P. 1
Şemsi Belli - Atatürk'ün Aşk Hayatı

Şemsi Belli - Atatürk'ün Aşk Hayatı

|Views: 51|Likes:
Yayınlayan: Faruk Yazar

More info:

Published by: Faruk Yazar on Mar 27, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

11/17/2013

pdf

text

original

ŞEMSİ BELLİ ATATÜRK'ÜN AŞK HAYATI

Tarayan Yaşar Mutlu www.yasarmutlu.com www.kitapsevenler.com Bu e-kitap taslak halindedir. Okumayı zorlaştırıcı tarama hataları içerebilir. Bu taslak sürümü okurken düzeltir ve düzeltilmiş sürümü bizimle paylaşmak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org İletişim: ayrac.org@gmail.com

2

ATATÜRK'ÜN ASK HAYATI şemsi belli ARAŞTIRMA DİZİSİ: 1 • İNCELEME YAYINLARI Babıali Cad. No: 19/11 Cağaloğlu - İstanbul Bu kitap 1988 yılının Kasım ayında İstanbul'da TUBA Matbaası'nca dizgi ve basımı gerçekleştirilmiştir. Dizgi: Naci Kararsız Baskı: Saim Erüstün Kapak Düzeni: Gürhan Sodan Kapak Baskısı: Son Ofset

3

ATATÜRK'ÜN AŞK HAYATI ŞEMSİ BELLİ İNCELEME YAYINLARI 4 .

Şemsi Belli 5 . özellikle gözlerinin güzeH''ği ile kendisini etkilemeye çalışan bir hanıma bir karşılaşmalarında şöyle demişti: “— Hanımefendi!. Sevdi..... etten. mesafeli ve zarif bir insan olduğunu.. Bunlar arasında Mustafa Kemal'in sevgisel yaşantısından izlenimler ve görüntüler de vardı. duygusal... delikanlı oldu hepimiz gibi. Mustafa Kemal'in kızkardeşi Makbule Atadan'la —ölümünden birkaç ay öncesine kadar süren —uzun bir görüşme yapmış ve tüm korunmalarını ses bantlarına kaydetmişti. doğrulanmış olayları kapsamaktadır. Bu görüşmelerin baş konusu. O' nun hudutsuz vatan sevgisinin yanında mini mini birer yalım olmaktan öteye gitmedi. güzelliği ile." O'nun. O büyük insanın da yaşamında yer aldı.. ergen oldu. Bu dizi içinde okuyacaklarınız. Dağdaki çobanlardan tahttaki hükümdarlara kadar her kişinin yüreğinden gelip geçen aşk esintileri. Ne var ki. Sevildi. O ferman dinlemez duygu..... Mustafa Kemal'in yüreğinde kıvılcımlanan sevgisel duygu.. güzel gözlü hanımefendilerden daha çok severim!. Atatürk. Fakat vatanımı ve politikayı... ilginç anıları içeriyordu. Bu satırların yazarı.. yalnız Atatürk'ün kızkardeşinden derlenmiş anılar değil. çocuk Mustafa Kemal'den büyük kurtarıcı Atatürk'e kadar uzayan yaşam çizgisindeki bilinmeyen yönleri. aşk yaşamının üzerindeki tülü biraz araladığımızda daha iyi göreceksiniz.ÖNSÖZ O da bir insandı. fakat aynı zamanda Mustafa Kemal' in özel hayatına çok yakın olmuş kişilerin hatıraları ve gözlemleriyle pekiştirilmiş. sevgisel ve özel ilişkilerinde bile ne denli onurlu. Ben güzel gözlü hanımları çok severim!. kemikten yapılmış. O da çocuk oldu.

. Saat: 17. hattâ erkek arkadaşlarının verdiği bilgiye göre Atatürk ince ruhlu. sevmeye vakit bulabildik mi?. Mareşal Fevzi (Çakmak) Paşa ile Kâzım Karabe-kir Paşa.” “SEVMEYE VAKİT BULDUK MU?” Başta kızkardeşi Makbule Atadan olmak üzere kendisine çok yakın olmuş tüm hanımların. pırıl pırıl üniformaları içinde. karargâhta ömür süren bir askerin sevmeye vakti kalır mı?.. Madam Brod'unun otelinin geniş salonundaki sofrada tüm başlar ve gözler 6 . Lâtife Hanım'la evlenmesinden bir hafta önce. 22 Ocak 1923 akşamı Bursa'daydı. Af buyurunuz. dere.. tarihî bir olaya tanıklık etmek için heyecanla bekliyorlardı. Sevmek!. “BİZ DE İNSANIZ.Birinci Bölüm Tarih: 29 Ocak 1923. sevilmeye karşı ilgisiz değildi. Duayı müteakip tarafeyn. bir hayli tereddütten sonra tüm cesaretini toplayarak: — Paşam!.. Yer: İzmir'in Göztepe semtinde Uşşakîzâde Muammer Bey'in konağı. 10 Bir aralık Lâike Hanım. dedi. Başında koyu renk astragan kalpağı. duygulu bir insandı. O'nun için en büyük aşk “Memleket Aşkı”ydı ama göğüs kafesinde yürek taşıyan her insan gibi Mustafa Kemal de sevmeye.00. Çadırda. Bir ömür çeşitli mücadeleler içinde geçti.. Kadı Efendi müteakiben Paşa Hazretlerine aynı suali irad etmiş ve müşarünileyh “Evet. yüksek tahsille iktisabı feyz ve kemâl eylemiş bulunan Lâtife Hanımefendinin mazharı saadet olmalarını niyaz ve tazarru eyler.. Lütfen gereken işlemi s(muamelei lâzimesini) yapar mısınız? Anadolu Ajansı'nm 29 Ocak 1923 tarihli haber bülteni. edebiyata büyük bir ilgi duyuyordu. Hanımefendi.. hazirun tarafından pek samimi bir surette tebrik edilmişlerdir. kabul ettim!” buyurmuşlardır. Şiire.. BİZİM DE ÇARPAN BİR KALBİMİZ VAR!.. hazırlanan masada bu tarihî olayı tescil etmek için bekleyen İzmir Kadısı'na şöyle hitap etti: — Efendi Hazretleri!. büyük kurtarıcının onuruna bir akşam yemeği vermişlerdi Madam Brod'un otelinde. Çocukluk çağlarında —her delikanlıda olduğu gibi— romantik eğilimleri de vardı. Sofrada bulunanlardan kurmay binbaşı Cevdet Kerim (İncedayı). 43 yaşında olmasına rağmen daha genç gcvsteren şık ve zarif damat adayı Mustafa Kemal Paşa. Dağ. Bir süre daldı ve sonra gözlerini Lâike Hanım'a çevirerek: — Sevmek!. Delikanlılıktan çıkıp ilk gençlik döneminin çok cepheli kişiliğine yöneldiği zamanlarda bile aşk ve sevgi konularına ilgisiz kalmamıştı. omuzlarında lâcivert kruvaze elbisesi ile Gazi Mustafa Kemal. Biz Lâtife Hanım'la evlenmeye karar verdik..” Etrafta çıt yoktu. Anadolu Ajansı. konağın üst katındaki salondan içeri girdiği zaman tüm bakışlar kendisine ve yanındaki orta boylu genç hanıma çevrilmişti. dedi... bir şey sormak istiyorum: Hiç sevdiniz mi? Mustafa Kemal Paşa. Gazi Paşa' ya sorular yöneltiyor ve O'nun duygusal yönlerini teıs-bite çalışıyorlardı. elindeki kadehi dudaklarına götürdü. Bir yudum içti. tepe. bu olağanüstü törenin ayrıntılarını o günün diliyle şöyle özetlemektedir: “Kadı Efendi evvelâ Hanım'a teveccüh ederek: — On dirhem gümüş mihri müeccel ve aranızda takarrür eden mihri muaccelle hazırı bilmeclis Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleriyle tezevvücü kabul ediyor musunuz?” demiş ve Lâtife Hanım “Kabul ettim” cevabını vermişlerdir. Gelin adayı Uşşakîzâde Lâtife Hanım'ın nikâh tanıkları ise İzmir Valisi Mustafa Abdulhalik Bey'le Gazi Mustafa Kemal'in Başyaveri Salih (Bozok) Bey'di. Lâike Hanım'la birlikte.. millet ve memleketi halâs ve necata isal eden büyük müncimizle... Gazi Paşa'yı ağırlamak için can atan Raufî Bey ve eşi Lâika Hanım.

