(

R

TÜRK KÜLTÜRÜNÜ ARAŞTİR

Yayınlan: 121 Seri: I
L

Sayı:

TÜRK DÜ
B~;

EL

COĞR
-

| ' İkinci Baskı ANKARA -1992

Bu eser gerçekleştirilmiştir.

*ın desteği ile

Sözbaşı
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, kuruluş tarihi olan 1961'den bugüne kadar yayınladığı yüzden fazla eser, tertiplediği sempozyum ve konferanslar yanında aylık ve ilmî dergileriyle kültür ve medeniyet meselelerimizi aydınlatmaya çalışan bir kurutuştur. Okuyuculara sunduğumuz üç ciltten ibaret Türk Dünyası El Kitabı bahse konu araştırmaların en hacimiisidir.

ISBN : «75-456-047-1 (TK. No) ISBN : 975-456-048-x(1.Cilt) Türk Kültürünü Araf tırma Enstitüsü,

Yayınlayan

\
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü 17. Sok. No: 38 08490 Bahçelievler / ANKARA Tel: 213 31 00-213 41 35 1976 10.000 Sistem Ofset Matbaacılık Umlted Şirketi Ankara, 1992
j

Birinci Baskı İkinci Baskı Baskı Sayısı Dizgi, Baskı

Eserin ilk baskısı tek cilt olarak 1976 yılında yayınlanmıştı. Büyük bir ihtiyaca cevap verdiği için yurtiçinde ve yurtdışında ilgi ite karşılandı ve kısa zamanda mevcudu tükendi Enstitümüz Bilim Kurulu eseri; Seride hazırlanacak El Kitabı'na temel kaynak vazifesi görmesi düşüncesinden hareketle plânlamıştı. Ancak, kültür tarihimizin zenginliği Be meselelerinin azameti plâna sadık kalınmasına engel oldu. Araştırmaların uzu/ıft* veya kısalık gibi düşüncelerle hudutlandırıl-maması bundandır. Yeni baskıda plân ve görüşte ilk yayından uzaklaşmış değildir. DH, tarih ve coğrafya gbi alanlarda kolay değişmeyen bilgiler ilk baskıdaki yerlerini muhafaza etti. Nüfus, &tetfsff/c ve haritalarda bazı değişme ve gelişme gösteren konular yeniden /şfencff. Edebiyata, sanat ve fikir hayatına dair yeni müstakil araştırmalarla Türk Dûnyası'nm -fiusyatte son siyasi ve iktisadf hareketlerin çıkışına kadar- meselelerine bakış yeni bir ufuk kazandı. Toplanan bilgi ve etütleri faydacı bir görüşle üç dit halinde toplamamız tamdan doğdu. Eserin huduttan dışında kalmış daha birçok konularm mevcudiyetini biliyoruz. Enstitümüz Bilim Kurulu'nun hazırladığı plâna göre 12&tük kütö-yat halinde düşünülen eser, ileride tek bir B Kitabı olarak da okuyucuya sunulacaktır. Enstitümüz, Türk kültür ve medeniyeti alanlanndaki top/ü çatışmaların bk denemesi mahiyetindeki bu kitabın ilk baskısında emeği geçenleri hatırlar, bugün aramızdan ayrılanları rahmette anarken, yeni yayına vücut veren meslekdaşlarımıza ve hususiyle büyük emeği geçen Prof. Dr. Abdülhalûk Çay'a şükranlarını sunar. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü

İÇİNDEKİLER
Birinci Bölüm TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI

Giriş..................£;„.„..............................„»..................g............m&&&.........-»-•& % I. Törtı Ülkelerinin Tabiî Coğrafyası (Ahmet ARDEL).........................................7 II. Türk Dünyasının Demografik ve
EkonomikYapısma Toplu Bir Bakış (Nadir DEVLET)....................................55
1. nemngrafir ..jı-y^ı. ftşa^fe ,.;«,_____________.........„...................«..............*.SB

*-* Ekonomi........................................afifti........................................................91 İkinci Bölüm TÜRK TARİHİ..........Jı Ç|»T iı■ ı■rTTt]İl|^iıjlıjL»■ Vıt»ı..............................»...-âLi-JM Giriş (İbrahim KAFESOĞLU)...............................................................................111 K Asya Türk Devletleri (İbrahim KAFESOĞLU),......,................._____..........111

1. Hun İmparatorlukları (İbrahim KAFESOĞLU)............................................ 111 2. Tabgaç Devleti (İbrahim KAFESOĞLUJL.........................*...££&&..........125 3. Göktürk Hakanlıkları (İbrahim KAFESOĞLU).NOîftfcSfij.......-3*.........«... 12? 4. Uygurlar (İbrahim KAFESOĞLU)........».»„„....................$fiS...............«... 145 5. Kırgızlar (İbrahim KAFESOĞLU^^.^**^...............^Mfc.,.....J,ja*üu£»„t... IS)
&TDrgişler (İbrahim KAFESOĞLU) ^k......................4&U.......................... 1fl0

7. Karluklar (İbrahim KAFESOĞLU) „.,.,.,.____,„..................................«,.....154 8. Oğuzlar (İbrahim KAFESOĞLU)..............................................................
156

9. Kimekler (M. Kemal ÖZERGİN)......-........................................................156
II. Doğu Avrupa Türk Kavim ve Devletleri......................................................175 Doğu Avrupa'daki En Eski Türk Kavimleri

Giriş (Akdes Nimet KURAT)....____..................İL.................................................. î?§

1. İskitler, Sarmatiar, Roksolan ve Yazığlar................................................176 2. Hunlar ve Atöla, (Akdes N. KURAT) *«*»--...........................................177 3. Avarlar (Akdes N. «URAT)........•—ımpr................vm..........................."*** 4. Hazar Kağanlığı...................................................................................«171 5. Peçenekler, Uz (Oğu*)'tar ve Kumaniar............................................-""tR* 6. Kama (Çulman) Bulgarları Devleti..„.,«.„.„,...................«^.........^«^.»Ill

IH . K üttür ve Te şkilât (İbrahim K A FE S ĞLU O ) ..................................................187 1. B ozk ır Kültûrö'nön M en şei M eselesi .....................................................188 2. Sosyal Yapı...........................................................................Himltü 3. B ozk ır Türk lli'nde Te şkilât.................................................................. 201 4. Din ..,„....«,„,„.........................................................i................................208 5. İktisad î H ayat........ .....................................................,......................216 6. E deb î Kültür ve Sanat .............................................................................222 7. Düşünce ve Ahl âk .................................................................................. 228 W . İlk Türk-İslâm Siyas î Teşekkülleri İ (brahim K A FE S ĞLU O )....................... 237 1. Türklerinİslâm iyet'e G şi...; iri ..............................„,...............................237 2. A bbasiler Zam ında an T ürkler (E âk)......................................................238 tr 3. K arahanl ılar (E rdo ğan M E R Ç İL)............................................İM fMİV:> 240 4. G azneli D evleti İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) .....................i&&y&+f^w4fr„2A6 V. S elçuklular İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) ..........................................................247 1. Büyük S el çuklu İm paratorlu ğu.................................jğüfa.....................247 2. Irak ve H orasan S çuklular el ı...................................................................283 3. K irm an S çuklular el ı............................*Ö ® » 1A5* « »>**^^*^ ....................283 4. Suriye Selçukluları.......................«w-l&........^tv^^^a^^,,................284 5. A nadolu Sel çuklu D evleti (H akk ı D . Y ILD IZ) ........mmmri$&....................284 V I. O rtado ğu'da K urulm şuTürk D evletleri (A nadolu » iran, S uriye veısır................................................................291 M 1. D oğu A nadolu ve İzm ir T ürkm en B eylikleri İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) ..............291 2. Atabeylikler (İbrahim KAF^ĞLUkww.^»«~.~™ ?95 297 3. A nadolu Beylikleri (Eğan rdo M E R Ç İLJ.................YtinmrLL'ı'M'^:.......... 4. D elhi T ürk S ultanl ığı (ibrahim A FE S ĞLU O )...,^-. .......................^.............323 5. Mısır ve Suriye'de Kurulmuş Türk Devletleri (M.C.Ş^abeddlnTEKlNDAGj^.*w............",„'»..................................»İ27 6. H arezm şahlar D evleti İbrahim ( K A FE S ĞLU O ) .........................................336 7. K arakoyunlular (Abdulhal ûk ÇA Y ) .........................................................344 8. A kkoyunlular (A bdulhal ûk ÇA Y ) .................................'..J;.. .....................348 V II. İsiâmî Türk D evletlerinde ültür K ve Te şkilât (İbrahim K A FE S ĞLU O ) ................351 1. Hüküm ranl ık.............................................Ü?T.................■...............362

2. Teşkilât.......................................\................................................358 3. H alk ve Toprak ...............................................................................362 4. D iril H ayat .....................................................................................364 5. Felsefe ve Bilim ............................M................................................370 6. E debiyat ........................................................................................376 7. S anat ............................................................................................377 8. İmar Faaliyetleri..............................................„„............................378 9. Türk H ususiyetleri ............„............M....................%..........„...............379 V II. O rta A sya veıpçak K B ozk ırlarında K urulm ş u Türk D evletleri (Ahm et TE İR )...........,....................................383 M 1. Türk-M o ğol im paratorlu ğu ve D evam ı (A hm et TEİR M )........„................«..385 2. AH m O rdu Devleti (A kdes Nim et KU ..............................................400 R A T) 3. K azan H anl ığı (A hm et TEİR M ) ........... .........................„.......................409 4. Astırhan H anl ığı (R e şid Rahm eti AR A ...........".....................................415 T) 5. Kasım Hanl ığı (A hm et TEİM R )...............„......................„....................417 6. Km m H anl ığı (H afflİN A LC IK.............................................................420 ) 7. N ogay H anl ığı (Ahm et TEM İR )............................................................435 8. Sibir (Sibirya) Hanlığı (A.N. KURAT- A.TEMİR)....................................437 IX. Ondördüncü Yüzyıldan Sonra Orta Asya'da Kurulmuş Türk Devletleri (İbrahim KAFESOĞLU)...............................447 LTimurlular Devleti.......................fi|......-.........................................^7 2. O rta A sya'daürkfefr T ....................................................\..................448 3. K aşgar-Turfan H anl ığı.....................................................«............«.450 4. H ind-T ürk İm paratorlu ğu........................... . ....~.................................451 X. O sm anl ı İm paratorlu ğu...............................................................•.......457 1. O sm anl ı İm paratorlu ğunda K ûltör ve Te şkilât (H alilİN A LC IK...................457 ) 2. O sm anl ı D evleti'ntn S iyas î Tarihi (F. Çetin D ER İN )...... ............................477 3. O sm anl ı İm paratorlu ğum da Y enile şm e H areketleri (Ero üm endKUR AN ) .......................................................»— «» ....................................*W

XI. Türkiye C um huriyeti Tarihi (C engiz O R H O N LU —.—............. )....... —507 XII. K uzey K ıbrıs Türk C um huriyeti (H . Fikret A LA....................................529 SKA)

TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI

1

Birinci Bölüm

Türk Ülkelerinin Coğrafyası

bazı kültür tarihçileri Altaylar Kırgız bozkırları arasını (Menghin. belirli ve daha dar bîr bölgenin tâyini müşkül görünmektedir. brakisefal Türk ırkının proto tipi idi. Harnmer. 1856. 1912). Tarihçiler. 1832. 1926) Türk anayurdu olması gerektiğini düşünmüşlerdir. Schott. 1700 .Ural dağları arasına alınmasına.Ö. bazı dil araştırıcıları da Altaylar1 ın veya Kingan silsilesinin doğu ve batısının (Radloff. tarafından yapılan arkeoloji araştırmaları M. hem de Hind Avrupa dillerini konuşan Ârî'lerle temas edebilmeleri -Urallılar'ın bölgenin kuzey ve kuzeybatısında.ancak bu coğrafi kesimde mümkün olabilirdi. Orta Asya'da Kiselev ve Çernikov vb. Bütün bunlara bakarak eski Türk yurdunun coğrafî sınırını çizebilmek az çok mümkün olmakla beraber. Ramstedt. Kuzey Aitaylar'ın hemen batısında (Minusinsk bölgesi) ortaya çıkarılan Afanasyevo (M. 1891. Altay dağlarını Türkler'in anayurdu kabul ederken (Klaproth.TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 3 Giriş Türkler'in İlk Yurdu Ve Yayılış Sahaları Türkler'in göçlerden önce oturduğu topraklar meselesi geçen asırdan beri münakaşa edilen bir mevzudur. san'at tarihçileri kuzeybatı Asya sahasını (Strzygowsky. . 2500 -1700) ve Andronove (M. mongoloid olmayan. Çünkü M. etnologlar İç Asya'nın kuzey bölgelerini. Ari'lerin de Mâverâünnehir'in kuzey sahasında yaşamaları dolayısıyla. 1885. bin ortalarına ait bazı dil yadigârlarının ortaya koyduğu gibi» Türkler'in etrafa yayılmalarından önce hem eski Ural'lı kavimlerle.1200) kültürlerinden bilhassa ikincisinin temsilcileri olan ırk. hattâ Hazar denizinin kuzey ve kuzeydoğu bozkırlarının Türk Anayurdu olarak tesbitine imkân vermektedir. il.Ö. II. ö. Koppers. antropologlar Kırgız bozkırı . 1935). Çin kayıtlarına dayanarak. 1824. binden daha önceki Türk yurdunu tesbitte mühim ip uçları vermiştir. Batılı bilginlerden çoğu meseleyi kendi meşgul oldukları ilim dalları bakımından ele aldıklarından bu hususta çeşitli neticelere varmışlardır. Bununla beraber ciddi "dil* araştırmaları bu sahanın Altay . Vam-bery. 1937) veya Baykal Gölü'nün güneybatısını-göstermişler. 1836.Tanrı dağian arasım.Ö. Castrân. Oberhummer. Bunun sebebi Türkler'in daha iye zamanlardan itibaren geniş bir sahaya yayılmış bulunmaları ve kültürlerini uzaklara kadar götürmeleri olsa gerektir.

M. gibi). Kuzey Çin'de ve bugünkü Moğolistan'da Türkler'in mevcudiyeti daha gerilere Neolitik çağa kadar takip edilebilmektedir. Bu şekilde dahi Türkler'in katıldıkları topluluklar içinde üstün bir kabiliyet göstererek askerî kuvvetlere veya siyasî hayata hâkim oldukları. nüfus kalabaltklığı ve mer'a darlığı Türkier'i göçe mecbur etmiştir.XII.Ö. hattâ bazan devlet kurdukları bilinmektedir (Meselâ Mısır'da. oturulan topraktan ebediyen aynlmanın bir insan için çok müşkül olduğunu ve göçlerin ancak bir takım zaruretler yüzünden vukua geldiğini göstermişlerdir. Büyük ölçüde kuraklık (meselâ Hun göçü). M. iklimi elverişli. Kafkaslar'ın kuzeyinden Orta Avrupa'ya (830'dan sonra). binlerce*yıl devam etmişfi^MÖ. Orhun nehri bölgesinden İç Asya'ya (840'i takip eden yıllarda) göç etmişlerdir. Türkler'in gerek "fütuhat". 1500'lerde olması muhtemeldir. Eberhard'a göre.Avrupalıların bölgeyi kendi hâkimiyetlerine geçirdikleri anlaşılmaktadır. Mâverâünnehir üzerinden İran'a ve Anadolu'ya (XI. . Astında bir bozkır halkı olan ve bozkırlarda doğup gelişen kültürün yaratıcısı bulunan Türkler'in. Meselâ yukarıda zikredilen Uraliî . kabaca batıda Balkanlar'dan. her millet için tabiî sayılacak bir durum değildir. yeni vatan kurma maksadını güden büyük çapta fütuhat vasfındadır. Daha eski tarihlerde Türkler'in Iran yaylası üzerinden Mezopotamya'ya inmiş olmaları da muhtemeldir. yüzytön ikinci yarısından sonra Osmanlılar'ın Rumeli'ye geçişi bu şekilde bir nüfus kalabalığının yer değiştirmesi neticesi olmuştur. gerek "sızma" vasfında olsun etrafa yayılmaları şüphesiz her zaman kolay cereyan etmiyor. Zaruret neticesi de olsa. Bunlar. Bu durum Türkler'de zamanla.Pencâb havalisine doğru ilk Türk hareketi. haksever ve âdil insanlar olmalarına rağmen Türkler hakkında söylenen hayal mahsulü türlü ithamların sebebi de bu olmalıdır. 1500 -1000 arasında bir kısım Türkler Uzak Doğu'da yaşıyorlardı. Hindistan'da). asır göçleri). Bununla beraber Türklerin birbiri arkasına çeşitli yönlerde yayılmalarını sağlayan başka âmiller de mevcuttur. Meselâ. asır Moğol K'i-tan hücumu) Türkler.. bazı kalabalık boylardan ayrılan grupların veya ailelerin veya sağlam yapılı gençlerin yabancı devletlerde hizmet almaları suretinde belirir. Aslında İyi. Gerek bu şekilde.XI. zira dilleri "ana Türkçe'den en ayrı düşen Türk kavimleri bunlardır ve bilhassa Yakutça bugün en çok değişen bir lehçedir. Anadolu'nun Selçuklular tarafından iskân edilmesi (XI . asırlar) "İskitler* i!e birlikte yaşadıkları tahmin edilmektedir. kuzeyde Kuîey Buz Deft&Pnden güneyde Tibet'e kadar olan geniş bir sahada yaşarlar. en İptidaisi dahil hiçbir kavmin kendiliğinden ve keyif için yer değiştirmediğini. ormanlık.Ö.Ö. Böylece tarih? devirlerde Türkler'den tur kütle başka bir Türk zümresini arzuları hilâfına. Kuman (Kıpçak) ve Uz (Oğuzlar'dan bir kol)'lar Hazar Denizi kuzeyinden Doğu Avrupa ve Balkanlar'a (IX . yayılma safhasında kendi kültürleri için yaşama ihtimalinin zayıfladığı sınırlarda durakladıkları. asır). tabiat servetleri zengin ve o çağlarda pek az nüfuslu civar bölgelerde mevcut idi. 1300 -1000 arasında Türkistan'da bulunduklarına dâir işaretler vardır. Orhun bölgesinden Seyhun Nehri kenarlarına (X.Türk . her an karşılaşılması aşikâr tehlikeleri göğüslemeğe hazır bulunmak ve aralıksız bir ölüm-kafım savaşı vasatında yaşamak. asır) ve sonra. hem de çok mühim tarihî neticeler vermiştir.III. asrın ikinci yarısı). Hindistan'ın Indus . fasılalarla. dünyayı huzur ve sükûna kavuşturmayı gaye edinen bir fütuhat felsefesi ve her yerde âdil. Peçenek. Tarihî kayıtlarda Türk göçlerinin de iktisadî sıkıntı. hem uzun mesafeler katetmek suretiyle yapılmış. Türkler'in başka memleketlere yönelmelerini değil. Bulgarlar Karadeniz kuzeyinden Balkanlar'a ve İtil (Volga) nehri kıyılarına (641 'i takip eden yıllarda). Balkanlar'da Bulgarlar. Bunlardan biri. yüzyıllar) ve XIV. Toprağın artan nüfusu oesleyemez hale gelmesi yüzünden dar ziraat alanları dışında. çok sıcak ve rutubetli bölgelere pek girmedikleri görülmektedir. Eski dünya kıt'alannda görülen geniş Türk yayılmalarının pek ciddi sebeplere dayanması gerekir. bir tahmine göre. asır). bin başlarına tesadüf eder. ancak hayvan yetiştirebilen Türkler'in tabii bir hayat sürebilmek için çeşitli gıda maddeleri. daha ziyade bozkır kavimleri için bahis konusu idi.XI. Türkler'de açık şekilde müşahede edilen ve onların tarih boyunca hareketli bir topluluk halinde sürekliliğini mümkün kılan bu ruhi davranış. yabancı inanışların hâkim olduğu bölgelere nüfuz etmiş Türk zümrelerinin. bazan iktisadî ve ticarî bakımdan nisbeten daha fazla imkânlara sahip diğer Türk topraklarına intikaline de yol açmıştır. Türkler'den bir kütlenin de batıya yönelerek Volga Nehri etrafındaki düzlüklerde (M. Bunu Batı Türkleri'nin tarihinde de görmek mümkündür. Milâttan sonraki Türk göçlerine katılan boylar ve zamanları hakkında ise açık bilgilere sahip bulunuluyor: Hunlar Avrupa'ya (375 ve müteakip yıllarda) ve Kuzey Hindistan'a (Ak-Hunlar). Bugün Türkler. başarılar arttıkça daha da kuvvetlenmiştir. Bunun yanısıra her askerî muvaffakiyet de yeni bir siyasî hedefe yol açmış ve ülkeler zaptedildikçe yeni fetih arzuları kamçılanmıştır. insanları eşit sayan Türk töresini yürürlüğe koymak üzere bir cihan hâkimiyeti mefkuresi doğurmuşa benzemektedir. Diğer taraftan Türkler'den bîr kısmının da M.Ö. Türk maneviyatının sağlamlığıdır. asır ortası). gerek yabancı ağır dış baskıya maruz katan (meselâ XI. Türk tarihine dair kayıtlarda göçlerin ve akınların başlıca sebebi olarak zikredilen bu hususlar. Oğuzlar. giyim eşyası vb. Sabirler Aral'ın kuzeyinden Kafkaslar'a (V. Avrupa Hunları Orta Asya'dan Orta Avrupa'ya (VI. vukubulan büyük Türk göçlerinin tarihleri kesinfikle bilinmemekte beraber bazı tesbitler yapılabilmektedir. VI. Bunlardan bilhassa Hun ve Oğuz göçleri. Yabancı hayat tarzı. oralarda fazla barınamadıklan ve çok kere varlıklarını kaybettikleri dikkati çekmektedir (Çin'de Tabgaçlar. Bu göçler. Batı Avrupa'da Hunlar. Bu durum.Ârî komşuluğunun M. gibi başka iktisadî vasıtalara da ihtiyaçları vardı. Kuzey Hindistan'da çeşitli Türk devletleri vb. Macarlar'la birlikte bazı Türk boyları.Ö. I. bu durum. Tarihte göçler mevzuunun araştırıcıları. yalnız. bilinmeyen ufuklara doğru akmak. Tarihte Türk yayılmalarının diğer bir şekli de 'sızma* diyebileceğimiz yoldur ki. bazan pek şiddetli çatışmalara sebep oluyordu W. göçe mecbur etmiştir (meselâ IX . ağır darbelere maruz kalan yabancılar tarafından Türkler'in sevimsiz karşılanmalarına yol açıyordu. doğuda Büyük Okyanus*. W. Türkler'den bîr kol olan Yakutlar İle Çuvaşlar'ın ana kütleden ayrılması ve Yakutlar'ın Doğu Sibirya'ya doğru yönelmeleri çok eski bir tarihte vukubulmuş olmalıdır.f 4 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 5 Çok eski zamanlarda başlayan anayurttan ayrılma hareketleri. buraya dışarıdan gelen Hind . yani Türk anayurt topraklarının geçim bakımından yetersiz kalması sebebiyle olduğu belirtilmiştir. Uygurlar. tabiiyeti kabul edip istiklâlden mahrum kalmaktansa memleketi terk etmeyi tercih ediyorlardı.

Türkiye Cumhuriyeti. Bu iki birlik. Türk Ülkelerinin Tabii Coğrafyası Ahmet AnM Sayılan 150 milyonu aşan Türkler.Baykal gölü arasındaki Altay. Azerbaycan'da ve Anadolu'nun dağlık yerlerinde de aşağı yukarı aynı karakteri göstermektedir. I. dağlara. Filibe. tabii bir neticesi olarak da. Başkırt ve Çuvaş boylarının ve Fin-Ugur kavimlerinin yaşadığı Idil-Ural bölgesi. Suriye'nin Azez. ovaları. Türkiye bu topraklarda oturan insanların "ana vatan") vasfını kazanmış. Kafkasya'da. esas itibariyle ziraat ve hayvancılığa dayanmaktadır. kurak iklim bölgeleri (bozkır ve çöller) oluşu ve hâkim yüzey şekillerinin de. kurak bölgeleri (çölleri ve stepleri). doğu kısmt Çinliler'in idaresinde olan Türkistan'dır. Afganistan'da. yani ovalar ve alçak yaylalar. hattâ yabancı boyunduruğu altında yaşayan soydaşları için de bir ümit ve iftihar kaynağı. Orta Asya'nın dağlık sahalarında ve bozkırlarında hayat tarzı geniş ölçüde hayvancılığa dayandığı gibi. Bunun. Pilevne ve Varna bölgelerinde. diğeri de batı kısmı Ruslar'ın. Yunanistan'ın Batı Trakya. Yakutistan ite Altay dağları . ön Asya ve Orta Asya Coğrafyasının Ana Hattan: Akdeniz'den Batı Pakistan'a. birlik ve beraberlik içinde güzel yurdumuzu ve milletimizi daha mutlu günlere. güney kısmı Iranfılar'ın idaresinde katan Azerbaycan ile beraber. ziraat sahalarıdır. Polonya'da. yeryüzündeki tek bir Türk devletidir. Hudutlarını kabaca çizdiğimiz bu sahada Türkler'in topluca yaşadıkları diğer yerler Tatar. Kesintisiz Türk nüfus sahası olarak sınırladığımız yerlerin dışında Türkler Yugoslavya'da. Hedef ve dileğimiz. Bu saha» Kuzey Buz Denizi'nin (Arktik Okyanus) bir parçası olan Doğu Sibirya Denizi'nden Akdeniz'e kadar Avrasya (Avrupa-Asya) kıt'asını verevine kesmekte ve Idil-Ural bölgesinden Himalayalar'a kadar uzanan memleketleri içine almaktadır. yeryüzünde geniş bir sahaya yayılmışlardır. gerçek bur ana vatan olmuştur. Hakas ve Tannu-Tuva bölgeleridir.geniş saha dahilinde Türkler. bütün gücünü memleketinin imarına ve halkının refahına adamış. Türk Dünyası'nın çok bûyûk bîr kısmı Ön Asya İle Orta Asya'da yer almakta. Batı Trakya'dan Moğolistan hududuna kadar hemen hemen kesintisiz bir Türk nüfus sahası vücuda getirirler. Münbiç ve Lazkiye bölgelerinde. Türk dünyasının hayat tarzında bir birlik vardır. Irak'ın Kerkük havalisinde. ancak küçük bir kısmı Avrupa'da bulunmaktadır. Bugün 68. bu yerler. yaşadıkları yerler arasında mesafelerin uzak olmasına rağmen. geniş ovaları ve bilhassa vahalarında hâkim geçim kaynağı ziraat olduğu git». Ayrı birlikler halindeki bu bölgelerin coğrafyası. yıldönümünü İdrâk ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti. ana hatlarıyla aşağıda gösterilmiştir. Görülüyor ki. Bunlardan bin Türkiye. Romanya'da Dobruca ve Basarabya'da. aralarındaki intikali sağlayan ve kuzey kısmı Ruslar'ın. engin Türk Tarihi İçerisinde kuruluşunu takip eden yarım yüzyıllık sureyi. Atatürk'ün mânevi rehberliğinde. iki yerde büyük ve yeknesak topluluklar teşkil ederler. çağdaş medeniyet seviyesinin de üstünde bir başarıya ulaştırmaktır. yaylalara ve ovalara tekabül edişidir. Gerçekten. Azerbaycan'da ve Anadolu'da. bazı Ege adalarında ve Kıbrıs'ta yaşarlar. Bu geniş sahanın göze çarpan umumi karakteri. Mestanlı -Kızanlık.• TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI f Bu. Orta Asya dağ ve ovalarından Kızıldeniz'e kadar uzanan sahada Ön Asya. Buralarda yaşayan Türkler'in hayat tarzları. Bulgaristan'ın Deliorman. çeşitli dış tehlike ve tehditlere rağmen savaşsız geçirmiş. bölgeden bölgeye bazı farklar göstermekle beraber. yay şeklinde .tarihî bir gelişmenin mahsulüdür. Doğu ve Batı Türkistan'ın alçak yaylalariyle. Makedonya ve Üsküp havalisinde.

azaltmak ve yağışı kara çevirmek suretiyle bu umumî hatları daha belirli bir hale getirmektedir. Ege kıyılarından Afganistan'a. Buna benzer hareketler diğer ön Asya ülkelerinde de cereyan etmektedir. Yüzey şekillerinin çeşitliliği sıcaklıkları. Gerçekten Ön Asya'da hüküm süren iklim neticesi birbiriyle ahenkli olmayan unsurlar arasında bir yakınlık meydana gelmiştir. ön Asya'da esas itibariyle iklim ve yüzey şekillerinden ileri gelen bu mevsimlik yer değiştirmeler. Kapalı ve açık havzalar da birbirini takip etmektedir. Suna insanlarla birlikte hayvanlar da katılmaktadır. Ön Asya'nın ovalarıyle dağları arasındaki bu mevsimlik göçler. hattâ bazı bölgelerde tamamen ortadan kalkan. Burada büyük tabiî bölge birliği. Her tarafta günlük (bilhassa yazın çöllerde) ve yıllık sıcaklık farkları fazla ve mevsimler arasındaki sıcaklık değişiklikleri belirlidir. Elbruz dağları. Karadeniz'in doğu ve Hazar denizinin güney kıyılarında ise her mevsimi yağışlı bir iklim vardır. Suriye ve Arabistan düzlükleridir. Ön Asya memleketlerinde çukur sahalarla bunları çerçeveleyen yüksek dağ ve yaylalar arasındaki ehemmiyetli yükseklik farkları (Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde kıyı ovaları ile dağ sıraları arasında 2. bugün olduğu gibi tarihin her devrinde görülmüştür. Ön Asya'da kurak iklimlerin muhtelif çeşitlilikleri tesirlerini gösterir. Görülüyor ki iklim. Aynı şekilde iniş ve çıkış Doğu Anadolu dağları ile civar ovalar arasında da vardır. yağış miktarlarını çoğaltıp. seyrek ve cılız. Rion ve Kura vadileri. Hicaz'dan Horasan'a kadar geniş bir sahada aşağı yukarı aynı iklim şarttan hüküm sürmekte ve bununla alâkalı olarak aynı bitki manzarası.'den fazla) dolayısiyle yazın çok sıcak olan çukur sahalardan yüksek yerlere. Bahar mevsiminin yağışları bitkilere yeniden hayat verir. Bunun dışında kalan Ön Asya memleketlerinde kurak ve sıcak yazlar ve bazen şiddetli geçen yağışlı kışlarla kenefini gösteren çeşitli iklim tipleri hüküm sürmektedir. devamlı göçle- . Anadolu'nun batı kısmında Yörükler her sene sıcak yaz aylarında yaylalara çıkar ve sonbaharda da alçak ovalara ve vadilere inerler. yaylalar ve ovalar gibi genç ve ihtiyar şekiller yan yana bulunu/. Toroslar.000 m. Ön Asya'da yüzey şekillen bakımından bir birlik yoktur. Her tarafta yükseklikleri teşkil eden dağlar. Kuraklık. yukarda kısaca bahis konusu edilen muhtelif unsurları birleştiren bir husus olarak ortaya çıkmaktadır. su kaybına karşı mücehhez bitkilerden müteşekkil topluluklar dağları ve ovaları örtmektedir. Bunlar Kafkaslar. İç Anadolu ve Doğu Anadolu yaylaları ile Iran yaylası. belirttiğimiz tezatlar içinde kayboluyor gibi görünüyorsa da iklim onu perçinlemektedir. Ön Asya'da. Mezopotamya ovaları. Akdeniz ve bilhassa Karadeniz kıyılarına yaklaştıkça ehemmiyetini kaybetmektedir. Her yerde yaz mevsimi bitkilerin gelişmesinde bir duraklama devridir. Arap yarımadasının güneybatısında musonun tesiriyle yazın. Birliği sağlayan iklimle tezadı yaratan yüzey şekillerinin terkibi ön Asya'da unsurlar arasında yeni bir bağ yaratmaktadır. İnsanlarla birlikte sürülerin yer değiştirmesi (göçebelik) ön Asya'nın tarih boyunca ar-zettiği en büyük hususiyetlerinden biridir. Halen gittikçe ehemmiyetini kaybeden. kışın da çok soğuk olan dağlardan ılık ovalara doğru mevsimlik iniş çıkışlar vardır. Hindikuş ve Zagros dağları. zaman zaman seyrini değiştirerek.6 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 9 yüksek dağları ve bunlar arasında yer alan yüksek yaylaları ihtiva etmektedir.

bilhassa yer şekilleri bakımından. jeolojik tarihin pek eski devirlerinde katılaşmış ve üzeri tortullarla örtülmüş Ur . içinde teşekkül ettiği dar ve derin eski Akdeniz) yan basınçlarla meydana çıkmış olan dağ sıraları. güneyde. bu sahaların Türk ülkeleri olduğunu unutturmaktır. Kuzey ile güney. Diğer taraftan hâkim unsuru teşkil eden Türkler'in vatanı için Türkistan tâbiri de doğrudur. Birinci Cihan Harbi sonuna kadar Avusturya ve Almanya arasında paylaşılmış Çekoslovakya için de Avusturya Çekoslovakyası ve Alman Çekoslovakyası diye tâbirler kullanılmamıştır. yaylalar ve bunlar arasında yer alan küçük-büyük bir takım kapalı çukurluklardan müteşekkil olduğu halde. Alp sistemine dahfl dünyanın en yüksek dağ sıfatenm teşkil eden Himalayalar'la. böyle bir duruma yol açmıştır. Ovalardan müteşekkil olan batı kısmı ise bu büyük bölgenin alçak kısmını meydana getirmektedir.. Ruslar'ın Batı Türkistan'ı Sinkiang eyaleti diye adlandırarak Türkistan mefhumunu büsbütün ortadan kaldırmaya çatışmaları bu görüşümüzü kuvvetlendirmektedir. Ruslar'ın ve Çinlilerin daha da ileri giderek. Bugün Rus işgali altında olmasına rağmen. medeniyetlerin yer değiştirdiği bölgelerdir. İstilâcı devletlerin kullandıkları tâbirler Türk Birliğini parçalayıcı. Büyük bir coğrafî birlik olarak "Orta Asya' tâbiri yerindedir. aslında sadece Türkistan'dır ve coğrafî araştırmalardaki bölge taksimatına uyularak Doğu ve Batı Türkistan diye iki kısma ayrılmıştır. Yabancı bazı müellifler bu yerlerin bugünkü siyasî durumunu göz Önünde tutarak Doğu Türkistan'a Çin Türkistanı. Böyle bir adlandırmada Orta Asya'nın Pamir ile Altay dağları arasındaki dağlık sahanın doğu kısmı Doğu Türkistan'ı batı kısmı Batı Türkistan'ı meydana getirmektedir. hattâ ortadan kaldırıcı mahiyettedir. esaslı farklar vardır. Onun içindir ki. Bu tâbirler tarihi bakımdan olduğu kadar ilmî bakımdan da hatalıdır. .. kuzeyde geniş bir saha kaplayan bir jeosenklinalden (dağların. batıda Hazar denizi ile. Filhakika halen bu bölgeler adlarını. Çin Türkistanı gibi sunî bir ayırım yapanların maksattan. Ön Asya'nın bir ucundan öbür ucuna kadar uzanan bu sahada yapı ve yüzey şekillerinin mahiyetine bunların tesir ve mukabil tesirleri hâkim olmuştur. geniş mânada Türkistan denilmektedir. batı kısmı kapalı denizlerle göllerden ve geniş ovalarla alçak yaylalardan meydana gelmiştir. Tarihte buna ait misâller çoktur. Bu misâlleri çoğaltmak mümkündür. Asya'nın bu kısmında Türk unsurlar hâkim olduğu için Orta Asya topraklanna.kara parçası.re ve yayılmalara inkılâb etmiştir. Orta Asya'yı. doğuda Büyük Kingan dağları arasında kalan geniş saha meydana getirmektedir. geçici büyük imparatorlukların kurulduğu ve kavimlerin. Bu geniş sahanın doğu parçası ile batı parçası arasında. Batı Türkistan'a da Rus Türkistanı demektedirler. bazı coğrafyacılar. Doğu Almanya için Rus Almanyası denmediği gibi. Aslında Rus Türkistanı. Ön Asya büyük istilâlar diyarı. doğu ile batı arasındaki bu 'geçiş bölgesi. Ön Asya ve Orta Asya'nın Yüzey Şekilleri: Güneyde. tabiî şartlan ve kaynaklarıyla. Bu geniş bölgenin adı. üzerlerinde yaşayan milletin adından atmaktadırlar. Orta Asya'nın yüksek dağ ve yaylalardan müteşekkil doğu kısmına 'Yüksek Orta Asya" derler. kuzeyde Sayan dağları ve Baykal gölü etrafındaki dağlar. Orta Asya'nın doğu kısmı yüksek dağlar.

kuzeybatı .Krasnodovsk denizaltı eşiği ile Kafkaslar'a. Ön Asya sıradağlarına bağlanabilir. sade bir yapı arzetmektedir. zamanın ikinci yarısında (Neojen'de) aşınma neticesi geniş bir dalgalı düzlük haline gelmişti. Bu kısımda Sefid Kûh. bahis konusu bölgelerin her tarafında hemen aynı özelliği haizdirler: Verimli topraklar. Fakat bölge katılaşmış olduğundan tektonik (tabakaların ufkiliğini bozan hareketler) hareketlerin büyük bir kısmı kendini kırılmalar şeklinde gösterdi.kuzeydoğu istikametinde devam ederler. takriben Kabil civarında birleşirler. İşte bu sebeplerden dolayı Ege denizinden Hindikuş'a kadar olan sahada uzanan dağların. sık sık su baskınına mâruz kalan yerler. Zamanın ikinci yarısının ortalarına doğru. Kopet dağ ve bunun güneyinde aynı istikamette uzanan Binalut. . eski kütlelerin (Arabistan gibi eski kıta çekirdekleri) kuzeye doğru ilerlemiş oimatarıyle ilgilidir. ön Asya'nın batı kısmında kuzey ve güneyde uzanan dağ sıralan arasında bir bağlantı görülmemektedir. Yukarıda bildirildiği şekilde meydana gelen sıradağlar. III. aynı zamanda. basit yapı şekliyle.kuzeydoğu istikametinde uzanmaktadır. fakat buna mukabil şiddetli deprem sahaları. bazılarının içmde bir takım setler meydana getirerek gerisinde büyük göllerin teşekkülüne yol . kuzey Anadolu dağ sıralarını Güney Anadolu dağ sıralarına bağlamaktadır. Van gölü ile Gökçegöf'ün doğusunda bu dağlar tekrar genişlerler ve şahsiyetlerini kazanırlar.Suriye plâtformunun kuzeye doğru bir çıkıntı yapması neticesi Güneydoğu Toroslar kavsi. Bunlar. ön Asya'da bugünkü yüzey şekillerinin ilk taslağı III. Yukarda bildirildiği gibi Hazar denizinin doğusunda kuzeybatı . sulak yerler. güneyde. IH. bölge olarak Anadolu'nun en yüksek kısmıdır. Kafkaslarla İran Azerbaycanı dağlık bölgesi arasında bulunan orta ve aşağı Kura havzası ve aşağı Araş oluğu Azerbaycan'ın en verimli sahasını teşkil eden bir çöküntü bölgesine tekabül etmektedir. meydana gelmiş olan kıvrımlar aşınarak düzleşmiştir. Bu kollardan güneydekiler çok daha basit yapıdadır. doğuda Gondvvana) kuzeye doğru ilerlemesi neticesi kıvrımların yaptıkları kavislerin uzantısında karışıklıklar olmuştur. Bu zamanda. İstikametleri batı .güneydoğu olan çukur alanlar. Puşti Kûh silsileleri sıkışarak yüksek Kûh-i Baba silsilesini meydana getirirler. bütünüyle.doğu. İran Azerbaycanı'nda dağ sıralarının uzantısı daha karışıktır. Fakat öyle zannediliyor ki. Buralar yapı bakımından Doğu Anadolu'yu andırmaktadır: Kuzeybatı . Balkanlar'ın ve Istrancalar'ın devamı olan. mevziî buzulların aşındırmasını da ilâve etmek lâzımdır. Zaman (Kuaterner)'da husule gelen şiddetli volkanizma neticesi lâvlar bu çukur sahaların bir kısmını doldurdu. Aip kıvrımlarını müteakip tesviye edilmeye başlanan Ön Asya. Biga yarımadasında güneybatı . Zamanın birinci devrinde (Eosende) meydana gelmiştir. Bu hal. III.kuzey. çöküntü olukları ite geniş sahaları kaplayan lâv akıntıları ve sönmüş volkanlar. Bu kısımda yükseklik 7.güneydoğu istikametinde etrafı yüksek dağlarla çevrili bir yayla. Aynı yapı sadeliği güneydoğuda Mekran dağlarında da görülmektedir. güneybatı . Umumiyetle akarsuların yaptığı bu aşınmaya.000 m. kuzeydoğuda Hindikuş sıradağı halinde devam ederler. Bu kıta çekirdekleri eski dağların aşınmasiyle meydana gelen düzlüklerdir. Bunların ortasında Iran yaylası bulunmaktadır. arzettikleri mukavemet dolayısiyle. Burada dağlara ve ovalara bu istikameti verdiren âmil kırıklardır. Dördüncü Zamanın yağışlı . Bu yapı şekli Marmara bölgesinin güney ve güneydoğusunda da vardır. Afganistan'da. Anadolu'nun her tarafında. Zaman sonu ve IV. Mezopotamya ovalarına hâkim olan Zagros dağlan. yer yer yayıldıkları ve sıkıştıkları görülmektedir. Iran Azerbaycanı'nda mevcuttur. Bunların neticesi etrafı dağlarla çevrili çukur sahalar husule geldi. Hazar denizinin doğusunda kuzeybatı . Hakikatte İç Anadolu'da kıvrımlı dağ kan/isleri. Kuzey ve Güney İran'dan seyreden kotlar. Buna karşılık bölgenin kuzey kısmında üçüncü zamanda meydana gelen büyük dağ sıraları mevcuttur. Kuzey Anadolu ve Iran silsilelerinin kuzeyinde yer alan Kafkas dağları. Salt Range Ön Asya dağlarının en doğu kısmını teşkil eden silsilelerdir. Horasan'da Ntşabur ve Sebzevar'a kadar uzanmaktadır. Zamanın başlarında (Pliosen ve Kuaterner'de) husule gelen takımıyle yükselme. Gerek Zagros dağlarında. hiç olmazsa Ön Asya'nın batı kısmında. Eski Akdeniz'in kapladığı geniş sahada meydana gelmiş olan bu dağ zincirleri birbirine eklenerek Ege kıyılarından Karakurum dağlarına kadar uzanmaktadır.kuzey istikametini alırlar. Kafkaslar da daha batıda Taman ve Kerç kıvrımları ile Kırım'a bağlanmaktadır. Burası. Bundan sonra husule gelen takımıyla yükselmeler (epirojenik hareketler) yer yer.kuzeybatı istikametinde uzanan dağ sıraları ite Kuzey Anadolu dağlarının güney kolu karşılaşmaktadır. Meselâ Güneydoğu Anadolu'da Arap yarımadası . hafif dalgalı bir düzlük (peneplen) haline gelmişti. Zamanın ikinci yarısında ve bilhassa III. aşınmayı şiddetlendirerek yüzey şekillerini daha çok kenar dağlık bölgelerde gençleştirmiştir. Bursa bölgesinde güneydoğu . Bazen de jeosenklinal içinde mevcut eski bloklar.'yi geçen bölgelerde.500 m. Kabil'in doğusunda birçok gruplar halinde balı . Kafkasya'da. kenar bölgelerde denizler. Ege bölgesinin iç kısmında dağların istikameti doğu . Anadolu'nun batı tarafında kıyı kısmında dağlar Çeşme yarımadası ile Sakız adasında güney . gerek Mekran'ın doğusunda eski kütlenin (-batıda Arap bloku. Aynı uzanış Gelibolu yarımadasında da görülmektedir. bu devirde. Afrika plâtformunun devamıdır.batı olup aralarında aynı yönde uzanan geniş ovalar vardır. bütünüyle batı-doğu istikametinde uzanmakla beraber.buzul devresinde yüksekliği 2.doğu. bazı müşterek hatları İte.'yi geçmektedir. 81» Zaman sonları (Üst Neojen) ve IV. beşerî ve iktisadî hayatın toplandığı merkezler. kıvrımların istikamet değiştirmelerine sebep olmuşlardır. Yerli ve yabana jeologların araştırmalarına göre Anadolu. Daha doğuda dağ kavisleri Himalaya silsilesi arasında devam eder. kırık hatları boyunca sıralanmış olan volkanların da mü» him bir rolü vardır.güneydoğu istikametinde uzanan Büyük Balkan ve Kopet dağ silsilesi. Bunda.güneydoğu istikametinde uzanan büyük Balkan.10 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI M Güneyde eski bir kara parçası olan Arabistan. seviye farklarına sebep oldu. yer yer sapmalar da göstermektedir. Mekran'ın doğusunda sıkışmış olan bütün dağ sıralan güney . Bu yapı şekli Eibruz'a kadar devam etmektedir. Baku . Bu bölgenin kuzeyinde Kuzey Anadolu dağ kavisleri sıralanmaktadır. Bu yerler. Kabaca Bursa bölgesinde birbirinden ayrılan Kuzey ve Güney Anadolu dag sıraları Ooğu Anadolu'da birleşirler ve sıkışırlar. iç kısımda göller geniş sahalar kaplıyor ve işgal ettikleri çanaklara birikintilerini bırakıyorlardı. Bunun doğusunda Kuzey Iran dağlan. kuzeye doğru atılmıştır.

Çukurun batı ve güneybatı kenar? 3.928 m. Türkistan dağları. gerek bunların eteğinde yayılan lâvların husule getirdikleri setler.batı. 5. Zaman başlangıcında bütünüyle yükselme (epirojenik) hareketleriyle bölge büyük yükseklikler kazanmıştır. suyu sağlayan dağlardır. Tanrıdağları ile Büyük Altaylar arasında çöl ve bozkırları ihtiva edBrt Çungarya havzası bulunur. yükseklikte bir göte tekabül etmektedir.kuzeydoğu istikametlerinde birtakım yaylar çizen dağ sıralan kuzeyden güneye doğru şöyle sıralanmaktadır: Kuzeybatı güneydoğu istikametinde uzanan Tarbagatay dağlan ve bunların güneyinde de Aladağlar. ikincisi 1. Orta Asya'nın bu dağlık sahasında iki tip yüzey şekli ayırdedilmek-tedir: Çukur sahalar ve dağlar.000 metreyi geçen birçok zirveler ve bunların üzerinde müteaddit buzullar vardır.) ün teşekkülüne meydan vermiştir. yükseklikte bir ovaya. Üzerlerinde 4. Yükselme. yükseklikleri 4. akarsular ve bitki örtüsü Üzerine esaslı tesirleri olması dolayısiyle evvelâ yer şekilleri kısaca gözden geçirilecektir.kuzeydoğu istikametinde uzanan büyük çukur sahalarla kaplıdır. Terskei Aladağı. 1965'teki Taşkent depremi buna iyi bir delildir. Zaman (Kuaterner)'dır. Doğu Türkistan'ı Batı Türkistan'dan ayırün ve yer yer kuzeybatı güneydoğu. Her ikisi de birer çöküntü sahası olup teşekkül zamanlan İti. Anadolu'da olduğu gibi burada da bu çöküntü alanlarının en büyük mahzuru su baskınları ve depremlerdir. Bu dağlarda 5. ön Asya'nın bu kısmındakine benzer bir yapı Orta Asya'da vardır. Gerçekten bölge İli Zaman sonunda hafif dalgalı bîr düzlük halini almıştır. Güney Kafkasya'da Gökçe göt.000 m. güneyde Soğanlı dağları) çevrilidir. batı . bu dağların yüksek zirvelerinde mevcut olan büyük buzulların eriyen sularıyla beslenmektedir. Orta Asya çukur sahaların» çerçeveleyen dağlar. güneybatı . bölgedeki buzullaşmadan evvel olmuştur. Çungarya Aladağı.000 metreyi geçen birçok zirveler vardır. Yalnız alçak sahaları ihtiva eden batı kısmında ovalarla alçak yaylalar hâkimdir. Zerefşan dağları. Sir Derya'nın kaynak kısmını meydana getiren Narin suyu ile Amu Derya'nın kaynak kısmı arasında kalan dağ sıraları (Alay dağları. Zaman sonu (Üst Neojen) ve IV.500 metreyi geçen volkanik kütlelerle (batıda Akdağtar. güneybatı . yaylalar ve ovalar birbirinin içine girmiştir. Beşer? ve iktisadî hayat alçak yerlerde toplanmış olmakla beraber. yükselmiş kısımlardır. suların toplanmasına yol açarak Gökçe göl {yüksekliği 1. Bu devrin sonunda ve IV.500 m.Van çukurunu tıkayan Nemrut'un lâvları bunun doğusunda Van gölünün meydana gelmesine sebep olmuştur.000 metreyi geçen birçok zirveleri ihtiva eden bu dağlar Türkistan için bir su hazinesidir. Orta Asya yer şekilleri bakımından her tarafta aynı karakteri göstermez. Zaman (Kuaterner)'da olmuştur.'yi geçen dağlarla çevrili olup ikisi çok ehemmiyetlidir: Fergana ve tok göl çanakları. . Sır Derya ve İli. Hisar dağları) Orta Asya dağlarının orta yaylarım meydana getirirler. Bu iki dağ sırası Orta Asya dağlarının kuzey yaylarını teşkil etmektedir. Yükselme. Diğer tabiat şartlarından olan iklim. Birincisi deniz seviyesinden 500 m. Kungei Aladağı.doğu. SU. Bilhassa Orta Asya'nın merkezî kısmı ile doğusunda dağlar. Talaş Aladağı. onlara bu imkânı veren. Bu dağ sıralarının güneyinde Tanrıdağ-iarı'na ait sıralar bulunur. Zaman sonu (Pilosen) ve IV. Meselâ Muş . Bunlar.12 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 13 açtı. Orta Asya'nın Türkler'le meskûn olan kısmı doğu . Gerek bu dağlar. mevziî olarak kırılmış. kuzeybatı * güneydoğu istikametinde uzanan büyük bir çukur alanın en alçak kısmını işgal etmektedir.

Şekil 1 .Çatkal dağlan ile Alay dağlan arasında bir çöküntü sahası olan Fergana havzası bulunmaktadır.batıdır. yenileşmektedir Baykal gölünün güneyindeki dağlar Kaledonien (I. kuzeyden güneye doğru gidildikçe. Şöyle ki. ihtiyar dağlardır. Fergana. kıvrılma tarihleri bakımından. güney kenarında yaylar çizmektedir. bahis konusu havzanın. Zamanın ilk yarısı) ve Hersinyen (I. Bunların arkasında batıda Karakurum. Hakikatte bu dağlar. Gobi çanaklardır (Şekil 1). Altay dağları Be Pamirler etrafında güneybatı . esasında. bitki örtüsünün tabiatı. Orta Asya dağları arasında yer alan havza 300 uzunluğunda ve ortalama olarak 100 km. Yaşları ne olursa olsun bu kıvrılmalarda hâkim istikamet doğu . Kapladığı saha 22. batı. kısmı ile Tibet yaylası ve bunun kuzey kenarındaki dağlar eski kütleler olup teşekküllerinden Üçüncü Zamanın ortalarına kadar aşınmış ve sonra yükselmişlerdir. Himalayaiar Aip sistemine dahildir. Bu havzanın beşerî ve iktisadî değeri çok büyüktür. Yükselme kütle halinde olmayıp geniş dalgalı kıvrımlar şeklinde tecelli etmiştir. Zamanın ikinci yarısı) yaşta kıvrılmalar oldukları halde. Şu halde bu dağlar.Fergane depresyonu (havzası). Orta Asya dağlarının Altaylar'a kadar olan.doğu ve kuzeybatı güneydoğu istikametlerinde uzanan ve 7. insanların ve medeniyetlerin yayılış» üzerinde büyük tesirler icra etmiştir. yüksek irtifalarına rağmen. alçak kısımlar da oniar arasında kalmış olan kapalı çukurlukları meydana getirmişlerdir..kuzeydoğu. Güneydoğuya doğru uzanan dağlar (Altın dağları) Tibet havzasını güneyden çerçevelemektedir.000 metreyi geçen yüksek zirveleri İhtiva eden sıralar Orta Asya dağlarının güney yaylarını teşkil ederler. doğuda Üstün ve Arka dağlar aynı istikamette yaylar meydana getirirler. yüksek kısımlar dağ sıralarını. iklimlerin dağılışı. Bu hat. Orta Asya dağlar. Bu sonuncuların başltcaları Tarım. geotştiğindedir.000 km2'c .

Meselâ 38° 11' kuzey enleminde bulunan Parntrisk Post 3. Ege Denizi ve Akdeniz kryı dağlık bölgeleri ile Hazar Denizi'nin güney kıyıları) hariç. Manın batı kısmında güneyden kuzeye doğru coğrafî enlemin tesiri altında azalır. Yaz mevsiminde ise kutup havasının kuzeye doğru çekilmesiyle havza tropikal hava kütlelerinin tesiri altında kalır. arasında yağış almaktadır. Bunda coğrafî enlem kadar step ve çöl bölgelerinin geniş oluşunun da tesiri vardır. En sıcak ay Temmuz'dur (izmir'de 27. yaz mevsiminde. 25C . Bu rejimin hüküm sürdüğü bölgelerde yağış İhtimali çok azdır. kış mevsiminin uzunluğu ve şiddeti nisbetinde değildir. Memleketimizde etrafı yüksek dağlarla çevrili İç Anadolu ve Doğu Anadolu havzaları az yağışlı step sahalarıdır. Bu rüzgârların tesiri memleketimizde de hissedilmektedir. Hazar'ın ötesindeki yerlerde tamamıyla açık güriterîh sayısı 140 olduğu hâlde. Burada yaz mevsimi barız surette kurak geçer. Bunlar gibi iran'ın iç kısmı ve Hazar denizinin doğusunda kalan geniş saha da çöldür. Kışın ön Asya'da hâkim olan sibirya yüksek basıncıdır. (Mayıs . Aynı zamanda büyük bir kısmının (İç Anadolu.6°). Yağış âzamim ilkbahar başlangıcıdır. Gerçekten bu bölgelerde atmosferdeki su buharı. Orta Asya'nın batı kısmında (Batı Ttirkistan) vaziyet böyledir. diğer âmillerin yanısıra. Ön Asya va Orta Asya'da İklim Tipleri: Ön Asya'nın batısında (Ege Denizi kıyıları îte Türkiye'nin güney kıyılarında) Akdeniz ikilimi hüküm sürer. az olduğundan güneşten gelen ışınlar atmosferin üst tabakalarında tutulamamakta ve toprak civan fazla ısınmaktadır. basınç ve rüzgârların rolü olduğu muhakkaktır.5°) ve Luk-şon (48°) şimdiye kadar kaydedilmiş olan en yüksek mutlak azamî sıcaklıktaki yerlerdir. Bu hal. kıyı dağlan bir engel teşkil etmediğinden Suriye1 de Halep bölgesindeki yaylalar bolca yağış alırlar (yıllık ortalama yağış miktarı 400 600 mm. kan yaylası ve Orta Asya çanakları gibi) etrafı yüksek dağlarla çevrilmiştir. Yazın ön Asya'da Batı Pakistan'dan Irak'a kadar uzanan sahada bir alçak basınç sahası vardır. yüksek kısımlarına kadar yaşamaya elverişlidir. kıta içinin fazla ısınmış olması dolayısiyle.'dir. Bütün Akdeniz havzasında olduğu gibi Ege'de. Doğu akdeniz havzasından Mısır çölüne doğru esen ve İlkçağdan beri bilinen bu rüzgârlara Etezyen rüzgârları denir. Bunlar okyanus ve denizlerden gelen nemfi rüzgârların yağış getirmelerine mâni olurlar. Meselâ İzmir'de beş ayın. Görülüyor ki İzmir'de yaz aylarının sıcaklığı tropikal iklimlerin sıcaklıkları kadar ve hattâ daha yüksektir. Bölge iklimini daha iy? anfıyabilmek fçfcü-'iklfm unsurlarına bir göz atmakta fayda vardır. mevsimin uzunluğu ve sıcaklıklarının şiddeti. diğer mevsimlerde olduğu gibi. bilhassa Karadeniz kıyılarıyla İran'ın Hazar kıyıları ve Yemen bölgesi bir tarafa bırakılacak olursa. gündüzleri havayı serinleten deniz meltemleri görülür. Akdeniz havzasının aksine Ön Asya'da.Eylül aylarının) ortalama sıcaklığı 20°'nin üstündedir. Asya kıtasının batı kısmıyla Orta Asya'nın her tarafında (yüksek dağlar müstesna) step ve çöl iklimleri hâkimdir. yaz mevsiminde ise alçak basınç hâkimdir. Batı Akdeniz havzasında olduğundan daha sıcaktır. Gerçekten Ön Asya'da basınç merkezleri İte bunların istikamet verdikleri hava kütleleri geniştir ve nisbeten sabittir. Sıcaklık: On Asya ve Orta Asya.500 mm. Meselâ yıllık ortalama yağış tutarı 135 mm. Çevrenin yağışlı oluşu denizlere yakınlık ve yükseklikle alâkalıdır.400 mm. Batı Sibirya'da vaziyet buradakinin aksidir: 132 tamamiyle kapalı güne karşılık açık olan gön sayısı 47'dir. Doğu Akdeniz'de teşekkül eden gezici alçak basınçlar doğuya doğru hareketlerinde. Sonbahardan itibaren Akdeniz havzasının kuzey kısmı gezici alçak basınçların güzergâhını teşkil eder. Orta Asya dağları. sonbahar ve ilkbaharda. yüksekliği haiz olmasına rağmen Temmuz ortalaması 13. ^mevsiminde yüksek. olan Buhara'da yaz mevsimi tamamen kuraktır. Sıcaklık.14 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 15 Ön Asya ve Orta Asya'nın İklim Şartları s Anadolu'nun kıyı bölgeleri. Hazirandan Eylül sonuna kadar 4 ay zarfında düşen yağmur miktarı ancak 36 mm. Basınç ve Rüzgârlar: ön Asya'da Akdeniz kıyılariyfe iç kısım iklim bakımından birbirinden farklıdır. Batı Türkistan'da yaz. En yağışlı ay Mart ayıdır. gezici alçak basınçlar bu havzaya sokulamaz ve bu yüzden Akdeniz havzası ve Ön Asya yazın yağmur almaz. Gerçekten ön Asya ve Orta Asya'da. Doğuya doğru denizden uzaklık ve yüzey şekillerinin silikleşmesi dolayısıyla yağış azalmaktadır. Buradan gelen hava kuru ve soğuktur. batıdan doğuya doğru hareket eden alçak basınçlar geçer. Bunların mühim bir kısmı Akdeniz'de meydana gelmektedir. bahis konusu yüksek basınçla Her iki yüksek basınç merkezi arasından. Ön Asya ve Orta Asya'da kış mevsiminin uzunluğu ve şiddeti. Bu sebeple yaz sıcaklıkları çok yüksektir. Batı Türkistan'da yağış mevsimi kış ve ilkbahardır. kıyı bölgelerine nazaran. günün kısalması ve aynı zamanda kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerinin tesiriyle soğuktur. Orta Asya'da Tirmiz (48. güneyden kuzeye doğru artar. umumî olarak. Bunların faaliyetleri kışa doğru artar ve bunun neticesi olarak bütün kış mevsiminde yağışlar meydana gelir. batıdan doğuya doğru denizin tesirinin azalmasıyla artar. Bazan Arap yarımadası üzerinde bir sırt meydana getiren Büyük Sahra yüksek basıncı. Akdeniz kıyılarındakinden daha sıcaktır. kıtanın en sıcak kısımlarıdır. Orta Asya'da Sibirya üzerinden esen kuzey rüzgârları. Yazın. iç kısım bazı yüksek dağlık bölgeler hariç kuraktır. mahiyet itibariyle. yaz mevsimi kurak) yahut bozulmuş Akdeniz yağış rejimi görülür. Mutlak azamî sıcaklık çöl bölgelerine isabet eder. Akdeniz yağışlarıdır. Ege kıyılarında yaz mevsimi. Bunda. Ön Asya'nın batı kısmında yağışlar. arasında). kapalı günler 59'dur. Diğer taraftan Asya'nın bu kısmi Okyanuslardan uzaktır. kışın da hâkimdir.5° Ön Asya ve Orta Asya kış mevsiminde güneş ışınlarının eğik gelmesi. arasında yağış alır. Bu mevsimde kuzey ve kuzeybatıdan esen rüzgârlar hâkimdir. Yazın ide. fakat. Aynca Ön Asya kıyılarında. meteorolojik ve coğrafî sebeplerden ileri gelmektedir.653 m. Buna rağmen 'Verimli Hilâl'in güney kısmı 200 . Yalnız Karadeniz kıyılarında kurak mevsim yoktur. yüksek basınç rejimi hâkimdir. . Memleketimizde bunun en güzel misali İzmir'de denizden esen imbat rüzgârıdır Yağış: ön Asya ve Orta Asya bazı kıyı bölgeleri (Anadolu'nun Karadeniz. Ön Asya'nın Karadeniz ve Hazar kıyıları bir tarafa bırakılacak olursa diğer yerlerinde ya saf Akdeniz yağış rejimi (soğuk mevsimi yağışlı. senenin büyük bir kısmında.

bunların arasında yer almış bulunan irili ufaklı çanaklar birbirinden farklı iklim hususiyetlerini haizdir.'nin altındadır). step ve çöllerle kaplıdır. Ancak Akdeniz ovalan Batı Anadolu'ya nazaran biraz daha sıcaktır.'dir. Bu hususlar gösteriyor ki. Gerçekten Toroslar'la çevrilmiş olan bu ovalar kuzeyden gelen soğuk rüzgârlara karşı mahfuzdur. Kış. Takriben 30° ye 50° kuzey enlemleri arasında uzanan çöl ve stepler sahasının kuzey ve güney kısımları. Bahis konusu step iklimi Kuzey iran'da. kışlar çok soğuktur. Bu step iklimlerinin kuzey ve güneyindeki geniş sahalarda muhtelif tip çöller yer almaktadır. Ön Asya'da Arap yarımadasının iç kısmı ve aşağı Irak. . Bu. Buhara'nm bir sene zarfında aldığı yağış ancak 135 mm. Karakum çölü ve Amu Derya'nm orta ve aşağı mecrası) bu çöl iklimine bazı coğrafyacılar. Bu tip çöl iklimine kara çöl iklimi denebilir. Bu paralelin güneyinde kalan kısımda kışlar. ' Akdeniz step âdimi Doğu Anadolu'da ve Zagros dağlarında (yükseklik ve dağ-'Jık kütlelerin mevcudiyeti dolayısiyle) kesintiye mâruz kalmakta. Coğrafî enlemi 37° olan Merv'de Temmuz ortalaması 30. de Martonne. yavaş yavaş çöle (Suriye çölü) geçilir. Şöyle ki. Kuzeydekiler ise. Kışların şiddeti hakkında bir fikir vermek için Arat denizinin 5 ay müddette donduğunu söylemek kâfidir. çatallı ve tuzlu göllerle kaplı soğuk çöllerdir. Orta Asya çölleri. yani. birbirinden farklıdır. yağış ve sıcaklık rejimi bakımından. Iran ve Türkistan'dan geçmek özere Arap yarımadasından Mançurya'ya kadar uzanan bir çöl kuşağının mevcudiyeti bu suretle izah edilir. Kıbrıs iklimi de esas itibariyle Akdeniz ikliminin kontinental tipidir. Şöyle İd. 2) Yağış getiren rüzgârlara bir mania teşkil eden ve yaz musonunu tutan bir dağlar şeddinin mevcudiyetinin. Bundan başka kuzeyde kar fırtınaları görülür. orta kuşak çölleri grubuna dahildir. Asya'da çöl rejiminin çok geniş bir saha dahilinde kendini göstermesinde: 1) Deniz- lerden ve okyanuslardan uzaklığın. Mezopotamya. güneyden kuzeye doğru şiddetlenir. sıcaklık farkı dan ma ehemmiyetlidir. 3) Kışları şiddetli olan kuşakta soğuk mevsimin tabiî kuraklığını arttıran bir yüksek basınç rejiminin müşterek tesirleri vardır. Urfa'da olduğu gibi yıllık sıcaklık farkı çok fazladır. Yıllık yağış tutarı 445 mm. Orta Asya'nın alçak kısımlarında kara çöl iklimleri ile buna mütemayil step iklimleri hüküm sürmektedir. Nisandan Ekim sonuna kadar hemen hemen hiç yağmur yağmaz. Iran yaylasının orta kısmından kenarlara doğru gidildikçe ilkbahar yağmurlarının hâkim olduğu steplere geçilir. Hazar denizinin doğusunda ve Aral denizinin (bazı atlaslarda göl) çeviren alçak yaylalarla ovalarda İran'ın iç kısmındaki iklimden daha az sert ve kışlan yağışlı otan iklimden farklı bir İklim vardır. fakat bunların eteğinde. 35° kuzey enlemine kadar ilerlemektedir. Tahran ve Meşhed'de en fazla yağış Mart ayındadır. Aral tipi der. Aral gölünü güneyden çeviren ovalarda şiddetli rüzgârlar kum fırtınaları meydana getirir. Bu çöl kuşağı yalnız Ûn Asya ve Orta Asya'da dağlarla kesintiye uğramaktadır. kığı şiddetti olan kuşağın kara iklimi bölgelerinde olduğu gibi. Yağmurlar çok azdır. mübalâğalı kontinental bir tip olup sıcaklık farkı ehemmiyetlidir ve mutlak kuraklık en az 6 ay devam eder. Yağış. buralar yer yer ormanlarla kaplı olup otlakları ihtiva etmektedir. tekrar kendini göstermektedir. kuzey ve güneyde. İşte Kısaca tasvir edilen bu çöl iklimi tipine. ^ deniz çöl iklimi der. yazları kavurucu olan bir kara iklimi vardır. civarındadır. paralelin kuzeyinde kalan bölgede (Üst Yurt yaylasında. Bu yerlerde yaz mevsimi hemen hemen kuraktır (Güneydoğu Anadolu ve Orta Irak'taki yağış rejiminin bir değişik şekli olan bozulmuş Akdeniz yağış rejimi). Meselâ kıyıda Jask (25° 47' kuzey entemi)'m bütün yıl aldığı yağış miktarı. kışları dondurucu. umumiyetle. Buna tekabül eden bitki örtüsü bozkır (step)'dır. Bu geçiş iklimine Akdeniz step iklimi denir. Aral gölü bölgesinde. Horasan'da ve Afganistan'da devam etmektedir. Doğu Türkistan'da ve Gobi'de kış mevsimi daha şiddetlidir. Coğrafi enlemi 41° olan Hive'de Ocak ortalaması -4. Yıllık yağış tüten kuzey kısmındakine nazaran. hemen hemen bütün sene. Bu husus coğrafî sebeplerden ileri gelmektedir.16 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 17 Güney Anadolu'da ve Suriye kıyılarında da soğuk mevsim yağış mevsimidir. daha ziyade yaz yağmurlarıdır. kuzeyde olduğu kadar şiddetli değildir. Orta Asya'da yüksek dağlarla. Bu yaylalarda bir dağ çölü iklimi hüküm sürmektedir.2Oldir. Burada yağış sonbahar sonu ve ilkbahar başlangıcında görülür. kadardır. hemen hemen senenin bütün aylanna müsavi bir şekilde dağılmış gibidir. Umumiyetle yüksek dağlar daha yağışlıdır. Bölgenin her tarafında. coğrafî enlem ne olursa olsun. aşağı yukarı 42. çok ehemmiyetli günlük ve yıllık sıcaklık farkı. Horasan dağlan ve Hindikuş silsilesinin öte taralında yer alan alçak yaylalarla ovalarda tekrar çöl iklimi hüküm sürmeye başlar. Akdeniz delimi doğuya doğru gidildikçe bozulmakta ve çöl iklimine bir geçiş görülmektedir. Güney Anadolu kıyılarında hakiki Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. soğuk çöl iklimlerinin ara tipidir. bilhassa iran Azerbaycanı'nda. En kurak mevsim kıştır.7° dir. Bölgede arızî olan yağışlar. çok yüksek yaz Sıcaklıktan. Yaz mevsimi mutlak denecek derecede kuraktır. kış vaziyeti mevcuttur. Halbuki aralarında bulunan havzalar çok az yağışlıdır. Haziran'dan fyfül sonuna kadar. Merv'de Ocak'tan Nisan'a kadar yağış tutarı 79 mm. ayrı ayrı mevsimlere düşer. Anti Lübnan'ın doğusunda başlayan çöl (Suriye çölü) Mezopotamya'ya kadar uzanır. Yazlar çok sıcak. Güney Kazakistan'da). Güneydekiler Akdeniz'in kış ve ilkbahar yağışlarıdır. daha azdır. hemen hemen M$ yağrnor yağmaz. Memleketimizin güneydoğusunda da "Akdeniz Step İklimi" hâkimdir. Buradan güneye doğru gidildikçe. kadardır. Yaz mevsimi çok sıcaktır. ortalama olarak 110 mm. Bununla beraber kışın hissesi sonbahar ve ilkbaharınkilerden daha fazladır. Yalnız burada kışlar biraz daha mülayimdir. Tibet'in yüksek yaylalarında. Isfahan. Yağış rejimi Kuzey Sahra'nın yağış rejimine çök1 benzediği Işift Güney Türkistan'daki (Türkmenistan ve Özbekistan'ın alçak tasımlan. Orta Asya'nın alçak kısımlarında mevcut iklimlerin müşterek vasıfları kuraklık (bu bölgelerin yıllık ortalama yağış miktarı 200 mm. İran'ın iç kısmı (Kevir'ler ve Lûtlar) kumlu. Güney İran'da Basra körfezi kıyılan ve Mekran dağlan sıcak çöllerin çok şiddet kazandığı yerlerdir. Sahra iklimi tipi sıcak çöller grubum dahildir. Yaz mutlak denecek derecede kuraktır. çok ehemmiyetsiz nisbî nem ve şiddetli buharlaşmadır. Bununla beraber buralarda yazın sıcaklık 45° ye kadar çıkar. Hakiki bir kış mevsimi vardır. Çöl.

' Şekil2 -Kaşgar'ın yağış rejimi. Orta Asya'nın batı kısmı (Batı Türkistan) ile doğu kısmı (Doğu Türkistan) arasında yağış bakımından da fark vardır. Senede yağışlı telâkki edilebilecek gün sayısı 20'yi bulmaz. Doğu Türkistan'ın kışları serttir. Kaşgar'da termometrenin -25 dereceye kadar düştüğü vâkidir. Etrafı yüksek dağlarla çevrilmiş olan Tarım havzasının en alçak kısmında. Çölde. az düşer. gerek yağmur gerek kar şeklinde olsun. senede ortalama olarak. Bulutlar. Bununla beraber sıcaklık. Taklamakan çölü yer almaktadır. Moğolistan ve Tibet'te soğuk mevsim umumiyetle kurak. Bu ayın bazı günlerinde sıcaklığın 30 dereceyi aştığı vâkidir. A £.5 derece civarındadır (Şekil 4). Şöyle ki. Civar okyanus ve denizlerden 2.200 km. irtifa ve yüksek dağlara yakınlık dolayısiyle. Her defasında düşen yağış miktarı gayet azdır. gökyüzü umumiyetle az bulutludur. yaz ayları tamamen kurak ve soğuk mevsim (bilhassa kış ve ilkbahar başlangıcı) yağışlıdır. güneybatıdan gelir. takriben 300. Tanrı dağlarının kuzey tarafı güney tarafından 5 ilâ 6 misli daha yağışlıdır. Yaz aylan. kumulla kaplı bölgelerde sıcaklık kışın 5 ilâ 6 derece daha düşük. ' «4 1512963O = ttj m /5' n r~ı j frl ""■ . sıcak mevsim {ilkbahar sonu ve yaz) yağışlı. Nisan ayı ortalaması 17. V / //& / yazın oldukça yağmur o. M M . Gerçekten bu dağların kuzey eteğinde yer alan Urumçi. halbuki Batı Türkistan'da aynı enlemlerde (Hazar denizinin doğusunda Buhara'ya kadar olan alçak sahalar) bilâkis. "■ H. batıdan ve bilhassa. Aynı yerde 35 senelik rasatlara göre Ocak ortalaması -5. Doğu Türtöstan. 262 mm. Fakat hiçbir tarafta bu kadar yağtş. a .4). sulama olmaksızın.) ve yüksek dağlara yakınlık dolay ısıyladır. Böylece Doğu Türkistan'da yaz musonunun.8 derecedir. Balı Türkistan'da da Akdeniz'in. ziraate kâfi gelmez. yazın da o kadar daha fazladır (Şekil 3. Ek İt A.000 krn^lik bir sahada. çok yüksek sıcaklıkların fazla olmayışı irtifa (Yarkent 1270 m. . Yağış.2963' fâ*mm*/& oT6> .'dir (Şekil 2).uzak tesirleri görülür. o kadar sıcak geçmez. Gerçekten Yarkent'in güneyindeki dağların etekleri ile Altın dağları.1» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 19 87 Doğu Türkistan'ın alçak kısmını teşkil eden Tarım havzasında bir kara çöl iklimi vardır. yaz aylarında. yağış aldığı halde Kaşgar'ın yıllık ortalama yağış miktarı ancak 4İ mm. efor. 35 dereceye kadar çıkmakta ve hattâ geçmektedir. Sütunlar yağısın mevsimler arasındaki dağılışını göstermektedir. mm Z7« 2421* 18- KA$GAR •e Ki9 27- KAŞGAR 30-.3 derecedir. Fakat ilkbaharda sıcaklar birden yükselmeye başlar (Şekil 3). Kaşgar ve Yarkent'in Temmuz ortalamaları 27. Burada. T. kadar uzak olan Tarım havzasının orta kısmı çok kuraktır.

yükseklik göz önünde tutularak bazı mevzi? iklim tipleri ayırt edilebilir: a) Gerek batıda» gerek doğuda yüksek enlemlerde yağış. bu tip iklim çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş stepler iklimi olup Kazakistan'da kendini gösterdiği için buna Kazakistan iklimi demek yerinde olur.Şekil 3 . alçak enlemlerde bulunan ovalardakinden daha fazladır. soğuk mevsimde. . Orta Asya'nın batı ve doğu kısımlarında coğrafî enlem. hafif bir azalma vardır. güneydeki ovalara nazaran daha sıcak.Kaşgar'ın sıcaklık rejimi. Misal: Semipalatinsk (Şekil 5). Ayrıca kurak mevsim yoktur. Yağışta. Hülâsa.'yi aşmaz. fakat kışlar daha soğuktur. Yazlar. fakat miktar 250 mm.

ISIZ* 9 6 3 0' Jl •c î^îtfaû H W S .Semlpalaönsk'in ikltm diyagramı. SEMIPALATİNSK \ \ '4 V ıo 5 -/ff« .—ı Şekil 5. • 50 45 40 '30 25 20 75 Şekil 4 . yağış sütunlarla gösterilmiştir.Yarkent'in sıcaklık relimi. I :■- ' '[■• I 0y •c a • 4 & mm.20 TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 21 YARKENT Z7- mm zı ta. Sıcaklık kesik çtegHle.

Yıllık yağış tutarı çok daha azdır.b) Bunun güneyindeki cıvalarda (Hazar denizi ile Aşağı Amu Derya ve Sir Derya arasındaki saha -yani Karakum ve Kızılkum. f) Doğu Türkistan'ın alçak kısımlarında (Tarım havzası *e Çungarya) çöl ve çöle mütemayil stepler vardır. Türkmenistan ve Özbekistan ovalarında hâkim olan bu iklim tipine mahalli bir ad vererek Batı Türkistan iklimi «temek yerinde olur. Sıcaklık kesik çizgi ile. daha nemfi ve yıllık yağışın sene içinde daha iyi dağıldığı bir dağ iklimi vardır. c) Bu iklim tipi Doğu ve Güneydoğuda dağlık bölgeye doğru esas vasıflarını muhafaza etmekle beraber yükseklik dolayısiyie yıllık yağış miktarı adar (250 ilâ 500 mm. Alay ve Hisar dağlarının batı etekleri. Kış mevsimi daha soğuk geçer.'den az).). yaz mevsimi mutlak denecek derecede kurak ve ziraatın katî surette Bulamaya ihtiyaç gösterdiği bir çöl iklimi vardır.Bayram Ali'nin iklim diyagramı. Batı Türkistan ikliminin irtifa dolayısiyie değişen bu tipine dahildir. yağış sütunlarla gösterilmiştir. Burada kuraklık Batı Türkistan'dakinden daha fazladır. Yazlar o kadar sıcak olmamakla beraber . irtifa dolayısiyie.umumiyetle daha az yağışlı (200 mm.7). daha serin. sıcaklık Şekil 6 . e) Doğu Pamir'de ve Taklamakan çölünü güneybatı ve güneyden çerçevefiyen dağlarla yüksek yaylalarda yüksek çöl iklimi mevcuttur. Buralar meskûn olmayan sahalardır. d) Kûhistan ve Pamir dağlık bölgesinde. Bu iklime misâl olarak Merv civarında Bayram Ali verilebilir (Şekil 6. Yukarda oldukça etraflı bir şekilde görüldüğü üzere Ta rım havzasının orta kısmını geniş bir çöl {Taklamakan Çölü) kaplamaktadır.

batıya nazaran daha fazladır. Burası. daha mutedildir. Çungarya'da Kazakistan iklimini hatırlatacak bir İklim tipi vardır. kesik çizgi ile . yağış miktarı artmaktadır. yarı çöller ve bozkırlar sahasında yapılan müşahedeler buralarda muhtelif devirlerde bir takım değişikliklerin meydana geldiğini ortaya çıkarf1ii§fir. çöl iklimi. Buralarda yağış biraz daha artmakta ve yaz sıcaklığı nisbeten azalmaktadır. Buralar ormanlar ve otlaklar sahasıdır. farkı. vahaların bulunduğu dağlık kenara doğru. çöl olmaktan ziyade bir bozkır sahasıdır. Kürenin muhtelif bölgelerinde. Yalnız havzanın ortasına doğru bozkır. bütünüyle.Taşkent'in iklim diyagramı. Bu iklime Doğu Türkistan iklimi denir. Bunun! da yön.yağış sütunlarla gösterilmiştir. Tarım havzasının ortasına doğru çok kurak ve kara tipinde olduğu halde. İklim Değişmeleri ve Kuraklık Meselelerine Umumî Bakış s Türkler'in yaşadıkları Ön Asya ve Orta Asya'nın şiddetli iklim bölgelerinde iklim unsurlarının (bilhassa sıcaklık ve yağış) seyri sabit olmadığı gibi. Tanrı dağlarının doğuya doğru meydana getirdiği uzun ve yüksek dağlık çıkıntı Tarım havzasını Çungarya'dan ayırmaktadır. boyları. çöle mütemayil bir karakter ar-zetmeğe başlar. hayat tarzları ve benzeri beşerî hâdiseler) birtakım değişmelere maruz kalmaktadır. havzanın kuzey ye batı kenarında. coğrafî enlem ve irtifa unsurla/ının müdahalesi ile meydana gelmiş bir takım dereceleri vardır. Sıcaklık. bitki örtüsü gibi tabu hâdiselerle. Bu bozkır bölgesini . göllerin ve iç denizlerin seviyeleri. Arkadaki dağlarda (Tanrı dağlarının doğu etekleri}. Şöyle ki. yükseklik dolayısiyle Batı Türkistan'da olduğu gibi. bunların tesiri altında bulunan alâkalı hâdiseler de (akarsuların akımları. g. insanların yer değiştirmeleri. bilhassa çöller.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 23 senelerce yağış almayı- Şekil 7 .

şı ve yağış rejiminde görülen bir değişme burayı çöl haline getirebilir. Afrika'da ve Asya'da tamamen kuruyan göller olduğu gibi. buralarda kıtaların tedriç? bir surette kuraklığa doğru gittiği intibaını uyandırmıştır. devam etmiştir. {şuralarda parlak bir medeniyetin varlığını fakat sonradan bütün bunların ortadan kalkmış olduğu intibaını uyandırmıştır. Orta kuşakta buzullar. yağışlı ve kurak devrelerin birbirini takip edişi bu kıtaların bazı yerlerinde göl seviyelerinin yükselip alçalmasına yol açmıştır. geçen asrın tanınmış ilim adamları tarafından tarihî arızalar olarak değil. Bilindiği üzere Üçüncü Zamanla Dördüncü Zamanda görülen iklim değişmeleri. sahalarının dışında kalan yerleşik âlemin üzerine atıyordu. Onlara göre. Passarge'ye göre sahasını bozkırın zararına genişletiyor. Ön . Acaba hemen hemen her tarafta tesbit edilen bu değişmeler devrî midir? Musonlar Asyası'nda Hindistan'da 11 senelik bir devrîliğin meydana çıkarıldığı zannediliyor. Yağışlarda görülen bu değişiklikler. Meselâ Kuzey Afrika'da bozkır sahalarında ve çöle mütemayil bozkırlarda Romalılar devrinden katma harabeler. devamlı kuraklık faraziyesinin Batı Avrupa'da buzul devri sonrası iklimlerinin tekâmülünde tesbit edilen değişmelerle pek bağdaşamadığını ileri sürmüşlerdir. Böylece buzul devirlerinin sonundan beri tesirini gösteren kuraklaşma büyük istilâların âmili olarak ortaya çıkıyordu. ziraî ve iktisadî hayatı yakından ilgilendirmektedir. fakat zaman dahilinde devamlı surette tesirini gösteren tabiî bir sebebe bağlanıyordu. Orta Asya. Brückner'e göre bahis konusu değişmelerin mevcut olduğunu gösteren bütün bilgiler. daha ehemmiyetsiz farklarla milâttan evvel II. Güney Afrika'da Kalahari'de çöl. Bu görüşü tenkit edenler. Orta Asya'da Hazar denizinden Lob-Nor'a ve Umman denizinden Fergana'ya kadar uzanan geniş sahada arkeologların meydana çıkardıkları harabeler. ve I. Ön Asya İle Orta Asya'nın Bitki Örtüsü ve Topraklan: Ûn Asya ve Orta Asya'da bitki örtüsünü teşkil eden toplulukların dağılışını gösteren bir haritaya bakılacak olursa. iklimin devrî değişmelerini meydana çıkarmak hususunda birleşmektedirler. Mazinin parlak devirleri ile bugünkü harabeler arasında göze çarpan tezat. Bölgede kaynaklar kaybolmakta ve Oranj nehrinin akımı azalmaktadır. Bununla beraber kuraklığın devrî bir mahiyet kazanacağı farzedilebilirse bu faraziyeye yapılan itiraz kısmen değerini kaybeder. onlarda. Hususiyet gösteren bir orman topluluğu Doğu Karadeniz'le Kolşit bölgesindedir (Kolşit bitki topluluğu). böyle bir intiba hâsıl etmektedir. fakat dalma kuraklığa mütemayil olmak üzere. tarihî zamanların başından beri tedricî bir kuraklığa sahne olmuştur. binlerde. kuraklık faraziyesi zaman dahilinde çok mevzileşmiş tarih! hâdiselerin izahına uygun değildir. Ona göre bu devre 35 seneliktir. tropikal memleketlerin gölleri gibi cephelerinin ilerlemeleri ve gerilemeleri ite sıcaklık ve yağış değişmelerinin mevcudiyetini göstermektedirler. iri ağaçlardan ibaret öten bu ormanın bir de gür orman altı topluluğu vardır. Esasında Orta Avrupa bitki âleminin bir unsuru olan Kolşit bitki topluluğunun Akdeniz'de görülenle hiçbir münasebeti yoktur. Buna benzer bir bitki âlemi Hazar denizinin güney kıyılannda mevcuttur. Kurak ve yarı kurak bölgelerde bazı araştırıcıların müşahadeleri. Kuraklık göçebelerin dolaştıkları araziyi daraltarak onları. bu geniş bölgede ormanların mahdut sahalar işgal ettiği görülür.

tamamen kurak bölge sınırları içinde olup çöl veya çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlar halindedir. Musul. Bunların etekleri muhtelif tabiatta bozkırlarla kaplıdır. diğer taraftan yağış rejiminin bozuluşu. Verimli Hilâl'in Türkiye'nin bu bölgesine isabet eden kısmı tabiaten bir bozkır sahasıdır.5 milyon km2'lik bir sahayı İşgal ederler. İç ve Doğu Anadolu'daki havzaların hiç olmazsa çerçevelerinin ormanlarla kaplı olması icab ederken Trakya'nın iç kısmında olduğu gibi. fışkırır ve çiçeklenir. çıplaklığı. "Verimli Hilâl" kuşağı. Urfa. Kuzeydoğuda ormanlık yerler parçalar halindedir. Bunların en mühimi kara topraklar üzerindekiler olup. hurma ağacı tâyin etmektedir. Iran Azerbaycanı'nda ve Zagroslar'da karışık orman vardır.M______________i------------------------------------------------------------»-TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 25 Asya'nın diğer dağlık sahalarında görülenler ise. Marmara ve Karadeniz kıyıları ormanlarla çevrili olmasına rağmen iç kısmı bozkırdır. Bunlar her tarafta büyük tahribata uğramışlardır. Fakat böyle bir iddia Güneydoğu Anadolu bozkırları için ortaya atılamaz. İran'ın iç kısmı. hususiyle Yakutistan'da geniş sahalar kaplarlar. Türkiye'nin Akdeniz. Şam. yükseklik. Burada kuzeyden güneye doğru bir birini takiben ladin. bu yüzden büyük zararlar görmüştür. kıyılarda hüküm süren İklim tiplerinin (Asya'nın batısında Akdeniz güneyinde muson iklimleri) bozulmasına sebep olmuş ve bunun neticesi olarak bir taraftan yağış azlığı. Çok eski bir medeniyet sahası olan ûn Asya. Kerkük gibi yerler hurmanın meyva verdiği sahanın dışında kalmaktadır. Eski çağdan beri Akdeniz memleketleri ile Mezopotamya arasında münasebet tesis eden yolların geçtiği sahadır. Bölgede iğne yapraktı ormanlar ile Orta kuşağın karışık ormanının unsurları birbirine girmektedir. İran'da nemli orman (Kolşit bf^ti topluluğu) sadece Elbruz'un kuzey yamaçlarında mevcuttur. Ege. orman tahriplerinin neticesidir.-2) Ziraat sahası açmak. Bu ormanlar Orta ve Kuzeydoğu Sibirya'da. Karpatlar'dan Altaylar'a kadar şeritler halinde muhtelif tabiatta stepler (bozkırlar) takip eder. Yerleşme sahaları dağların eteğindeki vahalara rastlamaktadır. kabaca. sonra yazın kurur. Batı Sibirya'da kuzeyden güneye doğru iğne yapraklı ormanlardan yayvan yapraklı ormanlara ve bundan da ağaçlı stepe geçilir. Bunun iki sebebi vardır: 1) Yakacak odun elde etmek. Ûn Asya'nın bu kısmında çölün hududunu. Halep. Bunda kışların daha soğuk oluşunun tesiri vardır. Denklerden uzaklık. Çok küçük canlılara* hayatî faaliyetleri neticesi bu otların parçalanması . yapraklarını döken karışık orta kuşak ormanları ile iğne yapraklı ormanlardır. sarıçam ve köknarlardan müteşekkil bir iğne yapraklı orman bölgesi huş ağaçlarıyla temsil edilen geniş yapraklı ağaçlardan müteşekkil bir bölge ile ayırdedilir. Ukrayna'dan Sayan dağlarına kadar 2. Bu ormanlık saha batıda Ural dağlarında güneye doğru bir çıkıntı yapmakta ve daha batıda Ufa ve Perm'e kadar uzanmaktadır. Bozkır bitkileri ilkbaharda süratle biter. Bunlann arasında yüksek ve alçak bozkırlar geniş sahalar kaplamaktadır. Bunu. bozkır ve çöllerin geniş sahalar kaplamasına meydan vermiştir. Arap yarımadasında olduğu kadar kuzeye çıkmamaktadır. Iran'n iç kısmında hurmanın hududu. Stepler birtakım kuşaklar ve lekeler teşkil etmektedir. Bu sebepten bölgede orman büyük istilâ yollarının kenarındaki sarp dağlık yerlere sığınmıştır. Balı Sibirya'da orman bataklık bölgede gelişmiştir. Sibirya'da iğne yapraklı ormanlar (tayga ormanları) hâkimdir.

güneyin tesirini alamayan kısımlarda. Bitki topluluğunda görülen tezatlar. Meselâ Attaylar'da bozkır. her bakımdan. Orta Asya'da yalnız Kazakistan'ın kuzeydoğusunda oldukça geniş bir sahada yaygındır. Orta Asya'nın dağlık sahalarında.batı istikametinde yer değiştirmeye engel teşkil edecek mahiyette değildir. Orta Asya. 20 ilâ 25 senede yetişir. Buralarda zirai bitkiler. buralara çöl demek pek doğru olmasa gerektir. Burada kurak olan tarafa bakan yerlerde çölleşmiş bozkır. eğri büğrü.200 m. ladin ve köknar ormanları başlar. alçak yerlerde olduğu gibi. meselâ Sayan dağlarında. Çungarya üzerinden. Tacikistan'ın tabiî ormanlannda yabanî elma. alçak kısımlan ve iç havzalan işgal eder. daha çoraklaşırlar ve yerlerini saksaul ağacına terkederler. orta kuşak çöllerinin en yaygın olduğu sahadır. Orta Asya'nın güneybatı kısmında daha ziyade göze çarpmaktadır.. Burada bozkır süratle kuraklaşarak çölleşmeye yüz tutar. doğu . Kazakistan'ın güneyinde Aral denizi ve Türkmenistan bozkırları (stepleri) yer almaktadır. Bu sahalarda bitki kuşaklarının. Türkistan'da saksaul'un yetiştiği geniş sahalar hususî bir durumu haiz olduğu için.kömürü yapılır. Deha yükseklerde melez. Yukarı Irtiş ovası ve gölü. Ebi gölünden Ala göle giden yol (Çungarya kapısı) ve ili vadisi Kırgız steplerine geçen üç giriş kapısı idi. pek fakirdir.ile teşekkül eden hümüs toprağa karışarak Kara toprak (Çernozyum) denen hususî bir toprak tipi meydana getirir. birbirini taktb edişindeki intizam bozulmaktadır. yüksekliğin tesiriyle.'nln üstünde. Stepler güneye doğru. Bö kısımda Batı Türkistan'ın çöl ve çölleşmeye yüîr tutmuş bozkırlarından yüksek Pamir*» tundralarına geçilir. kuytu yerlerde. Dağlık bölgelerin herbirinin yükseklik ve iklfrn şartlarına maruz oluş bakımından kendilerine mahsus bir bitki topluluğu vardır. göçebeler zaman zaman Türkistan'a ve Avrupa üzerine yayılmışlarda'. Onun için Asya'nın iç kısmından. Kazaklar ve Kırgızlar da bu şekilde buraya yerleşmişler ve bölgeye adlarını vermişlerdir. Görülüyor ki. Dağların alçak yamaçlarında Moğolistan'ın kurutucu rüzgârlarının esmediği yarlerde iğne yapraklı etek ormanları bulunur. kapalı çukurlar etrafında tuzu seven bitkilerle bir arada bulunur. ikmallerini yaparlardı. birbirine dolaşmış dallardan başka birşey olmadığı zannedilir. Yazın yağışın kâfi olduğu yerlerde bu çeşit topraklar dünyanın en zengin ziraat topraklarıdır. Bu saha verimli ziraat toprakları dolayısiyle. doğu ite batı arasında bir geçiş alanıdır. Bu yollarla Kırgız steplerine giren göçebeler burada. batıya doğru hareketlerinden evvel.doğu çöllerinden esen rüzgârlardan fceranmuş olan yerlerde otlardan müteşekkil zengin bitki topluluğuna (Alp çayırtart)geçiiir. Bu mahiyeti haiz stepler. armut ve badem bol miktarda bulunur. Çok fakir topraklarla ve pek az nemle yetinen saksaul. çok yüksekler» kadar çıkmaktadır. Şor denilen tozlu.'ye kadar çıkmakta ve bunu çalılıklar takip . Odunu gayet sert olduğundan suda yüzmez ve batar. odun.700 m. İlk bakışta saksaul'un. . gerek yer şekilleri. budaklı. Bu bMtopluluğu. bitki-topluluğu hususî bir vaziyet arzeder. 1. nehirler de aralıklıdır ve akımları zayıftır. Kazakistan'ın kurak ve tuzlu sahaları ile Kırgız stepler bölgesi. Rus kolonizasyonuna sahne olmuştur. 2. Bu çöllerde suyu muhafaza eden etli bitkiler olmadığı gibi. Gerçekten burada yer şekilleri silik olduğu gibi. gerek akarsuların durumu. Ağaç âlet sapları imalinde ve ev inşaatında kereste olarak da kullanılır ve bundan bilhassa. Bu yerler için çölleşmeye yüz tutmuş bozkır tâbiri daha yerindedir. Bunun güneyinde yer alan bölge (geniş mânada Batı Türkistan) kurak steplerle çölleri ihtiva etmektedir. ağaç türleri de pek nâdirdir.

Dağlık sahalar bitki coğrafyası bakımından farkh bölgeler teşkil ettikleri gibi. Bazen de bu toplulukların iktisadî hayatları mübadelelere ve daha geniş yer değiştirmelere istinat eder.26 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 27 etmektedir. Büyük ve Küçük Menderes.3. Ön Asya'da kışları yağmurlu ve yaz mevsimi kurak geçen subtropikal (tropik altı) memleketlerde. birer iç deniz mahiyetinde olan Aral denizi ite Hazar denizine ve Balkaş gölüne dökülmekte yahut çöl ve bozkırların bir yerinde bataklıklar meydana getirerek onların .000. Akışı olmayan sahalar ise Arap yarımadasının iç kısmı ite Hazar denizinin doğusundaki çöl sahasıdır. En mühimi.400 m. Bunlardan Türkiye'nin en mühim akarsuyu olan Fırat nehri yağmur ve bilhassa karların erimesinden meydana gelen sularla beslenir. Akarsular ancak senenin müsait zamanlarında.'ye kadar çıkarak tundra tipi. kar suları ve yağmurla beslenmektedir.'den sonra çam ormanları yer almaktadır. Bunların üstünde bulunan fakir Alp çayırlan 3. Biyen kar suları ve yağmurlarla beslenen Seyhan ve Ceyhan'da suların düşük seviyesi ilkbahardadır. iç havzalarda kalmakta. en düşük seviye ise yaz mevsimindedir. Başkırdistan ve Kazan havalisinde kül rengi soğuk bölge topraklarından karatoprakiara geçilmektedir.200 . doğuda Sibirya'da bunlara rastlanmaz. denizlere gidemez. Türkistan'ın akarsuları. Bunların kapladığı saha yaklaşık olarak' 13. Kazakistan'da nehirlerin suları. Buna karşılık ova ve yayla memleketlerinin her bitki bölgesinin kendine mahsus istismar şekilleri vardır. Doğu Karadeniz bölgesinde. Gerçekten yaz mevsiminin şiddetli sıcakları (açıkta gündüzün 30-40 derece ve hattâ daha fazla). Tanrı dağlarının kuzeydoğu eteklerinden doğan ve Kulca depresyonunu geçerek birçok kollar halinde Balkaş golüne dökülen ili'dir. Bunların da sularının kabarık olduğu zaman'İlkbahar ve yaz başlangıcıdır. Kazakistan'da.içinde kaybolmaktadır. Issık göl civarında Kırgız Ala dağlarından doğan Çu nehri Açtık Stepi'nde Aşıkol . Bu yerler akışı olmayan sahalar (areik) ile akışı olan. iskelet topraklar sahasıdır. yüzey şekilleri ve bilhassa iklimin kurak olması dolayısıyla okyanuslara ulaşamamakta. Meselâ Türkiye'de İç Anadolu'nun mühim bir kısmı ikinci türdendir. Anadolu havzalarının alçak kısmını işgal eden birikinti topraklarla geniş vadi tabanları ve deltalar çeşitli ziraatlerin yapıldığı yerlerdir. bilhassa Akdeniz ülkelerinde bütün toprakların rengi kırmızıya çalar. İç Anadolu'nun büyük bir kısmında boz ve kahverengi step topraklan ile tuzlu topraklar hâkimdir. Burada muntazam akıştı akarsular azdır. hususî bir takım hayat merkezleri de meydana getirmektedirler. yağışın çok az oluşu. Dicle. Aral denizinin etrafında ve Türkmenistan'da kumlar geniş sahalar işgal etmektedir. Güney Anadolu ve tç Anadolu'nun dağlık sahalarında ve Doğu Anadolu'nun hemen her tarafında görülen topraklar kestane rengi topraklardır. ön Asya ve Orta Asya'da toprakların hepsinden aynı şekilde istifade edilmez. Batı kısımda soğuk ve nemli bölgelerin kül rengi toprakları (podzol) hâkimdir. Bu nehirlerden başka Hazar Deni-zi'ne dökülen Araş ve Kura nehirleri vardır. Sakarya'da aynı Vaziyet görülmektedir. Türkiye'de ve Suriye'de kalker bölgelerde görülen çukur alanlardaki kırmızı topraklar bu sınıfa girer. bir kapalı havzaya ulaşabilmektedirler. Orta Asya'nın yüksek dağlan. karların erimesiyle alâkalı olarak. Zagroslar'dan inen akarsular (Nazlı. Çoruh. Bunlar daha iptidaî ve daha yeknesaktır. İran'ın iç kısmı çöl sahası olup akış tamamen içe doğrudur. An Asya ve Orta Asya'nın Akarsuları. Buralarda insanlar birbirinden çok çeşitli sahaların kaynaklarından geniş ölçüde yer değiştirmeksizin. Seyhan ve Ceyhan'dır. İç Anadolu'nun en büyük nehri olan Kızdırmakta en yüksek seviye karların eridiği. ova ve alçak yaylalarda bir takım toprak kuşakları çizmek mümkün olduğu halde. Bu hal. iklim ve jeolojik şartları değiştiği için. Batı Karadeniz'de bulunmaz. hümüsün az oluşundan ileri gelmektedir. Burada yükseklik ve yağış her yerde aynı olmadığından durum değişmektedir. Sakarya. Kaynaklarını yüksek dağlardan alan büyük akarsuların bütün sene akışı vardır. Gölleri ya Denizleri: ön Asya ve Orta Asya. soğuk mevsimdir. Ön Asya ve Orta Asya'nın geri kalan kısmında sular. Karadeniz'in kuzey kıyılarından Orta Asya dağlık bölgelerine kadar olan sahada geniş bir yer kaplamaktadır.300 ilâ 2. Daha ziyade yağmur rejimiyle alâkalı olan Ege bölgesi akarsularında en yüksek seviye soğuk mevsime (sonbahar sonu ve kış). Van gölü havzası da öyledir. 2. daimi bir akarsu şebekesinin teşekkülüne imkân verme» mektedir. yağışın kar halinde olması dolayısiyfe. Nisbeten alçak seviye ise yaz mevsimindedir. Geniş vadi tabanları ile. İç Anadolu'da boz ve kahverengi step toprakları hububat sahalarına tahsis edilmiştir. çöllerin ve çölleşmeye yüz tutan bozkırların çok yaygın olduğu bir sahadır. Nisan ve Mayıs aylarıdır. delta sahalarında ve kıyı ovalarında birikinti (alüvyal) topraklar yer alır. Bunlar.000 km2 olup mutlak çölleri. en düşük seviye ise yaz mevsimine isabet etmektedir. okyanuslara ve bununla bağlantısı olan denizlere gider. Fırat'ın sularının en yüksek olduğu seviye. okyanusa varamamaktadır. ön Asya'nın en mühim nehirleri Fırat. Kırmızı toprak bilhassa kalker arazi üzerinde görülmektedir. Karatopraklar kuşağı Batı Sibirya'da ve Türkistan'da genişler.900 m. Bunlar dışa akışı olan (eksoreik) sahalardır. En düşük seviye de. Burada seyreden akarsular kaynaklarını Tanrı dağlarının kuzey etekleri ite Ala dağlardan alırlar. sular iç havzalarda kalır. Aynı topraklar. Bu çeşitli bölgelere yerleşmiş dan insan toplulukları bazen bir vadi içinde toplanmış olan kaynaklarla iktifa ederler. Asya kıtasında suların okyanuslara varamadığı bölgeler çok geniş yer tutar. Batıda Rusya'da. hususî iklim şartlarının tesiriyle çok yıkanmış ve hümüsünü kaybetmiş sıcak bölge (lateritik) toprakları meydana gelmiştir. Çağata suları). Kattırmak. IdilUral bölgesinde ziraatin yapıldığı yerler karatopraklar sahasıdır. Van bölgesi gibi kapalı bir havza olan Urmiye gölü. Kaynaklarını Gaziantep ite Kilis arasındaki değişik bölgeden alan suların bir kısmının dışa akışı olduğu halde (batıda Amik gölüne dökülen Afrin çayı buradan çıkan bir kolla Asi nehrine karışır) Kilis'in kuzeyindeki tepelerden doğan Kureyk çayı Halep'in güneyinde Elmaç bataklığında kaybolur. kısa boylu taşlık otlara dönüşmektedir. Bunların çoğu Balkaş gölüne dökülür. yağışların boilaşttğı ve buharlaşmanın o kadar ehemmiyetli olmadığı ilkbaharda. fakat suları okyanus ve denizlere ulaşmayan sahalar (andoreik)'dır. Bunun güneyinde bozkır ve çölleşmeye yüz tutan bozkırların zayıf ve iskelet toprakları bulunur. çölleri ve bozkırları İhtiva et- mektedir. istifade edebilmektedirler. suların yüksek olduğu sıralarda.

Karaganda'nın güneybatısındaki yaylalardan .denen bir bataklıkta son bulur.

Fakat dikkati çeken nokta Nisan'dan Eylül sonuna kadar. Amu Derya adi. Nehrin uzunluğu takriben 2. sıcak mevsim boyunca. kumtaşı ve kalker gibi geçirimli arazide akarken yatak daralmaktadır. beslenmenin muntazam oluşudur. 1 ilâ 1.Şubat çekik devresinde nehrin sürüklediği su miktarı 990 mr/sn'dir. Kerki gibi eski müstahkem şehirler bu vaziyettedir. Nehir. aSırda Budist medeniyetinin. Tugay denilen nemli toprakların bulunduğu nehrin eski kollarına tekabül eder ki. Kenarların lösten müteşekkil olduğu yerlerde suların bunları aşındırması ite yıkılmalar meydana gelmekte. bu kısımda sağdan soldan hiçbir kol almaz ve tıpkı Mısır'daki Nü gibi. yüksek Pa-mir kütlesindeki buzulların eriyen sularıyla beslenir. aşağı mecrada geniş sahalara yayılır ve Amu Derya. Fakat 1221'de Cengiz Han'ın kuvvetleri tarafından tahrip edilmiştir. Buna karşılık kış mevsimi suların seviyelerinin alçak olduğu mevsimdir.'yi bulduğu da vâkidir. bu ise mecranın sık sık yer değiştirmesine sebep . tuzlu. aşağı mecrada.. adını daha ilerde alır. Bununla beraber yatağın genişliği iki kenarın gösterdiği arazi tabiatına göre de değişir. olup. Her ne kadar atlaslarda bunlara göt adi veriliyorsa da.•T-----------------------------------------------------------------------—TÜRK DÜNYASI EL KİTABI kaynağını alan Sarısu da bu civarda sona erer.olmaktadır. Bu kısımda akarsu yataklarında eğim çok fazladır ve hepsi. hakikatte buralar killi. Amu Derya: (Ceyhun veya Öküz): Batı Türkistan'ın bu büyük nehri. Bu kısımda nehrin yatağı çok geniştir. Öteberi yapmak için malzeme tedarik ettikleri sahalar ve oturdukları kulübelerde ısınmak için yakacak sağladıkları yerlerdir. Kelif. Vahs (Vahş)'ın Panja'ya karıştığı yerde irtifa 300 metredir. Çarçuy (Çardzu) köprüsünde Aralık . yukarı mecrası ve Vahs da dahil olmak üzere bütün kolan.400 km. Şehrin tekrar kalkınması Karşi üzerinden Buhara'dan demiryolunun gelmesiyle başlamış- . hiç şüphe yok ki. Taşkın alanları. Buna rağmen suları oldukça boldur. Batı Türkistan akarsu şebekesinin en mühim iki elemanı. buzulların erimesine tekabül eden yaz mevsimidir. Kabarık olduğu zamanda. Hakikatta Amu Derya. Amu Derya ile Sir Derya'dır. Yerleşik halk ise. Tir-miz. iki tarafa doğru yatak değiştirir.5 km. Artık nehir. çöl ortasında ağır ağır akmasına devam eder. geniş bir yatak içinde yavaş yavaş akar. Buralardaki kamışlıklar Türkmenlerin hayvanla» için bir sığınak mahalli. sonradan İslâm medeniyetinin merkezi ol-muştur. Çekik devre ile taşkın zamanlan arasındaki seviye farkının o kadar ehemmiyetli olmamasına rağmen (2-3 metre) nehir. rejim bakımından dağ nehirlerinin özelliklerini göstermektedirler. bariz bir surette. Kunduz suyunun adı geçen iki suya karıştığı yerin biraz ilerisindeki kısma verilmektedir. Buralarda nehrin yatağı sabit olduğundan iskân yerlerinin devamlı olma şansı vardır. Pamir kütlesinden inen birçok akarsular ve bunların arasında bilhassa Panja (Pianç) suyu. Çünkü bu yerlerin müdafaası kolaydır. Bu karışma noktasından sonra Amu Derya. Bunlardan Tirmiz evvelâ VII. Kazakistan'da göl adına lâyık yegâne su topluluğu Balkaş gölüdür. nehrin suları bulanık olup açık kahverengidir. buralar yan göçebe Türkmenlerin ziraat yaptıkları ve kışın da oturduktan sahalardır. buzul rejiminin bütün özelliklerini taşır. Kaynaklarını Orta Asya'nın yüksek dağlarından alan bu iki nehir Batı Türkistan'ın beşerî ve iktisadî hayatında önemli rol oynadığı için bunların üzerinde biraz durmak gerekir. taşkınların erişemedikleri yüksek sahaları tercih etmişlerdir. çamurlu sahalardır. Vahs (Vahş) suyuna (bunun yukarı mecrası Kızıl Su diye adlandırılmaktadır) karışarak ilerde Amu Derya'yı teşkil etmektedir. Suların kabarık olduğu zaman. hattâ yeryer 5 km.

1392'de Timurlenk aldığı esirleri Hive'ye Hazar Denizi üzerinden naklettirmiştir. 250 km. sularını. Kara Derya'da suların en yüksek olduğu zaman buzulların erime mevsimi olan Mayıs ayıdır (Şekil 10).Yayla kenarı. Bunun İçin nehrin buzullarla beslenmesi ehemmiyetsiz. Arnu Derya. Narin İle Kara Derya'nın birleşmesinden meydana gelir. Hazar denizine döküldüğüne dair bazı tarihi rivayetler mevcuttur.Üst Yurt yaylasının Mesozoik ve Miosen teşekkülâtı. Uzboy vadisi pek iyi muhafaza edilmiş bâr haldedir ve bu.000 km2'lik bir sahanın sularını boşaltmaktadır. Balkan körfezi halici İle. Uzboy. Şu halde Sarıkamış kapalı çukuru. Tanrı dağlarının 4000 metreyi geçen zirvelerinden almaktadır. durumu muhtemelen Hazar denizi seviyesinin âni ve ehemmiyetli bir alçalması ile alâkalıdır. Buna karşılık Sir Derya'da kaynak bölgesinde o kadar yüksek zirveler olmadığından buzullar mahduttur. 5 . Dördüncü Zaman arazisi olarak gösterilen bu saha tuzlu fakırlardan müteşekkil olup. asnn sonundan beri yapılan araştırmalar. Bu kısımda Amu Derya. Nehir. Zamanın ikinci yansına (Üst Miosen) ait sert kalkerler içerisinde gömülmüştür. uzunluğunda tekrar bir dar ve derin boğaz mevcut olup. Kapalı çukurluğun ağız tarafında. genç bir vadi ekip. Aral denizinin seviyesinden de 98 metre kadar daha alçakta bulunmaktadır. 6 . karlarla beslenme ise daha ehemmiyetlidir. Amu Derya'yı meydana getiren kollar buzulların daha çok ve daha geniş sahalar kapladıkları yüksek Pamir kütlesindeki dağlardan doğduğu için. Vaktiyle burasını büyük bir göl işgal ediyordu. karlarla beslenme payı ise azdır. Vadinin genişliği ise 100 metre kadardır. 40 ifâ 60 metre kadar gömülmektedir.'lik bir sahada kumlar iğinde yerlerini değiştiren mendereslerin bırakmış oldukları izler görülmektedir. bunların tesiriyle bu akarsu sisteminde buzullarla beslenmenin payı çok büyük. Amu Derya'nın batı istikametinde aktığına dair son zamanlara ait bilgi de var . P.30 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 31 tır. George'dan). bunların arasında yer yer bazı ehemmiyetsiz tatlı su akışları görülmektedir. Amu Derya'nın bugünkü deltasından 100 metre. uzunluğunda olan Narin sağ taraftan birçok göllerin (en mühimi 3016 m. gerçekten gölün bulunduğu sahada birçok tatlı su fosil nevileri bulunmuştur ki. Deita. dır. Aral denizine döküldüğü yerde bir delta meydana getirmiştir. asra kadar. Narin. 3 . Hazar denizine ulaşmak için güneye doğru akıyormuş gibi tasvir edilmektedir. Hazar denizinin yakınında son bir gömülme görülmekte ve bu gömük şekil. Sarıkamış gölünün ağız tarafından biraz ilerde. bunlar bugün de yaşamaktadır. Bunun gibi Kara Derya da Alay ve Fergana dağlarının 4000 metreyi aşan zirvelerinden inen Tara ve Karekulca'nın sularını alır.Eski deltanın kumulları. Fakat bu nehirde asıl hâkim olan beslenme karışık beslenmedir. Filhakika 1878 ve 1889'da büyük taşkınlar esnasında Amu Derya'nın sularının bir kısmı Sarıkamış havzasına akmıştır. George'un yapmış olduğu haritada açıkça görüldüğü gibi. Sarıkamış kapalı havzasının Dördüncü Zamanda bir gölle kaplı olduğunu meydana çıkarmıştır. 2 .Dördüncü.) takriben 265. asrın sonundan XVI. asrın sonuna kadar) bu gölden çıkan sular Uzboy mecraı vasıtasıyla Hazar denizine kadar gitmiş olabilirler. Amu Derya'yı Hazar'a çevirmeyi düşünmüş ve bu hususta mühendislere talimat vermiştir (Şekil 9). Sol taraftan da kendisine Fergana dağlık kütlesinin doğu yamaçlarından inen akarsular karışır. III. 4 .Amu Derya'nın bugünkü deltası. Yine bu tarihte Büyük Petro. fürgenç'in ağız tarafında. Times Atlasında bahis tortusu sahanın güneyinde bu değerin daha da altında (-92 m. Amu Derya'nın XVIII. asırda Ebu'l-Gazi Han'ın Buhara'ya karşı olan seferinde. Halen kurumuş bir halde olan Sarıkamış gölünün Amu Derya'nın bir kolu ile beslendiği zamanlarda (XIII.Amu Derya'nın deltası ve Uzboy. Bu takdirde yukarıdaki tarihî rivayetlerin doğruluğu anlaşılmaktadır. Balâ İşim'de vadi genişlemektedir. XIX. burada Uzboy. Sir Derya'da karla beslenme Amu Derya'nın rejiminde olduğundan çok daha ehemmiyetli bir yer alır. halen yer yer tuzlu takırların bulunduğu eski bir çanağa ulaşmaktadır. XVII. 45 metrede Sarıkamış adı ile andan bir alçak saha bulunmaktadır.) bir yerin mevcut olduğu gösterilmiştir. Bir müddet dik bir eğimie güneye doğru yönelen vadi. irtifada olan 287 km2 büyüklüğündeki Sonkol gölü) sularını alır. Ölü vadinin ekseninin iki tarafında 4 ilâ 6 km. Hive hanlarının bu nehrin mecramı Aral denizine doğru çevirdiklerini söylediği hikâye edilir. Bildirildiğine göre. 1713'te Türkmen Hoca Nefes'in Astırahan (Ejderhan)'daki Ruslar'a Amu Derya'nın altınlı kumlar taşıdığını. 1 .Zaman arazisi (P. denizde devam etmektedir. Şekil 9 . deltanın sol kena rına doğru kaymıştır. Hive'nin kaynak tarafında başlar.Eski nehir yalağı. Sir Derya (Seyhun veya İnci): Türkistan'ın en uzun nehri olan Sir Derya (2450 km. KjjT Amu Derya'nın Eski Mecrası ve Uzboy Meselesi: Hive'nin kuzeybatısında.750 km. Amu Derya.

bu şehrin güneyinde bir duvar gibi yükselen Ala dağın buzul sulan ile beslenen kolların katılması ile akımı arter. yani beslenmesinde buzulların payı ehemmiyetsiz. Doğu Türkistan'ın iç havzalarına. Buram doğusunda kalan akarsular. Daha ilerde Karadağ'dan gelen birçok kollar alır. . uzunluğunda olan yukarı mecrasında 5000 ilâ 5500 metre civarındaki yüksek dağ sıraları arasında bulunan dar boğazlar içinde akmaktadır.. Fergana havzasında bütün sene donmayan nehir aşağı mecrasında. (âzanü akım Temmuzda okıp-136 trpf şn. Balkaş gölüne dökülen fti'ye gelince. suların bol olduğu zamanda. Tanrı dağlarının doğu eteklerinden doğar. takriben 300 km.. Bu akarsu da.. M r. Doğu Törkia-tan'mkBere nazaran. Kara-muran Gerçem-Derya'dır) çölün güney kenarında Kaybolurlar. Takriben 650 km. Kulca çukurluğunu geçtikten sonra İli adını alır. Taklamakan çölünün ortasında kaybolmaktadırlar. buralarda kamışlar. Â. bu nehrin yukarı mecrasını teşkil eden Kungez. Fergana havzasının kuzey kenarını takip eden Sir Derya bu havzadan çıktıktan sonra Talaş Ala dağından gelen Çirçik suyunu alır.kuzeydoğu istikametindeki yüksek dağ sıralan Batı Türkistan'ı Doğu Türkistan'dan ayırdığı gibi. Bu dağlardan inen akarsular ancak Tanm havzasının batı. kavak ağaçları. vahşi hayvanların da iltica ettiği sahalardır.. büyük buzullar ihtiva eden merksaS Tanrı dağlarından inen kollarla beslenmektedir. Buralardaki akarsular için su haznesi vazifesini çevredeki yüksek dağlar görmektedir. Fakat daha ileride Taukum çöl sahasıhda.M. Bir taraftan buharlaşmanın tesiriyle. Muhtelif adlarla adlandırılan Ata dağların kuzey yamaçlanndaki buzullardan doğan Çü suyu da bir buzul nehridir. kâfi miktarda su getirir. Sir Derya'nın deltası Amu Derya'nınkinden daha küçüktür. Taklamakan çölünü güneydençeviren Altın dağtanran yüksek drtrelerindeki buzullardan doğan birçok akarsular (bunların en tanınmıştan Keriya-Derya. Bir taraftan eğimin çok azalması. Çu'nun yaz aylarındaki akımı 60 rn^/sn. Havzanın güney kenarından inen akarsular ise. batısında kalanlar ise. bundan dolayı yağış itibariyle çok tekir bölgelerdir.dir. M. buzulların erime zamanına rastlıyan' yaz başlangıcında ise yüksektir (Haziranda 600 m3/sn. Güneybatıda Üstün dağlarının 7000 metreyi geçen zirvelerlndeki buzuBahn erimesinden husule aelen sularla beslenen Karakaş ve Yurungkaş'm birleşmesinden meydana gelen Hotan-Derya. Taklamakan çölünü geçerek Aksu'nun güneyinde Tarım'a varmaktadır. sulan azalmaya başlar.32 „ ■ .. ovada. diğer taraftan sulama ile akımı gittikçe azalan nehir Amu Deryaya ulaşamadan ovada kaybolur. 9.. Batı Türkistan'da olduğu gibi Doğu Türkistan'da da alçak sahalar çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş steplerle kaplıdır. Bunların içinde en ehemmiyetlisi Aris'tir.'ye çıkar.'dir) Çirçik'i aldıktan sonra akımı ortalama olarak 550 m3/sn. (*) Bataklık sahalar ve çamurlu topraklar sahası. geri kalan 9 ayda ortalama akım 36 tıflten. Bu esnada Hokant civarında nebrfrı ortalama akımı 1343 rrfŞsrı. Şekil 10 • Sir Derya'nın Begovat yakınında Zaporoj'daki rejimi (mP/sn olarak aylık ortalama debi).. söğütlükler geniş sahaları kaplar. 3-4 ay donar. Kara Derya ve Narin gibi beslenir. fakat eğimi çok azalır. Batı Türkistan'ın iç deniz ve göllerine giderler. uzunluğunda olan Zerefşan suyu Alay dağlarının batısındaki Türkistan dağları ile Zerefşan arasında aynı adı taşıyan bir buzuldan doğar. Bununla beraber delta süratle ilerlemektedir. fakat buzulla beslenme devam eder. karlarınki biraz daha fazladır.. İlkbahar sonu ve yaz başlangıcında (Haziran ayı) nehir taşar.).»TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 33 jr V sn.. Batı Türkistan'ın yukarda bahis mevzuu edilen iki büyük nehrinden başka.. aynı özellikleri haiz bir takım küçük akarsular da vardır ki bunlar arasında üçü mühimdir: Zerefşan. M. 4.«». Atma Ata bölgesinde. Daha Hokant civarında büyük bir nehir karakterini haiz olan Sir Derya (burada genişliği 130 metreye varan nehrin çekik devresi Kasım ve Mart arasında ortalama akımı 396 m3/sn. güneybatı ve kuzeyinde «açok muntazam «r* akarsu şebekesi meydana getirmektedirler. Nehir. 0uraya aynı zamanda Kazakistan yaylalann-dan gelen Sansu da dökülmektedir. diğer taraftan yakıcı ve kurak yazların sebep olduğu şiddetli buharlaşma dolayısıyla nehir çok zayıflar ve birbirini takip eden tugaylar^ içinde nehir karışık kıvrımlar çizerek akar ve Aral denizine dökülür.. dağdan çıkıp Semerkant ovasına ulaştığı zaman yayılır. Bunun esas kolu olan Tekes.___________ ■ . 10004itfartsw**«Aı __ _ 500 — — r— ı — noo. Fakat hâkim olan karışık beslenmedir. Bununla beraber Balkaş gölüne bilhassa suların fazla olduğu yaz başlangıcında. Kungez. daha uzun ve su itibariyle daha zengindir.. fakat elenmesinde kâr suyunun da bir payı vardır. Nehir hâlen Açlık stepinde Aşıkol bataklığında son bulmaktadır. göçebeler kadar. Çirçik'in karışmasından sonra nehir biraz daha genişler.dir).. bunlann doruktan da her iki büyük sahanın akarsulan için bir stf bölümü çizgisi meydana getmVter. George'dan.. Çu ve İli.. Aral denizine yakın kısımda. Umumî olarak güneybatı . Batı Türkistan nehirleri. . Taşkent vahasının sulanmasında nehre sağ taraftan gelen Angren ve Çirçik'ten istifade edilmektedir. Gerçekten akarsuyun akımı kışın en az (30 rr^/sa). P. Fakat Karadağ kütlesinin kuzeybatısında. nehir tamamen çöl sahasına girer ve hiçbir taraftan kol almaz.. E Et K.'dir.

Tarım akarsu sistemi meydana gelir. Buna karşılık Türkler'in.4* —-------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI ■ 35 Bu nehirlerin hepsi aynı rejim hususiyetlerini haizdir.500 km. Akdeniz'in diğer kesimlerindeki gibi doğu havzasında da buharlaşma şiddetlidir. merkezî kısmının İse 2. Gerçekten tuzluluk Kumkale açığında binde 33 olduğu halde Edremit körfezinde ve Miidilli adası kıyılarında binde 38. B. Mısır. okyanuslardan uzaktır. Bundan da anlaşılacağı üzere.5'tir. Uzunluğunun 2750 km. Üstün dağ ile Altın dağ arasındaki yüksek yaylaya geçen bu nehirler. Lübnan. geniş bir takım kollara ayrılarak.500 km. kışın suları tamamen berrak. Akdeniz'in en derin yerleri bu kısımda bulunmaktadır. (Biga ve Gelibolu yarımadaları açığında. Bu suretle sular ovanın kenarındaki vahalara ulaşırlar. batı ve kuzeyde de çevredeki yüksek dağlardan doğan aynı mahiyetteki akarsular. umumiyetle. Kum-Derya yahut Kuruk-Derya) ayrılır ve bu çöl ortasında bataklıklar halinde kaybolur.dir. Altın dağın muhtelif yükseklikteki kademelerini dar boğazlar halinde aşarken eğimleri ehemmiyetli olan bir takım selleri de alırlar. Akdeniz'in batı kısmında olduğu gibi doğu kısmında da akıntılar vardır. Ada itibariyle çok zengin olan ve bundan dolayı eskiden 'Adalar Deniz? denilen Ege denizinde sığ kısımlar (şelf) Anadolu kıyılarında. Ovaya civar olan tepeler yağışsız olduğu için bu akarsuların akımlarında herhangi bir artış görülmez. Eğimin kesildiği kısımda yavaşlıyan sel mahiyetindeki akarsular yüklerini bırakırlar. soğuk mevsimde ise ehemmiyetsizdir.. kuzeyde Aksu. Bu suretle çakıl yığınlarından müteşekkil büyük birikinti konileri meydana geliri Bu çakıl yığınları arasında akarsu. yazın çamurlu olarak akar. Lübnan ve Suriye kıyılarım takip eden yüzey akıntısı Türkiye'nin Akdeniz sa- . Havzanın tabanı çok arızalıdır. Kaşkar Derya. Şahyar. Suriye ve Türkiye kıyıları arasında yer almaktadır. eğimin azlığı ve nihayet kumulların mevcudiyeti dolayısıyla gittikçe zayıflayarak Lop çölünde bir takım kollara (Konca-Derya. Türkler'in yaşadıkları yerler.'yi bulmasına rağmen nehir. Güneyde olduğu gibi. kıyılarında yaşadıkları Akdeniz. Karadeniz ve Marmara birer iç denizdir. aşağı mecrada yağışın olmayışı. Saros körfezinde denizin tabanı güneybatı .5'u bulur. Yağmurlar az olduğundan ve akarsular kâfi derecede su getirmediğinden tuzluluk fazladır (binde 37-38). Bunların başlıca-ları batıda Yarkent-Derya. Ayvalık'la izmir arasındaki bölgede.kuzeydoğu istikametinde uzanan bir çukurla ârızalanmıştır. Menderes ağzının açığında) oldukça geniştir. havzanın en alçak kısmında akan Tarım'a doğru yönelirler. Bu boğazın ağzında bir yelpaze gibi açılan akıntı doğu ve batı Trakya kıyıları boyunca Eğriboz'un kuzey kıyılarına kadar yayılmaktadır. Havzanın batı ve kuzey kesimlerinden gelen sular sayesinde. Marmara vasıtasıyla Karadeniz'den gelen az tuzlu sular (binde 33) Çanakkale Boğazı açığında yüzeyde yayılır. buharlaşmanın fazlalığı. Ege denizinin orta ve güney kısımlarında tuzluluk miktarı binde 38. kendisine hiçbir kolun katılmayışı. Afrika ve Avrupa arasında bulunan Akdeniz'in doğu parçası Mısır'la İsrail. Konca Deryadır. Bunların üzerinde sular altında kalmış vadiler mevcuttur. Asya. Orta Asya'nın kapladığı sahanın iç kısmının okyanuslardan uzaklığı 1. İsrail. Fakat ehemmiyetli tuzluluk farkı Biga yarımadası ve Kuzey Ege kıyıları boyunca müşahede edilmektedir. akarsuların hepsinin akımları buzulların erimesinden meydana gelen sularla beslendikleri için yaz mevsiminde fazla.

Bundan sonra büyük derinliklere kadar. aşağı yukarı aynı değeri muhafaza eder. Batı ve Doğu çukurlarından ayrılmaktadır. Yüzölçümü 11. takriben Marmara Ereğüsi açığmda 1180 m. orta yükseklikte dağ ve yaylalarla çerçevelenmiş olmakla beraber. Bu denizin orta kısmında.5'i bulur. derinfiğe kadar varan bir çukur mevcuttur. 30 m. Bu denizin yüzey suları umumiyetle az tuzludur.fiillerinde batıya doğru yönelerek Rodos açıklarında Ege denizine girer ve memleketimizin kıyıları boyunca kuzeye doğru çıkar. Ulubat ve Manyas gölleri gibi. Şurada sığ kısım. Karadeniz. Karada görülen vadiler bazı yerlerde deniz altında da devam etmektedir. Marmara denizinde muayyen bir derinlikten sonra dibe doğru sıcaklık aynı kalmaktadır. derin yerlere nazaran genişçe bir saha kaplamaktadır.batı doğrultusunda uzanan .352 km2'dir. Avrupa'nın güneydoğusunda Balkan ve Anadolu yarımadalarıyta doğu Avrupa yaylaları ve Kafkasya arasında doğu . inegöl. doğuda ve güneydoğuda dar ve derin körfezler halinde kıta içerisine fazla girmiş olan Marmara denizi. bu hususiyeti ile de dikkati çekmektedir. Karadeniz'den gelen yüzey akıntıları İstanbul BoğazrtJdan çıkarak Marmara'da yelpaze şeklinde yayılırlar ve Çanakkale Boğaz'ına girmek üzere tekrar top-lanırlar. Bu derinliğin altında tuzluluk 150 m. Batı çukuru (derinliği 1112 m.) Ganos dağının açığında. umumiyetle az yüksek dağ. de binde 37. iki sırtla. ada ve yanmada bakımından zenginliği ve bilhassa sularının sıcaklık ve tuzluluğu ite Marmara kendine has bir denizdir. güney ve kuzey kısımları gerek yüzey şekilleri ve gerek yapı bakımından birbirinden çok farklıdır.5'a çıkar.Karacabey ovalan gibi. Marmara denizi. orta Ege adalan civarında Yunanistan kıyılarını takiben güneye doğru yoluna devam eder. doğu-batı doğrultusunda küçük bir iç denizdir. Çanakkale Boğazı'yle Ege denizinden ayrılan. tepe ve yaylalardan müteşekkil olup vadiler tarafından oldukça derin surette parçalanmıştır. Bu çukur yerlerin bir kısmı deniz sularının altında kalmış (İzmit ve Gemlik körfezleri gibi) bir kısmımda göller kaplamıştır İznik. Bazıları da dobnuşJarfeirrti ovalan meydana getirmiştir: Yenişehir. Marmara denizini kuzey. Bu orta çukur. Ege denizini Karadeniz'e bağlayan boğazlarla Marmara denizinin bu iki deniz arasında mevcut seviye ve yoğunluk farklarından «eri gelen çok ehemmiyetli su akıntılarına maruz kalacakları tabiîdir. Bunlar iki kısımdır: yüzey akımdan.) ise Samanlı dağlarının önündedir. Kemalpaşa . Sığ kısımların derin bölgeye nazaran genişliği. Doğu çukuru (derinliği 1238 m. Kuzey Ege'de Çanakkale boğazından gelen akıntının tesiri altında. Karadeniz kıyrlarından Uludağ kölesine kadar az çok derin birtakım çukur sahalarla muhtelif yükseklikte yayla ve dağlar birbirini takip eder. Undan sonra süratle artar. dip akıntıları. Batı Akdeniz'de olduğu gibi doğu Akdeniz'de de saat akrebinin ters yönünde hareket eden bir akıntı sistemi vardır. Kıtalar arası bir iç deniz durumundaki Akdeniz'in doğuya doğru devamı kabul edilen Marmara denizi.'ye kadar binde 38. bütünüyle. İstanbul Boğazı vasıtasıyle Karadeniz'den. 10*15 metre derinliğe kadar tuzluluk sabit gibUfcJbinde 22). kuzeybatıdan'kuşatan yüzey şekilleri. Asya ve Avrupa kıtalarının birbirine en fazla yaklaştığı boğazlar bölgesinde. Marmaranın denizaltı seksleri gerçekten dikkat çekicidir. Güneyi yapı ve yüzey seküleri bakımından kuzeyine benzemez.

bilhassa güney ve doğu kısımları. deniz kenarında bulunmaktadır. bu denizin seviyesini Marmara ve Ege denizinin seviyesinden 50 cm. daha ziyade Doğu Avrupa kara ikliminin tesiri altında bulunmaktadır. geniş bir saha kaplamaktadır. Orta iklim kuşağında bulunan Karadeniz yazın Akdeniz âlemine dahil olmakta. uzunluğunda ve SO km.000 km2) bir denizdir. Karadeniz'de yüzey sularının tuzluluğu okyanuslardaki normal tuzluluğun (binde 35) altındadır. akıntı ile güneye doğru sürüklenerek.) bu kesimde. derinden Marmara'dan gelen çok tuzlu sularla beslenmektedir. Karadeniz'in dibi. Hazar denizi. Genişliğine gelince yer yer değişmekle beraber Ereğli ile Odeşa arasında 600 km. genişliğinde olup esas silsile güneyde. kuzey ve kuzeybatıda geniş sahalar kaplayan az derin bir bölge bulunmaktadır. üstündedir.200 derinlik eğrisinin çevrelediği en derin bölge bulunmaktadır. Alçak yaylalar. Zamanın üçüncü devri sonunda Güneydoğu Avrupa'dan Orta Asya'nın batı kısmına kadar uzanan büyük bir iç denizin parçalan idi. Arat denizininki ise okyanus seviyesinin 83 m. Varna ve Burgaz körfezleridir.dir. az tuzlu yüzey suları altında. Yıllık sıcaklık değişmesi 100 m. Sinop.000 km2) güney kıyılan İran'a. Karadeniz'in bati kısmında İstanbul boğazına doğru umumî bir akıntının meydana gelişinin esas sebebidir. Yakın tarihte İki defa (1929 ve 1954 taşlarında) bu hâdise husule gelmiştir. sarp. batı kıyılan Dağıstan ve Azerbaycan'a. yüksek dağlarla çevrelenmiştir. İşte bu seviye farkı. (umumiyetle Ocak ve Şubat aylarında) donar. Büyük girintiler havzanın batısında Odesa. Anadolu kıyılarındaki girintiler irili ufaklı. Deniz sathına düşen yıllık . Bu miktar Bulgaristan ve Trakya kıyılarının açığında %o16. Tuzluluğun az oluşunda. Denizaltı şekilleriyle kıta şekilleri arasında gayet sıkı bir münasebet vardır. Bu kısım bakterilerin husule getirdikleri kükürtlü hidrojen ite zehirlenmiştir. kadar yüksekte tutmaktadır. İstanbul boğazı vasıtasıyla. orta büyüklükte (yüzölçümü: 420. Karadeniz'in şimdiye kadar bilinen en derin yeri (2. Bunun içinde Kınm ve Anadolu kıyılan arasında aşa--ğı yukarı simetrik bir durumda. Kıtalar içinde yer alan Hazar ve Aral kapalı denizleri vaktiyle büyük bir iç deniz teşkil ederken yakın zamanda birbirinden ayrılmışlardır. Ağustos aylarında) 20° ilâ 26° arasındadır. Havzanın kuzey kısmı. Bu durumu Karadeniz sularına bazı fizikî ve kimyevî hususiyetler kazandırmıştır. Burada yığılarak iki kıyı arasındaki ulaşımı güçleştirirler. Havzanın batısı. Karadeniz'den biraz daha büyük olan Hazar denizinin (438. civarında geniş bir çanak sahasıdır. Şiddetli kışlar esnasında Dinyester limanından Dinyeper limanına kadar olan saha. Karadeniz'de girinti ve çıkıntılar azdır. Karadeniz'in doğu kıyılarını çerçeveleyen Kafkas dağları yüksek. Kıtaların içine fazla sokulmuş olması ve okyanusla irtibatının birtakım boğazlar ve iç denizlerle sağlanması. Hattâ Arat denizine. Azak denizinde de tuzluluk umumiyetle azdır. Güneyde Çoruh nehrinin ağzı ile aşağı Sakarya arasında sıralanan Kuzey Anadolu dağları. Avrupa'nın en büyük nehri olan idil'in (Volga) ayrıca Ural'ın suları buraya dökülmektedir. havzanın kuzeybatı kısmı ve Azak denizi bir tarafa bırakılacak olursa. Tuna başta olmak üzere. kuzeybatı kıyıları Rusya'ya: doğu kıyılan ise tamamen Türkistan'a aittir. buharlaşma 9e alınan suyu telâfi ettikten başka. Karadeniz'in orta kısmında yüzeyde tuzluluk binde 38'dir. olup pek azı kuytu liman Karakterini haizdir. Bunun altında kalınlığı 2. Kışın Şubat ayında yüzey'idtarmın sıcaklığı Odesa körfezi etrafında 2 M 3 dereceye kadar düşmektedir. suları tattı bir göl nazarıyla bakılabilir.nin altında hemen hemen hissedilmemektedir. buharlaşmanın nisbeten ehemmiyetsiz oluşunun da payı vardır.000 m. muvakkat bir zaman için. Sığ deniz sahası. çanaktaki su kütlesinin birbirinden esaslı şekilde farklı iki kısımdan meydana gelmiş olmasıdır. 2. Karadeniz'in bir parçası gibi alınan Azak denizinin (yüzölçümü 38. Karadeniz'in çevresinde yüksek dağlarla yaylalar ehemmiyetti bir yer almaktadır. Çok soğuk olan senelerde Romanya ve Bulgaris- tan kıyılarının donduğu da olur. Karadeniz havzasında yüzey sularının sıcaklığı yazın (Temmuz. Karadeniz. Karadeniz'e dökülen büyük akarsuların getirdikleri çok miktarda tatlı sudan ve bizzat denizin yüzeyine düşen yağıştan ileri gelmektedir.245 m. mesafede bulunan bu iki deniz arasındaki seviye farkı 79 m. altında.dir. Gerçekten Karadeniz. dünyanın «n büyük kapalı su sahasıdır. Ayancık açıklarındadır. Romanya ve Bulgaristan kıyılarından kopan buz parçaları. Vona ve Polathane'dir. kıyılarda derin girinti ve çıkıntılara imkân vermemiştir. Hazar denizinin seviyesi okyanus seviyesinin 26 m. Hazar denizi ve Aral denizi. derinlikle artmakta ve dibe yakın yerlerde titrede 7 cm3'ü bulmaktadır. Yapılan araştırmalara göre. bilhassa Azak deniz) kenarı ile Odesa körfezi etrafında. alçak bir yaylanın kenarı ite bunun önünde yer yer teşekkül etmiş olan küçük kıyı ovalan tarafından çevrelenmiştir. Böylelikle birbirinden 250 km. Karadeniz'in denizaltı şekilleri bazı hususiyetler arzeder. Bu zehirli gazın miktarı. 2. her tarafta dardır. kışın ise.000 km2) kıyıları daha girintili çıkıntılıdır. Kırım yarımadasının mühim bir kısmını kaplayan dağlar 150 m. Odesa körfezinde %o 10'dur. Dış şekli bakımından Karadeniz'in en mühim hususiyetlerinden birisi de ada itibariyle çok fakir oluşudur. Çok sarp olan kıyı dağların önünde kıyı ovaları mahdut olup başılcala-n Bafra ve Çarşamba birikinti ovalarıdır. Karadeniz'i bir iç deniz haline getirmiştir. Karadeniz'e dökülen akarsuların akımlarının fazla olduğu ilkbaharda barizdir. Sene içinde derin tabakaların sıcaklığı Karadeniz'in her tarafında 9 derece civarındadır. Bu derinliğin altında dibe kadar gayet ağır bir artış vardır. Karadeniz'de bütün sene yüzeyle derin kısımlar arasında sıcaklık farkı vardır. Her iki deniz de pek az tuzludur.000 m.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 37 elips şeklinde. Ağustos ayında havzanın güneydoğu kısmı diğer kısımlarından biraz daha «çaktır. III. yi bulur. Bu denizin büyük ekseni Burgaz'la Poti arasında 1170 km. Böyle kışlarda Tuna ağızlarından. Birinci kısım kalınlığı 180-200 m. •onlardan başka Kafkasya'dan gelen ve buraya dökülen birçok akarsular vardır. Karadeniz'e dökülen akarsular ve havzanın yüzeyine düşen bol yağış. Bunların başlıcaları Ereğli. az girintili ve çıkıntılı bir kıyı meydana getirmiştir. kadar olan yüzey kısım olup. Bu akıntı. Bu hal. İstanbul boğazından geçerek Karadeniz'e doğru giden bir dip akıntısı vardır. Karadeniz sularının çok mühim bir hususiyeti. Bundan dolayı da gözle görünmeyen hayvan kümeleri çoktur. burası oksijen bakımından zengindir. Buna karşılık ovaların kapladığı saha çok mahduttur. bazen İstanbul boğazına kadar gelirler. kadar olan ikinci kısım bulunur. Kırım yarımadasının güney kesimi bir tarafa bırakılacak olursa. Gerçekten Anadolu'nun yüksek dağlık kenarı ile Kafkaslar'm ve Kırım yarımadasının yanıbaşında büyük derinlikler olduğu halde.

yağış fcıtarı ortalama olarak 400 mm. .

Tuzluluğun değişmesi her halde. daha yüksekte bulunmaktadır. Körfez. Bir çöl sahasında bulunan bu yerde buharlaşma çok şiddetlidir. Meselâ Baku'da kuzeydoğu rüzgârları. Üst-Yurd bölgesinde yalnız Mankışlak yarımadasında kıyı yüksektir. Tuzluluk. Bilhassa. Aral denizinin suları. kıyı boyunca yayılırlar. ikisi arasında 40 cm.. kadardır. Hazar kıyılarının hususiyeti. derinlikte küçük bir çukur mevcuttur. Bu derin çanakta Karadeniz'de olduğu gibi hayat yoktur. bunlar kadar ehemmiyetli değildir. suları ileri doğru iterek güneybatı rüzgârlarının meydana getirdiği seviyeden 15 cm.). Düzensiz değişmeler. Bundan dolayı tuzluluk miktarı ehemmiyetsizdir.'lik bir fark yardır. Yağışın az veya çok oluşuna göre. Denizin kuzey kısmına iki büyük nehir dökülmektedir: İdil ve Ural. Güney ve güneybatıdan esen şiddetli rüzgârlar teşekkül etmiş tuzu ve tuzun içinde ölmüş ve katılaşmış balıkları karaya atar. idi) deltası açığında ise binde 2 den azdır. kuzeybatı ve kuzeydoğuda geniş sahalar kaplayan bu yerler tamamiyle çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlar (stepler) sahasıdır. Derinliğin ehemmiyetsiz oluşu (en derin yeri 68 m. Hazar denizinin seviyesi devamlı olarak değişmektedir. deniz 150 km.7'ye düşmüştür) Aral denizi. seviye seneden seneye ağır ağır alçalır yahut yükselir. Kuzeydoğuda Üst-Yurd yaylasının ön tarafındaki geniş bir saha bataklıklarla denizin birbirine karıştığı kararsız bir yer olup. Tatlı sular. Hazar'ınkinden daha tatlı. Seviye. Buna karşılık yüzey suları zengin bir hayvan topluluğuna sahiptir. İçindeki adalar da (bunların yüzölçümü 2345 km2'dir) dahil olmak üzere alanı kabaca 66. deltanın başladığı yerden denize kadar olan uzunluğu ise 70 km. olan Karaboğaz körfezi vardır. okyanusun umumî seviyesinin altında oluşudur. bir göl olarak kabul edilmektedir. Yağış da seviye değişmelerine sebep olan diğer bir âmildir. Bu hal. den az olan bir saha vardır. Kuzeyde aşağı idî) ovasının devamı gibi kabul edilen ve derinliği 50 m. rüzgârlarla alâkalıdır. İdil deltasının cephesi 150 km. kadar içeri sokulmaktadır ve kıyı çizgisi kati olmayıp mevsimden mevsime ve fırtınalarla yer değiştirmektedir. Körfezin nihayetinde kalınlığı 2 metreyi bulan tuz birikimi vardır. en alçak seviyesi ise Şubat'tadır. seviyesi daha kararsızdır. Hazar denizi ile en dar kısmı 250 m. Kuzeydoğu köşesinde denize dökülen Emba.500 km2'dir ve okyanus seviyesinden 53 m. Aral denizinin atlaslarda "Aral Gölü" diye adlandırılmasının bir sebebi de budur. Yarimadanın güneyinde takriben 15. Düzenli değişme bir gölün seviyesinin değişmesine benzetilebilir. sene esnasında düzenli veya düzensiz bir surette değişebilir. Bunlar Hazar denizinden boğaz vasıtasıyle körfeze giren sularla taşınmakta ve Karaboğaz körfezinin çok fazla tuzlu sularında yaşamayıp ölmektedirler. Burada farkedilmeden denizden çamurluk sahalara geçilmektedir. büyük nehirler ağzında çok ehemmiyetsizdir. Orta kısmında 500 ilâ 800 m. Aral'a dökülen Sir Derya ve Amu Derya . genişliğinde olan bir boğazla iştirak halindedir.a« TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 39 kadardır. Tuzluluk.yi bulmaktadır.000 km2 büyüklüğünde ve en derin yeri 13 m. Güneyde derinlik artmakta ve 1000 m. Fakat güneydoğuda. suyunun ortalama tuzluluğunun azlığı ve kısa devrelerde değişmesi dolayısıyle (ortalama tuzluluk 1870'te binde 12 iken 1905'te binde 10. Hazar'a dökülen nehirlerin akım değişmeleriyle alâkalı olup. Türkmenistan kıyılarında tuzluluk nisbeti artmakta ve Karaboğaz körfezinde binde 20'yi bulmaktadır. Hazar'ın denizaltı şekilleri oldukça sadedir. Hazar'ın kuzey kısmında binde 10'dan. kuzey. en yüksek seviyesi Temmuz'da. daha yüksek bir seviye husule getirirler.

Seviye değişiklikleri de ehemmiyetlidir. Sıcaklığın dibe doğru azalması hızlıdır. Marmara denizinin iki misli büyüklüğünde olan bu göl az derin olup.Van bölümünde kendi adını taşıyan kapalı havzsnın ortasında yar almaktadır.'Hazar denizinin suları gibi. derinliği de 702 m. Eğridir gölü ve Marmara bölgesindeki göllerdir. Çöl ve çölleşmeye yüz tutmuş bozkırlarla kaplı çevresinde topraklar umumiyetle verimsizdir. Karadeniz ve Hazar denizi gibi denizler arasında yer almaya lâyıktır. • Aral denizinin suları. Gölü besleyen en mühiıin akarsu ili'dir. Yıllık seviyenin en yüksek olduğu ay Temmuz'dur. aynı zamanda sülfatları ve karbonatları da ihtiva etmektedir. Yapılan araştırmalar Balkaş'ın hiçbir zaman Aral denizi ile birleşmedîğini meydana çıkarmıştır. ortada tuzluluğu biraz fazla olan bir saha bırakarak kıyıyı takiben yayılırlar. Gölün ayağı olmadığı halde suları tatlıdır. kurak bölgedeki büyük bir gölün karakterlerini haiz olmasına rağmen. Nitekim 1880 ile 1908 arasında göl seviyesi 3 metre kadar yükselmiş ve yüzeyi de 1/5 kadar genişlemiştir. Suyu.lfltblr saha kaplayan golün uzunluğu t75 km. Bazı coğrafyacılar bunu. Van Gölü Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Murat . yarı tatlı yan tuzlu olan gölde çok miktarda balık vardır. Deniz seviyesindsn yüksekliği . Bundan dolayı kurak ve yağışlı senelerin birbirini takip edişi gölün seviyesi ve sahası üzerine hissedilir Surette tesir yapmaktadır. Hazar denizinin seviyesi alçalmaya başladığı zaman. en derin yeri 20 m. bahis konusu dağlardaki buzullardan kaynaklarını alan sularla beslenmektedir. dlf.000 km2) Batı Türkistan'ın bir parçası olan Kazakistan'ın hudutları içerisinde bulunmaktadır. Bu iki nehrin döküldüğü yerde tuzluluk ehemmiyetsizdir. Göl bakımından zengin bir memleket olan Türkiye'de büyük ve küçük bütün göllerin kapladığı saha takriben 9500 km^dir. seviyesi yüksek olan Aral denizinden Hazar denizine doğru aynı yoldan bir akış meydana geldi. Beyşehir gölü. Orta Asya'nın en büyük gölü olan Balkaş Gölü (takriben 23. Aral denizinin yüzey suları yazın çok ısınır. Bundan dolayı "Sıcak GÖT adı verilmektedir. Ağustos ayında 60 m. kışın donmaz. Bu denizin batı çukuru da. Bunların içinde en ehemrfifyetliter! Van gölü. Eskiden Hazar'la Aral birleştiği zaman bu denizle Hazar denizi arasındaki irtibat bugün terkedilmiş olan Uzboy vadisi üzerindendi. Aral gölünün bir ayağı mahiyetinde telâkki etmektedir. Balık itibariyle fakir olan göt.nehirlerinin taşıdıkları suların akımlarındaki oynamalarla ilgili olsa gerekir.8° sıcaklık müşahede edilmiştir. gölün yüzeyi de geniştir. irtifada olup. 1609 m. Tuz gölü. Kurak yıllarda seviye alçalır. kıyılarina nüfus çekememîştir. Tatlı sular. kadar olup en geniş yeri 55 km. Eriyen buzullar ile beslenen bu nehirde suların bol olduğu mevsim yazdır. Seviyenin yüksek olduğu yıllarda. Karadeniz'in merkezî çukuru ve Hazar denizinin derin suları gibi kükürtlü birçok hususlarda. yalnız klorlu değil. Bu suların üç ay kadar donmasına ve Ekim ayından İtibaren gölün kenanmnr karla kaplı olmasına rağmen göt. pek fazla derinliğe gitmez. Ala dağların arasında yer alan Issık Göl. Fakat bu yüksek sıcaklıklar sathî olup.yi bulamamaktadır. Yüzeydeki sularda 27. takriben 6200 km>. derinlikte 4° sıcaklık kaydedilmiştir.

den hâkim . civarında. İzmir gibi ehemmiyetli liman ve şehirler bulunuyordu. Güney Anadolu sıradağları (Torosiar). yükseklikte. kuzeyde Istrancalar. tarihin her devresinde Akdeniz âlemi ile Ortadoğu. Doğu Anadolu yüksek bölgesi.) 2800 m. kışın yüzey epeyce soğur ve hatta tuzluluk nisbetinin az olduğu kıyılarda su donar. ve Doğu Anadolu'da geniş sahalar kaplamaktadır. Hint âlemini. Eskiçağ. e Törkiye'nin ikinci büyük gölü olan ve yüzölçümü 1620 km2'yi bulan Tuz Gölü 900 m. tuzlu göller grubuna dahildir. Bu mühim kara ticaret yollarının sonunda İskenderun. Türkiye Coğrafyasının Ana. güneyde Ganos ve Korudağ kütlesi. Güneydoğuda Suriye hududu civartnda 400-500 m. meselâ Marmara bölgesinde olduğu gibi. Bütünüyle batıdan doğuya doğru yükselen Anadolu yarımadasının iç kısmı geniş bir yayla olup kuzey ve güneyde yüksek dağlarla çevrilmiştir. Türkiye'de deniz seviyesinden az yüksek ovalarla alçak yaylalar nisbeten az. Eski Dünya denilen Asya. bu bakımdan eşsiz bir coğrafî mevkie sahiptir: Türkiye'nin Yüzey Şekilleri ve Başlıca Bölgeleri s • Türkiye.ler arasında bulunmaktadır. Trabzon. 1. Fakat yüzey şekilleri bakımından kenar ve iç kısmında bulunan ovalar da mühim bir yar tutmaktadır (Şekil 11). etrafında. yarımadanın batısını teşkil eden Ege ve Marmara bölgeleri ve Doğu Trakya bölgesi gibi kısımlara ayrılır. Güneydoğu Anadolu. buna karşılık yüksek yaylalarla orta yükseklikteki dağlar fazla şaha işgal etmektedir. Dünyanın en tuzlu göllerinden biri olan bu gölde tuzluluk binde 329dur. hâlen Türkiye. Ergene havzasının kuzey ve kuzeydoğu kenannda 200250 m. Eskİşehir-Kütahya arasındaki yaylalar bölgesinde 800-1000 m. ne de Arap Yarımadası'nda olduğu gibi çok sıcak ve kuru iklimler vardır. Buralarda mevcut olan dağlar ya yaylaların yüksek kıSHTilarıdır.yahutev-velden mevcut olanlara eklenmiş olan volkanik kütlelerdir. Kuzey Yarımküresinin orta iklim kuşağında ve bu kuşağın güney kısmında yer almaktadır. ortalama yüksekliği fazla olan bir memlekettir (1130 metre). Yeniçağdan itibaren deniz ve okyanus yollarının bulunması ve 19. Bunlar esas itibarile kırılmalar neticesi teşekkül etmiş olmakla beraber bunda karstik (kalkerin erime hususiyetleriyle ilgili) olayların tesiri de olmuştur. Avrupa ve Asya kıtalarını birbirine bağladığı gibi boğazlar vasıtasıyla Karadeniz memleketlerini Akdenize ve bu iç denizle de dış âleme bağlamaktadır. bilhassa Orta. Karadeniz'in kuzey ve kuzeybatısında yer alan Sovyetler Birliği İle Karadenizde kıyısı olan diğer devletleri Akdeniz ve Ortadoğu'dan ayıran yegâne devlettir. Kuzey Anadolu sıradağları. Hâkim olan yüzey şekilleri dağlar ve yaylalardır. Her ne kadar Türkiyede iklimler. MeriçErgene havzası bu çerçevenin ortasında kalır. Gölün en derin olduğu yerler güney kesimleridir. Memleketimiz aynı zamanda kuzeyden kutup ve kutba civar bölgelerin. Orta Asya'yı.«©-----——----------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 41 1646 metre olup. Marmara ve Ege kıyılarında göze çarpan girinti ve çıkıntılarına rağmen Akdeniz bölgesinin en kütlevî olanlarından biridir. Kuzey . Bundan dolayı çevresinde oturanlarca "deniz' diye adlandırılır. yapı aşınma devresinde kenarlarından iyice parçalanmışlardır. memleketimizde ne Kuzey Kutbu'na civar olan yerlerdeki iklimler gibi çok soğuk kara iklimleri.Güney istikametindeki genişliği.Türkiye bütünüyle çok büyük bir kısmı dağ ve yaylalardan müteşekkH yüksek bir memlekettir. Bu sonuncular muhtelif irtifalarda görülmektedir. şu şekilde hülâsa edilebilir. Avrupa ve Afrika'nın hemen hemen ortasında bulunan Türkiye. batıda Rodop kütlesi ile çerçevelenmiştir. Türkiye Akdeniz havzasının doğu ucunda bulunmakla beraber bu havzada hüküm süren bütün meteorolojik hâdiselerin az çok tesiri altında kalır. Hatları: ı*Dj* Türkiye. GÖKln yüzölçümü 3765 km^dtr. yüzey şekilleri bakımından. değişik irtifalardaki mevzii taban seviyelerine göre teşekkül etmiş eski aşınma yüzeyleridir. Memleket bütünüyle muhtelif menşeli dağ ve yaylalardan müteşekkildir. derinliği pek ai olan bir göldür. Meselâ İstanbul civarında 120-140 m. Bu sonuncular batıda okluğu gibi doğuda da düğümlenerek Doğu Anadolu yüksek bölgesini meydana getirmiştir. 2. Meselâ fç Anadolu'da Kayseri etrafındaki yaylalara (ortalama irtifa 1100-1150 m. kadardır. Marmara bölgesinin bir bölümünü teşkil eden Doğu Trakya. güneybatıdan kuzeydoğuya doğru uzanmaktadır.4 kadardır. Ayrıca yüzey şekillerinin umûmi vaziyeti Anadolu'da kara tesirini arttırmaktadır. Türkiye'min yüzey şekilleri. yer yer değişmektedir: Bu yönde en geniş yeri 75 km. İstanbul. umumiyetle az derin olan bu göllerin suları tatlıdır. Aşınma yüzeylerinin bulundukları sahalar çevreye nazaran daha az parçalandıkları halde çevrede olanlar. En derin yeri iki metre kadardır. Türkiye. Fakat Anadolu yarımadasının kuzey ve güney kıyıları fazla parçalanmış değildir. Anadolu'da bir taraftan mesafe diğer taraftan yüksek dağ sıralarının meydana getirdiği mania iç kısmı civar denizlerin tesirinden mahrum etmektedir. İç Anadolu'da muhtelif yüksekliklerde rastlanan bu yayla yüzeyleri muhtemel olarak. Gölün sahası mevsimden mevsime ehemmiyetli değişiklikler gösterir. İç Anadolu'nun batı kısmında. Marmara. kenarda kalan Türkiye'nin zararına olmuşsa da. Bu parçalanma Marmara bölgesinde daha fazladır. Hint ve Çin arasında bir köprü vazifesini görmüştür. Anadolu'da kara iklimi özelliği doğuya doğru artmakta ve en büyük değerini Karaköse civarında bulmaktadır. güneyden de çöl kuşağının atmosfer hâdiselerinden müteessir olur. Suğla ve EğridirHoyran gölleri etrafı yüksek dağlarla çevrilmiş çanakların alçak kısımlarını işgal etmektedirler. Doğubatı istikametinde bir dikdörtgen şeklinde uzanan Türkiye'nin batı cephesi bütünüyle parçalanmış olup. denizlerin kenarından içeri doğru bir kara iklimi özelliği kazanırsa da. Orta Toroslar'ın kuzeybatı kısmında yer alan Beyşehir. Ankara -Konya arasındaki 1250 -1400 m. Suların sıcaklığı bakımından Van gölü orta kuşak göllerinin sıcaklık hususiyetlerini haizdir. İran'ı ve Mezopotamya'yı Akdeniz'e bu arada Avrupa'ya bağlayan mühim ticaret yolları Osmanlı İmparatorluğumun topraklarından geçiyordu. Yazın yüzeyde sıcaklık 21°'ye çıkar.). Anadolu yarımadası. en geniş yeri Tatvanla Bendîmahi ağa arasındadır (125 km. bu ikisi arasında kalan İç Anadolu dağ ve yaylatan. Tuzluluk nisbeti binde 22. Van Gölü. asrın sonunda Süveyş kanalının açılması.Yaylalar iç kısımda. Ortaçağ ve hatta Yeniçağın başına kadar Uzak Doğu'yu. deniz derin körfezler halinde karanın içine doğru sokulmuştur.

