ŞEMSİ BELLİ ATATÜRK'ÜN AŞK HAYATI

Tarayan Yaşar Mutlu www.yasarmutlu.com www.kitapsevenler.com Bu e-kitap taslak halindedir. Okumayı zorlaştırıcı tarama hataları içerebilir. Bu taslak sürümü okurken düzeltir ve düzeltilmiş sürümü bizimle paylaşmak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org İletişim: ayrac.org@gmail.com

2

ATATÜRK'ÜN ASK HAYATI şemsi belli ARAŞTIRMA DİZİSİ: 1 • İNCELEME YAYINLARI Babıali Cad. No: 19/11 Cağaloğlu - İstanbul Bu kitap 1988 yılının Kasım ayında İstanbul'da TUBA Matbaası'nca dizgi ve basımı gerçekleştirilmiştir. Dizgi: Naci Kararsız Baskı: Saim Erüstün Kapak Düzeni: Gürhan Sodan Kapak Baskısı: Son Ofset

3

ATATÜRK'ÜN AŞK HAYATI ŞEMSİ BELLİ İNCELEME YAYINLARI 4 .

. O büyük insanın da yaşamında yer aldı. doğrulanmış olayları kapsamaktadır. ilginç anıları içeriyordu. O da çocuk oldu. güzel gözlü hanımefendilerden daha çok severim!. aşk yaşamının üzerindeki tülü biraz araladığımızda daha iyi göreceksiniz.... Bunlar arasında Mustafa Kemal'in sevgisel yaşantısından izlenimler ve görüntüler de vardı. Mustafa Kemal'in kızkardeşi Makbule Atadan'la —ölümünden birkaç ay öncesine kadar süren —uzun bir görüşme yapmış ve tüm korunmalarını ses bantlarına kaydetmişti. Sevdi. ergen oldu.ÖNSÖZ O da bir insandı. özellikle gözlerinin güzeH''ği ile kendisini etkilemeye çalışan bir hanıma bir karşılaşmalarında şöyle demişti: “— Hanımefendi!. duygusal. güzelliği ile. sevgisel ve özel ilişkilerinde bile ne denli onurlu... kemikten yapılmış... Bu satırların yazarı. yalnız Atatürk'ün kızkardeşinden derlenmiş anılar değil... O' nun hudutsuz vatan sevgisinin yanında mini mini birer yalım olmaktan öteye gitmedi. Ne var ki.. Sevildi. Bu görüşmelerin baş konusu. Dağdaki çobanlardan tahttaki hükümdarlara kadar her kişinin yüreğinden gelip geçen aşk esintileri. O ferman dinlemez duygu. delikanlı oldu hepimiz gibi. Mustafa Kemal'in yüreğinde kıvılcımlanan sevgisel duygu. Bu dizi içinde okuyacaklarınız.. etten. Şemsi Belli 5 .. fakat aynı zamanda Mustafa Kemal' in özel hayatına çok yakın olmuş kişilerin hatıraları ve gözlemleriyle pekiştirilmiş... Ben güzel gözlü hanımları çok severim!. Atatürk. mesafeli ve zarif bir insan olduğunu. çocuk Mustafa Kemal'den büyük kurtarıcı Atatürk'e kadar uzayan yaşam çizgisindeki bilinmeyen yönleri. Fakat vatanımı ve politikayı.." O'nun.

. Gelin adayı Uşşakîzâde Lâtife Hanım'ın nikâh tanıkları ise İzmir Valisi Mustafa Abdulhalik Bey'le Gazi Mustafa Kemal'in Başyaveri Salih (Bozok) Bey'di. kabul ettim!” buyurmuşlardır. Duayı müteakip tarafeyn. Anadolu Ajansı. dere. karargâhta ömür süren bir askerin sevmeye vakti kalır mı?. hattâ erkek arkadaşlarının verdiği bilgiye göre Atatürk ince ruhlu.. Gazi Paşa'yı ağırlamak için can atan Raufî Bey ve eşi Lâika Hanım.00. dedi. pırıl pırıl üniformaları içinde. yüksek tahsille iktisabı feyz ve kemâl eylemiş bulunan Lâtife Hanımefendinin mazharı saadet olmalarını niyaz ve tazarru eyler. sevilmeye karşı ilgisiz değildi. Saat: 17. Çocukluk çağlarında —her delikanlıda olduğu gibi— romantik eğilimleri de vardı. Bir yudum içti. hazırlanan masada bu tarihî olayı tescil etmek için bekleyen İzmir Kadısı'na şöyle hitap etti: — Efendi Hazretleri!.. bir şey sormak istiyorum: Hiç sevdiniz mi? Mustafa Kemal Paşa. bu olağanüstü törenin ayrıntılarını o günün diliyle şöyle özetlemektedir: “Kadı Efendi evvelâ Hanım'a teveccüh ederek: — On dirhem gümüş mihri müeccel ve aranızda takarrür eden mihri muaccelle hazırı bilmeclis Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleriyle tezevvücü kabul ediyor musunuz?” demiş ve Lâtife Hanım “Kabul ettim” cevabını vermişlerdir... duygulu bir insandı. Bir süre daldı ve sonra gözlerini Lâike Hanım'a çevirerek: — Sevmek!.. millet ve memleketi halâs ve necata isal eden büyük müncimizle. Lâtife Hanım'la evlenmesinden bir hafta önce. konağın üst katındaki salondan içeri girdiği zaman tüm bakışlar kendisine ve yanındaki orta boylu genç hanıma çevrilmişti. dedi.. Dağ.. 43 yaşında olmasına rağmen daha genç gcvsteren şık ve zarif damat adayı Mustafa Kemal Paşa. Lâike Hanım'la birlikte. büyük kurtarıcının onuruna bir akşam yemeği vermişlerdi Madam Brod'un otelinde. tarihî bir olaya tanıklık etmek için heyecanla bekliyorlardı. Bir ömür çeşitli mücadeleler içinde geçti. Gazi Paşa' ya sorular yöneltiyor ve O'nun duygusal yönlerini teıs-bite çalışıyorlardı... Af buyurunuz. Başında koyu renk astragan kalpağı. Sevmek!. Lütfen gereken işlemi s(muamelei lâzimesini) yapar mısınız? Anadolu Ajansı'nm 29 Ocak 1923 tarihli haber bülteni. “BİZ DE İNSANIZ. hazirun tarafından pek samimi bir surette tebrik edilmişlerdir. 10 Bir aralık Lâike Hanım. elindeki kadehi dudaklarına götürdü. Madam Brod'unun otelinin geniş salonundaki sofrada tüm başlar ve gözler 6 . Yer: İzmir'in Göztepe semtinde Uşşakîzâde Muammer Bey'in konağı.. Kadı Efendi müteakiben Paşa Hazretlerine aynı suali irad etmiş ve müşarünileyh “Evet. Sofrada bulunanlardan kurmay binbaşı Cevdet Kerim (İncedayı). edebiyata büyük bir ilgi duyuyordu. bir hayli tereddütten sonra tüm cesaretini toplayarak: — Paşam!. Biz Lâtife Hanım'la evlenmeye karar verdik. omuzlarında lâcivert kruvaze elbisesi ile Gazi Mustafa Kemal. Çadırda.” Etrafta çıt yoktu. Şiire... 22 Ocak 1923 akşamı Bursa'daydı. sevmeye vakit bulabildik mi?. Hanımefendi. O'nun için en büyük aşk “Memleket Aşkı”ydı ama göğüs kafesinde yürek taşıyan her insan gibi Mustafa Kemal de sevmeye. tepe.. Delikanlılıktan çıkıp ilk gençlik döneminin çok cepheli kişiliğine yöneldiği zamanlarda bile aşk ve sevgi konularına ilgisiz kalmamıştı..” “SEVMEYE VAKİT BULDUK MU?” Başta kızkardeşi Makbule Atadan olmak üzere kendisine çok yakın olmuş tüm hanımların. Mareşal Fevzi (Çakmak) Paşa ile Kâzım Karabe-kir Paşa. BİZİM DE ÇARPAN BİR KALBİMİZ VAR!.Birinci Bölüm Tarih: 29 Ocak 1923.

Ama ne var ki diğer delikanlılardan farklı olarak Mustafa Kemal.. Mustafa Kemal. kadehinden bir yudum daha aldıktan sonra ışıltılı bakışlarını tekrar Lâike Hanım'a çevirdi ve bu kez biraz öncekinden daha sert bir ses tonu ile: — Biz de insanız Hanımefendi!.Gazi Mustafa Kemâl Paşa'ya çevrilmişti... Yola çıkmaya hazırlanıyordu. O. Filmi başa alalım ve yılların sayfalarını yaprak yaprak çevirerek kameramızı 15 yaşlarındaki çocuk Mustafa Kemal'in özel yaşamına doğru yöneltelim. Yine bir cuma dönüşüydü. uzun kirpikli Müjgân'm hâtırasını içinde saklamayı daha uygun bulmuştu.. hadi dön bakalım eve!.. şiir üstüne. ben de geleyim seninle!.. kızkardeşi Makbule Atadan şöyle anlatıyor: “— Güzel bir tayı vardı. dedim. — Ne olursun?. Bakalım Müjgân da beni beğenecek mi?. bizim de bir his tarafımız var!. Ata ve silaha karşı büyük bir sevgisi var... Annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşleri Makbule ile Naciye... Başbaşa dertleştikleri bir gün. Bizim de çarpan bir kalbimiz... Bu teklif karşısında Mustafa Kemal'in cevabı şudur: — Benim tek taraflı hoşlanmam kâfi mi?. çocuk Mustafa Kemal'e yaşının çok üstünde bir ilgi ve saygı gösteriyorlar. — Olmaaaz!. iri sivah gözlü. Madem ki bu kızdan bu kadar hoşlandın. çok duygulu ve romantik bir yaşın içindeydi.. Söyleyelim Zübeyde Teyzem'e. Ya “Hayır!” derlerse. Kolağası Rüknettin Bey'in kızı.. Şimdiden böyle.. ya reddederlerse?.. sırlarını paylaştığı tek arkadaşı o sıralarda sadece Nuri (Conker) idi. MUSTAFA KEMAL'İN ODASINA GİREN GENÇ KIZ 7 ... diye konuşmaya başladı.. Arkadaşı Nuri (Conker) ile yaptığı özel sohbetlerindeki konular genellikle aşk üstüne.... — Beni de alsana atın terkisine!. — Mektebe mi gidiyorsun? — Evet!. Müj-gân'dan hoşlanıyordu.. Şimdi söz keser nişanlanırsınız. Mustafa Kemal'in Müjgân'ı sevmeye başladığını 12 evin içindekiler de hissetmişler ama kendisine belli etmemişlerdi.... henüz çocuklukla delikanlılık arasındaki ilk kilometre taşlarında. annemi. Gemi taktı. — Ne var?. onurunu aşktan daha üstün tutuyordu.. Askeriz diye mi bu yönümüzden şüphe edersiniz?. Atın eyerini vurdu.. bir teşebbüste bulunmak doğru olmaz!.. 11 O günleri. beni ve Naciye'yi görmeye gelirdi..” MUSTAFA KEMALİN İLK GÖZAĞRIS! KOLAĞASI RÜKNETTİN BEY'İN İRİ. Her cuma günü. uzun kirpikleri siyah gözlerini gölgeleyen güzel bir kızı vardı: Müjgân!. Mektebe dayımla beraber atla giderlerdi. İçini açtığı.. edebiyat üstüneydi. — Olmaz dedik ya.. Atına bindi ve gitti. Selanik'te Askerî Rüştiye'ye devam ediyor. Onurunu duygularına kalkan yapan —Askerî Ortaokul öğrencisi— Mustafa Kemal. Yanına sokuldum: — Ağabey!. O.. evlenirsiniz!... Sonra da zabit çıktığın zaman da.. — Olmaz!... Müjgân'm q"uygu-sal etkisini o denli açığa vurdu ki Nuri (Conker) dayanamadı: — Mustafa!. aile dostları... O yıllarda sık sık görüştükleri Kolağası Rüknet-tin Bey'in iri siyah gözlü. gitsin istesin Müjgân'ı. — Ne var sanki. SİYAH GÖZLÜ KIZI MÜJGÂN'DI. dedi.

Tarih kitabının arasında kırmızı bir karanfil!. AnnelerF Zübeyde Hanım'la sohbet ederken her iki kız da gözlerini pencereden dışarıya çevirmişler. Kendisinin hoşlandığı kızlardan daha çok kendisinden hoşlanan kızlar vardı.. Birkaç saat sonra Mustafa Kemal geldi.. Yine bir Cuma günü komşu kızları Nadire ile Hatice. Delikanlı Mustafa Kemal'in yatağının başucundaki kitaba bırakılan kırmızı karanfil karsısında neler duyducîunu.. Hatice'nin annesi kızına pek düşkündü. Hatice'nin heyecan ve korkudan kıpkırmızı olan yüzüne tatlı bir nazar fırlattıktan sonra bir arkadaşı ile buluşacağını söyleyerek evin kapısından çıkıp gitti.. Nadire de. ablası Nadire'ye aşk elçiliği yapmak istemiş ve kırmızı karanfili —o sıralarda ağır bir tüberküloz hastalığı ile ruhen sarsıldığı yetmiyormuş gibi bir de Mustafa Kemal'e âşık olan— ablası Nadire adına bırakmıştı tarih kitabının arasına. yakışıklı bir çocuktu... kızkardeşi Makbule ve komşu misafirler biraz sonra Mustafa Kemal'in merdivenlerden inen ayak seslerini duydular. neler düşündüğünü bilmemiz olası değil. Askerî üniformaları içinde öylesine şık... Ama neler yaptığını söyleyelim!. Üst kata çıkan Hatice. Olumsuz cevabı kızkardeşi Makbule'den aldı. arkadaşlarıyla gezmeye çıkmıştı. Artık bir harbiye öğrencisi idi. özellikle Hatice'nin Mustafa Kemal üzerinde derin bir iz bıraktığını yalnız kızkardeşi Makbule değil. Bazı günler kendilerine konuk gelen bu komşu kızlarının. öylesine yakışıklı ki. Duygularını daha iyi tartmasını ve yönlendirmesini biliyordu. Aşağı katta annesi Zübeyde Hanım. üniformalı. Ben kızımı nasıl görürüm.. heyecanla odadan çıktı ve Zübeyde Hanımın istediği şeyi alarak aşağıya indi. “Kızını zabite veren analar bağrına taş basar. O zamanlar haftalık resmî tatil günü Cuma olduğu için 13 Askerî okulun yakışıklı ve üniformalı öğrencisi Mustafa Kemal mutlaka evde bulunurdu.. Bir aralık Zübeyde Hanım.. Bir de ne görsün. Mustafa Kemal'e delicesine âşıktı. Bir gün annesi Zübeyde Hanımı gönderip Hatice'ye resmen talip oldu Mustafa Kemal. mutlu bir bakıs'a misafir odasına girdi. “KIZINI ZABİTE VEREN ANALAR BAĞRINA TAŞ BASAR” Kırmızı karanfil. Özellikle Nadire. sofadaki saksılardan bir kırmızı karanfil kopararak gizlice Mustafa Kemal'in yatak odasına daldı. Misafirlere hoşgeldin deyip birkaç nezaket sözü e+tik+en sonra odasına çıktı. Zübeyde Hanım Teyzelerine geldiklerinde Mustafa Kemal. yeni bir duygusal kıvılcımlanma-nın başlangıcı oldu Mustafa Kemal'in çocuk yüreğinde. Hatice de. annelerine sokularak âdeta yalvarırcasına: — Zübeyde Hanım Teyzelere gidelim mi anne?. daha çok Cuma günleri “Zübeyde Hanım Teyze”lerine gitmek için can atarlardı.KIRMIZI BİR KARANFİLİ DEP” KİTABININ ARASINA BIRAKIP KAÇTI!. annesini ziyaret için Selanik'e geldiği gün15 ler çevredeki tüm genç kızların yüreği hop oturup hop kalkıyor.. sarışın bir delikanlının yolunu beklemeye başlamışlardı. Bugün müze olan Selanik'teki tarihî evin yakınında oturan komşu kızları Nadire ve Hatice. odasına gizlice bırakılan karanfili bu yönden değerlendiriyordu.. Hatice'den bir sey istedi.. Delikanlı Mustafa Kemal ise Nadire'den çok Hatice'ye ilgi duyuyor. DELİKANLI MUSTAFA KEMAL BİR RUM KIZINI KAÇIRACAKTI Mustafa Kemal.. Onurunu aşkından daha ön plânda tutan Mustafa Kemal.” demişti. Yıllar geçti. Elinde kırmızı karanfil.. Yatağın yanıbaşındaki masada Mustafa Kemal'in açık bıraktığı bir ders kitabı duruyordu. O'nu uzaktan uzağa sevenlerin başında geliyordu. Elindeki karanfili sayfası açılmış ders kitabının arasına koyan Hatice. 8 . 14 Oysa işin içinde garip bir terslik vardı: Komşu kızı Hatice. aynı zamanda o yıllardaki samimi dcntları da çok iyi hatırlamaktadırlar. diye tutturdular.. Manastır İdadisi'nde öğrenci. Uzağa tayin edilir zabitler.

anıları beraber.. Olay kısa süre içinde çevrede duyulur. Mustafa Kemal'in o yıllardaki samimi arkadaşları şunlar: Mühendis Mektebi talebelerinden. sonraki yıllarda Ankara Şehreminliği ve Bilecik Milletvekilliği yapacak Asaf (İlbay).. coşkular ve mutluluklar içinde renklendirmeye çalışıyorlar. Mustafa Kemal. Yeğeni Mustafa Kemal'in başında esen kavak yellerini durduracak tek kuvvet. serin bir yaz gecesi. hem de sokulganlığı ile O'nun üzerinde oldukça etkili.. yanıbaşında ağlayan genç kızın gözlerine dikmiş delikanlı bir harbiyeli.. O yaştaki tüm gençler gibi bu üç gencin de günleri. Bunları kızkardeşi Makbule Atadan da bilmiyor. kızın ailesiyle görüşerek. sevgilisinin kalabilmesi için bir oda bile kiralamıştı. İlk kanpana (Eskiden trenlerin hareket saatinde kanpana çalardı) çalınca vagona giren Mustafa Kemal. hem güzelliği ile.. Manastır'a götürmek niyetindedir.. Mustafa Kemal'in dayısı Subaşı Hüseyin Ana'ya açar.. gözleri gar saatinde sabırsızlıkla bekler. Tatili. Zübeyde Hanım delikanlı oğlunu baştan çıkarmaya çalışan Rum kızını ve ailesini çok iyi tanımaktadır. Müjgân'dan ilk gönül ağrısına kadar Mustafa Kemal'in yaşamında koskoca üç yıl hangi duygulanışlar içinde geçti. Zübeyde Hanımın kardeşi ve Mustafa Kemal'in dayısı Hüseyin Ağa'dır.. geceleri. Eczacı Mektebi Talebesi Ahmet Numan. Ünlü bir Paşanın kızı.. İki uçarı sevgili..Yaz tatilinde delikanlı Mustafa Kemal'le yakın bir ilişki kurmayı becerebilmiş bir Rum kızı. Manastır'a dönerken bu güzel Selanikli kızı da kaçırmak. Kimler O'nun sevgiset yaşamında iz bıraktılar?.. Mustafa Kemal 18 yaşında. Bunları yıllardan sonra anlatan Atatürk. {Dayım haklıydı) diye bağlardı sözlerini. Durumu.. 16 HARBİYELİ MUSTAFA KEMAL'İN İLK GÖNÜL AĞRISI BİR PAŞA KIZIYDI İlk göz ağrısı. Yıl: 1899... Mustafa Kemal... Fani adındaki kız Mustafa Kemal'e âşık.. Geriye kalan Janet ise Ahmet Numan'a ilgi gösteriyor. Günler. bu kez trenin penceresinden dışarıya bakmakta ve tatlı mavi gözleriyle kalabalığı bir projektör qibi tarayarak Rum dilberinin görünmesini beklemektedir. Hal edildikten sonra Selanik'e sürgün giden 2. bekler. Romantik gençlerin sevdikleriyle başbaşa kaldıkları özel bölmeleri var gazinonun. 9 . Abdülhamid'in ikamete mecbur tutulduğu Alâtini Köş-kü'nün hemen yakınındaki Floka Gazinosu tıklım tıklım gençlerle dolu.. Toni adındaki Romen dilberi de Asaf'a... umutlar. Oysa dayısı Hüseyin Ağa. Bu çocukça maceranın her iki taraf için de yakışıksız olacağına emindir. Çalgılı kahvede çalışan Romen asıllı üç kız bu üç delikanlıyı ayrı ve özel bir ilgiyle ağırlıyorlar...... gençlerin bu çılgınlığını zamanında önlemesini bilmiştir.. Okullar tatil. İşte bu bölmelerin birinde deniz mavisi gö?'eri-ni... kalkacak trenin hareket saatinden az önce garda buluşmayı kararlaştırırlar.. o yılların en renkli bir dinlenme yeri olan bu kafeşantanla Floka Gazinosu arasında geçiyor.. Selanik'te Floka Gazinosu'nda bir gece. geceler... suyu başından kesmiş. Bir aralık Selanik'ten kaçamak yapıp Manastır'a giden Mustafa Kemal. Gözyaşlarını tutamayan genç ve güzel kız ise Mustafa Kemal'in özel ders verdiği bir öğrenci. Heyecan ve sevinç içinde istasyona giden Mustafa Kems-!.. o yıllardaki samimi arkadaşlarının anılarında da komşu kızı Nadire ve Hatice'den başka bir ada rastlanamıyor... Ahmet Numan ve Asaf'dan oluşan üç sacayağının başlıca buluşma ve eğlenme yeri. bekler. Mustafa Kemal. yakışıklı bir harbiyeli. Güzel. Odeon Tiyatrosu'nun hemen yanıbaşında bulunan bir çalgılı kahve ile Alâtini Köşkü civarındaki Floka 17 Gazinosu..

çünkü birkaç hafta sonra tatil sona erecek ve kendisi Selanik'ten ayrılıp İstanbul'a. Her gece ders vermeye gittiği Paşa konağının kibar ve zarif kızıydı genç Harbivelinin gönlünde taht kuran.. Duyduğumuza göre Paşanın kızı da ağabeyimi seviyordu.. Oysa Mustafa Kemal için Fani ve arkadaşları eğlencelik bir kah^k r°HHe-ği bile değillerdi. daha sonraki dönemlerde —birbirlerinden hiçbir şeylerini saklamayan— üc sacayağı arasında uzun uzun tartışılıyordu. Ve. O cıün Floka GaT'nosu'nun ö?el bölmesinde Mustafa Kemal ise sevgilisinin karşılıklı konuşmaları.. _ Delikanlı Mustafa Kemal'in Manastır Askerî İdadisini bitirip İstanbul Harbiye Mektebi'ne girişi 1899 yılına rastlar. Mavi gözlü. bir süre Çalgılı Kahvedeki Romen kızlarını konuşurlardı. doğup büyüdüğü ve pek çok çocukluk hâtırasını içinde bıraktığı Selanik 10 .. hergün özlemle bekliyordu Mustafa Kemal'i........ Alâtini Köşkü yakınındaki Floka Gazinosu. Fakat. Genç kız. Fakat son günlerde Mustafa Kemal'in artık bu tür şakalarla ilgilenmediğini ve gerçek bir sevgi esintisinin içinde dalgın ve düşünceli olduğunu hissediyorlardı. Evet. kalbinin değil.. o uzak vllarla ilgili anılarını şöyle anımısayacaktı yarım yüzyıldan ötelerde: — Mektep tatil. Mustafa Kemal... Ahmet Numan da 18 yaşındaki genç HarbiyeÜnin.Mustafa Kemal. en uygun davranış tarzı olarak değerlendiriyorlardı. Anlardık ki vine Pasa'nın konanına gitti ders vermek için. ver elini İstanbul diyecek Mustafa Kemal.. O yıl Ramazan ayı da yaz tatiline rastladığından bayram ertesi. Kızkardeşi Makbule Atadan... hıçkıra hıçkıra ağlayarak içini dökmeye çalışan güzel sevgilisi karsı^n-da. belki daha fazla... O tarihlerde Selanik'te İdadi Çeşmesi'nin karşısında Yüksek Kahve denilen bir gazino vardı... beyninin sesiyle konuşmaya çalışan genç Harbiyeli.. Selanik'te içtimâi bir mevkii olan ailesinin savnınlıöına göfae düşürmemek için bir an önce evlenmeleri gerektiğinden söz ediyor. kafası ile verdiği kararı. Tatilin de Ramazan'ın da sonu gelmişti. Ve nihayet.. Ramazan Bayramı'nın son günüydü. bu eserin amacı ve kapsamı dışında kalmaktadır. Ve gazinonun. Çünkü.. Sonra... sadece geçen sevgililer için tahsis ettiği özel bölmeli odalarından birinde başbaşa geçen saatler. O. Harbiye Mektebine dönmek zorunda kalacak. 18 yaşındaki bir delikanlının Harbiye Mektebi' nin şık üniforması içindeki fiziksel görüntüsü ne denli göz alıcı ise. Çalgılı Kahve'de Romen asıllı Fani. Bâzı geceler sahura kadar orada kaldığını işitiyorduk..... tatil süresi içinde özel ders verdiği “Paşa Kızı'nı.... sırılsıklam âs'k Mustafa Kemal'in kalbi ile değil. Sansın Harbiyeli ise gerçek bir duygu ile sevdiği biriyle de olsa o aşamada evlenmeyi düşünmüyor... Asaf İlbay ve Ahmet Numan sacayağı ara-sıra bu gazinoya da gelirler. Mustafa Kemal ile sevgilisi birbirlerinden ayrı18 lacakları günün yaklaşması nedeni ile üzülüyorlardı... 19 MUSTAFA KEMAL İÇTENLİKLE SEVDİĞİ KIZI NİÇİN REDDETTİ? Bu dizide büyük insan Mustafa Kemal'in duygusal ilişkilerine konu olan olayları sunmaya çalışırken psikolojik tahlillere girişmek ve yorum yapmak. yanlış yorumlara ve değerlendirmelere neden olmamak için günün koşullarıyla birlikte genç Harbiyeli Mustafa Kemal'in içinde bulunduğu psiko-sosyal ortamı da belirlemek gereğini duyuyoruz... Sonra bir binek arabası. Ağabeyim bazı akşamlar gelmeydi iftara. Ve Asaf İlbay da. İdadi çeşmesinin önünde “Emlâk-ı Şâhâne” binalarına doğru uzayan bulvarda bir süre yanysna yürüdüler. pek yakında kaybedebileceğinin kaygısı içinde. İftarı onlarda yapıyordu ağabeyim. bir başkasını seviyordu. sarışın Harbiyeli ile sevgilisi Yüksek Kahve'nin önünde buluştular. sarsıla sarsıla....

Emine Hanımefendi ile olan görüşmesini şöyle nakletmektedir: “Mavi gözlü. Büyük Kumandan olma hayalleri.. kısacası gönlünce esen kavak yellerinin doğrultusunda günlerini renklendirmek hevesindedir... Kafasında dolaşan düşünceler. Bu arada —Mustafa Kemal'i oldukça üzen^— ailevî bir olay da genç Harbiyeli'nin gönlünde büyük bir eziklik yaratmıştı: Annesi Zübeyde Hanım. Bu çırpınışların yönü bir bakıma çelişiktir. Delikanlı Mustafa Kemal'i büyük ölçüde etkileyen bu “Paşa Kızı” kimdir. İçi parçalana parçalana sevdiği kızın evlenme teklifini kabul edemiyordu. Bir tarafta romantik Selanik akşamları. Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşa. Ama o aşamada evlenmeyi düşünemezdi. Büyük duyguların ve düşüncelerin şahlandığı kafasındaki idealleri gönlündeki tertemiz sevgi için feda edemezdi. kimin nesidir? Rahmetli Makbule Atadan.. vatana hizmet aşkı. Sevgisinin içtenliğinden kuşkusu yoktu. yazar Yîlmaz Çetiner'in 1964 yılında yapmış olduğu bir mülakat. Duygusal ve ruhsal çalkantılara ilaveten sosyal yaşamında da değişimler. Bu.. bembeyaz saçlı. Çocukluk arkadaşları. Gönlünde başka özlemler. Öte tarafta Nâmık Kemal'in hürrî: yet şiirleri. Manastır Askerî İdadisi'nde yatılı okuduğu yıllardan kalan bu iz. Delikanlı Mustafa Kemal. gelişimler ve oluşumlar başlamıştır.... Floka Gazinosu'nda hıçkıra hıçkıra ağlarken Mustafa Kemal böylesine üzgün ve karmaşık bir ruh haleti içindeydi. Zübeyde Hanım'ın evlepmesi delikanlı Harbiyeli'nin yüreğinde büyük bir iz bırakmıştı.. Gazeteci. Çünkü.. 21 Askerlik aşkı. bu duygusal ve düşünsel zıtlıkların çarpışması içinde geçer.. Mini mini sevgiler. sevilmek. Annesi.. tüm aşklardan üstündü Mustafa Kemâl için... gezintiler yapmak. gelecek yıllara büyük umutlarla... vatan sevgisi. giderek daha da büyümüş ve O'nun hassas ruhunu büyük ölçüde etkilemişti. kafasında daha başka umutlar ve hayâller çırpınmaktadır... Özel ders verdiği Selanikli Paşa'nın kızı.. Seviyordu. Doğa yasalarına ters düşecek kadar duygusuz ve katı bir kişiliöe de sahip değildir. bu büyük idealden sonra gelmektedir. yarının büyük adımlarının ilk çekirdeğidir. Ve sonra tazelenen hâtıralarının arasından ayrılıp ıstırap içinde sarsılarak: 11 .kentini terkederek İstanbul'da daha yeni ve daha disiplinli bir yaşamın havasına girmesi de o denli karmaşık olmuştur. kızkardeşi.. Vatan ve millet sevgisi. narin yapılı 77 yaşındaki hanımefendi duvarda asılı duran fotoğrafa bir müddet baktı.. baktı... Mustafa Kemal'in şiddetli muhalefetine rağmen Selanik Reji (Tütün) İdaresi'nde memur Ragıp Efendi adlı biriyle evlenmişti. güzelliği dillere destan olan bu zarif genç kızın Selanik Merkez Kumandanı “Şevki Paşa'nın kerimesi Emine” olduğunu söylemektedir. tüm 20 sevgileri ve duyguları geri plâna itmekte ve O'nun için kişisel anlamda her türlü sevgi.. İstipdat yönetimine karşı başkaldırı eğilimleri... Asaf İlbay'ların yakın aile dostudur ve çevresinde büyük bir saygınlık yaratmış onurlu bir zattır. her genç gibi O'nun da doğal bir hakkıdır. sevgililer. büyük isteklerle hazırlanmaktadır.. Atatürk'ün çocukluk arkadaşları ve delikanlılık günlerinin yakın dustları arasında bulunan Asaf İlbay. Çünkü bir süre sonra 10 Şubat 1902 tarihinde 21 yaşında çok genç bir teğmen olarak 1472 sicil numarası ile Harbiye'yi bitirecek ve kafasında tomurcuklanan büyük idealleri gerçekleştirmek için ordu saflarına katılacaktı.. Harbiye Mektebinin ilk sınıfı.. “MUSTAFA KEMÂL BİR İLAHTI BENİM İÇİN” Yılmaz Çetiner. Atatürk'ün ilk aşkına ilişkin esrar perdesini biraz daha aydınlatmakta ve Şevki Paşa'nın kızı Emine Hanım'ın gerçek duygularını tesbit etmektedir. Askerlik aşkı.. Harbiyeli Mustpfa Kemal ise... Askerlik aşkı. kendisini çok iyi anlayan dostlarla özel sohbetler.. anılarında bu sevgisel olaya yer vermekle birlikte isim açıklamaktan dikkatle kaçınmaktadır. her genç gibi sevmek..

heyecanlanmıştı. Bu bir hayaldi ve belki de bir düştü.. bizim evin önünden taburla beraber geçer ve ben de aşk içinde dolu olarak kendisine bakar dururdum. Mahcubiyetten pembeleşen yüzünü zaman zaman elleriyle örterken dargın ve kırgın gözlerle yüzüme baktı: 22 — Çocuk. O.. Çocukluğumuz hep beraber geçti. Askeri Kuşuye'ye devam ettiği sıralarda. Babam Selanik Merkez Kumandanı / Şevki Paşa. Ama. Nihayet bir gün o Rüşdiyeyi bitirdi. içimde küllenmiş bir acıyı tazelemenin anlamı var mı? Hem şunu bilmelisin ki bunlar konuşulacak. Ve karşımda olan Emine Hanımefendinin gönül bahçesinde tek bir çiçek halinde kalan bu aşkın daha da olgunlaştığını görüyordum. O. Makbule Hanımefendi ve Gazi ile aynı sokakta senelerce oturduk. Seneler böylece ben kafes arkasında.. Dedi. Fakat asıl gayesi komşu kızını pencereden görmekti. Daima O'nun en iyi şeylere sahip olmasını ister.'sevmek ne demek? O bir ilahtı benim için. 3-4 yaşındayken Selânik'e 23 t götürülmüştüm. Harpler olmuş. o kadar zarif yürüyüşü vardı ki bu.. Zübeyde Hanımefendi.. Rejimler değişmiş. HERKESİN GÖNLÜNDE BİR EMİNE YATAR!. benimle evlenir.. bunca yıl sonra bana bunları söyletmenin. Ben 12 yaşıma gelmiştim ki Gaz!. Bizim zamanımızda pek küçük yaşta evlenildiğini bilirsiniz. Nedense Gazi'ye karşı herkesten ayrı bir ilgi duyduğunu biliyordum. Düşman işgalleri görmüş geçirmişti bu toprağın insanları. asla gözlerimin önünden silinmiyor. dar ve yeşil pantolon içinde o kadar alımlı. yakışıklı bir çocuktu. bütün gece O'nun hayaliyle uyurdum. Manastır İdadisi'ni bitirip İstanbul'a Harbiyeye gitmeye 12 .. Emi-nem şarkısını sevmesinin nedenini asıl şimdi öğrendiğimiz Mustafa Kemal'in yakınlarına sık sık söylediği şu sözleri de her halde hatırlarsınız: “Herkesin gönlünde bir Emine yatar. Emine Hanımefendi bu kelimeleri sarfeder-ken 65 yıl önceki gibi duygulanmış... Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşanın kızı Emine'nin duyguları. Yarım asırdan çok fazla bir zaman geçmişti aradan. Bak sana bir şey söyleyeyim çocuğum: Ben Gazi' yi.. Bu yüzden kıziarla erkekler pek kolay kolay karşı karşıya gelmezdi. bu anektodu verdikten sonra yazısına şöyle devam etmektedir: “İLK AŞKI KÜÇÜK EMİNE: İşte şimdi 1894 yılında Selanik Rüşdiyesi'nde okuyan Mustafa Kemal'in 8 yaşındaki komşu kızı Emine" ile karşı karşıyayım. Lacivert çuhadan ceketinin göğsünde tek sıra ay yıldızlı düğmeler. diye sevmedim. kol kapaklarında üç sıra şerit. O'na tapıyordum. Böylece zaten pek seyrek olan görüşmelerimiz büsbütün azaldı. O da tebessümle gözlerini bizim pencereye diker. Akşamları okuldan çıkar çıkmaz evine koşar.— Gazi'yi . bana karşılık verirdi: Rüşdiye öğrencileri arasında pek çok yakışıklı gençler vardı ama Gazi'nin hali herkesten başkaydı. o okulda zaman zaman aile toplantılarında karşılaşmamız ve konuşmamızla geçiyordu.. KAÇAMAK KONUŞMALAR: O'nu kötü bir atın üzerinde gördüğüm zaman teessüre gark olurdum. Çocukluk hayallerimin biri de Gazi'nin padişah olmasıydı... Babam çok mutaassıp bir adamdı... Kıyafetine çok itina eder ve herkesin hayranlığını çekerdi.” : Mustafa Kemsl Atatürk'ün en yakın çocukluk arkadaşlarından rahmetli Salih Bozok'un hatıralarmdaki şu satırları bilmem hatırlar mısınız? — “Mustafa on. on iki yaşlarındayken sekiz yaşında bir komşu kızına aşık olmuştu. anlatılacak konular değildir. oyun seyretmek nedeniyle zıpzıp oynayan çocukların yanına giderdi. Kapının eşiğinde iki üç dakikalık kaçamak konuşmalar benim için tadına doyum olmayan en büyük zevk halinde bütün benliğimi kaplar. aşkı 70 sene önce nasılsa.” Yıimrz Çetiner.” İşte şimdi O'nun bu ilk aşkının hikâyesini geliniz bizzat Emine Hanımefendinin ağzından beraberce dinleyelim: “İstanbul'da doğmuş.. bundan zevk duyardım. dedi. O yaşıma rağmen bunları düşünebiliyordum. derhal elbiselerdi ütületir.. benim için erişilmez bir varlıktı. Annem. Gazi. babam ve onun annesi sık sık beraber olurduk... Karşılıksız bir aşktı bu. Manastır As24 keri İdadisi'ne yazıldı. hep aynı heyecanla aynı tazelikteydi.