evlenirsiniz!.. Sonra da zabit çıktığın zaman da.... annemi. dedi. beni ve Naciye'yi görmeye gelirdi. hadi dön bakalım eve!.. Atına bindi ve gitti. O. gitsin istesin Müjgân'ı. ben de geleyim seninle!.. Gemi taktı.. Yanına sokuldum: — Ağabey!..... — Beni de alsana atın terkisine!.Gazi Mustafa Kemâl Paşa'ya çevrilmişti. çok duygulu ve romantik bir yaşın içindeydi. çocuk Mustafa Kemal'e yaşının çok üstünde bir ilgi ve saygı gösteriyorlar... Bakalım Müjgân da beni beğenecek mi?.. uzun kirpikli Müjgân'm hâtırasını içinde saklamayı daha uygun bulmuştu. Başbaşa dertleştikleri bir gün. onurunu aşktan daha üstün tutuyordu. edebiyat üstüneydi.. Ama ne var ki diğer delikanlılardan farklı olarak Mustafa Kemal. dedim..” MUSTAFA KEMALİN İLK GÖZAĞRIS! KOLAĞASI RÜKNETTİN BEY'İN İRİ.. aile dostları.. sırlarını paylaştığı tek arkadaşı o sıralarda sadece Nuri (Conker) idi. kadehinden bir yudum daha aldıktan sonra ışıltılı bakışlarını tekrar Lâike Hanım'a çevirdi ve bu kez biraz öncekinden daha sert bir ses tonu ile: — Biz de insanız Hanımefendi!. O yıllarda sık sık görüştükleri Kolağası Rüknet-tin Bey'in iri siyah gözlü. Söyleyelim Zübeyde Teyzem'e. Onurunu duygularına kalkan yapan —Askerî Ortaokul öğrencisi— Mustafa Kemal. Ata ve silaha karşı büyük bir sevgisi var.. — Ne olursun?. henüz çocuklukla delikanlılık arasındaki ilk kilometre taşlarında. Şimdi söz keser nişanlanırsınız. — Ne var?. bizim de bir his tarafımız var!. Madem ki bu kızdan bu kadar hoşlandın. 11 O günleri. Her cuma günü. — Olmaz dedik ya. Selanik'te Askerî Rüştiye'ye devam ediyor.. MUSTAFA KEMAL'İN ODASINA GİREN GENÇ KIZ 7 . şiir üstüne.. SİYAH GÖZLÜ KIZI MÜJGÂN'DI... Bizim de çarpan bir kalbimiz. — Ne var sanki.. Atın eyerini vurdu. diye konuşmaya başladı. Mektebe dayımla beraber atla giderlerdi. — Mektebe mi gidiyorsun? — Evet!. uzun kirpikleri siyah gözlerini gölgeleyen güzel bir kızı vardı: Müjgân!. Yola çıkmaya hazırlanıyordu. ya reddederlerse?. İçini açtığı. Arkadaşı Nuri (Conker) ile yaptığı özel sohbetlerindeki konular genellikle aşk üstüne. bir teşebbüste bulunmak doğru olmaz!. O. Müj-gân'dan hoşlanıyordu.. Ya “Hayır!” derlerse. kızkardeşi Makbule Atadan şöyle anlatıyor: “— Güzel bir tayı vardı. Şimdiden böyle. Mustafa Kemal'in Müjgân'ı sevmeye başladığını 12 evin içindekiler de hissetmişler ama kendisine belli etmemişlerdi.. iri sivah gözlü.. Askeriz diye mi bu yönümüzden şüphe edersiniz?.. Bu teklif karşısında Mustafa Kemal'in cevabı şudur: — Benim tek taraflı hoşlanmam kâfi mi?.. Annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşleri Makbule ile Naciye. Yine bir cuma dönüşüydü.... Müjgân'm q"uygu-sal etkisini o denli açığa vurdu ki Nuri (Conker) dayanamadı: — Mustafa!. — Olmaaaz!... Filmi başa alalım ve yılların sayfalarını yaprak yaprak çevirerek kameramızı 15 yaşlarındaki çocuk Mustafa Kemal'in özel yaşamına doğru yöneltelim.. Mustafa Kemal... Kolağası Rüknettin Bey'in kızı.. — Olmaz!...