Küçük ve Büyük Menderes deltaları. Jura tipinde olanlar. Doğu Anadolu'da. Gerçekten bu ovaların bir çoğu çöküntü havzalarının birikinti tabanlarıyla. Akdeniz'de Göksu deltası. deltalar (Göksu deltası ve daha küçük çaptaki deltalar) ve alçak yaylalar. memleketin her tarafında. kışları şid- . Diyarbakır ite Siverek arasında bulunan sahadaki lav yaylaları. Marmara.likbir alçak yayla üzerinde yükselmektedirler.» 2936 m^ 1250 m. Ege ve Akdeniz kenar ovaları daha karışık bir menşei hâizdirler. Türkiye'nin İklimi ı Bilindiği üzere Türkiye 35° 50' ile 42° 06' Kuzey paralelleri arasında bulunan yarı kıta durumunda kütlevî bir Akdeniz yarımadasıdır. Ege bölgesinde Bakırçay. bunların ön tarafmda uzanan ve akarsularla denizin müşterek faaliyetleri neticesi meydana gelmiş olan taban seviyesi ovalandır. Meselâ yarımadanın güney kıyılarındaki ovalarla (Çukurova ve bununla Fethiye körfezi arasında kalan küçük çaptaki ovalar). bunun güzel bir misâlidir. Misâller: Doğu Karadeniz'de Bafra. çeşitli aşındırma vetirelerinin faaliyeti neticesi meydana gelmiş muhtelif yaş ve tabiatta yüzey şekillerini ihtiva eden bir memlekettir. Buna karşılık Türkiye'nin Karadeniz kıyılarında her mevsimi yağışlı olan bir iklim vardır. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu iklimleri Doğu Anadolu ikliminden farklıdır. Memleketimiz. bilhassa Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da geniş sahalar kaplayan lay yaylatan da vardır. bilhassa yaz devresinde. Şöyle ki İç Anadolu ite Güneydoğu Anadolu'da bozkır iklimleri (Güneydoğuda çöle mütemayil step iklimi) hakim olduğu halde. Görülüyor ki Türkiye. denizlere yakınlık ve uzaklığı ve yüksekliği tesiriyle birbirinden az çok farklı iklim tipleri ayırt edilebilir. Memleketimizdeki dağların büyük kısmı Alp sistemine dahildir. Umumiyetle simetrik yapılı bu dağların.Türkiye'de Birinci Zamandan Dördüncü Zaman'a kadar muhtelif yaş ve tabiatta kalker teşekküller vardır. Zamanın ikinci devri) teşekkülâtını hâvi sahalarda görülmektedir. sıcaklık rejimi bakımından subtropikal kuşak sahasına girmektedir. 4.Memleketimizin diğer yerlerinde mevcut olmakla beraber. Ge diz. buralarda kara özelliği taşıyan iklim tipleri kendilerini göstermekle beraber. Karacadağ'ın etrafında. kuzey ve güney kısmında hâkim bir rot oynayan dağların büyük kısmı kıvrılma dağları olup karışık bir yapıyı hâizdir. 3. Bunlar daha ziyade İç Anadolu'da Neojen sahalarında gelişmiştir. 5. bunun güneybatısında bulunan Hasan dağı (3253 m.42--------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI_____________________________________________ 43 olan Erciyes. denizlerden uzaktık ve yükseklik tesiriyle yıllık sıcaklık farkı ehemmiyetli. menşe itibariyle birbirinden farklıdır. Türkiye'deki yaylaların büyük b» kısmı aşınmadan meydana gel* mistir.) Melendız dağlan {batıdan doğuya doğru 2727 m. Diğerleri ehemmiyetli kırıkların meydana getirdikleri dağlarla İç ve Doğu Anadolu'da genç volkanik dağlardır. Güneydoğu Anadolu'da ve mahdut sahalarda olmak üzere Marmara bölgesinin güneydoğusunda neojen (III. bilhassa Toros sistemine dahil dağlarla Neojen yaylalarında geniş sahalar kaplamaktadırlar.Ovalar. bütünü ite. Yarımadanın iç kısımlarına gelince. Buna karşılık bünye düzlükleri mahduttur. Orta kuşak Mimler grubuna dâhildir Bununla beraber coğrafî enlemin. Ayrıca. Çarşamba ovaları ite Trabzon civarında Değirmendere deltası. Kuzey Anadolu kenar ovaları umumiyette irili ufaklı deltalardır. Bunlar.

İç Anadolu ile Doğu Anadolu'da soğuk mevsimdeki yağış o kadar ehemmiyetli değildir. Bunu Ege kıyılarıyla Marmara denizi kıyıları. Marmara havzasında karla örtülü günlerin sayısı. yüksek dağlar hariç. Güney Anadolu da Kuzey Anadolu gibidir. Fakat . kışın tamamı ve ilkbaharın bir kısmı) sıcak mevsimden daha yağışlıdır. Kuzeye doğru ç*ridıkça karla örtülü günlerin sayısı artmaktadır. erir. basınç. Memleketimizin hemen her tarafında soğuk mevsim (sonbaharın bir kısmı. Lüleburgaz'da 12 gün. Diyarbakır'da ise % 2'dir. iç tarafın zararına yağış halinde bırakırlar. Kar. Bütün bunlar. Edirne'de 19 gün kadar. rüzgâr. Diğer taraftan Türkiye'yi çeviren denizler. Bunun gibi kıyılardan içeri doğru gidildikçe de ortalama karla örtülü günler sayısının artmakta olduğu görülür. Batı Karadeniz. Ankara civarında 16°. 0° nin altındadır. Buna karşılık Ege bölgesi. güneydoğuya doğru artmakta ve bu bölgede 32 ile 34 dereceyi bulmaktadır. sıcaklık uzun zaman sıfır derecenin aJtina inmediğinden. Batı ve bilhassa Güney Anadolu kıyılarında kar pek seyrek yağar. yağışın dağılışında yüzey şekillerinin büyük tesiri olduğunu göstermektedir. umumiyetle. Yaz yağmurlarının hakan olduğu bölge Kars -Ardahan yaylalarıdır (Kars'ta yıllık ortalama yağışın % 36'sı yaz yağışlarıdır). ortalama olarak. yüzey şekillerinin hususiyeti dolayısıyla (bilindiği üzere bu bölgede batı-doğu istikametinde uzanan geniş vadiler. Bu husus coğrafî enlemin tesiri dolayısıyledir. fakat aynı zamanda batıdan doğuya doğru yer değiştiren gezici alçak basınçların geçiş yeri olmaları ve nihayet bizzat bu denizlerin sıcaklık bakımından müsait kısımlarının mevzii alçak basınçların teşekkülüne imkân vermeleri dolayısıyledir. ortalama olarak. Fakat sıcaklık düşük olduğu için. Çorlu'da 13 gün. Türkiye'de iklim tiplerini ayrı ayrı ele aftp incelemeden evvel.44 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 45 deiti geçen ve karın toprak üzerinde kalma süresi uzun kara özeliiği taşıyan bir iklim vardır. Türkiye'de soğuk mevsimi temsil eden Ocak ayında ortalama sıcaklık umumi yetle güneyden kuzeye ve kıyılardan içerlere doğru gittikçe azalmaktadır. Marmara bölgesine doğru yaz yağmurlarının payı artmaktadır (istanbul'da % 13. fakat karın toprak üzerinde kaldığı müddet bir günü bulmaz. Trakya'nın güneybatı kısmındaki dağlar. İç Anadolu'da karb günler sayısının artışı Üzerine tesir eden unsur sıcaklıktır. hatta bölgenin büyük bir kısmında 4°'nin altındadır. Sıcak mevisimi temsil eden Temmuz ayında or talama sıcaklık umumiyetle kıyılardan iç kısımlara doğru artar: Ege kıyılarında 25° ilâ 27° olan ortalama sıcaktık. Doğu Anadolu) kar yağışlıdır. coğrafî mevkii itibariyle kuzey ve kuzeybatısındaki soğuk hava kütleleriyte. Bu hal. Yağan karın toprak üzerinde katma müddeti coğrafî âmillerin (iklim ve yüzey şekilleri) etkisi altındadır. yüksek bir dağ sırası teşkil etmediğinden. yer yer 2 metreyi bulmakta. güneyinde bulunan sıcak hava kütlelerinin tesiri altındadır. güney ve batıdan çeviren ılık denizlerin tesiri de ehemmiyetlidir. toprak üzerinde fazla kalamaz. Erzurum'da 120 gündür. kar uzun müddet toprağı örter. Dağlık sahalarda 1 m. İzmir'e de senede birkaç gün düşen kar. Yarı kara özelliği taşıyan Trakya'nın tç kısmında bu müddet. Türkiye'nin en sıcak yerleri güneydoğu ve güney kısmıdır: 18° ve daha fazla. Marmara kıyılanna nisbetle daha fazla yağar (15 günün üstünde). bu ayda.kuzeydoğuya doğru azalmaktadır. kenar bölgelerde yağışın fazla olmasının âmilleridir. Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Güney Anadolu kıyı bölgesiyle Ege'de ve bu iklimin bozulmuş bir şekli olan Suriye ikliminin yayılış sahası içine giren Güney Anadolu'da kuraktır. kara ve denizlerin dağılışı ite irtifaın da büyük rolü vardır. Burada en yağışlı mevsim sonbahardır (% 35). iç kısımlarda. ılık sahalar olduğundan hava kütlelerini kararsız bir hale getirmektedirler. nemli rüzgârları tutarak bunların içindeki su buharının büyük kısmı. kış yağışları % 28'dir). Bununla beraber yıllık ortalama sıcaklıkların dağılışında. Bunların tesiri yalnız buharlaşma sahaları olmak dolayısıyla değil. Bunun gibi Türkiye'yi geniş bir saha üzerinde kuzey. Basınç ve Rüzgârlar: Türkiye. Anadolu'nun iç kısmındaki dağlar da civar ovalardan daha fazla yağışlıdır. Toroslarda. Yaz mevsimi. Gerçekten Antalya ve izmir'de yıllık ortalama yağış tutarında yaz mevsiminin payı ancak % 3. bilhassa kış. Meselâ karta örtülü günler sayısı. kış mevsiminde daha ziyade Anadolu'nun iç kısmından kenarlara doğrudur. çevrede iç taraftan daha çoktur. hatta geçmektedir. yağış) kısaca gözden geçirmek faydalı olacaktır. Güney Anadolu'da olduğu gibi. iç Anadolu'ya gelince burada yağış âzamisi ilkbahar ve kışa isabet eder (Ankara'da ilkbahar yağışları % 36. Sıcaklığın Dağılışı: Türkiye'de yıllık ortalama sıcaklıkların değeri güneyden kuzeye ve güneybatıdan . Kayseri'de 40. bazı bölgelerde (Marmara bölgesi. Türkiye'de yağışın dağılışında en önemli unsur yüzey şekilleridir. Memleketimizde rüzgâr istikametleri her mevsimde değişik olmakla beraber. Kuzey ve güneyde yüksek kenar dağları. Temmuz başında ortala ma sıcaklıkların dağılışında denizlerden uzaklığın ve etrafı yüksek yayla ve dağlar la çevrilmiş çukur sahaların oynadığı rol çok büyüktür. iç tasım güney ve güneybatıdan gelen nemfi ve ılık rüzgârların ve kısmen de Boğazlardan geçen gezici alçak basınçların tesiri altındadır. En so ğuk yerler kütlevî bir yarımada olan Anadolu'nun iç kısmı ve bilhassa Doğu Anado lu yaylalarıdır. Bolu etrafında 14° dir. kara kütlelerine göre. Kars-Erzurum-Karaköse üçgeni içinde kalan yaylalarda ortalama sıcaklık. j^Sh Yağışın Dağılışı ve Yağış Rejimleri: Yıllık Ortalama yağış miktarı. Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları takip etmektedir. ehemmiyetli dirsekler meydana getirmeksizin iç tarafa doğru sokulmaktadırlar) nemli rüzgârlar içerilere kadar girdikleri gibi Ege denizinden geçen gezici alçak basınçlar da bu olukların uzandıkları sahada iç taraflara kadar tesirlerini hissettirirler. Bunda iç kanun çevredeki denizlerden daha soğuk olmasının tesiri vardır. denizin tesiri hissedilmediğinden dola yı artmaktadır. Eskişehir havalisinde 15°. Buna karşılık Trakya'nın kuzeydoğusundaki Istranca dağları bu yönden esen nemli rüzgarların Ergene havzasına girmesini kısmen önlerler. onlara meydan veren iklim unsurlarını (sıcaklık. 11 gün kadardır. Karadeniz ktyrfsrına.den fazla olan yağış meselâ Kuzey Anadolu dağlarıyla. ortalama olarak Marmara kıyrlarmdaktnJn üstündedir. Memleketimizde soğuk mevsim. iç Anadolu. Meselâ Antalya'da bazı seneler kar yağar. Her mevsimi yağışlı olan Doğu Karadeniz bölgesinde ise % 20'yi bulmaktadır. bilhassa Doğu Anadolu'da. İskenderun körfezi çevresinde ve Güneydoğu Anadolu'da 20° olan yıllık ortalama sıcaklık Göller çevresinde 17°. En soğuk yerler Doğu Anadolu yaylaları olup buralarda ortalama sıcaklık 46°. Sivas'ta 71. Edirne'de % 20). iç Anadolu'da 22 ve 29 derece olan sıcaklık.

Şu halde rüzgârın umumi istikameti memleketimiz -Türerinde kuzeybatıdandır. Manisa ve Aydın. Bölgenin güney ve güneydoğu kısmında batı-doğu istikametinde uzanan ve karaların içine doğru iyice sokulmuş bulunan körfezler (Gemlik ve İzmit körfezleri) bu iklimin tesirini içerilere kadar götürürler. Yağış rejimi bakımından Güneydoğu Anadolu bölgesi. Güneydoğu Anadolu yaylalarında kışlar. Afganistan ve İran yaylasının doğuşudur).46-----------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 47 Anadolu'yu çevreleyen denizler ve karalar üzerinde basınçlar sabit olmadığından rüzgâr istikametleri de bunlarla alâkalı olarak sık sık değişir. Anadolu'nun güney kıyı kuşağında hüküm süren Akdeniz. İç Anadolu'da kışlar soğuk. Batı Pakistan. Yağıştan daha mühim olan. İç Anadolu'da yaz mevsimi umumiyetle kurak. Güneydoğu Anadolu yaylalarında ise göze çarpar bir yaz kuraklığı vardır. Kıyıya paralel olan Toros dağları Akdeniz ikliminin iç kısma yayılmasına bir engel olduğu halde Ege bölgesinde kıyıya dik olarak açılan büyük vadiler. bilhassa yaz mevsiminde. İç kısımlarda görülen ve bitki örtüsü olarak bozkırın yaygın olduğu bu sahalardaki iklime umumiyetle bozkır iklimi denilmektedir. Buna mukabil çok sıcak olan Ön Asya bir alçak basınç sahasıdır (Alçak basıncın merkezî kısmı. Adana'da ise bu fark ancak 18. Dağ sıralarının uzanışı da bur» yardım eder. Bunlar kuzeyden esen serin rüzgârlara engel olurlar. kışlar yağıştı ve ılık geçer Bu iMiffl memleketimizin Akdente Kıyılarıyla Ege bölgesinde ve yazların kurak geçtiği yıllarda. yükseklik.3 derecedir. Konya'da en soğuk ayın ortalamasıyla en sıcak ayın ortalaması arasındaki fark 24. izmir'de denizden karaya doğru esen labat bunlardan biridir. umumiyetle Akdeniz kıyı bölgesindekinden azdır: Diyarbakır 487 mm.5°'dîr.. Akdeniz bölgesinde ise Antalya ve Adana gösterilebilir. Bitki örtüşü bunu açıkça göstermektedir. Urfa ve Mardin'de en soğuk ayın ortalaması ite en sıcak ayın ortalaması arasındaki fark 26°'yi geçmektedir. Türkiye'nin İklim Bölgeleri s Memleketimizde. Gediz. soğuk mevsim yağışlı olmakla beraber yağış âzamisi ilkbahara rastlar (Ankara ve Sivas'ta en yağışlı ay Mayıs'tır). Her ne kadar İç Anadolu ve Do- . Bunfardah Akdeniz ikliminde umumiyetle yazlar sıcak ve kurak. kıyı dağları ve denizden uzaklık dolayısıyla kara özelliğinin artmasıdır. Buralarda sıcaklık ve yağışın yıllık dağılışı değişikliğe uğrar. . iklimi Toroslar ve doğuda Amanoslar dolayısıyla içerilere sokulamaz. (Bakırçay. Marmara bölgesinde bu iklimin yayılışı dağlarla ilgilidir. burada yağış daha azdır. Gerçekten bu mevsimde kuzey yarım küresinde subtropikal yüksek basınç (Asorlar yüksek basıncı) sahasırtf genişleterek Avrupa'da Karpatlar'a kadar uzanır. İç Anadolu'da olduğu kadar soğuk olmadığı gibi yazlar da çok sıcaktır. kısmen Marmara bölgesinde görülür. Ayrıca Karadeniz ve Akdeniz tayı bölgelerinde de deniz ve kara meltemlerfevardır. Yaz mevsiminde Türkiye üzerinde ve etrafında basıncın dağılışı kışa nazaran daha murrtazamdır. kara ve deniz meltemleri vardır. Bu iklime misâl olarak Ege bölgesinde İzmir. bilhassa sıcaklık ve yağışın yfHik seyri bakımından çeşitli Mm tipleri vardtr. bütünüyle Akdeniz yağış rejimine ben-zerse de. Yağış. yazlar sıcaktır. Güneydoğu Anadolu yaylaları çoğunlukla bozkırdır. Küçük ve Büyük Menderes vadileri) bu iklimin içerilere doğru yayılmasını kolaylaştırırlar. Bunlardan başka memleketimizde. Urfa 452 mm.

Kuzey Anadolu bölgesinde yağış âzamisi sonbaharda olmak üzere her mevsimi yağışlı. diğer mevsimlerden daha az yağışlı. Bununla beraber İzmit ve Gemlik körfezlerinin kuzeyden dağlarla soğuk rüzgârlara karşı kapalı oluşu. kestane gibi yapraklannı döken ağaçlardan.2°. Trakya'da kıyılardan içeri doğru gidildikçe Akdeniz ve Karadeniz Mim tipleri bozulmakta. Buna karşılık İç Anadolu'da Konya'nın Ocak Ortalaması -1. Yağışın yıllık dağılışı da farklıdır. Güneydoğu'da azamî kışa isabet ettiği halde. Eski bir iskân sahası olan Anadolu'da ormanlar.2°. Bursa'da da durum böyledir. Şile'de sonbahara isabet etmekle beraber kış yağışlarının nisbeti de yüksektir. Örmenin şu yahut bu sebepten tahrip edildiği yerlerde maki (yaz kış yeşB kalan çahlık) ve iç kısımlarda bozkırlar meydana gelmiştir. hâkim bitki örtüsü ise de bu üç bölgede iklimi teşkil eden unsurların özellikleri aynı değildir.ğu Anadolu'nun alçak kısımlarında (etrafı yüksek dağ ve yaylalarla çevrilmiş havzalarla alçak yaylalarda) ve Güneydoğu Anadolu'nun alçak yaylalarında bozkır. Kocaeli dağlan ile Samanlı dağlannın mahfuz yerlerinde zeytin yetişebilmektedir. Erzurum'un ise -8. Her mevsimi az çok yağışlı olan bu yaylalarda bozkır kaybolur. Tahribe uğramayan yerlerde orman. Her üç bölgenin iklimi de kara hususiyeti taşımasına rağmen en sıcak ve en soğuk aylar birbirinden farklıdır. Bunda bölgenin kuzeye açık oluşunun tesW vardır. Fakat batıya doğru gidildikçe Akdeniz'in tesiri göze çarpmaktadır. Güneydoğu'nun alçak yaylaları yazın çok sıcak (Diyarbakır ve Urfa'nın Temmuz ortalaması 30°'nin üstünde) ve kışlar ise serindir (Diyarbakır'ın Ocak ortalaması 1. ladin) müteşekkildir. Bölgedeki dağların daha yağışlı kuzey yamaçlarında orman güney yamaçlarında olduğundan 8ik*r. meşe. EcKrne'de yıllık sıcaklık farkı 22. nesiller boyunca yakacak temini ve tarta elde etmek için tahrip edilmiştir. bunların yerini kara özelliği taşıyan iklim tipi atmaktadır. bütün mevsimleri ılık geçen bir iktnrı tipi vardır. Kars ve Ardahan yaylalarında yaz mevsimi yağışlı olduğu için ot cinsinden bitkiler. Dağların kuzey yamacında nem seven ormanlar bulunur.5° ve Urfa'nınki 5. Bitki Örtüsü: Türkiye'de iklim tipinin mâhiyeti ne olursa olsun esas bitiri örtüsü ormandır. Ormarun 1000-1200 m. Eğer orman bugün her tarafta görülmûyorsa bunun sebebi tahribe uğramış olmasıdır. Topraklarımızın % 13. Doğu. kuzeydoğuya doğru ise yaz başlangıcı yağmurları hâkim otur (Kars'da en yağışlı aylar Mayıs ve Haziran'dır).ye kadar olan aft kamı daha ziyade gürgen. Fakat Marmara'nın doğusunda İzmit'teki gibi en yağışlı mevsim kıştır. Bunun üstünde kalan sahalarda yerini otluklara bırakır. denize yakınlık dolayısıyle. Marmara bölgesinde kışlar oldukça soğuk geçer.0°). İstanbul'da yaz mevsimi. Karadeniz bölgesinde batıya doğru gidildikçe yağış âzamisi sonbahardan kışa doğru kaymaktadır. Sivas'ın -4.6°'dir. sarıçam. üst kısmı ise umumiyetle iğne yapraklı ağaçlardan (köknar. kaym. buralarda Akdeniz iklim»* hatırlatan mevzii iklim tipleri yaratmıştır. güneydoğu ve İç Anadolu ile Trakya'nın iç kısmının çıplaklığı bu şekilde izah edilmektedir. İç Anadolu'da olduğu gibi kuraklıktan zarar görmezler. Mar- .5'i kadarını kaplayan ormanlar (çalılıklar ve maki dahil) memleketin çeşitli bölgelerine dağıtmış bulunmaktadır.deniz seviyesinden başlar ve takriben 2000 m. fakat kurak değildir. İç Anadolu'da ve Doğuda ilkbahar yağmurları. Burada yaz aylarının ortalama sıcaklıkları 20 dereceyi bulmaz.5 dereceyi bulur.ye kadar çıkar. Bol yağışlı Karadeniz bölgesinin kıyı dağları ormanlarla kaplıdır.

Buraları Makedonya. yumuşak Neojen havzalarında geniş vadiler. kayın. 50 -20 10 ■ 4İ E. Bat Trakya. Dağ sıralarının yüksek kısımları ile iç kesimlerinde ise çam ormanları görülür. K. Ege'de. Büyük bir kısmının sularını Vardar ve kolları boşaltır. Bölgeyi başından sonuna kadar boyuna kateden Vardar nehri. m Zİ rf 4 İ 1 1 1-1 \0. yağış sütunlarla gösterilmiştir. Balkan harbinden sonraki göçler Türk nüfusunun azalmasına yol açtı. S. dağınık olarak birçok yerlerde bulunuyorlardı. A. A. Balkan Yarımadasında Türkler'in Bulundukları Yerlerin Coğrafyasının Ana Hatları: TörfSfer 1389'dsKosova meydan muharebesini kazandıktan sonra adalarla Dalmaçya kıyılarındaki şehirler ve kuzeybatıda Hırvatistan'ın Slovenya ve dağlık böl- t ÜSKÜP 1 / 133- 24- * \ İ mm. \ . yüksek kısımları dışında Uludağ. Bugün Balkanlar'da muhtelif yerlerdeki Türk azınlığı büyük kayıplara uğramıştır. Orman.. H. İstiklâl Savaşı ve İkinci Dünya Harbi'nden sonraki mübadele ve göçler bunu takip etti.Üsküp'ün iklim diyagramı. T. Balkanlara hükmeden Türkler yarımadanın üç bölgesine yerleştiler. Sıcaklık kesik çizgi ile. . bütün yarımadaya hâkim oldular. 1912-1913 harbine kadar. Üsküp havza- Şekil 12 . batı-doğu istikametinde uzanan oluklar boyunca içerlere kadar sokulmaktadır. N. Ege ve Akdeniz bölgelerinin hâkim bitki örtüsü yine ormandır. Doğu-Kuzeydoğu Bulgaristan ve Trakya'dır. Doğu ve Kuzeydoğu Bulgaristan bugün de Türkleri'n topluca yaşadığı bölgelerdir. ara yerlerdeki sert taşlardan meydana gelmiş eşiklerde de dar ve derin boğazlar açmıştır. dağlık kütleler ve havzalar halinde parçalanmış bir bölgedir. gesi hâriç. Bununla beraber imparatorluğun bir parçası olan Balkanlar'da. M° \ V r-ı -50 -40 n \ ^. M.4»--------------------------------------------------------------------------------TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI 49 mara bölgesinde de orta yükseklikteki dağlarla (Istranca dağları. Makedonya. Ek. meşe ve gürgen karışığı ormanlarla kaplıdır.Balkan Yarımadası'nda Türktar'tn oturduktan yerleri gösterir harita.. Yapı ve yüzey şekilleri bakımından Batı Anadolu'ya benzeyen Makedonya. Şekil 19. M. Kocaeli dağları ve Samanlı dağlan).

Yalnız orman örtüsü çeşitli tahribtere uğradığından. Şekil IS. . Aradaki çukur alanlar çöküntüler neticesi meydana gelmiştir. M. Farklı aşınmalar neticesi. hâlen bölgenin ancak % 0tmu teşkil eder. Ek K.5 'fi I l. Bölgenin en büyük çukurluğu Manastır-Pirlepe olup 1000 kilometre karelik bir alan kaplamaktadır. £. Tikveşln güneydoğusunda Demirkapı'da dar bir boğaz içinde akmaktadır. oivanndadır {Şekil 13). Ohri gölü (695 m. olan yaylalar ve bunlar üzerinde yükselen sırtlarla (2000-2500 m. Bu adim şartlarına tekabül eden bitki örtüsü ormandır. Üsküp'te yıllık sıcaklık farkı ehem miyetiidir. Y*k yağış miktarı 450 mm. r n •20 ■10 y "30 M.50 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI •1 stnda geniş öten Vardar vadisi.Selânik'in iklim diyagramı. yağış sütunlarla gösterilmiştir. bunlar arasında ete. Muhtelif irtifalarda olan çukur. Bu da bölgenin güney kısmında Akdeniz tesirinin ehemmiyetli okluğunu göstermektedir. Bunun güney kısmında yılhk yağış miktarı 400 mm. Bu miktar daha güneyde. Makedonya'da dağlık kütlelerin yönü ve yüksekliği Akdeniz ikliminin tesirlerini azalttığından Yunan Makedonyası'ndaki iklime nazaran.) bunların en önemlisidir. T.tm.) çevrelenmiştir. Sıcaklık kesik çizgi ile.dir. kestanelikler geniş bir saha kaplamaktadır. Şekil f 4> Manasttr'ın Mim diyagramı. Sıcaklık kesik çizgi ila. A S.. Presba çukurluğunun çok mahiri bir parçası da kendi adını taşıyan göl tarafından işgal edilmiştir. \nn ° -40 . Manastır'da 674 mm. Doğu Makedonya'da Vardar vadisi boyunca daha barizdir. civarında ofup bunun ancak %'15'i yazın düşer (Şekil 14). sahaların bazıları göllerle kaplıdır. Boğazın uzunluğu 19 km. genişliğinde olan Üsküp-Tikveş Neojen havzası ortalama irttfalı 1600-1800 m. Bunlar tesviye edildikten sonra birçok defalar menşei dahili hareketlerle yükselmişler ve kırılmışlardır. Doğu Makedonya'da maki ancak Vardar vadisi boyunca kuzeye doğru çıkmaktadır. sert satire °c 2724- SELANİK 21 -181512' 9? " 6 3- / • / İfifi l/n Ü \ i mm. Halen 270 kilometre karelik bir saha kaplayan Ohri göiünün en derin yeri 280 m. kara özelliği hâkim bir iklim vardır. Bu tesir. n N. Presba gölünün derinliği 25 metredir. Kink yerleri Üçüncü Zamanın ikinci yansı ve Dördüncü Zamana ait göllerin depoiartyia dolmuştur. Yüksek tasımlarda çamlar. yağış sütunlarla gösterilmiştir. kadardır. Makedonya gibi Batı Trakya'nın da büyük kısmı eski sahrelerden müteşekkildir. Batı Makedonya'da yukarı Vardar bölgesindeki billurî kütleler bu akarsu ve kolları tarafından parçalanmıştır. A. Yüksek kısımlarda Dördüncü Zamandaki mevzii buzulların izleri görülür. H. Batı-doğu doğrultusunda yer yer 45-50 km. aşağılarda yapraklarını döken ağaçlar.

(Geographie Üniverselle. Bontervvetc. Ahmet. Bulgaristan'a. 1967. Juies. 1934. Fasikül I ve II. Esas itibariyle eski bir kütle olan Rodop. Ardel.6° ve 24. Tanoğlu. istanbul 1968 ve 1971. I. ovalan meydana getirmişlerdir. Rodop dağları Balkan yarımadasının en yüksek kısımlarını ihtiva etmektedir. Paris 1929. 1958-59. cilt VIK. Rodop dağının üst kısmı ile kenarları arasında esaslı fark vardır. Yıllık yağış ortalaması 535 mm. IV. s. H. kuzeydoğu ve güney kenarları dar ve derin vadilerle parçalanmış olduğu halde. Nouvelle Geographie Üniverselle. batı-doğu istikametinde uzanan yüksek bir dağdır. 395 . P. yüksek yerler otlarla kaplıdır. Andre. Ahmet Klimatoloji (Genişletilmiş üçüncü baskı). Camena.Dresch. Rila ve Pirin kütlelerinde yarımadanın en yüksek tepeleri bulunmaktadır. . Yves. s.267-319.. Ege ufuklarını kapamaktadır. üst kısmı aşınma yüzeylerinden meydana gelmiştir. Eserde Türk Dünyasının muhtelif bölgelerine ait iklim bilgisi vardır.ye kadar alçalmaktadır. Ali. J. s. Armand Colin).8. Ardel. İstanbul 1938.Schultg. Türkiye iktisadi coğrafyası. lAsie russe. Kısım. Jeomorfolojinin Prensipleri. Armand Colin). BİBLİYOGRAFYA Almeida. Enerji Kaynaklan İstanbul 1971.jşonbahar oldukça sıcak geçer.Rosinski. Zentral . 1881.. Cilt l-ll (Introduction aux etudes de Geographie} 1953-1956. Atlaslar: a. Cilt t ve II. 305-573. İstanbul 1973. Cilt VI. A. Bu eserde Sovyetler Birliğinin bütününe ait tabiî. Pierre.. Nordasien. (Handbuch der Geographischen VVİssenschaft). pays Balkaniques. Bu havzaların tabanları sonradan dolarak. Darkot. dir. s. kışlar oldukça sert geçer. Duran. 1914. VVoeikof. Fernand. Etals de la Baltiçue Russie.575.Sion. K. 1962. İktisadi Coğrafya. Brrot. Faik Sabri.. alçak kısımları teşkil etmişlerdir. Ali. La Mediterranö et le Moyen orient. 360. 2500 metrenin üstünde buzul gölleri vardır.S. 313-326. 211-244. Ziraat Hayatı. . İstanbul 1968. Besim. Der Grosse Bertelsmann Weltatlas. Vadi.R. İstanbul 1972. Handbuch der Klimatologie. Tanoğlu. Geographie de la Population.S. Her mevsim yağışlı olmakla beraber âzamisi ilkbahara rastlar. uzunluğundaki Yukarı Meriç oluğunun tabanı. Ffiibe" de yıllık sıcaklık farkı 84°'dir. George. Chataigneau.52 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK ÜLKELERİNİN COĞRAFYASI_____________________________________________93 terden meydana gelmiş olan havzaların çerçeveleri yüksekte kalmış ve yumuşak sahreierden ibaret oldukları için iç havzalar. P.6°'yi geçmez. Bir çoğu da kenarda bataklıklara meydan vermiştir. (Musulla Tepesi 2930 m). Le Turkestan Russe. Grena/d. Mediterranee Peninsutes Mediterraneennes. Büyük Atlas. Blanc. Kuzey ve bilhassa güneyde Rodoplar'la çevrilmiş olan Yukarı Meriç havzası fazla yağış almaz.und Ostasien. Orbis Koleksiyonu (Orta Asya'ya taalluk eden bahisler). (Geographie Üniverselle. Geographie des Balkans (Que sais-je serisi) 1965. Hann. Bisee. (Geographie Üniverselle}. kuzeybatı-güneydoğu istikametinde takriben 200 km. beşerîve ekonomik bilgi ve geniş bibliyografya vardır.. Denizin yakınlığı dolayısıyla dağın iklimi sert değildir. . Ocak ve Temmuz ortalama sıcaklıkları 0. Tatarpazarcığı ile Türkiye hududu arasında 100 m. Pierre . Jean. H. Struma ile Aşağı Meriç arasında. Oldukça yağışlı olan kütlede etekler ormanlarla. Sredna Gora ile Rodoplar arasında batı-doğu. 2. m . 1961. c. A VVegener. Reetus. The 77mes Atlas of The World. kıta içinde olmasına rağmen yaz mevsimi de Akdeniz ikimi karakterini hâizdir.Anger. Kütlenin kuzey. Paris 1932. Haute Asie. b. 235-377. s.5°). (Que sais-je serisi). Georg . Havzada ilkbahar ılık. Deniz seviyesinden 160 metre yükseklikte olan Rlibe'de yaz mevsimi sıcak (Temmuz ortalaması 23. s. George. 1911.

Değişik ülkelerde yaşayan Türk topluluklarının nüfusları hakkında sıhhatli bilgi almak mümkün olmamakla beraber dünyadaki Türklerin sayısının 150 milyonu geçtiğini tahmin etmekteyiz. (kincisini ise siyasî bağımsızlığa sahip olmayan veya bulundukları ülkede azınlık durumunda olanlar teşkil eder. Türk Dünyasının Demografik ve Ekonomik Yapısına Toplu Bir Bakış Nadir DEVLET 1.t ■*m $R DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI II. Başka bir ifadeyle Türkiye'ye komşu olan (veya olmayan) ülkelerde yaşayan Türk soyundan toplulukların toplam nüfusu neredeyse Türkiye'dekilerden iki katı fazladır. yüzyılın sona erdiği şu yıllarda Türk soyuna mensup topluluklar bir devamlılık arzeden ve Balkanlar'dan başlayarak Çinin batı kısmına kadar uzanan değişik ülkelerin hükümran olduğu bölgede yaşarla. yaptıkları takdirde de azınlıklar hakkında bilgi vermemeleri dünya Türk nüfusunu tespitte araştırmacıları hayli çıkmazlara götürmektedir. Bu çalışmada resmî belgelerin bulunamadığı hallerde tarihî tahminlere dayanmak zorunda kaldık.. coğrafî ve siyasi şartların yarattığı farklılıklar gösterirler. Türk soyuna mensup toplulukları bağlayıcı unsurların oldukça güçlü olduğu da kabul edilmektedir. İtkini Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi bağımsız devletlerde yaşayan Türkler. Bağımsız Türk ülkelerinde dahi yapılan nüfus sayımlarında kayda geçmeyenlerin bulunduğu düşünülürse diğer ülkelerin siyasî emeller dolayısıyla istatistikleri diledikleri şekilde neşr ettikleri de düşünülebilir. Dünya demografik tablosu doğum ve ölümlerle etkilenmeyip . Birinci kategoridekiler dünya Türk nüfusunda takriben üçte birlik bir orana sahiptirler. Ayrıca bazı ülkelerin çok seyrek veya hiçbir zaman nüfus sayımı yap-' mamış olmaları. Aynı soydan gelen bu topluluklar tarihî. Demografi XX. Ancak. Bu Türkleri iki ana gurupta İncelemek mümkündür.

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 57 savaşlar. Kırgız. bazılarının Türkiye ile asırlardan beri olan kopuklukları v«.862. Kazak. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Türk soylular Balkanlar'dan başlayarak Çin'e kadar uzanan tarih. Çuvaş. Fransa.43'üne.570. Karaçay. İRAN'DA : Azerî.000 200.000. Özbek ve Tatar.000 :' 147.000 140. Bu sorunların halı nüfus artışıyla çözülmesi daha da güç hale gelecektir. Azerî. İkinci Bağımsız Türk Devleti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti.377. Avusturya. Kırgız. Almanya. eğitim çağındaki 7-21 yaş gurubundaki nüfus ise 18. Başka bir ifadeyle 0-21 yaş arasındaki gurup genel nüfusun %50. Hollanda. Kafkasya 5.000 2. İç göçler dolayısıyla Türkiye'deki nüfus hareketlerinin dahi takibinde karşılaşılan zorlukların çok daha karmaşığı diğer Türk topluluklarının nüfuslarının tespitinde ortaya çıkmaktadır.000 120. Kundur. Kazak.987.500. Irak. bu toplam nü- . Karapapah. Balkar. Avrupa'nın dışında ise Suudi Arabistan ve TÜRKİYE: 1990 Yılı Devlet Plânlama Teşkilatı'rnn tahminine göre Türkiye'nin toplam nüfusu 56.000 veya genel nüfusun %17. Bu da bölgesel demografik araştırmaların ne kadar mühim ol* duğunu göstermektedir. 67'sini teşkil edecektir. Bulgaristan. ±ür* AFGANİSTAN'DA: Özbek. 1985 nüfus sayımında 50 milyon olan Türkiye nüfusunun 1990 yılında 56.000 2.C. Afşar. Hakas. Meshet. Kırım Tatarı.000 24. Diğer topluluklarda olduğu gibi bu hızlı nüfus artışı Türkiye'ye de bir hayli sorunları beraberinde getirecektir. Dolgan ve Kırımçak. gerek adet. (BakAş. DÜNYADA TÜRK NÜFUSU (1990 TAHMİNİ) Türkiye (1990) Yurt dışı T. Avustralya* Finlandiya'da aslen Rusya Türkleri olan ufak Türk topluluklarına rastlanmaktadır.000 veya genel nüfusun %33.680. Sor. Emekliler. Vatandaşları SSCB (1989) ÇHC(1990) Afganistan Iran 56.000. VakMt Karakalpak. Japonya.000 200. Hamse. Türkiye 3. Türkmen t*B:' ! Bunların dışında ise. Türk soyundan olup da kendi milR adlarıyla bilinen topluluklar şunlardır: SOVYETLER BİRLİĞI'NDE (Nüfus kesafetine göre): Özbek. Uygur. örf ve gerekse düşünce yapısı bakımından kendilerine has özellikler gösterirler. Zaman içinde bu topluluklar değişik boy adlarını kendi mM adları olarak benimsemişler ve yöresel miBî benliğe kavuşmuşlardır. Tatar. Yukarıda da belirttiğimiz üzere dünyadaki Türk soyluların toplam nüfusu 140 milyonu geçmiş bulunmaktadır. Kengûriü. afetler ve göçler neticesinde de önceden tahmin edilemeyen değişikliklere uğramaktadır. gelir dağılımındaki bozukluk ve işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıyadır. Karakalpak ve Uygur. Kumuk. Attay. Belçika gibi Avrupa Ökelerinde de aslen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkler bulunmaktadır.184 2.000 2. Iran 4. *989 yılında sivil iş gücü 18. din ve dil gibi ortak değerleri paylaşan millletlerin yaşadığı bir bölgede yoğun şekilde bulunurlar. Şahseven.000 500. Suriye. İdil-Ural 6. Türkmen.270 2. Kırgız. Kazak. Burayı aşağıdaki 7 coğrafî bölgeye ayırmak mümkündür: 1. Kafkasya Tüffcmeni. ÇİN HALK CUMHURİYETİ'NDE : Uygur.000 150. DPTnin verilerine göre 1990 yılında 0-6 yaş gurubu arasındaki nüfus 9. sıhhatçe özürlüler ve ancak ev işleriyle meşgul olanları bir yana bıraktığımız takdirde.803.000 idi ki.000. Zaten Türkiye şu anda dahi enflasyon. Dünyanın diğer tarafla-nnda ABD. Tuva. Gagauz.570.456. Nogay.Tablo) Bu nüfusun büyük bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında yaşamaktadırlar. Kaçar. Şibe (Şi ve). Bu çalışmamızda Türkiye Türkleri konusunda ülkemizde çok sayıda yayın bulunduğundan ana bilgiler vermekle yetineceğiz. Balkanlar Libya gibi ülkelerde de gerek Türkiyeli gerekse başka bölgelerden buralara yerleşen Türk soylular mevcuttur. Türk ve müslüman toplulukların yoğun olduğu coğrafî bölgelerde rastlanan hah nüfus artışı Türkiye için de geçerlidir.000 250.000'e ulaşacaktır.24'üne ulaşacaktır. Çünkü %50'in üzerindeki nüfus ekonorr%* hiçbir şekilde katkıda bulunmayan tüketici bir sınıftır. Aksi takdirde bazı hallerde her yıl değişen nüfus hareketlerini tespit etmemiz mümkün olmayacaktır. Sovyet Orta Asyası ve Kazakistan (Batı Türkistan) 7. Başkurt. Yunanistan gibi yabancı devletlerde bulunan ve ezjpi çoğunluğunu Türkiye Türkleri'nin teşkil ettiği Türk toplulukları bulunmaktadır. gibi sebeplerden kendi yazılı edebiyatlarını geliştirerek gerek dü.523-215 9. Türkmen. Şincang-Uygur Bölgesi (Doğu Türkistan) M* ni>» - Irak Suriye Kıbrıs Bulgaristan Romanya Yunanistan Yugoslavya ABD Diğer Ülkeler Toplam Türkiye'nin dışında coğrafî bölgelerde yaşayan Türk toplulukları bulundukları siyasî sistemler. Salar(Salur). Karaim.871 49. Kaşkay. Kanada.5 milyona ulaşmasını beklemek bu fenomenin göstergesidir.

0 139. Tablo) ÜLKE Almanya Hollanda Fransa Belçika Danimarka ingiltere Avusturya İsveç Norveç Avusturalya Libya S.871 T.259 21.000 160.400 nüfusla birinci sırayı atmaktadır.6 10.3 4.7 236. Bu durum aşağıdaki tablodan daha iyi anlaşılmaktadır: TÜRK NÜFUSUNUN YAŞLARA GÖRE DAĞİLİMİ (1982-1987) Yabancıların Toplamı (Bin) Yaş 6'dan ufak 6-10 10-15 15-18 18-21 21-35 35-45 45-55 55-65 65'ten yukarı 1982 400.1 1249.300 10.660 2.C vatandaşı yaşamaktadır.039 22.400 156.0 . Libya ve Kuveyt gibi ülkelerde de bir kısım Türk işçilerine istihdam imkânı hasıl oldu.7 4.1 630.4 217.147 78. (Bk. Federal Almanya'da yüksek sayıda bulunan yabancıların ekserisinin Avrupa kültürüne ve hıristiyan dinine mensup olmaları dolayısıyla en dışta kalan gurup olarak Türkler göze çarpmaktadır.1 331.2 1362.8 106.5 3.9 331. Çalışabilen insan gücünün %10.9 97.3 99.0 5.0 20.481.1 1987 7. Neticede başta Federal Almanya olmak üzere Fransa. Türkiye bu sayede hem ülke içindeki işsizlik probleminin bir kısmını çözme ve dış borçlarını ödemede yeni bir kaynak elde etme imkanına kavuştu.1 5. Ülkenin değişen bu şartları karşısında maddî güçleri elverenler yabancı okul ve yabancı ülkelerde eğitim aJma gayreti içindedirler.000 24. Bu da yabancı sorunu yerine Türk Sorunu* ndan bahsedilmesin© yo) açmıştır.200 yabancı uyruktu bulunmaktadır.3 109.5 milyona yakın T. Bu sorun bazı hallerde Türk Düşmanlığı* şekline de dönüşmektedir. büyük genç nüfus potansiyeline sahtp olan Türkiye henüz kısa vadeli tedbirlerle bu problemin üstesinden gelmeye çalışmaktadır.5 254. VATANDAŞLARI: 1960'lı yıllardan itibaren başta Federal Almanya olmak üzere diğer Batı Avrupa ülkelerindeki hızlı ekonomik geBşmeler yabancı iş gücüne ihtiyaç doğurmuştu. Arabistan Irak Kuveyt Diğer Toplam TÜRK NÜFUSU 1. Almanya Federal istatistik Müdürlüğünün 1987 verilerine göre ülkede kayıtlı 4.6 5.574 87.345 3.8 1987 153. Federal Almanya'daki tabiî nüfus artışı Alman ve diğer topluluklara nazaran çok yüksektir.0 328.8 Yabancı Nüfus İçindeki Oranı 1982 86 7.1 182. Bu Türkler'in Almanya'daki eyaletlere göre dağılımı ise aşağıdaki gibidir.5 13. Diğer ülkelerdeki Türk vatandaşlarına ve onların problemlerine de iyi bir örnek teşkil etmesi bakımından burayı daha teferruattı incelemek yararlı olacaktır. YURTDIŞINDAKİ T.8 354. Ancak 1970'li yılların ortalarında adı geçen Batı Avrupa ülkelerinde işsizlik oranının artması dolayısıyla Türk işçilerine olan ihtiyaç azaldı ve bu işçilerin bir kısmı Türkiye'ye dönmek zorunda kaldı.5 234.8 109.000 49.538 3. Yurt dışındaki Türk işçilerinin ülkelerine yolladıktan dövizler hükümetin döviz ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılar duruma geldi.C.6 8. Her ne kadar Türkiye genç bir nüfus potansiyeline sahip ise de eğitime ayrılan payın düşük olması sebebiyle bu genç potansiyelin kalkınmış ülkeler seviyesinde eğitiimeBİ mümkün olamamaktadır.2 20.7 Türk Nüfusu 1982 194. Federal Almanya Cumhuriyetindeki Türkler: Resmî tabiriyle yabancı işçiler (Auslaendische Arbeitnehmer) veya halk arasındaki yaygın tabir Re "misafir işçiler" (Gastarbeiter) Alman ekonomisine bir hayli faydalar sağlamakta birlikte bir takım sosyal ve kültürel problemler de yaratmaktadırlar.0 5. Avusturya gibi batı ülkelerinde büyük Türk kolonileri meydana geldi.9 17. Bu yabancılar arasında Türkler 1.9 1987 323.396 180.9 2.C vatandaşlarını sevk etmeye başladı.1 27.. Neticede ise bu durum gerek özel gerekse devlet sektörünün yabancı ülkelerde eğitim görmüş elemanları tercih etmesine yol açmaktadır. Hızlı nüfus artışının meydana getirdiği işsizlik problemini çözmede mühim bir imkân yakalayan Türkiye'de bu ülkelere çalışmak arzusunda oian T.9 29. Aş.2 125.5' 186.7 368. Belçika.630.1%ıin de işsiz olduğu düşünülürse bu oran daha da düşmektedir.0 8.4 260.58 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 59 füsun %33.2 387.7 232.C vatandaşlarının en yoğun bulunduğu ülke ise Federal Almanya'dır.9 38.7 5.5 2.9 159. Hollanda.5 502. %70'i ise tüketici durumundadır. Aynı yıllarda bu sefer Uzak Doğu'da Avustralya'da ve Arap ülkeleri Suudi Arabistan.3İ ' 121.000 4.2'sini teşkil etmektedir.2 169.377.2 959.1 947. Kısacası.1 197.9 227.313 16.8 3. Kısacası bugün yukarda belirtilen değişik ülkelerde toplam olarak 2.481. Özetlersek nüfusumuzun %30'u üretici. Bu problemlerin başında çok değişik küttür ve dinden gelen Türkter'in Alman toplumuna uyum sağlayamaması teşkil etmektedir.

Sovyet Orta Asyası ve Kazakistan (Batı Türkistan) 4. Sovyetler Birli-ğfndetö Türkler1t4rcoğrafî bölgede İncelemek mümkündür. Kafkasya'da Azerîler. Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti Ülkenin yüzölçümünün % 75'ine ve nüfusunun % 50'sine sahip olan en büyük birlik cumhuriyeti olup ülkedeki 20 muhtar cumhuriyetten 16'sı da buna dahildir. Kazak. Sovyetler Birliği'nde resmî görüşe göre 101 millet ve etnik topluluk mevcut olup ancak S'sînin nüfusu 1 milyonun üzerindedir. Türkmen ve Karakalpaklar. Ancak ila Almanya'nın birleşmesi dolayısıyla ortaya çıkacak istihdam probleminin başta Türk işçilerine negatif yönde tesiri kuvvetle muhtemeldir. Kabarda-Balkar. Bunların 6'sı bir Türk boyunun adını taşıyan Muhtar cumhuriyetlerdir (Başkurt.000'e ulaşmış olup. İdil-UraJ 2. Yikut). Kırgızistan. Federal Almanya'daki Türkier'in ikâmet süreleri incelendiğinde %71. Gene de eğitime muhtaç zümrenin yüzdesi neredeyse Türkiye'deki orana yaklaşmaktadır.688 965'e ulaşıp. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu topluluklar kendi yöresel mim benliklerine kavuşmuş olup. Ocak 1989'da yapılan nüfus sayımının resmî verilerine göre genel nüfus 285.200 km2} SSCB'nin değişik bölgelerinde yaşamaktadır.402.Tatar. 1. Türkmenistan. Bilhassa Almanya'da doğup büyüyen oranın eğitim sistemine ve kültürüne intibak eden genç nüfusun Türkiye'ye uyum sağlaması hayfi zor olacak ve1 Türkiye'nin bu sorunları ortadan kaldırması için gerekli bir tedbir alabilmesi de büyük bir fedârlık gerektirecektir. SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ : Yukarıda da ifade ettiğim üzere Türkiye'den sonra Türk soyundan gelen toplulukların en büyük kısmı dünyanın yüzölçümü yönünden en büyük ülkesi olan (22. Orta Asya'da Özbek. Çuvaş. Tuva. muhtar cumhuriyetler ve muhtar bölgelere ayrılırlar.60 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 61 Almanya'daki Türk nüfusunun 0-21 yaş arasındakilerinin toplamı 652. idil(Volga).Ural Bölgesinde başlıca Tatar. Bu grupta ise 8 Türk boyu bulun- maktadır. %55. Kafkasya 3. Özbekistan). bunların 5 tanesi herhangi bir Türk boyunun adını taşımaktadır (Azerbaycan. Kırgız.5 milyonluk bir nüfus artışı gerçekleşmiştir.95'i çalışma yaşındadır. değişik adlarda bilinirler. Azerbaycan'a dahil Nahçevan muhtar cumhuriyetleri bulunmaktadır. Başkurt ve Çuvaşlar. Sibirya'dır. bu oran genel Türk nüfusunun %44.05'ini teşkil etmektedir. Bunun dışında Özbekistan'a dahil Karakalpak. . Sibirya'da Yakut. son 10 yılda 23. Bunlar sırasıyla.3'ûnün bu ülkede 8 yıldan fazla süre kaldığı ve bunların Türkiye'ye dönerek yeni bir başlangıç yapmalarının hayli zor olduğu anlaşılır. Sovyetler Birliği'nde 15 birlik cumhuriyeti mevcut olup. Türkier'in büyük çoğunluğunu 25-45 yaş arasındaki gurup yani en verimli çalışma çağında olan gurup teşkil eder. Toplu bir göç anında en büyük sorun bu Türklerin Türkiye'ye entegrasyonu olacaktır. Tuva ve Altaylılar yaşamaktadır. Kalan nüfusun. 5000 kişilik emeklilik çağına ulaşmış olanlar hesaba katılmadığı takdirde. Kazakistan. Sovyetler Birliği idarî yapı yönünden birlik (ittifak) cumhuriyetler.

791.1 4.850.7 25.185. Bunlann toplam sayısı ise 50 mflyona yaklaşmış bulunmaktadır.851 ÜBBÜteiŞ 10.7 /İtaptan Rus Ukrain ÖZBEK Belofus KAZAK AZERİ TATAR Etmeni Tacik Gürcü Mo!dovw«* " Utvanyab TÜRKMEN KİRGİZ Alman ÇUVAŞ Lelonyaiı BAŞKURT Yahudi Mordva Leh Eston 262.442 5.4 6.693 3.9 35.027.462 1.1 24.462.156 1.645.137.084.150.530.106 6.089 42.0 33.570.2 34.115 3.4 1.214 1.336 1.191.355.983.8 5.905 2.441 8.751.810.117 1.5 4.4 0.2 0.027.554.347 387 12.0 5.0 7.9» 145.241 2.0 7.216. .455.151.1 5.2 Oranı 1979-89 9.688.6 -1.068.9 3.477.3 4.SSCB'DE NÜFUSLARI BİR MİLYONUN ÜZERİNDE OLAN MİLLÎ TOPLULUKLAR Millet adı 1979 Nüfus İMİ 285.998 2.765 1.240 3.035.224 2.126.037 1.7 10.5 45.0 6.397.3 16.449.030.452 1.516 1.271 1.6 10.4 11.019.071550 44 135MB Artış 1970-79 8.153.968.6 34.718.6 -15.196 4.991 1.295 2.697 3.504 2.297 2.8 -5.878 6.6 13.654 137.936.330 6.978 9.0 10.807 1.0 -3.627-227 4.4' 5.0 32.0 1.459.5 11.371.0 24.255 Sovyet İstatistiklerine göre resmî olarak 24 Türk topluluğu mevcuttur.2 -2.7*5 6.588 4.839.913 1906.5 3.449.897.439.5 23.0 31.876 1. 1879-1989 yıllan arasındaki 10 yıllık dönemde genel nüfustaki tabiî artış % 9 iken Türk topluluklarının ortalaması % 25 dolaylarında gerçekleşti.6 35.137 1.0 7.7 -20.6 4.228 1.

369 206.0 24.334 70.228 1.455.366 1.0 31.yy) ve bunların varisi Kazan Hanlığı (1437-1552ynin sahasını kaplamakta olup.771 81. Ruslar gelecek nüfus sayımında SSCB'ndeki mutlak çoğunluklarını kaybetmiş olacaklardır Genel olarak aldığımızda birkaç istisnanın dışında SSCB'nde tabîF nüfus artış ruzmm yavaşlamaya başladığı anlaşılmaktadır. Bu bölge bugün RSFSCye da"'' olup 3 Türk muhtar cumhuriyeti. İDİL-URAL BÖLGESİ: Bu ad bugün coğrafî bir tabir olarak kullanılmakla birlikte Ekim 19TTden Nisan 1918'e kadar bu yörede hakimiyet mücadelesi yapan iç Rusya ve Sibirya Müslüman Turk-Tatarîarı'nm Millet Meclisi" tarafından İdil-Ural Devleti kurmak üzere yürütülen çalışmalar dolayısıyla siyasî bir anlam da kazanmıştı.920) meydana getirirler.739 262.5 -2.572 2.082 .1 26.7 25.3 3.196 2.569.62 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK YE EKONOMİK YAPI 63 SSCBDEKİ TÜRK BOYLARI VE NÜFUSLARI Türk Boyunun Adı 1979 Özbek Kazak Azeri Tatar Türkmen Kırgız .5 17.442 5. Bunlara her topluluğu ayn ayrı incelediğimizde teferruatıyla değineceğiz.8 3.588 Tatariar'm ancak % 25.588 2.9 18.436 362.8). Türk boylarındaki nüfus artış oranlarındaki bu farklılıklar bölgesel.0 24.4 10.000'i(%28.8 -26.9 - -mı 48.6 28. Diğer müslüman topluluklarla Törk soyluların toplam nüfusu ise 57. bu da kuvvetle muhtemeldir.7)şehirlerde.371.556.000'inin (%78. Kazan Türkleri.T12.35) SSCB'nin diğer cumhuriyetlerinde yaşadıkları görülüyordu 1989 nüfus sayımının mBteÖerin bölgelere göre dağıtanını belirten veriler henüz ilân edilmediği için bu dağılım» 1979 yılına göre neticelerini veriyoruz.297 2. .878 6.317 16.645.255 282.449. kûttürel. Bu eği-Sm Türk ve müslüman nüfusta da sezilmekte ise de henüz kayda değer derecede değildir.215 Artış Oranı 1979 35.185.011.272 210.341 3.5 6. Tatar MSSC: Şimal Türkleri. ütvanyalı. yy) Altınordu Devletinin (X!ll-XV.027.033 3.924 197.1 "W ise Ermeni.776 59.n&179 131.1 4.645.8 19. Bu nüfusun ancak % 48'ini Tatarlar kendileri teşkil ederler ff .3 19.7'ye düşmüştür.000'i (% 21. Görüleceği üzere SBCB'ndeki 6.137.7* 24. 1979 genel nüfus sayımına göre ise Tatariar'm 5.5 10.612 92.140 88.686.015 16.0 7.Tatarlar gibi değişik adlarla bilinen Tatarların kendi adlarını taşıyan bu cumhuriyet İdil boyunda yerleşmiş olup 64. Çuvaş Başkurt Karakalpak Yakut Kumuk Kırım Tatarı Uygur Mesnet Türkü Tuvah Gagauz Karaçay Balkar Hakas Nogay Altay Şor Karaim Kınmçak 12.452 303.546 60.7 21. Zanntrnızca bu veriler de üç aşağı beş yukarı bugünkü demografik durum hakkında bir fikir wrecemksM 21.1 33. Bu taksimatlar tamamen siyasî maksatları gözönünde tutmuştur.4 34.640).4.65) RSFSC'de kalanların ise yani 1.5 123.1 24. Diğer 10. 1. Bunun2.661 Nüfus 1989 " 16..9 Toplam 1989 nüfus sayımının resmî verilerine göre SSCB'nirrtter 45 vatandaşından birinin Türk ve müslüman vatandaşı olduğu belirlendi.428 75. % 44"ünü ise Ruslar (1.018 228. Alman gibi unsurlar teşkil eder.0 7.1 15.8 5.913 1.791.564 71.4 ve 1989 % 50.7 39.3)köylerde yaşamaktadır.1979 % 52.839. tarihî ve ekonomik şartlara bağlı olmaktadır.3 11.074 66. Fin kavimleri ve Ruslar'ın yaşadığı bir bölgedir.4 rtel nüfus içindeki oranının her nüfus sayımında azaldığı izlendi (1970 % 53.657.599. 3 Fm muhtar cumhuriyeti ve 10 idarî bölgeyi (oblast) içine almaktadır.7"f**ı tendi adiBhna teste edilen cumhuriyette yaşadıkları ve burada dahi mutlak çoğunluğa sahip olmadıktan anlaşılır. bugün Türk. Diğer yandan Ruslar* İse ge- (*) Bu oranlar gerçek nüfus artışını ifade etmektedir.271 1. Geçe»» 9 yıllık dönemde (1970-79) olduğu gibi bu seferki dönemde de (1979-89) büyük Türk boylan arasında en hız* nüfus artışı Özbekler'de olmuştur.240 8.6 13.164 156.6 16. Genel* nüfus 3568 000'dir.0 1979-89 34.998 1.803 1559 49.000'i(% 71.5 23.000 39.418 132.330 6.530.906.462 423. Türk.2* 24.477'ye ulaşmış ve bu nüfus genel Sovyet nüfusunun % 20.6 16.2 10. 1979 yılında Slav nüfusu % 75*ter civarında iken 1989'da bu oran % 69.178 268.000 km^lik Wr yüzölçümüne sahiptir. Moldavyalı.0 5.8 15.477. Idil-Ural Türkleri.5 103.199 207. Gürcü.2'sini teşkH etmekledir.0 32.099.625.106 6.3 33. En düşük artış ise dü ve dinî inanç bakımından diğer Türk topluluklarına hayü uzak olan Çuvaşlar'da görülmektedir.689 166.5 23. IdH-Ural bölgesi İdil boyu Türk Bulgar Devleti (VJS40V.523.751. Bu gelişme aynı hızla devam ettiği taktirde ki.360.718.324 328.978 6.

504'e ulaşmış olacaktı.141 40. Kuybişev ve Kirov ülkeleri katılsa idi Tatarlar'ın toplam sayısı 3..9 0.767 103.577'e yükselecekti.36'i RSFSC'rtin dışındaki cumhuriyetlerde bulunmaktadır.■■ •• TATARLARIN BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIMI (1979) Bölge SSCB Genel RSFSC Tatar MSSC Başkurt MSSC Udmurt MSSC Mari MSSC Mordva MSSC Çuvaş MSSC Komi MSSC Yakut MSSC Orenburg Oblast Ulyanovsk Oblast Kuybişev Oblast Çelyabinsk Oblast Sverdlovsk Oblast Perm Oblast Kirov Oblast Penza Oblast Saratov Oblast Nüfus 6.529 72. Perm Orenburg.. Bu durumda adı geçen Idil-Ural Devleti sınırlarına Başkurtlar'la Tatarlar'ın müştereken bulundukları (Başkurt MSSC.446 99.712.6 m. çok az bir şive farkı ile aynı dili konuşan aynı kültür ve edebiyatın varisi Tatar ve Başkurtları.205 1.859 135.0 2.765 37.871.837 10.9 1.680 1.948 Oran (%) 100 78. Orenburg.613.236 47.588 5.922 1.000 Tataristan Muhtar Cumhuriyeti kurulurken Tatarlar'ın yoğun şekilde yaşadıkları havaliler bu yeni Cumhuriyetin sınırları için katılsaydı mutlaka değişik bir nüfus oranı ite karşılaşacaktık. .7 3.Başkurt Cumhuriyeti kurulduğu halde ise bugünkü Başkurdıstan'ın komşusu ve Tatarlar'ın yoğun bulunduğu Çelyabinsk. Bir adım daha ileri gidilerek. yani Tatarlar'ın yoğunluk derecesi göz önünde tutularak sınırları belirlenecek bir Cumhuriyette yukarıda adı geçen Ulyanovsk ülkesine komşu olan Penza ile Kuybişev ülkesine komşu SaratoVun TatarTtüfusu da dahil edildiği takdirde bu Cumhuriyetteki Tatarlar'ın sayısı 3.6 3.6 0. Bolşevikler bununla da yetinmeyip bilhassa Tatarlar'ı değişik ufak Cumhuriyet ve idarî bölgelerde bölünmüş bir vaziyette bırakarak onları parçalamayı yeğlediler...8 1.360. Utvanya ! Letonya Estonya Moldovya Diğer Toplanı Nüfus (1979) 648. Çelyabinsk..917 45.460 79.980 151. 157.605 219.853'e ulaşacaktı.000'HK nüfusun dağılımı ise aşağıdaki gibidir: Cumhuriyetin Adı Özbekistan i Kazakistan I Tacikistan Kırgızistan l Tükmenistan Azerbaycan Ukrayna i Belorusya* .7 15. o zaman bu yöre Türkleri'nin (Çuvaşlar hariç) toplam sayısı 4. Ulyanovsk.. Yukarıda da belirtiğimiz üzere 1979 verilerine göre Tatarların % 21.360.384 134.Mari.018 40. teorimizi geliştirir ve 1917 yıllarında gerek milliyetçiler daha sonıa yerli Bolşevikler tarafından plânlanan Idil-Ural Devleti veya Tatar Başkurt Cumhuriyeti kurulabilse idi.. yani büyük bir çoğunluğu kendi Cumhuriyetlerinin sınırları teinde yaşama şansına ve bunun sağladığı imkânlardan faydalanma imkânına kavuşmuş olacaklardı. Sverdlovsk.347 . Fakat bir takım siyasî kaygılarla asırlar boyunca birlikte yaşayan.7 0. Udmurt.6 0.051..1 1. 1..432 31. .460 2. SSCB'ndeki başka Türk Cumhuriyetleri ile mukayese edildiğinde hukuken de ikinci-üçüncü plâna atılmış bir kuruluş manzarasını arz etmektedir.726 44.350 90.2 2.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI . Böylece RSFSC'deki Tatarlar'ın % 78.5 0. ortak bir Tatar.010.43.3 0.744 179.031 3. .8 0.573 17. Kurgan ve Kuybişev ülkeleri) yöreler ve bu yörelerin yerli halkı olan Türkler ortak bir çatı altında toplanmış olacaklardı.. Sverdlovsk ve Perm ülkeleri de bu ortak Cumhuriyete katılacağından Tatar nüfusu 3. Çuvaş Muhtar ■Cumhuriyetleri.640 940. Fakat bugünkü gerçek şudur ki SSCB'nin 15 ittifak Cumhuriyetinin en büyüğü dan (RSFSC) Rusya Federasyonuna daha Tatar MSSCS toplam Tatar halkının ancak % ^*ni içine alan yüzölçümü yönünden de. 69 birbirlerinden kopardılar. Bunun gerçekleşmesi için başta herhangi bir tabii (*) Bundan sonrakiler 1970'e göre. bugünkü Tatar MSSCne sınırdaş olan Tatarları'n yoğun olduğu Başkurt.900 78. Şöyte ki.367.645.5 2....731..764 813.. gerek başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerinde bulunan % 75'lik Tatar nüfusu adına da milli kültürü yaşatma gibi zor bir görevi yüklenmiş bulunmaktadır.. İşte bu % 25'lik nüfusa sahip Tatar MSSC'i gerek kendine sınırdaş bölgelerde yaşayan.542 10.7 engel olmayan..688 2.

Gene de Çuvaşlar'ia Tatarlar'ın birlikte yaşadıkları bölgelerde bir nevi ortaklıklar tesis edilmiştir.2 (122.3'ü teşkil etmektedirler. genel Başkurt nüfusunun % 68.5 (40.1 68.1 RSFSR'da ve % 68.371.250 Oran(%) 100 94.280) ancak % 24.000'dir (1987).839.000'i (% 63.269 30.7 1.344)'ünü teşkil eden Çuvaşlarte birlikte.000) v.449.290.462 Başkurt mevcuttur.3 1. Bunun sebepleri kısaca şöyle izah edilebilir.95) şehirli. 1989 nüfus sayımının neticelerine göre 1.682 48.228e ulaşmış olan Çuvaşlar'm ancak % 50'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır. Başkurtlar başlıca kendi Cumhuriyetlerinde ve ona komşu olan ülkelerde yaşamaktadırlar.b yerlerde oldukça büyük Tatar azınlıklarına rastlamaktayız.664 5.844. yüzyıllarda ise İdil-Ural bölgesinde kalanların bir kısmı ülkedeki ekonomik şartların elverişli olmaması ve rejimin baskıları sebebiyle Rusya'nın başka bölgelerinde geleceklerini aramaya başladılar. Başkurt MSSC: Başkurdistan İdil-Ural bölgesindeki ikinci mühim Türk muhtar cumhuriyetidir.672 3.842 3.3 (1. 1.000 (% 36.3 0.Bundan sonra 1937"de başlayan Stalin terörü de çok kişiyi îdîMJral'dan başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerine kaçmaya mecbur etti. Bunun dışında Moskova'na! Tatarlar'a kendi cumhuriyetlerinde çalışma izni vermemesi bir hayli aydının başka bölgelerde yerleşmesine yol açtı.3 0. 1917 ihtilâli ise başka bir göç dalgasını başlattı.3 RSFSR'da Tatar va Başkurt cumhuriyetlerinin dışında Tatar ve Başkurt toplulukların yoğun olduğu bölgelerde son zamanlarda iki topluluğun ortak kültürel dernekler kurmaya başlamaları.1 ZA 1. diğer bir kısmı da çarların sürgün politikalarını maruz bırakıldı. O dönemde tur kısmı düşmandan kurtulmak için ülkesini terketmişse. çoğunluğu.4 0.5 0.547. Türk dünyasından bir şekilde izole edilmişlerdir. Dolayısıyla ihtilâl öncesinde de diğer Müslüman-Türk topluluklarının genel toplantılarına katılmamışlar.051 17.979 21. Moskova'da (takriben 200 bin). ülkelerine dönmek arzusunu belirtenlere Tataristan'da oturma ve çalışma müsaadesi verilmemektedir. .5 3.452 1. 1979 verilerine göre ise bunların % 94. Başkurtlar kendi Cumhuriyetinde Idîl-Urallı diğer Türk boylanyla yani Cumhuriyet nüfusunun % 24. Neticede başta Özbekistan ve Kazakistan Cumhuriyetleri olmak üzere. Diğer yandan ise ekofiomik yönden kalkınmış olan bir hayli yeni fabrikalar tesis edilen bu bölgenin işçi ihtiyacı ise dönmek arzusunu belirten Tatarlar yerine cumhuriyet dışından getirilen Ruslarla karşılanmaktadır.2 9. 1979 nüfus sayımına göre.7 0. Bunları diğer Türk topluluklarından ayıran en mühim özellik V Türkçesi denilen bir Tüt k dilini kullanmaları ve Türklerin ekseriyetinden ayrı bir inanca (hıristi-yanltfc ve putperestlik) sahip olmalarıdır. Cumhuriyet nüfusunun (3. Dağılışları ise aşağıdaki gibidir: BAŞKURTLAR'DA BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIŞI (1971} Bölge Genel (SSCB) RSFSC Başkurt MSSC Çelyabinsk oblastı Perm oblastı Orenburg oblastı Sverdlovsk oblastı Kurgan oblastı Kuybişev oblastı* Kemerov oblastı Kazak SSC Özbek SSC Tacik SSC UkrainSSC Kırgız SSC Nüfus 1.761 4. XIX ve XX. Bu nüfusun 2.888) kendi Cumhuriyetinde yaşamasına rağmen.66 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI «7 Yukarıdaki tablolar incelendiğinde SSCB'nde Tatarlar'ın bulunmadığı bölgelerin yok denecek kadar az olduğu anlaşılır.994 935.448yni teşkil eden Tatarlar ve % 3.895. (% 52) sağlamaktadırlar. Rustan'n oram İse % 40. Nüfus (Demografi) s Başkurdistan'ın sunî bir kuruluş olduğu Cumhuriyetteki nüfus dağıtışından da anlaşılmaktadır.2'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır.2'si (936.800 $. İhtilâle müteakip patlak veren iç savaş ve bunun getirdiği açlık (19201i yıllar) bir kıamTatar'ı tekrar ülkesini terke mecburettf. Kalanları ise aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere komşu muhtar cumhuriyet ve bölgelerde bulunmaktadırlar.7 3.404. (*) Bundan sonraki rakamlar 1970 nüfus sayımına göre. 143.752 43. ileride bu iki Türk soylu topluluğu birlikte mütalâa etme ihtimalini dogurmaktadfft Çuvaş MSSC: İdil-Ural bölgesindeki üçüncü Türk topluluğunu Çuvaşlar teşkil eder. Kazan Hanltğı'nın varisi olan Tatarlar Ruslar'ın eline düşen ilk Türk ülkesi olmuştu (1552).442 20.0) köylüdür. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'nde 1.893)'e ulaşmıştır. Bugün dahi bilhassa Özbekistan'da azınlıklar aleyhine başlatılan kampanyalar sebebiyle.600 km2'lık yüzölçümüne sahip olan cumhuriyetin genel nüfusu 3. Sibirya'da (başlıca Tümen'de takriben 140.880 133.401.

1989 nüfus sayımına göre SSCB'nde 1. Bu nüfusun 2.1 RSFSR'da ve % 68.895.b yerlerde oldukça büyük Tatar azınlıklarına rastlamaktayız.3 0. (% 52) sağlamaktadırlar. O dönemde bir kısmı düşmandan kurtulmak için öfkesini terketmişse.269 30.404.547.3 (1.752 43. Başkurtlar başlıca kendi Cumhuriyetlerinde ve ona komşu olan ülkelerde yaşamaktadırlar. Moskova'da (takriben 200 bin).2 (122.228'e ulaşmış olan Çuvaşlar'ın ancak % 50'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır.3 0.888) kendi Cumhuriyetinde yaşamasına rağmen. yüzyıllarda ise İdil-Ural bölgesinde kalanların bir kısmı ülkedeki ekonomik şartların elverişli olmaması ve rejimin baskıları sebebiyle Rusya'nın başka bölgelerinde geleceklerini aramaya başladılar. rVürus (Demografi) s Başkurdistan'ın sunî bir kuruluş olduğu Cumhuriyetteki nüfus dağılışından da anlaşılmaktadır. 3.7 1.250 RSFSR'da Tatar va Başkurt cumhuriyetlerinin dışında Tatar ve Başkurt toplulukların yoğun olduğu bölgelerde son zamanlarda iki topluluğun ortak kültürel dernekler kurmaya başlamaları. Bunun sebepleri kısaca şöyle izah edilebilir.290.66 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI________________i____________________________ «T Yukarıdaki tablolar incelendiğinde SSCB'nde Tatarlar'ın bulunmadığı bölgelerin yok denecek kadar az olduğu anlaşılır. Dolayısıyla ihtilâl öncesinde de diğer Müslûman-Türk topluluklarının genel toplantılarına katılmamışlar. Bunun dışında Moskova'nın Tatarlar'a kendi cumhuriyetlerinde çalışma izni vermemesi bir hayli aydının başka bölgelerde yerleşmesine yol açtı.449. Başkurt MSSC: Başkurdistan (dil-Ural bölgesindeki ikinci mühim Türk muhtar cumhuriyetidir. Neticede başta Özbekistan ve Kazakistan Cumhuriyetten olmak üzere.600 km2'lık yüzölçümüne sahip olan cumhuriyetin genel nüfusu 3.1 68.051 Oranı» 100 94.7 0. 1. Türk dünyasından bir şekilde izole edilmişlerdir. (*) Bundan sonraki rakamlar 1970 nüfus sayımına göre.0) köylüdür.842 ■as»'-'3.994 935.371.1 2. Kalanları ise aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere komşu muhtar cumhuriyet ve bölgelerde bulunmaktadırlar. Kazan Hanlığı'nın varisi olan Tatarlar Ruslar'ın eline düşen ilk Türk ülkesi olmuştu (1552).5 TJ3 1.280) ancak % 24. Bunları diğer Türk topluluklarından ayıran en mühim özellik V Türkçesi denilen bir Türk dilini kullanmalar! ve Türklerin ekseriyetinden ayrı bir inanca (hıristi-yanlık ve putperestlik) sahip olmalarıdır. İhtilâle müteakip patlak veren iç savaş ve bunun getirdiği açfck{1820'1i yıllar) bir Kısım Tatar'ı tekrar ülkesini terke mecbur etti.1917 ihtilâli ise başka bir göç dalgasını başlattı. Bugün dahi bilhassa Özbekistan'da azınlıklar aleyhine başlatılan kampanyalar sebebiyle.7 -_5'.1 1. Dağılışları ise aşağıdaki gibidir: BAŞKURTLAR'DA BÖLGELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIŞI (1979) Bölge Genel (SSCB) RSFSC Başkurt MSSC Çetyabinsk oblastı Perm oblastı Orenburg oblastı Sverdlovsk oblastı Kurgan oblastı Kuybişev oblastı* Kemerov oblastı Kazak SSC Özbek SSC Tacik SSC UkratnSSC Kırgız SSC Nüfus 1.462 Başkurt mevcuttur.761 4.OOO'i (% 63. diğer bir kısmı da çarların sürgün politikaların» maruz bırakıldı.2'si kendi cumhuriyetinde yaşamaktadır. çoğunluğu. 1979 verilerine göre ise bunların % 94.344)'ünü teşkil eden Çuvaşiar*la birlikte. Cumhuriyet nüfusunun (3. ileride bu iki Türk soylu topluluğu birlikte mütalâa etme ihtimalini doğurmaktadır.95) şehirli. 1989 nüfus sayımının neticelerine göre 1 839.682 48. 1979 nüfus sayımına göre.4 0.2si (935. 143. Gene de Çuvaşlar'la Tatarlar'm birlikte yaşadıktan bölgelerde bir nevi ortaklıklar tesis edilmiştir.452 1. Sibirya'da (başlıca Tümen'de takriben 140.3'ü teşkil etmektedirler.491.3 i$M 0% 5. .5 (40.446J'ni teşkil eden Tatarlar ve % 3.844. Çuvaş MSSC: İdil-Ural bölgesindeki üçüncü Türk topluluğunu Çuvaşlar teşkil eder. Başkurtlar kendi Cumhuriyetinde Idil-Urallı diğer Türk boylarıyla yani Cumhuriyet nüfusunun % 24.000 (% 36.442 20. ülkelerine dönmek arzusunu belirtenlere Tataristan'da oturma ve çalışma müsaadesi verilmemektedir. Diğer yandan ise ekonomik yönden kalkınmış olan bir hayli yeni fabrikalar tesis edilen bu bölgenin işçi ihtiyacı ise dönmek arzusunu belirten Tatarlar yerine cumhuriyet dışından getirilen Ruslar'la karşılanmaktadır. XIX ve XX.800 3.979 21.000) v. Rusları'noranı ise % 40.000'dir (1987).893)'e ulaşmıştır.880 133. Bundan sonra 1937'de başlayan Stalin terörü de çok kişiyi Idit-Urardan başlıca Orta Asya Cumhuriyetlerine kaçmaya mecbur etti.2 9. genel Başkurt nüfusunun % 68.

6) çıktığı düşünülürse bu nüfus artış hızlarının çok düşük olduğu anlaşılır. İdil-Ural bölgesinin çok asırlar öncesi Ruslar'ın eline geçmesi neticesinde. Bu durum zihinlerde sorular doğurmaktadır.093.230.150 334.270 629. Buna göre Idil-Ural'daki Türk soyluların nüfusu 8.252 2.222 Yukarıdaki hesaba göre kabaca aldığımızda Idil-Ural bölgesindeki Ruslar'ın toplam sayısının 16.URAL BÖLGESİNDEKİ OBLASTLARDA RUSLAR (1979) Oblast'ın Adı Kuybişev Saratov Orenburg Penza Ulyanovsk Perm Toplam Nüfus 2.561 5.0 6. İDİL-URAL BÖLGESİNDEKİ MUHTAR CUMHURİYETLERDE RUSLAR (1979) Muhtar Cumhuriyetin Adı Başkurt MSSC Tatar MSSC Udmurt MSSC Komi MSSC Mordva MSSC Çuvaş MSSC Mari MSSC Toplam Âğ 1 Nüfus 1.550 ve Başkurtlar 1.920.8 1.523 591.738 147.827.088 8.212 338.632 Rus.394 31.847 887.7. Idil-Ural'da Türkler arasında nüfus artış hızının düşük olması çok değişik faktörlere bağlıdır. ekonomik.323 11. .4 0. Ayrıca bölge(*) Kemerovsk ob.512. bazı sınırlar onların lehine çizilmiştir).366 1. Dinin yasaklanması ve dindarlara yapılan baskılar neticesinde eski ahlakî anlayışlar değişmiş. İDİL. bu da ailenin yapısını bozmaya sebep olmuştur.1 bölgedeki Rus çoğunluğunun ve merkezin yürüttüğü Ruslaştırma politikasının neticesi de geleceğinden emin olmayan topluluklara büyük aile kurmayı engeleyici psikolojik faktörler olarak ortaya çıkmıştır. Şehirleşmeden sonra ortaya çıkan konut sorunu.468.587. Idil-Ural'da Orta Asya'da ve Azerbaycan'da henüz şehirleşme oranının SSCB'nin batı bölgelerindeki gibi yüksek olmadığı.306.761.516.023 870.3 1.3 1. Çuvaşlar 1.0 1. Her üç Türk topluluğunda (Tatarlar'ın biraz yüksek olmasına rağmen) nüfus artış hızının genel Sovyet ortalamasının (%9) altında ve tek Tatarlar'da Rus nüfus artış hızının (%5.893 1.756 92. geleneklerin daha iyi muhafaza edildiği ve Ruslar'ın sayısının düşük olduğu Türk yörelerindeki gibi bir nüfus artışına sahip olmasını engellemiştir.6 5. 1979 yılındaki yüzdelerin değişmediğini kabul ederek 1989 yılı için hesap yaptığımızda Idil-Ural bölgesindeki Tatarlar 5. Konuyu biraz açarsak şunları söylemek mümkündür. bölgenin endüstriyelleştirilmesi şehirleşme oranının çok yükselmesine sebep olmuş ve geleneksel çok üyeli büyük ailelerin sayısı oldukça azalmıştır.943 olarak tespit edilebilir. 1989 yılı nüfus sayımının neticeleri incelendiğinde Idil-Ural'daki Türk boylarındaki nüfus artış hızının her boy için değişik olduğu izlenir. Bu durum aşağıdaki tabloda daha açık görülecektir.087 122.508.363.482 2.Bu Rus nüfus baskısı yerli halka oldukça büyük bir güvensizlik aşılamıştır. Başkurt ve Çuvaşlar'ın çoğunluğu yaşamaktadır.689.547.774.250 1.397 28.0 olmuştur.254'e ulaşması anlamına gelir. Buna göre son on yılda (1979-1989) Tatarlar'da bu oran %7A Başkurtlar'da % 5.344 115.497 19.565 22. Diğer Türk boylarında ise bu oranın % 25-30'lara hatta daha yukarılar (msl.6) biraz üstünde olduğu görülür. şehirlerde çocuk yetiştirmenin maddî ve manevî zorlukları aileleri daha plânlı çocuk sahibi olmaya yöneltmiştir. Bilhasa bolşevik ihtilâlinden sonra geleneklerin bozulmasına.7 8.68 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 69 1979 NÜFUS SAYIMINA GÖRE ÇUVAŞLAR Bölge adı Genel RSFSC Çuvaş MSSC Tatar MSSC Mari MSSC Başkurt MSSC Kuybişev oblast Ulyanovsk oblast Kemerovsk oblast* Krasyonarak kray* Orenburg oblast Saratov oblast Tümen Nüfus "1VJ5Î. İdil-Urai bölgesindeki Ruslara geldiğimizde "ise onların bu bölgede büyük bir çoğunluğa sahip oldukları anlaşılmaktadır.854'ü biraz aşmış olması gerekir.822 1. Bu bölgedeki siyasî.~Çuvaşlar'da ise "S5.3î>9. buraya çok sayıda Rus yerleşmiş ve yerli halKyehîrml sahipleri ile evini paylaşmak dorumunda katmıştır (Bölgenin Rus kesafeti hakkında aşağıda bilgi vereceğiz).4 7. Kısacası bu ve buna benzer sebepler. ve Krasnoyarsk Krayına ait rakamlar 1970 yılına aittir.337 Nüfus oranı (%) 100 96.6 1.093 948. Bu rakamlardan da görüleceği üzere Ruslar bu yörede mutlak çoğunluğa sahiptirler (Ancak her bölgede olmayıp.816 17. kültürel ve sosyal şartların yarattığı psikolojik durum bu gelişmeyi etkilemektedir.bunun üstüne eklenen sosyal ve ekonomik yetersizlikler de evliliklerin çabuk bozulmasına. Karakalpaklar'da % 39.S 50. Fin kavimlerinin de meskûn olduğu İdil-Ural bölgesinde Tatar.

. Onları diğer Türkler'den ayıran husus Çuvaşlar gibi hristiyan inancında olmalarıdır. bundan önceki nüfus sayımlarında şahısların kendilerini başka bir millete mensup oldukların» belirtmelerinden kaynaklandığı kolayca anlaşılmaktadır. Görüleceği üzere nüfusla ilgili Sovyet istatistikleri incelenilirken çok değiş* faktörlerin de göz önünde tutulması gerekmekte ve tabii ki bu durum bu istatistiklere güveni sarsmaktadır. son dönemde (1979-1989) bu oran izahı çok güç gibi btr düşüş göstermiştir (5. gayr-ı Türklerden ise Almanlar.468 idi. Karaçay-Malkartar (Balkar) ve Meshet (Ahıska) Türkleri.7).3 olmuş iken 1979 He 1989 yılları arasındaki son on yfflık dönemde 7.000 civarında Kıran Tatarlarının tekrar Kırım'a dönüp yerleşmesi de bu resmi olarak belirtilen 268. Çeçenler ve Inguşfar. Rus nüfus artışındaki hızlı düşüş ve Türkler'de uyanmaya başlayan milfî şuur er veya geç bu bölgedeki Ruslar'ın Idil-Ural'ı terkine sebep olacaktır diyebilir*© . Bilhassa Başkurdis- .284. bu sürgün neticesinde halkın takriben % 50'si hayatını kaybetti. Ancak bazı 1 milyon gibi rakamlara katılmıyoruz.7).00 kadar) v.000' in hayli üstünde bir rakama ulaştıkları kabul edilebilir.739'dur.272 olarak kaydedilmiş ve bu on yıllık sürede % 105.127'lik toplam nüfusa kavuşmaktadırlar. Büyük bir kısmı Romanya'dan ilhak Bunların dışında yarım milyon kadar Ukraynalı.873 tan'da yaşayan Tatarlar ya iş yerlerini muhafaza kaygusu veya istatistik memurlarının işgüzarlığı sebebiyle Başkurt diye kaydedile geliyortartaK Neticede «eTatarlar'm nüfus artış hızı % 7.70 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI Ti Idif-Ural bölgesinde Ruslar'dan sonra en büyük topluluğu yukarıda da ifade ettiğimiz üzere değişik üç Türk boyu meydana getirir. Toplam sayılan 8. Kısacası Türkler'in yoğun olduğu bölgelerde Rus köylerinin boşalmaya başlamış olması.815. kalanları Gagauz.000 sayısının çok üstünde olduğunu gösterir mahiyettedir. Kırım Tatarları Mayıs 1944'te topyekûn sürgüne yollanmış. Aslında son 10 yılda Başkurtların ne tabiatları değişmiştir.b.700 2. Gelecek nüfus sayımında hâla çekindikleri için gerçeği ifade etmeyenlerin de katılması beklenebilir. Böylece Türk boylan ile Fin-Ugor boyları 11. Çünkü uzun mücadalelerden sona 75.317.21* bir artış gösterilmiştir.4 Başkurtlar'* ise % î. millet mensupları da bulunmaktadır. Bunların en büyüğü hiç şüphesiz Kırım Tatarları olup. Aslında da bu pek gerçeği yansıtmamaktadır. Karaim ve Kırımçaklar'dır. Bunların sayısı aşağıdaki gibidir.Asltnda her iki rakamda gerçekleri ifade etmekte olup. Böyle bir tahmin oldukça da gerçekçidir. Sürgün esnasında takriben 250.961 326. Sürgünden sonra haklarında 1989'a kadar hiç bir istatistiki bilgi verilmemiş olan Kırım Tatarları'nın sayısı bugün resmî verilere göre 268. ve bunlarla birlikte bazı küçük azınlıklar sürgüne yollanmışlardı. Adı Nüfusu (1979) Mordva Udmurt Marl Komi Toplam 1. Bu durumda daha önceden nüfus kayıtlarında belirtilmeyen Kınm Tatarları'nın (Kazan) iftarlar hanesinde kaydedildiğini göstermektedir. iki sayı arasındaki fark ise 132. Kalmuklar. Bu yüksek oraftın ortaya çıkmasında esas sebep. ne de büyük bir nüfus kaybına uğrayacak bir felakete uğramışlardır. Asparuh Bulgarları da denilen Gagauzlar Anadolu Türkçesine çok yakın bir dil konuşurlar.153.696 621. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus ta bu bölgede Ruslar ve Türklerin dışında esas halkı teşkil eden Fin-Ugor kavimlerinin de bulunduğudur. Şimdi Sovyetler Birliğinde değişen siyasî şartlarda insanlar esas mensup oldukları milletleri korkmadan ifade etme cesaretini gösterebilmişlerdir. Bilindiği üzere savaş yıllarında Almanlarla işbirliği yaptıkları veya başka gerekçelerle Türk boylarından Kırım Tatarları. Meshet Türkleri için aynı inanılmaz oranda bir artış gösterilmiştir (%o123.6 iken. Gagauzlar: Deliorman Türkleri.254 olan bu Türkler. 2.7 şekilde kayıtlara geçmiş oldu. Alman (50.468. Kırım Tatarları. Bu aslında tabu nüfus artışını göstermemekte olup.136olarak verilmiştir ki bundan önceki 1979 istatistiklerinde bu rakam 6. 1985'ten sonra Sovyetler Birliği'nde baskının nisbeten azalması ve değiş* topluluklarda miff şuurun güçlenmesi neticesinde önceden kendini başka bir millete mensup gibi gösterenlerin bu sefer esas müyetlerini seçmeleridir. Kazak (200.Resmî istatistik veriler incelendiğinde bilhassa Talar ve Başkurtter'ın nüfus artışı ie ilgili bilgiler bazı açıklamalara muhtaçtır.4 gibi bir orana yükselmiş olarak ifade edilmesidir. Dikkat edHdiği takdirde Başkurtlar'da 1970-1979 yılları arasındaki tabiî nüfus artış oran» % 10. Ruslar'a oranla takriben % 50'lik bir toplam nüfusa sahiptirler. Bu rakama 750. Aynı istatistiklerde Kınm Tatarları'nın 1979 nüfusu 132. Dolayısıyla hâlâ millî benliklerini saklayanların olduğunu da düşünerek Kırım Tatarları'nın sayısının 300. dünya savaşında büyük talihsizlik ve haksızlığa uğrayan topluluklar arasında Kırım Tatarları'nın özel bir durumu vardır.185.Dolayısıyla biz Kınm Türkleri liderlerinin iddia ettikleri yüksek rakamlar! gerçeğe daha yakın buluyoruz.000 civarında bulunan Kınm Tatarları'nın 125. Bütün mesele şimdiye kadar kendini Başkurt diye gösterenler bu sefer milliyet hanesine Tatar olarak kayıtlanın yaptırmışlardır. bir-birine benzer bu iki Türk topluluğunun tabiî nüfus artışı yakın olmalıdır.TaJaâar nanesinde dikkati çeken ikinci husus ise 1970 ile 1979 yılları arasında 9 yıllık dönemde tabii nüfus artışı % 4.272'dir krbuTta Kırım Tatarları'nın İ379 yılr için belirtilen nüfuslarının tıpa-tıp aynısıdır. Ayrıca çoğunluğu Özbekistan'da yaşayan Kınm Tatarları'nın resmî yollarla Kırım'a dönmeleri çok zor olduğundan bir hayli insan gayr-ı resmî bir şekilde Kırım'a dönmüş bulunmaktadır ki. 1989 nüfus sayımının geçici verilerine göreTatariaffm fff^yjü i^inûfusu 6. Çünkü her iki oran karşılaştırdığı tekdîrtieTatertar'da son on yılda çocuk doğum oranın nerdey-se % 70 arttığını gösterirdi ki.516(1989) 713. bu da gerçek değildir. Zaten Başkurtlar'la ilgili hane incelendiği zaman bunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. SSCB'nin Avrupa Bölümündeki Türk Boylan: Türklerin Sovyetler Birliği'nde yaşadığı bölgelerin dışında herhangi idarî bölgeye adlan verilmemiş olan Türk toplulukları Sibirya'nın dışında Avrupa Rusyası'nda da mevcutturlar.000'in esas sürgün yeri olan Özbekistan'a ulaştıkları tahmin edilmektedir. bu nevî zorlukları göze alabilenlerin bîr topluluktaki oranı yüksek olması gerektir. 1989 nüfus sayımı istatistiklerinde .00 kadar).800 bini* diğer mHIÎ topkriuMart-da kattığımızda 17 milyonluk bir Rus nüfusu karşısında 12 milyonluk bir gayr-ı Rus nüfus söz konusudur.

1979 ile 1989 yılları arasında % 24. Türk kavimlerinden Hun. Avar. batıda Azerbaycan'a bağlı Nahçevan MSSC'ni kama gibi kesen Ermeni SSCy*uzeyde Dağıstpn "MSSC ve Güroü SSC ile komşudur. 1989 nüfus verilerine göre SSCB'de 197. güneyde Iran Azerbaycan'ı.914 6. Tabasaran. Zaten böyle bir birleşmeye henüz hiç bir siyasi imkân gözükmemektedir.7 2. Tsahur ve Agul'lar yaşar. Abhaz ve Çerkezler bulunmaktadır. Toplam nüfusu 180. Azerbaycan SSC: SSCB'nin 15 birlik (ittifak) cumhuriyetinden biri olan Azerbaycan'ın yüzölçümü 86.207 136.421 73. SSCBYrin hiç bir Türk adını taşıyan cumhuriyetinde bu kadar yüksek Türk oram yoktur. Bundan sonra bu bölge Altın Ordu. Kuzey-Osetin MSSC. Kırımçaklar: Karaimler gibi Yahudi inancında bulunan bu topluluk bazılarına göre Türkleşmiş Yahudiler'dir.000 ve yüzölçümü 50. Kumuk. Bu bölge tarih boyunca kavimlerin göçüne sahip olmuş.9 4. Burada başta Azeriler olmak üzere çeşitli Türk boyları yaşar. 1989 Sovyet nüfus istatistik verilerine göre 2. Lungsk.979 255. fakat Ermenilerin çoğunlukta olduğu ufak bir bölgedir. Bölgenin nüfusça da ve idarî-siyasi yapıca da en büyüğünü Dağıstan MSSC'İ teşkil eder.72 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 73 edilen Moldovya SSC'nde yaşarlar.054. Azerbaycan'ın bir parçası olan Nahçevan Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne geldiğimizde onun genel nüfusu 278.0'lük bir nüfus artışına ulaşan Azeriler SSCB'de nüfusları hızla artan Türk toplulukları arasında Karakalpak. Iran ve Osmanlı Devleti bu mücadeleyi sürdürmüştü.300 km. 1987'de genel nüfus 1. Laks. SSCB'deki 7 milyonluk Azeriler.548 17.000) Azeriler teşkil eder.bazı verilere göre 15-16 milyonluk Azerilerle birleşebildikleri takdirde 22-25 milyonluk güçlü bir nüfus meydana getirebileceklerdir. Türkmen. t987 verilerine göre 6. Buranın Çadır.106 Oran (%) 88. Kuzey Kafkasya: Kafkasya'nın Kafkasya. Azerbaycan hem coğrafî-stratejik hem de bu nüfus Özelliği Re diğer Türk topluluklarından oldukça ayrılır.235 17. Rutul. Bölgenin adı Azerbaycan SSC Gürcistan SSC RSFSR Kazak SSC Özbek SSC Türkmen SSC Ukrain SSC Kırgız SSC . Kuzey Kafkasya'nın diğer muhtar cumhuriyet ve bölgelerinde ise Çeçen.000'dir (1987) ve bu nüfusun ezici çoğunluğunu (250. . Hazar. Nüfusları 1. Sovyetler Birliğinin dışında kuzey doğu Bulgaristan ve Dobruca'da bulunurlar. 1989 nüfus sayımına göre SSCB'deki Azerilerin toplam nüfusu 6. büyük çoğunluğu müslümandır. İlhanlı ve Selçuklu devletlerinin hakimiyet mücadelesine sahne olmuştur.8 1.3 Toplam Azerbaycan SSG'nirtyözölçümü 86 600 km olup. Çok büyük çatışmalar ve Sovyet ordusunun müdahalesine sebep olan Dağlık Karabağ bölgesi ise Azerbaycan SSC içinde. dir. Azeriler ancak Sovyet veya Kuzey Azerbaycan'da mevcut olmayıp çok sayıda Azeri tran hakimiyeti altındaki Güney Azerbaycan' ve Türkiye'nin doğu ürerinde de mevcutturlar. Ukrayna.000 nüfusu olan cumhuriyetin % 9Ö'nını Azeriler kendileri teşkil eder. Karaimler: Karaylar olarak ta bilinen bu çok eski Türk topluluğu Yahudiliğin bir mezhebine inanmaktadırlar.600 km2'dir. Polonya ve israil'de de mevcuttur. Lezgin.Çerkez Muhtar Oblastı. Bu hızlı nüfus artışı sayesinde Azeriler son 20 yılda Türk boyları arasında beşinci sıradan üçüncü sıraya yükselmişlerdir. Sasaniler ve Araplar da bu bölge için mücadele etmişlerdir. Ancak Sovyet Azerbaycanı'nda dinî şuurdan ziyade millî şuurun güçlü olduğunu kaydetmemiz gerekir. Güney Azerbaycan'dakîleri Iran bahsinde inceleyeceğimizden. Kabarda. Osetin. Ermeni ve Gürcüler tarafından paylaşılırken. Peçenek ve Uzlar'ın hakimiyeti altında kalmıştır. bu toplulukları bağlayıcı mühim faktördür. Burada Dağıstan halkları diye bilinen Avar.1 0.768. Kırgız ve Kazaklar'dan sonra altıncı sırayı alırlar.000 olup % 75'ini Ermeniler'in teşkil ettiği zannedilmektedir.164 Gagauz mevcuttur.803 nüfusa sahiptirler.779 23. Bulkanesta gibi bölgelerinde yoğundurlar.678 152. bu yanı ile onlar Iran din? geleneklerine daha yakındırlar. komşu iran'daki (Güney Azerbaycan). kabarda-Balkar MSSC. Karaçay. Nogay. Hazar devleti ise burada güçlü bir siyasî birlik oluşturmuştu. Karaimler'in bir kısmı Kırım'da diğerleri Litvanya. Bu yönü ile diğer Türittoplulukfem arasında Türkiye'ye kendini en yakın hissedenler Sovyetler Birliğindeki Azeriler'dir.559'duKîKAFKASYA BÖLGESİ: Sovyetler Birliği'ndeki Türk soyluların yoğun olduğu ikinci bölgeyi Kafkasya adı verilen Kuzey Kafkasya ve Kafkasya ötesi yörelerinden meydana gelen bölge teşkil eder. Bu bölgede 30'un üstünde değişik millet ve halklar yaşar.3 0.4 0. Bu bölgede Sovyet hakimiyeti yerleştikten sonra ise Krasnodarsk ve Stavropolsk Kray'ları. bu kısımda ancak SSCB vatandaşları olan Azeriler'den bahsedeceğiz. Bu bölgedeki Ruslar-'ın nüfus yoğunluğuna geldiğimizde durum aşağıdaki tablodaki gibidir.3 1.ötesi bölgesi başlıca Azeri.106'ya ulaşmıştı. Dargin. Inguş. Kuzey Kafkasya bir milletler mozayiği manzarası arz eder. Dil ve küttür yönünden ortaklık olmamakta birlikte İslâm dini.811.2 idi. Azeriler'i diğer Türk topluluklarından ayıran bir husus ta onların ekseriyetinin (%70) islamiyet'in şiî mezhebinde olması teşkil eder ki. Daha sonraları Rusya. Ancak her iki topluluk arasındaki oldukça belirgin kültür farklılığını da belirtmede yarar vardır. Hâla çıbanbaşı olma hususiyetini muhafaza etmektedir. Çeçen-lnguş MSSC ve Dağıstan MSSC adlı idarî-siyasî bölgeler tesis edilerek hepsi RSFSR'e bağlanmıştır. Her ne kadar bu istatistiklerde cumhuriyetlerdeki nüfuslara göre dağılım hakkında bilgi verilmemekle birlikte bundan önceki nüfus sayımlarının ilân edilmiş verilerine ve göç gibi diğer gelişmeleri (Dağlık Karabağ olaylarından sonra Ermenistan'daki Azerilerin Azerbaycan'a Azerbaycan'daki Ermeniler'in büyük kısmının Ermenistan'a sığınması) de göz önünde tutarak yaptığımız tahminler aşağıdaki gibidir. Ermenistan'la hiçbir sının olmayan.791. birbirlerinden hayli ayrılık gösterenlerin bir kısmı hıristiyan inancına sahipken. Diğer cumhuriyetler Adı Geçen Bölgedeki Nüfus 6. 1970'lerde 6 bin civarında olan bu nüfus her geçen yıl düşüş göstermektedir.791.345 59. Özbek.

Kuban nehri yakınlarında Uçkalan.00 619. Kabarda-Balkar MSSC'de nüfus yoğunluğunda Kabarda ve Ruslar'dan sonra üçüncü sırayı alırlar (takriben 70. Özbek ve Türkmen SSC'teri ite Tacik MSSC kuruldu. Kumuklar: Kuzey Kafkasya'daki en büyük Türk topluluğu Kumuklar'dır. Bugün aslı bu yöreden olan ve dış ülkelerde yaşayanlar arasında bu bölge için Türkistan tabiri kullanılma eğilimi mevcutsa da.00 702.664 7. SOVYET ORTA ASYASI VE KAZAKİSTAN: Türkistan diye de adlandırılan bu bölgenin SSCB'deki resmi adı Orta Asya ve Kazakistan'dır. Kırım Tatarı. Kundur ve Azeriler: Yukarıda sayılan Türk boylarının dıştnda ufak topluluklar mevcuttur. Kısacası oldukça bir kavram karışıklığı meydana gelmektedir. Çegem. 15 bin civarında diye tahmin edilmektedir.000 2.044 4.960) yaşar ve. Karaçaylar: Aynı özelliği gösteren ve aynı yazı dilini kullanan Karaçaylar her yerde Balkarlar'la (Malkar) birlikte belirtilirse de idarî'yönden Karaçay-Çerkez Muhtar Oblastına dahil edilmişlerdir.0 Boyun adı Kumuk Karaçay Balkar Nogay Türkmen Azeri Toplam Nüfusu 282. Dağıstan'daki Azerilerin sayısı ise 70 bin dolaylarındadır.7 32i) 32. Kuzey Kafkasya'deki belli başlı Türk toplulukları olarak Kumuk. Balkarlar: Karaçaylar'ın doğusundaki Çerek.000'in üzerindedir.000 70.564 15. Bu bölgedeki. Buynak. Özetlersek Kuzey Kafkasya'da çeşitli Türk boylarının genel nüfusu aşağıdaki gibidir Bu Türkler komşu Azerilerle aynı din. Malki ve Terek civarında yoğundurlar.853.000 12.000).'ın ikinci yarısında bu bölgeye hakim olan Ruslar'a karşı bütün Kafkas halklarının fazla muhabbetleri olmadığı gerçeği de bunların gelecekte bir nevi dayanışmaya başlayacakları ihtimalini de kuvvetlendirmektedir.159. Babayurt. Kaytak ve başkent Mohaçkale çevresinde yaşarlar. Baksan.100 Oran(%) 10.564 nüfusa ulaşan Nogaylar Dağıstan MSSC ile Stavropolsk krayında yoğun haldedirler. % 60 bu adı geçen yerde (93. Bu bölgede diğer halkların arasında Türkler'in de oldukça mühim bir yeri olduğu anlaşılmaktadır. Kafkasya Türkmeni ve Kundurlar'ı görürüz. Ancak bu durum 1924"te değiştirildi.235. dil ve kültürü paylaştıklarından çeşitli sürtüşmeler içinde olan diğer Kafkas halkları arasında bir potansiyele sahip oldukları söylenebilir. Azeri. y.y.653 Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere Ruslar ancak iki krayda çoğunluğa sahip olup.000 Rus Nüfusu (1979) 189. Kafkasya Türkmeni.W TftpırnrfteıvAim ırtrAnı DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI---------------------------------------------------------------T» Bölgenin «di Dağıstan MSSC Kabarda-BalkarMSSC Kuzey Osetin MSSC Ceçen-lnguş MSSC Krasnodar Kray Stavropol Kray Karaçay-Çerkez MOb Toplam Bölge Genel Nüfusu (1987) 1. Nogaylar: 1989 nüfus sayımına göre 75. Ayrıca ancak XIX. Türkmenistan ve Tacikistan)'i içine aldığından Çin hakimiyeti altındaki Uygur ve Kazaklar Doğu Türkistan tapirini tercih etmişlerdir. Kaykent.771 75. Malkar (Balkar). Kazaklar'n bu isme pek rağbet etmedikleri izlenmektedir. Cumhuriyet nüfusunun % 14.778. Kitleler halinde Hasanyurt. Rus.4 27. Kırgız. Orta Asya tabiri de oldukça karmaşıktır.051. Her iki yörede de nüfusu 25.178 156.684) bölgede yaşar.5 mâlisinden fazla bt yüzölçümüne sahip olmasına rağmen nüfusu bu oranda düşüktür ve 1987'de 16. Yahudi ve Dungan gibi yabancı kavimler ve yerli Tacikter yaşamaktadır. Kuzey Kafkasya'da yani azınlıkların esas bölgelerinde % 25'lerin biraz üstünde oldukları anlaşılır. Kızılyurt. Kazaklar'ın % 80"! kendi oumtariyetlerirft» sınırlan İçinde yerleşmiş olmaianha rağmen ülke nüfusunun mutlak çoğunluğuna sahip değillerdin . f#2D'de ortadan kaldırılan Buhara ve Hive hanlıkları da bu Türkistan MSSC dahil edHdf.300 km2 olup Türkiye'nin neredeyse 3.y. Çarlık Rusyası'ndan devralınan gelenekte (Çarlık döneminde Kazakistan. Nogay.140 olup.140 88.244. Kafkasya Türkmenleri XVIII. Bugün ise Kazakistan'ın dışındaki dört cumhuriyete Orta Asya cumhuriyetleri denilmektedir. Kazakistan. Nüfusları bilinmemektedir.692 336.152.000'kişlnin yaşadığı bir ülke görünümündedir. 1989 nüfus sayımına göre 156.089 2. Daha önceleri. 1989 nüfus sayımına göre 88. Kırgızistan.550. ihtilâlin ilk yıllarında.771 nüfusa sahiptirler. Bozkır ve diğerleri ise Türkistan genel valiliğine bölünmüştü) Türkistan MSSC ite Kırgız (Kazak) MSSC kurulmuştu. Kazak SSC: SSCB'deki 15 birlik cumhuriyetinin RSFSC'den sonra ylteMçümü bakımından ikinci en büyük ülkesi Kazakistan 2.000 1. Karaçay. y.. Tatar. ve 1989 nüfus sayımına göre 282. AtaarvKoJeji. Ayrıca Türkistan kavramı genelde SSCB'deki beş cumhuriyet (Özbekistan.474 234. İşte bu Orta Asya veya Türkistan diye adlandırılan bölgede başta değişik Türk boylan olmak üzere (Kazak.137 200. % 90'ı Dağıstan MSSC'de (253. Türkistan adı bugün resmî olarak ancak Türkistan askerî bölgesinde kullanılmaktadır.032.2 82.768. Kundurlar ise Nogaylar'a yakın bir Türk boyudur. Teberde ve Zelençuk mevkiilerinde yoğundurlar.178'dir. Türkmen ve Özbek gibi yerli. Ukrain ve Belorus gibi Slav toplulukları.000 367. Fakat şu anda Kuzey Kafkasya çok karmaşık etnik bir manzara arz etmekte ve önceleri Kumukça olan anlaşma dili yerini Rusça'ya bırakmıştır.'da esas Tükmenler'den kopan bir topluluk olup. Azeri ve Uygur gibi sonradan yerleşen Türk toplulukları).4'ünü teşkil ederler.000 5.3 7$2 60. Karakalpak.000 732.

Bazı Özbek gençlerini.1) bu dengeyi kendi lehlerine bozabildiler.9) RSFSC'de Ve diğer cumhuriyetlerde bulunurlar.684 5.. Özbekler'in %60'tan fazlası da bu nevi kırsal kesimlerde yaşarlar. Aynı yılda Kazaklar cumhuriyet nüfusunun ancak % 36'sını teşkil ederken son on yılda gerçekleşen yüksek nüfus artışı sayesinde (% 24.ıı TÜRK PpNYASI EL KİTABİ DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI TT 1979 YIUNA GÖRE KAZAKİSTAN SSC NÜFUS DAĞILIMI Nüfus (Bin olarak) Genel Rus Kazak Ukrain Alman Tatar Özbek Belorus Uygur Kore Azeri Polonyalı Mordva Yahudi Moldovyalı Çuvaş Dungan Başkurt Başka 14.. Türkmenistan ve güneyde Afganistan ile komşudur. Aşağıdaki tablo daha iyi bir fikir verecektir: Yukarıdaki tablodan görüleceği üzere Kazaklar ancak diğer Türk toplulukları ile mutlak çoğunluğa ulaşma durumundadırlar. Tacikistan.000 (% 9.5 0..14 2. Özbek SSC : Bu cumhuriyet Kazakistan..5 milyon civarında iken 1989'da bu rakkam 16.. Kazaklar'ın diğer büyük çoğunluğu 620. Kalanları ise Özbek SSC'nin Endican oblastında bulunmaktadır.1 1. 1979 yılında Özbekter'de 5.23 0. Ancak bu nevi hak nüfus artışı bir-takım sosunları da beraberinde getirmektedir.. %70'i Kazakistan SSC'nde ve bu cumhuriyetin Atma Ata oblastı ile Taldı Kurgan Oblastlarında yaşamaktadırlar (183.8 1.991 5. 4879 yılında Ruslar ülkede hatta % 41'e ulaşan bir orana sahiptiler.2 iken Rus-lar'da bu oran ancak %11 idi. Kazakistan'da gayr-ı Türk iki göçmen unsur daha mevcut olup. 850.199 Uygur mevcuttu.15 0. Çin-Sovyet çatışması yıllarında bunlara özel bir ehemmiyet verilerek. Bu hatta medenî diye bilinen topluluklar için de geçerlidir (İrsi. Özbekler SSCB'deki en kalabalık Türk boyunu teşkil ederler ve büyük milletler arasında Tacikler'den sonra en süratle artan toplulukturlar. Kırgızistan'ın Oş bölgesinde Özbek-Kırgız çatışması. .539). Büyük ailelerin ekserisi de kırsal kesimde yaşamaktadır. Çin Halk Cumhuriyetinin Singiang-Uygur Muhtar Bölgesinde (Doğu Türkistan) yaşayan 1 milyon civarındaki Kazak'tan ise ileride bahsedeceğiz. bir 'günah keçisf aramaya başlarlar. 1989 sovyet nüfus sayımının neticelerine göre SSCB'de de 262. Kısacası ülkenin ekonomisi haikınm ihtiyacım temin edememek gibi bir problemle karşı karşıya kalmıştır. Uygulanan pöiHika neticesinde Özbekistan'da köy ekonomisi giriştirilmiş ve bu ekonominin de %75*ni toprağa bağlı ekincilik (başta pamukçuluk) teşkil eder. Kazakistan'da bu kadar yabancı nüfusun bulunması çarların ve ondan sonra da Sovyet yönetiminin politikası neticesidir. Almanya'daki Türk düşmanlığı') Yukarıda da belirttiğimiz üzere 1989 nüfus sayımına göre SSCB'deki Özbekler'in toplam nüfusu 16.8 36. Her 'iki dönem mukayese edildiğinde tabii nüfus artışının hızında son on yılda 'çok az bir düşüş kaydedilmişse de. propoganda maksatları için kullanılmışlarsa da.000 (% 7. Topluluklar...000 civarındaki Ukraynalılarla.6 0.700.0 6..76 .. Özbekistan SSCB'nin 2/3 pamuğunu üretmektedir.4 0. . daha öncelerde Taciklerle olan sürtüşmelerin hepsi Özbeklerin çaresiz* içine düşerek.18 0. Kırgızistan. eğitimdeki kifayetsizliklerin üzerine işsizlik sorunları da yükselmektedir.6 ve 7 fertH ailelerin oranı %69..240'a ulaşmıştır. bugün bu yöndeki faaliyetler çok azalmıştır..5) komşu Özbekistan'da 520.16 0. Özbeklerin ekseriyeti kendi cumhuriyetinde yaşar (%70) kalanlar ise komşu cumhuriyetlerde meskundurlar. Son on yıldaki nüfus artışı (1979-1989) %34 olarak gerçekleşmiş.1 2. kendi içlerinde bir takım problemler çıktığı zaman. bu mühim denilecek kadar değildir.. Özbekler'in toplam nüfusu 1979 yılında 12. her ne kadar pravokos-yon neticesinde olsa dahi. . Kazakistan'ın diğer demografik bir özelliğini genel nüfusun % 39'unu göçmen Ruslar'ın teşkil etmesidir.2 1.000 civarında buralara sürülmüş olan Almanla/dır.0 0.686. Neticede son yıllarda (1989-1990) meydana gelen sosyal patlamalarda demografik gelişmenin ve ekonomik istikrarsızlığın büyük rolü olmuştur. bu gelişmelerin sorumlusu olarak yabancıları görme eğilimlerinden kaynaklandığı düşünülebilir. Son on yılda İse demografik tablo Kazaklar'ın lehine değişmeye yoz tutmuştur.. Ancak Sovyetler Birliğindeki bütün Kazaklar'ın kendi cumhuriyetlerine yerleşmesi hafinde dahi Kazakistan nüfusunun ancak %50'sini teşkil edebileceklerdir. Konut yetersizliği.5 olmuştu. yüzölçümü 449.289 898 858 313 263 181 148 92 73 61 34 28 26 23 22 21 363 Yüzde(%) 100 40. Tabiiki bu hızlı nüfus artışında en mühim etken doğum oranının çok yüksek olmasıdır.19 0. Meshet Türkteri'ne ve Kırım Tatarları'na kanlı saldırılan. Kazakistan'a son Rus göçü 1960'lı yılların başında durmuştur.. Özbeklerde diğer milletlere nazaran büyük aile tipinin oranı dâ hayli yüksektir.. Kısacası Kazaklar demografik yönden dinamik bir topluluk manzarası arz ederler ve sayılarının gelecek yıllarda da hızla artacağı söylenebilir.000'e ulaşmıştır. Amu-Derya ile Sır-Derya arasında çok verimli bir bölgede yerleşmiştir. bundan önceki dönemde (1970-1979) %35.. bunlar 900. Bu politika diğer alanların ihmal edilmesine de yol açmıştır. Bunlar çeşitli dönemlerde Çin'den kaçarak buraya sığınmış olanlar ve onların çocuklarıdır..600 km2'dir.5 Uygur Türkleri : Uygurlar'ın esas vatanı Çin'in Singiang-Uygur Muhtar Bölgesi (Doğu Türkistan) olmasına rağmen.

4 3. Kazak.000 163.5 3. 1944 sürgünü esnasında onların dışında Gürcistan ile Ermenistan'da yaşayan Meshet Türkleri. Bunlar Buhara Yahudisi olarak ta bilinen asırlardan beri burada yaşayan. Kazaklar'a daha yakın bu Türk gurubu Karakalpak MSSC adlı Özbek SSC'ne bağlı bir cumhuriyete de sahiptirler.369'luk bir nüfusa erişmiş gibi gösterilmektedirler.4 0. bir haylisi Özbekçeye tam hakkıyla vakıf Yahudi inancındaki halktır.240 14. Sovyetler Brliği'ndeki Türkmenlerin genel sayısı 1989'a göre 2.332 350.000 kadarını 1944'te bu bölgeye sürülen Kırım Tatarları teşkil eder.921'lik bir nüfusa.1 1.7 4.8 0. 488. Türkmen ve Yahudiler Türkistan yöresinin yerli halkıdır. 1926 nüfus sayımında 137.000 620. Son yıllarda her ne kadar Özbek aydınları Türkistan ve Türk birliği hakkında propoganda yürütmelerine rağmen Meshet (Ahıska) Türkleri'ne ve Kırım Tatarlarına karşı başlatılan kanlı saldırılar bu nevi bir birliği baltalamaktadır.4 0. Türmenier ve Hemşinler de bu guruba dahil edilerek sürülmüşlerdi. sahip olan Meshet veya Türkiye'deki ifadesi ile Ahıska Türkleri 1989da 207. Bunlar arasında Karakalpaklar'm ayrı bir statüsü mevcut olup. Haklarında uzun yıllar bir şey yazılmamıştı.665.4 ise (2. aynı şekilde Kırım Tatarları arasında da vatan Kırım'a dönme hareketi başlamış ve 75 bin kadarı Özbekistan'ı terk etmiştir. Burada Yahudiler hakkında da kısa bir açıklamada yarar görüyoruz.000 60. Meshet Türkleri'nin ekserisi Özbekistan'dan göç etmiştir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere Özbekler kendi cumhuriyetlerindeki genel nüfusun takriben %70'ni teşkil ederler.000 143. 864.2 2.422 650.7 2.384 Özbekistandaki Oranı (%) 70 8. Türkmenler Türk boyları arasında nüfusları en hızlı artan Özbekler'te aynı tabiî nüfus artış oranına (son on yılda %34) sahiptirler. ilkini İdil boyu-Tatarları teşkil ediyorsa.7 0. Karakalpak.889) yani büyük ekseriyeti kendi cumhuriyetinde yaşarlar ve aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere Türkmen SSC'inin genel nüfusunun %75. Ukraynalılar ve Korelilerin dışında yabana unsurun olmadığı anlaşılır.100 km2'lik bir sahayı kaplamasına rağmen ülkenin 4/5'ni Karakum çölü {350.5 0. 200.658 864. Toplam sayıları 1989'a göre 423.3 100 Yukarıdaki tabloyu incelediğimizde Ruslar. Sovyetler Birliği'ndeM Türkmenlerin %93. Meshet Türkleri : 1944'ten önce Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Acar MSSC'nda Meshet sıradağlarının bulunduğu bölgede yaşayan bü Türkler Stalin'in ufak halkları Sürgününden kurtulamayarak başlıca Özbekistan'a yerleştirilmişlerdi. Esas yerleşim merkezlerine döndükleri hakkında ise herhangi bir bilgi mevcut de-ğildir. Tacik. Kürtler.78 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 79 ÖZBEKLERİN DAĞILIMI (1989) Bölgenin adı Genel Özbek SSC Tacik SSC Kırgız SSC Kazak SSC Türkmen SSC Diğer bölgeler Nüfus 16.00 km2) kaplandığından yerleşim merkezleri hayli azdır. Diğer Türk boyları ise Tatar ve Azeriler'dir.304 • 1. Onları da müslüman Azeriler'den ayırmak hayli zordur.422 Tacik Özbekistan sınırları içine yerleşmiştir.041 917. Türkmen SSC : SSCB'de Orta Asya cumhuriyetleri diye adlandırılan cumhurbyeterden biri de Türkmen SSC'skfir.304 1. Tabii ki henüz Ruslar'a karşı açık düşmanlık emareleri ortaya çıkmamakla birlikte Ruslar da Özbekistan'ı terke başlamışlardır.686. Karapapahlar.183. aynı din ve mezhebe mensubiyet sebebiyle hayli evlilikler gerçekleştiği.000 113. bk Joanu ise Türkiye'ye oatdî.000 95. Sovyetler BHğrrin dışında Türkmen SSC'ne komşu Kuzey İran'da Horasan vilâyetinde ve aynı şekHde sınırdaş Afganistan'da.000 92. Kısacası iki topluluk girift demografik bir manzara arz ederler.000 19.538. Buna benzer bir Yahudi topluluğu Azerbaycan'da mevcuttur.168. Ancak asırlar boyu birlikte yaşayan bu topluluklar arasında bir hayli kültürel ortaklıklar olduğu. herjki taraf bir-birlerini kendilerindeki azınlıkların (Özbek veya Tacik) nüfus verilerini tahrifle suçlamaktadır.183. 1989 yılında Özbekistan'da kanlı saldırılara maruz kaldıktan sonra büyük bir kısmı Sovyetler Bırliği'nin çeşitli^erlerine dağıtıldı. Türkiye ve Suriye'de de Türkmen toplulukları mevcuttur. Özbekistan'daki Türk soyluları Ur arada mütalâa ettiğimiz tekdirde Özbekistan cumhuriyetinde %80'lik bir orana sahiptirler.059.9 0.1 0.000 410. Özbekistan'da yaşayan diğer topluluklar aşağıdaki gibidir: Milliyet Özbek Rus Tacik Tatar Kazak Karakalpak Koreli Kffgız Ukraynalı Türkmen Yahudi Azeri Toplam Nüfus 14. Özbeklerin bir haylisinin Farsçanın şivesi olan Tacikçe konuştukları gerçeği de göz önünde tutulmalıdır.5 . Tatarlar'ı aslında iki gurupta mütalâa etmek gerekir.489 Genel Nüfusa Oran (%) 100 85 7 3.036 567.038 100.436'dır ve ekserisi Karakalpak cumhuriyetinde yaşar.6 Yukarıdaki tablo incelendiğinde bir milyonun üstündeki bir Özbek nüfusunun Tacikistan'da bulunduğu anlaşılmaktadır. Gelişmelerden huzursuz olan diğer Türk boylarında da SSCB'nin başka bölgelerinde veya yurt dışına yerleşme temayülü artmıştır.297 idi. Kırgız.718.

teşkil ederler: .

II y.000 3.0 1.500 km2'dir. Obi Irmaklarını içine alarak Altay dağlarına kadar uzanan bu bölgede de çeşitli Türk topluluklarına rastlamaktayız.0 Toplam Türkmenistan'daki tek yabancı unsur olarak Ruslar görülür.000 15. Yakutlar gibi Tuvalılar'da eski bir Türk dilini kullanırlar.933 911.370.326 11.6 0.9 100.4 3.4 1.3 Görüleceği üzere geçen dokuz yıllık dönemde (1970-1979) Kırgızlar cumhuriyetlerinde mutlak çoğunluğa sahip değilierken şimdi buna ulaşmışlardır. Oturdukları bölgeye Tannu-Tuva denir.7 2.324 101. Rus (%42).876 46.000 " 4. 1989 nüfus sayımına göre Sovyetler Biriiği'ndeki Tuvalılar'ın toplam sayısı 206.103. 19874de cumhuriyetin nüfusu 1.000 40.332 109. Tuva MSSC nin nüfus dağılımı ise aşağıdaki gibidir: . çok büyük yeraltı zenginliklerine sahip olması bakımından mühim bir bölgedir.3 4.000 km^tfir. Oiğer Türk boyları ile birlikte Türkmenistan'daki Türk soyluların oran» %89.889 350. Ukraynalı ve Ermeniler ise mutlak çoğunluğu ellerinde tutarlar.1 35. Fakat topluluklarda bu nevi bir psikolojinin gelişmesinde Sovyet mitîî politikasının büyük tesiri de unutulmamalıdır. Sibîryada başlıca Yakutlar.0 13. %98'i kendi cumhuriyetlerinde yaşar.703 567.y'da adlarına rastlanan en eski Türk boylarından biri olan Kırgızlar'ın ekseriyeti (% 88. anlaşılması hayli zordur. Kırgız SSC nüfus dağılımı ise aşağıdaki gibidir: KIRGIZ SSC'NDE NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Kırgız Rus Özbek Ukraynah Alman Talar Uygur Kazak Dungan Tacik Toplam Nüfus 2.255 idi ve bunların %96. SİBİRYA BÖLGESİ: Urai dağlarının doğusundaki Tobol.60 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI M TÜRKMEN SSC'NDE NÜFUS DAĞILIM (1989) Milliyet Türkmen RU6 Özbek Kazak Tatar Azeri Nüfus 2. 3. Batı Sibirya Tatarları.6 100. Ukraynalılar ve ikinci dünya harbinde sürdün edilen Almanlar sayılabilir. Kullandıktan dile Soyonca veya Uranhayca'da denilirdi. Sovyetler Birliği'nin bu az nüfustu bölgesinde bazılarının adlan idarî-siyasî bölgelerde verilmiş bu Türk topluluklarına Altay Türkleri de dendiği binmektedir.4 9.202 km2) olmak üzere çeşitli göllerle çevrili dağlık bir bölge olan Kırgızistan'da yaşarlar.7 0f7 0. Kırgızlar diğer Türk soylularla birlikte %70'in üstünde bir orana kavuştukları gözükmektedir.1 0. Tuva MSSC 1.6'ya çıkar. Irtiş.0 Tuva MSSC : Tuba adına Çin'in Su sülâlesinin (581-618) kayıtlarında rastlanmıştır.000 28.000 25.3 0.000 100.018 30.000 15. Sovyetler Biriiği'ndeki Kırgızlar'ın kalan kısmı komşu Özbekistan ile Tacikistan'da mevcuttur. yani menfaat çatışmaları dolayısıyla asgari müştereklerde de anlaşamadıklarını göstermektedir.293.000 317.043.538.000 Yakutistandaki Oranı (%) 41. İki topluluk arasında kışkırtmaların olaylara yol açtığı bir gerçektir.000 Kırgızistan'daki oranı (%) 54.000 Türkmenistan'daki Oranı ?$5 10. Fakat 1990 yılında Oş yöresinde Kırgızlarla Özbekler arasında meydana gelen kanlı çatışmalar Türk boylarının sosyal ve ekonomik nedenler.143.0 22. Tuvalılar'ın Karagas (Tofa) denilen bir boyu da bulunmaktadır. Yakut MSSC : Burası SSCB'nin yüzölçümü bakımından en büyük muhtar cumhuriyeti olup.Ö. Altaylılar git» değişik adtaki Türk soyluların toplam nüfusları 1 milyona dahi ulaşmaz ve yaşadıkları bölge yerleşime fazla elverişli olmamakla birlikte. Hakaslar. Türkmenlerin %65'i kırsal kesimde yaşamakta olup başkent Aşkabad'da Türkmenler ancak %40'Iık bir orana sahiptirler.000 187. Tuvahlar. Bu durum aşağıdaki tabloda daha açık görülür: YAKUT MSSC'NDE NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Rus Yakut Ukrain Tatar Diğer Toplam Nüfus 429.0 17. Yakutların genel nüfusu işe 1989'da ancak 382. Kırgızistan'da yabancı unsurlar olarak işe %22'lik oranda başta Ruslar olmak üzere. Bunun dışında Çin'de (Doğu Türkistan'da) ve Afganistan'da da Kırgızlar bulunmaktadır.5 kendi cumhuriyetlerinde yaşamasına rağmen mutlaK çoğunluğa ulaşamamışlardır.588 368.6 2.210 1.4 1. İşim. Kırgız SSC: Çin kayıtlarında M.750.057 72.924 idi.043.000 idi.5) başta dünyanın ikinci büyük krater gölü Issık Göl (6.

826 olarak verilmiştir. ÇİN HALK CUMHURİYETİ: Dünyanın en büyük nüfusuna sahip dan Çin Halk Cumhuriyeti'nde de (3982 rşsmî istatistik bilgilerine göre 1.549 17.4'lük bir artış oiduğu kaydedilmektedir.000 Tuva'dakl Oranı (%) 70. Fakat bîr Haylisi mlB benliğini korumuştur. Bu bölgede Sibirya Buharalıları denilen bir Türk topluluğu daha mevcut olup.254) teşkil ediyorlardı.747 4.372 64. Bu hesaba göre azınlıklar arasında dahi Türkler'in oranı ancak % 10.213 Batı Sibirya Tatarları: Obi ve ve Irtiş vadilerinde. Onların Kırgız ve Sagay adlı iki mühim kolu vardır.088.906 13. Tobolsk.821 6. Hakaslar ise ancak %12'lik bir oranla 60 binin biraz üzerindedirier. Buna Dolganlar'ın kendilerine Saha. Altaylılar ise kendi bölgelerinde 50 binden fazla bir nüfusla genel nüfusun %30'nu teşkil .000 1.193 1.1 26.882. Kırgız. Bu rakamları ve genelde kırsal kesimde yaşayan Türkler'deki yüksek nüfus artışım da göz önünde tutarsak son 9 yılda %34. Ancak bunların genel Tatar nüfusu içinde kayde-dilip-edilmediği meçhuldür.289 25. 1964-1982 yılları arasında %68. Krasnoyarsk Krayına bağlı Taymır (Dolgan-Nenets) muhtar okluğunda bulanan Dolganlar ise takriben 5 binlik bir nüfusa sahiptirler.703.924 316.317% ufak bir nüfusa sahip olan Altaylılar'a eskiden Oyrot ta denirdi. Onların bölgesinde de Ruslar 110 binlik bir nüfusla %64'lük nüfus oranına sahiptirler. Özbek ve Tatar gibi föıfe boylarına mensupturlar.9 15.7'ye (67. Kemerov oblastında yaşayan ufak bir Türk boyu Şorlar'ın genel nüfusu 1989'a göre 71.000 81.064.170 nüfus artarak &470.729 4.400 km2'dir. Kazak. Bunlarda aşağıdaki gibidir: : SİBİRYA TATARLARININ NÜFUS DAĞILIMI Oblast'ın adı Tünen Omsk Novosibirsk Torrtsk Irkutsk Arhangelsk Çikitinsk Kemerov Magadan Toplam Nüfus 136.317 5.233. bölgelerde. adlandırılan. Ruslar 400 bine yaklaşan nüfusları ile bölgenin nerdeyse %80'lik oranını teşkil ederler. 1990 yılının Ağustos başlarında Tuvalılar'ın ülkedeki Ruşter1» kp* mak için faaliyetlere giriştikleri haberferi çıkmışta Çok ağır şartlarda olmalarına rağmen benliklerini muhafaza etmeye çalışırlar. 25-30 bin civarındadırlar. bulunduktan şehir adıyla da anılırlardı (msl. Bunlar sırasıyla Uygur.630 41.317'dir. Özetlersek Sibirya bölgesinde aşağıdaki Türk boylan mevcuttur: Topluluk adı Yakut Tuvali Sibirya Tatarı Sibirya Buharaİısı Hakas Altay Dolgan Toplam Nüfus (1989) 382. Buna göre Türkler'in 2^16. Baraba Tatarları gibi). Tümen.5'a ulaşmaktadır. Bu Türkler'in ekseriyeti de1955'de kurulan Sîncang-Uygur Muhtar Bölgesinde. dağınık ve Ruslar'm arasında yaşamaktadırlar.031.289 Kısacası Sibirya'nın muhtelif yerlerinde 350 bin civarında Sibirya Tatan'nın mevcut olduğu tahmin edilmektedir.428 nüfusa sahip olan diğer bir Türk boyu Hakas'lar Krasnoyarks Kray'a bağlı Hakas Muhtar Oblastında yaşarlar.82 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI S3 TUVA MSSC'NİN NÜFUS DAĞILIMI (1989) Milliyet Tuvali Rus Hakas Ukrain Diğer Toplam Nüfus 202.3*ü (936.757 46. Msl.0 Dağlık Altay Muhtar Oblastı: 1989 nüfus sayımına göre 71. Hakas Muhtar oblastı 64. Salar.824) azınlıklar ise %6.714 28.785 77. Bunların içinde Türk soyluların nüfusu 7.793 316. 1982 nüfus sayımının resmî verilerine göre Çin rtalk Cumhuriyeti'nde Han diye.500 289. Elimizde ancak 1979'a göre olan istatistiki bilgiler mevcuttur.5 100.255 206. yani Doğu Türkistan'da .511) Türk soylular bulunmaktadır. 1949'da Mao'raa* iktidara gelmesiyle Çin'de sosyalist bîr sistem yürürlüğe girmiştir.2'lik tabiî bîr nüfus artışı olduğunu kolayca tahmin edebiliriz.9 7.793 2. Hakas Muhtar Oblastı: 1989 nüfus sayımına göre 81.996'ya ulaşmış olmalan gerekir.esas Çtnffler %93. Ancak son nüfus sayımlarında artık adlarına rastlanmamaktadır.ederler.428 71. Tomsk ve Baraba'da fazlaca sayıda olan ve Kazan Tatarları ile yakın akrabalığı olan bu Tatarlar.5 5. Ancak 1 milyon civarındaki bu topluluklar yaşamaya elverişli olmayan. Tümen'de zengin petrol yataklarının bulunması buraya çok sayıda yabancıların (Rus) gelmesine de yol açtığını kaydetmekte yarar vardır. yanî Yakut demeleri de sebep olabilir.

yaşarlar. .

582 113.2 6. Tibetli..4 artmakta olduğunu ve genei nüfusun %50'literine yaklaştığını göstermektedir.957.. Miao. Bu bölgede yaşayan Türkleri nüfusları ise aşağıdaki gibidir.03 4.567 16.. Türkiye ve ABO gibi ülkelerde bulunmaktadırlar. Bunları nüfuslarının yoğunluğuna göre Juang-Hui (Çin müslümanı). Bayangol Moğol Muhtar Eyaleti 5. Ülkenin kuzey kısmı Çun-garya ve güney kısmı Kaşkarya olarak bilinir..710.oei.681 idi. Boro Tala Moğol Muhtar Eyaleti 3. İşte bu milîî azınlıkların bazıları için kendi adlarını taşıyan bölgeler tesis edilmiştir Bu bölge Batı Avrupa kadar büyük bir yüzölçümüne sahip olup 1.986 * 35..01 3..2 0.9 0.751 Toplam .994.444 1. 1982 resmî istatistk verilerine göre Smcang Uygur Muhtar Böigesi'nin nüfusu 13.503 nüfusa saNp iken şimdi 75..459.855 9.779 2.68i ..2 0. T İli Kazak Muhtar Eyaleti 2.000 63. Dong ve 6ai olarak sıralamak mümkündür. Eki böîgerm dışında yaşayan (Çrnghai veGansu eyaletleri) Salarlar ise îSSZöe 69..482. Bouyei.000 km2 dır. ia. Ktzılsu Kırgız Muhtar Eyaleti Doğu Türkistan esas halkım Uygurlar teşkil eder ve Uygurlar'ın %90-95'i kendi muhtar bölgelerinde yaşarlar.5 6.3 (%) Oran (1990) 48. Her Çinfi Uygur Kazak ' Kîfgız îac& Özbek Taraf 6000... Koreli.. Pakistan.6 0.09 0.84 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 05 Sincang-Uygur Muhtar Bölgesi : Resmî verilere göre Çin Halk Cumhuriyetimde 56 milfi azınlık bulunmaktadır.9 45.000. Suudi Arabistan. . Ancak Uygur Muhtar Bölgesi ile ilgili nüfus tablosu btee ülkedeki Çin nüfusunun . Mançu. .975 152.112 907.000'in üzerinde Uygur ise komşu SSCB'nde (Kazakistan ve Özbekistan) 100-150. Bu muhtar bölgede değişik azınlıkların adını içeren 5 muhtar eyalette bulunur.081. Çang-Çi Hui Muhtar Eyaleti 4.. Yi.000 18.7 43. 200..000 kadarı da Afganistan.000 5. Moğol..184'e ulaştığı söytenebSir.503 4.217.000 7. Çin'in toplam yüzölçümünün altıda birini teşkil eder. Yukarıdaki tablonun incelenmesinde Türklerin toplam nüfusunun 9.127 56. SİNCANG UYGUR MUHTAR BÖLGESİNDEKİ NÜFUS(1990) Adı 1982 Nüfusu 1990 Tahmini Nüfusu (%) Oran(1982) 45. Kuzeyinde ise büyük Taklamakan çölü bulunur.9 0. Yao.8 0. Uygur..999 26 503 12.09 0.000 dolaylanndadır.

Ancak göçmenler arasında %85'iere varan oranı teşkil ettiklerinden şu anda genel nüfus oranında %2ö 'lere düşmüşlerdir.000 1.000 2. Aşağıdaki tablo bu konuya açıklık getirecektir.0 1.440.%15 hata ihtimali de dikkate alınmalıdır. AFGANİSTAN : 10 yıl süreyle Sovyet işgaline maruz kalan 650.6 2.1 0.000 .0 0. Kısacası Çinli göçmenlerin çok sayıda yerleştirilmesi neticesinde kısa bir gelecekte Doğu Türkistan'daki Türk boyları ülkelerinde azınlık durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıya-Ckrler. Ülke dışında 3-4 milyon Afgan mültecisinin olduğu tahmin edilmektedir. Bunun büyük bir kısmı Pakistan'a yerleşmiştir.000 1.680. Yukarıdaki tabloyla bu rakkamın mukayesesinden şöyle bir sonuç çıkarabiliriz : Milletin Adı Tacik Puştun Hazara Özbek Türkmen Diğer Nüfus 4.000 480.5 milyon civarında tahmin etmektedirler.5 1.5 3.640.000 Afganistan vatandaşının dahil edfildiği düşünülebilir.080.000 km2 lik Afganistan'ın demografik yapısı hakkında kesin neticeler çıkarmak hayli zordur.7 Afganistan 1987 Oranı (%) 22 34 14 14 4 Puştun "Tacik Hazara Özbek Türkmen Nuristani Beluci Diğer 39 26 10 10 3 1 1 11 12 Afgan resrrîî şahıslarının ifadelerine göre ülkede bugün 12 milyon insan bulunmaktadır.680.6 6.ne kadar Türkler'de tabiî nüfus artışı yüksek ise de Türkler Uygur. Bu tahminlere savaşlar esnasında ölen 1. Fakat gene de +/. Sovyet işgali neticesinde Afgan halkının büyük bir çoğunluğu da canını komşu Pakistan ve İran'a sığınarak kurtarmıştır. tahminen %40'lık bir orana sahipler.000 1. AFGANİSTAN'IN ETNİK YAPISI Etnik Gurubun Adı 1978 Oranı (%) 1967 Göçmen Oranı(%) 84.240. Kazak vb diğerleriyle birlikte ancak %50'nin biraz üzerinde bir orana sahiptirler. 1979 öncesi Afganistan'da en büyük nüfusu Puştunlar teşkil etmekte olup. Ancak araştırmacılar bu ülkenin nüfusunu 12 ifâ 15.

Dragaş ve Makedonya cumhuriyetinin . Kızlarabad. Onlar benliklerini. Mazarişerif ve Tûkurgan şehirlerinde yaşarlar. Erdebil.86 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI S7 Yukarıdaki diğerler hanesinde gösterilen rakamın içinde Türk boyları Kırgız. Tuz Hurmata. Kerkük.000'in üzerinde olan Türkler Lazkiye ve çevresinde Halep.000 dolayında tahmin ediliyor.000 kadar Bulgar Yunanistan'daki vize süreleri bitince ülkelerine dönmemişlerdir. İran'ın kuzey doğusunda Türkmen Sovyet SSC'ye komşu bölgede ise Yomut.5 ilâ 3 milyon arasındadır diye tahmin edebiliriz.000'in üzerindeki soydaşımız tekrar Bulgaristan'a dönmüştür. İran'daki Türk boyları arasında ikinci mühim topluluğu Kaşgaylar teşkil eder.620 seçmen mevcut olup Türkler %6. Erbil. Ancak 1978'den sonra bu yasağın kalkması neticesinde bazı neşriyat faaliyetleri başlamıştır. Avrupa şurasının raporlarına göre 300. Fırat bu ülkenin can damarıdır. Fakat eğitim eskisi gibi Farsça yapılmaktadır. Güney Azerbaycanlıları. Culfa. Seripul. Astara. Son istatistik? verilere göre 1989 yılında Bulgaristan'ın nüfusu ancak 6. Salur boyu Maymana ve Maruçak'ta. 1989'da Türkiye'ye otan büyük göç dalgası neticesinde 150.000'e ulaşmıştır. Başlıca kuzeyden güneye doğru Telafer.3S2.944 km2 yüzölçümü ve. kendilerini Türk kabul etmektedirler. 1000 kişi de Avusturya'ya göçetmiştir. Bulgaristan'ın nüfusundaki bu olağandışı gelişmede çok kişinin ülkeyi terketmesinin de rolü vardır.000'i Tprkçe konuşmakta olup. Altınköprü. Buna göre Afganistan'daki toplam Türk nüfusu 2. Bunlar Anadolu'dan gelip buralara yerleşenlerin torunları. Göklen. Şahraban gibi şehir ve kasabalarda yaşarlar. 1990 yılının Haziran ayında yapılan İlk serbest seçimlerinde 6. 105. Bunların dışında ise Afşar. Özbekler Herat'ın dışında Balamurgap. Bu son üçünün toplam nüfsunun 100. Türkmenlerin Teke.000 kişi Kanada'ya.000 Bulgar vatandaşı illegal olarak İspanya'da çalışmaktadır. Bunların da nüfusu 500. Çoğunluğu Sırplar teşkil eder (%40).000 km2 yüzölçümüne sahip olan Iran İslâm Cumhuriyetinde nüfus 50 milyon civarında diye tahmin edilmekte olup. Bundan önceki Bulgar yönetiminin Türk ve diğer azınlıkları (ki bunlar arasında Türk asıllı Tatarlar da vardır) zorla Bulgarlaştırma siyasetinin etkileri henüz bilinmemekle beraber ufak yaştakilerin bu insanlıkdışt kampanyanın etkisi ite esas benliklerini kaybetmiş olmaları da muhtemeldir. Sarık ve Çakra boyları Andhui ve başka yerlerde bulunurlar.000 kişi Doğu Almanya'ya.75'lik bir orana tekabül eder. Nüfusları 2 milyon olarak tahmin edilmektedir. Özetlersek. Bu Türkler genel olarak Batı Trakya bölgesinde Gümülcine.000 km2 olup nüfusu17 milyonun üzerindedir. Yomut.180 km2 olup.000 dolaylarında olması gerekir. Maku. Karahan.000'e ulaşması gerekir. Salur ve Sarık boylarından müteşekkil Türkmenler yaşar.469 tatar ve 14. Karadağlı vs gibi değişik adlara sahip Türk topluluktan mevcut olup toplam nüfusları 1 milyon civarındadır. Belh. IRAK: Dicle ve Fırat'ın hayat verdiği Irak'ın yüzölçümü 434. Zengin bir petrol ülkesi olan Irak'taki Türkler Türkmen adıyla bilinmekle birlikte Azericenin bir şivesini konuşurlar.804 km2 ve 1981'e göre 22.6'lık bir oy potansiyeli ile 400 kişilik parlementoya 23 milletvekili seçtirebilmişlerdir. Nüfusları 300.000'e ulaşmıştır. Son yılda 18. bunun en düşük tahminle 16 en yüksek tahminle 18 milyonunu Azeriler teşkil eder. Bugün de bu sayıyı muhafaza ettikleri tahmin edilebilir.648.976. 1956 resmî nüfus sayımına göre. YUNANİSTAN : 131. Urmiye.000 km2lik bir sahayı kapsayan Tebriz. Yunus Peygamber. Bu rakamla birlikte Türkler'in sayısının 936. Maymana. Kuzey Azerbaycantılar'dan ayıran belki de en mühim hususiyet ilklerinin çok güçlü Fars dili ve kültürünün tesiri altında kalmış olmaları teşkil eder. Türk ise 150. KUZEY KİBRİS TÜRK CUMHURİYETİ İ Yüzölçümü 3335 km2 olan KKTC 15 Kasım 1983te ilân edilmişti. Ayrıca Türkiye'ye resmî kanallarla (vize ile) girenlerin sayısı da 30.4'tür. İşte bu Türkmenler Araplar'la Kürtler arasında sıkışmış olup tarihî Musul-Bağdat yolu üzerinde yaşarlar. Bu şekilde Yunan soykırımından kurtulan Türklerin nüfusu 200. YUGOSLAVYA SOSYALİST FEDERATİF CUMHURİYET: Yüzölçümü 225. Kazaklar işe Hanabad bölgesine yerleşmişlerdi. Seimas. Tahran'ın Fars milliyetçiliğine dayanan küttür politikası Azeri neşriyatına imkân vermemiştir. Hama ve Humus'ta bulunurlar. BULGARİSTAN : 1878 Berlin Muahedesi neticesinde Osmanlı İmparatorluğumdan koparak kurulmuş olan Bulgaristan'ın yüzölçümü 110. Şıbırgan. SURİYE: Türkiye'nin en uzun sınır komşusu Suriye'nin yüzölçümü 185.928 km2olup.000 civarındadırlar. Bunlar kopuk bir topluluk manzarası arzederler. Kengürlü. Dolayısıyla da "Bulgar milleti yaşlanmaktadır* gibi ilim adamlarının ikazlarına şahit olmaktayız. Türkler'in Bulgaristan'daki oranı %8. Iskeçe. Türkler'de ise %17. Hoy.7 olan yüksek nüfus artışıda nazarı ita-bara alınırsa Bulgaristan'daki Türk nüfusunun 2 milyona ulaştığını tahmin edebiliriz. Güney İran'ın Fars eyaletinde yoğun halde bulunurlar.000 kişi artmıştır. Karapapah.000'ün üzerinde diye tahmin edilmektedir.000 dolaylarındadır. Bazı verilere göre. Kifri. Toplam nüfustan 120. Taze Hurmata. İRAN : 1. Bu durumda onların nüfusunun 756. Tarık boylan Herat bölgesinde.000 Gagauz. 1971 nüfus sayımına göre 8. Sırasıyla incelersek Özbekler Afganistan'daki en kalabalık Türk topluluğunu teşkil ederler.000 nüfusa sahip olanlar Yunanistan'da Türkler çok ufak bir azınlığı teşkil eder. İran'daki Türk soyluların nüfusu 20 milyona ulaşmıştır diye tahmin etmekteyiz. nüfusu 10 milyon civarındadır.000'e ulaşmış olması gerekir. Onlar Kosova muhtar bölgesinin. Azeriler'in büyük çoğunluğunun yaşadığı Güney Azerbaycan 107. 9 milyon civarında bir nüfusa sahiptir. ve Dedeağaç vilâyetlerinde ve ayrıca Dimetoka ve Sofu'da ve bir miktar da Rodos'ta yaşarlar. Kuştepe. 5000 kişi İsveç'e. Kaçar. Halhal. ROMANYA : 237. 7. Soğukbulak gibi şehir ve kasabaları içine alır. Bu ise 1000 kişide 0. Şahseven.000 nüfusa sahip olan bu ülke 6 birlik cumhuriyetinden müteşekkildir. Ayrıca buna ilâveten 1974'te Bulgarlar'da %6. Hanefî mezhebinden olmaları dolayısıyla Azeriler'e nisbeten daha iyi korumuşlardır.329 Türk olmak üzere toplam olarak 140. Karakalpaklar ise dağınıktırlar. Ayrıca genel nüfus içinde %6'lık bir orana sahip olan Roman (Çingene) halkının İslâm dinîne bağlı olan 180. 20. Dakuk. Karatepe. Meraga. Hamse. Priştine. Kırgızlar ise Afgan Pamiri veya Vahan denilen yörede yaşarlardı ancak Sovyetler onları Vahan koridorundan uzaklaştırdılar. Kazak ve Karakalpaklar da'dahildir. 25. Merent. Konar-göçer bir hayat süren Kaşgaylar'ın nüfusu 500.500 km2 yüzölüçümünde takriben 20 milyon nüfusa sahip olan Romanya'da üç Türk gurubuna rastlanır. Akça. Türkiye'de Kerkük Türkleri diye de bilinen bu Türkmenler rejimin çok şiddetli baskısı altındadırlar.769.000 dolaylarında Türk vardı. Kırım'dan Romanya'ya göç eden Tatarlar ve yerli Gagauzlar'dır.

Böylece Türk asıllılar dünyadaki belli başlı soylar arasında ilk sıraları alırlar. G INEY DOftU(Kaşkar) ÖZBEK UYGUR ÇUVAŞ ÇUVAŞ C ■ . Bitola. Her ne kadar aynı soydan gelseler de gerek dil.000 diye tahmin ediyoruz. Türkmen. Bunlar arasında en büyük topluluğu ABD'de yaşayanlar teşkil eder. Ancak çeşitli Türk toplulukları arasındaki soy birliğinin diğer ırklara nazaran çok güçlü olduğunu belirtmekte de yarar vardır. Türkiye ile diğer ülkelerdeki Türk toplulukları arasında bir aşıra yakındır herhangi bir kültürel mübadelenin olmaması da bu toplulukların birbirlerini tanımalarına. Dünya Türkleri'ne Genel Bir Bakış: Dünyadaki çeşitli Türk topluluklarının kesin nüfuslarını belirlemek mümkün olmamakla birlikte eldeki mevcut kaynakların değerlendirilmesi sonucu yeryüzünde 145 milyonun üzerinde Türk'ün yaşadığını belirtebiliriz. ALTAY TATAR BAŞKURT KIRIM TATARI NOttAY KUMUK KARAÇAY BALKAR KAZAK KARAKALPAK KIRGIZ Araştırmamızın başında belirttiğimiz üzere bu Türkler Balkanlardan başlayarak Çin'in batısına kadar uzanan bir haylisi birbirinin devamı şeklinde olan coğrafî bölgelerde yaşarlar. Buradakilerin ekserisi New York ve California eyaletlerinde bulunurlar. sosyaîve politik menfaatler yönünden aralarında farklılıklar olduğu anlaşılmaktadır. tıp doktoru. Bu gruplandırma daha ziyade hususiyetlerine bakılarak yapılmış olup.Bu yüzden de mesela. Balkan ülkeleri içinde kültürel yönden en rahat durumda bulunanları Yugoslavya Türkleri teşkil eder. Japonya. Suudi Arabistan gibi ülkelerde de ya Türkiye'den ya da başka Türk illerinden buralara göç etmiş ve yerleşmiş olanlar mevcuttur. Yukarıda belirttiğimiz diğer ülkelerdeki Türkler'in toplam sayısını ise 250. ABD'de ayrıca ekserisi SSCB'nden (Rusya) göçetmiş olan Kırım Tatarı. Azeri ve Tatar toplulukları da mevcuttur. gerek düşünce ya-prsı ve gerekse ekonomik". Karaçay. Kanada. Avustralya. Kısacası bu topluluklar arasında bir nevi kardeşlik bağı mevcut ise de bu şartlarda tek bir mütecanis Türk milletinden bahsetmek oldukça güçtür. İşte totaliter rejimlerde yaşayan bu Türklerle demokrasi şartlarından yararlanan Türkler arasında siyasî davranış ve şuur yönünden de farkMtkfar olması gayet normaldir. Çtettalk Cumhuriyeti ve İran'dır. kültürül ve siyasî farklılıklarnı bulunduğu da unutulmamalıdır. mühendis başarılı iş adamları bulunan Türkler bu ülkede Türkiye'nin güzel bir imajını yaratırlar. DİĞER ÜLKELER : ABD. Gostiva. Balkan Türkleri gibi tabirler de kullanılmaktadır. Türkter'i beş ana gurupta mütalâa etmek gerekir. Fakat oldukça dağınık bir manzara arzederler. Devar gibi şehirlerinde yaşarlar. bilmelerine. Kazak. Bütün bu Türkler'in toplam sayısı 250.000 civarındadır. Türk topluluklarının esas yoğun bulunduğu bölgeler başta Türkiye olmak üzere SCB. Her ne kadar son siyasî gelişmeler bu ülkelerde de demokratikleşme törecini başlatmışsa da bu gelişmenin azınlık durumunda bulunan Türkler'e müsbet yönden etkisinin olacağını söylemek için vakit henüz erkendir. Aralarında bir hayli öğretim üyesi. Türkiye'nin dışındaki Türkler'in ekseriyeti işe tek parti sisteminin hüküm sürdüğü ülkelerde bulunmaktadır. Kırgız. YAKUT DOLGAN ŞOR • HAKAS TUVA KARAGAS KUZEY BATI (Ktpca k) \ GÜNEY BATI TÜRK (Ofrız) KUZEY DOĞU 1 TÜRKMEN AZERÎ ANADOLULU OAGAUZ V. Finlandiya. bu değişik Türk toplulukları arasında ayrıca bölgesel. Buna rağmen güçlü dernek faaliyetleri ile Türkiye'nin meselelerini Amerika kamuoyuna yansıtmaya çalışırlar. anlamalarına engel olmuştur. Özbek.B.88 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 89 ÜskOp.

Murmansk Oblast MERKEZİ BÖLGE 1. Labour and Natlonallty in Sovlet Central Asla. arif. E.Yücel. Ankara 1985 Batı Trakya'nın Şasi. Narodnoo Hozyaystvo SSSR 1922-1982.Bryansk Oblast 2. Baku 1988. 1111-1120 Canubi Azerbaycan Tarihi Meşaleleri. MordvaMSSC . Central Aslan Survey. N. M£ Simonov. Moskova. Komi MSSC 3. War. Po Dannıın Vsesoyuznoy Pereplsl Naselenlya 1979 goda. *Ethnic Müslim Account tor Half of Soviet Population Increase".Smolensk Oblast 10.* Mghanıstan 1978-1987. sayı 6(1980). II. Pskov Oblast MERKEZÎ KARA TOPRAK BÖLGESİ 1. İst Sheey. Report on USSR. Alptekin. 1. Moskova 1980 Naselenlya SSSR 1987. $' The Gypsies: A Re-Emerging Minority". 3.. Voronej Oblast 3. Lubin. Kursk Oblast 4.Katinin oblast 5. "Dış Türklerde Büyük Nüfus Artist'.BRYATSK BÖLGESİ LMariMSSC 2. tacutental Papers Series: sayı 6. II. İstanbul 1989 * ayn. Natslonabıyl Naselenlya." Tha Chlna Quartaly (Aralık 1983) 8. 'The Pretiminary Ruselts of China's 1982 Census. 1970 goda IV. J. Demography and Society". ÇİSHMinost 1 Sostav Nasalanlya SSSR. 'Age Dist ribution of China's Population' Baljing Rewlew. A. I. Tula Oblast 11. Voiogodsk Oblast 5. N. 16-18. A. 12-16. Uygur Türkleri. T. İstanbul 1978.402. 7. sayı 1(16 Ocak 1984) . 1982 Naselenlya SSSR. Moskova 1973. Arhangelsk Oblast 4.613-614. Moskova 1984 Devlet. 4551 Ibrahimov.s. Gaşgaylar. s. SSCB aşağıdaki 20 ekonomik bölgeye ayrılır: KUZEY BÖLGESİ LKarel MSSC 2. Statlçeskly Sbomlk. Sârenski. Tambov Oblast İDİL. Novgorod Oblast 3. Cenubî Azerbaycan Tarihinin Oçerkl (1828-1917). sayı 21 (25 Mayıs 1990). İstanbul 1988 2. Report on Eastern Europe. Moskova 1989 Nifcoiaev. Begorod Oblast 2. Aird.200 km2). "Güney Azerbaycan ve Iran Türkleri". Po Dannım. Vsesoyuznoy Pereplsl Nasele-niya 1979 Goda. TDEK.Ekonomi Türkiye dışındaki Törkler'in bûyök çoğunluğu SSCB'de bulunmaktadır. sayı 3(19 Ocak 1990) s.E.S. Yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ve endüstriyel kapasitesiyle de dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alır. Lipets Oblast 5. Ankara 1989. SSCB yüzölçümü yönünden dünyanın en büyük ülkesidir (22. Dolayısıyla onlarında belli bir ekonomik potansiyele sahip olduklarını düşünebiliriz.Ryazan Oblast 9. Report on Eastern Europe.Moskova Oblast 7. 1990-1994. Hong Kong 1984. Moskova 1988. itogi Vsesoyuznoy Preplsl Naselenlya.Orlov Oblast 8.s.90 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 91 BİBLİYOGAFYA Altıncı Baş Yıllık Kalkınma Planı. Leningrad Oblast 2. Baku 1989.Vladimir oblast. Çağdaş TOrk Dünyası. *Resulıs of the National Elections". Yuroslav Oblast KUZEY-BATI BÖLGESİ 1.Kostroma Oblast 6. M. VViesbaden 1984 YOM iktisadi Raeor-1968. Bulgaristan'da TOrk Varlığı.Ivanov Oblast 4. sayı 26 (Haziran 29. BakO 1985. sayı 1 (Kasım-Aralık 1987) Caferoğlu. Türk Dünyası Araştırmaları.1990) s. Stailstlacfce* Jahrbueh §988 tür die Bundesrepubllk Deutshcland. . Londra 1988.