Beni birkaç defa Saray'da baloya davet ettiler. Gazi de izinli olduğu sıralarda geliyor. anılarında şöyle der: “. Atatürk Cumhurbaşkanı olduktan sonra O'nu görmeyi hiç düşündünüz mü? Şevki Paşanın kızı. BENDENİZ SİZİ UNUTMAYACAĞIMA VİCDANEN YEMİN EDER. O'nunla tekrar görüşmeye tahammülüm yoktu. Bir aralık benim kendisine sorduğum bazı sorulara cevap olarak: “Onunla evlenmediğime üzülmüyorum. “Fakat artık büsbütün olgunlaşmış ve kendisini tamamen millet ve devlet işlerine adamış bir Mustafa Kemal vardı karşımda. Kahire. Ama yine araya giren büyük olaylar bizi bir evliliğe kadar götüremedi. Sonra araya yıllar. Oradan Trablus.” — Peki. Makbule Hanımefendiyle görüşüyorduk. Balkanlar ve nihayet gizlice tekrar Selânik'e dönüş. heyecanımdan ne Saray'a ne de yanlarına gidemiyordum. Gazi o kadar doluydu ki eminim kendisine ayırabileceği hiçbir özel hayatı yoktu. ne seyran ve ne de aşk. mavi gözlerinin pınarında biriken yaşları hala zarafetini muhafaza eden ince uzun parmaklariyle silerken: — Hayır..... Biz hâlâ Selanik'teydik. evlenmedi mi? — Evlenmedi.” Emine Hanımefendi bütün bunları anlatırken o kadar heyecanlanıyordu ki sesinin titrediğini ve çok yorulduğunu hissediyordum. olaylar girdi. O'nun gönül işleriyle uzunboylu uğraşacak vakti yoktu.. O tarihe ait gazeteleri hala saklarım. sanki O'nu seyrediyormuşum gibi yatı seyrederdim. staj görsün diye Şam'a sürüldüğünü biliyoruz. dedi. Kötü durumdaydım. hiç bir şey umurunda değildi. ALLAHAISMARLADIK.ben Harpokuluna kaydolduğum zaman O sınıf çavuşuydu. Bir sabah Cum26 .. demiş.hazırlanıyordu. Ne bayram. Yalnız Salih Bozok Beyefendiyle birkaç defa konuşmuştum... Ali Fuat Cebesoy da doğrulamaktadır. Selanik'teki Askeri Mahfel'de veya diğer toplantı yerlerinde sürekli olarak arkadaş-lariyle görüştüğünü duyuyordum.. •Bir gün üzüntü içinde kendisine yakın dostları vasıtasiyle haber gönderip “Harbiye'ye ne zaman gidiyorsun?” diye sordum. BU ANI MEŞ'UM BİZE KÂN AĞLATACAK. Benim için hayatın tadı yok artık. Sınıf subayı beni kendisine 13 . annesini. kardeşini ziyaret ediyordu. milletin dertlerine bütün varlığıyla sarılmıştı. Gazi'nin Savarona yatına yatışından itibaren ıstırabım hala devam ediyor. Gazi gelir gelmez annesine sormuş: — Şevki Paşanın kızı evlendi mi.. Cebesoy. Her gün gider. — Atatürk'ün rahatsızlığını nasıl haber aldınız? — Hayatımın en acı anları O'nun hastalandığı günlerde geçti. hurbaşkanlığı bayrağının yarıya inik olduğunu görünce yıldırımla vurulmuş gibi sarsıldım.” ATATÜRK'ÜN AŞK ŞİİRLERİ Atatürk'ün bu ilk ve duygusal düzeyde en güçlü aşkını. Ama bir yandan da O'nun nihayet Harbiye'ye gidişine seviniyordum. Hiçbir zaman karşılık beklememiştim. Seneler sonra biz de İstanbul'a gelip yerleşmiştik.. Esasen bu bir karşılıksız aşktı. Hayır. Yalnız bu arada Makbule Hanımefendiden duyd. MUSTAFr KEMAL “Bu mektubu aldığım zamanki sarsıntıyı bilmem bugün nasıl anlatabilirim.. Yine pek seyrek görüşebiliyorduk O'nunla. dedi..u25 ğum bir konuşma beni dünyalara sahip olmuşçasına sevindirmişti.. Ama. Diye üstelemiş.” Harbiye'yi yüzbaşı olarak bitirdikten sonra O'nun. Şimdi ölüm yıldönümlerine ait bütün gazeteleri saklıyorum.. Bana kendi el yazısiyle gelen cevap şuydu: BU DAKİKADA VAPURA GİDİYORUM. Gezi bundan çok memnun olarak: — Hiç olmazsa şimdilik nikâh yapsak. Fakat bu defa görüyordum ki memleket meselelerine. SİZDEN DE AYNI VEFAYI BEKLERİM. Sonucun böyle olması daha iyi bence.

. bu bir zaman meselesi. Ve nihayet Balkan Harbi. Çok yakın dostu İttihat Terakki Partisi'nin eski Genel Sekreteri Fethi (Okyar) Sofya'da sefir... İçindeki özel eğlenceler.. Libya.” 27 ikinci Bölüm 1902 1912 ARASINDAKİ YILLAR BÜYÜK OLAYLARLA YÜKLÜYDÜ Genç Osmanlı zabiti Mustafa Kemal'in özel ve duygusal yaşamını incelemek isteyen araştırmacılar.. Konaklayacağı uygun bir ev aramaktadır ama. Kendisi de Osmanlı Devleti'nin Sofya sefaretinde Ateşe-militer. Balkanlar kaynıyor. karmaşık bir bilmece qibi. İLİŞKİ KURDUĞU GÜZEL KIZLARI ÖZEL İSTİHBARATINDA KULLANDI Yıl: 1913.. Şam'a 5'inci Ordu 30'uncu Alay emrine sürgün gidişi.. Sofva Sefirimiz Fethi Bey'le Mustafa Kemal...... Hayır Co-rinne!..rkaç gün sonra Splendide Palas Oteli'ne geçer. B. Şimdilik otelde kalıyorum. Hotel Bulgaria'da pek rahat edemez Mustafa Kemal. oda hizmetçileri var. Büyük Kongresi'ne Trablusgarp delegesi olarak katılması... Mısır yoluyla Selanik'e geliş. 11 Ocak 1905 yılında 24 yaşında kurmay yüzbaşı olarak Erkânıharp Okulu'nu bitirdi. bu 10 yıllık dönemin.. Hemen arkasından 1908 Meşrutiyet ihtilâli.. Hayır!. derslerimi ihmal ettim) dediği zaman Harpokulundaki bu ilk yıldır. burada oturmaya değer. Can sıkıcı olaylar hızla birbirini izlemekte devam etti: Yakalanış. Mustafa Kemal 32 yaşında.. Ülkenin geleceğine ilişkin gizli ve politik çalışmalara da katılan Mustafa Kemal. 1907 yılı Ekim ayında Selanik 3'üncü Ordu Kurmay Heyeti'ne tayin edilişi.. Birinci Cihan Harbi'nin eşiğinde. aralarına sızan bir kişinin ajan çıkması sonucu yakayı ele vermişti. Arkadaşlığımız ilerlediği zaman da Selanik'te tanıdığı bir kızı hiç unutamadığını söyler. (Birinci sınıfta saf gençlik hayâllerine tutuldum..vererek yerimi ve koğuştaki yatağımı göstermesini söylemişti. temiz giyinirdi..... Bu otel öncekinden daha rahat ve nisbeten daha konforludur... cidden konforlu bir otel... Tüm Avrupa.. yakışıklı bir kurmay binbaşı. kendisi gibi olağanüstü başarıları görülen arkadaşlarıyla birlikte Erkânıharp Okulu'na devam ediyordu. 31 1911 yılında İtalya-Trablus savaşına katılması. zira uygun bir ev 14 . 1913 yılının Ekim ayı başlarında atandığı Sofya Ateşemiliterlini görevine başlamak üzere Bulgaristan'a geçtiği gün doğru Bulgaria Hotel'e iner. Sofya'da bir tek güzel kadın bile görmek mümkün değil!. Hangi ülkenin hangi safta savaşa katılacağı. Kurmay binbaşı Mustafa Kemal. Benim bu büyük insanla arkadaşlığım böyle başladı....... 102 yılında Harbiye Mektebini birincilikle bitiren Mustafa Kemal... 1909 yılında Selanik'te toplanan ittihat ve Terakki Cemiyeti 2... Bu dizi içinde Mustafa Kemal tarafından kendisine yazılmış birçok mektuplarını okuyacağımız Ma-dame Corinne'e 3 Kasım 1913 tarihinde yazdığı bir mektupta yeni taşındığı oteli şöyle tanımlar Mustafa Kemal: "... Araya giren tanıdıkları aracılığı ile birkaç aylık tebdilhava raporu.. Sırma bıyıklı. Firar. hâtıralarında...... O'nun.. Tekrar Suriye'deki kıtasına dönüş.. büyük olaylarla yüklü olduğunu görecekler ve duygusal bir ilişkinin varlığını saptamakta güçlük çekeceklerdir. Ne isterseniz var. Şimdi Splendide Palas Oteli'ne yerleştim. güzeldi.. Bulgarların niyeti henüz kesinlikle belli değil. İttihat ve Terakki liderlerinin —Almanya safında— harbe sürüklendiklerini hayret ve üzüntü içinde izliyorlar...... Gençti.. o zamanki şiir üslubuyla yazdığı aşk şiirlerini de okumayı ihmal etmezdi. 13 Nisan 1909'da meşhur “31 Mart Olayı”. Ye32 ni yapılmış. O sıralarda kuruluş hazırlıkları başlayan gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girmesi. Trablusgarp.. Banyoları var. Sorguya çekiliş.

Bir başka deyimle. yine opera sanatçılarından Mimi Balkanska ve Porfo-la. Sofya'nın tanınmış ailelerinin kızları olduğu için. Sofya Ataşemiliteri idi. diğeri Macarca konuşuyordu. Fakat inanın bir başka sefer sizi memnun etmeye çalı-şncağ'ir. her insan. Zannediyorum ki Cevdet Bey aracılığı ile beni evine davet eden kendisidir. s BİR VALS BİR AŞKIN BAŞLANGICI OLDU Matmazel Dimitrina bir baloda tanışmıştı Mustafa Kemal'i. hiç bir ziyafeti kaçırmıyor.. Gündüz.. O'nun özel casusu olduğunu bilmeden çevresinde bulunuyorlardı.bulamadım henüz. Alman birçok şantözler vardı. Büyük savaşın eşiğinde bulunan ülkesi için millî güvenlik açısından çok önemli bir çok sırları hanım dostlarının aracılığı ile sağlıyordu. vekiller ve daha birçok tanınmış beyefendiler vardı. Bir “Efsane” erkeği olarak. ben hiç memnun olmadım ve hep sıkıldım.. M. “PARİS'Lİ HANIMI GÜZEL BULMADIĞIMI SÖYLEYEBİLİRİM” “Bu Parisli hanımı güzel bulmadığımı sana söylememe izin verir misin?. siyasal çevrelerde.. bâzı erkekler tarafından davet edilmek için locaların arasında piyasa yapıyorlardı. General kızları... Trablus. Özellikle genç kızlar ve hanımlar. Scfya sosyetesinin kalbur üstü hanımları. Bu hanımlar. çoğunluğu genç kız ve genç hanımlardan oluşan güçlü bir istihbarat şebekesi kurmuştu. Kemal” * ** Mustafa Kemal... Cevdet Bey'le dostluğumuz iyi. Ay-rrlırken bana: —Bu akşam bizde eğlenemediniz!. Fransız. Mustafa Kemal'in.. Sofya Operası'nın primadonnası Anna Todnrova. Bakara oynuyorlardı. Mustafa Kemal'in çevresindeki genç ve güze! hanımlar. Ben kumar oynamadığım için kısa bir tanışma ve konuşmadan sonra onlardan ayrıldım. Refik Sönmezsoy. Sofya'ya yerleşmiş çok zengin ve çok güzel bir Türk hanimi vardı: Tarife Hanım!. Mustafa Kemal. Mustafa Kemal'i gönüllerinde paylaşamıyorlardı. Bulgar parlamentosundaki Türk kökenli mi'letve-killerinin çoğu Mustafa Kemal'in yakın dostuydu... bu yakışıklı binbaşıya candan bir ilgi gösteriyorlardı.. Mustafa Kemal'in Nikolina kadar önem ve değer verdiği bir başka gençkız. Madam Dourzi. Balkan Savaşı kahramanı. Hiç bir daveti. Bugün kendisiyle birlikte 5 kilometrelik küçük 33 bir araba gezintisi yaptık.. Bütün kalbimle... Onları localarında bırakarak ordan da ayrıldık. Evinde o akşam kibar insanlar. vakit geceyarısını geçmişti. Çoğunlukla Sefarethanede ve büromda çalışıyorum. Sofya'da kısa bir tur yaptım. Bana her zaman kendinden söz eden haberler ver. bu genç ve yakışıklı Türk subayına karşı gösterdikleri yakınlık göze batıyordu. Omuzları sırma dolu generaller. Bilmem neden. Fethi Bey de başka bir şey yapmıyor. Ordan ayrıldıktan sonra Novia America adında bir Cafe Concert'e gittik. tanınmış şilelerin genç kızları çoğu kez Tarife hanımın evinde direnlenen partilerde bir araya gelirlerdi..Bu hanımlardan biri Almanca. Cevdet'le aralarında derin bir dostluk olan Parisli bir hanım.. . Tercüman gazetesinde.. yakışıklı bir Türk Subayı. Bulgar Başbakan'ının ki7i Ni-kolina ile olan yakın ilişkisinden dolayı bu milletve34 killerini iktidar lehine etkilediği söylentileri dolaşıyordu. her gittiği yerde yeni yeni dostlar ediniyordu. bu genç subaya saygı duyuyorlardı. 15 . gene ve yakışıklı Türk binbaşısı Mustafa Kemal'in ilişki kurduğu her genç kız. Cevdet Bey iki Macar bayanı davet etti. Bulgaristan'a gelmişti. bu tanışmanın şiirsel öyküsünü şöyle özetler: “Mustafa Kemal... Savunma Bakanı Stiiyan'ın kızı Dimitrina. Bingazi. her kadın. çok kısa bir süre içinde Sofya' da geniş bir çevre oluşturdu..ı dedi. Onu bu kadar sempatik bulacağımı ve bu kadar iyi bir arkadaş olduğunu ummuyordum. Evvelki akşam beni Madam Dcurzi'ye götürdü.. Ote7e dönüp yatağıma girdinim zaman... Mustafa Kemal'in çevresinde pervane gibi dönen genç ve güzel hanımlar arasındaydı..

üçüncü nefesler.. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Araş ile “sevgilerini taşıyan” hediyeler gönderdi.. * “10 Kasım 1938” günü Bulgaristan'ın “gözünden en çok yaş dökülen” kadını Dimitrina idi: “— Kemal beni bıraktın da...Ve bir gün. genç kızların gönülleri hopladı..” .... üçüncü cümleler... o gece Yeniçeri elbisesi giydi. Baba Stilyan. ilk valsi ikinci. Balkan Savaşı'nda. bir kızın kolunda. Babam sizi daima takdirle anar!. Mustafa Kemal ayağa kalkınca..” Balo'nun en ilgi çekici olayı. Mustafa Kemal'e çılgınca âşık!.” * ** Bulgar Kurmay Başkanının kızı. Dimitrina. diyor!.. * İlk nefesi. kızın Dimitrina ile evlenmek istiyor. bir defa okuyarak avunacaktı.. ev ziyaretleri ve gizli buluşmalar ile “Aşk hikâyesi”nin cümleleri sürüp gidiyordu. “Nerede?. Kral'ın Mustafa Kemal'i tebrik etmesi ve bir hediye vermesi olmuştu. Bu sevdanın bir evlenme ile bitmesini istiyordu. talihine düşen orduya General Stilyan'ın komuta ettiği de. Dimitrina ile Mustafa Kemal hemen her gün beraberdiler. M. ilk cümleyi ikinci.. Ba35 kanın yanındaki güzel kızın önünde eğildi: “Bu valsi bana lütfeder misiniz?. Bulgaristan sosyetesi “Türk -Bulgar aşkı” ile çalkalanıyordu: — “Dimitrina. bütün kızların gönüllerinde dönüyordu artık. Kılıçlarıyla Bulgaristan'ı Osmanlı İmparatorluğunun bir “Vilâyeti” yapan Yeniçerileri.” Generalin cevabı kısa. General. Mektuplar yazdı. “Maskeli balo”da general kızlarının gözleri “Türk Yeniçerisinin üzerinde toplandı... sonra Allah diyeceğim.. Genç ataşemiliter. Dans..” “Bizim eve gel!.” — “Mustafa Kemal de Dimitrina'yı seviyor!. Dimitrina ise... Dimitrina “babasının bulduğu Bulgar” ile evlenmişti ama. * ** General kızı Dimitrina.. İstiklâl Savaşı'nda da. kesin ve acı idi: “— Ben bir Türk'e kız vermem!.... Beni unutma. 1913 yılında başlayan bu “Aşk hikâyesi”nin erkek kahramanı... bir “Maskeli balo” da canlandırmak istiyordu. bir milletin kalbine gömülmüştü. “İki sevdalı arasında” saadet temsilcisi olmuştu.Mustafa Kemal. . bu sevdanın bitmesi için. Cumhurbaşkanı olduktan sonra da “Dimitrina”yı unutmadı. bir Türk arkadaşına: “Gecenin en değerli hdeiyesi Dimitrina idi” dedi.. * ** Mustafa Kemal gururlu bir erkekti. Kızın da ben Mustafa Kemalsiz yaşıya-mam... Son nefesimde “Önce Kemal. Hem de. Mustafa Kemal'in kollarından ayrılırken “Yarın buluşalım” diye fısıldadı.... Efsane erkek. Mustafa Kemal.Kemal'in.. Gözler “Davet” doluydu..” Mustafa Kemal Çanakkale savaşlarında da. Baba Stil-ya'nın “gönül kapısı”nı çaldı: 36 “— Mustafa Kemal.. Mustafa Kemal'i çok sevmişti.. Millî Savunma Bakanı Stiiyan'ın oturduğu masaya yaklaştı.. nerelere gittin” diye ağladı durdu. üçüncü vals-ler takip etti. bu aşk romanının eski sayfalarını çevirerek..Ve bu aşk romanının ilk bölümü bu cümle ile noktalanır gibi oldu. kalbi sınır taşlarının ötesinde çarpıyordu. patinaj. * 16 . sohbet sırasında öğrenilmişti.” dedi. “Bu ikinci ve dostça karşılaşmamız” diyordu..” Salondaki her genç kızın gönlü “Mustafa Kemal ile dansetmek” dileği ile doluydu. ara!. bir aşk mektubunun üç satırı ile bu gururu okşamasını bildi: “— Ölünceye kadar seni seveceğim.. sabaha karşı. ikinci.. Ancak. Genç kız dudakları “Mustafa Kemal” adını fısıltı halinde heceliyordu: “Mustafa Kemal geldi..

28 yıl, bu romanın sayfalarına bir cümle eklemeden geçti... İki ay önce, 73 yaşına basan, Bulgaristan'da “Ata37 türk'ün ilk ve bitmeyen aşkı” diye bilinen Dimitrina bir rüya gördü: “Atatürk, Dimitrina gel artık, seni özledim, diyordu”. Dimitrina, bu rüyayı yorumladı: “— Kemal beni çağırıyor” dedi... ...Ve bu rüya gecesinden 24 saat sonra son nefesini verdi. Bu “sevda romanı”nın ilk sayfalarında söylediği pibi son sözü: “— Mustafa Kemal” oldu... Romanın son cümlesi, “Mustafa Kemal” ile noktalandı. BAŞBÂKAN'İN VE HARBİYE NAZIRI'NIN KIZLARI, MUSTAFA KEMAL'İN SEVGİLİSİYDİLER Bunlar arasında Bulgar Başbakanı Dr. Radoslavof un kızı Nikolina başta geliyordu. Tarifa Hanım'ın evindeki toplantılarda tanıştığı ve çik yakın bir ilişki kurduğu Matmazel Nikolina ile Mustafa Kemâl arasındaki özel dostluk tüm Sofya'da duyulmuş, dedikodular ayyuka çıkmıştı. İktidardaki Başbakan Radoslavof'un siyasî muhalifleri, kurmay binbaşı Mustafa Kemal'in flörtleri arasında yer alan güzel Nikolina'nın bu özel ilişkisini dillerine dolayarak Başbakanı yıpratmaya çalışıyorlardı. Sofya, o yıllarda yoğun bir diplomatik kaynaşma içindeydi. Birinci Dünya Savaşı'nı yönlendirmeye çalışan (İngiliz, Fransız, Sovyet Rusya gibi) ülkelerin temsilcileri Bulgarlarla sürekli müzakere halindeydiler. Bu ortamda, biri Başbakan'ın, diğeri Harbiye Na-zırd'mn kızı olan iki genç hanım, Mustafa Kemâl'in özel istihbaratı için en mükemmel birer kaynak idiler. 38 Bulgar Harbiye Nâzın Kovaçef'in kızı Mara, duy-gult, içli, kültürlü, şık giyinmesini çok iyi bilen Makedonyalı bir tazeydi. Üstelik fizik yapısı bakımından zarif ve şirin bir kızdı. Snk sık Tarife Hanım'ın evinde buluşuyorlar, bir kaç kadeh erik rakısı... Biraz müzik... Biraz sohbet... Biraz aşk... derken, Bulgar hükümetinin en gizli sırları, bazen Nikolina'nın dudaklarından, bazen de Ma-ra'nın gevezeliklerinden Mustafa Kemal'in istihbarat dosyalarına yansıyordu. Başbakan'la Harbiye Nazırı'nm kızlarından sızdırdığı özel haberleri diğer ajanslarının istihbaratıyla da pekiştirdikten sonra değerlendiren Mustafa Kemal, bu arada yarbaylığa terfi etti. Ateşemiliter Mustafa Kemal, o sıralarda Dimo Açkof adında Türk dostu, bir Bulgar avukatın kızı Elena ile de özel bir yakınlık kurmuştu... Gittiği her yerde seçkin insanlardan bir çevre oluşturan, edindiği dostları ve kurduğu çevreyi muhafaza etmesini bilen genç kurmay, bir yandan Sof-ya'daki güzel flörtleriyle ilşkisini sürdürürken öte yandan uzaklardaki dostluklarını da mektuplaşmak yoluyla canlı tutmaktan geri kalmıyordu. İstanbul'daki genç ve güzel dul Madam Corinne, Mustafa Kemal'e büyük bir sevgi ve hayranlık duyuyordu. Ve de üstelik kıskanç bir kadındı Mm. Corinne. Mustafa Kemal'in Sofya'daki arkadaşı ve kendisinin de yakın dostu Cevdet de Mm. Corinne'in ajanıf!) idi. Mustafa Kemal'in Sofya'daki özel yaşamını gözetlemesi görevini üstlenmişti Mm. Corinne'e karşı. Gönül işlerini de memleket işleri kadar büyük bir beceri ile yürüten genç kurmay Mustafa Kemal'in bir yandan Başbakan'ın kızı Nikolina ve Bulgar harbiye Nazırı'nm kızı Mara ve Avukat Açkof'un kızı Elena Açkof ile ilgilenirken İstanbul'daki Mm. Corinne'e <—Fransızca kaleme aldığı— mektuplarıyla nasıl ses-endiğini hep beraber okuyalım: 39 Sofya, 27 Aralık 1913 “Sevgili Corinne, mektuplarını büyük bir sevinçle aldım. Bu mektuplarda bana karşı gösterdiğin dostluk duygularına içtenlikle teşekkür ederim. Di-yorsu ki, son yazdığın mektuplarda öncekiler kadar imlâ yanlışı yok. Acaba bir başkası mı yazdı o mektupları. Bu

17

önemli dikkatini senden bana yönelmiş bir kompliman olarak kabul ediyorum. Çünkü öğrenebildiğim kadar Fransızcam üzerinde hiç bir hayale kapılmıyorum. Fransızcayı Türkçe kadar bilseydim sana yalnız daha çok mektup yazmakla yetinmez, içimdeki samimi duyguları daha güzel ve daha seçkin bir üslupla anlatabilirdim. AnVyorum ki Cevdet Bey'e benim buradaki hayatımı gözetlemesini tavsiye etmeye devam ediyorsun. Kendi hareketlerinin gözetlenmesi gereken Donjuan' m sözlerine bilmem ki hangi noktaya kadar inanıla-bilir. (Mustafa Kemal mektubunda Donjuan sözcüğü yerine “Courreur” sözcüğünü kullanmaktadır.) Yine de hemen söyleyebilirim ki onun sana anlatacağı şeylerde belki hakikatin bir zerresi bulunabilir. Buradaki hayatım monoton akışı ile devam ediyor. Hiç bir olay hayatıma bir neşe katamadı. (......) içten dostluklarımı sunarım. M. Kemal” Artık bir kurmay yarbay olan Mustafa Kemal'i kutlayanlar arasında O'nu içtenlikle seven ve kıskanan Mm. Corinne de vardır. O zamanki deyimle kaymakam Mustafa Kemal'in âşıkları, hayranları yalnız Sofyalı kızlar, yalnız Mm. Corinne midir?.. Mm. Corinne'nin kızkardeşi Matmazel Edith de bu yakışıklı kurmaya karşı özel hisler beslemekte, ablasının yazdığı mektuplara arasıra kendi duygularını da yüklemektedir. 40 “KALBİMİN DİKTE ETMEDİĞİ SÖZLERİ BENDEN BEKLEMEYİN” Sofya Ateşemiliteri kaymakam Mustafa Kemal'in Mm. Corinne'e yazdıtı bir başka mektubu gözden; geçirelim: 28 Şubat 1913, Sofya “Sevgili Corinne, Kaymakamlığa terfii edişim münasebetiyle gönderdiğiniz tebrikler beni çok derinden duygulandırdı. Güzel sözleriniz kalbimde büyük bir yer işgal etti. Kendi kendime izah edemediğim suskunluğumun bir çok nedenleri vardı: Sofya, Belgrad ve Petinya ateşemiliterliklerine tâyinim bana büyük işler yükledi. Henüz diğer iki şehre gidemedim. Özellikle Sofya'da beni ilgilendiren baz' sorunları incelmek zorundayım. Buradaki tüm meşguliyetim, bana büyük bir sıkıntı veren otel hayatından kurtulmak için uygun bir ev aramak. (.........) Sana uzun uzun yazamctyışımın nedenleH bunlar. Birkaç kelimelik kartpostallar yollayabilirdim. Fakat bu, hem seni tatmin etmezdi, hem de ben kendilerine nezaket icabı yazmak zorunda kaldığım kimselere karşı ancak kartpostal kullanırım. Küçük ve sevimli Matmazel Edith'in istemeyerek meydana ge^en, bu uzun suskunluğum karsısında sitemkâr şeyler söylemesi beni hayretler içinde bıraktı. O'nun sana karşı büyük bir dostluğu, ve benim samimiyetime ise pek az güveni var. Hayat tecrübesi de o nisbette az. Rica ederim. O'na söyle; çok konuşan ve sayfalar dolusu mektuplar yazanlar m- gerçek ve samimi dost sayılır?.. Çok içtenlikle hisseden fakat uzun lâflarla karşısındakini yormak istemeyen ve duygularını gizlemeyi tercih eden kimse1er ilgisizlikle suçlanabilir mi? Sevimli Edith zuna inansın ki ben de O'nun Avusturyalı dostu kadar fedakâr ve candan olmaya muktedirim. Ve o insanlar gibi kur yapmasını çok iyi bi4f lirim. Üstelik şunu da bilsin: Senin benim, nazarımda çok yüksek bir mevkiin var. Sen, öyle bir kişiliğe sahipsin ki benden kalbimin dikte etmediğini kelimeleri beklemezsin. Tatlı ve şirin kızkardeşine bu satırları okumanı ve kendisine benim hayalimde kolay kolay silinmeyecek bir hâtırası bulunduğunu söylemeni özellikle rica ediyorum. (............) İçten ve Candan Dost M. Kemal” * ¦** BULGAR HARBİYE NAZIRININ KIZI MARA, MUSTAFA KEMAL'İ DELİLER GİBİ SEVİYORDU!.. Mm. Corinne ve onun şirin kızkardeşi Matmazel Editt, Sofya'dan İstanbul'a postalanan

