P. 1
63981836-TURK-DUNYASI-EL-KİTABI.pdf

63981836-TURK-DUNYASI-EL-KİTABI.pdf

|Views: 537|Likes:
Yayınlayan: hakanas

More info:

Published by: hakanas on Apr 29, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/23/2015

pdf

text

original

(

R

TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ARAŞTİR

Yayınlan: 121 Seri: I
L

Sayı:

TÜRK DÜ
B~;

EL

COĞR
-

| ' İkinci Baskı ANKARA -1992

Bu eser gerçekleştirilmiştir.

*ın desteği ile

Sözbaşı
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, kuruluş tarihi olan 1961'den bugüne kadar yayınladığı yüzden fazla eser, tertiplediği sempozyum ve konferanslar yanında aylık ve ilmî dergileriyle kültür ve medeniyet meselelerimizi aydınlatmaya çalışan bir kurutuştur. Okuyuculara sunduğumuz üç ciltten ibaret Türk Dünyası El Kitabı bahse konu araştırmaların en hacimiisidir.

ISBN : «75-456-047-1 (TK. No) ISBN : 975-456-048-x(1.Cilt) Türk Kültürünü Araf tırma Enstitüsü,

Yayınlayan

\
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü 17. Sok. No: 38 08490 Bahçelievler / ANKARA Tel: 213 31 00-213 41 35 1976 10.000 Sistem Ofset Matbaacılık Umlted Şirketi Ankara, 1992
j

Birinci Baskı İkinci Baskı Baskı Sayısı Dizgi, Baskı

Eserin ilk baskısı tek cilt olarak 1976 yılında yayınlanmıştı. Büyük bir ihtiyaca cevap verdiği için yurtiçinde ve yurtdışında ilgi ite karşılandı ve kısa zamanda mevcudu tükendi Enstitümüz Bilim Kurulu eseri; Seride hazırlanacak El Kitabı'na temel kaynak vazifesi görmesi düşüncesinden hareketle plânlamıştı. Ancak, kültür tarihimizin zenginliği Be meselelerinin azameti plâna sadık kalınmasına engel oldu. Araştırmaların uzu/ıft* veya kısalık gibi düşüncelerle hudutlandırıl-maması bundandır. Yeni baskıda plân ve görüşte ilk yayından uzaklaşmış değildir. DH, tarih ve coğrafya gbi alanlarda kolay değişmeyen bilgiler ilk baskıdaki yerlerini muhafaza etti. Nüfus, &tetfsff/c ve haritalarda bazı değişme ve gelişme gösteren konular yeniden /şfencff. Edebiyata, sanat ve fikir hayatına dair yeni müstakil araştırmalarla Türk Dûnyası'nm -fiusyatte son siyasi ve iktisadf hareketlerin çıkışına kadar- meselelerine bakış yeni bir ufuk kazandı. Toplanan bilgi ve etütleri faydacı bir görüşle üç dit halinde toplamamız tamdan doğdu. Eserin huduttan dışında kalmış daha birçok konularm mevcudiyetini biliyoruz. Enstitümüz Bilim Kurulu'nun hazırladığı plâna göre 12&tük kütö-yat halinde düşünülen eser, ileride tek bir B Kitabı olarak da okuyucuya sunulacaktır. Enstitümüz, Türk kültür ve medeniyeti alanlanndaki top/ü çatışmaların bk denemesi mahiyetindeki bu kitabın ilk baskısında emeği geçenleri hatırlar, bugün aramızdan ayrılanları rahmette anarken, yeni yayına vücut veren meslekdaşlarımıza ve hususiyle büyük emeği geçen Prof. Dr. Abdülhalûk Çay'a şükranlarını sunar. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü

İÇİNDEKİLER
Birinci Bölüm TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI

Giriş..................£;„.„..............................„»..................g............m&&&.........-»-•& % I. Törtı Ülkelerinin Tabiî Coğrafyası (Ahmet ARDEL).........................................7 II. Türk Dünyasının Demografik ve
EkonomikYapısma Toplu Bir Bakış (Nadir DEVLET)....................................55
1. nemngrafir ..jı-y^ı. ftşa^fe ,.;«,_____________.........„...................«..............*.SB

*-* Ekonomi........................................afifti........................................................91 İkinci Bölüm TÜRK TARİHİ..........Jı Ç|»T iı■ ı■rTTt]İl|^iıjlıjL»■ Vıt»ı..............................»...-âLi-JM Giriş (İbrahim KAFESOĞLU)...............................................................................111 K Asya Türk Devletleri (İbrahim KAFESOĞLU),......,................._____..........111

1. Hun İmparatorlukları (İbrahim KAFESOĞLU)............................................ 111 2. Tabgaç Devleti (İbrahim KAFESOĞLUJL.........................*...££&&..........125 3. Göktürk Hakanlıkları (İbrahim KAFESOĞLU).NOîftfcSfij.......-3*.........«... 12? 4. Uygurlar (İbrahim KAFESOĞLU)........».»„„....................$fiS...............«... 145 5. Kırgızlar (İbrahim KAFESOĞLU^^.^**^...............^Mfc.,.....J,ja*üu£»„t... IS)
&TDrgişler (İbrahim KAFESOĞLU) ^k......................4&U.......................... 1fl0

7. Karluklar (İbrahim KAFESOĞLU) „.,.,.,.____,„..................................«,.....154 8. Oğuzlar (İbrahim KAFESOĞLU)..............................................................
156

9. Kimekler (M. Kemal ÖZERGİN)......-........................................................156
II. Doğu Avrupa Türk Kavim ve Devletleri......................................................175 Doğu Avrupa'daki En Eski Türk Kavimleri

Giriş (Akdes Nimet KURAT)....____..................İL.................................................. î?§

1. İskitler, Sarmatiar, Roksolan ve Yazığlar................................................176 2. Hunlar ve Atöla, (Akdes N. KURAT) *«*»--...........................................177 3. Avarlar (Akdes N. «URAT)........•—ımpr................vm..........................."*** 4. Hazar Kağanlığı...................................................................................«171 5. Peçenekler, Uz (Oğu*)'tar ve Kumaniar............................................-""tR* 6. Kama (Çulman) Bulgarları Devleti..„.,«.„.„,...................«^.........^«^.»Ill

IH . K üttür ve Te şkilât (İbrahim K A FE S ĞLU O ) ..................................................187 1. B ozk ır Kültûrö'nön M en şei M eselesi .....................................................188 2. Sosyal Yapı...........................................................................Himltü 3. B ozk ır Türk lli'nde Te şkilât.................................................................. 201 4. Din ..,„....«,„,„.........................................................i................................208 5. İktisad î H ayat........ .....................................................,......................216 6. E deb î Kültür ve Sanat .............................................................................222 7. Düşünce ve Ahl âk .................................................................................. 228 W . İlk Türk-İslâm Siyas î Teşekkülleri İ (brahim K A FE S ĞLU O )....................... 237 1. Türklerinİslâm iyet'e G şi...; iri ..............................„,...............................237 2. A bbasiler Zam ında an T ürkler (E âk)......................................................238 tr 3. K arahanl ılar (E rdo ğan M E R Ç İL)............................................İM fMİV:> 240 4. G azneli D evleti İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) .....................i&&y&+f^w4fr„2A6 V. S elçuklular İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) ..........................................................247 1. Büyük S el çuklu İm paratorlu ğu.................................jğüfa.....................247 2. Irak ve H orasan S çuklular el ı...................................................................283 3. K irm an S çuklular el ı............................*Ö ® » 1A5* « »>**^^*^ ....................283 4. Suriye Selçukluları.......................«w-l&........^tv^^^a^^,,................284 5. A nadolu Sel çuklu D evleti (H akk ı D . Y ILD IZ) ........mmmri$&....................284 V I. O rtado ğu'da K urulm şuTürk D evletleri (A nadolu » iran, S uriye veısır................................................................291 M 1. D oğu A nadolu ve İzm ir T ürkm en B eylikleri İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) ..............291 2. Atabeylikler (İbrahim KAF^ĞLUkww.^»«~.~™ ?95 297 3. A nadolu Beylikleri (Eğan rdo M E R Ç İLJ.................YtinmrLL'ı'M'^:.......... 4. D elhi T ürk S ultanl ığı (ibrahim A FE S ĞLU O )...,^-. .......................^.............323 5. Mısır ve Suriye'de Kurulmuş Türk Devletleri (M.C.Ş^abeddlnTEKlNDAGj^.*w............",„'»..................................»İ27 6. H arezm şahlar D evleti İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) .........................................336 7. K arakoyunlular (Abdulhal ûk ÇA Y ) .........................................................344 8. A kkoyunlular (A bdulhal ûk ÇA Y ) .................................'..J;.. .....................348 V II. İsiâmî Türk D evletlerinde ültür K ve Te şkilât (İbrahim K A FE S ĞLU O ) ................351 1. Hüküm ranl ık.............................................Ü?T.................■...............362

2. Teşkilât.......................................\................................................358 3. H alk ve Toprak ...............................................................................362 4. D iril H ayat .....................................................................................364 5. Felsefe ve Bilim ............................M................................................370 6. E debiyat ........................................................................................376 7. S anat ............................................................................................377 8. İmar Faaliyetleri..............................................„„............................378 9. Türk H ususiyetleri ............„............M....................%..........„...............379 V II. O rta A sya veıpçak K B ozk ırlarında K urulm ş u Türk D evletleri (Ahm et TE İR )...........,....................................383 M 1. Türk-M o ğol im paratorlu ğu ve D evam ı (A hm et TEİR M )........„................«..385 2. AH m O rdu Devleti (A kdes Nim et KU ..............................................400 R A T) 3. K azan H anl ığı (A hm et TEİR M ) ........... .........................„.......................409 4. Astırhan H anl ığı (R e şid Rahm eti AR A ...........".....................................415 T) 5. Kasım Hanl ığı (A hm et TEİM R )...............„......................„....................417 6. Km m H anl ığı (H afflİN A LC IK.............................................................420 ) 7. N ogay H anl ığı (Ahm et TEM İR )............................................................435 8. Sibir (Sibirya) Hanlığı (A.N. KURAT- A.TEMİR)....................................437 IX. Ondördüncü Yüzyıldan Sonra Orta Asya'da Kurulmuş Türk Devletleri (İbrahim KAFESOĞLU)...............................447 LTimurlular Devleti.......................fi|......-.........................................^7 2. O rta A sya'daürkfefr T ....................................................\..................448 3. K aşgar-Turfan H anl ığı.....................................................«............«.450 4. H ind-T ürk İm paratorlu ğu........................... . ....~.................................451 X. O sm anl ı İm paratorlu ğu...............................................................•.......457 1. O sm anl ı İm paratorlu ğunda K ûltör ve Te şkilât (H alilİN A LC IK...................457 ) 2. O sm anl ı D evleti'ntn S iyas î Tarihi (F. Çetin D ER İN )...... ............................477 3. O sm anl ı İm paratorlu ğum da Y enile şm e H areketleri (Ero üm endKUR AN ) .......................................................»— «» ....................................*W

XI. Türkiye C um huriyeti Tarihi (C engiz O R H O N LU —.—............. )....... —507 XII. K uzey K ıbrıs Türk C um huriyeti (H . Fikret A LA....................................529 SKA)

TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI

1

Birinci Bölüm

Türk Ülkelerinin Coğrafyası

bazı dil araştırıcıları da Altaylar1 ın veya Kingan silsilesinin doğu ve batısının (Radloff. Schott. brakisefal Türk ırkının proto tipi idi. 1891. . bin ortalarına ait bazı dil yadigârlarının ortaya koyduğu gibi» Türkler'in etrafa yayılmalarından önce hem eski Ural'lı kavimlerle. Harnmer. bazı kültür tarihçileri Altaylar Kırgız bozkırları arasını (Menghin. Tarihçiler. san'at tarihçileri kuzeybatı Asya sahasını (Strzygowsky. Kuzey Aitaylar'ın hemen batısında (Minusinsk bölgesi) ortaya çıkarılan Afanasyevo (M. 1935). 1836. hem de Hind Avrupa dillerini konuşan Ârî'lerle temas edebilmeleri -Urallılar'ın bölgenin kuzey ve kuzeybatısında.ancak bu coğrafi kesimde mümkün olabilirdi.Tanrı dağian arasım. Vam-bery.Ö. etnologlar İç Asya'nın kuzey bölgelerini. antropologlar Kırgız bozkırı . 1856.1200) kültürlerinden bilhassa ikincisinin temsilcileri olan ırk. 1700 . Bütün bunlara bakarak eski Türk yurdunun coğrafî sınırını çizebilmek az çok mümkün olmakla beraber. Bunun sebebi Türkler'in daha iye zamanlardan itibaren geniş bir sahaya yayılmış bulunmaları ve kültürlerini uzaklara kadar götürmeleri olsa gerektir. Çünkü M. Ramstedt. 1937) veya Baykal Gölü'nün güneybatısını-göstermişler. Altay dağlarını Türkler'in anayurdu kabul ederken (Klaproth. mongoloid olmayan. 1885. 1926) Türk anayurdu olması gerektiğini düşünmüşlerdir. tarafından yapılan arkeoloji araştırmaları M. ö. II. 2500 -1700) ve Andronove (M.Ural dağları arasına alınmasına. Bununla beraber ciddi "dil* araştırmaları bu sahanın Altay . hattâ Hazar denizinin kuzey ve kuzeydoğu bozkırlarının Türk Anayurdu olarak tesbitine imkân vermektedir. belirli ve daha dar bîr bölgenin tâyini müşkül görünmektedir. il. Koppers. Oberhummer. binden daha önceki Türk yurdunu tesbitte mühim ip uçları vermiştir. Ari'lerin de Mâverâünnehir'in kuzey sahasında yaşamaları dolayısıyla. Batılı bilginlerden çoğu meseleyi kendi meşgul oldukları ilim dalları bakımından ele aldıklarından bu hususta çeşitli neticelere varmışlardır. 1832. 1824. Orta Asya'da Kiselev ve Çernikov vb. Çin kayıtlarına dayanarak. 1912).Ö.TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 3 Giriş Türkler'in İlk Yurdu Ve Yayılış Sahaları Türkler'in göçlerden önce oturduğu topraklar meselesi geçen asırdan beri münakaşa edilen bir mevzudur. Castrân.Ö.

haksever ve âdil insanlar olmalarına rağmen Türkler hakkında söylenen hayal mahsulü türlü ithamların sebebi de bu olmalıdır. gibi). gerek "sızma" vasfında olsun etrafa yayılmaları şüphesiz her zaman kolay cereyan etmiyor. Türkler'in başka memleketlere yönelmelerini değil. oralarda fazla barınamadıklan ve çok kere varlıklarını kaybettikleri dikkati çekmektedir (Çin'de Tabgaçlar.Ârî komşuluğunun M. Eberhard'a göre. her millet için tabiî sayılacak bir durum değildir. Gerek bu şekilde. Kuzey Hindistan'da çeşitli Türk devletleri vb. gibi başka iktisadî vasıtalara da ihtiyaçları vardı. zira dilleri "ana Türkçe'den en ayrı düşen Türk kavimleri bunlardır ve bilhassa Yakutça bugün en çok değişen bir lehçedir. M. Bunlar.Ö. Orhun bölgesinden Seyhun Nehri kenarlarına (X. Bunlardan bilhassa Hun ve Oğuz göçleri. Türkler'den bir kütlenin de batıya yönelerek Volga Nehri etrafındaki düzlüklerde (M. Hindistan'ın Indus .Ö. buraya dışarıdan gelen Hind . yeni vatan kurma maksadını güden büyük çapta fütuhat vasfındadır. Meselâ. yüzyıllar) ve XIV.Ö. hem de çok mühim tarihî neticeler vermiştir. Avrupa Hunları Orta Asya'dan Orta Avrupa'ya (VI. Bunun yanısıra her askerî muvaffakiyet de yeni bir siyasî hedefe yol açmış ve ülkeler zaptedildikçe yeni fetih arzuları kamçılanmıştır. iklimi elverişli. 1500'lerde olması muhtemeldir. 1300 -1000 arasında Türkistan'da bulunduklarına dâir işaretler vardır. Tarihte Türk yayılmalarının diğer bir şekli de 'sızma* diyebileceğimiz yoldur ki. Bunlardan biri. Balkanlar'da Bulgarlar. yani Türk anayurt topraklarının geçim bakımından yetersiz kalması sebebiyle olduğu belirtilmiştir.Pencâb havalisine doğru ilk Türk hareketi. dünyayı huzur ve sükûna kavuşturmayı gaye edinen bir fütuhat felsefesi ve her yerde âdil. Bugün Türkler. Bununla beraber Türklerin birbiri arkasına çeşitli yönlerde yayılmalarını sağlayan başka âmiller de mevcuttur. asır ortası). I. göçe mecbur etmiştir (meselâ IX . bir tahmine göre. asır). nüfus kalabaltklığı ve mer'a darlığı Türkier'i göçe mecbur etmiştir. asır Moğol K'i-tan hücumu) Türkler. bazan iktisadî ve ticarî bakımdan nisbeten daha fazla imkânlara sahip diğer Türk topraklarına intikaline de yol açmıştır. oturulan topraktan ebediyen aynlmanın bir insan için çok müşkül olduğunu ve göçlerin ancak bir takım zaruretler yüzünden vukua geldiğini göstermişlerdir. ancak hayvan yetiştirebilen Türkler'in tabii bir hayat sürebilmek için çeşitli gıda maddeleri. Büyük ölçüde kuraklık (meselâ Hun göçü). M.Ö. Türkler'in gerek "fütuhat". asırlar) "İskitler* i!e birlikte yaşadıkları tahmin edilmektedir. bazı kalabalık boylardan ayrılan grupların veya ailelerin veya sağlam yapılı gençlerin yabancı devletlerde hizmet almaları suretinde belirir. bu durum.XI. Mâverâünnehir üzerinden İran'a ve Anadolu'ya (XI.XII. ormanlık.XI. Macarlar'la birlikte bazı Türk boyları. Bunu Batı Türkleri'nin tarihinde de görmek mümkündür. insanları eşit sayan Türk töresini yürürlüğe koymak üzere bir cihan hâkimiyeti mefkuresi doğurmuşa benzemektedir. Hindistan'da). Eski dünya kıt'alannda görülen geniş Türk yayılmalarının pek ciddi sebeplere dayanması gerekir. çok sıcak ve rutubetli bölgelere pek girmedikleri görülmektedir.III. Milâttan sonraki Türk göçlerine katılan boylar ve zamanları hakkında ise açık bilgilere sahip bulunuluyor: Hunlar Avrupa'ya (375 ve müteakip yıllarda) ve Kuzey Hindistan'a (Ak-Hunlar). Batı Avrupa'da Hunlar. hem uzun mesafeler katetmek suretiyle yapılmış. Peçenek. Bu göçler. vukubulan büyük Türk göçlerinin tarihleri kesinfikle bilinmemekte beraber bazı tesbitler yapılabilmektedir. asır) ve sonra.Ö. bin başlarına tesadüf eder. hattâ bazan devlet kurdukları bilinmektedir (Meselâ Mısır'da. yüzytön ikinci yarısından sonra Osmanlılar'ın Rumeli'ye geçişi bu şekilde bir nüfus kalabalığının yer değiştirmesi neticesi olmuştur.Türk . Türk maneviyatının sağlamlığıdır. Toprağın artan nüfusu oesleyemez hale gelmesi yüzünden dar ziraat alanları dışında. Daha eski tarihlerde Türkler'in Iran yaylası üzerinden Mezopotamya'ya inmiş olmaları da muhtemeldir. . Oğuzlar. gerek yabancı ağır dış baskıya maruz katan (meselâ XI. VI. Tarihî kayıtlarda Türk göçlerinin de iktisadî sıkıntı. Bulgarlar Karadeniz kuzeyinden Balkanlar'a ve İtil (Volga) nehri kıyılarına (641 'i takip eden yıllarda). Bu durum Türkler'de zamanla. Diğer taraftan Türkler'den bîr kısmının da M. ağır darbelere maruz kalan yabancılar tarafından Türkler'in sevimsiz karşılanmalarına yol açıyordu. 1500 -1000 arasında bir kısım Türkler Uzak Doğu'da yaşıyorlardı. asrın ikinci yarısı). Türkler'den bîr kol olan Yakutlar İle Çuvaşlar'ın ana kütleden ayrılması ve Yakutlar'ın Doğu Sibirya'ya doğru yönelmeleri çok eski bir tarihte vukubulmuş olmalıdır. yabancı inanışların hâkim olduğu bölgelere nüfuz etmiş Türk zümrelerinin. kabaca batıda Balkanlar'dan. tabiiyeti kabul edip istiklâlden mahrum kalmaktansa memleketi terk etmeyi tercih ediyorlardı. Kuzey Çin'de ve bugünkü Moğolistan'da Türkler'in mevcudiyeti daha gerilere Neolitik çağa kadar takip edilebilmektedir. yayılma safhasında kendi kültürleri için yaşama ihtimalinin zayıfladığı sınırlarda durakladıkları.. Aslında İyi. Böylece tarih? devirlerde Türkler'den tur kütle başka bir Türk zümresini arzuları hilâfına. bazan pek şiddetli çatışmalara sebep oluyordu W. Astında bir bozkır halkı olan ve bozkırlarda doğup gelişen kültürün yaratıcısı bulunan Türkler'in.Avrupalıların bölgeyi kendi hâkimiyetlerine geçirdikleri anlaşılmaktadır. Kafkaslar'ın kuzeyinden Orta Avrupa'ya (830'dan sonra). Tarihte göçler mevzuunun araştırıcıları. kuzeyde Kuîey Buz Deft&Pnden güneyde Tibet'e kadar olan geniş bir sahada yaşarlar. Sabirler Aral'ın kuzeyinden Kafkaslar'a (V. Bu şekilde dahi Türkler'in katıldıkları topluluklar içinde üstün bir kabiliyet göstererek askerî kuvvetlere veya siyasî hayata hâkim oldukları. Anadolu'nun Selçuklular tarafından iskân edilmesi (XI . asır). asır göçleri). Kuman (Kıpçak) ve Uz (Oğuzlar'dan bir kol)'lar Hazar Denizi kuzeyinden Doğu Avrupa ve Balkanlar'a (IX . binlerce*yıl devam etmişfi^MÖ. W. Türk tarihine dair kayıtlarda göçlerin ve akınların başlıca sebebi olarak zikredilen bu hususlar. Yabancı hayat tarzı. Türkler'de açık şekilde müşahede edilen ve onların tarih boyunca hareketli bir topluluk halinde sürekliliğini mümkün kılan bu ruhi davranış. her an karşılaşılması aşikâr tehlikeleri göğüslemeğe hazır bulunmak ve aralıksız bir ölüm-kafım savaşı vasatında yaşamak. Zaruret neticesi de olsa. bilinmeyen ufuklara doğru akmak. fasılalarla. Orhun nehri bölgesinden İç Asya'ya (840'i takip eden yıllarda) göç etmişlerdir. doğuda Büyük Okyanus*. giyim eşyası vb. Meselâ yukarıda zikredilen Uraliî . en İptidaisi dahil hiçbir kavmin kendiliğinden ve keyif için yer değiştirmediğini. yalnız. Bu durum. daha ziyade bozkır kavimleri için bahis konusu idi. başarılar arttıkça daha da kuvvetlenmiştir. Uygurlar. tabiat servetleri zengin ve o çağlarda pek az nüfuslu civar bölgelerde mevcut idi.f 4 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 5 Çok eski zamanlarda başlayan anayurttan ayrılma hareketleri.

Türkiye Cumhuriyeti. ziraat sahalarıdır. dağlara. hattâ yabancı boyunduruğu altında yaşayan soydaşları için de bir ümit ve iftihar kaynağı. Pilevne ve Varna bölgelerinde. kurak iklim bölgeleri (bozkır ve çöller) oluşu ve hâkim yüzey şekillerinin de. bölgeden bölgeye bazı farklar göstermekle beraber. yeryüzünde geniş bir sahaya yayılmışlardır. kurak bölgeleri (çölleri ve stepleri). yıldönümünü İdrâk ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti. Batı Trakya'dan Moğolistan hududuna kadar hemen hemen kesintisiz bir Türk nüfus sahası vücuda getirirler. Türk dünyasının hayat tarzında bir birlik vardır. Görülüyor ki. bütün gücünü memleketinin imarına ve halkının refahına adamış. Bunlardan bin Türkiye. bazı Ege adalarında ve Kıbrıs'ta yaşarlar. iki yerde büyük ve yeknesak topluluklar teşkil ederler. geniş ovaları ve bilhassa vahalarında hâkim geçim kaynağı ziraat olduğu git». Polonya'da. Makedonya ve Üsküp havalisinde. çağdaş medeniyet seviyesinin de üstünde bir başarıya ulaştırmaktır. yani ovalar ve alçak yaylalar. Türk Ülkelerinin Tabii Coğrafyası Ahmet AnM Sayılan 150 milyonu aşan Türkler. birlik ve beraberlik içinde güzel yurdumuzu ve milletimizi daha mutlu günlere. Buralarda yaşayan Türkler'in hayat tarzları. Romanya'da Dobruca ve Basarabya'da. Orta Asya dağ ve ovalarından Kızıldeniz'e kadar uzanan sahada Ön Asya. yeryüzündeki tek bir Türk devletidir. Bugün 68.• TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI f Bu. yaşadıkları yerler arasında mesafelerin uzak olmasına rağmen. Atatürk'ün mânevi rehberliğinde. Doğu ve Batı Türkistan'ın alçak yaylalariyle. Yunanistan'ın Batı Trakya. Azerbaycan'da ve Anadolu'nun dağlık yerlerinde de aşağı yukarı aynı karakteri göstermektedir. Bu saha» Kuzey Buz Denizi'nin (Arktik Okyanus) bir parçası olan Doğu Sibirya Denizi'nden Akdeniz'e kadar Avrasya (Avrupa-Asya) kıt'asını verevine kesmekte ve Idil-Ural bölgesinden Himalayalar'a kadar uzanan memleketleri içine almaktadır. esas itibariyle ziraat ve hayvancılığa dayanmaktadır. Türk Dünyası'nın çok bûyûk bîr kısmı Ön Asya İle Orta Asya'da yer almakta. çeşitli dış tehlike ve tehditlere rağmen savaşsız geçirmiş. I. Hakas ve Tannu-Tuva bölgeleridir. tabii bir neticesi olarak da. yaylalara ve ovalara tekabül edişidir. Suriye'nin Azez.tarihî bir gelişmenin mahsulüdür. Mestanlı -Kızanlık. Azerbaycan'da ve Anadolu'da. diğeri de batı kısmı Ruslar'ın. Bu iki birlik. Hedef ve dileğimiz. Hudutlarını kabaca çizdiğimiz bu sahada Türkler'in topluca yaşadıkları diğer yerler Tatar.geniş saha dahilinde Türkler. Kesintisiz Türk nüfus sahası olarak sınırladığımız yerlerin dışında Türkler Yugoslavya'da. Bu geniş sahanın göze çarpan umumi karakteri. aralarındaki intikali sağlayan ve kuzey kısmı Ruslar'ın. Türkiye bu topraklarda oturan insanların "ana vatan") vasfını kazanmış. güney kısmı Iranfılar'ın idaresinde katan Azerbaycan ile beraber. Bunun. ön Asya ve Orta Asya Coğrafyasının Ana Hattan: Akdeniz'den Batı Pakistan'a. Gerçekten. Yakutistan ite Altay dağları . engin Türk Tarihi İçerisinde kuruluşunu takip eden yarım yüzyıllık sureyi. yay şeklinde . Münbiç ve Lazkiye bölgelerinde. Orta Asya'nın dağlık sahalarında ve bozkırlarında hayat tarzı geniş ölçüde hayvancılığa dayandığı gibi. doğu kısmt Çinliler'in idaresinde olan Türkistan'dır. ana hatlarıyla aşağıda gösterilmiştir. gerçek bur ana vatan olmuştur. ancak küçük bir kısmı Avrupa'da bulunmaktadır. Bulgaristan'ın Deliorman. ovaları. Afganistan'da. bu yerler. Filibe. Başkırt ve Çuvaş boylarının ve Fin-Ugur kavimlerinin yaşadığı Idil-Ural bölgesi. Kafkasya'da. Irak'ın Kerkük havalisinde. Ayrı birlikler halindeki bu bölgelerin coğrafyası.Baykal gölü arasındaki Altay.

Yüzey şekillerinin çeşitliliği sıcaklıkları. Karadeniz'in doğu ve Hazar denizinin güney kıyılarında ise her mevsimi yağışlı bir iklim vardır. Buna benzer hareketler diğer ön Asya ülkelerinde de cereyan etmektedir. Suna insanlarla birlikte hayvanlar da katılmaktadır. yağış miktarlarını çoğaltıp. Her tarafta yükseklikleri teşkil eden dağlar. Suriye ve Arabistan düzlükleridir.'den fazla) dolayısiyle yazın çok sıcak olan çukur sahalardan yüksek yerlere. Arap yarımadasının güneybatısında musonun tesiriyle yazın.6 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 9 yüksek dağları ve bunlar arasında yer alan yüksek yaylaları ihtiva etmektedir. Gerçekten Ön Asya'da hüküm süren iklim neticesi birbiriyle ahenkli olmayan unsurlar arasında bir yakınlık meydana gelmiştir. yukarda kısaca bahis konusu edilen muhtelif unsurları birleştiren bir husus olarak ortaya çıkmaktadır. Aynı şekilde iniş ve çıkış Doğu Anadolu dağları ile civar ovalar arasında da vardır. Ön Asya memleketlerinde çukur sahalarla bunları çerçeveleyen yüksek dağ ve yaylalar arasındaki ehemmiyetli yükseklik farkları (Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde kıyı ovaları ile dağ sıraları arasında 2. Ön Asya'da kurak iklimlerin muhtelif çeşitlilikleri tesirlerini gösterir. Ön Asya'da. Rion ve Kura vadileri. Anadolu'nun batı kısmında Yörükler her sene sıcak yaz aylarında yaylalara çıkar ve sonbaharda da alçak ovalara ve vadilere inerler. Her tarafta günlük (bilhassa yazın çöllerde) ve yıllık sıcaklık farkları fazla ve mevsimler arasındaki sıcaklık değişiklikleri belirlidir. İnsanlarla birlikte sürülerin yer değiştirmesi (göçebelik) ön Asya'nın tarih boyunca ar-zettiği en büyük hususiyetlerinden biridir. Akdeniz ve bilhassa Karadeniz kıyılarına yaklaştıkça ehemmiyetini kaybetmektedir. Hicaz'dan Horasan'a kadar geniş bir sahada aşağı yukarı aynı iklim şarttan hüküm sürmekte ve bununla alâkalı olarak aynı bitki manzarası. Ön Asya'nın ovalarıyle dağları arasındaki bu mevsimlik göçler. zaman zaman seyrini değiştirerek. Ön Asya'da yüzey şekillen bakımından bir birlik yoktur. Hindikuş ve Zagros dağları. devamlı göçle- . Toroslar. Her yerde yaz mevsimi bitkilerin gelişmesinde bir duraklama devridir. Bunun dışında kalan Ön Asya memleketlerinde kurak ve sıcak yazlar ve bazen şiddetli geçen yağışlı kışlarla kenefini gösteren çeşitli iklim tipleri hüküm sürmektedir. Birliği sağlayan iklimle tezadı yaratan yüzey şekillerinin terkibi ön Asya'da unsurlar arasında yeni bir bağ yaratmaktadır. seyrek ve cılız. Elbruz dağları. Halen gittikçe ehemmiyetini kaybeden. bugün olduğu gibi tarihin her devrinde görülmüştür. Bunlar Kafkaslar. Kuraklık. azaltmak ve yağışı kara çevirmek suretiyle bu umumî hatları daha belirli bir hale getirmektedir. Görülüyor ki iklim. Bahar mevsiminin yağışları bitkilere yeniden hayat verir. Ege kıyılarından Afganistan'a. İç Anadolu ve Doğu Anadolu yaylaları ile Iran yaylası. Burada büyük tabiî bölge birliği. kışın da çok soğuk olan dağlardan ılık ovalara doğru mevsimlik iniş çıkışlar vardır. Mezopotamya ovaları. yaylalar ve ovalar gibi genç ve ihtiyar şekiller yan yana bulunu/. Kapalı ve açık havzalar da birbirini takip etmektedir. belirttiğimiz tezatlar içinde kayboluyor gibi görünüyorsa da iklim onu perçinlemektedir. su kaybına karşı mücehhez bitkilerden müteşekkil topluluklar dağları ve ovaları örtmektedir. ön Asya'da esas itibariyle iklim ve yüzey şekillerinden ileri gelen bu mevsimlik yer değiştirmeler.000 m. hattâ bazı bölgelerde tamamen ortadan kalkan.

Birinci Cihan Harbi sonuna kadar Avusturya ve Almanya arasında paylaşılmış Çekoslovakya için de Avusturya Çekoslovakyası ve Alman Çekoslovakyası diye tâbirler kullanılmamıştır. batıda Hazar denizi ile. Ruslar'ın Batı Türkistan'ı Sinkiang eyaleti diye adlandırarak Türkistan mefhumunu büsbütün ortadan kaldırmaya çatışmaları bu görüşümüzü kuvvetlendirmektedir.re ve yayılmalara inkılâb etmiştir. doğuda Büyük Kingan dağları arasında kalan geniş saha meydana getirmektedir. böyle bir duruma yol açmıştır. Çin Türkistanı gibi sunî bir ayırım yapanların maksattan. medeniyetlerin yer değiştirdiği bölgelerdir. Ovalardan müteşekkil olan batı kısmı ise bu büyük bölgenin alçak kısmını meydana getirmektedir. esaslı farklar vardır. Kuzey ile güney. Orta Asya'nın yüksek dağ ve yaylalardan müteşekkil doğu kısmına 'Yüksek Orta Asya" derler. Bu geniş bölgenin adı. geniş mânada Türkistan denilmektedir. Orta Asya'nın doğu kısmı yüksek dağlar.. güneyde. Ön Asya büyük istilâlar diyarı. Böyle bir adlandırmada Orta Asya'nın Pamir ile Altay dağları arasındaki dağlık sahanın doğu kısmı Doğu Türkistan'ı batı kısmı Batı Türkistan'ı meydana getirmektedir. Filhakika halen bu bölgeler adlarını. Batı Türkistan'a da Rus Türkistanı demektedirler. batı kısmı kapalı denizlerle göllerden ve geniş ovalarla alçak yaylalardan meydana gelmiştir. Bu misâlleri çoğaltmak mümkündür. aslında sadece Türkistan'dır ve coğrafî araştırmalardaki bölge taksimatına uyularak Doğu ve Batı Türkistan diye iki kısma ayrılmıştır. kuzeyde Sayan dağları ve Baykal gölü etrafındaki dağlar. Bugün Rus işgali altında olmasına rağmen. Doğu Almanya için Rus Almanyası denmediği gibi. . Aslında Rus Türkistanı. Onun içindir ki. yaylalar ve bunlar arasında yer alan küçük-büyük bir takım kapalı çukurluklardan müteşekkil olduğu halde. Ruslar'ın ve Çinlilerin daha da ileri giderek. bilhassa yer şekilleri bakımından. Ön Asya'nın bir ucundan öbür ucuna kadar uzanan bu sahada yapı ve yüzey şekillerinin mahiyetine bunların tesir ve mukabil tesirleri hâkim olmuştur. Orta Asya'yı. Ön Asya ve Orta Asya'nın Yüzey Şekilleri: Güneyde. jeolojik tarihin pek eski devirlerinde katılaşmış ve üzeri tortullarla örtülmüş Ur . Alp sistemine dahfl dünyanın en yüksek dağ sıfatenm teşkil eden Himalayalar'la. Tarihte buna ait misâller çoktur. tabiî şartlan ve kaynaklarıyla. geçici büyük imparatorlukların kurulduğu ve kavimlerin. bazı coğrafyacılar. hattâ ortadan kaldırıcı mahiyettedir. Bu geniş sahanın doğu parçası ile batı parçası arasında.kara parçası. Diğer taraftan hâkim unsuru teşkil eden Türkler'in vatanı için Türkistan tâbiri de doğrudur. Asya'nın bu kısmında Türk unsurlar hâkim olduğu için Orta Asya topraklanna.. üzerlerinde yaşayan milletin adından atmaktadırlar. Büyük bir coğrafî birlik olarak "Orta Asya' tâbiri yerindedir. Bu tâbirler tarihi bakımdan olduğu kadar ilmî bakımdan da hatalıdır. kuzeyde geniş bir saha kaplayan bir jeosenklinalden (dağların. doğu ile batı arasındaki bu 'geçiş bölgesi. bu sahaların Türk ülkeleri olduğunu unutturmaktır. Yabancı bazı müellifler bu yerlerin bugünkü siyasî durumunu göz Önünde tutarak Doğu Türkistan'a Çin Türkistanı. İstilâcı devletlerin kullandıkları tâbirler Türk Birliğini parçalayıcı. içinde teşekkül ettiği dar ve derin eski Akdeniz) yan basınçlarla meydana çıkmış olan dağ sıraları.

Zamanın ikinci yarısının ortalarına doğru. ön Asya'nın batı kısmında kuzey ve güneyde uzanan dağ sıralan arasında bir bağlantı görülmemektedir. Kuzey ve Güney İran'dan seyreden kotlar. Bu kısımda yükseklik 7. Anadolu'nun batı tarafında kıyı kısmında dağlar Çeşme yarımadası ile Sakız adasında güney . Daha doğuda dağ kavisleri Himalaya silsilesi arasında devam eder. Fakat bölge katılaşmış olduğundan tektonik (tabakaların ufkiliğini bozan hareketler) hareketlerin büyük bir kısmı kendini kırılmalar şeklinde gösterdi. Iran Azerbaycanı'nda mevcuttur. beşerî ve iktisadî hayatın toplandığı merkezler. Yukarıda bildirildiği şekilde meydana gelen sıradağlar. mevziî buzulların aşındırmasını da ilâve etmek lâzımdır. Bu kısımda Sefid Kûh. Baku . Biga yarımadasında güneybatı .güneydoğu istikametinde etrafı yüksek dağlarla çevrili bir yayla. meydana gelmiş olan kıvrımlar aşınarak düzleşmiştir. bazı müşterek hatları İte.kuzey. Bu kıta çekirdekleri eski dağların aşınmasiyle meydana gelen düzlüklerdir. aşınmayı şiddetlendirerek yüzey şekillerini daha çok kenar dağlık bölgelerde gençleştirmiştir. Bunda. bu devirde. Dördüncü Zamanın yağışlı . Hakikatte İç Anadolu'da kıvrımlı dağ kan/isleri. Zaman (Kuaterner)'da husule gelen şiddetli volkanizma neticesi lâvlar bu çukur sahaların bir kısmını doldurdu. bütünüyle batı-doğu istikametinde uzanmakla beraber. Zamanın başlarında (Pliosen ve Kuaterner'de) husule gelen takımıyle yükselme. takriben Kabil civarında birleşirler. Bunların neticesi etrafı dağlarla çevrili çukur sahalar husule geldi. Afrika plâtformunun devamıdır.kuzeydoğu istikametinde uzanmaktadır. kuzeybatı . Horasan'da Ntşabur ve Sebzevar'a kadar uzanmaktadır. Burada dağlara ve ovalara bu istikameti verdiren âmil kırıklardır. . sade bir yapı arzetmektedir. seviye farklarına sebep oldu. iç kısımda göller geniş sahalar kaplıyor ve işgal ettikleri çanaklara birikintilerini bırakıyorlardı. III. Bu yerler. Bunlar. kenar bölgelerde denizler. Mezopotamya ovalarına hâkim olan Zagros dağlan.'yi geçen bölgelerde. sulak yerler. kuzey Anadolu dağ sıralarını Güney Anadolu dağ sıralarına bağlamaktadır. Fakat öyle zannediliyor ki.kuzeybatı istikametinde uzanan dağ sıraları ite Kuzey Anadolu dağlarının güney kolu karşılaşmaktadır. Afganistan'da.'yi geçmektedir. sık sık su baskınına mâruz kalan yerler. aynı zamanda. Mekran'ın doğusunda sıkışmış olan bütün dağ sıralan güney . Bu bölgenin kuzeyinde Kuzey Anadolu dağ kavisleri sıralanmaktadır. Meselâ Güneydoğu Anadolu'da Arap yarımadası . bahis konusu bölgelerin her tarafında hemen aynı özelliği haizdirler: Verimli topraklar. İran Azerbaycanı'nda dağ sıralarının uzantısı daha karışıktır. İstikametleri batı . basit yapı şekliyle. hafif dalgalı bir düzlük (peneplen) haline gelmişti. yer yer sapmalar da göstermektedir. Bu yapı şekli Marmara bölgesinin güney ve güneydoğusunda da vardır. eski kütlelerin (Arabistan gibi eski kıta çekirdekleri) kuzeye doğru ilerlemiş oimatarıyle ilgilidir.batı olup aralarında aynı yönde uzanan geniş ovalar vardır. Buna karşılık bölgenin kuzey kısmında üçüncü zamanda meydana gelen büyük dağ sıraları mevcuttur.buzul devresinde yüksekliği 2. bazılarının içmde bir takım setler meydana getirerek gerisinde büyük göllerin teşekkülüne yol . Zamanın birinci devrinde (Eosende) meydana gelmiştir. ön Asya'da bugünkü yüzey şekillerinin ilk taslağı III.kuzey istikametini alırlar. kırık hatları boyunca sıralanmış olan volkanların da mü» him bir rolü vardır. Aynı yapı sadeliği güneydoğuda Mekran dağlarında da görülmektedir. Bu hal. Aip kıvrımlarını müteakip tesviye edilmeye başlanan Ön Asya. arzettikleri mukavemet dolayısiyle. Bunların ortasında Iran yaylası bulunmaktadır. Umumiyetle akarsuların yaptığı bu aşınmaya. Gerek Zagros dağlarında. Kabil'in doğusunda birçok gruplar halinde balı .500 m.000 m. Bu kollardan güneydekiler çok daha basit yapıdadır. Van gölü ile Gökçegöf'ün doğusunda bu dağlar tekrar genişlerler ve şahsiyetlerini kazanırlar. Salt Range Ön Asya dağlarının en doğu kısmını teşkil eden silsilelerdir. Yukarda bildirildiği gibi Hazar denizinin doğusunda kuzeybatı . güneyde. Kuzey Anadolu ve Iran silsilelerinin kuzeyinde yer alan Kafkas dağları. gerek Mekran'ın doğusunda eski kütlenin (-batıda Arap bloku. Kafkaslarla İran Azerbaycanı dağlık bölgesi arasında bulunan orta ve aşağı Kura havzası ve aşağı Araş oluğu Azerbaycan'ın en verimli sahasını teşkil eden bir çöküntü bölgesine tekabül etmektedir.doğu. Kafkasya'da. Bu zamanda. hiç olmazsa Ön Asya'nın batı kısmında. Bursa bölgesinde güneydoğu . Kabaca Bursa bölgesinde birbirinden ayrılan Kuzey ve Güney Anadolu dag sıraları Ooğu Anadolu'da birleşirler ve sıkışırlar. Kopet dağ ve bunun güneyinde aynı istikamette uzanan Binalut.doğu. bütünüyle. yer yer yayıldıkları ve sıkıştıkları görülmektedir. Puşti Kûh silsileleri sıkışarak yüksek Kûh-i Baba silsilesini meydana getirirler. Yerli ve yabana jeologların araştırmalarına göre Anadolu. Zamanın ikinci yarısında ve bilhassa III. 81» Zaman sonları (Üst Neojen) ve IV. Eski Akdeniz'in kapladığı geniş sahada meydana gelmiş olan bu dağ zincirleri birbirine eklenerek Ege kıyılarından Karakurum dağlarına kadar uzanmaktadır. Hazar denizinin doğusunda kuzeybatı .Krasnodovsk denizaltı eşiği ile Kafkaslar'a. IH. Buralar yapı bakımından Doğu Anadolu'yu andırmaktadır: Kuzeybatı . III. kuzeydoğuda Hindikuş sıradağı halinde devam ederler. zamanın ikinci yarısında (Neojen'de) aşınma neticesi geniş bir dalgalı düzlük haline gelmişti.güneydoğu istikametinde uzanan Büyük Balkan ve Kopet dağ silsilesi. Anadolu'nun her tarafında.güneydoğu olan çukur alanlar. Balkanlar'ın ve Istrancalar'ın devamı olan.kuzeydoğu istikametinde devam ederler. Bazen de jeosenklinal içinde mevcut eski bloklar. Bundan sonra husule gelen takımıyla yükselmeler (epirojenik hareketler) yer yer. bölge olarak Anadolu'nun en yüksek kısmıdır. kuzeye doğru atılmıştır. Ege bölgesinin iç kısmında dağların istikameti doğu . Bunun doğusunda Kuzey Iran dağlan. Kafkaslar da daha batıda Taman ve Kerç kıvrımları ile Kırım'a bağlanmaktadır.güneydoğu istikametinde uzanan büyük Balkan. Aynı uzanış Gelibolu yarımadasında da görülmektedir. Burası.10 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI M Güneyde eski bir kara parçası olan Arabistan.Suriye plâtformunun kuzeye doğru bir çıkıntı yapması neticesi Güneydoğu Toroslar kavsi. Zaman sonu ve IV. Bu yapı şekli Eibruz'a kadar devam etmektedir. kıvrımların istikamet değiştirmelerine sebep olmuşlardır. fakat buna mukabil şiddetli deprem sahaları. çöküntü olukları ite geniş sahaları kaplayan lâv akıntıları ve sönmüş volkanlar. doğuda Gondvvana) kuzeye doğru ilerlemesi neticesi kıvrımların yaptıkları kavislerin uzantısında karışıklıklar olmuştur. İşte bu sebeplerden dolayı Ege denizinden Hindikuş'a kadar olan sahada uzanan dağların. güneybatı . Ön Asya sıradağlarına bağlanabilir.

Zaman başlangıcında bütünüyle yükselme (epirojenik) hareketleriyle bölge büyük yükseklikler kazanmıştır. bu dağların yüksek zirvelerinde mevcut olan büyük buzulların eriyen sularıyla beslenmektedir. Bu dağlarda 5. Meselâ Muş . Orta Asya'nın Türkler'le meskûn olan kısmı doğu . Bu iki dağ sırası Orta Asya dağlarının kuzey yaylarını teşkil etmektedir. Çukurun batı ve güneybatı kenar? 3. Zaman sonu (Üst Neojen) ve IV.000 metreyi geçen birçok zirveler vardır. Beşer? ve iktisadî hayat alçak yerlerde toplanmış olmakla beraber.doğu. Bu dağ sıralarının güneyinde Tanrıdağ-iarı'na ait sıralar bulunur. Gerçekten bölge İli Zaman sonunda hafif dalgalı bîr düzlük halini almıştır. SU. Orta Asya çukur sahaların» çerçeveleyen dağlar.) ün teşekkülüne meydan vermiştir. Sir Derya'nın kaynak kısmını meydana getiren Narin suyu ile Amu Derya'nın kaynak kısmı arasında kalan dağ sıraları (Alay dağları.000 metreyi geçen birçok zirveleri ihtiva eden bu dağlar Türkistan için bir su hazinesidir. bölgedeki buzullaşmadan evvel olmuştur. kuzeybatı * güneydoğu istikametinde uzanan büyük bir çukur alanın en alçak kısmını işgal etmektedir. Her ikisi de birer çöküntü sahası olup teşekkül zamanlan İti. Zaman (Kuaterner)'da olmuştur. 5. 1965'teki Taşkent depremi buna iyi bir delildir. Hisar dağları) Orta Asya dağlarının orta yaylarım meydana getirirler. Yükselme. ön Asya'nın bu kısmındakine benzer bir yapı Orta Asya'da vardır.000 metreyi geçen birçok zirveler ve bunların üzerinde müteaddit buzullar vardır. Doğu Türkistan'ı Batı Türkistan'dan ayırün ve yer yer kuzeybatı güneydoğu. Birincisi deniz seviyesinden 500 m. Çungarya Aladağı.500 m. güneybatı . yükselmiş kısımlardır. gerek bunların eteğinde yayılan lâvların husule getirdikleri setler.Van çukurunu tıkayan Nemrut'un lâvları bunun doğusunda Van gölünün meydana gelmesine sebep olmuştur. Terskei Aladağı. Zerefşan dağları. batı .kuzeydoğu istikametinde uzanan büyük çukur sahalarla kaplıdır. Anadolu'da olduğu gibi burada da bu çöküntü alanlarının en büyük mahzuru su baskınları ve depremlerdir. yükseklikleri 4. mevziî olarak kırılmış. Türkistan dağları. Sır Derya ve İli. Orta Asya yer şekilleri bakımından her tarafta aynı karakteri göstermez. Üzerlerinde 4. . Zaman (Kuaterner)'dır. Talaş Aladağı.928 m. Orta Asya'nın bu dağlık sahasında iki tip yüzey şekli ayırdedilmek-tedir: Çukur sahalar ve dağlar. Tanrıdağları ile Büyük Altaylar arasında çöl ve bozkırları ihtiva edBrt Çungarya havzası bulunur. Gerek bu dağlar. Diğer tabiat şartlarından olan iklim. ikincisi 1. yükseklikte bir göte tekabül etmektedir. akarsular ve bitki örtüsü Üzerine esaslı tesirleri olması dolayısiyle evvelâ yer şekilleri kısaca gözden geçirilecektir. Yalnız alçak sahaları ihtiva eden batı kısmında ovalarla alçak yaylalar hâkimdir. Kungei Aladağı. onlara bu imkânı veren. Bilhassa Orta Asya'nın merkezî kısmı ile doğusunda dağlar. Bunlar. yaylalar ve ovalar birbirinin içine girmiştir.12 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 13 açtı.batı. suyu sağlayan dağlardır. Bu devrin sonunda ve IV.kuzeydoğu istikametlerinde birtakım yaylar çizen dağ sıralan kuzeyden güneye doğru şöyle sıralanmaktadır: Kuzeybatı güneydoğu istikametinde uzanan Tarbagatay dağlan ve bunların güneyinde de Aladağlar. güneybatı . güneyde Soğanlı dağları) çevrilidir. Yükselme. Güney Kafkasya'da Gökçe göt. Zaman sonu (Pilosen) ve IV.'yi geçen dağlarla çevrili olup ikisi çok ehemmiyetlidir: Fergana ve tok göl çanakları. suların toplanmasına yol açarak Gökçe göl {yüksekliği 1. yükseklikte bir ovaya.500 metreyi geçen volkanik kütlelerle (batıda Akdağtar.000 m.

bahis konusu havzanın. yenileşmektedir Baykal gölünün güneyindeki dağlar Kaledonien (I.kuzeydoğu. Altay dağları Be Pamirler etrafında güneybatı . batı. yüksek kısımlar dağ sıralarını. Himalayaiar Aip sistemine dahildir. insanların ve medeniyetlerin yayılış» üzerinde büyük tesirler icra etmiştir.000 metreyi geçen yüksek zirveleri İhtiva eden sıralar Orta Asya dağlarının güney yaylarını teşkil ederler. Fergana.Fergane depresyonu (havzası). Güneydoğuya doğru uzanan dağlar (Altın dağları) Tibet havzasını güneyden çerçevelemektedir. alçak kısımlar da oniar arasında kalmış olan kapalı çukurlukları meydana getirmişlerdir. doğuda Üstün ve Arka dağlar aynı istikamette yaylar meydana getirirler. kıvrılma tarihleri bakımından. Zamanın ikinci yarısı) yaşta kıvrılmalar oldukları halde. Orta Asya dağlar. Bu sonuncuların başltcaları Tarım.Çatkal dağlan ile Alay dağlan arasında bir çöküntü sahası olan Fergana havzası bulunmaktadır.batıdır. Bu havzanın beşerî ve iktisadî değeri çok büyüktür. kısmı ile Tibet yaylası ve bunun kuzey kenarındaki dağlar eski kütleler olup teşekküllerinden Üçüncü Zamanın ortalarına kadar aşınmış ve sonra yükselmişlerdir. bitki örtüsünün tabiatı.000 km2'c . Şöyle ki. Bunların arkasında batıda Karakurum. Bu hat. Orta Asya dağlarının Altaylar'a kadar olan. Zamanın ilk yarısı) ve Hersinyen (I. Şekil 1 . kuzeyden güneye doğru gidildikçe. ihtiyar dağlardır. iklimlerin dağılışı. geotştiğindedir. esasında. Yükselme kütle halinde olmayıp geniş dalgalı kıvrımlar şeklinde tecelli etmiştir. Hakikatte bu dağlar.. Kapladığı saha 22. Gobi çanaklardır (Şekil 1). güney kenarında yaylar çizmektedir. Yaşları ne olursa olsun bu kıvrılmalarda hâkim istikamet doğu . Orta Asya dağları arasında yer alan havza 300 uzunluğunda ve ortalama olarak 100 km.doğu ve kuzeybatı güneydoğu istikametlerinde uzanan ve 7. Şu halde bu dağlar. yüksek irtifalarına rağmen.

Aynı zamanda büyük bir kısmının (İç Anadolu. Akdeniz yağışlarıdır. Batı Türkistan'da yağış mevsimi kış ve ilkbahardır. sonbahar ve ilkbaharda. Diğer taraftan Asya'nın bu kısmi Okyanuslardan uzaktır. kış mevsiminin uzunluğu ve şiddeti nisbetinde değildir. Orta Asya'da Tirmiz (48. Bunda coğrafî enlem kadar step ve çöl bölgelerinin geniş oluşunun da tesiri vardır. Bu rüzgârların tesiri memleketimizde de hissedilmektedir. Memleketimizde bunun en güzel misali İzmir'de denizden esen imbat rüzgârıdır Yağış: ön Asya ve Orta Asya bazı kıyı bölgeleri (Anadolu'nun Karadeniz. güneyden kuzeye doğru artar. Meselâ 38° 11' kuzey enleminde bulunan Parntrisk Post 3.653 m. Mutlak azamî sıcaklık çöl bölgelerine isabet eder. yüksekliği haiz olmasına rağmen Temmuz ortalaması 13.5° Ön Asya ve Orta Asya kış mevsiminde güneş ışınlarının eğik gelmesi. olan Buhara'da yaz mevsimi tamamen kuraktır. Yazın. Ege Denizi ve Akdeniz kryı dağlık bölgeleri ile Hazar Denizi'nin güney kıyıları) hariç. Gerçekten ön Asya ve Orta Asya'da. az olduğundan güneşten gelen ışınlar atmosferin üst tabakalarında tutulamamakta ve toprak civan fazla ısınmaktadır. Bu sebeple yaz sıcaklıkları çok yüksektir. Kışın ön Asya'da hâkim olan sibirya yüksek basıncıdır. Manın batı kısmında güneyden kuzeye doğru coğrafî enlemin tesiri altında azalır.14 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 15 Ön Asya ve Orta Asya'nın İklim Şartları s Anadolu'nun kıyı bölgeleri. Bu rejimin hüküm sürdüğü bölgelerde yağış İhtimali çok azdır.500 mm. Doğuya doğru denizden uzaklık ve yüzey şekillerinin silikleşmesi dolayısıyla yağış azalmaktadır.5°) ve Luk-şon (48°) şimdiye kadar kaydedilmiş olan en yüksek mutlak azamî sıcaklıktaki yerlerdir. kapalı günler 59'dur. kan yaylası ve Orta Asya çanakları gibi) etrafı yüksek dağlarla çevrilmiştir. iç kısım bazı yüksek dağlık bölgeler hariç kuraktır. yüksek basınç rejimi hâkimdir. yaz mevsiminde. Batı Sibirya'da vaziyet buradakinin aksidir: 132 tamamiyle kapalı güne karşılık açık olan gön sayısı 47'dir. umumî olarak. . Bütün Akdeniz havzasında olduğu gibi Ege'de. En yağışlı ay Mart ayıdır. kıyı dağlan bir engel teşkil etmediğinden Suriye1 de Halep bölgesindeki yaylalar bolca yağış alırlar (yıllık ortalama yağış miktarı 400 600 mm. Yazın ide. Doğu Akdeniz'de teşekkül eden gezici alçak basınçlar doğuya doğru hareketlerinde. Akdeniz kıyılarındakinden daha sıcaktır. Bunların faaliyetleri kışa doğru artar ve bunun neticesi olarak bütün kış mevsiminde yağışlar meydana gelir. Çevrenin yağışlı oluşu denizlere yakınlık ve yükseklikle alâkalıdır. Bazan Arap yarımadası üzerinde bir sırt meydana getiren Büyük Sahra yüksek basıncı. diğer mevsimlerde olduğu gibi. Ön Asya'nın batı kısmında yağışlar. Gerçekten bu bölgelerde atmosferdeki su buharı. Yağış âzamim ilkbahar başlangıcıdır. senenin büyük bir kısmında.6°). Görülüyor ki İzmir'de yaz aylarının sıcaklığı tropikal iklimlerin sıcaklıkları kadar ve hattâ daha yüksektir. Bunda. Basınç ve Rüzgârlar: ön Asya'da Akdeniz kıyılariyfe iç kısım iklim bakımından birbirinden farklıdır. Hazar'ın ötesindeki yerlerde tamamıyla açık güriterîh sayısı 140 olduğu hâlde. arasında yağış alır. Memleketimizde etrafı yüksek dağlarla çevrili İç Anadolu ve Doğu Anadolu havzaları az yağışlı step sahalarıdır. gezici alçak basınçlar bu havzaya sokulamaz ve bu yüzden Akdeniz havzası ve Ön Asya yazın yağmur almaz. Batı Türkistan'da yaz. arasında). Asya kıtasının batı kısmıyla Orta Asya'nın her tarafında (yüksek dağlar müstesna) step ve çöl iklimleri hâkimdir. fakat. bahis konusu yüksek basınçla Her iki yüksek basınç merkezi arasından. kıta içinin fazla ısınmış olması dolayısiyle. Sonbahardan itibaren Akdeniz havzasının kuzey kısmı gezici alçak basınçların güzergâhını teşkil eder.'dir. Gerçekten Ön Asya'da basınç merkezleri İte bunların istikamet verdikleri hava kütleleri geniştir ve nisbeten sabittir. basınç ve rüzgârların rolü olduğu muhakkaktır. (Mayıs . bilhassa Karadeniz kıyılarıyla İran'ın Hazar kıyıları ve Yemen bölgesi bir tarafa bırakılacak olursa. Yaz mevsiminde ise kutup havasının kuzeye doğru çekilmesiyle havza tropikal hava kütlelerinin tesiri altında kalır. kıtanın en sıcak kısımlarıdır. mahiyet itibariyle. gündüzleri havayı serinleten deniz meltemleri görülür. yaz mevsimi kurak) yahut bozulmuş Akdeniz yağış rejimi görülür. yaz mevsiminde ise alçak basınç hâkimdir. kışın da hâkimdir. Akdeniz havzasının aksine Ön Asya'da. Sıcaklık. Meselâ yıllık ortalama yağış tutarı 135 mm. ^mevsiminde yüksek. Aynca Ön Asya kıyılarında. Batı Akdeniz havzasında olduğundan daha sıcaktır. En sıcak ay Temmuz'dur (izmir'de 27. Burada yaz mevsimi barız surette kurak geçer. Ön Asya ve Orta Asya'da kış mevsiminin uzunluğu ve şiddeti. arasında yağış almaktadır. diğer âmillerin yanısıra. Bölge iklimini daha iy? anfıyabilmek fçfcü-'iklfm unsurlarına bir göz atmakta fayda vardır. Bunlar gibi iran'ın iç kısmı ve Hazar denizinin doğusunda kalan geniş saha da çöldür.Eylül aylarının) ortalama sıcaklığı 20°'nin üstündedir. 25C . kıyı bölgelerine nazaran. meteorolojik ve coğrafî sebeplerden ileri gelmektedir. Yazın ön Asya'da Batı Pakistan'dan Irak'a kadar uzanan sahada bir alçak basınç sahası vardır. Orta Asya'nın batı kısmında (Batı Ttirkistan) vaziyet böyledir. Bunlar okyanus ve denizlerden gelen nemfi rüzgârların yağış getirmelerine mâni olurlar. batıdan doğuya doğru denizin tesirinin azalmasıyla artar. yüksek kısımlarına kadar yaşamaya elverişlidir. Ön Asya va Orta Asya'da İklim Tipleri: Ön Asya'nın batısında (Ege Denizi kıyıları îte Türkiye'nin güney kıyılarında) Akdeniz ikilimi hüküm sürer. günün kısalması ve aynı zamanda kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerinin tesiriyle soğuktur. Orta Asya dağları. Bunların mühim bir kısmı Akdeniz'de meydana gelmektedir. Doğu akdeniz havzasından Mısır çölüne doğru esen ve İlkçağdan beri bilinen bu rüzgârlara Etezyen rüzgârları denir. Orta Asya'da Sibirya üzerinden esen kuzey rüzgârları. Meselâ İzmir'de beş ayın. Sıcaklık: On Asya ve Orta Asya. Ön Asya'nın Karadeniz ve Hazar kıyıları bir tarafa bırakılacak olursa diğer yerlerinde ya saf Akdeniz yağış rejimi (soğuk mevsimi yağışlı. mevsimin uzunluğu ve sıcaklıklarının şiddeti. Buradan gelen hava kuru ve soğuktur. batıdan doğuya doğru hareket eden alçak basınçlar geçer. Buna rağmen 'Verimli Hilâl'in güney kısmı 200 . Bu hal. Hazirandan Eylül sonuna kadar 4 ay zarfında düşen yağmur miktarı ancak 36 mm. Yalnız Karadeniz kıyılarında kurak mevsim yoktur.400 mm. Ege kıyılarında yaz mevsimi. Bu mevsimde kuzey ve kuzeybatıdan esen rüzgârlar hâkimdir.

civarındadır. Yalnız burada kışlar biraz daha mülayimdir. Yaz mevsimi çok sıcaktır. soğuk çöl iklimlerinin ara tipidir. Bahis konusu step iklimi Kuzey iran'da. Buna tekabül eden bitki örtüsü bozkır (step)'dır. Bu step iklimlerinin kuzey ve güneyindeki geniş sahalarda muhtelif tip çöller yer almaktadır. Umumiyetle yüksek dağlar daha yağışlıdır. Bu geçiş iklimine Akdeniz step iklimi denir. Bölgenin her tarafında. . Bu yerlerde yaz mevsimi hemen hemen kuraktır (Güneydoğu Anadolu ve Orta Irak'taki yağış rejiminin bir değişik şekli olan bozulmuş Akdeniz yağış rejimi). çok yüksek yaz Sıcaklıktan.16 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 17 Güney Anadolu'da ve Suriye kıyılarında da soğuk mevsim yağış mevsimidir. Yağış. Bu çöl kuşağı yalnız Ûn Asya ve Orta Asya'da dağlarla kesintiye uğramaktadır. Tibet'in yüksek yaylalarında. Orta Asya'nın alçak kısımlarında kara çöl iklimleri ile buna mütemayil step iklimleri hüküm sürmektedir. çatallı ve tuzlu göllerle kaplı soğuk çöllerdir. aşağı yukarı 42. buralar yer yer ormanlarla kaplı olup otlakları ihtiva etmektedir. Akdeniz delimi doğuya doğru gidildikçe bozulmakta ve çöl iklimine bir geçiş görülmektedir. İran'ın iç kısmı (Kevir'ler ve Lûtlar) kumlu. de Martonne. Buhara'nm bir sene zarfında aldığı yağış ancak 135 mm. bilhassa iran Azerbaycanı'nda. Güney Anadolu kıyılarında hakiki Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Orta Asya çölleri. Asya'da çöl rejiminin çok geniş bir saha dahilinde kendini göstermesinde: 1) Deniz- lerden ve okyanuslardan uzaklığın. Kışların şiddeti hakkında bir fikir vermek için Arat denizinin 5 ay müddette donduğunu söylemek kâfidir. Takriben 30° ye 50° kuzey enlemleri arasında uzanan çöl ve stepler sahasının kuzey ve güney kısımları. ortalama olarak 110 mm. Iran ve Türkistan'dan geçmek özere Arap yarımadasından Mançurya'ya kadar uzanan bir çöl kuşağının mevcudiyeti bu suretle izah edilir. Kış. Bu husus coğrafî sebeplerden ileri gelmektedir.7° dir. Horasan dağlan ve Hindikuş silsilesinin öte taralında yer alan alçak yaylalarla ovalarda tekrar çöl iklimi hüküm sürmeye başlar. Meselâ kıyıda Jask (25° 47' kuzey entemi)'m bütün yıl aldığı yağış miktarı. hemen hemen senenin bütün aylanna müsavi bir şekilde dağılmış gibidir. ayrı ayrı mevsimlere düşer. kadardır. Bölgede arızî olan yağışlar. Halbuki aralarında bulunan havzalar çok az yağışlıdır. kuzey ve güneyde. Tahran ve Meşhed'de en fazla yağış Mart ayındadır. yağış ve sıcaklık rejimi bakımından. Nisandan Ekim sonuna kadar hemen hemen hiç yağmur yağmaz. 3) Kışları şiddetli olan kuşakta soğuk mevsimin tabiî kuraklığını arttıran bir yüksek basınç rejiminin müşterek tesirleri vardır. Burada yağış sonbahar sonu ve ilkbahar başlangıcında görülür. Güney İran'da Basra körfezi kıyılan ve Mekran dağlan sıcak çöllerin çok şiddet kazandığı yerlerdir. Güneydekiler Akdeniz'in kış ve ilkbahar yağışlarıdır. bunların arasında yer almış bulunan irili ufaklı çanaklar birbirinden farklı iklim hususiyetlerini haizdir. Coğrafî enlemi 37° olan Merv'de Temmuz ortalaması 30. Iran yaylasının orta kısmından kenarlara doğru gidildikçe ilkbahar yağmurlarının hâkim olduğu steplere geçilir.2Oldir. Bu paralelin güneyinde kalan kısımda kışlar. Gerçekten Toroslar'la çevrilmiş olan bu ovalar kuzeyden gelen soğuk rüzgârlara karşı mahfuzdur. ^ deniz çöl iklimi der. Merv'de Ocak'tan Nisan'a kadar yağış tutarı 79 mm. Şöyle ki. yazları kavurucu olan bir kara iklimi vardır. Karakum çölü ve Amu Derya'nm orta ve aşağı mecrası) bu çöl iklimine bazı coğrafyacılar. yavaş yavaş çöle (Suriye çölü) geçilir. step ve çöllerle kaplıdır. güneyden kuzeye doğru şiddetlenir. tekrar kendini göstermektedir. Orta Asya'da yüksek dağlarla. Yazlar çok sıcak. Bu yaylalarda bir dağ çölü iklimi hüküm sürmektedir. fakat bunların eteğinde. kadardır. Bununla beraber kışın hissesi sonbahar ve ilkbaharınkilerden daha fazladır. En kurak mevsim kıştır. yani. Anti Lübnan'ın doğusunda başlayan çöl (Suriye çölü) Mezopotamya'ya kadar uzanır. Mezopotamya. Buradan güneye doğru gidildikçe. Urfa'da olduğu gibi yıllık sıcaklık farkı çok fazladır. çok ehemmiyetli günlük ve yıllık sıcaklık farkı. Horasan'da ve Afganistan'da devam etmektedir. Aral gölünü güneyden çeviren ovalarda şiddetli rüzgârlar kum fırtınaları meydana getirir.'nin altındadır). ' Akdeniz step âdimi Doğu Anadolu'da ve Zagros dağlarında (yükseklik ve dağ-'Jık kütlelerin mevcudiyeti dolayısiyle) kesintiye mâruz kalmakta. mübalâğalı kontinental bir tip olup sıcaklık farkı ehemmiyetlidir ve mutlak kuraklık en az 6 ay devam eder. kışlar çok soğuktur. orta kuşak çölleri grubuna dahildir. Çöl. Hazar denizinin doğusunda ve Aral denizinin (bazı atlaslarda göl) çeviren alçak yaylalarla ovalarda İran'ın iç kısmındaki iklimden daha az sert ve kışlan yağışlı otan iklimden farklı bir İklim vardır.'dir. Orta Asya'nın alçak kısımlarında mevcut iklimlerin müşterek vasıfları kuraklık (bu bölgelerin yıllık ortalama yağış miktarı 200 mm. 2) Yağış getiren rüzgârlara bir mania teşkil eden ve yaz musonunu tutan bir dağlar şeddinin mevcudiyetinin. Memleketimizin güneydoğusunda da "Akdeniz Step İklimi" hâkimdir. Bundan başka kuzeyde kar fırtınaları görülür. Coğrafi enlemi 41° olan Hive'de Ocak ortalaması -4. Yaz mevsimi mutlak denecek derecede kuraktır. Bununla beraber buralarda yazın sıcaklık 45° ye kadar çıkar. Yaz mutlak denecek derecede kuraktır. hemen hemen bütün sene. daha azdır. Yağmurlar çok azdır. birbirinden farklıdır. Isfahan. Yağış rejimi Kuzey Sahra'nın yağış rejimine çök1 benzediği Işift Güney Türkistan'daki (Türkmenistan ve Özbekistan'ın alçak tasımlan. Haziran'dan fyfül sonuna kadar. Şöyle İd. Kıbrıs iklimi de esas itibariyle Akdeniz ikliminin kontinental tipidir. daha ziyade yaz yağmurlarıdır. Ancak Akdeniz ovalan Batı Anadolu'ya nazaran biraz daha sıcaktır. Bu hususlar gösteriyor ki. Sahra iklimi tipi sıcak çöller grubum dahildir. İşte Kısaca tasvir edilen bu çöl iklimi tipine. Yıllık yağış tutarı 445 mm. hemen hemen M$ yağrnor yağmaz. Güney Kazakistan'da). Doğu Türkistan'da ve Gobi'de kış mevsimi daha şiddetlidir. Kuzeydekiler ise. kışları dondurucu. Aral tipi der. Bu tip çöl iklimine kara çöl iklimi denebilir. umumiyetle. coğrafî enlem ne olursa olsun. sıcaklık farkı dan ma ehemmiyetlidir. kış vaziyeti mevcuttur. Yıllık yağış tüten kuzey kısmındakine nazaran. çok ehemmiyetsiz nisbî nem ve şiddetli buharlaşmadır. Aral gölü bölgesinde. kuzeyde olduğu kadar şiddetli değildir. kığı şiddetti olan kuşağın kara iklimi bölgelerinde olduğu gibi. Bu. paralelin kuzeyinde kalan bölgede (Üst Yurt yaylasında. 35° kuzey enlemine kadar ilerlemektedir. Ön Asya'da Arap yarımadasının iç kısmı ve aşağı Irak. Hakiki bir kış mevsimi vardır.

Orta Asya'nın batı kısmı (Batı Türkistan) ile doğu kısmı (Doğu Türkistan) arasında yağış bakımından da fark vardır. sıcak mevsim {ilkbahar sonu ve yaz) yağışlı. yağış aldığı halde Kaşgar'ın yıllık ortalama yağış miktarı ancak 4İ mm. güneybatıdan gelir. gerek yağmur gerek kar şeklinde olsun. yazın da o kadar daha fazladır (Şekil 3. Burada.200 km. Gerçekten Yarkent'in güneyindeki dağların etekleri ile Altın dağları. Gerçekten bu dağların kuzey eteğinde yer alan Urumçi. batıdan ve bilhassa. Bu ayın bazı günlerinde sıcaklığın 30 dereceyi aştığı vâkidir. Aynı yerde 35 senelik rasatlara göre Ocak ortalaması -5. yaz aylarında.' Şekil2 -Kaşgar'ın yağış rejimi.000 krn^lik bir sahada. kumulla kaplı bölgelerde sıcaklık kışın 5 ilâ 6 derece daha düşük. Balı Türkistan'da da Akdeniz'in. Fakat ilkbaharda sıcaklar birden yükselmeye başlar (Şekil 3).3 derecedir. Doğu Türtöstan. Moğolistan ve Tibet'te soğuk mevsim umumiyetle kurak. 35 dereceye kadar çıkmakta ve hattâ geçmektedir. Civar okyanus ve denizlerden 2. Doğu Türkistan'ın kışları serttir. irtifa ve yüksek dağlara yakınlık dolayısiyle. yaz ayları tamamen kurak ve soğuk mevsim (bilhassa kış ve ilkbahar başlangıcı) yağışlıdır. az düşer. efor. Senede yağışlı telâkki edilebilecek gün sayısı 20'yi bulmaz. Ek İt A. Sütunlar yağısın mevsimler arasındaki dağılışını göstermektedir.8 derecedir.4). a .2963' fâ*mm*/& oT6> . Kaşgar ve Yarkent'in Temmuz ortalamaları 27. Her defasında düşen yağış miktarı gayet azdır. T. Bulutlar. "■ H. Yağış. Böylece Doğu Türkistan'da yaz musonunun. Bununla beraber sıcaklık. ziraate kâfi gelmez. gökyüzü umumiyetle az bulutludur.uzak tesirleri görülür. Çölde. Tanrı dağlarının kuzey tarafı güney tarafından 5 ilâ 6 misli daha yağışlıdır. mm Z7« 2421* 18- KA$GAR •e Ki9 27- KAŞGAR 30-. halbuki Batı Türkistan'da aynı enlemlerde (Hazar denizinin doğusunda Buhara'ya kadar olan alçak sahalar) bilâkis. sulama olmaksızın. Kaşgar'da termometrenin -25 dereceye kadar düştüğü vâkidir. takriben 300.5 derece civarındadır (Şekil 4). çok yüksek sıcaklıkların fazla olmayışı irtifa (Yarkent 1270 m. Nisan ayı ortalaması 17. ' «4 1512963O = ttj m /5' n r~ı j frl ""■ . Yaz aylan. A £.'dir (Şekil 2). M M .) ve yüksek dağlara yakınlık dolay ısıyladır. Şöyle ki.1» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 19 87 Doğu Türkistan'ın alçak kısmını teşkil eden Tarım havzasında bir kara çöl iklimi vardır. o kadar sıcak geçmez. kadar uzak olan Tarım havzasının orta kısmı çok kuraktır. V / //& / yazın oldukça yağmur o. 262 mm. senede ortalama olarak. . Etrafı yüksek dağlarla çevrilmiş olan Tarım havzasının en alçak kısmında. Taklamakan çölü yer almaktadır. Fakat hiçbir tarafta bu kadar yağtş.

Yağışta.Şekil 3 . Hülâsa. alçak enlemlerde bulunan ovalardakinden daha fazladır. hafif bir azalma vardır. fakat kışlar daha soğuktur.'yi aşmaz. güneydeki ovalara nazaran daha sıcak. Orta Asya'nın batı ve doğu kısımlarında coğrafî enlem. Yazlar. yükseklik göz önünde tutularak bazı mevzi? iklim tipleri ayırt edilebilir: a) Gerek batıda» gerek doğuda yüksek enlemlerde yağış. bu tip iklim çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş stepler iklimi olup Kazakistan'da kendini gösterdiği için buna Kazakistan iklimi demek yerinde olur. soğuk mevsimde.Kaşgar'ın sıcaklık rejimi. fakat miktar 250 mm. Ayrıca kurak mevsim yoktur. Misal: Semipalatinsk (Şekil 5). .

yağış sütunlarla gösterilmiştir. ISIZ* 9 6 3 0' Jl •c î^îtfaû H W S . I :■- ' '[■• I 0y •c a • 4 & mm. • 50 45 40 '30 25 20 75 Şekil 4 .20 TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 21 YARKENT Z7- mm zı ta.Semlpalaönsk'in ikltm diyagramı.Yarkent'in sıcaklık relimi.—ı Şekil 5. SEMIPALATİNSK \ \ '4 V ıo 5 -/ff« . Sıcaklık kesik çtegHle.

umumiyetle daha az yağışlı (200 mm. e) Doğu Pamir'de ve Taklamakan çölünü güneybatı ve güneyden çerçevefiyen dağlarla yüksek yaylalarda yüksek çöl iklimi mevcuttur. Burada kuraklık Batı Türkistan'dakinden daha fazladır. Buralar meskûn olmayan sahalardır. Alay ve Hisar dağlarının batı etekleri.'den az).b) Bunun güneyindeki cıvalarda (Hazar denizi ile Aşağı Amu Derya ve Sir Derya arasındaki saha -yani Karakum ve Kızılkum. daha serin. sıcaklık Şekil 6 . daha nemfi ve yıllık yağışın sene içinde daha iyi dağıldığı bir dağ iklimi vardır. Bu iklime misâl olarak Merv civarında Bayram Ali verilebilir (Şekil 6. Yukarda oldukça etraflı bir şekilde görüldüğü üzere Ta rım havzasının orta kısmını geniş bir çöl {Taklamakan Çölü) kaplamaktadır.). Kış mevsimi daha soğuk geçer. c) Bu iklim tipi Doğu ve Güneydoğuda dağlık bölgeye doğru esas vasıflarını muhafaza etmekle beraber yükseklik dolayısiyie yıllık yağış miktarı adar (250 ilâ 500 mm. yağış sütunlarla gösterilmiştir.7).Bayram Ali'nin iklim diyagramı. Türkmenistan ve Özbekistan ovalarında hâkim olan bu iklim tipine mahalli bir ad vererek Batı Türkistan iklimi «temek yerinde olur. irtifa dolayısiyie. Yazlar o kadar sıcak olmamakla beraber . yaz mevsimi mutlak denecek derecede kurak ve ziraatın katî surette Bulamaya ihtiyaç gösterdiği bir çöl iklimi vardır. Yıllık yağış tutarı çok daha azdır. Batı Türkistan ikliminin irtifa dolayısiyie değişen bu tipine dahildir. d) Kûhistan ve Pamir dağlık bölgesinde. f) Doğu Türkistan'ın alçak kısımlarında (Tarım havzası *e Çungarya) çöl ve çöle mütemayil stepler vardır. Sıcaklık kesik çizgi ile.

çöl iklimi. vahaların bulunduğu dağlık kenara doğru. batıya nazaran daha fazladır. bilhassa çöller. Arkadaki dağlarda (Tanrı dağlarının doğu etekleri}. Tarım havzasının ortasına doğru çok kurak ve kara tipinde olduğu halde. g. yarı çöller ve bozkırlar sahasında yapılan müşahedeler buralarda muhtelif devirlerde bir takım değişikliklerin meydana geldiğini ortaya çıkarf1ii§fir. bütünüyle. Buralarda yağış biraz daha artmakta ve yaz sıcaklığı nisbeten azalmaktadır. Yalnız havzanın ortasına doğru bozkır. havzanın kuzey ye batı kenarında. Sıcaklık. göllerin ve iç denizlerin seviyeleri. Bu bozkır bölgesini . yağış miktarı artmaktadır.yağış sütunlarla gösterilmiştir. çöle mütemayil bir karakter ar-zetmeğe başlar. coğrafî enlem ve irtifa unsurla/ının müdahalesi ile meydana gelmiş bir takım dereceleri vardır. Bu iklime Doğu Türkistan iklimi denir. İklim Değişmeleri ve Kuraklık Meselelerine Umumî Bakış s Türkler'in yaşadıkları Ön Asya ve Orta Asya'nın şiddetli iklim bölgelerinde iklim unsurlarının (bilhassa sıcaklık ve yağış) seyri sabit olmadığı gibi. hayat tarzları ve benzeri beşerî hâdiseler) birtakım değişmelere maruz kalmaktadır. yükseklik dolayısiyle Batı Türkistan'da olduğu gibi.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 23 senelerce yağış almayı- Şekil 7 . kesik çizgi ile .Taşkent'in iklim diyagramı. farkı. bitki örtüsü gibi tabu hâdiselerle. Bunun! da yön. Kürenin muhtelif bölgelerinde. Buralar ormanlar ve otlaklar sahasıdır. Burası. Tanrı dağlarının doğuya doğru meydana getirdiği uzun ve yüksek dağlık çıkıntı Tarım havzasını Çungarya'dan ayırmaktadır. boyları. daha mutedildir. bunların tesiri altında bulunan alâkalı hâdiseler de (akarsuların akımları. insanların yer değiştirmeleri. çöl olmaktan ziyade bir bozkır sahasıdır. Çungarya'da Kazakistan iklimini hatırlatacak bir İklim tipi vardır. Şöyle ki.

Böylece buzul devirlerinin sonundan beri tesirini gösteren kuraklaşma büyük istilâların âmili olarak ortaya çıkıyordu. binlerde. Orta kuşakta buzullar. devam etmiştir. Kuraklık göçebelerin dolaştıkları araziyi daraltarak onları. iklimin devrî değişmelerini meydana çıkarmak hususunda birleşmektedirler. Bu görüşü tenkit edenler. Güney Afrika'da Kalahari'de çöl. Bilindiği üzere Üçüncü Zamanla Dördüncü Zamanda görülen iklim değişmeleri. Kurak ve yarı kurak bölgelerde bazı araştırıcıların müşahadeleri. ve I. Afrika'da ve Asya'da tamamen kuruyan göller olduğu gibi. tarihî zamanların başından beri tedricî bir kuraklığa sahne olmuştur. Yağışlarda görülen bu değişiklikler. böyle bir intiba hâsıl etmektedir. daha ehemmiyetsiz farklarla milâttan evvel II. buralarda kıtaların tedriç? bir surette kuraklığa doğru gittiği intibaını uyandırmıştır. Passarge'ye göre sahasını bozkırın zararına genişletiyor. yağışlı ve kurak devrelerin birbirini takip edişi bu kıtaların bazı yerlerinde göl seviyelerinin yükselip alçalmasına yol açmıştır. Esasında Orta Avrupa bitki âleminin bir unsuru olan Kolşit bitki topluluğunun Akdeniz'de görülenle hiçbir münasebeti yoktur. Bölgede kaynaklar kaybolmakta ve Oranj nehrinin akımı azalmaktadır. tropikal memleketlerin gölleri gibi cephelerinin ilerlemeleri ve gerilemeleri ite sıcaklık ve yağış değişmelerinin mevcudiyetini göstermektedirler. Buna benzer bir bitki âlemi Hazar denizinin güney kıyılannda mevcuttur. ziraî ve iktisadî hayatı yakından ilgilendirmektedir. {şuralarda parlak bir medeniyetin varlığını fakat sonradan bütün bunların ortadan kalkmış olduğu intibaını uyandırmıştır. Acaba hemen hemen her tarafta tesbit edilen bu değişmeler devrî midir? Musonlar Asyası'nda Hindistan'da 11 senelik bir devrîliğin meydana çıkarıldığı zannediliyor. Ona göre bu devre 35 seneliktir. Bununla beraber kuraklığın devrî bir mahiyet kazanacağı farzedilebilirse bu faraziyeye yapılan itiraz kısmen değerini kaybeder. geçen asrın tanınmış ilim adamları tarafından tarihî arızalar olarak değil. kuraklık faraziyesi zaman dahilinde çok mevzileşmiş tarih! hâdiselerin izahına uygun değildir. devamlı kuraklık faraziyesinin Batı Avrupa'da buzul devri sonrası iklimlerinin tekâmülünde tesbit edilen değişmelerle pek bağdaşamadığını ileri sürmüşlerdir. Brückner'e göre bahis konusu değişmelerin mevcut olduğunu gösteren bütün bilgiler. Orta Asya'da Hazar denizinden Lob-Nor'a ve Umman denizinden Fergana'ya kadar uzanan geniş sahada arkeologların meydana çıkardıkları harabeler. Ön Asya İle Orta Asya'nın Bitki Örtüsü ve Topraklan: Ûn Asya ve Orta Asya'da bitki örtüsünü teşkil eden toplulukların dağılışını gösteren bir haritaya bakılacak olursa. sahalarının dışında kalan yerleşik âlemin üzerine atıyordu. fakat zaman dahilinde devamlı surette tesirini gösteren tabiî bir sebebe bağlanıyordu. bu geniş bölgede ormanların mahdut sahalar işgal ettiği görülür. Onlara göre. Hususiyet gösteren bir orman topluluğu Doğu Karadeniz'le Kolşit bölgesindedir (Kolşit bitki topluluğu). iri ağaçlardan ibaret öten bu ormanın bir de gür orman altı topluluğu vardır. Orta Asya. Meselâ Kuzey Afrika'da bozkır sahalarında ve çöle mütemayil bozkırlarda Romalılar devrinden katma harabeler. Mazinin parlak devirleri ile bugünkü harabeler arasında göze çarpan tezat. Ön . onlarda. fakat dalma kuraklığa mütemayil olmak üzere.şı ve yağış rejiminde görülen bir değişme burayı çöl haline getirebilir.

fışkırır ve çiçeklenir. Halep. Bunda kışların daha soğuk oluşunun tesiri vardır. Bu sebepten bölgede orman büyük istilâ yollarının kenarındaki sarp dağlık yerlere sığınmıştır. bozkır ve çöllerin geniş sahalar kaplamasına meydan vermiştir. Ûn Asya'nın bu kısmında çölün hududunu. Urfa.M______________i------------------------------------------------------------»-TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 25 Asya'nın diğer dağlık sahalarında görülenler ise. Bunu. sonra yazın kurur.5 milyon km2'lik bir sahayı İşgal ederler. Burada kuzeyden güneye doğru bir birini takiben ladin. İran'da nemli orman (Kolşit bf^ti topluluğu) sadece Elbruz'un kuzey yamaçlarında mevcuttur. "Verimli Hilâl" kuşağı. Ege. Şam. Bu ormanlar Orta ve Kuzeydoğu Sibirya'da. yapraklarını döken karışık orta kuşak ormanları ile iğne yapraklı ormanlardır. yükseklik. Balı Sibirya'da orman bataklık bölgede gelişmiştir. Ukrayna'dan Sayan dağlarına kadar 2. Türkiye'nin Akdeniz. kabaca. bu yüzden büyük zararlar görmüştür. Sibirya'da iğne yapraklı ormanlar (tayga ormanları) hâkimdir. Batı Sibirya'da kuzeyden güneye doğru iğne yapraklı ormanlardan yayvan yapraklı ormanlara ve bundan da ağaçlı stepe geçilir. Bunların en mühimi kara topraklar üzerindekiler olup.-2) Ziraat sahası açmak. Musul. Kerkük gibi yerler hurmanın meyva verdiği sahanın dışında kalmaktadır. Bunlann arasında yüksek ve alçak bozkırlar geniş sahalar kaplamaktadır. Bozkır bitkileri ilkbaharda süratle biter. Çok eski bir medeniyet sahası olan ûn Asya. Eski çağdan beri Akdeniz memleketleri ile Mezopotamya arasında münasebet tesis eden yolların geçtiği sahadır. Karpatlar'dan Altaylar'a kadar şeritler halinde muhtelif tabiatta stepler (bozkırlar) takip eder. Marmara ve Karadeniz kıyıları ormanlarla çevrili olmasına rağmen iç kısmı bozkırdır. çıplaklığı. orman tahriplerinin neticesidir. Bunlar her tarafta büyük tahribata uğramışlardır. Bu ormanlık saha batıda Ural dağlarında güneye doğru bir çıkıntı yapmakta ve daha batıda Ufa ve Perm'e kadar uzanmaktadır. Verimli Hilâl'in Türkiye'nin bu bölgesine isabet eden kısmı tabiaten bir bozkır sahasıdır. Stepler birtakım kuşaklar ve lekeler teşkil etmektedir. Bunun iki sebebi vardır: 1) Yakacak odun elde etmek. Bölgede iğne yapraktı ormanlar ile Orta kuşağın karışık ormanının unsurları birbirine girmektedir. diğer taraftan yağış rejiminin bozuluşu. Bunların etekleri muhtelif tabiatta bozkırlarla kaplıdır. Kuzeydoğuda ormanlık yerler parçalar halindedir. Yerleşme sahaları dağların eteğindeki vahalara rastlamaktadır. hususiyle Yakutistan'da geniş sahalar kaplarlar. kıyılarda hüküm süren İklim tiplerinin (Asya'nın batısında Akdeniz güneyinde muson iklimleri) bozulmasına sebep olmuş ve bunun neticesi olarak bir taraftan yağış azlığı. İran'ın iç kısmı. Çok küçük canlılara* hayatî faaliyetleri neticesi bu otların parçalanması . hurma ağacı tâyin etmektedir. İç ve Doğu Anadolu'daki havzaların hiç olmazsa çerçevelerinin ormanlarla kaplı olması icab ederken Trakya'nın iç kısmında olduğu gibi. sarıçam ve köknarlardan müteşekkil bir iğne yapraklı orman bölgesi huş ağaçlarıyla temsil edilen geniş yapraklı ağaçlardan müteşekkil bir bölge ile ayırdedilir. Arap yarımadasında olduğu kadar kuzeye çıkmamaktadır. Iran'n iç kısmında hurmanın hududu. Iran Azerbaycanı'nda ve Zagroslar'da karışık orman vardır. Fakat böyle bir iddia Güneydoğu Anadolu bozkırları için ortaya atılamaz. tamamen kurak bölge sınırları içinde olup çöl veya çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlar halindedir. Denklerden uzaklık.

Çok fakir topraklarla ve pek az nemle yetinen saksaul.batı istikametinde yer değiştirmeye engel teşkil edecek mahiyette değildir. birbirine dolaşmış dallardan başka birşey olmadığı zannedilir. yüksekliğin tesiriyle. alçak yerlerde olduğu gibi. Tacikistan'ın tabiî ormanlannda yabanî elma. Ebi gölünden Ala göle giden yol (Çungarya kapısı) ve ili vadisi Kırgız steplerine geçen üç giriş kapısı idi. Bu yollarla Kırgız steplerine giren göçebeler burada. Bu bMtopluluğu. Onun için Asya'nın iç kısmından. budaklı. Odunu gayet sert olduğundan suda yüzmez ve batar. Orta Asya'da yalnız Kazakistan'ın kuzeydoğusunda oldukça geniş bir sahada yaygındır. Bitki topluluğunda görülen tezatlar. Buralarda zirai bitkiler. kuytu yerlerde.700 m. nehirler de aralıklıdır ve akımları zayıftır. çok yüksekler» kadar çıkmaktadır. orta kuşak çöllerinin en yaygın olduğu sahadır. ikmallerini yaparlardı. Bu mahiyeti haiz stepler. eğri büğrü. Ağaç âlet sapları imalinde ve ev inşaatında kereste olarak da kullanılır ve bundan bilhassa. Bu çöllerde suyu muhafaza eden etli bitkiler olmadığı gibi. buralara çöl demek pek doğru olmasa gerektir. Stepler güneye doğru. alçak kısımlan ve iç havzalan işgal eder. meselâ Sayan dağlarında. Bu yerler için çölleşmeye yüz tutmuş bozkır tâbiri daha yerindedir. 20 ilâ 25 senede yetişir. Kazaklar ve Kırgızlar da bu şekilde buraya yerleşmişler ve bölgeye adlarını vermişlerdir. Çungarya üzerinden. Gerçekten burada yer şekilleri silik olduğu gibi. bitki-topluluğu hususî bir vaziyet arzeder. . her bakımdan. doğu . Meselâ Attaylar'da bozkır. gerek yer şekilleri. batıya doğru hareketlerinden evvel. Orta Asya'nın dağlık sahalarında. doğu ite batı arasında bir geçiş alanıdır. 1. Şor denilen tozlu.'ye kadar çıkmakta ve bunu çalılıklar takip .doğu çöllerinden esen rüzgârlardan fceranmuş olan yerlerde otlardan müteşekkil zengin bitki topluluğuna (Alp çayırtart)geçiiir. Türkistan'da saksaul'un yetiştiği geniş sahalar hususî bir durumu haiz olduğu için. pek fakirdir. Rus kolonizasyonuna sahne olmuştur.'nln üstünde.200 m. kapalı çukurlar etrafında tuzu seven bitkilerle bir arada bulunur.kömürü yapılır. Dağların alçak yamaçlarında Moğolistan'ın kurutucu rüzgârlarının esmediği yarlerde iğne yapraklı etek ormanları bulunur. Deha yükseklerde melez. Yazın yağışın kâfi olduğu yerlerde bu çeşit topraklar dünyanın en zengin ziraat topraklarıdır. Dağlık bölgelerin herbirinin yükseklik ve iklfrn şartlarına maruz oluş bakımından kendilerine mahsus bir bitki topluluğu vardır. Burada bozkır süratle kuraklaşarak çölleşmeye yüz tutar. Orta Asya'nın güneybatı kısmında daha ziyade göze çarpmaktadır. güneyin tesirini alamayan kısımlarda. birbirini taktb edişindeki intizam bozulmaktadır. İlk bakışta saksaul'un. Bö kısımda Batı Türkistan'ın çöl ve çölleşmeye yüîr tutmuş bozkırlarından yüksek Pamir*» tundralarına geçilir. 2. Görülüyor ki.. Kazakistan'ın güneyinde Aral denizi ve Türkmenistan bozkırları (stepleri) yer almaktadır. Yukarı Irtiş ovası ve gölü.ile teşekkül eden hümüs toprağa karışarak Kara toprak (Çernozyum) denen hususî bir toprak tipi meydana getirir. Bunun güneyinde yer alan bölge (geniş mânada Batı Türkistan) kurak steplerle çölleri ihtiva etmektedir. odun. Orta Asya. ladin ve köknar ormanları başlar. Bu saha verimli ziraat toprakları dolayısiyle. armut ve badem bol miktarda bulunur. ağaç türleri de pek nâdirdir. göçebeler zaman zaman Türkistan'a ve Avrupa üzerine yayılmışlarda'. gerek akarsuların durumu. Burada kurak olan tarafa bakan yerlerde çölleşmiş bozkır. Kazakistan'ın kurak ve tuzlu sahaları ile Kırgız stepler bölgesi. daha çoraklaşırlar ve yerlerini saksaul ağacına terkederler. Bu sahalarda bitki kuşaklarının.

300 ilâ 2. Sakarya. hümüsün az oluşundan ileri gelmektedir. bir kapalı havzaya ulaşabilmektedirler.'den sonra çam ormanları yer almaktadır. Aral denizinin etrafında ve Türkmenistan'da kumlar geniş sahalar işgal etmektedir. Bazen de bu toplulukların iktisadî hayatları mübadelelere ve daha geniş yer değiştirmelere istinat eder. birer iç deniz mahiyetinde olan Aral denizi ite Hazar denizine ve Balkaş gölüne dökülmekte yahut çöl ve bozkırların bir yerinde bataklıklar meydana getirerek onların . soğuk mevsimdir. yüzey şekilleri ve bilhassa iklimin kurak olması dolayısıyla okyanuslara ulaşamamakta. hususî bir takım hayat merkezleri de meydana getirmektedirler. Akışı olmayan sahalar ise Arap yarımadasının iç kısmı ite Hazar denizinin doğusundaki çöl sahasıdır. yağışın kar halinde olması dolayısiyfe. Daha ziyade yağmur rejimiyle alâkalı olan Ege bölgesi akarsularında en yüksek seviye soğuk mevsime (sonbahar sonu ve kış). yağışların boilaşttğı ve buharlaşmanın o kadar ehemmiyetli olmadığı ilkbaharda. Ön Asya ve Orta Asya'nın geri kalan kısmında sular. fakat suları okyanus ve denizlere ulaşmayan sahalar (andoreik)'dır. çöllerin ve çölleşmeye yüz tutan bozkırların çok yaygın olduğu bir sahadır.'ye kadar çıkarak tundra tipi. Van gölü havzası da öyledir. sular iç havzalarda kalır. bilhassa Akdeniz ülkelerinde bütün toprakların rengi kırmızıya çalar. Bunların kapladığı saha yaklaşık olarak' 13. Zagroslar'dan inen akarsular (Nazlı. Aynı topraklar. en düşük seviye ise yaz mevsimine isabet etmektedir. Dicle. iç havzalarda kalmakta. Buralarda insanlar birbirinden çok çeşitli sahaların kaynaklarından geniş ölçüde yer değiştirmeksizin.3. iklim ve jeolojik şartları değiştiği için. Seyhan ve Ceyhan'dır. Bunların üstünde bulunan fakir Alp çayırlan 3.000 km2 olup mutlak çölleri. Çoruh. çölleri ve bozkırları İhtiva et- mektedir. ova ve alçak yaylalarda bir takım toprak kuşakları çizmek mümkün olduğu halde. Bunlar dışa akışı olan (eksoreik) sahalardır.26 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 27 etmektedir.200 . Tanrı dağlarının kuzeydoğu eteklerinden doğan ve Kulca depresyonunu geçerek birçok kollar halinde Balkaş golüne dökülen ili'dir. Nisan ve Mayıs aylarıdır. okyanuslara ve bununla bağlantısı olan denizlere gider.400 m. Bunlar daha iptidaî ve daha yeknesaktır. denizlere gidemez. Başkırdistan ve Kazan havalisinde kül rengi soğuk bölge topraklarından karatoprakiara geçilmektedir. Türkiye'de ve Suriye'de kalker bölgelerde görülen çukur alanlardaki kırmızı topraklar bu sınıfa girer. hususî iklim şartlarının tesiriyle çok yıkanmış ve hümüsünü kaybetmiş sıcak bölge (lateritik) toprakları meydana gelmiştir. delta sahalarında ve kıyı ovalarında birikinti (alüvyal) topraklar yer alır. İç Anadolu'nun büyük bir kısmında boz ve kahverengi step topraklan ile tuzlu topraklar hâkimdir. Batı Karadeniz'de bulunmaz. Kattırmak. Anadolu havzalarının alçak kısmını işgal eden birikinti topraklarla geniş vadi tabanları ve deltalar çeşitli ziraatlerin yapıldığı yerlerdir. Bu hal. Ön Asya'da kışları yağmurlu ve yaz mevsimi kurak geçen subtropikal (tropik altı) memleketlerde. iskelet topraklar sahasıdır. Geniş vadi tabanları ile. Burada seyreden akarsular kaynaklarını Tanrı dağlarının kuzey etekleri ite Ala dağlardan alırlar. ön Asya'nın en mühim nehirleri Fırat. İç Anadolu'da boz ve kahverengi step toprakları hububat sahalarına tahsis edilmiştir.000. Kaynaklarını Gaziantep ite Kilis arasındaki değişik bölgeden alan suların bir kısmının dışa akışı olduğu halde (batıda Amik gölüne dökülen Afrin çayı buradan çıkan bir kolla Asi nehrine karışır) Kilis'in kuzeyindeki tepelerden doğan Kureyk çayı Halep'in güneyinde Elmaç bataklığında kaybolur. Van bölgesi gibi kapalı bir havza olan Urmiye gölü. karların erimesiyle alâkalı olarak. Nisbeten alçak seviye ise yaz mevsimindedir. istifade edebilmektedirler. Burada yükseklik ve yağış her yerde aynı olmadığından durum değişmektedir. Bunların çoğu Balkaş gölüne dökülür. IdilUral bölgesinde ziraatin yapıldığı yerler karatopraklar sahasıdır. Asya kıtasında suların okyanuslara varamadığı bölgeler çok geniş yer tutar. Güney Anadolu ve tç Anadolu'nun dağlık sahalarında ve Doğu Anadolu'nun hemen her tarafında görülen topraklar kestane rengi topraklardır. Fırat'ın sularının en yüksek olduğu seviye. Gölleri ya Denizleri: ön Asya ve Orta Asya. Büyük ve Küçük Menderes. okyanusa varamamaktadır. en düşük seviye ise yaz mevsimindedir. Bu çeşitli bölgelere yerleşmiş dan insan toplulukları bazen bir vadi içinde toplanmış olan kaynaklarla iktifa ederler. Bunlar. Akarsular ancak senenin müsait zamanlarında. yağışın çok az oluşu. Çağata suları). İran'ın iç kısmı çöl sahası olup akış tamamen içe doğrudur. En mühimi. En düşük seviye de. Dağlık sahalar bitki coğrafyası bakımından farkh bölgeler teşkil ettikleri gibi. Batı kısımda soğuk ve nemli bölgelerin kül rengi toprakları (podzol) hâkimdir. Batıda Rusya'da. Bu yerler akışı olmayan sahalar (areik) ile akışı olan.900 m. Gerçekten yaz mevsiminin şiddetli sıcakları (açıkta gündüzün 30-40 derece ve hattâ daha fazla). doğuda Sibirya'da bunlara rastlanmaz. Karadeniz'in kuzey kıyılarından Orta Asya dağlık bölgelerine kadar olan sahada geniş bir yer kaplamaktadır. Karatopraklar kuşağı Batı Sibirya'da ve Türkistan'da genişler. kısa boylu taşlık otlara dönüşmektedir. Bunların da sularının kabarık olduğu zaman'İlkbahar ve yaz başlangıcıdır. Doğu Karadeniz bölgesinde. suların yüksek olduğu sıralarda. Türkistan'ın akarsuları. Bunlardan Türkiye'nin en mühim akarsuyu olan Fırat nehri yağmur ve bilhassa karların erimesinden meydana gelen sularla beslenir. Sakarya'da aynı Vaziyet görülmektedir. An Asya ve Orta Asya'nın Akarsuları. Buna karşılık ova ve yayla memleketlerinin her bitki bölgesinin kendine mahsus istismar şekilleri vardır. Kazakistan'da. Burada muntazam akıştı akarsular azdır. Bu nehirlerden başka Hazar Deni-zi'ne dökülen Araş ve Kura nehirleri vardır. Kaynaklarını yüksek dağlardan alan büyük akarsuların bütün sene akışı vardır. kar suları ve yağmurla beslenmektedir. Biyen kar suları ve yağmurlarla beslenen Seyhan ve Ceyhan'da suların düşük seviyesi ilkbahardadır. Issık göl civarında Kırgız Ala dağlarından doğan Çu nehri Açtık Stepi'nde Aşıkol . Kazakistan'da nehirlerin suları. daimi bir akarsu şebekesinin teşekkülüne imkân verme» mektedir. Meselâ Türkiye'de İç Anadolu'nun mühim bir kısmı ikinci türdendir. ön Asya ve Orta Asya'da toprakların hepsinden aynı şekilde istifade edilmez. 2. İç Anadolu'nun en büyük nehri olan Kızdırmakta en yüksek seviye karların eridiği. Bunun güneyinde bozkır ve çölleşmeye yüz tutan bozkırların zayıf ve iskelet toprakları bulunur.içinde kaybolmaktadır. Kırmızı toprak bilhassa kalker arazi üzerinde görülmektedir. Orta Asya'nın yüksek dağlan.

Karaganda'nın güneybatısındaki yaylalardan .denen bir bataklıkta son bulur.

hakikatte buralar killi. Nehrin uzunluğu takriben 2. buzul rejiminin bütün özelliklerini taşır. rejim bakımından dağ nehirlerinin özelliklerini göstermektedirler.•T-----------------------------------------------------------------------—TÜRK DÜNYASI EL KİTABI kaynağını alan Sarısu da bu civarda sona erer. Vahs (Vahş) suyuna (bunun yukarı mecrası Kızıl Su diye adlandırılmaktadır) karışarak ilerde Amu Derya'yı teşkil etmektedir.'yi bulduğu da vâkidir. olup. kumtaşı ve kalker gibi geçirimli arazide akarken yatak daralmaktadır. Suların kabarık olduğu zaman. buralar yan göçebe Türkmenlerin ziraat yaptıkları ve kışın da oturduktan sahalardır. Pamir kütlesinden inen birçok akarsular ve bunların arasında bilhassa Panja (Pianç) suyu. Bu kısımda akarsu yataklarında eğim çok fazladır ve hepsi..5 km. Bu kısımda nehrin yatağı çok geniştir. Kunduz suyunun adı geçen iki suya karıştığı yerin biraz ilerisindeki kısma verilmektedir. Bu karışma noktasından sonra Amu Derya. yüksek Pa-mir kütlesindeki buzulların eriyen sularıyla beslenir. aSırda Budist medeniyetinin. Amu Derya adi. Fakat dikkati çeken nokta Nisan'dan Eylül sonuna kadar.400 km. çamurlu sahalardır. tuzlu. yukarı mecrası ve Vahs da dahil olmak üzere bütün kolan. Batı Türkistan akarsu şebekesinin en mühim iki elemanı. Fakat 1221'de Cengiz Han'ın kuvvetleri tarafından tahrip edilmiştir. Çünkü bu yerlerin müdafaası kolaydır. hattâ yeryer 5 km. Hakikatta Amu Derya. buzulların erimesine tekabül eden yaz mevsimidir. Kaynaklarını Orta Asya'nın yüksek dağlarından alan bu iki nehir Batı Türkistan'ın beşerî ve iktisadî hayatında önemli rol oynadığı için bunların üzerinde biraz durmak gerekir. sıcak mevsim boyunca. Kazakistan'da göl adına lâyık yegâne su topluluğu Balkaş gölüdür. Tir-miz. Öteberi yapmak için malzeme tedarik ettikleri sahalar ve oturdukları kulübelerde ısınmak için yakacak sağladıkları yerlerdir. iki tarafa doğru yatak değiştirir.olmaktadır. adını daha ilerde alır. çöl ortasında ağır ağır akmasına devam eder. Kerki gibi eski müstahkem şehirler bu vaziyettedir. nehrin suları bulanık olup açık kahverengidir. Artık nehir. Kelif. Yerleşik halk ise. Amu Derya: (Ceyhun veya Öküz): Batı Türkistan'ın bu büyük nehri. hiç şüphe yok ki. aşağı mecrada geniş sahalara yayılır ve Amu Derya. beslenmenin muntazam oluşudur. Buna karşılık kış mevsimi suların seviyelerinin alçak olduğu mevsimdir. sonradan İslâm medeniyetinin merkezi ol-muştur. Vahs (Vahş)'ın Panja'ya karıştığı yerde irtifa 300 metredir. bu ise mecranın sık sık yer değiştirmesine sebep . bu kısımda sağdan soldan hiçbir kol almaz ve tıpkı Mısır'daki Nü gibi. geniş bir yatak içinde yavaş yavaş akar. 1 ilâ 1. Buralardaki kamışlıklar Türkmenlerin hayvanla» için bir sığınak mahalli. Her ne kadar atlaslarda bunlara göt adi veriliyorsa da. Bunlardan Tirmiz evvelâ VII. aşağı mecrada. Buralarda nehrin yatağı sabit olduğundan iskân yerlerinin devamlı olma şansı vardır. Kenarların lösten müteşekkil olduğu yerlerde suların bunları aşındırması ite yıkılmalar meydana gelmekte. Amu Derya ile Sir Derya'dır. Tugay denilen nemli toprakların bulunduğu nehrin eski kollarına tekabül eder ki. Nehir. Çarçuy (Çardzu) köprüsünde Aralık . Kabarık olduğu zamanda. Şehrin tekrar kalkınması Karşi üzerinden Buhara'dan demiryolunun gelmesiyle başlamış- . bariz bir surette. taşkınların erişemedikleri yüksek sahaları tercih etmişlerdir.Şubat çekik devresinde nehrin sürüklediği su miktarı 990 mr/sn'dir. Bununla beraber yatağın genişliği iki kenarın gösterdiği arazi tabiatına göre de değişir. Buna rağmen suları oldukça boldur. Çekik devre ile taşkın zamanlan arasındaki seviye farkının o kadar ehemmiyetli olmamasına rağmen (2-3 metre) nehir. Taşkın alanları.

Arnu Derya.'lik bir sahada kumlar iğinde yerlerini değiştiren mendereslerin bırakmış oldukları izler görülmektedir. asnn sonundan beri yapılan araştırmalar. Tanrı dağlarının 4000 metreyi geçen zirvelerinden almaktadır. 40 ifâ 60 metre kadar gömülmektedir. uzunluğunda tekrar bir dar ve derin boğaz mevcut olup.Üst Yurt yaylasının Mesozoik ve Miosen teşekkülâtı. Amu Derya'nın XVIII. Balkan körfezi halici İle.750 km.000 km2'lik bir sahanın sularını boşaltmaktadır. Kapalı çukurluğun ağız tarafında.Yayla kenarı. durumu muhtemelen Hazar denizi seviyesinin âni ve ehemmiyetli bir alçalması ile alâkalıdır. karlarla beslenme ise daha ehemmiyetlidir. Amu Derya'nın batı istikametinde aktığına dair son zamanlara ait bilgi de var . Bu takdirde yukarıdaki tarihî rivayetlerin doğruluğu anlaşılmaktadır. Bildirildiğine göre. George'un yapmış olduğu haritada açıkça görüldüğü gibi. Uzboy vadisi pek iyi muhafaza edilmiş bâr haldedir ve bu. Sol taraftan da kendisine Fergana dağlık kütlesinin doğu yamaçlarından inen akarsular karışır. Hive hanlarının bu nehrin mecramı Aral denizine doğru çevirdiklerini söylediği hikâye edilir. fürgenç'in ağız tarafında.) bir yerin mevcut olduğu gösterilmiştir.Amu Derya'nın deltası ve Uzboy. Halen kurumuş bir halde olan Sarıkamış gölünün Amu Derya'nın bir kolu ile beslendiği zamanlarda (XIII. Ölü vadinin ekseninin iki tarafında 4 ilâ 6 km. III. 2 . uzunluğunda olan Narin sağ taraftan birçok göllerin (en mühimi 3016 m. asırda Ebu'l-Gazi Han'ın Buhara'ya karşı olan seferinde. Bu kısımda Amu Derya. XIX. bunlar bugün de yaşamaktadır. asrın sonundan XVI. Narin İle Kara Derya'nın birleşmesinden meydana gelir. Bunun gibi Kara Derya da Alay ve Fergana dağlarının 4000 metreyi aşan zirvelerinden inen Tara ve Karekulca'nın sularını alır. Hazar denizinin yakınında son bir gömülme görülmekte ve bu gömük şekil. 5 . Amu Derya'nın bugünkü deltasından 100 metre. asrın sonuna kadar) bu gölden çıkan sular Uzboy mecraı vasıtasıyla Hazar denizine kadar gitmiş olabilirler. Vadinin genişliği ise 100 metre kadardır. bunların arasında yer yer bazı ehemmiyetsiz tatlı su akışları görülmektedir. 1713'te Türkmen Hoca Nefes'in Astırahan (Ejderhan)'daki Ruslar'a Amu Derya'nın altınlı kumlar taşıdığını. Amu Derya'yı Hazar'a çevirmeyi düşünmüş ve bu hususta mühendislere talimat vermiştir (Şekil 9). dır.30 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 31 tır. Nehir. Sir Derya'da karla beslenme Amu Derya'nın rejiminde olduğundan çok daha ehemmiyetli bir yer alır. Hazar denizine ulaşmak için güneye doğru akıyormuş gibi tasvir edilmektedir. Amu Derya'yı meydana getiren kollar buzulların daha çok ve daha geniş sahalar kapladıkları yüksek Pamir kütlesindeki dağlardan doğduğu için. Sarıkamış kapalı havzasının Dördüncü Zamanda bir gölle kaplı olduğunu meydana çıkarmıştır. genç bir vadi ekip.Dördüncü. 250 km. Fakat bu nehirde asıl hâkim olan beslenme karışık beslenmedir. denizde devam etmektedir. Şekil 9 . XVII. Deita. Amu Derya. Yine bu tarihte Büyük Petro. Zamanın ikinci yansına (Üst Miosen) ait sert kalkerler içerisinde gömülmüştür. 1 . KjjT Amu Derya'nın Eski Mecrası ve Uzboy Meselesi: Hive'nin kuzeybatısında. Kara Derya'da suların en yüksek olduğu zaman buzulların erime mevsimi olan Mayıs ayıdır (Şekil 10). Sarıkamış gölünün ağız tarafından biraz ilerde. burada Uzboy. Uzboy. sularını.Zaman arazisi (P. Aral denizinin seviyesinden de 98 metre kadar daha alçakta bulunmaktadır. 4 . Narin. karlarla beslenme payı ise azdır. Buna karşılık Sir Derya'da kaynak bölgesinde o kadar yüksek zirveler olmadığından buzullar mahduttur. Vaktiyle burasını büyük bir göl işgal ediyordu. Dördüncü Zaman arazisi olarak gösterilen bu saha tuzlu fakırlardan müteşekkil olup. Aral denizine döküldüğü yerde bir delta meydana getirmiştir. 1392'de Timurlenk aldığı esirleri Hive'ye Hazar Denizi üzerinden naklettirmiştir. Bunun İçin nehrin buzullarla beslenmesi ehemmiyetsiz. Şu halde Sarıkamış kapalı çukuru. Times Atlasında bahis tortusu sahanın güneyinde bu değerin daha da altında (-92 m.Amu Derya'nın bugünkü deltası. irtifada olan 287 km2 büyüklüğündeki Sonkol gölü) sularını alır. 45 metrede Sarıkamış adı ile andan bir alçak saha bulunmaktadır. halen yer yer tuzlu takırların bulunduğu eski bir çanağa ulaşmaktadır. asra kadar. Hazar denizine döküldüğüne dair bazı tarihi rivayetler mevcuttur. Bir müddet dik bir eğimie güneye doğru yönelen vadi. P. deltanın sol kena rına doğru kaymıştır.Eski deltanın kumulları. bunların tesiriyle bu akarsu sisteminde buzullarla beslenmenin payı çok büyük. 6 . gerçekten gölün bulunduğu sahada birçok tatlı su fosil nevileri bulunmuştur ki. Balâ İşim'de vadi genişlemektedir.) takriben 265. 3 . Filhakika 1878 ve 1889'da büyük taşkınlar esnasında Amu Derya'nın sularının bir kısmı Sarıkamış havzasına akmıştır. Sir Derya (Seyhun veya İnci): Türkistan'ın en uzun nehri olan Sir Derya (2450 km. George'dan).Eski nehir yalağı. Hive'nin kaynak tarafında başlar.

. (âzanü akım Temmuzda okıp-136 trpf şn. Nehir hâlen Açlık stepinde Aşıkol bataklığında son bulmaktadır. aynı özellikleri haiz bir takım küçük akarsular da vardır ki bunlar arasında üçü mühimdir: Zerefşan. Taklamakan çölünü geçerek Aksu'nun güneyinde Tarım'a varmaktadır. geri kalan 9 ayda ortalama akım 36 tıflten. Çirçik'in karışmasından sonra nehir biraz daha genişler.. dağdan çıkıp Semerkant ovasına ulaştığı zaman yayılır... Bir taraftan eğimin çok azalması. Buram doğusunda kalan akarsular. fakat eğimi çok azalır. Bununla beraber Balkaş gölüne bilhassa suların fazla olduğu yaz başlangıcında. kavak ağaçları. vahşi hayvanların da iltica ettiği sahalardır. Kulca çukurluğunu geçtikten sonra İli adını alır. Doğu Türkistan'ın iç havzalarına. Çu'nun yaz aylarındaki akımı 60 rn^/sn. Fergana havzasının kuzey kenarını takip eden Sir Derya bu havzadan çıktıktan sonra Talaş Ala dağından gelen Çirçik suyunu alır. bu nehrin yukarı mecrasını teşkil eden Kungez.. . Daha ilerde Karadağ'dan gelen birçok kollar alır. fakat buzulla beslenme devam eder. Muhtelif adlarla adlandırılan Ata dağların kuzey yamaçlanndaki buzullardan doğan Çü suyu da bir buzul nehridir.32 „ ■ . fakat elenmesinde kâr suyunun da bir payı vardır.'dir) Çirçik'i aldıktan sonra akımı ortalama olarak 550 m3/sn.___________ ■ . 0uraya aynı zamanda Kazakistan yaylalann-dan gelen Sansu da dökülmektedir. Â.. Daha Hokant civarında büyük bir nehir karakterini haiz olan Sir Derya (burada genişliği 130 metreye varan nehrin çekik devresi Kasım ve Mart arasında ortalama akımı 396 m3/sn. Aral denizine yakın kısımda. suların bol olduğu zamanda.dir). E Et K. M r. Fakat daha ileride Taukum çöl sahasıhda. Bu akarsu da. Kara Derya ve Narin gibi beslenir. Buralardaki akarsular için su haznesi vazifesini çevredeki yüksek dağlar görmektedir. Kungez. Bir taraftan buharlaşmanın tesiriyle. Bunun esas kolu olan Tekes. Batı Türkistan nehirleri. Taklamakan çölünün ortasında kaybolmaktadırlar. uzunluğunda olan Zerefşan suyu Alay dağlarının batısındaki Türkistan dağları ile Zerefşan arasında aynı adı taşıyan bir buzuldan doğar. Fakat Karadağ kütlesinin kuzeybatısında. ovada. M.... Bununla beraber delta süratle ilerlemektedir. Batı Türkistan'ın yukarda bahis mevzuu edilen iki büyük nehrinden başka. bu şehrin güneyinde bir duvar gibi yükselen Ala dağın buzul sulan ile beslenen kolların katılması ile akımı arter. yani beslenmesinde buzulların payı ehemmiyetsiz. Nehir. P. İlkbahar sonu ve yaz başlangıcında (Haziran ayı) nehir taşar.dir. Çu ve İli. Fakat hâkim olan karışık beslenmedir. güneybatı ve kuzeyinde «açok muntazam «r* akarsu şebekesi meydana getirmektedirler. sulan azalmaya başlar.«».. Taşkent vahasının sulanmasında nehre sağ taraftan gelen Angren ve Çirçik'ten istifade edilmektedir.'dir.. Gerçekten akarsuyun akımı kışın en az (30 rr^/sa).kuzeydoğu istikametindeki yüksek dağ sıralan Batı Türkistan'ı Doğu Türkistan'dan ayırdığı gibi. göçebeler kadar. Tanrı dağlarının doğu eteklerinden doğar. Doğu Törkia-tan'mkBere nazaran. takriben 300 km. 9.).. bundan dolayı yağış itibariyle çok tekir bölgelerdir. 4. Balkaş gölüne dökülen fti'ye gelince. Bu esnada Hokant civarında nebrfrı ortalama akımı 1343 rrfŞsrı. bunlann doruktan da her iki büyük sahanın akarsulan için bir stf bölümü çizgisi meydana getmVter. M.»TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 33 jr V sn. Havzanın güney kenarından inen akarsular ise. karlarınki biraz daha fazladır. söğütlükler geniş sahaları kaplar. Güneybatıda Üstün dağlarının 7000 metreyi geçen zirvelerlndeki buzuBahn erimesinden husule aelen sularla beslenen Karakaş ve Yurungkaş'm birleşmesinden meydana gelen Hotan-Derya.M. Fergana havzasında bütün sene donmayan nehir aşağı mecrasında.. diğer taraftan sulama ile akımı gittikçe azalan nehir Amu Deryaya ulaşamadan ovada kaybolur. buzulların erime zamanına rastlıyan' yaz başlangıcında ise yüksektir (Haziranda 600 m3/sn. Taklamakan çölünü güneydençeviren Altın dağtanran yüksek drtrelerindeki buzullardan doğan birçok akarsular (bunların en tanınmıştan Keriya-Derya. Bunların içinde en ehemmiyetlisi Aris'tir. Batı Türkistan'ın iç deniz ve göllerine giderler... Takriben 650 km.. . diğer taraftan yakıcı ve kurak yazların sebep olduğu şiddetli buharlaşma dolayısıyla nehir çok zayıflar ve birbirini takip eden tugaylar^ içinde nehir karışık kıvrımlar çizerek akar ve Aral denizine dökülür. Şekil 10 • Sir Derya'nın Begovat yakınında Zaporoj'daki rejimi (mP/sn olarak aylık ortalama debi). Sir Derya'nın deltası Amu Derya'nınkinden daha küçüktür.'ye çıkar. Umumî olarak güneybatı . batısında kalanlar ise. büyük buzullar ihtiva eden merksaS Tanrı dağlarından inen kollarla beslenmektedir. buralarda kamışlar. George'dan. 3-4 ay donar. (*) Bataklık sahalar ve çamurlu topraklar sahası. Bu dağlardan inen akarsular ancak Tanm havzasının batı. kâfi miktarda su getirir. uzunluğunda olan yukarı mecrasında 5000 ilâ 5500 metre civarındaki yüksek dağ sıraları arasında bulunan dar boğazlar içinde akmaktadır. Batı Türkistan'da olduğu gibi Doğu Türkistan'da da alçak sahalar çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş steplerle kaplıdır. nehir tamamen çöl sahasına girer ve hiçbir taraftan kol almaz. daha uzun ve su itibariyle daha zengindir. Atma Ata bölgesinde. 10004itfartsw**«Aı __ _ 500 — — r— ı — noo. Kara-muran Gerçem-Derya'dır) çölün güney kenarında Kaybolurlar.

Konca Deryadır. okyanuslardan uzaktır. Asya. Karadeniz ve Marmara birer iç denizdir. yazın çamurlu olarak akar. eğimin azlığı ve nihayet kumulların mevcudiyeti dolayısıyla gittikçe zayıflayarak Lop çölünde bir takım kollara (Konca-Derya. kışın suları tamamen berrak. Güneyde olduğu gibi. Buna karşılık Türkler'in. Havzanın tabanı çok arızalıdır. Bunların başlıca-ları batıda Yarkent-Derya. Bundan da anlaşılacağı üzere.. Ayvalık'la izmir arasındaki bölgede. Kum-Derya yahut Kuruk-Derya) ayrılır ve bu çöl ortasında bataklıklar halinde kaybolur. Suriye ve Türkiye kıyıları arasında yer almaktadır.kuzeydoğu istikametinde uzanan bir çukurla ârızalanmıştır. kıyılarında yaşadıkları Akdeniz. soğuk mevsimde ise ehemmiyetsizdir. Yağmurlar az olduğundan ve akarsular kâfi derecede su getirmediğinden tuzluluk fazladır (binde 37-38). buharlaşmanın fazlalığı. Orta Asya'nın kapladığı sahanın iç kısmının okyanuslardan uzaklığı 1. Türkler'in yaşadıkları yerler. Şahyar.500 km. Gerçekten tuzluluk Kumkale açığında binde 33 olduğu halde Edremit körfezinde ve Miidilli adası kıyılarında binde 38. Uzunluğunun 2750 km. batı ve kuzeyde de çevredeki yüksek dağlardan doğan aynı mahiyetteki akarsular. aşağı mecrada yağışın olmayışı. Menderes ağzının açığında) oldukça geniştir. Bu suretle sular ovanın kenarındaki vahalara ulaşırlar.dir. Tarım akarsu sistemi meydana gelir. akarsuların hepsinin akımları buzulların erimesinden meydana gelen sularla beslendikleri için yaz mevsiminde fazla. Ege denizinin orta ve güney kısımlarında tuzluluk miktarı binde 38. Bu boğazın ağzında bir yelpaze gibi açılan akıntı doğu ve batı Trakya kıyıları boyunca Eğriboz'un kuzey kıyılarına kadar yayılmaktadır.500 km. Akdeniz'in en derin yerleri bu kısımda bulunmaktadır. Saros körfezinde denizin tabanı güneybatı . Mısır. geniş bir takım kollara ayrılarak. Afrika ve Avrupa arasında bulunan Akdeniz'in doğu parçası Mısır'la İsrail. Lübnan. Lübnan ve Suriye kıyılarım takip eden yüzey akıntısı Türkiye'nin Akdeniz sa- . Akdeniz'in batı kısmında olduğu gibi doğu kısmında da akıntılar vardır. merkezî kısmının İse 2. Marmara vasıtasıyla Karadeniz'den gelen az tuzlu sular (binde 33) Çanakkale Boğazı açığında yüzeyde yayılır. Havzanın batı ve kuzey kesimlerinden gelen sular sayesinde. Üstün dağ ile Altın dağ arasındaki yüksek yaylaya geçen bu nehirler. Altın dağın muhtelif yükseklikteki kademelerini dar boğazlar halinde aşarken eğimleri ehemmiyetli olan bir takım selleri de alırlar. Eğimin kesildiği kısımda yavaşlıyan sel mahiyetindeki akarsular yüklerini bırakırlar. Ada itibariyle çok zengin olan ve bundan dolayı eskiden 'Adalar Deniz? denilen Ege denizinde sığ kısımlar (şelf) Anadolu kıyılarında. kuzeyde Aksu. umumiyetle. Fakat ehemmiyetli tuzluluk farkı Biga yarımadası ve Kuzey Ege kıyıları boyunca müşahede edilmektedir. Kaşkar Derya. kendisine hiçbir kolun katılmayışı.'yi bulmasına rağmen nehir. Bunların üzerinde sular altında kalmış vadiler mevcuttur.5'tir. Bu suretle çakıl yığınlarından müteşekkil büyük birikinti konileri meydana geliri Bu çakıl yığınları arasında akarsu. İsrail. (Biga ve Gelibolu yarımadaları açığında. B. Akdeniz'in diğer kesimlerindeki gibi doğu havzasında da buharlaşma şiddetlidir. Ovaya civar olan tepeler yağışsız olduğu için bu akarsuların akımlarında herhangi bir artış görülmez.4* —-------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI ■ 35 Bu nehirlerin hepsi aynı rejim hususiyetlerini haizdir. havzanın en alçak kısmında akan Tarım'a doğru yönelirler.5'u bulur.

Kıtalar arası bir iç deniz durumundaki Akdeniz'in doğuya doğru devamı kabul edilen Marmara denizi. 30 m. bu hususiyeti ile de dikkati çekmektedir. dip akıntıları. Doğu çukuru (derinliği 1238 m. Bu denizin orta kısmında. 10*15 metre derinliğe kadar tuzluluk sabit gibUfcJbinde 22).batı doğrultusunda uzanan . Ulubat ve Manyas gölleri gibi. aşağı yukarı aynı değeri muhafaza eder. Sığ kısımların derin bölgeye nazaran genişliği. Ege denizini Karadeniz'e bağlayan boğazlarla Marmara denizinin bu iki deniz arasında mevcut seviye ve yoğunluk farklarından «eri gelen çok ehemmiyetli su akıntılarına maruz kalacakları tabiîdir. iki sırtla. Bundan sonra büyük derinliklere kadar. derin yerlere nazaran genişçe bir saha kaplamaktadır.fiillerinde batıya doğru yönelerek Rodos açıklarında Ege denizine girer ve memleketimizin kıyıları boyunca kuzeye doğru çıkar. bütünüyle. Marmara denizini kuzey. tepe ve yaylalardan müteşekkil olup vadiler tarafından oldukça derin surette parçalanmıştır. Karadeniz kıyrlarından Uludağ kölesine kadar az çok derin birtakım çukur sahalarla muhtelif yükseklikte yayla ve dağlar birbirini takip eder. Çanakkale Boğazı'yle Ege denizinden ayrılan. güney ve kuzey kısımları gerek yüzey şekilleri ve gerek yapı bakımından birbirinden çok farklıdır. doğuda ve güneydoğuda dar ve derin körfezler halinde kıta içerisine fazla girmiş olan Marmara denizi. Karadeniz'den gelen yüzey akıntıları İstanbul BoğazrtJdan çıkarak Marmara'da yelpaze şeklinde yayılırlar ve Çanakkale Boğaz'ına girmek üzere tekrar top-lanırlar. Batı ve Doğu çukurlarından ayrılmaktadır. Kuzey Ege'de Çanakkale boğazından gelen akıntının tesiri altında. Yüzölçümü 11.Karacabey ovalan gibi. orta yükseklikte dağ ve yaylalarla çerçevelenmiş olmakla beraber. Karadeniz. Kemalpaşa . inegöl. takriben Marmara Ereğüsi açığmda 1180 m. Karada görülen vadiler bazı yerlerde deniz altında da devam etmektedir. doğu-batı doğrultusunda küçük bir iç denizdir. Bazıları da dobnuşJarfeirrti ovalan meydana getirmiştir: Yenişehir. kuzeybatıdan'kuşatan yüzey şekilleri.352 km2'dir. Bu çukur yerlerin bir kısmı deniz sularının altında kalmış (İzmit ve Gemlik körfezleri gibi) bir kısmımda göller kaplamıştır İznik. Bu derinliğin altında tuzluluk 150 m. İstanbul Boğazı vasıtasıyle Karadeniz'den. Şurada sığ kısım. orta Ege adalan civarında Yunanistan kıyılarını takiben güneye doğru yoluna devam eder.5'i bulur. Bunlar iki kısımdır: yüzey akımdan. Bu orta çukur. de binde 37.5'a çıkar. umumiyetle az yüksek dağ. derinfiğe kadar varan bir çukur mevcuttur. Batı Akdeniz'de olduğu gibi doğu Akdeniz'de de saat akrebinin ters yönünde hareket eden bir akıntı sistemi vardır. Marmaranın denizaltı seksleri gerçekten dikkat çekicidir. Undan sonra süratle artar. Bu denizin yüzey suları umumiyetle az tuzludur.) ise Samanlı dağlarının önündedir.'ye kadar binde 38. Batı çukuru (derinliği 1112 m. ada ve yanmada bakımından zenginliği ve bilhassa sularının sıcaklık ve tuzluluğu ite Marmara kendine has bir denizdir. Güneyi yapı ve yüzey seküleri bakımından kuzeyine benzemez. Marmara denizi. Avrupa'nın güneydoğusunda Balkan ve Anadolu yarımadalarıyta doğu Avrupa yaylaları ve Kafkasya arasında doğu . Asya ve Avrupa kıtalarının birbirine en fazla yaklaştığı boğazlar bölgesinde.) Ganos dağının açığında. Marmara denizinde muayyen bir derinlikten sonra dibe doğru sıcaklık aynı kalmaktadır.

İşte bu seviye farkı. Büyük girintiler havzanın batısında Odesa. Burada yığılarak iki kıyı arasındaki ulaşımı güçleştirirler. derinden Marmara'dan gelen çok tuzlu sularla beslenmektedir. Bu hal. orta büyüklükte (yüzölçümü: 420. yi bulur. kadar olan yüzey kısım olup. Buna karşılık ovaların kapladığı saha çok mahduttur. İstanbul boğazından geçerek Karadeniz'e doğru giden bir dip akıntısı vardır. III. Karadeniz'e dökülen akarsular ve havzanın yüzeyine düşen bol yağış. az girintili ve çıkıntılı bir kıyı meydana getirmiştir.200 derinlik eğrisinin çevrelediği en derin bölge bulunmaktadır. Varna ve Burgaz körfezleridir. bazen İstanbul boğazına kadar gelirler. Karadeniz'in orta kısmında yüzeyde tuzluluk binde 38'dir.nin altında hemen hemen hissedilmemektedir. Kırım yarımadasının mühim bir kısmını kaplayan dağlar 150 m. 2. Birinci kısım kalınlığı 180-200 m. buharlaşmanın nisbeten ehemmiyetsiz oluşunun da payı vardır. Bu durumu Karadeniz sularına bazı fizikî ve kimyevî hususiyetler kazandırmıştır. yüksek dağlarla çevrelenmiştir.000 km2) kıyıları daha girintili çıkıntılıdır. uzunluğunda ve SO km. Hazar denizi. akıntı ile güneye doğru sürüklenerek. Kıtaların içine fazla sokulmuş olması ve okyanusla irtibatının birtakım boğazlar ve iç denizlerle sağlanması. Çok soğuk olan senelerde Romanya ve Bulgaris- tan kıyılarının donduğu da olur. (umumiyetle Ocak ve Şubat aylarında) donar. Böylelikle birbirinden 250 km. mesafede bulunan bu iki deniz arasındaki seviye farkı 79 m. burası oksijen bakımından zengindir. Avrupa'nın en büyük nehri olan idil'in (Volga) ayrıca Ural'ın suları buraya dökülmektedir. Denizaltı şekilleriyle kıta şekilleri arasında gayet sıkı bir münasebet vardır. Karadeniz'i bir iç deniz haline getirmiştir. çanaktaki su kütlesinin birbirinden esaslı şekilde farklı iki kısımdan meydana gelmiş olmasıdır.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 37 elips şeklinde. Çok sarp olan kıyı dağların önünde kıyı ovaları mahdut olup başılcala-n Bafra ve Çarşamba birikinti ovalarıdır. Bu kısım bakterilerin husule getirdikleri kükürtlü hidrojen ite zehirlenmiştir. Karadeniz'de bütün sene yüzeyle derin kısımlar arasında sıcaklık farkı vardır. Bu miktar Bulgaristan ve Trakya kıyılarının açığında %o16. sarp. kuzey ve kuzeybatıda geniş sahalar kaplayan az derin bir bölge bulunmaktadır. Dış şekli bakımından Karadeniz'in en mühim hususiyetlerinden birisi de ada itibariyle çok fakir oluşudur. derinlikle artmakta ve dibe yakın yerlerde titrede 7 cm3'ü bulmaktadır. kadar yüksekte tutmaktadır. Kışın Şubat ayında yüzey'idtarmın sıcaklığı Odesa körfezi etrafında 2 M 3 dereceye kadar düşmektedir. Karadeniz'de yüzey sularının tuzluluğu okyanuslardaki normal tuzluluğun (binde 35) altındadır. Hattâ Arat denizine. kıyılarda derin girinti ve çıkıntılara imkân vermemiştir. Tuna başta olmak üzere. 2. Sinop. Karadeniz'in dibi. her tarafta dardır. Hazar denizinin seviyesi okyanus seviyesinin 26 m. Yapılan araştırmalara göre. kuzeybatı kıyıları Rusya'ya: doğu kıyılan ise tamamen Türkistan'a aittir. Karadeniz'e dökülen büyük akarsuların getirdikleri çok miktarda tatlı sudan ve bizzat denizin yüzeyine düşen yağıştan ileri gelmektedir. Bundan dolayı da gözle görünmeyen hayvan kümeleri çoktur. genişliğinde olup esas silsile güneyde. Ağustos ayında havzanın güneydoğu kısmı diğer kısımlarından biraz daha «çaktır. Hazar denizi ve Aral denizi. Havzanın kuzey kısmı. Kırım yarımadasının güney kesimi bir tarafa bırakılacak olursa. Gerçekten Karadeniz. Genişliğine gelince yer yer değişmekle beraber Ereğli ile Odeşa arasında 600 km. deniz kenarında bulunmaktadır. Karadeniz sularının çok mühim bir hususiyeti. Zamanın üçüncü devri sonunda Güneydoğu Avrupa'dan Orta Asya'nın batı kısmına kadar uzanan büyük bir iç denizin parçalan idi. batı kıyılan Dağıstan ve Azerbaycan'a. Azak denizinde de tuzluluk umumiyetle azdır. Bu derinliğin altında dibe kadar gayet ağır bir artış vardır. kadar olan ikinci kısım bulunur. Karadeniz.dir. Deniz sathına düşen yıllık . Böyle kışlarda Tuna ağızlarından. Karadeniz'in doğu kıyılarını çerçeveleyen Kafkas dağları yüksek. Tuzluluğun az oluşunda. havzanın kuzeybatı kısmı ve Azak denizi bir tarafa bırakılacak olursa. Sığ deniz sahası. bu denizin seviyesini Marmara ve Ege denizinin seviyesinden 50 cm. altında. Yakın tarihte İki defa (1929 ve 1954 taşlarında) bu hâdise husule gelmiştir. Bunun altında kalınlığı 2. Karadeniz'in bati kısmında İstanbul boğazına doğru umumî bir akıntının meydana gelişinin esas sebebidir. alçak bir yaylanın kenarı ite bunun önünde yer yer teşekkül etmiş olan küçük kıyı ovalan tarafından çevrelenmiştir. Kıtalar içinde yer alan Hazar ve Aral kapalı denizleri vaktiyle büyük bir iç deniz teşkil ederken yakın zamanda birbirinden ayrılmışlardır. Karadeniz'in şimdiye kadar bilinen en derin yeri (2. Bu akıntı. Karadeniz'den biraz daha büyük olan Hazar denizinin (438. geniş bir saha kaplamaktadır. Alçak yaylalar. Ağustos aylarında) 20° ilâ 26° arasındadır. Yıllık sıcaklık değişmesi 100 m. Karadeniz'in denizaltı şekilleri bazı hususiyetler arzeder. daha ziyade Doğu Avrupa kara ikliminin tesiri altında bulunmaktadır. kışın ise. •onlardan başka Kafkasya'dan gelen ve buraya dökülen birçok akarsular vardır. Ayancık açıklarındadır.dir. bilhassa güney ve doğu kısımları.000 km2) güney kıyılan İran'a.) bu kesimde. Anadolu kıyılarındaki girintiler irili ufaklı. muvakkat bir zaman için. Havzanın batısı. suları tattı bir göl nazarıyla bakılabilir. Odesa körfezinde %o 10'dur. dünyanın «n büyük kapalı su sahasıdır. Vona ve Polathane'dir.000 m. Bunların başlıcaları Ereğli. olup pek azı kuytu liman Karakterini haizdir. İstanbul boğazı vasıtasıyla. Bunun içinde Kınm ve Anadolu kıyılan arasında aşa--ğı yukarı simetrik bir durumda. Her iki deniz de pek az tuzludur. Gerçekten Anadolu'nun yüksek dağlık kenarı ile Kafkaslar'm ve Kırım yarımadasının yanıbaşında büyük derinlikler olduğu halde. buharlaşma 9e alınan suyu telâfi ettikten başka. bilhassa Azak deniz) kenarı ile Odesa körfezi etrafında.245 m. Karadeniz'in bir parçası gibi alınan Azak denizinin (yüzölçümü 38.000 km2) bir denizdir. Karadeniz havzasında yüzey sularının sıcaklığı yazın (Temmuz. Bu zehirli gazın miktarı. Romanya ve Bulgaristan kıyılarından kopan buz parçaları. Arat denizininki ise okyanus seviyesinin 83 m. Bu denizin büyük ekseni Burgaz'la Poti arasında 1170 km.000 m. Karadeniz'in çevresinde yüksek dağlarla yaylalar ehemmiyetti bir yer almaktadır. Şiddetli kışlar esnasında Dinyester limanından Dinyeper limanına kadar olan saha. Karadeniz'de girinti ve çıkıntılar azdır. Orta iklim kuşağında bulunan Karadeniz yazın Akdeniz âlemine dahil olmakta. Karadeniz'e dökülen akarsuların akımlarının fazla olduğu ilkbaharda barizdir. üstündedir. Güneyde Çoruh nehrinin ağzı ile aşağı Sakarya arasında sıralanan Kuzey Anadolu dağları. civarında geniş bir çanak sahasıdır. az tuzlu yüzey suları altında. Sene içinde derin tabakaların sıcaklığı Karadeniz'in her tarafında 9 derece civarındadır.

yağış fcıtarı ortalama olarak 400 mm. .

kıyı boyunca yayılırlar. Düzenli değişme bir gölün seviyesinin değişmesine benzetilebilir. rüzgârlarla alâkalıdır. kadardır. Körfez.000 km2 büyüklüğünde ve en derin yeri 13 m. Düzensiz değişmeler. Hazar denizinin seviyesi devamlı olarak değişmektedir. Hazar'ınkinden daha tatlı. Fakat güneydoğuda. Hazar kıyılarının hususiyeti. suyunun ortalama tuzluluğunun azlığı ve kısa devrelerde değişmesi dolayısıyle (ortalama tuzluluk 1870'te binde 12 iken 1905'te binde 10. Güneyde derinlik artmakta ve 1000 m. idi) deltası açığında ise binde 2 den azdır.yi bulmaktadır. Aral denizinin suları. okyanusun umumî seviyesinin altında oluşudur. deniz 150 km. Tuzluluk. Bilhassa.). daha yüksek bir seviye husule getirirler. Körfezin nihayetinde kalınlığı 2 metreyi bulan tuz birikimi vardır. Hazar'a dökülen nehirlerin akım değişmeleriyle alâkalı olup. daha yüksekte bulunmaktadır. ikisi arasında 40 cm. Hazar denizi ile en dar kısmı 250 m. Bu derin çanakta Karadeniz'de olduğu gibi hayat yoktur.7'ye düşmüştür) Aral denizi. Bundan dolayı tuzluluk miktarı ehemmiyetsizdir. Güney ve güneybatıdan esen şiddetli rüzgârlar teşekkül etmiş tuzu ve tuzun içinde ölmüş ve katılaşmış balıkları karaya atar. kadar içeri sokulmaktadır ve kıyı çizgisi kati olmayıp mevsimden mevsime ve fırtınalarla yer değiştirmektedir. den az olan bir saha vardır. Buna karşılık yüzey suları zengin bir hayvan topluluğuna sahiptir. Derinliğin ehemmiyetsiz oluşu (en derin yeri 68 m. Bir çöl sahasında bulunan bu yerde buharlaşma çok şiddetlidir. Kuzeydoğu köşesinde denize dökülen Emba. suları ileri doğru iterek güneybatı rüzgârlarının meydana getirdiği seviyeden 15 cm. Üst-Yurd bölgesinde yalnız Mankışlak yarımadasında kıyı yüksektir. Hazar'ın kuzey kısmında binde 10'dan. bunlar kadar ehemmiyetli değildir. seviyesi daha kararsızdır. genişliğinde olan bir boğazla iştirak halindedir. Kuzeyde aşağı idî) ovasının devamı gibi kabul edilen ve derinliği 50 m. Aral denizinin atlaslarda "Aral Gölü" diye adlandırılmasının bir sebebi de budur. kuzeybatı ve kuzeydoğuda geniş sahalar kaplayan bu yerler tamamiyle çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlar (stepler) sahasıdır. Bunlar Hazar denizinden boğaz vasıtasıyle körfeze giren sularla taşınmakta ve Karaboğaz körfezinin çok fazla tuzlu sularında yaşamayıp ölmektedirler. en yüksek seviyesi Temmuz'da. deltanın başladığı yerden denize kadar olan uzunluğu ise 70 km. Türkmenistan kıyılarında tuzluluk nisbeti artmakta ve Karaboğaz körfezinde binde 20'yi bulmaktadır. Tuzluluk. bir göl olarak kabul edilmektedir. Tuzluluğun değişmesi her halde. Meselâ Baku'da kuzeydoğu rüzgârları. İçindeki adalar da (bunların yüzölçümü 2345 km2'dir) dahil olmak üzere alanı kabaca 66. Yağışın az veya çok oluşuna göre. Yarimadanın güneyinde takriben 15. Seviye. seviye seneden seneye ağır ağır alçalır yahut yükselir. Yağış da seviye değişmelerine sebep olan diğer bir âmildir. büyük nehirler ağzında çok ehemmiyetsizdir.500 km2'dir ve okyanus seviyesinden 53 m. sene esnasında düzenli veya düzensiz bir surette değişebilir. Bu hal. Burada farkedilmeden denizden çamurluk sahalara geçilmektedir. en alçak seviyesi ise Şubat'tadır.. Aral'a dökülen Sir Derya ve Amu Derya . Orta kısmında 500 ilâ 800 m. kuzey. Kuzeydoğuda Üst-Yurd yaylasının ön tarafındaki geniş bir saha bataklıklarla denizin birbirine karıştığı kararsız bir yer olup. Hazar'ın denizaltı şekilleri oldukça sadedir. Tatlı sular.a« TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 39 kadardır. Denizin kuzey kısmına iki büyük nehir dökülmektedir: İdil ve Ural.'lik bir fark yardır. olan Karaboğaz körfezi vardır. derinlikte küçük bir çukur mevcuttur. İdil deltasının cephesi 150 km.

Yapılan araştırmalar Balkaş'ın hiçbir zaman Aral denizi ile birleşmedîğini meydana çıkarmıştır.yi bulamamaktadır. en derin yeri 20 m. derinliği de 702 m.lfltblr saha kaplayan golün uzunluğu t75 km. Ala dağların arasında yer alan Issık Göl. Gölü besleyen en mühiıin akarsu ili'dir. derinlikte 4° sıcaklık kaydedilmiştir.'Hazar denizinin suları gibi. Yıllık seviyenin en yüksek olduğu ay Temmuz'dur. Balık itibariyle fakir olan göt. Suyu. Eskiden Hazar'la Aral birleştiği zaman bu denizle Hazar denizi arasındaki irtibat bugün terkedilmiş olan Uzboy vadisi üzerindendi. Tatlı sular. Bazı coğrafyacılar bunu. yarı tatlı yan tuzlu olan gölde çok miktarda balık vardır. Nitekim 1880 ile 1908 arasında göl seviyesi 3 metre kadar yükselmiş ve yüzeyi de 1/5 kadar genişlemiştir. Aral gölünün bir ayağı mahiyetinde telâkki etmektedir. aynı zamanda sülfatları ve karbonatları da ihtiva etmektedir. Van Gölü Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Murat . yalnız klorlu değil. kışın donmaz. Hazar denizinin seviyesi alçalmaya başladığı zaman. Seviyenin yüksek olduğu yıllarda. Deniz seviyesindsn yüksekliği . kadar olup en geniş yeri 55 km. Ağustos ayında 60 m. Göl bakımından zengin bir memleket olan Türkiye'de büyük ve küçük bütün göllerin kapladığı saha takriben 9500 km^dir. dlf. Tuz gölü. Fakat bu yüksek sıcaklıklar sathî olup. Kurak yıllarda seviye alçalır. Karadeniz'in merkezî çukuru ve Hazar denizinin derin suları gibi kükürtlü birçok hususlarda. bahis konusu dağlardaki buzullardan kaynaklarını alan sularla beslenmektedir. Seviye değişiklikleri de ehemmiyetlidir. Eğridir gölü ve Marmara bölgesindeki göllerdir. kıyılarina nüfus çekememîştir.nehirlerinin taşıdıkları suların akımlarındaki oynamalarla ilgili olsa gerekir.Van bölümünde kendi adını taşıyan kapalı havzsnın ortasında yar almaktadır.000 km2) Batı Türkistan'ın bir parçası olan Kazakistan'ın hudutları içerisinde bulunmaktadır. Karadeniz ve Hazar denizi gibi denizler arasında yer almaya lâyıktır. Orta Asya'nın en büyük gölü olan Balkaş Gölü (takriben 23. Bundan dolayı "Sıcak GÖT adı verilmektedir. Bundan dolayı kurak ve yağışlı senelerin birbirini takip edişi gölün seviyesi ve sahası üzerine hissedilir Surette tesir yapmaktadır. Bu denizin batı çukuru da. seviyesi yüksek olan Aral denizinden Hazar denizine doğru aynı yoldan bir akış meydana geldi.8° sıcaklık müşahede edilmiştir. irtifada olup. Bu suların üç ay kadar donmasına ve Ekim ayından İtibaren gölün kenanmnr karla kaplı olmasına rağmen göt. Bu iki nehrin döküldüğü yerde tuzluluk ehemmiyetsizdir. Aral denizinin yüzey suları yazın çok ısınır. ortada tuzluluğu biraz fazla olan bir saha bırakarak kıyıyı takiben yayılırlar. Çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlarla kaplı çevresinde topraklar umumiyetle verimsizdir. Sıcaklığın dibe doğru azalması hızlıdır. kurak bölgedeki büyük bir gölün karakterlerini haiz olmasına rağmen. Bunların içinde en ehemrfifyetliter! Van gölü. takriben 6200 km>. • Aral denizinin suları. Yüzeydeki sularda 27. 1609 m. Eriyen buzullar ile beslenen bu nehirde suların bol olduğu mevsim yazdır. gölün yüzeyi de geniştir. Marmara denizinin iki misli büyüklüğünde olan bu göl az derin olup. Gölün ayağı olmadığı halde suları tatlıdır. Beyşehir gölü. pek fazla derinliğe gitmez.

Hatları: ı*Dj* Türkiye. değişik irtifalardaki mevzii taban seviyelerine göre teşekkül etmiş eski aşınma yüzeyleridir. Orta Asya'yı. buna karşılık yüksek yaylalarla orta yükseklikteki dağlar fazla şaha işgal etmektedir. kuzeyde Istrancalar. memleketimizde ne Kuzey Kutbu'na civar olan yerlerdeki iklimler gibi çok soğuk kara iklimleri. Güney Anadolu sıradağları (Torosiar). Eskiçağ. Anadolu'da kara iklimi özelliği doğuya doğru artmakta ve en büyük değerini Karaköse civarında bulmaktadır. umumiyetle az derin olan bu göllerin suları tatlıdır. ortalama yüksekliği fazla olan bir memlekettir (1130 metre). Güneydoğuda Suriye hududu civartnda 400-500 m. Türkiye'de deniz seviyesinden az yüksek ovalarla alçak yaylalar nisbeten az. derinliği pek ai olan bir göldür. İç Anadolu'nun batı kısmında. Bu parçalanma Marmara bölgesinde daha fazladır. Fakat Anadolu yarımadasının kuzey ve güney kıyıları fazla parçalanmış değildir. Tuzluluk nisbeti binde 22. Ortaçağ ve hatta Yeniçağın başına kadar Uzak Doğu'yu.Türkiye bütünüyle çok büyük bir kısmı dağ ve yaylalardan müteşekkH yüksek bir memlekettir. Bunlar esas itibarile kırılmalar neticesi teşekkül etmiş olmakla beraber bunda karstik (kalkerin erime hususiyetleriyle ilgili) olayların tesiri de olmuştur. meselâ Marmara bölgesinde olduğu gibi.yahutev-velden mevcut olanlara eklenmiş olan volkanik kütlelerdir. Gölün en derin olduğu yerler güney kesimleridir. Hint ve Çin arasında bir köprü vazifesini görmüştür. Ergene havzasının kuzey ve kuzeydoğu kenannda 200250 m. GÖKln yüzölçümü 3765 km^dtr. 2. Avrupa ve Asya kıtalarını birbirine bağladığı gibi boğazlar vasıtasıyla Karadeniz memleketlerini Akdenize ve bu iç denizle de dış âleme bağlamaktadır. Memleketimiz aynı zamanda kuzeyden kutup ve kutba civar bölgelerin. Doğubatı istikametinde bir dikdörtgen şeklinde uzanan Türkiye'nin batı cephesi bütünüyle parçalanmış olup. İzmir gibi ehemmiyetli liman ve şehirler bulunuyordu. Her ne kadar Türkiyede iklimler. Türkiye Akdeniz havzasının doğu ucunda bulunmakla beraber bu havzada hüküm süren bütün meteorolojik hâdiselerin az çok tesiri altında kalır. kenarda kalan Türkiye'nin zararına olmuşsa da. bu ikisi arasında kalan İç Anadolu dağ ve yaylatan. Bütünüyle batıdan doğuya doğru yükselen Anadolu yarımadasının iç kısmı geniş bir yayla olup kuzey ve güneyde yüksek dağlarla çevrilmiştir. güneyden de çöl kuşağının atmosfer hâdiselerinden müteessir olur. Yazın yüzeyde sıcaklık 21°'ye çıkar. Anadolu'da bir taraftan mesafe diğer taraftan yüksek dağ sıralarının meydana getirdiği mania iç kısmı civar denizlerin tesirinden mahrum etmektedir. en geniş yeri Tatvanla Bendîmahi ağa arasındadır (125 km. ne de Arap Yarımadası'nda olduğu gibi çok sıcak ve kuru iklimler vardır. Ankara -Konya arasındaki 1250 -1400 m. Meselâ fç Anadolu'da Kayseri etrafındaki yaylalara (ortalama irtifa 1100-1150 m. Ayrıca yüzey şekillerinin umûmi vaziyeti Anadolu'da kara tesirini arttırmaktadır. İstanbul. Bu mühim kara ticaret yollarının sonunda İskenderun. Van Gölü.Yaylalar iç kısımda. Kuzey Anadolu sıradağları. Trabzon. bilhassa Orta.«©-----——----------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 41 1646 metre olup. Hint âlemini. Aşınma yüzeylerinin bulundukları sahalar çevreye nazaran daha az parçalandıkları halde çevrede olanlar. Eskİşehir-Kütahya arasındaki yaylalar bölgesinde 800-1000 m. Kuzey . bu bakımdan eşsiz bir coğrafî mevkie sahiptir: Türkiye'nin Yüzey Şekilleri ve Başlıca Bölgeleri s • Türkiye. batıda Rodop kütlesi ile çerçevelenmiştir. yükseklikte. deniz derin körfezler halinde karanın içine doğru sokulmuştur. şu şekilde hülâsa edilebilir. civarında. MeriçErgene havzası bu çerçevenin ortasında kalır. yarımadanın batısını teşkil eden Ege ve Marmara bölgeleri ve Doğu Trakya bölgesi gibi kısımlara ayrılır.Güney istikametindeki genişliği. İç Anadolu'da muhtelif yüksekliklerde rastlanan bu yayla yüzeyleri muhtemel olarak. Marmara. Suğla ve EğridirHoyran gölleri etrafı yüksek dağlarla çevrilmiş çanakların alçak kısımlarını işgal etmektedirler. yer yer değişmektedir: Bu yönde en geniş yeri 75 km. Bu sonuncular batıda okluğu gibi doğuda da düğümlenerek Doğu Anadolu yüksek bölgesini meydana getirmiştir. Anadolu yarımadası. Kuzey Yarımküresinin orta iklim kuşağında ve bu kuşağın güney kısmında yer almaktadır. etrafında. Doğu Anadolu yüksek bölgesi. Yeniçağdan itibaren deniz ve okyanus yollarının bulunması ve 19. Meselâ İstanbul civarında 120-140 m. Gölün sahası mevsimden mevsime ehemmiyetli değişiklikler gösterir. Türkiye. kadardır. Fakat yüzey şekilleri bakımından kenar ve iç kısmında bulunan ovalar da mühim bir yar tutmaktadır (Şekil 11). güneyde Ganos ve Korudağ kütlesi. Buralarda mevcut olan dağlar ya yaylaların yüksek kıSHTilarıdır. Dünyanın en tuzlu göllerinden biri olan bu gölde tuzluluk binde 329dur. Güneydoğu Anadolu. kışın yüzey epeyce soğur ve hatta tuzluluk nisbetinin az olduğu kıyılarda su donar. Orta Toroslar'ın kuzeybatı kısmında yer alan Beyşehir. En derin yeri iki metre kadardır. Bundan dolayı çevresinde oturanlarca "deniz' diye adlandırılır. e Törkiye'nin ikinci büyük gölü olan ve yüzölçümü 1620 km2'yi bulan Tuz Gölü 900 m. Türkiye'min yüzey şekilleri. Hâkim olan yüzey şekilleri dağlar ve yaylalardır. tuzlu göller grubuna dahildir.). yüzey şekilleri bakımından. Eski Dünya denilen Asya. Suların sıcaklığı bakımından Van gölü orta kuşak göllerinin sıcaklık hususiyetlerini haizdir. Türkiye Coğrafyasının Ana. İran'ı ve Mezopotamya'yı Akdeniz'e bu arada Avrupa'ya bağlayan mühim ticaret yolları Osmanlı İmparatorluğumun topraklarından geçiyordu. denizlerin kenarından içeri doğru bir kara iklimi özelliği kazanırsa da. Marmara bölgesinin bir bölümünü teşkil eden Doğu Trakya. ve Doğu Anadolu'da geniş sahalar kaplamaktadır. den hâkim . Karadeniz'in kuzey ve kuzeybatısında yer alan Sovyetler Birliği İle Karadenizde kıyısı olan diğer devletleri Akdeniz ve Ortadoğu'dan ayıran yegâne devlettir. Memleket bütünüyle muhtelif menşeli dağ ve yaylalardan müteşekkildir. tarihin her devresinde Akdeniz âlemi ile Ortadoğu. Marmara ve Ege kıyılarında göze çarpan girinti ve çıkıntılarına rağmen Akdeniz bölgesinin en kütlevî olanlarından biridir. asrın sonunda Süveyş kanalının açılması. güneybatıdan kuzeydoğuya doğru uzanmaktadır.ler arasında bulunmaktadır.4 kadardır. Bu sonuncular muhtelif irtifalarda görülmektedir. 1.) 2800 m. yapı aşınma devresinde kenarlarından iyice parçalanmışlardır. Avrupa ve Afrika'nın hemen hemen ortasında bulunan Türkiye. hâlen Türkiye.