Sahalın Obiast GÜNEY-BATI BÖLGESİ LVinnHsk Obiast 2. İvano-Frankovsk Obtast 6. Çemovftsk Obiast 4 Zaporoje Oolasî 5 Kirovograd Obiast 6. Belorusya SSC 7. Irkutsk Obtast 5. Kamçatka Obtast 6. Kurgan Obiast 4 Öfenburg Obtast 5. Kırım Obiast 2. Penza Obiast 4.TaîarMSSC 3 Astrahan MSSC 4 VoJgograd MSSC 1. Omsk Obtast 5. Altay Kray 2. Çerkassa Obiast 12.m■ 3 Çuvaş MSSC 4. Ermeni SSC 1. Kırgız SSC 3. Herson Obiast BATI SİBİRYA BÖLGESİ 5. Donets Obiast 5. Rostov Obiast 7. Hmelnctek Obiast 11. Po&ova Obiast 7 Symsk Obtast 8 HarkovObfcMt 5. Çei^abinsk Obiast DÖNETS-PRİONEPROVSK BÖLGESİ 1 Varoş&ovgrad Obiast 2. Stavropol Kray 7. Lvov Obiast 8. Çernigovsk Obtast . Türkmen SSC BELORUS BÖLGESİ 1. Karasnodarsk Kray 6. Magadan Obiast KAZAKİSTAN BÖLGESİ 1. Kazakistan SSC 4. Litvanya SSC 3. Zakarpat Obiast 13. Kîıov Obiast İDİL BOYU BÖLGESİ t. Nikolaevk Obiast 3. Hitomirsk Obiast 4. PrimorKray 3. Novosibirsk Obiast 4. Tomsk Obiast 6Tümen Obiast UZAK DOĞU BÖLGESİ 1. Citinsk Obiast 1. Çeçen-lnguş MSSC 5. Kiev Obiast 7. Odessa Obiast KUZEY KAFKASYA BÖLGESİ 4. Dağıstan MSSC 2. Ternopolsk Obtast: 10. Tacik SSC 4. Amur Obiast 5.DnepropetrovsK Obiast 3. Kaliningrad Obtast DOĞU SİBİRYA LBuryatMSSC 2. Kemerov Obtast 3. Tuva MSSC 3. Habarovsk Kray KAFKASYA-ÖTESİ BÖLGESİ ORTA ASYA BÖLGESİ 1. Perm Obtast 6 Sverdîovsk Obiast 7. Gorkov Obiast -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPİ 93 GÜNEY BÖLGESİ BALTIK BOYU BÖLGESİ LLetonyaSSC 2. Kuybişev Obiast 6. Azerbaycan SSC 3. Yakut MSSC 2. Saıatov Obiast 8 Utyanov Obiast URAL BÖLGESİ V Başfcurt MSSC 2 UdrmırtMSSC 3. Kuzey-Osetin MSSC 1. Krasnoyarsk Kray 4. Özbek SSC 2. Gürcü SSC 2. EstonyaSSC 4.KalmukMSSC 2. Rovensk Obtast 9. Vohnsk Obiast 3. Kabarda-Balkar MSSC 3.

Tiblisk. Kafkasya bölgesinde. Gorki. Ancak yeraltı zenginliklerinin ise başlıca gayri Ruslar'ın bölgelerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Fazla yaşamaya elverişli olmadığı için buralarda ziraat ehemmiyetsiz derecede azdır. Harkov.batı Sibirya ve Orta Asya bölgelerinde. Uta. Kiev. petrol Idit-Ural bölgesinde. kuzey Ural'da ve uzak doğu bölgelerinde bulunur. aynı şekilde tabiî gaz da bu bölgelerde bulunur. . Mesela. esas endüstri de bu bölge de bulunmaktadır. Omsk. Orta Asya bölgesinde ise sulama ile ekincilik yaygındır. Kuybişev. Endüstri başta Moskova olmak üzere sırasıyla Leningrad. Kazan. SSCB'nin en zengin kömür yatakları Donets bölgesinde. Novosibirsk. Rostov. orman ve tundralarla kaplıdır. Ülkenin bilhassa batısındaki ekonomik bölgeleri ekime elverişli olup. Kazakistan'ın Karaganda yöresinde. Sibirya bölgesi ise.MOLDOVYA BÖLGESİ LMöldovyaSSC Sovyet genel nüfusunun takriben % 701 ülkenin Avrupa bölümünde yerleşmiş olup.

darı. Türkiye'nin yıBık ham petrol üretiminin 3 milyon ton dolayında ve Türkiye'rtf&iyrllık ihtiyacının 17-18 milyon ton olduğu düşünülürse Tataristan'ın tek bir petrolden ne kadar büyük gelir sağlayabileceği anlaşılır. Ayrıca makina. Birinci ve ikinci kategoridekiler SSCB'e merkez hükümeti ile RSFSC hükümetine bağlı olanlardır ki.1). Bu yöre yera!tı( petrol» doğal gaz vb) ve yerüstü (çeşitli tahıllar. Ndıo ve atom elektrik santrallerinde üretilir. buğday. Çünkü Tataristan'daki iktisadî kuruluşlar 3 grupta mütalâa edilirler. sentetik kauçuk. Ayrıca bu yörede hatın sayılır endüstrileşme de göze çarpar. Otomotiv endüstrisi de. bir pay verilmemektedir. Kafkasya (Kuzey Kafkasya ve Kafkssya-Ötesi) Orta Asya ve Kazakistan ve Sibirya bölgelerinde yoğun halde yaşadıklarından bu bölgelerin ekonomik potansiyelini inceleyerek bu Türk boylarının iktisadî yapısı hakkında bir fikir edinmiş olacağız. keten. Ancak koloni statüsüne sahip olduğundan cumhuriyette üretilenlerin ekserisi merkeze devredii-mektedr. İdil Boyu ve Ural Bölgeleri: Sovyetfer Biriiği'nin yukarıda belirtilen ekonomik bölgelerine Tatar. değişik Türk boyları Idil-Ural. burçak. Macaristan. baklagiller ve şerbetçi otu yetiştirilir. Burada ayrıca büyük baş hayvan. doğal gaz gibi yeraltı zenginlikleri. aseton. Tüben Kama petro-kimya endüstrisinin 1989 yılındaki net kazancı 137 milyon ruble olmuşsa da. 1980 yılında enerjinin % 60. Mendelyevsk gibi şehirlerdir. Şimdi bu ekonomik bölgelerdeki Türk muhtar cumhuriyetlerini teker teker inceleyelim. domuz.Moskova ve Perm rafinelerine "Dostluk Hattı"yla Polonya. Leninogorsk.2*8! endûsri İçin kullanılmıştır. Yaroslav.% 27. Tataristan'ın doğal gaz üretimi yılda 4 milyar m3 dür. Gorki. ı Tarım SSCB'in genelinde olduğu şekilde Sovhoz (devlet çiftliği) ve Kolhozlar (kollektif çiftlik) tarafından yürütülür. Yani bu petrol gelirinden yerli halk Tatarlar'a herhangi . Fakat herşeye rağmen merkeziyetçi bir felsefeyle yönetilen ekonominin başarısız olduğu halkın ihtiyaçlarını karşılayamadığı ve ac*!en durumun düzeltilmesi gerektiği Sovyet liderlerinin son yıllardaki ifadeleriyle de ispatlanmıştır. İrfîl-Bryatsk. Başka bir ifadeyle cumhuriyetin yerli halkı kendi ürettiği zenginliklerden yararlanamamaktadır. Mesela. Omsk. Kömür yataklarının bulunduğu merkezlerde demir-çelik. SSCB'nde elektrik enerjisi termo. Neticede bunlardan elde edilen gelirin % 11 dahi Tataristan hükümetine kalmamaktadır. Çekoslovakya'ya yollanmaktadır. Petrol çıkarılırken toprağa basınçlı su verme metodunun kullanılması çevrenin kirlenmesini ve tarıma elverişli toprakların tahribine yol açmıştır. Yılda takriben 30-40 milyon ton petrol. Kısacası Tataristan'ın ekonomisi Sovyet standartlarında çok gelişmiştir. sebze ve hayvancılık) zenginlikleriyle SSCB'nin mühim ekonomik kısmını teşkil eder. Tuymasi-Ufa. şeker pancarı yetiştirilir. koyun ve keçi beslenir. Ur-manaş gibi merkezlerde et kombinaları sütlü gıda imalathaneleri bulunmaktadır. Alabuga. Başkurt MSSC: Bu cumhuriyette de Tataristan'daki kadar olmamakla beraber zengin petrol ve tabiî gaz yatakları mevcuttur. Yar Çallı'da 1976'da imalâta geçen SSCB'nin enbüyük kamyon fabrikası KAMAZ bulunmaktadır. bunun % 1'den az bir meblağı yerel hükümete kalmıştır. Hafif endüstri dalında dericilik ve kürkçülük mühim yer tutar. Rafineriler ve petro-kimya fabrikaları Başkurdistan'ın esas ekonomik zenginliklerini teşkil ederler. Doğu Almanya. çok yüksek tirajlarda (bazıları 5 milyona ulaşan) kitap. Ancak çok kısıtlı bir bölüm Tatar cumhuriyetinin kendine bağlıdır. bakır.3. çavdar. Burada yılda takriben 150 bin ağır evsaflı kamyon ve 250 bin dizel motoru üretilir. Sn büyük tabiî zenginliğini petrol ve yeraltı (doğai gaz) teşkil eder. film gibi 4 binden fazla madde imaledilir. Kanasa.199. mısır. Ayrıca Kazan'da SSCB'nin en büyük bilgisayar ve optik aletler fabrikası bulunur. Başlıca buğday.5 milyar m3 doğal gaz elde edilir. petrol yataklarının bulunduğu bölgelerde ise petro-kimya endüstrileri yaygındır. SSCB'nde basın-yayın bir hayli gelişmiş olup.»4 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 95 Krosnayarsk gibi merkezlerde toplanmış bulunmaktadır. Ülke bu kâğıt ihtiyacını kendi zengin ormanlarıyla karşılamaktadır Son yıllarda selüloz imalâtı 7. Doğal gaz'ın birkısmı ise şimdi Türkiye'ye gelmektedir. 1980 yılında demir üretimi 245 milyon tona. Çuvaş MSSC: Ülkenin ancak yansı tarıma elverişli olup. Tatar MSSC: Bu cumhuriyet tarım ve endüstri ülkesidir. Kuybişev. çavdar. Son yıllarda yıllık üretim 70-80 milyon tona düşmüştür. Tataristan bugüne kadarrınerkeze 1 milyar ton petrol devretmiş bulunmaktadır. Tatar MSSC'nin petrol ve tabir gaz merkezlen Etmet. Bunlar başlıca Kazan ile Tûben Kama şehirlerinde bulunur. çelik üretimi ise takriben 10 milyon tona ulaşmıştır. baklagiller yulaf. Bu merkezlerde ağfr ve hafif endüstri. Koca ve küçük baş hayvancılık ülkenin ihtiyacını karşılamaya kafi gelmektedir. Türk Yörelerinin Ekonomik Durumu: Demografi bölümünde belirttiğimiz bölgeler aşağı yukarı ekonomik bölgeler için de geçerli olup. Atatır. bunlar ekseriyeti teşkil ederler. Kullanılan Kömür ısısı ise ancak % 25 oranındadır. kimya ve petro-kimya. meyva. patates. buğday. Petrol üretimi ise 1980'de 603 milyon ton. Köy ekonomisi hayli gelişmiştir. 3. Sovyet genelinde »sı enerjisi olarak petrol ve doğal gaz kullanılmaktadır (% 45. İşimbay-Ufa ve Tuymasi-Şkapova-Salavat arasında petrol hattı mevcuttur. dergi ve gazeteler yayınlanmaktadır. Ryazan. doğal gaz 435 milyar m3. Yukarıdaki rakamlardan görüleceği Üzere SSCB'nin çok zengin bir ekonomiye sahip olduğu kanaati hasıl olmaktadır. boroksit. Bunun dışında sebzecilik ve meyvecilik de gelişmiştir. Başlıca çavdar. Çeboksan. Kimya fabrikalarında polietilen. her yıl gelişmekte olup. şekerpancarı. Dolayısıyla de petrol. Çıkarılan petrol Başkurdistan.000 araba imal edilmiştir.5 milyon ton ve kağıt imalâtı ise 5 5 milyon tona ulaşmıştır. Bunun dışında ülkede kömür. patates ve sebze yetiştirilir. Başkurt ve Çuvaş cumhuriyetleriyle Türkter'in meşkim olduğu çevredeki oblastlar girer. kimya ve makina gibi mühim sanayii kollan doğrudan doğruya Moskova'ya bağlanmıştır. Şumerliya. Tataristanto en mühim endüstri dallarını kimya ve petrokimya teşkil eder. 1980 yılında 2. elektronik kimya endüstrileri de mevcuttur. Atom santrallerinin bir istisna dışında hepsi SSCB'nin Avrupa bölümünde bulunur. otomotiv. kömür istihsali ise 716 milyon tona ulaşmıştır. altın* manganez ve krom ocakları mevcuttur. demir-çelik endüstrileri bulunur. Fakat bu petrol gelirinin hepsi Moskova tarafında» sömürülmektedir. Kazan uçak fabrikasında İL-62 tipindeki uçaklar üretilir.

Fergana vadisi Tanrı ve Altay sıradağları Kırgızistan'ın coğrafî konumunu belirler-yüksek dağlardan çıkan nehirler düzensiz ve hızlı akıntılı olduğu için elektrik enerjisi elde etmeye yararlar. motor. Fergana ve Zerefşan vadilerinde yetiştirilen ipek genel sovyet istihsalinin % 50'sini teşkil eder. keçi ve domuz gibi küçük baş hayvanlar yetiştirilir. Bugön dahi petrol denilince Baku akla gelmekle birlikte Azerbaycan'da üretilen petrolün m&tarı Sovyet genel istfosafi içinde ehemmiyetsiz denilecek bir dereceye düşmüştür. Bu ocaklarda ise mahkûmlar teJaralmaktactor. Kırgızistan'dan elde edilen 165 kilovat saat enerjinin büyük bk kısmı Kazakistan. üretimde Sovyet genelinde 4.'Köy ekonomisi esas geçim kaynağını teşkil eder. buğday. doğal gaz ve petrol aletleri fabrikaları teşkil eder. kobalt ve tuz yataktan mevcuttur.824. Şayet bu yörenin yerfc Türk halkının bu ekonomik zenginlikte tasarruf hakkı olsaydı gelirleri Arap ütketertnın en zengin devletlerini fersah fersah geçmiş olurdu. dağ silsileleri ve çöllerle kaplıdır. Kuzey Kafkasya ekonomik bölgesindeki Kumuk. Zerefşan gibi şehirlerinde hldro elektrik santralleri mevcuttur. Pamuğun yetiştirildiği ana bölge ise Fergana vadisidir. Son yıllardaki istihsal 8 milyon tona ulaşmıştır. Yerleşmeye en müsait bölge Fergana vadisi olup halkırt4 ^"Sİhden fazlası burada bulunur.Târim ise kayda değecek miktarda değitrjr. Tacikistan ve Özbekistan'a nakleder. Mubarak'ta doğal gaz. Özbekistan yeraltı zenginlikleri yönünden de mühim bîr ülkedir. Tanmtn % 651 strfama 3e yatmakta olup. tarım ve pamuk toplama makinalan. tütün ve değişik meyvalar yetiştirilir. İklimi genelde kurak diyebiliriz.000 hektara yükselmiştir. Ktueey Kafkasya va Kafkasya-Ötesi Bölgeleri: 8u ekonomik bölgelerde tab» M. Semerkand.Doğu Türkistan) güneyinde Afganistan ve Iran. Ekim genelde sunî sulamayla yapılmakta olup 3 milyon 500 bin hektar sulanmaktadır. Kuzey ve güney-batıda Fergana vadisinde civa. makina inşaa. çavdar. domuz gflal küçük baş hayvanlar vartfcr. mısır. Ayrıca halıofck da mühim bir iş alanıdır. gelişmiştir. " Örtü Asya Bölgesi: Orta Asya ekonomik bölgesindeki Özbekistan. Dolayısıyla hem demografi. 100 litre yağ. sırayı adr1.Konservecîyk hayü gelişmiş olup. Yukanda da görüleceği üzere daha ziyade gıda endüstrisi gelişmiştir. Tarımın dışında besiciliğe de büyük ehemmiyet veriljrV 10 milyona ulaşan koyun sayısının 5 milyondan fazlasını meşhur Karakul koyunları teşkil eder. Angaran'da kömür. antimon. gemi inşaa. Issık Göl civarınd&ise kükürt çıkardır^. Doğusunda Çîn(. Tahminlere göre yılda 80 ton kadar altın elde edilmekte olup. çinko. molibden ve Muruntav'da bol miktarda altın çıkarılmaktadır. SSCB'nde yetiştirilen pamuğun 2/3 si Özbekistan menşelidir. alffninyüm. Balkar. Fergana vadisi ve Aşağı Surhandar'da petrol. Çırçık. bunun 10 milyonu *off shore* tabir edilen Hazar Deniz?nde açılan kuyulardan elde edilmektedir. mis». Nogay gibi Türk topluluklarının hem sayıca az olmaları hem de onların Rus ve dfğer Kafkasya halk-tanyta gtnft bir şekilde iç cçe yaşamaları sebebiyle ekonomik potansiyelleri hakkında btr tahlilde bufcjnmak hayft zordur. Almalık ve Koytaş'ta bakır. batısında Hazar Denizi ve kuzeyinde Rusya'nın Avrupa bölümü w Kazakistan bulunan Sovyet Orta Asyası çok sert bir yerel yapıya sahiptir. Görüleceği dzere takriben 9 milyon Türk asıllının yaşadığı Idil-Ural bölgesi SSCB'nin çokmühtrn ve zengin ekonomik merkezlerinden birini teşkil eder. Bu durumda Sovyet genelinde üretilen petrolün ancak % 2' sinm Azerbaycan'da ekle edüdiği anlaşılmaktadır. Görüleceği üzere endüstri de tarıma yöneliktir. Lenin. kurşun. tekstil. sırayı alır. Dolayısıyla da pamuk ekim alanları her geçen yıl arttırılmıştır. hem de ekonomi yönünden daha büyük ehemmiyete haiz olan Azerbaycan SSC'nin incelemek uygun olacak. Özbekistanin Sırderya. bakır. Mesela. Özbekistan'da pamuğun dışında en mühim tarım ürünü pirinçtir.ve pirinç yetiştirilir. Çoğunluğu çıplak veya otlarla kaptı bozkırlar. Başlıca besicilikyapftr. sut ve sütlü gıdater köy ekonomisinin mühim ürürferîdfr. ülkenin esas endüstrisin* Baku ve çevresine yerleşmiş olan pelro-krrnya sanayii teşkil eder Bunun dîştnda çelik. 250 kg hayvan yemi vb değişik mahsûller elde edildiğinden pamuk çok mühim sinaî bir hammaddedir. . Köy ekonomisinin % 75'ini de tarım ve pamukçuluk teşkil eder. en mühim topluluğu Azeriler teşkil etmektedir. Pamuk üretimi tahıl üretimi aleyhine geliştirildi. Gazlı. Beyaz altın diye de adlandırılan pamuğun 1 tonundan 3 bin metre pamuktu kumaş. değişken coğrafî bir Mm yapısı gösterirler. yüksek yaylalar. Bu fabrikalar Taşkent Çırçık. Bunun dışında demir. Karaçay. Kırgız SSC: Kırgızistan Cumhuriyetinin % 50'sinden fazlası 1000-3000 metre ve % 25'si ise 3000-4000 ^yükseklikte bir alana yerleşmiştir. bu miktar dünyadaki büyük altın ocaklarının istihsalinden daha fazladır. 10 milyon civarında koyun. kf> kürtkurşun. lastik. Özbek SSC: Özbekistan'da endüstriden ziyade köy ekonomisi. çinko. Üçkuduk'ta ise stratejik madde uranytfl» çtkanlmaktadır. Kırgızistan'ın kayda değer ağır san^ii yoktur. Endican. Tütüncülük ve ipekçilik gelişmiş okip. Pirinç üretimi genel Sovyet üretiminin takriben % 50'sini karşılamaktadır. Azerbaycan pamuk üretertmde Sovyetler Birliği'nde 4. Gene de yılda 12 milyon ton petrol çıkarılmakta olup. Kırgızistan. Kattakurgan gibi şehirlerde bulunmaktadır. Bunun dışında sebze. funyadaki ikinci büyük krater gölü Issık Qöl (6202 km2) büyük bir su rezervuardır. çarların Orta Asya'da uyguladıkları ekonomi politikasını tenkit ederek 'Çarlar burayı pamukla Rusya'ya bağımlı hale getirdiler*' diye suçladıysa da Moskova aynı politikayı sürdürdü. Yükseklikler kuzey ve Hazar'ın doğusundaki yerlerde deniz seviyesi altına düşerken bazı bölgelerde dünyanın en yüksek dağları mevcuttur. kömür. Kura havzasında pamuk üretilir.500 hektarlık alanda pamuk yetiştirilirken 1978'de bu 1. 1813 yılında Özbekistan'da 423. konserve endüstrileri mevcuttur.96 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPİ 97 Çuvaşıstan ekonomik yönden Tatar ve Başkurt cumhuriyetleri kadar mühim değtkfcr. ipetrol ve çinko. Azerbaycan SSC: Burada yeraltı zenginliklerinden petrol ve doğal gaz en mühim yeri almaktadır. Mingeçevir ve Vardanis termo etektrtfc santrafler* Kafkasya üresinin en büyük santralleridir. Bunun dışında sığır gibi büyük baş. keçî. Olkenin en gelişmiş sanayisini traktör. Tacikistan ve Türkmenistan Sovyet cumhuriyetleri takriben 13 milyon km2 İlk bir atam kaplamakta olup. Hayvancılık da gelişmiş olup. Carkak.

Ülkenin .Türkmen SSC: Burada da ekonomi başlıca köy ekonomisine dayar».

kimya endüstrisi. Çeleken yarımadasında Nebit dağı. Kazakistan tarım ve hayvancılık ülkesidir. Yıllık üretim 15 milyon tonu geçmiştir. Bunun dışındaki endüstri kayda değer değildir. 1954 yılında 100 binlerin çalışırılması neticesinde Kazakistan'a 25 mayon hektarlık ekim alanı kazandırılmıştır. 1500 'den fazla sovhoz bulunmakta olup. Tarım da başlıca sulama ile yapılır. Kazakistan'da 500 kadar kolhoz. Aşkabad.9* TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI 99 4/5'ünü Karakum Çölü (350. kurşun ve çinko SSCB'nin ihtiyacının % 50'sinden fazlasını karşılamaktadır. Kumdağı ve Okarem de mühim miktarda petrol çıkarılır. volfram. kalyum.000 km2) kapladığından yerleşim alanları kısıtlıdır. Petrolün dışında kükürt. Bunların dışında dmûrt manganez.000 tona düşmüştür. Kurşun. iyot gibi madenler elde edilir. son 10 yılda büyük bir ekolojik felakete uğramış» suyu oldukça azalmıştır. Karaganda bölgesinde zengin kömür yatakları (rezerv 50 milyar ton tahmin ediliyor). Besicilik de mühim yer alır. kuzeyde Ural-Enbağ havzasında petrole rastlanmaktadır. biz.300.300 km2 ). antimon gibi madenler kayda değer. Türkmenistan'da başlıca tekstil endüstrisi gelişmiş olup. tekstil ve gıda sanayiinin bulunduğu Karaganda göze çarpmaktadır. Yeraltı zenginlikleri yönünden de oldukça mühim bir bölgedir. ancak güney ve güney doğusu dağlıktır. Ancak bu üretimde de bîr düşüş gözlenmektedr. İklim kuraktır. Ülkenin en büyük gölü Aral olup. Bu fabrikalarda başta pamuklu olmak özere yünlü ve ipekli kumaşlar dokunur. Büyük protestolara yol açmasına rağmen Aral'ın eski haline döndürmek için şimdiye kadar hiçbir ciddi tedbir alınmamıştır. 3& milyon küçük hayvan 10 milyona yakın da büyük baş hayvan beslenir. Merv. Aynı bölgelerde ve Karakum'da doğal gaz da çıkmaktadır. Sovyetler Birliği'nin belli başlı nehirleri olan İrtiş. Bunun dışında Kazakistan'da çıkarılan bakır. Taşauz gibi yerlerde fabrikalar mevcuttur.653. Obi buradan geçer. Kazakistan yeraltı zenginlikleri yönünden de mühim bir ülke olup. Murgap. Göktepe ve Merv'de üzüm bağlan bulunur. Burada 5 milyonun üzerinde Karakul koyunları yetiştirilir. Bu durum ise komşu ülkeleri . Kazakistan Bölgesi: Kazak SSC: Kazakistan SSCB'nde RSFSC'den sonra en büyük yüzölçümüne sahip bir ülkedir ( 2. sırayı alan Kazakistan'da başlıca buğday yetiştirilmektedir. molibden. Bunun 1 milyondan fazlasını at teşkil eder. bakır ve demir döküm ateiyeleri sayılabilir. makina inşaa. Arazisi genellikle arızasız bozkırlardan ibaret olup. Çar-cuy. Endüstrisi fazla gelişmemiş olmakla birlikte en mühim merkez olarak maden ocaktan. Ekili yerlerin 9/10 'u sulamadan yararlanır. Aşkabad. Türkmenlerin su ihtiyacı başlıca 900 km uzunluğundaki Karakum (Türkmen) kanalından temin edilir. SSCB'de tarım istihsalinde 3. . Çarcuy'da kavun-karpuz yetiştirilir. kalay. Büyük çapta olmamakla birlikte demir-çelik fabrikaları.sulamak'için açılan su kanalları neticesinde meydana gelmiş ve dünyada misli görülmeyen bir tabii felaket insan eliyle meydana getirilmiştir. Bu doğal gaz Buhara ve ürat'a sevk edilir. 1982'de tahıl üretimi 11. Tecen ve Kopet dağının eteklerinde pamuk. Köy ekonomisinde pamukçuluk mühim yer tutar.

Vahşi kürk hayvanları avlanır.000 km2 olup. Muhtar Oblastları adlı idarî bölgeleri mevcuttur. Yenisey. Bunun dışında kurşun. Başlıca besicilik yapılır. Ancak her türlü zenginlik merkezin yönetimi ve kontrolünde olduğu için yerli halka bu zenginliklerden fazla pay düşmemektedir. İrtiş. Ülkenin 4/5'i kutup bölgesine has iğne yapraklı ağaçlarla kaplıdır. Tuva adlı muhtar cumhuriyetleri. fazla bir ekonomik performans göstermezler. Sibirya bölgesinde zengin kömür yatakları ve diğer madenlerin bulunduğu da bilinmektedir. Maden olarak ise kömür mühim bir yer alır. Kısacası Türkler'in yaşadığı hemen her bölgede zengin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri bulunmaktadır. Ancak bunun neticesinin ne şekil alacağını şimdiden kestirmek mümkün değildir. Urai dağlarının doğusunda Tobof. Ocak ayı ortalaması ise (. Kürk hayvanları avlanır.710. Koyun. Ülkenin yansı ormanlarla kaplıdır. Ağaç. Anabar. Yakut MSSC: SSCB'nin en büyük muhtar cumhuriyeti olan Yakutistan'da (3. Indigirka ve Kolumna nehirleri bulunur.Sibirya'dan (Tümen) doğal gaz getirmek icat boru hatlarının döşenmesine başlanmış olup bu proje tamamlanmak üzeredir. Genellikle balıkçılık yapılır. Dolayısıyla da buradaki Türkler'e genel olarak Sibirya Türkleri veya Altay Türkleri de denilmektedir.103. Doğudan batıya uzanan Tanrı dağları bu ülkeyi ku- . Indigirka ve Kolumna'da bol miktarda altın» Vilcuc ve Olenek'te elmas bulunur. Burada da Türklerin Yakut. Hakas Muhtar ve Gorno Altay. Bunun dışında soğuğa dayanıklı Ren geyikleri ve at yetiştirilir. Diğer bölgeler ise nüfusları gayet az olup. Şincang-Uygur Muhtar Bölgesi: Çin Halk Cumhuriyeti'nin batısında Türk asıllı Uygur ve Kazakların yoğun olduğu bu bölgenin (Doğu Türkistan) yüzölümü 1.son zamanlarda Sovyet istihsalinin 3WV bu bölgeden temin edilmektedir. Abakan ve Yenisey kaynak ve havzalarında muhtelif Türk boylan yaşar. Tuva MSSC: Yenisey'in aşağı mecrasında Çin'e komşu Tuva'nın yüzölçümü 170. Son yıllarda bu konuta* huzursuzluklara yol açmış ve ülkenin ekonomisini liberalleştirme sürecinde bir takım çüzümJer aranmaya başlanmıştır. karasaldır. yak ve ren geyiği beslenir. İşim. Aldan.000 km2). İklimi çok sert olup. Lena. Yana. volfram ve molibden de elde edilir. Kış 180 ila 220 gün arasında sürer. Doğu Sibirya ve Uzak Doğu Bölgesi: Yerleşime pek müsait olmayan bu bölge yeraltı zenginlikleri bakımından SSCB'nin belki de en mühim kısmini teşkil eder. at ve deve. deri ve gıda sanayileri mevcuttur. Çok zengin kömür rezervlerinin bulunduğu tahmin edilmektedir. Sibirya'nın Altay-Sayan dağlık bögesinde Ob.Batı Sibirya. Ülkenin % 20'sinden fazla bir bölümü kuzey kutbunda ve 2/3 si dağlarla kaplıdır.34° )-(-45° ) arasındadır. Geçim köy ekonomisine dayanır. Yeraltı zenginlikleri yönünden çok mühim bir bölgedir. Obi. Çin'in toplam yüzölçümünün 1/BVıi teşkil eder. Bunun dışında BAM adı verilen yeni tren hattı ile Sibirya'nın zenginlikleri merkeze sevk edilmeye çalışılmaktadır. Gelecekle çok daha büyük istikbal vadeden bu bölgeye yatırımlar sürmektedir. Sığır. Bunun dışında Türklerin yoğun bulunduğu Batı Sibirya'da Tümen havzasında Sovyetler Birliği'nin en zengin petrol yatakları bulunmakta oiup. Lena gibi SSCB'ni baştan başa geçen mühim ırmaklar bulunur. domuz. Olenek.500 km2 dir. çinko.

. Uygur Türkleri. Yukarıda belirtilen Türk bölgelerinin dışında başta Iran olmak üzere Afganistan. Doğu Türkistan'da zengin petrol kömür. Tokarev. Kendi yörelerindeki ekonomik faaliyetler ve şahsi katkıları neticesinde elde edilen gelirden dahi adil bir pay alamamaktadırlar. Taysın. C vatandaşları ise o ülkelerin vatandaşları oîmadîkîan ve tarihî herhangi bir hakları olmadığı halde Türkiye'ye yolladıkları dövizlerle büyük katkıda bulunmaktadırlar. Hotan. Yılda 10 milyon ton üzerinde ham petrol elde edilir. Şayet bu zengin bölgelerde yaşayan çeşitli Türk boylan kendi topraklarında elde edilen madenlerden vb. Hong Kong 1984 Narodnoe Hozyaysvo Baskirskoy ASSRf 1917-1967) Ufa 1967 Narodnoe Hozyaystvo SSSR 1922-1982 Moskova 1982 E. kültür ve eğitim seviyelerini yükseltmeye hizmet ederdi. Meselâ. ki bunların hepsi kendi tarih? topraklarında yaşarlar. Ancak bu petrolün üretiminden elde edilen kârın çok büyük oran Moskova ve Pekin'e akar. İklimi sert ve karasaldır. BİBLİYOGRAFYA E. Kaşgar. adil bir pay alabilseler. bu onların hayat standartlarım .A. İstanbul 1978 Atlas SSSR Moskova 1983 N. Irak ve Bulgaristan'da yoğun Türk toplulukları mevcuttur. Tschıraraschen. Petrol yatakları Karamay adlı bölgede bulunmaktadır. bsk. yerli halka ya hiç pay verilmez. Lubin. meyvecilik ve ekincilik yapılır.Ufal'da 100 milyon ton. hayat seviyesi oldukça düşüktür. S. Kazan 1981. Labour and NationalKy İn Savlet Central Asla. Diğer yönden ise hür ülkelere çatışmak maksadı üe giden T. Kazak Ostturklstan zvvlschen dan Grossmaechten.. dünyanın en zengin petrol ülkelerinden biri olan Iran İslam Cumhuriyeti'nde başta Azeriler olarak diğer Türk boyları ile birlikte 20 milyon gibi büyük bîr rakama ulaşmalarına rağmen millî kültürel faaliyetler için dahi merkezden pay aîamamaktadirlar. Totaliter rejimlerde yaşayan Türk soylular ise. Korla. volfram. Etnografiya Narodov SSSR. Buralarda bağcılık. ÇHC'ndekt Türk soylular kendi yörelerindeki zenginliklerden kendilerine ayrılan malî payın artırılmasını talep ederken İran ve başka ülkelerdeki Türkler dez-organizasyon tür halde bulunduklarından ve hükümetlerince kendilerine muhtariyet hakkı tanınmadığından bu nevi taleplerde bulunamamaktadırlar.1958.'Kafkasya'da 12 milyon ton. Buna rağmen ekonomik hayat fazla gelişmemiş olup.100 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI DEMOGRAFİK VE EKONOMİK YAPI zeydeki ufak Çungarya ve güneydeki büyük Kaşgarya'ya böler. Devlet Çağdaş Türk Dünyası İstanbul 1989 B. Ekonomik bölgelere ve Türklerin yoğunluğuna göre incelediğimizde tek bir petrol üretimini göz önünde tuttuğumuzda msl. Başka bir ifade ile bu ülkeler Türkler 'm yurt dışına döviz yollamasını engellemektedir. XIX. Hayit Türkistan İm Jahrhundart Darmstadt 1956 F. Ülkede 30 milyon civarında küçük ve büyük baş hayvan beslenmekledir. uranyum. nikel ve altın yatakları bulunmaktadır. 8. VViesbaden 1974 . Tataratan ASSR Geograflyasi. manganez. Alptekin. Halkın % 90*ı Hami. Moskova . verildiği takdirde de bu ehemmiyet arzedecek bir miktarı teşkil etmez. Berlin 1937 N. Aksu. Orta Asya'da 15-milyon ton Doğu Törkistan'da 10 milyon ton üretim yapıldığı anlaşılır. Özetlersek Türkiye'nin dışındaki Türk bölgelerinde zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına rastlamaktayız. Zaten SSCB'nin yeraltı kaynaklan incelendiğinde esas Rus topraklarının bu yönden çok fakir olduğu anlaşılır. Brockhaus. Idil. Dolayısıyla hukukî statü yönünden bulunduktan yörelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden bir pay alma imkânları bulunmamaktadır. molibden. Ülkenin kuzeyinde büyük Takiamakan çölü bulunur. SSCB. Urumçi. Halkının % 70'i köy ekonomisinden geçimini temin eder.Turfan gibi sulak bölgelerde yerleşmiştir. Ancak bunların hiçbirinin kendi adlarını taşıyan idari bölgeleri yoktur.

TÜRK TARİHİ —i--------1________________________________________________103 İkinci Bölüm Türk Tarihi .

yeni yurtlar arayarak. Orta Asya'daki Anayurttan etrafa yaptıkları sürekli göç hareketleri Türkter'in aynı zamand^ nüfusça kalabalık olduğunu da gösterir. Avrupa ve Afrika kıt'alarına yayılmış bir millettir. çeşitli Türk kütleleri asırlarca yeni iklimler. Türk tarihini değerlendirirken onu hem zaman. Türk tarihi deni lince.TÜRK TARİHİ Giriş ibrahim KAFESOĞLU Türk | Adı. idare ve devletlerini müşahede etmek mümkün olduğundan. Bu itibarla mazinin herhangi bir devresinde ayn yerlerde başka başka Türk top luluk. hem coğrafî bakımdan diğer toplulukların tarihinden ayıran şu noktalar göz önünde tutulmak gerekir: a) Bütün diğer milletlerin. fertleri toplu olarak bir arada bulunduğu için. tfS^Jaft Bu bölünme keyfiyeti Türk kütlelerini siyasî. içtimaî kültürel yönlerden . Türk Soyu. Türkler dağınık şekilde yaşamaları sebebi ile birbirinden farklı gelişme yolları takip ettiklerinden Türk tarihini belirli bir zaman kesiminde bütün hâlinde değerlendirmek kolay olmamaktadır. fakat Türk adını taşıyan ve ya hususî adlarla anılan Türk zümrelerinin -çeşitli bölgelerde ortaya koyduğu "tarihlerin bütünü anlaşılmalıdır. Türklerin Anayurdu ve Yayılmaları: En eski ve köklü kavimlerden biri olan Türkler aşağı yukarı 4 bin yrtlık mazileri boyunca. tarihlerini çeşitti bölgelerde yapmışlardır. b) Tarihleri sınırı belli bîr coğrafî çevre içinde cereyan eden bütün diğer milletlerin yayılmaları da değişmeyen vatan toprakları civarında vukua gelirken. tek bir topluluğun belirti bir mahalde tarihi değü. herhangi bir zamandaki durumunu açıkça tesbit ve tetkik etmek mümkün olduğu halde. Türkler bu nüfus çokluğu ve faal durumları dolayısıyla dünya tarihinde mühim rol oynamışlardır.Asya.

birbirle- .

Ayrreâ'sfltf temasların mümkün kıldığı bazı ırW ihtilâflarda düşünülür se. 1.Ö. orta gürlükte sakal ve bıyık). W. asırda Kölemen devleti zamanında Mısır ve Suriye'ye Türkiye* deniliyordu.Türk Soyu: Tarihte Türk ırkı hakkında yapılan tasvirler oldukça karışıktır. Türklerle birlikte uzun göçlere katılmıştır (Batı Htfftfan'nda olduğu gibi). asırlardan önce yalnız çift heceli Söylendiği. Fakat Türk" kelimesini Türk Devleti'nin resmî adı olarak ilk kullanan siyâsî teşekkül Gök-Türk imparatorluğudur. asırda bu tâbir Orta Asya için kullanılıyordu. Türk adının M. daha eskiden ise Törük" şeklinde olabileceği belirtilmiştik Jr TQrk adına -gerek kaynaklarda. VI. bizzat Türk" adını taşıyan Türk kavimleri olmalıdır. Mâveraünnehir ve diğer Yakın-Doğu Türkleri beyaz tenli koyu pprlak gözlü."Türk" Adı: Türkler'in kadîm bir millet oluşu araştırıcıları Türk adını en eski tarih kaynaklarında aramağa sevketmiştir. yine cins ismi olarak 515 yılı hâdiseleri dolay isiyle "türk-Hun" (kudretli Hun) tâbirinde zikredildiği bildirilmektedir. daha sonra bu imparatorluğa bağlı. Gök-Türk Hakanlığı'nın kuruluşundan itibaren önce bu devletin.*Thomsen tarafından da kabul edilmiş (1922). Geçen asırda A. Eski çağlarda Türkler'in "mongoloid" gösterilmeleri. 13. Barthold'un düşüncesi de buna yakındır. turan tipine örnek olan Orta Asya. 6-8. yine ilk defa Câhiliyye devri şâiri Al-Nâbiga al-Zubyâni (ö!m. Batı Türkiye. yabancıların dıştan ttıtişahadelerîne hayret etmemek gerekecektir. hafif dal galı saç. kendi hususî adları ile de anılan. Geçen asırdan beri birçok bilgin tarafından ileri sürülen görüşlere göre. GökTürkler münasebeti ile Agathias (ölm. endamlı. Halbuki adın tek heceli duruma göre Gök-türk çağında (M. Ayrıca. (Türk) = terk edilmiş (islâm kaynaklah$T"ürk =olgunluk çağı.Macar ülkesi).Ö. fakat daha çok Türük" şeklinde kaydedilmiştir. Son araştırmalarda Türk* kelftftesi-nin 6-8. Bu kelimelere göre. daha sonra aynı husus Nemeth'in tetkikleri ile tamamen isbat edilmiştir. veya Iran rivayetindeki Feridun (Thraetao-na)'un oğlu Tûrac veya Tür (Turan. asırdan itibaren Türkiye" olarak tanınmıştır.Le Coq tarafından Heri sürütmüş ve bu. değirmi çehş. 6 asırdaki Iran-Tûran mücadelelerine ait hâtıralarda zikredilen Afrasyab (Tunga Alp Er) aslında bir Türk başbuğu olmakla beraber. yâni tek heceli olarak söylenmiş olması gerekirdi. asırlarda Volga'dan Orta Avrupa'ya kadar olan sahaya bu ad verilmekte idi (Doğu Türkiye = Hazarların ülkesi. Böylece Türk adı Bizans kaynaklan arasında tik defa. ■■iki V£ ^Wi Cins ismi olarak çok eskiden beri Türkçe'de mevcut olması gereken Türk" kelimesinin "Altaylı" (Ceyhun ötesi Turanlı) kavimleri ifade etmek üzere 420 tarihli bir Pers metninde. Heredotos'un doğu kavimleri arasında zikrettiği Targitalar. cezb etmek vb. Buradaki Türk1 kelimesinin millet adı olan Türk" sözü ile aynı olduğu A. gibi mânalar ve tefsirler. asır Rus yıllıklarında zikredilmiştir. veya eski ön Asya çivi yazılı metinlerde görülen Turukkular. Arapça yazılmış eserlerden. son arkeolojik araştırmalar ve kültür tarihi tetkikleriyle elde edilen neticelere aykırı düşen yukarıdaki faraziyelerin linguistique bakımından da doğruluğu tespit edilememiştir. Anadolu ise 12. Z. Bir kısım Türkler "Bozkır Kültürü"nde yaşarken. diğer bir kısmının yerleşik hayata bağlanması. veya Çin kaynaklarında M. Türk' adının aslında belirli bir topluluğa mahsus "ethnique" bir isim olmayıp. badem gözlü"). 582)'in eserinde. asır) geçmekte bulunduğunu Orhun kitabeleri göstermektedir. Yafes'den türemiş olarak) beyaz ırktan gösterilmiştir. Takye= deniz kıyısında oturan adam. bir bölgede siyâsî nüfuzunu kaybetmiş. 600'e doğru) nin Di-van'ında ve 11-12. yeni birçok milletlerin tarihi ile bir arada hattâ iç-içe gelişmesi bundan ileri gelmektedir.. 4-5. Geniş Türk tarihinin ilmî yollardan araştırılıp İncelenmesini fevkalâde güçleştiren bu hâdiseyi bir bakıma. buradan geliyor)'da Türk adını taşıyan ilk kavim gösterilmek istenmiştir. gerek araştırmalarda türlü mânalar verilmiştir: Tu-küe (Türk)= miğfer (Çin kaynakları).-10. hem çtfft heceli olarak telâffuz edBdiği. Tabgaçlar'da olduğu gi bi) ve onbinlerce Moğol. Bütün bunlar. Türk* kelimesi türemek" den çıkmıştır. Coğrafî ad olarak Turkhia (=Türkiye) tâbirine ilk defa Bizans kaynaklarında tesadüf edilmektedir. veya eski Hind kaynaklarında tesadüf edilen Turukha (veya Turuşka)'lar. Gökaip adı türel? (kanun ve nizâm sahibi) diye açıklamıştır.Ö. m. değirmi yüzlü ("ay yüzlü. Vâmbery'nin ilmî izaha doğru ilk adım kabul edilen fikrine göre. asırlarda hem tek. Gök-Türk kitabelerinin çözücüsü V. fakat diğer bölgelerde iktidarın zirvesine ulaşmış Türk kütlelerinin aynı zamanda mevcut olması ve Türk tarihinin eski. Aslında sön yarım asır içinde yapften flrrS araştırmalar TOriderin beyaz ırka mensup bulunduk larını ortaya koymuş ve yeryüzünde mevcut üç büyük ırk grupundan *Europkf adı verilen grubun Turanid" tipine bağlı olan Türklerin kendilerini başta "Mongoloid" Moğollar olmak üzöfe diğer topluluklardan ayıran antropolojik çizgilere sahip*ol dukları antaşrffaışflfc (hakim vaafi beyaz renk.106 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 107 rinden ayrılması neticesini vermiştir. daha sonra. 3.Türkler'in Anayurdu: Türkler'in göçlerden önce oturduğu topraklar mesele si geçen asırdan beri münakaşa edilen bîr mevzudur. Türk kavmi uzun'bir maziye sahip bulunmakla. hattâ M. veya iskit" topraklarında oturdukları söylenen Tyrkae* (Yurkae) veya Tevrat'ta adları geçen Togharmalar.V. İslâm kaynaklarında teferruatlı şekilde nakledilen Iran menşeli Zend-Avesta rivayetleri ile. Gerek Çin yıllıklarında. kalabalık Moğol kütleleri Türk idaresine alınmış (Asya Hunlan'nda. Fakat Türk "sözünün cins ismi olarak "güç-kuvvet" (sıfat hâli ile: güçlü-kuvvetli) mânasında olduğu bir Türkçe vesikadan anlaşılmıştır. bin içinde rol oynadıkları belirtilen Tik (veya Di)'ler ve hattâ Troialılar vb. Türk Milleti'nin dünya tarihinde derin iz bırakan kudret ve faaliyeti ile izah etmek mümkündür. diğer Türkler'in ortak adı olmuş ve zamanla Türk soyuna mensup bütün toplulukları ifade etmek Özere millî ad payesine yükselmiştir. (Menandros). siyâsî bîr ad olduğunu ortaya koymaktadır. 2. asırlarda dahi bugünkü telâffuzu ile. sağlam yapılı erkek ve kadbları ile (Gök-Türk Prensi Kül Tegin'in büstü) Ortaçağ kaynaklarında güzelliğe misâl olarak gösterilmiş. 9. Nitekim adın Çince transkripsiyonu da İki hecelidir (T'uküe). veya Thraklar. israil menşefî Tevrat rivayetlerinde de Türk " adı aranmış Nuh'un torunu (Yâfes'in oğlu) Türk'de. Batılı bilginlerden çoğu me- . gerek Lâtin ve Grek kaynaklarında Türkler daha çok Moğol tipinde tasvir edilmişlerdir. o zamanın Türk devletlerinde Moğol unsurunun çokluğu ile açıklanabilir Türkler'in tarih boyunca en sıkı temasları.S.1. yakın komşuları olan Moğollar'la olmuş. döz burun. bilindiği üzere Tevrat'ta nakledilen eski ananelerde ve Türk soyu (Hâm ve Şam'dan değil. hattâ Iran edebiyatında Türk* sözö "güzel insan" mânasında alınmıştır. Bu kitabelerde ad "Türk".

1700-1200) kültürlerinden bilhassa ikincisinin temsilcileri olan ırk. Tarihte göçler mevzuunun araştırıcıları. Altay dağlarını Türkler'in anayurdu kabul ederken (Kiaproth. nüfus kalabalığı ve mer'a darlığı (Oğuz göçü). 1885. Koppers 1937) veya Baykal Gölg'nün güney-batısını göstermişler. bunlar. Türkçe'nin dahil bulunduğu "bitişken" gruba mensuptur. Büyük ölçüde kuraklık (Meselâ Hun göçü). Vâmbâry. 1500-1000 arasında bir kısım Türkler uzak-Doğuda yaşıyorlardı. VV. II. Savaşçı Türk ırkının proto tipi idî. Hindistan'da). an iptidaîsi dahil hiçbir kavmin kendiliğinden ve keyf için yer değiştirmediğim.Tanrı dağlan arasını. Miiâddan sonraki Türk göçlerine katılan boylar ve zamanları hakkında ise açık bilgilere sahip bulunuluyor: Hunlar Avrupa'ya (375 ve müteakip yıllarda) ve kuzey Hindistan'a (Ak-Hunlar). 1300-1000 sıralarında Türkistan'da bulunduklarına dair işaretler vardır. Vl-lll. 1836. asırlar) 'İskitler* ile birlikte yaşadıkları tahmin' edilmektedir.Ö. Türk tarihine dâir kayıtlarda göçlerin ve akınların başlıca sebebi olarak zikredilen bu hususi». Diğer taraftan Türkler'den bir kısmının da M. etnologlar iç Asyanın kuzey bölgelerini. Meselâ yukarıda zikredilen Uraifı-Türk-Ârî komşuluğunun M. 1891. Orhun. başka iktisadî vasıtalara da ihtiyaçtan var İdi ki. Orhun bölgesinden Seyhun nehri kenarlarına (X. Ramstedt. bazan iktisadî ve ticarî yönden nisbeten daha fazla imkânlara sahip diğer Türk topraklarına saidırmalanyla da neticelenmiştir. Bütün bunlara bakarak eski Türk yurdunun coğrafî sınırını çizebilmek az-çok mümkün olmakla beraber.mongoloid olmayan. 1935) bazı kültür tarihçileri Altaylar. Bulgarlar İtil (Volga ) nehri kıyılarına ve Karadeniz kuzeyinde Balkanlar'a (641'i takip eden yıllarda). haksever ve âdü kısanlar olmalarına rağmen Türkler hakkında söylenen hayat mahsulü türlü ithamların sebebi de bu olmalıdır. 1912). -ara dilleri "ana Türkçe1 den en ayrı düşen Türk kavimleri bunlardır ve bilhassa Yakutça bugün en çok değişen bir lehçedir. bu durum ağır darbelere maruz kalan yabancılar tarafından Türkler'in sevimsiz karşılanmalarına yol açıyordu. Obertıummer. 1928) Türk anayurdu olması gerektiğini düşünmüşlerdir.Ö.Ö. Türkler'in kollan olan Yakutlar ile Çuvaşların ana kütleden ayrılması ve Yâkutlar'ın doğu Sibirya'ya doğru yönelmeleri çok eski bir tarihte vukubulmuş olmalıdır. 1856. Böylece tarihî de- . bir tahmine göre M. Türkler'* göçe mecbur etmiştir. bin başlarına tesadüf eder. vukubulan büyük Türk göçlerinin tarihleri kesinlikle bilinmemekle beraber bazı tesbitler yapılabilmektedir.û'll. Daha eski talihlerde Türkler'in Ihan yaylası üzerinden Mezopotamya'ya inmiş olmaları da muhtemeldir. Türklerin gerek fütuhat* gerek "sızma" vasfında olsun etrafa yayılmaları şüphesiz her zaman kolay cereyan etmiyor. gibi. 8u şekilde dahi Türkler'in katıldıkları topluluklar içinde üstün bir kaabifıyet göstererek askerî kuvvetlere veya siyâsî hayata hakim oldukları hattâ bazen devlet kurdukları bilinmektedir (Mesalâ Mısır'da. hattâ Hazar denizinin kuzey ve kuzey-doğu bozkırlarının Türk anayurdu olarak tesbitine imkân vermektedir. Kafkasların kuzeyinden Orta Avrupa'ya (830 dan sonra). tabiat servetleri zengin ve o çağlarda pei< az nüfuslu komşu ülkelerde mevcut idi.Urallılar'ın bölgenin kuzey ve kuzey batısında. Bunlardan bilhassa Hun ve Oğuz göçleri.108 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 109 seleyi kendi meşgul oldukları Hım dalları bakımından ele aldıklarından bu hususta çeşitli neticelere varmışlardır. Tarihî kayrtiarda Törk göçlerinin de Bctisadî sıkıntı yâni Türk anayurt topraklarının geçim bakımından yetersiz kalması sebebi ile olduğu belirtilmiştir. tarafından yapılan arkeoloji araştırmaları. Kuzey Altaylar'ın hemen batısında (Minusinsk bölgesi) ortaya çıkarılan Afanasyevo (M. Aslında iyi. daha doğrusu aslen Orta Asyalı ve muhtemelen Türk soyundan geldikleri ilim dünyasınca henüz kesinlikle kabul edilmemiştir.Eberhard'a göre. 2500-1700) ve Andronovo (M. Macarlar'la birlikte bazı Türk boyları. asır ortası). Tarihçiler. hem uzun mesafeler katetmek suretiyle yapılmış. Schott. giyim eşyası vb. brakisefal. M. buraya dışarıdan gelen Hind Avrupalıların bölgeyi kendi hâkimiyetlerine geçirdikleri anlaşılmaktadır. antropologlar Kırgız Bozkırı. asır) ve sonra. Bunlar ilk "medeni" kavim sayılan Sümerler'dir ki. Bunun sebebi Türkler'in daha ilk zamanlardan itibaren geniş bir sahaya yayılmış bulunmaları ve kültürlerini uzaklara kadar götürmeleri olsa gerektir. Peçenek. 1500'lerde olması muhtemeldir. Kuzey Çin'de ve bugünkü Moğolistan'da Türkler'in mevcudiyeti daha gerilere nâolitik çağa kadar takip edilebilmektedir. bazı dil araştırıcıları da Altaylar'ın veya Kingan silsilesinin doğu ve batısını (Radloff. Mâveraünnehir üzerinden iran'a ve Anadolu'ya (Xl.Türklerin Yayılmaları: Çok eski zamanlardan başlayan anayurttan ayrılma hareketleri fasılalarla binlerce yıl devam etmiştir. 1832. yalnız Türkler'in başka memleketlere yönelmelerini değil.Ö.b. Sabarlar Aral'ın kuzeyinden Kafkaslar'a (5.ancak bu coğrafî kesimde mümkün olabilirdi. belirli ve daha dar bir bölgenin tâyini müşkil görünmektedir. hem de Hind-Avrupa dillerini konuşan Ârller'le temas edebilmeleri. Ancak Sümerler'in menşei meselesi halledilmemiş. Çünkü M.Ö. asır). dilleri sâmî ve Hind-Avrupaî olmayıp. nehri bölgesinden iç Asya'ya (840'ı takip eden yıllarda) göç etmişlerdir. Tarihte Türk yayılmalarının diğer bir şekli de 'sızma' diyebileceğimiz yoldur ki. M. M. iklimi elverişli.ö. AvrupaHunları Orta Asya'dan Orta Avrupa'ya (IV. Hindistan'ın In-dus-Pencâb havalisine doğru ilk Türk hareketi. Türkler'in etrafa yayılmalarından önce hem eski Ural'lı kavimlerle. 1824. t. Kuman (Kıpçak) ve Uzlar (Oğuzlar'dan bir kol) Hazar Denizi kuzeyinden doğu Avrupa ve Balkanlar'a (9-11. Castrân. Bununla beraber ciddi "dil1 araştırmaları bu sahanın Altay-Ural dağları arasına alınmasına. Bu göçler yeni vatan kurma maksadını güden büyük çapta fütuhat olarak nitelendirilir. asrın ikinci yan». Oğuzlar. bin ortalarına ait bazı dil yadigârlarının ortaya koyduğu gibi. bazı kalabalık boylardan ayrılan grupların veya ailelerin veya sağlam yapılı gençlerin yabancı devletlerde hizmet almaları suretinde belirir. Çin kayıtlarına dayanarak. 4. Orta Asya'da Kiselev ve Çernikov v. Toprağın artan nüfusu besleyemez hale gelmesi yüzünden dar ziraat alanları dışında. hem de çok mühim tarihî neticeler vermiştir. san'at tarihçileri kuzey-batı Asya sahasını (Strzgovvsky. bazan pek şiddetli çatışmalara sebep oluyor du ki.Ö. Ârîler'in de Mâveraünnehir'in güney sahasında yaşamaları dolayısıyle.Ö.asır). binden daha öncesi Türk yurdunu tesbitte mühim ip üçlün vermiştir. Hammer. oturulan topraktan ebediyen ayrılmanın bir insan için çok müşkül olduğunu ve göçlerin ancak bir takım zaruretler yüzünden vukua geldiğini göstermişlerdir. Uygurlar.Kırgız bozkırları arasını (Menghin. ancak hayvan yetiştirebilen Türklerin tabiî bir hayat sürebilmek için çeşitli gıda maddeleri.û. Eski dünyanın üç büyük kıtasında görülen geniş Türk yayılmalarının pek ciddî sebeplere dayanması gerekir. Türkler'den bir kütlenin de batıya yönelerek Volga nehri etrafındaki düzlüklerde (M.

bozku* için mümkündü. güneş ve yıldızların kutlu sayılması gibi inançlarla. İran'ı ve Anadolu'yu içine alacak şekilde Avrupa'da Tuna dirseğine kadar geniş bir kuşak halinde devam eder. Eber-hard vb. yayılmaları esnasında. ova. dağ değil yayla iklimine sahip bozkır halkı olan ve bozkırlarda teşekkül edip gelişen kültürün taşıyıcısı bulunan Türkler'in. Balkanlarda Bulgarlar. Kendi hayat tarzlarına uymayan yabancı telâkkiler baskısının şiddetti olduğu bölgelere nüfuz etmiş Türk zümrelerinin ise. askerî kuvvette harp arabalarının bulunması ve devletin daha çok Türkierie meskûn bölgede (Şen-si. ormanlık veya çok sıcak veya rutubetli bölgelere pek girmedikleri görülmektedir. «sır Moğol K'i-tan hücumu) Türkler. dünyayı huzur ve sükuna kavuşturmayı gaye edinen bir fütuhat felsefesi ve her yerde âdil.Ö. Kültür bölümü). çoğunlukla bozkır coğrafî ve iktisadî şartlarının yer almadığı ve kültürlerinin yaşama imkânının zayıfladığı sınırlarda durakladıkları. çeşitli İlim dailanndan bazı bil-gtrrfeıi (F. Bununla beraber Türklerin birbiri arkasına çeşiffi yönlerde yayılmaları sağlayan başka âmiller de mevcuttur ki. gerek yabancı ağır dış baskıya maruz kaim (Meselâ X!.Asya Hunları Türk göçlerinin doğu yönünde devam ettiği asırlarda Çin'de kurulan Chou (Cav) devletinin (M. E. zamanla. Asya Türk Devletleri İbrahim KAFESOĞLU I. tâbiiyeti kabul edip istiklâlden mahrum kalmaktansa memleketi terk etmeyi tercih ediyorlarCb. BrKarigren. hükümdar sülâlesinde gök dini.Hirth.110 TflPirnflMVACTM. 1050-247) Türklerle alâkası üzerine dikkat çekilmiş.) bu hanedanın aslenc Türk olabileceği veya daha ihtiyatlı Mr ifade ite devlette Türk unsurunun hâkim bulunduğu düşüncesine sevk etmiştir. Bu durum Türkler'de. Zaruret neticesi de oisa. her mHtet için tabii sayılacak bir eforum değildir. a. oralarda fazla barınamamaları ve çok kere varlıklarını kaybetmeleri dikkat çekicidir (Çin'de Tabgaçlar. insanları eşit sayan Türk töresini yürürlüğe koymak üzere bir cihan hâkimiyeti mefkuresi doğurmuşa benzemektedir (bk. bunlardan BM Türle mâneviyatınfrîeağtamlığıdtr.lrtTAM TÜRK TARİHİ 111 virlerde Türklerden bir kütie başka bir Törk zümresini yerinden çıkararak göçe mecbur etmiştir (Meselâ IX-Xi. batı Şan^si. asır göçleri). Yerleşik kavimler için gerçekleştirilemeyen bu durum. Bugün bile Türk topluiuklan umumiyetle aynı Kuzey Çrn-Orta Avrupa kuşağı üzerinde yaşamaktadırlar. Batı Avrupa'da Huniar. Kan-su) kurulmuş olması. Türkler'de aç* şekilde müşahede edilen ve oniann fsfîh boyunca hareketli bir topluluk hâlinde sürekliliğini mümkün kılan bu ruhî davranış başarılar arttıkça daha da kuvvetlenmiş. kuzey Çin'den başlıyarak bütün Orta Asya'yı. Kuzey Hindistan'da çeşitti Türk devletleri vb. Gerek bu şekilde. bilinmeyen ufuklara doğru akmak. Anderaon. -AC. herân karşılaşılması aşikâr tehlikeleri göğüslemeğe hazır bulunmak ve aralıksız bir ölüm-lcifım savaşı vasatında yaşamak. Bu Kibarla Türkler'in irili ufaklı siyâsî kuruluşlar meydana getirerek mevcudiyetlerini uzun müddet hissettirdikleri saha. I. Bununla be- .Hun İmparatorlukları Aslında çöl. RfWilhefe»i W. aş. Chavannes. her askerî muvaffakiyet de yeni bir siyâsî hedefe yol açmış ve ülkeler zapt edildikçe yeni fetih arzuları kamçılamıştır. gibi).

Hun merkezinde Çinli prenseste» himayesinden faydalanan Çin' diplomat ve vazifelileri Hun imparatorluğu topraklannda şerbetçe gezip dolaşıyorlar. Gabain Türk-Moğol karışımı olduktan fikrindedir. bin başlarında 6un şeklinde. Huniar daha sonra Çin topraklarında baskıyı artırdılar. 'Büyük Hım İmparatorluğu1' kudretinin zirvesinde bulunuyordu. İmparatorluk sınırlarının Mançurya'dan Aral götüne. mülkî ve askerî teşkilâtı ite. 259-210) Hun taarruzlarına karşı kuzey sınırlarını büsbütün kapamak için. vaktiyle İskender tarafından kurulmuş olan Grek hâkimiyetine son verdikleri »rfhîe<M. O zaman Çin'de birbirleri ile mücadele hâlinde olan 'Muharip Devletler" den Ts'in'in gittikçe kuvvetlenmesinden endişelenen diğer beş 'kral" zikredilen yılda Hun devleti ile ittifak andlaşması yapmıştı. 160-126) tam bir huzursuzluk kaynağı ofeatfrtoendisini gösterdi. Kendisi de Han sülâlesine dâmad oian-bu Tan-hu. Türkler'in kutlu ülke saydıktan ötüken havafısi merkez olmak üzere güneyde Huang-ho nehri dirseğine kadar genişiiyen Hun siyâsî birliğinin kesin tarihini M. Mao-tun M. Irtiş yatağına kadar olan bozkırları (Kie-kun=K*rgtz!ar'ın memleketi) ve buranın batısındaki Ting-ling'lerin yerini. ordu. Yurtlarından atılan Yüe-çt'lerin Afganistan'da Bakîri-a bölgesinde. Mai-yi. hemen hemen tamamen piyade ordusunu. asırdan itibaren takip etmek mümkün olmaktadır Hunlar'la ilgili ilk tarih? vesika olarak bir anlaşma zikr edilmiştir ki. (Aş. yanlış bir adım attı : Bîr Çin prensesi He evlendi ve bu surette ileride. 202-M.ö. bu da M. Türkler ve tâbi kavimler arasında propaganda yapıyorlar. ordusu ve harp tekniği ite. kılıç vb. 220) 'nin kurulması. sonra da Moğol olduklarım söylemiştir. vaktiyle Türkler'in yaşadığı bütün toprakların Hun devletine terki. Tunguzlar ve Çinliler de vardı. Çin 8itemasa gelen hemen bütün Türk devletleri bakanından kötü neticeler verecek bir çığır açmış oldu. aile 'baba hukuku* üzerine kurutu bulunuyordu (Moğollar'da maderşahîdir). doğudaki Moğol-Tunguz kabileler birliği Tung-hu'ların ısrarla toprak taleplerine savaş ile mukabele ederek onları perişan ettikten ve böylece hâkimiyetini kuzey Peçili'ye kadar genişlettikten sonra güney-batıya döndü ve Orta Asya'daki. uzun müdafaa savaşlan sırasında Hun süvarilerinden korunmak maksadı ile. Çünkü hânedanl» arasındaki böyle yakınlaşmalar. Shiratori onları önce Türk kabul etmiş. 209-174). Devleti- ni tanzim etti ve kendisini iyi tanımadıktan anlaşılan. K. Tunguz vb. iç ve dış siyâseti ile. Üvey anasının teşviki ile babası tarafından veliahdlik hakkının kendisinden alınması teşebbüsü karşısında Mao-tun.Ö. Kültür bölümü). aslında orman kavmi olan Moğol veya Tunguz değil. Çin ile dostluk havası içinde ticarî münasebetleri geliştirirken Mao-tun. Gök Tann'ya inanılıyor (aslında totemci olan Moğotlar'a sonra Türkler'den intikal etmiştir. san'atı ite yüksek vasıflı bir cemiyet hâHnde daha sonra asırlar boyunca bütün Türk devletlerine örnek vazifesi görecek olan. Türkçe'de 'adam.Ö. ticaret emtiası olarak memlekete sokulup Hun iteri gelenleri arasında revaç bütan Çin ipeği. Tai-yuan şehirlerini zapt etti.Ö.112 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 113 raber. kut börü. £14). Bunlar kütleler hâlinde batıya doğru çekilirken Maotun güneye yönelerek Huang-ho büyük dirseği içindeki Ordos bölgesini ele geçir* di ve oradan Çin topraklarına daldı. Türkçe "Hun" adı. lüks zevki yolu ite rehavetfcartırmakta «fi. Ancak Orhun-Selenga ırmakları ile. 174-160) bu haşmeti iTTUhafiaza etmeğe çalıştı.Ö. Bu devlette. 203). babası ölçüsünde asker ruhlu bk hükümdar olmadığı için Hun iktidannda sarsıntılar belirdi. dîni Be. 4-3 asırda ise Hun diye telâffuz edilmişti. çok önceleri teşekkül etmiş bir devletin başkanı olduğunu gösterir.Ö. doğru vb. İmparator. yiyecek ve ipek verilmesi ve yıllık vergi taahhüdü şartları ite kendini ve ordusunu kurtarmağa muvaffak oldu. Mahallî hanedanlar. Türk bozkır kültürü hâkim bükmüyor. surların iç kısımlarını yıktırarak elde ettikleri malzeme ile dış surları birbirine bağlamak ve boş yerleri tamamlamak sureti ile meşhur Çin şeddini meydana getrıtfi (M. 1. 318 tarihlidir.barbarları hanedanı1 mânasına olarak Hsiung-nu diye anılan bu kütlenin ırkî mensubiyeti hakkında şüpheyi davet edici görüşler ileri sürülmüştür. Her ne kadar. Chou faraziyesi kesinlik kazanıncaya kadar Asya Türk tarihini Hunlar'la başlatmak yerinde olacaktır. kuzey Türkistan'ı zaptetti ve Işık Gölü etrafındaki Vu-sun'ları hâkimiyeti altına aldı. Bu suretle büyük Hm hükümdarı o çağda Asya kıt'asında yaşıyan Türk soyundan bütün toplulukları kendi idaresinde tek bayrak altında toplamış oluyordu. IV. Çin'de uzun müddet dirayetli imparatorlar yetiştiren Han sülâlesi (M. Böylece Çiniiler'in Türk akınlarına karşı en tesirli tedbiri aldıklarına kanaat getirdikleri bir sırada iki mühim hâdise vukua geldi. Ve nihayet devletin sahipleri kendilerine. Han sülâlesinin kurucusu İmparator Kao-ti'nin 320 bin kişilik. gibi kelimeler) Türk dili'nin en eski yadigarlanndandır. Çiniiler'in bu devirde sınır boylarında- . Çin hanedanından Si-huang^ti (M. Mao-tun'un babası Tu-man Çin yıllıklarında Tan-hu (veya Şan-yü) diye anılmaktadır ki.S. Hind-Avrupa menşeli oldukları sanılan Yüe-çi'leri yerlerinden oynattı. insan. tamamen Türkçe olup (ayrıca Çince'den bozulmuş şekilleri ile ihtimal deve.Ö. her zaman Çin desise makinesinin harekete geçmesi için fırsat teşkil etmiştir. Bundan başka. L Ügetî'ye göre Hsiung-nu'ların kimliğini tespit etmek müşkildir. A. Tunguz soyundan bazı grupları da ifade etmek üzere "Kuzey . bir görüşe göre M. yabana kavimlerin de yer almaları tabii ise de. Çin kaynaklarında Tûrkier'le birlikte Moğol.O. emrindeki demir disiplin altında yetiştirdiği 10 bin atlı ile katıldığı bir sürek avında T'u-man'ı öldürerek Hun Tan-hu'su ilân edildi (M. KM* devrinde fazte hissedilmeyen bu menfi durumlar onun oğlu Tan-hu Kun-şin zamanında (M. devleti sinsice kuvvetten düşürmeğe çalışıyorlardı. tuğ.201).Ö.Ö. bazı eski Ogur (O-k'ut) kolları ite meskûn araziyi. Hun devletinin başına da Mao-tun (veya Mav-dun)'un (eski okunuş: Mete) geçmesi (M. bk. batı Sibirya'dan Gobi-çölü-Tibet hattına kadar genişlediği bu tarihlerde Huniar'a tabi olanlar arasında Moğollar. Hsiung-nu'ların büyük imparatorluğunda Türkler yanında Moğol. Asırdan önce Kun olarak.v. Nihayet Hsiung-nu devletinde idareci zümre ve hanedanın dili Türkçe idi.& 166) kalabalık ordusu* ÇWe girerek başkenti CtVang~an yakınındaki imparator sarayın» yakan Ki-okf bu seferdeki gayesine uygun olarak Çin ite iktisadî münasebetini dostane bir şekilde devanttattirmek için. Hun dilinde imparator unvanı olan bu tâbir basit bir kabile reisi değil. Siyâsî kültürel münasebetler vesilesi iie Çin yıllıklarında Hsiung-nu dilinden zapt edilen şu kelimeler : Tann. Mao-tun'un oğlu Tanhu Kiok (MA. Mao-tun tarafından Çg% hükümetine gönderilen MÂ 177 t»** mektuptan anlaşıldığına göre Türk devletine bağlı kavimlerto-sayısı 26 idi ve bunların hepsi* Tan-tuMm ifadesi ite "yay geren halk" yâni "Hun" olmuşlardı. halk manâsında olan "Hun* diyorlardı. bozkır usulü sahte ric'at tâbyesi ile çenber içine aldı (M. tarihen malûm ilk Türk siyâsî teşekkülü.Ö. 174 yılında öldüğü zaman. meskûn sahaları ve askeri yığınak yerlerini surlarla çevirmeğe başladılar. V. devleti kuran ve yürüten asıl unsurun Türk olduğuna dair inandırıcı deliller vardır. büyü.

Batı Hunlan'ndan geldikleri hakkında kuvvetli bir delil Fr. Bu hususta tarihî. Nemann. ipek yolu üze*rindeks memieketîer zaptofunuyor. o da ordularını Türk usulüne göre yetiştirmeleri ve Hun silahları Re teçhiz etmeleri idi. savaş gücü zayıf Huniar aleyhine birleşmişler ve Çin'e destek olmuşlardı Ööft taraftan hücuma uğray^Hun devletinin. 1757. Radloff. bu Huniar1! Ön kaynakları Hsîung-nu olarak tanıtmış.Ö. Çi-çi tarafından yeni inşa ettirip. 125) adı geçen krallığın Huniar tarafından yıkıldığını kaydeder ki. bilhassa ikürîı değ$kli$ sebebi ife batıya yöneldikleri tahmin edHmektöbfr. imparatorluğun zengin kısmrsîarîmn yavaş yavaş düşman istilasına uğraması ile devlet geliri azalmaya başlamış . O. Uygur. İlk defa büyük imparatorlardan Vu-ti (MÖ 141-07} katabafck ordular teşkil ederek. sa- rayda bulunan kadın-erkek 1518 kişinin hepsi. 1856. Strâbon (ölm. 1941 vb.) veya doğrudan doğruya islav menşeinden geldikleri (Venelin. Bir yandan Çfrı ile uğraşarak. Tan-hu'nun ikametgâhında oda oda savaşılmış ve Çi-çi dahil.S. Kuzey Hunlan'ndan eski Hun başkenti bölgesinde kalanlar da.S. 1915. 31)'tn evlâtları Çin şeddinin kuzey bölgesinde 75 yıl kadar Hunfaf özörinde Tan-hu"luk yaptılarsa da. asırdan 2. tâbiiyeti şerefsizim sayan Çi-çjtendine bağlı kütlelerle birlikte1 rperoieket! \efr ed&?f*k batıya doğru çekildi (M. ferîhçi PBnî-us (ölm. Hun tarzında 140 bin kişîbk bir suvar* kuvvet? çıkara Ho K'ü-ping (öl. Kuzeyde Hun akınları tutuluyor.114 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 115 ki ufak çaptaki akırte: durdurduğu görülüyordu. 1. tm ile çevrilen başkenti. Huniar artîk eskisi g*b* değil k&ler. Türk-Moğoi kanşımı. A. Fick. Orasius (1.Kuzey-batı Çin sahasında. Tanhu'lar soyundan gelen bazı kimseler kısa ömürlü küçük devletler kurmuşlardır. W. aşağı yukarı M. 1855. Ho-han-ye (ölm. tabi? daha ziyâde Çinlileşmiş olarak. Shîratori. Nihayet Çin. devletleri uğruna hayatlarını feda etmişlerdi. temasiannı ve tavsiyelerini ihtiva eden mühim raporu imparatoru memnun eimş ve sonraki Çin siyâseti için başlıca rehber vazifesini görmüştür. iç Asya yönünde. 160-170) haritalarında 'Hunlarm oturdukları bölgeler Çih kaynaklannda Hsrung-nu'ların topraklan olarak belirtilmiştir. Türk-MoğotMançu karışımı oldukları (J. Bununla birlikle Asya Hunları. Çi-çi Hunlarfnın kalıntıları. Bu arada Çinliler çok ehemrroyetff bir basan daha elde etmişlerdir ki. 2-Cungarya ve Barköl havalisinde Kuzey Hunları (Bunlar M. 5. bin sonlarına kadar Türk-Çin mücadelelerinin: fcemet sebeplerinden biri bu kervan yoluna hâkimiyet meselesi olmuştur. 58-75) önleyemediler. Oradaki diğer Tfirk zümreleri ve 1. Hia. arada bîr mücadeleye mecbur oldukları Çinin siyâsî nüfuzunun ülkelerine tamamen hâkim olmasını (imparator Ming-ti zamanında. Hsien-pi) ler tarafından batıya itilip 216'da hemen tamamen yurtlarından çıkanlırken Güney Hunları da kendi içlerindeki çatışmalar yözünden tekrar ikiye bölündü ve baskısını artıran Çin. kanlı sokak muharebeleri cereyan etmiş. M. Gayelerinden biri de Çin için muazzam getir kayrvağı oian ipeğe batı bölgelerinde de yeni pazarlar bulmak ve iç Asya-iran üzeninden Akdeniz kıyılarına ulaşan meşhur"ipek yolu" nu emniyet altma atmaktr Dolaya He orta ve bat! Asya'da yabancıların kudretini kırması lâzım** tit. buralarda geçirdiği uzunca müddet içinde (M..220'ye doğru bütün toprakları işgal etti. 139-127) edîndtğs bilgiyi. M. Bfliodtğ* gibi. Işık Göl yanındaki yu-sün'ların mukavemete temi iaraıafc geîdiğı Çü-Taias ırmakları düzlüğünde müstakil devlet kurdu» Fakat bu Orta Asya Hun devleti çok sürmedi. Thierry. M.ö. Vu-ti'nin ipek yoiu üzerindeki memleket ve kavimleri öğrenmek ve onlarla Hunlar'a karşı iş* bfriîği sağlamak maksadı île batıya gönderdiği yüksek rütbeli bir asker olan Çangk'ten'in.Ö. Sonuncu 'devlet" de Tabgaç hükümdarı Tai-Wu tarafından nihayete erdirilmiştir. Daha Maotun /amam>da Cinde temandan Mung-t'ien tarafından başlatılmış oian askerî ıslahat hareketleri imparator Vu-ö'nin kumandanlarından olup. Gy. Much. İç huzursuzduk. asır ortâlarma kadar Çin'den gelen Hun külteleri îte çoğalan ve uzunca bîr rtteddet sâta'rîfcir hayaft yaşamak suretiyle güçleri artan bu Hunlar'ın. 155 yılma doğru. Buna göre 355-365 yıllarında Alan ülkesinin <Hazar^Aral arası) istilâ edilmesi münasebeti Ne Çin kaynakları bu ..S. dil ve kültürel deliller gösterilmiştir. Moğol. bir yandan da yotu üzerinde. kardeşi Çi-çi tarafından tanınmadı (M..Grousset. bu da prensler arasındaki anlaşmazlığı şiddetlendirdi.Ö. Yedi-su havalisindeki Ogur (O-k'ut) lannt fetiş kaynskianndaK* TNvHng'terin. b i Batı f Avrupa) Hunları Kimlikleri hakkında 200 yıldan beri türlü tahminler yürütülen ve çeşitli bilginler tarafından. ferin sonlan) ve Ptotemai-06'tM. bilhassa süvari kumandanı Pan Ç'ao'fifiin gayretleri ite (MS 75'e öoQtu) Doğu Türkistan'a kadar sokulan Çinliler oralarda asker? garnizonlar kuruyorlardı. 1930. Hayrete öeğer bir müdafaa yapılmış. Zebelin) veya Germen soyuna mensup bulunduktan (Müllenhoff. J. R. Avrupa Hun Impara-tortuğu'nu kuranlar bunlar olmak gerekir. M. ÇîrVfeı teşvik ve yardım* üe Tan-hu olan Ho-han-ye. K. 3.v» bilhassa Araf OtMütıân doğusundaki bakırlara çekilerek varlıklarını devam etürmişlerdir. 1923. coğrafî. J. 58). Bunlardan üçü: Ua Tfr'ung. Klaproth. gizli vazifesini yaparken Bunlar tarafından yakalanıp 10 yıl gözaltında tutulmasına rağmen. asır sonlarına kadar varlıklarını devam ettirmişler ve Çin'in çeşitli bölgelerinde. Mat Tan-hu'nun iktisadî darlığı gidermek gibi kendince mâkul sebeplere dayalı fikrinde ısrarı Huniar'» ikiye a&f&. Pei-^ang. Asya Hunlan'nın torunları oldukları son zamanlardaki tetkiklerle daha da açıklık kazanmıştır. Moğol soyundan Siyen-pi (H'yen-bi. Türk.Ho-han-ye Çin himayesini kabul edip halkının bir taamını Or-dos a gönderirken.F. 70 bin kişilik hasım ordulan tarafından kuşatıldı v© yıkttdı. K. asır başlarında Asya Hunlar'ı birbirinden ayrı üç bölüm hâlinde görünüyordu: 1. 115) tarafından büyük başarıya uteşUntmıştı. Propagandayı artırdı. Akınlar durmuş. Hirth tarafından ortaya konmuştur. hanedan azasından bazıları-: re Rendim ce^p etmeğe muvaffak oldu. Tarbagatay. adlan geçen Türk boylan da yeni devlete karşı ideler. R.Ö. Hoops) veya Kafkas kavimlerinden oldukları (L Jeİiç. Çi-çi iktidarının yıkıl-masıyle etrafa dağılmış olarak. Franke. idarecilerle başbuğların arasını açmağa yönelen düşman propagandası »te gittikçe dennteşiyordu.S. Güney Hunları. De Guignes. llovaysM. A.Balkaş göfü havalisinde. o zamanlara kadar Cinden vergi ve hediye olarak sağlanan mâlî destek kesıfrnişti. 90-91 yıllarında Baykal-Orhun bölgesinden buraya göçmüşlerdi).S. PPeffipt. 1893. 1828. M. Hun hâkimiyetinin yıkılmasını hedef tutan pîâniartnt tatbtke girişti. 64). Fin. Çin sahasında Hun siyâsî hayatı tarihe tarışmakta beraber. Bo-han-ye'nin Çin'e tâbi olma teklife Wuo danışma kurulunda (devtat-ıneclısi) ağır münakaşalardan sonra reddedildi. Fin-Ugor. 2S) Hunlar'ın Grek-Baktria krallığının doğusunda olduklarını söylerken. Mâszaros) ileri sürülen Batı (Avrupa) Hunları'nın TlÛrk asıllı olup. Batıya Hun yürüyüşteü adım adım takip eden Çm ordularından başka. HenûiTferieşememiş.

daha çok Uldiz) kumandasında iyice his edildi. Şar (sarı=ak) Ogur. buna karşılık. Çok sür'atli cereyan eden bu akınlardan korkuya kapıldıkları için Hunlar hakkında acâib hikayeler uyduran kilise adamlarının (St.tarihî kayıtlarda sabit ilk görünüşleridir. Alan.Batı Roma ile müşterek hareket gerekiyordu. Galya'ya gitmeğe zorlamakla. Epfiçaim. önce Trastlvanya'da duraklamış olan Batı Got'ları da Roma hududlarını geçiyorlardı (381). Hun korkusu ile yerlerini terk etmiş olan Vandallar'ı. Hunlar Gottar dan. Asding Vandallar». Hunlar IV. Iheodosius'un ölüm y»h olan 395 de yeniden hare- kete geçtiler. bugünkü Macaristan'da Tisza nehri havalisinde Vandallar vardı. Avrupa Hunfan'mn dili Türkçe idi. Marceîlinus bu fethin Hunlar tarafından yapıldığını tasrih etmiştir. Hunlar'dan korkan. asil kraliçe). Lombardia üzerinden Galya'ya uzanan Alarik'in idaresindeki bu Got tehlikesi Romalı ünlü kumandan Stilikho tarafından güçlükle önlendi (Nisan 402). yani Bizans daima baskı altında tutalacak. daha başka küçük Germen toplulukları da yaşıyordu. Ayrıca. Mamafih Roma topraklarında görüleri bu kuvvetler keşif vazifesi yapan öncü müfrezelerdi. Fakat daha korkunç bir barbar belirdi ki. Anî ve şiddetli Hun darbecinin. Arıkan f>Arıg-kan=güzei. Batıda Hun baskısı. Hieronymus. Floransa'nın güneyinde) muharebesinde bizzat Uldız'ın kumanda ettiği Romalı kuvvetlerle takviyeli Hun ordusu tarafından mağlûp edlien Radagais yakalandı ve idam edildi (Ağustos 406). Kappadokia . buna göre. Çünkü. Bu zaferi île Uldız Roma gibi büyük bir medeniyet merkezini kurtarmış oldu. Hatta Batı Hun hükümdar ailesinin Asya Tan-hu'larına bağlanabilmesi büe mümkün görülmektedir.Sueb. buralarda Hun kuvvetlerinin serbest hareketlerine imkân hazırlamıştı. 404 . daha büyük sayıda diğer bir kısım Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya yöneltilmişti. topluluk: Ağaçeri. Aynı hadise üzerinde birbirini doğrulayan bir uzak-doğu ve bir Lâtin kaynağının tespit ettiği Hsiung-nu . Kursık. 401'de Batı Roma eyaletlerine girmişler. Romalılar'ı olduğu kadar Sâsânî imparatorluğunu da telâşa düşüren bu akında Hun süvarileri Erzurum bölgesinden İtibaren Karasu.başbuğ Uldız (Grek ve Lâtin kaynaklarında: Huldin. Soğd dilinde yazılmış bir metin ile de ayrıca teyid edilmektedir. 398 de daha küçük çapta tekrarlanan bu akınlar karşısında Doğu Roma'nm genç imparatoru Arkadios hiçbir ciddî tedbir alamamıştır. kalabalık Vizigot kütleleri ile batıya doğru kaçtı (375). bu da. Asrın ortalarında Afan ülkesini ete geçirdikten sonra. 8u dört Germen kavmi dışında aynı bölgede İranlı ve İslav kütleler. büyük dalgası başlamış. Roma'yı yeryüzünden kaldıracağını ilân ediyordu. Bu hareket itfcepheli idi. Nitekim aynı tarihlerde bugünkü Macaristan ovalarına kadar akınlar tertiplenmişti.11e TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ *%1 memleketin Hstung-nu'iar tarafından zapt oiunduğunHfeaydederken. Stilikhonun bile Pavia savaşında durdurmağa muvaffak olamadığı bu barbar şef.405 yıllarında . Hun Devleti'nin Don nehri havalisindeki "doğu kanadı" tarafından tertiplenen Anadolu akını Basık ve Kursık adlı iki başbuğun idaresinde idi. Batı Roma ile iyi münasebetler devam ettirilecekti. Batı dünyasında korkunç akisler yaratmış. Kuad'ları. o devir yazarı A. ilek (=llig=lllig). Büyük Faesulae (= Fiesole. Aynı'zamanda Hun kudretinden bir kere daha ürken Vandai. İtalya'da müthiş tahribat yapıyor. Attilâ'nın babası). Diğer taraftan bir kısım Germen menşeli kütlelerle İranlı Baştarnalar Pannonıa (Batı Macaristan'dan Aipter'e doğru sarkarak İtalya'yı tehdide başlamışlarda Köilar Roma İmparatoru I.. beklenmedik mahallerde görûjen Hun akıncı müfrezelerinin Doğu Avrupa kavimleri arasında uyandırdığı dehşet. Hükümdar sülâlesi mensuplarının adları şöyledir : Karaten (kara don-elbise). çoğu Latin ve Grek kaynaklarında kayıtlı. Hunlar'dan bir kısım Balkanlardan Trakr ya'ya doğru ilerlerken.Galatia (Kayseri-Ankara ve havalisi)'ya ulaştılar ve oradan Azeybaycan-Bakü yolu ile kuzeye. inanamaz rivayet ve hikâyelerin çıkmasına ve yayılmasına sebep olmuştur. Nitekim Uldız'ın Tuna'da görünmesi ile Kavimler göçü'nün 2. kuzeye çark ederek Orta Anadolu'ya. Kelt vb. sonbahara doğru. Atakan\ Eşkam. f-knlar aleyhine. oradan Kudüs'e yönelmişlerdi. 400 yılına doğru. Oktar (Attilâ'nın amcaları). Böylece Hun askerî gücünün harekete geçirdiği ve batıya doğru çeşitti' kavtfröerîn birbirlerini yerberinden atarak. Bu. Sueb'leri. iran astffc Sarmatîar sınırları liroes. Bizans'ın Hun nüfuzuna alınması ilk hedefi teşki* ediyor. Attilâ'nın son yıllarına kadar takip edilecek olan Hun dış siyasetinin esaslarını tesbit etmişti kî. merkezterine döndüler. kımız (Prrskosda). Roma İmparatorluğu nun kuzey eyaletlerini aft-üst ederek tâ İspanya'ya kadar uzanmak suretiyle Avrupa'nın etnik çehresini aeğişîıren tarihî 'Kavimler Göçü" başlamış oldu. topraklarından çıkararak. Tanınmış kimseler : Basık. 374'de Itii (Voiga) kıyılarında görûndüter O tarihlerde Karadeniz kuzeyindeki düzlükler bir Germen kavmi o*an Got'larin işgali aftında îdi. Türkler'in Anadolu'da. Kırat Ermanarik intihar etti Yerine geçen Hunimund Hunlar tarafından "tayin" ed&ntşti 'Hayret edilecek bir hareket kaabiliyeti ve gelişmiş bir süvari taktiği ile" devam eden Hurt taarruzunun Dinyeper kenarında vurduğu ağır darbe Batı Got'larım da çökertti ve Krraî Atanarik.Hun ayniliği. Suriye'ye inerek Tyros (Sûr)'u baskı altına almışlar. Alaniar'd&n ve Germen Talat'lardan teşkil ettikleri yardımcı kuvvetlerle takviyeli oiarak ilk defa 378 oanannda Tuna'y* geçtiler ve Romalılar'dan mukavemet görrneksizin Trakya'ya kadar Derlediler. bugün Avusturya arazisindeki Markomaniar'la Kuadlar Roma topraklarına geçmeye hazıriarwrken. Euferraa efsaneleri ve Edessa kronikindeki kayıtlar) dehşet dolu gözleri önünde. Hunlar'dan kaçan Vizigot'lar da İtalya'da görünmüşlerdi. Muncuk (boncuk. Batı Roma topraklarına tecavüz ederek huzursuzluk çıkaran "barbar" kavimler aynı zamanda Hunlar'ın da düşmanları oldukları için. bölgenin en tahkimli tefeleri olan Edessa (Urfa) ve Antakya'yı bir müddet kuşattıktan sonra. Balamır'ın oğlu veya torunu olduğu sanılan Uldız. kendi demir yumruğu altında birleştirmiş olarak Roma üzerine atılan Radagais idi. Doğu Roma. kütlelerini Ren nehri ötesine. Sarmat. onun batısında Batı (Softan (Vızigot) bulunuyordu. ancak Türkler karşısında mahkûm oldu. Sınırları Asya'da Balkaş gölü yakınlarına kadar uzandığı tahmin edilen Hun İmparatorluğunun "batı kanadı" hükümdarı olduğu sanılan Uldız. Alaman'ları vb. Fırat vadilerini takiben Melitene (Malatya)'ya ve Kilikia (Çukurova)'ya ilerlemişler. Burgond'ları. Attila (doğduğu yer olduğu tahmin edilen Etil — hü = Volga adından).aşıp Roma İmparatorluğuna giriyor. Don-Dinyeper nehirleri arasında Doğu Got'ları (Ostrogot). Dengiztk (=Dengi2^Dentz"den)Jrnek (küçük er) (Son üçü Attilâ'nın oğullarıdır). Aybars.St. Hun başbuğu Balamtr'm idaresindeki büyük taarruz önce Doğu Got'larına çarptı ve bu devleti yıktı (374). Sakson'ları. Daha batıda Transüvanya ve Ga'îçya da Gepid'ler. Hunlar'ın batı istikametindeki yolları üzerindeki engelleri kaldırmış. Uldin.

babası Muncuk erken öldüğü için. kendim ite barış müzakereleri için gönderilen Trakya>umuml valisi (Magister militum)*ne taüneşin battîğı yere kadar her yeri zapt edebilirim' diyerek meydan okumuştu tAdız'm ötümü (410 SJT aiarıj'nden sonra Hun İmparatorluğunun başında Karaten bulunuyordu. c . H. ittifaklara girişmiyecek. çeşitli kavimleri yakından tanımak imkanını bulmuş. 434 yılı baharında Hun sınırlarına gelen Bizans elçilerini Attila. devlet idaresini ve Hun iç ve dış siyasetinin esaslarını öğrenmişti. diğeri seçkin bir diplomat olan başkanlarma. Neurlar. Bütün bunlar Rua'ntn kuvvetli şahsiyeti ile Hun devletinin her iki Roma'nın iç ve d*ş siyasetlerine ist&amet verdiğini göstermekte idi. Ordu ve dış münasebetlerin tanzimi Attila'nın elinde idi. Fakat Hun sınırlarına gelen Bizans elçilik hey'eti Rua'yı gölgede bırakan bir Türk başbuğu ile karşılaştı. Bizans elinde bulunanlar iade edilecek (Grek asıllı olanlar için fidye verilebilecek).İslâv (orta ve batı Rusya'da): Venedalar. eğlenceden hoşlanan. Markomanlar. Roma senatosunun da küçük imparatorun yerme i. Theodosios süratte anlaşma yolu bulmak ümidi ile elçiBk hey'etini Hun başkentine göndermeğe karar verdi. Türk boyu) ayaklanma teşebbüsünü bastırdı (435). Hun idaresinde yaşayan yabancıları gizlice kışkırtmaktan geri kalmıyordu. Attila'nın yardımcısı sıfatı ile 11 yıl Hun imparatorluğumun idaresine katılan Buda 445 de eceli He ölmüştür. canını Rua'ya sığınmak suretiyle kurtarmış.Germen (doğudan batıya): Doğu Gotları. onunla birlikte seferlere katılmış. yine de. Hun İmparatoru 60 bin süvari başında İtalya'ya yöneldi Savaşa girmeden kuvvetlerini çeken Bizans'tan ağırca bir harp tazminatı alındı. Artık Hunlar'a tabi "barbar" kavimlerin Roma'ya güvenerek herhangi bir harekete kalkışmaları bahis mevzuu değHdi. Ü&eâi dahiitnde hiçbir Grek serbest doîaşamıyacak ve ticaret belirli sınır kasabalarında yapılacaktı. Notarius (Devlet baş müsteşarı) Johannes'i seçmesi üzerim o sırada 35 yaştnda bulunan ünlü asilzade Aetius. Bizans tarihçisi Priskos'un ifadesi ile Rua'dan barışı yılda 350 libre altınla safcn airraş oian H. hiç mukavemet göstermiyen Bizans'ı yıihk vergiye bağladı: 350 libre altın. Tann'nın «ün- dar imparator Theodosios'un dualarını kabul ederek Bizans üzerinden bir tehlikeyi kaldırdığım vaaz ediyordu. 423'te henüz 4 yaşında iken Batı Roma İmparatoru ilân ®ötier\ Uî. Theodos^os (4G8-450)*un. Batı kanadının sıklet merkezi Tuna etrafında. Roxolanlar. Muncuk. Gepidler. karşıladı ve dinlenmelerine dahi izin vermediği elçilerin biri konsül-general. Sklavenler. 433'de Roma Imparatoriuğü'nun en yüksek makamı 'Patricius'tuğa yükselerek uzun müddet ordular başkumandankğı yapan Aeftus gençli çağının Roma tahtı işlerine karışmaktan doğan buhranlı anianr» Horı yasdtmı üe atlatmış. hiç atından inmemek üzere aylarca süren bir teftiş gezisi yaparak. Huniar'dan kaçanlara -esir alınmış Bizans teb'ası dahililtica hakkı tanınmayacak.taleplerini. yardım sağlamak sçtn ftua'ntn yanına geldi. Sarmatlar. Konstantia barışı (veya bazılarına göre Margus barışı) diye anılan bu anlaşmanın ihtiva ettiği başlıca maddelere göre Bizans bundan böyle Hunlar'a bağlı kavimlerle müzakerelere. Bu arada Rua. 423'da 'Magrsîer miîitum'. Baştemalar. P. Skirler. Heruller. Kaynaklardan anlaşıldığına göre. kaynaklardan (Priskos. Rugiler. ticarî münasebetler yine belirli sınır kasabalarında devam edecek ve Bizans'ın ödemeye ta-ahhüd ettiği yıllık vergi iki misline (700 libre altın) çıkarılacaktı. iddia edildiği gibi bir iktidar rekabeti bahis mevzuu olmadıktan başka. Aybars. Honorî-us vb. Memleketi büyük kardeşi Buda (Bleda) ile birlikte idare ediyordu. Jordanes. Theodosios'un aynen kabul ettiği bu anlaşmanın hükümleri icabı olarak Hunlar'a iade edilen kaçakları Attila daha Bizans ülkesi içinde. Bizans kudretti bk düşmandan kurtulduğu içki seviniyor. imparator Valentinianus'un annesi Placidia da Hun kuvvetlerinin italya'ya yönelmesi üzerine Aetius ile uzlaşmağa mecbur olmuştu. at üzerinde. Bu sebeple Rua o zamana kadar mutad ofen. devleti ciddi bir hükümdar vasfını taşıyan kardeşine bırakmıştı. Siyasette Uldız'ın izinde yürüyen Rua.İranlı (Kafkaslar'dan Tunaya kadar. Bu tarihte Hun hükümdar atîesine mensup dört kardeşten (Rua. Bizans'ın.11S TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 119 ve bilhassa 409 yrtmda Tuna'yı geçerek Bizans'a Hun tehdidinin ekşitmediğini göstermiş ve Grek kaynaklarına göre (Sozomenus. enerjisi kıt Buda ikinci plânda kalmış. b . Bundan sonra Attila imparatorluğunun doğu bölgelerinde. şu kavimler yer almışlardı: a . Tuna ile Morava nehrinin birleştiği yerdeki Konstantia (lam karşısında Margus kalesi bulunuyordu) surları önünde. Rua zamanındaki yerlerini muhafaza ediyorlardı. 422 yi} Avrupa Hunları tarihinde yeni bir devrin başlangıcı gibidir. . Ancak. J. Valentcnianus karşısında Roma'ya sahip olmak iddiası ile İtalya'ya ordu ve donanma sevk ekmesi Batı Roma'yı Hunlar'a daha çok yaklaştırdı. Codex Theodosianos vb. Piskopos Proculus. II. 412 yılında Bizans elçisi Olyrnp*odoros'un onan yanına gitmiş olduğudur. Bini un hakkında bilgimiz sadece. 432de konsül olan.). amcası Rua'nın yanında yetişmiş.) takip edilebildiği kadar. kil (Volga) kıyılarındaki Şara-ogur'larm (Ak-Ogur. Bu durum Huniar arasında olduğu kadar Bizans'ta. Bu itibarla. Amcaları Aybars (doğu kanadının "kiralı") ve Oktar (batı kanadının "kiralı*) olarak. Attiia. doğu kanadının sıklet merkezi Dinyeper havalisinde olduğu tahmin edilen bu tarihlerde Hun Imparatorluğu'nda. Antlar. 432 yiimda da Afrika'da Vandal kı-rafc Geiserik tte mücadele eden rakibi Bonifacius karşısında. Oktar) Rua imparatorluk makamını işgal ediyor. Roma'da ve diğer kavimler arasında Attila adının dehşet saçan bir otoritenin timsali haHne gelmesine yardım etti. Fakat. Buda da "iktidar hırsı ite yanan" Attila tarafından ortadan kaldırılmış değildi. Trakya'da. Diaconus. Theodosios. bir müddet önce Bizans'a sığınmış olan Hun ileri gelenlerinden Mana ite Atakam'ın oğullarının ve diğer Hun kaçaklarının iadesini İstedi. Fakat o sırada Rua öldü (434 bahan). barış şartları olarak yazdırdı. Kuadlar. Hun ordusunu isyana teşvik etmek ve tâbi kavimleri Huniar'dan ayırmak maksadı ite Hun topraklarında faaliyete geçirdiği casusluk şebekesi ve propagandacıları iteri sürerek tertiplediği Balkan seferinde (422). Bizarıslîlar'ın Hun tmparatorluğundaki yabancılardan ücretli asker toplama faaliyetlerini ve Bizans!* tacirlerin Hun topraklarında ticaret yapmalarını yasak etti. 422 ye kadar Hunlar hakkında bilgi verilmediğinden bu meşguliyetin on sene kadar sürdüğü tahmin edilmektedir. dağınık hâlde): Atanlar. Suebler. Karaton daha çok doğu işleri ile uğraşmış görünmektedir. İmparator II.Hunlar'ın başına geçtiği zaman 39-40 yaşlarında olan Attila. Attila yalnız değildi. Karsus (Bulgaristan'da Hirsovo) kalesinde astırdı.Muncuk (Atilla'nın babası) erken öldüğü için rjğer iki kardeş "kanad kraHarı* durumunda bulunuyorlardı.

Magister ve Patricius Anatotius. Batı Roma'ya esasen son askerî destek 439 yılında yapılmış. Türingter. Nihayet Bizans yukarıda adi geçen Agaçeriler isyanında tahrikçi rot oynamıştı. o çağlarda dünya hâkimiyetinin timsali sayılan. Attila'yi teskin etmek üzere Bizans'tan. Çünkü II. Saraogurtar. Attila tarafından kabul edildi ve anlaşmaya varıldı (Anatolius barışı). Attila gibi» asîl bir babanın oğludur. A. Veşi!er. derhal. • . Bilhassa Necker nehri boyunca cereyan eden bu muharebelerde Hun ordusuna batı kanadı "kiralı* Oktar kumanda ediyordu ki. Maryalar. bu davranış Hunlar'ı infiale sevk etmişti."T<onstantia civarında. Bizanslıların hiçbirine dokunmadı. bu defa da. tertibi gerçekleştirmeğe memur. Bizans bakımından en ağır şart yıllık vergi idi. uzun zamandan beri kayıp olan bu kutlu kılıç bir Hun çobanı tarafından bulunarak Attila'ya getirilmişti. iki koldan ilerliyerek kaleleri Sardica (Sofya). buna karşı Roma Patricius Aetius vasıtası ile. Bizans harp tazminatı olarak 6000 libre altın ödeyecekti. Batı Asya ile Orta Avrupa'ya hâkimdi. daha geri hatlardaki tahkimat yıktırılmış. Hunlar. Akdeniz'deki harekâtım engelleyen Bizans'a karşı Attila'dan yardım istemişti. Ayrıca yıllık vergi üç katma (2100 libre altın) çıkarılmıştı. hâdiseler çağdaş tarihçi Priskos taraf *ndan kaydedilmiştir. Başında Edekon (Türk. aşağı Ren sahasrndaki Franklar. ondan sonra yardımlar kesilmiffi. yabancı kavim veya zümreler ancak reisleri. garip bir kurtuluş yolu buldu: bir suikasd 9e Atötrfyr ortadan kaldırmak. Artık dünyanın fethi yakındı» zira bu kılıç vasıtası ile yeryüzüne hükmetme yetkisinin Tanrı tarafından Attila'ya tevdi edildiğine inanılıyordu. bir kere daha Hunlar'a müracaat zorunda kalmıştı. S*gazir)'ler. yıllık vergiyi ödemede isteksizliği 2. yerli halkın. Diğer taraftan Kuzey Afrika Vandal kralı Geiserikh. Bu sefer sonunda tuna boyundaki kaleler Hun idaresine geçmiş.120 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 121 4 • Fin-Ugor (Ufafdan Battıkla kadar): Çaremizi Mordvinier. Vâmbery'ye göre Edîk-kün) ile Orestes (Pannonia'lı bir Romalı) 'nın bulunduğu Hun elçilik heyeti le birlikte Bizans başkentinden Attila'nın devlet merkezine yâni Orta Macaristan'a doğru yola çıkart. muhtemeller Hun- . Kıral Gun-dikar idaresinde Belçika bölgesine saldıran Burgondlar'la savaşmağa mecbur olundu. şefleri veya kıratları vasıtası ile imparatorluğa bağlt bulunmakta idi. buna göre. fakat Theodosios Attila'nın haraçgüzârı olmakla köle durumuna düşmüştür. çünkü efendisinin canına kıymak istemiştir. Burgondlar. Heyet 448 yılı yazında Hun başkentine geldiği zaman. 20 bin Bur-gond savaşçısının öldüğü bu Hun-Burgond mücadelesi Almanlar'ın meşhur "Nîbe-İungen' destanlarına mevzu teşkil etmiştir. Bütün "Germania" nın zaptını tamamlayan bu savaşlar neticesinde 436'yı takip eden yıllarda şu kavimlerin de Türk idaresine alındığı anlaşılmaktadır: Bajavurlar. arlık Batı Roma'ya yönelme zamanının yaklaştığı kanaatine varmış bulunuyordu. başta Attila ve çağı olmak üzere 5. Şaşırdığı anlaşılan Theodosios. Müşterek pazar yerlerinde Grek tacirleri Hunlar'ı aldatıyorlardı. sakin ve yumuşak buldular. rivayete göre. Balkan seferinin açılmasına sebep oldu (447). yukarıda adı geçen Anatolius ile magister ve kançılar Nomus başkanlığında ikinci bir heyet yola çıkarıldı. Theodosios. durumun farkında olan başkumandan Aetius.. İmparatorlukta sükûnet hâkimdi 40 yılında Hun orduları başkumandanı (Genel Kurmay Başkan») Onegesius (Onügez) ite Attila'nın büyük oğiu ilek tarafından bas-ttnlan Agaçeri isyanı cfeşmda bu sükûnet bozulmamıştı. suikasd tertibinden habersiz tanınmış hukuk bilgini Maximinos başkanlığındaki ve bıraktığı notlarla.". barış yapmak için Theodosios'un sür'atle gönderdiği. Hun hâkimiyetinin "Okyanus adaları'na. Zira Hun dış siyaseti değişmekte idi. On-ogur. Fakat Theodosios'a hitaben yazdırdığı şu mesajı hususî elçi ile imparatora yolladı: 'Theodosios. İki yıl kadar süren mücadele sonunda Attila'nın gönderdiği Hun müfrezeleri yardımı ile isyancı elebaşılar Aetius tarafından ortadan kaldırıldı ise de (436). Margus piskoposu. savaş tanrısı Ares'in kılıcını Attila'nın ellerine verdi. Volgaya doğru Altı-ogur. Marcianopolis (Preslav). Çudlar. yüzünden patlak veren ve genişleyen köylü isyanları (Bagaudalar) nizam ve asayişi iyice sarsmış. Theodosios kölelik haysiyetini de koruyamamıştır. Batı Roma Hun devletine yrihk vergisini muntazaman tediye etmekle beraber. Her sene Bu kadar altın tedarik edilmesi imparatorluğun takatim' aşıyordu. Attila'ya karşı koyabilecek bîr kuvvetin kalmayışı. Halbuki Roma imparatorluğunda. Bu elçiler Hun başkentinde Attila'yı tatminler hilâfına. Balkanlar'da Hunlar'a karşı durabilecek mukavemet yuvalan kaldırılmıştır. yâni Kuzey denizi ve Manş kıyalarına ulaştığı.mahsulâtının zorla eHerirrden alınması vb. sarayındaki ileri gelenlerin de tavsiyeleri ile. 440dan itibaren Attita Bizans'a karşı baskıyı artırdı. bir psikolojik belirti olarak. İmparator Theodosios'un şahsında Bizans'ı tamamen kendi iradesine bağlı kabul eden Attila. Singidunum (Beîgrad) ve Naissus (Niş) üzerinden Trakya'ya doğru gelişirken. Sayılan 45'e varan ve çeşitli dil ve soydan dan bu kavimler eski Türk devlet sistemine göre yalnız siyasî bir b«iik teşkil etmekte. Priskos'a göre. Her iki Roma'nın durumları meydanda İdi. Konstantia andiaşmasınm hükümlerine aykırı olarak Hunlar'dan kaçanları iadede ağır davranıyor. gizli vazifeli Bigilas da katılmıştı. hatta buniardan bazılarım yüksek makamlara getiriyordu. Balkan seferi (441-442). yaptığı alenî sorgu neticesinde Bigilas'a maksat ve faaliyetlerini itiraf ettirdi. daha kuzeyde Agaçeri (Akatzir. Meselâ Got menşe fi Hun firarisi Amegisclus'u general rütbesi ile Trakya'da Hun sınırında vazifelendirmiş^. kıymetli mâdenlerden yapılmış silahlan ve ziynet eşyası ile birlikte gömülen Hun büyüklerinin mezarlarını soymuş. Bu duruma ilâveten Bizans'ın kaçaktan geri vermekte ağır davranması. Vidivarüer. Batı Roma'nın tavassutu neticesinde hızını kesti. Attila babası Muncuk'tan aldığı asaleti muhafaza etmiş. 445'de Buda'nın ölümü üzerine tek başına Hım imparatoru olan Attila iktidarının şahikasına yükselmekte idi. Aetiue bundan böyle Theodosios'un andlaşma şartlarına riayet edeceğini garantilemek üzere kendi oğlu Karptlio'yu Hun sarayına rehine olarak göndermişti. durumdan Edekon vasıtası ile haberdar olan Attilla. Volga'nın doğusunda Sabariar ve başka Türk kütleleri. Estler. Philippopolis (Filibe). Attila'nın idaresi altında birkaç noktadan Tuna'yı geçen ordular. Longobardlar. Karadeniz kuzeyi düzlüklerinde Öçogur ve Baş^ogurtar. Arcadiopolis (Lüleburgaz) müstahkem mevkileri ve şehirlerini zapt ede ede ve Tesalya'da Termopil'e kadar geniş bir daire çizdikten sonra. Tuna'nın güneyinde beş günlük mesafedeki yerler askerden arındırılacak. Kavimier Göçü doiayısıyle Harekât halinde olan kavimlerin bulundukları yerlerde ve geçiş yollan üzerinde geniş ölçüde tahribat yapması. Bu sebeplerle ve Margus'un zaptı ile başlayan Attila'nın idaresindeki 1. Bizans başkentini kuşatmak üzere Athyra (Büyük Çekmece)'ye ulaştığı zaman orada. asır Avrupa Türk tarihini teferrutlı bir şekilde öğrenmemize yardım eden kâtip Priskos'un dâhil bulunduğu Bizans elçilik heyetine. Juthanglar.TOrk: İmparatorluğun her tarafına yayılmış olarak.

halk telâşlı. Nitekim. Prîskos'un. imparatorluğun onun hissesine düşen yarısını veya "Augusta"nın kocası sıfatı rfe Roma İmparatorluğunun idaresine iştirak hakkını istedi. nihayet 24 saat süren ve her iki tarabn çok ağır kayıplar verdiği (kaynaklarda yüzbinlerce ölü) muhakkak olan bu büyük savaşta kinrun galip geldiği hâlâ münakaşa mevzuudur. ressamlara. ertesi gün erken saatlerde. Hunlar'a bağfı bazı kavimlerle gizli temaslar aramaya başlamıştı. Yaşı 60 civarında idi. Hür* düşman* "barbar* farın sağladığı takviyelerle sayısı 200 bine yükselen Roma ordusu da kuzey istikametinde hata ilerliyor. Aetius'un kumandasında İtalya'dan Galya'ya gelerek. romancılara. Anlaşılmıştır W. fakat siyâsî zekâdan mahrum Dengîzik. Aetıus da oraya yetişmiş bulunuyordu. güçlükle kurtulmuş. Batı Got ordusu.122 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 123 Roma çatışmasına hazırlanmakta idi: "Barbar* farla münasebetlerini düzeltmiş onlardan aidığı ücretti askerlerle. Ordularını Galya ortasından oldukça sağlam ve disiplin içinde 20 gün kadar bir zamanda başkent bölgesine getirebilen Attila kudret ve "korkunçluğunu" muhafaza ettiğine göre. Roma'ya karşı Vandaliarla işbirliği imkânlarım araştırıyordu. Dünyanın jkî yansmın birbirinin üzerine yüklendiği. Papa. imparator Valentinianus'u İtalya'yı terke teşvik etmekte idi. Mincio ırmağının Po nehrine döküldüğü düzlükte ordugâhını kurmuş olan Attila tarafından kabul edildi.Thierry'den bert (1856). delişmen tabiatlı Honoria'yı zevceliğe kabul ettiğini bildirdi ve cehîz olarak da. imparator ve Dütün hristiyan dünyası adına. Germen memleketlerinde. şimdi sıra Sâsâniler'de idi. imparatorluk birliğini yeniden kurmak için neticesiz mücadeleler içinde çırpına çırpına nftayet bîr Bizanslının kılıcı 11e can verdi (469). savaşta ölen kıraf Theodorik'in oğlu Thurismund idaresinde. adına bir düzineye yakın opera bestelenmiş!». Nibelungen destanları başta olmak üzere. Papa'nın ağzından Roma'nın teslim olduğunu öğrendikten sonra da eski medeniyet merkezini korumayı vazife sayan Attila. Galya'da. savaşlarda yorgun düşeri Hunlar'ın büyük kısmı ile. İtalya seferinden dönüşte. Bizans'tan geçiş müsâadesi alarak Karadeniz'in batı kıyılarına dönmüştür. Batılı tarihçiler. Balı Roma İmparatorluğumun da kendi iradesine bağlandığı kanaatinde idî. Ayrıca bu savaşta Attila'nın gayesine ulaştığı da aşikârdı. Roma'y» desteksiz bırakmağa muvaffak oimuştu. 443 yularında tekrar alevlenen ve Galya'dan İspanya ya da sıçrayan köylü isyanları ile yakından ilgileniyor. Türk usulünde.Mtap yazılan şahsiyetlerden biri durumuna yükselmiş.bir o kadar da Germen ve İslav olmak üzere 200 btn kişi kadardı. çoğu süvari birliklerinden kurulu ordular teşkiline girişmiş. çok yüksek vasıfta bir hükümdar olarak tanıdığını ortaya koymuştur. Avianus ve eski "praefecture" Trygetius'dan kurulu bu heyet. artık orta Avrupa'da tutunmanın zorluğunu anlayarak. Attila 452 baharında 100 bin kişilik ordusunu Julia Alpleri'nden geçirerek bugünkü Venedik düzlüğüne indirdi. birlikleri arasında irtibatı kayıp eden başkumandan Aettus bile Hun kınaları araşma düşmüş. vaktiyle kendisi ile evlenmek arzu ederek nişan yüzüğü gönderen ve 425'den ben imparator hukukunu hâiz olduğunu göstermek üzere "Augusta" unvan* ile andan. çağdaşı kayıtların onu iyilik sever. Attiia. muzaffer ordusu ile başkentine dönerken. kompozitörlere ilham vermiş. mukavemet imkânsızlığı dolayısıyla. İskandinavya'da ve bütün orta Avrupa'da asırlarca ağızdan ağıza dolaşan efsaneler türemiş. Leon ("Büyük Leon") başkanlığında konsül G. . şüphesiz tıpkı Bizans gibi. Roma İmparatorluğu ve barbar' İardan meydana gelen bütün bir Batı dünyası ile hesaplaşacağı için işin ebemmiyet ve azametini takdir etmekte idi. Irnek ise bu savaşlara katılmamış. Oranın da himayeye alınması ile "dünya hâkimiyeti" gerçekleşecekti. Kilise de bu arzuya katıldı. Leon'un kâtibi)'nun kaydettiğine göre Aetius. babacan. AttiJa'nm yenildiğini söylerler ve buna Roma kuvvetlerine imha edtfmeden HunJar'ın çekildiğini delil gösterirler. Saray endişeli. Hitabeti ile meşhur Papa I. Çok cesur. senato ne olursa olsun barış yapmak kararında idi. milletlerin hafızalarında ölümsüzlüğe ulaşmış tarihin nâdir simalarından biridir/ttaörası etrafında İtalya'da.tiyatro yazarlarına. Önce oyalama yolunu tutan Vaientinianus üe Aetius'un teklifi nihayet açıkça red etmeleri büyült Hun seferini meşru duruma soktu. Irnek babalarının yerini tutamadılar. şüphesiz. büyük Türk başbuğundan Roma'yı esirgemesini rica etti. daha bir yıl geçmeden Attila İtalya seferine başladığı zaman Roma'nın Hunlar'a karşı çıkacak kuvveti kalmamıştı. Beş yıl kadar önce kahir bir kuvvetle Çekmeceye kadar geldiği hâlde nasıl İstanbul'u tahrip etmekten kaçınmış ise. O da. kardeşlerinin ölümünden sonra. hakkında ea. Hâdiselere çağdaş Prosper Tiro (Papa I. Mettis (Metz) i (7 Nisan) ve Durocortorum (Rheim») i zapt eden Hun orduları.çofc-. 46t başlarında Orta Macaristan'dan batıya doğru harekete geçen Hun kuvvetlerinin mevcudu 90-100 bin* Türk. ağır kayıplara uğrayan Frank kuvvetleri de onları takip etmişti. 44S*lerden itibaren iki yıl kadar süren Hun siyâsî ve askerî hazırlığı tamamlanınca Attiia irk diplomatik taarruzunu Roma'ya yöneltti: İmparator III. Buna karşılık Attila da. Hm orduları şubat-mart aylarında Ren nehrini üç noktadan aşarak GaVa'ya girdiği sırada. Batıyı hâkimiyetine alabilmek için Roma imparatorluğumun İnsan ve asker deposu durumunda olan Galya barbarlarını saf dışı etmek isteği ile önce Galya'ya yürümüş ve neticede Romanın bu tabiî müttefiklerinin savaş gücünü kırarak. Fakat bu Atilla'ya nasip olmadı. hristiyan ortaçağının taassup kokulu uydurmalan fle HgW ■ bulunmadığını. hâtûnu Ankan'dan doğan üç oğlu: sırasiyte llek. Britanya'da. Ancak son araştırmalar meseleye biraz daha ışık tutmuş görünmektedir. tâ A. Ren kıyılarındaki Ripuar Frankları ve Vizi-gottar la t}giH bir iki anlaşmazlık da savaş havasını olguniaştırdı. Oradaki meşhur Aquileia kalesini zapt ettikten sonra Po ovasına girdi. heykeltraşlara mevzu olmuş. İmparator olan ilek ayaklanan Germen kavimleri ile yaptığı Netao (Avusturya'da } savaşında hayatını kaybetti (454). Son yarım asırda yapdan tarafsız tarih araştırmaları onun. bugünkü Paris yakınındaki Aurelianum (Orteans) şehrine ulaştığı zaman. Aemilia bölgesini işgale başlayıp Roma imparatorluğunun o zaman başkenti Ravenna'yı tehdit etmesi meselenin nihayete erdirilmesine kâfi geldi. Attila'nın ölümünden sonra. 448'de Hun başkentinde Batı Roma elçilerinden duyarak belirttiği gibi. Campus Mauriacus'ta Batı İmparatorluğunun ne kazandığı Roma'da sıksık sorulan suallerdendi. rivayete göre zifaf gecesinde ağzından kan boşanmak suretiyle öldü (453). savaş gününün akşamı Roma ordusu dağılmıştı. Sür'atle bir hey'et hazırlandı. Valentinianus'ün kızkardeşi oîup. Fakat kartlaşma Atöfa'mn Türk tâbyesine daha uygun gördüğü Campus Mauriacus (Troyes şehrinin hemen batısında Champagne ovasında) da oldu (20 Hazirarl ^>1). muharebe meydanın* terk etmiş. Deng&ik. Ünlü Aetius'un Roma'da gözden düşmesi bunun neticesi idi.

13(4

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

125

knek idaresindeki Hunlar'm, önce güney Rusya düzlüklerinde görülen, sonra Balkanlarda ve Orta Avrupa'da birer devlet kuran Bulgarlar ile Macarlarin teşekkülünde büyük rol oynadığı anlaşılmaktadır. Geleneklere göre, Bulgar-TÛrk devtetl-nîn kurucusu Duio sulâsi ite Macar kabilelerini Tuna boyuna getirerek orada yerleştiren Arpad hanedanı frnek'i 8ta tanımaktadırlar. (V. asırda Hunlar'a Volga'dan batıya doğru rehberlik eden geyik motifli "sihirli geyik" efsanesinde Hunlafla Macarlar (Hunor-Mogor) kardeş gösterilmiştir. Nihayet doğu Macaristan'da yaşamış dan Sekeiter'tn Huniann çocukları olduğu zannını uyandıran bir Başbuğ Çaba efsanesi varda. c-Ortatfoötı MunlamAk Hımlar Hunlarsn büyük kısmı Volga'dan batıya geçerken, onlardan, güneye, İran'a inen bîr bölük olduğu iteri sürüten Ak Huniar.diğer bir tahmine göre, hiç olmazsa Ak-Bun- BîaJîî devletinin hanedan ailesi ile hâkim zümresinin teşkil ederler ve Uyguftar'm atatan sayılan Tötesler den Hao-ch'â (Kao-kü)'lerin Cungarya bozkırlarında oturan Hua adlı koluna mensup olup, oradan Horasan bölgesine geçmiş, 5. asrın ortalarına Doğru kuvvetlenerek büyük devlet hâline gelmişlerdir. Mamafih Hun tarihinin bu noktası iy»cc açıklığa kavuşmuş değildir. Hâkimiyetini Hazar kıyılarından Kuzey Hindistan'a. Afganistan'a, İç Asya'ya kadar genişleten bu kavim veya kavimlerin admm çeşitli ves&aiarda başka başka şekilde zikredilişi (Priskos'da Kidarsta Huniart; Bizans, Süryâni, Ermeni kaynaklar&ıda Ephtalita, Thedal, Hepthal, Abdal; ban dilinde Hayta!; Lâtin kaynaklarında Hionita; Çin yıllıklarında Hefta, l-ta, Ya-ta veya Ye~ta-î vb. eski Hlnd kayıtlarında Huna Hion) durumu daha da karıştırmadadır. Vaktiyle J. Marquart tarafından {1912) türlü adlarla zikredilen bu kavmin Wskos'un Kidaraîa'ian ile aynı olduğu ileri sürülmüş, Ed. Chavannes Ye-ta'ların mensup olduğu Hoa (Hua) kavmi admtn ^iun* kelimesinin Çince'ye aktarılmış şeklinden ibaret bulunduğunu söyiemişft. Bu Türk asıltı kavim Bizans tarihçisi Theophana#<Vfi asm 2 yansı) 'e göre *Eftaîit" adını Sâsânî imparatoru Perw-(Rniöî'u mağlûp eden Hım hükümdar? Epbtbaianoslan almıştır. İlk defa Kosmas Indikopleustes (545-549 yıllan arasr)'un ve Prokopios (546-550 arasıyım eserlerinde AkHjrii&c (leûkoi Hunnot) olarak anıian kavmin Hunfar'la akrabalıklarının açıklığı, 520 sıralarında Çinli seyyah Song-YurVun kayıtlarından anlaşılıyor. 5. Asnnflk yansırda SâsânBer'le çarpışan Ak-hun hükümdarına "hakan" fKağan) deniyordu, U, Yazdg*rd zamanında {438-457), Iran üzerine baskılarını ayırdıkları yıllarda AkHunlartn babında en büyük hükümdarı sayılan Kunhas (başka okuyuşlar: Kuhanaz, Huşnavaz. Ahşunvar, Aksungur, Kün-han vb.) Iran iç işlerine karışarak hini»-, yesınealdığı Fıruzu Sâsânî tahtına çıkarmış (459), hâkimiyetini Afganistan'a doğru genişleterek Kuzey Hff*distan'a dönmüş ve orada, başında Skandagupta'nın bulunduğu Gupta devlini dağıtmıştı (470,e doğru). 463 yılında Ceyhun kıyılarında Ak~Hun!ar tarafından mağlûp edilerek yıllık vergiye bağlanan Sâsâriîler'în bu sırada geçirdiği dir^MçtVnaî bir sarsıntı öfkelerini fıtiiâte sürûkfedi. Bu Mazdek isyanı idi Zerdüşîuktan mülhem olarak Mazdek. Mani inancındaki ikili telâkki (ışıkkaranlık, iyUik-kötüKîk mücadelesi) üzerine, o tarihlerde yorulan ve iktisadî darlık içme ö^şen topiuîuğu islah etmek iddiası ile, i$me& huzursuzluk âmillerini de ekleyerek, düşüncelerini yaymağa başladı. Buna göre insanların saadetini bozan iki unsur servet ve kadm, herkesin ortak malı tanındığı takdirde yeryüzünde kütüfök

kalkacaktı. Bu tipik komünist propaganda neticesinde servet sahipleri ve aile müessesesine karşı kışkırtılan halk, Mazdek ve müridleri tarafından ayaklandırıldı. Asiller, din adamları öldürüldü. Kadınlar tecavüze uğradı, evler, konaklar yağmalandı ip tahrip edildi. Devletin sıhhat kazanacağı hususunda Mazdek'» inanmak gafletini gösteren Şah Kavad (488-531) de haps edilmişti, fakat o kaçmak imkânım bularak komşu Ak-Hunlar'a sığındı, iran'da olup bitenleri yakından takip eden AkHun hükümdarı, insanlık yararına hiçbir şey göremediği Mazdek hareketim, kırıp yok etmek için, Kavad'ı 30 bin kişilik Hun süvari birliği başında İran'a gönderdi (499). Bu suretle Şah ihtilâli bastırdı ve hâdiselerin gelişmesinden felâketi idrak eden halkın da yardımı ile Mazdek ve taraftarları yakalanarak idam edildi. Tabiatiyle temizlik ve ülkenin sükûnete kavuşturulması uzun bir zamana ihtiyaç gösterdiğinden, Sâsânî imparatorluğunda hak, adalet ve mülkiyet esasında normal nizam, daha ziyâde Kavad'ın oğlu, Anuşirvan (531-579) devrinde kurulmuştur ki, bu şehinşah tarihte "Âdil" lâkabı ile anılır. Çin kaynaklarına göre, iç Asya'da Karaşar, Kuça, Aksu, Kaşgar ve etrafım hâkimiyetlerine alan Ak-Hunlar bu arada Kandahar1! ve 484 yıllarında Kuzey Hindistan'ı zapt ettiler.* Su harekât "Tegin" unvanını taşıyan ve Kabil'de oturan Toramana adındaki başbuğu tarafından idare edilmişti. Vk yüzyıl başlannda Ak*Hun-Eftalit devletinin Mâveraünnehir, Türkistan'a kadar genişlediği zamanda, Toramana'rtm oğlu MhtraguJa imparatorluğun güney kanadının en azametli hükümdarı görünmektedir. Ordusunda daima 700 savaş finto bulunduğu-rivayet ecHtirvFakat bu-dist rahipler (Song-Yun ve ondan bir asır sonra buraya getoft Wtuer>ıTsang>/&fci "Huna kıratından başlanmamışlardır. Çünkü Mihiragula budizmt^fcesi halkı için tehlikeli sayıyor ve budistleri takip ediyordu. Buna karşılık, İskenderiye'den Hindistan'a giden tüccar tsonra keşiş) Kosmas onu Hindistan'ın en büyük hükümdarı olarak gösteriyor ve 530 tarihli Owafe- kitabesinde ve sanskritçe yazılı "Keşmir va-kayinâmeai*<s*de Mihiragula aynı şekilde tasvir ediliyordu. İran'da Anuşirvan büyük bir devlet adamı olarak belirdikçe Ak44ur> Eftalitler sönükieşti. 552 yılında Orta Asya'da Gök-Türk hakanlığı Kurulup istemi Yabgu Mâveraünnehir bölgesinde faaliyete geçtiği zaman ise, Ak-ftjn-Eftafft devletî ikî büyük imparatorluk arasında sıkıştı. Gök-Tüfklertn amansız hasım bildikleri Juan Ju-an'larla olan siyâsî ve sıhrî rabıtaları da fayda vermedi. Anuşirvan ile İstemi'nin ortaklaşa hareketleri neticesinde Ak-Hun iktidarı yıkıldı ve ütke GökTürkterle İranlılar arasında paylaşıldı (564). Bu suretle üç kol hâlinde gelişmiş olan Hun siyâsî hâkimiyeti tarihe karıştı.

2. Tabgaç Devleti
IV. yüzyıl sonlarına doğru Kuzey Çin'de kudret» .bir siyasî teşekkül meydana getiren, Çinlîier'in To-ba dediktari topluluğu Türkler Tabgaç" onanmışlardır. Orhun kitabelerindi* a* «ık geçes^.Gök-lftfcler yolu He Bizans kaynaklarına da intikal eden (Jaugast) =* Tabgaç kelimesi "Çin" mânasına da alınmıştır. Çünkü Gök^ Türklerin ilk zamanlarında Türkler'ce "büyük" tanınan bu sülâle ÇirVde büküm sürmekte idi. Aslında Türkçe olup, "ulu* muhterem saygıdeğer," mânasını İfade eden Tabgaç tâbiri bilindiği gibi bazı Karahanlı hükümdarları tarafından unvan olarak (Tafgaç, Tamgaç^kullanılmıştır. Kâşgarlı Mahmud'un. Türkter'den bir bölük oldu-

İM

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

127

ğunu kaydettiği Tabgaç'lar Çın yıllıklarına göre Asya Hunlan'ndan bir kısımdır. Sûiâtenm resmî tarihinde (Wei-shu) de Mao-tun eski To-ba (Tabgaç) hükümdarı ola rak gösterilmiştir. Ayrıca Tabgaçlar*ın 6rf-âdet ve geleneklerinden ÇO§u: Kurt efsa nesi, mağara, dağ, onman kültleri, göç efsanesi vb. Türkterie ilgili bulunduğu gibi, dillerinin de Türkçe olduğunu ortaya koyan deliller vardır: Bitegçin (Bitikçi.kâtip, hâriciye nâzın), kapugçjn (kapıcı, hâcib), atlaçtn (atlı, süvari birliği), tabagçın (yaya,ptyade birliği), tarakçın (koruyucu.mufahız kıtaları), yamçın (posta sürücüsü), aşçın (aşçı, muîbahçı baş»), törü (kanun töre) vb. Tabgaç hükümdarının ağzından şöyle bir Türkçe ibare nakledilmiştir; Atıq bâlgütâg "bir başbuğa verilen isim (onun yaptığı) işi belirtmeli (beigeîemeü) \ Wei-shu, Nan ch'i-shu, Sung- shu gibi Çin kaynaklarında geçen bu kelime ve tâbirler aynı zamanda Tabgaçlar'ın devlet ida resi ve ordu kurutuşları hakkında da bilgi verir durumundadır. Bununla beraber, bu Türk devteUnde oldukça büyük ölçüde Moğolların da yer aldığı anlaşılıyor. Araştır malarda Tabgaçîara bağlı kabilelerden kimlikleri tesbît edilebilenlerin yarısından i&^lasmm Moğo* menşei? olduğu neticesine varılmıştır. Ancak Moğollar, diğer Çinli halk île birlikte şüphesiz îeb'a durumundadır. • Çin'lerin "Wei" adım verdikleri bu sülâlenin kurucusu olarak bilinen Şa-mo handan itibaren 70yıl kadar uğraşarak Ta-t'ong bölgesindeki mahallî hükümetçikieri idareleri alîma alan Tabgaçlar'ın büyük devlet halinde gelişmesi Kuei-zamanartda (385-409) verimli topraklara sahip Doğu Çin'in Hsien-pi'terden zapt edilmesi ite (409) oîmuşîur Başkenti Ping-Ç'eng şehri (kuzey Şan-si'de Tat bölgende) olan devlet bir yandan Pekin yakınlarına, bir yandan Huang-ho nehri dirseğinin gÇfrıeyi* ne kadar «sanmıştı. Kuzey istikametinde, kudretti bir siyâsî teşekkül telinde beliren H'yen-foi (Hsien-pi)ierin vârisi Moğol menşeli, Juan-Juan'lar yüzünden, ciddî bir geneleme olamıyordu. İki devlet arasında, bazan çok şiddetli, mücadele 150 yû kada*- sürmüştür. Hükümdar Sseu (4G9-423)*den sora* Çin'in başkentleri Loyang ve Ch'angan (bugün (Si-ngan-fu)'ı ele geçirerek hâkimiyetini Sarı-Metıfr bölgesine yayan ve bulun Kuzey Çini tek fclarede birleştiren büyük hükümdar T'a-o (Ta*-wu) devnnde (424-452) Tabgaç DevieÜ en parlak çağını yaşadı. 427'de Hun Hıa krafeğmî alan ve Juan-joan'lan mağlup ederek bugünkü İç Moğolistan'ı istilâ eden (436) Tanwu, 439da Kansu'daki son Hun krallığını (Pei-Liang) ortadan kaldırdıktan sonra, Jç Asya'ya yönelerek Karaşar, Kuça şehirlerini himayesine bağladı (448). Böyfece üntö tpek yolu güzergâhı tekrar TOfk hâkimiyetine girmiş oldu. T'aiwu, Ç*n askerininlaydan ve düveden farksız" olduğunu söylüyor ve kendisi "Börü" (a Kurt Çince şekli, Fc-ü) lâkabını taşıyordu. İmparatorluk merkezini Türk hayat şarîîanna oklukça uygun gelen bozkır bölgesinde (kuzey Şan-sH tufcm *Tai-wu, o saralarda Çin'de yayılmakta olan budizmin Türkler arasında nüfıs kazanmasını önlemeğe çalışıyor, idaresi altındaki Çin topraklarında bite budistlerîn cfinî faaliyetlerini kontrol ediyordu. Tapınaklarda âyinler dışında din propagandacını yasaklayan bîr emirname çıkarmış (438) ve 446'da emre riayet etmeyenlerin şiddette tâkibN emretmişti. Tahmfnutt TBrk bünyesini ve seciyesini budizrhin bozucu tesirinden korumak maksadını güden bu tutumun mâna ve değeri daha sonra anlaşıldı. Tedbirlerin ehemmiyetini fark edemiyen halefleri zamanında, hattâ budizmfh himâyesi cihetine gtdikli. İmparator Skin (452-465) ile gelişmeğe başlıyan bu durum, sonra büsbütün tozlanarak Tabgaç topluluğunun Çinüleşmesine zemin hazıriadı. 493'de başkenti bozkır bölgesinden eski Çin merkezi Lo-yang'a nakleden İmparator

Hong (471-499), Türk töresine karşı ağırlık verdiği soysuzlaşmayı 495 yılında TM örf, âdet, geleneklerini.Tabgaç dilini ve hattâ yazışmalarda Türkçe tâbirlerin kullanılmasını yasaklamakta tamamladı. Buna karşı çeyrek asır kadar devam edan tepkiler bastırıldı. Kiao (499-515)'dan sonra idareyi devir alan imparatoriçe Hu (ölm. 528) budizme o kadar düşkün idi ki, yabancı memleketlerdeki "dindaştan' ile de alâkalanıyordu. 520'ye doğru Hindistan'da Ak-Hun hükümdarı Mihiragula'yı ziyaret ettiğini gördüğümüz Çinli budist rahip bu kraliçenin arzusu ile seyahat ediyordu. Tabiatıyla Tabgaç iktidarı da gittikçe gücünden kaybetmekte idi. Devlet 535'e doğru Kuzey (Tai'de) ve Batı (Ch'ang-an'da) VVeileri adı ile ikiye ayrıldı ve aralarında mücadele başladı. Kısa zaman sonra bütün arazileri Çinli hanedanlara intikal etti (550-556).