18

me'-'tualann kısalığından ve katılığından yakmadursuniar, Bulgaristan'ın başkentinde güzel bir genç kız, Mustafa Kemal'i bir kaç gün görmese çılgına dönecek kadar O'na âşıktı. Bu duygulu ve zarif kız, ilişkilerine yukarıda kısaca değindiöimiz Mara idi. Bulgar Harbiye Nâzırı'nın şık ve kültürlü kızı Mara... Mustafa Kemal'in Sofya'daki çevresi içinde daha önceki yıllarda Manastır'da tanışmış olduğu Dino Aç-ko fisminde genç b!r hukukçu da vardı. Mustafa Kemal'in flörtlerinden Elena'nın babası Dino Açkof, Bulgar asıllı olmasına rağmen Türklere karşı büyük bir sevgi ve saygı besliyordu. Mustafa Kemal'in kişiliğine hayrandı. Sofya'da avukatlık yapan Dino Açkof, sık sık ev;n-de z;vafetler, partiler düzenler ve yakın dostu Mustafa Kemal'i de çağırmayı ihmâl etmezdi. Bir bakıma Mustafa Kemal, bu davetlerin baş konuğu durumundaydı. Konuklar arasında Mara Kovaçef'le birlikte Sofya' 42 nın ileri gelen ailelerinin birçok temsilcileri, Mustafa Kemal'e hayran genç kızlar, opera sanatçıları ve politikacılar da bulunuyordu. Mara Kovaçef, birlikte geçirdikleri tatlı saatlerin ve günlerin adedi arttıkça ortak hatıraları çoğaldıkça Mustafa Kemal'i daha fazla sevdiğini hissediyordu. Kendisini seven ve etrafında pervane gibi dönen kızların karşısında ölçülü ve dengeli biryakiaşsmla hareket eden Mustafa Kemal, İngilizlerin Bulgaristan yetkilileri ile yaptığı gizli temasları, Rusların tekliflerini ve niyetlerini rahatlıkla öğrenebiliyordu. Nihayet savaş başladı. Bulgarlar, Almanlarla ittifak halinde olan Türklerin safında yer aldı. Delicesine âşık olduğu Mustafa Kemal'in ö-*el hir casusu olarak O'na hizmet ettiğinin farkında olmayan Mara Kovaçef, Mustafa Kemal Sofya'dan ayrıld'ktan bir süre 'sonra O'nu unutabilmek için evlenecek, fakat içindeki büyük aşkı, Mustafa Kemal'i asla unutamayacaktı. Ve... Yıllardan sonra... 1933 yılında... Cumhuri-yet'in 10'uncu yıldönümü törenlerine Türkiye Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın öze! konuğu olarak katılacak olan avukat Dino Açkof ile genç Türkiye'nin büyük kurtarırısı arasında Çankaya Köş-kü'ne şu konuşma geçecekti: — Gospodin Açkof, kızınız ne alemde? — Elena mı? — Evet! — Siz Sofya'dan ayrıldıktan sonra Elena Adliye Nazırı Hristo İstatef'le evlendi!.. — Ya Matmazel Mara Kovaçef? — Bir doktorla evlenmişti... Duyduğumuza göre bir aralık Ankara'ya sizi görmeye gelmişti. Ankara gelişinde size anlatmadı mı? — Evet, anlattı... Dokuz yıl önce Ankara'ya gelişinde burda birbuçuk ay kalmıştı. Kendisiyle müteaddit defalar konuştuk. 43 — Size bir şey söyleyeyim mi Ekselans, Mara, Ankara'dan Fiilbe'ye döndükten sonra kocasından ayrıldı!.. — Yaaaa!,, Öyle mi?.. Bu ünlemde ve bu soruda çok uzun yılların gerisinde kalmış duygulanışlar ve hâtıralar düğümleniyordu. YJDİN'Ü KURTBEY AİLESİNİN GÜZEL GÖZLÜ KIZI: NAZMİYE Mustafa Kemal'in Sofya'da tanıyıp hoşlandığı genç kızlardan biri de Vidin'li “Kurtbey Ailesi”nin kızı, Nazmiye'dir. Bu kitabın baskıya hazırlandığı 1988 yılı yaz aylarında 92'nci yaşına hazırlanan Nazmiye (Atiç] Hanım, İstanbul'un Bebek semtindeki konutunda görüştüğü bir gazeteciye, o çok uzak günlere ilişkin anılarını şöyle anlatıyor: “Evet, Mustafa Kemal, Sofya'da bana evlenme teklif ettiği zaman, ben henüz 17 yaşındaydım. Anneannemle Vidin'den İstanbul'a gidiyordum. Oradan da tıp tahsili için, Fransa'ya geçecektim. “Sofya'ya uğramıştık. Mustafa Kemal, Sofya'da ataşemiliterdi. Bizi anneannemle çaya davet

19

ne yazık!.. Saydam'ın ölümünden sonra da Başbakanlığa bir müddet vekâlet etmişti. Mustafa Kemal. Kurtbey Ailesi'nin bu güzel gözlü kızına gerçekten ev'enme önerisinde bulunmuş mudur? Bu hususu kesinlikle saptamak olanağına sahip değiliz. İngiliz'di. Çünkü Behiç Nuri Bey. O cay masasında bana. CHP Genel Sekreteri ve İçişleri Bakanı Dr. Atatürk. ' 'Hayır. o zaman oturduğumuz Kurtuluş Tepeüstü'ndeki Usulcuoğlu Apartmanı'nın banyosundaki sobaya atıp içim parçalanarak yakmıştım.. Ne^mive Atiç Hanımefendi. Uzun süre Mustafa Kemal'le görüşemediaini Bozüyük Mebusu Çolak İbrahim Bey'e bildiren Nazmiye Hanım. daha sonraki yıllarda birbirimizi hep qör-dükK Mektuplaştık. Ertesi gün. vaz geçmedi. 33 yaşındayım. Annesine Zübeyde Teyze dedim. 20 . aklımda kaldığına göre. Bursa'ya gidin” dedi. beni çok şaşırtmıştı. benim nikâhımı imam kıymayacak'. Gerisini yine Hazmiye Hanım'ın anılarından dinleyelim: “O gün kocam hastalandı. ben de teklifini kabul edememiştim. Ben ve kız kardeşim. şartlarını şöyle dile getirdi: 'Ben. 'Sizinle evlenmek iıstiyorum' dedi.. “İstanbul'da ailesi ile tanıştım. Yalnız. Nazmiye Atiç Hanımefendiyi dinleyelim: “Ama. Öğrenimini tamamladıktan ısonra tekrar Vidin'e dönmüş. Mustafa Kemal'in. “Evlenme teklifi. Çünkü bütün nikâhları. sen kız kardeşini al. Başbakan Refik. yuvam yıkılır' korkusu ile hepsini. Ama. Erzurum Milletvekili. hafızasındaki anılar kadar özenle saklayamamış. kocam Behiç Nuri Bey'in ölümüne kadar sakladım. Ama. İngiltere'de doğup büyümüştü. Bana yazdığı mektuplarda. Mustafa Kemal bana karşı çıkarak.etti.. ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra anneannesi ve ağabeysi ile birlikte İstanbul'a gelmiş. kalan 30 lira ile evi idare edeceğim. böyle bir nikâh. O zamanki adıyla Çapa Kız Muallim Mektebi'ne girmiş. Simdi elçiliğimiz olan evde oturuyordu.” 1986 yılında Vidin'de doğan Nazmiye Hanım. İmamsız nikâh olmazdı. Fakat. “Ben gidemeyecenim. Ahmet Fikri Tuzer'di. “Evlendikten sonra. 'Ben prensip sahibi bir kişiyim' demekten de. Ben de. ben prensip sahibi bir kişiyim. imam kıyıyordu. İbrahim Bey'le birlikte Bursa'ya gittik. ardından da. yakın dostum oldu. her zaman bindini şahsi otomobilini gönderip bizi aldırdı. sizi Bursa'daki köşkünde kocanızla birlikte kabul buyuracaklar!.. nikâhımızı imam değil. Çay sofrasını. Paşa'ya haber verdi. beni yakın çevresi ile tanıştırdı. açıklamasında bununla da yetinme mekte. diye ısrarını sürdürünce. 'Mektuplar kocaman eline geçer. Sofya Sefiri Fethi Okyar kıyacak. Eski Türkçe okumasını bilmiyordu. Kız kardeşi Makbule Hanım. Bunu kendisine ifade ettiğim zaman. belediyenin kendisine hediye ettiği villada kalıyordu. saat 16. Atatürk'ün gönlünde yer ettiğini açıklayan Nazmiye Hanım. benim kabul edebileceğim bir şey değildi. Atatürk'ün Lâtife Hanım'dan ayrılma aşamasında Kavalalı İsmail Hakkı Beyi kendisine göndererek (ki o sıralarda Nazmiye Hanım Behiç Nuri Bev adında bir zâtla evlidir) dolaylı olarak eski önerisini yinelediğini ileri sürmektedir. anıalrında Bursa'daki bir akşam yemeğine de özellikle yer vermektedir. Nazmiye Ha-nım'a yazdığı ve evlenme önerisini birkaç kez tekrar 45 ettiği bu ilginç mektuplar. Tıp öğrenimi yapmak amacıyla Fransa'ya gitmeye hazırlandığı aşamada Sofya'da tanıştığı Mustafa Kemal. teklifini iki kez tekrarladı. mutaassıp bir babanın km olarak da en çok. bir gün müjdeli haberi alır: — Reisicumhur Hazretleri. bahçede iki akasya ağacının altında kurdurmuştu. bugüne dek titizlikle saklanabilsin. İkinci eşim. Set-başında. Bunun 20 lirasını size cep harçlığı olarak vereceğim. Cumhuriyet Ote'i'ne indik. İbrahim Bey. Dedi ama. evim. tıpkı anılar gibi.” Gönül isterdi ki. benim kız kardeşimle aeldinimi. imamsız kıyılacak bir nikâhla takılmıştım. çevresini dolduran çok renkli bir hanım kalabalığına ve ülkesinin içinde bulunduğu buhranlı bir dönemde aktif bir qörev ateşiyle çırpınan yüreğine rağmen. Bakın ne diyor: “O kıymetli mektupları.00'da Reisicumhur hazretleri. 50 lira altın para maaşım var. 44 Böyle bir teklif. Evlerinde kaldım. bfimm hir şartım var.” Nazmiye Hanım. bu mektupları.

misafirler.. Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Atatürk'ün Gönlündeki Kadın”(!)ın çok iddialı anıları. kendisinin gerçek zarafeti olduğunu bilmemle birlikte. Suadiye'de. bize demiş ki. eviniz yıkıldı diye müteessir oldum. O geceden hayatta kalan iki kişi varız: Biri ben. Reisicumhur hazretlerinin. Eğer Atatürk böyle bir teklif yapsaydı Nazmiye Hanım reddedemezdi. sol tarafına oturttu. Servisi yapan garson. ben de gidip bakmışız güya.. yemek masasının en başına oturmadan önce beni sağ tarafına. Atatürk böyle bir şeyi zaten yapmazdı asla. sonra kız kardeşimin tabağına koyduktan sonra kendi tabağına alıyor ve garson ondan sonra. oturmaya başadı... misafir arkadaşları vardı. Böyle bir şey asla olmadı. Atatürk'ün aşk yaşamı üstüne sohbet ediyoruz.. O benim bu sözüm üzerine. en yakın arkadaşını bana göndermişti. — Sayın Sabiha Gökçen.. benimle yavaş sesle. Bir süreden beri İstanbul'da ve bu adreste konuk bulunan Sayın Sabiha Gökçen'le.. Ben Bursa'daki akşam yemeğinde 21 .. hangisi daha güzel. Reisicumhur hazretleri yemeği kendi eli ile alıp önce benim tabağıma. Ve daha pek çok seçkin kişi. Tarihe ve gerçeklere ışık tutabilmek amacıyla. Güya Atatürk. “Boşanma tebliğini gazetede okudum. “Ben Latife'yi boşadığım zaman sen ne yaptın?” dedi. yaver Rasuhi Bey. her zamanki gibi... HAYAL MAHSULÜ HATIRALAR Tarih: 25 Ağustos 1988. Nazmiye Hanım'ın 48 ifadesine göre. Reisicumhur hazretleri. Bursa Valiei Kemal Gedeleç. Ama Atatürk tarafından bir evlenme teklifinin yapılmış olması ve bu teklifi de Nazmiye Hanım'ın reddetmiş olması kesinlikle düşünülemez. o sofrada bulunanlar arasında birçok ün47 lü kişi var: Daha sonraki yıllarda Cumhurbaşkanlığı enel Sekreterliği yapan Bursa Valisi Kemal Gedeleç. Bozüyük Mebusu İbrahim Bey... Atatürk'ün mânevi kızlarından Ru-kiye ve Zehra. O gece. Nazmiye Hanım'ın Atatürk'le arasında.. — Ben de okudum o yazı dizisini.... O yazıyı kesip sakladım" dedim. Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan. Sayın Nazmiye Atiç Hanımefendi.. yemeği önce Reisicumhur hazretlerine vermek isterken. Reisicumhur hazretleri. Ali Sait Paşa. demiş güya... iki kız kardeş var. Üçüncü yemek tabaklara alındıktan sonra..46 Nihayet akşam yemeği vakti gelmişti. kimsenin duyamayacağı biçimde konuşmaya başladı. Demek. Makbule Hanım.. manalı bir şekilde. gidin bakın. Ali Hikmet Paşa ile sağımda oturan Ali Sait Paşa vardı.. Uzun yıllar Atatürk'ün çok yakınında bulunan ve yaşayan canlı tarihlerimizden biri olan Sabiha Gök-çen'in anlattıklarını sağlıklı bir şekilde tesbit edebilmek için saat 10... birçok önemü iddialarla ortaya çıkıyor. Uzun yemek masasına.. Böylece herkes yemeğe başladı.. Okudunuz mu Hürri-yet'teki anıları?. Aklımda kaldığına göre. Sabiha Gökçen. rahmetli Makbule Atadan'ın rahatsızlığı sırasında kendisiyle tanıştığımız Sayın Sabiha Gökçen'le 32 yıllık bir aradan sonra tekrar konuşmak gereğini duyduk. kalbinde bana karşı bir sevgi işareti olduğunu hissediyordum.30'a kadar süren 2 saatlik sohbetimizi teybe kaydediyoruz aynı zamanda. Bursa'daki akşam yemeğinde Atatürk'ün bu konuda açıklamalar yaptığını söylüyor ve sizi de tanık gösteriyor. Paşanın kızları. Rukiye de. Sofya'da bir flört hali geçmiş olabilir.... “Atatürk'ün Gönlündeki Kadın”.. İlk merak ettiğim şey.30'dan 12.... Okul Sokak No: 50 Kamer Apartma-nı'nın 4'üncü katında 10 numaralı dairedeyiz. “Peki ama siz Kavalalı İsmail Hakkı Bev'e ne dediniz?” deyince. Pasa ağzımı aratmak için. diğeri de Ruki-ye. Daha ismini hatırlayamadığım misafirler vardı.. Bazıları da hanımları ile gelmişlerdi.. Ali Sait Paşa'nın hanımı Neciye Hanım yoktu. diğer misafirlere ikrama gidiyordu. Biraz hayal mahsulü bu hatıralar. kız kardeşimi de. Bunun. Reisicumhur hazretlerinin bana karşı gösterdiği bu ince zarafet gözümden kaçmıyordu.. derhal İsmail Hakkı Bey'in sözleri geldi aklıma. aynı zamanda da dünyalar adeta benim oldu.

Acaba geçmişteki bir hatırası mı onu duygulandırdı?..ağlayacak hale geldi. ama Fikriye Hanımınki kadar değil.. Yalnız müsade ederseniz bir hatıramı anlatmak isterim: Atatürk çok nazik. Fikriye Hanım o genç ve güzel kız... “— Yak şu sigaramı çocuğum!” dedi...... Ben tanımadım. O akşam da müzik sanatçıları vardı.. — Bakın Şemsi Belli Bey... Belki Atatürk'ün de Fikriye Hanım'a hissi bir yakalşımı vardı. Lâtife Hanım hakkında ve Fikriye Hanım hakkında. O kişiye fena halde çıkıştı.” dedim. Fikriye Hanım hakkında biraz hoş konuşmadı. Müziği de çok severdi.Fikriye Hanım hakikaten âşık. çok temiz ve her haliyle mükemmel bir kişiydi. Latife Hanım biraz daha sabırlı olsaydı... Ertesi gün odasına iyi sabahlar dileğiyle girdiğimde bana şöyle dedi: “— Dün gece nasıl geçti?” 49 “— biz dun gece bir şarkıya üzüldünüz.. Atatürk'ü hakikaten seven bir kadınmış Fikriye Hanım. keşke Atatürk. onları hoş görebilirdi.. Hüzünlendi. Atatürk'ü ilk defa o kadar asabi gördüm. idamıma karar verildiğini duyar duymaz.. 50 Atatürk'ün de olabilir.. Ve şunu söyledi: “— Ben Anadolu'ya geçtiğim zaman. — Bizler Atatürk'ün manevi kızları idik. — Dolmabahça Sarayı'nda bir konuşma geçti bir gün...... Ama sizinle olduğu gibi karşı karşıya konuşmadık bunları Atatürk'le... bir flört olayı olmuş olabilir. Latife Hanım ise bunları hoş göremedi maalesef. Anadoluya geldi!” dedi 22 .... çünkü tanınmış bir kişi. Neden Atatürk ağlıyor?..... Çünkü Fikriye Hanım. Lâtife Hanım..... Ama.. Ben he rzaman. Atatürk'ün kendisinden dinlediklerim var. — Bu hatıralardan aklınızda kalan bazılarını lütfen hatırlamaya çalışır mısınız?... “GEL GİTME KADIN!.. düşündü.... Zama zaman Türk Sanat Müziği sanatçıları çağırırdı köşke.. Neden acaba?.. Çok hassas ve ince ruhlu bir insandı Atatürk..... gözleri buğulandı .. belki ömür boyu bir evlilik olabilirdi. Atatürk de çok bağlanmış hissen .. belki sonradan hissen bağlandı Atatürk'e.. Ama Lâtife Hanım.sofrada Atatürk'ün böyle bir açıklamasını duymadım. müsade edin de adını vermeyim... Bakıyordum.. Ufak tefek kaprisleri olabilir her insanın.” Atatürk'ün aşk hayatı hakkındaki görüşlerini sorduğumuzda Sabiha Gökçen'in yanıtı şöyle oldu: — Ben böyle bir şeye şahit olmadım..... akılsızdı demiyorum yanlış anlaşılmasın... o kadar asabi-leşti ki... benim. Sofrada arkadaşlarına anlatırken bizzat dinlediklerim var..... Fikriye Hanım hakikaten âşık. Atatürk. Bir kişi....... — Nebile için de aynı şeyi söyleyebilir miyiz? — Nebile Hanım'ın Fikriye Hanım olması mümkün değil! — Lâtife Hanım'Ia Fikriye Hanım arasındaki duygu farkı ne olabilir size göre? — Lâtife Hanım.... Fikrive Hanım' la evlenseydi. Bir aralık “Gel gitme kadın!” diye bir şarkı okundu. Atatürk de bu aşka karşı ilgisiz değil...... ATATÜRK'E YÖNELİK GERÇEK AŞKLAR — Peki Sayın Sabiha Gökçen. Kadınlara saygısı fazlaydı. güzel antellektüel bir hanımmış.... Aralarında hissi bir bağlantı olmuş olabilir.. FİKRİYE HANIMLA LATİFE KANIM ARASINDA DUYGUSAL YAKLAŞIM FARKI — Sayın Sabiha Gökçen . Atatürk o kadar asabileşti.. hakikaten her zaman aklını kullanan.. Nazmiye Hanım'Iı tanıştığı tarihlerde evlenmeyi düşünmemiştir. Ama daha çok Fikriye Hanım Atatürk'e çok bağlanmış hissen. Aşkı için her şeye katlanabilirdi. diye düşünürüm. Meselâ Fikriye Hanımla ilgili... Fikriye Hanım genç.. Daldı. Ama Fikriye Hanım.... Atatürk'ün derin bir aşkla kimler sevdi size göre?..Şöyle diyebilir miyiz: Fikriye Hanımın bunları hoş görebilecek kadar derin bir aşkı vardı Atatürk'e. Ve nitekim bu aşkı yüzünden intihar ettî Fikriye Hanım. akıllı olsaydı... Bir akşam sofradaydık. ağladınız bayağı. Onun da Fikriye Hanım'a bir ilgisi var. Bu şarkı devam ederken ben Atatürk'ün yanında oturuyordum.... işin başında hiçbir zaman hissen Fikriye Hanım qibi olmadı.. o günün o tehlikeli şartları içinde bana koştu geldi...

. sofrada anlatırken.. O zamanlar Abdurrahim çocuk daha... Genç bir hanımın evinde misafir kalması şayiaya sebep.... Salih Bozok'a diyor ki: “— Oğluma söyle... Annesi o sıralarda hasta. Atatürk'ün annesine çok hürmeti vardı.. İyi bir ahbap oluyor. Atatürk annesine söylüyor: “— Lâtife Hanım'la evlenmeyi düşünebilir miyim?... mutlaka.. beğenirsen.... Çok büyük bir hürmetim var Fikriye Ha-nım'a karşı.. Hep isterdim ki keşke Atatürk O'nunla evlenmiş olsaydı.. Tabii. Bir şayia çıkıyor halk arasında. işte biliyorsunuz.. Lâtife Hanım'la Gazi Paşa evleneceklermiş” diye yaygın bir söylenti var..... düşünmüş olsaydı onunla evlenirdi tabi. İnsandı Atatürk de. diyebilir miyiz? — Şu şekilde . Genç bir hanım... Efendim. Ayrıldıktan sonra bunları Atatürk'e açıklıyor Salih Bozok. Konu böylece afişe olunca..... babası henüz dönmemiş İzmir'e. Annesi.... Fikriye Hanım'a karşı O'nun da bir şeysi vardı . Salih Bozok'la beraber İzmir'e gönderiyor annesini. O zaman taassup var... Atatürk Lâtife Hanım'la evlenecek diye. Bir ev sahibesiy52 le misafir arasındaki mesafe midir?.... Annesi daha çok hastalanıyor orada.” diyor. Fakat bunları hiçbir zaman kötü bir şekilde karşılamazdı Fikriye Hanım. durumu Gazi Paşa'ya yansıtıyor.. — Atatürk'le Lâtife Hanım arasındaki mesafe...... ve bundan doğan bir evlilik. Doğrudan doğruya bir ev sahibesiyle misafir arasındaki mesafe. O zaman taassup var... Lâtife Hanım ise ancak bir-iki görüşte tanımış oluyor Atatürk'ü. bir erkek arasındaki mesafe midir?... — Bu anlattıklarınıza göre Fikriye Hanım kadar olmasa bile Atatürk'ün de O'na karşı ilgisiz ve sevgisiz kalmadığı izlenimini çıkarabilir miyiz? — Ona şüphe yok. Atatürk'ü iyi tanıyan bir kişiy-miş.. Abdur-ruhimi tanıd'nız siz Semsi Bey..... ancak o zaman evlenebilirim!” diyor...... Atatürk'ün rahmetli Başyaveri Salih Bozok' la yakın bir dialog kuruyor Lâtife Hanım... Olumlu şekilde söylüyor......evvelâ isterseniz.. Bu konuda annesinin rızasını almadan bir sey yapmak islemiyor. Onun için Fikriye Hanım'ın tabii çok daha iyi bir tutumu olurdu mutlaka. Erkektir.... Tanışma. Lâtife Hanım'ın Atatürk'le evlenmesi bir aşk evlenmesi değildi. daha hoşgörülü olurdu.. Daha değişik bir hayatı olurdu herhalde. Ama bunu etraf doğru bulmuyor ve bu yüzden evlenecekler diye bir söylenti çıkıyor.. genç kızlığından itibaren.. Ufak tefek kaprisleri olabilir. Salih Bozok......... Keşke O'nunla evlenseydi Atatürk. izmir'deki misafirlik sırasında nedir?.... Latife Hanım'ın evine... Bir genç kızla. — Peki.. “Sen onu görürsen. tâ gençliğinden beri yani... — Muallâ Tunçok Hanımefendi'nin kocası Abdur-rahim.. bir kadınla..... Atatürk de evleniyor. Ve Lâtife Hanım'ı uygun qörmüyor. — Şöyle diyebilir miyiz. beğenmiyor annesi.. bir rastlantı... Ama İzmir'de. Atatürk memnun kalıyor bu misafirlikten... Atatürk Fikriye Hanım'la evlenmiş olsaydı. değil mi? — Evet... — Şayianın çıkması için bir sebep olması lâzım gelmez mi? — Sebep. kurtuluştan sonra onların evinde misafir kalıyor..ama evlenmeyi düşünmemişti. Sayın Gökçen.. Uygun bulmadım bu hanımla Gazi Paşa'nın evlenmesini!.........” diyor... Şimdi herkes daha açık fikirli.... Hattâ AbdurrahirrîTunçok da beraber. Onun evinde misafir kalmış olması.. belki 5i daha mutlu olurdu. 53 23 .. Ama kısmet böyleymiş... — Hayır!.... Atatürk tam bir karar veremiyor. annesinin düşüncesini söylemiyor Atatürk'e... Daha sabırlı..... “Atatürk'ün annesi gelmiş.. hatırlayacaksınız.Atatürk .. Sayın Gökçen.... Lâtife Hanım'ın ailesi Fransa'da.. Ben bunu sofra sohbetlerinde resmen Atatürk'-den duydum.. Salih Bozok da... İzmir'e gönderiyor onları...... tanımadığım halde.... Fikriye Hanım'ın Atatürk'ün eşi olarak tutumu Lâtife Hanımdan farklı ne gibi bir seyir takip ederdi? — Fikriye Hanım. Ankara'ya dönüyorlar. Atatürk...

.. Herhalde Atatürk.Nebile 2 defa evlilik yaptı. Aksini söyleyecek kimse kalmadı hayatta. Herkes.. gece gündüz düşmanla savaşacağım.. — Bu konuda şahit olduğum bir şey yok... — (.. o kalpte bir takım duygular taşıyan bir insan... Maydos Karargâhı 'Sevgili dostum.Siz ki benim özel hayatımı takip etmekten memnun olmak istersiniz. Benim şu anda hatırıma bir şey gelmiyor... — Hayır hayır. Siz ki her şeyden haberiniz olduğunu iddia edersiniz . Gelip geçici duygulardır bunlar. ben Maydos'ta olacağım..o da bir insan. çünkü Nebile'yi de bir evlâdı mânevi olarak aldı Atatürk. ama..... o da bir insandı........ Fakat...... ÇANAKKALE SAVAŞLARINDAN Mm.. Mara. 54 memleketi kurtarmayı kafasına koyduktan sonra böyle bir olay kesinlikle olmamıştır.. büyük bir lider ama .... — Tahmini olarak bir şeyler söyliyemez misiniz? — Gözümle görmediğim için bir şey söyleyemem..... Son kartınız.)nin hanımı Zsa Gabor'un Atatürk'le bir aşk gecesi yaşadığı yolunda bir küçük haber çıktı geçenlerde. Corinne'e postaladığı mektuplardan izleyelim : 55 17 Mayıs 1915...... Hanımlar kendilerini biraz daha lanse etmek için falan.. her insanda doğal olarak bulunması gereken bir takım hislerden yoksun değildi..... Mimi.. Bir manastır hayatı mı yaşadı ömrü boyunca?. başkasıyla evlenmezdi .. Ama gençken olmuş olabilir. Komşu kızlarına filan aşık olmuş olabilir. — Büyük bir liderin özel yaşamı genellikle kapalı kalır. — Ben böyle bir şey olabileceğini sanmıyorum. Kitabımda işlemeye çalıştığım konu bu.. arkadaş bildiği kimselerin hanımlarıyla asla böyle bir şey yapmazdı.. CORİNNE'E MEKTUPLAR Ülkesi savaşa girdikten sonra Mustafa Kemal'i Sofya'ya hangi kuvvet bağlayabilirdi.. Aksini düşünemem hiçbir zaman.. O günlerin şartları içinde ve vatan görevi gerekleri çerçevesi içinde kalmış birer eski ve tatlı hâtıra idi artık... Tarife Hanımefendi. Göğsünde bir kalp. Elena. — Sayın Sabiha Gökçen.... hazırladığım kitabın konusu Atatürk ve aşk. Atatürk ve kadın.... O günlerin havasını. Muhakkak değildi. şimdi çok sevdiği askerlik sanatının odak noktasında.. — Benim tek diyeceğim şey: Atatürk.. — Elbette değildi.. Bunun benim kusurum olduğunu mu söylemek istiyorsunuz? Tabii değil mi. — Bu konuda söyleyebileceğiniz başka bir şeyler var mı? — Sizin soracağınız bir şey varsa sorun... hakikaten bir kimseye aşık olmuş biri değildir. o günlerin Mustafa Kemal'inin Mm.. O büyük bir kumandan. — Peki.... O bakımdan söylüyorlar. Bu yönünü de ben tes-bite çalışıyorum. Atatürk. herşey. Nikolina.. Nebile olamazdı âşık.. Daha pek çok böyle gerçek dışı şeyler çıkıyor ortaya...... bu gibi şeyleri ortaya atıyorlar. O büyük insanın çok yönleri tüm ayrıntılarıyla yazıldı..— O halde Atatürk'ün Latife Hanımla evlenmesi bir aşk izdivacı değil. Atatürk.. bir erkek. sevgili dostum Corinne bunları bilmeyecek ve her zamanki gibi mektuplarını ve kartlarını Sofya'ya gönderecek. Nasıl olur da benim savaş alanında bulunduğumu öğrenemezsiniz. Anna Todorova. Tekirdağ 19'uncu Tümen Kumandanlığına tayin edilen Mustafa Kemal. Gerçekten hayretler içinde kaldınız sanırım. Nebile âşık olsaydı Atatürk'e...... Bilemem... Ve bunları da benim yerime Fethi (Okyar) Bey alacak. Maydos'a Fethi (Okyar)nin bir kartıyla birlikte geldi.. Çanakkale Boğazı'nda durum buhranlı bir hal alınca sevgili dostumuz Nuri (Conker)nin eski yeri olan Tekirdağ'a giderek ordaki bir fıkranın kumandasını üstlenmemi isteyen acele bir 24 ... NEBİLE ZSA GABOR SÖYLENTİLERİ ¦— Nebile'nin Atatürk'e âşık olduğu yolundaki yayınlar gerçek dışı mı? — Gerçek dışı. nihayet Atatürk de bir erkekti. Belki seyahetlerinde herhangi bir kimse ile ilişkisi olmuş olabilir.