Türkiye'nin İklimi ı Bilindiği üzere Türkiye 35° 50' ile 42° 06' Kuzey paralelleri arasında bulunan yarı kıta durumunda kütlevî bir Akdeniz yarımadasıdır. Akdeniz'de Göksu deltası.» 2936 m^ 1250 m. deltalar (Göksu deltası ve daha küçük çaptaki deltalar) ve alçak yaylalar. Kuzey Anadolu kenar ovaları umumiyette irili ufaklı deltalardır. Buna karşılık bünye düzlükleri mahduttur. bunların ön tarafmda uzanan ve akarsularla denizin müşterek faaliyetleri neticesi meydana gelmiş olan taban seviyesi ovalandır. Doğu Anadolu'da.Türkiye'de Birinci Zamandan Dördüncü Zaman'a kadar muhtelif yaş ve tabiatta kalker teşekküller vardır. Umumiyetle simetrik yapılı bu dağların.likbir alçak yayla üzerinde yükselmektedirler. buralarda kara özelliği taşıyan iklim tipleri kendilerini göstermekle beraber. Buna karşılık Türkiye'nin Karadeniz kıyılarında her mevsimi yağışlı olan bir iklim vardır. Görülüyor ki Türkiye. Gerçekten bu ovaların bir çoğu çöküntü havzalarının birikinti tabanlarıyla. sıcaklık rejimi bakımından subtropikal kuşak sahasına girmektedir. Jura tipinde olanlar. Memleketimiz. Karacadağ'ın etrafında. Türkiye'deki yaylaların büyük b» kısmı aşınmadan meydana gel* mistir. Ayrıca. Misâller: Doğu Karadeniz'de Bafra. çeşitli aşındırma vetirelerinin faaliyeti neticesi meydana gelmiş muhtelif yaş ve tabiatta yüzey şekillerini ihtiva eden bir memlekettir. Meselâ yarımadanın güney kıyılarındaki ovalarla (Çukurova ve bununla Fethiye körfezi arasında kalan küçük çaptaki ovalar). Diyarbakır ite Siverek arasında bulunan sahadaki lav yaylaları. Ge diz.42--------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI_____________________________________________ 43 olan Erciyes. Marmara. 4. menşe itibariyle birbirinden farklıdır.Ovalar.) Melendız dağlan {batıdan doğuya doğru 2727 m. Güneydoğu Anadolu'da ve mahdut sahalarda olmak üzere Marmara bölgesinin güneydoğusunda neojen (III. Yarımadanın iç kısımlarına gelince. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu iklimleri Doğu Anadolu ikliminden farklıdır. Diğerleri ehemmiyetli kırıkların meydana getirdikleri dağlarla İç ve Doğu Anadolu'da genç volkanik dağlardır. Orta kuşak Mimler grubuna dâhildir Bununla beraber coğrafî enlemin. bütünü ite. 3. denizlerden uzaktık ve yükseklik tesiriyle yıllık sıcaklık farkı ehemmiyetli. denizlere yakınlık ve uzaklığı ve yüksekliği tesiriyle birbirinden az çok farklı iklim tipleri ayırt edilebilir. kuzey ve güney kısmında hâkim bir rot oynayan dağların büyük kısmı kıvrılma dağları olup karışık bir yapıyı hâizdir. bunun güneybatısında bulunan Hasan dağı (3253 m. bilhassa Toros sistemine dahil dağlarla Neojen yaylalarında geniş sahalar kaplamaktadırlar. memleketin her tarafında. Bunlar daha ziyade İç Anadolu'da Neojen sahalarında gelişmiştir.Memleketimizin diğer yerlerinde mevcut olmakla beraber. Küçük ve Büyük Menderes deltaları. Ege bölgesinde Bakırçay. Çarşamba ovaları ite Trabzon civarında Değirmendere deltası. Bunlar. Memleketimizdeki dağların büyük kısmı Alp sistemine dahildir. Ege ve Akdeniz kenar ovaları daha karışık bir menşei hâizdirler. bilhassa Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da geniş sahalar kaplayan lay yaylatan da vardır. 5. Şöyle ki İç Anadolu ite Güneydoğu Anadolu'da bozkır iklimleri (Güneydoğuda çöle mütemayil step iklimi) hakim olduğu halde. bilhassa yaz devresinde. bunun güzel bir misâlidir. Zamanın ikinci devri) teşekkülâtını hâvi sahalarda görülmektedir. kışları şid- .

Türkiye'nin en sıcak yerleri güneydoğu ve güney kısmıdır: 18° ve daha fazla. İskenderun körfezi çevresinde ve Güneydoğu Anadolu'da 20° olan yıllık ortalama sıcaklık Göller çevresinde 17°. Batı ve bilhassa Güney Anadolu kıyılarında kar pek seyrek yağar. Kuzey ve güneyde yüksek kenar dağları. ortalama olarak. yüzey şekillerinin hususiyeti dolayısıyla (bilindiği üzere bu bölgede batı-doğu istikametinde uzanan geniş vadiler. 11 gün kadardır. umumiyetle. En soğuk yerler Doğu Anadolu yaylaları olup buralarda ortalama sıcaklık 46°. çevrede iç taraftan daha çoktur. Türkiye'de iklim tiplerini ayrı ayrı ele aftp incelemeden evvel. güneydoğuya doğru artmakta ve bu bölgede 32 ile 34 dereceyi bulmaktadır. Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Güney Anadolu kıyı bölgesiyle Ege'de ve bu iklimin bozulmuş bir şekli olan Suriye ikliminin yayılış sahası içine giren Güney Anadolu'da kuraktır. Marmara bölgesine doğru yaz yağmurlarının payı artmaktadır (istanbul'da % 13. Bunda iç kanun çevredeki denizlerden daha soğuk olmasının tesiri vardır. İç Anadolu'da karb günler sayısının artışı Üzerine tesir eden unsur sıcaklıktır. Temmuz başında ortala ma sıcaklıkların dağılışında denizlerden uzaklığın ve etrafı yüksek yayla ve dağlar la çevrilmiş çukur sahaların oynadığı rol çok büyüktür. Bunu Ege kıyılarıyla Marmara denizi kıyıları. Diyarbakır'da ise % 2'dir. İzmir'e de senede birkaç gün düşen kar. Bunların tesiri yalnız buharlaşma sahaları olmak dolayısıyla değil. Memleketimizin hemen her tarafında soğuk mevsim (sonbaharın bir kısmı. iç Anadolu'da 22 ve 29 derece olan sıcaklık. Ankara civarında 16°. Kars-Erzurum-Karaköse üçgeni içinde kalan yaylalarda ortalama sıcaklık. Bolu etrafında 14° dir. yüksek bir dağ sırası teşkil etmediğinden. Bunun gibi Türkiye'yi geniş bir saha üzerinde kuzey. güneyinde bulunan sıcak hava kütlelerinin tesiri altındadır. Buna karşılık Trakya'nın kuzeydoğusundaki Istranca dağları bu yönden esen nemli rüzgarların Ergene havzasına girmesini kısmen önlerler. Doğu Anadolu) kar yağışlıdır.den fazla olan yağış meselâ Kuzey Anadolu dağlarıyla. Edirne'de % 20). Gerçekten Antalya ve izmir'de yıllık ortalama yağış tutarında yaz mevsiminin payı ancak % 3. Yarı kara özelliği taşıyan Trakya'nın tç kısmında bu müddet. Yaz yağmurlarının hakan olduğu bölge Kars -Ardahan yaylalarıdır (Kars'ta yıllık ortalama yağışın % 36'sı yaz yağışlarıdır). denizin tesiri hissedilmediğinden dola yı artmaktadır. güney ve batıdan çeviren ılık denizlerin tesiri de ehemmiyetlidir. bu ayda. iç kısımlarda. Meselâ Antalya'da bazı seneler kar yağar. Türkiye'de soğuk mevsimi temsil eden Ocak ayında ortalama sıcaklık umumi yetle güneyden kuzeye ve kıyılardan içerlere doğru gittikçe azalmaktadır. Sıcaklığın Dağılışı: Türkiye'de yıllık ortalama sıcaklıkların değeri güneyden kuzeye ve güneybatıdan . Yağan karın toprak üzerinde katma müddeti coğrafî âmillerin (iklim ve yüzey şekilleri) etkisi altındadır. hatta geçmektedir. hatta bölgenin büyük bir kısmında 4°'nin altındadır. rüzgâr. Kar. Fakat sıcaklık düşük olduğu için. kışın tamamı ve ilkbaharın bir kısmı) sıcak mevsimden daha yağışlıdır. Bununla beraber yıllık ortalama sıcaklıkların dağılışında. Diğer taraftan Türkiye'yi çeviren denizler. Kayseri'de 40. Dağlık sahalarda 1 m. Eskişehir havalisinde 15°. Kuzeye doğru ç*ridıkça karla örtülü günlerin sayısı artmaktadır. Bütün bunlar. bilhassa kış. Lüleburgaz'da 12 gün. Edirne'de 19 gün kadar. iç tasım güney ve güneybatıdan gelen nemfi ve ılık rüzgârların ve kısmen de Boğazlardan geçen gezici alçak basınçların tesiri altındadır. Yaz mevsimi. Meselâ karta örtülü günler sayısı. Karadeniz ktyrfsrına. kış yağışları % 28'dir). onlara meydan veren iklim unsurlarını (sıcaklık. Çorlu'da 13 gün. bilhassa Doğu Anadolu'da. Türkiye'de yağışın dağılışında en önemli unsur yüzey şekilleridir. nemli rüzgârları tutarak bunların içindeki su buharının büyük kısmı. kar uzun müddet toprağı örter. erir. Bu husus coğrafî enlemin tesiri dolayısıyledir. iç tarafın zararına yağış halinde bırakırlar. Basınç ve Rüzgârlar: Türkiye. kara ve denizlerin dağılışı ite irtifaın da büyük rolü vardır. fakat karın toprak üzerinde kaldığı müddet bir günü bulmaz. coğrafî mevkii itibariyle kuzey ve kuzeybatısındaki soğuk hava kütleleriyte. ortalama olarak Marmara kıyrlarmdaktnJn üstündedir.44 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 45 deiti geçen ve karın toprak üzerinde kalma süresi uzun kara özeliiği taşıyan bir iklim vardır. Toroslarda. İç Anadolu ile Doğu Anadolu'da soğuk mevsimdeki yağış o kadar ehemmiyetli değildir. kenar bölgelerde yağışın fazla olmasının âmilleridir. Memleketimizde soğuk mevsim. yer yer 2 metreyi bulmakta. Güney Anadolu da Kuzey Anadolu gibidir. fakat aynı zamanda batıdan doğuya doğru yer değiştiren gezici alçak basınçların geçiş yeri olmaları ve nihayet bizzat bu denizlerin sıcaklık bakımından müsait kısımlarının mevzii alçak basınçların teşekkülüne imkân vermeleri dolayısıyledir. Bunun gibi kıyılardan içeri doğru gidildikçe de ortalama karla örtülü günler sayısının artmakta olduğu görülür. ılık sahalar olduğundan hava kütlelerini kararsız bir hale getirmektedirler. Sıcak mevisimi temsil eden Temmuz ayında or talama sıcaklık umumiyetle kıyılardan iç kısımlara doğru artar: Ege kıyılarında 25° ilâ 27° olan ortalama sıcaktık. Marmara kıyılanna nisbetle daha fazla yağar (15 günün üstünde). Her mevsimi yağışlı olan Doğu Karadeniz bölgesinde ise % 20'yi bulmaktadır. yağışın dağılışında yüzey şekillerinin büyük tesiri olduğunu göstermektedir. Erzurum'da 120 gündür. Buna karşılık Ege bölgesi. j^Sh Yağışın Dağılışı ve Yağış Rejimleri: Yıllık Ortalama yağış miktarı. Sivas'ta 71. yüksek dağlar hariç. bazı bölgelerde (Marmara bölgesi. Fakat .kuzeydoğuya doğru azalmaktadır. basınç. kış mevsiminde daha ziyade Anadolu'nun iç kısmından kenarlara doğrudur. iç Anadolu. sıcaklık uzun zaman sıfır derecenin aJtina inmediğinden. Anadolu'nun iç kısmındaki dağlar da civar ovalardan daha fazla yağışlıdır. Batı Karadeniz. 0° nin altındadır. ortalama olarak. Güney Anadolu'da olduğu gibi. Memleketimizde rüzgâr istikametleri her mevsimde değişik olmakla beraber. yağış) kısaca gözden geçirmek faydalı olacaktır. Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları takip etmektedir. En so ğuk yerler kütlevî bir yarımada olan Anadolu'nun iç kısmı ve bilhassa Doğu Anado lu yaylalarıdır. Trakya'nın güneybatı kısmındaki dağlar. iç Anadolu'ya gelince burada yağış âzamisi ilkbahar ve kışa isabet eder (Ankara'da ilkbahar yağışları % 36. ehemmiyetli dirsekler meydana getirmeksizin iç tarafa doğru sokulmaktadırlar) nemli rüzgârlar içerilere kadar girdikleri gibi Ege denizinden geçen gezici alçak basınçlar da bu olukların uzandıkları sahada iç taraflara kadar tesirlerini hissettirirler. Marmara havzasında karla örtülü günlerin sayısı. Bu hal. Burada en yağışlı mevsim sonbahardır (% 35). kara kütlelerine göre. toprak üzerinde fazla kalamaz.

5°'dîr.. izmir'de denizden karaya doğru esen labat bunlardan biridir. Güneydoğu Anadolu yaylaları çoğunlukla bozkırdır.3 derecedir. kışlar yağıştı ve ılık geçer Bu iMiffl memleketimizin Akdente Kıyılarıyla Ege bölgesinde ve yazların kurak geçtiği yıllarda. Güneydoğu Anadolu yaylalarında kışlar. Buna mukabil çok sıcak olan Ön Asya bir alçak basınç sahasıdır (Alçak basıncın merkezî kısmı. yazlar sıcaktır. kıyı dağları ve denizden uzaklık dolayısıyla kara özelliğinin artmasıdır. soğuk mevsim yağışlı olmakla beraber yağış âzamisi ilkbahara rastlar (Ankara ve Sivas'ta en yağışlı ay Mayıs'tır). İç Anadolu'da olduğu kadar soğuk olmadığı gibi yazlar da çok sıcaktır. Batı Pakistan. Gerçekten bu mevsimde kuzey yarım küresinde subtropikal yüksek basınç (Asorlar yüksek basıncı) sahasırtf genişleterek Avrupa'da Karpatlar'a kadar uzanır. Bölgenin güney ve güneydoğu kısmında batı-doğu istikametinde uzanan ve karaların içine doğru iyice sokulmuş bulunan körfezler (Gemlik ve İzmit körfezleri) bu iklimin tesirini içerilere kadar götürürler. burada yağış daha azdır. Şu halde rüzgârın umumi istikameti memleketimiz -Türerinde kuzeybatıdandır. kara ve deniz meltemleri vardır. Bunlardan başka memleketimizde. Akdeniz bölgesinde ise Antalya ve Adana gösterilebilir. Dağ sıralarının uzanışı da bur» yardım eder. Konya'da en soğuk ayın ortalamasıyla en sıcak ayın ortalaması arasındaki fark 24. Buralarda sıcaklık ve yağışın yıllık dağılışı değişikliğe uğrar. Urfa 452 mm. Bitki örtüşü bunu açıkça göstermektedir. İç Anadolu'da yaz mevsimi umumiyetle kurak. Bunlar kuzeyden esen serin rüzgârlara engel olurlar. Güneydoğu Anadolu yaylalarında ise göze çarpar bir yaz kuraklığı vardır. Kıyıya paralel olan Toros dağları Akdeniz ikliminin iç kısma yayılmasına bir engel olduğu halde Ege bölgesinde kıyıya dik olarak açılan büyük vadiler. Gediz. İç kısımlarda görülen ve bitki örtüsü olarak bozkırın yaygın olduğu bu sahalardaki iklime umumiyetle bozkır iklimi denilmektedir. Adana'da ise bu fark ancak 18. Bunfardah Akdeniz ikliminde umumiyetle yazlar sıcak ve kurak. Her ne kadar İç Anadolu ve Do- . Marmara bölgesinde bu iklimin yayılışı dağlarla ilgilidir. iklimi Toroslar ve doğuda Amanoslar dolayısıyla içerilere sokulamaz. Yaz mevsiminde Türkiye üzerinde ve etrafında basıncın dağılışı kışa nazaran daha murrtazamdır. bütünüyle Akdeniz yağış rejimine ben-zerse de. yükseklik. bilhassa sıcaklık ve yağışın yfHik seyri bakımından çeşitli Mm tipleri vardtr. İç Anadolu'da kışlar soğuk. (Bakırçay. Urfa ve Mardin'de en soğuk ayın ortalaması ite en sıcak ayın ortalaması arasındaki fark 26°'yi geçmektedir. Yağış rejimi bakımından Güneydoğu Anadolu bölgesi. Türkiye'nin İklim Bölgeleri s Memleketimizde. bilhassa yaz mevsiminde. Ayrıca Karadeniz ve Akdeniz tayı bölgelerinde de deniz ve kara meltemlerfevardır. kısmen Marmara bölgesinde görülür. Afganistan ve İran yaylasının doğuşudur).46-----------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 47 Anadolu'yu çevreleyen denizler ve karalar üzerinde basınçlar sabit olmadığından rüzgâr istikametleri de bunlarla alâkalı olarak sık sık değişir. Anadolu'nun güney kıyı kuşağında hüküm süren Akdeniz. Bu iklime misâl olarak Ege bölgesinde İzmir. Yağıştan daha mühim olan. Manisa ve Aydın. Küçük ve Büyük Menderes vadileri) bu iklimin içerilere doğru yayılmasını kolaylaştırırlar. Yağış. . umumiyetle Akdeniz kıyı bölgesindekinden azdır: Diyarbakır 487 mm.

EcKrne'de yıllık sıcaklık farkı 22.5° ve Urfa'nınki 5. Ormarun 1000-1200 m. Topraklarımızın % 13. Kocaeli dağlan ile Samanlı dağlannın mahfuz yerlerinde zeytin yetişebilmektedir. Bitki Örtüsü: Türkiye'de iklim tipinin mâhiyeti ne olursa olsun esas bitiri örtüsü ormandır. hâkim bitki örtüsü ise de bu üç bölgede iklimi teşkil eden unsurların özellikleri aynı değildir. İç Anadolu'da ve Doğuda ilkbahar yağmurları.ye kadar olan aft kamı daha ziyade gürgen. Bunda bölgenin kuzeye açık oluşunun tesW vardır. sarıçam.deniz seviyesinden başlar ve takriben 2000 m.ğu Anadolu'nun alçak kısımlarında (etrafı yüksek dağ ve yaylalarla çevrilmiş havzalarla alçak yaylalarda) ve Güneydoğu Anadolu'nun alçak yaylalarında bozkır. fakat kurak değildir. Erzurum'un ise -8. Dağların kuzey yamacında nem seven ormanlar bulunur. Mar- . nesiller boyunca yakacak temini ve tarta elde etmek için tahrip edilmiştir. bütün mevsimleri ılık geçen bir iktnrı tipi vardır.ye kadar çıkar. Eski bir iskân sahası olan Anadolu'da ormanlar.6°'dir. Eğer orman bugün her tarafta görülmûyorsa bunun sebebi tahribe uğramış olmasıdır. Bununla beraber İzmit ve Gemlik körfezlerinin kuzeyden dağlarla soğuk rüzgârlara karşı kapalı oluşu. Yağışın yıllık dağılışı da farklıdır. Fakat Marmara'nın doğusunda İzmit'teki gibi en yağışlı mevsim kıştır.5'i kadarını kaplayan ormanlar (çalılıklar ve maki dahil) memleketin çeşitli bölgelerine dağıtmış bulunmaktadır. Trakya'da kıyılardan içeri doğru gidildikçe Akdeniz ve Karadeniz Mim tipleri bozulmakta. Kuzey Anadolu bölgesinde yağış âzamisi sonbaharda olmak üzere her mevsimi yağışlı. Doğu. kuzeydoğuya doğru ise yaz başlangıcı yağmurları hâkim otur (Kars'da en yağışlı aylar Mayıs ve Haziran'dır). Buna karşılık İç Anadolu'da Konya'nın Ocak Ortalaması -1. Karadeniz bölgesinde batıya doğru gidildikçe yağış âzamisi sonbahardan kışa doğru kaymaktadır.2°. üst kısmı ise umumiyetle iğne yapraklı ağaçlardan (köknar. kaym. Fakat batıya doğru gidildikçe Akdeniz'in tesiri göze çarpmaktadır. güneydoğu ve İç Anadolu ile Trakya'nın iç kısmının çıplaklığı bu şekilde izah edilmektedir. Örmenin şu yahut bu sebepten tahrip edildiği yerlerde maki (yaz kış yeşB kalan çahlık) ve iç kısımlarda bozkırlar meydana gelmiştir. bunların yerini kara özelliği taşıyan iklim tipi atmaktadır.0°). İç Anadolu'da olduğu gibi kuraklıktan zarar görmezler. Bursa'da da durum böyledir. Marmara bölgesinde kışlar oldukça soğuk geçer. denize yakınlık dolayısıyle. Güneydoğu'nun alçak yaylaları yazın çok sıcak (Diyarbakır ve Urfa'nın Temmuz ortalaması 30°'nin üstünde) ve kışlar ise serindir (Diyarbakır'ın Ocak ortalaması 1. Her üç bölgenin iklimi de kara hususiyeti taşımasına rağmen en sıcak ve en soğuk aylar birbirinden farklıdır. Bölgedeki dağların daha yağışlı kuzey yamaçlarında orman güney yamaçlarında olduğundan 8ik*r. Bunun üstünde kalan sahalarda yerini otluklara bırakır. buralarda Akdeniz iklim»* hatırlatan mevzii iklim tipleri yaratmıştır. Tahribe uğramayan yerlerde orman. meşe. Bol yağışlı Karadeniz bölgesinin kıyı dağları ormanlarla kaplıdır. Her mevsimi az çok yağışlı olan bu yaylalarda bozkır kaybolur. Güneydoğu'da azamî kışa isabet ettiği halde.2°. İstanbul'da yaz mevsimi.5 dereceyi bulur. Şile'de sonbahara isabet etmekle beraber kış yağışlarının nisbeti de yüksektir. Kars ve Ardahan yaylalarında yaz mevsimi yağışlı olduğu için ot cinsinden bitkiler. diğer mevsimlerden daha az yağışlı. Burada yaz aylarının ortalama sıcaklıkları 20 dereceyi bulmaz. Sivas'ın -4. ladin) müteşekkildir. kestane gibi yapraklannı döken ağaçlardan.

Bununla beraber imparatorluğun bir parçası olan Balkanlar'da. Kocaeli dağları ve Samanlı dağlan). Sıcaklık kesik çizgi ile. Ege'de. Üsküp havza- Şekil 12 . A. Bölgeyi başından sonuna kadar boyuna kateden Vardar nehri. m Zİ rf 4 İ 1 1 1-1 \0. K. Doğu ve Kuzeydoğu Bulgaristan bugün de Türkleri'n topluca yaşadığı bölgelerdir. Bat Trakya. T. Balkanlara hükmeden Türkler yarımadanın üç bölgesine yerleştiler. İstiklâl Savaşı ve İkinci Dünya Harbi'nden sonraki mübadele ve göçler bunu takip etti. Bugün Balkanlar'da muhtelif yerlerdeki Türk azınlığı büyük kayıplara uğramıştır. Buraları Makedonya. 50 -20 10 ■ 4İ E. dağlık kütleler ve havzalar halinde parçalanmış bir bölgedir. yumuşak Neojen havzalarında geniş vadiler. bütün yarımadaya hâkim oldular. Dağ sıralarının yüksek kısımları ile iç kesimlerinde ise çam ormanları görülür. Makedonya. S. kayın. Ege ve Akdeniz bölgelerinin hâkim bitki örtüsü yine ormandır. A.. yağış sütunlarla gösterilmiştir. batı-doğu istikametinde uzanan oluklar boyunca içerlere kadar sokulmaktadır. Balkan Yarımadasında Türkler'in Bulundukları Yerlerin Coğrafyasının Ana Hatları: TörfSfer 1389'dsKosova meydan muharebesini kazandıktan sonra adalarla Dalmaçya kıyılarındaki şehirler ve kuzeybatıda Hırvatistan'ın Slovenya ve dağlık böl- t ÜSKÜP 1 / 133- 24- * \ İ mm. \ .. Orman. Yapı ve yüzey şekilleri bakımından Batı Anadolu'ya benzeyen Makedonya.Balkan Yarımadası'nda Türktar'tn oturduktan yerleri gösterir harita. H. Ek. Büyük bir kısmının sularını Vardar ve kolları boşaltır. Şekil 19. 1912-1913 harbine kadar. gesi hâriç. meşe ve gürgen karışığı ormanlarla kaplıdır.4»--------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 49 mara bölgesinde de orta yükseklikteki dağlarla (Istranca dağları. dağınık olarak birçok yerlerde bulunuyorlardı. M° \ V r-ı -50 -40 n \ ^. Doğu-Kuzeydoğu Bulgaristan ve Trakya'dır. Balkan harbinden sonraki göçler Türk nüfusunun azalmasına yol açtı. yüksek kısımları dışında Uludağ.Üsküp'ün iklim diyagramı. . N. M. M. ara yerlerdeki sert taşlardan meydana gelmiş eşiklerde de dar ve derin boğazlar açmıştır.

Bölgenin en büyük çukurluğu Manastır-Pirlepe olup 1000 kilometre karelik bir alan kaplamaktadır.tm. Üsküp'te yıllık sıcaklık farkı ehem miyetiidir. A S. yağış sütunlarla gösterilmiştir. Doğu Makedonya'da Vardar vadisi boyunca daha barizdir.) çevrelenmiştir. oivanndadır {Şekil 13). Muhtelif irtifalarda olan çukur. Bu miktar daha güneyde. Batı Makedonya'da yukarı Vardar bölgesindeki billurî kütleler bu akarsu ve kolları tarafından parçalanmıştır. Tikveşln güneydoğusunda Demirkapı'da dar bir boğaz içinde akmaktadır. . Presba gölünün derinliği 25 metredir. bunlar arasında ete. Yüksek tasımlarda çamlar. Bu adim şartlarına tekabül eden bitki örtüsü ormandır. Sıcaklık kesik çizgi ile. Halen 270 kilometre karelik bir saha kaplayan Ohri göiünün en derin yeri 280 m. \nn ° -40 . kadardır. Doğu Makedonya'da maki ancak Vardar vadisi boyunca kuzeye doğru çıkmaktadır..dir. kara özelliği hâkim bir iklim vardır. r n •20 ■10 y "30 M. civarında ofup bunun ancak %'15'i yazın düşer (Şekil 14). aşağılarda yapraklarını döken ağaçlar. H. olan yaylalar ve bunlar üzerinde yükselen sırtlarla (2000-2500 m. Presba çukurluğunun çok mahiri bir parçası da kendi adını taşıyan göl tarafından işgal edilmiştir. n N. Ek K. A. genişliğinde olan Üsküp-Tikveş Neojen havzası ortalama irttfalı 1600-1800 m.) bunların en önemlisidir. Kink yerleri Üçüncü Zamanın ikinci yansı ve Dördüncü Zamana ait göllerin depoiartyia dolmuştur. Boğazın uzunluğu 19 km. Bunlar tesviye edildikten sonra birçok defalar menşei dahili hareketlerle yükselmişler ve kırılmışlardır. £. Batı-doğu doğrultusunda yer yer 45-50 km. Şekil IS. Sıcaklık kesik çizgi ila. Yüksek kısımlarda Dördüncü Zamandaki mevzii buzulların izleri görülür. Şekil f 4> Manasttr'ın Mim diyagramı. Farklı aşınmalar neticesi. sahaların bazıları göllerle kaplıdır. Bunun güney kısmında yılhk yağış miktarı 400 mm. Ohri gölü (695 m. M. Bu da bölgenin güney kısmında Akdeniz tesirinin ehemmiyetli okluğunu göstermektedir.50 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI •1 stnda geniş öten Vardar vadisi. yağış sütunlarla gösterilmiştir. Makedonya gibi Batı Trakya'nın da büyük kısmı eski sahrelerden müteşekkildir. Yalnız orman örtüsü çeşitli tahribtere uğradığından. kestanelikler geniş bir saha kaplamaktadır. hâlen bölgenin ancak % 0tmu teşkil eder. Y*k yağış miktarı 450 mm. sert satire °c 2724- SELANİK 21 -181512' 9? " 6 3- / • / İfifi l/n Ü \ i mm. Makedonya'da dağlık kütlelerin yönü ve yüksekliği Akdeniz ikliminin tesirlerini azalttığından Yunan Makedonyası'ndaki iklime nazaran.5 'fi I l.Selânik'in iklim diyagramı. Aradaki çukur alanlar çöküntüler neticesi meydana gelmiştir. Bu tesir. T. Manastır'da 674 mm.

yüksek yerler otlarla kaplıdır. (Handbuch der Geographischen VVİssenschaft). 1911.Sion. Paris 1932. b. uzunluğundaki Yukarı Meriç oluğunun tabanı. Grena/d. Büyük Atlas. İstanbul 1972. Kısım. Zentral . İstanbul 1968. Sredna Gora ile Rodoplar arasında batı-doğu. 1881. Reetus.. 211-244. Jean. Ffiibe" de yıllık sıcaklık farkı 84°'dir.jşonbahar oldukça sıcak geçer. Deniz seviyesinden 160 metre yükseklikte olan Rlibe'de yaz mevsimi sıcak (Temmuz ortalaması 23. Nouvelle Geographie Üniverselle. Der Grosse Bertelsmann Weltatlas. Camena.Dresch. Geographie de la Population. batı-doğu istikametinde uzanan yüksek bir dağdır. Besim. Yves. . Havzada ilkbahar ılık. 1961. Tatarpazarcığı ile Türkiye hududu arasında 100 m. Yıllık yağış ortalaması 535 mm. H. IV. Armand Colin). Bir çoğu da kenarda bataklıklara meydan vermiştir. . İstanbul 1973. Ege ufuklarını kapamaktadır. Eserde Türk Dünyasının muhtelif bölgelerine ait iklim bilgisi vardır.267-319. Oldukça yağışlı olan kütlede etekler ormanlarla.und Ostasien. A VVegener.52 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI_____________________________________________93 terden meydana gelmiş olan havzaların çerçeveleri yüksekte kalmış ve yumuşak sahreierden ibaret oldukları için iç havzalar. s. c. Kütlenin kuzey. 305-573. The 77mes Atlas of The World. Bontervvetc. s. Geographie des Balkans (Que sais-je serisi) 1965. İktisadi Coğrafya. Ardel. Chataigneau.6° ve 24. Le Turkestan Russe.Schultg. P. La Mediterranö et le Moyen orient. Faik Sabri. Etals de la Baltiçue Russie. beşerîve ekonomik bilgi ve geniş bibliyografya vardır. Rila ve Pirin kütlelerinde yarımadanın en yüksek tepeleri bulunmaktadır.. alçak kısımları teşkil etmişlerdir.5°).ye kadar alçalmaktadır.S. Jeomorfolojinin Prensipleri.Anger. Ali. kuzeybatı-güneydoğu istikametinde takriben 200 km. Pierre.. K. (Musulla Tepesi 2930 m). Juies. 1914. Atlaslar: a. Paris 1929. (Geographie Üniverselle. Blanc. 1967. Duran. Bu eserde Sovyetler Birliğinin bütününe ait tabiî. Tanoğlu. George. Enerji Kaynaklan İstanbul 1971.. Pierre . kuzeydoğu ve güney kenarları dar ve derin vadilerle parçalanmış olduğu halde. BİBLİYOGRAFYA Almeida. Esas itibariyle eski bir kütle olan Rodop. 395 . ovalan meydana getirmişlerdir. Türkiye iktisadi coğrafyası. Fasikül I ve II. cilt VIK. 313-326. 1934. 1962. H. Tanoğlu. VVoeikof. kıta içinde olmasına rağmen yaz mevsimi de Akdeniz ikimi karakterini hâizdir. s. Handbuch der Klimatologie. Cilt l-ll (Introduction aux etudes de Geographie} 1953-1956. dir. (Geographie Üniverselle. Ocak ve Temmuz ortalama sıcaklıkları 0. Ali. istanbul 1968 ve 1971. Hann.Rosinski. kışlar oldukça sert geçer. . Ahmet Klimatoloji (Genişletilmiş üçüncü baskı). Rodop dağları Balkan yarımadasının en yüksek kısımlarını ihtiva etmektedir. Orbis Koleksiyonu (Orta Asya'ya taalluk eden bahisler). 1958-59. P. I. Ziraat Hayatı. Vadi. Struma ile Aşağı Meriç arasında. İstanbul 1938. Haute Asie. Darkot. Kuzey ve bilhassa güneyde Rodoplar'la çevrilmiş olan Yukarı Meriç havzası fazla yağış almaz. Her mevsim yağışlı olmakla beraber âzamisi ilkbahara rastlar. (Geographie Üniverselle}. s. Brrot. 2500 metrenin üstünde buzul gölleri vardır. Mediterranee Peninsutes Mediterraneennes. lAsie russe. 360. Nordasien.S. Rodop dağının üst kısmı ile kenarları arasında esaslı fark vardır.8. s. (Que sais-je serisi). Bulgaristan'a.575. Denizin yakınlığı dolayısıyla dağın iklimi sert değildir. m . Ahmet. Bisee. pays Balkaniques.6°'yi geçmez. Bu havzaların tabanları sonradan dolarak. Ardel. Cilt t ve II. Armand Colin).. Andre. Fernand. 235-377. 2. üst kısmı aşınma yüzeylerinden meydana gelmiştir. Cilt VI. A. Georg . s. George.R. J.

coğrafî ve siyasi şartların yarattığı farklılıklar gösterirler. (kincisini ise siyasî bağımsızlığa sahip olmayan veya bulundukları ülkede azınlık durumunda olanlar teşkil eder. Ayrıca bazı ülkelerin çok seyrek veya hiçbir zaman nüfus sayımı yap-' mamış olmaları. Dünya demografik tablosu doğum ve ölümlerle etkilenmeyip . Demografi XX. Bağımsız Türk ülkelerinde dahi yapılan nüfus sayımlarında kayda geçmeyenlerin bulunduğu düşünülürse diğer ülkelerin siyasî emeller dolayısıyla istatistikleri diledikleri şekilde neşr ettikleri de düşünülebilir. yaptıkları takdirde de azınlıklar hakkında bilgi vermemeleri dünya Türk nüfusunu tespitte araştırmacıları hayli çıkmazlara götürmektedir. Aynı soydan gelen bu topluluklar tarihî.t ■*m $R DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI II. Ancak. Değişik ülkelerde yaşayan Türk topluluklarının nüfusları hakkında sıhhatli bilgi almak mümkün olmamakla beraber dünyadaki Türklerin sayısının 150 milyonu geçtiğini tahmin etmekteyiz. Bu çalışmada resmî belgelerin bulunamadığı hallerde tarihî tahminlere dayanmak zorunda kaldık. Bu Türkleri iki ana gurupta İncelemek mümkündür. Başka bir ifadeyle Türkiye'ye komşu olan (veya olmayan) ülkelerde yaşayan Türk soyundan toplulukların toplam nüfusu neredeyse Türkiye'dekilerden iki katı fazladır. Birinci kategoridekiler dünya Türk nüfusunda takriben üçte birlik bir orana sahiptirler. yüzyılın sona erdiği şu yıllarda Türk soyuna mensup topluluklar bir devamlılık arzeden ve Balkanlar'dan başlayarak Çinin batı kısmına kadar uzanan değişik ülkelerin hükümran olduğu bölgede yaşarla.. Türk Dünyasının Demografik ve Ekonomik Yapısına Toplu Bir Bakış Nadir DEVLET 1. Türk soyuna mensup toplulukları bağlayıcı unsurların oldukça güçlü olduğu da kabul edilmektedir. İtkini Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi bağımsız devletlerde yaşayan Türkler.

Avusturya. DPTnin verilerine göre 1990 yılında 0-6 yaş gurubu arasındaki nüfus 9. Şincang-Uygur Bölgesi (Doğu Türkistan) M* ni>» - Irak Suriye Kıbrıs Bulgaristan Romanya Yunanistan Yugoslavya ABD Diğer Ülkeler Toplam Türkiye'nin dışında coğrafî bölgelerde yaşayan Türk toplulukları bulundukları siyasî sistemler. Azerî. Şibe (Şi ve).570.000 idi ki. VakMt Karakalpak.871 49. Türk soyundan olup da kendi milR adlarıyla bilinen topluluklar şunlardır: SOVYETLER BİRLİĞI'NDE (Nüfus kesafetine göre): Özbek.456.000 :' 147. Türkiye 3.862. Dünyanın diğer tarafla-nnda ABD.000 200. Özbek ve Tatar.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 57 savaşlar. Karaçay. İRAN'DA : Azerî. Avustralya* Finlandiya'da aslen Rusya Türkleri olan ufak Türk topluluklarına rastlanmaktadır. Kırım Tatarı.000 2. Çünkü %50'in üzerindeki nüfus ekonorr%* hiçbir şekilde katkıda bulunmayan tüketici bir sınıftır. Avrupa'nın dışında ise Suudi Arabistan ve TÜRKİYE: 1990 Yılı Devlet Plânlama Teşkilatı'rnn tahminine göre Türkiye'nin toplam nüfusu 56.000 500. Sor.Tablo) Bu nüfusun büyük bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında yaşamaktadırlar. Karaim. Burayı aşağıdaki 7 coğrafî bölgeye ayırmak mümkündür: 1. Gagauz.000. Yunanistan gibi yabancı devletlerde bulunan ve ezjpi çoğunluğunu Türkiye Türkleri'nin teşkil ettiği Türk toplulukları bulunmaktadır.000 veya genel nüfusun %17. Bu çalışmamızda Türkiye Türkleri konusunda ülkemizde çok sayıda yayın bulunduğundan ana bilgiler vermekle yetineceğiz. İç göçler dolayısıyla Türkiye'deki nüfus hareketlerinin dahi takibinde karşılaşılan zorlukların çok daha karmaşığı diğer Türk topluluklarının nüfuslarının tespitinde ortaya çıkmaktadır. Hakas. Balkar.523-215 9. Başkurt. 67'sini teşkil edecektir.184 2.987. ±ür* AFGANİSTAN'DA: Özbek. Şahseven. İdil-Ural 6. Sovyet Orta Asyası ve Kazakistan (Batı Türkistan) 7. Yukarıda da belirttiğimiz üzere dünyadaki Türk soyluların toplam nüfusu 140 milyonu geçmiş bulunmaktadır. Kafkasya 5.000 200.500. Türkmen t*B:' ! Bunların dışında ise.C.000.680. Başka bir ifadeyle 0-21 yaş arasındaki gurup genel nüfusun %50.43'üne. Fransa. Emekliler. ÇİN HALK CUMHURİYETİ'NDE : Uygur.377. Kumuk. Balkanlar Libya gibi ülkelerde de gerek Türkiyeli gerekse başka bölgelerden buralara yerleşen Türk soylular mevcuttur.5 milyona ulaşmasını beklemek bu fenomenin göstergesidir. Japonya. Hollanda.000 veya genel nüfusun %33. *989 yılında sivil iş gücü 18. (BakAş. Kanada. Kazak. Hamse. Belçika gibi Avrupa Ökelerinde de aslen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkler bulunmaktadır. Tuva. Türkmen. DÜNYADA TÜRK NÜFUSU (1990 TAHMİNİ) Türkiye (1990) Yurt dışı T. Attay. Almanya.000'e ulaşacaktır. eğitim çağındaki 7-21 yaş gurubundaki nüfus ise 18. Karakalpak ve Uygur. Kırgız. Bu da bölgesel demografik araştırmaların ne kadar mühim ol* duğunu göstermektedir.000 24.270 2. Kazak. Vatandaşları SSCB (1989) ÇHC(1990) Afganistan Iran 56. Iran 4. gibi sebeplerden kendi yazılı edebiyatlarını geliştirerek gerek dü. Kırgız. bazılarının Türkiye ile asırlardan beri olan kopuklukları v«.000 120. Suriye. Nogay. bu toplam nü- . Kaşkay. Karapapah. Türkmen. Kundur. Türk ve müslüman toplulukların yoğun olduğu coğrafî bölgelerde rastlanan hah nüfus artışı Türkiye için de geçerlidir. Meshet.570. Zaten Türkiye şu anda dahi enflasyon. Salar(Salur). İkinci Bağımsız Türk Devleti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti.803. Afşar. gerek adet.000 250. Bulgaristan.000 140. Aksi takdirde bazı hallerde her yıl değişen nüfus hareketlerini tespit etmemiz mümkün olmayacaktır. Kafkasya Tüffcmeni. Kengûriü. sıhhatçe özürlüler ve ancak ev işleriyle meşgul olanları bir yana bıraktığımız takdirde. Kırgız.000 150. Dolgan ve Kırımçak.000 2. Irak. afetler ve göçler neticesinde de önceden tahmin edilemeyen değişikliklere uğramaktadır. Bu sorunların halı nüfus artışıyla çözülmesi daha da güç hale gelecektir. Uygur. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Türk soylular Balkanlar'dan başlayarak Çin'e kadar uzanan tarih.24'üne ulaşacaktır. örf ve gerekse düşünce yapısı bakımından kendilerine has özellikler gösterirler. Diğer topluluklarda olduğu gibi bu hızlı nüfus artışı Türkiye'ye de bir hayli sorunları beraberinde getirecektir. din ve dil gibi ortak değerleri paylaşan millletlerin yaşadığı bir bölgede yoğun şekilde bulunurlar.000 2. Kazak. Kaçar. 1985 nüfus sayımında 50 milyon olan Türkiye nüfusunun 1990 yılında 56. Çuvaş. gelir dağılımındaki bozukluk ve işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıyadır.000. Tatar. Zaman içinde bu topluluklar değişik boy adlarını kendi mM adları olarak benimsemişler ve yöresel miBî benliğe kavuşmuşlardır.

C vatandaşlarının en yoğun bulunduğu ülke ise Federal Almanya'dır.396 180. Aynı yıllarda bu sefer Uzak Doğu'da Avustralya'da ve Arap ülkeleri Suudi Arabistan.9 97.1 1249. Federal Almanya'da yüksek sayıda bulunan yabancıların ekserisinin Avrupa kültürüne ve hıristiyan dinine mensup olmaları dolayısıyla en dışta kalan gurup olarak Türkler göze çarpmaktadır.8 106.7 368.5 234.1 630. Neticede başta Federal Almanya olmak üzere Fransa. Türkiye bu sayede hem ülke içindeki işsizlik probleminin bir kısmını çözme ve dış borçlarını ödemede yeni bir kaynak elde etme imkanına kavuştu.2 1362. Bu sorun bazı hallerde Türk Düşmanlığı* şekline de dönüşmektedir.6 8.2 387. Diğer ülkelerdeki Türk vatandaşlarına ve onların problemlerine de iyi bir örnek teşkil etmesi bakımından burayı daha teferruattı incelemek yararlı olacaktır. Bu yabancılar arasında Türkler 1. Her ne kadar Türkiye genç bir nüfus potansiyeline sahip ise de eğitime ayrılan payın düşük olması sebebiyle bu genç potansiyelin kalkınmış ülkeler seviyesinde eğitiimeBİ mümkün olamamaktadır.871 T. Çalışabilen insan gücünün %10..9 29.9 1987 323.2 959. Federal Almanya Cumhuriyetindeki Türkler: Resmî tabiriyle yabancı işçiler (Auslaendische Arbeitnehmer) veya halk arasındaki yaygın tabir Re "misafir işçiler" (Gastarbeiter) Alman ekonomisine bir hayli faydalar sağlamakta birlikte bir takım sosyal ve kültürel problemler de yaratmaktadırlar. Ülkenin değişen bu şartları karşısında maddî güçleri elverenler yabancı okul ve yabancı ülkelerde eğitim aJma gayreti içindedirler. Hızlı nüfus artışının meydana getirdiği işsizlik problemini çözmede mühim bir imkân yakalayan Türkiye'de bu ülkelere çalışmak arzusunda oian T.147 78.0 5.000 49. Federal Almanya'daki tabiî nüfus artışı Alman ve diğer topluluklara nazaran çok yüksektir.3 109. Neticede ise bu durum gerek özel gerekse devlet sektörünün yabancı ülkelerde eğitim görmüş elemanları tercih etmesine yol açmaktadır. Arabistan Irak Kuveyt Diğer Toplam TÜRK NÜFUSU 1. Kısacası.5 13. Libya ve Kuveyt gibi ülkelerde de bir kısım Türk işçilerine istihdam imkânı hasıl oldu. Kısacası bugün yukarda belirtilen değişik ülkelerde toplam olarak 2.1 947. Bu Türkler'in Almanya'daki eyaletlere göre dağılımı ise aşağıdaki gibidir.7 5.400 156.3 4.3İ ' 121. Yurt dışındaki Türk işçilerinin ülkelerine yolladıktan dövizler hükümetin döviz ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılar duruma geldi.0 . Hollanda.1 1987 7.9 2.9 227.3 99. büyük genç nüfus potansiyeline sahtp olan Türkiye henüz kısa vadeli tedbirlerle bu problemin üstesinden gelmeye çalışmaktadır.0 5.630.6 5.2 169. VATANDAŞLARI: 1960'lı yıllardan itibaren başta Federal Almanya olmak üzere diğer Batı Avrupa ülkelerindeki hızlı ekonomik geBşmeler yabancı iş gücüne ihtiyaç doğurmuştu. Ancak 1970'li yılların ortalarında adı geçen Batı Avrupa ülkelerinde işsizlik oranının artması dolayısıyla Türk işçilerine olan ihtiyaç azaldı ve bu işçilerin bir kısmı Türkiye'ye dönmek zorunda kaldı.4 217.58 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 59 füsun %33.1 331.9 331.0 20.345 3.8 3.1 182.1 27.2 20.2 125. Belçika.8 Yabancı Nüfus İçindeki Oranı 1982 86 7.000 160.9 38.039 22.0 8.1%ıin de işsiz olduğu düşünülürse bu oran daha da düşmektedir.400 nüfusla birinci sırayı atmaktadır.377.5 254.259 21.7 232.7 236.538 3.5 milyona yakın T.0 139.300 10. Özetlersek nüfusumuzun %30'u üretici.9 159.313 16.000 24. (Bk.0 328.6 10. Avusturya gibi batı ülkelerinde büyük Türk kolonileri meydana geldi.5' 186. Bu durum aşağıdaki tablodan daha iyi anlaşılmaktadır: TÜRK NÜFUSUNUN YAŞLARA GÖRE DAĞİLİMİ (1982-1987) Yabancıların Toplamı (Bin) Yaş 6'dan ufak 6-10 10-15 15-18 18-21 21-35 35-45 45-55 55-65 65'ten yukarı 1982 400.481.000 4.8 1987 153.1 197.8 109.5 3. Aş.4 260. YURTDIŞINDAKİ T.1 5.C vatandaşı yaşamaktadır.200 yabancı uyruktu bulunmaktadır. Almanya Federal istatistik Müdürlüğünün 1987 verilerine göre ülkede kayıtlı 4. %70'i ise tüketici durumundadır. Bu problemlerin başında çok değişik küttür ve dinden gelen Türkter'in Alman toplumuna uyum sağlayamaması teşkil etmektedir.5 502. Tablo) ÜLKE Almanya Hollanda Fransa Belçika Danimarka ingiltere Avusturya İsveç Norveç Avusturalya Libya S.574 87.7 4.8 354.2'sini teşkil etmektedir.7 Türk Nüfusu 1982 194.5 2.9 17.C vatandaşlarını sevk etmeye başladı.481. Bu da yabancı sorunu yerine Türk Sorunu* ndan bahsedilmesin© yo) açmıştır.660 2.C.

Kırgız. Başkurt ve Çuvaşlar. %55. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu topluluklar kendi yöresel mim benliklerine kavuşmuş olup. Bunun dışında Özbekistan'a dahil Karakalpak. Sovyetler Birliği'nde 15 birlik cumhuriyeti mevcut olup. Tuva. Bunların 6'sı bir Türk boyunun adını taşıyan Muhtar cumhuriyetlerdir (Başkurt. değişik adlarda bilinirler. Orta Asya'da Özbek. Gene de eğitime muhtaç zümrenin yüzdesi neredeyse Türkiye'deki orana yaklaşmaktadır. Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti Ülkenin yüzölçümünün % 75'ine ve nüfusunun % 50'sine sahip olan en büyük birlik cumhuriyeti olup ülkedeki 20 muhtar cumhuriyetten 16'sı da buna dahildir. Ancak ila Almanya'nın birleşmesi dolayısıyla ortaya çıkacak istihdam probleminin başta Türk işçilerine negatif yönde tesiri kuvvetle muhtemeldir.5 milyonluk bir nüfus artışı gerçekleşmiştir. Tuva ve Altaylılar yaşamaktadır. Bilhassa Almanya'da doğup büyüyen oranın eğitim sistemine ve kültürüne intibak eden genç nüfusun Türkiye'ye uyum sağlaması hayfi zor olacak ve1 Türkiye'nin bu sorunları ortadan kaldırması için gerekli bir tedbir alabilmesi de büyük bir fedârlık gerektirecektir. Sovyet Orta Asyası ve Kazakistan (Batı Türkistan) 4.402. Kafkasya'da Azerîler. Çuvaş.3'ûnün bu ülkede 8 yıldan fazla süre kaldığı ve bunların Türkiye'ye dönerek yeni bir başlangıç yapmalarının hayli zor olduğu anlaşılır. bu oran genel Türk nüfusunun %44. Sibirya'dır. muhtar cumhuriyetler ve muhtar bölgelere ayrılırlar. Türkmenistan. Ocak 1989'da yapılan nüfus sayımının resmî verilerine göre genel nüfus 285. Kırgızistan. Kafkasya 3.000'e ulaşmış olup.688 965'e ulaşıp.Ural Bölgesinde başlıca Tatar. Sovyetler Birliği idarî yapı yönünden birlik (ittifak) cumhuriyetler. İdil-UraJ 2. SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ : Yukarıda da ifade ettiğim üzere Türkiye'den sonra Türk soyundan gelen toplulukların en büyük kısmı dünyanın yüzölçümü yönünden en büyük ülkesi olan (22. Bu grupta ise 8 Türk boyu bulun- maktadır. son 10 yılda 23. Kazakistan.Tatar. Türkier'in büyük çoğunluğunu 25-45 yaş arasındaki gurup yani en verimli çalışma çağında olan gurup teşkil eder. 5000 kişilik emeklilik çağına ulaşmış olanlar hesaba katılmadığı takdirde.60 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 61 Almanya'daki Türk nüfusunun 0-21 yaş arasındakilerinin toplamı 652. . bunların 5 tanesi herhangi bir Türk boyunun adını taşımaktadır (Azerbaycan. Kabarda-Balkar. Türkmen ve Karakalpaklar. Bunlar sırasıyla. Sibirya'da Yakut.95'i çalışma yaşındadır. 1. idil(Volga). Kalan nüfusun. Federal Almanya'daki Türkier'in ikâmet süreleri incelendiğinde %71. Yikut). Özbekistan).05'ini teşkil etmektedir. Azerbaycan'a dahil Nahçevan muhtar cumhuriyetleri bulunmaktadır. Sovyetler Birli-ğfndetö Türkler1t4rcoğrafî bölgede İncelemek mümkündür.200 km2} SSCB'nin değişik bölgelerinde yaşamaktadır. Toplu bir göç anında en büyük sorun bu Türklerin Türkiye'ye entegrasyonu olacaktır. Kazak. Sovyetler Birliği'nde resmî görüşe göre 101 millet ve etnik topluluk mevcut olup ancak S'sînin nüfusu 1 milyonun üzerindedir.

978 9.0 32.8 -5.459.137 1.6 35.554.196 4.878 6.241 2.0 7.0 5.462 1.2 -2.224 2.905 2.228 1.214 1.688.0 33.4 0.876 1.897.255 Sovyet İstatistiklerine göre resmî olarak 24 Türk topluluğu mevcuttur.991 1.030.153.7 /İtaptan Rus Ukrain ÖZBEK Belofus KAZAK AZERİ TATAR Etmeni Tacik Gürcü Mo!dovw«* " Utvanyab TÜRKMEN KİRGİZ Alman ÇUVAŞ Lelonyaiı BAŞKURT Yahudi Mordva Leh Eston 262.4 6.019.9» 145.6 -15.5 45.654 137.7 -20.084.530.271 1.117 1.504 2.0 24.355.4 1.9 35.983.137.150.6 -1.027. .216.191.0 7.SSCB'DE NÜFUSLARI BİR MİLYONUN ÜZERİNDE OLAN MİLLÎ TOPLULUKLAR Millet adı 1979 Nüfus İMİ 285.336 1.035.697 3.5 23.441 8.6 13.156 1.0 6.5 11.2 0.1 24.397.295 2.810.693 3.851 ÜBBÜteiŞ 10.371.936.0 7.1 4.998 2.462.839.627-227 4.2 Oranı 1979-89 9.1 5.0 1.439.347 387 12.7 10.570.7 25.765 1.115 3.6 34.068.645.185.477.791.751.850.330 6.0 31.297 2.455.106 6.452 1. 1879-1989 yıllan arasındaki 10 yıllık dönemde genel nüfustaki tabiî artış % 9 iken Türk topluluklarının ortalaması % 25 dolaylarında gerçekleşti.5 4.449.0 -3.3 4.089 42.588 4.6 4.442 5.8 5.4' 5.0 10.968.7*5 6.126.9 3.913 1906.2 34. Bunlann toplam sayısı ise 50 mflyona yaklaşmış bulunmaktadır.4 11.807 1.027.3 16.240 3.718.071550 44 135MB Artış 1970-79 8.151.6 10.5 3.037 1.449.516 1.

1 26.645.4 34.612 92.360.255 282.62 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK YE EKONOMİK YAPI 63 SSCBDEKİ TÜRK BOYLARI VE NÜFUSLARI Türk Boyunun Adı 1979 Özbek Kazak Azeri Tatar Türkmen Kırgız .330 6.5 123.2* 24.297 2.556.371. Türk boylarındaki nüfus artış oranlarındaki bu farklılıklar bölgesel.1 "W ise Ermeni.Tatarlar gibi değişik adlarla bilinen Tatarların kendi adlarını taşıyan bu cumhuriyet İdil boyunda yerleşmiş olup 64.6 13.4 rtel nüfus içindeki oranının her nüfus sayımında azaldığı izlendi (1970 % 53.791.803 1559 49. İDİL-URAL BÖLGESİ: Bu ad bugün coğrafî bir tabir olarak kullanılmakla birlikte Ekim 19TTden Nisan 1918'e kadar bu yörede hakimiyet mücadelesi yapan iç Rusya ve Sibirya Müslüman Turk-Tatarîarı'nm Millet Meclisi" tarafından İdil-Ural Devleti kurmak üzere yürütülen çalışmalar dolayısıyla siyasî bir anlam da kazanmıştı.215 Artış Oranı 1979 35.751.5 10.689 166.978 6.1 33.906.4 10.366 1. ütvanyalı.530.6 16.164 156.913 1.588 Tatariar'm ancak % 25.018 228.462 423.0 7.428 75.739 262.334 70. Bu taksimatlar tamamen siyasî maksatları gözönünde tutmuştur.920) meydana getirirler.8 19.099.5 103. Bu gelişme aynı hızla devam ettiği taktirde ki. bu da kuvvetle muhtemeldir.027.645.082 .776 59.140 88.240 8.625. % 44"ünü ise Ruslar (1.569.657. IdH-Ural bölgesi İdil boyu Türk Bulgar Devleti (VJS40V.0 24.324 328.9 Toplam 1989 nüfus sayımının resmî verilerine göre SSCB'nirrtter 45 vatandaşından birinin Türk ve müslüman vatandaşı olduğu belirlendi. Görüleceği üzere SBCB'ndeki 6..196 2. Diğer 10.000 km^lik Wr yüzölçümüne sahiptir. 3 Fm muhtar cumhuriyeti ve 10 idarî bölgeyi (oblast) içine almaktadır.572 2.3 11. Tatar MSSC: Şimal Türkleri.369 206. 1.000'i(%28.000'inin (%78. bugün Türk.7'ye düşmüştür.8 5. tarihî ve ekonomik şartlara bağlı olmaktadır.5 6. Moldavyalı. Geçe»» 9 yıllık dönemde (1970-79) olduğu gibi bu seferki dönemde de (1979-89) büyük Türk boylan arasında en hız* nüfus artışı Özbekler'de olmuştur.0 1979-89 34.074 66.436 362.317 16.7"f**ı tendi adiBhna teste edilen cumhuriyette yaşadıkları ve burada dahi mutlak çoğunluğa sahip olmadıktan anlaşılır.1 24. yy) Altınordu Devletinin (X!ll-XV. .106 6. Zanntrnızca bu veriler de üç aşağı beş yukarı bugünkü demografik durum hakkında bir fikir wrecemksM 21.455.839. Ruslar gelecek nüfus sayımında SSCB'ndeki mutlak çoğunluklarını kaybetmiş olacaklardır Genel olarak aldığımızda birkaç istisnanın dışında SSCB'nde tabîF nüfus artış ruzmm yavaşlamaya başladığı anlaşılmaktadır.000'i (% 21.0 32. En düşük artış ise dü ve dinî inanç bakımından diğer Türk topluluklarına hayü uzak olan Çuvaşlar'da görülmektedir. Bu nüfusun ancak % 48'ini Tatarlar kendileri teşkil ederler ff .0 7.n&179 131.546 60. Çuvaş Başkurt Karakalpak Yakut Kumuk Kırım Tatarı Uygur Mesnet Türkü Tuvah Gagauz Karaçay Balkar Hakas Nogay Altay Şor Karaim Kınmçak 12.1 15.477.137.718.000'i(% 71.2'sini teşkH etmekledir.998 1.0 24. Gürcü.000 39. Kazan Türkleri. 1979 yılında Slav nüfusu % 75*ter civarında iken 1989'da bu oran % 69.3 3.5 23.442 5.yy) ve bunların varisi Kazan Hanlığı (1437-1552ynin sahasını kaplamakta olup.341 3. Bu eği-Sm Türk ve müslüman nüfusta da sezilmekte ise de henüz kayda değer derecede değildir.452 303.011. Diğer müslüman topluluklarla Törk soyluların toplam nüfusu ise 57.3 19.199 207. Bu bölge bugün RSFSCye da"'' olup 3 Türk muhtar cumhuriyeti.878 6.924 197. Idil-Ural Türkleri. Diğer yandan Ruslar* İse ge- (*) Bu oranlar gerçek nüfus artışını ifade etmektedir.564 71.4.7* 24. Genel* nüfus 3568 000'dir.5 17.449.228 1.477'ye ulaşmış ve bu nüfus genel Sovyet nüfusunun % 20.6 28.1979 % 52. Türk.9 - -mı 48.2 10.5 23.8 3.7 25.185. 1979 genel nüfus sayımına göre ise Tatariar'm 5.588 2.65) RSFSC'de kalanların ise yani 1.1 4.0 31.7)şehirlerde.640).4 ve 1989 % 50.418 132.9 18.771 81.523.35) SSCB'nin diğer cumhuriyetlerinde yaşadıkları görülüyordu 1989 nüfus sayımının mBteÖerin bölgelere göre dağıtanını belirten veriler henüz ilân edilmediği için bu dağılım» 1979 yılına göre neticelerini veriyoruz.T12.7 21. Fin kavimleri ve Ruslar'ın yaşadığı bir bölgedir.8 -26.8). Bunlara her topluluğu ayn ayrı incelediğimizde teferruatıyla değineceğiz.271 1.272 210.686.7 39.3)köylerde yaşamaktadır.033 3.015 16.178 268.599. Bunun2.6 16.661 Nüfus 1989 " 16. kûttürel. Alman gibi unsurlar teşkil eder.5 -2.0 5.8 15.3 33.

.680 1.367.577'e yükselecekti. Çelyabinsk.613. 69 birbirlerinden kopardılar.. SSCB'ndeki başka Türk Cumhuriyetleri ile mukayese edildiğinde hukuken de ikinci-üçüncü plâna atılmış bir kuruluş manzarasını arz etmektedir.7 engel olmayan. Udmurt.384 134.Başkurt Cumhuriyeti kurulduğu halde ise bugünkü Başkurdıstan'ın komşusu ve Tatarlar'ın yoğun bulunduğu Çelyabinsk.9 1.871.2 2. .36'i RSFSC'rtin dışındaki cumhuriyetlerde bulunmaktadır. teorimizi geliştirir ve 1917 yıllarında gerek milliyetçiler daha sonıa yerli Bolşevikler tarafından plânlanan Idil-Ural Devleti veya Tatar Başkurt Cumhuriyeti kurulabilse idi.588 5..Mari.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI . gerek başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerinde bulunan % 75'lik Tatar nüfusu adına da milli kültürü yaşatma gibi zor bir görevi yüklenmiş bulunmaktadır.726 44..460 79. Sverdlovsk..8 1.141 40. Utvanya ! Letonya Estonya Moldovya Diğer Toplanı Nüfus (1979) 648.1 1.. Çuvaş Muhtar ■Cumhuriyetleri.6 0.460 2.000 Tataristan Muhtar Cumhuriyeti kurulurken Tatarlar'ın yoğun şekilde yaşadıkları havaliler bu yeni Cumhuriyetin sınırları için katılsaydı mutlaka değişik bir nüfus oranı ite karşılaşacaktık.051. 157.3 0.031 3. Ulyanovsk. Kuybişev ve Kirov ülkeleri katılsa idi Tatarlar'ın toplam sayısı 3.504'e ulaşmış olacaktı.432 31. Bir adım daha ileri gidilerek. Sverdlovsk ve Perm ülkeleri de bu ortak Cumhuriyete katılacağından Tatar nüfusu 3.6 m..9 0. Şöyte ki. Fakat bugünkü gerçek şudur ki SSCB'nin 15 ittifak Cumhuriyetinin en büyüğü dan (RSFSC) Rusya Federasyonuna daha Tatar MSSCS toplam Tatar halkının ancak % ^*ni içine alan yüzölçümü yönünden de.859 135... Orenburg. İşte bu % 25'lik nüfusa sahip Tatar MSSC'i gerek kendine sınırdaş bölgelerde yaşayan.000'HK nüfusun dağılımı ise aşağıdaki gibidir: Cumhuriyetin Adı Özbekistan i Kazakistan I Tacikistan Kırgızistan l Tükmenistan Azerbaycan Ukrayna i Belorusya* . Kurgan ve Kuybişev ülkeleri) yöreler ve bu yörelerin yerli halkı olan Türkler ortak bir çatı altında toplanmış olacaklardı.764 813. Fakat bir takım siyasî kaygılarla asırlar boyunca birlikte yaşayan. Böylece RSFSC'deki Tatarlar'ın % 78.712.5 0.573 17. çok az bir şive farkı ile aynı dili konuşan aynı kültür ve edebiyatın varisi Tatar ve Başkurtları..43.948 Oran (%) 100 78.0 2.347 . yani büyük bir çoğunluğu kendi Cumhuriyetlerinin sınırları teinde yaşama şansına ve bunun sağladığı imkânlardan faydalanma imkânına kavuşmuş olacaklardı. Bu durumda adı geçen Idil-Ural Devleti sınırlarına Başkurtlar'la Tatarlar'ın müştereken bulundukları (Başkurt MSSC.529 72. Perm Orenburg.744 179..917 45.853'e ulaşacaktı.900 78.837 10.236 47.018 40.765 37. bugünkü Tatar MSSCne sınırdaş olan Tatarları'n yoğun olduğu Başkurt. Bunun gerçekleşmesi için başta herhangi bir tabii (*) Bundan sonrakiler 1970'e göre.645.360.7 15.6 0.■■ •• TATARLARIN BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIMI (1979) Bölge SSCB Genel RSFSC Tatar MSSC Başkurt MSSC Udmurt MSSC Mari MSSC Mordva MSSC Çuvaş MSSC Komi MSSC Yakut MSSC Orenburg Oblast Ulyanovsk Oblast Kuybişev Oblast Çelyabinsk Oblast Sverdlovsk Oblast Perm Oblast Kirov Oblast Penza Oblast Saratov Oblast Nüfus 6. Yukarıda da belirtiğimiz üzere 1979 verilerine göre Tatarların % 21.767 103. .605 219.8 0.980 151.688 2.5 2. Bolşevikler bununla da yetinmeyip bilhassa Tatarlar'ı değişik ufak Cumhuriyet ve idarî bölgelerde bölünmüş bir vaziyette bırakarak onları parçalamayı yeğlediler.640 940.. o zaman bu yöre Türkleri'nin (Çuvaşlar hariç) toplam sayısı 4.446 99..360..7 0... ortak bir Tatar. yani Tatarlar'ın yoğunluk derecesi göz önünde tutularak sınırları belirlenecek bir Cumhuriyette yukarıda adı geçen Ulyanovsk ülkesine komşu olan Penza ile Kuybişev ülkesine komşu SaratoVun TatarTtüfusu da dahil edildiği takdirde bu Cumhuriyetteki Tatarlar'ın sayısı 3.542 10.7 3.6 3.010.205 1.. 1..350 90.731.922 1.

Bundan sonra 1937"de başlayan Stalin terörü de çok kişiyi îdîMJral'dan başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerine kaçmaya mecbur etti. 1979 nüfus sayımına göre.682 48. Bunun dışında Moskova'na! Tatarlar'a kendi cumhuriyetlerinde çalışma izni vermemesi bir hayli aydının başka bölgelerde yerleşmesine yol açtı.442 20.344)'ünü teşkil eden Çuvaşlarte birlikte.888) kendi Cumhuriyetinde yaşamasına rağmen. (*) Bundan sonraki rakamlar 1970 nüfus sayımına göre.4 0.3 RSFSR'da Tatar va Başkurt cumhuriyetlerinin dışında Tatar ve Başkurt toplulukların yoğun olduğu bölgelerde son zamanlarda iki topluluğun ortak kültürel dernekler kurmaya başlamaları.800 $. İhtilâle müteakip patlak veren iç savaş ve bunun getirdiği açlık (19201i yıllar) bir kıamTatar'ı tekrar ülkesini terke mecburettf. Başkurt MSSC: Başkurdistan İdil-Ural bölgesindeki ikinci mühim Türk muhtar cumhuriyetidir.994 935. Dolayısıyla ihtilâl öncesinde de diğer Müslüman-Türk topluluklarının genel toplantılarına katılmamışlar.895.051 17. 1989 nüfus sayımının neticelerine göre 1.b yerlerde oldukça büyük Tatar azınlıklarına rastlamaktayız.664 5.5 3. çoğunluğu.250 Oran(%) 100 94. Rustan'n oram İse % 40.3 (1.66 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI «7 Yukarıdaki tablolar incelendiğinde SSCB'nde Tatarlar'ın bulunmadığı bölgelerin yok denecek kadar az olduğu anlaşılır. Türk dünyasından bir şekilde izole edilmişlerdir.290. (% 52) sağlamaktadırlar.1 68.5 (40.95) şehirli.462 Başkurt mevcuttur. Başkurtlar başlıca kendi Cumhuriyetlerinde ve ona komşu olan ülkelerde yaşamaktadırlar.2 9. genel Başkurt nüfusunun % 68. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'nde 1.000'dir (1987).3 0. 1979 verilerine göre ise bunların % 94. 1917 ihtilâli ise başka bir göç dalgasını başlattı. ileride bu iki Türk soylu topluluğu birlikte mütalâa etme ihtimalini dogurmaktadfft Çuvaş MSSC: İdil-Ural bölgesindeki üçüncü Türk topluluğunu Çuvaşlar teşkil eder.1 RSFSR'da ve % 68.000'i (% 63.2'si (936.2'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır. 143. Bunları diğer Türk topluluklarından ayıran en mühim özellik V Türkçesi denilen bir Tüt k dilini kullanmaları ve Türklerin ekseriyetinden ayrı bir inanca (hıristi-yanltfc ve putperestlik) sahip olmalarıdır. XIX ve XX.1 ZA 1.761 4.2 (122. Nüfus (Demografi) s Başkurdistan'ın sunî bir kuruluş olduğu Cumhuriyetteki nüfus dağıtışından da anlaşılmaktadır. Neticede başta Özbekistan ve Kazakistan Cumhuriyetleri olmak üzere.547. Dağılışları ise aşağıdaki gibidir: BAŞKURTLAR'DA BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIŞI (1971} Bölge Genel (SSCB) RSFSC Başkurt MSSC Çelyabinsk oblastı Perm oblastı Orenburg oblastı Sverdlovsk oblastı Kurgan oblastı Kuybişev oblastı* Kemerov oblastı Kazak SSC Özbek SSC Tacik SSC UkrainSSC Kırgız SSC Nüfus 1. ülkelerine dönmek arzusunu belirtenlere Tataristan'da oturma ve çalışma müsaadesi verilmemektedir. diğer bir kısmı da çarların sürgün politikalarını maruz bırakıldı. Moskova'da (takriben 200 bin).7 0.371. Gene de Çuvaşlar'ia Tatarlar'ın birlikte yaşadıkları bölgelerde bir nevi ortaklıklar tesis edilmiştir. yüzyıllarda ise İdil-Ural bölgesinde kalanların bir kısmı ülkedeki ekonomik şartların elverişli olmaması ve rejimin baskıları sebebiyle Rusya'nın başka bölgelerinde geleceklerini aramaya başladılar. Cumhuriyet nüfusunun (3.404.7 3.448yni teşkil eden Tatarlar ve % 3. Bugün dahi bilhassa Özbekistan'da azınlıklar aleyhine başlatılan kampanyalar sebebiyle.893)'e ulaşmıştır.979 21.3 1.600 km2'lık yüzölçümüne sahip olan cumhuriyetin genel nüfusu 3.452 1.839. Bunun sebepleri kısaca şöyle izah edilebilir.228e ulaşmış olan Çuvaşlar'm ancak % 50'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır.3 0.672 3. Kalanları ise aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere komşu muhtar cumhuriyet ve bölgelerde bulunmaktadırlar.880 133. O dönemde tur kısmı düşmandan kurtulmak için ülkesini terketmişse.7 1.401.280) ancak % 24.000) v. Başkurtlar kendi Cumhuriyetinde Idîl-Urallı diğer Türk boylanyla yani Cumhuriyet nüfusunun % 24.449. Diğer yandan ise ekofiomik yönden kalkınmış olan bir hayli yeni fabrikalar tesis edilen bu bölgenin işçi ihtiyacı ise dönmek arzusunu belirten Tatarlar yerine cumhuriyet dışından getirilen Ruslarla karşılanmaktadır.844.3'ü teşkil etmektedirler.0) köylüdür.842 3.000 (% 36. . Sibirya'da (başlıca Tümen'de takriben 140. Kazan Hanltğı'nın varisi olan Tatarlar Ruslar'ın eline düşen ilk Türk ülkesi olmuştu (1552). Bu nüfusun 2.5 0. 1.269 30.752 43.

7 -_5'.3 0.2'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır.051 Oranı» 100 94. Bundan sonra 1937'de başlayan Stalin terörü de çok kişiyi Idit-Urardan başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerine kaçmaya mecbur etti. 1.1 68.3'ü teşkil etmektedirler.994 935. ileride bu iki Türk soylu topluluğu birlikte mütalâa etme ihtimalini doğurmaktadır.4 0. 1989 nüfus sayımının neticelerine göre 1 839.344)'ünü teşkil eden Çuvaşiar*la birlikte.b yerlerde oldukça büyük Tatar azınlıklarına rastlamaktayız.449. XIX ve XX. 143. genel Başkurt nüfusunun % 68.290.491.000 (% 36.446J'ni teşkil eden Tatarlar ve % 3.7 1.5 TJ3 1. (*) Bundan sonraki rakamlar 1970 nüfus sayımına göre.66 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI________________i____________________________ «T Yukarıdaki tablolar incelendiğinde SSCB'nde Tatarlar'ın bulunmadığı bölgelerin yok denecek kadar az olduğu anlaşılır. Gene de Çuvaşlar'la Tatarlar'm birlikte yaşadıktan bölgelerde bir nevi ortaklıklar tesis edilmiştir.280) ancak % 24.888) kendi Cumhuriyetinde yaşamasına rağmen. Dolayısıyla ihtilâl öncesinde de diğer Müslûman-Türk topluluklarının genel toplantılarına katılmamışlar.761 4.752 43.2si (935. Bunun sebepleri kısaca şöyle izah edilebilir.3 i$M 0% 5.844.269 30.452 1.95) şehirli.404.000) v.893)'e ulaşmıştır. diğer bir kısmı da çarların sürgün politikaların» maruz bırakıldı. 1979 verilerine göre ise bunların % 94.1917 ihtilâli ise başka bir göç dalgasını başlattı. İhtilâle müteakip patlak veren iç savaş ve bunun getirdiği açfck{1820'1i yıllar) bir Kısım Tatar'ı tekrar ülkesini terke mecbur etti. Bu nüfusun 2.880 133. Çuvaş MSSC: İdil-Ural bölgesindeki üçüncü Türk topluluğunu Çuvaşlar teşkil eder.000'dir (1987). çoğunluğu. Dağılışları ise aşağıdaki gibidir: BAŞKURTLAR'DA BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIŞI (1979) Bölge Genel (SSCB) RSFSC Başkurt MSSC Çetyabinsk oblastı Perm oblastı Orenburg oblastı Sverdlovsk oblastı Kurgan oblastı Kuybişev oblastı* Kemerov oblastı Kazak SSC Özbek SSC Tacik SSC UkratnSSC Kırgız SSC Nüfus 1. Moskova'da (takriben 200 bin).1 2. Diğer yandan ise ekonomik yönden kalkınmış olan bir hayli yeni fabrikalar tesis edilen bu bölgenin işçi ihtiyacı ise dönmek arzusunu belirten Tatarlar yerine cumhuriyet dışından getirilen Ruslar'la karşılanmaktadır. Neticede başta Özbekistan ve Kazakistan Cumhuriyetten olmak üzere.979 21.3 (1.842 ■as»'-'3.1 RSFSR'da ve % 68. Sibirya'da (başlıca Tümen'de takriben 140.682 48.0) köylüdür. Başkurt MSSC: Başkurdistan (dil-Ural bölgesindeki ikinci mühim Türk muhtar cumhuriyetidir. yüzyıllarda ise İdil-Ural bölgesinde kalanların bir kısmı ülkedeki ekonomik şartların elverişli olmaması ve rejimin baskıları sebebiyle Rusya'nın başka bölgelerinde geleceklerini aramaya başladılar.2 (122.442 20.462 Başkurt mevcuttur. rVürus (Demografi) s Başkurdistan'ın sunî bir kuruluş olduğu Cumhuriyetteki nüfus dağılışından da anlaşılmaktadır. Rusları'noranı ise % 40.250 RSFSR'da Tatar va Başkurt cumhuriyetlerinin dışında Tatar ve Başkurt toplulukların yoğun olduğu bölgelerde son zamanlarda iki topluluğun ortak kültürel dernekler kurmaya başlamaları. Başkurtlar kendi Cumhuriyetinde Idil-Urallı diğer Türk boylarıyla yani Cumhuriyet nüfusunun % 24.371. ülkelerine dönmek arzusunu belirtenlere Tataristan'da oturma ve çalışma müsaadesi verilmemektedir. Türk dünyasından bir şekilde izole edilmişlerdir.600 km2'lık yüzölçümüne sahip olan cumhuriyetin genel nüfusu 3. Bunları diğer Türk topluluklarından ayıran en mühim özellik V Türkçesi denilen bir Türk dilini kullanmalar! ve Türklerin ekseriyetinden ayrı bir inanca (hıristi-yanlık ve putperestlik) sahip olmalarıdır.1 1. 3. . Bunun dışında Moskova'nın Tatarlar'a kendi cumhuriyetlerinde çalışma izni vermemesi bir hayli aydının başka bölgelerde yerleşmesine yol açtı.7 0.228'e ulaşmış olan Çuvaşlar'ın ancak % 50'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır.5 (40. Bugün dahi bilhassa Özbekistan'da azınlıklar aleyhine başlatılan kampanyalar sebebiyle. Cumhuriyet nüfusunun (3. Kazan Hanlığı'nın varisi olan Tatarlar Ruslar'ın eline düşen ilk Türk ülkesi olmuştu (1552). Başkurtlar başlıca kendi Cumhuriyetlerinde ve ona komşu olan ülkelerde yaşamaktadırlar.547.895. 1979 nüfus sayımına göre.3 0. Kalanları ise aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere komşu muhtar cumhuriyet ve bölgelerde bulunmaktadırlar. (% 52) sağlamaktadırlar. O dönemde bir kısmı düşmandan kurtulmak için öfkesini terketmişse.OOO'i (% 63.800 3.2 9. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'nde 1.

512.738 147.68 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 69 1979 NÜFUS SAYIMINA GÖRE ÇUVAŞLAR Bölge adı Genel RSFSC Çuvaş MSSC Tatar MSSC Mari MSSC Başkurt MSSC Kuybişev oblast Ulyanovsk oblast Kemerovsk oblast* Krasyonarak kray* Orenburg oblast Saratov oblast Tümen Nüfus "1VJ5Î.323 11.0 1. ekonomik.093 948.023 870.URAL BÖLGESİNDEKİ OBLASTLARDA RUSLAR (1979) Oblast'ın Adı Kuybişev Saratov Orenburg Penza Ulyanovsk Perm Toplam Nüfus 2. Idil-Ural'da Türkler arasında nüfus artış hızının düşük olması çok değişik faktörlere bağlıdır. İdil-Ural bölgesinin çok asırlar öncesi Ruslar'ın eline geçmesi neticesinde.689. 1979 yılındaki yüzdelerin değişmediğini kabul ederek 1989 yılı için hesap yaptığımızda Idil-Ural bölgesindeki Tatarlar 5. ve Krasnoyarsk Krayına ait rakamlar 1970 yılına aittir.0 olmuştur. Buna göre son on yılda (1979-1989) Tatarlar'da bu oran %7A Başkurtlar'da % 5.1 bölgedeki Rus çoğunluğunun ve merkezin yürüttüğü Ruslaştırma politikasının neticesi de geleceğinden emin olmayan topluluklara büyük aile kurmayı engeleyici psikolojik faktörler olarak ortaya çıkmıştır.222 Yukarıdaki hesaba göre kabaca aldığımızda Idil-Ural bölgesindeki Ruslar'ın toplam sayısının 16. İDİL-URAL BÖLGESİNDEKİ MUHTAR CUMHURİYETLERDE RUSLAR (1979) Muhtar Cumhuriyetin Adı Başkurt MSSC Tatar MSSC Udmurt MSSC Komi MSSC Mordva MSSC Çuvaş MSSC Mari MSSC Toplam Âğ 1 Nüfus 1.6 1. bazı sınırlar onların lehine çizilmiştir). Diğer Türk boylarında ise bu oranın % 25-30'lara hatta daha yukarılar (msl.6) biraz üstünde olduğu görülür. İdil-Urai bölgesindeki Ruslara geldiğimizde "ise onların bu bölgede büyük bir çoğunluğa sahip oldukları anlaşılmaktadır.344 115.394 31.632 Rus.508. Buna göre Idil-Ural'daki Türk soyluların nüfusu 8.366 1. Ayrıca bölge(*) Kemerovsk ob.7.397 28.8 1. Dinin yasaklanması ve dindarlara yapılan baskılar neticesinde eski ahlakî anlayışlar değişmiş.087 122. Çuvaşlar 1.337 Nüfus oranı (%) 100 96.4 7.7 8. Başkurt ve Çuvaşlar'ın çoğunluğu yaşamaktadır.761. bölgenin endüstriyelleştirilmesi şehirleşme oranının çok yükselmesine sebep olmuş ve geleneksel çok üyeli büyük ailelerin sayısı oldukça azalmıştır.363.6 5.212 338.S 50.774. Bu bölgedeki siyasî.516.482 2. buraya çok sayıda Rus yerleşmiş ve yerli halKyehîrml sahipleri ile evini paylaşmak dorumunda katmıştır (Bölgenin Rus kesafeti hakkında aşağıda bilgi vereceğiz).561 5.093. Idil-Ural'da Orta Asya'da ve Azerbaycan'da henüz şehirleşme oranının SSCB'nin batı bölgelerindeki gibi yüksek olmadığı. şehirlerde çocuk yetiştirmenin maddî ve manevî zorlukları aileleri daha plânlı çocuk sahibi olmaya yöneltmiştir. bu da ailenin yapısını bozmaya sebep olmuştur. Bilhasa bolşevik ihtilâlinden sonra geleneklerin bozulmasına.bunun üstüne eklenen sosyal ve ekonomik yetersizlikler de evliliklerin çabuk bozulmasına. Her üç Türk topluluğunda (Tatarlar'ın biraz yüksek olmasına rağmen) nüfus artış hızının genel Sovyet ortalamasının (%9) altında ve tek Tatarlar'da Rus nüfus artış hızının (%5.254'e ulaşması anlamına gelir. Bu durum zihinlerde sorular doğurmaktadır. Şehirleşmeden sonra ortaya çıkan konut sorunu.547.3 1.920.847 887.250 1.854'ü biraz aşmış olması gerekir.756 92. Kısacası bu ve buna benzer sebepler.4 0.3 1.252 2.Bu Rus nüfus baskısı yerli halka oldukça büyük bir güvensizlik aşılamıştır.550 ve Başkurtlar 1. .816 17.3î>9. kültürel ve sosyal şartların yarattığı psikolojik durum bu gelişmeyi etkilemektedir.893 1.088 8. Fin kavimlerinin de meskûn olduğu İdil-Ural bölgesinde Tatar.6) çıktığı düşünülürse bu nüfus artış hızlarının çok düşük olduğu anlaşılır. geleneklerin daha iyi muhafaza edildiği ve Ruslar'ın sayısının düşük olduğu Türk yörelerindeki gibi bir nüfus artışına sahip olmasını engellemiştir.150 334. Bu durum aşağıdaki tabloda daha açık görülecektir.230.0 6.523 591.822 1. Konuyu biraz açarsak şunları söylemek mümkündür.587.565 22. Bu rakamlardan da görüleceği üzere Ruslar bu yörede mutlak çoğunluğa sahiptirler (Ancak her bölgede olmayıp. Karakalpaklar'da % 39. 1989 yılı nüfus sayımının neticeleri incelendiğinde Idil-Ural'daki Türk boylarındaki nüfus artış hızının her boy için değişik olduğu izlenir.270 629.827.468.306.~Çuvaşlar'da ise "S5. İDİL.497 19.943 olarak tespit edilebilir.

2. Meshet Türkleri için aynı inanılmaz oranda bir artış gösterilmiştir (%o123. Aynı istatistiklerde Kınm Tatarları'nın 1979 nüfusu 132. Sürgün esnasında takriben 250. Dikkat edHdiği takdirde Başkurtlar'da 1970-1979 yılları arasındaki tabiî nüfus artış oran» % 10. Aslında da bu pek gerçeği yansıtmamaktadır. Kalmuklar..00 kadar) v.800 bini* diğer mHIÎ topkriuMart-da kattığımızda 17 milyonluk bir Rus nüfusu karşısında 12 milyonluk bir gayr-ı Rus nüfus söz konusudur. Çünkü her iki oran karşılaştırdığı tekdîrtieTatertar'da son on yılda çocuk doğum oranın nerdey-se % 70 arttığını gösterirdi ki. Sürgünden sonra haklarında 1989'a kadar hiç bir istatistiki bilgi verilmemiş olan Kırım Tatarları'nın sayısı bugün resmî verilere göre 268. Bu aslında tabu nüfus artışını göstermemekte olup. SSCB'nin Avrupa Bölümündeki Türk Boylan: Türklerin Sovyetler Birliği'nde yaşadığı bölgelerin dışında herhangi idarî bölgeye adlan verilmemiş olan Türk toplulukları Sibirya'nın dışında Avrupa Rusyası'nda da mevcutturlar.7). Alman (50. bu nevî zorlukları göze alabilenlerin bîr topluluktaki oranı yüksek olması gerektir. Kırım Tatarları Mayıs 1944'te topyekûn sürgüne yollanmış. Zaten Başkurtlar'la ilgili hane incelendiği zaman bunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.961 326.516(1989) 713. gayr-ı Türklerden ise Almanlar. millet mensupları da bulunmaktadır. dünya savaşında büyük talihsizlik ve haksızlığa uğrayan topluluklar arasında Kırım Tatarları'nın özel bir durumu vardır. Adı Nüfusu (1979) Mordva Udmurt Marl Komi Toplam 1. Bunların en büyüğü hiç şüphesiz Kırım Tatarları olup.000'in esas sürgün yeri olan Özbekistan'a ulaştıkları tahmin edilmektedir.700 2. 1989 nüfus sayımı istatistiklerinde . Şimdi Sovyetler Birliğinde değişen siyasî şartlarda insanlar esas mensup oldukları milletleri korkmadan ifade etme cesaretini gösterebilmişlerdir. son dönemde (1979-1989) bu oran izahı çok güç gibi btr düşüş göstermiştir (5.70 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI Ti Idif-Ural bölgesinde Ruslar'dan sonra en büyük topluluğu yukarıda da ifade ettiğimiz üzere değişik üç Türk boyu meydana getirir.4 gibi bir orana yükselmiş olarak ifade edilmesidir.00 kadar). bu da gerçek değildir. Kısacası Türkler'in yoğun olduğu bölgelerde Rus köylerinin boşalmaya başlamış olması. Büyük bir kısmı Romanya'dan ilhak Bunların dışında yarım milyon kadar Ukraynalı.Asltnda her iki rakamda gerçekleri ifade etmekte olup. Gelecek nüfus sayımında hâla çekindikleri için gerçeği ifade etmeyenlerin de katılması beklenebilir.815.272'dir krbuTta Kırım Tatarları'nın İ379 yılr için belirtilen nüfuslarının tıpa-tıp aynısıdır. Kırım Tatarları. Bilhassa Başkurdis- . kalanları Gagauz. Ancak bazı 1 milyon gibi rakamlara katılmıyoruz. Çünkü uzun mücadalelerden sona 75.000' in hayli üstünde bir rakama ulaştıkları kabul edilebilir.000 civarında bulunan Kınm Tatarları'nın 125.272 olarak kaydedilmiş ve bu on yıllık sürede % 105. Kazak (200. bu sürgün neticesinde halkın takriben % 50'si hayatını kaybetti. Rus nüfus artışındaki hızlı düşüş ve Türkler'de uyanmaya başlayan milfî şuur er veya geç bu bölgedeki Ruslar'ın Idil-Ural'ı terkine sebep olacaktır diyebilir*© .254 olan bu Türkler.696 621. Bilindiği üzere savaş yıllarında Almanlarla işbirliği yaptıkları veya başka gerekçelerle Türk boylarından Kırım Tatarları.b. bundan önceki nüfus sayımlarında şahısların kendilerini başka bir millete mensup oldukların» belirtmelerinden kaynaklandığı kolayca anlaşılmaktadır.468 idi. ne de büyük bir nüfus kaybına uğrayacak bir felakete uğramışlardır. bir-birine benzer bu iki Türk topluluğunun tabiî nüfus artışı yakın olmalıdır.185. Bütün mesele şimdiye kadar kendini Başkurt diye gösterenler bu sefer milliyet hanesine Tatar olarak kayıtlanın yaptırmışlardır. Ruslar'a oranla takriben % 50'lik bir toplam nüfusa sahiptirler.127'lik toplam nüfusa kavuşmaktadırlar. Gagauzlar: Deliorman Türkleri.739'dur. ve bunlarla birlikte bazı küçük azınlıklar sürgüne yollanmışlardı. Böylece Türk boylan ile Fin-Ugor boyları 11. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus ta bu bölgede Ruslar ve Türklerin dışında esas halkı teşkil eden Fin-Ugor kavimlerinin de bulunduğudur.468.21* bir artış gösterilmiştir.873 tan'da yaşayan Tatarlar ya iş yerlerini muhafaza kaygusu veya istatistik memurlarının işgüzarlığı sebebiyle Başkurt diye kaydedile geliyortartaK Neticede «eTatarlar'm nüfus artış hızı % 7. 1989 nüfus sayımının geçici verilerine göreTatariaffm fff^yjü i^inûfusu 6.000 sayısının çok üstünde olduğunu gösterir mahiyettedir. Bu rakama 750.3 olmuş iken 1979 He 1989 yılları arasındaki son on yfflık dönemde 7. Ayrıca çoğunluğu Özbekistan'da yaşayan Kınm Tatarları'nın resmî yollarla Kırım'a dönmeleri çok zor olduğundan bir hayli insan gayr-ı resmî bir şekilde Kırım'a dönmüş bulunmaktadır ki.136olarak verilmiştir ki bundan önceki 1979 istatistiklerinde bu rakam 6. Toplam sayılan 8. Böyle bir tahmin oldukça da gerçekçidir.Resmî istatistik veriler incelendiğinde bilhassa Talar ve Başkurtter'ın nüfus artışı ie ilgili bilgiler bazı açıklamalara muhtaçtır. Görüleceği üzere nüfusla ilgili Sovyet istatistikleri incelenilirken çok değiş* faktörlerin de göz önünde tutulması gerekmekte ve tabii ki bu durum bu istatistiklere güveni sarsmaktadır. Karaim ve Kırımçaklar'dır.7 şekilde kayıtlara geçmiş oldu.6 iken. Dolayısıyla hâlâ millî benliklerini saklayanların olduğunu da düşünerek Kırım Tatarları'nın sayısının 300. Karaçay-Malkartar (Balkar) ve Meshet (Ahıska) Türkleri.284. Onları diğer Türkler'den ayıran husus Çuvaşlar gibi hristiyan inancında olmalarıdır.7).000 civarında Kıran Tatarlarının tekrar Kırım'a dönüp yerleşmesi de bu resmi olarak belirtilen 268.Dolayısıyla biz Kınm Türkleri liderlerinin iddia ettikleri yüksek rakamlar! gerçeğe daha yakın buluyoruz. Bu yüksek oraftın ortaya çıkmasında esas sebep. iki sayı arasındaki fark ise 132. Çeçenler ve Inguşfar. Bu durumda daha önceden nüfus kayıtlarında belirtilmeyen Kınm Tatarları'nın (Kazan) iftarlar hanesinde kaydedildiğini göstermektedir.317. 1985'ten sonra Sovyetler Birliği'nde baskının nisbeten azalması ve değiş* topluluklarda miff şuurun güçlenmesi neticesinde önceden kendini başka bir millete mensup gibi gösterenlerin bu sefer esas müyetlerini seçmeleridir.TaJaâar nanesinde dikkati çeken ikinci husus ise 1970 ile 1979 yılları arasında 9 yıllık dönemde tabii nüfus artışı % 4. Aslında son 10 yılda Başkurtların ne tabiatları değişmiştir. Bunların sayısı aşağıdaki gibidir. Asparuh Bulgarları da denilen Gagauzlar Anadolu Türkçesine çok yakın bir dil konuşurlar.153.4 Başkurtlar'* ise % î.

Tabasaran.559'duKîKAFKASYA BÖLGESİ: Sovyetler Birliği'ndeki Türk soyluların yoğun olduğu ikinci bölgeyi Kafkasya adı verilen Kuzey Kafkasya ve Kafkasya ötesi yörelerinden meydana gelen bölge teşkil eder. Dargin.0'lük bir nüfus artışına ulaşan Azeriler SSCB'de nüfusları hızla artan Türk toplulukları arasında Karakalpak. Iran ve Osmanlı Devleti bu mücadeleyi sürdürmüştü.791.803 nüfusa sahiptirler. Bu hızlı nüfus artışı sayesinde Azeriler son 20 yılda Türk boyları arasında beşinci sıradan üçüncü sıraya yükselmişlerdir.106 Oran (%) 88. Türk kavimlerinden Hun. güneyde Iran Azerbaycan'ı. 1987'de genel nüfus 1. Güney Azerbaycan'dakîleri Iran bahsinde inceleyeceğimizden.768. batıda Azerbaycan'a bağlı Nahçevan MSSC'ni kama gibi kesen Ermeni SSCy*uzeyde Dağıstpn "MSSC ve Güroü SSC ile komşudur.979 255. Karaçay.4 0.Çerkez Muhtar Oblastı. Kuzey-Osetin MSSC. Inguş.600 km2'dir. Polonya ve israil'de de mevcuttur.054. Kuzey Kafkasya bir milletler mozayiği manzarası arz eder.207 136. Karaimler: Karaylar olarak ta bilinen bu çok eski Türk topluluğu Yahudiliğin bir mezhebine inanmaktadırlar. komşu iran'daki (Güney Azerbaycan). Bu bölgedeki Ruslar-'ın nüfus yoğunluğuna geldiğimizde durum aşağıdaki tablodaki gibidir.000 olup % 75'ini Ermeniler'in teşkil ettiği zannedilmektedir. Kırgız ve Kazaklar'dan sonra altıncı sırayı alırlar.000) Azeriler teşkil eder. Ancak her iki topluluk arasındaki oldukça belirgin kültür farklılığını da belirtmede yarar vardır. Sasaniler ve Araplar da bu bölge için mücadele etmişlerdir. SSCB'deki 7 milyonluk Azeriler. Kabarda. bu kısımda ancak SSCB vatandaşları olan Azeriler'den bahsedeceğiz. 1970'lerde 6 bin civarında olan bu nüfus her geçen yıl düşüş göstermektedir. Bölgenin adı Azerbaycan SSC Gürcistan SSC RSFSR Kazak SSC Özbek SSC Türkmen SSC Ukrain SSC Kırgız SSC .548 17.421 73. Hâla çıbanbaşı olma hususiyetini muhafaza etmektedir. Hazar devleti ise burada güçlü bir siyasî birlik oluşturmuştu.1 0. Rutul. 1979 ile 1989 yılları arasında % 24.000'dir (1987) ve bu nüfusun ezici çoğunluğunu (250.914 6. Çeçen-lnguş MSSC ve Dağıstan MSSC adlı idarî-siyasî bölgeler tesis edilerek hepsi RSFSR'e bağlanmıştır. SSCBYrin hiç bir Türk adını taşıyan cumhuriyetinde bu kadar yüksek Türk oram yoktur. Lungsk. Lezgin. Ermenistan'la hiçbir sının olmayan. Bu bölgede Sovyet hakimiyeti yerleştikten sonra ise Krasnodarsk ve Stavropolsk Kray'ları. Daha sonraları Rusya. Toplam nüfusu 180. Zaten böyle bir birleşmeye henüz hiç bir siyasi imkân gözükmemektedir. Osetin. Tsahur ve Agul'lar yaşar. Nüfusları 1.3 Toplam Azerbaycan SSG'nirtyözölçümü 86 600 km olup. Ukrayna.164 Gagauz mevcuttur. Karaimler'in bir kısmı Kırım'da diğerleri Litvanya. Peçenek ve Uzlar'ın hakimiyeti altında kalmıştır. Hazar. Azerbaycan hem coğrafî-stratejik hem de bu nüfus Özelliği Re diğer Türk topluluklarından oldukça ayrılır. Burada Dağıstan halkları diye bilinen Avar. Laks.7 2. büyük çoğunluğu müslümandır. Sovyetler Birliğinin dışında kuzey doğu Bulgaristan ve Dobruca'da bulunurlar.106'ya ulaşmıştı. Abhaz ve Çerkezler bulunmaktadır. Bundan sonra bu bölge Altın Ordu. Ermeni ve Gürcüler tarafından paylaşılırken. 1989 nüfus verilerine göre SSCB'de 197.ötesi bölgesi başlıca Azeri. Azeriler'i diğer Türk topluluklarından ayıran bir husus ta onların ekseriyetinin (%70) islamiyet'in şiî mezhebinde olması teşkil eder ki. Bölgenin nüfusça da ve idarî-siyasi yapıca da en büyüğünü Dağıstan MSSC'İ teşkil eder. Bu yönü ile diğer Türittoplulukfem arasında Türkiye'ye kendini en yakın hissedenler Sovyetler Birliğindeki Azeriler'dir.bazı verilere göre 15-16 milyonluk Azerilerle birleşebildikleri takdirde 22-25 milyonluk güçlü bir nüfus meydana getirebileceklerdir.72 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 73 edilen Moldovya SSC'nde yaşarlar. Bu bölgede 30'un üstünde değişik millet ve halklar yaşar.300 km. Azeriler ancak Sovyet veya Kuzey Azerbaycan'da mevcut olmayıp çok sayıda Azeri tran hakimiyeti altındaki Güney Azerbaycan' ve Türkiye'nin doğu ürerinde de mevcutturlar.3 1. t987 verilerine göre 6. İlhanlı ve Selçuklu devletlerinin hakimiyet mücadelesine sahne olmuştur. Kuzey Kafkasya'nın diğer muhtar cumhuriyet ve bölgelerinde ise Çeçen. Kumuk. birbirlerinden hayli ayrılık gösterenlerin bir kısmı hıristiyan inancına sahipken. bu toplulukları bağlayıcı mühim faktördür.3 0. Bu bölge tarih boyunca kavimlerin göçüne sahip olmuş. fakat Ermenilerin çoğunlukta olduğu ufak bir bölgedir. Burada başta Azeriler olmak üzere çeşitli Türk boyları yaşar.2 idi. kabarda-Balkar MSSC.000 nüfusu olan cumhuriyetin % 9Ö'nını Azeriler kendileri teşkil eder. dir.000 ve yüzölçümü 50. Azerbaycan SSC: SSCB'nin 15 birlik (ittifak) cumhuriyetinden biri olan Azerbaycan'ın yüzölçümü 86. bu yanı ile onlar Iran din? geleneklerine daha yakındırlar.345 59. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'deki Azerilerin toplam nüfusu 6. Avar. Kuzey Kafkasya: Kafkasya'nın Kafkasya. Her ne kadar bu istatistiklerde cumhuriyetlerdeki nüfuslara göre dağılım hakkında bilgi verilmemekle birlikte bundan önceki nüfus sayımlarının ilân edilmiş verilerine ve göç gibi diğer gelişmeleri (Dağlık Karabağ olaylarından sonra Ermenistan'daki Azerilerin Azerbaycan'a Azerbaycan'daki Ermeniler'in büyük kısmının Ermenistan'a sığınması) de göz önünde tutarak yaptığımız tahminler aşağıdaki gibidir. Dil ve küttür yönünden ortaklık olmamakta birlikte İslâm dini. Diğer cumhuriyetler Adı Geçen Bölgedeki Nüfus 6. Nogay. Bulkanesta gibi bölgelerinde yoğundurlar. Özbek. Kırımçaklar: Karaimler gibi Yahudi inancında bulunan bu topluluk bazılarına göre Türkleşmiş Yahudiler'dir.8 1. Buranın Çadır.9 4.779 23.791.678 152.235 17. Çok büyük çatışmalar ve Sovyet ordusunun müdahalesine sebep olan Dağlık Karabağ bölgesi ise Azerbaycan SSC içinde. Ancak Sovyet Azerbaycanı'nda dinî şuurdan ziyade millî şuurun güçlü olduğunu kaydetmemiz gerekir. Azerbaycan'ın bir parçası olan Nahçevan Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne geldiğimizde onun genel nüfusu 278.811. . Türkmen. 1989 Sovyet nüfus istatistik verilerine göre 2.

159.137 200.y. Kuzey Kafkasya'da yani azınlıkların esas bölgelerinde % 25'lerin biraz üstünde oldukları anlaşılır.000).4'ünü teşkil ederler.771 75.000 70. Türkistan adı bugün resmî olarak ancak Türkistan askerî bölgesinde kullanılmaktadır.960) yaşar ve.300 km2 olup Türkiye'nin neredeyse 3.5 mâlisinden fazla bt yüzölçümüne sahip olmasına rağmen nüfusu bu oranda düşüktür ve 1987'de 16. Çarlık Rusyası'ndan devralınan gelenekte (Çarlık döneminde Kazakistan.564 nüfusa ulaşan Nogaylar Dağıstan MSSC ile Stavropolsk krayında yoğun haldedirler. ve 1989 nüfus sayımına göre 282. Bozkır ve diğerleri ise Türkistan genel valiliğine bölünmüştü) Türkistan MSSC ite Kırgız (Kazak) MSSC kurulmuştu. Ukrain ve Belorus gibi Slav toplulukları.000 1.178 156. Azeri. Kabarda-Balkar MSSC'de nüfus yoğunluğunda Kabarda ve Ruslar'dan sonra üçüncü sırayı alırlar (takriben 70. Kazaklar'n bu isme pek rağbet etmedikleri izlenmektedir. Kafkasya Türkmeni. % 60 bu adı geçen yerde (93. SOVYET ORTA ASYASI VE KAZAKİSTAN: Türkistan diye de adlandırılan bu bölgenin SSCB'deki resmi adı Orta Asya ve Kazakistan'dır..140 88. Kundur ve Azeriler: Yukarıda sayılan Türk boylarının dıştnda ufak topluluklar mevcuttur. Kırgızistan.051. Malki ve Terek civarında yoğundurlar. % 90'ı Dağıstan MSSC'de (253. Bugün aslı bu yöreden olan ve dış ülkelerde yaşayanlar arasında bu bölge için Türkistan tabiri kullanılma eğilimi mevcutsa da. Kuban nehri yakınlarında Uçkalan. Buynak. Dağıstan'daki Azerilerin sayısı ise 70 bin dolaylarındadır. y. Kuzey Kafkasya'deki belli başlı Türk toplulukları olarak Kumuk. Türkmenistan ve Tacikistan)'i içine aldığından Çin hakimiyeti altındaki Uygur ve Kazaklar Doğu Türkistan tapirini tercih etmişlerdir. Nogay.000 12. Orta Asya tabiri de oldukça karmaşıktır.778. Rus.7 32i) 32. Kızılyurt. Ayrıca ancak XIX.244. Balkarlar: Karaçaylar'ın doğusundaki Çerek.y. Ancak bu durum 1924"te değiştirildi. Kazaklar'ın % 80"! kendi oumtariyetlerirft» sınırlan İçinde yerleşmiş olmaianha rağmen ülke nüfusunun mutlak çoğunluğuna sahip değillerdin . Karaçaylar: Aynı özelliği gösteren ve aynı yazı dilini kullanan Karaçaylar her yerde Balkarlar'la (Malkar) birlikte belirtilirse de idarî'yönden Karaçay-Çerkez Muhtar Oblastına dahil edilmişlerdir. Teberde ve Zelençuk mevkiilerinde yoğundurlar.'ın ikinci yarısında bu bölgeye hakim olan Ruslar'a karşı bütün Kafkas halklarının fazla muhabbetleri olmadığı gerçeği de bunların gelecekte bir nevi dayanışmaya başlayacakları ihtimalini de kuvvetlendirmektedir.044 4.000 Rus Nüfusu (1979) 189.771 nüfusa sahiptirler. Kafkasya Türkmeni ve Kundurlar'ı görürüz. Yahudi ve Dungan gibi yabancı kavimler ve yerli Tacikter yaşamaktadır. Kundurlar ise Nogaylar'a yakın bir Türk boyudur.550.000 732. 1989 nüfus sayımına göre 156.032. İşte bu Orta Asya veya Türkistan diye adlandırılan bölgede başta değişik Türk boylan olmak üzere (Kazak. Çegem. Her iki yörede de nüfusu 25.4 27. Kaykent. ihtilâlin ilk yıllarında. Özetlersek Kuzey Kafkasya'da çeşitli Türk boylarının genel nüfusu aşağıdaki gibidir Bu Türkler komşu Azerilerle aynı din. 15 bin civarında diye tahmin edilmektedir. Bu bölgedeki.178'dir.089 2.000 5. Kafkasya Türkmenleri XVIII. Kırgız. Kitleler halinde Hasanyurt. Türkmen ve Özbek gibi yerli. Azeri ve Uygur gibi sonradan yerleşen Türk toplulukları).0 Boyun adı Kumuk Karaçay Balkar Nogay Türkmen Azeri Toplam Nüfusu 282.653 Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere Ruslar ancak iki krayda çoğunluğa sahip olup. Karaçay.564 15. 1989 nüfus sayımına göre 88.474 234.00 702. AtaarvKoJeji. Kazak SSC: SSCB'deki 15 birlik cumhuriyetinin RSFSC'den sonra ylteMçümü bakımından ikinci en büyük ülkesi Kazakistan 2. Özbek ve Türkmen SSC'teri ite Tacik MSSC kuruldu. Kısacası oldukça bir kavram karışıklığı meydana gelmektedir.000 367.2 82. Baksan. Kumuklar: Kuzey Kafkasya'daki en büyük Türk topluluğu Kumuklar'dır. Kırım Tatarı.692 336.000'kişlnin yaşadığı bir ülke görünümündedir. Fakat şu anda Kuzey Kafkasya çok karmaşık etnik bir manzara arz etmekte ve önceleri Kumukça olan anlaşma dili yerini Rusça'ya bırakmıştır. Kazakistan.235. Ayrıca Türkistan kavramı genelde SSCB'deki beş cumhuriyet (Özbekistan.000'in üzerindedir.152.853.W TftpırnrfteıvAim ırtrAnı DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI---------------------------------------------------------------T» Bölgenin «di Dağıstan MSSC Kabarda-BalkarMSSC Kuzey Osetin MSSC Ceçen-lnguş MSSC Krasnodar Kray Stavropol Kray Karaçay-Çerkez MOb Toplam Bölge Genel Nüfusu (1987) 1.100 Oran(%) 10. y.000 2. Bugün ise Kazakistan'ın dışındaki dört cumhuriyete Orta Asya cumhuriyetleri denilmektedir.3 7$2 60. Tatar. Bu bölgede diğer halkların arasında Türkler'in de oldukça mühim bir yeri olduğu anlaşılmaktadır. Daha önceleri.140 olup. Kaytak ve başkent Mohaçkale çevresinde yaşarlar. Babayurt. Cumhuriyet nüfusunun % 14. Nüfusları bilinmemektedir.'da esas Tükmenler'den kopan bir topluluk olup. Malkar (Balkar).00 619. Karakalpak.664 7. dil ve kültürü paylaştıklarından çeşitli sürtüşmeler içinde olan diğer Kafkas halkları arasında bir potansiyele sahip oldukları söylenebilir. Nogaylar: 1989 nüfus sayımına göre 75.684) bölgede yaşar. f#2D'de ortadan kaldırılan Buhara ve Hive hanlıkları da bu Türkistan MSSC dahil edHdf.768.

8 1. Tacikistan.000 (% 7.5 milyon civarında iken 1989'da bu rakkam 16. Kalanları ise Özbek SSC'nin Endican oblastında bulunmaktadır. Ancak Sovyetler Birliğindeki bütün Kazaklar'ın kendi cumhuriyetlerine yerleşmesi hafinde dahi Kazakistan nüfusunun ancak %50'sini teşkil edebileceklerdir....16 0. Kazakistan'da bu kadar yabancı nüfusun bulunması çarların ve ondan sonra da Sovyet yönetiminin politikası neticesidir.991 5. Bu hatta medenî diye bilinen topluluklar için de geçerlidir (İrsi. Bu politika diğer alanların ihmal edilmesine de yol açmıştır.686. . Bazı Özbek gençlerini. bundan önceki dönemde (1970-1979) %35. .5 Uygur Türkleri : Uygurlar'ın esas vatanı Çin'in Singiang-Uygur Muhtar Bölgesi (Doğu Türkistan) olmasına rağmen. 1989 sovyet nüfus sayımının neticelerine göre SSCB'de de 262. Kırgızistan'ın Oş bölgesinde Özbek-Kırgız çatışması.6 0.000'e ulaşmıştır.199 Uygur mevcuttu... Çin-Sovyet çatışması yıllarında bunlara özel bir ehemmiyet verilerek. Ancak bu nevi hak nüfus artışı bir-takım sosunları da beraberinde getirmektedir.6 ve 7 fertH ailelerin oranı %69.600 km2'dir.4 0.23 0.1 1. Büyük ailelerin ekserisi de kırsal kesimde yaşamaktadır. Tabiiki bu hızlı nüfus artışında en mühim etken doğum oranının çok yüksek olmasıdır. Konut yetersizliği. Kazakistan'ın diğer demografik bir özelliğini genel nüfusun % 39'unu göçmen Ruslar'ın teşkil etmesidir.5) komşu Özbekistan'da 520.2 1. Uygulanan pöiHika neticesinde Özbekistan'da köy ekonomisi giriştirilmiş ve bu ekonominin de %75*ni toprağa bağlı ekincilik (başta pamukçuluk) teşkil eder. Çin Halk Cumhuriyetinin Singiang-Uygur Muhtar Bölgesinde (Doğu Türkistan) yaşayan 1 milyon civarındaki Kazak'tan ise ileride bahsedeceğiz. Özbekistan SSCB'nin 2/3 pamuğunu üretmektedir. Son on yılda İse demografik tablo Kazaklar'ın lehine değişmeye yoz tutmuştur. Türkmenistan ve güneyde Afganistan ile komşudur. Aynı yılda Kazaklar cumhuriyet nüfusunun ancak % 36'sını teşkil ederken son on yılda gerçekleşen yüksek nüfus artışı sayesinde (% 24.. yüzölçümü 449.. Özbek SSC : Bu cumhuriyet Kazakistan.5 olmuştu.8 36.000 civarında buralara sürülmüş olan Almanla/dır. Aşağıdaki tablo daha iyi bir fikir verecektir: Yukarıdaki tablodan görüleceği üzere Kazaklar ancak diğer Türk toplulukları ile mutlak çoğunluğa ulaşma durumundadırlar. Kazakistan'a son Rus göçü 1960'lı yılların başında durmuştur. Özbekler'in toplam nüfusu 1979 yılında 12.. bugün bu yöndeki faaliyetler çok azalmıştır. Meshet Türkteri'ne ve Kırım Tatarları'na kanlı saldırılan. Topluluklar. Her 'iki dönem mukayese edildiğinde tabii nüfus artışının hızında son on yılda 'çok az bir düşüş kaydedilmişse de. daha öncelerde Taciklerle olan sürtüşmelerin hepsi Özbeklerin çaresiz* içine düşerek.1) bu dengeyi kendi lehlerine bozabildiler. . 4879 yılında Ruslar ülkede hatta % 41'e ulaşan bir orana sahiptiler...0 0. Kısacası Kazaklar demografik yönden dinamik bir topluluk manzarası arz ederler ve sayılarının gelecek yıllarda da hızla artacağı söylenebilir.0 6. Özbeklerin ekseriyeti kendi cumhuriyetinde yaşar (%70) kalanlar ise komşu cumhuriyetlerde meskundurlar. Son on yıldaki nüfus artışı (1979-1989) %34 olarak gerçekleşmiş.000 civarındaki Ukraynalılarla.. Kazaklar'ın diğer büyük çoğunluğu 620.14 2. eğitimdeki kifayetsizliklerin üzerine işsizlik sorunları da yükselmektedir. her ne kadar pravokos-yon neticesinde olsa dahi. Özbekler'in %60'tan fazlası da bu nevi kırsal kesimlerde yaşarlar. Özbekler SSCB'deki en kalabalık Türk boyunu teşkil ederler ve büyük milletler arasında Tacikler'den sonra en süratle artan toplulukturlar..1 2. kendi içlerinde bir takım problemler çıktığı zaman. 850.700.5 0. Amu-Derya ile Sır-Derya arasında çok verimli bir bölgede yerleşmiştir. Kırgızistan.ıı TÜRK PpNYASI EL KİTABİ DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI TT 1979 YIUNA GÖRE KAZAKİSTAN SSC NÜFUS DAĞILIMI Nüfus (Bin olarak) Genel Rus Kazak Ukrain Alman Tatar Özbek Belorus Uygur Kore Azeri Polonyalı Mordva Yahudi Moldovyalı Çuvaş Dungan Başkurt Başka 14.240'a ulaşmıştır.18 0.. propoganda maksatları için kullanılmışlarsa da.76 . Kısacası ülkenin ekonomisi haikınm ihtiyacım temin edememek gibi bir problemle karşı karşıya kalmıştır..539). %70'i Kazakistan SSC'nde ve bu cumhuriyetin Atma Ata oblastı ile Taldı Kurgan Oblastlarında yaşamaktadırlar (183.19 0.9) RSFSC'de Ve diğer cumhuriyetlerde bulunurlar..289 898 858 313 263 181 148 92 73 61 34 28 26 23 22 21 363 Yüzde(%) 100 40.. bir 'günah keçisf aramaya başlarlar.15 0.000 (% 9. Kazakistan'da gayr-ı Türk iki göçmen unsur daha mevcut olup.684 5. 1979 yılında Özbekter'de 5. Bunlar çeşitli dönemlerde Çin'den kaçarak buraya sığınmış olanlar ve onların çocuklarıdır. Neticede son yıllarda (1989-1990) meydana gelen sosyal patlamalarda demografik gelişmenin ve ekonomik istikrarsızlığın büyük rolü olmuştur. bunlar 900. Özbeklerde diğer milletlere nazaran büyük aile tipinin oranı dâ hayli yüksektir. bu mühim denilecek kadar değildir. Almanya'daki Türk düşmanlığı') Yukarıda da belirttiğimiz üzere 1989 nüfus sayımına göre SSCB'deki Özbekler'in toplam nüfusu 16. bu gelişmelerin sorumlusu olarak yabancıları görme eğilimlerinden kaynaklandığı düşünülebilir.2 iken Rus-lar'da bu oran ancak %11 idi...

718.000 60. Türkmen SSC : SSCB'de Orta Asya cumhuriyetleri diye adlandırılan cumhurbyeterden biri de Türkmen SSC'skfir.489 Genel Nüfusa Oran (%) 100 85 7 3. Onları da müslüman Azeriler'den ayırmak hayli zordur. Sovyetler Brliği'ndeki Türkmenlerin genel sayısı 1989'a göre 2.168. 200. Kısacası iki topluluk girift demografik bir manzara arz ederler. Karapapahlar. Tacik. Buna benzer bir Yahudi topluluğu Azerbaycan'da mevcuttur.000 163.1 1.038 100.6 Yukarıdaki tablo incelendiğinde bir milyonun üstündeki bir Özbek nüfusunun Tacikistan'da bulunduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda da belirttiğimiz üzere Özbekler kendi cumhuriyetlerindeki genel nüfusun takriben %70'ni teşkil ederler. Meshet Türkleri : 1944'ten önce Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Acar MSSC'nda Meshet sıradağlarının bulunduğu bölgede yaşayan bü Türkler Stalin'in ufak halkları Sürgününden kurtulamayarak başlıca Özbekistan'a yerleştirilmişlerdi. Kazak. Son yıllarda her ne kadar Özbek aydınları Türkistan ve Türk birliği hakkında propoganda yürütmelerine rağmen Meshet (Ahıska) Türkleri'ne ve Kırım Tatarlarına karşı başlatılan kanlı saldırılar bu nevi bir birliği baltalamaktadır. 864. Sovyetler BHğrrin dışında Türkmen SSC'ne komşu Kuzey İran'da Horasan vilâyetinde ve aynı şekHde sınırdaş Afganistan'da.183. Bunlar Buhara Yahudisi olarak ta bilinen asırlardan beri burada yaşayan.240 14. Karakalpak.538.000 92. Türmenier ve Hemşinler de bu guruba dahil edilerek sürülmüşlerdi.000 95.000 kadarını 1944'te bu bölgeye sürülen Kırım Tatarları teşkil eder.422 Tacik Özbekistan sınırları içine yerleşmiştir.297 idi. herjki taraf bir-birlerini kendilerindeki azınlıkların (Özbek veya Tacik) nüfus verilerini tahrifle suçlamaktadır. Meshet Türkleri'nin ekserisi Özbekistan'dan göç etmiştir. Gelişmelerden huzursuz olan diğer Türk boylarında da SSCB'nin başka bölgelerinde veya yurt dışına yerleşme temayülü artmıştır. Kürtler.369'luk bir nüfusa erişmiş gibi gösterilmektedirler.7 4. Sovyetler Birliği'ndeM Türkmenlerin %93.7 0.000 113.304 1. Türkiye ve Suriye'de de Türkmen toplulukları mevcuttur. aynı şekilde Kırım Tatarları arasında da vatan Kırım'a dönme hareketi başlamış ve 75 bin kadarı Özbekistan'ı terk etmiştir. 1989 yılında Özbekistan'da kanlı saldırılara maruz kaldıktan sonra büyük bir kısmı Sovyetler Bırliği'nin çeşitli^erlerine dağıtıldı. bk Joanu ise Türkiye'ye oatdî. Türkmen ve Yahudiler Türkistan yöresinin yerli halkıdır.658 864. Toplam sayıları 1989'a göre 423.041 917.059.4 3.000 19.00 km2) kaplandığından yerleşim merkezleri hayli azdır.5 0.5 3.4 0.436'dır ve ekserisi Karakalpak cumhuriyetinde yaşar. Kazaklar'a daha yakın bu Türk gurubu Karakalpak MSSC adlı Özbek SSC'ne bağlı bir cumhuriyete de sahiptirler.000 620.9 0. Diğer Türk boyları ise Tatar ve Azeriler'dir. Tabii ki henüz Ruslar'a karşı açık düşmanlık emareleri ortaya çıkmamakla birlikte Ruslar da Özbekistan'ı terke başlamışlardır. Haklarında uzun yıllar bir şey yazılmamıştı.78 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 79 ÖZBEKLERİN DAĞILIMI (1989) Bölgenin adı Genel Özbek SSC Tacik SSC Kırgız SSC Kazak SSC Türkmen SSC Diğer bölgeler Nüfus 16.5 . Özbeklerin bir haylisinin Farsçanın şivesi olan Tacikçe konuştukları gerçeği de göz önünde tutulmalıdır.686. aynı din ve mezhebe mensubiyet sebebiyle hayli evlilikler gerçekleştiği.304 • 1. Türkmenler Türk boyları arasında nüfusları en hızlı artan Özbekler'te aynı tabiî nüfus artış oranına (son on yılda %34) sahiptirler.1 0. Esas yerleşim merkezlerine döndükleri hakkında ise herhangi bir bilgi mevcut de-ğildir.8 0.332 350. sahip olan Meshet veya Türkiye'deki ifadesi ile Ahıska Türkleri 1989da 207. Kırgız.7 2. Özbekistan'daki Türk soyluları Ur arada mütalâa ettiğimiz tekdirde Özbekistan cumhuriyetinde %80'lik bir orana sahiptirler.100 km2'lik bir sahayı kaplamasına rağmen ülkenin 4/5'ni Karakum çölü {350.2 2. Burada Yahudiler hakkında da kısa bir açıklamada yarar görüyoruz.000 143.183.921'lik bir nüfusa.000 410. 488. ilkini İdil boyu-Tatarları teşkil ediyorsa.665.4 ise (2.4 0. 1944 sürgünü esnasında onların dışında Gürcistan ile Ermenistan'da yaşayan Meshet Türkleri. Bunlar arasında Karakalpaklar'm ayrı bir statüsü mevcut olup. bir haylisi Özbekçeye tam hakkıyla vakıf Yahudi inancındaki halktır. Tatarlar'ı aslında iki gurupta mütalâa etmek gerekir.036 567.384 Özbekistandaki Oranı (%) 70 8. Özbekistan'da yaşayan diğer topluluklar aşağıdaki gibidir: Milliyet Özbek Rus Tacik Tatar Kazak Karakalpak Koreli Kffgız Ukraynalı Türkmen Yahudi Azeri Toplam Nüfus 14. Ukraynalılar ve Korelilerin dışında yabana unsurun olmadığı anlaşılır.422 650. Ancak asırlar boyu birlikte yaşayan bu topluluklar arasında bir hayli kültürel ortaklıklar olduğu.889) yani büyük ekseriyeti kendi cumhuriyetinde yaşarlar ve aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere Türkmen SSC'inin genel nüfusunun %75. 1926 nüfus sayımında 137.3 100 Yukarıdaki tabloyu incelediğimizde Ruslar.

teşkil ederler: .

000 km^tfir. Yakutların genel nüfusu işe 1989'da ancak 382. Oiğer Türk boyları ile birlikte Türkmenistan'daki Türk soyluların oran» %89.000 Yakutistandaki Oranı (%) 41.332 109.0 1.6 0. Kullandıktan dile Soyonca veya Uranhayca'da denilirdi.326 11.324 101. Hakaslar.60 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI M TÜRKMEN SSC'NDE NÜFUS DAĞILIM (1989) Milliyet Türkmen RU6 Özbek Kazak Tatar Azeri Nüfus 2. II y.5) başta dünyanın ikinci büyük krater gölü Issık Göl (6. Sibîryada başlıca Yakutlar. SİBİRYA BÖLGESİ: Urai dağlarının doğusundaki Tobol. İki topluluk arasında kışkırtmaların olaylara yol açtığı bir gerçektir. Irtiş. %98'i kendi cumhuriyetlerinde yaşar.4 3.7 2. 3. Tuva MSSC nin nüfus dağılımı ise aşağıdaki gibidir: .202 km2) olmak üzere çeşitli göllerle çevrili dağlık bir bölge olan Kırgızistan'da yaşarlar.5 kendi cumhuriyetlerinde yaşamasına rağmen mutlaK çoğunluğa ulaşamamışlardır.000 317.043. Batı Sibirya Tatarları.Ö.500 km2'dir.103.0 13.000 3.876 46. yani menfaat çatışmaları dolayısıyla asgari müştereklerde de anlaşamadıklarını göstermektedir.6 2.0 17. Ukraynalı ve Ermeniler ise mutlak çoğunluğu ellerinde tutarlar. Tuva MSSC 1.538. Fakat topluluklarda bu nevi bir psikolojinin gelişmesinde Sovyet mitîî politikasının büyük tesiri de unutulmamalıdır. Yakut MSSC : Burası SSCB'nin yüzölçümü bakımından en büyük muhtar cumhuriyeti olup. Kırgızlar diğer Türk soylularla birlikte %70'in üstünde bir orana kavuştukları gözükmektedir.588 368.y'da adlarına rastlanan en eski Türk boylarından biri olan Kırgızlar'ın ekseriyeti (% 88. 19874de cumhuriyetin nüfusu 1. anlaşılması hayli zordur.7 0f7 0.3 0.889 350. Bunun dışında Çin'de (Doğu Türkistan'da) ve Afganistan'da da Kırgızlar bulunmaktadır.0 22.000 28. Tuvalılar'ın Karagas (Tofa) denilen bir boyu da bulunmaktadır.0 Toplam Türkmenistan'daki tek yabancı unsur olarak Ruslar görülür.924 idi.6'ya çıkar.143. Kırgızistan'da yabancı unsurlar olarak işe %22'lik oranda başta Ruslar olmak üzere.293.000 15.9 100.000 100.000 Türkmenistan'daki Oranı ?$5 10.1 35. Kırgız SSC nüfus dağılımı ise aşağıdaki gibidir: KIRGIZ SSC'NDE NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Kırgız Rus Özbek Ukraynah Alman Talar Uygur Kazak Dungan Tacik Toplam Nüfus 2.000 Kırgızistan'daki oranı (%) 54.1 0. Altaylılar git» değişik adtaki Türk soyluların toplam nüfusları 1 milyona dahi ulaşmaz ve yaşadıkları bölge yerleşime fazla elverişli olmamakla birlikte.4 9.000 25.018 30.4 1. çok büyük yeraltı zenginliklerine sahip olması bakımından mühim bir bölgedir.6 100.000 " 4.3 Görüleceği üzere geçen dokuz yıllık dönemde (1970-1979) Kırgızlar cumhuriyetlerinde mutlak çoğunluğa sahip değilierken şimdi buna ulaşmışlardır. İşim.057 72. Fakat 1990 yılında Oş yöresinde Kırgızlarla Özbekler arasında meydana gelen kanlı çatışmalar Türk boylarının sosyal ve ekonomik nedenler. Oturdukları bölgeye Tannu-Tuva denir.255 idi ve bunların %96. Bu durum aşağıdaki tabloda daha açık görülür: YAKUT MSSC'NDE NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Rus Yakut Ukrain Tatar Diğer Toplam Nüfus 429. 1989 nüfus sayımına göre Sovyetler Biriiği'ndeki Tuvalılar'ın toplam sayısı 206.750.043.000 15. Sovyetler Biriiği'ndeki Kırgızlar'ın kalan kısmı komşu Özbekistan ile Tacikistan'da mevcuttur. Tuvahlar. Ukraynalılar ve ikinci dünya harbinde sürdün edilen Almanlar sayılabilir.000 40.370. Kırgız SSC: Çin kayıtlarında M. Yakutlar gibi Tuvalılar'da eski bir Türk dilini kullanırlar.4 1. Sovyetler Birliği'nin bu az nüfustu bölgesinde bazılarının adlan idarî-siyasî bölgelerde verilmiş bu Türk topluluklarına Altay Türkleri de dendiği binmektedir.703 567.3 4.0 Tuva MSSC : Tuba adına Çin'in Su sülâlesinin (581-618) kayıtlarında rastlanmıştır.210 1.933 911.000 idi. Rus (%42). Obi Irmaklarını içine alarak Altay dağlarına kadar uzanan bu bölgede de çeşitli Türk topluluklarına rastlamaktayız. Türkmenlerin %65'i kırsal kesimde yaşamakta olup başkent Aşkabad'da Türkmenler ancak %40'Iık bir orana sahiptirler.000 187.

Bunlarda aşağıdaki gibidir: : SİBİRYA TATARLARININ NÜFUS DAĞILIMI Oblast'ın adı Tünen Omsk Novosibirsk Torrtsk Irkutsk Arhangelsk Çikitinsk Kemerov Magadan Toplam Nüfus 136.255 206. Tobolsk.714 28. Kırgız. Onların Kırgız ve Sagay adlı iki mühim kolu vardır. yani Doğu Türkistan'da . Buna Dolganlar'ın kendilerine Saha.821 6. yanî Yakut demeleri de sebep olabilir. Bu Türkler'in ekseriyeti de1955'de kurulan Sîncang-Uygur Muhtar Bölgesinde. Kemerov oblastında yaşayan ufak bir Türk boyu Şorlar'ın genel nüfusu 1989'a göre 71.0 Dağlık Altay Muhtar Oblastı: 1989 nüfus sayımına göre 71.747 4.826 olarak verilmiştir.3*ü (936.031.630 41.233.088. 1990 yılının Ağustos başlarında Tuvalılar'ın ülkedeki Ruşter1» kp* mak için faaliyetlere giriştikleri haberferi çıkmışta Çok ağır şartlarda olmalarına rağmen benliklerini muhafaza etmeye çalışırlar. 1949'da Mao'raa* iktidara gelmesiyle Çin'de sosyalist bîr sistem yürürlüğe girmiştir. Bu bölgede Sibirya Buharalıları denilen bir Türk topluluğu daha mevcut olup.317'dir. Altaylılar ise kendi bölgelerinde 50 binden fazla bir nüfusla genel nüfusun %30'nu teşkil . Bunlar sırasıyla Uygur.924 316. 1964-1982 yılları arasında %68. Hakas Muhtar Oblastı: 1989 nüfus sayımına göre 81.2'lik tabiî bîr nüfus artışı olduğunu kolayca tahmin edebiliriz. Ancak son nüfus sayımlarında artık adlarına rastlanmamaktadır. dağınık ve Ruslar'm arasında yaşamaktadırlar. Salar.317 5.9 15.064.785 77.000 81.372 64.254) teşkil ediyorlardı. Tümen'de zengin petrol yataklarının bulunması buraya çok sayıda yabancıların (Rus) gelmesine de yol açtığını kaydetmekte yarar vardır.213 Batı Sibirya Tatarları: Obi ve ve Irtiş vadilerinde. Tümen.289 Kısacası Sibirya'nın muhtelif yerlerinde 350 bin civarında Sibirya Tatan'nın mevcut olduğu tahmin edilmektedir.170 nüfus artarak &470.ederler. Ancak 1 milyon civarındaki bu topluluklar yaşamaya elverişli olmayan.5'a ulaşmaktadır. Ancak bunların genel Tatar nüfusu içinde kayde-dilip-edilmediği meçhuldür.757 46. Hakaslar ise ancak %12'lik bir oranla 60 binin biraz üzerindedirier. Tomsk ve Baraba'da fazlaca sayıda olan ve Kazan Tatarları ile yakın akrabalığı olan bu Tatarlar. Krasnoyarsk Krayına bağlı Taymır (Dolgan-Nenets) muhtar okluğunda bulanan Dolganlar ise takriben 5 binlik bir nüfusa sahiptirler. Bunların içinde Türk soyluların nüfusu 7. Özbek ve Tatar gibi föıfe boylarına mensupturlar.511) Türk soylular bulunmaktadır. Msl.82 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI S3 TUVA MSSC'NİN NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Tuvali Rus Hakas Ukrain Diğer Toplam Nüfus 202.729 4.esas Çtnffler %93.4'lük bir artış oiduğu kaydedilmektedir.193 1. adlandırılan. Onların bölgesinde de Ruslar 110 binlik bir nüfusla %64'lük nüfus oranına sahiptirler. ÇİN HALK CUMHURİYETİ: Dünyanın en büyük nüfusuna sahip dan Çin Halk Cumhuriyeti'nde de (3982 rşsmî istatistik bilgilerine göre 1.793 2.000 Tuva'dakl Oranı (%) 70.1 26. Fakat bîr Haylisi mlB benliğini korumuştur.824) azınlıklar ise %6. Kazak.5 100.289 25.428 nüfusa sahip olan diğer bir Türk boyu Hakas'lar Krasnoyarks Kray'a bağlı Hakas Muhtar Oblastında yaşarlar. bölgelerde. Bu hesaba göre azınlıklar arasında dahi Türkler'in oranı ancak % 10. Özetlersek Sibirya bölgesinde aşağıdaki Türk boylan mevcuttur: Topluluk adı Yakut Tuvali Sibirya Tatarı Sibirya Buharaİısı Hakas Altay Dolgan Toplam Nüfus (1989) 382.5 5. Bu rakamları ve genelde kırsal kesimde yaşayan Türkler'deki yüksek nüfus artışım da göz önünde tutarsak son 9 yılda %34.317% ufak bir nüfusa sahip olan Altaylılar'a eskiden Oyrot ta denirdi.000 1. Elimizde ancak 1979'a göre olan istatistiki bilgiler mevcuttur. Buna göre Türkler'in 2^16. 25-30 bin civarındadırlar.7'ye (67.549 17.500 289. bulunduktan şehir adıyla da anılırlardı (msl.428 71.703. Ruslar 400 bine yaklaşan nüfusları ile bölgenin nerdeyse %80'lik oranını teşkil ederler.400 km2'dir. Hakas Muhtar oblastı 64.996'ya ulaşmış olmalan gerekir.906 13. Baraba Tatarları gibi).793 316.882.9 7. 1982 nüfus sayımının resmî verilerine göre Çin rtalk Cumhuriyeti'nde Han diye.

.yaşarlar.

Miao.84 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 05 Sincang-Uygur Muhtar Bölgesi : Resmî verilere göre Çin Halk Cumhuriyetimde 56 milfi azınlık bulunmaktadır.184'e ulaştığı söytenebSir. Tibetli. Moğol.000 km2 dır.. Ülkenin kuzey kısmı Çun-garya ve güney kısmı Kaşkarya olarak bilinir. Dong ve 6ai olarak sıralamak mümkündür.000 dolaylanndadır.. Türkiye ve ABO gibi ülkelerde bulunmaktadırlar.000 63.3 (%) Oran (1990) 48.000 7.03 4.000 5.681 idi..2 0. Çang-Çi Hui Muhtar Eyaleti 4. ia.000'in üzerinde Uygur ise komşu SSCB'nde (Kazakistan ve Özbekistan) 100-150.9 0.751 Toplam .9 0.975 152.4 artmakta olduğunu ve genei nüfusun %50'literine yaklaştığını göstermektedir.957.482. 200. Boro Tala Moğol Muhtar Eyaleti 3.. Her Çinfi Uygur Kazak ' Kîfgız îac& Özbek Taraf 6000...710..000 kadarı da Afganistan. Bu bölgede yaşayan Türkleri nüfusları ise aşağıdaki gibidir. Eki böîgerm dışında yaşayan (Çrnghai veGansu eyaletleri) Salarlar ise îSSZöe 69.. Ancak Uygur Muhtar Bölgesi ile ilgili nüfus tablosu btee ülkedeki Çin nüfusunun . Suudi Arabistan. Uygur. Yukarıdaki tablonun incelenmesinde Türklerin toplam nüfusunun 9.567 16. Mançu.112 907.986 * 35...217.999 26 503 12.2 6. . Bu muhtar bölgede değişik azınlıkların adını içeren 5 muhtar eyalette bulunur. Bunları nüfuslarının yoğunluğuna göre Juang-Hui (Çin müslümanı).oei.09 0. SİNCANG UYGUR MUHTAR BÖLGESİNDEKİ NÜFUS(1990) Adı 1982 Nüfusu 1990 Tahmini Nüfusu (%) Oran(1982) 45.503 nüfusa saNp iken şimdi 75.8 0.994.5 6.. İşte bu milîî azınlıkların bazıları için kendi adlarını taşıyan bölgeler tesis edilmiştir Bu bölge Batı Avrupa kadar büyük bir yüzölçümüne sahip olup 1. Pakistan.503 4. Kuzeyinde ise büyük Taklamakan çölü bulunur.582 113.9 45. Ktzılsu Kırgız Muhtar Eyaleti Doğu Türkistan esas halkım Uygurlar teşkil eder ve Uygurlar'ın %90-95'i kendi muhtar bölgelerinde yaşarlar.. Bouyei..68i .000 18. Çin'in toplam yüzölçümünün altıda birini teşkil eder.855 9.459. 1982 resmî istatistk verilerine göre Smcang Uygur Muhtar Böigesi'nin nüfusu 13... Koreli.09 0.7 43..6 0.2 0.779 2. T İli Kazak Muhtar Eyaleti 2.081. Bayangol Moğol Muhtar Eyaleti 5.000.127 56.444 1. . Yao.01 3. Yi.

Ancak göçmenler arasında %85'iere varan oranı teşkil ettiklerinden şu anda genel nüfus oranında %2ö 'lere düşmüşlerdir. 1979 öncesi Afganistan'da en büyük nüfusu Puştunlar teşkil etmekte olup. Bunun büyük bir kısmı Pakistan'a yerleşmiştir.000 Afganistan vatandaşının dahil edfildiği düşünülebilir. Bu tahminlere savaşlar esnasında ölen 1.000 1.6 6.000 1. Aşağıdaki tablo bu konuya açıklık getirecektir. Kısacası Çinli göçmenlerin çok sayıda yerleştirilmesi neticesinde kısa bir gelecekte Doğu Türkistan'daki Türk boyları ülkelerinde azınlık durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıya-Ckrler.680. tahminen %40'lık bir orana sahipler. AFGANİSTAN : 10 yıl süreyle Sovyet işgaline maruz kalan 650.ne kadar Türkler'de tabiî nüfus artışı yüksek ise de Türkler Uygur.7 Afganistan 1987 Oranı (%) 22 34 14 14 4 Puştun "Tacik Hazara Özbek Türkmen Nuristani Beluci Diğer 39 26 10 10 3 1 1 11 12 Afgan resrrîî şahıslarının ifadelerine göre ülkede bugün 12 milyon insan bulunmaktadır. Ülke dışında 3-4 milyon Afgan mültecisinin olduğu tahmin edilmektedir. Ancak araştırmacılar bu ülkenin nüfusunu 12 ifâ 15. Kazak vb diğerleriyle birlikte ancak %50'nin biraz üzerinde bir orana sahiptirler.000 480.240.680.5 3. Yukarıdaki tabloyla bu rakkamın mukayesesinden şöyle bir sonuç çıkarabiliriz : Milletin Adı Tacik Puştun Hazara Özbek Türkmen Diğer Nüfus 4.1 0.6 2.%15 hata ihtimali de dikkate alınmalıdır.0 1.0 0.5 milyon civarında tahmin etmektedirler.000 1.640.080.000 km2 lik Afganistan'ın demografik yapısı hakkında kesin neticeler çıkarmak hayli zordur. AFGANİSTAN'IN ETNİK YAPISI Etnik Gurubun Adı 1978 Oranı (%) 1967 Göçmen Oranı(%) 84.000 . Sovyet işgali neticesinde Afgan halkının büyük bir çoğunluğu da canını komşu Pakistan ve İran'a sığınarak kurtarmıştır. Fakat gene de +/.5 1.440.000 2.

Nüfusları 2 milyon olarak tahmin edilmektedir. bunun en düşük tahminle 16 en yüksek tahminle 18 milyonunu Azeriler teşkil eder. Ayrıca genel nüfus içinde %6'lık bir orana sahip olan Roman (Çingene) halkının İslâm dinîne bağlı olan 180. Türkmenlerin Teke. Kaçar. Şıbırgan. nüfusu 10 milyon civarındadır. Seripul. Onlar Kosova muhtar bölgesinin. Türkiye'de Kerkük Türkleri diye de bilinen bu Türkmenler rejimin çok şiddetli baskısı altındadırlar. Fırat bu ülkenin can damarıdır. 25.000'e ulaşması gerekir.000 kişi Kanada'ya. Seimas. Akça. YUNANİSTAN : 131. Göklen. Bu Türkler genel olarak Batı Trakya bölgesinde Gümülcine. Karapapah. Iskeçe.000'e ulaşmıştır. Kırgızlar ise Afgan Pamiri veya Vahan denilen yörede yaşarlardı ancak Sovyetler onları Vahan koridorundan uzaklaştırdılar. Bu şekilde Yunan soykırımından kurtulan Türklerin nüfusu 200. Erdebil. Toplam nüfustan 120.976. 1956 resmî nüfus sayımına göre. Güney Azerbaycanlıları. Belh. Bu son üçünün toplam nüfsunun 100. Kengürlü. Güney İran'ın Fars eyaletinde yoğun halde bulunurlar. Mazarişerif ve Tûkurgan şehirlerinde yaşarlar. Nüfusları 300. Karadağlı vs gibi değişik adlara sahip Türk topluluktan mevcut olup toplam nüfusları 1 milyon civarındadır. İran'daki Türk boyları arasında ikinci mühim topluluğu Kaşgaylar teşkil eder. Tuz Hurmata. Hama ve Humus'ta bulunurlar.000 nüfusa sahip olan bu ülke 6 birlik cumhuriyetinden müteşekkildir.500 km2 yüzölüçümünde takriben 20 milyon nüfusa sahip olan Romanya'da üç Türk gurubuna rastlanır. Bu durumda onların nüfusunun 756. Taze Hurmata.3S2. ROMANYA : 237. Astara. Şahseven. Yunus Peygamber. BULGARİSTAN : 1878 Berlin Muahedesi neticesinde Osmanlı İmparatorluğumdan koparak kurulmuş olan Bulgaristan'ın yüzölçümü 110. 1971 nüfus sayımına göre 8.928 km2olup. Soğukbulak gibi şehir ve kasabaları içine alır. Çoğunluğu Sırplar teşkil eder (%40). 1990 yılının Haziran ayında yapılan İlk serbest seçimlerinde 6. Konar-göçer bir hayat süren Kaşgaylar'ın nüfusu 500.469 tatar ve 14. Hamse. Karakalpaklar ise dağınıktırlar. 5000 kişi İsveç'e. Azeriler'in büyük çoğunluğunun yaşadığı Güney Azerbaycan 107. Dakuk. YUGOSLAVYA SOSYALİST FEDERATİF CUMHURİYET: Yüzölçümü 225. 1000 kişi de Avusturya'ya göçetmiştir. Merent. Türk ise 150. Bundan önceki Bulgar yönetiminin Türk ve diğer azınlıkları (ki bunlar arasında Türk asıllı Tatarlar da vardır) zorla Bulgarlaştırma siyasetinin etkileri henüz bilinmemekle beraber ufak yaştakilerin bu insanlıkdışt kampanyanın etkisi ite esas benliklerini kaybetmiş olmaları da muhtemeldir. Buna göre Afganistan'daki toplam Türk nüfusu 2. Kazaklar işe Hanabad bölgesine yerleşmişlerdi. Bugün de bu sayıyı muhafaza ettikleri tahmin edilebilir. Dolayısıyla da "Bulgar milleti yaşlanmaktadır* gibi ilim adamlarının ikazlarına şahit olmaktayız.000'e ulaşmış olması gerekir. Urmiye. Maymana.5 ilâ 3 milyon arasındadır diye tahmin edebiliriz. ve Dedeağaç vilâyetlerinde ve ayrıca Dimetoka ve Sofu'da ve bir miktar da Rodos'ta yaşarlar. Maku. 1989'da Türkiye'ye otan büyük göç dalgası neticesinde 150.86 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI S7 Yukarıdaki diğerler hanesinde gösterilen rakamın içinde Türk boyları Kırgız. 105. Kuştepe. Bunların dışında ise Afşar.000'i Tprkçe konuşmakta olup.769. Hanefî mezhebinden olmaları dolayısıyla Azeriler'e nisbeten daha iyi korumuşlardır. İran'ın kuzey doğusunda Türkmen Sovyet SSC'ye komşu bölgede ise Yomut. Ayrıca Türkiye'ye resmî kanallarla (vize ile) girenlerin sayısı da 30. Kızlarabad. Sırasıyla incelersek Özbekler Afganistan'daki en kalabalık Türk topluluğunu teşkil ederler.000 dolaylarında olması gerekir.000'e ulaşmıştır. Erbil. Kifri. Halhal. IRAK: Dicle ve Fırat'ın hayat verdiği Irak'ın yüzölçümü 434.7 olan yüksek nüfus artışıda nazarı ita-bara alınırsa Bulgaristan'daki Türk nüfusunun 2 milyona ulaştığını tahmin edebiliriz. Sarık ve Çakra boyları Andhui ve başka yerlerde bulunurlar.000 kadar Bulgar Yunanistan'daki vize süreleri bitince ülkelerine dönmemişlerdir. Salur ve Sarık boylarından müteşekkil Türkmenler yaşar. Kırım'dan Romanya'ya göç eden Tatarlar ve yerli Gagauzlar'dır. 7. 20.000 kişi artmıştır.4'tür. Bu rakamla birlikte Türkler'in sayısının 936.329 Türk olmak üzere toplam olarak 140.000'in üzerinde olan Türkler Lazkiye ve çevresinde Halep. İşte bu Türkmenler Araplar'la Kürtler arasında sıkışmış olup tarihî Musul-Bağdat yolu üzerinde yaşarlar.944 km2 yüzölçümü ve. Kuzey Azerbaycantılar'dan ayıran belki de en mühim hususiyet ilklerinin çok güçlü Fars dili ve kültürünün tesiri altında kalmış olmaları teşkil eder. SURİYE: Türkiye'nin en uzun sınır komşusu Suriye'nin yüzölçümü 185. Hoy.6'lık bir oy potansiyeli ile 400 kişilik parlementoya 23 milletvekili seçtirebilmişlerdir. Bunların da nüfusu 500.000 dolaylarında Türk vardı. İran'daki Türk soyluların nüfusu 20 milyona ulaşmıştır diye tahmin etmekteyiz.000 Bulgar vatandaşı illegal olarak İspanya'da çalışmaktadır. Türkler'de ise %17. Altınköprü. Son yılda 18.804 km2 ve 1981'e göre 22.000 dolayında tahmin ediliyor. Bunlar kopuk bir topluluk manzarası arzederler. Fakat eğitim eskisi gibi Farsça yapılmaktadır. Karahan. Tarık boylan Herat bölgesinde.000'in üzerindeki soydaşımız tekrar Bulgaristan'a dönmüştür. Salur boyu Maymana ve Maruçak'ta. Yomut.75'lik bir orana tekabül eder. Son istatistik? verilere göre 1989 yılında Bulgaristan'ın nüfusu ancak 6. Dragaş ve Makedonya cumhuriyetinin . 9 milyon civarında bir nüfusa sahiptir. Bu ise 1000 kişide 0. Özbekler Herat'ın dışında Balamurgap. Priştine. Bazı verilere göre. İRAN : 1. Ayrıca buna ilâveten 1974'te Bulgarlar'da %6. Kazak ve Karakalpaklar da'dahildir. Türkler'in Bulgaristan'daki oranı %8.620 seçmen mevcut olup Türkler %6. Tahran'ın Fars milliyetçiliğine dayanan küttür politikası Azeri neşriyatına imkân vermemiştir. KUZEY KİBRİS TÜRK CUMHURİYETİ İ Yüzölçümü 3335 km2 olan KKTC 15 Kasım 1983te ilân edilmişti.000 kişi Doğu Almanya'ya.000 dolaylarındadır. Zengin bir petrol ülkesi olan Irak'taki Türkler Türkmen adıyla bilinmekle birlikte Azericenin bir şivesini konuşurlar.180 km2 olup.000 km2 olup nüfusu17 milyonun üzerindedir.000 civarındadırlar. Avrupa şurasının raporlarına göre 300. Kerkük. Şahraban gibi şehir ve kasabalarda yaşarlar.000'ün üzerinde diye tahmin edilmektedir.000 km2lik bir sahayı kapsayan Tebriz.000 km2 yüzölçümüne sahip olan Iran İslâm Cumhuriyetinde nüfus 50 milyon civarında diye tahmin edilmekte olup. Bunlar Anadolu'dan gelip buralara yerleşenlerin torunları.000 nüfusa sahip olanlar Yunanistan'da Türkler çok ufak bir azınlığı teşkil eder. Bulgaristan'ın nüfusundaki bu olağandışı gelişmede çok kişinin ülkeyi terketmesinin de rolü vardır. Özetlersek. Ancak 1978'den sonra bu yasağın kalkması neticesinde bazı neşriyat faaliyetleri başlamıştır. Culfa. kendilerini Türk kabul etmektedirler. Onlar benliklerini. Başlıca kuzeyden güneye doğru Telafer.000 Gagauz. Meraga. Karatepe.648.

88 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 89 ÜskOp. Kanada. DİĞER ÜLKELER : ABD. G INEY DOftU(Kaşkar) ÖZBEK UYGUR ÇUVAŞ ÇUVAŞ C ■ . Çtettalk Cumhuriyeti ve İran'dır. Her ne kadar son siyasî gelişmeler bu ülkelerde de demokratikleşme törecini başlatmışsa da bu gelişmenin azınlık durumunda bulunan Türkler'e müsbet yönden etkisinin olacağını söylemek için vakit henüz erkendir. mühendis başarılı iş adamları bulunan Türkler bu ülkede Türkiye'nin güzel bir imajını yaratırlar. Balkan ülkeleri içinde kültürel yönden en rahat durumda bulunanları Yugoslavya Türkleri teşkil eder. ABD'de ayrıca ekserisi SSCB'nden (Rusya) göçetmiş olan Kırım Tatarı. Türkiye ile diğer ülkelerdeki Türk toplulukları arasında bir aşıra yakındır herhangi bir kültürel mübadelenin olmaması da bu toplulukların birbirlerini tanımalarına. Bütün bu Türkler'in toplam sayısı 250. kültürül ve siyasî farklılıklarnı bulunduğu da unutulmamalıdır.000 diye tahmin ediyoruz. Azeri ve Tatar toplulukları da mevcuttur. ALTAY TATAR BAŞKURT KIRIM TATARI NOttAY KUMUK KARAÇAY BALKAR KAZAK KARAKALPAK KIRGIZ Araştırmamızın başında belirttiğimiz üzere bu Türkler Balkanlardan başlayarak Çin'in batısına kadar uzanan bir haylisi birbirinin devamı şeklinde olan coğrafî bölgelerde yaşarlar. Japonya. Her ne kadar aynı soydan gelseler de gerek dil. Finlandiya. Buna rağmen güçlü dernek faaliyetleri ile Türkiye'nin meselelerini Amerika kamuoyuna yansıtmaya çalışırlar. Fakat oldukça dağınık bir manzara arzederler. bilmelerine.000 civarındadır. Gostiva.B. tıp doktoru. Balkan Türkleri gibi tabirler de kullanılmaktadır. Karaçay. Dünya Türkleri'ne Genel Bir Bakış: Dünyadaki çeşitli Türk topluluklarının kesin nüfuslarını belirlemek mümkün olmamakla birlikte eldeki mevcut kaynakların değerlendirilmesi sonucu yeryüzünde 145 milyonun üzerinde Türk'ün yaşadığını belirtebiliriz. Özbek. Kırgız. Bitola.Bu yüzden de mesela. Kazak. Türk topluluklarının esas yoğun bulunduğu bölgeler başta Türkiye olmak üzere SCB. Suudi Arabistan gibi ülkelerde de ya Türkiye'den ya da başka Türk illerinden buralara göç etmiş ve yerleşmiş olanlar mevcuttur. Türkter'i beş ana gurupta mütalâa etmek gerekir. Buradakilerin ekserisi New York ve California eyaletlerinde bulunurlar. Bu gruplandırma daha ziyade hususiyetlerine bakılarak yapılmış olup. gerek düşünce ya-prsı ve gerekse ekonomik". Aralarında bir hayli öğretim üyesi. Kısacası bu topluluklar arasında bir nevi kardeşlik bağı mevcut ise de bu şartlarda tek bir mütecanis Türk milletinden bahsetmek oldukça güçtür. anlamalarına engel olmuştur. Böylece Türk asıllılar dünyadaki belli başlı soylar arasında ilk sıraları alırlar. Avustralya. YAKUT DOLGAN ŞOR • HAKAS TUVA KARAGAS KUZEY BATI (Ktpca k) \ GÜNEY BATI TÜRK (Ofrız) KUZEY DOĞU 1 TÜRKMEN AZERÎ ANADOLULU OAGAUZ V. Türkmen. sosyaîve politik menfaatler yönünden aralarında farklılıklar olduğu anlaşılmaktadır. Ancak çeşitli Türk toplulukları arasındaki soy birliğinin diğer ırklara nazaran çok güçlü olduğunu belirtmekte de yarar vardır. Devar gibi şehirlerinde yaşarlar. bu değişik Türk toplulukları arasında ayrıca bölgesel. Türkiye'nin dışındaki Türkler'in ekseriyeti işe tek parti sisteminin hüküm sürdüğü ülkelerde bulunmaktadır. Bunlar arasında en büyük topluluğu ABD'de yaşayanlar teşkil eder. Yukarıda belirttiğimiz diğer ülkelerdeki Türkler'in toplam sayısını ise 250. İşte totaliter rejimlerde yaşayan bu Türklerle demokrasi şartlarından yararlanan Türkler arasında siyasî davranış ve şuur yönünden de farkMtkfar olması gayet normaldir.