3. Gök-Türk Hakanlıkları
Asya "Büyük" Hun imparatorluğundan sonra, her cihetten temsil ettiği Türk kültürü itibariyle ikinci "süper" Türk imparatorluğu vasfında olan Gök-Türk Hakanlığı Türk" sözünü ilk defa resmî devlet adı olarak kabul etmekle bütün bir millete ad vermek şerefini kazanmış, doğu Sibirya'daki Yakut Türkleri ve batıda Ogur (Bulgar) Türkleri dışındaki.Türk asıllı bütün kütleleri kendi idaresinde birleştirmiştir. Hakanlığın yıkılmasından sonra, bir yelpaze gibi açılarak dört tarafa yayılan çeşitti Türk zümreleri gittikleri yerlerde Türk" adını ve onun idarî, siyasî ve iktisadî geleneklerini yaşatmışlardır. Yine Ogurlar ve Yakutlar hâriç, bütün Türklerin tarihinde Gök-Türk teşkilâtının, edebiyatının ^bre ve hayat telâkkisinin izleri devaffn etmiştir. Gök-Türkler'den sonra V Türkçesi (Ogur lehçesi) müstesna, bilumum Türk lehçe ve ağızları Göteffiârk Türkşesi'nin damgasını taşır. Doğudan batıya: Orta Asya, Türkistan, Mâveraünnehir, Kuzey Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye, ve Balkan Türkleri, Gök-Türkler yolu ile Türk'tür. Bizim diğer Türk devlet ve zümrelerinden ayırt etmek üzere Gö&Türkler dediğimiz bu topluluk kendine umumiyetle "Türk" veya Türük" diyordu* Ancak kitabelerde kendileri îçin bir defa Gök-Türk (Kök-Türk) kullanmışlardır ki, "Gök' e mensup, semavî ilâhî Türk" mânasına gelen bu tâbir V. Thomsen'e göre hakanlığın parlak bir devresine işaret etmekte olmalıdır. a - Birinci Gök-Türk Hakanlığı Bu çağda, daha doğrusu 6-9. asırlarda Orta Asya'nın "ethnique" görünüşü aşağı yukarı şöyle idi: O Tiles (Tölös, Tölis, Töl|f, Çince'de Tie-te)'ler, bütün Orta Asya'ya yayılmış * görünen en kalabalık Türk grubu. Sui-shu (Çin Sui hanedanının 581-618 yılhğı)'da 50 kadar kabilesi sayılmakta ve şöyle sıralanmaktadır: 1 kabile Baykal Gölü'nün kuzeyinde, 5 kabile Tola ırmağı kuzeyinde, 5 kabile Tanrıdağları kuzey eteğinde, 9 kabile Altaylar'ın güney babamda, 4 kabile K'ang (Semer-kant) "krallığı" nın kuzeyinde, 10 kabile Şeyhtin boyunda, 4 kabile Hazar'ın doğusu ve batısında, S kabile Fu-lin (Bizans)'ın doğusunda. Mamafih Baykal Gölü'nden Karadeniz'e kadar yayılan bu toplulukların hepsini de Tfcrk menşeli saymak doğru olmasa gerektir. Meselâ en batıda gösterilen bazıtan-nm (meselâ Alanlar) İranlı ölduklan biliniyor. Wu-hun (= Ugor)'da Ural'lı bir kavim

128

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRKTARİHİ —---------------------------------—-------—---------------------------—--------- 129

grubudur Töles kabilelerinin adlan tamamen henüz çözülememiş olmakla beraber. Hunlar'dan geîdikteri ve umumiyetle dil ve örflerinin Gök Türkleri'nkinin aynı bulunduğu belirtilmiştir. Bazı Çin kayıtlarına göre, Tabgaçfar devrinde (363-534), yüksek tekerlekli araba kullandıklarından dolayı, Kao-kü diye adlandırılan bir kısım Tötes kabileleri, diğer Türkler gibi kendilerini kurt atadan türemiş kabul ederlerdi. Ayrıca T'ang-shu (Çin Tang sülâlesi 618-906 yıllığımdan naklen 15 Töles kabilesinin adlan verilmektedir. Gök-Türk Hakanlığı zamanında orta ve doğu Asya'da gruplaşan Tötester rol oynamışlardır. • Tar duş (Çince'de Ste-yen-fo^ Hsietvyen-fo)'!ar 7. asrın ilk çeyreğinde töles kabilesinden bir grup Orhun Nehri-Altaylaf arasında sakin olup Tölester'in en zengin ve cesurlar* olarak gösterirler. • Uygurlar T©ia ırmağının kuzey sahasmda yer almışlardır (aş.bk). • On-ok'lar, Attaytartn halısından Seyhan (Str-derya) yakınlarına kadar uzanan geniş bölgede görünüyorlar. 51 To-fti (doğuda, sağ kanad) 5TNo-şf*pî (batıda sol kanad) adi ite lö kabileden kurmu olup, 'Batı Gök-Türkterf diye de aramışlardır. Törgrştef (aş.bk) ve Kariuklar (aş.bk) To'îufar'dan idiler. Ayrıca aynı sahada Çuyüe ve Ç'u-m* adlan tle anılan Türk kabilelerinden bir kısmı 630'u takip eden yıllarda. Gök-Türk Hakanlığının fetrtl devresîr>de Beşbadk civarındaki kurak bozkırlara çek&nişferve Şa-foTürkteri (Çöl Türkleri) adım sımışlardır. • Basmalar (Çince'de Pa-si-mt). idukut (hükümdar) unun Türk olduğu belirtilen bu kavmin asten yabancı olup. TOrkier'le karıştığı ileri sürülmüştür. Daha ziyâde iç Asya da Beş-bakk havaisinde görünmektedirler • Kirazlar {Çince'de K'i-ku). Baykat'm batısında, Yenisey nehrininJ<aynakiarı bölgesinde <ötier (aş.bk). • Oğuz'lar Setenga îrmağı-Ötüken bölgesinde (buruyorlardı (aş.bk.). • Kl-tan, Tatabi Ookuz-Tatar. Cttuz-Tatar gibi Moğol soyundan kabileler doğu bölgesinde Ke*ufen vs Onon nehirleri havalisinde bulunuyorlardı. Ancak hatırlatmak gerekk ki, bütün bu topluluklar zaman zaman yer değiştirroekte,arada btf çözülen boylardan yeni yer» lartikter meydana getirmekte, hülâsa oynak küîleter teşkil etmekte İdiler. Gök-Türkter, Çm kayraklarının açıkça belirttikleri üzere Asya Hunlan'ndan4nfyalardı. Başbuğ ailesi Aşana (eski okuyuşlar Asena, Zena s*b.) adını taşıyoKfu. Aşına soyunun bir dişi kurttan tûrediğine dair o çağda pek yaygın olduğu anlaşılan rivayetler GöfcTGrkter'in erken tarihlerini efsanelerle karıştırmaktadır. Ancak kurttan türeme geleneğinin Asya Hunları arasında da mevcut olmadı ve &ırt atanm Türkleri, dar, geçt>nez fardan selâmete ulaştırdığı 'rivayetinin 3. asırda Tabgaçiar da da görünmesi Çök-Türklerln eskffiğinf ve Türk toplulukları îte yatati ftgteini ortaya koymakta bulunduğu gibi, Aşına ailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katfîâma uğramış olduğu r&ayetf'de Gök-Tüfk erken tariffIRde mahiyetini İyi bilmediğimiz bfr falanın hâtırasını saklamaktadır. Kurt atajrtancı dolayısıyla Gök-Türk hakanlık aiârreti. altından kurtbaşfif'sancak olmuştur. Gök-Türkler'in tarih sahnesine çıkaktan anlarda Juan-Juanlar'a tâbi olarak, Aitay dağlarında an anevi san'atlan demircilikte uğraştıkları ve Juan-Juan devletine

silâh imal ettikleri biliniyor. Fakat o zaman dahi dağınık değildiler. Çou-shu (Çin yıllığı, 550-557'den) ya göre, Gök-Türk devletinin kurucusu Bumın (Çince'de, Tümencin atası olarak gösterilen A-hien, "şad" unvanını (Bilge şad) taşıyor ve Bumın'dan hemen önce .gelen Tu-wa adlı başbuğ da Ta-ye-hu ("büyük yabgu") olarak tanınıyordu. Demek ki Türk kütlesinin Juan-juanlar'a bağlılığı "fedaratif" mâhiyette idi. Bumın daha 534 yılında kuzey Tabgaç (Wei) idarecileri ile siyâsî münasebet kurmuş, 542'de akıncılarının başında Huang-ho nehri yakınlarında görünmüş ve 545'de batı Tabgaç hükümdannın gönderdiği et^rl imparatorluktan nezdimize 'hey'et geldi, devletimiz bundan gurur duyar" sözleri jfe karşılanıştı, Gök-Türk hanlarından Işbara, 585 deki bir konuşmasında Gök-Türk devletinin "50 yıl önce" kurulduğunu söylemiştir ki, bu da 535 tarihine düşer. Ancak Bumın'ın 546'da Juan-Juan devletine karşı bir Tötes ayaklanmasını bastırdığı için, o devlet hükümdarı ile eş-değerde olduğunu göstermek maksadı ile, onun kızıile evlenmek isteğinin kabaca reddedilmesi üzerine üst-üste vurduğu darbelerle Juan-Juan devletini çökertip arazisini tamamen işgal ettiktensonra resmen "il-kagan" unvanını alması ve böylece, merkezi, eski büyük Hun imparatorluğunun başkent bölgesi, Ûtüken (Orhun ırmağımı hemen batısında, 47. enlem101. boylam'da) olmak üzere hakanlığı kurması 5Ş2 yılında vâki olmuştur. Devletinin batı kanadını kuruluşta kendisi ite birfıkte çalışan küçük kardeşi İstemime. SYabgu^ühvanm* taşımafc^«iolayısıyia doğu kanadınınyüksek hâkimiyetini tanımak üzere veren Burmn devleti kurduğu yıl içinde öldü. istemi batıda fetihlerine devam ederken, Ötüken'de iktidara gelen, Bumın'ın oğluK'o^o (Kara?) ve bunun erken ölümü üzerine hâkim olan, Bumın'ın diğer oğlu tou-kan (553-572) zamanında devlet, haşmetti çağına ulaştı. Heybetli görünüşü, parlak mavi gözleri, kudreti ve huşuneti Çin kaynaklarında belirtilen Mu-kan Kağan, son bir darbe ile Am juanlart tarihe mâl ettikten sora» (555k*n-tanlar'ın «e Kırgızların ülkelerini Gök-Türk hâkimiyetine bağladı. Çin'de Batı Tabgaçlan'nın yerine geçen Chou hanedanı ile. yeni kurulan fei hanedanını baskı altına aldı. Istemi'îröı harekâtına karşı, Çin'den yardım* isteyen Ak-Hun-Eftalit devletine ve Mâveraünnehir talkına Çin askerî desteğini önledi. 564'de Şan-tfdeki-.TM başkenti Tsirvyang't muhasara etti ve kızı prenses Aşına'yı Chou imparatüu ile evlendirdi (568). Kaynakların bildirdiğine göre, geniş ülkelere ve 100 bin kişilik bir orduya sahip olan Gök-Türk hakanını, Çin İmparatoru akrabalık kurma yolu ile teskin etmiş oluyordu. Mu-kan'ın emrindeki kuvvet hakanlığın doğu kanadır* ordusu idi. İstemi (552576 tlnce'de Şe-ti-mi) kumandasındaki öteki ordu ise kenefi bölgesinde hareket hâlinde f& Kısa zamanda, Altayiar'ın batısın» tetk Göl ve Tann Dağlan1™ kadar hâkimiyetine alan istemi, geniş çapta askerî ve sıyâs* faaliyetleri neticesinde temas kurduğu Sâsânî imparatorluğu ve Bizans gibi Ortaçağın en büyük İki devletim Göktürk politikası İzinde yürütmek suretiyle, Türk hakanlığım bir dünya devleti payesine yükseltti. 561 yılında. Ak-hun-€ftalitler üzerinde yaptığı ilk baskı tecrübesinden sonra, bek transit ticaretini elinde tutan bu devlete karşı Sâsânî imparatorluğunu tabiî müttefiki olerak gören İstemi. Şehinşah Anuşirvan Âdil ite andlaşma akdetti Bu vesile ile kızı. Anuşirvan ile evlenerek Iran sarayına ımparatonçe oldu. Müttefikler tarafından sıkıştırılan Ak-Hun- EftaHt devleti yıkıldı ve toprakları Ceyhun (Amu Derya)smır olmak üzere M imparatorluk arasında paylaşıldı (564). Mavera-

130

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

İSİ

ünnehir. Fergana'nm bir kısmı, Kaşgar, Hoten vb, Gök-Türkfer'e intikal etti. Bu suretle iç Asya ipek kervan yolu üçüncü kere Türklerin eline geçmiş oluyordu. Ancak Anuşûvan bu bölüşmede, zaferdeki katkısına nisbetle "arslan payı" nı almış olmasına rağmen, pek memnun değildi,kervan yolunun Mâveraünnehir güzergâhım da ele geçirmek istiyordu. Bu maksatla, kendi ülkesinden Akdeniz limanlarına ve Bizans'a yapılmakla otan ipek nakliyatını durdurdu. Böylece hem ipek ticaretinin ünlü kervancıları olup son taksimde Gök-Türkler'e bağlanan Sogd (Semerkant bölgesi) ahalisinin faaliyetini baitalıyarak, huzursuzluk çıkartmak, hem de Türkfer'i ipek transit rüsumu gibi yüksek bir gelirden mahrum etmek düşüncesini tatbik mevkme koydu, istamfntn gönderdiği elçileri hile ile öldürttü. Uzlaşma ümidini kesen İstemi Bizans'a döndü ve İstanbul'a, Sogdlu ipek taciri ve diplomat Maniah başkanlığında bir heyet gönderdi (568). Tarihte bu, Orta Asya'dan Doğu Berna'ya giden ?ik resmî heyet kü. İpek meselesi Gök-Tûrkler kadar Bizans'ı da ilgilendirdiği için, hattâ Sâsâhî aracılığından kurtulmak üzere, nakliyatı Hind denizi yoluna teksif etmek maksadı ite güney Arabistan'daki +fimyerî devleti ite temaslar aramış otan Bizans' ta, imparator ff Justinos, Türk elçilerini alâka ile karşılamış, isteminin gönderdiği Iskstçö" (Türkçe) mektubu okutmuş ve Maniah'm ağzından teşebbüsün ciddiliğini anlamıştı. Bir ittifak andîaşması yapmak üzere umumî vâİi 2emarknos başkanlığında bir heybeti yola çıkardi {566 Ağustos başı). Türk elçileri ile birlikte Karadeniz-Ka&asiar-Hazar Denizi-aral Gölü arasından Talaş yolu ite Tanrı Dağlan'nda Ak-Oağda istemi (Bizans kaynaklarında, Dizabulos, Dilzibulos, Silziouios, Sîembis; Aî-Tabari'de Smcibu) mn huzuruna gelen Bizans elçilerinin hatıraları (Bizans tartf*Vwww *5enanaro$- 6. asır sonlan- ve Th. Simocattes -7. asrın ilk yansı-) da Gök-Tûfk i «ayauri». kudret ve ihtişamını gözler önüne sermesi bakımından pek ktymetli bir vesikadır. İstemi Bizans ite işbirliği yaparak Anuşirvan't ipek yolunu açmağa zorlamak gayesini güden siyasetinde başarıya ulaşmış, 571 yılında SâsânîBizans çatışması başlamışa. Fakat bu savaşa Gök-Türkler'in katıldığına dair bir aîâmtl yoktur Ancak Anuşirvan'ın oğlu okıp. Gök-Törk prensesinden doğduğu için "Tûrk-zâde* ötye anılan IV. Ormuzd (57&-590)'un son yıllarında (588'ierde) mâdahâte editnvçtövBu geç katışm sebebi» Ğök-Türklerl M savaşa Iş&rak için tazyik eden Bizans'tı QönöBt<^0 müteaddid elçilerden biri olan Valentinos'u 576'da Aral Gölü havalisindeki Türk bölgesinde karşılayan Törk-şad'ın sözlerinden anlaşılıyor. Bu Tûrfc prensi faizans'ı. Gök Türklerin af edilmez hasımları olan Avariarı (Varhonfr îa= Uar-huni) himaye etmekle ve "kılıçla değil, atların ayakları altında karınca gibi ezilerek öldürülmeği hak eden* bu kavme bannacak yer vermekle suçluyordu ki, bu doğru idi. Is*©mi*n*n siyasetinin diğer ve daha mühim bir neticesi de şu olmuştu: 19 yıl sürmüş olan (571-590) Sâsâni-Bizans mücadelesinden sonra da iki imparatorluğun arası düzelmemiş birbirini takip eö&n karşılıklı istilâlarda nihayet imparator Herakiaious'ıjn SâsânT başkenti; Madâin (Ktesiphon)'e kadar uzanan seferleri (622-628) Sâsânî imparator tuğunun son mecalini de kırmışbr ki, Kur'an'da bile işaret olunan bu durum İsiâmıyetin kısa zamanda iran'da hâkimiyet kurmasını kolaytaştımraştu. Gok-TÖfk imparatorluğunda^ İsîemi'nin fealryeti dahil bütün askerî- siyâsî teşebbüslerin, adma yapıldığı hakan Mu-kan 57?de öldü. DevM muazzam tfr genişliğe ulaştıran bu büyük hükümdarın (Çin kayıtlanna göre Hakanlığın genişliği

doğudan batıya 10 bin •li" ve kuzeyden güneye 5-6 bin T 10,5 milyon km 2 civarındadır) hatırası Orhun kitabelerinde akisler bulmuştur: "Dört tarafa ordu sevk edip kavimleri hep itaat altına almış.başlılara baş eğdirmiş, dizlilere diz çöktürmüş; ileride (doğuda) Kadırgan dağlarına geride (batıda) Temir Kapıg (=Demirkapı, BelhSemerkand yolu üzerinde, 12-20 metre genişlik ve 3 kilometre uzunluğunda)a kadar- Türk Milletini-hâkim yapmış; -bu ülkeler arasında Kök-Türk (Kavmi) idi-oksız (Hür ve müstakil) oturur olmuş, bilge kağan imiş, alp kağan imiş, buyruk ve beyleri,kavmi (bodun) hep bilge ve cesur imişler..." Ötüken'de tertiplenen büyük cenaze törenine hususî heyetlerle katılan komşu devlet ve kavimler (Çin Tibet, Apar= Apurım, Kırgız, Üç-kurikan, Otuz-Tatar, Kitan, Tatabi) arasında Bizans imparatorluğumun da bulunmuş olduğu anlaşılmaktadır. Mu-kan'ın yerine kardeşi T'a-po (Tapar?) geçti (572-581). Kudretli hakanlığın yeni hükümdarı, kendini tebrik etmek Özere hediyelerden başka 100 bin top ipek gönderen Choü imparatoru fle, tebrik için çeşitli hediyelerle birlikte başkumandanını göndermek suretiyle hususî bir itina gösteren, Chou'Iarın rakibi, Tsi imparatorluğuna "Oğullarım!- efiye hitap ediyordu. Bu, bütün kuzey Çfnln Türk himayesine alındığını göstermekte idi. Ülkesinin genişliğinden dolayı hakanlığın doğrudan doğruya kenefi idaresindeki kanadıni Bdye ayırarak, doğusuna, kardeşi K'o-teflnun oğlunu, batısına da küçük kardeşi Jo-ten'ı *Han* unvanları ile tâyto eden, İstemi de e'sasen kendisinin yüksek hâkimiyetini tanımakta olduğundan, ulu hakan durumuna yükselen T'a-po, bir Tsi prensesi ile evlenmek düşüncesine kapıldı ve ayrıca Türk topluiuğulçîfi-Ziararlı cihetleri önceki devirlerde Heri görüşlü Türk idarecileri tarafından ortaya konulmuş olan Buda dinini, - bir budist misyoneri (Jnagoupta)'nın telkinlerine kanarak, memlekette himayeye kalktı; bîr budist tapınağı ve bir Budfttıeyköî yaptırdı. Gök-Türk haşmeti zevale yüz tutmuş gibi idi. Tapo dış siyasette de yanlış adımlar tattı. Ts^ler 575 de TcHn hanedanı tarafından y*kıldığı zaman, oradan kaçarak kendisine sığınan bir Tsi prensini *Çin kağanı' Hân etti. ChouJa^la itfate^^çtlmasına sebep olan bu durum karşısında kalabalık bir ordu 1te, Pekin bölgesine üerJeyen Ta-po kendisine yeni bfr Ç&û prenses vaad edilerek durduruldu (579). Ancak prensesin verilebilmesi içi» Chou hükümdarı, "Çin KağöiWrlW prensinin kendisine teslimini, istiyordu Bir av esnasında bu prensin'Chouîar tarafından teaşınlmaaına göz yumulması millet nazannda hâkanan itibarını büsbütün sarstt. Gök-Türk birliği ve kültüründe mühim çatlakların belirdiği bu yıllarda diğer mühim bir hâdise de İstemenin ölümü oldu (576) Resmî unvanı "Yabgu" olması gerekirken (kendisine bağiı batı Gök-Türk halkı bazen Yabgu Türkleri %öde anılıyordu), kitabelerde bHe "Kağan" diye zikredilen bu büyük şahsîyi öiüriiühü.yukanda adı geçefiTürk-şad'ın sökerinden öğreniyoruz. Türk-şad'ı aMriandHn hususlardan biri de, ölen "atasının yas günlerinde Türkler'in rahatsız edilmeleri idi. Yol hatıralan Gök-Töfls hakanlığının batı bölgelerindi kavimler bakımından çok möhim olan elçi Valentinos'a Wtaben yapılan bu konuşma ayrıca Türk fütuhatının hem şeklini, hem felsefesini açıklamak itibarîyle büyük değer taşımaktadır: "Ben esirierimiz olan Uar-Huni (Avarelerin hanglyoldan Bizans'a git*l»**6Wyörum. Khyeperin, Meriçln nerede olduğunu, Tuna'rtm nereye aktığını da biliyorum. Gün doğusundan gün battsma kadar ülkeler bize diz çökmüştür. Atanhrl, Ori-Ogurlah görüyorsunuz. Bize karşı gelmek cesaretini gös-

132

TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

133

terdiler, fakat üroıdleri boşa çıktı.Roma'ya da geleceğiz*. Gök-Türk sınırlarının Kafkasya'nın kuzeyine kadar uzandığım ortaya koyan bu sözler Bizans'ı açık bir tehdit mânasını ifade ediyordu. Ancak Türk-şad lâtife yapmadığını gösterdi. Kırım'da Bizans'a âit ünlü Kerç kalesi Türk kuvvetleri tarafından zapt edildiği zaman Doğu Roma elçileri henüz Gök-Türk topraklarında idiler (576). Bu, GökTürk hakanlığının Mançurya sınırlarından Karadeniz'e kadar uzanarak genişliğinin gaye haddine ulaştığ* tarihte Istemi'den sonra yerine geçen oğlu Tardu (576-603) (Çincesi Ta-teu, aslında bîr unvan), cesareti ve savaş severliği ile babasına benzemekte idi ise de, ihtirası yüzünden. T'a-po Hakan'ın açmış olduğu ayrılık çizgisini büsbütün derinleştirdi. Çinliler, onun bu zaafından faydalandılar: önce, hakanlığın kendine verilmemiş olmasından dolayı küskün olan Ta-lo-pien'i (Mu-kan'ın oğlu) T'a-po'ya karşı kullanarak Tardu'nun yanına gitmesini telkin ettiler. Halbuki Mu-kan bile bu oğlunu tahta namzed göstermemiş idi, çünkü annesi asîl (Türk soyundan) değildi. Ulu hakan T'a-po 58? de ölürken, kendi oğlu yerine, onun hakan olmasını arzu ettiği hâlde, danışma kurutu (Devlet meclisi} bunu kabul etmiyerek, K'o-lo'nun oğlu işbara (Çince'de, Şa-po-tue) 'yi hakanlığa getirmişti. Çin, Gök-Türk!er arasındaki anlaşmazlığı körüklemeğe devam ediyordu, Ta^opien Bat* Yabgusu Tardu'nun yanında, yeni ulu hakan ile mücadeleye hazırlanırken, İşbara da o sırada, Choular yerine iktidara gelerek, Çin'de 350 yıldan beri ilk defa s.yâsi birfîk tesis eden Sut hanedanı (581-618) ndan kendi ailesinin intikamını atmak isteyen kansı. Chou prensesinin telkinlerine kapılarak, Çin'e kuvvet sevk ediyor, Su? imparatoru Wen-fc de eskiden beri Çin şehirlerinde ticaretle uğraşan ve dosîkık münasebetleri .çerçevesinde, imtiyazlara sahip 10 bin kadar Türk'ü Çin'den uzaklaştırıyordu. Buna karşı işbara'nın ordusu ile Çin'e girmesi, Çin desîse faaliyetinin kestfleşrnesine yol açtı. Wer># derhâl Tardu'ya altur* kurt başlı bir sancak göndererek onu Gök-Türk ulu hakanı olarak selâmladığım bildirdi, ihtirası alevlenen Tardu, Çin'e karşı ortak hareket teklif eden İşbara'nın bu isteğini önce reddetti ve tşbar», Gök-Türkier'i gayet iyi tanıdığı anlaşıldı diplomat-general Ç'ang Sun~şeng ile mücadele etmek ve bu ÇinfiYıfa Türk kumandanları arasına soktuğu nifak ite uğraşmak mecburiyetinde kalırken, Tardu, hakanlığın doğu kanadının yüksek hâkimiyetini tanımadığını ilân etti (582). Böylece imparatorluk resmen ikiye ayrılmış oldu. b-Doğu Gök-Türk Hakanlığı Zor şartlar altında İşbara dengeyi büsbütün kaybederek, ordu mensupları arasında, Ta-lo-pien'e bağiı olduklarını zan ettiği yüksek rütbeli kumandanları vazifeden uzaklaştırmağa, hattâ cezalandırmağa başladı. Neticede bu askerlerle, prenslerden bazıları Çin'den yardım istemek zorunda kaldılar. Etrafında korku ve nefret uyandıran işbara üa, kendi kudretinden çok şey kaybettiğini, esefle gördüğü için bizzat, Sui hükümdarına müracaat ile barış dileğinde bulundu. Teklifi sevinçle kabul eden Wen-ti'nin derhâl yolladığı elçilerin başında yine Ç'ang Sun-şeng bulunuyordu. Başkentte Hâtun'un ve diğer Türk iteri gelenlerinin önünde bu Çinli, Işbara'ya hakaret edecek kadar ileri gitti ve "Çin İmparatorunun oğlu" olduğunu kabul eden hakanı "Ç'en' (bende) ilân ettikten sonra memleketine döndü. Doğu hâkanlı-

ğı resmen Çin tâbiyetine girmişti. İşbara imparatora yazdığı 585 tarihli* mektubunda şöyle diyordu, "Sui imparatoru dünyanın gerçek hükümdarıdır. Gökte iki güneş olmadığı gibi, yerde de iki hükümdar olmamalıdır vb.". Gök-Türk hakanlığının parçalandığı, tâbi kütlelerin ayaklandığı, Türklerin Çin'e ilticaya başladıkları, Türk hükümdar ailesi mensuplarının birbirine düştüğü bu karışıklıkta İşbara öldü (587). Yerine geçen kardeşi Ye-hu ve arkasından Devlet Meclisi'nce hakan ilân edilen Tülan (588-600) zamanlarında durum düzelmedi. Meşhur Ç'ang Sun-şeng, Gök-Türk hakanlığını büsbütün çökertme yollarını gösteren raporlar hazırlıyarak imparatora takdim ediyor, elçi olarak geldiği Ötüken'de türlü desiselerle Türk hanedan üyelerini karşı karşıya getiriyordu. En büyük yardımcısı da, önce Ta-po'nun sonra İşbara'nın, nihayet Tütan'ın öldürülmesinden (600) sonra, Çin'in muvafakati lie tahta çıkarılan K'i-min (600-609)'in karısı dan Çinli prenses Ts'ien-kien îdi. K'i-min, bu defa, Doğu hakanlığını kendi idaresine almağa çalışan Tardu'ya karşı kuffaralrr&kta idi. Bu K'i-min de imparator Yang-öVe gönderdiği Wr mektupla 'Haşmetpenâh'ın âciz bir bendesi" olduğunu, hattâ, vaktiyle İşbara'nın bu© reddettiği Türk kavmirtf-ÇinBter gibi yapmağa hazır olduğunu" yazabiliyordu. Ancak, ölümühden sonra yerine geçen oğlu Şi-pf (Shih-pit 609-619) Gök-Türk haysiyetini biraz kurlârabfldî: Bir Çfnfi ptenses ile evlenmekle beraber bunu, Çfrfln Göl^TOr1frİ<sH#^nemü^'ıalesini önleyen bir paravana olarak kullandı. 5-6 yeisinde Doğu Hakanlığı topraklarındaki dağınıklığı giderdi, batıda Tibet'e kadar, doğuda Amur nehri'ne kadar tekrar itaat altına aldı (615) Durumdan telâşa düşen imparator, Türk hanedan azası arasında ihtilâf çıkarmağa dayanan değişmez Çin plânını yeniden tatbike başladı: Bu defa akıl hocası, hususî desîse raporları hazırlayan ve batı için yazdığı eserler başlıca kaynaklardan sayılan elçi Fei-chü idi Hakanın küçüKkardeşiÇ'i-ki-şad'a "hakanlık" teklif edildL Fakat müMnİn perişanlığını ve Çin tahakkümünün rezaletlerini gören bu genç, teklifi kendisine vaad edilen Çinli prensesle birlikte ışddetti, Çinliler başka bir yol denediler; Gök-Türk kumandanlarından baini pusuya düşürerek öldürdükten sonra. Hakan'a, onun muhalefet maksadı ile kendilerine müratcaatetöğini, fakat "aradaki dostluktan dolayı" ortadan kaldırılmasını W0un bulduklarını bildirdiler. Gaye Hakan ŞHpi île Gök-Türk şeflerinin araşır» açmali, Hakan bu oyuna da gelmedi. Son hâdisenin .ÇîrvTürk anlaşmaşp bozduğumu H©rı:şürerek yıllık haracı kesti, savaşa hazırlan*. Plânı, kuzey eyaletinde geziye sıkmış olan imparatoru baskın ile yakalamadı. Fakat baskın haberi Ötüken'de bulunan ve yukarıda sıra jto öç, hakana zevcelik ettiğini söylediğim» Çinli prenses taratmcten, gizlice Çin'e ytaşönUbö* tpı* sûr*atie geri dönmeğe çalışan imparator, takipçi Gök-TOjk süvarüe&terafından Şan-si'de Yenmen (bugün Tsü-hien) şehrinde kuşatıldı. Ye'şîndep ağladığı «vayet edilen in3§watakYang-ti'nin imdadına yine mahut prenses yetişti: G^^f^çK ülkesinde büyük ttr isyan çıktığı söylentisini yayaraH Tj&k ordusunun geri çekilmesini sağladı (615). Yan-ffnİn son durumu Çin'de karışıklıklara sebebiyet veıdi ve ona karşı muhalefet gittikçe arttt Bu defa da ÇiıtfUeri gelenlerinin Gök-TC^te^e sığınmalarına şahit olunuyor ve Şi-pi Hâlöfe Çirtölefta siyasetini kendilerine karşı tekrarlıyordu/Çin sarayım yağmalayarak aldığı kıymetli eşyayı Gök-Türk Hâkanfna sunan mülteci Liang ShMı/yu, Şi-pi 'ÇTın Kağanı? «an ederek (6f7> kendisine bir kurt başlı sancak verdi. Uu Wu-chou adlı diğer bir kumandanı da "Batı Çin Kağanı" yaparak, Sui'lere karşı

134

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

135

sefere çıkardı. Bunlar arasında, tarihî bakımdan en ehemmiyetlisi Çin umumi valilerinden ü-yûan'ı himayesine alıp desteklemesidir ki, andlaşma gereğince Türk ordularının yardımı ite Sui'leri iktidardan uzaklaştırdıktan sonra Ch'angan'daki imparatorluk servetini hakana takdim eden, ayrıca 30 bin top ipek ve yıllık vergi vermeği taahhüt etmiş elan ü-yüan, Çin'de 300 yit kadar hüküm süren meşhur T'ang sülâlesini (618-906) kurmuş ve kendisi İmparator olarak Kao-tsu unvanını almıştır: Şi-pı*den sonra hakan olan Ç'u-lo (619-621) kardeşinin sert siyasetini takip ediyor ve Hakanlığa karşı tutumu tosa zamanda değişen T'ang imparatoruna karşı Sui sülâlesini canlandırmağa kararlı bulunuyordu. Fakat karısı Çinli Prenses l-ç'ing tarafından zehirlenerek öldürüldü. Hakan olan kardeşi Kie-li (621-630) kifayetli bir adam değildi Hain prenses l-ç'ing ile evlenmiş, ağır dille yazdığı mektuplarla imparatoru tahrik etmişti. Karısının tesiri altında idi. Plânsız, tâbyesiz, sadece cesarete dayaman askeri teşebbüslerinde bir iki defa mağlup oldu. Tutumu millette emniyetsizlik uyandırdı. Sir-Tarduşiar, Bayırkuiar, Uygurlar isyan ettiler (627). Vaktiyle Türk himayesine sığınmış olan bir çok Çinli T'ang imparatorundan af dileyerek memleketine dönüyor, K'i-taniar ve başka kavimler Çin ile temaslar arıyor ve sınır bölgelerinde Çin'e bağlanıyorlardı, imparator Tai-tsung (627-649) Türkler'e vura» caği darbe içtn vaziyetin olgunlaşmasını bekliyordu. Hakan kuşattığı bir şehir önvryöe mağlûp olarak çekilirken yakalandı, muhafaza altında Çin başkentine gönderildi (630). Tat-tsungun kendkıt Türkler'in Gök Kağanı* ilan ettiği 630 senesi Doğu GökTürk fsttkJatintn sonu kabul edilmiştir. Hakanlığa bağlı kabileler ve yabancı topluluklar dağthyor, Gök-Türk prensieri etraflarına kuvvet toplayabilecek kimseler olmadıklarından, herkes başının çaresine bakıyor, Türkler Çin'e sığınıyorlardı. Gerçi Aşına ailesinden *kağan"iar birbirini takip etmekte idi, fakat bunlar artık Çin sarayının emrinde, sadakat ziyaretleri yapan, hediyeler sunan, imparatorlardan türlü ünvanJar aten birer kukla idiler Gok-Türkier'ın acıklı durumunu, Çin sarayında Türkler'e karşı ne yapılabileceği hususunda, İmparator huzurunda cerayan eden münakaşalardan anlamak mümkündür. Neticede kuzey Çin'in Sed boyunda "6 eyalet" bölgesinde Türkfer'in yerleştirilmesi kararlaştırıldı. Bu suretle belki Türfcter'in ÇMleşeceği umuluyordu. Fakat 680e kadar geçen 50 yıl devamınc*. Türk milleti kendini unutmadı, ilini, ört ve âdetlerini korudu, tarihin şanlı hatıralarını ruhunda yaşadı 8u arada ufak çapta başkaldırmalar oluyordu. Meselâ Aşına ailesinden bir prensin Aitaylar'da Töık hakanlığım ihyaya çalışması (646-649), yine Q6k-Türk flS* kümdarlan soyundan tb-çfnin Ort-oKlarm başında "kağan* ifân edilerök, (676673), Çin'e karşı Tibetlilerle ittifak etmesi. Çinliler tarafından şidettle bastırılan bu hareketler arasından en çok hayret verici olan, 639 yılında Kür-şad'ın ihtilâl teşebbüsüdür. T'ang imparatorunun saray muhazıf kıt'ast subaylarından olan, Gök Türk prensi Kür-şad (Çince'de Kie şâ-şuai) Türk devletini ihya etmek için 39 arkadaşı ile gizlice bir cemiyet kurmuş ve önce bas geceler tek başına şehirde dolaşan imparatoru yakalamağa karar vermişti. Fakat plânın tatbik edileceği gece ansızın patlayan fırtına yüzünden imparator saraydan çıkmadı. Kararın geciktirilmesini mahzurlu gören Kür-şad ve arkadaştan bu defa doğruca saraya yürüdüler. 40 Türk sarayı ele geçirip başkente hâkim olmayı düşünüyorlardı. Yüzlerce muhafız telef edildi ise de dışarıdan sevk edilen ordu îte başa çıkılamadı. Şehir yakınındaki

Wei ırmağına doğru çekilen Kür-şad ve arkadaşları yakalanarak öldürüldüler. e - Batı Gök-Türk Hakanlığı 582 yılında Doğu hakanlığı ile resmen ilgisini kesen Tardu, her iki kanadı kendi idaresinde birleştirmek için gayret sarf ediyordu. Doğu hakanlığına baskı yapan Çin'in Tülan hakana karşı kardeşi, Tu'lPyi tutarak iki kardeşi çarpıştırması üzerine Tardu Çin'e yürüdü. Kuzey Çin'de başarılarla ilerlerlerken yukarıda adı geçen gene-rai-diplomat Ç'ang Sun-şeng'in oyununa kurban oldu. Bu ÇtoS Türk ordu efradı ve atlarının geçeceği yollardaki suları, pınarları zehirlemişti. Tardu böyle bir şeyin yapılacağını hatırına getirmediği için ağır zaiyat ve telefat verdi. Çekilmek zorunda kaldı (600). Bu tarihe kadar Tardu Kağan batıda pek çok başarılar kazanmış, Höteh bölgesini İmparatorluğa bağlamış, Şehinşah IV. Ormuzd Türkzâde" (579-590) zamanında, Bizans-Sâsânî savaşlarında, Iran iç-işlerine müdahale etmiş, bir Türk başbuğu Derbendi-kuşatırken diğer bir Gök-Türk ordusu Herât, Badgis havalisine girmişti. Bu orduyu durduran ünlü Sâsân? kumandanı Bahram Çupîn'in isyan edip Ormuzd'ı tahttan indirip oğlu Husrav Parviz'i tahta çıkarması, fakat bunun da kaçması üzerine, Bahram'ın kendisini "Şehinşah* Hân etmesi Sâsânî imparatorluğunu karıştırmış, Bizans'ın müdahalesi ile mağlup edilen Bahram sonunda hakana sığınmıştı. Böylece Tardu'nun bir yandan, kısa müddet için de olsa, her iki hakanlığı kendi idaresinde birleştirmesi (598'e doğru), aynı zamanda iran üzerinde hâkim bir durum kazanması, onun 598 yılında Bizans imparatoru Mauriacus'a gönderdiği mektupta ifadesini bulmuş görünmektedir: "Dünyanın yedi ırkının büyük şefi ve yedi ikliminin hükümdarı Hakan'dan Roma imparatoruna..". Çin kaynaklarına göre de, bu tarihte Tardu, Ötüken, kuzey-batı Moğolistan, Aral gölü havalisi, Kâşgar, Mâve-raünnehir ve Merv'e kadar Horasan sahaları üzerinde hâkim bulunmakta ve ulu hakan olarak "Bilge Kağan" unvanını taşımakta idi. Fakat Tardu Gök-Türk birliğini gerçekleştirmek için çok şiddetli davranmıştı. 601 'de Çin başkenti yakınlarında bir savaşta netice alamaması üzerine birçok Türk boyları ve yabancılar ayaklandılar. Tardu bunlarla başa çıkamadı ve Kökena'ur havalisinde kayıplara karıştı (603). Tardu'nun sahneden çekilmesinden sonra, memlekette isyancıların sayısı arttı, nizâm bozuldu. Doğu hakanlığında yeni bir kudret olarak beliren Şi-pi Kağan'a karşı, Tardu'nun torunu Sui'lerle İşbirliğine kalktığı ve hattâ ülkesini bırakarak Çin sarayında yaşamayı tercih ettiği için Şi-pi tarafından Çinliler'den teslim alınarak öldürüldü (619}. Devlet meclisi'nin hakan ilân ettiği, Tardu soyundan Şi-koei zamanında durum düzelmeğe başladı. Fakat asıl huzur.Tardu'nun küçük torunu olan Tong-Yabgu devrinde (619-630) görüldü. Çin kaynağı rang-shu'ya göre "akıllı ve cesur" olan bu hakan "mahir bir savaşçı ve seçkin bir tâbyeci" İdi. Orhun, Tola ırmakları ile Aral gölü arasında yayılmış bulunan Töiesler'i kendine bağlamış. İranlılar1! mağlûp etmiş, güneyde Kandahar'a kadar ilerlemişti, ordusu birkaç yüz tm iyi yay kullanan süvarilerden kurulu idi. Merkezi Talaş şehrinin 75 km. kadar güney doğusundaki ünlü Bin-yul (Bin-bulak= bin pınar mevkiinde idi. Tang-shu'ya göre "o zamana kadar batıda onun derecesinde kuvvetli olanı görülmemişti". Çin ile dostane münasebetler kurmuş olan Tong-Yabgu çağında Hindistan'a gitmek üzere Gök-Türk imparatorluğunu bir baştan bir başa geçerek yolları; şehirleri, dinî ve

136

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHÎ

«7

kültürel hayatı hakkında çok alâka çekici bir bilgi veren, Çinli budist rahip HiuenTsang. Tong Yabgu'yu da ziyaret etmiştir. Gök-Türk imparatorluğunun parlak bir devri yaşadığı yıllarda On-oklar ve Kartuklar isyan ettiler. Bunları kendi mevkiini tehlikede zanneden Doğu hakanı Kie-ii teşvik etmiş olmalıdır. Bir münazaa esnasında Tong-Yabgu'nun, hakanlığın batı kanadı başbuğu olan amcası Se-pî tarafından öldürülmesi (630) öfkeyi karıştırdı. On-ok'lardan Nu-şi-pi'ler Se-pi'yi istemediklerinden kendileri bir hükümdar seçmeyi tercih ettilerse de. Tong-Yabgu'nun oğlu Se-Yabgu üzerinde birleşildi- Bu defa Tölesler'in ayaklanması devletin Çin'e bağlanmasında birinci derecede âmil oldu. 630 senesi büyük Gök-Türk tarihinin en karanlık yılıdır. Doğu hakanlığı bu sene Çin'e boyun eğmişti. Batı hakanlığı da aynı tarihte aynı akıbete uğradı. Bundan sonra da Aşına soyundan bir sürü "kağan", bazan aynı zamanda birkaç "kağan1 Batı Gök-Türk gruplarının başında görülüyorsa da, bunlar Çin'in birer memuru durumunda idiler. Batı Gök-Türk ülkelerinin Çin'e ilhakı 658 de tamamladı. • İkinci Gök-Türk Hakanlığı 630680 arasındaki 50 yıllık zaman Gök-Türkler'in istiklâllerini kayb ettikleri bir matem devresi olmuştur. Her nekadar Orta Asya'da millet olarak Türkler varlıklarını, dil, inanç ve geleneklerini muhafaza etmişlerse de müstakil bir devletten mahrumiyet, "Bey olmağa lâyık evlâdın kul, hâtûn olmağa lâyık kız evlâdın cariye olma4 sı" Gök-Türkler için haysiyet kırıcı bir ıstırap kaynağı teşkil ediyordu. Millet şöyle diyordu: 'Ülkeli bir kavim idim, şimdi ülkem nerede? Hâkanlı bir kavim küm, şimdi nerede hakanım?". Kitabelerden anlaşıldığına göre, Gök-Türkler'i bu felâkete sürükleyen sebepler şu üç noktada toplanmaktadır: O Sonraki devlet ve idare adamlarının kifayetsizliği:"... Kağan bilge imiş, cesur imiş, buyrukları biJge imiş, cesur imiş, Beyleri de, kavmi de iyi imiş, böylece ülkeyi tutup töreye göre tanzim etmişler... Sonra kardeşler, oğullar kağan olmuş, küçük kardeş büyük kardeş gibi yaratılmadığı,oğlu babası gibi yaratılmadığı için bilgisiz kağanlar tahta oturmuşlar, buyrukları da bilgisiz, fena imişler... Türk beyler, Türk adını atmışlar, Çin beylerinin adlarını almışlar, Çin hakanına boyun eğmişler, elli yıl işlerini, güçlerini (ona) vermişler..." © Türk kavminin uygunsuz tutumu: Türk bodunu... Sen aç olduğun zaman tokluğu düşünemezsin, tok olduğun zaman açlık nedir bilmezsin. Bu sebeple hakanın iyi sözlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap, bitkin düştün. Müstakil hakanlığına karşı kendin yanıidın... Doğuya gittin, batıya gittin. Kutlu yurt Ötüken'i terk ederek gittiğin yerlerde ne yaptın? Su gibi kan akıttın, kemiklerin dağlar gibi yığıldı...", Türk bodunu kendi hakanını bıraktı, hüküm altına girdi. Hüküm altına girdiği içil) Tanrı ona ölüm verdi, Türk bodunu öldü, mahvoldu...". • Kurnaz Çin siyaseti ve yıkıcı propaganda: 'Çin kavminin sözü tatlı, hediyesi mülayim imiş, tatlı sözü, mülayim hediyesi uzak kavimleri yaklaştırır imiş. Sonra da fesat bilgisini orada yayarmış, iyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlı sözünü, mülayim hediyesine kapılan çok Türk kavmi öldü...*;"... Çin kavmi hilekâr kurnaz Olduğu için, küçük kardeşlerin büyük kardeşlere karşı ayaklanması, beylerle kavim arasımı nifak girmesi yüzünden Türk bodunu ülkesi yıkılmağa yüz tutmuş, müstakil

hakanlık sukuta uğramış,./; "..,-Çkt kağanı, Türk kavmi, (cana) bunca İşini gücünü verdiği hâlde, Türk kavmini öldüreyim, soyunu mahv edeyim der imiş, mahv etmeğe yürürmüş...". Gök-Türk tariflinin bu 50 yıllık fetret devrinin sonunda,kltabefer yolu ile çok iyi tanınan, Aşına soyundan, Kutiug (Çince'de Ku-to-to) feffldâl savaşma girişti (680). Türk Milteti'nin eski hür ve müstakil hakanlık çağının hasreti içinde olduğunu sezen Küflug, kendinden önceki mücâdeleleri fite takip «diyordu: ^'deki bazı Türk zümrelerinin aynı maksadla başa geçirdikleri Ni-şu-fu davayı kaybederek kesilen başı Çin başkenti Lo-yang'a götürülmüş (679)*, mücadeleye devam eden, yine Aşına soyundan Fu-nien kalabalık Çin kuvvetleri karşısında yenilerek 53 arkadaşı ile birlikte Lo-yang çarşısında idam edilmişti (Ağustos 681), Bu sırada Kuzey Çin'de bulunan ve Türk kütlelerinin derîn istiklâl iştiyakını gerçekleştirmek azmi ile ortaya atılan Kutiug. gizlece teşkilât kurarak etraftaki GökTürk ileri gelenlerini ve halkını vazifeye çağırdı. Sür'atle yayılan harekete katılanların sayısı kısa zamanda 5 bine yükseldi. Davete koşanlar arasında, fi. hakanlık devrinde Gök-Türkler'in ünlü devlet adamı ve kumandam Tonyukuk da vardı. Kutiug ile Tonyukuk önce, 681'de kuzey Çin'deki Yün-çu eyaletine baskın yaparak 30 bin civarında at, koyun , deve, elde ettiler ve yine gelenlerle kuvvetlenerek Gobi çölü İle Orhun ırmağı arasına çekildiler. Çugay Kuzı (Çince Çung-tsai, ötüken'in güneyinde)'yı yazlık ve daha güneydeki Kara-kurum'u kışlık merkezi yaparak hazırlıklarını tamamladılar. İlk hedefleri ötüken idi. Baykai götünün güney batısında yüksekçe dağlarla çevrili, mahfuz, müdafaası kolay, fakat etrafa akınlar yapmağa elverişli stratejik mevkide, iklimi mutedil ve otlağı bol bir yer olan ötüken yaylası Asya Hunlart ve 1. Gök-Türk Hakanlığı zamanında devlet merkezi olmuş, Törkler'in kutlu toprağı sayılıyordu. Dağınık Türk kütlelerini ancak, Türk devletçilik ruhunun yerleşmiş olduğu" ötüken etrafında toplamak ve idare etmek mümkün İdi Kutiug hareketinin gelişmesinden endişelenen Setenga ırmağı boytannctekî Oğuzlahn, tedbir olmak üzere K'Haniar'ia ve Çin ite ittifak teşebbüsleri, bir GOte-TOrk seferini tacil etti. Tonyukuk'un tavsiyesi ile baskın şeklînde Inekfer Gölü (Orhun'un kollan üzerinde) kıyısında kazanılan savaş (682) Oğuz tehlikesini ortadan-kaldııUi. Tarihî ehemmiyeti haiz bu muharebe Gök-Töffcteıin ötüken'e hâlâm olmalarını sağladı. Kutiug "kağan" ilân edilerek İHerigT (İl* devleri derleyip toplayan) unvanını aldı ve II. hakanlığı teşkilâtlandırdı: Kardeş» Kapagan (veya Kapgan)'ı "şad" diğer kardeşi To-sMu'yu 'VabgtT tayin eti İstiklâlin kazanılıp, devletin Jkt|Oi(MŞunda birinci plânda rol oynayan TonyukukU devlet müşaviri ("AyguçıB) ^pf, ve orduyu hazırlama, idare ve diploması işlerinin tanzimini ona tevdi* etti. *Y#nt hakanlığın önce Çin'i taamız hedefi olarak alacağı tabiî idi. Bir zafer akmlan resmi geçidi manzarasınrveren Çin seferleri bir yandan.bu eski ve "hilakâr* hasffrt daim! baskı altmda tutmak, diğer yandan, körpe Gök-Türk devletinin şiddette ihtiyaç duyduğu yiyecek, giyeoii» bilhassa at gibi zarurî madde ve vasıtalan elde etmek maksadını güdüyor*. Akınlar hep Pekin'den Kan^İ^a kadar olan sahaya: Çfn şeddinin hemen güneyinden Huang-hofıun güney mecrasına yakm yerlere kadar yayılan ve Çinliler'ftn "Çu" dedikleri garnizon ve eyâlet merkezlerine yöneltilmiş-

138

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

ıae

ti; 682'de Ping-çu'ya 8 deffi. 683'de Lan-çu'ya, Ting-çuV» Kuey-çu'ya, Yü-çuya ve Feng-çu'ya 10 defa, 684 de So-çu'ya 6 defa, 685'de yine So-çu'ya ve Hin-çu'ya 2 defa, 686da yine So-çu'ya, Tau-çu'ya 11 defa, 687 de yine So-çu'ya Çangp'ing'e 9 defa akın yapıldı (Pekin'in kuzey-batısı olan Çang-p'ing, Çin topraklarında ulaşılan en uzak bölge, Tonyukuk kitabesinde geçen "Şantung"). Bu seferler esnasında Çin valileri, kumandanları mağlûp edildi.orduları dağıtıldı, hemen her yerde mukavemet kırıldı. Büyük çapta zaferler Hin-çu'da (Nisan 685) ve So-çu'da jÇEkîm 687) kazanıldı. ı llteriş Kağan kuzeyde Kögmen (Tannu-ula) dağlarına, doğuda Kerulen, Onon nehirlerinin yüksek vadilerine, batıda Altaylar'a kadar uzanan sahadaki Türk ve yabancı kavimleri Gök-Türk idaresine almıştı (WF defa sefer etmiş, 20 kere savaşmış, Tanrı buyurduğu için düşmanları itaate almış, dizlilere diz çöktürmüş, başlılara baş eğdirmiş, Babam Kağan bu kadar ülke kazanmış...".Kitabeler I). Böylece Gök-Türk devletini yeniden kurup teşkilâtlandırarak, töre'yi tekrar yürürlüğe koyan millî kahraman llteriş, kutlu Ötüken yaylasında dalgalandırdığı altın kurt başlı sancağın gölgesinde öldü (692). Vaktiyle llteriş adtna dikildiği iddia edilen, Orhun'un güneyindeki Ongın kitabesinin 720'lerde dikildiği ileri sürülerek llteriş'e ait olmadığı belirtilmiştir. llteriş öldüğü zaman bM 8 yaşında (Bilge), diğeri 7 yaşında (Kül Tegin) olmak üzere iki oğul bırakmıştı. Kardeşi 27 yaşındaki Kapagan (veya Kapgan), hakan oldu (692-716). Çin kaynaklarında adı Mo-ç'o (Türkçe aslı, Bek-çor) diye geçen Kagan, Türk tarihinin büyük fâtihlerinden biridir. Tonyukuk devlet müşavirliği vazifesini yapıyor, kardeşi, yeğenleri ve oğulları yavaş-yavaş Gök-Türk hakanlığının seçkin simaları olarak beliriyorlardı., Kapagan Kagan'ın büyük ve uzak görüşlü bir devlet adamına yakışır plânları olduğu görülmektedir ki, esasları şöyle hülâsa edilebilir: a- Çin*? baskı altında tutmak. Bunda iki maksadı vard£Törk devletinin huzurunu korumak ve halka yetecek ölçüde ziraî istihsâl imkânları sağlamak; b- Çin'de dağınık hâlde yaşamakta olan Türkleri anavatana (ötüken) çekmek. Bunda da iki maksadı vardı. Türkleri yabana hâkimiyetinden-tartarmak ve Türk ökesinde askerî ve iktisadî gelişmeyi hızlandırmak; c- Asya kıt'asındanft kadar Türk yaşamakta ise, hepsini Gök-Türk birliğine bağlamak. Kapagan'ın bu siyasî ve iktisadî görüşleri onu sayılı Türk büyükleri arasında çok yükseltmektedir. Bilhassa & nokta çok dikkat çekici bir siyâsî kavrayış ifade eder. Genç, haşin ve ihtiraslı Kapagan, seferler ve zaferler dizisini 693 Çin baskını ile açtı. Üng-çu eyaletini şiddetle dlrbeledf ve aynı sene içinde aynı bölgeye yedi sefer deha tertipledi. Sonra Ordos'a akın yaptı. Askeri harekâtını yenliden U%çü*ya teksif ettiği yıtela (696'da), Şeng-çu'ya.*, Lteng-çu'ya-3/ yngrÇtt'ya «eefer yapmışta- Katanlarla Çin** bozuşmasını kendi lehtne değerlendirerek, Fang^üh paratoriçesi Wu'yu destekledi. Korkunç K'i-tanlar'ı Hopei bölgesinde ağır bir hezimete uğrattıktan (Ekim 696) sonra, imparatoriçeden isteklerini sıraladı: 100 bin "huş (hu= 12.5 kilo çeken ölçek) tohumluk darHZ-3 bin adet ziraat âleti, 10-fcin (T'ang-shu'ya göre 40 bin) fond demir, Çin topraklarında oturan (Çoğu Ordus'da "6 eyalet" arazisinde idi) Türkler'in anavatana iadesi. Sonra Kapgan Yenisey böl-

gesini işgal etmekte olan Kırgızlar'a yöneldi Mevsim kış (697-696), yol uzun ve meşakkatli idi, fakat bu sefere zaruret vardı. "(Kuvvetli Kırgız Kağanı) Çin ve On-ok kağanları ite anlaşıp, Altun ormanında (Altaylar'da ) toplanalım, ordularımızı birleştirdim Türk kağanına saldıralım, yoksa kağan cesur ve ayguçı'sı bilge olduğundan o bizi mahv eder demişler" (Tonyukuk Kitabesi).Kapagan île Tonyuyuk idaresindeki Gök-Türk ordusu 'kar sökerek ağaç dallarına tutunarak, bazan atları yedeğe alarak* yolsuz vadilerden Kögmen dağlarını aştı., Yenisey kaynaklarında Anı İrmağı Kıyısındaki Kırgızlar'ı bastırdı, "han* ı telef olan Kırgız ülkesi teslim alındı (697). Sıra üçlü ittifakta yer aldığını gördüğümüz Türgişfer'e (On-ok'lar) geldi. Fakat Çin, Kapagan'ın isteklerini sürüncemede bırakıyordu. 697 yazında hakan , mevcut duruma uygun olarak, orduyu ve idareyi yeniden teşkilâtlandırdı: Kardeşi To-si-fu'yu hakanlığın sol kanadı 'şad'ı, llteriş'in oğlu 14 yaşındaki Bilge'yi sağ kanad'a Tar-duş üzerine "şad" tâyin etti ve kendi oğlu BögO (Kitabelerde İnal Kağan, Çin kaynaklarında Fu-kü)'yü "küçük kağan1 yaptı. Bu suretle Türk imparatorluğunda iki cephe teşekkül etmiş, askerî kuvvetler de iki ordular grubu hâlinde tertiplenmişti. Kapagan Çin ile savaşa hazırlanırken, Inâl Kağan ite Bilge Şad emrindeki fakat gerçek sevk ve idaresi Tonyukuk'un elinde bulunan batı ordular grubu da On-oklar'ı devlete bağlamak vazifesini almışlardı. Çin elçilerine karşı Kapgan'ın şiddetli ve kararlı tutumu şimdilik doğuda bir silâhlı çatışmayı önledi. "Ma ş*o'nun kudretinden telâşlananÇin" den derhal Ûçbin ziraat âleti, 40 Wn V O #■ 10 **») tohumluk dar» gönderildi ve Yürkter anavatan topraklarına iade edildi (698), Büyük "kagan'ın plânlarından ikisi gerçekleşmişti. Ancak* Kapagan'»* kamı bir T'ang prensi ile evlendirmek arzusuna karşı, ımparatoriçe Wfc£nun, T'ang'lardan değil de, kendi ailesinden bir prensi darnad olarak ortaya söwne$ipden öfkelenen Kapagan, yanında bulunan Çin elçilik hey'etînden general Çen-çwvei {Tang sülâlesine mensup olmalı) yi ^Çin kağan*' ilân ederek, onunla biSikte aneoaıv fcıima gibi, Çin topraklarında göründü: Kue*-çu, T'an-çu. Plng^u, 3tt*çu, Ting-çu, Çao-çu eyâletlerine, aynı sene içinde (698) 30 defa çıkış yaptı. 100 bin kişilik ordusu tarafından, karşı koyan bütün Çin kuvvetleri ezildi, at sürüler», başta olmak üzere bol ganimet ve esir alındı. Qradan kuzeye yönelen Kapagan'a, Çin orduları kumandanı Şa-Ça-cung-i, emrindeki birkaç yüd>Wk kuvvetine rağmen.hücuma cesaret edemîyerek» Gök-Türk s^van tümenlerinin geçişini uzaktan seyrederken, ümidini kaybeden Çin sarayı da orduya gönderdiği gizli bir günlük emirle, 'kagan'ı bulup öldürenfc)* prens ilân edileceğini badtriyordu. Bu sırada tnâl İle Bilge tarafından sevk edilen batı ordular grubu da, Tonyukuk'un yüksek kumandasında. Atayla*-! aşıp Yanş-ovası {Cungarya)na doğru ilerlemiş ve BolÇfc^Uwgu gölünün güney-batı kıyısında; bugüeı Tokoi kasabasına "ateş ve fırtıne" gibi saldıran Türgiş kagantain kumandasındaki 10 tümeni (îpO bin kişilik) Ön-oklar ordusu üzerinde kesin zafer kazanmıştı (698). Türgiş hakanı U-çe-le'riin esareti, yabgusu ve şadının yakalanması ile neticelenen Bolçu savaşı. On-oktar'ın bütün To-lu ve Nu-şj-pi kabileler»», BalkaşX Işık göl. Çu ve Talaş bölgesindeki TürMer'i Gök-Türk birliğine bağlamış. Hâkanbğm sınırlan Taşkent.tf» fer-gana'ya dayanmıştı. Çîn kayıtlarına gûr*» "Mo-ç'o zaferlerinden gurur duymakta, imparatorluğumuzu hakir görmekte. Yüksek gayeleri var. Her tarafa ordular sevk ediyor. Arazisinin genişliği 10"J*ı 'V («aşağı yukarı 4500 taneden fazla. Bütün

140

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRKTARtHt

141

barbarlar. (»Çin dışındakiler) onun emri altında..." . Böylece vaktiyle Tardu'nun, Türk birliğini gerçekleştirdiği tarihten tam 100 sene sonra Kapagan Kagan'ın Doğu-Bat» hakanlıklarının topraklarını tek idarede toplaması yolu ile "dehşet verici Türk birliği ihya edilmişti". Ancak Kapagan'ın plânında 3. noktanın tamamlanması İçin Mâveraünnehir'in de zaptı gerekiyordu. Coğrafî mevki]. Udimi, verimli topraklan 8e zenginliği bütün kaynaklarda övülen Mâveraünnehir'de o sırada Gök-Türk ordularına karşı koyacak bir kuvvet yok idi. Türk soylu bazı ailelerin İdare ettiği "şehir krallıkları" 6751erden beri, nisbeten küçük Kuvvetlerle ufak çapta teşebbüslere girişen Müslüman-Arap kumandanlara ('Abdullah b Ziyad,Sa'id b. Osman, Musa, Mühelleb v.b.) başarı ife mukabele etmekte idüer Yine Tonyukuk'un yüksek kumandasında olmak üzere, "inal kağan" ve Bilge taraflarından sevk ve idare edilen, o sene henüz 16 yaşındaki Kül Tegin'in de dahil bulunduğu Gök-Türk batı orduları grubu Altaylar-Bolçu-Yarış Ovası "Kavimler kapısı' -Çu ve Talaş havzaları- Karadağ kuzeyi üzerinden inci (Seyhun= Sirderya) kıyılarına ulaştı ve nehri geçerek Mâveraünnehir'in Kızıl-kum çölüne daldı ve tam güney istikametini aldı. Ordunun bir kışımın, muhtemel bir yan hücuma karşı, İnal idaresinde burada bırakan Tonyukuk ilerledi ve ilk olarak Semerkand'ın güney doğusunda savaşa hazır bekleyen Sok kumandasındaki orduyu ezdi (701), esirler ve zengin ganimet elde etti: "san attın, beyaz gümüş, kız-kızan..." (Tonyukuk Kitabesi), aynı zamanda Çinlilere karşı da bir zafer kazanıldı: Bilge ile Kül Tegin, Keş şehrinin doğusunda. Ato-çub (Chao-wu) kavminden de aldığı yardımlarla 50 bin kişilik Wr kuvvet başında, Gök-Türkler'in ipek yolu geçiş hattına inmesine engel olmağa hazırlanan Çinfi general Ong-Tutuk (Wef Yüan-çung) u Idukbaşf'mevkiinde mağlûp ve ordusunu imha ettiler. Cesaret ve savaşçılığını ilk defa bu muharebede ortaya koyan KÜ! Tegin Çinli kumandanı, eli ile yakalayıp esir etmişti. Bu suretle engeller kalkınca Gök-Türk ordusu Tamir Kapıg (Demir Kapı)'a ulaştı. Burası, bilindiği gibi, M.O. asarlardan beri İran-Turan (Türk) ülkelerinin arasında tabi? sınır kabul edilmekte idi. Mâveraünnehir seferi münasebeti ile Orhun kitabelerinde ilk defa müslüman Arabiar (Tâzik) zikredilmiştir, iranlıların Araplar'a verdikleri Tazi adından (Tay adlı Arab kabilesinden) gelen Tazik, (Türkler tarafından, sonraları İranlılar için kullanılmıştı; Tacik), ozaman. Keş, şehrinde karargâh kurmuş olan, Horasan valisi, Mühelleb'in kuvvetleri île ilgili olmalıdır. Anlaşıldığına göre İnal kumandasındaki kuvvet bir Arap hücumuna karşı orada bırakılmış, fakat Mühelleb ordusu her hangi bir harekette bulunmamıştır. Diğer taraftan Kapagan Kağan Çin'e akınlarına devam ediyordu. 700'de Lungçu'ya "i sefer. TO^de Yen-çu, Hia-u. Şî-lfng, Hin-çu, Rng-çu bölgelerine 20 sefeı yaptı. 704'de Kül Tegin ile Bilge'nin de katıldıkları büyük Ming-şa muharebesinde Çaça Sengün (Şa-ça Çung-i) kumandasındaki 80 bin kişilik Çin ordusu hezimete uğratıldı ve hemen arkasından Lung-çu, Yuan-çu, Hin-çu'ya karşı 11 akın tertiplendi. T'ang imparatoru Çung-tsung yine bir günlük emir neşrederek, Kapagan'ı esir eden ve öldüreni "prens" unvanı ve 2 bin lop ipek vererek taltif edeceğini ilân ediyordu. Ayrıca bütün vazifelilere Gök-Türkler'i mağlûp etmek için plânlar hazırlamalarını emretti. Bunun üzerine sarayın yüksek memurlarından Lu Fu'nun imparatora

sunduğu raporda çare olarak: 1- Barbarlan birbirine karşı tahrik etmek, 2- Barbarları iki cephede birden savaşa zorlamak, yolları tavsiye ediliyor ve M.ö. 36 yılında Çr-çfinfn böyle yenildiği hatırteblıyortfcr; Bu arada, 649'dan beri Çin ile siyasî münasebetler kurmuş bulunan Basmıllar tekrar itaate alındı (704). 709'da Çik'ler ve Az'lar. (her iklşi de Kırgfölar'ın doğu komşuları) Bilge tarafından hakanlığa bağlandı. Gök-Türk ordularının uzaklarda meşgul olmasını fırsat biterek başkaldırmağa teşebbüs eden Kırgızlar'da Bilge-Kül Tegin idaresinde "mızrak boyu kar sökerek Kögrrien dağlarını aşan" Gök-Türk orduları tarafından Songa ormanında ikinci defa mağlûp edildi (710). Aynı yıl içinde Tola ırmağı civarındaki Bayırkular, Türgi-yargın gölü savaşında bozguna uğratıldı. 711 yılında yine Bolçu civarında Türgiş kuvvetleri darbelendi, han'ı, yabgu'su, şad'ı öldürüldü. Türgiş ülkesi ve "Kara Türgiş" halkı İtaate alındı ve bir Mâveraünnehir seteri daha yapıldı. Bunun sebebi, kitabelere göre, "Sogdak (Semerkand bölgesi) kavmini tanzim etmeli idi. Bu seferin icra edildiği yıllar (711-714) Mâveraünnehir'de meşhur Kutayba b. Müslim idaresindeki Arab ordularının kesin basanlar sağladığı devre tesadüf eder. Kutayba. Buhara'y* aldıktan sonra Sogd başkenti Semerkand üzerine yürümüş, 300 muhasara makinesi ile kuşattığı şehri, Türk asıllı "kral" Gurak'ı serbest bırakmak şartı 8e, testim almıştı (93/711-712). İslâm kaynaklarında bu münasebetle Mâveraünnehir halkının Türk hakanından yardım istediği böylece, Arablar'la mücadele eden müttefik Mâverraünnehir kuvvetlerinin başında bulunan Hakanın oğlu'nun bir gece baskınında bozguna uğradığı bildirilmektedir. Bu kayıt Gök-Türkler'le ilgili sayılmış ve mağlûp olanın Kül Tegin olduğu iddia edilmiş, mağlûp olan "Gök-Türk prensi"nin mutlaka Kül Tegin olması gerekmediği beyan edilmiş, son olarak da Kapagan Kagan'ın mağlûp olduğu düşüncesi üzerinde durulmuştur. Gerçekte ne Kapagan'ın.ne Bilge'nin, ne de Kül Tegin'in o sırada Mâveraünnehir'e gelmeleri mümkün idi. Zira onlar, hakanın şiddetli tutumundan dolayı isyan eden Türgiş ve Kartuklarla meşgui idiler (711-714). Ton-' yuRuk'da ^05'den beri faal vazifeden çekilmiş bulunuyordu* Esasen yukarıdaki iddialar, bahis mevzuu rivayetin, kumandan Kutayba'nm mensup olduğu Bâhila kabilesinden çıkmış olması, fakat, bü devir Mâveraünnehir islâm harekâtı bakımından ana kaynak durumundaki Ibn'ül-A'sam 'ül-Kûff'de böyle bir rivayetin geçmemesi, Orhun kitabelerinde bir savaştan değil, sadece bir "tanzim" keyfiyetinden bahs edilmesi ve bu husustaki Çin kaynaklan ile karşılaştırılmasından GökTürk orduiarının başka yerlerde bulunduğunun tesbiti sebepleri ile, doğrulanmamıştır. Bu duruma göre. 712 yılında Sogd kuvvetleri başında Araplşr'a yenilen kumandanın £ir Türgjş "hari'ı (daha doğrusu bir Türgiş başbuğu) olabileceği neticesine varılmıştır. Kapagan Kagan'ın gittikçe şiddetini arttıran, müsamaha tanımaz sertliği, huzursuzluğu arttırıyor, gördüğümüz gibi, bilhassa Tütâ boylarının ayaklanmalarına yol açıyordu. 711 yılındsKara^Tûıgiş isyanı KüKTegin tarafından bastırılmış ise de, aynı yılda başlayıp âienedea-fazla süren ve Çinin tahriki neticesinde bütün On ok-lar'ın katılmaları ite-tybe alevlenen Karluk isyanı hayli güçlük çıkarak İmparator Çung-feung'un Kan*su;eyaletierirtdeW orduların» Göfc-Türkler'e karşı seferber hâle getirdiği bu sıkıntılı günlerde, "Türkistan" daki yurtlarından kalkarak ötüken'e kadar sokulmağa muvaffak olduklafıenlaşılan Kartuklar ve müttefikleri ancak Kapagan,

141

TÜRK DÜNYASI EL KİTABI

TÜRK TARİHİ

143

Bilge ve KOI Tegm'in ortak harekâtı le Tamıg Iduk-başı (Tamir ırmağının kaynağı. Her yıl mayıs ayında Gök-Türkter'in büyük törenler tertipledikleri yer)'daki şiddetli savaşta mağlûp edilerek dağıtabildiler. Bir kısım Karluk kütlesi ve başkaları Çin'e sığındılar ve San-yuan bölgesine yerleştirildiler. Tamıg Iduk-başı muharebesi tam zamanında kazanılmış, Gök Türkleri iki cephede savaşmağa mecbur etmeği hedef alan Çm kuvvetlerinin Kartuklar lehine müdahelesi önlenmişti. Şimdi de Çin hazırlığın! sat dışı etmek gerekiyordu: Çin yığınak merkezi Beş-balık üzerine sefer yapıldı (714). Çin kaynaklarına? belirttiğine göre, hâl Kağan ite Tung-iç Tegin ve hakanın eniştesinin kumandasındaki sevk edilen ordu, Beş-balık'ı kuşattı. Kitabelerden, Bilge'ntn de katıldığı aniaşıian bu harekâtta şehir ele geçirilemedi ise de karışıklıktan faydalanarak Tokmak'daki Türk kabileleri üzerinde bir zafer kazanmakla iktifa eden Çinlilerin Gök-Türkler'e karşı büyük ölçüde taarruzu ortadan kaldırılmış oldu. Ancak hakanlık bir kazan gibi kaynamakta idi. Kitabelerdeki j "Amcam Kagan'et idare» kanşıkuk içine düştüğü, halkta ikilik ortaya çıktığı zaman..." gibi İfadeler de durumu açıklamağa yeter. Az'lar ve arkasından izgiller şiddetle ezildi (715). Fakat hakanlığın esas kütlesini meydana getirdiği için devleti temellerinden sarsarak, nihayet ihtilâle sebep olan Oğuzlar'ın isyanları Gök-Türk içtimaî bünyesinde dada yaralar açtı ve en büyük neticesi batı (On-ok'lar ülkesi, yâni Kartuklar, Türgrşler ve Mâveraünnehir) 'm hakanlıktan kopması oldu. 714 yılı sonbaharında baş&dtğ* anlaşılan Oğuz ayaklanmalarının- Oğuzlar'ın devlete olan nisbetleri dolaytsıyie- j hayretle karşılandığı kitabelerden sezilmektedir: "Dokuz Oğuz kavmi kendi kavmim idi, gök ve yar karıştığı için, düşman oldu". 715 baharında Kagan'ın açmak zorunda kaldığ* Dokuz-oğuz seferinde mağlûp edilen Oğuzlar'ın hayvanları öldürüldü. 716 senesinde Oğuz kabilelerinden Bayırkular şiddetle tenkil edildi. Fakat, bu ömrü boyunca durup dintenmiyen haşin tabiatlı kapagan Kagan'ın seri hâlindeki zaferlerinin sonuncusu oldu. Kendinden emin, Ötüken'e dönerken yolda Baytfkular'm pususuna düştü, üzerine atılan bir Bayırku'lı tarafından öldürüldü (22 Temmuz 716). Bayifkular'm Çin ile temas halinde oldukları, bu sırada onlar nezdinde bir Çin elçisiron bulunmasından anlaşılıyor. Hattâ rivayete göre Kapagan'ın kesilen başı bu elçi tarafından Çin'e götürülmüştür. Kapagan'ın yerine geçen oğlu tnâl (Bögü) hakanlığın bu en buhranlı devrinde devlet dizginlerini elinde tutacak kudrette değildi, Karışıklığı önleyememiş, yurda huzur getirememişti. Halbuki Tüm halkı bu hususları hakandan beklerdi. Oğuzlar büsbütün alevlendikleri için devleti kurtarmak işi, literiş'in oğullan, Bilge ile Kül Tegtn'in omuzlarme yüklenmişti. 710 yıhnda Küf Tegin 5 Oğuz seferi yapmış (Togubaiık, Kuşiagak, Çuş-başı. Ezgenti-kadaz savaşları. Bunlardan 2.de Oğuzlar'dan Edteierte, 4. de yine Oğuzlar dan Tongralarla savaştı. 3. muharebenin yeri bilinmiyor) ve seterlerden dördüne Bilge de katılmıştı. Kitabelerde Gök-Türk ordusunun takatten düştüğünü ve cesaretini kaybettiğini belirten ibareler vardır. Bütün bu olup bitenler yeni hakanın beceriksizliğine atf olunuyor ve halkta, Tanrı tarafından hakanlık vasfının ondan geri alındığı kanaati uyanıyordu. Ülkenin felaketten kurtulması için hakanın değişmesi lâzımdı. Çin kaynaklarındaki izahata göre, her hâlde Böğü'nün direnmesi neticesi, değiştirme zor kullanılarak yapıldı, inal Kağan, kardeşi, akrabaian, beyleri ve taraftarları öldürüldü. İhtilâl plânı iki kardeş, Bilge ve Kül Tegin tarafından hazırlanmış, fakat Kül Tegin tarafından icra edilmişti.

Bilge, kardeşinin ısrarı ile, Kağan oldu (716-734). Kül Tegin de Gök-Türk orduları başkumandanlığını üzerine aldı. 705 yılından beri yüksek mahkeme üyeliği yapmakta ikanı» Bilge1 nin kayınbabası olduğu için ihtilâl sırasında dokunulmayan Tonyukuk da tekrar eski vazifesi olan "Aygucı" (devlet müşaviri)'lığa getirildi. Fakat umumî bir yorgunluk, bezginlik vardı: Tanrı Türk kavmi yaşasın diye beni tahta oturttu. İçte aşsız, dışta giyeceksiz, bir kavme Kağan oldum. Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı, sanı unutulmasın diye kardeşimle sözleştik. Türk milleti iğin gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kül Tegin ile şadlarla ölesiye çalıştık." (Kitabeler). Oğuzlarla mücadele eski şiddeti ile devam ediyordu. O sene büyük ölçüde hayvan telefatına sebep olan kıtlıkta bile Bilge sefer halinde idi. Ötüken üzerine yürüyen Üç-Oğuzlar püskürtüldü. Dokuz Tatarlar'la ittifak ederek hücuma geçen Oğuzlar Ağu'da cereyan eden İki savaşta bozguna uğratıldı ve Oğuz kütleleri yurtlarını terk ederek Çin sınırlarına doğru çekildiler (717-718). 717'de başkaldıran Uygur ll-Teberleri ile 718'de tekrar isyana teşebbüs eden Kartuklar ite savaşıldı ve başarıya ulaşıldı. Bilge Kağan Çin ile iyi geçinmek arzusunda idi. Bunun lüzumuna, Tonyukuk'un da Çin'in kuvvetli, Gök-Türkler'in ise yorgun ve ihtimama muhtaç oldukları hususundaki kanaati neticesinde inanmıştı. Fakat sığıntı Gök-Türk prensi 9e etrafındakiler i Bilge'ye karşı silahla mücadeleye teşvik eden Çin, Türkler'in durumunu İstismar hevesi ile, Gök-Türk barış teklifine (721) 300 bin kişilik bir ordu hazırlamakla cevap verdi. Aynı zamanda K'i-tanlar ve Tatabtlar'ın askerî desteğini elde eden Çin, Beş-balık'taki Basmıllar ile de anlaşmıştı. Nazik durum büyük devlet adamı ve stratej Tonyukuk tarafından kurtarıldı. Onun plânları, sevk ve idaresi altında önce Basmıllar mağlûp edilip Beş-balık kuşatıldı, K'i-tanlar ve Tatabılar safdışı edildi (722-723), sonra da yalnız başına kalan Çin şiddetli kar darbe ile baskı altına alındı: Santan (Kan-su'da) savaşında Çin ordusu bozguna uğratıldıktan ve Beş-balık zapt edildikten sonra Liang-çu, Kan-çu, Yuan-çu bölgeleri 10 sefer yapılarak ele geçirildi- Hakanlık eski zindelik ve itibarını kazanmıştı. Bütün doğu ve Tarbagatay'a kadar batı hakanlık idaresinde idi. Hattâ Bilge, 717 karışıklığında ötüken ile: alâkasını kesip kendi başına bir devlet durumuna girmiş olan Türgiş hakanlığını bite kendine tâbi saymakta idi. Bu başarılar üç Gök-Türk büyüğünün: Tonyukuk.Bilge, Kül Tegin'in azim ve gayreti ile elde edilmişfi. Çin de şüphesiz durumun farkında idi. İmparator Hüang-sung'un başkanlığında yapılan bir toplantıda şöyle konuşuluyordu: "...Gök Türkter'in ne zaman, ne yapacakları bilinmez. Kağan Bilge iyidir, milletini sever, Türkler'de ondan memnundurlar... Kül Tegin harp san'atının ustasıdır, ona karşı koyacak bir kuvvet güc bulunur... Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir, niyeti^ Kurnazlığı çoktur. İşte bu üç *barbar" aynı anlayışta olarak bir aradadırlar..' . 724'de Çih ile anlaşma olmuştu. İmparator, Bilge Kagan'ın taleplerimden olan bir Çin'li prenses ile evlenme işini görüşmek üzere Öİüken'e elçi gönderdi. Hakan bu etçiyi, hâtun'un, K$ Tegin'in ve Tonyukuk'un hazır bulunduğu mecliste kabul etti (7İf}, daha sonra kendi elçisi, nazırlardan Mei-lu-ç'o (Buyrukçur)'u Çin başkentine gönderdi. Çin sarayında itina ile ağırlanan bu elçinin temastan naflcesinde So-fank (Ling-çu'da) şehrinin, Gök-Türkler'in serbestçe ticaret yapabilecekleri ortak pazar-yeri olmasına karar verildi. Büyük Gök-Türk devlet adamı Tonyukuk ile ilgili son haber 725'e aittir. O, her-

144

TÜRK Di \ VASİ EL KİTABI

TÜRK TARİHÎ

145

hâlde bu tarihten az sonra ölmüş olmalıdır. Gök-Türk istiklâl savaşı hazırlıklarından itibaren, İHeris. Kapagan, Bilge zamanlarında devlete 46 yıl hizmet eden, savaşlannda hiç başansızbğa uğramayan, "Boyla Bağa Apa Tarkan" unvanlarını taşıyan 'btige* ve slratej Tonyukuk hakanlığın ordusunu, mâliyesini, adliyesini tanzimde başta geliyordu. Çin kaynaklannda bile bu meziyetleri belirtilmekte ve "Aygucı" olarak hakanlar üzerindeki tesirini, aynı zamanda o çağın dinî kültürel cereyanlarını nasıl yakından takip edip Türk milleti açısından değerlendirdiğini gösteren deliller verilmektedir; Bilge Kağan, Çin'de olduğu gibi, Türk (tikesinde de şehirleri surlarla çevirtmek, hisarlar yaptırmak istiyordu. Tonyukuk îtiraz etti: "Bunlar olmamalı. Biz ömrünü sulu ve otlu bozkırlarda geçiren bir milletiz. Hayat tarzımız bizi daima bir harp egzersizi içinde tutmaktadır. Gök-Türkler'in sayısı Çinlilerin yüzde W\ bile değildir Başanlanmız yaşayış mamızdan ileri gelir. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevk eder. akınlar yaparız. Zayıf isek, bozkırlara çekilir, mücadele ederiz. Eğer kale ve surlar içine kapanırsak, T'ang orduları bizi kuşatır, ülkemizi istilâ eöet.,.'. Bilge nin diğer bir düşüncesi de memlekette budist ve taoist tapınaklar inşa ettirerek bu din ve felsefeyi Türkler arasında yaymaktı. Tonyukuk şöyle dedi: 'Her ikisi de insandaki hükmetme ve iktidar duygusunu zaafa uğratır. Kuvvet ve savaşça yolu bu değildir. Bize uygun düşmez. Türk milletini yaşatmak istiyorsak, ne bu çeşit tâlimlere, ne de bu türlü tapınaklara ülkemizde yer vermemeliyiz". Kaynağın (T'ang-shu) ilâve ettiğine göre, bu tavsiyelerdeki "derin mâna" Gök-Türk başkentinde ryî anlaşılmıştır. Bugün batılı araştırıcılar tarafından Tonyukuk'a "Gök Türk Bismarckr denilmektedir. Tonyukuk OidOkten sonra, hâtırasına Orhun'da Bayın-çokto mevkiinde bir kitabe dikilmiştir fherhâide 726-727*lerde). Yalnız Türkier'den kalma bir millî tarih kaynağı olarak değil, aynı zamanda Türk dili ve edebiyatının uzun ve kolayca okunabilen ilk âbidesi olarak da küttür tarihinde mühim yer tutan bu kitabe metnirtn bizzat Tonyukuk taralından kaleme alınmış olması ihtimali, Aygucı, Bilge Tonyukuk'a Türk edebryattnfn adı ve şahsiyeti bilinen ilk siması olmak şerefini de kazandırmaktadır 731 yılında da Küf Tegin öidü (eski Tüıfc takvimlerine göre, "koyun" yılının 17. günü» 27 Şubat 731). 47 yaşında idî ve inançu, Apa, Tarkan unvanlarını taşıyordu. 7 yaşından beni ömrünü Türk milîeti'nin yücelmesine hasr eden cesareti, savaşçsfcğ» hem Türk, hem Çin vesikalannda övülen Kül Tegin'in büyük kahramanlıklanndan biri, Gök-Türk karargâhının 716'da Dokuz-oğuz'lar tarafından basıldığı zaman görüşmüştü. Bilge Kağan anlatıyor: "Anam hâtûn, büyük kadınlar^fcardeşlerim, gelinim, prenseslerim cariye olacaktı. Ötenler yolda kalacaktı. Kül Tegin karargâhı vermecfi. O, olmasa idi hepiniz ölecektiniz * (Kitabeler), ölümü hakanlıkta büyük teessür yaratan kahraman hakkında işte kitabelere geçen samimi ifadeler (Büge'rtin ağzından): "-..Küçük kardeşim Kül Tegin öldü, görür gözüm görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrınındır. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır. Yastandım, gözden yaş. gönülden feryat gelerek yanıp yıkıldım... Milletimin gözü, kaşı (ağlamaktan) fena otecak diye sakındım". Çin'de de aynı üzüntü duyulmuş, imparator hususî elçi ile ötüken'e baş sağlığı mektubu göndermiş, Küf Tegin'in hâtırasına dikilecek âbideye Çince bir metnin de hakkedilmesini arzu etmiş- ' ti. Bilge Kağanın isteği ile hazırlanan Kül Tegin kitabesininTürkçe metnini Kül

Tegin'in "atıst^atabey't) prens YbHıg Tegin yazmış ve 20 günde taşa hakettirmişti. Gök-Türk tariltf, küitürfrvrTürk dil ve edebiyafe yönlerinden emsalsiz hfr değer taşıyan bu kitabe ile birlikte Kül Tegin'in anıt-kabri ve içindeki nakış ve tasvirler tamamlanmış ve büyük cenaze töreni 1 Kasım 731 günü fKoyurf atfının 9. ayam 27ö) yapılmıştır. Törerrt Gök-Türk halkı ve ileri gelenlerinden başka'ÇkvKMM Tatabı, Tibet, 4tart, Sogd, Buhara, Türgiş, Kırgız vb. devlet ve kavimler hususî hey'etlerle katılmışlardır. | iki büyük yardımcısını kaybeden Bilge'nin 734 yazında K'i-tan ve Tatabılar'a karşı Töngkes dağı'nda kazandığı zafer dışında bir faaliyeti görülmemektedir. Bilge, kendisi ile evlenmesi kararlaştırılan Çin'li prenses için teşekkürlerini bildirmek üzere imparatora elçi göndermiş, fakat bu evlenme gerçekleşmemiştir. Çünkü, yukarıda adı geçen Buyruk-çur tarafından zehirlendi. Ölünceye kadar, başta bu nazır olmak üzere işbirlikçilerini bertaraf eden Bilge nihayet 25 Kasım 734'de öldü ("it" yılının 10. ayının 26'sı). 19 sene "şad" ve 19 yıl kağan dmuş, Çin kaynaklarında da belirtildiği üzere, çok güvendiği "Türk milletini çok sevmek" ile temayüz etmiş idi. "Ey Türk milleti, üstte gök yıkılmaz, altta yer delinmezse, devletini, töreni kim bozabilir" (Kitabeler) diyen Bilge, oğlu tarafından diktirilen kitabede şunları söylemektedir;"...Üstte Tanrı, aşağıda yer buyurduğu için milletimi, gözünün görmediği, kulağının duymadığı ileri gün doğusuna, geri gün batısına, beri gün ortasına, yukarı gece ortasına kadar götürdüm. Altın'ın sarısını, gümüşün beyazını, ipeğin hâlisini, atın aygırını, kakım'ın siyahını, sincab'ın gökünü milletime, Türklerime kazandırdım". Bilge Kagan'ın ölümü, Kül Tegin'in acısını henüz unutmayan Türk halkını yasa boğdu. Çin imparatoru da ülkesinde matem ilân ederek, taziyelerini bildirdi. Bilge için bir anıt-kâbir inşasına ve bir kitabe dikilmesi hazırlığına başlandı. Metni yine Yollıg Tegin kaleme almış ve bir ay 4 günde taşa kazdırmıştı (735). Çin imparatorunun arzusu üzerine buraya da Çince bir kitabe ilâve edildi. Bilgenin ölümü üzerine Gök-Türk hakanlığında çöküş beürtüeıf kendini gösterdi. Babasının yerine tahta çıkan Türk Bilge Kağan (Çin kaynaklarında, l-jan)'dan sonra küçük kardeşi Tengri Han (Çince'si, Teng-li) geçfi. 740 yAnda Gök-Türk tahtında yîhe'Tengri Han" diye anılan bir kağan vardı ve bu, Bitge"nih oğlu id* (Bilge'den sonraki kağanlar meselesi biraz karışıktır). Hakan çocuk denecek yaşta olduğu için idare annesi (Tonyukuk'un kızı) P'o-fu'nun etinde idi. Hâtûn devlete hâkim olamadı, hanedan üyeleri birbirine düştü ve huzursuzluk bütün yurda yayıldı. Durumdan faydalanan Basmıllar, Karluklar ve Uygurlar .birleştiler ve vaziyete hâkim olur olmaz, Aşına ailesinden gelen, Basmıl başbuğunu "kağan" ilân ettiler (742) ve Gök-Türk hakanı Ozmış (Vu-su-mi-şi)i sonra da onun küçük kardeşi, son GökTürk hakanı Po-mei'yi öldürdüler. Bu arada müttefiklerin araları açıldı. Basmıl başbuğu (Kağan) ortadan kaldırıldı ve Uygur başbuğu Kağan ilân edildi: Kutluğ Küt Bilge Han (745>. ÛtOkan'de Uygur Türk devleti başlıyordu Bununla beraber, Gök-Türk çağının bazı aileleri, hatta Tonyukuk soyundan gelenler, Uygur devletinde ve sonraki Moğollar devrinde bile ehemmiyetlerini muhafaza etmiş görünmektedi*te&

4. Uygurlar
Orhun kitabelerinde, Uk defa, 717 yılındaki ayaklanmalar n&nasebeti ile zikredilen Uygurlar, Çin kaynaklarında çok eski zamanlardan beri adlarının türiü şekiller!

Yerine oğlu Mo-yen-çur "kağan* oldu fTanrıda bolmuş il etmiş Bfc ge kağan 747-759). sonra güneye Huang-ho'ya kadar varan bir akın yaptı ve neticede Çin imparatoru tarafından tanındı (646). 4 rahibi de beraberinde getim»şti. Hu-tu-ko. Orhun kıyısındaki başkenti Ordubalık (sonraki Kara-balgasun yakınmda)'ı kuran ilk Uygur hakanı Kutlug Kül Bilge 747*de öldü. Ûtüken'de karışıklık çıktı Fakat 795'de hakan olan. Tanrıda bolmuş il tutmuş Alp Külüg Bilge Kagan)'da dikkatini karışıklıkların devam ettiği Çine çevirmişti. bilhassa. 'Uygur adını almışlardır. ihtimâl o sırada Basmıllar'ın birlikten ayrılmış olması dolay isiyle 10 kabileden kurulu Uygurların hakanı Mo-yen-çur. Yerine "Ay Tângride Kut Bulmış Külüg Bilge Kaganf (789-790) ve sonra bunun oğlu Kutlug Bilge (790-795) hakan ddular. fakat. İç Asya*ın#$rw ticaret şehirlerine nOfatttfML Dış siyâset yönünden. Ki-pi. Ku-lun-vu-ku) Kariuk ve Basmıllar'ı da kendilerine bağladıklarından birlikteki kabile sayısı 11'e yükselmişti. Başkent ve şehirlerde pek çok Uygur serbestçe ticaret yapıyor. 1. Hakan ûtüken'e dönerken. Beyleri Erkin unvanını taşıyordu. Türk nüfuzu Çin'de çok artmıştı. O zaman "Erkin. Asıl niyeti T'ang sülâlesinin artık sözünün geçmediği Çin'e hâkim olmaktı. ayrıca Sekiz-oğuz. gelenek hâline getirmiş olaa Uygurlar. sonra P'u-ku. ülkesini Gök-Türk tarzında teşkilâtlandırdı. Çin kumandanı P'u-ku (Buku. kuzeyde Kırgızlarla. Hu-ho. Tabgaçlar de^r'tnöe (366-534) Kao-kü (Kao-châ) adı ile görülen ve &. Ko-sa. Hi-ye-vu. Uygurlar'ın hayat ve telâkkilerinin değişmesi bakımından çok tesiri görülen Mani dinini Türkler arasında yaymak üzere.A-pu-sse. iç-Asya ve Kerulen'e kadar yaymış. Gittikçe koyulaşan Manihaizm tesirleri dolayısıyla Uy- . Çin kaynaklarında Asya Hunlan'ndan indikleri belirtilen Uygurlar'ın bir menşe efsanesine göre. Tongra. Uygur adının mânası. Kendini "Kağan* ilân etti. Türkistan ürerine sarkmak isteyen Tibetlileri durdurmuş. Dokuz-Tatar ve Çikler'le savaşmış.*>tannın tahrik ettiği bir isyanda telef oldu. Çin'i tanımayı iktisadî ve kültürel sebeplerle. fettsadî faaliyet gelişti. Sse-kie. Türk unvanı) Hua-ien tarafından isyancılar zararsız hâle getirildi ve Uygur ileri harekâtı önlendi ise de. hakan tarafından kabul edilerek TOrk üresinde resmî bir mahiyet kazandu? Kırgızlar üzerinde de bir zafer kazanan Bögü Kağan. Yo-vu-ko. Ölümü üzerine de yerine oğlu P'u-se geçirildi. istedikleri fiyattan satıyorlardı. 6u dokuz urugdan kurutu Uygur kabilesi idaresinde teşekkül eden Dokuz-Oguz birliğinin diğer kabileleri. A-vo-çö. Vei-ho.yerine İMeber (Çince'de Hie-li-fa) unvanı kullanılmağa baştandı. Mo-yen-çur T'ang İmparatoru Su-stung'u destekledi. • -Uygur Hakanlığı 745'de Gök-Türk idaresini yıkarak. sonra memlekette karışıklık baş gösterdi. Fakat asıl Çin üzerinde tesirli oldu. sevmiş kumandan ve idare adana KuMuk{795805>. 974'de tamamlanan Çince Kiu Wu Tai adlı eserde 'şahin sür'ati ile dolaşan ve hücum eden" diye açıklanmakta. 647de Çin tarafından baskı altına alınmak istenen ve neticede Çin'in tahriki ile öldürülen T*tHnMu (648)Yıun oğtu Po-ju. Hın^iyanlfcMazdei2m-Budizyn kanşımıJöir din olan Manihaizm. Kartuklar tarafından desteklenen islâm kuvvetleri ile Çinliler arasında cereyan eden büyük Talaş muharebesi (751 )'nde Çinliler ağır mağlûbiyete uğramış. oğullarını yabgu. Çin'in On-ok'lar başına *kagan" yaptığı Holü *yu mağlûp ederek Taşkent yakınlarına kadar ilerledi (656). "dünyâ nizamı îçin kanunlar hazırladığa bildirilen bu hakan Kırgızlar'ı tekrar mağlûp etti ve bir Çirff prenses ile evlenmesi sonunda. 759da yerine geçen Bögü Kağan (759-779). Alp KuÖug Bilge Kağan). Tibetlilerin hücumuna uğrayan Çin'i korumak üzere JSU-JferHuai-enln daveti ile Bögü'nön yaptığı Lo-yang sefewl*t763) TüBk kültür tarihtbalorranıftrihfeüyük neticeler doğurdu. Gök-Türk hakanlığının inkıraza doğru gittiği yıllarda böylece ortaya çıkan Uygur beyliği Erkin T'â-kiep tarafından idare edildi. Gök-Türk hakanlığı çağında o durumunu muhafaza ediyor ve o zaman Selenga ırmağı etrafında oturuyorlardı. I. İtibarı sarsılan hakan öldürüldü. diğer taraftan kelimenin 6timoiogique olarak uy (takip etmek) + gur tarzında (Sal-gur gibi) meydana geldiği belirtilmektedir.: Fu-kof Hun. ataları Hun hükümdarlarının kızı ile bir kurttan tüt remiştir. Hui-hu. b-Teber'liğin merkezi Tola nehri havalisinde idi. Tarduşlar'la işbirliği yaparak Kağan Kıe-ii'nin oğlu kumandasındaki Gök-Türk ordusunu mağlûp eden (6301arda) P'u-se zamanında Uygurlar kuvvetlenmiş. Alp Külüg Bilge Kağan «32-83$ da. hâkanlaftn mensup olduğu urug. akrabası nazır Bağa Tarkan taraftan öldötotdĞ ve bu nazır hakan oldu {779-789. Tarduş başbuğunu mağlûp ederek arazisini genişletti. 7. yansında bir beylik kuran Uygurlar daha sonra bütün yukarı-Orta Asya'yı kapladığı anlaşılan Töiesler'ın bir kısmını teşkil etmiştir ki. Heui-hu. Bugünkü kuzey Moğolistan'da Şine-usu gölü yakınındaki Uygur hakanlığının ilk devri için çok mühim olan. hâkimiyetini Yenisey kaynaklan. Ondan sonra yerine geçen kızkardeşi zamanında gittikçe zayıflayan Uygur beyliği nihayet Kapagan Kağan tarafından Gök-Türkier'e bağlandı. Çin'de büyük hâdiseler olmuştur ki. Tarım havzasının Uygurlar'a geçmesini sağlayan ve Çin'in Orta Asya'dan çekilmesini intaç eden bu savaş üzerine. sonraki "Air Tângride Kut Bulmış Külüg Bilge \ (805-808) zamanlarında bir huzur devri açıldı. Çin yılda 200 bin top ipek vermeği taahhüt etti. Çu-Talas havaimi. Eskidenberi Çin'e karşı ilgi duyan Tibetliler o sırada Beş-balık havalisinde bulunan Şa-t'o (Çöl) ÎOtteri ile anlaşarak. Türk anadan doğan An-lu-şan adlı bâr kumandanın 200 bin kişilik bir kuvvetle Lo-yang (755) ve Ç'ang-an (757)'ı zapt ederek kendisini imparator ilân etmesi idi.» manı olçiyHça sakin geçen hakan "Ay Tângride Kut Bulmış Alp Büğe" (821-824) başkentte Kara-balgasun kitabesini diktiren hakandır 1$ hükümdarlığı başardı geçmiş. Uygur tüefeafelr#Çîrf «e tahakkümterihöen doğan bazı anlaşmazlıklar ortadan kalktı. Bayırku ve Fu-lo-pu kabileleri Uygur kabilesi etrafında toplanarak. kuvvet göndererek tecavüzleri önlemek ietediterse de başarıya ulaşamadılar.T'ung-lo.Böylece hayvan? gıdalar yemeği yasaWayany«flwaşçılık duygusunu zayıflatan. asrın 2. istedikleri kadar ipekli kumaş alıp. baskınlara başlamışlar*. Fakat. Ötükende bir hakanlık kuran Uygurlar 9 urug'dan meydana gelen bir birök olup (Yaglakar= Çince'de: TftMMco.Hu-vu-su. Bu sırada 50 bin savaşçı çıkardıkları bildirilmektedir. asrın ilk çeyreğinde Sir-Tarduşlar'ın 6 kabileden kurulu birliğine katılmışlar. Tu-kMrit Mo-ko-si-kf. Uygur ordusunun Çin'de görünmesi ile (762). Cesareti ve idaresi övülen. Hakan Alp Bilge 832da 6WQrü»ü.14» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 14? He anılmışlardı: Hoei-ho. hakanla akrabalık kurmuş olan Töles menşeli. kitabeden anlaşıldığına göre. Lo-yang'ı geri aldı (757). P'u-se'nin annesi Vu-to-hun'un ciddiliği ve töre hükümleri hususundaki titizliği sayesinde beylik tamamen nizama girmişti. şad tâyin etmişti. hakanlığa bağlı Kar-luktetfm başına yeni bir yabgu tâyin etmiş ve tâ Soğd bölgesine kadar ticarî münasebetlerini geliştirmiştir. Yüen-ho. batıda Kartuklar ve onlara yardım eden Türgişler ve Basmıllar'la. Il-Teber Tu-mi-tu. Pa-ye-ku. "Ay Tângride Ülüg Bulmış Alp Kutlug Bilge Kağan" ile. bunların en mühimi.

nüfuzu altında tufrnak istediği bu bölgede kendisine bir dost arayan Çin. gerek Kan-çou Uygtrt DevietPnden. yukarıda bahs ettiğimiz muhtar "devler ini kurarken "Beyaz elbise giyen Gökoğlu" lâkabını almrştr (Manltefistler beyaz giyiniyorlardı). Yenisey bölgesinde yen! bir kudret hâlinde kendini gösteren ve 20 yıldan beri Orhun bölgesini baskı altında tutan Kırgızlar 840 yılında kalabalık kuvvetlerle Uygur topraklarına girdiler.Doğu Türkistan Uygur Devleti İç Asya'ya doğru göçen Uygurlar'ın başında. Beş-balık. komşuları ile dostluk ve ticaret münasebetlerini devam ettirmeği tercih etmişlerdir. Hakan ailesinden iki kardeş tarafından idare edilen bu göçten sonra Uygur tarihînin ikinci safhası başladı. 948'de "Gün Ay Tângriteg küsânçig kort» yaruk Tâng Bügü Tângrikân" in bulunduğu. görüldüğü gibi büyük bir askerî kudret gösterememişler. Beş-bahk asksrf valHerinı ortadan kaldırarak Hamfye kadar hâkimiyet kurmalarına şüphesiz müdahale etmiyorlardı. başta Çin hükümetleri olmak üzere. fakat Kan-çou Uygurları tarafından gönderilen Tegin adlı kumandanın idaresindeki ordu Tun-huang'ı kuşatarak halkı "kırarı teslim etmeğe zorlamıştı (911) ki. Kançou Uygurları bu muhtar "devlet"e son vermişler (911). Kflnfftts adlı elçiler Çin'e gönderildiler. Batı Türkistan'da Kartuk bölgesi fle sınıflı ve başlıca şehirleri Turfan.Sİ olan Muahhar T'ang ailesi (923-936ynin kurucusu olan Türk Şa-t'o hükümdarı. Hoço'daki bir kitabeden anlaşılmaktadır. Uygur hüköm-darlanna "ıduk-kur lâkabı verilmiş ve başkent Idufckut (idi-kut) şehri diye anılmıştır. Hami (Urumçı) olan ülkelerini müdafaa ile iktifa ederek san'at edebiyat ve ticaret sahasında yükselen bu Uygur devleti ile ilgili siyâsî hâdiseler hakkında fazla bilgi görülmüyor. Ancak T'ang sülâlesine karşı isyanların arttığı 10. Kara-balgasun'u zapt ederek hakanı öldürdüler Ahaliyi kılıçtan geçirdiler. Çin'de 3. buranın merkezi Kan-çou 'da yerleşen Uygurlar. Uygurlar hakkında en alâka çekici bügiya. Tibetlilerin hücumuna karşı. hâlâ batı Çin sahasında yaşamaktadırlar. 924'de küçük kardeşi Tegin (924-926). T'anglar. 907-1211) kurarak Kuzey Çin'de hükümran oldukları zaman. Ngo-nie Tegin bulunuyordu. Bu surette siyâsi nüfuzu gHBkçe artan ve Iç-Asya'nın ticaret yolları üzerinde olması He de iktisaden gelişen'Uygur Devleti aynı zamanda Manihaizm'in bölgede yayılmasına vâsıta oluyordu. b • Kan-Çcu Uygur Devleti Bir kısım soydaşlannm aşağı yukarı 150 yıldan beri sakin bulunduğu Kan-su bölgesine gelerek. bağlı olduktan ve merkezi Tun-huang (ünlü Bin-Buda mağaralarının bulunduğu yer) olan Çın askerî bölgesi ile ilgilerini kestiler. Jen-flfW(f . seçkin*) ve Jen-yu hakan oldular. gerek batı Uygurün'ndan Çin'e hey'etter gelmiştir. bir kısmı Çin tâbiiyetine girerken. daha ziyâde ticari faaliyetler Özerine kurulu iyi münasebetlerini. kültür tarihi bakımından büyük değer taşır. 906*da ytkılarr Vmtg hanedanının yerine geçen çoğu Türk asıllı "5 Sülâle" zama» nında (906-960} Muahhar Leang (907-923) ile Uygurlar pek ilgilenmemişlerdir. 1226'da da Cengiz Han Mogollan'nın tahakkümü altına düştü. diğerleri. büyük siyâsî çalışmalara girmemiş. sahasına göçtüler. başlarında. Beş-bakk» Turtan taraftarına yerleşerek. 840'da Kara-balgasun'da istilâcılar eli ile öldürülen Uygur hakanının yeğeni. 873'e doğru "kagan'n Btıku Cin olması muhtemeldir. isfnen de olsa. Kendisi 13 uygur kabile birliğlnln'son "kagan"ı (846-948) kabul edilmektedir. bunun yanında Nasturî Hıristiyanlık ve başlangıçta pek az olmak üzere İslâmiyet tesirlerini göstermiştir. 5. meşru Çin idaresine isyan eden Turfan. . imparatorların kızları ile Uygur prenslerinin evlendirilmeleri gibi akrabalık bağları ile de sağlamlaştırmışlardır. bu tarthten'Mbaren Doğu Türkistan Uygur DevMMNf müşteki! olmuştu. batıya doğru yollandılar ve her iki tarafta da devletler kurdular. kendiler! tarafından "kağan" seçilen prens Vu-hi Tegin (841-846)'in bulunduğu Uygurlar bir müddet bazan Kırgızlar. Turfan. zengin ticaret merkezlerinin bulunduğu İç-Asya'ya. güneyde Tibet. asnn başından itibaren Mançurya ve Kore kabilelerini toplayarak kuzeyde bir baskı unsuru hâlinde beliren ve bilhassa "5 Sülâle" devrinde Çin'in bazı kısımlarını ele geçiren K'itan'lar nihayet bir hanedan (UflO sülâlesi. Kuça vb. Bu ziyaretlerin ticarî münasebetleri geliştinnek igfFyapridıgı tahmin olunuyor. Fakat bilindiği gibi. sonra A-tu-yu (»"Adruk. Çin'deki Kuzey Sung İmparatoru tarafından 981'de Kara-hoçaVa elçi olarak gönderilen VVang-ye-tö'nün seyahat notlannda tesadüf edilmektedir ki. Kan-çou ve Tun-huang Uygurları. Çeşitli tarihlerde Apa. 911 €de Tibet eiçrsi ile birlikte Çin'e giden Uygur elçisi münasebeti fit Büyük Uygur devletinin şefinden söz edilmesi Tım-huang zaferinden sonra Uygurlar'ın siyâsi kudretinin arttığını göstermektedir. Ancak 947'lerde başkentin Hoço (Doğu Türkistan'da Kara-hoca= Kao-Ch'eng) şehri ve yazlık mer-kezininde Beş-balık (Pei-ting) olduğu ve "Gün Ay Tângride KutBulmış Ulug kutpr-nanmış alpın. bu hâdise üzerine Uygurlar'ın batı kolu da istiklâl kazanmıştır.Mengii'yi "kağan" (Ulug Tfingride Kut Buimış Alp külüg Bilge) seçtiler (856). 10. Budizm çok yayılmış hatta Manihaizm'den üstün bir rttahiyet almış. "5 sülâle" devrinde zikr edilen bu hâkan'ın ölüm yıh belli değlkSr. o zaman başfannda Jen-mei Ccesur ve doğru*) Kağanın bulunduğu Uygurlar tarafından sarfftnîyetle kakılandı. Kan-çou Uygurları daha o sıralardan beri "Sarı Uygurlar* diye bilinen Türk kavmidir ki.148 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHİ 149 gurtar'da görülen gevşemeye karşılık. JervmeFden sonra. Vu-hi Tegin'in kardeşi. aölâie (Muahhar Tsin veya Chîn)Vl^kt»İWi:TÖtk Şa-fo hükümdarı (937-946) zamanmda. bazan Çinliler tarafından hırpalandıktan sonra. Muahhar Han (947-951) ve Muahftafr Chou (951-960)s£Hâl©fefî£#nanın-da tee. Çin ile. bu sebeple de haklarında fazla bilgi mevcut olmamıştır. Göç sırasında. Burada 905 yılında. Kâşgac Be j-balık. Batıya gelen Uygur kolu Tann Dağlan. Fakat bunlar artık "Bozlar Türk devleti" nden farklı idiler: hâkimiyeti genişletme düşüncesinde olmamış. Kuça. erdemin il tutmış Alp Arslan Kutiug Kül Bilge T^ıgri Han* in devleti idare ettiği biliniyor. Uygur Devleti de onları (940'dan sonra) ve daha sonra 1028'lerde Tangutlar'ın nüfuzu altına girdi. Nitekim T'anglar'ın yıkılışı i&raRındi Tun-huang askerî bölgesini işgal eden ÇfcVli kumandan. c.rifft kardeşi) Çin'e Altun adındaki elçisini gönderdi ki. ötüken'de devletleri yıkılan Uygurlar kütleler hâlinde yurtlarını terk ederek Çin sınırlarına ve daha kesif olmak üzere. doğu Uygur kolunda olduğu gibi. asırdaki eski yurtlarına. Doğu Türkistan Uygur Devleti'nde. muhtar bir "devler kuran bir âst general "Batı Hanlan'nın Altın-dağ kıralliğı" adını verdiği bu devlete Uygurlar1! tâbi tutmak istemiş. "5 Sülâle"nin 2. asır başlarında Kan-su Uygurları. kendilerine bağlı ve siyasetlerine uygun bir tutum içinde bulunan bu Uygur devletinin. Bundan sonra. bu Uygur Devleti'ni derhâl tanıdı.

hemen bütün On-dk sahasını kendi idaresine akil. Kırgutlar Adlarının menşei ve mânası hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüş olan Kırgızlar Çın kaynaklarında K'i-ku. Saykalın batısında İrtiş nehri havalisinde bir Türk kavmi olan Ting-feagierle karışık olarak oturmuşlardır. Yenisey1! 6tiz üzerinden geçen. o tarihe kadar Kara-Hitayîar'a tâbi durumunda olan Iduk-kut Barçuk Art-Tegin bulunuyordu.-6. Çin'de Ming devrinin başlarına. T'anglar'la siyasî münasebet kurmalarından ve bir "kagan'a sahip olmalarından anlaşılıyor. Çu bölgesinden başka Turfan ve Kıtça "eyalet" terine kadar hâkimiyetlerini genişletti. hakanlığa bağlandıktan sonra 630680 arasındaki fetret devrinde müstakil bir hüviyet kazandıkları. Uygur Hakanım. Kuteybe'nin umuntf karagâhını Merv'denŞâş (Taşkent bölgesi)'a naklederek ordan kuzeye. 560'a doğru. Bilge'den ayrılarak. zira İstemi 552'de Türgişler'in de dahil olduğu On-oklar'ın başına "yabgu" tâyin edilmişti. U-çe-le başlangıçta bağlı bulunduğu tayinli Batı Gök-Türk Kaganı'nın idaresizliğinden faydalanarak etrafına kuvvetler topladı. U-çe*1e?rt&ı oğlu So-ko da merkeze itaatsizlik gösterdiği. «. teşkilâtlı bir mukavemet unsuru hâlinde ortaya çıktıkları anlaşılıyor. Cengiz Han Moğolistan'ı idaresi afönda birleştHntek istediği Içirf^ftyttiridt ve Naymanlar'Ja olan savaşları sırasında Kırgızlar1! da itaate almıştır (1207) ki.T^giş)'un mücadeleye katrimadığı anlaşıkyor.ö. Horasan valilerini sık «i* değiştirmelerinden anlatmaktadır. 1217*de MoğoHar*a karşı direnmek istedikleri için. uzunca süren hükümöarjığrzamanında Su-tu. Türgişler Su-lu çur adltfMr başbuğu "kağan* seçtiler (717) W. Çe-mu^a bağlı gfûp ^herhalde Sarı. 206. şüphesiz Gök-Türk hakanlığının kuruluşundan önceki devirlerden beri burada bulunuyorlardı. Moğollar tâbi'yetinde olarak Uygur sülalesi. II. Fakat iktidarının bu sağlam devrinde (7. bir daha geri gelmemek üzere Moğoliar'a intibak eftirmek suretiyle Türk ftffihirttte oynadığı menfi rol dikkatten kaçmamıştır. Isfikfâl istemeleri tabiî olan yerli prenslerin Araplarta işbirliği isteksizliğinden ziyade. Türkleşmiş kavimlerden sayılmaktadır. ÇiıV'ın biç eksilfntyen kıştaıtmatart neticesinde yine Türgişter'le uğraşmak zorunda kabndı. S. Maveraünnehir'de doğuya Arap ilerlemeci durdurarak Orta Asyfc T» haltarm "Arap teb'ası1 olmasını engelleyen ve üzerind^Türftterin UHW hak sahibi tmlunduğu MâveraünneNrt^ne Türk eline almağa çalışBrttfr hâkâtf fclarak görünür.S. buranın Moğol K'î-tanWa geçmesine ve tam idrak ve intibak edemediği "Orhuh kültürünün ortadan kalkmasına" sebep olmak. Talas-Çu-lli-lsık Göl sahasında oturuyor ve Batı Gök-Türkler'in (On-oklar) To-lu kolunun bir kısmını teşkil ediyorlardı. bu suretle Kırgızlar Cengiz Han MoğoHan*na itaat eden "ilk Türk kavmi" oluyor. diğer taraftan Kâşgara doğJtoJç-Asya^fl^cftu istikametinde akınlara girişmesi Emevî httâfeBnin hedefterinl$österir gibi fcfc Kuteybe'nin ölümü <715 son bahan) taerine bu ileri harekâtta dü*ati çeken duraklamanın telâm halrfelerince hoş karşılanmadığı. TcM uiusu'na dahil edilen ülkelerinde Kırgızlar sadece UttoPth-is tarafından idare edüen iki tasım hâlinde yaşamağa devam ettfter. asrın sonlarına doğru) Kağan Kapagan idaresinde haşmetli çağını yaşayan Gök-Türkler'i durdurmak maksadı ite Ktfgız&r ve Çin ite işbirliği yapması iyi netice vermedi. Bağa Tarkan unvanlı. tasa zamanda her birinin 7 bin askeri olan 20 başbuğlu bir ordu kurmağa muvaffak oldu. Istâm kaynaklarında daima "Dokuz-oğuz" diye bahs edilen Uygurtar'tn hâkimiyeti fiüen sona ermekle beraber. So-kolraın küçük kardeşi. İlk Türgiş şefi olarak görünen. Türgiş arazisinin paylaşılması sırasında çıkan anlaşmazfik Ve izabelerde "Kara-Türgiş* halkının itaate alındığının kaydedilmesi TtJrgiŞ ha&flığında bir bölünmenin vukua gelmediğini göstermekte*: So-ko'ya bağlı KariP-TÜrgtşlerln mağlûp edildiği. Kapagan'ırt-şiddeli ylîSümfeft tansıktık ve isyan hareketlerinin arttığı yıllarda. Coçi tarafından tenkil edilen Kırgızlar'ın artık "hakanlar* olmamıştır. GökTürk hâkanitğ* devrinde tekrar Gök-Türk idaresine alınan Kırgızlar. fakat 840 yılında şiddetli bir hücumla Uygur devletini yıkarak Ötüken'de kendi devletlerini kurmuşlardır. 630'u takip eden yıllarda Türgişler'in diğer Türk toplulukları gibi. On-ok sahası Gök-Türk hakanlığına bağlandı. fakat. hedefe kararlılrirfteyönelecektajmandan bulmak maksadı ite. Kırgız kavminin. Kien-kun adlan Re zikredilmekte ve Han'lardan (M. 6.M. 920'de bütün Moğolistan'ı ele geçiren K'i-tanlar (Çin'de üao sülâlesi) Kırgızlara ûtüken bölgesinden çıkarıp. ertesi yıl. yıkarak işgal ettiği Ötüten'de tutunamayıp. Böylece biri Çu üzerinde. Çin kaynaklarında ilk defa 651 hâdiseleri ile ilgili olarak zikredlen Türgiş (To-ki-şi) ler. Ancak orada fazia kalamadılar.71VWya ?1#Ö6 KütTegln tarafından idare edilen va Gök-Törkler için elverişsiz şartlara rağmen başar» üe sona aran bîr Kara-Türgiş seferinden sonra. Çtataberlerine göre^ GökTürk uruglartndafl möhfm-tt" tasım. Balasagun şehri olarak. öteki lli'nin kuzeyinde iki merkeze sahip oldu. yani Türgiş hakanının h&mefin^gSwft«^r: Başkenti. doiayısıyle eski Türk hakanlar yurdunu. Sonra islâmiyet Çin'e Uygurlar vasıtası ile girdiği için orada ilk mûskiman Çmiiler'e Huei-ho (Uygur) denilmiştir. 220) beri mevudiyetteri bildirilmektedir.OökTürk aleyhdarı üçlü MNaM* üyesi olduğu için üzerine yürüyen Tonyukuk tarafından mağlûp ve esir edildi (698 Bolçu Savaşı). başında Kağan Su-lu'nun bulunduğu Türgiş topluluğunun şid- . Fakat Kırgızlar kaynaklarda Türk asıllı gösterilmekte ve tahminen 5. iduk-kut unvan* ile. bir çok Uygur. asırlarda. asır sanlarında Çin kaynaklarında Hia-kia-sseu diye zikredilen Kırgızlar'ın GökTürk hakan* Mü-kan zamanında. Ming sölâiesi kurucusyna teslim oluncaya kadar (1368) devam ettiği gibi. son Uygur Idi-kut'u Ho-şang. Kâşgarlı Mahmud'un eserinde (1074) "kâfir" diye bahs «diten Uygurlarla mücadele ediyor ve Uygur memleketinde islâmiyet! yaymağa çalışıyorlardı. Türgişler Adlarım Türk+ş" şeklinde gelişmiş olduğu bildirilen Türgişler. Daha 714'de.150 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKLTARtHt ISI Müslüman-Türk Karahanlılar. yeni vftMvtn başansızlığa uğramalarının başlıca seba&i. durumunun zayıfladığını görerek ülkesini bırakıp Çin başkentine giden tayinli'kagarf in ayrılmasından sonra. Mo-yen-çur Kağan tarafından Uygur hakanlığına bağlanmış (756). Çu vadisinin kuzey-batı ucunda bulunan merkezini kuzey-doğuya nakl etti. Cengiz'ın oğlu. eski yurtlarına sürdüler. Cengiz Moğollar» devletinde yüksek idarî vazife almış ve Uygur medenî te'sirteri Asya'nın doğusu ve batısında asırlarca hissedilmiştir. TölM'ın kuzey-batısında. Çîn ile münasebet kurduğu ji$ft*&e defa K$ Teğin Sie Bîlge'nin iştirato ile Kağan Kapagan tarafından 71I^İKflçu vakıamda hezimete uğratıldı ve telef edildi Savaşın sebebi olarak Çfrı kaynaklarında büdMan. Asya Hunları zamanında kuzey-batı'da. Ancak. K%-tahlar ve devamımı olan Kara-Hîtayîar'ın Yenisey havalisine kadar sokuiamadıkları anlaşılıyor. Doğu Türkistan Uygur Devleti (1209)'da Cengiz Han'a bağlandığı zaman.

724'de Seyhun ötesindeki bütün Arap kuvvetlerinin geri atılması ile neticelenen ve her tarafta Arap nüfusunun krrılmasma sebep dan bu seferdeki Mzmet Arapiar'ı uzunca bir möödşt fâ®dafaada kalmaya zoriarnış ve yalnız MâverâünnaMr'de değil. Sarı Türgişler mücadeleyi kazandılar. Fergane^e yürümek üzere. Durumdan haberdar edilen Hafife Hişam'ın emri ite Küfe ve Basra'dan 20 bin kisttik bir takviye ordusu Semerkand'a gelirken. ikinci bir "susuzluk vakaşı'na duçar edildi. Buhara'yı da tahliye ederek. Huttal hökûmdan. Fakat yeni vali Esed b. Fakat vâii Esed b. Artık Hârezm'de bile Araplar'a karşı kımıldamalar görülüyordu. Debûsiya şehirleri ile iki küçük kaleye münhasır kalmıştı. bütün Mâveraünnehir Arap ikfidan- nın tehlikeye düştüğü bir zamanda azl edildi. Su-lu'nun maksadı. SakJ'i getirdi (724 basları). 'Abdullah hakan ordusunu arkadan vurmağa muvaffak oldu {737. şüphesiz. Seyhun kıyısında. Cuzcan'a girdi. Seyhun'u geçen Arap ordusuna karşı bizzat Hakan Su-lu çıktı. Semerkand'daki Arap merkez ordugâhını düşürüp Araplar'ı Mâverâünnehir'den tamamen atmaktı. Türgiş Devteti'nin ana siyaseti anlaşıldıktan sonra. Buhara "hâkimi* "Tuğşad. Çin'in Türk başbuğlarını birbirine düşürme esasına dayanan tahrikçi siyaseti bir daha hedefine ulaşmış ve Kara TürgişterMe San Türgişler'i birbirine iyice düşman etmişti. Belh'e doğru ilerledi. Hakan SıMu Mâveraünnehir'e karşı son seferinde hayR-mütteRk bulmuştu: Haris taraftarlarından başka. Abdullah. 'Abd'ül-Aziz (717-720) tarafından tâyin edilen ilk vali El-Cerrâh b. Çin'i. yerine Müslim b. gerek doğrudan doğruya Araplar'dan heyetler gönderilmiş ise de. Ordusuna ric'at emri veren Müslim susuz yollardan aralıksız ve cebri yürüyüş He 11 gön çekildi ve taşlamadıkları için bütün ağırlıklarım yakmaya mecbur kaldıktan sonra. islâmın dinî akidelerini değil. Sureye'm isyan ederek BeHlv arkacından Vâtifîkrnerkezi Merv şehrini zapt etmesi. yorgunluğa ilâveten susuz da kalan ordusu. Haris b. çarpışmaya cesaret edemiyen karargâh kumandanı Sevre b. Sogd hükümdarı (yani Gûrak veya oğlu) Usruşana hâkimi. Fakat Türgişler tarafından yolu kesilmişti. Zaruri olarak geçilmesi müşkül dağ yollarına düşen Cuneyd Savdar dağlarının dar geçitlerinde hakan tarafından sıkıştırıldı. Haristan savaşıp Esasen Su-lu. bin müşkülat ile önlerindeki engeli aşan Arap kuvvetleri ağır telefat ve zayiat pahasına Semerkand'a doğru çekilmeğe muvaffak oldular. TörgişJer'te işbirliği hâlinde buluna yerli ta&ötler tarafindan durduruldu Suya erişememişti. Cuneyd'in 734 başlarında ölümü île. Nihayet 20 . Arap kuvvetlerini geri atacak şekilde gelişen Türk mukavemetinin karşısında sarsılması . Bu liste "Mâveraünnehir'dekl Arap nüfuzunun nasıl Tüfkier'e geçmiş olduğunu" açıkça göstermektedir. Hur. Bunun üzerine Mâveraünnehir'de başlayan Arap aleyhdan hareketler Türgiş baskısına iyiden iyiye yardHüCT oluyordu. Nihayet 12 bin kişilik kuvvetinden 10 binini telef olması karşılığında. Abdullah'is Sulemî. Halîfe Ömer b. Yeni valilerin 3 sene (734-737) kendisi He uğraşmak zorunda kaldıklar» Haris sonunda Türgişler'eiffica etti. lau defe Kara-Türgişler'i desteklemeğe sevk etti. Arap idaresi Semerkand. Emevîler'i. Buhara'yı zaptetti (725). 753'de hakan Hân edilen Tângri Bulmış da bir Kara Türgiş idi. nihayet Semerkand'a doğru çekilmekte iken yetişen hakan ve Kül-çur idaresindeki Türgiş kuvvetleri tarafından Kemerce kalesinde 58 gün müddetle kuşatıldı. Çünkü. Sa4id idaresinde. Arap ordularının Seyhun ötesine geçmeleri ile aynı zamanda (719) başlayan Çin'in batıya doğru . "sffyah bayrak açan". Müslim b. Törk kuvvetlerinin bütün ülkeye yayıldıkları ve MâveraünnehfCiArap muhafız M'alannm merkezi Semerkand önünde bile göründükler* bu sırada Horasan vâfisi tekrar değiştirildi. Tübaristan'da v©jdfc ğer güney bölgelerinde idareciler ve hsifc Türgişler'e* kurtaneı gözü ile bakmağa başlamışlardı. önce Tuharistan'ı Araplar'a karşı ayaklandırarak mahallî bir destek sağlamağı faydalı görüyordu. Nitekim bu mücadele devrinde Arap ordularına karşı çıkanların hepsi. Keza. Şâş (Taşkent bölge») hükümdarı'. Hakan Su-lu durumdan faydalandı.İffet. yerli muhaliflerle ahenkli bir şekilde çalışarak. Yerli halka bir çok müsaadeler bahş etmesine rağmen ümid ettiği ilgiyi göremiyen yeni vali Eşres b. iktisadî ehemmiyeti de rol oynuyordu. 742'deki Türgiş kağanı Ü-eimiş Kutlug Bilge bir KaraTürgiş başbuğu idi. bu bölgenin ve Seyhun ötesi Türk ülkelerinin. daha fazla kalmak istemiyen hakan. çekildi (732). hiçbir netice elde edilememişti. "Abdunahman1 B-Mürtfyi Merv'den imdada çağırdı.Gök-Türk hakanlığının akamete uğratüğı-genişieme siyaseti bu defa Türgiş duvarına çarpma tehlikesi ile karşılaşmakta idi Çin'in şimdilik "durumu idare* yoluna girmesi dolayısiyie ete kendilerini serbest hisseden Türgişler batıda faaliyete geçtiler. AbdffKAzte'in bulunduğu Arap kuvvetlerini mağlup ve kumandanın* bir müddet çenber içinde tuttu (72% Bu vali değiştirildi. herhalde ömrünü harcadığı bu mücadeleye devam edecekti. Hakan. Kûmez "hâkimi" Marayana ve Çaganyan hükümdarının Araplara karşı yardım için Çin'e müracaattan (719'da) sadece bir nçzaket muamelesi tte savuşturulmuştu. Türgiş iktidarı büsbütün zayıflamıştı. Bu arada Çin'in On-oklar "kağanı" tâyin ettiği.Mâverâünnehir'de durumu büsbütün feariftırdı. Memleketine dönen Su-fo Kağan. yer-yer baskına uğruyordu. fakat Arap sultasını Mâveraünnehirden söküp atmak azmi idi. Arkadan hakan hızla gelmekte olduğu . Çin ile temaslar kurmağa sevk etmiş. Başbuğları Bağa Tarkan (Küt-çur) rakibi Kara Türgiş başbuğu Tu-mo-çe'yi mağlûp ederek ve onun "kağan1 yapılmasını istediği Su-lu'nun oğlunu ortadan kaldırarak kendini "kağan" ilân etti. Aşma ailesinden son hakan olan HM mağlup edip öldürmesi (739). Büyük mücadelede. aradaki Türk engelini kaldırmak için . islam kaynaklarında Türk" olarak belirtilmektedir. kumandanı durdurup muhasara ederek. Yerine gelen &~ Haraşî (721 son bahan) şiddet yoluna başvurup yerlerini terk eden halkı Hocand bölgesinde teslim olmaya zorlayarak hepsini öldürttüğü için canlarını kurtarabilenler kütleler hafinde Türgişler'e sığmıyorlardı. faş da yaklaşmakta olduğundan. Seyhun'u aşarak Mâveraünnehir'e giren Türk ordusu kumandanı Kükçyr Semerkand yakırona kadar sokularak Hk büyük başarıyı kazandı: başımda yeni kumandan Sa'id to. Araplarla birleşen Ouzcan hükümdannm tûyanstine uğramıştı. zaten Arap nüfuz ve kudreti iyfee kıntmış olan Horasan vilâyetinde. AbbaöF taraftarı. fakat kendisi o zamanlara kadar büyük hizmetlerini gördüğü Kül-çur (^ Bağa Tarkan) tarafından öldürüldü (738). 726'da Huttal'da Sulu Kağan karşısında başarısızlığa uğradığı için. yeni tâyin edilen Horasan valisi Cuneyd b. Urun süren M taraf arasındaki mücadeleye Karluklar da karışmışlar. Semerkand'a ulaşabildi (Geçit savaşı* Vak'at'üş-Şi'b). bundan aldıkları cesaretle. meşhur İç-Asya kervan yolu üzerinde yer almaları dolayısiyie. bu maksatla şüphesiz Araplar'ın müsaadesi ve teşviki ite gerek Mâveraünnehir "hükümdarlarından. 'Abdullah'ın Seyhun ötesinde giriştiği ilerleme teşebbüsünün.152 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 153 göstermesi ve hatta. Mâveraünnehir'de tam bir ittflâl havası esmekte idi Halife Hişam (724-743) bu valiyi de azl ederek. Arap askerî kuvvetleri arasında da ihtilâf baş gösterrsiş ve Yemen'i kuvvetler te'dip edilmişlerdi. Bu sebeple Semerkand'ı kuşatmağa hazırlandığı sırada. Ülkede Emeviler'e karşı şiî ve Abbasî propagandası da hızlanmakta idi. Beykent yakınlarında hakan tarafından sıkıştırılarak.

hâkimiyetin "kutlu Ötüken" ülkesi ile sıkı alâkası inancını muhafaza ediyorlardı. Harezrnşahta&UtArslan zamant) ite Kara-hüayiar arasında da birçok anlaşmazlıklara sebep olan Karluklar'ın. Arapiar'la işbirliği yaparak. Kırgızlar'ı dikkate almıyan Karluk yabgusu. Talaş sahasına yerleşmek suretiyle eski Batı Gök-Türk hakanlığı sahasında hâkimiyet tesis ettiler.154 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHt IBS sene içinde gittikçe kuvvet kazanan Kartuklar To-lular ve Nu-şi-piler arasında üstünlük kazanarak. Her îki Gök-Türk hakanlığı devrinde Karluklar'ın durumu yukarıda açıklanmıştı. Uygur ve Basmalarla birlikte. Büğe Kagan'ın ölümünden sonra. bunların da zaman zaman Çin'e başkaldırdıkları görülmektedir. bu defa. Emevfler'in imtiyazk "Arap milleti adına fetih" düstûru yerine. aynı zamanda.doğusunda) olarak. Uygur hakanlığının kurucusu Kutlug Kül Bilge zamanında. "put-perest" Kara-hitaylar'in tâ Horasan sınırlarına kadar sokulmalarını intaç etmişti. Kartuklar. Uygurlar'la Orta Asya'da iktidar yarışına giriştiler ise de. Kendi soylarını Gök-Türk hakan ailesi Aşına sülâlesine bağlıyan Karluk yabgulan. bu han tarafından dayısı olan Büyük Selçuklu Sultanı Sencer'e jjapılan şikâyet. Gök-Türk hakanlığının yıkılmasında müessir oldular. Türk hakanlarının "meşru halefi" sıfatı ile. Kara-Hanlı Devleti'nin esas kütlesini meydana getiren Karluklar. uğranılan mağlûbiyette Karluklar'ın dahli olduğunu göstermektedir. siyâsî birisim olarak Türkmen" adını da taşıyorlardı. Mâveraünnehir sahasındaki bu karışıklıklara sebep oldukları görülen Karluklar'a karşı. doğu bölgesi Uygurlar'a âit olmak üzere Orta Asya'nın yine Türk hâkimiyetinde kalmasını temin eden bu savaşta uğradığı hezimet yüzünden Çin ağır iç buhranlara sahne olmuş ve artık bir daha batı ile ilgilenememiştir. arasında. Karluk ülkesi. son anda. Çin'in de teşvik ve tahriki ile. Türkistan'da ve Kara-Hanlı tâbiiyetinde olmak üzere bir beyliğe sahip bulundukları anlaşılıyor. 630 680 yıllar1. Fakat onların gittikçe açığa çıkan siyaseti karşısında. Karluklar'ın tamamını temsil etmiyordu: Beş-Baîık havalisinde oturan Karluklar'ın kendi seçtikterkayrı bir yabgulan vardı: TorvBi+ge Ancak Ötüken'de yeni kurulan Uygur hakanlığı bütün Kartuklar tarafından üst tanınıyor ve yabgular hakana bağlı bulunuyorlardı. Evvelce Kül-Erkin unvanını taşıyan ÜçKarluk beyi bu tarihlerde 'Yabgu' unvanını almıştı ve kuvvetli bir orduya sahip idi. tekrar faaliyete geçerek. güneyde Yağmalar'm bir kısmı ve Mâverâünnehlf îte sınırlanmış çok bakımlı bir memleket olup Türk ülkelerinin en güzeli" idi. "Sağ yabgu" mevkiini alan Kartuk başbuğu. bütün islâmlar arasında farklılığın kaldırılması ve eşitlik düşüncesini yayıyordu. kuzeyde Tohsılar. Fakat boya bağlı her kabile kendi reisleri tarafından idare ediliyordu. Moğol istilâsı başladığı sıralarda (1215) merkezi Kayalıg (İli nahiftin. daha üstün sayılan "Sol Yabgu'luğa yükseltildi. Kara^Hîtay hükümdarı Yeh-lu Ta-şih (Kûr-Han) 1137'de Semerkand Kara-Hanlı hanı Mahnmkf u mağlûp ettiği-zonan. eserde burada mevcut olan 15 şehir ve kasabanın adları sayılmakta ve Türk kabileleri zikredilmektedir. Ötüken'in üstünlüğünü tanımakta devam ediyorlar. Gök-Türkler'e karşı ayaklanarak şiddetti mücadelelerde bulunmuşlardı. Kartukların dahil bulunduğu bölgeye yeniden el koymak istemişlerdi. Halluh) ve Hudud'p-Âlem (10. doğuda Tanrı Dağları. asrın son çeyreğiyçla verilen öftgiye göte. Sencer'in bu savaşta mağlûbiyeti (1141 Katavan savaşı) çok mühim bir hâdise olarak. fakat bunda. stnı sağladılar. tosa bir müddet. P'ei-ting eyaleti (Tanrı Dağlarının kuzey sahası)'ne bağlandılar. az sayıda da olsa. Daha sonra Kapagan Kağan taralından İL Gök-Türk hakanlığına bağlandığını gördüğümüz Kartuklar. Bu haberi veren Çin kaynaklarının. Harezmşah Alâ-üd-din Tekiş (1172-1200) bozkırlar bölgesine el atarak Kanglı ve Kıpçak gibi diğer Türk boyları ile kendini takviye ihtiyacını duydu. Uygur Kağanı Mo-Yen Çur karşısında tutunamıyarak (756} Tarım bölgesinden ayrıldılar. Harezmşahlar ordusunda hizmet gören Karluklar'ın. davam edan bu baylığin başında II. Sultan Sencer de Karluklar'ı tedip etmek için çıktığı seferde karşısında Kür Han'ı bulmuştu. Batıda EmevS-Arap iterlemesini durdurmuş olan Türgiş hakanlığının çöküntüye doğru gittiği bu tarihlerde Orta Asya Türk ülkelerinin korunması gibi bir tarihî vazife. Fakat Uygur Hakanlığı orada yıkılınca (840V. Fakat bu. Bu suretie neticede meşhur Talaş muharebesi meydana geldi (7f. Tarım havzasından itibaren batı Karluklar'a. Kartuklar a düşmüştü. bu hanedan üyeleri arasında mücadeleler baş gösterdiği tarihlerde devlete karşı cephe alarak huzuı^üaÖSk çıkarmağa başladılar ki. bu arada Başbuğları Yabgu Han öldürüldü (1157& îdiğerdbfo Kartuk başbuğu Ayyâr Bey. İsiâmiaria Çinliler arasında cereyan eden bu savaşa kadar Karluklar rangtar*m tarafını tutmakta idiler. Arapça-Farsça eserlerde kendilerinden çok bahsedilmiş (Karluh. Bununla beraber. Daha İstemi zamanında Türk hâkimiyetinin Hazar kuzeyi ve Mâveraünnehir'e doğru genişlemesinde şüphesiz büyük rolleri olmuştur. Zira gittikçe ttıstılıı artıran Abbasî propagandası. kendini "Bozkırların kanunî hükümdarı" ilân ederek Kara Han unvanını aldı ve merkez olarak da eski Türgiş başkenti Balasagun yanındaki Kara-ordu (veya Kuz-ordu) yu seçti.. diğer Türk boyları gibi.1 Temmuz). bundan dolayı Çinliler eski Orta Asya siyasetlerini canlandırarak. Yağmalar ve Oğuzlar. daha batıya çekildiler ve 7-8 yıl içinde Tarbagatay ve Cungarya'ya 766'da da. artık eski devir Emevf istilâcılığım müşahede etmek müşküldü. çöken Türgiş hâkimiyetinin yerine. Arslan Han var- tik olarak Çın yıöığı Tang-shu (7. Böylece Arap baskısının İyice hafiflemesi Çinliler'i Orta Asya'da bir iktidar boşluğu husule geldiği zehabına götürmüş. sıklet merkezi Çu vadisi olmak üzere kendi hâkimiyetlerini kurdular (766). Gerçi Mâveraünnehir yine Arapiar'tn nüfuzu altına girmiş ve Seyhun ötesinde baz* Arap ilerleme teşebbüsleri görülmüştü. Onoklar'm bir kısmîn! meydana getirdikleri anlaşılan Karluklar burada üç kabileden kurulu birlik hâlinde bulunuyorlardı (Üç-Karluk). Basmtllar hâkim duruma geldikleri sırada (742). 665'e doğru. as*r)'da zikredilen (Ko-lo-lu) ve adları Karlık (kar yığını) manâsına gelen Karluklar'ın Türk soyundan geldikleri ve Gök-Türkler'in bir boyunu teşkil ettikleri aynı Çin kaynağında belirtilmiş ve oturdukları saha olarak da Attaylar'm batısındaki Kara-lrtiş ve Tarbagatay havalisi gösterilmiştir. Başkentleri Balasagun idi. Böylece gelecekteki büyük Kara-Hanlı devletinin temelini atmak gibi ikinci bir tarihî rol oynayan Karluklar o sırada İslâm dünyasının en yakın komşuları olduklarından. 640 sıralarında Turfan'ın kuzeyine kayan Kartuklar Çinliler tarafından mağlûp edilerek (650). Çiğliler ve Dokuz-Oğuzlar. Kara-hitaylar tarafından w edildi (1172). Kartuklartn Çm nüfuzundaki ne Batı ne Doğu Gök-Türk kanadına bağlı olmaksızın yaşad4üannı kayd etmesi dikkate değer. Çinliler'in ağır mağlûbiyete uğrama . bu tutumlar Kara-Hifay hâkimîyeHnîn OrtaAsya'da çabucak gelişmesinde tesirli olmuş görünmektedir.

Bu münasebetle kitabelerdeki ifadeler Oğuzlar'la Gök-Türkler arasında bir ayırım yapılmadığını. Kitabe. Uygur uruglan Be Dokuz-oğuz kabilelerinin tesbitinden sonra (bk. Buna göre" ok1 sözüne eski Türkçe'de çoğul eki olan ar ilâvesi ile türetilen "Oğuz1 adı aslında "ethnique" bir isim olmayıp. Böylece. Herhalde batı yönünde geniş ölçüde bir göç hareketi bahis konusudur. Tölesler'in Dokuz-oğuzlan İle. 6.'Çân kaynaklannda. Bundan sonra kitabelerdeki Türk badım* tâbiri şüphesiz doğrudan doğruya hakan idaresindeki kütleleri ifade ediyordu. Türk adı). Tola-Selenga ırmakları bölgesinde Dokuz-Oğuz "kağanlığını* meydana getirmişlerdi. yâ- ni hem Oğuzlar. Fakat Oğuz tarzında adlandırmanın çok daha gerilere götürülmesi mümkün görülmektedir. Türkmenler'in Selçuklu sultanlarına karşı direnmeleri ve bizzat bir Oğuz olan Sultan Sencer'in âsi Oğuzlar'la çarpışması. Beylerine âit olduğuna göre de. asır Türk (Gök-Türk) kütlesinin doğrudan doğruya Oğuzlar'ın bu grubundan meydana geldiği Çin kaynaklarınca açıklanmaktadır. yk. güç-kuvvet mânası ile. ancak. Dokuz kabile (Kitabelerdeki "Dokuz-oğuzlar). *ethnique" ayrılık gösteren bir îsîm değil. tbntt: Esir. bu •teşkilâtlanmış" Oğuz birliğidir. Bu kütleler ise. daha o çağlarda. Burada 6 kabilenin birleşerek bir "budun* teşkil etmiş olmaları bahis mevzuudur. bu Oğuzlar'ın daha eskiden bu havalide birlik hâlinde mevcut olduklarını kabul etmek lâzım gelir.Û. bazan Türkler'in (Gök-Türkler'in) dokuz kabilesi" veya "Dokuz kabilenin Türkleri (GÖkTürkleri)". Uygur Idi-kut'u Barçuk Re birlikte bütün Asya Türk ülkelerini baştan başa çiğneyen Moğolların hükmü altına girmiştir. Gök-TürWerî meydana getiren topluluktan başkası değikftr. Bu ad Türkçe "Ogur" isminin Çince'deki şeklidir ki. Fakat Oğuzlar az sonra Uygur hakanına da «yan ettiler. hattâ hakanlığın temelini Oğuzlar'ın teşkil ettiklerini belirtmeğe yeter. sadece Dokuz kabile (Kuî-sin) diye. M. Oğuzlar'a mukabil. V. Tonyukuk kitabesine tahsis ettiği son makalesinde Oğuzları Türkler'in yüksek hakteıiyetinde Wr kabile birliği" olarak göstermekte ve bu tarihî gerçek sonra "ethnique" ayrılık gibi ahnarak. O-kut adında bir kavim (O zaman Türk adı yoktu) zikr edilmiştir. Şimdi ikinci mesele geliyor: Gök-Türk devletini kuranlar hangi Türk" zümresi idi? Bilindiği üzere bu devlet. kitabelerde I. Yani Oğuz adının R Türçesi'ndeki ifâde tarzıdır. diğer bir çok Türk boylan gibi. Çünkü Türk" adının. Gök Türk hakanlığı çağında "Oğuz" adıriîn geçmemesi de aynı sebepten iteri gelir. bizzat Tu-fcüe («TM0 den İbaret topluluğun ayn bir isim altında belirtilmesine «h&yaç bulunmadığını gösterdiği gibi. Türkçe'de Z sesini II telâffuz eden Türk topluluklarının söyleyiş farkından ileri gelmiştir. ûzkent şehri verilmişti. kendi aralarında birlik kurarak. Gflk-THk hakanlığı zamanında hükümdar ailesine karşı ayaklanan ve hükümetin diğer Imkânlan ile bastırılmasına çalışan.). Burada. Çin kaynaklarında . Kitabelerde hakanın X)ğuz bodunu Türk bodurumdan idT demesi ile. Cengiz Han zamanı Moğol devleti idaresinde vazife almış Karluklar görülmektedir. bazan da Töles'lerin dokuz kabilesi" diye kaydedilmiştir. buğu). mesele yeni araştırmalarla derinleştirilmiş bulunmaktadır. Sse-kie-. Gök-Türk hakanlığı devrinde Oğuzlar'ın kendi başlanna (meselâ doğrudan doğruya "Oğuz* olarak) zîkrediimeyip. Thomsen. Bundan sonra. Bilhassa İslâm kaynaklarında Uygur'lann Dokuz-oğuz olarak bahsedilmesinden doğan karışıklık.156 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 157 di. II. 820-821 yılında Uşrusana (Seyhun-Semerkand arası) ya yapılmış Wr •Dokuz-oğuz" akınının bunlarla ilgili olduğu . Çince'ye "kabile" diye tercüme edilmiştir (meselâ On-ok= On kabile). sonra llteriş Kagan'ın mezarına dikilmişti. anayurt bölgesindeki Oğuz topluluğu hakkında fazla bilgi yoktur. bu Oğuzlar*in isyan hâlinde olmaları arasında bir çelişme görmek güçtür. hafife B-Mehd? zamanında (775-785) Oğuzlar'ın Mâveraürmehir havalisine geldiklerini bildirmekte ve AI-TaberTde zikredilen. Oğuz kelimesinin tercümesinin verilmesi. etrafındaki Türk soylu" kütlelerin yardımı ile kurulmuştu. Mo-yen-çur Kağan. Nitekim kelime. kitabede görülmektedir ("Altı Oğuz bodunu"). Bu sebeple Oğuzlar'la Gök-Türkler'in aynı olduğu zaten kabul edilmişti. Cengiz Han'a itaat eden ilk Müslüman hükümdar olup 1221'de ölen bu Karluk "hanfnın oğluna da. kabileler birliği hâline gelmiş Türkler (yâni Oğuz) olabilirdi. P'u-ku (Buku. bilindiği gibi. Demek ki. Çin kaynaklarında O-kutlar'ın yeri olarak gösterilen TarbagatayKobdo bölgesi. Yâni. Oğuzlar Selenga'yı geçerek çekildiler. Oğuzlar Oğuz adı "ok" kelimesinden getirilmektedir. Bu defa "Sekiz-oğuz* halinde. kadîm Aşına ailesinin bu Oğuz bölüğü mensupları ile ilgisini isbat etmeği gerektirir ise de. Ok. adı "Aşına" olan eski bir Türk hükümdar ailesi tarafından. Hâl tercümelerinde bunlardan 4 tanesi de zikredilmiştir. Gök-Türk hakanlığı devrinde Oğuzlar'ın davranışlarını ve isyanlarını yukarıda görmüştük. Uygur hakanlığının başlangıcında henüz tegta. 2. fakat Türk soylu kütlelerin kurduğu Göktürk devletini ifade etmek üzere kullanılmış bir siyâsî ad olduğu zikredilmişti (bk. hem "Gök-Türkler" aynı ırkın mensuplarıdırlar. O hâlde onlar da "Türk" soyundan gelen Oğuzlarla aynı ethnigue zümreye dahil. Oğuzlar'ı Türk kabul etmek veya "başka bir ethnique teşekkül saymak gibi çok mühim bir ihtilâf noktası ortaya çıkmıştır. Ancak fetret devrinde Aşına~oğullartnirT Çin sarayı emrinde birer kukla durumuna düşmeleri üzerine. Oğuz kabileleri. Türkçe'de aynı zamanda "kabile* manâsındadır. Ancak. idiler. "halter*1 vaktiyle destekleyip yücelttiği hanedan ite mücadelesinden ibarettir (Türk talihinde bunun başka misâlleri de vardrç. Bartholdun "Gök-Türk hakanlarının Dokuz-Oğuzlar'dan neş'et ettiği* görüşü. asırdan itibaren Gök-Türk hakanlığında toplanmış olan Türk kabilelerinden bir kısmı. bazı kabileler keraft aralarında teşkilâtlanarak bîr •devlet" kurmuşlarda W. GökTüılder'in Dokuz-oğuztaffi aynıdır. 630'da başlayan fetret devresinde. yk.. mesele. Türk adım taşıyan bu ethnique topluluğun var olup olmadığıdır. Uygurlar) giderilmiş olmalıdır. 8. önce üzerinde durulması gereken husus. "Oğuz" adı itte defa Barlık çayı (Ulu-kem= Yenisey'e dökülür) kıyısındaki 1. Pa-ye-ku (Bayırku). W. Otuz-Tatarlarla ittifak etmiş olan Oğuzlar'ı Burgu'da ve Selenga kıyısında arka arkaya mağlûp etti. 6-7. doğrudan doğruya Türk kabileleri" mânasını ifade eden bir kelimeden ibarettir..olan Mo-yen-çor Oğuzlar'ın başında bulunuyordu. Türk sahasıdır. 682 yılında llteriş tarafından mağlûp edilen Oğuzlar (İnek gölü savaşı) bu durumda idi ve muharebede ölen Oğuz devleti başkanı Baz Kagan'tn balbalı. asra âit. T'ang devri vesikalarında (Tang-su ve Kiu T'ang-shu yıllıkları ve ayrıca 4 hal tercümesi). Buna hemen ve kesinlikle menfî cevap vermek mümkündür. Arsian Han. zira. T'ung-lo (tongra). KariuMar'ın KaraHanh'lflra.

Yabaku. Kara-koyunlu ve Ak-koyunlu devletleri. ayrı damgalan ile birlikte 22 kabile gösterilmiş. Aral Gölü'nün kuzeyinde bir Kıpçak grubu olan WmgWap.ı0ı«Hjı Oğuzlar 10. asırda bir kuvvet olarak beliren Kıpçaklar (Kumanlar) "in baskısına ilâveten.İslâm kaynaklarında bu isimle de anılmışlardır. İşık gölün güney-batfsında. Yukarı lıtiş bölgesinde Kimekler. Tuharistan. hem de çok kalabalık kütleler hâlinde . Çavuldur. Harezm'in yerli hanedanı Afrigîler Oğuz baskısı altında idiler. 11. Kimekler'den bir kol olup. Belh. KâşgarBalasagun-Talas. Kara-evü (Kara-bölük). Ayrıca Kartuk. yine bir Karluk kabüesi olup. Çepni. orduyu Su-başt idare ediyordu. Dodurga. Oğuzlar'ın doğudaki komşuları Kartuklar ile de mücadele hâlinde oldukları. Buhara *kıratı" Tuğ-şad. Kuzeyde Kiroekfer ile ise bazan dostça. Oğuz Yaögusu'nun ötmesinden anlaşılıyor. komşuları Peçenekler ve Hazarlarla münasebetinin pek dostane olmadığını gösteren deliller vardır. 720de kardeşi Arslan-banH Ç'm'e elçi göndermişti. Umumî Türk tarihi içinde Gök-Türk çağının. aralarında savaş eksik değildi. Karacuk dağlarının eteğindeki Sabran şehrine kadar yayılmıştı ve Karacuk dağlarından Hazar'a uzanan yarı çöle "Oğuz bozkırı" (Mafâzat W3uz?ya) denilmekte idi. Abbasî halifesi Al-Mu'tasım zamanında (833-841) ünlü Türk kumandanı Aşnas Tuharistan yabgularına mensup idi. Türk milletine yön verici. AtabeyHMter. Yabgu Devletinin. sonraları Talaş ctearında. 740. Anadolu beylikleri. o civarındaki Karacuk (Fâr£b) ve Sayram (isficab) şehirleri havalisinde görünmekte idiler. KâşgarHn kuzey-cfoğuşy. Uygur. Tflrkrnen beyfikteri. asrın İlk yarısında. Tohsı yolu Ne Karahartfıîar Devleti. Huttal. içtimaî. Tuharistan "kırarının unvanı ise "Yabgu" idi ve bunun Çin'e gönderdiği (738) elçisi Inancu Tlütıan idiı^TSO yılında Kiıttug. siyaseten zayıf düştüğü zamanlarda bile. umumî Türk" adı yanında. Çomui. Peçen». Kınrk. Türk nüfuzunun yayılmasında büyük rol oynamıştır. asnn Dk yansında Oğuzlar Seyhun bozkırları ite. Gazne. diğeri Reşîd-üd-dlffin Câmi-üt4evârih (K.Orhun bölgesinden önce Talaş havalisine göç etmiş olmaları gerektiği ve Seyhun Oğuzları'nın 11. asır ortalarında Mâverâünnehir. bunun kuzey-batısındaki Cit kasabasına ve Baratekin'in kasabasına (Aral gölünün güneyinde). Bunun. Reşîd'üd-din ise. . hemen bütün Türk dünyası onun derin izlerini muhafaza etmiştir.Iİ. Yazır. Tuharistan Yabgusu bulunuyor ve bu Yabgu ailesi Aşına sülâlesine bağlanıyordu. Bir görüşe göre. Sicistan-kuzey Hindistan'da Kaİaçlar. Ibn Fadian (10. Başta Yabgu bulunuyor. asnn ifc çeyreği) ve EJ-Mes'udîye göre. Peçenek. Bayat. asırda konuştuktan Türkçe'nin ketime ve söyleyiş itibariyle doğu Türkleri'ninkinden farklı olduğu dikkate alınarak.** ilâve) göre. 750 yıllarında). Eymür. askeri ve kültüre) vârisi olmuşlardır. Ezgiş. Igrak. Barsgan ötesinde Kâşgar havalisinde ve MâfVeraünnehir'de oturan Çifljlier. Bunun yerine Çaruklu). Mâveraünnehir'de Buhâra'n>n kuzeyine. Ş&nan ve Tuhsristan'da görülen "kıratlıklar" ya Türkler tarafından kurutmuş veya Törk siyâsî ve kültürel te'siri altında gelişmiş teşekküllerdi: Huttal kiralı Ergin unvanını taşıyor ve Çin'e Tarhan'ünVanlı elçiler gönderiyordu (733. ayrıca damgalara ilâveten. Kaynaklardan anlaşılıyor ki. vaktiyle aynı camiada yer alan çeşitli Türk grupları yolu ile Gineli. Müslüman ülkelerine geldikten sonra. Harezmşahlar. asırdan zamanımıza kadar. Oğuzlar yolu ile Büyük Selçuklu İmparatorluğu. 9. DLT'de ayrı. Oğuzlar'ın sahası batıda Hazar denizine (bu denizin doğusundaki yarım ada bu sebeple Türkçe Mankışiak adsnı almıştır). Oğuz Yabgu Devteti'nın tarihi hakkında başkaca açık bilgiye rastlanmıyor. Özkent. Yıva (İva). Buna dayanılarak "Oğuz birliği' mensuplarının. Afşar. Diğer taraftan Kâşgariı Mahmud. Hindistan Türk devletleri. Talaş ve Çu bölgesinde bir Karluk kabilesi olan Yağmalar.t. Işık göl-Çu ırmağı arasında görülen Tohsılar. Yabgu devleti zamanında Oğuzlar Ûç-ok ve Boz-ok diye iki kısım hâlinde teşkiJâtianmıştardı Bu kısımtan meydana getiren Oğuz kabileleri hakkında ttffri Kâşg'anY Mahmutfun DtXünde<11. Üçoklar: Bayındır. Döğer. Taşkent. keza bir Karluk kabilesi olarak. asnn 3. asnn ilk çeyreğimde olmak (Here iki liste mevcuttur. aralarındaki savaşlardan birinde.lstahrir Ibn Havkal) ve Hudud'ûl-Âlem'e göre. asır ortalanndâ Kıpçaklar 'Oğuz bozkın'nı ve Seyhun nehrinin aşağı mecrası saha-sını işgal etmiş bulunuyorlardı. bu göçün 9 asırdan önce vukubufmuş olması lâzım geldiği iteri sürülmektedir. güneyde Gürgenç şehri ile. oradan da Horasan'a yönelmiştir (Selçuklular). Çaruk. Kuman-Kıpçak boyları ondan ayrılmış zümrelerdi. Hazar hâkanfekları Gök-Türk hâkanlığfnm devamı idiler. Kençek vb. Son Oğuz Yabgusu oiarak AH Han adında birini zikreden ve Selçukiular'ın ilk zamanlar TtfKtek bunların fcan düşmanı* olarak Tuğrul ve Çağrı Beyleri haylf uğraştırdığını bildiğimiz meşhur Cend •hakimi* Şah-mefiki de Ati Hanta oğlu gösteren Reşid'üd-dtfVin (14. ÇSğîl. Şûman "kıratf'nm elçileri de (743} Tarhan ve Şad ürwanlannı taşıyorlardı. Oğuziar'dan kalabalık bir kısım Karadeniz'in kuzeyinden batıya göçmüş (Uzlar). asır ortalarında Karacuk dağları bölgesinde Mankışlak'ta ve Seyhun kıyısındaki kasabalarda oturdukları. her kabile* nin.Fergane arasında Argu. 1000 yıllarına doğru Oğuz Yabgu Devletî yıkıldı. Öç-ok tasnifi yapmış. Karluk. çeyreği). asnn i*k çeyreği) bu malûmatı 'destânf mâhiyette görülmektedir. 8. Yağma. Uz. Taşkent "kıral'ının adı Tegin" idi. hem Boz-cfc. Yabgu Devleti'nin inkırazı üzerine. Alayuntiu. topluluktur Gök Türkler'e bağlı Türk kabileleri îdHer. hem kabile sayışım 24'e çıkarmış. İslâm coğrafyacılarına (A!-Bathi. Kül Erkin unvanlı bir başbuğ ona naiplik yapıyor.Yaparlı (DLT'de yok). ethnltjue bünye. Alka-evli (Alka Böîük). ıi??Ov nt. Kızık (DLT'de yok). Kurulduğu 6. Selçuklu devletleri. Yüreğir.168 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 159 tahmin edilmektedir. 'ongon' unu belirtmiştir Oğuz kabileleri: Boz-ok'lar: Kayı. idarî. ? 10. Büğdüz. Sakır. diğer bir kısım Ğend bölgesine. Beğdili. Tûrgiş. Fergane. merkezî bir hüviyet taşıdığını yukarıda söylemiştik. Asya Hunları'ndan daha geniş ölçüde ve tâbir caizse daha şuurlu bir şekilde Asya Türklüğünü nefsinde birleştirmiş olan Gök-Türk hakanlığı. kışlık merkezi Yenî-kent olan bir devlet kurmuşlardı. Oğuzlarla Çjğilier arasmda köklü bir düşmanlıktan bahseder. Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhufly&f hep Gök-ÎÖrk hakanlığının. yine siyâsî bir isimlendirme olarak Türkmen* adın* da taşıyorlardı ki. Yerlerinde kalan Oğuzlar'ın 11. Moğol istilâsı sırasında da Cend'de ve Karakum'da Türk" (erin bulunduğu görülmektedir. İğdir. Kâşgarlı'nın haritasına (DLT. Selçuklu ailesinin kendilerine bağlı kütlelerle birlikte ayrılmaları neticesi vuku bulduğu kabul edilmektedir. Orta AsyaYıın batı sınırlarında Türk halkının kesafetini kaybettiği yerlerde. Karkın (DLT'de yok. bazan hasmane münasebetler devam edip gidiyordu Bu Oğuzlar.

aynı zamanda önceki yüzyıldan bazı haberler de bulunuyor. onun da belki boy birliğinde bulunan ilk iki boydan (imi+imâk) oluşarak doğduğunu ileri sürmüştü. Öte yandan bu boyadının yapısını ve aslını açıklayabilecek başka bir kök de. Bunlar düzenli ve etraflı değil. Belki de Ertiş'in doğusundaki Altaytar'dan yayılarak. Çiniiîer'in kuzeybatı yönünde ve oldukça uzakta bulunmalarına rağmen onların Kimekter'i bildiklerini Saray Yıllıkları'ndaki kayıtlardan anlıyoruz. Kimek Ülkesi'nin İç haberleri yoktur. Her gün avlarup. kardeşi yanından kaçıp. sevdiği bir cariyeyi alarak. sonra Imek'in Yimek şekli daha yaygındır. Togan'ın bunu Kimak veya Kemak okuyuşu uygun değildir. Cariye onları görünce: "Er! tüş!" (inin) dedi. en eski seldi -g ekiyle yapılmış addır (Kimeg). Çevresi kalabalıklaşınca. ek düşmüş ve ilk ünlü de kapalı i (6)'ye dönüşmüştür. VIII. Komşu bölgelere ait yabancı kaynaklar da titizlikle taranarak.hava düzelince. ama nedense henüz üzerinde durulmamış ve incelenmemiş olan bir "Kimekler'in yurt kurması dastânı'nı eserinde tesbit etmiştir. X. Yenilince korktu. öteki Kemi ve Keme şekli de yine Karahanlı (Kutad-gu Bilig ve Divân) ile eski Uygur Türkçelerinde. toplandı ve uzun süre Şad'ın hizmetinde kaldılar. Şad unvanlı küçüğü onu kıskandı ve kardeşiyle mücadeleye girdi. Tarih: Kimekler'in varsa İlk yurtlarını ve etnik birliğin teşekkülünü açıkça bilmiyoruz. bize onların açık bir tarihini ortaya koyma imkânı vermemektedir. yüzyıla ait telâm coğrafya eserlerinde bulunuyor.) Türkçelerinde. Z. bütün halkı yağmalamış ve öldürmüştü. Kimek adı Kâşgariı Mahmud Beğ'in "Dîvânü Lûgafit-Türk" (1074)'ünde geçmiyor. Bilindiği gibi onlar Ertiş (Irtış) ırmağı'nm İki yanında yaşamışlardı. Nitekim biçimce buna benzeyen "Kanglı" ve "Kayıg" adlı boylar da eski kaynaklarda geçmektedir. eski ve büyük bir Türk ulusudur. Elimizde Arap yazısıyla dan* Kîmâk" '(908i de kef) yazılışının Türkçe söylenişi elbette "Kimek (Kimâk)" olmalıdır. Kar düşünce dönemediler. günümüzde ise Afganistan'da Özbek ve Doğu Türkistan'da Sarı Uygur lehçelerinde tesbit edilmiştir. Sonraki yüzyıllardan. Bize göre Kimek (Kimâk) boyadı. Orada yürütülen arkeoloji araştırmaları pek yetersiz bulunduğu gibi. yy. Türk boybiliminde böyle kullanılan hayvan veya eşyanın boya ad olarak verildiğini biliyoruz. Çoğalınca o dağlara yayıldılar*» adlan yukarıda sayılmış yedi boy oldular. Kayık veya gemi anlamına gelen bu sözcüğün kökü "Kime" olup.) Kimekler veya bu boybirliğinde bulunan öteki boylar üzerinde bilgi verilmemektedir. Kimek adını açıklamak isteyen Alman bilgini Joseph Marquart. Kemal ÖZERGİN Ortaçağ'da Türk Anayurdu'nun batı kesiminde yaşayan Kimekler (Kimegler). Tatar. Türk tarihi araştırmaları için oldukça mühim ise de. Ot bot olduğundan bütün kışı orada geçirdiler. yüzyıl ortalarından XI. . Başlıca kaynaklarımızdan Gerdîzî (1050). buraya indiler Türk İlkçağt başlarında Ertiş boyunda başka Türk boylan bulunduğuna göre. şimdiye kadar etraflıca efe alın-. Onlar kışa değin kaldılar. Kime (kârna) "gemi" sözcüğünün ilk şekli olan 'Kimeg'dîm alınmış olabilir. Bize ulaşabilen bazı eski kayıtlarda. KM ve Kime şetöl. günümüzde ise Azerbaycan'daki Türçede bulunmaktadır. bu ulus ile ilgili. birini haber getirmesi için Tatarların ordugâhına yolladılar. Sonraları. Orada Şad'ı başkan tanıdılar. Tatar soyundan İmi. tkisi otağ dikip. kakım derisinden.namıştır. Başarısız ve tutarsız bir açıklama olduğu ortadadır. Kaynaklan Kimekler'in yaşamış olduğu bölgenin yerli tarih kaynakları son derece kıttır. koca bir akarsuyu. Bunlar efendilerinin bineklerini otlatmak için yer arayarak. sincap. elbise yapıyorlardı. O akarsuya böylece Ertüş adı verildi. Kimekler M. tüccar ve gezginlerden derlenmiş küçük bilgilerden ibarettir. Bir tere ilk adın okunuşu kesin değildir. O halde bunlara nasıl Imek diyebileceğiz? Ayrıca bu yorum. ve X. çok ağaçları ve bol avı bulunan bir yere geldi. Dr. belki yine burası idi. bunun aslında 'lki+lmâk"den kısalma yoluyla çıktığını. Büyüğü. Kimek Adı: Bu boy adının (ethnonym) yapısı ve kökü üzerinde pek durulmamıştır. konakladılar. yüzyıl ortalarına değin süren bîr devlet de kurmuşlardı. Imek. Karahanh ve Batı Türkistan <XV. Bu ikisinde. Kar kalkıp. Adam oraya varınca her yeri yıkık ve halkı uzaklaşmış buldu.-XVI. onların kullandıkları bir tür gemiden alarak temşufannca verilmiş olabilir. Burası Türk Anayurdu'nun batı kesimidir. yy. Ancak bütün bu eserlerdeki kayıtlar. incelenmemiştir. bu ikinci ihtimal daha mümkün görünüyor. Kimekler'in ilk yurtlan.160 TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 161 9. görüştüler ve hepsi Ertüş'e yollandılar. Biz onları tarih sahnesinde Ertiş'in orta boyunun iki yanında ve daha çok doğu yöresinde iken buluyoruz.Hayavân" (1120) yazarı belirsiz "Müc^ meiüVFevârih" (1126) ve Fahreddin Mübârek-şâh'm 'Şecere4£nsâb" (1206) adlı eserlerinde de bazı bilgiler verilmiştir. şimdilik bilinmiyor. Merhum Prof. Kimek ülkesinde geçmiş tarih olayları ve yaşayış tarzı hakkında yeteri kadar bilgi sağlamadığından.V. Balarıdır (Bayandurfc Hıfçak (Kıpçak). baştaki K-'nin nasıl türediğini de yeterince açıklamaz. yazılı tarih kaynakları da henüz ete geçmediğinden. Ötekiler de bunu duyunca. Şad'ın bulunduğu yere gelmişlerdi. Şad da çok avlandı ve onian honukladı. Bunlar da cariyeyi tanıyınca indiler ve otağlar kurdular. KökTürk çağı yazıtlarında (VIII. etini yiyor ve samur. Selçuklu saray tabibi Şerefüzzemân Tâbir Mervezi'nin "TebâyitO . IX. hükümdarlığı aldı. İşte bu büyük akarsuyu geçmek için. Onun kısaltarak aktardığına göre: "Tatarlar'ın ulusu öldü ve iki oğlu kaldı. Kalanlar dağdan indiler. Çünkü düşman gelmiş. Lankaz ve Aclad adlı yedi kişi onların yöresine gelinceye dek böyle sürdü. ve XI yüzyılda Balı Türkistan'da hazırlanmış coğrafya eserleri arasında yazarı bilinmeyen 'Hudûdüi'-Âlem" (982) ile Abdülhayy Gerdi^Fran "Zeynü'l Ahbâr" (lOSO)tnda oldukça geniş bilgi toplanmıştır. Onların gerek tarih ve gerekse yaşayış tarzları.

İşte üç adın sırf dış görünüşüne bakılarak ileri sürülen bu iddiayı kabul etmek için elimizde. Prof. Halbuki bunların birincisinde yeradının X. III. Bu durumda. "Comanaeler ile birlikte yaşadıklarını. Kimekler'in M. karısı. Togan iteri sürmüştür. Bu Kimek deryasının neresi olduğu üzerinde iki araştırıcı bilgin değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. belki bu görüşünü de yukarıda üzerinde kısaca durulmuş Fars destanı ite Lâtin kaynağındaki söylentilerin tabiî sonucuna dayandırmıştır. Bununla birlikte Arap kumandanı da. kitabında anlatır. Kimekter. Karluklar'ın gittikçe güçlenmesi sonucu.S. kurulan bu Türgiş Kaganlığı'nın.t«2 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 163 Şad bir gün adamlarıyla Ertüş kıyısında dururken bir ses duydu: "Ey Şad. açıklıkla ortaya konulmamıştır. şimdi elde edilebilen tarih bilgileri yardımıyla bu büyük Türk ulusunun tarihî durumuna dönebiliriz. Adı geçen lâtin kaynağında iki kavim hakkında verilmiş bilgiler. yüzyıl sonlarındaki tesbite dair bulunduğunu. Bununla bîrîlkfe^rgiş-KÎrtîek münasebetleri Ü&rinde hiç bir Mgimiz yoktur. Burada ele alınması gereken başka bir nokta da. Kimekler'in M. Suya girdi ve o saçı yakaladı. onun kayıtlarında hangi boyların yaşadığı belirtilmemiştir. Kimek ülkesini "Altaylar" saymış. Yüzyılın ortasında. Kimek ülkesine ve 'Deryâ-yi Kimek"e gittiğini anlatır. Yine bu arada yüzyılın sonlarına doğru Çu havzası merkez olmak üzere Türgiş devleti de kurulacaktır. onun öteki Türk destanları ile yakın unsurlar* taşıdığını. Gerçekten Kimekler'in Turan ötesi komşusu olan Farslar'ın eski destanlarında da bu ulusun adı geçmektedir. Böylece lsık*tWn batısında ^uzanan Talaş yöresi adı geçen Karluklar'ın1 İdaresi altına girdi. geri çekildiğinde. yüzyıl boyunca yaşamış Hun boybirliği içinde bulunduğu hususunu da Prof. Bu görüşlerin ikisi de uygun değildir. bağımsızlığa doğru gidecekler ve kendi idarelerini kazanacaklardır. Togan ise. yy) bile bulunmuyor. Kfrnekier. Kimek ülkesi veya deryası adı da bu büyük akarsuya veriliyordu. adların benzerliğinden başka belgelerin de olması gereklidir.S. Her ikisi de bölge için hâkimiyet mücadelesinde idi. tarih ve boybitim bilgisine göre birleştirildiği belli değildir. Ancak bunu destekleyen belgeler gösterilmemiş bulunuyor. O halde. yine o çağlarda Turan'da yaşayan (?) bu Kimekler'in bir batı kolu olduğunu kesinlikle ileri sürmüştür. kendi destanlarından başka yakın komşuları Fars destanı tarihinde de yer aJmrştır.Yüzyılda: Yüzyılın ortalarına değin İli havzası. -M. bu destan unsurları arasında da eski tarih bilgilerinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bir kere Farsça derya sözcüğü. Togan. Onlar bu suyun Kimek Tanrısı olduğunu söylerler. Bununla Çu havzası onların sınırı içine giriyordu. burada efe alınan Kimek ulusu ile birleştirmektedir. Artık bu durum göz önüne ahnınca. Fars söylentilerini derleyerek "Şehname* adh büyük eserini ortaya koyan Onİü şâir Tûslu Firdevsî (935?-1020?) Turan'tn büyük hükümdar* Afrasyâb (Alp Er Tunga)'ın Iran Hükümdarı Keyhusrev'e yenilip. Kimekler'in Hun boybirliğlnde bulunduğunu kabul etmek için de. VIII. Büyük akarsulara da verilmiştir (Amûderyâ. VII. Kafkas sıradağlanndaki ikinci kavmin de. onların eskiliklerinden değil. Öte yandan KöMürk çağı yerli kaynaklarından olan ve yüzyılm ilk yarısına aît yazıtlarda "Ertiş" adı birkaç kere anılır ise de. sadece deniz veya göl anlamında değildir. İşte Prof. nereden alındığı da belli edilmek suretiyle. Öte yandan Kimek adının bu kadar eski tarihte varlığını başka kaynaklar ile destökleyemiyoruz. Kimekler'in güneyinde yaşayan Karluklar'ın. doğu ve batıdan uzanmış iki istilâ ordusu. kitabında da. Burada üç ayrı kavim adının hangi dil. Artık bu durum göz önüne alınınca.Ö. Karluk ve Basmıllar'ın akınlany- . 23-79)'un "Naturalis Historia" adlı eserinde andığı "Camac* ve "Camacae* adlı kavimleri.ffk yüzyıla ait bir Lâtin kaynağında tarvtı&ntş okip-olmadığıdır. Bu arada yeradlarının halk ağzı yorumu da çok dikkate değer bir husustur. tesbit sırasındaki vardıklarından Heri gelmektedir. Batı Türlderi'nden bir bölük olan Türgişler eline geçmiş bulurtbyordu. Kimek ülkesi veya deryasını başka yerierde aramanın lüzumsuzluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. ikincisinde ad benzerliğinden öte bir belge olmadığını ortaya koymuştuk. Prof. Batı Kök-türk Kaganlığı'nın sınırları İçinde ve onların hâkimiyeti altında olmalıdırlar. Rtrf. Roma İmparatorluğunda bir devlet adamı olan Büyük Plinius. daha sağlam belgelere ihtiyaç vardır. Oradaki bazrboylar. Bu Lâtin yazan. en eski yerli kaynak olan Kök-türk yazıtlarında (VIII. kil ile Çim (Emba) arasında bîr yerdedir. 751 yılı yazında Talaş yakalında yapılan büyük savaşta Araplar yanında yer almasıyla. o akarsuyu ulu sayarlar ve ona taparlar. J. Kimekler ile ilgili eski bir destanı tanıdıktan. eserinin 12. Öte yandan daha 745'lerde Uygur. deryayı da deniz anlamında tutarak 'Altaylar'ın arkasındaki ve doğusundaki büyük göllerden biri (Koso gölü veya Saykal gölü)* kabul etmiştir. Bu. Çinliler büyük bir yenilgiye uğrayıp çekildiler. 500'e yakın yazardan derlediği bilgileri. Arap ve Çin orduları karşı karşıya geldi. Geçen yüzyılın sonlarına doğru. Togaıiplikçağ LâtHVyazarı Büyük Pföraus {Gaius Püntus Secundus. Bu açıklamaya göre. Ona sordu: 'Nasıl düştün?" Kadın anlattı: 'Beni kıyıdan canavar yakaladı*. bana el ver". Su yüzünde saçtan başka bir şey göremedi.Yüzyıi boyunca Batı Kök-türk Kağanlığı zayıfladığı ölçüde. 765 sıralarında Türgiş devleti de artık kesin olarak dağıldı. adlarının Fars destan? tarihinde geçmesi. Milât sıralarında Turan (Mâveraünnehir)'da Baktria ile Horezmia arasında (Amû-daryâ havzasında?) "Camacae'lerin. Şada ses duyup korkmadan suya girdiğinden dolayı da Tutug* adım (lâkap?) verdiler. III. otlaklarım bu yeni hâkime bırakarak kuzeybatıya doğru çekilmekzorunda kaldı. hâkimiyet alanı Ertiş'in orta havzalarına uzanmış olsa gerektir. Yine bu yazar eserinin 6. Fars ve Lâtin söylentilerinin niceliğini kısaca gözden geçirdikten sonra. adı geçen eserinin bir dizi kitabında vermiştir. bölgedeki hâkimiyetini kuramadı. Nitekim Kimekler. Togan ise. adı geçen bu derya. Kimek ülkesi Turan'ın doğu sınırı olan Ertiş boyunda tdti ve Kimek deryası adı da bu büyük akarsuya veriliyordu. Marquart a göre. Sır derya) Sonra şâir Tûsiu Rrdevsî halk arasındaki söylentileri derlediği ve eserini nazma çektiği sıralarda (990-1019 ?). Kafkas sıradağlarında yakın kesimlerde birlikte yaşayan iki kavimden birinin adını "Camac* olarak vermiştir. onun idaresi altında bulunan boylar. bu iki adın görünüşüne bakıp ilkinde Kimekler'in daima Seyhun (Sfrdaryâ)'un kuzeyindeki "Arka" ile Altay yöresini işgal etmiş bulunduklarını. Hatun idi.' Kimek destanının bu kısaca tesbiti bile. Yüzyılda: Bu yüzyılda Kimekler'in Altay dağlarının kuzey batısında ve Ertiş (Irtış) ırmağının orta kıyılarında yaşadıkları anlaşılıyor.