. hiçbir zaman benim gibi hareket etmez. MAZİ VE MAZİNÎN ANILARI ÖLÜMSÜZDÜR BENÎ UNUTMAYINIZ CORİNNE!. Aziz Corinne... Anlıyorsunuz ki oldukça meşgulüm.. Ama dostlar arasndaki bağları her zaman kuvvetlendirerek geçer gider zaman.” diyebilmektedir. Corinne'e yeni bir mektup yazmaktan kendini alamıyor. mermiler başlarımızın üstünde patlayıp gidiyor. kolay kolay aralamadığı kalbinin kapılarını. Sevindirici olaylar üst üste gelmektedir. Ama yine de şüphe etmeyiniz ki hafızalarımızda silinmez izlerini sakladığımız güzel anları asla unutmuş değilim!.. Miralay Mustafa Kemal'in karargâhı hâlâ Maydos' tadır.. Çünkü bu önemli savaşın onurunu Mehmetçiğe kazandırmayı tercih ettim. beni unutmayınız Corinne!. büyük asker Mustafa Kemal savaş meydanlarında ilk askeri zaferini kazanmış. 'Zaman geçer gider. anneniz hanımefendiye ve babanıza saygılarımı lütferi bildiriniz. Kurşun vızıltıları ve bomba gürültüleri 25 . Ve yerimde kalırsam kuvvetle umuyorum ki hep başaracağım!.. Benim bu konuda size verebileceğim bir izahat yok. Ben bu savaşta ölsem bile beni ve o hatıraları unutmaynız!. Arıburnu Cephesi'nde İngiliz kuvvetleri ağır yenilgilere uğramış.. Fırka Kumandanı M.. Günlük çalışmalarından arta kalan zamanlarında canı roman okumak istemektedir. Burada benim adım fazla duyulmazsa hayret etmeyiniz. Hattâ bu savaşta ölsem bile. “Harp Liyakat Madalyası” ile takdir ve taltif 57 edilmiştir. Matmazel Edith'e içtenlik dolu dostluk duygularımı. Corenne'e hafifçe aralamakta ve duygulu bir seslenişle “Geçmiş günler ve o günlerin hatıraları ölümsüzdür.. Karargahımın kâtiplerinden Hulki Efendi'nin İstanbul'a gelmesinden faydalanarak size bu satırları yazıyorum... Mısır'a hareket etmeden ve Kudüs'te dinlenmeye karar vermeden sizin evde bir akşam yemeği yiyebilen ve size sıcak duygularla veda edebilen Nuri. basit kartlar postalayabilirsiniz. şarapneller. 56 Corinne!. Siyasi ve askeri genel durum hakkındaki görüşlerinizi bana açıkça söyeyiniz Corinne... Sofya'dan ayrılışımı ve burada görev alışımı size niçin haber vermediğimi bana sormayınız. Mazi ve mazinin hâtıraları ölümsüzdür. Kazandığı zaferler ve madalyalar O'na göre bir başlangıçtır. Maydos.. 19. “CESUR VE İNANÇLI ASKERİM ŞEHİT OLURSA CENNET'E GİDECEĞİNE YÜREKTEN İNANMIŞ” Karargâhındaki görevlilerden birinin İstanbul'a yapacağı seyahati fırsat bilen Mustafa Kemal. 20 Temmuz 1915 “Sevgili Madam.telgraf almıştım. Çünkü postayla ancak pek mânâsız birkaç kelime yollamak mümkün olabiliyor. Almanlar da bu genç kumandanı Demir Haç Nişanı ile değerlendirmişler. Ve savaş gecesi siperlerin içinde Mehmetçiği harekete geçiren de odur. Kemal” Mustafa Kemal'in savaş içinden Corinne'e özet kurye ile ulaştırdığı bu mektup gösteriyor ki büyük asker. Mektubu bizzat size vermesi için fırkamdan bir zabit gönderiyorum. ÖLSEM BİLE!. savaş psikolojisinin belki doğal bir sonucu olarak Mr... Size istediğiniz zaman hemen cevap yazamazsam umarım ki beni mazur görür ve bana kısa.. Gece gündüz top sesleri. arkasından “Miralay” (Albay)lığa yükseldiği tebliğ edilmiştir kendisine. Birkaç gün önce içinde bir takım şakalar bulunan bir kartpostal yollamıştım. Savaş devam etmekte ve Mustafa Kemal büyük bir başarı ile İngiliz kuvvetleri karşısında savunmaya devam etmektedir.. Biliyordum ki bu.. Çanakkale Boğazı'nı müttefiklerin çıkarma girişimlerine karşı savunuyorum. Bir ilk adımdır. Buradaki hayat pek fazla sakin değil. Yeni dostlarıma Allahaısmarladık bile diyemeden Sofya'dan ayrıldım. benim için bir nezaketsizlik idi. Şüphesiz biliyorsunuz ki savaşı yöneten sizin dostunuzdur.. şu ana kadar daima başardım. İki aydır buradayım..

Çünkü bu olayların ardı arkası kesilmez. kızkardeşi Edith ile birlikte. Bu dinlenme ancak ölümden sonra mümkün olabilir. Siirt'ten gönderdiği mektubunda da Maydos'tan yazdığı son mektubunda olduğu gibi “Sevgili Madam” hitabı ile dikkati çkemektedir. Beşiktaş'ta Akaretler'de oturuyorlardı. Miralay: M. 1916 yılının başlarında tayini Kafkas Cephesi'ne çıkan ve Nisan ayının ortalarında Silvan'da kumandayı ele alan Mustafa Kemal. Daha önceki mektuplarının çoğunda “Sevgili Co-rinne” diye başlayan Mustafa Kemal.. Herkesin büyülendiği tatil ve esprili konuşmalarınızdan zev alabilmek imkânından mahrumum. Siirt.. Çok şükür ki askerlerim pek yürekli ve düşmandan daha dirençlidir... Belki de ablası Corinne'in büvük dostluğunu gölgelememek için içindeki duyguları bastırıyordu. beybabanıza saygılarımı ve Matmazel Edith'e en içten duygularımı arzetmenizi ve en sıcak ve saygı dolu bağlılılklarıma inanmanızı rica ederim. Uzun ve çok yorucu bir yolda iki aylık bir seyahatten sonra dinlenebilmek için bir fırsat olabileceğini sanırsınız değil mi?. Bir süre sonra. Harbiye Mektebi'nin karsısında bir konak vardı: Tabib Miralay Mösyö Luigi'nin konağı... Şehit olmak nedir.. bilir misiniz. Anneniz hanımefendiye. Çünkü dinsel inançları.. Üç gün sonra buluşacağız ve inanıyorum ki geçmiş günlerden ve sizin sevgili varlığınızla süslenen hatıralardan uzu uzun söz edeceğiz. Moralleri de yüksektir. Co-rinne oturuyordu. Bunları kesinlikle bilmemiz olası denil amma. Hulki Efendiye birkaç roman ismi verin. hurileri onları karşılayacak ve sonsuza kadar onların arzusuna tabi olacak. Orada Tanrı'n'n en güzel kadınları.KEMAL 19. Nerdee. Pangaltı'da. Doktor Hüseyin Bey. Edith'in fal baktığı günü sık sık anımsıyordu.. Üvey babası Ragıp Efendi ise bir süre önce ölmüştü. Oysa ben. 6 Mayıs 1916 “Sevgili Madam. Olayların etkisiyle sertleşen karakterimi -mantıklı öğütlerinize dayanarakyumuşatabilmek için romanlar okumaya kararlıyım. Bu nedenle aşk duygularından ve pek az fikrine katıldığım bir insan'n hayat felsefesinden başka bir şey ilham etmeyen bir romanın tefrikalarını okumak ihtiyacını duydum. gidip satın alsın. Ve mektubun içeriğinde “Matmazel Edith” daha fazla bir ağırlık kazanmaktadır. Matmazel Edith'in Mustafa Kemal'e karşı özel bir sempatisi vardı. bu muhayyel istirahata kavuşmak için Tan-rı'nın cennetine gitmeye hiç de niyetli değilim. YA DA HİÇ UNUTULMAMAK İSTERDİM!. Adı ve ünü bir anda bayraklaşan Mustafa Kemal her gittiği yerde büyük bir saygı ve hayranlıkla karşılanıyordu. Gerçekten onlara göre 2 sonuç ihtimali var: Ya gazi olmak ya da şehit olmak.içinde adeta bir cehennem hayatı yaşıyoruz.. ben bu mektubu yazarken yanımda Size neler yazdığımı soruyor ve kimin Matmazel Edith'e ait olduğunu öğrenmekte ısrar ediyor. En yüksek 58 mutluluk!.. sevgili Madam. doğru cennete gidecek. OLMAK. Corinne'e yazılmış mektuplarda ve Corinne'den Mus59 tafa Kemal'e ulaşan haberlerde bu duygunun belirtilerini sezmemiz çok kolay. Sevgili Edith'in —âdeta bir melek gibi— falımıza baktığı tatlı anları —kendisi memnun ve mutlu olsun diye— hatırlamamıza müsaade eder misiniz? 60 26 . Yarın yine bir başka yönde yola çıkıyorum. Bu konakta yüzbaşı Ömer Lutfi Bey'in dul eşi Mm.. Mustafa Kemal'in kahve falına bakmıştı. Fırka Kumandanı" “YA HİÇ DOĞMAMIŞ. Siirt'e üç gün uzakl'ktaki Miyotarkin'de benimle fou'uşması için Diyarbekir'deki Nuri'ye talimat verdim. Gerçek dostluğumu kanıtlamak için bu kez sizden önce kaleme davrandım.” Çanakkale savaşlarının genç ve muzaffer kumandanı İstanbul'a döndüğü zaman annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşi Makbule.. onları çok defa ölüme götüren emirlerimi derhal yerine getirmelerini gerektirmektedir. Ziyaretlerinin birinde Matmazel Edith.

MUSTAFA KEMAL'E GERÇEKTEN ÂŞIK BİR GENÇ KADIN: FİKRİYE Mustafa Kemal'in üvey babası Ragıp Efendi'nin bir kardeşi vardı: Miralay Hüsamettin Bey.. Altın saplı şemsiye vereceğim. Beni bekleyen büyük işler ve vazifeler var!. Gözüm kapanmadan evlen!.“. Yalnızım ama herşeyi tasvir edebilmekten acizim. Osmanlı İmparatorluğunun ve müttefiki Almanya'nın yenilgisiyle biten Birinci Dünya Savaşı'nm mütareke yılları..... duygulu. Mustafa Kemal'i etkilemek için uydurulmuş bir senaryo idi aslında. hırslı ve memleketinin geleceği için mutlaka bir şeyler yapmaya kararlı bir general... Bitlis'in ve Muş' un düşmandan geri alınmasındaki başarısı nedeniyle yeni yeni takdirler.. Oysa şimdi aradan çok zaman ve çok olaylar qeç-mişti. Paradan yana düşünüyorsan.. Oğlunun cevabı yine kesindi: — Anneciğim .. PADİŞAH KIZIYLA EVLENİP SARAYA DAMAT OLMAYI REDDETTİ Bazı kaynaklar Mehmet Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan'ın “Fahri Yaver” Mustafa Kemal Paşa'ya âşık olduğu yolunda söylentiler çıkarmıştı. Zübeyde Hanım.... Padişahın kızkardeşi Prenses Münibe'nin aile dostlarıyla birlikte aracılık yaptığı bu konu için Mustafa Kemal Paşa'nın kararı olumsuzdu.. güzelliği dillere destan Sabiha Sultan'ın özel bir ilaisi vardı nene generale. Bu.. bu güçlü ve 62 ünlü kumandanı saraya damat yaparak sallantıda olan Osmanlı saltanatını kurtarabilme umudunu biraz daha sürdürmekti. şimdi evlenmenin sırası değil!. paşalığa yükselişi daha önceden kendisine tebliğ edilmiştir. Saraydan aracılar gelip gidiyordu Sabiha Sultan'la Kemal Paşa'yı başgöz etmek için. artık delikanlı bir zabit değil. Şu anda yalnızım... CHATEAUBRİAND” Adres: General Mustafa Kemal Diyarbekir” Mektubunu altındaki imzada “General” kelimesi bulunması göstermektedir ki Mustafa Kemal'in Mirliva (Tuğgeneral) lığa terfii 1 Haziran 1916 olmasına rağmen.... Ruhların takati bittiği zaman generaller kendUerine gelemezler. Ve birbirini izleyen olaylarla yüklü yıllar..... Zübeyde Hanım o yıllardaki görüşmesinde ısrarla üstüne üstüne gitmişti meselenin: — Oğlum!. oölunun kısmeti açılmıştı: Padişah Vahdettin'in kızı.... Mektubumun geri kalan kısmını şu anda cnüm-de duran bir kitaptan alıntılarla dolduracağım... ve zaferler. demişti.. Matmazel Edith ile ilgili sa-t:rlan yazdığım sırada beni yalnız bıraktı. Vatanın meseleleri halledilmeden insan kendi meselesini düşünemez!.. oğlu Mustafa Kemal'i evlendir meyi tâ Selanik'te oturdukları zamanda beri istemektedir.. Mümkün değil bu.. Veliaht Vahdettin Efendi ile Almanya seyahati. 61 Harbiye'yi bitirdiği yıllarda aynı konu yine yer almıştı.... kültürlü.. Damat Mustafa Kemal paşa olmayı kesinlikle kabul etmedi. askerlerle.. Halep.. ya da hiç unutulmamayı isterdim. Suriye. Ve de.. İstanbul'a dönüş....... Ben vatanımla evliyim... Her şeyini ben temin edeceğim. Başkumandan Vekili Enver Pa-şa'nın masasına kadar ulaşan “Mustafa Kemal” imzalı sert raporlar.yakışıklı. Zübeyde Hanım'ın gündeminde.... Annesinin bu yöndeki teklifini kesinlikle reddeden genç zabit Mustafa Kemal aynen şöyle demişti o zamanlar: — Anneciğim.Doktor Hüseyin Bey. 27 .diyordu. Ben vereceğim. hiç düşünme. Mustafa Kemal Paşa idi o artık. İkinci Ordu Kumandan Vekilliği'ne tayini. Bugün evlenmekten daha mühim memleket işleri var. yıldızı parlamış ünlü bir generaldi. Zübeyde Hanım'a pöre... Madalyalar.. MİGNET” Son söz: “Ya hiç doğmamış olmayı.. 35yaşındadır Mustafa Kemal... Çünkü esas amaç. Zübeyde Hanım'ın sevgili evlâdı. generallerle ve para ile birlikte sona erer. Çok genç .

Aşırı derecede duyarlı. 11. Bursa tarikiyle (yolu ile) Ankara'ya gittiğinden ve hemşiresi jülide Hanım dahi vefat ettiğinden (öldüğünden) yalnız kalmış ve bu hal ile artık İstanbul'da devam-ı ikameti (oturmaya devam etmesi) gayrimümkün (o'anaksız) olduğundan oraya ne suretle ve hangi tarikle (yolla) hareketi tesvip (onay) buyrulursa emı-ü irade develtle-rine mutnazır olduğu (yüce emir ve isteklerinize hazır olduğu) arzolunur. bugün İstanbul'dan gelmiştir.1336 (1920) tarihini taşıyan bir yazı: 64 Karadeniz Ereğlisi Şifre: 767 Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Fikriye Hanımefendi. Ankara'da kalmakta bulunduğu “Ziraat Mektebi”nden şimdiki Ankara Gan'nın yanında bulunan “Direksiyon binası”na nakletmişti. Ama Bekir Çavuş'un hizmetleri de. diğer görevlilerin çalışmaları da. Ama çok önemli bir sorun vardı: İstanbul'dan Anadoul'ya geçmek. elbet olası değil. Haber. Enver adında bir oğlu. Mustafa Kemal in Anadolu'ya geçtikten sonra Fikriye'nin duygusal bir bunalıma kapıldığı. Bilinmiyor kesinlikle. 63 her zaman herkese ondan söz ettiği. Rumeli'liydi. Şimdi. mutluluktan. amcasının bu yakışıklı üvey oğluna karşı sevgisel bir yaklaşım içindeydi. çocuk yaşlarında piyano dersleri almaya başamıştı. başta Makbule Ata'dan olmak üzere. Mustafa Kemal'in rahat ve huzurunu sağlamaya yetmiyordu. Kim düşündü?. “Ağabey” diye hitap ettiği ve ağabey gibi sevdiğini sandığı Mustafa Kemal Paşa'nın çevresinden ayrılmayan kanatsız bir melek gibiydi Fikriye.50 28 . Jülide ve Fikriye adlarında iki kız vardı Hüsamettin Bey'in. Diğer çocukları gibi kızı Fikriye'yi de batı kültürü ile yetiştirmeye özen gösteren Miralay Hüsamettin Bey. çok duygulu. Ankara'nın en ¦kritik günlerini yaşadığı o dönemde bu fikri Mustafa Kemal'in de onayladığıdır. coşkudan uçuyordu adeta. Türkiye'de ilk kez bu kitapla kamuoyuna yansıttığımız tarihi ve resmî belgeleri konuşturalım biraz: “Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci” imzasını taşıyan 11.. Bu fikri ilk kez ortaya kim attı?.36 Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci Bey'in aynı tarihte Ankara'ya çektiğKbir telgrafın metni de şöyle: TELGRAFNAME Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Merkezi No: Kelime Alındığı mahal Tarih ve saati Ereğli 378 50 Kastamonu 23. Bilinen tek şey. Duygularının ne zaman güçlü bir aşka dönüştüğünü bilmek. onu çok aradığı ve özlediği. bu küçük bina içinde Mustafa Kemal Paşa'ya hizmet etmeye çalışan görevlilerin başında geliyordu. Kızı Fikriye. sanıldığı kadar kolay değildi o günler. bilgili ve ileri görüşlü bir askerdi. ilk sıralarda. sevinçten. Genç kızlığının ilk kilometre taşlarında Mustafa Kemal Paşa ile tanışan Fikriye. gözlem ve izlenimlerinden oluşan bilgiler. her büyük aşkın ilk yol kavşağında olduğu gibi. ince ruhlu bir genç kızdı. Bu anlattıklarımız. Ancak. Sivas Kongresi'nden itibaren yanından ayırmadığı Bekir Çavuş.11. 1920 yılının sonbahar aylarıydı.Mustafa Kemal'in üvey amcası sayılan Miralay Hüsamettin Bey. Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa. İstanbul'a özel bir kurye ile ulaştırıldı. ' Biraderi Enver bey.. Fikriye.11. o günleri yaşayan canlı tanıkların anı. İşte bu sırada Fikriye'nin Ankara'ya getirilmesi ve yakın akrabası Mustafa Kemal'in hizmetinde görev alması düşünüldü. Atatürk'ün kız kardeşi rahmetli Makbule Atadan'ın da kabul ve beyan ettiği bir gerçek.

(okunamadı) üzere Kaymakamlıktan temin edilecektir.. derhal çekilmek üzere bu telgraf müsveddesi hazırlanmış. Mithat Bey Fikriye Hanımefendi ile birlikte bu gece alaturka saat beş buçukta Kırım vapuru ile inebolu'ya hareket eyled'ği ve esbab-ı seyahatleri (seyahat sebepleri) temin ve keyfiyet (durum) İnebolu Kaymakamlığı'na da telgrafla bildirildiği arz olunur efendim. . daha önceden Ankara'dan çekilmiş bir telgrafa yanıt olduğu anlaşılan bir “Telgrafname” ile “Fikriye Hanımefendinin seyahati ile ilgili bilgiler sunan Karadeniz 65 Ereğlisi Kaymakamlığının bu belgelerinden başka iki belge daha var dosyamızda.11. 13 Seryaver: Sdih (imza) Akaretler'deki 76 No'lu eve sık sık gelen Fikriye. (imza) (imza) Bir yandan Fikriye Hanım'a.36 ve 5-2957 tel. Yazılmıştır. şakalaşır ve görünüşte bir “ağabey sevgisi” ile dolup dolup taşardı Mustafa Kemal için. 11.1336 Kaymakam Naci Mustafa Kemal Paşa'ya hem yazıyla hem de. 29 .1336 (Özel kalem) Adet: 767 Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Vasıtasıyla Fikr'ye Hanım'a Muvasalatınızı (varışınızı) şimdi haber alarak yanınıza şayanı emniyet (güvenilir) polis memurlarından birinin tefriki ile (yol arkadaşı olarak ayrılmasıyla) Ankara'ya hareket etmeniz arkadaşlarımdan o'up birkaç gün evvel buraya gelmek üzere Ereğli'ye geldiğini haber aldığım M'th-t Bey'le birlikte gelmeniz.11.13. (İstekleri gereğidir) Sizin de buna göre hareket etmeniz muvafıktır (uygundur). Hareketinizin iş'arı (bildirilmesi) Paşa Hazretlerinin arzuları iktizasındandır.1336 (Başkanlığı) Kalem-i Mahsus (Özel Ka!em) ' Adet (sayı): 767 Karadeniz Ereğüsl Kaymakamlığı'na.Dahiliye Vekaleti Vekili Adnan Bu telgrafın şimdi makina başında keşide edilmesi (çekilmesi) emrolunmuştur. 13.C.11..11.1336 (1920) tarihini taşıyan belge. Mustafa Kemal Paşa'nın her türlü hizmetinde bulunur. Büyük Mil'et Meclisi Yaver: Salih Bun'arın şimdi maklna başında keşidesi (çeklmesi) Yazıldı. Kaymakamlığa yazlmıştır. günlük ev işlerinde “Zübeyde Hanım Teyzesi”ne yardımcı olmaya çalışır. doğrudan doğruya Fikriye Hanım'a yazılmış bir telgraf müsveddesi. eiyevn (şimdi) orada olup bursya gelecekler ise kendileriyle birlikte gönderilmelerinin muvafık (uygun) olacağı bildiriliyor. Fikriye H&nım'ın yanına şayanı emniyet ve itimat (güvenilir) polislerden birinin tefriki (yol arkadaşı olarak ayrılrnası)ile Kastamonu'ya kadar gönderilmesi ve bu hususta ihtiyar ediienek (yapılacak) mesa-rifin (giderlerin) buraya iş'arı (bildirilmesi) ile derhal tesviye edileceği (ödeneceği) ve şayet İzmit Fasrika Müdir-i sabıkı (eski müdürü) olup birkaç gün evvel oraya geldiği haber alınan Mithat Bey.11. Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara Kalem i Mahsus 13. Paraca olan ihtiyacınız buradan. bir yandan da Mustafa Kemal'in emri ile Karadeniz Ereğlisi Kayma-kamlığı'na ayrı bir telgraf çekilmiştir: 66 Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara Riyaseti 11. bazı günler O'nunla söyleşir.

huzurunu. güvenliğini -duyaulu bir kadın yüreğinin coşkulu çırpmışlarıyla. Türkiye Cumhuriyetinin ilk Anayasası olan “Teşkilâtı Esasiye Kanunu”nun ön hazırlıkları yapılıyordu.. yoğun bir konuk trafiğinin akışı içindeydi. Kısa bir süre önce askerlerin ve muhafızların gördüğü bir çok hizmetler. bu denli büyük olayların oluştuğu ve geliştiği bir ortamda. rahatı ve hısru-ru olmak üzere her konuda büyük br özen ve duyarlık içindeydi Fikriye. Çerkez Ethem. Osmanlı Devleti'nin kaderini belirlemek için. Beğendiler. o günlerin yaygın adıyla “Villa”. yen konutlarında piyanonun başına geçer. Baş yaver Salih Bozok. PİYANO BAŞINDAKİ ROMANTİK KIZ Çankaya'daki köşke taşınma... Ve geciktirilmeden buraya taşınıl-ması için gereken ön işlemleri ve hazırlıkları tamamladılar. Gecenin. gündüzün her saatinde “Direksiyon binası”ndaki konut.. Fikriye Hanım. uzak mesafelerden 67 beklenen duygulu konuğuna kapılarını açtığı günler.Fikriye. kendi duygularını belki çevresine sezdirmemek için. Mustafa Kemal Paşa'nın oturabileceği ve rahatça çalışabileceği veni bir yer gerekiyordu. öğle sonu gezintileri yapardı Çankaya sırtlarında. deliler gibi âşık olduğu Mustafa Kemal Paşa'sının yanında ve hizmetinde bulunduğu için mutluydu. 6 Ocak 1921 tarhiinde Yunan kuvvetleri tüm cephelerden saldırıya geçmişlerdi. düşman kuvvetlerinin büyük saldırılara hazırlandığı. Çocuk yaşlarından bu yana içinde yaşattığı duygularını.. saygı. Çerkez Ethem'in büyük problemler yaratarak Ankara'ya kafa tuttuğu ve gizliden gizliye isyana hazırlandığı kritik bir" dönemde. Fikriye Hanım. Çankaya sırtlarında büyük ve güzel bir köşkün varlığından söz ettiler Mustafa Kemal Paşa'ya. Ruşen Eşref (Ünaydın) ile eşi Saliha Hanım. belki de bu duyguları anlaşıldığında Mustafa Kemal Paşa'nın ilgisini yitireceği kaygısıyla çok ölçülü ve dikkatli davranıyordu. köşkün hizmetlerini yürütme çabasmdaydı. şefkat. Piyanonun tuşlarında dolaşan zarif parmakları Paşasının çok sevdiği Rumeli türkülerini hep aynı sevgisel mutluluk içinde çalıyor ve türkü faslı bittik69 ten sonra çok anlamlı bir şarkı ile noktalıyordu bilinç altına ittiği duygularını: Mani oluyor halimi takrire hicabım!. Ve daha pek çok önemli konu vardı Mustafa Kemal Paşa'nın gündeminde. zaman zaman Rumeli türküleri çalardı Mustafa Kemal Paşa' nın günlük yorgunluğunu birazcık olsun silebilmek için. sevgi.. Ankara'ya kafa tutuyordu. Henüz birinci yılını doldurmamış bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti. Ankara istasyonundaki “Direksiyon binası”. boynunda Mustafa Kemal Paşa'nın teşbihinden yapılmış bir kolye. yeni bir renk ve güvence katmıştı Mustafa Kemal Paşa'nın yaşamına: Başta Paşa ağabeysinin sağlığı. zarif bir kadın ruhunun gözetim ve denetimi altında yeni bir biçime sokulmuştu. “Reis Paşa”nın direktifleriyle. çok önemli sorunların çözümü için uğraşıyordu. Ruşen Eşref ve eşi. 30 . Hepsinden önemlisi. Bu geçici konutun ihtiyacı karşılayacak büyüklükte olmaması çeşitli sıkıntılar doğuruyordu. içtenlik dolu bir ilgi ve hizmete dönüştürebildiği için mutluydu.. dağ qibi sorunları göğüslemeye çalışan Mustafa Kemal'in rahatını.. Fikriye'nin Ankara'ya gelişi...sağladığı için mutluydu.. Çok sevdiği.. kimi zamanlar ata biner. sağlığını sarsabilecek kadar yoğun bir çalışma ile. Mutluydu Fikriye Hanım. Çocuk yaşlarından beri piyano çalan Fikriye Ha68 nım. Sık sık toplantılar yapılıyordu. Londra Konferansı toplanıyordu. Ayaklarında zarif çizmeleri. .. bir payton arabasına binerek gidip baktılar köşke. köşkün düzenlenmesi işlerinin tümü Fikriye Hanım'ın gözetim ve denetiminde yapılmıştı. 1920 yılının kışı başlamak üzereydi.

.. içine gömdüğü büyük sevgiyi çevresinden gizlemeye çalışarak Çankaya Köşkü'nün yö71 netimin] üzerine aldığı zaman 25 yaşını henüz doldurmamıştır.. Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'-la yaptığımız günler ve haftalar boyu süren uzun qö-rüşme.1338 Ktı'em-i Mahsus. birkaç ay sonra yapacağı Büyük Taarruz'un ön hazırlıklarını denetlemek üzere cephede bulunduğu bir sırada Fikriye Hanım'ın sağlıksal durumunu da izlemek gereğini duymaktadır.. Fikriye için çok büyük bir mutluluktur. Sakarya zaferi. Derken Başkumandanlık Kanunu'nun Meclis'te görüşülmesi. Fikriye Hanım'ın yüreği başka çağrılar içindeydi.... Ve daha nice olaylar.. Sık sık doktor kontrolünden geçiyordu.. hele hele. Gerek.Müdiriyeti (Özel Kalem Müdürlüğü) Şifre: 150 Takiben (Nerede olduğu izlenerek kendisine verilmek üzere) Garp Cephesi'nde Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Paşa Hazretlerine Fikriye Hanımefendi... Arkasından İstanbul ve Ankara hükümetlerinin birlikte katıldıkları Londra Konferansı. duygusal yaklaşımların öyküsünü yansıtmak amacını taşımıyor. Çankaya Köşkü'nün yönetiminde söz sahibi olmak. Riyaset Kalem i Mahsus Müdürü (Başkanlık Özel Kalem Md) Hayati Fikriye Hanım. Başkumandan Mustafa Kemal. Mutlu günler çabuk geçer.3.. bu yandan Büyük Millet Meclisi' ni... Fik-riye'nin sağlık durumu ile de yakından ilgileniyordu. Bunların tüm Çankaya'daki köşke taşınmadan sonraki ilk altı ayın tarihsel olaylarıydı. Bugün kendisini muayene eden doktorun.) kaptığını ve iptida (önce) kinin ile sıtma ve bila-hsra (sonradan) böbrek rahatsızlığı tedavi olunacağını söylediğini kendi ifadelerine atfen (dayanarak) arzederim. Sağlığı bozulmuştu. Fikriye Hanım'ın mutlu günleri de sayılıydı.. bir yandan cepheyi.. Bu kitap... * 31 . Başkomutan Mustafa Kemal Paşa.. Bu ilginin niteliğini saptamak oldukça güç olmasına rağmen yorumunu ve değerlendirmesini yapmak o denli zor değildir. bir yandan uluslararası konferansları izlemek ve yönlendirmekle yetinmiyor. sıtma olduğunu ve ayrıca da bir böbreğinin zafiyetinden biraz (. Savaş meydanları “Geeel!. gerek diğer araştırmalarımız sonunda sağla70 dığımız resmi nitelikteki belgeler göstermektedir ki Fikriye Hanım'ın büyük sevgisine karşı Mustafa Kemal Paşa da tamamen ilgisiz değildir. sadece bir takım romantik sevgilerin. Fikriye Hanım'ın iç dünyasındaki savaşlar da.. Birinci ve İkinci İnönü Savaşları.Piyanonun tuşlarında dolaşan parmaklar bir süre sonra mutfakta irmik helvası hazırlıyordu Mustafa Kemal Paşa için.. Atatürk gibi büyük bir insanın özel yaşamındaki tarihsel gerçekleri saptamak ve unutulmasını önlemek de bu eserin yazılış amaçları arasındadır. Gel!. yataktan kalkmıştır. 28 Mart 1338 (1922).” diye çağırıyordu Başkomutanı. Mustafa Kemal.. Tarih. Olaylar çok hızlı gelişti: 20 Ocak 1921'de Teşkilâtı Esasiye Kanunu kabul edildi Büyük Millet Meclisi'nde... Deliler gibi sevdiği Mustafa Kemal Paşa'nın yakınında olmak. Yunan cephesinde savaş devam ediyordu. Aslı Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde 14767 sıra numarasında kayıtlı bulunan bir belgenin elimizde bulunan suretini birlikte okuyalım: Türkiye Büyük Millet Meclisi Zata mahsustur Riyaseti 28.

akla hayale gelmeyen iç ve dış olaylar. Binaenaleyh valide ile hemşireyi İzmit'e getir sen. mutlu ve güzel yıllar.. sofrabaşındaki Mustafa Kemal Paşa'yı dikkatle dinliyorlar. sofraya gelsin? Çankaya Köşkü'nde konuk bulunan ve sofradan erken kalkmış olan Makbule Hanımın kocası. Mahmut Soydan'ı caöırdı. Fikriye Hanım'la Makbule Hanım'ın ne ilk tartışmalarıydı. 73 O.. tâ İstanbul'dan. kendisini yalnız Mustafa Kemal Paşa'ya değil. Klod Fa-rar'Ie görüştükten sonra valide ile birlikte Ankara'ya dönerim. — Mustafa Mecdi Bey'i uyandır.. İZMİR GÖZTEPE'SİNDE SİYAH GÖZLÜ BİR GENÇ KIZ: LATİFE HANIM!.. ama bu kez Ankara'da Çankaya Köşkü'nde..Mustafa Mecdi Bey'i uyandırdıklarr zaman sabah yakındı. Ruşen Eşref. Mustafa Kemal'in üstüne... sevimli. O sıralarda Türkiye'yi ziyaret eden Klod Farer'te görüşmek için Mustafa Kemal Paşa'nın yapacağı Iz72 mit seyahati üzerinde sohbet ettikleri bir sırada Mus tafa Kemal. zaman zaman Fikriye ile tartışıyor ve ağabey-sine karşı gösterdiği aşırı ilgi nedeniyle bir antipati duyuyordu Fikriye Hanım'a. Bir gece... — Başüstüne Paşam!. Gnler. ÇANKAYA'DA BİR GECE. Çankaya'da ünlü sofraların kurulduğu bir gece.. Bu. Hattâ Mustafa Kemal'in kızkardeşi Makbule Hanım. sonra kelimelerin üstüne basa basa: — Seninle görüşmemiz yarım kalmıştı... artık yeni unvanı “Gazi Mustafa Kemal Paşa” olan büyük kumandan 9 Eylül 1922'de askeri şahlanışını İzmir'de noktalamıştı. kuşandı ve tekrar sofra erkânına katıldı Mustafa Mecdi Bey.. Akaretler'deki evden beri sürüp giden bir duygusal yaklaşımın doğal belirtileriydi. O da senin fikrinde. bu içten davranışları. henüz Mustafa Kemal gelmeden İzmit'te kapıştılar.. dedi. o yıllarda Emir Subayı olan sonraki yılların Siirt Milletvekili. Makbule Hanım da kaygı ile sezmişlerdi o zaman... eniştesine önce bir kadeh içkf ikram etti... tüm köşk presoneline sevdirmişti. Mustafa Mecdi Bey de İstanbul'a gitmiş karısı Makbule (Atadan) Hanım'la Zübeyde Hanım'ı.titiriyordu adeta. siz de hemşire ile İstanbul'a dönersiniz!.. Ali Kılıç.. Araları şeker renk olan Makbule Hanım'la Fikriye Hanım. Mustafa Kemal. 32 . Mustafa Kemal'in eniştesi. Bir Fikriye ile görüştük. Sofradaki kalabalığın bir kısmı çekilip gitmişti. sayısız isyanlar ve birbirini izleyen zaferlerle sona ermiş.... Bir süre sonra. Sıcacık bir hanım ilgisinin köşkün kavasını ne denli değiştirdiğini gören Mustafa Kemal Paşa kızkardeşi ile annesini de Çankaya Köşkü'ne aldırmayı düşünmüştü. Zeki. becerikli bir kadındı Fikriye Hanım. * 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan bir mücadele.... Yıllar geçti Çankaya Köşkü'n-de. Giyindi. Fikriye Hanım için her anı bir ömre bedel. O'nun bu candan ilgisi.. Fikriye'nin bu duygusal eğilimini Zübeyde Hanım da... Fikriye Hanım da sofrada. Makbule Hanım'la aralarındaki zıddiyet ve geçimsizlik Fikriye Hanım'ın köşkteki yaşamını etkilemedi. Çok sevdiği Mustafa Kemal Paşasının tarihlere sığmayan mücadeleleri ve zaferleriyle dolu yıllar. artık Mustafa Kemal Paşa'ya kızkardeşinden daha yakındı.. Ben.. ne de son. tartışma ve sürtüşmelere kaldıkları yerden devam edeceklerdi. Haftalar.... Fuat Bulca. Birbirlerini incitecek kadar hırçın davranışlarla tartıştılar. Mustafa Kemal Paşa'nın emrine uyarak İzmit'e göndermişti..** Kısa bir süre içinde Çankaya Köşkü'nü düzene sokan Fikriye Hanım. Klod Farer ile İzmit'te mülakat yapacak olan Mustafa Kemal'in ordaki istirahatinin ön hazırlıkları için Fuat (Bulca) Bey İzmit'e hareket ederken Fikriye Hanımı da aldı yanına.