VViesbaden 1984 YOM iktisadi Raeor-1968. sayı 6(1980). E. N.Vladimir oblast. Voiogodsk Oblast 5.s. s. Çağdaş TOrk Dünyası. Alptekin.* Mghanıstan 1978-1987. Yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ve endüstriyel kapasitesiyle de dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alır. Moskova 1988. *Ethnic Müslim Account tor Half of Soviet Population Increase"." Tha Chlna Quartaly (Aralık 1983) 8. 16-18. Baku 1989. Lubin. 'The Pretiminary Ruselts of China's 1982 Census.Kostroma Oblast 6. Po Dannıın Vsesoyuznoy Pereplsl Naselenlya 1979 goda.90 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 91 BİBLİYOGAFYA Altıncı Baş Yıllık Kalkınma Planı. sayı 1 (Kasım-Aralık 1987) Caferoğlu..Ekonomi Türkiye dışındaki Törkler'in bûyök çoğunluğu SSCB'de bulunmaktadır. II. Novgorod Oblast 3. N. Ankara 1989. Uygur Türkleri. Baku 1988. Po Dannım. A. Aird. sayı 1(16 Ocak 1984) . İstanbul 1989 * ayn. Labour and Natlonallty in Sovlet Central Asla. War. 7. Gaşgaylar. 1982 Naselenlya SSSR. Report on Eastern Europe. II. tacutental Papers Series: sayı 6. 1970 goda IV. Türk Dünyası Araştırmaları.Moskova Oblast 7. . Arhangelsk Oblast 4. 4551 Ibrahimov. itogi Vsesoyuznoy Preplsl Naselenlya. Kursk Oblast 4. Pskov Oblast MERKEZÎ KARA TOPRAK BÖLGESİ 1. T.Ryazan Oblast 9. Stailstlacfce* Jahrbueh §988 tür die Bundesrepubllk Deutshcland. Statlçeskly Sbomlk. Moskova 1984 Devlet. Vsesoyuznoy Pereplsl Nasele-niya 1979 Goda. Moskova 1989 Nifcoiaev. arif. Voronej Oblast 3. Demography and Society". ÇİSHMinost 1 Sostav Nasalanlya SSSR. Narodnoo Hozyaystvo SSSR 1922-1982. İstanbul 1988 2. $' The Gypsies: A Re-Emerging Minority". Dolayısıyla onlarında belli bir ekonomik potansiyele sahip olduklarını düşünebiliriz. "Güney Azerbaycan ve Iran Türkleri". Begorod Oblast 2. Tambov Oblast İDİL. Yuroslav Oblast KUZEY-BATI BÖLGESİ 1.Katinin oblast 5. Leningrad Oblast 2. BakO 1985. 1111-1120 Canubi Azerbaycan Tarihi Meşaleleri. Report on USSR.200 km2). Murmansk Oblast MERKEZİ BÖLGE 1. M.1990) s. Sârenski. İst Sheey. I. Moskova 1973. "Dış Türklerde Büyük Nüfus Artist'.613-614. 1. Tula Oblast 11. Natslonabıyl Naselenlya. 12-16. SSCB yüzölçümü yönünden dünyanın en büyük ülkesidir (22.BRYATSK BÖLGESİ LMariMSSC 2. Report on Eastern Europe. *Resulıs of the National Elections". A. Londra 1988. Moskova 1980 Naselenlya SSSR 1987. sayı 26 (Haziran 29. 1990-1994. J.S.Smolensk Oblast 10.Ivanov Oblast 4. Ankara 1985 Batı Trakya'nın Şasi. sayı 3(19 Ocak 1990) s. Central Aslan Survey. Bulgaristan'da TOrk Varlığı. TDEK.Yücel. SSCB aşağıdaki 20 ekonomik bölgeye ayrılır: KUZEY BÖLGESİ LKarel MSSC 2. MordvaMSSC . Hong Kong 1984. 'Age Dist ribution of China's Population' Baljing Rewlew. Moskova. Lipets Oblast 5.Bryansk Oblast 2. 3.Orlov Oblast 8.s.402. Komi MSSC 3. Cenubî Azerbaycan Tarihinin Oçerkl (1828-1917). İstanbul 1978. M£ Simonov.E. sayı 21 (25 Mayıs 1990).

TaîarMSSC 3 Astrahan MSSC 4 VoJgograd MSSC 1. Çerkassa Obiast 12. Nikolaevk Obiast 3. Çemovftsk Obiast 4 Zaporoje Oolasî 5 Kirovograd Obiast 6. Hitomirsk Obiast 4. İvano-Frankovsk Obtast 6. Saıatov Obiast 8 Utyanov Obiast URAL BÖLGESİ V Başfcurt MSSC 2 UdrmırtMSSC 3. Kemerov Obtast 3. Kamçatka Obtast 6. Ermeni SSC 1. Dağıstan MSSC 2. Kazakistan SSC 4. Çeçen-lnguş MSSC 5. Citinsk Obiast 1. Kaliningrad Obtast DOĞU SİBİRYA LBuryatMSSC 2. Amur Obiast 5. Kuybişev Obiast 6. Herson Obiast BATI SİBİRYA BÖLGESİ 5. Tacik SSC 4. Krasnoyarsk Kray 4.DnepropetrovsK Obiast 3. Yakut MSSC 2. Tuva MSSC 3. Kırım Obiast 2. Kırgız SSC 3. Donets Obiast 5. Ternopolsk Obtast: 10. Hmelnctek Obiast 11. Magadan Obiast KAZAKİSTAN BÖLGESİ 1. Kurgan Obiast 4 Öfenburg Obtast 5. Kabarda-Balkar MSSC 3. Habarovsk Kray KAFKASYA-ÖTESİ BÖLGESİ ORTA ASYA BÖLGESİ 1. Çernigovsk Obtast . Po&ova Obiast 7 Symsk Obtast 8 HarkovObfcMt 5. Belorusya SSC 7. Gorkov Obiast -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPİ 93 GÜNEY BÖLGESİ BALTIK BOYU BÖLGESİ LLetonyaSSC 2. Litvanya SSC 3. Novosibirsk Obiast 4.m■ 3 Çuvaş MSSC 4. Stavropol Kray 7. Irkutsk Obtast 5. Tomsk Obiast 6Tümen Obiast UZAK DOĞU BÖLGESİ 1. Kuzey-Osetin MSSC 1. Penza Obiast 4. Omsk Obtast 5. Kîıov Obiast İDİL BOYU BÖLGESİ t. Perm Obtast 6 Sverdîovsk Obiast 7. Vohnsk Obiast 3. Odessa Obiast KUZEY KAFKASYA BÖLGESİ 4. Türkmen SSC BELORUS BÖLGESİ 1. Karasnodarsk Kray 6. Zakarpat Obiast 13. Kiev Obiast 7. PrimorKray 3. Azerbaycan SSC 3. Altay Kray 2. Sahalın Obiast GÜNEY-BATI BÖLGESİ LVinnHsk Obiast 2. Rostov Obiast 7. EstonyaSSC 4. Çei^abinsk Obiast DÖNETS-PRİONEPROVSK BÖLGESİ 1 Varoş&ovgrad Obiast 2. Gürcü SSC 2. Özbek SSC 2. Rovensk Obtast 9. Lvov Obiast 8.KalmukMSSC 2.

Gorki. Ülkenin bilhassa batısındaki ekonomik bölgeleri ekime elverişli olup. Ancak yeraltı zenginliklerinin ise başlıca gayri Ruslar'ın bölgelerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Novosibirsk. Omsk.MOLDOVYA BÖLGESİ LMöldovyaSSC Sovyet genel nüfusunun takriben % 701 ülkenin Avrupa bölümünde yerleşmiş olup. orman ve tundralarla kaplıdır. Endüstri başta Moskova olmak üzere sırasıyla Leningrad. Harkov. esas endüstri de bu bölge de bulunmaktadır. Kazakistan'ın Karaganda yöresinde. Kazan. Sibirya bölgesi ise. SSCB'nin en zengin kömür yatakları Donets bölgesinde. . Kuybişev. Tiblisk. Fazla yaşamaya elverişli olmadığı için buralarda ziraat ehemmiyetsiz derecede azdır. petrol Idit-Ural bölgesinde. Orta Asya bölgesinde ise sulama ile ekincilik yaygındır. kuzey Ural'da ve uzak doğu bölgelerinde bulunur. Kiev. Kafkasya bölgesinde. Uta. Rostov. Mesela.batı Sibirya ve Orta Asya bölgelerinde. aynı şekilde tabiî gaz da bu bölgelerde bulunur.

Kimya fabrikalarında polietilen.»4 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 95 Krosnayarsk gibi merkezlerde toplanmış bulunmaktadır. Şumerliya. otomotiv. Tuymasi-Ufa.5 milyon ton ve kağıt imalâtı ise 5 5 milyon tona ulaşmıştır. patates. Kanasa. Petrol üretimi ise 1980'de 603 milyon ton. Bunun dışında ülkede kömür. SSCB'nde basın-yayın bir hayli gelişmiş olup. Tatar MSSC: Bu cumhuriyet tarım ve endüstri ülkesidir. aseton. Burada ayrıca büyük baş hayvan. Kafkasya (Kuzey Kafkasya ve Kafkssya-Ötesi) Orta Asya ve Kazakistan ve Sibirya bölgelerinde yoğun halde yaşadıklarından bu bölgelerin ekonomik potansiyelini inceleyerek bu Türk boylarının iktisadî yapısı hakkında bir fikir edinmiş olacağız. Leninogorsk. boroksit. Kısacası Tataristan'ın ekonomisi Sovyet standartlarında çok gelişmiştir. Türk Yörelerinin Ekonomik Durumu: Demografi bölümünde belirttiğimiz bölgeler aşağı yukarı ekonomik bölgeler için de geçerli olup. Çıkarılan petrol Başkurdistan. Ayrıca bu yörede hatın sayılır endüstrileşme de göze çarpar. şekerpancarı. değişik Türk boyları Idil-Ural. İrfîl-Bryatsk. Gorki. çok yüksek tirajlarda (bazıları 5 milyona ulaşan) kitap. baklagiller ve şerbetçi otu yetiştirilir.% 27. film gibi 4 binden fazla madde imaledilir. Kullanılan Kömür ısısı ise ancak % 25 oranındadır. Otomotiv endüstrisi de. Son yıllarda yıllık üretim 70-80 milyon tona düşmüştür. Tüben Kama petro-kimya endüstrisinin 1989 yılındaki net kazancı 137 milyon ruble olmuşsa da. Yani bu petrol gelirinden yerli halk Tatarlar'a herhangi . keten. Çuvaş MSSC: Ülkenin ancak yansı tarıma elverişli olup. Doğu Almanya. Çekoslovakya'ya yollanmaktadır. doğal gaz 435 milyar m3. Mendelyevsk gibi şehirlerdir. Yukarıdaki rakamlardan görüleceği Üzere SSCB'nin çok zengin bir ekonomiye sahip olduğu kanaati hasıl olmaktadır. Bu merkezlerde ağfr ve hafif endüstri. Alabuga. Başlıca buğday. elektronik kimya endüstrileri de mevcuttur. Başkurt MSSC: Bu cumhuriyette de Tataristan'daki kadar olmamakla beraber zengin petrol ve tabiî gaz yatakları mevcuttur.3. bir pay verilmemektedir. baklagiller yulaf. Ancak koloni statüsüne sahip olduğundan cumhuriyette üretilenlerin ekserisi merkeze devredii-mektedr. Doğal gaz'ın birkısmı ise şimdi Türkiye'ye gelmektedir. şeker pancarı yetiştirilir. Ayrıca makina. Omsk. Tatar MSSC'nin petrol ve tabir gaz merkezlen Etmet. Burada yılda takriben 150 bin ağır evsaflı kamyon ve 250 bin dizel motoru üretilir. bunlar ekseriyeti teşkil ederler. her yıl gelişmekte olup. buğday. Başkurt ve Çuvaş cumhuriyetleriyle Türkter'in meşkim olduğu çevredeki oblastlar girer. Türkiye'nin yıBık ham petrol üretiminin 3 milyon ton dolayında ve Türkiye'rtf&iyrllık ihtiyacının 17-18 milyon ton olduğu düşünülürse Tataristan'ın tek bir petrolden ne kadar büyük gelir sağlayabileceği anlaşılır. Tataristan bugüne kadarrınerkeze 1 milyar ton petrol devretmiş bulunmaktadır. İdil Boyu ve Ural Bölgeleri: Sovyetfer Biriiği'nin yukarıda belirtilen ekonomik bölgelerine Tatar. Köy ekonomisi hayli gelişmiştir. darı. 1980 yılında enerjinin % 60. Hafif endüstri dalında dericilik ve kürkçülük mühim yer tutar. Başka bir ifadeyle cumhuriyetin yerli halkı kendi ürettiği zenginliklerden yararlanamamaktadır. kimya ve makina gibi mühim sanayii kollan doğrudan doğruya Moskova'ya bağlanmıştır. 1980 yılında 2. Petrol çıkarılırken toprağa basınçlı su verme metodunun kullanılması çevrenin kirlenmesini ve tarıma elverişli toprakların tahribine yol açmıştır. bunun % 1'den az bir meblağı yerel hükümete kalmıştır. çavdar. kimya ve petro-kimya. Koca ve küçük baş hayvancılık ülkenin ihtiyacını karşılamaya kafi gelmektedir. kömür istihsali ise 716 milyon tona ulaşmıştır. Fakat bu petrol gelirinin hepsi Moskova tarafında» sömürülmektedir.2*8! endûsri İçin kullanılmıştır. Macaristan. Dolayısıyla de petrol. altın* manganez ve krom ocakları mevcuttur. Ryazan. buğday. Tataristanto en mühim endüstri dallarını kimya ve petrokimya teşkil eder. Mesela. dergi ve gazeteler yayınlanmaktadır. ı Tarım SSCB'in genelinde olduğu şekilde Sovhoz (devlet çiftliği) ve Kolhozlar (kollektif çiftlik) tarafından yürütülür.5 milyar m3 doğal gaz elde edilir. doğal gaz gibi yeraltı zenginlikleri. Ur-manaş gibi merkezlerde et kombinaları sütlü gıda imalathaneleri bulunmaktadır. Yaroslav. Tataristan'ın doğal gaz üretimi yılda 4 milyar m3 dür. 1980 yılında demir üretimi 245 milyon tona. burçak. Yılda takriben 30-40 milyon ton petrol. patates ve sebze yetiştirilir. Çünkü Tataristan'daki iktisadî kuruluşlar 3 grupta mütalâa edilirler.Moskova ve Perm rafinelerine "Dostluk Hattı"yla Polonya. İşimbay-Ufa ve Tuymasi-Şkapova-Salavat arasında petrol hattı mevcuttur. sebze ve hayvancılık) zenginlikleriyle SSCB'nin mühim ekonomik kısmını teşkil eder. Neticede bunlardan elde edilen gelirin % 11 dahi Tataristan hükümetine kalmamaktadır. Atom santrallerinin bir istisna dışında hepsi SSCB'nin Avrupa bölümünde bulunur.199. Çeboksan. Yar Çallı'da 1976'da imalâta geçen SSCB'nin enbüyük kamyon fabrikası KAMAZ bulunmaktadır.1). Bunlar başlıca Kazan ile Tûben Kama şehirlerinde bulunur. Ndıo ve atom elektrik santrallerinde üretilir. SSCB'nde elektrik enerjisi termo. demir-çelik endüstrileri bulunur. Bu yöre yera!tı( petrol» doğal gaz vb) ve yerüstü (çeşitli tahıllar. koyun ve keçi beslenir. Ancak çok kısıtlı bir bölüm Tatar cumhuriyetinin kendine bağlıdır. Kömür yataklarının bulunduğu merkezlerde demir-çelik.000 araba imal edilmiştir. çelik üretimi ise takriben 10 milyon tona ulaşmıştır. çavdar. petrol yataklarının bulunduğu bölgelerde ise petro-kimya endüstrileri yaygındır. Birinci ve ikinci kategoridekiler SSCB'e merkez hükümeti ile RSFSC hükümetine bağlı olanlardır ki. Atatır. Ülke bu kâğıt ihtiyacını kendi zengin ormanlarıyla karşılamaktadır Son yıllarda selüloz imalâtı 7. Şimdi bu ekonomik bölgelerdeki Türk muhtar cumhuriyetlerini teker teker inceleyelim. sentetik kauçuk. Ayrıca Kazan'da SSCB'nin en büyük bilgisayar ve optik aletler fabrikası bulunur. Kazan uçak fabrikasında İL-62 tipindeki uçaklar üretilir. domuz. 3. Sn büyük tabiî zenginliğini petrol ve yeraltı (doğai gaz) teşkil eder. Kuybişev. Fakat herşeye rağmen merkeziyetçi bir felsefeyle yönetilen ekonominin başarısız olduğu halkın ihtiyaçlarını karşılayamadığı ve ac*!en durumun düzeltilmesi gerektiği Sovyet liderlerinin son yıllardaki ifadeleriyle de ispatlanmıştır. Rafineriler ve petro-kimya fabrikaları Başkurdistan'ın esas ekonomik zenginliklerini teşkil ederler. meyva. mısır. bakır. Bunun dışında sebzecilik ve meyvecilik de gelişmiştir. Başlıca çavdar. Sovyet genelinde »sı enerjisi olarak petrol ve doğal gaz kullanılmaktadır (% 45.

Yerleşmeye en müsait bölge Fergana vadisi olup halkırt4 ^"Sİhden fazlası burada bulunur. Bunun dışında demir. Issık Göl civarınd&ise kükürt çıkardır^. Özbek SSC: Özbekistan'da endüstriden ziyade köy ekonomisi. gelişmiştir. Dolayısıyla da pamuk ekim alanları her geçen yıl arttırılmıştır. bakır. tarım ve pamuk toplama makinalan. alffninyüm. Kura havzasında pamuk üretilir. bu miktar dünyadaki büyük altın ocaklarının istihsalinden daha fazladır. Özbekistan'da pamuğun dışında en mühim tarım ürünü pirinçtir. ipetrol ve çinko.824. Olkenin en gelişmiş sanayisini traktör.500 hektarlık alanda pamuk yetiştirilirken 1978'de bu 1. çarların Orta Asya'da uyguladıkları ekonomi politikasını tenkit ederek 'Çarlar burayı pamukla Rusya'ya bağımlı hale getirdiler*' diye suçladıysa da Moskova aynı politikayı sürdürdü. Kuzey Kafkasya ekonomik bölgesindeki Kumuk. mis». Gazlı. Mingeçevir ve Vardanis termo etektrtfc santrafler* Kafkasya üresinin en büyük santralleridir. dağ silsileleri ve çöllerle kaplıdır. keçi ve domuz gibi küçük baş hayvanlar yetiştirilir. Fergana vadisi Tanrı ve Altay sıradağları Kırgızistan'ın coğrafî konumunu belirler-yüksek dağlardan çıkan nehirler düzensiz ve hızlı akıntılı olduğu için elektrik enerjisi elde etmeye yararlar. Fergana ve Zerefşan vadilerinde yetiştirilen ipek genel sovyet istihsalinin % 50'sini teşkil eder.Târim ise kayda değecek miktarda değitrjr. Ktueey Kafkasya va Kafkasya-Ötesi Bölgeleri: 8u ekonomik bölgelerde tab» M. domuz gflal küçük baş hayvanlar vartfcr. kömür. çavdar. lastik. 1813 yılında Özbekistan'da 423. Yükseklikler kuzey ve Hazar'ın doğusundaki yerlerde deniz seviyesi altına düşerken bazı bölgelerde dünyanın en yüksek dağları mevcuttur. Kırgızistan. bunun 10 milyonu *off shore* tabir edilen Hazar Deniz?nde açılan kuyulardan elde edilmektedir. Görüleceği üzere endüstri de tarıma yöneliktir. Bu durumda Sovyet genelinde üretilen petrolün ancak % 2' sinm Azerbaycan'da ekle edüdiği anlaşılmaktadır. çinko. 100 litre yağ. Gene de yılda 12 milyon ton petrol çıkarılmakta olup. Mubarak'ta doğal gaz. sırayı alır. Carkak. Kattakurgan gibi şehirlerde bulunmaktadır. Dolayısıyla hem demografi. Son yıllardaki istihsal 8 milyon tona ulaşmıştır. tekstil. Karaçay. Özbekistanin Sırderya.'Köy ekonomisi esas geçim kaynağını teşkil eder. kurşun. antimon. Tacikistan ve Türkmenistan Sovyet cumhuriyetleri takriben 13 milyon km2 İlk bir atam kaplamakta olup. İklimi genelde kurak diyebiliriz. kf> kürtkurşun. Çoğunluğu çıplak veya otlarla kaptı bozkırlar. Şayet bu yörenin yerfc Türk halkının bu ekonomik zenginlikte tasarruf hakkı olsaydı gelirleri Arap ütketertnın en zengin devletlerini fersah fersah geçmiş olurdu. hem de ekonomi yönünden daha büyük ehemmiyete haiz olan Azerbaycan SSC'nin incelemek uygun olacak. buğday. " Örtü Asya Bölgesi: Orta Asya ekonomik bölgesindeki Özbekistan. en mühim topluluğu Azeriler teşkil etmektedir. Bu ocaklarda ise mahkûmlar teJaralmaktactor. Lenin. funyadaki ikinci büyük krater gölü Issık Qöl (6202 km2) büyük bir su rezervuardır. keçî. Kırgızistan'ın kayda değer ağır san^ii yoktur. Köy ekonomisinin % 75'ini de tarım ve pamukçuluk teşkil eder. konserve endüstrileri mevcuttur. Beyaz altın diye de adlandırılan pamuğun 1 tonundan 3 bin metre pamuktu kumaş. Semerkand. sut ve sütlü gıdater köy ekonomisinin mühim ürürferîdfr. Kuzey ve güney-batıda Fergana vadisinde civa. Ayrıca halıofck da mühim bir iş alanıdır. üretimde Sovyet genelinde 4. mısır. Angaran'da kömür. Başlıca besicilikyapftr. Azerbaycan pamuk üretertmde Sovyetler Birliği'nde 4. . Balkar. Almalık ve Koytaş'ta bakır. Üçkuduk'ta ise stratejik madde uranytfl» çtkanlmaktadır. gemi inşaa. Görüleceği dzere takriben 9 milyon Türk asıllının yaşadığı Idil-Ural bölgesi SSCB'nin çokmühtrn ve zengin ekonomik merkezlerinden birini teşkil eder. Tütüncülük ve ipekçilik gelişmiş okip. sırayı adr1. 10 milyon civarında koyun.Konservecîyk hayü gelişmiş olup. Pirinç üretimi genel Sovyet üretiminin takriben % 50'sini karşılamaktadır.000 hektara yükselmiştir. molibden ve Muruntav'da bol miktarda altın çıkarılmaktadır. Kırgız SSC: Kırgızistan Cumhuriyetinin % 50'sinden fazlası 1000-3000 metre ve % 25'si ise 3000-4000 ^yükseklikte bir alana yerleşmiştir. Nogay gibi Türk topluluklarının hem sayıca az olmaları hem de onların Rus ve dfğer Kafkasya halk-tanyta gtnft bir şekilde iç cçe yaşamaları sebebiyle ekonomik potansiyelleri hakkında btr tahlilde bufcjnmak hayft zordur. Mesela. tütün ve değişik meyvalar yetiştirilir. Çırçık. Kırgızistan'dan elde edilen 165 kilovat saat enerjinin büyük bk kısmı Kazakistan. Bunun dışında sebze. SSCB'nde yetiştirilen pamuğun 2/3 si Özbekistan menşelidir. değişken coğrafî bir Mm yapısı gösterirler. Özbekistan yeraltı zenginlikleri yönünden de mühim bîr ülkedir. Tarımın dışında besiciliğe de büyük ehemmiyet veriljrV 10 milyona ulaşan koyun sayısının 5 milyondan fazlasını meşhur Karakul koyunları teşkil eder.ve pirinç yetiştirilir. motor. Hayvancılık da gelişmiş olup. Bu fabrikalar Taşkent Çırçık. doğal gaz ve petrol aletleri fabrikaları teşkil eder. Endican. Tacikistan ve Özbekistan'a nakleder. Bugön dahi petrol denilince Baku akla gelmekle birlikte Azerbaycan'da üretilen petrolün m&tarı Sovyet genel istfosafi içinde ehemmiyetsiz denilecek bir dereceye düşmüştür. Tanmtn % 651 strfama 3e yatmakta olup. yüksek yaylalar. Azerbaycan SSC: Burada yeraltı zenginliklerinden petrol ve doğal gaz en mühim yeri almaktadır. Doğusunda Çîn(. 250 kg hayvan yemi vb değişik mahsûller elde edildiğinden pamuk çok mühim sinaî bir hammaddedir. Fergana vadisi ve Aşağı Surhandar'da petrol. Tahminlere göre yılda 80 ton kadar altın elde edilmekte olup.96 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPİ 97 Çuvaşıstan ekonomik yönden Tatar ve Başkurt cumhuriyetleri kadar mühim değtkfcr.Doğu Türkistan) güneyinde Afganistan ve Iran. Pamuğun yetiştirildiği ana bölge ise Fergana vadisidir. çinko. Zerefşan gibi şehirlerinde hldro elektrik santralleri mevcuttur. batısında Hazar Denizi ve kuzeyinde Rusya'nın Avrupa bölümü w Kazakistan bulunan Sovyet Orta Asyası çok sert bir yerel yapıya sahiptir. Pamuk üretimi tahıl üretimi aleyhine geliştirildi. ülkenin esas endüstrisin* Baku ve çevresine yerleşmiş olan pelro-krrnya sanayii teşkil eder Bunun dîştnda çelik. Ekim genelde sunî sulamayla yapılmakta olup 3 milyon 500 bin hektar sulanmaktadır. makina inşaa. Yukanda da görüleceği üzere daha ziyade gıda endüstrisi gelişmiştir. Bunun dışında sığır gibi büyük baş. kobalt ve tuz yataktan mevcuttur.

Türkmen SSC: Burada da ekonomi başlıca köy ekonomisine dayar». Ülkenin .

son 10 yılda büyük bir ekolojik felakete uğramış» suyu oldukça azalmıştır. makina inşaa.000 km2) kapladığından yerleşim alanları kısıtlıdır. Murgap. Sovyetler Birliği'nin belli başlı nehirleri olan İrtiş. Burada 5 milyonun üzerinde Karakul koyunları yetiştirilir. Kumdağı ve Okarem de mühim miktarda petrol çıkarılır. Bunun 1 milyondan fazlasını at teşkil eder. Endüstrisi fazla gelişmemiş olmakla birlikte en mühim merkez olarak maden ocaktan. Bu durum ise komşu ülkeleri . Bu fabrikalarda başta pamuklu olmak özere yünlü ve ipekli kumaşlar dokunur. Ekili yerlerin 9/10 'u sulamadan yararlanır. Büyük protestolara yol açmasına rağmen Aral'ın eski haline döndürmek için şimdiye kadar hiçbir ciddi tedbir alınmamıştır. sırayı alan Kazakistan'da başlıca buğday yetiştirilmektedir. Aynı bölgelerde ve Karakum'da doğal gaz da çıkmaktadır. Göktepe ve Merv'de üzüm bağlan bulunur. Türkmenlerin su ihtiyacı başlıca 900 km uzunluğundaki Karakum (Türkmen) kanalından temin edilir. Arazisi genellikle arızasız bozkırlardan ibaret olup. Türkmenistan'da başlıca tekstil endüstrisi gelişmiş olup. Tarım da başlıca sulama ile yapılır. Bunların dışında dmûrt manganez. Yeraltı zenginlikleri yönünden de oldukça mühim bir bölgedir. 3& milyon küçük hayvan 10 milyona yakın da büyük baş hayvan beslenir. Kazakistan yeraltı zenginlikleri yönünden de mühim bir ülke olup.sulamak'için açılan su kanalları neticesinde meydana gelmiş ve dünyada misli görülmeyen bir tabii felaket insan eliyle meydana getirilmiştir. Ülkenin en büyük gölü Aral olup. Kurşun. Bunun dışındaki endüstri kayda değer değildir. Bu doğal gaz Buhara ve ürat'a sevk edilir. Köy ekonomisinde pamukçuluk mühim yer tutar. Kazakistan'da 500 kadar kolhoz. Kazakistan Bölgesi: Kazak SSC: Kazakistan SSCB'nde RSFSC'den sonra en büyük yüzölçümüne sahip bir ülkedir ( 2. kalyum.300. biz. Aşkabad. 1954 yılında 100 binlerin çalışırılması neticesinde Kazakistan'a 25 mayon hektarlık ekim alanı kazandırılmıştır. İklim kuraktır. Kazakistan tarım ve hayvancılık ülkesidir.9* TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 99 4/5'ünü Karakum Çölü (350. 1982'de tahıl üretimi 11. Obi buradan geçer. Büyük çapta olmamakla birlikte demir-çelik fabrikaları. 1500 'den fazla sovhoz bulunmakta olup. Ancak bu üretimde de bîr düşüş gözlenmektedr. Bunun dışında Kazakistan'da çıkarılan bakır. Çar-cuy. Merv. Çeleken yarımadasında Nebit dağı. Yıllık üretim 15 milyon tonu geçmiştir. tekstil ve gıda sanayiinin bulunduğu Karaganda göze çarpmaktadır. ancak güney ve güney doğusu dağlıktır. volfram. kalay. kurşun ve çinko SSCB'nin ihtiyacının % 50'sinden fazlasını karşılamaktadır. Aşkabad. Tecen ve Kopet dağının eteklerinde pamuk. Besicilik de mühim yer alır. iyot gibi madenler elde edilir.300 km2 ). kuzeyde Ural-Enbağ havzasında petrole rastlanmaktadır. SSCB'de tarım istihsalinde 3. . antimon gibi madenler kayda değer. Petrolün dışında kükürt. molibden.653.000 tona düşmüştür. kimya endüstrisi. Çarcuy'da kavun-karpuz yetiştirilir. Taşauz gibi yerlerde fabrikalar mevcuttur. bakır ve demir döküm ateiyeleri sayılabilir. Karaganda bölgesinde zengin kömür yatakları (rezerv 50 milyar ton tahmin ediliyor).

Şincang-Uygur Muhtar Bölgesi: Çin Halk Cumhuriyeti'nin batısında Türk asıllı Uygur ve Kazakların yoğun olduğu bu bölgenin (Doğu Türkistan) yüzölümü 1.103. Yenisey. İşim. Indigirka ve Kolumna'da bol miktarda altın» Vilcuc ve Olenek'te elmas bulunur.000 km2 olup. Sibirya'nın Altay-Sayan dağlık bögesinde Ob. Urai dağlarının doğusunda Tobof. Hakas Muhtar ve Gorno Altay. Kış 180 ila 220 gün arasında sürer. Aldan. Ancak her türlü zenginlik merkezin yönetimi ve kontrolünde olduğu için yerli halka bu zenginliklerden fazla pay düşmemektedir. Doğudan batıya uzanan Tanrı dağları bu ülkeyi ku- . Bunun dışında BAM adı verilen yeni tren hattı ile Sibirya'nın zenginlikleri merkeze sevk edilmeye çalışılmaktadır. Ağaç. Başlıca besicilik yapılır. Muhtar Oblastları adlı idarî bölgeleri mevcuttur. Olenek. karasaldır. Yeraltı zenginlikleri yönünden çok mühim bir bölgedir. Abakan ve Yenisey kaynak ve havzalarında muhtelif Türk boylan yaşar. yak ve ren geyiği beslenir. Vahşi kürk hayvanları avlanır. Yakut MSSC: SSCB'nin en büyük muhtar cumhuriyeti olan Yakutistan'da (3. Obi. Dolayısıyla da buradaki Türkler'e genel olarak Sibirya Türkleri veya Altay Türkleri de denilmektedir. Yana. çinko. Burada da Türklerin Yakut. deri ve gıda sanayileri mevcuttur.Sibirya'dan (Tümen) doğal gaz getirmek icat boru hatlarının döşenmesine başlanmış olup bu proje tamamlanmak üzeredir. Bunun dışında soğuğa dayanıklı Ren geyikleri ve at yetiştirilir. Indigirka ve Kolumna nehirleri bulunur. Ancak bunun neticesinin ne şekil alacağını şimdiden kestirmek mümkün değildir.000 km2). Kürk hayvanları avlanır. Sibirya bölgesinde zengin kömür yatakları ve diğer madenlerin bulunduğu da bilinmektedir. Bunun dışında Türklerin yoğun bulunduğu Batı Sibirya'da Tümen havzasında Sovyetler Birliği'nin en zengin petrol yatakları bulunmakta oiup. Kısacası Türkler'in yaşadığı hemen her bölgede zengin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri bulunmaktadır. Çok zengin kömür rezervlerinin bulunduğu tahmin edilmektedir.son zamanlarda Sovyet istihsalinin 3WV bu bölgeden temin edilmektedir. Anabar. Son yıllarda bu konuta* huzursuzluklara yol açmış ve ülkenin ekonomisini liberalleştirme sürecinde bir takım çüzümJer aranmaya başlanmıştır. Ocak ayı ortalaması ise (. İklimi çok sert olup. Ülkenin yansı ormanlarla kaplıdır.710. Ülkenin 4/5'i kutup bölgesine has iğne yapraklı ağaçlarla kaplıdır. Lena gibi SSCB'ni baştan başa geçen mühim ırmaklar bulunur. Koyun.500 km2 dir. Sığır. İrtiş. Çin'in toplam yüzölçümünün 1/BVıi teşkil eder. fazla bir ekonomik performans göstermezler. Maden olarak ise kömür mühim bir yer alır. Doğu Sibirya ve Uzak Doğu Bölgesi: Yerleşime pek müsait olmayan bu bölge yeraltı zenginlikleri bakımından SSCB'nin belki de en mühim kısmini teşkil eder. domuz. Diğer bölgeler ise nüfusları gayet az olup. Bunun dışında kurşun. Ülkenin % 20'sinden fazla bir bölümü kuzey kutbunda ve 2/3 si dağlarla kaplıdır. Genellikle balıkçılık yapılır. volfram ve molibden de elde edilir.34° )-(-45° ) arasındadır. Tuva MSSC: Yenisey'in aşağı mecrasında Çin'e komşu Tuva'nın yüzölçümü 170. Lena. Geçim köy ekonomisine dayanır.Batı Sibirya. Tuva adlı muhtar cumhuriyetleri. at ve deve. Gelecekle çok daha büyük istikbal vadeden bu bölgeye yatırımlar sürmektedir.

Tschıraraschen. bu onların hayat standartlarım . Buna rağmen ekonomik hayat fazla gelişmemiş olup. Taysın. S. Özetlersek Türkiye'nin dışındaki Türk bölgelerinde zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına rastlamaktayız. VViesbaden 1974 . nikel ve altın yatakları bulunmaktadır. Meselâ. İstanbul 1978 Atlas SSSR Moskova 1983 N. ÇHC'ndekt Türk soylular kendi yörelerindeki zenginliklerden kendilerine ayrılan malî payın artırılmasını talep ederken İran ve başka ülkelerdeki Türkler dez-organizasyon tür halde bulunduklarından ve hükümetlerince kendilerine muhtariyet hakkı tanınmadığından bu nevi taleplerde bulunamamaktadırlar. Ülkenin kuzeyinde büyük Takiamakan çölü bulunur. Buralarda bağcılık. Ancak bunların hiçbirinin kendi adlarını taşıyan idari bölgeleri yoktur. hayat seviyesi oldukça düşüktür. Aksu.'Kafkasya'da 12 milyon ton. uranyum. Orta Asya'da 15-milyon ton Doğu Törkistan'da 10 milyon ton üretim yapıldığı anlaşılır. verildiği takdirde de bu ehemmiyet arzedecek bir miktarı teşkil etmez. Hotan. Hong Kong 1984 Narodnoe Hozyaysvo Baskirskoy ASSRf 1917-1967) Ufa 1967 Narodnoe Hozyaystvo SSSR 1922-1982 Moskova 1982 E. Tokarev. Tataratan ASSR Geograflyasi. kültür ve eğitim seviyelerini yükseltmeye hizmet ederdi. ki bunların hepsi kendi tarih? topraklarında yaşarlar. Urumçi. Yılda 10 milyon ton üzerinde ham petrol elde edilir. Hayit Türkistan İm Jahrhundart Darmstadt 1956 F. Idil. Korla. bsk. dünyanın en zengin petrol ülkelerinden biri olan Iran İslam Cumhuriyeti'nde başta Azeriler olarak diğer Türk boyları ile birlikte 20 milyon gibi büyük bîr rakama ulaşmalarına rağmen millî kültürel faaliyetler için dahi merkezden pay aîamamaktadirlar. Ancak bu petrolün üretiminden elde edilen kârın çok büyük oran Moskova ve Pekin'e akar. adil bir pay alabilseler. Şayet bu zengin bölgelerde yaşayan çeşitli Türk boylan kendi topraklarında elde edilen madenlerden vb. molibden. Labour and NationalKy İn Savlet Central Asla. Kaşgar. Dolayısıyla hukukî statü yönünden bulunduktan yörelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden bir pay alma imkânları bulunmamaktadır. manganez. İklimi sert ve karasaldır. Petrol yatakları Karamay adlı bölgede bulunmaktadır. Moskova . Lubin. XIX. Yukarıda belirtilen Türk bölgelerinin dışında başta Iran olmak üzere Afganistan. Halkın % 90*ı Hami.1958. Brockhaus. BİBLİYOGRAFYA E. Diğer yönden ise hür ülkelere çatışmak maksadı üe giden T.Turfan gibi sulak bölgelerde yerleşmiştir. Ekonomik bölgelere ve Türklerin yoğunluğuna göre incelediğimizde tek bir petrol üretimini göz önünde tuttuğumuzda msl. SSCB. Etnografiya Narodov SSSR.. Uygur Türkleri. Berlin 1937 N.A. volfram. Ülkede 30 milyon civarında küçük ve büyük baş hayvan beslenmekledir. Totaliter rejimlerde yaşayan Türk soylular ise. Kazak Ostturklstan zvvlschen dan Grossmaechten. Kendi yörelerindeki ekonomik faaliyetler ve şahsi katkıları neticesinde elde edilen gelirden dahi adil bir pay alamamaktadırlar.Ufal'da 100 milyon ton.. Kazan 1981. yerli halka ya hiç pay verilmez. Irak ve Bulgaristan'da yoğun Türk toplulukları mevcuttur. Zaten SSCB'nin yeraltı kaynaklan incelendiğinde esas Rus topraklarının bu yönden çok fakir olduğu anlaşılır. Devlet Çağdaş Türk Dünyası İstanbul 1989 B.100 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI zeydeki ufak Çungarya ve güneydeki büyük Kaşgarya'ya böler. 8. C vatandaşları ise o ülkelerin vatandaşları oîmadîkîan ve tarihî herhangi bir hakları olmadığı halde Türkiye'ye yolladıkları dövizlerle büyük katkıda bulunmaktadırlar. Alptekin. Doğu Türkistan'da zengin petrol kömür. Başka bir ifade ile bu ülkeler Türkler 'm yurt dışına döviz yollamasını engellemektedir. Halkının % 70'i köy ekonomisinden geçimini temin eder. meyvecilik ve ekincilik yapılır.

TÜRK TARİHİ —i--------1________________________________________________103 İkinci Bölüm Türk Tarihi .

fakat Türk adını taşıyan ve ya hususî adlarla anılan Türk zümrelerinin -çeşitli bölgelerde ortaya koyduğu "tarihlerin bütünü anlaşılmalıdır. içtimaî kültürel yönlerden . b) Tarihleri sınırı belli bîr coğrafî çevre içinde cereyan eden bütün diğer milletlerin yayılmaları da değişmeyen vatan toprakları civarında vukua gelirken. Bu itibarla mazinin herhangi bir devresinde ayn yerlerde başka başka Türk top luluk. çeşitli Türk kütleleri asırlarca yeni iklimler. Avrupa ve Afrika kıt'alarına yayılmış bir millettir. fertleri toplu olarak bir arada bulunduğu için.TÜRK TARİHİ Giriş ibrahim KAFESOĞLU Türk | Adı. herhangi bir zamandaki durumunu açıkça tesbit ve tetkik etmek mümkün olduğu halde. Türklerin Anayurdu ve Yayılmaları: En eski ve köklü kavimlerden biri olan Türkler aşağı yukarı 4 bin yrtlık mazileri boyunca. Türk tarihi deni lince.Asya. tfS^Jaft Bu bölünme keyfiyeti Türk kütlelerini siyasî. Türkler dağınık şekilde yaşamaları sebebi ile birbirinden farklı gelişme yolları takip ettiklerinden Türk tarihini belirli bir zaman kesiminde bütün hâlinde değerlendirmek kolay olmamaktadır. tek bir topluluğun belirti bir mahalde tarihi değü. Türk tarihini değerlendirirken onu hem zaman. Türk Soyu. hem coğrafî bakımdan diğer toplulukların tarihinden ayıran şu noktalar göz önünde tutulmak gerekir: a) Bütün diğer milletlerin. Orta Asya'daki Anayurttan etrafa yaptıkları sürekli göç hareketleri Türkter'in aynı zamand^ nüfusça kalabalık olduğunu da gösterir. tarihlerini çeşitti bölgelerde yapmışlardır. yeni yurtlar arayarak. Türkler bu nüfus çokluğu ve faal durumları dolayısıyla dünya tarihinde mühim rol oynamışlardır. idare ve devletlerini müşahede etmek mümkün olduğundan.

birbirle- .

hem çtfft heceli olarak telâffuz edBdiği. israil menşefî Tevrat rivayetlerinde de Türk " adı aranmış Nuh'un torunu (Yâfes'in oğlu) Türk'de. 2. orta gürlükte sakal ve bıyık). Batılı bilginlerden çoğu me- .1. Bu kitabelerde ad "Türk". Ayrıca.Macar ülkesi). Bu kelimelere göre. gerek araştırmalarda türlü mânalar verilmiştir: Tu-küe (Türk)= miğfer (Çin kaynakları). Geniş Türk tarihinin ilmî yollardan araştırılıp İncelenmesini fevkalâde güçleştiren bu hâdiseyi bir bakıma. hattâ Iran edebiyatında Türk* sözö "güzel insan" mânasında alınmıştır. Türklerle birlikte uzun göçlere katılmıştır (Batı Htfftfan'nda olduğu gibi). son arkeolojik araştırmalar ve kültür tarihi tetkikleriyle elde edilen neticelere aykırı düşen yukarıdaki faraziyelerin linguistique bakımından da doğruluğu tespit edilememiştir. Aslında sön yarım asır içinde yapften flrrS araştırmalar TOriderin beyaz ırka mensup bulunduk larını ortaya koymuş ve yeryüzünde mevcut üç büyük ırk grupundan *Europkf adı verilen grubun Turanid" tipine bağlı olan Türklerin kendilerini başta "Mongoloid" Moğollar olmak üzöfe diğer topluluklardan ayıran antropolojik çizgilere sahip*ol dukları antaşrffaışflfc (hakim vaafi beyaz renk. asırlarda Volga'dan Orta Avrupa'ya kadar olan sahaya bu ad verilmekte idi (Doğu Türkiye = Hazarların ülkesi. VI. Coğrafî ad olarak Turkhia (=Türkiye) tâbirine ilk defa Bizans kaynaklarında tesadüf edilmektedir. Takye= deniz kıyısında oturan adam. Anadolu ise 12.-10. Türk adının M. (Menandros). Bir kısım Türkler "Bozkır Kültürü"nde yaşarken. Fakat Türk" kelimesini Türk Devleti'nin resmî adı olarak ilk kullanan siyâsî teşekkül Gök-Türk imparatorluğudur. asır) geçmekte bulunduğunu Orhun kitabeleri göstermektedir. daha sonra bu imparatorluğa bağlı.Le Coq tarafından Heri sürütmüş ve bu. Gök-Türk kitabelerinin çözücüsü V. asırdan itibaren Türkiye" olarak tanınmıştır. Böylece Türk adı Bizans kaynaklan arasında tik defa. siyâsî bîr ad olduğunu ortaya koymaktadır. Gökaip adı türel? (kanun ve nizâm sahibi) diye açıklamıştır. 13. 9. Yafes'den türemiş olarak) beyaz ırktan gösterilmiştir. veya eski ön Asya çivi yazılı metinlerde görülen Turukkular. cezb etmek vb. sağlam yapılı erkek ve kadbları ile (Gök-Türk Prensi Kül Tegin'in büstü) Ortaçağ kaynaklarında güzelliğe misâl olarak gösterilmiş. 600'e doğru) nin Di-van'ında ve 11-12. veya iskit" topraklarında oturdukları söylenen Tyrkae* (Yurkae) veya Tevrat'ta adları geçen Togharmalar. veya eski Hind kaynaklarında tesadüf edilen Turukha (veya Turuşka)'lar. Halbuki adın tek heceli duruma göre Gök-türk çağında (M. veya Thraklar."Türk" Adı: Türkler'in kadîm bir millet oluşu araştırıcıları Türk adını en eski tarih kaynaklarında aramağa sevketmiştir. 4-5. fakat daha çok Türük" şeklinde kaydedilmiştir. bir bölgede siyâsî nüfuzunu kaybetmiş. veya Çin kaynaklarında M. asırlarda dahi bugünkü telâffuzu ile.Ö. Bütün bunlar. hafif dal galı saç. bilindiği üzere Tevrat'ta nakledilen eski ananelerde ve Türk soyu (Hâm ve Şam'dan değil. Geçen asırda A. Batı Türkiye. Tabgaçlar'da olduğu gi bi) ve onbinlerce Moğol. Eski çağlarda Türkler'in "mongoloid" gösterilmeleri. Gerek Çin yıllıklarında. ■■iki V£ ^Wi Cins ismi olarak çok eskiden beri Türkçe'de mevcut olması gereken Türk" kelimesinin "Altaylı" (Ceyhun ötesi Turanlı) kavimleri ifade etmek üzere 420 tarihli bir Pers metninde. asırlardan önce yalnız çift heceli Söylendiği.. Mâveraünnehir ve diğer Yakın-Doğu Türkleri beyaz tenli koyu pprlak gözlü. badem gözlü"). diğer bir kısmının yerleşik hayata bağlanması. asırlarda hem tek. döz burun. İslâm kaynaklarında teferruatlı şekilde nakledilen Iran menşeli Zend-Avesta rivayetleri ile. asırda bu tâbir Orta Asya için kullanılıyordu. Türk' adının aslında belirli bir topluluğa mahsus "ethnique" bir isim olmayıp. kendi hususî adları ile de anılan. 1. Gök-Türk Hakanlığı'nın kuruluşundan itibaren önce bu devletin. Türk* kelimesi türemek" den çıkmıştır. GökTürkler münasebeti ile Agathias (ölm. gerek Lâtin ve Grek kaynaklarında Türkler daha çok Moğol tipinde tasvir edilmişlerdir.106 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 107 rinden ayrılması neticesini vermiştir. fakat diğer bölgelerde iktidarın zirvesine ulaşmış Türk kütlelerinin aynı zamanda mevcut olması ve Türk tarihinin eski. 582)'in eserinde. daha sonra aynı husus Nemeth'in tetkikleri ile tamamen isbat edilmiştir. Z. bin içinde rol oynadıkları belirtilen Tik (veya Di)'ler ve hattâ Troialılar vb. yeni birçok milletlerin tarihi ile bir arada hattâ iç-içe gelişmesi bundan ileri gelmektedir.Türkler'in Anayurdu: Türkler'in göçlerden önce oturduğu topraklar mesele si geçen asırdan beri münakaşa edilen bîr mevzudur. veya Iran rivayetindeki Feridun (Thraetao-na)'un oğlu Tûrac veya Tür (Turan. (Türk) = terk edilmiş (islâm kaynaklah$T"ürk =olgunluk çağı. Heredotos'un doğu kavimleri arasında zikrettiği Targitalar. buradan geliyor)'da Türk adını taşıyan ilk kavim gösterilmek istenmiştir. Arapça yazılmış eserlerden. Türk kavmi uzun'bir maziye sahip bulunmakla. Nitekim adın Çince transkripsiyonu da İki hecelidir (T'uküe). m. Barthold'un düşüncesi de buna yakındır. 6-8. diğer Türkler'in ortak adı olmuş ve zamanla Türk soyuna mensup bütün toplulukları ifade etmek Özere millî ad payesine yükselmiştir. Türk Milleti'nin dünya tarihinde derin iz bırakan kudret ve faaliyeti ile izah etmek mümkündür.*Thomsen tarafından da kabul edilmiş (1922). asırda Kölemen devleti zamanında Mısır ve Suriye'ye Türkiye* deniliyordu.Ö. daha sonra. gibi mânalar ve tefsirler. kalabalık Moğol kütleleri Türk idaresine alınmış (Asya Hunlan'nda. turan tipine örnek olan Orta Asya. bizzat Türk" adını taşıyan Türk kavimleri olmalıdır. değirmi çehş. hattâ M. yine ilk defa Câhiliyye devri şâiri Al-Nâbiga al-Zubyâni (ö!m. değirmi yüzlü ("ay yüzlü. Geçen asırdan beri birçok bilgin tarafından ileri sürülen görüşlere göre. Son araştırmalarda Türk* kelftftesi-nin 6-8. yâni tek heceli olarak söylenmiş olması gerekirdi. 6 asırdaki Iran-Tûran mücadelelerine ait hâtıralarda zikredilen Afrasyab (Tunga Alp Er) aslında bir Türk başbuğu olmakla beraber. yakın komşuları olan Moğollar'la olmuş. Ayrreâ'sfltf temasların mümkün kıldığı bazı ırW ihtilâflarda düşünülür se. endamlı. yabancıların dıştan ttıtişahadelerîne hayret etmemek gerekecektir.V.Türk Soyu: Tarihte Türk ırkı hakkında yapılan tasvirler oldukça karışıktır. daha eskiden ise Törük" şeklinde olabileceği belirtilmiştik Jr TQrk adına -gerek kaynaklarda. o zamanın Türk devletlerinde Moğol unsurunun çokluğu ile açıklanabilir Türkler'in tarih boyunca en sıkı temasları. 3.S. Vâmbery'nin ilmî izaha doğru ilk adım kabul edilen fikrine göre. Buradaki Türk1 kelimesinin millet adı olan Türk" sözü ile aynı olduğu A. yine cins ismi olarak 515 yılı hâdiseleri dolay isiyle "türk-Hun" (kudretli Hun) tâbirinde zikredildiği bildirilmektedir. Fakat Türk "sözünün cins ismi olarak "güç-kuvvet" (sıfat hâli ile: güçlü-kuvvetli) mânasında olduğu bir Türkçe vesikadan anlaşılmıştır. asır Rus yıllıklarında zikredilmiştir.Ö. W.

Kırgız bozkırları arasını (Menghin. oturulan topraktan ebediyen ayrılmanın bir insan için çok müşkül olduğunu ve göçlerin ancak bir takım zaruretler yüzünden vukua geldiğini göstermişlerdir. nüfus kalabalığı ve mer'a darlığı (Oğuz göçü). 1836. Hammer.Ö.Ö. antropologlar Kırgız Bozkırı. Koppers 1937) veya Baykal Gölg'nün güney-batısını göstermişler. Bu göçler yeni vatan kurma maksadını güden büyük çapta fütuhat olarak nitelendirilir. asır ortası). 8u şekilde dahi Türkler'in katıldıkları topluluklar içinde üstün bir kaabifıyet göstererek askerî kuvvetlere veya siyâsî hayata hakim oldukları hattâ bazen devlet kurdukları bilinmektedir (Mesalâ Mısır'da.Ö. Savaşçı Türk ırkının proto tipi idî. Ancak Sümerler'in menşei meselesi halledilmemiş.û. 1912). Sabarlar Aral'ın kuzeyinden Kafkaslar'a (5. Obertıummer. bunlar.Ö.asır).Ö. ancak hayvan yetiştirebilen Türklerin tabiî bir hayat sürebilmek için çeşitli gıda maddeleri. yalnız Türkler'in başka memleketlere yönelmelerini değil. Türk tarihine dâir kayıtlarda göçlerin ve akınların başlıca sebebi olarak zikredilen bu hususi». Orta Asya'da Kiselev ve Çernikov v. t. 1935) bazı kültür tarihçileri Altaylar. başka iktisadî vasıtalara da ihtiyaçtan var İdi ki. bazı kalabalık boylardan ayrılan grupların veya ailelerin veya sağlam yapılı gençlerin yabancı devletlerde hizmet almaları suretinde belirir. giyim eşyası vb. Altay dağlarını Türkler'in anayurdu kabul ederken (Kiaproth.Ö. Bütün bunlara bakarak eski Türk yurdunun coğrafî sınırını çizebilmek az-çok mümkün olmakla beraber. nehri bölgesinden iç Asya'ya (840'ı takip eden yıllarda) göç etmişlerdir. -ara dilleri "ana Türkçe1 den en ayrı düşen Türk kavimleri bunlardır ve bilhassa Yakutça bugün en çok değişen bir lehçedir. VV. Türkler'in kollan olan Yakutlar ile Çuvaşların ana kütleden ayrılması ve Yâkutlar'ın doğu Sibirya'ya doğru yönelmeleri çok eski bir tarihte vukubulmuş olmalıdır.û'll.108 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 109 seleyi kendi meşgul oldukları Hım dalları bakımından ele aldıklarından bu hususta çeşitli neticelere varmışlardır. hem de Hind-Avrupa dillerini konuşan Ârller'le temas edebilmeleri. 1500'lerde olması muhtemeldir.ö. brakisefal. 1928) Türk anayurdu olması gerektiğini düşünmüşlerdir. Tarihçiler. asrın ikinci yan». 1824. binden daha öncesi Türk yurdunu tesbitte mühim ip üçlün vermiştir. Meselâ yukarıda zikredilen Uraifı-Türk-Ârî komşuluğunun M. bazı dil araştırıcıları da Altaylar'ın veya Kingan silsilesinin doğu ve batısını (Radloff. Peçenek. asırlar) 'İskitler* ile birlikte yaşadıkları tahmin' edilmektedir. Mâveraünnehir üzerinden iran'a ve Anadolu'ya (Xl. Uygurlar. 1700-1200) kültürlerinden bilhassa ikincisinin temsilcileri olan ırk. Ârîler'in de Mâveraünnehir'in güney sahasında yaşamaları dolayısıyle. Böylece tarihî de- . 2500-1700) ve Andronovo (M. Hindistan'ın In-dus-Pencâb havalisine doğru ilk Türk hareketi. Vâmbâry. buraya dışarıdan gelen Hind Avrupalıların bölgeyi kendi hâkimiyetlerine geçirdikleri anlaşılmaktadır. Kuzey Çin'de ve bugünkü Moğolistan'da Türkler'in mevcudiyeti daha gerilere nâolitik çağa kadar takip edilebilmektedir.ancak bu coğrafî kesimde mümkün olabilirdi. Schott. II. Bulgarlar İtil (Volga ) nehri kıyılarına ve Karadeniz kuzeyinde Balkanlar'a (641'i takip eden yıllarda).Türklerin Yayılmaları: Çok eski zamanlardan başlayan anayurttan ayrılma hareketleri fasılalarla binlerce yıl devam etmiştir. Miiâddan sonraki Türk göçlerine katılan boylar ve zamanları hakkında ise açık bilgilere sahip bulunuluyor: Hunlar Avrupa'ya (375 ve müteakip yıllarda) ve kuzey Hindistan'a (Ak-Hunlar). tabiat servetleri zengin ve o çağlarda pei< az nüfuslu komşu ülkelerde mevcut idi. bin ortalarına ait bazı dil yadigârlarının ortaya koyduğu gibi. M. hem de çok mühim tarihî neticeler vermiştir. Çünkü M. Orhun. iklimi elverişli. Macarlar'la birlikte bazı Türk boyları. 1500-1000 arasında bir kısım Türkler uzak-Doğuda yaşıyorlardı.mongoloid olmayan. Castrân. Bununla beraber ciddi "dil1 araştırmaları bu sahanın Altay-Ural dağları arasına alınmasına. Hindistan'da). Çin kayıtlarına dayanarak. belirli ve daha dar bir bölgenin tâyini müşkil görünmektedir. AvrupaHunları Orta Asya'dan Orta Avrupa'ya (IV. M. Türkçe'nin dahil bulunduğu "bitişken" gruba mensuptur. gibi. dilleri sâmî ve Hind-Avrupaî olmayıp. Daha eski talihlerde Türkler'in Ihan yaylası üzerinden Mezopotamya'ya inmiş olmaları da muhtemeldir.Tanrı dağlan arasını. Ramstedt. 4. hem uzun mesafeler katetmek suretiyle yapılmış. haksever ve âdü kısanlar olmalarına rağmen Türkler hakkında söylenen hayat mahsulü türlü ithamların sebebi de bu olmalıdır.Eberhard'a göre. bir tahmine göre M. asır) ve sonra. 1832. Türklerin gerek fütuhat* gerek "sızma" vasfında olsun etrafa yayılmaları şüphesiz her zaman kolay cereyan etmiyor.Urallılar'ın bölgenin kuzey ve kuzey batısında. vukubulan büyük Türk göçlerinin tarihleri kesinlikle bilinmemekle beraber bazı tesbitler yapılabilmektedir. bazan pek şiddetli çatışmalara sebep oluyor du ki. daha doğrusu aslen Orta Asyalı ve muhtemelen Türk soyundan geldikleri ilim dünyasınca henüz kesinlikle kabul edilmemiştir. Diğer taraftan Türkler'den bir kısmının da M. bin başlarına tesadüf eder. Aslında iyi. Tarihte Türk yayılmalarının diğer bir şekli de 'sızma' diyebileceğimiz yoldur ki. 1891. Orhun bölgesinden Seyhun nehri kenarlarına (X. 1856. 1300-1000 sıralarında Türkistan'da bulunduklarına dair işaretler vardır. Bunun sebebi Türkler'in daha ilk zamanlardan itibaren geniş bir sahaya yayılmış bulunmaları ve kültürlerini uzaklara kadar götürmeleri olsa gerektir. Türkler'in etrafa yayılmalarından önce hem eski Ural'lı kavimlerle. Tarihte göçler mevzuunun araştırıcıları. Oğuzlar. etnologlar iç Asyanın kuzey bölgelerini. Kuman (Kıpçak) ve Uzlar (Oğuzlar'dan bir kol) Hazar Denizi kuzeyinden doğu Avrupa ve Balkanlar'a (9-11. M. hattâ Hazar denizinin kuzey ve kuzey-doğu bozkırlarının Türk anayurdu olarak tesbitine imkân vermektedir.Ö. asır). Bunlar ilk "medeni" kavim sayılan Sümerler'dir ki. Toprağın artan nüfusu besleyemez hale gelmesi yüzünden dar ziraat alanları dışında. 1885. Eski dünyanın üç büyük kıtasında görülen geniş Türk yayılmalarının pek ciddî sebeplere dayanması gerekir. san'at tarihçileri kuzey-batı Asya sahasını (Strzgovvsky.b. Büyük ölçüde kuraklık (Meselâ Hun göçü). Bunlardan bilhassa Hun ve Oğuz göçleri. Türkler'den bir kütlenin de batıya yönelerek Volga nehri etrafındaki düzlüklerde (M. Kuzey Altaylar'ın hemen batısında (Minusinsk bölgesi) ortaya çıkarılan Afanasyevo (M. Tarihî kayrtiarda Törk göçlerinin de Bctisadî sıkıntı yâni Türk anayurt topraklarının geçim bakımından yetersiz kalması sebebi ile olduğu belirtilmiştir. Vl-lll. bazan iktisadî ve ticarî yönden nisbeten daha fazla imkânlara sahip diğer Türk topraklarına saidırmalanyla da neticelenmiştir. Türkler'* göçe mecbur etmiştir. Kafkasların kuzeyinden Orta Avrupa'ya (830 dan sonra). tarafından yapılan arkeoloji araştırmaları. bu durum ağır darbelere maruz kalan yabancılar tarafından Türkler'in sevimsiz karşılanmalarına yol açıyordu. an iptidaîsi dahil hiçbir kavmin kendiliğinden ve keyf için yer değiştirmediğim.

çoğunlukla bozkır coğrafî ve iktisadî şartlarının yer almadığı ve kültürlerinin yaşama imkânının zayıfladığı sınırlarda durakladıkları. Kültür bölümü). Chavannes. gibi). zamanla. herân karşılaşılması aşikâr tehlikeleri göğüslemeğe hazır bulunmak ve aralıksız bir ölüm-lcifım savaşı vasatında yaşamak. Kendi hayat tarzlarına uymayan yabancı telâkkiler baskısının şiddetti olduğu bölgelere nüfuz etmiş Türk zümrelerinin ise.Hun İmparatorlukları Aslında çöl. E. Zaruret neticesi de oisa. batı Şan^si. Kuzey Hindistan'da çeşitti Türk devletleri vb. yayılmaları esnasında. -AC. çeşitli İlim dailanndan bazı bil-gtrrfeıi (F. aş. a. Kan-su) kurulmuş olması. Yerleşik kavimler için gerçekleştirilemeyen bu durum. Batı Avrupa'da Huniar. İran'ı ve Anadolu'yu içine alacak şekilde Avrupa'da Tuna dirseğine kadar geniş bir kuşak halinde devam eder. Bununla be- . kuzey Çin'den başlıyarak bütün Orta Asya'yı. Balkanlarda Bulgarlar. asır göçleri).) bu hanedanın aslenc Türk olabileceği veya daha ihtiyatlı Mr ifade ite devlette Türk unsurunun hâkim bulunduğu düşüncesine sevk etmiştir. Türkler'de aç* şekilde müşahede edilen ve oniann fsfîh boyunca hareketli bir topluluk hâlinde sürekliliğini mümkün kılan bu ruhî davranış başarılar arttıkça daha da kuvvetlenmiş. oralarda fazla barınamamaları ve çok kere varlıklarını kaybetmeleri dikkat çekicidir (Çin'de Tabgaçlar. «sır Moğol K'i-tan hücumu) Türkler.Asya Hunları Türk göçlerinin doğu yönünde devam ettiği asırlarda Çin'de kurulan Chou (Cav) devletinin (M.lrtTAM TÜRK TARİHİ 111 virlerde Türklerden bir kütie başka bir Törk zümresini yerinden çıkararak göçe mecbur etmiştir (Meselâ IX-Xi.110 TflPirnflMVACTM. askerî kuvvette harp arabalarının bulunması ve devletin daha çok Türkierie meskûn bölgede (Şen-si.Hirth. 1050-247) Türklerle alâkası üzerine dikkat çekilmiş. Bununla beraber Türklerin birbiri arkasına çeşiffi yönlerde yayılmaları sağlayan başka âmiller de mevcuttur ki. bunlardan BM Türle mâneviyatınfrîeağtamlığıdtr. Gerek bu şekilde. RfWilhefe»i W. Bugün bile Türk topluiuklan umumiyetle aynı Kuzey Çrn-Orta Avrupa kuşağı üzerinde yaşamaktadırlar. ova. ormanlık veya çok sıcak veya rutubetli bölgelere pek girmedikleri görülmektedir. her askerî muvaffakiyet de yeni bir siyâsî hedefe yol açmış ve ülkeler zapt edildikçe yeni fetih arzuları kamçılamıştır.Ö. I. Anderaon. bozku* için mümkündü. dünyayı huzur ve sükuna kavuşturmayı gaye edinen bir fütuhat felsefesi ve her yerde âdil. Asya Türk Devletleri İbrahim KAFESOĞLU I. güneş ve yıldızların kutlu sayılması gibi inançlarla. Bu Kibarla Türkler'in irili ufaklı siyâsî kuruluşlar meydana getirerek mevcudiyetlerini uzun müddet hissettirdikleri saha. hükümdar sülâlesinde gök dini. gerek yabancı ağır dış baskıya maruz kaim (Meselâ X!. BrKarigren. bilinmeyen ufuklara doğru akmak. tâbiiyeti kabul edip istiklâlden mahrum kalmaktansa memleketi terk etmeyi tercih ediyorlarCb. dağ değil yayla iklimine sahip bozkır halkı olan ve bozkırlarda teşekkül edip gelişen kültürün taşıyıcısı bulunan Türkler'in. Eber-hard vb. her mHtet için tabii sayılacak bir eforum değildir. insanları eşit sayan Türk töresini yürürlüğe koymak üzere bir cihan hâkimiyeti mefkuresi doğurmuşa benzemektedir (bk. Bu durum Türkler'de.

Bundan başka. Nihayet Hsiung-nu devletinde idareci zümre ve hanedanın dili Türkçe idi.201). batı Sibirya'dan Gobi-çölü-Tibet hattına kadar genişlediği bu tarihlerde Huniar'a tabi olanlar arasında Moğollar. tamamen Türkçe olup (ayrıca Çince'den bozulmuş şekilleri ile ihtimal deve. Kültür bölümü). Çin 8itemasa gelen hemen bütün Türk devletleri bakanından kötü neticeler verecek bir çığır açmış oldu. kut börü. KM* devrinde fazte hissedilmeyen bu menfi durumlar onun oğlu Tan-hu Kun-şin zamanında (M. Bunlar kütleler hâlinde batıya doğru çekilirken Maotun güneye yönelerek Huang-ho büyük dirseği içindeki Ordos bölgesini ele geçir* di ve oradan Çin topraklarına daldı. İmparator.Ö. Devleti- ni tanzim etti ve kendisini iyi tanımadıktan anlaşılan. doğru vb. insan. Tunguz vb. (Aş. V. ordusu ve harp tekniği ite. Hind-Avrupa menşeli oldukları sanılan Yüe-çi'leri yerlerinden oynattı. bu da M. san'atı ite yüksek vasıflı bir cemiyet hâHnde daha sonra asırlar boyunca bütün Türk devletlerine örnek vazifesi görecek olan. bin başlarında 6un şeklinde. sonra da Moğol olduklarım söylemiştir. Han sülâlesinin kurucusu İmparator Kao-ti'nin 320 bin kişilik. Ve nihayet devletin sahipleri kendilerine. Huniar daha sonra Çin topraklarında baskıyı artırdılar. ticaret emtiası olarak memlekete sokulup Hun iteri gelenleri arasında revaç bütan Çin ipeği. Tunguz soyundan bazı grupları da ifade etmek üzere "Kuzey . Türkler ve tâbi kavimler arasında propaganda yapıyorlar. hemen hemen tamamen piyade ordusunu. vaktiyle İskender tarafından kurulmuş olan Grek hâkimiyetine son verdikleri »rfhîe<M. aslında orman kavmi olan Moğol veya Tunguz değil. büyü.v. yiyecek ve ipek verilmesi ve yıllık vergi taahhüdü şartları ite kendini ve ordusunu kurtarmağa muvaffak oldu. kuzey Türkistan'ı zaptetti ve Işık Gölü etrafındaki Vu-sun'ları hâkimiyeti altına aldı. L Ügetî'ye göre Hsiung-nu'ların kimliğini tespit etmek müşkildir. asırdan itibaren takip etmek mümkün olmaktadır Hunlar'la ilgili ilk tarih? vesika olarak bir anlaşma zikr edilmiştir ki. Gök Tann'ya inanılıyor (aslında totemci olan Moğotlar'a sonra Türkler'den intikal etmiştir. Hun merkezinde Çinli prenseste» himayesinden faydalanan Çin' diplomat ve vazifelileri Hun imparatorluğu topraklannda şerbetçe gezip dolaşıyorlar. vaktiyle Türkler'in yaşadığı bütün toprakların Hun devletine terki. Ancak Orhun-Selenga ırmakları ile.Ö. 220) 'nin kurulması. Her ne kadar. devleti kuran ve yürüten asıl unsurun Türk olduğuna dair inandırıcı deliller vardır. emrindeki demir disiplin altında yetiştirdiği 10 bin atlı ile katıldığı bir sürek avında T'u-man'ı öldürerek Hun Tan-hu'su ilân edildi (M. Türk bozkır kültürü hâkim bükmüyor. Mai-yi. Mao-tun'un babası Tu-man Çin yıllıklarında Tan-hu (veya Şan-yü) diye anılmaktadır ki.Ö.& 166) kalabalık ordusu* ÇWe girerek başkenti CtVang~an yakınındaki imparator sarayın» yakan Ki-okf bu seferdeki gayesine uygun olarak Çin ite iktisadî münasebetini dostane bir şekilde devanttattirmek için.O. Asırdan önce Kun olarak. bazı eski Ogur (O-k'ut) kolları ite meskûn araziyi. dîni Be. 4-3 asırda ise Hun diye telâffuz edilmişti. çok önceleri teşekkül etmiş bir devletin başkanı olduğunu gösterir. her zaman Çin desise makinesinin harekete geçmesi için fırsat teşkil etmiştir. yabana kavimlerin de yer almaları tabii ise de. K. Bu devlette. Böylece Çiniiler'in Türk akınlarına karşı en tesirli tedbiri aldıklarına kanaat getirdikleri bir sırada iki mühim hâdise vukua geldi. lüks zevki yolu ite rehavetfcartırmakta «fi. IV. halk manâsında olan "Hun* diyorlardı. Mahallî hanedanlar. bk. 203). Hun devletinin başına da Mao-tun (veya Mav-dun)'un (eski okunuş: Mete) geçmesi (M. babası ölçüsünde asker ruhlu bk hükümdar olmadığı için Hun iktidannda sarsıntılar belirdi. Mao-tun'un oğlu Tanhu Kiok (MA. Shiratori onları önce Türk kabul etmiş. O zaman Çin'de birbirleri ile mücadele hâlinde olan 'Muharip Devletler" den Ts'in'in gittikçe kuvvetlenmesinden endişelenen diğer beş 'kral" zikredilen yılda Hun devleti ile ittifak andlaşması yapmıştı. Mao-tun M. Gabain Türk-Moğol karışımı olduktan fikrindedir. devleti sinsice kuvvetten düşürmeğe çalışıyorlardı. Türkler'in kutlu ülke saydıktan ötüken havafısi merkez olmak üzere güneyde Huang-ho nehri dirseğine kadar genişiiyen Hun siyâsî birliğinin kesin tarihini M. Çin kaynaklarında Tûrkier'le birlikte Moğol. aile 'baba hukuku* üzerine kurutu bulunuyordu (Moğollar'da maderşahîdir). £14). Çiniiler'in bu devirde sınır boylarında- .Ö. 202-M. Yurtlarından atılan Yüe-çt'lerin Afganistan'da Bakîri-a bölgesinde. 174-160) bu haşmeti iTTUhafiaza etmeğe çalıştı.112 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 113 raber. A. İmparatorluk sınırlarının Mançurya'dan Aral götüne. uzun müdafaa savaşlan sırasında Hun süvarilerinden korunmak maksadı ile. 'Büyük Hım İmparatorluğu1' kudretinin zirvesinde bulunuyordu. Hsiung-nu'ların büyük imparatorluğunda Türkler yanında Moğol.barbarları hanedanı1 mânasına olarak Hsiung-nu diye anılan bu kütlenin ırkî mensubiyeti hakkında şüpheyi davet edici görüşler ileri sürülmüştür.Ö.ö. 174 yılında öldüğü zaman. kılıç vb. 1. Çin'de uzun müddet dirayetli imparatorlar yetiştiren Han sülâlesi (M. Siyâsî kültürel münasebetler vesilesi iie Çin yıllıklarında Hsiung-nu dilinden zapt edilen şu kelimeler : Tann. 209-174). Türkçe "Hun" adı. iç ve dış siyâseti ile. Hun dilinde imparator unvanı olan bu tâbir basit bir kabile reisi değil. doğudaki Moğol-Tunguz kabileler birliği Tung-hu'ların ısrarla toprak taleplerine savaş ile mukabele ederek onları perişan ettikten ve böylece hâkimiyetini kuzey Peçili'ye kadar genişlettikten sonra güney-batıya döndü ve Orta Asya'daki.Ö. Çin ile dostluk havası içinde ticarî münasebetleri geliştirirken Mao-tun.S. mülkî ve askerî teşkilâtı ite. Tai-yuan şehirlerini zapt etti. ordu. Çünkü hânedanl» arasındaki böyle yakınlaşmalar. Türkçe'de 'adam. 160-126) tam bir huzursuzluk kaynağı ofeatfrtoendisini gösterdi.Ö. Çin hanedanından Si-huang^ti (M. 259-210) Hun taarruzlarına karşı kuzey sınırlarını büsbütün kapamak için. Irtiş yatağına kadar olan bozkırları (Kie-kun=K*rgtz!ar'ın memleketi) ve buranın batısındaki Ting-ling'lerin yerini. Tunguzlar ve Çinliler de vardı. Üvey anasının teşviki ile babası tarafından veliahdlik hakkının kendisinden alınması teşebbüsü karşısında Mao-tun.Ö. 318 tarihlidir. gibi kelimeler) Türk dili'nin en eski yadigarlanndandır. Chou faraziyesi kesinlik kazanıncaya kadar Asya Türk tarihini Hunlar'la başlatmak yerinde olacaktır.Ö. meskûn sahaları ve askeri yığınak yerlerini surlarla çevirmeğe başladılar. yanlış bir adım attı : Bîr Çin prensesi He evlendi ve bu surette ileride. Bu suretle büyük Hm hükümdarı o çağda Asya kıt'asında yaşıyan Türk soyundan bütün toplulukları kendi idaresinde tek bayrak altında toplamış oluyordu. tuğ. bozkır usulü sahte ric'at tâbyesi ile çenber içine aldı (M. surların iç kısımlarını yıktırarak elde ettikleri malzeme ile dış surları birbirine bağlamak ve boş yerleri tamamlamak sureti ile meşhur Çin şeddini meydana getrıtfi (M. Kendisi de Han sülâlesine dâmad oian-bu Tan-hu. bir görüşe göre M. tarihen malûm ilk Türk siyâsî teşekkülü. Mao-tun tarafından Çg% hükümetine gönderilen MÂ 177 t»** mektuptan anlaşıldığına göre Türk devletine bağlı kavimlerto-sayısı 26 idi ve bunların hepsi* Tan-tuMm ifadesi ite "yay geren halk" yâni "Hun" olmuşlardı.

coğrafî. aşağı yukarı M. Sonuncu 'devlet" de Tabgaç hükümdarı Tai-Wu tarafından nihayete erdirilmiştir. bilhassa süvari kumandanı Pan Ç'ao'fifiin gayretleri ite (MS 75'e öoQtu) Doğu Türkistan'a kadar sokulan Çinliler oralarda asker? garnizonlar kuruyorlardı. 64). Hun tarzında 140 bin kişîbk bir suvar* kuvvet? çıkara Ho K'ü-ping (öl. ferin sonlan) ve Ptotemai-06'tM. buralarda geçirdiği uzunca müddet içinde (M. Fick. Hun hâkimiyetinin yıkılmasını hedef tutan pîâniartnt tatbtke girişti. M.Ö. Hoops) veya Kafkas kavimlerinden oldukları (L Jeİiç. Çi-çi iktidarının yıkıl-masıyle etrafa dağılmış olarak. Thierry. adlan geçen Türk boylan da yeni devlete karşı ideler. 139-127) edîndtğs bilgiyi. Moğol soyundan Siyen-pi (H'yen-bi. Mat Tan-hu'nun iktisadî darlığı gidermek gibi kendince mâkul sebeplere dayalı fikrinde ısrarı Huniar'» ikiye a&f&. bu da prensler arasındaki anlaşmazlığı şiddetlendirdi. Kuzey Hunlan'ndan eski Hun başkenti bölgesinde kalanlar da. A. Strâbon (ölm.. Asya Hunlan'nın torunları oldukları son zamanlardaki tetkiklerle daha da açıklık kazanmıştır. bir yandan da yotu üzerinde. Bu arada Çinliler çok ehemrroyetff bir basan daha elde etmişlerdir ki. 1893. Türk. ipek yolu üze*rindeks memieketîer zaptofunuyor.S. Fin. 1923. tm ile çevrilen başkenti. Batı Hunlan'ndan geldikleri hakkında kuvvetli bir delil Fr. 115) tarafından büyük başarıya uteşUntmıştı. Yedi-su havalisindeki Ogur (O-k'ut) lannt fetiş kaynskianndaK* TNvHng'terin. W. Avrupa Hun Impara-tortuğu'nu kuranlar bunlar olmak gerekir. J. 58). Moğol. 2S) Hunlar'ın Grek-Baktria krallığının doğusunda olduklarını söylerken. Gayelerinden biri de Çin için muazzam getir kayrvağı oian ipeğe batı bölgelerinde de yeni pazarlar bulmak ve iç Asya-iran üzeninden Akdeniz kıyılarına ulaşan meşhur"ipek yolu" nu emniyet altma atmaktr Dolaya He orta ve bat! Asya'da yabancıların kudretini kırması lâzım** tit. 70 bin kişilik hasım ordulan tarafından kuşatıldı v© yıkttdı. A. Bo-han-ye'nin Çin'e tâbi olma teklife Wuo danışma kurulunda (devtat-ıneclısi) ağır münakaşalardan sonra reddedildi. 31)'tn evlâtları Çin şeddinin kuzey bölgesinde 75 yıl kadar Hunfaf özörinde Tan-hu"luk yaptılarsa da. bu Huniar1! Ön kaynakları Hsîung-nu olarak tanıtmış.. Shîratori. llovaysM. 58-75) önleyemediler. bilhassa ikürîı değ$kli$ sebebi ife batıya yöneldikleri tahmin edHmektöbfr. Pei-^ang. idarecilerle başbuğların arasını açmağa yönelen düşman propagandası »te gittikçe dennteşiyordu.S. iç Asya yönünde. Radloff.F. 1757. tabi? daha ziyâde Çinlileşmiş olarak. Çin sahasında Hun siyâsî hayatı tarihe tarışmakta beraber. tâbiiyeti şerefsizim sayan Çi-çjtendine bağlı kütlelerle birlikte1 rperoieket! \efr ed&?f*k batıya doğru çekildi (M. Bunlardan üçü: Ua Tfr'ung. sa- rayda bulunan kadın-erkek 1518 kişinin hepsi. Tan-hu'nun ikametgâhında oda oda savaşılmış ve Çi-çi dahil. Hirth tarafından ortaya konmuştur. Işık Göl yanındaki yu-sün'ların mukavemete temi iaraıafc geîdiğı Çü-Taias ırmakları düzlüğünde müstakil devlet kurdu» Fakat bu Orta Asya Hun devleti çok sürmedi. Daha Maotun /amam>da Cinde temandan Mung-t'ien tarafından başlatılmış oian askerî ıslahat hareketleri imparator Vu-ö'nin kumandanlarından olup. İç huzursuzduk.S. 1915. o zamanlara kadar Cinden vergi ve hediye olarak sağlanan mâlî destek kesıfrnişti.Grousset. Bfliodtğ* gibi. Kuzeyde Hun akınları tutuluyor. K. PPeffipt.114 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 115 ki ufak çaptaki akırte: durdurduğu görülüyordu.Ho-han-ye Çin himayesini kabul edip halkının bir taamını Or-dos a gönderirken. İlk defa büyük imparatorlardan Vu-ti (MÖ 141-07} katabafck ordular teşkil ederek. bin sonlarına kadar Türk-Çin mücadelelerinin: fcemet sebeplerinden biri bu kervan yoluna hâkimiyet meselesi olmuştur. Çi-çi Hunlarfnın kalıntıları. imparatorluğun zengin kısmrsîarîmn yavaş yavaş düşman istilasına uğraması ile devlet geliri azalmaya başlamış . 5. Hayrete öeğer bir müdafaa yapılmış.Ö. 1941 vb. Bu hususta tarihî.) veya doğrudan doğruya islav menşeinden geldikleri (Venelin. hanedan azasından bazıları-: re Rendim ce^p etmeğe muvaffak oldu. Güney Hunları. 155 yılma doğru. Ho-han-ye (ölm. asır başlarında Asya Hunlar'ı birbirinden ayrı üç bölüm hâlinde görünüyordu: 1. Mâszaros) ileri sürülen Batı (Avrupa) Hunları'nın TlÛrk asıllı olup. 1828. 160-170) haritalarında 'Hunlarm oturdukları bölgeler Çih kaynaklannda Hsrung-nu'ların topraklan olarak belirtilmiştir. Vu-ti'nin ipek yoiu üzerindeki memleket ve kavimleri öğrenmek ve onlarla Hunlar'a karşı iş* bfriîği sağlamak maksadı île batıya gönderdiği yüksek rütbeli bir asker olan Çangk'ten'in. 1855. 125) adı geçen krallığın Huniar tarafından yıkıldığını kaydeder ki. arada bîr mücadeleye mecbur oldukları Çinin siyâsî nüfuzunun ülkelerine tamamen hâkim olmasını (imparator Ming-ti zamanında. temasiannı ve tavsiyelerini ihtiva eden mühim raporu imparatoru memnun eimş ve sonraki Çin siyâseti için başlıca rehber vazifesini görmüştür. Much. asır sonlarına kadar varlıklarını devam ettirmişler ve Çin'in çeşitli bölgelerinde. R. Oradaki diğer Tfirk zümreleri ve 1. M. Gy.Ö. ferîhçi PBnî-us (ölm. 1.. dil ve kültürel deliller gösterilmiştir. Franke. Klaproth. Hsien-pi) ler tarafından batıya itilip 216'da hemen tamamen yurtlarından çıkanlırken Güney Hunları da kendi içlerindeki çatışmalar yözünden tekrar ikiye bölündü ve baskısını artıran Çin. Bir yandan Çfrı ile uğraşarak. gizli vazifesini yaparken Bunlar tarafından yakalanıp 10 yıl gözaltında tutulmasına rağmen. O. Hia.S. asırdan 2. Tanhu'lar soyundan gelen bazı kimseler kısa ömürlü küçük devletler kurmuşlardır. Çi-çi tarafından yeni inşa ettirip. Akınlar durmuş. Bununla birlikle Asya Hunları. De Guignes. Tarbagatay. M.v» bilhassa Araf OtMütıân doğusundaki bakırlara çekilerek varlıklarını devam etürmişlerdir. K.220'ye doğru bütün toprakları işgal etti.Kuzey-batı Çin sahasında.Ö. M. 3. devletleri uğruna hayatlarını feda etmişlerdi. 1856. Nihayet Çin. M. b i Batı f Avrupa) Hunları Kimlikleri hakkında 200 yıldan beri türlü tahminler yürütülen ve çeşitli bilginler tarafından. R. Türk-Moğoi kanşımı. asır ortâlarma kadar Çin'den gelen Hun külteleri îte çoğalan ve uzunca bîr rtteddet sâta'rîfcir hayaft yaşamak suretiyle güçleri artan bu Hunlar'ın. 2-Cungarya ve Barköl havalisinde Kuzey Hunları (Bunlar M. savaş gücü zayıf Huniar aleyhine birleşmişler ve Çin'e destek olmuşlardı Ööft taraftan hücuma uğray^Hun devletinin. Huniar artîk eskisi g*b* değil k&ler. Buna göre 355-365 yıllarında Alan ülkesinin <Hazar^Aral arası) istilâ edilmesi münasebeti Ne Çin kaynakları bu .S. Türk-MoğotMançu karışımı oldukları (J. kanlı sokak muharebeleri cereyan etmiş. 90-91 yıllarında Baykal-Orhun bölgesinden buraya göçmüşlerdi).Balkaş göfü havalisinde. Propagandayı artırdı. 1930. HenûiTferieşememiş. kardeşi Çi-çi tarafından tanınmadı (M. Nemann. o da ordularını Türk usulüne göre yetiştirmeleri ve Hun silahları Re teçhiz etmeleri idi.ö. Orasius (1. ÇîrVfeı teşvik ve yardım* üe Tan-hu olan Ho-han-ye. Zebelin) veya Germen soyuna mensup bulunduktan (Müllenhoff. Uygur. J. Batıya Hun yürüyüşteü adım adım takip eden Çm ordularından başka. Fin-Ugor.

buna göre. Don-Dinyeper nehirleri arasında Doğu Got'ları (Ostrogot). ancak Türkler karşısında mahkûm oldu. Batıda Hun baskısı. Anî ve şiddetli Hun darbecinin. Mamafih Roma topraklarında görüleri bu kuvvetler keşif vazifesi yapan öncü müfrezelerdi.11e TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ *%1 memleketin Hstung-nu'iar tarafından zapt oiunduğunHfeaydederken. Türkler'in Anadolu'da. Galya'ya gitmeğe zorlamakla. merkezterine döndüler. Daha batıda Transüvanya ve Ga'îçya da Gepid'ler. sonbahara doğru. Çok sür'atli cereyan eden bu akınlardan korkuya kapıldıkları için Hunlar hakkında acâib hikayeler uyduran kilise adamlarının (St. Kelt vb. 401'de Batı Roma eyaletlerine girmişler. Tanınmış kimseler : Basık. yani Bizans daima baskı altında tutalacak. Hunlar'ın batı istikametindeki yolları üzerindeki engelleri kaldırmış. daha büyük sayıda diğer bir kısım Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya yöneltilmişti. Attila (doğduğu yer olduğu tahmin edilen Etil — hü = Volga adından). beklenmedik mahallerde görûjen Hun akıncı müfrezelerinin Doğu Avrupa kavimleri arasında uyandırdığı dehşet. Alan. Sueb'leri. Diğer taraftan bir kısım Germen menşeli kütlelerle İranlı Baştarnalar Pannonıa (Batı Macaristan'dan Aipter'e doğru sarkarak İtalya'yı tehdide başlamışlarda Köilar Roma İmparatoru I.tarihî kayıtlarda sabit ilk görünüşleridir. büyük dalgası başlamış. kütlelerini Ren nehri ötesine. Aynı'zamanda Hun kudretinden bir kere daha ürken Vandai. ilek (=llig=lllig). Soğd dilinde yazılmış bir metin ile de ayrıca teyid edilmektedir. Kappadokia . Hunlar'dan bir kısım Balkanlardan Trakr ya'ya doğru ilerlerken. Hunlar'dan korkan. Floransa'nın güneyinde) muharebesinde bizzat Uldız'ın kumanda ettiği Romalı kuvvetlerle takviyeli Hun ordusu tarafından mağlûp edlien Radagais yakalandı ve idam edildi (Ağustos 406). önce Trastlvanya'da duraklamış olan Batı Got'ları da Roma hududlarını geçiyorlardı (381). Hun korkusu ile yerlerini terk etmiş olan Vandallar'ı. Aynı hadise üzerinde birbirini doğrulayan bir uzak-doğu ve bir Lâtin kaynağının tespit ettiği Hsiung-nu . Nitekim aynı tarihlerde bugünkü Macaristan ovalarına kadar akınlar tertiplenmişti. Attilâ'nın babası). Hieronymus. Kırat Ermanarik intihar etti Yerine geçen Hunimund Hunlar tarafından "tayin" ed&ntşti 'Hayret edilecek bir hareket kaabiliyeti ve gelişmiş bir süvari taktiği ile" devam eden Hurt taarruzunun Dinyeper kenarında vurduğu ağır darbe Batı Got'larım da çökertti ve Krraî Atanarik. Asding Vandallar». topraklarından çıkararak. Hunlar'dan kaçan Vizigot'lar da İtalya'da görünmüşlerdi. Nitekim Uldız'ın Tuna'da görünmesi ile Kavimler göçü'nün 2. Marceîlinus bu fethin Hunlar tarafından yapıldığını tasrih etmiştir. 398 de daha küçük çapta tekrarlanan bu akınlar karşısında Doğu Roma'nm genç imparatoru Arkadios hiçbir ciddî tedbir alamamıştır.St.405 yıllarında . Sarmat. onun batısında Batı (Softan (Vızigot) bulunuyordu. Arıkan f>Arıg-kan=güzei. Bu zaferi île Uldız Roma gibi büyük bir medeniyet merkezini kurtarmış oldu. Alaniar'd&n ve Germen Talat'lardan teşkil ettikleri yardımcı kuvvetlerle takviyeli oiarak ilk defa 378 oanannda Tuna'y* geçtiler ve Romalılar'dan mukavemet görrneksizin Trakya'ya kadar Derlediler. bugünkü Macaristan'da Tisza nehri havalisinde Vandallar vardı. Epfiçaim. Batı Roma ile iyi münasebetler devam ettirilecekti. Stilikhonun bile Pavia savaşında durdurmağa muvaffak olamadığı bu barbar şef. asil kraliçe). daha çok Uldiz) kumandasında iyice his edildi.Hun ayniliği. bölgenin en tahkimli tefeleri olan Edessa (Urfa) ve Antakya'yı bir müddet kuşattıktan sonra. Sınırları Asya'da Balkaş gölü yakınlarına kadar uzandığı tahmin edilen Hun İmparatorluğunun "batı kanadı" hükümdarı olduğu sanılan Uldız. Batı Roma topraklarına tecavüz ederek huzursuzluk çıkaran "barbar" kavimler aynı zamanda Hunlar'ın da düşmanları oldukları için. 400 yılına doğru. bugün Avusturya arazisindeki Markomaniar'la Kuadlar Roma topraklarına geçmeye hazıriarwrken. Muncuk (boncuk. Bu hareket itfcepheli idi. Roma'yı yeryüzünden kaldıracağını ilân ediyordu. o devir yazarı A. Hatta Batı Hun hükümdar ailesinin Asya Tan-hu'larına bağlanabilmesi büe mümkün görülmektedir. Hun Devleti'nin Don nehri havalisindeki "doğu kanadı" tarafından tertiplenen Anadolu akını Basık ve Kursık adlı iki başbuğun idaresinde idi.aşıp Roma İmparatorluğuna giriyor. Hükümdar sülâlesi mensuplarının adları şöyledir : Karaten (kara don-elbise). Aybars. Lombardia üzerinden Galya'ya uzanan Alarik'in idaresindeki bu Got tehlikesi Romalı ünlü kumandan Stilikho tarafından güçlükle önlendi (Nisan 402). Şar (sarı=ak) Ogur. Fakat daha korkunç bir barbar belirdi ki. Hunlar IV. Atakan\ Eşkam. Euferraa efsaneleri ve Edessa kronikindeki kayıtlar) dehşet dolu gözleri önünde. Çünkü. kalabalık Vizigot kütleleri ile batıya doğru kaçtı (375). Suriye'ye inerek Tyros (Sûr)'u baskı altına almışlar. buna karşılık. f-knlar aleyhine.. Fırat vadilerini takiben Melitene (Malatya)'ya ve Kilikia (Çukurova)'ya ilerlemişler. Oktar (Attilâ'nın amcaları). oradan Kudüs'e yönelmişlerdi. kuzeye çark ederek Orta Anadolu'ya. kendi demir yumruğu altında birleştirmiş olarak Roma üzerine atılan Radagais idi. Böylece Hun askerî gücünün harekete geçirdiği ve batıya doğru çeşitti' kavtfröerîn birbirlerini yerberinden atarak. Asrın ortalarında Afan ülkesini ete geçirdikten sonra. Avrupa Hunfan'mn dili Türkçe idi. 374'de Itii (Voiga) kıyılarında görûndüter O tarihlerde Karadeniz kuzeyindeki düzlükler bir Germen kavmi o*an Got'larin işgali aftında îdi. Bizans'ın Hun nüfuzuna alınması ilk hedefi teşki* ediyor. 404 . Sakson'ları. Bu. Burgond'ları. Hun başbuğu Balamtr'm idaresindeki büyük taarruz önce Doğu Got'larına çarptı ve bu devleti yıktı (374). Batı dünyasında korkunç akisler yaratmış. Uldin. Dengiztk (=Dengi2^Dentz"den)Jrnek (küçük er) (Son üçü Attilâ'nın oğullarıdır). kımız (Prrskosda). iran astffc Sarmatîar sınırları liroes. Roma İmparatorluğu nun kuzey eyaletlerini aft-üst ederek tâ İspanya'ya kadar uzanmak suretiyle Avrupa'nın etnik çehresini aeğişîıren tarihî 'Kavimler Göçü" başlamış oldu. Alaman'ları vb. daha başka küçük Germen toplulukları da yaşıyordu. Iheodosius'un ölüm y»h olan 395 de yeniden hare- kete geçtiler. inanamaz rivayet ve hikâyelerin çıkmasına ve yayılmasına sebep olmuştur. Kursık.Galatia (Kayseri-Ankara ve havalisi)'ya ulaştılar ve oradan Azeybaycan-Bakü yolu ile kuzeye. Kuad'ları. Attilâ'nın son yıllarına kadar takip edilecek olan Hun dış siyasetinin esaslarını tesbit etmişti kî. Doğu Roma. Romalılar'ı olduğu kadar Sâsânî imparatorluğunu da telâşa düşüren bu akında Hun süvarileri Erzurum bölgesinden İtibaren Karasu. çoğu Latin ve Grek kaynaklarında kayıtlı. İtalya'da müthiş tahribat yapıyor. Ayrıca.Sueb.başbuğ Uldız (Grek ve Lâtin kaynaklarında: Huldin.Batı Roma ile müşterek hareket gerekiyordu. Büyük Faesulae (= Fiesole. Hunlar Gottar dan. topluluk: Ağaçeri. buralarda Hun kuvvetlerinin serbest hareketlerine imkân hazırlamıştı. bu da. 8u dört Germen kavmi dışında aynı bölgede İranlı ve İslav kütleler. Balamır'ın oğlu veya torunu olduğu sanılan Uldız.

II. kil (Volga) kıyılarındaki Şara-ogur'larm (Ak-Ogur.Hunlar'ın başına geçtiği zaman 39-40 yaşlarında olan Attila. Bini un hakkında bilgimiz sadece. 423'te henüz 4 yaşında iken Batı Roma İmparatoru ilân ®ötier\ Uî. 432de konsül olan. Huniar'dan kaçanlara -esir alınmış Bizans teb'ası dahililtica hakkı tanınmayacak. Hun ordusunu isyana teşvik etmek ve tâbi kavimleri Huniar'dan ayırmak maksadı ite Hun topraklarında faaliyete geçirdiği casusluk şebekesi ve propagandacıları iteri sürerek tertiplediği Balkan seferinde (422). iddia edildiği gibi bir iktidar rekabeti bahis mevzuu olmadıktan başka. Bizans tarihçisi Priskos'un ifadesi ile Rua'dan barışı yılda 350 libre altınla safcn airraş oian H. hiç mukavemet göstermiyen Bizans'ı yıihk vergiye bağladı: 350 libre altın. Kuadlar. Roxolanlar. Sarmatlar. Attila yalnız değildi. Trakya'da. Theodos^os (4G8-450)*un. Oktar) Rua imparatorluk makamını işgal ediyor. Ancak. Sklavenler. Notarius (Devlet baş müsteşarı) Johannes'i seçmesi üzerim o sırada 35 yaştnda bulunan ünlü asilzade Aetius. Bizans'ın. P. Tann'nın «ün- dar imparator Theodosios'un dualarını kabul ederek Bizans üzerinden bir tehlikeyi kaldırdığım vaaz ediyordu. Suebler. şu kavimler yer almışlardı: a . bir müddet önce Bizans'a sığınmış olan Hun ileri gelenlerinden Mana ite Atakam'ın oğullarının ve diğer Hun kaçaklarının iadesini İstedi. kendim ite barış müzakereleri için gönderilen Trakya>umuml valisi (Magister militum)*ne taüneşin battîğı yere kadar her yeri zapt edebilirim' diyerek meydan okumuştu tAdız'm ötümü (410 SJT aiarıj'nden sonra Hun İmparatorluğunun başında Karaten bulunuyordu. 422 yi} Avrupa Hunları tarihinde yeni bir devrin başlangıcı gibidir. 412 yılında Bizans elçisi Olyrnp*odoros'un onan yanına gitmiş olduğudur. Batı kanadının sıklet merkezi Tuna etrafında. Buda da "iktidar hırsı ite yanan" Attila tarafından ortadan kaldırılmış değildi. Bu arada Rua. Bizans kudretti bk düşmandan kurtulduğu içki seviniyor. Heruller. b . Artık Hunlar'a tabi "barbar" kavimlerin Roma'ya güvenerek herhangi bir harekete kalkışmaları bahis mevzuu değHdi. diğeri seçkin bir diplomat olan başkanlarma. onunla birlikte seferlere katılmış. Theodosios süratte anlaşma yolu bulmak ümidi ile elçiBk hey'etini Hun başkentine göndermeğe karar verdi. Tuna ile Morava nehrinin birleştiği yerdeki Konstantia (lam karşısında Margus kalesi bulunuyordu) surları önünde. Aybars. Diaconus. Kaynaklardan anlaşıldığına göre. İmparator II. doğu kanadının sıklet merkezi Dinyeper havalisinde olduğu tahmin edilen bu tarihlerde Hun Imparatorluğu'nda. Baştemalar. Roma'da ve diğer kavimler arasında Attila adının dehşet saçan bir otoritenin timsali haHne gelmesine yardım etti.Germen (doğudan batıya): Doğu Gotları.taleplerini. babası Muncuk erken öldüğü için. Theodosios. Ordu ve dış münasebetlerin tanzimi Attila'nın elinde idi. kaynaklardan (Priskos. enerjisi kıt Buda ikinci plânda kalmış. barış şartları olarak yazdırdı.) takip edilebildiği kadar. Hun İmparatoru 60 bin süvari başında İtalya'ya yöneldi Savaşa girmeden kuvvetlerini çeken Bizans'tan ağırca bir harp tazminatı alındı. Bu tarihte Hun hükümdar atîesine mensup dört kardeşten (Rua. Skirler. Fakat Hun sınırlarına gelen Bizans elçilik hey'eti Rua'yı gölgede bırakan bir Türk başbuğu ile karşılaştı. c . Bu durum Huniar arasında olduğu kadar Bizans'ta. 433'de Roma Imparatoriuğü'nun en yüksek makamı 'Patricius'tuğa yükselerek uzun müddet ordular başkumandankğı yapan Aeftus gençli çağının Roma tahtı işlerine karışmaktan doğan buhranlı anianr» Horı yasdtmı üe atlatmış. hiç atından inmemek üzere aylarca süren bir teftiş gezisi yaparak. Neurlar. Muncuk. Bizarıslîlar'ın Hun tmparatorluğundaki yabancılardan ücretli asker toplama faaliyetlerini ve Bizans!* tacirlerin Hun topraklarında ticaret yapmalarını yasak etti. 423'da 'Magrsîer miîitum'. Antlar. canını Rua'ya sığınmak suretiyle kurtarmış. Konstantia barışı (veya bazılarına göre Margus barışı) diye anılan bu anlaşmanın ihtiva ettiği başlıca maddelere göre Bizans bundan böyle Hunlar'a bağlı kavimlerle müzakerelere.Muncuk (Atilla'nın babası) erken öldüğü için rjğer iki kardeş "kanad kraHarı* durumunda bulunuyorlardı. Rugiler. 434 yılı baharında Hun sınırlarına gelen Bizans elçilerini Attila. Theodosios'un aynen kabul ettiği bu anlaşmanın hükümleri icabı olarak Hunlar'a iade edilen kaçakları Attila daha Bizans ülkesi içinde.11S TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 119 ve bilhassa 409 yrtmda Tuna'yı geçerek Bizans'a Hun tehdidinin ekşitmediğini göstermiş ve Grek kaynaklarına göre (Sozomenus.İslâv (orta ve batı Rusya'da): Venedalar. imparator Valentinianus'un annesi Placidia da Hun kuvvetlerinin italya'ya yönelmesi üzerine Aetius ile uzlaşmağa mecbur olmuştu. devleti ciddi bir hükümdar vasfını taşıyan kardeşine bırakmıştı. Bu sebeple Rua o zamana kadar mutad ofen. amcası Rua'nın yanında yetişmiş. Hun idaresinde yaşayan yabancıları gizlice kışkırtmaktan geri kalmıyordu. 422 ye kadar Hunlar hakkında bilgi verilmediğinden bu meşguliyetin on sene kadar sürdüğü tahmin edilmektedir. at üzerinde. Memleketi büyük kardeşi Buda (Bleda) ile birlikte idare ediyordu. yardım sağlamak sçtn ftua'ntn yanına geldi. Markomanlar. Gepidler. Karsus (Bulgaristan'da Hirsovo) kalesinde astırdı. Attila'nın yardımcısı sıfatı ile 11 yıl Hun imparatorluğumun idaresine katılan Buda 445 de eceli He ölmüştür. Fakat o sırada Rua öldü (434 bahan). Ü&eâi dahiitnde hiçbir Grek serbest doîaşamıyacak ve ticaret belirli sınır kasabalarında yapılacaktı. Karaton daha çok doğu işleri ile uğraşmış görünmektedir. Codex Theodosianos vb. dağınık hâlde): Atanlar. yine de. Valentcnianus karşısında Roma'ya sahip olmak iddiası ile İtalya'ya ordu ve donanma sevk ekmesi Batı Roma'yı Hunlar'a daha çok yaklaştırdı.). Siyasette Uldız'ın izinde yürüyen Rua. çeşitli kavimleri yakından tanımak imkanını bulmuş.İranlı (Kafkaslar'dan Tunaya kadar. Attiia. Rua zamanındaki yerlerini muhafaza ediyorlardı. Amcaları Aybars (doğu kanadının "kiralı") ve Oktar (batı kanadının "kiralı*) olarak. Piskopos Proculus. ittifaklara girişmiyecek. Bizans elinde bulunanlar iade edilecek (Grek asıllı olanlar için fidye verilebilecek). J. Roma senatosunun da küçük imparatorun yerme i. Türk boyu) ayaklanma teşebbüsünü bastırdı (435). eğlenceden hoşlanan. karşıladı ve dinlenmelerine dahi izin vermediği elçilerin biri konsül-general. Fakat. . devlet idaresini ve Hun iç ve dış siyasetinin esaslarını öğrenmişti. 432 yiimda da Afrika'da Vandal kı-rafc Geiserik tte mücadele eden rakibi Bonifacius karşısında. Bu itibarla. ticarî münasebetler yine belirli sınır kasabalarında devam edecek ve Bizans'ın ödemeye ta-ahhüd ettiği yıllık vergi iki misline (700 libre altın) çıkarılacaktı. Jordanes. H. Honorî-us vb. Bundan sonra Attila imparatorluğunun doğu bölgelerinde. Bütün bunlar Rua'ntn kuvvetli şahsiyeti ile Hun devletinin her iki Roma'nın iç ve d*ş siyasetlerine ist&amet verdiğini göstermekte idi.

Nihayet Bizans yukarıda adi geçen Agaçeriler isyanında tahrikçi rot oynamıştı. İki yıl kadar süren mücadele sonunda Attila'nın gönderdiği Hun müfrezeleri yardımı ile isyancı elebaşılar Aetius tarafından ortadan kaldırıldı ise de (436). Müşterek pazar yerlerinde Grek tacirleri Hunlar'ı aldatıyorlardı. Singidunum (Beîgrad) ve Naissus (Niş) üzerinden Trakya'ya doğru gelişirken. Diğer taraftan Kuzey Afrika Vandal kralı Geiserikh. Kıral Gun-dikar idaresinde Belçika bölgesine saldıran Burgondlar'la savaşmağa mecbur olundu. gizli vazifeli Bigilas da katılmıştı. Aetiue bundan böyle Theodosios'un andlaşma şartlarına riayet edeceğini garantilemek üzere kendi oğlu Karptlio'yu Hun sarayına rehine olarak göndermişti. o çağlarda dünya hâkimiyetinin timsali sayılan. Bu sebeplerle ve Margus'un zaptı ile başlayan Attila'nın idaresindeki 1. kıymetli mâdenlerden yapılmış silahlan ve ziynet eşyası ile birlikte gömülen Hun büyüklerinin mezarlarını soymuş. bir kere daha Hunlar'a müracaat zorunda kalmıştı. Attila babası Muncuk'tan aldığı asaleti muhafaza etmiş. Hun hâkimiyetinin "Okyanus adaları'na. garip bir kurtuluş yolu buldu: bir suikasd 9e Atötrfyr ortadan kaldırmak. yüzünden patlak veren ve genişleyen köylü isyanları (Bagaudalar) nizam ve asayişi iyice sarsmış. aşağı Ren sahasrndaki Franklar. Meselâ Got menşe fi Hun firarisi Amegisclus'u general rütbesi ile Trakya'da Hun sınırında vazifelendirmiş^. Bütün "Germania" nın zaptını tamamlayan bu savaşlar neticesinde 436'yı takip eden yıllarda şu kavimlerin de Türk idaresine alındığı anlaşılmaktadır: Bajavurlar. Her iki Roma'nın durumları meydanda İdi. Başında Edekon (Türk. Halbuki Roma imparatorluğunda. Attila'nın idaresi altında birkaç noktadan Tuna'yı geçen ordular.120 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 121 4 • Fin-Ugor (Ufafdan Battıkla kadar): Çaremizi Mordvinier. • . yukarıda adı geçen Anatolius ile magister ve kançılar Nomus başkanlığında ikinci bir heyet yola çıkarıldı. Attila tarafından kabul edildi ve anlaşmaya varıldı (Anatolius barışı). Burgondlar. Volgaya doğru Altı-ogur. Çünkü II. Attila'ya karşı koyabilecek bîr kuvvetin kalmayışı. Bizans bakımından en ağır şart yıllık vergi idi. S*gazir)'ler. Magister ve Patricius Anatotius. Bizanslıların hiçbirine dokunmadı. Philippopolis (Filibe). asır Avrupa Türk tarihini teferrutlı bir şekilde öğrenmemize yardım eden kâtip Priskos'un dâhil bulunduğu Bizans elçilik heyetine. Tuna'nın güneyinde beş günlük mesafedeki yerler askerden arındırılacak. Attila'yi teskin etmek üzere Bizans'tan. daha kuzeyde Agaçeri (Akatzir. Theodosios. barış yapmak için Theodosios'un sür'atle gönderdiği. Vâmbery'ye göre Edîk-kün) ile Orestes (Pannonia'lı bir Romalı) 'nın bulunduğu Hun elçilik heyeti le birlikte Bizans başkentinden Attila'nın devlet merkezine yâni Orta Macaristan'a doğru yola çıkart. bu defa da. ondan sonra yardımlar kesilmiffi. Heyet 448 yılı yazında Hun başkentine geldiği zaman. Batı Roma Hun devletine yrihk vergisini muntazaman tediye etmekle beraber. derhal. Zira Hun dış siyaseti değişmekte idi. Estler. Konstantia andiaşmasınm hükümlerine aykırı olarak Hunlar'dan kaçanları iadede ağır davranıyor.. bu davranış Hunlar'ı infiale sevk etmişti. fakat Theodosios Attila'nın haraçgüzârı olmakla köle durumuna düşmüştür. çünkü efendisinin canına kıymak istemiştir. yaptığı alenî sorgu neticesinde Bigilas'a maksat ve faaliyetlerini itiraf ettirdi. 20 bin Bur-gond savaşçısının öldüğü bu Hun-Burgond mücadelesi Almanlar'ın meşhur "Nîbe-İungen' destanlarına mevzu teşkil etmiştir. hatta buniardan bazılarım yüksek makamlara getiriyordu. Balkan seferinin açılmasına sebep oldu (447). Her sene Bu kadar altın tedarik edilmesi imparatorluğun takatim' aşıyordu. On-ogur. savaş tanrısı Ares'in kılıcını Attila'nın ellerine verdi. Marcianopolis (Preslav). Juthanglar. Hunlar. Arcadiopolis (Lüleburgaz) müstahkem mevkileri ve şehirlerini zapt ede ede ve Tesalya'da Termopil'e kadar geniş bir daire çizdikten sonra. muhtemeller Hun- . Balkan seferi (441-442). buna göre. Artık dünyanın fethi yakındı» zira bu kılıç vasıtası ile yeryüzüne hükmetme yetkisinin Tanrı tarafından Attila'ya tevdi edildiğine inanılıyordu. Bu duruma ilâveten Bizans'ın kaçaktan geri vermekte ağır davranması. Vidivarüer. Ayrıca yıllık vergi üç katma (2100 libre altın) çıkarılmıştı.mahsulâtının zorla eHerirrden alınması vb. Kavimier Göçü doiayısıyle Harekât halinde olan kavimlerin bulundukları yerlerde ve geçiş yollan üzerinde geniş ölçüde tahribat yapması. Akdeniz'deki harekâtım engelleyen Bizans'a karşı Attila'dan yardım istemişti. Margus piskoposu. yerli halkın. A. Balkanlar'da Hunlar'a karşı durabilecek mukavemet yuvalan kaldırılmıştır. yabancı kavim veya zümreler ancak reisleri. hâdiseler çağdaş tarihçi Priskos taraf *ndan kaydedilmiştir. 445'de Buda'nın ölümü üzerine tek başına Hım imparatoru olan Attila iktidarının şahikasına yükselmekte idi. Batı Roma'nın tavassutu neticesinde hızını kesti. Theodosios kölelik haysiyetini de koruyamamıştır. sarayındaki ileri gelenlerin de tavsiyeleri ile. Batı Roma'ya esasen son askerî destek 439 yılında yapılmış. Batı Asya ile Orta Avrupa'ya hâkimdi. Şaşırdığı anlaşılan Theodosios. Priskos'a göre. İmparator Theodosios'un şahsında Bizans'ı tamamen kendi iradesine bağlı kabul eden Attila.". uzun zamandan beri kayıp olan bu kutlu kılıç bir Hun çobanı tarafından bulunarak Attila'ya getirilmişti."T<onstantia civarında. Bilhassa Necker nehri boyunca cereyan eden bu muharebelerde Hun ordusuna batı kanadı "kiralı* Oktar kumanda ediyordu ki. Sayılan 45'e varan ve çeşitli dil ve soydan dan bu kavimler eski Türk devlet sistemine göre yalnız siyasî bir b«iik teşkil etmekte. şefleri veya kıratları vasıtası ile imparatorluğa bağlt bulunmakta idi. sakin ve yumuşak buldular. Bizans harp tazminatı olarak 6000 libre altın ödeyecekti. Attila gibi» asîl bir babanın oğludur. Çudlar. başta Attila ve çağı olmak üzere 5. buna karşı Roma Patricius Aetius vasıtası ile. Karadeniz kuzeyi düzlüklerinde Öçogur ve Baş^ogurtar. rivayete göre. Veşi!er. İmparatorlukta sükûnet hâkimdi 40 yılında Hun orduları başkumandanı (Genel Kurmay Başkan») Onegesius (Onügez) ite Attila'nın büyük oğiu ilek tarafından bas-ttnlan Agaçeri isyanı cfeşmda bu sükûnet bozulmamıştı. arlık Batı Roma'ya yönelme zamanının yaklaştığı kanaatine varmış bulunuyordu. durumdan Edekon vasıtası ile haberdar olan Attilla. Bizans başkentini kuşatmak üzere Athyra (Büyük Çekmece)'ye ulaştığı zaman orada. yâni Kuzey denizi ve Manş kıyalarına ulaştığı. bir psikolojik belirti olarak. suikasd tertibinden habersiz tanınmış hukuk bilgini Maximinos başkanlığındaki ve bıraktığı notlarla. durumun farkında olan başkumandan Aetius. Bu elçiler Hun başkentinde Attila'yı tatminler hilâfına. yıllık vergiyi ödemede isteksizliği 2. Fakat Theodosios'a hitaben yazdırdığı şu mesajı hususî elçi ile imparatora yolladı: 'Theodosios. Volga'nın doğusunda Sabariar ve başka Türk kütleleri. Bu sefer sonunda tuna boyundaki kaleler Hun idaresine geçmiş. tertibi gerçekleştirmeğe memur. 440dan itibaren Attita Bizans'a karşı baskıyı artırdı.TOrk: İmparatorluğun her tarafına yayılmış olarak. daha geri hatlardaki tahkimat yıktırılmış. Türingter. Maryalar. Longobardlar. iki koldan ilerliyerek kaleleri Sardica (Sofya). Saraogurtar.

bugünkü Paris yakınındaki Aurelianum (Orteans) şehrine ulaştığı zaman. Ünlü Aetius'un Roma'da gözden düşmesi bunun neticesi idi. Oranın da himayeye alınması ile "dünya hâkimiyeti" gerçekleşecekti. milletlerin hafızalarında ölümsüzlüğe ulaşmış tarihin nâdir simalarından biridir/ttaörası etrafında İtalya'da. romancılara. daha bir yıl geçmeden Attila İtalya seferine başladığı zaman Roma'nın Hunlar'a karşı çıkacak kuvveti kalmamıştı. birlikleri arasında irtibatı kayıp eden başkumandan Aettus bile Hun kınaları araşma düşmüş. Roma'ya karşı Vandaliarla işbirliği imkânlarım araştırıyordu. kompozitörlere ilham vermiş. adına bir düzineye yakın opera bestelenmiş!». imparator Valentinianus'u İtalya'yı terke teşvik etmekte idi. İskandinavya'da ve bütün orta Avrupa'da asırlarca ağızdan ağıza dolaşan efsaneler türemiş. Irnek babalarının yerini tutamadılar. Hitabeti ile meşhur Papa I. Papa'nın ağzından Roma'nın teslim olduğunu öğrendikten sonra da eski medeniyet merkezini korumayı vazife sayan Attila. çok yüksek vasıfta bir hükümdar olarak tanıdığını ortaya koymuştur.Mtap yazılan şahsiyetlerden biri durumuna yükselmiş. Batıyı hâkimiyetine alabilmek için Roma imparatorluğumun İnsan ve asker deposu durumunda olan Galya barbarlarını saf dışı etmek isteği ile önce Galya'ya yürümüş ve neticede Romanın bu tabiî müttefiklerinin savaş gücünü kırarak. imparator ve Dütün hristiyan dünyası adına. Yaşı 60 civarında idi. vaktiyle kendisi ile evlenmek arzu ederek nişan yüzüğü gönderen ve 425'den ben imparator hukukunu hâiz olduğunu göstermek üzere "Augusta" unvan* ile andan. 44S*lerden itibaren iki yıl kadar süren Hun siyâsî ve askerî hazırlığı tamamlanınca Attiia irk diplomatik taarruzunu Roma'ya yöneltti: İmparator III. büyük Türk başbuğundan Roma'yı esirgemesini rica etti. Ayrıca bu savaşta Attila'nın gayesine ulaştığı da aşikârdı. Sür'atle bir hey'et hazırlandı. savaşlarda yorgun düşeri Hunlar'ın büyük kısmı ile. şüphesiz.tiyatro yazarlarına. şüphesiz tıpkı Bizans gibi. Bizans'tan geçiş müsâadesi alarak Karadeniz'in batı kıyılarına dönmüştür. savaşta ölen kıraf Theodorik'in oğlu Thurismund idaresinde. Fakat bu Atilla'ya nasip olmadı. Mettis (Metz) i (7 Nisan) ve Durocortorum (Rheim») i zapt eden Hun orduları. rivayete göre zifaf gecesinde ağzından kan boşanmak suretiyle öldü (453). Nitekim. Batılı tarihçiler. imparatorluğun onun hissesine düşen yarısını veya "Augusta"nın kocası sıfatı rfe Roma İmparatorluğunun idaresine iştirak hakkını istedi.çofc-. Saray endişeli. 443 yularında tekrar alevlenen ve Galya'dan İspanya ya da sıçrayan köylü isyanları ile yakından ilgileniyor. Balı Roma İmparatorluğumun da kendi iradesine bağlandığı kanaatinde idî. Çok cesur. Valentinianus'ün kızkardeşi oîup. ağır kayıplara uğrayan Frank kuvvetleri de onları takip etmişti. Nibelungen destanları başta olmak üzere.Thierry'den bert (1856). babacan. Attiia. halk telâşlı. Leon'un kâtibi)'nun kaydettiğine göre Aetius. hakkında ea. kardeşlerinin ölümünden sonra. Hâdiselere çağdaş Prosper Tiro (Papa I. ertesi gün erken saatlerde. delişmen tabiatlı Honoria'yı zevceliğe kabul ettiğini bildirdi ve cehîz olarak da. 46t başlarında Orta Macaristan'dan batıya doğru harekete geçen Hun kuvvetlerinin mevcudu 90-100 bin* Türk. Dünyanın jkî yansmın birbirinin üzerine yüklendiği. güçlükle kurtulmuş. Attila 452 baharında 100 bin kişilik ordusunu Julia Alpleri'nden geçirerek bugünkü Venedik düzlüğüne indirdi. Aetius'un kumandasında İtalya'dan Galya'ya gelerek. Britanya'da. mukavemet imkânsızlığı dolayısıyla. Roma İmparatorluğu ve barbar' İardan meydana gelen bütün bir Batı dünyası ile hesaplaşacağı için işin ebemmiyet ve azametini takdir etmekte idi.bir o kadar da Germen ve İslav olmak üzere 200 btn kişi kadardı. Hm orduları şubat-mart aylarında Ren nehrini üç noktadan aşarak GaVa'ya girdiği sırada. Roma'y» desteksiz bırakmağa muvaffak oimuştu. İmparator olan ilek ayaklanan Germen kavimleri ile yaptığı Netao (Avusturya'da } savaşında hayatını kaybetti (454). Kilise de bu arzuya katıldı. Avianus ve eski "praefecture" Trygetius'dan kurulu bu heyet. tâ A. çoğu süvari birliklerinden kurulu ordular teşkiline girişmiş. Aemilia bölgesini işgale başlayıp Roma imparatorluğunun o zaman başkenti Ravenna'yı tehdit etmesi meselenin nihayete erdirilmesine kâfi geldi. fakat siyâsî zekâdan mahrum Dengîzik. savaş gününün akşamı Roma ordusu dağılmıştı. heykeltraşlara mevzu olmuş. artık orta Avrupa'da tutunmanın zorluğunu anlayarak. Galya'da. O da. Buna karşılık Attila da. Deng&ik. Papa. imparatorluk birliğini yeniden kurmak için neticesiz mücadeleler içinde çırpına çırpına nftayet bîr Bizanslının kılıcı 11e can verdi (469). İtalya seferinden dönüşte. şimdi sıra Sâsâniler'de idi. Ordularını Galya ortasından oldukça sağlam ve disiplin içinde 20 gün kadar bir zamanda başkent bölgesine getirebilen Attila kudret ve "korkunçluğunu" muhafaza ettiğine göre. hristiyan ortaçağının taassup kokulu uydurmalan fle HgW ■ bulunmadığını. Anlaşılmıştır W. muharebe meydanın* terk etmiş. AttiJa'nm yenildiğini söylerler ve buna Roma kuvvetlerine imha edtfmeden HunJar'ın çekildiğini delil gösterirler. Hunlar'a bağfı bazı kavimlerle gizli temaslar aramaya başlamıştı. Aetıus da oraya yetişmiş bulunuyordu. Ren kıyılarındaki Ripuar Frankları ve Vizi-gottar la t}giH bir iki anlaşmazlık da savaş havasını olguniaştırdı.122 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 123 Roma çatışmasına hazırlanmakta idi: "Barbar* farla münasebetlerini düzeltmiş onlardan aidığı ücretti askerlerle. muzaffer ordusu ile başkentine dönerken. Beş yıl kadar önce kahir bir kuvvetle Çekmeceye kadar geldiği hâlde nasıl İstanbul'u tahrip etmekten kaçınmış ise. Önce oyalama yolunu tutan Vaientinianus üe Aetius'un teklifi nihayet açıkça red etmeleri büyült Hun seferini meşru duruma soktu. Oradaki meşhur Aquileia kalesini zapt ettikten sonra Po ovasına girdi. Germen memleketlerinde. ressamlara. nihayet 24 saat süren ve her iki tarabn çok ağır kayıplar verdiği (kaynaklarda yüzbinlerce ölü) muhakkak olan bu büyük savaşta kinrun galip geldiği hâlâ münakaşa mevzuudur. . Irnek ise bu savaşlara katılmamış. senato ne olursa olsun barış yapmak kararında idi. Prîskos'un. hâtûnu Ankan'dan doğan üç oğlu: sırasiyte llek. Türk usulünde. Fakat kartlaşma Atöfa'mn Türk tâbyesine daha uygun gördüğü Campus Mauriacus (Troyes şehrinin hemen batısında Champagne ovasında) da oldu (20 Hazirarl ^>1). Hür* düşman* "barbar* farın sağladığı takviyelerle sayısı 200 bine yükselen Roma ordusu da kuzey istikametinde hata ilerliyor. 448'de Hun başkentinde Batı Roma elçilerinden duyarak belirttiği gibi. Son yarım asırda yapdan tarafsız tarih araştırmaları onun. Mincio ırmağının Po nehrine döküldüğü düzlükte ordugâhını kurmuş olan Attila tarafından kabul edildi. Leon ("Büyük Leon") başkanlığında konsül G. Campus Mauriacus'ta Batı İmparatorluğunun ne kazandığı Roma'da sıksık sorulan suallerdendi. Batı Got ordusu. çağdaşı kayıtların onu iyilik sever. Ancak son araştırmalar meseleye biraz daha ışık tutmuş görünmektedir. Attila'nın ölümünden sonra.

13(4

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

125

knek idaresindeki Hunlar'm, önce güney Rusya düzlüklerinde görülen, sonra Balkanlarda ve Orta Avrupa'da birer devlet kuran Bulgarlar ile Macarlarin teşekkülünde büyük rol oynadığı anlaşılmaktadır. Geleneklere göre, Bulgar-TÛrk devtetl-nîn kurucusu Duio sulâsi ite Macar kabilelerini Tuna boyuna getirerek orada yerleştiren Arpad hanedanı frnek'i 8ta tanımaktadırlar. (V. asırda Hunlar'a Volga'dan batıya doğru rehberlik eden geyik motifli "sihirli geyik" efsanesinde Hunlafla Macarlar (Hunor-Mogor) kardeş gösterilmiştir. Nihayet doğu Macaristan'da yaşamış dan Sekeiter'tn Huniann çocukları olduğu zannını uyandıran bir Başbuğ Çaba efsanesi varda. c-Ortatfoötı MunlamAk Hımlar Hunlarsn büyük kısmı Volga'dan batıya geçerken, onlardan, güneye, İran'a inen bîr bölük olduğu iteri sürüten Ak Huniar.diğer bir tahmine göre, hiç olmazsa Ak-Bun- BîaJîî devletinin hanedan ailesi ile hâkim zümresinin teşkil ederler ve Uyguftar'm atatan sayılan Tötesler den Hao-ch'â (Kao-kü)'lerin Cungarya bozkırlarında oturan Hua adlı koluna mensup olup, oradan Horasan bölgesine geçmiş, 5. asrın ortalarına Doğru kuvvetlenerek büyük devlet hâline gelmişlerdir. Mamafih Hun tarihinin bu noktası iy»cc açıklığa kavuşmuş değildir. Hâkimiyetini Hazar kıyılarından Kuzey Hindistan'a. Afganistan'a, İç Asya'ya kadar genişleten bu kavim veya kavimlerin admm çeşitli ves&aiarda başka başka şekilde zikredilişi (Priskos'da Kidarsta Huniart; Bizans, Süryâni, Ermeni kaynaklar&ıda Ephtalita, Thedal, Hepthal, Abdal; ban dilinde Hayta!; Lâtin kaynaklarında Hionita; Çin yıllıklarında Hefta, l-ta, Ya-ta veya Ye~ta-î vb. eski Hlnd kayıtlarında Huna Hion) durumu daha da karıştırmadadır. Vaktiyle J. Marquart tarafından {1912) türlü adlarla zikredilen bu kavmin Wskos'un Kidaraîa'ian ile aynı olduğu ileri sürülmüş, Ed. Chavannes Ye-ta'ların mensup olduğu Hoa (Hua) kavmi admtn ^iun* kelimesinin Çince'ye aktarılmış şeklinden ibaret bulunduğunu söyiemişft. Bu Türk asıltı kavim Bizans tarihçisi Theophana#<Vfi asm 2 yansı) 'e göre *Eftaîit" adını Sâsânî imparatoru Perw-(Rniöî'u mağlûp eden Hım hükümdar? Epbtbaianoslan almıştır. İlk defa Kosmas Indikopleustes (545-549 yıllan arasr)'un ve Prokopios (546-550 arasıyım eserlerinde AkHjrii&c (leûkoi Hunnot) olarak anıian kavmin Hunfar'la akrabalıklarının açıklığı, 520 sıralarında Çinli seyyah Song-YurVun kayıtlarından anlaşılıyor. 5. Asnnflk yansırda SâsânBer'le çarpışan Ak-hun hükümdarına "hakan" fKağan) deniyordu, U, Yazdg*rd zamanında {438-457), Iran üzerine baskılarını ayırdıkları yıllarda AkHunlartn babında en büyük hükümdarı sayılan Kunhas (başka okuyuşlar: Kuhanaz, Huşnavaz. Ahşunvar, Aksungur, Kün-han vb.) Iran iç işlerine karışarak hini»-, yesınealdığı Fıruzu Sâsânî tahtına çıkarmış (459), hâkimiyetini Afganistan'a doğru genişleterek Kuzey Hff*distan'a dönmüş ve orada, başında Skandagupta'nın bulunduğu Gupta devlini dağıtmıştı (470,e doğru). 463 yılında Ceyhun kıyılarında Ak~Hun!ar tarafından mağlûp edilerek yıllık vergiye bağlanan Sâsâriîler'în bu sırada geçirdiği dir^MçtVnaî bir sarsıntı öfkelerini fıtiiâte sürûkfedi. Bu Mazdek isyanı idi Zerdüşîuktan mülhem olarak Mazdek. Mani inancındaki ikili telâkki (ışıkkaranlık, iyUik-kötüKîk mücadelesi) üzerine, o tarihlerde yorulan ve iktisadî darlık içme ö^şen topiuîuğu islah etmek iddiası ile, i$me& huzursuzluk âmillerini de ekleyerek, düşüncelerini yaymağa başladı. Buna göre insanların saadetini bozan iki unsur servet ve kadm, herkesin ortak malı tanındığı takdirde yeryüzünde kütüfök

kalkacaktı. Bu tipik komünist propaganda neticesinde servet sahipleri ve aile müessesesine karşı kışkırtılan halk, Mazdek ve müridleri tarafından ayaklandırıldı. Asiller, din adamları öldürüldü. Kadınlar tecavüze uğradı, evler, konaklar yağmalandı ip tahrip edildi. Devletin sıhhat kazanacağı hususunda Mazdek'» inanmak gafletini gösteren Şah Kavad (488-531) de haps edilmişti, fakat o kaçmak imkânım bularak komşu Ak-Hunlar'a sığındı, iran'da olup bitenleri yakından takip eden AkHun hükümdarı, insanlık yararına hiçbir şey göremediği Mazdek hareketim, kırıp yok etmek için, Kavad'ı 30 bin kişilik Hun süvari birliği başında İran'a gönderdi (499). Bu suretle Şah ihtilâli bastırdı ve hâdiselerin gelişmesinden felâketi idrak eden halkın da yardımı ile Mazdek ve taraftarları yakalanarak idam edildi. Tabiatiyle temizlik ve ülkenin sükûnete kavuşturulması uzun bir zamana ihtiyaç gösterdiğinden, Sâsânî imparatorluğunda hak, adalet ve mülkiyet esasında normal nizam, daha ziyâde Kavad'ın oğlu, Anuşirvan (531-579) devrinde kurulmuştur ki, bu şehinşah tarihte "Âdil" lâkabı ile anılır. Çin kaynaklarına göre, iç Asya'da Karaşar, Kuça, Aksu, Kaşgar ve etrafım hâkimiyetlerine alan Ak-Hunlar bu arada Kandahar1! ve 484 yıllarında Kuzey Hindistan'ı zapt ettiler.* Su harekât "Tegin" unvanını taşıyan ve Kabil'de oturan Toramana adındaki başbuğu tarafından idare edilmişti. Vk yüzyıl başlannda Ak*Hun-Eftalit devletinin Mâveraünnehir, Türkistan'a kadar genişlediği zamanda, Toramana'rtm oğlu MhtraguJa imparatorluğun güney kanadının en azametli hükümdarı görünmektedir. Ordusunda daima 700 savaş finto bulunduğu-rivayet ecHtirvFakat bu-dist rahipler (Song-Yun ve ondan bir asır sonra buraya getoft Wtuer>ıTsang>/&fci "Huna kıratından başlanmamışlardır. Çünkü Mihiragula budizmt^fcesi halkı için tehlikeli sayıyor ve budistleri takip ediyordu. Buna karşılık, İskenderiye'den Hindistan'a giden tüccar tsonra keşiş) Kosmas onu Hindistan'ın en büyük hükümdarı olarak gösteriyor ve 530 tarihli Owafe- kitabesinde ve sanskritçe yazılı "Keşmir va-kayinâmeai*<s*de Mihiragula aynı şekilde tasvir ediliyordu. İran'da Anuşirvan büyük bir devlet adamı olarak belirdikçe Ak44ur> Eftalitler sönükieşti. 552 yılında Orta Asya'da Gök-Türk hakanlığı Kurulup istemi Yabgu Mâveraünnehir bölgesinde faaliyete geçtiği zaman ise, Ak-ftjn-Eftafft devletî ikî büyük imparatorluk arasında sıkıştı. Gök-Tüfklertn amansız hasım bildikleri Juan Ju-an'larla olan siyâsî ve sıhrî rabıtaları da fayda vermedi. Anuşirvan ile İstemi'nin ortaklaşa hareketleri neticesinde Ak-Hun iktidarı yıkıldı ve ütke GökTürkterle İranlılar arasında paylaşıldı (564). Bu suretle üç kol hâlinde gelişmiş olan Hun siyâsî hâkimiyeti tarihe karıştı.

2. Tabgaç Devleti
IV. yüzyıl sonlarına doğru Kuzey Çin'de kudret» .bir siyasî teşekkül meydana getiren, Çinlîier'in To-ba dediktari topluluğu Türkler Tabgaç" onanmışlardır. Orhun kitabelerindi* a* «ık geçes^.Gök-lftfcler yolu He Bizans kaynaklarına da intikal eden (Jaugast) =* Tabgaç kelimesi "Çin" mânasına da alınmıştır. Çünkü Gök^ Türklerin ilk zamanlarında Türkler'ce "büyük" tanınan bu sülâle ÇirVde büküm sürmekte idi. Aslında Türkçe olup, "ulu* muhterem saygıdeğer," mânasını İfade eden Tabgaç tâbiri bilindiği gibi bazı Karahanlı hükümdarları tarafından unvan olarak (Tafgaç, Tamgaç^kullanılmıştır. Kâşgarlı Mahmud'un. Türkter'den bir bölük oldu-

İM

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

127

ğunu kaydettiği Tabgaç'lar Çın yıllıklarına göre Asya Hunlan'ndan bir kısımdır. Sûiâtenm resmî tarihinde (Wei-shu) de Mao-tun eski To-ba (Tabgaç) hükümdarı ola rak gösterilmiştir. Ayrıca Tabgaçlar*ın 6rf-âdet ve geleneklerinden ÇO§u: Kurt efsa nesi, mağara, dağ, onman kültleri, göç efsanesi vb. Türkterie ilgili bulunduğu gibi, dillerinin de Türkçe olduğunu ortaya koyan deliller vardır: Bitegçin (Bitikçi.kâtip, hâriciye nâzın), kapugçjn (kapıcı, hâcib), atlaçtn (atlı, süvari birliği), tabagçın (yaya,ptyade birliği), tarakçın (koruyucu.mufahız kıtaları), yamçın (posta sürücüsü), aşçın (aşçı, muîbahçı baş»), törü (kanun töre) vb. Tabgaç hükümdarının ağzından şöyle bir Türkçe ibare nakledilmiştir; Atıq bâlgütâg "bir başbuğa verilen isim (onun yaptığı) işi belirtmeli (beigeîemeü) \ Wei-shu, Nan ch'i-shu, Sung- shu gibi Çin kaynaklarında geçen bu kelime ve tâbirler aynı zamanda Tabgaçlar'ın devlet ida resi ve ordu kurutuşları hakkında da bilgi verir durumundadır. Bununla beraber, bu Türk devteUnde oldukça büyük ölçüde Moğolların da yer aldığı anlaşılıyor. Araştır malarda Tabgaçîara bağlı kabilelerden kimlikleri tesbît edilebilenlerin yarısından i&^lasmm Moğo* menşei? olduğu neticesine varılmıştır. Ancak Moğollar, diğer Çinli halk île birlikte şüphesiz îeb'a durumundadır. • Çin'lerin "Wei" adım verdikleri bu sülâlenin kurucusu olarak bilinen Şa-mo handan itibaren 70yıl kadar uğraşarak Ta-t'ong bölgesindeki mahallî hükümetçikieri idareleri alîma alan Tabgaçlar'ın büyük devlet halinde gelişmesi Kuei-zamanartda (385-409) verimli topraklara sahip Doğu Çin'in Hsien-pi'terden zapt edilmesi ite (409) oîmuşîur Başkenti Ping-Ç'eng şehri (kuzey Şan-si'de Tat bölgende) olan devlet bir yandan Pekin yakınlarına, bir yandan Huang-ho nehri dirseğinin gÇfrıeyi* ne kadar «sanmıştı. Kuzey istikametinde, kudretti bir siyâsî teşekkül telinde beliren H'yen-foi (Hsien-pi)ierin vârisi Moğol menşeli, Juan-Juan'lar yüzünden, ciddî bir geneleme olamıyordu. İki devlet arasında, bazan çok şiddetli, mücadele 150 yû kada*- sürmüştür. Hükümdar Sseu (4G9-423)*den sora* Çin'in başkentleri Loyang ve Ch'angan (bugün (Si-ngan-fu)'ı ele geçirerek hâkimiyetini Sarı-Metıfr bölgesine yayan ve bulun Kuzey Çini tek fclarede birleştiren büyük hükümdar T'a-o (Ta*-wu) devnnde (424-452) Tabgaç DevieÜ en parlak çağını yaşadı. 427'de Hun Hıa krafeğmî alan ve Juan-joan'lan mağlup ederek bugünkü İç Moğolistan'ı istilâ eden (436) Tanwu, 439da Kansu'daki son Hun krallığını (Pei-Liang) ortadan kaldırdıktan sonra, Jç Asya'ya yönelerek Karaşar, Kuça şehirlerini himayesine bağladı (448). Böyfece üntö tpek yolu güzergâhı tekrar TOfk hâkimiyetine girmiş oldu. T'aiwu, Ç*n askerininlaydan ve düveden farksız" olduğunu söylüyor ve kendisi "Börü" (a Kurt Çince şekli, Fc-ü) lâkabını taşıyordu. İmparatorluk merkezini Türk hayat şarîîanna oklukça uygun gelen bozkır bölgesinde (kuzey Şan-sH tufcm *Tai-wu, o saralarda Çin'de yayılmakta olan budizmin Türkler arasında nüfıs kazanmasını önlemeğe çalışıyor, idaresi altındaki Çin topraklarında bite budistlerîn cfinî faaliyetlerini kontrol ediyordu. Tapınaklarda âyinler dışında din propagandacını yasaklayan bîr emirname çıkarmış (438) ve 446'da emre riayet etmeyenlerin şiddette tâkibN emretmişti. Tahmfnutt TBrk bünyesini ve seciyesini budizrhin bozucu tesirinden korumak maksadını güden bu tutumun mâna ve değeri daha sonra anlaşıldı. Tedbirlerin ehemmiyetini fark edemiyen halefleri zamanında, hattâ budizmfh himâyesi cihetine gtdikli. İmparator Skin (452-465) ile gelişmeğe başlıyan bu durum, sonra büsbütün tozlanarak Tabgaç topluluğunun Çinüleşmesine zemin hazıriadı. 493'de başkenti bozkır bölgesinden eski Çin merkezi Lo-yang'a nakleden İmparator

Hong (471-499), Türk töresine karşı ağırlık verdiği soysuzlaşmayı 495 yılında TM örf, âdet, geleneklerini.Tabgaç dilini ve hattâ yazışmalarda Türkçe tâbirlerin kullanılmasını yasaklamakta tamamladı. Buna karşı çeyrek asır kadar devam edan tepkiler bastırıldı. Kiao (499-515)'dan sonra idareyi devir alan imparatoriçe Hu (ölm. 528) budizme o kadar düşkün idi ki, yabancı memleketlerdeki "dindaştan' ile de alâkalanıyordu. 520'ye doğru Hindistan'da Ak-Hun hükümdarı Mihiragula'yı ziyaret ettiğini gördüğümüz Çinli budist rahip bu kraliçenin arzusu ile seyahat ediyordu. Tabiatıyla Tabgaç iktidarı da gittikçe gücünden kaybetmekte idi. Devlet 535'e doğru Kuzey (Tai'de) ve Batı (Ch'ang-an'da) VVeileri adı ile ikiye ayrıldı ve aralarında mücadele başladı. Kısa zaman sonra bütün arazileri Çinli hanedanlara intikal etti (550-556).