8u bozkır mücadelesi. yüzyıl sonlan veya IX. kendilerine yurt bulmak üzere adları geçen boylara karşı mücadeleye girmişlerdir.batıda ise Ak itil ırmağı kaynaklarına dayanmıştı. Ülkenin batı kesiminde Yayık (Ural) ırmağı'na değin uzanan yörede. Bacgsrd (Başkurd) ve Nugerde adlı boylar üzerine saldırmışlardır. V. Doğu ve Bat» Türkistan'da arka-arkaya gelen bu olaylar sonucu Orta Asya'daki siyasî durumun değişmesi sırasında. bu ırmağın şimdiki Kama olduğunu Heri sürmüştür. yüzyılın başla- . Bu Peçenektetin doğusunda Kıpçaklar ile Oğuzlar bulunuyordu.yöresi bozkırına geçen Kızgızlar ise. arterm güneyinde Ertiş-Seyhun-Yayık arasında Oğuzlar. Bu kayıt. eski yerlerinde kalan az sayıdaki uruglar ise. Kimek devletinin sınırlan. Batı kesimindeki boylar. Bahr el-Muttavvi'î). batıya gelen Oğuzlar. oradaki Türk boylarını batıya sürdüler. bu devletin göçerevii büyük boylardan kurulu birlik niteliğinde olduğu anlaşılıyor. Yüzyılın ortalarında Kimekler'in batıya doğru yayılması sürüp gitti. hükümdarlarını ve göçerevii hayatlarını anlatarak belirtilmiştir (760800?}.Bu haberlerden anlaşılıyor ki. Bu yüzyiltn son çeyreğinde Oğuzlar'ın Doğu Türkistan'ın Selenge bölgesindeki yerlerinden batıya doğru hareketle. büyük Kimek devleti varlığını sürdürdü. güneydoğudaki Tokuz-Oğuzlar'm bir Yabgu idaresinde bulunan "CmHkelh" kasabasına hep akınlar yaptıklarını da öğreniyoruz. yeni gelen Oğuz ulusu içine gireceklerdir.Aral gölü kuzeyi ile Hazar arasında yaşayan Peçenekter ite Peçrû. yine Ertiş ırmağı boyunda ve bugünkü Kazakistan'ın kuzeydoğu tilerinde. 924 yılında Selenge havzasını işgal ettiler ve Kara-balık (Kara-Balgasun) kentine de girdiler. Kıtay. Kimekler için bir bölüm ayrılmış bulunan Hudûdü'l-Âlem (982)'de. Onların bir çok boydan kurulmuş bir utus olduğunu biliyoruz.büyük bir ulus halinde hayatına devam ediyordu. Böylece Peçenekler'i biz daha sonra doğu Avrupa'da. Karluk ve Kimekler'in birleşerek Peçenekler'e karşı mücadeleye giriştiklerini anlatır. JOmek. Devlet idaresinde "Hakanlı" derecesinde bîr teşkilât kurmuş olan boybirliğinin en kalabalık boyu belki daha başta Kıpçaklar idi. Yukarı Kem (Yenisey) ve Kobdo. *pj Kuman-Kıpçak meselesi üzerine eğilenlerden Çek bilgini DARasovsky. onların batısında Kâşgar'a değin uzanan alanda Karahanlılar Hakanlığı. yüzyılın ikinci yansında güneyde Seyhun boyundaki Savrân kasabasına. Bunları Oğuzlar'ın sonraki 241ü boy düzeninde buluyoruz. 840 yılından beri oralarda bulunan Kırgızlar da sürülüp atıldı. Kıtan sürüleri. bir aralık Kara ve Ak Ertiş'de Kimekler'in güneyinde komşu kaldıklarını. 10. Oğuzlar (Guz)'ın kuzey doğusundaki çok geniş bozkırda ve Ertîş ırmağı boyunda Kimek adlı büyük bir Türk ulusunun bulunduğunu. onların hükümdarlarına "Hakan" ctenfidiği belirtilir. yenilmeleri sonucu otlaklarım (ve yurtlarını) onlara bırakıp batıya doğru çekilmeye başlayacaklardır. fakat çok daha yayılmış olarak. î ULYOsyıM* Bu yüzyıl sırasında. birlikten bir boy olan Kıpçaklar yayılmışlardı. güneybatı'da Oğuzlar bulunuyordu. Ona göre adı geçen boylar. adı anılan bilgine ait görüşün tutarlı bulunmadığını belirtmekle yetinirim. onların batıda İtil veya Kama ırmağına değin uzanan yerleri idareleri altında tuttuklarını belirtiyorlar. bunların doğusunda Kırgızlar. bunların bir oymağını Kıpçaklar'tn teşkil ettiğini. X. yüzyılın başlarında Oğuzlar'ın yeni yerlerine yerleşmesiyle bitmiştir. Aşağıda üzerinde durulacak olan bu meselede. Yüzyılda: Güneybatıya sarkmaya devan&seden Kimekler ve Kıpçaklar. Ural sıradağlarımın güneybatı yöresine.ltil?) ırmağı çizer. gerek çağın benzer Türk devletleri gözönünde tutulduğunda.Kimek ile Guz (Oğuz) arasındaki sınırı Isil (Atıl. Emeviler'in yıkılışı ve Abbasîier'sn çıkışı sıralarında Halîfe tarafından Tokuz-Oğuz Hakanı'na elçi olarak gönderilmiş Bahroğlu Temîm (Temîm b. Kimek devleti ile ilgili en eski haber Arap elçisindendir. işte gerek bununla ilgili sonraki haberler. Bu arada Hazar denizi kıyısına da ulaştılar. Çim (Emba) ve Yayık (Ural) ırmakları vadilerine hâkim oldular. Bunun sonucu olarak oradaki bazı Türk boyları batıya çekilmeye başlamıştır. VIII. Kimekler'in batı kesiminde Tobol-lşim havzasında Kıpçaklar. Coğrafyacı Istahrî (933-51)'ye göre. Arap tarihçisi Ali el-Mes'ûdî Oğuz. X. Bu güç anlaşılır görüşe uyarsak. Karluk ve Yağmalar'ın. göçlerinde yen? karşılaştıkları yerleri hep eski yurtlarmdakiler ile benzetme yaparak adlandırmışlardır. bu IX. Arap kaynaklarının Abbasî halifesi Mehdî çağına (775785) ait haberlerinden öğreniyoruz. kuzeyde Altaylar*a varan yörede Kimekler. Büyük bir kısmı Avrupa'ya doğru göçe başlayan Peçenekler'den. Son araştırmalara bakılırsa X. olarak doğuda Kırgızlar. Coğrafyacılar. yüzyıldan başlayarak bu Kıpçak adının yavaş yavaş bütün Kimekler'e ad olduğunu ileri sürmüştü. Minorsky. Amansız bozkır mücadelesi sonunda Peçenekler. KimeklerTn bağımsız devletini ve bu devletin niteliğini açıkça göstermektedirlOmek ülkesi ve oradakrtayat terzi üzerinde bilgi verilen bu eserden.Kuzey Kafkaslar'da ve Hazarlar arasında yer almış göreceğiz. Kimek devleti ve Kırgız Begliği'nin bulunduğu anlaşılıyor. Kimekler de VIII. Oğuzlar'ı Doğu Avrupa'da nereye yerleştirmeli acaba? Aslında Türkler. ve X* yüzyılda Ertiş ile Ural arasında yaşayan Kimek boyunun aslında Kuman olduğunu. yüzyılda Ortaasyadaki Türk boylan şöyle dağılıyordu: En doğuda Nanşan yöresinde Sarı-<Uygur) lar. Yüzyılın başında kuzeydoğu Çin'den çıkmış olan bir Moğul boyu olan Kılanlar (K'itan. Yüzyılda: Onuncu yüzyılda Batı Sibirya'nın Güney yarısında Kimek Hakanlığı. İşte Atıl/ltel de bunlardan biridir ve Batı Si-birya'daki ırmaklardan biri olmalıdır. ts& köl havzasında Türkmenler ve Kartuklar.İM TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 165 la doğudaki Kök-Türk Kağanlığı da çökmüş bulunuyordu. eski yakınları olan boylar üe birleşerek. Onların akınları sırasında. İslâm coğrafyacılarının Ortaasya'dan ilk bilgileri derlediği sırada Batı Türkistan'ın kuzeydoğusunda henüz İslâm'ı kabul etmemiş bir çok Türkboyu göçerevii yaşıyordu. Komşuları. raporunda Kimekler'i de gördüğünü. Khıtay) bir devlet kurdular (916). Bu durumda Türkistan'ın kuzeyinde batıdan doğuya sırasıyla Oğuz devleti. yüzyıl ortalannda bağımsızlıklarını almış ve devletlerini kurmuş olmalıdırlar. güneydoğu'da Kartuklar.

yüzyıl başlarına ait bir haber ile. YSrneklerlrt durumu da Kıpçaklar'ınki gibi oldu. Onlar Sarı'yı. Bföiğinfcrttkalababk boyu öten Kıpçaklar.büyük bir göçe başlamışlardır. Hârizmşâh îöuihammştfin 1218 seferini anlatan Mînhâc Cûzecânî de. yüzyıjda yeni et$H. Uzlar'* daha batıya sürerken. Ortaasyadaki Türk boylan arasında yeniden büyük bir boylar göçü doğurdu. 1009 yılında Uygurlar üzerine yürüdüler ve onlardan Balı Kansu ile Kan-çov ve Suçov kentlerini aldılar. Ülke: Kaynaklarımızdan ulaşıldığına göre Kimek'fcikesi. t$un Kanglı başbuğu Kadir Han'ı ardından kovalayarak kuzeyde tâ Yugur kasabasına değin gittiğini anfaürçışür. İşte bu sıralarda. Kimek boybirfiğinden olan ve yine Ertiş boyunda yaşayan Yimeikter (Y6mekler) tanıtılmış ve onların da Kıpçaklar'ın bir "cîTi (oymağı) olduğu belirtilmiştir. onların buralara gelmeden önce. yüzyılın ikinci yarısında Kimek devleti ve ulusunun adı bile unutulmaya başlamıştır. XV.Muhammed Nesev*(t24t}^n verdiği bir haberden. YüzytJm başlarında Kıtanlar'ın batıya doğru akınları gelişmeye başlamıştır. Yimekler'den olup. Bu Kadjr Han. Safaktan-oğlu Tatar Yûsuf'un oğlu idi. Boybiriiğinde ağır bir J^nalım doğdu ve birlik ^ukJu^Oyle anlaşılıyor kî. ama Kıfçak Türkleri kendilerini ayrı sayarlar. bu birliğin boylarından baharını ya tek&aştna kalmış veya başka boybiriikterı içine girmiş bulmaktayız. XI. 1017 sırasında Kıtan süruîeri. onlar Peçenekler'i iterek yurtlarını aldılar. doğusunda Kıpçaklar. Birlikten belki sadece Kıpçaklar ile Yimekler yerlerinde kalmışlardır. Altınordu Devleti'ndeki Kıpçaklar arasında buluyoruz. Kimek boybirliğinin öteki boylarının dağılıştan sonraki durumu üzerinde ştadfflik bilgimiz yoktiprat'yüzyıl ile XX. Kunlar Kıtay (Kıtan)'dan korkarak göçtüler. öte yandan büyük nüfusa sahip Kıpçaklar'ın çevredeki boylar üzerinde hâkimiyet kurmaya girişmesi. Şerefüzzemân Tâhir Mervezî (1120?)'nin aktardığın» göre. Çağın kaynaklarına bakılırsa. Karahanlı devleti sınırları içindeki Kâşgar bölgesi ile Işık Köl yöresine de girmişlerdir. güneyinde Oğuzlar bulunuyordu. Macar bilgini Karoly Czegtedy'ye göre güneybatı Sibirya'ya gelen Kun ve Sarılar.166 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 167 nrtdft Seybun'un orta ve aşağı kıyılarına da hâkim oldular.ontarın (Kun ve Sarılar?) batıya göçerken.Bu küçük açıklama bazı mühim hususları akla getirmektedir: Kimek boybirliği artık iyice dağılmış ve o toplayıcı ad unutulmuştur. Ve orada yeni bir boybirüği devleti kurdu. bir çok Türk boyunun birleşmesinden ortaya çıkmış idi. kendilerini ayrı belki de üstün saymaktadırlar. Bir kısmı yerlerinde kalırken. Boybirliğinin dağılışı ve merkezî idarenin çöküşü o derecede an? ve kesin olmuşturki. Ibn ef-Esfî'de anlatılan 1012-13'de Türkler'in Çin'den çıkışı haberi de yine bu Kun ve San (Uygur)lar'ın Türkmen yurduna gelişi olmalıdır. Kimek devteti'ni çözmüş olmalıdır. bu bilgiye hemen şunu da katmıştır: 'Bizce onlar Kıfçak'tır. sadece. Güneybatıda yüksekliği 1000 ra yüksekli- . de varlıklarını göstermez mi? Kliman meselesinde kesin dan husus. onları daha ileriye sürdü. Avrupa'ya giden Yımekler'den bir bölüğünü daha sonra. Aral Hazar bölgesindeki Peçenekier'in kuzeyinde Hazarlar. benzerlerinde olduğu gibi. çoğalarak daha geniş bir afana yayılmışlardır. Arkadan gelen Kayiar. 1050'den son-: ra Doğu ve Orta Avrupa'da bulunan Kuman ve Kıpçaklar'ın b]r boybirliği ku^kffe birlikte» îek bir boy halinde kaynaşmadıkları. Ancak Kâşgarh. Kıtanlar 300 bin çadır halkı halinde (toplamı belki iki milyona yakın nüfus) Karahanlı ülkesini istilâya başlamış oiuyorduBaz* öncüleri ise» laik Körün batısında bulunan başkent Balasagun'a sekiz günlük yere yaklaşmışlardır. Halbuki bu "Kuman" boyadının. yüzyılda SeyhuşJbpyuna indiklerini ve oralarda Hârizmşâhlar devleti hizmete girdiklerini öğreniyoruz. Onun yerini en kalabalık boy olarak Kıpçaklar aldı. yüzyıl başında Ortaasya'da yaşayan Türk boylan ve uruğlan arasında Kimek boyadı bulunmamaktaydı. onlar Türkmenleri onlar Oğuzfar'ı. Kınro1*? kuzeyinde uzanan geniş bozkıra gelmiş olmalarıdır. Yimekler'in XII. yolları üzerinde olan ve ottaklan için pek çoğalmış bulunan Kıpçaklar'dan bir kjşmını birlikte alarak. yurtta kalan Kıpçaklar'ın üstün sayılarıyla belki boybirliği idaresini ellerine geçirmeleri demek olabilir. yüzyılın ortalarına doğru ülke içindeki karışıklar çoğaldı ve zayıflamış bulunan merkezî idareye karşı baş kaldırmalar arttı. Bu sıralarda batı komşuları Hazarlar içine girdikleri de düşünülebilir. ayrıca bunlardan bir kısmının batıya doğru göçe başlarttfsı.* ba& Sibirya bozteri üe Hazar Denizi kuzeyinde v^ıirnışlardteeunlardan bir kıemı Kumantar ile tMMe orta Avrupa'ya doğru uzandı. önce Kora ve sonra Gobi üzerine döndüler. Bu eserde. galiba çok kalabalık ve yeygim. Birlikten başka bir boy olan Bayandurlar. Kendi alanlarında kalanlar ise. Kimekler'den hiç söz etmez. Bu son husus. Pek kalabalık olan Kıpçaklar ise. Bu sıralarda Kumanlar'ın itte yurtlarından batıya doğru göçleri de. İşte bu ağır akın ve istilâ. 1004 yılında Çin ile barış yapan Hitanlar. Kimek ülkesindeki bütün boylar da bu Kıpçaklar'a bağlanmıştır. Aşağı Ertiş-lşim Tobol havzasında bulunan Kıpçaklar.. Göçebe Kıtanlar'ın bütün varfcJdanyia Türk boylan yurtlarına saldırısı. bu ikisine ait çeşitli unsurların ayrı ayrı görülmesiyle anlaşılmaktadır. yüzyılın ilk yarısındaki büyük boylar göçü. gerçekten ağır bunalıma yol açmış ve Türfc boylan da bîr birbirini yerlerinden sürerek. yüzyıl başlarında Doğu Anadolu ve Azerbaycan'ı içine alan bir devlet kuracaktır. yüzyılın ortalarında olan dağılma sonunda. Bu devletig t|azıaskerî sefer ve başarılarında büyük rol oynamışlardır. Gerçekten. XIV. Bu sonuncu bölgeden de. XI. bir kısmı Kıpçaklar yanında Doğu Avmptfya geçti. Kuzey Çin'deki Kıtan öevleti'nin bu baskısına bağlanmaktadır. Kimek ulusu üzerinde de kötü tesir bıraktı. Ben Sibirya ovasında ve yaklaşık 48/49-57 K ile 70-85 dereceleri içinde kalan geniş bir bozkır alam »>*■ Bu geniş alarm güneybatı ve güneydoğu köşelerine bakılraazsa çoğu yüksekliği 125-t50 m'yi geçmeyen bir bozkırdır. değil idiler Bunlar sadece Oğuz ulusu içine girdiler. Değerli eseri "Ölvânü Lûg^İfMPürk'ü yüzyılın ikinci yarısı ortalannda bitiren Ka-rahartff-Ûlfcesinden Kâşgarh Mahmûd Beg. Kimek ulusu. kendileri bir kısım Kıpçaklar ile birleşmiş ve ilk defa Kurnan adım almışlardır. Daha sonra Türkiye'ye doğru akan Oğuzlar arasındaki Bayandurlar'dan Aİ&byunfu soyu XV.topJumlar kurulana değin varlıklarını süfdöjçjüter. anılan bölgenin çok doğusunda küçük bölüntüler halinde başka etnik toplumlar içinde bugün bile bukmmas*.

Güneybatı yönündeki atanda ise. Melik (=Yabgu ?) diye andığı idarecilerinin Kimekler'ce atandığını ve yurtlarının güneyinde Peçenekler'in bulunduğunu anlatır. açıklıkla bilemiyoruz. Kimek yurdu ile Cend kenti arasında. kaynakların açıkpa anlattığı gibi. Birlikteki boyların nüfusu arttıkça ve bunlar da yayıldıkça sınırlar genişlemiştir. etrafı sur ile çevrili büyük ve zengin bir kasabadır. bütün bölüntülerin adlartru ve sayışım hiç bir kaynakta bulamıyoruz. Uluğ Mun çölünden. yine o dağdan çıkar. Karluk ve Kimek topraklarından geçiyordu. Altay'dağlarının 1500 m. Bunlardan Savrân (Sabrân). Hudûd'da ülkede tek kentin bulunduğu söylenmiş ise de. Aç* bir imlâ ite yaz*myan yer adlarının. X. Kimek ulusunun yayıldığı bu geniş ülkede pek çok boy ve onların bölüntüleri yaşıyordu. Yaylak olarak çok kişi toplanır. Ancak Kimek ulusundaki boy düzenini. fbn Havkai'ın kayıtlarından da bu sınırın Batıda Ak-ltil ırmağı başlarına uzandığı sanılıyor Kaynaklarımızın çeşitli haberlerinden Kimek ülkesinin komşularını da öğrenebiliyoruz. ülkenin doğusunda Kırgızlar (Kırgız Begliği) vardı. Kimek ülkesi on I* (t* de Hakan bölgesi varsa on iki) bölge (ll)'den kurulmuş idi. Oğuz (Guz) ve Kimek yurtlan sınırına bakan bir kasabadır. yüksekliği geçen etek ve uzantılarıdır.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 169 ğe varan bir yayla (Bugün:Kazak bozkırı) bulunur. Onun verdiği bilgiye göre. Kuzeydoğu-Güneybatı yönünde olan Fârâb. Kimek ülkesinden akar ve Cübîn'e ulaşır {Sonrası karışıktır). çoğu düz bir bozkır olan ülkede sert kara ikliminin hâkim bulunmasından ileri geldiği bellidir. Baraba bozkırı ile Çan 06lü de bu bölge içinde kalır. Bu kuruluşta onların bir çok boy ve uruktan meydana geldiği muhakkaktır. kışın soğuğu fazladır. Yolda sırasıyla. Oradakiler bazı geleneklerinde Oğuzlara benzerler.d-Or Tağı'ndan. Şağlcân ise Kimek ülkesi sınırında. Kimek ülkesindeki Ming-Or Tağı'nda buiunan ve suyu hiç azalmayan bir tatlı su kuyusundan söz ediyor.M. Bunların her bîr! ulusu meydana getiren . hızlı giden bir atlı için 80 günlük yoldur. A. Boy Düzeni: Kimek ulusu. bir ırmaktan. Y. Biz de buraya öyle aldık. bir boybirHğl teşkil ediyordu.Kimek yolu'nu Genftrf tarîf etmiştir. Adı geçen Atıl ırmağı da Ertüş'ûn kuzeyinde olup. Bu dağ. Mudûd (8B2)'a göre. güneybatı kesiminde Oğuz ülkesi yakınında idi. Yine aynı dağdan çıkan Ertüş Irmağı. Bu dağdan çıkan büyük Res (?) ırmağı. Onların yerleri üzerinde aşağıda ayrıca durduğumuz için burada tekrarlamıyoruz. Oğuz Yabgusu'nun kışlağı İdi. Guz ile Kimek arasında akar ve bir Kimek köyü olan Cûbîn (ÇûbtnJ'den sonra Atıl (bugünkü Ob mu?) ırmağı'na dökülür. Kuzey-Güney yönünde uzanan bu yol boyunu. bölgeler ve kentler şunlardır: İç -Kıpçak: Kuzey batıda bir bölgedir. (Kuzeyde ?) bir kasabadır.s. düzeltmesi bence de doğrudur. Hudûd'dan alınan bu bilgilerde. Peçenekler'in yerini sonradan Oğuzlar (Oğuz Devleti) aldılar. Ob. uzun bir kumluk vardır. yüzyılda Güneybatı sınırını Seyhun havzasındaki Sabrân ile Şağlcân kasabaları yakınlarından geçtiğini söyler. Ülkenin asıl merkezini Ertiş'in orta boyu teşkil etmekteydi. Yimek (iye). Buradakilerde ise. Yine güneyde Kara Ertiş yöresinde. galiba Oğraklar bulunmaktaydı. Güneydoğudaki Tokuz-Oğuzlar la aralarında bir bozkır (sahra) uzanırdı. Kırkız-han: (Doğuda ?) başka bir bölgedir. Minorsky'nin bir yazı yanlışı olarak kabul edip.Suyu kara ise de. üçüncü bölgenin adının okunuşu kesin değildir. Dördüncüsü "N. Ülkenin daha kuzey kesimi taygaiık ve ormanlık olup.d-Ortaği" (Altaylar?) dedikleri bir dağ bulunuyordu. Bunlara göre. Çubın köyü: Kuzeyde. Yine GerdizTden üçüncü bir yolu da tanıyoruz. Bu hususun. Karluklar. Bu Türk ülkesinin sınırlarım belirleyen bazı bilgileri islâm coğrafyacılarının küçük kayıtlarında buluyoruz. Ertüş ile Atıl (Ob ?)'ın birleştiği yere yakın ve Ertüş kıyısında bir köydür.boy (kavm) olduklarını. ülkenin ikliminin kışın çok soğuk olduğunu ve çok (mızrak boyu) kar düştüğünü anlatır. Burası ile Taraz (Talaş) arası. Hudûd'da anlatıldığına göre.n. bunların Kimekier'den ayrılmış bir. Kimekfer'in 'K. anlaşıldığına göre. bu kayıtlar pek açık değildir. 3uvuk ırmağımdan. Gerdîzî. Ticaret yollarından biri Taraz (Talas>. Kırgız gelenekleri vardır. yer adlarındaki anlaşılmaz imlâdan dolay». sonraki istinsahlar arasında daha da bozulmasıyla. Bu yolboyunda adı geçen Yengi-kent. bir çölden.8 (?) ırmağından geçilir ve Ertüş'le Kimek ülkesine girilirdi. Kocaman ve geniş bir akarsudur. tatlı olup içilir.n. gsun-yasav: (?) Ertüş ile Atıl (Ob? ) ırmakları arasında başka bir bölgedir. Coğrafyacı Muhammed el-Mukaddesî. Hazar denizine dökülür (hangisi?). Türkmenler ve Oğuzlar yayılmışlardı.Kimek yoludur. yine oradan bunun daha fazla olduğu ortaya çıkıyor. sırasıyla Pârâb {Fûr6bh ÜM Nev (Yengi-kentyden geçtikten sonra Kimekler'e yöneBr. Buna göre yolboyu. Kıpçaklar'a ait başka bir bölgeyi (Taş-Kıpçak ?) de ayrıca pek kısa bir bölümde ele alan Hudûd yazarı. Guz ülkesinden akarak. K. "Yimekiye" şeklinde. Güneydoğu ise. Aral gölü'nün doğu yöresinde olup.Kiye" yi V. Kimek ülkesinde Ertiş (Irtış). Halkının geçimi bol ve işi iyidir. İşim gibi büyük ırmaklar ile daha bir çok küçük akarsular ve göller vardır. Kimek yurdunu komşu ülkelere bağlayan yollardan Wr kaçını bazı kaynaklar tesbit etmiş ise de. Batıda Peçenekler yaşıyordu Hudûdü'1-Âlem (982)'de bu Peçenek yurdunun her haliyle Kimeklertnkine benzediği belirtilmiştir. Bu yol batıdan hareketle doğuya Kırgız Yurdu'na uzanırken. Kimek ülkesi ile Batı Türkistan arasında uzanan üç taarat yolunu İslâm coğrafyacıları ile Gerdtel'den öğreniyoruz. Hakan yazın orada kalır. gerekli bir duruma girmiştir. elimizdeki kayıtlar oldukça kanşık ve çözülmesi. Kimek sınırı ile doğudaki Kırgız ülkesi arasında. Büyük bilginimiz Ebû Reyhan Beyrûnî (1000) de. Onların bugünkü Altaylar 8e daha doğusunda bulundukları biliniyor.

hepsi kişi adt (eponym) kökünden olan boyadiarı şöyledir: O irro-Eymt-lmey (okunuşu açıklıla belli değil) • ImeMEmek (Yimek) ©Tatar ■'■' • Bafandur (Bayandur) • KJvfçak (Kıpçak) • LankaZ'Lanıkaz (Minorsky'ye göre: Nılkaz) • Aciadfl) Bu destanda Kinoekler. Kimek boybirfiğinde zamanla Türkleşip giden Mogut kabileleri bulunduğu da Rus tarihçUerince yeri eüıtllmüştür.. bir devlet kurduklarını felyomz. elimizdeki bazı kayıtlar bunu tahmine imkân veriyor. Oğuzlar'a komşu bulunduklarından. muhakkak daha eski bir kaynaktan aktardığı Kimek destanında yedi boyun adını vermiştir. Iç-Kıpçak ve Taş Kıpçak şeklinde ayrıldığını Hudûd'daki bilgilerden tahmin ediyoruz. öne geçerek bir çok boydan oluşan bu boybiriiğini kurmuştur. Bununla birlikte Kimek ülkesindeki üç bölgeden birinin adı olan'Kırkızhan" gözönüne alınırsa. bunların eski kaynaklarca hemen hiç tanınmamalarından anlaşılıyor. Bayandur far (Baîandur) da. Altınordu öncesi ve sonrası etnik kurutuşların içinde bu boyun büyük yeri vardir. Monğoldur. öteki boylardan imi'nin Kıpçaklar'ın doğusunda ve Tatarlar'ın Yimekler'in doğusunda bulunduklarını sanıyorum. bunlar ile karıştırmış olacaktır. Bununla birlikte. Tokuz Tatar ve Otuz-Tatar olarak Kök-Türk yazıtlarında geçer. Gsunyasav'ın aslında bir boy olması çok mümkündür. Onların Kumanlar ile ayrı bir boybtriiğt devleti de kurduklarını biliyoruz. ötekisi büyük boylar birliğiyle oluşan "Hakanlı devlet" yüksekliğinde idi. Bayandurlar'ın Oğuz içindeki ikinci devre tarihi üzerinde oldukça bilgimiz vardır. Tatarlar hakkında da (azla bilgimiz yoktur. Tme onun "DUT (Oivanü Lûgaii't-Törkyde de Başkurd ve Kimekterln dffi beraber zikredilmiştir* sözü de belge olamaz. dağılma sırasında onlara katılmışlardır. Doğu Kök-Türk ve Türgiş devletlerinin tarih sahnesinden çekilmeleri üzerine bağımsızlıklarını ilân eden öteki Türk boyları gibi. Halbuki Gerdizî (1050). Oğuzların doğudaki kalıntısı kabul edilmesi gereken Bayaut (Bayat)lar'ın Moğullar arasında Mogul ve Kimekler arasında Türk sayılmaları durumu da varit değikSr. gibi başka boyadiarı da biliyoruz. Ancak onun belge olarak gösterdiği. sonraları Batı Sibirya'dan Orta Avrupa'ya uzanan pek geniş bozkırların hâkimi olmuşlardır. özerinde bile dur% maya değmez. Bunun adı. Başkurflar1! da Kimek birliğinden bir boy saymaktadır. Kimek ulusunda bu adı taşıyan bir boy bulunmamaktadır. Ancak bu husus. Divân'da Kimek adı zaten geçmez. Bunların da güneyinde ve Oğuzlar'a komşu kesimde Bayandurlar vardı. Devlet Yapısı: Kimekler'in VIII. Lankaz ve Aclad'ın ise en doğuda kaldıkları. Bu iki kaydı birleştirirsek. Ulustaki adını bildiğimiz boylardan üçü olan İmi. Kimek destanına göre. Nitekim yurtları Kıpçaklar'ınkine pek yakın idi. pek çok büyük boyun katılmasıyla geniş bir alana hükmeden ve idaresi aristokrat nitelikte tek bir soya dayak devlettir. Togan. Kimek boybirliğine sonradan hangi boyların katılmış olabileceğini açıkça bilemiyoruz. Kıpçaklar'ın güneyinde ve Ertiş'in sof (batı) kıyısı boyunca Yimekler yerleşmişlerdi. birliğe bir Kırgız boyunun da katılmış bulunduğu anlaşılıyor. birçok Türk boyunda olduğu gibi. Burası ülkenin orta kuzey yöresinde ve Ertiş ile Atıl (Ob?) ırmakları arasında bulunuyordu. Lankaz ve Aclad hakkında hiç bir bilgimiz yoktur. yüzyılın ortalarında. bu ilk devirleri süresince az tanıdığımız bir boydur. Onları. gsun-Yasav)'nun İtil ile Ertiş arasında yaşayan Başkurtlar'dan başkası olmadığı hususu. O eserde bunu belli edecek açık veya kapalı Nç bir ifade yoktur ve itham ettiği Minorsky de metni karışfermamıştır.. Devlet özelliği bakımından daha köklü. sadece kendisinin bir yorumudur. Birlik boylarının ülke içindeki dağılış ve yerleşme yerleri kesinlikle bilinmemekle birlikte. ulusun içinden çıktığı asıl boy bu îdi. . sonraki katılmalar ile bunun on ikiye çıktığını düşünebiliriz Gerdizfnin aktardığı destân'a bakılırsa. Kimek ülkesinin kuzeybatı kesiminde Kıpçaklar yayılmışlardı. Yine bu konuda Prot Togan'm. Ibn Fadlan (929) kuzeye ftil Bulgartarı'na giderken. Doğu Anadolu'da kaleme alınmış •Dedem Korkut Krîabfndaki hikâyelerde de buluyoruz. Oğuzlar'a komşu bölgede yaşayan ve sonraları Kıpçaklar îte birlikte bulunduğu görülen Kanglı boyu da bu birliğe katılmış olabilir. Batı Anadolu'da görülen Bayındır yerad» (İzmir'in güneydoğu yakanında) da bu boydan gelmiş olmalıdır. Yine bir bölge adı olarak bilinen Y. Adlan bile doğru okunamayan son iki boyun.) sayılıyor. Belki Tatarlar'dan bir soy. bir kısmı da Altmordu'daki Kıpçaklar içtnete görüimüşlerdîr. Uzun süre biride içinde kalan Kıpçaklar. Prof. Haklarında az bilgimiz olan Yhnekfer'i Kâşgariı Mahmûd Beg tanıyordu. Burasının Kıpçaklar'a çok yakın bulunması gözönüne alınarak Başkurtların birliğe katılmış olması Mmgfö üzerinde durulmalıdır. Çünkü yutanda belirtildiği üzere. Onların. Kimek boybirliğinin başlangıçta yedi boy ite kurulduğunu. daha geniş teşkilâtlı ve daha büyüktür. düzende o sayıda büyük boy bulunuyor demek olmalıdır. Bu boyadı biçiminde yapılmış Kumandur. Bunlardan ilk derecesi bMW boydan kurulan 'Boy begliğf. Bu ikincisi. öte yandan dabu ikinci boy Kimek boy düzeni içinde (3. Çünkü. Tatarlar'dan ayrılmış bir bölüntü olarak gösteriliyor. O bakımdan kökü " Bayan* olabilir. Hudûd'da geçen Yagsun Yasu (Y. tartışılabilecek BayatBayaut aynılığı bir kenara. Birlik dağıldıktan sonra bir kısmı Seyhun boyuna inmişler. elimizdeki boyadiarınırı karıştırılmasından ve hattâ ters yorumlanmasından ileri geldiği için. O belki Bayandurlar1!. Câm (Çim) ırmağı'nı geçince Başkurt karakollarını görmüştü. Ancak bu devlet ne nitelikte idi? Çünkü Türk ilk çağı boyunca Törkler'de M türde devlet görülmüştür. Bunların adlarının okunuşu bile kesin değildir.İTO TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI TÜRK TARİHİ 171 boylara ait ise. Kâşgariı da bu boydan kısaca söz eder.

ülkenin başında "Hakan' unvanlı bir hükümdar bulunuyordu. göçerevli bir hayat tarzı sürdürürdü. onların tarafına geçerlerdi. getirilse bile çok yaşamadığını belirtir. Kimekler'de de Kamlık (Şamanizm) dini hâkim bulunuyordu. Ülke nüfusunun büyük kısmı. Kimekler. kementler ile bu atlardan yakalar ve ehlileştirirlerdi. Kimekler ite Kırgızlar'da giyimin tamamen aynı olduğunu belirtir. hayvan besleyiciliği (çobanlık) ite meşgul olurlar. Dokumanın kendi belki önceleri yünden . Ancak bunlar yer ve zamana göre. Türk diliyle konuşuyorlardı. Bölgelerde Hakan soyundan kişiler veya birliği oluşturan boyların beğteri hâkrrndir.taşı bulunduğunu haber veriyor. herhalçie eski bir kaynaktan alarak başbuğlarına "Baygt* (Yabgu)* unvanını veriyor. "Murûc" (943) İte "Tenbîh" (956) adlı eserlerinde. Yine bu kaynağımız onlarda deve bulunmadığını. Eski ve asıl şekli "Kağan" olan bu ünvân. 941) Kimekler'de bir Yada. oldukça eski bir geçmişin eseri olarak. Onların kışın karlı günlerinde kürk hayvanı avına çıktıklarını Mervezî anlatır. Bir çok büyük boyun birliğinden kurulmuştur. Onların Gök'e (Tanrfya) taptıkları. Yüksek seviyedeki başka bir ünvân da "Tutug" (bir okuyuşa gör« Totok)'dur (Kimek destanı ve MCtometül-Tevârih). oldukça oturak bir yaşayışa sahip idiler.) ve *Şad* (Kimek destanı) unvanları. daha çok avcılık ite geçinirlerdi. K?mek Devletinin devlet teşkilatını bize kısaca Hudûd tanıtıyor. Kimek devlet yapısı Hakaniı derecesindedir. Ünlü Arap gezgini. Kuzey kesimindeki ormanlık yerlerde yaşayan Kimekler. "Yabgu* (Kimek destanı vb. ilk çağdan gelen bütün Türk boylarında böyledir. kendi idaresindeki ülkenin bir bölümünü idare etmek üzere verdiği bir vazife unvanı idi. gerek kaynaklarındaki bilgilerden ve gerek günümüze kalan dil kalıntılarından açıkça anlaşıldığı üzere. Atalar ruhu'na ve Ateşe de büyük saygı gösterdikleri biliniyor. Sayıca çok az olan bu oturaklar. Her il'inde kendi içinde boy ve uruğlara ayrtîmış bulunacağı da düşünülebilir. Orada be- lirtiidiği üzre. Hudûd yazarı. Bu orun. Nüfusun büyük çoğunluğu. kendileri ve hayvanlar bunlardan yararlanırdı. Verdiği bilgiye göre. onlardan "Kimek Yabguluğu" olarak söz etmiştir. O halde kısaca toparlarsak. göçerevlilerde ise yardımcı meşguliyet olarak kabul edilmişti. bîri önde öteki arkada tutulmuş». Asıl geçimleri hayvan besleyiciliği olan bu kalabalık toplum büyük sayıda hayvan beslerler ve onların her türlü ürünlerine dayalı bir iktisat hayatı yaşarlardı. sığır ve koyun gelirdi. Pamuktan yapılmış nakışlı ve çubuklu olan bu dokumayla kışlık elbise dikilirmiş. yy)' in yazdığına göre de Kimekler öten kişilerin cesetlerini yakarlar ve büyük akarsulara (Ertiş ırmağına) dökerlermiş. Kışın karlı günlerini soğuktan korunabilen vadi ve su kenarlarındaki kışlaklarında geçirirlerdi. Bu tarz giyimin. Unvanların başında "Hakan" geliyor. Kıpçaklar da bundan yağmurluk yapariarmış. üter de on bîr "âmir vardır. Göçerevli Kimekler. Gerdlzî (1060) ise. Aynı yüzyılda ve bu devlete daha yakın yerde yazılmış "Hudûd" (982)'da Kimek hükümdarının unvanı "Hakan" olarak verilmiştir. onlar Ertiş trmağı'nı ulu Tanrısı sayariarmış. Bu kayıtlara bakılırsa. komşu Oğuzlar ile birlikte Ana-Türkçe (Y-Türkçesi) konuşmakta idi En kuzey batıda bulunan bir kısım Kıpçaklar ile bir kısım Yimekler ise. Geçimin bir yolunun avcılık olduğunu belirtmiştim. Keçeden yapılmış büyük otağlardan küçük çadırlara kadar değişik barınakları vardı. Kâşgarlı Mahmûd Beg "Kemek (tek fethayte)" adı verilen bir dokumayı tanıtıyor. Yeri. Bu ad Kimekler'e özgü bir tür dokuma olarak aslında "Kimekler" de olabilir. Bulgar Türçesi (S-Türkçesi) tesirinde bir ağıza sahip idiler. Oğuzlar ile iyi anlaştıktan yıllarda kış şiddetli olunca hayvan sürülerini alır. sulak yerlerde ve çayırlarda dolaşırlardı. ister Yabgu. ister Hakan olsun. Ebû Dulaf (Mis'ar b. Kaynaklarda geçen bazı unvanlardan Kimek Devlett'nin üst orunları hakkında bügj ed^ebilıyonjz 8u unvanları zaten ilk ortaçağdaki Türk devletlerinde de bulmaktayız. idarecinin kendi soyuna mahsustur. onların Oğuz duşu içindi bulunduktan sırada tesbit edilmiş "Dedem Korkut Kitabındaki beitrtHerdflft anlaşılıyor. Yazm yaylakta otlaklarda. Ertiş ırmağının yukarı boyunda binlerce vahşi at bulunuyordu. Göçerevli Kimekler'in besledikleri büyük sayıda ki hayvanları kışın kendi sert iklimlerinde korumaları çok güç oturdu. lîk çağ boyunca bütün Türk devlet ve boylarında olduğu gibi. geçimlerini bunların ürünleriyle sağlarlardı. MuhalhH. KüttOr: Kimekler. oturak Kimekler'de asıl geçim. Ishak ibn el-Hüseyin (XI. Her ili kendi hâkimi şdare etmesiyle. Soğuğun şiddetlendiği günlerde sular donunca. Avcılık. Kimek ocakları (âile)'nda ataerkil hâkimiyet vardı Bu. Onun idaresi altındaki ülke on bir (belki kendisininki ile on iki) ll'e ayrılmıştır. Hakan'ın yakınlarına. Bu büyük devlet göçerevli hayvan besleyici boyların iktisadını vm hukukunu ön plânda tutar. Bu. Onlarda hayat tarzlarından başlıca ikisinin hâkim bulunduğu anlaşılıyor. Orada toprak altında ağaçtan su hazneleri yapmışlardı. bir bölgenin askerî-mülKI idarecisine verilirdi. Nitekim Bayandur boyunun da bu tür teşkilâtı benimsemiş olduğu. çocuklarına veraset yoluyla verilir. Sert-soğuklarda bineklerini götürdükleri bir bölge Oğuz yurduna yakın Ak tag (ûk tag) îdi. zaten göçerevli yaşayışın gerektirdiği hususlara uygun birimlerden oluştuğuna göre. Besledikleri ve ürettikleri hayvanların başında at. O halde Kimek Devletinin asri iktisadı bu hayvan besleyiciliğine ve onlardan alınmış maddelere dayanmaktaydı. hayvan besleyicisi olmaları dolayısıyla yılı yaylak ve kışlak denilen belli iki yöre arasında yarı göçebe geçirirlerdi. Hakan'ın saraydaki eşi olan kadın M Hsturf ilkçağdan beri bütün Türk devletlerinde kullanılmıştır. Kimekler samur (semmûr) kakım ve sincap gibi kürklü hayvanları avlarlardı.172 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 173 Kaynaklarımızdan Ali ei-Mes'ûdî. ikisi de Kimekler in Hakaniı devlet düzenine sahip bulunduğunu ortaya koymakladır. Kimek ülkesinde iki ağız bulunduğu da ortaya çıkıyor. GerdîzTnin anlattığına göre. Elimizdeki dil kalıntıları dikkatle incelenince. Eki oturaklar dışındakiler. Devlet idaresi aristokrat nitelikte ve Hakan soyu elindedir. eş olması çok tabiidir Karda Kimekleıin kayak kullandıkları da belirtilir. Bu hayat tarzının bir gereği olarak büyük çadırlar altında bannırlardı. Ocakların bütün servetlerini büyük hayvan sürüleri teşkil ederdi. bağımsız devlet başkanına verilirdi. Kimekler'de "Su kültü" bulunduğu Gerdizf nin aktardığı Kimek destanından ortaya çıkıyor.

pazar açtıklarını bitiyoruz. Bu madde onlar için o derecede değerli idi ki. Lâtin. netice itibariyle Türk milletinin her itibarla büyük bir millet olduğunu göstermek için esaslı bir delil teşkil etmektedir. Eski Türkeli'nin büyük bir sahası bozkır olması itibariyle bura ahalisinin mühim bir kısmı tabiî şartlara uyarak göçebe hayatı geçirmek mecburiyetinde tefanıştır. Şu cihet muhakkaktır ki.174 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 1?» iken XI. Tarihî şartların icabı olarak Türk kavimlerinin bir kısmı göçebe olmakla beraber. yazısız ve yazılı tarihî an'anelerle içtima? teşkilât üzerindeki tedkikter ve nihayet az da olsa tarih kaynakları. halı. coğrafî ve ekonomik şartları. İslâm tüccarlarının Oğuz.IV. Arkeologya. ziraatla meşgul olarak köyde ve ticaret ve sanatla uğraşarak şehirlerde yaşayan Türk zümrelerine de çok erkenden tesadüf edilmektedir. Devletin yaşaması için kanunlara ve ailede disipline. tıpkı Grek. avladıktan kürklü hayvanların postlarını da ihraç ederlerdi Bunlara karşılık dışarıdan başka ihtiyaç maddeleri alırlardı. bu varlığı müdafaa ve idame için mükemmel bir askerî teşkilâta ihtiyaç vardır. Kimek ülkesinde tuz bulunmadan*. Boi miktarda koyun. Kimekier'in başta komşuları olmak özere. Gerdizî ile Mervezî. sığır ve at eti yerler. Türk ilinde geçmişlerde cereyan eden vak'alar. Her insan birliğinin en yüksek içtimaî müesessesi devlettir. Törkler'in kurdukları gerek "göçebe" ve gerek . Yaylakta semirtilmiş hayvanlara! eti ve sütü en İyi gıdadır. besin deleri yüksek bâr içkidir. Bu bakımdan Türklerin eski çağlamı yalnız "göçebe bir zümre" telâkki etmek doğru değildir. Kımız. bunu dtşandan temin ettiklerini belirtirler. Kimekier'in yiyeceklerinin başında hayvanlardan elde ettikleri besinler getirdi. Kimekler. Bu et kurutma usulü. Aynca. Türk kavimleri tarih sahnesine çıkalı hem devlet teşkilâtı hem disiplinli hayat ve askerî teşkilât bakımından en yüksek mertebeye ulaştıklarını daima göstere gelmişlerdir. deri. dokuma vb) üzerine ticaret yapılırdı. Objektif bir gözle Türk kavimlerinin tarihleri araştırılarak ve her devrin kendi hususiyetleri. gün geçtikçe bu ciheti müsbet bir şekilde ortaya koymaktadırlar. birçok millet ile alış-veriş yaptıkları anlaşıyor Çevre ülkeler ife canlı hayvan ve ürünleri (et. bugün bizde de yapılan "pastırma* biçiminde olmalıdır. Kimek ve Kırgız îtten gibi ana yollar dışında kalmış olan Türk yurtlarında toplu halde çetin yollarda aylarca dolaşarak ticaret yaptıklarını. Ticarette para'dan çok. İslâm coğrafyacıiarmm haber kaynağı olan bu tacirlerin güvenlik içinde dolaşmaları da aynca dikkate öeğer bir husustur. Doğu Avrupa Türk Kavim ve Devletleri Akdes Nimet KURAT Giriş Kavimler muhaceretinden önce (M. her fert ve cemiyet şuurlu varlığını devlete borçludur. Kelt. yüzytfda artık pamuktan yapılır olabilir. İçecekleri arasında süt ve bundan yapılmış olan besinler vardı. II. değiş-tokuş'un esas alındığı düşünülebilir.S. Etler kurutulup saklanarak kışın da yenirdi. samur kürk ile değiştirmeye razı oluyorlardı. filologya ve etnologya araştırmaları. yüzyıl ortalarına kadar) Türk tarihinin en eski çağları. henüz esaslı bir şekilde aydınlanamamıştır. yapıcı ve yaratıcı bir unsur olarak dünya tarihinde çok erkenden kendilerini göstermişlerdir. komşularının vaziyetleri bir araya getirilerek mütalâa edilirse. German ve Slav kavimlerintndeki gibi. yapağı. Türk kavimleri devlet kuran mükemmel teşkilâtı olan. sütlerini de içerlerdi. at sütü de »çerler ve bundan hazırladıkları mayalı içkiye de "kımız" derlerdi. Kimek ulusundan Kıpçaklar'ın bunu kutlandıklarının belirtilmesi de ayrı bir belge sayılabilir.

Ezcümle mühim bîr kısmı Türk kabilelerinden teşekkül ettiği anlaşılan İskitler (Sakalar)'in M. bil'akis tarihinin sonraki ceryanı bunu takviye edici mahiyettedir. Hazar denizi sahasında kalmış öten Batı Hunlan'nın iöW\ geçerek garp istikametinde Herlemeleriytebiihassa German olmak üzere. Atillâ. MI. Sarmaıiar'ın bir parçasını teşkil eden Roksolan (Roks-alan) ve hele Yazığlar'm. bunların orta Dnepr ve Karpatlar'a kadar uzanan sahayı ellerinde bulundurduklarına göre. Bu cihetle de Türkeli'nin tarihi çok taraflı ve çok müsmir bir inkişaf göstermektedir. IV-k-yüzyıl) Karaderiöfffi şîmaiindeki Bozkırların efendileri olan Sarmatlarlın. Kama. "tvarogu" (peynir) ve "koni* (at. kuvvetli Wr ihtimale göre. yani Türk-Hun"lar kabul edilmekle beraber. Bundan sonra VIzigotlar dö şiddrtfrHun baskısına dayanamayarak Dnestr-Tuna sahasını bırakıp Bizans imparatorluğu hudutların» girdiler. IV. Görülüyorki Doğu Avrupa'nın tarihi M. Bu defa Siâviar'ın büyük bir kısmı German nufûz ve tesiri altında kalmıştır. sonra sıra Don ite Dnestr (Turta) arasında yaşayan Ostrogotlar'a geldi. daha doğrusu dâhTbir kumandan ve büyük bir devlet adamı öten Atillâ'nın 446 de tek başına Hurttefm idaresini ele aldıktan sonra Büyük Hun Hakanlığı kurulmuştur. Diğer taraftan miladın birinci asırlarına doğru Vistül havzasındaki Siâviar'ın Germanlar'ın tesir ve nüfuzunda bulunduktan iddia edilmektedir. 375 tarihinde Hunlar önce Kuban boyunda yaşayan Alaniar'a saldırdılar ve onları batıya doğru takibe başladılar. 100-374 tarihlerinde Yayık. Onların da kuzeybatıda türlü Slav zümrelerine şu veya bu şekilde tesir yaptıktan imkân dahilindedir. Iskitler'den sonra (M. Hun tesiri ve hâkimiyetiyle mümkün olmuştur. muhtelif amitlerin tesiriyle miiâddan çok yüzyıllar önce doğu. VI-IV. TürteMunter hâkim zBffire Öfrriak üzem. Balkanlar ve bilhassa Şarkî Avrupa'daki (İdil. da bunda büyük payı olmuştur Fakat. iktisat ve kültür merkezleri yaratan gayet mühim Türk devletlerini veya zümrelerini tarih kaydetmektedir.Ö. Bzel adı attmda iyi bir kırar sıfattyte Alman halk edebiyatının şaheserlerinden biri ve en eskisi olan. Atilla'nın kurduğu hakanlık sayesinde. burada yerleşiyorlar ve IV. bunun içindir ki bazı âlimler Slavların ehlî hayvan beslemeyi ilk olarak Türkler'den öğrendiklerini iddia ederler. dil ve arkeologya âlimleri Siâviar'ın eski çağlarda ya Türk veya German hâkimiyetinde bulunduklarını kabul ediyorlar. M. bir çok Slav ve doğudaki bazt Fin kavimleri bu imparatorluğun ahalisini teşkil ediyordu: Siâv zümrelerinin teşkilâtlanmağa" başlamaları. Kama. Büyük askerî devletler vücuda getirildiği git». faaliyet ve bilhassa Slav kavimlerine karşı hâkimiyet ve tesir sahası olduğu gibi.S. Hunlar1»! on yüksek devri başlamaktadır. "bykü" (boğa). Meselâ: 'koza' (keçi). Türk-Germen münasebetlerinin M. Türklüğü kuvvetle hatıra gelmektedir. Doğu veOrta Avrupa'nm muhtelif ırk ve cinsten olan kavimleri hâkim IttteNun unsurunun kuvvetli ve askerî teşkilâtı altmda bîr arada yaşamak ve faaliyette bulunmak imkânım bulmuşlardır. Kafkaslardan Alpler'e kadar uzanmakta idi. güney ve batı istikametlerinde yayıldıktan kuvvetle muhtemeldir. Ostrogotlar'ın bir kısmı Panonya"da yerleştiler. Türklerin bu ülkelerin hayatında işgal ettikleri ve edecekleri mevki hakkında bir fikir vermektedir. muhtelif kavimlerin umumî bir harekete geçmeleri gibi muazzam bir "muhaceret" başlamıştır. yaşamak ve hareket göstermek kabiliyetini. Bu kavmin başına 434 de Bleda ve AttHâ kardeşler geçtikten sonra. dünya tarihinin gıdişatiyle sıkı bir şekilde bağlı olduğu gibi Türk millî karekterine" nüfu: etmeye çalışan bazı muzır cereyan ve unsurların. Avrupa tarihinin dönüm noktası ve yeni bir devrin (Orta Zamanlar) başlangıcı sayılmaktadır. Huriar1* aynı zamanlarda faaliyette bulunan Vizigoöar ve Anglo-Saksonlar'dan fazla "barbar olmad. Doğu Avrupa'daki En Eski Türk Kavimleri: 1» İskitler» Sarmatlar. Roma İmparatorluğunun yıkılışında. buraya muhtelif fasıllarla German zümreleri de müdahale etmişlerdir. yüzyılda mevcut olan "Hiyung-nu"lar. bir kısmını batıya ittiler. yüzyılın üçüncü rub'una kadar kalıyorlar. III. binlerce yıllık tarihi ile ispat etmiş olan Türk illeri ve boylarının tekrar eski şan ve şöhretine ve şerefine lâyık bir şekilde kendini göstereceğinde şüphe yoktur.S.Ö. Vizigotlar) kuvvetleri ile neticesiz kal» büyük meydan muharebesinden iki yıl sonra yani 453te ölmüş ve Hun Hakanlığı da parçalanmıştır. XIII. yüzyıllannda. Roksolan ve Yazığlar s Çin kaynaklarına istinaden tarihin eski Türk devleti olarak M. öküz). Hunlar bunları da yendtten bir kısmını tabiiyetlerine aldılar.Ö. birkaç yüz yıl önce başladığı anlaşılmaktadır.S. muhtelif German kavimlerinden başka (Gotlar.Ö.Ö. M. Hakanlık Idrdefrftorfe.bazt Türk zümrelerinin. Burada. Sibir. Ezcümle "ana vatanları" Pripet-Vistül arası olduğu kabul edilen Slavların en eski dillerinde rastlanılan bazı Türkçe sözler bu faraziyeyi kuvvetlendiriyor. M. ile aşağı Tuna boyunda kaldıkları malûmdur. bize Türk kavimlerinin Türkistan. Bunun gibi. Türk'ün ana yurdu sayılan Altay-Hazar-Yayık sahasından. yüzyıldan beri mütemadiyen Orta Asya'dan gelen kavimler için hareket. M.Hunlar ve Attilfl 375 de başlanan büyük kavimler muhaceretinin dünya ve bilhassa Avrupa tarihinde büyük Ur önemi vardır. Heruller. Kafkas ve Anadolu. Alanlar Orta Avrupa'ya doğru ilerlerken. 2. iran.Ö. "volü" (ulak. TMıbelungenlıed'e girmiştin o burada KriemMId'in ikinci kocası olarak gösteriliyor ve kendisine Dîetrich von Bern ve Hildebrand gibi kahramanlar refakat ediyorlar. Attila 461 de Katateun (Şaton) kırfarmda Batı Roma İmparatorluğu ve müttefikleri (Alanlar. Gepidler). 180 tarihlerine doğru Got'lar aşağı Vistül sahasından hareketle Karadeniz'in şimaline gelerek. yerine ve sırasına göre hayatın her sahasında gayet verimli işler icra ettiğini görüyoruz. bunun bir hakikat olarak kabulde şüphe götürmez deliller olmakla beraber. yözyto sonunda Idü-KafkasDon-Ttea sahası kamilen Huftter'm alîne geçi. Bu kabilden Doğu Avrupa'nın cenup sahasının da çok erkenden bazı Türk zümreleri tarafından İşgal edildiğini gösteren emareler mevcuttur. Slav kabilelerinden bazılarının Türk tesirine maruz kalmış olduğuna hükmedilmektedir. ki devir için.kulun) eski Slâvcaya Türkler'den alınmıştır. fnç olmazsa bir kısmı Türklüter. kuvvetti şahsiyetler ve mükemmel teşkilat sayesinde büyük faaliyetler gösterdiği. yüzyıllarda bu zümrelerin Don . doğruluğunu cerhedecek esaslı deliller de yoktur. orta Dnepr ve Onestr sahasındaki bazı Sfâv zümrelerini hâkimiyetleri altında bulundurdukları uzak bir ihtimal sayılamaz. ancak ana hatlarını tesbitte iktifa edeceğimiz "Türkili tarihi* bile. aynı zamanda. Diğer taraftan "mieko". "skotu" ve "nuta" sözlerinin eski Slâvcaya Germanlar'dan alındığı ileri sürülüyor.17» TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 177 'oturak* devletlerin. Bazı tarih.klannı ayrıca izah etmek fuzulîdir. Don ooyian ve Karadeniz'in şimali) tarihî faaliyetlerinin ehemmiyetini göstermekte kal* mayıp. ticaret. bugünkü Avrupa'nın etnik ve siyasî teşekkülünde Kavimler Muhacereti doğrudan doğruya âmil olmakla. Tarihimizin son yüzyıllarındaki duraklama ve gerileme ise.

dört büyük nehrin mansabında. İdil'i takiben bir kaç büyük ve küçük ırmak vasıtasıyla Rn körfezi ve Skandinavya'ya. Bu defa Ural'ın güneyinden SabMsr» Yayık cihetinden de Avarlar gelmişlerdi. Avarlar yerli ahali ile kanşrmş gitmiştir. Avarlar Orta Avrupa'nın en kuvvetli bir." Sabir Türkleri1!** inkırazından sonra. yüzyıl başlarında milletlerarası siyaset ve Bizans-lran mücadelesinde mühim bir rol oynadığı malûmdur. Yayık. yani yüksek bir maddî ve manevî medeniyete sahip. ÇirvTürkistaJV Karadeniz-Bizans-ûnasya-lran-Harzen>Suriye^ Avrupa. yani \fl. ilk defa olmak üzere Slav Kavimleri Türk hâkimiyetinde uzun bir zaman yaşamışlar. Don boyundaki Sarkel (Ak-şehir) kalesi. bir kısmının Don-ttiH sahasında. Bilhassa Avar hareketi çok kuvvetli idi. 626 da onlar Bizans İmparatorluğunun merkezi İstanbul'u b**e muhasara etmişlerdiAyni yüzyılın ortalarına doğru Dnestr boyundaki Bulgar Türkieri'nin kuvvetlenmeleri neticesinde Avarlar zayıf düştüler v© nihayet Büyük Kari tarafından. yüzyılda İdil'in orta ve aşağı mecrası ite şimalî Kafkasya ve Don boyunu etinde tutmakta idi. yüzyılın ortalarından biraz sonraki bir 2amana aittir. yani toprağa bağlı bir Türk kavmi. Hazarlar'ın da İdil bo- yunun en eski ahalisinden biri olduğu muhakkak gibi görülmektedir. yüzyılın başlarında Kama-ldil boyundaki muhtelif Rn kavimleri. bunlardan başka diğer büyük ve küçük şehirler olduğu da zannedilmektedir. meselâ: Desna boyundaki Slav kabilelerinden ev başına yılda bîr kıymetli hayvan derisi isteniyordu. Çin ve Türkistan'dan ipek ve pamuklu dokuma. Balkanlarda ilk Slav unsurlarının esaslı bir şekilde yerleşmelerinin Avatîsr tarafından alman tedbîrlerin bir neticesi olduğu malûmdur» Bu Türk kavminin güney ve doğu Slavlar'mı uzun birzaman hâkimiyetleri altında bulundurdukları* m ve birçok Slav kabilelerinin Avarlar tarafından müthiş hezimete uğradıklarını gösteren emarete? mevcuttur. bu münasebet. Hazarlar'ın müatakH bir siyâsî varlık olarak meydana çıkmalan. Hazar Devleti'nin VII. Saniyen Türkfer'de muhtelif German (Frank) zümreieri arasında karışma artmıştır. ak . Kuban ve Don (Ten) gfoi. Hazar memleketine Kama ve Orta İdil havzasından her nevi hububat. Ladoga gölü. diğeri: Bizans'tan Karadeniz-Özü (Dnepr) nehrini takiben İlmen gölü. I. Orta Dnepr'de. Türk devlet ve askerî teşkilâtının tesiriyle bunlar "kabile1. Yûzy*hn baş*na arttır. meselâ: İdil nehrinin mansabındaki İtil. Bâr müddet sonra Pannonya'da yerleşen Langobardlar'la Avarlar arasında. devletin esas iktisadî bünyesi ticarete istinat etmeğe başlamıştır Az bir zaman içinde türlü büyük ticaret merkezleri -şehirler. buranın eski adı -Hazarca olma» muhtemel olan. bunu Avariar'm Gepıdter'i yenerek Dakya'ya girmeleri takip etmişti. Oka-Desna ve Orta Dnepr boyundaki muhtelif Fin ve Slav kabileleri (Radimiç. IX. buradaki Siâv kabilelerinden bazılarını da tâbiiyetlerine almışlardı. her kavmin meşguliyeti ve tabu zenginfiğine göre az mikdarda vergi alınmaktan ibaret olduğu anlaşılıyor. Hazarlar'ın işgal ettikleri saha geopolitik bakımdan çok mühimdir. Avarlar Orta Dnepr.S. İstanbul tahtını paylaştıkları malûmdur. yüzyılın ortalarına doğru (552 de) Karadeniz'in şimalîne germişlerdir. Suvarlar'ın M. Bizans imparatoru Heraklius. Mamafih bu tâbiyetin fazla ağır olmadığı. ticaretle meşgul ve aynı zamanda ziraatı da ihmal etmeyen.1TB TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 179 3-A varlar Huniar'tn esas kısmı Atillâ'nın ölümünden sonra (453) Don boyuna çekilmişlerdi. Avarlar'ın en kuvvetli devirleri VII.Sambat idi. Bulgarlar. yüzyıllarda Hazar hâkimiyeti gittikçe genişleyerek Şarkî Avrupa'nın en büyük devleti (imparatorluğu) derecesine yükselmiştir. Bulgarlar'ın iki zümreden teşekkül ettikleri. Burası: Icfil. Orta Asya'da halis bir Türk kavmi idiler. 796 da bunların varlıklarına nihayet verilmiş. Şehir hayatı süren. Kuban mansabındaki Tamatarhan. Dak-yada (bugünkü Romanya) bulunan Gepidler'e karşı bir anlaşma olmuş. Dnestr ve Karpat sahasını işgal ettikten sonra. ekseriyetle karşılıklı mücadeleden ibaret olmakla beraber. Hazariar'la Suvarlar'ın birbirine çok yakın bir zümre olduğu zannedilmektedir. Vjatiçt Severyan. bir müddet sonra Avar tazyiki altında Langobartlar. kflOrta Don boyundaki Burtaslar. hayatı basamağından devlet teşkilâtı basamağına çıkmak imkânım bulmuşlardır. Kama boyundaki Bulgar ve Fin ahaliden de bilhassa kıymetli kürkler alındığı anlaşılmaktadır. yani sonraki Kiyef Rusyası'nda. Bire İtil şehrinden. Avarlar'ın Avrupa'daki iki yüzyıldan fazla süren hâkimiyeti Avrupa talihi bakımından bîr kaç cihetle mühimdir: evvelâ. Polyanlar) kuzay Kafkasya'nın türlü dağlı kavimleri. VII-IX. Vltt. Bunların bir kısmı Bulgar adiyle malûmdur. Yayık nehri mansabındaki (?) Saksın. bal ve balmumu. Attilâ'nın ölümü sırasında Aşağı İdil boyunda yaşadıkları anlaşılıyor. Avarlar sayesinde bu mertebeye yük-seîmîş oîmalaR da uzak bir ihtimal sayılamaz. Bu devlet içinde baş gösteren mücadeleler neticesinde Avarlar (Juan-juanfar) VI. Slav Ve Skandinavya memleketlerinden muhtelif eşya ve esir gelmekte idi. en geç M. diğerinin Don-Dnepr mıntıkasında kaldıktan anlaşılıyor Faka! Ura! ve Yayık taraflarından gelen yeni bir Türk hareketi Bulgarlar'ın bir kısmını batı istikametinde sürüklemeğe başlamıştır.S. her iki kavim komşu olmak sıfatiyîe herhangi bir şekilde modus vivendî bulmak mecburiyetinde idiler. yüzyılda Kama-lcHI mansapiarmda bulunduklarını gösteren bazı deliller olduğuna göre. hattâ iki Hazar prensesinin Bizans imparatorlariyle evlenerek. kereste. Rn körfezi üzerinden Skandinavya'ya uzanıyordu. adlan malûm belli başlı Hazar şehirleridir. Bu Türk kavmi Orta Asya'da Juan-juan adiyle tanınıyor ve Batı Türk devleti (Gök-T&k) hey'etine giriyordu. 4* Hazar Kağanlığı Şarkî Avrupa'da ilk muntazam devlet kuran kavim Hazarlar'dff. kıymetli kürkler. başka to Hazaı ticaret istasyonu olduğu tahmin edilmektedir. kavmi'olmak sıfatiyîe 668 tarihinden beri Orta Avrupa ve Balkan tarihinde gayet mühim bir yer tutmuşlardır. Bukjarfar'ın baö kısmı onların hâkimiyetini tanımak mecbüriyetir*de kaldılar. Yayık boyunca cenubi Ural'dan muhtelif madenler. yüzyılın sonlarında Doğu Avrupa'da M mühim ticaret yolu vardı. Hazarlar. kan ve Bizans'tan endüstri (sanayi) mamulâtı. Pannonya'y» bırakarak şimalî İtalya'yı işgal etmek mecburiyetinde kaldılar. Kuban Don boyunda Macarlar Hazar Kağanına tâbi idiler. Ant adiyle tanınan ve asker? teşkilâtının intizamı bakımından ilk Slav kavmi olan bu zümrenin. Hazar Devletiyle Bizans arasında iktisadî ve siyâsî iş birliğinin kuvvetli olduğunu görüyoruz.Hazar-Skandinavya yollannın birleştiği bir saha idi. Hat M yolun son kısmı Hazarlar'ın elinde kiL Hattâ bugünkü Kiyef şehrinin. Hun Hakanhğı'na tâbi olan Hazarlar'ın. Büyük kara ve nehir-deniz ticaret yollarının geçtiği bir yerde oturan Hazarlar erkenden yerleşik bir kavim oldukları gibi.kurulmuştur. onların buraya ne zaman geldikleri katiyetle tesbit edilemiyor. Sasanîler'e yenilmekten ancak Hazar yardımı (622-627) sayesinde kurtulmuştur. Şimal? Kafkasya'daki Semender ve Derbent. VI.

yüzyılda üral mıntıkasından gelerek Kuban nehri yakınlarında ve Aşağı Don havzasında yerleşen Macariar'ı teşkilâtlandırarak mukavemete hazırlanmışlarsa da bundan hiç bir netice çıkmamıştı. Peçeneklörin üçüncü rcrilarl-de Kiyeften Karadeniz sahillerine înmeîç istidadını gösteren Slav yayılışını durdurmuş olmalandır. Bu Türk kavmi kabileler birliğinden daha yukarı bir basamağa çıkamamış. yüzyılın 15 nci yıllarında Hazar devletinin artık olmadığı anlaşılıyor. ■ Hazarlar. Peçenekler'ie harpler neticesinde çok zayıf düşmüş olan Hazar devletine karşı.-IX. bilhassa Kağan ve saray erkânı Yahudi dinini kabul etmişlerdi. meşhur tel şehrinin (muhtelif hafriyata rağmen) yeri kat7 olarak tesbit edilememiştir. Hazarlar arasında dörtbeş (belki de fazla} din yan yana şerbetçe yaşayabilmişlerdir. Şarktan o sıralarda yeni yeni kavimlerin de harekete geçtiği anlaşılıyor. VIII. adeta devletin en yüksek sembolü olarak. Bu Türk kavmi 1» yıl müddetle Ruslarin (artık Skandînavya unsuru kalmayan ve Slaviaşan kütlenin) Kiyeften daha cenuba inmelerine karşı en büyük ve kuvvetli bir set rolünü oynamıştır. Kirimin da bir kısmı dahil olmak üzere Peçeneklerin eline geçmiştir. Hazar memleketinde suç teşkil etmiyor ve iş güç üzerinde bunun hiç bir tesiri olmuyordu. 862 tarihlerinde İlmen gölü civarında İh Rus-Slav knezliğini (beyliğini) kurmuşlardı. Söylendiğine göre. Us (Oğuz)lar ve Konumlar 870 tarihlerinden itibaren Don ile Dnestr nehirleri arası. bu tehlikeyi. Hıristiyanlığı kabul eden âk Rus knezi Vladimirin (988) kendini. yüzyılın sonlarına doğru Hazar devletinin sür'atle inkıraza doğru gitmesine sebep oldu. Macar ve Alman tarihi için ehemmiyetini ayrıca izaha lüzum yoktur. yerine.180 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 181 devlet ve İktisadî hayat teşkilâtının kurutması ve yayılmasında Hazar Türkleri'nin büyük roHen olduğunda asla şüphe edilemez. Bütün bu âmiller bir araya gelerek X. türlü memleketlerden getirilen ve çoğu müsJûman olan kıtalardan teşekkül etmekteydi. Azak denizi sahasından bugünkü Macaristan'a gelmeleri ve dolayısiyte Orta Avrupa'da. yüzyılterdak? Hazar hâkimiyeti. yani 'Kağan oğiu" olması lâzım gelmekle ve kendisine âdeta ilâhi bir ubudiyet gösterilmekle beraber. İlk zamanlar. burayı Rus-Slav devletinin merkezi yaptı. devletin müdafaasında "ücretli" kıtalar kullanmağa başladılar Bu defa askerf kuvvet. daha şarktaki Uz (Oğuz) tarla bîr ittifak akti suretiyle bertaraf etmek tetemişierse de. aynı zamanda Macarlar Transilvanya ve Tisa-Tuna boylarını ellerine geçirmekle Batı Slavtarı'yla Güney Stevian'nm aralarına girmişlerdir. onlar Karadeniz'in şimalindeki bozkırlarda 15Q yi gibi uzun bir zaman kalmışlardır. Kağan. Hazar öeviet! ve Hazar hayatı. Denebilir ki. çünkü: uzun zaman süren Hazar tesiri neticesinde bura yeni Slav ahalisi devlet idaresine daha çok alışık olduğu gibi. ticaret ve devlet îeşküâti basamağına yükselmeğe başlamalarında iki asırdan fazla sûren Hazar hâkimiyetinin büyük tesir yaptığı asla inkâr ve reddedilemez. deviet işlerindeki icraatı ve mevkii bugünkü ingiltere kıralırankinden pek farkfc değildi. Malûm olduğu üzere Ruslar. yani bir devlet kuramamış olmakla beraber. netoede kıl ve diğer Hazar şehirleri birçok kavim ve ırkların buluştuğu ve iş yaptığı bcr yer oluyordu. Tüccar tabakası Harezm ve diğer İslâm memleketleriyle fazla temas neticesinde müslümandı. Peçenekier bu defa Hazarlar için tehlikeli bir komşu oldular. Diğer taraftan Hazar devletinde tam bir din toleransı vardı. Hazarlar onlara karşı. Bu euretie Peçeneklerin garba doğru hareketlerinin en mühim neticesi Slav âlemi arasında kubatın kesilmesi ddu. 5. bu defa efendi ve devlet kumcu. yüzyılın ortalarında Itü-Harezm tica-ret^yotu Peçenek Tûritferi tarafından istila edilince. hem de İtil ticaretine daha yakındı. Kiyef şehri hem Bizans. ancak XVIII. Kiyef te gittikçe kuvvet bulan VaregRus ve Slav beyliği de hücuma başlamıştır. Peçenekier 869 tarihlerinde İdil'i geçip Don toyuna geldikten sonra. Bu suretle Doğu Avrupa'daki Slavlar arasında Hazar-Türk hâkimiyeti kalkar kalkmaz. Buradaki Hazar izleri ve medenî tesirleri Kiyef Rusyası'nda XI. Hazarlar. Tûrlû Slav zümrelerinin ayrı kabile heyatı ve ormarvtaria meşguliyetinin icap ettirdiği basamaktan. Türk unsuru ite çok karışık bir Fin-Ugor kavminin bulunmasına sebep olmuştur. Skand'înavyaiı Ros (yani Varegler) lar da Skandinavya-German dinine mensuptular Bu suretle herhangi bir dine mensup olmak. bilhassa iktisadî vaziyet bozulunca. Bundan daha mühim cihet: Peçenekier Aşağı Dnestr ve Tuna boylarını. sonraki Türk. Malûm olan cihet XI. Bu devletin son devrine dair kaynaklarda kayıtlar olmadığından kafi bir tarih gösterilemiyor. Hazar-Türk ahalisinin büyük kısmı ötedenberi Türklerin "millî dinleri" olan samanlığa mensup oldukları halde üst tabaka. Bizanslan ve başka memleketlerden gelen hıristiyanlar da çoktu. bu şehir bugünkü Ejderhan (Hacı Tarhan) şehrine yakın bir yerde olup. representativ bir şahıstan başka bîr şey ifade etmiyordu. X!N-XV. Aynı zamanda İtilin ticareti de yollarda emniyetin bitmesiyle esas itibariyle sarsılmıştır. her cins insanlara kolaylıklar gösteriyorlar. . İkinci hususiyet de: Hazar devletinde. to'de. Zaten en eski Türk örf ve âdedine göre "herkes kendine göre tanrıya ulaşabilirdi1. Hazar hükümdarını takliden 'kağan* tesmiye etmesi de bu tesiri göstermeğe kâfidir. Macarlarin. itilin suları altında kalmıştır. O Sıralarda Slav kabilelerini bir devlet hâlinde birleştirmeğe çalışan Skandinavyalı Vareg-Ros (Rus)'lar. Bu sebeplendir kf. yani tam bir vicdan hürriyeti mevcuttu. asker! Kuvvetlerin başında da "İl-Şaf unvaniyle ikinci bîr şahsın durduğu an&ş&yor. Bazı Vareg-Rus başbuğları Peçenek-Hazar mücadesinden istifade ile Kiyef i ele geçirmeğe muvaffak oldular. Peçeneklerin Hazarlar'ı Karadeniz kıyılarından mahrum etmeleri esnasında ise İlmen gölü civarındaki Vareg-Rus knezi Kiyef'i zapt ite. han neslinden olmak üzme başka bin çıkarılabilirdi. yüzyıla tadar açık bir şekilde devam etmiştir. sırasına göre "Kağan1 azledilir. Hazarlar dıştan geien tehlikeye karşı duramadılar. Dakya'nm bir kısmım işgal etmekle* o sıralarda hemhudut dan Şark ve Cenup (Balkan) Slavlan'nı birbirinden ayırmışlardır. yüzyıllardaki Altın Ordu'nun Rus yurdu üzerindeki hâkimiyetinin bir öncüsü mahiyetindedir. tkfisaden yükseldikçe. bunda muvaffak olamadılar.Peçenekier. Peçenekier kısa bir zaman zarfında Don'dan Dnestr'e kadar bu- günkü Karadeniz bozkırlarını işgal ite buradaki Hazar hâkimiyet ve nüfuzuna nihayet verdiler. dünyada o devirde ve hatta sonraları bile görülmeyen nizam ve dinî tolerans vardı. yüzyılın sonunda Karadeniz kıyılarında yerleşebildiler. VIII. Ayni şekilde. bunun faydası görülmüş ise de» çok geçmeden. Bunun. Hazarlar. dünya tarihinde gayet önemli bfr rai oynamıştır. kendi devri için en "modern1 bir manzara arzetmektedir Devletin taşında bulunan "Kağan1 (hakan) m mutlaka hükümdar neslinden. Bilhassa IX. ticareti teşkilâtlandıran Skandinavyalı bir German unsuru Slavfar'ın başına geçmişti. Peçeneklerin işgal ettikleri saha şimalde Kiyef yakınlarına kadar uzanmakta idi. imtiyazlar veriyorlardı. Hazar ticaretine mühim bir darbe încfrMği gibi. tcraî kuvvetin başında "Hakanbey" unvaniyle biti bulunurdu.

yani BüyÛk Rus kütlesi vücuda gelmişti. Bîr müddet sonra bu kısım Kiyef Rusyası yerli ahalisi arasında erimiş gitmişlerdir. Bu münasebetin neticesi olarak İtalyan misyonerlerinin galiba XIII. Attitâ-Hun İmparatorluğunun yıkılmasını müteakip (453 d«ı sonra) HunlarVı bir kısmını teşkil eden Bulgarlar Don-Kuban sahasında bulunuyorlardı. Bu hareketin neticesinde Moskova ve Oka havalisindeki Rn ahalisi. Bozkırlara bitişik Rus yurdunun mötemadî Kuman akınına rrmnjz kalması Slav ahalîsinin mühim bir kısmının Suzdal havalisine (Moskova nrmağs havzasına) göç etmesine sebep olmuştur. Kumanlar da. yahut Kıpçaklar geSıyodaf. bugünkü Gagauzlar'ın menşeini teşkil etmişlerdir. tıpkı Peçenekler ve Uzlar gibi devlet kurmak basamağına çıkamamıştır. Bu Türk z&n-resi V. hele Kuman kızlan arasında güzellere çok tesadüf edilirdi. bir kısmı Kiyef knezliğinin cenup hudutlarında yerleşmiştir. Sabir.S. 1236-39 yıllarında bu MoğolTürk hareketi münhasıran Kumanlar1) Kıpçak sahralarından koğmağa matuftu. Bir kısmı batıya giderek Tuna Bulgarları adını almış. Kafkasya'deki Batkariar'ın bunlarla alâka» olsa gerektir. Bulgarim buraya gelişleri tesadüfi olmasa gerektir. Bizi yakından alâkadar eden üçüncü kısımdır: Onlar İdil boyunca çıkarak Kama'nın mansabtndaki sahayı işgal ettiler. yani Kiyef Rusyası ahalisi erkenden Türk unsurlarıyla karışmağa başlamıştır. Onlar. Sîbir (Siberya) adı bu kavme ıtlak olunduğu gibi. 375 de HunlarVı esas kütlesi batıya doğru ilerlerken bir kısmının Orta IdH ve Kama boyunda (mansabında) kalmış olması kuvvetle muhtemekSr. 1185 de. Kiyef Rusyası'nın Karadeniz'e «rrnesfrve mani olmuşlardı. Bu Slav esirlerinin Yakın Şark ve Mısır piyasalarına sevkediJdıkterf malûmdur. bir kısmı da Kam man-sabına. 1060 tarihlerinden sonra Karadeniz şimalindeki bozkırlara Kumanlar. Hazar) tazyiki altında üç kısma bölünmüşlerdi. Kumaniar'tn faaliyet sahası yalnız Kıpçak sahralarına münhasır kalmadı. Kıpçak sahralarında kaldıklan zaman. Rus kaynaklarından da malûm olduğu veçhile. Sonraları Mısır Memlûkları adiyle maruf zümrenin büyük bir kısmını işte bu Kıpçak TürkJeri teşkil etmişlerdir. Kumanlar.S. Su suretle Ukraynalılar. Bizans. fakat az olduklarından fX. birçok Rus Knezleri. Bulgar eline gelmiş ve buradaki ahali ile karışarak Kazan Türkleri'nin teşekkülünde mühim bir âmil olmuşlardır. Bulgar ve Macar devletle 182rinin siyâsî mücadelelerine şu veya bu şekilde karışmaktan geri durmadılar. Kıpçak bozkırları ta )Qfl. aynı zamanda büyük göçten sonra da burada kalmış olmalıdırlar. Ruslar'm yegâne destanları olan "Igor bölüğü türküsü" nün esas mevzuu. Yani hâfis bir Türk kavmi olan Kumanlar'a (Rus vekayinamelerîhfh *f*olovtsy* lan) izafeten işgal ettikten bozkırlar Deşti Kıpçak. Bir müddet sonra UraMdîl havzasında Sabirler görünüyorlar ve -ağlebi ihtimal burada çok kalmayarak Kafkasya'ya doğru gidiyorlar. Onlar. ontann bu kısmı KaraKaîpak adiyle maruftur (Rus vekayinamelerinde: Çernye KlobuJd).'Orta İdil'detö Sİmbir (Simbirsik şimdi Ulyanowsk) şehrinin adı da Sabir Türkleri1» bağlı olsa gerektir. V». diğer bazı yer ve nehir yerlerinin isimlerinin de bu Türk kavmi ile alâkası olduğu pek mümkündür. . yüzyıla kadar yerli ahali tarafından femsil edilmişlerdir. Ayni veçhile Kumanlar'dan birçokları Mtstf hûkûmdariannın hizmetine girmişlerdi. Bu sahanın tarnamiyie bârTürk yurdu olduğu Kama Bulgarlan'nın buralarda yerleşmesiyle tarihî bir hakikat halini alıyor. yütyıbn ortalarına doğru özü (Onepr) nehrini aşarak Turta (Dnestr) ve Tuna'ya doğru ilerlediler. Kumanlar. yüzyılın sontannda Dobruca\a gelerek. Kumanlar'dan birçokları yerli Slav halkiyle kartşarak Ukraynalıların damarına bir parça daha Türk kanı katmışlardır. büyükleri Kumanlar'Ia sıhriyet peyda etmekte idiler.tas TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 183 Peçenekler'i. Mokşı. Bu sahadaki 'Suvar* şehrinin onlar tarafından tesis edildiği ileri sürülmektedir. Balkanlar'a ve Macaristan'a da akınlar yapmaktan. tıpkı Peçenekler gibi. î^ovgorod-Seversk Knezi Igor Svjatoslav için. Bu Türk kavmi de. Az bir zaman sonra bu sahada Peçenekler de yerleşmek suretiyle Vardar ova& tam bir Türk yurdu mahiyetini almıştır. Bulgarlar'ın bir kısmı da Kafkaslar'a doğru giderek burada başka kavimlerle kanşmışlardır. Uziar'ın Balkan yarımadasında bir kısmı Vardar ovasında yerleştirilmiş ve XI. Bu kavmin mahiyeti ve tarihi hakkında sarih bir bBgi edinmek şimdiye kadar mümkün olmamıştır. yüzyflm sonlarına doğru Doğudan gelen veya bulunan yine Türk olan kavimlerin (Avâr. Bu Rus halk destanında Kuman motifimi göze çarpıyor ve umumiyetle steplerle hemhudut Rus hayatı üzerindeki kuvvetli bir Türk-göçebe tesiri kendini gösteriyor. M. Kumanca-LatinceFarsça) kalmıştır. ayni veçhile bir mikdar Peçeneğin de cenup Rus yurdunda kalmış olması muhtemeldir. i. Büyük Hun har»-ketinden önce bu Bulgarların yine Kama ctamda oturmuş oldukları uzak bir ıhılma! sayılamaz. 6. Kırım yarımadası ve Don mansabındaki Cenevizlilerle de yakın iktisadî münasebetler tesis ettiler. Kumanlar'in bir kısmı 1240 da Macaristan'a çekildikleri gibi. daha Yayık ve IdH boylarından takip eden Uzlar (Oğuzlar) XI.Kama (Çulman) Bulgarları Devleti Çulman (Kama) nehri havzasının en eski ahalisi muhtelif Rn kavimlerinden (Çirmiş. buradaki Slavlart hâkimiyetleri altına alıp Bulgar devletini kurmuşlar. yüzyıllarında Kama mansabının cenup mıntıkasında Suvar adını taşıyan bir Türk zümresinin yaşamış olduğu anlaşılmaktadır. Peçenekler'in Balkanlar istikametinde ilerlemeleri işte bu tazyik neticesinde oimuşlur. M. Uziar'ın büyük bir kısmı 1064 yılında Tuna'yı geçerek Balkan yarım adasına geçtikleri haide. t00-374 yıllarında Yayık-ldil ve Kama nehirleri arasının Hunlar tarafından işgal edildiğini yukarıda görmüşttlt Bu suretle İdil -Urai mıntıkası iki buçuk yüzyıldan fazla kuvvetli bîrTüfk-Hun tesiri altında kalmıştır. 1237 de Batu Han'ın orduları Rus yurdunun istilâsına başlamıştı. daha doğrusu Slavlar tarafından temsil edSmiş ve bu karışmadan Velikorus. yüzyıl ortalarında bu ovada yerleştirilen kuvvetli bir ih-timale göre yine Türk olan Vardariotlar'la da birlikte buranın Türk zümresini de artırmışlar da*. 1224 de Kafkasya yolu ile gelen bir Moğol ordusu tarafından Kalkaçayı (Taganrog'a yakın) boyunda büyük bir hezimete uğradılar. Uziar'ın kalan kısmı Dobruca'da iskân edilerek. Slavlar'la karışmış. Birçok kabilelerden mürekkep olan bu Kuman (Kıpçak) hey'eti kabile reislerinin idaresinde kuvvetli bir askerî teşkilât hafinde yaşıyorlardı. Kumanlar vücutlarının güzelliğiyle nam kazanmışlardı. yüzyılın 40 ncı senelerine kadar bu kavmin elinde kalmıştır. Ar-Mar) ibaret olmakla beraber Kama mansabı ve Ak-ldil havzası çok erkenden Türk kavimleri tarafından işgal edilmeğe başlandı. yüzyılda tertip ettikleri Codex Comanicus (Kuman Lügati. diğer Rus Knezleriyle birlikte Kumanlar üzerine yaptığı bir sefer ve müthiş hezimetin tesiriyle vücuda getirilmiştir. yani Kıpçak Bozkırları adıyla maruftur. bilhassa Cenubî Rusya knezîeri ve ahalisi üzerine büyük ve çok taraflı tesir icra edegelmişlerdir. hemen hemen her yıl Rus yurduna afan yaparak kendilerine gerekli şeyler bilhassa esirler alıyorlardı.

Hatta sikkenin az olduğu devirde bir sincap derisi "sikke" olarak kullanılmıştır. avcılık. Layış. 920 tarihlerinde Bağdat halifesine müracaatta. doğru ve çalışkan insanlardan mürekkep olan Bulgar ahalisi şarkın bir çok yumuşatıcı tesirlerinden uzak toldıkları için Bulgarlar'ın bir çok miHT meziyetten muhafaza ettikleri anlaşılıyor. ekseriy*ormaolar ve nehirler kenarında idi. batKİa-Zuye suyu* Sura (Sim) suyuna kadar. belki de Kazan (Eski Kazan) şehirleri. Züye. Ayrıca avcılığın da mühim bir yer tuttuğu biliniyor. Mamadış. bilhassa atın en makbul kurbarraddeditdlğî muhakkricfir. sonraları Bulgar şehrini merkez yapan Bulgar hanına tabi oldukları zannedilmektedir. tilki. Bunlar arasında Kama ile Volga'nın birleştiği yerden 100 Km kadar cenupta İdil'in sol sahilinden 6 Km. arıcılık ve endüstrinin bîr araya geldiğini müşahede ediyoruz ki. Ik nehrinin mansabı. Şehirler ise. Çulman (Kama) ve kollarıyla. Bulgarlar'ın mükemmel çiftçi oldukları. arkeoloji ve yer adları araştırmalarına dayanılarak takriben şu hudutlar tesbit edilebilir: Doğuda-Çirmişen. Fakat». tuşu çok olan Perm ve kıymetli kürklü hayvanlar nyie ormanları dolup taşan Vjatka-Orta Ural. birçok tanrı tanıdıkları. Aynı sıralarda Ak-ldil ve Cenubî Ural mıntıkasında yaşayan Başkfrt (Başkurt) lann Bulgarların doğu komşularını teşkil ettikleri anlaşılıyor.-XM. ahalisinin Çokluğu ve servetiyle.Şehirler ve köyfcr. yüzyH sonlanna doğru. yüzyılın ortalarından itibaren Karna Bulgarlarının tamamryle müstakil oldukları kuvvetle mümkündür. Bu sahanın Rn asıllı eski ahalisi olan Çirmişler. bu hareketin V yüzyılın sonu veya VI. meşguliyet tora ile köyden terkb «. çavdar ve buğday ektikleri. Suvar. Bu suretle. kar ve yağmurdan muhafaza İçin dik olurdu. Bulgar. Cenupta da Hazarlar ve batıya doğru da Şark Sîavlan (Ruslar) bulunuyorlardı. Çok geçmeden (VIII. Bulgar ahalisinin komşularının hilâfına olarak "çarık" değil 'çitik' yani "çizme" taşıdığı da bunu teyit etmektedir. Bîr müddet Bulgarlar'ın. Arap ve Bizans ülkelerine giderdi. ırmak ve çayları bol olduğundan gayet zengin mer'alan vardır. kendi ihtiyaçlarından maada etraflarındaki komşularına da gönderdikleri malûmdur. nehirleri. çok mikdarda zahire istihsal ettiklerinden açıkça görünüyor. Bulgar memleketi iktisadî hayatı çok taraflı olan ve birbirini tamamlayarak "millî servet"in artmasına yardım eden-esaslarda kurulmuştur. fakat Hazar devletinin zayıf düştüğü nisbette Bulgar haniannmda istiklâllerini ele aldıkları görülmektedir. Mokşı (Mordva) ve Artar kültür bakımından Bulgarlara nisbeten aşağı bir basamakta olduklarından. 900 tarihlerinde Bulgarlar arasında möelömarr olanlar artmış ve Bulgar Haiıı Almış. kadar içerde bulunan Bulgar (büyük Bulgar şehri) başta gelmektedir. bunun içindir ki Bulgarlar'da dericilik san'atı bilhassa ilerlemişti. Temiz. sapanla çift sûren köylü ahaliden ibaretti. Bulgarlar müslümanlığı kabul ettikten sonra onların »urdu Türit-lslam medeniyetinin şimal batısında en iteri p mWu olmakla büyük bir ehemmiyet kazanmış*. damlar da ya kereste veya samanla." İki büyük nehrin (idil ve Çulman) birleştiği ve kat'etbğt bu memleket uzak memleketlerle çok kolay münasebet imkânını veriyordu. samur. (di! ite 0?ta Don arasında yaşayan. d& alimleri ve mimarlar gönderilmesini rica etmişti. Bulgarlar'ın köy ve şehirlerine gelince. arpa. Abbasî Halifesi ve Bulgar Hanı namına sikkeler basılmakta taş caroüeri saraylar. Türkistan'da ve diğer islam dünyasından IdiTe ve Bulgar'a gelen tüccarların tesrrfle buralarda İslam <M Ve kültürü yayılmağa başlamıştır. Oşals Titiş. galiba belli basit dört-beş zümre mevcut olup herbirinin başında bir hancık bulunuyordu. İran. Bulgar gönü (işlenmiş deri) o devir piyasasında istenilen ticaret eşyasından sayılırdı. Şeikeyoğlu Almış ton ve maiyeti elçilere fevkalâde bir kabul göstermişler ve o tarihten beri Bulgar memleketi Abbasi halifelerine bağlı bir müslüman yurdu olrnuştur. Buitroer. Bulgar şehri IX. Sincabın karşılığı öten "tiyin' sözü Hazar Türklerinde 'para" demektir ki. dan. ya Rn veya Türk olan. Bulgarlara önce şaman dfaine mensup oldukları "Yer ve Suya* taptıktan. ve birçok diğer şehir. bu zümrenin büyük çoğunluğu tam manasıyla toprağa bağlı. Sigarların Kirrnencik. işte bütün bu tabii ve iktisadî şartlar bir araya gelerek Karna Bulgarlarının esas meşgalelerinin ve yaşayış tarzlarının tayin ve tesbitıne ârnü okju: Bulgarlar az bir zamanda yerleşerek ekin ekmeğe başladılar ve bilhassa şehir'er kurarak büyük mikyasta ticaret yapmağa başladılar. hayvan beslemek. Çok geçmeden bazı merkezler yükseldi. koyun bulunduğu muhakkaktır. Hun. İdil'in yukarısından da Skandinavyalı tüccarlar (VaregRustar) ve Oka boyundan Siavlar-Ruslar buraya gelebiliyorlar^ . ticaret. Hazar Kağanı'na vergi verdikleri malûmdur. Orta İdi! ve Kama mansabında muntazam bir devlet ve ziraatte ticaret esaslarına istinat ettirilen gayet kuvvetli bir iktisadî teşkilâta malik olan Bulgar Türklerinin eski Türk askerî içtimaî müesseselerini ve an'anesini muhafaza ettiğinde şüphe yoktur. kasaba ve köyler vardı. Buradaf ziraat. büyük ticaret merkezi dan idil şehrinin şimal memleketlerle münabebeti İdil nehri boyunca Bulgar roemfekefcnden geçiyordu. Her nevi ehlî hayvan beslemeğe çok elverişli olan Bulgar memleketinde at. iklimin icabı olarak kalın ağaç kütüklerinden. sığır. hele Ural ile Vjatka tarafındaki ormanlarda muhtelif cins kıymetli kürklü hayvanların çokluğu bu cins kürk ticaretinin ziyadesiyle artmasına sebep olmuştur. o derece W. Bulgar yurdunun iktisaden yükselişinde ahafifün karakterındeki bu vasfın da tesiri olduğunu kabul etmeliyiz. evler. yüzyıl içinde) Orta idil boyu artık bir Buigar-Türk memleketi idi. Cenupta-Çirmişen ile Şamar suyuna kadar. Bulgarlardan kalan bir söz olduğu kuvvetle muhtemeldir. Burtaslar da Bulgarlar'ın cenup batısındaki komşuları idi. ve madenleri çeşitli ve çok olan Orta ve Cenubî Ural sahasından nehirler vasıtasiyle kolayca Bulgar memleketine ulaşmak mümkün olduğu gibi. bunların namma kurbanlar kestikleri. Derin kara toprak ziraat için gayet elverişli olduğu gibi. sincap ve başka hayvanların derisi Bulgarlar vasıtasıyla Türkistan.1B4 «HHMT DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHÎ 185 Bulgarların Kama mansabı sahasına bu defa gelişlerinin tarihi katiyetle tesbit edilemiyor. Cüke-Tav. Nehirlerin çokluğu balıkçılığın da inkişafını mümkün kılmıştır. IX. yüzyılın başlarında vuku bulması mümkündür Bu saha coğrafî ve tabiî şartlar bakımından gayet müsaittir. Bulgarlar bu bakımdan kendi devirlerinin bütün Türk ve birçok gayri Türk kavimlerinden yüksek bir basamakta bululuyorlardı. ÜS! üste koymak üzere yapılırdı. ormanları geniş bir sahayı kaplamakta ve pek çok cins ağaç ihtiva etmekteydi. Kama Buîgarlan'nın bir kaç zümreden (kabileden) teşekkül ettikleri anlaşılıyor. Idil-Kama sahasında işgal ettiği yerlerin sınırlan kafi olarak tayin edilmemekle beraber. gittikçe TBıMer tarafından temsil edilmeğe başlandılar. Diğer şehirler arasında Büler (Biler). Şuşma ve Zey 3u5ar«w başlan. şimale doğru Vjatka nehri. Kazan ırmağı. keçi. Halîfe Muktedir-Billâh tarafından gönderilen kalabalık bir elçi heyeti 922 mayısında Bulgar memleketine vasıl olmuştu. hepsinin de önce Büler. evlerin sahibinin servetine göre birkaç odadan teşekkühsttiği anlaşılıyor. yüzyıllarında Şarkî Avrupa'nın en mühim ticaret merkezi idi. . kaleler ve diğer binalar inşa edilmekte idi. balıkçılık. zaten bu Türkleşme" cereyanının. buralara daha evvel gelen diğer Türk kavimleri (Suvar. Sabir) ile başlamış olması pek mümkündür.

Yâni cemiyet. Aşağı İdil'in sol sahilindeki Saray şehri merkez olan Altın Ordu'nun idaresi zamanında. doğuş ve gelişme sahasından dolayı "Bozkır kültürü" diyoruz. belirli ruhfkarakter taşıyan toplulukların ortaya konan kültür değerlerini kontrol kabiliyeti de unutulmamak gerekir. 922 tarihinde Bulgar devle» ve ahalisi hakkında Bağdat halifesinin «b çfüiri arasında kâtip aıfatiyle büîufian terf-i Fadlan enteresan malûrhat bırakmıştır. 3500 yıllık hayatı bozkır coğralt şartları içinde geçen TÖrk topluluğunun da kendine trtahsus b!r kültür tipine sahip olacağı tabii karşılanmalıdır. bilâhare Kazan şehri Bulgar şehri yerine panayır mahalli oldu. sonra da Makar'es ve nihayet Nijniy-Novgorod (Gorki) panayırları bu an'anenin devamından başka bir şey değildir. Bulgarlar'ın bir dereceye kadar siyaSF istifc lâllennı muhafaza ettiği anlaşılıyor. Iran. Bulat-Tlmur tarafından (*3S1) de Bulaar vurdu ve şehri büyük tahribata maruz kaldı. astarNu» atınııhmal^ memişlerdi. bozkırlar bölgesi kıyılarında yaşamış olan bazı yabancı toplulukların da dahil olduğu anlaşılmaktadır. ziraat aletleri. inancı ve dünya görüşü. Türk tarihinin bu safhası daha ziyâde "Eurasia" nın bozkırlar bölgesinde cereyan etmiştir. Kazan Hanlığı'nın esas halkmi işte bu unsur teşkil etti. Bu an'ane nesilden nesile geçti. Moğol-Tatar istilasından sonra. Meselâ Hind-Avrupalılar'dan bazı kollar (Iranîler. zırh. Bununla beraber. bu vaziyet -karşısında ahalinin bir kısmının şimale. Son araştırmalar fertlerin bazı küftür unsurlarını yaratmak ve geliştirmekte başlıca âmil olduğunu göstermiştir. cemiyet. miğfer. Kırım tarafın-dan Kazana geldiği zaman burada. XII. hatta Kazan adiyle bir şehir-kurduğu ve burada bir hanın yerleştiği anılıyor. Kalan maddî izler Bulgar şehrindeki harabeler. burası Şarkî Avrupa ve Asya ticaret emtiasının mübadele edildiği ve umumiyetle tarihte malûm olan en büyük ve eski panayır yeri mahiyetini aldı. bir kısmı da Kama Bulgarları yanına gelerek bunlarla karıştılar. öBah (ok. kıhç. Bulgar hanlarının adları ve sayılan tesbit edilemiyor. Biz buna. Batu 1237 yılı başında Rusyayı. Ancak bir kültürün teşekkülünde. çiftçi ve tüccar bir kavim olmakla beraber. Eskiden beri burada yaşayan ve sonradan Bulgarlar yanına gelen Kuman-Ki| ^çaklar'ın miktarı mühim bir yekûa tu&w§ olmalıdır ki. Batu Hak'ın garp seferinia-iJk hedefi: Bulgarlar'dan intikam almaktı. düşünce tarzı ve yaşayışına uygun düşenleri benimsemektedir. 1?36 da Moğol-Tatar ordusu. Hazar devleti zayıfladıkça Bulgarlar kuvvetlendiler. daha evvelki Türk ve yerli ahali ile karışmasından vücuda gelen Kazan Türkleri'nin dilinde. Bulgarlara harp tarihleri az malûm olmakla beraber X. Bulgarlar üzerine saldırdılar. Bulgarların karışmasından S^^^^^ bulmuştu. bozkır ikliminin de. 1437 de Saray han. bu husu6takat1 bîr kanaata varmak içih birçok delillere ihtiyaç vardır. Uluğ-Muhammet Han. Saray hükümetinin kuvveti azalınca. Türkistan. Ayrı coğrafî çevrelerde befirfi karaktere sahip insan gruplarının meydana getirdiği cemiyetlere has olmak Ü2ere bfrbltferinden farklı küftürler doğacağına göre. yüzyıl sonlarına doğru Ruslar'm hücumuna maruz kalmışlardı. Rus. Kıpçak tüfkçesi-nin hâkimiyeti göze çarpmaktadır. Bulgar devletinin siyasî akibetine gelince. Şu hâlde her kûftörün üç temel dayanağı mevcut bulunmaktadır: coğrafî çevre. Arap. .-'$& ^flMİBiMlİflhlIl III. düşünce tarzı. Bulgar şehri ItiPden daha mühim bir ticaret merkezi oldu. Fakat. yin* feu toktan çaşfflhrgnıpların meydana getirdiği IskitteıTVbAve Moğollar gibkFakat költürüıt üç şna dayanağın-danrtoirHalan insan faktörü Bapkır-kültürünün eski Türkler tarafından ortaya konan . Kumanlar'ın büyük bir kısmı Macaristan'a giderken. Bozkır kültürüne tarihin seyri İçinde. hay-van takımları ve sikkelerden ibarettir. 1238-39 yıllarında bunlar Deşti-Kıpçak'tan Kumanlar'ı koğmakia meşguldüler. onların askerî kuvvetleri tecavüziçin deplr daha ziyâde müdafaada kullanılmakta idi. insan unsuru. bıçak). Dilleri ve küöürleri hakkında da bilgimiz azdır. Bulgar yurdundaki yerli hanların JStfklâHan artmışa benziyor. kendi î^nde görünen her kültür belirtisini kabul etmemekte. çeşitli bakımlardan eski Türk yaşayışı. kısaca "kültür" üne yön verici tesirler yapacağı tabiidir. istilâya başladı. Bilhassa insanın tabiat kuvvetlerine hâkim olmadığı eski çağlarda coğrafyanın insan hayatı üzerindeki tesirler? düşünülürse. Bazı aflmter Bulgar dfflrtn bugünkü Çuvaşça m eski şekli olduğu kanatmdadırte: Çuvaşlar müslûman olmayan Bulgar köy ahafteirtfn hale«orl «ayıfryorsa da. İskandinavya. Bulgarlara bazan Oka boylarına kadar ilerledikten malûmdur. bazı mezar taşları ve kiföbeler. ötedenbari devlet teşkilâtına"ve medenî bir hayataalışık kalabalık. Hazar. idaresinde biff§ok Türk kıtaları da olduğu halde. Bulgarlar 1224 de Kafkas-Don seferinden Aral civarına dönmekte olan Moğol-Tatar ordusuna hücumla onu mağlup etmişlerdi. ancak umumi telâkkisi. Kültür ve || Teşkilât M İbrahim KAFESOĞLU Bozkır Kültürü Şimdiye kadar görüldüğü üzere. BuigarJir'ia Kıpçaklar'ın. ev eşyası. Kazan suyu boyuna gittiği. Büyük Bulgar şehri de tahrip edildi. bu hflctımar ekseriyetle geri püskürtüldüğü gibi. Baltık memleketlerinden buraya tacirler gelmekte idi. örfü ve geleneklerine. Şehir ve köy yer-tortraöynet eşyaai. Hatta bir aralfk Bulgar yurdu yeniden tahribata maruz kalmıştı. coğrafî şartların yanında bizzat insan unsuru da rol oynamaktadır.186 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 187 Bulgarlar. yüzyılın Mndt yarısında Bulgar kadısı Yakup^bni-Numan'ttv bir "Bulgar tarihî* yazdtğf rivayet edîifyoraa dâ mezkûr eser meydana çıkarılamamıştır.

Batılıların at üzerinde bu kadar durması. ahlâkî davranış bakımlarından özelliklerini henüz bilmiyoruz. düşünce. bu yabancıların Türk'deri farklı insan unsuru ve cemiyet hususiyetlerinin belirlediği kûltör katkılarından ayırmaktadır. At gibi bir vasıtaya İhtiyacın. Menghfcç W. *Eurasia" ya yayılmıştır.188 ____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 189 temel unsurlarını. Menghin'e göm^ atın ehlileştirilmesi ve umumiyetle hayvan yetiştiricilik gHM medeniyet tarihinin çok mühinn bir safhasl TMda^fn ataları tarafından gerçekleştirilmiştir. Mühim olan. dinî tutum. Bozkır kültüründe temel olan at. İnsanlık tarihinde ulaşılan bu başarı kavimle- . at yetiştirme t$ültürü)Jtşsbii eden Mengtön'ş göre. Bozkırlar coğrafyasında binlerce yıl hayatiyetin! devam efflren ve Çin.flrjr gibLiantnmtş kültür tarihçHAeiaih temsil ettiği Sfiyana ekolü* tarafından Heri aürülmüşiOr. çok geniş sahalarda.lar'ıtâBaykalgölüne I^^DS?XM yerleştirmekte ve onların da aslında 'göçebe" (bozk. 1700-1200)'nün yavaşyâvşş Or-ta-Asya'ya hâkim olmağa başladığı devir1 ile bu buluntular zaman bakımından dikkate değer bir uygunluk gösterir. O. 2500-1700) eski Türk Altay kültürüne bağlı bulumaktadır. "neolitique" devirden "hipparion" ve "equus caballus" cinsleri) ve atın tek bir yerde değil. Çok daha eski tarihlerde Poltavka ve Tripolje kültüründe "at" iskeleti kalıntılarının mevcut olduğu iddiası doğru olsa tüle» buna büyük bir değer vermekte isabet yoktur.Ö. kendi kültür anlayışlarının haricinde kaldığı için.nı onlar- dan öğrendiğini iddia etmektedir. Burada ehli atın menşei olarak kalıntıları Cungarya'da ortaya çıkarılan "Equus Przevvalsky" gösterilmiştir. 1200'lerde görülmektedir. Bu nazariye taraftarla rına karşı itirazlar oldu ve 'Eurasia' bozkırlarında daha M. Karadeniz'in kuzey düzlüklerindeki İskit sahası en elverişli bölge bulunmaktadır.Ö. üzerine lâyı-kı ile eğilemedikleri göçebelik'in düşünce. 900-500 yıllarına aittir). o. şunu söyleyelim ki. 1 .İskit nazariyesi: > I. şurada. Bu itibarla atın insanlar tarafından kullanılması bile -bu husus başlangıç noktası olmakla beraber. sırf çoban hayat tarzına dıştan bakarak göçebelik atf etmek yanlıştır. ahlâk yönlerinden de tamamlanarak bir bütün teşkil etmiş olması icap eder. Bozkırlar bölgesinde üç kültür devresi (kemik kültürü. Akdeniz ve Avrupa gibi yerleşik köBür mensuplanrnn. Bu itibarla.V. Hun süvarilerinin seferlerde bindikleri bu bozkır muharebe atının ilk kalıntılarına rastlandığı Afanasyevo kültürü (M. çeşitli yarlerde başka. Çinliler ata binmeği ancak M. burada at iskeletine rastlamak da ehemmiyetli değildir. av hayvanı yabani bir at da olabileceği gibi. çöllerde değil fakat rutubet derecesi oldukça yüksek. ayrıca İskit kültürü ile ayn^durumdakı A tay buluntular. Başlıbaşına bir kültür tipi olduğuna göre de. bozkırlarda gelişen kültürü de IndoGermenler'e bağlamak böylece mümkün olacaktır. din. bu ihtiyaç şüphesiz itte olarak bozkırlı hayvan besleyici kavimlerde hissedilmişti. Sehmidt. atın belirli bir kültür bütünü içinde değer kazanmış olmasıdır.rM l ÎHHKT -i • -2? afin ilk HAfa nniar t. "küçük bedenli. Bozkır savaş atı doğuya doğru uzanmış ve Çin'de muharebe atı yetiştiriciliğinin ilk sahası plan Şan-si bölgesinde görünmüştür. Çünkü herhangi bir kültürde ekonomi kültürün bütününü değil.Ö. eski çağlarda bir değil birçok at cinslerinin bulunduğunu (Meselâ Çin'de Ordos bölgesinde.n oim ve esk* "Aryanizm. c. Halbuki. -T^«: t00™"") olduklarını ilen sürerek. 2. b. yine binlerce yıl içinde. vatan telâkkisi. W. hayatın zaruri kıldığı sür'atle dolaşmak mecburiyetinden doğduğu aşikârdır.Û.Ö.İndo-Germen nazariyesi: teNjjj İ ^Sf ^k yayg. asırda teşekküle başlamıştır. Bozkır kültürü "at" üzerine kurulmuş olmakla beraber. yaylalarda gelişen Bozkır kültürüne. atın binek hayvanı hâline getirilmesidir. Kuzey Kafkaslar'da ve İran'da at ile ilgili ilk buluntular M. tesir ve baskısını hissettikleri bu kültür eskiden beri İlim adamlannca az-çok tanınmakta ML Mütehassıslardan bazıları bu kültüre eksik olarak "Atlı göçebe kültürüdemekte bir mahzur görmemişlerdir. prensipleri yalnız "aftan ibaret değildir. Esas dan. bunun son merhalesinden yeni bir netice olarak. *a dünyanm ata binme san'at. kısa başlı.Ö.tesirinin bir devam. başka kavimler tarafından ehlileştirilmesi esümkün olduğunu hatırlattıktan sonra. Bozkır kültüründeki savaşçı çobanlar tarafından binek atı olarak kullanılan atın Przevvalsky cinsi değil. bir kültür çevresi ("Kulturkreis") olarak bozkırlar üzerine dikkati çeken W. merkezinde atın bulunduğu. M. "yerleşik" topluluklardan ziyâde. Şimdilik. Mâhiyeti ilmi yoldan iyi açıklanmamış olan ve Batılı ifân adamlarının. Kiselev'in tesbit ettiği üzere "savaşçı bir kavme ait olan Andronovo kültürü (M. geniş alınlı" batı bozkırları cinsi olduğunu belirtelim. hayvan besleme kültürü. Koppers'de şöyle demektedir: "Atın ehlileştirilmesi ve atlı çoban kültürünün yaratılması *k Türkler'e bağlanabüf. sayılması mün* küngörünen bu nazariyeHted*ırupal. Koppers.tâli bir keyfiyet sayılabilir. 4. merkezinde at yetiştirmek ve çobanlık yer almakta ye bu gibi faaliyetler için. F. şüphesiz bu hayvanı ehli hâle getirip binmenin insanlık kültür tarihimle muazzam bir hamle teşkil etmesinden ileri gelir ki.Altaylı Nazariyesi Bozkır kültürünün Altay yaylalarında Proto-Türkler (Türktaön atalan) tarafından ortaya konduğu hususu. bilhassa Proto-Türkler için karakteristik Qİan en yüksek derecesini gösterir. Hind. göçebelerin hayatında birinci plânda görülmez. Bozkır kültüründe rol oynayan baş aksiyon da biniciliktir.n/4M .Bozkır Kültürünün Menşei Meselesi m . Zichy tarafından ortaya atılan bu görüşe göre.temeürvdoğuda aranması gerektiği belirtildi. Atın ehlileştirilmesi için önce buna ihtiyaç duyulması icap eder ki.wr.nf. bin ortalarında atlı göçebe kavimlerin yaşadığı hatırlatıldı ve Iskitler'deki bu kültür belirtilerinin Türk «!T!!^ Olabileceği üzerine dikkat çekildi. "Savaşçı çobanlar" ("Hirtenjgrieger") kültürü doğmuştur ki. af m ilk defa onlar tarafından «MeftrMp. Bu itibarla Bozkır kültürünü en saf şekli ile bir Türk kültürü olarak kabul etmekte hatâ yoktur. Çünkü bu. Yine bu nazariyeye g& re atlı göçebe kültürtj. sadece bir cephesini meydana getirir.Û. arasındaki benzerlikte -"Kıral? İskitler" doğudan geldiklerine göre. İndoGermen nazariyesine karşı. 300'lerde Asya Huntarı'ndan öğrenmişlerdir. At göçebe kavimlerin kültürüne sonradan girmiş bir ekonomi vasıtasıdır (Moğollar aslında afi bilmiyorlardı. Bir göçebe san'at türü olan ihayvari üslûbu' da burada doğup gelişmiş. Diğer taraftan S. Bunun yanında demir de vardır ve ayrı bir hukuk anlayışı ile de donatılmış bulunmaktadır. bu. bizim "Bozkır kültürü" diye ifa de ettiğimiz kültür tîpju "atlı göçebelik1 ten ibaret olup. Arabistan'da ve Kuzey Afrika'da at ancak M. bozkır kültürünün.

devşiricilik). Bu hususta Göte*Türk topluluğu sosyal bünyesi herhalde hareket noktası vazifesini görebilecektir. Onlar M.Ö: 2. husule gelmiştir. sonra ren geyiği (Samoyedler tarafından). terim. *8ehmtdt de araştırmalarında aynı neticeye varmıştır: 'Orta Asya'da oturan ve çok eski btr amanda aveıkk hayatından hayvanları ehlileştirmeğe geçen tek kavim Tûrktşr olmuştur. ehlileştirilmiş ata binme çağı. atın sür'atı ve demir madeni (aş. bk. Şüphesiz ata binicilik temel unsur olmak üzere.Eski Türk cemiyetinin sosyal yapısı hakkında şimdiye kadar yapılan tasnifler hem bünye. TürMer tarafından ehliteştiril-mlştir ve Türkler ala bin»flk*ısanlar olarak görünmektedirler". aslına en yakın TSrk kültürü içinde cemiyet yapısını tesfcrft etmek bakımından bazı imkânlara da söfeftbiz. Bu. İnsanlar yaşadıkları çevrenin bu imkânlarını değer-lendirerek hayatlarını sürdürebilmişlerdir. dini vb. ihsanların cemiyet hâlinde yaşayabilmeler sağlıyan karşılıklı saygı esasından hareketle. Bozkır kültürünün M. diğer bölgelerde de böyle idi.boy. 2 . Zambotti ve jeopolitikçi Mc Kinder taraflarından iyice belirtilmiştir. Bugün için. yüksek teşkilâtçılık yolu ile içtimaidir Birinci nokta mühimdir. 2. orman kavimleri "asalak1 kültüre (avcılık. nihayet Türklerin ataları tarafından at ehlileştirilerek in-sanhk hizmetine sokulmuştur.soy. öteki.)aayesinde hâkimiyet altınla aldıkları insanları idare plânında başarılarım mürnjaün kıtaşîır. devtet kurmakta kifayetsiz kavimlerin yerleşik hâlde bulunduğu büyük nehir vadilerine savaşçı atlı çobanların müdâhalesinden sonra doğmuştur".Ö. Bu tahmin bir yandan Viyana ekolünün vardığı sonuçlara. P. konu ile ilgili tâbirler meseleye ışık tutacak durumdadır. Fakat ikinci nokta da- ha da mühimdi^ çüntoü insanlığı basit yığınlar olmaktan çıkarıp sosyal nizamlara bağlamak gibi* iktisadî faaliyetin de devamını mümkün kılan. ziraate elverişli yerlerde oturanlar "köylü" kültüre (çiftçilik) bağlanmışlar. 8u itibarla. bozkırlarda gelişen eski Türk kültümün dünya tarihinde fB bakımdan kesin tesiri olmuştur. yine ilk kanun koyucu durumunda olan Türklerin ataları tarafından tesis ve teşkil edilmiş görünmektedir. Rubent L. kalabalık hayvan sürülerini sevk ve idare etmek mecburiyeti eski Türkler'in. W. Ona göre.Ö. onu teşkilâtçılık melekesine sahip kılmışj ve eski Türkler herşeylerini borçlu oldukları ata kutluluk derecesinde değer vermişlerdir. bin yıllarında Aral gölü havalisinde bozkır kültürü ile temasa gelerek bu kabiliyeti elde etmişlerdir. siyâsî. ç. 1700) bağlı "savaşçı atlı bir kavim" in etrafa tesirini göstermeğe başladığı ifade edildiğine göre. ara bu. Koppere Hind-Avrupalılar açısından meseleyi daha kesin bir şekilde açıklamaktadır. Afanasyevo kültürü verintilerine göre M. W. avcılık ve devşiricilik gibi. bin başlan olmalıdır. Türkler'in çeşitli devirlerde.Ö. Bunlardan biri. hayvan besieyicllföi geliştirmek ve yaymak suretiyle iktisadî. 2500 ile 1700 arasında oldukça belirgin bir vasıf kazanmış olduğu kabul edilebilir. Ptor'a göre. Bu da. gelişme ve muhteva bakımından bütün diğer toplulukların kültürlerinden ayrılık gösterir. diğer yandan da arkeolojik vesikalara uygun düşmektedir.Sosyal Yapı a . iiraat kültürünün ve ona bağlı hayvancılığın çok üstünde ve dünya tarihinin pak mühim bir kültür merhalesi olduğunu belirten F. (aile?) Bod . însanlan üretici (müstahsil) durumuna sokmak suretiyle. Menghin şöyle demiştir:^ 6§kî yüksek medeniyetter dahi. Nitekim Doğu Asya'da ilk devlet teşkilâtı eski Türkler tarafından kurulmuş. yalnız alarak karşılığında birsey vermıyen parazit asalak) ekonomi yerine. hayvan terbiyesinde önce geyik. büyük devlet esası için gerekli şartlar ancak bu sayede belirebHmiftlr\ Mm binek hayvanı olarak kuHanılmaeinı. hem de isimlendirmeler bakımından tabirini tutmamaktadır. Ön-Asya kavimleri bakımından da benzer sonuca varılmıştır. iktisadî.190 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 191 rin ve başka kültürlerin gelişmesinde fevkalâde neticeler doğurmuştur. Hind-Avrupalı kavimlerin (bugünkü Avrupalılar'ın ataları) teşkilâtçılık ve siyasetteki başarıları ancak bu bozkırlı unsurların onlarla karışması ile izah edilebilir. bir beşerî değer ancak bu yol ile.Ö. çok faydalı bir iktisadî hamlenin işaretidir. Bunun sebebinin. otlaklar etrafında cereyan eden mücadeleler bozkırlıyı metanet ve cengâverlikle bezemiş. bozkırdakiler "çoban" kültürünü (besicilik) meydana getirmişlerdir. Ana kaynağımız Orhun. Tarihî bağlantılara* gösterdiği gibi.. 2500 yılları olduğuna ve Andronovo kültürüne (M. kitabelerinde geçen. Orta Asya bozkırlar bölgesinin kültür tarihi yönünden taşıdığı ehemmiyet W. At. Esasen yeryüzünde ekonomi bakımından başlıca üç temel kaynak vardır: orman. "Altay-Türk atlı çoban kültürü" Türkler'in atalarını diğer topluluklardan farklı bir dünya görüşüne ve hayat tarzına götürmüştür ki. Yine at sayesinde bozkır kültürünün ortaya koyduğu başka üniversal bir değer hukuk fikridir. Bu sebeple yeryüzönde ilk siyâsi kadrolar. At vasıtası ile insanlığa bahş edilen diğer mühim bir değer de sür'at mehfumudur ki. hayvan yetiştirme. aslında orman kavmi veya köylü değil. Viyana ekolü'ne göre bu tarih M. bu eski iptidaî kavimleri zihni durgunluğun tenbelliğinden kurtararak canlı bir faaliyete yöneltmiş va frisan iradesinin ufkunda sonsun imkânlar açılmasına vesile olmuştur. At terbiyesi. kabile Ok * kabile (bir siyâsi teşkilâta bağlı) .aile (?) Urug .toplulukları bir üst idare nizamına bağlama yolunda ulaşılan devlet kurma düşüncesinin mahsuiüdöf.Bozkır Kültürünün Teşekkül Çağı Bu küftüFÜh menşei hakkındaki nazariyeler ona aşağı yukarı bir mazi tâyin etmek imkânını sağlamaktadır. bu insanlığın mazisinde ilk defa müşahede edilen insan zekâ ve iradesini tabiata hâkim kılma azmidir. Orhun kitabelerine göre Türk bozkır cemiyetinin yapısını şöyle tesbjtetmek mümkündür: Oguf . çeşitli bölgelerde bazı bünye değişikliklerine uğradıkları ve bununla ilgili olarak başka başka tâbirler kullandıkları şüphesizdir. atlı muharip çobanların. At üzerinde. cepheleri ile kültür gelişinceye kadar belirli bir zamanın geçmesi gerekecektir. her araştırıcının kendi meşgul olduğu zaman içinde kaimast ve yine meşgul olduğu belirli Türk zümresini esas alması olduğu anlaşılıyor. Menghirf* göre. fakat bozkırlı olan Türkler'in kültürü de doğuş. daha çalışkan ve ziraatçi örtmaWa beraber. Fakat Bozkır kültürü dediğimiz. Tarihte ilk kültürler de şüphesiz doğdukları bölgenin tabii şartları içinde öz kazanacaklarından. Bu bakımdan Üral-Altaylı kavimlerin dünya tarihindeki bu çok mdhfrn rolünü beHrten.

Türk "il"W.).R. Kaşgarlı'da. benzer kuruluşlar başındaki mctful şahıslar aynı zamanda dirtfreis oldukları halde. *" H V ya h â İSe8İnİ bildirenler mese. Roma'da. bunun yalnız idareci zümrece istenmesi ile değil. Bodun'un başında "bey".Müstakil topluluk. Bodun'lar çoğunlukla soy ve dil birliğine sahip boylardan meydana geldiği için. bodun kelimesi "kavim" mânasını verebilir. Eski Türkler'de istiklâle verilen değer bazı tarihî kayıtlarla da tesbit edilmiş durumdadır: Asya Hunlan'ndan M. meselâ. Eski Törk cemiyetinde ilk sosyal yapı olan aile. devlette gerçek istiklâl. bütün içtimaî bünyenin çekirdeği durumunda idi.). imparatorluk. cesaret.'«öhretli.y. Arap ve Fars tesiri ile sonradan ortaya çıkmış isimlendirmelerdir. 2. aslında Türk ailesinin 'Küçük aile" tipfrtde kun&ı bulunması daha akla yaton gelmektedir. Kabar-. Üç-Karluk. bu söz. malî kudreti ve doğruluğu ile tanınmış urug ve oguşların reisleri arasında seçim yolu ile iş başına gelirlerdi. Kitabelerde yalnız bir defa geçen "Ulus" sözünün eski devirdeki mânası açık değil ise de. bi) bulunuyordu. siyâsî mahiyette bir birlik idi. Kumeri. Keşi. Gabain'e göre "ülke. Çepni» Taryan.BüyüK. Yabagu.â: v .İstiklâl Kavramı Bilindiği üzere. On-Uygur.Ö. muntazam teşkilâtlı millet" demektir. vfc). bk." A. Mülkü ve hayvan sürüleri başka zümrelerinkinden ayırt edilmekte idi (24 Oğuz boyundan her boy hususff bîr damgaya sahipti). Türk gruplarının her gittikleri yerde. Eett Türk ailesi tip olarak "geniş aile" şeklinde görünmekte (geçen asm 2. caf (yabancı) tâbirinin zıddı olarak "akraba" anlamında kullanılır.©** muştur. beg. ErHm = erdene Kınık vb.Boylar birliğine katılanların sayısına göre adlandırmalar (meselâ: On-ok. Yeney.192 ______TÜRK DÜNYASI EL KİTABİ TÜRK TARİHİ 193 Bodun .). Orhon yazıtlarında ancak bir yerde geçen "uruğ" tâbiri.-Hteilu. f „ v n J*\ * XüT .). ortaklık yalnız otlak ve hayvan sür rülerine inhisar eder. eağlamlık. çıkarlar. idarî ve hukukî nizamla» ile. beylik* Imnlık gibi hür ve müstakil siyâsî teşekküller kurmağa çalışmaları bunu gösterdiği gibi. toprağı ile. (Gök-Türk kitabelerinde: âble +) tâbirleri. Kürt vb. b. bilindiği gibi dıştan evlenme (exogamie)'nin esas ve baba hukuku'nun hâkim olduğu Türk ailesinde evlenen oğullar. Bunlara göre eski Türk "in. f. aslında Türk kültürü mahsulü olmayıp. Kayı. Boylar birliğine "bodun" deniyordu. boydaki iç dayanışmayı muhafaza etmek.Aikerî-eiyâsî hâdiselerin tesirinde meydana gelenler (meselâ Hazar = Kazar.Millet. Isfendi-yar-oğlu vb. Argm. feıvaş. KıatAhmedfe. imparatorluk = Reich. hisselerini alıp. adlar. Türkçe'de izdivaç için kullanılan "evlenme" veya "evlendirmek. Umumiyetle. birçok modern şivelerde çok kullanılan ve tohum. aynı zamanda halkın da aynı şuur İçinde bulunması. Çünkü Türk ailesi eski Yunan'daki (genose). vazifesi yurdu ve ahaliyi korumak ve sağlam bir sosyal bünyeye sahip olmasına çalışmak olan bir siyâsî kuruluştur. Bu adlar şöyle sınıflandırılmıştır: a. Mogyeri = Magyar vb. bey'in böyle bir fonksiyonu yoktu. Uygurca metinlerde. Moğolcada da "yat. Osmanlı gibi devlet veya. yb. ? < Argu. - >. hak ve adaleti düzenlemek ve gerektiğinde silâhlı kuvvetlerce boyun menfaatlerini. Câferlu vb. Kangar. devlet. halkı ile. Agaçeri. devlet'in şartları yönünden. fazilet ifade edenler (meselâ: Türtc.)Oğuz adı da (0hf zaOtftar) belirli bir siyâsi teşkilât kurmuş Türk boyları mânasındadır. zengin mânalarında olanlar (meselâ: Bayındır Bayat Çavuldur. Bu hey'et eski Türk devletlerinde mevcut "meclis" (Danışma kurulu)" lerin küÇûk çapta bir ilk tipi olarak görünmektedir. Yağlakar. 3. Utur-gur = 30 Ogur. Görüldüğü üzere Türk boyları ve umumiyetle Türk siyâsi kuruluşları şahıs adlan ile anılmıyorlar (Selçuklu. Sabar. imparatorluk. 58'de cereyan eden hâdise (yk. gibi küçük topluluk adları ve sonu + oğlu ile biten Aydın-oğlu. bütün dış tesirlere rağmen başka bölgelerdeki TürK'2ümfelerine ntebetle en az tesir almış olmaları gerek» Altaylrtar'da "soy* ve Yakut'larda "usa1 Kırgızlarla 'aul") ise de.Askerî teşkilât ve idarî kuruluşla ilgili olanlar (meselâ: Çur. yeni bir aile kurmak üzere. Devlet karşılığı olarak daha geniş anlamlarla karşımıza çıkmaktadır» \ b-İI: Eski Türk cemiyetinde siyâsî teşkilâtlanmanın en üst kademesini teşkil eden T V.v. han ("kaan") bulunur ve topluluk siyaseten müstakil veya bir il'e tâbi durumda olabilirdi.korumak olan bey (bâg. Böyle bir ortak şuur Bozkır Türk cemiyet ve devletinde çok eskiden beri mevcut.#oKuwet. İğdir. Köbök. c. Türkler'de "leviratus" (ölen erkek kardeşin dul kalan zevcesi ile ve çocuksuz genç dul üvey anne ile evlenme sekti) mevcuttur ve umumiyetle tek zevcelik (monogamie) görülür. j ^Adam^veya insan mânasını verenler (meselâ: Hun.) dolayısiyle Çin yıllığı . siyâsi hâkimiyet" mânasına gelmektedir. Kapan. Eeki Türk boylarının adları boyun bu siyâsî ve içtimaî hususiyetlerini meydana koymaktadır. feususiyetlerin» şöyle tesbit etmek mümkündür: 1. Rorna'daki (gens) ve Islavlar'daki (zadruga)'dan farklı olup. Gira-ud'ya göre Teşkilâtlı devlet. Karan Gyormati. evlenen erkek veya kızın baba ocağından ayrılarak ayrı bir ev (aile) meydana getirdiğine delâlet eder. nesil" mânalarına gelen bir söz olup. Kan akrabalığı esasım dayanıyordu. Memleket. yansında.).. Tabgaç vb. Kartuk. Kül-bey.boylar birliği (siyâsi yönden müstakil veya değil) İl . baba evi ise en küçük oğula kalırdı. Dokuz-oğuz. Türk-Moğol devrinde: 1. Buna göre boy. iktidar veya hükümet" . eski Yunan'da ve CâMiye devri Araplarrtıda. Bulgar vb. yâni istiklâl düşüncesinin bütün toplulukta müşterek birarzu hâlinde var olması şeklinde belirir. tanıyabilmek için onun. Boy beyleri cesareti. Yula. Aileler veya soy'lar bir araya geldiği zaman "boy" teşekkül ediyordu ve başında vazifesi. Thomsen'e göre "siyâsî bakımdan müstakil. Seçici hey'et herhalde boy'u meydana getiren aile ve soyların temsilcilerinden kurulu olmalıdır. akraba. çeşitli ülkelerde buna muvaffak olmaları da istiklâl düşüncesi üzerinde ısrarlarına delâlet eder. Boran. Belirli arazisi ye muharip kuvveti vardı.

Yukarıda söylediğimiz üzere. Devlet topraklarının İdarecilerle halkfft ortak mesuliyeti altında bulunması keyfiyeti. Bizans'ta insanın baskı altında tutulmasına ve kanunların yürümemesine karşılık. Ülke sınırlarına da "yaka" denilmekte idi. trçy* van güeü karşılıyordu. adalet. Oğuzlar'da "bey"ler. kavim beraber yaşadığı. eski Türk devletlerinde. ailede hususî mülkiyet mevcut idi. Devlet idaresi ve ülke anlayışında idarecl4ıa!k İşbirliği olan alyâsff teşekküllerde ise. 12. eşitlik ve insana saygı prensiplerinin gelişmesine yardım ediyordu. „3-lnsanUn$ufu: Devletin yalnız hükümdar ve ailesinden ibaret sayıldığı topluluklarda siyâsî hürriyet ve çalışma serbestliğini düşünmek güçtür. hani ka-gan'ımT. Gerçekten eski Türk topluluğunda halk. ilk tarihî btfMiaine Asya Hunlan'nda rastladığımız bu durum. 10. Çin'de enselerine bo- . hürriyet ülkesi olan Asya Hun topraklarına kaçıyorlardı. siyâsî istiklâli ile beraber yürümektedir. cemiyette kendilerine herhangi hteraülfc ve hiçbir siyasî hak tanımamak suretiyle. 209) devlet meclisinde. Bu hal iae. Islavlar arasında yaygın köle ticareti. Bozkır Türk devletinde arazi üzerinde de hususî mülkiyet câri idi {Asya Hımları'nda. "Kağanlık" tâblrt ile ifade edilen "devlette istiklâl' düşüncesine karşı duyulan ilgi daha sarih bir şekilde dile getirilmiştir: İH olan bir bodun idim. beraber savaştığı. fakat bizzat devlet reisinin korumakla vazifeli bulunduğu bir ata yadigârı idi. ayrıca Bozkır kültürünün ekonomik özelliği de. iktisaden -besicilikle dayanan Bozkır kültüründe ise bu ihtiyacı. Göçlerde ailelerin ve fertlerin kendilerine ait sürülerini ve taşınabilir malların] beraberlerinde götürebilmeleri ve istedikleri gibi tasarruf etmeleri onlardaki hürriyet duygusunu ve serbest hareket etme eğilimini daima canktutmakta idi. her müstakil devletin hak ve salâhiyetlerini mutlak şekilde kullanabildiği belirli coğrafi saha olduğuna ve ülkesiz bir millet bahis konusu olmıyacağına göre. Eski çağlarda» yaşamak için ihtiyaç olan 'çalışma. idarecisi ve halkı ile Türk topluluğunda ortak bir değer taşıdığını ortaya koymaktadır.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 195 Shi-ki Hun devlet meclisi'nde yapılan şu konuşmayı nakleden Boım <ıç*n tâbHyet yüz kızartıcıdır. hâtûn olmağa lâyık kızın câriye" olduğundan yakınan Bilge Kağan Türk devlet ve istiklâlinin devamUlığınş İnancım şu sözlerleitede etmiştir: "Yukarıda gök çökmedîkçe. Eski Türk. aşağıda yer deünmedikçe Türk bodurumun il'ini. müşahadeye dayanılarak belirtilmiştir. komşu Moğol Tung-hu'ların arazi talebi karşısında kaldığı zaman (M. Anlaşılıyor kf Bozkır Türk il'inde "yurt" hükümdarın şahsî malı gibi keyfine göre tasarruf edilebilen bir toprak parçası değil. durum başkadır. ctevtetfrr siyâsî isffldâli gibi. ülke bakımtfıdan 'donfaturrt'detJilreski çağlarda benzeri yalnız Roma imparatorluğunda görülen "imperium* hâkimiyet telâkkis'mîıf tnevcut olduğunu gösterir. başta en yüksek kas (adele) kuvvetine sahip at olrnaR üzere. Orman kavimlerinde ve yerleşik topluluklarda hâkim%eti ele geçiren gruplar. en küçük bir aile bile başlı-başına bir "il" sayılabilirdi. asır Kıpçaklan'nda da durum böyle idi. Türkler'detei bu vatan sevglaHM* Arap yazarı Al-Câhiz-Xölm. Bu durum eski Türk devletinde. belirli sınırlara sahip devlet arazisi idi ve bu arazi hükümdar ailesinin mülkü değil."Asalak" feültürde ve "Köylü'vtyefte-şiK)J$ültürde başkaca çare yoklu. sınıf. Bozkır Türk cemiyetinde öyle bir hürriyet havası vardı ki. Orhun kitabelerinde.birbirlerinden kolayca ayrılmalarına ve aynı bölgede veya başka bir yerde yeni bir İl teşkil etmek üzere tekrar toplanabilmelerine imkân vermekte idi (eski Türk siyasî kuruluşlarında boy sayısını ifade eden ve zaman zaman değişen rakamlar bunu gösterir).869) tarafından da. yâni tam bir birlik teşkil ettikleri hâlde bir merkezî iktidar mevcut değildi". yalnız hür ve müstakil yaşayabildiği toprağı ülke ve vatan saymakta (Türk tarihinde çeşitli Türk zümrelerin ayrı vatanları bundan Heri gelir). 'yurt'una da derîn bir muhabbetle bağlanmıştır. töresini lam bozabilir?". koyun ve sığır sürülerinin sahiplerinden tahsil edilen belirli ötçüdeki vergiler yolu ila'l^in mâlî ve askerî ihtiyaçları karşılanıyordu. Asya Hun Tan-hu'su Mo-tun. Gök-Türkler'de en canlı şekilde mecvut olmuş (Ötüken'in kutsal toprak sayıldığı ve "kağanlık" a ve töre'ye sahip olarak yaşamak için Ötükende oturmak gerektiği) ve Uygur Türklerî'nde "Kutlu değ" efsanesinde sembolize edilmiştir. köleliği ve bazı zümreler için "imtiyazlılık" durumunu önlüyor. bu düşüncenin. toprağın devletin temelini teşkil ettiğini buna göre. fakat bu şamarın mevcut olmadığı araziyi kolayca terk edebilmektedir (Türk göçlerinin diğer tur sebebi). kendisinin Hun memleketinde hür olduğunu ve korkusuz yaşadığını söylemişti. her ne sebeple olursa olsun kimseye arazi terk etmeğe selâhiyeti bulunmadığını söylemişti.Ülke Kavramı: Ülke. İstiklâlden mahrum kalmca "Beuolmağa lâyık oğlu kul. GökTür$er'difc Uygur-lar'da vb. Atalarımızdan toprakla birlikte devr aldığımız istiklâlimizi Çın ile uz-laşmak bahasına feda edemeyiz. Önce. TÖrk Tinde de belİrÜ sınırlar içinde bulunan bir ülke kavramının mevcut olacağı aşikârdır. han'ın bazı aşırı davranışları karşısında seslerini yükseltirlerdi. Hususî mülkiyet kişi haklarının ve hürriyetin teminatıdır. bütün milletin ortak toprağı idi.194 . ülkenin sür'atle "vatantaşma" sının mümkün olacağı kolayca anlaşılır. Çin'deki köleler. Bu tip arazi devlet mab olduğu için. devlette gerçek istiklâl kavramına uygun olarak. tfmdi SFim nerede? Kağanlık bodun idim. 2. Türk topluluk adlarından anlaşıldığı üzere. Bu durum bazan sosyal yapının daha yüksek kademelerinde müşahade ediliyordu. Mücadele edecek savaşçılarımız hâlâ mevcut iken devletimizi korumalıyız'. Hazar hakanı ve idarecileri teb'anın mülküne el uzatamazlardı.). Demek ki Türk hakanlıklarında ülke.ancak kendi aralarındaki daha zayrfvdaha az becerikli fertle*» kol kuvvetinden faydalanma yolu ile sağlayabiliyorlardı.Ö. buralardan faydalanan özel mülk at. Eski Türk topluluğunda da insanın fertfr hukuk İle donatılimış ve iktisaden esir olmayan bîr hayat dtöaeninde bulunduğu anlaşılmakta*^ Bunun tarihî vesikalarla ortaya koncası mümkündür. Bu tarihî veeh kalar. Türk boylarındaki^ bu karakteristik durum eski Türk İl'inde siyasî birliği meydana getiren boyların -türlü sebepler yüzünden. eski Türklerin şahıslartndan ziyâde ffie bağlı olduğu hususu ile bir arada dikkate alınırsa. tabiatiyle. Eski Türkler'de ülkeye Vurt" deniyordu (Eski Türk vesikalarında geçmiyen ülke sözü. Meselâ 8 boy hâlinde Don-Aşağı Tuna nehirleri arasında yayılan Peçenekler'de "kabilelerin durumu o kadar müstakil idi ki. "ölkâ" şekli ile Moğolcadır). Boyda ^yalnız otlak ve yaylaklar ortak mülkiyette idi. asır Bulgar-ları'nda fertler kendi arazilerinden elde ettikleri mahsulden hükümdara bile birşey vermiyebiliyorlardı. Kısaca Türk kültüründe vatan Türk tuğlarının veya al bayrağın dalgalandığı yerdir. Ancak Türkler'de "ülke" ve vatan telâkkisi göçebe veya köylü (ywteşik) bütün öteki kavimlerden farklı olarak. kast cenderesine aldıkları mahkûm zümrelerin (Mogollar'da çeşitli neviden köleler. çekme ve taşıma gücü"nü iti* sanlar . Avrupa Hunlan'nda Atillâ'nın başkentinde bir Bizanslı.

herhalde» idarede daima pratik yolu tercih eden Türk siyâsî teşekküllerinin. Hazarlara dair islâm kaynaklarında geçen "EI-Hazar'ül-khJ. Yukarıda bey'lerin seçiminden bahsefmiş-tik. askerliğin eski Türkler arasında ayrı bir meslek sayılması düşünülemez. kölesini azftd etti) gibi bazı ibareler dikkati çekmektedir. Nitekim kitâbelerdeki hitaplarda çok kere devlette büyük memuriyet makamlarını işgal eden "buyruk'lar. aşağı bir dereceyi değil. idare edilenlere doğru bir sıralama olmalıdır. Herhangi bir toplulukta imtiyazlı zümrelerin teşekkülünde başlıca ûçâmH röl oynamaktadır: geniş araziye sahip olmak (iktisadî). şadapıt beyler. Dede Korkut'da açıklandığına göre.olabilmek için. Karaton gibi misâller verilmiştir). Gök-Türk yazılı vesikalarda 14 yerde "kul" tâbiri geçmektedir. "Beğ'iîğin babadan oğula geçtiğine dair açık bir delil bulunmuyor (hükümdar sülâlesine mensup olanlar hariç). Kâşgarlı Mahmud da. Henüz yürümeğe başfıyan her çocuğun yanında eğerlenmiş bir at hazır bulunurdu. Bozkır Türk "irini açıklarken. Bu mânada. Önce. Türkler'de ise. "Kara-bodun". Hazar ülkesinde yaşayan "Halis" adlı müslüman Harezmliler olduğu anlaşılmakla ortaya çıkmıştır. Herhalde kitâbelerdeki şu ifade: Kağan. eski Türk sosyal hayatında. vahşi bir hayvan öldürmüş olmak) aç doyurmak. büyük. Çocuklar 3*4 yaşlarından itibaren. Çünkü daha eski asırlarda Doğu Avrupa Türkleri arasında da böyle bir durum görülmüyor. bozkırlara yabancıdır. "Tarhanlık" ve "Orun-ülüş" meselelerine de kısaca dokunmak icap etmektedir. çünkÛ. fakat onlardan ayrı olarak esir (bilhassa savaş esirleri) de vardı. bundan imtiyazlı bir sınıf hükmünün çıkarılması müşküldür. çok erken çağlarda belirti-seviyede hukuk fikrîne ulaşmış olmalarıdır (yk. her an savaşa hazır. asırlar boyunca. ziraatın. doğrudan doğruya devlet içinde idare edenlerden. Kûn (câriye) sözü de çincedir (kü'an). Atsız'ın 1077'deki Kahire savaşı). Buniann her üçü de bozkır küitürü^de gelişme şansını bulamamıştır. "asıl. menşeini "yerleşik" medeniyetten alan ve bazı orman cemiyetlerinde (meselâ Moğollar) rnevcul olan bîr müessese olup. Yunan-Roma medeniyeti dahil hm yerde kölelik müessesesi teşekkül etmiştir. insanın kol (adete) gücüne müraT caat zarureti duyulmayan Bozkır kültüründe huauiî mülkiyet ve hür çalışma esasında gelişen sosyal gelenekler. Hind'de ve Roma'da köle kütleleri) mevcudiyetini öyte devam ettfemşk maksadı ile. Buna göre.s* tâbirine dayanarak Hfr *asil Hazar" (Khazar "pure-bred") kütlesinin varlığı görüşündeki isabetsizlik. kalabalık bodun* diye mânâlandırmak gerçeğe daha yakın görünmektedir ve buna nazaran sayısı şüphesiz az olan beyler 'ak' oluyor demektir. H. Buna göre. «amanla. Eski Türkçe'de "kuP tâbiri umumiyetle 'köle' müteradifi olarak alınıyorsa da doğru olmasa gerektir. savaşta da destek olması tabii idi. Kitabelerde bodun tabiri bazan "kara" sıfatı ile birlikte kullanılmıştır. umumi ekonomik-hayatta ancak tâli olarak yer aldığı' bozkırlar sahasında büyük fnâlîkâne* terin meydana gelmesi (feodalite* imkân dışındadır. meselâ. aslında. Namık Orkun. aksine. eski Türkler'de din adamları imtiyazlı bir "sınıf değillerdi. yine aslen Türk olmayan bir kültürün uzunca bir müddetten beri tesirindeki Türk zümrelerinin dilinden örnekler vermektedir Kıpçak bozkırlarında bazı Türk çocuklarının "satın" alınarak Orta-doğu memleketlerine gönderilmesi telavlar'dan ve Normanlar'dan gelen meşhur esir (köle) ticaretinin ttr neticesi olarak mütalaa edilebilir. buyruk beyleri. bu kütlenin. İkincisi. kadının her sahada olduğu gibi. Bilindiği gibi köle* Kk. Bunların hepsi dış tesirlerle açıklanabilir. Eski Yunanda Aristotelesh »Nı ftapvana ve 'canlı âlet" dediği ve doğrudan doğruya "o^ûlk" sayılan insanlar. Dokuz-Oğuz beyleri. beylerden önce yer almaktadır.Peçenekler'de K. Kara Ordu. Orhun kitabeleri dahil eski bozkır Türk vesikalarında din adamlarından hemen hiç bahsedilmemesi bu bakımdan dikkate değer bir nokta teşkil eder. İlk iki Türk devletinde kölelik. kilometrelik göç hareketlerinde. Mısır'da. daimî asker durumunda idi. bütün âife efradı ile birlikte yeni yurt kurmak zorunda olan bozkırîı Türk'e. Roma'da ve Moğollar'da. Buna karşılık bir de ak-beğ? ifadesinin bulunuşu Türk cemiyetinde bir "asiller" sınıfının varlığı hususunda tefsire sebep olmuş gibidir (Meselâ. koyuna bindirilerek ve ok ile sincap vb. Üçüncüsü. Türkçe'de "kara" sıfatının. kan dökmek (mutlaka savaşa katılmak değil.196 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 197 yunduruk vurularak tarlalarda çalıştırılanlar. yukarıda da belirtildiği üzere. hiçbir YflÛÎk*ü bulunmayan ve cemiyette Wç "hak* sahibi olmayan hean dfmektlr. Bozkır külpünde hâkim zihniyet de bunu gerektiril . asli Türk bölgelerinde değil. "toprak köleliğifservage") bahte konusu değildir (Orta Macaristan'da bazı köyler. avlatılarak. Porfırogennetos'un açıkça belirttiği bu husus Hazarlar'da hattâ iktidar ve icrada hâkan'dan da üstün durumda olan "Bey* bakımından da geçerli idi. töre hükümleri hâlinde kesinlik kazanmıştır. ÇÖrtkü köle. Bunun sebebi söylediğimiz gibi»-bozkırlar bölgesi insantennın. halkça ünsiyet peyda edilmiş içtimâi ve hukukî kaidelere dokunmamalarının neticesidir. askerliği meslek edinmek (idarî-*iyâöi) ve rûhânî zümreye mensup bulunmak (dinî). Kadınlar da aynı şekilde yetişmiş olup» çok kere erkeklerle birlikte savaşa katılırlardı (hattâ islâmi devirde bile. zira her Türk iyi savaş terbiyesi almış. bk. istiklâlini kaybeden her topluluğun böyle tahditlere mâruz kalması samanımızda bile tabii karşılanmaktadır. çıplak giydirmeki lâzımdır. Eski Türkler'de fertler savaşçılık ve mücadele sahasında şahsiyetlerini bulurlar ve gösterecekleri kahramanlık ölçüsünde cemiyette yerlerini alırlardı. tarhanlar. Şartlar bunlardan toarettir. bey . kuzuya. kitabedeki ifadeleri. 445 de ölen Bleda'nın dul hanımına âit olduğuna dâir Prtskofc'un kaydını doğrudan doğruya "yerleşik" kültür mafW sülünden ibaret olan toprak aristokratlığının Avrupa'da bir devamının tesbiti olarak değerlendirmek lâzımdır). Eski Türk devletlerinde bazı yüksek memuriyetlerin ırsî olduğu iddia edilmiş ise de. ailesi. Bununla beraber Tabgaçlar'da ve Iç-Asya Uygurları'nda kölelerle karşılaşılmakta ve hattâ DLT'de "ol kuf boş kıldı" (O. bozkır Türk toplulukları daha çok siyâsî vasıfta olup dinî karakter taşımıyorlardı. Devlet idaresinde hakana en büyük yardımcılar durumunda olan beylerin idare ediien halka nisbetle üstün tutulması tabii ise de. türlü tedbirlere başvururlarken. Esasen eski Türkçe metinlerde "köle" kelimesi geçmez. son ibareyi "asil beyler" olarak çevirmiştir). Esirlik ile kölelik içtimaî ve hukukî bakımlardan birbirinden farklı şeylerdir. bodun. yaşadıkları coğrafî şartlar icabı. hususî mülkiyet ile hürriyet anlayışı buna engel olmuş görünüyor. Eski Yunan'da. Binice. bir "sınıf" hiyerarşisi değil. yüksek seviyeyi belirttiği görüşü de ileri sürülmüştür (ve Kara Han. siyâsî hakların kaybedilmesi ve bazı "medenî* haklar yönündfen yasaklara uğramak bahis konusudur ve daha çok "esirlik" ifade edilmek istenmiştir. Fakat buralarda gerçek mânâsı ile "mülk1 ten ve "hak" tan mahrum insanlar zümresi ve müesseseleşmiş "kölelik" ten ziyâde. biniciliğe ve vuruculuğa alıştırılırdı. kölelerin yanında. Çin ve Iç-Asya sahasında görülmekte olup.) Bu hukuk anlayışının eski Türk cemiyetinde imtiyazlı "sınıf lara dayanan bir düzenin ortaya çıkmasına da engel olacağı aşikârdır.

daha önceye ait Türk vesikalarında. Ey Tİ3rk Bodunu! Devletli. Kazandığımız devlet ve töremiz öyle idi.. güneşin. aksi hâlde devlet yok.. Türk hükümdarları. Asya İHunları'nda Mo-tun." (KGIrTegin. topluluklara göre. Ancak emretme hakkının itaat edenler tarafından "meşru" kabul edilmesi lâzımdır. bugün kullanılan yasa kelimesi bunun kısaltılmış şeklinden ibarettir. yerine ve zamanın icaplarına göre ve tabii "meclislerin tasvibi alınmak üzere. zorbalık vardır Meşruluğu tanınan devletlerde. Töre hükümleri değişmez kalıplar değjldi. Bütün Türk lehçelerinde ortak olan ve sonra Moğolca'ya da geçen töre tabiri şimdiki bilgimize göre Tabgaçlar'dan beri mevcuttu ve asli söylenişi olan törü şeklinin daha eski bir devre götürülmesi mümkündür (Yasa kelimesine temel teşkil eden yasa (mak) "yapmak" fiili. ancak bu mekanizma ile izah olunabilir. bodun'un diğer üyeleri ile eşit duruma gelmektedirler. kutfum olduğu . Tonyukuk'un önvanı: Boyla bağa Tarkan)'lar da. üniversel'lik). ottefc. Krader de kitabelerde gördüğü sönük "kemik" kelimesini geçen asrın 2. Gök-Türkler'de Bumın ve llteriş ve Tuna Bulgar devletinde Krum böyle yapmışlardı (Krum Hanın kanunları). fakat idarecilerle işbirliği yapan geniş halk kütlelerinin gayretleri. Devletini. Hunlar'da şartlarım yukarıda belirttiğimiz bir köle sınıfının varlığına ihtimal vermek için de bu neviden "imtiyazlı" lık yeter derecede ciddi bir gerekçe sayılmama* lıdır.. bizim tarih literatürümütde yaygın kanaatin aksine>9n!lyazlı değil idiler. tüz'lük (eşitlik) ve kişilik (insanlık.. "Davete katılanlardan biri de bendim* (Tonyukukjr ı Böyle kurulan bir devlette tabiatiyle halk hak ve hürriyetini İteyecek ve başında bulunanlardan bekliyecekti. faydalılık). SöteTörk devletinin meydana gelişini anlatan kitâbelerdeki satırlar ışık tutacak mahiyettedir: "Babam Kağan (llteriş) T7 er ile harekete geçti. imtiyazlı duruma getirilmişler. yeni hükümler getirebilirlerdi. öndekiler geri çekilerek.kaideleri ihtiva ediyordu.Tanrı düzenler. Demek ki. Orhun kitabelerinde.. Kutadgu-Bflig'de ve DLT'te bu yolda tefsire elverişli hiçbir kayıt bulunmamaktadır (Son zamanların araştırıcısı A.. toy (resmi ziyâfet)'larda belirli yerlere oturması ve böyle toplantı ve ziyafetlerde yiyecekleri yemeklerin belirli olması. Haberi işiten dağdaki-\&i ovadakiter toparlanıp geldiler^fö. bakan. "Harp ganimetleri bölüşülürken her kabilenin Örün ve ülüş'ü dikkate alınarak. Türk kabile teşkilâtında mühim rol oynadığı ileri sürülen "Orun" (mevki). t Bunun gibi.). II. daha sonraları.. Kutadgu-Bilig'in yardımı ile tesbit edilebilmektedir. töreni kim bozabilir?.. Türk devleti kanunlara (töre hükümlerine) bağlı bir kuruluştur.. vesair şeyler üzdrinde&i taüfouku-nu da kaybettiği'ne dair tesbitler ancak Moğollar zamanı ile ilgili görünmektedir. (Hakanlığı) atalan-mıh törelerine göre kurdular. bir kısmı yaya idi". Gök-Türk hakanları da öyle idi: Tanrı'ya benzer. Devletin kuruluşunda hizmeti geçmiş olan zümrelerin emir ve kumanda mevkilerini alarak idareci durumuna geçmeleri ve dolayısiyle devlette idare edilenlere nazaran nisbî bir farklılık göstermeleri tabiîdir. Tarhanlık müessesesi böylece ortaya çıkmıştır. yarısındaki yüzyıllarca Moğol tesirinde kalmış Orta Asya Türkle-ri'nde aristokrasiyi ifade eden Ak-süyek "ak kemik" tâbiri ile karıştırarak Gök-Türkler'de de bir asiller zümresi var sanmıştır. bunun 6'sında "il" île birlikte kullanılmaktadır. Diğer 5 Wrde de yine "il" ile alâkası açıkça beOHr. yeni iltihaklar neticesinde. casah sözü. herhangi bfr suçtan ceza gör-memeki* bmün bunten t nesil boyunca geçerli saymak suretiyle. emretmek hak ve salâhiyetinin ve o emri icra etme kudretinin bir arada yürürlükte olduğu bir yüksek sosyal nizamdır. töresini terk etmiş. yâni belirli kabilelere mensup şahısların meclislerde. Büge)f>©elenlerden bir taamı affı. Moğollar devrmde kendilerine hükümdar tarafından ■SuyurgaT adı île verilen ve irsen intikal eden topraklarla teçhiz edilmek.Devleti ederine alıp töre'yi tesis ettiler. Fakat bu gibi boylar bu "mevki* lerini ebediyen muhafazaya mahkûm olmayıp. 1318)'in eserinde yer almış olup."imtiyazlı" durumda görünmüş olmaları da.. Çünkü bu hususlar yalnız Moğol devri tarihçisi Reşid'üd-din (öl. Bozkır Türk devleti herhangi bir âftfhln talıç zoru He meydana getirdiği bir yığınlar topluluğu değil. yapar". karizmatik. Bundan türetilen yasak. Bu prensipler şunlardır: könilik (adalet). tehlikenin daha kesif bulunduğu ön saflarda savaşa sürüldüğü doğrudur.. Halbuki kitabelerde geçen kelime bir sosyal terim değil. Eski Türk hükümranlık telâkkisi. büyük toplantılarda. Tann'da olmuş Türk Bilge Kağan".. kanunî. Türk kitabe ve kayıtlarında yalnız bir defa geçer: "Tengri yasar . vergiliden muaf tutulmak. Türk devletinde halkın bu istekleri töre'nin tatbiki ile gerçekleşiyordu. Orhun kitabelerinde "töre" kelimesi 11 yerde geçmekte. her birinin koyunun belirli yerlerini yemeğe mecbur bulunması (ülüş) meselesi de daha sonraki devirlerde örf hâline gelmiş olsa gerektir..".. çok çeşitli olan hükümranlık şekilleri arasında ortak olmak üzere üç tip tesbit etmek mümkün olmuştur: Gelenekçi. Bütün vesikalar Türk hükümdarına idare etme hakkının Tanrı tarafından verildiğini (bağışlandığını) göstermektedir: Asya Hun imparatorunun unvanı: "Gök-Tanrı'nın. O (llteriş) ataların^ töresine göre bodunu teşkilâtlandırdı. Asya Hun devletinde şahıe köleliği olmadığına göre boylara bağlı "kölekabile" lerin olacağı da şüphelidir. av. Umumiyetle "kanun" mânasırfSt*alınan töre (aslı.. Tarhahlar. 4.. uz'luk (iyi'lik. Devletin varlığı töre ile kaimdf: ". "Babam kağan ile anam hatunu Tanrı tahta oturttu". Türk devletinin naat durulduğu meselesine. "kanun" anlamında Moğolcada da mevcut olup.. Asya Hun imparatorluğunda 5 Hun kabilesinin -Tanhu ailesi ile akrabalıkları gözönüne alınarak. iştiraki ile gerçekleşen bir siyâsî teşekküldü. sonra 700 kişi oldular. Tabgaçlardan beri mevcut olup da mu Gök-Törk imparatorluğunda mühim bir yeri olan tarhan' (aitfl ve asker nazır. ona göre pay verildiği. Bozkır bodun teşkilâtında birliğe daha sonra katılan her boyun umumiyetle sınırlarda yer aldığı ve bunların. Bozkır Türk devletinde insan unsuru'nun kısaca açıklamağa çalıştığımız hak ve hürriyetlerle donanmış olması Türk devletinin kuruluş tarzı ile ilgilidir. zira bu şekilde miras yolu ile intikal eden kütle köleliği Asya'da yalnız Moğollar'da görülmekledir ("Unagan-bogol" sistemi). Hükümleri maalesef o çağlarda tedvin (codification) edilmemiş olan töre'nin ana-yasa mahiyetindeki prensipleri.. törü) eski Türk hukukî hükümlerinin bütünü olup sosyal hayatı düzenleyen "mecburî. karizmatik (Tanrı bağışı'na dayanan) tip olarak kabul edilebilir. ayın tahta çıkardığı Tanrı/kut'u Tan-hu" idi.Hökûmrânhkr<iDevlet. müttotçftnrtalardan birinde orun ve ülüşünü bir defa kaybeden kabile yahut oymağın yaylak.198 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ Beylerin ve buyrukların vergilerden veya başka herhangi bfr fnükell^etten _af tutulduklanna dâir bfr işaret yoktur. Töre gereğince amucam tahta oturdu. umumî tarifi ile. Bu sosyolojik kaide hiçbir zaman ve hiçbir yerde değişmemiştir. doğrudan doğruya insan kemiğini ifade etmektedir). Tanrı irade ettiği için.

Uygur Hakanlardın unvanlan da (yfcAk. Diğer taraftan hakanlık tahtına çıkışta da daima töre hükümleri göz önünde tutulmakta idi. amcaların tahta geçmeleri töreye uygundu. Sarı Uygur.. Ancak sîya-sT İkfidfcrıri kaynağını Tann'ya bağlamakla. Türkler'de hükümdarlık alâmeti sayılan büyük resmi ziyafetler (Doğu Türkler Toy. Beyliğe (hükümdşrlığa) yol ondan geçer. Bir hükümdar kuldan fakir adını kaldıramazsa nasıl hükümdar olur?" (Kutadgu-Bilig. b . "Bey. Yabgu unvanı Hunlar'dan beri mevcuttu.9.) bunu ortaya koyar Tiına Bulgarları'nda da hükümdar Tanrı tarafından tahta çıkarılmıştır (Omurtag ve Melemir kitabeleri). bunda memleket meseleleri hakkında umumî müzakereler açılırdı. Bunların başında halkı doyurmak. tok musun.. Kara Kıpçak.. Bey. Iç-dış (Karluklar'da?. üstün siyâsî kültürleri sayesinde daha o çağlarda halletmiş ve Insanlan hükümdarın şahsi Ihsaf duygusuna sığınmaktan kurtarmıştı.diye ifade edilen. ayında güney sınırı civarındaki Ma-yi sahrasında yapılan umumî halk toplantısı vardı ki. Bu kontrol meclîsler aracıhğı# ile yapılıyordu. 2111). Türk hükümdarları jnsan-üstü varlıkda sayılmamaktadır. bütün istek^ ler onun vasıtası ile gerçekleşir. umumiyetle dinî cemiyetler olduğu hâlde Türk siyâsî birlikleri dinî vasıf taşımaz. gerektiğinde. Peygamberler veya veliler tarafından idare edilen Türk devleti yoktur.İktisadî istikrar. asıl hükümdarın yüksek hâkimiyeti altında töre hükümlerim yürütürler. Bulgariar!*0. 5578). diye sor. Bölümlerin başındaki idareciler. hanedan dışından dahi han seçebiliyordu. 1934.Bozkır Türk İlinde Teşkilât a . Kara Macaristan -Ak Macaristan. Hazarlar'da bir "ihtiyarlar meclisi" (A council of elders) vardı (Hakan Yasefin mek-tubu ve Belazurî). Bu meclis. sonra kendi hakkını isteyebilirsin!" (Beyit 2983.200 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 201 için kağan oldum" vb. P. Süvereignty) meselesini. Üç-ok . Bu cihet Asya Hunlan'nda sol.. kendi ülkelerini ilgilendiren hususlarda dış münasebetlere girerler. Çin'deki gibi. ilk zevce ve asil (yani Türk) olmalarına dikkat edilirdi. Devlet meclislerine katılırlar. Çünkü yalnız askerî ve siyâsî meselelerin değil. eski Türte devletinde siyâsi iktidar kavramı "kuÇ tâbiri ila ifade ediliyordu. Szasz taraflanndan "Reichstag"..Asayiş..' (Kutadgu-Bİg. zevcesinin de resmen aldığı katun (hâtûn) unvanı da Hunlar'dan beri Türklerce tanınmakta idi. asırdan beri Türkler'ce bilindiği gösterilmiş olduğu gibi. ancak bütün il'le alâkalı meşe- . 1933.. Devlette hâtûnlar da söz sahibi idiler. Sarı Türgiş -Kara Türgiş.bir hayat yaşıyordu. Gök-Türkler'de. eğer Ibn Fadlan'ın haberleri doğru kabul edilirse.dilinin en kadim küttür fümelerinden biri (SOO yıKctan beri mevcut) olan kut'un nazaıicephaşi&Ao! Türkler'de siyâsî iktidarın mâhiyeti) ünlü siyaset kitabı Kutadgu-Bilig'de açıklanmıştır. benzeri eski Roma'da görülen ve httkümdann icraatının millet tarafından kontrolüne imkân veren4i•imperiuwı• şeklinde tecelli etmekte idi. Bozkır Türk hükümete! Tann tarafından kut ve ûiüg (kwmet)ile donatıldığı içfc işbaşına gelebilmekte*. Elini açık tut. ak (sarı) * kara (Ak-Hun. 1430. b . iyi kanun yapın. toplamak. Hâtûnların gelecek hakanların anneleri olmaları sebebi ile. W. Avrupa Hun hükümdarı Attila'nın hanımının adında da "han" unvanı mevcut idi. Batı Hunla-rı'nda. arada mühim farklar göze çarpmaktadır: Karizmatik meşruiyete bağlı topluluklar. aç mısın. DLT'de "kengeş" tâbirinin "hakanın tekliflerini milletin tasvibine sunması" olarak açıklanması. ünlü "aygucı" (devlet müşaviri) Tonyukuk'un muhalefeti neticesinde red edilmişU. "Raf ve "AssembMe natioraP (Millet Meclisi) olarak tavsif edilmiştir. L Wieger. Uygur-lar'da görüldüğü Üzere. bugün "mîîR îrade. do* ğu-batı. giydirmek. Kanuna kendin riayet et ki halk da saha itaat etsin!" (Beyit 1458. kağan. çünkü "han" unvanının 3. yâni hakanı Taprı huzurunda sorumlu tutmakla Türkler. Bulgar Türkleri Iç-me-d(y)eme diyorlar. olarak sıraladıktan sonra şöyle der: "Ey hükümdar sen halkın bu haklarını öde. kan (han). Herşey kut'un eli altındadır. Oğuz Hakan da. Demek ki başlangıçtaki bütün karizmatik görüntüsüne rağmen. İdare salâhiyeti bazı şartlarla tahdit edilmiştir. bu makama sen kendi gücün ve isteğin ite gelmedin. Kara Hazar-Ak Hazar. bir dereceye kadar formalite olsa da. Bunlara bakılarak eski Türkler'de karizmatik iktidar görüşü umumî kanaat hâline gelmiş olmakla beraber. âdeta Tanrı gibi. Bilge Kagan'ın kurula getirdiği iki mesele: Türk ülkesinde şehirlerin. 3 . 5947. Buna göre. Avrupa Hun imparatorluğunda» benzer bir kuruluşa Prtotoos "seçkinler* veya "seçilmişler1 meclisi adını vermektedir. Hem kendiöi. 'Kut'un tabiatı hizmet/şiarı adalettir. elçileri ayrıca kabul ederlerdi. yukarıda da söylediğimiz gffl. surlarla çevrilmesi ve Budizm ile Taoizm'in yurtta yayılmasının teşviki teklifleri. Tanrısal (ıduq) dır.. 581 de ölen Gök-Türk hakanı Ta-po yerine onun vasiyet ettiği Ta-io-pien'in hakanlığını. Schmidt ve B. fazilet ve kısmet kut'tan doğar. Bu tarzda bir hükümranlık düşüncesi. Bu toplantı De Groot.. Bunların Moğol Juan-juan devletinden Gök-Türkler'e geçtiği hakkındaki iddia eskimiş görünüyor.. iktisat ve kültür işlerinin de burada konuşulup karara bağlandığı anlaşılıyor. hem halk onun normal bir insan olduğunun farkındadır (Kitabeler): Esasen Türkler'de Kut telâkkisi sınırsız bir hâkimiyete imkân tanımamaktadır. aynı geleneğin Oğuzlar arasında da devam ettiğini gösterir. çoğaltmak ve huzura kavuşturmak gelir (Kitabeler). Asya Hun devletinde bir daimî meclis (Danışma kurulu veya Devlet meclisi) bir de her yılın. "Halka. Hazar hakanı. halkta&tecrit edilmiş.Hükümdar: Bozkır Türk devletlerinde başkanlar çeşitli unvanlar taşımışlardır: Tan-hu (veya Şan-yü). Şölen. beyitler). Hükümdarlar iktidarı Tanrıdan ahllar. Bu itibarla Türk. töreye uymadığı için devlet meclisi red etmişti.Boz-ok (Oğuzlar'da)* Bu bölünmede daima bir tarafın hâkimiyet üstünlüğü tanınırdı.Âdil kanun. San (ak) Oğur. 1960.. Bu tariM kayıtlardan da anlaşılıyor ki. yabgu... Türk hükümranlık telâkkisi kanuna dayanan meşruiyetçi tipi temsil etmekte idi. 674-676. 585 ve 726 yıllarında Çin elçilerinin kabulünde Gök-Türk hâtûnları hazır bulunmuşlardı. Hükümdarın törenle unvanını alırken. Devlet başkanlarının oturduğu başkente "Ordu" deniliyordu. onu sana Tanrı verdi. c . Türk hükümdarı bu vazifelerini yapamazsa kut'unun Tanrı tarafından geri alındığı düşüncesi ile iktidardan düşerdi. 54-55). Gök-Türk tarihinde genç hükümdar İnal Kagan'a karşı yapılan 716 yılı ihtilâli bu gerekçeye dayanıyordu. ll-teber vb. bâb 38. Uygurlar'da sağ idi.. Tuna Bulgarları'nda bir "millet meclisi" bulunmakta idi. maiyeti ve davet ettiği halk ile bir toplantı yaparak "kengeştiler". şulen kelimesi Moğolcadır) ve umumiyetle hakan sofrasının halka açık tutulması bunun sembolik ifadesidir.ikili Teşkilât: ^ Eski Türk devletinde arazi iki idarî bölgeye ayrılırdı: Sağ-sol. GökTttrkler'de devlet meclîsi ihtimal daimî idi. Arıg-kan. Bunlar arasında Türk tarihinde en yaygın olanları han (kıral) ve kağan (imparator) idi. hükümdar üstü "yüksek otorite" (Souverainete. Umumiyetle en büyük evlât veliahd tayin edilirdi. Kutadgu-Bilig halkın hükümdardan istediklerini: a*. kuzey-güney. 5469.. Veliahd durumunda-kiler küçük yaşta iseler.

orayetkisi olmayan hâkan'ın yanında. unvanlarım taşıyan ve hiçbiri verasete dayanmayan devlet büyükleri bulunurdu. Kağan Bumın'ın kardeşi. Türgiş. Oğuzlar'da tuğracılar. Gök-Türkler'de. "Kün- dü" yanında "yula" (Macarlar'da). devlet parçalanmakta.S°n deröCede *** ■«****. Çirr imparatoru. evlâtları arasında vukua gelen taht mücâdelelerinde ise. 630'dan önce Gök-Türk imparatorluğunun batı kanadı olan Hazar ülkesi Aşıra ailesinden bir prensin idaresinde. dinî ve içtimaî teklere dayanmakta ve yalnız Türk "göçebelerine" mahsus olmayıp. iki (sol ve sağ) Kok-le 'kiralı' vardı ve bütün imparatorluğa yayılmış olarak büyük başbuğların sayısı 24 idi. Dengizik İmparator llek'in kardeşleri idiler. bölüm başkanlarının hareket serbestliklerine sahip bulundukları. Oktar. Attila zamanında Batı Hun idaresine "tâbi" Germen. mutlaka bfr tarafın üstünlüğü bahis konusudur. hattâ Kara-Hanlfer'da olduğu gibi). boyla. yula. Ve esasen Türk siyâsî teşekküllerinde bunların veya tâbi" bölüm idarecilerinin veya kanat kıratlarının. Daha sonraki kanat kırattan Irnek. bağa. hükümdarın ölümünden sonra. Tibetliler. şefleri vasıtlasiyle bağlı olan bu gibi ülkeler. Meselâ GökTÜfkler'de altın kurt başlı sancak daima doğu kdlunun hükümdarında bulunur. c . Alpagut gibi çeşitli unvanlar taşıyan vazifeliler vardı. Aranan nokta sadece hüküm sürmek^dŞI fakat daha ÛK*W* olarak. Macarlar'ın 7 kabilesi de Hazar hâkanlığınca vazifelendirilen 7 "buy* ruk'un kontrolünde idi. Kök-Sagun. tercümanlar. Çünkü devlete "tâbi" olan bir çok ülkeler kendi iç işlerinde serbest idiler. kendi kavmî bünyelerinden birşey kaybetmeksizin tekrar ortaya çıkıyorlardı. On-oklar'da doğudaki 5 To-lu boyunun başında 5 Çur ve batıdaki 5 Nu-şi-pi boyunun başında 5 Erkin bulunuyordu. vb. hükümdarın namına bir icracı durumundadır. devkfcidareslnde ve aym kudrette Tana bağı-5JML''* dora?7Ş S"***** müşküldör. Diğer taraftan. irsî. "birbirine paralel hükümet icra eden iki hükümdar" olarak ayrı ayrı iktidarı temsil ettikleri bu sistem. Gök-Türkler*de İstemi Yabgu. hanedan mensubu idareciler gönderiliyordu. Oğuz Yabgu Devleti gibi nisbeten küçük siyâsî teşekküller de şüphesiz aynı tarzda idare edilmekte idi Meselâ Uygur hakanı Moyen-çur. ancak Türkler'de bu. onun sarayının veya otağının önünde dalgalanır^. bakan). Urallılar. Kanat kralları imparator ailesi mensupları arasından tâyin edilirdi. Türk devletinin idaresindeki umumî tutum da bunu teyid eder mâhiyettedir. Attila'nın baba tarafından yakın akrabaları idiJer. "atı" (Gök-Türklerde) ve "babacık' (Hazarlar'da). Yabancılar herhalde bütün imparatorlukta Vassal" devletler hâlinde idiler. onu Gök-Türkler'in 'hâkan"ı olarak selâmladığını bildirmişti. belirli vergi ödemek ve gerektiğinde askerî destek sağlamaktan ibaretti. 581 yılında. Sivil idarede Devlet meclisi üyeleri. Merkeze bağlılıklar ise. Moğollar. hemen '«| bir sorumluluğu ve . yugruş. herhangi bir iddiada bulunduğu görülmez. İddiaya göre. Tabgaçlar'da. Gök-Türk imparatorluğunda bu rütbe ve makamların sayısı 28 idi. bir "meşruiyet" meselesi okftı-°T ?î 1 «pahsın. ataman. Bu yönden Hazarlar'da. UfdK. Rft-Ugor ve İslav toplulukların yekûnu ise 25'in üstünde idi. "çifte kırallık* diye anılan bir nazariyenin ortaya atılmasına sebep olmuştur. Meselâ Asya Hun İmparatorluğunda M. Ayrıca Sagun. kuryeler faaliyet hâlinde idiler. Gök-Türkler'de. Batı Hun imparatorluğunun başkentinde kâtipler. Türk devleti yıkıldığı zamanlarda. d . içlerinden biri tam başarıya ulaşamadığı takdirde. Bulgarlar'da. külüg. Buna göre de devletin oldukça merkeziyetçi bir karakter taşıması lâ-zımgelir. franiı. fiilî hükümdar durumunSL £ "TM Sî . dış münasebetlerini Türk devletleri aracılığı ile yapmak. yeni devletler doğmaktadır (Hunlarfda. Iç-buyruklar (saray idaresine bakan) yanında inanç. Uygur. hiç olmazsa Türk devlet anlayışı ve âmme (kamu) hukuku bakımlarından şüphesiz tam gerçeği ifade etmemektedir. yabgu yanında "Kül-Erkin' (Oğuzlar'da). apa. hariçte temsilci bulundurmamak. Türgiş ve Uygurlar'da Bitâkçiler ve tamgaçılar. henüz "Tegin" iken Oğuzlar'ın başında bulunuyordu. Türkler'de hükümran-Wc hakkının kanzmatik vasfı da buna mânidir. Devlet meclislerince dış politika ile ilgili olarak alınan kararları yürütmekle vazifen . Campus Mauriacus savaşında Atilla'nın 200 bin kişiyi aşan ordusunda bu Vassal" ların. 176 yılında bu durumda olanların sayısı 26 idi. buyruklar (nazır. aslında. Gök-Türk hakanlığının batı kolunu doğudan ayırmak istediği zaman oradaki Tardu'ya bir altın kurt başlı sancak göndererek. tarkan. Kırgızlar. sonraları "etaba/ vb. Kapagan Kağan zamanında iki şad: Bilge ve Kül-Tegin onun yiğenleri idiler. Asya Huntan'nın merkezinde çeşitli dillerde konuşan ve yazan kalabalık bir hey'et çalışırdı. Bu durum diğer Türk devletten içm de böyle idi. devlet nizamı seviyesine yükselmek gibi bir seç-törtfk kazanmış bulunmaktadır. Türgişler'de. Asya Hun imparatorluğunda. Odular birleştiği zaman herkes mensup olduğu cihete göre sağ veya sol kanatta yerini alırdı. Türk devletine ancak hükümdarları. Meselâ. Aybars. ayn. Onoklar'ın başındaki Cur'lar ve Erkin'ler de kendilerine. Tabgaçlar'da Bitâçinler. iki veya daha fazla müstakil sahaya ayrılmakta. kıralları.Siyasî Faaliyet: Büyük Türk İmparatorluklarında diplomatik lemaslan yürüten dış işleri idaresi en mühim makamlardan hl&M. Tan-hu'ya bağtt Oci (sol ve sağ) To-ki "kırdı* ile.Ö. Türk usulü seri harekete elverişli olmayan yaya destek kuvvetleri asıl Hun ordusundan çok fazla idi. birer ok verilerek gönderilen başbuğlardı.202 ___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ (elerinde toplanırlardı. Gök-Türkler'de şadlar hükümdar ailesine mensup oldukları gibi. Orta Afrika ve Okyanusya kabileleri arasında da görülmektedir. Hattâ Beşbalık gibi uzak bölgelerin başına. devlete karşı isyan» göze alamadığı müddetçe. Asya Hunlan'nda To-ki ve Kok-le kıralları başta olmak üzere yüksek makamları işgal edenler. O hâlde Türk âmme (kamu) hukuku hükümranlık hakkının paylaşılmasını tanımamaktadır. merkeze bağlı olduklarına işaret olarak. daima ordu (başkent)'dan talimat alan Hun asıllı kimselerdi. tudun. Nazarî bile olsa bu husus hakanlık alâmeti ile belirlenmektedir. Çünkü Türkler'de hâkimiyette bir "paralellik" değil. Asya Hun Tan-hu'su Mo-tun'un yanında onunla denk iktidarda başka bir şahıs düşünmek ve Batıda Attila gibi bir devlet adamının iktidarına ortak birisini tasavvur etmek güçtür."Çifte Kırallık" Meselesi: Türk siyâsî kuruluşlarında görülen ikili teşkilât. Attila geniş Ülkesinin doğusunda Ural-lar'a kadar dan kısmını oğlu llek'in idaresinde vermişti. Hakan yanında yabgu (Gök-Tüfkler de) her cihetçe bır yardımca yine hakan yanında "bey" (Hazamda). Karluk yabguları Aşına ailesine bağlanmaktadır. Ancak ll-hâkanlık (imparatorluklarda durum bir az farklı idi. Karizma'nın babadan oğullara intikal ettiği inancı dolayısiyle. İlk bakışta çok cazip gelen bu nazariye.

suçlar oldukça şiddeti. sağ ve sol (veya doğu ve batı) başbuğlarının yüksek idaresi altında eğitilen ve onların emirlerinde savaşlara katılan ordunun bu 10'lu sistem içinde. VÖ uayVÖn ** surette Vaşaktı. Şüpheli hareketleri görülen yabancı temsilciler hapse atılır veya ülkenin uzak bir yerinde. ÜSİSm? T* S'Z Ö. Türkler at sayesinde sür'affi ve seri manevrş kabiliyetine sahip olduklan içto uzaktan savaşı tercih ederlerdi. öteki de "yargucı" lar ve maiyetlerinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Utin. yk. umumiyetle söz vermekle iktifa ederlerdi.204 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TftPfTAPtttt ___________________________________________________ j^ idiler. Tonyukuk. salahiyetli bir başbuğun sorumluluğu altında (meselâ. esas karakteri şüphesiz "askerî" olan eski Türk devletini kabllevî (tribal) kalıptan kurtanyor ve hiç olmazsa devletin sahibi bulunan unsuru. Hazar hakanlığı başkentinde 7 baş yargucı vardı. Mamafih Türkler zamarap müşkil şartları içinde dahi yiyecek ve malzeme ikmâllerini kolayca yapmak çarelerir&buimuş-lardt. Gök-Türkler ve Uygurlar'da "tümen" adı veriliyordu. Casusluk yapmadıktan müddetçe elçilere dokunulmazdı. oyuncu kisvesi altında. Hun ve Gök-Tüffe ûnparatorlukian içinde (Meselâ Kapagan Kagan'ın öldürülmesinde. 209-174) bu gayeye ulaşıldığı anlaşılıyor. Tümenler 1000'lere 100'lere. Hun topraklarında tacir. Büyük Kağan Kapagan (692-716)'ın ana siyaset çizgisinden biri bu idi. idare teşkilâtında saydığımız unvan ve rütbelerin sahipleri aynı zamanda. kaç. Türk halkı arasında yaygın Olup. disiplin içinde. Sâsânîler de hile ile Türk elçilerini öldürtüyorlardı. Hafif S£l Eff? T?k ÜZer* *■»»■»** Eski Türk devletlerinde ceza işleri-?^!2?FV ^S^nması. "and içme" töreni ile takviye ettikleri de olurdu. Hind ve İslâm kaynakları ile de tesbit edilebilmektedir. Batı Hunlarında Onegesius = On-ügez. biri hükümdarın başkanlığında yüksek devlet mahkemesi. Yazılan yazılara tan-hu'nun veya hâkan'ın resmî mühürü basrlırdr. bk. Bu. barış devrelerinde. Türk tarihinde ilk defa Tan-hu Mo-tun zamanında (M. 10'lara ayrılmış ve başlarına ayrı-ayrı kumandanlar tâyin edilmişti. eski TÛrKler'de yargı usul ve şekilleri hakkında bilgimiz pek azdır. cezaıandınlmakta idi: adam öldürmenin cezası jdamdı. "Dağınık Türkleri" toplamak işi.l. ortak gayeler etrafında birleştiriyordu.Ö. en tesirli silâhlan He donatılan Türk ordularında (Meselâ. Gök-Türkler devirlerinde. Fakat siyasetin dikkate değer bir de iç cephesi vardı. Yukarıda kuvvetli hukukî cephesini belirttiğimiz eski Türk siyâsiî teşekküllerinde herhalde bilemediğimiz teferruatlı bir adliye cihazı mevcut bulunuyordu. Gök-Türk "aygucı" sı meşhur Tonyukuk. Bunlar ikişer ikişer müslümanların. Bizans'la yaptığı andlaş-mada husus! bir madde olarak belirtmişti. Asya Hunları. Türk tesirîndeki yabancı ordularda da görülen bu 10'lu teşkilât ilk olarak Asya Hun İmparatoru Mo-tun devrinde tesbit edilmektedir. Sabarfartte "görülmemiş savaş âletleri1. Çeşitli . Yazılı antlaşmalara riayet etmeyen Bizans'ın (441. Barış zamanında başkasına kılıç çekmenin cezası da ölümdü. yabancı kaynaklarda mübalağalı rakamlar verilmekle beraber. GökTürk devletinin Çin tahakkümü altına düşmesinde bu gayretin acı sonuçları kitabelere kadar aksetmiştir. Kapagan tarafından bu mevkiinden uzaklaştırıldığı yıllarda (705-716) yüksek devlet mahkemesi üyeliği yapmıştı. "âdete çağdaş denebilecek bir siyâö kavrayışa sahip bulunuyordu".) ve Bizans'ın Batı Hun imparatorlusunda kesif casusluk faaliyeti görülmüştür. Avrupa Hunları. Fakat bazan bunu. Merkez orduları.rdL Bu da bazen «örn. yâni suçun devletçe takibata uğraması toplulukta kan gütme' geleneğinin yerleşmesine ugramas rop u ye^ırakmVdu '' ' Adlî teşkilâtın. ikamete memur edilircS. Ele geçirilen soyguncu. meselâ imparator Rua. Bunlarla çok uğraşılmış. Bizans. İktisat). Kurnanlar'da. diğer bütün yerleşik ve orman kavimlerd ekinden en büyük farkı "ücretli" olmayışı ve daimi I iğ i idi. Yukarıda. İslâm kaynaklarının belirttiğine göre. f-Ordu: Bozkır Türk devletlerinde hemen her Türk muharip durumunda olduğundan ve askerliğe hususî meslek gözü île bakılmadığından. Çünkü o.JHun imparatorluğunun Asya'da sağladığı idare birliği içinde toplamış görünmektedir. Türk birliğini gerçekleştirmek gayretleri ile o. hıristiyanların ve musevilerin. görüldüğü gibi. Çtoffiefln. henüz yakın-doğu ve Avrupa istikametinde göç etmemiş olan Türkleri.an müsâdefe edilir.dÛrÛ1Ör" mal. yine de kalabalık olduğu muhakkaktı. Gök-Türkler'de. biri de Islavlar'ın ve diğerlerinin dâvalarına bakardı. Ir^SL^neLaft9ir SUÇar?n 8ây. Türk siyâsetinin dış cephesi şüphesiz devletin bekasını sağlamağa ve bu bakımdan öncelikle ticari münasebetleri tanzime yöneltilmişti (bk. Attila kendisine suikast hazırlayan suçlulardan Bigilas'ı bir hey'et önünde alenen sorguya çekmişti. Türk devlet başkanının vazife* leri arasında gördüğümüz 'dağınık Türkleri* toplamak esasına dayanıyordu. Bu birliğe Tabgaçlar. sonra Kül-Tegin) idi. Bu sayede kurulan büyük Türk imparatorlukları aynı zamanda disiplinli ve o çağların en kudretli askeri gücünü meydana getiren ordulara sahip idiler. e . emirlerindeki askeri güçlerin başında. karşılıklı dayanışmayı. halkı isyana kışkırtan Bizanslıların memlekete girmesini yasaklamış ve bunu. Çinliler Türk devletini çökertmek için bilhassa Türk hükümdar ailesi üyelerinin ve idarecilerin aralarını açarak birbirlerine düşürmeğe büyük ehemmiyet vermişlerdir. tekniğine göre.Adliye: Tftre'rtn hususi ve cezaî hükümleri.). kan kardeşliği hâline getiren. 447 Balkan seferleri bu yüzden yapılmıştı) iki yüzlülüğü Türk-şad tarafından elçilerinin yüzlerine vurulmuştu (yk. seyyah. Türk ordusunun. gerektiriyordu. Bilindiği üzere GökTürk hâkimiyetinin çökmesi üzerine Türkler bir kere daha etrafa yayılmışlardır. belirli bir zaman için. Sayılan hakkında.rma ""^ !ü!. Türkler yiyecek ihtiyaçlarını et konservesi ile karşılıyorlardı Konserve et. Çin. bk. 2. Türkler antlaşmalarında. Her çağın. on-başılardan tümen basılarına doğru belirli bîr kumanda zincirinde birbirine bağlanması. defa olarak Gök-Türk devletinde müşahede ediliyor. Çin'de ve Avrupa'da ortaya çıkmasından en aşağı 500-3000 sene önce Türklerce biliniyor ve bazı Lâtin yazarlarının Hunlar'ın çiğ et yediklerinden bahs etmeleri. I. neft atan yangın mer-mili mancınıklar) başlıca silâh ok ve yay idi. aş. her zaman savaşa hazır kumandanlardı. Yabancı kaynaklarda rastlanan dağınık haberlere göre. eğerlere bağlı çantalarda taşınan bu kurutulmuş et konservesini tanımamalarından ileri geliyordu. Başka orduların gerisinden binlerce baş sığır sürüleri sevketmek zorunda kalınırken.ailesi efradınırf hM-yetlerı kıskanır*. En büyük askeri birlik 10 bin kişilik kuvvet idi. Daha sonraları dünyanın birçok yerlerinde tarihî roller oynayan çeşitli Türk kütlelerinin başlangıçta bu Hun devletinde yer aldıkları.

Avar. Atlı birlikler teşkili yolu ile Türk silâhtan. Türk birlikleri savaşın ve muharebe sahasının icaplarına göre. 1526 Mohaç vb. hem teçhizat yönlerinden Türk tarzında askeri güçlerini meydana getirmişlerdi. ok atmak herkesin tabii meşgaleler den idi. kalkan ve kılıç kullanan Türkler. Savaş meydanlarında süvariler. A. pusu kurulan mahalle kadar çekmek. mücadele azmtoi kesinleştirirdi. 115) idi. daimi spor hareketleri. atların renklerine göre. Sürek avları da orada görülmeğe başladı ve bu ıslâhat ve taklitler Göktürkler çağında da devam etti. 214) meşhur Çin şeddi maksada kâfi gelmeyince.). oralardan her tarafa yayılmıştır. Türk süvariliği ve tedûzatı en çok tesirini Bizans'da gösterdi.A. İrin bütünlüğünü korumak için zarurî kanun mevzuatının. imtiyazsızla. anoak huzur bozucu uygulamaların ortadan kaldırılması şekBnde tecelli ediyordu. önce Chou kiralının enerjik kumandanı Li-mu. Türk ülkelerinde umumiyetle daima yeni şartlara göre düzenlenen törenin fam olarak yürürlükte tutulması. Peçenek. asır 2. birleşirlerdi. Bu surette ceket. Buraya kadar ana çizgileri ile görüldü ki: özel mülkiyet. yâni rütbe hiyerarşisi yerine kabile ünitesi ve hizmetin çeşidine göre kuvvet mevcudu değişen eski Moğol âdetini terk ederek. Romalılar da 5. gülle atma. 350 kilometre) İlk bir çevre kuşatılmıştı. 20 sene uğraşarak. Törecin hâkim bulunmadığı yerde Türk . En yaygın Türk bayrağı tuğ (başında bir demet yaban sığın kuyruğunun dalgalandığı ve ipek kumaş parçasının asılı bulunduğu sırık bayrak) idi. fakat vuruculuğu en fazla olanı #ft kavisli ve reflexif yaylardı. Bu savaş usulüne. Balkan Islavları. orduda ıslahat hızlandırıldı. Bozkır savaş şeklini bilmeyenlere 'nizamsız ve telaşlı1 gibi görünen (Mesl. Peçenek ve Kuman tesirinde. Töre sınırlamaları ile şahıs hak ve topluluk menfaatlerinin çatışmasını önleyerek sosyal düzeni yürütebilmek yüksek idare kabiliyeti istiyen bir-t*usustu. golf ve polo'ya benzer nevileri) Hunlar'dan beri Türkler arasında oynaft> makta olup Gök-Türkler çağında Çin'e de yayılmıştı. *rt|«atortuk durumunda ise cemiyette halkı tedirgin etmiyen sosyal ve kültürel alışkanlıkların muhafaza editorek. Huniahn yaptığı ve ilk defa MWun amanmda kullanıldığı »ren »slıklı (veya vızıldayan) oklar en korkunç olanı idi. Bu son derecede güç bir işti. mızrak.Ö. Çin yıllığı Shi-ki'de. İşte bu esas üzerine kurulu Bozkır muharebe usulünün iki mühim hususiyeti vardı: Sahte ric'at ve pusu. serbest çalışma. pantolon da ilk defa Batıda göründü ve sonra yayıldı. O zamanlardan itibaren yay Roma askerlerinin baş silâhı oldu (İngiltere'nin Wales bölgesinde bulunan Romalılar'ın Hun tarzında yay imalâthanesi). Devlet başkanının. Ordusunda Türk usulüne göre geniş İslâhat yapan İmparator Herakleios (ölm. Türk halkına bu sürekli basanları sağlayan başlıca hususlardan biri. hükümranlık karizmaya dayanmakla birlikte töre hükümlerinde Ifacfes'ıni bulan zımnî anlaşma (kanunî meşruiyet). Oklar da çeşitli idi. Şi-huang-ti zamanında İte general Mung-t'ien de 300 bin kişiyi Hun usulünde yetiştirerek Türkler'e karşı mukavemete girişti. Türk akınlarına karşı imparator Şi* huang-ti'nin inşa ve ikmâl ettirdiği (M.206 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 207 yayları var*. At yarışlan. Ayrıca türlü bayraklar vardı."Turan Taktiği" Okçu süvarilerden kurulu Türk savaş birlikleri at dolayisiyle sağladıkları sürat sayesinde. (M. 912)'un yine "Tactica" adını taşıyan kitabında Gök-Türk. belirli kanatlarda mevki alıyorlardı. g . Yâni kaçıyor gibi geri çekilerek düşmanı çenbere almak üzere. Bu suretle sağlamlığını ve kudretini koruyan Türk orduları yabancılar tarafından ilk taklit edilen Bozkır müessesesi olmuştur. Bunlar arasında da. Marcellinus. 641)'un Tactica" adlı eserinde. Türk yurdunun kadîm adından dolayı Turan taktiği" denilmektedir. birliklerine göre değişen renklerde bayraklar taşırlardı. Kadınların da iştirak ettikleri çeşitli top oyunları (futbol. aldıkları emri icrada kendi insiyatiflerini kullanmakta tam serbestlik içinde mütemadiyen dağılırlar. cirit. Cengiz Han da. Bunlardan gerilmesi en göç. güreş. yani eski deyimle **»törrf olması da gerekiyordu. Bu devlette en mühim mesele. Ata binmek. teçhizatı. Çin'de Turan taktiğini İli tat-bik eden de general Ho k'ü-ping (ölm. Yakın muharebede kargı. diğer imparator Leon Phylosophos (ölm. Tuna Bulgarları aracılığı ile hem eğitim.icR. yk. Bizans tarihçisi Priskos ve Ermeni tarihçisi Urfalı Mateos'da belirtilmiştir). Tatbikatta bu.Ö. 700 yılına doğru Mauriacus tarafından yazılan "Strategikon" adlı eserde. gördüğümüz gibi.ö. Türkler dörtnala giden at üzerinde dört istikamette ok atmakta mahir idiler. Lâtin yazarı -IV.62 yılında Hun hükümdarının idaresinde tertiplenen böyle bir sürek avma 100 bin süvari katılmıştı. bozkır Türk süvari elbisesi olan ceket. Hun usûlünde 163 bin kişilik bir ordu hazırlamayı başardığı gibi. (Türk ordularının 'fırtına sür'ati" M. Bilhassa binlerce vahşi ve zararlı hayvanım Mâfı ile sonuçlanan W rek avları gerçek bir savaş manevrası mâhiyetini taşıyordu. Piğer bir sürek avında 700 ii (aş. cesareti ve askerî bakımdan kifâyetl yanında tedbiri*. bizzat imparatorlar tarafından bu hususta eserler de yazılmıştı. bazı araştmcılara göre. 1071 Malazgirt. ağır hareketli ve kütle savaşı yapan yabancı ordular karşısında daima üstünlük sağlamakta idiler. sıkı saflar teşkil eden. Romalılar gömlek giymesini de o sırada Türkler'den öğrenmişlerdi. Düz. gelişmiş hürriyet eğilimi ile bir ahenk içinde tutulmasını sağlamaktı. önce ordusunu Türk usulünde düzenlemiş. Orada yalnız taklit ile kalınmamış. Ruslar daha Kiyef knezliği devrinden itibaren Hazar. 1396 Niğbolu. onbaşısından tömen beğîne kadar kendi kabilesi ^Manghol = Moğol) noyan'larmdan ve nö-kör'lerinden tâyin ettiği 10'lu sistem üzere büyük ve disiplinli ordusunu kurmuştur. pantalon ve Hun başlığı ile çizme Çin'e girdi. süngü. Çin kaynaklarına göre M. aynı zamanda savaş hazırlığı vasfında olan. ihtiyatlı ve iteri görüşü. doğancılık (yntöol kuşlarla avlanma) vb. savaş usulleri tanıtılmakta ve Bizans ordusunda İslâhat lüzumu belitilmektedir. besicilik ve imperium Bozkır devletinin özellikleridir. yüzyıl boyunca ordularını Tûrkler'inkine uydurmağa çalıştılar. yansı. 201'de Çin İmparatoru Kao-ti'yi kuşatan Mo-tun'un savaş nizamı böyle idi). Türk (Macar)'lerin silâhları. 1206'da "han" ilânını müteakip devletini teşkilâtlandırırken. yivli veya çengelli temrenler (ok-uçlan) kullanan Türkler iyi kement atmasını da Mirlerdi. Üzengi de Avrupada ilk defa Avarlar'da görülmüştür. Türkler kazandıkları büyük savaşların çoğunda bu taktik'i tatbik etmişlerdi (Hattâ daha sonraki çağlarda bile: 1040 Dandanakan. askerî karakter. Fertlerltafe*skerlik havası içinde yetiştiren bozkır. Bunun dört kozmik cihetle ilgili olduğu ileri sürülmüştür. Altaylar'da çok eskiden beri bilinen kayakçılık. Bulgar. Marcellinus) bu akıcılık Türk ordularının en büyük avantajı idi.0. Fakat Türklerin en mühim sporu avcılıktı.

Gerçekten bilhassa Yakutlarla Altayhfeır daha ufcun zamandan beri bu inanca bağlı görünmektedir. "Hakîm" tâbiri eski Türkçe'nin köklü kelimelerinden olan "bilge" sözü ile karşılanmıştır. Bizans'da. Yazıcıoğfu (1&asff)'nun Târlh-Î âl-i SelçuKun da. hanedan mensuplarının çeşftfl bölgelere tâyinleri. kütleleri memnun edici siyasî teşkilâtlar kurmağa muvaffak olmuşlardır. bu hayvana karşı saygı duyulması başta olmak üzere 19 yüzyılın 2 ya rısında Orta Asya Türkleri arasında tesbit edilen "ata" larla ilgili ve totemcilikteki şur. Türk bozkır siyâset anlayışındaki. Türkler'de her ferdin. idarî sorumluluğu ortaklaşa yüklenme olarak kabul edilmek icap eder. Türkler arasında mühim rol oynamadığını belirtmiştik. ataların timsalleridir. yansında Orta Asya Türkleri arasında yapılan araştırmalar neticesinde iyice yerleşmiştir. klanları birbirinden ayıran ve onları karşı karşıya koyan totemcilik anlayışına aykırı düşmektedir. 100 binlerce baş sürülerin otladığı bozkırların korkulu hayvanı olmasından ileri geldiği düşünülebilir ki. Reşîd*öl-dîrîden faydalanıldığı malumdur. Moğol tesirinden önceki devirlerde aynı Oğuz boylan listesini veren Kâşgarfı Mahmud'un eserinde (burada Reşid'üddin'deki damgalar aynen mevcut olduğu hâlde) yoktur. yurt'u şahsî mülk sayarak bölüşme değil. Ancak bu durum eski Türk içtimaî hayatında dinin mevcut olmadığı gibi bir garip mânaya alınmamalıdır. bunun temelinde din! bir tasavvur keşf etmek müşküldür. mazisi karanlıklara karışmış eski bir hâtıranın canlandırılması ile ilgilidir. ailede "ana hukuku* nun hâkim olduğu. Gök-Türkler'de keçe den kesı^Jann tasvirleri). Türk devleti'ndeki. b. meselâ bir taş parçası. kendi geleneklerine dokunulmayan. Yakutlar'da tangara'lar) vb. Kül-Tegın'in bütünde serpuşun ân tarafında kanatlan açık bir kartal kabartması yapılmıştır. Türkler uzun bir tarihî hayatın tecrübeleri ile kazandıkları bu siyasî terbiye sayesinde. yabam» kütleler birer cemiyet bütünü hâlinde tekrar ortaya çıkıyorlardı.n mevcut olduğuna dair gerÇünkÜ totemcilik sadece bir h a?a t^ . To£md klanda 'asak* SSSM^ÜH. eski Türkler'de "kartal" inancının mühim bir yer tuttuğu anlaşılıyor. Bugünkü çeşitli Asya Türk topluluklarında da kartalın mühim yeri dikkat çekicidir. CâmfĞt. a . tâbir olarak "ongon" Türkçe değildir ve gerçekten de Moğollar'dan önceki Türk diFFvesikaların. ^Hİ?İ?«İ ?L l^TÖrk. İslav devletlerinde. gösterilmiştir (Asya Hunları'nda totemcilik izleri. Totemcilikte. Nihayet klan. halk ile işbirliği hâlinde topluluk menfaatlerini koruma prensibinden ibaret bu "bilgelik" kavramında aranmalıdır.nga yi andıran put-fetişler (Altayülar'da töz'ler.*^?to akrabal'ğl . ak ve ortaçağlardan iübaren çok yaygın görünen (eski doğu kavimlerinde.frde t0temci. Türk İrinde başarıya ulaşan Türk hükümdarlarına devlet adamı ve hattâ hâtun'lara "bilge" sıfatının verilmesi. Klanda her fert totemin adını taşır. birkaçı dışında. Cami ût-Tavarih adlı eserinde (14. Totemcilikte "ana hukuku" câri iken. çöl ve orman kavimlerinde görünenin eksine olarak. diğer taraftan ll-hâkanlıkların çöküş anlarında. asır ntS^^^J^** S. Uygurca muinler.nttfç bîrinde (Kitabeler. "Ongon" tâbirine gelince. Türk ailesi p«oQta K«U« tüH * »»d».ay?an. her ailenin ayn adı vardır. "totem* telâkkisi İçinde yaşıyan bir topluluk İdi. Bu tarz. çok yükseklerde uçan kartal'ın aym zamanda avcı kuşlar türünde bulunması. 2. kurbanlar kesilir.İşaret edilen prensip. "Türkler'de devlet toprakları hükümdar ailesinin ortak malıdır" şeklindeki kanaatin yanlışlığını da ortaya koyar.Totemcilik Meselesi: Eski TüıMer'de totemciliğin var olduğu ileri sürülmüş delil olarak da kurt'un ata tanınması.Samanlık Meselesi: Bozkırlar sahasındaki dinî inançların Samanlığa bağlanması âdet hâline gelmiştir. totemcilikte ruh'un ölmezliğine inanılmadığı halde. Yuvasını yalçın kayalar üzerine yapan. bunda Moğol tesirini sezmek mümkündür. Yukarıda bahs ettiğimiz töz (tös) ler de.ra.tesirierin bfr-birlerine karışmasından meydana çıkmış bir tasavvurlar örgüsüdür. aynı zamanda. hepsi yabancıda Kuday. ona bir kutsallık izafesine sebep teşkil elmiş olabilir ve belki de bu sebepten. Meselâ rivayetlerde zikr edilen has isimler. "Ongon* «özünün kökü ong Türkçe olsa btle. kurt'un vücudu ile değil.asır)'riîn Şecere-i Terâkime'sınöe. tipik Moğol devlet anlayışıdır ki.na) . yağmur suyu vb. Ancak buralarda dünyanın ve insanın yaratılışı île ilgili rivayetlerden hiçbiri Türkler'in kendi düşünce mahsuHeri olmayıp. kâinatı bile ruhlar dünyası olarak biten eski Türkler'de dinî inancın temellerinden birini ruh'un ebedîliği teşkil eder ve bu sebepte ataların ruhlarına adaklar adanır. Kurbue 4-Din Bozkır Tüık halkının. Kurt efsanesinin toplayıcı bir vasfa sahip bulunması. çeşitli dinlerden geien. t0tem mânas.bin başları olarak tarihlenen Kurat kurganı içinde bir kartal pençesine rastlanmış.arken' her dört kabile f e bir ku«u TongonS Ünden. Türk ile Moğol'u birbirinden ayırmayan bazı araştırıcılar tarafından Türkler'e yakıştırılmış ve yaygınlaşmıştır.. sistemin yaşaması için bu şartların olması icap eder. açıklamağa çalıştığımız ülke kavramı ve meşruiyet telâkkisi (kut) karşısında. ayrıca yalnız hayvanlar değil. Bununla beraber. SİStemİ . Çünkü bir orman kavmi olan Moğollar.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 209 ll'i dağılıyor. yerleşik kültürdekilerde. hâkimiyetin timsali karların Türk asıldan geldiği ileri sürülmüştür. DLT) geçmemektedir. aslında "asalak" ekonomiye bağlı. "altun put". totem olabilir. Eski Türkler'de "kurt-ata" nın yaşadığı yer kabul edilen mağarada belirli törenler tertiplemek geleneği. Eski Türk mancırenşamanhk olduğu kanaati geçen asrın 2. Orta Asya'da M.Ö.arak onun ve SS £S FİS* 'nanÇ ° tamam W™» hukukî cepheleri de vardır W. yabancı ülkelerde de karşılaştıkları sosyal ve iktisadî güçlükleri yenerek. (Ongonicuşfarın yer aldığı Ebû'l-Gazî {17. Türkler'de kurt'un saygı görmesi ise. Reşîd'üd-din. Başarının sırrı.TaûMPrte Oğuz boylerinin "ongon" lan olarak gösterilen kuşlar da. Batı devletlerinde) ve doğu menşeli olduğu kabul edilen.arak /^fa^ı^!^^ ^f ° itmektedir. sosyal muhteva bakımından daha ziyâde siyâsî karakterde bir topluluk teşkil ettiğini ve din adamlarının. aynı zamanda. min kutlu saydığı bir hayvan mevcuttur. bilgelik'in Türk idarecilerinden istenen başlıca şart olduğunu gösterir.ik inancın.

ölülerin isteklerini yerine getirerek zararlarım önlemesi. Avrupa Hunlarf nda. ölü çadırın etrafında sür'atli atlarla dolaşılır. Uygurlar teşebbüslerinin isabetini ayın ve yıldızların hareketleri ile • kontrol ederlerdi. çoktan kaybolmuş "savaş tanrısı" nın kılıcı bulunarak Atilla'ya teslim edilmiş ve bu. Esasen samanlığın en büyük hususi-ygjtıûfuz ettiği bölge halkının ruh âlemine bürünme kabiliyetidir?"Bctase1. orman. Bu törenlere "yoğ" deniyordu. birçok törenlere. ruhun gezip dolaşması. ay. gece tolun aya tazim ederdi. belki eski Türk telâkkilerinden bazı kırıntıların da katıldığı. yıldırım. fenalık getiren olmak üzere iki grupa ayrılıyordu. kıyamet. Bu esnada bir âlet durumuna düşmekten uzak. aksine. diğer umumî diriî-sıhrî itîkadlann temsilleri ölçüsünde şÜmuBÜ değildir. her sihirbazın da "şaman" sayılmadığını ve samanlıkta hastalara şifa vericilik esas unsurlardan olmakla beraber. yavaş yavaş gelişerek. Burhan. Asya Hunları ilkbaharda (Mayıs ayında) Lung-çu bölgesinde ve sonbaharda atalara. ancak bölge sonraları.tanrılar1a İrtibat kurması mevzuunda. Kitabelerde yalnız iki yer-su'nun adı zikredilmiştir: "ıdux Ötükân" ve Tamıg ıduq baş". kılıç. meselâ Tanrı'ya kurbanlar sunuluşunda samanların katılmadığı. Yahûdî efsaneleri ile. civara kayın ağaçları dikilirdi ki. demirciliğin ve at kurbanını "şa-manüe^asıf kazanmasında dikkati çekmiştir. Mütehassıslarınca belirtildiği üzere. çeşitli topluluklarda değişik şekilde ehemmiyet taşırlar (bu inançların Animizm = ruhçuluk ve Natu-rizm = tabiatçılık olarak izah tecrübeleri vardır). dinden ziyade bir sihir karakteri ortaya koyan ve esasen bir bozkır inanç sistemi olmayan samanlığın tarihi Türk topluluklarında görülen ve aşağıda bahis konusu edeceğim^ Tanrı ve "yer-su" inançları Ue bir İlgisi mevcut değildir. yenilenmeler görülmektedir. ayrıca yemek verilirdi. Türkler ateşe de tazim etmekte idfter. göklere yükselmek veya yer altına inmek ve oralarda gezip dolaşmak üzere. şimşek gibi tanrılar tasavvur edilmiştir. ayrıca.Türk çağında. bütün bir maneviyat âlemini belirir bir kadro içine almayı başararak. Türkçe din adamı manasındaki "kam" ile "şaman^fcıflmaslnin aynı olduğu yolundaki eski bir iddia da. Âdem.Türk bölümünde görülmesinden anlaşılıyor ki. cin ve perilerle irtibat kurmağa muvaffak olur. iran Mazdeizmi'nin (Zerdüşflüğün) tesiri olup henüz Türkler arasında yayılmış değildi. Tabgaçlar'da da ilk ve sonbaharlarda atalara kurban sunulur. Samanlık frıancı üzerinde en derin araştırmayı yapmış olan M. Ayrıca güneş. tamu=cehennem). Din tarihçilerine göre. eski Türk topluluğunun tabi-ate atf ettiği gizli kuvvetleri istismar etmiş. kendisi ruhları hükmü altına alarak ölülerle. Maytere. Ruhlar iyi-kötü. Tabiat ruhlarına Gök. her "medecinman" in "samanlıkla vasıflandırılamıyacağını belirttikten sonra. YOHRJ "Jrtr* sub")lar deniyordu. ırmak. eğer doğru «e. hatta hayat tara üzerindeki tesirlerine göre bu ruhlar ve tanrılar. Mamafih bu dıştan tesir yalnız eski Türk dinine mahsus değildir. tabiat tanrılarına kurbanlar keserlerdi.yâni iyilik seven. bedeninden ayrıldığını his eden bir "trans" (aşkın) ustasıdır. Hun-lar. tepe. Yer-su'lar kutsal ("ıduk") sayılıyorlardı. hattâ her aile reisinin bu işi yapabildiğini. insanların dert ve dileklerini arzet-mek üzere gökteki ve yer altındaki tanrıların yanına giderek aracılık yapabilmesi böyle mümkün olmaktadır. bilindiği gibi "kağanlık" merkezi (bu nun Moğol toprak tanrıçası Âtügân ile bir ilgisi olmamak gerekir. herşeyden önce. Yunan. tapınak makamındaki "taş-ev" içinde kesilen kurbandan sonra. Bu ilgMıvar olabileceği intibaını uyandıran. yıldız. Moğollar zamanında böyle itibar edilmiş olabilîrK ciğeri d& kutsal Tamıg (Tamir suyunun^ kaynağıdtf/^sB Türk kül türünde bütün yer-su'lar maddî değil (Kimekler'in nehirlere "secde" ettiklerine dair GardteTnin kaydı. eski çağlarffr bütün kavimleri ile îpfftiöî topluluklarda mevcut bulunmuş ve orta ve kuzey Asya Türk ülkelerine sonradan Asya'nın güney bölgelerinden gelmiştir). kartal inancınm. gündüz güneşe.bîzzat "şaman" tâblrinfrT fc*%ifnd-lran dilinde keşf edilmesi ile geçerliliğini kaybetmiştir. Iran. Fizikî çevrede görülen tabiat arıza ve hâdiselerinin böyle telâkki edilmesi ("Halk dinleri") eski Yunan ve Roma dahil bütün eski kavimlerde umumidir. deniz.kaya. Şaman. demir. yâni şaman Türk'ün dinî düşüncesini bulup çıkarmak hemen hemen imkânsız görünmektedir. Bozkır Türkleri'nin dinini şu üç noktada toplamak mümkündür: c-Tabiat Kuvvetlerine İnanma: Eski Türkler tabiatte bir takım gizli kuvvetlerin varlığına inanıyorlardı: Dağ. sıhrî dinî hayat samanlıktan ibaret olmadığından. saç-baş dağıtılır. Bu tâbir "yer-euv" şeklile Uyguriar'da da vardı. bazı tâbirler (meal. her dinde bu nev'iden tesirler. Matmas vb. şeytanlarla. ağaç. Eliade. ruhunun. manevî kuvvet olarak tasavur edildiklerinden. Hastalanan (ruhları çalınan) kimselere şifa vermesi. su kaynağı. Hükümdar tan-hu. Fakat bunun yalnız Gök-Türkler zamanında ve hattâ sadece Batı Gök . vb. yüz. kendileri ile ilgili mitolojiler teşekkül etmemiştir. Bizans kaynaklarının kayıtlarına göre. kulak bıçakla çizilerek kan akıtılır. tufan rivayetleri de hep böyledir. bütün orta ve kuzey Asya topluluklarında dinî faaliyetlerin hepsinde icracı" durumunda olmadığı. ona yeni unsur- lar ekliyerek. vadi. bu Orta Asya dinî gelenekleri başta Buddhizm olmak üzere Hind. âdeta bir din sağlamlığı kazanmıştır. •insan ruhunun mütehassısı" olarak halk kültesinin maneviyatına nezaret eder. bunlardan kutlu ormanlar meydana gelirdi. Mangdaşire. ölüm hâlinde yas törenleri yapılır. Körmüs. yine ona göre. Ruhun vasrtasız olarak mtldahale etmediği hastalık (ruhun kaybolması). bunun menşei yakın komşuları olan RıtUgorlar'da aranmalıdır). $ÇF . Hun hükümdarının dünya hâkimiyetine alâmet sayılmıştı. Ancak Türk inancı ile samanlık arasında hayret edilecek bir İntibak hâsıl olmuş ve bu bilhassa Tûrkler'deki atalar kültünün. Moğol devrinde peydalanan bir takım hikâyelerin birbiri içine girmesinden teşekkül etmiş olduğu için bunlardan Altay. kitabelerde görüldüğü gibi. samanlığı kısaca "extase" (vecd vs istiğrak) tekniği diye tarif eder. Bununla beraber. bu. kırda ise.Havva ve yasak meyve hikâyesini andıranmotifler. gök gürültüsü.210 ____TÜRK DÜNYAM EL KİTABI TÜRK TARİHİ ait tan. birleşmeler. Yakut şamanlığındaki ası) tasavvuru. Bu hususiyetleri ile iptidaî topluluk üzerinde korku ve saygı uyandıran şaman. zira Türkler'de toprak tarmgaai yoktur. Görülüyor ki. Fakat fonksiyonu. Erkek tanrılar yanında birde "Umay" denilen bir tanrıça vardı. Gök-Türkler kurt-ata mağarasının önünde tanrılara kurban takdim ederlerdi. Bunlar aynı zamanda birer ruh idiler. Bunlardan ilki. Göktürkler. ölöm veya bir talihsizlik bahis konusu olmadığı veya bir kurban töreninde her hangi bir "extase" tekniğinin (göğe veya yeraltına seyahat) yer almadığı hallerde şaman'a iş dOşmez{Şamanlık dörTy&râh her yerinde. dinler tarihinde ve din etnolojisinde görülen çeşitli "extase" hallerinin hepsi de şamanist "extase"a dahil değildir. kendi hususî usulleri vasıtası ile kazandığı "extase" hali içinde.

bu âdetin Hun imparatorluğunda yaşayan zümrelerden hangisine ait olduğu da tasrih edilmiş değildir. Hakan.212 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 213 9. insanın ömrü uzun olur. hak) Tanrı'dır. Esasen ilgili kafa tası kültü bir güney kültürü mahsulü olup ("tantrisme") Asya kavimleri arasında Moğollar jçin Btipik"tir. *ltun kaplattığı Yüe^çl hükümdarının kafa tasmı içki kabı olarak kullandığı rivayeti. Moğollar1! ve Bizanslılar'ı bu hırsızlık teşebbüslerine sevk eden sebep eski Türkler'de ölülerin silâhları.Atalar Kültü: Ölmüş büyüklere tazim. Kırılanları birleştirir* yırtılanları birbirine ular. bir Çinli generalin "kurban" edilmesidir. Fakat Tam biliyor". Atalara ait hatıraların kutlu sayılması." (Irk-bitig). Fakat hemen suç işlediğini anlıyan tan-hu ellerini göğe kaldırarak Tanıtfdan of dilemiş ve TanrıVı teskin etmek îçln bir 'kutsal mahal" yaptırmıştı. Türk tarihinde bu hususta inanılır değerde gibi görünen tek haber. Ölüm de onun iradesi ne bağlıdır: can veren Tanrı.Qök-Tann'nın izi olan Yakut Tangar% Kayra Han'ı ile şaman fazla meşgul olmamaktadır. kaynak. Asya Hurdan ilk baharda (18 Mayıs) atalarının ruhtenna kurban sunarlardı. Eliade'ye göre "orta ve kuzey Asya toplulukları için karakteristik bir sistem olan" Gök-Tanrı. M. Giraud'a göre. Hayvan cinsinden de erkek'ler seçilirdi ("koyundan koç. Gök-Türk menşei efsanenin 2. kıymetli eşyası.. eski Türk ve sikalarından az çok tesbit etmek mümkün oluyor. yk. mezarın yeri bilinmemesi için öldürülüp gömüldükleri hususu ise. keza Bulgar hakanı Kurum için benzer bir kayıt.Gök-Tanrı Dini: ■ Bozkır Türk topluluğunun asıl dini bu idi. Eski Türkler arasında insan kurban edildiği intibaını uyandıracak bazı kayıtların. "Kara-yol (kanun. Böylece öteki dünyada rahat yaşamalarının sağlandığı düşünülüyordu. atalar kültüne sahip diğer kavimlerde bu inanç. zira eski Türkler'de geyik mm Ural menşeli olduktan başka. M. Türkler însan kurban etmedikleri gtol. çoban ve hayvan besleyici topluluklara mahsus bulunduğu. bu yazanh mensup olduğu sanılan Vizigotlar'da asırlardan beri mevcut insan kurbanı motifinin tekrarı gibi görünmektedir. d .kuzgunun niyazı bile Tanrı ya ulaşır. Savaşlarda onun iradesi üzerine zafere ulaşılır. Gök-Tanrı İtikadının esaslarını başta Orhun kitabeleri olmak üzere. daha geç devirlerde Türkler arasında yayılan iptidaî samanlık eski Türk Gök-Tanrı telâkkisine dokunamamıştır. avcı. En makbul kurban olan at iskeletine bozkır-Türk kavimlerine âit mezarlarda çok sık rastlanır. Emreden. Ulu Tanrı bahis konusu olduğu zaman samanlığın âdeta 'sırıttığını' söyleyen M. hem bazı milletlerde görülen bu âdetin hilâfına Türkler mezarlarının üstüne tümsek yaparlar ve hattâ taşlar (balballar) dikerlerdi.. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır" Kitabeler). Bulgarlar hristiyanların (Bizanslılar'ın) iyiliği için çok çalıştılar. efeniz tanrıçası da yoktur. Ulu Tanrı şafak söktürür (tan üntürü). İn sanlar fâni. Altaylar'da Pazınk mevkiinde).kütle hâlinde iösanlarm öldürüldüğü hakkındaki haberi de. Gök-Tanrı telâkkisinin. 79 yılında benzer bfr tecavüz hâdisesi tan-hu*yu Moğol O-huan'iara karşı savaşa zorlamıştı. Aynı zamanda "semavî" mâhiyeti haiz olup. çok kere "Gök-Tanrı" adı ile anılıyordu. atalara saygı. "insan kurbanı" m açıkça kaydetmediği gibi. Türk kültürü telâkkilerinin dışında kalan bir keyfiyettir... eğer gerçekten mevcut ise. atlar çoğalır. EHade'ye gör %. Atffla'yı gömenlerin. hiçbir engel bahis konusu değilken. doğrudan doğruya "bütün Türkier'in ana kültü" durumundadır. Türkler'de Tann düşüncesinde maddi gökyüzünde mânada ulu varlık1» doğru bir gelişme dikkati çeker. Orhun kNftbelerMİfrJark kozmogonisini tek cümle için- .. tam iktidar sahibi idi. baba hâkimiyetinin inanç sahasındaki belirtisi olarak görülmektedir. eskf orta ve kuzey Asya kavimlerinde bulunabileceği hakkındaki düşürteeter Türkler yönümden tarihî kayıtlarla kesinleşiyor. Halbuki.ö. Tonyukuk kitabesinde çok zikre dilen Tângri bazan Türk tângrisi" şekliyle o çağlarda "millî bir Tanrı olarak görün mektedir: Gök-Türkler'in bir "hakanlık" kurması onun isteği île olmuştur. hakan ve umumiyetle Hazarlar hakkında gerçeklerle bağdaşması müşkül diğer haberlerin çoğu gibi. Slâvlar'da ve Uzakdoğu kavimlerinde) Türkler'de böyle âdetlerin görülmemesi dikkat çekicidir. Balkan seferinin bîr sebebi de Hun hükümdar ailesi kabirlerinin Bizans'ın Margus piskoposu tarafından açılarak soyulması idi.hâdiseden aş. R. hükümlerini yürüttükleri yerlerde insan kurbân âdetini kaldırmağa çalışmışlardır (Meselâ. Demek kî.. çünkü. doğruluktan uzaktır. Asya Hunları için. kut isterse verir. attan aygır"). Heros'lar) ve bunlar ve diğer tanrılar için insan kurban edilirken (Hind-Avrupa kavimlerinde ve Sami kavimlerinde. Türkler gibi. Eski Türkler'de kurban olarak hayvan kesilirdi. Yâni Tanrı Türk halkının istiklâli ile alâkalanan bir ulu varlıktır. toprakla ilgisi olmadığı için. 100 sene sonra . onu isteğine göre gelir alır ("Küi-Tegin vâdesi gelince öldü. Onlar bunu unuttu. Bundan dolayı Asya Hun Impratorlarına ait kurganlarda at cesetlerine tesadüf edilmiştir (Mesl. iyi bir araştırma sonucunda. bazan tam techizatlı atları. kadınların mücevherleri ile birlikte gömülmesi idi. :&nun sosyal ve iktisadî şartlardölayısiyle. Türk mezarlar™ yapılan tecavüzlerin ağır şekilde oezalandınlmasından anlaşılıyor. Tanrı ebedîdir (Bulgar kitabeti). "Doğru insanı ve yalancıyı Tanrı bilir. Soğd'da). Yaratıcı. Eski Yunan'da . Bütün bu mülâhazalardan sonra W. Diğer taraftan Atilla'nın ölümü ite ilgili olarak Jordanes'in .Atilla'nın 2. mesele tamamen siyâstf okjp dinî mahiyfette frisan kurban" etme düşüncesine dayanmıyordu. Çin yıllıklarındaki ölünün "yakınları tarafından takip edilmesi" İbaresi tefsir yolu ile bu neticeye ulaştırılmak istenmiştir.. Türk'ün ve umumi yetle insanların hayatına Tanrı vasıtasız müdahale eder. deveden buğra. Yukarıda söylendiği gibi. Ibn Fadlan'ın. Türkler'e onun tarafından verilmiştir. bu itibarla menşeinin Asya bozkırlarına bağlanması gerektiği umumiyette araştırıcılar tarafından kabul olunmuştur. İnsan diz çökerek Tanrı'ya yalvarır. iradesine uymıyanı cezalandıran Tanrı bağışladığı kut ve ülüg (kıymet)ü lâyık olmayanlardan geri alır. I Ne kadar dikkate değer kî. rivayetindeki mesele ile alâkalı hususlar da tamamiyle başka topluluklardan aktarılarak Türk'e mâl edilmiş durumdadır. Barthold'un "Gök-Türkler'de düşman orduları kumandanlarının kurban edildikleri* yolundaki acele tefsirinin yersizliği anlaşılır. bitkiyi canlandırır. Eskiçağlarda başka hiçbir kavim ile iştiraki olmayan bu inanç sisteminde Tângri (Tanrı) en yüksek varlık olarak itikadın merkezinde yer atmıştı. ölen Hazar hakanının hizmetçilerinin de kesildiği yolundaki haberi. Asya Hıin İmparatoru Mo-tun'un. ölen bazı kudretli kimselerin yarıtanrı sayılmasına kadar Heri gitmiş iken (Meselâ. Hunlar'a sığınmış olan w yurdundan kaçması Çin hükümeti bakımından teh* İlkeli sayılan bu kumandan gizli vazifeli bir Çinli wu (rahip) tan-hu'nun teşviki ile öldürülmüştü.bu mânaya alınabilmesinde ancak zorlama yoluna gidilmek gerektiği anlaşılıyor. Hind-lranlılar'da ve Çin'de mevcut (îtin devleti zamanında) bir âdetin tekrarlandığını göstermektedir.

ay. Peçenekler.). Ibn Fadlan'ın naklettiğine göre.Diğer Dinler: Tarihte çeşitli Türk kütleleri. Türk nüfusunun çoğunluk meydana getirdiği sahalarda bir menfi «eeM görülmeyen bu yabancı dinler. Kümanlar). asır ilk" çeyreği) Altun Yaruk •{» Altın Işık) aynı derecede mühimdir. Gök-Türk yazısı değiştirilmiş. yerine Soğd menşeli ve tamamen başka karakterde Uygg yazısı kullanılmıştır. 10. Burada "kök-Tângri" nin. bu imkânın mevcut olmadığı bölgelerde Türklerin sifirup kaybolmalarına sebep teşkil ettiği gibi (Doğu Avrupa'da ve Balkanlar'da: Hazarlar. 3£2 f tt J ^ " L T T " B?m'tm 9önderi.?a-Tien" olarak geçmiş (Konfucius'Un eseri: Lun-yü^Sln 5^ . kitaplara da iman edilir). göğün yaratıcısı bildikleri TarrrıVa taptıkları belirtilmiştir. Eş-kam). aşağıda yer yaratıldıkta. başını göğe kaldırarak "Bir Tanrı* der. AZBO. İslâmiyet hariç Türk kavimleri üzerinde menfî tesirler doğurmuştur.s. Türk lehçelerinde bu kelime de yaygındır ve ilk olarak Avrupa Hunları'nda görüldüğü bildirilmiştir (Atakam. Müslüman Törkler). Abo (790'iarda) Hazarlar'. bulundukları çevreye göre çeşitli dinlere de girmişlerdir ve bu durum. Türkler'in kadîm inançları ile bazı bakımlardan uygunluk göstermesi do-layısiyle Türklüğü takviye eden Wf $fl durumundadır. yan varlık inançları ile çevrilmiştir (Semavi dinlerde Tanrı = Allah ile beraber azizlere. Yarkent gibi merkezlerde ve "çöl Pompelsi" diye anılan başkent Idİ-kut şehrinde. yer ve yer-su'lar böylece kutsallar faziz"ler) durumundadır (bu sebeple V. Çin'de devlet kuran Tabgaçlar Budizm tesiri ile. Turfan. Demek ki.r tefsiri önlemek için belirtelim W. Gök-Tann dininin ne âmel (İbadet) şekilleri ve "tângrilik" denilen tapınakları. ayrıca Toyuk. heykeller vb. Slmocattes. Bununla beraber. Thomsen "yer-sub" tâbirini 'saints* = azizler diye tercüme etmişti). O hâlde Gök-Türk çağında. triwtiCMLHS ı ralor Mo*m (M. Uygur alfabesi ile Huastuanift adlı eser ve HiuejvTsang'ın hal tercümesinin Uygurca'ya mütercimi olan Beşbalık'h Türk Singku Seli Tutung tarafından Uygurca'ya çevrilen (10. Schmidfe göre de. dinlerde görülen. Asya Hunları'nın Budizm ile. Hristiyanlık. asır Oğuzlar'ında da benzer bir telâkki göze çarpar. hiçbir devirde tekîökad ve amelden ibaret olmamış. halde kendriennm (Türklerin) tek tanrı'ya iman ettiklerini belirtmişti BulgarTürkleri de ya2?H^f rT 'namy0rla^ BuMdS **""* b. Kitabelerin bir yerinde Tann ile "yer" eşit fonksiyon icra eder gibi görünmekle beraber ("yukarıda Tanrı. Oğuzlar'dan biri haksızlığa uğradığı. Tabgaçlar Budist san'atta yeni bir devir olan "Wei" san'atının geliştiricisi olmuşlardır (Yung-kang ve Long-men Buddha heykelleri).214 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 215 de açıklayan ibare şöyledir: "Üze kök Tângri asra yağız yir kılındıkta ikin ara kişi oğlı kılınmış. yıldızlar ve Gök-Türkler çağında. aşağıda yer buyurduğu için" Kitabeler). daha Hunlar da tek tanrılığa doğru oldukça ileri bir gelişme müşahede edilen Gök-Tann dininde. hiçbir din.. bölün Türk lehçelerinde mevcuttur ve Türkçe'nin temel kelimelerinden bfrldfr. "hiçbir Tanrıya tek başına İtaat edilmemiş' ve Tanrı dâima kutsal sayılan ikinci derecede. aslî Türk İtikadında anthropomorfizm (putçuluk) yoktu. ne de "tângrilik" (Irk-bitig) adı verilen din adamları zümresi hakkında başkaca bir şey bilinmiyor. tek kudret olduğu keyfiyetini gölgelendirmez. Uygurlar bu kültürün de en iyi temsilcilerinden biri olmağı başarmışlardır: Maniheist ve budist eserlerin Uygurca'ya tercümesinden doğan zengin bir dinî edebiyat vardı. bk. aşağı yukarı. Gök-Türkler'in kutsal saydıktan ateşe.(aş. yıldız tanrılar da mevcuttu. Karaşar. ay. asır Bizans tarihçisi Tr*. Uzlar. Gök-Tanrı'nın çok eski zamanlardan -belki Hunlar'dan. büyük bîr kudret hâline yükselmiş bukjnmakte idi TifBs'h St.en *Cvril1 ite mül*k*< masında (862de) hakan hırıstryanlann Tennnm "üçlü kişiliği" (Trinity) ne inandıklar. Tann.. tıpkı aemavt dinler (Musevilik. Gök-Türk devletince Budizmin reddedildiği malûmdur. gökyüzü olduğu aşikârdır.^er'in W d^7^^Ş Tanrı tâbiri. Gök-Türkler devrinde mânevi. Türkler'de de Gök-Tanrı yanındaki: Hun devrinde güneş. 10. Bir kısım Türkler de museviliğe (tozarlar) ve toistiyanlığa girmişlerdi. Bin-Buddha mağara tapmaklarında bulunmuş olup. M.. üstelik 6-8. Ancak bu durum Gök-Tanrı'nın. 864'den İtibaren Ortodoksluğa. ikisi arasında insanoğlu yaratılmış. Yazılı kaynak olarak M önceki fv. İslâmlık) deki gibi. BezeWSk^fMh*y«riode 1894r 1914 yıllan arasında birçok Avrupalı bilginlerin yaptıkları kazılarda ele geçen duvar resimleri.kabul eden Bulgarların Kısa zamanda Türklüklerini kaybetmeleri r»tic^sini4iwrâş&wjyalnız İslâm dinidir kî.m. esk. toprağa tazim ettiklerini. 7. Baolsamin..deniyordu.beri tek ulu varlık'ı temsil ettiğine dair deliller vardır. 209-174Vun unvanlar. Aksu. yerin. Eski Sümer dilinde görülen ve Tanrı'ya yakın bir mânaya gelen "Dingir" sözü ile münasebeti henüz açıklığa kavuşmamıştır. ^SKE^Sî^ . Yeryüzünde mevcut dinlerde ^luhîyer konusunda araştırmaları ile tanınmış W.. £»**. asır Uygurlar1! da Tanrı'nın insan veya herhangi bir tasvir şeklinde tecessüm ettirilemiyeceğine inanıyorlardı.Ö. asırlarda artık fonksiyonunu kaybetmiş olan güneş. İran'da Ahura Hindide VarunT R^ bir maziye sahip olduğu görülen bu Türkçe tâbir sonra Moğolca'ya ve diğer bazı Asya dillerine intikal etmiştir. 495 yılından itibaren "milir unsurları yasak etme neticesinde Çinlileşmişlerdir.n "bir yarato tanrı" tanıdiın. asır başlarında Gök-Türk alfabesi ile yazılmış kehanet kitabı: Irk-bitig dikkati çekenlerden biridir. Sonra Budizm'in de intişar ettiği bu safhada Uygur tarihî artık yerleşik kültüre bağlanmış sayılmak icap eder." (Yukarıda mavi gök. dünyayı kaplayan. Gök-Türkter devrinde Budist rahip-seyyah Hiuen-Tsang bütün Batı Gök-Türk sahasını bir Budistler memleketi olarak tasvir etmekte ise de. yeryüzünde herşeyi hükmü altında tutan se-ma'nın bozkırlı gözünde Tanrı kabul edilmesi mümkündür. resullere. fakat yairuz. e . Bunlardan bir kısmı resimli ve ciltli olarak. Çünkü dinler tarihinde tesbit edilmiştir ki.r'da Amon-re. Avrupa Hunlarf n. Eski Türk din adamlarına umumiyetle "kam.. 13. Hece vezninde yazılmı» ilâhîler Beş-bahk. Hunlar devrinde. Mortuk.n Hristiyanbkla pek alâkalan olmamış ise de. 1000 tarihinde resmen hristiyan olan Macarlar'ın Türk kültüründen uzaklaşmaları. aralarında. suya. Türk halkının bu dine karşı direndiği ve II. yahut hoşlanmadığı bir iş başına geldiği zaman. Ancak Uygurlar zamanında Maniheizm Türkler arasına girmiş ve bilhassa Uygurlar'ın Türkistan'daki hâkimiyetleri devrinde iyice yerleşmiştir. sema ile ilgili inançlarda tanrılar (BabiPde Şamas Pamir'de Arso. meleklere.

Yağ yemöstai Çinliler Türkler'den öğrenmişlerdi Uygurlar (Türkistan'da) üzüm yetiştiriyor. Hiç olmazsa.Ö. Aral gölü bozkır havalisi kültürünü vasıflandıran. Tabiatîyle daha geç devirlerdi -M. giyecek için kendir yetiştirirlerdi. bunlar. Orta Asya'da Noin-ula kurganında 20 çeçit ipekli kumaş (Çin'den ithal) kalıntısından başka. manda Vb. binlerde Mısır'da^ daha sonraları ÇhVde. Başka kavimler kopça kullandıkları hâlde. b * Beslenme: Boseterlı Türklerin başlıca gıda maddesi et idi. gömlek. Bu devirde "çok kudretli ve zengin bir içtimâi hayatın müşahede edildiği" Altaylar'da gerçek bir 'altun endüstrisi" merkezliği durumu vardı. at kalıntıları ile birlikte görülmüştür. çobanlık ve hayvan besleyicîlîk teşkil ediyordu. daha sonraları (25001er) güneyden gelen tesirle başladığı ileri sürülmekte ise de. Bunlardan ilk ikisine taş devrini aşan hemen her kültürde tesadüf ediliyor. daha çok başlıklarının daha uzun ve gösterişli olmasından tanınırdı. deve yünü idi. fakat. dıyoriardı. bazan doğu Anado* lu gösterilmiştir.Ö. Bütün ağır hareketli.Ö. Sütlü dan. Domuzun İse. kısrak sütünden imâl edilen kfftflz'dı. 3000'lerden kalma bakırdan yapılmış bıçak. Sebzeye karşı fazla istek duyulmazdı. orman ve çöl değil yüksek ovalar ve yaylalar olan bozkır coğrafyasın iklim şartlan icabı. pekmez ve şarap (bor) istihsal ediyorlardı. Bu sebeple öküz bozkır iktisadiyatında faktör olarak görünmez (öküz kelimesi de aslında Indo-Germence'dir).Orta ve kuzey Asya'da ilk defa-altun ortaya çıkmakta idi. işaret edilen bölgeden kuzeye doğru bir kütle muhacereti görülmediğinden. Afanasyevo feültiiründe koyun kemikleri. kocabaş hayvanları böyle saymak mümkG&ıdür. Bu bakımdan Afanasyevo kültüründe at ve koyun kemikterirtn bîr arada bulunması daha manalı bir duruma ğîfer. Mısır ve Doğu-Akdeniz bölgesinde ziraat. 1. Dünyanın en geniş imparatorluklarını kurmuş olan bozkırlı Türkler büyük ölçüde ve çağına göre daima yüksek bir harp sanayiine sahip bulunmuşlardır. Bozkırın "tipik1 elbisesi ceket-pantalon idi. û-dylms Bozkır Türk giyim eşyasının başlıca malzemesi. İlk Türk kültür merkezlerinden gösterilen Andronovo kültür çağında ise -bütün. Burma-çap buluntuİân hep Andronovo kültürünün izlerini taşıyordu. Hunlar Çin'e yünlü kumaş ve çeşitli keçeler ihraç ederlerdi. 3000 başlanndan itibaren Orta-doğu.At ve Koyun: Bozkır Türk ekonomisinin esasını. Harezrrfdaki Kelteminar kültürü {M. Konserve et Çin'e ihraç edilen başlıca maddelerden idi. sığır» tilki Vâ az miktarda ayı derisi ile koyun. Türk erkekleri umumiyetle uzun saçlı idiler. Sulak verimli. ehli hayvanlar sırasında koyun ile öküz ve domuzun bir arada dikkate alınması herhalde doğru değildir. aplike süslü keçeler bulunmuştur. ehli hayvan besleyidttğin ilk safhasında domuz Tunguz ve Moğollar'a. pan-talon. Demek ki. kuzu. Türkler düğme kullanırlar ve ceketlerini. Bozkır Türk topluluğunda el san'atlan ileri idi. fakat bozkırımın İşine pek yaramaz. M. En ünlü Türk tçkisî de. Bazı "Indo-Germenci'ler tarafından bile Hind-Avrupa'b halk üzerine. GökTürkler. çiftçilik yapmağa elverişli sahalarda oturanlar İçin ehemmiyetli bir hayvandır. Hunlar. geyik ve kaplumbağa kemikleri meydana çıkmış. hayvancılık ve mâden kullanılışından meydana gelen kültür birliklerinin geliştiği. Mtö.Ö. bronz ve altun işleyiciliği vardı. bunu uzun müddet muhafaza edebilmek için konserve yapmayı öğrenmişlerdi. inek. Bunun yanında. etihi yemekten de hoşlanmarnı$iardır.2i e TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 217 5-İktisadî Hayat a . 3000)'nde ise yaban domuzu. bu tarz giyinme.Ö. y ^»UrLaî 1 OZ^ rTu-erî îdi" Yoöurdun Wfaz veVa kayısı ile tatlılaştırması şeklinde hazrtanan 1o adlı bir İçki Hunlar arasında yaygınd. saygı alâmeti olarak börk ve başlıkları çıkarmak âdet halinde idi. Hazar prensesi Çiçek'in Bizans sarayına gelin gittiği zaman giydiği Türk tipi imparatoriçelik elbisesi ("Çiçekion") orada moda olmuştu. Yün kumaş ve bezden iç çamaşırları giyerlerdi. Aftayİartn batısında. bir Hun hükümdar ailesine âit. Priskos'un hazır bulunduğu meşhur ziyafette Attila yalnız et yemişti. koyun ve sığır izine rastlanmamıştır. sola açarlardı. koyun ile afin İnsan hizmetine girmesi zamanlan arasında bir paralellik vardır. keçi. Yetiştirilen hayvanlardan -yukarıdan beri Türk sosyal ve kültürel hayatında büyük ehemmiyefini belirttiğimiz attan başka.Ö* 2. doğru olsa bile. deve çöl kavimlerine.Demin • Demir işleyicilik. ç . çizme ve çoraplar). Romalılar keten gömlek giyildiğini ilk defa Hunlar'da görmüşlerdi. o hayvanların ehlileştirilme yerleri ve zamanları ayırt edilmek gerekir. ondan önce bakır. güneyde Tanrı dağlarına kadar hissediliyordu (M. İleri gelenler. bazan güney Hindistan. Ençok at ve koyun eti yenirdi. 2500lerde başlatılan. biz ve teller. Altaylı tesiri kabul edilmiştir. yabancı ülkelerde Türk usulüne göre yapılan askerî ıslâhat neticesinde dünyaya yayılmıştı (Milâd sıralarına ait Hun mezarlarından çıkarılan ceket.Türk bozkırlarında at ve koyun sürüleri yanında sığır. Hazarlar. madencilik bakımından. Demirin ilk keşf edildiği yer olarak bazan Afrika. Türkler tarihleri boyunca hiç domuz beslemedikleri gibi. bin): Çu ve Arpa. Eski Türkler bez dokurlar. Fakat ekonomide ve askerlikte mühim olan asıl mâden demirdir. Troya'da ve Mezopotamya'da demirin tanındığı ileri sürülmüş ise de. katır. üzerine bir Hun portresi işlenmiş yün kumaş ita. Böylece teşekkül eden bozkır ktifİtürûnün ekonomik bünyesi ortaya çıkmış ölür. peynir. Oğuzlar ve Bulgartar'a âit tarihî vesikalara göre. Yukarıda söylediğimiz gibi (bk. indoGermenler*e. sürüleri de vardı. Bundan hem Cin hem ^"C^İ-?^^ îçkl. Süvari en rahat şekilde ancak böyle giyinebilirdi. at ve koyun ise Türkler1© ait gibi görünmektedir. Türkler ayaklarına çizme. Ordu).. madencilikte son safha olarak görünmektedir. öküz. başlangıçta.Ö. küpe ve diğer süs eşyası ele geçmiştir. deve vb. Meselâ öküz bozkır hayvanı değildir.erden * * ve ■ * *ndan yapılana Gök-Töıkler begn. Çinliler ve Moğollar'ın aksine. başlarına börk giyiyorlardı. tarih! . makam sahipleri. halkı henüz balıkçı ve avcı durumunda olan bozkırlarda ise hayvan besleyiciliğe dayalı ekonomi sisteminin. Bu üstünlüğü sağlayan vasıtalardan biri demir idi. 4. M. boyarlarla alâkası olmamıştır. 1500lerden sonra. Buradaki madenciliğin tesirleri. Tarihi M. bundan doğan derin bir kültür tesirinin mevcut olabileceği benimsenmemektedir. Afanasyevo kültür çevresine dahil Minusinsk ve Altay bölgelerindeki buluntu yerlerinde M.koyun geliyordu. koyun. Bol miktarda et istihsal eden Türkler. Bu hayvan kalıntılarının bir kültür tabakasında yan yana bulunması ile. yıldan kalma.

Hazarların Be-tencer ve Semender adlı şehirlerinden bahsetmiştik. Bu Hım ev eşyasından çoğu Çin'e de geçerek moda hâline gelmişi. Abattan havalisinde yüksek vasıfta mıknatıs ve Tuba ırmağı boyunca demir cevheri bulunuyordu.. için ütü bile kullanmakta idiler. Kurganlar'da elde edilen malzemeden demir işleyiciliğinin Orta Asya'deki tarihî kesin tesbit edilmemiş ise de. kalkan . daha önceki asırlarda. Tong-Yabgu'nun Tokmak (kışlık).El Sanatları: Demircilik ve madencilik başlıca meslekleri arasında bilinen bozkır Türk topluluğunda mükemmel kılıç. Çünkü meteor ve telfûrik (filiz) hâlde* bulunan bu •demir1 materyal son derecede azdır ve faydası hemttîycfc gibidir. Zira kutsal sayılan suyun insanı günâhlardan fiÜTüzlediğine inanılıyordu.Ö. Türklerin kurdukları kasabalarda binalar daha çok çamur (kerpiç) ile yapılıyor. Uygurlar tarafından kurulan (Mo-yen-çur zamanında. belki eski Türkçe'de şehir mânasındaki "balık" sözü ile açıklanabilir. kav mahvazası . İlk tarihî büyük Türk imparatorluğunu kuran Asya Hunlan'nın. temren imâl edilirdi. Gerçek demir çağı bu mâdenden bol miktarda âlet ve silâh yapılması ile başlar.218 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 219 bakımdan fazla bir değer taşımaz. Yenisey'in yukarı mecrası dolaylarında eskiden beri demir cevheri toplanırdı. kitabelerde zikredilen iskân mahallerinden Amga . 2. Gök-Tûrk hakanlarının sağlam merkezleri vardı (kitabeler: ev. Asya Hurdan masa. ancak atın sür'ati ve demirin vurucu gücünün bir arada değerlendirilmesi ife anlaşılması mümkün bu başarılarının. Uian-ede (Baykal'ın doğusu) yakınında. Doğu Akdenfe 'de 1100.balgasun yanında) şehrinin bazı kalıntıları mevcuttur. arabalar. Atilla'nın Orta Macaristan'daki başkent şehri. Çin'den Tuna boyuna kadar bozkırlara serpilmiş binlerce mezardan bu eserler bol miktarda çıkanlmıştır.lu ) belirtelim.Ö. Bundan başka. d. Mısır 'da 1200. bunun herhalde M. Kuzey Altay-lar'da demir eritme ocakları. Çugaykuzu (yazlık). Istemi'nin Akdağ'da (yazlık). tahta oyma süsleri ile bezeli.Ö. bir de Romalı ustalara yaptırıldığını söylediği hamamdan bahs eder. kovalar. eski Türklerin ahşap meskenler yapmağı tercih ettiklerine dair deliller vardır. Işık gölü yanında (kışlık). bfftodiği üzere çok eskiden beri mahir demirciler olarak bilinirler. Veya senenin ancak yarısında kullanılan bu meskenlerin sağlam olmasına pek ehemmiyet verilmiyordu. Başkent Itil-Hanbalık hakkında islâm kaynakları geniş bilgi vermişlerdir. çorapçılan. katında demirden yapılmış eşya bulunmuştur ve bu tesir buraya Yenisey bölgesinden gelmiştir. Şu imkân da Aftaylar'da. demir ocak ve döküm yerleri ortaya çıkarılmıştır.Ö. Eski Türkler. elbiseleri . Fakat ne diğer bir Uygur kasabası olan Baybalık'tan. maşrapalar. Karakum (kışlık). e. Ruben'e göre. Gök-Tûrk hakanlığı kışlık başkentinin Orhun kitabelerinin bulunduğu yerde şehir hâlinde olması mümkündür. içinde yüzlerce insanın barmdığı otağlar. tolgalar çok kere işlemeli altun ve gümüş ile bezenir. mızrak. ibrikler. masalar. aynı sahadaki imkânları fle desteklenmiş olması icap eder. vb. sürat bakımından at'ın sağladığı üstünlük yanında. mâdeni tabaklar. çizmecileri. iskemleler. küçük ve büyük sarayları. Demek ki. Bu münasebetle zikredelim ki Türkler'de eskiden beri yıkanma yaygın bir âdet hâlinde idi. Yenieey nehrinin kaynak bölgelerinde -eski Türk kültür merkezleri etra-frncta* mevcut olmuştur.2. Türkler şehir surlarını bile çok kere katın ağaç kütüklerinden (çit şeklinde) yapıyorlardı. Hazarlar'ın ve Volga Bulgarlarının evleri ahşaptı (yalnız Itil'de hakan sarayı ite Şarkel kalesi taş ve tuğladan inşa edilmişti). evlerini "dövülmüş toprak* tan yaptıklarına Çin kaynaklarında işaret edilmiştir. Tuna Bulgar şehirleri arasında. Çin kaynaklarında Türk kavimlerinden bazılarında giyilen bir elbisenin yıpranıncaya kadar çıkarılmadığına dair olan kayıtlar mübalağa sayılmalıdır. zira daha o tarihlerde Türkler'in geniş sahalara hükmedebilmeleri. tarih? vesikalara dayanarak bu eski Türk sahasını demir kültürünün doğduğu yer kabul etmekte mecburiyet vardır*. yine aynı kaynaklar meselâ bir Hun boyunun fertlerinin günde üç kere yıkandıklarını söyler. Diğer taraftan en aşağı M. bark). silâh ve erzak depoları ile baştan başa ahşap yapılardan ibaretti. kilimcileri. Tuna Bulgarlar hrisüyanlığın kabulünden iki yıl sonra (866'da) Papa . Bu esasen imkânsız olduğu gibi. askerî garnizonları. halkın evleri. kil Bulgarlarının ve Hazarlar'ıpı hamamları vardı. Türk kılıçlarının hayvan figürlü kabzaları altun levhalarla kaplanır ve kıymetli taşlarla süslenirdi.kışın barınmak üzere evler inşa ediyorlardı. TarB# devirlerde de aynı bölgede (bilhassa Sahnçak ve Onugug havalisi) yüksek kalitede sert ve yumuşak çeliklere tesadüf edilmiş. ıssız yerlere dikilmesi bir mâna ifade etmezdi.759) Ordu . Ayrıca. sarayları ve su tesisleri ile bilhassa iki tanesi meşhurdur: Pliska ve Preslav. bin başlarına rastlaması gerekir.Kurgan bir kale olmakla beraber. karyola yapıyorlar ve perde kullanıyorlardı. eyer ve koşum takımları bozkır Türk topluluğunda ne kadar kalabalık bir zenaatkâr zümresinin bulunduğunu gösterir Halıcı-ları.1. Çin kaynaklarında muhafaza edilen en eski Türkçe kelimelerden birinin de demir (tieh-fan)olduğunu (ve kıbç «king . koltuk. Hun diline âit M. Yâni insanlık tarihinde bir çağın açılmasına başlangıç teşkil edebilecek miktarda bol demir mâdeninin varlığı eski Türk ülkesinde fark edilmiş ve işlenmeğe geçilmişti. tahta oymacılar da vardı. vurucu silâh olarak demir âlet ve vasıtaların çok sayıda kullanılması ile açıklanabilir. ne de doğu Gök-Türkler'i şehirlerinden bir iz kalmamıştır. Bozkır Türk halkı arasında mahir marangozlar. at teçhizatı. taştan inşa edilmiyordu.. Orta Avrupa 'da 600. Ayrıca kazanlar. 1400'lerde Altaylar'tn batısında bol miktarda demir istihsal edildiğini söyleyen W. Bundan sonra dünyaya yayılmağa başlayan demir çağTnm istikameti ve tarihleri şöyledir: Hindistan'da M. Nitekim M. İtil Bulgarlarının başkenti ünlü Bulgar şehrinin harabeleri bulunmuştur. II. Çin kaynaklarına göre. Toğubalık herhalde bir şehir idi. Çin 'de 300 yıllan. Atilla'nın ve hanımının gümüş ve altın levhalar kaplı bölmelerle salonlara ayrılmış. dolap. heykeller bazıları birer san'at eseri değerinde olarak Türkler tarafından yapılırdı.balık (Kara . zırhlar. börkçülerf. 747 . bin olarak tarihlenen Kargalı kurganının (Tanrı dağlarında) 1.Ö. dolapların bulunduğu saraylarını anlatan Priskos. Kemer tokalan kayif uçları. Esasen Türk hükümdarlarının biri yaylaklarda. bin sonlan. Altaylılar. kargı. öteki vadilerde» su kıyılarında olmak üzere iki merkezleri bulunurdu ve ikincisi evlerden kurulu iskân yerleri idi: literiş'in. Bu kelime aslında balçık (çamur) ifade eder. Zira mâhiyetini iyi bildiğimiz bu hatıraların dağ başlarına. Asya Hunlan'nın.Şehir: Eski Türkler yaz ayları için zarurî olan yaylak hayatı dışında. Asya Hunlan'nın kurban için binalar yaptıklarını kayd eden Çin kaynaklarına göre. dokumacıları ve terzileri de bunlara ilâve etmek lâzımdır. Göktürkler çağından. ok kutu (sadak ) lan. Bunun sebebi.

Nikolaus l'e başvurarak. rahiplerin onlara haftada iki .

Tuna Bulgarlarının Pliska ve Preslav şehirleri de aslında birer kala idÜtif ve Bulgar şehirlerinin ticarî yönden ehemmiyetini söylemiştik. Hunlar ve I. kaleleri Tanrı dağları ve daha ziyâde Isık-göl dolaylarında sıralanmış olup. herhangi bir yerde şehir meydana gelmesi için varlığı zarurî köy grupları biçiminde iskân. samur. îpak. yukarıdakiler gibi. Gök-Türkler çağında. Başlıca tüccarlar da Ogurlar (Batı Türkleri) ile onlardan bir kol halinde gelişen Bulgar Türkleri idi. Gök-Türkler zamanında gerçekleşen bu maksat. Hazarlar'da Şarkel kalesi müdafaa için kurulmuştu. Türkler'de görülmemektedir. Batı Türkistan'da Türgişler'in ve bilhassa Karluklar'ın kurdukları siyasî teşekküllerle tekrarlanmış. Buranın asıl ticaret metaı: sincap.Asya'da Türk hükmünü yürütmek istemişlerdir. ya. Orta Asya. Karadeniz kuzeyi düzlüklerinden Balkanlar'a giden Tuna Bulgarları bu defa Avrupa-Bizans yolunun hâkimleri olarak iktisaden yükselmişler. yk. Çumpal. çünkü bu. İç ve batı Asya'da. Orhun kitabelerinde de devletin sağlamlığı ve halkın refahı için ticaretin ehemmiyeti belirtilmiştir. 9. temelleri ticarî-siyasete dayanan bir devletti ve başkent Han-balık ile daha sonra İtil Bulgarları başkenti Bulgar şehri bu hususta baş rolü oynamıştır Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayarak Ural-Güney Sibirya-Altaylar-Sayan dağları üzerinden Çin'e ve Amur nehrine ulaşan yol da canlı bir ticarî faaliyete sahipti. Yengikant Çyy-tepe. Sukuluk. g . Batı Hunları Bizans ile bu esaslarda ficaret anlaşmaları yapmışlardı. Caldıvar. Ak-su. Şiş-tübe. Fergane'de Pençikent'te Gök-Türk devri harabelerinin rastlandığı bölgelerde bunların. Tölek. Gök-Türkler. askerî mahiyette kaleler ve şehir-kaleler Türk'lerde mevcut olmuştur. Bunun için kesif ziraî kültüre ve dolayısiyle önce köylerin teşekkülüne ihtiyaç vardı. Asya Hur* tarı. bu da yukarıda açıkladığımız. cuma) yıkanmayı yasaklamalarından şikâyet etmişlerdi. vaşak vb. Çünkü ticaret meselesi Bozkır Türk devletinin üzerine ehemmiyetle eğildiği bir siyaset çizgisi idi. Aspara. Bununla beraber Doğu Türkleri'nin elverişli bölgelerde ziraatle de meşgul oldukları görülüyor.Ziraatı Ogur Türkleri aynı zamanda iyi çiftçi idiler. ordularda da seyyar hamamlar (Çerge) vardı ve bu usul Selçuklulardan Bizans'a geçmişti. daha bir çok benzerleri bulunuyordu. Halbuki. Oğuz Türk şehirleri ve ülkelerinin mamurluğunu meydana getirmiştir. asırda kurulmuş yine yol güzergâhında ve ticarî yönden faal merkezlerdi. Yakalığ kale-şehirteri ve daha birçok kervansaray ve küçük kasaba. Bununla beraber. Çölden ayrı mütalâa edilmesi gereken bozkırlar sahasının çoğunluğunu otlaklar teşkil et- . Türkler karşısında Çin. nâdir de olsa surlu şehir de yaptırmışlardır. Ipek-yoluna kuzeyden paralel uzanan bu yola "kürk-yolu" denilmektedir. Çardan. Bu nokta Peçenekler. eksikliklerini tamamlarlardı. bk. Suğnak. Hun taıvhu'su Çj-çfnto M. Sütkent. GökTürk devleti kurulduğu zaman Istemi-Anûşirvân ittifakı sonucunda Ak-hun . Turıkul-tep& Cend. f . karşılığında hububat ve giyim eşyası alırlardı. tâ Hunlar'dan Uygur hakanlığının sonuna kadar aşağı yukarı 1000 sene müddetle Türk ve Çin siyâsetinin hâkim olmak istediği bir ana hedef vasfını taşımıştı. Bayırkum» v& 10. Karluk. Uygur. asrın 2. Klge Kağan'ın memlekette Çinliler gibi şehirler kurma teklifini. deri kösele köıki hayvan! gıdalar satarlar. Mana-keldi vb. Ayrıca Hunlar {ihtimal 4. 36'da Çinliler tarafndan yıkrtaa başkenti böyle idi.Uygurlar Çin ile. arpa. kendilerine en tabii gelen yaşayış tarzlarının icabı idi. Türkler de Çin'e sık sık yaptıkları baskı ile onu zayıf durumda tutup İç. Yukarıdan beri zikredilen Türk şehirleri de "yerleşik* hayat özentisinin mahsulü değildi. Fakat Türkler'le komşuları ansısında şiddetli rekabetlere sebep olan büyük kazanç vasıtaları da vardı ki. Tıpkı tH»ları gibi birçok Oğuz şehirleri de: Karacuk. kapalı şehirlerden hoşlanmamalardır (Tonyukuk'un sözleri). Ak-tepe. asırda) Kan-eu'da Gü-tteng adlı bir şehir kurmuşlardı. Kendi kültürleri ile mağrur oldukları bütün vesikaları ile bilinen Gök-Türkler'in bugün Batı medeniyetinin tesiri sonucu olarak üstün saydığımız yabancı bir kültüre geçmek gibi bir niyetleri yoktu. Eski Türkler. Altun-tepe. Türkler hiçbir zaman bütün Çin'i istilâ gayesini gütmemişler. Hazar Türk Devleti de. Balkanlar ve Doğu Avrupa'da o devrin en zengin şehirlerini kurmuşlardı (Preslav. Kamak. tacirlikleri yanında.) bu yolun geçit yeri olan Iç-Asya bölgesi. Hazarlar ve İtil Bulgarları için bilhassa belirtilmiştir. ticarî yönden mühim müstahkem mahallerdi. Çinliler de devlet sınırlarını Türk hakanlıkları başkent bölgesi olan Orhun ve Ötüken'e kadar genişletmeği düşünmemişlerdir. kürkleri idi. Türkler de onlann muhtaç olduklan v* Türklerde mevcut. ipek yolu transitini elinde tuttuğu müddetçe müdafaada kalmağı tercih etmiş. Çin. Sırdakbeg (veya Koyungar-başı).220 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 221 gün (çarşamba. Kendilerini Doğu Türkleri'nden (Hunlar. Margus andlaşmasının {434) bir maddesi Bizans-Hun ticarî münasebetlerinin tanzimi ile ilgili idi Çin-Hun sınır kasabalarında cereyan eden ticarî faaliyetlere Çin büyük ehemmiyet verirdi.Karluklar tarafından kurulmuş veya Gök-Türk çağında gelişip Kartuklar zamanında ehemmiyeti devam etmiş yerlerdi. Eski Türkler'de yalnız siviller için değil. yakındoğu ile Doğu ve Orta Avrupa ve iskandinavya arasındaki kıt'alar arası yolların kavşak noktasındaki mevkii ile. Daha I. tilki. Bilindiği gibi.Gök-TOrkter. ipek yolu üzerinde bulunmaları sebebi ile. Cul (veya Ctoü&Çumış* Sarig. Fakat Türkler umumiyetle surla çevrilmiş. Aksi hâlde Türkler bunu asırlarca önce gerçekleştirebilirlerdi.Eftalit devletinin yıkılmasına ve sonra da iran'a karşı Türk-Bizans andlaşması gibi milletler arası çapta siyâsi? münasebetlere sebep olan (yk. yarısında Doğu Türkistan'da Uygurlar'ın. Çin'den başlayıp Akdeniz kıyılarında nihayete eren meşhur Ipek-jyoiu kervancılığı geliyordu. fWskos'un bahseniöl hamam da aynı geleneğin bir şahididir. 734 tarihli anlaşma ile Ling-çu'daki So-fang şehrinin ortak pazar yeri olmasına karar veril* misti. ipekli kumaş. stratejik olduğu kadar. bunların başında. Oğuzlar. sansar. Oğuzlar) ayıran başlıca vasıf ta. Uygurlar. Savran. kunduz. nihayet 751 Talaş savaşını Karluklar'ın desteği ile Islâmlar'ın kazanması Çin'in Batı Asya ile ilgisini kesmiştir ki. Türkler'e Çih'den pirinç. İtil şehrinin 4 kapılı bir suru vw*. bu yaygın ziraat kültürüne bağlı oluşlarıdır (bk. Meselâ. Kayında. Pliska şehirleri). Siayram.Ticaret: Türk devletleri komşu milletlere umumiyetle canlı hayvan. Türkler'ın «tık "göçebelikten şehirlileşmeğe doğru" ileri bfr adım ifade eden arzusu şeklinde tefsir yerinde değildir. harabeleri hâlâ da görülen Çargelan. Meselâ. Iskan. tarih).Û. askerî değerde. Atbaş. Roma ve Bizans'tan da diğer ihtiyaç maddeleri gelir. Esasen sadece istek ile de şehir kurulamazdı. hayat tarzları icabı.

Türklerle kurt'un efsanevî ilgisi islâm ve Süryâni kaynaklarında da akisler bulmuştu (Gardizî. «r Çin yıllığı. ülkeye bereket ve saadet getirdiğine İnanılan kutlu bir taşın Çinliler'e verilmesinden sonra. Yunanistan'dan Finlandiya'ya kadar bütün Avrupa ve Amerika.452)'nun lâkabı Fo-li (= Böri) idi. Uygurların diğer bir menşe efsanesi. yüzyıl) Kumanlar'da yardımına başvurulduğuna dair kayıtlar bulunan kurt'un rehberlik rolü de M. DLTde ve Oğuz Kağan destanında geçer. Çin kaynaklarında. 578 . olarak çok zikredilir. 2. Daha sonraki geniş araştırmalar da bu görüşü takviye eder mâhiyette bulunmuştur.sonsuz "mücadelelerle dolu.Kırım (Suğdak limanı) -Karadeniz. En büyük ve kadim Türk destanı olan Oğuz hakan destanında. Kurttan türeme inancı Asya Hunları'nda. Hunlar zamanında Altay bölgesinde açılmış sulama kanallarına tesadüf edilmiştir (Başkaus'da Çulışman ırmağı yakınlarında). yol gösterici.-------------------------------------------------— 223 mekte ise de. Asya Hunları'na ait para çıkmamıştır. Türkler arasında kurt'a verilen büyük ehemmiyet asrımızın başlarına kadar devam etmiştir. Türk tesirine işaret edilmiştir. 6. suladığı arazisi vardı. Lupus efsanelerinde vb. Selenga bölgesinde Gök-Türkler'e ait kurganlarda. Moğollar ve diğer Asya kavimleri arasındaki efsane. Gök-Türkler'de her ailenin ekip biçtiği. Taşlar üzerine bunu tasvir eden kabartmalar yapıyor (Bugünkü moğolistan'da Bugut mevkiinde. Gök. Yine aynr kaynaklar bir Hun buğday dıv el ile. semavî ışık ve geyik bir arada görülmektedir. efsaneleri. prehistorik çağlarda Orta Asya'dan dünyaya yayıldığı" kanaatine varılmıştır. Türk halkının ıztırap ve iştiyaklarını dile getiren motifler olarak görüiür. Kurt'un Türkçe'de asıl adı Böri'dir ve bu mânası ile kelime Orhun kitabelerinde.Türkler'deki kurt=aşma adı da (şimdiye kadarki okunuşları: Asena. yüzyıllarda Türk halk çevresinde kurt-ata inancı çok yaygındı. Batıda {18. Uygurlar'ın "Kutlu-Dağ" efsanesinde kurt. O kadar yüksek teknik bilgiye dayanmakta idi ki. Bozlar devletinin ekonomisi. masal ve hikâyelerden başka. Ancak bu telâkki çok eski bir Türk geleneğinin devamı idi. Papa Leon. GökTürkler zamanında da kullanıldığı anlaşılan Tötö kanalının boyu 10 kilometreye yakındı. 160 . mağlûp ve tâbi memleketlerden alınan yıllık vergiler ve hediyelerden başka. Tü* parası GökTürkler (Türgiş-ler) çağında başlıyor görünmektedir. Asya Htm İmparatorluğunda hususî memurlar vergi toplarlardı. bir Hun fasulyesinden bahs ederler. "fu-li" şekli ile yer adı. şahıs adı. hattâ o tarihlerde Batı Türkistan'da oturan Vu-sun'larda da yaşıyordu. Kafkaslar'da altun ve gümC^ madenleri Hazarlar'ın kontrolü altında idi. neticede. bunları da kurt'a bağlıyordu. Mucmal al-Tavarîh va'l-kısas. arkeolojik kazılara dayanılarak ileri sürülmüştür.—TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHt ____-*_________________. Ayrıca tabiatiyle geniş Altaylar bölgesinde demir Hunlar'ın ve Gök-Türklar'to. "köpek mitolojisinden daha eski olan kurt mitolojisinin. Ruslar 1935 de bu kanalı aynen kullanmağa karar vermişlerdi. Türklerden Moğollar'a geçen ananeler arasında bu destan da vardır. oraklar. Maroş havzasında tuzlalar Bulgarlar'ın. ayrıca. Bu memurları koğmak cüretini gösteren Moğol O-huan'lara karşı sol T'o-ki "kiralı" savaş açmıştı. Bu tarihî bilgiyi arkeolojik kazılar desteklemektedir. Bu çağda da birçok muntazam sulama kanalları açılmıştır. 'kurt nehirleri" ve kurt dağının bir tanrısına ait tapınak bulunuyordu. Selenga-Baykal gölü arasındaki. Aynı efsane Tabgaçlar'da da vardı.170 yılları arasında. Altay ve Sayan dağlarında hububat zfoaatinin en az 3 bin yıldan bert yapıldığı. eski Roma Romus-Romulus efsanesi ve Ortaçağ İtalya'sında. Böylece Kurt-başlı sancak hakanlık alâmeti olmuştu.Destanlar ve efsaneler: Türk bozlar hayatının . Bazı Türk kurganlarında Çin paraları ele geçmiştir.hatıralarını taşıyan bu çok zengin edebiyat nevlnde kurttan türeme. Çince olmayan bu ad Türkçe'de "bir yandan diğer yana geçen* mânasındadır. buhranlı anlarda imdada yetişen bîr varlık olarak görünür ve meşhur "Bozkurt" destanı bu motifi hikâye eder. Göçü T'ui-yin adlı bîr başbuğ idare etmişti ki. Bazısında Türk geleneği uyarınca damgalar da taşıyan bu paralardan bir kısmı Sogd harfleri ile Türkçe. Tab-gaç ülkesinde 'kurt dağları".Trabzon arasındaki işlek ticaret yolundan sağladıktan vergi ve gümrük resimlen îdi. darı ekip biçiyorlardı. şiddetli soğuk yüzünden bir sene Hun topraklarının ekin vermediğini yazar. Kapagan Kagan'ın Çin ile yaptığı 698 tarihli andlaşmanın bir maddesi Çin'in Gök-türkler'e 3 bir ziraat âleti ile 100 bin hu (12500 ton) tohumluk darı teslim etmesi hükmünü taşıyordu. Etnoloji ilmine göre kurt motifi Türkler için "tipik" İr. M fonksiyon (ata ve rehber) icra ettiği anlaşılmış. kumart-Mftt büyük gelir kaynaklanndan biri de Volga havzası . Bozkurt.TOrkter'-ın batı kolunda geyik de fevkalâde kudretle donatılmış olarak rehberlik vazifesi yapar ("sihirli geyik1). Gök-Türk hakanlığının merkez ordusu mensuplarına da "Böri" deniyordu. Ivolgi ve ll-mova adlı yerlerde çeşitli saban demirleri (Çin'den ithal). mücadele ettiği canavara karşı geyiği . Kurt. Oğuz. Hindistan masal ve hikâyelerinde kurt'un.580 ferden kalma. Aşina. Türk destanlarında kurt.) "tipik" olduğunu belirttiğimiz kurt ile ilgili. kitâbeli mezar taşı) ve Gök-Türk hakanları atalarının hatırasına hürmeten otağlarının önüne altun kurt başlı tuğ dikiyorlardı. ziraate müsatt yerleri de vardı. uğursuzluk çöken memleketin açlığa mahkûm olması üzerine kendilerine yeni yurt arayan Uygurlar'a rehberlik etmiştir. GökTürkler ve Oğuzlar maliye ve tahsil memurlarına amga (veya ımga) diyorlar. gökten inen ışıktan olma. zira. tıpkı Tütkler'de olduğu gibi. Ünlü Tabgaç hükümdarı Tai-wu (424 . 6 . 'Bozkurt" 'Kutlu Dağ" vb. Türk efsanelerinde merkezî bir rol oynamaktadır. soy adı vb. Süryânî Mihael). Tötö ırmağından açılan kaimi ve bu bölgeye yakın Ak-tura kanalı Altaylar'daki tarımın işaretleridir. devlet hazinesine "ağlık' adını veriyorlardı. değirmen taşları bulunmuş. Meselâ Ç5n kaynaklama göre Hunlar buğday. Hazarlarda İslav kavimleri ev veya saban başına bir kılıç veya bir samur derisi (para nâdir veriliyor). Wei-shu'daki bilgilere göre.kavim. Çino vb. Uygurca vesikalarda. Bazı Karluk ve Oğuz iskân yerleri de aynı şekilde sulanmakta idi. Zena. Gök-Türk hükümdar sülâlesi olan Aşma ailesinin atası bir dişi kurt idi (Çin kaynaklarındaki rivayetler). halktan tahsil edilen vergilerle destekleniyordu. Tahsilat her hâlde aynî olarak yapılıyordu. asır ortalarına kadar gitmektedir. bir kısmı Soğdca yazılıda. yâni başka kavimlerde görülmeyen bir etnoğrafik belirtidir.Edebî Kültür ve Sanat a . Bulgarlar da ev başına bir samur kürk vergi veriyorlardı. ayrıca hububat muhafaza etmeğe yarar çukurlar görülmüştür. Eski Çin kaynaklarında bile Türk asıldan olmayan bazı kavimler "kurttan türeyenlerden değildir* şeklinde ayırt edilmiştir. -7. yerlerinden ayrılmağa mecbur katan Tabgaçlar'ın ataları (Hunlar) 'garip yaratıhşif bir hayvanın rehberliğinde yolsuz dağlardan aşabilmişlerdi. kürek ve pulluklara rastlanmıştır. St.

. Nitekim kaynaklarda bunu doğrulayan bazı işaretlere tesadüf edilmekte*.Ö. ortak bir yazı vasfım kazanmış görünmektedir.rehber vasıflan ile bütün Türkler'ce kutlu sayılmış ve Türklüğün millî sembolü payesine yükselmiştir. 4. Iran Turan mücadeleleri ve bu Türk başbuğunun hâtırası asırlarca Türkler arasında yaşamış. Le Coq ve Grünwedei 1902 -1907 yıllarındaki araştırma gezilerinde Turfan'da Uygur dilinde sert ağaçtan yapılmış. çeşitti bölgelerdeki izlerine ve vesikalarına göre Uzak-doğudan Orta Avrupa'ya kadar uzanan sahada. Çin yıllıklarında şöyle haberler vardır: "Uygurlar'ın ataları Kao-kü'ler Çince yazarlar. Selçuklular) kendilerini ona nisbet etmişlerdir. eski Türk kültür yadigârtanıün çoğu gibi. Avrupa Hunları'nın kendi yazılarının mevcut olduğunda şüphe bırakmamaktadır.. Fakat son zamanlarda. Atilla'nın ölümü üzerine Hun kopuzcularının söylediği ağıtlardan birinin. asır)'nin Şehnâmesi'nde Afrasyab diye anılan. Ayrıca Tanrı -Dağlarında Kurday mevkiinde M. Son yıllarda Asya'da yapılan mühim keşiflerle orhun-Türk yazısının milâddan önceki çağlardan kalma bazı örnekleri ortaya konmuştur. b . vesika eksikliğinden dolayı. O hâlde en mâkul yok Törk yazısının menşeini yine Türk çevresinde aramaktır. çok güç olmakladır.Iran-Kafkas'da M.Ö. manfheizm ile ilgilidir). Adı bizce bilinen ilk Uygur şâiri Aprınçur . örf ve geleneklerini aksettirmesi itibariyle destan edebiyatımızda mühim yer tutar. yüzlerce harf bulmuşlardı. Uygurlar'da adına "yoğ" lar tertip edilmiş. Gök-TûıMer'den önce Ak-Hunlar'm yazıları var* ve bu. Timurlter devrinde resmî yazılar. Hun kâtiplerinin kendi dillerinde yazdıkları metinleri Atti-la'ya okuduklarını söyler ki. hem ata. teşkilât. Bir görüşe göre de. Bununla beraber aradaki münasebet pekzayıf görünmektedir (Türk alfabesinin 38 harfine karşılık. Altun . Gök-Türk harflerine karakteri bakımından ("runiquea) yakın düşen alfabe eski Germen "run'landır ki bu ikisi arasında da. bazı büyük Türk hükümdar aileleri (Kara-Hanlılar. Fakat TÛrkler'in daha önceki çağlarda da şüphesiz yazılan vardı. Nihayet Uygur yazısı Moğollar tarafından kullanılmış. Priskos. Eski Oğuz Destanlarımdan bir parça kabul edilen "Dede Korkut" kitabı da Bozkır Türk topluluğunun. İlerideki araştırmalar bu örnekleri çoğaltacağa benzemektedir. Thomsen tarafından ileri sürülen. Altheim'e göre. Ne kadar yazıktır ki. Gök-Türk yazısının menşei hakkında birçok görüşler ileri sürülmüştür. gökten bir ışık demefi fçfncte inen kız İle evlenmiş ve yine gön ışkında peydalanan Bozkurt öncülüğünde dünya fütuhatına çıkmıştır. Klasikleri Hun dili ile okurlardı. sosyal bünye. Bunlara ilâveten. Hindliler ve Moğollar -runique' karakter kullanmamışlardır. ne de tinguistique bir ilgi kurmak mümkün değildir1. Orhun alfabesine nisbetle daha az bir gelişme kaydetmiş olan Tuna Bulgarları yazısı. hem de kurtarıcı . Altheim'in ifadesi ile. asım £ ^yansından beri Çin'de mevcut sayılan "blok* usulü. Jordanes (6. bu. Nitekim son haberden aşağı yukarı 40 sene kadar önceki bir kayıtta Gök-Türk yazısından bahs edilmiştir. Orhun yazısı île HArmazique" Kuzey. Uygurlar kitap basma tekniğini de biliyorlardı..Tegin'dir (Fakat şiirleri. Eski Türk destanlarından biri de efsanelere karışan ünlü kahraman Tunga Alper ile ilgilidir. Buna rağmen daha sonraki devirlere âit bazı Çin yıllıklarında Hunlar'ın yazısı olmadığı veya Gök-Türkler'in yazı bilmediklerine dair haberler Türkler'in Çince okuyup yazma bilmedikleri şeklinde anlaşılmalıdır. Türklerin bozkır hayatını anlatan diğer meşhur bir destanı da "Alp'ler devrinin tipik kahramanı* Manas'ın destanıdır..735) metnini haarlıyan Yolug Tegîn gelmektedir.Van v» Matbaa: Kendilerine mahsus yazıları olduğunu kesin olarak bildiğimiz Türk kavmi 8. Hâlâ çeşitli ülkelerdeki Türkler arasında söylenen masal ve halk hikâyelerinde uğur telâkkî edilen bozkurt. yüzyıldan kalma 4 mısralık Türkçe bir manzume zapt edilmiştir.iki isim biliniyor ki. İslavlar. fakat Hun-ca da yazarlardı. fakat çağdaş matbaanın esasını teşkil eden müteharrik harf sistemi idi. Sonr» (1906 ^909) P. Ogurlar'ın yazıyı bildikleri. 2. Çin yıllıklarında da. Bulgaristan'da Madara'daki ünlü kaya kabartmasıncta bir süvarî biçiminde gösterilen muzaffer Krom Harfin yanında normal büyüklükteki kurt tBtöviH Türk boZkurt geleneğinin taşa işlenişinden başka birşey değildir. ancak. demek ki. Bu 8. F.2. asrın ilk yarısı) denilen yazı nevi arasında daha kuvvetli irtibat kurulmak işlenmiştir. Asya Hunlan'na âit. Pelliofntm Tunhuang'da tesadüf ettiği Türkçe harfler dünyada matbaa tipi hurufatın en eskileridir. Uygurlar.Û. bunlann başında Orhun kitabelerinin (731 . Orhun alfabesi Orta Asya'dan etrafa yayılarak. yüzyıllar olarak tarihlenmektedir. Atilla tarafından Bizans elçilerine verilen ziyafette Hun müzisyenlerinin refakatinde Hun halk türkülerinin söylendiğini yazar. "Hua-guo'lar dış ticaret işlerinde koyun derisi üzerinde Hun yazısından istifade ederler". Türkçe yazı sözünün R Türkçesi'ndeki şekli) kelimesinin bulunmasından da bellidir. "armazique" de 22 harf vardır ve aralarındaki şekil yönünden benzerlik ancak 10 harfe inhisar etmektedir). "ne tarihî. Asya Hun yazısı oldukça yaygın görünüyor. yüzyıla ait Türk yazılı (5 harfli) diğer bir kitabe bulunmuştur.".kendi kitabesinin metnini bizzat kaleme aldığı ileri sürülen Tonyukuk. 4 asırda doğudan Avrupa'ya gelen Hunlar yazılarını da birlikte getirmişlerdi. 54. Bunlar arasında en fazla itibar göreni Orhun kitabelerini ilk çözmeğe muvaffak olan (26 Kasım 1893) Danimarkalı Bilgin V. yazılı vesikalar da bozkırların fırtınalı girdabında kayb olup gtoniştir. Kâşgariı Mahmud'un bahsettiği boz-kırlı Türk şâiri Çuçu zikredilebilir. Gök-Türkler'dir. Isık-göl civarında 1970 de açılan Eşik kurganı (Altun elbiseli adam'ın mezarı) nda ele geçen bir gümüş çanak içindeki Orhun alfabesi ile yazılı iki satırlık kitabe M. Çinliler.224 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ _____^_^__^_^_^___—^_ 225 yem olarak kullanmış. 576'larda T'a-po Kağan için Çince bir budizm kitabının Türkçe tercümesi yapılmıştı. bir -iki kayıt dışında bunlara âit yazılı metinler bize kadar gelmemiştir. Yolug Teginrden önce yer almakta ve Türk edebiyatının şahsiyeti malûm ilk siması kabul ediimektöcfir. ZSrâ çok geniş sahalara yayılmış büyük Türk imparatorluktan* yazı olmaksızın idare etmek müşküldü. Gök-Türklerlnki gibi IdL Bizanslı tarihçi Prokopios'a göre (6. dillerinde "yazı1 («* ir. Yas törenlerinde söylenen lirik matem şiirleri olan "sagu" lar da Türk halk edebiyatının mühim bir kolu idi. yâni bir nevî teksir değil. İranlılar. eski Aramî alfabesine bağlanma idi. V. Başlıcalarını zikrettiğimiz destanlar ve efsaneler eski Türkler'de canlı bir halk edebiyatının varlığını ortaya koyar. İstemi Yabgu'nun 568 yılında Bizans Imparatoru'na yolladığı mektup "İskit" (Türk) yazısı ile idi. asır? Ogur boyları kendi yazılarını da kullanırlardı. bu Hun yazısının bir devamından ibarettir ve. Ancak bir . asırdan kalma kitabeleri ile. Priskos hatıralarında. asır) tarafından Lâtince tercümesi verilmiştir. Bozkır çağı Türk edebî mahsullerinin yazarlarını tesbit etmek. Şâir Firdevsî (11. Gök-Türkler'de.

Türlı büyüklerinin hâtıralarının gelecek nesîîlerde muhafaza edilmesi için kitâbeter yazıldığı hususuna Ömurtag Han'ın (814 . fc yun* m* 8.Asya . güneş yılına çevrildiği söylenmektedir.226 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 227 . saflar hâlinde dizilmiş güzel giyimli Hun kızlarının söyledikleri Hun şarkıları ile karşılanmıştı. Batı Türkleri'nde (Bulgarlar) ve muhakkak ki Hunlar'da kultenılnuş olup. birir» öâripçi) ay. 6. bir yılda 12 ay vardı Aylar. bedizcİ (ressam ve nakışçı) vb. İnsan şeklinde çok kaba yontulmuş. Mezarlara ölünün kimliğini bildiren kitabe dikerler. milletin neş'eli ve acı gün hatıraları. Ukrayna ve Almanya'ya da girmiş ve oralarda koboz* kubos. Bunu hem Çin kaynakları. P'i-pa..Tuna arası bozkırlarda boLsayıda tesadüf edilen. sefer dönüşünde başkente girerken. 9. Bu hâkimiyet alâmetlerinden idi. bilindiği üzere. Türkçe oluşları da bunu gösterir: bengütaş (âbide.. Bi-li. gibi adlar altında çok sevilen sazlardan biri olmuştur.Şubat aylarına rastlardı. taşınabilir malzeme üzerine işlenmiş "Hayvan üslûbu" (Animal style) mahsulleridir. GökrTürWer. Macaristan'ıma ele geçen Avar çifte kavalıdır. 11. Ancak ölülerin hatıralarına kitabe dikilmesi ve san'atkârane yapılar inşa edilmesi o çağda Türkler için bir yenilik değildi. Bozkır Türkleri'nde renkli taş ve gümüş kakmacılık. Bunlar hayat şartlarına uygun olarak ve hayvanlarla yakın ilginin tesiri İte. KühTegin'ftıbüstü. Gök . kabir üzerine bina inşa ederler. Çinliler Asya Hun sazlarından bazılarını Kung-hu. hem de kitabeler teyit etmektedirler. Uygur bandolarında şüphesiz davul başta olmak üzere. e. Balkanlar. Yılbaşı Ocak . 3. Bozktr-Türk tarW boyunca bize intikal eden yegâne müzik âleti. atalarımı$a$rpkte Mısır. Yukarıda Priskos'a dayanarak büyük müzikli ziyafetinden bahsettiğimiz Attila. Fakat bunların telli mi. Çekoslovakya. pars. biçki (maymun). kobzo. nin müşahedelere dayanan hatıra notları ziyadesiyle ilgi çekicidir. sazlarla çalınan melodiye kög (veya küg) diyorlardı. altun ve gümüş gibi kıymetli madenlere tatbik ettikleri san'at eserleri ve hükümdarların otağlarına. 1958'de yapılan kazıda ortaya çıkarılan Kül-Teginiln çok güzel yontulmuş mermer büstü ve kaba bir kadın heykelidir. sosyal ve iktisadî hayat ve durumları hakkında dikkat çekici tasvirler verilmektedir. Destanlar. Wr Türk askerinin mezarında ele geçen ve Türk ırkfrriri bütün hatlarını tartaya koyduğu" iddia olunan biffıeykel ile. Uygur kitap ve hukukî vesikaları. Uygurlar'da. "kobuz" adı ile Uygur metinlerinde ve DLTde geçer. tonguz (domuz).bozkır Türk folklorunda çok mühim yeri olan bir çalgı idi. şüphesiz.o Sanatı Her kültürün olduğu gibi Bozkır kültürünün de kendine mahsus bir san'at anlayışı vardır ve bu anlayış birçok eserler vermiştir. tahtlarına ve Türk topluluğunun zevk inceliğine dair. Menşei çok eski olması gereken. gergef işçiliği ve otağcılık san'atlarının çok ileri olduğunu da belirtmemiz gerekir. Gök-Türk.Türk Devleti'nin daha başlangıç yıllarında (553) umuttfl bflgi verirken şu açıklamayı yapıyorlardı: V. Eski Türkler söyledikleri besteye ir (veya yır). Tüddeı'in bulunduğu her yerde mevcut olan kopuz. saray. Fakat Kül-Tegin ve Bilge barklan mahvoldukiarı (veya ilmî kazılar henüz yapılmadığı)îçîn mimarî ve süslemede Çfn ve Türk unsuriannı tesbit etmek imkânsızlaşmakta. Şimdilik bildiğimfe. bark (anıt-kablr). koy (koyun). nefesli mi oldukları bilinmiyor. 15. tabışkan (tavşan).Zaman Hesabı: Eski Türkler'in zaman hesabı da tabiatiyle Bozkır kültürünün izlerini taşımakta idi. ayrıca 12 yıllık devrenin 5 katı 60 yıllık devreler olarak da faydalanılan bu takvim. Asya Hunlan'ndan bert bütün Türkler arasında en çok tanınmış olduğu anlaşılan bu basit. yılan. Ayrıca Türkler'de askerî muzıka (bando. kültür. it 12. Polonya. ikinç. 10. II. Bir gün 12 kısım sayılıyor ve her kısma "çağ' deniyordu. d-Müzik: Eski Türk topluluk hayatında müziğin mühim bir yeri vardı. Orta . Rusya. Çin imparatoru her iki âbideye Çince birer kitabe de ilâve edilmesini arzu etmişti. Suriye. Attila Burgond kiralına bir Hun orkestrası göndermişti. ud (sığır. P'e-li. gerçekten Türk çehresini saf biçimi ile gösteren bir san'at eserkflr. Günün başlangıcı gece yarısı idi. 2. hem zaman. kopuş vb. Çin kaynaktan 28 çeşit Hun halk türküsünden bahsetmişlerdir. 4.".de. asır ortalarına kadar Orta Asya'da ortak yazı olan Uygur yazısı ile yazılmış ve bugünkü Mançu ve Kalmuk yazılarının esasını teşkil etmiştir. görüldüğü üzere. 5. hakanlar huzurunda bu kög ve ır'lardan hergün 9 tanesinin icrası gerekirdi. takagu (tavuk). Aslında ay yılına dayanan bu "12 hayvanlı Türk takvimi'nin Gök-Tûrk'ler zamanında.ordu devrinde "yarlıg'lar. Nitekim aynı Çin kaynakfen Gök . kahramanlık menkıbeleri. üçüne vb.ön taraftaki sağ ellerinde birer bardak tutar şekilde yontulmuş "taş-nine" terde de bir san'at endişesi bahis konusu değildir. kitâbenin*ttüiunduğu yerde. bozkır güzel san'atlannın bu sahalardaki hususiyetleri ortaya konamamaktadır. aşk türküleri. Türk müzik âletleri arasında Çinliler'in Hyu-pu adı ile zikrettikleri topuz.. 981 yılında Uygur hakanı Aralan Han'ı başkentinde ziyaret eden Çin elçisi Van-yen-tö'nün kaleminden Doğu Türkistan Uygurlan'nın. Eski Türk takvimi her biri bir hayvan adı ile anılan "12ytfhk" devre esasına dayanıyordu. Daha sonraki zamanlarda ordugâhlarda.831) Tımova kitabelerinde de temas edilmiştir. öküz). çeşitli borulu çalgılar da bulunuyordu.. diye adlandırılmıştı. Her iki âbidenin inşasında duvarlarına kahramanın savaşlarını canlandıran tasvirlerin yapılmasında Çin'den gönderilen saray san'atkflr ve ressamlarının emeklerinin geçtiği kesindir. bunun duvarlarına ölünün şahsını ve hayatta iken katıldığı savaşlardan sahnelert renkli olarak tersim ederler. Ku-sie adları ile zikr ediyorlar. Rgili tâbirlerin. 5 küsur saat itibar edilmekte idi. hattâ Ma- . hantal taşlar olan "balbal" lan ise san'at eseri saymak doğru olmaz Bunlar kabirde yatanın hayatta iken savaşta öldürdüğü ve öteki dünyada kendisine hizmet edeceğine inanılan kimseleri temdi eden dinî mahiyette işaretlerdir Bu inanç* Bulgar Türkleri'nde ve Macarlar'da da görülür. Bulgar kitabeleri ve 'Bulgar hakanları listesi". halı ve kilim dokumacılığı. yıl sıçkan (fare). fakat tatlı sesli saz.Türkçe kitabeler. mehter'in ilk şekilleri) yaygındı. 568 de İstemi Kağan'ı Tanrı dağlarındaki Altun-dağ mevkiinde ziyaret eden Bizanslı elçi Zemarkhos ve 629 senesinde Batı Gök-Türk hakanı Tong . Eski Türkler'in. Macaristan. Yıl 365 gün. Bulgaristan'daki Kurym Han'ın bozkurtlu kaya kabartması da bu eski geleneğin devamından ibarettir. Ytllann adlan şöyle idi: 1. Fakat Türkler'in Kül-Tegin ve Bitge Hakan'ın anıt-kabirleri nev'inden bazı eserlere de sahip olduktan malûmdur. 518 yılında kuzey Hindistan'da Ak-Hun hükümdarı Mihiragula'yı ziyaret eden Çinli Sung-yun. saz şâirleri tarafından kopuz çalınarak söylenirdi.kuyumculuk. anıt) bitigtaş (kitabe).Yabgu'nun misafiri olan budist rahip Hiuen -Tsang vb.. lu (ejder). hem coğrafî yönden çok yaygın Wr sistem gibi görünmektedir.

Bunu fiiliyat sahasına çıkarmak için gerekli araç ise elde idi: demir.Düşünce ve Ahlâk Eski Törkler'in bozkırlar coğrafyasında. cesur kişidir. Bazı milletleri bu yola sürükleyen husus. sadece öğünme vesilesi olan basit bir psikoloji değildir. Bozkırlı Türkler tarihte bu hususları gerçekleştiren ilk topluluk olarak görünürler. at ve demir üzerine kurulu. İslâm kaynaklarında. Türkçe'de her erkek. İnsan unsuru da bunda tesirli olur. kısa zamanda istenilen yere ulaşabilme iştiyakının tatmini. nazarî ve metafizik konularla meşgul olmamıştır.okşayan iki beşerî imkân sağlamıştır: Ât üstünde insanın kendini başkalarından daha üstün hissetmesi ve. son zamanlara kadar Orta Asya'da kullanılmıştır. fakat alp. cesaret verici ve mücadele ruhunu teşvik edici ^ad verme" ve "and içme" gibi gelenekleri ile •alp1 Hâin devamı sağlanıyordu. atın sür'ati sebebi ile. Bu içgüdü'nün aynı zamanda İlk fırsatta başkalarım sömürmek için de bir vasıta vasfı taşıdığını dünya tarihi gösteriyor.ruhunu. farklı kültür tiplerinde yaşamağa devam etmişlerdir. Fakat bu. Nizama ve gerçekçi Türk kafası . her insanda vardır ve şuur-altı bir kuvvet olarak yaşar. Nitekim sonraki asırlarda. Çünkü bir kültürün meydana gelmesi için yalnız maddî imkân ve iktisadî faktörler kâfi değildir. bu. hik anlayışı devletin saygı görmesi gibi mânevi değerlerle. derrtfln ve atın mevcut olduğu her yerde böyle bir kültürün doğup gelişeceği mânasına gelmez. yiğit İnsan demektir. Beylik gururu. her İki unsura sahip olan başka kavimler. Hükmetme duygusu + insan sevgisi + gerçekçilik şeklinde özetlenebilecek eski Türk düşüncesinin temellerini ahlâk prensibi yapmış. Türk devletlerinde görülen töre prensipler? böylece daha açık bir mâna kazanmaktadır. Asıl özelliği karşılık beklemeden koruyucu olmasıdır.228 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 229 nas destanındaki bazı hâdiseler bu takvimle tarihlenmiştir. bozkır kültürünü yaratan Türkler'in kendilerine mahsus bir düşünce sistemi ve ahlâk anlayışına sahip olmaları lâzımdır ki. asırlarda Târîh-i TürKT veya "SâM Türkân' adı altında zikredilen bu eski Türk takvimi. Menghin'in ifadesi ile 'Beylik gururu ("Herrenstolz")' nu yaratıyor. ikincisi de geniş ufuklara hükmetme arzusunu kamçılıyordu. Buna Türk'ün "gerçekçilik"! denebilir. 14. hem de aynı coğrafî bölgede. hürriyet ve eşitliği getirmiştir. O. Hükmetme isteği aslında bir içgüdü olup. insan gruplarının sosyal telâkki ve psikoloji-lerindeki ayrılıklardan ileri gelir. 11 asırda 7 . insan . Kanun. yâni üstünlük duygusu» eski Türk'te. eski Tür* cemiyetinde yalancılıktan da nefret edilirdi Eski Türkler. vehimlerden. Birincisi.kemfilerine has bir kültür ortaya koydukları herhalde anlaşılmış bulunuyor. fauna göre de 'nizama' bir cemiyet teşkil ediyorlardı. -15. doğruya hükmetkâr ve kanuna riayetkar idiler. Tûrk-teP'îft tarihte çeşitli kavimleri idare etmekte gösterdiği başarıların kaynağını burada aramak icap eder ve muhakkak ki. hayâlata dalmaktan hoşlanmadığı için. anlayan ve bu sahada Antik . Bu ise hüküm altına alınmış insanları sevmeği gerektirir. İnsan sevgisinden doğan koruyuculuk adalet. müsbet ilim yönünden şöyle açıklanabilir: Eski Türkler'e at. Türkler insan psikolojisini en İyi bilen. Aynı şartlar içinde yaşayan çeşitli toplulukların kültürlerinde görülen farklar.çağ medeniyetinin temsilcilerini bile çok geride bırakan bir millettir. onlarda 'Beylik gururu'nun eksikliğidir. yânı hayatında düstur edinmiş insana eski Türkçe'de 'alp1 denirdi. Buna göre de.

"Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar* insanları töre" himayesine almak şeklinde özetlenebılen Türk dünya hâkimiyeti ülküsünün destanlarda. Eski Türk'ün fiilen yaşanan faal hayata karşı duyduğu tutkunluk. efsanelerde ve yazılı kaynaklarda yer almış silinmez izleri vardır. devlet kavramlarının açıkianmasıdır. yalnız zihinde mevcut nazariyatın bir ifadesi değil. Türk topluluğunda tatbik sahası bulan hak. adalet. Bu düşünce tarzı. .yazılan Türk siyaset kitabı Kutadgu .Bilig bite. Türk düşüncesini 'mantık ve bilgi teorilerinden" ziyâde ahlâk ve devlet felsefesine sevketmiştir. aralıksız hareketler arenası hâlinde görünen Türk tarihindeki iş (action) vetiresi ile birleşince. üniversel mâhiyette cihan hâkimiyeti fikri doğmuştur. hak ve adalet anlayışı ışığında.

Paris 1903. Ülkü. 1964.. Eberhard.. Budapest 1958. Orta ve Garbi Asya halklanntn medeniyeti. İA. J. M. Çin'in şimal komşulan. Paris 1930. (A. Harvard Journal of Asiatic Studies 1. s. III.. VII-VIII. Eberhard. Çin kaynaklarına göre Tûrkler'de ve komşularında spor. S. Tonguzghuz. Türkische und mongolisehe Elemente an Neupersischen.1944. 1. ATİM. Paris 1903.. R. 421-438.. J. Sahra maddesi... Bazin.. Attöidi.4. W. Orta Asya Türk tarihi hakkında dersler. IX. Doerfer. Paris 1948. 1953. Eberhard. Ankara 1965. İstanbul 1968. Ctausen.. Eberhard. II. Edebiyat Fakültesi 50. N. L. York 1967'. Eberhard. İA.. Barthold. TKA 1. Byzantinische Ouellen zur Lânder und Völkerkunde. sayı 87. T. 2. Ülkü.T Hunnische Runen. 1897. Eski Türk şiiri. s. szazadi nĞpmozgalmak.1946. TM. Ülkü. Pogâny magyarsâg. Berlin-Leipzig 1921» Deniker. Şeşen. Budapest 1934. s. Al-Cahte. istanbul 1936. XXX1964. Buluç. Darkö. Caferoğlu. The Language of m To-pa mi. 5-53. Hunların. II. sayı 48. Magyarorszag nâpĞi ĞS a Romai birodalom (Kincsestar).. Şaman. N. W. nşr.1958. Byzantion. 315-322. des Roumains et des Byzantins. Bazin. Leletek a Hun korszakbol es ethnikai szâtvalasztasuk. Ural-Altaische Jahrhücher. Petersburg 1899. Ardel.. Diyarbekirli. M.R. Arsal.. Christensen. Banguoğlu.. W.1944. Orta Asya'da demir. II. II. Ankara 1942. Darkö. Neue Folge. 555-568. XII. W.1964. 1965..1949. Eski Uygur türkçesi sözlüğü.. ____. A. sayı. sayı 101-102. Ed.. J. 125-191. 1937. Appartenances lingustiques des envahisseurs altaîques de la Chine du nord aux İV. A Magyar muvelödes törteriete. York 1925.496. D. Alföldi.1941. tere. Budapest 1954. T.s. Donau-bulgarische und Wolga-bulgarische. 319-337. Oğuz Kağan destanı. s. 1916. s. DTCF Dergisi.R. R. Chavannes. 1932 Alföldi. Hilâfet ordusunun menkıbeleri vs Türkler'in faziletleri.Tenthorey. Tarih-i umumisi I. Cihan edebiyatında Türk kopuzu. Ed. 1940. sayı 63. Deer... ManâMb Cund at-Hilâfa ve Fazâ'il al-Atrâk. Türklerde "Çifte Kırallık'. M. Caferoğlu. Th. İstanbul 1927.. W. Hadtörtenefmi Közl. D. Arat..1964. s. Boodberg.2. 4. R. Kazakistan'da bulunan Eşik kurganı.1936.230 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 23f BİBLİYOGRAFYA Akkaya. Türk Tarih Kongresi Zabıttan. Barthold. l_. Copenhague 1936. II. Arat.A. F. A. s. F. El. Rachmati (Arat).B. Die alltürkischen Inschriften und die arabisehen Ouellen. J. DTCF... Paris 1953. Tartı Cihanguşa I. Chronique de Michelle Syrien.M. VViesbaden 1.. magyar Nyelvtudomanyi Közlemenyek. Th. GMS. 291-304. K.1959. Dietrich K. Eski Çin felsefesinin esastan. Recherches sur les parlers Topa. H. 4» Das Hunnische.( The invention ofprinting in Ghina and its spread westward. R. W. 25-220) Hun tarihine kronolojik bir bakış.19(43. Czegledy.. WM Toba'ların hayvancılığı. Petersburg.. 507-519. Arat. Berthetot.1940. S... İstanbul 1943. siecles A. Ş. Kortarsâk es kronikasok hiradasai (Bir heyet tara fından yapılan kaynak tercümeleri). Türk tarihi ve hukuk. 19-38 Eberhard. Chabot. W. A. I'lran sous les Sassanides. Ankara 1940. G. R. 1-2. Barthold. İstanbul 1931fa. 4-6. II. Kartuklar maddesi.. Çin kaynaklarına göre Orta Asya'da at cinsleri. Türklerin. Yıl Armağanı. J. Der Herrschertitel lduq-qut. X. s. Dunlop. tere... sayı 36. Oriens VI. 106-119. Tabı san'abnın keşfi.. Carter. W. W. DTCFD 1.. Arat. tere. Eski Türk hukuk vesikaları. Ülkü. TDAY 1958..1945. Samanlık maddeleri. Tûrkler'de tarih zaptı. İstanbul 1943. Ülkü. s. Bossert. İstanbul 1947.. II. Belleten.. The History of the Jewİsh Khazaras. Çin kaynaklarına göre. A. a. Chaiers d'Histoire Mondiale. P. U Notes sur les mots "Oğuz' et 'Türk'. İstanbul 1943. Documents sur les Tou-kiue (Turcs) occidentaux. 1912. Les races et les peuples de la tene. La Ifâttrature âpigraphique turque ancienne. Oğuzlar ve Oğuzeli üzerine. Cuvaynî. Eski Çftî kûttöru ve Türkler. Banguoğlu. . Ankara 1967. Eski Alman destanlarında Atilla'nın aftMrf. sayı 92. influences Touraniennes sur l'evolution de l'art mititaire des Grecs.. Benzin©.1937. F. Caferoğlu.. 1957.. İstanbul 1923... Uygurlar ve uygurca özerine. Caferoğlu. APAW. Budapest 1934... 1903. Die historisehe Bedeutung der alttûrkischen Inschriften.Budapest. Eberhard. Muahhar Han devrinde <M. TDAY 1959.1940. Arat. İstanbul 1942. Bang. Fundamenta II. Eberhard. R. Altheim..1937. IV-IX. 329-337. A magyarok elöderiölös a honfoglalasröl. Birkaç eski Türk unvanı hakkında. G. A„ Türk Dili tarihi 1. <***& gt t De Guignes. A. Chavannes...R. M. L'Aste ancienne centrale et sud-orientale d'apres PtolĞmee. De Groot. ATIM. s.. Bazin. Türk Tarih Kongresi zabıtları. 1973. Altheim. JRAS. W. Paris 1906. Leipzig 1912. Toung Pao XXXIX. J. N... Archaeologia Hungarica. Kazvinî... Turanı hatâsok a Görög-Romai hadûgy fejödâsâben.1936. Documents sur tes Tou-kiue (Turcs) occidentaux -Notes additionneUes. Halie 1948. Barthold. A.. Collinos . Türk Tarih Kongresi. Türk. W. Die Hunneh der vorchristfichen Zeit Chinesische Urkunden zur Geschichte Asiens I. XXXV. W. 35. Türkç.. bir kısmının türk. Bazin.. Eberhard. Belleten. törk. Belleten. A. sayı 45. A. 485. Fundamenta 1. 337-385. 1935. II. Cahit (Yalçın). tere. A^ Tukyu veUyguriar'da'han'QnvanlantimM\. keresztĞny magyarsâg. s. et V. 265-276. W. Ata Malik. 1969.Folge. II. A... N. Attila et les Huns. sayı 18. R. Dle Leğende von Oghuz Oaghan. The Ongin Inscription. L. R. 1932. R. II. ti+ & 0 H ..

Der İslam.. İA. 1961. Ankara 1958. ZurHerkunft der türkisehen Völkerschaften. G. I. TüM rivayetlerinde Bozkurt. GabairvA. Jirmunskiy. 1944. Jisl. Ergin.R. L. 387-402. Paris 1954. t. Nachworte zur Inschrift des Tonjukuk. 1954. Hermann. The date ofthe Sogdian ancient letters. Fundamenta lf. Eliade. W. Huımfach-TOrkische Beziehungen. P. A. II. 1..Cambridge1911 Hamdullah Mustawfi Kazviol. I.^. Çin Tarihi. Hakkı. VII.. İnan. S. I. Über Wolga-Hunnen undHiung-nu. Flor.. THİTM. Talk Tarih Kongresi. 4. von.. Tarih Enstitüsü Dergisi sayı 3. Sir-derya boyunda Oğuzlara dair izler. Türk fütuhat felsefesi ve Malazgirt muharebesi. Györfry. Hudûd 'ül-âlem. W. İstanbul 1955. Belleten. A. A.1944. İnan. Belleten. Macar ve bunlara akraba olan milletlerin kültürü. s. M. sayı 38. İstanbul 1930. B. Kafesoğlu. 1960. 104-110 Jettmar. Stepne und Staat im Leben der altesten Türken... Kafesoğlu. Köprülü. A. Z.. Belleten.V. Toba'larda köle usulü. s. 1-34.. d'aprts les documents chinois.. KCsA. XXX. Ch. İstanbul 1946. XI. 1958. TU. JheAmp Conquastto Central Asla. Yasa. Afttûrkfsche Shreibkultur und Druckerei..4. Türk tarihinde Moğollar ve Cengiz meselesi. Fransızcası: A • propos du nom 'Türkmen** Oriens. I. Almanca teredir Kenntnis der alttûrkisehen Tıtulatur. Arat için. s. 1964. TKA I..1939.{CCl)2SO. W. Sosyolojiye giriş.. A. İstanbul 1953. GMNS. Kafesoğlu. 1. türkçe tlfc. 1928. Asyarvn üstün- Grousset.^^ 1^C$ CÖ/6SteS' İ6S Fâ9neS d'Bîerich9' Oapaghan et Bilgâ. II. Hirth. 1939. Kül-Tegin anıtında 1958 de yapılan arkeoloji araştırmalarının sonuçlan... I. Paris Hamilton. W.. Koppers. türkçe ter. 1937. 290-320.sayı 20. A. Eberhard.. Leyden 1910. Manas Destanı üzerine notlar. Belleten. **1934' Ü •«■ İ Varoğlu.. L Tarihte Türk'adı. İsmail Kaynak.. Fındıkoğlu. ve izah V. A. Ankara 1962. K. 471-483. A. s. Folge. Belleten. Gabain.. Zeki Velidi Togan Armağanı. S. G.(0e*o/^^ Haddon.G. ve tere. Gabaln.1972. Imago Mundi I. THİTM1. Tarihte ve bugün Şamanizm.1962 H**siaH. TDAY. A. von. w!. Şato Türklerinin kültür tarihine dair. Klyaştömiy. XI. (680-Giraud. Budapest 1940. SBAW. Berlin 1935. Freyer.ÖMS. Koppers. Giriş-Metin-Faksimile.F. Türk aile sosyolojisi Hukuk Fakültesi Dergisi. Ota Asya'da Arap mtûhatı. s. Ankara 1959.F. T. İnan. II. Les Oulgours a rtpogue des Clng dynasties. Suppl. s. Ankara. I. Ankara 1947. HAR.^^^ •n 1935.1947. Ankara 1966.. DTCFDII. Freyer H. Selçuklular maddesi. K. Türk etnolojisini ilgilendiren birkaç terim. İnan. s. Kutadgu-Bilig ve kültür tarihimizdeki yeri. Parts 1951. von. 1-2. E. 1956.R. Fr. s. V. sayı 8. A. İlahiyat Fakültesi Dergisi. Gabain. Şecere-i TOrk. Hermann. töre-ture ve şeriat. sayı 2.. Atalay. Le Chamanisme et les technique$ archaiques de i'extase. Yazılışının 900yılı münasebetiyle. Mil.A. von. VViener Beitrâge zur Kulturgeschichte und ünguistik. 1954. sayı 1.. L. Freyer. 121-133. Kafesoğlu. Türk destanlarına genel bit bakış. sayı 99. İçtimaî nazariyeler tarihi. Hirth. London 1923. Fener. Fr. Din sosyolojisi Ankara 1964. sayı 107. sayı41.. Budapest 1940. Les monuments de la cuiture Protobulgares. 1948. s.. Türk Şeceresi. Eski Türkçe'nin yazı dili. İnan. Toguz-cguz et On-UygurtJA. s. 1.C. Göktürklerin tarfrıine bir bakış.1947. TM. tec.^. A. {^'Türkmen' adı. R. ^^VM). Tûrko-Bulgar. İstanbul 1931. Die Indogermanenfrage im Lichte der historisehen Völkerkunde. B. İnan. F.1962. türkçs tercümesi S. A. s.rHorvâth. DLT. İnan. Sâid Nefisi. İstanbul 1970. Dede Korkut Kitabı \.. İstanbul 1941. Amrkische Grammatik. İstanbul 1943. Orhun yazıtlarına göre Orta Asya milletlerinin Araplara karşı mücadelelerine dair. EaW7BnV ünvantanna dair nofltar. tere. 1-38. sayı 104. R. Kafesoğlu. 131-137.M. BSOAS XII. Eckhard. Iran. Gabain. a: 1-16 Kafesoğlu. Minorsky. M.1948. A. 15-16. Die alteste Türkische Weltkarte (1076 n. Haustiere und Hirtenkultur. M. Tarih Enstitüsü Dergisi. M. 1963... İstanbul 1925. J.... Wİen 1948 Jettmar. 1931. s. Gallus. Eberhard.. Eski TOrk Ofrtf. Harnta. R. Eski Türkler'de ve folklorda 'ant'.. R. L'Empire des Steppes.. A.. Kaşgariı Mahmud. Chaiers d'Histoire Mondiale. Budapest 1939. Feher. 97-UM. Doğan. 1.. Ankara 1968. H. G. Ebu'l-Gazi Bahadır Han. Buluç. Feher. XXIX. von. II. 1939-1941. DTCFD VI. Kafesoğlu. tere. 306-319. S. Archiv für Völkerkunde III. Tarih Enstitüsü Dergisi. Uygurlar ve yeni bulunan soydaştan. A BolgârTörökök szerepe es müveltsĞge.Belteten. trc. mânası ve mâhiyeti. Ttfıran 1333. Cihan tarihinin ışığında ilk Türklük ve Hk Indo-GermenSk. . Çağatay. Un peuple cavaJierpreScyth1que en Hongrie. H..7nelVanderfngso/fteop/eS.1946.J. Orun ve ülûş meselesi. s. Gibb. TMMOuzIda. Anthropos. 279-290. TDE. 1899.. Zayn al-ahbâr. J* Deny Armağanı.kelime üzerine. 1930. ATIM. Gfen Henning. W (İndeks).. nesr. 1935-1939. Ankara 1958. Gardizi.. Ankara 1954. (tercüme). bugünkü Türkçeye tere. Türk kültürünün Avrupa'ya tesiri.232_________________------------------------------------------------TİİRK DÜNYASI EL ÖTABI TÜRK TARİHİ 233 Eberharö.1941. Lelpzig 1950.H.1971. Ankara 1959. Attila a mondâban (Attila es Hunjai). Ibn Fadlan seyahatnamesi. M. TDAY1958. II. Paris 1961. L'lnacrtption de Bain-Tsokto. Paris 1941. Nur. WJ- ^!^^^^ lüğü v» düşkünlüğü. 255-270.öy. nesr. Les plus anciennes civilisations d'Ğleveurs des steppes dAsie centrale. II. TDAY.

KCsA. 1694.. Eski Türk Yazıtları.. Budapest 1943. A. s. Ülkü. Gy. Özerdim.. Central Asiatic Journal 1. 1947 (TDK yayını). 1936-1941.. Şaraf al-zaman. 77ıe Horse. 1905. 1967. Tabayi'ül-hayvân.N. Indian Antiqua: 7 Illinois 1943..Frontier.1945.1952. B.-W. 1964. Thomsen. O. Ankara 1947. Orkun. UAJb.J. Kahire 1948. Temir. Montandon. Ankara 1967. Aus Sibirien. İnscriptions de l'Orkhon dechiffrĞes. Szeged 1938. Dokuz Oğuzlar ve Kök-Tûrkler. Din Sosyolojisi Ankara 1961. Lazlö. Belleten sayı 53. A. Buddhizm tarihi. Kutadgu Bifig.. der Volksname der Hsiung-nu. D. 1911. 1949. London 1962. Dinler tarihine giriş.. sayı 88. V. Schmidt. R. S.. XII.destanları. Râsonyi. XXIV. B. II (tercüme) 1959. Viadlmlrtaov. Pritsak. İstanbul 1943. İstanbul 1964. tere. P..lL.. Szâsz. 1934. Türkler ve kayak. Der Volksname TOrk.. Ruben.1945.1950. Türk. IX. LA. $.. Nemeth.. F. Togan. A Hunok törtenete. Gy.1958.. Belleten. 261-295. BSAS. A honfoglalömagyarsâg kiâiakulâsa. II. B. Uyguriar'ın menşe efsanesi. I (tercüme). Pritsak. 6. Özerdim. R. KCs A. The Poems of the Turkiah People who Ruied in Northern China in 4* th Centuries A. 237-243. Ankara 1971. XV. Ülkü. sayı 33.S.Türk Tarttı Kongresi. A toan. Hüen-Çang'a göre Peygamberin çağında Orta Asya.370-390.. 2. Gök-Türk yazıtlarının Apunm'lan. O. 3-4 1960. 1962. Budapest 1928. APAW.... 81-137.VV. Forlong Fund. Byzantino-turcica l-ll... F. 359-456. L.-B.1951.234 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TARİHİ Köprülü. A.K. Oğuzlar (Türkmenler). Uigurica. l-IV. Ortekin. 305-318. Arat. O. tere. B. Menghin. Ankara 1955. Tümertekin. JL Die Chronologie der alttürkischen Inschriften. 1948. Liu Mau-Tsai. sayı 48. 1961 . : II (notlar ve ekler). W. sayı 35. $.G. Ramazan. Eski Türklefin dini. Pritsak. Sebestyen. Folge. N. 'Qara'.1959. W. M. 1-23.1940. 1-2. 1915. Türkler'de hukukî sembol olarak ok. Türkç. Ntf. Chronique III. Probleme dertütiysehen Urzeîtt Bibi. A. R. 147-152. B. H. Der Ursprung der Gottesidee. Ramstedt. V. Murûc al-zahab. Tarihleri-boy teşkilâtı . A TöröksĞg öskora.Y. V.1948.VV. W. Radloff. Belleten. Sümer. Budapest 1942-1943. III. Yetts» MP. X. Berceviezy emlökkönyv.. Wiesbaden 1958. Oniki hayvanlı Türk takvimi. L. İlk Tûles boylan. Baki Araplara göre Türkler. s. Doğu Gök-Türkleri hakkında vesikalar ve notlar. ri. Sino-Turcica. Ankara 1946. istanbul 1953. Petersburg 1899. TDED. Fuad Köprülü Armağanı. Al-Mas'udî. Schimmel. Stein. VVirtschaft und Gesellschaft. neşr. V.. Princfrtes and structures in the organization of the Asiatic Steppes-Pastoralists. S. İstanbul 1935.1953» s. tere. 1-2. Psychological Review. Nemeth. Minorsky. Şeşen.. Les inscriptions inconnues sur les pierres de Khoumara (au caucase du Nord) et le probleme de t'alphabet runique des Turca occidentaux.. Budapest 1942-1947. Moravcsik. Türk. Zajaczkowski. M. s. Budapest 1940. Sümer. VVhite Huns and Kindres Tribes in the History of the Indian N.HUkTheoryotHumanMotivation. Müller. Talpei. Belleten. Radlof. Ankara 1962. II. G Jt. sayı 105. Tarihte Türklük. XV. W. Berlin. Weftgeschichtliche Rolle der Ural-altaischen Völker. Az ismeretlen Belsö-Azsia. Moğollar'ın içtimaî teşkilâtı. Belleten sayı 81. Bilinmeyen Iç-Asya. tere. 1966. A. Southwestern Journal of Anthropology. Belleten. ögel. <X.. Müller. Die bulgahsehe Fürstenliste und die Sprache der Protobulgaren. Paris. Hundestammvater und Kerberos MI. landon 1942. O. tere. Belleten. IV. A. 3: Die asiatisehen Hirtenvölker.1927. Fransızca tere. Die chinesisehen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türksn (Tu-kûe).. Khazarian Culture and Its Inheritors. ATIM.. ZweiPfahlmschriften aus den Turfanfunden. Belleten. Mansel. Ş.. W. VVeber. M. Ûgel. Istanbul 1943.. Nemeth. Neşr. İstanbul 1954-1957. Ögel. s.s. ESA. Moğolistan'daki Türkçe kitabeler. al-Marvazi. s. Turan.t A magyarok ijja es nyila. Traitâ d'Ethnologie culturelle. Ankara 1944. a Factorş inChinese History.K.. Paris 1934. 90. Chou'larda Türk'lerden gelen Gök Dini. 1934..1938. sayı 59. Ankara 1948. 1. DTCFD... Vasiliev. V. Nemeth J. Z. Turan. I (Metin).. O. Helsingfors. MSFOu. O. A Study of History. J. Lazlö.. Ögel. Miche! Le Syrien. l-IV. Maslow. E. Z. Açta Orientalia. Pritsak. Açta Orientalia XII. OTCFD. L. Buiuç. islûm âmme hukukundan ayn bir Türk hukuku yok mudur?. Pritsak.. G..N. B. Marquart... Türklüğün eski çağı. Ögel. 4. F.. VViesbaden 1953. Attila nagykirâly. M. Türk Tarih Kongresi zabıtları. Şfiie-usuyazıtının tarihftingmi. Tamim ibn Bahr's Journey to the Uyghurs. Thomsen. K. İslam Tetkikleri Enstitüsü Dergisi.. A. Freiburg. II.. 1-2. Ligett. F. Bizans imparatorluğu tarihî. TM IH. 1922... Hung. II. XVII. JSFOu XXX. İstanbul 1941. Karatay. Sçerbak. Gy.1957. XXXIV. Oğuzlara ait destanı mahiyetteki eserler. W. Türk. Stuttgart 1938. Bombay 1905. Anadolu'da demir çağı hakkında.. B.. AA. Stammesnamen und Titulaturen der altaischen Völker. F. 63-87 Ögel. XIV. TD. İstanbul 19S5. Archaeotogiâi Erteşitö. Kretschmar.. V. tere. s.1955. N. XXII. Gy.. Ruben. sayı 86. TM. 1913. A kagân ĞS csalâdja. Cengiz Han ve Çin'deki hanedanının Türk müşavirleri. Stotit&ztirtûrkischen Rechtssymbolik.M. B. XLIİ. İstanbul 1943. Krader. Budapest 1930. Togan Armağanı. Islâmiyetten önce Türk kültür tarihi. Taplamacıoğlu. Baştav.. l-IV. APAW. Zwei uigurisehe Runeninschriften.. II. 361-379 Ögel. §1-118... 1964. Or. II. Xun. VI. Milâddan bin sene evvel Asya içlerinden muhaceret eden Hindistan'ın eski demircileri arasında.. J.1940. H. Leipzig 1898. O.1963.. (TTK). sayı 60-61. V. Minorsky. B. Chabot. F. Sibirya'dan. Der Untergang des Reiches des oguzisehen Yabgu. W. Thomsen.