siyahlar giyinmiş. hürmet. Göztepe semtinde Uşşakizâde Muammer Bey'in köşkünde Başkumandan Mustafa Kemal Paşa için hazırlanan sofrada. Burada bırakmş olduğunuz şeref. hayalen daima beraber yaşayacağım. yıllardan sonra yazacağı anılarında o güzel İzmir akşamındaki bu karşılaşmayı şu cümle ile tanımlayacaktır. bir yandan Lâtife Hanım'ların köşkünde gördüğü candan yakınlığın yarattığı “isimlendirile-meyen duygu”. (Kalbini bağlamamıştır) Nazarında hiçbir şeyin ehemmiyeti olmamıştır. Bu zavallı kızcağız. Fikriye Hanım'ın 33 . Daima emr-i devletlerinize intizar eder (emirlerinizi bekler). Mademki bütün saadetimi zat-ı devletinizin hizmetinde buluyorum. Fakat ilk görüşte dünyanın en büyük dahisi. samimiyeti almak tenezzülünde bulunmuştur. Yegâne emelim münciye (Kur-tarıcya) daima hizmettir. Lâtife. Bendenizi bir dakikacık hatırlamış olmaklı-ğınız.. uzun siyah kirpikli. iki ellerinizi kemâli hürmetle öperim. elâ gözlü. şimdiye kadar hayatın birçok acı sayfalarını okumuş. “O akşamı şenlendiren olay.” * ** Lâtife Hanım'ın. Fiilen olmasa. Hiç olmazsa iki heyecanlı gece geçirdim. Latife Uşaklıpil'cVr. Fakat yalnız bendenizin olan çok kıymetli ve ebedi bir şeyi daha vardır: O da canlı hâtıranızdır.. ihtişam ve bilhassa samimiyetten sonra yapayalnız nasıl yaşayabilirim?. kendisi için saklanmış olan sadakat. bir yandan büyük milletin coşkun sevgisi.. Bar zen dalıyorum. bütün ailemin hale-i saadetidir (Mutluluğunun ışıltısıdır).. Kendisine büyük bir yakınlık ve saygı gösteren yaverler. daha sonraki yol kavşaklarında kendisini hangi sürprizlerin beklediğinden habersiz. büyük bir mutulluk kaynağı. Bu rüyalardan uyanışımda: “Ya Rab ne eksilirdi deryayı izzetinden” diyor. Bir süre İzmir'de kaldıktan sonra Ankara'ya dönen Gazi Mustafa Kemal. mukaddes Paşam.. (tçim rahat. İzmir'den Ankara'ya yönelik duygusal seslenişleri devam ederken Fikriye Hanım Çankaya Köşkü'nde “Gazi Paşa'sına her gün biraz daha artan bir sevgi ile bağlanmaya devam ediyordu. cıvıl cıvıl bir genç kız. Evet!. 25 Ekim 1922 tarihinde Lâtife Hanım'dan şu mektubu aldı: “Göztepe. Pek mesut dakikalar yaşadım.Güzel bir İzmir akşamı. Yoksa bu kadar debdebe.. Görüyorum ki bütün hissiyatımla zât-ı devletini-nizi takip etmekteyim. hiç kimseye rabt-ı kalb etmemiştir. Kurtarıcı'yı takipten hâli kal75 mayacağım. Esasen zat-ı devletinizi bu kadar temiz ve her türlü şahsi menfaatten uzak olarak seven kaç kişi vardır? Rahatsızlığını işitince ne kadar mahzun ve mükedder oldum.. yegâne arzum.10. gözyaşları döküyorum. afiyette olduğunuzu tahmin ediyorum. ortaya yakın boylu. saatlerce gözlerim kapalı düşünüyorum. Madem ki seyahatinize devam ettiniz. Muvafakat buyrulmadı. Belki: “— Beni yirmi gün görmekle bu kız benden ne istiyor? Ve bu hakkı ona kim vermiştir?” diye hiddelenirsiniz. gıpta edilecek bir şereftir.1338 Mukaddes Paşam. o'muştu. Şimdi de derin bir teessürün altında ezilmekteyim. Birçok defalar ufak bir vazife istirham etmiştim. müsterihim. 25. Meşguliyetiniz arasında kalbimin en derin köşesinden fışkıran cümlelere atf-ı nazar ederseniz (Bir göz atarsan-z) mesut olacağım. Babası ve küçük kardeşi Avrupa'da olduğu için köşkte annesiyle birlikte kalan bu zarif genç kız.. Hayatımın son dakikasına kadar mesut veya bedbaht edileyim.) Bursa'ya hareketim hakkındaki emre teşekkür ederim. her ne şekilde olursa olsun sadakatimin yanınızda bir silah olmasıd-r.” Yıllardan beri cepheden cepheye koşan ve sürekli bir didinme içinde olan Mustafa Kemal Paşa 74 için İzmir'de kaldığı günler kısa bir istirahat dönemi olmakla kalmadı. bu iki kişi arasındaki aşk başlangıcıydı. Ünlü yazar ve o gecenin tanıklarından Halide Edip Adıvar.

ertesi gün doktorların tüm ısrarlarına karşı koyarak hastaneden çıkıp doğru Münih garına koşuyor. Hemşire Martha'nın getirdiği gazetelere dalıp gitmiş. bir kez olsun Mustpfa Kemal Pasa'sı ile aörüşebilmeliydi. Yüreğini dolduran gizli ve büyük aşkının acılarını zaman zaman bölüştüğü Memduha (Kule) Ablasının oturduğu Kazasker Hayrettin Molla'nın Konağı. o anda duyabile77 ceği hisler ne ise Fikriye Hanım da aynı duygularla sarsılıyor. doğru Sultanahmet'e. Münih'te çok buhranlı günler geçirdi Fikriye Hanım. AŞK SÜRGÜNÜ FİKRİYE HANIMIN MÜNİH'TEKİ BUHRANLI GÜNLERİ Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle Fikriye Hanım' in Almanya'da birkaç ay istirahat etmesi uygun görüldü.. Aşk denilen o yüce duygunun bir insana neler getirdiğini ve bir insandan neler götürdüğünü bilebilmek için ne falcı olmaya gerek var. KAPILARI ZORLAYAN AŞKIN GÜCÜ Sultanahmet.. O anda dünyalar yıkılıyor Fikriye Hanım'ın yüreğinin üstüne. İshak Paşa MahaHeâi. sırdaşıdır.. Memduha ab-la'sı onun hem eski ev sahibesi.. —Lâtife ve Fikriye Ha76 nımların— Çankaya Köşkü'nde bir arada bulunmaları bir yana. mutlaka Ankara'ya kadar gidebilmeli. Bu yorgun.. O geceyi sabaha kadar uykusuz geçiren genç ve hasta kadın.. bir bakıma Lâtife Hanım'la evlenmeye karar vermesi sayılırdı. Münih sanatoryumunda. Mustafa Kemal. 6. Zaten Salih Bozok'tan başka İzmir-Ankara arasındaki yazışmadan haberi olanlar pek azdı. Fikriye Hanım'ın yabancı olduğu bir semt değil. yıllardan beri kendisine en saf ve en içten bir duygu ile bağlandığını çok iyi hissettiği Fikriye Hanım'ın —kişiliğini incitmeden Çankaya'dan Ankara'dan uzaklaştırılması çarelerini düşünmeye başlamıştı. Siirt Milletvekili Mahmut Soydan'ın muhafazası altında Ankara' ya veda ettiği gün. tüm umutlarını ve tüm yaşamını bu kutsal duyguya bağlamış her kadının. Takvimlerin üstünden sayısız yapraklar uçuo gitmişti. genç kadının içi rahat değidli. hem de dert ortağı. uzun süreden beri tedavi altında olan bir aşk sürgünü. Tıpkı yıllarca önce olduğu gibi. Her ne pahasına olursa olsun. Fikriye Hanım'ın Münih'teki sanatoryumdan kaçıp İstanbul'a geldiği haberi Ankara'ya hemen ulaştırılmıştı. İstikamet: Önce İstanbul. Her insanın. karşılaşmaları bile hoş değildi..... hayaller de uçup gitmişti.3.1923 D 79-2 d Makina başında cevabı 34 .. Belki de yoktu. vatan özlemiyle. sonra Ankara!. Bu yapraklarla birlikte sayısız umutlar... bu hüzünlü. herşeyin bittiğini ve tüm umutlarının bir serap olduğunu çok iyi anlamıştı. ne de bir psikiatriste. Mustafa Kemal özlemiyle dolup taşan gözbebekleri. diyebilmek için mutlaka o anda Fikriye Hanım'ın yaşadığı ruh halini yaşamak yeterli. Çünkü kendisini içtenlikle seven iki genç kadının. Bu düşünce.. Sirke'ci garından trenden inen Fikriye Hanım. onu ta gençkızlık yıllarından beri tanır. İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşşakizade'lerin kızı Lâtife Hanım'la evlendiğini açıklayan bir haber. Oysa. Ruhsal bakımdan eni-konu sarsılmıştı. İlk kez yayınlanan aşağıdaki belgelerden Fikriye Hanım'ın Ankara'ya hareketine ilişkin yazışmaları birlikte izleyelim: 78 A V-2 İstanbul. ne yapıp yapmalı.... Münih'te karlı bir kış gecesi. Ankara'ya gitmek istiyordu Fikriye Hanım.kulağına kar suyu kaçırabilecek en ufak bir haberi bile dışarıya sızdırmamışlardı. Münih'te kalacağı süre içinde her türlü rahatı sağlanmıştı... bu özlem dolu göz-bebeklerine takılan bir gazete haberi: Gazi Mustafa Kemal Paşa'sının. Dışarda dondurucu bir soğuk. İshak Paşa mahallesindeki bu eski konağa gitti. Ve.

. Gazi Mustafa Kemal Şifreyi kapadım.156 Adnan Beyefendiye Fikriye Hanım'j tedavi için Almanya'ya göndermiştim. bir gerçeği saptamak istiyoruz: Her insanın yaşamında olduğu gibi. Yüksek emirlerinizi beklemekteyim. niteliği ve niceliği değişik de olsa.3.1923 Lütfü Başkanlık Özel Kalem Müdürü Hayati Beyefendiye Yukarıdaki şifrenin hemen Paşa Hazretleri'ne sunulmasını ve hemen cevabının verilmesini Adnan Beyefendi rica ediyorlar. Ne var ki. Mac t Ankara.3.1923 Şifre: Makina Başında. “Başyaver” imzasıyla aşağıdaki şifre çekildi: A V-2 6. Şifreyi kapadım. Münih'teki sanatoryumdan kaçarak 80 Ankara'ya yönelen Fikriye Hanım'ı. 6. Ankara tren istasyonunda bir paytona binerek Çankaya'nın yolunu tuttuğu zaman. kendisinin de ifade ettiği gibi. Atatürk de yüreğinde “aşk” denilen duyguya yer vermiş ve yüreği bu yüce ve güçlü duyguyla çırpınan bir çok genç kızlar ve kadınlar tarafından sevilmiştir. büyük bir aşk. Memleketin çeşitli yörelerinde baş gösteren büyük isyanları. Belki de. millet sevgisinden güçlü olamamıştır hiçbir zaman. bir doruk noktasıdır. ilgili ve yetkili bir çok görevlinin aldığı tüm önlemlere rağmen. Kendisine gereği kadar para vermiştim. O'nun. içindeki büyük aşktan alan Fikriye Hanım. Hiçbir olayın. yoluna çıkarılan engelleri teker teker aşmasını ve Ankara'ya ulaşmasını bilmiştir. Benden izin almadan neden ötürü İstanbul'a gelmiştir? Kesinlikle Ankara'ya gelmesine izin veremem. Mustafa Kemal Paşa'sının tüm karşı koymalarına. o büyük insanın.F 1-158 hemen alınacaktır. Atatürk'ün yaşamında da sevgisel yaklaşımların önemli bir yeri yeri vardır. Fikriye Hanım'ın yolculuğunun durdurulabilmesi için. ÇANKAYA'DA TABANCALI BİR GENÇ KADIN: FİKRİYE HANIM!. Paşa'dan izin almadan ve tedavisi bitmeden geri dönmekte olduğu anlaşılmıştır. Atatürk'e yönelmiş aşk duyguları içinde “Fikriye Hanım”.. Sözcüklerin tam anlamıyla delicesine bir sevgidir b'j. Yarın hemen Ankara'ya hareket etmek istiyor.. Ankara yakınlarına kadar sokulmuş büyük düşman kuvvetlerini durduran ve geri çeviren Mustafa Kemal. izmit'ten geçişinde orada alakoyarak bilgi vermeniz Paşa'nın emri gereğidir. 6/3 Lütfü Aynı gün İzmit Mutasarrıfı (Küçük il valisi) Sadettin Bey'e. büyük bir duygu.. kalbinde taht kuran vatan aşkından. Adnan Açtım 6. hiçbir engelin karşı koyamadığı. kendi kişisel değer yargılarımızla. Gazi Mustafa Kemal Pasa Hazretlerine Fikriye Hanım.3. tüm çaba ve önlemlere rağmen durduramamıştır!.1923 6. cepheden cepheye koşmaktan sevmeye ve sevilmeye yeteri kadar zaman bulamamıştır. Orada otursun ve bana açıklama yapsın.. A V-2 D 79-2a F 1. efendim. 6. Başyaver Lütfü Burada.3. Atatürk'ün gönlünde zaman zaman kı-vılcımlanan aşk duyguları.. ne 35 . hiçbir gücün söküp atamadığı. bugün geldi. Benden izin almadan hareketine müsaade olunmamak için gerekenlere emir buyurmanızı ve bildirmenizi rica ederim. Gücünü. ana kaynağında söndüren ve durduran Mustafa Kemal. Çocuk yıllarından ölümüne kadar.1923 D 79 2d F 1-157 İzmit Mutasarrfı Sadettin Beyefendiye Paşanın yeğeni Fikriye Hanım Avrupada tedavi için bulunurken.3.

Çankaya Köşkü'nün. Brovnik tabancasını çıkarmasıyla kalbine dayayıp tetiği çekmesi bir oldu. Ve göğsünden ağır yaralı oaln genç kadın hemen Ankara Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada bekleyeceğim!... Gazi Paşa'nın çok yakınıyım... sol akciğeri büyük bir çapla delip kalp nahiyesi yakınından geçmiş ve bu meyanda kalbin dış muhafazasını zedelemişti. Fikriye Hanım'ın intiharı derhal Gazi'ye bildirildi. Benim zamanımda burda yoktunuz. olaydan çok fazla üzgündür. Paşa. lütfen Ortaköşk'te istirahat buy-run!.. Kendisi ile konuşup bilgi almak hususunda güçlük çekiyorduk. 24 saat komada kaldıktan sonra gözlerini hayata kapadı.. Brovnik tabancadan çıkan mini mini bir kurşunla durmuştu artık. intihar ettikten sonra hemen has82 taneye getirildi.bekleme salonuna girdiğinde Gazi'nin özel görevlilerinden Bekir Çavuş. gazeteci-yazar Hikmet Feridun Es'le yaptığı bir söyleşide diyor ki: “1918Ven itibaren aralıksız 18 sene Ankara Memleket ve daha sonra “Nümuna Hastanesi” adını alan hastanenin baştabibi ve operatörü olmak sıfatı ile intihar eden Fikriye Hanım'ı baştan aşağı kadar tedavi etmiş bulunuyorum... Arabasının içindeki feci intihar olayında dolayı arabacının adeta dili tutulmuştu. Çanakkale savaşı sırasında Sahra Sağlık Müfettişliğinde bulunduğu zamanda kurulmuş eski bir dostluğumuz vardı. Paşa Hazretleri uyanıp hazırlandıktan sonra teşrifinizi kendilerine arzedeceğim efendim!.. Çankaya'nın emri ile derhal hastaneye koşan ve genç kadının kurtarılmasına çalışan Sıhhiye Vekili Refik (Saydam) Bey'in devreye girmesi de bir işe yaramadı..Bir de her gün şayet gerekirse hatta her saat düzenli gözjem notları ile hastalığın gelişmesini inceleyiniz ve kimse ile görüştürmeyiniz. Bir süre bekledikten ve Gazi Paşa ile görüşebilmek umudunu yitirdikten sonra Fikriye Hanım bekleme salonundan ayrıldı. Bilmedikleri bir şey daha vardı: Fikriye Hanım bu kez yanında bir de silah taşıyordu!. Aman Ömer.. Çankaya'ya giden ve Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ı tedavi eden bir hekim olmak sıfatı ile de Fikriye Hanım'la tanışıklığımız ve dostluğumuz vardı. Aynı zamanda hemen hergün köşke. 36 .. Dediler. Paytoncu da bir müdahalede bulunamadı. Brovvnik tabanca mermisi.. Fikriye Hanım'ın intihar olayı günlerinde Ankara Memleket Hastanesi Başhekimi bulunan Operatör Dr.. Bu kızı kurtaralım. Gazi Paşa.. köşk görevlileri de.. mutlaka kurtarılmasını emrettiği Fikriye Hanım... birdenbire çantasını açtı... Yıllarca Mustafa Kemal'in aşkıyla çarpmış bir yürek. Gerekirse İsviçre'ye kadar da yollayacağız .. Ben yabancı değilim.. Siz herhalde beni tanımıyorsunuz.. İlk tedaviyi yapıp yaralıyı istirahate koyduktan sonra rahmetli Doktor Refik (Saydam) Bey hastaneye geldi.. hemen Başyaver Rüsuhi Bey'i çağırtarak bu randevusuz ve sebepsiz ziyaretin iç yüzünü öğrenmesini emretti... elimden gelen dikkat ve özeni göster.. Fikriye Hanım direndi: — Hayır!. Fikriye Hanım. 81 ÇANKAYA YOKUŞUNDAN BİR SİLAH SESİ GELDİ: FİKRİYE HANIM İNTİHAR ETMİŞTİ!. Ömer Vasfi Aybar. Fikriye Hanım'ı tanımış ve hemen koşarak uyumakta olan Pa-şa'yı haberdar etmişti. Köşkün kapısına çıktı ve oradaki bir paytona binerek Çnakaya'dan ayrılmak üzere iken.köşktekiler... Kendisini derhal hususi bir odaya aldım ve tedaviye başladım. Başyaver Rüsuhi Beyle Fikriye Hanım arasında şu mealde bir konuşma geçti: — Hanımefendi. ne de İstanbul'daki yakınları Fikriye Hanım'ın gizlice bir seyahate çıktığını bilmiyorlardı. Sonra köşkte görev almış olmalısınız.. bu konuda. Mustafa Kemal Paşa'nm.... Genç kadın bunları söylerken bir hayli heyecanlı ve sinirliydi. Beni bir köşeye çekerek: — Fikriye'yi ve Mustafa Kemal Paşa'nm yanındaki kıymetini biliyorsunuz..

evliliğinden bir hafta önce Bur-sa'da Madam Brod'un otelindeki bir akşam yemeğinde şöyle bir soru yöneltmişlerdi: — Latife Hanımefendi güzel mi Paşam? Elindeki kadehi yudumladıktan sonra bu soruya şu karşılığı vermişti: — Hanımefendi!... Fakat bunların önü alınabilir ve yaraı kurtulurdu.” s izmir'de sade bir nikâh töreni ile dünyaevine giren Mustafa Kemal'e.. önü kapaksız ve üstü yuvarlak bir çini sobası içine benzeyen.. bu-satırların yazarına aynen şu cevabı veriyordu: “— Kıskançlığını bilmem ama çok sertti ağabeyim... yemyeşil ağaçlar arasında adeta bir kartal yuvası. beri tarafta tek katlı yine asıl köşk gibi beyaz gövdeli ve kırmızı pancurlu Yaverler Dairesi'ne ismimi götürdü... O'nun-la kavga ederdi... — Pencereden bakma!. derdi.. Tehlikeli bir zatürree!. Ve Lâtife Hanım'ın Çankaya Köşkü'ne adım atması ile bir çok şey de yavaş yavaş değişmeye başladı. işte bu kartal yuvasına gelin geldi. Çok güzel olsa zaten ben almam. Ama diğer kardeşim Naciye öyle değildi.. Atatürk'ün kırzkardeşi Makbule Atadan'la uzun süreli mülakatımız esnasında aynı şeyi ben de sordum. 1922'nin Çankaya'sı işte böyle. Ben mücadele adamıyım. ayran içerek Paşa'nın yanındaki misafirlerin çekilmesini beklerken önümde. Lâtife Hanım.. evlenmeden önce niçin evlenmediğini soranlara şöyle diyordu: “— Evli olmak benim için..” Ve şimdi... bilgisini. Acar bir kızdı... Bakardım ki horoz gibi kapışmışlar.. Ne söylese peki. Hiçbir kayıt altına girmemek isterim. İki gün sonra da öldü.. mağaramsı bir otomobil ve araba hangarının önünde paytonumuz durunca Laz elbiseli bir muhafız nöbetçi. yolun kıyısındaki toprak yarın oyul-masıyla yapılmış. Makbule Hanım.. bakalım Çankaya'daki kartal yuvasının.. ama. alabildiğine özgür ve bağımsız kartalı.. — Komşu kızı ile görüşme!. GAZİ PAŞA'NIN BALAYI 37 . — Peki ağabeyciğim!. İki dakika sonra bahçede. Ben yumuşak başlı olduğum için benimle pek takışmazdı... — Peki!. Bahçeye kurulmuş bir çadırın bekleme salonu gibi kullanıldığı. Evin esiri ben..Tavsiyeyi tamamen uyguladım.. Lâtife Hanım'ın Çankaya Köşkü'ne gelin gelmesiyle O büyük insanın günlük yaşamında bir takım kayıtlamalar. terbiyesini beğendim!. Hatta birkaç gece de hastanede yattım. Kastamonu'da çıkan “Açıksöz” gazetesinin 24 Temmuz 1922 tarihli sayısında şöyle tanımlar: “Sağ tarafta....... millet ve memleket lehine icabında büyük fedakârlıkları göze almayı kayıtlar. Lâtife Hanım'ın zekâsını.” 83 Üçüncü Eöiüm “BEN KISKANÇ BİR ERKEĞİM!. — Peki!.” Evet. bu yeni düzenlemelere uyabilecek miydi.. — Peki!. atlasının solgun renklerinden bir tarih kokusu duyulan bu refah çadırın içinde kahve. — Kitap okuma!. ya da sınırlamalar başlayacak gibi 88 görünüyordu. İnsana bir (Otağ) hissini veren.... on adım mesafede duran şu köşkün mazhariyetini düşündüm.. Ben kıskanç bir adamım. — Mendil işleme!. çocukluğunda.. Muayene ettik.” 87 ÇANKAYA KÖŞKÜ'NÜN GELİNİ : UŞŞAKİZADE LATİFE HANIM O yıllardaki Çankaya Köşkü'nü İsmail Habib. Yalnız plevre ve pericardede toplanan kanlar yüzünden nefes darlığı vardı. Fikriye Hanım ilk şoklardan sonra biraz sakinleşti. zincirler.. geniş ve renkli bir çadırın içindeyim. Ne dese boyun eğerek kabul ederdim.. Yerine göre insanın enerjisini kırar. Mustafa Kemal Paşa.. Ne yazık ki tam bir hafta sonra yüksek bir ateş başadı.

Kılıç Ali ile arkadaşları kâğıtları toplamaya çalışırken O mâni oldu. Ve ilâve ediyor: — Ben sadece evlenmiş olmak için evlenmiyorum!. tüm Cukurova'lılar yollara dökülmüşlerdi. Lâtife Hanım. BENİM OLMADIĞIM YERDE KARIM DA BULUNAMAZ Şimdi Adana'da “Atatürk Müzesi” olarak kullanılan bina. Seyhan Nehri sahilindeki bu muhteşem konak... Gazi Paşa'nın sesiydi.. ders verme gezisiydi.. çekine çekine sormak cesaretini gösteriyor: — İzmir fâtihinin kalbini fetheden bu bahtiyar kim acaba? 89 Mustafa Kemal Paşa.. Ağaoğlu Ahmet Bey. Lâtife Hanım.... Gazi Mustafa Kemal Paşa.. Bayraklar.. — Yooo.. Açık renk kruvaze bir pardösü giymişti.. takım elbisesi ile... Hiç yoktan masa da yapmışlar!. Adanalı hanımlar.. bakın şu beceriklilere!.. O'nun “Balayı Gezisi” bile bir devrim gezisi.. ilk kez peçesini takmadan. kat'i ve mukarrer! Ağaoğlu Ahmet Bey. bakışları ile sofradakilerin gözbebeklerini taradıktan sonra cevap veriyor: — İzmirli bir kız!. Birden bir hareket oldu.. Havai fişekler.. Ve mahşeri bir kalabalık. Sofra alabildiğine kalabalık. hem de yeni evli bir aile reisi gibi konuşmuştu: “— Benim bulunamayacağım yerde karım da bulunamaz!.. Cebeci'de ahşap..” 38 . Yüzü tamamen açıktı. Geziye katılan maiyet erkânı. Bir ses çınladı kulaklarının dibinde: — Oooo. İsmail Habib ve Başyaver Salih Bey... Yunus Nadi. Gerçek. sağ eliyle yediden yetmişe kendisine muhabbet gösterileri yapan Çukurova halkını selamlıyordu. Mustafa Kemal Paşa. Treni bir kompartmanında üst üste konulan bavullardan oluşturulmuş uyduruk bir masa etrafında dört kişi -yolculuğun monotonluğunu gidermek için-poker oynuyorlar: Konya mebusu Refik (Koraltan).. başını çevreleyen ve çenesinin altından omuzlarına kayan bir fular bağlamıştı. bovnunda —beyaz frenk gömleği üzerinde zarif bir şekilde duran— kravatı. Azerbaycan Sefareti burası. eski bir Ankara konağı.. Ankara'dan Toroslar'a doğru yol alan özel tren gecenin karanlığı içinde kara bir yılan gibi akıp gidiyor. işte bu geceyi ve Gazi Paşa'nın bu sözlerini anımsıyorlardı o bavullardan oluşan poker masasının başında. İsmail Habib ve daha birçok seçkin kişilerin çevrelediği sofrada tüm gözler Mustafa Kemal Paşa'ya çevrilmişti o akşam... Bir bakıma-bir balayı gezisi denilebilir. Tren Adana istasyonuna girdiciinde her taraf taklarla. başında kaloağı. — Evleniyorum!. Pırı pırıl güneşli ve aydınlık bir bahar havası var Toroslar'ın ötesinde. hem inkılâpçı bir lider. 12 Mart 1923. — Gerçek mi Paşam? — Gerçek efendim. Lâtife Hanım'ı bir yerde ağırlamak ve konuk etmek için davet ettikleri zaman Mustafa Kemal Paşa..... Bop yüz para.. çoluk-co-cuk. Kadın-erkek.Kav 50 kuruş. 4 Ocak 1923 Cuma akşamı Azerbaycan Sefaretindeki bir ziyafeti hatırlıyorlar.. her zamanki gibi pek şıktı... Tarih.. Devam!.. birkaç ay öncesini..... Kılıç Ali.Renk renk ışıklar.. Ertesi gün. Ben de oynayacağım!.... Kadın böyle umacı gibi kalabilir mi? Soğuk bir Mart gecesi Ankara'dan hareket eden özel trenin seçkin yolcuları. o sırada Mustafa Kemal ile eşine konut olarak tahsis edilmişti.. bir örnek olma. yüzünü açık bırakarak çıkıyor erkeklerin karşısına.. o gece tarihi bir gün yaşıyordu. Günlerden Pazartesi. dedi. Bu. karısı Lâtife Hanım'la yurt gezisine çıkıyor... Fener alayları .. Vatanımızda yepyeni bir aile hayatı yaratabilmek için önce kendim örnek olmalıyım. 90 Halkın arasında geçerken bastonunu sol koluna atıyor. Gazi Pasa'yı ve karısını görebilmek için. tüm Adanalılar. bayraklarla donatılmıştı.... Ayaklarında zarif botlar vardı.

başının içindeki kültürle de büyük yarınlara hazır olması gerektiğini ihsas ettirmekten geri kalmıyordu. “Nasıl olurmuş efendim. Mânasını anlamasak bile ahengi hoşumuza gidiyor!.. Ne yapıp yapıp içki sofralarının miktarını azaltmalı.. O'nun ruhunda volkan var!. Şişeler açılmış.. her çağda kurallar pek değişmiyordu. eşiğinden henüz adım attığı “Evlilik” müessesesinin havasını doya doya teneffüs etmeye fırsat bulamıyordu... “KEMAL PAŞA KARISINI AÇIK GEZDİRİYOR” PROPAGANDASI MUHALEFETİN SİLAHI OLMUŞTU Politika.. belli O'na mümkün mertebe fırsatlar icad ederek içirtmemek için elinden geleni yapmaya çalışıyor. O'nu Lâtife Hanım'ia birilkte başbaşa istirahat ederken buldu. Ortada msiafir yok ama. Gazi Paşa'sı üzerinde titreyen duyarlığı boşa gitmişti yi92 ne. Byron'dan bir şiir okusana!. Gerisini kendisinden dinleyelim: “Nutkun tutuluşunu ve yazılışını nezaketi icabı bermutad beğendi.. O'nun. Fakat bu sefer fazla beğenmiş görünerek.. Ve de Muhalefet. iltifatını maddî bir cemile halinde de göstermek ister gibi. Lâtife Hanım. Öyle bir gürleyiş gürledi ki. herkesle yarenlik ediyor ve onlarla bütünleşiyordu.. Tabii ben ortada bir vesileydim.” Ne misafiri?.iyi telaffuz eden dudaklarından. ya da kadehlerin sayısını —Paşa'yı incitmeden— sınırlandı rabilmeliydi. bir hafta sonra Konya'ya geçmişti. Davetler birbirini izledi. — Afyon'a hareket edeceğiz diye bütün şişeleri trene yollamıştık!. Mustafa Kemal Paşa'sını çok seviyordu. Paşa'nın nutkunu temize çektikten sonra kendisine göstermek için konakladığı yere giden İsmail Ha-bip. çev resindeki köylülere.. Latife Hanım... Her ülkede. O. haremlik-selâmlık alışkanlığını sürdürmekte olan bir topluma ilk uyarışıdır.... Bu kez Hügo'nun bir şiiri dökülüyordu Lâtife Hanım'm Fransızca'yı çok.” Ve. Gazi Paşa ve maiyeti.. çocuklara çikolata ikram ediyor. — Latife.... bari mânasını da anlayalım!.. insan misafirine karşı da mı?... tüm mutluluğunda kendisini sorumlu saydığı için işe. Partiler.. Türk kadınının yalnız peçesi açılmış başı ile değil. Çeşitli ziyaretler. Gazi Paşa sigara dağıtıyor..Bu. karısına dönüp: — Çocuğa bir kadeh getirsinler! dedi. Ga-zi'nin içki kadehlerinin sayısını sınırlandırmak niyeti ile başlamıştı. Gazi. görgüsünü.. 91 Adana . Tüm yolculuk süresince bunu düşünüyordu Lâtife Hanım. Vay sen misin bunu söyleyen. her yola başvurmaktan geri kalmıyorlardı. Toplantılar. Latife Hanım'm okuduğu İngilizce şiir zevkle dinledikten sonra bu kez şöyle diyordu: — Hadi bir tane de Victor Hügo'dan oku da. Anadolu Ajansı'nı temsilen gezileri izleyen ünlü yazar İsmail Habib de maiyet erkânı arasındaydı. bununla kendi arzusunu izhar ediyordu. kadehler doldurulmuştu herşeye rağmen... dikkati.. getirip nutku okumak. bilgisini çevresindekilere de göstermek. Lâtife Hanım'm kültürünü. dedi. politikacılar ve insanlar. Çocukluğundan bu yana sıcak bir aile hayatının dışında ve uzağında yaşayan “Gazi Paşa”.. 39 . çiftçilere. Lâtife Hanım'm tüm feraseti.... başarılarını çekemedikleri değerleri yıpratabilmek için her çareye.. Tarsus.. tasvibini aldıktan sonra da götürüp telgrafhaneye çektirmek. Benim vazifem.Mersin. Lâtife Hanım. LATİFE HANIMIN İLK MÜDAHALESİ KADEHLERİN SAYISIYLA BAŞLADI!. eşiyle yaptığı bu gezide halka örnek olabilme çabası ile halkın tâ içine girmişti. şüphesiz.. başta sağlığı olmak üzere. “BİR ŞİİR OKUSANA LATİFE!” İçmek zevkini kısıtlama çabasına rağmen karısına büyük bir saygı duyuyordu..