3. Gök-Türk Hakanlıkları
Asya "Büyük" Hun imparatorluğundan sonra, her cihetten temsil ettiği Türk kültürü itibariyle ikinci "süper" Türk imparatorluğu vasfında olan Gök-Türk Hakanlığı Türk" sözünü ilk defa resmî devlet adı olarak kabul etmekle bütün bir millete ad vermek şerefini kazanmış, doğu Sibirya'daki Yakut Türkleri ve batıda Ogur (Bulgar) Türkleri dışındaki.Türk asıllı bütün kütleleri kendi idaresinde birleştirmiştir. Hakanlığın yıkılmasından sonra, bir yelpaze gibi açılarak dört tarafa yayılan çeşitti Türk zümreleri gittikleri yerlerde Türk" adını ve onun idarî, siyasî ve iktisadî geleneklerini yaşatmışlardır. Yine Ogurlar ve Yakutlar hâriç, bütün Türklerin tarihinde Gök-Türk teşkilâtının, edebiyatının ^bre ve hayat telâkkisinin izleri devaffn etmiştir. Gök-Türkler'den sonra V Türkçesi (Ogur lehçesi) müstesna, bilumum Türk lehçe ve ağızları Göteffiârk Türkşesi'nin damgasını taşır. Doğudan batıya: Orta Asya, Türkistan, Mâveraünnehir, Kuzey Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye, ve Balkan Türkleri, Gök-Türkler yolu ile Türk'tür. Bizim diğer Türk devlet ve zümrelerinden ayırt etmek üzere Gö&Türkler dediğimiz bu topluluk kendine umumiyetle "Türk" veya Türük" diyordu* Ancak kitabelerde kendileri îçin bir defa Gök-Türk (Kök-Türk) kullanmışlardır ki, "Gök' e mensup, semavî ilâhî Türk" mânasına gelen bu tâbir V. Thomsen'e göre hakanlığın parlak bir devresine işaret etmekte olmalıdır. a - Birinci Gök-Türk Hakanlığı Bu çağda, daha doğrusu 6-9. asırlarda Orta Asya'nın "ethnique" görünüşü aşağı yukarı şöyle idi: O Tiles (Tölös, Tölis, Töl|f, Çince'de Tie-te)'ler, bütün Orta Asya'ya yayılmış * görünen en kalabalık Türk grubu. Sui-shu (Çin Sui hanedanının 581-618 yılhğı)'da 50 kadar kabilesi sayılmakta ve şöyle sıralanmaktadır: 1 kabile Baykal Gölü'nün kuzeyinde, 5 kabile Tola ırmağı kuzeyinde, 5 kabile Tanrıdağları kuzey eteğinde, 9 kabile Altaylar'ın güney babamda, 4 kabile K'ang (Semer-kant) "krallığı" nın kuzeyinde, 10 kabile Şeyhtin boyunda, 4 kabile Hazar'ın doğusu ve batısında, S kabile Fu-lin (Bizans)'ın doğusunda. Mamafih Baykal Gölü'nden Karadeniz'e kadar yayılan bu toplulukların hepsini de Tfcrk menşeli saymak doğru olmasa gerektir. Meselâ en batıda gösterilen bazıtan-nm (meselâ Alanlar) İranlı ölduklan biliniyor. Wu-hun (= Ugor)'da Ural'lı bir kavim

128

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRKTARİHİ —---------------------------------—-------—---------------------------—--------- 129

grubudur Töles kabilelerinin adlan tamamen henüz çözülememiş olmakla beraber. Hunlar'dan geîdikteri ve umumiyetle dil ve örflerinin Gök Türkleri'nkinin aynı bulunduğu belirtilmiştir. Bazı Çin kayıtlarına göre, Tabgaçfar devrinde (363-534), yüksek tekerlekli araba kullandıklarından dolayı, Kao-kü diye adlandırılan bir kısım Tötes kabileleri, diğer Türkler gibi kendilerini kurt atadan türemiş kabul ederlerdi. Ayrıca T'ang-shu (Çin Tang sülâlesi 618-906 yıllığımdan naklen 15 Töles kabilesinin adlan verilmektedir. Gök-Türk Hakanlığı zamanında orta ve doğu Asya'da gruplaşan Tötester rol oynamışlardır. • Tar duş (Çince'de Ste-yen-fo^ Hsietvyen-fo)'!ar 7. asrın ilk çeyreğinde töles kabilesinden bir grup Orhun Nehri-Altaylaf arasında sakin olup Tölester'in en zengin ve cesurlar* olarak gösterirler. • Uygurlar T©ia ırmağının kuzey sahasmda yer almışlardır (aş.bk). • On-ok'lar, Attaytartn halısından Seyhan (Str-derya) yakınlarına kadar uzanan geniş bölgede görünüyorlar. 51 To-fti (doğuda, sağ kanad) 5TNo-şf*pî (batıda sol kanad) adi ite lö kabileden kurmu olup, 'Batı Gök-Türkterf diye de aramışlardır. Törgrştef (aş.bk) ve Kariuklar (aş.bk) To'îufar'dan idiler. Ayrıca aynı sahada Çuyüe ve Ç'u-m* adlan tle anılan Türk kabilelerinden bir kısmı 630'u takip eden yıllarda. Gök-Türk Hakanlığının fetrtl devresîr>de Beşbadk civarındaki kurak bozkırlara çek&nişferve Şa-foTürkteri (Çöl Türkleri) adım sımışlardır. • Basmalar (Çince'de Pa-si-mt). idukut (hükümdar) unun Türk olduğu belirtilen bu kavmin asten yabancı olup. TOrkier'le karıştığı ileri sürülmüştür. Daha ziyâde iç Asya da Beş-bakk havaisinde görünmektedirler • Kirazlar {Çince'de K'i-ku). Baykat'm batısında, Yenisey nehrininJ<aynakiarı bölgesinde <ötier (aş.bk). • Oğuz'lar Setenga îrmağı-Ötüken bölgesinde (buruyorlardı (aş.bk.). • Kl-tan, Tatabi Ookuz-Tatar. Cttuz-Tatar gibi Moğol soyundan kabileler doğu bölgesinde Ke*ufen vs Onon nehirleri havalisinde bulunuyorlardı. Ancak hatırlatmak gerekk ki, bütün bu topluluklar zaman zaman yer değiştirroekte,arada btf çözülen boylardan yeni yer» lartikter meydana getirmekte, hülâsa oynak küîleter teşkil etmekte İdiler. Gök-Türkter, Çm kayraklarının açıkça belirttikleri üzere Asya Hunlan'ndan4nfyalardı. Başbuğ ailesi Aşana (eski okuyuşlar Asena, Zena s*b.) adını taşıyoKfu. Aşına soyunun bir dişi kurttan tûrediğine dair o çağda pek yaygın olduğu anlaşılan rivayetler GöfcTGrkter'in erken tarihlerini efsanelerle karıştırmaktadır. Ancak kurttan türeme geleneğinin Asya Hunları arasında da mevcut olmadı ve &ırt atanm Türkleri, dar, geçt>nez fardan selâmete ulaştırdığı 'rivayetinin 3. asırda Tabgaçiar da da görünmesi Çök-Türklerln eskffiğinf ve Türk toplulukları îte yatati ftgteini ortaya koymakta bulunduğu gibi, Aşına ailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katfîâma uğramış olduğu r&ayetf'de Gök-Tüfk erken tariffIRde mahiyetini İyi bilmediğimiz bfr falanın hâtırasını saklamaktadır. Kurt atajrtancı dolayısıyla Gök-Türk hakanlık aiârreti. altından kurtbaşfif'sancak olmuştur. Gök-Türkler'in tarih sahnesine çıkaktan anlarda Juan-Juanlar'a tâbi olarak, Aitay dağlarında an anevi san'atlan demircilikte uğraştıkları ve Juan-Juan devletine

silâh imal ettikleri biliniyor. Fakat o zaman dahi dağınık değildiler. Çou-shu (Çin yıllığı, 550-557'den) ya göre, Gök-Türk devletinin kurucusu Bumın (Çince'de, Tümencin atası olarak gösterilen A-hien, "şad" unvanını (Bilge şad) taşıyor ve Bumın'dan hemen önce .gelen Tu-wa adlı başbuğ da Ta-ye-hu ("büyük yabgu") olarak tanınıyordu. Demek ki Türk kütlesinin Juan-juanlar'a bağlılığı "fedaratif" mâhiyette idi. Bumın daha 534 yılında kuzey Tabgaç (Wei) idarecileri ile siyâsî münasebet kurmuş, 542'de akıncılarının başında Huang-ho nehri yakınlarında görünmüş ve 545'de batı Tabgaç hükümdannın gönderdiği et^rl imparatorluktan nezdimize 'hey'et geldi, devletimiz bundan gurur duyar" sözleri jfe karşılanıştı, Gök-Türk hanlarından Işbara, 585 deki bir konuşmasında Gök-Türk devletinin "50 yıl önce" kurulduğunu söylemiştir ki, bu da 535 tarihine düşer. Ancak Bumın'ın 546'da Juan-Juan devletine karşı bir Tötes ayaklanmasını bastırdığı için, o devlet hükümdarı ile eş-değerde olduğunu göstermek maksadı ile, onun kızıile evlenmek isteğinin kabaca reddedilmesi üzerine üst-üste vurduğu darbelerle Juan-Juan devletini çökertip arazisini tamamen işgal ettiktensonra resmen "il-kagan" unvanını alması ve böylece, merkezi, eski büyük Hun imparatorluğunun başkent bölgesi, Ûtüken (Orhun ırmağımı hemen batısında, 47. enlem101. boylam'da) olmak üzere hakanlığı kurması 5Ş2 yılında vâki olmuştur. Devletinin batı kanadını kuruluşta kendisi ite birfıkte çalışan küçük kardeşi İstemime. SYabgu^ühvanm* taşımafc^«iolayısıyia doğu kanadınınyüksek hâkimiyetini tanımak üzere veren Burmn devleti kurduğu yıl içinde öldü. istemi batıda fetihlerine devam ederken, Ötüken'de iktidara gelen, Bumın'ın oğluK'o^o (Kara?) ve bunun erken ölümü üzerine hâkim olan, Bumın'ın diğer oğlu tou-kan (553-572) zamanında devlet, haşmetti çağına ulaştı. Heybetli görünüşü, parlak mavi gözleri, kudreti ve huşuneti Çin kaynaklarında belirtilen Mu-kan Kağan, son bir darbe ile Am juanlart tarihe mâl ettikten sora» (555k*n-tanlar'ın «e Kırgızların ülkelerini Gök-Türk hâkimiyetine bağladı. Çin'de Batı Tabgaçlan'nın yerine geçen Chou hanedanı ile. yeni kurulan fei hanedanını baskı altına aldı. Istemi'îröı harekâtına karşı, Çin'den yardım* isteyen Ak-Hun-Eftalit devletine ve Mâveraünnehir talkına Çin askerî desteğini önledi. 564'de Şan-tfdeki-.TM başkenti Tsirvyang't muhasara etti ve kızı prenses Aşına'yı Chou imparatüu ile evlendirdi (568). Kaynakların bildirdiğine göre, geniş ülkelere ve 100 bin kişilik bir orduya sahip olan Gök-Türk hakanını, Çin İmparatoru akrabalık kurma yolu ile teskin etmiş oluyordu. Mu-kan'ın emrindeki kuvvet hakanlığın doğu kanadır* ordusu idi. İstemi (552576 tlnce'de Şe-ti-mi) kumandasındaki öteki ordu ise kenefi bölgesinde hareket hâlinde f& Kısa zamanda, Altayiar'ın batısın» tetk Göl ve Tann Dağlan1™ kadar hâkimiyetine alan istemi, geniş çapta askerî ve sıyâs* faaliyetleri neticesinde temas kurduğu Sâsânî imparatorluğu ve Bizans gibi Ortaçağın en büyük İki devletim Göktürk politikası İzinde yürütmek suretiyle, Türk hakanlığım bir dünya devleti payesine yükseltti. 561 yılında. Ak-hun-€ftalitler üzerinde yaptığı ilk baskı tecrübesinden sonra, bek transit ticaretini elinde tutan bu devlete karşı Sâsânî imparatorluğunu tabiî müttefiki olerak gören İstemi. Şehinşah Anuşirvan Âdil ite andlaşma akdetti Bu vesile ile kızı. Anuşirvan ile evlenerek Iran sarayına ımparatonçe oldu. Müttefikler tarafından sıkıştırılan Ak-Hun- EftaHt devleti yıkıldı ve toprakları Ceyhun (Amu Derya)smır olmak üzere M imparatorluk arasında paylaşıldı (564). Mavera-

130

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

İSİ

ünnehir. Fergana'nm bir kısmı, Kaşgar, Hoten vb, Gök-Türkfer'e intikal etti. Bu suretle iç Asya ipek kervan yolu üçüncü kere Türklerin eline geçmiş oluyordu. Ancak Anuşûvan bu bölüşmede, zaferdeki katkısına nisbetle "arslan payı" nı almış olmasına rağmen, pek memnun değildi,kervan yolunun Mâveraünnehir güzergâhım da ele geçirmek istiyordu. Bu maksatla, kendi ülkesinden Akdeniz limanlarına ve Bizans'a yapılmakla otan ipek nakliyatını durdurdu. Böylece hem ipek ticaretinin ünlü kervancıları olup son taksimde Gök-Türkler'e bağlanan Sogd (Semerkant bölgesi) ahalisinin faaliyetini baitalıyarak, huzursuzluk çıkartmak, hem de Türkfer'i ipek transit rüsumu gibi yüksek bir gelirden mahrum etmek düşüncesini tatbik mevkme koydu, istamfntn gönderdiği elçileri hile ile öldürttü. Uzlaşma ümidini kesen İstemi Bizans'a döndü ve İstanbul'a, Sogdlu ipek taciri ve diplomat Maniah başkanlığında bir heyet gönderdi (568). Tarihte bu, Orta Asya'dan Doğu Berna'ya giden ?ik resmî heyet kü. İpek meselesi Gök-Tûrkler kadar Bizans'ı da ilgilendirdiği için, hattâ Sâsâhî aracılığından kurtulmak üzere, nakliyatı Hind denizi yoluna teksif etmek maksadı ite güney Arabistan'daki +fimyerî devleti ite temaslar aramış otan Bizans' ta, imparator ff Justinos, Türk elçilerini alâka ile karşılamış, isteminin gönderdiği Iskstçö" (Türkçe) mektubu okutmuş ve Maniah'm ağzından teşebbüsün ciddiliğini anlamıştı. Bir ittifak andîaşması yapmak üzere umumî vâİi 2emarknos başkanlığında bir heybeti yola çıkardi {566 Ağustos başı). Türk elçileri ile birlikte Karadeniz-Ka&asiar-Hazar Denizi-aral Gölü arasından Talaş yolu ite Tanrı Dağlan'nda Ak-Oağda istemi (Bizans kaynaklarında, Dizabulos, Dilzibulos, Silziouios, Sîembis; Aî-Tabari'de Smcibu) mn huzuruna gelen Bizans elçilerinin hatıraları (Bizans tartf*Vwww *5enanaro$- 6. asır sonlan- ve Th. Simocattes -7. asrın ilk yansı-) da Gök-Tûfk i «ayauri». kudret ve ihtişamını gözler önüne sermesi bakımından pek ktymetli bir vesikadır. İstemi Bizans ite işbirliği yaparak Anuşirvan't ipek yolunu açmağa zorlamak gayesini güden siyasetinde başarıya ulaşmış, 571 yılında SâsânîBizans çatışması başlamışa. Fakat bu savaşa Gök-Türkler'in katıldığına dair bir aîâmtl yoktur Ancak Anuşirvan'ın oğlu okıp. Gök-Törk prensesinden doğduğu için "Tûrk-zâde* ötye anılan IV. Ormuzd (57&-590)'un son yıllarında (588'ierde) mâdahâte editnvçtövBu geç katışm sebebi» Ğök-Türklerl M savaşa Iş&rak için tazyik eden Bizans'tı QönöBt<^0 müteaddid elçilerden biri olan Valentinos'u 576'da Aral Gölü havalisindeki Türk bölgesinde karşılayan Törk-şad'ın sözlerinden anlaşılıyor. Bu Tûrfc prensi faizans'ı. Gök Türklerin af edilmez hasımları olan Avariarı (Varhonfr îa= Uar-huni) himaye etmekle ve "kılıçla değil, atların ayakları altında karınca gibi ezilerek öldürülmeği hak eden* bu kavme bannacak yer vermekle suçluyordu ki, bu doğru idi. Is*©mi*n*n siyasetinin diğer ve daha mühim bir neticesi de şu olmuştu: 19 yıl sürmüş olan (571-590) Sâsâni-Bizans mücadelesinden sonra da iki imparatorluğun arası düzelmemiş birbirini takip eö&n karşılıklı istilâlarda nihayet imparator Herakiaious'ıjn SâsânT başkenti; Madâin (Ktesiphon)'e kadar uzanan seferleri (622-628) Sâsânî imparator tuğunun son mecalini de kırmışbr ki, Kur'an'da bile işaret olunan bu durum İsiâmıyetin kısa zamanda iran'da hâkimiyet kurmasını kolaytaştımraştu. Gok-TÖfk imparatorluğunda^ İsîemi'nin fealryeti dahil bütün askerî- siyâsî teşebbüslerin, adma yapıldığı hakan Mu-kan 57?de öldü. DevM muazzam tfr genişliğe ulaştıran bu büyük hükümdarın (Çin kayıtlanna göre Hakanlığın genişliği

doğudan batıya 10 bin •li" ve kuzeyden güneye 5-6 bin T 10,5 milyon km 2 civarındadır) hatırası Orhun kitabelerinde akisler bulmuştur: "Dört tarafa ordu sevk edip kavimleri hep itaat altına almış.başlılara baş eğdirmiş, dizlilere diz çöktürmüş; ileride (doğuda) Kadırgan dağlarına geride (batıda) Temir Kapıg (=Demirkapı, BelhSemerkand yolu üzerinde, 12-20 metre genişlik ve 3 kilometre uzunluğunda)a kadar- Türk Milletini-hâkim yapmış; -bu ülkeler arasında Kök-Türk (Kavmi) idi-oksız (Hür ve müstakil) oturur olmuş, bilge kağan imiş, alp kağan imiş, buyruk ve beyleri,kavmi (bodun) hep bilge ve cesur imişler..." Ötüken'de tertiplenen büyük cenaze törenine hususî heyetlerle katılan komşu devlet ve kavimler (Çin Tibet, Apar= Apurım, Kırgız, Üç-kurikan, Otuz-Tatar, Kitan, Tatabi) arasında Bizans imparatorluğumun da bulunmuş olduğu anlaşılmaktadır. Mu-kan'ın yerine kardeşi T'a-po (Tapar?) geçti (572-581). Kudretli hakanlığın yeni hükümdarı, kendini tebrik etmek Özere hediyelerden başka 100 bin top ipek gönderen Choü imparatoru fle, tebrik için çeşitli hediyelerle birlikte başkumandanını göndermek suretiyle hususî bir itina gösteren, Chou'Iarın rakibi, Tsi imparatorluğuna "Oğullarım!- efiye hitap ediyordu. Bu, bütün kuzey Çfnln Türk himayesine alındığını göstermekte idi. Ülkesinin genişliğinden dolayı hakanlığın doğrudan doğruya kenefi idaresindeki kanadıni Bdye ayırarak, doğusuna, kardeşi K'o-teflnun oğlunu, batısına da küçük kardeşi Jo-ten'ı *Han* unvanları ile tâyto eden, İstemi de e'sasen kendisinin yüksek hâkimiyetini tanımakta olduğundan, ulu hakan durumuna yükselen T'a-po, bir Tsi prensesi ile evlenmek düşüncesine kapıldı ve ayrıca Türk topluiuğulçîfi-Ziararlı cihetleri önceki devirlerde Heri görüşlü Türk idarecileri tarafından ortaya konulmuş olan Buda dinini, - bir budist misyoneri (Jnagoupta)'nın telkinlerine kanarak, memlekette himayeye kalktı; bîr budist tapınağı ve bir Budfttıeyköî yaptırdı. Gök-Türk haşmeti zevale yüz tutmuş gibi idi. Tapo dış siyasette de yanlış adımlar tattı. Ts^ler 575 de TcHn hanedanı tarafından y*kıldığı zaman, oradan kaçarak kendisine sığınan bir Tsi prensini *Çin kağanı' Hân etti. ChouJa^la itfate^^çtlmasına sebep olan bu durum karşısında kalabalık bir ordu 1te, Pekin bölgesine üerJeyen Ta-po kendisine yeni bfr Ç&û prenses vaad edilerek durduruldu (579). Ancak prensesin verilebilmesi içi» Chou hükümdarı, "Çin KağöiWrlW prensinin kendisine teslimini, istiyordu Bir av esnasında bu prensin'Chouîar tarafından teaşınlmaaına göz yumulması millet nazannda hâkanan itibarını büsbütün sarstt. Gök-Türk birliği ve kültüründe mühim çatlakların belirdiği bu yıllarda diğer mühim bir hâdise de İstemenin ölümü oldu (576) Resmî unvanı "Yabgu" olması gerekirken (kendisine bağiı batı Gök-Türk halkı bazen Yabgu Türkleri %öde anılıyordu), kitabelerde bHe "Kağan" diye zikredilen bu büyük şahsîyi öiüriiühü.yukanda adı geçefiTürk-şad'ın sökerinden öğreniyoruz. Türk-şad'ı aMriandHn hususlardan biri de, ölen "atasının yas günlerinde Türkler'in rahatsız edilmeleri idi. Yol hatıralan Gök-Töfls hakanlığının batı bölgelerindi kavimler bakımından çok möhim olan elçi Valentinos'a Wtaben yapılan bu konuşma ayrıca Türk fütuhatının hem şeklini, hem felsefesini açıklamak itibarîyle büyük değer taşımaktadır: "Ben esirierimiz olan Uar-Huni (Avarelerin hanglyoldan Bizans'a git*l»**6Wyörum. Khyeperin, Meriçln nerede olduğunu, Tuna'rtm nereye aktığını da biliyorum. Gün doğusundan gün battsma kadar ülkeler bize diz çökmüştür. Atanhrl, Ori-Ogurlah görüyorsunuz. Bize karşı gelmek cesaretini gös-

132

TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

133

terdiler, fakat üroıdleri boşa çıktı.Roma'ya da geleceğiz*. Gök-Türk sınırlarının Kafkasya'nın kuzeyine kadar uzandığım ortaya koyan bu sözler Bizans'ı açık bir tehdit mânasını ifade ediyordu. Ancak Türk-şad lâtife yapmadığını gösterdi. Kırım'da Bizans'a âit ünlü Kerç kalesi Türk kuvvetleri tarafından zapt edildiği zaman Doğu Roma elçileri henüz Gök-Türk topraklarında idiler (576). Bu, GökTürk hakanlığının Mançurya sınırlarından Karadeniz'e kadar uzanarak genişliğinin gaye haddine ulaştığ* tarihte Istemi'den sonra yerine geçen oğlu Tardu (576-603) (Çincesi Ta-teu, aslında bîr unvan), cesareti ve savaş severliği ile babasına benzemekte idi ise de, ihtirası yüzünden. T'a-po Hakan'ın açmış olduğu ayrılık çizgisini büsbütün derinleştirdi. Çinliler, onun bu zaafından faydalandılar: önce, hakanlığın kendine verilmemiş olmasından dolayı küskün olan Ta-lo-pien'i (Mu-kan'ın oğlu) T'a-po'ya karşı kullanarak Tardu'nun yanına gitmesini telkin ettiler. Halbuki Mu-kan bile bu oğlunu tahta namzed göstermemiş idi, çünkü annesi asîl (Türk soyundan) değildi. Ulu hakan T'a-po 58? de ölürken, kendi oğlu yerine, onun hakan olmasını arzu ettiği hâlde, danışma kurutu (Devlet meclisi} bunu kabul etmiyerek, K'o-lo'nun oğlu işbara (Çince'de, Şa-po-tue) 'yi hakanlığa getirmişti. Çin, Gök-Türk!er arasındaki anlaşmazlığı körüklemeğe devam ediyordu, Ta^opien Bat* Yabgusu Tardu'nun yanında, yeni ulu hakan ile mücadeleye hazırlanırken, İşbara da o sırada, Choular yerine iktidara gelerek, Çin'de 350 yıldan beri ilk defa s.yâsi birfîk tesis eden Sut hanedanı (581-618) ndan kendi ailesinin intikamını atmak isteyen kansı. Chou prensesinin telkinlerine kapılarak, Çin'e kuvvet sevk ediyor, Su? imparatoru Wen-fc de eskiden beri Çin şehirlerinde ticaretle uğraşan ve dosîkık münasebetleri .çerçevesinde, imtiyazlara sahip 10 bin kadar Türk'ü Çin'den uzaklaştırıyordu. Buna karşı işbara'nın ordusu ile Çin'e girmesi, Çin desîse faaliyetinin kestfleşrnesine yol açtı. Wer># derhâl Tardu'ya altur* kurt başlı bir sancak göndererek onu Gök-Türk ulu hakanı olarak selâmladığım bildirdi, ihtirası alevlenen Tardu, Çin'e karşı ortak hareket teklif eden İşbara'nın bu isteğini önce reddetti ve tşbar», Gök-Türkier'i gayet iyi tanıdığı anlaşıldı diplomat-general Ç'ang Sun~şeng ile mücadele etmek ve bu ÇinfiYıfa Türk kumandanları arasına soktuğu nifak ite uğraşmak mecburiyetinde kalırken, Tardu, hakanlığın doğu kanadının yüksek hâkimiyetini tanımadığını ilân etti (582). Böylece imparatorluk resmen ikiye ayrılmış oldu. b-Doğu Gök-Türk Hakanlığı Zor şartlar altında İşbara dengeyi büsbütün kaybederek, ordu mensupları arasında, Ta-lo-pien'e bağiı olduklarını zan ettiği yüksek rütbeli kumandanları vazifeden uzaklaştırmağa, hattâ cezalandırmağa başladı. Neticede bu askerlerle, prenslerden bazıları Çin'den yardım istemek zorunda kaldılar. Etrafında korku ve nefret uyandıran işbara üa, kendi kudretinden çok şey kaybettiğini, esefle gördüğü için bizzat, Sui hükümdarına müracaat ile barış dileğinde bulundu. Teklifi sevinçle kabul eden Wen-ti'nin derhâl yolladığı elçilerin başında yine Ç'ang Sun-şeng bulunuyordu. Başkentte Hâtun'un ve diğer Türk iteri gelenlerinin önünde bu Çinli, Işbara'ya hakaret edecek kadar ileri gitti ve "Çin İmparatorunun oğlu" olduğunu kabul eden hakanı "Ç'en' (bende) ilân ettikten sonra memleketine döndü. Doğu hâkanlı-

ğı resmen Çin tâbiyetine girmişti. İşbara imparatora yazdığı 585 tarihli* mektubunda şöyle diyordu, "Sui imparatoru dünyanın gerçek hükümdarıdır. Gökte iki güneş olmadığı gibi, yerde de iki hükümdar olmamalıdır vb.". Gök-Türk hakanlığının parçalandığı, tâbi kütlelerin ayaklandığı, Türklerin Çin'e ilticaya başladıkları, Türk hükümdar ailesi mensuplarının birbirine düştüğü bu karışıklıkta İşbara öldü (587). Yerine geçen kardeşi Ye-hu ve arkasından Devlet Meclisi'nce hakan ilân edilen Tülan (588-600) zamanlarında durum düzelmedi. Meşhur Ç'ang Sun-şeng, Gök-Türk hakanlığını büsbütün çökertme yollarını gösteren raporlar hazırlıyarak imparatora takdim ediyor, elçi olarak geldiği Ötüken'de türlü desiselerle Türk hanedan üyelerini karşı karşıya getiriyordu. En büyük yardımcısı da, önce Ta-po'nun sonra İşbara'nın, nihayet Tütan'ın öldürülmesinden (600) sonra, Çin'in muvafakati lie tahta çıkarılan K'i-min (600-609)'in karısı dan Çinli prenses Ts'ien-kien îdi. K'i-min, bu defa, Doğu hakanlığını kendi idaresine almağa çalışan Tardu'ya karşı kuffaralrr&kta idi. Bu K'i-min de imparator Yang-öVe gönderdiği Wr mektupla 'Haşmetpenâh'ın âciz bir bendesi" olduğunu, hattâ, vaktiyle İşbara'nın bu© reddettiği Türk kavmirtf-ÇinBter gibi yapmağa hazır olduğunu" yazabiliyordu. Ancak, ölümühden sonra yerine geçen oğlu Şi-pf (Shih-pit 609-619) Gök-Türk haysiyetini biraz kurlârabfldî: Bir Çfnfi ptenses ile evlenmekle beraber bunu, Çfrfln Göl^TOr1frİ<sH#^nemü^'ıalesini önleyen bir paravana olarak kullandı. 5-6 yeisinde Doğu Hakanlığı topraklarındaki dağınıklığı giderdi, batıda Tibet'e kadar, doğuda Amur nehri'ne kadar tekrar itaat altına aldı (615) Durumdan telâşa düşen imparator, Türk hanedan azası arasında ihtilâf çıkarmağa dayanan değişmez Çin plânını yeniden tatbike başladı: Bu defa akıl hocası, hususî desîse raporları hazırlayan ve batı için yazdığı eserler başlıca kaynaklardan sayılan elçi Fei-chü idi Hakanın küçüKkardeşiÇ'i-ki-şad'a "hakanlık" teklif edildL Fakat müMnİn perişanlığını ve Çin tahakkümünün rezaletlerini gören bu genç, teklifi kendisine vaad edilen Çinli prensesle birlikte ışddetti, Çinliler başka bir yol denediler; Gök-Türk kumandanlarından baini pusuya düşürerek öldürdükten sonra. Hakan'a, onun muhalefet maksadı ile kendilerine müratcaatetöğini, fakat "aradaki dostluktan dolayı" ortadan kaldırılmasını W0un bulduklarını bildirdiler. Gaye Hakan ŞHpi île Gök-Türk şeflerinin araşır» açmali, Hakan bu oyuna da gelmedi. Son hâdisenin .ÇîrvTürk anlaşmaşp bozduğumu H©rı:şürerek yıllık haracı kesti, savaşa hazırlan*. Plânı, kuzey eyaletinde geziye sıkmış olan imparatoru baskın ile yakalamadı. Fakat baskın haberi Ötüken'de bulunan ve yukarıda sıra jto öç, hakana zevcelik ettiğini söylediğim» Çinli prenses taratmcten, gizlice Çin'e ytaşönUbö* tpı* sûr*atie geri dönmeğe çalışan imparator, takipçi Gök-TOjk süvarüe&terafından Şan-si'de Yenmen (bugün Tsü-hien) şehrinde kuşatıldı. Ye'şîndep ağladığı «vayet edilen in3§watakYang-ti'nin imdadına yine mahut prenses yetişti: G^^f^çK ülkesinde büyük ttr isyan çıktığı söylentisini yayaraH Tj&k ordusunun geri çekilmesini sağladı (615). Yan-ffnİn son durumu Çin'de karışıklıklara sebebiyet veıdi ve ona karşı muhalefet gittikçe arttt Bu defa da ÇiıtfUeri gelenlerinin Gök-TC^te^e sığınmalarına şahit olunuyor ve Şi-pi Hâlöfe Çirtölefta siyasetini kendilerine karşı tekrarlıyordu/Çin sarayım yağmalayarak aldığı kıymetli eşyayı Gök-Türk Hâkanfna sunan mülteci Liang ShMı/yu, Şi-pi 'ÇTın Kağanı? «an ederek (6f7> kendisine bir kurt başlı sancak verdi. Uu Wu-chou adlı diğer bir kumandanı da "Batı Çin Kağanı" yaparak, Sui'lere karşı

134

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

135

sefere çıkardı. Bunlar arasında, tarihî bakımdan en ehemmiyetlisi Çin umumi valilerinden ü-yûan'ı himayesine alıp desteklemesidir ki, andlaşma gereğince Türk ordularının yardımı ite Sui'leri iktidardan uzaklaştırdıktan sonra Ch'angan'daki imparatorluk servetini hakana takdim eden, ayrıca 30 bin top ipek ve yıllık vergi vermeği taahhüt etmiş elan ü-yüan, Çin'de 300 yit kadar hüküm süren meşhur T'ang sülâlesini (618-906) kurmuş ve kendisi İmparator olarak Kao-tsu unvanını almıştır: Şi-pı*den sonra hakan olan Ç'u-lo (619-621) kardeşinin sert siyasetini takip ediyor ve Hakanlığa karşı tutumu tosa zamanda değişen T'ang imparatoruna karşı Sui sülâlesini canlandırmağa kararlı bulunuyordu. Fakat karısı Çinli Prenses l-ç'ing tarafından zehirlenerek öldürüldü. Hakan olan kardeşi Kie-li (621-630) kifayetli bir adam değildi Hain prenses l-ç'ing ile evlenmiş, ağır dille yazdığı mektuplarla imparatoru tahrik etmişti. Karısının tesiri altında idi. Plânsız, tâbyesiz, sadece cesarete dayaman askeri teşebbüslerinde bir iki defa mağlup oldu. Tutumu millette emniyetsizlik uyandırdı. Sir-Tarduşiar, Bayırkuiar, Uygurlar isyan ettiler (627). Vaktiyle Türk himayesine sığınmış olan bir çok Çinli T'ang imparatorundan af dileyerek memleketine dönüyor, K'i-taniar ve başka kavimler Çin ile temaslar arıyor ve sınır bölgelerinde Çin'e bağlanıyorlardı, imparator Tai-tsung (627-649) Türkler'e vura» caği darbe içtn vaziyetin olgunlaşmasını bekliyordu. Hakan kuşattığı bir şehir önvryöe mağlûp olarak çekilirken yakalandı, muhafaza altında Çin başkentine gönderildi (630). Tat-tsungun kendkıt Türkler'in Gök Kağanı* ilan ettiği 630 senesi Doğu GökTürk fsttkJatintn sonu kabul edilmiştir. Hakanlığa bağlı kabileler ve yabancı topluluklar dağthyor, Gök-Türk prensieri etraflarına kuvvet toplayabilecek kimseler olmadıklarından, herkes başının çaresine bakıyor, Türkler Çin'e sığınıyorlardı. Gerçi Aşına ailesinden *kağan"iar birbirini takip etmekte idi, fakat bunlar artık Çin sarayının emrinde, sadakat ziyaretleri yapan, hediyeler sunan, imparatorlardan türlü ünvanJar aten birer kukla idiler Gok-Türkier'ın acıklı durumunu, Çin sarayında Türkler'e karşı ne yapılabileceği hususunda, İmparator huzurunda cerayan eden münakaşalardan anlamak mümkündür. Neticede kuzey Çin'in Sed boyunda "6 eyalet" bölgesinde Türkfer'in yerleştirilmesi kararlaştırıldı. Bu suretle belki Türfcter'in ÇMleşeceği umuluyordu. Fakat 680e kadar geçen 50 yıl devamınc*. Türk milleti kendini unutmadı, ilini, ört ve âdetlerini korudu, tarihin şanlı hatıralarını ruhunda yaşadı 8u arada ufak çapta başkaldırmalar oluyordu. Meselâ Aşına ailesinden bir prensin Aitaylar'da Töık hakanlığım ihyaya çalışması (646-649), yine Q6k-Türk flS* kümdarlan soyundan tb-çfnin Ort-oKlarm başında "kağan* ifân edilerök, (676673), Çin'e karşı Tibetlilerle ittifak etmesi. Çinliler tarafından şidettle bastırılan bu hareketler arasından en çok hayret verici olan, 639 yılında Kür-şad'ın ihtilâl teşebbüsüdür. T'ang imparatorunun saray muhazıf kıt'ast subaylarından olan, Gök Türk prensi Kür-şad (Çince'de Kie şâ-şuai) Türk devletini ihya etmek için 39 arkadaşı ile gizlice bir cemiyet kurmuş ve önce bas geceler tek başına şehirde dolaşan imparatoru yakalamağa karar vermişti. Fakat plânın tatbik edileceği gece ansızın patlayan fırtına yüzünden imparator saraydan çıkmadı. Kararın geciktirilmesini mahzurlu gören Kür-şad ve arkadaştan bu defa doğruca saraya yürüdüler. 40 Türk sarayı ele geçirip başkente hâkim olmayı düşünüyorlardı. Yüzlerce muhafız telef edildi ise de dışarıdan sevk edilen ordu îte başa çıkılamadı. Şehir yakınındaki

Wei ırmağına doğru çekilen Kür-şad ve arkadaşları yakalanarak öldürüldüler. e - Batı Gök-Türk Hakanlığı 582 yılında Doğu hakanlığı ile resmen ilgisini kesen Tardu, her iki kanadı kendi idaresinde birleştirmek için gayret sarf ediyordu. Doğu hakanlığına baskı yapan Çin'in Tülan hakana karşı kardeşi, Tu'lPyi tutarak iki kardeşi çarpıştırması üzerine Tardu Çin'e yürüdü. Kuzey Çin'de başarılarla ilerlerlerken yukarıda adı geçen gene-rai-diplomat Ç'ang Sun-şeng'in oyununa kurban oldu. Bu ÇtoS Türk ordu efradı ve atlarının geçeceği yollardaki suları, pınarları zehirlemişti. Tardu böyle bir şeyin yapılacağını hatırına getirmediği için ağır zaiyat ve telefat verdi. Çekilmek zorunda kaldı (600). Bu tarihe kadar Tardu Kağan batıda pek çok başarılar kazanmış, Höteh bölgesini İmparatorluğa bağlamış, Şehinşah IV. Ormuzd Türkzâde" (579-590) zamanında, Bizans-Sâsânî savaşlarında, Iran iç-işlerine müdahale etmiş, bir Türk başbuğu Derbendi-kuşatırken diğer bir Gök-Türk ordusu Herât, Badgis havalisine girmişti. Bu orduyu durduran ünlü Sâsân? kumandanı Bahram Çupîn'in isyan edip Ormuzd'ı tahttan indirip oğlu Husrav Parviz'i tahta çıkarması, fakat bunun da kaçması üzerine, Bahram'ın kendisini "Şehinşah* Hân etmesi Sâsânî imparatorluğunu karıştırmış, Bizans'ın müdahalesi ile mağlup edilen Bahram sonunda hakana sığınmıştı. Böylece Tardu'nun bir yandan, kısa müddet için de olsa, her iki hakanlığı kendi idaresinde birleştirmesi (598'e doğru), aynı zamanda iran üzerinde hâkim bir durum kazanması, onun 598 yılında Bizans imparatoru Mauriacus'a gönderdiği mektupta ifadesini bulmuş görünmektedir: "Dünyanın yedi ırkının büyük şefi ve yedi ikliminin hükümdarı Hakan'dan Roma imparatoruna..". Çin kaynaklarına göre de, bu tarihte Tardu, Ötüken, kuzey-batı Moğolistan, Aral gölü havalisi, Kâşgar, Mâve-raünnehir ve Merv'e kadar Horasan sahaları üzerinde hâkim bulunmakta ve ulu hakan olarak "Bilge Kağan" unvanını taşımakta idi. Fakat Tardu Gök-Türk birliğini gerçekleştirmek için çok şiddetli davranmıştı. 601 'de Çin başkenti yakınlarında bir savaşta netice alamaması üzerine birçok Türk boyları ve yabancılar ayaklandılar. Tardu bunlarla başa çıkamadı ve Kökena'ur havalisinde kayıplara karıştı (603). Tardu'nun sahneden çekilmesinden sonra, memlekette isyancıların sayısı arttı, nizâm bozuldu. Doğu hakanlığında yeni bir kudret olarak beliren Şi-pi Kağan'a karşı, Tardu'nun torunu Sui'lerle İşbirliğine kalktığı ve hattâ ülkesini bırakarak Çin sarayında yaşamayı tercih ettiği için Şi-pi tarafından Çinliler'den teslim alınarak öldürüldü (619}. Devlet meclisi'nin hakan ilân ettiği, Tardu soyundan Şi-koei zamanında durum düzelmeğe başladı. Fakat asıl huzur.Tardu'nun küçük torunu olan Tong-Yabgu devrinde (619-630) görüldü. Çin kaynağı rang-shu'ya göre "akıllı ve cesur" olan bu hakan "mahir bir savaşçı ve seçkin bir tâbyeci" İdi. Orhun, Tola ırmakları ile Aral gölü arasında yayılmış bulunan Töiesler'i kendine bağlamış. İranlılar1! mağlûp etmiş, güneyde Kandahar'a kadar ilerlemişti, ordusu birkaç yüz tm iyi yay kullanan süvarilerden kurulu idi. Merkezi Talaş şehrinin 75 km. kadar güney doğusundaki ünlü Bin-yul (Bin-bulak= bin pınar mevkiinde idi. Tang-shu'ya göre "o zamana kadar batıda onun derecesinde kuvvetli olanı görülmemişti". Çin ile dostane münasebetler kurmuş olan Tong-Yabgu çağında Hindistan'a gitmek üzere Gök-Türk imparatorluğunu bir baştan bir başa geçerek yolları; şehirleri, dinî ve

136

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHÎ

«7

kültürel hayatı hakkında çok alâka çekici bir bilgi veren, Çinli budist rahip HiuenTsang. Tong Yabgu'yu da ziyaret etmiştir. Gök-Türk imparatorluğunun parlak bir devri yaşadığı yıllarda On-oklar ve Kartuklar isyan ettiler. Bunları kendi mevkiini tehlikede zanneden Doğu hakanı Kie-ii teşvik etmiş olmalıdır. Bir münazaa esnasında Tong-Yabgu'nun, hakanlığın batı kanadı başbuğu olan amcası Se-pî tarafından öldürülmesi (630) öfkeyi karıştırdı. On-ok'lardan Nu-şi-pi'ler Se-pi'yi istemediklerinden kendileri bir hükümdar seçmeyi tercih ettilerse de. Tong-Yabgu'nun oğlu Se-Yabgu üzerinde birleşildi- Bu defa Tölesler'in ayaklanması devletin Çin'e bağlanmasında birinci derecede âmil oldu. 630 senesi büyük Gök-Türk tarihinin en karanlık yılıdır. Doğu hakanlığı bu sene Çin'e boyun eğmişti. Batı hakanlığı da aynı tarihte aynı akıbete uğradı. Bundan sonra da Aşına soyundan bir sürü "kağan", bazan aynı zamanda birkaç "kağan1 Batı Gök-Türk gruplarının başında görülüyorsa da, bunlar Çin'in birer memuru durumunda idiler. Batı Gök-Türk ülkelerinin Çin'e ilhakı 658 de tamamladı. • İkinci Gök-Türk Hakanlığı 630680 arasındaki 50 yıllık zaman Gök-Türkler'in istiklâllerini kayb ettikleri bir matem devresi olmuştur. Her nekadar Orta Asya'da millet olarak Türkler varlıklarını, dil, inanç ve geleneklerini muhafaza etmişlerse de müstakil bir devletten mahrumiyet, "Bey olmağa lâyık evlâdın kul, hâtûn olmağa lâyık kız evlâdın cariye olma4 sı" Gök-Türkler için haysiyet kırıcı bir ıstırap kaynağı teşkil ediyordu. Millet şöyle diyordu: 'Ülkeli bir kavim idim, şimdi ülkem nerede? Hâkanlı bir kavim küm, şimdi nerede hakanım?". Kitabelerden anlaşıldığına göre, Gök-Türkler'i bu felâkete sürükleyen sebepler şu üç noktada toplanmaktadır: O Sonraki devlet ve idare adamlarının kifayetsizliği:"... Kağan bilge imiş, cesur imiş, buyrukları biJge imiş, cesur imiş, Beyleri de, kavmi de iyi imiş, böylece ülkeyi tutup töreye göre tanzim etmişler... Sonra kardeşler, oğullar kağan olmuş, küçük kardeş büyük kardeş gibi yaratılmadığı,oğlu babası gibi yaratılmadığı için bilgisiz kağanlar tahta oturmuşlar, buyrukları da bilgisiz, fena imişler... Türk beyler, Türk adını atmışlar, Çin beylerinin adlarını almışlar, Çin hakanına boyun eğmişler, elli yıl işlerini, güçlerini (ona) vermişler..." © Türk kavminin uygunsuz tutumu: Türk bodunu... Sen aç olduğun zaman tokluğu düşünemezsin, tok olduğun zaman açlık nedir bilmezsin. Bu sebeple hakanın iyi sözlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap, bitkin düştün. Müstakil hakanlığına karşı kendin yanıidın... Doğuya gittin, batıya gittin. Kutlu yurt Ötüken'i terk ederek gittiğin yerlerde ne yaptın? Su gibi kan akıttın, kemiklerin dağlar gibi yığıldı...", Türk bodunu kendi hakanını bıraktı, hüküm altına girdi. Hüküm altına girdiği içil) Tanrı ona ölüm verdi, Türk bodunu öldü, mahvoldu...". • Kurnaz Çin siyaseti ve yıkıcı propaganda: 'Çin kavminin sözü tatlı, hediyesi mülayim imiş, tatlı sözü, mülayim hediyesi uzak kavimleri yaklaştırır imiş. Sonra da fesat bilgisini orada yayarmış, iyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlı sözünü, mülayim hediyesine kapılan çok Türk kavmi öldü...*;"... Çin kavmi hilekâr kurnaz Olduğu için, küçük kardeşlerin büyük kardeşlere karşı ayaklanması, beylerle kavim arasımı nifak girmesi yüzünden Türk bodunu ülkesi yıkılmağa yüz tutmuş, müstakil

hakanlık sukuta uğramış,./; "..,-Çkt kağanı, Türk kavmi, (cana) bunca İşini gücünü verdiği hâlde, Türk kavmini öldüreyim, soyunu mahv edeyim der imiş, mahv etmeğe yürürmüş...". Gök-Türk tariflinin bu 50 yıllık fetret devrinin sonunda,kltabefer yolu ile çok iyi tanınan, Aşına soyundan, Kutiug (Çince'de Ku-to-to) feffldâl savaşma girişti (680). Türk Milteti'nin eski hür ve müstakil hakanlık çağının hasreti içinde olduğunu sezen Küflug, kendinden önceki mücâdeleleri fite takip «diyordu: ^'deki bazı Türk zümrelerinin aynı maksadla başa geçirdikleri Ni-şu-fu davayı kaybederek kesilen başı Çin başkenti Lo-yang'a götürülmüş (679)*, mücadeleye devam eden, yine Aşına soyundan Fu-nien kalabalık Çin kuvvetleri karşısında yenilerek 53 arkadaşı ile birlikte Lo-yang çarşısında idam edilmişti (Ağustos 681), Bu sırada Kuzey Çin'de bulunan ve Türk kütlelerinin derîn istiklâl iştiyakını gerçekleştirmek azmi ile ortaya atılan Kutiug. gizlece teşkilât kurarak etraftaki GökTürk ileri gelenlerini ve halkını vazifeye çağırdı. Sür'atle yayılan harekete katılanların sayısı kısa zamanda 5 bine yükseldi. Davete koşanlar arasında, fi. hakanlık devrinde Gök-Türkler'in ünlü devlet adamı ve kumandam Tonyukuk da vardı. Kutiug ile Tonyukuk önce, 681'de kuzey Çin'deki Yün-çu eyaletine baskın yaparak 30 bin civarında at, koyun , deve, elde ettiler ve yine gelenlerle kuvvetlenerek Gobi çölü İle Orhun ırmağı arasına çekildiler. Çugay Kuzı (Çince Çung-tsai, ötüken'in güneyinde)'yı yazlık ve daha güneydeki Kara-kurum'u kışlık merkezi yaparak hazırlıklarını tamamladılar. İlk hedefleri ötüken idi. Baykai götünün güney batısında yüksekçe dağlarla çevrili, mahfuz, müdafaası kolay, fakat etrafa akınlar yapmağa elverişli stratejik mevkide, iklimi mutedil ve otlağı bol bir yer olan ötüken yaylası Asya Hunlart ve 1. Gök-Türk Hakanlığı zamanında devlet merkezi olmuş, Törkler'in kutlu toprağı sayılıyordu. Dağınık Türk kütlelerini ancak, Türk devletçilik ruhunun yerleşmiş olduğu" ötüken etrafında toplamak ve idare etmek mümkün İdi Kutiug hareketinin gelişmesinden endişelenen Setenga ırmağı boytannctekî Oğuzlahn, tedbir olmak üzere K'Haniar'ia ve Çin ite ittifak teşebbüsleri, bir GOte-TOrk seferini tacil etti. Tonyukuk'un tavsiyesi ile baskın şeklînde Inekfer Gölü (Orhun'un kollan üzerinde) kıyısında kazanılan savaş (682) Oğuz tehlikesini ortadan-kaldııUi. Tarihî ehemmiyeti haiz bu muharebe Gök-Töffcteıin ötüken'e hâlâm olmalarını sağladı. Kutiug "kağan" ilân edilerek İHerigT (İl* devleri derleyip toplayan) unvanını aldı ve II. hakanlığı teşkilâtlandırdı: Kardeş» Kapagan (veya Kapgan)'ı "şad" diğer kardeşi To-sMu'yu 'VabgtT tayin eti İstiklâlin kazanılıp, devletin Jkt|Oi(MŞunda birinci plânda rol oynayan TonyukukU devlet müşaviri ("AyguçıB) ^pf, ve orduyu hazırlama, idare ve diploması işlerinin tanzimini ona tevdi* etti. *Y#nt hakanlığın önce Çin'i taamız hedefi olarak alacağı tabiî idi. Bir zafer akmlan resmi geçidi manzarasınrveren Çin seferleri bir yandan.bu eski ve "hilakâr* hasffrt daim! baskı altmda tutmak, diğer yandan, körpe Gök-Türk devletinin şiddette ihtiyaç duyduğu yiyecek, giyeoii» bilhassa at gibi zarurî madde ve vasıtalan elde etmek maksadını güdüyor*. Akınlar hep Pekin'den Kan^İ^a kadar olan sahaya: Çfn şeddinin hemen güneyinden Huang-hofıun güney mecrasına yakm yerlere kadar yayılan ve Çinliler'ftn "Çu" dedikleri garnizon ve eyâlet merkezlerine yöneltilmiş-

138

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

ıae

ti; 682'de Ping-çu'ya 8 deffi. 683'de Lan-çu'ya, Ting-çuV» Kuey-çu'ya, Yü-çuya ve Feng-çu'ya 10 defa, 684 de So-çu'ya 6 defa, 685'de yine So-çu'ya ve Hin-çu'ya 2 defa, 686da yine So-çu'ya, Tau-çu'ya 11 defa, 687 de yine So-çu'ya Çangp'ing'e 9 defa akın yapıldı (Pekin'in kuzey-batısı olan Çang-p'ing, Çin topraklarında ulaşılan en uzak bölge, Tonyukuk kitabesinde geçen "Şantung"). Bu seferler esnasında Çin valileri, kumandanları mağlûp edildi.orduları dağıtıldı, hemen her yerde mukavemet kırıldı. Büyük çapta zaferler Hin-çu'da (Nisan 685) ve So-çu'da jÇEkîm 687) kazanıldı. ı llteriş Kağan kuzeyde Kögmen (Tannu-ula) dağlarına, doğuda Kerulen, Onon nehirlerinin yüksek vadilerine, batıda Altaylar'a kadar uzanan sahadaki Türk ve yabancı kavimleri Gök-Türk idaresine almıştı (WF defa sefer etmiş, 20 kere savaşmış, Tanrı buyurduğu için düşmanları itaate almış, dizlilere diz çöktürmüş, başlılara baş eğdirmiş, Babam Kağan bu kadar ülke kazanmış...".Kitabeler I). Böylece Gök-Türk devletini yeniden kurup teşkilâtlandırarak, töre'yi tekrar yürürlüğe koyan millî kahraman llteriş, kutlu Ötüken yaylasında dalgalandırdığı altın kurt başlı sancağın gölgesinde öldü (692). Vaktiyle llteriş adtna dikildiği iddia edilen, Orhun'un güneyindeki Ongın kitabesinin 720'lerde dikildiği ileri sürülerek llteriş'e ait olmadığı belirtilmiştir. llteriş öldüğü zaman bM 8 yaşında (Bilge), diğeri 7 yaşında (Kül Tegin) olmak üzere iki oğul bırakmıştı. Kardeşi 27 yaşındaki Kapagan (veya Kapgan), hakan oldu (692-716). Çin kaynaklarında adı Mo-ç'o (Türkçe aslı, Bek-çor) diye geçen Kagan, Türk tarihinin büyük fâtihlerinden biridir. Tonyukuk devlet müşavirliği vazifesini yapıyor, kardeşi, yeğenleri ve oğulları yavaş-yavaş Gök-Türk hakanlığının seçkin simaları olarak beliriyorlardı., Kapagan Kagan'ın büyük ve uzak görüşlü bir devlet adamına yakışır plânları olduğu görülmektedir ki, esasları şöyle hülâsa edilebilir: a- Çin*? baskı altında tutmak. Bunda iki maksadı vard£Törk devletinin huzurunu korumak ve halka yetecek ölçüde ziraî istihsâl imkânları sağlamak; b- Çin'de dağınık hâlde yaşamakta olan Türkleri anavatana (ötüken) çekmek. Bunda da iki maksadı vardı. Türkleri yabana hâkimiyetinden-tartarmak ve Türk ökesinde askerî ve iktisadî gelişmeyi hızlandırmak; c- Asya kıt'asındanft kadar Türk yaşamakta ise, hepsini Gök-Türk birliğine bağlamak. Kapagan'ın bu siyasî ve iktisadî görüşleri onu sayılı Türk büyükleri arasında çok yükseltmektedir. Bilhassa & nokta çok dikkat çekici bir siyâsî kavrayış ifade eder. Genç, haşin ve ihtiraslı Kapagan, seferler ve zaferler dizisini 693 Çin baskını ile açtı. Üng-çu eyaletini şiddetle dlrbeledf ve aynı sene içinde aynı bölgeye yedi sefer deha tertipledi. Sonra Ordos'a akın yaptı. Askeri harekâtını yenliden U%çü*ya teksif ettiği yıtela (696'da), Şeng-çu'ya.*, Lteng-çu'ya-3/ yngrÇtt'ya «eefer yapmışta- Katanlarla Çin** bozuşmasını kendi lehtne değerlendirerek, Fang^üh paratoriçesi Wu'yu destekledi. Korkunç K'i-tanlar'ı Hopei bölgesinde ağır bir hezimete uğrattıktan (Ekim 696) sonra, imparatoriçeden isteklerini sıraladı: 100 bin "huş (hu= 12.5 kilo çeken ölçek) tohumluk darHZ-3 bin adet ziraat âleti, 10-fcin (T'ang-shu'ya göre 40 bin) fond demir, Çin topraklarında oturan (Çoğu Ordus'da "6 eyalet" arazisinde idi) Türkler'in anavatana iadesi. Sonra Kapgan Yenisey böl-

gesini işgal etmekte olan Kırgızlar'a yöneldi Mevsim kış (697-696), yol uzun ve meşakkatli idi, fakat bu sefere zaruret vardı. "(Kuvvetli Kırgız Kağanı) Çin ve On-ok kağanları ite anlaşıp, Altun ormanında (Altaylar'da ) toplanalım, ordularımızı birleştirdim Türk kağanına saldıralım, yoksa kağan cesur ve ayguçı'sı bilge olduğundan o bizi mahv eder demişler" (Tonyukuk Kitabesi).Kapagan île Tonyuyuk idaresindeki Gök-Türk ordusu 'kar sökerek ağaç dallarına tutunarak, bazan atları yedeğe alarak* yolsuz vadilerden Kögmen dağlarını aştı., Yenisey kaynaklarında Anı İrmağı Kıyısındaki Kırgızlar'ı bastırdı, "han* ı telef olan Kırgız ülkesi teslim alındı (697). Sıra üçlü ittifakta yer aldığını gördüğümüz Türgişfer'e (On-ok'lar) geldi. Fakat Çin, Kapagan'ın isteklerini sürüncemede bırakıyordu. 697 yazında hakan , mevcut duruma uygun olarak, orduyu ve idareyi yeniden teşkilâtlandırdı: Kardeşi To-si-fu'yu hakanlığın sol kanadı 'şad'ı, llteriş'in oğlu 14 yaşındaki Bilge'yi sağ kanad'a Tar-duş üzerine "şad" tâyin etti ve kendi oğlu BögO (Kitabelerde İnal Kağan, Çin kaynaklarında Fu-kü)'yü "küçük kağan1 yaptı. Bu suretle Türk imparatorluğunda iki cephe teşekkül etmiş, askerî kuvvetler de iki ordular grubu hâlinde tertiplenmişti. Kapagan Çin ile savaşa hazırlanırken, Inâl Kağan ite Bilge Şad emrindeki fakat gerçek sevk ve idaresi Tonyukuk'un elinde bulunan batı ordular grubu da On-oklar'ı devlete bağlamak vazifesini almışlardı. Çin elçilerine karşı Kapgan'ın şiddetli ve kararlı tutumu şimdilik doğuda bir silâhlı çatışmayı önledi. "Ma ş*o'nun kudretinden telâşlananÇin" den derhal Ûçbin ziraat âleti, 40 Wn V O #■ 10 **») tohumluk dar» gönderildi ve Yürkter anavatan topraklarına iade edildi (698), Büyük "kagan'ın plânlarından ikisi gerçekleşmişti. Ancak* Kapagan'»* kamı bir T'ang prensi ile evlendirmek arzusuna karşı, ımparatoriçe Wfc£nun, T'ang'lardan değil de, kendi ailesinden bir prensi darnad olarak ortaya söwne$ipden öfkelenen Kapagan, yanında bulunan Çin elçilik hey'etînden general Çen-çwvei {Tang sülâlesine mensup olmalı) yi ^Çin kağan*' ilân ederek, onunla biSikte aneoaıv fcıima gibi, Çin topraklarında göründü: Kue*-çu, T'an-çu. Plng^u, 3tt*çu, Ting-çu, Çao-çu eyâletlerine, aynı sene içinde (698) 30 defa çıkış yaptı. 100 bin kişilik ordusu tarafından, karşı koyan bütün Çin kuvvetleri ezildi, at sürüler», başta olmak üzere bol ganimet ve esir alındı. Qradan kuzeye yönelen Kapagan'a, Çin orduları kumandanı Şa-Ça-cung-i, emrindeki birkaç yüd>Wk kuvvetine rağmen.hücuma cesaret edemîyerek» Gök-Türk s^van tümenlerinin geçişini uzaktan seyrederken, ümidini kaybeden Çin sarayı da orduya gönderdiği gizli bir günlük emirle, 'kagan'ı bulup öldürenfc)* prens ilân edileceğini badtriyordu. Bu sırada tnâl İle Bilge tarafından sevk edilen batı ordular grubu da, Tonyukuk'un yüksek kumandasında. Atayla*-! aşıp Yanş-ovası {Cungarya)na doğru ilerlemiş ve BolÇfc^Uwgu gölünün güney-batı kıyısında; bugüeı Tokoi kasabasına "ateş ve fırtıne" gibi saldıran Türgiş kagantain kumandasındaki 10 tümeni (îpO bin kişilik) Ön-oklar ordusu üzerinde kesin zafer kazanmıştı (698). Türgiş hakanı U-çe-le'riin esareti, yabgusu ve şadının yakalanması ile neticelenen Bolçu savaşı. On-oktar'ın bütün To-lu ve Nu-şj-pi kabileler»», BalkaşX Işık göl. Çu ve Talaş bölgesindeki TürMer'i Gök-Türk birliğine bağlamış. Hâkanbğm sınırlan Taşkent.tf» fer-gana'ya dayanmıştı. Çîn kayıtlarına gûr*» "Mo-ç'o zaferlerinden gurur duymakta, imparatorluğumuzu hakir görmekte. Yüksek gayeleri var. Her tarafa ordular sevk ediyor. Arazisinin genişliği 10"J*ı 'V («aşağı yukarı 4500 taneden fazla. Bütün

140

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRKTARtHt

141

barbarlar. (»Çin dışındakiler) onun emri altında..." . Böylece vaktiyle Tardu'nun, Türk birliğini gerçekleştirdiği tarihten tam 100 sene sonra Kapagan Kagan'ın Doğu-Bat» hakanlıklarının topraklarını tek idarede toplaması yolu ile "dehşet verici Türk birliği ihya edilmişti". Ancak Kapagan'ın plânında 3. noktanın tamamlanması İçin Mâveraünnehir'in de zaptı gerekiyordu. Coğrafî mevki]. Udimi, verimli topraklan 8e zenginliği bütün kaynaklarda övülen Mâveraünnehir'de o sırada Gök-Türk ordularına karşı koyacak bir kuvvet yok idi. Türk soylu bazı ailelerin İdare ettiği "şehir krallıkları" 6751erden beri, nisbeten küçük Kuvvetlerle ufak çapta teşebbüslere girişen Müslüman-Arap kumandanlara ('Abdullah b Ziyad,Sa'id b. Osman, Musa, Mühelleb v.b.) başarı ife mukabele etmekte idüer Yine Tonyukuk'un yüksek kumandasında olmak üzere, "inal kağan" ve Bilge taraflarından sevk ve idare edilen, o sene henüz 16 yaşındaki Kül Tegin'in de dahil bulunduğu Gök-Türk batı orduları grubu Altaylar-Bolçu-Yarış Ovası "Kavimler kapısı' -Çu ve Talaş havzaları- Karadağ kuzeyi üzerinden inci (Seyhun= Sirderya) kıyılarına ulaştı ve nehri geçerek Mâveraünnehir'in Kızıl-kum çölüne daldı ve tam güney istikametini aldı. Ordunun bir kışımın, muhtemel bir yan hücuma karşı, İnal idaresinde burada bırakan Tonyukuk ilerledi ve ilk olarak Semerkand'ın güney doğusunda savaşa hazır bekleyen Sok kumandasındaki orduyu ezdi (701), esirler ve zengin ganimet elde etti: "san attın, beyaz gümüş, kız-kızan..." (Tonyukuk Kitabesi), aynı zamanda Çinlilere karşı da bir zafer kazanıldı: Bilge ile Kül Tegin, Keş şehrinin doğusunda. Ato-çub (Chao-wu) kavminden de aldığı yardımlarla 50 bin kişilik Wr kuvvet başında, Gök-Türkler'in ipek yolu geçiş hattına inmesine engel olmağa hazırlanan Çinfi general Ong-Tutuk (Wef Yüan-çung) u Idukbaşf'mevkiinde mağlûp ve ordusunu imha ettiler. Cesaret ve savaşçılığını ilk defa bu muharebede ortaya koyan KÜ! Tegin Çinli kumandanı, eli ile yakalayıp esir etmişti. Bu suretle engeller kalkınca Gök-Türk ordusu Tamir Kapıg (Demir Kapı)'a ulaştı. Burası, bilindiği gibi, M.O. asarlardan beri İran-Turan (Türk) ülkelerinin arasında tabi? sınır kabul edilmekte idi. Mâveraünnehir seferi münasebeti ile Orhun kitabelerinde ilk defa müslüman Arabiar (Tâzik) zikredilmiştir, iranlıların Araplar'a verdikleri Tazi adından (Tay adlı Arab kabilesinden) gelen Tazik, (Türkler tarafından, sonraları İranlılar için kullanılmıştı; Tacik), ozaman. Keş, şehrinde karargâh kurmuş olan, Horasan valisi, Mühelleb'in kuvvetleri île ilgili olmalıdır. Anlaşıldığına göre İnal kumandasındaki kuvvet bir Arap hücumuna karşı orada bırakılmış, fakat Mühelleb ordusu her hangi bir harekette bulunmamıştır. Diğer taraftan Kapagan Kağan Çin'e akınlarına devam ediyordu. 700'de Lungçu'ya "i sefer. TO^de Yen-çu, Hia-u. Şî-lfng, Hin-çu, Rng-çu bölgelerine 20 sefeı yaptı. 704'de Kül Tegin ile Bilge'nin de katıldıkları büyük Ming-şa muharebesinde Çaça Sengün (Şa-ça Çung-i) kumandasındaki 80 bin kişilik Çin ordusu hezimete uğratıldı ve hemen arkasından Lung-çu, Yuan-çu, Hin-çu'ya karşı 11 akın tertiplendi. T'ang imparatoru Çung-tsung yine bir günlük emir neşrederek, Kapagan'ı esir eden ve öldüreni "prens" unvanı ve 2 bin lop ipek vererek taltif edeceğini ilân ediyordu. Ayrıca bütün vazifelilere Gök-Türkler'i mağlûp etmek için plânlar hazırlamalarını emretti. Bunun üzerine sarayın yüksek memurlarından Lu Fu'nun imparatora

sunduğu raporda çare olarak: 1- Barbarlan birbirine karşı tahrik etmek, 2- Barbarları iki cephede birden savaşa zorlamak, yolları tavsiye ediliyor ve M.ö. 36 yılında Çr-çfinfn böyle yenildiği hatırteblıyortfcr; Bu arada, 649'dan beri Çin ile siyasî münasebetler kurmuş bulunan Basmıllar tekrar itaate alındı (704). 709'da Çik'ler ve Az'lar. (her iklşi de Kırgfölar'ın doğu komşuları) Bilge tarafından hakanlığa bağlandı. Gök-Türk ordularının uzaklarda meşgul olmasını fırsat biterek başkaldırmağa teşebbüs eden Kırgızlar'da Bilge-Kül Tegin idaresinde "mızrak boyu kar sökerek Kögrrien dağlarını aşan" Gök-Türk orduları tarafından Songa ormanında ikinci defa mağlûp edildi (710). Aynı yıl içinde Tola ırmağı civarındaki Bayırkular, Türgi-yargın gölü savaşında bozguna uğratıldı. 711 yılında yine Bolçu civarında Türgiş kuvvetleri darbelendi, han'ı, yabgu'su, şad'ı öldürüldü. Türgiş ülkesi ve "Kara Türgiş" halkı İtaate alındı ve bir Mâveraünnehir seteri daha yapıldı. Bunun sebebi, kitabelere göre, "Sogdak (Semerkand bölgesi) kavmini tanzim etmeli idi. Bu seferin icra edildiği yıllar (711-714) Mâveraünnehir'de meşhur Kutayba b. Müslim idaresindeki Arab ordularının kesin basanlar sağladığı devre tesadüf eder. Kutayba. Buhara'y* aldıktan sonra Sogd başkenti Semerkand üzerine yürümüş, 300 muhasara makinesi ile kuşattığı şehri, Türk asıllı "kral" Gurak'ı serbest bırakmak şartı 8e, testim almıştı (93/711-712). İslâm kaynaklarında bu münasebetle Mâveraünnehir halkının Türk hakanından yardım istediği böylece, Arablar'la mücadele eden müttefik Mâverraünnehir kuvvetlerinin başında bulunan Hakanın oğlu'nun bir gece baskınında bozguna uğradığı bildirilmektedir. Bu kayıt Gök-Türkler'le ilgili sayılmış ve mağlûp olanın Kül Tegin olduğu iddia edilmiş, mağlûp olan "Gök-Türk prensi"nin mutlaka Kül Tegin olması gerekmediği beyan edilmiş, son olarak da Kapagan Kagan'ın mağlûp olduğu düşüncesi üzerinde durulmuştur. Gerçekte ne Kapagan'ın.ne Bilge'nin, ne de Kül Tegin'in o sırada Mâveraünnehir'e gelmeleri mümkün idi. Zira onlar, hakanın şiddetli tutumundan dolayı isyan eden Türgiş ve Kartuklarla meşgui idiler (711-714). Ton-' yuRuk'da ^05'den beri faal vazifeden çekilmiş bulunuyordu* Esasen yukarıdaki iddialar, bahis mevzuu rivayetin, kumandan Kutayba'nm mensup olduğu Bâhila kabilesinden çıkmış olması, fakat, bü devir Mâveraünnehir islâm harekâtı bakımından ana kaynak durumundaki Ibn'ül-A'sam 'ül-Kûff'de böyle bir rivayetin geçmemesi, Orhun kitabelerinde bir savaştan değil, sadece bir "tanzim" keyfiyetinden bahs edilmesi ve bu husustaki Çin kaynaklan ile karşılaştırılmasından GökTürk orduiarının başka yerlerde bulunduğunun tesbiti sebepleri ile, doğrulanmamıştır. Bu duruma göre. 712 yılında Sogd kuvvetleri başında Araplşr'a yenilen kumandanın £ir Türgjş "hari'ı (daha doğrusu bir Türgiş başbuğu) olabileceği neticesine varılmıştır. Kapagan Kagan'ın gittikçe şiddetini arttıran, müsamaha tanımaz sertliği, huzursuzluğu arttırıyor, gördüğümüz gibi, bilhassa Tütâ boylarının ayaklanmalarına yol açıyordu. 711 yılındsKara^Tûıgiş isyanı KüKTegin tarafından bastırılmış ise de, aynı yılda başlayıp âienedea-fazla süren ve Çinin tahriki neticesinde bütün On ok-lar'ın katılmaları ite-tybe alevlenen Karluk isyanı hayli güçlük çıkarak İmparator Çung-feung'un Kan*su;eyaletierirtdeW orduların» Göfc-Türkler'e karşı seferber hâle getirdiği bu sıkıntılı günlerde, "Türkistan" daki yurtlarından kalkarak ötüken'e kadar sokulmağa muvaffak olduklafıenlaşılan Kartuklar ve müttefikleri ancak Kapagan,

141

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

143

Bilge ve KOI Tegm'in ortak harekâtı le Tamıg Iduk-başı (Tamir ırmağının kaynağı. Her yıl mayıs ayında Gök-Türkter'in büyük törenler tertipledikleri yer)'daki şiddetli savaşta mağlûp edilerek dağıtabildiler. Bir kısım Karluk kütlesi ve başkaları Çin'e sığındılar ve San-yuan bölgesine yerleştirildiler. Tamıg Iduk-başı muharebesi tam zamanında kazanılmış, Gök Türkleri iki cephede savaşmağa mecbur etmeği hedef alan Çm kuvvetlerinin Kartuklar lehine müdahelesi önlenmişti. Şimdi de Çin hazırlığın! sat dışı etmek gerekiyordu: Çin yığınak merkezi Beş-balık üzerine sefer yapıldı (714). Çin kaynaklarına? belirttiğine göre, hâl Kağan ite Tung-iç Tegin ve hakanın eniştesinin kumandasındaki sevk edilen ordu, Beş-balık'ı kuşattı. Kitabelerden, Bilge'ntn de katıldığı aniaşıian bu harekâtta şehir ele geçirilemedi ise de karışıklıktan faydalanarak Tokmak'daki Türk kabileleri üzerinde bir zafer kazanmakla iktifa eden Çinlilerin Gök-Türkler'e karşı büyük ölçüde taarruzu ortadan kaldırılmış oldu. Ancak hakanlık bir kazan gibi kaynamakta idi. Kitabelerdeki j "Amcam Kagan'et idare» kanşıkuk içine düştüğü, halkta ikilik ortaya çıktığı zaman..." gibi İfadeler de durumu açıklamağa yeter. Az'lar ve arkasından izgiller şiddetle ezildi (715). Fakat hakanlığın esas kütlesini meydana getirdiği için devleti temellerinden sarsarak, nihayet ihtilâle sebep olan Oğuzlar'ın isyanları Gök-Türk içtimaî bünyesinde dada yaralar açtı ve en büyük neticesi batı (On-ok'lar ülkesi, yâni Kartuklar, Türgrşler ve Mâveraünnehir) 'm hakanlıktan kopması oldu. 714 yılı sonbaharında baş&dtğ* anlaşılan Oğuz ayaklanmalarının- Oğuzlar'ın devlete olan nisbetleri dolaytsıyie- j hayretle karşılandığı kitabelerden sezilmektedir: "Dokuz Oğuz kavmi kendi kavmim idi, gök ve yar karıştığı için, düşman oldu". 715 baharında Kagan'ın açmak zorunda kaldığ* Dokuz-oğuz seferinde mağlûp edilen Oğuzlar'ın hayvanları öldürüldü. 716 senesinde Oğuz kabilelerinden Bayırkular şiddetle tenkil edildi. Fakat, bu ömrü boyunca durup dintenmiyen haşin tabiatlı kapagan Kagan'ın seri hâlindeki zaferlerinin sonuncusu oldu. Kendinden emin, Ötüken'e dönerken yolda Baytfkular'm pususuna düştü, üzerine atılan bir Bayırku'lı tarafından öldürüldü (22 Temmuz 716). Bayifkular'm Çin ile temas halinde oldukları, bu sırada onlar nezdinde bir Çin elçisiron bulunmasından anlaşılıyor. Hattâ rivayete göre Kapagan'ın kesilen başı bu elçi tarafından Çin'e götürülmüştür. Kapagan'ın yerine geçen oğlu tnâl (Bögü) hakanlığın bu en buhranlı devrinde devlet dizginlerini elinde tutacak kudrette değildi, Karışıklığı önleyememiş, yurda huzur getirememişti. Halbuki Tüm halkı bu hususları hakandan beklerdi. Oğuzlar büsbütün alevlendikleri için devleti kurtarmak işi, literiş'in oğullan, Bilge ile Kül Tegtn'in omuzlarme yüklenmişti. 710 yıhnda Küf Tegin 5 Oğuz seferi yapmış (Togubaiık, Kuşiagak, Çuş-başı. Ezgenti-kadaz savaşları. Bunlardan 2.de Oğuzlar'dan Edteierte, 4. de yine Oğuzlar dan Tongralarla savaştı. 3. muharebenin yeri bilinmiyor) ve seterlerden dördüne Bilge de katılmıştı. Kitabelerde Gök-Türk ordusunun takatten düştüğünü ve cesaretini kaybettiğini belirten ibareler vardır. Bütün bu olup bitenler yeni hakanın beceriksizliğine atf olunuyor ve halkta, Tanrı tarafından hakanlık vasfının ondan geri alındığı kanaati uyanıyordu. Ülkenin felaketten kurtulması için hakanın değişmesi lâzımdı. Çin kaynaklarındaki izahata göre, her hâlde Böğü'nün direnmesi neticesi, değiştirme zor kullanılarak yapıldı, inal Kağan, kardeşi, akrabaian, beyleri ve taraftarları öldürüldü. İhtilâl plânı iki kardeş, Bilge ve Kül Tegin tarafından hazırlanmış, fakat Kül Tegin tarafından icra edilmişti.

Bilge, kardeşinin ısrarı ile, Kağan oldu (716-734). Kül Tegin de Gök-Türk orduları başkumandanlığını üzerine aldı. 705 yılından beri yüksek mahkeme üyeliği yapmakta ikanı» Bilge1 nin kayınbabası olduğu için ihtilâl sırasında dokunulmayan Tonyukuk da tekrar eski vazifesi olan "Aygucı" (devlet müşaviri)'lığa getirildi. Fakat umumî bir yorgunluk, bezginlik vardı: Tanrı Türk kavmi yaşasın diye beni tahta oturttu. İçte aşsız, dışta giyeceksiz, bir kavme Kağan oldum. Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı, sanı unutulmasın diye kardeşimle sözleştik. Türk milleti iğin gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kül Tegin ile şadlarla ölesiye çalıştık." (Kitabeler). Oğuzlarla mücadele eski şiddeti ile devam ediyordu. O sene büyük ölçüde hayvan telefatına sebep olan kıtlıkta bile Bilge sefer halinde idi. Ötüken üzerine yürüyen Üç-Oğuzlar püskürtüldü. Dokuz Tatarlar'la ittifak ederek hücuma geçen Oğuzlar Ağu'da cereyan eden İki savaşta bozguna uğratıldı ve Oğuz kütleleri yurtlarını terk ederek Çin sınırlarına doğru çekildiler (717-718). 717'de başkaldıran Uygur ll-Teberleri ile 718'de tekrar isyana teşebbüs eden Kartuklar ite savaşıldı ve başarıya ulaşıldı. Bilge Kağan Çin ile iyi geçinmek arzusunda idi. Bunun lüzumuna, Tonyukuk'un da Çin'in kuvvetli, Gök-Türkler'in ise yorgun ve ihtimama muhtaç oldukları hususundaki kanaati neticesinde inanmıştı. Fakat sığıntı Gök-Türk prensi 9e etrafındakiler i Bilge'ye karşı silahla mücadeleye teşvik eden Çin, Türkler'in durumunu İstismar hevesi ile, Gök-Türk barış teklifine (721) 300 bin kişilik bir ordu hazırlamakla cevap verdi. Aynı zamanda K'i-tanlar ve Tatabtlar'ın askerî desteğini elde eden Çin, Beş-balık'taki Basmıllar ile de anlaşmıştı. Nazik durum büyük devlet adamı ve stratej Tonyukuk tarafından kurtarıldı. Onun plânları, sevk ve idaresi altında önce Basmıllar mağlûp edilip Beş-balık kuşatıldı, K'i-tanlar ve Tatabılar safdışı edildi (722-723), sonra da yalnız başına kalan Çin şiddetli kar darbe ile baskı altına alındı: Santan (Kan-su'da) savaşında Çin ordusu bozguna uğratıldıktan ve Beş-balık zapt edildikten sonra Liang-çu, Kan-çu, Yuan-çu bölgeleri 10 sefer yapılarak ele geçirildi- Hakanlık eski zindelik ve itibarını kazanmıştı. Bütün doğu ve Tarbagatay'a kadar batı hakanlık idaresinde idi. Hattâ Bilge, 717 karışıklığında ötüken ile: alâkasını kesip kendi başına bir devlet durumuna girmiş olan Türgiş hakanlığını bite kendine tâbi saymakta idi. Bu başarılar üç Gök-Türk büyüğünün: Tonyukuk.Bilge, Kül Tegin'in azim ve gayreti ile elde edilmişfi. Çin de şüphesiz durumun farkında idi. İmparator Hüang-sung'un başkanlığında yapılan bir toplantıda şöyle konuşuluyordu: "...Gök Türkter'in ne zaman, ne yapacakları bilinmez. Kağan Bilge iyidir, milletini sever, Türkler'de ondan memnundurlar... Kül Tegin harp san'atının ustasıdır, ona karşı koyacak bir kuvvet güc bulunur... Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir, niyeti^ Kurnazlığı çoktur. İşte bu üç *barbar" aynı anlayışta olarak bir aradadırlar..' . 724'de Çih ile anlaşma olmuştu. İmparator, Bilge Kagan'ın taleplerimden olan bir Çin'li prenses ile evlenme işini görüşmek üzere Öİüken'e elçi gönderdi. Hakan bu etçiyi, hâtun'un, K$ Tegin'in ve Tonyukuk'un hazır bulunduğu mecliste kabul etti (7İf}, daha sonra kendi elçisi, nazırlardan Mei-lu-ç'o (Buyrukçur)'u Çin başkentine gönderdi. Çin sarayında itina ile ağırlanan bu elçinin temastan naflcesinde So-fank (Ling-çu'da) şehrinin, Gök-Türkler'in serbestçe ticaret yapabilecekleri ortak pazar-yeri olmasına karar verildi. Büyük Gök-Türk devlet adamı Tonyukuk ile ilgili son haber 725'e aittir. O, her-

144

TÜRK Di \ VASİ EL KİTABI

TÜRK TARİHÎ

145

hâlde bu tarihten az sonra ölmüş olmalıdır. Gök-Türk istiklâl savaşı hazırlıklarından itibaren, İHeris. Kapagan, Bilge zamanlarında devlete 46 yıl hizmet eden, savaşlannda hiç başansızbğa uğramayan, "Boyla Bağa Apa Tarkan" unvanlarını taşıyan 'btige* ve slratej Tonyukuk hakanlığın ordusunu, mâliyesini, adliyesini tanzimde başta geliyordu. Çin kaynaklannda bile bu meziyetleri belirtilmekte ve "Aygucı" olarak hakanlar üzerindeki tesirini, aynı zamanda o çağın dinî kültürel cereyanlarını nasıl yakından takip edip Türk milleti açısından değerlendirdiğini gösteren deliller verilmektedir; Bilge Kağan, Çin'de olduğu gibi, Türk (tikesinde de şehirleri surlarla çevirtmek, hisarlar yaptırmak istiyordu. Tonyukuk îtiraz etti: "Bunlar olmamalı. Biz ömrünü sulu ve otlu bozkırlarda geçiren bir milletiz. Hayat tarzımız bizi daima bir harp egzersizi içinde tutmaktadır. Gök-Türkler'in sayısı Çinlilerin yüzde W\ bile değildir Başanlanmız yaşayış mamızdan ileri gelir. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevk eder. akınlar yaparız. Zayıf isek, bozkırlara çekilir, mücadele ederiz. Eğer kale ve surlar içine kapanırsak, T'ang orduları bizi kuşatır, ülkemizi istilâ eöet.,.'. Bilge nin diğer bir düşüncesi de memlekette budist ve taoist tapınaklar inşa ettirerek bu din ve felsefeyi Türkler arasında yaymaktı. Tonyukuk şöyle dedi: 'Her ikisi de insandaki hükmetme ve iktidar duygusunu zaafa uğratır. Kuvvet ve savaşça yolu bu değildir. Bize uygun düşmez. Türk milletini yaşatmak istiyorsak, ne bu çeşit tâlimlere, ne de bu türlü tapınaklara ülkemizde yer vermemeliyiz". Kaynağın (T'ang-shu) ilâve ettiğine göre, bu tavsiyelerdeki "derin mâna" Gök-Türk başkentinde ryî anlaşılmıştır. Bugün batılı araştırıcılar tarafından Tonyukuk'a "Gök Türk Bismarckr denilmektedir. Tonyukuk OidOkten sonra, hâtırasına Orhun'da Bayın-çokto mevkiinde bir kitabe dikilmiştir fherhâide 726-727*lerde). Yalnız Türkier'den kalma bir millî tarih kaynağı olarak değil, aynı zamanda Türk dili ve edebiyatının uzun ve kolayca okunabilen ilk âbidesi olarak da küttür tarihinde mühim yer tutan bu kitabe metnirtn bizzat Tonyukuk taralından kaleme alınmış olması ihtimali, Aygucı, Bilge Tonyukuk'a Türk edebryattnfn adı ve şahsiyeti bilinen ilk siması olmak şerefini de kazandırmaktadır 731 yılında da Küf Tegin öidü (eski Tüıfc takvimlerine göre, "koyun" yılının 17. günü» 27 Şubat 731). 47 yaşında idî ve inançu, Apa, Tarkan unvanlarını taşıyordu. 7 yaşından beni ömrünü Türk milîeti'nin yücelmesine hasr eden cesareti, savaşçsfcğ» hem Türk, hem Çin vesikalannda övülen Kül Tegin'in büyük kahramanlıklanndan biri, Gök-Türk karargâhının 716'da Dokuz-oğuz'lar tarafından basıldığı zaman görüşmüştü. Bilge Kağan anlatıyor: "Anam hâtûn, büyük kadınlar^fcardeşlerim, gelinim, prenseslerim cariye olacaktı. Ötenler yolda kalacaktı. Kül Tegin karargâhı vermecfi. O, olmasa idi hepiniz ölecektiniz * (Kitabeler), ölümü hakanlıkta büyük teessür yaratan kahraman hakkında işte kitabelere geçen samimi ifadeler (Büge'rtin ağzından): "-..Küçük kardeşim Kül Tegin öldü, görür gözüm görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrınındır. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır. Yastandım, gözden yaş. gönülden feryat gelerek yanıp yıkıldım... Milletimin gözü, kaşı (ağlamaktan) fena otecak diye sakındım". Çin'de de aynı üzüntü duyulmuş, imparator hususî elçi ile ötüken'e baş sağlığı mektubu göndermiş, Küf Tegin'in hâtırasına dikilecek âbideye Çince bir metnin de hakkedilmesini arzu etmiş- ' ti. Bilge Kağanın isteği ile hazırlanan Kül Tegin kitabesininTürkçe metnini Kül

Tegin'in "atıst^atabey't) prens YbHıg Tegin yazmış ve 20 günde taşa hakettirmişti. Gök-Türk tariltf, küitürfrvrTürk dil ve edebiyafe yönlerinden emsalsiz hfr değer taşıyan bu kitabe ile birlikte Kül Tegin'in anıt-kabri ve içindeki nakış ve tasvirler tamamlanmış ve büyük cenaze töreni 1 Kasım 731 günü fKoyurf atfının 9. ayam 27ö) yapılmıştır. Törerrt Gök-Türk halkı ve ileri gelenlerinden başka'ÇkvKMM Tatabı, Tibet, 4tart, Sogd, Buhara, Türgiş, Kırgız vb. devlet ve kavimler hususî hey'etlerle katılmışlardır. | iki büyük yardımcısını kaybeden Bilge'nin 734 yazında K'i-tan ve Tatabılar'a karşı Töngkes dağı'nda kazandığı zafer dışında bir faaliyeti görülmemektedir. Bilge, kendisi ile evlenmesi kararlaştırılan Çin'li prenses için teşekkürlerini bildirmek üzere imparatora elçi göndermiş, fakat bu evlenme gerçekleşmemiştir. Çünkü, yukarıda adı geçen Buyruk-çur tarafından zehirlendi. Ölünceye kadar, başta bu nazır olmak üzere işbirlikçilerini bertaraf eden Bilge nihayet 25 Kasım 734'de öldü ("it" yılının 10. ayının 26'sı). 19 sene "şad" ve 19 yıl kağan dmuş, Çin kaynaklarında da belirtildiği üzere, çok güvendiği "Türk milletini çok sevmek" ile temayüz etmiş idi. "Ey Türk milleti, üstte gök yıkılmaz, altta yer delinmezse, devletini, töreni kim bozabilir" (Kitabeler) diyen Bilge, oğlu tarafından diktirilen kitabede şunları söylemektedir;"...Üstte Tanrı, aşağıda yer buyurduğu için milletimi, gözünün görmediği, kulağının duymadığı ileri gün doğusuna, geri gün batısına, beri gün ortasına, yukarı gece ortasına kadar götürdüm. Altın'ın sarısını, gümüşün beyazını, ipeğin hâlisini, atın aygırını, kakım'ın siyahını, sincab'ın gökünü milletime, Türklerime kazandırdım". Bilge Kagan'ın ölümü, Kül Tegin'in acısını henüz unutmayan Türk halkını yasa boğdu. Çin imparatoru da ülkesinde matem ilân ederek, taziyelerini bildirdi. Bilge için bir anıt-kâbir inşasına ve bir kitabe dikilmesi hazırlığına başlandı. Metni yine Yollıg Tegin kaleme almış ve bir ay 4 günde taşa kazdırmıştı (735). Çin imparatorunun arzusu üzerine buraya da Çince bir kitabe ilâve edildi. Bilgenin ölümü üzerine Gök-Türk hakanlığında çöküş beürtüeıf kendini gösterdi. Babasının yerine tahta çıkan Türk Bilge Kağan (Çin kaynaklarında, l-jan)'dan sonra küçük kardeşi Tengri Han (Çince'si, Teng-li) geçfi. 740 yAnda Gök-Türk tahtında yîhe'Tengri Han" diye anılan bir kağan vardı ve bu, Bitge"nih oğlu id* (Bilge'den sonraki kağanlar meselesi biraz karışıktır). Hakan çocuk denecek yaşta olduğu için idare annesi (Tonyukuk'un kızı) P'o-fu'nun etinde idi. Hâtûn devlete hâkim olamadı, hanedan üyeleri birbirine düştü ve huzursuzluk bütün yurda yayıldı. Durumdan faydalanan Basmıllar, Karluklar ve Uygurlar .birleştiler ve vaziyete hâkim olur olmaz, Aşına ailesinden gelen, Basmıl başbuğunu "kağan" ilân ettiler (742) ve Gök-Türk hakanı Ozmış (Vu-su-mi-şi)i sonra da onun küçük kardeşi, son GökTürk hakanı Po-mei'yi öldürdüler. Bu arada müttefiklerin araları açıldı. Basmıl başbuğu (Kağan) ortadan kaldırıldı ve Uygur başbuğu Kağan ilân edildi: Kutluğ Küt Bilge Han (745>. ÛtOkan'de Uygur Türk devleti başlıyordu Bununla beraber, Gök-Türk çağının bazı aileleri, hatta Tonyukuk soyundan gelenler, Uygur devletinde ve sonraki Moğollar devrinde bile ehemmiyetlerini muhafaza etmiş görünmektedi*te&

4. Uygurlar
Orhun kitabelerinde, Uk defa, 717 yılındaki ayaklanmalar n&nasebeti ile zikredilen Uygurlar, Çin kaynaklarında çok eski zamanlardan beri adlarının türiü şekiller!

Cesareti ve idaresi övülen. • -Uygur Hakanlığı 745'de Gök-Türk idaresini yıkarak. Hakan ûtüken'e dönerken. Yüen-ho. Hi-ye-vu. ataları Hun hükümdarlarının kızı ile bir kurttan tüt remiştir. Tu-kMrit Mo-ko-si-kf. batıda Kartuklar ve onlara yardım eden Türgişler ve Basmıllar'la. bunların en mühimi. sonraki "Air Tângride Kut Bulmış Külüg Bilge \ (805-808) zamanlarında bir huzur devri açıldı. fakat. Alp KuÖug Bilge Kağan). diğer taraftan kelimenin 6timoiogique olarak uy (takip etmek) + gur tarzında (Sal-gur gibi) meydana geldiği belirtilmektedir. Tongra. Yerine oğlu Mo-yen-çur "kağan* oldu fTanrıda bolmuş il etmiş Bfc ge kağan 747-759). Çin'in On-ok'lar başına *kagan" yaptığı Holü *yu mağlûp ederek Taşkent yakınlarına kadar ilerledi (656). bilhassa. Hakan Alp Bilge 832da 6WQrü»ü. Bayırku ve Fu-lo-pu kabileleri Uygur kabilesi etrafında toplanarak. Çin kaynaklarında Asya Hunlan'ndan indikleri belirtilen Uygurlar'ın bir menşe efsanesine göre. Ölümü üzerine de yerine oğlu P'u-se geçirildi. Ku-lun-vu-ku) Kariuk ve Basmıllar'ı da kendilerine bağladıklarından birlikteki kabile sayısı 11'e yükselmişti. Alp Külüg Bilge Kağan «32-83$ da.*>tannın tahrik ettiği bir isyanda telef oldu. istedikleri kadar ipekli kumaş alıp. kuvvet göndererek tecavüzleri önlemek ietediterse de başarıya ulaşamadılar. Asıl niyeti T'ang sülâlesinin artık sözünün geçmediği Çin'e hâkim olmaktı.yerine İMeber (Çince'de Hie-li-fa) unvanı kullanılmağa baştandı. Gök-Türk hakanlığı çağında o durumunu muhafaza ediyor ve o zaman Selenga ırmağı etrafında oturuyorlardı. Dokuz-Tatar ve Çikler'le savaşmış. gelenek hâline getirmiş olaa Uygurlar. Uygur adının mânası. Tarım havzasının Uygurlar'a geçmesini sağlayan ve Çin'in Orta Asya'dan çekilmesini intaç eden bu savaş üzerine. Ûtüken'de karışıklık çıktı Fakat 795'de hakan olan. sonra P'u-ku. Türkistan ürerine sarkmak isteyen Tibetlileri durdurmuş. Beyleri Erkin unvanını taşıyordu. ihtimâl o sırada Basmıllar'ın birlikten ayrılmış olması dolay isiyle 10 kabileden kurulu Uygurların hakanı Mo-yen-çur. Tarduş başbuğunu mağlûp ederek arazisini genişletti.A-pu-sse. kitabeden anlaşıldığına göre. Uygurlar'ın hayat ve telâkkilerinin değişmesi bakımından çok tesiri görülen Mani dinini Türkler arasında yaymak üzere. b-Teber'liğin merkezi Tola nehri havalisinde idi. 1. Heui-hu. Çin yılda 200 bin top ipek vermeği taahhüt etti. Tibetlilerin hücumuna uğrayan Çin'i korumak üzere JSU-JferHuai-enln daveti ile Bögü'nön yaptığı Lo-yang sefewl*t763) TüBk kültür tarihtbalorranıftrihfeüyük neticeler doğurdu. Vei-ho. fettsadî faaliyet gelişti.: Fu-kof Hun. Bugünkü kuzey Moğolistan'da Şine-usu gölü yakınındaki Uygur hakanlığının ilk devri için çok mühim olan. Lo-yang'ı geri aldı (757). "dünyâ nizamı îçin kanunlar hazırladığa bildirilen bu hakan Kırgızlar'ı tekrar mağlûp etti ve bir Çirff prenses ile evlenmesi sonunda. I. Orhun kıyısındaki başkenti Ordubalık (sonraki Kara-balgasun yakınmda)'ı kuran ilk Uygur hakanı Kutlug Kül Bilge 747*de öldü. P'u-se'nin annesi Vu-to-hun'un ciddiliği ve töre hükümleri hususundaki titizliği sayesinde beylik tamamen nizama girmişti. Uygur tüefeafelr#Çîrf «e tahakkümterihöen doğan bazı anlaşmazlıklar ortadan kalktı. akrabası nazır Bağa Tarkan taraftan öldötotdĞ ve bu nazır hakan oldu {779-789. Hui-hu. Çu-Talas havaimi. A-vo-çö. iç-Asya ve Kerulen'e kadar yaymış. Ki-pi. Bu sırada 50 bin savaşçı çıkardıkları bildirilmektedir. hâkimiyetini Yenisey kaynaklan.T'ung-lo. hakanla akrabalık kurmuş olan Töles menşeli. 647de Çin tarafından baskı altına alınmak istenen ve neticede Çin'in tahriki ile öldürülen T*tHnMu (648)Yıun oğtu Po-ju. Türk nüfuzu Çin'de çok artmıştı. "Ay Tângride Ülüg Bulmış Alp Kutlug Bilge Kağan" ile. 759da yerine geçen Bögü Kağan (759-779). 974'de tamamlanan Çince Kiu Wu Tai adlı eserde 'şahin sür'ati ile dolaşan ve hücum eden" diye açıklanmakta. Kendini "Kağan* ilân etti. Il-Teber Tu-mi-tu. Yo-vu-ko. oğullarını yabgu. Çin kumandanı P'u-ku (Buku. Yerine "Ay Tângride Kut Bulmış Külüg Bilge Kaganf (789-790) ve sonra bunun oğlu Kutlug Bilge (790-795) hakan ddular.Hu-vu-su. Tarduşlar'la işbirliği yaparak Kağan Kıe-ii'nin oğlu kumandasındaki Gök-Türk ordusunu mağlûp eden (6301arda) P'u-se zamanında Uygurlar kuvvetlenmiş. baskınlara başlamışlar*. Türk anadan doğan An-lu-şan adlı bâr kumandanın 200 bin kişilik bir kuvvetle Lo-yang (755) ve Ç'ang-an (757)'ı zapt ederek kendisini imparator ilân etmesi idi. hâkanlaftn mensup olduğu urug. 7. asrın ilk çeyreğinde Sir-Tarduşlar'ın 6 kabileden kurulu birliğine katılmışlar. Türk unvanı) Hua-ien tarafından isyancılar zararsız hâle getirildi ve Uygur ileri harekâtı önlendi ise de. Gittikçe koyulaşan Manihaizm tesirleri dolayısıyla Uy- . O zaman "Erkin. 6u dokuz urugdan kurutu Uygur kabilesi idaresinde teşekkül eden Dokuz-Oguz birliğinin diğer kabileleri. Çin'de büyük hâdiseler olmuştur ki. 4 rahibi de beraberinde getim»şti. sonra memlekette karışıklık baş gösterdi. Hın^iyanlfcMazdei2m-Budizyn kanşımıJöir din olan Manihaizm.14» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 14? He anılmışlardı: Hoei-ho. İtibarı sarsılan hakan öldürüldü. Ondan sonra yerine geçen kızkardeşi zamanında gittikçe zayıflayan Uygur beyliği nihayet Kapagan Kağan tarafından Gök-Türkier'e bağlandı. Hu-ho. Tabgaçlar de^r'tnöe (366-534) Kao-kü (Kao-châ) adı ile görülen ve &. ayrıca Sekiz-oğuz. Mo-yen-çur T'ang İmparatoru Su-stung'u destekledi. Başkent ve şehirlerde pek çok Uygur serbestçe ticaret yapıyor. Sse-kie. istedikleri fiyattan satıyorlardı. 'Uygur adını almışlardır. Pa-ye-ku. hakanlığa bağlı Kar-luktetfm başına yeni bir yabgu tâyin etmiş ve tâ Soğd bölgesine kadar ticarî münasebetlerini geliştirmiştir. asrın 2. Hu-tu-ko. İç Asya*ın#$rw ticaret şehirlerine nOfatttfML Dış siyâset yönünden. Ötükende bir hakanlık kuran Uygurlar 9 urug'dan meydana gelen bir birök olup (Yaglakar= Çince'de: TftMMco. Eskidenberi Çin'e karşı ilgi duyan Tibetliler o sırada Beş-balık havalisinde bulunan Şa-t'o (Çöl) ÎOtteri ile anlaşarak. Gök-Türk hakanlığının inkıraza doğru gittiği yıllarda böylece ortaya çıkan Uygur beyliği Erkin T'â-kiep tarafından idare edildi. Ko-sa. Kartuklar tarafından desteklenen islâm kuvvetleri ile Çinliler arasında cereyan eden büyük Talaş muharebesi (751 )'nde Çinliler ağır mağlûbiyete uğramış. yansında bir beylik kuran Uygurlar daha sonra bütün yukarı-Orta Asya'yı kapladığı anlaşılan Töiesler'ın bir kısmını teşkil etmiştir ki.Böylece hayvan? gıdalar yemeği yasaWayany«flwaşçılık duygusunu zayıflatan. Fakat. Uygur ordusunun Çin'de görünmesi ile (762). şad tâyin etmişti. kuzeyde Kırgızlarla. Tanrıda bolmuş il tutmuş Alp Külüg Bilge Kagan)'da dikkatini karışıklıkların devam ettiği Çine çevirmişti. Çin'i tanımayı iktisadî ve kültürel sebeplerle. hakan tarafından kabul edilerek TOrk üresinde resmî bir mahiyet kazandu? Kırgızlar üzerinde de bir zafer kazanan Bögü Kağan.» manı olçiyHça sakin geçen hakan "Ay Tângride Kut Bulmış Alp Büğe" (821-824) başkentte Kara-balgasun kitabesini diktiren hakandır 1$ hükümdarlığı başardı geçmiş. sonra güneye Huang-ho'ya kadar varan bir akın yaptı ve neticede Çin imparatoru tarafından tanındı (646). Fakat asıl Çin üzerinde tesirli oldu. sevmiş kumandan ve idare adana KuMuk{795805>. ülkesini Gök-Türk tarzında teşkilâtlandırdı.

Göç sırasında. Çin'deki Kuzey Sung İmparatoru tarafından 981'de Kara-hoçaVa elçi olarak gönderilen VVang-ye-tö'nün seyahat notlannda tesadüf edilmektedir ki.Mengii'yi "kağan" (Ulug Tfingride Kut Buimış Alp külüg Bilge) seçtiler (856). JervmeFden sonra. 911 €de Tibet eiçrsi ile birlikte Çin'e giden Uygur elçisi münasebeti fit Büyük Uygur devletinin şefinden söz edilmesi Tım-huang zaferinden sonra Uygurlar'ın siyâsi kudretinin arttığını göstermektedir. Budizm çok yayılmış hatta Manihaizm'den üstün bir rttahiyet almış. "5 Sülâle"nin 2. başta Çin hükümetleri olmak üzere. Bu ziyaretlerin ticarî münasebetleri geliştinnek igfFyapridıgı tahmin olunuyor. Ancak T'ang sülâlesine karşı isyanların arttığı 10. Kendisi 13 uygur kabile birliğlnln'son "kagan"ı (846-948) kabul edilmektedir. zengin ticaret merkezlerinin bulunduğu İç-Asya'ya. T'anglar. Kan-çou ve Tun-huang Uygurları. daha ziyâde ticari faaliyetler Özerine kurulu iyi münasebetlerini. Beş-bakk» Turtan taraftarına yerleşerek. Turfan. 907-1211) kurarak Kuzey Çin'de hükümran oldukları zaman. o zaman başfannda Jen-mei Ccesur ve doğru*) Kağanın bulunduğu Uygurlar tarafından sarfftnîyetle kakılandı. Muahhar Han (947-951) ve Muahftafr Chou (951-960)s£Hâl©fefî£#nanın-da tee. c. 840'da Kara-balgasun'da istilâcılar eli ile öldürülen Uygur hakanının yeğeni. bazan Çinliler tarafından hırpalandıktan sonra. Ngo-nie Tegin bulunuyordu. başlarında. sahasına göçtüler. gerek Kan-çou Uygtrt DevietPnden. Beş-bahk asksrf valHerinı ortadan kaldırarak Hamfye kadar hâkimiyet kurmalarına şüphesiz müdahale etmiyorlardı. Yenisey bölgesinde yen! bir kudret hâlinde kendini gösteren ve 20 yıldan beri Orhun bölgesini baskı altında tutan Kırgızlar 840 yılında kalabalık kuvvetlerle Uygur topraklarına girdiler. 10. Tibetlilerin hücumuna karşı. sonra A-tu-yu (»"Adruk. meşru Çin idaresine isyan eden Turfan. Hami (Urumçı) olan ülkelerini müdafaa ile iktifa ederek san'at edebiyat ve ticaret sahasında yükselen bu Uygur devleti ile ilgili siyâsî hâdiseler hakkında fazla bilgi görülmüyor. Kara-balgasun'u zapt ederek hakanı öldürdüler Ahaliyi kılıçtan geçirdiler. fakat Kan-çou Uygurları tarafından gönderilen Tegin adlı kumandanın idaresindeki ordu Tun-huang'ı kuşatarak halkı "kırarı teslim etmeğe zorlamıştı (911) ki. doğu Uygur kolunda olduğu gibi. batıya doğru yollandılar ve her iki tarafta da devletler kurdular. Kuça. 1226'da da Cengiz Han Mogollan'nın tahakkümü altına düştü. Çin'de 3. Nitekim T'anglar'ın yıkılışı i&raRındi Tun-huang askerî bölgesini işgal eden ÇfcVli kumandan. Batı Türkistan'da Kartuk bölgesi fle sınıflı ve başlıca şehirleri Turfan. Kâşgac Be j-balık. gerek batı Uygurün'ndan Çin'e hey'etter gelmiştir. 5. erdemin il tutmış Alp Arslan Kutiug Kül Bilge T^ıgri Han* in devleti idare ettiği biliniyor. Kançou Uygurları bu muhtar "devlet"e son vermişler (911).Sİ olan Muahhar T'ang ailesi (923-936ynin kurucusu olan Türk Şa-t'o hükümdarı. muhtar bir "devler kuran bir âst general "Batı Hanlan'nın Altın-dağ kıralliğı" adını verdiği bu devlete Uygurlar1! tâbi tutmak istemiş. bunun yanında Nasturî Hıristiyanlık ve başlangıçta pek az olmak üzere İslâmiyet tesirlerini göstermiştir. kendilerine bağlı ve siyasetlerine uygun bir tutum içinde bulunan bu Uygur devletinin.nüfuzu altında tufrnak istediği bu bölgede kendisine bir dost arayan Çin. kendiler! tarafından "kağan" seçilen prens Vu-hi Tegin (841-846)'in bulunduğu Uygurlar bir müddet bazan Kırgızlar. Ancak 947'lerde başkentin Hoço (Doğu Türkistan'da Kara-hoca= Kao-Ch'eng) şehri ve yazlık mer-kezininde Beş-balık (Pei-ting) olduğu ve "Gün Ay Tângride KutBulmış Ulug kutpr-nanmış alpın. 924'de küçük kardeşi Tegin (924-926). Hoço'daki bir kitabeden anlaşılmaktadır. Uygur Devleti de onları (940'dan sonra) ve daha sonra 1028'lerde Tangutlar'ın nüfuzu altına girdi. Hakan ailesinden iki kardeş tarafından idare edilen bu göçten sonra Uygur tarihînin ikinci safhası başladı. imparatorların kızları ile Uygur prenslerinin evlendirilmeleri gibi akrabalık bağları ile de sağlamlaştırmışlardır. görüldüğü gibi büyük bir askerî kudret gösterememişler. Kan-çou Uygurları daha o sıralardan beri "Sarı Uygurlar* diye bilinen Türk kavmidir ki. 873'e doğru "kagan'n Btıku Cin olması muhtemeldir. bu hâdise üzerine Uygurlar'ın batı kolu da istiklâl kazanmıştır. büyük siyâsî çalışmalara girmemiş. Uygurlar hakkında en alâka çekici bügiya. b • Kan-Çcu Uygur Devleti Bir kısım soydaşlannm aşağı yukarı 150 yıldan beri sakin bulunduğu Kan-su bölgesine gelerek. Batıya gelen Uygur kolu Tann Dağlan. Vu-hi Tegin'in kardeşi. 906*da ytkılarr Vmtg hanedanının yerine geçen çoğu Türk asıllı "5 Sülâle" zama» nında (906-960} Muahhar Leang (907-923) ile Uygurlar pek ilgilenmemişlerdir. Bu surette siyâsi nüfuzu gHBkçe artan ve Iç-Asya'nın ticaret yolları üzerinde olması He de iktisaden gelişen'Uygur Devleti aynı zamanda Manihaizm'in bölgede yayılmasına vâsıta oluyordu. buranın merkezi Kan-çou 'da yerleşen Uygurlar. güneyde Tibet. aölâie (Muahhar Tsin veya Chîn)Vl^kt»İWi:TÖtk Şa-fo hükümdarı (937-946) zamanmda. bağlı olduktan ve merkezi Tun-huang (ünlü Bin-Buda mağaralarının bulunduğu yer) olan Çın askerî bölgesi ile ilgilerini kestiler. bu Uygur Devleti'ni derhâl tanıdı. . Çin ile.Doğu Türkistan Uygur Devleti İç Asya'ya doğru göçen Uygurlar'ın başında. Çeşitli tarihlerde Apa.148 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHİ 149 gurtar'da görülen gevşemeye karşılık. bu tarthten'Mbaren Doğu Türkistan Uygur DevMMNf müşteki! olmuştu. Jen-flfW(f . Kuça vb. 948'de "Gün Ay Tângriteg küsânçig kort» yaruk Tâng Bügü Tângrikân" in bulunduğu. kültür tarihi bakımından büyük değer taşır. Bundan sonra. Fakat bunlar artık "Bozlar Türk devleti" nden farklı idiler: hâkimiyeti genişletme düşüncesinde olmamış. Burada 905 yılında. Kflnfftts adlı elçiler Çin'e gönderildiler. Beş-balık.rifft kardeşi) Çin'e Altun adındaki elçisini gönderdi ki. asırdaki eski yurtlarına. seçkin*) ve Jen-yu hakan oldular. Doğu Türkistan Uygur Devleti'nde. isfnen de olsa. ötüken'de devletleri yıkılan Uygurlar kütleler hâlinde yurtlarını terk ederek Çin sınırlarına ve daha kesif olmak üzere. Uygur hüköm-darlanna "ıduk-kur lâkabı verilmiş ve başkent Idufckut (idi-kut) şehri diye anılmıştır. hâlâ batı Çin sahasında yaşamaktadırlar. asnn başından itibaren Mançurya ve Kore kabilelerini toplayarak kuzeyde bir baskı unsuru hâlinde beliren ve bilhassa "5 Sülâle" devrinde Çin'in bazı kısımlarını ele geçiren K'itan'lar nihayet bir hanedan (UflO sülâlesi. "5 sülâle" devrinde zikr edilen bu hâkan'ın ölüm yıh belli değlkSr. Fakat bilindiği gibi. asır başlarında Kan-su Uygurları. diğerleri. yukarıda bahs ettiğimiz muhtar "devler ini kurarken "Beyaz elbise giyen Gökoğlu" lâkabını almrştr (Manltefistler beyaz giyiniyorlardı). bir kısmı Çin tâbiiyetine girerken. komşuları ile dostluk ve ticaret münasebetlerini devam ettirmeği tercih etmişlerdir. bu sebeple de haklarında fazla bilgi mevcut olmamıştır.

fakat. T'anglar'la siyasî münasebet kurmalarından ve bir "kagan'a sahip olmalarından anlaşılıyor. Cengiz Moğollar» devletinde yüksek idarî vazife almış ve Uygur medenî te'sirteri Asya'nın doğusu ve batısında asırlarca hissedilmiştir. S.T^giş)'un mücadeleye katrimadığı anlaşıkyor. doiayısıyle eski Türk hakanlar yurdunu. Türkleşmiş kavimlerden sayılmaktadır. Kapagan'ırt-şiddeli ylîSümfeft tansıktık ve isyan hareketlerinin arttığı yıllarda. 220) beri mevudiyetteri bildirilmektedir. Daha 714'de. II. o tarihe kadar Kara-Hitayîar'a tâbi durumunda olan Iduk-kut Barçuk Art-Tegin bulunuyordu. Saykalın batısında İrtiş nehri havalisinde bir Türk kavmi olan Ting-feagierle karışık olarak oturmuşlardır. 560'a doğru. Maveraünnehir'de doğuya Arap ilerlemeci durdurarak Orta Asyfc T» haltarm "Arap teb'ası1 olmasını engelleyen ve üzerind^Türftterin UHW hak sahibi tmlunduğu MâveraünneNrt^ne Türk eline almağa çalışBrttfr hâkâtf fclarak görünür. yeni vftMvtn başansızlığa uğramalarının başlıca seba&i. Kuteybe'nin umuntf karagâhını Merv'denŞâş (Taşkent bölgesi)'a naklederek ordan kuzeye. Bilge'den ayrılarak. Ancak orada fazia kalamadılar. U-çe*1e?rt&ı oğlu So-ko da merkeze itaatsizlik gösterdiği. Kien-kun adlan Re zikredilmekte ve Han'lardan (M. GökTürk hâkanitğ* devrinde tekrar Gök-Türk idaresine alınan Kırgızlar. öteki lli'nin kuzeyinde iki merkeze sahip oldu. asrın sonlarına doğru) Kağan Kapagan idaresinde haşmetli çağını yaşayan Gök-Türkler'i durdurmak maksadı ite Ktfgız&r ve Çin ite işbirliği yapması iyi netice vermedi. Mo-yen-çur Kağan tarafından Uygur hakanlığına bağlanmış (756). bu suretle Kırgızlar Cengiz Han MoğoHan*na itaat eden "ilk Türk kavmi" oluyor. İlk Türgiş şefi olarak görünen. Bağa Tarkan unvanlı. 630'u takip eden yıllarda Türgişler'in diğer Türk toplulukları gibi. Coçi tarafından tenkil edilen Kırgızlar'ın artık "hakanlar* olmamıştır.M. Çin kaynaklarında ilk defa 651 hâdiseleri ile ilgili olarak zikredlen Türgiş (To-ki-şi) ler. iduk-kut unvan* ile. şüphesiz Gök-Türk hakanlığının kuruluşundan önceki devirlerden beri burada bulunuyorlardı. ertesi yıl. durumunun zayıfladığını görerek ülkesini bırakıp Çin başkentine giden tayinli'kagarf in ayrılmasından sonra. Kâşgarlı Mahmud'un eserinde (1074) "kâfir" diye bahs «diten Uygurlarla mücadele ediyor ve Uygur memleketinde islâmiyet! yaymağa çalışıyorlardı. başında Kağan Su-lu'nun bulunduğu Türgiş topluluğunun şid- . Kırgız kavminin. tasa zamanda her birinin 7 bin askeri olan 20 başbuğlu bir ordu kurmağa muvaffak oldu. hedefe kararlılrirfteyönelecektajmandan bulmak maksadı ite. bir daha geri gelmemek üzere Moğoliar'a intibak eftirmek suretiyle Türk ftffihirttte oynadığı menfi rol dikkatten kaçmamıştır. Talas-Çu-lli-lsık Göl sahasında oturuyor ve Batı Gök-Türkler'in (On-oklar) To-lu kolunun bir kısmını teşkil ediyorlardı. Cengiz Han Moğolistan'ı idaresi afönda birleştHntek istediği Içirf^ftyttiridt ve Naymanlar'Ja olan savaşları sırasında Kırgızlar1! da itaate almıştır (1207) ki. K%-tahlar ve devamımı olan Kara-Hîtayîar'ın Yenisey havalisine kadar sokuiamadıkları anlaşılıyor. Yenisey1! 6tiz üzerinden geçen. Çu vadisinin kuzey-batı ucunda bulunan merkezini kuzey-doğuya nakl etti.150 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKLTARtHt ISI Müslüman-Türk Karahanlılar. ÇiıV'ın biç eksilfntyen kıştaıtmatart neticesinde yine Türgişter'le uğraşmak zorunda kabndı. asır sanlarında Çin kaynaklarında Hia-kia-sseu diye zikredilen Kırgızlar'ın GökTürk hakan* Mü-kan zamanında. 6.71VWya ?1#Ö6 KütTegln tarafından idare edilen va Gök-Törkler için elverişsiz şartlara rağmen başar» üe sona aran bîr Kara-Türgiş seferinden sonra. Ming sölâiesi kurucusyna teslim oluncaya kadar (1368) devam ettiği gibi. hemen bütün On-dk sahasını kendi idaresine akil. bir çok Uygur. Doğu Türkistan Uygur Devleti (1209)'da Cengiz Han'a bağlandığı zaman. Horasan valilerini sık «i* değiştirmelerinden anlatmaktadır.ö. Moğollar tâbi'yetinde olarak Uygur sülalesi. Fakat iktidarının bu sağlam devrinde (7. zira İstemi 552'de Türgişler'in de dahil olduğu On-oklar'ın başına "yabgu" tâyin edilmişti. «. Istâm kaynaklarında daima "Dokuz-oğuz" diye bahs edilen Uygurtar'tn hâkimiyeti fiüen sona ermekle beraber. son Uygur Idi-kut'u Ho-şang. Böylece biri Çu üzerinde. Fakat Kırgızlar kaynaklarda Türk asıllı gösterilmekte ve tahminen 5.OökTürk aleyhdarı üçlü MNaM* üyesi olduğu için üzerine yürüyen Tonyukuk tarafından mağlûp ve esir edildi (698 Bolçu Savaşı). asırlarda. Türgişler Su-lu çur adltfMr başbuğu "kağan* seçtiler (717) W. fakat 840 yılında şiddetli bir hücumla Uygur devletini yıkarak Ötüken'de kendi devletlerini kurmuşlardır. uzunca süren hükümöarjığrzamanında Su-tu. U-çe-le başlangıçta bağlı bulunduğu tayinli Batı Gök-Türk Kaganı'nın idaresizliğinden faydalanarak etrafına kuvvetler topladı. Sonra islâmiyet Çin'e Uygurlar vasıtası ile girdiği için orada ilk mûskiman Çmiiler'e Huei-ho (Uygur) denilmiştir. 920'de bütün Moğolistan'ı ele geçiren K'i-tanlar (Çin'de üao sülâlesi) Kırgızlara ûtüken bölgesinden çıkarıp. hakanlığa bağlandıktan sonra 630680 arasındaki fetret devrinde müstakil bir hüviyet kazandıkları. Çin'de Ming devrinin başlarına. TölM'ın kuzey-batısında. Ancak. Türgiş arazisinin paylaşılması sırasında çıkan anlaşmazfik Ve izabelerde "Kara-Türgiş* halkının itaate alındığının kaydedilmesi TtJrgiŞ ha&flığında bir bölünmenin vukua gelmediğini göstermekte*: So-ko'ya bağlı KariP-TÜrgtşlerln mağlûp edildiği. TcM uiusu'na dahil edilen ülkelerinde Kırgızlar sadece UttoPth-is tarafından idare edüen iki tasım hâlinde yaşamağa devam ettfter. So-kolraın küçük kardeşi. teşkilâtlı bir mukavemet unsuru hâlinde ortaya çıktıkları anlaşılıyor. diğer taraftan Kâşgara doğJtoJç-Asya^fl^cftu istikametinde akınlara girişmesi Emevî httâfeBnin hedefterinl$österir gibi fcfc Kuteybe'nin ölümü <715 son bahan) taerine bu ileri harekâtta dü*ati çeken duraklamanın telâm halrfelerince hoş karşılanmadığı. On-ok sahası Gök-Türk hakanlığına bağlandı. Balasagun şehri olarak.S. 1217*de MoğoHar*a karşı direnmek istedikleri için. Çtataberlerine göre^ GökTürk uruglartndafl möhfm-tt" tasım. Isfikfâl istemeleri tabiî olan yerli prenslerin Araplarta işbirliği isteksizliğinden ziyade. eski yurtlarına sürdüler. Uygur Hakanım. Çu bölgesinden başka Turfan ve Kıtça "eyalet" terine kadar hâkimiyetlerini genişletti. Kırgutlar Adlarının menşei ve mânası hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüş olan Kırgızlar Çın kaynaklarında K'i-ku.-6. Cengiz'ın oğlu. Türgişler Adlarım Türk+ş" şeklinde gelişmiş olduğu bildirilen Türgişler. yıkarak işgal ettiği Ötüten'de tutunamayıp. yani Türgiş hakanının h&mefin^gSwft«^r: Başkenti. Asya Hunları zamanında kuzey-batı'da. Çe-mu^a bağlı gfûp ^herhalde Sarı. 206. buranın Moğol K'î-tanWa geçmesine ve tam idrak ve intibak edemediği "Orhuh kültürünün ortadan kalkmasına" sebep olmak. Çîn ile münasebet kurduğu ji$ft*&e defa K$ Teğin Sie Bîlge'nin iştirato ile Kağan Kapagan tarafından 71I^İKflçu vakıamda hezimete uğratıldı ve telef edildi Savaşın sebebi olarak Çfrı kaynaklarında büdMan.

bundan aldıkları cesaretle. Zaruri olarak geçilmesi müşkül dağ yollarına düşen Cuneyd Savdar dağlarının dar geçitlerinde hakan tarafından sıkıştırıldı. Haris b.Gök-Türk hakanlığının akamete uğratüğı-genişieme siyaseti bu defa Türgiş duvarına çarpma tehlikesi ile karşılaşmakta idi Çin'in şimdilik "durumu idare* yoluna girmesi dolayısiyie ete kendilerini serbest hisseden Türgişler batıda faaliyete geçtiler. aradaki Türk engelini kaldırmak için . yer-yer baskına uğruyordu. 'Abdullah'ın Seyhun ötesinde giriştiği ilerleme teşebbüsünün. Buhara "hâkimi* "Tuğşad. "sffyah bayrak açan". Seyhun kıyısında. şüphesiz. Büyük mücadelede. çekildi (732). Türgiş iktidarı büsbütün zayıflamıştı. kumandanı durdurup muhasara ederek. Çin'in Türk başbuğlarını birbirine düşürme esasına dayanan tahrikçi siyaseti bir daha hedefine ulaşmış ve Kara TürgişterMe San Türgişler'i birbirine iyice düşman etmişti. SakJ'i getirdi (724 basları).Mâverâünnehir'de durumu büsbütün feariftırdı. Hakan SıMu Mâveraünnehir'e karşı son seferinde hayR-mütteRk bulmuştu: Haris taraftarlarından başka. Semerkand'daki Arap merkez ordugâhını düşürüp Araplar'ı Mâverâünnehir'den tamamen atmaktı. Haristan savaşıp Esasen Su-lu.152 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 153 göstermesi ve hatta. fakat kendisi o zamanlara kadar büyük hizmetlerini gördüğü Kül-çur (^ Bağa Tarkan) tarafından öldürüldü (738). Abdullah'is Sulemî. Nihayet 12 bin kişilik kuvvetinden 10 binini telef olması karşılığında. Abdullah. Tübaristan'da v©jdfc ğer güney bölgelerinde idareciler ve hsifc Türgişler'e* kurtaneı gözü ile bakmağa başlamışlardı. Emevîler'i. 'Abdullah hakan ordusunu arkadan vurmağa muvaffak oldu {737. 742'deki Türgiş kağanı Ü-eimiş Kutlug Bilge bir KaraTürgiş başbuğu idi. Yerine gelen &~ Haraşî (721 son bahan) şiddet yoluna başvurup yerlerini terk eden halkı Hocand bölgesinde teslim olmaya zorlayarak hepsini öldürttüğü için canlarını kurtarabilenler kütleler hafinde Türgişler'e sığmıyorlardı. Sarı Türgişler mücadeleyi kazandılar. bu bölgenin ve Seyhun ötesi Türk ülkelerinin. Su-lu'nun maksadı. faş da yaklaşmakta olduğundan. Ülkede Emeviler'e karşı şiî ve Abbasî propagandası da hızlanmakta idi. Sogd hükümdarı (yani Gûrak veya oğlu) Usruşana hâkimi. 'Abd'ül-Aziz (717-720) tarafından tâyin edilen ilk vali El-Cerrâh b. Çin ile temaslar kurmağa sevk etmiş. Memleketine dönen Su-fo Kağan. Sureye'm isyan ederek BeHlv arkacından Vâtifîkrnerkezi Merv şehrini zapt etmesi. Çin'i. yerli muhaliflerle ahenkli bir şekilde çalışarak. Seyhun'u aşarak Mâveraünnehir'e giren Türk ordusu kumandanı Kükçyr Semerkand yakırona kadar sokularak Hk büyük başarıyı kazandı: başımda yeni kumandan Sa'id to. Urun süren M taraf arasındaki mücadeleye Karluklar da karışmışlar. Buhara'yı da tahliye ederek. Durumdan haberdar edilen Hafife Hişam'ın emri ite Küfe ve Basra'dan 20 bin kisttik bir takviye ordusu Semerkand'a gelirken. nihayet Semerkand'a doğru çekilmekte iken yetişen hakan ve Kül-çur idaresindeki Türgiş kuvvetleri tarafından Kemerce kalesinde 58 gün müddetle kuşatıldı. bin müşkülat ile önlerindeki engeli aşan Arap kuvvetleri ağır telefat ve zayiat pahasına Semerkand'a doğru çekilmeğe muvaffak oldular. fakat Arap sultasını Mâveraünnehirden söküp atmak azmi idi. 724'de Seyhun ötesindeki bütün Arap kuvvetlerinin geri atılması ile neticelenen ve her tarafta Arap nüfusunun krrılmasma sebep dan bu seferdeki Mzmet Arapiar'ı uzunca bir möödşt fâ®dafaada kalmaya zoriarnış ve yalnız MâverâünnaMr'de değil. Cuneyd'in 734 başlarında ölümü île. Müslim b. Araplarla birleşen Ouzcan hükümdannm tûyanstine uğramıştı. AbdffKAzte'in bulunduğu Arap kuvvetlerini mağlup ve kumandanın* bir müddet çenber içinde tuttu (72% Bu vali değiştirildi. ikinci bir "susuzluk vakaşı'na duçar edildi. Arap askerî kuvvetleri arasında da ihtilâf baş gösterrsiş ve Yemen'i kuvvetler te'dip edilmişlerdi. Cuzcan'a girdi. Arap kuvvetlerini geri atacak şekilde gelişen Türk mukavemetinin karşısında sarsılması . Sa4id idaresinde. Başbuğları Bağa Tarkan (Küt-çur) rakibi Kara Türgiş başbuğu Tu-mo-çe'yi mağlûp ederek ve onun "kağan1 yapılmasını istediği Su-lu'nun oğlunu ortadan kaldırarak kendini "kağan" ilân etti. Fakat yeni vali Esed b. TörgişJer'te işbirliği hâlinde buluna yerli ta&ötler tarafindan durduruldu Suya erişememişti. Nihayet 20 . önce Tuharistan'ı Araplar'a karşı ayaklandırarak mahallî bir destek sağlamağı faydalı görüyordu. Aşma ailesinden son hakan olan HM mağlup edip öldürmesi (739). yerine Müslim b. Buhara'yı zaptetti (725). Halîfe Ömer b. zaten Arap nüfuz ve kudreti iyfee kıntmış olan Horasan vilâyetinde. herhalde ömrünü harcadığı bu mücadeleye devam edecekti. daha fazla kalmak istemiyen hakan. Kûmez "hâkimi" Marayana ve Çaganyan hükümdarının Araplara karşı yardım için Çin'e müracaattan (719'da) sadece bir nçzaket muamelesi tte savuşturulmuştu. iktisadî ehemmiyeti de rol oynuyordu. Seyhun'u geçen Arap ordusuna karşı bizzat Hakan Su-lu çıktı. Hakan. Hur. "Abdunahman1 B-Mürtfyi Merv'den imdada çağırdı. Arap ordularının Seyhun ötesine geçmeleri ile aynı zamanda (719) başlayan Çin'in batıya doğru . Çünkü. Arap idaresi Semerkand. yorgunluğa ilâveten susuz da kalan ordusu. Fakat vâii Esed b. islam kaynaklarında Türk" olarak belirtilmektedir. 753'de hakan Hân edilen Tângri Bulmış da bir Kara Türgiş idi. yeni tâyin edilen Horasan valisi Cuneyd b. Hakan Su-lu durumdan faydalandı. Debûsiya şehirleri ile iki küçük kaleye münhasır kalmıştı. çarpışmaya cesaret edemiyen karargâh kumandanı Sevre b. lau defe Kara-Türgişler'i desteklemeğe sevk etti. Bu arada Çin'in On-oklar "kağanı" tâyin ettiği. Arkadan hakan hızla gelmekte olduğu . Ordusuna ric'at emri veren Müslim susuz yollardan aralıksız ve cebri yürüyüş He 11 gön çekildi ve taşlamadıkları için bütün ağırlıklarım yakmaya mecbur kaldıktan sonra. Şâş (Taşkent bölge») hükümdarı'. 726'da Huttal'da Sulu Kağan karşısında başarısızlığa uğradığı için. Nitekim bu mücadele devrinde Arap ordularına karşı çıkanların hepsi. bu maksatla şüphesiz Araplar'ın müsaadesi ve teşviki ite gerek Mâveraünnehir "hükümdarlarından.İffet. Keza. Fakat Türgişler tarafından yolu kesilmişti. Beykent yakınlarında hakan tarafından sıkıştırılarak. Bu sebeple Semerkand'ı kuşatmağa hazırlandığı sırada. Fergane^e yürümek üzere. hiçbir netice elde edilememişti. Yeni valilerin 3 sene (734-737) kendisi He uğraşmak zorunda kaldıklar» Haris sonunda Türgişler'eiffica etti. meşhur İç-Asya kervan yolu üzerinde yer almaları dolayısiyie. Semerkand'a ulaşabildi (Geçit savaşı* Vak'at'üş-Şi'b). gerek doğrudan doğruya Araplar'dan heyetler gönderilmiş ise de. Türgiş Devteti'nin ana siyaseti anlaşıldıktan sonra. Bu liste "Mâveraünnehir'dekl Arap nüfuzunun nasıl Tüfkier'e geçmiş olduğunu" açıkça göstermektedir. Yerli halka bir çok müsaadeler bahş etmesine rağmen ümid ettiği ilgiyi göremiyen yeni vali Eşres b. AbbaöF taraftarı. islâmın dinî akidelerini değil. Huttal hökûmdan. Mâveraünnehir'de tam bir ittflâl havası esmekte idi Halife Hişam (724-743) bu valiyi de azl ederek. Belh'e doğru ilerledi. bütün Mâveraünnehir Arap ikfidan- nın tehlikeye düştüğü bir zamanda azl edildi. Bunun üzerine Mâveraünnehir'de başlayan Arap aleyhdan hareketler Türgiş baskısına iyiden iyiye yardHüCT oluyordu. Törk kuvvetlerinin bütün ülkeye yayıldıkları ve MâveraünnehfCiArap muhafız M'alannm merkezi Semerkand önünde bile göründükler* bu sırada Horasan vâfisi tekrar değiştirildi. Artık Hârezm'de bile Araplar'a karşı kımıldamalar görülüyordu.

"put-perest" Kara-hitaylar'in tâ Horasan sınırlarına kadar sokulmalarını intaç etmişti. 640 sıralarında Turfan'ın kuzeyine kayan Kartuklar Çinliler tarafından mağlûp edilerek (650). kuzeyde Tohsılar. Evvelce Kül-Erkin unvanını taşıyan ÜçKarluk beyi bu tarihlerde 'Yabgu' unvanını almıştı ve kuvvetli bir orduya sahip idi.doğusunda) olarak. Zira gittikçe ttıstılıı artıran Abbasî propagandası. 630 680 yıllar1. bütün islâmlar arasında farklılığın kaldırılması ve eşitlik düşüncesini yayıyordu. Başkentleri Balasagun idi. Emevfler'in imtiyazk "Arap milleti adına fetih" düstûru yerine. doğuda Tanrı Dağları. Bununla beraber. doğu bölgesi Uygurlar'a âit olmak üzere Orta Asya'nın yine Türk hâkimiyetinde kalmasını temin eden bu savaşta uğradığı hezimet yüzünden Çin ağır iç buhranlara sahne olmuş ve artık bir daha batı ile ilgilenememiştir. siyâsî birisim olarak Türkmen" adını da taşıyorlardı. Tarım havzasından itibaren batı Karluklar'a. Uygurlar'la Orta Asya'da iktidar yarışına giriştiler ise de. Fakat bu. "Sağ yabgu" mevkiini alan Kartuk başbuğu. artık eski devir Emevf istilâcılığım müşahede etmek müşküldü. Bu haberi veren Çin kaynaklarının. Batıda EmevS-Arap iterlemesini durdurmuş olan Türgiş hakanlığının çöküntüye doğru gittiği bu tarihlerde Orta Asya Türk ülkelerinin korunması gibi bir tarihî vazife. kendini "Bozkırların kanunî hükümdarı" ilân ederek Kara Han unvanını aldı ve merkez olarak da eski Türgiş başkenti Balasagun yanındaki Kara-ordu (veya Kuz-ordu) yu seçti. Sultan Sencer de Karluklar'ı tedip etmek için çıktığı seferde karşısında Kür Han'ı bulmuştu. bunların da zaman zaman Çin'e başkaldırdıkları görülmektedir. Gök-Türk hakanlığının yıkılmasında müessir oldular. eserde burada mevcut olan 15 şehir ve kasabanın adları sayılmakta ve Türk kabileleri zikredilmektedir. tekrar faaliyete geçerek. Harezrnşahta&UtArslan zamant) ite Kara-hüayiar arasında da birçok anlaşmazlıklara sebep olan Karluklar'ın. Uygur hakanlığının kurucusu Kutlug Kül Bilge zamanında. bu arada Başbuğları Yabgu Han öldürüldü (1157& îdiğerdbfo Kartuk başbuğu Ayyâr Bey. Kara-hitaylar tarafından w edildi (1172). bu tutumlar Kara-Hifay hâkimîyeHnîn OrtaAsya'da çabucak gelişmesinde tesirli olmuş görünmektedir. stnı sağladılar. davam edan bu baylığin başında II. Fakat Uygur Hakanlığı orada yıkılınca (840V. Arslan Han var- tik olarak Çın yıöığı Tang-shu (7. Kırgızlar'ı dikkate almıyan Karluk yabgusu. bu hanedan üyeleri arasında mücadeleler baş gösterdiği tarihlerde devlete karşı cephe alarak huzuı^üaÖSk çıkarmağa başladılar ki. İsiâmiaria Çinliler arasında cereyan eden bu savaşa kadar Karluklar rangtar*m tarafını tutmakta idiler. Kara-Hanlı Devleti'nin esas kütlesini meydana getiren Karluklar. Fakat onların gittikçe açığa çıkan siyaseti karşısında. Daha İstemi zamanında Türk hâkimiyetinin Hazar kuzeyi ve Mâveraünnehir'e doğru genişlemesinde şüphesiz büyük rolleri olmuştur. Türk hakanlarının "meşru halefi" sıfatı ile. fakat bunda.1 Temmuz). Çin'in de teşvik ve tahriki ile. Uygur ve Basmalarla birlikte. hâkimiyetin "kutlu Ötüken" ülkesi ile sıkı alâkası inancını muhafaza ediyorlardı. P'ei-ting eyaleti (Tanrı Dağlarının kuzey sahası)'ne bağlandılar. bundan dolayı Çinliler eski Orta Asya siyasetlerini canlandırarak. Kartuklar a düşmüştü. güneyde Yağmalar'm bir kısmı ve Mâverâünnehlf îte sınırlanmış çok bakımlı bir memleket olup Türk ülkelerinin en güzeli" idi. Basmtllar hâkim duruma geldikleri sırada (742). çöken Türgiş hâkimiyetinin yerine. Mâveraünnehir sahasındaki bu karışıklıklara sebep oldukları görülen Karluklar'a karşı. daha batıya çekildiler ve 7-8 yıl içinde Tarbagatay ve Cungarya'ya 766'da da. Karluklar'ın tamamını temsil etmiyordu: Beş-Baîık havalisinde oturan Karluklar'ın kendi seçtikterkayrı bir yabgulan vardı: TorvBi+ge Ancak Ötüken'de yeni kurulan Uygur hakanlığı bütün Kartuklar tarafından üst tanınıyor ve yabgular hakana bağlı bulunuyorlardı. Kendi soylarını Gök-Türk hakan ailesi Aşına sülâlesine bağlıyan Karluk yabgulan. arasında. Gök-Türkler'e karşı ayaklanarak şiddetti mücadelelerde bulunmuşlardı. bu defa. as*r)'da zikredilen (Ko-lo-lu) ve adları Karlık (kar yığını) manâsına gelen Karluklar'ın Türk soyundan geldikleri ve Gök-Türkler'in bir boyunu teşkil ettikleri aynı Çin kaynağında belirtilmiş ve oturdukları saha olarak da Attaylar'm batısındaki Kara-lrtiş ve Tarbagatay havalisi gösterilmiştir.154 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHt IBS sene içinde gittikçe kuvvet kazanan Kartuklar To-lular ve Nu-şi-piler arasında üstünlük kazanarak. Kartukların dahil bulunduğu bölgeye yeniden el koymak istemişlerdi. Çiğliler ve Dokuz-Oğuzlar. Arapiar'la işbirliği yaparak. Uygur Kağanı Mo-Yen Çur karşısında tutunamıyarak (756} Tarım bölgesinden ayrıldılar. Ötüken'in üstünlüğünü tanımakta devam ediyorlar. tosa bir müddet. Bu suretie neticede meşhur Talaş muharebesi meydana geldi (7f. bu han tarafından dayısı olan Büyük Selçuklu Sultanı Sencer'e jjapılan şikâyet. Fakat boya bağlı her kabile kendi reisleri tarafından idare ediliyordu. son anda. 665'e doğru. az sayıda da olsa. Daha sonra Kapagan Kağan taralından İL Gök-Türk hakanlığına bağlandığını gördüğümüz Kartuklar. Talaş sahasına yerleşmek suretiyle eski Batı Gök-Türk hakanlığı sahasında hâkimiyet tesis ettiler. Kartuklartn Çm nüfuzundaki ne Batı ne Doğu Gök-Türk kanadına bağlı olmaksızın yaşad4üannı kayd etmesi dikkate değer. Onoklar'm bir kısmîn! meydana getirdikleri anlaşılan Karluklar burada üç kabileden kurulu birlik hâlinde bulunuyorlardı (Üç-Karluk). Böylece gelecekteki büyük Kara-Hanlı devletinin temelini atmak gibi ikinci bir tarihî rol oynayan Karluklar o sırada İslâm dünyasının en yakın komşuları olduklarından. Harezmşahlar ordusunda hizmet gören Karluklar'ın. Kara^Hîtay hükümdarı Yeh-lu Ta-şih (Kûr-Han) 1137'de Semerkand Kara-Hanlı hanı Mahnmkf u mağlûp ettiği-zonan. aynı zamanda. Her îki Gök-Türk hakanlığı devrinde Karluklar'ın durumu yukarıda açıklanmıştı. Büğe Kagan'ın ölümünden sonra. Arapça-Farsça eserlerde kendilerinden çok bahsedilmiş (Karluh.. asrın son çeyreğiyçla verilen öftgiye göte. Yağmalar ve Oğuzlar. Çinliler'in ağır mağlûbiyete uğrama . Karluk ülkesi. Gerçi Mâveraünnehir yine Arapiar'tn nüfuzu altına girmiş ve Seyhun ötesinde baz* Arap ilerleme teşebbüsleri görülmüştü. daha üstün sayılan "Sol Yabgu'luğa yükseltildi. Türkistan'da ve Kara-Hanlı tâbiiyetinde olmak üzere bir beyliğe sahip bulundukları anlaşılıyor. Harezmşah Alâ-üd-din Tekiş (1172-1200) bozkırlar bölgesine el atarak Kanglı ve Kıpçak gibi diğer Türk boyları ile kendini takviye ihtiyacını duydu. Kartuklar. uğranılan mağlûbiyette Karluklar'ın dahli olduğunu göstermektedir. Halluh) ve Hudud'p-Âlem (10. Moğol istilâsı başladığı sıralarda (1215) merkezi Kayalıg (İli nahiftin. sıklet merkezi Çu vadisi olmak üzere kendi hâkimiyetlerini kurdular (766). diğer Türk boyları gibi. Sencer'in bu savaşta mağlûbiyeti (1141 Katavan savaşı) çok mühim bir hâdise olarak. Böylece Arap baskısının İyice hafiflemesi Çinliler'i Orta Asya'da bir iktidar boşluğu husule geldiği zehabına götürmüş.

kitabede görülmektedir ("Altı Oğuz bodunu"). ûzkent şehri verilmişti. tbntt: Esir. 820-821 yılında Uşrusana (Seyhun-Semerkand arası) ya yapılmış Wr •Dokuz-oğuz" akınının bunlarla ilgili olduğu . Gök Türk hakanlığı çağında "Oğuz" adıriîn geçmemesi de aynı sebepten iteri gelir. Cengiz Han zamanı Moğol devleti idaresinde vazife almış Karluklar görülmektedir. Burada 6 kabilenin birleşerek bir "budun* teşkil etmiş olmaları bahis mevzuudur. kadîm Aşına ailesinin bu Oğuz bölüğü mensupları ile ilgisini isbat etmeği gerektirir ise de. Türkçe'de Z sesini II telâffuz eden Türk topluluklarının söyleyiş farkından ileri gelmiştir. Bu defa "Sekiz-oğuz* halinde. Oğuzlar'a mukabil. Cengiz Han'a itaat eden ilk Müslüman hükümdar olup 1221'de ölen bu Karluk "hanfnın oğluna da. Uygur uruglan Be Dokuz-oğuz kabilelerinin tesbitinden sonra (bk. Bundan sonra.olan Mo-yen-çor Oğuzlar'ın başında bulunuyordu. Demek ki. mesele. Hâl tercümelerinde bunlardan 4 tanesi de zikredilmiştir. T'ung-lo (tongra). adı "Aşına" olan eski bir Türk hükümdar ailesi tarafından.). Gök-Türk hakanlığı devrinde Oğuzlar'ın davranışlarını ve isyanlarını yukarıda görmüştük.156 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 157 di. Bu ad Türkçe "Ogur" isminin Çince'deki şeklidir ki. bazan Türkler'in (Gök-Türkler'in) dokuz kabilesi" veya "Dokuz kabilenin Türkleri (GÖkTürkleri)". II. Burada. kendi aralarında birlik kurarak. 8. Türkmenler'in Selçuklu sultanlarına karşı direnmeleri ve bizzat bir Oğuz olan Sultan Sencer'in âsi Oğuzlar'la çarpışması. Bartholdun "Gök-Türk hakanlarının Dokuz-Oğuzlar'dan neş'et ettiği* görüşü. Oğuzlar Selenga'yı geçerek çekildiler. anayurt bölgesindeki Oğuz topluluğu hakkında fazla bilgi yoktur.'Çân kaynaklannda. sadece Dokuz kabile (Kuî-sin) diye. fakat Türk soylu kütlelerin kurduğu Göktürk devletini ifade etmek üzere kullanılmış bir siyâsî ad olduğu zikredilmişti (bk. *ethnique" ayrılık gösteren bir îsîm değil. ancak. Mo-yen-çur Kağan. Böylece. Uygurlar) giderilmiş olmalıdır. Türkçe'de aynı zamanda "kabile* manâsındadır. sonra llteriş Kagan'ın mezarına dikilmişti. Otuz-Tatarlarla ittifak etmiş olan Oğuzlar'ı Burgu'da ve Selenga kıyısında arka arkaya mağlûp etti. asır Türk (Gök-Türk) kütlesinin doğrudan doğruya Oğuzlar'ın bu grubundan meydana geldiği Çin kaynaklarınca açıklanmaktadır. doğrudan doğruya Türk kabileleri" mânasını ifade eden bir kelimeden ibarettir. 6-7. Şimdi ikinci mesele geliyor: Gök-Türk devletini kuranlar hangi Türk" zümresi idi? Bilindiği üzere bu devlet. daha o çağlarda. zira.Û. Buna göre" ok1 sözüne eski Türkçe'de çoğul eki olan ar ilâvesi ile türetilen "Oğuz1 adı aslında "ethnique" bir isim olmayıp. bu •teşkilâtlanmış" Oğuz birliğidir. Tola-Selenga ırmakları bölgesinde Dokuz-Oğuz "kağanlığını* meydana getirmişlerdi. Fakat Oğuz tarzında adlandırmanın çok daha gerilere götürülmesi mümkün görülmektedir. Yâni. Gflk-THk hakanlığı zamanında hükümdar ailesine karşı ayaklanan ve hükümetin diğer Imkânlan ile bastırılmasına çalışan. Ok. Herhalde batı yönünde geniş ölçüde bir göç hareketi bahis konusudur. yk. Oğuz kabileleri. Türk sahasıdır. Türk adım taşıyan bu ethnique topluluğun var olup olmadığıdır. Thomsen. Beylerine âit olduğuna göre de. O hâlde onlar da "Türk" soyundan gelen Oğuzlarla aynı ethnigue zümreye dahil. Oğuz kelimesinin tercümesinin verilmesi. yk. Tölesler'in Dokuz-oğuzlan İle. Nitekim kelime. kabileler birliği hâline gelmiş Türkler (yâni Oğuz) olabilirdi. Uygur hakanlığının başlangıcında henüz tegta. kitabelerde I. bazı kabileler keraft aralarında teşkilâtlanarak bîr •devlet" kurmuşlarda W. W. GökTüılder'in Dokuz-oğuztaffi aynıdır. Yani Oğuz adının R Türçesi'ndeki ifâde tarzıdır. V. Sse-kie-. mesele yeni araştırmalarla derinleştirilmiş bulunmaktadır. bilindiği gibi. hem "Gök-Türkler" aynı ırkın mensuplarıdırlar. O-kut adında bir kavim (O zaman Türk adı yoktu) zikr edilmiştir. yâ- ni hem Oğuzlar. Bu münasebetle kitabelerdeki ifadeler Oğuzlar'la Gök-Türkler arasında bir ayırım yapılmadığını. P'u-ku (Buku. Dokuz kabile (Kitabelerdeki "Dokuz-oğuzlar). Fakat Oğuzlar az sonra Uygur hakanına da «yan ettiler. Bu sebeple Oğuzlar'la Gök-Türkler'in aynı olduğu zaten kabul edilmişti. idiler. Tonyukuk kitabesine tahsis ettiği son makalesinde Oğuzları Türkler'in yüksek hakteıiyetinde Wr kabile birliği" olarak göstermekte ve bu tarihî gerçek sonra "ethnique" ayrılık gibi ahnarak. asırdan itibaren Gök-Türk hakanlığında toplanmış olan Türk kabilelerinden bir kısmı. hattâ hakanlığın temelini Oğuzlar'ın teşkil ettiklerini belirtmeğe yeter. Ancak fetret devrinde Aşına~oğullartnirT Çin sarayı emrinde birer kukla durumuna düşmeleri üzerine. Uygur Idi-kut'u Barçuk Re birlikte bütün Asya Türk ülkelerini baştan başa çiğneyen Moğolların hükmü altına girmiştir. Çin kaynaklarında . Çünkü Türk" adının. Bu kütleler ise. 6. bu Oğuzlar*in isyan hâlinde olmaları arasında bir çelişme görmek güçtür. T'ang devri vesikalarında (Tang-su ve Kiu T'ang-shu yıllıkları ve ayrıca 4 hal tercümesi). Türk adı). Bundan sonra kitabelerdeki Türk badım* tâbiri şüphesiz doğrudan doğruya hakan idaresindeki kütleleri ifade ediyordu. asra âit. "Oğuz" adı itte defa Barlık çayı (Ulu-kem= Yenisey'e dökülür) kıyısındaki 1. 2.. Oğuzlar Oğuz adı "ok" kelimesinden getirilmektedir. Kitabelerde hakanın X)ğuz bodunu Türk bodurumdan idT demesi ile. 630'da başlayan fetret devresinde. buğu). Kitabe. güç-kuvvet mânası ile. diğer bir çok Türk boylan gibi. Oğuzlar'ı Türk kabul etmek veya "başka bir ethnique teşekkül saymak gibi çok mühim bir ihtilâf noktası ortaya çıkmıştır. M. Gök-Türk hakanlığı devrinde Oğuzlar'ın kendi başlanna (meselâ doğrudan doğruya "Oğuz* olarak) zîkrediimeyip. Arsian Han. bazan da Töles'lerin dokuz kabilesi" diye kaydedilmiştir. Çin kaynaklarında O-kutlar'ın yeri olarak gösterilen TarbagatayKobdo bölgesi. bu Oğuzlar'ın daha eskiden bu havalide birlik hâlinde mevcut olduklarını kabul etmek lâzım gelir. bizzat Tu-fcüe («TM0 den İbaret topluluğun ayn bir isim altında belirtilmesine «h&yaç bulunmadığını gösterdiği gibi. "halter*1 vaktiyle destekleyip yücelttiği hanedan ite mücadelesinden ibarettir (Türk talihinde bunun başka misâlleri de vardrç. önce üzerinde durulması gereken husus. Gök-TürWerî meydana getiren topluluktan başkası değikftr. KariuMar'ın KaraHanh'lflra. Ancak. hafife B-Mehd? zamanında (775-785) Oğuzlar'ın Mâveraürmehir havalisine geldiklerini bildirmekte ve AI-TaberTde zikredilen.. Bilhassa İslâm kaynaklarında Uygur'lann Dokuz-oğuz olarak bahsedilmesinden doğan karışıklık. 682 yılında llteriş tarafından mağlûp edilen Oğuzlar (İnek gölü savaşı) bu durumda idi ve muharebede ölen Oğuz devleti başkanı Baz Kagan'tn balbalı. Pa-ye-ku (Bayırku). etrafındaki Türk soylu" kütlelerin yardımı ile kurulmuştu. Buna hemen ve kesinlikle menfî cevap vermek mümkündür. Çince'ye "kabile" diye tercüme edilmiştir (meselâ On-ok= On kabile).

Çepni.Iİ. Üçoklar: Bayındır.lstahrir Ibn Havkal) ve Hudud'ûl-Âlem'e göre. Huttal. Tuharistan. Harezm'in yerli hanedanı Afrigîler Oğuz baskısı altında idiler. 9. komşuları Peçenekler ve Hazarlarla münasebetinin pek dostane olmadığını gösteren deliller vardır. Oğuzlarla Çjğilier arasmda köklü bir düşmanlıktan bahseder. Kâşgarlı'nın haritasına (DLT. Orta AsyaYıın batı sınırlarında Türk halkının kesafetini kaybettiği yerlerde.Fergane arasında Argu. Yağma. aralarında savaş eksik değildi. Kuzeyde Kiroekfer ile ise bazan dostça. Bunun yerine Çaruklu). Kençek vb. Abbasî halifesi Al-Mu'tasım zamanında (833-841) ünlü Türk kumandanı Aşnas Tuharistan yabgularına mensup idi. Taşkent. 740. Kara-evü (Kara-bölük). Diğer taraftan Kâşgariı Mahmud. Yabgu devleti zamanında Oğuzlar Ûç-ok ve Boz-ok diye iki kısım hâlinde teşkiJâtianmıştardı Bu kısımtan meydana getiren Oğuz kabileleri hakkında ttffri Kâşg'anY Mahmutfun DtXünde<11. AtabeyHMter. Karacuk dağlarının eteğindeki Sabran şehrine kadar yayılmıştı ve Karacuk dağlarından Hazar'a uzanan yarı çöle "Oğuz bozkırı" (Mafâzat W3uz?ya) denilmekte idi. Kimekler'den bir kol olup. Kara-koyunlu ve Ak-koyunlu devletleri. 720de kardeşi Arslan-banH Ç'm'e elçi göndermişti. umumî Türk" adı yanında. 750 yıllarında). ıi??Ov nt. Dodurga. Ş&nan ve Tuhsristan'da görülen "kıratlıklar" ya Türkler tarafından kurutmuş veya Törk siyâsî ve kültürel te'siri altında gelişmiş teşekküllerdi: Huttal kiralı Ergin unvanını taşıyor ve Çin'e Tarhan'ünVanlı elçiler gönderiyordu (733. Fergane. Hindistan Türk devletleri. Oğuzlar yolu ile Büyük Selçuklu İmparatorluğu. sonraları Talaş ctearında. bunun kuzey-batısındaki Cit kasabasına ve Baratekin'in kasabasına (Aral gölünün güneyinde).168 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 159 tahmin edilmektedir. aralarındaki savaşlardan birinde. Ibn Fadian (10. asnn 3. Oğuzlar'ın sahası batıda Hazar denizine (bu denizin doğusundaki yarım ada bu sebeple Türkçe Mankışiak adsnı almıştır). Müslüman ülkelerine geldikten sonra. KâşgarHn kuzey-cfoğuşy. İşık gölün güney-batfsında. hem Boz-cfc. Yerlerinde kalan Oğuzlar'ın 11.İslâm kaynaklarında bu isimle de anılmışlardır. ÇSğîl. Eymür. Bayat. Yıva (İva).** ilâve) göre. Yabaku. Hazar hâkanfekları Gök-Türk hâkanlığfnm devamı idiler. Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhufly&f hep Gök-ÎÖrk hakanlığının. Büğdüz. Öç-ok tasnifi yapmış. Uygur. ayrı damgalan ile birlikte 22 kabile gösterilmiş. Moğol istilâsı sırasında da Cend'de ve Karakum'da Türk" (erin bulunduğu görülmektedir. Yüreğir. Oğuziar'dan kalabalık bir kısım Karadeniz'in kuzeyinden batıya göçmüş (Uzlar). orduyu Su-başt idare ediyordu. Yabgu Devleti'nin inkırazı üzerine. asnn ilk çeyreğimde olmak (Here iki liste mevcuttur. İslâm coğrafyacılarına (A!-Bathi. asırda konuştuktan Türkçe'nin ketime ve söyleyiş itibariyle doğu Türkleri'ninkinden farklı olduğu dikkate alınarak. Sicistan-kuzey Hindistan'da Kaİaçlar. Çaruk. Peçen». idarî. asnn i*k çeyreği) bu malûmatı 'destânf mâhiyette görülmektedir. Taşkent "kıral'ının adı Tegin" idi. çeyreği). Yabgu Devletinin. Igrak. Çavuldur. bu göçün 9 asırdan önce vukubufmuş olması lâzım geldiği iteri sürülmektedir. Ayrıca Kartuk. asır ortalarında Mâverâünnehir. asnn Dk yansında Oğuzlar Seyhun bozkırları ite. askeri ve kültüre) vârisi olmuşlardır. içtimaî. Selçuklu ailesinin kendilerine bağlı kütlelerle birlikte ayrılmaları neticesi vuku bulduğu kabul edilmektedir. Kaynaklardan anlaşılıyor ki. asır ortalanndâ Kıpçaklar 'Oğuz bozkın'nı ve Seyhun nehrinin aşağı mecrası saha-sını işgal etmiş bulunuyorlardı. Kızık (DLT'de yok).t.Yaparlı (DLT'de yok).ı0ı«Hjı Oğuzlar 10. 8. ayrıca damgalara ilâveten. Bunun. asırdan zamanımıza kadar. Yazır. bazan hasmane münasebetler devam edip gidiyordu Bu Oğuzlar. asırda bir kuvvet olarak beliren Kıpçaklar (Kumanlar) "in baskısına ilâveten. ? 10. hem de çok kalabalık kütleler hâlinde . Barsgan ötesinde Kâşgar havalisinde ve MâfVeraünnehir'de oturan Çifljlier. Yukarı lıtiş bölgesinde Kimekler. Tflrkrnen beyfikteri. Harezmşahlar. Asya Hunları'ndan daha geniş ölçüde ve tâbir caizse daha şuurlu bir şekilde Asya Türklüğünü nefsinde birleştirmiş olan Gök-Türk hakanlığı. topluluktur Gök Türkler'e bağlı Türk kabileleri îdHer. Reşîd'üd-din ise. ethnltjue bünye. Tohsı yolu Ne Karahartfıîar Devleti. Peçenek. yine siyâsî bir isimlendirme olarak Türkmen* adın* da taşıyorlardı ki. hemen bütün Türk dünyası onun derin izlerini muhafaza etmiştir. asrın İlk yarısında. Karkın (DLT'de yok. Oğuzlar'ın doğudaki komşuları Kartuklar ile de mücadele hâlinde oldukları. Kınrk. Belh. Türk nüfuzunun yayılmasında büyük rol oynamıştır. keza bir Karluk kabilesi olarak. Selçuklu devletleri. kışlık merkezi Yenî-kent olan bir devlet kurmuşlardı. Kuman-Kıpçak boyları ondan ayrılmış zümrelerdi. 1000 yıllarına doğru Oğuz Yabgu Devletî yıkıldı. o civarındaki Karacuk (Fâr£b) ve Sayram (isficab) şehirleri havalisinde görünmekte idiler. oradan da Horasan'a yönelmiştir (Selçuklular). Alka-evli (Alka Böîük). Tuharistan Yabgusu bulunuyor ve bu Yabgu ailesi Aşına sülâlesine bağlanıyordu. Karluk. Kül Erkin unvanlı bir başbuğ ona naiplik yapıyor. Son Oğuz Yabgusu oiarak AH Han adında birini zikreden ve Selçukiular'ın ilk zamanlar TtfKtek bunların fcan düşmanı* olarak Tuğrul ve Çağrı Beyleri haylf uğraştırdığını bildiğimiz meşhur Cend •hakimi* Şah-mefiki de Ati Hanta oğlu gösteren Reşid'üd-dtfVin (14. Oğuz Yabgu Devteti'nın tarihi hakkında başkaca açık bilgiye rastlanmıyor. İğdir. siyaseten zayıf düştüğü zamanlarda bile. Özkent. KâşgarBalasagun-Talas. Oğuz Yaögusu'nun ötmesinden anlaşılıyor. diğeri Reşîd-üd-dlffin Câmi-üt4evârih (K. Ezgiş. Tuharistan "kırarının unvanı ise "Yabgu" idi ve bunun Çin'e gönderdiği (738) elçisi Inancu Tlütıan idiı^TSO yılında Kiıttug. diğer bir kısım Ğend bölgesine. Mâveraünnehir'de Buhâra'n>n kuzeyine. Buna dayanılarak "Oğuz birliği' mensuplarının. güneyde Gürgenç şehri ile. Çomui. merkezî bir hüviyet taşıdığını yukarıda söylemiştik. . Başta Yabgu bulunuyor. 11. DLT'de ayrı. asnn ifc çeyreği) ve EJ-Mes'udîye göre. Anadolu beylikleri. 'ongon' unu belirtmiştir Oğuz kabileleri: Boz-ok'lar: Kayı. her kabile* nin. Talaş ve Çu bölgesinde bir Karluk kabilesi olan Yağmalar. Buhara *kıratı" Tuğ-şad. asır ortalarında Karacuk dağları bölgesinde Mankışlak'ta ve Seyhun kıyısındaki kasabalarda oturdukları. Afşar. Sakır. Işık göl-Çu ırmağı arasında görülen Tohsılar. Beğdili. Şûman "kıratf'nm elçileri de (743} Tarhan ve Şad ürwanlannı taşıyorlardı. yine bir Karluk kabüesi olup. hem kabile sayışım 24'e çıkarmış. Türk milletine yön verici. Kurulduğu 6.Orhun bölgesinden önce Talaş havalisine göç etmiş olmaları gerektiği ve Seyhun Oğuzları'nın 11. Uz. Gazne. Alayuntiu. Umumî Türk tarihi içinde Gök-Türk çağının. vaktiyle aynı camiada yer alan çeşitli Türk grupları yolu ile Gineli. Döğer. Tûrgiş. Aral Gölü'nün kuzeyinde bir Kıpçak grubu olan WmgWap. Bir görüşe göre.

Çevresi kalabalıklaşınca. Bu ikisinde. etini yiyor ve samur. Merhum Prof. öteki Kemi ve Keme şekli de yine Karahanlı (Kutad-gu Bilig ve Divân) ile eski Uygur Türkçelerinde. Yenilince korktu. Çiniiîer'in kuzeybatı yönünde ve oldukça uzakta bulunmalarına rağmen onların Kimekter'i bildiklerini Saray Yıllıkları'ndaki kayıtlardan anlıyoruz. Lankaz ve Aclad adlı yedi kişi onların yöresine gelinceye dek böyle sürdü. Başarısız ve tutarsız bir açıklama olduğu ortadadır. bütün halkı yağmalamış ve öldürmüştü. Türk tarihi araştırmaları için oldukça mühim ise de. VIII. Kimek Ülkesi'nin İç haberleri yoktur. Her gün avlarup. konakladılar. elbise yapıyorlardı. tkisi otağ dikip. sonra Imek'in Yimek şekli daha yaygındır. . Bize göre Kimek (Kimâk) boyadı. en eski seldi -g ekiyle yapılmış addır (Kimeg). toplandı ve uzun süre Şad'ın hizmetinde kaldılar. yüzyıla ait telâm coğrafya eserlerinde bulunuyor. aynı zamanda önceki yüzyıldan bazı haberler de bulunuyor. hükümdarlığı aldı. Bilindiği gibi onlar Ertiş (Irtış) ırmağı'nm İki yanında yaşamışlardı. çok ağaçları ve bol avı bulunan bir yere geldi. IX. bunun aslında 'lki+lmâk"den kısalma yoluyla çıktığını. Bunlar da cariyeyi tanıyınca indiler ve otağlar kurdular. Kemal ÖZERGİN Ortaçağ'da Türk Anayurdu'nun batı kesiminde yaşayan Kimekler (Kimegler).hava düzelince. Bir tere ilk adın okunuşu kesin değildir. Büyüğü. Imek. Kimek adını açıklamak isteyen Alman bilgini Joseph Marquart. günümüzde ise Afganistan'da Özbek ve Doğu Türkistan'da Sarı Uygur lehçelerinde tesbit edilmiştir. bu ikinci ihtimal daha mümkün görünüyor.V. Onların gerek tarih ve gerekse yaşayış tarzları. Komşu bölgelere ait yabancı kaynaklar da titizlikle taranarak. yy. Biz onları tarih sahnesinde Ertiş'in orta boyunun iki yanında ve daha çok doğu yöresinde iken buluyoruz. Şad unvanlı küçüğü onu kıskandı ve kardeşiyle mücadeleye girdi. yy. belki yine burası idi. eski ve büyük bir Türk ulusudur. yüzyıl ortalarından XI. Karahanh ve Batı Türkistan <XV. Tatar soyundan İmi.namıştır. Başlıca kaynaklarımızdan Gerdîzî (1050). Çoğalınca o dağlara yayıldılar*» adlan yukarıda sayılmış yedi boy oldular. Dr. O akarsuya böylece Ertüş adı verildi. Nitekim biçimce buna benzeyen "Kanglı" ve "Kayıg" adlı boylar da eski kaynaklarda geçmektedir. ama nedense henüz üzerinde durulmamış ve incelenmemiş olan bir "Kimekler'in yurt kurması dastânı'nı eserinde tesbit etmiştir. görüştüler ve hepsi Ertüş'e yollandılar. Z. günümüzde ise Azerbaycan'daki Türçede bulunmaktadır. Türk boybiliminde böyle kullanılan hayvan veya eşyanın boya ad olarak verildiğini biliyoruz. Balarıdır (Bayandurfc Hıfçak (Kıpçak). kardeşi yanından kaçıp. Kar kalkıp. Ötekiler de bunu duyunca. KökTürk çağı yazıtlarında (VIII. ve XI yüzyılda Balı Türkistan'da hazırlanmış coğrafya eserleri arasında yazarı bilinmeyen 'Hudûdüi'-Âlem" (982) ile Abdülhayy Gerdi^Fran "Zeynü'l Ahbâr" (lOSO)tnda oldukça geniş bilgi toplanmıştır. Belki de Ertiş'in doğusundaki Altaytar'dan yayılarak. Tarih: Kimekler'in varsa İlk yurtlarını ve etnik birliğin teşekkülünü açıkça bilmiyoruz. baştaki K-'nin nasıl türediğini de yeterince açıklamaz. kakım derisinden. X. ek düşmüş ve ilk ünlü de kapalı i (6)'ye dönüşmüştür. Kalanlar dağdan indiler. Kime (kârna) "gemi" sözcüğünün ilk şekli olan 'Kimeg'dîm alınmış olabilir. O halde bunlara nasıl Imek diyebileceğiz? Ayrıca bu yorum. onların kullandıkları bir tür gemiden alarak temşufannca verilmiş olabilir.-XVI. Şad'ın bulunduğu yere gelmişlerdi. Sonraları. Onun kısaltarak aktardığına göre: "Tatarlar'ın ulusu öldü ve iki oğlu kaldı. birini haber getirmesi için Tatarların ordugâhına yolladılar. Tatar. Togan'ın bunu Kimak veya Kemak okuyuşu uygun değildir. İşte bu büyük akarsuyu geçmek için. koca bir akarsuyu. onun da belki boy birliğinde bulunan ilk iki boydan (imi+imâk) oluşarak doğduğunu ileri sürmüştü. KM ve Kime şetöl. Kimek Adı: Bu boy adının (ethnonym) yapısı ve kökü üzerinde pek durulmamıştır. şimdilik bilinmiyor. Bunlar efendilerinin bineklerini otlatmak için yer arayarak. Kimekler M. Kaynaklan Kimekler'in yaşamış olduğu bölgenin yerli tarih kaynakları son derece kıttır. Çünkü düşman gelmiş. yüzyıl ortalarına değin süren bîr devlet de kurmuşlardı. incelenmemiştir. bu ulus ile ilgili. bize onların açık bir tarihini ortaya koyma imkânı vermemektedir. Cariye onları görünce: "Er! tüş!" (inin) dedi. Öte yandan bu boyadının yapısını ve aslını açıklayabilecek başka bir kök de. Burası Türk Anayurdu'nun batı kesimidir. Elimizde Arap yazısıyla dan* Kîmâk" '(908i de kef) yazılışının Türkçe söylenişi elbette "Kimek (Kimâk)" olmalıdır.Hayavân" (1120) yazarı belirsiz "Müc^ meiüVFevârih" (1126) ve Fahreddin Mübârek-şâh'm 'Şecere4£nsâb" (1206) adlı eserlerinde de bazı bilgiler verilmiştir.) Kimekler veya bu boybirliğinde bulunan öteki boylar üzerinde bilgi verilmemektedir. ve X. Selçuklu saray tabibi Şerefüzzemân Tâbir Mervezi'nin "TebâyitO . Kimekler'in ilk yurtlan. Kimek ülkesinde geçmiş tarih olayları ve yaşayış tarzı hakkında yeteri kadar bilgi sağlamadığından.) Türkçelerinde. buraya indiler Türk İlkçağt başlarında Ertiş boyunda başka Türk boylan bulunduğuna göre. Kar düşünce dönemediler. Orada yürütülen arkeoloji araştırmaları pek yetersiz bulunduğu gibi. sincap. Sonraki yüzyıllardan.160 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 161 9. sevdiği bir cariyeyi alarak. Bunlar düzenli ve etraflı değil. şimdiye kadar etraflıca efe alın-. Bize ulaşabilen bazı eski kayıtlarda. Kayık veya gemi anlamına gelen bu sözcüğün kökü "Kime" olup. Adam oraya varınca her yeri yıkık ve halkı uzaklaşmış buldu. Ot bot olduğundan bütün kışı orada geçirdiler. Orada Şad'ı başkan tanıdılar. tüccar ve gezginlerden derlenmiş küçük bilgilerden ibarettir. yazılı tarih kaynakları da henüz ete geçmediğinden. Onlar kışa değin kaldılar. Şad da çok avlandı ve onian honukladı. Kimek adı Kâşgariı Mahmud Beğ'in "Dîvânü Lûgafit-Türk" (1074)'ünde geçmiyor. Ancak bütün bu eserlerdeki kayıtlar.

"Comanaeler ile birlikte yaşadıklarını. Sır derya) Sonra şâir Tûsiu Rrdevsî halk arasındaki söylentileri derlediği ve eserini nazma çektiği sıralarda (990-1019 ?). Kimek ülkesi veya deryası adı da bu büyük akarsuya veriliyordu. adı geçen bu derya. Burada üç ayrı kavim adının hangi dil. açıklıkla ortaya konulmamıştır. Artık bu durum göz önüne alınınca. İşte Prof. Kimekler'in M. tarih ve boybitim bilgisine göre birleştirildiği belli değildir. 500'e yakın yazardan derlediği bilgileri. Yüzyılda: Bu yüzyılda Kimekler'in Altay dağlarının kuzey batısında ve Ertiş (Irtış) ırmağının orta kıyılarında yaşadıkları anlaşılıyor. Öte yandan KöMürk çağı yerli kaynaklarından olan ve yüzyılm ilk yarısına aît yazıtlarda "Ertiş" adı birkaç kere anılır ise de. doğu ve batıdan uzanmış iki istilâ ordusu. Öte yandan daha 745'lerde Uygur. Yine bu arada yüzyılın sonlarına doğru Çu havzası merkez olmak üzere Türgiş devleti de kurulacaktır. Kimek ülkesine ve 'Deryâ-yi Kimek"e gittiğini anlatır. şimdi elde edilebilen tarih bilgileri yardımıyla bu büyük Türk ulusunun tarihî durumuna dönebiliriz. Ancak bunu destekleyen belgeler gösterilmemiş bulunuyor. Rtrf. Şada ses duyup korkmadan suya girdiğinden dolayı da Tutug* adım (lâkap?) verdiler. Roma İmparatorluğunda bir devlet adamı olan Büyük Plinius. Arap ve Çin orduları karşı karşıya geldi. otlaklarım bu yeni hâkime bırakarak kuzeybatıya doğru çekilmekzorunda kaldı. hâkimiyet alanı Ertiş'in orta havzalarına uzanmış olsa gerektir. kil ile Çim (Emba) arasında bîr yerdedir. Bu açıklamaya göre. nereden alındığı da belli edilmek suretiyle. Kimekler'in Hun boybirliğlnde bulunduğunu kabul etmek için de. Bu Kimek deryasının neresi olduğu üzerinde iki araştırıcı bilgin değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Halbuki bunların birincisinde yeradının X. Milât sıralarında Turan (Mâveraünnehir)'da Baktria ile Horezmia arasında (Amû-daryâ havzasında?) "Camacae'lerin. 765 sıralarında Türgiş devleti de artık kesin olarak dağıldı. Kimekler ile ilgili eski bir destanı tanıdıktan. Batı Kök-türk Kaganlığı'nın sınırları İçinde ve onların hâkimiyeti altında olmalıdırlar. Kafkas sıradağlarında yakın kesimlerde birlikte yaşayan iki kavimden birinin adını "Camac* olarak vermiştir. Togan. burada efe alınan Kimek ulusu ile birleştirmektedir. ikincisinde ad benzerliğinden öte bir belge olmadığını ortaya koymuştuk. Bununla bîrîlkfe^rgiş-KÎrtîek münasebetleri Ü&rinde hiç bir Mgimiz yoktur. Bununla Çu havzası onların sınırı içine giriyordu. III. Yine bu yazar eserinin 6. bağımsızlığa doğru gidecekler ve kendi idarelerini kazanacaklardır. Bu arada yeradlarının halk ağzı yorumu da çok dikkate değer bir husustur. Bununla birlikte Arap kumandanı da. Kimekler'in güneyinde yaşayan Karluklar'ın. bu destan unsurları arasında da eski tarih bilgilerinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Hatun idi. sadece deniz veya göl anlamında değildir. Böylece lsık*tWn batısında ^uzanan Talaş yöresi adı geçen Karluklar'ın1 İdaresi altına girdi. Kimek ülkesini "Altaylar" saymış. VIII. 751 yılı yazında Talaş yakalında yapılan büyük savaşta Araplar yanında yer almasıyla. Artık bu durum göz önüne ahnınca. VII. kitabında anlatır. karısı. Büyük akarsulara da verilmiştir (Amûderyâ. Kimek ülkesi veya deryasını başka yerierde aramanın lüzumsuzluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. onların eskiliklerinden değil. yine o çağlarda Turan'da yaşayan (?) bu Kimekler'in bir batı kolu olduğunu kesinlikle ileri sürmüştür. Togan ise. -M. Su yüzünde saçtan başka bir şey göremedi. Gerçekten Kimekler'in Turan ötesi komşusu olan Farslar'ın eski destanlarında da bu ulusun adı geçmektedir. belki bu görüşünü de yukarıda üzerinde kısaca durulmuş Fars destanı ite Lâtin kaynağındaki söylentilerin tabiî sonucuna dayandırmıştır. Fars söylentilerini derleyerek "Şehname* adh büyük eserini ortaya koyan Onİü şâir Tûslu Firdevsî (935?-1020?) Turan'tn büyük hükümdar* Afrasyâb (Alp Er Tunga)'ın Iran Hükümdarı Keyhusrev'e yenilip. Adı geçen lâtin kaynağında iki kavim hakkında verilmiş bilgiler. Togaıiplikçağ LâtHVyazarı Büyük Pföraus {Gaius Püntus Secundus. yüzyıl boyunca yaşamış Hun boybirliği içinde bulunduğu hususunu da Prof. yy) bile bulunmuyor. adlarının Fars destan? tarihinde geçmesi. Ona sordu: 'Nasıl düştün?" Kadın anlattı: 'Beni kıyıdan canavar yakaladı*. Burada ele alınması gereken başka bir nokta da. Kafkas sıradağlanndaki ikinci kavmin de. Karluk ve Basmıllar'ın akınlany- . Bir kere Farsça derya sözcüğü. Karluklar'ın gittikçe güçlenmesi sonucu. en eski yerli kaynak olan Kök-türk yazıtlarında (VIII. Yüzyılın ortasında. onun kayıtlarında hangi boyların yaşadığı belirtilmemiştir. Bu. geri çekildiğinde. daha sağlam belgelere ihtiyaç vardır. Bu görüşlerin ikisi de uygun değildir. yüzyıl sonlarındaki tesbite dair bulunduğunu.Yüzyılda: Yüzyılın ortalarına değin İli havzası. Çinliler büyük bir yenilgiye uğrayıp çekildiler. Kimekler'in M. deryayı da deniz anlamında tutarak 'Altaylar'ın arkasındaki ve doğusundaki büyük göllerden biri (Koso gölü veya Saykal gölü)* kabul etmiştir. Geçen yüzyılın sonlarına doğru. Suya girdi ve o saçı yakaladı. Oradaki bazrboylar.S.ffk yüzyıla ait bir Lâtin kaynağında tarvtı&ntş okip-olmadığıdır. Togan iteri sürmüştür. Bu durumda. III. Marquart a göre.t«2 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 163 Şad bir gün adamlarıyla Ertüş kıyısında dururken bir ses duydu: "Ey Şad.Ö. kendi destanlarından başka yakın komşuları Fars destanı tarihinde de yer aJmrştır.' Kimek destanının bu kısaca tesbiti bile. Batı Türlderi'nden bir bölük olan Türgişler eline geçmiş bulurtbyordu. Prof. 23-79)'un "Naturalis Historia" adlı eserinde andığı "Camac* ve "Camacae* adlı kavimleri. Onlar bu suyun Kimek Tanrısı olduğunu söylerler. kitabında da. İşte üç adın sırf dış görünüşüne bakılarak ileri sürülen bu iddiayı kabul etmek için elimizde. O halde.S. adı geçen eserinin bir dizi kitabında vermiştir. Kfrnekier. Bu Lâtin yazan. onun idaresi altında bulunan boylar. Nitekim Kimekler. eserinin 12. onun öteki Türk destanları ile yakın unsurlar* taşıdığını. adların benzerliğinden başka belgelerin de olması gereklidir. J. Her ikisi de bölge için hâkimiyet mücadelesinde idi. kurulan bu Türgiş Kaganlığı'nın. Kimek ülkesi Turan'ın doğu sınırı olan Ertiş boyunda tdti ve Kimek deryası adı da bu büyük akarsuya veriliyordu.Yüzyıi boyunca Batı Kök-türk Kağanlığı zayıfladığı ölçüde. Kimekter. Prof. bana el ver". o akarsuyu ulu sayarlar ve ona taparlar. Fars ve Lâtin söylentilerinin niceliğini kısaca gözden geçirdikten sonra. Öte yandan Kimek adının bu kadar eski tarihte varlığını başka kaynaklar ile destökleyemiyoruz. bölgedeki hâkimiyetini kuramadı. tesbit sırasındaki vardıklarından Heri gelmektedir. Togan ise. bu iki adın görünüşüne bakıp ilkinde Kimekler'in daima Seyhun (Sfrdaryâ)'un kuzeyindeki "Arka" ile Altay yöresini işgal etmiş bulunduklarını.