özellikle Hatice'nin Mustafa Kemal üzerinde derin bir iz bıraktığını yalnız kızkardeşi Makbule değil. yakışıklı bir çocuktu. Delikanlı Mustafa Kemal ise Nadire'den çok Hatice'ye ilgi duyuyor.. Tarih kitabının arasında kırmızı bir karanfil!.. Yatağın yanıbaşındaki masada Mustafa Kemal'in açık bıraktığı bir ders kitabı duruyordu. mutlu bir bakıs'a misafir odasına girdi. arkadaşlarıyla gezmeye çıkmıştı. annelerine sokularak âdeta yalvarırcasına: — Zübeyde Hanım Teyzelere gidelim mi anne?. annesini ziyaret için Selanik'e geldiği gün15 ler çevredeki tüm genç kızların yüreği hop oturup hop kalkıyor. Kendisinin hoşlandığı kızlardan daha çok kendisinden hoşlanan kızlar vardı. Onurunu aşkından daha ön plânda tutan Mustafa Kemal. DELİKANLI MUSTAFA KEMAL BİR RUM KIZINI KAÇIRACAKTI Mustafa Kemal. üniformalı... Hatice'den bir sey istedi. Artık bir harbiye öğrencisi idi. Bugün müze olan Selanik'teki tarihî evin yakınında oturan komşu kızları Nadire ve Hatice. O'nu uzaktan uzağa sevenlerin başında geliyordu. Elinde kırmızı karanfil.KIRMIZI BİR KARANFİLİ DEP” KİTABININ ARASINA BIRAKIP KAÇTI!. Bir gün annesi Zübeyde Hanımı gönderip Hatice'ye resmen talip oldu Mustafa Kemal. Manastır İdadisi'nde öğrenci. Yine bir Cuma günü komşu kızları Nadire ile Hatice. daha çok Cuma günleri “Zübeyde Hanım Teyze”lerine gitmek için can atarlardı. Olumsuz cevabı kızkardeşi Makbule'den aldı. Askerî üniformaları içinde öylesine şık. Hatice'nin annesi kızına pek düşkündü. Hatice de. “Kızını zabite veren analar bağrına taş basar.. Bir de ne görsün.. Duygularını daha iyi tartmasını ve yönlendirmesini biliyordu. ablası Nadire'ye aşk elçiliği yapmak istemiş ve kırmızı karanfili —o sıralarda ağır bir tüberküloz hastalığı ile ruhen sarsıldığı yetmiyormuş gibi bir de Mustafa Kemal'e âşık olan— ablası Nadire adına bırakmıştı tarih kitabının arasına. Mustafa Kemal'e delicesine âşıktı. yeni bir duygusal kıvılcımlanma-nın başlangıcı oldu Mustafa Kemal'in çocuk yüreğinde. aynı zamanda o yıllardaki samimi dcntları da çok iyi hatırlamaktadırlar. Delikanlı Mustafa Kemal'in yatağının başucundaki kitaba bırakılan kırmızı karanfil karsısında neler duyducîunu.... 14 Oysa işin içinde garip bir terslik vardı: Komşu kızı Hatice. Uzağa tayin edilir zabitler. Zübeyde Hanım Teyzelerine geldiklerinde Mustafa Kemal. Bazı günler kendilerine konuk gelen bu komşu kızlarının. Yıllar geçti. kızkardeşi Makbule ve komşu misafirler biraz sonra Mustafa Kemal'in merdivenlerden inen ayak seslerini duydular... Özellikle Nadire. diye tutturdular. sofadaki saksılardan bir kırmızı karanfil kopararak gizlice Mustafa Kemal'in yatak odasına daldı. Misafirlere hoşgeldin deyip birkaç nezaket sözü e+tik+en sonra odasına çıktı.. Üst kata çıkan Hatice. öylesine yakışıklı ki. Birkaç saat sonra Mustafa Kemal geldi.. AnnelerF Zübeyde Hanım'la sohbet ederken her iki kız da gözlerini pencereden dışarıya çevirmişler. Hatice'nin heyecan ve korkudan kıpkırmızı olan yüzüne tatlı bir nazar fırlattıktan sonra bir arkadaşı ile buluşacağını söyleyerek evin kapısından çıkıp gitti. Ben kızımı nasıl görürüm. O zamanlar haftalık resmî tatil günü Cuma olduğu için 13 Askerî okulun yakışıklı ve üniformalı öğrencisi Mustafa Kemal mutlaka evde bulunurdu. neler düşündüğünü bilmemiz olası değil. Nadire de. Bir aralık Zübeyde Hanım. “KIZINI ZABİTE VEREN ANALAR BAĞRINA TAŞ BASAR” Kırmızı karanfil. Ama neler yaptığını söyleyelim!..” demişti.. sarışın bir delikanlının yolunu beklemeye başlamışlardı. heyecanla odadan çıktı ve Zübeyde Hanımın istediği şeyi alarak aşağıya indi.. odasına gizlice bırakılan karanfili bu yönden değerlendiriyordu. 8 . Aşağı katta annesi Zübeyde Hanım. Elindeki karanfili sayfası açılmış ders kitabının arasına koyan Hatice..

Güzel. umutlar. İlk kanpana (Eskiden trenlerin hareket saatinde kanpana çalardı) çalınca vagona giren Mustafa Kemal. Heyecan ve sevinç içinde istasyona giden Mustafa Kems-!.. Fani adındaki kız Mustafa Kemal'e âşık. Gözyaşlarını tutamayan genç ve güzel kız ise Mustafa Kemal'in özel ders verdiği bir öğrenci. hem güzelliği ile.. 9 .... Zübeyde Hanımın kardeşi ve Mustafa Kemal'in dayısı Hüseyin Ağa'dır. Geriye kalan Janet ise Ahmet Numan'a ilgi gösteriyor.. Bu çocukça maceranın her iki taraf için de yakışıksız olacağına emindir... Selanik'te Floka Gazinosu'nda bir gece. hem de sokulganlığı ile O'nun üzerinde oldukça etkili.. sevgilisinin kalabilmesi için bir oda bile kiralamıştı. yanıbaşında ağlayan genç kızın gözlerine dikmiş delikanlı bir harbiyeli. Yeğeni Mustafa Kemal'in başında esen kavak yellerini durduracak tek kuvvet. sonraki yıllarda Ankara Şehreminliği ve Bilecik Milletvekilliği yapacak Asaf (İlbay).... Bunları kızkardeşi Makbule Atadan da bilmiyor. Toni adındaki Romen dilberi de Asaf'a. Mustafa Kemal. Okullar tatil. Yıl: 1899. O yaştaki tüm gençler gibi bu üç gencin de günleri. İşte bu bölmelerin birinde deniz mavisi gö?'eri-ni. {Dayım haklıydı) diye bağlardı sözlerini.. Durumu.. Manastır'a götürmek niyetindedir.Yaz tatilinde delikanlı Mustafa Kemal'le yakın bir ilişki kurmayı becerebilmiş bir Rum kızı. Olay kısa süre içinde çevrede duyulur. Zübeyde Hanım delikanlı oğlunu baştan çıkarmaya çalışan Rum kızını ve ailesini çok iyi tanımaktadır. Mustafa Kemal'in dayısı Subaşı Hüseyin Ana'ya açar... geceleri... anıları beraber.. Manastır'a dönerken bu güzel Selanikli kızı da kaçırmak. Ünlü bir Paşanın kızı. coşkular ve mutluluklar içinde renklendirmeye çalışıyorlar. Mustafa Kemal. serin bir yaz gecesi.. o yıllardaki samimi arkadaşlarının anılarında da komşu kızı Nadire ve Hatice'den başka bir ada rastlanamıyor. Çalgılı kahvede çalışan Romen asıllı üç kız bu üç delikanlıyı ayrı ve özel bir ilgiyle ağırlıyorlar. 16 HARBİYELİ MUSTAFA KEMAL'İN İLK GÖNÜL AĞRISI BİR PAŞA KIZIYDI İlk göz ağrısı. Hal edildikten sonra Selanik'e sürgün giden 2. Tatili.. kızın ailesiyle görüşerek. kalkacak trenin hareket saatinden az önce garda buluşmayı kararlaştırırlar. Abdülhamid'in ikamete mecbur tutulduğu Alâtini Köş-kü'nün hemen yakınındaki Floka Gazinosu tıklım tıklım gençlerle dolu. Eczacı Mektebi Talebesi Ahmet Numan. Mustafa Kemal. bekler. Odeon Tiyatrosu'nun hemen yanıbaşında bulunan bir çalgılı kahve ile Alâtini Köşkü civarındaki Floka 17 Gazinosu... Müjgân'dan ilk gönül ağrısına kadar Mustafa Kemal'in yaşamında koskoca üç yıl hangi duygulanışlar içinde geçti. Mustafa Kemal 18 yaşında.. yakışıklı bir harbiyeli. gözleri gar saatinde sabırsızlıkla bekler.. Oysa dayısı Hüseyin Ağa. bekler... gençlerin bu çılgınlığını zamanında önlemesini bilmiştir. Bir aralık Selanik'ten kaçamak yapıp Manastır'a giden Mustafa Kemal. Mustafa Kemal'in o yıllardaki samimi arkadaşları şunlar: Mühendis Mektebi talebelerinden... o yılların en renkli bir dinlenme yeri olan bu kafeşantanla Floka Gazinosu arasında geçiyor.... Romantik gençlerin sevdikleriyle başbaşa kaldıkları özel bölmeleri var gazinonun. İki uçarı sevgili. suyu başından kesmiş.. Bunları yıllardan sonra anlatan Atatürk. Günler. Kimler O'nun sevgiset yaşamında iz bıraktılar?. Ahmet Numan ve Asaf'dan oluşan üç sacayağının başlıca buluşma ve eğlenme yeri... bu kez trenin penceresinden dışarıya bakmakta ve tatlı mavi gözleriyle kalabalığı bir projektör qibi tarayarak Rum dilberinin görünmesini beklemektedir. geceler..