. uzaklarda kalmıştı Lâtife Hanım ic'n.. eğer mevsim biraz serince ise. 40 . bekleme salonu niteliğinde bir çadır.. Seyahatte alınmış fotoğraflarımızı büyülterek (Karısını açık gezdiriyor) diye en ücra yerlere kadar dağıtmışlar!. köşk çevresinde yapılacak geziler için payton arabaları gıcır gıcır boyanmış ve ci-Ialanmıştı. Bir yanda İsmet Paşa'nın kişiliğine yönelik şiddetli muhalefet: Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde “İkinci Grup” adıyla şahlanan milletvekilleri. boynunu) kapayan bir baş örtüsü.. Basında. Bacaklarında —süvarilere özgü— külot pantolon.. Annesi Adviye Hanım. Büyük kurtarıcının eşi Latife Hanım'la röportaj yapmak üzere kendilerinden —Konya gezisi sırasında— söz alan gazeteci İsmail Habib o günlere ilişkin anılarında şöyle der: “. siyasal muhaliflerini çok iyi tanıyordu ama.. Eleştirecek başka bir yön bulamayınca eşinin giysilerini polemik konusu yapan 1923 yılı muhalefetinin incitmeye çalıştığı “Gazi Paşa”. LATİFE HANIMIN CAMKAYA'DA GEÇİRDİĞİ ÇOK MUTLU GÜNLER İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşşakizâde Muammer Bev'in talihli kızı Lâtife Hanım. Hattâ. bir iki saat evvel küçük mesai odasında Gazi'ye nutuklarından birini okumuştum. ben Meclis'teydim. çok uzun bir manto. kulaklarını. geliyorum!. Ankara'ya geldiğimizin ikinci günü ve ikindi' üstüydü.. büyük devrimlerin eşiğinde. muhalefetin bu tür söylentilerinden ne denli üzüldüğünü.. kızkardeşinden ve tüm yakın'armdan uzak kalmış Mustffa Kemal Paşa'sına içtenlik dolu bir aile havası teneffüs ettirmeye çalışıyordu. zaman zaman Ankara'ya geliyorlar... Külot pantolonun üzerine. Ellerde eldivenler. tşi Latife Uşaklıgil'le birlikte Konya gezisinden Ankara'ya dönen Gazi Paşa... O günün olanaklarıyla bah cenin içinde ve çevresinde genişçe yollar açılmış. ancak U nun kişiliğinde “Gazi Paşa”yı da yıpratmaya çalışan kulis dedikoduları.... kocası ile yaptığı gezilerde açık mı giyiniyordu?. eliyle işaret ederek: — “Bırak be çocuğum!.. yönlendirmeye çalışıyor: yatılı okudunu comıkkık a imlerinden bu yana annesinden..” dedi. bir kısım politikacılar “İnkılapçı Gazi Paşa”yı ve O'-nun uygarlığa yönelik düşüncelerini tanımıyorlardı.Bir yanda kesintiye uğarayan Lozan Konferansı. kaşından çenesine kadar yüzünün küçük bir bölümü dışında her tarafını (Saçlarını. O. tüm bu giysilerin üzerine omuza alınmış yakası kürklü. beş gün evvel Konya'dayken verilmişti... ya da pelerin. İyi ki haber vermişim. ismet Paşa'yı boy hedefi aıan.. Ceketin altında boynuna kadar kapalı gömlek. izin dört. belden topuklar üstüne kadar uzayan önden yırtmaçlı bir etek.” Gazi'den tekrar izin istemeye hacet yoktu. babası Muammer Bey.. İçeri girip de meseleyi söyleyince masadaki evrakın yanında duran kalınca bir zarfı. sanki ben onun içinde ne olduğunu biliyormuşum gibi.. aelin oe'dini Çankaya Köskü'nde mutluluaun doruk nokta^nd^'dı. incindiğini tahmin etmek zor değil.. dedim.. Latife Hanım'ı elbetteki kara çarşafın içine sokamazdı.. Diz kapağına kadar rugan çizmeler.” Mustafa Kemal gibi duygulu ve kıskanç bir erkeğin. bir gün evvel de Çankaya'ya götürdüğü için beni tanıyor: “— Buyrun. Hanımefendi otomobil gönderdi!” “— Peki. Omuzların94 da dizlerine kadar uzayan bir ceket. “Baksana ne propagandalar yapıyorlar. Gerçekten öyle miydi? Latife Hanım.... Öyleyken mademki şimdi buradadır. Parlamento 93 içinde başlayan anarşi. Köşkün arka tarafında çeşitli meyve ağaçlarıyla 95 dolu büyük bir bahçe vardı. kendisine ihtiyaten haber vereyim. köşkün hemen yanıbaşına kurulmuş. Çankaya'da kızları Lâtife'nin ve damatları Gazi Mustafa Kemal Paşa'nm konuğu oluyorlardı. Meclis'teki muhalif grubun seviyesiz dedikodularından son derece üzgün. iyi ki.. kızkardesle-ri Rukiye ve Vecihe. İzmir... Büyük kurtarıcının çevresini kendine göre düzenlemeye. Koridorda dolaşırken şoför yanıma geldi.

bir eli cebinde. Cumhuriyet'in eşiğindeydi. her insan gibi O'nun da yüreğinde ailesel beklnetilerin yer ettiğini tahmin edebilmemiz güç değil. Latife Hanım' in mutluluğuna katmerli mutluluklar katmıştı. “Sakarya” adlı atını diğerlerinden daha çok seviyordu.. Koyu renk kruvaze bir elbise giymiş. araba-yı tek başına kullanmasını öörendikten snnra rlq konukları paytonlarla gezdirmekten büyük bir zevk alıyordu. Ceketin altında krem rengi şık bir yelek... Gazi Paşa-Lâtife Hanım cif+inin evlilik yaşamından memnun ve mutlu göründükleri günler.. Latife Hanım. boylu-poslu. ailece yapılan dost ziyaretlerini kabul ediyorlar ve onları köşkün bahçesinde birikte qezdiriyorardı.. Kocası Mustafa Kemal. 1923 yılının yaz sonlarıydı... resmin sol yanında. tam bir “aile reisi”.... Yeleğin bir cebinden diğer cebine geçmiş kısa bir altın zincir. kimi zamanlar da elinde bastonu. izmir'den ziyaretine gelen ailesi. Sofrada Neş'et Ömer.** Gazi Paşa'nın bir çok atları vardı. Güncel ve çok önemli konular arasında özel ve kişisel konular da yer alıyor zaman zaman. alnı akıtmalı. neler beklediğini kesinikle bimemiz 97 olası değil ama. Memleket. Çankaya Köşkü'nün bahçesindeki çatal bir ağacın önünde çekilmiş fotoğraf. İnce dudaklarının üstünde gür ve kumral bir bıyık. Gazi Mustafa Kemal ve eşi.. açık renk bir sandalyeye oturmuş. Latife Hanım da mutluluğun eşiğinde... Bir taraftan kadehlerini yudumluyorlar. açık renk ipek çoraplar. meyve aöacları-nın arasından geçen gölgeli yolda sabah yürüyüşlerine çıkıyordu. “Sakarya”.. Fethi Bey. eşi. Ceketin yaka cebinde desenli bir mendil. Gazi Pasa'nsn baldızı Vecihe Hanım. “BİR ÇOCUĞUM OLSAYDI COK BÜYÜK SEVİNÇ DUYACAKTIM” Mustafa Kemal'in çocukluk arkadaşlarından Asaf ilbay. o günün koşullarına. daha doğrusu “Gazi Paşa muhal:fleri”nin görüşlerine göre daha açık(!) giyimli: Saçlarını bere gibi saran bir şapka. Omuzunda ipekli. Bir elini arkaya bağlamış ve hiçbir yoruma açı kolmayan sakin.. diğer eli eşinin oturduğu sandalyenin arkalığında Fethi Bey.. Asaf İlbay ve diğer konuklar. cins ve aü-zel atların çektiği zarif paytonlarla köşk çevremde kısa cıezintiler ysoıvor. kimi zamanlar bu ata biniyor. Açık gerdanından göğsüne doğru sarkan fındık büyüklüğünde boncuklardan. üç ayağı sekili. diğer elini karısının oturduğu sandalyenin arkalığına koymuş. ya da koyu renk eşarp.. parlak kumaştan yapılmış bir pelerin. Bu günlerin modasına uygun küçük yakalı frenk gömleğine bağlanmış koyu renk bir kravat ve yine bu yılların modasına uygun kravat iğnesi. Ancak O.. Genç evliler. nönintüleyen en önemli belgelerden biri. Saçları arkaya düz taranmış. Mustafa Kemal'in çok eski dostu Fethi fOkyar) Bey'in.. 41 ... Hanımlar oturmuşlar. Bu aile fotoğrafı... Bu satırları yazarken o yıllardan kalma fotoğraflar dnrııvor masamm üzerinde. omuzunda pelerini. Pelerinin altında üstü çiçek desenli açık renk bir elbise. beyler ayakta ve hanımlarının yanıbaşında.. Çankaya çevresinde gezintiler yapıyor. atlan bizzat vönetivor. siyah giysiler içinde. Lâtife Hanım. konuklarını da yanlarına alarak Çankaya Köşkü çevresinde kısa gezintiler yanıyorlar. Fethi (Okyar) Bey'in eşi ise. çok hassas ve gösterişli bir hayvandı. hemen yanıbaşında. öte yandan çeşitli memeleket meseleleri ve günün konuları üzerinde görüş alış-verisinde bulunuyorlar... Ve yanıbaşında siyah kruvaze takım elibesesiyle. Mustafa Kemal'in “numhurre'<îi” olmadan önce “aile reisi” olduğu o günlerde evlilik yaşamından neler umduğunu... esiyle birlikte Oankaya'va yaotıkları bir ziyareti görüntüleyen fotoğraf en ilginç olanı: Resimde 96 4 kişi var... ya da taşlardan oluşmuş sık bir kolye. rahat bakışlarını objektife çevirmiş.. anılarında bu konuya ışık tutan gözlemler ve tesbitler sunmaktadır: Atatürk Orman Çiftliği'nde bir gece..

.” “Çok duygulanmıştı.” “Mustafa Kemal'in güzel gözleri uzaklara.... dedi.. çevresindekilere dönerek: “— Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz!. Birdenbire: — Madam!... Milletime benden sonra. Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım.. Nereden içime o heves doğdu bilmem. ne olurdum.” “— Doğru.. dedi.. Başbakanınızın dudaklarından eksik olmayan şu sempatik gülüşlerine hayran oldum.. bütün mîllet sizin çocuklarınız!.” “Ve bir an sonra ilave etti:” “— Belki benim çocuğum olmadığında bir hikmet vardır.. bilmem!. o zaman nereden aklıma esti bilmiyorum. birkaç evladınız olmalıydı. bir değil.” “— Paşam.. Evet. Yemek yiyemedim.. Ya çocuğumu kaybetmiş olsaydım. Bir aralık dalmış.. Bir balo gecesi. yere bakıyordum. dedim..Gerisini Asaf İlbay'dan dinleyelim: “Mustafa Kemal. Ben o zaman çok genç ve ihtimal biraz da şımartılmış bir güzel kadındım. eşinin egemenliği altına giremezdi. anlaşılan dilimin ucuna kadar gelmiş olacak ki.. Ben.” Bir başka gün... PORTEKİZLİ GENÇ VE GÜZEL KADIN BALO GECESİ BİRAZ ŞIMARIKTI Hâlâ merak edenler vardır: Mustafa Kemal'le Latife Hanım niçin anlaşamadılar? diye.. milletim san olsun!. Aşka yakalanmış bir kadın gibi ne düşünüyorsunuz öyle derin derin?. Kızım Bedia'ya baktı ve sonra adını. bana benzer bir evlat bırakmayı çok ioterdim. O kadar güzel bir erkek gülüşü ile gülüyor ki. Başbakanımın gülüşlerine hayran olmuşsunuz. benim neslimden. Oturduk. Müsaade ederseniz bu valsi beraber yapalım!....” “Eşim ayağa kalktı. bunu çaresi yok mudur?. Eşim söze karıştı: “— Paşam.. bize yer göstermek lütfunda bulundu. Belki birisi bir nebze size benzerdi.... Mustafa Kemal Paşa o zanman dünyada hiçbir zaman eşine rastlayamayacağım kadar harikulade güzel bir mavi ile parlayan açık renkli gözlerini bana çevirerek: — Madam.. yaşını sordu kızımdan. Çok sevdiğim bir tay'ımın ölümünden o kadar müteessir olmuştum ki günlerce acısını unutamadım. bakışlarını Neş'et Ömer Bey'e çevirdi: “— Bir çocuğum olsaydı çok büyük bir sevinç duyacaktım. başladım dansta Paşa'yı ben idare 42 ..” Aynı kaynaktan tesbit edilen bu iki önemli hatıra açıkça gösteriyor ki Mustafa Kemal. Gözlerinin nemlendiği görülüyordu.. Bu sorunun yanıtını tek cümle ile özetlemek mümkün: Koskoca bir milleti yönlendirmeye ve yö99 netmeye muktedir bir önder. Balonun davetlileri aileleri ile birlikte bu masanın önünde geçip O'na saygı 98 ve sevgilerini sunuyorlar ve kendilerini takdim ediyorlar. dedi. Kalktık ve birlikte dönmeye başladık. Gazi Paşa'nın oturduğu masanın çevresi vine renkli bir kalabalıkla çevrilmiş. benim de belki dansımdan hoşlanırsınız. onaltı yaşında çocuğum olacaktı!. derinlere dalmıştı. Paşa ayağa kalktı. Gerisini yine Asaf İlbay'dan dinleyelim: “Ben de eşim ve kızımı takdim ettim.. Onaltı yaşında olduğunu söyledim.. İşte ben de bununla teseli buluyorum.” Neş'et Ömer Bey gülümsüyordu. dedi.. düşünmeden hemen cevap verdim: — Paşam.. size benzemek o kadar güç bir şey ki!.. Burada bir parantez açalım ve Portekizli güzel Madam Hanses'i dinleyelim: “.. Beki de aynı yaştayız. Profesör.. dedi... (Ekselansın bana karşı büyük bir teveccühü vardı. “Gazi Paşa.. bir “baba” bir “eş” olabilme özlemi içindedir.. Çünkü Paşam. “Cumburreisi” olmaktan çok daha fazla bir “aile reisi”.Bir akşam Mustafa Kemal Paşa ile Gülcemal vapurunda verilen bir baloda bulunuyorduk.

... Bir defa baktı.. Samsun'dan Erzurum'a. Lâtife Hanım için elbette büyük bir handikaptı. özellikle genç kızların ve genç hanımların kocasına gösterdikleri aşırı sevgiyi. konvoy Erzurum'a dönecekti.. Tıpkı Portekizli genç ve güzel Madam Hanses'in dansta O'nu idare etmeye kalkışması gibi... Hiddetle değil. Kızmadı. O gece Lâtife Hanım ayrı bir odada. dedi.. Yaver Salih (Bozok) Bey ve eşi Pakize Hanım. yine ses çıkarmadı. ama ciddiyetle gözlerini bana çevirdi: — Madam!. Mustafa Kemal. Çocukluk işte. günlük yaşantısının her anında yaratacağı inkılâpların düşünsel hazırlığını tasarlayan büyük bir önderin karısı olmak. 7 Ekim 1924 akşamı. oradan da Sarıkamış'a geçer mâiyetiyle birlikte. Nihayet üçüncüsünde birdenbire durdu. Ertesi gün.. sadece “aile reisi” sıfatıyla değrlendirmek mümkün olamazdı. Bir daha baktı. Fuat (Bulca) Bey ve eşi Sabiha Hanım ile diğer “Maiyet erkânı” vardı. Lâtife Hanım. Arabalar hazırlandı. Gemide Gazi Paşa.. Mustafa Kemal. bir kadın idare etmeye kalkarsa. Mustafa Kemal. kıskanmaktadır. Gazi Paşa. * ** Kişiliğine. onuruna ve prensiplerine bu denli düşkün bir insanın. İLK GEÇİMSİZLİKLERİ SONUCU YATAK ODALARI AYRILDI Samsun limanında toplanan büyük kalabalık arasında Gazi Paşa'ya içten sevgi gösterilerinde bulunan genç kızlar ve hanımlar da vardır.. kayıt-kuyut altına alınabilecek bir koca değil. Ordu Kumandanı Ali Sait Paşa'nın Gazi Mustafa Kemal Paşa onuruna verdiği bir ziyafette Lâtife Hanım'ın öfkeli davranışları.. Zaten Lâtife Hanım da bu büyük önderin sağlığını ve düzenli bir yaşam çerçevesi içinde daha büyük atılımlara yönelmesini ön plânda tutmuş olmalı ki “Gazi Paşa”sını belirli sınırlar içine çekmeye çaışıyordu. 11 Eylül 1924 günü Mudanya'dan hareket eden Hamidiye gemisi.. O'nun bu ikazına rağmen ben büyük bir cesaretle şu karşılığı verdim: 100 ¦— Paşam. Gazi Paşa ayrı bir odada istirahat buyurdular.. müsaade ediniz de bir defa da ben sizi idare edeyim!... yalnız kocasının değil. Evlilik çatısı yavaş yavaş çatırdı-yordu. ses çıkarmadı. eşi Lâtife Hanım. O gece Lâtife Hanım için yaşamının belki en uzun gecesiydi... 101 Huzursuzluk ve geçimsizlik belirtileri yavaş yavaş çevreye yansımak üzeredir. o memleket. Mustafa Kemal Paşa'nın da rahat ve güzel bir gece geçirdiği elbette düşünülemezdi. Lâtife Hanım. Yatak odaları ilk kez ayrılmıştı. — Madam!. diye fısıldadı. Lâtife Hanım'la aralarında başlayan gerginliği çevreye sezdirmemek için büyük bir özen göstermektedir.. O'nu bu yönleriyle değil... İstanbul limanlarına uğramadan Karadeniz'e açılmıştı. Lâtife Hanım'ın üzgün ve huzursuz haline aldırmadan arabanın kapısını açtı ve Ordu Ku102 43 .etmeye. Bir erkekle bir kadın yanyana bulundukları zaman idareyi erkeğe bırakmak en doğru harekettir. sofra hayatını sınırlandırma denemelerinde başarılı olamamanın üzgünlüğü içindedir.. aynı zamanda tüm davetlilerin dikkatini çekecek kadar belirginleşmişti. kadınca duygulanışlar içinde değerlendirmekte.. büyük bir üzüntü ile sofradan kalktı.. 8 Ekim 1924 sabahı. Cümlesini bitirmeden ilave etti: — Gelin biz yerimize oturalım sizinle!.. Bilakis gülmeye başladı. Bir memleket idare edeni. Oysa Lâtife Hanım elbette çok iyi niyetlerle Çankaya'nın özgürlük ve bağımsızlık âşıkı kartalını evlilik denilen kafesin çerçevesi içine sokmaya çalışmaktadır..

eşi Lâtife Hanım'ı Erzurum kaplıcalarına kadar uğurlamaya memur etti.. Eşini bizzat arabanın kapısına kadar uğurlamak ve kendsine “Bon Voyages!” demek nezaketini gösterdi. maiyet erkânı arasında bulunan Kılıç Ali'yi de.... Meğer Lâtife Hanım. LATİFE HANIM YOL BOYUNCA DURMADAN AĞLIYORDU.. artık herşeyin bittiğini çok iyi anlamıştı. hem de Kılıç Ali Bey'e. Yuvalarının temelinde büyük harcı bulunan yaver Salih Bozok. yaveri Salih Bozok'u çağırdı: — Yarın Lâtife Hanım'ı Ankara'ya götüreceksin! dedi. O o esnada kitap okumanızı istemez. Dünyanın tanıdığı Mustafa Kemal. İsterlerse Gazi Paşa'yı teskin edebilirler. vaziyetimden dolayı nerede ise imkânsız olacağını düşünürmüş. Asıl tuhafı.istemişti.. Arabanın ön tarafına da Başyaveri Rusuhi Bey'le Salih Bozok oturunca otomobil hareket etti. Lâtife Hanım'a yeni bir şans tanınmasını sağaldılar..Lâtife Hanım'dan ayrıldıktan çok sonra Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir özel sofrasında yaptığı açıklamada da. Gecenin ilerlemiş bir saatinde Gazi Paşa.. Kendisine: 44 .” Mustafa Kemal'in. karı-koca yine ayrı ayrıoda-larda geçirdiler. Lâtife Hanım be104 nim kendisinden ayrılabileceğimi hiç tahmin etmezdi. Hükümete de durumu bildiren bir yazı yazdım. Ve 103 hem Salih Bey'e.. Bir gün bu ihtimal söz konusu olunca bana: “— Nasıl olur?. bu yuvayı yıkılmaktan kurtarmaları için yardımcı olmalarını rica etti. Mesela siz kitap okumak istersiniz. içinde bulunduğu ruh haline rağmen kibarlığını ve inceliği bırakmadı. Latife Hanım. Ali Kılıç hatıralarında bu başarısızlığın nedenlerini şöylece özetler: “. Gazi Mustafa Kemal ile evlendikten sonra O' nu bütün milletin malı bir adam olduğunu unutarak tamamen kendisine hasretmek istemiş. Tüm ağırlıklarını koyarak. ayrılma kararında caydırabilirler ve kendisine son bir şans tanıyabilirlerdi. Yol boyunca Lâtife Hanım durmadan ağladı. '¦ Lâtife Hanım donup kalmıştı. formalitelerin. yol boyunca Lâtife Hanım'ı teselli etmeye çalıştı. hattâ zaman zaman tahakkümü andırır haller almış. evlilik müessesesi ve kendi evliliği ile ilgili . Nitekim tanıdılar da. kadın olarak. ancak başarılı olamamıştı. Ertesi gün. Lâtife Hanımefendi.mandanı Ali Sait Paşa'nın hanımına dönerek. sağındaki yeri gösterdi: —Naciye Hanımefendi.. Ama tüm çabalara rağmen bu evliliğin sürmeyeceği her halinden belli oluyordu. Asıl talihsizlik iki mizacın yaratılış itibariyle birbirine uyamamasından doğmuştur. Üzgün ve pişmandı ama olan olmuştu bir kere.. kocasını tamamen kendisine ait görmekte haksız mıydı? Kadın olarak belki kendi yönünden haklıydı. Umumî Kâtip Tevfik Bıyıklıoğlu'nun arabasına binerek konvoyu izlemek zorunda kalan Lâtife Hanım. O'nu millete mal olmuş bir adam olduğunu da düşünmesi gerekirdi. lütfen buyrun!. Konvoy Erzurum'a ulaştığında Gazi Paşa kesin kararını çoktan vermişti: Bu evlilik artık yürüyemeye-cekti. kendisine tanınan son şansı da kullanmış. Fakat Gazi Mustafa Kemal'in karısı olarak. Karısından kesinlikle ayrılmaya karar veren Gazi Mustafa Kemal.. Kılıç Ali'nin gözlem ve izlenimlerini doğrular niteliktedir: “Evilikte kadının her arzusunu yapmak çok güç. Lâtife Hanımefendi.. O geceyi Erzurum'da. Ayrılmamız için gereken -muamelenin yapılmasını istedim!. Bizim evliliğimizde de bu çeşit anlaşmazlıklar çok olurdu.. dünyanın önünde eşini nasıl boşar?. bu haller neticede Gazi'yi müşkül durumlara düşürerek ayrılmak kararını vermeye mecbur bırakmıştır. çok duygulu ve ince ruhlu bir inşa olan Gazi Paşa'nın öfkesini teskin ederek.” diye ayrılığın âdeta imkânsız olduğunu söylemek ..

Üzgün ve uykusuz gecenin sabahında verdiği boşanma kararı bu kez kesindi. Bu evlilik yürümeyecekti. bütün dünya büyüklerinin hayatını tetkikle başladım. Fakat şayet mecbur kalırsak. Lâtife Hanım. Bu işe artık bir son vermenin zamanı gelmişti. “Öyle bir vaziyet olmasını istemem!.. Latife Hanım bu cevabıma karşı hayretler içinde kalarak: “— Bu kadar basit mi?” diye sordu. o büyük insanla ilgili anılarını bir sır olarak son nefesine kadar içinde sakladı. Gazi Paşa biraz hava almak için bahçeye çıkmış. En nihayet şuna kani oldumki Atatürk yazılamaz anlatılamaz. Ankara Garı'ndan. acı ve tatlı hâtıralarını içine gömdüğü bir evlilik yaşamını. uzun bir zaman diliminden sonra da olsa. Lâtife Hanım'ın yaver Muzaffer Bey'le birlikte İzmir'e gönderilmesi için gereken hazırlığın yapılmas ve Siirt Mebusu Mahmut Beyin de durumu Lâtife Hanım'a tebliğ etmesi kararlaştırıldı. İşe. Can sıkıcı olaylar birbirini izliyor. Çok üzgündü. Mustafa Kemal. Gazi. MARMARA KÖŞKÜ'NDE GEÇEN UYKUSUZ GECENİN SABAHI Gazi Paşa o geceyi Marmara Köşkü'nde sabahlayarak geçirmeye çalıştı. Gazi Paşa'nın yanına gittiklerinde O'nu bir kanapenin üzerine elbiseleri ile uzanmış ve çok üzgün bir durumda gördüler. Şöyle diyordu Lâtife Hanım: “Atatürk'e ait bir eser yazmak istedim. yazar Yalçın Pekşenjn kendisine yönelttiği soruları şöyle yanıtlıyor: Sayın Vecihe İlmen. Atatürk'le ilk karşılaşmanızı anlatır mısınız efendim? — Bundan evvel müsaade ederseniz. balkondan aşağıya seslenerek. gözyaşları ile noktalıyordu. Bir gece. öylesine incindi ki. eşinin balkondan seslenişine ve kendisini köşk personeli içinde ikaz ediş şekline öylesine üzüldü. tatsız tartışmaları ve olayları bir türlü önleye-miyordu. artık yatma saatinin geldiğini ihtar ediyordu Gazi Paşa'sına. eniştesi Mustafa Kee-mal'le ilgili bir kısım anılarını açıklamaktan kendini alamadı. Kendisini konuşturmak için gösterilen bütün çabalar boşuna gitti. Etrafta nöbetçi askerler ve köşk personelinden görevliler vardı. zile basarım. iş o noktalara nasıl geldi onu izah edeyim. 105 Biraz sonra yatağından kaldırılarak köşke davet edilen Kılıç Ali ve Salih Bozok.. derim. Gereken yerlere gereken emirler verildi. Onları okudukça ve tanıdıkça Atatürk gözümde daha çok büyüdü. O'nu kararından döndüremeye-cekti.” * Ankara'da geçen günler anlaşmazlığı giderek ke-îî.“— Gayet basit!” dedim. vaktin çok geçtiğini. Babam Uşakizade Muammer Bey. Artık hiçbir şey. Anadolu Ajansı'na iki satır vererek. Umumi Kâtip Tevfik Bey'i çağırırım. İzmir'de 1922'de İzmir istirdatını müteakip aileyi toplayıp 45 . Lâtife Hanım.” Lâtife Hanım'ınkardeşi Vecihe İlmen. bir an için ne diyeceğini kestiremeden Orta Köşk'e geçti. 106 Dördüncü Bölüm BALDIZININ GÖZÜ İLE ENİŞTESİ MUSTAFA KEMAL Mustafa Kemal'in kısa süren evlilik yaşamına ilişkin anıları. Çankaya'daki sofranın konukları dağılıp gitmişler.. Ve iş olur biter. Mustafa Kemal'in Lâtife Hanım'a gösterdiği anlayış ve hoşgörü. bu kadar basittir!” dedim. tüm ayrıntılarıyla saplamak olanaksız.. 10 Kasım 1984 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu anılarda Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın baldızı Vecihe İlmen. Lâtife Hanım. bir daha dönmemek üzere izmir'e hareket ederken. köşkün kapısında dinleniyordu.. Lâtife Hanım'dan ayrılmıştır. Ben de: “— Evet. hiçbir gözyaşı ve sızlanma.