î ULYOsyıM* Bu yüzyıl sırasında. güneydoğu'da Kartuklar. Son araştırmalara bakılırsa X. *pj Kuman-Kıpçak meselesi üzerine eğilenlerden Çek bilgini DARasovsky. Khıtay) bir devlet kurdular (916). birlikten bir boy olan Kıpçaklar yayılmışlardı. Bu arada Hazar denizi kıyısına da ulaştılar. 924 yılında Selenge havzasını işgal ettiler ve Kara-balık (Kara-Balgasun) kentine de girdiler. Coğrafyacılar.büyük bir ulus halinde hayatına devam ediyordu.yöresi bozkırına geçen Kızgızlar ise. Kıtay. Kimek devletinin sınırlan. eski yerlerinde kalan az sayıdaki uruglar ise. Kimekler de VIII. yeni gelen Oğuz ulusu içine gireceklerdir. Bahr el-Muttavvi'î). Ülkenin batı kesiminde Yayık (Ural) ırmağı'na değin uzanan yörede. bu IX. hükümdarlarını ve göçerevii hayatlarını anlatarak belirtilmiştir (760800?}. Devlet idaresinde "Hakanlı" derecesinde bîr teşkilât kurmuş olan boybirliğinin en kalabalık boyu belki daha başta Kıpçaklar idi. Karluk ve Yağmalar'ın. büyük Kimek devleti varlığını sürdürdü. Bunun sonucu olarak oradaki bazı Türk boyları batıya çekilmeye başlamıştır. gerek çağın benzer Türk devletleri gözönünde tutulduğunda. Oğuzlar (Guz)'ın kuzey doğusundaki çok geniş bozkırda ve Ertîş ırmağı boyunda Kimek adlı büyük bir Türk ulusunun bulunduğunu. güneydoğudaki Tokuz-Oğuzlar'm bir Yabgu idaresinde bulunan "CmHkelh" kasabasına hep akınlar yaptıklarını da öğreniyoruz. Böylece Peçenekler'i biz daha sonra doğu Avrupa'da. Coğrafyacı Istahrî (933-51)'ye göre. Yukarı Kem (Yenisey) ve Kobdo. kuzeyde Altaylar*a varan yörede Kimekler. bu devletin göçerevii büyük boylardan kurulu birlik niteliğinde olduğu anlaşılıyor. yüzyılda Ortaasyadaki Türk boylan şöyle dağılıyordu: En doğuda Nanşan yöresinde Sarı-<Uygur) lar.ltil?) ırmağı çizer. V. JOmek. olarak doğuda Kırgızlar. Amansız bozkır mücadelesi sonunda Peçenekler. Emeviler'in yıkılışı ve Abbasîier'sn çıkışı sıralarında Halîfe tarafından Tokuz-Oğuz Hakanı'na elçi olarak gönderilmiş Bahroğlu Temîm (Temîm b. Bu Peçenektetin doğusunda Kıpçaklar ile Oğuzlar bulunuyordu.batıda ise Ak itil ırmağı kaynaklarına dayanmıştı. Oğuzlar'ı Doğu Avrupa'da nereye yerleştirmeli acaba? Aslında Türkler. Doğu ve Bat» Türkistan'da arka-arkaya gelen bu olaylar sonucu Orta Asya'daki siyasî durumun değişmesi sırasında. Yüzyılda: Güneybatıya sarkmaya devan&seden Kimekler ve Kıpçaklar. Kimekler için bir bölüm ayrılmış bulunan Hudûdü'l-Âlem (982)'de. raporunda Kimekler'i de gördüğünü. onların batıda İtil veya Kama ırmağına değin uzanan yerleri idareleri altında tuttuklarını belirtiyorlar. Bu kayıt. yüzyıl sonlan veya IX. bunların doğusunda Kırgızlar. bunların bir oymağını Kıpçaklar'tn teşkil ettiğini. İslâm coğrafyacılarının Ortaasya'dan ilk bilgileri derlediği sırada Batı Türkistan'ın kuzeydoğusunda henüz İslâm'ı kabul etmemiş bir çok Türkboyu göçerevii yaşıyordu. Arap kaynaklarının Abbasî halifesi Mehdî çağına (775785) ait haberlerinden öğreniyoruz. ts& köl havzasında Türkmenler ve Kartuklar. fakat çok daha yayılmış olarak. Onların akınları sırasında. onların hükümdarlarına "Hakan" ctenfidiği belirtilir. arterm güneyinde Ertiş-Seyhun-Yayık arasında Oğuzlar. göçlerinde yen? karşılaştıkları yerleri hep eski yurtlarmdakiler ile benzetme yaparak adlandırmışlardır. Bu durumda Türkistan'ın kuzeyinde batıdan doğuya sırasıyla Oğuz devleti. bu ırmağın şimdiki Kama olduğunu Heri sürmüştür. yüzyıl ortalannda bağımsızlıklarını almış ve devletlerini kurmuş olmalıdırlar.İM TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 165 la doğudaki Kök-Türk Kağanlığı da çökmüş bulunuyordu. Bunları Oğuzlar'ın sonraki 241ü boy düzeninde buluyoruz. yine Ertiş ırmağı boyunda ve bugünkü Kazakistan'ın kuzeydoğu tilerinde. 840 yılından beri oralarda bulunan Kırgızlar da sürülüp atıldı. Bu yüzyiltn son çeyreğinde Oğuzlar'ın Doğu Türkistan'ın Selenge bölgesindeki yerlerinden batıya doğru hareketle. Onların bir çok boydan kurulmuş bir utus olduğunu biliyoruz. yüzyılın başlarında Oğuzlar'ın yeni yerlerine yerleşmesiyle bitmiştir. İşte Atıl/ltel de bunlardan biridir ve Batı Si-birya'daki ırmaklardan biri olmalıdır. onların batısında Kâşgar'a değin uzanan alanda Karahanlılar Hakanlığı. Karluk ve Kimekler'in birleşerek Peçenekler'e karşı mücadeleye giriştiklerini anlatır. Ona göre adı geçen boylar. yüzyılın başla- . Batı kesimindeki boylar. yüzyılın ikinci yansında güneyde Seyhun boyundaki Savrân kasabasına. Minorsky. Bu güç anlaşılır görüşe uyarsak.Bu haberlerden anlaşılıyor ki. Çim (Emba) ve Yayık (Ural) ırmakları vadilerine hâkim oldular. Kimek devleti ile ilgili en eski haber Arap elçisindendir. Arap tarihçisi Ali el-Mes'ûdî Oğuz.Kuzey Kafkaslar'da ve Hazarlar arasında yer almış göreceğiz. Kıtan sürüleri. Yüzyılda: Onuncu yüzyılda Batı Sibirya'nın Güney yarısında Kimek Hakanlığı. yüzyıldan başlayarak bu Kıpçak adının yavaş yavaş bütün Kimekler'e ad olduğunu ileri sürmüştü. X.Aral gölü kuzeyi ile Hazar arasında yaşayan Peçenekter ite Peçrû. adı anılan bilgine ait görüşün tutarlı bulunmadığını belirtmekle yetinirim. Komşuları. Kimek devleti ve Kırgız Begliği'nin bulunduğu anlaşılıyor. bir aralık Kara ve Ak Ertiş'de Kimekler'in güneyinde komşu kaldıklarını. Yüzyılın ortalarında Kimekler'in batıya doğru yayılması sürüp gitti. kendilerine yurt bulmak üzere adları geçen boylara karşı mücadeleye girmişlerdir. eski yakınları olan boylar üe birleşerek. Ural sıradağlarımın güneybatı yöresine. Kimekler'in batı kesiminde Tobol-lşim havzasında Kıpçaklar. batıya gelen Oğuzlar. ve X* yüzyılda Ertiş ile Ural arasında yaşayan Kimek boyunun aslında Kuman olduğunu. X. Aşağıda üzerinde durulacak olan bu meselede. Bacgsrd (Başkurd) ve Nugerde adlı boylar üzerine saldırmışlardır. 10. VIII.Kimek ile Guz (Oğuz) arasındaki sınırı Isil (Atıl. 8u bozkır mücadelesi. işte gerek bununla ilgili sonraki haberler. Büyük bir kısmı Avrupa'ya doğru göçe başlayan Peçenekler'den. Yüzyılın başında kuzeydoğu Çin'den çıkmış olan bir Moğul boyu olan Kılanlar (K'itan. KimeklerTn bağımsız devletini ve bu devletin niteliğini açıkça göstermektedirlOmek ülkesi ve oradakrtayat terzi üzerinde bilgi verilen bu eserden. oradaki Türk boylarını batıya sürdüler. güneybatı'da Oğuzlar bulunuyordu. yenilmeleri sonucu otlaklarım (ve yurtlarını) onlara bırakıp batıya doğru çekilmeye başlayacaklardır.

. Kendi alanlarında kalanlar ise. Kimek ülkesindeki bütün boylar da bu Kıpçaklar'a bağlanmıştır. anılan bölgenin çok doğusunda küçük bölüntüler halinde başka etnik toplumlar içinde bugün bile bukmmas*.ontarın (Kun ve Sarılar?) batıya göçerken. yüzyılın ortalarına doğru ülke içindeki karışıklar çoğaldı ve zayıflamış bulunan merkezî idareye karşı baş kaldırmalar arttı. XIV. Bu Kadjr Han. onları daha ileriye sürdü. Bföiğinfcrttkalababk boyu öten Kıpçaklar. Kıtanlar 300 bin çadır halkı halinde (toplamı belki iki milyona yakın nüfus) Karahanlı ülkesini istilâya başlamış oiuyorduBaz* öncüleri ise» laik Körün batısında bulunan başkent Balasagun'a sekiz günlük yere yaklaşmışlardır. güneyinde Oğuzlar bulunuyordu.topJumlar kurulana değin varlıklarını süfdöjçjüter. XI. bu bilgiye hemen şunu da katmıştır: 'Bizce onlar Kıfçak'tır. galiba çok kalabalık ve yeygim. Boybiriiğinde ağır bir J^nalım doğdu ve birlik ^ukJu^Oyle anlaşılıyor kî. yolları üzerinde olan ve ottaklan için pek çoğalmış bulunan Kıpçaklar'dan bir kjşmını birlikte alarak. 1050'den son-: ra Doğu ve Orta Avrupa'da bulunan Kuman ve Kıpçaklar'ın b]r boybirliği ku^kffe birlikte» îek bir boy halinde kaynaşmadıkları.Muhammed Nesev*(t24t}^n verdiği bir haberden. 1009 yılında Uygurlar üzerine yürüdüler ve onlardan Balı Kansu ile Kan-çov ve Suçov kentlerini aldılar. Kimekler'den hiç söz etmez. Bu sıralarda Kumanlar'ın itte yurtlarından batıya doğru göçleri de. Şerefüzzemân Tâhir Mervezî (1120?)'nin aktardığın» göre. XI. değil idiler Bunlar sadece Oğuz ulusu içine girdiler. Bu sıralarda batı komşuları Hazarlar içine girdikleri de düşünülebilir. yüzyılın ilk yarısındaki büyük boylar göçü. Arkadan gelen Kayiar. Hârizmşâh îöuihammştfin 1218 seferini anlatan Mînhâc Cûzecânî de. ama Kıfçak Türkleri kendilerini ayrı sayarlar. Birlikten belki sadece Kıpçaklar ile Yimekler yerlerinde kalmışlardır. Kimek ulusu üzerinde de kötü tesir bıraktı. Yimekler'in XII. yüzyılın ortalarında olan dağılma sonunda. çoğalarak daha geniş bir afana yayılmışlardır. İşte bu ağır akın ve istilâ. Kimek boybirfiğinden olan ve yine Ertiş boyunda yaşayan Yimeikter (Y6mekler) tanıtılmış ve onların da Kıpçaklar'ın bir "cîTi (oymağı) olduğu belirtilmiştir. bu ikisine ait çeşitli unsurların ayrı ayrı görülmesiyle anlaşılmaktadır. Göçebe Kıtanlar'ın bütün varfcJdanyia Türk boylan yurtlarına saldırısı. önce Kora ve sonra Gobi üzerine döndüler. yüzyıl başlarında Doğu Anadolu ve Azerbaycan'ı içine alan bir devlet kuracaktır. İşte bu sıralarda. bir kısmı Kıpçaklar yanında Doğu Avmptfya geçti.166 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 167 nrtdft Seybun'un orta ve aşağı kıyılarına da hâkim oldular. Aral Hazar bölgesindeki Peçenekier'in kuzeyinde Hazarlar. benzerlerinde olduğu gibi. Pek kalabalık olan Kıpçaklar ise. kendileri bir kısım Kıpçaklar ile birleşmiş ve ilk defa Kurnan adım almışlardır. Altınordu Devleti'ndeki Kıpçaklar arasında buluyoruz. Kimek ulusu. öte yandan büyük nüfusa sahip Kıpçaklar'ın çevredeki boylar üzerinde hâkimiyet kurmaya girişmesi. 1017 sırasında Kıtan süruîeri. Daha sonra Türkiye'ye doğru akan Oğuzlar arasındaki Bayandurlar'dan Aİ&byunfu soyu XV. Kınro1*? kuzeyinde uzanan geniş bozkıra gelmiş olmalarıdır. doğusunda Kıpçaklar.büyük bir göçe başlamışlardır. Uzlar'* daha batıya sürerken. 1004 yılında Çin ile barış yapan Hitanlar. Değerli eseri "Ölvânü Lûg^İfMPürk'ü yüzyılın ikinci yarısı ortalannda bitiren Ka-rahartff-Ûlfcesinden Kâşgarh Mahmûd Beg.* ba& Sibirya bozteri üe Hazar Denizi kuzeyinde v^ıirnışlardteeunlardan bir kıemı Kumantar ile tMMe orta Avrupa'ya doğru uzandı. Macar bilgini Karoly Czegtedy'ye göre güneybatı Sibirya'ya gelen Kun ve Sarılar. Boybirliğinin dağılışı ve merkezî idarenin çöküşü o derecede an? ve kesin olmuşturki. Ve orada yeni bir boybirüği devleti kurdu. Ülke: Kaynaklarımızdan ulaşıldığına göre Kimek'fcikesi. Safaktan-oğlu Tatar Yûsuf'un oğlu idi. onlar Türkmenleri onlar Oğuzfar'ı. Ancak Kâşgarh. Bir kısmı yerlerinde kalırken. yüzyıjda yeni et$H. Kuzey Çin'deki Kıtan öevleti'nin bu baskısına bağlanmaktadır. bu birliğin boylarından baharını ya tek&aştna kalmış veya başka boybiriikterı içine girmiş bulmaktayız. gerçekten ağır bunalıma yol açmış ve Türfc boylan da bîr birbirini yerlerinden sürerek. Güneybatıda yüksekliği 1000 ra yüksekli- . yüzyıl başlarına ait bir haber ile. yüzyıl başında Ortaasya'da yaşayan Türk boylan ve uruğlan arasında Kimek boyadı bulunmamaktaydı. Birlikten başka bir boy olan Bayandurlar. onların buralara gelmeden önce. Onun yerini en kalabalık boy olarak Kıpçaklar aldı. t$un Kanglı başbuğu Kadir Han'ı ardından kovalayarak kuzeyde tâ Yugur kasabasına değin gittiğini anfaürçışür. yüzyılın ikinci yarısında Kimek devleti ve ulusunun adı bile unutulmaya başlamıştır. ayrıca bunlardan bir kısmının batıya doğru göçe başlarttfsı. Ben Sibirya ovasında ve yaklaşık 48/49-57 K ile 70-85 dereceleri içinde kalan geniş bir bozkır alam »>*■ Bu geniş alarm güneybatı ve güneydoğu köşelerine bakılraazsa çoğu yüksekliği 125-t50 m'yi geçmeyen bir bozkırdır. Halbuki bu "Kuman" boyadının. Ibn ef-Esfî'de anlatılan 1012-13'de Türkler'in Çin'den çıkışı haberi de yine bu Kun ve San (Uygur)lar'ın Türkmen yurduna gelişi olmalıdır. yüzyılda SeyhuşJbpyuna indiklerini ve oralarda Hârizmşâhlar devleti hizmete girdiklerini öğreniyoruz. YüzytJm başlarında Kıtanlar'ın batıya doğru akınları gelişmeye başlamıştır. Ortaasyadaki Türk boylan arasında yeniden büyük bir boylar göçü doğurdu. Bu son husus. Kimek devteti'ni çözmüş olmalıdır. YSrneklerlrt durumu da Kıpçaklar'ınki gibi oldu. sadece. bir çok Türk boyunun birleşmesinden ortaya çıkmış idi. Bu sonuncu bölgeden de. Onlar Sarı'yı. Gerçekten. Yimekler'den olup. kendilerini ayrı belki de üstün saymaktadırlar. XV. Karahanlı devleti sınırları içindeki Kâşgar bölgesi ile Işık Köl yöresine de girmişlerdir. onlar Peçenekler'i iterek yurtlarını aldılar. Kunlar Kıtay (Kıtan)'dan korkarak göçtüler. Aşağı Ertiş-lşim Tobol havzasında bulunan Kıpçaklar. de varlıklarını göstermez mi? Kliman meselesinde kesin dan husus. Bu eserde. Kimek boybirliğinin öteki boylarının dağılıştan sonraki durumu üzerinde ştadfflik bilgimiz yoktiprat'yüzyıl ile XX. Avrupa'ya giden Yımekler'den bir bölüğünü daha sonra.Bu küçük açıklama bazı mühim hususları akla getirmektedir: Kimek boybirliği artık iyice dağılmış ve o toplayıcı ad unutulmuştur. Çağın kaynaklarına bakılırsa. Bu devletig t|azıaskerî sefer ve başarılarında büyük rol oynamışlardır. yurtta kalan Kıpçaklar'ın üstün sayılarıyla belki boybirliği idaresini ellerine geçirmeleri demek olabilir.

bölgeler ve kentler şunlardır: İç -Kıpçak: Kuzey batıda bir bölgedir. elimizdeki kayıtlar oldukça kanşık ve çözülmesi. Şağlcân ise Kimek ülkesi sınırında. Altay'dağlarının 1500 m. kışın soğuğu fazladır. Guz ile Kimek arasında akar ve bir Kimek köyü olan Cûbîn (ÇûbtnJ'den sonra Atıl (bugünkü Ob mu?) ırmağı'na dökülür. Peçenekler'in yerini sonradan Oğuzlar (Oğuz Devleti) aldılar. Kimek ülkesindeki Ming-Or Tağı'nda buiunan ve suyu hiç azalmayan bir tatlı su kuyusundan söz ediyor. Kırgız gelenekleri vardır. güneybatı kesiminde Oğuz ülkesi yakınında idi. Kuzeydoğu-Güneybatı yönünde olan Fârâb. ülkenin ikliminin kışın çok soğuk olduğunu ve çok (mızrak boyu) kar düştüğünü anlatır. fbn Havkai'ın kayıtlarından da bu sınırın Batıda Ak-ltil ırmağı başlarına uzandığı sanılıyor Kaynaklarımızın çeşitli haberlerinden Kimek ülkesinin komşularını da öğrenebiliyoruz. yer adlarındaki anlaşılmaz imlâdan dolay». Buradakilerde ise. Halkının geçimi bol ve işi iyidir.d-Ortaği" (Altaylar?) dedikleri bir dağ bulunuyordu. Yine güneyde Kara Ertiş yöresinde. Hakan yazın orada kalır.Kimek yoludur. Kimek ülkesinde Ertiş (Irtış). Bunlardan Savrân (Sabrân). A. Ülkenin asıl merkezini Ertiş'in orta boyu teşkil etmekteydi. Baraba bozkırı ile Çan 06lü de bu bölge içinde kalır. sırasıyla Pârâb {Fûr6bh ÜM Nev (Yengi-kentyden geçtikten sonra Kimekler'e yöneBr. bütün bölüntülerin adlartru ve sayışım hiç bir kaynakta bulamıyoruz. Ülkenin daha kuzey kesimi taygaiık ve ormanlık olup. Çubın köyü: Kuzeyde.Kimek yolu'nu Genftrf tarîf etmiştir. galiba Oğraklar bulunmaktaydı. bir çölden. ülkenin doğusunda Kırgızlar (Kırgız Begliği) vardı. Kimek ulusunun yayıldığı bu geniş ülkede pek çok boy ve onların bölüntüleri yaşıyordu. Gerdîzî. Uluğ Mun çölünden. Ancak Kimek ulusundaki boy düzenini. anlaşıldığına göre. çoğu düz bir bozkır olan ülkede sert kara ikliminin hâkim bulunmasından ileri geldiği bellidir. "Yimekiye" şeklinde. Onun verdiği bilgiye göre. Ticaret yollarından biri Taraz (Talas>. Bunlara göre.n. Yine GerdizTden üçüncü bir yolu da tanıyoruz. İşim gibi büyük ırmaklar ile daha bir çok küçük akarsular ve göller vardır. Bu hususun. yine o dağdan çıkar. Yine aynı dağdan çıkan Ertüş Irmağı. Büyük bilginimiz Ebû Reyhan Beyrûnî (1000) de. bu kayıtlar pek açık değildir. Kimek ülkesi on I* (t* de Hakan bölgesi varsa on iki) bölge (ll)'den kurulmuş idi. Onların yerleri üzerinde aşağıda ayrıca durduğumuz için burada tekrarlamıyoruz. Hazar denizine dökülür (hangisi?). Aç* bir imlâ ite yaz*myan yer adlarının. Kimek yurdu ile Cend kenti arasında. sonraki istinsahlar arasında daha da bozulmasıyla.M. Karluk ve Kimek topraklarından geçiyordu. Mudûd (8B2)'a göre. Birlikteki boyların nüfusu arttıkça ve bunlar da yayıldıkça sınırlar genişlemiştir. Oğuz (Guz) ve Kimek yurtlan sınırına bakan bir kasabadır. Ob. Kocaman ve geniş bir akarsudur. Bu kuruluşta onların bir çok boy ve uruktan meydana geldiği muhakkaktır.n. Onların bugünkü Altaylar 8e daha doğusunda bulundukları biliniyor.d-Or Tağı'ndan.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 169 ğe varan bir yayla (Bugün:Kazak bozkırı) bulunur. Aral gölü'nün doğu yöresinde olup. Hudûd'dan alınan bu bilgilerde. Yolda sırasıyla. gsun-yasav: (?) Ertüş ile Atıl (Ob? ) ırmakları arasında başka bir bölgedir. Melik (=Yabgu ?) diye andığı idarecilerinin Kimekler'ce atandığını ve yurtlarının güneyinde Peçenekler'in bulunduğunu anlatır. uzun bir kumluk vardır. Oradakiler bazı geleneklerinde Oğuzlara benzerler. Batıda Peçenekler yaşıyordu Hudûdü'1-Âlem (982)'de bu Peçenek yurdunun her haliyle Kimeklertnkine benzediği belirtilmiştir. düzeltmesi bence de doğrudur. bunların Kimekier'den ayrılmış bir. K. açıklıkla bilemiyoruz.boy (kavm) olduklarını. Türkmenler ve Oğuzlar yayılmışlardı. Bu dağdan çıkan büyük Res (?) ırmağı. Kimek yurdunu komşu ülkelere bağlayan yollardan Wr kaçını bazı kaynaklar tesbit etmiş ise de. Kuzey-Güney yönünde uzanan bu yol boyunu. Buna göre yolboyu. Kırkız-han: (Doğuda ?) başka bir bölgedir. Kimek ülkesi ile Batı Türkistan arasında uzanan üç taarat yolunu İslâm coğrafyacıları ile Gerdtel'den öğreniyoruz. Minorsky'nin bir yazı yanlışı olarak kabul edip. tatlı olup içilir. Kimekfer'in 'K. Kimek ülkesinden akar ve Cübîn'e ulaşır {Sonrası karışıktır). Güneybatı yönündeki atanda ise. etrafı sur ile çevrili büyük ve zengin bir kasabadır. yine oradan bunun daha fazla olduğu ortaya çıkıyor. yüksekliği geçen etek ve uzantılarıdır. Hudûd'da ülkede tek kentin bulunduğu söylenmiş ise de. 3uvuk ırmağımdan. (Kuzeyde ?) bir kasabadır. bir boybirHğl teşkil ediyordu. Coğrafyacı Muhammed el-Mukaddesî. Bu Türk ülkesinin sınırlarım belirleyen bazı bilgileri islâm coğrafyacılarının küçük kayıtlarında buluyoruz. Yimek (iye). Ertüş ile Atıl (Ob ?)'ın birleştiği yere yakın ve Ertüş kıyısında bir köydür. üçüncü bölgenin adının okunuşu kesin değildir. yüzyılda Güneybatı sınırını Seyhun havzasındaki Sabrân ile Şağlcân kasabaları yakınlarından geçtiğini söyler. kaynakların açıkpa anlattığı gibi. Bunların her bîr! ulusu meydana getiren . Bu yolboyunda adı geçen Yengi-kent.Kiye" yi V.s. Kimek sınırı ile doğudaki Kırgız ülkesi arasında. Güneydoğudaki Tokuz-Oğuzlar la aralarında bir bozkır (sahra) uzanırdı. Bu dağ. Burası ile Taraz (Talaş) arası. Hudûd'da anlatıldığına göre. gerekli bir duruma girmiştir. Biz de buraya öyle aldık. Guz ülkesinden akarak. Bu yol batıdan hareketle doğuya Kırgız Yurdu'na uzanırken.8 (?) ırmağından geçilir ve Ertüş'le Kimek ülkesine girilirdi. bir ırmaktan. Adı geçen Atıl ırmağı da Ertüş'ûn kuzeyinde olup. Güneydoğu ise. X. Yaylak olarak çok kişi toplanır. Y. Kıpçaklar'a ait başka bir bölgeyi (Taş-Kıpçak ?) de ayrıca pek kısa bir bölümde ele alan Hudûd yazarı. Dördüncüsü "N. Karluklar.Suyu kara ise de. Boy Düzeni: Kimek ulusu. hızlı giden bir atlı için 80 günlük yoldur. Oğuz Yabgusu'nun kışlağı İdi.

) sayılıyor. . Bununla birlikte. bir kısmı da Altmordu'daki Kıpçaklar içtnete görüimüşlerdîr. Ancak onun belge olarak gösterdiği. ötekisi büyük boylar birliğiyle oluşan "Hakanlı devlet" yüksekliğinde idi. Togan. öne geçerek bir çok boydan oluşan bu boybiriiğini kurmuştur. Batı Anadolu'da görülen Bayındır yerad» (İzmir'in güneydoğu yakanında) da bu boydan gelmiş olmalıdır. Onları. sonraları Batı Sibirya'dan Orta Avrupa'ya uzanan pek geniş bozkırların hâkimi olmuşlardır. Lankaz ve Aclad hakkında hiç bir bilgimiz yoktur. Kimek boybirliğinin başlangıçta yedi boy ite kurulduğunu. Birlik boylarının ülke içindeki dağılış ve yerleşme yerleri kesinlikle bilinmemekle birlikte. Iç-Kıpçak ve Taş Kıpçak şeklinde ayrıldığını Hudûd'daki bilgilerden tahmin ediyoruz. Tme onun "DUT (Oivanü Lûgaii't-Törkyde de Başkurd ve Kimekterln dffi beraber zikredilmiştir* sözü de belge olamaz. Bu boyadı biçiminde yapılmış Kumandur. Adlan bile doğru okunamayan son iki boyun. Bayandur far (Baîandur) da. Bu ikincisi. Devlet Yapısı: Kimekler'in VIII. öteki boylardan imi'nin Kıpçaklar'ın doğusunda ve Tatarlar'ın Yimekler'in doğusunda bulunduklarını sanıyorum. birçok Türk boyunda olduğu gibi. Başkurflar1! da Kimek birliğinden bir boy saymaktadır. Doğu Anadolu'da kaleme alınmış •Dedem Korkut Krîabfndaki hikâyelerde de buluyoruz. Onların Kumanlar ile ayrı bir boybtriiğt devleti de kurduklarını biliyoruz. sonraki katılmalar ile bunun on ikiye çıktığını düşünebiliriz Gerdizfnin aktardığı destân'a bakılırsa. yüzyılın ortalarında. Bayandurlar'ın Oğuz içindeki ikinci devre tarihi üzerinde oldukça bilgimiz vardır. Çünkü. Belki Tatarlar'dan bir soy. Lankaz ve Aclad'ın ise en doğuda kaldıkları. Oğuzların doğudaki kalıntısı kabul edilmesi gereken Bayaut (Bayat)lar'ın Moğullar arasında Mogul ve Kimekler arasında Türk sayılmaları durumu da varit değikSr. Bunların da güneyinde ve Oğuzlar'a komşu kesimde Bayandurlar vardı. O eserde bunu belli edecek açık veya kapalı Nç bir ifade yoktur ve itham ettiği Minorsky de metni karışfermamıştır. Yine bu konuda Prot Togan'm. Monğoldur. Çünkü yutanda belirtildiği üzere. bu ilk devirleri süresince az tanıdığımız bir boydur. tartışılabilecek BayatBayaut aynılığı bir kenara. Bunların adlarının okunuşu bile kesin değildir. sadece kendisinin bir yorumudur. O bakımdan kökü " Bayan* olabilir. ulusun içinden çıktığı asıl boy bu îdi. Tatarlar'dan ayrılmış bir bölüntü olarak gösteriliyor. Tokuz Tatar ve Otuz-Tatar olarak Kök-Türk yazıtlarında geçer. Kimek boybirfiğinde zamanla Türkleşip giden Mogut kabileleri bulunduğu da Rus tarihçUerince yeri eüıtllmüştür. elimizdeki boyadiarınırı karıştırılmasından ve hattâ ters yorumlanmasından ileri geldiği için. daha geniş teşkilâtlı ve daha büyüktür. Ibn Fadlan (929) kuzeye ftil Bulgartarı'na giderken. pek çok büyük boyun katılmasıyla geniş bir alana hükmeden ve idaresi aristokrat nitelikte tek bir soya dayak devlettir. Prof. Burası ülkenin orta kuzey yöresinde ve Ertiş ile Atıl (Ob?) ırmakları arasında bulunuyordu.. Tatarlar hakkında da (azla bilgimiz yoktur. Altınordu öncesi ve sonrası etnik kurutuşların içinde bu boyun büyük yeri vardir. Kimek ulusunda bu adı taşıyan bir boy bulunmamaktadır.İTO TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 171 boylara ait ise. Hudûd'da geçen Yagsun Yasu (Y. Ancak bu husus. Ulustaki adını bildiğimiz boylardan üçü olan İmi. özerinde bile dur% maya değmez. birliğe bir Kırgız boyunun da katılmış bulunduğu anlaşılıyor. Kimek ülkesinin kuzeybatı kesiminde Kıpçaklar yayılmışlardı. Doğu Kök-Türk ve Türgiş devletlerinin tarih sahnesinden çekilmeleri üzerine bağımsızlıklarını ilân eden öteki Türk boyları gibi. Haklarında az bilgimiz olan Yhnekfer'i Kâşgariı Mahmûd Beg tanıyordu. gibi başka boyadiarı da biliyoruz. O belki Bayandurlar1!. Kimek destanına göre. Burasının Kıpçaklar'a çok yakın bulunması gözönüne alınarak Başkurtların birliğe katılmış olması Mmgfö üzerinde durulmalıdır. Oğuzlar'a komşu bulunduklarından.. bunlar ile karıştırmış olacaktır. bunların eski kaynaklarca hemen hiç tanınmamalarından anlaşılıyor. Bununla birlikte Kimek ülkesindeki üç bölgeden birinin adı olan'Kırkızhan" gözönüne alınırsa. Bunlardan ilk derecesi bMW boydan kurulan 'Boy begliğf. Bunun adı. düzende o sayıda büyük boy bulunuyor demek olmalıdır. Ancak bu devlet ne nitelikte idi? Çünkü Türk ilk çağı boyunca Törkler'de M türde devlet görülmüştür. Nitekim yurtları Kıpçaklar'ınkine pek yakın idi. Yine bir bölge adı olarak bilinen Y. bir devlet kurduklarını felyomz. Kâşgariı da bu boydan kısaca söz eder. Kıpçaklar'ın güneyinde ve Ertiş'in sof (batı) kıyısı boyunca Yimekler yerleşmişlerdi. muhakkak daha eski bir kaynaktan aktardığı Kimek destanında yedi boyun adını vermiştir. Uzun süre biride içinde kalan Kıpçaklar. Onların. Kimek boybirliğine sonradan hangi boyların katılmış olabileceğini açıkça bilemiyoruz. Bu iki kaydı birleştirirsek. Halbuki Gerdizî (1050). Gsunyasav'ın aslında bir boy olması çok mümkündür. öte yandan dabu ikinci boy Kimek boy düzeni içinde (3. Devlet özelliği bakımından daha köklü. dağılma sırasında onlara katılmışlardır. gsun-Yasav)'nun İtil ile Ertiş arasında yaşayan Başkurtlar'dan başkası olmadığı hususu. hepsi kişi adt (eponym) kökünden olan boyadiarı şöyledir: O irro-Eymt-lmey (okunuşu açıklıla belli değil) • ImeMEmek (Yimek) ©Tatar ■'■' • Bafandur (Bayandur) • KJvfçak (Kıpçak) • LankaZ'Lanıkaz (Minorsky'ye göre: Nılkaz) • Aciadfl) Bu destanda Kinoekler. Oğuzlar'a komşu bölgede yaşayan ve sonraları Kıpçaklar îte birlikte bulunduğu görülen Kanglı boyu da bu birliğe katılmış olabilir. elimizdeki bazı kayıtlar bunu tahmine imkân veriyor. Birlik dağıldıktan sonra bir kısmı Seyhun boyuna inmişler. Divân'da Kimek adı zaten geçmez. Câm (Çim) ırmağı'nı geçince Başkurt karakollarını görmüştü.

Kıpçaklar da bundan yağmurluk yapariarmış. zaten göçerevli yaşayışın gerektirdiği hususlara uygun birimlerden oluştuğuna göre. oldukça oturak bir yaşayışa sahip idiler. Onların Gök'e (Tanrfya) taptıkları. Ertiş ırmağının yukarı boyunda binlerce vahşi at bulunuyordu. Bu tarz giyimin. Göçerevli Kimekler'in besledikleri büyük sayıda ki hayvanları kışın kendi sert iklimlerinde korumaları çok güç oturdu. Ishak ibn el-Hüseyin (XI. onların tarafına geçerlerdi. bağımsız devlet başkanına verilirdi. Kimekler samur (semmûr) kakım ve sincap gibi kürklü hayvanları avlarlardı. O halde Kimek Devletinin asri iktisadı bu hayvan besleyiciliğine ve onlardan alınmış maddelere dayanmaktaydı. Bu kayıtlara bakılırsa. eş olması çok tabiidir Karda Kimekleıin kayak kullandıkları da belirtilir. Hudûd yazarı. GerdîzTnin anlattığına göre. Gerdlzî (1060) ise. Avcılık. sulak yerlerde ve çayırlarda dolaşırlardı. Hakan'ın yakınlarına. Bu. O halde kısaca toparlarsak. oturak Kimekler'de asıl geçim. onlar Ertiş trmağı'nı ulu Tanrısı sayariarmış. Her il'inde kendi içinde boy ve uruğlara ayrtîmış bulunacağı da düşünülebilir. Her ili kendi hâkimi şdare etmesiyle. K?mek Devletinin devlet teşkilatını bize kısaca Hudûd tanıtıyor. Elimizdeki dil kalıntıları dikkatle incelenince. Nitekim Bayandur boyunun da bu tür teşkilâtı benimsemiş olduğu. Oğuzlar ile iyi anlaştıktan yıllarda kış şiddetli olunca hayvan sürülerini alır. Ancak bunlar yer ve zamana göre. Pamuktan yapılmış nakışlı ve çubuklu olan bu dokumayla kışlık elbise dikilirmiş. Kaynaklarda geçen bazı unvanlardan Kimek Devlett'nin üst orunları hakkında bügj ed^ebilıyonjz 8u unvanları zaten ilk ortaçağdaki Türk devletlerinde de bulmaktayız. Bölgelerde Hakan soyundan kişiler veya birliği oluşturan boyların beğteri hâkrrndir. ülkenin başında "Hakan' unvanlı bir hükümdar bulunuyordu. Aynı yüzyılda ve bu devlete daha yakın yerde yazılmış "Hudûd" (982)'da Kimek hükümdarının unvanı "Hakan" olarak verilmiştir. Kimekler ite Kırgızlar'da giyimin tamamen aynı olduğunu belirtir. Ülke nüfusunun büyük kısmı. Sayıca çok az olan bu oturaklar. bir bölgenin askerî-mülKI idarecisine verilirdi. "Yabgu* (Kimek destanı vb. Ebû Dulaf (Mis'ar b. Orada toprak altında ağaçtan su hazneleri yapmışlardı. Bu hayat tarzının bir gereği olarak büyük çadırlar altında bannırlardı. Onların kışın karlı günlerinde kürk hayvanı avına çıktıklarını Mervezî anlatır. Asıl geçimleri hayvan besleyiciliği olan bu kalabalık toplum büyük sayıda hayvan beslerler ve onların her türlü ürünlerine dayalı bir iktisat hayatı yaşarlardı. kendi idaresindeki ülkenin bir bölümünü idare etmek üzere verdiği bir vazife unvanı idi. Yüksek seviyedeki başka bir ünvân da "Tutug" (bir okuyuşa gör« Totok)'dur (Kimek destanı ve MCtometül-Tevârih). çocuklarına veraset yoluyla verilir. 941) Kimekler'de bir Yada. Kimekler'de "Su kültü" bulunduğu Gerdizf nin aktardığı Kimek destanından ortaya çıkıyor. Onlarda hayat tarzlarından başlıca ikisinin hâkim bulunduğu anlaşılıyor. Bu büyük devlet göçerevli hayvan besleyici boyların iktisadını vm hukukunu ön plânda tutar. Unvanların başında "Hakan" geliyor.172 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 173 Kaynaklarımızdan Ali ei-Mes'ûdî. gerek kaynaklarındaki bilgilerden ve gerek günümüze kalan dil kalıntılarından açıkça anlaşıldığı üzere. göçerevlilerde ise yardımcı meşguliyet olarak kabul edilmişti. Kimekler'de de Kamlık (Şamanizm) dini hâkim bulunuyordu. Kimek ülkesinde iki ağız bulunduğu da ortaya çıkıyor. Hakan'ın saraydaki eşi olan kadın M Hsturf ilkçağdan beri bütün Türk devletlerinde kullanılmıştır. daha çok avcılık ite geçinirlerdi. kementler ile bu atlardan yakalar ve ehlileştirirlerdi. Sert-soğuklarda bineklerini götürdükleri bir bölge Oğuz yurduna yakın Ak tag (ûk tag) îdi. Eski ve asıl şekli "Kağan" olan bu ünvân. herhalçie eski bir kaynaktan alarak başbuğlarına "Baygt* (Yabgu)* unvanını veriyor. ikisi de Kimekler in Hakaniı devlet düzenine sahip bulunduğunu ortaya koymakladır. komşu Oğuzlar ile birlikte Ana-Türkçe (Y-Türkçesi) konuşmakta idi En kuzey batıda bulunan bir kısım Kıpçaklar ile bir kısım Yimekler ise. KüttOr: Kimekler. kendileri ve hayvanlar bunlardan yararlanırdı. Ünlü Arap gezgini. Bu orun. getirilse bile çok yaşamadığını belirtir. oldukça eski bir geçmişin eseri olarak. ilk çağdan gelen bütün Türk boylarında böyledir. sığır ve koyun gelirdi. Soğuğun şiddetlendiği günlerde sular donunca. geçimlerini bunların ürünleriyle sağlarlardı. Eki oturaklar dışındakiler. Yazm yaylakta otlaklarda. Onun idaresi altındaki ülke on bir (belki kendisininki ile on iki) ll'e ayrılmıştır. Kışın karlı günlerini soğuktan korunabilen vadi ve su kenarlarındaki kışlaklarında geçirirlerdi. Devlet idaresi aristokrat nitelikte ve Hakan soyu elindedir. Türk diliyle konuşuyorlardı. Atalar ruhu'na ve Ateşe de büyük saygı gösterdikleri biliniyor. idarecinin kendi soyuna mahsustur. ister Yabgu. yy)' in yazdığına göre de Kimekler öten kişilerin cesetlerini yakarlar ve büyük akarsulara (Ertiş ırmağına) dökerlermiş. Bulgar Türçesi (S-Türkçesi) tesirinde bir ağıza sahip idiler. Kimekler. onlardan "Kimek Yabguluğu" olarak söz etmiştir.taşı bulunduğunu haber veriyor. Göçerevli Kimekler. Kâşgarlı Mahmûd Beg "Kemek (tek fethayte)" adı verilen bir dokumayı tanıtıyor. Ocakların bütün servetlerini büyük hayvan sürüleri teşkil ederdi. Yine bu kaynağımız onlarda deve bulunmadığını. Nüfusun büyük çoğunluğu. Kuzey kesimindeki ormanlık yerlerde yaşayan Kimekler.) ve *Şad* (Kimek destanı) unvanları. Yeri. Verdiği bilgiye göre. Bir çok büyük boyun birliğinden kurulmuştur. Besledikleri ve ürettikleri hayvanların başında at. "Murûc" (943) İte "Tenbîh" (956) adlı eserlerinde. Keçeden yapılmış büyük otağlardan küçük çadırlara kadar değişik barınakları vardı. MuhalhH. Orada be- lirtiidiği üzre. onların Oğuz duşu içindi bulunduktan sırada tesbit edilmiş "Dedem Korkut Kitabındaki beitrtHerdflft anlaşılıyor. hayvan besleyiciliği (çobanlık) ite meşgul olurlar. Kimek ocakları (âile)'nda ataerkil hâkimiyet vardı Bu. lîk çağ boyunca bütün Türk devlet ve boylarında olduğu gibi. Bu ad Kimekler'e özgü bir tür dokuma olarak aslında "Kimekler" de olabilir. Kimek devlet yapısı Hakaniı derecesindedir. göçerevli bir hayat tarzı sürdürürdü. hayvan besleyicisi olmaları dolayısıyla yılı yaylak ve kışlak denilen belli iki yöre arasında yarı göçebe geçirirlerdi. Geçimin bir yolunun avcılık olduğunu belirtmiştim. bîri önde öteki arkada tutulmuş». Dokumanın kendi belki önceleri yünden . üter de on bîr "âmir vardır. ister Hakan olsun.

yazısız ve yazılı tarihî an'anelerle içtima? teşkilât üzerindeki tedkikter ve nihayet az da olsa tarih kaynakları. Kimekier'in başta komşuları olmak özere. bunu dtşandan temin ettiklerini belirtirler. besin deleri yüksek bâr içkidir. Kimekler. Tarihî şartların icabı olarak Türk kavimlerinin bir kısmı göçebe olmakla beraber. henüz esaslı bir şekilde aydınlanamamıştır. Kımız. yapağı. samur kürk ile değiştirmeye razı oluyorlardı. yapıcı ve yaratıcı bir unsur olarak dünya tarihinde çok erkenden kendilerini göstermişlerdir. sütlerini de içerlerdi. Kimekier'in yiyeceklerinin başında hayvanlardan elde ettikleri besinler getirdi. komşularının vaziyetleri bir araya getirilerek mütalâa edilirse. Objektif bir gözle Türk kavimlerinin tarihleri araştırılarak ve her devrin kendi hususiyetleri. Bu bakımdan Türklerin eski çağlamı yalnız "göçebe bir zümre" telâkki etmek doğru değildir.IV. Türk ilinde geçmişlerde cereyan eden vak'alar. Devletin yaşaması için kanunlara ve ailede disipline. Bu madde onlar için o derecede değerli idi ki. Kimek ülkesinde tuz bulunmadan*.174 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 1?» iken XI. deri. halı. gün geçtikçe bu ciheti müsbet bir şekilde ortaya koymaktadırlar. Türk kavimleri devlet kuran mükemmel teşkilâtı olan. Yaylakta semirtilmiş hayvanlara! eti ve sütü en İyi gıdadır. coğrafî ve ekonomik şartları. Eski Türkeli'nin büyük bir sahası bozkır olması itibariyle bura ahalisinin mühim bir kısmı tabiî şartlara uyarak göçebe hayatı geçirmek mecburiyetinde tefanıştır. yüzytfda artık pamuktan yapılır olabilir. her fert ve cemiyet şuurlu varlığını devlete borçludur. II. Ticarette para'dan çok. Doğu Avrupa Türk Kavim ve Devletleri Akdes Nimet KURAT Giriş Kavimler muhaceretinden önce (M. German ve Slav kavimlerintndeki gibi. yüzyıl ortalarına kadar) Türk tarihinin en eski çağları. sığır ve at eti yerler. bu varlığı müdafaa ve idame için mükemmel bir askerî teşkilâta ihtiyaç vardır. Törkler'in kurdukları gerek "göçebe" ve gerek . filologya ve etnologya araştırmaları. Her insan birliğinin en yüksek içtimaî müesessesi devlettir. at sütü de »çerler ve bundan hazırladıkları mayalı içkiye de "kımız" derlerdi. İslâm coğrafyacıiarmm haber kaynağı olan bu tacirlerin güvenlik içinde dolaşmaları da aynca dikkate öeğer bir husustur.S. ziraatla meşgul olarak köyde ve ticaret ve sanatla uğraşarak şehirlerde yaşayan Türk zümrelerine de çok erkenden tesadüf edilmektedir. Boi miktarda koyun. Türk kavimleri tarih sahnesine çıkalı hem devlet teşkilâtı hem disiplinli hayat ve askerî teşkilât bakımından en yüksek mertebeye ulaştıklarını daima göstere gelmişlerdir. pazar açtıklarını bitiyoruz. Gerdizî ile Mervezî. dokuma vb) üzerine ticaret yapılırdı. İçecekleri arasında süt ve bundan yapılmış olan besinler vardı. avladıktan kürklü hayvanların postlarını da ihraç ederlerdi Bunlara karşılık dışarıdan başka ihtiyaç maddeleri alırlardı. Kimek ve Kırgız îtten gibi ana yollar dışında kalmış olan Türk yurtlarında toplu halde çetin yollarda aylarca dolaşarak ticaret yaptıklarını. Etler kurutulup saklanarak kışın da yenirdi. Lâtin. bugün bizde de yapılan "pastırma* biçiminde olmalıdır. Kelt. Arkeologya. Bu et kurutma usulü. Kimek ulusundan Kıpçaklar'ın bunu kutlandıklarının belirtilmesi de ayrı bir belge sayılabilir. Şu cihet muhakkaktır ki. netice itibariyle Türk milletinin her itibarla büyük bir millet olduğunu göstermek için esaslı bir delil teşkil etmektedir. Aynca. değiş-tokuş'un esas alındığı düşünülebilir. İslâm tüccarlarının Oğuz. birçok millet ile alış-veriş yaptıkları anlaşıyor Çevre ülkeler ife canlı hayvan ve ürünleri (et. tıpkı Grek.

doğruluğunu cerhedecek esaslı deliller de yoktur. dil ve arkeologya âlimleri Siâviar'ın eski çağlarda ya Türk veya German hâkimiyetinde bulunduklarını kabul ediyorlar. ancak ana hatlarını tesbitte iktifa edeceğimiz "Türkili tarihi* bile.17» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 177 'oturak* devletlerin. Atillâ. yözyto sonunda Idü-KafkasDon-Ttea sahası kamilen Huftter'm alîne geçi.S. bize Türk kavimlerinin Türkistan. kuvvetli Wr ihtimale göre. Bu defa Siâviar'ın büyük bir kısmı German nufûz ve tesiri altında kalmıştır. Diğer taraftan miladın birinci asırlarına doğru Vistül havzasındaki Siâviar'ın Germanlar'ın tesir ve nüfuzunda bulunduktan iddia edilmektedir.kulun) eski Slâvcaya Türkler'den alınmıştır.Ö. Doğu veOrta Avrupa'nm muhtelif ırk ve cinsten olan kavimleri hâkim IttteNun unsurunun kuvvetli ve askerî teşkilâtı altmda bîr arada yaşamak ve faaliyette bulunmak imkânım bulmuşlardır.Ö. Heruller. orta Dnepr ve Onestr sahasındaki bazı Sfâv zümrelerini hâkimiyetleri altında bulundurdukları uzak bir ihtimal sayılamaz. Slav kabilelerinden bazılarının Türk tesirine maruz kalmış olduğuna hükmedilmektedir. Kama. Diğer taraftan "mieko". daha doğrusu dâhTbir kumandan ve büyük bir devlet adamı öten Atillâ'nın 446 de tek başına Hurttefm idaresini ele aldıktan sonra Büyük Hun Hakanlığı kurulmuştur. faaliyet ve bilhassa Slav kavimlerine karşı hâkimiyet ve tesir sahası olduğu gibi. Ostrogotlar'ın bir kısmı Panonya"da yerleştiler. birkaç yüz yıl önce başladığı anlaşılmaktadır. Avrupa tarihinin dönüm noktası ve yeni bir devrin (Orta Zamanlar) başlangıcı sayılmaktadır. Hun tesiri ve hâkimiyetiyle mümkün olmuştur. Büyük askerî devletler vücuda getirildiği git». Vizigotlar) kuvvetleri ile neticesiz kal» büyük meydan muharebesinden iki yıl sonra yani 453te ölmüş ve Hun Hakanlığı da parçalanmıştır. binlerce yıllık tarihi ile ispat etmiş olan Türk illeri ve boylarının tekrar eski şan ve şöhretine ve şerefine lâyık bir şekilde kendini göstereceğinde şüphe yoktur. Alanlar Orta Avrupa'ya doğru ilerlerken. buraya muhtelif fasıllarla German zümreleri de müdahale etmişlerdir. muhtelif kavimlerin umumî bir harekete geçmeleri gibi muazzam bir "muhaceret" başlamıştır. III. Roma İmparatorluğunun yıkılışında. Kama. iran. Sarmaıiar'ın bir parçasını teşkil eden Roksolan (Roks-alan) ve hele Yazığlar'm. Huriar1* aynı zamanlarda faaliyette bulunan Vizigoöar ve Anglo-Saksonlar'dan fazla "barbar olmad. bunun içindir ki bazı âlimler Slavların ehlî hayvan beslemeyi ilk olarak Türkler'den öğrendiklerini iddia ederler. yüzyılın üçüncü rub'una kadar kalıyorlar. Roksolan ve Yazığlar s Çin kaynaklarına istinaden tarihin eski Türk devleti olarak M. sonra sıra Don ite Dnestr (Turta) arasında yaşayan Ostrogotlar'a geldi.Hunlar ve Attilfl 375 de başlanan büyük kavimler muhaceretinin dünya ve bilhassa Avrupa tarihinde büyük Ur önemi vardır. yüzyıllannda. dünya tarihinin gıdişatiyle sıkı bir şekilde bağlı olduğu gibi Türk millî karekterine" nüfu: etmeye çalışan bazı muzır cereyan ve unsurların. Bazı tarih. 180 tarihlerine doğru Got'lar aşağı Vistül sahasından hareketle Karadeniz'in şimaline gelerek. Bu kabilden Doğu Avrupa'nın cenup sahasının da çok erkenden bazı Türk zümreleri tarafından İşgal edildiğini gösteren emareler mevcuttur. Görülüyorki Doğu Avrupa'nın tarihi M. Balkanlar ve bilhassa Şarkî Avrupa'daki (İdil. ki devir için.S. "bykü" (boğa). yüzyıllarda bu zümrelerin Don . muhtelif German kavimlerinden başka (Gotlar. TürteMunter hâkim zBffire Öfrriak üzem. Hunlar bunları da yendtten bir kısmını tabiiyetlerine aldılar. "skotu" ve "nuta" sözlerinin eski Slâvcaya Germanlar'dan alındığı ileri sürülüyor. Meselâ: 'koza' (keçi). bunların orta Dnepr ve Karpatlar'a kadar uzanan sahayı ellerinde bulundurduklarına göre. Türk'ün ana yurdu sayılan Altay-Hazar-Yayık sahasından. öküz). yüzyıldan beri mütemadiyen Orta Asya'dan gelen kavimler için hareket.Ö. da bunda büyük payı olmuştur Fakat.Ö. yani Türk-Hun"lar kabul edilmekle beraber.S. yaşamak ve hareket göstermek kabiliyetini. 375 tarihinde Hunlar önce Kuban boyunda yaşayan Alaniar'a saldırdılar ve onları batıya doğru takibe başladılar.klannı ayrıca izah etmek fuzulîdir. Hakanlık Idrdefrftorfe. Burada. ticaret. Iskitler'den sonra (M. iktisat ve kültür merkezleri yaratan gayet mühim Türk devletlerini veya zümrelerini tarih kaydetmektedir. Bzel adı attmda iyi bir kırar sıfattyte Alman halk edebiyatının şaheserlerinden biri ve en eskisi olan. Tarihimizin son yüzyıllarındaki duraklama ve gerileme ise. yerine ve sırasına göre hayatın her sahasında gayet verimli işler icra ettiğini görüyoruz. burada yerleşiyorlar ve IV. Bundan sonra VIzigotlar dö şiddrtfrHun baskısına dayanamayarak Dnestr-Tuna sahasını bırakıp Bizans imparatorluğu hudutların» girdiler. M. Kafkas ve Anadolu. Sibir. "volü" (ulak. XIII. ile aşağı Tuna boyunda kaldıkları malûmdur. kuvvetti şahsiyetler ve mükemmel teşkilat sayesinde büyük faaliyetler gösterdiği. Gepidler). yüzyılda mevcut olan "Hiyung-nu"lar. Onların da kuzeybatıda türlü Slav zümrelerine şu veya bu şekilde tesir yaptıktan imkân dahilindedir. Kafkaslardan Alpler'e kadar uzanmakta idi. Hazar denizi sahasında kalmış öten Batı Hunlan'nın iöW\ geçerek garp istikametinde Herlemeleriytebiihassa German olmak üzere. Atilla'nın kurduğu hakanlık sayesinde. güney ve batı istikametlerinde yayıldıktan kuvvetle muhtemeldir. IV-k-yüzyıl) Karaderiöfffi şîmaiindeki Bozkırların efendileri olan Sarmatlarlın. TMıbelungenlıed'e girmiştin o burada KriemMId'in ikinci kocası olarak gösteriliyor ve kendisine Dîetrich von Bern ve Hildebrand gibi kahramanlar refakat ediyorlar. Hunlar1»! on yüksek devri başlamaktadır. Bu kavmin başına 434 de Bleda ve AttHâ kardeşler geçtikten sonra. Ezcümle mühim bîr kısmı Türk kabilelerinden teşekkül ettiği anlaşılan İskitler (Sakalar)'in M. 100-374 tarihlerinde Yayık. aynı zamanda. Türk-Germen münasebetlerinin M. fnç olmazsa bir kısmı Türklüter.bazt Türk zümrelerinin. "tvarogu" (peynir) ve "koni* (at. Attila 461 de Katateun (Şaton) kırfarmda Batı Roma İmparatorluğu ve müttefikleri (Alanlar. Bu cihetle de Türkeli'nin tarihi çok taraflı ve çok müsmir bir inkişaf göstermektedir. Ezcümle "ana vatanları" Pripet-Vistül arası olduğu kabul edilen Slavların en eski dillerinde rastlanılan bazı Türkçe sözler bu faraziyeyi kuvvetlendiriyor. Doğu Avrupa'daki En Eski Türk Kavimleri: 1» İskitler» Sarmatlar. bugünkü Avrupa'nın etnik ve siyasî teşekkülünde Kavimler Muhacereti doğrudan doğruya âmil olmakla. Türklüğü kuvvetle hatıra gelmektedir. M. bil'akis tarihinin sonraki ceryanı bunu takviye edici mahiyettedir. bir çok Slav ve doğudaki bazt Fin kavimleri bu imparatorluğun ahalisini teşkil ediyordu: Siâv zümrelerinin teşkilâtlanmağa" başlamaları. VI-IV. bunun bir hakikat olarak kabulde şüphe götürmez deliller olmakla beraber. Türklerin bu ülkelerin hayatında işgal ettikleri ve edecekleri mevki hakkında bir fikir vermektedir. 2. M. Don ooyian ve Karadeniz'in şimali) tarihî faaliyetlerinin ehemmiyetini göstermekte kal* mayıp. M. muhtelif amitlerin tesiriyle miiâddan çok yüzyıllar önce doğu.Ö. bir kısmını batıya ittiler.Ö. Bunun gibi. MI. IV.

Avarlar'ın Avrupa'daki iki yüzyıldan fazla süren hâkimiyeti Avrupa talihi bakımından bîr kaç cihetle mühimdir: evvelâ. I. Türk devlet ve askerî teşkilâtının tesiriyle bunlar "kabile1. Mamafih bu tâbiyetin fazla ağır olmadığı. IX. Şimal? Kafkasya'daki Semender ve Derbent. Bizans imparatoru Heraklius. Hazar Devleti'nin VII. her iki kavim komşu olmak sıfatiyîe herhangi bir şekilde modus vivendî bulmak mecburiyetinde idiler. yani sonraki Kiyef Rusyası'nda. dört büyük nehrin mansabında. yüzyıl başlarında milletlerarası siyaset ve Bizans-lran mücadelesinde mühim bir rol oynadığı malûmdur. Bu Türk kavmi Orta Asya'da Juan-juan adiyle tanınıyor ve Batı Türk devleti (Gök-T&k) hey'etine giriyordu. Vjatiçt Severyan. Bulgarlar. onların buraya ne zaman geldikleri katiyetle tesbit edilemiyor. Hazar Devletiyle Bizans arasında iktisadî ve siyâsî iş birliğinin kuvvetli olduğunu görüyoruz. yüzyılda İdil'in orta ve aşağı mecrası ite şimalî Kafkasya ve Don boyunu etinde tutmakta idi. Suvarlar'ın M.Hazar-Skandinavya yollannın birleştiği bir saha idi. Avarlar yerli ahali ile kanşrmş gitmiştir. Şehir hayatı süren. Avarlar'ın en kuvvetli devirleri VII. Bâr müddet sonra Pannonya'da yerleşen Langobardlar'la Avarlar arasında. ak . Rn körfezi üzerinden Skandinavya'ya uzanıyordu. her kavmin meşguliyeti ve tabu zenginfiğine göre az mikdarda vergi alınmaktan ibaret olduğu anlaşılıyor. VI. diğeri: Bizans'tan Karadeniz-Özü (Dnepr) nehrini takiben İlmen gölü. Orta Dnepr'de. yüzyılın ortalarından biraz sonraki bir 2amana aittir. Polyanlar) kuzay Kafkasya'nın türlü dağlı kavimleri." Sabir Türkleri1!** inkırazından sonra. yüzyılın ortalarına doğru (552 de) Karadeniz'in şimalîne germişlerdir. en geç M. Kuban ve Don (Ten) gfoi. hattâ iki Hazar prensesinin Bizans imparatorlariyle evlenerek. kflOrta Don boyundaki Burtaslar. Hazariar'la Suvarlar'ın birbirine çok yakın bir zümre olduğu zannedilmektedir. buradaki Siâv kabilelerinden bazılarını da tâbiiyetlerine almışlardı. Pannonya'y» bırakarak şimalî İtalya'yı işgal etmek mecburiyetinde kaldılar. Bu defa Ural'ın güneyinden SabMsr» Yayık cihetinden de Avarlar gelmişlerdi. yani toprağa bağlı bir Türk kavmi. kan ve Bizans'tan endüstri (sanayi) mamulâtı. yüzyılda Kama-lcHI mansapiarmda bulunduklarını gösteren bazı deliller olduğuna göre. Sasanîler'e yenilmekten ancak Hazar yardımı (622-627) sayesinde kurtulmuştur. Hazarlar'ın işgal ettikleri saha geopolitik bakımdan çok mühimdir. Bukjarfar'ın baö kısmı onların hâkimiyetini tanımak mecbüriyetir*de kaldılar. bunlardan başka diğer büyük ve küçük şehirler olduğu da zannedilmektedir. yani \fl. Orta Asya'da halis bir Türk kavmi idiler. yüzyıllarda Hazar hâkimiyeti gittikçe genişleyerek Şarkî Avrupa'nın en büyük devleti (imparatorluğu) derecesine yükselmiştir. ekseriyetle karşılıklı mücadeleden ibaret olmakla beraber. Hazarlar'ın da İdil bo- yunun en eski ahalisinden biri olduğu muhakkak gibi görülmektedir. başka to Hazaı ticaret istasyonu olduğu tahmin edilmektedir.kurulmuştur. Hun Hakanhğı'na tâbi olan Hazarlar'ın. bunu Avariar'm Gepıdter'i yenerek Dakya'ya girmeleri takip etmişti. Ant adiyle tanınan ve asker? teşkilâtının intizamı bakımından ilk Slav kavmi olan bu zümrenin. Hat M yolun son kısmı Hazarlar'ın elinde kiL Hattâ bugünkü Kiyef şehrinin. Hazar memleketine Kama ve Orta İdil havzasından her nevi hububat. Oka-Desna ve Orta Dnepr boyundaki muhtelif Fin ve Slav kabileleri (Radimiç. VII-IX. yüzyılın sonlarında Doğu Avrupa'da M mühim ticaret yolu vardı. meselâ: Desna boyundaki Slav kabilelerinden ev başına yılda bîr kıymetli hayvan derisi isteniyordu. kıymetli kürkler. Saniyen Türkfer'de muhtelif German (Frank) zümreieri arasında karışma artmıştır.Sambat idi. buranın eski adı -Hazarca olma» muhtemel olan. devletin esas iktisadî bünyesi ticarete istinat etmeğe başlamıştır Az bir zaman içinde türlü büyük ticaret merkezleri -şehirler. Don boyundaki Sarkel (Ak-şehir) kalesi. Yûzy*hn baş*na arttır. meselâ: İdil nehrinin mansabındaki İtil. Dak-yada (bugünkü Romanya) bulunan Gepidler'e karşı bir anlaşma olmuş. diğerinin Don-Dnepr mıntıkasında kaldıktan anlaşılıyor Faka! Ura! ve Yayık taraflarından gelen yeni bir Türk hareketi Bulgarlar'ın bir kısmını batı istikametinde sürüklemeğe başlamıştır. ÇirvTürkistaJV Karadeniz-Bizans-ûnasya-lran-Harzen>Suriye^ Avrupa.S. Hazarlar'ın müatakH bir siyâsî varlık olarak meydana çıkmalan. ilk defa olmak üzere Slav Kavimleri Türk hâkimiyetinde uzun bir zaman yaşamışlar. Ladoga gölü. Yayık boyunca cenubi Ural'dan muhtelif madenler. 796 da bunların varlıklarına nihayet verilmiş. Bilhassa Avar hareketi çok kuvvetli idi. İdil'i takiben bir kaç büyük ve küçük ırmak vasıtasıyla Rn körfezi ve Skandinavya'ya. adlan malûm belli başlı Hazar şehirleridir. bu münasebet. Çin ve Türkistan'dan ipek ve pamuklu dokuma. yani yüksek bir maddî ve manevî medeniyete sahip. yüzyılın başlarında Kama-ldil boyundaki muhtelif Rn kavimleri. Avarlar Orta Dnepr. kavmi'olmak sıfatiyîe 668 tarihinden beri Orta Avrupa ve Balkan tarihinde gayet mühim bir yer tutmuşlardır. İstanbul tahtını paylaştıkları malûmdur.S. Avarlar sayesinde bu mertebeye yük-seîmîş oîmalaR da uzak bir ihtimal sayılamaz. Yayık. Attilâ'nın ölümü sırasında Aşağı İdil boyunda yaşadıkları anlaşılıyor. Bire İtil şehrinden. Kuban Don boyunda Macarlar Hazar Kağanına tâbi idiler. ticaretle meşgul ve aynı zamanda ziraatı da ihmal etmeyen. Bulgarlar'ın iki zümreden teşekkül ettikleri. Yayık nehri mansabındaki (?) Saksın. Bu devlet içinde baş gösteren mücadeleler neticesinde Avarlar (Juan-juanfar) VI. bir kısmının Don-ttiH sahasında. kereste. bal ve balmumu. Dnestr ve Karpat sahasını işgal ettikten sonra. hayatı basamağından devlet teşkilâtı basamağına çıkmak imkânım bulmuşlardır. Slav Ve Skandinavya memleketlerinden muhtelif eşya ve esir gelmekte idi. Bunların bir kısmı Bulgar adiyle malûmdur. Kuban mansabındaki Tamatarhan. 626 da onlar Bizans İmparatorluğunun merkezi İstanbul'u b**e muhasara etmişlerdiAyni yüzyılın ortalarına doğru Dnestr boyundaki Bulgar Türkieri'nin kuvvetlenmeleri neticesinde Avarlar zayıf düştüler v© nihayet Büyük Kari tarafından.1TB TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 179 3-A varlar Huniar'tn esas kısmı Atillâ'nın ölümünden sonra (453) Don boyuna çekilmişlerdi. Balkanlarda ilk Slav unsurlarının esaslı bir şekilde yerleşmelerinin Avatîsr tarafından alman tedbîrlerin bir neticesi olduğu malûmdur» Bu Türk kavminin güney ve doğu Slavlar'mı uzun birzaman hâkimiyetleri altında bulundurdukları* m ve birçok Slav kabilelerinin Avarlar tarafından müthiş hezimete uğradıklarını gösteren emarete? mevcuttur. 4* Hazar Kağanlığı Şarkî Avrupa'da ilk muntazam devlet kuran kavim Hazarlar'dff. Hazarlar. bir müddet sonra Avar tazyiki altında Langobartlar. Burası: Icfil. Vltt. Avarlar Orta Avrupa'nın en kuvvetli bir. Kama boyundaki Bulgar ve Fin ahaliden de bilhassa kıymetli kürkler alındığı anlaşılmaktadır. Büyük kara ve nehir-deniz ticaret yollarının geçtiği bir yerde oturan Hazarlar erkenden yerleşik bir kavim oldukları gibi.

ticaret ve devlet îeşküâti basamağına yükselmeğe başlamalarında iki asırdan fazla sûren Hazar hâkimiyetinin büyük tesir yaptığı asla inkâr ve reddedilemez. Tûrlû Slav zümrelerinin ayrı kabile heyatı ve ormarvtaria meşguliyetinin icap ettirdiği basamaktan. Bazı Vareg-Rus başbuğları Peçenek-Hazar mücadesinden istifade ile Kiyef i ele geçirmeğe muvaffak oldular. tcraî kuvvetin başında "Hakanbey" unvaniyle biti bulunurdu. Bu sebeplendir kf. Bütün bu âmiller bir araya gelerek X. İkinci hususiyet de: Hazar devletinde. Bu euretie Peçeneklerin garba doğru hareketlerinin en mühim neticesi Slav âlemi arasında kubatın kesilmesi ddu. Skand'înavyaiı Ros (yani Varegler) lar da Skandinavya-German dinine mensuptular Bu suretle herhangi bir dine mensup olmak. Hazar hükümdarını takliden 'kağan* tesmiye etmesi de bu tesiri göstermeğe kâfidir. bilhassa Kağan ve saray erkânı Yahudi dinini kabul etmişlerdi. Bilhassa IX. aynı zamanda Macarlar Transilvanya ve Tisa-Tuna boylarını ellerine geçirmekle Batı Slavtarı'yla Güney Stevian'nm aralarına girmişlerdir. Buradaki Hazar izleri ve medenî tesirleri Kiyef Rusyası'nda XI. Hazar-Türk ahalisinin büyük kısmı ötedenberi Türklerin "millî dinleri" olan samanlığa mensup oldukları halde üst tabaka. bunun faydası görülmüş ise de» çok geçmeden. Us (Oğuz)lar ve Konumlar 870 tarihlerinden itibaren Don ile Dnestr nehirleri arası. Tüccar tabakası Harezm ve diğer İslâm memleketleriyle fazla temas neticesinde müslümandı. burayı Rus-Slav devletinin merkezi yaptı. her cins insanlara kolaylıklar gösteriyorlar. netoede kıl ve diğer Hazar şehirleri birçok kavim ve ırkların buluştuğu ve iş yaptığı bcr yer oluyordu. Şarktan o sıralarda yeni yeni kavimlerin de harekete geçtiği anlaşılıyor. yani tam bir vicdan hürriyeti mevcuttu. bu şehir bugünkü Ejderhan (Hacı Tarhan) şehrine yakın bir yerde olup. bunda muvaffak olamadılar. Bu Türk kavmi kabileler birliğinden daha yukarı bir basamağa çıkamamış. han neslinden olmak üzme başka bin çıkarılabilirdi. Hazarlar dıştan geien tehlikeye karşı duramadılar. asker! Kuvvetlerin başında da "İl-Şaf unvaniyle ikinci bîr şahsın durduğu an&ş&yor. to'de. Bu devletin son devrine dair kaynaklarda kayıtlar olmadığından kafi bir tarih gösterilemiyor. yani bir devlet kuramamış olmakla beraber. türlü memleketlerden getirilen ve çoğu müsJûman olan kıtalardan teşekkül etmekteydi. O Sıralarda Slav kabilelerini bir devlet hâlinde birleştirmeğe çalışan Skandinavyalı Vareg-Ros (Rus)'lar. . 862 tarihlerinde İlmen gölü civarında İh Rus-Slav knezliğini (beyliğini) kurmuşlardı. Kiyef te gittikçe kuvvet bulan VaregRus ve Slav beyliği de hücuma başlamıştır. hem de İtil ticaretine daha yakındı. sırasına göre "Kağan1 azledilir. Dakya'nm bir kısmım işgal etmekle* o sıralarda hemhudut dan Şark ve Cenup (Balkan) Slavlan'nı birbirinden ayırmışlardır. Hazar ticaretine mühim bir darbe încfrMği gibi. yüzyılda üral mıntıkasından gelerek Kuban nehri yakınlarında ve Aşağı Don havzasında yerleşen Macariar'ı teşkilâtlandırarak mukavemete hazırlanmışlarsa da bundan hiç bir netice çıkmamıştı. yüzyıla tadar açık bir şekilde devam etmiştir. representativ bir şahıstan başka bîr şey ifade etmiyordu. Bu Türk kavmi 1» yıl müddetle Ruslarin (artık Skandînavya unsuru kalmayan ve Slaviaşan kütlenin) Kiyeften daha cenuba inmelerine karşı en büyük ve kuvvetli bir set rolünü oynamıştır. Kirimin da bir kısmı dahil olmak üzere Peçeneklerin eline geçmiştir. yüzyılın ortalarında Itü-Harezm tica-ret^yotu Peçenek Tûritferi tarafından istila edilince. Azak denizi sahasından bugünkü Macaristan'a gelmeleri ve dolayısiyte Orta Avrupa'da. bu defa efendi ve devlet kumcu. Aynı zamanda İtilin ticareti de yollarda emniyetin bitmesiyle esas itibariyle sarsılmıştır. Peçeneklerin işgal ettikleri saha şimalde Kiyef yakınlarına kadar uzanmakta idi. Hıristiyanlığı kabul eden âk Rus knezi Vladimirin (988) kendini. itilin suları altında kalmıştır. X!N-XV. VIII. yüzyılterdak? Hazar hâkimiyeti. İlk zamanlar.180 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 181 devlet ve İktisadî hayat teşkilâtının kurutması ve yayılmasında Hazar Türkleri'nin büyük roHen olduğunda asla şüphe edilemez. Peçenekier kısa bir zaman zarfında Don'dan Dnestr'e kadar bu- günkü Karadeniz bozkırlarını işgal ite buradaki Hazar hâkimiyet ve nüfuzuna nihayet verdiler. ■ Hazarlar. Bizanslan ve başka memleketlerden gelen hıristiyanlar da çoktu. Hazarlar. bilhassa iktisadî vaziyet bozulunca. onlar Karadeniz'in şimalindeki bozkırlarda 15Q yi gibi uzun bir zaman kalmışlardır. 5. Söylendiğine göre. Macar ve Alman tarihi için ehemmiyetini ayrıca izaha lüzum yoktur. Hazarlar onlara karşı. Ayni şekilde. Hazar öeviet! ve Hazar hayatı. Zaten en eski Türk örf ve âdedine göre "herkes kendine göre tanrıya ulaşabilirdi1. yerine. Denebilir ki. yani 'Kağan oğiu" olması lâzım gelmekle ve kendisine âdeta ilâhi bir ubudiyet gösterilmekle beraber. yüzyılın sonunda Karadeniz kıyılarında yerleşebildiler. VIII. sonraki Türk. Bunun. Peçeneklerin Hazarlar'ı Karadeniz kıyılarından mahrum etmeleri esnasında ise İlmen gölü civarındaki Vareg-Rus knezi Kiyef'i zapt ite. tkfisaden yükseldikçe. Hazarlar arasında dörtbeş (belki de fazla} din yan yana şerbetçe yaşayabilmişlerdir. Malûm olan cihet XI. bu tehlikeyi. daha şarktaki Uz (Oğuz) tarla bîr ittifak akti suretiyle bertaraf etmek tetemişierse de.-IX. devletin müdafaasında "ücretli" kıtalar kullanmağa başladılar Bu defa askerf kuvvet.Peçenekier. Peçenekier 869 tarihlerinde İdil'i geçip Don toyuna geldikten sonra. Peçeneklörin üçüncü rcrilarl-de Kiyeften Karadeniz sahillerine înmeîç istidadını gösteren Slav yayılışını durdurmuş olmalandır. ancak XVIII. kendi devri için en "modern1 bir manzara arzetmektedir Devletin taşında bulunan "Kağan1 (hakan) m mutlaka hükümdar neslinden. meşhur tel şehrinin (muhtelif hafriyata rağmen) yeri kat7 olarak tesbit edilememiştir. dünya tarihinde gayet önemli bfr rai oynamıştır. ticareti teşkilâtlandıran Skandinavyalı bir German unsuru Slavfar'ın başına geçmişti. Kiyef şehri hem Bizans. deviet işlerindeki icraatı ve mevkii bugünkü ingiltere kıralırankinden pek farkfc değildi. yüzyıllardaki Altın Ordu'nun Rus yurdu üzerindeki hâkimiyetinin bir öncüsü mahiyetindedir. Bundan daha mühim cihet: Peçenekier Aşağı Dnestr ve Tuna boylarını. Macarlarin. Hazar memleketinde suç teşkil etmiyor ve iş güç üzerinde bunun hiç bir tesiri olmuyordu. Bu suretle Doğu Avrupa'daki Slavlar arasında Hazar-Türk hâkimiyeti kalkar kalkmaz. Peçenekler'ie harpler neticesinde çok zayıf düşmüş olan Hazar devletine karşı. Malûm olduğu üzere Ruslar. yüzyılın sonlarına doğru Hazar devletinin sür'atle inkıraza doğru gitmesine sebep oldu. dünyada o devirde ve hatta sonraları bile görülmeyen nizam ve dinî tolerans vardı. Türk unsuru ite çok karışık bir Fin-Ugor kavminin bulunmasına sebep olmuştur. adeta devletin en yüksek sembolü olarak. yüzyılın 15 nci yıllarında Hazar devletinin artık olmadığı anlaşılıyor. imtiyazlar veriyorlardı. Kağan. Hazarlar. çünkü: uzun zaman süren Hazar tesiri neticesinde bura yeni Slav ahalisi devlet idaresine daha çok alışık olduğu gibi. Peçenekier bu defa Hazarlar için tehlikeli bir komşu oldular. Diğer taraftan Hazar devletinde tam bir din toleransı vardı.

Ruslar'm yegâne destanları olan "Igor bölüğü türküsü" nün esas mevzuu. Az bir zaman sonra bu sahada Peçenekler de yerleşmek suretiyle Vardar ova& tam bir Türk yurdu mahiyetini almıştır. büyükleri Kumanlar'Ia sıhriyet peyda etmekte idiler. yüzyıla kadar yerli ahali tarafından femsil edilmişlerdir. M. bir kısmı Kiyef knezliğinin cenup hudutlarında yerleşmiştir. aynı zamanda büyük göçten sonra da burada kalmış olmalıdırlar. Kumanlar'in bir kısmı 1240 da Macaristan'a çekildikleri gibi. Bozkırlara bitişik Rus yurdunun mötemadî Kuman akınına rrmnjz kalması Slav ahalîsinin mühim bir kısmının Suzdal havalisine (Moskova nrmağs havzasına) göç etmesine sebep olmuştur. yüzyılın 40 ncı senelerine kadar bu kavmin elinde kalmıştır. Yani hâfis bir Türk kavmi olan Kumanlar'a (Rus vekayinamelerîhfh *f*olovtsy* lan) izafeten işgal ettikten bozkırlar Deşti Kıpçak. Kiyef Rusyası'nın Karadeniz'e «rrnesfrve mani olmuşlardı. Sonraları Mısır Memlûkları adiyle maruf zümrenin büyük bir kısmını işte bu Kıpçak TürkJeri teşkil etmişlerdir. daha Yayık ve IdH boylarından takip eden Uzlar (Oğuzlar) XI. Kumaniar'tn faaliyet sahası yalnız Kıpçak sahralarına münhasır kalmadı. Bizi yakından alâkadar eden üçüncü kısımdır: Onlar İdil boyunca çıkarak Kama'nın mansabtndaki sahayı işgal ettiler. Ayni veçhile Kumanlar'dan birçokları Mtstf hûkûmdariannın hizmetine girmişlerdi. Bulgarlar'ın bir kısmı da Kafkaslar'a doğru giderek burada başka kavimlerle kanşmışlardır. 6. i. Bir müddet sonra UraMdîl havzasında Sabirler görünüyorlar ve -ağlebi ihtimal burada çok kalmayarak Kafkasya'ya doğru gidiyorlar. Büyük Hun har»-ketinden önce bu Bulgarların yine Kama ctamda oturmuş oldukları uzak bir ıhılma! sayılamaz. t00-374 yıllarında Yayık-ldil ve Kama nehirleri arasının Hunlar tarafından işgal edildiğini yukarıda görmüşttlt Bu suretle İdil -Urai mıntıkası iki buçuk yüzyıldan fazla kuvvetli bîrTüfk-Hun tesiri altında kalmıştır. bugünkü Gagauzlar'ın menşeini teşkil etmişlerdir. daha doğrusu Slavlar tarafından temsil edSmiş ve bu karışmadan Velikorus. birçok Rus Knezleri. M. 375 de HunlarVı esas kütlesi batıya doğru ilerlerken bir kısmının Orta IdH ve Kama boyunda (mansabında) kalmış olması kuvvetle muhtemekSr. Bu Rus halk destanında Kuman motifimi göze çarpıyor ve umumiyetle steplerle hemhudut Rus hayatı üzerindeki kuvvetli bir Türk-göçebe tesiri kendini gösteriyor. Bîr müddet sonra bu kısım Kiyef Rusyası yerli ahalisi arasında erimiş gitmişlerdir. Balkanlar'a ve Macaristan'a da akınlar yapmaktan. yüzyflm sonlarına doğru Doğudan gelen veya bulunan yine Türk olan kavimlerin (Avâr. Bu sahadaki 'Suvar* şehrinin onlar tarafından tesis edildiği ileri sürülmektedir. ontann bu kısmı KaraKaîpak adiyle maruftur (Rus vekayinamelerinde: Çernye KlobuJd). yani Kıpçak Bozkırları adıyla maruftur.S. Kıpçak sahralarında kaldıklan zaman. ayni veçhile bir mikdar Peçeneğin de cenup Rus yurdunda kalmış olması muhtemeldir. yahut Kıpçaklar geSıyodaf. Rus kaynaklarından da malûm olduğu veçhile. Uziar'ın Balkan yarımadasında bir kısmı Vardar ovasında yerleştirilmiş ve XI. Onlar. Bu münasebetin neticesi olarak İtalyan misyonerlerinin galiba XIII. Onlar. Bulgarim buraya gelişleri tesadüfi olmasa gerektir. Sabir.Kama (Çulman) Bulgarları Devleti Çulman (Kama) nehri havzasının en eski ahalisi muhtelif Rn kavimlerinden (Çirmiş. tıpkı Peçenekler gibi. 1060 tarihlerinden sonra Karadeniz şimalindeki bozkırlara Kumanlar. Kumanlar. Bulgar eline gelmiş ve buradaki ahali ile karışarak Kazan Türkleri'nin teşekkülünde mühim bir âmil olmuşlardır. Bulgar ve Macar devletle 182rinin siyâsî mücadelelerine şu veya bu şekilde karışmaktan geri durmadılar. Bir kısmı batıya giderek Tuna Bulgarları adını almış. hele Kuman kızlan arasında güzellere çok tesadüf edilirdi.S. Peçenekler'in Balkanlar istikametinde ilerlemeleri işte bu tazyik neticesinde oimuşlur. yüzyılda tertip ettikleri Codex Comanicus (Kuman Lügati. Su suretle Ukraynalılar. Uziar'ın kalan kısmı Dobruca'da iskân edilerek. bir kısmı da Kam man-sabına. î^ovgorod-Seversk Knezi Igor Svjatoslav için. Mokşı. hemen hemen her yıl Rus yurduna afan yaparak kendilerine gerekli şeyler bilhassa esirler alıyorlardı. buradaki Slavlart hâkimiyetleri altına alıp Bulgar devletini kurmuşlar. 1236-39 yıllarında bu MoğolTürk hareketi münhasıran Kumanlar1) Kıpçak sahralarından koğmağa matuftu. Bu hareketin neticesinde Moskova ve Oka havalisindeki Rn ahalisi. Hazar) tazyiki altında üç kısma bölünmüşlerdi. Kumanlar. Birçok kabilelerden mürekkep olan bu Kuman (Kıpçak) hey'eti kabile reislerinin idaresinde kuvvetli bir askerî teşkilât hafinde yaşıyorlardı. Attitâ-Hun İmparatorluğunun yıkılmasını müteakip (453 d«ı sonra) HunlarVı bir kısmını teşkil eden Bulgarlar Don-Kuban sahasında bulunuyorlardı. 1185 de. Bu kavmin mahiyeti ve tarihi hakkında sarih bir bBgi edinmek şimdiye kadar mümkün olmamıştır. Kıpçak bozkırları ta )Qfl. bilhassa Cenubî Rusya knezîeri ve ahalisi üzerine büyük ve çok taraflı tesir icra edegelmişlerdir.'Orta İdil'detö Sİmbir (Simbirsik şimdi Ulyanowsk) şehrinin adı da Sabir Türkleri1» bağlı olsa gerektir. Kafkasya'deki Batkariar'ın bunlarla alâka» olsa gerektir. Uziar'ın büyük bir kısmı 1064 yılında Tuna'yı geçerek Balkan yarım adasına geçtikleri haide. Bu sahanın tarnamiyie bârTürk yurdu olduğu Kama Bulgarlan'nın buralarda yerleşmesiyle tarihî bir hakikat halini alıyor. Bu Türk kavmi de. Ar-Mar) ibaret olmakla beraber Kama mansabı ve Ak-ldil havzası çok erkenden Türk kavimleri tarafından işgal edilmeğe başlandı. yütyıbn ortalarına doğru özü (Onepr) nehrini aşarak Turta (Dnestr) ve Tuna'ya doğru ilerlediler. . V». Bizans. Kumanlar'dan birçokları yerli Slav halkiyle kartşarak Ukraynalıların damarına bir parça daha Türk kanı katmışlardır. Bu Slav esirlerinin Yakın Şark ve Mısır piyasalarına sevkediJdıkterf malûmdur. fakat az olduklarından fX. Kumanlar da. yüzyıl ortalarında bu ovada yerleştirilen kuvvetli bir ih-timale göre yine Türk olan Vardariotlar'la da birlikte buranın Türk zümresini de artırmışlar da*. Slavlar'la karışmış. diğer bazı yer ve nehir yerlerinin isimlerinin de bu Türk kavmi ile alâkası olduğu pek mümkündür. 1224 de Kafkasya yolu ile gelen bir Moğol ordusu tarafından Kalkaçayı (Taganrog'a yakın) boyunda büyük bir hezimete uğradılar. diğer Rus Knezleriyle birlikte Kumanlar üzerine yaptığı bir sefer ve müthiş hezimetin tesiriyle vücuda getirilmiştir. yüzyılın sontannda Dobruca\a gelerek. tıpkı Peçenekler ve Uzlar gibi devlet kurmak basamağına çıkamamıştır. yani Kiyef Rusyası ahalisi erkenden Türk unsurlarıyla karışmağa başlamıştır.tas TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 183 Peçenekler'i. yani BüyÛk Rus kütlesi vücuda gelmişti. 1237 de Batu Han'ın orduları Rus yurdunun istilâsına başlamıştı. Kumanca-LatinceFarsça) kalmıştır. Bu Türk z&n-resi V. yüzyıllarında Kama mansabının cenup mıntıkasında Suvar adını taşıyan bir Türk zümresinin yaşamış olduğu anlaşılmaktadır. Kırım yarımadası ve Don mansabındaki Cenevizlilerle de yakın iktisadî münasebetler tesis ettiler. Sîbir (Siberya) adı bu kavme ıtlak olunduğu gibi. Kumanlar vücutlarının güzelliğiyle nam kazanmışlardı.

doğru ve çalışkan insanlardan mürekkep olan Bulgar ahalisi şarkın bir çok yumuşatıcı tesirlerinden uzak toldıkları için Bulgarlar'ın bir çok miHT meziyetten muhafaza ettikleri anlaşılıyor. tuşu çok olan Perm ve kıymetli kürklü hayvanlar nyie ormanları dolup taşan Vjatka-Orta Ural. galiba belli basit dört-beş zümre mevcut olup herbirinin başında bir hancık bulunuyordu. yüzyılın başlarında vuku bulması mümkündür Bu saha coğrafî ve tabiî şartlar bakımından gayet müsaittir. İdil'in yukarısından da Skandinavyalı tüccarlar (VaregRustar) ve Oka boyundan Siavlar-Ruslar buraya gelebiliyorlar^ . ticaret. bu hareketin V yüzyılın sonu veya VI. Cüke-Tav. ve madenleri çeşitli ve çok olan Orta ve Cenubî Ural sahasından nehirler vasıtasiyle kolayca Bulgar memleketine ulaşmak mümkün olduğu gibi. Buradaf ziraat. Bulgarlar'ın mükemmel çiftçi oldukları. IX. Bulgar yurdunun iktisaden yükselişinde ahafifün karakterındeki bu vasfın da tesiri olduğunu kabul etmeliyiz. Derin kara toprak ziraat için gayet elverişli olduğu gibi. Çok geçmeden bazı merkezler yükseldi. kar ve yağmurdan muhafaza İçin dik olurdu.-XM. Çok geçmeden (VIII. Hatta sikkenin az olduğu devirde bir sincap derisi "sikke" olarak kullanılmıştır. yüzyılın ortalarından itibaren Karna Bulgarlarının tamamryle müstakil oldukları kuvvetle mümkündür. kadar içerde bulunan Bulgar (büyük Bulgar şehri) başta gelmektedir. tilki. koyun bulunduğu muhakkaktır. yüzyıl içinde) Orta idil boyu artık bir Buigar-Türk memleketi idi." İki büyük nehrin (idil ve Çulman) birleştiği ve kat'etbğt bu memleket uzak memleketlerle çok kolay münasebet imkânını veriyordu. hayvan beslemek. batKİa-Zuye suyu* Sura (Sim) suyuna kadar. Cenupta da Hazarlar ve batıya doğru da Şark Sîavlan (Ruslar) bulunuyorlardı. Bunlar arasında Kama ile Volga'nın birleştiği yerden 100 Km kadar cenupta İdil'in sol sahilinden 6 Km. kaleler ve diğer binalar inşa edilmekte idi. sapanla çift sûren köylü ahaliden ibaretti. Ayrıca avcılığın da mühim bir yer tuttuğu biliniyor. Halîfe Muktedir-Billâh tarafından gönderilen kalabalık bir elçi heyeti 922 mayısında Bulgar memleketine vasıl olmuştu. Çulman (Kama) ve kollarıyla. hepsinin de önce Büler. Fakat». Bulgar gönü (işlenmiş deri) o devir piyasasında istenilen ticaret eşyasından sayılırdı. bilhassa atın en makbul kurbarraddeditdlğî muhakkricfir. Bulgarlar müslümanlığı kabul ettikten sonra onların »urdu Türit-lslam medeniyetinin şimal batısında en iteri p mWu olmakla büyük bir ehemmiyet kazanmış*. buralara daha evvel gelen diğer Türk kavimleri (Suvar. (di! ite 0?ta Don arasında yaşayan. kasaba ve köyler vardı. ya Rn veya Türk olan. Her nevi ehlî hayvan beslemeğe çok elverişli olan Bulgar memleketinde at. Diğer şehirler arasında Büler (Biler). Oşals Titiş. belki de Kazan (Eski Kazan) şehirleri. Abbasî Halifesi ve Bulgar Hanı namına sikkeler basılmakta taş caroüeri saraylar. Şuşma ve Zey 3u5ar«w başlan. arpa. Hazar Kağanı'na vergi verdikleri malûmdur. o derece W. büyük ticaret merkezi dan idil şehrinin şimal memleketlerle münabebeti İdil nehri boyunca Bulgar roemfekefcnden geçiyordu. zaten bu Türkleşme" cereyanının.Şehirler ve köyfcr. Buitroer. İran. balıkçılık. işte bütün bu tabii ve iktisadî şartlar bir araya gelerek Karna Bulgarlarının esas meşgalelerinin ve yaşayış tarzlarının tayin ve tesbitıne ârnü okju: Bulgarlar az bir zamanda yerleşerek ekin ekmeğe başladılar ve bilhassa şehir'er kurarak büyük mikyasta ticaret yapmağa başladılar. Bîr müddet Bulgarlar'ın. Mokşı (Mordva) ve Artar kültür bakımından Bulgarlara nisbeten aşağı bir basamakta olduklarından. Sabir) ile başlamış olması pek mümkündür. Arap ve Bizans ülkelerine giderdi. ÜS! üste koymak üzere yapılırdı. Sincabın karşılığı öten "tiyin' sözü Hazar Türklerinde 'para" demektir ki. Bulgarlardan kalan bir söz olduğu kuvvetle muhtemeldir. Hun. Layış. Bulgarlara önce şaman dfaine mensup oldukları "Yer ve Suya* taptıktan. Bulgarlar'ın köy ve şehirlerine gelince. Ik nehrinin mansabı. bu zümrenin büyük çoğunluğu tam manasıyla toprağa bağlı. Temiz.1B4 «HHMT DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHÎ 185 Bulgarların Kama mansabı sahasına bu defa gelişlerinin tarihi katiyetle tesbit edilemiyor. Mamadış. sonraları Bulgar şehrini merkez yapan Bulgar hanına tabi oldukları zannedilmektedir. Orta İdi! ve Kama mansabında muntazam bir devlet ve ziraatte ticaret esaslarına istinat ettirilen gayet kuvvetli bir iktisadî teşkilâta malik olan Bulgar Türklerinin eski Türk askerî içtimaî müesseselerini ve an'anesini muhafaza ettiğinde şüphe yoktur. birçok tanrı tanıdıkları. fakat Hazar devletinin zayıf düştüğü nisbette Bulgar haniannmda istiklâllerini ele aldıkları görülmektedir. Suvar. 900 tarihlerinde Bulgarlar arasında möelömarr olanlar artmış ve Bulgar Haiıı Almış. Bu sahanın Rn asıllı eski ahalisi olan Çirmişler. kendi ihtiyaçlarından maada etraflarındaki komşularına da gönderdikleri malûmdur. d& alimleri ve mimarlar gönderilmesini rica etmişti. Türkistan'da ve diğer islam dünyasından IdiTe ve Bulgar'a gelen tüccarların tesrrfle buralarda İslam <M Ve kültürü yayılmağa başlamıştır. avcılık. Züye. ve birçok diğer şehir. Idil-Kama sahasında işgal ettiği yerlerin sınırlan kafi olarak tayin edilmemekle beraber. iklimin icabı olarak kalın ağaç kütüklerinden. çavdar ve buğday ektikleri. Sigarların Kirrnencik. . ormanları geniş bir sahayı kaplamakta ve pek çok cins ağaç ihtiva etmekteydi. Kama Buîgarlan'nın bir kaç zümreden (kabileden) teşekkül ettikleri anlaşılıyor. Bulgarlar bu bakımdan kendi devirlerinin bütün Türk ve birçok gayri Türk kavimlerinden yüksek bir basamakta bululuyorlardı. keçi. Bulgar. ahalisinin Çokluğu ve servetiyle. Bulgar memleketi iktisadî hayatı çok taraflı olan ve birbirini tamamlayarak "millî servet"in artmasına yardım eden-esaslarda kurulmuştur. arıcılık ve endüstrinin bîr araya geldiğini müşahede ediyoruz ki. samur. yüzyıllarında Şarkî Avrupa'nın en mühim ticaret merkezi idi. 920 tarihlerinde Bağdat halifesine müracaatta. Aynı sıralarda Ak-ldil ve Cenubî Ural mıntıkasında yaşayan Başkfrt (Başkurt) lann Bulgarların doğu komşularını teşkil ettikleri anlaşılıyor. damlar da ya kereste veya samanla. yüzyH sonlanna doğru. hele Ural ile Vjatka tarafındaki ormanlarda muhtelif cins kıymetli kürklü hayvanların çokluğu bu cins kürk ticaretinin ziyadesiyle artmasına sebep olmuştur. Nehirlerin çokluğu balıkçılığın da inkişafını mümkün kılmıştır. arkeoloji ve yer adları araştırmalarına dayanılarak takriben şu hudutlar tesbit edilebilir: Doğuda-Çirmişen. Cenupta-Çirmişen ile Şamar suyuna kadar. ekseriy*ormaolar ve nehirler kenarında idi. sığır. Burtaslar da Bulgarlar'ın cenup batısındaki komşuları idi. Şeikeyoğlu Almış ton ve maiyeti elçilere fevkalâde bir kabul göstermişler ve o tarihten beri Bulgar memleketi Abbasi halifelerine bağlı bir müslüman yurdu olrnuştur. meşguliyet tora ile köyden terkb «. sincap ve başka hayvanların derisi Bulgarlar vasıtasıyla Türkistan. nehirleri. evlerin sahibinin servetine göre birkaç odadan teşekkühsttiği anlaşılıyor. Kazan ırmağı. bunların namma kurbanlar kestikleri. dan. Şehirler ise. Bulgar şehri IX. çok mikdarda zahire istihsal ettiklerinden açıkça görünüyor. Bulgar ahalisinin komşularının hilâfına olarak "çarık" değil 'çitik' yani "çizme" taşıdığı da bunu teyit etmektedir. evler. bunun içindir ki Bulgarlar'da dericilik san'atı bilhassa ilerlemişti. ırmak ve çayları bol olduğundan gayet zengin mer'alan vardır. şimale doğru Vjatka nehri. gittikçe TBıMer tarafından temsil edilmeğe başlandılar. Bu suretle.

Kazan suyu boyuna gittiği. kıhç. Aşağı İdil'in sol sahilindeki Saray şehri merkez olan Altın Ordu'nun idaresi zamanında. Bulgarlar'ın bir dereceye kadar siyaSF istifc lâllennı muhafaza ettiği anlaşılıyor. Bulgarlara bazan Oka boylarına kadar ilerledikten malûmdur. Kırım tarafın-dan Kazana geldiği zaman burada. Bazı aflmter Bulgar dfflrtn bugünkü Çuvaşça m eski şekli olduğu kanatmdadırte: Çuvaşlar müslûman olmayan Bulgar köy ahafteirtfn hale«orl «ayıfryorsa da. hay-van takımları ve sikkelerden ibarettir. bazı mezar taşları ve kiföbeler. Bulgarlar üzerine saldırdılar. Büyük Bulgar şehri de tahrip edildi. örfü ve geleneklerine. 1?36 da Moğol-Tatar ordusu. ötedenbari devlet teşkilâtına"ve medenî bir hayataalışık kalabalık. Baltık memleketlerinden buraya tacirler gelmekte idi. Bulgarlara harp tarihleri az malûm olmakla beraber X. daha evvelki Türk ve yerli ahali ile karışmasından vücuda gelen Kazan Türkleri'nin dilinde. Bulgar hanlarının adları ve sayılan tesbit edilemiyor. Bulgarlar 1224 de Kafkas-Don seferinden Aral civarına dönmekte olan Moğol-Tatar ordusuna hücumla onu mağlup etmişlerdi. Kıpçak tüfkçesi-nin hâkimiyeti göze çarpmaktadır. bıçak). Arap. Yâni cemiyet. ziraat aletleri. düşünce tarzı. Bununla beraber. ancak umumi telâkkisi. Uluğ-Muhammet Han. Şehir ve köy yer-tortraöynet eşyaai. Bilhassa insanın tabiat kuvvetlerine hâkim olmadığı eski çağlarda coğrafyanın insan hayatı üzerindeki tesirler? düşünülürse. bu vaziyet -karşısında ahalinin bir kısmının şimale. coğrafî şartların yanında bizzat insan unsuru da rol oynamaktadır. Kalan maddî izler Bulgar şehrindeki harabeler. 922 tarihinde Bulgar devle» ve ahalisi hakkında Bağdat halifesinin «b çfüiri arasında kâtip aıfatiyle büîufian terf-i Fadlan enteresan malûrhat bırakmıştır. miğfer. . zırh. Bozkır kültürüne tarihin seyri İçinde. kısaca "kültür" üne yön verici tesirler yapacağı tabiidir. Kültür ve || Teşkilât M İbrahim KAFESOĞLU Bozkır Kültürü Şimdiye kadar görüldüğü üzere. yüzyılın Mndt yarısında Bulgar kadısı Yakup^bni-Numan'ttv bir "Bulgar tarihî* yazdtğf rivayet edîifyoraa dâ mezkûr eser meydana çıkarılamamıştır. hatta Kazan adiyle bir şehir-kurduğu ve burada bir hanın yerleştiği anılıyor. idaresinde biff§ok Türk kıtaları da olduğu halde. Batu Hak'ın garp seferinia-iJk hedefi: Bulgarlar'dan intikam almaktı. bu husu6takat1 bîr kanaata varmak içih birçok delillere ihtiyaç vardır. Hazar devleti zayıfladıkça Bulgarlar kuvvetlendiler. insan unsuru. Biz buna. İskandinavya. Türk tarihinin bu safhası daha ziyâde "Eurasia" nın bozkırlar bölgesinde cereyan etmiştir. yüzyıl sonlarına doğru Ruslar'm hücumuna maruz kalmışlardı. bozkırlar bölgesi kıyılarında yaşamış olan bazı yabancı toplulukların da dahil olduğu anlaşılmaktadır. Bulgar şehri ItiPden daha mühim bir ticaret merkezi oldu. Şu hâlde her kûftörün üç temel dayanağı mevcut bulunmaktadır: coğrafî çevre. bozkır ikliminin de. Bulat-Tlmur tarafından (*3S1) de Bulaar vurdu ve şehri büyük tahribata maruz kaldı. istilâya başladı.-'$& ^flMİBiMlİflhlIl III. bu hflctımar ekseriyetle geri püskürtüldüğü gibi. Dilleri ve küöürleri hakkında da bilgimiz azdır. Kazan Hanlığı'nın esas halkmi işte bu unsur teşkil etti. astarNu» atınııhmal^ memişlerdi. Iran. Rus. 1238-39 yıllarında bunlar Deşti-Kıpçak'tan Kumanlar'ı koğmakia meşguldüler. inancı ve dünya görüşü. cemiyet. Meselâ Hind-Avrupalılar'dan bazı kollar (Iranîler. çiftçi ve tüccar bir kavim olmakla beraber. Moğol-Tatar istilasından sonra. Hatta bir aralfk Bulgar yurdu yeniden tahribata maruz kalmıştı. bir kısmı da Kama Bulgarları yanına gelerek bunlarla karıştılar. doğuş ve gelişme sahasından dolayı "Bozkır kültürü" diyoruz. öBah (ok. sonra da Makar'es ve nihayet Nijniy-Novgorod (Gorki) panayırları bu an'anenin devamından başka bir şey değildir. BuigarJir'ia Kıpçaklar'ın.186 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 187 Bulgarlar. Ayrı coğrafî çevrelerde befirfi karaktere sahip insan gruplarının meydana getirdiği cemiyetlere has olmak Ü2ere bfrbltferinden farklı küftürler doğacağına göre. Türkistan. Saray hükümetinin kuvveti azalınca. çeşitli bakımlardan eski Türk yaşayışı. Hazar. Fakat. Bulgarların karışmasından S^^^^^ bulmuştu. yin* feu toktan çaşfflhrgnıpların meydana getirdiği IskitteıTVbAve Moğollar gibkFakat költürüıt üç şna dayanağın-danrtoirHalan insan faktörü Bapkır-kültürünün eski Türkler tarafından ortaya konan . 3500 yıllık hayatı bozkır coğralt şartları içinde geçen TÖrk topluluğunun da kendine trtahsus b!r kültür tipine sahip olacağı tabii karşılanmalıdır. kendi î^nde görünen her kültür belirtisini kabul etmemekte. Batu 1237 yılı başında Rusyayı. Bulgar devletinin siyasî akibetine gelince. düşünce tarzı ve yaşayışına uygun düşenleri benimsemektedir. Bu an'ane nesilden nesile geçti. Son araştırmalar fertlerin bazı küftür unsurlarını yaratmak ve geliştirmekte başlıca âmil olduğunu göstermiştir. bilâhare Kazan şehri Bulgar şehri yerine panayır mahalli oldu. burası Şarkî Avrupa ve Asya ticaret emtiasının mübadele edildiği ve umumiyetle tarihte malûm olan en büyük ve eski panayır yeri mahiyetini aldı. Kumanlar'ın büyük bir kısmı Macaristan'a giderken. 1437 de Saray han. Bulgar yurdundaki yerli hanların JStfklâHan artmışa benziyor. Ancak bir kültürün teşekkülünde. belirli ruhfkarakter taşıyan toplulukların ortaya konan kültür değerlerini kontrol kabiliyeti de unutulmamak gerekir. Eskiden beri burada yaşayan ve sonradan Bulgarlar yanına gelen Kuman-Ki| ^çaklar'ın miktarı mühim bir yekûa tu&w§ olmalıdır ki. XII. ev eşyası. onların askerî kuvvetleri tecavüziçin deplr daha ziyâde müdafaada kullanılmakta idi.

*a dünyanm ata binme san'at. o.wr. "küçük bedenli.Û. Arabistan'da ve Kuzey Afrika'da at ancak M. vatan telâkkisi. arasındaki benzerlikte -"Kıral? İskitler" doğudan geldiklerine göre.Ö. Halbuki. 1700-1200)'nün yavaşyâvşş Or-ta-Asya'ya hâkim olmağa başladığı devir1 ile bu buluntular zaman bakımından dikkate değer bir uygunluk gösterir. 1200'lerde görülmektedir. Mühim olan. "yerleşik" topluluklardan ziyâde. düşünce. şunu söyleyelim ki. Hind. kısa başlı. şüphesiz bu hayvanı ehli hâle getirip binmenin insanlık kültür tarihimle muazzam bir hamle teşkil etmesinden ileri gelir ki.tesirinin bir devam.188 ____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 189 temel unsurlarını. Atın ehlileştirilmesi için önce buna ihtiyaç duyulması icap eder ki. sırf çoban hayat tarzına dıştan bakarak göçebelik atf etmek yanlıştır. bir kültür çevresi ("Kulturkreis") olarak bozkırlar üzerine dikkati çeken W. Bunun yanında demir de vardır ve ayrı bir hukuk anlayışı ile de donatılmış bulunmaktadır. O. sayılması mün* küngörünen bu nazariyeHted*ırupal.nf. Şimdilik. At gibi bir vasıtaya İhtiyacın. Bozkır kültüründeki savaşçı çobanlar tarafından binek atı olarak kullanılan atın Przevvalsky cinsi değil. *Eurasia" ya yayılmıştır.İndo-Germen nazariyesi: teNjjj İ ^Sf ^k yayg. hayvan besleme kültürü. Bu itibarla. Kiselev'in tesbit ettiği üzere "savaşçı bir kavme ait olan Andronovo kültürü (M.Ö.Ö. dinî tutum. c.temeürvdoğuda aranması gerektiği belirtildi. Bozkır kültürü "at" üzerine kurulmuş olmakla beraber. Bozkır kültüründe rol oynayan baş aksiyon da biniciliktir. İndoGermen nazariyesine karşı. -T^«: t00™"") olduklarını ilen sürerek. bilhassa Proto-Türkler için karakteristik Qİan en yüksek derecesini gösterir. asırda teşekküle başlamıştır. 900-500 yıllarına aittir). merkezinde atın bulunduğu. bunun son merhalesinden yeni bir netice olarak. çok geniş sahalarda. Menghin'e göm^ atın ehlileştirilmesi ve umumiyetle hayvan yetiştiricilik gHM medeniyet tarihinin çok mühinn bir safhasl TMda^fn ataları tarafından gerçekleştirilmiştir. ahlâk yönlerinden de tamamlanarak bir bütün teşkil etmiş olması icap eder. Batılıların at üzerinde bu kadar durması.Ö. 1 . Bozkırlar bölgesinde üç kültür devresi (kemik kültürü. kendi kültür anlayışlarının haricinde kaldığı için.tâli bir keyfiyet sayılabilir.flrjr gibLiantnmtş kültür tarihçHAeiaih temsil ettiği Sfiyana ekolü* tarafından Heri aürülmüşiOr.rM l ÎHHKT -i • -2? afin ilk HAfa nniar t. başka kavimler tarafından ehlileştirilmesi esümkün olduğunu hatırlattıktan sonra. Karadeniz'in kuzey düzlüklerindeki İskit sahası en elverişli bölge bulunmaktadır. atın belirli bir kültür bütünü içinde değer kazanmış olmasıdır. af m ilk defa onlar tarafından «MeftrMp. bin ortalarında atlı göçebe kavimlerin yaşadığı hatırlatıldı ve Iskitler'deki bu kültür belirtilerinin Türk «!T!!^ Olabileceği üzerine dikkat çekildi. Başlıbaşına bir kültür tipi olduğuna göre de. at yetiştirme t$ültürü)Jtşsbii eden Mengtön'ş göre. İnsanlık tarihinde ulaşılan bu başarı kavimle- . F. tesir ve baskısını hissettikleri bu kültür eskiden beri İlim adamlannca az-çok tanınmakta ML Mütehassıslardan bazıları bu kültüre eksik olarak "Atlı göçebe kültürüdemekte bir mahzur görmemişlerdir. M. Bozkırlar coğrafyasında binlerce yıl hayatiyetin! devam efflren ve Çin. Esas dan. atın binek hayvanı hâline getirilmesidir. bu. Zichy tarafından ortaya atılan bu görüşe göre. Bu nazariye taraftarla rına karşı itirazlar oldu ve 'Eurasia' bozkırlarında daha M. Mâhiyeti ilmi yoldan iyi açıklanmamış olan ve Batılı ifân adamlarının. 2500-1700) eski Türk Altay kültürüne bağlı bulumaktadır. "Savaşçı çobanlar" ("Hirtenjgrieger") kültürü doğmuştur ki. Diğer taraftan S. W. Yine bu nazariyeye g& re atlı göçebe kültürtj. bu yabancıların Türk'deri farklı insan unsuru ve cemiyet hususiyetlerinin belirlediği kûltör katkılarından ayırmaktadır. din. ahlâkî davranış bakımlarından özelliklerini henüz bilmiyoruz. Burada ehli atın menşei olarak kalıntıları Cungarya'da ortaya çıkarılan "Equus Przevvalsky" gösterilmiştir. burada at iskeletine rastlamak da ehemmiyetli değildir. Çok daha eski tarihlerde Poltavka ve Tripolje kültüründe "at" iskeleti kalıntılarının mevcut olduğu iddiası doğru olsa tüle» buna büyük bir değer vermekte isabet yoktur.Ö. Bozkır savaş atı doğuya doğru uzanmış ve Çin'de muharebe atı yetiştiriciliğinin ilk sahası plan Şan-si bölgesinde görünmüştür. yaylalarda gelişen Bozkır kültürüne. Bu itibarla atın insanlar tarafından kullanılması bile -bu husus başlangıç noktası olmakla beraber. eski çağlarda bir değil birçok at cinslerinin bulunduğunu (Meselâ Çin'de Ordos bölgesinde. At göçebe kavimlerin kültürüne sonradan girmiş bir ekonomi vasıtasıdır (Moğollar aslında afi bilmiyorlardı. sadece bir cephesini meydana getirir.Altaylı Nazariyesi Bozkır kültürünün Altay yaylalarında Proto-Türkler (Türktaön atalan) tarafından ortaya konduğu hususu. Bir göçebe san'at türü olan ihayvari üslûbu' da burada doğup gelişmiş. 4. Akdeniz ve Avrupa gibi yerleşik köBür mensuplanrnn. Koppers'de şöyle demektedir: "Atın ehlileştirilmesi ve atlı çoban kültürünün yaratılması *k Türkler'e bağlanabüf. üzerine lâyı-kı ile eğilemedikleri göçebelik'in düşünce. 300'lerde Asya Huntarı'ndan öğrenmişlerdir. av hayvanı yabani bir at da olabileceği gibi. Hun süvarilerinin seferlerde bindikleri bu bozkır muharebe atının ilk kalıntılarına rastlandığı Afanasyevo kültürü (M.n/4M . şurada. Menghfcç W. çeşitli yarlerde başka. yine binlerce yıl içinde. "neolitique" devirden "hipparion" ve "equus caballus" cinsleri) ve atın tek bir yerde değil.Bozkır Kültürünün Menşei Meselesi m . 2. prensipleri yalnız "aftan ibaret değildir.n oim ve esk* "Aryanizm.Û. Bu itibarla Bozkır kültürünü en saf şekli ile bir Türk kültürü olarak kabul etmekte hatâ yoktur. hayatın zaruri kıldığı sür'atle dolaşmak mecburiyetinden doğduğu aşikârdır. bozkır kültürünün. Kuzey Kafkaslar'da ve İran'da at ile ilgili ilk buluntular M. geniş alınlı" batı bozkırları cinsi olduğunu belirtelim. merkezinde at yetiştirmek ve çobanlık yer almakta ye bu gibi faaliyetler için. Çinliler ata binmeği ancak M.nı onlar- dan öğrendiğini iddia etmektedir. bizim "Bozkır kültürü" diye ifa de ettiğimiz kültür tîpju "atlı göçebelik1 ten ibaret olup. Çünkü herhangi bir kültürde ekonomi kültürün bütününü değil. ayrıca İskit kültürü ile ayn^durumdakı A tay buluntular. Bozkır kültüründe temel olan at. Koppers. b. bozkırlarda gelişen kültürü de IndoGermenler'e bağlamak böylece mümkün olacaktır. bu ihtiyaç şüphesiz itte olarak bozkırlı hayvan besleyici kavimlerde hissedilmişti. çöllerde değil fakat rutubet derecesi oldukça yüksek. göçebelerin hayatında birinci plânda görülmez.İskit nazariyesi: > I. Çünkü bu. Sehmidt.V.lar'ıtâBaykalgölüne I^^DS?XM yerleştirmekte ve onların da aslında 'göçebe" (bozk.

Viyana ekolü'ne göre bu tarih M.aile (?) Urug . fakat bozkırlı olan Türkler'in kültürü de doğuş. TürMer tarafından ehliteştiril-mlştir ve Türkler ala bin»flk*ısanlar olarak görünmektedirler". W. atlı muharip çobanların.Ö.boy. *8ehmtdt de araştırmalarında aynı neticeye varmıştır: 'Orta Asya'da oturan ve çok eski btr amanda aveıkk hayatından hayvanları ehlileştirmeğe geçen tek kavim Tûrktşr olmuştur. avcılık ve devşiricilik gibi. At terbiyesi. Tarihî bağlantılara* gösterdiği gibi. Bugün için. hayvan yetiştirme. Bu. büyük devlet esası için gerekli şartlar ancak bu sayede belirebHmiftlr\ Mm binek hayvanı olarak kuHanılmaeinı. 2. onu teşkilâtçılık melekesine sahip kılmışj ve eski Türkler herşeylerini borçlu oldukları ata kutluluk derecesinde değer vermişlerdir. ç. İnsanlar yaşadıkları çevrenin bu imkânlarını değer-lendirerek hayatlarını sürdürebilmişlerdir.Ö: 2. hayvan besieyicllföi geliştirmek ve yaymak suretiyle iktisadî.Bozkır Kültürünün Teşekkül Çağı Bu küftüFÜh menşei hakkındaki nazariyeler ona aşağı yukarı bir mazi tâyin etmek imkânını sağlamaktadır. 1700) bağlı "savaşçı atlı bir kavim" in etrafa tesirini göstermeğe başladığı ifade edildiğine göre. yine ilk kanun koyucu durumunda olan Türklerin ataları tarafından tesis ve teşkil edilmiş görünmektedir. bozkırdakiler "çoban" kültürünü (besicilik) meydana getirmişlerdir.)aayesinde hâkimiyet altınla aldıkları insanları idare plânında başarılarım mürnjaün kıtaşîır. însanlan üretici (müstahsil) durumuna sokmak suretiyle. siyâsî. terim. cepheleri ile kültür gelişinceye kadar belirli bir zamanın geçmesi gerekecektir. At. At vasıtası ile insanlığa bahş edilen diğer mühim bir değer de sür'at mehfumudur ki.. Orhun kitabelerine göre Türk bozkır cemiyetinin yapısını şöyle tesbjtetmek mümkündür: Oguf . orman kavimleri "asalak1 kültüre (avcılık. devtet kurmakta kifayetsiz kavimlerin yerleşik hâlde bulunduğu büyük nehir vadilerine savaşçı atlı çobanların müdâhalesinden sonra doğmuştur". Bu tahmin bir yandan Viyana ekolünün vardığı sonuçlara. her araştırıcının kendi meşgul olduğu zaman içinde kaimast ve yine meşgul olduğu belirli Türk zümresini esas alması olduğu anlaşılıyor. W. Ona göre. Onlar M. ihsanların cemiyet hâlinde yaşayabilmeler sağlıyan karşılıklı saygı esasından hareketle. öteki. daha çalışkan ve ziraatçi örtmaWa beraber. Tarihte ilk kültürler de şüphesiz doğdukları bölgenin tabii şartları içinde öz kazanacaklarından. aslına en yakın TSrk kültürü içinde cemiyet yapısını tesfcrft etmek bakımından bazı imkânlara da söfeftbiz.Sosyal Yapı a . ehlileştirilmiş ata binme çağı. atın sür'atı ve demir madeni (aş. kabile Ok * kabile (bir siyâsi teşkilâta bağlı) . çok faydalı bir iktisadî hamlenin işaretidir. diğer yandan da arkeolojik vesikalara uygun düşmektedir. bu insanlığın mazisinde ilk defa müşahede edilen insan zekâ ve iradesini tabiata hâkim kılma azmidir. ziraate elverişli yerlerde oturanlar "köylü" kültüre (çiftçilik) bağlanmışlar. Ptor'a göre. kitabelerinde geçen. aslında orman kavmi veya köylü değil. 8u itibarla. Bu bakımdan Üral-Altaylı kavimlerin dünya tarihindeki bu çok mdhfrn rolünü beHrten. devşiricilik).190 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 191 rin ve başka kültürlerin gelişmesinde fevkalâde neticeler doğurmuştur. Esasen yeryüzünde ekonomi bakımından başlıca üç temel kaynak vardır: orman. Hind-Avrupalı kavimlerin (bugünkü Avrupalılar'ın ataları) teşkilâtçılık ve siyasetteki başarıları ancak bu bozkırlı unsurların onlarla karışması ile izah edilebilir. bozkırlarda gelişen eski Türk kültümün dünya tarihinde fB bakımdan kesin tesiri olmuştur. Ana kaynağımız Orhun. çeşitli bölgelerde bazı bünye değişikliklerine uğradıkları ve bununla ilgili olarak başka başka tâbirler kullandıkları şüphesizdir. bin başlan olmalıdır. 2500 yılları olduğuna ve Andronovo kültürüne (M. sonra ren geyiği (Samoyedler tarafından). Bunun sebebinin. bu eski iptidaî kavimleri zihni durgunluğun tenbelliğinden kurtararak canlı bir faaliyete yöneltmiş va frisan iradesinin ufkunda sonsun imkânlar açılmasına vesile olmuştur. Yine at sayesinde bozkır kültürünün ortaya koyduğu başka üniversal bir değer hukuk fikridir. bin yıllarında Aral gölü havalisinde bozkır kültürü ile temasa gelerek bu kabiliyeti elde etmişlerdir. Menghirf* göre. Türkler'in çeşitli devirlerde. kalabalık hayvan sürülerini sevk ve idare etmek mecburiyeti eski Türkler'in. Bu sebeple yeryüzönde ilk siyâsi kadrolar.soy. iiraat kültürünün ve ona bağlı hayvancılığın çok üstünde ve dünya tarihinin pak mühim bir kültür merhalesi olduğunu belirten F. diğer bölgelerde de böyle idi. iktisadî. 2 . Zambotti ve jeopolitikçi Mc Kinder taraflarından iyice belirtilmiştir. Rubent L. hem de isimlendirmeler bakımından tabirini tutmamaktadır. bk. yüksek teşkilâtçılık yolu ile içtimaidir Birinci nokta mühimdir. Koppere Hind-Avrupalılar açısından meseleyi daha kesin bir şekilde açıklamaktadır. Afanasyevo kültürü verintilerine göre M. husule gelmiştir.Ö. Fakat ikinci nokta da- ha da mühimdi^ çüntoü insanlığı basit yığınlar olmaktan çıkarıp sosyal nizamlara bağlamak gibi* iktisadî faaliyetin de devamını mümkün kılan. Orta Asya bozkırlar bölgesinin kültür tarihi yönünden taşıdığı ehemmiyet W. ara bu. Ön-Asya kavimleri bakımından da benzer sonuca varılmıştır. (aile?) Bod . Bunlardan biri. Şüphesiz ata binicilik temel unsur olmak üzere.Ö. 2500 ile 1700 arasında oldukça belirgin bir vasıf kazanmış olduğu kabul edilebilir. dini vb. P. Bozkır kültürünün M.toplulukları bir üst idare nizamına bağlama yolunda ulaşılan devlet kurma düşüncesinin mahsuiüdöf. "Altay-Türk atlı çoban kültürü" Türkler'in atalarını diğer topluluklardan farklı bir dünya görüşüne ve hayat tarzına götürmüştür ki. Nitekim Doğu Asya'da ilk devlet teşkilâtı eski Türkler tarafından kurulmuş. Fakat Bozkır kültürü dediğimiz. Bu hususta Göte*Türk topluluğu sosyal bünyesi herhalde hareket noktası vazifesini görebilecektir. otlaklar etrafında cereyan eden mücadeleler bozkırlıyı metanet ve cengâverlikle bezemiş. gelişme ve muhteva bakımından bütün diğer toplulukların kültürlerinden ayrılık gösterir. yalnız alarak karşılığında birsey vermıyen parazit asalak) ekonomi yerine.Eski Türk cemiyetinin sosyal yapısı hakkında şimdiye kadar yapılan tasnifler hem bünye. konu ile ilgili tâbirler meseleye ışık tutacak durumdadır. bir beşerî değer ancak bu yol ile. At üzerinde. nihayet Türklerin ataları tarafından at ehlileştirilerek in-sanhk hizmetine sokulmuştur.Ö. Bu da. Menghin şöyle demiştir:^ 6§kî yüksek medeniyetter dahi. hayvan terbiyesinde önce geyik.

Ö. Eett Türk ailesi tip olarak "geniş aile" şeklinde görünmekte (geçen asm 2. Gira-ud'ya göre Teşkilâtlı devlet. Çünkü Türk ailesi eski Yunan'daki (genose).Millet. KıatAhmedfe. akraba. 3. Umumiyetle. Türk-Moğol devrinde: 1. yeni bir aile kurmak üzere. Memleket. Devlet karşılığı olarak daha geniş anlamlarla karşımıza çıkmaktadır» \ b-İI: Eski Türk cemiyetinde siyâsî teşkilâtlanmanın en üst kademesini teşkil eden T V. han ("kaan") bulunur ve topluluk siyaseten müstakil veya bir il'e tâbi durumda olabilirdi. Köbök. imparatorluk. On-Uygur. yansında. Kumeri.Askerî teşkilât ve idarî kuruluşla ilgili olanlar (meselâ: Çur. hisselerini alıp. devlette gerçek istiklâl.Boylar birliğine katılanların sayısına göre adlandırmalar (meselâ: On-ok. Arap ve Fars tesiri ile sonradan ortaya çıkmış isimlendirmelerdir. cesaret. idarî ve hukukî nizamla» ile. bi) bulunuyordu. hak ve adaleti düzenlemek ve gerektiğinde silâhlı kuvvetlerce boyun menfaatlerini. Eski Türkler'de istiklâle verilen değer bazı tarihî kayıtlarla da tesbit edilmiş durumdadır: Asya Hunlan'ndan M. Câferlu vb. malî kudreti ve doğruluğu ile tanınmış urug ve oguşların reisleri arasında seçim yolu ile iş başına gelirlerdi. eağlamlık. bodun kelimesi "kavim" mânasını verebilir. toprağı ile.). Böyle bir ortak şuur Bozkır Türk cemiyet ve devletinde çok eskiden beri mevcut. Bunlara göre eski Türk "in. Dokuz-oğuz. İğdir. siyâsî mahiyette bir birlik idi. ortaklık yalnız otlak ve hayvan sür rülerine inhisar eder. Keşi." A. Sabar. feususiyetlerin» şöyle tesbit etmek mümkündür: 1. Türkler'de "leviratus" (ölen erkek kardeşin dul kalan zevcesi ile ve çocuksuz genç dul üvey anne ile evlenme sekti) mevcuttur ve umumiyetle tek zevcelik (monogamie) görülür. Thomsen'e göre "siyâsî bakımdan müstakil. Türk gruplarının her gittikleri yerde. Türk "il"W. Seçici hey'et herhalde boy'u meydana getiren aile ve soyların temsilcilerinden kurulu olmalıdır. devlet'in şartları yönünden. Boran. yâni istiklâl düşüncesinin bütün toplulukta müşterek birarzu hâlinde var olması şeklinde belirir. vfc). Eeki Türk boylarının adları boyun bu siyâsî ve içtimaî hususiyetlerini meydana koymaktadır. Kitabelerde yalnız bir defa geçen "Ulus" sözünün eski devirdeki mânası açık değil ise de. Boy beyleri cesareti. Bu adlar şöyle sınıflandırılmıştır: a. Çepni» Taryan.). Kangar. tanıyabilmek için onun.Aikerî-eiyâsî hâdiselerin tesirinde meydana gelenler (meselâ Hazar = Kazar. - >. *" H V ya h â İSe8İnİ bildirenler mese. Buna göre boy.BüyüK.İstiklâl Kavramı Bilindiği üzere.#oKuwet. c. devlet.R. bk. iktidar veya hükümet" . 58'de cereyan eden hâdise (yk. aslında Türk ailesinin 'Küçük aile" tipfrtde kun&ı bulunması daha akla yaton gelmektedir.) dolayısiyle Çin yıllığı . Bodun'un başında "bey".. birçok modern şivelerde çok kullanılan ve tohum. çıkarlar. Eski Törk cemiyetinde ilk sosyal yapı olan aile. bütün dış tesirlere rağmen başka bölgelerdeki TürK'2ümfelerine ntebetle en az tesir almış olmaları gerek» Altaylrtar'da "soy* ve Yakut'larda "usa1 Kırgızlarla 'aul") ise de. f. j ^Adam^veya insan mânasını verenler (meselâ: Hun. Roma'da. imparatorluk = Reich. beylik* Imnlık gibi hür ve müstakil siyâsî teşekküller kurmağa çalışmaları bunu gösterdiği gibi. fazilet ifade edenler (meselâ: Türtc.â: v . caf (yabancı) tâbirinin zıddı olarak "akraba" anlamında kullanılır. Üç-Karluk. adlar. eski Yunan'da ve CâMiye devri Araplarrtıda. çeşitli ülkelerde buna muvaffak olmaları da istiklâl düşüncesi üzerinde ısrarlarına delâlet eder. Uygurca metinlerde. Utur-gur = 30 Ogur. Bu hey'et eski Türk devletlerinde mevcut "meclis" (Danışma kurulu)" lerin küÇûk çapta bir ilk tipi olarak görünmektedir. siyâsi hâkimiyet" mânasına gelmektedir. Tabgaç vb. Kürt vb. Karan Gyormati. Kayı. Görüldüğü üzere Türk boyları ve umumiyetle Türk siyâsi kuruluşları şahıs adlan ile anılmıyorlar (Selçuklu. baba evi ise en küçük oğula kalırdı. Argm. feıvaş. (Gök-Türk kitabelerinde: âble +) tâbirleri. imparatorluk.©** muştur. Gabain'e göre "ülke.-Hteilu.boylar birliği (siyâsi yönden müstakil veya değil) İl . Türkçe'de izdivaç için kullanılan "evlenme" veya "evlendirmek. aslında Türk kültürü mahsulü olmayıp. bu söz. benzer kuruluşlar başındaki mctful şahıslar aynı zamanda dirtfreis oldukları halde. Kaşgarlı'da. halkı ile. Kapan. Osmanlı gibi devlet veya. evlenen erkek veya kızın baba ocağından ayrılarak ayrı bir ev (aile) meydana getirdiğine delâlet eder.). aynı zamanda halkın da aynı şuur İçinde bulunması. zengin mânalarında olanlar (meselâ: Bayındır Bayat Çavuldur. Yeney. nesil" mânalarına gelen bir söz olup. ? < Argu. Yula. f „ v n J*\ * XüT . bütün içtimaî bünyenin çekirdeği durumunda idi.192 ______TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ TÜRK TARİHİ 193 Bodun . muntazam teşkilâtlı millet" demektir. bunun yalnız idareci zümrece istenmesi ile değil. Boylar birliğine "bodun" deniyordu. Moğolcada da "yat. Bulgar vb. vazifesi yurdu ve ahaliyi korumak ve sağlam bir sosyal bünyeye sahip olmasına çalışmak olan bir siyâsî kuruluştur. Kan akrabalığı esasım dayanıyordu. Bodun'lar çoğunlukla soy ve dil birliğine sahip boylardan meydana geldiği için. meselâ.)Oğuz adı da (0hf zaOtftar) belirli bir siyâsi teşkilât kurmuş Türk boyları mânasındadır. Belirli arazisi ye muharip kuvveti vardı. 2. Yağlakar. Agaçeri. Kartuk. ErHm = erdene Kınık vb.v.). Mogyeri = Magyar vb.Müstakil topluluk. gibi küçük topluluk adları ve sonu + oğlu ile biten Aydın-oğlu. Isfendi-yar-oğlu vb.korumak olan bey (bâg. yb. Orhon yazıtlarında ancak bir yerde geçen "uruğ" tâbiri. beg. Yabagu. Rorna'daki (gens) ve Islavlar'daki (zadruga)'dan farklı olup.'«öhretli. bilindiği gibi dıştan evlenme (exogamie)'nin esas ve baba hukuku'nun hâkim olduğu Türk ailesinde evlenen oğullar. boydaki iç dayanışmayı muhafaza etmek. Kül-bey. b. bey'in böyle bir fonksiyonu yoktu. Kabar-. Mülkü ve hayvan sürüleri başka zümrelerinkinden ayırt edilmekte idi (24 Oğuz boyundan her boy hususff bîr damgaya sahipti).). Aileler veya soy'lar bir araya geldiği zaman "boy" teşekkül ediyordu ve başında vazifesi.y.

durum başkadır. fakat bizzat devlet reisinin korumakla vazifeli bulunduğu bir ata yadigârı idi. GökTür$er'difc Uygur-lar'da vb. Asya Hun Tan-hu'su Mo-tun. Kısaca Türk kültüründe vatan Türk tuğlarının veya al bayrağın dalgalandığı yerdir. ayrıca Bozkır kültürünün ekonomik özelliği de. Türkler'detei bu vatan sevglaHM* Arap yazarı Al-Câhiz-Xölm. 'yurt'una da derîn bir muhabbetle bağlanmıştır. Orhun kitabelerinde. cemiyette kendilerine herhangi hteraülfc ve hiçbir siyasî hak tanımamak suretiyle. Çin'deki köleler. her ne sebeple olursa olsun kimseye arazi terk etmeğe selâhiyeti bulunmadığını söylemişti. Bozkır Türk devletinde arazi üzerinde de hususî mülkiyet câri idi {Asya Hımları'nda. „3-lnsanUn$ufu: Devletin yalnız hükümdar ve ailesinden ibaret sayıldığı topluluklarda siyâsî hürriyet ve çalışma serbestliğini düşünmek güçtür. bu düşüncenin. Hazar hakanı ve idarecileri teb'anın mülküne el uzatamazlardı. hani ka-gan'ımT. sınıf. Türk boylarındaki^ bu karakteristik durum eski Türk İl'inde siyasî birliği meydana getiren boyların -türlü sebepler yüzünden. Bu durum eski Türk devletinde. Mücadele edecek savaşçılarımız hâlâ mevcut iken devletimizi korumalıyız'. Gerçekten eski Türk topluluğunda halk. ailede hususî mülkiyet mevcut idi.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 195 Shi-ki Hun devlet meclisi'nde yapılan şu konuşmayı nakleden Boım <ıç*n tâbHyet yüz kızartıcıdır. TÖrk Tinde de belİrÜ sınırlar içinde bulunan bir ülke kavramının mevcut olacağı aşikârdır. 12. müşahadeye dayanılarak belirtilmiştir. eşitlik ve insana saygı prensiplerinin gelişmesine yardım ediyordu. Devlet idaresi ve ülke anlayışında idarecl4ıa!k İşbirliği olan alyâsff teşekküllerde ise. Avrupa Hunlan'nda Atillâ'nın başkentinde bir Bizanslı. Eski Türk topluluğunda da insanın fertfr hukuk İle donatılimış ve iktisaden esir olmayan bîr hayat dtöaeninde bulunduğu anlaşılmakta*^ Bunun tarihî vesikalarla ortaya koncası mümkündür. Hususî mülkiyet kişi haklarının ve hürriyetin teminatıdır.birbirlerinden kolayca ayrılmalarına ve aynı bölgede veya başka bir yerde yeni bir İl teşkil etmek üzere tekrar toplanabilmelerine imkân vermekte idi (eski Türk siyasî kuruluşlarında boy sayısını ifade eden ve zaman zaman değişen rakamlar bunu gösterir). Bu durum bazan sosyal yapının daha yüksek kademelerinde müşahade ediliyordu. asır Kıpçaklan'nda da durum böyle idi. aşağıda yer deünmedikçe Türk bodurumun il'ini. Bu hal iae. en küçük bir aile bile başlı-başına bir "il" sayılabilirdi. kavim beraber yaşadığı. ülkenin sür'atle "vatantaşma" sının mümkün olacağı kolayca anlaşılır. Yukarıda söylediğimiz üzere. Bozkır Türk cemiyetinde öyle bir hürriyet havası vardı ki. ilk tarihî btfMiaine Asya Hunlan'nda rastladığımız bu durum. Çin'de enselerine bo- . töresini lam bozabilir?". beraber savaştığı. Eski çağlarda» yaşamak için ihtiyaç olan 'çalışma. ülke bakımtfıdan 'donfaturrt'detJilreski çağlarda benzeri yalnız Roma imparatorluğunda görülen "imperium* hâkimiyet telâkkis'mîıf tnevcut olduğunu gösterir. siyâsî istiklâli ile beraber yürümektedir. idarecisi ve halkı ile Türk topluluğunda ortak bir değer taşıdığını ortaya koymaktadır. kendisinin Hun memleketinde hür olduğunu ve korkusuz yaşadığını söylemişti. iktisaden -besicilikle dayanan Bozkır kültüründe ise bu ihtiyacı. Bizans'ta insanın baskı altında tutulmasına ve kanunların yürümemesine karşılık. Önce. Bu tip arazi devlet mab olduğu için. İstiklâlden mahrum kalmca "Beuolmağa lâyık oğlu kul. eski Türk devletlerinde. asır Bulgar-ları'nda fertler kendi arazilerinden elde ettikleri mahsulden hükümdara bile birşey vermiyebiliyorlardı.Ülke Kavramı: Ülke. köleliği ve bazı zümreler için "imtiyazlılık" durumunu önlüyor. Göçlerde ailelerin ve fertlerin kendilerine ait sürülerini ve taşınabilir malların] beraberlerinde götürebilmeleri ve istedikleri gibi tasarruf etmeleri onlardaki hürriyet duygusunu ve serbest hareket etme eğilimini daima canktutmakta idi. Eski Türkler'de ülkeye Vurt" deniyordu (Eski Türk vesikalarında geçmiyen ülke sözü. Orman kavimlerinde ve yerleşik topluluklarda hâkim%eti ele geçiren gruplar. hürriyet ülkesi olan Asya Hun topraklarına kaçıyorlardı. ctevtetfrr siyâsî isffldâli gibi. toprağın devletin temelini teşkil ettiğini buna göre. çekme ve taşıma gücü"nü iti* sanlar . "ölkâ" şekli ile Moğolcadır). belirli sınırlara sahip devlet arazisi idi ve bu arazi hükümdar ailesinin mülkü değil. komşu Moğol Tung-hu'ların arazi talebi karşısında kaldığı zaman (M. başta en yüksek kas (adele) kuvvetine sahip at olrnaR üzere.ancak kendi aralarındaki daha zayrfvdaha az becerikli fertle*» kol kuvvetinden faydalanma yolu ile sağlayabiliyorlardı. her müstakil devletin hak ve salâhiyetlerini mutlak şekilde kullanabildiği belirli coğrafi saha olduğuna ve ülkesiz bir millet bahis konusu olmıyacağına göre. bütün milletin ortak toprağı idi. Atalarımızdan toprakla birlikte devr aldığımız istiklâlimizi Çın ile uz-laşmak bahasına feda edemeyiz. trçy* van güeü karşılıyordu.194 .Ö. Demek ki Türk hakanlıklarında ülke. "Kağanlık" tâblrt ile ifade edilen "devlette istiklâl' düşüncesine karşı duyulan ilgi daha sarih bir şekilde dile getirilmiştir: İH olan bir bodun idim. devlette gerçek istiklâl kavramına uygun olarak. adalet. buralardan faydalanan özel mülk at. han'ın bazı aşırı davranışları karşısında seslerini yükseltirlerdi. kast cenderesine aldıkları mahkûm zümrelerin (Mogollar'da çeşitli neviden köleler. fakat bu şamarın mevcut olmadığı araziyi kolayca terk edebilmektedir (Türk göçlerinin diğer tur sebebi). 209) devlet meclisinde.). Meselâ 8 boy hâlinde Don-Aşağı Tuna nehirleri arasında yayılan Peçenekler'de "kabilelerin durumu o kadar müstakil idi ki. hâtûn olmağa lâyık kızın câriye" olduğundan yakınan Bilge Kağan Türk devlet ve istiklâlinin devamUlığınş İnancım şu sözlerleitede etmiştir: "Yukarıda gök çökmedîkçe."Asalak" feültürde ve "Köylü'vtyefte-şiK)J$ültürde başkaca çare yoklu. koyun ve sığır sürülerinin sahiplerinden tahsil edilen belirli ötçüdeki vergiler yolu ila'l^in mâlî ve askerî ihtiyaçları karşılanıyordu. Ülke sınırlarına da "yaka" denilmekte idi. yalnız hür ve müstakil yaşayabildiği toprağı ülke ve vatan saymakta (Türk tarihinde çeşitli Türk zümrelerin ayrı vatanları bundan Heri gelir). Ancak Türkler'de "ülke" ve vatan telâkkisi göçebe veya köylü (ywteşik) bütün öteki kavimlerden farklı olarak. Anlaşılıyor kf Bozkır Türk il'inde "yurt" hükümdarın şahsî malı gibi keyfine göre tasarruf edilebilen bir toprak parçası değil. eski Türklerin şahıslartndan ziyâde ffie bağlı olduğu hususu ile bir arada dikkate alınırsa. Islavlar arasında yaygın köle ticareti. Devlet topraklarının İdarecilerle halkfft ortak mesuliyeti altında bulunması keyfiyeti. tabiatiyle. yâni tam bir birlik teşkil ettikleri hâlde bir merkezî iktidar mevcut değildi". Bu tarihî veeh kalar. 10. Eski Türk. Türk topluluk adlarından anlaşıldığı üzere. 2. Oğuzlar'da "bey"ler. tfmdi SFim nerede? Kağanlık bodun idim.869) tarafından da. Boyda ^yalnız otlak ve yaylaklar ortak mülkiyette idi. Gök-Türkler'de en canlı şekilde mecvut olmuş (Ötüken'in kutsal toprak sayıldığı ve "kağanlık" a ve töre'ye sahip olarak yaşamak için Ötükende oturmak gerektiği) ve Uygur Türklerî'nde "Kutlu değ" efsanesinde sembolize edilmiştir.

Hind'de ve Roma'da köle kütleleri) mevcudiyetini öyte devam ettfemşk maksadı ile. "toprak köleliğifservage") bahte konusu değildir (Orta Macaristan'da bazı köyler. Dede Korkut'da açıklandığına göre. yine aslen Türk olmayan bir kültürün uzunca bir müddetten beri tesirindeki Türk zümrelerinin dilinden örnekler vermektedir Kıpçak bozkırlarında bazı Türk çocuklarının "satın" alınarak Orta-doğu memleketlerine gönderilmesi telavlar'dan ve Normanlar'dan gelen meşhur esir (köle) ticaretinin ttr neticesi olarak mütalaa edilebilir. Kûn (câriye) sözü de çincedir (kü'an). Dokuz-Oğuz beyleri. "Beğ'iîğin babadan oğula geçtiğine dair açık bir delil bulunmuyor (hükümdar sülâlesine mensup olanlar hariç). meselâ. bey . çünkÛ. vahşi bir hayvan öldürmüş olmak) aç doyurmak. aşağı bir dereceyi değil. Bilindiği gibi köle* Kk. buyruk beyleri.196 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 197 yunduruk vurularak tarlalarda çalıştırılanlar. halkça ünsiyet peyda edilmiş içtimâi ve hukukî kaidelere dokunmamalarının neticesidir. kölesini azftd etti) gibi bazı ibareler dikkati çekmektedir. Türkler'de ise. ziraatın. "Kara-bodun". Bozkır Türk "irini açıklarken. bu kütlenin. Namık Orkun. bodun. bozkırlara yabancıdır. istiklâlini kaybeden her topluluğun böyle tahditlere mâruz kalması samanımızda bile tabii karşılanmaktadır. eski Türk sosyal hayatında. şadapıt beyler. "asıl. Kâşgarlı Mahmud da. Eski Türkler'de fertler savaşçılık ve mücadele sahasında şahsiyetlerini bulurlar ve gösterecekleri kahramanlık ölçüsünde cemiyette yerlerini alırlardı. kalabalık bodun* diye mânâlandırmak gerçeğe daha yakın görünmektedir ve buna nazaran sayısı şüphesiz az olan beyler 'ak' oluyor demektir. Yunan-Roma medeniyeti dahil hm yerde kölelik müessesesi teşekkül etmiştir. bir "sınıf" hiyerarşisi değil. Buniann her üçü de bozkır küitürü^de gelişme şansını bulamamıştır. Kitabelerde bodun tabiri bazan "kara" sıfatı ile birlikte kullanılmıştır. Atsız'ın 1077'deki Kahire savaşı). kan dökmek (mutlaka savaşa katılmak değil. koyuna bindirilerek ve ok ile sincap vb. Hazarlara dair islâm kaynaklarında geçen "EI-Hazar'ül-khJ. Türkçe'de "kara" sıfatının. bütün âife efradı ile birlikte yeni yurt kurmak zorunda olan bozkırîı Türk'e. Bunların hepsi dış tesirlerle açıklanabilir. Karaton gibi misâller verilmiştir). bk. insanın kol (adete) gücüne müraT caat zarureti duyulmayan Bozkır kültüründe huauiî mülkiyet ve hür çalışma esasında gelişen sosyal gelenekler. ailesi. daimî asker durumunda idi. tarhanlar. Porfırogennetos'un açıkça belirttiği bu husus Hazarlar'da hattâ iktidar ve icrada hâkan'dan da üstün durumda olan "Bey* bakımından da geçerli idi. Bununla beraber Tabgaçlar'da ve Iç-Asya Uygurları'nda kölelerle karşılaşılmakta ve hattâ DLT'de "ol kuf boş kıldı" (O. büyük. Yukarıda bey'lerin seçiminden bahsefmiş-tik. aslında. Eski Türk devletlerinde bazı yüksek memuriyetlerin ırsî olduğu iddia edilmiş ise de. siyâsî hakların kaybedilmesi ve bazı "medenî* haklar yönündfen yasaklara uğramak bahis konusudur ve daha çok "esirlik" ifade edilmek istenmiştir. Eski Yunan'da. asırlar boyunca. Kadınlar da aynı şekilde yetişmiş olup» çok kere erkeklerle birlikte savaşa katılırlardı (hattâ islâmi devirde bile. türlü tedbirlere başvururlarken.Peçenekler'de K.olabilmek için. Buna göre. Kara Ordu. yüksek seviyeyi belirttiği görüşü de ileri sürülmüştür (ve Kara Han. Çocuklar 3*4 yaşlarından itibaren. Esasen eski Türkçe metinlerde "köle" kelimesi geçmez. Bunun sebebi söylediğimiz gibi»-bozkırlar bölgesi insantennın. kilometrelik göç hareketlerinde. İlk iki Türk devletinde kölelik. Herhangi bir toplulukta imtiyazlı zümrelerin teşekkülünde başlıca ûçâmH röl oynamaktadır: geniş araziye sahip olmak (iktisadî). hiçbir YflÛÎk*ü bulunmayan ve cemiyette Wç "hak* sahibi olmayan hean dfmektlr. 445 de ölen Bleda'nın dul hanımına âit olduğuna dâir Prtskofc'un kaydını doğrudan doğruya "yerleşik" kültür mafW sülünden ibaret olan toprak aristokratlığının Avrupa'da bir devamının tesbiti olarak değerlendirmek lâzımdır). Gök-Türk yazılı vesikalarda 14 yerde "kul" tâbiri geçmektedir. beylerden önce yer almaktadır. herhalde» idarede daima pratik yolu tercih eden Türk siyâsî teşekküllerinin. ÇÖrtkü köle. İkincisi. çıplak giydirmeki lâzımdır. Roma'da ve Moğollar'da. çok erken çağlarda belirti-seviyede hukuk fikrîne ulaşmış olmalarıdır (yk. Henüz yürümeğe başfıyan her çocuğun yanında eğerlenmiş bir at hazır bulunurdu. Devlet idaresinde hakana en büyük yardımcılar durumunda olan beylerin idare ediien halka nisbetle üstün tutulması tabii ise de. Eski Yunanda Aristotelesh »Nı ftapvana ve 'canlı âlet" dediği ve doğrudan doğruya "o^ûlk" sayılan insanlar. Buna karşılık bir de ak-beğ? ifadesinin bulunuşu Türk cemiyetinde bir "asiller" sınıfının varlığı hususunda tefsire sebep olmuş gibidir (Meselâ. son ibareyi "asil beyler" olarak çevirmiştir). Çin ve Iç-Asya sahasında görülmekte olup. Hazar ülkesinde yaşayan "Halis" adlı müslüman Harezmliler olduğu anlaşılmakla ortaya çıkmıştır. Orhun kitabeleri dahil eski bozkır Türk vesikalarında din adamlarından hemen hiç bahsedilmemesi bu bakımdan dikkate değer bir nokta teşkil eder. bozkır Türk toplulukları daha çok siyâsî vasıfta olup dinî karakter taşımıyorlardı. asli Türk bölgelerinde değil. Herhalde kitâbelerdeki şu ifade: Kağan. doğrudan doğruya devlet içinde idare edenlerden. idare edilenlere doğru bir sıralama olmalıdır. fakat onlardan ayrı olarak esir (bilhassa savaş esirleri) de vardı.s* tâbirine dayanarak Hfr *asil Hazar" (Khazar "pure-bred") kütlesinin varlığı görüşündeki isabetsizlik. umumi ekonomik-hayatta ancak tâli olarak yer aldığı' bozkırlar sahasında büyük fnâlîkâne* terin meydana gelmesi (feodalite* imkân dışındadır. biniciliğe ve vuruculuğa alıştırılırdı. kadının her sahada olduğu gibi. Esirlik ile kölelik içtimaî ve hukukî bakımlardan birbirinden farklı şeylerdir. yaşadıkları coğrafî şartlar icabı. kitabedeki ifadeleri. avlatılarak. kölelerin yanında. aksine. yukarıda da belirtildiği üzere. savaşta da destek olması tabii idi. Mısır'da. Bu mânada. bundan imtiyazlı bir sınıf hükmünün çıkarılması müşküldür. Üçüncüsü. her an savaşa hazır. hususî mülkiyet ile hürriyet anlayışı buna engel olmuş görünüyor. menşeini "yerleşik" medeniyetten alan ve bazı orman cemiyetlerinde (meselâ Moğollar) rnevcul olan bîr müessese olup. «amanla. Önce. Şartlar bunlardan toarettir. Fakat buralarda gerçek mânâsı ile "mülk1 ten ve "hak" tan mahrum insanlar zümresi ve müesseseleşmiş "kölelik" ten ziyâde. "Tarhanlık" ve "Orun-ülüş" meselelerine de kısaca dokunmak icap etmektedir. askerliğin eski Türkler arasında ayrı bir meslek sayılması düşünülemez.) Bu hukuk anlayışının eski Türk cemiyetinde imtiyazlı "sınıf lara dayanan bir düzenin ortaya çıkmasına da engel olacağı aşikârdır. H. Buna göre. Nitekim kitâbelerdeki hitaplarda çok kere devlette büyük memuriyet makamlarını işgal eden "buyruk'lar. Bozkır külpünde hâkim zihniyet de bunu gerektiril . zira her Türk iyi savaş terbiyesi almış. töre hükümleri hâlinde kesinlik kazanmıştır. kuzuya. Binice. eski Türkler'de din adamları imtiyazlı bir "sınıf değillerdi. askerliği meslek edinmek (idarî-*iyâöi) ve rûhânî zümreye mensup bulunmak (dinî). Çünkü daha eski asırlarda Doğu Avrupa Türkleri arasında da böyle bir durum görülmüyor. Eski Türkçe'de "kuP tâbiri umumiyetle 'köle' müteradifi olarak alınıyorsa da doğru olmasa gerektir.

yeni iltihaklar neticesinde. Türk devletinin naat durulduğu meselesine. iştiraki ile gerçekleşen bir siyâsî teşekküldü. umumî tarifi ile. t Bunun gibi. müttotçftnrtalardan birinde orun ve ülüşünü bir defa kaybeden kabile yahut oymağın yaylak.. Kazandığımız devlet ve töremiz öyle idi. O (llteriş) ataların^ töresine göre bodunu teşkilâtlandırdı. kanunî. (Hakanlığı) atalan-mıh törelerine göre kurdular. herhangi bfr suçtan ceza gör-memeki* bmün bunten t nesil boyunca geçerli saymak suretiyle. Bozkır bodun teşkilâtında birliğe daha sonra katılan her boyun umumiyetle sınırlarda yer aldığı ve bunların. Diğer 5 Wrde de yine "il" ile alâkası açıkça beOHr... Gök-Türk hakanları da öyle idi: Tanrı'ya benzer."imtiyazlı" durumda görünmüş olmaları da.. av. Devletini. 1318)'in eserinde yer almış olup. doğrudan doğruya insan kemiğini ifade etmektedir). kutfum olduğu .Hökûmrânhkr<iDevlet. bizim tarih literatürümütde yaygın kanaatin aksine>9n!lyazlı değil idiler. Tarhanlık müessesesi böylece ortaya çıkmıştır. Büge)f>©elenlerden bir taamı affı. Hunlar'da şartlarım yukarıda belirttiğimiz bir köle sınıfının varlığına ihtimal vermek için de bu neviden "imtiyazlı" lık yeter derecede ciddi bir gerekçe sayılmama* lıdır. Moğollar devrmde kendilerine hükümdar tarafından ■SuyurgaT adı île verilen ve irsen intikal eden topraklarla teçhiz edilmek.198 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ Beylerin ve buyrukların vergilerden veya başka herhangi bfr fnükell^etten _af tutulduklanna dâir bfr işaret yoktur. Fakat bu gibi boylar bu "mevki* lerini ebediyen muhafazaya mahkûm olmayıp.kaideleri ihtiva ediyordu. ottefc. zira bu şekilde miras yolu ile intikal eden kütle köleliği Asya'da yalnız Moğollar'da görülmekledir ("Unagan-bogol" sistemi). Devletin varlığı töre ile kaimdf: ". yerine ve zamanın icaplarına göre ve tabii "meclislerin tasvibi alınmak üzere. Bütün Türk lehçelerinde ortak olan ve sonra Moğolca'ya da geçen töre tabiri şimdiki bilgimize göre Tabgaçlar'dan beri mevcuttu ve asli söylenişi olan törü şeklinin daha eski bir devre götürülmesi mümkündür (Yasa kelimesine temel teşkil eden yasa (mak) "yapmak" fiili. yarısındaki yüzyıllarca Moğol tesirinde kalmış Orta Asya Türkle-ri'nde aristokrasiyi ifade eden Ak-süyek "ak kemik" tâbiri ile karıştırarak Gök-Türkler'de de bir asiller zümresi var sanmıştır. Ey Tİ3rk Bodunu! Devletli. Tann'da olmuş Türk Bilge Kağan". vergiliden muaf tutulmak. "Babam kağan ile anam hatunu Tanrı tahta oturttu". güneşin.. tüz'lük (eşitlik) ve kişilik (insanlık. Bozkır Türk devleti herhangi bir âftfhln talıç zoru He meydana getirdiği bir yığınlar topluluğu değil.. Tonyukuk'un önvanı: Boyla bağa Tarkan)'lar da.. karizmatik. töresini terk etmiş. casah sözü. zorbalık vardır Meşruluğu tanınan devletlerde. daha önceye ait Türk vesikalarında.. Krader de kitabelerde gördüğü sönük "kemik" kelimesini geçen asrın 2. Devletin kuruluşunda hizmeti geçmiş olan zümrelerin emir ve kumanda mevkilerini alarak idareci durumuna geçmeleri ve dolayısiyle devlette idare edilenlere nazaran nisbî bir farklılık göstermeleri tabiîdir. Türk hükümdarları. Eski Türk hükümranlık telâkkisi. "kanun" anlamında Moğolcada da mevcut olup. bir kısmı yaya idi". Çünkü bu hususlar yalnız Moğol devri tarihçisi Reşid'üd-din (öl.. törü) eski Türk hukukî hükümlerinin bütünü olup sosyal hayatı düzenleyen "mecburî. "Davete katılanlardan biri de bendim* (Tonyukukjr ı Böyle kurulan bir devlette tabiatiyle halk hak ve hürriyetini İteyecek ve başında bulunanlardan bekliyecekti. Gök-Türkler'de Bumın ve llteriş ve Tuna Bulgar devletinde Krum böyle yapmışlardı (Krum Hanın kanunları).Tanrı düzenler. "Harp ganimetleri bölüşülürken her kabilenin Örün ve ülüş'ü dikkate alınarak. büyük toplantılarda.". emretmek hak ve salâhiyetinin ve o emri icra etme kudretinin bir arada yürürlükte olduğu bir yüksek sosyal nizamdır. Töre gereğince amucam tahta oturdu. sonra 700 kişi oldular. Demek ki. uz'luk (iyi'lik. Umumiyetle "kanun" mânasırfSt*alınan töre (aslı. ona göre pay verildiği. Orhun kitabelerinde "töre" kelimesi 11 yerde geçmekte. Bu sosyolojik kaide hiçbir zaman ve hiçbir yerde değişmemiştir. tehlikenin daha kesif bulunduğu ön saflarda savaşa sürüldüğü doğrudur. Bu prensipler şunlardır: könilik (adalet). topluluklara göre. öndekiler geri çekilerek.). Bundan türetilen yasak. Türk devleti kanunlara (töre hükümlerine) bağlı bir kuruluştur. Hükümleri maalesef o çağlarda tedvin (codification) edilmemiş olan töre'nin ana-yasa mahiyetindeki prensipleri. ancak bu mekanizma ile izah olunabilir. Haberi işiten dağdaki-\&i ovadakiter toparlanıp geldiler^fö. faydalılık). bugün kullanılan yasa kelimesi bunun kısaltılmış şeklinden ibarettir. imtiyazlı duruma getirilmişler.. çok çeşitli olan hükümranlık şekilleri arasında ortak olmak üzere üç tip tesbit etmek mümkün olmuştur: Gelenekçi.. aksi hâlde devlet yok. Türk kabile teşkilâtında mühim rol oynadığı ileri sürülen "Orun" (mevki). Türk kitabe ve kayıtlarında yalnız bir defa geçer: "Tengri yasar . bakan. 4. SöteTörk devletinin meydana gelişini anlatan kitâbelerdeki satırlar ışık tutacak mahiyettedir: "Babam Kağan (llteriş) T7 er ile harekete geçti. Töre hükümleri değişmez kalıplar değjldi. Ancak emretme hakkının itaat edenler tarafından "meşru" kabul edilmesi lâzımdır. yâni belirli kabilelere mensup şahısların meclislerde.. bodun'un diğer üyeleri ile eşit duruma gelmektedirler. daha sonraları. Kutadgu-Bflig'de ve DLT'te bu yolda tefsire elverişli hiçbir kayıt bulunmamaktadır (Son zamanların araştırıcısı A.. Tarhahlar. ayın tahta çıkardığı Tanrı/kut'u Tan-hu" idi. fakat idarecilerle işbirliği yapan geniş halk kütlelerinin gayretleri. Tanrı irade ettiği için. Türk devletinde halkın bu istekleri töre'nin tatbiki ile gerçekleşiyordu. yeni hükümler getirebilirlerdi. üniversel'lik). vesair şeyler üzdrinde&i taüfouku-nu da kaybettiği'ne dair tesbitler ancak Moğollar zamanı ile ilgili görünmektedir.Devleti ederine alıp töre'yi tesis ettiler.. Bütün vesikalar Türk hükümdarına idare etme hakkının Tanrı tarafından verildiğini (bağışlandığını) göstermektedir: Asya Hun imparatorunun unvanı: "Gök-Tanrı'nın.. Kutadgu-Bilig'in yardımı ile tesbit edilebilmektedir. Bozkır Türk devletinde insan unsuru'nun kısaca açıklamağa çalıştığımız hak ve hürriyetlerle donanmış olması Türk devletinin kuruluş tarzı ile ilgilidir. toy (resmi ziyâfet)'larda belirli yerlere oturması ve böyle toplantı ve ziyafetlerde yiyecekleri yemeklerin belirli olması. töreni kim bozabilir?.. bunun 6'sında "il" île birlikte kullanılmaktadır. Tabgaçlardan beri mevcut olup da mu Gök-Törk imparatorluğunda mühim bir yeri olan tarhan' (aitfl ve asker nazır. yapar".. II." (KGIrTegin.. Asya Hun imparatorluğunda 5 Hun kabilesinin -Tanhu ailesi ile akrabalıkları gözönüne alınarak. Asya Hun devletinde şahıe köleliği olmadığına göre boylara bağlı "kölekabile" lerin olacağı da şüphelidir. Orhun kitabelerinde. her birinin koyunun belirli yerlerini yemeğe mecbur bulunması (ülüş) meselesi de daha sonraki devirlerde örf hâline gelmiş olsa gerektir. Halbuki kitabelerde geçen kelime bir sosyal terim değil. karizmatik (Tanrı bağışı'na dayanan) tip olarak kabul edilebilir. Asya İHunları'nda Mo-tun.

DLT'de "kengeş" tâbirinin "hakanın tekliflerini milletin tasvibine sunması" olarak açıklanması. zevcesinin de resmen aldığı katun (hâtûn) unvanı da Hunlar'dan beri Türklerce tanınmakta idi. bütün istek^ ler onun vasıtası ile gerçekleşir. toplamak. çünkü "han" unvanının 3. Bunlara bakılarak eski Türkler'de karizmatik iktidar görüşü umumî kanaat hâline gelmiş olmakla beraber.ikili Teşkilât: ^ Eski Türk devletinde arazi iki idarî bölgeye ayrılırdı: Sağ-sol. Uygur Hakanlardın unvanlan da (yfcAk... 585 ve 726 yıllarında Çin elçilerinin kabulünde Gök-Türk hâtûnları hazır bulunmuşlardı. Bu itibarla Türk. Schmidt ve B. Türkler'de hükümdarlık alâmeti sayılan büyük resmi ziyafetler (Doğu Türkler Toy. Bu meclis. Hâtûnların gelecek hakanların anneleri olmaları sebebi ile. bunda memleket meseleleri hakkında umumî müzakereler açılırdı. do* ğu-batı.. bu makama sen kendi gücün ve isteğin ite gelmedin. Yabgu unvanı Hunlar'dan beri mevcuttu. ilk zevce ve asil (yani Türk) olmalarına dikkat edilirdi.. San (ak) Oğur. yukarıda da söylediğimiz gffl. Bir hükümdar kuldan fakir adını kaldıramazsa nasıl hükümdar olur?" (Kutadgu-Bilig.. W. Hazarlar'da bir "ihtiyarlar meclisi" (A council of elders) vardı (Hakan Yasefin mek-tubu ve Belazurî). Batı Hunla-rı'nda. asıl hükümdarın yüksek hâkimiyeti altında töre hükümlerim yürütürler. yâni hakanı Taprı huzurunda sorumlu tutmakla Türkler. 581 de ölen Gök-Türk hakanı Ta-po yerine onun vasiyet ettiği Ta-io-pien'in hakanlığını. Bu tariM kayıtlardan da anlaşılıyor ki.. Şölen. Kutadgu-Bilig halkın hükümdardan istediklerini: a*. Bulgar Türkleri Iç-me-d(y)eme diyorlar. Elini açık tut. Hazar hakanı. bugün "mîîR îrade. 2111). beyitler). 1960.Bozkır Türk İlinde Teşkilât a . tok musun. Bu toplantı De Groot. maiyeti ve davet ettiği halk ile bir toplantı yaparak "kengeştiler". eğer Ibn Fadlan'ın haberleri doğru kabul edilirse. 674-676. Beyliğe (hükümdşrlığa) yol ondan geçer. Uygur-lar'da görüldüğü Üzere. b .9. Bey. Arıg-kan. töreye uymadığı için devlet meclisi red etmişti. Gök-Türk tarihinde genç hükümdar İnal Kagan'a karşı yapılan 716 yılı ihtilâli bu gerekçeye dayanıyordu. b . gerektiğinde. 3 . kan (han).. aynı geleneğin Oğuzlar arasında da devam ettiğini gösterir. Peygamberler veya veliler tarafından idare edilen Türk devleti yoktur. üstün siyâsî kültürleri sayesinde daha o çağlarda halletmiş ve Insanlan hükümdarın şahsi Ihsaf duygusuna sığınmaktan kurtarmıştı. benzeri eski Roma'da görülen ve httkümdann icraatının millet tarafından kontrolüne imkân veren4i•imperiuwı• şeklinde tecelli etmekte idi. Bunlar arasında Türk tarihinde en yaygın olanları han (kıral) ve kağan (imparator) idi.diye ifade edilen. ak (sarı) * kara (Ak-Hun. GökTttrkler'de devlet meclîsi ihtimal daimî idi. Avrupa Hun imparatorluğunda» benzer bir kuruluşa Prtotoos "seçkinler* veya "seçilmişler1 meclisi adını vermektedir. 5469. Türk hükümranlık telâkkisi kanuna dayanan meşruiyetçi tipi temsil etmekte idi. fazilet ve kısmet kut'tan doğar. kuzey-güney. Tuna Bulgarları'nda bir "millet meclisi" bulunmakta idi.Asayiş.. Sarı Uygur. 5947. 1934. Bu cihet Asya Hunlan'nda sol. Veliahd durumunda-kiler küçük yaşta iseler. 5578). arada mühim farklar göze çarpmaktadır: Karizmatik meşruiyete bağlı topluluklar. elçileri ayrıca kabul ederlerdi. amcaların tahta geçmeleri töreye uygundu. Devlet meclislerine katılırlar. Bu kontrol meclîsler aracıhğı# ile yapılıyordu. Hükümdarlar iktidarı Tanrıdan ahllar. İdare salâhiyeti bazı şartlarla tahdit edilmiştir. Kara Hazar-Ak Hazar. Bölümlerin başındaki idareciler. Devlette hâtûnlar da söz sahibi idiler. olarak sıraladıktan sonra şöyle der: "Ey hükümdar sen halkın bu haklarını öde. Bulgariar!*0. kendi ülkelerini ilgilendiren hususlarda dış münasebetlere girerler. Üç-ok .Âdil kanun. Bilge Kagan'ın kurula getirdiği iki mesele: Türk ülkesinde şehirlerin. âdeta Tanrı gibi. ayında güney sınırı civarındaki Ma-yi sahrasında yapılan umumî halk toplantısı vardı ki. c . Diğer taraftan hakanlık tahtına çıkışta da daima töre hükümleri göz önünde tutulmakta idi. bâb 38. Sarı Türgiş -Kara Türgiş. Asya Hun devletinde bir daimî meclis (Danışma kurulu veya Devlet meclisi) bir de her yılın. Hükümdarın törenle unvanını alırken. kağan. onu sana Tanrı verdi. Bu tarzda bir hükümranlık düşüncesi. Szasz taraflanndan "Reichstag". Çin'deki gibi.Hükümdar: Bozkır Türk devletlerinde başkanlar çeşitli unvanlar taşımışlardır: Tan-hu (veya Şan-yü). "Halka. iyi kanun yapın. Herşey kut'un eli altındadır. hanedan dışından dahi han seçebiliyordu.) bunu ortaya koyar Tiına Bulgarları'nda da hükümdar Tanrı tarafından tahta çıkarılmıştır (Omurtag ve Melemir kitabeleri). Kanuna kendin riayet et ki halk da saha itaat etsin!" (Beyit 1458.İktisadî istikrar. ünlü "aygucı" (devlet müşaviri) Tonyukuk'un muhalefeti neticesinde red edilmişU. ll-teber vb.. Umumiyetle en büyük evlât veliahd tayin edilirdi. Bunların Moğol Juan-juan devletinden Gök-Türkler'e geçtiği hakkındaki iddia eskimiş görünüyor. Kara Kıpçak. Avrupa Hun hükümdarı Attila'nın hanımının adında da "han" unvanı mevcut idi.. çoğaltmak ve huzura kavuşturmak gelir (Kitabeler). L Wieger. eski Türte devletinde siyâsi iktidar kavramı "kuÇ tâbiri ila ifade ediliyordu. halkta&tecrit edilmiş. hükümdar üstü "yüksek otorite" (Souverainete. Iç-dış (Karluklar'da?. yabgu. Tanrısal (ıduq) dır. umumiyetle dinî cemiyetler olduğu hâlde Türk siyâsî birlikleri dinî vasıf taşımaz. "Raf ve "AssembMe natioraP (Millet Meclisi) olarak tavsif edilmiştir.. "Bey. Devlet başkanlarının oturduğu başkente "Ordu" deniliyordu. 1933. Çünkü yalnız askerî ve siyâsî meselelerin değil. diye sor.' (Kutadgu-Bİg. Oğuz Hakan da. sonra kendi hakkını isteyebilirsin!" (Beyit 2983. şulen kelimesi Moğolcadır) ve umumiyetle hakan sofrasının halka açık tutulması bunun sembolik ifadesidir.. Buna göre. Ancak sîya-sT İkfidfcrıri kaynağını Tann'ya bağlamakla. asırdan beri Türkler'ce bilindiği gösterilmiş olduğu gibi.bir hayat yaşıyordu.. Kara Macaristan -Ak Macaristan.Boz-ok (Oğuzlar'da)* Bu bölünmede daima bir tarafın hâkimiyet üstünlüğü tanınırdı. hem halk onun normal bir insan olduğunun farkındadır (Kitabeler): Esasen Türkler'de Kut telâkkisi sınırsız bir hâkimiyete imkân tanımamaktadır. 54-55). aç mısın. Gök-Türkler'de. 1430. surlarla çevrilmesi ve Budizm ile Taoizm'in yurtta yayılmasının teşviki teklifleri. giydirmek. Demek ki başlangıçtaki bütün karizmatik görüntüsüne rağmen.200 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 201 için kağan oldum" vb. ancak bütün il'le alâkalı meşe- . 'Kut'un tabiatı hizmet/şiarı adalettir. Bozkır Türk hükümete! Tann tarafından kut ve ûiüg (kwmet)ile donatıldığı içfc işbaşına gelebilmekte*. Türk hükümdarları jnsan-üstü varlıkda sayılmamaktadır. Uygurlar'da sağ idi. Hem kendiöi. bir dereceye kadar formalite olsa da. Süvereignty) meselesini. iktisat ve kültür işlerinin de burada konuşulup karara bağlandığı anlaşılıyor. Bunların başında halkı doyurmak.dilinin en kadim küttür fümelerinden biri (SOO yıKctan beri mevcut) olan kut'un nazaıicephaşi&Ao! Türkler'de siyâsî iktidarın mâhiyeti) ünlü siyaset kitabı Kutadgu-Bilig'de açıklanmıştır.. Türk hükümdarı bu vazifelerini yapamazsa kut'unun Tanrı tarafından geri alındığı düşüncesi ile iktidardan düşerdi.. P.

devlet parçalanmakta. O hâlde Türk âmme (kamu) hukuku hükümranlık hakkının paylaşılmasını tanımamaktadır. fiilî hükümdar durumunSL £ "TM Sî . Urallılar. Türk devletine ancak hükümdarları. Onoklar'ın başındaki Cur'lar ve Erkin'ler de kendilerine. bağa. şefleri vasıtlasiyle bağlı olan bu gibi ülkeler. Attila zamanında Batı Hun idaresine "tâbi" Germen. Gök-Türkler'de şadlar hükümdar ailesine mensup oldukları gibi. Çünkü devlete "tâbi" olan bir çok ülkeler kendi iç işlerinde serbest idiler. Ancak ll-hâkanlık (imparatorluklarda durum bir az farklı idi. bakan). d . Batı Hun imparatorluğunun başkentinde kâtipler. irsî. hükümdarın namına bir icracı durumundadır. Yabancılar herhalde bütün imparatorlukta Vassal" devletler hâlinde idiler. devlete karşı isyan» göze alamadığı müddetçe. Kanat kralları imparator ailesi mensupları arasından tâyin edilirdi. "Kün- dü" yanında "yula" (Macarlar'da). Moğollar. Sivil idarede Devlet meclisi üyeleri. Daha sonraki kanat kırattan Irnek.S°n deröCede *** ■«****.orayetkisi olmayan hâkan'ın yanında. Kağan Bumın'ın kardeşi. Dengizik İmparator llek'in kardeşleri idiler. franiı. henüz "Tegin" iken Oğuzlar'ın başında bulunuyordu. Tabgaçlar'da. evlâtları arasında vukua gelen taht mücâdelelerinde ise. sonraları "etaba/ vb. devlet nizamı seviyesine yükselmek gibi bir seç-törtfk kazanmış bulunmaktadır. UfdK. Buna göre de devletin oldukça merkeziyetçi bir karakter taşıması lâ-zımgelir.Siyasî Faaliyet: Büyük Türk İmparatorluklarında diplomatik lemaslan yürüten dış işleri idaresi en mühim makamlardan hl&M. hattâ Kara-Hanlfer'da olduğu gibi). Türk usulü seri harekete elverişli olmayan yaya destek kuvvetleri asıl Hun ordusundan çok fazla idi. kuryeler faaliyet hâlinde idiler. Bulgarlar'da. Çirr imparatoru. Türk devleti yıkıldığı zamanlarda. Tibetliler. Ayrıca Sagun. hanedan mensubu idareciler gönderiliyordu. Uygur. devkfcidareslnde ve aym kudrette Tana bağı-5JML''* dora?7Ş S"***** müşküldör. onun sarayının veya otağının önünde dalgalanır^. Aranan nokta sadece hüküm sürmek^dŞI fakat daha ÛK*W* olarak. Meselâ Asya Hun İmparatorluğunda M. Asya Hun imparatorluğunda. hükümdarın ölümünden sonra. daima ordu (başkent)'dan talimat alan Hun asıllı kimselerdi. Attila'nın baba tarafından yakın akrabaları idiJer. Gök-Türkler'de. Türgiş.202 ___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ (elerinde toplanırlardı. Karizma'nın babadan oğullara intikal ettiği inancı dolayısiyle. Ve esasen Türk siyâsî teşekküllerinde bunların veya tâbi" bölüm idarecilerinin veya kanat kıratlarının. Meselâ. 581 yılında. "birbirine paralel hükümet icra eden iki hükümdar" olarak ayrı ayrı iktidarı temsil ettikleri bu sistem. Nazarî bile olsa bu husus hakanlık alâmeti ile belirlenmektedir. Campus Mauriacus savaşında Atilla'nın 200 bin kişiyi aşan ordusunda bu Vassal" ların. İlk bakışta çok cazip gelen bu nazariye. 630'dan önce Gök-Türk imparatorluğunun batı kanadı olan Hazar ülkesi Aşıra ailesinden bir prensin idaresinde. hemen '«| bir sorumluluğu ve . herhangi bir iddiada bulunduğu görülmez. onu Gök-Türkler'in 'hâkan"ı olarak selâmladığını bildirmişti. buyruklar (nazır. Diğer taraftan. Asya Hun Tan-hu'su Mo-tun'un yanında onunla denk iktidarda başka bir şahıs düşünmek ve Batıda Attila gibi bir devlet adamının iktidarına ortak birisini tasavvur etmek güçtür. Alpagut gibi çeşitli unvanlar taşıyan vazifeliler vardı. Tabgaçlar'da Bitâçinler. belirli vergi ödemek ve gerektiğinde askerî destek sağlamaktan ibaretti. Karluk yabguları Aşına ailesine bağlanmaktadır. c . Asya Hunlan'nda To-ki ve Kok-le kıralları başta olmak üzere yüksek makamları işgal edenler. Türkler'de hükümran-Wc hakkının kanzmatik vasfı da buna mânidir. Kapagan Kağan zamanında iki şad: Bilge ve Kül-Tegin onun yiğenleri idiler. hiç olmazsa Türk devlet anlayışı ve âmme (kamu) hukuku bakımlarından şüphesiz tam gerçeği ifade etmemektedir. merkeze bağlı olduklarına işaret olarak. vb. kıralları. dış münasebetlerini Türk devletleri aracılığı ile yapmak. Rft-Ugor ve İslav toplulukların yekûnu ise 25'in üstünde idi. Türk devletinin idaresindeki umumî tutum da bunu teyid eder mâhiyettedir. Bu yönden Hazarlar'da. On-oklar'da doğudaki 5 To-lu boyunun başında 5 Çur ve batıdaki 5 Nu-şi-pi boyunun başında 5 Erkin bulunuyordu. Odular birleştiği zaman herkes mensup olduğu cihete göre sağ veya sol kanatta yerini alırdı. Çünkü Türkler'de hâkimiyette bir "paralellik" değil. ayn. Macarlar'ın 7 kabilesi de Hazar hâkanlığınca vazifelendirilen 7 "buy* ruk'un kontrolünde idi."Çifte Kırallık" Meselesi: Türk siyâsî kuruluşlarında görülen ikili teşkilât. Attila geniş Ülkesinin doğusunda Ural-lar'a kadar dan kısmını oğlu llek'in idaresinde vermişti. tudun. 176 yılında bu durumda olanların sayısı 26 idi. Kırgızlar. Gök-Türk imparatorluğunda bu rütbe ve makamların sayısı 28 idi. dinî ve içtimaî teklere dayanmakta ve yalnız Türk "göçebelerine" mahsus olmayıp. apa. tercümanlar. Devlet meclislerince dış politika ile ilgili olarak alınan kararları yürütmekle vazifen . Türgişler'de. iki (sol ve sağ) Kok-le 'kiralı' vardı ve bütün imparatorluğa yayılmış olarak büyük başbuğların sayısı 24 idi. yabgu yanında "Kül-Erkin' (Oğuzlar'da). Tan-hu'ya bağtt Oci (sol ve sağ) To-ki "kırdı* ile. ancak Türkler'de bu.Ö. yeni devletler doğmaktadır (Hunlarfda. Gök-Türkler*de İstemi Yabgu. Türgiş ve Uygurlar'da Bitâkçiler ve tamgaçılar. mutlaka bfr tarafın üstünlüğü bahis konusudur. Hakan yanında yabgu (Gök-Tüfkler de) her cihetçe bır yardımca yine hakan yanında "bey" (Hazamda). Iç-buyruklar (saray idaresine bakan) yanında inanç. Hattâ Beşbalık gibi uzak bölgelerin başına. hariçte temsilci bulundurmamak. ataman. aslında. bölüm başkanlarının hareket serbestliklerine sahip bulundukları. Gök-Türk hakanlığının batı kolunu doğudan ayırmak istediği zaman oradaki Tardu'ya bir altın kurt başlı sancak göndererek. kendi kavmî bünyelerinden birşey kaybetmeksizin tekrar ortaya çıkıyorlardı. birer ok verilerek gönderilen başbuğlardı. iki veya daha fazla müstakil sahaya ayrılmakta. Gök-Türkler'de. tarkan. unvanlarım taşıyan ve hiçbiri verasete dayanmayan devlet büyükleri bulunurdu. Asya Huntan'nın merkezinde çeşitli dillerde konuşan ve yazan kalabalık bir hey'et çalışırdı. yula. Meselâ GökTÜfkler'de altın kurt başlı sancak daima doğu kdlunun hükümdarında bulunur. "atı" (Gök-Türklerde) ve "babacık' (Hazarlar'da). yugruş. boyla. Oğuz Yabgu Devleti gibi nisbeten küçük siyâsî teşekküller de şüphesiz aynı tarzda idare edilmekte idi Meselâ Uygur hakanı Moyen-çur. Kök-Sagun. bir "meşruiyet" meselesi okftı-°T ?î 1 «pahsın. Aybars. Bu durum diğer Türk devletten içm de böyle idi. Oğuzlar'da tuğracılar. Oktar. İddiaya göre. Merkeze bağlılıklar ise. içlerinden biri tam başarıya ulaşamadığı takdirde. külüg. "çifte kırallık* diye anılan bir nazariyenin ortaya atılmasına sebep olmuştur. Orta Afrika ve Okyanusya kabileleri arasında da görülmektedir.

Bunlar ikişer ikişer müslümanların. Avrupa Hunları. Türk tarihinde ilk defa Tan-hu Mo-tun zamanında (M. GökTürk devletinin Çin tahakkümü altına düşmesinde bu gayretin acı sonuçları kitabelere kadar aksetmiştir.rdL Bu da bazen «örn. yâni suçun devletçe takibata uğraması toplulukta kan gütme' geleneğinin yerleşmesine ugramas rop u ye^ırakmVdu '' ' Adlî teşkilâtın. idare teşkilâtında saydığımız unvan ve rütbelerin sahipleri aynı zamanda. Hafif S£l Eff? T?k ÜZer* *■»»■»** Eski Türk devletlerinde ceza işleri-?^!2?FV ^S^nması.204 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TftPfTAPtttt ___________________________________________________ j^ idiler. Hind ve İslâm kaynakları ile de tesbit edilebilmektedir. Attila kendisine suikast hazırlayan suçlulardan Bigilas'ı bir hey'et önünde alenen sorguya çekmişti. Çin'de ve Avrupa'da ortaya çıkmasından en aşağı 500-3000 sene önce Türklerce biliniyor ve bazı Lâtin yazarlarının Hunlar'ın çiğ et yediklerinden bahs etmeleri. sağ ve sol (veya doğu ve batı) başbuğlarının yüksek idaresi altında eğitilen ve onların emirlerinde savaşlara katılan ordunun bu 10'lu sistem içinde.Adliye: Tftre'rtn hususi ve cezaî hükümleri. Gök-Türkler devirlerinde. Türk birliğini gerçekleştirmek gayretleri ile o. gerektiriyordu. Sayılan hakkında. Hazar hakanlığı başkentinde 7 baş yargucı vardı. Fakat siyasetin dikkate değer bir de iç cephesi vardı. I. Başka orduların gerisinden binlerce baş sığır sürüleri sevketmek zorunda kalınırken. neft atan yangın mer-mili mancınıklar) başlıca silâh ok ve yay idi. bk. Çin. Bizans'la yaptığı andlaş-mada husus! bir madde olarak belirtmişti. Sabarfartte "görülmemiş savaş âletleri1. e . Yazılı antlaşmalara riayet etmeyen Bizans'ın (441. Her çağın.JHun imparatorluğunun Asya'da sağladığı idare birliği içinde toplamış görünmektedir. VÖ uayVÖn ** surette Vaşaktı. Daha sonraları dünyanın birçok yerlerinde tarihî roller oynayan çeşitli Türk kütlelerinin başlangıçta bu Hun devletinde yer aldıkları. defa olarak Gök-Türk devletinde müşahede ediliyor. kan kardeşliği hâline getiren. Sâsânîler de hile ile Türk elçilerini öldürtüyorlardı. Bunlarla çok uğraşılmış. belirli bir zaman için. cezaıandınlmakta idi: adam öldürmenin cezası jdamdı. Bu sayede kurulan büyük Türk imparatorlukları aynı zamanda disiplinli ve o çağların en kudretli askeri gücünü meydana getiren ordulara sahip idiler. emirlerindeki askeri güçlerin başında. sonra Kül-Tegin) idi. disiplin içinde. Hun ve Gök-Tüffe ûnparatorlukian içinde (Meselâ Kapagan Kagan'ın öldürülmesinde. eğerlere bağlı çantalarda taşınan bu kurutulmuş et konservesini tanımamalarından ileri geliyordu. yk. Gök-Türkler'de.an müsâdefe edilir. Merkez orduları. her zaman savaşa hazır kumandanlardı. Yukarıda. Casusluk yapmadıktan müddetçe elçilere dokunulmazdı.dÛrÛ1Ör" mal. diğer bütün yerleşik ve orman kavimlerd ekinden en büyük farkı "ücretli" olmayışı ve daimi I iğ i idi. seyyah.). Çtoffiefln. Ele geçirilen soyguncu. en tesirli silâhlan He donatılan Türk ordularında (Meselâ. 447 Balkan seferleri bu yüzden yapılmıştı) iki yüzlülüğü Türk-şad tarafından elçilerinin yüzlerine vurulmuştu (yk. Kurnanlar'da. 10'lara ayrılmış ve başlarına ayrı-ayrı kumandanlar tâyin edilmişti. halkı isyana kışkırtan Bizanslıların memlekete girmesini yasaklamış ve bunu.l. "Dağınık Türkleri" toplamak işi. Türk devlet başkanının vazife* leri arasında gördüğümüz 'dağınık Türkleri* toplamak esasına dayanıyordu. Batı Hunlarında Onegesius = On-ügez. kaç. salahiyetli bir başbuğun sorumluluğu altında (meselâ. En büyük askeri birlik 10 bin kişilik kuvvet idi. Türkler antlaşmalarında. oyuncu kisvesi altında. Çünkü o. Kapagan tarafından bu mevkiinden uzaklaştırıldığı yıllarda (705-716) yüksek devlet mahkemesi üyeliği yapmıştı. Şüpheli hareketleri görülen yabancı temsilciler hapse atılır veya ülkenin uzak bir yerinde. görüldüğü gibi. Asya Hunları. eski TÛrKler'de yargı usul ve şekilleri hakkında bilgimiz pek azdır. "and içme" töreni ile takviye ettikleri de olurdu.) ve Bizans'ın Batı Hun imparatorlusunda kesif casusluk faaliyeti görülmüştür. Fakat bazan bunu. Çeşitli . Türk tesirîndeki yabancı ordularda da görülen bu 10'lu teşkilât ilk olarak Asya Hun İmparatoru Mo-tun devrinde tesbit edilmektedir.rma ""^ !ü!. hıristiyanların ve musevilerin. 209-174) bu gayeye ulaşıldığı anlaşılıyor. aş.Ö. suçlar oldukça şiddeti. Türk halkı arasında yaygın Olup. ÜSİSm? T* S'Z Ö. Büyük Kağan Kapagan (692-716)'ın ana siyaset çizgisinden biri bu idi. Bu birliğe Tabgaçlar. Gök-Türk "aygucı" sı meşhur Tonyukuk. henüz yakın-doğu ve Avrupa istikametinde göç etmemiş olan Türkleri. İslâm kaynaklarının belirttiğine göre. Bizans. Barış zamanında başkasına kılıç çekmenin cezası da ölümdü. umumiyetle söz vermekle iktifa ederlerdi. Yazılan yazılara tan-hu'nun veya hâkan'ın resmî mühürü basrlırdr. Tonyukuk. Ir^SL^neLaft9ir SUÇar?n 8ây. "âdete çağdaş denebilecek bir siyâö kavrayışa sahip bulunuyordu". yine de kalabalık olduğu muhakkaktı. Tümenler 1000'lere 100'lere. Çinliler Türk devletini çökertmek için bilhassa Türk hükümdar ailesi üyelerinin ve idarecilerin aralarını açarak birbirlerine düşürmeğe büyük ehemmiyet vermişlerdir. Türkler yiyecek ihtiyaçlarını et konservesi ile karşılıyorlardı Konserve et. barış devrelerinde. biri hükümdarın başkanlığında yüksek devlet mahkemesi. yabancı kaynaklarda mübalağalı rakamlar verilmekle beraber. Yukarıda kuvvetli hukukî cephesini belirttiğimiz eski Türk siyâsiî teşekküllerinde herhalde bilemediğimiz teferruatlı bir adliye cihazı mevcut bulunuyordu. Hun topraklarında tacir. Türk ordusunun. meselâ imparator Rua. karşılıklı dayanışmayı. Yabancı kaynaklarda rastlanan dağınık haberlere göre. Türkler at sayesinde sür'affi ve seri manevrş kabiliyetine sahip olduklan içto uzaktan savaşı tercih ederlerdi. İktisat). on-başılardan tümen basılarına doğru belirli bîr kumanda zincirinde birbirine bağlanması. Türk siyâsetinin dış cephesi şüphesiz devletin bekasını sağlamağa ve bu bakımdan öncelikle ticari münasebetleri tanzime yöneltilmişti (bk.ailesi efradınırf hM-yetlerı kıskanır*. biri de Islavlar'ın ve diğerlerinin dâvalarına bakardı. f-Ordu: Bozkır Türk devletlerinde hemen her Türk muharip durumunda olduğundan ve askerliğe hususî meslek gözü île bakılmadığından. öteki de "yargucı" lar ve maiyetlerinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. ikamete memur edilircS. bk. tekniğine göre. esas karakteri şüphesiz "askerî" olan eski Türk devletini kabllevî (tribal) kalıptan kurtanyor ve hiç olmazsa devletin sahibi bulunan unsuru. 2. Gök-Türkler ve Uygurlar'da "tümen" adı veriliyordu. Bilindiği üzere GökTürk hâkimiyetinin çökmesi üzerine Türkler bir kere daha etrafa yayılmışlardır. Mamafih Türkler zamarap müşkil şartları içinde dahi yiyecek ve malzeme ikmâllerini kolayca yapmak çarelerir&buimuş-lardt. Bu. Utin. ortak gayeler etrafında birleştiriyordu.

Piğer bir sürek avında 700 ii (aş. 214) meşhur Çin şeddi maksada kâfi gelmeyince.icR. mızrak. imtiyazsızla. Bu suretle sağlamlığını ve kudretini koruyan Türk orduları yabancılar tarafından ilk taklit edilen Bozkır müessesesi olmuştur. atların renklerine göre. 641)'un Tactica" adlı eserinde. Ruslar daha Kiyef knezliği devrinden itibaren Hazar. pantalon ve Hun başlığı ile çizme Çin'e girdi. Marcellinus) bu akıcılık Türk ordularının en büyük avantajı idi. pusu kurulan mahalle kadar çekmek. bizzat imparatorlar tarafından bu hususta eserler de yazılmıştı. 1206'da "han" ilânını müteakip devletini teşkilâtlandırırken. Balkan Islavları. önce ordusunu Türk usulünde düzenlemiş.206 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 207 yayları var*.). Yakın muharebede kargı. aldıkları emri icrada kendi insiyatiflerini kullanmakta tam serbestlik içinde mütemadiyen dağılırlar.A. Türk (Macar)'lerin silâhları. kalkan ve kılıç kullanan Türkler. Bulgar. cesareti ve askerî bakımdan kifâyetl yanında tedbiri*. yivli veya çengelli temrenler (ok-uçlan) kullanan Türkler iyi kement atmasını da Mirlerdi. Cengiz Han da. cirit. g . Devlet başkanının. At yarışlan. Töre sınırlamaları ile şahıs hak ve topluluk menfaatlerinin çatışmasını önleyerek sosyal düzeni yürütebilmek yüksek idare kabiliyeti istiyen bir-t*usustu.0. Çin yıllığı Shi-ki'de. Bu surette ceket. Düz. İşte bu esas üzerine kurulu Bozkır muharebe usulünün iki mühim hususiyeti vardı: Sahte ric'at ve pusu. askerî karakter. Bozkır savaş şeklini bilmeyenlere 'nizamsız ve telaşlı1 gibi görünen (Mesl. savaş usulleri tanıtılmakta ve Bizans ordusunda İslâhat lüzumu belitilmektedir. Kadınların da iştirak ettikleri çeşitli top oyunları (futbol. ok atmak herkesin tabii meşgaleler den idi. Ayrıca türlü bayraklar vardı."Turan Taktiği" Okçu süvarilerden kurulu Türk savaş birlikleri at dolayisiyle sağladıkları sürat sayesinde. hem teçhizat yönlerinden Türk tarzında askeri güçlerini meydana getirmişlerdi. 1396 Niğbolu. yüzyıl boyunca ordularını Tûrkler'inkine uydurmağa çalıştılar. Hun usûlünde 163 bin kişilik bir ordu hazırlamayı başardığı gibi. yani eski deyimle **»törrf olması da gerekiyordu. Lâtin yazarı -IV. Peçenek. Şi-huang-ti zamanında İte general Mung-t'ien de 300 bin kişiyi Hun usulünde yetiştirerek Türkler'e karşı mukavemete girişti.62 yılında Hun hükümdarının idaresinde tertiplenen böyle bir sürek avma 100 bin süvari katılmıştı. orduda ıslahat hızlandırıldı. Türk yurdunun kadîm adından dolayı Turan taktiği" denilmektedir. 20 sene uğraşarak. onbaşısından tömen beğîne kadar kendi kabilesi ^Manghol = Moğol) noyan'larmdan ve nö-kör'lerinden tâyin ettiği 10'lu sistem üzere büyük ve disiplinli ordusunu kurmuştur. yk. Türk ülkelerinde umumiyetle daima yeni şartlara göre düzenlenen törenin fam olarak yürürlükte tutulması. Bunlar arasında da. Türkler kazandıkları büyük savaşların çoğunda bu taktik'i tatbik etmişlerdi (Hattâ daha sonraki çağlarda bile: 1040 Dandanakan. O zamanlardan itibaren yay Roma askerlerinin baş silâhı oldu (İngiltere'nin Wales bölgesinde bulunan Romalılar'ın Hun tarzında yay imalâthanesi). sıkı saflar teşkil eden. mücadele azmtoi kesinleştirirdi. 700 yılına doğru Mauriacus tarafından yazılan "Strategikon" adlı eserde. oralardan her tarafa yayılmıştır. Fertlerltafe*skerlik havası içinde yetiştiren bozkır. Üzengi de Avrupada ilk defa Avarlar'da görülmüştür. 201'de Çin İmparatoru Kao-ti'yi kuşatan Mo-tun'un savaş nizamı böyle idi). asır 2. pantolon da ilk defa Batıda göründü ve sonra yayıldı. anoak huzur bozucu uygulamaların ortadan kaldırılması şekBnde tecelli ediyordu. 1071 Malazgirt. En yaygın Türk bayrağı tuğ (başında bir demet yaban sığın kuyruğunun dalgalandığı ve ipek kumaş parçasının asılı bulunduğu sırık bayrak) idi. aynı zamanda savaş hazırlığı vasfında olan. Savaş meydanlarında süvariler. güreş. Türk süvariliği ve tedûzatı en çok tesirini Bizans'da gösterdi. Türk akınlarına karşı imparator Şi* huang-ti'nin inşa ve ikmâl ettirdiği (M. gülle atma. Çin kaynaklarına göre M. Atlı birlikler teşkili yolu ile Türk silâhtan. (Türk ordularının 'fırtına sür'ati" M. Sürek avları da orada görülmeğe başladı ve bu ıslâhat ve taklitler Göktürkler çağında da devam etti.ö. Fakat Türklerin en mühim sporu avcılıktı. Buraya kadar ana çizgileri ile görüldü ki: özel mülkiyet. Türk birlikleri savaşın ve muharebe sahasının icaplarına göre. Bu son derecede güç bir işti. ağır hareketli ve kütle savaşı yapan yabancı ordular karşısında daima üstünlük sağlamakta idiler. 350 kilometre) İlk bir çevre kuşatılmıştı. Tatbikatta bu. Orada yalnız taklit ile kalınmamış. doğancılık (yntöol kuşlarla avlanma) vb. Çin'de Turan taktiğini İli tat-bik eden de general Ho k'ü-ping (ölm. Romalılar gömlek giymesini de o sırada Türkler'den öğrenmişlerdi. birliklerine göre değişen renklerde bayraklar taşırlardı. Tuna Bulgarları aracılığı ile hem eğitim. Yâni kaçıyor gibi geri çekilerek düşmanı çenbere almak üzere. Bu savaş usulüne. diğer imparator Leon Phylosophos (ölm. Avar. Türk halkına bu sürekli basanları sağlayan başlıca hususlardan biri. A. Törecin hâkim bulunmadığı yerde Türk . süngü. Peçenek ve Kuman tesirinde. Türkler dörtnala giden at üzerinde dört istikamette ok atmakta mahir idiler. Bunlardan gerilmesi en göç. gördüğümüz gibi. golf ve polo'ya benzer nevileri) Hunlar'dan beri Türkler arasında oynaft> makta olup Gök-Türkler çağında Çin'e de yayılmıştı. Altaylar'da çok eskiden beri bilinen kayakçılık. İrin bütünlüğünü korumak için zarurî kanun mevzuatının. Bunun dört kozmik cihetle ilgili olduğu ileri sürülmüştür. 912)'un yine "Tactica" adını taşıyan kitabında Gök-Türk. hükümranlık karizmaya dayanmakla birlikte töre hükümlerinde Ifacfes'ıni bulan zımnî anlaşma (kanunî meşruiyet). (M. yâni rütbe hiyerarşisi yerine kabile ünitesi ve hizmetin çeşidine göre kuvvet mevcudu değişen eski Moğol âdetini terk ederek. birleşirlerdi. Ordusunda Türk usulüne göre geniş İslâhat yapan İmparator Herakleios (ölm. yansı. 115) idi. Huniahn yaptığı ve ilk defa MWun amanmda kullanıldığı »ren »slıklı (veya vızıldayan) oklar en korkunç olanı idi. Romalılar da 5. bozkır Türk süvari elbisesi olan ceket. besicilik ve imperium Bozkır devletinin özellikleridir. belirli kanatlarda mevki alıyorlardı. Bizans tarihçisi Priskos ve Ermeni tarihçisi Urfalı Mateos'da belirtilmiştir). daimi spor hareketleri. serbest çalışma. fakat vuruculuğu en fazla olanı #ft kavisli ve reflexif yaylardı. Ata binmek. Marcellinus. teçhizatı. ihtiyatlı ve iteri görüşü.Ö. gelişmiş hürriyet eğilimi ile bir ahenk içinde tutulmasını sağlamaktı. Bilhassa binlerce vahşi ve zararlı hayvanım Mâfı ile sonuçlanan W rek avları gerçek bir savaş manevrası mâhiyetini taşıyordu. 1526 Mohaç vb. bazı araştmcılara göre. *rt|«atortuk durumunda ise cemiyette halkı tedirgin etmiyen sosyal ve kültürel alışkanlıkların muhafaza editorek.Ö. Oklar da çeşitli idi. Bu devlette en mühim mesele. önce Chou kiralının enerjik kumandanı Li-mu.

yabancı ülkelerde de karşılaştıkları sosyal ve iktisadî güçlükleri yenerek.arak onun ve SS £S FİS* 'nanÇ ° tamam W™» hukukî cepheleri de vardır W.. ailede "ana hukuku* nun hâkim olduğu. Bizans'da. yurt'u şahsî mülk sayarak bölüşme değil. totemcilikte ruh'un ölmezliğine inanılmadığı halde. DLT) geçmemektedir. Nihayet klan. mazisi karanlıklara karışmış eski bir hâtıranın canlandırılması ile ilgilidir.ra. çok yükseklerde uçan kartal'ın aym zamanda avcı kuşlar türünde bulunması. Türkler'de her ferdin. Türk devleti'ndeki. CâmfĞt. yağmur suyu vb. Türk ailesi p«oQta K«U« tüH * »»d». Meselâ rivayetlerde zikr edilen has isimler. bilgelik'in Türk idarecilerinden istenen başlıca şart olduğunu gösterir. Yukarıda bahs ettiğimiz töz (tös) ler de. SİStemİ . İslav devletlerinde. "Ongon" tâbirine gelince. her ailenin ayn adı vardır. ayrıca yalnız hayvanlar değil. halk ile işbirliği hâlinde topluluk menfaatlerini koruma prensibinden ibaret bu "bilgelik" kavramında aranmalıdır.Ö. "Ongon* «özünün kökü ong Türkçe olsa btle. "Türkler'de devlet toprakları hükümdar ailesinin ortak malıdır" şeklindeki kanaatin yanlışlığını da ortaya koyar. açıklamağa çalıştığımız ülke kavramı ve meşruiyet telâkkisi (kut) karşısında. ak ve ortaçağlardan iübaren çok yaygın görünen (eski doğu kavimlerinde. Yakutlar'da tangara'lar) vb.n mevcut olduğuna dair gerÇünkÜ totemcilik sadece bir h a?a t^ . Eski Türkler'de "kurt-ata" nın yaşadığı yer kabul edilen mağarada belirli törenler tertiplemek geleneği.ik inancın. klanları birbirinden ayıran ve onları karşı karşıya koyan totemcilik anlayışına aykırı düşmektedir. Başarının sırrı. Kurbue 4-Din Bozkır Tüık halkının. Kül-Tegın'in bütünde serpuşun ân tarafında kanatlan açık bir kartal kabartması yapılmıştır. aynı zamanda. Bu tarz.arak /^fa^ı^!^^ ^f ° itmektedir.asır)'riîn Şecere-i Terâkime'sınöe. Türkler uzun bir tarihî hayatın tecrübeleri ile kazandıkları bu siyasî terbiye sayesinde.na) . hepsi yabancıda Kuday. Batı devletlerinde) ve doğu menşeli olduğu kabul edilen. Reşîd'üd-din. To£md klanda 'asak* SSSM^ÜH. bunun temelinde din! bir tasavvur keşf etmek müşküldür. hâkimiyetin timsali karların Türk asıldan geldiği ileri sürülmüştür. Ancak bu durum eski Türk içtimaî hayatında dinin mevcut olmadığı gibi bir garip mânaya alınmamalıdır. Moğol tesirinden önceki devirlerde aynı Oğuz boylan listesini veren Kâşgarfı Mahmud'un eserinde (burada Reşid'üddin'deki damgalar aynen mevcut olduğu hâlde) yoktur. yerleşik kültürdekilerde.arken' her dört kabile f e bir ku«u TongonS Ünden. Cami ût-Tavarih adlı eserinde (14. aslında "asalak" ekonomiye bağlı. çeşitli dinlerden geien. çöl ve orman kavimlerinde görünenin eksine olarak. sistemin yaşaması için bu şartların olması icap eder. b. hanedan mensuplarının çeşftfl bölgelere tâyinleri.İşaret edilen prensip. Gerçekten bilhassa Yakutlarla Altayhfeır daha ufcun zamandan beri bu inanca bağlı görünmektedir. totem olabilir. eski Türkler'de "kartal" inancının mühim bir yer tuttuğu anlaşılıyor. a . ^Hİ?İ?«İ ?L l^TÖrk.Samanlık Meselesi: Bozkırlar sahasındaki dinî inançların Samanlığa bağlanması âdet hâline gelmiştir. Ancak buralarda dünyanın ve insanın yaratılışı île ilgili rivayetlerden hiçbiri Türkler'in kendi düşünce mahsuHeri olmayıp.frde t0temci. Türkler'de kurt'un saygı görmesi ise. kütleleri memnun edici siyasî teşkilâtlar kurmağa muvaffak olmuşlardır. yabam» kütleler birer cemiyet bütünü hâlinde tekrar ortaya çıkıyorlardı. Totemcilikte. "totem* telâkkisi İçinde yaşıyan bir topluluk İdi.TaûMPrte Oğuz boylerinin "ongon" lan olarak gösterilen kuşlar da. Uygurca muinler.Totemcilik Meselesi: Eski TüıMer'de totemciliğin var olduğu ileri sürülmüş delil olarak da kurt'un ata tanınması. bu hayvana karşı saygı duyulması başta olmak üzere 19 yüzyılın 2 ya rısında Orta Asya Türkleri arasında tesbit edilen "ata" larla ilgili ve totemcilikteki şur. "altun put". t0tem mânas. 2. Gök-Türkler'de keçe den kesı^Jann tasvirleri).tesirierin bfr-birlerine karışmasından meydana çıkmış bir tasavvurlar örgüsüdür. tipik Moğol devlet anlayışıdır ki. birkaçı dışında. bunda Moğol tesirini sezmek mümkündür. Türk bozkır siyâset anlayışındaki.ay?an. min kutlu saydığı bir hayvan mevcuttur.*^?to akrabal'ğl .nga yi andıran put-fetişler (Altayülar'da töz'ler. diğer taraftan ll-hâkanlıkların çöküş anlarında.bin başları olarak tarihlenen Kurat kurganı içinde bir kartal pençesine rastlanmış.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 209 ll'i dağılıyor.nttfç bîrinde (Kitabeler. Reşîd*öl-dîrîden faydalanıldığı malumdur. gösterilmiştir (Asya Hunları'nda totemcilik izleri. Klanda her fert totemin adını taşır. Çünkü bir orman kavmi olan Moğollar. ona bir kutsallık izafesine sebep teşkil elmiş olabilir ve belki de bu sebepten. Orta Asya'da M. Türk ile Moğol'u birbirinden ayırmayan bazı araştırıcılar tarafından Türkler'e yakıştırılmış ve yaygınlaşmıştır. meselâ bir taş parçası. kendi geleneklerine dokunulmayan. Bununla beraber. Totemcilikte "ana hukuku" câri iken. Bugünkü çeşitli Asya Türk topluluklarında da kartalın mühim yeri dikkat çekicidir. Yazıcıoğfu (1&asff)'nun Târlh-Î âl-i SelçuKun da. Türkler arasında mühim rol oynamadığını belirtmiştik. Türk İrinde başarıya ulaşan Türk hükümdarlarına devlet adamı ve hattâ hâtun'lara "bilge" sıfatının verilmesi. 100 binlerce baş sürülerin otladığı bozkırların korkulu hayvanı olmasından ileri geldiği düşünülebilir ki. asır ntS^^^J^** S. Kurt efsanesinin toplayıcı bir vasfa sahip bulunması. aynı zamanda. yansında Orta Asya Türkleri arasında yapılan araştırmalar neticesinde iyice yerleşmiştir. kâinatı bile ruhlar dünyası olarak biten eski Türkler'de dinî inancın temellerinden birini ruh'un ebedîliği teşkil eder ve bu sebepte ataların ruhlarına adaklar adanır. kurbanlar kesilir. ataların timsalleridir. kurt'un vücudu ile değil. sosyal muhteva bakımından daha ziyâde siyâsî karakterde bir topluluk teşkil ettiğini ve din adamlarının. Yuvasını yalçın kayalar üzerine yapan. (Ongonicuşfarın yer aldığı Ebû'l-Gazî {17. Eski Türk mancırenşamanhk olduğu kanaati geçen asrın 2. tâbir olarak "ongon" Türkçe değildir ve gerçekten de Moğollar'dan önceki Türk diFFvesikaların. "Hakîm" tâbiri eski Türkçe'nin köklü kelimelerinden olan "bilge" sözü ile karşılanmıştır. idarî sorumluluğu ortaklaşa yüklenme olarak kabul edilmek icap eder.

insanların dert ve dileklerini arzet-mek üzere gökteki ve yer altındaki tanrıların yanına giderek aracılık yapabilmesi böyle mümkün olmaktadır. kartal inancınm. ölöm veya bir talihsizlik bahis konusu olmadığı veya bir kurban töreninde her hangi bir "extase" tekniğinin (göğe veya yeraltına seyahat) yer almadığı hallerde şaman'a iş dOşmez{Şamanlık dörTy&râh her yerinde. göklere yükselmek veya yer altına inmek ve oralarda gezip dolaşmak üzere. civara kayın ağaçları dikilirdi ki. Tabgaçlar'da da ilk ve sonbaharlarda atalara kurban sunulur. $ÇF . yine ona göre. bunun menşei yakın komşuları olan RıtUgorlar'da aranmalıdır). orman. Ruhun vasrtasız olarak mtldahale etmediği hastalık (ruhun kaybolması). Mangdaşire. demir. Avrupa Hunlarf nda. vb. Tabiat ruhlarına Gök. tamu=cehennem).tanrılar1a İrtibat kurması mevzuunda. Türkler ateşe de tazim etmekte idfter. Körmüs. ancak bölge sonraları. Din tarihçilerine göre. kılıç. Kitabelerde yalnız iki yer-su'nun adı zikredilmiştir: "ıdux Ötükân" ve Tamıg ıduq baş". Hun-lar. samanlığı kısaca "extase" (vecd vs istiğrak) tekniği diye tarif eder. birçok törenlere. Ayrıca güneş. bedeninden ayrıldığını his eden bir "trans" (aşkın) ustasıdır. Âdem. belki eski Türk telâkkilerinden bazı kırıntıların da katıldığı. bazı tâbirler (meal. aksine. zira Türkler'de toprak tarmgaai yoktur. Iran. Bu tâbir "yer-euv" şeklile Uyguriar'da da vardı. dinler tarihinde ve din etnolojisinde görülen çeşitli "extase" hallerinin hepsi de şamanist "extase"a dahil değildir. Yunan. ölülerin isteklerini yerine getirerek zararlarım önlemesi. Eliade. Fakat bunun yalnız Gök-Türkler zamanında ve hattâ sadece Batı Gök . vadi. Bu törenlere "yoğ" deniyordu. Mamafih bu dıştan tesir yalnız eski Türk dinine mahsus değildir. Moğollar zamanında böyle itibar edilmiş olabilîrK ciğeri d& kutsal Tamıg (Tamir suyunun^ kaynağıdtf/^sB Türk kül türünde bütün yer-su'lar maddî değil (Kimekler'in nehirlere "secde" ettiklerine dair GardteTnin kaydı. iran Mazdeizmi'nin (Zerdüşflüğün) tesiri olup henüz Türkler arasında yayılmış değildi. Burhan. birleşmeler. fenalık getiren olmak üzere iki grupa ayrılıyordu. Uygurlar teşebbüslerinin isabetini ayın ve yıldızların hareketleri ile • kontrol ederlerdi. Hükümdar tan-hu. çeşitli topluluklarda değişik şekilde ehemmiyet taşırlar (bu inançların Animizm = ruhçuluk ve Natu-rizm = tabiatçılık olarak izah tecrübeleri vardır). gündüz güneşe. Matmas vb. bu. kulak bıçakla çizilerek kan akıtılır. tapınak makamındaki "taş-ev" içinde kesilen kurbandan sonra. Ruhlar iyi-kötü. bilindiği gibi "kağanlık" merkezi (bu nun Moğol toprak tanrıçası Âtügân ile bir ilgisi olmamak gerekir. eğer doğru «e. Bunlar aynı zamanda birer ruh idiler. diğer umumî diriî-sıhrî itîkadlann temsilleri ölçüsünde şÜmuBÜ değildir. •insan ruhunun mütehassısı" olarak halk kültesinin maneviyatına nezaret eder. Göktürkler.kaya. Hun hükümdarının dünya hâkimiyetine alâmet sayılmıştı. kendileri ile ilgili mitolojiler teşekkül etmemiştir. Yahûdî efsaneleri ile.Türk çağında.210 ____TÜRK DÜNYAM EL KİTABI TÜRK TARİHİ ait tan. Samanlık frıancı üzerinde en derin araştırmayı yapmış olan M. yavaş yavaş gelişerek. Türkçe din adamı manasındaki "kam" ile "şaman^fcıflmaslnin aynı olduğu yolundaki eski bir iddia da. ruhun gezip dolaşması. âdeta bir din sağlamlığı kazanmıştır. deniz. demirciliğin ve at kurbanını "şa-manüe^asıf kazanmasında dikkati çekmiştir. Yakut şamanlığındaki ası) tasavvuru. Asya Hunları ilkbaharda (Mayıs ayında) Lung-çu bölgesinde ve sonbaharda atalara. ayrıca yemek verilirdi. bütün bir maneviyat âlemini belirir bir kadro içine almayı başararak. Bizans kaynaklarının kayıtlarına göre. sıhrî dinî hayat samanlıktan ibaret olmadığından. ölü çadırın etrafında sür'atli atlarla dolaşılır. ölüm hâlinde yas törenleri yapılır. Fizikî çevrede görülen tabiat arıza ve hâdiselerinin böyle telâkki edilmesi ("Halk dinleri") eski Yunan ve Roma dahil bütün eski kavimlerde umumidir.Havva ve yasak meyve hikâyesini andıranmotifler. gök gürültüsü. Moğol devrinde peydalanan bir takım hikâyelerin birbiri içine girmesinden teşekkül etmiş olduğu için bunlardan Altay. Mütehassıslarınca belirtildiği üzere. Şaman.yâni iyilik seven. yüz. kendi hususî usulleri vasıtası ile kazandığı "extase" hali içinde. her dinde bu nev'iden tesirler. Ancak Türk inancı ile samanlık arasında hayret edilecek bir İntibak hâsıl olmuş ve bu bilhassa Tûrkler'deki atalar kültünün. kendisi ruhları hükmü altına alarak ölülerle. bunlardan kutlu ormanlar meydana gelirdi. Bozkır Türkleri'nin dinini şu üç noktada toplamak mümkündür: c-Tabiat Kuvvetlerine İnanma: Eski Türkler tabiatte bir takım gizli kuvvetlerin varlığına inanıyorlardı: Dağ. Gök-Türkler kurt-ata mağarasının önünde tanrılara kurban takdim ederlerdi. Fakat fonksiyonu. su kaynağı. yenilenmeler görülmektedir. Bu ilgMıvar olabileceği intibaını uyandıran. manevî kuvvet olarak tasavur edildiklerinden. ağaç. Görülüyor ki. tepe. bütün orta ve kuzey Asya topluluklarında dinî faaliyetlerin hepsinde icracı" durumunda olmadığı. her sihirbazın da "şaman" sayılmadığını ve samanlıkta hastalara şifa vericilik esas unsurlardan olmakla beraber. eski çağlarffr bütün kavimleri ile îpfftiöî topluluklarda mevcut bulunmuş ve orta ve kuzey Asya Türk ülkelerine sonradan Asya'nın güney bölgelerinden gelmiştir). Hastalanan (ruhları çalınan) kimselere şifa vermesi. Bu esnada bir âlet durumuna düşmekten uzak. şimşek gibi tanrılar tasavvur edilmiştir. ruhunun. ırmak. ay.bîzzat "şaman" tâblrinfrT fc*%ifnd-lran dilinde keşf edilmesi ile geçerliliğini kaybetmiştir. tufan rivayetleri de hep böyledir. Erkek tanrılar yanında birde "Umay" denilen bir tanrıça vardı. şeytanlarla. cin ve perilerle irtibat kurmağa muvaffak olur. yıldız. çoktan kaybolmuş "savaş tanrısı" nın kılıcı bulunarak Atilla'ya teslim edilmiş ve bu. yâni şaman Türk'ün dinî düşüncesini bulup çıkarmak hemen hemen imkânsız görünmektedir. her "medecinman" in "samanlıkla vasıflandırılamıyacağını belirttikten sonra. dinden ziyade bir sihir karakteri ortaya koyan ve esasen bir bozkır inanç sistemi olmayan samanlığın tarihi Türk topluluklarında görülen ve aşağıda bahis konusu edeceğim^ Tanrı ve "yer-su" inançları Ue bir İlgisi mevcut değildir. hattâ her aile reisinin bu işi yapabildiğini. Bunlardan ilki. ayrıca. bu Orta Asya dinî gelenekleri başta Buddhizm olmak üzere Hind. yıldırım. gece tolun aya tazim ederdi. ona yeni unsur- lar ekliyerek. kıyamet. kırda ise. meselâ Tanrı'ya kurbanlar sunuluşunda samanların katılmadığı. Bununla beraber. hatta hayat tara üzerindeki tesirlerine göre bu ruhlar ve tanrılar. saç-baş dağıtılır. herşeyden önce. Esasen samanlığın en büyük hususi-ygjtıûfuz ettiği bölge halkının ruh âlemine bürünme kabiliyetidir?"Bctase1. tabiat tanrılarına kurbanlar keserlerdi. Maytere. kitabelerde görüldüğü gibi. YOHRJ "Jrtr* sub")lar deniyordu. Yer-su'lar kutsal ("ıduk") sayılıyorlardı.Türk bölümünde görülmesinden anlaşılıyor ki. eski Türk topluluğunun tabi-ate atf ettiği gizli kuvvetleri istismar etmiş. Bu hususiyetleri ile iptidaî topluluk üzerinde korku ve saygı uyandıran şaman.

Atalara ait hatıraların kutlu sayılması. Fakat Tam biliyor". bazan tam techizatlı atları. daha geç devirlerde Türkler arasında yayılan iptidaî samanlık eski Türk Gök-Tanrı telâkkisine dokunamamıştır. Diğer taraftan Atilla'nın ölümü ite ilgili olarak Jordanes'in . insanın ömrü uzun olur. :&nun sosyal ve iktisadî şartlardölayısiyle. yk. bu yazanh mensup olduğu sanılan Vizigotlar'da asırlardan beri mevcut insan kurbanı motifinin tekrarı gibi görünmektedir. I Ne kadar dikkate değer kî. "insan kurbanı" m açıkça kaydetmediği gibi.ö. tam iktidar sahibi idi. Yukarıda söylendiği gibi. Ölüm de onun iradesi ne bağlıdır: can veren Tanrı. efeniz tanrıçası da yoktur. kaynak. Gök-Tanrı İtikadının esaslarını başta Orhun kitabeleri olmak üzere. keza Bulgar hakanı Kurum için benzer bir kayıt. çünkü. Türkler însan kurban etmedikleri gtol. çoban ve hayvan besleyici topluluklara mahsus bulunduğu. Eski Türkler arasında insan kurban edildiği intibaını uyandıracak bazı kayıtların. Türk kültürü telâkkilerinin dışında kalan bir keyfiyettir. rivayetindeki mesele ile alâkalı hususlar da tamamiyle başka topluluklardan aktarılarak Türk'e mâl edilmiş durumdadır. Esasen ilgili kafa tası kültü bir güney kültürü mahsulü olup ("tantrisme") Asya kavimleri arasında Moğollar jçin Btipik"tir. M. İnsan diz çökerek Tanrı'ya yalvarır. hak) Tanrı'dır. iradesine uymıyanı cezalandıran Tanrı bağışladığı kut ve ülüg (kıymet)ü lâyık olmayanlardan geri alır. atalara saygı. eğer gerçekten mevcut ise. En makbul kurban olan at iskeletine bozkır-Türk kavimlerine âit mezarlarda çok sık rastlanır. kadınların mücevherleri ile birlikte gömülmesi idi.Atalar Kültü: Ölmüş büyüklere tazim. çok kere "Gök-Tanrı" adı ile anılıyordu. Atffla'yı gömenlerin. *ltun kaplattığı Yüe^çl hükümdarının kafa tasmı içki kabı olarak kullandığı rivayeti.bu mânaya alınabilmesinde ancak zorlama yoluna gidilmek gerektiği anlaşılıyor. Eliade'ye göre "orta ve kuzey Asya toplulukları için karakteristik bir sistem olan" Gök-Tanrı. eski Türk ve sikalarından az çok tesbit etmek mümkün oluyor. Türkler'e onun tarafından verilmiştir. Türk mezarlar™ yapılan tecavüzlerin ağır şekilde oezalandınlmasından anlaşılıyor. Onlar bunu unuttu. iyi bir araştırma sonucunda.. Gök-Tanrı telâkkisinin. kut isterse verir. mesele tamamen siyâstf okjp dinî mahiyfette frisan kurban" etme düşüncesine dayanmıyordu. Eski Türkler'de kurban olarak hayvan kesilirdi. Savaşlarda onun iradesi üzerine zafere ulaşılır.212 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 213 9. Slâvlar'da ve Uzakdoğu kavimlerinde) Türkler'de böyle âdetlerin görülmemesi dikkat çekicidir. Türk tarihinde bu hususta inanılır değerde gibi görünen tek haber.Gök-Tanrı Dini: ■ Bozkır Türk topluluğunun asıl dini bu idi. deveden buğra. Halbuki.. d . Ulu Tanrı şafak söktürür (tan üntürü). Asya Hurdan ilk baharda (18 Mayıs) atalarının ruhtenna kurban sunarlardı. Böylece öteki dünyada rahat yaşamalarının sağlandığı düşünülüyordu. atalar kültüne sahip diğer kavimlerde bu inanç. Altaylar'da Pazınk mevkiinde)." (Irk-bitig). bir Çinli generalin "kurban" edilmesidir. Ulu Tanrı bahis konusu olduğu zaman samanlığın âdeta 'sırıttığını' söyleyen M. onu isteğine göre gelir alır ("Küi-Tegin vâdesi gelince öldü. hakan ve umumiyetle Hazarlar hakkında gerçeklerle bağdaşması müşkül diğer haberlerin çoğu gibi. R. bu âdetin Hun imparatorluğunda yaşayan zümrelerden hangisine ait olduğu da tasrih edilmiş değildir. Çin yıllıklarındaki ölünün "yakınları tarafından takip edilmesi" İbaresi tefsir yolu ile bu neticeye ulaştırılmak istenmiştir.Qök-Tann'nın izi olan Yakut Tangar% Kayra Han'ı ile şaman fazla meşgul olmamaktadır. Balkan seferinin bîr sebebi de Hun hükümdar ailesi kabirlerinin Bizans'ın Margus piskoposu tarafından açılarak soyulması idi. Demek kî. eskf orta ve kuzey Asya kavimlerinde bulunabileceği hakkındaki düşürteeter Türkler yönümden tarihî kayıtlarla kesinleşiyor. Soğd'da). 79 yılında benzer bfr tecavüz hâdisesi tan-hu*yu Moğol O-huan'iara karşı savaşa zorlamıştı. Aynı zamanda "semavî" mâhiyeti haiz olup.kütle hâlinde iösanlarm öldürüldüğü hakkındaki haberi de. zira eski Türkler'de geyik mm Ural menşeli olduktan başka. Hind-lranlılar'da ve Çin'de mevcut (îtin devleti zamanında) bir âdetin tekrarlandığını göstermektedir. Ibn Fadlan'ın.. Tonyukuk kitabesinde çok zikre dilen Tângri bazan Türk tângrisi" şekliyle o çağlarda "millî bir Tanrı olarak görün mektedir: Gök-Türkler'in bir "hakanlık" kurması onun isteği île olmuştur.kuzgunun niyazı bile Tanrı ya ulaşır. doğrudan doğruya "bütün Türkier'in ana kültü" durumundadır. Türkler gibi. Eski Yunan'da . attan aygır").. Barthold'un "Gök-Türkler'de düşman orduları kumandanlarının kurban edildikleri* yolundaki acele tefsirinin yersizliği anlaşılır. toprakla ilgisi olmadığı için. Hakan. mezarın yeri bilinmemesi için öldürülüp gömüldükleri hususu ise. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır" Kitabeler). Yaratıcı. baba hâkimiyetinin inanç sahasındaki belirtisi olarak görülmektedir. kıymetli eşyası. Hunlar'a sığınmış olan w yurdundan kaçması Çin hükümeti bakımından teh* İlkeli sayılan bu kumandan gizli vazifeli bir Çinli wu (rahip) tan-hu'nun teşviki ile öldürülmüştü. atlar çoğalır. EHade'ye gör %. Orhun kNftbelerMİfrJark kozmogonisini tek cümle için- . Moğollar1! ve Bizanslılar'ı bu hırsızlık teşebbüslerine sevk eden sebep eski Türkler'de ölülerin silâhları. Kırılanları birleştirir* yırtılanları birbirine ular. Bulgarlar hristiyanların (Bizanslılar'ın) iyiliği için çok çalıştılar. bitkiyi canlandırır. Türk'ün ve umumi yetle insanların hayatına Tanrı vasıtasız müdahale eder. avcı. Bütün bu mülâhazalardan sonra W. M. Asya Hunları için. bu itibarla menşeinin Asya bozkırlarına bağlanması gerektiği umumiyette araştırıcılar tarafından kabul olunmuştur. doğruluktan uzaktır. "Doğru insanı ve yalancıyı Tanrı bilir. hiçbir engel bahis konusu değilken. Emreden. Heros'lar) ve bunlar ve diğer tanrılar için insan kurban edilirken (Hind-Avrupa kavimlerinde ve Sami kavimlerinde.. Yâni Tanrı Türk halkının istiklâli ile alâkalanan bir ulu varlıktır. Gök-Türk menşei efsanenin 2. İn sanlar fâni. "Kara-yol (kanun. Asya Hıin İmparatoru Mo-tun'un. hem bazı milletlerde görülen bu âdetin hilâfına Türkler mezarlarının üstüne tümsek yaparlar ve hattâ taşlar (balballar) dikerlerdi. Giraud'a göre. ölen bazı kudretli kimselerin yarıtanrı sayılmasına kadar Heri gitmiş iken (Meselâ.. Türkler'de Tann düşüncesinde maddi gökyüzünde mânada ulu varlık1» doğru bir gelişme dikkati çeker.. ölen Hazar hakanının hizmetçilerinin de kesildiği yolundaki haberi. Bundan dolayı Asya Hun Impratorlarına ait kurganlarda at cesetlerine tesadüf edilmiştir (Mesl.hâdiseden aş. Eskiçağlarda başka hiçbir kavim ile iştiraki olmayan bu inanç sisteminde Tângri (Tanrı) en yüksek varlık olarak itikadın merkezinde yer atmıştı. Tanrı ebedîdir (Bulgar kitabeti). Fakat hemen suç işlediğini anlıyan tan-hu ellerini göğe kaldırarak Tanıtfdan of dilemiş ve TanrıVı teskin etmek îçln bir 'kutsal mahal" yaptırmıştı. Hayvan cinsinden de erkek'ler seçilirdi ("koyundan koç. hükümlerini yürüttükleri yerlerde insan kurbân âdetini kaldırmağa çalışmışlardır (Meselâ.Atilla'nın 2. 100 sene sonra .

yerine Soğd menşeli ve tamamen başka karakterde Uygg yazısı kullanılmıştır. e . Türk lehçelerinde bu kelime de yaygındır ve ilk olarak Avrupa Hunları'nda görüldüğü bildirilmiştir (Atakam. Asya Hunları'nın Budizm ile. resullere. Ancak bu durum Gök-Tanrı'nın. Oğuzlar'dan biri haksızlığa uğradığı. Abo (790'iarda) Hazarlar'.(aş. yan varlık inançları ile çevrilmiştir (Semavi dinlerde Tanrı = Allah ile beraber azizlere. ayrıca Toyuk.. Türk halkının bu dine karşı direndiği ve II. büyük bîr kudret hâline yükselmiş bukjnmakte idi TifBs'h St. hiçbir devirde tekîökad ve amelden ibaret olmamış. aşağı yukarı.n Hristiyanbkla pek alâkalan olmamış ise de.. ne de "tângrilik" (Irk-bitig) adı verilen din adamları zümresi hakkında başkaca bir şey bilinmiyor.?a-Tien" olarak geçmiş (Konfucius'Un eseri: Lun-yü^Sln 5^ . 495 yılından itibaren "milir unsurları yasak etme neticesinde Çinlileşmişlerdir. bulundukları çevreye göre çeşitli dinlere de girmişlerdir ve bu durum. Kitabelerin bir yerinde Tann ile "yer" eşit fonksiyon icra eder gibi görünmekle beraber ("yukarıda Tanrı. İslâmiyet hariç Türk kavimleri üzerinde menfî tesirler doğurmuştur. Gök-Türk yazısı değiştirilmiş. Slmocattes. 10. suya.214 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 215 de açıklayan ibare şöyledir: "Üze kök Tângri asra yağız yir kılındıkta ikin ara kişi oğlı kılınmış. daha Hunlar da tek tanrılığa doğru oldukça ileri bir gelişme müşahede edilen Gök-Tann dininde. ikisi arasında insanoğlu yaratılmış. yer ve yer-su'lar böylece kutsallar faziz"ler) durumundadır (bu sebeple V. Mortuk. Hunlar devrinde. esk.s. sema ile ilgili inançlarda tanrılar (BabiPde Şamas Pamir'de Arso. Yarkent gibi merkezlerde ve "çöl Pompelsi" diye anılan başkent Idİ-kut şehrinde. bu imkânın mevcut olmadığı bölgelerde Türklerin sifirup kaybolmalarına sebep teşkil ettiği gibi (Doğu Avrupa'da ve Balkanlar'da: Hazarlar.beri tek ulu varlık'ı temsil ettiğine dair deliller vardır. halde kendriennm (Türklerin) tek tanrı'ya iman ettiklerini belirtmişti BulgarTürkleri de ya2?H^f rT 'namy0rla^ BuMdS **""* b. aşağıda yer buyurduğu için" Kitabeler). yıldız tanrılar da mevcuttu. Gök-Türk devletince Budizmin reddedildiği malûmdur. dünyayı kaplayan. Türkler'de de Gök-Tanrı yanındaki: Hun devrinde güneş.deniyordu. aslî Türk İtikadında anthropomorfizm (putçuluk) yoktu. asır Uygurlar1! da Tanrı'nın insan veya herhangi bir tasvir şeklinde tecessüm ettirilemiyeceğine inanıyorlardı. Yeryüzünde mevcut dinlerde ^luhîyer konusunda araştırmaları ile tanınmış W. gökyüzü olduğu aşikârdır. Türkler'in kadîm inançları ile bazı bakımlardan uygunluk göstermesi do-layısiyle Türklüğü takviye eden Wf $fl durumundadır. Avrupa Hunlarf n..Ö. Çin'de devlet kuran Tabgaçlar Budizm tesiri ile. Ibn Fadlan'ın naklettiğine göre. Thomsen "yer-sub" tâbirini 'saints* = azizler diye tercüme etmişti). "hiçbir Tanrıya tek başına İtaat edilmemiş' ve Tanrı dâima kutsal sayılan ikinci derecede. M. Yazılı kaynak olarak M önceki fv. Sonra Budizm'in de intişar ettiği bu safhada Uygur tarihî artık yerleşik kültüre bağlanmış sayılmak icap eder.en *Cvril1 ite mül*k*< masında (862de) hakan hırıstryanlann Tennnm "üçlü kişiliği" (Trinity) ne inandıklar. aralarında. kitaplara da iman edilir).r tefsiri önlemek için belirtelim W. O hâlde Gök-Türk çağında. ay.n "bir yarato tanrı" tanıdiın. Bin-Buddha mağara tapmaklarında bulunmuş olup. AZBO. Eski Sümer dilinde görülen ve Tanrı'ya yakın bir mânaya gelen "Dingir" sözü ile münasebeti henüz açıklığa kavuşmamıştır.kabul eden Bulgarların Kısa zamanda Türklüklerini kaybetmeleri r»tic^sini4iwrâş&wjyalnız İslâm dinidir kî. Uygur alfabesi ile Huastuanift adlı eser ve HiuejvTsang'ın hal tercümesinin Uygurca'ya mütercimi olan Beşbalık'h Türk Singku Seli Tutung tarafından Uygurca'ya çevrilen (10. İslâmlık) deki gibi. Eski Türk din adamlarına umumiyetle "kam. Türk nüfusunun çoğunluk meydana getirdiği sahalarda bir menfi «eeM görülmeyen bu yabancı dinler. Demek ki.. yıldızlar ve Gök-Türkler çağında. ^SKE^Sî^ . £»**.m. yeryüzünde herşeyi hükmü altında tutan se-ma'nın bozkırlı gözünde Tanrı kabul edilmesi mümkündür. BezeWSk^fMh*y«riode 1894r 1914 yıllan arasında birçok Avrupalı bilginlerin yaptıkları kazılarda ele geçen duvar resimleri. Tabgaçlar Budist san'atta yeni bir devir olan "Wei" san'atının geliştiricisi olmuşlardır (Yung-kang ve Long-men Buddha heykelleri). Eş-kam). Uzlar. asır ilk" çeyreği) Altun Yaruk •{» Altın Işık) aynı derecede mühimdir. fakat yairuz. Gök-Türkler devrinde mânevi. dinlerde görülen. 7. Tann. yerin. Gök-Türkter devrinde Budist rahip-seyyah Hiuen-Tsang bütün Batı Gök-Türk sahasını bir Budistler memleketi olarak tasvir etmekte ise de.. asırlarda artık fonksiyonunu kaybetmiş olan güneş. Müslüman Törkler). Uygurlar bu kültürün de en iyi temsilcilerinden biri olmağı başarmışlardır: Maniheist ve budist eserlerin Uygurca'ya tercümesinden doğan zengin bir dinî edebiyat vardı. Baolsamin. Bir kısım Türkler de museviliğe (tozarlar) ve toistiyanlığa girmişlerdi. üstelik 6-8. triwtiCMLHS ı ralor Mo*m (M. tıpkı aemavt dinler (Musevilik.). başını göğe kaldırarak "Bir Tanrı* der. 1000 tarihinde resmen hristiyan olan Macarlar'ın Türk kültüründen uzaklaşmaları. Schmidfe göre de.. Bunlardan bir kısmı resimli ve ciltli olarak. asır başlarında Gök-Türk alfabesi ile yazılmış kehanet kitabı: Irk-bitig dikkati çekenlerden biridir. İran'da Ahura Hindide VarunT R^ bir maziye sahip olduğu görülen bu Türkçe tâbir sonra Moğolca'ya ve diğer bazı Asya dillerine intikal etmiştir." (Yukarıda mavi gök. Burada "kök-Tângri" nin.Diğer Dinler: Tarihte çeşitli Türk kütleleri. Gök-Tanrı'nın çok eski zamanlardan -belki Hunlar'dan. 864'den İtibaren Ortodoksluğa. asır Bizans tarihçisi Tr*. Ancak Uygurlar zamanında Maniheizm Türkler arasına girmiş ve bilhassa Uygurlar'ın Türkistan'daki hâkimiyetleri devrinde iyice yerleşmiştir. Bununla beraber. 10. 13.r'da Amon-re. asır Oğuzlar'ında da benzer bir telâkki göze çarpar. 3£2 f tt J ^ " L T T " B?m'tm 9önderi. göğün yaratıcısı bildikleri TarrrıVa taptıkları belirtilmiştir. ay. Aksu. Peçenekler. Hece vezninde yazılmı» ilâhîler Beş-bahk. tek kudret olduğu keyfiyetini gölgelendirmez. meleklere. 209-174Vun unvanlar. Hristiyanlık. Kümanlar). Çünkü dinler tarihinde tesbit edilmiştir ki. heykeller vb.^er'in W d^7^^Ş Tanrı tâbiri. aşağıda yer yaratıldıkta. toprağa tazim ettiklerini. Gök-Tann dininin ne âmel (İbadet) şekilleri ve "tângrilik" denilen tapınakları. bk. bölün Türk lehçelerinde mevcuttur ve Türkçe'nin temel kelimelerinden bfrldfr. Karaşar. Turfan. hiçbir din. yahut hoşlanmadığı bir iş başına geldiği zaman. Gök-Türkler'in kutsal saydıktan ateşe.

Türkler tarihleri boyunca hiç domuz beslemedikleri gibi. pekmez ve şarap (bor) istihsal ediyorlardı. Hiç olmazsa. aplike süslü keçeler bulunmuştur. Bu hayvan kalıntılarının bir kültür tabakasında yan yana bulunması ile. İlk Türk kültür merkezlerinden gösterilen Andronovo kültür çağında ise -bütün. Yağ yemöstai Çinliler Türkler'den öğrenmişlerdi Uygurlar (Türkistan'da) üzüm yetiştiriyor. çobanlık ve hayvan besleyicîlîk teşkil ediyordu. bazan güney Hindistan.Orta ve kuzey Asya'da ilk defa-altun ortaya çıkmakta idi. Demek ki. bu tarz giyinme. Burma-çap buluntuİân hep Andronovo kültürünün izlerini taşıyordu. Aftayİartn batısında. daha sonraları (25001er) güneyden gelen tesirle başladığı ileri sürülmekte ise de. En ünlü Türk tçkisî de. Meselâ öküz bozkır hayvanı değildir. koyun. M. orman ve çöl değil yüksek ovalar ve yaylalar olan bozkır coğrafyasın iklim şartlan icabı. küpe ve diğer süs eşyası ele geçmiştir. Türk erkekleri umumiyetle uzun saçlı idiler. Hazar prensesi Çiçek'in Bizans sarayına gelin gittiği zaman giydiği Türk tipi imparatoriçelik elbisesi ("Çiçekion") orada moda olmuştu. saygı alâmeti olarak börk ve başlıkları çıkarmak âdet halinde idi. bir Hun hükümdar ailesine âit. Altaylı tesiri kabul edilmiştir. kuzu. ehli hayvan besleyidttğin ilk safhasında domuz Tunguz ve Moğollar'a.erden * * ve ■ * *ndan yapılana Gök-Töıkler begn. Aral gölü bozkır havalisi kültürünü vasıflandıran. inek.Ö. Harezrrfdaki Kelteminar kültürü {M. Ordu). Hazarlar. dıyoriardı. Romalılar keten gömlek giyildiğini ilk defa Hunlar'da görmüşlerdi. Bunun yanında. Dünyanın en geniş imparatorluklarını kurmuş olan bozkırlı Türkler büyük ölçüde ve çağına göre daima yüksek bir harp sanayiine sahip bulunmuşlardır. makam sahipleri. peynir. deve vb. kocabaş hayvanları böyle saymak mümkG&ıdür.Ö. 3000)'nde ise yaban domuzu. Eski Türkler bez dokurlar. Bu devirde "çok kudretli ve zengin bir içtimâi hayatın müşahede edildiği" Altaylar'da gerçek bir 'altun endüstrisi" merkezliği durumu vardı. halkı henüz balıkçı ve avcı durumunda olan bozkırlarda ise hayvan besleyiciliğe dayalı ekonomi sisteminin. indoGermenler*e. manda Vb. çiftçilik yapmağa elverişli sahalarda oturanlar İçin ehemmiyetli bir hayvandır. at kalıntıları ile birlikte görülmüştür. kısrak sütünden imâl edilen kfftflz'dı. çizme ve çoraplar). b * Beslenme: Boseterlı Türklerin başlıca gıda maddesi et idi.2i e TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 217 5-İktisadî Hayat a . İleri gelenler. 3000'lerden kalma bakırdan yapılmış bıçak. Afanasyevo kültür çevresine dahil Minusinsk ve Altay bölgelerindeki buluntu yerlerinde M. 1. Bol miktarda et istihsal eden Türkler. Orta Asya'da Noin-ula kurganında 20 çeçit ipekli kumaş (Çin'den ithal) kalıntısından başka. gömlek.Ö. Yün kumaş ve bezden iç çamaşırları giyerlerdi. Mısır ve Doğu-Akdeniz bölgesinde ziraat.Ö. Hunlar Çin'e yünlü kumaş ve çeşitli keçeler ihraç ederlerdi. bundan doğan derin bir kültür tesirinin mevcut olabileceği benimsenmemektedir. Bunlardan ilk ikisine taş devrini aşan hemen her kültürde tesadüf ediliyor. ondan önce bakır. pan-talon. sığır» tilki Vâ az miktarda ayı derisi ile koyun. madencilik bakımından. koyun ve sığır izine rastlanmamıştır. binlerde Mısır'da^ daha sonraları ÇhVde. Sütlü dan. o hayvanların ehlileştirilme yerleri ve zamanları ayırt edilmek gerekir. Türkler düğme kullanırlar ve ceketlerini.. Mtö. û-dylms Bozkır Türk giyim eşyasının başlıca malzemesi. biz ve teller. deve çöl kavimlerine. işaret edilen bölgeden kuzeye doğru bir kütle muhacereti görülmediğinden. madencilikte son safha olarak görünmektedir. boyarlarla alâkası olmamıştır. üzerine bir Hun portresi işlenmiş yün kumaş ita. bin): Çu ve Arpa. sürüleri de vardı. fakat. geyik ve kaplumbağa kemikleri meydana çıkmış. y ^»UrLaî 1 OZ^ rTu-erî îdi" Yoöurdun Wfaz veVa kayısı ile tatlılaştırması şeklinde hazrtanan 1o adlı bir İçki Hunlar arasında yaygınd. bunlar. Bu sebeple öküz bozkır iktisadiyatında faktör olarak görünmez (öküz kelimesi de aslında Indo-Germence'dir).Ö. Sulak verimli. yabancı ülkelerde Türk usulüne göre yapılan askerî ıslâhat neticesinde dünyaya yayılmıştı (Milâd sıralarına ait Hun mezarlarından çıkarılan ceket. 2500lerde başlatılan. Troya'da ve Mezopotamya'da demirin tanındığı ileri sürülmüş ise de. güneyde Tanrı dağlarına kadar hissediliyordu (M. Afanasyevo feültiiründe koyun kemikleri. Fakat ekonomide ve askerlikte mühim olan asıl mâden demirdir. Konserve et Çin'e ihraç edilen başlıca maddelerden idi. Priskos'un hazır bulunduğu meşhur ziyafette Attila yalnız et yemişti. ç . Bundan hem Cin hem ^"C^İ-?^^ îçkl. Böylece teşekkül eden bozkır ktifİtürûnün ekonomik bünyesi ortaya çıkmış ölür. daha çok başlıklarının daha uzun ve gösterişli olmasından tanınırdı.Türk bozkırlarında at ve koyun sürüleri yanında sığır. Tabiatîyle daha geç devirlerdi -M. Yetiştirilen hayvanlardan -yukarıdan beri Türk sosyal ve kültürel hayatında büyük ehemmiyefini belirttiğimiz attan başka. başlangıçta. M. Bu üstünlüğü sağlayan vasıtalardan biri demir idi.Ö.koyun geliyordu. Buradaki madenciliğin tesirleri. sola açarlardı. başlarına börk giyiyorlardı.At ve Koyun: Bozkır Türk ekonomisinin esasını. Başka kavimler kopça kullandıkları hâlde. fakat bozkırımın İşine pek yaramaz. bazan doğu Anado* lu gösterilmiştir. Bu bakımdan Afanasyevo kültüründe at ve koyun kemikterirtn bîr arada bulunması daha manalı bir duruma ğîfer. Sebzeye karşı fazla istek duyulmazdı. deve yünü idi. keçi.Ö* 2. koyun ile afin İnsan hizmetine girmesi zamanlan arasında bir paralellik vardır. öküz. GökTürkler. 3000 başlanndan itibaren Orta-doğu. bunu uzun müddet muhafaza edebilmek için konserve yapmayı öğrenmişlerdi. Oğuzlar ve Bulgartar'a âit tarihî vesikalara göre. Tarihi M. Demirin ilk keşf edildiği yer olarak bazan Afrika. Çinliler ve Moğollar'ın aksine. Domuzun İse. yıldan kalma. Süvari en rahat şekilde ancak böyle giyinebilirdi. 1500lerden sonra. Bazı "Indo-Germenci'ler tarafından bile Hind-Avrupa'b halk üzerine. giyecek için kendir yetiştirirlerdi. Hunlar. Bütün ağır hareketli. bronz ve altun işleyiciliği vardı. Türkler ayaklarına çizme. etihi yemekten de hoşlanmarnı$iardır. ehli hayvanlar sırasında koyun ile öküz ve domuzun bir arada dikkate alınması herhalde doğru değildir. katır. doğru olsa bile. tarih! . Ençok at ve koyun eti yenirdi. Yukarıda söylediğimiz gibi (bk. Bozkır Türk topluluğunda el san'atlan ileri idi. at ve koyun ise Türkler1© ait gibi görünmektedir. hayvancılık ve mâden kullanılışından meydana gelen kültür birliklerinin geliştiği. Bozkırın "tipik1 elbisesi ceket-pantalon idi.Demin • Demir işleyicilik. 4.

Zira kutsal sayılan suyun insanı günâhlardan fiÜTüzlediğine inanılıyordu. bunun herhalde M. ibrikler.Ö. kilimcileri. karyola yapıyorlar ve perde kullanıyorlardı. elbiseleri . Uian-ede (Baykal'ın doğusu) yakınında. Kuzey Altay-lar'da demir eritme ocakları. için ütü bile kullanmakta idiler. tarih? vesikalara dayanarak bu eski Türk sahasını demir kültürünün doğduğu yer kabul etmekte mecburiyet vardır*. 1400'lerde Altaylar'tn batısında bol miktarda demir istihsal edildiğini söyleyen W. bin başlarına rastlaması gerekir. bfftodiği üzere çok eskiden beri mahir demirciler olarak bilinirler. Çin kaynaklarına göre. ıssız yerlere dikilmesi bir mâna ifade etmezdi. kargı. Bozkır Türk halkı arasında mahir marangozlar. Hazarların Be-tencer ve Semender adlı şehirlerinden bahsetmiştik. vurucu silâh olarak demir âlet ve vasıtaların çok sayıda kullanılması ile açıklanabilir. Toğubalık herhalde bir şehir idi. vb. Gök-Tûrk hakanlığı kışlık başkentinin Orhun kitabelerinin bulunduğu yerde şehir hâlinde olması mümkündür. yine aynı kaynaklar meselâ bir Hun boyunun fertlerinin günde üç kere yıkandıklarını söyler. tolgalar çok kere işlemeli altun ve gümüş ile bezenir. Kurganlar'da elde edilen malzemeden demir işleyiciliğinin Orta Asya'deki tarihî kesin tesbit edilmemiş ise de. iskemleler.Ö. Ayrıca. askerî garnizonları. Başkent Itil-Hanbalık hakkında islâm kaynakları geniş bilgi vermişlerdir. e. Türk kılıçlarının hayvan figürlü kabzaları altun levhalarla kaplanır ve kıymetli taşlarla süslenirdi. Ayrıca kazanlar. dolap. ok kutu (sadak ) lan. 2. Veya senenin ancak yarısında kullanılan bu meskenlerin sağlam olmasına pek ehemmiyet verilmiyordu. Eski Türkler. Çin kaynaklarında Türk kavimlerinden bazılarında giyilen bir elbisenin yıpranıncaya kadar çıkarılmadığına dair olan kayıtlar mübalağa sayılmalıdır. Esasen Türk hükümdarlarının biri yaylaklarda. Çin kaynaklarında muhafaza edilen en eski Türkçe kelimelerden birinin de demir (tieh-fan)olduğunu (ve kıbç «king . at teçhizatı. Bu Hım ev eşyasından çoğu Çin'e de geçerek moda hâline gelmişi. Abattan havalisinde yüksek vasıfta mıknatıs ve Tuba ırmağı boyunca demir cevheri bulunuyordu. Çin'den Tuna boyuna kadar bozkırlara serpilmiş binlerce mezardan bu eserler bol miktarda çıkanlmıştır. Demek ki. koltuk. 747 . Atilla'nın Orta Macaristan'daki başkent şehri. heykeller bazıları birer san'at eseri değerinde olarak Türkler tarafından yapılırdı. Bu kelime aslında balçık (çamur) ifade eder. Orta Avrupa 'da 600. ne de doğu Gök-Türkler'i şehirlerinden bir iz kalmamıştır. çorapçılan. Bu esasen imkânsız olduğu gibi. kil Bulgarlarının ve Hazarlar'ıpı hamamları vardı.759) Ordu . kalkan . sürat bakımından at'ın sağladığı üstünlük yanında.kışın barınmak üzere evler inşa ediyorlardı. Türkler şehir surlarını bile çok kere katın ağaç kütüklerinden (çit şeklinde) yapıyorlardı. Mısır 'da 1200. Bu münasebetle zikredelim ki Türkler'de eskiden beri yıkanma yaygın bir âdet hâlinde idi. katında demirden yapılmış eşya bulunmuştur ve bu tesir buraya Yenisey bölgesinden gelmiştir. Atilla'nın ve hanımının gümüş ve altın levhalar kaplı bölmelerle salonlara ayrılmış.Kurgan bir kale olmakla beraber. Çin 'de 300 yıllan.2. Asya Hunlan'nın. Tuna Bulgarlar hrisüyanlığın kabulünden iki yıl sonra (866'da) Papa . temren imâl edilirdi. Çünkü meteor ve telfûrik (filiz) hâlde* bulunan bu •demir1 materyal son derecede azdır ve faydası hemttîycfc gibidir. kav mahvazası . mâdeni tabaklar. sarayları ve su tesisleri ile bilhassa iki tanesi meşhurdur: Pliska ve Preslav. dolapların bulunduğu saraylarını anlatan Priskos.lu ) belirtelim. Istemi'nin Akdağ'da (yazlık). Şu imkân da Aftaylar'da.balgasun yanında) şehrinin bazı kalıntıları mevcuttur.218 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 219 bakımdan fazla bir değer taşımaz. daha önceki asırlarda. bir de Romalı ustalara yaptırıldığını söylediği hamamdan bahs eder. Işık gölü yanında (kışlık). İlk tarihî büyük Türk imparatorluğunu kuran Asya Hunlan'nın. Yenieey nehrinin kaynak bölgelerinde -eski Türk kültür merkezleri etra-frncta* mevcut olmuştur. TarB# devirlerde de aynı bölgede (bilhassa Sahnçak ve Onugug havalisi) yüksek kalitede sert ve yumuşak çeliklere tesadüf edilmiş. Bunun sebebi. Asya Hunlan'nın kurban için binalar yaptıklarını kayd eden Çin kaynaklarına göre. küçük ve büyük sarayları. Bundan sonra dünyaya yayılmağa başlayan demir çağTnm istikameti ve tarihleri şöyledir: Hindistan'da M. arabalar. çizmecileri. masalar. Uygurlar tarafından kurulan (Mo-yen-çur zamanında.Şehir: Eski Türkler yaz ayları için zarurî olan yaylak hayatı dışında.1. Zira mâhiyetini iyi bildiğimiz bu hatıraların dağ başlarına. Nitekim M. Bundan başka. tahta oymacılar da vardı. Fakat ne diğer bir Uygur kasabası olan Baybalık'tan. Ruben'e göre. Türklerin kurdukları kasabalarda binalar daha çok çamur (kerpiç) ile yapılıyor. Asya Hurdan masa. II. Çugaykuzu (yazlık). aynı sahadaki imkânları fle desteklenmiş olması icap eder. belki eski Türkçe'de şehir mânasındaki "balık" sözü ile açıklanabilir. içinde yüzlerce insanın barmdığı otağlar.El Sanatları: Demircilik ve madencilik başlıca meslekleri arasında bilinen bozkır Türk topluluğunda mükemmel kılıç. Kemer tokalan kayif uçları. evlerini "dövülmüş toprak* tan yaptıklarına Çin kaynaklarında işaret edilmiştir. zırhlar. mızrak. Doğu Akdenfe 'de 1100. Tong-Yabgu'nun Tokmak (kışlık). Göktürkler çağından. silâh ve erzak depoları ile baştan başa ahşap yapılardan ibaretti. maşrapalar.. bark). Gerçek demir çağı bu mâdenden bol miktarda âlet ve silâh yapılması ile başlar. Hun diline âit M. demir ocak ve döküm yerleri ortaya çıkarılmıştır. Diğer taraftan en aşağı M. halkın evleri. Tuna Bulgar şehirleri arasında. kovalar. öteki vadilerde» su kıyılarında olmak üzere iki merkezleri bulunurdu ve ikincisi evlerden kurulu iskân yerleri idi: literiş'in. Altaylılar. zira daha o tarihlerde Türkler'in geniş sahalara hükmedebilmeleri. bin sonlan. Yenisey'in yukarı mecrası dolaylarında eskiden beri demir cevheri toplanırdı.. kitabelerde zikredilen iskân mahallerinden Amga .Ö.Ö. Yâni insanlık tarihinde bir çağın açılmasına başlangıç teşkil edebilecek miktarda bol demir mâdeninin varlığı eski Türk ülkesinde fark edilmiş ve işlenmeğe geçilmişti.balık (Kara . İtil Bulgarlarının başkenti ünlü Bulgar şehrinin harabeleri bulunmuştur. eyer ve koşum takımları bozkır Türk topluluğunda ne kadar kalabalık bir zenaatkâr zümresinin bulunduğunu gösterir Halıcı-ları.Ö. eski Türklerin ahşap meskenler yapmağı tercih ettiklerine dair deliller vardır. ancak atın sür'ati ve demirin vurucu gücünün bir arada değerlendirilmesi ife anlaşılması mümkün bu başarılarının. börkçülerf. taştan inşa edilmiyordu. bin olarak tarihlenen Kargalı kurganının (Tanrı dağlarında) 1. tahta oyma süsleri ile bezeli. d. Karakum (kışlık). Gök-Tûrk hakanlarının sağlam merkezleri vardı (kitabeler: ev. dokumacıları ve terzileri de bunlara ilâve etmek lâzımdır. Hazarlar'ın ve Volga Bulgarlarının evleri ahşaptı (yalnız Itil'de hakan sarayı ite Şarkel kalesi taş ve tuğladan inşa edilmişti).

Nikolaus l'e başvurarak. rahiplerin onlara haftada iki .

Gök-TOrkter.Û. bu yaygın ziraat kültürüne bağlı oluşlarıdır (bk. Daha I. Hazarlar'da Şarkel kalesi müdafaa için kurulmuştu. askerî mahiyette kaleler ve şehir-kaleler Türk'lerde mevcut olmuştur. Hunlar ve I. kaleleri Tanrı dağları ve daha ziyâde Isık-göl dolaylarında sıralanmış olup. Kayında. sansar. Çin. Gök-Türkler çağında. Oğuzlar) ayıran başlıca vasıf ta. İtil şehrinin 4 kapılı bir suru vw*. ya. Fakat Türkler'le komşuları ansısında şiddetli rekabetlere sebep olan büyük kazanç vasıtaları da vardı ki. tacirlikleri yanında. Hun taıvhu'su Çj-çfnto M. Tıpkı tH»ları gibi birçok Oğuz şehirleri de: Karacuk. Mana-keldi vb. Yengikant Çyy-tepe. bunların başında. Türkler'ın «tık "göçebelikten şehirlileşmeğe doğru" ileri bfr adım ifade eden arzusu şeklinde tefsir yerinde değildir. g . Bayırkum» v& 10. kapalı şehirlerden hoşlanmamalardır (Tonyukuk'un sözleri). 36'da Çinliler tarafndan yıkrtaa başkenti böyle idi. karşılığında hububat ve giyim eşyası alırlardı. Sukuluk. Gök-Türkler zamanında gerçekleşen bu maksat. îpak. Hazar Türk Devleti de. Çumpal. Sırdakbeg (veya Koyungar-başı). Çünkü ticaret meselesi Bozkır Türk devletinin üzerine ehemmiyetle eğildiği bir siyaset çizgisi idi. Esasen sadece istek ile de şehir kurulamazdı. hayat tarzları icabı. Tölek. daha bir çok benzerleri bulunuyordu. ordularda da seyyar hamamlar (Çerge) vardı ve bu usul Selçuklulardan Bizans'a geçmişti. Siayram. Batı Türkistan'da Türgişler'in ve bilhassa Karluklar'ın kurdukları siyasî teşekküllerle tekrarlanmış. temelleri ticarî-siyasete dayanan bir devletti ve başkent Han-balık ile daha sonra İtil Bulgarları başkenti Bulgar şehri bu hususta baş rolü oynamıştır Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayarak Ural-Güney Sibirya-Altaylar-Sayan dağları üzerinden Çin'e ve Amur nehrine ulaşan yol da canlı bir ticarî faaliyete sahipti. Eski Türkler. Ipek-yoluna kuzeyden paralel uzanan bu yola "kürk-yolu" denilmektedir. 9. Karadeniz kuzeyi düzlüklerinden Balkanlar'a giden Tuna Bulgarları bu defa Avrupa-Bizans yolunun hâkimleri olarak iktisaden yükselmişler. Başlıca tüccarlar da Ogurlar (Batı Türkleri) ile onlardan bir kol halinde gelişen Bulgar Türkleri idi.Uygurlar Çin ile. asrın 2. İç ve batı Asya'da. Gök-Türkler. eksikliklerini tamamlarlardı. Kendilerini Doğu Türkleri'nden (Hunlar. Çölden ayrı mütalâa edilmesi gereken bozkırlar sahasının çoğunluğunu otlaklar teşkil et- . yarısında Doğu Türkistan'da Uygurlar'ın. nâdir de olsa surlu şehir de yaptırmışlardır. Hazarlar ve İtil Bulgarları için bilhassa belirtilmiştir. nihayet 751 Talaş savaşını Karluklar'ın desteği ile Islâmlar'ın kazanması Çin'in Batı Asya ile ilgisini kesmiştir ki. fWskos'un bahseniöl hamam da aynı geleneğin bir şahididir. Balkanlar ve Doğu Avrupa'da o devrin en zengin şehirlerini kurmuşlardı (Preslav. Iskan. Pliska şehirleri). Karluk. yukarıdakiler gibi.Karluklar tarafından kurulmuş veya Gök-Türk çağında gelişip Kartuklar zamanında ehemmiyeti devam etmiş yerlerdi. bk. Bunun için kesif ziraî kültüre ve dolayısiyle önce köylerin teşekkülüne ihtiyaç vardı. Buranın asıl ticaret metaı: sincap. f . arpa. Çardan. Oğuz Türk şehirleri ve ülkelerinin mamurluğunu meydana getirmiştir. ticarî yönden mühim müstahkem mahallerdi. harabeleri hâlâ da görülen Çargelan. vaşak vb. Kamak. ipekli kumaş. Meselâ. Orhun kitabelerinde de devletin sağlamlığı ve halkın refahı için ticaretin ehemmiyeti belirtilmiştir. Tuna Bulgarlarının Pliska ve Preslav şehirleri de aslında birer kala idÜtif ve Bulgar şehirlerinin ticarî yönden ehemmiyetini söylemiştik. Sütkent. Turıkul-tep& Cend. ipek yolu transitini elinde tuttuğu müddetçe müdafaada kalmağı tercih etmiş. Türkler de onlann muhtaç olduklan v* Türklerde mevcut. Orta Asya. Fakat Türkler umumiyetle surla çevrilmiş.) bu yolun geçit yeri olan Iç-Asya bölgesi. Yukarıdan beri zikredilen Türk şehirleri de "yerleşik* hayat özentisinin mahsulü değildi. Ayrıca Hunlar {ihtimal 4. asırda) Kan-eu'da Gü-tteng adlı bir şehir kurmuşlardı. Klge Kağan'ın memlekette Çinliler gibi şehirler kurma teklifini. Türkler karşısında Çin. Altun-tepe. Ak-tepe. Asya Hur* tarı.220 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 221 gün (çarşamba. Aksi hâlde Türkler bunu asırlarca önce gerçekleştirebilirlerdi. deri kösele köıki hayvan! gıdalar satarlar. GökTürk devleti kurulduğu zaman Istemi-Anûşirvân ittifakı sonucunda Ak-hun . Caldıvar. Oğuzlar. Margus andlaşmasının {434) bir maddesi Bizans-Hun ticarî münasebetlerinin tanzimi ile ilgili idi Çin-Hun sınır kasabalarında cereyan eden ticarî faaliyetlere Çin büyük ehemmiyet verirdi. Savran. stratejik olduğu kadar. Atbaş. askerî değerde. yakındoğu ile Doğu ve Orta Avrupa ve iskandinavya arasındaki kıt'alar arası yolların kavşak noktasındaki mevkii ile. Türkler'de görülmemektedir. Fergane'de Pençikent'te Gök-Türk devri harabelerinin rastlandığı bölgelerde bunların. herhangi bir yerde şehir meydana gelmesi için varlığı zarurî köy grupları biçiminde iskân. Türkler de Çin'e sık sık yaptıkları baskı ile onu zayıf durumda tutup İç. Uygurlar. samur. 734 tarihli anlaşma ile Ling-çu'daki So-fang şehrinin ortak pazar yeri olmasına karar veril* misti.Ziraatı Ogur Türkleri aynı zamanda iyi çiftçi idiler. Bununla beraber Doğu Türkleri'nin elverişli bölgelerde ziraatle de meşgul oldukları görülüyor. Ak-su. tilki. bu da yukarıda açıkladığımız. çünkü bu. kürkleri idi. Cul (veya Ctoü&Çumış* Sarig. Şiş-tübe. Suğnak. cuma) yıkanmayı yasaklamalarından şikâyet etmişlerdi. Eski Türkler'de yalnız siviller için değil. Bilindiği gibi.Eftalit devletinin yıkılmasına ve sonra da iran'a karşı Türk-Bizans andlaşması gibi milletler arası çapta siyâsi? münasebetlere sebep olan (yk. Batı Hunları Bizans ile bu esaslarda ficaret anlaşmaları yapmışlardı. Türkler'e Çih'den pirinç. Uygur. ipek yolu üzerinde bulunmaları sebebi ile.Ticaret: Türk devletleri komşu milletlere umumiyetle canlı hayvan.Asya'da Türk hükmünü yürütmek istemişlerdir. kunduz. asırda kurulmuş yine yol güzergâhında ve ticarî yönden faal merkezlerdi. tarih). yk. Aspara. Meselâ. Türkler hiçbir zaman bütün Çin'i istilâ gayesini gütmemişler. Çinliler de devlet sınırlarını Türk hakanlıkları başkent bölgesi olan Orhun ve Ötüken'e kadar genişletmeği düşünmemişlerdir. Halbuki. Yakalığ kale-şehirteri ve daha birçok kervansaray ve küçük kasaba. Bununla beraber. Bu nokta Peçenekler. Roma ve Bizans'tan da diğer ihtiyaç maddeleri gelir. Çin'den başlayıp Akdeniz kıyılarında nihayete eren meşhur Ipek-jyoiu kervancılığı geliyordu. kendilerine en tabii gelen yaşayış tarzlarının icabı idi. tâ Hunlar'dan Uygur hakanlığının sonuna kadar aşağı yukarı 1000 sene müddetle Türk ve Çin siyâsetinin hâkim olmak istediği bir ana hedef vasfını taşımıştı. Kendi kültürleri ile mağrur oldukları bütün vesikaları ile bilinen Gök-Türkler'in bugün Batı medeniyetinin tesiri sonucu olarak üstün saydığımız yabancı bir kültüre geçmek gibi bir niyetleri yoktu.

Aynı efsane Tabgaçlar'da da vardı. Ayrıca tabiatiyle geniş Altaylar bölgesinde demir Hunlar'ın ve Gök-Türklar'to. Kurt'un Türkçe'de asıl adı Böri'dir ve bu mânası ile kelime Orhun kitabelerinde. kürek ve pulluklara rastlanmıştır. Hunlar zamanında Altay bölgesinde açılmış sulama kanallarına tesadüf edilmiştir (Başkaus'da Çulışman ırmağı yakınlarında). Türkler arasında kurt'a verilen büyük ehemmiyet asrımızın başlarına kadar devam etmiştir. Hazarlarda İslav kavimleri ev veya saban başına bir kılıç veya bir samur derisi (para nâdir veriliyor). Altay ve Sayan dağlarında hububat zfoaatinin en az 3 bin yıldan bert yapıldığı. ülkeye bereket ve saadet getirdiğine İnanılan kutlu bir taşın Çinliler'e verilmesinden sonra. Bozlar devletinin ekonomisi. hattâ o tarihlerde Batı Türkistan'da oturan Vu-sun'larda da yaşıyordu.170 yılları arasında. kitâbeli mezar taşı) ve Gök-Türk hakanları atalarının hatırasına hürmeten otağlarının önüne altun kurt başlı tuğ dikiyorlardı. Mucmal al-Tavarîh va'l-kısas. Gök-Türk hakanlığının merkez ordusu mensuplarına da "Böri" deniyordu. Türk efsanelerinde merkezî bir rol oynamaktadır. Süryânî Mihael). Ancak bu telâkki çok eski bir Türk geleneğinin devamı idi. Gök-Türk hükümdar sülâlesi olan Aşma ailesinin atası bir dişi kurt idi (Çin kaynaklarındaki rivayetler). Bazısında Türk geleneği uyarınca damgalar da taşıyan bu paralardan bir kısmı Sogd harfleri ile Türkçe. Uygurların diğer bir menşe efsanesi.452)'nun lâkabı Fo-li (= Böri) idi. 'Bozkurt" 'Kutlu Dağ" vb. 6 . Papa Leon. Kurttan türeme inancı Asya Hunları'nda. kumart-Mftt büyük gelir kaynaklanndan biri de Volga havzası . yüzyıl) Kumanlar'da yardımına başvurulduğuna dair kayıtlar bulunan kurt'un rehberlik rolü de M. En büyük ve kadim Türk destanı olan Oğuz hakan destanında. Kafkaslar'da altun ve gümC^ madenleri Hazarlar'ın kontrolü altında idi.TOrkter'-ın batı kolunda geyik de fevkalâde kudretle donatılmış olarak rehberlik vazifesi yapar ("sihirli geyik1). tıpkı Tütkler'de olduğu gibi. Ruslar 1935 de bu kanalı aynen kullanmağa karar vermişlerdi. soy adı vb. Bazı Karluk ve Oğuz iskân yerleri de aynı şekilde sulanmakta idi.kavim. ayrıca. Hindistan masal ve hikâyelerinde kurt'un. oraklar. Türklerle kurt'un efsanevî ilgisi islâm ve Süryâni kaynaklarında da akisler bulmuştu (Gardizî. «r Çin yıllığı. buhranlı anlarda imdada yetişen bîr varlık olarak görünür ve meşhur "Bozkurt" destanı bu motifi hikâye eder.-------------------------------------------------— 223 mekte ise de.Türkler'deki kurt=aşma adı da (şimdiye kadarki okunuşları: Asena.sonsuz "mücadelelerle dolu. darı ekip biçiyorlardı. ayrıca hububat muhafaza etmeğe yarar çukurlar görülmüştür. DLTde ve Oğuz Kağan destanında geçer. 6. Böylece Kurt-başlı sancak hakanlık alâmeti olmuştu. 578 .Destanlar ve efsaneler: Türk bozlar hayatının . Göçü T'ui-yin adlı bîr başbuğ idare etmişti ki. Çin kaynaklarında. Uygurlar'ın "Kutlu-Dağ" efsanesinde kurt. zira. Etnoloji ilmine göre kurt motifi Türkler için "tipik" İr. efsaneleri. yâni başka kavimlerde görülmeyen bir etnoğrafik belirtidir. Asya Htm İmparatorluğunda hususî memurlar vergi toplarlardı.Trabzon arasındaki işlek ticaret yolundan sağladıktan vergi ve gümrük resimlen îdi. Tötö ırmağından açılan kaimi ve bu bölgeye yakın Ak-tura kanalı Altaylar'daki tarımın işaretleridir. Ünlü Tabgaç hükümdarı Tai-wu (424 . Kurt. halktan tahsil edilen vergilerle destekleniyordu. 2. şahıs adı. suladığı arazisi vardı. prehistorik çağlarda Orta Asya'dan dünyaya yayıldığı" kanaatine varılmıştır. Bu memurları koğmak cüretini gösteren Moğol O-huan'lara karşı sol T'o-ki "kiralı" savaş açmıştı. devlet hazinesine "ağlık' adını veriyorlardı. Selenga-Baykal gölü arasındaki. arkeolojik kazılara dayanılarak ileri sürülmüştür. uğursuzluk çöken memleketin açlığa mahkûm olması üzerine kendilerine yeni yurt arayan Uygurlar'a rehberlik etmiştir. Kapagan Kagan'ın Çin ile yaptığı 698 tarihli andlaşmanın bir maddesi Çin'in Gök-türkler'e 3 bir ziraat âleti ile 100 bin hu (12500 ton) tohumluk darı teslim etmesi hükmünü taşıyordu. değirmen taşları bulunmuş. Uygurca vesikalarda. gökten inen ışıktan olma. Ivolgi ve ll-mova adlı yerlerde çeşitli saban demirleri (Çin'den ithal).Edebî Kültür ve Sanat a . Taşlar üzerine bunu tasvir eden kabartmalar yapıyor (Bugünkü moğolistan'da Bugut mevkiinde. Eski Çin kaynaklarında bile Türk asıldan olmayan bazı kavimler "kurttan türeyenlerden değildir* şeklinde ayırt edilmiştir. mücadele ettiği canavara karşı geyiği . Gök-Türkler'de her ailenin ekip biçtiği.—TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHt ____-*_________________. yol gösterici. Wei-shu'daki bilgilere göre. Bozkurt. Lupus efsanelerinde vb. O kadar yüksek teknik bilgiye dayanmakta idi ki. "köpek mitolojisinden daha eski olan kurt mitolojisinin. Çince olmayan bu ad Türkçe'de "bir yandan diğer yana geçen* mânasındadır.Kırım (Suğdak limanı) -Karadeniz. Batıda {18. eski Roma Romus-Romulus efsanesi ve Ortaçağ İtalya'sında. semavî ışık ve geyik bir arada görülmektedir. Çino vb. Yine aynr kaynaklar bir Hun buğday dıv el ile. Oğuz. Türk tesirine işaret edilmiştir. "fu-li" şekli ile yer adı.) "tipik" olduğunu belirttiğimiz kurt ile ilgili. neticede. Tü* parası GökTürkler (Türgiş-ler) çağında başlıyor görünmektedir. Zena. mağlûp ve tâbi memleketlerden alınan yıllık vergiler ve hediyelerden başka. Türk halkının ıztırap ve iştiyaklarını dile getiren motifler olarak görüiür. Gök. GökTürkler ve Oğuzlar maliye ve tahsil memurlarına amga (veya ımga) diyorlar. -7. şiddetli soğuk yüzünden bir sene Hun topraklarının ekin vermediğini yazar. Meselâ Ç5n kaynaklama göre Hunlar buğday. ziraate müsatt yerleri de vardı. yerlerinden ayrılmağa mecbur katan Tabgaçlar'ın ataları (Hunlar) 'garip yaratıhşif bir hayvanın rehberliğinde yolsuz dağlardan aşabilmişlerdi. yüzyıllarda Türk halk çevresinde kurt-ata inancı çok yaygındı. masal ve hikâyelerden başka. bunları da kurt'a bağlıyordu. Tahsilat her hâlde aynî olarak yapılıyordu. olarak çok zikredilir.580 ferden kalma. Daha sonraki geniş araştırmalar da bu görüşü takviye eder mâhiyette bulunmuştur. Bu tarihî bilgiyi arkeolojik kazılar desteklemektedir. bir kısmı Soğdca yazılıda. St. M fonksiyon (ata ve rehber) icra ettiği anlaşılmış. 160 . Aşina. 'kurt nehirleri" ve kurt dağının bir tanrısına ait tapınak bulunuyordu. Moğollar ve diğer Asya kavimleri arasındaki efsane. GökTürkler zamanında da kullanıldığı anlaşılan Tötö kanalının boyu 10 kilometreye yakındı. bir Hun fasulyesinden bahs ederler.hatıralarını taşıyan bu çok zengin edebiyat nevlnde kurttan türeme. Maroş havzasında tuzlalar Bulgarlar'ın. Bulgarlar da ev başına bir samur kürk vergi veriyorlardı. Bazı Türk kurganlarında Çin paraları ele geçmiştir. Tab-gaç ülkesinde 'kurt dağları". Türk destanlarında kurt. Asya Hunları'na ait para çıkmamıştır. Bu çağda da birçok muntazam sulama kanalları açılmıştır. asır ortalarına kadar gitmektedir. Yunanistan'dan Finlandiya'ya kadar bütün Avrupa ve Amerika. Selenga bölgesinde Gök-Türkler'e ait kurganlarda. Türklerden Moğollar'a geçen ananeler arasında bu destan da vardır.

çeşitti bölgelerdeki izlerine ve vesikalarına göre Uzak-doğudan Orta Avrupa'ya kadar uzanan sahada.Ö. asır) tarafından Lâtince tercümesi verilmiştir. yâni bir nevî teksir değil. Iran Turan mücadeleleri ve bu Türk başbuğunun hâtırası asırlarca Türkler arasında yaşamış.Ö. Selçuklular) kendilerini ona nisbet etmişlerdir. "armazique" de 22 harf vardır ve aralarındaki şekil yönünden benzerlik ancak 10 harfe inhisar etmektedir). asırdan kalma kitabeleri ile.. yüzyıla ait Türk yazılı (5 harfli) diğer bir kitabe bulunmuştur. gökten bir ışık demefi fçfncte inen kız İle evlenmiş ve yine gön ışkında peydalanan Bozkurt öncülüğünde dünya fütuhatına çıkmıştır. Priskos. ne de tinguistique bir ilgi kurmak mümkün değildir1. b . ortak bir yazı vasfım kazanmış görünmektedir. Bu 8. Çin yıllıklarında da. hem de kurtarıcı . Asya Hunlan'na âit. 54. Gök-Türkler'dir.. Türkçe yazı sözünün R Türkçesi'ndeki şekli) kelimesinin bulunmasından da bellidir.Van v» Matbaa: Kendilerine mahsus yazıları olduğunu kesin olarak bildiğimiz Türk kavmi 8. Pelliofntm Tunhuang'da tesadüf ettiği Türkçe harfler dünyada matbaa tipi hurufatın en eskileridir.kendi kitabesinin metnini bizzat kaleme aldığı ileri sürülen Tonyukuk. Türklerin bozkır hayatını anlatan diğer meşhur bir destanı da "Alp'ler devrinin tipik kahramanı* Manas'ın destanıdır. İslavlar. Atilla tarafından Bizans elçilerine verilen ziyafette Hun müzisyenlerinin refakatinde Hun halk türkülerinin söylendiğini yazar. Ayrıca Tanrı -Dağlarında Kurday mevkiinde M. fakat çağdaş matbaanın esasını teşkil eden müteharrik harf sistemi idi. 4. Yolug Teginrden önce yer almakta ve Türk edebiyatının şahsiyeti malûm ilk siması kabul ediimektöcfir. Isık-göl civarında 1970 de açılan Eşik kurganı (Altun elbiseli adam'ın mezarı) nda ele geçen bir gümüş çanak içindeki Orhun alfabesi ile yazılı iki satırlık kitabe M. bir -iki kayıt dışında bunlara âit yazılı metinler bize kadar gelmemiştir. yüzyıllar olarak tarihlenmektedir. Uygurlar kitap basma tekniğini de biliyorlardı. Gök-Türk yazısının menşei hakkında birçok görüşler ileri sürülmüştür. manfheizm ile ilgilidir). sosyal bünye. Gök-Türkler'de. Uygurlar. Ne kadar yazıktır ki. çok güç olmakladır. Gök-Türklerlnki gibi IdL Bizanslı tarihçi Prokopios'a göre (6.2. bazı büyük Türk hükümdar aileleri (Kara-Hanlılar. Bozkır çağı Türk edebî mahsullerinin yazarlarını tesbit etmek. Başlıcalarını zikrettiğimiz destanlar ve efsaneler eski Türkler'de canlı bir halk edebiyatının varlığını ortaya koyar. Ogurlar'ın yazıyı bildikleri. Adı bizce bilinen ilk Uygur şâiri Aprınçur . Fakat TÛrkler'in daha önceki çağlarda da şüphesiz yazılan vardı..Û. Hun kâtiplerinin kendi dillerinde yazdıkları metinleri Atti-la'ya okuduklarını söyler ki. ancak. Atilla'nın ölümü üzerine Hun kopuzcularının söylediği ağıtlardan birinin. İlerideki araştırmalar bu örnekleri çoğaltacağa benzemektedir.rehber vasıflan ile bütün Türkler'ce kutlu sayılmış ve Türklüğün millî sembolü payesine yükselmiştir. İranlılar. "ne tarihî.". Yas törenlerinde söylenen lirik matem şiirleri olan "sagu" lar da Türk halk edebiyatının mühim bir kolu idi. Priskos hatıralarında. bu Hun yazısının bir devamından ibarettir ve. Eski Türk destanlarından biri de efsanelere karışan ünlü kahraman Tunga Alper ile ilgilidir. ZSrâ çok geniş sahalara yayılmış büyük Türk imparatorluktan* yazı olmaksızın idare etmek müşküldü. yazılı vesikalar da bozkırların fırtınalı girdabında kayb olup gtoniştir.Iran-Kafkas'da M. yüzlerce harf bulmuşlardı. Orhun alfabesine nisbetle daha az bir gelişme kaydetmiş olan Tuna Bulgarları yazısı. Orhun alfabesi Orta Asya'dan etrafa yayılarak. Gök-Türk harflerine karakteri bakımından ("runiquea) yakın düşen alfabe eski Germen "run'landır ki bu ikisi arasında da.224 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ _____^_^__^_^_^___—^_ 225 yem olarak kullanmış. Buna rağmen daha sonraki devirlere âit bazı Çin yıllıklarında Hunlar'ın yazısı olmadığı veya Gök-Türkler'in yazı bilmediklerine dair haberler Türkler'in Çince okuyup yazma bilmedikleri şeklinde anlaşılmalıdır. dillerinde "yazı1 («* ir. eski Türk kültür yadigârtanıün çoğu gibi. Le Coq ve Grünwedei 1902 -1907 yıllarındaki araştırma gezilerinde Turfan'da Uygur dilinde sert ağaçtan yapılmış. Bir görüşe göre de. demek ki. Bununla beraber aradaki münasebet pekzayıf görünmektedir (Türk alfabesinin 38 harfine karşılık. Hindliler ve Moğollar -runique' karakter kullanmamışlardır. Uygurlar'da adına "yoğ" lar tertip edilmiş. Çinliler. Timurlter devrinde resmî yazılar. vesika eksikliğinden dolayı. Orhun yazısı île HArmazique" Kuzey. asrın ilk yarısı) denilen yazı nevi arasında daha kuvvetli irtibat kurulmak işlenmiştir. Çin yıllıklarında şöyle haberler vardır: "Uygurlar'ın ataları Kao-kü'ler Çince yazarlar. Avrupa Hunları'nın kendi yazılarının mevcut olduğunda şüphe bırakmamaktadır. Kâşgariı Mahmud'un bahsettiği boz-kırlı Türk şâiri Çuçu zikredilebilir. hem ata.. V. teşkilât. Ancak bir . F. yüzyıldan kalma 4 mısralık Türkçe bir manzume zapt edilmiştir. asır? Ogur boyları kendi yazılarını da kullanırlardı. bunlann başında Orhun kitabelerinin (731 . Asya Hun yazısı oldukça yaygın görünüyor. "Hua-guo'lar dış ticaret işlerinde koyun derisi üzerinde Hun yazısından istifade ederler". fakat Hun-ca da yazarlardı. Jordanes (6. Şâir Firdevsî (11. Gök-TûıMer'den önce Ak-Hunlar'm yazıları var* ve bu. 2. Bunlara ilâveten.iki isim biliniyor ki. Altheim'in ifadesi ile.735) metnini haarlıyan Yolug Tegîn gelmektedir. 576'larda T'a-po Kağan için Çince bir budizm kitabının Türkçe tercümesi yapılmıştı. Bulgaristan'da Madara'daki ünlü kaya kabartmasıncta bir süvarî biçiminde gösterilen muzaffer Krom Harfin yanında normal büyüklükteki kurt tBtöviH Türk boZkurt geleneğinin taşa işlenişinden başka birşey değildir. asım £ ^yansından beri Çin'de mevcut sayılan "blok* usulü. Nitekim kaynaklarda bunu doğrulayan bazı işaretlere tesadüf edilmekte*. Fakat son zamanlarda. Altun . Bunlar arasında en fazla itibar göreni Orhun kitabelerini ilk çözmeğe muvaffak olan (26 Kasım 1893) Danimarkalı Bilgin V. bu. Son yıllarda Asya'da yapılan mühim keşiflerle orhun-Türk yazısının milâddan önceki çağlardan kalma bazı örnekleri ortaya konmuştur. O hâlde en mâkul yok Törk yazısının menşeini yine Türk çevresinde aramaktır. Hâlâ çeşitli ülkelerdeki Türkler arasında söylenen masal ve halk hikâyelerinde uğur telâkkî edilen bozkurt. eski Aramî alfabesine bağlanma idi.Tegin'dir (Fakat şiirleri. İstemi Yabgu'nun 568 yılında Bizans Imparatoru'na yolladığı mektup "İskit" (Türk) yazısı ile idi. 4 asırda doğudan Avrupa'ya gelen Hunlar yazılarını da birlikte getirmişlerdi. Thomsen tarafından ileri sürülen. Altheim'e göre. Klasikleri Hun dili ile okurlardı. asır)'nin Şehnâmesi'nde Afrasyab diye anılan. Nihayet Uygur yazısı Moğollar tarafından kullanılmış. Sonr» (1906 ^909) P. Nitekim son haberden aşağı yukarı 40 sene kadar önceki bir kayıtta Gök-Türk yazısından bahs edilmiştir. Eski Oğuz Destanlarımdan bir parça kabul edilen "Dede Korkut" kitabı da Bozkır Türk topluluğunun. örf ve geleneklerini aksettirmesi itibariyle destan edebiyatımızda mühim yer tutar.

kuyumculuk. Türkçe oluşları da bunu gösterir: bengütaş (âbide. KühTegin'ftıbüstü. GökrTürWer. Orta . nefesli mi oldukları bilinmiyor.Yabgu'nun misafiri olan budist rahip Hiuen -Tsang vb. Tüddeı'in bulunduğu her yerde mevcut olan kopuz. birir» öâripçi) ay. Asya Hunlan'ndan bert bütün Türkler arasında en çok tanınmış olduğu anlaşılan bu basit. hakanlar huzurunda bu kög ve ır'lardan hergün 9 tanesinin icrası gerekirdi. 9. saz şâirleri tarafından kopuz çalınarak söylenirdi. Rusya. Uygur bandolarında şüphesiz davul başta olmak üzere. II.Zaman Hesabı: Eski Türkler'in zaman hesabı da tabiatiyle Bozkır kültürünün izlerini taşımakta idi. Çin imparatoru her iki âbideye Çince birer kitabe de ilâve edilmesini arzu etmişti. d-Müzik: Eski Türk topluluk hayatında müziğin mühim bir yeri vardı. Türk müzik âletleri arasında Çinliler'in Hyu-pu adı ile zikrettikleri topuz. Bulgaristan'daki Kurym Han'ın bozkurtlu kaya kabartması da bu eski geleneğin devamından ibarettir. 3. "kobuz" adı ile Uygur metinlerinde ve DLTde geçer. görüldüğü üzere. kahramanlık menkıbeleri. fakat tatlı sesli saz.Türkçe kitabeler. hem zaman. Çekoslovakya.. Bir gün 12 kısım sayılıyor ve her kısma "çağ' deniyordu. mehter'in ilk şekilleri) yaygındı. 5 küsur saat itibar edilmekte idi. pars. hem de kitabeler teyit etmektedirler. Ayrıca Türkler'de askerî muzıka (bando. Bu hâkimiyet alâmetlerinden idi. Fakat Kül-Tegin ve Bilge barklan mahvoldukiarı (veya ilmî kazılar henüz yapılmadığı)îçîn mimarî ve süslemede Çfn ve Türk unsuriannı tesbit etmek imkânsızlaşmakta. Türlı büyüklerinin hâtıralarının gelecek nesîîlerde muhafaza edilmesi için kitâbeter yazıldığı hususuna Ömurtag Han'ın (814 . üçüne vb. Ytllann adlan şöyle idi: 1. Bozkır Türkleri'nde renkli taş ve gümüş kakmacılık.o Sanatı Her kültürün olduğu gibi Bozkır kültürünün de kendine mahsus bir san'at anlayışı vardır ve bu anlayış birçok eserler vermiştir. sefer dönüşünde başkente girerken. Uygurlar'da. Çinliler Asya Hun sazlarından bazılarını Kung-hu. bir yılda 12 ay vardı Aylar. 2. aşk türküleri. bilindiği üzere. ayrıca 12 yıllık devrenin 5 katı 60 yıllık devreler olarak da faydalanılan bu takvim. ikinç. tonguz (domuz). Ku-sie adları ile zikr ediyorlar. nin müşahedelere dayanan hatıra notları ziyadesiyle ilgi çekicidir.Asya . kitâbenin*ttüiunduğu yerde. Yukarıda Priskos'a dayanarak büyük müzikli ziyafetinden bahsettiğimiz Attila. Her iki âbidenin inşasında duvarlarına kahramanın savaşlarını canlandıran tasvirlerin yapılmasında Çin'den gönderilen saray san'atkflr ve ressamlarının emeklerinin geçtiği kesindir. bedizcİ (ressam ve nakışçı) vb. Batı Türkleri'nde (Bulgarlar) ve muhakkak ki Hunlar'da kultenılnuş olup. kültür. altun ve gümüş gibi kıymetli madenlere tatbik ettikleri san'at eserleri ve hükümdarların otağlarına. Bozktr-Türk tarW boyunca bize intikal eden yegâne müzik âleti. Gök . hattâ Ma- . atalarımı$a$rpkte Mısır. Yılbaşı Ocak . 981 yılında Uygur hakanı Aralan Han'ı başkentinde ziyaret eden Çin elçisi Van-yen-tö'nün kaleminden Doğu Türkistan Uygurlan'nın. öküz). yılan. 5. Çin kaynaktan 28 çeşit Hun halk türküsünden bahsetmişlerdir. lu (ejder). Eski Türkler söyledikleri besteye ir (veya yır). Günün başlangıcı gece yarısı idi. fc yun* m* 8.831) Tımova kitabelerinde de temas edilmiştir. Yıl 365 gün. 568 de İstemi Kağan'ı Tanrı dağlarındaki Altun-dağ mevkiinde ziyaret eden Bizanslı elçi Zemarkhos ve 629 senesinde Batı Gök-Türk hakanı Tong . Eski Türkler'in..de. hantal taşlar olan "balbal" lan ise san'at eseri saymak doğru olmaz Bunlar kabirde yatanın hayatta iken savaşta öldürdüğü ve öteki dünyada kendisine hizmet edeceğine inanılan kimseleri temdi eden dinî mahiyette işaretlerdir Bu inanç* Bulgar Türkleri'nde ve Macarlar'da da görülür. yıl sıçkan (fare). tahtlarına ve Türk topluluğunun zevk inceliğine dair.bozkır Türk folklorunda çok mühim yeri olan bir çalgı idi. Rgili tâbirlerin. takagu (tavuk). asır ortalarına kadar Orta Asya'da ortak yazı olan Uygur yazısı ile yazılmış ve bugünkü Mançu ve Kalmuk yazılarının esasını teşkil etmiştir. Uygur kitap ve hukukî vesikaları. 10. Gök-Türk. Bunlar hayat şartlarına uygun olarak ve hayvanlarla yakın ilginin tesiri İte.Şubat aylarına rastlardı. İnsan şeklinde çok kaba yontulmuş. halı ve kilim dokumacılığı. Fakat bunların telli mi. it 12. 15. Menşei çok eski olması gereken.". P'e-li. taşınabilir malzeme üzerine işlenmiş "Hayvan üslûbu" (Animal style) mahsulleridir. Ukrayna ve Almanya'ya da girmiş ve oralarda koboz* kubos. sazlarla çalınan melodiye kög (veya küg) diyorlardı. hem coğrafî yönden çok yaygın Wr sistem gibi görünmektedir. biçki (maymun). P'i-pa.ön taraftaki sağ ellerinde birer bardak tutar şekilde yontulmuş "taş-nine" terde de bir san'at endişesi bahis konusu değildir. Eski Türk takvimi her biri bir hayvan adı ile anılan "12ytfhk" devre esasına dayanıyordu. Suriye. diye adlandırılmıştı. Destanlar. Bunu hem Çin kaynakları. saray. Attila Burgond kiralına bir Hun orkestrası göndermişti.ordu devrinde "yarlıg'lar.Tuna arası bozkırlarda boLsayıda tesadüf edilen. kopuş vb. güneş yılına çevrildiği söylenmektedir. saflar hâlinde dizilmiş güzel giyimli Hun kızlarının söyledikleri Hun şarkıları ile karşılanmıştı. Mezarlara ölünün kimliğini bildiren kitabe dikerler. gibi adlar altında çok sevilen sazlardan biri olmuştur.226 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 227 . 4.Türk Devleti'nin daha başlangıç yıllarında (553) umuttfl bflgi verirken şu açıklamayı yapıyorlardı: V. Ancak ölülerin hatıralarına kitabe dikilmesi ve san'atkârane yapılar inşa edilmesi o çağda Türkler için bir yenilik değildi. milletin neş'eli ve acı gün hatıraları. Macaristan'ıma ele geçen Avar çifte kavalıdır. Macaristan. anıt) bitigtaş (kitabe). e. gergef işçiliği ve otağcılık san'atlarının çok ileri olduğunu da belirtmemiz gerekir. şüphesiz. Şimdilik bildiğimfe. Daha sonraki zamanlarda ordugâhlarda. 6. 518 yılında kuzey Hindistan'da Ak-Hun hükümdarı Mihiragula'yı ziyaret eden Çinli Sung-yun. Wr Türk askerinin mezarında ele geçen ve Türk ırkfrriri bütün hatlarını tartaya koyduğu" iddia olunan biffıeykel ile. Polonya. gerçekten Türk çehresini saf biçimi ile gösteren bir san'at eserkflr. koy (koyun). tabışkan (tavşan). bozkır güzel san'atlannın bu sahalardaki hususiyetleri ortaya konamamaktadır. sosyal ve iktisadî hayat ve durumları hakkında dikkat çekici tasvirler verilmektedir. Bi-li. Bulgar kitabeleri ve 'Bulgar hakanları listesi". bark (anıt-kablr).. 1958'de yapılan kazıda ortaya çıkarılan Kül-Teginiln çok güzel yontulmuş mermer büstü ve kaba bir kadın heykelidir.. Nitekim aynı Çin kaynakfen Gök .. Fakat Türkler'in Kül-Tegin ve Bitge Hakan'ın anıt-kabirleri nev'inden bazı eserlere de sahip olduktan malûmdur. kabir üzerine bina inşa ederler. Aslında ay yılına dayanan bu "12 hayvanlı Türk takvimi'nin Gök-Tûrk'ler zamanında. 11. bunun duvarlarına ölünün şahsını ve hayatta iken katıldığı savaşlardan sahnelert renkli olarak tersim ederler. çeşitli borulu çalgılar da bulunuyordu. ud (sığır. Balkanlar. kobzo.

Bu ise hüküm altına alınmış insanları sevmeği gerektirir. müsbet ilim yönünden şöyle açıklanabilir: Eski Türkler'e at. doğruya hükmetkâr ve kanuna riayetkar idiler. İslâm kaynaklarında. Birincisi. atın sür'ati sebebi ile. Beylik gururu. bu. Buna Türk'ün "gerçekçilik"! denebilir. Türkçe'de her erkek. bozkır kültürünü yaratan Türkler'in kendilerine mahsus bir düşünce sistemi ve ahlâk anlayışına sahip olmaları lâzımdır ki. insan gruplarının sosyal telâkki ve psikoloji-lerindeki ayrılıklardan ileri gelir. vehimlerden. son zamanlara kadar Orta Asya'da kullanılmıştır.ruhunu. anlayan ve bu sahada Antik . eski Tür* cemiyetinde yalancılıktan da nefret edilirdi Eski Türkler. hik anlayışı devletin saygı görmesi gibi mânevi değerlerle. -15. Tûrk-teP'îft tarihte çeşitli kavimleri idare etmekte gösterdiği başarıların kaynağını burada aramak icap eder ve muhakkak ki. Türk devletlerinde görülen töre prensipler? böylece daha açık bir mâna kazanmaktadır. Bazı milletleri bu yola sürükleyen husus. her insanda vardır ve şuur-altı bir kuvvet olarak yaşar. Hükmetme duygusu + insan sevgisi + gerçekçilik şeklinde özetlenebilecek eski Türk düşüncesinin temellerini ahlâk prensibi yapmış. sadece öğünme vesilesi olan basit bir psikoloji değildir. insan . 11 asırda 7 . Kanun. fauna göre de 'nizama' bir cemiyet teşkil ediyorlardı. O. Buna göre de. yânı hayatında düstur edinmiş insana eski Türkçe'de 'alp1 denirdi. farklı kültür tiplerinde yaşamağa devam etmişlerdir. Bozkırlı Türkler tarihte bu hususları gerçekleştiren ilk topluluk olarak görünürler. kısa zamanda istenilen yere ulaşabilme iştiyakının tatmini.228 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 229 nas destanındaki bazı hâdiseler bu takvimle tarihlenmiştir. Nitekim sonraki asırlarda. nazarî ve metafizik konularla meşgul olmamıştır. her İki unsura sahip olan başka kavimler. cesaret verici ve mücadele ruhunu teşvik edici ^ad verme" ve "and içme" gibi gelenekleri ile •alp1 Hâin devamı sağlanıyordu. Bunu fiiliyat sahasına çıkarmak için gerekli araç ise elde idi: demir. hem de aynı coğrafî bölgede. 14. hürriyet ve eşitliği getirmiştir.kemfilerine has bir kültür ortaya koydukları herhalde anlaşılmış bulunuyor. Bu içgüdü'nün aynı zamanda İlk fırsatta başkalarım sömürmek için de bir vasıta vasfı taşıdığını dünya tarihi gösteriyor. Türkler insan psikolojisini en İyi bilen. derrtfln ve atın mevcut olduğu her yerde böyle bir kültürün doğup gelişeceği mânasına gelmez. at ve demir üzerine kurulu. asırlarda Târîh-i TürKT veya "SâM Türkân' adı altında zikredilen bu eski Türk takvimi. Çünkü bir kültürün meydana gelmesi için yalnız maddî imkân ve iktisadî faktörler kâfi değildir. Menghin'in ifadesi ile 'Beylik gururu ("Herrenstolz")' nu yaratıyor. İnsan sevgisinden doğan koruyuculuk adalet. yiğit İnsan demektir. yâni üstünlük duygusu» eski Türk'te. ikincisi de geniş ufuklara hükmetme arzusunu kamçılıyordu. Asıl özelliği karşılık beklemeden koruyucu olmasıdır. Nizama ve gerçekçi Türk kafası . cesur kişidir. İnsan unsuru da bunda tesirli olur.Düşünce ve Ahlâk Eski Törkler'in bozkırlar coğrafyasında.okşayan iki beşerî imkân sağlamıştır: Ât üstünde insanın kendini başkalarından daha üstün hissetmesi ve.çağ medeniyetinin temsilcilerini bile çok geride bırakan bir millettir. onlarda 'Beylik gururu'nun eksikliğidir. Hükmetme isteği aslında bir içgüdü olup. Fakat bu. fakat alp. hayâlata dalmaktan hoşlanmadığı için. Aynı şartlar içinde yaşayan çeşitli toplulukların kültürlerinde görülen farklar.

Türk düşüncesini 'mantık ve bilgi teorilerinden" ziyâde ahlâk ve devlet felsefesine sevketmiştir.yazılan Türk siyaset kitabı Kutadgu . aralıksız hareketler arenası hâlinde görünen Türk tarihindeki iş (action) vetiresi ile birleşince. Türk topluluğunda tatbik sahası bulan hak. adalet. . "Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar* insanları töre" himayesine almak şeklinde özetlenebılen Türk dünya hâkimiyeti ülküsünün destanlarda. Bu düşünce tarzı.Bilig bite. üniversel mâhiyette cihan hâkimiyeti fikri doğmuştur. Eski Türk'ün fiilen yaşanan faal hayata karşı duyduğu tutkunluk. devlet kavramlarının açıkianmasıdır. hak ve adalet anlayışı ışığında. efsanelerde ve yazılı kaynaklarda yer almış silinmez izleri vardır. yalnız zihinde mevcut nazariyatın bir ifadesi değil.

tere. törk. Ş. 291-304. Oriens VI. DTCF.1940. Les races et les peuples de la tene. sayı. 1903... 125-191. M. Recherches sur les parlers Topa..A. A.Budapest. Belleten.. F. Ankara 1940. Kortarsâk es kronikasok hiradasai (Bir heyet tara fından yapılan kaynak tercümeleri).. Türklerde "Çifte Kırallık'. 35.1940. siecles A. Fundamenta II. A. Çin kaynaklarına göre.R.. 4-6. Collinos . W. N.230 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 23f BİBLİYOGRAFYA Akkaya.1936.. 1965. W. Bazin. Türk Tarih Kongresi Zabıttan. İstanbul 1943. Banguoğlu.. Rachmati (Arat). Paris 1930. 337-385. Arat. II. II. 1932. IV-IX. Eberhard. 319-337. Caferoğlu. Petersburg 1899. La Ifâttrature âpigraphique turque ancienne.. Eberhard... Türk Tarih Kongresi... Budapest 1958. magyar Nyelvtudomanyi Közlemenyek. R. Tarih-i umumisi I. L.. Arat. Ankara 1942.. Eberhard. ManâMb Cund at-Hilâfa ve Fazâ'il al-Atrâk. R. 265-276. Leipzig 1912.1944. York 1925. Chavannes.. Caferoğlu.1941. N. II. W. Tonguzghuz. Ed.. W.1949. 1. Bang. Budapest 1954. A^ Tukyu veUyguriar'da'han'QnvanlantimM\. Paris 1903.. T. Attöidi. Cihan edebiyatında Türk kopuzu. Belleten. DTCF Dergisi. ATİM.. W. sayı 45.. Bazin. T. s.. Şeşen. A.1937. keresztĞny magyarsâg. 507-519.. The History of the Jewİsh Khazaras.1958.. Carter. N. ti+ & 0 H . II. İstanbul 1968. 1935. VViesbaden 1. Copenhague 1936. Doerfer. ____.. 1940. Chabot. Tartı Cihanguşa I.1959.M.. Ülkü. s. Türk tarihi ve hukuk. 4» Das Hunnische. York 1967'.. Orta Asya'da demir. GMS. Th. Hunların. Cuvaynî.. Barthold. Barthold. 25-220) Hun tarihine kronolojik bir bakış. sayı 48. istanbul 1936.496. Barthold. Hilâfet ordusunun menkıbeleri vs Türkler'in faziletleri. Ankara 1967. XII. Eski Türk hukuk vesikaları. Paris 1948. J. J. Samanlık maddeleri. s.. A. L'Aste ancienne centrale et sud-orientale d'apres PtolĞmee. 1957.1946. Arat. Arsal. Appartenances lingustiques des envahisseurs altaîques de la Chine du nord aux İV. 315-322. Toung Pao XXXIX. DTCFD 1. tere. Die alltürkischen Inschriften und die arabisehen Ouellen. Eberhard. Ctausen. Buluç.. 1964. Dle Leğende von Oghuz Oaghan. III. Petersburg. Ural-Altaische Jahrhücher. İstanbul 1943. Tûrkler'de tarih zaptı. Bazin. II. J. s. İstanbul 1947. A„ Türk Dili tarihi 1. Eski Alman destanlarında Atilla'nın aftMrf. H. Barthold. II.Tenthorey. 421-438. Ülkü. Berthetot. Ülkü. des Roumains et des Byzantins.. Budapest 1934. 1932 Alföldi. VII-VIII. nşr. İstanbul 1923. influences Touraniennes sur l'evolution de l'art mititaire des Grecs. 1953.. (A. Th. Şaman. W. W. X. Dunlop. Donau-bulgarische und Wolga-bulgarische. Muahhar Han devrinde <M. Türklerin. Dietrich K..B. Altheim. sayı 36.. İstanbul 1942. U Notes sur les mots "Oğuz' et 'Türk'.1937. Uygurlar ve uygurca özerine. Çin kaynaklarına göre Tûrkler'de ve komşularında spor.. J.Folge. M.. APAW. W. WM Toba'ların hayvancılığı. K.. N. s. TDAY 1959. s. Berlin-Leipzig 1921» Deniker. Banguoğlu.4. II. Bossert... İstanbul 1927. Byzantinische Ouellen zur Lânder und Völkerkunde.. Eski Türk şiiri.. Belleten. II. IX. Arat. Paris 1903. Orta ve Garbi Asya halklanntn medeniyeti.R. s. Kartuklar maddesi. Leletek a Hun korszakbol es ethnikai szâtvalasztasuk. R. TDAY 1958. R. Darkö. Paris 1906. 1-2. II. Die historisehe Bedeutung der alttûrkischen Inschriften. El. Benzin©. Caferoğlu. Oğuzlar ve Oğuzeli üzerine.. S. Ülkü. Ata Malik. Documents sur tes Tou-kiue (Turcs) occidentaux -Notes additionneUes. <***& gt t De Guignes. s. R. l_. JRAS. Birkaç eski Türk unvanı hakkında.. Budapest 1934. Magyarorszag nâpĞi ĞS a Romai birodalom (Kincsestar). 485. Eberhard. L. Hadtörtenefmi Közl. Archaeologia Hungarica. M..1964. The Language of m To-pa mi. Paris 1953. F... İstanbul 1931fa. R. Arat. XXX1964. Türk Tarih Kongresi zabıtları.. W. Eberhard. 1969. 1973. Türk. W. The Ongin Inscription. s. Eberhard.1945. Czegledy. et V. 2. Deer.. Orta Asya Türk tarihi hakkında dersler. I'lran sous les Sassanides. 1897. A.. Attila et les Huns. Eski Uygur türkçesi sözlüğü. Türkische und mongolisehe Elemente an Neupersischen.19(43. İA.1936. A. Cahit (Yalçın).1964. s. F. W. D. Eski Çin felsefesinin esastan. Tabı san'abnın keşfi. tere. Al-Cahte. Harvard Journal of Asiatic Studies 1.T Hunnische Runen. M. J. 329-337. Halie 1948.2. W.1944. Pogâny magyarsâg. Türkç. Chronique de Michelle Syrien. A. Neue Folge. 555-568. Kazakistan'da bulunan Eşik kurganı. Kazvinî. 4. Eski Çftî kûttöru ve Türkler. Der Herrschertitel lduq-qut. Alföldi. Çin'in şimal komşulan. A. Chaiers d'Histoire Mondiale. Bazin.. G.. sayı 101-102. J. 1912.. 5-53. sayı 87. XXXV. Diyarbekirli. R. De Groot.. Yıl Armağanı. W. R. 106-119. sayı 92. sayı 18. 1937. Edebiyat Fakültesi 50. TM. Documents sur les Tou-kiue (Turcs) occidentaux.. Christensen. ATIM. A Magyar muvelödes törteriete.. İA.. Byzantion. TKA 1. Boodberg. A magyarok elöderiölös a honfoglalasröl. R. bir kısmının türk. A. Caferoğlu. Ülkü. Fundamenta 1.. Eberhard. Turanı hatâsok a Görög-Romai hadûgy fejödâsâben. P..s. 1916. 19-38 Eberhard. Die Hunneh der vorchristfichen Zeit Chinesische Urkunden zur Geschichte Asiens I.( The invention ofprinting in Ghina and its spread westward. . Chavannes. a. II.R. tere. S. sayı 63. Ardel. İstanbul 1943. Darkö. Ed. Oğuz Kağan destanı. D. Ankara 1965. s. Sahra maddesi. szazadi nĞpmozgalmak. Çin kaynaklarına göre Orta Asya'da at cinsleri. Altheim. G.

M. türkçs tercümesi S. Ttfıran 1333. VII. İstanbul 1946. . A. 1-34. sayı41. s. W. TKA I. Nachworte zur Inschrift des Tonjukuk. R. Eski TOrk Ofrtf. İnan.1962.. 1963. s. Berlin 1935. 1948. tere. s. Zeki Velidi Togan Armağanı. E. XXX.(0e*o/^^ Haddon. Paris Hamilton. **1934' Ü •«■ İ Varoğlu. G. Ch. Budapest 1940. Türk aile sosyolojisi Hukuk Fakültesi Dergisi. W (İndeks).. t. Le Chamanisme et les technique$ archaiques de i'extase. M.C. Eski Türkçe'nin yazı dili.. I. T. İstanbul 1970. Paris 1941. II. türkçe ter. trc. A. Eliade. Ergin. 4. S. Eski Türkler'de ve folklorda 'ant'.. Klyaştömiy.Cambridge1911 Hamdullah Mustawfi Kazviol.. s. II.1962 H**siaH. TDAY. K. DLT. Yazılışının 900yılı münasebetiyle. 131-137. s. Atalay. von. Gabain.. Hirth. 1937. Hudûd 'ül-âlem. Koppers. Feher.^^^ •n 1935. TDE. Toguz-cguz et On-UygurtJA. TüM rivayetlerinde Bozkurt. 255-270. Gfen Henning. Freyer H. Gabain.{CCl)2SO. L.7nelVanderfngso/fteop/eS.rHorvâth. Parts 1951. THİTM. TMMOuzIda. L Tarihte Türk'adı. s.. Un peuple cavaJierpreScyth1que en Hongrie.1939. Türk fütuhat felsefesi ve Malazgirt muharebesi. töre-ture ve şeriat. DTCFDII. A. Buluç. Ankara 1959. Sir-derya boyunda Oğuzlara dair izler.. W.1971. Jirmunskiy. Archiv für Völkerkunde III.J. Türk tarihinde Moğollar ve Cengiz meselesi.1972. Hakkı. 290-320. 1960.1941. s. Gallus. Harnta. 1964.. II. II. Arat için.. W. A BolgârTörökök szerepe es müveltsĞge. Ankara 1954. İçtimaî nazariyeler tarihi.232_________________------------------------------------------------TİİRK DÜNYASI EL ÖTABI TÜRK TARİHİ 233 Eberharö. 1. ATIM. Türk etnolojisini ilgilendiren birkaç terim. İnan. L. Sâid Nefisi. Zayn al-ahbâr. İstanbul 1955. Freyer. P. Belleten. Ankara 1947. von.1944. Kafesoğlu. 1899. Türk kültürünün Avrupa'ya tesiri. 1961. Stepne und Staat im Leben der altesten Türken.sayı 20. Mil. L'lnacrtption de Bain-Tsokto. Kafesoğlu. TDAY1958. Paris 1954. BSOAS XII. Folge. A. M.V. Fundamenta lf. İnan. sayı 99. s. Ankara 1966. Fransızcası: A • propos du nom 'Türkmen** Oriens. (680-Giraud. 1939.^^ 1^C$ CÖ/6SteS' İ6S Fâ9neS d'Bîerich9' Oapaghan et Bilgâ. S.. A. JheAmp Conquastto Central Asla. Anthropos.ÖMS. İnan. Les plus anciennes civilisations d'Ğleveurs des steppes dAsie centrale. Ibn Fadlan seyahatnamesi. İnan. 306-319. Fr. Ankara 1962. 1. Şato Türklerinin kültür tarihine dair.1948. XI. Chaiers d'Histoire Mondiale.H.. TDAY. G. Tarih Enstitüsü Dergisi. 1939-1941. İnan. W. tec. Kafesoğlu. s. d'aprts les documents chinois. Kül-Tegin anıtında 1958 de yapılan arkeoloji araştırmalarının sonuçlan.. TM. sayı 107. Minorsky. 1928.^. KCsA. London 1923. V.. Lelpzig 1950. Haustiere und Hirtenkultur. Toba'larda köle usulü. Orhun yazıtlarına göre Orta Asya milletlerinin Araplara karşı mücadelelerine dair.. s. Doğan.. I.. K... S. H. 97-UM. Gabain. HAR.^. Nur. İstanbul 1943.. Göktürklerin tarfrıine bir bakış. I. B. von. tere. {^'Türkmen' adı. ve izah V. 279-290. Über Wolga-Hunnen undHiung-nu.A.öy. M. B. Cihan tarihinin ışığında ilk Türklük ve Hk Indo-GermenSk. Ebu'l-Gazi Bahadır Han. nesr.. SBAW. ^^VM).. Ankara. 15-16. von. İstanbul 1931. Freyer. Kafesoğlu. Türk Şeceresi. ZurHerkunft der türkisehen Völkerschaften. Györfry.F. Flor. Imago Mundi I. Les Oulgours a rtpogue des Clng dynasties. İstanbul 1941. Der İslam. A. Kafesoğlu. s. 1956. (tercüme). Çin Tarihi. mânası ve mâhiyeti.1946. Eberhard. 1-38. Suppl. Belleten. Paris 1961. EaW7BnV ünvantanna dair nofltar. II. Ota Asya'da Arap mtûhatı. türkçe tlfc. 104-110 Jettmar. Uygurlar ve yeni bulunan soydaştan. İstanbul 1925. Wİen 1948 Jettmar. R. THİTM1. Selçuklular maddesi. Çağatay. Koppers. 387-402. Budapest 1939. Jisl... Fr. Macar ve bunlara akraba olan milletlerin kültürü. Die alteste Türkische Weltkarte (1076 n. Iran.G. Gardizi. I. XI. A. Orun ve ülûş meselesi... R.... Sosyolojiye giriş. İlahiyat Fakültesi Dergisi. 1954. Die Indogermanenfrage im Lichte der historisehen Völkerkunde. s. Giriş-Metin-Faksimile. Leyden 1910. w!. 471-483. J. Ankara 1968.. Belleten. Asyarvn üstün- Grousset. sayı 1. von.1947. a: 1-16 Kafesoğlu. Ankara 1959. Köprülü. Eckhard..kelime üzerine. sayı 104. 1. VViener Beitrâge zur Kulturgeschichte und ünguistik. sayı 2. The date ofthe Sogdian ancient letters. İnan.R. L'Empire des Steppes. Gabaln. 121-133. 1958. Din sosyolojisi Ankara 1964. İsmail Kaynak. Hermann. Gibb. A. H. A... Türk destanlarına genel bit bakış. s. İstanbul 1953. Tarih Enstitüsü Dergisi. Eberhard. Afttûrkfsche Shreibkultur und Druckerei. Talk Tarih Kongresi.R.. R. Dede Korkut Kitabı \.. TU. 1944. XXIX. Tarihte ve bugün Şamanizm.F. Budapest 1940. Kaşgariı Mahmud. Belleten.1947. Tûrko-Bulgar. Hermann. 1931. sayı 8. 1930.. İA. I. Tarih Enstitüsü Dergisi sayı 3. bugünkü Türkçeye tere.Belteten. Feher.. nesr. J* Deny Armağanı. Attila a mondâban (Attila es Hunjai).. A. Fındıkoğlu. M. 1935-1939. A.. Les monuments de la cuiture Protobulgares. A. Belleten. Almanca teredir Kenntnis der alttûrkisehen Tıtulatur. F. İstanbul 1930. Kafesoğlu. G. II. Amrkische Grammatik. DTCFD VI.. Kutadgu-Bilig ve kültür tarihimizdeki yeri. Z. A. Yasa. Hirth. Ankara 1958.4. ve tere. GabairvA. A. Ankara 1958. 1954. Şecere-i TOrk.M. WJ- ^!^^^^ lüğü v» düşkünlüğü. Fener. 1-2. I. GMNS. 1. Manas Destanı üzerine notlar. sayı 38. Huımfach-TOrkische Beziehungen.