Tatilin de Ramazan'ın da sonu gelmişti. Sansın Harbiyeli ise gerçek bir duygu ile sevdiği biriyle de olsa o aşamada evlenmeyi düşünmüyor.. bu eserin amacı ve kapsamı dışında kalmaktadır. Asaf İlbay ve Ahmet Numan sacayağı ara-sıra bu gazinoya da gelirler.. o uzak vllarla ilgili anılarını şöyle anımısayacaktı yarım yüzyıldan ötelerde: — Mektep tatil. sırılsıklam âs'k Mustafa Kemal'in kalbi ile değil. kafası ile verdiği kararı. kalbinin değil. 18 yaşındaki bir delikanlının Harbiye Mektebi' nin şık üniforması içindeki fiziksel görüntüsü ne denli göz alıcı ise.. Sonra bir binek arabası. bir süre Çalgılı Kahvedeki Romen kızlarını konuşurlardı. Duyduğumuza göre Paşanın kızı da ağabeyimi seviyordu.. çünkü birkaç hafta sonra tatil sona erecek ve kendisi Selanik'ten ayrılıp İstanbul'a. Harbiye Mektebine dönmek zorunda kalacak. doğup büyüdüğü ve pek çok çocukluk hâtırasını içinde bıraktığı Selanik 10 . Mustafa Kemal. Bâzı geceler sahura kadar orada kaldığını işitiyorduk. O yıl Ramazan ayı da yaz tatiline rastladığından bayram ertesi. Çünkü. yanlış yorumlara ve değerlendirmelere neden olmamak için günün koşullarıyla birlikte genç Harbiyeli Mustafa Kemal'in içinde bulunduğu psiko-sosyal ortamı da belirlemek gereğini duyuyoruz... Ramazan Bayramı'nın son günüydü. sadece geçen sevgililer için tahsis ettiği özel bölmeli odalarından birinde başbaşa geçen saatler... Her gece ders vermeye gittiği Paşa konağının kibar ve zarif kızıydı genç Harbivelinin gönlünde taht kuran. Alâtini Köşkü yakınındaki Floka Gazinosu.. Mustafa Kemal ile sevgilisi birbirlerinden ayrı18 lacakları günün yaklaşması nedeni ile üzülüyorlardı. Ve Asaf İlbay da. Ahmet Numan da 18 yaşındaki genç HarbiyeÜnin.... O cıün Floka GaT'nosu'nun ö?el bölmesinde Mustafa Kemal ise sevgilisinin karşılıklı konuşmaları. en uygun davranış tarzı olarak değerlendiriyorlardı.... hıçkıra hıçkıra ağlayarak içini dökmeye çalışan güzel sevgilisi karsı^n-da... belki daha fazla. Evet.. 19 MUSTAFA KEMAL İÇTENLİKLE SEVDİĞİ KIZI NİÇİN REDDETTİ? Bu dizide büyük insan Mustafa Kemal'in duygusal ilişkilerine konu olan olayları sunmaya çalışırken psikolojik tahlillere girişmek ve yorum yapmak. Ve nihayet. bir başkasını seviyordu. Selanik'te içtimâi bir mevkii olan ailesinin savnınlıöına göfae düşürmemek için bir an önce evlenmeleri gerektiğinden söz ediyor.. sarsıla sarsıla.... Anlardık ki vine Pasa'nın konanına gitti ders vermek için.. daha sonraki dönemlerde —birbirlerinden hiçbir şeylerini saklamayan— üc sacayağı arasında uzun uzun tartışılıyordu.Mustafa Kemal. Fakat son günlerde Mustafa Kemal'in artık bu tür şakalarla ilgilenmediğini ve gerçek bir sevgi esintisinin içinde dalgın ve düşünceli olduğunu hissediyorlardı... _ Delikanlı Mustafa Kemal'in Manastır Askerî İdadisini bitirip İstanbul Harbiye Mektebi'ne girişi 1899 yılına rastlar.. Fakat. sarışın Harbiyeli ile sevgilisi Yüksek Kahve'nin önünde buluştular. İftarı onlarda yapıyordu ağabeyim.. beyninin sesiyle konuşmaya çalışan genç Harbiyeli. Ağabeyim bazı akşamlar gelmeydi iftara. Oysa Mustafa Kemal için Fani ve arkadaşları eğlencelik bir kah^k r°HHe-ği bile değillerdi... Genç kız. pek yakında kaybedebileceğinin kaygısı içinde..... Çalgılı Kahve'de Romen asıllı Fani. O tarihlerde Selanik'te İdadi Çeşmesi'nin karşısında Yüksek Kahve denilen bir gazino vardı.. İdadi çeşmesinin önünde “Emlâk-ı Şâhâne” binalarına doğru uzayan bulvarda bir süre yanysna yürüdüler. Mavi gözlü. O. Ve gazinonun. ver elini İstanbul diyecek Mustafa Kemal... Sonra..... hergün özlemle bekliyordu Mustafa Kemal'i.. tatil süresi içinde özel ders verdiği “Paşa Kızı'nı.. Kızkardeşi Makbule Atadan. Ve.