Doktorlar kendisine deniz havası vermişler. Atatürk de “Hemen şimdi gideHm” demiş. İş öğreniliyor. neler oldu gibi? — Aslında Atatürk evlenmeyi düşünmeyen birisi 111 idi. Yunanlılarla teşriki mesai yapmamak için bizi 109 topluyor ve Marsilya'ya götürüyor önce. Bu mektup Yunanlıların eline geçiyor. Babam... Latife Hanımefendi de bir adağı var onu adamaya gitmiş. “Peki hanımefendi” demiş. Bu sırada da Atatürk eve geliyor.. babam bu sefer “Ne var ne yok toplEyın . “Ben burada oturamam” demiş. sigara içiyor. — Nereye gitmiş evdekiler? Mesela Latife Hanım nerede? — Herkesin işi var.. “Yasak” diyorlar kardeşime. Bana Latife anlattı. acaba bu konuda bir şeyler söylemek ister misiniz? Mesela nasıl e'enmeye karar verdiler. — Tanıştıkları sırada Atatürk ve Latife Hanımefendi kaç yaşlarındaydı! — Atatürk 40-41 yaşında. Latife.. benden8 yaş büyüktü. Bu sırada da bir kardeşim çok rahatsızdı ve İsviçre'de tedavisi yapılıyordu. “Aramızda 20 yaş var ama. Oturmuşlar.ben el öptürmem.. — Vecihe Hanım. O sırada İzmir Belediye Reisi olan zat. Beğendiği yerleri Atatürk'e bıraktılar. Bunun da nedeni. Kardeşim “Öpeyim” diye eline sarılınca. odaları beğeniyor. Buca'da saray gibi bir İngilizin evini göstermişler.. lokum.. Aralarında 19-20 yaş fark vardı.. memleketi kurtaracak. Latife Hanım 22 yaşındaydı. Latife'ye elini uzatmış. Sonra hepimiz geliyoruz eve. rahmetli Ali Rıza Bey'e bir mektup yazıyor. Fakat bizim aile de öyle bir aile idi ki. Hatta hangi odada yatacağını. Sonra deniz kıyısında olduğu için İspanyol hududunda Biarritz'e yerleştiriyor. Biz 14 Ekim'de yurda döndük. Kordon'da bir ev göstermişler. Hemen her şeyi selamlığa naklettiler. benim dedemin kâtibi Halim efendiye telefon etmiş. kurtuîacaöız” qibi. neden ayrıldılar. kapıda o zaman Karadenizli neferler nöbet tutmuş.vatana dönüyoruz” dedi. Ben de liseye gidiyordum. teğmen gelmiş.. Latife de. “Sizin köşke gidebilir miyiz?” diye. Tabii babama bile sormadan “başüstüne” demişler. Çok güzel bir ev. “Küçük hanım -hep küçük hanım derdi. Kasım'ın ortalarında. başka türlü beraber olmaya imkân yoktu. nerede çalışacağını falan bile söylüyor ve “Ben burada kalayım” diyor.. Atatürk evi geziyor. Mektup mealen şöyle: “Buraları düşman işgal etti ama. Bjzim ev Göztepe'de bütün İzmir Körfezi'ne hâkimdir. Sonra. Görünce kalkmış. Babamı bile tanımıyor. “Benim evim burası” diye direnince. Evde de hiç kimse yok.. Kalktık döndük. İşgal kuvvetleri babamı tazyik ediyorlardı.. 9 Eylül'de Atatürk İzmir'e girince ve düşman denize dökülünce.. şeref duyarız Paşam” demişler. İşte. Orası da biraz kokar.. Fakat Atatürk. — Nasıl oldu bu tanışma? — Onun da hikâyesi uzundur.. “Tabii ne c'emek.Fransa'ya götürüyor. Mustafa Kemal şöyle yapecak. “Ben burayı çok beğendim.. Atatürk İzmir'e girince. 1900 doğumlu olduğuna göre 22 yaşındaydı ve Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde siyasal bilgiler ve hukuk okuyordu. Bu ev şimdi müze oldu. Her tarafta geyik kafaları falan. Aralarında 46 . Yanında rahmetli Cw”t Abbas. Latife. yani evde-kilerin haberi olmadan Atatürk kordondan kalkıp Göztepe'ye bizim eve geliyor. Bir de bakıyor. Atatürk balkonda ayak ayak üstüne atmış oturuyor. kardeş'niz Atatürk'le evliliği konusunda hiç konuşmadan vefat etti. dedem Sadık Bey'den beri ailemizin İzmir eşrafından oluşudur. — Atatürk'le tanışmanız ne zaman oldu? Kasım 1922'de sanıyorum. “Biz bu düşmandan kurtuîur-sak adak yapacağım. yaveri Resuhi Bey ve Salih Bozok var. Ama evin sahiplerini tanımıyor. Teşriki mesaiye zorlayarak babamın etkisinden faydalanmayı düşünüyorlardı.. Bu da enteresandır. Biz Fransa'ya gitmeden önce.. Atatürk'ün özel yaşamı üzerine açıklık getirmek üzere. ben senden yaşlı değilim” derdi. içeri bırakıyorlar.. Yalnız usaHar. bir de dadın . Başkumandanlık Karargâhı olarak kullanacağr bir yer aramış. Müsaade eder misiniz burada oturayım!” demiş. O sırada Latife Hanım dönüyor. 9 Eylül'de yaktılar biliyorsunuz. sigara şeker falan götürüyor adak olarak. Beğenmemiş. askerlere hediyeler vereceğim” demiş.. hanımların eli öpülür” demiş.. İzmir yangını olup bitmiş. Latife'yi tevkif edip 110 yine bizim evin içinde efsun askerleri tarafından gözaltına aldılar.

Fakat. — Anılarını yazmış mıydı? — Yazdı. masanın etrafında Atatürk ve Latife Hanım . Söyleyeyim... Atatürk'le ilgili olan ev-rakiar. alaturka ayrılmışlar. — Ve her şey bitiyor? — Evet.. ne oldu birdenbire acaba? — Etrafı işte. Kalanları Türk Dil Tarih Kurumu'na yolladık. O kadar anlaşan.. Nikâhtan sonra içilir... bu aileyi çok üzmüştür. Yani alafranga evlendiler.. alaturka mı evlenmişlerdi de alaturka boşandılar? — Alafranga g^bi evlendiler.. O zaman usul böyleydi Müftü Lütfü Efendi Atatürk'e sordu: “Gazi Fustafa Kemal Paşa hazretleri. Ben birçok şeyi bilmeme rağmen.. kitaplar... O kadar da tabii bir şey ki bu. fakat kendisi kabul etmedi. Latife Hanım “Paşam içki içme” demiş... Boşadı Atatürk.. — Tam olarak ne zaman evlendiler. ayrıla113 caklarına asla ihtimal vermiyordum.. Güya nikâh olduktan sonra. — Hayır. “Aramızda karar vermiş bulunuyoruz. — Ne oldu o yazılar? — Büyük bir kısmını imha etti. vesaireyi. — Peki efendim. mektupalr. Sonra Harbiye'de bir apartımanda oturdu. Onu ruhundan.” diye. kafasından atamadı.. Bunu bir adamı ile gönderdi. fakat alanturka ayrıldılar. “ETRAF YÜZÜNDEN BOŞANDILAR!” — Örneğin resmen boşanmışlar mıydı? Ve nasıl olmuştu bu boşanma? Mahkeme ile mi? Bunları an-latsanız. — Son vermek istiyorum mu diyordu? 112 — “İstiyorum” demedi.. — Peki evlendikten sonra düğün olmadı mı? — Hayır olmadı. 2 sene 5 ay 5 gün evli kaldılar. “Ordular.. Yine onu oradan seyretmeye gitti....bunu düşünmüşlerdir. Bir iki de dini zevat... sevişen. Hiç böyle bir şey söyleyebilir mi? Usuldendir. “Kendisine bir para verelim” diye. — Efendim. Bu kadar anlaşan bir çiftin ayrılması hepimizi çok üzdü. hususi hayatları üzerinde hiçbir şey anlatmayacaklarına dair mütekabilen birbirlerine söz vermişlerdir. orada bir heykeli vardır Ata'nın. Sağlığında Atatürk çok ısrar etti. — Boşanma nasıl oldu? — Atatürk ayrılma arzusu gösterdi.. “•htiyueım yok” demişti.. Fakat Atatürk ile Latife Hanım. bu kader anlaşan bir çift neden ayrıldı? — Vallahi çok samimi söyleyeceğim. 29 O-cak 1922'de evlendiler... irk hedefiniz Akdeniz” derken. Bir de İzmir müftüsü. — Peki. — Peki.. annem ve bütün aile birlikte yaşamıştır. Bakın. Son zamanlarda pek yakınlarında bulunamıyordum. 47 .. Harbiye binasının karşısında.. 5 Ağustos 1925'te ayrıldılar.. Biliyorsunuz. Nikâh merasimi yapıldı sadece.. ¦ — Ayrıldıktan sonra neler oldu? Latife Hanım nasıl yaşadı? — Hep Ayazpaşa'da Ekselsiyor Apartımanı'nda babam. anlatmam imkânsızdır. Bir yazı yazdı. Bu izdivaca son verme. Yazı aynen böyiediıi... Latife Hanım da kendi kafasına denk bir insan bulup onu kaybetmenin acısından büyük ızdırap duyuyordu.. Alaturka boşanma böyleydi.. mütekabil hürmet ve itimat edenbir çift oldukları için. Ayrılalım dedi. “Son verme..” diye bitiriyor. Atatürk öldükten sonra bir vasiyetname çıktı mı? Böyfe bir şey biliyor musunuz? — Hayır hiçbir şey bırakmadı. ne zaman ayrıldılar? — Bunu şuraya yazmıştım. Bu hanımefen diyle yani İzmir eşrafmdan Sadık Bey oğlu Muammer beyefendinin kerimesi Latife hanımefendiyle evlenmeye razı mısınız?” Aynı şekilde kardeşime de sordu. masa vardı.. Sonradan Bal Mahmut Bey bir şeyler yazdı ki..

kimlerle görüşecek? Tabii kâtibi umumisi. Ben tarih kitapları okuduğunu biliyorum.. sekiz otuz. — O zaman Atatürk'ün özol yaşamını yakından tanıyorsunuz.ipp-^M Ff^nH. Nuri Conker. “Aman efendim. Günde iki defa duş. B'r şeve kızdıaı zaman “Maşallah efendim” dedi mi.. çok temkinli ve efendi bir insandı. Akşamki yatış durumuna göre.>. Herkes kendisine büyük saygı gösterirdi. 7aten cnk 37 vq-mek yiyen bir insandı. Biz. İngilizce. Bütün mesele. Bunun dışında fevkalade terb:yeli bir adamdı. Mustafa Kemal'in hususi hayatına kimse karışmasın . Biraz da Almanca anlardı. önem verirdi.. — Anlıyorum. neşeli bir insandı. Bir kere bilmem ki.er yapardı? — Kütüphanede notlar alırdı. Halbuki ben o zaman on dört-on beş yaşında bir çocuaum. Ama o etrsfa saygı gösterirdi. Günde en az iki gömlek değiştirirdi. Fakat elinde kâğıtla veya bakarak konuştuğunu görmedim. Kahvaltı pek sevrek teterd'. benle sohbet ederdi. Zola'nın “Une-Şie” kitabını Latife Hanım'Ia birlikte okumuştu. “Aman Paşam.. traş olurdu. Fakat o kadar iyi idare ederdi ki.. Latife t-anım'ın dil bilgisi daha kuvvetliydi? 115 — Latife Hanım.. — Kahvalfrdan snra ne yapardı? — ^Göztepe'de iken kütüphaneye girer. Nr”3il bir insandı özel yaşamında? — Özel yaşamında çok sakin.. Yalnız hatırlıyorum. Biri de ayırmak için. Bir halk olarak herkesin ne düşündüğünü bimlek isterdi. Almanca ve İtalyanca'yı son derece iyi bilirdi. — Hangi kitapları okurdu? Hangi tür kitaplar? — Tarih kitapları okurdu.— Kim etrafı? — Etrafı ikiye ayırmıştı. Kim olursa 114 olsun herkese. Biri tekrar Latife Ha-nım'la Atatürk'ü buluşturmak çiin. Kendi saygısından herkese karsı müthiş saygılıydı. — Ev içinde günlük yaşamı nasıl prcerdr? — Emirberi Bekir ve Ali vardı. Hep irticalen konuşurdu. Fransızca.. kardeşimle iki buçuk yıl kadar evli kalmışlardır. Kulağımla duydum kaç kere. Fransızcayı Sofya'da ataşemiliter iken Fethi Okyar Bey'le birlikte öğrenmiş. ben odaya gireyim de Atatürk ayağa kalkmasın. — Bir günlük ev yaşamını anlatır mısınız? — Sabah sekiz. Kim gelecek. Siz Atatürk'le ne kadar süre beraber oldunuz? — Dediğim gibi.. Sofrada kim varsa hepsinin fikrini alırdı. İzmir'de ve Ankara'da bulundular. “Hjyır. Bu zamanın bir. kalemi mahsusu hazırlar.. bir delik bulun ve girin. Fransızca. — Srnıyorum. — Öğle yemeğini nerede yerdi? 48 .. Belli bir hadise yok... — Fransızca olarak mı? — Evet. Hemen yıkanır.^'< H"*~ 'h hamama giderdi. “Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorardı.traş ederdi. dokuz civarında kalkardı. bizim haddimiz mi?” deaık mi. sanırsınız çok iyi biliyor. İYİ İDARE EDERDİ iv” rr'vdi h-j kadar? — Fransızcası o kadar iyi değildi. Terbiyeli.. — Yani siz bsSli bir hadise bilmiyorsunuz? — Söylemedi.. Onlar hizmet ederdi. bir buçuk ayı dışında ben de hep kendileriyle beraber oldum. haftada h. duygulu. söyie lütfen” derdi. Atatürk de notlar alırdı..Bütün kabahati bu. Yalnız fevkalâde temizdi. kadın lakırdısı dinlenir mî? Gelin içelim” demiştir. banyo yapar. Roman okuduauna dair bir fikrim yok. Kızdığı zaman en çok söylediği bu idi. biraz okur Latife Hanım'Ia. — Atciürk başka no. — Roman okunuz mıydı? — Evde çok zengin bir kütüphane vardı. Berberi İsmail efendi vardı. Kendisi hin traş r>'r->aH. Başka bir şev yok. Sonra sade kahvesini içerdi ve sigarayı yakardı.

İsmet Paşa'ya çok güvenirdi..... Ama en sık bulunanlar ve en sevdiği kişiler. İsmet Prsa ile ilişkili nasslch? — Çok önem verirdi İsmet Paşa'ya.. Ata-tatürk'ün müsaadesi olmadan sofradan kalkılmazdı.. 117 — Onu yanına mı çağırırdı? — Zaten İnönü her zaman gelirdi.. Çarpma hamurdan. İnönü ile arkadaş gibi mi idiler.. genellikle devlet işler.. Rahmetli Kemaiettin Sami Paşa. Belki kararını vermiştir ama.. Fevkalade itimat ettiği fevkalade saydığı bir isandı. Sakarya isimli attı. O da şöyle dedi: “Hayat bir kuru kestaneden ibarettir.. Masada da bir tane kuru kestane kalmış.... yedibuçuk..zı sabahlar ata binerdi. Sulu omlet.Sonra omlet severdi. Ankara'ya gittiğinde de babam yollardı bu banklardan Çankaya'ya--. son derece hürmet ederdi.. İsmet Bey de “Paşam” derdi.. Onu çok severdi.ni konuşurdu — Şunu sormak istiyorum... Bir keresinde “Hcıyst nedir?” diye sormuştu.. “Heyet bir kuru kestaneden ibarettir Bma bu işi başaracağız” demiş.— Öğle yemeğini bazen yainız yerdi. Fakat en sevdiği at..” Olayın aslı şu: Gençliğinde bir gün Selanik'te Olimpoz Gazinosu'nda arkadaşlarıyla oturuyorlar. En çok da Ağaoğululara giderdi. Akşam üstü veya akşam.. ben çok az yediğini gördüm. “Gazi Paşa” da derdi. Kuru fasulye sever derler. Bazen de aile arasında. Ahmet ApwkUu ile karısı Süreyya Ağt:oğîu.. Ferit Tek. 49 . Hüseyin Cahit ve Yunus Nadi Bey'in yazıların ehemmiyet verirdi. — Efendim. b?. Hiçbir isini İsmet Paşa'ya danışmadan asla yapmamıştır.. Onlarla iş ''nnnsm?r sadece yemek yerdi.. Öğle yemeğinde hususi toplantıları olurdu. — Sonra akşam yemeğine sıra geliyor galiba? — Evet. Tabii ben küçük olduğum için bu tür tatlı şeyler aklımda kalıyor.. Ona binerdi. sohbet edilirdi. — Nasıl hitpn ederlerdi birbirlerine? İsmet Paşa derdi Atatürk. Bir de irmik helvası ama suluca olacak. İçinde beyaz peynir.... Yazarlardan Ahmet Emin Yalman. Ya kendisi anlatırdı veya dinlerdi. Fakat sadece çok yakmla-ı kul'"""-'!'. yoksa cmir-memur ilişkisi mi vardı aralarında? — Arkadaş gibi idiler. Haftada bir iki defa giderdi.. — Kimler gelirdi sofrasına? Yani en yakın arka-daşSrrı kimdi? — Gelenler değiştirdi. Ondan sonra gideceği yer varsa oraya giderdi. sekize doğru akşam sofrasına otururdu. Dostları. “Bu ancak size yakışır” diye. Herkes bir şey söyledi.. Makarna severdi.. tavuk falan olurdu. Sonradan yapacağı işleri taa o zamanda düşündüğünü anlatmak için bu hikâyeyi birkaç kez anlatmıştır. Fevkalade terbiyeli bir attı.. — Sevdiği yemekler nelerdi? — Bir börek yapılırdı. Ruşen Eşref Ünaydın. bazen bire ikiye kadar sürerdi.. yaveri Muzrffer Kılıç. Gazi Paşa lafını severdi Atatürk. Necip Ali'yi çok beğenirdi. Balık severdi. Bir tanesini hatırlıyorum. Şükrü Saraçoğlu'nu da severdi. Yunan Komutanı Ttikopis'in atını ona vermişti. — Öğleden sorara ne ycpsrdı? — öğle yemeğinden sonra yatak odasında 19 dakika kadar istirahat alışkanlığı vardı.. 116 SOFRA BAŞI SÖYLEŞİLERİ — Neler konuşulurdu sofrada.. İsmet Paşa'ya hep sormuştur. Bu sofra çok uzun sürerdi hakikaten. Çok az yerdi. bakıyor para yok. Bazen iş yemeği gibi arkadaşlarıyla. Izgarasını. Masadan kalkarken elini cebine atıyor. Tezer T-sşkıran'ı da çok severdi. furgona koymuş yollamış. Söylemeyi unuttum. hatırlayabiliyor musunuz? — En çok hikâyeler anlatılırdı. Yakup Kadri Karaosmanorîîu. Sonra sevdikleri. Kefal balığı İzmir'de topan kefsl derler. Ayrıldıktan sonra Latife.. Ama İnönü geldiği zaman.. Mareşal F*>vzi C-kpr^l'ı rok sever. Fethi Okyar ve karısı Galibe Okyar. En erken onbire kadar. İzmir'in çupra-sını severdi. Bunu anlatırdı. arkadaşları.. Gençler arasında en sevdiği Vasıf Çınar. Gitmediği zaman balkonda otururdu. O atı Latife Hanım'a hediye etti..

. şöyle yapalım mı? Mesela sen şöyle bir şey 119 yapsan. “Kemal” de derdi ama Atatürk. konuşurlardı. Krallığı sevmediğini söylerdi. Adam şaşırdı.— Size ve eşi olan Latife Hanım'a nasıl hitap ederdi? — Bana Vscihe derdi. İçeri girdi. “Ne Hersin Latife. Atatürk içeri girecek. İzmir'de de ata binmeyi severdi.vihe İlmen. On118 dan sonra yazmaya devam ettiler. Bir şey daha hat'rla-dım. alafranga danslar yapmsz mıydı? — Yapardı. “Sevkül Ceyş” askeri usulde bir laf.” O sıkma baş böyle çıktı. Latife Hanım'a da Latife veya Latif derdi. daha doğru olur kanaatindeyim” diye cevap verdi. ““Sen buraya otur Paşa” dedi. göbek atmak değil de fakat ciddi musiki ile mendilini alır eline. çukur. Snnrp ^dama. “Ama ancak bir tanesini geçindirirsen.. Atatürk. Bu yüzden de Napoleon'u sevmezdi5. Ama İsmet İnönü daha iyi binerdi. Fakat kararlaştırdılar. Ama daha ziyade Türk musikisi severdi bildiğiniz gibi. Masada kendi vrp'pH^ o+ü-^u. Bir gün İsmet Pa-şa'yı çağırttı. “Paşam” denmesini isterdi.. Bir keresinde bir ağanın evine gittik. adam elerinden alıp sofraya koyuyor.. Latife Hanım da ona “Paşam” derdi. köşkte kalmıyordu. “Dur! Şurasını şöyle oku” derdi. — Siz ona nasıl hitap ederdiniz? Siz veya Latife Hanımefendi? — Biz “Paşam” derdik. bunları daha Harbiye'de iken düşünürmüş. Sonra bize anlattığına göre. Muazzam bir sofra hazırlanmış.. fakat kadınlar sofraya oturmuyor. Cumhuriyet'in ne o'duaımu pek bilmiyoruz. “Yaz” dedi. Ama lafı geçerdi. tepe.. Cumartesi günleri hanımlar gelirdi. — Hiç gezmeye gitmez miydi? Giderse nereSers giderdi? — Gidecek pek yer yoktu o zamanlar. Ben Cumhuriyet'in ilanında da yanındaydım. Sevkül Ceyş usulü bineceni?” HpHi. ben.... “Ee ağa..dere7 hendek.. 50 . Adamın dört karısı varmış. — Sayın O. Ankara ve havalisinde köylülerin. Vals yapardı. Hanedan-ı Ali Osman mülgadır. nasıl eğlenirdi? — Ata binerdi. Atatürk. refikası. At hiç durmadan koşacak.. Çankaya'da yaveran dairesinde kalıyordu. Neferlerin halini ve açlıkta Yunanlıların bıraktıkalrı konserveleri. arkasından birkaç bey daha girdi ve böyle böyle böyle akşamları kadın-erkek bir arada oturmalar başladı. EĞLENCE ANLAYIŞI — Atatürk'ün eğence anlayışı neydi. Var mı o zaman erkekle kadın bir arada otursun.. karıların neden sofraya oturmuyor?” dedi. Rukiye... — Efendim. nasıl başlayalım?” Kabul günleri vardı. Çok uğraştılar birlikte. “Nasıl yapalım. Oturur. Kapıya kadar yemekleri getiriyor-la. Sonra kâğıt kalemi posterdi. anaların evlerine gid°rdi. O girdi. Yani hanedanın ilgası sıasında. gideceksiniz. peksimetleri nn^ıi vediğ:ri sr'atırdı.. Ve oynaması. Bunları ataşemiliterken Avrupa'da öğrenmiş. Sık sık bize de “Haydi bakalım. Mırın kırın etti. Atatürk kadm devrimlerini yaparken Lrtife Harsm'a danışır mıvdı efe”*H:m? — Tamamen. Mese'a kadının yüzünün açılması. bunlar otururdu. Adam da “Din de vardır” deyince. Reisicumhur hanımı olarak kabul günü yapardı. — Özel sohbetlerinde neler anlatırdı size veya Latife Harum'f ? — Bize sık sık Başkumandanlık Meydan Muha-rebesi'ni anlatığını hatırlıyorum.. MÜZİK VE DANS — İyi enler mıydı musikiden? — Mükemmel anlardı. <'Me^°" ^^t kadın aldın?” dedi.. O önde. — Dcnslsr da böyle başlamış galiba? — Dans da yaparlardı. yaver. Frke^ kadın yan yana oturmaz.. döndüre döndüre bambaşka bir dans yapardı. Tabii biz. Bize sık sık Cumhuriyetten söz ederdi.. Bir de ağır vals yapardı.. Hanımlar gelir. Musiki heyeti söylerken. Önümüze ne gelirse .. Vahdettin ile beraber seyahate gittiği zaman bile bunları düşünürmüş. O çarşafın çıkması. otururken.

Çok içerdi deniyor. Telgrafı aldı. Akşam başlardı yemekle beraber. Yunus Nadi Bey'e dedi ki. emirlerinizi yerine getird'm. Bir de baktım. Bir ayran istedi içti. Latife.. 1927'de ayrıldıktan sonra Dol-mabahçe Sarayı'na beni birkaç kere çağırttı. Atatürk'ün dine karşı tutumu neydi? Bu konuda dr. Heprintie son derece şık giyinmiş olarak görünüyor. Sanıyorum biraz sarhoş olmuştu. Safiye Ayla derler. piştov patladı. Bunun nedeni neydi? — Evet hep sivil eJbise giyerdi. Bu şarkıyı birlikte söylerlerdi. “Kaldıralım Paşam” diye cevap verdi Nadi Bey. Giyim kuşam konusunda tavrı ne idi? — Dehşetli meraklı idi elbiseye ve ayakkabıya. akasya ağaçları arasında. Hemen telgrafın cevabını yazdırdı. Bunu bir keresinde Yunus Nadi Bey'e 120 de söylerken duydum. Bu memleketin din ile devlet işlerinin karıştırılmasından çok ziyan ettiğini biliyordu. “Paşam. “Bu gazetenin yenigünlüğünü kaldıralım artık”. Allah vergisi olarak güzel gyii-nirdi. Kalktılar.” Öyle pek çağırtmazdı yanma. içki konusuna gelmek istiyorum şimdi. Nasıl oldu bu olay? Cumhuriyet adı nasıl ortaya çıktı? — Evet oradaydım. Gazeteden konuşurlarken. — Ne içerdi? Rakı mı? — Asıl rakı içerdi. Korku içinde kütüphaneye gittim. Ağlayarak teşekkür ettim. “Muvafık görür. hep sivil elbise giyiyordu. Çankaya'daki eve sık sık gelirdi. çok söz edilir. Ben başını çevirdiği zaman içkimi yanımdaki saksıya döküyordum. Beni görüce. CUMHURİYETİM İSİM EABAS! — Sayın Vecibe İ!men. tensip ederseniz Cumhuriyet olsun” dedi. “Paşa. bir portakal suyu içti. Yenigün'ü çıkarıyordu. Bunu çok severdi. “Biz o ebiseyi çıkardık. Asla dinsiz değildi. Strongulo diye bir terzi. Artık giymiyoruz. kısa bir süre düşündü. En sevdiği şarkı “Pencere açıldı. “Vecihe Hanım. Anılarda böyle geçiyor. Din aleyhine tek saur laf ettiğini duymadım. gittim ellerine sarıldım. Yunus Nadi Bey.— En çok sevdiği sanatkâr ve şarkı hangisiydi. — Kendisini hiç sarhoş görmediniz mi? 51 . Fakat Aiiah adını her gün zikreden bir adamdı. Bir gün İzmir'de tam yemek yiyoruz. sizi hiç resmi elbise ile görmedik. memnun oldunuz mu?” dedi. — Kim uğraşırdı onun giyinme meselesi ile? — Hiçbir kimseyi bu konularla meşgul etmezdi. fakat kendine geldi. öpüştüler. gazetenin adı bu şekilde kondu. “Bu gazetenin isim babası ben olacağım” dedikten sonra şöyle bir durdu. elini başına götürüp asker selamı verdi. Çok elbisesi vardı. Bahçede oturuyorduk. En büyük prensibi laisizm idi. przeternizin ad'* türk'ün koyduğu biliniyor. gönderdi. efendice içerdi. Sonra emirberi Bekir'e baktı. doğru mu? — Safiye Ayla'yı severdi. En çok sevdiği redingot ve çizgili pantolondu. şöyle bir baktı. Bir keresinde şampanya içiyordu. Sarhoş görünmezdi. Atatürk'e demiştim ki. Sizin gördükleriniz. müşir üniforması ile ayakta duruyor. Hatta bu konuyla ilgili bir anım vardır. Bilal oğlan” diye bir şarkı vardı. Sonra sade kahvesini içti. Yine bir gelişinde söz gazeteden açıldı. gömleklerini dikerdi veya Avrupa'dan getirirlerdi. Gündüz ağzına içki koymazdı. piyanoda çalardı. — Atatürk'ün savaş sırasında çekilmiş fotoğrafları var. Vecibe Hanım'ı istiyor. Çok güzel bir gündü. Mühim bir telgraf geldi herhalde. Ben nasıl titriyorum. DİN KONUSUNDA — Sayın Vecihe İlmen. — Vecihe Hanım. Sanıyorum siz de o gün ora 121 daytnışsınız. Acaba resmi elbse ile görmek lütfuna nail olabilir miyiz?” “Vecihe” dedi. — Sanıyorum.” Fakat o gün öğleden sonra emirberi beni çağırttı. Beni de içmem için zorluyordu. Kendisi seçerdi her şeyini. Sizin düşünceniz nedir? — Evet içerdi ama.. Çok zarif giyinirdi. duyduklarınız nelerdir? — Atatürk'e “dinsiz” diyorlar. Bekir geldi dedi ki. Fakat laisizme gönülden inanmıştı.

124 ÖZLENMİŞ DUYGULAR VE SICAK İLİŞKİLER Genç ömrünün 17 altın yılını çözülüp dağılan im-paratoriuğun bitmez tükenmez savaşlarında harcayan. Göksu'da .yaşamı boyunca hiçbir na^Rte-c\ ile konuşmadı. Ben çok severdim.qunn* sıra-lert" i Atatürk'ün sağlığı nassüdı? Bir hastalığı var mıydı? — Sağlığında bir şeyler vardı. Sadun Taniu 10 Kasım 1984 tarhü Millivpt nsze-tesinde (Mustafa Kemal'in Damat Girdiği Ailel bas-ılklı dizi yazısında bu konudaki inceleme ve araştırmalarını şöyle anlatıyor.. .” ÇELİŞİK GÖRÜŞLERLE LATİFE H”NIM -MUSTAFA KEMAL İLİŞKİSİ Çeşitli yazarlar ve kaynaklar. İki yanağından öptü. Zaten yurt dışına da Latife Hanım olarak değil.. siz:n birlikte c\dv. Dedi ki: “Asker. Onunla çok görüştük.. Geri döndüler. Atatürk kalkmış selam vermiş... Fakat belli etme-mpv-o nşhrı-fi' v. Çıkarıp cebinden az bir parası vardı onu verdi. Ama niye dediğini bilmiyorum.. Birçok saom^ s^nar: yazılar çıktı. Birkaç istisnası vardır. Ne bir yerü ctazeteci. bir devlet . Fatma Sadık diye çıkmıştır.. Fakat gördüğü günden ölünceye kadar sevdiği bir insandı. Ben yanındakilere. — Siz ne dediniz? — “Paşam bunu siz arzu ettiniz.. Birbirlerini aörünce. Ertesi qün köşke getirdiler. O askeri buldurttu.e r>stünde durmazdı. Buna hep riayet etti. 1927 senesinde oluyor bu. Atatürk'ün de bir motoru vardı.. rejimn çok dikkat edin” dedi. Mustafa Kemal Paşa için de 52 .” “Ne var paşam” dedim.. etraf:nc!s bir sürü insan olmalı? -— Ama yakın birini arıyor..kurucusu olarak zafer sevinçleriyle İzmir'e varan Mustafa Kemal Paşa. “Kim olursan ol. Tırnaklarında bir hastalık vardı. es ist zu spât” (yazık çok geç) dediğini duydum. Atatürk öyle arzu etmiş. Bir keresinde Doktor Süleyman Numan gelmişti. Nebüe. Adını hatırlayamıyorum. — Efendim. Uşakizade Muammer Bey'in kızı Latife Hanım'la karşılaştığı zaman kırk yaşındadır ve kızın bir görüşte âşık olmsaına yetecek şanlar şereflerden başka. — Vecihe Hanım. Al bu seni olsun” dedi.. yassak” diyor.. Afet Hanım. — Vecihe Hanim. Kimsenin kabahati yok” dedim. “Şu halime bak. ne de bir ecnebiyle temas etmiştir. Mustafa Kemal'in evlilik yaşamına ayrı ayrı bakış açılarından yaklaştılar. Sonradan hast?''*< ^'“^ f'-'tı.Latife Hanım sandalla daîasıyormuş. rnt alıcı bir erkektir.” — Nasıl c!ur. Ne-bile dive. Bir asker nöbet tutuyor. Ayrıldıktan sonra Atatürk'ü gördüğünüzde szie bir şey dedi mi? 123 — Ayrıldıktan sonra ben kendisini mükerreren gördüm. — Anlıyorum. bana bakan kimse yok. Bir seferinde de Alman doktoru Romberg gelmişti. b?na fazla para vermiyorlar. “Paşam. Atatürk'ün arzusu ile kendisine Fatma Sadık diye pasaport çıkartılmıştır. dünya güzeli bir kızdı. gerçekten bir masal prensi kadar cek'ci. Bunlara ne diyorsunuz? — Latife Hanım . Gözleri yaşarmıştı.. bu kadar naram var. bir de Latife Hanım baklanda yazılanlar var.. sonunda bir vatan kurtarıcısı. Katiyetle yalan. Fakat bu olay. Atatürk' ün çok hoşuna gitmiş. Tek karşılaşmaları budur. bir ksre de kızıyla konuşmuştur. Asker de sünüyü göğsüne dayayıp. Bir kere Metin Toker'le. “Schade. Bir gece yemekten snra yanına sadece vave-rini alarakErkan-ı Harbiye'ye yani Fevzi Çakmak'a gidiyor. Bazen karnı şişi-yordu. Asker bunları içeri bırakmıyor. “Şu halime bak. — Niye adını değiştiriyordu? — Tanınmasın diye. Ama hazı olaylardan biraz sarhoş olabileceği sonucunu çıkarıyorum. Çok ağladı Latife sonradan. “Vecihe bak” dedi..— Sarhoş olduğunu anlamadım hiç.. Latife Hanım bu konuda konuşmayacağına dair sÖ7 vermiş Atatürk'e. Latife HEnım ile Atatürk boşandıktan sonra hic karşılaştılar mı? — Bir kere karşılaşmışlar. ağladığını o zaman gördüm ilk ve son defa. Zehra.... — Gerçekten çevresinde bir yakın ycf: muydu? — Manevi kızları vardı.. “Sen 122 benim kim olduğumu biliyor musun?” diyor askere. Gece zamanı olduğu için kapı kanalı..