. Budapest1923.: r#. Budapesti Szemle CCXIL.:-_. hâkim zümreler sıfatıyla tarihî ağırlıklarını koydukları çeşitli müslüman ülkelerde büyük İmparatorluklar (Kara-Hanlılar.236 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ--------__________________________________________________İ____W Zichy. Kirman.1963. NyK. tere. Hind-Tûrk İmparatorluğu) veya devletler (Irak. fiötfe '. sosyal ve ethnique izler bırakmış olan Türk toplulukları Islâmî devirde de ve bu defa. Harzemşahlar. 1936. . Belleten. Tolunlular. Az euraâzsiai lovâsnomâd möveltsĞg keröĞsĞhez. Türk. . Selçuklular. Anadolu Selçukluları. r A *& IV.&**-. Suriye.. sayı 107. İlk Türk-İslâm Siyasî Teşekkülleri İbrahim KAFESOĞLU *«*»« Buraya kadar görüldüğü üzere Uzak-doğudan Avrupa ortalarına kadar bütün bozkırlar bölgesinde 1200 yıl hüküm sürmüş ve birçok Siyâsî. Gazneliler. A Magyarsâg ÖstörtenĞte 6$ müveitsöge a honfoglalâsig. Ihşidli- .-i :. I. I. Zichy.

Zengîliler . İzmir. Atabeylik ler (Salgurlul ar. Yakın Doğu ve Doğu Avrupa'nı n son 1000 yıllık tarihine yön vermişlerdir. İran'ın kudretini de Kadisiya (635) VB Nihavend (641) savaşlarında kıran islâm orduları. son Sâsâni imparatorunun izinden Ceyhun kenarına ulaştıkları zaman Türkler'le temasa geldiler. Mengücü klü. Inallı. o tarihlerde devlet teşkilâtı içindeki Gök-Türk imparatorluğunun hem doğu. Dânişme ndli. Orta Asya. Türklerin İslâmiyet'e Girişi ■' Hicaz kıtasında yeni dinin verdiği hızla taşarak Yarmuk savaşı (634) ile Bizans'ı Suriye'den attıktan sonra. llDenizliler . 1. yüzyıl . Osman'ın öldürülmeleri ve nihayet Ali-Muaviye mücadelesi ve Harici isyanlan doğuda İslâm ordularının hızını kestiği için 8. hem batı kolu fetret devresinde-(Çin'e tâbiiyet) bulunuyor. Ömer ile Hz. Efes) kurarak islâm dünyasın ın mukadde ratına hâkim olmuşlar ve Osmanlıl arla birlikte mütalâa edildiği takdirde. Garcistan ve Sistân havalisindeki Oğuz kabile kırıntıları ile Kuhistan-Fars arasında oturan dağınık Kalaçlar bir yana bırakılırsa. Mâveraünnehtr bölgesindeki şehir "kırallık' larına tesirli yardım yapılamıyordu. Mısır Türk Devleti. Delhi Türk Sultanlığı . Karakoyunlu.ler. Akkoyunlular). Esasen Islâmın merkezinde Hz. Timurlula r. BeğTeginliler ) ve beylikler (Artuklu. Böriler. Saltuklu. Ahlat Şahları.

Neticede Araplar'ın müdafaayı tercih eder duruma girmelerinden anlaşılıyor ki. Kısa zamanda Şam. işte bu karışıklıklar içinde durumdan faydalanan BuvayhîâifesirtdenMuizz*ûd-devle Bağdad'ı alarak şü Buvayhî devletini kurdu(945). asrın ilk yarısında da iki Türk kumandanı: Beçkem ile Tüzün 'Emir'üMJmerâ' olmuşlardı ki. bu vazife aslında hilâfetin gerçek iktidar makamı idi. Daha sonraki halifeler. evvelce Tolunlular hizmetinde idi. edip bir adam olan ve Türkçe şiirler yazdığı söylenen Ahmed'in ölümü ile yerine geçen oğlu Humâreveyh (884-895) zamanında devletin sınırları Toroslar'a. fakat 9. bu cKıiî-siyâtf büyük gaileyi sona erdirmiş Al-Mu'tasım'ın Ankara civarında Bizans'a karşı kazandığı savaşta yararlık göstermişti Büyük- . Meselâ Hatife Al-Me'mûn'un hususi kütüphanesinde memur olan bir Türk şöyle demiştir: "İranlılar ve Rumlar ülkelerini başkalarına kaptırıp kendi yurtlarında esir olurlar. Gere* yukarıda adı geçen. yukarıda Türgişler). Musikisever. Ahiret'e ve ruh'un ölmezliğine inanıyorlar ve Tanrıya kurban sunuyorlardı. Abbasilerin iktidara gelişi ile İmparatorlukta Arap olmayan müsiümanlara da çeşitli vazifeler verilmeğe başlanmıştı. inak. Burada Afşin. Bağdad'ı Buveyhiler'in ele geçirmesine mâni olamadı. . Al-Vâsik (ölm.yüksek idarî makamlarda veriliyordu. Aşnas. Daha 675-680 yıllarında Horasan valisi emrinde 2 bin Türk okçusu vardı. Ermenilere (652) ve Bizans'a (858) karşı başarılar kazanmıştı. gerek bu Türkler halifeliğe tahakküm ediyorlar. "Etrak" arasında Mısır valilerinden ikisi istiklâllerini ilân etmişlerdir: a * Tolunlular (875-905): İslâm halifeliği topraklan içkide ilk Türk müstakil siyâsi teşekkülü Oğuz Türkleri'nden Ahmed tarafından kurulmuştur. Ayrıca İslâmiyet'in telkin ettiği ahlâk? kaideler eski Türk "alplık" anlayışına uygun düşüyor ve özellikle "cihâd" Türk'ün fütuhat görüşünü takviye ediyordu. Mısır'da. Küçükrbuğa vb. Türkler'in kısa zamanda İslâmiyet'in bayraktarı olarak dünyâ karşısına çıkış sebepleri bunlar olmak gerekir. Mısır valisi iken istiklâl ilân eden (935) Muhammed önce Dicle'ye kadar uzanan saha ile orta Suriye'yi* 942'de de islâmın mübarek şehirleri olan Mekke İle Medine'yi devletine bağladı. müstakil devlet halinde olanlara: Türk. Fakat kendisinden sonra gelen oğut ve kardeşleri istiklâllerini koruyamadılar ve Mısır ile diğer bölgeler halife El-Muktefi tarafından ele geçirilerek (905) valiler idaresine verildi. bilgisi ile ün yapmış bir zat idi. Hâkan-oğlu Feth. süs. Müslim'i tâyin etmesi (705). Sonuncu halife devrinde Abbasff imparatorluğunun en ileri gelen üç şahsiyeti Türk idi: Küçük-Buğa. yüzyılda kalaba!* aileler hâlinde ihtida ederek gelenlerdi. Türkler'in dünyâ tarihinin en mühim hâdiselerinden biri olmak üzere. Türkler uzun zamandan beri tok Tanrı inancına âşinâ bulunuyorlardı. Talas'a kadar akınlar yaptılar (Orta-Asya'da Türk-Arap mücadeleleri için taf silen bk. Abû Muşum hareketine katılan Sul (çur) oğlu Süleyman ite Tarhan Sul-Cammâl. Mâve-raünnehir Türk beyleri sülâlesinden gelmesi muhtemel Muhammed Ebû Bekir tarafından kurulmuştur. gibi sivil vazifeler yanında vâlilifcMciblik:gM. Türkler'den hususî muhafız bifliflefl teşkiline El-I^flün zamanında başlanmışt^Fakat Türkler'^ tıassa askeri olarak birden çoğalması Halife Al-JMutamm zamanında. halife Al-Mansur zamanında Hammâd üt-Türk^AI-Mahdî zamanında Mübarek üt-Türkî sayılı Türk kumandanlarından idiler. Haleb. Humâreveyh'in güzel kızı Katr'ün-nedâ'nın halife ile evlenmesi tarihlerde destanlaşmıştır. Türkler memleketlerini hiç kimseye vermiş değillerdir. Bağdat'la arası açılınca istiklâl itan etti (875-884). 849). asrın 2. resim san'atın in tesirleri açıktır. Buna göre ve umumiyetle kabul edildiği gibi." Gerçekte İslâm dininin eski Türk inanç ve telâkkilerine uygun cihetleri çoktu. Vasîf. Islâmiyete girişleri kendi arzuları ile vuku bulmuştur. Abbasîler Zamanında Türkler (Etrâk) Türkler İslâm kaynaklarında umumiyetle üç tâbir altında zikredilmiş görünüyorlar.238 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 239 başlatma kadar Türkler'le İslamların karşılaşmaları sınır harekâtı ölçüsünü aşamamıştı. Araplar silâhla mücadeleye girişen Türkler karşısında kesin başarıya ulaşamamışlardı. savaşları birden bîre alevlendirdi ve İslâmlar kısa zamanda Mâveraünnehir'e hâkim oldukları gibi. hilafeleri iş başına getiriyor veya uzaklaştırıyorlardı. Bunun ÖJömü üzerine baş gösteren iç müca-deleleri fırsat bilen Fâtımîler tarafından Mısır işgal ediidi (969). Daha çok sızma yolu ile İslâm ülkelerine gelerek hilâfet merkezinde vazife alanlara: Etrâk. Türkler'e tahsildarlık vb. Babası Toğaç. Sâmarrâ'da bulunan babası Tolun. Fakat Errtövîter tarafında* İslâm imparatorluğunun bütün doğu bölgelerini içine alan Irak umumî valiliğine Haccâc'ın getirilmesi ve bunun da Horasan'a devrin sayılı kumandanlarından Kuteybe b. 861) zamanlarında iktidar adeta bu kumandanların elinde idi. tahkimat yapmış ve kuvvetli bir ordu teşkil etmişti. Taşkent ve Mâveraünnehitfden 8. Bu yüzden aralarında mücadele eksik olmadı. Al-Mutavakkil (ölm. gibi Türk kumandanlarının idaresinde 4 bin Türk askeri vardt-Afşin meşhur Bâbek isyanını bastırmış (838) elebaşısı Bâbek'i yakalamış. (883-842) oldu. Büyütebuğa. Oğuzlar'a ise sonraları: Türkmen denmiştir. Antakya şehirleri ile birlikte Suriye'yi idaresine aldı.. Bu münasebetle halifelerin hassa askerleri ve İnzibat birlikleri arasında Türkler de yer aldCki. Irak kıt'asıntn şiî Buveyhîler tarafından tutulması sebebi ile Mısır'a kalabalık Türkler'in akmasına engel olunması bu iki küçük Türk devletinin siyasî yönden fazla gelişmesini önlemiş görünmektedir* 2. Bu durum Arapça eserlerde de bazı yankılar bırakmıştır. Türk usulüne göre kurulan bu şehirde binalar saraylar ve diğer yapılarda Türk yapı. Daha doğrusu tamamen Türk gençlerinden kurulu ilk hassa birliği hu halife. doğuda Elcezire ve İrak'a kadar genişledi.. Beçkemin adı paralara basılıyordu. Muhammed'in yerine geçen oğlu ve bunun kardeşinde değil. imâr hareketlerinde bulunmuş. Buğa da başkumandanlığı sırasında Bedeviler'e (845). Adana ve Tarsus bölgesini de ülkesine bağladı. Mısır mâliyesinde ıslâhat yaparak halkı darlıktan kurtarması sebebi ite Mısır ahalisi tarafından sevildiği için tutunmağa muvaffak oldu.tarafından teşkil edildi Al-Mu'taaım Bağdad'ın -kuzeyinde Dteie kıyısında inşa ettirdiği yeni başkenti Sâmarra şehrine (836) bu hassa ordusunu da götürmüştü. 946da ölümünden sonra fiilî idare. saray adamlarından Kâfûr'un elinde idi. bunlar Fergane. halife Al-Mu'tasım zamanında (838-842) cesareti. b * Akşid (veya İhşidjliler (935-969): Hilâfet toprakları içinde yer alan ikinci Türk siyâsi teşekkülü de. Vasîf. Kuzey Suriye'deki Hamdanî'lerle uğraşması yüzünden. 10. yarısında az sayıda. Aynı derecede cesur ve kültürlü bir şahsiyet olan Ahmed de ötedenberi Türk kumandanlarının emrine verilen zengin Mısır ülkesinde vazife atmış.

Sultan Mahmûd'un Hindistan'da meşgul olmasından faydalanarak Horasan'ı ele geçirmek istedi. Mahmûd'un aracılığına başvurdular. Mûsâ zamanında komşu sahalara da cihad açıldı Musa'nın yerine geçen oğlu Ebu'l-Hasan Aimin bu savaşların birinde şehld düşmüş olması muhtemeldir (Ocak 098). Faik ise Semerkand valisi oluyordu. Büyük Kağan Ahmed b.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 241 "iTMtofln telâm tarihi ve medeniyeti üzerinde teshü duruma geçmeleri ve islâm dünyasında üstünlük kazanmalan. müslüman femî oterak Abdüikdtotö'ilmıştı. Satuk Buğra. Ali'nin ağır hastalığı sırasında muhtemelen kardeşi Mansur kendisini büyük kağan ilân etti. Nuh'un kendi devletini diriltmek için giriştiği teşebbüsler muvaffakiyetsiz kaldı ve ölümüne sebeb oldu (1000-1004). Onun tarafında ortak kağan Yûsuf (Kadir Han) ile Ali Tegin vardı. Neticede rakibi Ebu'l-Muzaffer Mansur b. Ali bağımsızlığını ilân etmek istedi. llek (llig) «Hanlar tâbîridk Ayrıca bu sülâle muasır islâm kaynaklarında eiHâkâniy*. Nasr b. Onun yeğeni Satuk'un. Buğra Kara Hakan unvanını taşıyan batı kısmının hâkimi ortak kağan olarak önce Taraz'da oturmuştu. Ahmed (874-892) uzun bir muhasaradan sonra Taraz"! zaptetmişti (Mart-Nisan 883). Sâmânîler ile mücadele etmiştir. Nasr b.000 sadırdan fazla kâfir göçebeyi yendikten sonra 3 ay müddetle Turfan'a kadar takip etmişti. Karahanlılsr^gsığınmif Ebû Nasr adlı Sâmânî prensi veya isfftm sûfi vaizleri ile karşılaşması iâlâmı kabulüne sebeb olmuştu. O. Ahmed. ortak kağan Yûsuf b. Onun zamanında Sâmânîler ve diğer vasalleri ile münasebette olan kardeşi Ebu'l-Hasan Nasr b. Sultan Mahmûd ile tekrar barıştı. 998'de ölen Büyük kağan Ali'ye ortak kağan bulunan oğlu Ahmed halef oldu. Bu sülâle için ilmî eserlerde kullanılan diğer bir isim. Nihayet Nasr 999 yılında Buhara'yı zapt etti ve Sâmânî hanedanı mensuplarını Özkend'e götürdü. büyük Tür&islâm devletleri turmatah île başlamıştır. Ahmed b. Nasr. Bu anlaşmaya göre Sâmânîler Sir Derya (Seyhun) sahasını Katvan çölüne kadar Karahanlılar'a bırakmaktaydılar. hüküm sürmüş o^HKJMânrâ Türk sülâlesine (840-1212) Avrupalı şarkiyatçılar tarafından kendi üşvanlanndaki -Jpra* "kuvvetli" kelimesinin çok sık geçmesinden dolayı verilen bir isimdir. Ködır Han Oğulcak ise ortafc&agan olarak Taraz'da devleti idare ettiler. Bu iki Karahanlı hükümdarı Horasan'a sefer yaptılarsa da Belh civarında Sultan Mahmûd'a mağlup oldular (1019*1020). AH devlet içinde en kuvvetli duruma gelmişti W. Horasan'a iki koldan gönderdiği kuvvetler Mahmûd ile-kardeşi Nasr tarafından mağlup edildi. 996'da Sâmânî kumandanlarından Fâik'in teşviki ile bu devlet topraklarına Mamı etmişti. bütün Karahanlılar'ın hükümdarı idi ve Kara-Ordu'da yerleşmişti. Onun iki oğlundan Arslan Han Bazır büyük kağan sıfatı ile Bala-sagun^da. Onlann menşei hakkında 7 muhtelif nazariye vardır ve Karahanlılar tarihi üzerindeki başlıca otorite O. Ali Tegîn bu sırada Mansur b. 840'da Uygur devletinin Kırgızlar tarafından yıkılması üzerine Karluk yabgusu kendisini bozkırlar hâkiminin kanunî halefi ilân ederek Karahanlılar devletini kurdu. Ali'nin ölümünden sonra yerine geçmek isteyen iki namzed vardır. Süleyman 990 da Isftcâb'ı zaptetmiş ve daha sonra da Sâmârtîlerfh başkenti Buhara'ya ^irrrtişlfr (Mayıs-Hazâran 992). Satuk'un oğlu Mûsâ (Baytaş). yine karakteristik bir unvandan dolayı. Sâmânîler'den İsmail b. Sâmânîler'in bütün mirasına konmak ve Horasan'ı ele geçirmek istiyordu. Karahanlılaf*da tespit edilebilen ilk kağan Bilge Kül Kadir Han. Diğer kardeşleri Muhammed ise Arslan llig mevkiine geçmişti. Ancafc Hârûn hastaiafııröş ve Buhertfyı terk etmişür. Bu durum karşısında Oğuicşk merkezini Kaşgar'a naklederek Sâmânî hakimiyeti altındaki bölgelere akınlara başlamıştır. Neticede iki hasım. Satuk 956 yılında öldü ve Kaşgar'ın Kuzeyindeki Artuç'da gömüldü. 3. Yûsuf. Karahanlılar Harezm ile Gazne arasında aracılık yaptılarsa da daha sonra MahmÛcTun HarezrriH işgalini kabul etmek zorunda kaldılar (1017). Hârûn Kaşgar'a dönerken yolda ölmüştür. Bundan sonra islâm dininin Türkler arlasında neşri Artık bir ci-had mahiyeti Emişti. Harun (Kadir Han)'dan yardım istedi. Bu devlet kavimleri yarı-yarıya bölen Altay sistemine uygun olarak iki kağan idaresinde iki kısma ayrıldı. Ali 1012-1013 tarihinde öldü. Ali idi. Karahanlı hükümdarları içinde Abbasi halifesini ilk tanıyandır. bu sefer dönüşünden kısa bir müddet sonra ölmüştür (1017-1018). Ahmed b. Arslan llig Ebû Muhammed b. Fakat Nasr. O. Sölçtik'un idaresindeki Oğuzlar'ın da rolü olmuştur. el-Haniye ve Âl Afrasiyab gibi isimlerle de zikrolgnmuştur. Onun tiü şehirden e^n^mda muhtemelen İMbttânfler'in yar* dımına gölen Arştan b. «unlardan ilki Kara-Hanlı devletidir. Bu muvaffakiyetsizlik aile kavgalarına yol açtı. Bu hükümdarlar zümresi aynı hanedana mensup idiler ve birbirine bağlı olarak kademe kademe yükselmekteydiler. yüzyıftn başı).240 . yerine üçüncü kardeşi Mansur geçti. T'ü-chüe A-shi-na hanedanının bir kolu olan Karluk hanedanına bağlamaktadır. Satuk amcasına karşı taht mücâdeleisifli kazandıktan sonra kendi devletlîçinde islâmiyet! resmen kabul etmiştir (X. Bu iki kağandan başka devlet idaresinde dört alt-kagan ile altı hükümdar vekili yer almakta idi. el-Hasan onun mevkiine itiraz ile Özkend ve Ahsikas'ı zapt etti (1019- . Fakat Gazne hâkimi Sebüktegin (977-997)'in aracılığı ile bu iki devlet anlaşma yaptılar. Karahanlılar Erdoğan MERÇİL Karahanlılar tabiri doğu ve batı Türkistan'da. Ali ile anlaştı. Ahmed bu iki kardeşine karşı harekete geçti. kütleler hâlinde telâmiyeti kabul ederek. doğu kağanı Arslan Han'ı mağlup ederek sülâlenin bu kolunu ortadan kaldırmış ve bütün Karahanlı devletin» de islâmlaştırmayp muvaffak olmuştur. Büyük kağan Ahmed b. Ali ise ona karşı Sultan Mahmûd'la dost oldu. Alt-kagan mevkiinde bulunan Nasr Özkend'de oturmaktaydı. O büyük Karahanlılar'a karşı mücâdelede mfâslüman gönüllülerden de İstifade etmişti. nazarî olarak. Ali'nin eline esir düşmüş olmalıdır. Sâmânîler'den el-Muntasır Ebû İbrahim İsmail b. Onun ortak kağanı ve yeğeni Ebû Mûsâ et+tasan (Harfti) b. Ali'nin Gazneli Mahmûd (998-1030)'la yaptığı anlaşmada ise iki devlet arasında hudud Amû Derya (Ceyhun) olarak tespit edilmişti (1001). Bunlardan Yûsuf Kadir Han Gazneli Mahmûd'dan yardım istedi ise de umduğunu bulamadı. Nasr b. Ali hasta yatağından kalkarak Balasagun'a 8 günlük mesafeye yaklaşan 100. Pritsak bu sülâleyi. Bu hâdise Batı Karahanltiarto durumunu değiştirdi. Arslan Kafa Hakan unvanını taşıyan doğu kısmının hâkin)) büyük kağan. Ahmed b. Gazneli Sultan Mahmûd Belh ovasındaki savaşta bu birleşik Karahanlı kuvvetlerini tekrar hezimete uğrattı (5 Ocak 1008).

Selçuk ve emrindeki Oğuzlar'ın da Horasan'a nakledilmesi hususunda karara vardılar. Yûsuf'tur (1031-1066/1057). . Isficap.. Yûsuf Kadir Han ve oğulları önce Özkend'i (1025-1026). Ahmed b. Bilhassa bu şehir Ebû el-Hasan b. Muhammed büyük kağan ve ibrahim ise ortak kağan unvanı alarak kendilerini Yûsuf Kadir Han kolundan ayırmışlar ve bu suretle aşağı-yukarı 1041/1042 'den itibaren doğu ve batı olmak üzere iki Karahanlı devleti meydana gelmiştir. Doğu Hanlığı'nın hudutları içinde Talaş. Altuntaş. Ancak Mahmûd'un dönmesi üzerine tekrar Buhara ve Semerkand'a hâkim oldu. Süleyman ile Bah Karahantrtar'a kaybedilen toprakları geri almak için harekete geçtiler. İbrahim Türkrnenler'den de yardım aldı ve Ali Tegfn'in oğulları elinde olan K*şf Soğd ve Buhara'yı zapt etti. Büyük kagan'ın başkenti Balasagun idi.çıkışı olmûftu. AH'nifHW oğlu Muhammed ve 8ür1 Tegin İbrahim'in meydana. Semer-kand civarında buluşan bu iki hükümdar Karahanlılar'ı ilgilendiren meselelerin ya-nısıra Arslan b.Ali Tegin ve Karahanlı Devletinin Bölünmesi Gazneli Sultan Mes'ûd tahta geçmeden önce Ali Tegin'den yardım istemiş. Ayncâ iki hanedan arasında akrabalık tesis edilmesi körarlaştınldı (1025). Nasr b. Yûsuf'un durumunu tehlikeye sokan. Bu devlete mensup hanedan âzası 1043/1044 yılında bir toplantı yaparak faaliyet sahalarını tespit ettiler.00 kâfire karşı kazandığı büyük zafer muhtemelen bu son iki hükümdar zamanında vuku feöfrnuşttf^SilçıMİ Sultanı Melikşah (1072*1092) Özkend'elo* daf gefihee eWasan ohun hakimiyetînl'teııdı. Semireci ve Kaşgar bulunmaktaydı. Batı H&flfiğt. Ancak Mes'ûd Gazneli tahtına çıktıktan sonra sözünde durmadığı gibi Mâverâünnehr'i Ali Tegin'den alarak oraya Buğra Han Mahmûd b. Yûsuf'u yerleştirmeğe karar verdi. Mâverâünnehr ve Hocehd'e kadar batı FerganaV* içine almaktaydı. Ayrıca iki hanedan arasında tekrar evlenme yolu ile akrabalık tesis edildi.Ahmed'ln öüm tarihi muhtemelen 1128-1140 yılları arasındadfcrOnun oğlu ve halefi tt. Daha sonra Gazneli prensesi Zeyneb'in Kacahanlılar'dan Buğra Han Muhammed'e eş olarak verilmemesinden çıkan İhtilâfı da Mes'ûd yeniden gönderdiği bir elçi heyeti ile bertaraf ederek iki kardeş ile tekrar anlaştı.Doğu Karahanlılar Devleti Bu devletin ilk büyük kağanı Şeref ed-Devle Ebû Şucâ Süleyman b. doğu Fergana. buna mukabil de ona Huttal'i vaad etmişti. Sofu bir zât olduğu anlaşılan Man-sur b. Melikşah tekrar Özkend'i zaptedince. sonra da başkent Balasagun'u ele geçirmeyi bahardılar (1026-1027). Ancak onun ölümü (Aralık -1032 . Muhammed. Süleyman âdil bir hükümdardı ve devleti içinde islâm olmayan Türkler'in de yaşamasına müsaade vermişti. Muhammed b. Ali kağanlığı terk ederek derviş oldu (1024-1025). İbrahim Vahş ve Huttal gibi şehirlere akınlar yapması üzerine Sultan Mes'ûd ona karşı kuvvet sevk etti ise de bir netice elde edemedi (1038/1039). Mu-hammed b. Ali Tegin'e karşı Harşzmşâh Al-tuntaş idaresinde kuvvet gönderdi. Süleyman'ı hapsettirdikten sonra büyük kağanlığını ilân etti. Selçuk'u yakalattı ve hfif> dteötfda Kâfincar kalesinde hapsettirdi. Sultan Mahmûd bir hile ile Arslan b. Mahmûd eski Sâmânî topraklarını hâkimiyeti altına aldı ve Karâhanlılar'ın halife İle münasebetlerinin kendisi vasıtası ile olacağı hususunda onlarla bir anlaşma yaptı. Bu sırada Manauc b. Bu sırada Tuğrul b. ferahta rakiplerine karış koymak üzere Karahıtaylar'dan yardım istemiş . Nasr 1036-1307'de Özkend'de sağlam bir şekilde yerleşmeğe muv#-fak oldu. Tuğrul'un elinden kurtulmuştur. YQaufa karşı iki kardeş birleşti. Melikşah. 1031 baharında Gazneli Sultan Mes'ûd'un tahta çakışını haber vermek ve iki hanedan arasında dostane münasebetler kurmak için gönderdiği elçilik heyetini Yûsuf Kadir Han iyi karşılamadı. Ortak kağan umumiyetle Kaşgar'da ve nadir olarak da Taraz'da oturmuştur. Muhtemelen bundan sonra el-Hasan'ı esir etti. sonra Semerkand olmuştu. Ali Tegin'le Debusiye'de savaştı ve ölüm yarası almış olmasına rağmen müsait bir anlaşma yapmayı başardı (1032). Buğra Han el-Hasan b. Yınal.. Hasan itaatini bildirdi ve oğlu ile Yakub'u ona yolladı (1090). Tuğrul'a karşı Melikşah'la anlaştı. Neticede iki taraf arasında Sfr Derya (Seyhun) hudud olmak ve Fergana Doğu Kamhaniılar'a bıraktönak suretiyle bfr anlaşma yapridl. Ortak Kağan ise Buhara'da oturmaktaydı. Altuntaş^ halefi Harun ise Sultan Mes'ûd'a karşı Ali f$gin ile anlaştı (1034). Bunlar Fergana'nın bir kısmı ile Özkend'i de ele geçirdiler. Bulgar ile Balasagun arasında yaşayan 10. Süleyman onu yakalayarak büyük kağan oldu (1ÖWPöh02/Tt0S)f?1W<bin müslüman savaşçıdan fneydana gelen Karahanlı ordusunun 70. Büyük kagan'ın merkezi önceleri Özkend. Yûsuf büyük kağan oldu (1059-1075).Ali ise Arslanlftj oldu. bunlardan Ahmed kendisini büyük kağan ilân etti. Yûsuf bundan sonra anlaşmak için Sultan Mes'ûd'a müracaat etti. Mahmûd. Bunda onun beraberindeki4elçukfufar'ı darıltmasının da rolü vardı. Bu sırada Batı Karahanlılar'dan büyük kağan 1. Doğu Karahanlılar devleti hükümdarı İbrahim ise ailenin diğer bir ferdi tarafından öldürüldü ve Mahmûd b. ortak kagart bl-Hasan b.000 çadırdan meydana gelen bir Türk kavmi Eylül/Ekim 1043'de islâmiyet'i kabul etti. Kısa bir müddet sonra Hasan'tn kardeşi Yakup Semerkind tahtına geçti. Onun halefi oğlu Ahmed 1128 yılında Kara-Hıtaylar'ı Kaşgar şehrinden birkaç günlük mesafede tam bir hezimete uğrattı ve onların batıya doğru ilerlemelerini bir müddet durdurdu. Muhammed'in ikinci karısı. O kardeşi Muhammed ile anlaşmazlığı düştü. Süleyman zamanında en parlak devrini yaşamıştır. Yûsuf. Hasan bu İsyanı bastırdı ise de kardeşini Sultan Melikşah teslim etmedi.Ocak 1033) ve yerine oğulları Arslan Han Süleyman ile Buğra Han Muhammed'in geçmesi üzerine Sultan Mes'ûd'un gönderdiği elçi heyeti anlaşmayı yapmaya muvaffak oldu. Yûsuf tekrar Gazneli Mahmûd ile anlaşmak zorunda kaldı. oğlu İbrahim'i tahta çıkarabilmek için. b. Fakat o da 15 ay sonra yerini büyük oğlu Husayn'a bıraktı (1057/1058). Ali'$n elinden kurtulmaya muvaffak olan Ali Tegin.242 „___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 243 1020). Melikşah. Onun yerine Yûeuf Kacür Han geçti. YûeUMle barışıtırması için Mee'ûd'un ^raoı^maenui^tiyordu. İbrahim b. Harun'la beraber Sağâni-yân'ı zaptederek Tîrmiz'i muhasara etti. Nasr Fergana'yı zapt etti. Ancak Hârun'ürr ölümü (1034) Yûsufuft geri çeRHmeöîne sebep oldu. Doğu Hanlığı'nın dînî ve kültür merkezi Kaşgar idi. Arslan b. el -Hasan*ı esir etti. Ali Tegin îse bozkırlara kaçtı. Ali Tegin'in oğulları Yûsuf Kadir Han'ın oğullarının yanına sığındılar. Selçuk'un yardın» Ne Buhara'yı ele geçici (1020-1021) ve Yığan Tegin unvanı ile bu şehirde hükümsürmeye başladı. Mahrnûd'un yerine oğlu Ömer geçti tee de M ay saltanat sürebildi. İbrahim tahta çıktı. Ali Te-gin'in ölümünden sonra yerine oğlu Yûsuf geçti. Ali de aşağı-yukarı bu sıratert%ÖlnTܧ olmalıdır. a . el-Hasan da Yûsuf'un hâkimiyetini tanıdı. Ö Huttal'dan vazgeçiyor ve kendisiı&ArBİan Han Süleyman b. kocası dahil ailenin birçok fertlerini ortadan kaldırdı.. Şaş.

O Semerkand1! zapt etti ve Muhammedi esir aldı. Onunla ihtilâfa düşen ulema Sultan Melikşah'tan yardım istediler. Davut kısa fofoflrıüddet sonra öldü (1097). Beryaruk'un Batı Karahanlı tahtına çıkardığı üçünöĞ şahıs Ctbrail b. II. Sencer bu suretle Karahanlı hanedanı ile ulemâ arasındaki mücadeleyi önlemek istemiştir. c . Ali 1109'da Nahşeb'de hezimete uğratıldı. Mâza'yı getirdi. Bu isyan neticesi Selçuklu sultam Sencer (1118-1157)'i yardıma çağırmış. Tekrar devletinin başına geçen Ahmed ulemâ tarafından zındıklıkla fthâm edilerek açık bir muhakemeden sonra idam edildi (26 Haziran 1095). Muhammed 'kâfir* Türkler'e karşı da akınlar yapmıştır. Kâfir Kıpçaklar'a karşı sefere çıkarken müttefiki olduğu Harezmşâh Atsız (1127-1156) tarafından esir edilmiş (1152) ve esarette ölmüştür. hattâ iki hanedan arasında akrabalık tesis edildi. Muhammed (1132-1141)'i geçirdi. Bu suretle Batı Karahanlılar'ın başkenti Semerkand oldu. Yûsuf Jse Kaşgar'a dönerken bu şehirde çıkan bir isyan sonucu öl-'dürülmüştür. Fakat bir müddet sonra Oğuzlar'ın hükümdarı oldu. Mahmûd'un ikinci oğlu Cend Emîri idi. 8u Sencer'in kızmasına ve Ur ihtilâfa sebep oldu. Hattâ Oğuzlar Sultan Sencer'in ölümünden (1157) sonra ona hükümdarlık teklif ettiler. Muhammed b. Sultan Melikşah onu affetti. İbrahim tfıetbuu Kârahıtaylar tarafından isyan edet^KaılLikter'a karşı gönderildi (1118) Ve muhtemelen bu savaşfanB'tifrinde şehfr düştü. Nasr ise onun ölümünden yararlanarak Tırmiz'i zaptetti (Aralık 1072) ve Belh'e kadar ilerleyerek bu şehri yağmaladı. Yeğeni Arslan Han II.Batı Karahanlılar Devleti Karahanlı Devleti ikiye bölündüğü sırada Batı Karahanlılar'ın ilk büyük kağanı olâft I. III. Ancak Selçuklu hâkimiyetine karşı çıkan isyan sonucu Melikşah bir kere daha Mâverâünnehr seferine. 1080-1081). Neticede bir barış yapıldı. Ali Karluklar'la başarı ile mücâdele etti. II. O bu maksadla giriştiği mücâdelede Mahmûd ve oğlu Muhâmmed'i esir etti ve gözlerine mil çektirdi (Ağustos 1162). 1132) ve II.çıkmak zorunda teldi (1090). Gür Han'ın kızım kendisine vermemesi üzerine de Harezmşâh Muhammet {12QÖ*:MK0) namına hutbe okuttu ve para bastırdı. fttes'ûd b. Semerkand'ı zapt ederek Ahmed Han'ı esir aldı ve beraberinde İsfahan'a götürdü (1088/1089). Osman geçti (1303/12Q4~t$12). Fakat Osman affa uğradı. el-Hasan. Kara-Hıtaylar ise bütün Mâverâünnehr'i istilâ ettiler ve onların himayeleri altında Mahmûd'un kardeşi 18. Sencer ve Mahmud 9 Eylül 1141'de Katvan sahrasında Kara-Hıtaylar'a yenildiler ve Horasan'dan kaçtılar. Ati adlarındaki hanedan azalarının isyanlarını Sencer'in yardımı ile bastırabildi. Ömer (Harun). Kartuklar da Kara-Hıtaylar'a başvurdular. muhtemelen 1203-1204)'ı gürüyorur. Hasan b. Süleyman (öl.Bundşn sonra Selçuklu sultanı Berkyaruk (1094-1105) Batı Karahanüiar tahtına arka arkaya üç hükümdar tâyin etti. Muhammed 1132de Merv'de öldü. Nasr'a kardeşi Ebû Şu-câ el-Hızr halef oldu (aş. Kartuk reisi Yabgu Han'ı öldürdü. saltanatı sırasında Ömer Han ve elHasan b. Mahmûd (1097-109B)dur. fakat bu sırada Horasan valisi bulunan Sencer Tırmirtyto yapılan savaşı kazanmış ve esir düşen Kadir Han Cİb* rail Jdâm edilmiştir (22 Mayıs 1102). İbrahim Özkend'e gitmedi ve Semerkand'da oturdu. Daha sonra Kartuklarla arasında anlaşmazlık çıktı. Karluk ve Oğuzlar ile mücâdele etti. 1158'de KarM^ın tarafında Harezmşâh ll-Arslan (1156-1172)'ın bulunduğu müttefiklerle Buhara civarında karşılaştı ise de.^ineoğhJ I. Mes'ûd memleketteki karışıklığı düzeltti. Onun Arslan Han unvanını taşıyan iki halefi oğlu II. Naafr Özkerid'de oturmuş ve muhtemelen 1Ö52/1053 yılı civa-nnda ölmüştür. İbrahim kağan oldu. Onun saltanat devresi hakkında hiçbir bilgi ^fc^tf.. Kara-Hıtayiar Balasagun'u zaptettiter ve İbrahim'e l%4 Türkmen Unvanını bıraktılar. El-Hızr'ın yerine oğlu Ahmed (1081-1089)geçti. Mahmûd b.1130)'ı büyük kağan unvanı ile Semerkand'da tahta çıkardı. Ali'nin yerine kardeşi Ebu'l-Muzaffer II. llâk gibi hudud şehirleri ite Fergana'nın bir kısımını ele geçirdi. İbrahim'e halef oldu. Ahmatfi yurduna iade etti. Arslan Harı Muhammed'in bastırdığı paralarda Sencer'in ismi geçmektedir. Selçuklu İmparatorluğu'na bağlanmış oldu. Muhammed 1173/1174'de ölmüştür.244 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 245 idi. O Sencer'in yardımını isterken. buna rağmen müslüman Ouriular'KHJnter tarafından yok edilmesini engellemiş ve sulh için aracı olmuştur (1204-1205). Şubat/Mart 1205} idfr K&raHrtaytafın yanınöa rehine btifanan Doğu Karahahfift^ın son ftıümessHi Ebu'f-Feth Muhammed. Sencer Buhara hanef ilerin in başına da el -Sadr unvanı ile diğer bir eniştesi Mervli Abdülaziz b. Böylece Batı Karahanlılar. Muhammed ve torunu EbıffMüzaffer Yûsuf (öl.O Selçuklular" m fetret devrindeaistifade ederekHorasan'ı ele geçirmek istedi.Mahmûd b. Melikşah. O önce Kara-Hıtaylar'a tâbi idi. Mahmûd'u öldürerek onun yerine geçmişti*. Onun ortak kağanı oğlu II. Sultan Sencer Batı Karahanlı tahtına sırasıyla Ebu'l-Meâli el-Hasan b. Ali (1130-1132). Mes'ûd geçti. Nasr karşı koyamayacağını anlayınca Selçuklu veziri Nizâm ül-mülk aracılığı ile sglh istedi. yk. Bu fırsattan yararlanan Doğu Karahanlılar I. Ebu'l-Muzaffer İbrahim b. Mahmûd Kara-Hıtaylar'la Mayıs/Haziran 1137'de Hocend yakınında yaptığı savaşı kaybederek Semerkand'a kaçtı. Selçuklu Sultanı Melikşah Karahanlılar'a karşılık vermek İçin harekete geçti. Onların ölümü ile Karahanlılar'ın batı kolu da sona ermiş oldu. Ertesi yıl baba-oğul hapisde öldüler. Ayrıca Sencer'in hükümdarlarında/) Nişabur valisi Müeyyed ed-Devle AyAba Ho-rasan'ı ele geçirmek arzusunda idi. İbrahim devletini ideal bir hükümdar olarak idare etmiştir. Nasr (1068-1080) geçti. Muharç^ed geçirildi (öl. daha . 1207'de Kara-Hıtaylar Harezmşâh'ı mağlup ettiler. Kazandığı bu zaferden sonra Sencer MaveraünnehVi-yeniden teşkilâtlandırdı. O önce oğlu Muhammed'i gönderdi. < «Hitan Berkyaruk tarafından tahta geçirilen flk kağan Süleyman b. 1097). Ona karşıhanedanın diğer bir âzası isyan etti. Oğlu Ahmed bir müddet Sencer'e karşı direndi. İbrahim'in zapt ettiği yerleri geri almağa çalıştılar. İbrahim halef oldu. Yerine oğlu Şems ül-Mülk I. O hayatının son yıllarında felç olmuştu. Onun yerine tahta I. İbrahim Karluklar'la yaptığı Kallâbâz savaşında öldürüldü (1156). fakat isyanın bastırılması üzerine Sencer'e gelmemesi \çm haber göndermişti. Sultan Alp Arslan'ın Mâve-raünnehr seferi kendisinin ölümü ile tamamlanamadı (1072) . savaş olmadan iki taraf anlaştı. Bundan sonda hâkimiyet Ali Tegin ailesine geçö ve Ali b. Doğu Karahanlı-lar'dan Şaş. Doğu Karahanlılar'ın başkentHse Kaşgâr oldu. Tırmiz'i aldıktan sonra Semerkand'a ilerledi. Batı Karahanlılar'ın başında bundan sonra IV. Osman iyi ve tedbirli bir hükümdar olarak görünüyor. İkincisi ise Ebul-töiaım i. Buna mukabil Selçuklu sultanı Alp Arslan (1063-1072) Karahanlılar sahasına akınlara başlamıştı. Bu sefer dönüşü Melikşah. Muhammed b Süleyman (1102. İbrahim'in bu durumu Abbasî Halifesi'ne şikâyeti bir netice vermedi. b. Ona kardeşi Ebû Ishak I. Muhammed bir müddet Horasan'da hüküm sürdü. Mes'ûd'un ölümü ise muhtemelen 1178'dedir. İL Muhammed. ibrahim k ekHusayn (öl.

yözyıhfı ÖrtlS Türk bilgini Kâşgâriı Mahmûd tarafından tesbit edHen Selçuk şeklinin en doğru telâffuz olduğnu belirterek. kelimenin fSalçug" şekli ile flürkçede "mücadeleci" mânasında olduğunu ileri sürmüştür. Sebüt-tegin. Gaznelt Devleti'nin bu tâbiiyeti 1141 Katavan savaşında Sultan Sencer'in Kara-Hitaylar'a mağlubiyetine kadar devam etmişti. Selçuklar karşısında ağır yenilgiye uğradığı Dandânakan savaşı (Mayıs 1040) sonucunda Gazneli dev-leti önce mühim Horasan kıtasını. Sonra W. Sâmânîler'in valisi iken. hem feth yapmak. Muhtemelen 1211'den sonra bu kolun varlığı da sona ermiştir. Karahanlılar'ın bu kolunun hükümdarları hakkında kayhaklarda fazla bir bilgi yoktur. Somnat bölgeleri dahil olmak üzere bütün kuzey Hindistan'ı Türk idaresine aldı. tarihte ilk defa Sultan unvanını kullanmış olan meşhur Gazneli Mahmut (Yemîn'üd-devle). Hattâ onun km îte evlenerek âdet gereğince bir yıl Harezm'de kaldı. Gvyalior. Buranın da yine Gurlu Muizz'âd-din Muhammed tarafından zapt edilmesi ile Gazneli devleti sona erdi (1187). Lokhot. o. Moltân. doğu Afganistan (1020) ve güney-batr Iran (İrsin Acem)'ı devletine bağlamış olan (1024) Sultan Mahmûd'un ölümü (1030)'nden sonra Sultan Mes'ud. Selçuklular İbrahim KAFESOĞLU 1. Seraları Islâmlaştırarak. Kuzey Hindistan prensleri (râca'lar) üzerine ilk Türk yürüyüşünü tertipleyen Sebük-tegin'in ölümü (997)'nden sonra. adın Selçuk (Sefoük) olması gerekliği üzerinde ısrfcfelmtştir ki.Pelliot. W.246 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 247 sonra da Gür Han'ın kızı ile-evlendi (1210). Gazneli Devleti (969-1187) İbrahim KAFESOĞLU Adını Afganistan'da. başkent Gazne şehrinden alan bu Türk siyâsî kuruluşu tarihte. yüzyıl Arap müellifi el-Atfrrff Ve Rarsça Erteü^kulÛb yazan Kadı Burhân'üd-dlnTA-AneN/T tarafından da kaydedilmiştir Buna rağmen. Râsonyr çeşfttf defilleredayanardk. Diğer taraftan P. oğlu. Önce Tûrkçedeki ses-uyumu uhdesi üzerine1 dikkati çeken J. Ayn» zamanda Harezm (1017). hem de İslâm dinini yaymak maksadıyla yapılan seferleri ile tanınmıştır. bugünkü Pakistan devletinin temelinî atmış oldu. babasının yerini tutamadı. onun işgal ettiği yüksek mevkii göstermesi itibariyle ehemmiyetlidir. Babası Dokak (veya Tokak) Oğuzlar arasında Temir-Yalıg (demir yaylı) lakabı ile anılmakta İdi Bu lakap. Tânisar. bu söyleniş şekR^flf. Selçuk'un ailesi. Hazar bozkırlannda yaşa- 4.Marquart adın Salçuk şeklinde söylenmesi gerektiğini Heri sürmüş ve ismin böyle kaydedildiği bir XIII: yözyrf tarihçisinin eserin! misâf göstermiştir. Pençâp. İranlı ve Arap yazarların büyök çoğunluğu tarafından.Selçuklular ve Tarih Sahnesine Çıkışları: ( Selçuklu hükümdar ailesinin atası olan Selçuk'un admın söylenişi münakaşalara mevzu olmuştur. Büyük Selçuldu İmparatorluğu a. 1059'da Sultan olan İbrahim Selçuldu İmparatoru Meükşgh'm tâbiiyetine girmiş. Onun Kara-Hıtayl»*© tâbiliği çok kısa sörtfö-ve tei^aKHarezmşâh Muhammed ile anlaştı. Ofilann buflnvanterından Türk keiimesinipı de kullanıldığını görüyoruz. gerek tarihî kayıtlardan. Sebük-teginîler veya Yeminîler devleti diye de anılır. Gazneli Sutta™ Husrev-şah devlet merkezini Lahor'a nakletti. m Fergana Kağanlığı: Kara-Hıtaylar'frt îsöfâsrndan sonra (1141) Fergana'da başkent Özkend olmak üzere müstakil bir Karahanh devleti meydana gelmiştir. Selçuk olarak zaptedilen ve bize de böyle intikal eden adın Selçuk telâffuzu Türkçede umumî bir hâl almtşter h Selçuk şeklinin 'küçük ser mânasına geldiğini feri süren Râsonyi'ye göre. . arkasından Harezm'i ve kuzeydeki bütün bölgeleri kaybederek Hindistan'a çekilmeğe mecbur oldu. Bu devletin höfeümdarları Tuğrul Kara Hakan unvanı taşımışlardır. Onun Harezmliler'i öldürmesi üzerine Mühammed harekete ge$ft Semerkand'ı aldıktan sonra Osman kati edildi (1212). İndus boyları. bir zaferler dizisi hâlinde Hind seferlerine başladı: 1001-1027 yıllan arasında yaptığı 17 sefer sonucunda. bu İranlı devlet ite ilgisini keserek Gazneli devletini kurmuştu (969). sonraki Türk kaynaklarından da bunu teyid edecek örnekler velrmîşör. Oğuz başbuğu Selçuk'un Orta Asya'da Kırgızlar tarafından bâzan Mu2-(Buz) tağ denilen Sel-tağ civarında doğmuş ve adını da bu dağdan aîmış olrnası muhtemeldir. Barthold. ' m^tmeim^ V. Onun öldürülmesi üzerine Batı Karahanlılar devleti sona ermiş oldu. 1151 'de başkent Gazne'yi aslen Afgan olan Gur hükümdarı Cihânsûz tamamen yıktı ve kendin* Gazne sutöa*« ilân etti. Tuharistan ve Gur bölgelerini hâkimiyetine alan Gazneli devleti özellikle Hindistan'a karşı. Und. Arap imlâsı ile. Eski Türk geleneğinde yay hâkimiyet alâmeti idi. Kaynaklarımıza göre de. Bunun sebebi Harezmlİterln &£■ merkand halkına kötü davranması idi. Arkasından. Sîstan'ı kendine bağladı ve Ceyhun'u Karahanlılar'la sınır olarak tesbit etti. gerek paralardan ve damgalardan anlaşıldığı üzere Oğuzlar'ın Kın* boyuna mensup idi. f)aha sonra bu mesele Özerinde duran L. Osman Semerkand'a dönünce Harezriv şâh'a tabiiyeti red etti ve Kara-Hıtâylar'a yaklaştı.

bu hususta kaynaklarımızda kâfi derecede aydınlatıcı bilgi mevcuttu?. Bundan sonra kaynaklarımızda "Selçuklular* (Salçukiyân. Mâverâünnehir için mücadele hâlinde bulunan Karahanlılar ve Sâmânîler gibi biri Türk. ahalisinin bir kısmı Türk olan bir müslüman bölgesinde yaşamak İçin zarurî ve ayrıca. müstakil bir idare kurmağı başardı. bu tâbiiyetin şüphe ile karşılanması gerekir.Selçük'un güneye doğru hareketi ile başlayan büyük Oğuz göçünün daha ciddi. Dokak 'in İslâm ülkelerine karşı tertiplenen sefere engel olduğunu kaydetmekle bu Oğuz başbuğunu İslâm müdafii olarak göstermek istemişlerdir.yetersizliği olduğu anlaşılıyor. komşu devletler tarafından tanınmak suretiyle devletler arası siyâset sahasında aldığı mevkiin ehemmiyetini. fakat gürz ile vurduğu Yabgu'yu atından düşürmüştür. Nitekim daha Tuğrul Bey zamanında! itibaren tarihî kaynaklar Dokak ailesinin asaletini belirtmekte birliktirler. yıllık vergiyi tahsil etmek üzere Cend'e gelen memurlarını. siyasî maharet ve cesaretleriyle muvaffakiyetler sağlamayı başardılar.. koyun ve sığır getirmiş olmaları bunu teyid eder. Mâverâünnehir'deki Sâmânî devletinin kendisinden yardım istemesi üzerine. Oğuzlar'ın ancak X. X. Dokak ile kendisine tâbi kütlelerin. Ailenin bu asaleti daha başka kaynaklarda da zikredilmiştir. hakkında malûmat sahibi olmadığımız Dokak.meşhur Nizam'ülmülk ise Siyâsetnâmesinde bu hanedan mensuplarının babadan oğula hükümdar oldukları belirtmiş ve Tuğrul Bey'in 435. "kâfirlere haraç vermeyeceğini' söylereyek uzaklaştıran Selçuk. eskiden beri reislik mevkiini «ünde tutan bir aileden gelmekte idi. O sıralarda Selçuklu ailesinin henüz eski Türk inancında olduğuna hükmetmek herhalde daha doğrudur. deve. böylece siyasî ve sosyal yönden yeni bir hüviyet kazanmış bulunuyordu. oğlu Arştan (İsrail) kumandasında gönderdiği kuvvetlerle. başta Kın* boyu mensupla-rı olmak üzere. İslâmiyet için cihâda hazır "gazi" sıfatiyle. Kıpçak bozkırındaki Oğuzlar'ın başbuğu bulunan Dokak'ın Oğuz devleti içinde nüfuzlu bir idareci olduğu veya aynı devlette federatif bir kuvveti temsil ettiği ihtimali umumiyetle kabul edilmiştir. Sonra da Cend'de ve havâlisinde. böylece yeni çevrenin siyasî ve sosyal şartlarını kavramak suretiyle devlet adamlığı vasfım isbat eden Selçuk. Karahanlı Nasr İligHan'ın Buhara'yı tekrar zapt ederek (Ekim 999) Sâmânî devletini yıktıktan sonra Karahanlılar'la mücadeleye giri- . ıslâmiyete girmezden evvel dahi. Aral gölü civarındaki Oğuz devletinde vazifeli olduğunu gösteren kısa bilgi dışında. bu sebeple Selçuklular'a Buhâra-Semerkand arasında Nûr kasabası civarında. yüzydıpi-feaştamda doğan Selçük'un. Selçuklular'ın Mâverâünnehir bölgesine karşı olan ilgilerini arttırmıştı. dini inançlarına yabana olmadığı ve esasen Kâşgarlı Mahmûd'a göre. YarMent şehrinden {bugünkü Cankent harabeleri) ayrılırken Selçük'un beraberinche. yabgunun hâkimiyetini kırarak. Mâveraünnehir'e doğru indiklerini tasrih etmişlerdir. (1043) yılında halifeye fctr mektup gönderdiğinden bahseden Süryânî yazar Bar-hebraeus sultanın bu mektupta kendisinin atalardan beri hükümdar âlisine mesup olduğunu yazdığını. isbat etti ki. yeni topraklar (yurt) verildi. kalabalık oluşları ve yerlerinin kâ- fi gelmeyişi yenden. Î7-1B yaşlarında bulunduğu sanılıyor. Kuvveti gittikçe artan Selçuk. diğer Oğuz kütlelerinin külliyetli miktarda at. Aral gölü kuzeyindeki yurtlanndjı iken. Hazar-Türk devletine bağlı olduğu ileri sürülmüş ise de. Salâcika) diye anılan ve aynı zamanda. burada da başlıca göç sebebinin yer darlığı ve otlak. Nûr bölgesine gelen Selçuklular Arslan'ın emrindeki Türkmenler'di. b. Yabgu'nun yanında yetişmiş ve daha sonra babasının devletteki #Qtoek yerini işgal ederek. 992 de Sâmânî başkneti Buhara' yi zapt etmiş olan Karahanlı Buğra Harun'un hastalığına ilâveten Oğuz yardımı sayesinde Mâveraünnehir'e tekrar hâkim olan Sâmânî hükümdarı Nuh II. Devletin askerî kuvvetini elinde tutan Sölçuk'un Yabgu ile arasının açılmasında iktidar için gizli mücadele rol oynamış görünmekte ise de.'Tarihteki büyük Türk göçlerinin çoğunda olduğu gibi. hâtûnun (Yabgunun zevcesi) kocasını Selçuk'a karşı tahrik ettiğine dair olan rivayet ve buna dayanılarak Selçük'un memleketinden yüz atlı ile kaçtığı hükmü sağlam esaslardan mahrum görünmektedir. yüıydıg ijkinci yarısından itibaren müslüman olmaya başlamaları ve Dokak soyundan ilk müslüman kişi olarak Selçük'un gösterilmesi sebebiyle. Fakat o tarihlerde diğer Oğuzlarla birlikte Kınık boyunun dinî durumu iyice aydınlanmış değildir. sonra Oğuzlar arasında. XIV. bu yüzden çıkan kavgada kendisi yüzünden yaralanmış. Selçuklu göçünden bahseden kaynaklardan bir kısmı Selçük'un emri altındaki . Kendisine sonraları "el-Melik'ül-Gâzî Selçuk" denilmesine sebep olan bu savaşlardan iki mühim fayda temin etti. babası Dokak öldüğü zaman. sebeplerden boğması gerekir W. Buhara ve Harezm gibi civar islâm ülkelerinden din adamları istedi ve kendisine bağlı Oğuzlar ile birlikte müslüman oldu. Önce bir kısım müslümanların yardımlarını ve muharebelere katılmak isteyen Türklerin kendisine iltihaklarını sağladı. Yabgu'nun bir Türk zümresi üzerine yapmak istediği sefere itiraz etmiş.248 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 249 yan bütün Türk boylan arasında "her hususta kendisine başvurulan" bir şahıstı. Birçok kalabalık Türk kitlelerinin Islâmiyete girdikleri bu devirde. Beg-tüzün mücadeleleri) ve daha güneyde yeni ve kuvvetli bir devlet hâlinde gelişen Gazneliller'in Sâmânîler aleyhin» Horasan işlerine karışmaları. bu devlete Karahanlılar karşısında galibiyet sağlayarak. kaydetmiştir. Oğuz devletine karşı mücadeleye girişiyordu. Bu mücadeleyi bahis konusu eden bazı kaynaklar. Yeni-kent'den uzak olmayan ve Mâverâünnehir'den göç etmiş müslümanların oturduğu. Tuğrul Bey'in inşâ Divânı reisi Ibn Hassûl Selçuklu ailesini efsanevî Türk hükümdarı Afrasyab (Alp Er Tunga)'a bağlamış. Dokak'jn da islamiyet ile ilgisinin bulunduğunu kabule imkân yok gibidir. önce Kartuklar. o sıralarda Hazar devletinin hayli sarsıntılara uğradığı ve Peçenekler'in tazyiki sebebiyle de komşuları Oğuzlar ile ittifak etmek zorunda kaldığı düşünülürse. Oğuz devletinin kışlık merkep Hazar ile Aral arasındaki. Nitekim Oğuz devletinde Yabgu'dan sonda gelen en büyük şahsiyet olduğu devlet idaresindeki mes'ul mevkiinden anlaşılan Dokak. Selçuklular bu yeni muhitlerinde. Vaktiyle Selçuklu ailesindeki israil ye Mikâil gibi adlardan dolayı bu ailenin hıristiyanlığı veya musevîliği kabul ettiği iddiaları kuvvetli temellere dayanmayan tahminler olmaktantfleri geçememiştir. siyasî bir tâbir olarak kullanıldığı anlaşılan Türkmen adı ile zikredilen bu Türk kütlesi. Mansur'un ölümünden (997) sonra Sâmânî devletindeki devamlı iç karışıklıklar (Faik. Oğuz yabgusunun. Ebû Ali Sîmcûr. siyasi imkânlar sağlamak bakımından da lüzumlu gördüğü Islâmiyeti kabulü düşünen. yüzyıl tarihçilerinden Hamdullah Müstevfî "Selçukluların Mâveraünnehir'e gelişleri" şeklinde vasıflandırdığı bu hâdiseyi 375 (985/986) yılında göstermektedir. Türkler ile İslâm ülkeleri arasında bir sın» şehri olan Cend'e Selçük'un gelişi tarihte mühim bir çağın başlangıcı olmuştur. Selçuk Sır-derya (Steyhun)%fi sol kenahtt)da yine bir Oğuz şehri olan CenÖ'e geldi (ihtimal 960'ı takip eden yıllarda).kütlelerin. diğeri iranlı büyük ve teşkilâtlı iki devlet arasında. Yabgu Oğuzları'na subaşı (ordu kumandanı) olmuştu.

Arslan'm yardımcısı durumunda bulunmuş. bey olarak Mâverâünnehir'e indikleri. b . Arslan Yabgu ile ittifak hâlinde idi. tevkifinin cereyan şeklini tasvip etmeyen Tuğrul ve Çağrı kardeşler. En büyük oğlu olar>Mikft». Çağn ve Tuğrul Beyler. Bunun üzerine Sultan Mahmûd. böylece -dünya tesirinde' sürekli teftirler uyandıracak ulan Selçuklu devletlerinin temelini atıp. onların hattâ Gazneli devleti için de tehlikeli bir duruma girmelerinden önce Türkistan'dan ve Mâverâünnehir'den alınıpgötürülmelerini sultandan rica etti. hâkimiyetini Mâverâünnehi^te doğru yaymak arzu ediyordu. Bu esnada Tuğrul ve Çağrı Beyler diğer Karahanlı hükümdarı Buğra Han'a müracaata karar vererek. Karahanlılar ile doğrudan doğruya karşılaşma mevkiinde kalmış oluyorlardı. 1064'ten sonra) Musa. Oğuz devlet teşkilâtına uygun olarak. Karahanft hükümdarı Yusuf Kadir Han (ölm. kuzeye. onu teşkilâtlandırdıktan sonra. Nahçfvan havâlisinde. askerî cevelânlarda bulundu ve daha kuzeyde kert* dişini durdurmak isteyen Ani kırallığının Bıcnı kalesi kumandanı Vaşak Pahlavunî'nin kalabalık ordusunu tatbik ettiği bozkır usulü savaş sayesinde mağlûp etti. Bu sırada Keş (Yeşil-şehjr) ile Nahşep sahralarında oturan Selçuklular'ı uzaklaştırmak için Ali Tiğiı-ı Türkistan melik ve sultanlarına" mektuplar yazajak. Yına^lnanç. diğer taraftan Gazneliler'in dikkatini özerine çekmiş bulunuyordu. yâni Anadolu Selçuklu devletini kuran kol. Horasan'a nakledilerek. fier iki hükümdar Buhara bölgesini bu huzur kaçırıcı komşudan kurtarmakta fikir birliği hâlinde idîler. zaman Buhara . Anadolu'ya doğru hareket etfFJ Bizans sınfrterı eskiden ben onlarca malûmdu. Fakat onları Arölan Yabgu ve Türkmenleri düşündürüyordu. Farâve havalisine yerleştirilmiştir (Irak Türkmenleri). tevkif etti ve Hindistan'da Kâlincar kalesine sürdü. Şeddadîler arazfeînesd&ğru yöneldi. hükümdarlık peşinde koştuklarını belirttikten sonra. Türk tazyikinden dolayı Vaspuragan kralı Senekherim idaresinde Ermeniler'in yurtlarını terk ederek. ülkenin batı kısmını hâkimiyet altına aldıktan sonra. AB Tiğin. Üçüncüsü.. onun arzusu üzerine Talaş havalisine gitmişlerse de. uzak tehlikeyi sezen Gazneliler'in Tûs valisi Arslan Câzib'in şiddetli itirazına rağmen. Ali Tigin'i destekleyen Arslan Yabgu'nun da kudret ve nüfuzu artmış ve o bir taraftan Karahanlılar'ın. bunun Selçuklular'ın Gazneli-ler'den intikam almalarına sebep Olduğu görülmektedir. Kadir Selçuklar'ın kalabalık ve savaşçı kimseler olduklarını. 3. Horasan ve Azerbaycan'dan geçerek 1018 de "rüzgâr gibi uçan atlar üstünde uzun saçlı. erken öldüğü tahatimgolilan (985Jten sonra) Yusuf yınat unvanı İte ve inanç ün* vanı aldığı tahmin edilen ve bilâhare yabgu olarak uzun müddet yaşayan (öl. Horasan'dan geliş ve geçişine Gazneli kuvvetleri engel olamamışlardı. 7 sene mahbus kaldığı kalede nihayet ölen (1032) Arslan Yabgu'nun tevkifi hâdisesi mühim neticeler vermiştir: Önce. kendileri için daha elverlşf bahalar bulabilmek Özere-. çünkü oralarda kenrtdtlerine mukuvemet edecek kuvvet bulunmadığı " şeklinde kardeşine bildiriyordu. Mâverâünnehir bu iki büyük devletim hâkimiyet turamı tahrik eden bîr ülke olduğundan. adları geçen yerlerde Selçuklu idaresi sona ermiş ve başsız kalan Türkmenler şuraya buraya dağılmış.y)'un kaydettiği üzere. yüzyıl tarihçisi Gardîzî'yi göre. bir sınır şehri olarak siyasî ve tarihi ehemmiyeti daima takdir edilen Cend'de 1009'a doğru. Musa. Tekrar Mâver-âflnnehir'e döpdüktecKîlfiman da. ile Arslan'm oğulları. . y. Çağrı Beyfrt Azerbaycan havâlisinde onlarla karşılaşmasından anlaşılmaktadır! Çağrı Bey. bu haksız muameleyi unutmamışlardır ki. orada Tuğrul Bey'in Han tarafından tevkif edilmesi aralarının açılmasına sebep olmuş. Selçuklu tarihinde birinci plâna geçen Çağrı ve Tuğrul Beyler yolu ile imparatorluk hanedanı Mikâil nesline intikal etmiştir. yardım istemimi. Daha 964 ve 96fe yfflanndâ Horasan'dan ©meniye bölgesine gaza i$h kalabalık gönüllüler gelmişlerdi. 1032) kardeşi M Tigin'in oradan atılmasını isterken.250 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 291 şen Selçuklu ailesi mensuplarının taşıdıkları Yabgu. . Nasr Han'ın 403 (1012/1013)'te ölümü üzerine. XI. Arslan'm tevkifi üzerine. o sırada en çok 17-20 yaşlarında olmaları gereken JyğBlHve ÇağnJtardeşler ise. Van gölü etrafında Ermeni Vaspuragank»»lhğrtopraktetf»RdîfJ)örürid§ ve karşısına çıkan kuvvetleri bozguna uğratarak.Semerkand bölgesi. Tuğrul Bey'in yanına döndü. Buhâra'da hâkimiyet kuran Karahanlı ailesinden Ali Tigin'in mukavemeti ile karşılaştılsy. yabgu -Unvanını taşıyan Arslan. bütün "iran ve Turan meselesinin" görüşüldüğü bu tantanalı mülakatta. üstelik Gazneliler ile de anlaşma hâlinde olan Karahanlılar'ın eline geçmiş bulunduğundan. Bunların arasında Türklerin de bulunduğu. Selçuklular'ın. İkincisi. GOröü-teivvetleri savaşa cesaret edemeyerek çekildikleri Içift.Selçuklular'ın Horasan'a Geçişleri Ali Tigin. siyasî tazyik ve yer sıkıntısı altında bulunan SelçuMular'ın Çağrı Bey idaresindeki doğu Anadolu'ya meşhur akını (1018-1021) bu sebeple olmuştur. savaşçılığı. (ttfflKkrrien "hükümdarlarından" birinin kızı ite-evlenmiş olduğu rivayet edilen Setçuk'un 4 oğlu vardî: Mikâri. Nesâ. karşılıklı güvensizlik havası vardı. Bey vb. Arslan (Jstöit^Ûsuf. Bâverd. Çağrı Bey bu büyük keşif seferinin neticelerini. İşte bu sebeple Yusuf Kadir Han ile Suttan Mahmûd arasındaki tarihî Mâverâünnehir görüşmesi vuku buldu (1025). daha 40? (W1flfl017) senesinde kuzeydeki Harezm bölgesini ele geçimtfş olan Gazneli Mahmûd. Hr keşif seferi yapmak hususunda anlaştılar \fa Tuğrul Bey laarru2dari uzak sah* ralaref çekken ağabeyi Çağrı Bey.öldü. Sultan Mahmûd'a da Mâverâünnehir ahâlisinden Ait Tigin'den şikâyet eden mektuplar gelmekte W. orta Anadolu'ya gittikleri bu akın münasebetiyle Çağrı Bey bütün Ermeni ve Gürcü memleketlerinde bir müddet kaldıktan sonra. 1024'te mevkiinden feragat eden Karahanfe "büyük kağan"ı Mahsur yerine geçen Yusuf Kadir Han'ı "büyük kağan* tanımamak için cephe aldığı bir sırada. Türkistan ve Balhan dağları bölgesinde on binlerce süvariye sahip olduğu meşhur ok gönderme hikâyesinden anlaşılan ve 'mertliği. Selçuk'tan sonra idare başına geçmiş. onlarla anlaşmak istiyordu. gibi unvanlar Selçuklu idaresinde bulunan yeni hükümette eski Oğuz devlet teşkilâtının tatbik edildiğini göstermektedir l&un ömüdö olduğu kaynaklarda belirtilen -Selçuk. "Ermeniye bölgesine gidebilecekleri. Çağrı Bey'in şiddetli bir baskısında Buğra Han'ın kuvvetlerini mağlûp ve kumandanlarından bazıları esir alması neticesinde. Bu hâdise Mikâil-oğullarına bağlı kütlelerin içinde bulundukları müşkül durumu gösterir. Barhebraeus (13. Tuğrul Bey kurtarılmıştı. şimşek ve yıldırım gibi avının üzerine düşmesi dolayısiyle kendisinden bütün Türkistan hükümdar ve Afrasyablılar'ın korktuğu Selçuklu" Arslan'ı kurnazlık ve hile ile yanına Semerkand'a getirerek. Fakat Karahanlı Nasr Han Selçuklulardan çekiniyor mümkün olursa kuvvetlerinden faydanmak maksadiyle. beyleri tarafından Sultan Mahmûd'a yapılan müracaat sonunda 4.000 hane kadarı.000 kipk süvari-kuvveti başında batı tetikametinde. Mâverâünnehir'e. Bununla beraber. babası hayatta iken biçsavaşta ölmüş (995'ten donra) olduğu iç»K onun Htoğlu Çağrı ve Tuğrul dedeleri Selçuk tarafından yetiştirilmiştir. yaylı miferakjf Türfcmenlerîiie.

Lâhor'da faydalı hizmetler görmüşlerdir. Kurban Bayram. Horasan'dan çıkarmakla beraber. Fakat bu ağır hareketin intikamını Musa Yabgu ite birlikte Tuğrul ve Çağrı kardeşler. Alâ'üd-devle Kâkûye'ye iltica etmişler ise de. Sultan Mahmûd öldükten sonra. Irak'ta. yukarıda söylendiği gibi. bir kısmı da Kirman'a inmişlerdi. Kasım 1030'da Gazneli ordusunda Mekrân'ın zaptında yararlık göstermişler. Bölge halkının şikâyetleri üzerine. reddelilince bozmak ve onları birbirlerir®îlöşürmek îçfti. Çeşitli yollardan bu bölgeye sevkedip kendisi de yola çıktığı hâlde tutamadığı Türkmenler Rey. Gazneli JS Ahmed b Abdls-Samed'ın sözlerinden anlaktadır. Kendine karşı Ceyhun ötesindeki üçlü ittifakın tesirlerine Horasan'ı kapamak maksadı ile türlü tedbirlere da başvurmak zorunda kalan Sultan MeS'ud ve#ri ve en büyük kumandanlarını. Seiçukluler'ın duri|* munun tekrar düzelmesine yardım etti. Fakat bu sırada birbirini takip eden iki hâdise Selçuklular'ı bir tere daha çok müşkül duruma düşürdü. Bunlar Boğa ve Göktaş ile diğer iki reis idi. Damgan havalisini alt-üst ettiler ve fitler ile desteklenen Gazneli ordusunu bozguna uğrattılar.Şah-melik tarafından korkunç bir baskına uğranmalarıdır. yerine geçmek isteyen oğlu ve o zaman Rey valisi Mes'ud. Ali Tigin bütün kuvvetleri ile dört taraftan taarruza geçerek verdirdiği pek ağır kayıplar neticesinde Selçuklular Harezm'e doğru çekilmek zorunda kaldılar ve orada Gazneliler'in valisi bulunan Harezmşah Altuntaş'ın gösterdiği bölgede oturdular. bilhassa Yağmurun oğlu idaresinde Horasan'ın batısında Gazneliler İle mücadele alevlenmiştir. GazhşHter'e karşı onunla anlaşmış bulunan Türkmenler'in dostu yeni Hârezm valisi Harun da büyük faydalar beklediği Selçuklular'a fazlası ile itibar etmek lüzumunu duymuşta Böylece Gazneliler aleyhine üçlü bir ittifak meydana gelmiş oldu ki. zaman zaman Dihistan ve Balhan dağlarına çekilmek ve tekrar karşı darbeler indirmek suretiyle Gazneli kuvvetlerinin tam başarı kazanmasını imkânsız kılmışlardı. Selçuklu desteğini kaybetmekten korkan Harun'un rl?f E iî?wi2^ W1!" döndöter. Bu türkmenler'den bir kısmı. gafii avladığı Türmenfer'den 7-8 000 kişi öldürmüş (425 yıl. bir kere deha anlaşıldı. Kirman'a gidenler oradan İsfahan'a geçerek. Bir Gazneli mukavemeti daha kırdıktan sonra (1034). Çağrı ve Tuğrul Beylere gelince. Bâdgîs. Serahs. Yağmur ve Göktaş adlı reislerinin idaresinde idiler ve kısa bir müddet huzur içinde yaşadtklan ve bu esnada Türkistan'dan gelen yeni kütlelerin veya İran'da dağınık hâlde bulunan Türkmenler'in kendilerine iltihakları ile çoğaldıktan sonra. Fakat. böylece onlar kudretli fctataruma yükselmişlerdi. kendilerini öldürmek için hazırlanan tertiplerden güçlükle kurtularak. kendilerine yeni «HhafcJan^ilhassa amca arı Arstarfm tevkifinden sonra çoğalmış. kuvvete olan ihtiyacından dolayı. kendi devlet sınırları dışında dahi onları takip etmeğe çalışmasından bellidir. sıkışık durumda ancak Horasan'a geçebilecek olan Selçuklular olduğu. Kfendfleri Türkmenler'in JSIT başbuğları olmakla beraber. dığfer amcalar* Musa (Inanç)'yi yabgu seçmişlerdi. Boğa (Buka). Gazneli siyasetinde vukua gelen değişiklik. Taş'ı ve diğer mühim kumandanlarını öldürdüler. Türkmenler'i Gazneli kumandanlarından Hâcib Humartaş'ın emrine bağlama teşebbüsü ve bu hususta Irak başkumandanı Taş-ferrâş'a verdiği emir ile onları tazyike başlaması. hem dış mesele olarak düşünmek mecburiyetinde kaldığı en mühim hususun Selçuklu-Türkmen meselesi olduğu. Harun'un ölümü dolayı- . bir hayli at ele geçirmiş ve esir almıffi Perişan hâle gelen Selçuklular. kesin itaate alamadığı Türkmenler'i daima tehlikeli gördüğü. nihayet Türkmenlerinden ayrı bulunan Yağmur başta olmak üzere Irak'a gönderilmiş olan Oğuzlar'dan 50 kadar başbuğ'un Taş tarafından öldürülmesi (1033 baharı) Mâverâünnehir'den mütemadiyen yeni iltihaklar ile artan Türkmen kütlelerinin intikam hissi ile ayaklanmalarına sebep olmuş.undan geçerek. fırsat aramış ve münasebet mırmağa muvaffak olduğu (Musa yabgunun oğlu) Yusuf'u. e bir suikast neticesinde öldürüldü (Nisan 1035) ve gerçekten de Gazneli devletinin hem iç. Bunlardan biri. 1035 yılı başında Ali Tjn m ölümüdür Müttefîksız kalan Harun işini halletmenin Gaznelrler balLndan f e k T ^ M T ^ ^ T ? " * me8elerr1n **"*■» sönmez düşmanlığına üâveten Ali Tlğın oğuMarının da teayikine uğradıkları fşm. Çünkü®!^ durumu meydanda ıdı: Arştan Yabgu'mffi tevkifinden sonra. Yabgu'nun Türkmenleri ve Ymallılar'ın (¥%$% bağlı Türkrhenier) hep birlik halinde yer aldıkları. Bu sebeple Sultan Mahmûd bizzat sefere çıkmak zorunda kalmış (1028) ve onları Ribât-f-Ferâve'de ağır bfr mağlûbiyete uğratmıştı. Karahanlı devletine "iştirak" etmelerini" teklif etmi^. Nesâ. Azerbaycan'a yönelerek. Gazneli Sultan Mahmûd Mâverâünnehir merkatına geldiği sırada Buhâra'dan kaçan. Bâverd ve Dihistan bölgesinde. Fakat teklifin bir hileden ibaret olduğunu sezen Selçuklu reisleri taralıncte^ipta Gazneli Mahmûd'un evvelce yaptığı Horasan'a gelmeleri teklifinde olduğu gibi. Ancak. -Oğuzlann Baranlı (Koyunlu) boyundan Yenı-kent yabgusunun oğlu ve Cend hâkimi. yine Oğuzlar'a müracaat ettiğinden. Bâverd ve Farâve taraflarına geçirildiklerini gördüğümüz bu Türkmenler Kızıl. Ali Tigin emri ile. Yusuf buna taraftar olmayınca da. Tûs. Dağılan* Tfcrkmenler'den Kızıllılar ve Yağmurlular (yâni Kızıl ve Yağmur emrindekilere) Balhan ve Dihistan bölgesine çekilmişler. Türkler'in yabgusu (İnanç Yabgu) tâyin edip. Fakat Oğuzlar'a hâlâ da güvenemeyen Sultan Mes'ud'un. Selçuklulara adım adım takip eden Şah-meBk ?j£ce ı°î yp. yani Mes'ud'un Ali Tigin'e cephe alması. daha evvel oraya gelmiş olan soydaşlarına katıldılar. Arslan zamanındaki durumu muhafaza etmek düşüncesi SftrTuğrul ve Çağrı Beylere elçiler göndererek» onlafm da vaktiyle Arslan gibi. Selçuklu kütlesinin yeniden bir role sahip olmaları demekti. Buhâra-Harezm arasında seyreden. geniş topraklar karşılığında. Tuğrul ve Çağrı Beylere karşı harekete geçirmek istemişti. teşkilât gereğince. Sultan Mahmûd'un. Çünkü başkenti tehlike geçiren Ali Tigfrv Selçuklular'a yanaşmak mecburiyetinde kaldığı gibi.'kinci hâ<*se de. Hindistan'da. onların yardımı ile Horasan'ı zapta hazırlanan Hfcun'un ortadan kaldırılması zor olmadı. Bu sırada Sultan Mahmûd'un ölümü (1030) ve yerine oğlu Mes'ud'un tahta geçmesi ile. Harezm'deki yurtlarını terk ederefc Ceyhun'u geçmek zorunda kurtar. batı istikametinde harekete geçmişlerdi. Nesâ. böylece Merv. çok geçmeden Karahanlı ordusunu mağlup ederek Alp Kara'yı öldürmek suretiyle aldılar (Ocak 1029). Balhan'a çekildiğini söylediğimiz Yağmur ile birlikte.252 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 253 Çaörı Bey'in doğu Anadolu seferinden sonra Mâverâünnehir de «W kardeşine fuK ve itibarları artmış. Sultan Mahmûd'un emri ile Tûs valisi Arslan Câzib onlara karşı harekete geçmiş ise de boyun eğmeyen Türmenler. fakat sultanın aynimaemr müteakip tekrar yerine dönerek hâkimiyetini devam ettiren Ali Tîgirt. Bununlar beraber. Tirmiz. bu devletlerarası münasebetlerde Tuğrul ve Çağrı beyler.= Kasım 1034). eskiden beri Selçukluların baş hasmı olan ve aralarında "kadîm bir kın ve kan düşmanlığının hüküm sürdüğü. Karahanlı kumandanlarından Alp Kara tarafından Selçuklular'a yapılan bir baskında öldürüldü. Azerbaycan'a doğru gitmekte olan Boğa ve Göktaş'ı tekrar Horasan'a davet etmişti. asayişi bozucu inzibatsızlıklar göstermeğe başlamışlardı. Sultan Mahmûd'un siyasî baskısı neticesinde.

e . Sultan Mes\jd'u karşılamaya karar verdHer. Bu. öncü ve temelle! sıfa- ti ile. Bu yoku* sahada bütün kuyuları bozuyor. Tuğrul ve Çağrı Beyler. İçlerinde muharebe etmek kararında olan bilhassa Çağrı Bey idi. . yersizlikten müşkül durumda olduklarını. Tuğrul Bey'in ana bir üvey kardeşi İbrahim Ytrtal ve kuvvetler) olduğu hâlde. Sultan 300 savaş fili île desteklenen 50. burada bir devlet kurmak imkânının mevcudiyetini gösteren ilk alâmet olmuştur. Abbasi halifesi el-Kaaim bi-emrillâh tarafından Nişâpûr'a elçi gönderilmesi Selçuklular'ı haklı olarak memnun etti.rmm% bilhassa Çağrı Bey'in büyük gayretleri ile. Gazneli devletinden tefti almaksızın.000 atlı vardı.adına . Sayıları azdi fakat Merv ve Nesâ'ya doğru «erleslikçe çoğalıyorlardı. Seiçuklular'ın Gazne devletine karşı kazandıkları bu ilk zafer kendilerine büyük bir güven sağladığı gibi. Harezmşeh İsmail Handan ile siyasî münasebetler kurmalarından ve Horasan'dan üç vilâyet daha istemelerinden anlaşılıyordu. kendisi Hindistan fütuhatına gidiyordu! Nîşâpûr'da bulunan Gazneli ordusu başkumandanı büyük Hâcib Subaşı. Ramazan 430 (mayıs 1039) 'da başlayan ve uzun süren muharebelerde Selçuklular yıpratma savaşları yapmak üzere. Wr yandan d&Aîi ilgin oğullarım tazyikler» «tında bulunan. Bahar gelince. Farâve ve Dihistan vilâyetleri üç Selçuklu başbuğuna veriliyor. Selçuklu İstiklâl savaşı idi. Bunun üzerine Selçuklular'a karşı Nesâ'ya değil de. Musa Yabgu Serahe'ı Tuğrul Bey ise Horasan'ın başşehri Nişâpûr'u almıştı. Gazne devletinin başında dolaşan bu büyük tehlike karşısında dahi muharebenin idaresini kumandanlarına bırakıp. Türk hâkimiyet alâmeti olarak yay taşıyordu. İbrahim Yınal'ırt'es-Sultân-ul-Muazzam" Tuğrul Bey adına hutbe okutmağa başladığı (mayıs 1038) Nişâpûr'a haziran ayında parlak bir törenle Tuğrul Bey girdi. Hindistan'daki sultandan aldığı kefcin emir üzerine Selçuklular'a karşı hareket etti ve Serahs yatanlarında vukua gelen savaşta (1038 mâyiftnın 3. Selçuklular yine Çağrı Be/ki İsrarları neticesinde ortaya çıkıp. 1035 Mayıs ayinde Ceyhun ırmağını aşmak suretiyle Ğaıneö topraklarına girdiler. Maiyetinde 3. büyük bir ordu topladı. hazırlıklı olarak ve dikkatle takip edilen Selçuklular meselesini daha doğru değerlendiren Gazneli vezirinin ihtiyat tavsiyesi yerinde görüldü. Sultanın kumandasındaki Gazneli ordusu önünden yavaş yavaş Serahs'tan kuzeye.'Seiçuklular'ın yer yer ve devamlı taciz akınları arasında Gazneli ordusunun sahra savaşları için yetiştirilmesine çalışıldı. siyasî görüşten uzak ve üstelik de eğlenceye düşkün bir adam olan Sultan Mes'ud. Merv'de "Melik'ül-Mülûk" unvan» ile Çağrı Bey .000 kişilik bir süvari ordusuna sahip oldukları bilinen ve esasen gelişmeleri. orada yine kendi fikrini tatbike girişti ve "bütün Türkistan'ı zapta yetecek" bir ordu hazırlattı. Bu esnada Suttan Mes'ud Selçuklular tarafından boşaltrtmış olan Nişâpûr'a girdi (kasım 1039). ayrıca onlara hiTat. aynı zamanda. Fakat Seiçuklular'ın bununla fctifo etmedikleri. o zaman 10. ağır bir hteimete uğradı.hutbe okunurken. Bu mm Selçuklu zaferi Horasan krt'aeını doğrudan doğruya Selçuklu idaresine sokan keefrrneticöli bîr savaştı. menşur ve sancak gönderiliyordu (ağustos 1035). Bundan büyük telâşa kapıldıkları görülen Gazneli devlet erkânının derhal yaptıkları toplantıda. Tuğrul Bey tarafından diğer Selçuklu reislerine tevcih edildi.000 süvari ve piyadeden kurutu bir ordu başında Belh'e geldi ve hemen Serahs'a doğru yöneldi. şimdilik Nişâpûr'a giden sultan. çöle doğru çekildiler. Nitekim zaferden sonra iki taraf arasında "elçiler" teatî edilmiş ve Gazneli devleti tarafından Selçuklular'a bir nevi muhtariyet tanınmıştır: Nesâ. zira bu halifenin Horasan hâkimi ve bütün Türkmenlerin başı olarak Tuğrul Bey'i tanıması mânasına gelebilirdi. maiyetinden 100 kadar atlı ile kaçabildi ise de Hindistan'a giderken yolda kendi adamları tarafından öldürüldü. süvarilerinden bir kısmı da Belh kapılarında görünüyordu. aşağı-yukarı 100. TQ|Kmenler'i Horasan'dan bu defa tamamiyle çıkarmak için. Sultan Mes'ud. Selçuklu başbuğları Nesâ'ya geldiklerinde. Horasan'a geçmekten başka çare kalmamıştı. Çağrı Bey Mervl. Gazneli ordusu tarafından sahralarda takip edilmeleri imkânsızdı. malzeme ele geçirdiler. arkalarından gelen ve fasılasız ara hücum ve baskınlar ile sarstıkları.Selçuklu Devletinin Kuruluşu Horasan hâdiselerini haber alan Sultan Mes'ud'un süratle harekete geçtiği sıralarda Çağrı Bey Tâlekan ve Faryâb taraflarını zapta uğraşıyor. Yalılar (Yusuf YınaPm oğlu. ibrahim Ytotlto. Artık Cend'e geldikleri yıllardan beri süregelen çetin mücadelelerden sonra. Gazneliler'in Horasan vezirine mektup yazarak. çöllere çekildiler. Nihayet Selçuklular Merv yakınındaki Dandânakan hisan önünde muharebeyi tabut ederek. emellerine kavuşmuşlar. Zira Mri cesaret ve şecaati. şehrin en sayılı adamı olan Kadı Sâid kendisine "Efendimiz" diye hitap etmişti. Sultanın kumandasında ve devrin tarihçisi Bayhakî'ye göre "Bütün Türkistan'ın da mukavemet edemeyeceği kadar büyük ve teçhizattı" olan bu ordu etraftan katılan yeni kuvvetler ile durmadan artıyordu. Çağrı Bey Serahs'ta idi. Horasan'da kalmış olan kısmen reissiz Türkmenler ve ayrıca Harezmliler eski Selçuklu âlilesinin btr M üfllü mensubu etrafında toplanmakta tereddüt etmiyorlardı. Tuğrul Bey de Nişâpûr'dan hareketle oraya gelmiş ve Musa Yabgu ile birlikte Selçuklu başbuğları bîr araya toplanmışlardı. son baskın yüzünden hayli zayıflamış olan Sucuklular İçin. Selçuklu İmparatorluğum^ temellerini Horasan'dâ-'âtmışlardır. Horasanda müstakil bir devlet kurmağa muvaffak olmuşlardı. Bunun üzerine Mes'ud. bir yandan Şah-melitfın. Gazneli kuvvetleri taraf ıdan terkedilmiş olan Nişâpûr'a gelerek. Sultan Mes'ud'un oradaki tahtına oturduğu zaman. Fakat Hâcip Beğ-toğçJı kumandasında harekete geçen ve fillerle takviyeli bu ordu Nesâ sahrasında Selçuklular tarafından ağır bir mağlûbiyete uğratıldı (1035 hazirariıpır\ eon haftası). Fakat şimdiye kadar da belirtildiği üzere. halk ile yaptığı konuşmadan Selçuklu başbuğlarının öteden beri ısrarla gerçekleştirmek istedikleri devlet kurma hedefine ulaşıldığı ve bu devletin başına da Tuğrul Bey'in geçirildiği anlaşılmaktadır. Sultan Mes'ud'un süratle onların üzerine yürünmesi fikrine karşı. Derhal yeni Selçuklu idaresini teşkilâtlandırmaya geçildi ve etrafa memurlar tâyin otundu ve eski Türk geleneği gereğince ileride zaptedilecek mahaller.254 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 255 siyle bir destekten mahrum kalan. burada kendilerine yurt verilmesi için sultanın nezdinde aracılık yapmasını rica ettiler. Emirlerinde 20 bin süvariden kurutu bir ordu vardı. Kolunda. 3 gün boyunca bütün şiddeti ile devam eden savaşta Gazneli ordusunu korkunç bir hezimete uğrattılar ve büyük kısmını imha ettiler (7-9 ramazan 431» 22-24 mayıs 1040). yanlarında Musa Yabgu 1® kuvvetleri. dağınık şekilde. Selçukluların böylece Horasan'a geçişleri tarihin tnüftim-hâd'ısilerinden birini teşkil etmiştir. hazineleri ve pek çok silah. diğeri yüfe-sek devlet adamlığı vasıfı ^-siyaset zekası ile tarihte şöhret yapan Çağrı ve Tuğrul kardeşler en büyük iki Törifc-islâm siyasî? teşekkülünden îlkinin.000'lik orduyu susuz bırakıyorlardı. akınlarını Belh ve Sistan'a kadar genişletmelerinden.

Alp Arştan bu büyük amcasını affetmiş. yakalandı ve daha fazla karışıklıklara meydan vermemek için. civarJ^pmdarlara fetih-nâmeler gönderildi. kurtarmış böylece bütün Kirman'ı Selçuklu hâkimiyeti altına sokmuştu. frak bölgesini aldı. Kazvîn. Alp Arslan. Anadolu Selçuklu âliesinin dışındaki bütün Selçuklu hânedalarının atası oto Çağn Bey'in Hatice Arslan adlı kızı halife el-Kaaim bi-emrillâh 9e evli idi. Kutalmış (Arslan Yabgu'nun oğlu) Curcan ve Dâmgan'a ve Çağrı Bey'in oğlu Kavurd. Yine alınan karar tatbikatından olmak üzere. Bu kararlar gereğince. bunlar Sultan Tuğrul Bey'in emrinde idiler. Curcân havalisini devlete bağlar ve oralardaki Bâvendl ve ziyârî {Vaşm#h1| hanedanlarını tâbiiyetine alırken [433 = 1041/ 1042) ibrahim Ytnafr İranlı an mühim merkezlerinden olan Ray1! aaptecHp.000 süvari ile Herat'ı zaptettikten sonra. Müteakiben Cûzcân. ülke ve ileride zaptedilecek memleketler Selçuklu hanedanına mensup üç başbuğ arasında taksim edildi: Seföfi^ve Belh şehirlerinin dâhil bulunduğu Ceyhun ile Gazne arasındaki bölge. süratle Kirman'da görünmesi neticesinde. sultandan af ricasında bulundu ve affedildi. küçük kardeşi Alp Arslan'm Selçuklu tahtına çıkması üzerine saltanatta hak iddiası ile isyan etti ve Alp Arslan'ın Kafkas seferini yanda bırakıp. Melik'ul-Mülûk Çağrı Bey'e ve+terat merkez olmak üzere. Burası 4»£1045/1046) 'de kesin olarateBlçukk*lar'a Intteal etmiştir. merkez Merv olmak üzere. Sistan'da Selçuklu hâkimiyetinin yefc leşmesinde büyük gay'rötler sar/eden Ertaş Tabes'de bir suikast neticesinde öldürüldü (440= 1048/1049). Bağdad'a gönderildi. ülkesi oğlu Alp Arslan tarafından korunmuştu. Tuğrul Bejfo imzasını taşıyan bir mektup. Tuğrul Bey ile birlikte. eşkiya Kuf8 ve Kûfec reislerim bi* baskında kılıçtan geçirmek suretiyle. hayrt* verici cesareti. Sonra Tirmiz ve civarını zapteden Çağrı Bey bütün bu bölgelerin idaresini Alp Arslan'a tevdi etti. Kirman'a kaçan Cend hâkimi. Melikşah suttan olunca. hak yolunda yüfünâceği. Kara Arslan Kavurd 1041'den itibaren boralarda Buveyhîler'e karşı faaliyete geçmiş ve emrindekr Türkmen kuvvetleri şiddetli mukavemetle karşılaşmış ise de. Bölge Selçuklu devletine bağlandı. Nihayet 1059'da tahta çıkan yeni Gazneli sultanı İbrahim ile Çağrı Bey arasında sulh yapılmıştır ki. Melik Çağrı Bey de Selçuklu devletinin doğusunda kendisine ayrılan ülkeleri zapta girişmişti. burayı hareket üssü yaparak. Nişâbûr'u bırakarak. Büst ile Stöfân havalisi MUİMiYabgu'ya venWve sultan sıfâft ile başkenfftişâpûrtla kalan Tuğrul Bey. kuzey ve güney yönlerinde yayılırken.dahasonra Alp Arsfer* tarafındanMerVdfeyaptmteıntürbeye nakledildi. 1040 senesi sonunda Sîstan'a giden ve orada kasım 1041'de hâkimiyetini kurarak Yabgu adına hutbe okutan (Yusuf Yınal'ın oğlu ve İbrahim Yınal'ın kardeşi) Ertâş. Selçuklu elçisi Ebû Ishâk'uf-Fukkâî ile. Muizz'üd-devle ve Fahr'ülmülk lâkapları ife anılan Musa Yabgu. gizlice kendi yayının kirişi ile boğduruldu. Gazneli ordusunu mağlûp etmek suretiyle aldı. sultanın huzuruna gşfirildl. Hanedanın ikinci derecedeki âzasından İbrahim Yınal Kuhistan'a. BerûdrdH ve arkasından . 469 (1067) senesinde tekrar isyan ettL Alp ArslaıYm oğlu Melikşah'm veliaht olarak adını hutbede okutmak istemiyordu. bizzat kendisinin kumanda ettiği 5-6. meşhur Selçuklu düşmanı Şahmelik. Selçuklular'a tâbiiyetini arz eden Sîstan hâkimi Ebu'l-Fazl ile birlikte. 1054 ekiminde Sîstan'a gelerek Hind Denizi sahilindeki Mekrân bölgesini de Selçuklular'a bağlayan »Çağrı Bey'in oğlu. 1064 yılında Sultan Alp Arslan'a karşı saltanat dâvasına kalktığı için sığındığı Herat kalesinde yakalanarak. Daha sonra aynı ay içinde Mevr'de akdettikleri ve Tuğrul Bey'in konuşması ile açılan büyük kurultayda mühim kararlar alındı. Halifeye hitap eden bu mektupta Son durum arz olunuyor ve Horasan'da adaletin tesis edildiği. Rey şehrini ele geçirerek kendi sultanlığını ilân etmek üzere harekete g€£ti. bir müddet kendi yanına alıkoymuş ve daha sonra ona Mâzenderân'ı iktâ etmiştir. Yeni Gazneli kuvvetlerinin mağlûp edilerek uzaklaştırılması Alp Arslan'in kazandığı ilk başarı olmuştu. Emîr^-müminîn'e olan sadâkat beffiHliyordu. Bâdgîs. Selçuklu fütuhatı bu esas üzerinde devam etti: Yabgu Kelân (büyük yabgu) di°ye anılan Musa 5. O devrin âdeti gereğince. batıda da Tuğrul Bey'in idaresinde geniş ölçüde fütuhat gelişmekte idir Tuğrul Bey bizzat gittiği Taberistan. Tuğrul Bey'in müdahalesi ile durduruldu. İmparatorluk kuvvetlerinin Kirman'a gelmesi üzsrine anan diledi ve tekrar affedildi.000 kişilik süvari kuvveti ile Kirman'm kuzey bölgesi öten Serdsîr'e girmiş {«J81:başlar4v«:^ihayet baş şehre kapanan Buveyh? Abû Kâlicâr'ın naibimden şehri tesüm aJmifi Kirman'ın güney bölgesindeki dağlık Germefr'i de. Çağrı Bey'in Gazne'yi zaptetmek için yaptığı neticesiz teşebbüsten doğan uzun süreli mücadelelerde bilhassa Alp Arslan büyük yararlıklar göstermiş.^öiği Arabistan yarımadasındakfc&lmman'l Selçuklu idaresine bağlamakla geniş bir ülkeyi ele geçirmiş bulunan Kavurd. arkasından Taberek. YâkûtTnin bu bölgeye hutbeyi babası adına okutma teşebbüsü.256 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 257 ç-Sultan Tuğrul Bey: Muharebenin son günü cuma namazından sonra yaptıkları toplantıda. Kavurd. Tuğrtıl Bey Selçuklu devletinin sultanı ilân edildi. 1043 senesinde. Çağrı Bey 435 (1043/1044)'te hastalandığı zaman. Selçukluların başlangıcından beri. bölgede ve Büst havalisine tama-miyle hâkim oldu ve orayı Selçuklular'a bağladı. Tuğrul Bey'e gönderilmiştir.1042'de Rey'e geldiği zaman İbrahim Yınal taralından törenle karşılanan Tuğrul Bey. Selçuklu devletinin hâkimiyeti böylece doğu. iütûhat sahasına daha yakın olan Reyi başkent yaptı ve şehrin imâr edilmesini emretti. Ista- . Huttalân «s diğer Tuharistan şehirlerine hâkim oldu. büyük kumandanbk kabiliyeti ile devletin kuruluşunda birinci derecede rol oynayan. 1050 sonbaharında Fars bölgesini alarak. idaresindeki ülkeleri almak için gelen Karahanlı Arslan Han'ı geri püskürttü ve Karahanlı hükümdarı Çağrı Bey ile yaptığı anlaşmada adı geçen bölgelerde Selçuklu hükümranlığım tanıdı. Sultan Tuğrul Bey'in Harezm seferi esnasında. Harezm seferini yaptı. 1040 sonbaharında kuşattığı mühim Belh şehrini. Melikşah ve NteârcVüi-mülk^ idaresindeki kuvvetlerle yaptığı Hemedân civarındaki savaşta (15 mayıs 1073) mağlûp oldu. Naaşt. . Alp Arslan ölürken yaptığı vasiyetler arasında. Ertaş tarafından yakalanarak. Kendiliğinden tâbiiyet arzeden j#femüz emirliği üzerinden . Kirman havalisine tâyin edilmişlerdi.Cibâl bölgesinin başlıca şehri Hemedân'rKftkuyelerden Almıştı. buradan Buveyhîler'i uzaklaştırmıştır. zekâsını ve siyasî thatasrrlU üstünlüğünü takdir ettiği küçük kardeşi töğftjl Bey'in devletin reisi olmasına fiza gösterecek kadar mahviyet sahibi ulan Çağn Bey Sori hâdiselerden sonra hastalandı ve 70 yaşında olduğu halde Serahe cehrinde vefat ötB (safer 453 »fftert 1060). 460 (1068)'tan sonra Fars'a hâkim olan Kavurd'un elindeki ülkelerin sıkı kontrol altında tutulması da vardı. iki devlet arasında Hindukûş dağlarını sınır çizen bu andlaşma 50 yıl kadar devam etmiştir. Kirman'a gönderildiğim söylediğini Çağrı Bey'in oğlu.

Selçuklu devletine bağladı ve İbrahim Yaratl ve Kutalmış idaresinde sevkettiği ordular Dfoever. Tuğrul Bey'e zengin hediyeler getiren Bizans elçisi. oradan Azerbaycan'a yöneldiler. Azerbaycan'a gelen Tuğrul Bey. her tarafta yıkılmakta. bîr yandan Anpye. Fakat bunlar Mervânîler ve Musul hâkimi Ukayîler tarafından durduruldular. Sermac. İbrahim Yınaf Kinkîveir. Selçukluların mancınıklarının Rumlar tarafından yakılması neticesinde. Elceatöre ve Azerbaycan'ın kudretli siması hâline gelmişti/ Tuğrul Bey'den Cibâl bölgesinin kendisine terkini telep etti. sığındığı Sermac kalesinde teslim olmak zorunda kaldı. Yâkulî ve malyyetindeM Türkmen beyleri. 1054 sonlarına doğru. böylece Irâkı Acem'den sonra Fars. (ölm. Savaş Bizans ordusunun hezimeti ile neticelendi. Yalnız kalan Kutalmış'ın Gence muhasarası da netice vermeyince Sultan Tuğrul Bey yukarıda Şehrizûr bölgesinde gördüğümüz İbrahim Yınal'ı Azerbaycan valiliği ile. Selçuklu şehzadeleri Erzurum ovasına kadar ilerlediler ve önce Erzurum şehri yanındaki büyü* ve zengin Eften {Karfe-&zen.b. ağır zâiyat verdiklerinden. Bu harekâta Musa Yabgu'nun oğlu Hasan da katılmıştı. İki ordu Hasankale önlerine karşılaştı. kalesi ve Şehrizûr'u aldıktan sonra. Bilindiği gibi. bıraktığı kuvvetler tarafından kuşatılmasına devam edilen Malazgirt'e döndü. gtoi başbuğların idaresinde bulunan Oğuzlar'ın bir kısmı Van bölgesine (Vaspuragan) girdiler ve Erzurum'a kadar olan sahada "kartal gibi süratli" atlar üzerinde dolaştılar.Acem fütuhatında bulunan Kutalmış'ı büyük bir ordu başında Azerbaycan'a gönderdi. Şimdiye kadar Selçuklu devletinin kurutuş ve gelişmesinde büyük hizmetlerini gördüğümüz İbrahim Yınal. kış da yaklaşmış olduğundan. fakat sultanın karşısında tutunamaya-rak. Anadolu'ya karşı yanında kalabalık kuvvetler bulunan. yy sonu) göre "ateş fışkıran kara bulut" gibi gelerek Erciş'i aldı ve müstahkem Malazgirt kalesini kuşattı. Selçuklu devletine yıllık vergi ödemeyi reddetmiş olan imparator. Yukarıda "Irak Türtemenleıf^ olarak andığımız ve Boğa. İsmail'i gönderdi (441-1049/1050). e£A!ıkâm'us-suitâniye* yazarı. Tuğrul Bey'den önce ve o sıralarda Türkistan'dan yeni gelen Tüfiflmenterth buralardaki harekâtının önlenmesi için halife el-Kaaim bHemrHlâh tanınmış İslâm hukuk bilginlerinden. onu Azerbaycan'a gönderdi. bilhassa Bizans'a karşı kazanılan zaferden sonra. Burada kendisine iltihak eden tâbiiyeti altındaki Diyâr-ı Bekr Mervânî kuvvetleriyle Erzurum'a kadar ilerledi. Meyâfârikîn (Silvan). Ahvaz. almış ve kuvvetlerinden bir kısmı da Hûzistan bölgesini işgale başlamıştı. fit-lerin de bulunduğu ordusu ile Bağdad'a yaklaştıkça huzursuzluğu artan Besâsîrî . Sultan Tuğrul Bey. S*lçuk1ular'frr Bteandı* lar'a karşı kazandıkları bu ilk ve büyük Pasinler zaferi sebebi ite Bizans imparatoru Monomakhos Tuğrul Bey ile anlaşmaya mecbur oldu. İbrahim Yınal ile birlikte Irak. halifenin göndereceği imam tarafından beş vakit namaz kılınmasına ve orada Tuğrul Bey adına hutbe okunmasına müsaade etmiştir. Türkler Van Gölü yakınlarından Trabzon'a kadar olan sahada yayılmışlardı*. Ancak. Bundan sonra Tuğrul Bey İsfahan'a giderek. Tuğrul Bey. imparatorun emriyle. esirler ve ganimetlertftey'e Tuğrul Bey'e götürürken. Diyâr-ı Bekr istikametinde Mervânîler arazisine. Bizans tarihinin meşhur şahsiyetlerinden "Bulgarokton" diye tanınan imparator Basileios II. Ermeni topraklarına akınlar yaptılar. Esir edilen on binlerce kişi ve çok sayıda kumandan arasında Gürcü kiralı Liparit de vardığı8 eyKtt 1048). Kafkaslarda doğru ilerleyerek Erran bölgesine girip Şeddadîler ile birlikte. Husrev Rrûz'un Şîraz'da alevî hutbesini ikâme etmesi. Hûzistan ve Elcezîre Selçuklu hâkimiyetine girmekteydi. yıllık vergiyi kabul etmeyen imparator endişe içinde doğu şehirlerinin surlarını ve kalelerini tahkime başlamıştı. el Melik'ür-Rahîm Husrev Rrûz'un idaresindeki Bağdad dışında. Irak-ı Acem. Erzurum işgal edildi. Gürcü kiralı Bagrat tarafından da desteklenen bir Bizans ordusunu Gence'ye göndermiş ve orayı kuşatmakta olan Kutalmış Tebriz'e doğru çekilmek zorunda kalmıştı. Nusaybin ve Hulvan havalisine girdiler. hilâfet merkezinde daima Mısır Fâtımîleri tarafından desteklenen başkumandan Arslan'ul.Besâsîrî'nin Selçuklu taraftarlarını takibe başlaması dolayısiyte ve halife el-Kaaim bi-emrillâh'in daveti üzerine Bağdad'a yöneldi. Kutalmış da ona katıldı. başta Liparit olmak üzere. Kutalmış'ın sonra Kars'a hücum ettiği sıralarda. Çağrı Beyin oQlu YâkutTyi memur ederek. Selçuklu kuvvetleri Gence önünde Bizans ocçlysunu bozguna uğrattı (1046) ve arkasından Pasinler'in fethine girişe Hasan. Buveyhîiefin elinden çılaan bu bölgelerde Sultan Tuğaıl Bey ve İbrahim Yınal adlarına hutb& okundu. Elçiyi 4 fersah mesafeden hürmetle karşılayan Tuğrul Bey ona "askerlerinin" pek kalabalık olduğunu ve mevcut topraklanfttft kâfi gelmediğini söylemişti. akınlarına devam ettiler. şi'î Buveyhîler'in tazyiklerini artırmaları. Bizanslın bu suretle karşı koyması üzerine. Tuğaıl Bey'in emri özerine. bir kısmı da Sincar.258 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 259 han. buraların mahallî hâkimlerinden bazılarını tâbiiyetine kabul etmek. Revvâdîler'i ve Şeddâdîler'i itaate aldıktan sonra Bargiri (Muradiye)'yi zaptedip. Sultan Tuğrul Bey. Gence ve Tebriz'de kendi adına hutbe okutmak suretiyle. 1054 'de. Bey n^dine göndermişi. affedildi ve yine Cibâl ve Azerbaycan bölgelerinin başına getirildi. Türkler'e karşı harekete geçerek. Diğer bir kısım Türkmenler de. feurayı Bağdad Buveyhfleri*n6 meyleden Kâkûye ailesinden. 1025) zamanından beri Bizans imparatorluğunun takip ettiği doğuyu ilhak politikası sonraları da devam etmiş ve imparator Konstantinos Monomakhos (1042-1052) Ermeniler'i ve Gürcüleri baskı altında tutmak ve akınları durdurmak için. imparator Monomakhos İstanbul'daki harap olan camii tamir ettirerek içme kandiller astırmış. Tuğrul Bey başkenti Rey'e gitti. Bu sırada Tuğrul Bey Azerbaycan üzerinden Doğu Anadolu'ya bir sefer daha tertip etti. Yapılan anlaşmaya göre. Uparitl-idaresiııdeW bütün/ Gürcistan ve Abhaz kuvvetleri ile takviyeli Katakalon kumandasındaki 50. Bizans'a karşı gönderdi. Araş nehri ile Murad suyu arasında çarpıştılar. fidye karşılığında. bölgedeki Bizans'ın şöhretli generali Nikephoros Bryennios'a rağmen. Diğer Oğuz kütleleri ise. Taberistan üzerinden. Kaa2i'l4çuzât el-MâverdFyi Tuğrul. Musul hâkimi Ukaylîler'in elinde bulunan Karmîsîn'de Tuğrul Bey adına hutbe okunmuştu. fidye almadan şerbet bıraktığı Liparit ile birlikte barış müzakerelerini yapmak üzere. Türk kuvvetlerinin Çoruh ve Kelkit vadilerini ele geçirdikleri bu sırada. Şi'î Buveyhî hâkimiyeti. Mardin bölgesine ve Cizre'ye kadar ilerlediler. Göktaş v. Bu sırada.000 kişilik Bizans ordusu Pamm ovasına gelmiş bulunuyordu. Gürcüler ile savaştılar. Tuğrul Bey. bir yıl süren muhasaradan sonra. bugünkü Kara2> şehrini zaptetdiler. Urfalı Mateos'a (11. Sultan yanında veaM AmîdHtt-mülk'ûl-Kündürî olduğu hâlde. Gürcü kralını kurtarmağa çalışıyordu. oradan günşye indiği zaman Güfcü. bazılarını yerterinderc'çıkarmak suretiyle.kralı Liparit Humandasındaki Bizans-Ermeni-Gürcü ordusu tarafından pusuya düşürülerek şehit edildi (1047). Azerbaycan'a gâtti. Şiddetli hücumlar fayda vermedi. İbrahim Yınal. Bizans başkentine kendi elçisi Şerif Nasr'üd-din b. Dihistan ve havalisini. Wr yandan da Şeddâdîier'in merkezi Dvin'eş kadar ordu sevkeöyıişti. Karmîsîn ve Hulvân'ı zaptetditer (1042/1048).

Nusaybin'e kadar ilerlediği zaman. Buveyhî hükümdar* ei-Melik'ü^Rehîm. Esir alınan Ahmed ile Muhammed öldürüldü ve ibrahim Yınal da kendi yayının kirişi ile boğduruldu^ Tuğrul Beyin meşguliyeti sırasında yeniden harekete geçen Arslan ül-Besâsîrî . Fakat. Hu-m&Miglrt. kaçarken atından düşüp öldü. bir altın taht üzerinde oturan Sultan Tuğrul Bey böylece Bağdad ve Selçuklu Oğuziarı'nın yayıldığı Irak-ı Arap memleketlerini kendi devletine bağlamış.Yınal karşısında müsbet netice alamayan Tuğrul Bey Bağdad'dan yardım üsterken. Alp Arslan ile Damgan civarında karşılaştı. mağlûp oldu. Gümüş-tigin ve Erdem gibi büyük kumandanlann dahil bulunduğu «kalabalık bir ordunun başında derhâl Besâsîrî'yi takibe çıktı. Bağdad'a ulaşan Tuğrul Bey. aynı zamanda Abbasi halifesini himaye etmek yoluyla sünnî İslâm dünyasının müdâfaasını da üzerine almış bulunuyordu. halifeyi Bağdad'dan çıkararak hutbeyi Fâtimîler adına çevirmiş. Anadolu hududundan da Yâkutî'yi süratle yanına çağırdı ve Rey civarındaki savaşta (1059) âsi orduyu mağlûp etti. Alp Arslan Rey'de 7 cemâziyelevvel 456 (27 nisan 1064) 'da tahta çıktı. Hîlle'de yakalanan Besâsîrî kuvvetleri mağlûp edildi ve kendisi öldürüldü (ocak 1060). Bağdad'dan kuzeye doğru çekHdi. BesâsîrTden kurtularak dönen halifeyi karşılayıp katırının dizgininden bizzat çekerek. Bağdad'da ve sünnî İslâm dünyasında taltoenin Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey adına okunmasını emreden eMteaim b*-emriilâh parlak bir tören ile karşriamağa hazırlandığı Tuğrul Bey'den hilâfet merkeziriegifmesi için izan ricasında bulunan bir nezaket mektubu aldı ve Tuğrul Bey 25»ramazan 447{t?«cak 1055)'de Bağdad'a girdî. HUBN*-Aruz ve adamlannrtş*yakalanması ve hapsedilmek Bö. hususi? surette hazırlanmış tahta oturan ve teşekkürlerini ifade eden halifeye hürmetle mukatebe etti. Süleyman'ın sultanlığını ilân etti. Nikâh ağustos 1062'de kıyıldı. Rey'deki türbesine gömüldü. Halîfeye. ibrahim Yınal ile. bu sebeple Selçuklu devletinin ilk sultanı olmuş ve 25 yıl sunan saltanatı esnasında temelini attığı Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun Yakın-doğuda din? anlaşmazlıkları giderici. Kutalrruş'ın kardeşi ReftıWgin'in Hûzistan'dak?. fakat evlenme işi ile pek fazla meşgul olunamadı.Saltan Alp Arslan: Sultan Tuğrul Bey'in çocuğu yoktu. eskisine 50. Tuğrul Bey Içumandan Ay-tigin'i Bağdad'a şifana {vali) tâyin etti. onu sarayına götürdü. Sonra. yıllık tahsisat ayrıldı.260 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 261 nihayet Mısır'ı durumdan haberdar ederek. âsiler te'dip edildi ve Tuğrul Bey tarafından eMtfetfk'ür-Rahîm. asayişi yerleştirici vasfı ile de sarsılmaz bir siyasî teşekkül olarak gelişmesini tamın etmiştir. Bu sırada Tuğrul Bey'in pek sevdiği ve devlet işlerinde nüfuzu olan zevcesi öldü ve Tuğrul Bey hatife el Kaaim bi-emriilâh'ın kızıyla evlenmek istedi. Bundan sonra el-Kaaffm K-emriilâh sancaklar. ezanı şiî tarzında okutmuş. Su ari-da. Bütün Selçuklu devlet ricalinin ve hilâfet erkânının hazır bulunduğu bu törende Tuğrul Bey keftdfaini hilâfet tahtının yanında. d . Bağdad'da ve sürml İslâm âleminde büyük bir sevinç yarattı. Sincar ve Cizre hücürh ile aftncfr: Mervânî hükümdarı île Hille hâkimi bir kere daha itaatlerini bildirdiler. sevildiği bir bölgede olduktan başka. kardeşi Çağrı Bey'in oğlu Süleyman'ı veiiahd göstermişti. Adaleti ve dindarlığı bütün kaynaklarda belirtilen Tuğrul Bey zekâsı ve siyasî görüşlerinde-ki isabet ile Selçuklu ailesi içinde temayüz etmiş. hükümdarlığı kardeşine bırakmak istemeyen Alp Arslan vali bulunduğu Merv'den yetişemeyince. kıymetli taşlarla süslü. iş birliği yapmış olan Kutalmış onun mağlûbiyetinden sonra. Tuğrul Bey'e itaatim bildirdi. Arslan'ül-Besâsîrî'nin Fâtımîler'den aldığı yardımlarla Rahbe'de kuvvet toplaması üzerine ona karşı gönderilen Kutalmrşfın yenilmesi (1057 ocak) Tuğrul Beyi sefere zorladı. Hâdise. Çağrı Bey'in oğuttentu: Horasan'dan Alffc'Jftalan'ı «Mte* man'dan Kavurd'u. makamına oturttu ve Sav-tigin. oraya ikimi bir sefer yapan Tuğrul Bey. para bastırdı. Bu itibarla Tuğrul Bey Türk ve İslâm tarihinde seçkin bir yer tutmaktadır. 120 yıldan fazla bin zamandan beri ftüküm süren ş?"i Buveyhî devltftl sona erdi. hfFatlar verdiği TuğMil Bey'e tac giydîmöş ve altın kriıç kuşatarak onu "Doğunun ve Batının1^ fcürndarf Sân etmiş (26 zHRftde 449 = 25 ocak 1058) ve ona Ebû Talip köh^eslU* ItOKrı'üd dünyâ ve'd-dîn îâkebfhr ve Yemîn-ü emMwrrfiln^^1ÖrtwBiînı veriTtâjfîr. Bağdad'a gelişinde hilâfet veziri tarafından büyük bir törenle karşılandı. bir yandan şRHği kaldırmak. bir yandan da batıya doğru fütuhata devam etmek hususunda Tuğrul Bey'in düşünce ve siyâsetini tamamiyie takviye etmekte idt. Bağdad'da kendisinin yaptırdığı sarayda halifenin hetjiye ettiği. Çağrı Bey'in kızı Hatice Arslan Hâ-tun'un el-Kaaim bi-emrillâh ile evlenmesi sayesinde de hilâfet ailesi ile Selçuklu hanedanı arasında bağlantıyı kuvvetlendiren bir akrabalık kurulmuş oluyordu. Süleyman güçsüzdü. Amîd-ül-mülk'ü azlederek yerine Merv'de iken kendi veziri bulunan Nizâm'ül-mülk'ü hükümet başına getiren ve yüksek devlet makamlarında değişiklik- . fanının bastırılmasından sonra İbrahim Yınal'm da emir almaksızın Musul'dan ayrılarak eski bölgesi Heme-dân'a gitmesi üzerine.000 dinar ve 500 "kor" buğday ilâvesi ile. 3u sırada Bağdad'da bulunan ve büyük şenliklerle düğünü yapılan Tuğrul Bey Rey'e dönerken hastalandı ve bir daha kalkamadı. Musul ve Sincar havalisini İbrahim Yınal'a tevdî ederek. vazifesinden izinsiz ayrılması halifenin aracılığı ile cezalandırılmayan İbrahim Yınal'ın Fâtimîler ve BesâsîrTnin de tesiriyle açıktan açığa isyan ettiği haberi üzerine geri döndü ve âsi şehzadeyi takibe başladı. Bu arada ordu başında Rey'e gelerek kendisini sultan ilân etmiş olan Kutalmış. Bü durum. Bundan dolayı o. Fakat.£akat ertesi gün şehirde çıkan fcrir kargaşalığa Kerh mahallesinde oturan Şiilerin karışması fle durumun ağır bir şekil alması ■özerine. kardeşi Resul -tigin de esir edildi. Bağdad'a kadar ilerlemiş. kendi adına Kazvîn'de hutbe okutan (Yusuf Yınal'ın oğlu ve ibrahim Yınal'ın kardeşi) Er-Sığun (Er-basgan?) ve Erdem'in yardımları ile duruma hâkim olmağa çalıştı. fakat Tuğrul Bey'in muzafferen Bağdad'a gelmekte olduğunu öğrenince kaçmıştı. Nihayet 8 ramazan 455 (4 eylül 1063)'te 70 yaşında olduğu hâlde vefat etti. Musul bölgesi Besâsîrî'nin istilâsına uğrayınca. 36 yaşındaydı. kardeşi Resûl-tigin ile birlikte saltanat dâvasına devam ederek. Esasen yaşlanmış olan Tuğrul Bey bu sırada isyan eden Kutalmış ile uğraşmak mecburiyetinde kalmıştı. Hatife tarafından hilâfet sarayına davet edUdi ve burada 6ültan Tuğrul Beyin islâm âleminin müdafaasını deruhte edi-şini meşrulaştıran bir tören yapıldı. kardeşi Er-taş'ın Muhammed ve Ahmed adlarındaki oğullarının askerleri ile de hayli kuvvet- lemnfcg olan Ibranim. Vefatı üzerine Kutalmış'ı muhasarayı bırakarak acele başkente dönen vezir Amîd-ül-mülk. Tuğrul Bey. Basra ve havalisini zapta girişmiş. BÖyleöe Is^âıtı dünyası Özerincteki hâkimiyeti tasdik edîfmif olan Tuğrul Bey aynı zamanda yeryüzünün dünye$ hükümdarı ilân edilmiş bulunuyordu. Gird-i kûh kalesine çekilmiş ve vezir Amîd'ül-mülk tarafından kuşatılmıştı. Aynı ay içinde harekete geçen İbrahim Yınal ve Yakut? ile birlikte sultan Musul'a yönelince Besâsîtf SuriyeVe 'kaçtı.

Ani. uğrak mahalleri tesbit edilmişti. onun üç oğlu adına. Buna göre. sultühı Sabrâtfda hediyelerle karşıladı. Cemcem. düşmanı yormak. İmparator Konstantinos Dukas'ın ölümüyle (1067). Kilikya taraflarında dolaşan Türkmenleri püskürtmek üzere gönderilen general Nikephoroe Botaniateafcuvvetteri. erzak depolarına. üstelik yayla Iklirttf ve bol otiaklariyfe kendi yaşayışlarına son derece elverişli hayat şartlarındaki Anadolu'ya el koymak istemeleri kadar tabiî bîr'ştey olamazdı. tahrip müfrezelerinin mümkün mertebe az kayıpla düşman askerî yığınaklarını dağılmaya çalıştıkları. Sonra oğulları m akrabalarını ülkenin çeşitli yerlerine "melik" tâyin etti. Esasen Azerbaycan'daki Türk kte leteri Bizan&'a karşı. yanında bulunan oğlu Melikşah ite vezir Nizâm'ül-mülk de Araş nehri boyunda Sürmari (Sürmeli Çukuru)'yi ve kiliseleriyle meşhur müstahkem Meryem-nişîn kalesini ve civarları zaptetdiler. Böribars Herat'ta. oğullarından Arslan-şah Merv'e. Ani'ye yürüdü ve şiddetli hücumlarla bu şehri zaptetdi (16 mart 1064). yerine geçen imparatoriçe Eudoxia zamanında Doğu-Roma dahil? karışıklıklar içinde bulunuyordu: Sarayda menfaat esasına göre kurulan grupların yersiz müdahaleleri yüzünden sarsılan imparatorlukta ordu iyice ihmale uğramış. Sepîd-şehr'i hücum ile ele geçirip. bizzat halîfe Alp Arslan'ın başarısını belirten. Sultan Ni^âpOr. Sultandan emir alan Türkmenler'in hücum noktaları gayet iyi tertiplenmiş.ttltuhata dewam etti. Bunlar kendi ülkelerini yağmalıyorlar. Sultan Alp Arslan 1064 baharında Azerbaycan'a hareket etti. Kare gibi muhitti strateji merkezlerinin ele getirilmesi îte orta ve kuzey Anadolu'ya doğru akınlar îorasr hayli kolaylaşmış oluyordu. Selçuklu hizmetine giren ve bu devletin şuurlu sövk ve idaresi altmda Bizans sınırlarına yığılan Türkmen kütlelerinin. UriaVı ku^rnışbr. Ahmedşah. Hâdiselerin gelişmesi M kuvvetten birinin diğerini mutlaka yok etmesini zarurî kılıyordu. Ziyaretten sonra Harezmlri rftöfkezi Gürgenç üzeHhden MerVe dörtftri (Mayıs 1066) Suttan Afp Arsteh'ın bu ilk Türkistan seferi ile eski ataları ökesinin Mâverâünnöhlr'e komşu tarafları Sölçuklu devüaüine bağlan*. îftfiyar amcası Musa Mâzenderân'a. yâni Bizans İmparatorluğu olmak üzere iki kuvvet karşı karşıya gelmişti. Alp Arslan'ın dikkat ve ısrarla tatbik edegeldikleri akınların daha ziyade askeri yönden ehemmiyetli yollarla. Yine bu yıllarda Ğümüş-tigin. Kavurd meselesini hallettikten sonra. Ertaş'ın iki oğlundan. Selçuklular'a tâbiiyeti kabul etmiş küçük Arap hükümetlerinin sıralandığı güney sınırlarından Anadolu içlerine akmaktaydı. Daha sonra diğer oğlu Ayaz. hareket hflindeydi. arkasından Bagrat hanedanının başkenti olup Bizans'a bağlı buluna/ı ve Rumlar tarafından müdafaa edilen. Hazar Denizi kenarındaki Mankışlak'ta Kıpçak reisi ile sava§arak*OTu itaate mecbur etti ve sonra büyük babası Selçuk'un mezarını ziyaret etmek Oz^mt Cend'e yöneldi. AN kasından Kirman meliki Kavurd'urrson isyanımda batıran (1067) ve KirmarYdü* Şîraz'a doğru hareketle Istahr kalesini tâbiiyete alan Alp Arslan. Süleyman'ın yerine Befrfte. 1065'te doğu seferine çıkan Sultan'*Âlp Arslan Ceyhun'u geçerek Türkistan'a girdi. kendisi Erran'da Lori küçük Ermeni kırallığını itaate aldıktan sonra. bîri dikkati çekmeyecek derecede ufak gruplar halinde görülen TGVkmen kûtieterî. Sultanlar hassa ordulariyle imparatorluğun başka cephelerinde meşgul bulunurken. muharebe etmeden. oğlu Melikşah'm vefiaüıdllk törenini yaptırdJ ve aynı yıl ortasında (Temmui 1066) Nişâpur'a gîttf. sultanın umumî talimatına aykırı davrananların ağır takibata uğratıldığı bu harekâtta bütün faaliyetin belli plân dahilinde yürütüldüğünü ortaya koymaktadır. yaklaşan tehlikenin pek farkında değil gibi idi. Arslan Argun Hemedân ve Sâve'de bulunmuşlardı. harb malzemelerine karşı faaliyet gösterdikleri. Togan-şaf? Herafa'melik" olmuş. Tuğrul Bey zamanından beri Azerbaycan ve Erran'da Bizans'a bağlı Ermeni. Ya Bizans bütün doğu sınırları boyunca yükselen ve serpintilerini kendi içinde hissettiği bir istilâ çığını mahvedecek. fakat fasılasız olarak. diğer taraftan Kızılırmak bölgesine kadar ilerleyerek. Türtaefifler kollar hâlinde Ermjrum. halkı soyuyorlardı. her tarafa fetjhnâmeler yazılmış. Malatya ile Şarkî-Karahisar (Kolania)'ı ele geçirmişler. kardeşi Süleyman Belh'e . bilhassa eyaletlerdeki ve bu arada Anadolu'daki askerî birlikler yiyeceksiz ve parasız bırakılmıştı. Küçük çapta. Sâlar-i Horasan ve diğer başbuğların idaresinde hareket eden bütün bu kuvvetler Yâkutî'nin emrinde olup. Böylece 1071'den önceki yıllarda. Ahfat. Tâbiiyet arzeden Cend hâkimi. Ani'nin fethi İslâm dünyasında büyük memnunluk yaratmış. kalabalık Bizans kuvvetlerinin barınağı kaleler civarında teksif edildiği. Afşin. yahut Anadolu üzerine gelen kuvvet oradaki devleti tamamen ezecekti. yani Türkmen kuvvetlerinin fasılasız olarak akınları* devam ettikleri 'ıteOrta-Asya'dan kalabalık kitteter hâlinde buralara âdeta akan Türkler sebebiyle. Türk baskısının . Malazgirt sahrası ferinin bu kesin mücadelesinin vukua geldiği yer olmuştur. Gürcistan'a girerken. sultana "Ebû'l-feht" unvanını vermiş ve bu büyük sefer Bizans İmparatorluğunu Alp Arslan ile anlaşma teşebbüsüne mecbur etmiştir. Arslan Argun Harezm'e. Nihayet kendilerine yeni bir yurt edinmek mecburiyeti ite savaşan Türkmenler'in ruhî durumları da unutulmamak gerekir. diğer kardeşi Ityas Tuharîstan ve Saganiyan'a. Rey'e dönen Alp Arslan. Mes'ud Bagşur'a ve Mevdud Isfizârîk gönderilmişti. zaptedilmesi zaruret hâlini almış olan Anadolu üzerine teksif etti. Tuğ-tigin. 1067'de Malatya'ya kadar gelen Afşin idaresindeki Türkmenler'e karşı duramamışlar ve onun Kayseri'ye akınına engel olamamışlar. gelecek istilâyı kolaylaştırıcı vazifelerini yapıyorlardı. Sâiar-i Horasan ğfbi bey ve kumandanların idaresinden Türkmen boyları. yakınlarında 'cennet-1 âlâdan bir örnek olan Radgân'a gelerek.262 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 263 ler yapan Sultan Alp Arslan. ahâliyi yıldırmaktan ibaret. kışları Azerbaycan'a dönüyorlardı. Sivas'ı zaptemişler (1060^ ve imparator Konstantinos Dukas'ın gönderdiği Bizans kuvvetlerini (1061) de mağlûp etmiçbırdi. Dînar. dağılmışlardı. artık bundan sonraki bütün gayretlerinibtfı cephesine. onları da yanma alarak. Men/e gîtti ve orada oğlu Melikşâh'ı sonraları Terken Hâtûn (Celâliye] diye meşhur ve Mefikşah üzerinde çok nüfuzu olan bir Karahanlı prensesi ile evlendirdi. diğeri de eski parlaklığının artığıyle geçinmeğe mecbur bir heyûlâ. gidecekleri şehir ve kasabalar. Sonra huzura gelip tâbiyet arzeden prens Gagik ile birlikte Kars'a girdi. Türkmenler ve akıncılar. Kapar. yıllarca süren hazırlık devresinin tek hedefi Anadolu'yu atmak ve onu Türk yurdu haline getirmekti.Malarzgirt Meydan Muharebesi: Uzak bozkırlardaki yurtlarından bir daha dönmemek üzere gelerek . Oğlunun başarısından çok memnun olan Alp Arslan.Tuğrul Bey'in. Gürcü ve Abhaz tfökû^arterimn mağlûp ecfamesi ve Gence. Muş ve civarına kadar sokulmuşlar. İlk bakışta intizamsız Çeteler tarafından yapılmış gibi görünen bu akınlar hakikatte başıboş olmadığı gibi. Bizans. ona ve mücahitlerine teşekkür eden bir beyanname neşr etmiş. esas gayede sadece ganimet elde etmek değildi. eski Türk harp usûlüne uygun tarzda. direnme noktalarını hırpalamak. surlarıyle meşhur. e . Tutuş Sâ$ ye'de.

*>radan Şam'a yürüdüğü srrada. Abhazlar'a yardım bahanesi ile fakat hakikatte ordusuna erzak temin . imparator idaresindeki Bizans ordusunun doğu Anadolu'ya İlerlediğini haber ahr almaz. Aynı yıl içinde Mısır'da iktidar mücadelesine girişen Hamdâniler'den Nasr'üd-devle. nâzik durumunu farkettiği âsiyi Bizans'a gitmeye ikna ederek. Selçuklu ailesinden olup. artık Bizans'ın çıkarabileceği son ve en kalabalık kuvvet ile hesaplaşmak zamanının geldiğine inanmıştı. Mekke ve Medine'de hutbeyi el-Kaaim adına okutmağa başlamıştı. 1069'daki. İmparator Diogenes'»' faal durumuna ve uzun cevelânlarina rağmen Anadolu'ya TOrk hücumları gittikçe artıyor ve daha uzak bölgelere yayılıyordu. Anadolu fütuhatı bakımından fevkalâde mühim mevkilerdi. ne de onların Ahlat üssünden hareketle tâ Eskişehir yakınlarında Amorion'a kadar sokularak.kendine güveni fazla. islâm kaynaklarında etraflıca tasvir edildiği üzere. veya gerilere püskürtmek maksadı ile sefere çıkan Diogenes programım tatbik edemiyor beklenmedik yerlerde ansızın ortaya çıkan akınca dolayısiyle sık sık yötr^teöiştirmeye mecbur kalıyordu. bir akıncı grup Kayseri'yi yağmaladığa gibi. Romanos mağrur. başka Türkmen akıncıları da memleketin ortasındaki i AnatolfltB eyâletinin merkezi zengin ve nüfusça kalabalık Konya'yı tahrip etmişler ve Kilikia geçitleri Kataturias tarafından tutulmasına rağmen. Bizans orduları Anadolu'da iken. atılganlığı. İran'a kadar ilerlemeği tasarladığım göstermekte idi. bunlan takip eden türlü muhasara âletleri arasında. Yerine yola çıkan doğu orduları başkumandanı Manuel Komnenos Sivas civarında Er-Sığun tarafından mağlûp ve beraberindeki Nikephoros ile birlikte e$r edildi. hemen harekete geçti. Anadolu'nun yıpratılması siyasetini. yola koyuldu (13 mart 1071) ■ O sıralarda Alp Arştan Suriye seferine çıkmış bulunuyordu. Oğuz Yıva boyunun başında bulunan bu Türk kumandanı. Diogenes bu. imparator bu tavsiyeleri dinlemedi ve Iran içine dalmak niyetiyle Erzurum'a geldi. tahta çıkışından iki ay kadar sonra. sultanın emri ite Afşin tarafından tpHpi ediliyordu. seferinde Kayseri-Sivas-Divriği-Toroslar-Haleb yolunu takiben güneye inmiş. derhal geıf döndü (? nisan 10T»^ çünkü o âna kadar Anadolu'nun fütuhat bakımından olgunlaşmasını bekleyen sultan. Türkleri Anadolu'dan sürmek ve arkasından İran'a yürüyerek Selouklu başkentini zaptetmek azmi ile. Ahlat'a şevketi. Malazgirt ile Ahlat'a karşılık. İmparatorluk ordusunun ağırlığını 3. Diogenes ertesi yıl. MOhimrakta. Kendisine olan güveni dolayısiyle ordusunu parçalamağa başladı. bütün bu hâdiseler boyunca teşebbüsün dataWWMer elinde bulunması idfc Türkler'i yok etmek. 1070'te tekrar muharebeye hazırlanan Diogenes. bu arada kendilerine güvenemediği Nikephoros Botaniates ve benzerleri gibi değerli kumandanlarla ter kısım askerini İstanbul'a iade etmişti. Anadolu kiralarının yığınak yeri olan Sakarya kıyılarına gelmiş. Bizans elindeki Urfa'yı uzunca bir kuşatmadan sonra. general rütbesi ile Malatya kumandanlığına tâyin edilen Ermeni Philaretos'u kaçarak imparatora sığınmaya mecbur etmiş. Denizli yakınındaki Honas (Khonae) şehrini yağmalayıp. Fakat yine aynı kaynaklara göre. böylece Diogenes 1 ocak 1068'de irr^arator ilân edildi. Nitekim bu sene. akınlarını Marmara sahillerine kadar uzaHuştı. Sivas'a gelen Diogenes. Bizans topraklarının hiç bir yerinde ciddî mukavemet unsurunun mevcut bulunmadığı yolundaki rapor kendisini takviye etmlşü. Onun gururunu okşamakta menfaat umanlar Selçuklu devletten merkezine yüfOm^ö* teklif acByorlar. ayrtcfeğpn» öğrenincş bir harp meclisi toplayarak yapılacak işleri görüntü. franklar ve Uzlar'dan 10. dalkavukluktan hoşlanan bir adamdı. Menbic'i Selçuklular'a bırakmayı vâdediyordu. ikinci seferinde Kayseri. 1-200 kişi tarafından kullanılan muazzam bir mancınık bulunuyordu. O zaman batı Anadolu'dan dönen Afşin'den aldığı. Makedonyalılardan acele topladığı ordu ile sefere çıktı. Sultan müsbet cevap vermedi. Haleb'e indi. 1* kısmını da. Sardika (Sofya) dukalığî^amanmda Peçenekleyr'e karşı başarılar kazanan Romanos Diogenes'i. Menbic'i zaptetmiş ve kış aylarında İstanbul'a dönüşünde büyük törenle karşılanmıştı. onu İstanbul'a götürdü. Fakat uzun zamandan beri ilk defa ordunun başında bir imparatorun bulunuşu kayda değer bir hâdise teşkil ediyordu. sabırla takip eden Sultan Alp Arslan her gün biraz daha hedefine yaklaşmakta İdi. saraydaki muhaliflerin tesiri Pe. ana siyaseti icabı. Alp Arslan'ın enW tesi idi ve saltanat dâvasına kalkıştığı için. Anadolu'da yürüyüş hâlinde olan imparator. Maliyenin bozukluğu dolayısiyle askerleri erzaksız ve silâhsızdı. Görüldüğü üzere temel siyasetinden biri olan Fâtımîler ile mücadele tesirini göstermekte ve Selçuklu devleti kuvvetini arttırdıkça.264 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHÎ 265 artmaeı imp&ratoriçeyi idarenin başına Wr erkeği getirmeğe mecbur etf/flb o asîl bir aileden olup. hükümet darbesi teşebbüsünden suçlu bulmasına rağppen. Palu ve Sivas bölgelerinde harekâtta bulunmuş. Azerbaycan'dan güneye inerken. fakat aldığı esirleri öldürten imparatorun önünden muntazaman gerileyen Türkmenler'e karşı herhangi bir başarı eldö edemeden başkentine dönmüştü. Dakas'ın taçtan mahrum bırakılan oğullarının taraftarı feyselof Mikhael Psellos dışında bütün Bizans tarihçileri taralından belirtilmektedir. Haleb hâkimi Mirdâ-sîler'den Mahmöd'u huzuruna getirtip.000 kadarım irakhaniotes ile Norman şeflerinden Urseilus kumandasında. Ancak imparator bu dolaşma esnasında ne Nik sar'ın Türkler tarafından tahrip edilmesini. burada yeniden tertip ve tanzim ettiği ordusunda bazı tensikat yapmış. seferden alıkondu. Süryâni tarihçisi Barhebraeus'un rivayetine göre. çeşitli İslâm ülkelerinde eskiden olduğu gibi Abbasî hutbesi ikâme edilmekte ve Selçuklu sultanının hâkimiyeti tanınmakta idi. vakit geçirmemek maksadiyle. Bütün belirtiler imparatorun kesin netica almak maksada» güttüğünü ve mümkün olduğu takdirde. yoluna devam ederek .000 araba taşıyor. M eyöfarikîn (Silvan). diğer müfrezeler de. ölen imparatorun kardeşi Caesar loannes Dukas ile birlikte. bu meşhur şehri yağmalamalarını önleyememişti. Afşin bu nünasebetle Phrykia bölgesine girmiş. rakipleri Emîr'ülcüyûş Bedr'ül-cemâiî ile diğer kumandanlara karşı Alp Arslan'dan yardım istediği ve onu Suriye'yi zapta teşvik ettiği zaman sultan. tahrip ettikten sonra. 1070 senesinde Mekke emîri İslâmiyetin iki büyük merkezinde. Alp Arslan'ın Suriye'den. mart 1068'de Franklardan. Uzlar'dan. doğu Anadolu'da Ermeniler tarafından korunan Bizans'ın müstahkem kafesi Malazgirt'i bir hücumda zaptetti. Âmid (Diyarbakır) ve havalisini tâbiiyetine aldı. kendisine koca seçti. Türk ordusunun iaşesini güçleştirmenin uygun olacağını Heri sürüyorlardı. yüzbini aşan bir ordu Be.Şüphesiz bu hâdiselerin zoru İle Romanos Diogenes meseleyfcfcöteöıjden halletmeğe karar verdi ve kalabalık blror-du başında. Esir Manuel. Halbuki Türk istilâ yollarının üzerinde bulunan Malazgirt ve Ahlat. güney yolu ile Haleb'e ulaşrrâğa muvaffak olmuşlardı. Diogenes cesareti. Memleketini barışa kuvuşturmayı birinci vazife sayan yeni imparator. askerî kabiliyeti. fakat Mikaphoros Bryennios ve loseph Trakhantotes 8** tecrübeli ve ihtiyattı kumandanlar memleketten uzaklaşmanın tehlikeB olaca^nu nihayet Erzurum'a kadar gidilebiliceğlni. lüzumlu tedbirler alındıktan sonra sultanı orayaçrtmenln» hattâ etrafı tahrip ederek. İlk Bizans elçisi orada yanına geldi. İmparator Diogenes uzun hazırlıklardan sonra. geçilecek yolların emniyetini sağlamak vazifesi 8e.

İki gün önceki çarpışmada sultanın imamı fakîh Ebû Muhammed b. 20. fakat genç ve dinç bir ordu ile Ah lat'a ulaştıktan ve veziri Nizâm'ül-mülk'ü. sultanın barış teklifinde bulunması tabu idi. son bir barış teklifinde bulundu. Diogenes nisbeten zayıf bir kuvvetin koruduğu Malazglrtl teslim olmaya zorlayıp. Ancak alınan red cevabı ordudaki savaş azminin artmasına yardım etti. İslav. Malazgirt'ten hareket ederek Ahlat'a doğru ve Malazgirtln 10-12 km. Fakat. Porsuk. Diogenes yabana askerlerin durumlarından şüphelenerek. kılıç ve topuzunu aldı. Anadolu'ya yöneltilmiş tahrip seferleri devamınca dâima taşebbüsû ellerinde-tutmuş olan Türkler. ellerinde renkli bayraklar ve büyük haçlarla saflar arasında dolaşan asil-zâdeler ve ordu papasları askeri teşcie gayret ediyorlardı. ordudaki herhangi bir erden farklı bulunmadığını göstermek üzere. idare adamları ve kumandanların oğlu velîahd Melikşah'a tâbi olmalarını vasiyet ettikten sonra. darbeden önce. onun Bizans'tan çekindiğinden değil. muharebeye iyice hazırlık yapabilmek ve BitHs üzerinden Malazgirt* ulaşmak bakımından o yolu daha elverişli saymasından ileri geliyordu. Bağdad'a halifeye ulaştırılmak ü^are Hemedân' da bulunan Nizâm'ül-mülk'e gönderildi.TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 267 içjn kuzeye gönderdi. sultanın korkarak Bağdad'a doğru çekildiğini bildiriyor ve Basilakes de bu haberin doğruluğunu tasdik ediyordu. Abd'il-Melik'il-Buhârî'nin zaferin kesin olduğuna dair müjdesi bütün orduya duyurulmuştu. karısı hâtûn ve şehzadelerle birlikte Hemedân'a yolladıktan sonra. Fakat kadı Ibn'ül-Mahleban ile kumandan Sav-tigin başkanlığında gönderdiği hey'eti iyi karşılamayan imparator. ordusundan ayırdığı diğer bir parçayı. Bu esnada Bizans ordugâhında da dini törenler yapılıyor. soydaştan olan Selçuklular tarafına geçmişlerdi. Haleb'den ayrıl dıktan sonra. Ermeniler'den. son hesaplaşma saatlerinde de duruma tamamen hâkim bulunuyorlardı. memleketin diğer bölgelerinde çıkması muhtemel herhangi bir karışıldığı önlemek veya harp sahasına taze kuvvetler gön dermek üzere. Bütün camilerde cuma hutbesinde okunmak üzere. Bozan ve SavTigin gibi seçkin kumandanlarının idaresinde» meşakkatlere tahammüllü ve çoğu bozkır muharebe usulünce yetişmiş. vurulduğu yerde gömülmesini. zaferden emin bir hâlde. Ahlat civarında hücuma uğrayan kıt'alarına yardıma gönderdi. man karargâhına kadar sokulan küçük süvari grupları. Bir İslâm mücâhidi olarak. Basilakes kuvvetleri ile sultanın öncüleri arasında ilk çarpışma vukua geldi (24 ağustos). kendisinin. Ibn'ül-Esîr. Alp Arslan. savaşmak istemeyenlerin çekilip gitmekte serbest olduklarını Hân etti. sultanın anlaşma isteğini onun muharebeden kaçındığı şeklinde anlayarak. askerlere yaptığı hitabede: şehit düşerse. hep birlikte kılınan namazdan sonra» beyazlar giyinmiş ve kokular sürünmüş olarak. fakat bu. sağ kanadına Nlkephoros Bryennios emrindeki Rumeli kıt'alarını . Kappadokia. Böylece Türk ordusunun öncüleri ile Bizans kuvvetleri arasında vukua gelmiş olan. bir er gibi. O gün akşam karan lığından itibaren Türk okçuları Btoans ordusunu tacize başlamışlar ve gece düj-. Ibnü Munkiz. müdâfîleri öldürttükten sonra. Ahbâr. ok atmakta mahir ve her birinin ayrıca birer yedek atı bulunan.000. yazdığı bir mektup ile imparatora. 26 ağustos 1071 cuma sabahı Türk ve Bizans ordu 3HJI ları karşı karşıya mevzi almış bulunuyorlardı. müzakerelere ancak Selçuklu başkenti Rey'de başlanabileceğini söylemiş.000'den aşağı değildi. Cebrî yürüyüş esnasında at ve de velerin çoğu ölmüş. Imparafor tarafındaç hemen ona yardıma gönderilen N. 100. Daha 26 ağustos gününün erken saatlerinde Peçenek ve Uz kıt'alarından mühim bir kısmı. yukarıda söylediğimiz çarpışma Türk zaferi İte neticelendi.' onları takatsiz düşürmüşlerdi. Şam'ı zaptetmek üzere yeter sayıda asker bırakan Alp Arslan. Bizans ordusunun durumunu öğrenmek için. Mansur. Disiplin altında hareket etmesini bile* sTürk birlikleri arasında anlaşmazlık da yoktu. devlet ve din uğrunda döğüşüceğini. az sayıda. önce doğuya yönelmiş gerekli savaş hazırlığım ya» parak ve kuvvet tedarik ederek kuzeye dönmüş ve Diogenes'in Malazgirt'! tehdit ettiğini haber alınca yürüyüşünü hızlandırmıştı. iaşe güçlüğünü de he saba katan sultan. Vakıa Alp Arslan Musul İstikametinde Herlemiç îdi. Selçuklu süvarileri kendilerini hâlâ Ahlat garnizonuna bağlı.000. bu vadiye hâkim tepelerin Türk niüfrezelerî tara fından tutulduğunu gördü ve olduğu yerde karargâhını kurdu. bilhassa Fırat'ı geçerken ağırlıklardan bir kısmı harap olmuş tu.000) Süleyman-şah.000 hassa askeri ile birlikte yekûnu 15-20 bin tahmin edilen sultan ordusu (Ibn'ülCevzî. Basilakes emrinde. ordugâhında kalan üz ve Peçenekler'e "tendi usûllerine göre" sadâkat yemini ettirdi ve önceden Ahlat'a sevketnriiş olduğunu gördüğümüz Trakhaniotes ile Frank Urselius'un geri dönmelerini emretti. Norman. Geri kalan kuvvetleri île Malazgirt1© yürüdü. öğleden az sonra her İki taraf muharebe nizâmını almıştı. sadece kütte savaşı yapabilen bu ağır hareketli ordunun çeşidi zümreleri arasında tam bir anlaşma ol- madiği gibi. ilâhiler söyleniyor. ^ İki ordu arasında sayıca fark büyüktü. 13. W parator merkezde idi. bir hükümdar olarak değil. Tutak ve diğer Türkmen beylerinin emrinde aynı derecede çetin ye akınlarda iyice pişmiş Türkmen birliklerini de ilâve etmek lâzımdır. Fakat bu iki kumandan. bir süvari birliğini ileriye sevketmişti. aralıksız hücumteiriyte. aman vermesine rağmen. Gürcüler'den ve ücretli Frank. hattâ İsfahan'da kışlamak ve hayvanlarını Hemedân'a göndermek niyetinde olduğunu da açıklamıştı. Müşterek gaza fikri ve Anadolu'yu ele geçirme gayesi onları birleştiren unsurlardı. çoğu piyade olmak üzere. kuvvetleri ile birlikte Fırat'a doğru çekilmiş bulunuyorlardı. Alp Arslan büyük muharebeyi müslümanların mübarek günü cumaya tasadüf ettirmiş ve ordusunun maneviyatını takviye için. sultanın Ahlat'a bizzat geldiğini anladıkları zaman. kendi saflarını terk ederek. Bu sür'at ile fazla kuvvet taşımanın zorluğuna ilâveten. Abbasi halifesi aracılığı ile. mahdut miktarda asker zanneden ve im paratora da öylç bildirmiş olan Basiiakesff mağlûp ve esir ettiler. Gevherâyin. Phrykia ve Elcezîre kuvvetleriyle Balkan eyâletleri askerlerinden başka. Herhalde buna Artuk Bey. Bu ilk başarıda ele geçirilen ganimet arasında kıymetli bir haç. görüldüğü gibi. metni Ahbâr~öd-Devtet'is-Selçukfye?de kayıtlı dua her tarafa gönderilmişti. Ibn'ül-Adîm. Tuğrul Bey zamanından beri hizmet gören yaşlı ve yorgun Irak-ı Acem kıt'alarını terhis ederek. seri manevra kabiliyetine sahip süvarilerden kurulu idi. islâm dünyasını âdeta seferber hâle getirmişti. Bryennios da yaralı hâlde çekilmeğe mecbur oldu. 4.000. atının kuyruğunu eliyle bağladı ve ön saflarda çarpışacağını belirtmek maksadiyle de ok ve yayım bırakarak. Çatışma saatini cuma vaktine kadar tehir eden sultan. Yolda Ermenistan ve Bcezîre birlikten kumandanı Basilakes Magistros maiyetindekilerle imparatora iltihak etrniştiiO civardaki «teans kumandanlarından Leon Debatanes. Imâd'üd-dîn 14. Sibt. yük zafere alâmet sayılarak. el-Kaaim'in hazırlattığı. Kaçan Bryennios'dan izahat alan Diogenes. kumandanlar içinde de zaferle alâkası olanların sayısı azdı. Buna karşılık. yaKınındaki Zihva sahrasına geldiği zaman. bü-. Uz ve Peçenekler'den kurulu Diogenes ordueu. 16. sol kanadına Anadolu birliklerinin başında Kaopadokialı Aleates'i.

bütün Anadolu'yu Bizans'a terke hazır olduğu v. Aristages. Bizans ordusunun askerî hatâlarını ©v/mfş ve nihayet ona. Bizans ordusu cepheden. Geaser loannesto oğlu Andronikos'u geride yedek kuvvetlerin başında bırakmıştı. Merv'de gömüldü. Böylece Türk sultanı merhamet. Arazi meselesine gelince. yakalanan kurmay heyeti ile br iikte. yahut Ermenilerin kaçması (Süryânî Mikhael).b. Kaynaklarımızda belirtildiğine göre. Yaralı olarak esir edilen Diogenes. fidye olarak bir buçuk milyon altın vereoek* ayrıca ımr sene 360. Adud'ud-devle lakabını ve Burhân-u emîr-il-müminîn unvanını taşıyordu. t. Hûzistan. sultan imparatorun barış müzakerelerini reddini tenkid etmiş. Karahanlı hükümdarı Şems'ülmülk Nasr Han ile o sırada Harezm'de bulurun melik llyas arasındaki savaş sebebi ile tertiplediği Mâverâünnehir seferi esnasında esir edilen bir kale kumandanı tarafından hançerlendi. velîahdliğini birçok kereler teyit ettirdiği ve evvelce Kafkas cephesinden başka Harezm. Türkler'deki malûm hâkimiyet telâkkisi dolayısiyle çıkması kuvvetle muhtemel kardeş kavgalarını önlemek için. Şîraz ve İsfahan'da bulunduğu bilinen ve tecrübeli erlerden kurulu 15. imparatorluk salâhiyetleri alınan Diogenes. imparator. siyasî teşekkül olarak. arazi devrinin kendinin ancak tacı . ya öldürüleceği. imparatorun faydası* çekilme gayretini maiyetindekilere bozgun şeklinde göstererek kaçmağa teşebbüs etmiş ve bu. Malazgirt zaferinden sonra. Anadolu için yapılan meydan muharebesinde Alp Aralan gibi bir hükümdarın toprak telebinden feragat etmesi beklenemezdi.*nuhafaza ettiği tt kdirde mümkün olacağına İşaret etmiftL. lüzumu anında sultana askerî kuvvet gönderecekti. Ermeni kıt'alarının da uzaklaşmasına sebep olmuştu. yakalandı. Metni elde bulunmayan anlaşmanın kaynaklarda tesadüf edilen bazı raddelerine göre. memleketine gönderileceği cevabı üzerine. İstanbul'da Konstantinos Dukas'ın oğlu Mikhael'in imparator ilân edildiğini öğrendi ve bilindiği gibi. Bu nünasebetle kaydetmek yerinde olur ki. Kutalmış-oğulları ile Türkmen beylerine Anadolu'nun zaptına emretti. Müttefikinin öldürülmesi Alp Arslan'ı anlaşma hükümlerini silahla gerçekleştirmeğe zorladı ve haklı olarak o. affedilip bir naip sıfatı ile. onu teselli etmiş ve tahtta kendi yanına oturtmuştur. Menbiç ve Antakya'nın dolayları ile birlikte. Büyük Suttan Melikşah: Alp Arslan'ın. Sultan Melikşah hû» kümdarltğının ilk iki yılında sınırlan müdafaa ve babasının tahmin ettiği iç . gerçeği görmezlikten gelen Bizans olabilirdi. Alp Arştan. Yedek kuvvetleıi. Bizans'la ilgilenmediği rivayeti. Zonaras). Alp Arsian ise. Karanlık bastığı sıralarda Bizans ordusu gittikçe daralan çember içinde imha edilmiş bulunuyordu. bir Türk süvari kıt'asının muhafazasında. yolunda bazı Batılı araştırmacılar tarafından ileri sürülen iddialara Büyük Selçuklu İmparatorluğunun gerçek dinî ve askerî çehresi ve o devlet nazarında Anadolu'nun taşıdığı ehemmiyet karşıstnda fazla bir kıymet vermek doğru değildir. pusuların bulunduğu yere kadar gelip dayanmıştk Türk ordusuna umumî ftöcum emri verildiği zaman hatasını anlayan imparator çekilmeğe çalıştı ise de. imparator Aleksios ile dostluk kurabilmek için. İlk olarak Türk merkez kuvvetleri. f • Büyük Selçuklu İmparatorluğu: . Malazgirt.ile. gözleri oyuldu ve kapatıldığı manastırda ızdırap içinde öldü. Urfa. Sırf taktik bakımından Bizans yenilgisinin sebepleri şüphesiz yalnız Uz ve Peçe-nekler'in sultana katılmaları (Attaleiates. Bu cüzi kuvveti bir anda ezmek hevesine düşen Oiogenes bütün ordusu fle karşı taarruza kalktı ve çekilmeğe başlayan Türk-4er1» takip etti. ordusunu dört kısma ayırdı.000 altın ödeyecek ve Bizans imparatorluğu içinde mevcut bütün müslüman esirleri serbest bırakacak. akşama doğru. Alp Arsian Diogenes fle uzun uzun konuştu. esasen o zaman halifelik yanında. Diogene'in muharebeyi idarede gösterdiği beceriksizlik (Psellos) âmillerden biri olarak zikredilebilir ise de. Sultan Alp Aralan. Bunlardan daha kalabalık Skisini muharebe sahasının yanlarından tepelerde pusuya yatırdı. baştan beri anlattığımız şartlar altında. Kılıç hakkı olan anlaşmayı yürürlükte tutmak için kuvvete müracaat mecburiyetinde kalınmış ise. Mateos). maiyetindekiler ve diğer esir asilzadeler ile birlikte. savaşın tekrar başlamasından tek sorumlu. nasıl bir muamele beklecfiğini sormuştur: Diogenes'in. bu galip tarafın başvuracağı en tabu hareket sayılmak lâzım gelir. Ebû Şucâ künyesini. Bizans'ın Türklere karşı çıkardığı son ve kuvvetti ordunun Malazgirt ovasında imha edilmesi ile Bizans müdafaa şeddi yıkılmış ve Sultan Âlp Arsian islâm ve Batı dünyasında büyük akisler uyandıran bu zaferi ile Türk yurdu hâline gelecek olan Anadolu'nun mukadderatını tâyin etmiştir. yahut zincire vurularak telâm ülkelerinde dolaştırılacağı veya pek zayıf ihtimalle. Çünkü. Alp Arslan'ın akıncıları başı boş bıraktığı. yanlardan ve düşman ordugâhı istikametinde sarkan süvarilerle geriden sarılmış ve bir çember içine alınmıştı. İtidal ve insanlık duygularının bir örneğini daha vermiş oluyordu. teklifleri kabul eden Diogenes. kendisi ile bir ittifak anlaşması yaptığı Diogenes'i bir hafta kadar hususî çadırda bir hükümdar gibi misafir ettikten sonra. değildi. hattâ Anadolu'nun fethinden sonra dahi Suttan Melikşah'ın. düşmanın gerilerini tutmakta vazifelendirdiği üçüncü kısmı da müsait mahallerde mevzilendtrdi ve kendisi Diogenes'in karşısında mevki aldı. Böylece şecaati ile meşhur ve Türk ve telâm tarihinin en seçkin sımalarından biri olan bu büyük hükümdar 25 kasım 1072'de vefat etti. Alp Arsian tarafından maharete tatbik edilen sahte ffc'at başanlı olmuş ve ordugâhından hayli uzaklaşan imparator. okçuların himayesinde hücuma geçti. Mateos. Zonaras gibi o devir tarihçilerinin belirttikleri üzere. Selçuklularda terkini istemiş.000 süvarilik bir kuvvetin başında bulunan oğlu Melikşah sultan İlân edildi (25 Kasım 1072). sultan. veya imparatoru sevmeyen Andronikos'un muharebe meydanını terki (Bryennios.Alp Arsian Karaharriıfar'a karşı Doğuya hareket etmezden önce. Zamanın Bizans tarihçiçi Bryennios'un Türkler'i barışı bozmakla suçlandırması doğru değildir. Mikhael'in orduları tarafından Sivas'ta ve Adana'da mağlûp edildi. sultan onunla dostluk kuracağını bildirmiş. böylece anlaşmayı tatbik güçleşti. pusu ve uzak muharebe esasına dayanan bozkır savaş usulünde ve Türk ordusundaki maneviyat yüksekliğinde aramak daha doğrudur. bir de Bizans İmparatorluğunun bulunması düşüncesinin Doğu âleminin zihniyetinde yaşadığı. Diogenes'i ve onun ile alâkalı her şeyi unutmak isteyen. sultanın huzuruna getirildi. Bizans topraklar»»» giren Diogenes.268 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ-----------------------------—-----------İ-----------------------------—---------------------*** yerleştirmiş.kumandanı Andronîkos. memleketine iade etti ( 3 Eylül 1071). 45 yaşında idi. asıl sebebi Alp Ars-lan'ın dikkatli '3ir sevk ve idare ile tatbik ettiği sahte ric'at. Tahta çıkışı sırasında başlıca tesiri yapmış olan Nizâm'ül-mülk vezirlikte bırakıldı.

aynı zamanda amcası loannes Dukas sayesinde tacım muhafaza edebilmiş. sonra İmparator olan. Diğer taraftan Harezmşahlar'ın atası Anuş-tigin ile Gümüş-tigin Bilge kumandasında gönderilen ordu Gazneli hükümdarı Zahîr'üd-devle İbrahim'i sulha mecbur etti. işgal edilen yerlerde halkı soymayan ve daha ziyade stratejik mevkilerle zengin çiftlikler ve malikâneler arayan Türkler'e bir nevi kurtarıcı gözüyle baktıklarını tahmin etmek güç değildir.dürüst loannes Dukas'ı Anadolu'da inzivaya çekilmeğe mecbur etmiş ve kendisi nazırlık sandalyesine oturmuştu. Memleket müdafaasını kuvvetlendirmek için. Doğu orduları baş kumandanı Izak ile kardeşi Aleksios böylece alkışlar arasında. hakikatte ondan daha çok endişelenmesi icabeden Nikephoris doğrudan doğruya Türkler'e müracaatı uygun buldu. yoluna devam etti. ancak Anadolu'yu büyük bir azimle adım . Türkler öteden beri savaşlarda keşif işine fazla ehemmiyet verdiklerine göre. gîbı Türkmen reisleri de kendilerine bağlı Türkmenlerle Anadolu içlerine doğru hareket hafinde idiler. Anadolu'nun Fethi: Bu gaileler ortadan kaldırıldıktan sonra. mâlîye İşlerini bizzat eline alarak müthiş vurgunculuk yaptığını kaydediyorlar. karargâhı kuşatıldı: Fundalıklar içine kendisini dar atan Aleksios Komnenos canını kurtarmağa. Bizans ordusu mağlûp ve loannes. Maiyet efradını feda etmek bahasına Komnenos'lar burada da yakalarını sıyırmak imkânını buldular ve İstanbul'a ulaştılar. Grek kaynakları bu adamın aynı zamanda paraya son derece düşkün olduğunu. Buna doğuda Ermeniler'in. bir Türk ordusunun yaklaşmakta olduğu duyuldu. Kalede kar* deşleriyle karşılaştı: Izak Kappadokia'da fidyesi için biraz para tedarik ederek ve geri kalan kısım için rehineler bırakarak serbest kalmış ve buraya gelmişti. Gerçekten Sakarya nehri üzerinde (Sivrihisar civarı) Zompi köprüsü yanındaki savaşta. tarlalarını. lûnce Kavurd'u <mlölûp ve esir etti (15 Mayıs 1073). Sivas'a doğru yollandı. bizzat efendileri tarafından rahatsız edilmediği takdirde. korkusundan Urselius ile anlaşma çareleri ararken. Bu hâl imparatoru. Onun için. imparatorluk merkezin? tsfahan'a nakleden Melikşah'ın geniş ölçüde fütuhatı başladı. yâni Selçuklu İmparatoru Sultan Melikşah'ın henüz amcası Kavurd ile meşgul olduğu sıralarda. Elinde mevkuf bulunan loannes Dukas'ı imparatora karşı kullanmağa karar verdi ve onu. Izak'ın yanında. 2. Ancak orada kardeşinin Türkler elinde. mevkiinden uzaklaştırılmış olan loannes Dukas'm tâyini hususunda imparatoru ikna etti. yahut bu gibi şeylerle fazla meşgul olmayan imparatordan ziyade. Galatla (Ankara) ve Kappadokia bölgelerini yağmalıyor. ertesi gün âsiyi yakalatmak üzere kardeşi Aleksios Komnenos'u takibe göndereceği sırada. Ankara. Nizâm'ül-mülk'ün tavsiyeleri ite. râfizî hıristiyan olan Pavlikyan'ların hıyaneti ite imparatorluktaki büyük feodal ailelerin tahakkümünü ve uzun zamandan beri harplerden yorgun düşen köylüden zorla toplanan ağır vergileri de ilâve etmek lâzımdır. Zira âsiler. tarlasında çalışan bir köylü haber vermişti. Bizans başkentine girmişlerdi! Daha 1072-1073'te. maneviyatı bozuk imparatorluk orduları ile değil. Şems'ül-mülk Nasr af diledi.270 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 271 kavgalarla uğraştı. Bizans'taki iç anlaşmazlıklar yüzünden Anadolu halkı ihmal edimişti. Bizans İmparatoru Mikhael VII. Malazgirt savaşından sonra ülkesine gönderilen Romanos Diogenes'in ölümü üzerine. Bu başarılarla ihtirası kabaran Frank reisi imparatorluğa filen hâkim olmak ümidine kapıldı. imparator ilân ederek istanbul üzerini yürüdü. hem de. Yangını karşı sahilden seyreden Mikhael VII. esir durumunda olan ahalinin kendilerine dokunmayan. otlaklarını terk edip şehirlere. köyleri. hayatta olduğunu ve fidye miktarını öğrenebildi. Derhal İstanbul'a gitti. Urselius ile biraz önce çarpışan kuvvetlerin ar? kadan gelmekte olan asıl ordunun gözcüleri olması muhtemeldi. Mansur. bir Frank askerini cezalandırmak isteyen başkumandan Izak'a karşı Urselius cephe aldı ve bütün kuvvetlerini toplayarak. saray işlerinde mükemmel yetişmiş. tecrübeli nâzın. Rastladığı küçük bir Türkmen müfrezesini bozdu. Bütün o havaliyi Urselius hâkimiyetine aldı (1073). İzmit civarında iki yüz kişilik bir Türk birliğine rasladılar. hattâ teyzesinin kızını Izak (Isaakios) Komnenos'la evlendirmek suretiyle sağlam bir birlik kurmaya muvaffak olmuştu. Sultan. ieyarı etmişü. muhalefetine rağmen. Bilgin.b. kasabaları zorla işgal ve tahrip ediyordu. Kutalmış'ın oğulları Süleyman-şah. Bu faaliyet artık geçici bir istilâ olmayıp. fakat fevkalâde kurnaz ve hilekâr bir kimse olan Nikephoris eski nâzır. Sergüzeştçi ve disiplinsiz dört yüz kadar ücretli Frank'tan kurulu maiyetiyle Frank savaşçılardan Urselius'un iltihak etmesiyle takviye gönen Bizans ordusu Orta Anadolu'ya hareket etti. para tedarik etti. Artuk Bey ve Tutak v. bir vatan kurma mahiyetini taşıyordu. Karahanlılar ve Gazneliler'in hudutlar* tecavüz ettiklşni 1072* 1073 kışında amcası Kirman meöâ Kavurd. Geceleyin onun ordugâhtan ayrılmasına engel olamayan Izak. Melikşah'ın saltanatömtenırnamış. İmparator doğu orduları kumandanı tâyin ettiği Izak Komnenos'u Türkleri geri atmakla vazifelendirdi. Türk süvarileri müfrezeler hâlinde gezerlerken halk. Urselius'a karşı gönderilecek kuvvetlerin başına. Bu suretle hem Bizans topraklarını müdafaa ettiği için öğünmek. Başkumandan Izak esir edildi. Chrysopolis (Üsküdar)'! ateşe verdi. hattâ İzmit havâlisinde dolaşabilmeleri dikkat çekici bir durumdu. kardeşi Aleksios da bulunuyordu. Urselius tarafından esir edildi. Alp-Uîg. Dolat maiyyetlerindeki kuvvetler ile. Nikephoris. harekât sırasında nasıl olsa hırpalanacağını bildiği İoannes'in itibarını sarsmak istiyordu. Türkler'e karşı kullanılmak üzere ölmezler (Immortel) adı ile yeni birlikler teşkil edildi. Türk kuvvetlen her gittikleri yerde koruma tedbirleri alıyor. tamamiyle ele geçirme. Alp Arslan'ın Anadolu'nun fethi hakkında verdiği emir tatbik ediliyordu. işgallerini genişletiyor ve çeşitli bölgelerden batıya doğru ilerliyordu. Türkmen boylarının. tek başına ve yaya olarak Ankara'ya varmağa muvaffak oldu. Kappadokia (Kayseri)'ya geldikleri zaman. Meselâ İzmit civarında Komnenos kardeşlerin bulunduktan şatoyu Türkmenler'e. meşhur ailelerden Komnenoslar'la arayı düzeltmiş. hatip. İki kardeş yanlarında yetmiş kadar atlı olduğu halde İstanbul'a doğru yola koyuldular. kalelere sığındıklarını Heri süren araştırmacılar mübalâğaya sapmış görünüyorlar. Bu başarı Melikşah'ın memleketteki durumunu kuvvetlendir* ve hilâfet makamınca da saltanatı bundan sonra tastik edildi. Sivas'ta Urselius'un kuvveti gittikçe büyüdü. Nitekim Kayseri'de ana kütte ile vuku bulan çetin savaşta 'cesarette olduğu kadar sayıca da üstün" Türk ordusu karşısında Bizanslılar dağıldılar. Bütün Anadolu ahalisinin ardı arkası gelmez Türk akınlarından dehşete düşerek. dönüşünde Ankara'ya uğradı. İki hanedan arasında akrabalık kuruldu. Sonra doğuya sefer yaparak Karahanlılar'ı memleketten çıkaran Melikşah'ın Sav-tigln kumandasındaki kuvvetleri Semerkand'a kadar ilerlediği zaman. pekâlâ kendi işiyle meşgul olabiliyordu. hadım Nikephoris'i endişeye düşürdü. Yukarıda bildirildiği üzere.

Türider'den yardım koparmak gayesiyle o civarda. Mahmûd'un hakimiyetindeki Haleb'i kuşatmış. Niksar bölgesini tekrar tahribe başladı. Izak yaralı olarak esir edildi ve sonra Antakyalı'ların verdiği yirmi bin altın fidye karşılığında serbest bırakıldı. takip esnasında hayli zayiat vermiş ofan Urselius ile. öyle ki. Gerileyen öncüler düşmanı ana çember içine çekmeğe muvaffak oldular. Her Jkl tarafa çok kötülükler yapmıştır. Kumandınınız Tutak onu bize teslim ettiği takdirde üç büyük fayda sağlamış olacaktın Arzu ettiği kadar para. Ermeniler'in müdafaasını üzerine alan. sonra da eski Kars kralı Gagig'in idaresine geçmişti. Bizans imparatorluğunun her tarafında olduğu gibi. halkı tahrike girişti (1073). Bu sıralarda Kutalmış-oğlu Süleyman-şah Kilikia (Adana havalisi) bölgesini fetih ile meşguldü. Izak Süleyman-şah'ı durdurmak için. loannes Dukas dört taraftan sarılmış olduklarını anladılar. Tutak bu fförî mülayim buldu. Sizin- le yaptığı ittifakla hıyanet fırsatını beklemek üzere zaman kazanmak istiyor. | Philaretos Bizans hizmetinde bulunmuş ve Malazgirt savaşı esnasında Palu (Romanapolis) deki Bizans kuvvetlerine kumanda etmişi. Esirler Phrykia'ya (Eskişehir bölgesine) götürüldü. Tutak'ı zengin hediyelerle peşinen memnun ettikten sonra. Onun için ne sarayın. galeyanı tamamiyle söndürememişti. karargâhı Birecik'ten hareketle Antakya istikametinde yürüdüğü görülüyor. Yalnız İmparator Mikhael bunlar arasında birini seçmek. hele Grek müdafaasının Malazgirt savaşından sonra tamamiyle çözülüşü. Bir aralık hâkimiyet dâvasına girişen bir Pavlikyan şef! bile zuhur etmiş ise de. Malatya'dan Sivas'a kadar olan sahada da dağlarda çobanlıkla geçinen Pavlikyanlar mühim yer tutuyorlardı. oradaki taraftarlariy le. Bu zat o zaman henüz yirmi yaşında bulunan ve yukarıda adı geçen zeki ve siyasette pek mahir Aleksios Komnenos idi. maceracı Ermenileri etrafına topladıktan başka sekiz bin kadar ücretli Frank'ı da hizmetine aldı ve 20 bin kişilik bir kuvvetle Maraş havalisine yerleşti. çekilen ku*^ vetleri yakından takibe koyuldu. boğazlara yerleştirilmiş. Vaziyetin ciddileşmesi üzerine İmparator Mikhael. eniştesi Konstantinos 1le birlikte karşı çıktı. yâni Amasya yatanlarında bulunan Tutak'ın yanına gitti. Bizans ordulan kfih Selçuklular. Tutak. Karadeniz Ereğlisi'nde yine Türk müfrezeleriyle mücadele zorunda kalmıştı. beyler yukarıdaki hâdiseler cereyan ettiği sırada çeşitli istikametlerde faaliyetlerini geliştirmekte idiler. Anlaşıldığı üzere. onu Urselius üzerine yürümeğe razı etti. diğer taraftan da sultanın emri ile aynı bölgeyi açmakla vazifeli Artuk. bu tarihlerde Kastamonu bölgesi sahillere kadar Türkler tarafından istilâ edilmekte idi. askerleri dağıldı. Şu anda kollarınız arasına atılması korkudan Heri geliyor. Muharebede Konstantinos telef oldu. Türk akınları neticesinde bu bölge Bizans'tan ayrıldığı zaman Ermeniler1 in yer yer kümelenerek küçük prenslikler kurdukları görülüyor ki. Armeniak teminde (Amasya bölgesinde) topladığı kuvvetlerle Amasya. Aleksios'un Anadolu'ya görünmesi ve aynı zamanda âsilerin yaptıkları tahrift zulüm ve tazyik dolayısiyle gelir kaynaklarının tükenmesi üzerine Urselius. Diogenes'in düşmesi üzerine yeni imparatoru tanımıyarak Maraş bölgesinde bir prenslik kurmağa girişti. Aleksios onu İstanbul'a götürürken Paphlagonia (Kastamonu bölgesi) 'da. Şehrin muhafızları. doğudaki topraklarının korunması vazifesi ile doğu orduları kumandanlığını ona vermek kiyasetini gösterdi. sıkı dinî takibata uğratan Bizans'ın Selçuklu hamleleri karşısında boyuna gerilemesi Ermeni sahalarının kolayca Türkler'e intikalini mümkün kılmış. İmparator olmak hülyalarını besleyen Frank kumandanı İstanbul'u zaptetmek hazıriıkterm^amamlâmak üzere Bithynia'da (İzmit havalisi) Sophon (Sapanca) dağıfia dönmüş ve ordugâh kurmuştu. DRmaçoğlu v. "Asya'daki bütün Grek topraklarına hâkim olmak için" Türklefle işbUği yapmak. zaptedecekleri memleketlerin menşurunu almış olan Kutalmışoğulları bir taraftan. Fakat bu anlaşmadan doğacak büyük tehlikeyi sezen Aleksios. yanından ayırmadığı. Urselius gibi. Afşin. Bfeans imparatorunun teveccühü. Ahalisinin çoğu Ermeni olan Antakya şehrine el uzatmaya başladı. ayrıca bir müfreze de Urseli-us'un ric'at hattını kesmeğe memur edilmişti. Başıboş. Süleyman-şah bu münasebetle daha güneye inmiş. Aleksios.272 -TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 273 adım zaptetmekte olan Selçuklu Türk kuvvetleriyle ortadan kaldıntablltedi. kaçmağa imkân bulamadıklarından yakalandılar. kâh âsi Franklar tarafından boyuna bozguna uğratılmakda idiler. temsilci olarak gönderilen Türk subayına şöyle diyorduk Urselius imparatorun olduğu kadar Sultanın (Melikşah) da düşmanıdır. burada da karışıklık hüküm sürmekte idi: * Doğu Roma imparatorluğunun Iberia Ve Mesopotamia temlerindeki Ermeniler yavaş yavaş Fırat'ın batısına geçmeğe başlamışlar ve buralarda koloniler vücuda getirmişlerdi. Halbuki baskın yapanlar az sayıda olup Türk ordusunun öncüleri İdi. işgal ettiği yerler eski Vaspuragan kralı Senekherim'in. Büyük kısım Artuk Bey tarafından geçit yerlerinde. yanında olan Urselius'u tutuklu olarak Amasya'ya Aleksios'un yanına gönderdi. karışıklıklarda eli olduğundan şüphelendiği patrik Aemilianus'u İstanbul'a yollamakla duruma kısmen hâkim oldu ise de. kak. Izak Komne-nos'u valilikle Antakya'ya gönderdi. üzerine gönderilen Nikephoros Palaiologos kumandasındaki Bizans ordusunu parça parça etti. İşte 6 zaman Süleyman-şah'ın. Artuk Bey onları fidyeleri karşılığında az sonra serbest bıraktı. Urselius'a bağlı bir* İlklerin Türk kuvvetlerine katılmasına karar verildi. Tarsus. ne de ahalinin asker ve kumandanlara güvenleri kalmıştı. yeniden ayaklanan ahali tarafından öldürüldüler. Ruben sülâlesinin kurucusu Ruben. Anadolu'nun fethine memur edilmiş ve Sultan Melikgeh'tan. Tutaka başvurdu. O devrin Bizans tarihçisi Attaleiates'e bakılırsa 100 binden fazla Türk bu savaş münasebetiyle İzmit'ten Üsküdar'a kadar olan sahaya yayılmıştı. her M memleketi tahrip için bu ölçüde kuvvet toplayabilen bir düşmandan kurtuluş!'. Maraş. O da. Türkler'e yanaşmak zamanının geldiğini düşündü. başka bir Türk pususundan kurtulduktan sonra. haydut. karşı siyâsî taarruza geçmekte gecikmedi. Kilikia ovasına. takat Nasr esasen Sultan Melikşah'ın tâbilerinden olduğunu bildirerek muhasarayı kaldırtmağa muvaffak olmuştu (1074). fakat onları. Karısı tarafından kurtarılan Urselius ise. stratejik noktalar tutulmuş. Nikephoris bunlardan Kappadokia'da kalabalık bir kuvvetin başında bulunan Artûk Bey ile temas kurarak. Durum yeniden ciddileşiyordu. Fidyesi imparator tarafından ödenen bannes Dukas İstanbul'a döndü. Türkler ok yağmuru île mukabele etmekle beraber düşmanın takibini linürrtkün kılacak şekilde gerilemeğe başladılar. . Mirdâsî Nasr b. Hetum hanedanının atası Oşin gibi şefler arasında en mühimi olan Philaretos Brakhamios bizi yakından ilgilendirmektedir. Urselius bütün kuvvetlerini savaşa soktu. Gregoryen mezhebinde oldukları için. Artuk Bey sür'afli bir yürüyüşle Bitftyr* a'ya yollandı ve ansızın Sophon'daki Frank ordugâhını bastı. Frank. Delûk (Ayıntab) ve Urfa'ya kaçan Ermeniler'in büsbütün kendi başlarına bırakılmasına sebep olmuştu. Antakya dükü loseph ölünce Philaretos bu şehri işgal için.b.

Gregorius. Bizans'ın durumundan faydalanıyorlar ve bu devletin iç işlerine karışıyorlardı. Botaniates fırsattan faydalanarak âciz imparator Mikhael VII. İmparatorluğun Avrupa parçasına arka a/kaya patlak veren isyan ve ihtöâller: 1074 de Bulgar ayaklanrpası. Âsiye karşı İstanbul'dan Aleksios gönderildi. Böylece Türkler İzmit başta olmak üzere Btihynia kıt'asını işgalleri altına aldılar. Fakat Bizans askerlerine güvenmeyen imparator Botaniates. Bu maksatla yine Türkler'e başvurdu ve onun yakalanıp bertaraf edilmesi hususunda Süleyman-şah ile bir anlaşma yaptı. N. Türkler'e karşı Grek imparatorluğunun yardımına koşmak lüzumunu ilân ediyordu. yani Amasya ve civarını sahile kadar açmıştır. 10|£ de Nikephoros Bryennios'un tiyanederek birçok yerleri ele geçirmesi ve imparator ilân edilerek İstanbul kapılarına dayanması. Kadıköy (Khal-kedon)'de bekleyen Botaniates'e katılmıştı. şehri hariçB" zurum ile Çoruh bölgesinin Ebu'l-Kaasım tarafından zaptedildiği anlaşılmaktadır. Bu sene Artuk Bey'in yerine gelerek fütuhata başlamış olması kuvvetle muhtemel olan Danişmend. Anadolu'da Botaniates'e yardım eden Selçuklu Türkleri'ne karşılık. arasındaki anlaşmazlık yüzünden o sırada bir tesir yaratamamıştı. ayrıca. Bizans tarihçisi -I. Görüldüğü üzere. İki kuvvet arasında ezilmek tehlikesine mâruz kalan Botaniates için fr'T^t Süleyman-şah'a başvurmaktan başka çare kalmamıştı. Selçuklu süvarileri üç koldan ileri atılarak Bryennios'u esir ettiler. Şark! Karahisar $& Erzincan ve Divriği havafisfiin Mengücük tarafından. Bizans imparatorunun Balkanlardaki başarısızlıkları da Anadolu'da tesirini göstermekte gecikmedi. ana yolları terk ederek. Haçlı seferlerinin ilk alarmı sayılan bu davetinde Türkler'in "tehlikeli" ilerliyişini açıkladıktan ve İslamların hıristiyanları "koyun sürüleri gibi boğazladıklarını" şiddetli bir dille iddia ettikten sonra» din kardeşlerini kurtarmak üzere. gizli faaliyetten haberi olmamakla beraber. Milet yakınında Latros tepesindeki manastır Türkler yüzünden terk edilmişti. Botaniates İznik üzerinden Bizans başkentine doğru ilerledi. Gariptir ki. kâh iktidara yardım elini uzatarak. gerçekten bu kıt'ada "hareket hâlinde bir asken* kuvvet Artık mevcut değildi". Âsi general. Süleyman-şah'da kâh ihtilâlcilere. İstanbul'da giyecek adam bulunmadığı için. bu yürüyüşü emniyete almak için. Halbuki Avrupa. oradan da İznik (Nikaia)'e ilerledi. hattâ senato üyelerinden ve din adamlarından hayli taraftar kazandı. Komnenos'un kızı. Fakat Konstantinos bunu kabul etmemiş. dolaşık dağ patikalarından sür'atle Sakarya kenarına. Kütahya (Kotyaion) dan itibaren. düşman ordusunun içinde bocaladığı perişanlığı arttırmak lâzım- di. Mesopotamia (güney Fırat bölgesi) müstasna diğer yerlerdeki Grek kumandanları dağılmış olduğu için Anadolu'da muntazam Bizans ordusu hemen hemen yok gibi idi. Yine bu sıralarda Phrykja şehirleriyle beraber Alaşehir de feth edilmiş olup Ege sahillerinde de Türkler görünmeğe başlamışlardı. Aleksios ile Bryennios arasındaki Calabria savaşında Bizanslılar bozuldu İse de tam zamanında yetişen Süleyman-şah kuvvetleri harp tâliini değiştirdi. gördüğümüz gibi. Artuk Bey Sivas. şüpheli gözle baktığı BotaniasteSİ ortadan kaldırmak tedbirleri aramıyor değildi. Durumdan faydalanan Tü&ler Anadolu'ya işgale devam etfiler: 1074 den itiba* ren Yeşilırmak ve Kelkit havzasını Artuk Bey'in feth ettiği tahmin edildiği gibi. Bu haber üzerine patrik Aemilianus'un tahriki ite Ayasofya'da başlayan ihtilâl hareketi bütün İstanbul'u sardı. 9 temmuz 1073 de Bizans imparatoruna yazdığı bir mektupta Ortodoks ve Katolik kilisilerinin anlaşması zamanının geldiğini bildiriyor ve MikhaePin müsait davranması üzerine bütün hıristiyanlara hitaben 2 şubat ve 1 mart 1074 tarihli meşhur mektuplarını neşrediyordu. 1077'de kendini imparator ilân edip Balkanlar'ın altını üstüne getirmekle meşgul general N. Anatolik (Konya bölgesi) teminin kumandanı General N. bunun Melikşah'ın kumandanlarından Gümüştegin Candar olması muhtemeldir. 1076 da salgın hastalık ve büyük açlık. Sultan Melikşah'ın emriyle. İstanbul'da yeril imparatorun tâç giymesiyle Bizans'ın dertleri sona ermedi. Bu İtibarla Botaniates'in aracı olarak gönderdiği Khrisoskul'a iyi yüz göstermekte gecikmedi. Aleksios Komnenos ile birlikte. Akdeniz. Niksar havalisi ile aşağı Yeşilırmak bölgesini. koruyucusu Kutalmış-oğullar'tndan icabında yeni yardımlar sağlamaya muvaffak olmuştu. Bizans'ın bu hâle uğrayacağını çoktan sezmişti. bu vazifesine devam ediyordu. Anadolu'yu fethe memur Türk kuvvetlerinin başbuğu Süleyman-şah için hasım tarafın yuvarlanmakta olduğu badireden faydalanmak kadar tabii bir şey olamazdı. O zaman Martavkosta adlı Bizans valisinin elinden Konya'yı almış. Tokat ve Çorum havalisini de aldıktan sonra. el-Ahsâ bölgesine gitmek üzere 1077 de Anadolu'dan ayrılmıştı. arkasından o civardaki Gevele kalesini Romanos'Makri'den zaptetmiş (1077) ve Batı Anadolu'nun mûfr$in şehirferi fethe girişmiş olan Süleyman-şah Botaniates'in İstanbul'a giderken geçmesi muhtemel yol ve geçifleri tuöu. General Botaniates işlerini ilerlettiği sıralarda kurnaz Nikephorife. Âmid ve Urfa civarında Grek ordularını mağlûp ediyordu ki. . Boğaziçi kıyılarına kadar Türk himayesinde gelen Nikephoros Botaniates'in başına kondu (3 nisan 1078). Anadolu'dan ve Balkanlardan ayrı ayrı ağır Türk baskısına maruz kalmış olan Bizans âdeta ihtilâç içinde sarsılıyordu. Bizans imparatorluğunun. Antalya Körfezi ve Adana arasındaki bütün Anadolu. Rumeli'de Bryennios'un dayandığı başlıca kuvvetler de Peçenek Türkleri olmuştu. Selçuklu hâkimiyetine girmiş bulunuyordu. bunun üzerine. . devletin bekasını tehdit edecek kadar ağırlık göstermişti. İmparator Mikhael ise kardeşi Konstantinos lehine tahttan çekilmekle canını kurtarmak kaygusunda idi. Âsi generalin şerbetçe İstanbul'a yürümesine müsaade ettikten başka. Bryennios İle uğraşmak lâzım geldi.274 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 275 Bu yıllardan itibaren Bizans bütün dikkatini Balkanlar*#eyirmeğe mecbur kal* di. 1075 de Nestor isyanı. Anadolu'daki soydaşları git». Diğer taraftan Gümüş-tegin adında bir başbuğ Nizib. ona kuvvetli bir Türk müfrezesi de verdi. Türk kuvvetlerinin bir kısmı garnizonlar kurarak yerleşmişlerdi. 1050 de Edirne'yi kuşatıp Trakya'da baskılarını arttırmış olan Peçenekler. ite onun haris nâzın Nikephoris'e karşı yürümeyi tasarladı. İstanbul'da halktan. Bryennios'un ordusunda mühim miktarda Peçenek savaşçısından başka. Bu alarm Papa ile Roma-Germen imparatoru Henri IV. Daha Malazgirt savaşını müteakip Türkler'in engelsiz bir şekilde Anadolu'ya girmelerinin hıristiyanlık bakımından neticelerini hassasiyetle kavrayan Papa Gregorius Vli.Arma Komnena'ya göre bu sırada Karadeniz ile Çanakkale Boğazı. Türk öncüleri iznik yakınında ona yetiştiler ve büyük ordu gelinceye kadar oyalama savaşına giriştiler. Bizans idarecilerinin birbirleriyle mücadeleler rini körüklemek. ortada kalan tacı. propagandaya başladı. "Türkler" (Türkmenler) de vardı. Nikephoris kaçtı. O devir Grek tarihçisi Attaleitas'e göre. Ege denizi.

Komnenûs ailesinden Izak'ın bir aralık imparator olduğunu (1057-1059 yıllarında) biliyoruz. yaralı hâlde. Karadeniz boğazından Çanakkale boğazına kadar Marmara sahillerini ele geçiren "Cesur Süleyman1 şah'ın Kapıdağ yarımadası berzahındaki son Bizans kalesi» Kyzikos'u da zaptedip karşı şahitlere atlamak üzere vaziyet aldığı 1081 yılında Bizans çeyrek yüzyıl süren uyuşukluğundan silkinir gibi oldu. hiçbir mukavemete cesaret gösteremeyen bu memleketlerde otomatik olarak Türkler yerleşiyorlardı. Robert Giskard'ı Arnavutluk kıyılarında durdurmak maksadiyle bütün Batı dünyasını yardı- . Hakikaten kritik anlanndan birini yaşayan Bizans. Küçük Asya'nın henüz Selçuklular tarafından işgal edilmemiş kale ve setirlerini dolaştı. Aleksios'un Batıda. Fakat o günlerde Manöur Anadolu'ya dönmüş. iznik'teki Türk süvarileri kendilerini hızla takibe koyuldular. Palaiologos derhal muhasarayı kaldırdı ve çekilmeğe başladı. İtalyan Normanlan'nın başı korkunç Robert Giskard tehlikesini önlemek için aldığı çok ciddi tedbirlere karşılık. Lydia bölgeleri (Orta ve Batı Anadolu) Türk hâkirrtyeöne geçmiş oldu. Bota-ntates Iznikln geri alınması için Aleksios'u göndermek fetedi ise de. Suriye meliki Tutuş*un maiyetine katılan Türkmen beyleri ıftüstasna. ■ Bu savaşın mühim neticesi. bu zat Türk himayesinde olarak İznik'te oturuyor ve Batı Anadolu'nun bir kısmı ismen ona tâbi bulunuyordu. Balkanlar devamlı isyan ve ihtilâllere sahne olmakta. ordunun sevk ve idaresini Palaiologos'a devretmek zorunda kaldı. Anadolu fütuhatının Büyük Sultan Melikşah'ın emriyle yapıldığını ve onun tarafından desteklenmekte olduğunu bildiği için. Anadolu'daki Türkmen boylan Süleyman Şah'ın emrine girmiş ve o. İmparator Botaniates'in para ve va-idlerle bu isyanı da zararsız hâle getirmesini müteakip patlak veren N. Onun zamanında Anadolu elden çıkmış öldükten başka. Sü-leyman-şah müslüman olmayan yerlerde fütuhat yaptığından dolayı Gazi unvanım da almıştı. Süleyman-Şah'ın öncülerinin yaklaştığını öğrenen ve esasen muharebe işlerinden hiç anlamadığı nisbette korkak olan hadım. loannes Ifi* gölü (Ascanlus) kenarına kadar geldi ve "Aziz Georgtos' kalesini işgal etti. Palaiologos. Marmara kıyılarının en büyük kalesi olup içinde Bo-taniates'le beraber Türk kiralarının 1078 denberi garnizon kurdukları tarihî İznik şehrinin kesinlikle Türkler'e geçmesi olmuştur. bu tavsiyelere kulak asmayan hadım. bunlara karşı hiçbir ciddî tedbir alınamamakta idi. uçuruma doğru giden Bizans'ı kurtarmak iktidarında olmadığını ispat etmişti. Süleyman-şah neticeyi beklemek ve İcabında yardıma koşmak üzere Dorylaion (Eskişehir'de karargâh kurmuş bulunuyordu. maiyetinde Georgios Palalo-logos île yeğeni Kurtlus olmak üzere. meşhur kumandanlarından PorsıA'u Anadolu'ya yolladı ve savaşta Mansur öldü. Trakya ordusu tarafından imparator ilân edilerek İstanbul'da tâç giyen Aleksios Komnenos'un idareyi ele alması ile esaslı değişiklikler belirdi. Bizans'ın kalbgâhına doğrudan doğruya yapılacak taarruzlar için pek mükemmel bir üs teşkil eden bu kale-şehri hâkimiyeti altındaki Anadolu'nun başkenti ve ileri harekâtın mihrak noktası yapmıştır (1080). Bu hâdiselerin tâ Uzak-Doğuya kadar yankılar uyandırdığı görülüyor. Bu tarihten itibaren Türkler Toroslar ve Adana bölgesinden Üsküdar'a kadar bütün eyâletlerde yerleşmişlerdir ve Süleyman-şah Boğaziçi'nin Anadolu sahilinde kurduğu gümrük daireleriyle Boğaz'dan gelip geçen gemilerden vergi almaktadır. Münazaa bittiği zaman. Bizans ise hâlâ birbirini takip eden isyanlar içinde idi. Türk baskısını hafifletmek emeliyle Çin'de diplomasi faaliyeti göstermiş. İstanbul'a götürmeğe muvaffak oldu. gerçekte TürkJer'e karşı açılacak seferin akıbetini kestiren Aleksios. Fakat Melissenos bu propaganda seyahatini Türk müfrezeleri himayesinde yaptığı için. Bu esnada Sultan Melikşah'ın müdahalesini gerektiren bir hâdise oldu: Başkanlık dâvası yü2ündeh KutaJmiş-oğullarının birbirleriyle arası açıldı. Anadolu cihetinde General Kostantinos Dukas kendini imparator ilân ederek isyan bayrağını açmıştı. 1081 de kuzey Çin hükümdarı nezdine bir elçilik hey'eti göndermiştir. Fakat az sonra Süleyman-şah bu araziyi de işgal ederek onun itibari hâkimiyetine son verdi (1081). sistemli ve daha hızla. hem müdafaa ediyor. Süleyman-şah'ın yetişmesiyle Bizans ordusunun ric'atı umumî bozgun hâlini aldı. bir hafta süren muhasara esnasında vakit kazanmak için.276 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 277 Bryertnios meselesi cereyan ettiği sıralarda Sûleyman-şah ve dâımâ beraber çalıştıktan kardeşi Mansdr artık kendilerini Boğaziçi'ne kadar Anadolu'nutr sahibi sayıyorlar ve fütuhatı tamamlamak üzere maiyetlerindeki Türkmen bey ve reislerini. Nikephoroş Phokas ile istişareden sonra. Süleyman-Şah*dan durumu öğnenen Melikşah Bizans'a bir elçi göndererek kaçağın teslimini istedi. bunun Vardar muharebesinde Aleksios tarafından yakalanarak gözlerinin oyulmasından sonra. karargâh yaptıktan Kffiahya civarından. öte taraftan Akdeniz ve Ege denizine doğru tek elden. bu vazifeyi kabul etmedi. Böylece tŞÖfcön Galatia. genişletmeğe başladı. balı ve kuzey Anadolu'ya gönderiyoriardı. ona Nâsır'üd-devle Ebu'lfevâris lâkabını vermişti. Bu suretle bütün kıt'anın hâkimiyetini elinde toplayan Nâstr'öd-devie Ebu'lfevâris Gazi Sûleyman-şah. Pata* iologos ile Kurtiue hasım kuvvetlerin Eskişehir civarında bulunduğunu. Anadolu'nun tak hâkimi olmuştur. bilhassa Melikşah tarafından kendisine Anadolu "emirliği" menşuru verildikten sonra. görünüşte Mellesenos'a fakat. doğu sınırlan Orta-Asya'ya dayanmış olan Selçuklu İmparatorluğuma karşı Türkistan cihetinden harekâta teşvik etmek üzere. Boğaziçi'nin Anadolu sahillerine kadar sokulmuş bulunanfSelçuklular'a karşı. düşmanı oyalıyordu. kardeş nizalarına son vermek üzere. Başkumandanlık. Melisse-nos'la uğraşırken Türk ordusunun yetişmek IhfirnâB olduğunu. buna göre İM kifi£ vet arasında katarak ezilmektense önce Süleyman-Şah ile savaş yapılmasını teklif ettiîerse de. General Basilakis ayaklanmış. nazır hadım loannes'e verildi. nihayet kurtardığı bir kısım kuvvetler ile hâlâ dehşet içinde titreyen başkumandanı. Sûleyman-şah buradan artık çıkmamış. lznik%ı kuşatılması emrtrfl vifdli Melissenos. General Melissenos o zaman Ege denizi kıyılarına kadar ilerleyen Türklerin yardımı ile imparator olmağa karar vermişti. kardeşi İle yeniden fttücadeleye başlamış! Sultan. Abbasî halifesi de Süleyman-Şah'a sancak ve hil'at göndermiş. fütuhatını bir taraftan Karadeniz kıyılarına. Mağlûp Mansur İstanbul'a kaçtt. Komnertos Bizans'ın kurtarıcıtanndandır. Türk kuvvetleriyle birlikte Iznik'e de giren (1078) Melissenos istanbul üzerine yürümeye hazırlanırken. fakat teşebbüsten hiç bir netice çıkmamıştır. Fakat yüz sene devam eden Komnenoslar sülâlesinin kurucusu ve ilk hakikî imparatoru sayılan Aleksios I. dağılan kıt'aları toplamağa çalışıyordu. Üç senelik hâdiseler imparator Botaniates'in. Nikephoroş Melissenos'a gelince. tatbik ettiği müdafâa tarzı hayret edilecek derecede basit görünür. S. Melissenos ihtilâli Türklerin Marmara sahillerine kadar Anadolu'da kolayca yerleşmelerini mümkün kıldı. Phrykia. hem de perişanlığı önlemeğe.

Bu zâtın Antakya çarşısında Grekler tarafından öldürülmesi. Ancak. Bizans'ın Suriye'deki son hrıstiyan kalesi olan bu mühim şehir zaptolundu (1084 aralık ayının ilk haftası). Kendine Bizans'ın temsilcisi süsü vererek Grek ahaliyi memnun ederken. ahalînin matına et sürdürmedi. hediyeler takdimi ve binblr dalavere ile. atmıştı. Bu andlaşma Aleksios hesabına bir basan idi. Tarsus. 1074'ta Malatya*yı ele geçirmiş. büyük harekât yaparak Türk orduların kendi üzerine çekmemek. Tarsus. Maraş. cesetler üzerine kuşlar üşüşmüştü". babasının Antakya'daki şıhne (vâli)si müslüman İsmail ile galice anlaşarak. Süleyman-şah Antakya'ya tâbi bulunan Ayıntab. Aleksios barakalara ellişer süvari bindirilmesini icabında derhal denize açılmak şartiyle. mevcut kuvvetini bir anda kırdırmamak gayesiyle. şeklinde ifade etmektedir. Yollar insan ölüleri ile dolmuş. Sonra Aleksios o zaman Kilikia cephesinde bulunan Süleyman-şah'a müracaatla vergi karşılığında barış istedi. yalnız hasımlarına değil. Durum bu kadar bir gelişme kaydedince. Raban. 1085 de Honi. Başlangıç- . Suriye meliki Tâc'üd-devle Tutuş'a vergiler ve hediyeler veriyor. Başlangıçta hiç mühimsenmemiş. Kilikia'da Philaretos tarafından bir Ermeni prensliğinin kurulduğunu yukarıda söylemiştik.278 _____TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 279 ma çağıran Aleksios. Hâkimiyet uğrunda her şeyi mubah sayan. Süleyman-şah. beri tarafta Türkler'i Boğaziçi'nden uzaklaştırmak hususunda sadece barakalar şeklindeki karakol kayıktan ite iktifa etmişti. fakat kendisinden nefret eden Urfahlar'dan yüz bulamayınca» Ur kaleye olsun yerleşebilmek ümidiyle Melikşah'ın yanına gitmeye karar vermişti. bu arada Tarsus'u (1082 de). Büyük Sultan Meiikşah'a da ayrıca hediyeler ve bağlılık mektupları gönderiyordu. Ermeniler'den nefret eden ahali karşı koymayarak. Philaretos'un askerleri de kaçıyorlardı. Philare-tos'un eski hülyalarını gerçekleştirmesine vesile oldu: maktul dükün askerleri ve ileri gelenler tarafından davet edildi ve şehri teslim aldı. Bir müddet sonra. tesiri gayet dar sahada kalan bir nevi gerilla savaşı vermeyi tercih etmişti. Elbistan. bir müttefik gibi görünen mâceraoı ve haşin Philaretos. hâkimiyet sınırlarını genaştetiyordu. hatta Türk kuvvetlerinin takviyesine bile lüzum göstermemiş olan bu tazyik sonunda Türkler Boğaziçi'nden uzaklaşarak İzmit'e doğru çekilmişlerdi. tek başına veya müdafaasız yakaladıkları Türkler'i ortadan kaldırmağa başladılar. Kararlaştırılmış noktalardan sesesizce 280 kişiyi surlara çıkardı. tarihçi Anna Komnena bunu. Malatya'yı da haraç vermeğe mecbur tutmuştu. Ayn-ı 2arba. faaliyetlerini yavaş yavaş genişlettiler ve küçük Türk müfrezeleriyle çarpışmalara giriştiler. Anadolu melikini bu şehri zapta davet etmeye karar verdi. Süveydiye ve diğer kasaba ve kaleleri birer birer işgal etti. Bu bakımdan Philaretos iyi bir örnek teşkil etmektedir. Ertesi gün beliren küçük direniş Moncukoğlu kumandasındaki kuvvetler tarafından kırıldı. Anadolu hâkimi Süleyman-şah'a. Misis. Bizans orduları kendilerini "ayak altında kum gibP ezen Türkler'e kanşı savaşmak eesareM atök gösteremi-yorlardı. Harput (Khartpert). az sayıda süvanleıtteft kurulu fevkalâde sür'atli ve oynak TÛfk kuvvetleriyim başa çıkamadığını tecrübelerine dayanarak İyi biliyordu İmparatorun kızı.. gündüzleri dahi mücadelelerde bulunmasını emretti. Hapishaneden kaçtı. Müteakiben başarılarını Büyük Sultana müjdeledi. Habib Neccar dağına ve İç kaleye çekildi. Böylece. Elbistan. hiç kimse tarafından sevilmemiş. Anazarva (Ayn-ı Zarba) ile Kilikya'nın diğer bazı şehirlerini zaptetmiş (1083). oralara ara sıra uğrayan-Türk müfrezelerine. Türkmen kuvvetlerinin de kaynaştığı bu bölgede prenslik ve şâir gibi teşekküllere rağmen durum hiç te normal değildi. Bizans ordularının dağılması ve Türklerin başka yerlerde fazlaca meşgul olmasından faydalanarak. Bagras. hattâ soydaşı Ermeniler'e en bayağı ve zalimane muameleleri reva gören ve siyaset icabettîrdikçe mezhep ve din değiştiren bu adam. diğer taraftan Musul ve Haleb hükümdarı Şeref ül-devle Müslim'e. Philaretos Urfa'yt daha sonra oğlu Barsam'ın idaresine verdi ve gözlerini Antakya'ya çevirdi. Ar-tah. Göksün. Gecenin belirli olmayan saatlerinde. Kaysun'a hâkim olmuş. Çünkü Balkanlardaki Norman tehlikece karşı koyabilmek için Selçuklular tarafını emniyete almış bulunuyordu. Kamyr (Yağmur) kumandasında yedi bin kişilik Türk kuvveti göndererek Aieksios'un Normanlar'ı İtalya'ya kadar püstürtmesîne yardım etti (1083). İskenderun. yerine Ermeni senyörlerinden biri tâyin edilmişti. esirleri serbest bıraktı. Misis. Buradan da Poltaci (Baltacı?) tarafından kovalandığından Maraş'a iltica etti. Tarihçi Urfalı Mateos"un 1079 yılına tesadüf eden müşahedesine göre. Keysun ve nihayet Maraş'ı Poltaci işgal ettiği zaman Philaretos Urfa'ya oğlunun yanına gitmek zorunda kalmış. bir taraftan Bizans İmparatoru Botaniates'e tâbiiyet arzederek Antakya düklüğü vazifesi ve Sebastos gibi unvanlar alırken. Bizans imparatoru. Kilikia'nın fecî duruma düşmesinde bizzat Ermeniler'in büyük payı vardı. elindeki toprakları muhafaze edebilmek için.Anlaşma oldu: Kocaeli yarımadasındaki Drakon çayı İki memleket arasında sınır itibar edildi. Bu muameleden üzgün ve umumiyetle babasının hareketlerinden şikâyetçi olan Barsam. yalnız geceleri ilerleyerek on iki gün içinde Antakya'ya geldi. Süleyman-şah yeter miktarda kuvvete. tab'asından olan Grekler'e. çoğu Ermeni olan ahalisini ayaklan- dırarak. Iznik'e gitti ve Süleyman-şah't Antakya üzerine teşvik etti. kimseye sezdirmemek için. O. Barakalı karakol kayıkları gece karanlığında gizlice Anadolu yakası kıyılarına yanaşıyor. Antakya'nın akıbetini duyan Philaretos Ceyhan'da Honi'ye gitmekten başka çare bulamadı. fakat günlerce devam eden bu hâl neticesinde bir iki adım gerileyen Türk kuvvetlerinin bıraktıkları mevzilerde Bizanslılar yuvalar vücuda getirdiler ve pusular kurarak. Süleymanşah aynı zamanda imparatora yardım edecekti (1082). Süleyman-şah halka iyi davrandı. Adana. bu senelerlçlnde Anadolu'da ayrı noktalar hâlinde kalan Bizans kalelerinin fethi ile meşgul olmuş. İmparator Aleksios kalabalık ve muntazani Bizans ordutarıfcıh. Melikşah'ı çok memnun eden bu zafer bütün İslâm ülkelerinde heyecanla kutlanmıştır. Aç kalmış asiller. 12 ocak 1085 de iç kalenin de teslim alınışından sonra. Delûk (Ayıntab)'a kadar her tarafta karışıklık hüküm sürüyordu. Meşhur Kısiyan kilisesi camie çevrilerek yüz yirmi müezzinin aynı zamanda okuduğu ezan ile ilk cuma namazı kılındı. reisler şurada burada dolaşarak ekmek dileniyorlardı. 1078'e kadar burada dük bulunan Izak Komnenos yeni imparator tarafından İstanbul'a çağrılmış. Fakat neticede bu pek küçük «Içüdeki müdafaa sistendin böyük masraf ve emeklere bağlı ordular hazırlama ve şevkinden daha tesirli olduğu anlaşıldı. 1084 senesinde Urfa valisi plan oğlu ile arası açılmış ve Barsam yakalanarak hapsedilmişti. eonra Palu. Bundan sonra Süleyman-şah andlaşma gereğince. içlerinden çıkan Bizans'ın en cesur askerleri Khomatene'lerden (Phryki-a ye Laodikia birlikleri) 8-10 kişilik gruplar Türk mevzilerine âni baskınlar veriyor ve çabucak barakalarına dönerek denize açılıyorlardı. kendi yurttaşlarının ağır suçlamalarına hedef olmuş ve gaddarlığı yüzünden oğlunun bile hiyanetine uğramıştı. nihayet Bizans valisinin elinctoft Urfa'yı.

Abbasi halifesi ve Sultan Melikşah adlarına hutbe okutmuştu. Cizre ve daha 30 kadar kaleden ibaret Mervânî ülkesi. Antakya valiliğine Yağısıyan'ı. Meyâfarikîn (Silvan) başta olmak üzere. İsfahan'dan hareketle Musul ve Harran üzerinden ilerledi Câber ve Menbiç kalelerini aldıktan sonra. Artuk Bey. Bu havalideki karışıklığın düzelmesi üzerine Sina çölüne kadar bütün Suriye kıt'ası Tutuş'a bağlı olarak Şam melikli* ği şeklini almıştır. İstanbul'u zaptederek Bizans İmparatoru olmayı düşünüyor ve bu maksatla. Mardin. Şeddadî ülkesindeki anlaşmazlık ve Gürcistan kiralı Giorgi M. Anadolu'ya yakın adaları alan ve birkaç defa Bizans donanmasını mağlûp eden Çakan Bey. Fakat Atsız 1077'deki Mısır seterinde Kahire önünde muvaffak olamaması üzerine. Hasankeyf. Selçuklu İmparatorluğunun azamet ve satvetini göstermek bakımından dikkate değer. Sultan Melikşah. Vücuda getirdiği kuvvetli bîr donanma ile Bizanal ciddî olarak tehdit eden diğer bir Türk kuvvetini de tarrçir Beyi Çakan temsil ediyordu. Bu münasebetle kaynaklarımızda tafsilâtı ite bildirilen gelinin hayret verici kıymeti! cehizi ile. yapılan muhteşem düğün ve Bağdad'da günlerce süreri şenlikler. buranın veziri Fahr'üd-devle Muhammed b. Bundan büyük bir teessür duyan Suttan Melikşah hassa kumandanlarından Porsuk. kalabalık bir ordu başında. Şam'ı üçüncü muhasarasında ele geçirmiş (10 Haziran 1076) ve^îî ezanını kaldırarak. bölgenin rakipsiz sahibi oldu. Cehîr'in yardımı ve Bağdad şihneliğinden Irak-ı Acem valiliğine getiren Gevharâyîn. Philaretos'a tâbi Harput şehri ÇubuK tarafından zaptolunmuş ve bu bey ayrıca Eğin. Şam'ı kuşatmış olan Mısır orudusunu ric'ate mecbur ettikten sonra Atsız'ı da ortadan kaldıran Tutuş. Süleyman-şah'ın Antakya'ya giderken İznik'te yerine bıraktığı Ebu'l-Kaasım. Sultan Alp Arslan'ın son yıllarında Şam'ın zaptına memur edilen (mayıs 1071) Bağdad şihnesi Ay-tigin'den başka. Kafkasya ve Erran'daki tâbi bölgeleri amcası Yâkutî'nin oğlu Azerbaycan umumî valisi Kutb'üd-din İsmail'e verdi. Çubuk Bey. Çökürmüş ve Hâcib Altuntak kumandalarında sevk edilen ordular ve Türkmen kuvvetlerinin gayretiyle. Gemlik körfezinde bir Türk donanması inşasına girişmiş iken imparator Aleksios Komnenos tarafından kandırılıp İstanbul'a götürülerek sultana cephe alması üzerine. Moncuk Böri. Diğer taraftan Çankırı'yı fethetmiş olan Karategin fütuhatını sahile doğru genişleterek Sinop'u muhasara ve zaptetmişti. Ebû Yâkub ve tsa Böri kumandasındaki Türkmen kuvvetleri Kars. Selçuklu İmparatorluğuna katıldı (1085) ve aynı yıl içinde. Urfa'nın Selçuklular tarafından zaptını (şubat 1087) müteakip ve BüyüfeSultantn huzurunda törenle müsiüman olduktan sonra Maraş şehri verilmiştir. fakat Gürcü kiralının tekrar başkaldırması ve eski *ni kiralı Gagik'in yeniden kıral olmak teşebbüsü sultanı ikinci Kafkasya harekâtına zorlamıştı. Çemişkezek ve Hanzid (Palu-Genç bölgesi)'i ele geçmiştir. Çoruh vadisini. Arapkir. Âmid (Diyarbakır). Dâr'ül-hilâfe'de tertiplenen büyük törenle halife el-Muktedî bi'llah yine 'Doğunun ve Batının hükümdarı" Sultan Melikşah'a iki kılıç kuşattı (25 nisan 1088). Süleymanşah ite olan savaşta Tutuş tarafında yer alan ve büyük yardımı dokunan Artuk Bey de Kudüs ve civarına sahip bulunuyordu. Böylece Süleyman-şah'ın vefatından önceki günler Antakya'dan Karadeniz'e. Kuteyis'e kadar Acaralar bölgesini ve Karadeniz sahiline kadar olan yerleri tamamen işgal ettiler ki. Balkanlar üzerinden Doğu Trakya'ya kadar inmiş olan Peçenek Türkleri ile ittifak ediyorMarmara . Haleb'e geldi (aralık 1086). oraya bir sefer yaparç^ bütün Kafkasya'yı Savtigin'e teydî antikten (1076) sonra dönmüş. Ebu'l-Kaasım'dan sonra yerine geçen kardeşi Ebu'l-Gazi. daha önce başbuğları idaresinde bu hayaliye gşlen Türkmenlerin işgal ettiği Filistin'i almış. Bağdad'a gitti ve halkın coşkun tezahüratı arasında hilâfet erkânı tarafından karşılandı. Akdeniz'in dalgalan karşısında. 1085'e kadar Anadolu'nun fethi sırasında.'nin itatsizlik belirtileri üzerine. Bu sırada Lâzkiye. Kasîm'ül-devle Aksungur ile diğer Türkmen reislerinin Musul'a girmesi ile. Ege denizine ve Çanakkale'ye kadar bütün memleket -tabiatiyle bazı kalelerle sahillerdeki tahkimattı şehirler hariç. Terken Hâtûn ite birlikte Bağdad'a gelen. Mücâhid'üd-devle Bozan. "Dâima muzaffer" büyük Türkmen beyi Artuk şR inançlı Karmaffler'in bulunduğu ef-Ahsâ (el-Hasa) bölgesini ve Bahreyn adatannı daha önce itaate almıştı (1078-1079). Allah'ın kendisine nasip ettiği muazzam fütuhattan dolayı şükretti. 1084'te Kakhet kıratlığı tabiiyete alınmış. Ayn-ı Selm mevkiinde vukua gelen muharebede ordusu dağılan Süleyman-şah intihar etti (5 haziran 1086). Suriye meliki tâyin edildi. bu münasebetle Bizanslı tarihçi Anna Komnena'ya göre Trabzon da Türkler'e «itikat etmişti. Sav-tiginlh durumunu kuvvetlendirdi ve 1080'de sevketmek zorunda kaldığı Ahmed. 28 şubat 1087'de Urfa'yı zapteden Bozan oraya vali tâyin edilmişti. Ottu ve Erzurum'u Bi- zans'tan geri aldıktan gibi. Şiîlikle mücadele Selçuklu İmparatorluğunun ana siyaset çizgilerinden biri olduğu için. Haleb bölgesi valiliğine Aksungur'u tâyin etti ve kendisi Süveydiye'ye kadar giderek. 1087'den itibaren bütün havali imparatorluğa bağlanmıştı. B* cezîre ve Suriye'nin kilit noktası durumundaki bu müstahkem şehri zaptetmesi Suriye meliki Tutuş ile aralarının açılmasına sebep oldu ve Süleyman-şah'ın nisan 1086'da Haleb'i kuşatması iki Selçuklu şehzadesini savaşa götürdü. Kudüs'ü zaptetmjş. Akkâ'da Mısırlı Bedr'ül-cemâlî ile mücadeleye girişmiş (1072). Bu esnada İsfahan'dan büyük kumandanlar refakatinde. Şeyzer ve diğer kaleler teslim olmuş. Suriye'ye aynı vazife ile gönderilen Türkmen beylerinden Atsız. Sultan Melikşah tarafından kardeşi Tâc'üd-devle Tutuş. Haleb'den ayrılan Melikşah. Araş yolu ile Gürcistan'a giden Melikşah. Melikşah'ın sevkettiği Porsuk ve arkasından Bozan kumandasındaki kuvvetler tarafından ortadan kaldırıldı. Efes şehri ile Ege sahilleri bölgesi Tanrıver-miş Bey'in. bu havalideki Ukaylî toprakları da Selçuklu İmparatorluğuna bağlandı. 1092'de Süleyman-şah'ın oğlu Kılıç Arştan gelinceye kadar iznik» muhafaza etti. Melikşah'ın kon Mehmelek halife el Muktedî ile evlendirildi. izmir ve civarıyle adalardan bir kısmı Çakan Bey'in hâkimiyeti altında idi.Türk hâkimiyetine girmiş ve Büyük Selçuklu İmparatorluğuna bağlanmıştır. Sultan Melikşah. Kasîm-üd-devle Aksungur ve diğerleri yanında olduğu halde. İslâm dünyasında ikilik ve kin yaratan bu akidenin yayılmasında ocak vazifesini gören Mısır Fatımî devletinin ortadan kaldırılması Selçuklu sultanlarının başlıca gayelerinden idi.280 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRKTARtHÎ 281 ta iyi kabû! görmeyen Philaretos'a. İmparator Aleksios Komnenos ile Drakon çayını Bizans-Selçuklu hududu tanıyan anlaşmayı imzalayan Anadolu fâtihi Süleyman-şah'ın Antakya'ya gelerek.

Selçuklular'ın en büyük hükümdarı ve tarihte en büyük Türk imparatorlanndan biri olan Melikşah birçok Sultan ve mellklefln metbûu bulunduğu için "ea-SuR&n'OI-a'zam" (Büyük Sultan).evlâtlan Kirman bölgesini idareye devam ettiler. Yerine geçen oğlu Mahmud (111&-1131?» karşı büyük amcası (Sultan Melikşah'ın oğlu) Horasan meliki. Kızılsarıg. Son Selçukto meliki Muham- . Karahanlılar'm batı kolunu Selçuklu İmparatorluğuna bağladı. dağılan imparatorluğu toparlıyamadı. Böylece Karahanlılar'm doğu kolu da Selçuklular'a bağlanmış oldu. 3. Arkasından Taraz (Tfclas) hâkimini tâbiyetine aldı. Bfr tfaç kere Büyük Selçuklu sultanı Olmağa teşebbüs eden Kavurt nftte» yet Sufteri MelikşaHHtf sultanlığını tanımayı reddec^p başkent ü2erihe yürüyünce. Fars arazisi güney sahilindeki Hürmüz errflrRğlve Arabföan yarım adası ucundaki Umman bölgesi zapt edfflTİlşti. Sâd-üddevle Gevherâyîn. ftöl).tölm. Melikşah'a kırgın bulunan halife el-Muktadî bi'llâh'ın işbirliği neticesinde zehirlenerek öldürüldü (16 şevval 485=20 kasım 1092). Yemen ve Aden havalisi de Türk hâkimiyetine alındı. Kafkaslar'dan ve Aral gölünden Hind denizi ve Yemen'e kadar genişletmekle dünyanın en büyük imparatorluklarından biri hâfiııfc geltirmeğe muvaffak olduğu Selçuklu devletinin sınıflarını daha uzaklara götürrriek. Bizans bu buhranlı dudumdan.282 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 283 kıyılarında Selçukluların hâkim bulunması sebebiyle-. Bu münasebetle Törşek. Yartnkuş gibi kumandanların idaresindeki Selçuklu ordusu. Anadolu. Oğuzlar'a esir düşmesi (1153). Çubuk. Irak Selçuklu devletinde Sultan Mahmud'dan sonra gefen Mutıammed (ölm. Ermenilik Süryânîler. Semerkand hJŞcümdarı Almed Han'dan hatoşikâyeti ürarine tertiplediği MâverâünneWr seferinde (mayıs 1087) yolu özerine düşen kaleleri ve müstahkem mevkHeri birer birer aldıktan sonra. 1İ34) ve Mes'ud (ölm. 1091 yılında Türkistan'daki karışıklıkları düzeltmek üzere. bu harekât devam edemedi. Suriye Selçuklu meliki Tutuş ile çarpıştığı (1095). Orta Asya'da Büyük Selçuklu İmparatorluğu sınırları Çin Şeddine yaklaştı (1090). Başkent Merv^şehri idi. Celâl-üd-dünya ve'd-din lâkabı ile birlikte Ka-sîm-u Emîr'il-mü'mînin (Halifenin ortağı) unvanı verilmişti. ancak. Şünnîiik-ŞiJJik dâvasında Sultan Melikşah'ın meşgul olması lâzım gelen meselelerden biri de imparatorluk içinde Hasan Sabbâh'ın bayrakdarlığını yaptığı bâtinî faaliyeti idi. Devlet 1157'den sonra&r ara Gurluiar'a tâbi oldu. Sultan Tuğrul'un Harezmşafo Tekiş'e mağlûp olarak ölmesi (1194) üe toprakları Harezmşah'lara intikal etti. 2. Ondan soma. arazi zaptına girişen Bağdat halifeleri ile mücadeleler içinde geçti. Kâşgar hükümdarı Harun Buğra Han huzura gelerek tâbiiyetini arzetti. Afganistan'da gelişmekte olan Gurlu devletini kendine bağlayan Sultan Sencer. daha sonra soydaşı. seçkin imparatorlardan biri oları Aleksios Komnenos'aın tahrik ettiği. kuzey Hindistan ve Hicaz onun üstünlüğünü tanıyordu. Sencer'in ölümü (Eylül. "Sultân'ül-âlem'' diyö anılır ve aynı-zamanda 'ea-Sultân'ül-âdıT ve "Ebu. Özkend'e vardığı zaman. Azerbaycan ve Fars atabeylerinde idi. Kasîm'üd-devle Aksungur ve Bozan'ı Suriye'nin sahil bölgesini zapta ve Fâtımîler ile öteden beri siyasî anlaşmazlık ve rekabet mevzuu olan Mekke'deki hutbe ve Medine'de hâkimiyet işinin ve Yemen ile Aden havalisinin fethine memur etti. Kuzey Afrika'yı zaptetmek ve bir dünya hâkimiyeti kurmak emelinde idi. fakat Türk siyâsî liderleri arasında tam bir görüş birliği olmayışı başarıyı önledi. Daha "melik" iken Gazneliler'i ve 1121'de de. hterezm'de hükmediyor. Sultan Sen-certn öfâmüne kadar (1167) ona bağlı kaldılar. TuğruJfr. Halife tarafından kendisine Müizz'üd-din. Harezmln ayrılmasını sonuçlandırdığı gibi» merkez Horasan'ı da Oğuz işgali altına soktu. Sencer kendini Selçuklu Sultam îlâh ederek (1115-1İ57). tl52) zamantarrlÇ"kanşlWıklar-ve dünya devleti kurmağa kalkışan. Mahmud'u himayesine aldı* Mahmud "Irak Selçuklu Devleti" sultanı olarak katırken. 1167) ile büyük Selçuklu imparatorluğu fiilen nihayet buldu. arasında da üzüntüye sebep olmuş ve her tarafta matem havası yaratmıştı. Bala-sagun ve İsfîcâb hâkimleri vergi taahhüt ettiler. Onun. Melikşah'tan sonra iç mücadeleler arasında sultan olan Berkyaruk (1092-1104). Irak ve Horasan Selçukluları (1092-1194) Büyük Sultan Melikşah'ın ölümü (1092) ile başlayan taht kavgaları yüzünden imparatorluk 4'e bölündü. 1133 tarihli mektukbundan anlaşılacağı üzere bu yıllarda Horasan. savaşta mağlûp olarak yakalandı ve kendi yayının kirişi ile boğduruldu (Mayıs 1073). saltanatta hak iddiacısı amcası. Akdeniz'e. oraya bir sefer daha yapan Sultan Melikşah aynı yılın sonbaharında Bağdad'ı ikinci ziyaretinde (kaşım 1091) topladığı harp meclisinde Tâc-üd-devle Tutuş refakatinde olarak. Adaleti ve şefkati ile imparatorluk dahilinde uyandırdığı derin hürmet ve sevgiden dolayı vefatı Türkler ve İslâm dünyası için olduğu kadar. Hicaz ktt'asını tamamen imparatorluğa bağlandıktan sonra. lâkablannt taşırdı. Koltaş gibi kumandanları şevketti ise de. Sultan. şehzade Berkyaruk yerine kendi oğlu Mahmud'u velîahd yapm$k isteyen muhteris Terken Hâtûn ile. Jyioe zayıflayan Selçuklu idaresinde son hükümdar Sultan Tuğrul III zamanında füff iktidar Musul. Buhâratyı zaptetti ve Semerkand'ı kuşatarak Ahmed Han'ı esir almak suretiyle. Berkyaruk'un kardeşi Sultan Muhammed Tapar (1104-1118) kuzeyde Güroö saldırılarını durdururken. Onun bilhassa kuzey İran'da yalçın kayalar üzerindeki Alamut kalesini ele geçirmesinden (eylül 1090) sonra ciddiyet kazanan bu râfizî yuvasını yıkmak üzere Melikşah. Çünkü o sırada Bağdad'a gitmiş olan Sultan Melikşah. Mâveraünnehir. Mısır'ı. Fakat Katavan Savaşı (1141)'nda put-perest Kara-Hitaylar'a yenilmesi itibarım terdi. babası zamanından beri ülkede yeraltı faaliyetini artırmış dinî-siyasî Bâtınî haraketi ile müca-daleye girdiği bu tarihlerde Haçlı orduları da memleketin batı bölgesini istilâya başlamışlardı. Irak Selçukhf Devlet* jç karışıklığa düşdüğü zaman Klrman'da da hanedan mensuptan arasında münazaalar çıktı.l*eth. Üaküdar-EdirneÇanakkale arasında üçlü Türk kıskacı içine tfmmış olan Bizans İmparatorluğunu çökertmek istiyordu. diğer hırietlyanlar ve şâir din mensupları. 38 yaşında iken vefat eden Melikşah Kâşgar'dan Boğaziçi'ne. Sencer "Büyük Sultan" oluyordu. SultanJdelikşah. Wr yandan da Haçlılarla savaşa girişti (ItTMTOBJfffS seferleri). Peçenekler ile Kuman Türidarü arasında Meriç kenarında vuku bulan ve Çakan'ın müttefiki Peçenekler'in ezildiği Lebonium muharebesi (29 nisan 1091) neticesinde kurtulabildi. Kirman Selçukluları (1092-1187) Selçuklulardan Kirman kolunun başı olan Kara Aralan Kavurt (Çağrı Bey'in oğlu)'tonundan W#tft8öyıRan arasında Kirman'dan başka. Yoruntaş. Mâveraünnehir1! elden çıkarcb.

Dok* Şam'da müstakil harekete devam ettiler. dahilî mücadeleler. burada kurduğu gümrük daireleri ile Boğaz'dan geçen gemilerden vergi almağa başladı. taht Kavgaları sebebiyle zayıflamış olan Bizans İmparatorluğu Türk akınlarına fazla mukavemet edecek durumda değildi. Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman-şah'ın da fetihlere katıldığı görülmektedir. . Süleyman-şah fetihlerine devam ederek kısa zamanda Bizans aleyhine hudutlarını oldukça genişletti. Fakat onun bu havalide fetihlere devam etmesi Suriye meliki Tutuş 1le aralarının açılmasına sebep oldu. Süleyman-şah'ın 1074 yılından itibaren Anadolu'daki faaliyetlerini tesbrt edebiliyoruz. Suriye meliki Atsız ile ihtilâfa düşmüştür. Bundan sonra Bizans'taki taht kavgalarına müdahale imkânını bulan ve bu sayede fazla zorlukla karşılaşmadan bir çok şehir ve kaleyi ele geçiren Süleyman-şah 1078'de tettikl fethederek merkezim oraya nakletti Böylece Anadolu Selçuklu Devleti'nin temelleri atılmış oluyordu. Antakya hıristiyanları çok gaddar olan Philaretos'un elinden kurtulmak için Süleyman-şah'a haber göndererek şehrin zaptında ona yardımcı olacaklarım bildirdiler. Suriye Selçukluları (1092-1117): 1077'den beri Suriye Selçuklu melik'i olan Tâc'üd-devle Tutuş. Bu sırada Şam'da idare. Bir müddet Urla havalisinde sönük bir hayat geçiren Kutalmış'ın oğulları 1074 yılında etraflarına topladıkları kalabalık bir Türkmen grubuyla harekete geçerek önce Güney Anadolu'da daha sonraları ise Orta Anadolu'da fetihlerde bulundular. Süleyman-şah'ın Anadolu'ya ne suretle geldiği hakkında birbirinden tamamen farklı iki görüş ileri sürülmektedir: a) Süleyman-şah'ın babası Kutalmış. Adana. Bizans ile sulh yaptıktan sonra Anadolu'ya dönerek 1083 yılında Tarsus. Bir ara Meyafarîkîn (SH-van)'e kadar güney Anadolu'yu nüfuzu altına alan Rıdvan. Burada da yüz bulamayınca tekrar Anadolu'ya dönmek zorunda kaldı ve yakalanarak Emir Bozan tarafından idam edildi. Anadolu Selçuklu Devleti" Hakkı Dursun YILDIZ Malazgirt zaferini takip eden yıllar zarfında Anadolu'ya kalabalık Türk nüfusu gelip yerleşmeğe başladı. 4. Bu Selçuklu kolunda fazla bir hareket görülmemiştir. Sultan Melikşah. 1128'de öldürülen Tuğ-Tegin'in oğlu Tâc'ûd-din Böri 8e Böri-oğulları (Şam Atabeyliği) idareyi ele aldı. daveti ile gelen Artuk-oğlu ll-Gazi'ye geçti (1117). Bizaıie^tmparatoru Âfeksios'tan yardım istedi. Fakat Aleksios Komnenos'un Bizans imparatoru olmasından sonra durum Bizans lehine gelişmeğe başladı. Türk birlikleri yavaş yavaş geri çekiliyordu. Bu sırada Antakya. amcası Kavurd'un isyanını bastırdıktan sonra bu kıtanın fethine daha fazla ehemmiyet vererek büyük Türkmen beylerini bu fetih hareketiyle vazifelendirdi. Misis şehirlerini zapt ve Malatya'yı haraç vermeğe mecbur etmişti. Bizans İmparatorluğu. Afide kurtuluş ümidi kalmıyan Ebu'l-Kasım. iki oğlundan raf van Haleb'de. Anadolu'da fetih hareketi bütün hızıyla devam ettiği sırada. 5 Haziran 1086 tarihinde Süleyman-şah ile Tutuş arasında cereyan eden savaşta Süleyman-şah mağlup oldu ve hayatını kaybetti. az sonra yine anlaşamıyarak biri Şam'da. Görüldüğü gîbibW)lrtne tamamen zfcfikirleri ihtiva eden bu iki görüşün hangisinin gerçeği ifade ettiği belirtmek şimdtKk mümkün olmamaktadır. Muhasaranın uzaması üzerine çok kötü bir duruma düşen Ebu'l-Kasım. Bbı/1Kasım'm ölümünden sonra kardeşi Ebı/1-Gâzi onun yerine geçmişti. Aynı yıl Antakya ve Haleb'i muhasara eden Süleyman-şah. Bu sıralarda. fakat halifenin tavassutu ile nihayet Anadolu'nun fethine memur edilmiş olan Kutalmışoğulları. Şam'da ise. Ermeni Phitaretos'un tahakkümü altında İdi. 5. Çevirdiği entrlkalarla.284 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 285 med-şah H samanında memleket Oğuz başbuğlarından Dîhar tarafından işgal edildi. halkın. Emir Porsuk üç ay devam eden muhasara esnasında şehri ele geçirtmeyince Sultan MelîRşah onu gerî Çağırarak Urfa emîri Bozan'ı onun yerine tâyin etti. Dokak (ölm. Rıdvan kardeşini savaşla zorlayarak SuriyeHükümdarı oldu İse de. 1104)'dan ziyâde atabeği Tuğ-tegin'de idi ve atabey ile Rıdvan aralarında kesin bir uzlaşmaya yaramıyorlardı. Ancak Sultan Melikşah'ın ölümüyle oğullan arasında saltanat kavgalar» başlayınca Süleyman-şah'ın oğlu Kılıç Arslan Horasan'dan gelerek İznik'te Anadolu Selçuklu Devleti'nin ikinci sultanı sıfatıyla 1092 sonlarında tahta oturdu. 1080 yılında Iznik'i Türkler'den geri almak gayesiyle İznik önlerine gelmiş olan Bizans ordusunu ağır bir mağlûbiyete uğrattıktan sonra Üsküdar'a kadar ilerleyen Süleylman-şah. Mısır Fâtımîleri ile anlaşan Haçlılar tarafından mağlûp edildi. İmparator Aleksios kuvvetle başa çıkamıyacağı-nı anladığı Ebu'l-Kasım'ı İstanbul'a davet ederek onunla sulh yaptı. yeni kurulmakta olan Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasını önlediği gibi Bizans'a karşı da başarılı akınlar yapmıştır. Bu sebeple Kudüs'e ilerleyen Haçlılarla iyi mücâdele edilemedi. Sultan I. Süleyman-şah'ın ölümü üzerini. Rıdvan Haleb'de öldü (1113) ve sonra son Selçuklu Sultan-şah zamanında (1114-1117) idare Selçuklu ailesinden olmayan Lû'lû'nun elinde iken bunun öldürülmesi üzerine Haleb. Sultan Melikşah. Aralık 1084 tarihinde içerdeki hıristiyanların yardımı ile Antakya'yı zaptetti. Bununla beraber (*) Anadolu'nun fethi Özerine Büyük Selçuklu İmparatorluğu bahsinde geniş bilgi vefflrnlaflr. Alp Arslan'a karşı giriştiği saltanat mücadelesinde mağlup ve maktul düşünce oğulları Bizans hududuna sürüldüler. 1082 yılında yapılan bir antlaşma ite İzmit körfezine dökülen Drakon çayı iki memleket arasında sınır itibar edildi. b) İlk zamanlar Sultan Melikşah'a karşı muhalif bir tavır takınmış. Kılıç Arslan İznik tahtına geçtiği sırada Anadolu'nun muhtelif bölgele- . İznik'te vekil bırakmış olduğu Ebu'l-Kasım. onun Bizans İle uğraştığı bir sırada Emir Porsuk idaresindeki büyük bir orduyu İznik üzerine göndermişti. Süleyman-şah.Türkteri birbirine düşürmeye gayret sarfeden Aleksios bunu bir fırsat bilerek Ebul-Kasım'ın y«r-dım isteklerini Cevapsız bıraktı. kardeş! Büyük Sultan Melikşah'ın ölümü ddîayısiyle kendini sultan ilân ederek üzerine yürüdüğü Berttyaruk kfe$»ff1da Savaşı kaybetrhtf (Şubat 1095) ve ölmûfctö. Melikşah'dan zaptedecekleri memleketlerin hükümdarlık menşurunu almışlardı. öteki Hâlemde otmtoîfere devleti paylaştılar. Sultan Melikşah'tan af dilemek için İsfahan'a gitti. Bu arada Ebu'l-kasım'ın gafletinden istifade ederek İzmit'i ele geçirdi. Küçük bir kuvvetle Antakya önlerine gelen Süleyman-şah. Bu vaziyetten faydalanan Süleyman-şah Orta Anadolu'ya girerek 1077 yılında Konya'yı zaptetti. Balkanlardaki isyan ve ihtilâller sebebiyle Anadolu'daki Türk akınlarına karşı duramıyordu.

Haçlı ordusunun zırhlı ve kalabalık olması hasebiyle Sultan Kılıç Arslan bundan böyle onlarla meydan muharebesi yerine. Konrad ile Fransa kiralı St. 1163 yılında Yağıbasan'ı mağlup ederek Elbistan. Sultan H. Bununla beraber Antakya kontu Bohâmond'un Danişmendîler tarafından esir edilmesini müteakip 1101 yılında harekete geçen Haçlı birlikleri birbiri arkasından Amasya yakınlarında ve Konya Ereğlisi'nde Kılıç Arslan tarafından imha edildiler (1102). Sultan Mesud Anadolu'da kuvvet ve kudretini sağlamlaştırdığı sıralarda. gittikçe aleyhinde gelişmekte olan Anadolu Selçuklu Devleti'ni yıkmak karariyle büyük bir ordunun başında olduğu halde yürüyüşe geçti. Bu sebeple Alekaios Komnenos'un bu Türk emirine karşı ittifak teklifini kabul ederek müştereken EmirÇaka'yı ortadan kaldırdılar (1094). İki kardeş arasındaki taht kavgalar* 1116 jrtna kadar devam etti ve Mesud DanişmerKöter'den aldığı yardım sayesinde Konya'da Selçuklu tahtına oturdu. Kılıç Arslan'ın bu başarıiarı Bizar» imparatorunun gözünden kaçmıyordu. Louis Orta Anadolu'ya girmekten çekinerek Efes-Denizli-Antalya yolunu takibe mecbur olmuştu. Böylece batı hudutlarından emin olan Sultan Kılıç Arslan Anadolu'da hareket serbestesi kazanmış oldu. Bu vaziyet devleü oldukça saramışlı. Haçlılar'a karşı kazandığı zaferleri müteakip Maraş ve civarını fetheden Sultan Mesud. buradan deniz yoluyla Akkâ'ya gidebilmişti. Kılıç Arslan'm. Haçtı seferinde Alman kiralı III. Aym zamanda Türkmen kuvvetleri de tekrar Bizans ülkesine akınlarına yeniden başlamışlardı. Sultan II. Kayseri ve Malatya'yı sınırlarına dahil etti. Diğer taraftan imparator Ateksios Iznik'e kast akınlarına devam ediyordu. Kılıç Arslan Türkmen kuvvetlerinin maharetle tatbik ettiği sahte ricat sayesinde Bizans kuvvetlerini Denizli civarındaki dar ve sarp Myriokephalon vadisine sokmağa muvaffak oldu. Haçlılar ile yaptığı savaşlarda oldukça yıpranmış olan Sultan Kılıç Arslan Bizans imparatoru ile sulh yapıp batı hudutlarını emniyete aldıktan sonra. Haçlılar'ın gelişi ve Iznikln düşmesi sebebiyle Konya'yı kendisine merkez yapan Kılıç Arslan. ekinleri tahrip ederek ve meskûn yerleri boşaltarak yıpratma taktiğine başvurdu. Böylece müstakil hareket etme imkânına kavuşan Sultan Mesud. Bu arada Danişmendli emiri Yağı-basan'ı da kendisine bağladı.286 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 287 rinde Türkmen emirleri müstakil devlet olma hareketin* giriştiklerıraten bu ülkede bâr Türk birliği metfcut değildi. Fakat Emir Çavlı. düklerin ve şövalyelerin idaresindeki muntazam Haçlı ordusu Iznik'i muhasara ettiiSfvSultan Kılıç Arslan bu kuşatma esnasında geldi ise de şehre girmeğe muvaffak olamadı. Nureddin Mahmud'un işgal etmiş olduğu yerleri de kurtardı. kendisinin Haçlılar ile meşgul olmasından istifade ederek Malatya'yı almış olan Dânişmendii-ler üzerine yürüdü ve bu şehri tekrar zaptetti. Pierre L'Ermit idaresindeki çapulcu Haçlı grubu &dıç Arslan'm kardeşi Davud tarafından bcmit yakınlarında imha edilmişti. Bunu haber alan Fransa kiralı St. Kılıç Arslan'a karşı Bizans. Babasının yerine Daniş-mendii tahtına geçen Mehmed Gazinin ölümüyle Sultan Mesud üzerindeki Daniş-mendli nüfuzu kırılmış oldu. Sultan Mesûd Ekim 1147 tarihinde Eskişehir yakınlarında Alman ordusunu perişan etti. Fakat bu sefer de Şehin-şah. Louis'nin orduları Anadolu'ya girdiler.Kriıç Arslan 1096 ytlında Ermeni Gabriel*in:elinde bulunan Malatya'yı muhasara etti.haber aldı ve derh# muhasarayı kaldırarak merkezine dönmek zorunda kaldı. Fakat kısa bir zaman sonra kontlann. Bundan sonra Harran'ı ve Suriye me~ liki Dokak'ın elinde bulunan Meyyâfarîkin'i ülkesine kattığı gibi Diyarbakır ve Musul bölgelerine de hâkim oldu. Urfa Haçlı kontluğunun ortadan kaldırılması sebebiyle harekete geçen II. Bu gelişme Anadolu Selçuklu Devleti ile Bizans İmparatorluğunu tekrar karşı karşıya getirdi. onların geçeceği bölgelerde su kuyularını kapatarak. Ermeni ve Nureddin Mahmud'un harekete geçmelerine sebep oldu. SultaıvLKı&gAr&taft'ın ölümü ve oğlu Şehinşah'ın Emir Çavlı tarafından yakalanarak İsfahan'a götürülmesi üzerine Anadolu Selçuklu tahtı boş kaldı. Bununla beraber yolda Türkmenler'in hücumlariyle hayli zayiat verdikten sonra Antalya'ya ulaşan St. Böylece batıda kendisini tehdit edecek bir tehlikenin kalmaması üzerine doğuya yönelen Sultan I. Louia. Başkent Konya ile havalisini ajan ve kardeşlerinin metbûu durumunda olan Sultan İl. Taht kavgalarının başlaması.. 1134 yılında kayınpederinin vefatına kadar âdeta onun himayesinde idi. Sultan Mesud uzun müddet kayınpederi Emir Gazi ile işbirliği yapmak zorunda kaldı. Kilikya Ermenileri'ne de ağır darbeler indirerek onlardan birçok şehir ve kaleyi zaptetti. Bir sene sonra da Elbistan'ı ülkesine kattı. bu sırada fırsattan istifade eden Bizans'ın da ilerlemesine mâni olamıyordu. çevirdiği entrikalarla Anadolu'daki Türk devletlerini birbirine düşüren Bizans imparatoru Manuel Komnenos ile görüşmek için İstanbul'a gitti. İmparator Manuel. Bu bakımdan Sultan Mesud. 1143 yılında Ankara. ölümünden kısa bir zaman önce ülkesini üç oğlu arasında taksim etmişti. J Sultan Mesud. Uzun süren saltanatı esnasında Anadolu Selçuklu DeVieft'n* bu ülkenin en kudretli devleti haline getiren Sultan Mesud 1155 târffUhde vefat ettt. taht kavgalarını önleme maksadiyîe Ak fırsatta ortanca kardeşini ortadan kaldırması üzerine küçük kardeşi Şehinşah Ankara-Çankırı taraflarına kaçarak Danişmendli emiri Yağı-basan ile işbirliği yaptı. Konya önlerine yapılan savaşta Bizans ordusu ağrr bir mağlubiyete uğradı. Kuşatmanın uzaması sebebiyle İznik bir anlaşma ile Bizans imparatoruna testim edildi (Haziran 1097). Eylül 1176 tarihinde yapı- . Haçlılar elinde bulunan Maraş ve Göksun'a karşı harekete geçtiği sırada Bizans imparatoru Manuel Komnenos'un Konya üzerine yürüdüğünü haber aldı ve süratle geri döndü. Bunun arkasından kardeşi Şehinşah'tan Ankara ve Çankırı'yı aldı. Kılıç Arslan Bizans'tan ziyade İzmir ve havalisinde müstakil bir devlet kurmuş*olan ve meydana getirdiği donanması ile Ege ve Marmara denizlerinde faaliyette bulunan kayınpederi Emir Çaka'dan çekiniyordu. II. Darende. Sultan ilk saldırıları bertaraf ettikten sonra 1162 yılında. Artukoğlu Hgâzi ve Suriye maliki Rıdvan'ın birlikleri ile Habur ırmağı kenarında yaptığı savaşı kaybederek bu ırmakta boğularak öldü (Temmuz 1107). kardeşi Mesud'un isyaniyle karşılaştı. ki hükümdar arasında vanlan anlaşmaya göre karşılıklı yardımlaşma ve Türkmen kuvvetlerinin Bizans'a akın yapmamaları kabul edildi. Bundan sonra Danişmend Gazi ve Kayseri hâkimi Hasan Bey'in kuvvetleriyle takviye edilmiş olarak Eskişehir önlerinde Haçlılar'ın karşısına çıkan Kılıç Arslan onlara ağır kayıp verdirmesine rağmen galip gelemedi. Bizans ve Haçlıca kar$? yaptığı savaşlarla ülkesini bir hayli genişletmiş olan ve Abbasî halifesi tarafından "Melik8 unvanı verilen EFnir.Qâzi Anadolu'nun en kudretli hükümdarı haline gelmişti. Çankırı ve Kastamonu'yu Danişmendliler'den geri alarak ülkesinin hudutlarım genişletmeğe başladı. Muhasara devam ederkerKfiıHaçlı ordusunun Anadolu'ya gelmekte olduğuna. Ancak Şehinşah'ın 1110 yılında serbest bırakılarak Malatya'da tahta geçmesi durumu biraz düzeltir gibi oldu.

Şehir ve kale yeniden inşa edilerek Sultan'ın adına izafeten Alâiye adı varildi. Bu sırada İstanbul Latinler tarafından işgal edilmiş ve Bizans imparatorluğu parçalanmıştı. Sultan Alâeddin Keykubâd kendisine muhalif bir tavır takınmış olan ümeradan bazılarını bertaraf ettikten sonra 1226 yılında Sinop'ta inşa edilen bir donanmayı Kastamonu Beyi Emir Çoban kumandasında Kırım'daki mühim ticaret limanı Suğdak üzerine gönderdi. Ermenilerden alınan yerlere Türkmenler iskân edildi. Sultan'a asker vermek. Mengücekoğulları ile Artukoğulları'ndan bazı yerleri aldı. Sarıkamış yakınlarında onlarla yaptığı sava* şı kaybetti. kendisinin taht kavgalariyle meşgul bulunduğu sıralarda bazı şehirleri zaptetmiş olan Ermeniler üzerine yürüyerek bazı şehir ve kaleleri ele geçirdi ve Ermeni kralını vergiye bağladı. Anadolu'ya giren Alman imparatoru I. Sultan'ı doğu seferine çıkmaya mecbur etti Kahta. Izzeddin Keykâvus'tan sonra Anadolu Selçuklu tahtına. Trabzon Rum imparatoru . daha önce giriştiği iktidar mücadelesinde başarısızlığa uğrayan ve hatta bir müddet hapiste kalmış olan Alâeddin Keykubât geçti. iktidar mücadelesinde onun en tehlikeli rakibi askerî kuvvet bakımından kendisinden üstün olan Tokat meliki Rüdnüddin Süleyman-şah idi. Böylece Gürcüler Ne komşu olan Rüknüddin Süleyman-şah. Arkasından Trabzon Rum imparatoru tH. Diğer taraftan Kıbrıs'taki Latinler1 in tahriki ile isyan etmiş olan Antalya halkım itaat altına alan (1216) Sultan.ve ağır bir tazminat ödemek şşrtiyle IstanbuFa dönebildi. Suriye ve Anadolu'yu istilâlarını önlemek takip etti. Hısn-ı Mansur (Adıyaman) ve Çemişgezek'i ete geçirdi (1226). Kemah ve Şebinkarahisar'ı alarak Mengücekoğulları hanedanına son verdi. Yerine geçen oğlu III. Gıyaseddin Keyhüsrev'in bu başarıları Thedoros Laskaris îte aralarının açılmasına sebep oldu. Sultan Kılıç Arslan. Suğdak'ın zaptından sonra bir çok Rus Knez ve Kıpçak beyleri itaat altına alındı. Kılıç Arsîan'ın ölümü üzerine oğulları arasındaki sahtanat kavgaları daha da şiddetlendi. Fakat Akşehir'de Sultan'ın oğlu Kutbeddin Melikşah'ın Haçlılar ile mücadeleye girişmesi ve mağlûp olması Alman ordusunun Konya'da pek çok tahribat yapmasına sebep olmuştur. Bu zafer. 1207 yılında Antalya'nın fethiyle Türkler'e deniz yolu açılmış oluyordu. Nitekim çok geçmeden Moğollar'ın elinden kaçan Celâleddin Harezmşah Doğu Anadolu'ya gelerek Keykubâd aleyhine faaliyete geçti. Aleksios Komnenos'u muğlup ederek Karadeniz ticaret yolunu elnniyet altına aldı. Kendisine Abbasî halifesi tarafından "saltanat" menşuru gönderilen Keykubâd.288 —TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 289 lan savaşta Bizans ordusu büyük bir hezimete uğradı. Kıbrıs kiralı ile ticaret anlaşmasını yeniledikten sonra kuzey ticaretini emniyet altına almak düşüncesiyle Sivas üzerinden Sinop'a hareket etti. Aleksios'u mağlup ve esir ederek Sinop'u zaptetti (1214). Bu sırada Sultanin meşguliyetinden istifade etmek isteyen Trabzon İmparatoru Andronikos. Burası Selçuklu sultanlarının kışlık merkezi oldu. 1201 yılında Erzurumu zaptederek Saltuklular hanedanına son verdi. Bizans'ın. 1211 yılında Alaşehir yakınlarında Laskaris ile yaptığı savaşta şehit düştü. Anadolu'da bu karışıklıklar devam ederken Selâhaddin Eyyubî'nin Kudüs'ü alması üzerine yeni bir Haçlı seferinin hazırlığı başladı. Bunu müteakip Kalonoros (bugünkü Alanya) kalesini karadan ve denizden muhasara ederek zaptetti (1233). Gıyaseddin Keyhüsrev bir yandan kardeşleri ile mücadele ederken diğer yandan da Bizans imparatoru III. Uluborlu meliki Gıyaseddin Keyhüsrev Konya'yı kardeşi Melikşah'tan alarak 1192 yılında Selçuklu tahtına oturdu. Bizanft imparatorunu vergiye bağladığı gibi Ermeni kiralı Leon'u da hezimete uğrattı. Nitekim Süleyman-şah'ın Konya üzerine yürüdüğünü öğrenince 1196 yılında Konya'yı ter-kederek İstanbul'a kaçtı. Leon'a karşı giriştiği sefer zaferle nfeticelendi (1209). Bu felaket sırasında oğlu Melikşah'ın tahakkümü altında bulunan yaşlı Sultan. Izzeddin Keykâvus bu meseleyi kolaylıkla halledip Theodoros Laskaris ile de müsait bir anlaşma imzaladıktan sonra babasının siyasetini takibe başladı. Sultan 8b Kılıç Arslan Bizana meselesini hallettikten sonra 1178 ydında Dan?$mendli beyliğine son vererek doğudaki tehlikeli rakîbinden kurtulmuş oldu. Anadolu'da sarsılmış olan Türk birliğini yeniden tesis etmeğe gayret sarfeden Süleyman-şah. Suttan Alâeddin Keykubâd Anadolu işleriyle meşgul bulunduğu sıralarda Asya içlerinde ortaya çıkan Moğol tehlikesi süratte Batı'ya doğru yayılmaya başlamıştı. Mısır Eyyûbîleri'ne karşı el-Melik'ül-Eşref la bir anlaşma yaptı. Fakat onun sultanlığı diğer kardeşleri tarafından kabul edilmedi. Bunu haber alan Keykubâd Bayburt- . $• terine fazla müdahalede bulunmaması şehzadeler arasında iktidar mücadelelerinin başlamasına sebep oldu. izzettin Keykâvus saltanatının son yıllarını Eyyubîler ve Artuklular'la savaşla geçirdi ve bir sefer esnasında Malatya'da vefat etti (1220). Uzun ve başarılı bir mücadele hayatından sonra yaşlanan ve yorulan Sultan II. Diğer taraftan Türkmen kuvvetleri Kilikya Ermeni tarattığın) istila ederek Silifke'yi zaptedip oradan Suriye ve Elcezire'ye doğru yayılıyorlardı. o zamana kadar hıristiyan dünyasında bir nem Türklerin işgali atandaki memteker gibi telâktoadüen Anadolu'nun gerçek Türk yurdu oiduğuhu isbat etrniç ve Bizans imparatorluğu bundan sonra Türkler1© karşı taarruza cesaret edememiştir. Aleksios Komnenos ile savaşıyordu. İmparator Batı Anadolu'daki istihkâmları kaldırmak. Kılıç Arsîan'ın çocuk yaşta olması sebebiyle uçta bulunan Türkmen beyleri hâlâ İstanbul'da oturmakta olan Gıyaseddin Keyhüsrev'i Konya tahtına davet ettiler. Gürcü tehlikesini tamamen ortadan kaldırmak gayesiyle giriştiği İkinci sefer esnasında 1204 yılında vefat etti. Bunu Eyyubiler'in Kuzey. Samsun ve Sinop'a saldırdı. Friedrich Barbarossa ile dostluk kurarak onların Suriye'ye inmelerine müsait davranmak suretiyle Haçhlar'ı mümkün mertebe zararsız hale getirmek istiyordu. ödediği vergiyi iki misline çıkarmak ve parasını Anadolu Selçuklu sultanı adına bastırmak şartlariyle sulh yapmağa mecbur ettiler. Kflıç Arsîan'ın. tik Selçuklu tersanesi Alâeddin Keykubâd tarafından Alâiye'de kuruldu. Ermeni kiralı II. 1228 yılında da Erzincan. Selçuklular'ın batı hududu ise Denizli'ye kadar uzanıyordu. Gıyaseddin Keyhüsrev'den boşalan Selçuklu tahtına devlet erkânının onun büyük oğlu Izzeddin Keykâvus'u geçirmesi üzerine kardeşi Alâeddin Keykubâd isyan etti. Malazgirt savaşından beri AnadoluJyu gari almak ümidini tamamiyle kırmış. Aynı zamanda Ermeni kiralı Hetum'u. ülkesini 11 oğlu arasında taksim etmesi ve kendisinin de devlet . Suttan II. Diyarbekir Artukluları'nın da onunla işbirliği yapması. küçük oğlu veliaht Gıyaseddin Keyhüs-rev'e sığınarak onun yanında öldü (1192). Gıyaseddin Keyhüsrev Selçuklu tahtına geçtikten sonra İznik kiralı Theodoros Laskaris ile an- laştı. Diğer taraftan devletin kara kuvvetleri Silifke'ye kadar bütün sahil bölgesini ele geçirdiler.

Rum ve Ermen sultana gibi görünmekle beraber* etrafını çeviren kuvvetli devletlerden bazan Eyyûbîlerl. suikastlar. Sadeddin Köpek'in bertaraf edilmesinde rol oynıyar. kumandanların ve beylerin rekabetleri arasında II. Hasankeyf sülâlesinden Ârnid civannı da alan FatVüd-din Kara Arslan (Olm. VI. Bu kifayetsiz hükümdar kumandan Sadeddin Köpek'in tahakkümü altına girdi ve onun tahrik ve telkinleriyle birçok mühim şahsiyetleri öldürttü. iktisadî çöküntü ve-halkın parişanlığı manzarasını arzeder. Suriye ve Mısır) P 1. Ondan sonra gelen oğlu İbrahim. Mukabil harekete geçen el-Kâmil'in Mardin'i zapt ve tahrip etmesi Alâeddin Keykubâd'ı Eyyubîler üzerine sefere çıkmağa mecbur etti. Onun sultanlığı zamanında Anadolu Devleti siyasî. ülkesini bu tehlikeden uzak tutmak için Ögedey'in oldukça ağır şartlarını kabul etmiş göründü. Bîr Türtanttn şeyhi olan Baba Ishak etrafına topladığı Türkmenler ile devleti bir hayli uğraştırdı ve isyan 1240 yılında güçlükle bastırıldı. Fakat bütün bu hileleri meydana çıktığı zaman kendisi öldürüldü (1239). Sultan Alâeddin Keykubâd ile Celâleddin Harezmşah'ın araları düzelmeğe vüz tutmuştu kit Harezmşah Ahlat şehrini uzun bir muhasaradan sonra zapt ve feci bir şekilde tahrip etti. Bununla beraber gerekli tedbirleri almaktan da geri durmuyor* du. Celâleddin Karatay gibi devlet adamlarının iş başına geçmesi durumu biraz düzelir gibi olduysa da siyasî ve dinî zaafları ortadan tamamen kaldırmak mümkün olmadı. isyanlar.290 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ -----291 Maçka yoluyla Trabzon'a giderek şehri muhasara etti. Gıyaseddin Keybösrev'den sonra tahta geçen Selçuklu auttahları Moğollar elinde bfatt kukla idiler. Moğollar Anadolu'da yarım asırdan fazla bir müddet Hüküm sürdüler. Oğlu Nftsırlüd<Hn Mahmud (öim. Moğol tehlikesinin daha önce farkına varmış olan Anadolu sultanı. Daha sonra. 1234 yılında Mısır Eyyubî hükümdarı el-Kâmil'in gönderdiği ordu mağlûp edildikten sonra Harput.büyük. Alâeddin Keykubâd'dan sonra. Büyük Selçuklu Sultanı tarafından kendilerine verilen bölgelerde beylikler kurmuşlardır. Baba İshak isyanını Mogullar'ın istilâsı takip etti. bazan Anadolu Selçuklularım metbû tanımıştı. Anadolu sözde sultanların. askerî ve iktisadî bakımından en parlak devrini yaşamıştır. oğlu Mevdûd zamanında Eyyûbî el-Meük-ül-KftmiI Amid ve Hasankeyf'ı zapt etti (123^ . Haçlılarla savaşmış. Gıyaseddin Keyhüsrev topladığı büyük orduyla Baycu Noyan kumandasındaki Moğol ordusunu Sivas'ın doğusunda Kösedağ mevkiinde karşıladı. Ancak BeyHkterin teşekkülü ite Anadolu Türklüğü yeniden hayatiyet kazanacaktır. Selçuklu ordusu Kayse-ri'de toplanacaktı. Sınır boylarındaki kaleleri tahkim ederek. devlet adamları ve beylerin ihtirastan ve tahrikleri. Hısn-ı Keyfâ (Hasankeyf) ve Amid (Diya&afor) kolu: 1101-1231 Sökmen I. Ordu daha harekete geçmeden bir ziyafette Alâeddin Keykubâd zehirlenerek öldü (1237). 1*22) bir-kitabede "Dıyâr-ı Bekr. şehzadelerin birbirleriyle mücadeleleri. 1242yriında Erzurum'u işgal ve tahrip eden Moğollar 1243 yıfenda Baycu Noyan kumandasında Anadolu'yu istilâya başladılar. Celâleddin Harezmşah'ın ölümünden-sonra Selçuklu hizmetine girmiş olan Harezmli askerî birlikleri bu sınır kalelerine yerleştirdi. Ortadoğu'da Kurulmuş Türk Devletleri (Anadolu. Ağustos 1230 tarihinde Erzincan yakınındaki Yassıçemen mevkiinde yapılan ka*>iı savaşta Keykubâd galip geldi. Fakat bu sırada patlak veren Baba Ishak isyanı SelçukJu devletinin artık çökmekte. Fakat havaların şok fena gitmesi Trabzon'un fethine mâni oldu.hizmetleri geçen Oğuzlar** Döğer boyundan ünlü Türkmen Beyi Aıtuk Beya^j&ınye meliki Tutuş^frBftndan ikta edilen Kudümde ölümünden (1091) sonra oğuHart Sökmen ve H-Gazt. 1166)'dan sonra» oğlu Nûr'üd-din Mehmed 1182'd» Salâh'üd-din Eyyûbrye bağlandı v* yaptığı askeri yardım karşılığı olarak bölgenin en büyük merkez şehri Âmid'i aldı (1183). Gıyaseddin Keyhüsrev tahta çıktı. 1231 yılıhda Celâleddin Harezmşah'ın -MOrtayl* Moğollar'ın yağma akınları Malatya'ya kadar uzanmağa başladı. II. II. Hasankey*. Kısa bir süre sonra da Erzurum'u elegeçfitfi. Kudüe'ün tekrar Falîmiter'e geçmesi (1098) dolayısıyle. Temmuz 1243 tarihinde yapılan savaşta Selçuklu ordusu korkunç bir hezimete uğradı. Bu sebeple iki Türk hükümdarın arası bozuldu. Sadeddin Köpek devlet erkânından kendisine karşı gelebilecekleri ortadan kaldırdıktan sonra Selçuklu tahtına geçmek emelinde idi. Mardin'larnucesı ll-GaziVe bırakmak »»unda kaldr(1l08). Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarihe karıştığı 1308 yılına kadar. İran. Kösedağ savaşından itibaren. Doğu Anadolu ve İzmir Türkmen Beylikleri İbrahim KAFESOĞLU a.Artuklu Beyliği (1101-1409) Anadolu'nun fethinde . Urfa. Türkmen başbuğlarından Çökürmüş ite birlikte Harran civarında Urfa kontu Baudotân Jlyi esir almak sureüyteq$Wro*>ir zafer kazanmıştı. olduğunu göstermekte idi. Harran ve Rakka Selçuklu hâkimiyetine girdi.*e Surûc'dan başka 1104 de MaıdM almış.

Behramşahta k» Selçuk Hâtûn ile evli idi. Çankırtve Kastamonu kale ve bölgelerini kendi beyliğine kattığı için^as'tan Bolu ve terrrtt yakınlarına kadar uzanan sahada kuvvetli bir hükümet kurmuş oluyordu. Toprakları Timur-taş'a geçi. saldırıları durdurdu (ölm. Öteki yeğeni Belek. 1164)'dan sonra durumu zayıfladı. önce Ankara. Haleb'de Lû'lû'nun ölümü üzerine. Divriği'de olmak üzere beylik ikiye ayrıklı. *&* runu Ahmed-şah da Sultan Keykubâd II metbû tanımakta idi. yeni ele geçirdiği Harran'a götürdü ve esirlerini kurtarmaya gelen kalabalık Frank ordusunu da bozguna uğrattı (1124). bu zaferi dolayısiyle büyük şöhrete ulaştı. onun yerine gelerek Yaşilırmak ve Kıafırmak clolayanro alan. İmparator loannes Komnenos'a karşı tahd iddiacısı kardeşi Isaakios'u mülteci olarak kabul ediyordu. 1104'de ölen bu BânişmendlPnln oğulların* dm duruma hftMm ötem Gazi: Bey. Sultan Keykâvus I. Son Artuklu. Bu ailenin bilinen son siması Melik Sâlih'dir. Suriye atabeyi Nûr'ud-din Mahmud ile de işbirliği hâlinde İdi. yeğeni Süleyman Haleb'de oturdular. Hattâ Bizans'ın Trabzon valisi Gabras'dan yardım istedi.Dânişmendli Beyliği: (1002-1178) Anadolu'nun fecinde Artuk Bey'in Anadolu 'dan ayrılmasından sonra. sonra Bizans imparatoru Manuel ile anlaşma yaptı. kardeşi Ebû Bekir. Behram-şah öldükten (1225) sonra.Mengücüklü Beyliği: (1118-1250) AnadoluMtfn fethinde doğu Anadolu'da faaliyet hâlinde iken şehit düştüğü anlaşılan Türkmen beyi Mengücük tarafından alınan Erzincan. Franklarla mücadelede büyük Ün kazanmıştır: 1122'de Urfa kontu Jocelin ile Birecik senyörünü mağlûp etti. daha sonra Kara-koyunlular'la uzun mücadelelere giriştiler. Moğol istilâsı sırasında Mardin kalesinde ölen Necm'üd-din Gazi'den sonra Moğol tâbiiyetine giren Artuklular. Sultan Kılıç Arslan ll'ye karşı çıkan Yağı-basan. ftAan Alâ'üd-din I. Selçuklu 80* ieyman-şahGn ölümünden sonra* kuvvet kazanarak Beyliğini genişletmiş. kararlı ve plânlı hareketlerle 1174-1178 yılları arasında Dânişmendli ailesinin ellerindeki kale ve şehirleri teker teker alarak bu beyliğe nihayet verdi. e . 1112'de ölen Türkmen başbuğu Çubukoğlu Mehmed Bey'e ait Harput kalesi ve civarını almış (1115). oğullarından Dâvud. yerine geçen oğlu Şshinşah Selçuklu Kıhç Arslan H"ye ve Sultan Süleyman-şahlatâbi olmuş v**Wstiyanlarla mücadelede bulunmuştur. bir aralık Anadolu Selçuklularıma bağlanmıştır.292 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 293 Mardin kolu: 1108-1409 Artukoğlu ll-Gazi 1108'de Mardin'e sahip olduktan sonra. Haçlı prensin serbest bırakılması hususunda Kılıç Arslan ile arası açılan Gazi Ahmed Bey Selçuklular'a yenildi. Kemah. Fakatbu arada Kayseri. Mardin kolu (veya ll-Gazi kolu) tarihe karıştı. Fakat aynı yıl Menbiç'i kuşatırken ol<isabetirie-dldü. diğer yoldan Artuklu ve Dânişmendli beylikleri ile rekabet hâlinde idi. Mardin Ulu camiini yaptıran Kutb'üd-din ll-Gazi II (1184) zamanında Salâh'üd-din Eyyûbî memleketIşIcflSne müdahaleye başladı ve nihayet Meyâfârîkin Eyyûbîler'e geçti. Hasankeyf i. ayrı bir aile teşekkül etmiştir. Kılıç Arslan^^tâbü ve damadı idL Kemah1! 4dare eden oğlu Se^ çuk-şah da Selçuklularda bağlı idi ve bu aile Selçuklulara Gürcistan seferi (1202)'ne katılmışta. Ayrıca Bizans işlerine karı- şıyor. Süleyman ise. Selçuklu şehzadelerinden Mes'ud I ile işbirliği yaparak İ11#da Konya'yigeri alıp. . Çankırı ve Kastamonu'yu sonra da Elbistan'ı zapt ederek. Haçlılarla iyi mücadele ediyordu. her ikisini Harput'a haps etti. yakaladı. 1123'de kral Baudouin'i de mağlup ve esir ederek. Fakat Yağı-basan {ölm. Süleyman öldüğü için Meyâfârîkin de ona bağlandı. oğlu olup 60 seneye yaton "hüküm sûren Fahr'üd-dta Behram-çahaagrıanmda Enrincan cank bir ticaret ve kültür merkezî haline gelmiş». 1203 yıllarına doğru oğlu Nizam'üddin İbrahim yerine geçmiş ve Harpım 1234'de Selçuklu Sultanı l Aiffüd-dîn Keykubâd tarafından Anadolu Selçuklulan'na ilhak edilmiştir. Anadolu'da tekrar kuvvetli bir devlet doğmuş gibi idi. fakat Artuklu Belek tarafından mağlup ve esir edildi. yeğeni Sökmen ll'den alamadığı için. Artuklular 1200'den itibaren Eyyûbîler'e. diğer oğlu Mehmed Karahisar'da hâkim efldular. Kemah ve Erzincan'da.beyi Şihâb'üd-din Ahmed (Melik'üs-Sâlih) Mardin'i Kara Yusufa telfirYi etmeğe mecbur oldu (1409). oğlu Dfcvud-şah II. Ankara. Ohfflği kolunun Sultan Keykubâd I zamanında veya daha sonraki bir tarihte Selçuklu DevletTne katıldığı tahmin edilmektedir. Divriği Kolu: (1142-1250) ? Süleyman'dan sonra. Salâh'üd-din %yûbt himayesindeki. Bunlar zamanında ülkeleri. Amasya ve Kayseri'ye hâkim olan Yağı-basan da 1150*de Selçuklu tâbiiyetine girdi. ölümünden sonra oğlu Timur-taş Mardin'de. Bu tarihte Mengücük Gazi'nin oğlu Ishak. rivayete göre Türkmenter'e öğretmenlik yaptığı için •Danişmend' dîye anılan Gazi Ahmed Bey. diğer oğlu Süleyman Meyâfârikin'de. Ishak'ın ölümünden sonra (1142). Bir yandan Selçuklularla. Divriği. Ölümü (1134) üzerine yerine geçen oğlu Melik Mehmed Bey Doğu Karadeniz bölgesine seferler tertip etti. Sultan Kılıç Arslan II. Harput Kolu: 1185-1234 Hasankeyf kolundan Nûr'üd-din Mehmed'in ölümünden sonra. Malatya'da bulunan Dânişmendli Ayn'üd-devle'yi Selçuklu tabiiyetine aldı. Karahisar bölgesinde kurulan beyitte hakkında bilgi 1118'den İtibaren başlıyor. Sivas. o da ancak ismen malûmdur. Erzincan'da. Kılıç Aralan Ito Haçlılarda yaptığE Eskişehir <1097) ve Kayseri (1101)'dolayianndâki savaşlara katılmış ve bu sırada Antakya prensi Boh6mond% esir ederek Malatya'yı ele geçirmişti. Kemah'da bulunuyordu. Batı Anadolu'da da Bizans ile bir kaç kere karşılaştı. Antakya Haçlılar11 üzerine yürüyen ve Prens Roger'i yenilgiye uğratan (1119) ll-Gazi. Keykubâd tarafından Selçuklu devletine ilhak edildi (1228). b. Kemah-Erzincan Kolu: (1U2-1228) Selçuklu Kılıç Arslan II taraftarı olduğu için Dânişmendli Yağı-basan tarafından öldürülen (1162) Dâvud'dan sonra. şehir halkının dâvetine uyarak gelip aldığı Haleb'i korumaya oğlu Tlmur-taş'ı memur etti (1118) ve 1121'de Meyâfârikin'i Ahlat Şahlan'ndan aldı. Sonra kardeşi Yağı-basan ile rakipleri olan diğer hanedan üyeleri arasında çıkan mücadelelerden faydalanan Selçuklu sultam Mesud l. onun sultanı olmasına yardım etti ve kızım ominht «vlencSrdi. Bizans'ın buna karşılık Kastamonu ve diğer yerlerdeki bazı Dânişmendli şehirlerini tahrip etmesini (1133) onları geri püskürtmek suretiyle cevaplandıran Gazi Bey'in şöhret ve nüfuzu arttı ve itibarî de olsa üstün hâkimiyeti tanınan büyük Selçuklu suttan» Sencer tarafından kendisine "Melik" unvanı verildi. birkaç kere mağlûp oldu. 1142).

Özerine gönderilen Bizans donanmalarını birkaç kere mağlûp etti. istanbul'u ele geçirip İmparator olmak istiyordu. f f -İzmir ve Efes Beylikleri: (1081-1097) Anadolu'nun fetW: sırasmcte. Oltu. 80*70 kadar "bende" si bütün memleketi kontrolleri . Cihan Pehlevan yalnız Azerbaycan'ın değil. Tortum. ll-aldı. Atabeylik İlhanlı Moğollar'a tâbi oldu. 1231)'den sonra oğlu Ebû Bekir (ölm. yansında bir ara hâkimiyetini Kars'a kadar genişleten Ahlat-şahları bir asır kadar devam ettikten sonra son hükümdar Izz'üd-din Balaban zamanında idare Eyyûbîler'e geçmişfer (1207). 1260) geçti. 1174) SeJçukM Sultanı Kılıç Arslan II ile ittifak ederek kızını onunla nikahlamıştı. İspir ve Tercan topraklarına sabip olmuş. fakat daha ziyâde Toıiura-Ollu dolayJar rındaki Gürcülerle savaşmışta Kşra'a hücum eçten Gürcüler'e karşı yaptığı savaşlarda (1153. 80 yıl kadar devam ettiği anlaşılan beylik. Diyarbakır Ulucâmii kitabelerinde görüldüğü üzere. Moğol hükümdarı Hulegu'nun oğlu ite evlendi ve bu hâtun'un 1284'te ölümü ite sülâle nihayet buldu. 1161) başarılar kazanan liz'üd-din Saltuk (ölm. idaresini bıraktığı Tuğ-tegin (Dokak'm atabeyr) Haçlılarla-mücâdele için şyntdığı zaman şehri Türkmen beylerinden hal'a vermişti. Foça'yı ve civarını da aldıktan sonra 40 parça gemiden kurulu kuvvetti bir donanma yaptırarak Ege Denizi'nde Sakız. Meriç kıyısındaki Lebonium Savaşı (Nisan 1091)'nda Peçenekler ağır mağlûbiyete uğraşmışlardı. (Zengî'nin oğlu) 1203de Salgurlu hükümdarı oldu. 1109. Nahçıvan ve Gence de buraya bağlı İdi. 1142 v© bunun oğju Mahmud) bakır paraları üzerinde görülmektedir. 1080 yıllarında Azerbaycan umum? valiliğine tâyin edilen Kutb'üd-din İsmail'in kumandanlarından. ancak burası 1121'de Artuklu Necmed-din ll-Gazi İ'e geçmiştir. 2. kıraliçe Thamar ra'nın kocası. 1102 yılında Bey olarak Ali bululuyordu. Kara kuvveti kâfi gelmediği için. İstanbul'da uzunca bir müddet kaldıktan sonra 1081'e doğru İzmir'e gelerek bir beylik kurmuştur. Yine bu sıralarda Efes bölgesinde de çok küçük bir Türkmen beyliği daha görülmektedir ki. b-Azerbaycan Atabey ligi: İl-Denizliler (1146-1225) Aslen Kıpçak Türkleri'nden olup. Trabzon prenslefl ile mücadele etmiş. beylik adını Ali'nin oğlu Izz'üd-dfn Saltufc'tarv almıştır. bir yandan da Haçlılar'la çarpışan Danışmendliler'e tesirli yardımlarda bulunmuş. Büyük Selçuklu SL. Anadolu'da.Fars Atabeyliğl (Salgurlular): (1147-1284) Selçuklular'ın başlangıcından beri İran'ın Fars bölgesinde hizmet gören Oğuz Salgur (Satur) boyundan Atabey Sungur'un frak Selçuklu sultanı Mes'ud zamanında istiklâl ilân etmesi ile kurulmuştur (1147). başında Tann-bermiş Bey bulunuyordu. Mengücüklü beylikleri ile münasebet ve mücadelelerde bulunan ve 12. yüzyılın 2. Sökmen'ül-Kutbî 1100 de Ahlat'ı Mervânî hakimiyetinden alarak bir hükümet kurmuştur.înallı Beyliği: (1103-1183) . Fakat plân başarıya ulaşamadı. İzmir Beyi Çakan Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan I. inâf burada 1103'den itibaren kendi hükümetini tesis etti: Mardin Artuklu ailesi ile akrabalık kuran bu beylik beylerinden bazılarının adlan (İbrahim. "Hakan-* Acem" unvanını taşıyordu. Bir ara Harezmşahlar'a esir düşen Sa'ad (ölm. Bizans imparatorluğunun zayıf noktalarım iyi bilen Çakan. hattâ Erran ve Şirvan havalisini de Selçuklular'a bağladığı bu bölgeyi. Sultan Arslan-şahî2amanında "Atabek-i^Earn'' diye anılan ll-Deniz'in iki oğlundan Cihan Pehlevan devletin "baş-hâcip'i. d . Daha sonra Sa'ad H'nin kızı. ölm. Irak Selçuklu sultanı Mes'ud zamanında bu devlette vazife alarak. tarafından ortadan kaldırıldı (1097).Atabeylikler İbrahim KAFESOĞLU a. Rodos adalarını zapt etti ve Çanakkale'ye doğru ilerledi. ll-Deniz'in ölümü (1175)'nden sonra. Azerbaycan umumî valisi iken. 1146"dan itibaren müstakilen idareye başlamış ve bir sülâle kurmuştur. Hısn-ı Keyfa (Hasankeyf) Artuklu Beyi Nûr'öd-cRh Mehmed'e verildi. Irak Selçuklu Sultanlığı'na tâbi idî. ölm. Balkanlar üzerinden Trakya'ya doğru ilerleyen soydaşı Peçenek Türkleri ite işbirliği yaptı. Saltuklu. e . Gürcü ve Abhaza saldırılarına karşı koruduğu. Sökmen 1108'de de Meyâfârîkin'i zaptetmiş. Bunlara Ahlat Şahları veya Ermenşahlar da denir.bir kitabeden 1205 yılında bile Saltuklu ailesinden Ebû Mansur adlı bir beyin-Artuklular'a tâbi olarak. imparator Aleksios Komnenos. Artuklu.294 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 295 ç . siyasî birliği kurmağa çalışan Selçuklu Sultanı Süleyman-şah tarafından Erzurum'un alınması ile (1202) Saltuklu Beyliği sona erdi. Tzâkhaa). bütün İrak Selçuklu sultanlığının en kudretli adamı hâline geldi. Ülkesini imâr etti. Onlar karadan İstanbul'u baskı altına alırken Çakan Bey de denizden hücuma geçecek ve Bizans başkenti düşürülecekti. David kumandasındaki Gürcü kuvvetlerini mağlûp etti (1195). kendini sultan ilân ederek başkente doğru harekete geçen Suriye Meliki Tutuş Diyarbakır'ı zabtetmiş (1093). Izz'üd-dtoln Oğlu Mehmed Kızıl Arsten da. 1183'de Salâh'üd-din EyyObfterafıncteft^apt dlınan Diyarbakır. 12. Sungur'un ölümü (1116)'nden sonra oğlu Zengî Irak Selçuklu devletini tanımak zorunda kaldı ve bu durum Selçuklu Devleti yıkılıncaya kadar (1194) devam etti.Saltuklu Beyliği: (1092-1202) Anadolu'nun fethinde Erzurum ve civarını att$4ahmin ediien EbÛ'l-Kasım'ın oğlu Ali'nin orada bir beylik kurduğu görülmekte* ki. Tuna boyundaki Kuman Türkteri'ni Peçenekler üzerine saldırtmış ve aralarında cerayan eden.İtanı Melikşah'ın ölümü üzerine çıkan taht kavgaları arasında. İranlı şâir Sa'adî-i Şirazî ünlü eserlerini bu atabeyin himayesinde yazmıştı.Ahlat Şahları Beyliği: (1100-1207) Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın amcası Yâkûtî'nin oğlu olup. Sultan tarafın* dan. Kızıl Arslan Osman da ordu bakanı Olmuşlardı.Saltuklu baliği Karst Bayburt.devam ettiği anlaşılmaktadır. Erzurum önüne kadar gelen. Oğlu Melikşah zamanında. Midilli. Malatya dolaylarında faaliyet gösteren Oğuz Çavuldur boyundan olduğu sanılan Çakan (Bizans kaybımda. Kardeşler arası mücadelede üstünlük sağlayan Sa'ad I. Çünkü. yüzytffft £ yartiıdîla TMHdaranln vezir ailesine geçtiği anlaşılıyor. Başkent Şırâz şehri idi. kudreti sayesinde idare kademelerinde derece-derece yükselen Şems'üd-din ll-Deniz. Bununla beraber Mıcıngirt kalesindeki (Hasankale-Sarıkamış yolu üzerinde) . Fakat bu kız Konya'ya giderken yolda Danişmendli Yağı-basan tarafından esir edilmişti. Sisam. Sultan Tuğrul H'nin dul kalan zevcesi ile evlenerek Selçuklu ailesine girmiş olan ll-Deniz'in merkezi Tebriz şehri idi.

şehzadeler birbirleri ile taht mücadelesine girişmişler ve tahta geçebilmek için de Moğol-lar'ın yardım ve himayesine başvurmuşlardır. arkasından memleket Moğollar tarafından istilâ edildi. hattâ İsteharfâfeadâr nüfuzunu genişletmişti/Fakat 1211'de Azerbaycan atabeyi Özbek Ha-. sonra dikkatini vatan müdafaacısı sünni Türkler'e sırt çeviren Fatimîler elindeki Mısır'a çevirerek orada vezir Sâver'in işbirliği yaptığı Kudüs kiralı BohĞmond IIl'ü mağlûp ederek Türk hâkimiyetini tesise çalışmıştır (1164). Erbil atabeyliği toprakları. Haleb atabeyi Mahmud. Seyf'üd-din Gazi'den kardeşi Mevdûd'a geçen bu bölgede. Haçlılarla mücadelesinden dolayı "Seyfüt-lslâm" diye anılan. Sonunda zayıf Şam atabeyliğine Nûr'üd-din Mahmud (Musul Atabeyi) tarafından Şam'ın işgal edilmesi ile. Menteşe. İşte. Karamanoğullan'nın bu şehir üzerindeki hakimiyetleri XIV. c . Bunun kardeşi Mes'ud zamanında. kendisinin vârisi olmadığı için. ömrünün sonuna doğru. yardımına karşılık Urfa'yı aldı (1183) ve onun kızkardeşi ile evlendi (1185). Sincar Zengî ll'ye verildi.Anadolu Beylikleri Erdoğan MERÇİL 1243 yılında Kösedağ'da Moğollar karşısında uğradığı mağlubiyetten sonra Türkiye Selçukluları Devleti hızlı bîr çöküş devresine girmiş ve bu devlet llhanlılar'a tâbi olmuştur. sonra Salâh'üd-din Eyyûbî ile işbirliği yaparak. Karaman. Sahib-Ata. Sonra mücadeleye devamla. Kıbrıs kiralı Pierre 1366 Mayısında Alaiye'yi zapta . Yerine arka arkaya atabey olan ve memleketlerini Zengî oğullarından korumağa çalışan Ismâîi. Bu durumdan istifade eden uçlarda ve sınırlarda yerleştirilmiş Türkmen Beyleri ve halk yavaş yavaş Selçuklular ile ilişkilerim kesmiş. Eşref. Zengî Cizre kalesini. vasiyeti gereğince. Alâiye beylerinin Selçukluların neslinden geldiği rivayet olunmuştur. Musul ve Sincar Eyyûbî tâbiiyetine girdi (1186). Daha sonra kardeşi Cteman da bir aralık kendini İrak Suljanf ilân etmişti (1191). Nihayet bütün bölge Moğol llhanî devleti tarafından işgal olundu (1259). 1154 da Şam atabeyliğini de kendine bağlamış. Bir ara Anadolu Selçuklularına tâbi olan Kök-böri'nin ölümü (1232)'nden sonra.Alftiye Beyleri: Türkiye Selçuklu Sultanı I. küçük bir çok devletler aralarında bölüşmüşlerdir. Haçlılar'ın karşısına çıkan büyük kumandanlardan biri olarak tanınmıştır. Şam'ın Franklar'a geçmesine yardımcı bir duruma girmişlerdi. Saruhan. Kösedağ savaşından yıkılış tarihi olun 1308 yılına kadar idarî mekanizmasında tam bir karışıklık hüküm süren Selçuklu devletinde sultanlar. Pervane. Bunun yanısıra mâli kaynakların azlığı. Zen$nto ölüm tarihînde (1146). Oğlu Atabey Muzaffer'üd-din Kök-böri. Alâeddîn Keykubâd (1220-1237) tarafından zaptedilen Alâiye şehrinde daha sonra küçük bir beylik kurulmuştu. 20 "bin kadar Ismâîlî'yi kılıçtan geçirmek suretiyle Şam'ı kurtardı. Böri. yüzyıl sonlarına doğru Anadolu'da Moğol baskısı da zayıflamıştı. suistimaller ve iktisadî çöküntü yüzünden perişan bir manzara arzeden Anadolu'da Selçuklu devletin») tekrar eski kuvvetli ve kudretli haline gelemediği görülüyor. 3 . Antakya Haçlı Prensliği elinden Kefertâb ve Maarrafun-No'mâniye gibi kaleleri aldı. Haçlılara karşı müdafaa ettiği Haleb'i de kendisine bağlayarak kuzey İrak'tan Akdeniz'e kadar uzanan bir devlet kurdu (1126-1146). a . O hutbeyi Memlûk* ler adına okuttu.Şam Atabeyllğl: Börililer: (1228-1154) Suriye'ce Selçuklu atabeyi. Hâmid. Abbasî halifeliğine intikal etti. 1291 yılında Kıbrıs taralı Henri II. Nusaybin*!. Trablus Haçlı kontluğundaki Ba'arin kalesini kuşattığı zaman. Çünkü bunlar Kudüs'ün Haçlı kıratı ile anlaşmış. XIII. Mahmud ve Mehmed adlarındaki üç oğlundan sonra (1139). önce Musul atabeyi Seyf'üd-din Gazi ll'nin hizmetine girdi. Babalarının ölümü (1146)'nden sonra bunlar atabeyliği iki kısım hâlinde idareye başladılar. Zenginin oğlırNûr'ückiin Mahmud Haleb'de. Salâh'üd -dinin ölümü (1193) üzerine tamamen müstakil olarak. Karası. d . fakat kendisi de bir Ismâîlî tarafından öldürüldü (1132). Sincar ve Harran'a sahip bulunurken. Antakya Haçlı prensi Raymond de Poitiers'yi mağlûp ( 1149) ve topraklarının mühim bir kısmını işgal eden Mahmud. bu devletin mirasını ve siyâsî hâkimiyeti. rtonşahlar'a bağlanmak zorunda kaldı ve Celâl'üd-din Hareatışah'ın Tebriki zapt etmesi ite(i22S) atabeylik sona erdi. Şehr42prr Hakkâri. 1167'de Nûr'üd-din Mahmud 'un gönderdiği Şirkûh. Urfa'yı ele geçirerek Frank kontluğunu ortadan kaldırdı (1144) ki. Sincar ve Harran'ı aldıktan sonra. alilliği dolayısiyle ülkesini Musul atabeyi Mevdûd'a bırakarak.Musul-Sincar-Haleb Atabeyliğl: ZengİHler: (1127-1259) Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın Haleb valisi Ak-Sungur (ölm. bu mühim hâdise Avrupa'da kral ve imparatorlar idaresindeki II. Kök-böri 44 sene süren atabeyliği zamanında memleketini imâr etti. öteki oğlu Seyf'üd-din Gazi I. Başlıca gayesi Suriye Frank-iktidarına karşı bir Müslüman birliği meydana getirmekti. ifoınün beraberindeki Salâhaddin (Eyyûbî) Mahmud'un temsilcisi olarak idareyi ele aldı (1171). Alâiye 1293'de Karamanoğullan'ndan Mecdeddin Mahmud Bey'in eline geçti. Bunun oğlu Ebû Bekir 1200'e doğru Hemedatfa. komşuları ile ve Eyyûbîler'le dostça geçinmek. Hama'yı (1130). Anadolu Beylikleri (eski söyle-yişiyle Tâvâif-i Mülûk) adıyla anıları yeni kurulmuş büyük. ? . Can-dar. son verildi (1154). Aslında hâkimiyet Moğollar da idi. Musul'a gelince. Mısır'da faaliyette bulundu. İnanç (Lâdik Beyliği) ve Osma-noğulları bu suretle Anadolu'da kurulmuş olan Türkmen beyliklerinden idiler. Tuğ-tegin'in öldürülmesi (1128) üzerine yerine geçen oğlu Tâc-üd-din Böri önce bâtinîliğinin bir kolu olarak Suriye'de gelişen Ismâîlîler'le uğraştı. Erbil'e çekilmişti (1167). Irak Selçuklu hükümdarı Mugîs'üd-dîn Mahmud tarafından Musul vâliei tâyin edilmişti (1127}. üzerine gelen Kudüs kınalı Fbulque d'Anjou'yu mağlûp ve esir eltfflIST). 1094) 'un oğlu Imâd'üd-din Zengî. Ectoft merkez olmak üzere. yüzyılın ikinci yansında da devam etti. Musul'da idi.296 ______TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 297 altında tutuyorlardı. Germiyan.Erbil Atabeylikleıi: Beğ-Teginliler: (1146-1292) Musul Atabeyi Zengînin Musul valilerinden olan Zeyn'üd-din Ali Küçük. Aydın. Fatımî devleti tarihe karıştı. Alâiye'ye asker şevketti ise de bu şehri almağa muvaffak olamadı. bunlardan Meh-med'in oğlu Atabey Mucîr'ü&din Abak da aynı siyâseti güderek varlığını muhafazaya gayret etti. Bu sebepten Selçuklu sultanları Moğollar'ın kontrolü altında ismen hüküm sürdüler. birkaç Moğol akınını püskürtmek suretiyle ülkesini korudu. Haçlı seferinin hazırlanmasına yol açmıştır. Mahmud'un ölümünden (1174) sonra Şam ve Haleb atabeylikleri Eyyûbî ailesine intikal etti.

Bunun üzerine Gazi Umur Bey İzmir'i zapt etmek için harekete geçti. Umur Bey. hıristiyan gemilerinin serbestçe Aydınoğulları limanlarına girebilmesi ve bütün deniz kuvvetlerinin silâhlarını bırakması gibi maddeleri iltivâ etmekteydi. Latinler Türkler'den İzmir'i almak için taarruz ettilerse de geri çekilmek zorunda kaldılar. Fakat daha sonra Aydınoğlu Mehmed Bey. Bundan sonra Aydınoğulları'nın faaliyeti durmuş ve beylik çökmeğe yüz tutmuştur. Çelebi Mehmed'e karşı çıkan Yıldırım Bayezid'in oğlu . Bozcaada. İşlek bir pazar yeri «tan Alâiye'den kereste ihracatı mühim bir yer işgal etmekteydi. Onun ilk günlerinde. Sasa Bey onarda yaptığı savaşta öldü (1308). Umur akrabası olan Menteşeoğlu llyas Bey'den yardım istemiş ve onun sayesinde de Ayaslug'u ete geçirmişti. sonra da Ayaslug'a ele geçirdi. Bu harekete Aydınoğulları da katıldı. Aydınoğulları Beyliği bu suretli Osmanlılar'a tâbi oldu. Bodemya. Tire ve İzmir'i beş oğlu arasında paylaştırdı. Semandrek adası. Hasan'ı Marmaris'de hapsetti Cüneyd Bey önce kardeşi Hasan Bey'i kurtardı. fakat o bu siyâsetinde muvaffak olamadı. Germiyanoğulları ordusunda subaşı idi. Gümülcine havalisi.'ün ölümünden (1341) sonra Umur Bey'in dostu Kantakuzen. O. Menteşe Beyi'nin damadı Sasa'nın yardımına gelmişler ve Bizanslılar'dan alınan Aydın eli topraklarının fethinde büyük rol oynamışlardır.. Cüneyd Bey. imparatorun on yaşındaki oğlu Yuannis (Jean)'e vasi olmuştu. Cüneyd Bey. Bu beyliğin kurucusu Mübarizeddîn Gazi Bey Mehmed. Sultan'ın huzuruna gelerek itaatini bildirdi. Şehirde gemi yapan tezgâhlar vardı ve ticaret dolayısıyla Alâiye beyleri zengin ve halkın da mâli duru mu iyi idi. Isa Bey'in ölüm tarihi belli değildir. Ancak her zaman kendisini affettirmenin yollarını buldu. kardeşi Hasan ise Ayaslug'a hâlâm olmuşlardı. Umur Bey 1405 yılında öldü. bu sebepten Dimetoka'da imparatorluğunu ilân etmişti. onların seferlerine dahi katılarak Karadeniz'e çıkmış Kili ve Eflak ülkelerini yağmalamıştır (1339-1340) Bizans İmparatoru Andronikos lll. Verine oğlu BrilM âzam Kmar man. takat bu şehre yapılan hücum sırasında şehîd düştü (1348). Umur Bey 1335'de Alaşehri hâkimiyeti altına aldı. fetret devrindeki Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelelerine de katıldı.Aydınoğulları Beyliği: XIV. Şamseddîn Mehmed'cBr. Alaşehir. Hızır Bey muhtemelen 1360 yılında öldü. Alâiye Beyi oldu. Bir Haçlı donanması ise sahil İzmir'i Türkler'in elinden aldı (28 Ekim 1344). Mehmed Bey sahip olduğu Ayasluğ. Saruhanoğlu Süleyman Bey 9a birlikte Yunanistan ve Mora'ya sefer yapmış. Beyliğin elindeki bütün isketelerinden alınmakta olan gümrük vergisinin yarısının Latinler'e verilmesi. Bu suretle Cüneyd. Umur amir oldu. Viennios Dükü Torfil kumandasındaki Latin kuvvetlerinin İzmir'e taarruzu ise neticesiz kalmıştı. Ankara savaşından (1402) sonra Timur tarafından memleketle» kendilerine geri verilen beylikler arasında Aydınoğulları da bulunmaktadır. Bu beyliğin birinci «miri elde rnevcud sikkelere göre Savcı b. fakat bu anlaşma Papa tarafından tasdik edilmedi. Burada hazırlanan donanma ile 1319da Sakız'a baskın yapıldı. Ancak Süleyman Bey'in ölmesi bu seferi neticelendirmeden Umur Bey'i İzmir'e dönmeye mecbur etti (1345). O daha sonra düşmanlarına karşı Umur Bey'den yardım istedi Umur Bey ile Kantakuzen bu ilk mücadelede başarı sağlayamadılar. Aydınoğulları donanmaları ile tekrar Ege denizinde faaliyete başladılar. Adalar denizi ve Mora sahillerine başarılı akınlar yaptı. Bu savaşda Sultan I. Virthtf Kılıç Arsian geçti. llyas Bey. Murad'ın şehit düşmesi neticesi Yıldırım Bayezid suttan olmuş. Atâiye 142? de Karamanoğullar*gafından Memlûk dev letine satıldı ve bundan sonra şehirde Memlûk hakimiyeti atlında Karamanoğlu Mahmud Bey'in torunları höhöm «Müler. isyan ederek Midilli'yi ele geçiren Foça valisi Dominique'i cezalandırmak için Saruhan ve Aydınoğulları'ndan yardım istemiş ve bu beylerin sayesinde Midilli ve Foça'yı geri almağa muvaffak olmuştur (1336). Kosova Savaşı (1389)'nda Osmanlı ordusunda bulunan yardımcı kuvvetler arasında AydınoğuHarı'nın ki de vardı. Salihli ve Nif (Kemalpaşa) 'i Aydınoğulları toprakları içine kattı. Bu beyliğin an önemli iskelesi Ayasluğ (Selçuk) idi. Sakız. fakat ona karşı Karamanoğullarfnın teşviki ile Anadolu Beylikleri'nde bir hareket başlamıştı. Fakat Haçlılar. Bizans -İmparatoru Andronikos III. Sultanhisar. Bundan sonra Umur Bey'in Saruhanoğlu Süleyman Bey ile birleşerek Kantakuzen'e yardım etmek için Rumeli'ye geçtiğini görüyoruz. Cüneyd Bey. Bizans ile olan dostluğunu sürdürmüş. Lfltfi Bey Karamanhlaf'a karşı \Qtim kiralından yardım gördü. Isa Bey'e Tire'de oturmak şartıyla bir kısım yerlerin idaresi bırakıldı (1390). II. jgf4$ b . Ijütfl Bey takriben 1461 yrlında öldü.298 TÜRK DÜNYASI EL KİTABI TÜRK TARİHİ 299 teşebbüs *tti ise de Karamanoğulları'mn yardıma gelmesi şehrin tekrar Türkler'in elinde kalmasını sağladı. Süleyman Çelebi onu Ohri sancak beyliğine tâyin attL Cüneyd Bey oradan kaçarak tekrar beyliğinin idaresine hâkim oldu. Fatîh Sultan Mehmed zamanında Gedik Ahmed Paşa. Umur Bey'in yarine büyük kardeşi Hızır Bey geçti. Umur Bey. donanma ile. Sonra Osmanlılara yanaşmaya çalıştı. Fakat sonunda II. Aydınoğulları. Yıldırım Bayezid onları itaat altına almak için çıktığı Anadolu seferinde Alaşehir'i zapt etti. Mehmed Bey zaman zaman Bizanslılar ile dost geçinmeyi tercih etmiştir. Sasa Bey'i yenerek Aydın düne hâkim oldu. Bunun yanısıra 1371 "de Venedikliler İte eski antlaşmayı yeniledi. Bu sırada Isa Bey. Bu anlaşma yirmi madde olup. yüzyılın başlannda Büyük Menderes'den itibaren Tire. Umur Beyin zamanı Aydınoğulları için her yönden önemli gelişmelerin görüldüğü parlak bir devre olmuştur. Umur Bey gibi enerjiye sahip olmadığından Latinler'le çok ağır bir anlaşma imzalamaya mecbur kaldı (18 Ağustos 1348). Karamamdan aonra^terdeşi Sa¥Ci^*dÖffen Lûtfi Bey bey liğinin başına geçti. Musa Bey'in yerine II. Bu sırada Aydınoğulları'ndan İbrahim Bahadır Bey'in oğlu Cüneyd Bey İzmir'e. Kendisi en küçük oğlu ile Birgi'de oturdu. O bir av sırasında suya düşerek hastalandı ve bu hastalık neticesi öldü (1334). Umur Bey tekrar geleceğine söz verdikten sonra İzmir'e döndü (1343-1344). Ondan sonra beyliğin başına Mehmed Bey'in oğlu Isa Bey geçti. Aliiye'yi alarak Osmanlı devleti topraklarına kattı (1462 veya 1463). sayısız esir ve ganimetlerle İzmir'e dönmüşdür (1334-1335). beyliği tek başına idareye başladı. Ayaslug (Selçuk) ve Birgi taraflarında kurulmuş bir beyliktir. Fakat Kantakuzen daha sonra muhalefetle karşılaşmış. Umur Bey'in mukavemeti sebebiyle fazla ilerleyemediler. Aydınoğulları'ndan önce Musa Bey başa geçti ise de çok kısa süre sonra öldü (1403). II. Mehmed Bey'in oğullarından Umur Bey ikibuçuk yıllık bir kuşatmadan sonra sahil İzmir'ini ele geçirdi (1328). Çelebi Mehmed ise Cüneyd Bey'e Rumeli'de Niğbolu sancağını vermişti (1414-1415). Mehmed Bey'in yerine kardeşlerinin ısrarıyla Gazi Umur Bey geçti. Rodos şövalyeleri ticaretin aksamaması için İzmir'i vermek şartıyla Umur Bey'le anlaşmaya razı oldular. Isa Bey Osmanlılar'la dost geçindi. Her defasında bu şehzadelerden birisinin tarafını tuttu. Umur Bey'le anlaştılar. Bundan sonra Umur Bey.

Gazi Çelebi'nin 1322'de ölümünden sonra Sinop Candaroğulları topraklarına ilhak edildi. Süleyman Bey'i Osmanlı kuvvetleri ile Kötürüm Bayezid üzerine gönderdi. İlgaz Dağı tayin edildi... Kadı Burhaneddîn yetişmeden Süleyman Bey'i Kastamonu'daki savaşta mağlûp ederek öldürmüştür.■-----*■ İ 301 Mustafa Çelebi flfe bfrleşttve bu şehzadeye vezirlikdahi yaptı. fakat Sinop'da oturan Isfendiyar Bey'i yerinde bırakmıştı. Fakat Kasım Bey geri dönmeyerek Çelebi Sultan Mehmed'den Kastamonu. Sinop'ta Candaroğlu Beyliği'ni devam ettirdi. Isfendiyar Bey Ankara Muharebesinden (1402) sonra Timur'un hakimiyetini tanıdı. Çelebi Mehmed'de Isfendiyar Bey'den buraların Kasım'a bırakılmasını talep etmiş. 6nun bu dostluğu Yıldırım Bayezid'in ilk yıllarına kadar devam etti.. Giyaseddîn Mes'ûd onların üzerine yürüdü ise de yenilerek esir düştü. Aydınoğulları Beyleri edebiyatı da teşvik etmişlerdir.. Sultan Çelebi Mehmed. Süleyman Bey Kastamonu'ya hâkim oldu (1383). Süleyman Paşa'rmi ölüm tarifti belli değîfdRr: Gıyasedîn fe-1. Bunun karşılığında da.* babasının. Bu bölgenin valisi Isfendiyar Bey'in oğlu Hızır Bey 1420'de Samsun'u Osmanlılar'a teslim etmek zorunda kaldı: II. kardeşi Candar'ı velîahd göstermesi sebebiyle isyan etmiş ve Kastemonuyâ hâkim ofrriuştu (aş. Taraklı-Borlu'da yapılan savaşta yaralanan Isfendiyar Bey Sinop kalesine sığındı. Celâleddîn Bayezid 1385'de Sinop'da öldü. göndermişti (1417)... II. 1339). O Fetret Devrinde Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelesi sırasında tedbirli bir siyaset takip ederek her defasında bu şehzadelerden birisini destekledi. Samsun ve Bafra'yı işgal etti (1419). Fakat Yavlak Arslan'ın oğlu Hûsameddîn Mahmûd Bey Kastamonu'da duruma hakimdi. Başlangıçta Celâleddîn Bayejrftf'lrl Oömanft€ultanı I. Yıldırım Bayezid 1391 ve 1392 yılı başlarında olmak üzere iki defa Candaroğlu Beyliği üzerine yürüdü ise de Kadı Burhaneddîn'in yardıma gelmesi onun geri dönmesine sebep olmuştu. bu teklifin reddedilmesi üzerine de Candaroğlu Beyliği üzerine yürümüştü. Mahmûd Bey'i de öldürdü.4Ö6neyd Bey Osman-lı öröuâfc ^karşısında çateeiz kalarak önce Ipsllf kalesine çekildi ise de sonuna*' teslim utmak fcötenda kaldrVt'ailesiyle birlikte idam edildi (142M426). Osmanlı Sultanı. II. Yerine dölü CeiâleddlHBâyefciti (Kötü-rüm) Bey. Süleyman Paşa'nın Sinop valisi olan büyük oğlu Ibrahîrft. Anadolu beylerinin birbirleriyle uğraşmasından yararlanan Isfendiyar Bey. Murad. Osmanlı kuvvetlerinin Kastamonu ile Bakır Küresi'ni alması sebebi ile Isfendiyar Bey sulh teklifinde bulundu. Onun oğlu Süleyman Paşa. Tosya. yk.. Celâleddîn Bayezid. 8u suretle Çelebi Isfendiyar.. Murad şehzade isyanlarını bastırıp duruma hâkim olduktan sonra Isfendiyar Bey üzerine yürüdü. Çelebi Mehmed'e Karaman ve Eflak seferlerinde oğlu Kasım Bey idaresinde yardımcı kuvvet -. Isfendiyar Bey de Osmanlılar'a tâbi olmuştur. c .. fakat Isfendiyar Bey onu metbu tanımak zorunda kaldı.. eski Candaroğlu toprakları Kastamonu. Murad ile münasebetleri dostane idi. Bu mücadele sonunda duruma hâkim olan Çelebi Mehmed ile dost geçindi. Ancak Osmaniı- farta-onu yalnız bırakmasından faydalanan Kötürüm Bayezid Kastamonu'yu H(S Candaroğulları beyliğini tekrar ele geçirmeyi başardı. Aydınoğullarfnın Birgi. Ancak Yıldırım Bayezid'in Anadolu'da birliği tahakkuk ettirme yolundaki başarısı üzerine. Süleyman Bey ikinci kez Suttan I. Murad ona fifyâtfi-MM'vaad ederek bu Ittffaköâfl ayırmış. Arkadan gelen Giray kumandasındaki kuvvet Sultan Mes'ûd'u kurtarmış ve yapılan savaşta Kılıç Arslan ve Yavlak Arslan ölmüşlerdir (1292). Murad'ın tazyiki neticesi beyliğini Osmanlılar'a terk etti (1384).Candaroğulları Beyliği: Kastamonu..Sinop ve havalisinde kurulmuş bir Türk beyliğidir. ondan sonraki beş yıl ise müstakil olarak hükümet sürdü.. Çankırı ve Kalecik de Osmanlı Sultant'na verilmek şartı İte anlaşmaya vahidi. Candaroğulları'nın topraklarını işgal etmiş.. Osmanlılarla dost geçindi. Candaroğullarfnın burada hâkimiyeti uzun sürmedi. tefencHyar Bey 26 Şubat 1440'da öldü. Böylece Aydınoğulları toprakları tamamiyle Osmanlı idaresi altına girdi.. neticede Kastamonu ve Bakır Küresi Isfendiyar Bey'de kalmak.. Isfendiyar Bey bir müddet sonra Kadı Burhaneddîn'e bağlanmak istedi. Bunlardan Isa Bey'irç Ayaslug'daki cami en güzellerinden birisidir. İki taraf arasında Kıvrım Bel hudut olmuştu. Kurucusu Şemseddin Yaman Candar'dır. Murad onufrÖ2örine Anadolu Be$IS*b©yİ Harftza Bey'i göndÖfflK. yerine oğlu Taceddîn . Tire ve Ayaslug'da birçok mimarî eserleri bulunmaklar dır. ffâkat onun bu «IMhtğl ufcun sürmedi. kendisine bırakılan yerleri Osmanlılar'a tâbi olan Kasım'a terketti ve arada hudut. Osmanlı ordusunda Kasım Bey de vardı. Murad'a başvurdu ve ondan temîn ettiği kuvvetlerle Kastamonu'yu aldı (1384). Şemseddîn Candar'ın ölüm tarihi belli değildir. Murad tahta $fetı$ı zaman (1421) meydana çıkan tanıklıklardan istifade eden Isfendiyar Bey harekete geçmiş. II. Süleyman Paşa 1335 yılına kadar llhanlılar'ın hâkimiyetini tanıdı.. Kastamonu ve Bakır Küresi Isfendiyar Be/e iade edildi. Âdil Bey 1361 yılında öldö. Nihayet yine 1392 yılı içinde Yıldırım Bayezid çabuk davranmış. Süleyman Bey. Isfendiyar Bey Kastamonu'da idareyi ele aldı. Kalecik ve Çankırı'nın kendisine verilmesini istemişti. Sultani. Neticede Sultan I. rahim Bey*ih^te hükümeti uzun sürmemiş. Isfendiyar Bey Sinop'a çekildi. Giyaseddîn Mes'ûd'un ilk saltanat devresinde (1284-1296). sıranın kendisine geldiğini anlayarak Kadı Burhaneddîn Ahmed ile anlaşmaya vardt. buna karşılık o da Osmanlılar'a tâbi oldu ve bundan sonra da dostça geçindi. hattâ ona itaat etmişti. kardeşi Rükneddîn Kılıç Arslan. önce Çankırı'da bulunan oğlu Kasım Bey'in elindeki topraklan işgal etmiş. Bakır küresi. Kastamonu'da yapılan savaş sonunda Bayezid Sinop'a çekilmek zorunda kaldı. emir oldur. Kastamonu valisi Muzaffereddîn Yavlak Arslan'ı kendisine atabey yaparak sultanlığını ilân etmişti.. Türkiye Selçuklu Sultanı II.. daha sonra Taraklı-Borlu'ya kadar ilerlemişti. Sultari I'.. o takriben 1345de ölmfljf^ Yerine amcası Emir Yakub'un oğlu Âdil Bey geçti! Bunurfİamanı hakkırttfa da eHrrttede fazla bfrtJHgî yoktur. Süleyman Paşa âni bir baskınla Kastamonu'yu ele geçirdiği gibi. Kalecik ve Tosya kendisine verildi.. Neticede barış yapıldı (1423 sonu veya 1424 başı). Cüneyd Bey de tekrar "beyliğinin başına geçmi^Br (144î)?tekat o burada tekrar rahat durmadı. Ayrıca Taraklı Borlu (Safranbolu) da ele geçirildi.300 ___TÜRK DÜNYASI EL KİTABI T Ü R K T A R İH ------------------------------. Süleyman Bey halkın kendi lehine ayaklanması sonucu Kastamonu'ya hâkim oldu. Kastamonu'ya Mahmûd Bey hâkim olduğundan Eflani tarafına çekilmişti. Babasının tahtım kardeşi İskender'e btrakmak niye* tindö olduğunu sezen Bayezid'in büyük oğlu Süleyman (-şah) Bey bu duruma kamış ve kardeşi'-Öldürerek Osmanlılara sığınmışta Sultan I. II.. Sultan Mes'ûd kurtarılması çırasında yararlılığı görülen Şemseddin Yaman Candar'a Kastamonu ve havalisini verdi. Süleyman Bey. Kadı Burhaneddîn'e fferşı damadı Amasya emiri Ahmetff desteklemiş ve oğlu Isfendi-yar Bey kumandasında yardımcı bir ordu göndemtfştE'lîadı BufhaneddTn her B& orduyu da mağlûp etti (1383). Pervâneoğullarfndan Gazi Çelebi onun hâkimiyetini tanımıştı.. Çankırı. Yıldırım Bayezid 1394'de Sinop'u kuşattı ise de atamadı.

Dulkadırlı Beyliğini Mehmed Bey'e vermiştir. Melik Arslan zamanında Akkoyunlu Uzun Hasan Bey Dulkadırhlar'dan Harput'u aldı. ancak onun saltanatı üçbuçuk yıl kadar sürmüş ve kendisi 1443 Mayıs1» sonunda ölmüştür. Fakat. Şehsuvar Bey. Elbistan Türkmenleri Timur'un ordusunu baskınlarla rahatsız ettiler. Sultan Berkuk onun emirliğini tasdik ekmek zorunda kaldı. Bu isteği kabul edilerek o Filibe sancağına nakledildi ve 1479'da orada öldü. Sülî Bey bundan sonra daima Memlûkler ile uğraştı. Memlûk kuvvetleri Etoi&jMVa girdiler. Fakat SülTnin 1394 de güney doğu Anadolu'ya gelen Timur'u Suriye'nin fethine teşviki sebebiyle Sultan Berkuk onu yok etmeye karar verdi ve Sülî'nin üzerine büyük bir ordu gönderdi. O Eretna Bey'in elinden Elbistan'ı zaptetmiş ve Memlûk Sultanı Melik en-Nâsir Muhammed'den (1309-1340) nâiblik menşuru alarak Dulkadırlı Emirliğini kurmuştur (1337). Candaroğulları beyleri gerek ilmî ve gerekse sosyal çeşitli eserlerle memleketlerini imâr etmişlerdir. Bu beyler sanat adamlarını da himaye etmişler ve kendi adlarına çeşitli Türkçe eserler yazdırmışlardır. Sinop'u muhasara eden veziN âzam Mahmûd Paşa'ya kaleyi teslim etti (1461). Akkoyunlular'ın «finden İse Diyarbekir'i aldı. Metbûu olan Memlûklar tarafından üzerine gönderilen kuvvetleri yendi. fakat Şah İsmail karşısında ağır bir yenilgiye uğradı (1507). Onun yerine küçük kardeşi SÜR Bey geçti. bunda da başarılı oldu. bazen de onlardan ayrılarak Halep şehrini tehdit etti. Şehsuvar Bey Memlûk kuvvetleri tarafından uzun bir muhasaradan sonra esir alınarak Kahire'ye götürüldü ve 1472 Ağustos'unda öldürüldü. SÜİT Bey hemen üzerine gönderilen bir Mısır ordusuna 1386 Mayıs'ında Göksün yaylasında yendi. Fatih Şuttan Mehmed'in müdahalesi ile Süleyman Bey'in Şehsuvar adlı oğlu bu mevkiye getirildi. Yerine oğlu Sadaka geçtiyse de amcası Nâsireddîn Mehmed b. Karaca Bey yenilerek kaçtı. Halil Bey derhal hudutların genişletmeye çalıştı. Dulkadırlılar'ın ilk reisi Zeyneddîn Karaca Bey'dir. Yine İsmail Bey Hulviyât-ı Şâhî isminde büyük bir eser telif etmiştir. Ancak Şah Budak Osmanlılar'ın desteğini sağlıyan Alâ'üd-devle Bozkurt tarafından beylikten uzaklaştırıldı. fakat mukavemetin faydasız olduğunu görerek. Bunlar içinde bilhassa İsmail Bey. sonra da Akkoyunlular'ın yanına kaçtı.Bununla da yetinmeyen Berkuk bir suikast île Sülî'yi öldürttü (1398). Fakat yakalanarak Eretna Beyin oğlu Mahmed Bey'e gönderildi. Bozkurt Memlûkler'le dostça davranarak Şah Budaki ortadan kaldırmayı başardı. kervansaray gibi birçok tasisler yaptırmıştır.. Kızıl Alrned. İsmail Bey ise kardeşinin kaçışından dolayı şüphe altında kalmamak için kendisine Rumeli'de dirlik verilmesini istemişti. kardeşi KKİI Ahmed Bey muhalefet etti. Candaroğulları Beyliğrne saSılp olmak için bilhassa Osmanlı vezirlerini tshffk elti. Candaroğulları'ndan Kasım Bey. Halep civarını zapt ve yağma etti. ayrıca buradaki tersanelerde gemiler yapılmaktaydı. Bilhassa Sinop dışarıya ihracatta bulunan işlek bir ticaret limanıydı. Maraş. Osmanlı himayesinde Çankırı ve dolaylarında hükümet sürmüş ve 1464'den sonra ölmüştür. Memlûklar bu hizmetine karşılık ona Kayseri şehrini verdiler (1419). Osmanlılarca karşı da cephe aldı. Harput. cami. Halep taraflarında da birçok yer zapteden Karaca Bey bu başarılarına güvenerek Melik üz-Zâhir unvanı ile hükümdarlığını da ilân etti (1348). Kızıl Almed'in Candaroğlu Beyliği uzun sürme*: Trabzon sefer? dönüşünde kendisine Mora Sancak Beyliği verilerek Kastamonu ve Sinop Osmanl