Belleten sayı 53. İslam Tetkikleri Enstitüsü Dergisi.. Mansel. Murûc al-zahab. A. 1948.1945. a Factorş inChinese History. O.. Belleten. Talpei. Montandon. Liu Mau-Tsai. Minorsky. s. Szeged 1938. Budapest 1928. Türk Tarih Kongresi zabıtları. J..Frontier. Özerdim.. 305-318.K. 1-2. 1915. L.. Budapest 1942-1943. Zwei uigurisehe Runeninschriften. I (Metin). Schimmel. Psychological Review. L. R. Az ismeretlen Belsö-Azsia.. Lazlö. XLIİ.. O. The Poems of the Turkiah People who Ruied in Northern China in 4* th Centuries A. Türk. Folge.-B. Pritsak. OTCFD. F. İstanbul 1964. Viadlmlrtaov. F. $. A Study of History. 1936-1941. W. Khazarian Culture and Its Inheritors.Y.. Türk. F. 1-2.Türk Tarttı Kongresi. l-IV. Gy. 90. Or. Central Asiatic Journal 1. 1964. F. landon 1942.HUkTheoryotHumanMotivation. JL Die Chronologie der alttürkischen Inschriften. Der Untergang des Reiches des oguzisehen Yabgu. XV. V. Fransızca tere. 77ıe Horse. Belleten. Szâsz.. Radloff. Berlin. Pritsak. F. Sçerbak. 2. Ligett. A honfoglalömagyarsâg kiâiakulâsa.N. R. O. M. Ramstedt. Chronique III. Togan Armağanı. 147-152. V. B. II. Berceviezy emlökkönyv. L.VV. S... II.. Attila nagykirâly..N. XII. Leipzig 1898. B. l-IV. Ruben. MSFOu. Türkler'de hukukî sembol olarak ok. Moğollar'ın içtimaî teşkilâtı. O. İstanbul 1943. W. Archaeotogiâi Erteşitö.234 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TARİHİ Köprülü. tere. Probleme dertütiysehen Urzeîtt Bibi. 1. Baki Araplara göre Türkler. Şeşen. B.. Hundestammvater und Kerberos MI. Paris 1934. İlk Tûles boylan. Ortekin. II. F.K. Tabayi'ül-hayvân. Doğu Gök-Türkleri hakkında vesikalar ve notlar. II (tercüme) 1959..1957. P. Uigurica.. Bombay 1905. Müller. Neşr. Din Sosyolojisi Ankara 1961. Der Volksname TOrk.s. 1934... (TTK). sayı 59. Tümertekin.. s. Dokuz Oğuzlar ve Kök-Tûrkler. 1-23. Karatay. Budapest 1942-1947. sayı 35. Southwestern Journal of Anthropology. Ankara 1946.. s.-W. A Hunok törtenete. Gy. Ankara 1955. Râsonyi. $. Petersburg 1899. JSFOu XXX. Les inscriptions inconnues sur les pierres de Khoumara (au caucase du Nord) et le probleme de t'alphabet runique des Turca occidentaux.1958. Ruben. Ş. Kretschmar.. A. Buddhizm tarihi. A. Stein.1955. Menghin. Ankara 1944. W. Belleten. Stotit&ztirtûrkischen Rechtssymbolik. Ankara 1962. Sümer. K. 4. Byzantino-turcica l-ll. Budapest 1943.. sayı 60-61. KCs A.1950. XXIV.. s. Turan.1948. der Volksname der Hsiung-nu. Vasiliev. Oniki hayvanlı Türk takvimi. Uyguriar'ın menşe efsanesi. A. Paris.. Budapest 1930. Thomsen. Ûgel.. Dinler tarihine giriş. Şaraf al-zaman. 81-137. istanbul 1953. Princfrtes and structures in the organization of the Asiatic Steppes-Pastoralists.. §1-118.1938. Türkç. Sebestyen. ögel. Gy. <X. Açta Orientalia XII. AA. Ankara 1971.. Z. Die bulgahsehe Fürstenliste und die Sprache der Protobulgaren. H. J. N. Ankara 1948.. O. al-Marvazi. B. Kutadgu Bifig. Kahire 1948.. O. X. V. Pritsak.. Lazlö. Eski Türk Yazıtları. ATIM. ESA. Z. Maslow..G. B.J. B. M. Moğolistan'daki Türkçe kitabeler. Orkun. Tarihleri-boy teşkilâtı ... II. A.destanları. M. tere. LA. London 1962. sayı 105. 1967. Anadolu'da demir çağı hakkında. APAW. Ögel... Yetts» MP. Arat. Zajaczkowski. Tamim ibn Bahr's Journey to the Uyghurs. 1966. ZweiPfahlmschriften aus den Turfanfunden. Gök-Türk yazıtlarının Apunm'lan. Indian Antiqua: 7 Illinois 1943. 1934. Forlong Fund.. Şfiie-usuyazıtının tarihftingmi. Nemeth. A toan. 1947 (TDK yayını). B. İstanbul 19S5. Istanbul 1943. W. 359-456. Turan. Freiburg. Bizans imparatorluğu tarihî. Helsingfors. İstanbul 1941. Miche! Le Syrien. Fuad Köprülü Armağanı. V. BSAS.. Belleten.1952. Eski Türklefin dini.. Pritsak. 237-243.1959. VVhite Huns and Kindres Tribes in the History of the Indian N.. Traitâ d'Ethnologie culturelle.. Milâddan bin sene evvel Asya içlerinden muhaceret eden Hindistan'ın eski demircileri arasında. DTCFD.1927. Türkler ve kayak. Ülkü. İstanbul 1954-1957. Gy.M. Budapest 1940. 3-4 1960.1951. IV. G. XXXIV. V. Nemeth J.. Belleten sayı 81. 3: Die asiatisehen Hirtenvölker. sayı 48. Togan. UAJb.. Wiesbaden 1958. II. A. B. W.1940. Ramazan. Die chinesisehen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türksn (Tu-kûe).. TM. 1922.1953» s. Schmidt. Baştav. 1949. Sino-Turcica. H.. M.. Stuttgart 1938.. Pritsak. Ülkü. sayı 88. G Jt. Oğuzlara ait destanı mahiyetteki eserler. VVeber. Tarihte Türklük. s. 1694. Müller.1940. Islâmiyetten önce Türk kültür tarihi. neşr.370-390. İstanbul 1935. Nemeth. Thomsen. İstanbul 1943. II. TDED. Açta Orientalia. 1964. Ögel. Türklüğün eski çağı. A TöröksĞg öskora.. tere. A. Nemeth.. Sibirya'dan. 63-87 Ögel. tere. İnscriptions de l'Orkhon dechiffrĞes. S.. sayı 33. Der Ursprung der Gottesidee. Ankara 1947. Belleten. 1961 . 'Qara'. Xun.. Sümer. Moravcsik. Özerdim. III. V. Stammesnamen und Titulaturen der altaischen Völker. O. APAW. Buiuç. sayı 86. Cengiz Han ve Çin'deki hanedanının Türk müşavirleri..1945. B. Belleten. tere. s. D. Türk. Thomsen.S. TD. 1911. W. 361-379 Ögel. Taplamacıoğlu. TM IH. Ögel. Al-Mas'udî. Oğuzlar (Türkmenler). Chou'larda Türk'lerden gelen Gök Dini. 261-295.. V. XIV.. VVirtschaft und Gesellschaft. XV. 6. Bilinmeyen Iç-Asya.lL.. 1-2.t A magyarok ijja es nyila. N. Chabot.VV. Krader. Minorsky. l-IV. KCsA. E. Ankara 1967. Aus Sibirien. islûm âmme hukukundan ayn bir Türk hukuku yok mudur?. Ntf. IX. Hung. XXII. Radlof. Marquart. R. 1905. W. VI. 1913. A kagân ĞS csalâdja. VViesbaden 1953. XVII. Temir. 1962. Weftgeschichtliche Rolle der Ural-altaischen Völker. tere. I (tercüme). Hüen-Çang'a göre Peygamberin çağında Orta Asya.1963. ri. : II (notlar ve ekler).

1963. Budapesti Szemle CCXIL. Gazneliler. . hâkim zümreler sıfatıyla tarihî ağırlıklarını koydukları çeşitli müslüman ülkelerde büyük İmparatorluklar (Kara-Hanlılar. İlk Türk-İslâm Siyasî Teşekkülleri İbrahim KAFESOĞLU *«*»« Buraya kadar görüldüğü üzere Uzak-doğudan Avrupa ortalarına kadar bütün bozkırlar bölgesinde 1200 yıl hüküm sürmüş ve birçok Siyâsî. Harzemşahlar. Belleten. Türk. Anadolu Selçukluları.-i :.:-_. Az euraâzsiai lovâsnomâd möveltsĞg keröĞsĞhez.. Suriye. sosyal ve ethnique izler bırakmış olan Türk toplulukları Islâmî devirde de ve bu defa.236 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ--------__________________________________________________İ____W Zichy. sayı 107. tere. I.. Budapest1923. Tolunlular. Kirman.&**-. Ihşidli- . NyK. . Selçuklular. 1936. r A *& IV.: r#. Zichy. fiötfe '. I. A Magyarsâg ÖstörtenĞte 6$ müveitsöge a honfoglalâsig. Hind-Tûrk İmparatorluğu) veya devletler (Irak.

ler. Delhi Türk Sultanlığı . o tarihlerde devlet teşkilâtı içindeki Gök-Türk imparatorluğunun hem doğu. 1. yüzyıl . Inallı. Esasen Islâmın merkezinde Hz. Akkoyunlular). İzmir. llDenizliler . BeğTeginliler ) ve beylikler (Artuklu. Saltuklu. Garcistan ve Sistân havalisindeki Oğuz kabile kırıntıları ile Kuhistan-Fars arasında oturan dağınık Kalaçlar bir yana bırakılırsa. Efes) kurarak islâm dünyasın ın mukadde ratına hâkim olmuşlar ve Osmanlıl arla birlikte mütalâa edildiği takdirde. Böriler. İran'ın kudretini de Kadisiya (635) VB Nihavend (641) savaşlarında kıran islâm orduları. Orta Asya. Türklerin İslâmiyet'e Girişi ■' Hicaz kıtasında yeni dinin verdiği hızla taşarak Yarmuk savaşı (634) ile Bizans'ı Suriye'den attıktan sonra. Yakın Doğu ve Doğu Avrupa'nı n son 1000 yıllık tarihine yön vermişlerdir. Timurlula r. hem batı kolu fetret devresinde-(Çin'e tâbiiyet) bulunuyor. Mengücü klü. Zengîliler . Dânişme ndli. Ahlat Şahları. son Sâsâni imparatorunun izinden Ceyhun kenarına ulaştıkları zaman Türkler'le temasa geldiler. Karakoyunlu. Osman'ın öldürülmeleri ve nihayet Ali-Muaviye mücadelesi ve Harici isyanlan doğuda İslâm ordularının hızını kestiği için 8. Mısır Türk Devleti. Atabeylik ler (Salgurlul ar. Ömer ile Hz. Mâveraünnehtr bölgesindeki şehir "kırallık' larına tesirli yardım yapılamıyordu.

Türkler'e tahsildarlık vb. Bu münasebetle halifelerin hassa askerleri ve İnzibat birlikleri arasında Türkler de yer aldCki. Bu durum Arapça eserlerde de bazı yankılar bırakmıştır. Oğuzlar'a ise sonraları: Türkmen denmiştir. imâr hareketlerinde bulunmuş. Buğa da başkumandanlığı sırasında Bedeviler'e (845). yarısında az sayıda. işte bu karışıklıklar içinde durumdan faydalanan BuvayhîâifesirtdenMuizz*ûd-devle Bağdad'ı alarak şü Buvayhî devletini kurdu(945). inak. bu vazife aslında hilâfetin gerçek iktidar makamı idi. Bağdat'la arası açılınca istiklâl itan etti (875-884). "Etrak" arasında Mısır valilerinden ikisi istiklâllerini ilân etmişlerdir: a * Tolunlular (875-905): İslâm halifeliği topraklan içkide ilk Türk müstakil siyâsi teşekkülü Oğuz Türkleri'nden Ahmed tarafından kurulmuştur. Büyütebuğa. Gere* yukarıda adı geçen. Meselâ Hatife Al-Me'mûn'un hususi kütüphanesinde memur olan bir Türk şöyle demiştir: "İranlılar ve Rumlar ülkelerini başkalarına kaptırıp kendi yurtlarında esir olurlar. Daha 675-680 yıllarında Horasan valisi emrinde 2 bin Türk okçusu vardı. doğuda Elcezire ve İrak'a kadar genişledi. Al-Mutavakkil (ölm. Fakat Errtövîter tarafında* İslâm imparatorluğunun bütün doğu bölgelerini içine alan Irak umumî valiliğine Haccâc'ın getirilmesi ve bunun da Horasan'a devrin sayılı kumandanlarından Kuteybe b. Mısır mâliyesinde ıslâhat yaparak halkı darlıktan kurtarması sebebi ite Mısır ahalisi tarafından sevildiği için tutunmağa muvaffak oldu. Türkler uzun zamandan beri tok Tanrı inancına âşinâ bulunuyorlardı. bilgisi ile ün yapmış bir zat idi. Humâreveyh'in güzel kızı Katr'ün-nedâ'nın halife ile evlenmesi tarihlerde destanlaşmıştır. 849). halife Al-Mu'tasım zamanında (838-842) cesareti. tahkimat yapmış ve kuvvetli bir ordu teşkil etmişti. Al-Vâsik (ölm. edip bir adam olan ve Türkçe şiirler yazdığı söylenen Ahmed'in ölümü ile yerine geçen oğlu Humâreveyh (884-895) zamanında devletin sınırları Toroslar'a. Vasîf. Abbasîler Zamanında Türkler (Etrâk) Türkler İslâm kaynaklarında umumiyetle üç tâbir altında zikredilmiş görünüyorlar. Irak kıt'asıntn şiî Buveyhîler tarafından tutulması sebebi ile Mısır'a kalabalık Türkler'in akmasına engel olunması bu iki küçük Türk devletinin siyasî yönden fazla gelişmesini önlemiş görünmektedir* 2. Sâmarrâ'da bulunan babası Tolun. b * Akşid (veya İhşidjliler (935-969): Hilâfet toprakları içinde yer alan ikinci Türk siyâsi teşekkülü de. Abbasilerin iktidara gelişi ile İmparatorlukta Arap olmayan müsiümanlara da çeşitli vazifeler verilmeğe başlanmıştı. asrın ilk yarısında da iki Türk kumandanı: Beçkem ile Tüzün 'Emir'üMJmerâ' olmuşlardı ki. Küçükrbuğa vb. Islâmiyete girişleri kendi arzuları ile vuku bulmuştur. 946da ölümünden sonra fiilî idare. yukarıda Türgişler).yüksek idarî makamlarda veriliyordu. gibi sivil vazifeler yanında vâlilifcMciblik:gM. gerek bu Türkler halifeliğe tahakküm ediyorlar. Babası Toğaç. Antakya şehirleri ile birlikte Suriye'yi idaresine aldı. Buna göre ve umumiyetle kabul edildiği gibi. Muhammed'in yerine geçen oğlu ve bunun kardeşinde değil. Ermenilere (652) ve Bizans'a (858) karşı başarılar kazanmıştı. Mısır'da. Bağdad'ı Buveyhiler'in ele geçirmesine mâni olamadı. Türkler memleketlerini hiç kimseye vermiş değillerdir. Vasîf. Daha çok sızma yolu ile İslâm ülkelerine gelerek hilâfet merkezinde vazife alanlara: Etrâk. Müslim'i tâyin etmesi (705). Musikisever. Mısır valisi iken istiklâl ilân eden (935) Muhammed önce Dicle'ye kadar uzanan saha ile orta Suriye'yi* 942'de de islâmın mübarek şehirleri olan Mekke İle Medine'yi devletine bağladı. Daha doğrusu tamamen Türk gençlerinden kurulu ilk hassa birliği hu halife. Taşkent ve Mâveraünnehitfden 8. Ahiret'e ve ruh'un ölmezliğine inanıyorlar ve Tanrıya kurban sunuyorlardı. Fakat kendisinden sonra gelen oğut ve kardeşleri istiklâllerini koruyamadılar ve Mısır ile diğer bölgeler halife El-Muktefi tarafından ele geçirilerek (905) valiler idaresine verildi. saray adamlarından Kâfûr'un elinde idi. halife Al-Mansur zamanında Hammâd üt-Türk^AI-Mahdî zamanında Mübarek üt-Türkî sayılı Türk kumandanlarından idiler. Kısa zamanda Şam. Abû Muşum hareketine katılan Sul (çur) oğlu Süleyman ite Tarhan Sul-Cammâl. Aşnas. Hâkan-oğlu Feth. Bu yüzden aralarında mücadele eksik olmadı. 861) zamanlarında iktidar adeta bu kumandanların elinde idi. hilafeleri iş başına getiriyor veya uzaklaştırıyorlardı. Talas'a kadar akınlar yaptılar (Orta-Asya'da Türk-Arap mücadeleleri için taf silen bk. Sonuncu halife devrinde Abbasff imparatorluğunun en ileri gelen üç şahsiyeti Türk idi: Küçük-Buğa. asrın 2. Türkler'in kısa zamanda İslâmiyet'in bayraktarı olarak dünyâ karşısına çıkış sebepleri bunlar olmak gerekir.. .238 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 239 başlatma kadar Türkler'le İslamların karşılaşmaları sınır harekâtı ölçüsünü aşamamıştı. Ayrıca İslâmiyet'in telkin ettiği ahlâk? kaideler eski Türk "alplık" anlayışına uygun düşüyor ve özellikle "cihâd" Türk'ün fütuhat görüşünü takviye ediyordu. Neticede Araplar'ın müdafaayı tercih eder duruma girmelerinden anlaşılıyor ki. bunlar Fergane. Haleb. yüzyılda kalaba!* aileler hâlinde ihtida ederek gelenlerdi. Türkler'den hususî muhafız bifliflefl teşkiline El-I^flün zamanında başlanmışt^Fakat Türkler'^ tıassa askeri olarak birden çoğalması Halife Al-JMutamm zamanında. Türkler'in dünyâ tarihinin en mühim hâdiselerinden biri olmak üzere. savaşları birden bîre alevlendirdi ve İslâmlar kısa zamanda Mâveraünnehir'e hâkim oldukları gibi. bu cKıiî-siyâtf büyük gaileyi sona erdirmiş Al-Mu'tasım'ın Ankara civarında Bizans'a karşı kazandığı savaşta yararlık göstermişti Büyük- . Türk usulüne göre kurulan bu şehirde binalar saraylar ve diğer yapılarda Türk yapı. 10. süs. Mâve-raünnehir Türk beyleri sülâlesinden gelmesi muhtemel Muhammed Ebû Bekir tarafından kurulmuştur.tarafından teşkil edildi Al-Mu'taaım Bağdad'ın -kuzeyinde Dteie kıyısında inşa ettirdiği yeni başkenti Sâmarra şehrine (836) bu hassa ordusunu da götürmüştü.. gibi Türk kumandanlarının idaresinde 4 bin Türk askeri vardt-Afşin meşhur Bâbek isyanını bastırmış (838) elebaşısı Bâbek'i yakalamış. Aynı derecede cesur ve kültürlü bir şahsiyet olan Ahmed de ötedenberi Türk kumandanlarının emrine verilen zengin Mısır ülkesinde vazife atmış. müstakil devlet halinde olanlara: Türk. Kuzey Suriye'deki Hamdanî'lerle uğraşması yüzünden. Daha sonraki halifeler. resim san'atın in tesirleri açıktır. evvelce Tolunlular hizmetinde idi. Burada Afşin. Bunun ÖJömü üzerine baş gösteren iç müca-deleleri fırsat bilen Fâtımîler tarafından Mısır işgal ediidi (969). (883-842) oldu. fakat 9. Adana ve Tarsus bölgesini de ülkesine bağladı." Gerçekte İslâm dininin eski Türk inanç ve telâkkilerine uygun cihetleri çoktu. Beçkemin adı paralara basılıyordu. Araplar silâhla mücadeleye girişen Türkler karşısında kesin başarıya ulaşamamışlardı.

Büyük kağan Ahmed b. Ali ise ona karşı Sultan Mahmûd'la dost oldu. Alt-kagan mevkiinde bulunan Nasr Özkend'de oturmaktaydı. Karahanlılar Erdoğan MERÇİL Karahanlılar tabiri doğu ve batı Türkistan'da. Bunlardan Yûsuf Kadir Han Gazneli Mahmûd'dan yardım istedi ise de umduğunu bulamadı. Ahmed b. Nasr b. Ali hasta yatağından kalkarak Balasagun'a 8 günlük mesafeye yaklaşan 100. Büyük Kağan Ahmed b. Bu durum karşısında Oğuicşk merkezini Kaşgar'a naklederek Sâmânî hakimiyeti altındaki bölgelere akınlara başlamıştır. «unlardan ilki Kara-Hanlı devletidir. Arslan Kafa Hakan unvanını taşıyan doğu kısmının hâkin)) büyük kağan. yine karakteristik bir unvandan dolayı. Satuk'un oğlu Mûsâ (Baytaş). Horasan'a iki koldan gönderdiği kuvvetler Mahmûd ile-kardeşi Nasr tarafından mağlup edildi. Buğra Kara Hakan unvanını taşıyan batı kısmının hâkimi ortak kağan olarak önce Taraz'da oturmuştu. Onun iki oğlundan Arslan Han Bazır büyük kağan sıfatı ile Bala-sagun^da. yerine üçüncü kardeşi Mansur geçti. Ahmed bu iki kardeşine karşı harekete geçti. Hârûn Kaşgar'a dönerken yolda ölmüştür. Nasr b. Nasr b. Süleyman 990 da Isftcâb'ı zaptetmiş ve daha sonra da Sâmârtîlerfh başkenti Buhara'ya ^irrrtişlfr (Mayıs-Hazâran 992). bu sefer dönüşünden kısa bir müddet sonra ölmüştür (1017-1018). Sölçtik'un idaresindeki Oğuzlar'ın da rolü olmuştur. Satuk amcasına karşı taht mücâdeleisifli kazandıktan sonra kendi devletlîçinde islâmiyet! resmen kabul etmiştir (X. Harun (Kadir Han)'dan yardım istedi. Ali'nin eline esir düşmüş olmalıdır. Bundan sonra islâm dininin Türkler arlasında neşri Artık bir ci-had mahiyeti Emişti.240 . Yûsuf. Onun yeğeni Satuk'un. Ali ile anlaştı. 996'da Sâmânî kumandanlarından Fâik'in teşviki ile bu devlet topraklarına Mamı etmişti. el-Haniye ve Âl Afrasiyab gibi isimlerle de zikrolgnmuştur. Bu sülâle için ilmî eserlerde kullanılan diğer bir isim. O. llek (llig) «Hanlar tâbîridk Ayrıca bu sülâle muasır islâm kaynaklarında eiHâkâniy*. Sâmânîler ile mücadele etmiştir. Ali'nin Gazneli Mahmûd (998-1030)'la yaptığı anlaşmada ise iki devlet arasında hudud Amû Derya (Ceyhun) olarak tespit edilmişti (1001). el-Hasan onun mevkiine itiraz ile Özkend ve Ahsikas'ı zapt etti (1019- . Bu anlaşmaya göre Sâmânîler Sir Derya (Seyhun) sahasını Katvan çölüne kadar Karahanlılar'a bırakmaktaydılar. Fakat Nasr. O büyük Karahanlılar'a karşı mücâdelede mfâslüman gönüllülerden de İstifade etmişti. Bu muvaffakiyetsizlik aile kavgalarına yol açtı. Bu hükümdarlar zümresi aynı hanedana mensup idiler ve birbirine bağlı olarak kademe kademe yükselmekteydiler. Ancafc Hârûn hastaiafııröş ve Buhertfyı terk etmişür. Satuk 956 yılında öldü ve Kaşgar'ın Kuzeyindeki Artuç'da gömüldü. yüzyıftn başı). Karahanlı hükümdarları içinde Abbasi halifesini ilk tanıyandır. doğu kağanı Arslan Han'ı mağlup ederek sülâlenin bu kolunu ortadan kaldırmış ve bütün Karahanlı devletin» de islâmlaştırmayp muvaffak olmuştur. Bu iki kağandan başka devlet idaresinde dört alt-kagan ile altı hükümdar vekili yer almakta idi. Onun ortak kağanı ve yeğeni Ebû Mûsâ et+tasan (Harfti) b. Sultan Mahmûd ile tekrar barıştı. Nuh'un kendi devletini diriltmek için giriştiği teşebbüsler muvaffakiyetsiz kaldı ve ölümüne sebeb oldu (1000-1004). 998'de ölen Büyük kağan Ali'ye ortak kağan bulunan oğlu Ahmed halef oldu. Ahmed b. O. Bu hâdise Batı Karahanltiarto durumunu değiştirdi. Ahmed. bütün Karahanlılar'ın hükümdarı idi ve Kara-Ordu'da yerleşmişti. Ali 1012-1013 tarihinde öldü.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 241 "iTMtofln telâm tarihi ve medeniyeti üzerinde teshü duruma geçmeleri ve islâm dünyasında üstünlük kazanmalan. 3. Ali'nin ölümünden sonra yerine geçmek isteyen iki namzed vardır. Karahanlılar Harezm ile Gazne arasında aracılık yaptılarsa da daha sonra MahmÛcTun HarezrriH işgalini kabul etmek zorunda kaldılar (1017). Mahmûd'un aracılığına başvurdular. Ali'nin ağır hastalığı sırasında muhtemelen kardeşi Mansur kendisini büyük kağan ilân etti. Nihayet Nasr 999 yılında Buhara'yı zapt etti ve Sâmânî hanedanı mensuplarını Özkend'e götürdü. Karahanlılaf*da tespit edilebilen ilk kağan Bilge Kül Kadir Han. Ali Tegîn bu sırada Mansur b. Sultan Mahmûd'un Hindistan'da meşgul olmasından faydalanarak Horasan'ı ele geçirmek istedi. Onlann menşei hakkında 7 muhtelif nazariye vardır ve Karahanlılar tarihi üzerindeki başlıca otorite O. büyük Tür&islâm devletleri turmatah île başlamıştır. Neticede rakibi Ebu'l-Muzaffer Mansur b. Ali bağımsızlığını ilân etmek istedi. Diğer kardeşleri Muhammed ise Arslan llig mevkiine geçmişti. Onun tiü şehirden e^n^mda muhtemelen İMbttânfler'in yar* dımına gölen Arştan b. Bu iki Karahanlı hükümdarı Horasan'a sefer yaptılarsa da Belh civarında Sultan Mahmûd'a mağlup oldular (1019*1020).000 sadırdan fazla kâfir göçebeyi yendikten sonra 3 ay müddetle Turfan'a kadar takip etmişti. ortak kağan Yûsuf b. Arslan llig Ebû Muhammed b. Satuk Buğra. Ködır Han Oğulcak ise ortafc&agan olarak Taraz'da devleti idare ettiler. kütleler hâlinde telâmiyeti kabul ederek. 840'da Uygur devletinin Kırgızlar tarafından yıkılması üzerine Karluk yabgusu kendisini bozkırlar hâkiminin kanunî halefi ilân ederek Karahanlılar devletini kurdu. Pritsak bu sülâleyi. Fakat Gazne hâkimi Sebüktegin (977-997)'in aracılığı ile bu iki devlet anlaşma yaptılar. AH devlet içinde en kuvvetli duruma gelmişti W. Bu devlet kavimleri yarı-yarıya bölen Altay sistemine uygun olarak iki kağan idaresinde iki kısma ayrıldı. Gazneli Sultan Mahmûd Belh ovasındaki savaşta bu birleşik Karahanlı kuvvetlerini tekrar hezimete uğrattı (5 Ocak 1008). hüküm sürmüş o^HKJMânrâ Türk sülâlesine (840-1212) Avrupalı şarkiyatçılar tarafından kendi üşvanlanndaki -Jpra* "kuvvetli" kelimesinin çok sık geçmesinden dolayı verilen bir isimdir. Onun tarafında ortak kağan Yûsuf (Kadir Han) ile Ali Tegin vardı. müslüman femî oterak Abdüikdtotö'ilmıştı. Neticede iki hasım. Mûsâ zamanında komşu sahalara da cihad açıldı Musa'nın yerine geçen oğlu Ebu'l-Hasan Aimin bu savaşların birinde şehld düşmüş olması muhtemeldir (Ocak 098). Sâmânîler'den İsmail b. Ahmed (874-892) uzun bir muhasaradan sonra Taraz"! zaptetmişti (Mart-Nisan 883). Nasr. Karahanlılsr^gsığınmif Ebû Nasr adlı Sâmânî prensi veya isfftm sûfi vaizleri ile karşılaşması iâlâmı kabulüne sebeb olmuştu. Ali idi. Sâmânîler'den el-Muntasır Ebû İbrahim İsmail b. nazarî olarak. Sâmânîler'in bütün mirasına konmak ve Horasan'ı ele geçirmek istiyordu. Ahmed b. Faik ise Semerkand valisi oluyordu. Onun zamanında Sâmânîler ve diğer vasalleri ile münasebette olan kardeşi Ebu'l-Hasan Nasr b. T'ü-chüe A-shi-na hanedanının bir kolu olan Karluk hanedanına bağlamaktadır.

Ocak 1033) ve yerine oğulları Arslan Han Süleyman ile Buğra Han Muhammed'in geçmesi üzerine Sultan Mes'ûd'un gönderdiği elçi heyeti anlaşmayı yapmaya muvaffak oldu. Onun yerine Yûeuf Kacür Han geçti. Ali Te-gin'in ölümünden sonra yerine oğlu Yûsuf geçti. Büyük kagan'ın başkenti Balasagun idi. Yûsuf bundan sonra anlaşmak için Sultan Mes'ûd'a müracaat etti. Bu devlete mensup hanedan âzası 1043/1044 yılında bir toplantı yaparak faaliyet sahalarını tespit ettiler. Semer-kand civarında buluşan bu iki hükümdar Karahanlılar'ı ilgilendiren meselelerin ya-nısıra Arslan b. doğu Fergana. Ortak kağan umumiyetle Kaşgar'da ve nadir olarak da Taraz'da oturmuştur. Doğu Hanlığı'nın dînî ve kültür merkezi Kaşgar idi.Ali Tegin ve Karahanlı Devletinin Bölünmesi Gazneli Sultan Mes'ûd tahta geçmeden önce Ali Tegin'den yardım istemiş. Ali Tegin'e karşı Harşzmşâh Al-tuntaş idaresinde kuvvet gönderdi. Muhtemelen bundan sonra el-Hasan'ı esir etti. Yûsuf'tur (1031-1066/1057). b. Yûsuf tekrar Gazneli Mahmûd ile anlaşmak zorunda kaldı.Ahmed'ln öüm tarihi muhtemelen 1128-1140 yılları arasındadfcrOnun oğlu ve halefi tt. 1031 baharında Gazneli Sultan Mes'ûd'un tahta çakışını haber vermek ve iki hanedan arasında dostane münasebetler kurmak için gönderdiği elçilik heyetini Yûsuf Kadir Han iyi karşılamadı. Semireci ve Kaşgar bulunmaktaydı. Ancak onun ölümü (Aralık -1032 . Ayrıca iki hanedan arasında tekrar evlenme yolu ile akrabalık tesis edildi. Muhammed. Yûsuf. buna mukabil de ona Huttal'i vaad etmişti. Nasr b.çıkışı olmûftu.00 kâfire karşı kazandığı büyük zafer muhtemelen bu son iki hükümdar zamanında vuku feöfrnuşttf^SilçıMİ Sultanı Melikşah (1072*1092) Özkend'elo* daf gefihee eWasan ohun hakimiyetînl'teııdı. İbrahim tahta çıktı. Bulgar ile Balasagun arasında yaşayan 10. Mu-hammed b. Ali'$n elinden kurtulmaya muvaffak olan Ali Tegin.242 „___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 243 1020). Batı H&flfiğt. Daha sonra Gazneli prensesi Zeyneb'in Kacahanlılar'dan Buğra Han Muhammed'e eş olarak verilmemesinden çıkan İhtilâfı da Mes'ûd yeniden gönderdiği bir elçi heyeti ile bertaraf ederek iki kardeş ile tekrar anlaştı. Nasr Fergana'yı zapt etti. Bilhassa bu şehir Ebû el-Hasan b. Ali de aşağı-yukarı bu sıratert%ÖlnTܧ olmalıdır. Tuğrul'un elinden kurtulmuştur. oğlu İbrahim'i tahta çıkarabilmek için.Doğu Karahanlılar Devleti Bu devletin ilk büyük kağanı Şeref ed-Devle Ebû Şucâ Süleyman b. el-Hasan da Yûsuf'un hâkimiyetini tanıdı. Şaş. ferahta rakiplerine karış koymak üzere Karahıtaylar'dan yardım istemiş . Yûsuf'un durumunu tehlikeye sokan. Muhammed'in ikinci karısı. Doğu Hanlığı'nın hudutları içinde Talaş. Tuğrul'a karşı Melikşah'la anlaştı. Nasr 1036-1307'de Özkend'de sağlam bir şekilde yerleşmeğe muv#-fak oldu. sonra da başkent Balasagun'u ele geçirmeyi bahardılar (1026-1027). Melikşah. Mahmûd. Hasan bu İsyanı bastırdı ise de kardeşini Sultan Melikşah teslim etmedi.Ali ise Arslanlftj oldu. el -Hasan*ı esir etti.. Yûsuf Kadir Han ve oğulları önce Özkend'i (1025-1026). Melikşah tekrar Özkend'i zaptedince. Harun'la beraber Sağâni-yân'ı zaptederek Tîrmiz'i muhasara etti. Ahmed b. Onun halefi oğlu Ahmed 1128 yılında Kara-Hıtaylar'ı Kaşgar şehrinden birkaç günlük mesafede tam bir hezimete uğrattı ve onların batıya doğru ilerlemelerini bir müddet durdurdu. Melikşah. ortak kagart bl-Hasan b. Muhammed b. Ali Tegin'in oğulları Yûsuf Kadir Han'ın oğullarının yanına sığındılar. Fakat o da 15 ay sonra yerini büyük oğlu Husayn'a bıraktı (1057/1058). Süleyman zamanında en parlak devrini yaşamıştır. Doğu Karahanlılar devleti hükümdarı İbrahim ise ailenin diğer bir ferdi tarafından öldürüldü ve Mahmûd b. Süleyman onu yakalayarak büyük kağan oldu (1ÖWPöh02/Tt0S)f?1W<bin müslüman savaşçıdan fneydana gelen Karahanlı ordusunun 70. a . kocası dahil ailenin birçok fertlerini ortadan kaldırdı. Ö Huttal'dan vazgeçiyor ve kendisiı&ArBİan Han Süleyman b. O kardeşi Muhammed ile anlaşmazlığı düştü. İbrahim b. Kısa bir müddet sonra Hasan'tn kardeşi Yakup Semerkind tahtına geçti. Selçuk'u yakalattı ve hfif> dteötfda Kâfincar kalesinde hapsettirdi. Altuntaş. Ancak Mes'ûd Gazneli tahtına çıktıktan sonra sözünde durmadığı gibi Mâverâünnehr'i Ali Tegin'den alarak oraya Buğra Han Mahmûd b. Arslan b. Bunlar Fergana'nın bir kısmı ile Özkend'i de ele geçirdiler. Selçuk ve emrindeki Oğuzlar'ın da Horasan'a nakledilmesi hususunda karara vardılar. Yûsuf'u yerleştirmeğe karar verdi. Mahrnûd'un yerine oğlu Ömer geçti tee de M ay saltanat sürebildi. . Selçuk'un yardın» Ne Buhara'yı ele geçici (1020-1021) ve Yığan Tegin unvanı ile bu şehirde hükümsürmeye başladı.. Mahmûd eski Sâmânî topraklarını hâkimiyeti altına aldı ve Karâhanlılar'ın halife İle münasebetlerinin kendisi vasıtası ile olacağı hususunda onlarla bir anlaşma yaptı. Sultan Mahmûd bir hile ile Arslan b. Ayncâ iki hanedan arasında akrabalık tesis edilmesi körarlaştınldı (1025). Büyük kagan'ın merkezi önceleri Özkend. Ancak Mahmûd'un dönmesi üzerine tekrar Buhara ve Semerkand'a hâkim oldu. Neticede iki taraf arasında Sfr Derya (Seyhun) hudud olmak ve Fergana Doğu Kamhaniılar'a bıraktönak suretiyle bfr anlaşma yapridl. YûeUMle barışıtırması için Mee'ûd'un ^raoı^maenui^tiyordu. Bunda onun beraberindeki4elçukfufar'ı darıltmasının da rolü vardı. İbrahim Türkrnenler'den de yardım aldı ve Ali Tegfn'in oğulları elinde olan K*şf Soğd ve Buhara'yı zapt etti. bunlardan Ahmed kendisini büyük kağan ilân etti. Isficap. İbrahim Vahş ve Huttal gibi şehirlere akınlar yapması üzerine Sultan Mes'ûd ona karşı kuvvet sevk etti ise de bir netice elde edemedi (1038/1039). Bu sırada Batı Karahanlılar'dan büyük kağan 1. Buğra Han el-Hasan b. Ali Tegin îse bozkırlara kaçtı. Süleyman âdil bir hükümdardı ve devleti içinde islâm olmayan Türkler'in de yaşamasına müsaade vermişti. Ortak Kağan ise Buhara'da oturmaktaydı. Bu sırada Tuğrul b. Ancak Hârun'ürr ölümü (1034) Yûsufuft geri çeRHmeöîne sebep oldu. Yınal. Süleyman ile Bah Karahantrtar'a kaybedilen toprakları geri almak için harekete geçtiler. Bu sırada Manauc b. Mâverâünnehr ve Hocehd'e kadar batı FerganaV* içine almaktaydı. Süleyman'ı hapsettirdikten sonra büyük kağanlığını ilân etti. Yûsuf büyük kağan oldu (1059-1075). sonra Semerkand olmuştu. Ali kağanlığı terk ederek derviş oldu (1024-1025). Ali Tegin'le Debusiye'de savaştı ve ölüm yarası almış olmasına rağmen müsait bir anlaşma yapmayı başardı (1032). Hasan itaatini bildirdi ve oğlu ile Yakub'u ona yolladı (1090). YQaufa karşı iki kardeş birleşti.. Altuntaş^ halefi Harun ise Sultan Mes'ûd'a karşı Ali f$gin ile anlaştı (1034).000 çadırdan meydana gelen bir Türk kavmi Eylül/Ekim 1043'de islâmiyet'i kabul etti. AH'nifHW oğlu Muhammed ve 8ür1 Tegin İbrahim'in meydana. Sofu bir zât olduğu anlaşılan Man-sur b. Muhammed büyük kağan ve ibrahim ise ortak kağan unvanı alarak kendilerini Yûsuf Kadir Han kolundan ayırmışlar ve bu suretle aşağı-yukarı 1041/1042 'den itibaren doğu ve batı olmak üzere iki Karahanlı devleti meydana gelmiştir.

Ayrıca Sencer'in hükümdarlarında/) Nişabur valisi Müeyyed ed-Devle AyAba Ho-rasan'ı ele geçirmek arzusunda idi. II. İbrahim'e halef oldu. yk. Mes'ûd'un ölümü ise muhtemelen 1178'dedir. Daha sonra Kartuklarla arasında anlaşmazlık çıktı. Ona karşıhanedanın diğer bir âzası isyan etti. Onun saltanat devresi hakkında hiçbir bilgi ^fc^tf. el-Hasan. 1158'de KarM^ın tarafında Harezmşâh ll-Arslan (1156-1172)'ın bulunduğu müttefiklerle Buhara civarında karşılaştı ise de. Kara-Hıtayiar Balasagun'u zaptettiter ve İbrahim'e l%4 Türkmen Unvanını bıraktılar. daha . İbrahim kağan oldu. Mes'ûd geçti. fakat bu sırada Horasan valisi bulunan Sencer Tırmirtyto yapılan savaşı kazanmış ve esir düşen Kadir Han Cİb* rail Jdâm edilmiştir (22 Mayıs 1102).Mahmûd b.1130)'ı büyük kağan unvanı ile Semerkand'da tahta çıkardı. Hasan b. Gür Han'ın kızım kendisine vermemesi üzerine de Harezmşâh Muhammet {12QÖ*:MK0) namına hutbe okuttu ve para bastırdı. Mahmûd Kara-Hıtaylar'la Mayıs/Haziran 1137'de Hocend yakınında yaptığı savaşı kaybederek Semerkand'a kaçtı. Ali (1130-1132). muhtemelen 1203-1204)'ı gürüyorur. Şubat/Mart 1205} idfr K&raHrtaytafın yanınöa rehine btifanan Doğu Karahahfift^ın son ftıümessHi Ebu'f-Feth Muhammed. İbrahim'in zapt ettiği yerleri geri almağa çalıştılar. Nasr'a kardeşi Ebû Şu-câ el-Hızr halef oldu (aş. Ebu'l-Muzaffer İbrahim b. Kazandığı bu zaferden sonra Sencer MaveraünnehVi-yeniden teşkilâtlandırdı. Sultan Melikşah onu affetti. Selçuklu Sultanı Melikşah Karahanlılar'a karşılık vermek İçin harekete geçti. Karluk ve Oğuzlar ile mücâdele etti.O Selçuklular" m fetret devrindeaistifade ederekHorasan'ı ele geçirmek istedi. Sencer bu suretle Karahanlı hanedanı ile ulemâ arasındaki mücadeleyi önlemek istemiştir. Muhammed 1173/1174'de ölmüştür. Muhammed 'kâfir* Türkler'e karşı da akınlar yapmıştır. b. Ömer (Harun). Arslan Harı Muhammed'in bastırdığı paralarda Sencer'in ismi geçmektedir. Onunla ihtilâfa düşen ulema Sultan Melikşah'tan yardım istediler. Tekrar devletinin başına geçen Ahmed ulemâ tarafından zındıklıkla fthâm edilerek açık bir muhakemeden sonra idam edildi (26 Haziran 1095). Yerine oğlu Şems ül-Mülk I. Sencer ve Mahmud 9 Eylül 1141'de Katvan sahrasında Kara-Hıtaylar'a yenildiler ve Horasan'dan kaçtılar. O önce Kara-Hıtaylar'a tâbi idi. Ali'nin yerine kardeşi Ebu'l-Muzaffer II. İbrahim Karluklar'la yaptığı Kallâbâz savaşında öldürüldü (1156). savaş olmadan iki taraf anlaştı. Mahmûd b. İbrahim halef oldu. fttes'ûd b. Davut kısa fofoflrıüddet sonra öldü (1097). Kâfir Kıpçaklar'a karşı sefere çıkarken müttefiki olduğu Harezmşâh Atsız (1127-1156) tarafından esir edilmiş (1152) ve esarette ölmüştür. Muhammed b. c . Onun ortak kağanı oğlu II. Buna mukabil Selçuklu sultanı Alp Arslan (1063-1072) Karahanlılar sahasına akınlara başlamıştı. Hattâ Oğuzlar Sultan Sencer'in ölümünden (1157) sonra ona hükümdarlık teklif ettiler. III. Osman iyi ve tedbirli bir hükümdar olarak görünüyor. Yûsuf Jse Kaşgar'a dönerken bu şehirde çıkan bir isyan sonucu öl-'dürülmüştür.^ineoğhJ I. Nasr ise onun ölümünden yararlanarak Tırmiz'i zaptetti (Aralık 1072) ve Belh'e kadar ilerleyerek bu şehri yağmaladı. Onun yerine tahta I. 8u Sencer'in kızmasına ve Ur ihtilâfa sebep oldu. Yeğeni Arslan Han II. Doğu Karahanlılar'ın başkentHse Kaşgâr oldu. İL Muhammed. Ati adlarındaki hanedan azalarının isyanlarını Sencer'in yardımı ile bastırabildi. O Semerkand1! zapt etti ve Muhammedi esir aldı. 1207'de Kara-Hıtaylar Harezmşâh'ı mağlup ettiler. llâk gibi hudud şehirleri ite Fergana'nın bir kısımını ele geçirdi. İbrahim'in bu durumu Abbasî Halifesi'ne şikâyeti bir netice vermedi. Ali Karluklar'la başarı ile mücâdele etti. Muhammed b Süleyman (1102. İkincisi ise Ebul-töiaım i. Ona kardeşi Ebû Ishak I. Mes'ûd memleketteki karışıklığı düzeltti. O bu maksadla giriştiği mücâdelede Mahmûd ve oğlu Muhâmmed'i esir etti ve gözlerine mil çektirdi (Ağustos 1162). Kara-Hıtaylar ise bütün Mâverâünnehr'i istilâ ettiler ve onların himayeleri altında Mahmûd'un kardeşi 18.244 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 245 idi. Beryaruk'un Batı Karahanlı tahtına çıkardığı üçünöĞ şahıs Ctbrail b. 1097). Ertesi yıl baba-oğul hapisde öldüler. Nasr (1068-1080) geçti. Bu suretle Batı Karahanlılar'ın başkenti Semerkand oldu. Bundan sonda hâkimiyet Ali Tegin ailesine geçö ve Ali b. El-Hızr'ın yerine oğlu Ahmed (1081-1089)geçti. ibrahim k ekHusayn (öl. Naafr Özkerid'de oturmuş ve muhtemelen 1Ö52/1053 yılı civa-nnda ölmüştür. Tırmiz'i aldıktan sonra Semerkand'a ilerledi. Osman geçti (1303/12Q4~t$12). Bu isyan neticesi Selçuklu sultam Sencer (1118-1157)'i yardıma çağırmış. 1080-1081). Muhammed bir müddet Horasan'da hüküm sürdü. saltanatı sırasında Ömer Han ve elHasan b. 1132) ve II. Fakat bir müddet sonra Oğuzlar'ın hükümdarı oldu. < «Hitan Berkyaruk tarafından tahta geçirilen flk kağan Süleyman b. Onun Arslan Han unvanını taşıyan iki halefi oğlu II.Bundşn sonra Selçuklu sultanı Berkyaruk (1094-1105) Batı Karahanüiar tahtına arka arkaya üç hükümdar tâyin etti. Nasr karşı koyamayacağını anlayınca Selçuklu veziri Nizâm ül-mülk aracılığı ile sglh istedi. Semerkand'ı zapt ederek Ahmed Han'ı esir aldı ve beraberinde İsfahan'a götürdü (1088/1089).çıkmak zorunda teldi (1090). Neticede bir barış yapıldı. Sultan Sencer Batı Karahanlı tahtına sırasıyla Ebu'l-Meâli el-Hasan b. Ahmatfi yurduna iade etti. Selçuklu İmparatorluğu'na bağlanmış oldu. Oğlu Ahmed bir müddet Sencer'e karşı direndi. fakat isyanın bastırılması üzerine Sencer'e gelmemesi \çm haber göndermişti. Böylece Batı Karahanlılar. Muhammed (1132-1141)'i geçirdi. Sultan Alp Arslan'ın Mâve-raünnehr seferi kendisinin ölümü ile tamamlanamadı (1072) . Fakat Osman affa uğradı. Süleyman (öl. Melikşah. buna rağmen müslüman Ouriular'KHJnter tarafından yok edilmesini engellemiş ve sulh için aracı olmuştur (1204-1205). Ancak Selçuklu hâkimiyetine karşı çıkan isyan sonucu Melikşah bir kere daha Mâverâünnehr seferine. Mahmûd'un ikinci oğlu Cend Emîri idi. Mâza'yı getirdi.Batı Karahanlılar Devleti Karahanlı Devleti ikiye bölündüğü sırada Batı Karahanlılar'ın ilk büyük kağanı olâft I. Sencer Buhara hanef ilerin in başına da el -Sadr unvanı ile diğer bir eniştesi Mervli Abdülaziz b. Bu fırsattan yararlanan Doğu Karahanlılar I. İbrahim tfıetbuu Kârahıtaylar tarafından isyan edet^KaılLikter'a karşı gönderildi (1118) Ve muhtemelen bu savaşfanB'tifrinde şehfr düştü. Muhammed 1132de Merv'de öldü. Batı Karahanlılar'ın başında bundan sonra IV. Mahmûd (1097-109B)dur. Kartuk reisi Yabgu Han'ı öldürdü. Bu sefer dönüşü Melikşah. O önce oğlu Muhammed'i gönderdi. Doğu Karahanlı-lar'dan Şaş. Kartuklar da Kara-Hıtaylar'a başvurdular. İbrahim devletini ideal bir hükümdar olarak idare etmiştir. hattâ iki hanedan arasında akrabalık tesis edildi. Mahmûd'u öldürerek onun yerine geçmişti*.. II. İbrahim Özkend'e gitmedi ve Semerkand'da oturdu. O hayatının son yıllarında felç olmuştu. Ali 1109'da Nahşeb'de hezimete uğratıldı. Muhammed ve torunu EbıffMüzaffer Yûsuf (öl. Muharç^ed geçirildi (öl. O Sencer'in yardımını isterken. Onların ölümü ile Karahanlılar'ın batı kolu da sona ermiş oldu.

Muhtemelen 1211'den sonra bu kolun varlığı da sona ermiştir.Pelliot. Hattâ onun km îte evlenerek âdet gereğince bir yıl Harezm'de kaldı. W.246 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 247 sonra da Gür Han'ın kızı ile-evlendi (1210). 1059'da Sultan olan İbrahim Selçuldu İmparatoru Meükşgh'm tâbiiyetine girmiş. sonraki Türk kaynaklarından da bunu teyid edecek örnekler velrmîşör. gerek paralardan ve damgalardan anlaşıldığı üzere Oğuzlar'ın Kın* boyuna mensup idi. Kaynaklarımıza göre de. başkent Gazne şehrinden alan bu Türk siyâsî kuruluşu tarihte. Selçuklular İbrahim KAFESOĞLU 1. hem feth yapmak. arkasından Harezm'i ve kuzeydeki bütün bölgeleri kaybederek Hindistan'a çekilmeğe mecbur oldu. Önce Tûrkçedeki ses-uyumu uhdesi üzerine1 dikkati çeken J. Ofilann buflnvanterından Türk keiimesinipı de kullanıldığını görüyoruz. Tuharistan ve Gur bölgelerini hâkimiyetine alan Gazneli devleti özellikle Hindistan'a karşı. Gaznelt Devleti'nin bu tâbiiyeti 1141 Katavan savaşında Sultan Sencer'in Kara-Hitaylar'a mağlubiyetine kadar devam etmişti. Arkasından. Somnat bölgeleri dahil olmak üzere bütün kuzey Hindistan'ı Türk idaresine aldı. Gazneli Devleti (969-1187) İbrahim KAFESOĞLU Adını Afganistan'da.Selçuklular ve Tarih Sahnesine Çıkışları: ( Selçuklu hükümdar ailesinin atası olan Selçuk'un admın söylenişi münakaşalara mevzu olmuştur. Pençâp. Und. Selçuk'un ailesi. Karahanlılar'ın bu kolunun hükümdarları hakkında kayhaklarda fazla bir bilgi yoktur. Buranın da yine Gurlu Muizz'âd-din Muhammed tarafından zapt edilmesi ile Gazneli devleti sona erdi (1187). kelimenin fSalçug" şekli ile flürkçede "mücadeleci" mânasında olduğunu ileri sürmüştür. Seraları Islâmlaştırarak. babasının yerini tutamadı. Kuzey Hindistan prensleri (râca'lar) üzerine ilk Türk yürüyüşünü tertipleyen Sebük-tegin'in ölümü (997)'nden sonra. Moltân. o. Sonra W. Bunun sebebi Harezmlİterln &£■ merkand halkına kötü davranması idi. Sebüt-tegin. bugünkü Pakistan devletinin temelinî atmış oldu. Eski Türk geleneğinde yay hâkimiyet alâmeti idi. Lokhot. adın Selçuk (Sefoük) olması gerekliği üzerinde ısrfcfelmtştir ki. Râsonyr çeşfttf defilleredayanardk. gerek tarihî kayıtlardan. Diğer taraftan P. Selçuklar karşısında ağır yenilgiye uğradığı Dandânakan savaşı (Mayıs 1040) sonucunda Gazneli dev-leti önce mühim Horasan kıtasını. onun işgal ettiği yüksek mevkii göstermesi itibariyle ehemmiyetlidir. Onun öldürülmesi üzerine Batı Karahanlılar devleti sona ermiş oldu. Sîstan'ı kendine bağladı ve Ceyhun'u Karahanlılar'la sınır olarak tesbit etti. oğlu. bu İranlı devlet ite ilgisini keserek Gazneli devletini kurmuştu (969). hem de İslâm dinini yaymak maksadıyla yapılan seferleri ile tanınmıştır. Gvyalior. Arap imlâsı ile. ' m^tmeim^ V. Onun Harezmliler'i öldürmesi üzerine Mühammed harekete ge$ft Semerkand'ı aldıktan sonra Osman kati edildi (1212). m Fergana Kağanlığı: Kara-Hıtaylar'frt îsöfâsrndan sonra (1141) Fergana'da başkent Özkend olmak üzere müstakil bir Karahanh devleti meydana gelmiştir. Hazar bozkırlannda yaşa- 4. İranlı ve Arap yazarların büyök çoğunluğu tarafından. Oğuz başbuğu Selçuk'un Orta Asya'da Kırgızlar tarafından bâzan Mu2-(Buz) tağ denilen Sel-tağ civarında doğmuş ve adını da bu dağdan aîmış olrnası muhtemeldir. Sâmânîler'in valisi iken. yüzyıl Arap müellifi el-Atfrrff Ve Rarsça Erteü^kulÛb yazan Kadı Burhân'üd-dlnTA-AneN/T tarafından da kaydedilmiştir Buna rağmen. yözyıhfı ÖrtlS Türk bilgini Kâşgâriı Mahmûd tarafından tesbit edHen Selçuk şeklinin en doğru telâffuz olduğnu belirterek. Bu devletin höfeümdarları Tuğrul Kara Hakan unvanı taşımışlardır. bu söyleniş şekR^flf. Büyük Selçuldu İmparatorluğu a. . tarihte ilk defa Sultan unvanını kullanmış olan meşhur Gazneli Mahmut (Yemîn'üd-devle). Osman Semerkand'a dönünce Harezriv şâh'a tabiiyeti red etti ve Kara-Hıtâylar'a yaklaştı. Onun Kara-Hıtayl»*© tâbiliği çok kısa sörtfö-ve tei^aKHarezmşâh Muhammed ile anlaştı. İndus boyları. 1151 'de başkent Gazne'yi aslen Afgan olan Gur hükümdarı Cihânsûz tamamen yıktı ve kendin* Gazne sutöa*« ilân etti. Barthold. doğu Afganistan (1020) ve güney-batr Iran (İrsin Acem)'ı devletine bağlamış olan (1024) Sultan Mahmûd'un ölümü (1030)'nden sonra Sultan Mes'ud. Babası Dokak (veya Tokak) Oğuzlar arasında Temir-Yalıg (demir yaylı) lakabı ile anılmakta İdi Bu lakap. Ayn» zamanda Harezm (1017). bir zaferler dizisi hâlinde Hind seferlerine başladı: 1001-1027 yıllan arasında yaptığı 17 sefer sonucunda.Marquart adın Salçuk şeklinde söylenmesi gerektiğini Heri sürmüş ve ismin böyle kaydedildiği bir XIII: yözyrf tarihçisinin eserin! misâf göstermiştir. Gazneli Sutta™ Husrev-şah devlet merkezini Lahor'a nakletti. f)aha sonra bu mesele Özerinde duran L. Tânisar. Sebük-teginîler veya Yeminîler devleti diye de anılır. Selçuk olarak zaptedilen ve bize de böyle intikal eden adın Selçuk telâffuzu Türkçede umumî bir hâl almtşter h Selçuk şeklinin 'küçük ser mânasına geldiğini feri süren Râsonyi'ye göre.

bu tâbiiyetin şüphe ile karşılanması gerekir.. Aral gölü civarındaki Oğuz devletinde vazifeli olduğunu gösteren kısa bilgi dışında. Mâverâünnehir'deki Sâmânî devletinin kendisinden yardım istemesi üzerine. Ebû Ali Sîmcûr.yetersizliği olduğu anlaşılıyor. kaydetmiştir. Selçuklular'ın Mâverâünnehir bölgesine karşı olan ilgilerini arttırmıştı. kalabalık oluşları ve yerlerinin kâ- fi gelmeyişi yenden. YarMent şehrinden {bugünkü Cankent harabeleri) ayrılırken Selçük'un beraberinche. Selçuk Sır-derya (Steyhun)%fi sol kenahtt)da yine bir Oğuz şehri olan CenÖ'e geldi (ihtimal 960'ı takip eden yıllarda). Kuvveti gittikçe artan Selçuk. Aral gölü kuzeyindeki yurtlanndjı iken. diğeri iranlı büyük ve teşkilâtlı iki devlet arasında. bu yüzden çıkan kavgada kendisi yüzünden yaralanmış. Önce bir kısım müslümanların yardımlarını ve muharebelere katılmak isteyen Türklerin kendisine iltihaklarını sağladı. Selçuklular bu yeni muhitlerinde. O sıralarda Selçuklu ailesinin henüz eski Türk inancında olduğuna hükmetmek herhalde daha doğrudur. Hazar-Türk devletine bağlı olduğu ileri sürülmüş ise de. önce Kartuklar. Oğuz devletine karşı mücadeleye girişiyordu. komşu devletler tarafından tanınmak suretiyle devletler arası siyâset sahasında aldığı mevkiin ehemmiyetini. Mâveraünnehir'e doğru indiklerini tasrih etmişlerdir. yüzydıpi-feaştamda doğan Selçük'un. Türkler ile İslâm ülkeleri arasında bir sın» şehri olan Cend'e Selçük'un gelişi tarihte mühim bir çağın başlangıcı olmuştur. Devletin askerî kuvvetini elinde tutan Sölçuk'un Yabgu ile arasının açılmasında iktidar için gizli mücadele rol oynamış görünmekte ise de. Mansur'un ölümünden (997) sonra Sâmânî devletindeki devamlı iç karışıklıklar (Faik. böylece siyasî ve sosyal yönden yeni bir hüviyet kazanmış bulunuyordu. Kendisine sonraları "el-Melik'ül-Gâzî Selçuk" denilmesine sebep olan bu savaşlardan iki mühim fayda temin etti. siyasi imkânlar sağlamak bakımından da lüzumlu gördüğü Islâmiyeti kabulü düşünen. Nûr bölgesine gelen Selçuklular Arslan'ın emrindeki Türkmenler'di. Dokak ile kendisine tâbi kütlelerin. Yabgu Oğuzları'na subaşı (ordu kumandanı) olmuştu. müstakil bir idare kurmağı başardı.kütlelerin.meşhur Nizam'ülmülk ise Siyâsetnâmesinde bu hanedan mensuplarının babadan oğula hükümdar oldukları belirtmiş ve Tuğrul Bey'in 435. siyasî bir tâbir olarak kullanıldığı anlaşılan Türkmen adı ile zikredilen bu Türk kütlesi. Bu mücadeleyi bahis konusu eden bazı kaynaklar. bu devlete Karahanlılar karşısında galibiyet sağlayarak. eskiden beri reislik mevkiini «ünde tutan bir aileden gelmekte idi. X. Karahanlı Nasr İligHan'ın Buhara'yı tekrar zapt ederek (Ekim 999) Sâmânî devletini yıktıktan sonra Karahanlılar'la mücadeleye giri- . Tuğrul Bey'in inşâ Divânı reisi Ibn Hassûl Selçuklu ailesini efsanevî Türk hükümdarı Afrasyab (Alp Er Tunga)'a bağlamış.Selçük'un güneye doğru hareketi ile başlayan büyük Oğuz göçünün daha ciddi. 992 de Sâmânî başkneti Buhara' yi zapt etmiş olan Karahanlı Buğra Harun'un hastalığına ilâveten Oğuz yardımı sayesinde Mâveraünnehir'e tekrar hâkim olan Sâmânî hükümdarı Nuh II. (1043) yılında halifeye fctr mektup gönderdiğinden bahseden Süryânî yazar Bar-hebraeus sultanın bu mektupta kendisinin atalardan beri hükümdar âlisine mesup olduğunu yazdığını. hakkında malûmat sahibi olmadığımız Dokak. Î7-1B yaşlarında bulunduğu sanılıyor.248 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 249 yan bütün Türk boylan arasında "her hususta kendisine başvurulan" bir şahıstı. Vaktiyle Selçuklu ailesindeki israil ye Mikâil gibi adlardan dolayı bu ailenin hıristiyanlığı veya musevîliği kabul ettiği iddiaları kuvvetli temellere dayanmayan tahminler olmaktantfleri geçememiştir. Nitekim Oğuz devletinde Yabgu'dan sonda gelen en büyük şahsiyet olduğu devlet idaresindeki mes'ul mevkiinden anlaşılan Dokak. yeni topraklar (yurt) verildi. İslâmiyet için cihâda hazır "gazi" sıfatiyle. yabgunun hâkimiyetini kırarak. Yabgu'nun bir Türk zümresi üzerine yapmak istediği sefere itiraz etmiş. "kâfirlere haraç vermeyeceğini' söylereyek uzaklaştıran Selçuk. isbat etti ki. ıslâmiyete girmezden evvel dahi. Yabgu'nun yanında yetişmiş ve daha sonra babasının devletteki #Qtoek yerini işgal ederek. Selçuklu göçünden bahseden kaynaklardan bir kısmı Selçük'un emri altındaki . Sonra da Cend'de ve havâlisinde. Salâcika) diye anılan ve aynı zamanda. Dokak 'in İslâm ülkelerine karşı tertiplenen sefere engel olduğunu kaydetmekle bu Oğuz başbuğunu İslâm müdafii olarak göstermek istemişlerdir. sonra Oğuzlar arasında. Fakat o tarihlerde diğer Oğuzlarla birlikte Kınık boyunun dinî durumu iyice aydınlanmış değildir. siyasî maharet ve cesaretleriyle muvaffakiyetler sağlamayı başardılar. sebeplerden boğması gerekir W. Bundan sonra kaynaklarımızda "Selçuklular* (Salçukiyân. o sıralarda Hazar devletinin hayli sarsıntılara uğradığı ve Peçenekler'in tazyiki sebebiyle de komşuları Oğuzlar ile ittifak etmek zorunda kaldığı düşünülürse. Ailenin bu asaleti daha başka kaynaklarda da zikredilmiştir. koyun ve sığır getirmiş olmaları bunu teyid eder. hâtûnun (Yabgunun zevcesi) kocasını Selçuk'a karşı tahrik ettiğine dair olan rivayet ve buna dayanılarak Selçük'un memleketinden yüz atlı ile kaçtığı hükmü sağlam esaslardan mahrum görünmektedir. XIV. bu sebeple Selçuklular'a Buhâra-Semerkand arasında Nûr kasabası civarında. Dokak'jn da islamiyet ile ilgisinin bulunduğunu kabule imkân yok gibidir.bu hususta kaynaklarımızda kâfi derecede aydınlatıcı bilgi mevcuttu?. dini inançlarına yabana olmadığı ve esasen Kâşgarlı Mahmûd'a göre. Yeni-kent'den uzak olmayan ve Mâverâünnehir'den göç etmiş müslümanların oturduğu. deve.'Tarihteki büyük Türk göçlerinin çoğunda olduğu gibi. b. fakat gürz ile vurduğu Yabgu'yu atından düşürmüştür. ahalisinin bir kısmı Türk olan bir müslüman bölgesinde yaşamak İçin zarurî ve ayrıca. Oğuz devletinin kışlık merkep Hazar ile Aral arasındaki. böylece yeni çevrenin siyasî ve sosyal şartlarını kavramak suretiyle devlet adamlığı vasfım isbat eden Selçuk. başta Kın* boyu mensupla-rı olmak üzere. Birçok kalabalık Türk kitlelerinin Islâmiyete girdikleri bu devirde. Beg-tüzün mücadeleleri) ve daha güneyde yeni ve kuvvetli bir devlet hâlinde gelişen Gazneliller'in Sâmânîler aleyhin» Horasan işlerine karışmaları. yüıydıg ijkinci yarısından itibaren müslüman olmaya başlamaları ve Dokak soyundan ilk müslüman kişi olarak Selçük'un gösterilmesi sebebiyle. Oğuzlar'ın ancak X. Buhara ve Harezm gibi civar islâm ülkelerinden din adamları istedi ve kendisine bağlı Oğuzlar ile birlikte müslüman oldu. diğer Oğuz kütlelerinin külliyetli miktarda at. Oğuz yabgusunun. Kıpçak bozkırındaki Oğuzlar'ın başbuğu bulunan Dokak'ın Oğuz devleti içinde nüfuzlu bir idareci olduğu veya aynı devlette federatif bir kuvveti temsil ettiği ihtimali umumiyetle kabul edilmiştir. Nitekim daha Tuğrul Bey zamanında! itibaren tarihî kaynaklar Dokak ailesinin asaletini belirtmekte birliktirler. burada da başlıca göç sebebinin yer darlığı ve otlak. Mâverâünnehir için mücadele hâlinde bulunan Karahanlılar ve Sâmânîler gibi biri Türk. babası Dokak öldüğü zaman. oğlu Arştan (İsrail) kumandasında gönderdiği kuvvetlerle. yüzyıl tarihçilerinden Hamdullah Müstevfî "Selçukluların Mâveraünnehir'e gelişleri" şeklinde vasıflandırdığı bu hâdiseyi 375 (985/986) yılında göstermektedir. yıllık vergiyi tahsil etmek üzere Cend'e gelen memurlarını.

Selçuklular'ın Horasan'a Geçişleri Ali Tigin. babası hayatta iken biçsavaşta ölmüş (995'ten donra) olduğu iç»K onun Htoğlu Çağrı ve Tuğrul dedeleri Selçuk tarafından yetiştirilmiştir. Horasan ve Azerbaycan'dan geçerek 1018 de "rüzgâr gibi uçan atlar üstünde uzun saçlı. böylece -dünya tesirinde' sürekli teftirler uyandıracak ulan Selçuklu devletlerinin temelini atıp. Farâve havalisine yerleştirilmiştir (Irak Türkmenleri). onun arzusu üzerine Talaş havalisine gitmişlerse de. tevkifinin cereyan şeklini tasvip etmeyen Tuğrul ve Çağrı kardeşler. Bununla beraber. Daha 964 ve 96fe yfflanndâ Horasan'dan ©meniye bölgesine gaza i$h kalabalık gönüllüler gelmişlerdi. Arslan'm tevkifi üzerine. siyasî tazyik ve yer sıkıntısı altında bulunan SelçuMular'ın Çağrı Bey idaresindeki doğu Anadolu'ya meşhur akını (1018-1021) bu sebeple olmuştur. o sırada en çok 17-20 yaşlarında olmaları gereken JyğBlHve ÇağnJtardeşler ise. Nahçfvan havâlisinde. 7 sene mahbus kaldığı kalede nihayet ölen (1032) Arslan Yabgu'nun tevkifi hâdisesi mühim neticeler vermiştir: Önce. erken öldüğü tahatimgolilan (985Jten sonra) Yusuf yınat unvanı İte ve inanç ün* vanı aldığı tahmin edilen ve bilâhare yabgu olarak uzun müddet yaşayan (öl.. Buhâra'da hâkimiyet kuran Karahanlı ailesinden Ali Tigin'in mukavemeti ile karşılaştılsy. Van gölü etrafında Ermeni Vaspuragank»»lhğrtopraktetf»RdîfJ)örürid§ ve karşısına çıkan kuvvetleri bozguna uğratarak. Bey vb. diğer taraftan Gazneliler'in dikkatini özerine çekmiş bulunuyordu. fier iki hükümdar Buhara bölgesini bu huzur kaçırıcı komşudan kurtarmakta fikir birliği hâlinde idîler. gibi unvanlar Selçuklu idaresinde bulunan yeni hükümette eski Oğuz devlet teşkilâtının tatbik edildiğini göstermektedir l&un ömüdö olduğu kaynaklarda belirtilen -Selçuk. bunun Selçuklular'ın Gazneli-ler'den intikam almalarına sebep Olduğu görülmektedir. Horasan'a nakledilerek. Tekrar Mâver-âflnnehir'e döpdüktecKîlfiman da. bey olarak Mâverâünnehir'e indikleri. onlarla anlaşmak istiyordu. üstelik Gazneliler ile de anlaşma hâlinde olan Karahanlılar'ın eline geçmiş bulunduğundan. kendileri için daha elverlşf bahalar bulabilmek Özere-. Ali Tigin'i destekleyen Arslan Yabgu'nun da kudret ve nüfuzu artmış ve o bir taraftan Karahanlılar'ın. beyleri tarafından Sultan Mahmûd'a yapılan müracaat sonunda 4. İkincisi.000 kipk süvari-kuvveti başında batı tetikametinde. XI. askerî cevelânlarda bulundu ve daha kuzeyde kert* dişini durdurmak isteyen Ani kırallığının Bıcnı kalesi kumandanı Vaşak Pahlavunî'nin kalabalık ordusunu tatbik ettiği bozkır usulü savaş sayesinde mağlûp etti. Barhebraeus (13. Mâverâünnehir bu iki büyük devletim hâkimiyet turamı tahrik eden bîr ülke olduğundan.y)'un kaydettiği üzere. onların hattâ Gazneli devleti için de tehlikeli bir duruma girmelerinden önce Türkistan'dan ve Mâverâünnehir'den alınıpgötürülmelerini sultandan rica etti. bu haksız muameleyi unutmamışlardır ki. İşte bu sebeple Yusuf Kadir Han ile Suttan Mahmûd arasındaki tarihî Mâverâünnehir görüşmesi vuku buldu (1025). Selçuklu tarihinde birinci plâna geçen Çağrı ve Tuğrul Beyler yolu ile imparatorluk hanedanı Mikâil nesline intikal etmiştir. adları geçen yerlerde Selçuklu idaresi sona ermiş ve başsız kalan Türkmenler şuraya buraya dağılmış. Bu esnada Tuğrul ve Çağrı Beyler diğer Karahanlı hükümdarı Buğra Han'a müracaata karar vererek. savaşçılığı. çünkü oralarda kenrtdtlerine mukuvemet edecek kuvvet bulunmadığı " şeklinde kardeşine bildiriyordu. b . zaman Buhara . yardım istemimi. Tuğrul Bey'in yanına döndü. Arslan'm yardımcısı durumunda bulunmuş. Fakat onları Arölan Yabgu ve Türkmenleri düşündürüyordu. kuzeye. Arslan (Jstöit^Ûsuf. ülkenin batı kısmını hâkimiyet altına aldıktan sonra. Bunların arasında Türklerin de bulunduğu. Hr keşif seferi yapmak hususunda anlaştılar \fa Tuğrul Bey laarru2dari uzak sah* ralaref çekken ağabeyi Çağrı Bey. Çağrı Beyfrt Azerbaycan havâlisinde onlarla karşılaşmasından anlaşılmaktadır! Çağrı Bey. Mâverâünnehir'e. Tuğrul Bey kurtarılmıştı. orada Tuğrul Bey'in Han tarafından tevkif edilmesi aralarının açılmasına sebep olmuş. Musa. hâkimiyetini Mâverâünnehi^te doğru yaymak arzu ediyordu. Oğuz devlet teşkilâtına uygun olarak. orta Anadolu'ya gittikleri bu akın münasebetiyle Çağrı Bey bütün Ermeni ve Gürcü memleketlerinde bir müddet kaldıktan sonra. Karahanft hükümdarı Yusuf Kadir Han (ölm. Yına^lnanç. Sultan Mahmûd'a da Mâverâünnehir ahâlisinden Ait Tigin'den şikâyet eden mektuplar gelmekte W. Bu hâdise Mikâil-oğullarına bağlı kütlelerin içinde bulundukları müşkül durumu gösterir. bir sınır şehri olarak siyasî ve tarihi ehemmiyeti daima takdir edilen Cend'de 1009'a doğru. "Ermeniye bölgesine gidebilecekleri. . Arslan Yabgu ile ittifak hâlinde idi. Horasan'dan geliş ve geçişine Gazneli kuvvetleri engel olamamışlardı. Anadolu'ya doğru hareket etfFJ Bizans sınfrterı eskiden ben onlarca malûmdu. onu teşkilâtlandırdıktan sonra. uzak tehlikeyi sezen Gazneliler'in Tûs valisi Arslan Câzib'in şiddetli itirazına rağmen. 1032) kardeşi M Tigin'in oradan atılmasını isterken. (ttfflKkrrien "hükümdarlarından" birinin kızı ite-evlenmiş olduğu rivayet edilen Setçuk'un 4 oğlu vardî: Mikâri. yabgu -Unvanını taşıyan Arslan. En büyük oğlu olar>Mikft». bütün "iran ve Turan meselesinin" görüşüldüğü bu tantanalı mülakatta.öldü. 1064'ten sonra) Musa. yaylı miferakjf Türfcmenlerîiie. Çağrı Bey'in şiddetli bir baskısında Buğra Han'ın kuvvetlerini mağlûp ve kumandanlarından bazıları esir alması neticesinde. Üçüncüsü. yâni Anadolu Selçuklu devletini kuran kol. Çağn ve Tuğrul Beyler. şimşek ve yıldırım gibi avının üzerine düşmesi dolayısiyle kendisinden bütün Türkistan hükümdar ve Afrasyablılar'ın korktuğu Selçuklu" Arslan'ı kurnazlık ve hile ile yanına Semerkand'a getirerek. Nasr Han'ın 403 (1012/1013)'te ölümü üzerine. 3. Karahanlılar ile doğrudan doğruya karşılaşma mevkiinde kalmış oluyorlardı. GOröü-teivvetleri savaşa cesaret edemeyerek çekildikleri Içift. Türk tazyikinden dolayı Vaspuragan kralı Senekherim idaresinde Ermeniler'in yurtlarını terk ederek. yüzyıl tarihçisi Gardîzî'yi göre. Nesâ. hükümdarlık peşinde koştuklarını belirttikten sonra. tevkif etti ve Hindistan'da Kâlincar kalesine sürdü. Şeddadîler arazfeînesd&ğru yöneldi. AB Tiğin. ile Arslan'm oğulları. daha 40? (W1flfl017) senesinde kuzeydeki Harezm bölgesini ele geçimtfş olan Gazneli Mahmûd. Fakat Karahanlı Nasr Han Selçuklulardan çekiniyor mümkün olursa kuvvetlerinden faydanmak maksadiyle. y. Bâverd.Semerkand bölgesi.250 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 291 şen Selçuklu ailesi mensuplarının taşıdıkları Yabgu. Çağrı Bey bu büyük keşif seferinin neticelerini. Selçuklular'ın.000 hane kadarı. Bunun üzerine Sultan Mahmûd. Bu sırada Keş (Yeşil-şehjr) ile Nahşep sahralarında oturan Selçuklular'ı uzaklaştırmak için Ali Tiğiı-ı Türkistan melik ve sultanlarına" mektuplar yazajak. Selçuk'tan sonra idare başına geçmiş. Türkistan ve Balhan dağları bölgesinde on binlerce süvariye sahip olduğu meşhur ok gönderme hikâyesinden anlaşılan ve 'mertliği. Kadir Selçuklar'ın kalabalık ve savaşçı kimseler olduklarını. karşılıklı güvensizlik havası vardı. . 1024'te mevkiinden feragat eden Karahanfe "büyük kağan"ı Mahsur yerine geçen Yusuf Kadir Han'ı "büyük kağan* tanımamak için cephe aldığı bir sırada.

eskiden beri Selçukluların baş hasmı olan ve aralarında "kadîm bir kın ve kan düşmanlığının hüküm sürdüğü. Sultan Mahmûd öldükten sonra. kendilerini öldürmek için hazırlanan tertiplerden güçlükle kurtularak. fakat sultanın aynimaemr müteakip tekrar yerine dönerek hâkimiyetini devam ettiren Ali Tîgirt. Kendine karşı Ceyhun ötesindeki üçlü ittifakın tesirlerine Horasan'ı kapamak maksadı ile türlü tedbirlere da başvurmak zorunda kalan Sultan MeS'ud ve#ri ve en büyük kumandanlarını. çok geçmeden Karahanlı ordusunu mağlup ederek Alp Kara'yı öldürmek suretiyle aldılar (Ocak 1029).Şah-melik tarafından korkunç bir baskına uğranmalarıdır. Ancak. Sultan Mahmûd'un siyasî baskısı neticesinde. Bu sırada Sultan Mahmûd'un ölümü (1030) ve yerine oğlu Mes'ud'un tahta geçmesi ile. Çünkü başkenti tehlike geçiren Ali Tigfrv Selçuklular'a yanaşmak mecburiyetinde kaldığı gibi. Harezm'deki yurtlarını terk ederefc Ceyhun'u geçmek zorunda kurtar. Balhan'a çekildiğini söylediğimiz Yağmur ile birlikte. asayişi bozucu inzibatsızlıklar göstermeğe başlamışlardı. GazhşHter'e karşı onunla anlaşmış bulunan Türkmenler'in dostu yeni Hârezm valisi Harun da büyük faydalar beklediği Selçuklular'a fazlası ile itibar etmek lüzumunu duymuşta Böylece Gazneliler aleyhine üçlü bir ittifak meydana gelmiş oldu ki. böylece Merv. Çünkü®!^ durumu meydanda ıdı: Arştan Yabgu'mffi tevkifinden sonra. Fakat. Tûs. Tuğrul ve Çağrı Beylere karşı harekete geçirmek istemişti. kuvvete olan ihtiyacından dolayı. teşkilât gereğince. Fakat bu ağır hareketin intikamını Musa Yabgu ite birlikte Tuğrul ve Çağrı kardeşler. böylece onlar kudretli fctataruma yükselmişlerdi. bilhassa Yağmurun oğlu idaresinde Horasan'ın batısında Gazneliler İle mücadele alevlenmiştir. Azerbaycan'a yönelerek. Bunlardan biri. kendi devlet sınırları dışında dahi onları takip etmeğe çalışmasından bellidir. geniş topraklar karşılığında. Selçuklu kütlesinin yeniden bir role sahip olmaları demekti. Taş'ı ve diğer mühim kumandanlarını öldürdüler.'kinci hâ<*se de. Sultan Mahmûd'un emri ile Tûs valisi Arslan Câzib onlara karşı harekete geçmiş ise de boyun eğmeyen Türmenler. Lâhor'da faydalı hizmetler görmüşlerdir. yukarıda söylendiği gibi. e bir suikast neticesinde öldürüldü (Nisan 1035) ve gerçekten de Gazneli devletinin hem iç. yani Mes'ud'un Ali Tigin'e cephe alması. onların yardımı ile Horasan'ı zapta hazırlanan Hfcun'un ortadan kaldırılması zor olmadı. Ali Tigin emri ile. hem dış mesele olarak düşünmek mecburiyetinde kaldığı en mühim hususun Selçuklu-Türkmen meselesi olduğu. Selçuklu desteğini kaybetmekten korkan Harun'un rl?f E iî?wi2^ W1!" döndöter. reddelilince bozmak ve onları birbirlerir®îlöşürmek îçfti.252 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 253 Çaörı Bey'in doğu Anadolu seferinden sonra Mâverâünnehir de «W kardeşine fuK ve itibarları artmış. Bu sebeple Sultan Mahmûd bizzat sefere çıkmak zorunda kalmış (1028) ve onları Ribât-f-Ferâve'de ağır bfr mağlûbiyete uğratmıştı. Karahanlı kumandanlarından Alp Kara tarafından Selçuklular'a yapılan bir baskında öldürüldü. Ali Tigin bütün kuvvetleri ile dört taraftan taarruza geçerek verdirdiği pek ağır kayıplar neticesinde Selçuklular Harezm'e doğru çekilmek zorunda kaldılar ve orada Gazneliler'in valisi bulunan Harezmşah Altuntaş'ın gösterdiği bölgede oturdular. dığfer amcalar* Musa (Inanç)'yi yabgu seçmişlerdi. Bölge halkının şikâyetleri üzerine. kendilerine yeni «HhafcJan^ilhassa amca arı Arstarfm tevkifinden sonra çoğalmış.undan geçerek. Fakat teklifin bir hileden ibaret olduğunu sezen Selçuklu reisleri taralıncte^ipta Gazneli Mahmûd'un evvelce yaptığı Horasan'a gelmeleri teklifinde olduğu gibi. Bâverd ve Farâve taraflarına geçirildiklerini gördüğümüz bu Türkmenler Kızıl. Alâ'üd-devle Kâkûye'ye iltica etmişler ise de. Kurban Bayram. Bununlar beraber. Bir Gazneli mukavemeti daha kırdıktan sonra (1034). Harun'un ölümü dolayı- . Azerbaycan'a doğru gitmekte olan Boğa ve Göktaş'ı tekrar Horasan'a davet etmişti. Kasım 1030'da Gazneli ordusunda Mekrân'ın zaptında yararlık göstermişler. bir kere deha anlaşıldı. Bâverd ve Dihistan bölgesinde.= Kasım 1034). Karahanlı devletine "iştirak" etmelerini" teklif etmi^. Türkler'in yabgusu (İnanç Yabgu) tâyin edip. Fakat Oğuzlar'a hâlâ da güvenemeyen Sultan Mes'ud'un. Yusuf buna taraftar olmayınca da. bir hayli at ele geçirmiş ve esir almıffi Perişan hâle gelen Selçuklular. Yabgu'nun Türkmenleri ve Ymallılar'ın (¥%$% bağlı Türkrhenier) hep birlik halinde yer aldıkları. -Oğuzlann Baranlı (Koyunlu) boyundan Yenı-kent yabgusunun oğlu ve Cend hâkimi. Seiçukluler'ın duri|* munun tekrar düzelmesine yardım etti. fırsat aramış ve münasebet mırmağa muvaffak olduğu (Musa yabgunun oğlu) Yusuf'u. Bu türkmenler'den bir kısmı. batı istikametinde harekete geçmişlerdi. Horasan'dan çıkarmakla beraber. bir kısmı da Kirman'a inmişlerdi. Bunlar Boğa ve Göktaş ile diğer iki reis idi. Sultan Mahmûd'un. Gazneli JS Ahmed b Abdls-Samed'ın sözlerinden anlaktadır. Buhâra-Harezm arasında seyreden. Dağılan* Tfcrkmenler'den Kızıllılar ve Yağmurlular (yâni Kızıl ve Yağmur emrindekilere) Balhan ve Dihistan bölgesine çekilmişler. Tirmiz. daha evvel oraya gelmiş olan soydaşlarına katıldılar. kesin itaate alamadığı Türkmenler'i daima tehlikeli gördüğü. Bâdgîs. Gazneli siyasetinde vukua gelen değişiklik. Çağrı ve Tuğrul Beylere gelince. Gazneli Sultan Mahmûd Mâverâünnehir merkatına geldiği sırada Buhâra'dan kaçan. zaman zaman Dihistan ve Balhan dağlarına çekilmek ve tekrar karşı darbeler indirmek suretiyle Gazneli kuvvetlerinin tam başarı kazanmasını imkânsız kılmışlardı. bu devletlerarası münasebetlerde Tuğrul ve Çağrı beyler. Selçuklulara adım adım takip eden Şah-meBk ?j£ce ı°î yp. nihayet Türkmenlerinden ayrı bulunan Yağmur başta olmak üzere Irak'a gönderilmiş olan Oğuzlar'dan 50 kadar başbuğ'un Taş tarafından öldürülmesi (1033 baharı) Mâverâünnehir'den mütemadiyen yeni iltihaklar ile artan Türkmen kütlelerinin intikam hissi ile ayaklanmalarına sebep olmuş. 1035 yılı başında Ali Tjn m ölümüdür Müttefîksız kalan Harun işini halletmenin Gaznelrler balLndan f e k T ^ M T ^ ^ T ? " * me8elerr1n **"*■» sönmez düşmanlığına üâveten Ali Tlğın oğuMarının da teayikine uğradıkları fşm. Kfendfleri Türkmenler'in JSIT başbuğları olmakla beraber. Serahs. Çeşitli yollardan bu bölgeye sevkedip kendisi de yola çıktığı hâlde tutamadığı Türkmenler Rey. Irak'ta. Damgan havalisini alt-üst ettiler ve fitler ile desteklenen Gazneli ordusunu bozguna uğrattılar. Arslan zamanındaki durumu muhafaza etmek düşüncesi SftrTuğrul ve Çağrı Beylere elçiler göndererek» onlafm da vaktiyle Arslan gibi. Kirman'a gidenler oradan İsfahan'a geçerek. Nesâ. yine Oğuzlar'a müracaat ettiğinden. Hindistan'da. gafii avladığı Türmenfer'den 7-8 000 kişi öldürmüş (425 yıl. sıkışık durumda ancak Horasan'a geçebilecek olan Selçuklular olduğu. Nesâ. Boğa (Buka). Türkmenler'i Gazneli kumandanlarından Hâcib Humartaş'ın emrine bağlama teşebbüsü ve bu hususta Irak başkumandanı Taş-ferrâş'a verdiği emir ile onları tazyike başlaması. Fakat bu sırada birbirini takip eden iki hâdise Selçuklular'ı bir tere daha çok müşkül duruma düşürdü. yerine geçmek isteyen oğlu ve o zaman Rey valisi Mes'ud. Yağmur ve Göktaş adlı reislerinin idaresinde idiler ve kısa bir müddet huzur içinde yaşadtklan ve bu esnada Türkistan'dan gelen yeni kütlelerin veya İran'da dağınık hâlde bulunan Türkmenler'in kendilerine iltihakları ile çoğaldıktan sonra.

akınlarını Belh ve Sistan'a kadar genişletmelerinden. ibrahim Ytotlto.adına . çöle doğru çekildiler. Sayıları azdi fakat Merv ve Nesâ'ya doğru «erleslikçe çoğalıyorlardı. büyük bir ordu topladı. Musa Yabgu Serahe'ı Tuğrul Bey ise Horasan'ın başşehri Nişâpûr'u almıştı. Harezmşeh İsmail Handan ile siyasî münasebetler kurmalarından ve Horasan'dan üç vilâyet daha istemelerinden anlaşılıyordu. Artık Cend'e geldikleri yıllardan beri süregelen çetin mücadelelerden sonra. Sultan Mes'ud'un oradaki tahtına oturduğu zaman. TQ|Kmenler'i Horasan'dan bu defa tamamiyle çıkarmak için. Horasanda müstakil bir devlet kurmağa muvaffak olmuşlardı. Farâve ve Dihistan vilâyetleri üç Selçuklu başbuğuna veriliyor. hazineleri ve pek çok silah. dağınık şekilde. Gazne devletinin başında dolaşan bu büyük tehlike karşısında dahi muharebenin idaresini kumandanlarına bırakıp. Bahar gelince. Yalılar (Yusuf YınaPm oğlu. Tuğrul ve Çağrı Beyler. Maiyetinde 3. Tuğrul Bey'in ana bir üvey kardeşi İbrahim Ytrtal ve kuvvetler) olduğu hâlde. Sultanın kumandasındaki Gazneli ordusu önünden yavaş yavaş Serahs'tan kuzeye.000'lik orduyu susuz bırakıyorlardı. son baskın yüzünden hayli zayıflamış olan Sucuklular İçin. Nihayet Selçuklular Merv yakınındaki Dandânakan hisan önünde muharebeyi tabut ederek. Gazneli devletinden tefti almaksızın.000 süvari ve piyadeden kurutu bir ordu başında Belh'e geldi ve hemen Serahs'a doğru yöneldi. Zira Mri cesaret ve şecaati. yersizlikten müşkül durumda olduklarını. ayrıca onlara hiTat.000 kişilik bir süvari ordusuna sahip oldukları bilinen ve esasen gelişmeleri. Emirlerinde 20 bin süvariden kurutu bir ordu vardı. orada yine kendi fikrini tatbike girişti ve "bütün Türkistan'ı zapta yetecek" bir ordu hazırlattı. bir yandan Şah-melitfın. Fakat Hâcip Beğ-toğçJı kumandasında harekete geçen ve fillerle takviyeli bu ordu Nesâ sahrasında Selçuklular tarafından ağır bir mağlûbiyete uğratıldı (1035 hazirariıpır\ eon haftası). Selçuklu başbuğları Nesâ'ya geldiklerinde.rmm% bilhassa Çağrı Bey'in büyük gayretleri ile. Sultan Mes'ud'un süratle onların üzerine yürünmesi fikrine karşı. Selçukluların böylece Horasan'a geçişleri tarihin tnüftim-hâd'ısilerinden birini teşkil etmiştir.Selçuklu Devletinin Kuruluşu Horasan hâdiselerini haber alan Sultan Mes'ud'un süratle harekete geçtiği sıralarda Çağrı Bey Tâlekan ve Faryâb taraflarını zapta uğraşıyor. hazırlıklı olarak ve dikkatle takip edilen Selçuklular meselesini daha doğru değerlendiren Gazneli vezirinin ihtiyat tavsiyesi yerinde görüldü. Hindistan'daki sultandan aldığı kefcin emir üzerine Selçuklular'a karşı hareket etti ve Serahs yatanlarında vukua gelen savaşta (1038 mâyiftnın 3. Selçuklular yine Çağrı Be/ki İsrarları neticesinde ortaya çıkıp. o zaman 10. yanlarında Musa Yabgu 1® kuvvetleri. 1035 Mayıs ayinde Ceyhun ırmağını aşmak suretiyle Ğaıneö topraklarına girdiler. Sultan 300 savaş fili île desteklenen 50. öncü ve temelle! sıfa- ti ile. ağır bir hteimete uğradı. siyasî görüşten uzak ve üstelik de eğlenceye düşkün bir adam olan Sultan Mes'ud. aynı zamanda. . Selçuklu İstiklâl savaşı idi. Sultan Mes\jd'u karşılamaya karar verdHer. aşağı-yukarı 100. 3 gün boyunca bütün şiddeti ile devam eden savaşta Gazneli ordusunu korkunç bir hezimete uğrattılar ve büyük kısmını imha ettiler (7-9 ramazan 431» 22-24 mayıs 1040). çöllere çekildiler. Tuğrul Bey tarafından diğer Selçuklu reislerine tevcih edildi. Gazneli ordusu tarafından sahralarda takip edilmeleri imkânsızdı. halk ile yaptığı konuşmadan Selçuklu başbuğlarının öteden beri ısrarla gerçekleştirmek istedikleri devlet kurma hedefine ulaşıldığı ve bu devletin başına da Tuğrul Bey'in geçirildiği anlaşılmaktadır. Bu. kendisi Hindistan fütuhatına gidiyordu! Nîşâpûr'da bulunan Gazneli ordusu başkumandanı büyük Hâcib Subaşı. Kolunda.hutbe okunurken. Sultanın kumandasında ve devrin tarihçisi Bayhakî'ye göre "Bütün Türkistan'ın da mukavemet edemeyeceği kadar büyük ve teçhizattı" olan bu ordu etraftan katılan yeni kuvvetler ile durmadan artıyordu. Nitekim zaferden sonra iki taraf arasında "elçiler" teatî edilmiş ve Gazneli devleti tarafından Selçuklular'a bir nevi muhtariyet tanınmıştır: Nesâ. Tuğrul Bey de Nişâpûr'dan hareketle oraya gelmiş ve Musa Yabgu ile birlikte Selçuklu başbuğları bîr araya toplanmışlardı. Türk hâkimiyet alâmeti olarak yay taşıyordu.'Seiçuklular'ın yer yer ve devamlı taciz akınları arasında Gazneli ordusunun sahra savaşları için yetiştirilmesine çalışıldı. Fakat Seiçuklular'ın bununla fctifo etmedikleri. Sultan Mes'ud. Çağrı Bey Mervl. emellerine kavuşmuşlar. Ramazan 430 (mayıs 1039) 'da başlayan ve uzun süren muharebelerde Selçuklular yıpratma savaşları yapmak üzere. Bundan büyük telâşa kapıldıkları görülen Gazneli devlet erkânının derhal yaptıkları toplantıda. Bunun üzerine Mes'ud. şimdilik Nişâpûr'a giden sultan. Horasan'a geçmekten başka çare kalmamıştı. İbrahim Yınal'ırt'es-Sultân-ul-Muazzam" Tuğrul Bey adına hutbe okutmağa başladığı (mayıs 1038) Nişâpûr'a haziran ayında parlak bir törenle Tuğrul Bey girdi. Abbasi halifesi el-Kaaim bi-emrillâh tarafından Nişâpûr'a elçi gönderilmesi Selçuklular'ı haklı olarak memnun etti. Derhal yeni Selçuklu idaresini teşkilâtlandırmaya geçildi ve etrafa memurlar tâyin otundu ve eski Türk geleneği gereğince ileride zaptedilecek mahaller. burada kendilerine yurt verilmesi için sultanın nezdinde aracılık yapmasını rica ettiler. Selçuklu İmparatorluğum^ temellerini Horasan'dâ-'âtmışlardır. malzeme ele geçirdiler.254 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 255 siyle bir destekten mahrum kalan. Gazneliler'in Horasan vezirine mektup yazarak. İçlerinde muharebe etmek kararında olan bilhassa Çağrı Bey idi. menşur ve sancak gönderiliyordu (ağustos 1035). Bu mm Selçuklu zaferi Horasan krt'aeını doğrudan doğruya Selçuklu idaresine sokan keefrrneticöli bîr savaştı. Wr yandan d&Aîi ilgin oğullarım tazyikler» «tında bulunan. burada bir devlet kurmak imkânının mevcudiyetini gösteren ilk alâmet olmuştur. Çağrı Bey Serahs'ta idi.000 atlı vardı. Bunun üzerine Selçuklular'a karşı Nesâ'ya değil de. Bu yoku* sahada bütün kuyuları bozuyor. maiyetinden 100 kadar atlı ile kaçabildi ise de Hindistan'a giderken yolda kendi adamları tarafından öldürüldü. Horasan'da kalmış olan kısmen reissiz Türkmenler ve ayrıca Harezmliler eski Selçuklu âlilesinin btr M üfllü mensubu etrafında toplanmakta tereddüt etmiyorlardı. arkalarından gelen ve fasılasız ara hücum ve baskınlar ile sarstıkları. Fakat şimdiye kadar da belirtildiği üzere. diğeri yüfe-sek devlet adamlığı vasıfı ^-siyaset zekası ile tarihte şöhret yapan Çağrı ve Tuğrul kardeşler en büyük iki Törifc-islâm siyasî? teşekkülünden îlkinin. Merv'de "Melik'ül-Mülûk" unvan» ile Çağrı Bey . Bu esnada Suttan Mes'ud Selçuklular tarafından boşaltrtmış olan Nişâpûr'a girdi (kasım 1039). zira bu halifenin Horasan hâkimi ve bütün Türkmenlerin başı olarak Tuğrul Bey'i tanıması mânasına gelebilirdi. Seiçuklular'ın Gazne devletine karşı kazandıkları bu ilk zafer kendilerine büyük bir güven sağladığı gibi. şehrin en sayılı adamı olan Kadı Sâid kendisine "Efendimiz" diye hitap etmişti. süvarilerinden bir kısmı da Belh kapılarında görünüyordu. e . Gazneli kuvvetleri taraf ıdan terkedilmiş olan Nişâpûr'a gelerek.

frak bölgesini aldı. zekâsını ve siyasî thatasrrlU üstünlüğünü takdir ettiği küçük kardeşi töğftjl Bey'in devletin reisi olmasına fiza gösterecek kadar mahviyet sahibi ulan Çağn Bey Sori hâdiselerden sonra hastalandı ve 70 yaşında olduğu halde Serahe cehrinde vefat ötB (safer 453 »fftert 1060). Kutalmış (Arslan Yabgu'nun oğlu) Curcan ve Dâmgan'a ve Çağrı Bey'in oğlu Kavurd. batıda da Tuğrul Bey'in idaresinde geniş ölçüde fütuhat gelişmekte idir Tuğrul Bey bizzat gittiği Taberistan. . yakalandı ve daha fazla karışıklıklara meydan vermemek için. İmparatorluk kuvvetlerinin Kirman'a gelmesi üzsrine anan diledi ve tekrar affedildi. 1040 sonbaharında kuşattığı mühim Belh şehrini. Alp Arslan ölürken yaptığı vasiyetler arasında. Kazvîn. Selçukluların başlangıcından beri. Hanedanın ikinci derecedeki âzasından İbrahim Yınal Kuhistan'a. Curcân havalisini devlete bağlar ve oralardaki Bâvendl ve ziyârî {Vaşm#h1| hanedanlarını tâbiiyetine alırken [433 = 1041/ 1042) ibrahim Ytnafr İranlı an mühim merkezlerinden olan Ray1! aaptecHp. Rey şehrini ele geçirerek kendi sultanlığını ilân etmek üzere harekete g€£ti. Bağdad'a gönderildi. YâkûtTnin bu bölgeye hutbeyi babası adına okutma teşebbüsü. Çağrı Bey'in Gazne'yi zaptetmek için yaptığı neticesiz teşebbüsten doğan uzun süreli mücadelelerde bilhassa Alp Arslan büyük yararlıklar göstermiş.000 kişilik süvari kuvveti ile Kirman'm kuzey bölgesi öten Serdsîr'e girmiş {«J81:başlar4v«:^ihayet baş şehre kapanan Buveyh? Abû Kâlicâr'ın naibimden şehri tesüm aJmifi Kirman'ın güney bölgesindeki dağlık Germefr'i de. Çağrı Bey 435 (1043/1044)'te hastalandığı zaman.Cibâl bölgesinin başlıca şehri Hemedân'rKftkuyelerden Almıştı. Kendiliğinden tâbiiyet arzeden j#femüz emirliği üzerinden . merkez Merv olmak üzere. kuzey ve güney yönlerinde yayılırken. Selçuklu fütuhatı bu esas üzerinde devam etti: Yabgu Kelân (büyük yabgu) di°ye anılan Musa 5.256 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 257 ç-Sultan Tuğrul Bey: Muharebenin son günü cuma namazından sonra yaptıkları toplantıda. Nihayet 1059'da tahta çıkan yeni Gazneli sultanı İbrahim ile Çağrı Bey arasında sulh yapılmıştır ki. bölgede ve Büst havalisine tama-miyle hâkim oldu ve orayı Selçuklular'a bağladı. ülke ve ileride zaptedilecek memleketler Selçuklu hanedanına mensup üç başbuğ arasında taksim edildi: Seföfi^ve Belh şehirlerinin dâhil bulunduğu Ceyhun ile Gazne arasındaki bölge. idaresindeki ülkeleri almak için gelen Karahanlı Arslan Han'ı geri püskürttü ve Karahanlı hükümdarı Çağrı Bey ile yaptığı anlaşmada adı geçen bölgelerde Selçuklu hükümranlığım tanıdı. küçük kardeşi Alp Arslan'm Selçuklu tahtına çıkması üzerine saltanatta hak iddiası ile isyan etti ve Alp Arslan'ın Kafkas seferini yanda bırakıp. Selçuklu devletinin hâkimiyeti böylece doğu. Muizz'üd-devle ve Fahr'ülmülk lâkapları ife anılan Musa Yabgu. bunlar Sultan Tuğrul Bey'in emrinde idiler. Kirman havalisine tâyin edilmişlerdi.dahasonra Alp Arsfer* tarafındanMerVdfeyaptmteıntürbeye nakledildi. Alp Arştan bu büyük amcasını affetmiş. 1064 yılında Sultan Alp Arslan'a karşı saltanat dâvasına kalktığı için sığındığı Herat kalesinde yakalanarak.^öiği Arabistan yarımadasındakfc&lmman'l Selçuklu idaresine bağlamakla geniş bir ülkeyi ele geçirmiş bulunan Kavurd. 1050 sonbaharında Fars bölgesini alarak. Kara Arslan Kavurd 1041'den itibaren boralarda Buveyhîler'e karşı faaliyete geçmiş ve emrindekr Türkmen kuvvetleri şiddetli mukavemetle karşılaşmış ise de. Harezm seferini yaptı. Kavurd. Anadolu Selçuklu âliesinin dışındaki bütün Selçuklu hânedalarının atası oto Çağn Bey'in Hatice Arslan adlı kızı halife el-Kaaim bi-emrillâh 9e evli idi. Sonra Tirmiz ve civarını zapteden Çağrı Bey bütün bu bölgelerin idaresini Alp Arslan'a tevdi etti. Bâdgîs. bizzat kendisinin kumanda ettiği 5-6. gizlice kendi yayının kirişi ile boğduruldu. 1040 senesi sonunda Sîstan'a giden ve orada kasım 1041'de hâkimiyetini kurarak Yabgu adına hutbe okutan (Yusuf Yınal'ın oğlu ve İbrahim Yınal'ın kardeşi) Ertâş. Daha sonra aynı ay içinde Mevr'de akdettikleri ve Tuğrul Bey'in konuşması ile açılan büyük kurultayda mühim kararlar alındı. bir müddet kendi yanına alıkoymuş ve daha sonra ona Mâzenderân'ı iktâ etmiştir. Yine alınan karar tatbikatından olmak üzere. Alp Arslan. BerûdrdH ve arkasından . Tuğrul Bey ile birlikte. sultanın huzuruna gşfirildl. hak yolunda yüfünâceği. Halifeye hitap eden bu mektupta Son durum arz olunuyor ve Horasan'da adaletin tesis edildiği. Melikşah ve NteârcVüi-mülk^ idaresindeki kuvvetlerle yaptığı Hemedân civarındaki savaşta (15 mayıs 1073) mağlûp oldu. Ista- . Müteakiben Cûzcân. Tuğrul Bey'e gönderilmiştir. Naaşt. Ertaş tarafından yakalanarak. arkasından Taberek. iki devlet arasında Hindukûş dağlarını sınır çizen bu andlaşma 50 yıl kadar devam etmiştir. Büst ile Stöfân havalisi MUİMiYabgu'ya venWve sultan sıfâft ile başkenfftişâpûrtla kalan Tuğrul Bey. eşkiya Kuf8 ve Kûfec reislerim bi* baskında kılıçtan geçirmek suretiyle. Gazneli ordusunu mağlûp etmek suretiyle aldı. Kirman'a gönderildiğim söylediğini Çağrı Bey'in oğlu. O devrin âdeti gereğince. 1054 ekiminde Sîstan'a gelerek Hind Denizi sahilindeki Mekrân bölgesini de Selçuklular'a bağlayan »Çağrı Bey'in oğlu. Melik'ul-Mülûk Çağrı Bey'e ve+terat merkez olmak üzere. Tuğrtıl Bey Selçuklu devletinin sultanı ilân edildi. kurtarmış böylece bütün Kirman'ı Selçuklu hâkimiyeti altına sokmuştu. Nişâbûr'u bırakarak. Melikşah suttan olunca.000 süvari ile Herat'ı zaptettikten sonra. Selçuklular'a tâbiiyetini arz eden Sîstan hâkimi Ebu'l-Fazl ile birlikte. süratle Kirman'da görünmesi neticesinde. Bölge Selçuklu devletine bağlandı. Burası 4»£1045/1046) 'de kesin olarateBlçukk*lar'a Intteal etmiştir. burayı hareket üssü yaparak. hayrt* verici cesareti. Tuğrul Bey'in müdahalesi ile durduruldu. meşhur Selçuklu düşmanı Şahmelik. Tuğrul Bejfo imzasını taşıyan bir mektup. Sultan Tuğrul Bey'in Harezm seferi esnasında. Sistan'da Selçuklu hâkimiyetinin yefc leşmesinde büyük gay'rötler sar/eden Ertaş Tabes'de bir suikast neticesinde öldürüldü (440= 1048/1049). 469 (1067) senesinde tekrar isyan ettL Alp ArslaıYm oğlu Melikşah'm veliaht olarak adını hutbede okutmak istemiyordu. civarJ^pmdarlara fetih-nâmeler gönderildi. ülkesi oğlu Alp Arslan tarafından korunmuştu. Yeni Gazneli kuvvetlerinin mağlûp edilerek uzaklaştırılması Alp Arslan'in kazandığı ilk başarı olmuştu. Melik Çağrı Bey de Selçuklu devletinin doğusunda kendisine ayrılan ülkeleri zapta girişmişti. Selçuklu elçisi Ebû Ishâk'uf-Fukkâî ile. Emîr^-müminîn'e olan sadâkat beffiHliyordu. sultandan af ricasında bulundu ve affedildi. Huttalân «s diğer Tuharistan şehirlerine hâkim oldu.1042'de Rey'e geldiği zaman İbrahim Yınal taralından törenle karşılanan Tuğrul Bey. buradan Buveyhîler'i uzaklaştırmıştır. 460 (1068)'tan sonra Fars'a hâkim olan Kavurd'un elindeki ülkelerin sıkı kontrol altında tutulması da vardı. Kirman'a kaçan Cend hâkimi. iütûhat sahasına daha yakın olan Reyi başkent yaptı ve şehrin imâr edilmesini emretti. 1043 senesinde. Bu kararlar gereğince. büyük kumandanbk kabiliyeti ile devletin kuruluşunda birinci derecede rol oynayan.

1054 sonlarına doğru. Tuğrul Bey. Nusaybin ve Hulvan havalisine girdiler. Gürcüler ile savaştılar. böylece Irâkı Acem'den sonra Fars. Revvâdîler'i ve Şeddâdîler'i itaate aldıktan sonra Bargiri (Muradiye)'yi zaptedip.Acem fütuhatında bulunan Kutalmış'ı büyük bir ordu başında Azerbaycan'a gönderdi. Meyâfârikîn (Silvan). 1025) zamanından beri Bizans imparatorluğunun takip ettiği doğuyu ilhak politikası sonraları da devam etmiş ve imparator Konstantinos Monomakhos (1042-1052) Ermeniler'i ve Gürcüleri baskı altında tutmak ve akınları durdurmak için. Selçuklu devletine yıllık vergi ödemeyi reddetmiş olan imparator. gtoi başbuğların idaresinde bulunan Oğuzlar'ın bir kısmı Van bölgesine (Vaspuragan) girdiler ve Erzurum'a kadar olan sahada "kartal gibi süratli" atlar üzerinde dolaştılar. Urfalı Mateos'a (11. esirler ve ganimetlertftey'e Tuğrul Bey'e götürürken. Irak-ı Acem. feurayı Bağdad Buveyhfleri*n6 meyleden Kâkûye ailesinden. Yâkulî ve malyyetindeM Türkmen beyleri.kralı Liparit Humandasındaki Bizans-Ermeni-Gürcü ordusu tarafından pusuya düşürülerek şehit edildi (1047). kalesi ve Şehrizûr'u aldıktan sonra. Tuğrul Bey'e zengin hediyeler getiren Bizans elçisi. Türkler Van Gölü yakınlarından Trabzon'a kadar olan sahada yayılmışlardı*. Azerbaycan'a gelen Tuğrul Bey. Buveyhîiefin elinden çılaan bu bölgelerde Sultan Tuğaıl Bey ve İbrahim Yınal adlarına hutb& okundu. Elceatöre ve Azerbaycan'ın kudretli siması hâline gelmişti/ Tuğrul Bey'den Cibâl bölgesinin kendisine terkini telep etti. almış ve kuvvetlerinden bir kısmı da Hûzistan bölgesini işgale başlamıştı. bir kısmı da Sincar. Bu harekâta Musa Yabgu'nun oğlu Hasan da katılmıştı. oradan Azerbaycan'a yöneldiler. hilâfet merkezinde daima Mısır Fâtımîleri tarafından desteklenen başkumandan Arslan'ul. S*lçuk1ular'frr Bteandı* lar'a karşı kazandıkları bu ilk ve büyük Pasinler zaferi sebebi ite Bizans imparatoru Monomakhos Tuğrul Bey ile anlaşmaya mecbur oldu. Yapılan anlaşmaya göre. Şiddetli hücumlar fayda vermedi. Türk kuvvetlerinin Çoruh ve Kelkit vadilerini ele geçirdikleri bu sırada. Taberistan üzerinden. Savaş Bizans ordusunun hezimeti ile neticelendi. Diyâr-ı Bekr istikametinde Mervânîler arazisine. Musul hâkimi Ukaylîler'in elinde bulunan Karmîsîn'de Tuğrul Bey adına hutbe okunmuştu. Ermeni topraklarına akınlar yaptılar. Bizans başkentine kendi elçisi Şerif Nasr'üd-din b. Tuğrul Bey'den önce ve o sıralarda Türkistan'dan yeni gelen Tüfiflmenterth buralardaki harekâtının önlenmesi için halife el-Kaaim bHemrHlâh tanınmış İslâm hukuk bilginlerinden. İki ordu Hasankale önlerine karşılaştı. Dihistan ve havalisini. Selçuklu kuvvetleri Gence önünde Bizans ocçlysunu bozguna uğrattı (1046) ve arkasından Pasinler'in fethine girişe Hasan. Sultan Tuğrul Bey. (ölm. Selçuklu şehzadeleri Erzurum ovasına kadar ilerlediler ve önce Erzurum şehri yanındaki büyü* ve zengin Eften {Karfe-&zen. Hûzistan ve Elcezîre Selçuklu hâkimiyetine girmekteydi.000 kişilik Bizans ordusu Pamm ovasına gelmiş bulunuyordu. Husrev Rrûz'un Şîraz'da alevî hutbesini ikâme etmesi. halifenin göndereceği imam tarafından beş vakit namaz kılınmasına ve orada Tuğrul Bey adına hutbe okunmasına müsaade etmiştir. bir yıl süren muhasaradan sonra. bıraktığı kuvvetler tarafından kuşatılmasına devam edilen Malazgirt'e döndü. Gence ve Tebriz'de kendi adına hutbe okutmak suretiyle. Karmîsîn ve Hulvân'ı zaptetditer (1042/1048). Bizans'a karşı gönderdi. fit-lerin de bulunduğu ordusu ile Bağdad'a yaklaştıkça huzursuzluğu artan Besâsîrî . Şimdiye kadar Selçuklu devletinin kurutuş ve gelişmesinde büyük hizmetlerini gördüğümüz İbrahim Yınal. Mardin bölgesine ve Cizre'ye kadar ilerlediler. İbrahim Yınal. Uparitl-idaresiııdeW bütün/ Gürcistan ve Abhaz kuvvetleri ile takviyeli Katakalon kumandasındaki 50. Bey n^dine göndermişi. Selçukluların mancınıklarının Rumlar tarafından yakılması neticesinde. el Melik'ür-Rahîm Husrev Rrûz'un idaresindeki Bağdad dışında. Yalnız kalan Kutalmış'ın Gence muhasarası da netice vermeyince Sultan Tuğrul Bey yukarıda Şehrizûr bölgesinde gördüğümüz İbrahim Yınal'ı Azerbaycan valiliği ile. fidye almadan şerbet bıraktığı Liparit ile birlikte barış müzakerelerini yapmak üzere. Elçiyi 4 fersah mesafeden hürmetle karşılayan Tuğrul Bey ona "askerlerinin" pek kalabalık olduğunu ve mevcut topraklanfttft kâfi gelmediğini söylemişti. her tarafta yıkılmakta. bölgedeki Bizans'ın şöhretli generali Nikephoros Bryennios'a rağmen.Besâsîrî'nin Selçuklu taraftarlarını takibe başlaması dolayısiyte ve halife el-Kaaim bi-emrillâh'in daveti üzerine Bağdad'a yöneldi. Gürcü kralını kurtarmağa çalışıyordu. buraların mahallî hâkimlerinden bazılarını tâbiiyetine kabul etmek. Esir edilen on binlerce kişi ve çok sayıda kumandan arasında Gürcü kiralı Liparit de vardığı8 eyKtt 1048). İbrahim Yınal ile birlikte Irak. Bu sırada. Bizans tarihinin meşhur şahsiyetlerinden "Bulgarokton" diye tanınan imparator Basileios II. şi'î Buveyhîler'in tazyiklerini artırmaları. fakat sultanın karşısında tutunamaya-rak. Kutalmış da ona katıldı. Wr yandan da Şeddâdîier'in merkezi Dvin'eş kadar ordu sevkeöyıişti. affedildi ve yine Cibâl ve Azerbaycan bölgelerinin başına getirildi. sığındığı Sermac kalesinde teslim olmak zorunda kaldı. 1054 'de. Fakat bunlar Mervânîler ve Musul hâkimi Ukayîler tarafından durduruldular. Erzurum işgal edildi. Çağrı Beyin oQlu YâkutTyi memur ederek. oradan günşye indiği zaman Güfcü. imparatorun emriyle. kış da yaklaşmış olduğundan. Yukarıda "Irak Türtemenleıf^ olarak andığımız ve Boğa. onu Azerbaycan'a gönderdi. Azerbaycan'a gâtti. Ancak. bilhassa Bizans'a karşı kazanılan zaferden sonra. İsmail'i gönderdi (441-1049/1050). Bu sırada Tuğrul Bey Azerbaycan üzerinden Doğu Anadolu'ya bir sefer daha tertip etti. Türkler'e karşı harekete geçerek. bugünkü Kara2> şehrini zaptetdiler. Araş nehri ile Murad suyu arasında çarpıştılar. Bundan sonra Tuğrul Bey İsfahan'a giderek. Bilindiği gibi. başta Liparit olmak üzere. yıllık vergiyi kabul etmeyen imparator endişe içinde doğu şehirlerinin surlarını ve kalelerini tahkime başlamıştı. Diğer bir kısım Türkmenler de. Tuğrul Bey. Sultan Tuğrul Bey. Tuğaıl Bey'in emri özerine. yy sonu) göre "ateş fışkıran kara bulut" gibi gelerek Erciş'i aldı ve müstahkem Malazgirt kalesini kuşattı.258 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 259 han. imparator Monomakhos İstanbul'daki harap olan camii tamir ettirerek içme kandiller astırmış. Diğer Oğuz kütleleri ise. bazılarını yerterinderc'çıkarmak suretiyle. fidye karşılığında. Anadolu'ya karşı yanında kalabalık kuvvetler bulunan.b. Kutalmış'ın sonra Kars'a hücum ettiği sıralarda. Tuğrul Bey başkenti Rey'e gitti. İbrahim Yınaf Kinkîveir. e£A!ıkâm'us-suitâniye* yazarı. Göktaş v. Selçuklu devletine bağladı ve İbrahim Yaratl ve Kutalmış idaresinde sevkettiği ordular Dfoever. Kaa2i'l4çuzât el-MâverdFyi Tuğrul. Gürcü kiralı Bagrat tarafından da desteklenen bir Bizans ordusunu Gence'ye göndermiş ve orayı kuşatmakta olan Kutalmış Tebriz'e doğru çekilmek zorunda kalmıştı. Şi'î Buveyhî hâkimiyeti. Sermac. Ahvaz. Burada kendisine iltihak eden tâbiiyeti altındaki Diyâr-ı Bekr Mervânî kuvvetleriyle Erzurum'a kadar ilerledi. Bizanslın bu suretle karşı koyması üzerine. bîr yandan Anpye. Kafkaslarda doğru ilerleyerek Erran bölgesine girip Şeddadîler ile birlikte. Sultan yanında veaM AmîdHtt-mülk'ûl-Kündürî olduğu hâlde. ağır zâiyat verdiklerinden. akınlarına devam ettiler.

Fakat. yıllık tahsisat ayrıldı. 36 yaşındaydı. asayişi yerleştirici vasfı ile de sarsılmaz bir siyasî teşekkül olarak gelişmesini tamın etmiştir. Tuğrul Bey'e itaatim bildirdi. kendi adına Kazvîn'de hutbe okutan (Yusuf Yınal'ın oğlu ve ibrahim Yınal'ın kardeşi) Er-Sığun (Er-basgan?) ve Erdem'in yardımları ile duruma hâkim olmağa çalıştı. fakat Tuğrul Bey'in muzafferen Bağdad'a gelmekte olduğunu öğrenince kaçmıştı. sevildiği bir bölgede olduktan başka. Süleyman güçsüzdü. d . Musul bölgesi Besâsîrî'nin istilâsına uğrayınca. kardeşi Resul -tigin de esir edildi. Basra ve havalisini zapta girişmiş. Bağdad'dan kuzeye doğru çekHdi. Bağdad'da ve sürml İslâm âleminde büyük bir sevinç yarattı. Bağdad'a gelişinde hilâfet veziri tarafından büyük bir törenle karşılandı. kıymetli taşlarla süslü. Alp Arslan Rey'de 7 cemâziyelevvel 456 (27 nisan 1064) 'da tahta çıktı. Bü durum. Halîfeye. para bastırdı. makamına oturttu ve Sav-tigin. Esir alınan Ahmed ile Muhammed öldürüldü ve ibrahim Yınal da kendi yayının kirişi ile boğduruldu^ Tuğrul Beyin meşguliyeti sırasında yeniden harekete geçen Arslan ül-Besâsîrî . Esasen yaşlanmış olan Tuğrul Bey bu sırada isyan eden Kutalmış ile uğraşmak mecburiyetinde kalmıştı. Çağrı Bey'in oğuttentu: Horasan'dan Alffc'Jftalan'ı «Mte* man'dan Kavurd'u. Çağrı Bey'in kızı Hatice Arslan Hâ-tun'un el-Kaaim bi-emrillâh ile evlenmesi sayesinde de hilâfet ailesi ile Selçuklu hanedanı arasında bağlantıyı kuvvetlendiren bir akrabalık kurulmuş oluyordu. Sonra. Bağdad'da ve sünnî İslâm dünyasında taltoenin Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey adına okunmasını emreden eMteaim b*-emriilâh parlak bir tören ile karşriamağa hazırlandığı Tuğrul Bey'den hilâfet merkeziriegifmesi için izan ricasında bulunan bir nezaket mektubu aldı ve Tuğrul Bey 25»ramazan 447{t?«cak 1055)'de Bağdad'a girdî. kardeşi Er-taş'ın Muhammed ve Ahmed adlarındaki oğullarının askerleri ile de hayli kuvvet- lemnfcg olan Ibranim. Amîd-ül-mülk'ü azlederek yerine Merv'de iken kendi veziri bulunan Nizâm'ül-mülk'ü hükümet başına getiren ve yüksek devlet makamlarında değişiklik- . kaçarken atından düşüp öldü. Su ari-da. Anadolu hududundan da Yâkutî'yi süratle yanına çağırdı ve Rey civarındaki savaşta (1059) âsi orduyu mağlûp etti. Vefatı üzerine Kutalmış'ı muhasarayı bırakarak acele başkente dönen vezir Amîd-ül-mülk. Bu itibarla Tuğrul Bey Türk ve İslâm tarihinde seçkin bir yer tutmaktadır. onu sarayına götürdü. Tuğrul Bey. Gird-i kûh kalesine çekilmiş ve vezir Amîd'ül-mülk tarafından kuşatılmıştı. hükümdarlığı kardeşine bırakmak istemeyen Alp Arslan vali bulunduğu Merv'den yetişemeyince.Saltan Alp Arslan: Sultan Tuğrul Bey'in çocuğu yoktu. Bundan dolayı o. mağlûp oldu. Adaleti ve dindarlığı bütün kaynaklarda belirtilen Tuğrul Bey zekâsı ve siyasî görüşlerinde-ki isabet ile Selçuklu ailesi içinde temayüz etmiş. Alp Arslan ile Damgan civarında karşılaştı.£akat ertesi gün şehirde çıkan fcrir kargaşalığa Kerh mahallesinde oturan Şiilerin karışması fle durumun ağır bir şekil alması ■özerine. Nusaybin'e kadar ilerlediği zaman. ezanı şiî tarzında okutmuş. bir yandan şRHği kaldırmak. Arslan'ül-Besâsîrî'nin Fâtımîler'den aldığı yardımlarla Rahbe'de kuvvet toplaması üzerine ona karşı gönderilen Kutalmrşfın yenilmesi (1057 ocak) Tuğrul Beyi sefere zorladı. 120 yıldan fazla bin zamandan beri ftüküm süren ş?"i Buveyhî devltftl sona erdi. oraya ikimi bir sefer yapan Tuğrul Bey. Nihayet 8 ramazan 455 (4 eylül 1063)'te 70 yaşında olduğu hâlde vefat etti. Hîlle'de yakalanan Besâsîrî kuvvetleri mağlûp edildi ve kendisi öldürüldü (ocak 1060). Rey'deki türbesine gömüldü.260 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 261 nihayet Mısır'ı durumdan haberdar ederek. Tuğrul Bey Içumandan Ay-tigin'i Bağdad'a şifana {vali) tâyin etti. BÖyleöe Is^âıtı dünyası Özerincteki hâkimiyeti tasdik edîfmif olan Tuğrul Bey aynı zamanda yeryüzünün dünye$ hükümdarı ilân edilmiş bulunuyordu. bir yandan da batıya doğru fütuhata devam etmek hususunda Tuğrul Bey'in düşünce ve siyâsetini tamamiyie takviye etmekte idt. eskisine 50. Aynı ay içinde harekete geçen İbrahim Yınal ve Yakut? ile birlikte sultan Musul'a yönelince Besâsîtf SuriyeVe 'kaçtı. Bundan sonra el-Kaaffm K-emriilâh sancaklar. Bağdad'a ulaşan Tuğrul Bey. Bütün Selçuklu devlet ricalinin ve hilâfet erkânının hazır bulunduğu bu törende Tuğrul Bey keftdfaini hilâfet tahtının yanında. Hâdise. Hatife tarafından hilâfet sarayına davet edUdi ve burada 6ültan Tuğrul Beyin islâm âleminin müdafaasını deruhte edi-şini meşrulaştıran bir tören yapıldı. Kutalrruş'ın kardeşi ReftıWgin'in Hûzistan'dak?. HUBN*-Aruz ve adamlannrtş*yakalanması ve hapsedilmek Bö. Buveyhî hükümdar* ei-Melik'ü^Rehîm. Fakat. aynı zamanda Abbasi halifesini himaye etmek yoluyla sünnî İslâm dünyasının müdâfaasını da üzerine almış bulunuyordu. iş birliği yapmış olan Kutalmış onun mağlûbiyetinden sonra. bir altın taht üzerinde oturan Sultan Tuğrul Bey böylece Bağdad ve Selçuklu Oğuziarı'nın yayıldığı Irak-ı Arap memleketlerini kendi devletine bağlamış. âsiler te'dip edildi ve Tuğrul Bey tarafından eMtfetfk'ür-Rahîm. fanının bastırılmasından sonra İbrahim Yınal'm da emir almaksızın Musul'dan ayrılarak eski bölgesi Heme-dân'a gitmesi üzerine. Bu sırada Tuğrul Bey'in pek sevdiği ve devlet işlerinde nüfuzu olan zevcesi öldü ve Tuğrul Bey hatife el Kaaim bi-emriilâh'ın kızıyla evlenmek istedi. Sincar ve Cizre hücürh ile aftncfr: Mervânî hükümdarı île Hille hâkimi bir kere daha itaatlerini bildirdiler. Bağdad'da kendisinin yaptırdığı sarayda halifenin hetjiye ettiği. Musul ve Sincar havalisini İbrahim Yınal'a tevdî ederek. 3u sırada Bağdad'da bulunan ve büyük şenliklerle düğünü yapılan Tuğrul Bey Rey'e dönerken hastalandı ve bir daha kalkamadı. halifeyi Bağdad'dan çıkararak hutbeyi Fâtimîler adına çevirmiş.000 dinar ve 500 "kor" buğday ilâvesi ile. Süleyman'ın sultanlığını ilân etti. hususi? surette hazırlanmış tahta oturan ve teşekkürlerini ifade eden halifeye hürmetle mukatebe etti. fakat evlenme işi ile pek fazla meşgul olunamadı. Nikâh ağustos 1062'de kıyıldı. kardeşi Resûl-tigin ile birlikte saltanat dâvasına devam ederek. Gümüş-tigin ve Erdem gibi büyük kumandanlann dahil bulunduğu «kalabalık bir ordunun başında derhâl Besâsîrî'yi takibe çıktı. BesâsîrTden kurtularak dönen halifeyi karşılayıp katırının dizgininden bizzat çekerek. hfFatlar verdiği TuğMil Bey'e tac giydîmöş ve altın kriıç kuşatarak onu "Doğunun ve Batının1^ fcürndarf Sân etmiş (26 zHRftde 449 = 25 ocak 1058) ve ona Ebû Talip köh^eslU* ItOKrı'üd dünyâ ve'd-dîn îâkebfhr ve Yemîn-ü emMwrrfiln^^1ÖrtwBiînı veriTtâjfîr. Bu arada ordu başında Rey'e gelerek kendisini sultan ilân etmiş olan Kutalmış. vazifesinden izinsiz ayrılması halifenin aracılığı ile cezalandırılmayan İbrahim Yınal'ın Fâtimîler ve BesâsîrTnin de tesiriyle açıktan açığa isyan ettiği haberi üzerine geri döndü ve âsi şehzadeyi takibe başladı.Yınal karşısında müsbet netice alamayan Tuğrul Bey Bağdad'dan yardım üsterken. kardeşi Çağrı Bey'in oğlu Süleyman'ı veiiahd göstermişti. Bağdad'a kadar ilerlemiş. ibrahim Yınal ile. bu sebeple Selçuklu devletinin ilk sultanı olmuş ve 25 yıl sunan saltanatı esnasında temelini attığı Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun Yakın-doğuda din? anlaşmazlıkları giderici. Hu-m&Miglrt.

Sâiar-i Horasan ğfbi bey ve kumandanların idaresinden Türkmen boyları. Türkmenler ve akıncılar. AN kasından Kirman meliki Kavurd'urrson isyanımda batıran (1067) ve KirmarYdü* Şîraz'a doğru hareketle Istahr kalesini tâbiiyete alan Alp Arslan. Arslan Argun Harezm'e. Sultanlar hassa ordulariyle imparatorluğun başka cephelerinde meşgul bulunurken. UriaVı ku^rnışbr. ona ve mücahitlerine teşekkür eden bir beyanname neşr etmiş. diğeri de eski parlaklığının artığıyle geçinmeğe mecbur bir heyûlâ. Ziyaretten sonra Harezmlri rftöfkezi Gürgenç üzeHhden MerVe dörtftri (Mayıs 1066) Suttan Afp Arsteh'ın bu ilk Türkistan seferi ile eski ataları ökesinin Mâverâünnöhlr'e komşu tarafları Sölçuklu devüaüine bağlan*. Malatya ile Şarkî-Karahisar (Kolania)'ı ele geçirmişler. sultana "Ebû'l-feht" unvanını vermiş ve bu büyük sefer Bizans İmparatorluğunu Alp Arslan ile anlaşma teşebbüsüne mecbur etmiştir. Ahmedşah. Hâdiselerin gelişmesi M kuvvetten birinin diğerini mutlaka yok etmesini zarurî kılıyordu.Malarzgirt Meydan Muharebesi: Uzak bozkırlardaki yurtlarından bir daha dönmemek üzere gelerek . sultanın umumî talimatına aykırı davrananların ağır takibata uğratıldığı bu harekâtta bütün faaliyetin belli plân dahilinde yürütüldüğünü ortaya koymaktadır. yaklaşan tehlikenin pek farkında değil gibi idi. Süleyman'ın yerine Befrfte. e . fakat fasılasız olarak. artık bundan sonraki bütün gayretlerinibtfı cephesine. Türk baskısının . ahâliyi yıldırmaktan ibaret. Sâlar-i Horasan ve diğer başbuğların idaresinde hareket eden bütün bu kuvvetler Yâkutî'nin emrinde olup. Ani. Muş ve civarına kadar sokulmuşlar. Selçuklular'a tâbiiyeti kabul etmiş küçük Arap hükümetlerinin sıralandığı güney sınırlarından Anadolu içlerine akmaktaydı. sultühı Sabrâtfda hediyelerle karşıladı. Ahfat. onları da yanma alarak. Böribars Herat'ta. kalabalık Bizans kuvvetlerinin barınağı kaleler civarında teksif edildiği. oğlu Melikşah'm vefiaüıdllk törenini yaptırdJ ve aynı yıl ortasında (Temmui 1066) Nişâpur'a gîttf. kışları Azerbaycan'a dönüyorlardı. Sultan Ni^âpOr. Böylece 1071'den önceki yıllarda. her tarafa fetjhnâmeler yazılmış. Mes'ud Bagşur'a ve Mevdud Isfizârîk gönderilmişti. kendisi Erran'da Lori küçük Ermeni kırallığını itaate aldıktan sonra. İlk bakışta intizamsız Çeteler tarafından yapılmış gibi görünen bu akınlar hakikatte başıboş olmadığı gibi. Sonra huzura gelip tâbiyet arzeden prens Gagik ile birlikte Kars'a girdi. harb malzemelerine karşı faaliyet gösterdikleri. Kapar. Cemcem. Tutuş Sâ$ ye'de. Ani'ye yürüdü ve şiddetli hücumlarla bu şehri zaptetdi (16 mart 1064). Afşin. Nihayet kendilerine yeni bir yurt edinmek mecburiyeti ite savaşan Türkmenler'in ruhî durumları da unutulmamak gerekir. Yine bu yıllarda Ğümüş-tigin. Ya Bizans bütün doğu sınırları boyunca yükselen ve serpintilerini kendi içinde hissettiği bir istilâ çığını mahvedecek. Türtaefifler kollar hâlinde Ermjrum. Selçuklu hizmetine giren ve bu devletin şuurlu sövk ve idaresi altmda Bizans sınırlarına yığılan Türkmen kütlelerinin. Kare gibi muhitti strateji merkezlerinin ele getirilmesi îte orta ve kuzey Anadolu'ya doğru akınlar îorasr hayli kolaylaşmış oluyordu. Kavurd meselesini hallettikten sonra. Arslan Argun Hemedân ve Sâve'de bulunmuşlardı. yani Türkmen kuvvetlerinin fasılasız olarak akınları* devam ettikleri 'ıteOrta-Asya'dan kalabalık kitteter hâlinde buralara âdeta akan Türkler sebebiyle. yıllarca süren hazırlık devresinin tek hedefi Anadolu'yu atmak ve onu Türk yurdu haline getirmekti. gelecek istilâyı kolaylaştırıcı vazifelerini yapıyorlardı. İmparator Konstantinos Dukas'ın ölümüyle (1067). bizzat halîfe Alp Arslan'ın başarısını belirten. Kilikya taraflarında dolaşan Türkmenleri püskürtmek üzere gönderilen general Nikephoroe Botaniateafcuvvetteri. arkasından Bagrat hanedanının başkenti olup Bizans'a bağlı buluna/ı ve Rumlar tarafından müdafaa edilen. yâni Bizans İmparatorluğu olmak üzere iki kuvvet karşı karşıya gelmişti. 1065'te doğu seferine çıkan Sultan'*Âlp Arslan Ceyhun'u geçerek Türkistan'a girdi. Küçük çapta. Alp Arslan'ın dikkat ve ısrarla tatbik edegeldikleri akınların daha ziyade askeri yönden ehemmiyetli yollarla. üstelik yayla Iklirttf ve bol otiaklariyfe kendi yaşayışlarına son derece elverişli hayat şartlarındaki Anadolu'ya el koymak istemeleri kadar tabiî bîr'ştey olamazdı. Dînar. Togan-şaf? Herafa'melik" olmuş. gidecekleri şehir ve kasabalar. Ertaş'ın iki oğlundan. Sultan Alp Arslan 1064 baharında Azerbaycan'a hareket etti. dağılmışlardı. îftfiyar amcası Musa Mâzenderân'a. yanında bulunan oğlu Melikşah ite vezir Nizâm'ül-mülk de Araş nehri boyunda Sürmari (Sürmeli Çukuru)'yi ve kiliseleriyle meşhur müstahkem Meryem-nişîn kalesini ve civarları zaptetdiler. yahut Anadolu üzerine gelen kuvvet oradaki devleti tamamen ezecekti. Hazar Denizi kenarındaki Mankışlak'ta Kıpçak reisi ile sava§arak*OTu itaate mecbur etti ve sonra büyük babası Selçuk'un mezarını ziyaret etmek Oz^mt Cend'e yöneldi. diğer kardeşi Ityas Tuharîstan ve Saganiyan'a. surlarıyle meşhur. Oğlunun başarısından çok memnun olan Alp Arslan.Tuğrul Bey'in. Gürcü ve Abhaz tfökû^arterimn mağlûp ecfamesi ve Gence. düşmanı yormak. Tuğ-tigin. zaptedilmesi zaruret hâlini almış olan Anadolu üzerine teksif etti. esas gayede sadece ganimet elde etmek değildi. Bunlar kendi ülkelerini yağmalıyorlar. halkı soyuyorlardı. yerine geçen imparatoriçe Eudoxia zamanında Doğu-Roma dahil? karışıklıklar içinde bulunuyordu: Sarayda menfaat esasına göre kurulan grupların yersiz müdahaleleri yüzünden sarsılan imparatorlukta ordu iyice ihmale uğramış. kardeşi Süleyman Belh'e . Buna göre. Daha sonra diğer oğlu Ayaz. Tâbiiyet arzeden Cend hâkimi. erzak depolarına. Rey'e dönen Alp Arslan. 1067'de Malatya'ya kadar gelen Afşin idaresindeki Türkmenler'e karşı duramamışlar ve onun Kayseri'ye akınına engel olamamışlar. Sepîd-şehr'i hücum ile ele geçirip. muharebe etmeden. diğer taraftan Kızılırmak bölgesine kadar ilerleyerek. Tuğrul Bey zamanından beri Azerbaycan ve Erran'da Bizans'a bağlı Ermeni. Gürcistan'a girerken. Esasen Azerbaycan'daki Türk kte leteri Bizan&'a karşı. Malazgirt sahrası ferinin bu kesin mücadelesinin vukua geldiği yer olmuştur.262 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 263 ler yapan Sultan Alp Arslan. Sultandan emir alan Türkmenler'in hücum noktaları gayet iyi tertiplenmiş. Sivas'ı zaptemişler (1060^ ve imparator Konstantinos Dukas'ın gönderdiği Bizans kuvvetlerini (1061) de mağlûp etmiçbırdi. eski Türk harp usûlüne uygun tarzda. Bizans. bîri dikkati çekmeyecek derecede ufak gruplar halinde görülen TGVkmen kûtieterî. uğrak mahalleri tesbit edilmişti. oğullarından Arslan-şah Merv'e. Ani'nin fethi İslâm dünyasında büyük memnunluk yaratmış. bilhassa eyaletlerdeki ve bu arada Anadolu'daki askerî birlikler yiyeceksiz ve parasız bırakılmıştı. onun üç oğlu adına. hareket hflindeydi. yakınlarında 'cennet-1 âlâdan bir örnek olan Radgân'a gelerek. tahrip müfrezelerinin mümkün mertebe az kayıpla düşman askerî yığınaklarını dağılmaya çalıştıkları.ttltuhata dewam etti. Sonra oğulları m akrabalarını ülkenin çeşitli yerlerine "melik" tâyin etti. direnme noktalarını hırpalamak. Men/e gîtti ve orada oğlu Melikşâh'ı sonraları Terken Hâtûn (Celâliye] diye meşhur ve Mefikşah üzerinde çok nüfuzu olan bir Karahanlı prensesi ile evlendirdi.

Bizans orduları Anadolu'da iken. geçilecek yolların emniyetini sağlamak vazifesi 8e. doğu Anadolu'da Ermeniler tarafından korunan Bizans'ın müstahkem kafesi Malazgirt'i bir hücumda zaptetti. kendisine koca seçti. hükümet darbesi teşebbüsünden suçlu bulmasına rağppen. Türk ordusunun iaşesini güçleştirmenin uygun olacağını Heri sürüyorlardı. çeşitli İslâm ülkelerinde eskiden olduğu gibi Abbasî hutbesi ikâme edilmekte ve Selçuklu sultanının hâkimiyeti tanınmakta idi. O zaman batı Anadolu'dan dönen Afşin'den aldığı.264 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHÎ 265 artmaeı imp&ratoriçeyi idarenin başına Wr erkeği getirmeğe mecbur etf/flb o asîl bir aileden olup.Şüphesiz bu hâdiselerin zoru İle Romanos Diogenes meseleyfcfcöteöıjden halletmeğe karar verdi ve kalabalık blror-du başında. Fakat uzun zamandan beri ilk defa ordunun başında bir imparatorun bulunuşu kayda değer bir hâdise teşkil ediyordu. Malazgirt ile Ahlat'a karşılık. tahrip ettikten sonra. Alp Arslan'ın Suriye'den. nâzik durumunu farkettiği âsiyi Bizans'a gitmeye ikna ederek. güney yolu ile Haleb'e ulaşrrâğa muvaffak olmuşlardı. Selçuklu ailesinden olup. sabırla takip eden Sultan Alp Arslan her gün biraz daha hedefine yaklaşmakta İdi. franklar ve Uzlar'dan 10. fakat aldığı esirleri öldürten imparatorun önünden muntazaman gerileyen Türkmenler'e karşı herhangi bir başarı eldö edemeden başkentine dönmüştü. yoluna devam ederek . 1070'te tekrar muharebeye hazırlanan Diogenes. Anadolu'da yürüyüş hâlinde olan imparator. seferinde Kayseri-Sivas-Divriği-Toroslar-Haleb yolunu takiben güneye inmiş. Onun gururunu okşamakta menfaat umanlar Selçuklu devletten merkezine yüfOm^ö* teklif acByorlar. Denizli yakınındaki Honas (Khonae) şehrini yağmalayıp. veya gerilere püskürtmek maksadı ile sefere çıkan Diogenes programım tatbik edemiyor beklenmedik yerlerde ansızın ortaya çıkan akınca dolayısiyle sık sık yötr^teöiştirmeye mecbur kalıyordu. artık Bizans'ın çıkarabileceği son ve en kalabalık kuvvet ile hesaplaşmak zamanının geldiğine inanmıştı. seferden alıkondu. Fakat yine aynı kaynaklara göre. Ancak imparator bu dolaşma esnasında ne Nik sar'ın Türkler tarafından tahrip edilmesini. M eyöfarikîn (Silvan). burada yeniden tertip ve tanzim ettiği ordusunda bazı tensikat yapmış. mart 1068'de Franklardan. Oğuz Yıva boyunun başında bulunan bu Türk kumandanı. akınlarını Marmara sahillerine kadar uzaHuştı. bu meşhur şehri yağmalamalarını önleyememişti. Romanos mağrur. vakit geçirmemek maksadiyle. böylece Diogenes 1 ocak 1068'de irr^arator ilân edildi. Türkleri Anadolu'dan sürmek ve arkasından İran'a yürüyerek Selouklu başkentini zaptetmek azmi ile. ana siyaseti icabı. Dakas'ın taçtan mahrum bırakılan oğullarının taraftarı feyselof Mikhael Psellos dışında bütün Bizans tarihçileri taralından belirtilmektedir. Yerine yola çıkan doğu orduları başkumandanı Manuel Komnenos Sivas civarında Er-Sığun tarafından mağlûp ve beraberindeki Nikephoros ile birlikte e$r edildi. Nitekim bu sene. Süryâni tarihçisi Barhebraeus'un rivayetine göre. ikinci seferinde Kayseri. atılganlığı. İmparator Diogenes'»' faal durumuna ve uzun cevelânlarina rağmen Anadolu'ya TOrk hücumları gittikçe artıyor ve daha uzak bölgelere yayılıyordu. bütün bu hâdiseler boyunca teşebbüsün dataWWMer elinde bulunması idfc Türkler'i yok etmek. Maliyenin bozukluğu dolayısiyle askerleri erzaksız ve silâhsızdı. ayrtcfeğpn» öğrenincş bir harp meclisi toplayarak yapılacak işleri görüntü. imparator bu tavsiyeleri dinlemedi ve Iran içine dalmak niyetiyle Erzurum'a geldi. Menbic'i Selçuklular'a bırakmayı vâdediyordu. Uzlar'dan.000 araba taşıyor. İmparatorluk ordusunun ağırlığını 3. Aynı yıl içinde Mısır'da iktidar mücadelesine girişen Hamdâniler'den Nasr'üd-devle. Palu ve Sivas bölgelerinde harekâtta bulunmuş. Esir Manuel. sultanın emri ite Afşin tarafından tpHpi ediliyordu. Haleb hâkimi Mirdâ-sîler'den Mahmöd'u huzuruna getirtip. başka Türkmen akıncıları da memleketin ortasındaki i AnatolfltB eyâletinin merkezi zengin ve nüfusça kalabalık Konya'yı tahrip etmişler ve Kilikia geçitleri Kataturias tarafından tutulmasına rağmen. Anadolu fütuhatı bakımından fevkalâde mühim mevkilerdi. Diogenes bu. derhal geıf döndü (? nisan 10T»^ çünkü o âna kadar Anadolu'nun fütuhat bakımından olgunlaşmasını bekleyen sultan. Mekke ve Medine'de hutbeyi el-Kaaim adına okutmağa başlamıştı. Diogenes ertesi yıl. islâm kaynaklarında etraflıca tasvir edildiği üzere. 1* kısmını da. 1-200 kişi tarafından kullanılan muazzam bir mancınık bulunuyordu. ne de onların Ahlat üssünden hareketle tâ Eskişehir yakınlarında Amorion'a kadar sokularak. Bizans elindeki Urfa'yı uzunca bir kuşatmadan sonra. diğer müfrezeler de. Menbic'i zaptetmiş ve kış aylarında İstanbul'a dönüşünde büyük törenle karşılanmıştı. bir akıncı grup Kayseri'yi yağmaladığa gibi. 1069'daki. onu İstanbul'a götürdü. saraydaki muhaliflerin tesiri Pe. rakipleri Emîr'ülcüyûş Bedr'ül-cemâiî ile diğer kumandanlara karşı Alp Arslan'dan yardım istediği ve onu Suriye'yi zapta teşvik ettiği zaman sultan. MOhimrakta. general rütbesi ile Malatya kumandanlığına tâyin edilen Ermeni Philaretos'u kaçarak imparatora sığınmaya mecbur etmiş. ölen imparatorun kardeşi Caesar loannes Dukas ile birlikte. Anadolu'nun yıpratılması siyasetini. Sivas'a gelen Diogenes. Alp Arslan'ın enW tesi idi ve saltanat dâvasına kalkıştığı için. bunlan takip eden türlü muhasara âletleri arasında. askerî kabiliyeti.000 kadarım irakhaniotes ile Norman şeflerinden Urseilus kumandasında. Ahlat'a şevketi.kendine güveni fazla. Sultan müsbet cevap vermedi. 1070 senesinde Mekke emîri İslâmiyetin iki büyük merkezinde. Haleb'e indi. İran'a kadar ilerlemeği tasarladığım göstermekte idi. fakat Mikaphoros Bryennios ve loseph Trakhantotes 8** tecrübeli ve ihtiyattı kumandanlar memleketten uzaklaşmanın tehlikeB olaca^nu nihayet Erzurum'a kadar gidilebiliceğlni. İlk Bizans elçisi orada yanına geldi. imparator idaresindeki Bizans ordusunun doğu Anadolu'ya İlerlediğini haber ahr almaz. hemen harekete geçti. Kendisine olan güveni dolayısiyle ordusunu parçalamağa başladı. bu arada kendilerine güvenemediği Nikephoros Botaniates ve benzerleri gibi değerli kumandanlarla ter kısım askerini İstanbul'a iade etmişti. Abhazlar'a yardım bahanesi ile fakat hakikatte ordusuna erzak temin . dalkavukluktan hoşlanan bir adamdı. Bütün belirtiler imparatorun kesin netica almak maksada» güttüğünü ve mümkün olduğu takdirde. lüzumlu tedbirler alındıktan sonra sultanı orayaçrtmenln» hattâ etrafı tahrip ederek. tahta çıkışından iki ay kadar sonra. Halbuki Türk istilâ yollarının üzerinde bulunan Malazgirt ve Ahlat. *>radan Şam'a yürüdüğü srrada. Bizans topraklarının hiç bir yerinde ciddî mukavemet unsurunun mevcut bulunmadığı yolundaki rapor kendisini takviye etmlşü. Azerbaycan'dan güneye inerken. Afşin bu nünasebetle Phrykia bölgesine girmiş. Sardika (Sofya) dukalığî^amanmda Peçenekleyr'e karşı başarılar kazanan Romanos Diogenes'i. Anadolu kiralarının yığınak yeri olan Sakarya kıyılarına gelmiş. Âmid (Diyarbakır) ve havalisini tâbiiyetine aldı. yola koyuldu (13 mart 1071) ■ O sıralarda Alp Arştan Suriye seferine çıkmış bulunuyordu. Memleketini barışa kuvuşturmayı birinci vazife sayan yeni imparator. Makedonyalılardan acele topladığı ordu ile sefere çıktı. yüzbini aşan bir ordu Be. Görüldüğü üzere temel siyasetinden biri olan Fâtımîler ile mücadele tesirini göstermekte ve Selçuklu devleti kuvvetini arttırdıkça. Diogenes cesareti. İmparator Diogenes uzun hazırlıklardan sonra.

yukarıda söylediğimiz çarpışma Türk zaferi İte neticelendi. Bütün camilerde cuma hutbesinde okunmak üzere. Ancak alınan red cevabı ordudaki savaş azminin artmasına yardım etti. Diogenes yabana askerlerin durumlarından şüphelenerek. müzakerelere ancak Selçuklu başkenti Rey'de başlanabileceğini söylemiş. Geri kalan kuvvetleri île Malazgirt1© yürüdü.000) Süleyman-şah. Kaçan Bryennios'dan izahat alan Diogenes. sol kanadına Anadolu birliklerinin başında Kaopadokialı Aleates'i. sağ kanadına Nlkephoros Bryennios emrindeki Rumeli kıt'alarını . 100.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 267 içjn kuzeye gönderdi. Kappadokia. hep birlikte kılınan namazdan sonra» beyazlar giyinmiş ve kokular sürünmüş olarak. vurulduğu yerde gömülmesini. 20. sultanın anlaşma isteğini onun muharebeden kaçındığı şeklinde anlayarak. Norman. ordugâhında kalan üz ve Peçenekler'e "tendi usûllerine göre" sadâkat yemini ettirdi ve önceden Ahlat'a sevketnriiş olduğunu gördüğümüz Trakhaniotes ile Frank Urselius'un geri dönmelerini emretti. Fakat bu iki kumandan. bilhassa Fırat'ı geçerken ağırlıklardan bir kısmı harap olmuş tu. Tutak ve diğer Türkmen beylerinin emrinde aynı derecede çetin ye akınlarda iyice pişmiş Türkmen birliklerini de ilâve etmek lâzımdır. Bozan ve SavTigin gibi seçkin kumandanlarının idaresinde» meşakkatlere tahammüllü ve çoğu bozkır muharebe usulünce yetişmiş. bir hükümdar olarak değil. 16. Alp Arslan büyük muharebeyi müslümanların mübarek günü cumaya tasadüf ettirmiş ve ordusunun maneviyatını takviye için. Uz ve Peçenekler'den kurulu Diogenes ordueu. Cebrî yürüyüş esnasında at ve de velerin çoğu ölmüş. el-Kaaim'in hazırlattığı. Bu esnada Bizans ordugâhında da dini törenler yapılıyor. ordusundan ayırdığı diğer bir parçayı. Çatışma saatini cuma vaktine kadar tehir eden sultan. bir er gibi. bü-. az sayıda. islâm dünyasını âdeta seferber hâle getirmişti. Bryennios da yaralı hâlde çekilmeğe mecbur oldu. 13. müdâfîleri öldürttükten sonra. Abbasi halifesi aracılığı ile. Vakıa Alp Arslan Musul İstikametinde Herlemiç îdi. Imâd'üd-dîn 14. darbeden önce. Ibn'ül-Esîr. muharebeye iyice hazırlık yapabilmek ve BitHs üzerinden Malazgirt* ulaşmak bakımından o yolu daha elverişli saymasından ileri geliyordu. fakat genç ve dinç bir ordu ile Ah lat'a ulaştıktan ve veziri Nizâm'ül-mülk'ü. son hesaplaşma saatlerinde de duruma tamamen hâkim bulunuyorlardı. fakat bu. memleketin diğer bölgelerinde çıkması muhtemel herhangi bir karışıldığı önlemek veya harp sahasına taze kuvvetler gön dermek üzere. Basilakes kuvvetleri ile sultanın öncüleri arasında ilk çarpışma vukua geldi (24 ağustos). W parator merkezde idi. seri manevra kabiliyetine sahip süvarilerden kurulu idi. Buna karşılık. Mansur. man karargâhına kadar sokulan küçük süvari grupları. iaşe güçlüğünü de he saba katan sultan. Ahlat civarında hücuma uğrayan kıt'alarına yardıma gönderdi. askerlere yaptığı hitabede: şehit düşerse. yaKınındaki Zihva sahrasına geldiği zaman. Porsuk. Herhalde buna Artuk Bey. idare adamları ve kumandanların oğlu velîahd Melikşah'a tâbi olmalarını vasiyet ettikten sonra. Bu ilk başarıda ele geçirilen ganimet arasında kıymetli bir haç. görüldüğü gibi. metni Ahbâr~öd-Devtet'is-Selçukfye?de kayıtlı dua her tarafa gönderilmişti. Sibt. Fakat. ilâhiler söyleniyor. Ibn'ül-Adîm. kumandanlar içinde de zaferle alâkası olanların sayısı azdı. Daha 26 ağustos gününün erken saatlerinde Peçenek ve Uz kıt'alarından mühim bir kısmı. Abd'il-Melik'il-Buhârî'nin zaferin kesin olduğuna dair müjdesi bütün orduya duyurulmuştu. İslav. ordudaki herhangi bir erden farklı bulunmadığını göstermek üzere.000. kendi saflarını terk ederek. karısı hâtûn ve şehzadelerle birlikte Hemedân'a yolladıktan sonra. Alp Arslan. Fakat kadı Ibn'ül-Mahleban ile kumandan Sav-tigin başkanlığında gönderdiği hey'eti iyi karşılamayan imparator. Disiplin altında hareket etmesini bile* sTürk birlikleri arasında anlaşmazlık da yoktu. aman vermesine rağmen. zaferden emin bir hâlde. yazdığı bir mektup ile imparatora. kendisinin. son bir barış teklifinde bulundu. öğleden az sonra her İki taraf muharebe nizâmını almıştı. 26 ağustos 1071 cuma sabahı Türk ve Bizans ordu 3HJI ları karşı karşıya mevzi almış bulunuyorlardı. 4. bir süvari birliğini ileriye sevketmişti. Müşterek gaza fikri ve Anadolu'yu ele geçirme gayesi onları birleştiren unsurlardı.' onları takatsiz düşürmüşlerdi. savaşmak istemeyenlerin çekilip gitmekte serbest olduklarını Hân etti. Malazgirt'ten hareket ederek Ahlat'a doğru ve Malazgirtln 10-12 km. Gevherâyin. Bizans ordusunun durumunu öğrenmek için. ok atmakta mahir ve her birinin ayrıca birer yedek atı bulunan. Tuğrul Bey zamanından beri hizmet gören yaşlı ve yorgun Irak-ı Acem kıt'alarını terhis ederek. Haleb'den ayrıl dıktan sonra. Böylece Türk ordusunun öncüleri ile Bizans kuvvetleri arasında vukua gelmiş olan. Phrykia ve Elcezîre kuvvetleriyle Balkan eyâletleri askerlerinden başka. yük zafere alâmet sayılarak. önce doğuya yönelmiş gerekli savaş hazırlığım ya» parak ve kuvvet tedarik ederek kuzeye dönmüş ve Diogenes'in Malazgirt'! tehdit ettiğini haber alınca yürüyüşünü hızlandırmıştı. Imparafor tarafındaç hemen ona yardıma gönderilen N. ^ İki ordu arasında sayıca fark büyüktü. aralıksız hücumteiriyte. Ibnü Munkiz. kuvvetleri ile birlikte Fırat'a doğru çekilmiş bulunuyorlardı. çoğu piyade olmak üzere. Ermeniler'den. Gürcüler'den ve ücretli Frank. soydaştan olan Selçuklular tarafına geçmişlerdi. O gün akşam karan lığından itibaren Türk okçuları Btoans ordusunu tacize başlamışlar ve gece düj-. Bu sür'at ile fazla kuvvet taşımanın zorluğuna ilâveten. mahdut miktarda asker zanneden ve im paratora da öylç bildirmiş olan Basiiakesff mağlûp ve esir ettiler.000'den aşağı değildi. Ahbâr. onun Bizans'tan çekindiğinden değil. sadece kütte savaşı yapabilen bu ağır hareketli ordunun çeşidi zümreleri arasında tam bir anlaşma ol- madiği gibi. kılıç ve topuzunu aldı.000 hassa askeri ile birlikte yekûnu 15-20 bin tahmin edilen sultan ordusu (Ibn'ülCevzî. Basilakes emrinde. ellerinde renkli bayraklar ve büyük haçlarla saflar arasında dolaşan asil-zâdeler ve ordu papasları askeri teşcie gayret ediyorlardı. bu vadiye hâkim tepelerin Türk niüfrezelerî tara fından tutulduğunu gördü ve olduğu yerde karargâhını kurdu. Bağdad'a halifeye ulaştırılmak ü^are Hemedân' da bulunan Nizâm'ül-mülk'e gönderildi. Diogenes nisbeten zayıf bir kuvvetin koruduğu Malazglrtl teslim olmaya zorlayıp. hattâ İsfahan'da kışlamak ve hayvanlarını Hemedân'a göndermek niyetinde olduğunu da açıklamıştı. sultanın korkarak Bağdad'a doğru çekildiğini bildiriyor ve Basilakes de bu haberin doğruluğunu tasdik ediyordu.000. sultanın Ahlat'a bizzat geldiğini anladıkları zaman. sultanın barış teklifinde bulunması tabu idi. İki gün önceki çarpışmada sultanın imamı fakîh Ebû Muhammed b. Anadolu'ya yöneltilmiş tahrip seferleri devamınca dâima taşebbüsû ellerinde-tutmuş olan Türkler. devlet ve din uğrunda döğüşüceğini. atının kuyruğunu eliyle bağladı ve ön saflarda çarpışacağını belirtmek maksadiyle de ok ve yayım bırakarak. Yolda Ermenistan ve Bcezîre birlikten kumandanı Basilakes Magistros maiyetindekilerle imparatora iltihak etrniştiiO civardaki «teans kumandanlarından Leon Debatanes. Şam'ı zaptetmek üzere yeter sayıda asker bırakan Alp Arslan. Bir İslâm mücâhidi olarak.000. Selçuklu süvarileri kendilerini hâlâ Ahlat garnizonuna bağlı.

İlk olarak Türk merkez kuvvetleri. arazi devrinin kendinin ancak tacı . sultan. Büyük Suttan Melikşah: Alp Arslan'ın. değildi. Karanlık bastığı sıralarda Bizans ordusu gittikçe daralan çember içinde imha edilmiş bulunuyordu. Alp Arştan. Mateos. yakalandı. Sultan Alp Aralan. kendisi ile bir ittifak anlaşması yaptığı Diogenes'i bir hafta kadar hususî çadırda bir hükümdar gibi misafir ettikten sonra. Sultan Melikşah hû» kümdarltğının ilk iki yılında sınırlan müdafaa ve babasının tahmin ettiği iç . İtidal ve insanlık duygularının bir örneğini daha vermiş oluyordu. gözleri oyuldu ve kapatıldığı manastırda ızdırap içinde öldü. yahut Ermenilerin kaçması (Süryânî Mikhael). bir Türk süvari kıt'asının muhafazasında. sultan imparatorun barış müzakerelerini reddini tenkid etmiş. sultanın huzuruna getirildi. imparator. Bizans'la ilgilenmediği rivayeti. Hûzistan. Mikhael'in orduları tarafından Sivas'ta ve Adana'da mağlûp edildi. Anadolu için yapılan meydan muharebesinde Alp Aralan gibi bir hükümdarın toprak telebinden feragat etmesi beklenemezdi. Şîraz ve İsfahan'da bulunduğu bilinen ve tecrübeli erlerden kurulu 15. Yedek kuvvetleıi. asıl sebebi Alp Ars-lan'ın dikkatli '3ir sevk ve idare ile tatbik ettiği sahte ric'at.000 süvarilik bir kuvvetin başında bulunan oğlu Melikşah sultan İlân edildi (25 Kasım 1072).000 altın ödeyecek ve Bizans imparatorluğu içinde mevcut bütün müslüman esirleri serbest bırakacak. bir de Bizans İmparatorluğunun bulunması düşüncesinin Doğu âleminin zihniyetinde yaşadığı.268 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ-----------------------------—-----------İ-----------------------------—---------------------*** yerleştirmiş. siyasî teşekkül olarak. Bu nünasebetle kaydetmek yerinde olur ki. Urfa. Çünkü. baştan beri anlattığımız şartlar altında. Tahta çıkışı sırasında başlıca tesiri yapmış olan Nizâm'ül-mülk vezirlikte bırakıldı. affedilip bir naip sıfatı ile. Adud'ud-devle lakabını ve Burhân-u emîr-il-müminîn unvanını taşıyordu. Mateos). pusuların bulunduğu yere kadar gelip dayanmıştk Türk ordusuna umumî ftöcum emri verildiği zaman hatasını anlayan imparator çekilmeğe çalıştı ise de. imparator Aleksios ile dostluk kurabilmek için. Metni elde bulunmayan anlaşmanın kaynaklarda tesadüf edilen bazı raddelerine göre. Bizans ordusunun askerî hatâlarını ©v/mfş ve nihayet ona. t. Zamanın Bizans tarihçiçi Bryennios'un Türkler'i barışı bozmakla suçlandırması doğru değildir. savaşın tekrar başlamasından tek sorumlu. Alp Arsian tarafından maharete tatbik edilen sahte ffc'at başanlı olmuş ve ordugâhından hayli uzaklaşan imparator. Geaser loannesto oğlu Andronikos'u geride yedek kuvvetlerin başında bırakmıştı. onu teselli etmiş ve tahtta kendi yanına oturtmuştur. Bizans ordusu cepheden. Aristages. gerçeği görmezlikten gelen Bizans olabilirdi. Sırf taktik bakımından Bizans yenilgisinin sebepleri şüphesiz yalnız Uz ve Peçe-nekler'in sultana katılmaları (Attaleiates. Yaralı olarak esir edilen Diogenes. nasıl bir muamele beklecfiğini sormuştur: Diogenes'in. Selçuklularda terkini istemiş. Menbiç ve Antakya'nın dolayları ile birlikte. pusu ve uzak muharebe esasına dayanan bozkır savaş usulünde ve Türk ordusundaki maneviyat yüksekliğinde aramak daha doğrudur. yanlardan ve düşman ordugâhı istikametinde sarkan süvarilerle geriden sarılmış ve bir çember içine alınmıştı. 45 yaşında idi. Alp Arsian ise. sultan onunla dostluk kuracağını bildirmiş. İstanbul'da Konstantinos Dukas'ın oğlu Mikhael'in imparator ilân edildiğini öğrendi ve bilindiği gibi. Zonaras). yolunda bazı Batılı araştırmacılar tarafından ileri sürülen iddialara Büyük Selçuklu İmparatorluğunun gerçek dinî ve askerî çehresi ve o devlet nazarında Anadolu'nun taşıdığı ehemmiyet karşıstnda fazla bir kıymet vermek doğru değildir. memleketine gönderileceği cevabı üzerine. Zonaras gibi o devir tarihçilerinin belirttikleri üzere. Bunlardan daha kalabalık Skisini muharebe sahasının yanlarından tepelerde pusuya yatırdı.kumandanı Andronîkos. Kaynaklarımızda belirtildiğine göre. imparatorun faydası* çekilme gayretini maiyetindekilere bozgun şeklinde göstererek kaçmağa teşebbüs etmiş ve bu. bütün Anadolu'yu Bizans'a terke hazır olduğu v. veya imparatoru sevmeyen Andronikos'un muharebe meydanını terki (Bryennios. yakalanan kurmay heyeti ile br iikte. maiyetindekiler ve diğer esir asilzadeler ile birlikte. Arazi meselesine gelince. Bizans'ın Türklere karşı çıkardığı son ve kuvvetti ordunun Malazgirt ovasında imha edilmesi ile Bizans müdafaa şeddi yıkılmış ve Sultan Âlp Arsian islâm ve Batı dünyasında büyük akisler uyandıran bu zaferi ile Türk yurdu hâline gelecek olan Anadolu'nun mukadderatını tâyin etmiştir. Merv'de gömüldü. velîahdliğini birçok kereler teyit ettirdiği ve evvelce Kafkas cephesinden başka Harezm. akşama doğru. Malazgirt zaferinden sonra. hattâ Anadolu'nun fethinden sonra dahi Suttan Melikşah'ın. Alp Arsian Diogenes fle uzun uzun konuştu. Malazgirt. lüzumu anında sultana askerî kuvvet gönderecekti. Böylece Türk sultanı merhamet. Böylece şecaati ile meşhur ve Türk ve telâm tarihinin en seçkin sımalarından biri olan bu büyük hükümdar 25 kasım 1072'de vefat etti. ya öldürüleceği. düşmanın gerilerini tutmakta vazifelendirdiği üçüncü kısmı da müsait mahallerde mevzilendtrdi ve kendisi Diogenes'in karşısında mevki aldı. Kutalmış-oğulları ile Türkmen beylerine Anadolu'nun zaptına emretti. böylece anlaşmayı tatbik güçleşti. okçuların himayesinde hücuma geçti.*nuhafaza ettiği tt kdirde mümkün olacağına İşaret etmiftL. memleketine iade etti ( 3 Eylül 1071).Alp Arsian Karaharriıfar'a karşı Doğuya hareket etmezden önce. Diogene'in muharebeyi idarede gösterdiği beceriksizlik (Psellos) âmillerden biri olarak zikredilebilir ise de. imparatorluk salâhiyetleri alınan Diogenes. Diogenes'i ve onun ile alâkalı her şeyi unutmak isteyen. Müttefikinin öldürülmesi Alp Arslan'ı anlaşma hükümlerini silahla gerçekleştirmeğe zorladı ve haklı olarak o. Karahanlı hükümdarı Şems'ülmülk Nasr Han ile o sırada Harezm'de bulurun melik llyas arasındaki savaş sebebi ile tertiplediği Mâverâünnehir seferi esnasında esir edilen bir kale kumandanı tarafından hançerlendi. bu galip tarafın başvuracağı en tabu hareket sayılmak lâzım gelir. esasen o zaman halifelik yanında. fidye olarak bir buçuk milyon altın vereoek* ayrıca ımr sene 360.b. Kılıç hakkı olan anlaşmayı yürürlükte tutmak için kuvvete müracaat mecburiyetinde kalınmış ise. f • Büyük Selçuklu İmparatorluğu: . Türkler'deki malûm hâkimiyet telâkkisi dolayısiyle çıkması kuvvetle muhtemel kardeş kavgalarını önlemek için. Alp Arslan'ın akıncıları başı boş bıraktığı. teklifleri kabul eden Diogenes. Ermeni kıt'alarının da uzaklaşmasına sebep olmuştu. Bizans topraklar»»» giren Diogenes. yahut zincire vurularak telâm ülkelerinde dolaştırılacağı veya pek zayıf ihtimalle. Bu cüzi kuvveti bir anda ezmek hevesine düşen Oiogenes bütün ordusu fle karşı taarruza kalktı ve çekilmeğe başlayan Türk-4er1» takip etti. ordusunu dört kısma ayırdı.ile. Ebû Şucâ künyesini.

Alp-Uîg. Türkmen boylarının. Sultan. ertesi gün âsiyi yakalatmak üzere kardeşi Aleksios Komnenos'u takibe göndereceği sırada. Türkler'e karşı kullanılmak üzere ölmezler (Immortel) adı ile yeni birlikler teşkil edildi. işgal edilen yerlerde halkı soymayan ve daha ziyade stratejik mevkilerle zengin çiftlikler ve malikâneler arayan Türkler'e bir nevi kurtarıcı gözüyle baktıklarını tahmin etmek güç değildir. Doğu orduları baş kumandanı Izak ile kardeşi Aleksios böylece alkışlar arasında. ancak Anadolu'yu büyük bir azimle adım . işgallerini genişletiyor ve çeşitli bölgelerden batıya doğru ilerliyordu. imparator ilân ederek istanbul üzerini yürüdü. Anadolu'nun Fethi: Bu gaileler ortadan kaldırıldıktan sonra. karargâhı kuşatıldı: Fundalıklar içine kendisini dar atan Aleksios Komnenos canını kurtarmağa. Kappadokia (Kayseri)'ya geldikleri zaman.b. Nitekim Kayseri'de ana kütte ile vuku bulan çetin savaşta 'cesarette olduğu kadar sayıca da üstün" Türk ordusu karşısında Bizanslılar dağıldılar. Kutalmış'ın oğulları Süleyman-şah. Melikşah'ın saltanatömtenırnamış. Bu suretle hem Bizans topraklarını müdafaa ettiği için öğünmek. hayatta olduğunu ve fidye miktarını öğrenebildi. Nikephoris. fakat fevkalâde kurnaz ve hilekâr bir kimse olan Nikephoris eski nâzır. Meselâ İzmit civarında Komnenos kardeşlerin bulunduktan şatoyu Türkmenler'e. Gerçekten Sakarya nehri üzerinde (Sivrihisar civarı) Zompi köprüsü yanındaki savaşta. İzmit civarında iki yüz kişilik bir Türk birliğine rasladılar. Buna doğuda Ermeniler'in.270 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 271 kavgalarla uğraştı. Geceleyin onun ordugâhtan ayrılmasına engel olamayan Izak. Zira âsiler. harekât sırasında nasıl olsa hırpalanacağını bildiği İoannes'in itibarını sarsmak istiyordu. imparatorluk merkezin? tsfahan'a nakleden Melikşah'ın geniş ölçüde fütuhatı başladı. Bu hâl imparatoru. Rastladığı küçük bir Türkmen müfrezesini bozdu. Bu faaliyet artık geçici bir istilâ olmayıp. tecrübeli nâzın. Bu başarılarla ihtirası kabaran Frank reisi imparatorluğa filen hâkim olmak ümidine kapıldı. Bizans başkentine girmişlerdi! Daha 1072-1073'te. Sivas'ta Urselius'un kuvveti gittikçe büyüdü. Alp Arslan'ın Anadolu'nun fethi hakkında verdiği emir tatbik ediliyordu. Urselius'a karşı gönderilecek kuvvetlerin başına. Urselius ile biraz önce çarpışan kuvvetlerin ar? kadan gelmekte olan asıl ordunun gözcüleri olması muhtemeldi. bir Türk ordusunun yaklaşmakta olduğu duyuldu. 2. İki kardeş yanlarında yetmiş kadar atlı olduğu halde İstanbul'a doğru yola koyuldular. hakikatte ondan daha çok endişelenmesi icabeden Nikephoris doğrudan doğruya Türkler'e müracaatı uygun buldu. kasabaları zorla işgal ve tahrip ediyordu. bir Frank askerini cezalandırmak isteyen başkumandan Izak'a karşı Urselius cephe aldı ve bütün kuvvetlerini toplayarak. aynı zamanda amcası loannes Dukas sayesinde tacım muhafaza edebilmiş. Grek kaynakları bu adamın aynı zamanda paraya son derece düşkün olduğunu. tarlasında çalışan bir köylü haber vermişti. yahut bu gibi şeylerle fazla meşgul olmayan imparatordan ziyade. köyleri. Bütün Anadolu ahalisinin ardı arkası gelmez Türk akınlarından dehşete düşerek. tarlalarını. meşhur ailelerden Komnenoslar'la arayı düzeltmiş. Sergüzeştçi ve disiplinsiz dört yüz kadar ücretli Frank'tan kurulu maiyetiyle Frank savaşçılardan Urselius'un iltihak etmesiyle takviye gönen Bizans ordusu Orta Anadolu'ya hareket etti. İmparator doğu orduları kumandanı tâyin ettiği Izak Komnenos'u Türkleri geri atmakla vazifelendirdi. Karahanlılar ve Gazneliler'in hudutlar* tecavüz ettiklşni 1072* 1073 kışında amcası Kirman meöâ Kavurd. Bizans ordusu mağlûp ve loannes. Galatla (Ankara) ve Kappadokia bölgelerini yağmalıyor. Mansur. Maiyet efradını feda etmek bahasına Komnenos'lar burada da yakalarını sıyırmak imkânını buldular ve İstanbul'a ulaştılar. Urselius tarafından esir edildi. Yukarıda bildirildiği üzere. Ankara. tek başına ve yaya olarak Ankara'ya varmağa muvaffak oldu. lûnce Kavurd'u <mlölûp ve esir etti (15 Mayıs 1073). Bilgin. hattâ teyzesinin kızını Izak (Isaakios) Komnenos'la evlendirmek suretiyle sağlam bir birlik kurmaya muvaffak olmuştu. Başkumandan Izak esir edildi. muhalefetine rağmen. yâni Selçuklu İmparatoru Sultan Melikşah'ın henüz amcası Kavurd ile meşgul olduğu sıralarda. Bizans'taki iç anlaşmazlıklar yüzünden Anadolu halkı ihmal edimişti. otlaklarını terk edip şehirlere. hattâ İzmit havâlisinde dolaşabilmeleri dikkat çekici bir durumdu. Derhal İstanbul'a gitti. tamamiyle ele geçirme. râfizî hıristiyan olan Pavlikyan'ların hıyaneti ite imparatorluktaki büyük feodal ailelerin tahakkümünü ve uzun zamandan beri harplerden yorgun düşen köylüden zorla toplanan ağır vergileri de ilâve etmek lâzımdır. Bu başarı Melikşah'ın memleketteki durumunu kuvvetlendir* ve hilâfet makamınca da saltanatı bundan sonra tastik edildi. Bütün o havaliyi Urselius hâkimiyetine aldı (1073). Memleket müdafaasını kuvvetlendirmek için. hadım Nikephoris'i endişeye düşürdü.dürüst loannes Dukas'ı Anadolu'da inzivaya çekilmeğe mecbur etmiş ve kendisi nazırlık sandalyesine oturmuştu. İki hanedan arasında akrabalık kuruldu. mâlîye İşlerini bizzat eline alarak müthiş vurgunculuk yaptığını kaydediyorlar. kardeşi Aleksios da bulunuyordu. mevkiinden uzaklaştırılmış olan loannes Dukas'm tâyini hususunda imparatoru ikna etti. pekâlâ kendi işiyle meşgul olabiliyordu. Şems'ül-mülk Nasr af diledi. Bizans İmparatoru Mikhael VII. Izak'ın yanında. Malazgirt savaşından sonra ülkesine gönderilen Romanos Diogenes'in ölümü üzerine. dönüşünde Ankara'ya uğradı. saray işlerinde mükemmel yetişmiş. kalelere sığındıklarını Heri süren araştırmacılar mübalâğaya sapmış görünüyorlar. Chrysopolis (Üsküdar)'! ateşe verdi. maneviyatı bozuk imparatorluk orduları ile değil. Ancak orada kardeşinin Türkler elinde. Sonra doğuya sefer yaparak Karahanlılar'ı memleketten çıkaran Melikşah'ın Sav-tigln kumandasındaki kuvvetleri Semerkand'a kadar ilerlediği zaman. yoluna devam etti. gîbı Türkmen reisleri de kendilerine bağlı Türkmenlerle Anadolu içlerine doğru hareket hafinde idiler. ieyarı etmişü. sonra İmparator olan. Diğer taraftan Harezmşahlar'ın atası Anuş-tigin ile Gümüş-tigin Bilge kumandasında gönderilen ordu Gazneli hükümdarı Zahîr'üd-devle İbrahim'i sulha mecbur etti. korkusundan Urselius ile anlaşma çareleri ararken. Elinde mevkuf bulunan loannes Dukas'ı imparatora karşı kullanmağa karar verdi ve onu. Onun için. Dolat maiyyetlerindeki kuvvetler ile. Yangını karşı sahilden seyreden Mikhael VII. Artuk Bey ve Tutak v. Türk süvarileri müfrezeler hâlinde gezerlerken halk. esir durumunda olan ahalinin kendilerine dokunmayan. hem de. para tedarik etti. Kalede kar* deşleriyle karşılaştı: Izak Kappadokia'da fidyesi için biraz para tedarik ederek ve geri kalan kısım için rehineler bırakarak serbest kalmış ve buraya gelmişti. Sivas'a doğru yollandı. hatip. Nizâm'ül-mülk'ün tavsiyeleri ite. bizzat efendileri tarafından rahatsız edilmediği takdirde. Türk kuvvetlen her gittikleri yerde koruma tedbirleri alıyor. bir vatan kurma mahiyetini taşıyordu. Türkler öteden beri savaşlarda keşif işine fazla ehemmiyet verdiklerine göre.

Artuk Bey onları fidyeleri karşılığında az sonra serbest bıraktı. Urselius gibi. ayrıca bir müfreze de Urseli-us'un ric'at hattını kesmeğe memur edilmişti. bu tarihlerde Kastamonu bölgesi sahillere kadar Türkler tarafından istilâ edilmekte idi. Hetum hanedanının atası Oşin gibi şefler arasında en mühimi olan Philaretos Brakhamios bizi yakından ilgilendirmektedir. Mirdâsî Nasr b. Aleksios onu İstanbul'a götürürken Paphlagonia (Kastamonu bölgesi) 'da.b. Nikephoris bunlardan Kappadokia'da kalabalık bir kuvvetin başında bulunan Artûk Bey ile temas kurarak. . karargâhı Birecik'ten hareketle Antakya istikametinde yürüdüğü görülüyor. Diogenes'in düşmesi üzerine yeni imparatoru tanımıyarak Maraş bölgesinde bir prenslik kurmağa girişti. üzerine gönderilen Nikephoros Palaiologos kumandasındaki Bizans ordusunu parça parça etti. loannes Dukas dört taraftan sarılmış olduklarını anladılar. Bfeans imparatorunun teveccühü. onu Urselius üzerine yürümeğe razı etti. Ruben sülâlesinin kurucusu Ruben. Fidyesi imparator tarafından ödenen bannes Dukas İstanbul'a döndü. Gregoryen mezhebinde oldukları için. Büyük kısım Artuk Bey tarafından geçit yerlerinde. Gerileyen öncüler düşmanı ana çember içine çekmeğe muvaffak oldular. ne de ahalinin asker ve kumandanlara güvenleri kalmıştı. Maraş. hele Grek müdafaasının Malazgirt savaşından sonra tamamiyle çözülüşü. Ermeniler'in müdafaasını üzerine alan. Karadeniz Ereğlisi'nde yine Türk müfrezeleriyle mücadele zorunda kalmıştı. Türkler'e yanaşmak zamanının geldiğini düşündü. boğazlara yerleştirilmiş. Anlaşıldığı üzere. başka bir Türk pususundan kurtulduktan sonra. DRmaçoğlu v. eniştesi Konstantinos 1le birlikte karşı çıktı. Urselius bütün kuvvetlerini savaşa soktu. Tutak'ı zengin hediyelerle peşinen memnun ettikten sonra. oradaki taraftarlariy le. Muharebede Konstantinos telef oldu. Her Jkl tarafa çok kötülükler yapmıştır. zaptedecekleri memleketlerin menşurunu almış olan Kutalmışoğulları bir taraftan. Kumandınınız Tutak onu bize teslim ettiği takdirde üç büyük fayda sağlamış olacaktın Arzu ettiği kadar para. kâh âsi Franklar tarafından boyuna bozguna uğratılmakda idiler. Tutak. haydut. çekilen ku*^ vetleri yakından takibe koyuldu. İşte 6 zaman Süleyman-şah'ın. Malatya'dan Sivas'a kadar olan sahada da dağlarda çobanlıkla geçinen Pavlikyanlar mühim yer tutuyorlardı. Frank. Aleksios'un Anadolu'ya görünmesi ve aynı zamanda âsilerin yaptıkları tahrift zulüm ve tazyik dolayısiyle gelir kaynaklarının tükenmesi üzerine Urselius. askerleri dağıldı. Artuk Bey sür'afli bir yürüyüşle Bitftyr* a'ya yollandı ve ansızın Sophon'daki Frank ordugâhını bastı. Türk akınları neticesinde bu bölge Bizans'tan ayrıldığı zaman Ermeniler1 in yer yer kümelenerek küçük prenslikler kurdukları görülüyor ki. diğer taraftan da sultanın emri ile aynı bölgeyi açmakla vazifeli Artuk. Izak Süleyman-şah'ı durdurmak için. halkı tahrike girişti (1073). öyle ki. Kilikia ovasına. Bu sıralarda Kutalmış-oğlu Süleyman-şah Kilikia (Adana havalisi) bölgesini fetih ile meşguldü. Armeniak teminde (Amasya bölgesinde) topladığı kuvvetlerle Amasya. yeniden ayaklanan ahali tarafından öldürüldüler. işgal ettiği yerler eski Vaspuragan kralı Senekherim'in. Delûk (Ayıntab) ve Urfa'ya kaçan Ermeniler'in büsbütün kendi başlarına bırakılmasına sebep olmuştu. Ahalisinin çoğu Ermeni olan Antakya şehrine el uzatmaya başladı. Mahmûd'un hakimiyetindeki Haleb'i kuşatmış. Yalnız İmparator Mikhael bunlar arasında birini seçmek. yanında olan Urselius'u tutuklu olarak Amasya'ya Aleksios'un yanına gönderdi. Esirler Phrykia'ya (Eskişehir bölgesine) götürüldü. Türkler ok yağmuru île mukabele etmekle beraber düşmanın takibini linürrtkün kılacak şekilde gerilemeğe başladılar. maceracı Ermenileri etrafına topladıktan başka sekiz bin kadar ücretli Frank'ı da hizmetine aldı ve 20 bin kişilik bir kuvvetle Maraş havalisine yerleşti. Bizans imparatorluğunun her tarafında olduğu gibi. sonra da eski Kars kralı Gagig'in idaresine geçmişti. Niksar bölgesini tekrar tahribe başladı. Aleksios. fakat onları. Başıboş. İmparator olmak hülyalarını besleyen Frank kumandanı İstanbul'u zaptetmek hazıriıkterm^amamlâmak üzere Bithynia'da (İzmit havalisi) Sophon (Sapanca) dağıfia dönmüş ve ordugâh kurmuştu. Türider'den yardım koparmak gayesiyle o civarda. sıkı dinî takibata uğratan Bizans'ın Selçuklu hamleleri karşısında boyuna gerilemesi Ermeni sahalarının kolayca Türkler'e intikalini mümkün kılmış. Tarsus. takat Nasr esasen Sultan Melikşah'ın tâbilerinden olduğunu bildirerek muhasarayı kaldırtmağa muvaffak olmuştu (1074). stratejik noktalar tutulmuş. doğudaki topraklarının korunması vazifesi ile doğu orduları kumandanlığını ona vermek kiyasetini gösterdi. Şu anda kollarınız arasına atılması korkudan Heri geliyor. Tutaka başvurdu. karışıklıklarda eli olduğundan şüphelendiği patrik Aemilianus'u İstanbul'a yollamakla duruma kısmen hâkim oldu ise de. temsilci olarak gönderilen Türk subayına şöyle diyorduk Urselius imparatorun olduğu kadar Sultanın (Melikşah) da düşmanıdır. Tutak bu fförî mülayim buldu. Bu zat o zaman henüz yirmi yaşında bulunan ve yukarıda adı geçen zeki ve siyasette pek mahir Aleksios Komnenos idi. O da. | Philaretos Bizans hizmetinde bulunmuş ve Malazgirt savaşı esnasında Palu (Romanapolis) deki Bizans kuvvetlerine kumanda etmişi. Süleyman-şah bu münasebetle daha güneye inmiş. yanından ayırmadığı. O devrin Bizans tarihçisi Attaleiates'e bakılırsa 100 binden fazla Türk bu savaş münasebetiyle İzmit'ten Üsküdar'a kadar olan sahaya yayılmıştı. Antakya dükü loseph ölünce Philaretos bu şehri işgal için. yâni Amasya yatanlarında bulunan Tutak'ın yanına gitti. Sizin- le yaptığı ittifakla hıyanet fırsatını beklemek üzere zaman kazanmak istiyor. Şehrin muhafızları. Urselius'a bağlı bir* İlklerin Türk kuvvetlerine katılmasına karar verildi. Bir aralık hâkimiyet dâvasına girişen bir Pavlikyan şef! bile zuhur etmiş ise de. Vaziyetin ciddileşmesi üzerine İmparator Mikhael. her M memleketi tahrip için bu ölçüde kuvvet toplayabilen bir düşmandan kurtuluş!'. karşı siyâsî taarruza geçmekte gecikmedi. Fakat bu anlaşmadan doğacak büyük tehlikeyi sezen Aleksios. Anadolu'nun fethine memur edilmiş ve Sultan Melikgeh'tan. Izak Komne-nos'u valilikle Antakya'ya gönderdi. burada da karışıklık hüküm sürmekte idi: * Doğu Roma imparatorluğunun Iberia Ve Mesopotamia temlerindeki Ermeniler yavaş yavaş Fırat'ın batısına geçmeğe başlamışlar ve buralarda koloniler vücuda getirmişlerdi. Durum yeniden ciddileşiyordu. kak. Karısı tarafından kurtarılan Urselius ise. beyler yukarıdaki hâdiseler cereyan ettiği sırada çeşitli istikametlerde faaliyetlerini geliştirmekte idiler.272 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 273 adım zaptetmekte olan Selçuklu Türk kuvvetleriyle ortadan kaldıntablltedi. Afşin. Bizans ordulan kfih Selçuklular. kaçmağa imkân bulamadıklarından yakalandılar. takip esnasında hayli zayiat vermiş ofan Urselius ile. Onun için ne sarayın. Izak yaralı olarak esir edildi ve sonra Antakyalı'ların verdiği yirmi bin altın fidye karşılığında serbest bırakıldı. Halbuki baskın yapanlar az sayıda olup Türk ordusunun öncüleri İdi. "Asya'daki bütün Grek topraklarına hâkim olmak için" Türklefle işbUği yapmak. galeyanı tamamiyle söndürememişti.

Bu maksatla yine Türkler'e başvurdu ve onun yakalanıp bertaraf edilmesi hususunda Süleyman-şah ile bir anlaşma yaptı. Bryennios İle uğraşmak lâzım geldi. kâh iktidara yardım elini uzatarak. Botaniates fırsattan faydalanarak âciz imparator Mikhael VII. Ege denizi. Bryennios'un ordusunda mühim miktarda Peçenek savaşçısından başka. Antalya Körfezi ve Adana arasındaki bütün Anadolu. Bizans tarihçisi -I. Gariptir ki. İmparator Mikhael ise kardeşi Konstantinos lehine tahttan çekilmekle canını kurtarmak kaygusunda idi. propagandaya başladı. Gregorius. şehri hariçB" zurum ile Çoruh bölgesinin Ebu'l-Kaasım tarafından zaptedildiği anlaşılmaktadır. bu yürüyüşü emniyete almak için. Böylece Türkler İzmit başta olmak üzere Btihynia kıt'asını işgalleri altına aldılar. "Türkler" (Türkmenler) de vardı. Anadolu'yu fethe memur Türk kuvvetlerinin başbuğu Süleyman-şah için hasım tarafın yuvarlanmakta olduğu badireden faydalanmak kadar tabii bir şey olamazdı. bunun Melikşah'ın kumandanlarından Gümüştegin Candar olması muhtemeldir.Arma Komnena'ya göre bu sırada Karadeniz ile Çanakkale Boğazı. arasındaki anlaşmazlık yüzünden o sırada bir tesir yaratamamıştı. Rumeli'de Bryennios'un dayandığı başlıca kuvvetler de Peçenek Türkleri olmuştu. . Kütahya (Kotyaion) dan itibaren. Âsi generalin şerbetçe İstanbul'a yürümesine müsaade ettikten başka. ayrıca. Diğer taraftan Gümüş-tegin adında bir başbuğ Nizib. ortada kalan tacı. Şark! Karahisar $& Erzincan ve Divriği havafisfiin Mengücük tarafından. Süleyman-şah'da kâh ihtilâlcilere. hattâ senato üyelerinden ve din adamlarından hayli taraftar kazandı. İstanbul'da giyecek adam bulunmadığı için. Tokat ve Çorum havalisini de aldıktan sonra. Selçuklu süvarileri üç koldan ileri atılarak Bryennios'u esir ettiler. . dolaşık dağ patikalarından sür'atle Sakarya kenarına. Kadıköy (Khal-kedon)'de bekleyen Botaniates'e katılmıştı. yani Amasya ve civarını sahile kadar açmıştır. Artuk Bey Sivas. Aleksios Komnenos ile birlikte. N. İmparatorluğun Avrupa parçasına arka a/kaya patlak veren isyan ve ihtöâller: 1074 de Bulgar ayaklanrpası. Fakat Bizans askerlerine güvenmeyen imparator Botaniates. Anadolu'dan ve Balkanlardan ayrı ayrı ağır Türk baskısına maruz kalmış olan Bizans âdeta ihtilâç içinde sarsılıyordu. Durumdan faydalanan Tü&ler Anadolu'ya işgale devam etfiler: 1074 den itiba* ren Yeşilırmak ve Kelkit havzasını Artuk Bey'in feth ettiği tahmin edildiği gibi. devletin bekasını tehdit edecek kadar ağırlık göstermişti. Sultan Melikşah'ın emriyle. İstanbul'da yeril imparatorun tâç giymesiyle Bizans'ın dertleri sona ermedi. Bizans imparatorluğunun. Âmid ve Urfa civarında Grek ordularını mağlûp ediyordu ki. Komnenos'un kızı. ona kuvvetli bir Türk müfrezesi de verdi. gizli faaliyetten haberi olmamakla beraber. Görüldüğü üzere. Halbuki Avrupa. Niksar havalisi ile aşağı Yeşilırmak bölgesini. Bizans'ın bu hâle uğrayacağını çoktan sezmişti. Türk öncüleri iznik yakınında ona yetiştiler ve büyük ordu gelinceye kadar oyalama savaşına giriştiler. 1050 de Edirne'yi kuşatıp Trakya'da baskılarını arttırmış olan Peçenekler. arkasından o civardaki Gevele kalesini Romanos'Makri'den zaptetmiş (1077) ve Batı Anadolu'nun mûfr$in şehirferi fethe girişmiş olan Süleyman-şah Botaniates'in İstanbul'a giderken geçmesi muhtemel yol ve geçifleri tuöu. bu vazifesine devam ediyordu. gerçekten bu kıt'ada "hareket hâlinde bir asken* kuvvet Artık mevcut değildi". Bu haber üzerine patrik Aemilianus'un tahriki ite Ayasofya'da başlayan ihtilâl hareketi bütün İstanbul'u sardı. Akdeniz. Anadolu'daki soydaşları git». Anadolu'da Botaniates'e yardım eden Selçuklu Türkleri'ne karşılık. Aleksios ile Bryennios arasındaki Calabria savaşında Bizanslılar bozuldu İse de tam zamanında yetişen Süleyman-şah kuvvetleri harp tâliini değiştirdi. Botaniates İznik üzerinden Bizans başkentine doğru ilerledi. şüpheli gözle baktığı BotaniasteSİ ortadan kaldırmak tedbirleri aramıyor değildi. İki kuvvet arasında ezilmek tehlikesine mâruz kalan Botaniates için fr'T^t Süleyman-şah'a başvurmaktan başka çare kalmamıştı. Bizans'ın durumundan faydalanıyorlar ve bu devletin iç işlerine karışıyorlardı. bunun üzerine. Daha Malazgirt savaşını müteakip Türkler'in engelsiz bir şekilde Anadolu'ya girmelerinin hıristiyanlık bakımından neticelerini hassasiyetle kavrayan Papa Gregorius Vli. 1075 de Nestor isyanı. 1076 da salgın hastalık ve büyük açlık. Bu İtibarla Botaniates'in aracı olarak gönderdiği Khrisoskul'a iyi yüz göstermekte gecikmedi. Bu sene Artuk Bey'in yerine gelerek fütuhata başlamış olması kuvvetle muhtemel olan Danişmend. koruyucusu Kutalmış-oğullar'tndan icabında yeni yardımlar sağlamaya muvaffak olmuştu. Türkler'e karşı Grek imparatorluğunun yardımına koşmak lüzumunu ilân ediyordu. Âsiye karşı İstanbul'dan Aleksios gönderildi. Selçuklu hâkimiyetine girmiş bulunuyordu. düşman ordusunun içinde bocaladığı perişanlığı arttırmak lâzım- di. Mesopotamia (güney Fırat bölgesi) müstasna diğer yerlerdeki Grek kumandanları dağılmış olduğu için Anadolu'da muntazam Bizans ordusu hemen hemen yok gibi idi. Nikephoris kaçtı. Anatolik (Konya bölgesi) teminin kumandanı General N. Yine bu sıralarda Phrykja şehirleriyle beraber Alaşehir de feth edilmiş olup Ege sahillerinde de Türkler görünmeğe başlamışlardı. ana yolları terk ederek. 1077'de kendini imparator ilân edip Balkanlar'ın altını üstüne getirmekle meşgul general N. Bizans imparatorunun Balkanlardaki başarısızlıkları da Anadolu'da tesirini göstermekte gecikmedi. ite onun haris nâzın Nikephoris'e karşı yürümeyi tasarladı. İstanbul'da halktan. Âsi general.274 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 275 Bu yıllardan itibaren Bizans bütün dikkatini Balkanlar*#eyirmeğe mecbur kal* di. General Botaniates işlerini ilerlettiği sıralarda kurnaz Nikephorife. Bizans idarecilerinin birbirleriyle mücadeleler rini körüklemek. O zaman Martavkosta adlı Bizans valisinin elinden Konya'yı almış. oradan da İznik (Nikaia)'e ilerledi. Fakat Konstantinos bunu kabul etmemiş. Türk kuvvetlerinin bir kısmı garnizonlar kurarak yerleşmişlerdi. 10|£ de Nikephoros Bryennios'un tiyanederek birçok yerleri ele geçirmesi ve imparator ilân edilerek İstanbul kapılarına dayanması. Boğaziçi kıyılarına kadar Türk himayesinde gelen Nikephoros Botaniates'in başına kondu (3 nisan 1078). el-Ahsâ bölgesine gitmek üzere 1077 de Anadolu'dan ayrılmıştı. gördüğümüz gibi. O devir Grek tarihçisi Attaleitas'e göre. Bu alarm Papa ile Roma-Germen imparatoru Henri IV. Haçlı seferlerinin ilk alarmı sayılan bu davetinde Türkler'in "tehlikeli" ilerliyişini açıkladıktan ve İslamların hıristiyanları "koyun sürüleri gibi boğazladıklarını" şiddetli bir dille iddia ettikten sonra» din kardeşlerini kurtarmak üzere. 9 temmuz 1073 de Bizans imparatoruna yazdığı bir mektupta Ortodoks ve Katolik kilisilerinin anlaşması zamanının geldiğini bildiriyor ve MikhaePin müsait davranması üzerine bütün hıristiyanlara hitaben 2 şubat ve 1 mart 1074 tarihli meşhur mektuplarını neşrediyordu. Milet yakınında Latros tepesindeki manastır Türkler yüzünden terk edilmişti.

uçuruma doğru giden Bizans'ı kurtarmak iktidarında olmadığını ispat etmişti. sistemli ve daha hızla. nazır hadım loannes'e verildi. İtalyan Normanlan'nın başı korkunç Robert Giskard tehlikesini önlemek için aldığı çok ciddi tedbirlere karşılık. Münazaa bittiği zaman. yaralı hâlde. Boğaziçi'nin Anadolu sahillerine kadar sokulmuş bulunanfSelçuklular'a karşı. Hakikaten kritik anlanndan birini yaşayan Bizans. Phrykia. bir hafta süren muhasara esnasında vakit kazanmak için. Bu suretle bütün kıt'anın hâkimiyetini elinde toplayan Nâstr'öd-devie Ebu'lfevâris Gazi Sûleyman-şah. görünüşte Mellesenos'a fakat. Anadolu fütuhatının Büyük Sultan Melikşah'ın emriyle yapıldığını ve onun tarafından desteklenmekte olduğunu bildiği için. Robert Giskard'ı Arnavutluk kıyılarında durdurmak maksadiyle bütün Batı dünyasını yardı- . Türk baskısını hafifletmek emeliyle Çin'de diplomasi faaliyeti göstermiş. ordunun sevk ve idaresini Palaiologos'a devretmek zorunda kaldı. Süleyman-şah'ın yetişmesiyle Bizans ordusunun ric'atı umumî bozgun hâlini aldı. Trakya ordusu tarafından imparator ilân edilerek İstanbul'da tâç giyen Aleksios Komnenos'un idareyi ele alması ile esaslı değişiklikler belirdi. doğu sınırlan Orta-Asya'ya dayanmış olan Selçuklu İmparatorluğuma karşı Türkistan cihetinden harekâta teşvik etmek üzere. Karadeniz boğazından Çanakkale boğazına kadar Marmara sahillerini ele geçiren "Cesur Süleyman1 şah'ın Kapıdağ yarımadası berzahındaki son Bizans kalesi» Kyzikos'u da zaptedip karşı şahitlere atlamak üzere vaziyet aldığı 1081 yılında Bizans çeyrek yüzyıl süren uyuşukluğundan silkinir gibi oldu. nihayet kurtardığı bir kısım kuvvetler ile hâlâ dehşet içinde titreyen başkumandanı. Üç senelik hâdiseler imparator Botaniates'in. bunun Vardar muharebesinde Aleksios tarafından yakalanarak gözlerinin oyulmasından sonra. Onun zamanında Anadolu elden çıkmış öldükten başka. İstanbul'a götürmeğe muvaffak oldu. General Basilakis ayaklanmış. bunlara karşı hiçbir ciddî tedbir alınamamakta idi. Nikephoroş Phokas ile istişareden sonra. hem müdafaa ediyor. Bu esnada Sultan Melikşah'ın müdahalesini gerektiren bir hâdise oldu: Başkanlık dâvası yü2ündeh KutaJmiş-oğullarının birbirleriyle arası açıldı. Bu tarihten itibaren Türkler Toroslar ve Adana bölgesinden Üsküdar'a kadar bütün eyâletlerde yerleşmişlerdir ve Süleyman-şah Boğaziçi'nin Anadolu sahilinde kurduğu gümrük daireleriyle Boğaz'dan gelip geçen gemilerden vergi almaktadır. kardeş nizalarına son vermek üzere. hem de perişanlığı önlemeğe. Süleyman-şah neticeyi beklemek ve İcabında yardıma koşmak üzere Dorylaion (Eskişehir'de karargâh kurmuş bulunuyordu. Aleksios'un Batıda. gerçekte TürkJer'e karşı açılacak seferin akıbetini kestiren Aleksios. kardeşi İle yeniden fttücadeleye başlamış! Sultan. Bota-ntates Iznikln geri alınması için Aleksios'u göndermek fetedi ise de. Palaiologos derhal muhasarayı kaldırdı ve çekilmeğe başladı. Marmara kıyılarının en büyük kalesi olup içinde Bo-taniates'le beraber Türk kiralarının 1078 denberi garnizon kurdukları tarihî İznik şehrinin kesinlikle Türkler'e geçmesi olmuştur. Suriye meliki Tutuş*un maiyetine katılan Türkmen beyleri ıftüstasna. bu zat Türk himayesinde olarak İznik'te oturuyor ve Batı Anadolu'nun bir kısmı ismen ona tâbi bulunuyordu. S. karargâh yaptıktan Kffiahya civarından. iznik'teki Türk süvarileri kendilerini hızla takibe koyuldular.276 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 277 Bryertnios meselesi cereyan ettiği sıralarda Sûleyman-şah ve dâımâ beraber çalıştıktan kardeşi Mansdr artık kendilerini Boğaziçi'ne kadar Anadolu'nutr sahibi sayıyorlar ve fütuhatı tamamlamak üzere maiyetlerindeki Türkmen bey ve reislerini. Komnenûs ailesinden Izak'ın bir aralık imparator olduğunu (1057-1059 yıllarında) biliyoruz. Fakat Melissenos bu propaganda seyahatini Türk müfrezeleri himayesinde yaptığı için. fakat teşebbüsten hiç bir netice çıkmamıştır. İmparator Botaniates'in para ve va-idlerle bu isyanı da zararsız hâle getirmesini müteakip patlak veren N. Palaiologos. bu vazifeyi kabul etmedi. meşhur kumandanlarından PorsıA'u Anadolu'ya yolladı ve savaşta Mansur öldü. fütuhatını bir taraftan Karadeniz kıyılarına. loannes Ifi* gölü (Ascanlus) kenarına kadar geldi ve "Aziz Georgtos' kalesini işgal etti. Fakat o günlerde Manöur Anadolu'ya dönmüş. genişletmeğe başladı. Lydia bölgeleri (Orta ve Batı Anadolu) Türk hâkirrtyeöne geçmiş oldu. ona Nâsır'üd-devle Ebu'lfevâris lâkabını vermişti. Melisse-nos'la uğraşırken Türk ordusunun yetişmek IhfirnâB olduğunu. Bu hâdiselerin tâ Uzak-Doğuya kadar yankılar uyandırdığı görülüyor. Balkanlar devamlı isyan ve ihtilâllere sahne olmakta. ■ Bu savaşın mühim neticesi. Fakat az sonra Süleyman-şah bu araziyi de işgal ederek onun itibari hâkimiyetine son verdi (1081). Süleyman-Şah*dan durumu öğnenen Melikşah Bizans'a bir elçi göndererek kaçağın teslimini istedi. Mağlûp Mansur İstanbul'a kaçtt. bu tavsiyelere kulak asmayan hadım. Sûleyman-şah buradan artık çıkmamış. lznik%ı kuşatılması emrtrfl vifdli Melissenos. Abbasî halifesi de Süleyman-Şah'a sancak ve hil'at göndermiş. General Melissenos o zaman Ege denizi kıyılarına kadar ilerleyen Türklerin yardımı ile imparator olmağa karar vermişti. Fakat yüz sene devam eden Komnenoslar sülâlesinin kurucusu ve ilk hakikî imparatoru sayılan Aleksios I. düşmanı oyalıyordu. Pata* iologos ile Kurtiue hasım kuvvetlerin Eskişehir civarında bulunduğunu. Komnertos Bizans'ın kurtarıcıtanndandır. Nikephoroş Melissenos'a gelince. Bizans'ın kalbgâhına doğrudan doğruya yapılacak taarruzlar için pek mükemmel bir üs teşkil eden bu kale-şehri hâkimiyeti altındaki Anadolu'nun başkenti ve ileri harekâtın mihrak noktası yapmıştır (1080). balı ve kuzey Anadolu'ya gönderiyoriardı. öte taraftan Akdeniz ve Ege denizine doğru tek elden. Anadolu'daki Türkmen boylan Süleyman Şah'ın emrine girmiş ve o. Anadolu'nun tak hâkimi olmuştur. Sü-leyman-şah müslüman olmayan yerlerde fütuhat yaptığından dolayı Gazi unvanım da almıştı. Böylece tŞÖfcön Galatia. Bizans ise hâlâ birbirini takip eden isyanlar içinde idi. Küçük Asya'nın henüz Selçuklular tarafından işgal edilmemiş kale ve setirlerini dolaştı. Anadolu cihetinde General Kostantinos Dukas kendini imparator ilân ederek isyan bayrağını açmıştı. Türk kuvvetleriyle birlikte Iznik'e de giren (1078) Melissenos istanbul üzerine yürümeye hazırlanırken. Süleyman-Şah'ın öncülerinin yaklaştığını öğrenen ve esasen muharebe işlerinden hiç anlamadığı nisbette korkak olan hadım. tatbik ettiği müdafâa tarzı hayret edilecek derecede basit görünür. 1081 de kuzey Çin hükümdarı nezdine bir elçilik hey'eti göndermiştir. bilhassa Melikşah tarafından kendisine Anadolu "emirliği" menşuru verildikten sonra. Başkumandanlık. dağılan kıt'aları toplamağa çalışıyordu. buna göre İM kifi£ vet arasında katarak ezilmektense önce Süleyman-Şah ile savaş yapılmasını teklif ettiîerse de. Melissenos ihtilâli Türklerin Marmara sahillerine kadar Anadolu'da kolayca yerleşmelerini mümkün kıldı. hiçbir mukavemete cesaret gösteremeyen bu memleketlerde otomatik olarak Türkler yerleşiyorlardı. maiyetinde Georgios Palalo-logos île yeğeni Kurtlus olmak üzere.

Aleksios barakalara ellişer süvari bindirilmesini icabında derhal denize açılmak şartiyle. Durum bu kadar bir gelişme kaydedince. Müteakiben başarılarını Büyük Sultana müjdeledi. çoğu Ermeni olan ahalisini ayaklan- dırarak. 1085 de Honi. cesetler üzerine kuşlar üşüşmüştü". yalnız geceleri ilerleyerek on iki gün içinde Antakya'ya geldi. Kararlaştırılmış noktalardan sesesizce 280 kişiyi surlara çıkardı. reisler şurada burada dolaşarak ekmek dileniyorlardı. Göksün. az sayıda süvanleıtteft kurulu fevkalâde sür'atli ve oynak TÛfk kuvvetleriyim başa çıkamadığını tecrübelerine dayanarak İyi biliyordu İmparatorun kızı. Bu andlaşma Aleksios hesabına bir basan idi. elindeki toprakları muhafaze edebilmek için. mevcut kuvvetini bir anda kırdırmamak gayesiyle. Raban. Bagras. Elbistan. hediyeler takdimi ve binblr dalavere ile. Bizans imparatoru. Hâkimiyet uğrunda her şeyi mubah sayan. Anadolu melikini bu şehri zapta davet etmeye karar verdi. Hapishaneden kaçtı. kimseye sezdirmemek için. faaliyetlerini yavaş yavaş genişlettiler ve küçük Türk müfrezeleriyle çarpışmalara giriştiler. Bizans orduları kendilerini "ayak altında kum gibP ezen Türkler'e kanşı savaşmak eesareM atök gösteremi-yorlardı. bu arada Tarsus'u (1082 de).. hatta Türk kuvvetlerinin takviyesine bile lüzum göstermemiş olan bu tazyik sonunda Türkler Boğaziçi'nden uzaklaşarak İzmit'e doğru çekilmişlerdi. büyük harekât yaparak Türk orduların kendi üzerine çekmemek. yerine Ermeni senyörlerinden biri tâyin edilmişti. Bu zâtın Antakya çarşısında Grekler tarafından öldürülmesi. yalnız hasımlarına değil. Böylece.Anlaşma oldu: Kocaeli yarımadasındaki Drakon çayı İki memleket arasında sınır itibar edildi. Bizans'ın Suriye'deki son hrıstiyan kalesi olan bu mühim şehir zaptolundu (1084 aralık ayının ilk haftası). Kamyr (Yağmur) kumandasında yedi bin kişilik Türk kuvveti göndererek Aieksios'un Normanlar'ı İtalya'ya kadar püstürtmesîne yardım etti (1083). Süleyman-şah halka iyi davrandı. Yollar insan ölüleri ile dolmuş. Aç kalmış asiller. 12 ocak 1085 de iç kalenin de teslim alınışından sonra. Buradan da Poltaci (Baltacı?) tarafından kovalandığından Maraş'a iltica etti. hâkimiyet sınırlarını genaştetiyordu. Süveydiye ve diğer kasaba ve kaleleri birer birer işgal etti. Misis. Philaretos'un askerleri de kaçıyorlardı. nihayet Bizans valisinin elinctoft Urfa'yı. Başlangıçta hiç mühimsenmemiş. Süleymanşah aynı zamanda imparatora yardım edecekti (1082). babasının Antakya'daki şıhne (vâli)si müslüman İsmail ile galice anlaşarak. Keysun ve nihayet Maraş'ı Poltaci işgal ettiği zaman Philaretos Urfa'ya oğlunun yanına gitmek zorunda kalmış. tab'asından olan Grekler'e. Bu muameleden üzgün ve umumiyetle babasının hareketlerinden şikâyetçi olan Barsam. Kilikia'da Philaretos tarafından bir Ermeni prensliğinin kurulduğunu yukarıda söylemiştik. Çünkü Balkanlardaki Norman tehlikece karşı koyabilmek için Selçuklular tarafını emniyete almış bulunuyordu. Delûk (Ayıntab)'a kadar her tarafta karışıklık hüküm sürüyordu. Büyük Sultan Meiikşah'a da ayrıca hediyeler ve bağlılık mektupları gönderiyordu. esirleri serbest bıraktı. Kilikia'nın fecî duruma düşmesinde bizzat Ermeniler'in büyük payı vardı. bir müttefik gibi görünen mâceraoı ve haşin Philaretos. fakat günlerce devam eden bu hâl neticesinde bir iki adım gerileyen Türk kuvvetlerinin bıraktıkları mevzilerde Bizanslılar yuvalar vücuda getirdiler ve pusular kurarak. Barakalı karakol kayıkları gece karanlığında gizlice Anadolu yakası kıyılarına yanaşıyor. Anadolu hâkimi Süleyman-şah'a. O. Süleyman-şah. Ertesi gün beliren küçük direniş Moncukoğlu kumandasındaki kuvvetler tarafından kırıldı. Ancak. Antakya'nın akıbetini duyan Philaretos Ceyhan'da Honi'ye gitmekten başka çare bulamadı. fakat kendisinden nefret eden Urfahlar'dan yüz bulamayınca» Ur kaleye olsun yerleşebilmek ümidiyle Melikşah'ın yanına gitmeye karar vermişti. Bizans ordularının dağılması ve Türklerin başka yerlerde fazlaca meşgul olmasından faydalanarak. Iznik'e gitti ve Süleyman-şah't Antakya üzerine teşvik etti. atmıştı. Melikşah'ı çok memnun eden bu zafer bütün İslâm ülkelerinde heyecanla kutlanmıştır. Philaretos Urfa'yt daha sonra oğlu Barsam'ın idaresine verdi ve gözlerini Antakya'ya çevirdi. Harput (Khartpert). Gecenin belirli olmayan saatlerinde. Bu bakımdan Philaretos iyi bir örnek teşkil etmektedir. Sonra Aleksios o zaman Kilikia cephesinde bulunan Süleyman-şah'a müracaatla vergi karşılığında barış istedi. Kaysun'a hâkim olmuş. Bir müddet sonra. Tarsus. Adana. gündüzleri dahi mücadelelerde bulunmasını emretti. 1084 senesinde Urfa valisi plan oğlu ile arası açılmış ve Barsam yakalanarak hapsedilmişti. Bundan sonra Süleyman-şah andlaşma gereğince. ahalînin matına et sürdürmedi. bu senelerlçlnde Anadolu'da ayrı noktalar hâlinde kalan Bizans kalelerinin fethi ile meşgul olmuş. Maraş. 1078'e kadar burada dük bulunan Izak Komnenos yeni imparator tarafından İstanbul'a çağrılmış. Tarihçi Urfalı Mateos"un 1079 yılına tesadüf eden müşahedesine göre. beri tarafta Türkler'i Boğaziçi'nden uzaklaştırmak hususunda sadece barakalar şeklindeki karakol kayıktan ite iktifa etmişti. kendi yurttaşlarının ağır suçlamalarına hedef olmuş ve gaddarlığı yüzünden oğlunun bile hiyanetine uğramıştı. tesiri gayet dar sahada kalan bir nevi gerilla savaşı vermeyi tercih etmişti. Başlangıç- . Suriye meliki Tâc'üd-devle Tutuş'a vergiler ve hediyeler veriyor. Habib Neccar dağına ve İç kaleye çekildi. içlerinden çıkan Bizans'ın en cesur askerleri Khomatene'lerden (Phryki-a ye Laodikia birlikleri) 8-10 kişilik gruplar Türk mevzilerine âni baskınlar veriyor ve çabucak barakalarına dönerek denize açılıyorlardı. Kendine Bizans'ın temsilcisi süsü vererek Grek ahaliyi memnun ederken. Misis. Meşhur Kısiyan kilisesi camie çevrilerek yüz yirmi müezzinin aynı zamanda okuduğu ezan ile ilk cuma namazı kılındı. Anazarva (Ayn-ı Zarba) ile Kilikya'nın diğer bazı şehirlerini zaptetmiş (1083). şeklinde ifade etmektedir. bir taraftan Bizans İmparatoru Botaniates'e tâbiiyet arzederek Antakya düklüğü vazifesi ve Sebastos gibi unvanlar alırken. Ayn-ı 2arba. Fakat neticede bu pek küçük «Içüdeki müdafaa sistendin böyük masraf ve emeklere bağlı ordular hazırlama ve şevkinden daha tesirli olduğu anlaşıldı. tek başına veya müdafaasız yakaladıkları Türkler'i ortadan kaldırmağa başladılar. Ar-tah. Elbistan. 1074'ta Malatya*yı ele geçirmiş. Süleyman-şah yeter miktarda kuvvete.278 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 279 ma çağıran Aleksios. Malatya'yı da haraç vermeğe mecbur tutmuştu. Ermeniler'den nefret eden ahali karşı koymayarak. oralara ara sıra uğrayan-Türk müfrezelerine. eonra Palu. İmparator Aleksios kalabalık ve muntazani Bizans ordutarıfcıh. Tarsus. hattâ soydaşı Ermeniler'e en bayağı ve zalimane muameleleri reva gören ve siyaset icabettîrdikçe mezhep ve din değiştiren bu adam. Süleyman-şah Antakya'ya tâbi bulunan Ayıntab. hiç kimse tarafından sevilmemiş. diğer taraftan Musul ve Haleb hükümdarı Şeref ül-devle Müslim'e. Philare-tos'un eski hülyalarını gerçekleştirmesine vesile oldu: maktul dükün askerleri ve ileri gelenler tarafından davet edildi ve şehri teslim aldı. İskenderun. tarihçi Anna Komnena bunu. Türkmen kuvvetlerinin de kaynaştığı bu bölgede prenslik ve şâir gibi teşekküllere rağmen durum hiç te normal değildi.

Melikşah'ın kon Mehmelek halife el Muktedî ile evlendirildi. bu münasebetle Bizanslı tarihçi Anna Komnena'ya göre Trabzon da Türkler'e «itikat etmişti. Çoruh vadisini. Diğer taraftan Çankırı'yı fethetmiş olan Karategin fütuhatını sahile doğru genişleterek Sinop'u muhasara ve zaptetmişti. Bu sırada Lâzkiye. Ege denizine ve Çanakkale'ye kadar bütün memleket -tabiatiyle bazı kalelerle sahillerdeki tahkimattı şehirler hariç. Bağdad'a gitti ve halkın coşkun tezahüratı arasında hilâfet erkânı tarafından karşılandı. Bundan büyük bir teessür duyan Suttan Melikşah hassa kumandanlarından Porsuk. Bu havalideki karışıklığın düzelmesi üzerine Sina çölüne kadar bütün Suriye kıt'ası Tutuş'a bağlı olarak Şam melikli* ği şeklini almıştır. Haleb'e geldi (aralık 1086). Ottu ve Erzurum'u Bi- zans'tan geri aldıktan gibi. "Dâima muzaffer" büyük Türkmen beyi Artuk şR inançlı Karmaffler'in bulunduğu ef-Ahsâ (el-Hasa) bölgesini ve Bahreyn adatannı daha önce itaate almıştı (1078-1079). İslâm dünyasında ikilik ve kin yaratan bu akidenin yayılmasında ocak vazifesini gören Mısır Fatımî devletinin ortadan kaldırılması Selçuklu sultanlarının başlıca gayelerinden idi. Sultan Alp Arslan'ın son yıllarında Şam'ın zaptına memur edilen (mayıs 1071) Bağdad şihnesi Ay-tigin'den başka. Akdeniz'in dalgalan karşısında.280 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHÎ 281 ta iyi kabû! görmeyen Philaretos'a. Selçuklu İmparatorluğuna katıldı (1085) ve aynı yıl içinde. daha önce başbuğları idaresinde bu hayaliye gşlen Türkmenlerin işgal ettiği Filistin'i almış. bu havalideki Ukaylî toprakları da Selçuklu İmparatorluğuna bağlandı. Cehîr'in yardımı ve Bağdad şihneliğinden Irak-ı Acem valiliğine getiren Gevharâyîn. buranın veziri Fahr'üd-devle Muhammed b. Kudüs'ü zaptetmjş. Bu esnada İsfahan'dan büyük kumandanlar refakatinde. Ebû Yâkub ve tsa Böri kumandasındaki Türkmen kuvvetleri Kars. B* cezîre ve Suriye'nin kilit noktası durumundaki bu müstahkem şehri zaptetmesi Suriye meliki Tutuş ile aralarının açılmasına sebep oldu ve Süleyman-şah'ın nisan 1086'da Haleb'i kuşatması iki Selçuklu şehzadesini savaşa götürdü. Hasankeyf. Çubuk Bey. Balkanlar üzerinden Doğu Trakya'ya kadar inmiş olan Peçenek Türkleri ile ittifak ediyorMarmara . izmir ve civarıyle adalardan bir kısmı Çakan Bey'in hâkimiyeti altında idi. kalabalık bir ordu başında.'nin itatsizlik belirtileri üzerine. Kasîm-üd-devle Aksungur ve diğerleri yanında olduğu halde. Anadolu'ya yakın adaları alan ve birkaç defa Bizans donanmasını mağlûp eden Çakan Bey. Şeddadî ülkesindeki anlaşmazlık ve Gürcistan kiralı Giorgi M. 1084'te Kakhet kıratlığı tabiiyete alınmış. Haleb'den ayrılan Melikşah. Arapkir. Fakat Atsız 1077'deki Mısır seterinde Kahire önünde muvaffak olamaması üzerine. Bu münasebetle kaynaklarımızda tafsilâtı ite bildirilen gelinin hayret verici kıymeti! cehizi ile. Terken Hâtûn ite birlikte Bağdad'a gelen.Türk hâkimiyetine girmiş ve Büyük Selçuklu İmparatorluğuna bağlanmıştır. Selçuklu İmparatorluğunun azamet ve satvetini göstermek bakımından dikkate değer. Kafkasya ve Erran'daki tâbi bölgeleri amcası Yâkutî'nin oğlu Azerbaycan umumî valisi Kutb'üd-din İsmail'e verdi. Kuteyis'e kadar Acaralar bölgesini ve Karadeniz sahiline kadar olan yerleri tamamen işgal ettiler ki. Çökürmüş ve Hâcib Altuntak kumandalarında sevk edilen ordular ve Türkmen kuvvetlerinin gayretiyle. Şam'ı üçüncü muhasarasında ele geçirmiş (10 Haziran 1076) ve^îî ezanını kaldırarak. Dâr'ül-hilâfe'de tertiplenen büyük törenle halife el-Muktedî bi'llah yine 'Doğunun ve Batının hükümdarı" Sultan Melikşah'a iki kılıç kuşattı (25 nisan 1088). Süleyman-şah'ın Antakya'ya giderken İznik'te yerine bıraktığı Ebu'l-Kaasım. Âmid (Diyarbakır). Vücuda getirdiği kuvvetli bîr donanma ile Bizanal ciddî olarak tehdit eden diğer bir Türk kuvvetini de tarrçir Beyi Çakan temsil ediyordu. İstanbul'u zaptederek Bizans İmparatoru olmayı düşünüyor ve bu maksatla. Antakya valiliğine Yağısıyan'ı. Şiîlikle mücadele Selçuklu İmparatorluğunun ana siyaset çizgilerinden biri olduğu için. yapılan muhteşem düğün ve Bağdad'da günlerce süreri şenlikler. Sultan Melikşah tarafından kardeşi Tâc'üd-devle Tutuş. Böylece Süleyman-şah'ın vefatından önceki günler Antakya'dan Karadeniz'e. Suriye'ye aynı vazife ile gönderilen Türkmen beylerinden Atsız. Haleb bölgesi valiliğine Aksungur'u tâyin etti ve kendisi Süveydiye'ye kadar giderek. 1085'e kadar Anadolu'nun fethi sırasında. Allah'ın kendisine nasip ettiği muazzam fütuhattan dolayı şükretti. Ayn-ı Selm mevkiinde vukua gelen muharebede ordusu dağılan Süleyman-şah intihar etti (5 haziran 1086). Artuk Bey. oraya bir sefer yaparç^ bütün Kafkasya'yı Savtigin'e teydî antikten (1076) sonra dönmüş. fakat Gürcü kiralının tekrar başkaldırması ve eski *ni kiralı Gagik'in yeniden kıral olmak teşebbüsü sultanı ikinci Kafkasya harekâtına zorlamıştı. Moncuk Böri. Ebu'l-Kaasım'dan sonra yerine geçen kardeşi Ebu'l-Gazi. Kasîm'ül-devle Aksungur ile diğer Türkmen reislerinin Musul'a girmesi ile. 1092'de Süleyman-şah'ın oğlu Kılıç Arştan gelinceye kadar iznik» muhafaza etti. Abbasi halifesi ve Sultan Melikşah adlarına hutbe okutmuştu. Şeyzer ve diğer kaleler teslim olmuş. İsfahan'dan hareketle Musul ve Harran üzerinden ilerledi Câber ve Menbiç kalelerini aldıktan sonra. Mücâhid'üd-devle Bozan. Süleymanşah ite olan savaşta Tutuş tarafında yer alan ve büyük yardımı dokunan Artuk Bey de Kudüs ve civarına sahip bulunuyordu. Meyâfarikîn (Silvan) başta olmak üzere. Sultan Melikşah. Suriye meliki tâyin edildi. 28 şubat 1087'de Urfa'yı zapteden Bozan oraya vali tâyin edilmişti. 1087'den itibaren bütün havali imparatorluğa bağlanmıştı. Urfa'nın Selçuklular tarafından zaptını (şubat 1087) müteakip ve BüyüfeSultantn huzurunda törenle müsiüman olduktan sonra Maraş şehri verilmiştir. Şam'ı kuşatmış olan Mısır orudusunu ric'ate mecbur ettikten sonra Atsız'ı da ortadan kaldıran Tutuş. Melikşah'ın sevkettiği Porsuk ve arkasından Bozan kumandasındaki kuvvetler tarafından ortadan kaldırıldı. bölgenin rakipsiz sahibi oldu. Philaretos'a tâbi Harput şehri ÇubuK tarafından zaptolunmuş ve bu bey ayrıca Eğin. Çemişkezek ve Hanzid (Palu-Genç bölgesi)'i ele geçmiştir. Gemlik körfezinde bir Türk donanması inşasına girişmiş iken imparator Aleksios Komnenos tarafından kandırılıp İstanbul'a götürülerek sultana cephe alması üzerine. Mardin. Araş yolu ile Gürcistan'a giden Melikşah. Akkâ'da Mısırlı Bedr'ül-cemâlî ile mücadeleye girişmiş (1072). Cizre ve daha 30 kadar kaleden ibaret Mervânî ülkesi. Sultan Melikşah. İmparator Aleksios Komnenos ile Drakon çayını Bizans-Selçuklu hududu tanıyan anlaşmayı imzalayan Anadolu fâtihi Süleyman-şah'ın Antakya'ya gelerek. Sav-tiginlh durumunu kuvvetlendirdi ve 1080'de sevketmek zorunda kaldığı Ahmed. Efes şehri ile Ege sahilleri bölgesi Tanrıver-miş Bey'in.

Arkasından Taraz (Tfclas) hâkimini tâbiyetine aldı. Bfr tfaç kere Büyük Selçuklu sultanı Olmağa teşebbüs eden Kavurt nftte» yet Sufteri MelikşaHHtf sultanlığını tanımayı reddec^p başkent ü2erihe yürüyünce. Afganistan'da gelişmekte olan Gurlu devletini kendine bağlayan Sultan Sencer.tölm. Kızılsarıg. oraya bir sefer daha yapan Sultan Melikşah aynı yılın sonbaharında Bağdad'ı ikinci ziyaretinde (kaşım 1091) topladığı harp meclisinde Tâc-üd-devle Tutuş refakatinde olarak. Melikşah'a kırgın bulunan halife el-Muktadî bi'llâh'ın işbirliği neticesinde zehirlenerek öldürüldü (16 şevval 485=20 kasım 1092). Buhâratyı zaptetti ve Semerkand'ı kuşatarak Ahmed Han'ı esir almak suretiyle. arazi zaptına girişen Bağdat halifeleri ile mücadeleler içinde geçti. Celâl-üd-dünya ve'd-din lâkabı ile birlikte Ka-sîm-u Emîr'il-mü'mînin (Halifenin ortağı) unvanı verilmişti. Yerine geçen oğlu Mahmud (111&-1131?» karşı büyük amcası (Sultan Melikşah'ın oğlu) Horasan meliki. Son Selçukto meliki Muham- . tl52) zamantarrlÇ"kanşlWıklar-ve dünya devleti kurmağa kalkışan. Hicaz ktt'asını tamamen imparatorluğa bağlandıktan sonra. Bu münasebetle Törşek. Semerkand hJŞcümdarı Almed Han'dan hatoşikâyeti ürarine tertiplediği MâverâünneWr seferinde (mayıs 1087) yolu özerine düşen kaleleri ve müstahkem mevkHeri birer birer aldıktan sonra. Onun. Mâveraünnehir1! elden çıkarcb. 1İ34) ve Mes'ud (ölm. fakat Türk siyâsî liderleri arasında tam bir görüş birliği olmayışı başarıyı önledi. Bizans bu buhranlı dudumdan. Şünnîiik-ŞiJJik dâvasında Sultan Melikşah'ın meşgul olması lâzım gelen meselelerden biri de imparatorluk içinde Hasan Sabbâh'ın bayrakdarlığını yaptığı bâtinî faaliyeti idi. Karahanlılar'm batı kolunu Selçuklu İmparatorluğuna bağladı. hterezm'de hükmediyor. Kâşgar hükümdarı Harun Buğra Han huzura gelerek tâbiiyetini arzetti. Irak ve Horasan Selçukluları (1092-1194) Büyük Sultan Melikşah'ın ölümü (1092) ile başlayan taht kavgaları yüzünden imparatorluk 4'e bölündü. Mahmud'u himayesine aldı* Mahmud "Irak Selçuklu Devleti" sultanı olarak katırken. ftöl).l*eth. bu harekât devam edemedi. Çünkü o sırada Bağdad'a gitmiş olan Sultan Melikşah. Adaleti ve şefkati ile imparatorluk dahilinde uyandırdığı derin hürmet ve sevgiden dolayı vefatı Türkler ve İslâm dünyası için olduğu kadar. Yemen ve Aden havalisi de Türk hâkimiyetine alındı. Suriye Selçuklu meliki Tutuş ile çarpıştığı (1095). "Sultân'ül-âlem'' diyö anılır ve aynı-zamanda 'ea-Sultân'ül-âdıT ve "Ebu. Fakat Katavan Savaşı (1141)'nda put-perest Kara-Hitaylar'a yenilmesi itibarım terdi. Daha "melik" iken Gazneliler'i ve 1121'de de. Özkend'e vardığı zaman. şehzade Berkyaruk yerine kendi oğlu Mahmud'u velîahd yapm$k isteyen muhteris Terken Hâtûn ile. babası zamanından beri ülkede yeraltı faaliyetini artırmış dinî-siyasî Bâtınî haraketi ile müca-daleye girdiği bu tarihlerde Haçlı orduları da memleketin batı bölgesini istilâya başlamışlardı. Mâveraünnehir. Koltaş gibi kumandanları şevketti ise de. Melikşah'tan sonra iç mücadeleler arasında sultan olan Berkyaruk (1092-1104). 2. TuğruJfr. arasında da üzüntüye sebep olmuş ve her tarafta matem havası yaratmıştı. dağılan imparatorluğu toparlıyamadı.282 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 283 kıyılarında Selçukluların hâkim bulunması sebebiyle-. Devlet 1157'den sonra&r ara Gurluiar'a tâbi oldu. daha sonra soydaşı. Sencer "Büyük Sultan" oluyordu. SultanJdelikşah.evlâtlan Kirman bölgesini idareye devam ettiler. lâkablannt taşırdı. diğer hırietlyanlar ve şâir din mensupları. ancak. Sultan Sen-certn öfâmüne kadar (1167) ona bağlı kaldılar. Çubuk. Harezmln ayrılmasını sonuçlandırdığı gibi» merkez Horasan'ı da Oğuz işgali altına soktu. Sencer kendini Selçuklu Sultam îlâh ederek (1115-1İ57). Ondan soma. Irak Selçukhf Devlet* jç karışıklığa düşdüğü zaman Klrman'da da hanedan mensuptan arasında münazaalar çıktı. Sultan. Anadolu. savaşta mağlûp olarak yakalandı ve kendi yayının kirişi ile boğduruldu (Mayıs 1073). 1091 yılında Türkistan'daki karışıklıkları düzeltmek üzere. Üaküdar-EdirneÇanakkale arasında üçlü Türk kıskacı içine tfmmış olan Bizans İmparatorluğunu çökertmek istiyordu. Yoruntaş. Berkyaruk'un kardeşi Sultan Muhammed Tapar (1104-1118) kuzeyde Güroö saldırılarını durdururken. Mısır'ı. Jyioe zayıflayan Selçuklu idaresinde son hükümdar Sultan Tuğrul III zamanında füff iktidar Musul. Bala-sagun ve İsfîcâb hâkimleri vergi taahhüt ettiler. kuzey Hindistan ve Hicaz onun üstünlüğünü tanıyordu. 38 yaşında iken vefat eden Melikşah Kâşgar'dan Boğaziçi'ne. Ermenilik Süryânîler. Akdeniz'e. Kafkaslar'dan ve Aral gölünden Hind denizi ve Yemen'e kadar genişletmekle dünyanın en büyük imparatorluklarından biri hâfiııfc geltirmeğe muvaffak olduğu Selçuklu devletinin sınıflarını daha uzaklara götürrriek. Oğuzlar'a esir düşmesi (1153). seçkin imparatorlardan biri oları Aleksios Komnenos'aın tahrik ettiği. Azerbaycan ve Fars atabeylerinde idi. Böylece Karahanlılar'm doğu kolu da Selçuklular'a bağlanmış oldu. Kasîm'üd-devle Aksungur ve Bozan'ı Suriye'nin sahil bölgesini zapta ve Fâtımîler ile öteden beri siyasî anlaşmazlık ve rekabet mevzuu olan Mekke'deki hutbe ve Medine'de hâkimiyet işinin ve Yemen ile Aden havalisinin fethine memur etti. 3. Selçuklular'ın en büyük hükümdarı ve tarihte en büyük Türk imparatorlanndan biri olan Melikşah birçok Sultan ve mellklefln metbûu bulunduğu için "ea-SuR&n'OI-a'zam" (Büyük Sultan). 1133 tarihli mektukbundan anlaşılacağı üzere bu yıllarda Horasan. Onun bilhassa kuzey İran'da yalçın kayalar üzerindeki Alamut kalesini ele geçirmesinden (eylül 1090) sonra ciddiyet kazanan bu râfizî yuvasını yıkmak üzere Melikşah. Fars arazisi güney sahilindeki Hürmüz errflrRğlve Arabföan yarım adası ucundaki Umman bölgesi zapt edfflTİlşti. saltanatta hak iddiacısı amcası. Sâd-üddevle Gevherâyîn. Irak Selçuklu devletinde Sultan Mahmud'dan sonra gefen Mutıammed (ölm. Peçenekler ile Kuman Türidarü arasında Meriç kenarında vuku bulan ve Çakan'ın müttefiki Peçenekler'in ezildiği Lebonium muharebesi (29 nisan 1091) neticesinde kurtulabildi. Kirman Selçukluları (1092-1187) Selçuklulardan Kirman kolunun başı olan Kara Aralan Kavurt (Çağrı Bey'in oğlu)'tonundan W#tft8öyıRan arasında Kirman'dan başka. Kuzey Afrika'yı zaptetmek ve bir dünya hâkimiyeti kurmak emelinde idi. 1167) ile büyük Selçuklu imparatorluğu fiilen nihayet buldu. Halife tarafından kendisine Müizz'üd-din. Başkent Merv^şehri idi. Yartnkuş gibi kumandanların idaresindeki Selçuklu ordusu. Sultan Tuğrul'un Harezmşafo Tekiş'e mağlûp olarak ölmesi (1194) üe toprakları Harezmşah'lara intikal etti. Orta Asya'da Büyük Selçuklu İmparatorluğu sınırları Çin Şeddine yaklaştı (1090). Wr yandan da Haçlılarla savaşa girişti (ItTMTOBJfffS seferleri). Sencer'in ölümü (Eylül.

Emir Porsuk üç ay devam eden muhasara esnasında şehri ele geçirtmeyince Sultan MelîRşah onu gerî Çağırarak Urfa emîri Bozan'ı onun yerine tâyin etti. Misis şehirlerini zapt ve Malatya'yı haraç vermeğe mecbur etmişti. fakat halifenin tavassutu ile nihayet Anadolu'nun fethine memur edilmiş olan Kutalmışoğulları. Süleyman-şah'ın Anadolu'ya ne suretle geldiği hakkında birbirinden tamamen farklı iki görüş ileri sürülmektedir: a) Süleyman-şah'ın babası Kutalmış. Rıdvan kardeşini savaşla zorlayarak SuriyeHükümdarı oldu İse de. Fakat Aleksios Komnenos'un Bizans imparatoru olmasından sonra durum Bizans lehine gelişmeğe başladı. Bundan sonra Bizans'taki taht kavgalarına müdahale imkânını bulan ve bu sayede fazla zorlukla karşılaşmadan bir çok şehir ve kaleyi ele geçiren Süleyman-şah 1078'de tettikl fethederek merkezim oraya nakletti Böylece Anadolu Selçuklu Devleti'nin temelleri atılmış oluyordu. İznik'te vekil bırakmış olduğu Ebu'l-Kasım. taht Kavgaları sebebiyle zayıflamış olan Bizans İmparatorluğu Türk akınlarına fazla mukavemet edecek durumda değildi. Süleyman-şah fetihlerine devam ederek kısa zamanda Bizans aleyhine hudutlarını oldukça genişletti. Sultan Melikşah. iki oğlundan raf van Haleb'de. Bir müddet Urla havalisinde sönük bir hayat geçiren Kutalmış'ın oğulları 1074 yılında etraflarına topladıkları kalabalık bir Türkmen grubuyla harekete geçerek önce Güney Anadolu'da daha sonraları ise Orta Anadolu'da fetihlerde bulundular. Suriye Selçukluları (1092-1117): 1077'den beri Suriye Selçuklu melik'i olan Tâc'üd-devle Tutuş. Afide kurtuluş ümidi kalmıyan Ebu'l-Kasım. halkın. az sonra yine anlaşamıyarak biri Şam'da. kardeş! Büyük Sultan Melikşah'ın ölümü ddîayısiyle kendini sultan ilân ederek üzerine yürüdüğü Berttyaruk kfe$»ff1da Savaşı kaybetrhtf (Şubat 1095) ve ölmûfctö. Adana. Bizans ile sulh yaptıktan sonra Anadolu'ya dönerek 1083 yılında Tarsus. Bizans İmparatorluğu. Bir ara Meyafarîkîn (SH-van)'e kadar güney Anadolu'yu nüfuzu altına alan Rıdvan. Muhasaranın uzaması üzerine çok kötü bir duruma düşen Ebu'l-Kasım. Dok* Şam'da müstakil harekete devam ettiler. Kılıç Arslan İznik tahtına geçtiği sırada Anadolu'nun muhtelif bölgele- . Bbı/1Kasım'm ölümünden sonra kardeşi Ebı/1-Gâzi onun yerine geçmişti. . amcası Kavurd'un isyanını bastırdıktan sonra bu kıtanın fethine daha fazla ehemmiyet vererek büyük Türkmen beylerini bu fetih hareketiyle vazifelendirdi. Burada da yüz bulamayınca tekrar Anadolu'ya dönmek zorunda kaldı ve yakalanarak Emir Bozan tarafından idam edildi. b) İlk zamanlar Sultan Melikşah'a karşı muhalif bir tavır takınmış. Sultan Melikşah'tan af dilemek için İsfahan'a gitti. Çevirdiği entrlkalarla.Türkteri birbirine düşürmeye gayret sarfeden Aleksios bunu bir fırsat bilerek Ebul-Kasım'ın y«r-dım isteklerini Cevapsız bıraktı. Antakya hıristiyanları çok gaddar olan Philaretos'un elinden kurtulmak için Süleyman-şah'a haber göndererek şehrin zaptında ona yardımcı olacaklarım bildirdiler. Aynı yıl Antakya ve Haleb'i muhasara eden Süleyman-şah. onun Bizans İle uğraştığı bir sırada Emir Porsuk idaresindeki büyük bir orduyu İznik üzerine göndermişti. daveti ile gelen Artuk-oğlu ll-Gazi'ye geçti (1117). Bu sırada Antakya. İmparator Aleksios kuvvetle başa çıkamıyacağı-nı anladığı Ebu'l-Kasım'ı İstanbul'a davet ederek onunla sulh yaptı. öteki Hâlemde otmtoîfere devleti paylaştılar. Bununla beraber (*) Anadolu'nun fethi Özerine Büyük Selçuklu İmparatorluğu bahsinde geniş bilgi vefflrnlaflr. 5 Haziran 1086 tarihinde Süleyman-şah ile Tutuş arasında cereyan eden savaşta Süleyman-şah mağlup oldu ve hayatını kaybetti. Süleyman-şah'ın 1074 yılından itibaren Anadolu'daki faaliyetlerini tesbrt edebiliyoruz. Anadolu'da fetih hareketi bütün hızıyla devam ettiği sırada. Bu sırada Şam'da idare. Rıdvan Haleb'de öldü (1113) ve sonra son Selçuklu Sultan-şah zamanında (1114-1117) idare Selçuklu ailesinden olmayan Lû'lû'nun elinde iken bunun öldürülmesi üzerine Haleb. 1082 yılında yapılan bir antlaşma ite İzmit körfezine dökülen Drakon çayı iki memleket arasında sınır itibar edildi. burada kurduğu gümrük daireleri ile Boğaz'dan geçen gemilerden vergi almağa başladı. Görüldüğü gîbibW)lrtne tamamen zfcfikirleri ihtiva eden bu iki görüşün hangisinin gerçeği ifade ettiği belirtmek şimdtKk mümkün olmamaktadır. Ermeni Phitaretos'un tahakkümü altında İdi. yeni kurulmakta olan Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasını önlediği gibi Bizans'a karşı da başarılı akınlar yapmıştır. Fakat onun bu havalide fetihlere devam etmesi Suriye meliki Tutuş 1le aralarının açılmasına sebep oldu. Küçük bir kuvvetle Antakya önlerine gelen Süleyman-şah. Balkanlardaki isyan ve ihtilâller sebebiyle Anadolu'daki Türk akınlarına karşı duramıyordu. Süleyman-şah. 1128'de öldürülen Tuğ-Tegin'in oğlu Tâc'ûd-din Böri 8e Böri-oğulları (Şam Atabeyliği) idareyi ele aldı. Alp Arslan'a karşı giriştiği saltanat mücadelesinde mağlup ve maktul düşünce oğulları Bizans hududuna sürüldüler. Ancak Sultan Melikşah'ın ölümüyle oğullan arasında saltanat kavgalar» başlayınca Süleyman-şah'ın oğlu Kılıç Arslan Horasan'dan gelerek İznik'te Anadolu Selçuklu Devleti'nin ikinci sultanı sıfatıyla 1092 sonlarında tahta oturdu. 1104)'dan ziyâde atabeği Tuğ-tegin'de idi ve atabey ile Rıdvan aralarında kesin bir uzlaşmaya yaramıyorlardı. dahilî mücadeleler. Dokak (ölm. Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman-şah'ın da fetihlere katıldığı görülmektedir. 1080 yılında Iznik'i Türkler'den geri almak gayesiyle İznik önlerine gelmiş olan Bizans ordusunu ağır bir mağlûbiyete uğrattıktan sonra Üsküdar'a kadar ilerleyen Süleylman-şah. 4. Şam'da ise. Süleyman-şah'ın ölümü üzerini. Aralık 1084 tarihinde içerdeki hıristiyanların yardımı ile Antakya'yı zaptetti. Suriye meliki Atsız ile ihtilâfa düşmüştür. Anadolu Selçuklu Devleti" Hakkı Dursun YILDIZ Malazgirt zaferini takip eden yıllar zarfında Anadolu'ya kalabalık Türk nüfusu gelip yerleşmeğe başladı. Bu sebeple Kudüs'e ilerleyen Haçlılarla iyi mücâdele edilemedi. Sultan I. Bu Selçuklu kolunda fazla bir hareket görülmemiştir. Bu vaziyetten faydalanan Süleyman-şah Orta Anadolu'ya girerek 1077 yılında Konya'yı zaptetti.284 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 285 med-şah H samanında memleket Oğuz başbuğlarından Dîhar tarafından işgal edildi. Türk birlikleri yavaş yavaş geri çekiliyordu. Bizaıie^tmparatoru Âfeksios'tan yardım istedi. 5. Sultan Melikşah. Bu sıralarda. Bu arada Ebu'l-kasım'ın gafletinden istifade ederek İzmit'i ele geçirdi. Melikşah'dan zaptedecekleri memleketlerin hükümdarlık menşurunu almışlardı. Mısır Fâtımîleri ile anlaşan Haçlılar tarafından mağlûp edildi.

Sultan H. Böylece batıda kendisini tehdit edecek bir tehlikenin kalmaması üzerine doğuya yönelen Sultan I. Uzun süren saltanatı esnasında Anadolu Selçuklu DeVieft'n* bu ülkenin en kudretli devleti haline getiren Sultan Mesud 1155 târffUhde vefat ettt. taht kavgalarını önleme maksadiyîe Ak fırsatta ortanca kardeşini ortadan kaldırması üzerine küçük kardeşi Şehinşah Ankara-Çankırı taraflarına kaçarak Danişmendli emiri Yağı-basan ile işbirliği yaptı. Bunu haber alan Fransa kiralı St. kendisinin Haçlılar ile meşgul olmasından istifade ederek Malatya'yı almış olan Dânişmendii-ler üzerine yürüdü ve bu şehri tekrar zaptetti. buradan deniz yoluyla Akkâ'ya gidebilmişti. Urfa Haçlı kontluğunun ortadan kaldırılması sebebiyle harekete geçen II. Fakat kısa bir zaman sonra kontlann. Eylül 1176 tarihinde yapı- . 1134 yılında kayınpederinin vefatına kadar âdeta onun himayesinde idi. Nureddin Mahmud'un işgal etmiş olduğu yerleri de kurtardı. Bununla beraber yolda Türkmenler'in hücumlariyle hayli zayiat verdikten sonra Antalya'ya ulaşan St. Bununla beraber Antakya kontu Bohâmond'un Danişmendîler tarafından esir edilmesini müteakip 1101 yılında harekete geçen Haçlı birlikleri birbiri arkasından Amasya yakınlarında ve Konya Ereğlisi'nde Kılıç Arslan tarafından imha edildiler (1102). 1143 yılında Ankara. Böylece müstakil hareket etme imkânına kavuşan Sultan Mesud..Qâzi Anadolu'nun en kudretli hükümdarı haline gelmişti. Fakat Emir Çavlı. Haçlılar elinde bulunan Maraş ve Göksun'a karşı harekete geçtiği sırada Bizans imparatoru Manuel Komnenos'un Konya üzerine yürüdüğünü haber aldı ve süratle geri döndü. Kılıç Arslan'm. Sultan Mesud Anadolu'da kuvvet ve kudretini sağlamlaştırdığı sıralarda. Sultan Mesûd Ekim 1147 tarihinde Eskişehir yakınlarında Alman ordusunu perişan etti. Artukoğlu Hgâzi ve Suriye maliki Rıdvan'ın birlikleri ile Habur ırmağı kenarında yaptığı savaşı kaybederek bu ırmakta boğularak öldü (Temmuz 1107). Bizans ve Haçlıca kar$? yaptığı savaşlarla ülkesini bir hayli genişletmiş olan ve Abbasî halifesi tarafından "Melik8 unvanı verilen EFnir. ki hükümdar arasında vanlan anlaşmaya göre karşılıklı yardımlaşma ve Türkmen kuvvetlerinin Bizans'a akın yapmamaları kabul edildi. Kılıç Arslan'ın bu başarıiarı Bizar» imparatorunun gözünden kaçmıyordu. onların geçeceği bölgelerde su kuyularını kapatarak. gittikçe aleyhinde gelişmekte olan Anadolu Selçuklu Devleti'ni yıkmak karariyle büyük bir ordunun başında olduğu halde yürüyüşe geçti. Haçlılar'ın gelişi ve Iznikln düşmesi sebebiyle Konya'yı kendisine merkez yapan Kılıç Arslan. Pierre L'Ermit idaresindeki çapulcu Haçlı grubu &dıç Arslan'm kardeşi Davud tarafından bcmit yakınlarında imha edilmişti. ekinleri tahrip ederek ve meskûn yerleri boşaltarak yıpratma taktiğine başvurdu. Kuşatmanın uzaması sebebiyle İznik bir anlaşma ile Bizans imparatoruna testim edildi (Haziran 1097). bu sırada fırsattan istifade eden Bizans'ın da ilerlemesine mâni olamıyordu. Bundan sonra Harran'ı ve Suriye me~ liki Dokak'ın elinde bulunan Meyyâfarîkin'i ülkesine kattığı gibi Diyarbakır ve Musul bölgelerine de hâkim oldu.286 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 287 rinde Türkmen emirleri müstakil devlet olma hareketin* giriştiklerıraten bu ülkede bâr Türk birliği metfcut değildi. düklerin ve şövalyelerin idaresindeki muntazam Haçlı ordusu Iznik'i muhasara ettiiSfvSultan Kılıç Arslan bu kuşatma esnasında geldi ise de şehre girmeğe muvaffak olamadı. Kayseri ve Malatya'yı sınırlarına dahil etti. Haçlılar'a karşı kazandığı zaferleri müteakip Maraş ve civarını fetheden Sultan Mesud. İki kardeş arasındaki taht kavgalar* 1116 jrtna kadar devam etti ve Mesud DanişmerKöter'den aldığı yardım sayesinde Konya'da Selçuklu tahtına oturdu. Sultan II. çevirdiği entrikalarla Anadolu'daki Türk devletlerini birbirine düşüren Bizans imparatoru Manuel Komnenos ile görüşmek için İstanbul'a gitti. Başkent Konya ile havalisini ajan ve kardeşlerinin metbûu durumunda olan Sultan İl. Bu sebeple Alekaios Komnenos'un bu Türk emirine karşı ittifak teklifini kabul ederek müştereken EmirÇaka'yı ortadan kaldırdılar (1094). Sultan ilk saldırıları bertaraf ettikten sonra 1162 yılında. Ermeni ve Nureddin Mahmud'un harekete geçmelerine sebep oldu. Bu vaziyet devleü oldukça saramışlı. Bir sene sonra da Elbistan'ı ülkesine kattı. 1163 yılında Yağıbasan'ı mağlup ederek Elbistan. İmparator Manuel. Bunun arkasından kardeşi Şehinşah'tan Ankara ve Çankırı'yı aldı. Sultan Mesud uzun müddet kayınpederi Emir Gazi ile işbirliği yapmak zorunda kaldı. Böylece batı hudutlarından emin olan Sultan Kılıç Arslan Anadolu'da hareket serbestesi kazanmış oldu. Taht kavgalarının başlaması. Kılıç Arslan Türkmen kuvvetlerinin maharetle tatbik ettiği sahte ricat sayesinde Bizans kuvvetlerini Denizli civarındaki dar ve sarp Myriokephalon vadisine sokmağa muvaffak oldu. Haçtı seferinde Alman kiralı III. Ancak Şehinşah'ın 1110 yılında serbest bırakılarak Malatya'da tahta geçmesi durumu biraz düzeltir gibi oldu.Kriıç Arslan 1096 ytlında Ermeni Gabriel*in:elinde bulunan Malatya'yı muhasara etti. Aym zamanda Türkmen kuvvetleri de tekrar Bizans ülkesine akınlarına yeniden başlamışlardı. Darende. Louis Orta Anadolu'ya girmekten çekinerek Efes-Denizli-Antalya yolunu takibe mecbur olmuştu. Haçlı ordusunun zırhlı ve kalabalık olması hasebiyle Sultan Kılıç Arslan bundan böyle onlarla meydan muharebesi yerine. Bundan sonra Danişmend Gazi ve Kayseri hâkimi Hasan Bey'in kuvvetleriyle takviye edilmiş olarak Eskişehir önlerinde Haçlılar'ın karşısına çıkan Kılıç Arslan onlara ağır kayıp verdirmesine rağmen galip gelemedi. kardeşi Mesud'un isyaniyle karşılaştı.haber aldı ve derh# muhasarayı kaldırarak merkezine dönmek zorunda kaldı. Bu arada Danişmendli emiri Yağı-basan'ı da kendisine bağladı. Kilikya Ermenileri'ne de ağır darbeler indirerek onlardan birçok şehir ve kaleyi zaptetti. SultaıvLKı&gAr&taft'ın ölümü ve oğlu Şehinşah'ın Emir Çavlı tarafından yakalanarak İsfahan'a götürülmesi üzerine Anadolu Selçuklu tahtı boş kaldı. Kılıç Arslan Bizans'tan ziyade İzmir ve havalisinde müstakil bir devlet kurmuş*olan ve meydana getirdiği donanması ile Ege ve Marmara denizlerinde faaliyette bulunan kayınpederi Emir Çaka'dan çekiniyordu. Diğer taraftan imparator Ateksios Iznik'e kast akınlarına devam ediyordu. Bu gelişme Anadolu Selçuklu Devleti ile Bizans İmparatorluğunu tekrar karşı karşıya getirdi. Bu bakımdan Sultan Mesud. Babasının yerine Daniş-mendii tahtına geçen Mehmed Gazinin ölümüyle Sultan Mesud üzerindeki Daniş-mendli nüfuzu kırılmış oldu. Haçlılar ile yaptığı savaşlarda oldukça yıpranmış olan Sultan Kılıç Arslan Bizans imparatoru ile sulh yapıp batı hudutlarını emniyete aldıktan sonra. Konya önlerine yapılan savaşta Bizans ordusu ağrr bir mağlubiyete uğradı. Louia. Konrad ile Fransa kiralı St. Kılıç Arslan'a karşı Bizans. ölümünden kısa bir zaman önce ülkesini üç oğlu arasında taksim etmişti. II. J Sultan Mesud. Çankırı ve Kastamonu'yu Danişmendliler'den geri alarak ülkesinin hudutlarım genişletmeğe başladı. Fakat bu sefer de Şehin-şah. Muhasara devam ederkerKfiıHaçlı ordusunun Anadolu'ya gelmekte olduğuna. Louis'nin orduları Anadolu'ya girdiler.

Gıyaseddin Keyhüsrev'in bu başarıları Thedoros Laskaris îte aralarının açılmasına sebep oldu. Selçuklular'ın batı hududu ise Denizli'ye kadar uzanıyordu. Fakat onun sultanlığı diğer kardeşleri tarafından kabul edilmedi. Gıyaseddin Keyhüsrev bir yandan kardeşleri ile mücadele ederken diğer yandan da Bizans imparatoru III. Uzun ve başarılı bir mücadele hayatından sonra yaşlanan ve yorulan Sultan II. Kemah ve Şebinkarahisar'ı alarak Mengücekoğulları hanedanına son verdi. ülkesini 11 oğlu arasında taksim etmesi ve kendisinin de devlet . 1211 yılında Alaşehir yakınlarında Laskaris ile yaptığı savaşta şehit düştü. Kılıç Arsîan'ın çocuk yaşta olması sebebiyle uçta bulunan Türkmen beyleri hâlâ İstanbul'da oturmakta olan Gıyaseddin Keyhüsrev'i Konya tahtına davet ettiler. Arkasından Trabzon Rum imparatoru tH. Gürcü tehlikesini tamamen ortadan kaldırmak gayesiyle giriştiği İkinci sefer esnasında 1204 yılında vefat etti. Bunu müteakip Kalonoros (bugünkü Alanya) kalesini karadan ve denizden muhasara ederek zaptetti (1233). Anadolu'da sarsılmış olan Türk birliğini yeniden tesis etmeğe gayret sarfeden Süleyman-şah. küçük oğlu veliaht Gıyaseddin Keyhüs-rev'e sığınarak onun yanında öldü (1192). Yerine geçen oğlu III. Anadolu'ya giren Alman imparatoru I. Böylece Gürcüler Ne komşu olan Rüknüddin Süleyman-şah. Kflıç Arsîan'ın. Bizanft imparatorunu vergiye bağladığı gibi Ermeni kiralı Leon'u da hezimete uğrattı. Sultan'a asker vermek. Bizans'ın. Gıyaseddin Keyhüsrev'den boşalan Selçuklu tahtına devlet erkânının onun büyük oğlu Izzeddin Keykâvus'u geçirmesi üzerine kardeşi Alâeddin Keykubâd isyan etti. Suğdak'ın zaptından sonra bir çok Rus Knez ve Kıpçak beyleri itaat altına alındı. Sultan 8b Kılıç Arslan Bizana meselesini hallettikten sonra 1178 ydında Dan?$mendli beyliğine son vererek doğudaki tehlikeli rakîbinden kurtulmuş oldu. Kılıç Arsîan'ın ölümü üzerine oğulları arasındaki sahtanat kavgaları daha da şiddetlendi. Aleksios'u mağlup ve esir ederek Sinop'u zaptetti (1214). Bu zafer. Aleksios Komnenos ile savaşıyordu. Diğer taraftan devletin kara kuvvetleri Silifke'ye kadar bütün sahil bölgesini ele geçirdiler.288 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 289 lan savaşta Bizans ordusu büyük bir hezimete uğradı. Friedrich Barbarossa ile dostluk kurarak onların Suriye'ye inmelerine müsait davranmak suretiyle Haçhlar'ı mümkün mertebe zararsız hale getirmek istiyordu. Fakat Akşehir'de Sultan'ın oğlu Kutbeddin Melikşah'ın Haçlılar ile mücadeleye girişmesi ve mağlûp olması Alman ordusunun Konya'da pek çok tahribat yapmasına sebep olmuştur. Kıbrıs kiralı ile ticaret anlaşmasını yeniledikten sonra kuzey ticaretini emniyet altına almak düşüncesiyle Sivas üzerinden Sinop'a hareket etti. Bunu haber alan Keykubâd Bayburt- . izzettin Keykâvus saltanatının son yıllarını Eyyubîler ve Artuklular'la savaşla geçirdi ve bir sefer esnasında Malatya'da vefat etti (1220). Burası Selçuklu sultanlarının kışlık merkezi oldu. ödediği vergiyi iki misline çıkarmak ve parasını Anadolu Selçuklu sultanı adına bastırmak şartlariyle sulh yapmağa mecbur ettiler. Sultan'ı doğu seferine çıkmaya mecbur etti Kahta. Sultan Alâeddin Keykubâd kendisine muhalif bir tavır takınmış olan ümeradan bazılarını bertaraf ettikten sonra 1226 yılında Sinop'ta inşa edilen bir donanmayı Kastamonu Beyi Emir Çoban kumandasında Kırım'daki mühim ticaret limanı Suğdak üzerine gönderdi. Suttan Alâeddin Keykubâd Anadolu işleriyle meşgul bulunduğu sıralarda Asya içlerinde ortaya çıkan Moğol tehlikesi süratte Batı'ya doğru yayılmaya başlamıştı. Leon'a karşı giriştiği sefer zaferle nfeticelendi (1209). Nitekim Süleyman-şah'ın Konya üzerine yürüdüğünü öğrenince 1196 yılında Konya'yı ter-kederek İstanbul'a kaçtı. Suriye ve Anadolu'yu istilâlarını önlemek takip etti. 1228 yılında da Erzincan. Izzeddin Keykâvus'tan sonra Anadolu Selçuklu tahtına. Diğer taraftan Türkmen kuvvetleri Kilikya Ermeni tarattığın) istila ederek Silifke'yi zaptedip oradan Suriye ve Elcezire'ye doğru yayılıyorlardı. Sarıkamış yakınlarında onlarla yaptığı sava* şı kaybetti. Samsun ve Sinop'a saldırdı. İmparator Batı Anadolu'daki istihkâmları kaldırmak. kendisinin taht kavgalariyle meşgul bulunduğu sıralarda bazı şehirleri zaptetmiş olan Ermeniler üzerine yürüyerek bazı şehir ve kaleleri ele geçirdi ve Ermeni kralını vergiye bağladı. Bu sırada İstanbul Latinler tarafından işgal edilmiş ve Bizans imparatorluğu parçalanmıştı. Mısır Eyyûbîleri'ne karşı el-Melik'ül-Eşref la bir anlaşma yaptı. Gıyaseddin Keyhüsrev Selçuklu tahtına geçtikten sonra İznik kiralı Theodoros Laskaris ile an- laştı. Trabzon Rum imparatoru . 1201 yılında Erzurumu zaptederek Saltuklular hanedanına son verdi. Diyarbekir Artukluları'nın da onunla işbirliği yapması. Bu felaket sırasında oğlu Melikşah'ın tahakkümü altında bulunan yaşlı Sultan. Diğer taraftan Kıbrıs'taki Latinler1 in tahriki ile isyan etmiş olan Antalya halkım itaat altına alan (1216) Sultan. Anadolu'da bu karışıklıklar devam ederken Selâhaddin Eyyubî'nin Kudüs'ü alması üzerine yeni bir Haçlı seferinin hazırlığı başladı. Ermenilerden alınan yerlere Türkmenler iskân edildi.ve ağır bir tazminat ödemek şşrtiyle IstanbuFa dönebildi. Bunu Eyyubiler'in Kuzey. Kendisine Abbasî halifesi tarafından "saltanat" menşuru gönderilen Keykubâd. Sultan Kılıç Arslan. Hısn-ı Mansur (Adıyaman) ve Çemişgezek'i ete geçirdi (1226). 1207 yılında Antalya'nın fethiyle Türkler'e deniz yolu açılmış oluyordu. $• terine fazla müdahalede bulunmaması şehzadeler arasında iktidar mücadelelerinin başlamasına sebep oldu. Aleksios Komnenos'u muğlup ederek Karadeniz ticaret yolunu elnniyet altına aldı. Izzeddin Keykâvus bu meseleyi kolaylıkla halledip Theodoros Laskaris ile de müsait bir anlaşma imzaladıktan sonra babasının siyasetini takibe başladı. Bu sırada Sultanin meşguliyetinden istifade etmek isteyen Trabzon İmparatoru Andronikos. Mengücekoğulları ile Artukoğulları'ndan bazı yerleri aldı. Aynı zamanda Ermeni kiralı Hetum'u. tik Selçuklu tersanesi Alâeddin Keykubâd tarafından Alâiye'de kuruldu. Şehir ve kale yeniden inşa edilerek Sultan'ın adına izafeten Alâiye adı varildi. Ermeni kiralı II. iktidar mücadelesinde onun en tehlikeli rakibi askerî kuvvet bakımından kendisinden üstün olan Tokat meliki Rüdnüddin Süleyman-şah idi. daha önce giriştiği iktidar mücadelesinde başarısızlığa uğrayan ve hatta bir müddet hapiste kalmış olan Alâeddin Keykubât geçti. o zamana kadar hıristiyan dünyasında bir nem Türklerin işgali atandaki memteker gibi telâktoadüen Anadolu'nun gerçek Türk yurdu oiduğuhu isbat etrniç ve Bizans imparatorluğu bundan sonra Türkler1© karşı taarruza cesaret edememiştir. Nitekim çok geçmeden Moğollar'ın elinden kaçan Celâleddin Harezmşah Doğu Anadolu'ya gelerek Keykubâd aleyhine faaliyete geçti. Suttan II. Uluborlu meliki Gıyaseddin Keyhüsrev Konya'yı kardeşi Melikşah'tan alarak 1192 yılında Selçuklu tahtına oturdu. Malazgirt savaşından beri AnadoluJyu gari almak ümidini tamamiyle kırmış.

Ancak BeyHkterin teşekkülü ite Anadolu Türklüğü yeniden hayatiyet kazanacaktır. Moğol tehlikesinin daha önce farkına varmış olan Anadolu sultanı. İran. Mardin'larnucesı ll-GaziVe bırakmak »»unda kaldr(1l08). Kösedağ savaşından itibaren. Sınır boylarındaki kaleleri tahkim ederek.*e Surûc'dan başka 1104 de MaıdM almış. Ordu daha harekete geçmeden bir ziyafette Alâeddin Keykubâd zehirlenerek öldü (1237). Celâleddin Karatay gibi devlet adamlarının iş başına geçmesi durumu biraz düzelir gibi olduysa da siyasî ve dinî zaafları ortadan tamamen kaldırmak mümkün olmadı. Baba İshak isyanını Mogullar'ın istilâsı takip etti. Urfa. Bu kifayetsiz hükümdar kumandan Sadeddin Köpek'in tahakkümü altına girdi ve onun tahrik ve telkinleriyle birçok mühim şahsiyetleri öldürttü. bazan Anadolu Selçuklularım metbû tanımıştı. II. Ondan sonra gelen oğlu İbrahim. Haçlılarla savaşmış. askerî ve iktisadî bakımından en parlak devrini yaşamıştır. kumandanların ve beylerin rekabetleri arasında II. 1242yriında Erzurum'u işgal ve tahrip eden Moğollar 1243 yıfenda Baycu Noyan kumandasında Anadolu'yu istilâya başladılar. Hısn-ı Keyfâ (Hasankeyf) ve Amid (Diya&afor) kolu: 1101-1231 Sökmen I. olduğunu göstermekte idi. Ağustos 1230 tarihinde Erzincan yakınındaki Yassıçemen mevkiinde yapılan ka*>iı savaşta Keykubâd galip geldi. Bu sebeple iki Türk hükümdarın arası bozuldu. Fakat bu sırada patlak veren Baba Ishak isyanı SelçukJu devletinin artık çökmekte. Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarihe karıştığı 1308 yılına kadar.hizmetleri geçen Oğuzlar** Döğer boyundan ünlü Türkmen Beyi Aıtuk Beya^j&ınye meliki Tutuş^frBftndan ikta edilen Kudümde ölümünden (1091) sonra oğuHart Sökmen ve H-Gazt. şehzadelerin birbirleriyle mücadeleleri. Fakat havaların şok fena gitmesi Trabzon'un fethine mâni oldu. Gıyaseddin Keyhüsrev topladığı büyük orduyla Baycu Noyan kumandasındaki Moğol ordusunu Sivas'ın doğusunda Kösedağ mevkiinde karşıladı. Gıyaseddin Keybösrev'den sonra tahta geçen Selçuklu auttahları Moğollar elinde bfatt kukla idiler. ülkesini bu tehlikeden uzak tutmak için Ögedey'in oldukça ağır şartlarını kabul etmiş göründü. Fakat bütün bu hileleri meydana çıktığı zaman kendisi öldürüldü (1239). Kudüe'ün tekrar Falîmiter'e geçmesi (1098) dolayısıyle. devlet adamları ve beylerin ihtirastan ve tahrikleri. Gıyaseddin Keyhüsrev tahta çıktı. suikastlar. VI. Alâeddin Keykubâd'dan sonra. Doğu Anadolu ve İzmir Türkmen Beylikleri İbrahim KAFESOĞLU a. Harran ve Rakka Selçuklu hâkimiyetine girdi.Artuklu Beyliği (1101-1409) Anadolu'nun fethinde . Büyük Selçuklu Sultanı tarafından kendilerine verilen bölgelerde beylikler kurmuşlardır. Bîr Türtanttn şeyhi olan Baba Ishak etrafına topladığı Türkmenler ile devleti bir hayli uğraştırdı ve isyan 1240 yılında güçlükle bastırıldı. Türkmen başbuğlarından Çökürmüş ite birlikte Harran civarında Urfa kontu Baudotân Jlyi esir almak sureüyteq$Wro*>ir zafer kazanmıştı. Mukabil harekete geçen el-Kâmil'in Mardin'i zapt ve tahrip etmesi Alâeddin Keykubâd'ı Eyyubîler üzerine sefere çıkmağa mecbur etti. isyanlar. 1166)'dan sonra» oğlu Nûr'üd-din Mehmed 1182'd» Salâh'üd-din Eyyûbrye bağlandı v* yaptığı askeri yardım karşılığı olarak bölgenin en büyük merkez şehri Âmid'i aldı (1183). Suriye ve Mısır) P 1. Onun sultanlığı zamanında Anadolu Devleti siyasî.büyük.290 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ -----291 Maçka yoluyla Trabzon'a giderek şehri muhasara etti. Sadeddin Köpek devlet erkânından kendisine karşı gelebilecekleri ortadan kaldırdıktan sonra Selçuklu tahtına geçmek emelinde idi. 1234 yılında Mısır Eyyubî hükümdarı el-Kâmil'in gönderdiği ordu mağlûp edildikten sonra Harput. Daha sonra. Ortadoğu'da Kurulmuş Türk Devletleri (Anadolu. Hasankey*. Oğlu Nftsırlüd<Hn Mahmud (öim. 1231 yılıhda Celâleddin Harezmşah'ın -MOrtayl* Moğollar'ın yağma akınları Malatya'ya kadar uzanmağa başladı. Kısa bir süre sonra da Erzurum'u elegeçfitfi. II. oğlu Mevdûd zamanında Eyyûbî el-Meük-ül-KftmiI Amid ve Hasankeyf'ı zapt etti (123^ . Celâleddin Harezmşah'ın ölümünden-sonra Selçuklu hizmetine girmiş olan Harezmli askerî birlikleri bu sınır kalelerine yerleştirdi. Hasankeyf sülâlesinden Ârnid civannı da alan FatVüd-din Kara Arslan (Olm. Moğollar Anadolu'da yarım asırdan fazla bir müddet Hüküm sürdüler. Temmuz 1243 tarihinde yapılan savaşta Selçuklu ordusu korkunç bir hezimete uğradı. Sultan Alâeddin Keykubâd ile Celâleddin Harezmşah'ın araları düzelmeğe vüz tutmuştu kit Harezmşah Ahlat şehrini uzun bir muhasaradan sonra zapt ve feci bir şekilde tahrip etti. Bununla beraber gerekli tedbirleri almaktan da geri durmuyor* du. 1*22) bir-kitabede "Dıyâr-ı Bekr. Sadeddin Köpek'in bertaraf edilmesinde rol oynıyar. Anadolu sözde sultanların. iktisadî çöküntü ve-halkın parişanlığı manzarasını arzeder. Selçuklu ordusu Kayse-ri'de toplanacaktı. Rum ve Ermen sultana gibi görünmekle beraber* etrafını çeviren kuvvetli devletlerden bazan Eyyûbîlerl.

Bu tarihte Mengücük Gazi'nin oğlu Ishak. Süleyman ise. Suriye atabeyi Nûr'ud-din Mahmud ile de işbirliği hâlinde İdi. oğullarından Dâvud. b. Çankırı ve Kastamonu'yu sonra da Elbistan'ı zapt ederek. şehir halkının dâvetine uyarak gelip aldığı Haleb'i korumaya oğlu Tlmur-taş'ı memur etti (1118) ve 1121'de Meyâfârikin'i Ahlat Şahlan'ndan aldı. diğer oğlu Süleyman Meyâfârikin'de. Selçuklu şehzadelerinden Mes'ud I ile işbirliği yaparak İ11#da Konya'yigeri alıp. oğlu olup 60 seneye yaton "hüküm sûren Fahr'üd-dta Behram-çahaagrıanmda Enrincan cank bir ticaret ve kültür merkezî haline gelmiş».Mengücüklü Beyliği: (1118-1250) AnadoluMtfn fethinde doğu Anadolu'da faaliyet hâlinde iken şehit düştüğü anlaşılan Türkmen beyi Mengücük tarafından alınan Erzincan. Divriği. Ayrıca Bizans işlerine karı- şıyor. *&* runu Ahmed-şah da Sultan Keykubâd II metbû tanımakta idi. Kemah'da bulunuyordu.Dânişmendli Beyliği: (1002-1178) Anadolu'nun fecinde Artuk Bey'in Anadolu 'dan ayrılmasından sonra. Öteki yeğeni Belek. Behram-şah öldükten (1225) sonra. ftAan Alâ'üd-din I. Behramşahta k» Selçuk Hâtûn ile evli idi. Amasya ve Kayseri'ye hâkim olan Yağı-basan da 1150*de Selçuklu tâbiiyetine girdi. fakat Artuklu Belek tarafından mağlup ve esir edildi. Son Artuklu. 1112'de ölen Türkmen başbuğu Çubukoğlu Mehmed Bey'e ait Harput kalesi ve civarını almış (1115). Mardin kolu (veya ll-Gazi kolu) tarihe karıştı. Çankırtve Kastamonu kale ve bölgelerini kendi beyliğine kattığı için^as'tan Bolu ve terrrtt yakınlarına kadar uzanan sahada kuvvetli bir hükümet kurmuş oluyordu.292 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 293 Mardin kolu: 1108-1409 Artukoğlu ll-Gazi 1108'de Mardin'e sahip olduktan sonra. Moğol istilâsı sırasında Mardin kalesinde ölen Necm'üd-din Gazi'den sonra Moğol tâbiiyetine giren Artuklular. Divriği'de olmak üzere beylik ikiye ayrıklı. Bir yandan Selçuklularla. rivayete göre Türkmenter'e öğretmenlik yaptığı için •Danişmend' dîye anılan Gazi Ahmed Bey. bir aralık Anadolu Selçuklularıma bağlanmıştır. Sultan Kılıç Arslan II. Fakat Yağı-basan {ölm. Mardin Ulu camiini yaptıran Kutb'üd-din ll-Gazi II (1184) zamanında Salâh'üd-din Eyyûbî memleketIşIcflSne müdahaleye başladı ve nihayet Meyâfârîkin Eyyûbîler'e geçti. Kılıç Arslan^^tâbü ve damadı idL Kemah1! 4dare eden oğlu Se^ çuk-şah da Selçuklularda bağlı idi ve bu aile Selçuklulara Gürcistan seferi (1202)'ne katılmışta. Haleb'de Lû'lû'nun ölümü üzerine. kardeşi Ebû Bekir. Sivas. her ikisini Harput'a haps etti. Ishak'ın ölümünden sonra (1142). birkaç kere mağlûp oldu. Haçlı prensin serbest bırakılması hususunda Kılıç Arslan ile arası açılan Gazi Ahmed Bey Selçuklular'a yenildi. e . Kemah. diğer yoldan Artuklu ve Dânişmendli beylikleri ile rekabet hâlinde idi. Kemah ve Erzincan'da. Malatya'da bulunan Dânişmendli Ayn'üd-devle'yi Selçuklu tabiiyetine aldı. Harput Kolu: 1185-1234 Hasankeyf kolundan Nûr'üd-din Mehmed'in ölümünden sonra. . Batı Anadolu'da da Bizans ile bir kaç kere karşılaştı. Ankara. Salâh'üd-din %yûbt himayesindeki. yakaladı. Haçlılarla iyi mücadele ediyordu. 1203 yıllarına doğru oğlu Nizam'üddin İbrahim yerine geçmiş ve Harpım 1234'de Selçuklu Sultanı l Aiffüd-dîn Keykubâd tarafından Anadolu Selçuklulan'na ilhak edilmiştir. 1123'de kral Baudouin'i de mağlup ve esir ederek. onun sultanı olmasına yardım etti ve kızım ominht «vlencSrdi. onun yerine gelerek Yaşilırmak ve Kıafırmak clolayanro alan. yeğeni Sökmen ll'den alamadığı için. Bunlar zamanında ülkeleri. 1164)'dan sonra durumu zayıfladı. Selçuklu 80* ieyman-şahGn ölümünden sonra* kuvvet kazanarak Beyliğini genişletmiş. ayrı bir aile teşekkül etmiştir. saldırıları durdurdu (ölm. Kılıç Aralan Ito Haçlılarda yaptığE Eskişehir <1097) ve Kayseri (1101)'dolayianndâki savaşlara katılmış ve bu sırada Antakya prensi Boh6mond% esir ederek Malatya'yı ele geçirmişti. Antakya Haçlılar11 üzerine yürüyen ve Prens Roger'i yenilgiye uğratan (1119) ll-Gazi. Karahisar bölgesinde kurulan beyitte hakkında bilgi 1118'den İtibaren başlıyor. Fakat aynı yıl Menbiç'i kuşatırken ol<isabetirie-dldü. Keykubâd tarafından Selçuklu devletine ilhak edildi (1228). ölümünden sonra oğlu Timur-taş Mardin'de. 1104'de ölen bu BânişmendlPnln oğulların* dm duruma hftMm ötem Gazi: Bey. kararlı ve plânlı hareketlerle 1174-1178 yılları arasında Dânişmendli ailesinin ellerindeki kale ve şehirleri teker teker alarak bu beyliğe nihayet verdi. Divriği Kolu: (1142-1250) ? Süleyman'dan sonra. İmparator loannes Komnenos'a karşı tahd iddiacısı kardeşi Isaakios'u mülteci olarak kabul ediyordu. Artuklular 1200'den itibaren Eyyûbîler'e. Franklarla mücadelede büyük Ün kazanmıştır: 1122'de Urfa kontu Jocelin ile Birecik senyörünü mağlûp etti. Toprakları Timur-taş'a geçi. Hattâ Bizans'ın Trabzon valisi Gabras'dan yardım istedi. daha sonra Kara-koyunlular'la uzun mücadelelere giriştiler. Fakatbu arada Kayseri. Bu ailenin bilinen son siması Melik Sâlih'dir. sonra Bizans imparatoru Manuel ile anlaşma yaptı. önce Ankara. yeğeni Süleyman Haleb'de oturdular. Sonra kardeşi Yağı-basan ile rakipleri olan diğer hanedan üyeleri arasında çıkan mücadelelerden faydalanan Selçuklu sultam Mesud l. Sultan Keykâvus I. Kemah-Erzincan Kolu: (1U2-1228) Selçuklu Kılıç Arslan II taraftarı olduğu için Dânişmendli Yağı-basan tarafından öldürülen (1162) Dâvud'dan sonra. bu zaferi dolayısiyle büyük şöhrete ulaştı. oğlu Dfcvud-şah II. Hasankeyf i. Sultan Kılıç Arslan ll'ye karşı çıkan Yağı-basan. Ölümü (1134) üzerine yerine geçen oğlu Melik Mehmed Bey Doğu Karadeniz bölgesine seferler tertip etti. Süleyman öldüğü için Meyâfârîkin de ona bağlandı. 1142). Anadolu'da tekrar kuvvetli bir devlet doğmuş gibi idi. diğer oğlu Mehmed Karahisar'da hâkim efldular. Bizans'ın buna karşılık Kastamonu ve diğer yerlerdeki bazı Dânişmendli şehirlerini tahrip etmesini (1133) onları geri püskürtmek suretiyle cevaplandıran Gazi Bey'in şöhret ve nüfuzu arttı ve itibarî de olsa üstün hâkimiyeti tanınan büyük Selçuklu suttan» Sencer tarafından kendisine "Melik" unvanı verildi. Erzincan'da. yeni ele geçirdiği Harran'a götürdü ve esirlerini kurtarmaya gelen kalabalık Frank ordusunu da bozguna uğrattı (1124). o da ancak ismen malûmdur. Ohfflği kolunun Sultan Keykubâd I zamanında veya daha sonraki bir tarihte Selçuklu DevletTne katıldığı tahmin edilmektedir.beyi Şihâb'üd-din Ahmed (Melik'üs-Sâlih) Mardin'i Kara Yusufa telfirYi etmeğe mecbur oldu (1409). yerine geçen oğlu Şshinşah Selçuklu Kıhç Arslan H"ye ve Sultan Süleyman-şahlatâbi olmuş v**Wstiyanlarla mücadelede bulunmuştur.

istanbul'u ele geçirip İmparator olmak istiyordu. yüzytffft £ yartiıdîla TMHdaranln vezir ailesine geçtiği anlaşılıyor. ölm. kıraliçe Thamar ra'nın kocası. David kumandasındaki Gürcü kuvvetlerini mağlûp etti (1195). Fakat plân başarıya ulaşamadı. Kardeşler arası mücadelede üstünlük sağlayan Sa'ad I.Fars Atabeyliğl (Salgurlular): (1147-1284) Selçuklular'ın başlangıcından beri İran'ın Fars bölgesinde hizmet gören Oğuz Salgur (Satur) boyundan Atabey Sungur'un frak Selçuklu sultanı Mes'ud zamanında istiklâl ilân etmesi ile kurulmuştur (1147). Bununla beraber Mıcıngirt kalesindeki (Hasankale-Sarıkamış yolu üzerinde) . Bunlara Ahlat Şahları veya Ermenşahlar da denir. 1146"dan itibaren müstakilen idareye başlamış ve bir sülâle kurmuştur. 1260) geçti. 1080 yıllarında Azerbaycan umum? valiliğine tâyin edilen Kutb'üd-din İsmail'in kumandanlarından. Anadolu'da. "Hakan-* Acem" unvanını taşıyordu. ölm. 1183'de Salâh'üd-din EyyObfterafıncteft^apt dlınan Diyarbakır. Başkent Şırâz şehri idi. ancak burası 1121'de Artuklu Necmed-din ll-Gazi İ'e geçmiştir. fakat daha ziyâde Toıiura-Ollu dolayJar rındaki Gürcülerle savaşmışta Kşra'a hücum eçten Gürcüler'e karşı yaptığı savaşlarda (1153. 1109. Meriç kıyısındaki Lebonium Savaşı (Nisan 1091)'nda Peçenekler ağır mağlûbiyete uğraşmışlardı. Onlar karadan İstanbul'u baskı altına alırken Çakan Bey de denizden hücuma geçecek ve Bizans başkenti düşürülecekti. tarafından ortadan kaldırıldı (1097). Sungur'un ölümü (1116)'nden sonra oğlu Zengî Irak Selçuklu devletini tanımak zorunda kaldı ve bu durum Selçuklu Devleti yıkılıncaya kadar (1194) devam etti. b-Azerbaycan Atabey ligi: İl-Denizliler (1146-1225) Aslen Kıpçak Türkleri'nden olup. Moğol hükümdarı Hulegu'nun oğlu ite evlendi ve bu hâtun'un 1284'te ölümü ite sülâle nihayet buldu. 1174) SeJçukM Sultanı Kılıç Arslan II ile ittifak ederek kızını onunla nikahlamıştı. 80*70 kadar "bende" si bütün memleketi kontrolleri . İranlı şâir Sa'adî-i Şirazî ünlü eserlerini bu atabeyin himayesinde yazmıştı.devam ettiği anlaşılmaktadır. Azerbaycan umumî valisi iken. siyasî birliği kurmağa çalışan Selçuklu Sultanı Süleyman-şah tarafından Erzurum'un alınması ile (1202) Saltuklu Beyliği sona erdi. Balkanlar üzerinden Trakya'ya doğru ilerleyen soydaşı Peçenek Türkleri ite işbirliği yaptı.Atabeylikler İbrahim KAFESOĞLU a. Sultan tarafın* dan. İspir ve Tercan topraklarına sabip olmuş. başında Tann-bermiş Bey bulunuyordu. Trabzon prenslefl ile mücadele etmiş.Ahlat Şahları Beyliği: (1100-1207) Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın amcası Yâkûtî'nin oğlu olup. Sökmen'ül-Kutbî 1100 de Ahlat'ı Mervânî hakimiyetinden alarak bir hükümet kurmuştur. Foça'yı ve civarını da aldıktan sonra 40 parça gemiden kurulu kuvvetti bir donanma yaptırarak Ege Denizi'nde Sakız. Malatya dolaylarında faaliyet gösteren Oğuz Çavuldur boyundan olduğu sanılan Çakan (Bizans kaybımda. imparator Aleksios Komnenos. Fakat bu kız Konya'ya giderken yolda Danişmendli Yağı-basan tarafından esir edilmişti. Özerine gönderilen Bizans donanmalarını birkaç kere mağlûp etti.Saltuklu baliği Karst Bayburt. İstanbul'da uzunca bir müddet kaldıktan sonra 1081'e doğru İzmir'e gelerek bir beylik kurmuştur. Irak Selçuklu sultanı Mes'ud zamanında bu devlette vazife alarak. Oltu. beylik adını Ali'nin oğlu Izz'üd-dfn Saltufc'tarv almıştır. 80 yıl kadar devam ettiği anlaşılan beylik. Rodos adalarını zapt etti ve Çanakkale'ye doğru ilerledi. Tzâkhaa). hattâ Erran ve Şirvan havalisini de Selçuklular'a bağladığı bu bölgeyi.Saltuklu Beyliği: (1092-1202) Anadolu'nun fethinde Erzurum ve civarını att$4ahmin ediien EbÛ'l-Kasım'ın oğlu Ali'nin orada bir beylik kurduğu görülmekte* ki. Atabeylik İlhanlı Moğollar'a tâbi oldu.înallı Beyliği: (1103-1183) . Daha sonra Sa'ad H'nin kızı. ll-aldı. Izz'üd-dtoln Oğlu Mehmed Kızıl Arsten da. Oğlu Melikşah zamanında. Mengücüklü beylikleri ile münasebet ve mücadelelerde bulunan ve 12. Tuna boyundaki Kuman Türkteri'ni Peçenekler üzerine saldırtmış ve aralarında cerayan eden. Diyarbakır Ulucâmii kitabelerinde görüldüğü üzere. Tortum. yüzyılın 2. Midilli.294 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 295 ç . Sökmen 1108'de de Meyâfârîkin'i zaptetmiş. Hısn-ı Keyfa (Hasankeyf) Artuklu Beyi Nûr'öd-cRh Mehmed'e verildi. 12. Gürcü ve Abhaza saldırılarına karşı koruduğu. Kızıl Arslan Osman da ordu bakanı Olmuşlardı. Kara kuvveti kâfi gelmediği için.bir kitabeden 1205 yılında bile Saltuklu ailesinden Ebû Mansur adlı bir beyin-Artuklular'a tâbi olarak. idaresini bıraktığı Tuğ-tegin (Dokak'm atabeyr) Haçlılarla-mücâdele için şyntdığı zaman şehri Türkmen beylerinden hal'a vermişti. f f -İzmir ve Efes Beylikleri: (1081-1097) Anadolu'nun fetW: sırasmcte. Sisam. Cihan Pehlevan yalnız Azerbaycan'ın değil. bütün İrak Selçuklu sultanlığının en kudretli adamı hâline geldi. d . 1231)'den sonra oğlu Ebû Bekir (ölm. bir yandan da Haçlılar'la çarpışan Danışmendliler'e tesirli yardımlarda bulunmuş. Irak Selçuklu Sultanlığı'na tâbi idî. Sultan Arslan-şahî2amanında "Atabek-i^Earn'' diye anılan ll-Deniz'in iki oğlundan Cihan Pehlevan devletin "baş-hâcip'i. Bizans imparatorluğunun zayıf noktalarım iyi bilen Çakan. Büyük Selçuklu SL. Bir ara Harezmşahlar'a esir düşen Sa'ad (ölm. Yine bu sıralarda Efes bölgesinde de çok küçük bir Türkmen beyliği daha görülmektedir ki. yansında bir ara hâkimiyetini Kars'a kadar genişleten Ahlat-şahları bir asır kadar devam ettikten sonra son hükümdar Izz'üd-din Balaban zamanında idare Eyyûbîler'e geçmişfer (1207). ll-Deniz'in ölümü (1175)'nden sonra. kendini sultan ilân ederek başkente doğru harekete geçen Suriye Meliki Tutuş Diyarbakır'ı zabtetmiş (1093). (Zengî'nin oğlu) 1203de Salgurlu hükümdarı oldu. Çünkü. e . 2. Ülkesini imâr etti. 1102 yılında Bey olarak Ali bululuyordu. kudreti sayesinde idare kademelerinde derece-derece yükselen Şems'üd-din ll-Deniz. Nahçıvan ve Gence de buraya bağlı İdi. Artuklu. İzmir Beyi Çakan Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan I. 1161) başarılar kazanan liz'üd-din Saltuk (ölm. Sultan Tuğrul H'nin dul kalan zevcesi ile evlenerek Selçuklu ailesine girmiş olan ll-Deniz'in merkezi Tebriz şehri idi. inâf burada 1103'den itibaren kendi hükümetini tesis etti: Mardin Artuklu ailesi ile akrabalık kuran bu beylik beylerinden bazılarının adlan (İbrahim.İtanı Melikşah'ın ölümü üzerine çıkan taht kavgaları arasında. 1142 v© bunun oğju Mahmud) bakır paraları üzerinde görülmektedir. Erzurum önüne kadar gelen. Saltuklu.

1154 da Şam atabeyliğini de kendine bağlamış.Musul-Sincar-Haleb Atabeyliğl: ZengİHler: (1127-1259) Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın Haleb valisi Ak-Sungur (ölm. sonra dikkatini vatan müdafaacısı sünni Türkler'e sırt çeviren Fatimîler elindeki Mısır'a çevirerek orada vezir Sâver'in işbirliği yaptığı Kudüs kiralı BohĞmond IIl'ü mağlûp ederek Türk hâkimiyetini tesise çalışmıştır (1164). İşte. Daha sonra kardeşi Cteman da bir aralık kendini İrak Suljanf ilân etmişti (1191). Bunun yanısıra mâli kaynakların azlığı. İnanç (Lâdik Beyliği) ve Osma-noğulları bu suretle Anadolu'da kurulmuş olan Türkmen beyliklerinden idiler. c . Alâiye'ye asker şevketti ise de bu şehri almağa muvaffak olamadı. Sincar ve Harran'a sahip bulunurken. Kösedağ savaşından yıkılış tarihi olun 1308 yılına kadar idarî mekanizmasında tam bir karışıklık hüküm süren Selçuklu devletinde sultanlar. Bunun kardeşi Mes'ud zamanında. şehzadeler birbirleri ile taht mücadelesine girişmişler ve tahta geçebilmek için de Moğol-lar'ın yardım ve himayesine başvurmuşlardır. küçük bir çok devletler aralarında bölüşmüşlerdir. rtonşahlar'a bağlanmak zorunda kaldı ve Celâl'üd-din Hareatışah'ın Tebriki zapt etmesi ite(i22S) atabeylik sona erdi. Böri. fakat kendisi de bir Ismâîlî tarafından öldürüldü (1132). 1094) 'un oğlu Imâd'üd-din Zengî. Bu sebepten Selçuklu sultanları Moğollar'ın kontrolü altında ismen hüküm sürdüler. Bu durumdan istifade eden uçlarda ve sınırlarda yerleştirilmiş Türkmen Beyleri ve halk yavaş yavaş Selçuklular ile ilişkilerim kesmiş. Irak Selçuklu hükümdarı Mugîs'üd-dîn Mahmud tarafından Musul vâliei tâyin edilmişti (1127}. Musul'a gelince. Erbil'e çekilmişti (1167). arkasından memleket Moğollar tarafından istilâ edildi. suistimaller ve iktisadî çöküntü yüzünden perişan bir manzara arzeden Anadolu'da Selçuklu devletin») tekrar eski kuvvetli ve kudretli haline gelemediği görülüyor. Tuğ-tegin'in öldürülmesi (1128) üzerine yerine geçen oğlu Tâc-üd-din Böri önce bâtinîliğinin bir kolu olarak Suriye'de gelişen Ismâîlîler'le uğraştı. Germiyan. önce Musul atabeyi Seyf'üd-din Gazi ll'nin hizmetine girdi. Hama'yı (1130). Trablus Haçlı kontluğundaki Ba'arin kalesini kuşattığı zaman. Haçlılara karşı müdafaa ettiği Haleb'i de kendisine bağlayarak kuzey İrak'tan Akdeniz'e kadar uzanan bir devlet kurdu (1126-1146). 1291 yılında Kıbrıs taralı Henri II. bu devletin mirasını ve siyâsî hâkimiyeti. Sonunda zayıf Şam atabeyliğine Nûr'üd-din Mahmud (Musul Atabeyi) tarafından Şam'ın işgal edilmesi ile. Şehr42prr Hakkâri. yüzyılın ikinci yansında da devam etti. Alâeddîn Keykubâd (1220-1237) tarafından zaptedilen Alâiye şehrinde daha sonra küçük bir beylik kurulmuştu. öteki oğlu Seyf'üd-din Gazi I. Zengî Cizre kalesini. Fatımî devleti tarihe karıştı. yardımına karşılık Urfa'yı aldı (1183) ve onun kızkardeşi ile evlendi (1185). 3 . Nusaybin*!.Şam Atabeyllğl: Börililer: (1228-1154) Suriye'ce Selçuklu atabeyi. Oğlu Atabey Muzaffer'üd-din Kök-böri. Karası. Hâmid.296 ______TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 297 altında tutuyorlardı. Başlıca gayesi Suriye Frank-iktidarına karşı bir Müslüman birliği meydana getirmekti. Karamanoğullan'nın bu şehir üzerindeki hakimiyetleri XIV. Mahmud'un ölümünden (1174) sonra Şam ve Haleb atabeylikleri Eyyûbî ailesine intikal etti. Aslında hâkimiyet Moğollar da idi. Kök-böri 44 sene süren atabeyliği zamanında memleketini imâr etti. kendisinin vârisi olmadığı için. yüzyıl sonlarına doğru Anadolu'da Moğol baskısı da zayıflamıştı.Alftiye Beyleri: Türkiye Selçuklu Sultanı I. Sincar Zengî ll'ye verildi. bu mühim hâdise Avrupa'da kral ve imparatorlar idaresindeki II. Can-dar. Pervane. ömrünün sonuna doğru. XIII. Saruhan. birkaç Moğol akınını püskürtmek suretiyle ülkesini korudu. ifoınün beraberindeki Salâhaddin (Eyyûbî) Mahmud'un temsilcisi olarak idareyi ele aldı (1171). Alâiye 1293'de Karamanoğullan'ndan Mecdeddin Mahmud Bey'in eline geçti. Abbasî halifeliğine intikal etti. hattâ İsteharfâfeadâr nüfuzunu genişletmişti/Fakat 1211'de Azerbaycan atabeyi Özbek Ha-. üzerine gelen Kudüs kınalı Fbulque d'Anjou'yu mağlûp ve esir eltfflIST). Kıbrıs kiralı Pierre 1366 Mayısında Alaiye'yi zapta . Zen$nto ölüm tarihînde (1146). ? . alilliği dolayısiyle ülkesini Musul atabeyi Mevdûd'a bırakarak. Zenginin oğlırNûr'ückiin Mahmud Haleb'de. Ectoft merkez olmak üzere. Menteşe. O hutbeyi Memlûk* ler adına okuttu.Erbil Atabeylikleıi: Beğ-Teginliler: (1146-1292) Musul Atabeyi Zengînin Musul valilerinden olan Zeyn'üd-din Ali Küçük. Haçlılarla mücadelesinden dolayı "Seyfüt-lslâm" diye anılan. Seyf'üd-din Gazi'den kardeşi Mevdûd'a geçen bu bölgede. Mısır'da faaliyette bulundu. Musul'da idi. Antakya Haçlı prensi Raymond de Poitiers'yi mağlûp ( 1149) ve topraklarının mühim bir kısmını işgal eden Mahmud. Sonra mücadeleye devamla. 1167'de Nûr'üd-din Mahmud 'un gönderdiği Şirkûh. Bunun oğlu Ebû Bekir 1200'e doğru Hemedatfa. Bir ara Anadolu Selçuklularına tâbi olan Kök-böri'nin ölümü (1232)'nden sonra. Salâh'üd -dinin ölümü (1193) üzerine tamamen müstakil olarak. Karaman. Anadolu Beylikleri (eski söyle-yişiyle Tâvâif-i Mülûk) adıyla anıları yeni kurulmuş büyük. Mahmud ve Mehmed adlarındaki üç oğlundan sonra (1139). Antakya Haçlı Prensliği elinden Kefertâb ve Maarrafun-No'mâniye gibi kaleleri aldı. Yerine arka arkaya atabey olan ve memleketlerini Zengî oğullarından korumağa çalışan Ismâîi. sonra Salâh'üd-din Eyyûbî ile işbirliği yaparak. Eşref. Haçlılar'ın karşısına çıkan büyük kumandanlardan biri olarak tanınmıştır. 20 "bin kadar Ismâîlî'yi kılıçtan geçirmek suretiyle Şam'ı kurtardı. komşuları ile ve Eyyûbîler'le dostça geçinmek. Erbil atabeyliği toprakları. Urfa'yı ele geçirerek Frank kontluğunu ortadan kaldırdı (1144) ki. Musul ve Sincar Eyyûbî tâbiiyetine girdi (1186). Haçlı seferinin hazırlanmasına yol açmıştır. Alâiye beylerinin Selçukluların neslinden geldiği rivayet olunmuştur. a . Çünkü bunlar Kudüs'ün Haçlı kıratı ile anlaşmış. Aydın. Babalarının ölümü (1146)'nden sonra bunlar atabeyliği iki kısım hâlinde idareye başladılar. Sahib-Ata.Anadolu Beylikleri Erdoğan MERÇİL 1243 yılında Kösedağ'da Moğollar karşısında uğradığı mağlubiyetten sonra Türkiye Selçukluları Devleti hızlı bîr çöküş devresine girmiş ve bu devlet llhanlılar'a tâbi olmuştur. Nihayet bütün bölge Moğol llhanî devleti tarafından işgal olundu (1259). Haleb atabeyi Mahmud. Sincar ve Harran'ı aldıktan sonra. bunlardan Meh-med'in oğlu Atabey Mucîr'ü&din Abak da aynı siyâseti güderek varlığını muhafazaya gayret etti. Şam'ın Franklar'a geçmesine yardımcı bir duruma girmişlerdi. vasiyeti gereğince. d . son verildi (1154).

Aliiye'yi alarak Osmanlı devleti topraklarına kattı (1462 veya 1463). Viennios Dükü Torfil kumandasındaki Latin kuvvetlerinin İzmir'e taarruzu ise neticesiz kalmıştı. Beyliğin elindeki bütün isketelerinden alınmakta olan gümrük vergisinin yarısının Latinler'e verilmesi. llyas Bey. Aydınoğulları Beyliği bu suretli Osmanlılar'a tâbi oldu. Umur Bey'le anlaştılar. Umur Bey 1405 yılında öldü. Verine oğlu BrilM âzam Kmar man. kardeşi Hasan ise Ayaslug'a hâlâm olmuşlardı. Bizans ile olan dostluğunu sürdürmüş. Ijütfl Bey takriben 1461 yrlında öldü. Fakat Kantakuzen daha sonra muhalefetle karşılaşmış. Semandrek adası. Virthtf Kılıç Arsian geçti. Sultan'ın huzuruna gelerek itaatini bildirdi. Kendisi en küçük oğlu ile Birgi'de oturdu. Umur Bey'in yarine büyük kardeşi Hızır Bey geçti. Bu beyliğin an önemli iskelesi Ayasluğ (Selçuk) idi. Bu suretle Cüneyd. Isa Bey Osmanlılar'la dost geçindi. Isa Bey'in ölüm tarihi belli değildir. Tire ve İzmir'i beş oğlu arasında paylaştırdı. Murad'ın şehit düşmesi neticesi Yıldırım Bayezid suttan olmuş. Umur amir oldu. Bundan sonra Aydınoğulları'nın faaliyeti durmuş ve beylik çökmeğe yüz tutmuştur.'ün ölümünden (1341) sonra Umur Bey'in dostu Kantakuzen. Bu savaşda Sultan I. İşlek bir pazar yeri «tan Alâiye'den kereste ihracatı mühim bir yer işgal etmekteydi. Ankara savaşından (1402) sonra Timur tarafından memleketle» kendilerine geri verilen beylikler arasında Aydınoğulları da bulunmaktadır. Salihli ve Nif (Kemalpaşa) 'i Aydınoğulları toprakları içine kattı.. Şamseddîn Mehmed'cBr.298 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 299 teşebbüs *tti ise de Karamanoğulları'mn yardıma gelmesi şehrin tekrar Türkler'in elinde kalmasını sağladı. Mehmed Bey zaman zaman Bizanslılar ile dost geçinmeyi tercih etmiştir. Mehmed Bey'in yerine kardeşlerinin ısrarıyla Gazi Umur Bey geçti. fakat bu anlaşma Papa tarafından tasdik edilmedi. Onun ilk günlerinde. Bundan sonra Umur Bey. Kosova Savaşı (1389)'nda Osmanlı ordusunda bulunan yardımcı kuvvetler arasında AydınoğuHarı'nın ki de vardı. Bozcaada. sayısız esir ve ganimetlerle İzmir'e dönmüşdür (1334-1335). Fakat daha sonra Aydınoğlu Mehmed Bey. Umur Beyin zamanı Aydınoğulları için her yönden önemli gelişmelerin görüldüğü parlak bir devre olmuştur. Sasa Bey onarda yaptığı savaşta öldü (1308). beyliği tek başına idareye başladı. Çelebi Mehmed'e karşı çıkan Yıldırım Bayezid'in oğlu . Bundan sonra Umur Bey'in Saruhanoğlu Süleyman Bey ile birleşerek Kantakuzen'e yardım etmek için Rumeli'ye geçtiğini görüyoruz. Isa Bey'e Tire'de oturmak şartıyla bir kısım yerlerin idaresi bırakıldı (1390). Umur Bey'in mukavemeti sebebiyle fazla ilerleyemediler. Fatîh Sultan Mehmed zamanında Gedik Ahmed Paşa. bu sebepten Dimetoka'da imparatorluğunu ilân etmişti. Umur Bey. Umur akrabası olan Menteşeoğlu llyas Bey'den yardım istemiş ve onun sayesinde de Ayaslug'u ete geçirmişti. Bizans -İmparatoru Andronikos III. isyan ederek Midilli'yi ele geçiren Foça valisi Dominique'i cezalandırmak için Saruhan ve Aydınoğulları'ndan yardım istemiş ve bu beylerin sayesinde Midilli ve Foça'yı geri almağa muvaffak olmuştur (1336). Bunun yanısıra 1371 "de Venedikliler İte eski antlaşmayı yeniledi. Germiyanoğulları ordusunda subaşı idi. hıristiyan gemilerinin serbestçe Aydınoğulları limanlarına girebilmesi ve bütün deniz kuvvetlerinin silâhlarını bırakması gibi maddeleri iltivâ etmekteydi. Yıldırım Bayezid onları itaat altına almak için çıktığı Anadolu seferinde Alaşehir'i zapt etti. Aydınoğulları'ndan önce Musa Bey başa geçti ise de çok kısa süre sonra öldü (1403). Alaşehir. Karamamdan aonra^terdeşi Sa¥Ci^*dÖffen Lûtfi Bey bey liğinin başına geçti. Bu beyliğin kurucusu Mübarizeddîn Gazi Bey Mehmed. Bu harekete Aydınoğulları da katıldı. Bu sırada Aydınoğulları'ndan İbrahim Bahadır Bey'in oğlu Cüneyd Bey İzmir'e. O bir av sırasında suya düşerek hastalandı ve bu hastalık neticesi öldü (1334). Gümülcine havalisi. sonra da Ayaslug'a ele geçirdi. O daha sonra düşmanlarına karşı Umur Bey'den yardım istedi Umur Bey ile Kantakuzen bu ilk mücadelede başarı sağlayamadılar. II. Cüneyd Bey. Alâiye Beyi oldu. Mehmed Bey sahip olduğu Ayasluğ. Bu sırada Isa Bey. Hasan'ı Marmaris'de hapsetti Cüneyd Bey önce kardeşi Hasan Bey'i kurtardı. Umur Bey. jgf4$ b . Cüneyd Bey. Umur Bey tekrar geleceğine söz verdikten sonra İzmir'e döndü (1343-1344). Ancak Süleyman Bey'in ölmesi bu seferi neticelendirmeden Umur Bey'i İzmir'e dönmeye mecbur etti (1345). Aydınoğulları. fetret devrindeki Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelelerine de katıldı. Sultanhisar. Bodemya. imparatorun on yaşındaki oğlu Yuannis (Jean)'e vasi olmuştu. II. Fakat sonunda II. Ayaslug (Selçuk) ve Birgi taraflarında kurulmuş bir beyliktir. takat bu şehre yapılan hücum sırasında şehîd düştü (1348). Bu beyliğin birinci «miri elde rnevcud sikkelere göre Savcı b. fakat ona karşı Karamanoğullarfnın teşviki ile Anadolu Beylikleri'nde bir hareket başlamıştı. Lfltfi Bey Karamanhlaf'a karşı \Qtim kiralından yardım gördü. Umur Bey gibi enerjiye sahip olmadığından Latinler'le çok ağır bir anlaşma imzalamaya mecbur kaldı (18 Ağustos 1348). fakat o bu siyâsetinde muvaffak olamadı. Adalar denizi ve Mora sahillerine başarılı akınlar yaptı. Cüneyd Bey. Bunun üzerine Gazi Umur Bey İzmir'i zapt etmek için harekete geçti. Fakat Haçlılar. Ancak her zaman kendisini affettirmenin yollarını buldu. Saruhanoğlu Süleyman Bey 9a birlikte Yunanistan ve Mora'ya sefer yapmış. Rodos şövalyeleri ticaretin aksamaması için İzmir'i vermek şartıyla Umur Bey'le anlaşmaya razı oldular. Süleyman Çelebi onu Ohri sancak beyliğine tâyin attL Cüneyd Bey oradan kaçarak tekrar beyliğinin idaresine hâkim oldu. Burada hazırlanan donanma ile 1319da Sakız'a baskın yapıldı. Hızır Bey muhtemelen 1360 yılında öldü. Sakız. Umur Bey 1335'de Alaşehri hâkimiyeti altına aldı. O. Sonra Osmanlılara yanaşmaya çalıştı. yüzyılın başlannda Büyük Menderes'den itibaren Tire. Çelebi Mehmed ise Cüneyd Bey'e Rumeli'de Niğbolu sancağını vermişti (1414-1415). donanma ile. Sasa Bey'i yenerek Aydın düne hâkim oldu. Latinler Türkler'den İzmir'i almak için taarruz ettilerse de geri çekilmek zorunda kaldılar. Her defasında bu şehzadelerden birisinin tarafını tuttu. Musa Bey'in yerine II.Aydınoğulları Beyliği: XIV. onların seferlerine dahi katılarak Karadeniz'e çıkmış Kili ve Eflak ülkelerini yağmalamıştır (1339-1340) Bizans İmparatoru Andronikos lll. Aydınoğulları donanmaları ile tekrar Ege denizinde faaliyete başladılar. Bu anlaşma yirmi madde olup. Atâiye 142? de Karamanoğullar*gafından Memlûk dev letine satıldı ve bundan sonra şehirde Memlûk hakimiyeti atlında Karamanoğlu Mahmud Bey'in torunları höhöm «Müler. Menteşe Beyi'nin damadı Sasa'nın yardımına gelmişler ve Bizanslılar'dan alınan Aydın eli topraklarının fethinde büyük rol oynamışlardır. Şehirde gemi yapan tezgâhlar vardı ve ticaret dolayısıyla Alâiye beyleri zengin ve halkın da mâli duru mu iyi idi. Bir Haçlı donanması ise sahil İzmir'i Türkler'in elinden aldı (28 Ekim 1344). Ondan sonra beyliğin başına Mehmed Bey'in oğlu Isa Bey geçti. Mehmed Bey'in oğullarından Umur Bey ikibuçuk yıllık bir kuşatmadan sonra sahil İzmir'ini ele geçirdi (1328).

. Candaroğulları'nın topraklarını işgal etmiş. Neticede barış yapıldı (1423 sonu veya 1424 başı)... hattâ ona itaat etmişti. Kurucusu Şemseddin Yaman Candar'dır. İki taraf arasında Kıvrım Bel hudut olmuştu. Osmanlı Sultanı. sıranın kendisine geldiğini anlayarak Kadı Burhaneddîn Ahmed ile anlaşmaya vardt. Ancak Osmaniı- farta-onu yalnız bırakmasından faydalanan Kötürüm Bayezid Kastamonu'yu H(S Candaroğulları beyliğini tekrar ele geçirmeyi başardı. Şemseddîn Candar'ın ölüm tarihi belli değildir.4Ö6neyd Bey Osman-lı öröuâfc ^karşısında çateeiz kalarak önce Ipsllf kalesine çekildi ise de sonuna*' teslim utmak fcötenda kaldrVt'ailesiyle birlikte idam edildi (142M426). Celâleddîn Bayezid. rahim Bey*ih^te hükümeti uzun sürmemiş. Sultari I'. Kalecik ve Çankırı'nın kendisine verilmesini istemişti. kardeşi Candar'ı velîahd göstermesi sebebiyle isyan etmiş ve Kastemonuyâ hâkim ofrriuştu (aş. Bu mücadele sonunda duruma hâkim olan Çelebi Mehmed ile dost geçindi. Mahmûd Bey'i de öldürdü. Murad onufrÖ2örine Anadolu Be$IS*b©yİ Harftza Bey'i göndÖfflK. Çankırı. Süleyman Paşa âni bir baskınla Kastamonu'yu ele geçirdiği gibi.. Sultan Çelebi Mehmed. göndermişti (1417). Süleyman Bey. Onun oğlu Süleyman Paşa. Bakır küresi. Isfendiyar Bey Kastamonu'da idareyi ele aldı.300 ___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI T Ü R K T A R İH ------------------------------. Celâleddîn Bayezid 1385'de Sinop'da öldü. Bunun karşılığında da. kendisine bırakılan yerleri Osmanlılar'a tâbi olan Kasım'a terketti ve arada hudut... Ayrıca Taraklı Borlu (Safranbolu) da ele geçirildi. Çelebi Mehmed'de Isfendiyar Bey'den buraların Kasım'a bırakılmasını talep etmiş. Kalecik ve Tosya kendisine verildi. Fakat Kasım Bey geri dönmeyerek Çelebi Sultan Mehmed'den Kastamonu. Sultani. Murad ona fifyâtfi-MM'vaad ederek bu Ittffaköâfl ayırmış. Isfendiyar Bey de Osmanlılar'a tâbi olmuştur. Osmanlı kuvvetlerinin Kastamonu ile Bakır Küresi'ni alması sebebi ile Isfendiyar Bey sulh teklifinde bulundu. Yerine dölü CeiâleddlHBâyefciti (Kötü-rüm) Bey. Kastamonu'ya Mahmûd Bey hâkim olduğundan Eflani tarafına çekilmişti. II. Murad'a başvurdu ve ondan temîn ettiği kuvvetlerle Kastamonu'yu aldı (1384). c . Nihayet yine 1392 yılı içinde Yıldırım Bayezid çabuk davranmış. Süleyman Bey'i Osmanlı kuvvetleri ile Kötürüm Bayezid üzerine gönderdi. Osmanlılarla dost geçindi. Tire ve Ayaslug'da birçok mimarî eserleri bulunmaklar dır.. emir oldur. Çankırı ve Kalecik de Osmanlı Sultant'na verilmek şartı İte anlaşmaya vahidi.. Fakat Yavlak Arslan'ın oğlu Hûsameddîn Mahmûd Bey Kastamonu'da duruma hakimdi. Sinop'ta Candaroğlu Beyliği'ni devam ettirdi. Başlangıçta Celâleddîn Bayejrftf'lrl Oömanft€ultanı I.. o takriben 1345de ölmfljf^ Yerine amcası Emir Yakub'un oğlu Âdil Bey geçti! Bunurfİamanı hakkırttfa da eHrrttede fazla bfrtJHgî yoktur. Gazi Çelebi'nin 1322'de ölümünden sonra Sinop Candaroğulları topraklarına ilhak edildi. Murad ile münasebetleri dostane idi. Yıldırım Bayezid 1391 ve 1392 yılı başlarında olmak üzere iki defa Candaroğlu Beyliği üzerine yürüdü ise de Kadı Burhaneddîn'in yardıma gelmesi onun geri dönmesine sebep olmuştu. Isfendiyar Bey Sinop'a çekildi. Pervâneoğullarfndan Gazi Çelebi onun hâkimiyetini tanımıştı. Türkiye Selçuklu Sultanı II. Süleyman Bey halkın kendi lehine ayaklanması sonucu Kastamonu'ya hâkim oldu. Sultan Mes'ûd kurtarılması çırasında yararlılığı görülen Şemseddin Yaman Candar'a Kastamonu ve havalisini verdi. Anadolu beylerinin birbirleriyle uğraşmasından yararlanan Isfendiyar Bey. Candaroğullarfnın burada hâkimiyeti uzun sürmedi. 6nun bu dostluğu Yıldırım Bayezid'in ilk yıllarına kadar devam etti. Süleyman Paşa'rmi ölüm tarifti belli değîfdRr: Gıyasedîn fe-1..■-----*■ İ 301 Mustafa Çelebi flfe bfrleşttve bu şehzadeye vezirlikdahi yaptı. Süleyman Paşa 1335 yılına kadar llhanlılar'ın hâkimiyetini tanıdı.* babasının. Âdil Bey 1361 yılında öldö.Candaroğulları Beyliği: Kastamonu. 1339). Böylece Aydınoğulları toprakları tamamiyle Osmanlı idaresi altına girdi. Samsun ve Bafra'yı işgal etti (1419). Ancak Yıldırım Bayezid'in Anadolu'da birliği tahakkuk ettirme yolundaki başarısı üzerine.. Tosya. Isfendiyar Bey Ankara Muharebesinden (1402) sonra Timur'un hakimiyetini tanıdı. İlgaz Dağı tayin edildi. Arkadan gelen Giray kumandasındaki kuvvet Sultan Mes'ûd'u kurtarmış ve yapılan savaşta Kılıç Arslan ve Yavlak Arslan ölmüşlerdir (1292).. Süleyman Paşa'nın Sinop valisi olan büyük oğlu Ibrahîrft. Süleyman Bey Kastamonu'ya hâkim oldu (1383). Giyaseddîn Mes'ûd onların üzerine yürüdü ise de yenilerek esir düştü.. Cüneyd Bey de tekrar "beyliğinin başına geçmi^Br (144î)?tekat o burada tekrar rahat durmadı. Aydınoğullarfnın Birgi. fakat Sinop'da oturan Isfendiyar Bey'i yerinde bırakmıştı. yk. bu teklifin reddedilmesi üzerine de Candaroğlu Beyliği üzerine yürümüştü. neticede Kastamonu ve Bakır Küresi Isfendiyar Bey'de kalmak. Taraklı-Borlu'da yapılan savaşta yaralanan Isfendiyar Bey Sinop kalesine sığındı..Sinop ve havalisinde kurulmuş bir Türk beyliğidir. II. Bunlardan Isa Bey'irç Ayaslug'daki cami en güzellerinden birisidir. Süleyman Bey ikinci kez Suttan I. Çelebi Mehmed'e Karaman ve Eflak seferlerinde oğlu Kasım Bey idaresinde yardımcı kuvvet -. eski Candaroğlu toprakları Kastamonu... buna karşılık o da Osmanlılar'a tâbi oldu ve bundan sonra da dostça geçindi. Süleyman Bey. Bu bölgenin valisi Isfendiyar Bey'in oğlu Hızır Bey 1420'de Samsun'u Osmanlılar'a teslim etmek zorunda kaldı: II. Kastamonu valisi Muzaffereddîn Yavlak Arslan'ı kendisine atabey yaparak sultanlığını ilân etmişti.. Murad'ın tazyiki neticesi beyliğini Osmanlılar'a terk etti (1384). ffâkat onun bu «IMhtğl ufcun sürmedi. Kastamonu'da yapılan savaş sonunda Bayezid Sinop'a çekilmek zorunda kaldı. Murad tahta $fetı$ı zaman (1421) meydana çıkan tanıklıklardan istifade eden Isfendiyar Bey harekete geçmiş. Murad şehzade isyanlarını bastırıp duruma hâkim olduktan sonra Isfendiyar Bey üzerine yürüdü. Yıldırım Bayezid 1394'de Sinop'u kuşattı ise de atamadı. daha sonra Taraklı-Borlu'ya kadar ilerlemişti... Giyaseddîn Mes'ûd'un ilk saltanat devresinde (1284-1296). Murad. önce Çankırı'da bulunan oğlu Kasım Bey'in elindeki topraklan işgal etmiş. yerine oğlu Taceddîn .. Kadı Burhaneddîn yetişmeden Süleyman Bey'i Kastamonu'daki savaşta mağlûp ederek öldürmüştür. fakat Isfendiyar Bey onu metbu tanımak zorunda kaldı. Isfendiyar Bey bir müddet sonra Kadı Burhaneddîn'e bağlanmak istedi. O Fetret Devrinde Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelesi sırasında tedbirli bir siyaset takip ederek her defasında bu şehzadelerden birisini destekledi. Osmanlı ordusunda Kasım Bey de vardı. Aydınoğulları Beyleri edebiyatı da teşvik etmişlerdir. tefencHyar Bey 26 Şubat 1440'da öldü.. Neticede Sultan I. 8u suretle Çelebi Isfendiyar. II.. Kastamonu ve Bakır Küresi Isfendiyar Be/e iade edildi. ondan sonraki beş yıl ise müstakil olarak hükümet sürdü. kardeşi Rükneddîn Kılıç Arslan. Babasının tahtım kardeşi İskender'e btrakmak niye* tindö olduğunu sezen Bayezid'in büyük oğlu Süleyman (-şah) Bey bu duruma kamış ve kardeşi'-Öldürerek Osmanlılara sığınmışta Sultan I. Kadı Burhaneddîn'e fferşı damadı Amasya emiri Ahmetff desteklemiş ve oğlu Isfendi-yar Bey kumandasında yardımcı bir ordu göndemtfştE'lîadı BufhaneddTn her B& orduyu da mağlûp etti (1383). II.

O Eretna Bey'in elinden Elbistan'ı zaptetmiş ve Memlûk Sultanı Melik en-Nâsir Muhammed'den (1309-1340) nâiblik menşuru alarak Dulkadırlı Emirliğini kurmuştur (1337). kervansaray gibi birçok tasisler yaptırmıştır. Ayrıca o. Osmanlrlar'ın himayesinde Memlûkler'e ve Ramazanoğuilarfna karşı başarı ile savaştı. İsmail Bey'e WwHşehîr. hattâ Sivas muhasarası sırasında (1400). Osmanlılar'la dost geçindi. Candaroğulları'ndan Kasım Bey. Çelebi Sultan Mehmed ite de dost geçindi Buna mukabil Ramazanoğulları ve Karamanoğullan'na karşı daimi surette harp etti. Mehmed Bey. Mu