Pu evlenme bir olupbitti ile başladı ve övle sona erdi. uzak bir akraba kızı olan Fkriye. ıı-”m""n-lar tarafından bakılması aerektiymi ¦söv'e"?!S|e>fH>.Latife Hanım. adamakıllı telaşlanır. Gazi'nin hayatına bir dü126 zen verici. Mustafa Kemal Paşa. AŞK VAR MI YOK MU? Şevket Süreyya Aydemir. Ama bu tek taraflı bir aşktır ve Mustafa Kemal'de şefkat ve acıma duyguları uyandırmaktadır. ince ruhlu. biraz da şekle bağlı tam bir İzmir kızıydı. Gn?\ n*w Münih'e sonptoryi'tna qör>derivordu ve hu kn^arda basVa nedenlerin rolü ölebileceği de hemen akla geliyordu.” Halide Edip. Fakat ne var ki. aile kurma düşüncelerine de. kafasındaki binbir sorun arasında yer vermektedir. Mustafa Kemal'in hayatına giren yeni kadının. Kaolana gem vurulmaz. hayatında ilk kez. “Diğer ilişkilerinde olduğu gibi Latife Hanım'la evliliğe varan ilişkisinde de aşk yoktu” diyor. güzel ve atak! Olavların yarattığı üç haftalık. “Türkün Ateşle İmtihanı” adlı k'ta-bında. karmakarışık. bir aüe re'pi erıv^rdu. Bir hata ile başlayan bu işin bütün köksı"HiW'nü rnnR p°<-ki Mevlevi Ceîebisi Velet Celebi söylemiştir. Lord Kinross. mektuplarına da yansıyınca. hezeyan mektuplarıdır. Halide Edip'in Falih Rıfkı'nın ve Yakup Kadri'nin anılarında da şiddeti hemen göze çarpan bir karşılıklı ilgiden_söz edilir. Bilgili. 1955 yılı Haziran ayının son günleriydi. ürkütücü ifadelerle dolu. Bir enin Çankaya'da Latife Hanım bir hiddet ve sinir buhran! içindeyken.” Latife Hanım kültürlü. KİNROSS. Mustafa Kemal. Yazarın yorumu şöyledir: “Bu bir ask evlenişi değildi. za125 vallı verem hastası Fikriye Hanım'ı. kaplanın alıştığı hayatın ve onun mizacının lügatında yoktu. h'rhir kar!'"“ ır?un si*"^ tvn'a-namazdı. Fikriye Hanım'ın hasta bünyesini gittikçe yakıp kavuran kıskançlık. hayatını art:k sona emiş bir dö-nenrrsi temsil ediyordu. AŞK VARDI DİYOR İngiliz biyografisi yazarı Lord Kinross öyle düşünmüyor. Bu arada bir başka genç kadının dramı bpslar. Latife Hanım bir ev adamı. “Tek Adam” adlı biyoqrafisin-de. Sakiller. du^nu's-ı "“ "“"o-i N.^n l'iebir sev veremezdi. bir kaplanla evlendin. yaverlerle tartışırken açıp-kapadığı çantasında bir tabanca buiuduğu görülecek. Şevket Süreyya. Atatürk'le ilgili biyografik eserinde şöyle pn'atıvor: “î^ustnfa Kerr^j.-'q geliştirir. Atatürk'ün kız kardeşi -rahmetli. bir devlet reisi hanımı olarak girmek istedi. Arada b'r şeyler eksikti. komşusu ve aile dostu Velet Celebi po-nunrla su cevabı verir: “Kızım! Sen bir kocayla değil. Derken günün birinde baskın verir gibi. genç evlilerin kaldıkları Çankaya Köşkü'ne dalacak. beraber1^. günlerce. ama arada iki taraflı ask yoktu. Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nü “Başkumandanlık Bürosu” gibi kullanmaya başladığı andan itibaren Mustafa Kemal “gözlerinde keyifli bir ışıldayışla” Latife Hanım'ın gözlerinde doğan “sevgi ateşine” karşılık vermetedir ve genç kızı büyük bir tutku ile istemektedir. Münih'ten.” . sofralarda resmi kıyafetler ve resmi bir vekar bekledi. Anadolu kadınının imbikten süzülmüş olağanüstü bir örneğidir. Yani ortada ikisini de çabuca sarıveren güçlü bir aşk vardır. haftalarca sürdü. Fikriye ise. Herkes de “Fikriye Hanım Gazi'yi ve Latife Hanım'ı vurmak istemiş.Makbule Ata-dan'la yaptığımız söyleşiler. Mustafa Kemal'in yalnız ye özgür hayatına zaman zaman girip kaybola kadınlardan b'ri. İJM”“"I< vo^pıe^i son zamanÎRrda rrtmış. başaramayınca kendini vurmuş” diyecektir. Ankprs'dpM dokt^rhr. köşkten uzaklaştırılmak için bindirildiği faytonda da çekip kendini vuracaktır. bu şartlar. 53 . Evet bir yuva kurulur gibi göründü. Evvelâ karşılıklı aşk yoktu. Paris'ten gönderilen bu mektuplardan iyice rahatsız olmaya başlar. seven ve kıskanan bir kadının gönül acılarına uğrattığını uzun uzun anlatırlar. törenler. om hordan sonraki ir. Bunlar.

) Ama yine de. Bu kez keskin bakışların! el'n-deki mikrofona ve bir kenarda tüm konuşmalarımızı banda alan teybe çevirdi. Cihan gözüyle bakın. Herkesle olmuştur ama benimle asla. hepiniz iyi bilin AVıtürk kadar bağışlayıcı bir insan olamaz. Nebile ile Fikriye'nin Mustafa Kemal'e yönelik 128 sevgilerinde büyük bir duygu derinliği olduğu anlaşılmakta. acımasızdır”. ama ben her^zaman mesafe bırakırım. Dolmabahçe Sarayı görevlilerinden Nebile... Anıt-Kabre bakan pencerelerin önündeki koltuklarda oturmuşlar. Pek çok. Mikrofonu. Bir tanesi Bağdat' ta tanımıştı ağabeyimi. Leman Karaosmanoğlu ile yaptığı sohbetin.Güihane Askeri Hastanesindeki özel odasında yine kendisini ziyarete gitmiştim. Sayın meslektaşımız Emin Çölaşan'ın Bn. Mikrofonu prizinden çıkardım.. Kendisine karşı ne kadar '!qi göstermişse asker Mustafa Kemal de bu duyguya o kadar bigâne (yabancı) kalmıştı. Derler ki “Hayır. Orada sert durur. Çevremizdeki hanımlar da tüm dikkatleriyle bu ilginç konuyu dinlemeye çalıştıkları için Makbule Hanım fazla açılmak istemiyordu. dedi. “Kadın gözüyle bakmaya lüzum yok. ilk sırayı işgal etmekteler. Desinler. Türk dostu bir Bulgar hukukçunun kızı olan Eîena Aç-kof.” Sonra kendisiyle iyi dest oldunuz mu? “Olduk. Gerek kız kardeşinin. Zoguldak Milletvekili Edibe Sayar'Ia birlikte Türk Kadınlar Birliği üyelerinden birkaç hanım ziyaretçi. Atatürk'ün manevi evladı Sayın Sabiha Gökçen de 10 Kasım 1985 tarihinde Milliyet gazetesinde Yener Süsoy'la yaptığı bir (Tatil Sohbeti) nde aynı kanıyı doğrular nitelikte konuşuyorlar. (Kahkahalar. o günlerde çok güzel ve genç bîr kadıncınız. Yalnız size şunu söyleyeyim. 10 Kasım 1985 tarihinde Hürriyet gazetesinde Emin Çölaşan'la yaptığı bir (Pazar Sohbeti)nde. Kurtuluş hareketinden sonra. Belki o gözle bakmış olabilirsiniz. “Kadın gözüyle baktığınız zaman yakışıklı bir erkek miydi?” “Kadın gözüyle bakar mıyım ben ona? Ben Ya-kup'un karışıyım. Ziyaretçilerin büyük bir kısmı gittikten sonra konuyu yinelemek istedim. Onun için benimle hiçbir zaman sürtüşmesi olmamıştır.. sizin sorduğunuz mânada kuvvetli bir aşk geçirdiğinden de haberdar değilim. teybi kapattım ve Makbule Hanımı dikkatle dinlemeye başladım. Ayrıca Allah onu hoş yaratmış. güldü. Vazifesi belki bunu icap ettiriyordu.. Dünyanın en yakışıklı insanlarından 54 . — Atatürk'e âşık olan kadınlar var mıydı? Makbule Hanım. Bulunmaz bir şeydi. Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Ragıp Efendinin kuzeni Fikriye. sırtını dayadığı yastığa iyice gömülmüş bulunan Makbule Atadan'm eline verdim ve odada bulunan ziyaretçilerin iznini aldıktan sonra değişik bir soruyla açtım o günün konuşma gündemini: 127 — Atatürk hiç âşık oldu mu? Makbule Atadan bu sorumu şöyle yanıtladı: — DelikanMık rağanna ait duygularını büemem. Bize hiçbir şeyini belli etmezdi. Yakup da öyleydi. Bulgar Harbiye Nazırı Kovaçef'in k'?ı Mâna. Atatürk'e ve köşke yakın olan kişilerin başında gelen ünlü yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun eşi Sayın Leman Karaosmanoğlu.. gerek At?+t"ırk'p vnUm olmuş diğer kişilerin anlattıklarından önrendinimiz kadarı ile O'na. konumuzla ilgili bölümlerini aynen aktarıyoruz: Latife Hanım güzel miydi efendim? “İyi yetişmiş bir kadındı. sürekli konuklarından Sayın Sabiha Gökçen ile Muallâ Tunçok da yambaşında ayakta duruyorlardı. Fotoğraflarına bakmayın. O kadar insan yürekliydi ki.. o büyük insana yönelik aşk duyguları bir hayli çok. Ses alma aygıtını her zamanki sehpasının üzerine yerleştirdim.. Eliyle havada bir yarım daire çizdikten sonra: — Pek çok. Delikanlılık yıllarındaki esintiler bir yana bakılırsa Mustafa Kemal'i içtenlikle ve delice sev^n kırların başında Bulgar Başbakanı Radosla^of'un k>7' Ni-kolina.

Ağaoğlu Ahmet Bey.” Siz Atatürk'ün içki masasında bulundunuz mu? “Bulunmaz olur muyum? Bulundum elbette. Ertesi gün öğle vakti bizim eve Ağaoğlu Ahmet Bey.” Acaba için? Acaba Latife Hanım. Ben yine erkenden izin istedim. Zaten Latife Hanım. Hatta ilk mektubumda “Siz nid. Ben bir mebus hanımıyım. Latife Hanım Köşk' ten ayrılırken Coli ortalıkta dolaşıyormuş. “Ne oldu beyefendi!er?”diye sordum.. ayrılmadan önce Atatürk demiş ki “Bu kadın şimşek aibi çakıyor. Çünkü o Ankara'ya geldiğinde Atatürk hâlâ o istasyondaki binada oturuyor. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da değil. y. idin m gibi gürlüyor. “Ne tuhaf Co!i'ciqim. Hep “Nasıl olur?” diye soruyorum. (Leman Hanım kahkahalar atıyor)... Katiyen içki sofrası değildir. Ona gitse gitse. diye erken kalkarlar. gençliğinizde gerçekten çok güzel olduğunuzu görüyorum.” “Sayın büyüğüm Atatürk'le Laffe Hnnım iki yıl kadar evli kaldılar ve ayrıldılar.yo-rum” diye telgraf çekmiş ve Latife'cikle Ankara'ya beraber dönmüşler. “Hanımefendi siz üzüleceksiniz ama söyleyeyim. “Efendim. Bir defa da buna benzer bir hadise Erzurum'da olmuş ve Gazi Paşa. Atatürk'e âşık. Latife Hanım. İzmit Mebusu Süreyya Bey ve birkaç mebus daha geldiler..nne Çankaya boşaldı Hanımefendi” diye yazdım. O sırada Ankara'da Fikriye var. Biraz bizimle burada kalacaklar. Çünkü benim akrabam falan değil ki. Sonra mahcup bir insandır. Ne-bile'yi sonra bir hariciyeci ile evlendirdi Atatürk. Ama meselâ Cankpya Köşkü'nü Latife Hanım bulmuştur. şu tablolarınıza baktığım zaman.” Fikrîye Hanım.. Hiç geçinemiyorlar ikisi değil mi efendim? “Sadece şunu anlatayım. ben oradan davet gelmedikçe gitmek istşmezdim. Bana dedi ki “A/ınem. “Aman beyefendi... qel.. Yakup da. Çünkü çok iyi yürekli bir insandı... Çünkü olaylardan bir gün önce Köşk'te kendilerinin yanındaydım.” Bir de. birisi Nebile. Latife Hnaım'ı mutlaka geri çağırırdı. sen kalıyorsun burada.. Ama 129 yemeğe oturulur ve içki de verilir. 130 Hatta o da bana takılırdı. “Evet. Ankara'dan da ayrılıp gittiler” dedi. hanımefendi yeni evlidirler. “Onları da sonra soracağım efendim L”t'fe Hanım Atatürk'ten ayrıldıktan sonra da kendisiyle dost-luğunrz devam rtti mi??” “Tabi. Atatürk'ü çok mu disiplin cltına almaya çelişti?... ama ben kalamıyorum artık” demiş. işte.. o ise muzaffer bir kumandanın hanımı. Ama beni her zaman çağırırdı. ailesinin geleceğini falan söyledi. Yakup falan hepsi oraya doluştular ve fıs fıs. Ağabeyim Burhan Belge'nih yattığı bir oda vardı. Hele güpegündüz konuştuğunuz zaman açılmaz. Birisi Fikriye.biri. “Beni orada bekleyin.” Ayrılmsdan birgün önce Köşk'te beraberdiniz. Atatürk duysa. Galiba günlerden Cumartesi.” “Ah ne güzel” dedim. Latife Hanım'ı göndermiş. değil mi efendim? “Öyle olmasa intihar eder mi? Atatürk'ü iki kişi deli gibi sevmiştir. Diğer hanımlara derdi ki. güzel güzel konuştuk. Daha doğrusu Atatürk Latife Hanım'ı “Gönderdi. Ben kendisinin yanında fazla kalıp rahatsız etmek istemezdim. Gazi Haz-retleri'nden ayrıldılar. Ama daha onlar Kastamonu'ya varmadan. Yakup Kadri Bey eve gelmişlerdir.” “Coli kim?” “Atatürk'ün tazı köpeği... Çünkübir yerde okumuştum. Ben böyle şeye gelemem. hepsi kafa kafaya evrmişier. Latife Hanım şöyle bir bakmış Coli'ye ve okşamış. Henüz Atatürk'le evli 131 55 .. babam kardeşlerim de Ankara'ya geliyorlar.” Tabii iç yüzünü bilemem. Tabii çok üzüldüm ve bütün gün ağladım evde. her gün Başbakan'ın hanımı gidebilir. İngilizce ve Fransızca bilen okumuş bir kadındım.” Sayın büyüğüm.. bende güzellik ne arar? Ama galiba değişik bir kadındım. O yavrucak da öldü. Çok dokundu. ben de her zaman mektuplaşırdık. O intihar eden yavrucuk.. Ağaoğlu bunları anlatınca daha da kötü oldum.

Yine Çelebi'nin hanımının bana anlattığını aynen size aktarıyorum.. Fikriye. siz herhangi bir insanla evlenmediniz. “Biliyor musun Le-man benim ablam çok büyük hata etti. Bu Nebile. Bir gün bana dedi ki. O sırada içerideki yaver Fikriye Hanım'ı eskiden beri biliyor. Ben Atatürk'ün karısı olsaydım derdim ki. “Bana yaveri çağır” eliyor. Hepsi senin hakkındır. Gece yarısından sonra bir ara bu Nebile bana dedi ki.. sizi rahatsız ettim. Kızdı mı? — Ondan sonra duydum ki. Resühi bunun üzerine 56 . “Paşam.. Kızcağız Almanya'da hasret içinde ve bir an önce Ankara'ya dönmek istiyor. kabul edemezsin” demiş. Latife Hanım'a demiş ki “Bakın. İstiklâl Harbi samanında Ankara'da Atatürk'ün yanında. Ya132 kalıyorlar. Latife Hanım da Paşa'ya “Hayır. Atatürk'ü çok merak ediyor ve evinden kaçıp Dolmabahçe Sarayı'na giriyor gizlice. Onu Ha anlatır mısımz? — Efendim.” Ve hiç mesele çıkarmazdım. Bir de yeni başyaver olan Resü-hi Bey var: Resühi Bey. ben onunla kplrvpb istivorum” dedi. “Sev canım. Yakup da boş bulunup. Çelebi.. kırmızı cepken ve hilali gömlekle çıktı ortaya ve şimdiki assolistlerin yaptığı gibi ¦bfi'î'ad! şarkı söylemeye. Fakat sonra bu kız tehlikeli oldu. Rukiye kimdi efendim? “Latife Hanım'ın küçük kız kardeşi. — O büsbütün başka. Fikriye Hanım. Gözleri kör olarak Heybp!.” Bir ara müzik çalarken kırmızı şalvar. Ben ne yapayım?” Yani geçinemediklerini söylüyor. Durum böyle böyle. Bakınız onu anlatayım size. Benim çok iyi arkadaşımdı... “Bir de Atatürk için intihar eden Fikriye Hanım var efendim. Paşa. En büyük Mevlevi.... Size bütün derdiniz. Sonra iste.Bu. Çok kalabalık bir sofra. Ama kızcağız beni her gördüğünde anladı ve “Paşam beni göndermesin.-Hazret-leri'nin orada kalıyor Nebile. buradan geliyor.olduğu günlerden birinde Latife Hanım emir vermiş ve “Bana Velet Çelebi'yi çağırın” demiş.. Neyse. her genç kızın hakkıdır.. Kocasıyla birlikte otomobil kazasında öldü.. Bunu bana Velet Çelebi'nin hanımı anlattı. Şimdi bundan sonrasını bana Ya133 kup anlattı. her şey senin hakkındır.. Bir gün üst kata. ama kovmasınlar diye yalvarıyor. Atatürk bir akşam Dolmabahçe'de bir davet verdi.. ama biraz dertleşmeye ihtiyaç duydum. Atatürk ve İnönü'de düğüne katıldılar. Bunu demir kafeslere hapsedemezsiniz. “Ne söylüyorsa söylüyor işte. ben alt katın hizmetçisiyim. Bazen hayallerinden daha güzel bir dünya ile karşılaşır. ama deli bir çocuk. Bazen de bunun tam tersi olur. meşhur düğünleri yapıldı. Atatürk'e âşık mı oluyor?. Bir kaplanla bir arslanla evlendiniz. Paşa. Ve böylece Paşa . Siz evladım. Çünkü Fikriye verem. Nebile'yi bir hariciyeci ile evlendirecekler. Velet Cieıebi. ne kadar da güzel” dedi.” Bu sırada da ailesi fellik fellik kızı arıyor. Yakup'a şöyle bir dönüp baktı.s. Latife Hanım'Ia evlenmiş.. Ona demiş ki “Çelebi Efendi. Bu yavrucak sonra kocasından ayrıldı. Resühi Bey'e de “Kov gitsin” demiş.” Rukiye Hanım hayatta mı? “Maalesef.ada'da bir sanatoryumda ölmüş. biliyorsunuz Mevlana ahfadından.. Atatürk.. Hapsetseniz bile parmaklıkları kırıp yine çıkar. Sev canım. Bütün kâinatı sev. Orada gazetelerde okuyor ki. içeriye girip arzetmiş. Hemen trene atlavıp Ankara'ya geliyor. Paşa'ya hizmet etmi. her genç kız evlenmeden önce bir sürü hayal kurar . Atatürk'ün yanına çıkıveriyor ve diyor ki.. Atatürk'ü enk seviyor. Başka hiç kimseyle sizinle konuşacağım gibi rahat konuşamam. Cankava Köşkü'nde kalıvor. “Ah canım.” Size biraz önce Rukiye'nin resmini göstermiştim. istasyonda bir faytona binip Köşk' ün kapısına geliyor ve nöbetçiye. “Paşam'a sürprizim var.” Efendim Nebile Hanım olayı nedir? — Nebile çok iyi bir ailenin çocuğu. Latife Ha-nım'la evlendikten sonra Fikriye'yi Siirt Mebusu Mahmut Bey'in yanma verip Almanya'ya tedav:ve vollu-yor. hizmetçi olarak alıkoyuyorlar orada bunu.” Ataîürk istese Latife ("anim kendisine geri döner miydi acaba? “Dönmez olur muydu beyefendi?.

O'nun içideki onulmaz yarayı daha da artırıyordu. O mutlaka Atatürk'e âşık olan insandı. Atatürk'ün ölümü.” — “Fikriye Hanım'ı ben hiç tanımadım. mavi gözlü. bir de Atatürk'e büyük aşk duyan Fikriye Hanım var. güzel bir genç kızdı. Nebile. bu kez Sabahattin İrdelp adlı bir mühendisle evlendi. Büyük bir ruh çöküntüsü içindeydi. 57 .. Sadece bizleri değil. zarafeti terbiyesi ve güzel sesiyle Atatürk'ün de sempatisini kazanmıştı. Çeşitli kaynakların anlatış tarzı değişik de olsa gerçek şudur ki. Zekâsı. her şeyirrrze baktı. Büyük bir cesaret. Sesi o!dukça güzel ve dokunaklı olan Nebile. güzelliği ve canlılığı ile çevresinin dikkatini çektiği kadar. Evliliğine rağmen içindeki duyguları küllemesini bilemeyecek kadar plâtonik ve romantik bir sevginin 135 çağıltısına kendisini kaptırmış bulunan Nebile'nin bu evliliği 2 yıl kadar sürdü. Alıp hastaneye götürüyorlar. Bu uğurda hayatına kıydı. Bunun üzerine.. Atatürk'e duyduğu derin aşkın etkisi ile aile çemberinin sınırları dışına taşarak Dolmabahçe Sarayı'na gelmiş ve kendisini. “Ben Fikriye Hanım'ı dünyada kovamam... Sayın Yener Süsoy'un Sabiha Gökçen'Ie yaptığı söyleşinin sonlarında (Fikriye Hamm)la ilgili sorusu ve bu soruya karşılık Bn. Nikâh töreni Çankaya'da kıyıldı. İstiklal Harbi sırasında dört yıl burada hepimizin çorabını yamadı. çamaşırlarımızı yıkadı.Kılıç Aii'nin yeğen'ne”Git sen söyle ve kov”de-yınce.” Ama Resühi başyaver ve bunun amiri ya. Atatürk'e idam kararı çıktığı zaman.. Kılıç Ali'nin yeğeni olan yaver... Fikriye de az ötede bekleyen faytona biner binmez çantasından tabancasını çıkarıp kendini vuruyor. kapıya gidip.. Bu kitabın çeşitli bölümlerinde Fikriye'nin dramatik bir şekilde sona eren aşk öyküsüne yeteri kadar değindik. Nebile'nin Dolmabahçe Sarayı'na girişi. Has-tane'ye kaldırılınca Paşa. İkinci evliliği de Nebile'nin duygularını yok edememişti.. “Gidip sen kovacaksın” diye emir veriyor. bir hizmet görevlisi. büyük bir hürmet duyarım. o da diyor ki. İçerisini dinler gibi kapının önünde taş kesildiler. Sarayda. bütün Muhafız Alayı'nda ne kadar çorapsız. ilk sırada yer alır. “Ne olur gidip bir bakıver. Gökçen'in yanıtı ise şöyle: — “Efendim. acı dolu olaylarla yüklü. Nebile. ya da Atatürk'ün manevi bir kızı gözüyle değerlendirilen Nebile'nin gerçek iç duyguları belli olunca O'nu bir hariciyeci ile evlendirdiler.. O devri düşünün. “Maalesef içeriye giremezsiniz hanımefendi” diyor. Ben bu nankörlüğü yapamam. Fakat orada ölmüyor. tüm canlılığını ve sevimliliğini yitiriyordu. Ben o kadına karşı. kızcağız ölüyor” eliyor ama Latife Hanım gitmiyor. İzmit Valisi Eşref Bey'in yakın akrabası idi. Latife Hanım'dan tekrar rica ediyor. Atatürk'e gidiyor. Eşinden ayrılan genç kadın. yırtık pırtık üniformalı asKer varsa hepimizi o giydirdi.” 134 NEBİLE'NİN DRAMI “Latife Hanım” bir yana bırakılırsa Mustafa Kemal'i büyük bir içtenlikle seven ve bıı sevgilerini yaşamları boyu devam ettiren hanımlar arasında Fikriye ve Nebile. Günden güne eriyor. Atatürk' ün hizmetinde görevli kıldırabilmenin yolunu bulmuştur. Nebile'nin dramatik yaşam çizgisini daha büyük acılarla doldurdu. Nebile'nin aşk öyküsü de başlıbaşına bir roman konusu olabilecek kadar içtenlik dolu. Atatürk'ü gerçekten seven bir insanmış.. Biliyorsunuz. . Bu arada Atatürk'ün ağır bir şekilde hasta oluşu. Bir an konuşmadılar. Atatürk'ü tanıdığı yıllarda 17 yaslarında altın sarısı saçları dalga dalga omuzlarına dökülen. Acıklı öykünün bundan sonrasını Altan Deliorman'ın kaleminden dinleyelim: “Yakacık Sanatoryumu'nun balkonu denize bakan bir odasının önünde Başhekim İhsan Rıfat'la bir gazeteci durdular. Ben o kadını mübarek sayarım. o İstanbul'dan bir balıkçı teknesiyle. Atatürk'ü ilk kez Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir davette tanımıştı. Atatürk'le karşılaşması değişik kişiler tarafından değişik şekilde anlatılır.

emrediniz de onları bir vazonun içine koysunlar.. Sanki gövdesi hemen hiç olmayan bir baş. Bu başta gök mavisi iki göz. Bir demet karanfil ile hatırınızı soruyorlar!” Hastanın soluk dudaklarında geniş bir tebessüm yayıldı: “— Karanfil mi dediniz? Aman. Gözleri dolmuştu..” diye ilave etti. Sarayda o acı haberi aldığım dakikada sol koluma bir uyuşukluk 137 II geldi. İhsan Rıfat. Nihayet: “— Gözleri hiç görmüyor artık!. O'nu ziyaret etmek mümkün olmaz mı acaba?” “— Yanında çok kalmamak şartı ile. Nihayet sözüne devam için kendinde kuvvet bulunca: “— Fakat Nebile'nin bize verdiği asıl büyük ız-dırap. Bu gözlerim bir parça görmüş olsaydı!. Bugün iyisiniz ya..... Nebile'nin vücudu kadar zayıf bir sesti hu: “— Ah!. Üçünü de çevirmedim ama bilmem fazla gelecek mi? Ateşim yükselirse diye korkuyorum!. Kolum sanki yerinden kopmuş.. İşte şimdi de.“— İçerde Atatürk'ün kızı Nebile yatıyor!” “— Çok mu ağır?” “— Eğer hekim sıfatıyla konuşuyorsam size sadece (Burada bir hastamız var) diye cevap verebilirim. Kuzum doktor. “— Siz misiniz Doktor?” <¦— Evet kızım!.” Tecrübeli hekim bu “Fakat”ın sonunu bir türlü getiremiyordu. Bu gözlerin kendilerinden beklenen vazifeyi yapmadıkları ne kadar belliydi. Sonra bir müddet sustu... İki atlas yastığı arasında kaybolmuş minimini bir baş hafifçe kıpırdadı.” “— Çok iyiyim.” Kapı sessizce aralandı ve Başhekim önde. Ziyaretçi donuk.” * ** 58 . Hekimler zatürre teşhisi koydular. uzaklarda bir noktaya bakar gibi cansız ve sabit duruyordu. Başhekim gülümsemiye çalışarak cevap verdi: “— Daha da iyileşeceksiniz!. Size şimdi anlatamam ki.. Teessürü derhal artıyor.. cam bakışların altında ezilir gibiydi. O kadar. size İstanbul'dan selâm getirmişler. Nebile'ye dönerek: “— Bakın.” İri. işte şu hizada (Ciğerlerini işaret ediyordu) bir ağrı peyda oldu. Hastalarımızı hafif ve ağır diye bir tasnife tâbi tutmak adetimiz değildir.. Çünkü çok konuşmaya tahammülü yok. onun bir sanatoryumda kalmasını icap ettiren malum hastalığından ileri gelmiyor” dedi.” Kendisini bile aldatamayan masum bir yalan... Amma nasıl bir uyuşukluk. Biraz sonra kendimi kaybetmişim.. ziyaretçi arkada. ben ne kadar severim karanfili. Adeta hiç görünmeyecek kadar küçük bir tümsek. gök mavisi gözlerde bir bulut parçası ve damla damla akan yaşlar. Genç kadın sessiz sessiz ağlarken Başhekim'Ie ziyaretçi kendilerini zor tutuyorlardı. Hastabakıcı elinde bir demet taze çiçekle odaya girdi.. “— Vah zavallı!.” Sonra birkaç teşekkür kelimesi mırıldandı. Öyle sanıyorum ki çabucak ayağa kalkacağım!” “— Ne zamandan beri hastasınız Nebile Hanım?” “— Atatürk merhum olduğundan beri. Üç defa yemek getirdiler. dedi. Fakat... bir gölge gibi içeri kaydılar. 136 Odadaki karyolada küçük bir tümsek yatıyordu. Bugün kaç defa yemek yediniz bakalım?” “— Sormayınız. Derken sırtımda.” O sırada kapı vuruldu..

... bunların duygusal evreninden Mustafa Kemal'e yönelen sevgileri. Kendisini ölesiye seven nice genç kızlar ve kadınlar olmuştur ki.Çocuk Mustafa Kemal'den Atatürk'e kadar o büyük insana yakın olmuş tüm kaynakların verdiği bilgiler bir arada değerlendirildiğinde ortaya şu gerçek çıkmaktadır. gürül gürül bir aşk fırtınası halinde yaşam boyu devam edip gitmiştir. Şemsi BELLİ Suadiye. 28 Ağustos 1988 59 .. Mustafa Kemal'in özel yaşamında aşk. Ama. O'nun ruhunu ve kafasını dolduran büyük vatan sevgisi yanında sadece küçük bir kıvılcımlanmadır.

Milliyet Mustafa Kemal'in Damat Girdiği Aile / Sadun Tanju .Milliyet Atatürk'ün Bir Kadına Mektupları / Peyami Safa Milliyet Atatürk'ün Hususi Hayatı / A saf İlbay .Hayat İmtihan Veren Millet / İsmail Habib . Bu söyleşide saptanan anıların bir kısmı (Ağabeyim Mustafa Kemal) adlı kitapta yayınlandı. SON 60 .Hâkimiyeti Milliye Atatürk'ün Özel Yaşamı / Yalçın Pekşen-Cumhuriyet Pazar Sohbeti / Emin Çölaşan . Şemsi Belli'nin bu eserinin bazı bölümleri Pakistan'h Türkolog ve Tarihçi Mohammet Şakir tarafından (Jrdu diline çevrildi. Bu görüşmelerin tümünü ses bantlarına kaydetti.Hürriyet Tatil Sohbeti / Yener Süsoy .Şemsi Belli . Açıksöz gazeteleri SESLİ KAYNAKLAR Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan'ın sesiyle “Çocukluğundan Ölümüne Kadar Ağabeyim Atatürk'e Ait Hâtıralar” konulu ses bantları /Şemsi Belli 140 çocukluğundan evliliğine kadar Şemsi Belli. Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'-la. son hastalığı sırasında haftalarca süren uzun bir görüşme yaptı. Ünlü İngiliz yazarı Lord Kinross da.KAYNAKÇA KİTAPLAR Ağabeyim Mustafa Kemal / Şemsi Belli Ankara'nın İlk Günleri / Yunus Nadi Atatürk'ün Hâtıraları / Falih Rıfkı Hemşehrimiz Atatürk / Naşit Hakkı Damla Damla / Ruşen Eşref Atatürk / Yakup Kadri Atatürk'ten Hâtıralar / Afet İnan Mütareke Defteri / Yunus Nadi Tek Adam / Şevket Süreyya Atatürk İçin / İsmail Habib Atatürk'ü Özleyiş / Ruşen Eşref Kılıç Ali Hâtıralarını Anlatıyor / Kılıç AH Nükte ve Fıkralarla Atatürk / Niyazi Ahmet Atatürk'ün Hayatındaki Kadınlar / Altan Deliorman Atatürk Ansiklopedisi/ Kemal Zeki CençosmanNiyazi Ahmet Banoğlu GAZETE ve DERGİLER Ağabeyim Mustafa Kemal / Makbule Atadan .Zaman Atatürk'ten Hâtıralar ve İbretler / ismail Habib Cumhuriyet 139 Atatürk Lâtife Hanım ile Nasıl Evlendi / Naşit Hakkı .Yenigün. Atatürk'le ilgili biyografik eserinde (Ağabeyim Mustafa Kemal) adlı anıları bu konuda yazılmış diğer kitaplarla birlikte ana kaynak olarak kullandı.Milliyet Atatürk'ün Gönlündeki Kadın / Selma Tükel-Hürriyet Çeşitli Yazılar / İsmail Habib .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful