zikredilmiştir. yeni topraklar (yurt) verildi. hâtûnun (Yabgunun zevcesi) kocasını Selçuk'a karşı tahrik ettiğine dair olan rivayet ve buna dayanılarak Selçük'un memleketinden yüz atlı ile kaçtığı hükmü sağlam esaslardan mahrum görünmektedir. yüzyıl tarihçilerinden Hamdullah Müstevfî "Selçukluların Mâveraünnehir'e gelişleri" şeklinde vasıflandırdığı bu hâdiseyi 375 (985/986) yılında göstermektedir. yabgunun hâkimiyetini kırarak. Selçuklular'ın Mâverâünnehir bölgesine karşı olan ilgilerini arttırmıştı. Karahanlı Nasr İligHan'ın Buhara'yı tekrar zapt ederek (Ekim 999) Sâmânî devletini yıktıktan sonra Karahanlılar'la mücadeleye giri- .Selçük'un güneye doğru hareketi ile başlayan büyük Oğuz göçünün daha ciddi. Dokak 'in İslâm ülkelerine karşı tertiplenen sefere engel olduğunu kaydetmekle bu Oğuz başbuğunu İslâm müdafii olarak göstermek istemişlerdir. Selçuk Sır-derya (Steyhun)%fi sol kenahtt)da yine bir Oğuz şehri olan CenÖ'e geldi (ihtimal 960'ı takip eden yıllarda). bu yüzden çıkan kavgada kendisi yüzünden yaralanmış. b. kaydetmiştir. bu tâbiiyetin şüphe ile karşılanması gerekir. Aral gölü kuzeyindeki yurtlanndjı iken. Oğuz devletinin kışlık merkep Hazar ile Aral arasındaki. Birçok kalabalık Türk kitlelerinin Islâmiyete girdikleri bu devirde. Nitekim daha Tuğrul Bey zamanında! itibaren tarihî kaynaklar Dokak ailesinin asaletini belirtmekte birliktirler. komşu devletler tarafından tanınmak suretiyle devletler arası siyâset sahasında aldığı mevkiin ehemmiyetini. hakkında malûmat sahibi olmadığımız Dokak. Tuğrul Bey'in inşâ Divânı reisi Ibn Hassûl Selçuklu ailesini efsanevî Türk hükümdarı Afrasyab (Alp Er Tunga)'a bağlamış. Aral gölü civarındaki Oğuz devletinde vazifeli olduğunu gösteren kısa bilgi dışında. Oğuzlar'ın ancak X. Nitekim Oğuz devletinde Yabgu'dan sonda gelen en büyük şahsiyet olduğu devlet idaresindeki mes'ul mevkiinden anlaşılan Dokak. kalabalık oluşları ve yerlerinin kâ- fi gelmeyişi yenden. burada da başlıca göç sebebinin yer darlığı ve otlak. Önce bir kısım müslümanların yardımlarını ve muharebelere katılmak isteyen Türklerin kendisine iltihaklarını sağladı. Mâveraünnehir'e doğru indiklerini tasrih etmişlerdir. Ebû Ali Sîmcûr. "kâfirlere haraç vermeyeceğini' söylereyek uzaklaştıran Selçuk.. Dokak ile kendisine tâbi kütlelerin. önce Kartuklar. müstakil bir idare kurmağı başardı. o sıralarda Hazar devletinin hayli sarsıntılara uğradığı ve Peçenekler'in tazyiki sebebiyle de komşuları Oğuzlar ile ittifak etmek zorunda kaldığı düşünülürse. Mâverâünnehir'deki Sâmânî devletinin kendisinden yardım istemesi üzerine. Oğuz devletine karşı mücadeleye girişiyordu.'Tarihteki büyük Türk göçlerinin çoğunda olduğu gibi. Kendisine sonraları "el-Melik'ül-Gâzî Selçuk" denilmesine sebep olan bu savaşlardan iki mühim fayda temin etti. siyasî maharet ve cesaretleriyle muvaffakiyetler sağlamayı başardılar. Buhara ve Harezm gibi civar islâm ülkelerinden din adamları istedi ve kendisine bağlı Oğuzlar ile birlikte müslüman oldu. eskiden beri reislik mevkiini «ünde tutan bir aileden gelmekte idi. bu sebeple Selçuklular'a Buhâra-Semerkand arasında Nûr kasabası civarında.bu hususta kaynaklarımızda kâfi derecede aydınlatıcı bilgi mevcuttu?. Yeni-kent'den uzak olmayan ve Mâverâünnehir'den göç etmiş müslümanların oturduğu. sonra Oğuzlar arasında. ahalisinin bir kısmı Türk olan bir müslüman bölgesinde yaşamak İçin zarurî ve ayrıca. Kıpçak bozkırındaki Oğuzlar'ın başbuğu bulunan Dokak'ın Oğuz devleti içinde nüfuzlu bir idareci olduğu veya aynı devlette federatif bir kuvveti temsil ettiği ihtimali umumiyetle kabul edilmiştir. Kuvveti gittikçe artan Selçuk. Selçuklu göçünden bahseden kaynaklardan bir kısmı Selçük'un emri altındaki . yüıydıg ijkinci yarısından itibaren müslüman olmaya başlamaları ve Dokak soyundan ilk müslüman kişi olarak Selçük'un gösterilmesi sebebiyle. diğeri iranlı büyük ve teşkilâtlı iki devlet arasında. İslâmiyet için cihâda hazır "gazi" sıfatiyle. Hazar-Türk devletine bağlı olduğu ileri sürülmüş ise de. Mansur'un ölümünden (997) sonra Sâmânî devletindeki devamlı iç karışıklıklar (Faik. Nûr bölgesine gelen Selçuklular Arslan'ın emrindeki Türkmenler'di. babası Dokak öldüğü zaman. Salâcika) diye anılan ve aynı zamanda. bu devlete Karahanlılar karşısında galibiyet sağlayarak. Bu mücadeleyi bahis konusu eden bazı kaynaklar. X. koyun ve sığır getirmiş olmaları bunu teyid eder. Oğuz yabgusunun.248 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 249 yan bütün Türk boylan arasında "her hususta kendisine başvurulan" bir şahıstı. ıslâmiyete girmezden evvel dahi. Fakat o tarihlerde diğer Oğuzlarla birlikte Kınık boyunun dinî durumu iyice aydınlanmış değildir. deve. Türkler ile İslâm ülkeleri arasında bir sın» şehri olan Cend'e Selçük'un gelişi tarihte mühim bir çağın başlangıcı olmuştur. fakat gürz ile vurduğu Yabgu'yu atından düşürmüştür. başta Kın* boyu mensupla-rı olmak üzere.kütlelerin. Yabgu'nun yanında yetişmiş ve daha sonra babasının devletteki #Qtoek yerini işgal ederek. 992 de Sâmânî başkneti Buhara' yi zapt etmiş olan Karahanlı Buğra Harun'un hastalığına ilâveten Oğuz yardımı sayesinde Mâveraünnehir'e tekrar hâkim olan Sâmânî hükümdarı Nuh II.meşhur Nizam'ülmülk ise Siyâsetnâmesinde bu hanedan mensuplarının babadan oğula hükümdar oldukları belirtmiş ve Tuğrul Bey'in 435. diğer Oğuz kütlelerinin külliyetli miktarda at. Mâverâünnehir için mücadele hâlinde bulunan Karahanlılar ve Sâmânîler gibi biri Türk. Beg-tüzün mücadeleleri) ve daha güneyde yeni ve kuvvetli bir devlet hâlinde gelişen Gazneliller'in Sâmânîler aleyhin» Horasan işlerine karışmaları. isbat etti ki. YarMent şehrinden {bugünkü Cankent harabeleri) ayrılırken Selçük'un beraberinche.

savaşçılığı. Horasan'dan geliş ve geçişine Gazneli kuvvetleri engel olamamışlardı.000 kipk süvari-kuvveti başında batı tetikametinde. şimşek ve yıldırım gibi avının üzerine düşmesi dolayısiyle kendisinden bütün Türkistan hükümdar ve Afrasyablılar'ın korktuğu Selçuklu" Arslan'ı kurnazlık ve hile ile yanına Semerkand'a getirerek. tevkifinin cereyan şeklini tasvip etmeyen Tuğrul ve Çağrı kardeşler. Tekrar Mâver-âflnnehir'e döpdüktecKîlfiman da. Bu hâdise Mikâil-oğullarına bağlı kütlelerin içinde bulundukları müşkül durumu gösterir. GOröü-teivvetleri savaşa cesaret edemeyerek çekildikleri Içift. Çağn ve Tuğrul Beyler. Arslan'm yardımcısı durumunda bulunmuş. zaman Buhara . . 7 sene mahbus kaldığı kalede nihayet ölen (1032) Arslan Yabgu'nun tevkifi hâdisesi mühim neticeler vermiştir: Önce. Karahanft hükümdarı Yusuf Kadir Han (ölm. (ttfflKkrrien "hükümdarlarından" birinin kızı ite-evlenmiş olduğu rivayet edilen Setçuk'un 4 oğlu vardî: Mikâri. bütün "iran ve Turan meselesinin" görüşüldüğü bu tantanalı mülakatta. böylece -dünya tesirinde' sürekli teftirler uyandıracak ulan Selçuklu devletlerinin temelini atıp. babası hayatta iken biçsavaşta ölmüş (995'ten donra) olduğu iç»K onun Htoğlu Çağrı ve Tuğrul dedeleri Selçuk tarafından yetiştirilmiştir. üstelik Gazneliler ile de anlaşma hâlinde olan Karahanlılar'ın eline geçmiş bulunduğundan. Selçuklu tarihinde birinci plâna geçen Çağrı ve Tuğrul Beyler yolu ile imparatorluk hanedanı Mikâil nesline intikal etmiştir. Nahçfvan havâlisinde. Türkistan ve Balhan dağları bölgesinde on binlerce süvariye sahip olduğu meşhur ok gönderme hikâyesinden anlaşılan ve 'mertliği. Horasan'a nakledilerek. uzak tehlikeyi sezen Gazneliler'in Tûs valisi Arslan Câzib'in şiddetli itirazına rağmen. Selçuklular'ın. Musa. ile Arslan'm oğulları. Bey vb. İşte bu sebeple Yusuf Kadir Han ile Suttan Mahmûd arasındaki tarihî Mâverâünnehir görüşmesi vuku buldu (1025). Barhebraeus (13. kuzeye. 1064'ten sonra) Musa. tevkif etti ve Hindistan'da Kâlincar kalesine sürdü. bu haksız muameleyi unutmamışlardır ki. y. Mâverâünnehir'e. Çağrı Bey bu büyük keşif seferinin neticelerini. onu teşkilâtlandırdıktan sonra. erken öldüğü tahatimgolilan (985Jten sonra) Yusuf yınat unvanı İte ve inanç ün* vanı aldığı tahmin edilen ve bilâhare yabgu olarak uzun müddet yaşayan (öl. Fakat onları Arölan Yabgu ve Türkmenleri düşündürüyordu. Türk tazyikinden dolayı Vaspuragan kralı Senekherim idaresinde Ermeniler'in yurtlarını terk ederek. yüzyıl tarihçisi Gardîzî'yi göre. bey olarak Mâverâünnehir'e indikleri. beyleri tarafından Sultan Mahmûd'a yapılan müracaat sonunda 4. onlarla anlaşmak istiyordu. Horasan ve Azerbaycan'dan geçerek 1018 de "rüzgâr gibi uçan atlar üstünde uzun saçlı. Bunun üzerine Sultan Mahmûd. XI.. Kadir Selçuklar'ın kalabalık ve savaşçı kimseler olduklarını. o sırada en çok 17-20 yaşlarında olmaları gereken JyğBlHve ÇağnJtardeşler ise. siyasî tazyik ve yer sıkıntısı altında bulunan SelçuMular'ın Çağrı Bey idaresindeki doğu Anadolu'ya meşhur akını (1018-1021) bu sebeple olmuştur. Bâverd. daha 40? (W1flfl017) senesinde kuzeydeki Harezm bölgesini ele geçimtfş olan Gazneli Mahmûd. Daha 964 ve 96fe yfflanndâ Horasan'dan ©meniye bölgesine gaza i$h kalabalık gönüllüler gelmişlerdi. Bununla beraber. bir sınır şehri olarak siyasî ve tarihi ehemmiyeti daima takdir edilen Cend'de 1009'a doğru. Bu esnada Tuğrul ve Çağrı Beyler diğer Karahanlı hükümdarı Buğra Han'a müracaata karar vererek. Tuğrul Bey kurtarılmıştı. Tuğrul Bey'in yanına döndü. Sultan Mahmûd'a da Mâverâünnehir ahâlisinden Ait Tigin'den şikâyet eden mektuplar gelmekte W. Çağrı Beyfrt Azerbaycan havâlisinde onlarla karşılaşmasından anlaşılmaktadır! Çağrı Bey. bunun Selçuklular'ın Gazneli-ler'den intikam almalarına sebep Olduğu görülmektedir. Yına^lnanç. Üçüncüsü. Fakat Karahanlı Nasr Han Selçuklulardan çekiniyor mümkün olursa kuvvetlerinden faydanmak maksadiyle. En büyük oğlu olar>Mikft». Hr keşif seferi yapmak hususunda anlaştılar \fa Tuğrul Bey laarru2dari uzak sah* ralaref çekken ağabeyi Çağrı Bey. çünkü oralarda kenrtdtlerine mukuvemet edecek kuvvet bulunmadığı " şeklinde kardeşine bildiriyordu.000 hane kadarı. orada Tuğrul Bey'in Han tarafından tevkif edilmesi aralarının açılmasına sebep olmuş. Şeddadîler arazfeînesd&ğru yöneldi. Arslan Yabgu ile ittifak hâlinde idi. 1032) kardeşi M Tigin'in oradan atılmasını isterken. adları geçen yerlerde Selçuklu idaresi sona ermiş ve başsız kalan Türkmenler şuraya buraya dağılmış. Farâve havalisine yerleştirilmiştir (Irak Türkmenleri). Karahanlılar ile doğrudan doğruya karşılaşma mevkiinde kalmış oluyorlardı. Nesâ.250 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 291 şen Selçuklu ailesi mensuplarının taşıdıkları Yabgu. İkincisi. hükümdarlık peşinde koştuklarını belirttikten sonra. Van gölü etrafında Ermeni Vaspuragank»»lhğrtopraktetf»RdîfJ)örürid§ ve karşısına çıkan kuvvetleri bozguna uğratarak. orta Anadolu'ya gittikleri bu akın münasebetiyle Çağrı Bey bütün Ermeni ve Gürcü memleketlerinde bir müddet kaldıktan sonra. Bu sırada Keş (Yeşil-şehjr) ile Nahşep sahralarında oturan Selçuklular'ı uzaklaştırmak için Ali Tiğiı-ı Türkistan melik ve sultanlarına" mektuplar yazajak. Arslan'm tevkifi üzerine. Mâverâünnehir bu iki büyük devletim hâkimiyet turamı tahrik eden bîr ülke olduğundan. Anadolu'ya doğru hareket etfFJ Bizans sınfrterı eskiden ben onlarca malûmdu. yaylı miferakjf Türfcmenlerîiie.Selçuklular'ın Horasan'a Geçişleri Ali Tigin. fier iki hükümdar Buhara bölgesini bu huzur kaçırıcı komşudan kurtarmakta fikir birliği hâlinde idîler. Oğuz devlet teşkilâtına uygun olarak.Semerkand bölgesi. yabgu -Unvanını taşıyan Arslan. Arslan (Jstöit^Ûsuf. yardım istemimi. gibi unvanlar Selçuklu idaresinde bulunan yeni hükümette eski Oğuz devlet teşkilâtının tatbik edildiğini göstermektedir l&un ömüdö olduğu kaynaklarda belirtilen -Selçuk. karşılıklı güvensizlik havası vardı. Nasr Han'ın 403 (1012/1013)'te ölümü üzerine. onun arzusu üzerine Talaş havalisine gitmişlerse de. 1024'te mevkiinden feragat eden Karahanfe "büyük kağan"ı Mahsur yerine geçen Yusuf Kadir Han'ı "büyük kağan* tanımamak için cephe aldığı bir sırada. "Ermeniye bölgesine gidebilecekleri. yâni Anadolu Selçuklu devletini kuran kol. 3. kendileri için daha elverlşf bahalar bulabilmek Özere-. Ali Tigin'i destekleyen Arslan Yabgu'nun da kudret ve nüfuzu artmış ve o bir taraftan Karahanlılar'ın.y)'un kaydettiği üzere. AB Tiğin. hâkimiyetini Mâverâünnehi^te doğru yaymak arzu ediyordu. b . askerî cevelânlarda bulundu ve daha kuzeyde kert* dişini durdurmak isteyen Ani kırallığının Bıcnı kalesi kumandanı Vaşak Pahlavunî'nin kalabalık ordusunu tatbik ettiği bozkır usulü savaş sayesinde mağlûp etti. Çağrı Bey'in şiddetli bir baskısında Buğra Han'ın kuvvetlerini mağlûp ve kumandanlarından bazıları esir alması neticesinde. ülkenin batı kısmını hâkimiyet altına aldıktan sonra. . diğer taraftan Gazneliler'in dikkatini özerine çekmiş bulunuyordu.öldü. onların hattâ Gazneli devleti için de tehlikeli bir duruma girmelerinden önce Türkistan'dan ve Mâverâünnehir'den alınıpgötürülmelerini sultandan rica etti. Bunların arasında Türklerin de bulunduğu. Buhâra'da hâkimiyet kuran Karahanlı ailesinden Ali Tigin'in mukavemeti ile karşılaştılsy. Selçuk'tan sonra idare başına geçmiş.

batı istikametinde harekete geçmişlerdi. Selçuklu desteğini kaybetmekten korkan Harun'un rl?f E iî?wi2^ W1!" döndöter.252 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 253 Çaörı Bey'in doğu Anadolu seferinden sonra Mâverâünnehir de «W kardeşine fuK ve itibarları artmış. Kfendfleri Türkmenler'in JSIT başbuğları olmakla beraber. Çağrı ve Tuğrul Beylere gelince. asayişi bozucu inzibatsızlıklar göstermeğe başlamışlardı. Gazneli siyasetinde vukua gelen değişiklik. bilhassa Yağmurun oğlu idaresinde Horasan'ın batısında Gazneliler İle mücadele alevlenmiştir. Çeşitli yollardan bu bölgeye sevkedip kendisi de yola çıktığı hâlde tutamadığı Türkmenler Rey. eskiden beri Selçukluların baş hasmı olan ve aralarında "kadîm bir kın ve kan düşmanlığının hüküm sürdüğü. Yağmur ve Göktaş adlı reislerinin idaresinde idiler ve kısa bir müddet huzur içinde yaşadtklan ve bu esnada Türkistan'dan gelen yeni kütlelerin veya İran'da dağınık hâlde bulunan Türkmenler'in kendilerine iltihakları ile çoğaldıktan sonra. Bunlar Boğa ve Göktaş ile diğer iki reis idi. Boğa (Buka). -Oğuzlann Baranlı (Koyunlu) boyundan Yenı-kent yabgusunun oğlu ve Cend hâkimi. Yusuf buna taraftar olmayınca da. Çünkü®!^ durumu meydanda ıdı: Arştan Yabgu'mffi tevkifinden sonra. çok geçmeden Karahanlı ordusunu mağlup ederek Alp Kara'yı öldürmek suretiyle aldılar (Ocak 1029). gafii avladığı Türmenfer'den 7-8 000 kişi öldürmüş (425 yıl. hem dış mesele olarak düşünmek mecburiyetinde kaldığı en mühim hususun Selçuklu-Türkmen meselesi olduğu. reddelilince bozmak ve onları birbirlerir®îlöşürmek îçfti. Bunlardan biri. nihayet Türkmenlerinden ayrı bulunan Yağmur başta olmak üzere Irak'a gönderilmiş olan Oğuzlar'dan 50 kadar başbuğ'un Taş tarafından öldürülmesi (1033 baharı) Mâverâünnehir'den mütemadiyen yeni iltihaklar ile artan Türkmen kütlelerinin intikam hissi ile ayaklanmalarına sebep olmuş. GazhşHter'e karşı onunla anlaşmış bulunan Türkmenler'in dostu yeni Hârezm valisi Harun da büyük faydalar beklediği Selçuklular'a fazlası ile itibar etmek lüzumunu duymuşta Böylece Gazneliler aleyhine üçlü bir ittifak meydana gelmiş oldu ki. Irak'ta. Sultan Mahmûd'un emri ile Tûs valisi Arslan Câzib onlara karşı harekete geçmiş ise de boyun eğmeyen Türmenler. yani Mes'ud'un Ali Tigin'e cephe alması. Tuğrul ve Çağrı Beylere karşı harekete geçirmek istemişti. Sultan Mahmûd'un siyasî baskısı neticesinde. Bununlar beraber. teşkilât gereğince. kuvvete olan ihtiyacından dolayı.undan geçerek. Karahanlı devletine "iştirak" etmelerini" teklif etmi^.= Kasım 1034). fakat sultanın aynimaemr müteakip tekrar yerine dönerek hâkimiyetini devam ettiren Ali Tîgirt. Bu sebeple Sultan Mahmûd bizzat sefere çıkmak zorunda kalmış (1028) ve onları Ribât-f-Ferâve'de ağır bfr mağlûbiyete uğratmıştı. Azerbaycan'a yönelerek. Nesâ. yukarıda söylendiği gibi. Bölge halkının şikâyetleri üzerine. Fakat bu ağır hareketin intikamını Musa Yabgu ite birlikte Tuğrul ve Çağrı kardeşler. Damgan havalisini alt-üst ettiler ve fitler ile desteklenen Gazneli ordusunu bozguna uğrattılar. fırsat aramış ve münasebet mırmağa muvaffak olduğu (Musa yabgunun oğlu) Yusuf'u. Tirmiz. Sultan Mahmûd'un. Bâverd ve Farâve taraflarına geçirildiklerini gördüğümüz bu Türkmenler Kızıl.Şah-melik tarafından korkunç bir baskına uğranmalarıdır. bir hayli at ele geçirmiş ve esir almıffi Perişan hâle gelen Selçuklular. kesin itaate alamadığı Türkmenler'i daima tehlikeli gördüğü. Kendine karşı Ceyhun ötesindeki üçlü ittifakın tesirlerine Horasan'ı kapamak maksadı ile türlü tedbirlere da başvurmak zorunda kalan Sultan MeS'ud ve#ri ve en büyük kumandanlarını. Bâverd ve Dihistan bölgesinde. kendi devlet sınırları dışında dahi onları takip etmeğe çalışmasından bellidir. bu devletlerarası münasebetlerde Tuğrul ve Çağrı beyler. Azerbaycan'a doğru gitmekte olan Boğa ve Göktaş'ı tekrar Horasan'a davet etmişti. Selçuklu kütlesinin yeniden bir role sahip olmaları demekti.'kinci hâ<*se de. Bir Gazneli mukavemeti daha kırdıktan sonra (1034). Alâ'üd-devle Kâkûye'ye iltica etmişler ise de. Selçuklulara adım adım takip eden Şah-meBk ?j£ce ı°î yp. 1035 yılı başında Ali Tjn m ölümüdür Müttefîksız kalan Harun işini halletmenin Gaznelrler balLndan f e k T ^ M T ^ ^ T ? " * me8elerr1n **"*■» sönmez düşmanlığına üâveten Ali Tlğın oğuMarının da teayikine uğradıkları fşm. Kirman'a gidenler oradan İsfahan'a geçerek. Tûs. Fakat teklifin bir hileden ibaret olduğunu sezen Selçuklu reisleri taralıncte^ipta Gazneli Mahmûd'un evvelce yaptığı Horasan'a gelmeleri teklifinde olduğu gibi. geniş topraklar karşılığında. Seiçukluler'ın duri|* munun tekrar düzelmesine yardım etti. Nesâ. Harezm'deki yurtlarını terk ederefc Ceyhun'u geçmek zorunda kurtar. Taş'ı ve diğer mühim kumandanlarını öldürdüler. Horasan'dan çıkarmakla beraber. yerine geçmek isteyen oğlu ve o zaman Rey valisi Mes'ud. Sultan Mahmûd öldükten sonra. Hindistan'da. Ali Tigin emri ile. Lâhor'da faydalı hizmetler görmüşlerdir. bir kısmı da Kirman'a inmişlerdi. zaman zaman Dihistan ve Balhan dağlarına çekilmek ve tekrar karşı darbeler indirmek suretiyle Gazneli kuvvetlerinin tam başarı kazanmasını imkânsız kılmışlardı. Buhâra-Harezm arasında seyreden. Türkler'in yabgusu (İnanç Yabgu) tâyin edip. Fakat bu sırada birbirini takip eden iki hâdise Selçuklular'ı bir tere daha çok müşkül duruma düşürdü. Karahanlı kumandanlarından Alp Kara tarafından Selçuklular'a yapılan bir baskında öldürüldü. e bir suikast neticesinde öldürüldü (Nisan 1035) ve gerçekten de Gazneli devletinin hem iç. bir kere deha anlaşıldı. Çünkü başkenti tehlike geçiren Ali Tigfrv Selçuklular'a yanaşmak mecburiyetinde kaldığı gibi. Kurban Bayram. Türkmenler'i Gazneli kumandanlarından Hâcib Humartaş'ın emrine bağlama teşebbüsü ve bu hususta Irak başkumandanı Taş-ferrâş'a verdiği emir ile onları tazyike başlaması. Arslan zamanındaki durumu muhafaza etmek düşüncesi SftrTuğrul ve Çağrı Beylere elçiler göndererek» onlafm da vaktiyle Arslan gibi. Yabgu'nun Türkmenleri ve Ymallılar'ın (¥%$% bağlı Türkrhenier) hep birlik halinde yer aldıkları. Kasım 1030'da Gazneli ordusunda Mekrân'ın zaptında yararlık göstermişler. böylece Merv. Balhan'a çekildiğini söylediğimiz Yağmur ile birlikte. Bu türkmenler'den bir kısmı. kendilerine yeni «HhafcJan^ilhassa amca arı Arstarfm tevkifinden sonra çoğalmış. Bu sırada Sultan Mahmûd'un ölümü (1030) ve yerine oğlu Mes'ud'un tahta geçmesi ile. Fakat Oğuzlar'a hâlâ da güvenemeyen Sultan Mes'ud'un. kendilerini öldürmek için hazırlanan tertiplerden güçlükle kurtularak. Dağılan* Tfcrkmenler'den Kızıllılar ve Yağmurlular (yâni Kızıl ve Yağmur emrindekilere) Balhan ve Dihistan bölgesine çekilmişler. Harun'un ölümü dolayı- . daha evvel oraya gelmiş olan soydaşlarına katıldılar. onların yardımı ile Horasan'ı zapta hazırlanan Hfcun'un ortadan kaldırılması zor olmadı. dığfer amcalar* Musa (Inanç)'yi yabgu seçmişlerdi. Serahs. Gazneli Sultan Mahmûd Mâverâünnehir merkatına geldiği sırada Buhâra'dan kaçan. Ali Tigin bütün kuvvetleri ile dört taraftan taarruza geçerek verdirdiği pek ağır kayıplar neticesinde Selçuklular Harezm'e doğru çekilmek zorunda kaldılar ve orada Gazneliler'in valisi bulunan Harezmşah Altuntaş'ın gösterdiği bölgede oturdular. yine Oğuzlar'a müracaat ettiğinden. Bâdgîs. böylece onlar kudretli fctataruma yükselmişlerdi. sıkışık durumda ancak Horasan'a geçebilecek olan Selçuklular olduğu. Ancak. Fakat. Gazneli JS Ahmed b Abdls-Samed'ın sözlerinden anlaktadır.

Derhal yeni Selçuklu idaresini teşkilâtlandırmaya geçildi ve etrafa memurlar tâyin otundu ve eski Türk geleneği gereğince ileride zaptedilecek mahaller. Horasan'a geçmekten başka çare kalmamıştı. Tuğrul Bey tarafından diğer Selçuklu reislerine tevcih edildi. kendisi Hindistan fütuhatına gidiyordu! Nîşâpûr'da bulunan Gazneli ordusu başkumandanı büyük Hâcib Subaşı. İbrahim Yınal'ırt'es-Sultân-ul-Muazzam" Tuğrul Bey adına hutbe okutmağa başladığı (mayıs 1038) Nişâpûr'a haziran ayında parlak bir törenle Tuğrul Bey girdi. Seiçuklular'ın Gazne devletine karşı kazandıkları bu ilk zafer kendilerine büyük bir güven sağladığı gibi. o zaman 10. Bahar gelince. Emirlerinde 20 bin süvariden kurutu bir ordu vardı. burada bir devlet kurmak imkânının mevcudiyetini gösteren ilk alâmet olmuştur. ağır bir hteimete uğradı. hazırlıklı olarak ve dikkatle takip edilen Selçuklular meselesini daha doğru değerlendiren Gazneli vezirinin ihtiyat tavsiyesi yerinde görüldü. Selçukluların böylece Horasan'a geçişleri tarihin tnüftim-hâd'ısilerinden birini teşkil etmiştir.Selçuklu Devletinin Kuruluşu Horasan hâdiselerini haber alan Sultan Mes'ud'un süratle harekete geçtiği sıralarda Çağrı Bey Tâlekan ve Faryâb taraflarını zapta uğraşıyor. hazineleri ve pek çok silah.000 atlı vardı. Bunun üzerine Mes'ud. yanlarında Musa Yabgu 1® kuvvetleri. Sultan Mes'ud'un oradaki tahtına oturduğu zaman. e . Sultanın kumandasında ve devrin tarihçisi Bayhakî'ye göre "Bütün Türkistan'ın da mukavemet edemeyeceği kadar büyük ve teçhizattı" olan bu ordu etraftan katılan yeni kuvvetler ile durmadan artıyordu. İçlerinde muharebe etmek kararında olan bilhassa Çağrı Bey idi. ibrahim Ytotlto. dağınık şekilde. Selçuklu başbuğları Nesâ'ya geldiklerinde. öncü ve temelle! sıfa- ti ile. Farâve ve Dihistan vilâyetleri üç Selçuklu başbuğuna veriliyor. Kolunda. Bu. Gazneli ordusu tarafından sahralarda takip edilmeleri imkânsızdı. Selçuklu İstiklâl savaşı idi. zira bu halifenin Horasan hâkimi ve bütün Türkmenlerin başı olarak Tuğrul Bey'i tanıması mânasına gelebilirdi. Nihayet Selçuklular Merv yakınındaki Dandânakan hisan önünde muharebeyi tabut ederek. Çağrı Bey Mervl. Selçuklular yine Çağrı Be/ki İsrarları neticesinde ortaya çıkıp. TQ|Kmenler'i Horasan'dan bu defa tamamiyle çıkarmak için. Gazneliler'in Horasan vezirine mektup yazarak. şimdilik Nişâpûr'a giden sultan. burada kendilerine yurt verilmesi için sultanın nezdinde aracılık yapmasını rica ettiler. Fakat Seiçuklular'ın bununla fctifo etmedikleri.000'lik orduyu susuz bırakıyorlardı. Zira Mri cesaret ve şecaati. Bunun üzerine Selçuklular'a karşı Nesâ'ya değil de. Ramazan 430 (mayıs 1039) 'da başlayan ve uzun süren muharebelerde Selçuklular yıpratma savaşları yapmak üzere. aynı zamanda. Maiyetinde 3. akınlarını Belh ve Sistan'a kadar genişletmelerinden. Fakat şimdiye kadar da belirtildiği üzere. Merv'de "Melik'ül-Mülûk" unvan» ile Çağrı Bey . Tuğrul Bey de Nişâpûr'dan hareketle oraya gelmiş ve Musa Yabgu ile birlikte Selçuklu başbuğları bîr araya toplanmışlardı. Türk hâkimiyet alâmeti olarak yay taşıyordu.254 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 255 siyle bir destekten mahrum kalan. yersizlikten müşkül durumda olduklarını. Sayıları azdi fakat Merv ve Nesâ'ya doğru «erleslikçe çoğalıyorlardı. Yalılar (Yusuf YınaPm oğlu. siyasî görüşten uzak ve üstelik de eğlenceye düşkün bir adam olan Sultan Mes'ud. Tuğrul ve Çağrı Beyler. Wr yandan d&Aîi ilgin oğullarım tazyikler» «tında bulunan. malzeme ele geçirdiler. maiyetinden 100 kadar atlı ile kaçabildi ise de Hindistan'a giderken yolda kendi adamları tarafından öldürüldü. emellerine kavuşmuşlar. çöllere çekildiler. Sultanın kumandasındaki Gazneli ordusu önünden yavaş yavaş Serahs'tan kuzeye. süvarilerinden bir kısmı da Belh kapılarında görünüyordu. Çağrı Bey Serahs'ta idi. Abbasi halifesi el-Kaaim bi-emrillâh tarafından Nişâpûr'a elçi gönderilmesi Selçuklular'ı haklı olarak memnun etti. Horasan'da kalmış olan kısmen reissiz Türkmenler ve ayrıca Harezmliler eski Selçuklu âlilesinin btr M üfllü mensubu etrafında toplanmakta tereddüt etmiyorlardı. Nitekim zaferden sonra iki taraf arasında "elçiler" teatî edilmiş ve Gazneli devleti tarafından Selçuklular'a bir nevi muhtariyet tanınmıştır: Nesâ. menşur ve sancak gönderiliyordu (ağustos 1035). Fakat Hâcip Beğ-toğçJı kumandasında harekete geçen ve fillerle takviyeli bu ordu Nesâ sahrasında Selçuklular tarafından ağır bir mağlûbiyete uğratıldı (1035 hazirariıpır\ eon haftası). Sultan Mes'ud'un süratle onların üzerine yürünmesi fikrine karşı. Sultan Mes\jd'u karşılamaya karar verdHer.adına . Bundan büyük telâşa kapıldıkları görülen Gazneli devlet erkânının derhal yaptıkları toplantıda. büyük bir ordu topladı. bir yandan Şah-melitfın. Bu mm Selçuklu zaferi Horasan krt'aeını doğrudan doğruya Selçuklu idaresine sokan keefrrneticöli bîr savaştı. son baskın yüzünden hayli zayıflamış olan Sucuklular İçin. aşağı-yukarı 100. 3 gün boyunca bütün şiddeti ile devam eden savaşta Gazneli ordusunu korkunç bir hezimete uğrattılar ve büyük kısmını imha ettiler (7-9 ramazan 431» 22-24 mayıs 1040). . halk ile yaptığı konuşmadan Selçuklu başbuğlarının öteden beri ısrarla gerçekleştirmek istedikleri devlet kurma hedefine ulaşıldığı ve bu devletin başına da Tuğrul Bey'in geçirildiği anlaşılmaktadır. Sultan 300 savaş fili île desteklenen 50. ayrıca onlara hiTat.'Seiçuklular'ın yer yer ve devamlı taciz akınları arasında Gazneli ordusunun sahra savaşları için yetiştirilmesine çalışıldı. Bu yoku* sahada bütün kuyuları bozuyor. çöle doğru çekildiler. Bu esnada Suttan Mes'ud Selçuklular tarafından boşaltrtmış olan Nişâpûr'a girdi (kasım 1039). Musa Yabgu Serahe'ı Tuğrul Bey ise Horasan'ın başşehri Nişâpûr'u almıştı. diğeri yüfe-sek devlet adamlığı vasıfı ^-siyaset zekası ile tarihte şöhret yapan Çağrı ve Tuğrul kardeşler en büyük iki Törifc-islâm siyasî? teşekkülünden îlkinin. 1035 Mayıs ayinde Ceyhun ırmağını aşmak suretiyle Ğaıneö topraklarına girdiler. Sultan Mes'ud. Horasanda müstakil bir devlet kurmağa muvaffak olmuşlardı. Harezmşeh İsmail Handan ile siyasî münasebetler kurmalarından ve Horasan'dan üç vilâyet daha istemelerinden anlaşılıyordu. Tuğrul Bey'in ana bir üvey kardeşi İbrahim Ytrtal ve kuvvetler) olduğu hâlde. Gazneli kuvvetleri taraf ıdan terkedilmiş olan Nişâpûr'a gelerek.hutbe okunurken.rmm% bilhassa Çağrı Bey'in büyük gayretleri ile.000 kişilik bir süvari ordusuna sahip oldukları bilinen ve esasen gelişmeleri. Gazneli devletinden tefti almaksızın. Selçuklu İmparatorluğum^ temellerini Horasan'dâ-'âtmışlardır. Gazne devletinin başında dolaşan bu büyük tehlike karşısında dahi muharebenin idaresini kumandanlarına bırakıp.000 süvari ve piyadeden kurutu bir ordu başında Belh'e geldi ve hemen Serahs'a doğru yöneldi. Artık Cend'e geldikleri yıllardan beri süregelen çetin mücadelelerden sonra. orada yine kendi fikrini tatbike girişti ve "bütün Türkistan'ı zapta yetecek" bir ordu hazırlattı. Hindistan'daki sultandan aldığı kefcin emir üzerine Selçuklular'a karşı hareket etti ve Serahs yatanlarında vukua gelen savaşta (1038 mâyiftnın 3. arkalarından gelen ve fasılasız ara hücum ve baskınlar ile sarstıkları. şehrin en sayılı adamı olan Kadı Sâid kendisine "Efendimiz" diye hitap etmişti.

1042'de Rey'e geldiği zaman İbrahim Yınal taralından törenle karşılanan Tuğrul Bey. Kendiliğinden tâbiiyet arzeden j#femüz emirliği üzerinden . civarJ^pmdarlara fetih-nâmeler gönderildi. eşkiya Kuf8 ve Kûfec reislerim bi* baskında kılıçtan geçirmek suretiyle. Naaşt. batıda da Tuğrul Bey'in idaresinde geniş ölçüde fütuhat gelişmekte idir Tuğrul Bey bizzat gittiği Taberistan. Kirman'a kaçan Cend hâkimi. iütûhat sahasına daha yakın olan Reyi başkent yaptı ve şehrin imâr edilmesini emretti. 460 (1068)'tan sonra Fars'a hâkim olan Kavurd'un elindeki ülkelerin sıkı kontrol altında tutulması da vardı. . Yine alınan karar tatbikatından olmak üzere. Ertaş tarafından yakalanarak. Muizz'üd-devle ve Fahr'ülmülk lâkapları ife anılan Musa Yabgu. Selçuklular'a tâbiiyetini arz eden Sîstan hâkimi Ebu'l-Fazl ile birlikte. hayrt* verici cesareti. Tuğrul Bey'e gönderilmiştir. Kara Arslan Kavurd 1041'den itibaren boralarda Buveyhîler'e karşı faaliyete geçmiş ve emrindekr Türkmen kuvvetleri şiddetli mukavemetle karşılaşmış ise de. burayı hareket üssü yaparak. gizlice kendi yayının kirişi ile boğduruldu.Cibâl bölgesinin başlıca şehri Hemedân'rKftkuyelerden Almıştı. küçük kardeşi Alp Arslan'm Selçuklu tahtına çıkması üzerine saltanatta hak iddiası ile isyan etti ve Alp Arslan'ın Kafkas seferini yanda bırakıp. İmparatorluk kuvvetlerinin Kirman'a gelmesi üzsrine anan diledi ve tekrar affedildi. Ista- . Kazvîn. Gazneli ordusunu mağlûp etmek suretiyle aldı. Sonra Tirmiz ve civarını zapteden Çağrı Bey bütün bu bölgelerin idaresini Alp Arslan'a tevdi etti. Halifeye hitap eden bu mektupta Son durum arz olunuyor ve Horasan'da adaletin tesis edildiği. ülkesi oğlu Alp Arslan tarafından korunmuştu. Tuğrul Bey'in müdahalesi ile durduruldu. sultandan af ricasında bulundu ve affedildi.^öiği Arabistan yarımadasındakfc&lmman'l Selçuklu idaresine bağlamakla geniş bir ülkeyi ele geçirmiş bulunan Kavurd. Melik'ul-Mülûk Çağrı Bey'e ve+terat merkez olmak üzere. Kirman'a gönderildiğim söylediğini Çağrı Bey'in oğlu. Tuğrul Bey ile birlikte. bölgede ve Büst havalisine tama-miyle hâkim oldu ve orayı Selçuklular'a bağladı. Burası 4»£1045/1046) 'de kesin olarateBlçukk*lar'a Intteal etmiştir. kuzey ve güney yönlerinde yayılırken. büyük kumandanbk kabiliyeti ile devletin kuruluşunda birinci derecede rol oynayan. Melik Çağrı Bey de Selçuklu devletinin doğusunda kendisine ayrılan ülkeleri zapta girişmişti.dahasonra Alp Arsfer* tarafındanMerVdfeyaptmteıntürbeye nakledildi. Melikşah ve NteârcVüi-mülk^ idaresindeki kuvvetlerle yaptığı Hemedân civarındaki savaşta (15 mayıs 1073) mağlûp oldu. kurtarmış böylece bütün Kirman'ı Selçuklu hâkimiyeti altına sokmuştu. Sultan Tuğrul Bey'in Harezm seferi esnasında. ülke ve ileride zaptedilecek memleketler Selçuklu hanedanına mensup üç başbuğ arasında taksim edildi: Seföfi^ve Belh şehirlerinin dâhil bulunduğu Ceyhun ile Gazne arasındaki bölge. Bölge Selçuklu devletine bağlandı. Tuğrul Bejfo imzasını taşıyan bir mektup. arkasından Taberek. Çağrı Bey 435 (1043/1044)'te hastalandığı zaman. Tuğrtıl Bey Selçuklu devletinin sultanı ilân edildi. Kutalmış (Arslan Yabgu'nun oğlu) Curcan ve Dâmgan'a ve Çağrı Bey'in oğlu Kavurd.000 kişilik süvari kuvveti ile Kirman'm kuzey bölgesi öten Serdsîr'e girmiş {«J81:başlar4v«:^ihayet baş şehre kapanan Buveyh? Abû Kâlicâr'ın naibimden şehri tesüm aJmifi Kirman'ın güney bölgesindeki dağlık Germefr'i de. süratle Kirman'da görünmesi neticesinde. 1040 senesi sonunda Sîstan'a giden ve orada kasım 1041'de hâkimiyetini kurarak Yabgu adına hutbe okutan (Yusuf Yınal'ın oğlu ve İbrahim Yınal'ın kardeşi) Ertâş. zekâsını ve siyasî thatasrrlU üstünlüğünü takdir ettiği küçük kardeşi töğftjl Bey'in devletin reisi olmasına fiza gösterecek kadar mahviyet sahibi ulan Çağn Bey Sori hâdiselerden sonra hastalandı ve 70 yaşında olduğu halde Serahe cehrinde vefat ötB (safer 453 »fftert 1060). bunlar Sultan Tuğrul Bey'in emrinde idiler. Selçukluların başlangıcından beri. Müteakiben Cûzcân. Yeni Gazneli kuvvetlerinin mağlûp edilerek uzaklaştırılması Alp Arslan'in kazandığı ilk başarı olmuştu. Emîr^-müminîn'e olan sadâkat beffiHliyordu. O devrin âdeti gereğince. buradan Buveyhîler'i uzaklaştırmıştır. Büst ile Stöfân havalisi MUİMiYabgu'ya venWve sultan sıfâft ile başkenfftişâpûrtla kalan Tuğrul Bey. Huttalân «s diğer Tuharistan şehirlerine hâkim oldu. 1054 ekiminde Sîstan'a gelerek Hind Denizi sahilindeki Mekrân bölgesini de Selçuklular'a bağlayan »Çağrı Bey'in oğlu. Selçuklu elçisi Ebû Ishâk'uf-Fukkâî ile. Kavurd. Melikşah suttan olunca. YâkûtTnin bu bölgeye hutbeyi babası adına okutma teşebbüsü. Çağrı Bey'in Gazne'yi zaptetmek için yaptığı neticesiz teşebbüsten doğan uzun süreli mücadelelerde bilhassa Alp Arslan büyük yararlıklar göstermiş. Selçuklu devletinin hâkimiyeti böylece doğu. Daha sonra aynı ay içinde Mevr'de akdettikleri ve Tuğrul Bey'in konuşması ile açılan büyük kurultayda mühim kararlar alındı. Rey şehrini ele geçirerek kendi sultanlığını ilân etmek üzere harekete g€£ti. Bâdgîs. sultanın huzuruna gşfirildl. 469 (1067) senesinde tekrar isyan ettL Alp ArslaıYm oğlu Melikşah'm veliaht olarak adını hutbede okutmak istemiyordu. iki devlet arasında Hindukûş dağlarını sınır çizen bu andlaşma 50 yıl kadar devam etmiştir. BerûdrdH ve arkasından . bir müddet kendi yanına alıkoymuş ve daha sonra ona Mâzenderân'ı iktâ etmiştir. Kirman havalisine tâyin edilmişlerdi. 1043 senesinde. Curcân havalisini devlete bağlar ve oralardaki Bâvendl ve ziyârî {Vaşm#h1| hanedanlarını tâbiiyetine alırken [433 = 1041/ 1042) ibrahim Ytnafr İranlı an mühim merkezlerinden olan Ray1! aaptecHp. 1040 sonbaharında kuşattığı mühim Belh şehrini.256 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 257 ç-Sultan Tuğrul Bey: Muharebenin son günü cuma namazından sonra yaptıkları toplantıda. hak yolunda yüfünâceği. Anadolu Selçuklu âliesinin dışındaki bütün Selçuklu hânedalarının atası oto Çağn Bey'in Hatice Arslan adlı kızı halife el-Kaaim bi-emrillâh 9e evli idi. yakalandı ve daha fazla karışıklıklara meydan vermemek için. merkez Merv olmak üzere. Alp Arslan ölürken yaptığı vasiyetler arasında. Bağdad'a gönderildi. Harezm seferini yaptı. 1064 yılında Sultan Alp Arslan'a karşı saltanat dâvasına kalktığı için sığındığı Herat kalesinde yakalanarak. frak bölgesini aldı. Selçuklu fütuhatı bu esas üzerinde devam etti: Yabgu Kelân (büyük yabgu) di°ye anılan Musa 5. Nihayet 1059'da tahta çıkan yeni Gazneli sultanı İbrahim ile Çağrı Bey arasında sulh yapılmıştır ki. bizzat kendisinin kumanda ettiği 5-6. Alp Arslan. meşhur Selçuklu düşmanı Şahmelik. 1050 sonbaharında Fars bölgesini alarak. Bu kararlar gereğince.000 süvari ile Herat'ı zaptettikten sonra. idaresindeki ülkeleri almak için gelen Karahanlı Arslan Han'ı geri püskürttü ve Karahanlı hükümdarı Çağrı Bey ile yaptığı anlaşmada adı geçen bölgelerde Selçuklu hükümranlığım tanıdı. Alp Arştan bu büyük amcasını affetmiş. Hanedanın ikinci derecedeki âzasından İbrahim Yınal Kuhistan'a. Nişâbûr'u bırakarak. Sistan'da Selçuklu hâkimiyetinin yefc leşmesinde büyük gay'rötler sar/eden Ertaş Tabes'de bir suikast neticesinde öldürüldü (440= 1048/1049).

imparatorun emriyle. şi'î Buveyhîler'in tazyiklerini artırmaları. Elçiyi 4 fersah mesafeden hürmetle karşılayan Tuğrul Bey ona "askerlerinin" pek kalabalık olduğunu ve mevcut topraklanfttft kâfi gelmediğini söylemişti. Bilindiği gibi. el Melik'ür-Rahîm Husrev Rrûz'un idaresindeki Bağdad dışında. İbrahim Yınal ile birlikte Irak. İsmail'i gönderdi (441-1049/1050). Bizanslın bu suretle karşı koyması üzerine. kalesi ve Şehrizûr'u aldıktan sonra. Türk kuvvetlerinin Çoruh ve Kelkit vadilerini ele geçirdikleri bu sırada. bazılarını yerterinderc'çıkarmak suretiyle. Tuğrul Bey. Bizans tarihinin meşhur şahsiyetlerinden "Bulgarokton" diye tanınan imparator Basileios II. Yâkulî ve malyyetindeM Türkmen beyleri. Selçuklu devletine yıllık vergi ödemeyi reddetmiş olan imparator. Urfalı Mateos'a (11. Erzurum işgal edildi. Uparitl-idaresiııdeW bütün/ Gürcistan ve Abhaz kuvvetleri ile takviyeli Katakalon kumandasındaki 50. gtoi başbuğların idaresinde bulunan Oğuzlar'ın bir kısmı Van bölgesine (Vaspuragan) girdiler ve Erzurum'a kadar olan sahada "kartal gibi süratli" atlar üzerinde dolaştılar. Bu sırada Tuğrul Bey Azerbaycan üzerinden Doğu Anadolu'ya bir sefer daha tertip etti. Selçuklu kuvvetleri Gence önünde Bizans ocçlysunu bozguna uğrattı (1046) ve arkasından Pasinler'in fethine girişe Hasan. sığındığı Sermac kalesinde teslim olmak zorunda kaldı. Bundan sonra Tuğrul Bey İsfahan'a giderek. Şimdiye kadar Selçuklu devletinin kurutuş ve gelişmesinde büyük hizmetlerini gördüğümüz İbrahim Yınal. bir kısmı da Sincar. İki ordu Hasankale önlerine karşılaştı. fidye karşılığında. Dihistan ve havalisini. İbrahim Yınal. her tarafta yıkılmakta. Mardin bölgesine ve Cizre'ye kadar ilerlediler. Taberistan üzerinden.000 kişilik Bizans ordusu Pamm ovasına gelmiş bulunuyordu. Tuğrul Bey. Diğer Oğuz kütleleri ise. fidye almadan şerbet bıraktığı Liparit ile birlikte barış müzakerelerini yapmak üzere. Diğer bir kısım Türkmenler de.258 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 259 han. Bu sırada. Irak-ı Acem. Anadolu'ya karşı yanında kalabalık kuvvetler bulunan. Buveyhîiefin elinden çılaan bu bölgelerde Sultan Tuğaıl Bey ve İbrahim Yınal adlarına hutb& okundu. Ahvaz. almış ve kuvvetlerinden bir kısmı da Hûzistan bölgesini işgale başlamıştı. Çağrı Beyin oQlu YâkutTyi memur ederek. 1054 sonlarına doğru. Revvâdîler'i ve Şeddâdîler'i itaate aldıktan sonra Bargiri (Muradiye)'yi zaptedip. Bu harekâta Musa Yabgu'nun oğlu Hasan da katılmıştı. Diyâr-ı Bekr istikametinde Mervânîler arazisine. esirler ve ganimetlertftey'e Tuğrul Bey'e götürürken. Selçuklu şehzadeleri Erzurum ovasına kadar ilerlediler ve önce Erzurum şehri yanındaki büyü* ve zengin Eften {Karfe-&zen.Besâsîrî'nin Selçuklu taraftarlarını takibe başlaması dolayısiyte ve halife el-Kaaim bi-emrillâh'in daveti üzerine Bağdad'a yöneldi. (ölm. Azerbaycan'a gâtti. Azerbaycan'a gelen Tuğrul Bey. Savaş Bizans ordusunun hezimeti ile neticelendi. Tuğaıl Bey'in emri özerine. Meyâfârikîn (Silvan). halifenin göndereceği imam tarafından beş vakit namaz kılınmasına ve orada Tuğrul Bey adına hutbe okunmasına müsaade etmiştir. Gence ve Tebriz'de kendi adına hutbe okutmak suretiyle. kış da yaklaşmış olduğundan. 1054 'de. Sultan yanında veaM AmîdHtt-mülk'ûl-Kündürî olduğu hâlde. buraların mahallî hâkimlerinden bazılarını tâbiiyetine kabul etmek. Türkler Van Gölü yakınlarından Trabzon'a kadar olan sahada yayılmışlardı*. Sermac. Kutalmış'ın sonra Kars'a hücum ettiği sıralarda. bıraktığı kuvvetler tarafından kuşatılmasına devam edilen Malazgirt'e döndü. bölgedeki Bizans'ın şöhretli generali Nikephoros Bryennios'a rağmen. Kafkaslarda doğru ilerleyerek Erran bölgesine girip Şeddadîler ile birlikte. Şi'î Buveyhî hâkimiyeti. Gürcü kralını kurtarmağa çalışıyordu.b. Tuğrul Bey başkenti Rey'e gitti. onu Azerbaycan'a gönderdi. Husrev Rrûz'un Şîraz'da alevî hutbesini ikâme etmesi. Nusaybin ve Hulvan havalisine girdiler. Yukarıda "Irak Türtemenleıf^ olarak andığımız ve Boğa. yıllık vergiyi kabul etmeyen imparator endişe içinde doğu şehirlerinin surlarını ve kalelerini tahkime başlamıştı. Tuğrul Bey'den önce ve o sıralarda Türkistan'dan yeni gelen Tüfiflmenterth buralardaki harekâtının önlenmesi için halife el-Kaaim bHemrHlâh tanınmış İslâm hukuk bilginlerinden. Türkler'e karşı harekete geçerek. Şiddetli hücumlar fayda vermedi. fit-lerin de bulunduğu ordusu ile Bağdad'a yaklaştıkça huzursuzluğu artan Besâsîrî . başta Liparit olmak üzere. Bey n^dine göndermişi. akınlarına devam ettiler. Selçukluların mancınıklarının Rumlar tarafından yakılması neticesinde. Wr yandan da Şeddâdîier'in merkezi Dvin'eş kadar ordu sevkeöyıişti. oradan günşye indiği zaman Güfcü. bir yıl süren muhasaradan sonra. Gürcüler ile savaştılar. Musul hâkimi Ukaylîler'in elinde bulunan Karmîsîn'de Tuğrul Bey adına hutbe okunmuştu. Karmîsîn ve Hulvân'ı zaptetditer (1042/1048). Yapılan anlaşmaya göre. Fakat bunlar Mervânîler ve Musul hâkimi Ukayîler tarafından durduruldular. yy sonu) göre "ateş fışkıran kara bulut" gibi gelerek Erciş'i aldı ve müstahkem Malazgirt kalesini kuşattı. fakat sultanın karşısında tutunamaya-rak. Bizans'a karşı gönderdi. Selçuklu devletine bağladı ve İbrahim Yaratl ve Kutalmış idaresinde sevkettiği ordular Dfoever. ağır zâiyat verdiklerinden. Hûzistan ve Elcezîre Selçuklu hâkimiyetine girmekteydi. Ermeni topraklarına akınlar yaptılar. affedildi ve yine Cibâl ve Azerbaycan bölgelerinin başına getirildi. Bizans başkentine kendi elçisi Şerif Nasr'üd-din b. oradan Azerbaycan'a yöneldiler. Esir edilen on binlerce kişi ve çok sayıda kumandan arasında Gürcü kiralı Liparit de vardığı8 eyKtt 1048). Ancak. Yalnız kalan Kutalmış'ın Gence muhasarası da netice vermeyince Sultan Tuğrul Bey yukarıda Şehrizûr bölgesinde gördüğümüz İbrahim Yınal'ı Azerbaycan valiliği ile. Tuğrul Bey'e zengin hediyeler getiren Bizans elçisi. Kaa2i'l4çuzât el-MâverdFyi Tuğrul. bugünkü Kara2> şehrini zaptetdiler. Kutalmış da ona katıldı.Acem fütuhatında bulunan Kutalmış'ı büyük bir ordu başında Azerbaycan'a gönderdi. e£A!ıkâm'us-suitâniye* yazarı. 1025) zamanından beri Bizans imparatorluğunun takip ettiği doğuyu ilhak politikası sonraları da devam etmiş ve imparator Konstantinos Monomakhos (1042-1052) Ermeniler'i ve Gürcüleri baskı altında tutmak ve akınları durdurmak için. Göktaş v. hilâfet merkezinde daima Mısır Fâtımîleri tarafından desteklenen başkumandan Arslan'ul.kralı Liparit Humandasındaki Bizans-Ermeni-Gürcü ordusu tarafından pusuya düşürülerek şehit edildi (1047). bîr yandan Anpye. Sultan Tuğrul Bey. imparator Monomakhos İstanbul'daki harap olan camii tamir ettirerek içme kandiller astırmış. İbrahim Yınaf Kinkîveir. Araş nehri ile Murad suyu arasında çarpıştılar. Elceatöre ve Azerbaycan'ın kudretli siması hâline gelmişti/ Tuğrul Bey'den Cibâl bölgesinin kendisine terkini telep etti. Burada kendisine iltihak eden tâbiiyeti altındaki Diyâr-ı Bekr Mervânî kuvvetleriyle Erzurum'a kadar ilerledi. böylece Irâkı Acem'den sonra Fars. S*lçuk1ular'frr Bteandı* lar'a karşı kazandıkları bu ilk ve büyük Pasinler zaferi sebebi ite Bizans imparatoru Monomakhos Tuğrul Bey ile anlaşmaya mecbur oldu. feurayı Bağdad Buveyhfleri*n6 meyleden Kâkûye ailesinden. Gürcü kiralı Bagrat tarafından da desteklenen bir Bizans ordusunu Gence'ye göndermiş ve orayı kuşatmakta olan Kutalmış Tebriz'e doğru çekilmek zorunda kalmıştı. Sultan Tuğrul Bey. bilhassa Bizans'a karşı kazanılan zaferden sonra.

Su ari-da. ibrahim Yınal ile. oraya ikimi bir sefer yapan Tuğrul Bey. Bağdad'a gelişinde hilâfet veziri tarafından büyük bir törenle karşılandı. bir yandan şRHği kaldırmak. Çağrı Bey'in kızı Hatice Arslan Hâ-tun'un el-Kaaim bi-emrillâh ile evlenmesi sayesinde de hilâfet ailesi ile Selçuklu hanedanı arasında bağlantıyı kuvvetlendiren bir akrabalık kurulmuş oluyordu. Adaleti ve dindarlığı bütün kaynaklarda belirtilen Tuğrul Bey zekâsı ve siyasî görüşlerinde-ki isabet ile Selçuklu ailesi içinde temayüz etmiş. Fakat. Sincar ve Cizre hücürh ile aftncfr: Mervânî hükümdarı île Hille hâkimi bir kere daha itaatlerini bildirdiler. Tuğrul Bey. âsiler te'dip edildi ve Tuğrul Bey tarafından eMtfetfk'ür-Rahîm. bir altın taht üzerinde oturan Sultan Tuğrul Bey böylece Bağdad ve Selçuklu Oğuziarı'nın yayıldığı Irak-ı Arap memleketlerini kendi devletine bağlamış.260 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 261 nihayet Mısır'ı durumdan haberdar ederek. asayişi yerleştirici vasfı ile de sarsılmaz bir siyasî teşekkül olarak gelişmesini tamın etmiştir. Nusaybin'e kadar ilerlediği zaman. d . Vefatı üzerine Kutalmış'ı muhasarayı bırakarak acele başkente dönen vezir Amîd-ül-mülk. Bundan sonra el-Kaaffm K-emriilâh sancaklar. Hîlle'de yakalanan Besâsîrî kuvvetleri mağlûp edildi ve kendisi öldürüldü (ocak 1060).Saltan Alp Arslan: Sultan Tuğrul Bey'in çocuğu yoktu. Hu-m&Miglrt. Hatife tarafından hilâfet sarayına davet edUdi ve burada 6ültan Tuğrul Beyin islâm âleminin müdafaasını deruhte edi-şini meşrulaştıran bir tören yapıldı. kaçarken atından düşüp öldü. Tuğrul Bey'e itaatim bildirdi. Esir alınan Ahmed ile Muhammed öldürüldü ve ibrahim Yınal da kendi yayının kirişi ile boğduruldu^ Tuğrul Beyin meşguliyeti sırasında yeniden harekete geçen Arslan ül-Besâsîrî . kendi adına Kazvîn'de hutbe okutan (Yusuf Yınal'ın oğlu ve ibrahim Yınal'ın kardeşi) Er-Sığun (Er-basgan?) ve Erdem'in yardımları ile duruma hâkim olmağa çalıştı.£akat ertesi gün şehirde çıkan fcrir kargaşalığa Kerh mahallesinde oturan Şiilerin karışması fle durumun ağır bir şekil alması ■özerine. halifeyi Bağdad'dan çıkararak hutbeyi Fâtimîler adına çevirmiş. fakat Tuğrul Bey'in muzafferen Bağdad'a gelmekte olduğunu öğrenince kaçmıştı. kardeşi Resûl-tigin ile birlikte saltanat dâvasına devam ederek. Bütün Selçuklu devlet ricalinin ve hilâfet erkânının hazır bulunduğu bu törende Tuğrul Bey keftdfaini hilâfet tahtının yanında. Nihayet 8 ramazan 455 (4 eylül 1063)'te 70 yaşında olduğu hâlde vefat etti. Rey'deki türbesine gömüldü. bu sebeple Selçuklu devletinin ilk sultanı olmuş ve 25 yıl sunan saltanatı esnasında temelini attığı Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun Yakın-doğuda din? anlaşmazlıkları giderici. Çağrı Bey'in oğuttentu: Horasan'dan Alffc'Jftalan'ı «Mte* man'dan Kavurd'u. hükümdarlığı kardeşine bırakmak istemeyen Alp Arslan vali bulunduğu Merv'den yetişemeyince. Bağdad'dan kuzeye doğru çekHdi. 3u sırada Bağdad'da bulunan ve büyük şenliklerle düğünü yapılan Tuğrul Bey Rey'e dönerken hastalandı ve bir daha kalkamadı. Süleyman güçsüzdü.000 dinar ve 500 "kor" buğday ilâvesi ile. Süleyman'ın sultanlığını ilân etti. makamına oturttu ve Sav-tigin. Gümüş-tigin ve Erdem gibi büyük kumandanlann dahil bulunduğu «kalabalık bir ordunun başında derhâl Besâsîrî'yi takibe çıktı. Esasen yaşlanmış olan Tuğrul Bey bu sırada isyan eden Kutalmış ile uğraşmak mecburiyetinde kalmıştı. hfFatlar verdiği TuğMil Bey'e tac giydîmöş ve altın kriıç kuşatarak onu "Doğunun ve Batının1^ fcürndarf Sân etmiş (26 zHRftde 449 = 25 ocak 1058) ve ona Ebû Talip köh^eslU* ItOKrı'üd dünyâ ve'd-dîn îâkebfhr ve Yemîn-ü emMwrrfiln^^1ÖrtwBiînı veriTtâjfîr. Bu itibarla Tuğrul Bey Türk ve İslâm tarihinde seçkin bir yer tutmaktadır. Tuğrul Bey Içumandan Ay-tigin'i Bağdad'a şifana {vali) tâyin etti. Bağdad'da ve sünnî İslâm dünyasında taltoenin Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey adına okunmasını emreden eMteaim b*-emriilâh parlak bir tören ile karşriamağa hazırlandığı Tuğrul Bey'den hilâfet merkeziriegifmesi için izan ricasında bulunan bir nezaket mektubu aldı ve Tuğrul Bey 25»ramazan 447{t?«cak 1055)'de Bağdad'a girdî. ezanı şiî tarzında okutmuş. Musul ve Sincar havalisini İbrahim Yınal'a tevdî ederek. BÖyleöe Is^âıtı dünyası Özerincteki hâkimiyeti tasdik edîfmif olan Tuğrul Bey aynı zamanda yeryüzünün dünye$ hükümdarı ilân edilmiş bulunuyordu. onu sarayına götürdü. 36 yaşındaydı. Halîfeye. Kutalrruş'ın kardeşi ReftıWgin'in Hûzistan'dak?. Bağdad'da ve sürml İslâm âleminde büyük bir sevinç yarattı. kardeşi Resul -tigin de esir edildi. Musul bölgesi Besâsîrî'nin istilâsına uğrayınca. para bastırdı. fakat evlenme işi ile pek fazla meşgul olunamadı. iş birliği yapmış olan Kutalmış onun mağlûbiyetinden sonra. Sonra. 120 yıldan fazla bin zamandan beri ftüküm süren ş?"i Buveyhî devltftl sona erdi. hususi? surette hazırlanmış tahta oturan ve teşekkürlerini ifade eden halifeye hürmetle mukatebe etti. bir yandan da batıya doğru fütuhata devam etmek hususunda Tuğrul Bey'in düşünce ve siyâsetini tamamiyie takviye etmekte idt. Fakat. Anadolu hududundan da Yâkutî'yi süratle yanına çağırdı ve Rey civarındaki savaşta (1059) âsi orduyu mağlûp etti. Basra ve havalisini zapta girişmiş.Yınal karşısında müsbet netice alamayan Tuğrul Bey Bağdad'dan yardım üsterken. Gird-i kûh kalesine çekilmiş ve vezir Amîd'ül-mülk tarafından kuşatılmıştı. Alp Arslan Rey'de 7 cemâziyelevvel 456 (27 nisan 1064) 'da tahta çıktı. aynı zamanda Abbasi halifesini himaye etmek yoluyla sünnî İslâm dünyasının müdâfaasını da üzerine almış bulunuyordu. Bağdad'a kadar ilerlemiş. Bağdad'da kendisinin yaptırdığı sarayda halifenin hetjiye ettiği. Arslan'ül-Besâsîrî'nin Fâtımîler'den aldığı yardımlarla Rahbe'de kuvvet toplaması üzerine ona karşı gönderilen Kutalmrşfın yenilmesi (1057 ocak) Tuğrul Beyi sefere zorladı. mağlûp oldu. kardeşi Çağrı Bey'in oğlu Süleyman'ı veiiahd göstermişti. yıllık tahsisat ayrıldı. Bağdad'a ulaşan Tuğrul Bey. BesâsîrTden kurtularak dönen halifeyi karşılayıp katırının dizgininden bizzat çekerek. sevildiği bir bölgede olduktan başka. Amîd-ül-mülk'ü azlederek yerine Merv'de iken kendi veziri bulunan Nizâm'ül-mülk'ü hükümet başına getiren ve yüksek devlet makamlarında değişiklik- . HUBN*-Aruz ve adamlannrtş*yakalanması ve hapsedilmek Bö. Bu arada ordu başında Rey'e gelerek kendisini sultan ilân etmiş olan Kutalmış. vazifesinden izinsiz ayrılması halifenin aracılığı ile cezalandırılmayan İbrahim Yınal'ın Fâtimîler ve BesâsîrTnin de tesiriyle açıktan açığa isyan ettiği haberi üzerine geri döndü ve âsi şehzadeyi takibe başladı. Alp Arslan ile Damgan civarında karşılaştı. Nikâh ağustos 1062'de kıyıldı. kıymetli taşlarla süslü. Buveyhî hükümdar* ei-Melik'ü^Rehîm. fanının bastırılmasından sonra İbrahim Yınal'm da emir almaksızın Musul'dan ayrılarak eski bölgesi Heme-dân'a gitmesi üzerine. Bu sırada Tuğrul Bey'in pek sevdiği ve devlet işlerinde nüfuzu olan zevcesi öldü ve Tuğrul Bey hatife el Kaaim bi-emriilâh'ın kızıyla evlenmek istedi. Aynı ay içinde harekete geçen İbrahim Yınal ve Yakut? ile birlikte sultan Musul'a yönelince Besâsîtf SuriyeVe 'kaçtı. Hâdise. eskisine 50. Bundan dolayı o. Bü durum. kardeşi Er-taş'ın Muhammed ve Ahmed adlarındaki oğullarının askerleri ile de hayli kuvvet- lemnfcg olan Ibranim.

Tuğ-tigin.ttltuhata dewam etti. Sonra huzura gelip tâbiyet arzeden prens Gagik ile birlikte Kars'a girdi. yahut Anadolu üzerine gelen kuvvet oradaki devleti tamamen ezecekti. tahrip müfrezelerinin mümkün mertebe az kayıpla düşman askerî yığınaklarını dağılmaya çalıştıkları. yanında bulunan oğlu Melikşah ite vezir Nizâm'ül-mülk de Araş nehri boyunda Sürmari (Sürmeli Çukuru)'yi ve kiliseleriyle meşhur müstahkem Meryem-nişîn kalesini ve civarları zaptetdiler. Men/e gîtti ve orada oğlu Melikşâh'ı sonraları Terken Hâtûn (Celâliye] diye meşhur ve Mefikşah üzerinde çok nüfuzu olan bir Karahanlı prensesi ile evlendirdi. AN kasından Kirman meliki Kavurd'urrson isyanımda batıran (1067) ve KirmarYdü* Şîraz'a doğru hareketle Istahr kalesini tâbiiyete alan Alp Arslan. Sultan Ni^âpOr. Kare gibi muhitti strateji merkezlerinin ele getirilmesi îte orta ve kuzey Anadolu'ya doğru akınlar îorasr hayli kolaylaşmış oluyordu. surlarıyle meşhur. Tuğrul Bey zamanından beri Azerbaycan ve Erran'da Bizans'a bağlı Ermeni. Alp Arslan'ın dikkat ve ısrarla tatbik edegeldikleri akınların daha ziyade askeri yönden ehemmiyetli yollarla. Gürcü ve Abhaz tfökû^arterimn mağlûp ecfamesi ve Gence. Sepîd-şehr'i hücum ile ele geçirip. direnme noktalarını hırpalamak. uğrak mahalleri tesbit edilmişti. Bunlar kendi ülkelerini yağmalıyorlar. Sâlar-i Horasan ve diğer başbuğların idaresinde hareket eden bütün bu kuvvetler Yâkutî'nin emrinde olup. diğer kardeşi Ityas Tuharîstan ve Saganiyan'a. Yine bu yıllarda Ğümüş-tigin. kalabalık Bizans kuvvetlerinin barınağı kaleler civarında teksif edildiği. Türtaefifler kollar hâlinde Ermjrum. Arslan Argun Hemedân ve Sâve'de bulunmuşlardı. sultana "Ebû'l-feht" unvanını vermiş ve bu büyük sefer Bizans İmparatorluğunu Alp Arslan ile anlaşma teşebbüsüne mecbur etmiştir. onları da yanma alarak. yâni Bizans İmparatorluğu olmak üzere iki kuvvet karşı karşıya gelmişti. harb malzemelerine karşı faaliyet gösterdikleri. e . Ani'ye yürüdü ve şiddetli hücumlarla bu şehri zaptetdi (16 mart 1064). Tutuş Sâ$ ye'de. yani Türkmen kuvvetlerinin fasılasız olarak akınları* devam ettikleri 'ıteOrta-Asya'dan kalabalık kitteter hâlinde buralara âdeta akan Türkler sebebiyle. Daha sonra diğer oğlu Ayaz. Ziyaretten sonra Harezmlri rftöfkezi Gürgenç üzeHhden MerVe dörtftri (Mayıs 1066) Suttan Afp Arsteh'ın bu ilk Türkistan seferi ile eski ataları ökesinin Mâverâünnöhlr'e komşu tarafları Sölçuklu devüaüine bağlan*. kardeşi Süleyman Belh'e . bilhassa eyaletlerdeki ve bu arada Anadolu'daki askerî birlikler yiyeceksiz ve parasız bırakılmıştı. ahâliyi yıldırmaktan ibaret. her tarafa fetjhnâmeler yazılmış. yıllarca süren hazırlık devresinin tek hedefi Anadolu'yu atmak ve onu Türk yurdu haline getirmekti. ona ve mücahitlerine teşekkür eden bir beyanname neşr etmiş.Malarzgirt Meydan Muharebesi: Uzak bozkırlardaki yurtlarından bir daha dönmemek üzere gelerek . Hazar Denizi kenarındaki Mankışlak'ta Kıpçak reisi ile sava§arak*OTu itaate mecbur etti ve sonra büyük babası Selçuk'un mezarını ziyaret etmek Oz^mt Cend'e yöneldi. Tâbiiyet arzeden Cend hâkimi. sultühı Sabrâtfda hediyelerle karşıladı. Mes'ud Bagşur'a ve Mevdud Isfizârîk gönderilmişti. muharebe etmeden. sultanın umumî talimatına aykırı davrananların ağır takibata uğratıldığı bu harekâtta bütün faaliyetin belli plân dahilinde yürütüldüğünü ortaya koymaktadır. Kavurd meselesini hallettikten sonra. Selçuklu hizmetine giren ve bu devletin şuurlu sövk ve idaresi altmda Bizans sınırlarına yığılan Türkmen kütlelerinin. dağılmışlardı. Sonra oğulları m akrabalarını ülkenin çeşitli yerlerine "melik" tâyin etti. Muş ve civarına kadar sokulmuşlar. zaptedilmesi zaruret hâlini almış olan Anadolu üzerine teksif etti. Sultanlar hassa ordulariyle imparatorluğun başka cephelerinde meşgul bulunurken. Sivas'ı zaptemişler (1060^ ve imparator Konstantinos Dukas'ın gönderdiği Bizans kuvvetlerini (1061) de mağlûp etmiçbırdi. Togan-şaf? Herafa'melik" olmuş. îftfiyar amcası Musa Mâzenderân'a. kendisi Erran'da Lori küçük Ermeni kırallığını itaate aldıktan sonra. Böylece 1071'den önceki yıllarda. Ya Bizans bütün doğu sınırları boyunca yükselen ve serpintilerini kendi içinde hissettiği bir istilâ çığını mahvedecek. 1065'te doğu seferine çıkan Sultan'*Âlp Arslan Ceyhun'u geçerek Türkistan'a girdi. Böribars Herat'ta. 1067'de Malatya'ya kadar gelen Afşin idaresindeki Türkmenler'e karşı duramamışlar ve onun Kayseri'ye akınına engel olamamışlar. Sâiar-i Horasan ğfbi bey ve kumandanların idaresinden Türkmen boyları. kışları Azerbaycan'a dönüyorlardı. erzak depolarına. Sultan Alp Arslan 1064 baharında Azerbaycan'a hareket etti. İlk bakışta intizamsız Çeteler tarafından yapılmış gibi görünen bu akınlar hakikatte başıboş olmadığı gibi. Hâdiselerin gelişmesi M kuvvetten birinin diğerini mutlaka yok etmesini zarurî kılıyordu. Sultandan emir alan Türkmenler'in hücum noktaları gayet iyi tertiplenmiş. Selçuklular'a tâbiiyeti kabul etmiş küçük Arap hükümetlerinin sıralandığı güney sınırlarından Anadolu içlerine akmaktaydı. bizzat halîfe Alp Arslan'ın başarısını belirten. Buna göre. diğer taraftan Kızılırmak bölgesine kadar ilerleyerek. diğeri de eski parlaklığının artığıyle geçinmeğe mecbur bir heyûlâ. Rey'e dönen Alp Arslan. Ani'nin fethi İslâm dünyasında büyük memnunluk yaratmış. eski Türk harp usûlüne uygun tarzda. Kilikya taraflarında dolaşan Türkmenleri püskürtmek üzere gönderilen general Nikephoroe Botaniateafcuvvetteri. Arslan Argun Harezm'e. Malazgirt sahrası ferinin bu kesin mücadelesinin vukua geldiği yer olmuştur. Afşin. fakat fasılasız olarak. Dînar. Malatya ile Şarkî-Karahisar (Kolania)'ı ele geçirmişler. Kapar. yakınlarında 'cennet-1 âlâdan bir örnek olan Radgân'a gelerek. Süleyman'ın yerine Befrfte. Nihayet kendilerine yeni bir yurt edinmek mecburiyeti ite savaşan Türkmenler'in ruhî durumları da unutulmamak gerekir. gelecek istilâyı kolaylaştırıcı vazifelerini yapıyorlardı. oğullarından Arslan-şah Merv'e. Esasen Azerbaycan'daki Türk kte leteri Bizan&'a karşı. hareket hflindeydi. UriaVı ku^rnışbr.262 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 263 ler yapan Sultan Alp Arslan. Ahmedşah. Ahfat. esas gayede sadece ganimet elde etmek değildi. yaklaşan tehlikenin pek farkında değil gibi idi. onun üç oğlu adına. Bizans. arkasından Bagrat hanedanının başkenti olup Bizans'a bağlı buluna/ı ve Rumlar tarafından müdafaa edilen. Gürcistan'a girerken. üstelik yayla Iklirttf ve bol otiaklariyfe kendi yaşayışlarına son derece elverişli hayat şartlarındaki Anadolu'ya el koymak istemeleri kadar tabiî bîr'ştey olamazdı. gidecekleri şehir ve kasabalar. yerine geçen imparatoriçe Eudoxia zamanında Doğu-Roma dahil? karışıklıklar içinde bulunuyordu: Sarayda menfaat esasına göre kurulan grupların yersiz müdahaleleri yüzünden sarsılan imparatorlukta ordu iyice ihmale uğramış. Ani. Türk baskısının . artık bundan sonraki bütün gayretlerinibtfı cephesine. Türkmenler ve akıncılar. İmparator Konstantinos Dukas'ın ölümüyle (1067). bîri dikkati çekmeyecek derecede ufak gruplar halinde görülen TGVkmen kûtieterî. Küçük çapta. Ertaş'ın iki oğlundan. Cemcem. oğlu Melikşah'm vefiaüıdllk törenini yaptırdJ ve aynı yıl ortasında (Temmui 1066) Nişâpur'a gîttf.Tuğrul Bey'in. halkı soyuyorlardı. düşmanı yormak. Oğlunun başarısından çok memnun olan Alp Arslan.

bu arada kendilerine güvenemediği Nikephoros Botaniates ve benzerleri gibi değerli kumandanlarla ter kısım askerini İstanbul'a iade etmişti. askerî kabiliyeti. Bizans topraklarının hiç bir yerinde ciddî mukavemet unsurunun mevcut bulunmadığı yolundaki rapor kendisini takviye etmlşü. ne de onların Ahlat üssünden hareketle tâ Eskişehir yakınlarında Amorion'a kadar sokularak. onu İstanbul'a götürdü. Denizli yakınındaki Honas (Khonae) şehrini yağmalayıp. 1070 senesinde Mekke emîri İslâmiyetin iki büyük merkezinde. veya gerilere püskürtmek maksadı ile sefere çıkan Diogenes programım tatbik edemiyor beklenmedik yerlerde ansızın ortaya çıkan akınca dolayısiyle sık sık yötr^teöiştirmeye mecbur kalıyordu. Memleketini barışa kuvuşturmayı birinci vazife sayan yeni imparator. ölen imparatorun kardeşi Caesar loannes Dukas ile birlikte. Ancak imparator bu dolaşma esnasında ne Nik sar'ın Türkler tarafından tahrip edilmesini. Diogenes cesareti. Nitekim bu sene. imparator idaresindeki Bizans ordusunun doğu Anadolu'ya İlerlediğini haber ahr almaz. Romanos mağrur. fakat aldığı esirleri öldürten imparatorun önünden muntazaman gerileyen Türkmenler'e karşı herhangi bir başarı eldö edemeden başkentine dönmüştü. tahrip ettikten sonra. seferden alıkondu. islâm kaynaklarında etraflıca tasvir edildiği üzere. Bizans orduları Anadolu'da iken. Malazgirt ile Ahlat'a karşılık. MOhimrakta. yola koyuldu (13 mart 1071) ■ O sıralarda Alp Arştan Suriye seferine çıkmış bulunuyordu. Maliyenin bozukluğu dolayısiyle askerleri erzaksız ve silâhsızdı. Yerine yola çıkan doğu orduları başkumandanı Manuel Komnenos Sivas civarında Er-Sığun tarafından mağlûp ve beraberindeki Nikephoros ile birlikte e$r edildi. Süryâni tarihçisi Barhebraeus'un rivayetine göre.Şüphesiz bu hâdiselerin zoru İle Romanos Diogenes meseleyfcfcöteöıjden halletmeğe karar verdi ve kalabalık blror-du başında. bir akıncı grup Kayseri'yi yağmaladığa gibi. sultanın emri ite Afşin tarafından tpHpi ediliyordu. nâzik durumunu farkettiği âsiyi Bizans'a gitmeye ikna ederek. çeşitli İslâm ülkelerinde eskiden olduğu gibi Abbasî hutbesi ikâme edilmekte ve Selçuklu sultanının hâkimiyeti tanınmakta idi. Uzlar'dan.000 kadarım irakhaniotes ile Norman şeflerinden Urseilus kumandasında. seferinde Kayseri-Sivas-Divriği-Toroslar-Haleb yolunu takiben güneye inmiş. derhal geıf döndü (? nisan 10T»^ çünkü o âna kadar Anadolu'nun fütuhat bakımından olgunlaşmasını bekleyen sultan. Alp Arslan'ın Suriye'den. *>radan Şam'a yürüdüğü srrada. Bizans elindeki Urfa'yı uzunca bir kuşatmadan sonra. Görüldüğü üzere temel siyasetinden biri olan Fâtımîler ile mücadele tesirini göstermekte ve Selçuklu devleti kuvvetini arttırdıkça. Halbuki Türk istilâ yollarının üzerinde bulunan Malazgirt ve Ahlat. Fakat yine aynı kaynaklara göre. Anadolu fütuhatı bakımından fevkalâde mühim mevkilerdi. Oğuz Yıva boyunun başında bulunan bu Türk kumandanı. Ahlat'a şevketi. Selçuklu ailesinden olup. Esir Manuel. yoluna devam ederek . Fakat uzun zamandan beri ilk defa ordunun başında bir imparatorun bulunuşu kayda değer bir hâdise teşkil ediyordu. Azerbaycan'dan güneye inerken. Türk ordusunun iaşesini güçleştirmenin uygun olacağını Heri sürüyorlardı. Kendisine olan güveni dolayısiyle ordusunu parçalamağa başladı. yüzbini aşan bir ordu Be. mart 1068'de Franklardan. rakipleri Emîr'ülcüyûş Bedr'ül-cemâiî ile diğer kumandanlara karşı Alp Arslan'dan yardım istediği ve onu Suriye'yi zapta teşvik ettiği zaman sultan. ana siyaseti icabı. Anadolu'da yürüyüş hâlinde olan imparator. 1069'daki. fakat Mikaphoros Bryennios ve loseph Trakhantotes 8** tecrübeli ve ihtiyattı kumandanlar memleketten uzaklaşmanın tehlikeB olaca^nu nihayet Erzurum'a kadar gidilebiliceğlni.000 araba taşıyor. Anadolu kiralarının yığınak yeri olan Sakarya kıyılarına gelmiş. İmparatorluk ordusunun ağırlığını 3. Makedonyalılardan acele topladığı ordu ile sefere çıktı. 1-200 kişi tarafından kullanılan muazzam bir mancınık bulunuyordu. Palu ve Sivas bölgelerinde harekâtta bulunmuş. 1070'te tekrar muharebeye hazırlanan Diogenes. bütün bu hâdiseler boyunca teşebbüsün dataWWMer elinde bulunması idfc Türkler'i yok etmek. M eyöfarikîn (Silvan). Sivas'a gelen Diogenes. Abhazlar'a yardım bahanesi ile fakat hakikatte ordusuna erzak temin . Haleb'e indi. tahta çıkışından iki ay kadar sonra. Alp Arslan'ın enW tesi idi ve saltanat dâvasına kalkıştığı için. Diogenes ertesi yıl. atılganlığı. Afşin bu nünasebetle Phrykia bölgesine girmiş. general rütbesi ile Malatya kumandanlığına tâyin edilen Ermeni Philaretos'u kaçarak imparatora sığınmaya mecbur etmiş. bunlan takip eden türlü muhasara âletleri arasında. vakit geçirmemek maksadiyle. Menbic'i Selçuklular'a bırakmayı vâdediyordu. O zaman batı Anadolu'dan dönen Afşin'den aldığı. franklar ve Uzlar'dan 10. Sardika (Sofya) dukalığî^amanmda Peçenekleyr'e karşı başarılar kazanan Romanos Diogenes'i. böylece Diogenes 1 ocak 1068'de irr^arator ilân edildi. Mekke ve Medine'de hutbeyi el-Kaaim adına okutmağa başlamıştı. 1* kısmını da. İmparator Diogenes uzun hazırlıklardan sonra. Bütün belirtiler imparatorun kesin netica almak maksada» güttüğünü ve mümkün olduğu takdirde. burada yeniden tertip ve tanzim ettiği ordusunda bazı tensikat yapmış. Haleb hâkimi Mirdâ-sîler'den Mahmöd'u huzuruna getirtip. İmparator Diogenes'»' faal durumuna ve uzun cevelânlarina rağmen Anadolu'ya TOrk hücumları gittikçe artıyor ve daha uzak bölgelere yayılıyordu. dalkavukluktan hoşlanan bir adamdı. doğu Anadolu'da Ermeniler tarafından korunan Bizans'ın müstahkem kafesi Malazgirt'i bir hücumda zaptetti. Sultan müsbet cevap vermedi. ayrtcfeğpn» öğrenincş bir harp meclisi toplayarak yapılacak işleri görüntü. lüzumlu tedbirler alındıktan sonra sultanı orayaçrtmenln» hattâ etrafı tahrip ederek. Anadolu'nun yıpratılması siyasetini. bu meşhur şehri yağmalamalarını önleyememişti. artık Bizans'ın çıkarabileceği son ve en kalabalık kuvvet ile hesaplaşmak zamanının geldiğine inanmıştı. kendisine koca seçti. Dakas'ın taçtan mahrum bırakılan oğullarının taraftarı feyselof Mikhael Psellos dışında bütün Bizans tarihçileri taralından belirtilmektedir. Diogenes bu. Aynı yıl içinde Mısır'da iktidar mücadelesine girişen Hamdâniler'den Nasr'üd-devle. İran'a kadar ilerlemeği tasarladığım göstermekte idi. ikinci seferinde Kayseri. hemen harekete geçti. Onun gururunu okşamakta menfaat umanlar Selçuklu devletten merkezine yüfOm^ö* teklif acByorlar.kendine güveni fazla. hükümet darbesi teşebbüsünden suçlu bulmasına rağppen. Türkleri Anadolu'dan sürmek ve arkasından İran'a yürüyerek Selouklu başkentini zaptetmek azmi ile. saraydaki muhaliflerin tesiri Pe. başka Türkmen akıncıları da memleketin ortasındaki i AnatolfltB eyâletinin merkezi zengin ve nüfusça kalabalık Konya'yı tahrip etmişler ve Kilikia geçitleri Kataturias tarafından tutulmasına rağmen. geçilecek yolların emniyetini sağlamak vazifesi 8e. Âmid (Diyarbakır) ve havalisini tâbiiyetine aldı. diğer müfrezeler de. güney yolu ile Haleb'e ulaşrrâğa muvaffak olmuşlardı. İlk Bizans elçisi orada yanına geldi. Menbic'i zaptetmiş ve kış aylarında İstanbul'a dönüşünde büyük törenle karşılanmıştı. imparator bu tavsiyeleri dinlemedi ve Iran içine dalmak niyetiyle Erzurum'a geldi.264 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHÎ 265 artmaeı imp&ratoriçeyi idarenin başına Wr erkeği getirmeğe mecbur etf/flb o asîl bir aileden olup. sabırla takip eden Sultan Alp Arslan her gün biraz daha hedefine yaklaşmakta İdi. akınlarını Marmara sahillerine kadar uzaHuştı.

iaşe güçlüğünü de he saba katan sultan. Müşterek gaza fikri ve Anadolu'yu ele geçirme gayesi onları birleştiren unsurlardı. görüldüğü gibi. Kaçan Bryennios'dan izahat alan Diogenes. seri manevra kabiliyetine sahip süvarilerden kurulu idi. memleketin diğer bölgelerinde çıkması muhtemel herhangi bir karışıldığı önlemek veya harp sahasına taze kuvvetler gön dermek üzere. mahdut miktarda asker zanneden ve im paratora da öylç bildirmiş olan Basiiakesff mağlûp ve esir ettiler. Haleb'den ayrıl dıktan sonra.000. yaKınındaki Zihva sahrasına geldiği zaman. yazdığı bir mektup ile imparatora. İslav. Yolda Ermenistan ve Bcezîre birlikten kumandanı Basilakes Magistros maiyetindekilerle imparatora iltihak etrniştiiO civardaki «teans kumandanlarından Leon Debatanes. idare adamları ve kumandanların oğlu velîahd Melikşah'a tâbi olmalarını vasiyet ettikten sonra. Tuğrul Bey zamanından beri hizmet gören yaşlı ve yorgun Irak-ı Acem kıt'alarını terhis ederek. sultanın anlaşma isteğini onun muharebeden kaçındığı şeklinde anlayarak. Diogenes yabana askerlerin durumlarından şüphelenerek. çoğu piyade olmak üzere. Imparafor tarafındaç hemen ona yardıma gönderilen N. Alp Arslan. Fakat. Basilakes kuvvetleri ile sultanın öncüleri arasında ilk çarpışma vukua geldi (24 ağustos). Ancak alınan red cevabı ordudaki savaş azminin artmasına yardım etti. zaferden emin bir hâlde. O gün akşam karan lığından itibaren Türk okçuları Btoans ordusunu tacize başlamışlar ve gece düj-. yukarıda söylediğimiz çarpışma Türk zaferi İte neticelendi. Bir İslâm mücâhidi olarak. yük zafere alâmet sayılarak. Tutak ve diğer Türkmen beylerinin emrinde aynı derecede çetin ye akınlarda iyice pişmiş Türkmen birliklerini de ilâve etmek lâzımdır. Bütün camilerde cuma hutbesinde okunmak üzere. fakat bu. ordudaki herhangi bir erden farklı bulunmadığını göstermek üzere. sultanın barış teklifinde bulunması tabu idi. ok atmakta mahir ve her birinin ayrıca birer yedek atı bulunan. bir süvari birliğini ileriye sevketmişti.000. Norman. Mansur. önce doğuya yönelmiş gerekli savaş hazırlığım ya» parak ve kuvvet tedarik ederek kuzeye dönmüş ve Diogenes'in Malazgirt'! tehdit ettiğini haber alınca yürüyüşünü hızlandırmıştı. Uz ve Peçenekler'den kurulu Diogenes ordueu. İki gün önceki çarpışmada sultanın imamı fakîh Ebû Muhammed b. Bu ilk başarıda ele geçirilen ganimet arasında kıymetli bir haç.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 267 içjn kuzeye gönderdi. Fakat kadı Ibn'ül-Mahleban ile kumandan Sav-tigin başkanlığında gönderdiği hey'eti iyi karşılamayan imparator. Ibn'ül-Adîm. Abbasi halifesi aracılığı ile. Şam'ı zaptetmek üzere yeter sayıda asker bırakan Alp Arslan. Anadolu'ya yöneltilmiş tahrip seferleri devamınca dâima taşebbüsû ellerinde-tutmuş olan Türkler. islâm dünyasını âdeta seferber hâle getirmişti. 20. az sayıda. askerlere yaptığı hitabede: şehit düşerse. Bryennios da yaralı hâlde çekilmeğe mecbur oldu. sultanın korkarak Bağdad'a doğru çekildiğini bildiriyor ve Basilakes de bu haberin doğruluğunu tasdik ediyordu. öğleden az sonra her İki taraf muharebe nizâmını almıştı. Kappadokia. atının kuyruğunu eliyle bağladı ve ön saflarda çarpışacağını belirtmek maksadiyle de ok ve yayım bırakarak. Porsuk. Fakat bu iki kumandan. Alp Arslan büyük muharebeyi müslümanların mübarek günü cumaya tasadüf ettirmiş ve ordusunun maneviyatını takviye için. Abd'il-Melik'il-Buhârî'nin zaferin kesin olduğuna dair müjdesi bütün orduya duyurulmuştu. vurulduğu yerde gömülmesini. sultanın Ahlat'a bizzat geldiğini anladıkları zaman. müdâfîleri öldürttükten sonra.000 hassa askeri ile birlikte yekûnu 15-20 bin tahmin edilen sultan ordusu (Ibn'ülCevzî.000) Süleyman-şah. bir er gibi. ordusundan ayırdığı diğer bir parçayı. Basilakes emrinde. kendi saflarını terk ederek. kumandanlar içinde de zaferle alâkası olanların sayısı azdı. el-Kaaim'in hazırlattığı. man karargâhına kadar sokulan küçük süvari grupları. W parator merkezde idi. Malazgirt'ten hareket ederek Ahlat'a doğru ve Malazgirtln 10-12 km. Geri kalan kuvvetleri île Malazgirt1© yürüdü. 100. Phrykia ve Elcezîre kuvvetleriyle Balkan eyâletleri askerlerinden başka. 26 ağustos 1071 cuma sabahı Türk ve Bizans ordu 3HJI ları karşı karşıya mevzi almış bulunuyorlardı. Cebrî yürüyüş esnasında at ve de velerin çoğu ölmüş. sadece kütte savaşı yapabilen bu ağır hareketli ordunun çeşidi zümreleri arasında tam bir anlaşma ol- madiği gibi. Gevherâyin. Selçuklu süvarileri kendilerini hâlâ Ahlat garnizonuna bağlı. Buna karşılık. müzakerelere ancak Selçuklu başkenti Rey'de başlanabileceğini söylemiş. 4. son bir barış teklifinde bulundu. Ibnü Munkiz. sağ kanadına Nlkephoros Bryennios emrindeki Rumeli kıt'alarını .000. Disiplin altında hareket etmesini bile* sTürk birlikleri arasında anlaşmazlık da yoktu. Gürcüler'den ve ücretli Frank. Herhalde buna Artuk Bey. devlet ve din uğrunda döğüşüceğini. Bu sür'at ile fazla kuvvet taşımanın zorluğuna ilâveten. kuvvetleri ile birlikte Fırat'a doğru çekilmiş bulunuyorlardı. aman vermesine rağmen. Ahlat civarında hücuma uğrayan kıt'alarına yardıma gönderdi. 16. sol kanadına Anadolu birliklerinin başında Kaopadokialı Aleates'i. bu vadiye hâkim tepelerin Türk niüfrezelerî tara fından tutulduğunu gördü ve olduğu yerde karargâhını kurdu. Vakıa Alp Arslan Musul İstikametinde Herlemiç îdi.000'den aşağı değildi. Çatışma saatini cuma vaktine kadar tehir eden sultan. Bağdad'a halifeye ulaştırılmak ü^are Hemedân' da bulunan Nizâm'ül-mülk'e gönderildi. Daha 26 ağustos gününün erken saatlerinde Peçenek ve Uz kıt'alarından mühim bir kısmı. karısı hâtûn ve şehzadelerle birlikte Hemedân'a yolladıktan sonra. ^ İki ordu arasında sayıca fark büyüktü. ordugâhında kalan üz ve Peçenekler'e "tendi usûllerine göre" sadâkat yemini ettirdi ve önceden Ahlat'a sevketnriiş olduğunu gördüğümüz Trakhaniotes ile Frank Urselius'un geri dönmelerini emretti. 13. metni Ahbâr~öd-Devtet'is-Selçukfye?de kayıtlı dua her tarafa gönderilmişti. Diogenes nisbeten zayıf bir kuvvetin koruduğu Malazglrtl teslim olmaya zorlayıp. son hesaplaşma saatlerinde de duruma tamamen hâkim bulunuyorlardı. Bizans ordusunun durumunu öğrenmek için. bilhassa Fırat'ı geçerken ağırlıklardan bir kısmı harap olmuş tu. Bu esnada Bizans ordugâhında da dini törenler yapılıyor. Ermeniler'den. soydaştan olan Selçuklular tarafına geçmişlerdi. aralıksız hücumteiriyte. bir hükümdar olarak değil. kılıç ve topuzunu aldı. darbeden önce. ilâhiler söyleniyor. Böylece Türk ordusunun öncüleri ile Bizans kuvvetleri arasında vukua gelmiş olan. muharebeye iyice hazırlık yapabilmek ve BitHs üzerinden Malazgirt* ulaşmak bakımından o yolu daha elverişli saymasından ileri geliyordu. fakat genç ve dinç bir ordu ile Ah lat'a ulaştıktan ve veziri Nizâm'ül-mülk'ü. Sibt. Ahbâr. Imâd'üd-dîn 14. Ibn'ül-Esîr. bü-.' onları takatsiz düşürmüşlerdi. hattâ İsfahan'da kışlamak ve hayvanlarını Hemedân'a göndermek niyetinde olduğunu da açıklamıştı. ellerinde renkli bayraklar ve büyük haçlarla saflar arasında dolaşan asil-zâdeler ve ordu papasları askeri teşcie gayret ediyorlardı. hep birlikte kılınan namazdan sonra» beyazlar giyinmiş ve kokular sürünmüş olarak. Bozan ve SavTigin gibi seçkin kumandanlarının idaresinde» meşakkatlere tahammüllü ve çoğu bozkır muharebe usulünce yetişmiş. savaşmak istemeyenlerin çekilip gitmekte serbest olduklarını Hân etti. kendisinin. onun Bizans'tan çekindiğinden değil.

Hûzistan. Müttefikinin öldürülmesi Alp Arslan'ı anlaşma hükümlerini silahla gerçekleştirmeğe zorladı ve haklı olarak o. İlk olarak Türk merkez kuvvetleri.ile. memleketine gönderileceği cevabı üzerine. Urfa. Tahta çıkışı sırasında başlıca tesiri yapmış olan Nizâm'ül-mülk vezirlikte bırakıldı. imparatorun faydası* çekilme gayretini maiyetindekilere bozgun şeklinde göstererek kaçmağa teşebbüs etmiş ve bu. Aristages.Alp Arsian Karaharriıfar'a karşı Doğuya hareket etmezden önce. memleketine iade etti ( 3 Eylül 1071). Karahanlı hükümdarı Şems'ülmülk Nasr Han ile o sırada Harezm'de bulurun melik llyas arasındaki savaş sebebi ile tertiplediği Mâverâünnehir seferi esnasında esir edilen bir kale kumandanı tarafından hançerlendi. gözleri oyuldu ve kapatıldığı manastırda ızdırap içinde öldü. imparator Aleksios ile dostluk kurabilmek için. savaşın tekrar başlamasından tek sorumlu. akşama doğru. hattâ Anadolu'nun fethinden sonra dahi Suttan Melikşah'ın. Geaser loannesto oğlu Andronikos'u geride yedek kuvvetlerin başında bırakmıştı. pusu ve uzak muharebe esasına dayanan bozkır savaş usulünde ve Türk ordusundaki maneviyat yüksekliğinde aramak daha doğrudur. Mateos.kumandanı Andronîkos. Metni elde bulunmayan anlaşmanın kaynaklarda tesadüf edilen bazı raddelerine göre. Şîraz ve İsfahan'da bulunduğu bilinen ve tecrübeli erlerden kurulu 15. Bu cüzi kuvveti bir anda ezmek hevesine düşen Oiogenes bütün ordusu fle karşı taarruza kalktı ve çekilmeğe başlayan Türk-4er1» takip etti. Kılıç hakkı olan anlaşmayı yürürlükte tutmak için kuvvete müracaat mecburiyetinde kalınmış ise. Selçuklularda terkini istemiş. Anadolu için yapılan meydan muharebesinde Alp Aralan gibi bir hükümdarın toprak telebinden feragat etmesi beklenemezdi.*nuhafaza ettiği tt kdirde mümkün olacağına İşaret etmiftL. Zamanın Bizans tarihçiçi Bryennios'un Türkler'i barışı bozmakla suçlandırması doğru değildir. yakalandı. Bizans topraklar»»» giren Diogenes. Mikhael'in orduları tarafından Sivas'ta ve Adana'da mağlûp edildi. pusuların bulunduğu yere kadar gelip dayanmıştk Türk ordusuna umumî ftöcum emri verildiği zaman hatasını anlayan imparator çekilmeğe çalıştı ise de. t. teklifleri kabul eden Diogenes. Diogene'in muharebeyi idarede gösterdiği beceriksizlik (Psellos) âmillerden biri olarak zikredilebilir ise de. sultanın huzuruna getirildi. Bu nünasebetle kaydetmek yerinde olur ki. yanlardan ve düşman ordugâhı istikametinde sarkan süvarilerle geriden sarılmış ve bir çember içine alınmıştı. Yaralı olarak esir edilen Diogenes. sultan. Diogenes'i ve onun ile alâkalı her şeyi unutmak isteyen. Böylece şecaati ile meşhur ve Türk ve telâm tarihinin en seçkin sımalarından biri olan bu büyük hükümdar 25 kasım 1072'de vefat etti. imparator. Adud'ud-devle lakabını ve Burhân-u emîr-il-müminîn unvanını taşıyordu. Türkler'deki malûm hâkimiyet telâkkisi dolayısiyle çıkması kuvvetle muhtemel kardeş kavgalarını önlemek için. Zonaras gibi o devir tarihçilerinin belirttikleri üzere. yolunda bazı Batılı araştırmacılar tarafından ileri sürülen iddialara Büyük Selçuklu İmparatorluğunun gerçek dinî ve askerî çehresi ve o devlet nazarında Anadolu'nun taşıdığı ehemmiyet karşıstnda fazla bir kıymet vermek doğru değildir. bir de Bizans İmparatorluğunun bulunması düşüncesinin Doğu âleminin zihniyetinde yaşadığı. lüzumu anında sultana askerî kuvvet gönderecekti. İstanbul'da Konstantinos Dukas'ın oğlu Mikhael'in imparator ilân edildiğini öğrendi ve bilindiği gibi. okçuların himayesinde hücuma geçti. Malazgirt zaferinden sonra. Karanlık bastığı sıralarda Bizans ordusu gittikçe daralan çember içinde imha edilmiş bulunuyordu. nasıl bir muamele beklecfiğini sormuştur: Diogenes'in. yahut Ermenilerin kaçması (Süryânî Mikhael). Alp Arsian tarafından maharete tatbik edilen sahte ffc'at başanlı olmuş ve ordugâhından hayli uzaklaşan imparator.000 altın ödeyecek ve Bizans imparatorluğu içinde mevcut bütün müslüman esirleri serbest bırakacak. Ermeni kıt'alarının da uzaklaşmasına sebep olmuştu. onu teselli etmiş ve tahtta kendi yanına oturtmuştur. 45 yaşında idi. ordusunu dört kısma ayırdı. bütün Anadolu'yu Bizans'a terke hazır olduğu v. yahut zincire vurularak telâm ülkelerinde dolaştırılacağı veya pek zayıf ihtimalle. Çünkü. maiyetindekiler ve diğer esir asilzadeler ile birlikte. Kaynaklarımızda belirtildiğine göre. Malazgirt. fidye olarak bir buçuk milyon altın vereoek* ayrıca ımr sene 360. Ebû Şucâ künyesini. Alp Arsian ise. değildi. kendisi ile bir ittifak anlaşması yaptığı Diogenes'i bir hafta kadar hususî çadırda bir hükümdar gibi misafir ettikten sonra. arazi devrinin kendinin ancak tacı . Mateos). Bizans'ın Türklere karşı çıkardığı son ve kuvvetti ordunun Malazgirt ovasında imha edilmesi ile Bizans müdafaa şeddi yıkılmış ve Sultan Âlp Arsian islâm ve Batı dünyasında büyük akisler uyandıran bu zaferi ile Türk yurdu hâline gelecek olan Anadolu'nun mukadderatını tâyin etmiştir. bir Türk süvari kıt'asının muhafazasında. f • Büyük Selçuklu İmparatorluğu: . affedilip bir naip sıfatı ile. İtidal ve insanlık duygularının bir örneğini daha vermiş oluyordu.000 süvarilik bir kuvvetin başında bulunan oğlu Melikşah sultan İlân edildi (25 Kasım 1072). Sultan Melikşah hû» kümdarltğının ilk iki yılında sınırlan müdafaa ve babasının tahmin ettiği iç . düşmanın gerilerini tutmakta vazifelendirdiği üçüncü kısmı da müsait mahallerde mevzilendtrdi ve kendisi Diogenes'in karşısında mevki aldı. Alp Arştan. Bunlardan daha kalabalık Skisini muharebe sahasının yanlarından tepelerde pusuya yatırdı. yakalanan kurmay heyeti ile br iikte. Bizans ordusu cepheden. sultan onunla dostluk kuracağını bildirmiş. Kutalmış-oğulları ile Türkmen beylerine Anadolu'nun zaptına emretti. Menbiç ve Antakya'nın dolayları ile birlikte. Yedek kuvvetleıi. böylece anlaşmayı tatbik güçleşti. Sultan Alp Aralan. sultan imparatorun barış müzakerelerini reddini tenkid etmiş. imparatorluk salâhiyetleri alınan Diogenes.b. Merv'de gömüldü. gerçeği görmezlikten gelen Bizans olabilirdi.268 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ-----------------------------—-----------İ-----------------------------—---------------------*** yerleştirmiş. siyasî teşekkül olarak. Zonaras). Arazi meselesine gelince. ya öldürüleceği. bu galip tarafın başvuracağı en tabu hareket sayılmak lâzım gelir. veya imparatoru sevmeyen Andronikos'un muharebe meydanını terki (Bryennios. Bizans'la ilgilenmediği rivayeti. Bizans ordusunun askerî hatâlarını ©v/mfş ve nihayet ona. Büyük Suttan Melikşah: Alp Arslan'ın. esasen o zaman halifelik yanında. Alp Arslan'ın akıncıları başı boş bıraktığı. Böylece Türk sultanı merhamet. Alp Arsian Diogenes fle uzun uzun konuştu. velîahdliğini birçok kereler teyit ettirdiği ve evvelce Kafkas cephesinden başka Harezm. baştan beri anlattığımız şartlar altında. Sırf taktik bakımından Bizans yenilgisinin sebepleri şüphesiz yalnız Uz ve Peçe-nekler'in sultana katılmaları (Attaleiates. asıl sebebi Alp Ars-lan'ın dikkatli '3ir sevk ve idare ile tatbik ettiği sahte ric'at.

korkusundan Urselius ile anlaşma çareleri ararken. Sultan. tecrübeli nâzın. râfizî hıristiyan olan Pavlikyan'ların hıyaneti ite imparatorluktaki büyük feodal ailelerin tahakkümünü ve uzun zamandan beri harplerden yorgun düşen köylüden zorla toplanan ağır vergileri de ilâve etmek lâzımdır. meşhur ailelerden Komnenoslar'la arayı düzeltmiş. Bizans'taki iç anlaşmazlıklar yüzünden Anadolu halkı ihmal edimişti. Bizans ordusu mağlûp ve loannes. aynı zamanda amcası loannes Dukas sayesinde tacım muhafaza edebilmiş. karargâhı kuşatıldı: Fundalıklar içine kendisini dar atan Aleksios Komnenos canını kurtarmağa. ieyarı etmişü. Zira âsiler. Urselius'a karşı gönderilecek kuvvetlerin başına. Buna doğuda Ermeniler'in. Türkler'e karşı kullanılmak üzere ölmezler (Immortel) adı ile yeni birlikler teşkil edildi. muhalefetine rağmen. pekâlâ kendi işiyle meşgul olabiliyordu. para tedarik etti. Bu başarılarla ihtirası kabaran Frank reisi imparatorluğa filen hâkim olmak ümidine kapıldı. imparator ilân ederek istanbul üzerini yürüdü. Türk süvarileri müfrezeler hâlinde gezerlerken halk.270 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 271 kavgalarla uğraştı. Nizâm'ül-mülk'ün tavsiyeleri ite. Alp Arslan'ın Anadolu'nun fethi hakkında verdiği emir tatbik ediliyordu. Rastladığı küçük bir Türkmen müfrezesini bozdu. Urselius ile biraz önce çarpışan kuvvetlerin ar? kadan gelmekte olan asıl ordunun gözcüleri olması muhtemeldi. 2. hayatta olduğunu ve fidye miktarını öğrenebildi. hakikatte ondan daha çok endişelenmesi icabeden Nikephoris doğrudan doğruya Türkler'e müracaatı uygun buldu. bir Frank askerini cezalandırmak isteyen başkumandan Izak'a karşı Urselius cephe aldı ve bütün kuvvetlerini toplayarak. sonra İmparator olan. hattâ İzmit havâlisinde dolaşabilmeleri dikkat çekici bir durumdu. esir durumunda olan ahalinin kendilerine dokunmayan. Urselius tarafından esir edildi. mevkiinden uzaklaştırılmış olan loannes Dukas'm tâyini hususunda imparatoru ikna etti. Sivas'ta Urselius'un kuvveti gittikçe büyüdü. tarlasında çalışan bir köylü haber vermişti. Bu faaliyet artık geçici bir istilâ olmayıp. bir vatan kurma mahiyetini taşıyordu. Nikephoris. bir Türk ordusunun yaklaşmakta olduğu duyuldu. Bu hâl imparatoru. Karahanlılar ve Gazneliler'in hudutlar* tecavüz ettiklşni 1072* 1073 kışında amcası Kirman meöâ Kavurd. Kutalmış'ın oğulları Süleyman-şah. Doğu orduları baş kumandanı Izak ile kardeşi Aleksios böylece alkışlar arasında.b. İki hanedan arasında akrabalık kuruldu. Bilgin. Başkumandan Izak esir edildi. Meselâ İzmit civarında Komnenos kardeşlerin bulunduktan şatoyu Türkmenler'e. Bizans İmparatoru Mikhael VII. hattâ teyzesinin kızını Izak (Isaakios) Komnenos'la evlendirmek suretiyle sağlam bir birlik kurmaya muvaffak olmuştu. imparatorluk merkezin? tsfahan'a nakleden Melikşah'ın geniş ölçüde fütuhatı başladı. Bütün o havaliyi Urselius hâkimiyetine aldı (1073). otlaklarını terk edip şehirlere. Türkmen boylarının. Anadolu'nun Fethi: Bu gaileler ortadan kaldırıldıktan sonra. Geceleyin onun ordugâhtan ayrılmasına engel olamayan Izak. Bizans başkentine girmişlerdi! Daha 1072-1073'te. Onun için. ertesi gün âsiyi yakalatmak üzere kardeşi Aleksios Komnenos'u takibe göndereceği sırada. dönüşünde Ankara'ya uğradı. Diğer taraftan Harezmşahlar'ın atası Anuş-tigin ile Gümüş-tigin Bilge kumandasında gönderilen ordu Gazneli hükümdarı Zahîr'üd-devle İbrahim'i sulha mecbur etti. saray işlerinde mükemmel yetişmiş. Dolat maiyyetlerindeki kuvvetler ile. Memleket müdafaasını kuvvetlendirmek için. yoluna devam etti. Gerçekten Sakarya nehri üzerinde (Sivrihisar civarı) Zompi köprüsü yanındaki savaşta. Chrysopolis (Üsküdar)'! ateşe verdi. ancak Anadolu'yu büyük bir azimle adım . tek başına ve yaya olarak Ankara'ya varmağa muvaffak oldu. Türkler öteden beri savaşlarda keşif işine fazla ehemmiyet verdiklerine göre. Galatla (Ankara) ve Kappadokia bölgelerini yağmalıyor. Yukarıda bildirildiği üzere. Mansur. hem de. gîbı Türkmen reisleri de kendilerine bağlı Türkmenlerle Anadolu içlerine doğru hareket hafinde idiler. Bu suretle hem Bizans topraklarını müdafaa ettiği için öğünmek. fakat fevkalâde kurnaz ve hilekâr bir kimse olan Nikephoris eski nâzır. bizzat efendileri tarafından rahatsız edilmediği takdirde. işgallerini genişletiyor ve çeşitli bölgelerden batıya doğru ilerliyordu. Ankara. Kalede kar* deşleriyle karşılaştı: Izak Kappadokia'da fidyesi için biraz para tedarik ederek ve geri kalan kısım için rehineler bırakarak serbest kalmış ve buraya gelmişti. Ancak orada kardeşinin Türkler elinde. Nitekim Kayseri'de ana kütte ile vuku bulan çetin savaşta 'cesarette olduğu kadar sayıca da üstün" Türk ordusu karşısında Bizanslılar dağıldılar. yahut bu gibi şeylerle fazla meşgul olmayan imparatordan ziyade. Elinde mevkuf bulunan loannes Dukas'ı imparatora karşı kullanmağa karar verdi ve onu. Grek kaynakları bu adamın aynı zamanda paraya son derece düşkün olduğunu. mâlîye İşlerini bizzat eline alarak müthiş vurgunculuk yaptığını kaydediyorlar. harekât sırasında nasıl olsa hırpalanacağını bildiği İoannes'in itibarını sarsmak istiyordu. Melikşah'ın saltanatömtenırnamış. Sivas'a doğru yollandı. maneviyatı bozuk imparatorluk orduları ile değil. kalelere sığındıklarını Heri süren araştırmacılar mübalâğaya sapmış görünüyorlar. Malazgirt savaşından sonra ülkesine gönderilen Romanos Diogenes'in ölümü üzerine. köyleri. İki kardeş yanlarında yetmiş kadar atlı olduğu halde İstanbul'a doğru yola koyuldular. yâni Selçuklu İmparatoru Sultan Melikşah'ın henüz amcası Kavurd ile meşgul olduğu sıralarda. Bütün Anadolu ahalisinin ardı arkası gelmez Türk akınlarından dehşete düşerek. İmparator doğu orduları kumandanı tâyin ettiği Izak Komnenos'u Türkleri geri atmakla vazifelendirdi. Alp-Uîg. Artuk Bey ve Tutak v. tarlalarını. Sonra doğuya sefer yaparak Karahanlılar'ı memleketten çıkaran Melikşah'ın Sav-tigln kumandasındaki kuvvetleri Semerkand'a kadar ilerlediği zaman. işgal edilen yerlerde halkı soymayan ve daha ziyade stratejik mevkilerle zengin çiftlikler ve malikâneler arayan Türkler'e bir nevi kurtarıcı gözüyle baktıklarını tahmin etmek güç değildir. Yangını karşı sahilden seyreden Mikhael VII. İzmit civarında iki yüz kişilik bir Türk birliğine rasladılar. lûnce Kavurd'u <mlölûp ve esir etti (15 Mayıs 1073). kasabaları zorla işgal ve tahrip ediyordu. hadım Nikephoris'i endişeye düşürdü. Bu başarı Melikşah'ın memleketteki durumunu kuvvetlendir* ve hilâfet makamınca da saltanatı bundan sonra tastik edildi. Derhal İstanbul'a gitti. Türk kuvvetlen her gittikleri yerde koruma tedbirleri alıyor. kardeşi Aleksios da bulunuyordu.dürüst loannes Dukas'ı Anadolu'da inzivaya çekilmeğe mecbur etmiş ve kendisi nazırlık sandalyesine oturmuştu. Şems'ül-mülk Nasr af diledi. hatip. tamamiyle ele geçirme. Kappadokia (Kayseri)'ya geldikleri zaman. Sergüzeştçi ve disiplinsiz dört yüz kadar ücretli Frank'tan kurulu maiyetiyle Frank savaşçılardan Urselius'un iltihak etmesiyle takviye gönen Bizans ordusu Orta Anadolu'ya hareket etti. Maiyet efradını feda etmek bahasına Komnenos'lar burada da yakalarını sıyırmak imkânını buldular ve İstanbul'a ulaştılar. Izak'ın yanında.

Şehrin muhafızları. Gregoryen mezhebinde oldukları için. boğazlara yerleştirilmiş. Halbuki baskın yapanlar az sayıda olup Türk ordusunun öncüleri İdi. Artuk Bey onları fidyeleri karşılığında az sonra serbest bıraktı. bu tarihlerde Kastamonu bölgesi sahillere kadar Türkler tarafından istilâ edilmekte idi. sıkı dinî takibata uğratan Bizans'ın Selçuklu hamleleri karşısında boyuna gerilemesi Ermeni sahalarının kolayca Türkler'e intikalini mümkün kılmış. haydut. Kilikia ovasına. takip esnasında hayli zayiat vermiş ofan Urselius ile. Ahalisinin çoğu Ermeni olan Antakya şehrine el uzatmaya başladı. Bir aralık hâkimiyet dâvasına girişen bir Pavlikyan şef! bile zuhur etmiş ise de. Türkler ok yağmuru île mukabele etmekle beraber düşmanın takibini linürrtkün kılacak şekilde gerilemeğe başladılar. . yeniden ayaklanan ahali tarafından öldürüldüler. Hetum hanedanının atası Oşin gibi şefler arasında en mühimi olan Philaretos Brakhamios bizi yakından ilgilendirmektedir. Muharebede Konstantinos telef oldu. onu Urselius üzerine yürümeğe razı etti. eniştesi Konstantinos 1le birlikte karşı çıktı. Izak yaralı olarak esir edildi ve sonra Antakyalı'ların verdiği yirmi bin altın fidye karşılığında serbest bırakıldı. Antakya dükü loseph ölünce Philaretos bu şehri işgal için. Artuk Bey sür'afli bir yürüyüşle Bitftyr* a'ya yollandı ve ansızın Sophon'daki Frank ordugâhını bastı. temsilci olarak gönderilen Türk subayına şöyle diyorduk Urselius imparatorun olduğu kadar Sultanın (Melikşah) da düşmanıdır. üzerine gönderilen Nikephoros Palaiologos kumandasındaki Bizans ordusunu parça parça etti. Tutaka başvurdu. Frank. Diogenes'in düşmesi üzerine yeni imparatoru tanımıyarak Maraş bölgesinde bir prenslik kurmağa girişti. Mahmûd'un hakimiyetindeki Haleb'i kuşatmış. Süleyman-şah bu münasebetle daha güneye inmiş. loannes Dukas dört taraftan sarılmış olduklarını anladılar. doğudaki topraklarının korunması vazifesi ile doğu orduları kumandanlığını ona vermek kiyasetini gösterdi. Maraş. başka bir Türk pususundan kurtulduktan sonra. halkı tahrike girişti (1073). Bu zat o zaman henüz yirmi yaşında bulunan ve yukarıda adı geçen zeki ve siyasette pek mahir Aleksios Komnenos idi. maceracı Ermenileri etrafına topladıktan başka sekiz bin kadar ücretli Frank'ı da hizmetine aldı ve 20 bin kişilik bir kuvvetle Maraş havalisine yerleşti. yanından ayırmadığı. kaçmağa imkân bulamadıklarından yakalandılar. Fidyesi imparator tarafından ödenen bannes Dukas İstanbul'a döndü. Durum yeniden ciddileşiyordu. Büyük kısım Artuk Bey tarafından geçit yerlerinde. Esirler Phrykia'ya (Eskişehir bölgesine) götürüldü. Onun için ne sarayın. Bu sıralarda Kutalmış-oğlu Süleyman-şah Kilikia (Adana havalisi) bölgesini fetih ile meşguldü. hele Grek müdafaasının Malazgirt savaşından sonra tamamiyle çözülüşü. O devrin Bizans tarihçisi Attaleiates'e bakılırsa 100 binden fazla Türk bu savaş münasebetiyle İzmit'ten Üsküdar'a kadar olan sahaya yayılmıştı. Kumandınınız Tutak onu bize teslim ettiği takdirde üç büyük fayda sağlamış olacaktın Arzu ettiği kadar para. Mirdâsî Nasr b. DRmaçoğlu v. Tutak. Urselius'a bağlı bir* İlklerin Türk kuvvetlerine katılmasına karar verildi. Fakat bu anlaşmadan doğacak büyük tehlikeyi sezen Aleksios. ne de ahalinin asker ve kumandanlara güvenleri kalmıştı. Yalnız İmparator Mikhael bunlar arasında birini seçmek. Türk akınları neticesinde bu bölge Bizans'tan ayrıldığı zaman Ermeniler1 in yer yer kümelenerek küçük prenslikler kurdukları görülüyor ki. yanında olan Urselius'u tutuklu olarak Amasya'ya Aleksios'un yanına gönderdi. "Asya'daki bütün Grek topraklarına hâkim olmak için" Türklefle işbUği yapmak. Delûk (Ayıntab) ve Urfa'ya kaçan Ermeniler'in büsbütün kendi başlarına bırakılmasına sebep olmuştu. Tarsus. sonra da eski Kars kralı Gagig'in idaresine geçmişti. Nikephoris bunlardan Kappadokia'da kalabalık bir kuvvetin başında bulunan Artûk Bey ile temas kurarak. beyler yukarıdaki hâdiseler cereyan ettiği sırada çeşitli istikametlerde faaliyetlerini geliştirmekte idiler. Anlaşıldığı üzere. Gerileyen öncüler düşmanı ana çember içine çekmeğe muvaffak oldular. her M memleketi tahrip için bu ölçüde kuvvet toplayabilen bir düşmandan kurtuluş!'. Malatya'dan Sivas'a kadar olan sahada da dağlarda çobanlıkla geçinen Pavlikyanlar mühim yer tutuyorlardı. Niksar bölgesini tekrar tahribe başladı. Bizans imparatorluğunun her tarafında olduğu gibi. Ruben sülâlesinin kurucusu Ruben. Aleksios'un Anadolu'ya görünmesi ve aynı zamanda âsilerin yaptıkları tahrift zulüm ve tazyik dolayısiyle gelir kaynaklarının tükenmesi üzerine Urselius. Sizin- le yaptığı ittifakla hıyanet fırsatını beklemek üzere zaman kazanmak istiyor. karargâhı Birecik'ten hareketle Antakya istikametinde yürüdüğü görülüyor. Başıboş. | Philaretos Bizans hizmetinde bulunmuş ve Malazgirt savaşı esnasında Palu (Romanapolis) deki Bizans kuvvetlerine kumanda etmişi. Anadolu'nun fethine memur edilmiş ve Sultan Melikgeh'tan. takat Nasr esasen Sultan Melikşah'ın tâbilerinden olduğunu bildirerek muhasarayı kaldırtmağa muvaffak olmuştu (1074). Afşin. diğer taraftan da sultanın emri ile aynı bölgeyi açmakla vazifeli Artuk. Izak Süleyman-şah'ı durdurmak için. Tutak bu fförî mülayim buldu. kak. galeyanı tamamiyle söndürememişti. oradaki taraftarlariy le. zaptedecekleri memleketlerin menşurunu almış olan Kutalmışoğulları bir taraftan. Ermeniler'in müdafaasını üzerine alan. Aleksios onu İstanbul'a götürürken Paphlagonia (Kastamonu bölgesi) 'da. stratejik noktalar tutulmuş. öyle ki. Armeniak teminde (Amasya bölgesinde) topladığı kuvvetlerle Amasya. İşte 6 zaman Süleyman-şah'ın. Izak Komne-nos'u valilikle Antakya'ya gönderdi. İmparator olmak hülyalarını besleyen Frank kumandanı İstanbul'u zaptetmek hazıriıkterm^amamlâmak üzere Bithynia'da (İzmit havalisi) Sophon (Sapanca) dağıfia dönmüş ve ordugâh kurmuştu. Şu anda kollarınız arasına atılması korkudan Heri geliyor. yâni Amasya yatanlarında bulunan Tutak'ın yanına gitti. çekilen ku*^ vetleri yakından takibe koyuldu. Bfeans imparatorunun teveccühü. Karısı tarafından kurtarılan Urselius ise.b. Aleksios. Vaziyetin ciddileşmesi üzerine İmparator Mikhael. ayrıca bir müfreze de Urseli-us'un ric'at hattını kesmeğe memur edilmişti. askerleri dağıldı.272 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 273 adım zaptetmekte olan Selçuklu Türk kuvvetleriyle ortadan kaldıntablltedi. Urselius gibi. Türider'den yardım koparmak gayesiyle o civarda. karışıklıklarda eli olduğundan şüphelendiği patrik Aemilianus'u İstanbul'a yollamakla duruma kısmen hâkim oldu ise de. Tutak'ı zengin hediyelerle peşinen memnun ettikten sonra. işgal ettiği yerler eski Vaspuragan kralı Senekherim'in. Türkler'e yanaşmak zamanının geldiğini düşündü. fakat onları. Urselius bütün kuvvetlerini savaşa soktu. O da. karşı siyâsî taarruza geçmekte gecikmedi. kâh âsi Franklar tarafından boyuna bozguna uğratılmakda idiler. Karadeniz Ereğlisi'nde yine Türk müfrezeleriyle mücadele zorunda kalmıştı. Bizans ordulan kfih Selçuklular. burada da karışıklık hüküm sürmekte idi: * Doğu Roma imparatorluğunun Iberia Ve Mesopotamia temlerindeki Ermeniler yavaş yavaş Fırat'ın batısına geçmeğe başlamışlar ve buralarda koloniler vücuda getirmişlerdi. Her Jkl tarafa çok kötülükler yapmıştır.

274 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 275 Bu yıllardan itibaren Bizans bütün dikkatini Balkanlar*#eyirmeğe mecbur kal* di. N. Süleyman-şah'da kâh ihtilâlcilere. 9 temmuz 1073 de Bizans imparatoruna yazdığı bir mektupta Ortodoks ve Katolik kilisilerinin anlaşması zamanının geldiğini bildiriyor ve MikhaePin müsait davranması üzerine bütün hıristiyanlara hitaben 2 şubat ve 1 mart 1074 tarihli meşhur mektuplarını neşrediyordu. Durumdan faydalanan Tü&ler Anadolu'ya işgale devam etfiler: 1074 den itiba* ren Yeşilırmak ve Kelkit havzasını Artuk Bey'in feth ettiği tahmin edildiği gibi. 10|£ de Nikephoros Bryennios'un tiyanederek birçok yerleri ele geçirmesi ve imparator ilân edilerek İstanbul kapılarına dayanması. Bizans tarihçisi -I. Haçlı seferlerinin ilk alarmı sayılan bu davetinde Türkler'in "tehlikeli" ilerliyişini açıkladıktan ve İslamların hıristiyanları "koyun sürüleri gibi boğazladıklarını" şiddetli bir dille iddia ettikten sonra» din kardeşlerini kurtarmak üzere. Halbuki Avrupa. Selçuklu hâkimiyetine girmiş bulunuyordu. O zaman Martavkosta adlı Bizans valisinin elinden Konya'yı almış. şüpheli gözle baktığı BotaniasteSİ ortadan kaldırmak tedbirleri aramıyor değildi. O devir Grek tarihçisi Attaleitas'e göre. Boğaziçi kıyılarına kadar Türk himayesinde gelen Nikephoros Botaniates'in başına kondu (3 nisan 1078). Antalya Körfezi ve Adana arasındaki bütün Anadolu. Gariptir ki. Yine bu sıralarda Phrykja şehirleriyle beraber Alaşehir de feth edilmiş olup Ege sahillerinde de Türkler görünmeğe başlamışlardı. Anadolu'daki soydaşları git». Türk öncüleri iznik yakınında ona yetiştiler ve büyük ordu gelinceye kadar oyalama savaşına giriştiler. Aleksios Komnenos ile birlikte. arkasından o civardaki Gevele kalesini Romanos'Makri'den zaptetmiş (1077) ve Batı Anadolu'nun mûfr$in şehirferi fethe girişmiş olan Süleyman-şah Botaniates'in İstanbul'a giderken geçmesi muhtemel yol ve geçifleri tuöu. İstanbul'da giyecek adam bulunmadığı için. Mesopotamia (güney Fırat bölgesi) müstasna diğer yerlerdeki Grek kumandanları dağılmış olduğu için Anadolu'da muntazam Bizans ordusu hemen hemen yok gibi idi. Bu İtibarla Botaniates'in aracı olarak gönderdiği Khrisoskul'a iyi yüz göstermekte gecikmedi. Kütahya (Kotyaion) dan itibaren. Fakat Konstantinos bunu kabul etmemiş. Akdeniz. "Türkler" (Türkmenler) de vardı. Aleksios ile Bryennios arasındaki Calabria savaşında Bizanslılar bozuldu İse de tam zamanında yetişen Süleyman-şah kuvvetleri harp tâliini değiştirdi. Ege denizi. bunun Melikşah'ın kumandanlarından Gümüştegin Candar olması muhtemeldir. Nikephoris kaçtı. Bizans imparatorunun Balkanlardaki başarısızlıkları da Anadolu'da tesirini göstermekte gecikmedi. Bu alarm Papa ile Roma-Germen imparatoru Henri IV. Fakat Bizans askerlerine güvenmeyen imparator Botaniates. Artuk Bey Sivas. ana yolları terk ederek. Şark! Karahisar $& Erzincan ve Divriği havafisfiin Mengücük tarafından. gördüğümüz gibi. Böylece Türkler İzmit başta olmak üzere Btihynia kıt'asını işgalleri altına aldılar. şehri hariçB" zurum ile Çoruh bölgesinin Ebu'l-Kaasım tarafından zaptedildiği anlaşılmaktadır. Âsi general. 1050 de Edirne'yi kuşatıp Trakya'da baskılarını arttırmış olan Peçenekler. arasındaki anlaşmazlık yüzünden o sırada bir tesir yaratamamıştı. devletin bekasını tehdit edecek kadar ağırlık göstermişti. Âsi generalin şerbetçe İstanbul'a yürümesine müsaade ettikten başka. Diğer taraftan Gümüş-tegin adında bir başbuğ Nizib. Botaniates İznik üzerinden Bizans başkentine doğru ilerledi. Türkler'e karşı Grek imparatorluğunun yardımına koşmak lüzumunu ilân ediyordu. General Botaniates işlerini ilerlettiği sıralarda kurnaz Nikephorife. İstanbul'da halktan. Anadolu'dan ve Balkanlardan ayrı ayrı ağır Türk baskısına maruz kalmış olan Bizans âdeta ihtilâç içinde sarsılıyordu. İmparatorluğun Avrupa parçasına arka a/kaya patlak veren isyan ve ihtöâller: 1074 de Bulgar ayaklanrpası. Daha Malazgirt savaşını müteakip Türkler'in engelsiz bir şekilde Anadolu'ya girmelerinin hıristiyanlık bakımından neticelerini hassasiyetle kavrayan Papa Gregorius Vli. bu yürüyüşü emniyete almak için. propagandaya başladı. Âsiye karşı İstanbul'dan Aleksios gönderildi. ortada kalan tacı. ite onun haris nâzın Nikephoris'e karşı yürümeyi tasarladı. hattâ senato üyelerinden ve din adamlarından hayli taraftar kazandı. . Anatolik (Konya bölgesi) teminin kumandanı General N. Bizans idarecilerinin birbirleriyle mücadeleler rini körüklemek. Selçuklu süvarileri üç koldan ileri atılarak Bryennios'u esir ettiler. yani Amasya ve civarını sahile kadar açmıştır. Bu sene Artuk Bey'in yerine gelerek fütuhata başlamış olması kuvvetle muhtemel olan Danişmend. İstanbul'da yeril imparatorun tâç giymesiyle Bizans'ın dertleri sona ermedi. gerçekten bu kıt'ada "hareket hâlinde bir asken* kuvvet Artık mevcut değildi". Bizans imparatorluğunun. İmparator Mikhael ise kardeşi Konstantinos lehine tahttan çekilmekle canını kurtarmak kaygusunda idi. . Anadolu'yu fethe memur Türk kuvvetlerinin başbuğu Süleyman-şah için hasım tarafın yuvarlanmakta olduğu badireden faydalanmak kadar tabii bir şey olamazdı. ona kuvvetli bir Türk müfrezesi de verdi. düşman ordusunun içinde bocaladığı perişanlığı arttırmak lâzım- di. Milet yakınında Latros tepesindeki manastır Türkler yüzünden terk edilmişti. ayrıca. kâh iktidara yardım elini uzatarak. Rumeli'de Bryennios'un dayandığı başlıca kuvvetler de Peçenek Türkleri olmuştu. gizli faaliyetten haberi olmamakla beraber. Bizans'ın bu hâle uğrayacağını çoktan sezmişti. oradan da İznik (Nikaia)'e ilerledi. 1075 de Nestor isyanı. bunun üzerine. Türk kuvvetlerinin bir kısmı garnizonlar kurarak yerleşmişlerdi. Niksar havalisi ile aşağı Yeşilırmak bölgesini. Görüldüğü üzere. Âmid ve Urfa civarında Grek ordularını mağlûp ediyordu ki. Tokat ve Çorum havalisini de aldıktan sonra. Komnenos'un kızı. dolaşık dağ patikalarından sür'atle Sakarya kenarına. 1077'de kendini imparator ilân edip Balkanlar'ın altını üstüne getirmekle meşgul general N. Bryennios İle uğraşmak lâzım geldi. el-Ahsâ bölgesine gitmek üzere 1077 de Anadolu'dan ayrılmıştı. Bizans'ın durumundan faydalanıyorlar ve bu devletin iç işlerine karışıyorlardı. Kadıköy (Khal-kedon)'de bekleyen Botaniates'e katılmıştı. Bu maksatla yine Türkler'e başvurdu ve onun yakalanıp bertaraf edilmesi hususunda Süleyman-şah ile bir anlaşma yaptı. Bryennios'un ordusunda mühim miktarda Peçenek savaşçısından başka. Bu haber üzerine patrik Aemilianus'un tahriki ite Ayasofya'da başlayan ihtilâl hareketi bütün İstanbul'u sardı. Gregorius. Anadolu'da Botaniates'e yardım eden Selçuklu Türkleri'ne karşılık. İki kuvvet arasında ezilmek tehlikesine mâruz kalan Botaniates için fr'T^t Süleyman-şah'a başvurmaktan başka çare kalmamıştı. Botaniates fırsattan faydalanarak âciz imparator Mikhael VII. koruyucusu Kutalmış-oğullar'tndan icabında yeni yardımlar sağlamaya muvaffak olmuştu. Sultan Melikşah'ın emriyle. 1076 da salgın hastalık ve büyük açlık. bu vazifesine devam ediyordu.Arma Komnena'ya göre bu sırada Karadeniz ile Çanakkale Boğazı.

loannes Ifi* gölü (Ascanlus) kenarına kadar geldi ve "Aziz Georgtos' kalesini işgal etti. Melissenos ihtilâli Türklerin Marmara sahillerine kadar Anadolu'da kolayca yerleşmelerini mümkün kıldı. Phrykia. görünüşte Mellesenos'a fakat. hem de perişanlığı önlemeğe. bunlara karşı hiçbir ciddî tedbir alınamamakta idi. bir hafta süren muhasara esnasında vakit kazanmak için. Küçük Asya'nın henüz Selçuklular tarafından işgal edilmemiş kale ve setirlerini dolaştı. kardeş nizalarına son vermek üzere. balı ve kuzey Anadolu'ya gönderiyoriardı. Onun zamanında Anadolu elden çıkmış öldükten başka. tatbik ettiği müdafâa tarzı hayret edilecek derecede basit görünür. Bizans'ın kalbgâhına doğrudan doğruya yapılacak taarruzlar için pek mükemmel bir üs teşkil eden bu kale-şehri hâkimiyeti altındaki Anadolu'nun başkenti ve ileri harekâtın mihrak noktası yapmıştır (1080). fakat teşebbüsten hiç bir netice çıkmamıştır. kardeşi İle yeniden fttücadeleye başlamış! Sultan. Komnertos Bizans'ın kurtarıcıtanndandır. nazır hadım loannes'e verildi. bu vazifeyi kabul etmedi. Anadolu'daki Türkmen boylan Süleyman Şah'ın emrine girmiş ve o. Bu hâdiselerin tâ Uzak-Doğuya kadar yankılar uyandırdığı görülüyor. buna göre İM kifi£ vet arasında katarak ezilmektense önce Süleyman-Şah ile savaş yapılmasını teklif ettiîerse de. fütuhatını bir taraftan Karadeniz kıyılarına. Fakat az sonra Süleyman-şah bu araziyi de işgal ederek onun itibari hâkimiyetine son verdi (1081). genişletmeğe başladı. Palaiologos derhal muhasarayı kaldırdı ve çekilmeğe başladı. bu zat Türk himayesinde olarak İznik'te oturuyor ve Batı Anadolu'nun bir kısmı ismen ona tâbi bulunuyordu. Üç senelik hâdiseler imparator Botaniates'in. Süleyman-Şah*dan durumu öğnenen Melikşah Bizans'a bir elçi göndererek kaçağın teslimini istedi. Boğaziçi'nin Anadolu sahillerine kadar sokulmuş bulunanfSelçuklular'a karşı. dağılan kıt'aları toplamağa çalışıyordu. 1081 de kuzey Çin hükümdarı nezdine bir elçilik hey'eti göndermiştir. Melisse-nos'la uğraşırken Türk ordusunun yetişmek IhfirnâB olduğunu. ■ Bu savaşın mühim neticesi. Anadolu'nun tak hâkimi olmuştur. Bu tarihten itibaren Türkler Toroslar ve Adana bölgesinden Üsküdar'a kadar bütün eyâletlerde yerleşmişlerdir ve Süleyman-şah Boğaziçi'nin Anadolu sahilinde kurduğu gümrük daireleriyle Boğaz'dan gelip geçen gemilerden vergi almaktadır. Komnenûs ailesinden Izak'ın bir aralık imparator olduğunu (1057-1059 yıllarında) biliyoruz. Marmara kıyılarının en büyük kalesi olup içinde Bo-taniates'le beraber Türk kiralarının 1078 denberi garnizon kurdukları tarihî İznik şehrinin kesinlikle Türkler'e geçmesi olmuştur. nihayet kurtardığı bir kısım kuvvetler ile hâlâ dehşet içinde titreyen başkumandanı. bu tavsiyelere kulak asmayan hadım. Trakya ordusu tarafından imparator ilân edilerek İstanbul'da tâç giyen Aleksios Komnenos'un idareyi ele alması ile esaslı değişiklikler belirdi. İmparator Botaniates'in para ve va-idlerle bu isyanı da zararsız hâle getirmesini müteakip patlak veren N. ordunun sevk ve idaresini Palaiologos'a devretmek zorunda kaldı. yaralı hâlde. bilhassa Melikşah tarafından kendisine Anadolu "emirliği" menşuru verildikten sonra. iznik'teki Türk süvarileri kendilerini hızla takibe koyuldular. Anadolu cihetinde General Kostantinos Dukas kendini imparator ilân ederek isyan bayrağını açmıştı. Sü-leyman-şah müslüman olmayan yerlerde fütuhat yaptığından dolayı Gazi unvanım da almıştı. Sûleyman-şah buradan artık çıkmamış.276 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 277 Bryertnios meselesi cereyan ettiği sıralarda Sûleyman-şah ve dâımâ beraber çalıştıktan kardeşi Mansdr artık kendilerini Boğaziçi'ne kadar Anadolu'nutr sahibi sayıyorlar ve fütuhatı tamamlamak üzere maiyetlerindeki Türkmen bey ve reislerini. Balkanlar devamlı isyan ve ihtilâllere sahne olmakta. Fakat yüz sene devam eden Komnenoslar sülâlesinin kurucusu ve ilk hakikî imparatoru sayılan Aleksios I. gerçekte TürkJer'e karşı açılacak seferin akıbetini kestiren Aleksios. Fakat Melissenos bu propaganda seyahatini Türk müfrezeleri himayesinde yaptığı için. Aleksios'un Batıda. General Basilakis ayaklanmış. Hakikaten kritik anlanndan birini yaşayan Bizans. S. meşhur kumandanlarından PorsıA'u Anadolu'ya yolladı ve savaşta Mansur öldü. Türk kuvvetleriyle birlikte Iznik'e de giren (1078) Melissenos istanbul üzerine yürümeye hazırlanırken. Böylece tŞÖfcön Galatia. maiyetinde Georgios Palalo-logos île yeğeni Kurtlus olmak üzere. General Melissenos o zaman Ege denizi kıyılarına kadar ilerleyen Türklerin yardımı ile imparator olmağa karar vermişti. Bota-ntates Iznikln geri alınması için Aleksios'u göndermek fetedi ise de. Suriye meliki Tutuş*un maiyetine katılan Türkmen beyleri ıftüstasna. bunun Vardar muharebesinde Aleksios tarafından yakalanarak gözlerinin oyulmasından sonra. Lydia bölgeleri (Orta ve Batı Anadolu) Türk hâkirrtyeöne geçmiş oldu. Başkumandanlık. ona Nâsır'üd-devle Ebu'lfevâris lâkabını vermişti. Robert Giskard'ı Arnavutluk kıyılarında durdurmak maksadiyle bütün Batı dünyasını yardı- . Pata* iologos ile Kurtiue hasım kuvvetlerin Eskişehir civarında bulunduğunu. Türk baskısını hafifletmek emeliyle Çin'de diplomasi faaliyeti göstermiş. Palaiologos. Süleyman-Şah'ın öncülerinin yaklaştığını öğrenen ve esasen muharebe işlerinden hiç anlamadığı nisbette korkak olan hadım. Fakat o günlerde Manöur Anadolu'ya dönmüş. Bu suretle bütün kıt'anın hâkimiyetini elinde toplayan Nâstr'öd-devie Ebu'lfevâris Gazi Sûleyman-şah. Nikephoroş Phokas ile istişareden sonra. Nikephoroş Melissenos'a gelince. öte taraftan Akdeniz ve Ege denizine doğru tek elden. hiçbir mukavemete cesaret gösteremeyen bu memleketlerde otomatik olarak Türkler yerleşiyorlardı. Mağlûp Mansur İstanbul'a kaçtt. uçuruma doğru giden Bizans'ı kurtarmak iktidarında olmadığını ispat etmişti. Karadeniz boğazından Çanakkale boğazına kadar Marmara sahillerini ele geçiren "Cesur Süleyman1 şah'ın Kapıdağ yarımadası berzahındaki son Bizans kalesi» Kyzikos'u da zaptedip karşı şahitlere atlamak üzere vaziyet aldığı 1081 yılında Bizans çeyrek yüzyıl süren uyuşukluğundan silkinir gibi oldu. sistemli ve daha hızla. düşmanı oyalıyordu. Bu esnada Sultan Melikşah'ın müdahalesini gerektiren bir hâdise oldu: Başkanlık dâvası yü2ündeh KutaJmiş-oğullarının birbirleriyle arası açıldı. Abbasî halifesi de Süleyman-Şah'a sancak ve hil'at göndermiş. lznik%ı kuşatılması emrtrfl vifdli Melissenos. Süleyman-şah'ın yetişmesiyle Bizans ordusunun ric'atı umumî bozgun hâlini aldı. İstanbul'a götürmeğe muvaffak oldu. Süleyman-şah neticeyi beklemek ve İcabında yardıma koşmak üzere Dorylaion (Eskişehir'de karargâh kurmuş bulunuyordu. doğu sınırlan Orta-Asya'ya dayanmış olan Selçuklu İmparatorluğuma karşı Türkistan cihetinden harekâta teşvik etmek üzere. Münazaa bittiği zaman. hem müdafaa ediyor. karargâh yaptıktan Kffiahya civarından. Bizans ise hâlâ birbirini takip eden isyanlar içinde idi. Anadolu fütuhatının Büyük Sultan Melikşah'ın emriyle yapıldığını ve onun tarafından desteklenmekte olduğunu bildiği için. İtalyan Normanlan'nın başı korkunç Robert Giskard tehlikesini önlemek için aldığı çok ciddi tedbirlere karşılık.

Delûk (Ayıntab)'a kadar her tarafta karışıklık hüküm sürüyordu. Meşhur Kısiyan kilisesi camie çevrilerek yüz yirmi müezzinin aynı zamanda okuduğu ezan ile ilk cuma namazı kılındı. reisler şurada burada dolaşarak ekmek dileniyorlardı. tesiri gayet dar sahada kalan bir nevi gerilla savaşı vermeyi tercih etmişti. Sonra Aleksios o zaman Kilikia cephesinde bulunan Süleyman-şah'a müracaatla vergi karşılığında barış istedi. Durum bu kadar bir gelişme kaydedince. Çünkü Balkanlardaki Norman tehlikece karşı koyabilmek için Selçuklular tarafını emniyete almış bulunuyordu. Ar-tah. Böylece. 1085 de Honi. cesetler üzerine kuşlar üşüşmüştü". Süleyman-şah halka iyi davrandı. fakat günlerce devam eden bu hâl neticesinde bir iki adım gerileyen Türk kuvvetlerinin bıraktıkları mevzilerde Bizanslılar yuvalar vücuda getirdiler ve pusular kurarak. Elbistan. Göksün. Türkmen kuvvetlerinin de kaynaştığı bu bölgede prenslik ve şâir gibi teşekküllere rağmen durum hiç te normal değildi. Aç kalmış asiller. hatta Türk kuvvetlerinin takviyesine bile lüzum göstermemiş olan bu tazyik sonunda Türkler Boğaziçi'nden uzaklaşarak İzmit'e doğru çekilmişlerdi. Ayn-ı 2arba. nihayet Bizans valisinin elinctoft Urfa'yı. Elbistan. Habib Neccar dağına ve İç kaleye çekildi. tek başına veya müdafaasız yakaladıkları Türkler'i ortadan kaldırmağa başladılar. atmıştı. yerine Ermeni senyörlerinden biri tâyin edilmişti. Misis. Misis. içlerinden çıkan Bizans'ın en cesur askerleri Khomatene'lerden (Phryki-a ye Laodikia birlikleri) 8-10 kişilik gruplar Türk mevzilerine âni baskınlar veriyor ve çabucak barakalarına dönerek denize açılıyorlardı. Philaretos'un askerleri de kaçıyorlardı. Süleyman-şah Antakya'ya tâbi bulunan Ayıntab. elindeki toprakları muhafaze edebilmek için. Anazarva (Ayn-ı Zarba) ile Kilikya'nın diğer bazı şehirlerini zaptetmiş (1083). mevcut kuvvetini bir anda kırdırmamak gayesiyle. babasının Antakya'daki şıhne (vâli)si müslüman İsmail ile galice anlaşarak. ahalînin matına et sürdürmedi. Anadolu hâkimi Süleyman-şah'a. Bagras. Bu muameleden üzgün ve umumiyetle babasının hareketlerinden şikâyetçi olan Barsam. İmparator Aleksios kalabalık ve muntazani Bizans ordutarıfcıh. Harput (Khartpert). Tarihçi Urfalı Mateos"un 1079 yılına tesadüf eden müşahedesine göre. Malatya'yı da haraç vermeğe mecbur tutmuştu. 1084 senesinde Urfa valisi plan oğlu ile arası açılmış ve Barsam yakalanarak hapsedilmişti. Bu andlaşma Aleksios hesabına bir basan idi. kendi yurttaşlarının ağır suçlamalarına hedef olmuş ve gaddarlığı yüzünden oğlunun bile hiyanetine uğramıştı. çoğu Ermeni olan ahalisini ayaklan- dırarak. bir taraftan Bizans İmparatoru Botaniates'e tâbiiyet arzederek Antakya düklüğü vazifesi ve Sebastos gibi unvanlar alırken.. Bizans imparatoru. Büyük Sultan Meiikşah'a da ayrıca hediyeler ve bağlılık mektupları gönderiyordu. İskenderun. Süveydiye ve diğer kasaba ve kaleleri birer birer işgal etti. Kararlaştırılmış noktalardan sesesizce 280 kişiyi surlara çıkardı. Ertesi gün beliren küçük direniş Moncukoğlu kumandasındaki kuvvetler tarafından kırıldı. oralara ara sıra uğrayan-Türk müfrezelerine. hattâ soydaşı Ermeniler'e en bayağı ve zalimane muameleleri reva gören ve siyaset icabettîrdikçe mezhep ve din değiştiren bu adam. Ermeniler'den nefret eden ahali karşı koymayarak. Suriye meliki Tâc'üd-devle Tutuş'a vergiler ve hediyeler veriyor. Bizans ordularının dağılması ve Türklerin başka yerlerde fazlaca meşgul olmasından faydalanarak. 12 ocak 1085 de iç kalenin de teslim alınışından sonra. Philaretos Urfa'yt daha sonra oğlu Barsam'ın idaresine verdi ve gözlerini Antakya'ya çevirdi. hediyeler takdimi ve binblr dalavere ile. Hapishaneden kaçtı. Raban. Barakalı karakol kayıkları gece karanlığında gizlice Anadolu yakası kıyılarına yanaşıyor. Adana. Bizans'ın Suriye'deki son hrıstiyan kalesi olan bu mühim şehir zaptolundu (1084 aralık ayının ilk haftası). bir müttefik gibi görünen mâceraoı ve haşin Philaretos. Bu bakımdan Philaretos iyi bir örnek teşkil etmektedir. 1074'ta Malatya*yı ele geçirmiş. Gecenin belirli olmayan saatlerinde. bu senelerlçlnde Anadolu'da ayrı noktalar hâlinde kalan Bizans kalelerinin fethi ile meşgul olmuş. Philare-tos'un eski hülyalarını gerçekleştirmesine vesile oldu: maktul dükün askerleri ve ileri gelenler tarafından davet edildi ve şehri teslim aldı. Antakya'nın akıbetini duyan Philaretos Ceyhan'da Honi'ye gitmekten başka çare bulamadı. yalnız geceleri ilerleyerek on iki gün içinde Antakya'ya geldi. Kilikia'nın fecî duruma düşmesinde bizzat Ermeniler'in büyük payı vardı. Başlangıçta hiç mühimsenmemiş. Kendine Bizans'ın temsilcisi süsü vererek Grek ahaliyi memnun ederken. Maraş. yalnız hasımlarına değil. bu arada Tarsus'u (1082 de). Aleksios barakalara ellişer süvari bindirilmesini icabında derhal denize açılmak şartiyle. Fakat neticede bu pek küçük «Içüdeki müdafaa sistendin böyük masraf ve emeklere bağlı ordular hazırlama ve şevkinden daha tesirli olduğu anlaşıldı. Iznik'e gitti ve Süleyman-şah't Antakya üzerine teşvik etti. Süleyman-şah. Müteakiben başarılarını Büyük Sultana müjdeledi. kimseye sezdirmemek için. Kilikia'da Philaretos tarafından bir Ermeni prensliğinin kurulduğunu yukarıda söylemiştik. hiç kimse tarafından sevilmemiş. Keysun ve nihayet Maraş'ı Poltaci işgal ettiği zaman Philaretos Urfa'ya oğlunun yanına gitmek zorunda kalmış. az sayıda süvanleıtteft kurulu fevkalâde sür'atli ve oynak TÛfk kuvvetleriyim başa çıkamadığını tecrübelerine dayanarak İyi biliyordu İmparatorun kızı. Melikşah'ı çok memnun eden bu zafer bütün İslâm ülkelerinde heyecanla kutlanmıştır. büyük harekât yaparak Türk orduların kendi üzerine çekmemek. Tarsus. Buradan da Poltaci (Baltacı?) tarafından kovalandığından Maraş'a iltica etti. şeklinde ifade etmektedir. Bizans orduları kendilerini "ayak altında kum gibP ezen Türkler'e kanşı savaşmak eesareM atök gösteremi-yorlardı. tarihçi Anna Komnena bunu.Anlaşma oldu: Kocaeli yarımadasındaki Drakon çayı İki memleket arasında sınır itibar edildi. diğer taraftan Musul ve Haleb hükümdarı Şeref ül-devle Müslim'e. Süleymanşah aynı zamanda imparatora yardım edecekti (1082). gündüzleri dahi mücadelelerde bulunmasını emretti. beri tarafta Türkler'i Boğaziçi'nden uzaklaştırmak hususunda sadece barakalar şeklindeki karakol kayıktan ite iktifa etmişti. faaliyetlerini yavaş yavaş genişlettiler ve küçük Türk müfrezeleriyle çarpışmalara giriştiler. eonra Palu. Tarsus. Yollar insan ölüleri ile dolmuş. Bir müddet sonra. esirleri serbest bıraktı. tab'asından olan Grekler'e. Kaysun'a hâkim olmuş.278 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 279 ma çağıran Aleksios. Kamyr (Yağmur) kumandasında yedi bin kişilik Türk kuvveti göndererek Aieksios'un Normanlar'ı İtalya'ya kadar püstürtmesîne yardım etti (1083). Süleyman-şah yeter miktarda kuvvete. 1078'e kadar burada dük bulunan Izak Komnenos yeni imparator tarafından İstanbul'a çağrılmış. Anadolu melikini bu şehri zapta davet etmeye karar verdi. Başlangıç- . Ancak. Bundan sonra Süleyman-şah andlaşma gereğince. hâkimiyet sınırlarını genaştetiyordu. fakat kendisinden nefret eden Urfahlar'dan yüz bulamayınca» Ur kaleye olsun yerleşebilmek ümidiyle Melikşah'ın yanına gitmeye karar vermişti. Hâkimiyet uğrunda her şeyi mubah sayan. Bu zâtın Antakya çarşısında Grekler tarafından öldürülmesi. O.

Kafkasya ve Erran'daki tâbi bölgeleri amcası Yâkutî'nin oğlu Azerbaycan umumî valisi Kutb'üd-din İsmail'e verdi. Antakya valiliğine Yağısıyan'ı. Akdeniz'in dalgalan karşısında. yapılan muhteşem düğün ve Bağdad'da günlerce süreri şenlikler. Ottu ve Erzurum'u Bi- zans'tan geri aldıktan gibi. Hasankeyf.280 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHÎ 281 ta iyi kabû! görmeyen Philaretos'a. Ebu'l-Kaasım'dan sonra yerine geçen kardeşi Ebu'l-Gazi. Suriye meliki tâyin edildi. Fakat Atsız 1077'deki Mısır seterinde Kahire önünde muvaffak olamaması üzerine. 1092'de Süleyman-şah'ın oğlu Kılıç Arştan gelinceye kadar iznik» muhafaza etti. Araş yolu ile Gürcistan'a giden Melikşah. Diğer taraftan Çankırı'yı fethetmiş olan Karategin fütuhatını sahile doğru genişleterek Sinop'u muhasara ve zaptetmişti. izmir ve civarıyle adalardan bir kısmı Çakan Bey'in hâkimiyeti altında idi. Çoruh vadisini. Mücâhid'üd-devle Bozan. B* cezîre ve Suriye'nin kilit noktası durumundaki bu müstahkem şehri zaptetmesi Suriye meliki Tutuş ile aralarının açılmasına sebep oldu ve Süleyman-şah'ın nisan 1086'da Haleb'i kuşatması iki Selçuklu şehzadesini savaşa götürdü. Sultan Melikşah. Selçuklu İmparatorluğunun azamet ve satvetini göstermek bakımından dikkate değer. oraya bir sefer yaparç^ bütün Kafkasya'yı Savtigin'e teydî antikten (1076) sonra dönmüş. Balkanlar üzerinden Doğu Trakya'ya kadar inmiş olan Peçenek Türkleri ile ittifak ediyorMarmara . Mardin. Artuk Bey. Kasîm-üd-devle Aksungur ve diğerleri yanında olduğu halde. Melikşah'ın kon Mehmelek halife el Muktedî ile evlendirildi. Kudüs'ü zaptetmjş. Dâr'ül-hilâfe'de tertiplenen büyük törenle halife el-Muktedî bi'llah yine 'Doğunun ve Batının hükümdarı" Sultan Melikşah'a iki kılıç kuşattı (25 nisan 1088). Efes şehri ile Ege sahilleri bölgesi Tanrıver-miş Bey'in. Abbasi halifesi ve Sultan Melikşah adlarına hutbe okutmuştu. Suriye'ye aynı vazife ile gönderilen Türkmen beylerinden Atsız. Meyâfarikîn (Silvan) başta olmak üzere. Haleb'den ayrılan Melikşah. Bundan büyük bir teessür duyan Suttan Melikşah hassa kumandanlarından Porsuk. Süleymanşah ite olan savaşta Tutuş tarafında yer alan ve büyük yardımı dokunan Artuk Bey de Kudüs ve civarına sahip bulunuyordu. Akkâ'da Mısırlı Bedr'ül-cemâlî ile mücadeleye girişmiş (1072). Moncuk Böri.Türk hâkimiyetine girmiş ve Büyük Selçuklu İmparatorluğuna bağlanmıştır. Gemlik körfezinde bir Türk donanması inşasına girişmiş iken imparator Aleksios Komnenos tarafından kandırılıp İstanbul'a götürülerek sultana cephe alması üzerine. Haleb bölgesi valiliğine Aksungur'u tâyin etti ve kendisi Süveydiye'ye kadar giderek. Cizre ve daha 30 kadar kaleden ibaret Mervânî ülkesi. Haleb'e geldi (aralık 1086). Şam'ı kuşatmış olan Mısır orudusunu ric'ate mecbur ettikten sonra Atsız'ı da ortadan kaldıran Tutuş. Sultan Alp Arslan'ın son yıllarında Şam'ın zaptına memur edilen (mayıs 1071) Bağdad şihnesi Ay-tigin'den başka. kalabalık bir ordu başında. Kuteyis'e kadar Acaralar bölgesini ve Karadeniz sahiline kadar olan yerleri tamamen işgal ettiler ki. İslâm dünyasında ikilik ve kin yaratan bu akidenin yayılmasında ocak vazifesini gören Mısır Fatımî devletinin ortadan kaldırılması Selçuklu sultanlarının başlıca gayelerinden idi. Süleyman-şah'ın Antakya'ya giderken İznik'te yerine bıraktığı Ebu'l-Kaasım. Ebû Yâkub ve tsa Böri kumandasındaki Türkmen kuvvetleri Kars. Çemişkezek ve Hanzid (Palu-Genç bölgesi)'i ele geçmiştir. Şam'ı üçüncü muhasarasında ele geçirmiş (10 Haziran 1076) ve^îî ezanını kaldırarak. 1085'e kadar Anadolu'nun fethi sırasında. Bu sırada Lâzkiye. Melikşah'ın sevkettiği Porsuk ve arkasından Bozan kumandasındaki kuvvetler tarafından ortadan kaldırıldı. "Dâima muzaffer" büyük Türkmen beyi Artuk şR inançlı Karmaffler'in bulunduğu ef-Ahsâ (el-Hasa) bölgesini ve Bahreyn adatannı daha önce itaate almıştı (1078-1079). buranın veziri Fahr'üd-devle Muhammed b. Anadolu'ya yakın adaları alan ve birkaç defa Bizans donanmasını mağlûp eden Çakan Bey. 28 şubat 1087'de Urfa'yı zapteden Bozan oraya vali tâyin edilmişti. Şiîlikle mücadele Selçuklu İmparatorluğunun ana siyaset çizgilerinden biri olduğu için. Selçuklu İmparatorluğuna katıldı (1085) ve aynı yıl içinde. bu havalideki Ukaylî toprakları da Selçuklu İmparatorluğuna bağlandı. İsfahan'dan hareketle Musul ve Harran üzerinden ilerledi Câber ve Menbiç kalelerini aldıktan sonra.'nin itatsizlik belirtileri üzerine. Ayn-ı Selm mevkiinde vukua gelen muharebede ordusu dağılan Süleyman-şah intihar etti (5 haziran 1086). Philaretos'a tâbi Harput şehri ÇubuK tarafından zaptolunmuş ve bu bey ayrıca Eğin. Âmid (Diyarbakır). Sultan Melikşah tarafından kardeşi Tâc'üd-devle Tutuş. Bu havalideki karışıklığın düzelmesi üzerine Sina çölüne kadar bütün Suriye kıt'ası Tutuş'a bağlı olarak Şam melikli* ği şeklini almıştır. 1084'te Kakhet kıratlığı tabiiyete alınmış. Böylece Süleyman-şah'ın vefatından önceki günler Antakya'dan Karadeniz'e. Bu münasebetle kaynaklarımızda tafsilâtı ite bildirilen gelinin hayret verici kıymeti! cehizi ile. Bağdad'a gitti ve halkın coşkun tezahüratı arasında hilâfet erkânı tarafından karşılandı. Çökürmüş ve Hâcib Altuntak kumandalarında sevk edilen ordular ve Türkmen kuvvetlerinin gayretiyle. İstanbul'u zaptederek Bizans İmparatoru olmayı düşünüyor ve bu maksatla. Terken Hâtûn ite birlikte Bağdad'a gelen. bu münasebetle Bizanslı tarihçi Anna Komnena'ya göre Trabzon da Türkler'e «itikat etmişti. Sultan Melikşah. Çubuk Bey. Şeyzer ve diğer kaleler teslim olmuş. bölgenin rakipsiz sahibi oldu. Ege denizine ve Çanakkale'ye kadar bütün memleket -tabiatiyle bazı kalelerle sahillerdeki tahkimattı şehirler hariç. Sav-tiginlh durumunu kuvvetlendirdi ve 1080'de sevketmek zorunda kaldığı Ahmed. Bu esnada İsfahan'dan büyük kumandanlar refakatinde. Allah'ın kendisine nasip ettiği muazzam fütuhattan dolayı şükretti. Şeddadî ülkesindeki anlaşmazlık ve Gürcistan kiralı Giorgi M. Cehîr'in yardımı ve Bağdad şihneliğinden Irak-ı Acem valiliğine getiren Gevharâyîn. Vücuda getirdiği kuvvetli bîr donanma ile Bizanal ciddî olarak tehdit eden diğer bir Türk kuvvetini de tarrçir Beyi Çakan temsil ediyordu. fakat Gürcü kiralının tekrar başkaldırması ve eski *ni kiralı Gagik'in yeniden kıral olmak teşebbüsü sultanı ikinci Kafkasya harekâtına zorlamıştı. 1087'den itibaren bütün havali imparatorluğa bağlanmıştı. Kasîm'ül-devle Aksungur ile diğer Türkmen reislerinin Musul'a girmesi ile. daha önce başbuğları idaresinde bu hayaliye gşlen Türkmenlerin işgal ettiği Filistin'i almış. Urfa'nın Selçuklular tarafından zaptını (şubat 1087) müteakip ve BüyüfeSultantn huzurunda törenle müsiüman olduktan sonra Maraş şehri verilmiştir. İmparator Aleksios Komnenos ile Drakon çayını Bizans-Selçuklu hududu tanıyan anlaşmayı imzalayan Anadolu fâtihi Süleyman-şah'ın Antakya'ya gelerek. Arapkir.

Irak ve Horasan Selçukluları (1092-1194) Büyük Sultan Melikşah'ın ölümü (1092) ile başlayan taht kavgaları yüzünden imparatorluk 4'e bölündü. Akdeniz'e. Wr yandan da Haçlılarla savaşa girişti (ItTMTOBJfffS seferleri). arazi zaptına girişen Bağdat halifeleri ile mücadeleler içinde geçti. Bizans bu buhranlı dudumdan.tölm. Melikşah'a kırgın bulunan halife el-Muktadî bi'llâh'ın işbirliği neticesinde zehirlenerek öldürüldü (16 şevval 485=20 kasım 1092). Kafkaslar'dan ve Aral gölünden Hind denizi ve Yemen'e kadar genişletmekle dünyanın en büyük imparatorluklarından biri hâfiııfc geltirmeğe muvaffak olduğu Selçuklu devletinin sınıflarını daha uzaklara götürrriek. Buhâratyı zaptetti ve Semerkand'ı kuşatarak Ahmed Han'ı esir almak suretiyle. Irak Selçuklu devletinde Sultan Mahmud'dan sonra gefen Mutıammed (ölm. diğer hırietlyanlar ve şâir din mensupları. 1133 tarihli mektukbundan anlaşılacağı üzere bu yıllarda Horasan. Adaleti ve şefkati ile imparatorluk dahilinde uyandırdığı derin hürmet ve sevgiden dolayı vefatı Türkler ve İslâm dünyası için olduğu kadar. Koltaş gibi kumandanları şevketti ise de. Sencer "Büyük Sultan" oluyordu. Onun bilhassa kuzey İran'da yalçın kayalar üzerindeki Alamut kalesini ele geçirmesinden (eylül 1090) sonra ciddiyet kazanan bu râfizî yuvasını yıkmak üzere Melikşah. Sencer'in ölümü (Eylül. Oğuzlar'a esir düşmesi (1153). Anadolu. Sultan Sen-certn öfâmüne kadar (1167) ona bağlı kaldılar. Bu münasebetle Törşek. Celâl-üd-dünya ve'd-din lâkabı ile birlikte Ka-sîm-u Emîr'il-mü'mînin (Halifenin ortağı) unvanı verilmişti. 1091 yılında Türkistan'daki karışıklıkları düzeltmek üzere. Üaküdar-EdirneÇanakkale arasında üçlü Türk kıskacı içine tfmmış olan Bizans İmparatorluğunu çökertmek istiyordu. Peçenekler ile Kuman Türidarü arasında Meriç kenarında vuku bulan ve Çakan'ın müttefiki Peçenekler'in ezildiği Lebonium muharebesi (29 nisan 1091) neticesinde kurtulabildi. Jyioe zayıflayan Selçuklu idaresinde son hükümdar Sultan Tuğrul III zamanında füff iktidar Musul. tl52) zamantarrlÇ"kanşlWıklar-ve dünya devleti kurmağa kalkışan.282 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 283 kıyılarında Selçukluların hâkim bulunması sebebiyle-. Suriye Selçuklu meliki Tutuş ile çarpıştığı (1095). Sultan Tuğrul'un Harezmşafo Tekiş'e mağlûp olarak ölmesi (1194) üe toprakları Harezmşah'lara intikal etti. Irak Selçukhf Devlet* jç karışıklığa düşdüğü zaman Klrman'da da hanedan mensuptan arasında münazaalar çıktı. Son Selçukto meliki Muham- . oraya bir sefer daha yapan Sultan Melikşah aynı yılın sonbaharında Bağdad'ı ikinci ziyaretinde (kaşım 1091) topladığı harp meclisinde Tâc-üd-devle Tutuş refakatinde olarak. Devlet 1157'den sonra&r ara Gurluiar'a tâbi oldu. Şünnîiik-ŞiJJik dâvasında Sultan Melikşah'ın meşgul olması lâzım gelen meselelerden biri de imparatorluk içinde Hasan Sabbâh'ın bayrakdarlığını yaptığı bâtinî faaliyeti idi. Sultan. babası zamanından beri ülkede yeraltı faaliyetini artırmış dinî-siyasî Bâtınî haraketi ile müca-daleye girdiği bu tarihlerde Haçlı orduları da memleketin batı bölgesini istilâya başlamışlardı. 3. dağılan imparatorluğu toparlıyamadı. Yerine geçen oğlu Mahmud (111&-1131?» karşı büyük amcası (Sultan Melikşah'ın oğlu) Horasan meliki. Mâveraünnehir. Orta Asya'da Büyük Selçuklu İmparatorluğu sınırları Çin Şeddine yaklaştı (1090). 38 yaşında iken vefat eden Melikşah Kâşgar'dan Boğaziçi'ne. 1İ34) ve Mes'ud (ölm. hterezm'de hükmediyor. fakat Türk siyâsî liderleri arasında tam bir görüş birliği olmayışı başarıyı önledi. Çubuk. kuzey Hindistan ve Hicaz onun üstünlüğünü tanıyordu. SultanJdelikşah. daha sonra soydaşı. Sencer kendini Selçuklu Sultam îlâh ederek (1115-1İ57). şehzade Berkyaruk yerine kendi oğlu Mahmud'u velîahd yapm$k isteyen muhteris Terken Hâtûn ile. 2. Onun. Bala-sagun ve İsfîcâb hâkimleri vergi taahhüt ettiler. bu harekât devam edemedi. 1167) ile büyük Selçuklu imparatorluğu fiilen nihayet buldu. Harezmln ayrılmasını sonuçlandırdığı gibi» merkez Horasan'ı da Oğuz işgali altına soktu. Afganistan'da gelişmekte olan Gurlu devletini kendine bağlayan Sultan Sencer. Selçuklular'ın en büyük hükümdarı ve tarihte en büyük Türk imparatorlanndan biri olan Melikşah birçok Sultan ve mellklefln metbûu bulunduğu için "ea-SuR&n'OI-a'zam" (Büyük Sultan).l*eth. Kızılsarıg. Melikşah'tan sonra iç mücadeleler arasında sultan olan Berkyaruk (1092-1104). Halife tarafından kendisine Müizz'üd-din. Semerkand hJŞcümdarı Almed Han'dan hatoşikâyeti ürarine tertiplediği MâverâünneWr seferinde (mayıs 1087) yolu özerine düşen kaleleri ve müstahkem mevkHeri birer birer aldıktan sonra. Bfr tfaç kere Büyük Selçuklu sultanı Olmağa teşebbüs eden Kavurt nftte» yet Sufteri MelikşaHHtf sultanlığını tanımayı reddec^p başkent ü2erihe yürüyünce. Hicaz ktt'asını tamamen imparatorluğa bağlandıktan sonra. Ondan soma. Mâveraünnehir1! elden çıkarcb. lâkablannt taşırdı. Yartnkuş gibi kumandanların idaresindeki Selçuklu ordusu. Mısır'ı. Kâşgar hükümdarı Harun Buğra Han huzura gelerek tâbiiyetini arzetti.evlâtlan Kirman bölgesini idareye devam ettiler. Böylece Karahanlılar'm doğu kolu da Selçuklular'a bağlanmış oldu. Kirman Selçukluları (1092-1187) Selçuklulardan Kirman kolunun başı olan Kara Aralan Kavurt (Çağrı Bey'in oğlu)'tonundan W#tft8öyıRan arasında Kirman'dan başka. Yoruntaş. Çünkü o sırada Bağdad'a gitmiş olan Sultan Melikşah. Kuzey Afrika'yı zaptetmek ve bir dünya hâkimiyeti kurmak emelinde idi. "Sultân'ül-âlem'' diyö anılır ve aynı-zamanda 'ea-Sultân'ül-âdıT ve "Ebu. Kasîm'üd-devle Aksungur ve Bozan'ı Suriye'nin sahil bölgesini zapta ve Fâtımîler ile öteden beri siyasî anlaşmazlık ve rekabet mevzuu olan Mekke'deki hutbe ve Medine'de hâkimiyet işinin ve Yemen ile Aden havalisinin fethine memur etti. Ermenilik Süryânîler. seçkin imparatorlardan biri oları Aleksios Komnenos'aın tahrik ettiği. saltanatta hak iddiacısı amcası. Fakat Katavan Savaşı (1141)'nda put-perest Kara-Hitaylar'a yenilmesi itibarım terdi. Sâd-üddevle Gevherâyîn. Arkasından Taraz (Tfclas) hâkimini tâbiyetine aldı. Karahanlılar'm batı kolunu Selçuklu İmparatorluğuna bağladı. Yemen ve Aden havalisi de Türk hâkimiyetine alındı. Berkyaruk'un kardeşi Sultan Muhammed Tapar (1104-1118) kuzeyde Güroö saldırılarını durdururken. arasında da üzüntüye sebep olmuş ve her tarafta matem havası yaratmıştı. Başkent Merv^şehri idi. TuğruJfr. ancak. Fars arazisi güney sahilindeki Hürmüz errflrRğlve Arabföan yarım adası ucundaki Umman bölgesi zapt edfflTİlşti. Azerbaycan ve Fars atabeylerinde idi. Mahmud'u himayesine aldı* Mahmud "Irak Selçuklu Devleti" sultanı olarak katırken. Daha "melik" iken Gazneliler'i ve 1121'de de. savaşta mağlûp olarak yakalandı ve kendi yayının kirişi ile boğduruldu (Mayıs 1073). Özkend'e vardığı zaman. ftöl).

Süleyman-şah. burada kurduğu gümrük daireleri ile Boğaz'dan geçen gemilerden vergi almağa başladı. Bu arada Ebu'l-kasım'ın gafletinden istifade ederek İzmit'i ele geçirdi. 1082 yılında yapılan bir antlaşma ite İzmit körfezine dökülen Drakon çayı iki memleket arasında sınır itibar edildi. kardeş! Büyük Sultan Melikşah'ın ölümü ddîayısiyle kendini sultan ilân ederek üzerine yürüdüğü Berttyaruk kfe$»ff1da Savaşı kaybetrhtf (Şubat 1095) ve ölmûfctö. Bizans İmparatorluğu. Bir müddet Urla havalisinde sönük bir hayat geçiren Kutalmış'ın oğulları 1074 yılında etraflarına topladıkları kalabalık bir Türkmen grubuyla harekete geçerek önce Güney Anadolu'da daha sonraları ise Orta Anadolu'da fetihlerde bulundular. yeni kurulmakta olan Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasını önlediği gibi Bizans'a karşı da başarılı akınlar yapmıştır. Bununla beraber (*) Anadolu'nun fethi Özerine Büyük Selçuklu İmparatorluğu bahsinde geniş bilgi vefflrnlaflr. taht Kavgaları sebebiyle zayıflamış olan Bizans İmparatorluğu Türk akınlarına fazla mukavemet edecek durumda değildi. onun Bizans İle uğraştığı bir sırada Emir Porsuk idaresindeki büyük bir orduyu İznik üzerine göndermişti. Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman-şah'ın da fetihlere katıldığı görülmektedir. Şam'da ise. Muhasaranın uzaması üzerine çok kötü bir duruma düşen Ebu'l-Kasım. Süleyman-şah'ın ölümü üzerini. Suriye Selçukluları (1092-1117): 1077'den beri Suriye Selçuklu melik'i olan Tâc'üd-devle Tutuş. halkın. Mısır Fâtımîleri ile anlaşan Haçlılar tarafından mağlûp edildi. Anadolu Selçuklu Devleti" Hakkı Dursun YILDIZ Malazgirt zaferini takip eden yıllar zarfında Anadolu'ya kalabalık Türk nüfusu gelip yerleşmeğe başladı. öteki Hâlemde otmtoîfere devleti paylaştılar. Emir Porsuk üç ay devam eden muhasara esnasında şehri ele geçirtmeyince Sultan MelîRşah onu gerî Çağırarak Urfa emîri Bozan'ı onun yerine tâyin etti. Bizaıie^tmparatoru Âfeksios'tan yardım istedi. Türk birlikleri yavaş yavaş geri çekiliyordu. Fakat onun bu havalide fetihlere devam etmesi Suriye meliki Tutuş 1le aralarının açılmasına sebep oldu. . Görüldüğü gîbibW)lrtne tamamen zfcfikirleri ihtiva eden bu iki görüşün hangisinin gerçeği ifade ettiği belirtmek şimdtKk mümkün olmamaktadır. Misis şehirlerini zapt ve Malatya'yı haraç vermeğe mecbur etmişti. Aralık 1084 tarihinde içerdeki hıristiyanların yardımı ile Antakya'yı zaptetti. Bu sırada Şam'da idare. Rıdvan Haleb'de öldü (1113) ve sonra son Selçuklu Sultan-şah zamanında (1114-1117) idare Selçuklu ailesinden olmayan Lû'lû'nun elinde iken bunun öldürülmesi üzerine Haleb. b) İlk zamanlar Sultan Melikşah'a karşı muhalif bir tavır takınmış. Bundan sonra Bizans'taki taht kavgalarına müdahale imkânını bulan ve bu sayede fazla zorlukla karşılaşmadan bir çok şehir ve kaleyi ele geçiren Süleyman-şah 1078'de tettikl fethederek merkezim oraya nakletti Böylece Anadolu Selçuklu Devleti'nin temelleri atılmış oluyordu. Küçük bir kuvvetle Antakya önlerine gelen Süleyman-şah. amcası Kavurd'un isyanını bastırdıktan sonra bu kıtanın fethine daha fazla ehemmiyet vererek büyük Türkmen beylerini bu fetih hareketiyle vazifelendirdi. iki oğlundan raf van Haleb'de. Bu Selçuklu kolunda fazla bir hareket görülmemiştir. 5. Süleyman-şah'ın 1074 yılından itibaren Anadolu'daki faaliyetlerini tesbrt edebiliyoruz. Dokak (ölm. Aynı yıl Antakya ve Haleb'i muhasara eden Süleyman-şah. 1080 yılında Iznik'i Türkler'den geri almak gayesiyle İznik önlerine gelmiş olan Bizans ordusunu ağır bir mağlûbiyete uğrattıktan sonra Üsküdar'a kadar ilerleyen Süleylman-şah. Antakya hıristiyanları çok gaddar olan Philaretos'un elinden kurtulmak için Süleyman-şah'a haber göndererek şehrin zaptında ona yardımcı olacaklarım bildirdiler. Sultan Melikşah. Süleyman-şah fetihlerine devam ederek kısa zamanda Bizans aleyhine hudutlarını oldukça genişletti. Dok* Şam'da müstakil harekete devam ettiler. Bizans ile sulh yaptıktan sonra Anadolu'ya dönerek 1083 yılında Tarsus. Bu sebeple Kudüs'e ilerleyen Haçlılarla iyi mücâdele edilemedi. Balkanlardaki isyan ve ihtilâller sebebiyle Anadolu'daki Türk akınlarına karşı duramıyordu. az sonra yine anlaşamıyarak biri Şam'da. fakat halifenin tavassutu ile nihayet Anadolu'nun fethine memur edilmiş olan Kutalmışoğulları. Anadolu'da fetih hareketi bütün hızıyla devam ettiği sırada. Alp Arslan'a karşı giriştiği saltanat mücadelesinde mağlup ve maktul düşünce oğulları Bizans hududuna sürüldüler. Bu sıralarda. 4. Çevirdiği entrlkalarla.Türkteri birbirine düşürmeye gayret sarfeden Aleksios bunu bir fırsat bilerek Ebul-Kasım'ın y«r-dım isteklerini Cevapsız bıraktı. İmparator Aleksios kuvvetle başa çıkamıyacağı-nı anladığı Ebu'l-Kasım'ı İstanbul'a davet ederek onunla sulh yaptı. Afide kurtuluş ümidi kalmıyan Ebu'l-Kasım. Sultan Melikşah'tan af dilemek için İsfahan'a gitti. Bbı/1Kasım'm ölümünden sonra kardeşi Ebı/1-Gâzi onun yerine geçmişti. daveti ile gelen Artuk-oğlu ll-Gazi'ye geçti (1117). Süleyman-şah'ın Anadolu'ya ne suretle geldiği hakkında birbirinden tamamen farklı iki görüş ileri sürülmektedir: a) Süleyman-şah'ın babası Kutalmış. Sultan I. Rıdvan kardeşini savaşla zorlayarak SuriyeHükümdarı oldu İse de. Adana. 1128'de öldürülen Tuğ-Tegin'in oğlu Tâc'ûd-din Böri 8e Böri-oğulları (Şam Atabeyliği) idareyi ele aldı. İznik'te vekil bırakmış olduğu Ebu'l-Kasım. Ermeni Phitaretos'un tahakkümü altında İdi.284 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 285 med-şah H samanında memleket Oğuz başbuğlarından Dîhar tarafından işgal edildi. Bu sırada Antakya. dahilî mücadeleler. Burada da yüz bulamayınca tekrar Anadolu'ya dönmek zorunda kaldı ve yakalanarak Emir Bozan tarafından idam edildi. Suriye meliki Atsız ile ihtilâfa düşmüştür. Fakat Aleksios Komnenos'un Bizans imparatoru olmasından sonra durum Bizans lehine gelişmeğe başladı. 5 Haziran 1086 tarihinde Süleyman-şah ile Tutuş arasında cereyan eden savaşta Süleyman-şah mağlup oldu ve hayatını kaybetti. Kılıç Arslan İznik tahtına geçtiği sırada Anadolu'nun muhtelif bölgele- . Bir ara Meyafarîkîn (SH-van)'e kadar güney Anadolu'yu nüfuzu altına alan Rıdvan. Melikşah'dan zaptedecekleri memleketlerin hükümdarlık menşurunu almışlardı. 1104)'dan ziyâde atabeği Tuğ-tegin'de idi ve atabey ile Rıdvan aralarında kesin bir uzlaşmaya yaramıyorlardı. Sultan Melikşah. Ancak Sultan Melikşah'ın ölümüyle oğullan arasında saltanat kavgalar» başlayınca Süleyman-şah'ın oğlu Kılıç Arslan Horasan'dan gelerek İznik'te Anadolu Selçuklu Devleti'nin ikinci sultanı sıfatıyla 1092 sonlarında tahta oturdu. Bu vaziyetten faydalanan Süleyman-şah Orta Anadolu'ya girerek 1077 yılında Konya'yı zaptetti.

Taht kavgalarının başlaması. Kılıç Arslan'ın bu başarıiarı Bizar» imparatorunun gözünden kaçmıyordu. 1163 yılında Yağıbasan'ı mağlup ederek Elbistan. Bir sene sonra da Elbistan'ı ülkesine kattı. Haçtı seferinde Alman kiralı III. Konrad ile Fransa kiralı St. Pierre L'Ermit idaresindeki çapulcu Haçlı grubu &dıç Arslan'm kardeşi Davud tarafından bcmit yakınlarında imha edilmişti. Kayseri ve Malatya'yı sınırlarına dahil etti. Kılıç Arslan'a karşı Bizans. Bununla beraber Antakya kontu Bohâmond'un Danişmendîler tarafından esir edilmesini müteakip 1101 yılında harekete geçen Haçlı birlikleri birbiri arkasından Amasya yakınlarında ve Konya Ereğlisi'nde Kılıç Arslan tarafından imha edildiler (1102). J Sultan Mesud. Louis'nin orduları Anadolu'ya girdiler. Bu vaziyet devleü oldukça saramışlı. düklerin ve şövalyelerin idaresindeki muntazam Haçlı ordusu Iznik'i muhasara ettiiSfvSultan Kılıç Arslan bu kuşatma esnasında geldi ise de şehre girmeğe muvaffak olamadı. ki hükümdar arasında vanlan anlaşmaya göre karşılıklı yardımlaşma ve Türkmen kuvvetlerinin Bizans'a akın yapmamaları kabul edildi. onların geçeceği bölgelerde su kuyularını kapatarak. Sultan Mesud uzun müddet kayınpederi Emir Gazi ile işbirliği yapmak zorunda kaldı. Haçlılar ile yaptığı savaşlarda oldukça yıpranmış olan Sultan Kılıç Arslan Bizans imparatoru ile sulh yapıp batı hudutlarını emniyete aldıktan sonra. Bundan sonra Harran'ı ve Suriye me~ liki Dokak'ın elinde bulunan Meyyâfarîkin'i ülkesine kattığı gibi Diyarbakır ve Musul bölgelerine de hâkim oldu. Çankırı ve Kastamonu'yu Danişmendliler'den geri alarak ülkesinin hudutlarım genişletmeğe başladı. İmparator Manuel. Böylece batıda kendisini tehdit edecek bir tehlikenin kalmaması üzerine doğuya yönelen Sultan I.Qâzi Anadolu'nun en kudretli hükümdarı haline gelmişti. Artukoğlu Hgâzi ve Suriye maliki Rıdvan'ın birlikleri ile Habur ırmağı kenarında yaptığı savaşı kaybederek bu ırmakta boğularak öldü (Temmuz 1107). Babasının yerine Daniş-mendii tahtına geçen Mehmed Gazinin ölümüyle Sultan Mesud üzerindeki Daniş-mendli nüfuzu kırılmış oldu. Bundan sonra Danişmend Gazi ve Kayseri hâkimi Hasan Bey'in kuvvetleriyle takviye edilmiş olarak Eskişehir önlerinde Haçlılar'ın karşısına çıkan Kılıç Arslan onlara ağır kayıp verdirmesine rağmen galip gelemedi. Bu arada Danişmendli emiri Yağı-basan'ı da kendisine bağladı. Diğer taraftan imparator Ateksios Iznik'e kast akınlarına devam ediyordu. Nureddin Mahmud'un işgal etmiş olduğu yerleri de kurtardı. Bununla beraber yolda Türkmenler'in hücumlariyle hayli zayiat verdikten sonra Antalya'ya ulaşan St. Louia. Bu sebeple Alekaios Komnenos'un bu Türk emirine karşı ittifak teklifini kabul ederek müştereken EmirÇaka'yı ortadan kaldırdılar (1094). çevirdiği entrikalarla Anadolu'daki Türk devletlerini birbirine düşüren Bizans imparatoru Manuel Komnenos ile görüşmek için İstanbul'a gitti. Bunun arkasından kardeşi Şehinşah'tan Ankara ve Çankırı'yı aldı. ekinleri tahrip ederek ve meskûn yerleri boşaltarak yıpratma taktiğine başvurdu. Sultan H. SultaıvLKı&gAr&taft'ın ölümü ve oğlu Şehinşah'ın Emir Çavlı tarafından yakalanarak İsfahan'a götürülmesi üzerine Anadolu Selçuklu tahtı boş kaldı. Haçlı ordusunun zırhlı ve kalabalık olması hasebiyle Sultan Kılıç Arslan bundan böyle onlarla meydan muharebesi yerine.haber aldı ve derh# muhasarayı kaldırarak merkezine dönmek zorunda kaldı. Louis Orta Anadolu'ya girmekten çekinerek Efes-Denizli-Antalya yolunu takibe mecbur olmuştu. Kılıç Arslan Türkmen kuvvetlerinin maharetle tatbik ettiği sahte ricat sayesinde Bizans kuvvetlerini Denizli civarındaki dar ve sarp Myriokephalon vadisine sokmağa muvaffak oldu. Haçlılar'ın gelişi ve Iznikln düşmesi sebebiyle Konya'yı kendisine merkez yapan Kılıç Arslan. Muhasara devam ederkerKfiıHaçlı ordusunun Anadolu'ya gelmekte olduğuna.Kriıç Arslan 1096 ytlında Ermeni Gabriel*in:elinde bulunan Malatya'yı muhasara etti. Fakat bu sefer de Şehin-şah. Böylece müstakil hareket etme imkânına kavuşan Sultan Mesud. buradan deniz yoluyla Akkâ'ya gidebilmişti. Urfa Haçlı kontluğunun ortadan kaldırılması sebebiyle harekete geçen II. Haçlılar'a karşı kazandığı zaferleri müteakip Maraş ve civarını fetheden Sultan Mesud. Kılıç Arslan Bizans'tan ziyade İzmir ve havalisinde müstakil bir devlet kurmuş*olan ve meydana getirdiği donanması ile Ege ve Marmara denizlerinde faaliyette bulunan kayınpederi Emir Çaka'dan çekiniyordu. Ancak Şehinşah'ın 1110 yılında serbest bırakılarak Malatya'da tahta geçmesi durumu biraz düzeltir gibi oldu. Başkent Konya ile havalisini ajan ve kardeşlerinin metbûu durumunda olan Sultan İl. Sultan II. Kilikya Ermenileri'ne de ağır darbeler indirerek onlardan birçok şehir ve kaleyi zaptetti. Fakat Emir Çavlı. ölümünden kısa bir zaman önce ülkesini üç oğlu arasında taksim etmişti. Kuşatmanın uzaması sebebiyle İznik bir anlaşma ile Bizans imparatoruna testim edildi (Haziran 1097). Sultan ilk saldırıları bertaraf ettikten sonra 1162 yılında. taht kavgalarını önleme maksadiyîe Ak fırsatta ortanca kardeşini ortadan kaldırması üzerine küçük kardeşi Şehinşah Ankara-Çankırı taraflarına kaçarak Danişmendli emiri Yağı-basan ile işbirliği yaptı. kardeşi Mesud'un isyaniyle karşılaştı. Bizans ve Haçlıca kar$? yaptığı savaşlarla ülkesini bir hayli genişletmiş olan ve Abbasî halifesi tarafından "Melik8 unvanı verilen EFnir.286 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 287 rinde Türkmen emirleri müstakil devlet olma hareketin* giriştiklerıraten bu ülkede bâr Türk birliği metfcut değildi. Sultan Mesûd Ekim 1147 tarihinde Eskişehir yakınlarında Alman ordusunu perişan etti. Bunu haber alan Fransa kiralı St. gittikçe aleyhinde gelişmekte olan Anadolu Selçuklu Devleti'ni yıkmak karariyle büyük bir ordunun başında olduğu halde yürüyüşe geçti. Bu gelişme Anadolu Selçuklu Devleti ile Bizans İmparatorluğunu tekrar karşı karşıya getirdi.. 1143 yılında Ankara. Uzun süren saltanatı esnasında Anadolu Selçuklu DeVieft'n* bu ülkenin en kudretli devleti haline getiren Sultan Mesud 1155 târffUhde vefat ettt. Böylece batı hudutlarından emin olan Sultan Kılıç Arslan Anadolu'da hareket serbestesi kazanmış oldu. Kılıç Arslan'm. Bu bakımdan Sultan Mesud. II. Darende. bu sırada fırsattan istifade eden Bizans'ın da ilerlemesine mâni olamıyordu. Haçlılar elinde bulunan Maraş ve Göksun'a karşı harekete geçtiği sırada Bizans imparatoru Manuel Komnenos'un Konya üzerine yürüdüğünü haber aldı ve süratle geri döndü. Eylül 1176 tarihinde yapı- . kendisinin Haçlılar ile meşgul olmasından istifade ederek Malatya'yı almış olan Dânişmendii-ler üzerine yürüdü ve bu şehri tekrar zaptetti. İki kardeş arasındaki taht kavgalar* 1116 jrtna kadar devam etti ve Mesud DanişmerKöter'den aldığı yardım sayesinde Konya'da Selçuklu tahtına oturdu. Sultan Mesud Anadolu'da kuvvet ve kudretini sağlamlaştırdığı sıralarda. Konya önlerine yapılan savaşta Bizans ordusu ağrr bir mağlubiyete uğradı. Ermeni ve Nureddin Mahmud'un harekete geçmelerine sebep oldu. Fakat kısa bir zaman sonra kontlann. Aym zamanda Türkmen kuvvetleri de tekrar Bizans ülkesine akınlarına yeniden başlamışlardı. 1134 yılında kayınpederinin vefatına kadar âdeta onun himayesinde idi.

Trabzon Rum imparatoru . Şehir ve kale yeniden inşa edilerek Sultan'ın adına izafeten Alâiye adı varildi. kendisinin taht kavgalariyle meşgul bulunduğu sıralarda bazı şehirleri zaptetmiş olan Ermeniler üzerine yürüyerek bazı şehir ve kaleleri ele geçirdi ve Ermeni kralını vergiye bağladı. Anadolu'da sarsılmış olan Türk birliğini yeniden tesis etmeğe gayret sarfeden Süleyman-şah. Anadolu'da bu karışıklıklar devam ederken Selâhaddin Eyyubî'nin Kudüs'ü alması üzerine yeni bir Haçlı seferinin hazırlığı başladı. Kemah ve Şebinkarahisar'ı alarak Mengücekoğulları hanedanına son verdi. Fakat Akşehir'de Sultan'ın oğlu Kutbeddin Melikşah'ın Haçlılar ile mücadeleye girişmesi ve mağlûp olması Alman ordusunun Konya'da pek çok tahribat yapmasına sebep olmuştur. Aleksios'u mağlup ve esir ederek Sinop'u zaptetti (1214). Gıyaseddin Keyhüsrev'den boşalan Selçuklu tahtına devlet erkânının onun büyük oğlu Izzeddin Keykâvus'u geçirmesi üzerine kardeşi Alâeddin Keykubâd isyan etti. Gıyaseddin Keyhüsrev bir yandan kardeşleri ile mücadele ederken diğer yandan da Bizans imparatoru III. Diğer taraftan Türkmen kuvvetleri Kilikya Ermeni tarattığın) istila ederek Silifke'yi zaptedip oradan Suriye ve Elcezire'ye doğru yayılıyorlardı. Suriye ve Anadolu'yu istilâlarını önlemek takip etti. Burası Selçuklu sultanlarının kışlık merkezi oldu. Aleksios Komnenos ile savaşıyordu. Suğdak'ın zaptından sonra bir çok Rus Knez ve Kıpçak beyleri itaat altına alındı. Anadolu'ya giren Alman imparatoru I. Kılıç Arsîan'ın ölümü üzerine oğulları arasındaki sahtanat kavgaları daha da şiddetlendi. daha önce giriştiği iktidar mücadelesinde başarısızlığa uğrayan ve hatta bir müddet hapiste kalmış olan Alâeddin Keykubât geçti. Bunu haber alan Keykubâd Bayburt- . Diğer taraftan devletin kara kuvvetleri Silifke'ye kadar bütün sahil bölgesini ele geçirdiler. Aleksios Komnenos'u muğlup ederek Karadeniz ticaret yolunu elnniyet altına aldı. ödediği vergiyi iki misline çıkarmak ve parasını Anadolu Selçuklu sultanı adına bastırmak şartlariyle sulh yapmağa mecbur ettiler. Suttan II. Izzeddin Keykâvus'tan sonra Anadolu Selçuklu tahtına. Ermenilerden alınan yerlere Türkmenler iskân edildi. Böylece Gürcüler Ne komşu olan Rüknüddin Süleyman-şah. Bu zafer. Diğer taraftan Kıbrıs'taki Latinler1 in tahriki ile isyan etmiş olan Antalya halkım itaat altına alan (1216) Sultan. Gürcü tehlikesini tamamen ortadan kaldırmak gayesiyle giriştiği İkinci sefer esnasında 1204 yılında vefat etti. Suttan Alâeddin Keykubâd Anadolu işleriyle meşgul bulunduğu sıralarda Asya içlerinde ortaya çıkan Moğol tehlikesi süratte Batı'ya doğru yayılmaya başlamıştı. Bizans'ın. Aynı zamanda Ermeni kiralı Hetum'u. Kılıç Arsîan'ın çocuk yaşta olması sebebiyle uçta bulunan Türkmen beyleri hâlâ İstanbul'da oturmakta olan Gıyaseddin Keyhüsrev'i Konya tahtına davet ettiler. Bizanft imparatorunu vergiye bağladığı gibi Ermeni kiralı Leon'u da hezimete uğrattı. Kendisine Abbasî halifesi tarafından "saltanat" menşuru gönderilen Keykubâd. küçük oğlu veliaht Gıyaseddin Keyhüs-rev'e sığınarak onun yanında öldü (1192). Leon'a karşı giriştiği sefer zaferle nfeticelendi (1209). ülkesini 11 oğlu arasında taksim etmesi ve kendisinin de devlet . Gıyaseddin Keyhüsrev Selçuklu tahtına geçtikten sonra İznik kiralı Theodoros Laskaris ile an- laştı. 1228 yılında da Erzincan. Sarıkamış yakınlarında onlarla yaptığı sava* şı kaybetti. Gıyaseddin Keyhüsrev'in bu başarıları Thedoros Laskaris îte aralarının açılmasına sebep oldu. Sultan'a asker vermek. Bunu Eyyubiler'in Kuzey. izzettin Keykâvus saltanatının son yıllarını Eyyubîler ve Artuklular'la savaşla geçirdi ve bir sefer esnasında Malatya'da vefat etti (1220). tik Selçuklu tersanesi Alâeddin Keykubâd tarafından Alâiye'de kuruldu.288 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 289 lan savaşta Bizans ordusu büyük bir hezimete uğradı. Fakat onun sultanlığı diğer kardeşleri tarafından kabul edilmedi. Samsun ve Sinop'a saldırdı. Sultan Alâeddin Keykubâd kendisine muhalif bir tavır takınmış olan ümeradan bazılarını bertaraf ettikten sonra 1226 yılında Sinop'ta inşa edilen bir donanmayı Kastamonu Beyi Emir Çoban kumandasında Kırım'daki mühim ticaret limanı Suğdak üzerine gönderdi. $• terine fazla müdahalede bulunmaması şehzadeler arasında iktidar mücadelelerinin başlamasına sebep oldu. Kflıç Arsîan'ın. 1211 yılında Alaşehir yakınlarında Laskaris ile yaptığı savaşta şehit düştü.ve ağır bir tazminat ödemek şşrtiyle IstanbuFa dönebildi. Yerine geçen oğlu III. Kıbrıs kiralı ile ticaret anlaşmasını yeniledikten sonra kuzey ticaretini emniyet altına almak düşüncesiyle Sivas üzerinden Sinop'a hareket etti. Bunu müteakip Kalonoros (bugünkü Alanya) kalesini karadan ve denizden muhasara ederek zaptetti (1233). Bu sırada Sultanin meşguliyetinden istifade etmek isteyen Trabzon İmparatoru Andronikos. Ermeni kiralı II. Mengücekoğulları ile Artukoğulları'ndan bazı yerleri aldı. Malazgirt savaşından beri AnadoluJyu gari almak ümidini tamamiyle kırmış. Hısn-ı Mansur (Adıyaman) ve Çemişgezek'i ete geçirdi (1226). İmparator Batı Anadolu'daki istihkâmları kaldırmak. iktidar mücadelesinde onun en tehlikeli rakibi askerî kuvvet bakımından kendisinden üstün olan Tokat meliki Rüdnüddin Süleyman-şah idi. Sultan Kılıç Arslan. Uzun ve başarılı bir mücadele hayatından sonra yaşlanan ve yorulan Sultan II. o zamana kadar hıristiyan dünyasında bir nem Türklerin işgali atandaki memteker gibi telâktoadüen Anadolu'nun gerçek Türk yurdu oiduğuhu isbat etrniç ve Bizans imparatorluğu bundan sonra Türkler1© karşı taarruza cesaret edememiştir. Nitekim Süleyman-şah'ın Konya üzerine yürüdüğünü öğrenince 1196 yılında Konya'yı ter-kederek İstanbul'a kaçtı. Mısır Eyyûbîleri'ne karşı el-Melik'ül-Eşref la bir anlaşma yaptı. Bu sırada İstanbul Latinler tarafından işgal edilmiş ve Bizans imparatorluğu parçalanmıştı. Diyarbekir Artukluları'nın da onunla işbirliği yapması. Uluborlu meliki Gıyaseddin Keyhüsrev Konya'yı kardeşi Melikşah'tan alarak 1192 yılında Selçuklu tahtına oturdu. Sultan 8b Kılıç Arslan Bizana meselesini hallettikten sonra 1178 ydında Dan?$mendli beyliğine son vererek doğudaki tehlikeli rakîbinden kurtulmuş oldu. Bu felaket sırasında oğlu Melikşah'ın tahakkümü altında bulunan yaşlı Sultan. Friedrich Barbarossa ile dostluk kurarak onların Suriye'ye inmelerine müsait davranmak suretiyle Haçhlar'ı mümkün mertebe zararsız hale getirmek istiyordu. Selçuklular'ın batı hududu ise Denizli'ye kadar uzanıyordu. Arkasından Trabzon Rum imparatoru tH. 1207 yılında Antalya'nın fethiyle Türkler'e deniz yolu açılmış oluyordu. 1201 yılında Erzurumu zaptederek Saltuklular hanedanına son verdi. Izzeddin Keykâvus bu meseleyi kolaylıkla halledip Theodoros Laskaris ile de müsait bir anlaşma imzaladıktan sonra babasının siyasetini takibe başladı. Sultan'ı doğu seferine çıkmaya mecbur etti Kahta. Nitekim çok geçmeden Moğollar'ın elinden kaçan Celâleddin Harezmşah Doğu Anadolu'ya gelerek Keykubâd aleyhine faaliyete geçti.

Sınır boylarındaki kaleleri tahkim ederek. Ancak BeyHkterin teşekkülü ite Anadolu Türklüğü yeniden hayatiyet kazanacaktır. Sadeddin Köpek devlet erkânından kendisine karşı gelebilecekleri ortadan kaldırdıktan sonra Selçuklu tahtına geçmek emelinde idi. olduğunu göstermekte idi.büyük. Ortadoğu'da Kurulmuş Türk Devletleri (Anadolu. Oğlu Nftsırlüd<Hn Mahmud (öim. oğlu Mevdûd zamanında Eyyûbî el-Meük-ül-KftmiI Amid ve Hasankeyf'ı zapt etti (123^ . Sadeddin Köpek'in bertaraf edilmesinde rol oynıyar. Ordu daha harekete geçmeden bir ziyafette Alâeddin Keykubâd zehirlenerek öldü (1237). Celâleddin Harezmşah'ın ölümünden-sonra Selçuklu hizmetine girmiş olan Harezmli askerî birlikleri bu sınır kalelerine yerleştirdi. Türkmen başbuğlarından Çökürmüş ite birlikte Harran civarında Urfa kontu Baudotân Jlyi esir almak sureüyteq$Wro*>ir zafer kazanmıştı. II. Kısa bir süre sonra da Erzurum'u elegeçfitfi. Urfa. 1231 yılıhda Celâleddin Harezmşah'ın -MOrtayl* Moğollar'ın yağma akınları Malatya'ya kadar uzanmağa başladı. Selçuklu ordusu Kayse-ri'de toplanacaktı. 1234 yılında Mısır Eyyubî hükümdarı el-Kâmil'in gönderdiği ordu mağlûp edildikten sonra Harput. Gıyaseddin Keyhüsrev topladığı büyük orduyla Baycu Noyan kumandasındaki Moğol ordusunu Sivas'ın doğusunda Kösedağ mevkiinde karşıladı. VI. Mukabil harekete geçen el-Kâmil'in Mardin'i zapt ve tahrip etmesi Alâeddin Keykubâd'ı Eyyubîler üzerine sefere çıkmağa mecbur etti. Onun sultanlığı zamanında Anadolu Devleti siyasî.290 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ -----291 Maçka yoluyla Trabzon'a giderek şehri muhasara etti. isyanlar. iktisadî çöküntü ve-halkın parişanlığı manzarasını arzeder. Gıyaseddin Keyhüsrev tahta çıktı. Celâleddin Karatay gibi devlet adamlarının iş başına geçmesi durumu biraz düzelir gibi olduysa da siyasî ve dinî zaafları ortadan tamamen kaldırmak mümkün olmadı. Kudüe'ün tekrar Falîmiter'e geçmesi (1098) dolayısıyle. bazan Anadolu Selçuklularım metbû tanımıştı. Bununla beraber gerekli tedbirleri almaktan da geri durmuyor* du. Alâeddin Keykubâd'dan sonra. şehzadelerin birbirleriyle mücadeleleri. Haçlılarla savaşmış. Hasankey*. ülkesini bu tehlikeden uzak tutmak için Ögedey'in oldukça ağır şartlarını kabul etmiş göründü. Moğol tehlikesinin daha önce farkına varmış olan Anadolu sultanı. 1*22) bir-kitabede "Dıyâr-ı Bekr. Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarihe karıştığı 1308 yılına kadar. Ondan sonra gelen oğlu İbrahim. Hısn-ı Keyfâ (Hasankeyf) ve Amid (Diya&afor) kolu: 1101-1231 Sökmen I. askerî ve iktisadî bakımından en parlak devrini yaşamıştır. Suriye ve Mısır) P 1. kumandanların ve beylerin rekabetleri arasında II. Baba İshak isyanını Mogullar'ın istilâsı takip etti. İran. Doğu Anadolu ve İzmir Türkmen Beylikleri İbrahim KAFESOĞLU a. Bu sebeple iki Türk hükümdarın arası bozuldu. Bîr Türtanttn şeyhi olan Baba Ishak etrafına topladığı Türkmenler ile devleti bir hayli uğraştırdı ve isyan 1240 yılında güçlükle bastırıldı. Harran ve Rakka Selçuklu hâkimiyetine girdi. Fakat havaların şok fena gitmesi Trabzon'un fethine mâni oldu.*e Surûc'dan başka 1104 de MaıdM almış. 1242yriında Erzurum'u işgal ve tahrip eden Moğollar 1243 yıfenda Baycu Noyan kumandasında Anadolu'yu istilâya başladılar. Büyük Selçuklu Sultanı tarafından kendilerine verilen bölgelerde beylikler kurmuşlardır. Mardin'larnucesı ll-GaziVe bırakmak »»unda kaldr(1l08). Kösedağ savaşından itibaren. devlet adamları ve beylerin ihtirastan ve tahrikleri. Sultan Alâeddin Keykubâd ile Celâleddin Harezmşah'ın araları düzelmeğe vüz tutmuştu kit Harezmşah Ahlat şehrini uzun bir muhasaradan sonra zapt ve feci bir şekilde tahrip etti.Artuklu Beyliği (1101-1409) Anadolu'nun fethinde . Bu kifayetsiz hükümdar kumandan Sadeddin Köpek'in tahakkümü altına girdi ve onun tahrik ve telkinleriyle birçok mühim şahsiyetleri öldürttü.hizmetleri geçen Oğuzlar** Döğer boyundan ünlü Türkmen Beyi Aıtuk Beya^j&ınye meliki Tutuş^frBftndan ikta edilen Kudümde ölümünden (1091) sonra oğuHart Sökmen ve H-Gazt. Daha sonra. Rum ve Ermen sultana gibi görünmekle beraber* etrafını çeviren kuvvetli devletlerden bazan Eyyûbîlerl. Moğollar Anadolu'da yarım asırdan fazla bir müddet Hüküm sürdüler. Fakat bu sırada patlak veren Baba Ishak isyanı SelçukJu devletinin artık çökmekte. Ağustos 1230 tarihinde Erzincan yakınındaki Yassıçemen mevkiinde yapılan ka*>iı savaşta Keykubâd galip geldi. Hasankeyf sülâlesinden Ârnid civannı da alan FatVüd-din Kara Arslan (Olm. Anadolu sözde sultanların. II. Fakat bütün bu hileleri meydana çıktığı zaman kendisi öldürüldü (1239). Temmuz 1243 tarihinde yapılan savaşta Selçuklu ordusu korkunç bir hezimete uğradı. Gıyaseddin Keybösrev'den sonra tahta geçen Selçuklu auttahları Moğollar elinde bfatt kukla idiler. suikastlar. 1166)'dan sonra» oğlu Nûr'üd-din Mehmed 1182'd» Salâh'üd-din Eyyûbrye bağlandı v* yaptığı askeri yardım karşılığı olarak bölgenin en büyük merkez şehri Âmid'i aldı (1183).

Toprakları Timur-taş'a geçi. Bir yandan Selçuklularla. Kemah. İmparator loannes Komnenos'a karşı tahd iddiacısı kardeşi Isaakios'u mülteci olarak kabul ediyordu. Salâh'üd-din %yûbt himayesindeki.292 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 293 Mardin kolu: 1108-1409 Artukoğlu ll-Gazi 1108'de Mardin'e sahip olduktan sonra.Dânişmendli Beyliği: (1002-1178) Anadolu'nun fecinde Artuk Bey'in Anadolu 'dan ayrılmasından sonra. Kemah'da bulunuyordu. o da ancak ismen malûmdur. e . ayrı bir aile teşekkül etmiştir. Fakat Yağı-basan {ölm. Behramşahta k» Selçuk Hâtûn ile evli idi. Ishak'ın ölümünden sonra (1142). Malatya'da bulunan Dânişmendli Ayn'üd-devle'yi Selçuklu tabiiyetine aldı. Çankırı ve Kastamonu'yu sonra da Elbistan'ı zapt ederek. fakat Artuklu Belek tarafından mağlup ve esir edildi.Mengücüklü Beyliği: (1118-1250) AnadoluMtfn fethinde doğu Anadolu'da faaliyet hâlinde iken şehit düştüğü anlaşılan Türkmen beyi Mengücük tarafından alınan Erzincan. 1164)'dan sonra durumu zayıfladı. Behram-şah öldükten (1225) sonra. Antakya Haçlılar11 üzerine yürüyen ve Prens Roger'i yenilgiye uğratan (1119) ll-Gazi. b. diğer oğlu Süleyman Meyâfârikin'de. Selçuklu 80* ieyman-şahGn ölümünden sonra* kuvvet kazanarak Beyliğini genişletmiş. Fakat aynı yıl Menbiç'i kuşatırken ol<isabetirie-dldü. yerine geçen oğlu Şshinşah Selçuklu Kıhç Arslan H"ye ve Sultan Süleyman-şahlatâbi olmuş v**Wstiyanlarla mücadelede bulunmuştur. kardeşi Ebû Bekir. şehir halkının dâvetine uyarak gelip aldığı Haleb'i korumaya oğlu Tlmur-taş'ı memur etti (1118) ve 1121'de Meyâfârikin'i Ahlat Şahlan'ndan aldı. oğlu olup 60 seneye yaton "hüküm sûren Fahr'üd-dta Behram-çahaagrıanmda Enrincan cank bir ticaret ve kültür merkezî haline gelmiş». Çankırtve Kastamonu kale ve bölgelerini kendi beyliğine kattığı için^as'tan Bolu ve terrrtt yakınlarına kadar uzanan sahada kuvvetli bir hükümet kurmuş oluyordu. Sultan Keykâvus I. Haçlı prensin serbest bırakılması hususunda Kılıç Arslan ile arası açılan Gazi Ahmed Bey Selçuklular'a yenildi. Haçlılarla iyi mücadele ediyordu. daha sonra Kara-koyunlular'la uzun mücadelelere giriştiler. Fakatbu arada Kayseri. Kılıç Arslan^^tâbü ve damadı idL Kemah1! 4dare eden oğlu Se^ çuk-şah da Selçuklularda bağlı idi ve bu aile Selçuklulara Gürcistan seferi (1202)'ne katılmışta. 1142). Bu ailenin bilinen son siması Melik Sâlih'dir. Sultan Kılıç Arslan II. Haleb'de Lû'lû'nun ölümü üzerine. Divriği. Suriye atabeyi Nûr'ud-din Mahmud ile de işbirliği hâlinde İdi. Kemah-Erzincan Kolu: (1U2-1228) Selçuklu Kılıç Arslan II taraftarı olduğu için Dânişmendli Yağı-basan tarafından öldürülen (1162) Dâvud'dan sonra. onun yerine gelerek Yaşilırmak ve Kıafırmak clolayanro alan. diğer yoldan Artuklu ve Dânişmendli beylikleri ile rekabet hâlinde idi. Mardin Ulu camiini yaptıran Kutb'üd-din ll-Gazi II (1184) zamanında Salâh'üd-din Eyyûbî memleketIşIcflSne müdahaleye başladı ve nihayet Meyâfârîkin Eyyûbîler'e geçti. bir aralık Anadolu Selçuklularıma bağlanmıştır. Ankara. önce Ankara. diğer oğlu Mehmed Karahisar'da hâkim efldular. ftAan Alâ'üd-din I. oğlu Dfcvud-şah II. Mardin kolu (veya ll-Gazi kolu) tarihe karıştı. Öteki yeğeni Belek. Amasya ve Kayseri'ye hâkim olan Yağı-basan da 1150*de Selçuklu tâbiiyetine girdi. Karahisar bölgesinde kurulan beyitte hakkında bilgi 1118'den İtibaren başlıyor. 1112'de ölen Türkmen başbuğu Çubukoğlu Mehmed Bey'e ait Harput kalesi ve civarını almış (1115). birkaç kere mağlûp oldu. Son Artuklu. saldırıları durdurdu (ölm. 1123'de kral Baudouin'i de mağlup ve esir ederek. sonra Bizans imparatoru Manuel ile anlaşma yaptı. Anadolu'da tekrar kuvvetli bir devlet doğmuş gibi idi. rivayete göre Türkmenter'e öğretmenlik yaptığı için •Danişmend' dîye anılan Gazi Ahmed Bey. Selçuklu şehzadelerinden Mes'ud I ile işbirliği yaparak İ11#da Konya'yigeri alıp. oğullarından Dâvud. Sonra kardeşi Yağı-basan ile rakipleri olan diğer hanedan üyeleri arasında çıkan mücadelelerden faydalanan Selçuklu sultam Mesud l. Sivas. Bizans'ın buna karşılık Kastamonu ve diğer yerlerdeki bazı Dânişmendli şehirlerini tahrip etmesini (1133) onları geri püskürtmek suretiyle cevaplandıran Gazi Bey'in şöhret ve nüfuzu arttı ve itibarî de olsa üstün hâkimiyeti tanınan büyük Selçuklu suttan» Sencer tarafından kendisine "Melik" unvanı verildi. onun sultanı olmasına yardım etti ve kızım ominht «vlencSrdi. her ikisini Harput'a haps etti. 1203 yıllarına doğru oğlu Nizam'üddin İbrahim yerine geçmiş ve Harpım 1234'de Selçuklu Sultanı l Aiffüd-dîn Keykubâd tarafından Anadolu Selçuklulan'na ilhak edilmiştir. Hattâ Bizans'ın Trabzon valisi Gabras'dan yardım istedi. Artuklular 1200'den itibaren Eyyûbîler'e. Süleyman öldüğü için Meyâfârîkin de ona bağlandı.beyi Şihâb'üd-din Ahmed (Melik'üs-Sâlih) Mardin'i Kara Yusufa telfirYi etmeğe mecbur oldu (1409). Divriği Kolu: (1142-1250) ? Süleyman'dan sonra. Kemah ve Erzincan'da. Keykubâd tarafından Selçuklu devletine ilhak edildi (1228). bu zaferi dolayısiyle büyük şöhrete ulaştı. Hasankeyf i. Franklarla mücadelede büyük Ün kazanmıştır: 1122'de Urfa kontu Jocelin ile Birecik senyörünü mağlûp etti. Ayrıca Bizans işlerine karı- şıyor. yeni ele geçirdiği Harran'a götürdü ve esirlerini kurtarmaya gelen kalabalık Frank ordusunu da bozguna uğrattı (1124). Divriği'de olmak üzere beylik ikiye ayrıklı. Moğol istilâsı sırasında Mardin kalesinde ölen Necm'üd-din Gazi'den sonra Moğol tâbiiyetine giren Artuklular. 1104'de ölen bu BânişmendlPnln oğulların* dm duruma hftMm ötem Gazi: Bey. yeğeni Süleyman Haleb'de oturdular. Bu tarihte Mengücük Gazi'nin oğlu Ishak. Bunlar zamanında ülkeleri. Sultan Kılıç Arslan ll'ye karşı çıkan Yağı-basan. Batı Anadolu'da da Bizans ile bir kaç kere karşılaştı. Ölümü (1134) üzerine yerine geçen oğlu Melik Mehmed Bey Doğu Karadeniz bölgesine seferler tertip etti. Süleyman ise. yeğeni Sökmen ll'den alamadığı için. . kararlı ve plânlı hareketlerle 1174-1178 yılları arasında Dânişmendli ailesinin ellerindeki kale ve şehirleri teker teker alarak bu beyliğe nihayet verdi. Ohfflği kolunun Sultan Keykubâd I zamanında veya daha sonraki bir tarihte Selçuklu DevletTne katıldığı tahmin edilmektedir. Kılıç Aralan Ito Haçlılarda yaptığE Eskişehir <1097) ve Kayseri (1101)'dolayianndâki savaşlara katılmış ve bu sırada Antakya prensi Boh6mond% esir ederek Malatya'yı ele geçirmişti. yakaladı. *&* runu Ahmed-şah da Sultan Keykubâd II metbû tanımakta idi. ölümünden sonra oğlu Timur-taş Mardin'de. Erzincan'da. Harput Kolu: 1185-1234 Hasankeyf kolundan Nûr'üd-din Mehmed'in ölümünden sonra.

Sultan tarafın* dan. 1102 yılında Bey olarak Ali bululuyordu. 1231)'den sonra oğlu Ebû Bekir (ölm. Onlar karadan İstanbul'u baskı altına alırken Çakan Bey de denizden hücuma geçecek ve Bizans başkenti düşürülecekti. Daha sonra Sa'ad H'nin kızı. Mengücüklü beylikleri ile münasebet ve mücadelelerde bulunan ve 12. b-Azerbaycan Atabey ligi: İl-Denizliler (1146-1225) Aslen Kıpçak Türkleri'nden olup. yüzytffft £ yartiıdîla TMHdaranln vezir ailesine geçtiği anlaşılıyor. Kardeşler arası mücadelede üstünlük sağlayan Sa'ad I. Oltu. "Hakan-* Acem" unvanını taşıyordu. Trabzon prenslefl ile mücadele etmiş. inâf burada 1103'den itibaren kendi hükümetini tesis etti: Mardin Artuklu ailesi ile akrabalık kuran bu beylik beylerinden bazılarının adlan (İbrahim.Ahlat Şahları Beyliği: (1100-1207) Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın amcası Yâkûtî'nin oğlu olup. Sultan Arslan-şahî2amanında "Atabek-i^Earn'' diye anılan ll-Deniz'in iki oğlundan Cihan Pehlevan devletin "baş-hâcip'i. Sökmen'ül-Kutbî 1100 de Ahlat'ı Mervânî hakimiyetinden alarak bir hükümet kurmuştur. bir yandan da Haçlılar'la çarpışan Danışmendliler'e tesirli yardımlarda bulunmuş. fakat daha ziyâde Toıiura-Ollu dolayJar rındaki Gürcülerle savaşmışta Kşra'a hücum eçten Gürcüler'e karşı yaptığı savaşlarda (1153. bütün İrak Selçuklu sultanlığının en kudretli adamı hâline geldi. Hısn-ı Keyfa (Hasankeyf) Artuklu Beyi Nûr'öd-cRh Mehmed'e verildi.bir kitabeden 1205 yılında bile Saltuklu ailesinden Ebû Mansur adlı bir beyin-Artuklular'a tâbi olarak. Midilli. Büyük Selçuklu SL. Irak Selçuklu Sultanlığı'na tâbi idî. Kara kuvveti kâfi gelmediği için. Azerbaycan umumî valisi iken. 2.Saltuklu baliği Karst Bayburt. Başkent Şırâz şehri idi. başında Tann-bermiş Bey bulunuyordu. 1174) SeJçukM Sultanı Kılıç Arslan II ile ittifak ederek kızını onunla nikahlamıştı. 1161) başarılar kazanan liz'üd-din Saltuk (ölm. 1109. Balkanlar üzerinden Trakya'ya doğru ilerleyen soydaşı Peçenek Türkleri ite işbirliği yaptı.Fars Atabeyliğl (Salgurlular): (1147-1284) Selçuklular'ın başlangıcından beri İran'ın Fars bölgesinde hizmet gören Oğuz Salgur (Satur) boyundan Atabey Sungur'un frak Selçuklu sultanı Mes'ud zamanında istiklâl ilân etmesi ile kurulmuştur (1147). istanbul'u ele geçirip İmparator olmak istiyordu. İspir ve Tercan topraklarına sabip olmuş.înallı Beyliği: (1103-1183) . Bununla beraber Mıcıngirt kalesindeki (Hasankale-Sarıkamış yolu üzerinde) . David kumandasındaki Gürcü kuvvetlerini mağlûp etti (1195). Çünkü. idaresini bıraktığı Tuğ-tegin (Dokak'm atabeyr) Haçlılarla-mücâdele için şyntdığı zaman şehri Türkmen beylerinden hal'a vermişti. d . Tzâkhaa). Tuna boyundaki Kuman Türkteri'ni Peçenekler üzerine saldırtmış ve aralarında cerayan eden. f f -İzmir ve Efes Beylikleri: (1081-1097) Anadolu'nun fetW: sırasmcte. İranlı şâir Sa'adî-i Şirazî ünlü eserlerini bu atabeyin himayesinde yazmıştı. Bir ara Harezmşahlar'a esir düşen Sa'ad (ölm. Artuklu. 80 yıl kadar devam ettiği anlaşılan beylik. Nahçıvan ve Gence de buraya bağlı İdi. Gürcü ve Abhaza saldırılarına karşı koruduğu. Saltuklu. 12. tarafından ortadan kaldırıldı (1097). ölm. Rodos adalarını zapt etti ve Çanakkale'ye doğru ilerledi. kudreti sayesinde idare kademelerinde derece-derece yükselen Şems'üd-din ll-Deniz. İstanbul'da uzunca bir müddet kaldıktan sonra 1081'e doğru İzmir'e gelerek bir beylik kurmuştur. Sökmen 1108'de de Meyâfârîkin'i zaptetmiş. Anadolu'da. (Zengî'nin oğlu) 1203de Salgurlu hükümdarı oldu. Foça'yı ve civarını da aldıktan sonra 40 parça gemiden kurulu kuvvetti bir donanma yaptırarak Ege Denizi'nde Sakız. Fakat plân başarıya ulaşamadı. Sisam. Fakat bu kız Konya'ya giderken yolda Danişmendli Yağı-basan tarafından esir edilmişti. Kızıl Arslan Osman da ordu bakanı Olmuşlardı. 1146"dan itibaren müstakilen idareye başlamış ve bir sülâle kurmuştur. 1260) geçti. Oğlu Melikşah zamanında. Diyarbakır Ulucâmii kitabelerinde görüldüğü üzere. ancak burası 1121'de Artuklu Necmed-din ll-Gazi İ'e geçmiştir. Sultan Tuğrul H'nin dul kalan zevcesi ile evlenerek Selçuklu ailesine girmiş olan ll-Deniz'in merkezi Tebriz şehri idi.devam ettiği anlaşılmaktadır. Cihan Pehlevan yalnız Azerbaycan'ın değil. 1142 v© bunun oğju Mahmud) bakır paraları üzerinde görülmektedir. Atabeylik İlhanlı Moğollar'a tâbi oldu. beylik adını Ali'nin oğlu Izz'üd-dfn Saltufc'tarv almıştır. Bunlara Ahlat Şahları veya Ermenşahlar da denir. Yine bu sıralarda Efes bölgesinde de çok küçük bir Türkmen beyliği daha görülmektedir ki. Tortum.Saltuklu Beyliği: (1092-1202) Anadolu'nun fethinde Erzurum ve civarını att$4ahmin ediien EbÛ'l-Kasım'ın oğlu Ali'nin orada bir beylik kurduğu görülmekte* ki. yansında bir ara hâkimiyetini Kars'a kadar genişleten Ahlat-şahları bir asır kadar devam ettikten sonra son hükümdar Izz'üd-din Balaban zamanında idare Eyyûbîler'e geçmişfer (1207). Bizans imparatorluğunun zayıf noktalarım iyi bilen Çakan. Irak Selçuklu sultanı Mes'ud zamanında bu devlette vazife alarak. 1080 yıllarında Azerbaycan umum? valiliğine tâyin edilen Kutb'üd-din İsmail'in kumandanlarından. siyasî birliği kurmağa çalışan Selçuklu Sultanı Süleyman-şah tarafından Erzurum'un alınması ile (1202) Saltuklu Beyliği sona erdi. hattâ Erran ve Şirvan havalisini de Selçuklular'a bağladığı bu bölgeyi. Ülkesini imâr etti. Moğol hükümdarı Hulegu'nun oğlu ite evlendi ve bu hâtun'un 1284'te ölümü ite sülâle nihayet buldu. yüzyılın 2.Atabeylikler İbrahim KAFESOĞLU a. ll-aldı.İtanı Melikşah'ın ölümü üzerine çıkan taht kavgaları arasında. ll-Deniz'in ölümü (1175)'nden sonra. Meriç kıyısındaki Lebonium Savaşı (Nisan 1091)'nda Peçenekler ağır mağlûbiyete uğraşmışlardı. Malatya dolaylarında faaliyet gösteren Oğuz Çavuldur boyundan olduğu sanılan Çakan (Bizans kaybımda. kıraliçe Thamar ra'nın kocası. İzmir Beyi Çakan Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan I. 80*70 kadar "bende" si bütün memleketi kontrolleri . kendini sultan ilân ederek başkente doğru harekete geçen Suriye Meliki Tutuş Diyarbakır'ı zabtetmiş (1093). 1183'de Salâh'üd-din EyyObfterafıncteft^apt dlınan Diyarbakır. Sungur'un ölümü (1116)'nden sonra oğlu Zengî Irak Selçuklu devletini tanımak zorunda kaldı ve bu durum Selçuklu Devleti yıkılıncaya kadar (1194) devam etti. imparator Aleksios Komnenos.294 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 295 ç . e . Izz'üd-dtoln Oğlu Mehmed Kızıl Arsten da. ölm. Özerine gönderilen Bizans donanmalarını birkaç kere mağlûp etti. Erzurum önüne kadar gelen.

Eşref. Bu sebepten Selçuklu sultanları Moğollar'ın kontrolü altında ismen hüküm sürdüler.Şam Atabeyllğl: Börililer: (1228-1154) Suriye'ce Selçuklu atabeyi. önce Musul atabeyi Seyf'üd-din Gazi ll'nin hizmetine girdi. sonra dikkatini vatan müdafaacısı sünni Türkler'e sırt çeviren Fatimîler elindeki Mısır'a çevirerek orada vezir Sâver'in işbirliği yaptığı Kudüs kiralı BohĞmond IIl'ü mağlûp ederek Türk hâkimiyetini tesise çalışmıştır (1164). 1167'de Nûr'üd-din Mahmud 'un gönderdiği Şirkûh. Haçlılarla mücadelesinden dolayı "Seyfüt-lslâm" diye anılan. Nusaybin*!. Karası. Kıbrıs kiralı Pierre 1366 Mayısında Alaiye'yi zapta . yardımına karşılık Urfa'yı aldı (1183) ve onun kızkardeşi ile evlendi (1185). Sonunda zayıf Şam atabeyliğine Nûr'üd-din Mahmud (Musul Atabeyi) tarafından Şam'ın işgal edilmesi ile. Şam'ın Franklar'a geçmesine yardımcı bir duruma girmişlerdi. 1094) 'un oğlu Imâd'üd-din Zengî. Sahib-Ata. Germiyan. Sincar Zengî ll'ye verildi. İşte. O hutbeyi Memlûk* ler adına okuttu. XIII. Alâiye 1293'de Karamanoğullan'ndan Mecdeddin Mahmud Bey'in eline geçti. d . birkaç Moğol akınını püskürtmek suretiyle ülkesini korudu. 3 . a . Mısır'da faaliyette bulundu. Alâeddîn Keykubâd (1220-1237) tarafından zaptedilen Alâiye şehrinde daha sonra küçük bir beylik kurulmuştu. Yerine arka arkaya atabey olan ve memleketlerini Zengî oğullarından korumağa çalışan Ismâîi. Zen$nto ölüm tarihînde (1146). Trablus Haçlı kontluğundaki Ba'arin kalesini kuşattığı zaman. Karaman. fakat kendisi de bir Ismâîlî tarafından öldürüldü (1132). Daha sonra kardeşi Cteman da bir aralık kendini İrak Suljanf ilân etmişti (1191). 1154 da Şam atabeyliğini de kendine bağlamış. Bir ara Anadolu Selçuklularına tâbi olan Kök-böri'nin ölümü (1232)'nden sonra. ? . şehzadeler birbirleri ile taht mücadelesine girişmişler ve tahta geçebilmek için de Moğol-lar'ın yardım ve himayesine başvurmuşlardır. 20 "bin kadar Ismâîlî'yi kılıçtan geçirmek suretiyle Şam'ı kurtardı. Menteşe. Abbasî halifeliğine intikal etti. Bunun yanısıra mâli kaynakların azlığı. sonra Salâh'üd-din Eyyûbî ile işbirliği yaparak. Sincar ve Harran'ı aldıktan sonra. öteki oğlu Seyf'üd-din Gazi I. Pervane. Bu durumdan istifade eden uçlarda ve sınırlarda yerleştirilmiş Türkmen Beyleri ve halk yavaş yavaş Selçuklular ile ilişkilerim kesmiş. Zenginin oğlırNûr'ückiin Mahmud Haleb'de. komşuları ile ve Eyyûbîler'le dostça geçinmek. c . Babalarının ölümü (1146)'nden sonra bunlar atabeyliği iki kısım hâlinde idareye başladılar. Sincar ve Harran'a sahip bulunurken.Alftiye Beyleri: Türkiye Selçuklu Sultanı I. Mahmud ve Mehmed adlarındaki üç oğlundan sonra (1139). Haçlılar'ın karşısına çıkan büyük kumandanlardan biri olarak tanınmıştır. bu mühim hâdise Avrupa'da kral ve imparatorlar idaresindeki II. suistimaller ve iktisadî çöküntü yüzünden perişan bir manzara arzeden Anadolu'da Selçuklu devletin») tekrar eski kuvvetli ve kudretli haline gelemediği görülüyor. Erbil'e çekilmişti (1167). üzerine gelen Kudüs kınalı Fbulque d'Anjou'yu mağlûp ve esir eltfflIST). arkasından memleket Moğollar tarafından istilâ edildi. rtonşahlar'a bağlanmak zorunda kaldı ve Celâl'üd-din Hareatışah'ın Tebriki zapt etmesi ite(i22S) atabeylik sona erdi. Musul ve Sincar Eyyûbî tâbiiyetine girdi (1186). Karamanoğullan'nın bu şehir üzerindeki hakimiyetleri XIV. Zengî Cizre kalesini. ifoınün beraberindeki Salâhaddin (Eyyûbî) Mahmud'un temsilcisi olarak idareyi ele aldı (1171). Urfa'yı ele geçirerek Frank kontluğunu ortadan kaldırdı (1144) ki. İnanç (Lâdik Beyliği) ve Osma-noğulları bu suretle Anadolu'da kurulmuş olan Türkmen beyliklerinden idiler. kendisinin vârisi olmadığı için. ömrünün sonuna doğru. Sonra mücadeleye devamla. Irak Selçuklu hükümdarı Mugîs'üd-dîn Mahmud tarafından Musul vâliei tâyin edilmişti (1127}. Alâiye beylerinin Selçukluların neslinden geldiği rivayet olunmuştur. Nihayet bütün bölge Moğol llhanî devleti tarafından işgal olundu (1259). Can-dar. Haçlılara karşı müdafaa ettiği Haleb'i de kendisine bağlayarak kuzey İrak'tan Akdeniz'e kadar uzanan bir devlet kurdu (1126-1146). Musul'da idi. Çünkü bunlar Kudüs'ün Haçlı kıratı ile anlaşmış.Erbil Atabeylikleıi: Beğ-Teginliler: (1146-1292) Musul Atabeyi Zengînin Musul valilerinden olan Zeyn'üd-din Ali Küçük. Fatımî devleti tarihe karıştı. Alâiye'ye asker şevketti ise de bu şehri almağa muvaffak olamadı. Hâmid. bu devletin mirasını ve siyâsî hâkimiyeti. Ectoft merkez olmak üzere. yüzyıl sonlarına doğru Anadolu'da Moğol baskısı da zayıflamıştı. Kök-böri 44 sene süren atabeyliği zamanında memleketini imâr etti.296 ______TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 297 altında tutuyorlardı. Antakya Haçlı prensi Raymond de Poitiers'yi mağlûp ( 1149) ve topraklarının mühim bir kısmını işgal eden Mahmud. Erbil atabeyliği toprakları. küçük bir çok devletler aralarında bölüşmüşlerdir. Hama'yı (1130). Başlıca gayesi Suriye Frank-iktidarına karşı bir Müslüman birliği meydana getirmekti. bunlardan Meh-med'in oğlu Atabey Mucîr'ü&din Abak da aynı siyâseti güderek varlığını muhafazaya gayret etti. hattâ İsteharfâfeadâr nüfuzunu genişletmişti/Fakat 1211'de Azerbaycan atabeyi Özbek Ha-. Haçlı seferinin hazırlanmasına yol açmıştır.Musul-Sincar-Haleb Atabeyliğl: ZengİHler: (1127-1259) Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın Haleb valisi Ak-Sungur (ölm. Aydın. Musul'a gelince. Bunun oğlu Ebû Bekir 1200'e doğru Hemedatfa. yüzyılın ikinci yansında da devam etti. Bunun kardeşi Mes'ud zamanında. Oğlu Atabey Muzaffer'üd-din Kök-böri. Tuğ-tegin'in öldürülmesi (1128) üzerine yerine geçen oğlu Tâc-üd-din Böri önce bâtinîliğinin bir kolu olarak Suriye'de gelişen Ismâîlîler'le uğraştı. Aslında hâkimiyet Moğollar da idi. Saruhan.Anadolu Beylikleri Erdoğan MERÇİL 1243 yılında Kösedağ'da Moğollar karşısında uğradığı mağlubiyetten sonra Türkiye Selçukluları Devleti hızlı bîr çöküş devresine girmiş ve bu devlet llhanlılar'a tâbi olmuştur. Mahmud'un ölümünden (1174) sonra Şam ve Haleb atabeylikleri Eyyûbî ailesine intikal etti. Şehr42prr Hakkâri. Haleb atabeyi Mahmud. son verildi (1154). Anadolu Beylikleri (eski söyle-yişiyle Tâvâif-i Mülûk) adıyla anıları yeni kurulmuş büyük. 1291 yılında Kıbrıs taralı Henri II. Kösedağ savaşından yıkılış tarihi olun 1308 yılına kadar idarî mekanizmasında tam bir karışıklık hüküm süren Selçuklu devletinde sultanlar. alilliği dolayısiyle ülkesini Musul atabeyi Mevdûd'a bırakarak. Seyf'üd-din Gazi'den kardeşi Mevdûd'a geçen bu bölgede. Böri. Antakya Haçlı Prensliği elinden Kefertâb ve Maarrafun-No'mâniye gibi kaleleri aldı. Salâh'üd -dinin ölümü (1193) üzerine tamamen müstakil olarak. vasiyeti gereğince.

Latinler Türkler'den İzmir'i almak için taarruz ettilerse de geri çekilmek zorunda kaldılar. Şehirde gemi yapan tezgâhlar vardı ve ticaret dolayısıyla Alâiye beyleri zengin ve halkın da mâli duru mu iyi idi. Gümülcine havalisi. Umur Bey tekrar geleceğine söz verdikten sonra İzmir'e döndü (1343-1344). hıristiyan gemilerinin serbestçe Aydınoğulları limanlarına girebilmesi ve bütün deniz kuvvetlerinin silâhlarını bırakması gibi maddeleri iltivâ etmekteydi. Musa Bey'in yerine II. Karamamdan aonra^terdeşi Sa¥Ci^*dÖffen Lûtfi Bey bey liğinin başına geçti. Cüneyd Bey. Çelebi Mehmed ise Cüneyd Bey'e Rumeli'de Niğbolu sancağını vermişti (1414-1415). II. Aydınoğulları donanmaları ile tekrar Ege denizinde faaliyete başladılar. Bu anlaşma yirmi madde olup. Germiyanoğulları ordusunda subaşı idi. Alaşehir. Fakat Haçlılar. O daha sonra düşmanlarına karşı Umur Bey'den yardım istedi Umur Bey ile Kantakuzen bu ilk mücadelede başarı sağlayamadılar. Ijütfl Bey takriben 1461 yrlında öldü. II. İşlek bir pazar yeri «tan Alâiye'den kereste ihracatı mühim bir yer işgal etmekteydi. Semandrek adası. Onun ilk günlerinde. Hızır Bey muhtemelen 1360 yılında öldü. Ondan sonra beyliğin başına Mehmed Bey'in oğlu Isa Bey geçti. Umur Bey'le anlaştılar. Bundan sonra Umur Bey. Saruhanoğlu Süleyman Bey 9a birlikte Yunanistan ve Mora'ya sefer yapmış. Tire ve İzmir'i beş oğlu arasında paylaştırdı. Umur Bey gibi enerjiye sahip olmadığından Latinler'le çok ağır bir anlaşma imzalamaya mecbur kaldı (18 Ağustos 1348). Aydınoğulları Beyliği bu suretli Osmanlılar'a tâbi oldu. Atâiye 142? de Karamanoğullar*gafından Memlûk dev letine satıldı ve bundan sonra şehirde Memlûk hakimiyeti atlında Karamanoğlu Mahmud Bey'in torunları höhöm «Müler. Cüneyd Bey. Bu sırada Aydınoğulları'ndan İbrahim Bahadır Bey'in oğlu Cüneyd Bey İzmir'e.298 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 299 teşebbüs *tti ise de Karamanoğulları'mn yardıma gelmesi şehrin tekrar Türkler'in elinde kalmasını sağladı. onların seferlerine dahi katılarak Karadeniz'e çıkmış Kili ve Eflak ülkelerini yağmalamıştır (1339-1340) Bizans İmparatoru Andronikos lll. Isa Bey'in ölüm tarihi belli değildir. Ancak Süleyman Bey'in ölmesi bu seferi neticelendirmeden Umur Bey'i İzmir'e dönmeye mecbur etti (1345). Fakat daha sonra Aydınoğlu Mehmed Bey. Murad'ın şehit düşmesi neticesi Yıldırım Bayezid suttan olmuş. Sonra Osmanlılara yanaşmaya çalıştı. Umur Bey'in mukavemeti sebebiyle fazla ilerleyemediler. fetret devrindeki Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelelerine de katıldı. Bozcaada. jgf4$ b . O. Lfltfi Bey Karamanhlaf'a karşı \Qtim kiralından yardım gördü. Mehmed Bey'in yerine kardeşlerinin ısrarıyla Gazi Umur Bey geçti. isyan ederek Midilli'yi ele geçiren Foça valisi Dominique'i cezalandırmak için Saruhan ve Aydınoğulları'ndan yardım istemiş ve bu beylerin sayesinde Midilli ve Foça'yı geri almağa muvaffak olmuştur (1336). Verine oğlu BrilM âzam Kmar man.. fakat o bu siyâsetinde muvaffak olamadı.Aydınoğulları Beyliği: XIV. Bunun üzerine Gazi Umur Bey İzmir'i zapt etmek için harekete geçti. Ayaslug (Selçuk) ve Birgi taraflarında kurulmuş bir beyliktir. llyas Bey. Kosova Savaşı (1389)'nda Osmanlı ordusunda bulunan yardımcı kuvvetler arasında AydınoğuHarı'nın ki de vardı. Bizans -İmparatoru Andronikos III. Bu suretle Cüneyd. Bir Haçlı donanması ise sahil İzmir'i Türkler'in elinden aldı (28 Ekim 1344). Çelebi Mehmed'e karşı çıkan Yıldırım Bayezid'in oğlu . Aydınoğulları. Ankara savaşından (1402) sonra Timur tarafından memleketle» kendilerine geri verilen beylikler arasında Aydınoğulları da bulunmaktadır. Menteşe Beyi'nin damadı Sasa'nın yardımına gelmişler ve Bizanslılar'dan alınan Aydın eli topraklarının fethinde büyük rol oynamışlardır. Umur Bey 1405 yılında öldü. Mehmed Bey'in oğullarından Umur Bey ikibuçuk yıllık bir kuşatmadan sonra sahil İzmir'ini ele geçirdi (1328). Bundan sonra Aydınoğulları'nın faaliyeti durmuş ve beylik çökmeğe yüz tutmuştur. Bizans ile olan dostluğunu sürdürmüş. Şamseddîn Mehmed'cBr. Sasa Bey onarda yaptığı savaşta öldü (1308). Bunun yanısıra 1371 "de Venedikliler İte eski antlaşmayı yeniledi. Cüneyd Bey. Adalar denizi ve Mora sahillerine başarılı akınlar yaptı. Fatîh Sultan Mehmed zamanında Gedik Ahmed Paşa. fakat bu anlaşma Papa tarafından tasdik edilmedi. Umur amir oldu. donanma ile. Aydınoğulları'ndan önce Musa Bey başa geçti ise de çok kısa süre sonra öldü (1403). Fakat Kantakuzen daha sonra muhalefetle karşılaşmış. sayısız esir ve ganimetlerle İzmir'e dönmüşdür (1334-1335). Sakız. Isa Bey'e Tire'de oturmak şartıyla bir kısım yerlerin idaresi bırakıldı (1390). Umur Beyin zamanı Aydınoğulları için her yönden önemli gelişmelerin görüldüğü parlak bir devre olmuştur. Aliiye'yi alarak Osmanlı devleti topraklarına kattı (1462 veya 1463). Umur Bey 1335'de Alaşehri hâkimiyeti altına aldı. Bu beyliğin kurucusu Mübarizeddîn Gazi Bey Mehmed. Sultanhisar. Alâiye Beyi oldu. Isa Bey Osmanlılar'la dost geçindi. Sasa Bey'i yenerek Aydın düne hâkim oldu. Rodos şövalyeleri ticaretin aksamaması için İzmir'i vermek şartıyla Umur Bey'le anlaşmaya razı oldular. Ancak her zaman kendisini affettirmenin yollarını buldu. imparatorun on yaşındaki oğlu Yuannis (Jean)'e vasi olmuştu. Bu sırada Isa Bey. Mehmed Bey sahip olduğu Ayasluğ. Mehmed Bey zaman zaman Bizanslılar ile dost geçinmeyi tercih etmiştir. Fakat sonunda II. Beyliğin elindeki bütün isketelerinden alınmakta olan gümrük vergisinin yarısının Latinler'e verilmesi. Bu beyliğin an önemli iskelesi Ayasluğ (Selçuk) idi. Umur Bey'in yarine büyük kardeşi Hızır Bey geçti. kardeşi Hasan ise Ayaslug'a hâlâm olmuşlardı. Umur Bey. Yıldırım Bayezid onları itaat altına almak için çıktığı Anadolu seferinde Alaşehir'i zapt etti. takat bu şehre yapılan hücum sırasında şehîd düştü (1348). Bu harekete Aydınoğulları da katıldı. Salihli ve Nif (Kemalpaşa) 'i Aydınoğulları toprakları içine kattı. Umur akrabası olan Menteşeoğlu llyas Bey'den yardım istemiş ve onun sayesinde de Ayaslug'u ete geçirmişti. O bir av sırasında suya düşerek hastalandı ve bu hastalık neticesi öldü (1334). Hasan'ı Marmaris'de hapsetti Cüneyd Bey önce kardeşi Hasan Bey'i kurtardı. Viennios Dükü Torfil kumandasındaki Latin kuvvetlerinin İzmir'e taarruzu ise neticesiz kalmıştı. Bu beyliğin birinci «miri elde rnevcud sikkelere göre Savcı b. fakat ona karşı Karamanoğullarfnın teşviki ile Anadolu Beylikleri'nde bir hareket başlamıştı. Kendisi en küçük oğlu ile Birgi'de oturdu.'ün ölümünden (1341) sonra Umur Bey'in dostu Kantakuzen. beyliği tek başına idareye başladı. Virthtf Kılıç Arsian geçti. Sultan'ın huzuruna gelerek itaatini bildirdi. Bu savaşda Sultan I. bu sebepten Dimetoka'da imparatorluğunu ilân etmişti. Süleyman Çelebi onu Ohri sancak beyliğine tâyin attL Cüneyd Bey oradan kaçarak tekrar beyliğinin idaresine hâkim oldu. Burada hazırlanan donanma ile 1319da Sakız'a baskın yapıldı. Bundan sonra Umur Bey'in Saruhanoğlu Süleyman Bey ile birleşerek Kantakuzen'e yardım etmek için Rumeli'ye geçtiğini görüyoruz. Bodemya. yüzyılın başlannda Büyük Menderes'den itibaren Tire. sonra da Ayaslug'a ele geçirdi. Her defasında bu şehzadelerden birisinin tarafını tuttu. Umur Bey.

önce Çankırı'da bulunan oğlu Kasım Bey'in elindeki topraklan işgal etmiş. II. Isfendiyar Bey Ankara Muharebesinden (1402) sonra Timur'un hakimiyetini tanıdı. Süleyman Bey'i Osmanlı kuvvetleri ile Kötürüm Bayezid üzerine gönderdi. Ayrıca Taraklı Borlu (Safranbolu) da ele geçirildi.4Ö6neyd Bey Osman-lı öröuâfc ^karşısında çateeiz kalarak önce Ipsllf kalesine çekildi ise de sonuna*' teslim utmak fcötenda kaldrVt'ailesiyle birlikte idam edildi (142M426). Süleyman Bey Kastamonu'ya hâkim oldu (1383).. Tire ve Ayaslug'da birçok mimarî eserleri bulunmaklar dır. Isfendiyar Bey Kastamonu'da idareyi ele aldı. Yıldırım Bayezid 1394'de Sinop'u kuşattı ise de atamadı. Yıldırım Bayezid 1391 ve 1392 yılı başlarında olmak üzere iki defa Candaroğlu Beyliği üzerine yürüdü ise de Kadı Burhaneddîn'in yardıma gelmesi onun geri dönmesine sebep olmuştu. Süleyman Bey.. Cüneyd Bey de tekrar "beyliğinin başına geçmi^Br (144î)?tekat o burada tekrar rahat durmadı. Sultani.. Aydınoğulları Beyleri edebiyatı da teşvik etmişlerdir. kendisine bırakılan yerleri Osmanlılar'a tâbi olan Kasım'a terketti ve arada hudut. Tosya. Isfendiyar Bey de Osmanlılar'a tâbi olmuştur. Murad onufrÖ2örine Anadolu Be$IS*b©yİ Harftza Bey'i göndÖfflK. Murad ile münasebetleri dostane idi. eski Candaroğlu toprakları Kastamonu. Taraklı-Borlu'da yapılan savaşta yaralanan Isfendiyar Bey Sinop kalesine sığındı. Aydınoğullarfnın Birgi. rahim Bey*ih^te hükümeti uzun sürmemiş.300 ___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI T Ü R K T A R İH ------------------------------. Kastamonu valisi Muzaffereddîn Yavlak Arslan'ı kendisine atabey yaparak sultanlığını ilân etmişti. Babasının tahtım kardeşi İskender'e btrakmak niye* tindö olduğunu sezen Bayezid'in büyük oğlu Süleyman (-şah) Bey bu duruma kamış ve kardeşi'-Öldürerek Osmanlılara sığınmışta Sultan I. ffâkat onun bu «IMhtğl ufcun sürmedi. Giyaseddîn Mes'ûd'un ilk saltanat devresinde (1284-1296). Kurucusu Şemseddin Yaman Candar'dır.Sinop ve havalisinde kurulmuş bir Türk beyliğidir. o takriben 1345de ölmfljf^ Yerine amcası Emir Yakub'un oğlu Âdil Bey geçti! Bunurfİamanı hakkırttfa da eHrrttede fazla bfrtJHgî yoktur. 6nun bu dostluğu Yıldırım Bayezid'in ilk yıllarına kadar devam etti. Neticede Sultan I. Süleyman Paşa 1335 yılına kadar llhanlılar'ın hâkimiyetini tanıdı. daha sonra Taraklı-Borlu'ya kadar ilerlemişti. Başlangıçta Celâleddîn Bayejrftf'lrl Oömanft€ultanı I. Samsun ve Bafra'yı işgal etti (1419). 8u suretle Çelebi Isfendiyar. Ancak Yıldırım Bayezid'in Anadolu'da birliği tahakkuk ettirme yolundaki başarısı üzerine. fakat Sinop'da oturan Isfendiyar Bey'i yerinde bırakmıştı. II. Çankırı. Arkadan gelen Giray kumandasındaki kuvvet Sultan Mes'ûd'u kurtarmış ve yapılan savaşta Kılıç Arslan ve Yavlak Arslan ölmüşlerdir (1292). emir oldur. Giyaseddîn Mes'ûd onların üzerine yürüdü ise de yenilerek esir düştü. Süleyman Bey.... Murad ona fifyâtfi-MM'vaad ederek bu Ittffaköâfl ayırmış.. Celâleddîn Bayezid 1385'de Sinop'da öldü. Âdil Bey 1361 yılında öldö. Sinop'ta Candaroğlu Beyliği'ni devam ettirdi. Süleyman Bey halkın kendi lehine ayaklanması sonucu Kastamonu'ya hâkim oldu. Candaroğulları'nın topraklarını işgal etmiş. Isfendiyar Bey Sinop'a çekildi. Bu mücadele sonunda duruma hâkim olan Çelebi Mehmed ile dost geçindi. c . Murad'a başvurdu ve ondan temîn ettiği kuvvetlerle Kastamonu'yu aldı (1384).. Bakır küresi. Kalecik ve Tosya kendisine verildi. Çelebi Mehmed'de Isfendiyar Bey'den buraların Kasım'a bırakılmasını talep etmiş. II. Ancak Osmaniı- farta-onu yalnız bırakmasından faydalanan Kötürüm Bayezid Kastamonu'yu H(S Candaroğulları beyliğini tekrar ele geçirmeyi başardı. Anadolu beylerinin birbirleriyle uğraşmasından yararlanan Isfendiyar Bey. Süleyman Paşa âni bir baskınla Kastamonu'yu ele geçirdiği gibi..... neticede Kastamonu ve Bakır Küresi Isfendiyar Bey'de kalmak. Yerine dölü CeiâleddlHBâyefciti (Kötü-rüm) Bey. göndermişti (1417). Mahmûd Bey'i de öldürdü. Kadı Burhaneddîn yetişmeden Süleyman Bey'i Kastamonu'daki savaşta mağlûp ederek öldürmüştür. Murad şehzade isyanlarını bastırıp duruma hâkim olduktan sonra Isfendiyar Bey üzerine yürüdü. Bunun karşılığında da. Şemseddîn Candar'ın ölüm tarihi belli değildir. II. ondan sonraki beş yıl ise müstakil olarak hükümet sürdü. İki taraf arasında Kıvrım Bel hudut olmuştu. Böylece Aydınoğulları toprakları tamamiyle Osmanlı idaresi altına girdi.■-----*■ İ 301 Mustafa Çelebi flfe bfrleşttve bu şehzadeye vezirlikdahi yaptı.* babasının. Murad tahta $fetı$ı zaman (1421) meydana çıkan tanıklıklardan istifade eden Isfendiyar Bey harekete geçmiş. bu teklifin reddedilmesi üzerine de Candaroğlu Beyliği üzerine yürümüştü.. Süleyman Paşa'rmi ölüm tarifti belli değîfdRr: Gıyasedîn fe-1. Çankırı ve Kalecik de Osmanlı Sultant'na verilmek şartı İte anlaşmaya vahidi. sıranın kendisine geldiğini anlayarak Kadı Burhaneddîn Ahmed ile anlaşmaya vardt. Süleyman Bey ikinci kez Suttan I. 1339).. Nihayet yine 1392 yılı içinde Yıldırım Bayezid çabuk davranmış. Bu bölgenin valisi Isfendiyar Bey'in oğlu Hızır Bey 1420'de Samsun'u Osmanlılar'a teslim etmek zorunda kaldı: II. Kastamonu'da yapılan savaş sonunda Bayezid Sinop'a çekilmek zorunda kaldı. buna karşılık o da Osmanlılar'a tâbi oldu ve bundan sonra da dostça geçindi.. Sultari I'. yk. Neticede barış yapıldı (1423 sonu veya 1424 başı). Osmanlı ordusunda Kasım Bey de vardı. Gazi Çelebi'nin 1322'de ölümünden sonra Sinop Candaroğulları topraklarına ilhak edildi. Murad'ın tazyiki neticesi beyliğini Osmanlılar'a terk etti (1384). Fakat Kasım Bey geri dönmeyerek Çelebi Sultan Mehmed'den Kastamonu. kardeşi Candar'ı velîahd göstermesi sebebiyle isyan etmiş ve Kastemonuyâ hâkim ofrriuştu (aş. Murad. Türkiye Selçuklu Sultanı II. Kadı Burhaneddîn'e fferşı damadı Amasya emiri Ahmetff desteklemiş ve oğlu Isfendi-yar Bey kumandasında yardımcı bir ordu göndemtfştE'lîadı BufhaneddTn her B& orduyu da mağlûp etti (1383). Osmanlı kuvvetlerinin Kastamonu ile Bakır Küresi'ni alması sebebi ile Isfendiyar Bey sulh teklifinde bulundu. O Fetret Devrinde Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelesi sırasında tedbirli bir siyaset takip ederek her defasında bu şehzadelerden birisini destekledi. hattâ ona itaat etmişti.. Süleyman Paşa'nın Sinop valisi olan büyük oğlu Ibrahîrft.. Isfendiyar Bey bir müddet sonra Kadı Burhaneddîn'e bağlanmak istedi. Candaroğullarfnın burada hâkimiyeti uzun sürmedi..Candaroğulları Beyliği: Kastamonu. Bunlardan Isa Bey'irç Ayaslug'daki cami en güzellerinden birisidir.. Fakat Yavlak Arslan'ın oğlu Hûsameddîn Mahmûd Bey Kastamonu'da duruma hakimdi. Kastamonu ve Bakır Küresi Isfendiyar Be/e iade edildi. İlgaz Dağı tayin edildi. Sultan Mes'ûd kurtarılması çırasında yararlılığı görülen Şemseddin Yaman Candar'a Kastamonu ve havalisini verdi. fakat Isfendiyar Bey onu metbu tanımak zorunda kaldı. kardeşi Rükneddîn Kılıç Arslan. Celâleddîn Bayezid. Sultan Çelebi Mehmed.. tefencHyar Bey 26 Şubat 1440'da öldü. Kalecik ve Çankırı'nın kendisine verilmesini istemişti. Çelebi Mehmed'e Karaman ve Eflak seferlerinde oğlu Kasım Bey idaresinde yardımcı kuvvet -... Osmanlılarla dost geçindi. Kastamonu'ya Mahmûd Bey hâkim olduğundan Eflani tarafına çekilmişti. Pervâneoğullarfndan Gazi Çelebi onun hâkimiyetini tanımıştı. yerine oğlu Taceddîn . Osmanlı Sultanı. Onun oğlu Süleyman Paşa.

SÜİT Bey hemen üzerine gönderilen bir Mısır ordusuna 1386 Mayıs'ında Göksün yaylasında yendi. Melik Arslan kendisine aleyhtar olan kardeşi Şâh Budak'ın gönderdiği bir fedai tarafından öldürüldü (1465). fakat bâr netice elde edemiyerek Osmanlılara sığındı. Murad Kayseri'y'ı alarak şehrî tekrar Mehmed Bey'e bıraktı (1436). Memlûk kuvvetleri 1395 Mart'ında SüfFyi ağır bir yenilgiye uğrattılar. Fakat Emir Yeşbey kumandasındaki Memlûktu ordusu karşısında yenilereke Zamantt Kalesine çekildi (1471). O. Fakat SülTnin 1394 de güney doğu Anadolu'ya gelen Timur'u Suriye'nin fethine teşviki sebebiyle Sultan Berkuk onu yok etmeye karar verdi ve Sülî'nin üzerine büyük bir ordu gönderdi. Süleyman Bey Osmanlılar ve Memlûkler'e kez vererek akrabalık tesis etti ve bu devletlerle olan dostluğunu sürdürdü. Fatih Şuttan Mehmed'in müdahalesi ile Süleyman Bey'in Şehsuvar adlı oğlu bu mevkiye getirildi. Onun yerine küçük kardeşi SÜR Bey geçti. neticede TYabzon seferi sırasında Fatih Sultan Mehmed önce Kastamonu üzerine yürüdü. Harput. Maraş. Kızıl Almed'in Candaroğlu Beyliği uzun sürme*: Trabzon sefer? dönüşünde kendisine Mora Sancak Beyliği verilerek Kastamonu ve Sinop Osmanlı topraklarına dahil edildi. fakat mukavemetin faydasız olduğunu görerek. Osmanlrlar'ın himayesinde Memlûkler'e ve Ramazanoğuilarfna karşı başarı ile savaştı. ancak onun saltanatı üçbuçuk yıl kadar sürmüş ve kendisi 1443 Mayıs1» sonunda ölmüştür. ayrıca buradaki tersanelerde gemiler yapılmaktaydı. Sinop'u muhasara eden veziN âzam Mahmûd Paşa'ya kaleyi teslim etti (1461). Halil Bey derhal hudutların genişletmeye çalıştı. Yine İsmail Bey Hulviyât-ı Şâhî isminde büyük bir eser telif etmiştir. fakat Şah İsmail karşısında ağır bir yenilgiye uğradı (1507). bunda da başarılı oldu. Şah Budak Mısır'a kaçtı (1466). Alâ'üd-devle Bozkurt. oğlu Hasan Bey'e de Bolu Sancağı ikta olarak verildi. Kendi yanına sığınan Halil Bey'in kardeşi İbrahim'i onu öldürmeye gönderdi. Bunlar Oğuzlar'ın Bozok kolundandır. Osmanlılarca karşı da cephe aldı. Osmanlılar'la dost geçindi. Candaroğulları'ndan Kasım Bey. Candaroğulları Beyliğrne saSılp olmak için bilhassa Osmanlı vezirlerini tshffk elti. ç . Kastamonu ve Sinop dolaylarında medrese. Halil Bey bîr suikast sonucu öldürüldü (1386). cami. Ancak. yüzyılın ilk yarısında Maraş ve Elbistan civarında teşekkül ederek bu havalide iki yüzyıla yakın hükümet sürmüş bir Türkmen beyliğidir. Dulkadırlı Beyliğini Mehmed Bey'e vermiştir. O. İbrahim Bey Osmanlı hanedanı ile M taraflı akrabalık tesis etti. Memlûk Sultanı Kayıtbay (1468-1496). Memlûk Devleti'ne isyan eden Halep valisi Beyboğa'yı Sultştn'a teslim etmemesi onun ortadan kaldırılmasına yol açtı. Halil onunla mücadeleye girişti. Ayıntâp muhasarasından sonra Sultan Berkuk'tan korkarak aman isteğinde bulundu. Ayrıca o. Candaroğulları beyleri gerek ilmî ve gerekse sosyal çeşitli eserlerle memleketlerini imâr etmişlerdir. Malatya. Dulkadırlılar'ın ilk reisi Zeyneddîn Karaca Bey'dir. Metbûu olan Memlûklar tarafından üzerine gönderilen kuvvetleri yendi. İnegöl ve Yarhisar havalisi. Kızıl Alrned. Mehmet Bey Memlûk devleti ile dost geçindi. Onun yerine oğlu Süleyman Bey geçti. tamaft Bey Sinop'a çekildi. Karaca Bey yenilerek kaçtı. Timur'un Elbistan. Elbistan Türkmenleri Timur'un ordusunu baskınlarla rahatsız ettiler. İsmail Bey ise kardeşinin kaçışından dolayı şüphe altında kalmamak için kendisine Rumeli'de dirlik verilmesini istemişti. Candaroğulları Beyliği iktisadî bakımdan da gelişmişti. Daha sonra bu şehir Karamanoğullan'na iade edildiyse de Sudan II. Süleyman Bey 1454 de öldüğü zaman oğlu Melik Arslan Dulkadırlı Beyi oldu. Bunlar içinde bilhassa İsmail Bey. Karaca Bey bundan sonra Eretna'nın ülkesini yağmaladı. Memlûk sultanlarına zaman zaman itaat. Bozkurt Memlûkler'le dostça davranarak Şah Budaki ortadan kaldırmayı başardı. Şehsuvar Bey. Mehmed Bey. Bu beyler sanat adamlarını da himaye etmişler ve kendi adlarına çeşitli Türkçe eserler yazdırmışlardır.Dulkadır Oğulları Beyliği Dulkadır Oğulları XIV. Şikesi elinden alınan Kızıl Ah» med Bey önce Karamanoğlu. Sultan Berkuk (13821389) devamlı akınlarından bıktığı Halil Bey'i ortadan kaldırabilmek için Dulkadırlı-lar arasındaki anlaşmazlıktan istifadeye karar verdi. Kendisine muhalefet eden k