Duygusal ve ruhsal çalkantılara ilaveten sosyal yaşamında da değişimler. kısacası gönlünce esen kavak yellerinin doğrultusunda günlerini renklendirmek hevesindedir. İçi parçalana parçalana sevdiği kızın evlenme teklifini kabul edemiyordu.... Gönlünde başka özlemler..kentini terkederek İstanbul'da daha yeni ve daha disiplinli bir yaşamın havasına girmesi de o denli karmaşık olmuştur.... giderek daha da büyümüş ve O'nun hassas ruhunu büyük ölçüde etkilemişti.. kendisini çok iyi anlayan dostlarla özel sohbetler. Delikanlı Mustafa Kemal'i büyük ölçüde etkileyen bu “Paşa Kızı” kimdir. Öte tarafta Nâmık Kemal'in hürrî: yet şiirleri.. Ama o aşamada evlenmeyi düşünemezdi. Çocukluk arkadaşları. kızkardeşi. Askerlik aşkı. Bu arada —Mustafa Kemal'i oldukça üzen^— ailevî bir olay da genç Harbiyeli'nin gönlünde büyük bir eziklik yaratmıştı: Annesi Zübeyde Hanım. Büyük duyguların ve düşüncelerin şahlandığı kafasındaki idealleri gönlündeki tertemiz sevgi için feda edemezdi. Bir tarafta romantik Selanik akşamları. Asaf İlbay'ların yakın aile dostudur ve çevresinde büyük bir saygınlık yaratmış onurlu bir zattır. sevgililer. bu duygusal ve düşünsel zıtlıkların çarpışması içinde geçer.. Harbiyeli Mustpfa Kemal ise. narin yapılı 77 yaşındaki hanımefendi duvarda asılı duran fotoğrafa bir müddet baktı. Atatürk'ün ilk aşkına ilişkin esrar perdesini biraz daha aydınlatmakta ve Şevki Paşa'nın kızı Emine Hanım'ın gerçek duygularını tesbit etmektedir. her genç gibi O'nun da doğal bir hakkıdır. sevilmek.. her genç gibi sevmek. Mini mini sevgiler. vatana hizmet aşkı. vatan sevgisi. Floka Gazinosu'nda hıçkıra hıçkıra ağlarken Mustafa Kemal böylesine üzgün ve karmaşık bir ruh haleti içindeydi. Manastır Askerî İdadisi'nde yatılı okuduğu yıllardan kalan bu iz. tüm 20 sevgileri ve duyguları geri plâna itmekte ve O'nun için kişisel anlamda her türlü sevgi. Atatürk'ün çocukluk arkadaşları ve delikanlılık günlerinin yakın dustları arasında bulunan Asaf İlbay. Harbiye Mektebinin ilk sınıfı.. Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşa. tüm aşklardan üstündü Mustafa Kemâl için... Doğa yasalarına ters düşecek kadar duygusuz ve katı bir kişiliöe de sahip değildir. kafasında daha başka umutlar ve hayâller çırpınmaktadır. yarının büyük adımlarının ilk çekirdeğidir. Annesi.. anılarında bu sevgisel olaya yer vermekle birlikte isim açıklamaktan dikkatle kaçınmaktadır. kimin nesidir? Rahmetli Makbule Atadan. Seviyordu. Çünkü. Delikanlı Mustafa Kemal. gelişimler ve oluşumlar başlamıştır. gezintiler yapmak. Kafasında dolaşan düşünceler.. Mustafa Kemal'in şiddetli muhalefetine rağmen Selanik Reji (Tütün) İdaresi'nde memur Ragıp Efendi adlı biriyle evlenmişti. bembeyaz saçlı.... “MUSTAFA KEMÂL BİR İLAHTI BENİM İÇİN” Yılmaz Çetiner.. büyük isteklerle hazırlanmaktadır.. Zübeyde Hanım'ın evlepmesi delikanlı Harbiyeli'nin yüreğinde büyük bir iz bırakmıştı. gelecek yıllara büyük umutlarla... Ve sonra tazelenen hâtıralarının arasından ayrılıp ıstırap içinde sarsılarak: 11 . yazar Yîlmaz Çetiner'in 1964 yılında yapmış olduğu bir mülakat. baktı.. Özel ders verdiği Selanikli Paşa'nın kızı.. Büyük Kumandan olma hayalleri. Gazeteci.. Askerlik aşkı. 21 Askerlik aşkı.. Emine Hanımefendi ile olan görüşmesini şöyle nakletmektedir: “Mavi gözlü.. Vatan ve millet sevgisi... Sevgisinin içtenliğinden kuşkusu yoktu.... bu büyük idealden sonra gelmektedir. Bu. güzelliği dillere destan olan bu zarif genç kızın Selanik Merkez Kumandanı “Şevki Paşa'nın kerimesi Emine” olduğunu söylemektedir. Bu çırpınışların yönü bir bakıma çelişiktir. İstipdat yönetimine karşı başkaldırı eğilimleri.. Çünkü bir süre sonra 10 Şubat 1902 tarihinde 21 yaşında çok genç bir teğmen olarak 1472 sicil numarası ile Harbiye'yi bitirecek ve kafasında tomurcuklanan büyük idealleri gerçekleştirmek için ordu saflarına katılacaktı.

Gazi. Makbule Hanımefendi ve Gazi ile aynı sokakta senelerce oturduk. Düşman işgalleri görmüş geçirmişti bu toprağın insanları. oyun seyretmek nedeniyle zıpzıp oynayan çocukların yanına giderdi. bundan zevk duyardım. o okulda zaman zaman aile toplantılarında karşılaşmamız ve konuşmamızla geçiyordu. Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşanın kızı Emine'nin duyguları. Mahcubiyetten pembeleşen yüzünü zaman zaman elleriyle örterken dargın ve kırgın gözlerle yüzüme baktı: 22 — Çocuk. bizim evin önünden taburla beraber geçer ve ben de aşk içinde dolu olarak kendisine bakar dururdum. O'na tapıyordum. Kapının eşiğinde iki üç dakikalık kaçamak konuşmalar benim için tadına doyum olmayan en büyük zevk halinde bütün benliğimi kaplar.. bu anektodu verdikten sonra yazısına şöyle devam etmektedir: “İLK AŞKI KÜÇÜK EMİNE: İşte şimdi 1894 yılında Selanik Rüşdiyesi'nde okuyan Mustafa Kemal'in 8 yaşındaki komşu kızı Emine" ile karşı karşıyayım. içimde küllenmiş bir acıyı tazelemenin anlamı var mı? Hem şunu bilmelisin ki bunlar konuşulacak. o kadar zarif yürüyüşü vardı ki bu. yakışıklı bir çocuktu. anlatılacak konular değildir. Emine Hanımefendi bu kelimeleri sarfeder-ken 65 yıl önceki gibi duygulanmış. KAÇAMAK KONUŞMALAR: O'nu kötü bir atın üzerinde gördüğüm zaman teessüre gark olurdum. Nihayet bir gün o Rüşdiyeyi bitirdi.. Annem. Böylece zaten pek seyrek olan görüşmelerimiz büsbütün azaldı. benimle evlenir..... Lacivert çuhadan ceketinin göğsünde tek sıra ay yıldızlı düğmeler. Çocukluğumuz hep beraber geçti. Fakat asıl gayesi komşu kızını pencereden görmekti. Akşamları okuldan çıkar çıkmaz evine koşar. hep aynı heyecanla aynı tazelikteydi. O da tebessümle gözlerini bizim pencereye diker.” İşte şimdi O'nun bu ilk aşkının hikâyesini geliniz bizzat Emine Hanımefendinin ağzından beraberce dinleyelim: “İstanbul'da doğmuş. asla gözlerimin önünden silinmiyor. benim için erişilmez bir varlıktı. Yarım asırdan çok fazla bir zaman geçmişti aradan.'sevmek ne demek? O bir ilahtı benim için.. Çocukluk hayallerimin biri de Gazi'nin padişah olmasıydı. derhal elbiselerdi ütületir. Ve karşımda olan Emine Hanımefendinin gönül bahçesinde tek bir çiçek halinde kalan bu aşkın daha da olgunlaştığını görüyordum.. dedi.. Seneler böylece ben kafes arkasında. Karşılıksız bir aşktı bu. Kıyafetine çok itina eder ve herkesin hayranlığını çekerdi. O. Bu yüzden kıziarla erkekler pek kolay kolay karşı karşıya gelmezdi..” : Mustafa Kemsl Atatürk'ün en yakın çocukluk arkadaşlarından rahmetli Salih Bozok'un hatıralarmdaki şu satırları bilmem hatırlar mısınız? — “Mustafa on. bana karşılık verirdi: Rüşdiye öğrencileri arasında pek çok yakışıklı gençler vardı ama Gazi'nin hali herkesten başkaydı. Askeri Kuşuye'ye devam ettiği sıralarda. heyecanlanmıştı. Daima O'nun en iyi şeylere sahip olmasını ister.. Harpler olmuş. HERKESİN GÖNLÜNDE BİR EMİNE YATAR!. kol kapaklarında üç sıra şerit.. dar ve yeşil pantolon içinde o kadar alımlı. Babam çok mutaassıp bir adamdı. Manastır As24 keri İdadisi'ne yazıldı. Dedi.— Gazi'yi .. O.. Babam Selanik Merkez Kumandanı / Şevki Paşa. Ama. 3-4 yaşındayken Selânik'e 23 t götürülmüştüm. on iki yaşlarındayken sekiz yaşında bir komşu kızına aşık olmuştu. Bizim zamanımızda pek küçük yaşta evlenildiğini bilirsiniz. Nedense Gazi'ye karşı herkesten ayrı bir ilgi duyduğunu biliyordum... babam ve onun annesi sık sık beraber olurduk. Emi-nem şarkısını sevmesinin nedenini asıl şimdi öğrendiğimiz Mustafa Kemal'in yakınlarına sık sık söylediği şu sözleri de her halde hatırlarsınız: “Herkesin gönlünde bir Emine yatar. aşkı 70 sene önce nasılsa. Ben 12 yaşıma gelmiştim ki Gaz!.” Yıimrz Çetiner. Zübeyde Hanımefendi. Rejimler değişmiş. diye sevmedim. Bu bir hayaldi ve belki de bir düştü. O yaşıma rağmen bunları düşünebiliyordum... Manastır İdadisi'ni bitirip İstanbul'a Harbiyeye gitmeye 12 . Bak sana bir şey söyleyeyim çocuğum: Ben Gazi' yi.. bütün gece O'nun hayaliyle uyurdum. bunca yıl sonra bana bunları söyletmenin.

sanki O'nu seyrediyormuşum gibi yatı seyrederdim. olaylar girdi. Gezi bundan çok memnun olarak: — Hiç olmazsa şimdilik nikâh yapsak. BENDENİZ SİZİ UNUTMAYACAĞIMA VİCDANEN YEMİN EDER. Sonucun böyle olması daha iyi bence. Diye üstelemiş. milletin dertlerine bütün varlığıyla sarılmıştı.ben Harpokuluna kaydolduğum zaman O sınıf çavuşuydu.. Gazi o kadar doluydu ki eminim kendisine ayırabileceği hiçbir özel hayatı yoktu..” — Peki. mavi gözlerinin pınarında biriken yaşları hala zarafetini muhafaza eden ince uzun parmaklariyle silerken: — Hayır. ALLAHAISMARLADIK. “Fakat artık büsbütün olgunlaşmış ve kendisini tamamen millet ve devlet işlerine adamış bir Mustafa Kemal vardı karşımda. heyecanımdan ne Saray'a ne de yanlarına gidemiyordum. MUSTAFr KEMAL “Bu mektubu aldığım zamanki sarsıntıyı bilmem bugün nasıl anlatabilirim. Bir sabah Cum26 . staj görsün diye Şam'a sürüldüğünü biliyoruz. Kahire. Ama. kardeşini ziyaret ediyordu. annesini. anılarında şöyle der: “. ne seyran ve ne de aşk.hazırlanıyordu. •Bir gün üzüntü içinde kendisine yakın dostları vasıtasiyle haber gönderip “Harbiye'ye ne zaman gidiyorsun?” diye sordum. O'nun gönül işleriyle uzunboylu uğraşacak vakti yoktu. Ne bayram.. Atatürk Cumhurbaşkanı olduktan sonra O'nu görmeyi hiç düşündünüz mü? Şevki Paşanın kızı.. Cebesoy. Sonra araya yıllar. Ali Fuat Cebesoy da doğrulamaktadır. demiş. Gazi de izinli olduğu sıralarda geliyor. Seneler sonra biz de İstanbul'a gelip yerleşmiştik. Ama bir yandan da O'nun nihayet Harbiye'ye gidişine seviniyordum. Gazi'nin Savarona yatına yatışından itibaren ıstırabım hala devam ediyor. Yalnız Salih Bozok Beyefendiyle birkaç defa konuşmuştum. Selanik'teki Askeri Mahfel'de veya diğer toplantı yerlerinde sürekli olarak arkadaş-lariyle görüştüğünü duyuyordum. Bir aralık benim kendisine sorduğum bazı sorulara cevap olarak: “Onunla evlenmediğime üzülmüyorum.” Harbiye'yi yüzbaşı olarak bitirdikten sonra O'nun. SİZDEN DE AYNI VEFAYI BEKLERİM. O'nunla tekrar görüşmeye tahammülüm yoktu.. Kötü durumdaydım.” Emine Hanımefendi bütün bunları anlatırken o kadar heyecanlanıyordu ki sesinin titrediğini ve çok yorulduğunu hissediyordum.. Yine pek seyrek görüşebiliyorduk O'nunla. Hiçbir zaman karşılık beklememiştim. Şimdi ölüm yıldönümlerine ait bütün gazeteleri saklıyorum. dedi.. Benim için hayatın tadı yok artık. Yalnız bu arada Makbule Hanımefendiden duyd. Biz hâlâ Selanik'teydik.. Bana kendi el yazısiyle gelen cevap şuydu: BU DAKİKADA VAPURA GİDİYORUM. O tarihe ait gazeteleri hala saklarım.. Fakat bu defa görüyordum ki memleket meselelerine. dedi. evlenmedi mi? — Evlenmedi. Hayır.u25 ğum bir konuşma beni dünyalara sahip olmuşçasına sevindirmişti. Makbule Hanımefendiyle görüşüyorduk. BU ANI MEŞ'UM BİZE KÂN AĞLATACAK. Her gün gider. Sınıf subayı beni kendisine 13 .. Oradan Trablus.. Balkanlar ve nihayet gizlice tekrar Selânik'e dönüş. Beni birkaç defa Saray'da baloya davet ettiler. Gazi gelir gelmez annesine sormuş: — Şevki Paşanın kızı evlendi mi... hiç bir şey umurunda değildi. hurbaşkanlığı bayrağının yarıya inik olduğunu görünce yıldırımla vurulmuş gibi sarsıldım. Ama yine araya giren büyük olaylar bizi bir evliliğe kadar götüremedi.” ATATÜRK'ÜN AŞK ŞİİRLERİ Atatürk'ün bu ilk ve duygusal düzeyde en güçlü aşkını. Esasen bu bir karşılıksız aşktı. — Atatürk'ün rahatsızlığını nasıl haber aldınız? — Hayatımın en acı anları O'nun hastalandığı günlerde geçti...

. oda hizmetçileri var.rkaç gün sonra Splendide Palas Oteli'ne geçer. İttihat ve Terakki liderlerinin —Almanya safında— harbe sürüklendiklerini hayret ve üzüntü içinde izliyorlar. Sırma bıyıklı. aralarına sızan bir kişinin ajan çıkması sonucu yakayı ele vermişti. 102 yılında Harbiye Mektebini birincilikle bitiren Mustafa Kemal. İçindeki özel eğlenceler..... Kurmay binbaşı Mustafa Kemal. Can sıkıcı olaylar hızla birbirini izlemekte devam etti: Yakalanış... Çok yakın dostu İttihat Terakki Partisi'nin eski Genel Sekreteri Fethi (Okyar) Sofya'da sefir..... hâtıralarında. Büyük Kongresi'ne Trablusgarp delegesi olarak katılması... temiz giyinirdi. Tüm Avrupa..vererek yerimi ve koğuştaki yatağımı göstermesini söylemişti.. Hotel Bulgaria'da pek rahat edemez Mustafa Kemal. Banyoları var... Ve nihayet Balkan Harbi. karmaşık bir bilmece qibi. 1909 yılında Selanik'te toplanan ittihat ve Terakki Cemiyeti 2. Bu otel öncekinden daha rahat ve nisbeten daha konforludur. 31 1911 yılında İtalya-Trablus savaşına katılması. Benim bu büyük insanla arkadaşlığım böyle başladı.. Hemen arkasından 1908 Meşrutiyet ihtilâli. İLİŞKİ KURDUĞU GÜZEL KIZLARI ÖZEL İSTİHBARATINDA KULLANDI Yıl: 1913. büyük olaylarla yüklü olduğunu görecekler ve duygusal bir ilişkinin varlığını saptamakta güçlük çekeceklerdir.. bu bir zaman meselesi... Ne isterseniz var. cidden konforlu bir otel. Mustafa Kemal 32 yaşında. Kendisi de Osmanlı Devleti'nin Sofya sefaretinde Ateşe-militer.. zira uygun bir ev 14 . Tekrar Suriye'deki kıtasına dönüş. Hayır!. kendisi gibi olağanüstü başarıları görülen arkadaşlarıyla birlikte Erkânıharp Okulu'na devam ediyordu.. Bu dizi içinde Mustafa Kemal tarafından kendisine yazılmış birçok mektuplarını okuyacağımız Ma-dame Corinne'e 3 Kasım 1913 tarihinde yazdığı bir mektupta yeni taşındığı oteli şöyle tanımlar Mustafa Kemal: ". Ülkenin geleceğine ilişkin gizli ve politik çalışmalara da katılan Mustafa Kemal. Bulgarların niyeti henüz kesinlikle belli değil. Sorguya çekiliş. Ye32 ni yapılmış. Sofva Sefirimiz Fethi Bey'le Mustafa Kemal.. O sıralarda kuruluş hazırlıkları başlayan gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girmesi. yakışıklı bir kurmay binbaşı. Araya giren tanıdıkları aracılığı ile birkaç aylık tebdilhava raporu.. Hayır Co-rinne!. Arkadaşlığımız ilerlediği zaman da Selanik'te tanıdığı bir kızı hiç unutamadığını söyler.” 27 ikinci Bölüm 1902 1912 ARASINDAKİ YILLAR BÜYÜK OLAYLARLA YÜKLÜYDÜ Genç Osmanlı zabiti Mustafa Kemal'in özel ve duygusal yaşamını incelemek isteyen araştırmacılar.. bu 10 yıllık dönemin. Sofya'da bir tek güzel kadın bile görmek mümkün değil!.. Şam'a 5'inci Ordu 30'uncu Alay emrine sürgün gidişi. Hangi ülkenin hangi safta savaşa katılacağı.. o zamanki şiir üslubuyla yazdığı aşk şiirlerini de okumayı ihmal etmezdi.... Firar... Birinci Cihan Harbi'nin eşiğinde... 11 Ocak 1905 yılında 24 yaşında kurmay yüzbaşı olarak Erkânıharp Okulu'nu bitirdi.. Konaklayacağı uygun bir ev aramaktadır ama..... O'nun..... Şimdi Splendide Palas Oteli'ne yerleştim... Gençti... 13 Nisan 1909'da meşhur “31 Mart Olayı”. Libya. burada oturmaya değer... (Birinci sınıfta saf gençlik hayâllerine tutuldum.. güzeldi. Trablusgarp.. 1913 yılının Ekim ayı başlarında atandığı Sofya Ateşemiliterlini görevine başlamak üzere Bulgaristan'a geçtiği gün doğru Bulgaria Hotel'e iner.. B.. Balkanlar kaynıyor. derslerimi ihmal ettim) dediği zaman Harpokulundaki bu ilk yıldır. Mısır yoluyla Selanik'e geliş. 1907 yılı Ekim ayında Selanik 3'üncü Ordu Kurmay Heyeti'ne tayin edilişi.. Şimdilik otelde kalıyorum...

. her kadın. Sofya'ya yerleşmiş çok zengin ve çok güzel bir Türk hanimi vardı: Tarife Hanım!. General kızları. Bakara oynuyorlardı.. bu genç ve yakışıklı Türk subayına karşı gösterdikleri yakınlık göze batıyordu. Bugün kendisiyle birlikte 5 kilometrelik küçük 33 bir araba gezintisi yaptık.. Mustafa Kemal'in.. Büyük savaşın eşiğinde bulunan ülkesi için millî güvenlik açısından çok önemli bir çok sırları hanım dostlarının aracılığı ile sağlıyordu. Bu hanımlar. Bingazi. vekiller ve daha birçok tanınmış beyefendiler vardı. Bir “Efsane” erkeği olarak.. her gittiği yerde yeni yeni dostlar ediniyordu. vakit geceyarısını geçmişti. her insan. Sofya Operası'nın primadonnası Anna Todnrova. Bulgar Başbakan'ının ki7i Ni-kolina ile olan yakın ilişkisinden dolayı bu milletve34 killerini iktidar lehine etkilediği söylentileri dolaşıyordu. Gündüz. Balkan Savaşı kahramanı. Omuzları sırma dolu generaller. Bulgaristan'a gelmişti. Mustafa Kemal'i gönüllerinde paylaşamıyorlardı. Bilmem neden. Bütün kalbimle. Mustafa Kemal. Fakat inanın bir başka sefer sizi memnun etmeye çalı-şncağ'ir.. Scfya sosyetesinin kalbur üstü hanımları. yakışıklı bir Türk Subayı. Kemal” * ** Mustafa Kemal.. Evinde o akşam kibar insanlar... Evvelki akşam beni Madam Dcurzi'ye götürdü. Trablus. siyasal çevrelerde. Özellikle genç kızlar ve hanımlar.. Mustafa Kemal'in çevresinde pervane gibi dönen genç ve güzel hanımlar arasındaydı. O'nun özel casusu olduğunu bilmeden çevresinde bulunuyorlardı. diğeri Macarca konuşuyordu. Çoğunlukla Sefarethanede ve büromda çalışıyorum. Onları localarında bırakarak ordan da ayrıldık.. Bulgar parlamentosundaki Türk kökenli mi'letve-killerinin çoğu Mustafa Kemal'in yakın dostuydu. s BİR VALS BİR AŞKIN BAŞLANGICI OLDU Matmazel Dimitrina bir baloda tanışmıştı Mustafa Kemal'i.. bu tanışmanın şiirsel öyküsünü şöyle özetler: “Mustafa Kemal... Bir başka deyimle.. Ay-rrlırken bana: —Bu akşam bizde eğlenemediniz!. hiç bir ziyafeti kaçırmıyor.bulamadım henüz. çoğunluğu genç kız ve genç hanımlardan oluşan güçlü bir istihbarat şebekesi kurmuştu.. yine opera sanatçılarından Mimi Balkanska ve Porfo-la. Madam Dourzi. Sofya Ataşemiliteri idi... Alman birçok şantözler vardı. 15 .. . Savunma Bakanı Stiiyan'ın kızı Dimitrina. Mustafa Kemal'in çevresindeki genç ve güze! hanımlar. Hiç bir daveti... M.. gene ve yakışıklı Türk binbaşısı Mustafa Kemal'in ilişki kurduğu her genç kız.. Fransız. Mustafa Kemal'in Nikolina kadar önem ve değer verdiği bir başka gençkız.. “PARİS'Lİ HANIMI GÜZEL BULMADIĞIMI SÖYLEYEBİLİRİM” “Bu Parisli hanımı güzel bulmadığımı sana söylememe izin verir misin?. bu yakışıklı binbaşıya candan bir ilgi gösteriyorlardı. Sofya'da kısa bir tur yaptım. Zannediyorum ki Cevdet Bey aracılığı ile beni evine davet eden kendisidir.. Sofya'nın tanınmış ailelerinin kızları olduğu için. Tercüman gazetesinde. Bana her zaman kendinden söz eden haberler ver. bâzı erkekler tarafından davet edilmek için locaların arasında piyasa yapıyorlardı. çok kısa bir süre içinde Sofya' da geniş bir çevre oluşturdu. Ordan ayrıldıktan sonra Novia America adında bir Cafe Concert'e gittik. ben hiç memnun olmadım ve hep sıkıldım.Bu hanımlardan biri Almanca. Ben kumar oynamadığım için kısa bir tanışma ve konuşmadan sonra onlardan ayrıldım. tanınmış şilelerin genç kızları çoğu kez Tarife hanımın evinde direnlenen partilerde bir araya gelirlerdi.ı dedi. Fethi Bey de başka bir şey yapmıyor. Onu bu kadar sempatik bulacağımı ve bu kadar iyi bir arkadaş olduğunu ummuyordum. Ote7e dönüp yatağıma girdinim zaman. Refik Sönmezsoy. Cevdet Bey'le dostluğumuz iyi. Cevdet Bey iki Macar bayanı davet etti. bu genç subaya saygı duyuyorlardı. Cevdet'le aralarında derin bir dostluk olan Parisli bir hanım.

. üçüncü vals-ler takip etti. Ba35 kanın yanındaki güzel kızın önünde eğildi: “Bu valsi bana lütfeder misiniz?. . Baba Stil-ya'nın “gönül kapısı”nı çaldı: 36 “— Mustafa Kemal.. İstiklâl Savaşı'nda da. o gece Yeniçeri elbisesi giydi.. bir aşk mektubunun üç satırı ile bu gururu okşamasını bildi: “— Ölünceye kadar seni seveceğim.. Mustafa Kemal. üçüncü cümleler. Efsane erkek. General.. M..” Balo'nun en ilgi çekici olayı. Mektuplar yazdı.Ve bu aşk romanının ilk bölümü bu cümle ile noktalanır gibi oldu. “Nerede?.” — “Mustafa Kemal de Dimitrina'yı seviyor!.” . sabaha karşı.. ara!... Dans. Beni unutma. Balkan Savaşı'nda. Kılıçlarıyla Bulgaristan'ı Osmanlı İmparatorluğunun bir “Vilâyeti” yapan Yeniçerileri. Mustafa Kemal ayağa kalkınca. Bulgaristan sosyetesi “Türk -Bulgar aşkı” ile çalkalanıyordu: — “Dimitrina.. Kızın da ben Mustafa Kemalsiz yaşıya-mam.Ve bir gün... Dimitrina “babasının bulduğu Bulgar” ile evlenmişti ama... sonra Allah diyeceğim. “Bu ikinci ve dostça karşılaşmamız” diyordu..Mustafa Kemal.. Baba Stilyan. * 16 . Babam sizi daima takdirle anar!. Dimitrina. 1913 yılında başlayan bu “Aşk hikâyesi”nin erkek kahramanı. bir milletin kalbine gömülmüştü... patinaj. Mustafa Kemal'in kollarından ayrılırken “Yarın buluşalım” diye fısıldadı....” Salondaki her genç kızın gönlü “Mustafa Kemal ile dansetmek” dileği ile doluydu.. Hem de.. * İlk nefesi.. bir defa okuyarak avunacaktı. Gözler “Davet” doluydu. bütün kızların gönüllerinde dönüyordu artık.. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Araş ile “sevgilerini taşıyan” hediyeler gönderdi. Millî Savunma Bakanı Stiiyan'ın oturduğu masaya yaklaştı. bir kızın kolunda.. kesin ve acı idi: “— Ben bir Türk'e kız vermem!. Cumhurbaşkanı olduktan sonra da “Dimitrina”yı unutmadı.. bu aşk romanının eski sayfalarını çevirerek.. * ** General kızı Dimitrina.” Generalin cevabı kısa. üçüncü nefesler.. kızın Dimitrina ile evlenmek istiyor.. talihine düşen orduya General Stilyan'ın komuta ettiği de.. Dimitrina ise. bir Türk arkadaşına: “Gecenin en değerli hdeiyesi Dimitrina idi” dedi.. Mustafa Kemal'e çılgınca âşık!. Dimitrina ile Mustafa Kemal hemen her gün beraberdiler. ilk cümleyi ikinci... ikinci.. Genç kız dudakları “Mustafa Kemal” adını fısıltı halinde heceliyordu: “Mustafa Kemal geldi. bir “Maskeli balo” da canlandırmak istiyordu. ev ziyaretleri ve gizli buluşmalar ile “Aşk hikâyesi”nin cümleleri sürüp gidiyordu. * “10 Kasım 1938” günü Bulgaristan'ın “gözünden en çok yaş dökülen” kadını Dimitrina idi: “— Kemal beni bıraktın da. ilk valsi ikinci. bu sevdanın bitmesi için. * ** Mustafa Kemal gururlu bir erkekti.. Bu sevdanın bir evlenme ile bitmesini istiyordu.. “İki sevdalı arasında” saadet temsilcisi olmuştu. Ancak. nerelere gittin” diye ağladı durdu.” dedi...” Mustafa Kemal Çanakkale savaşlarında da.Kemal'in. Son nefesimde “Önce Kemal. Genç ataşemiliter. “Maskeli balo”da general kızlarının gözleri “Türk Yeniçerisinin üzerinde toplandı. sohbet sırasında öğrenilmişti.. genç kızların gönülleri hopladı.” “Bizim eve gel!. kalbi sınır taşlarının ötesinde çarpıyordu. Kral'ın Mustafa Kemal'i tebrik etmesi ve bir hediye vermesi olmuştu. diyor!... Mustafa Kemal'i çok sevmişti.” * ** Bulgar Kurmay Başkanının kızı.

28 yıl, bu romanın sayfalarına bir cümle eklemeden geçti... İki ay önce, 73 yaşına basan, Bulgaristan'da “Ata37 türk'ün ilk ve bitmeyen aşkı” diye bilinen Dimitrina bir rüya gördü: “Atatürk, Dimitrina gel artık, seni özledim, diyordu”. Dimitrina, bu rüyayı yorumladı: “— Kemal beni çağırıyor” dedi... ...Ve bu rüya gecesinden 24 saat sonra son nefesini verdi. Bu “sevda romanı”nın ilk sayfalarında söylediği pibi son sözü: “— Mustafa Kemal” oldu... Romanın son cümlesi, “Mustafa Kemal” ile noktalandı. BAŞBÂKAN'İN VE HARBİYE NAZIRI'NIN KIZLARI, MUSTAFA KEMAL'İN SEVGİLİSİYDİLER Bunlar arasında Bulgar Başbakanı Dr. Radoslavof un kızı Nikolina başta geliyordu. Tarifa Hanım'ın evindeki toplantılarda tanıştığı ve çik yakın bir ilişki kurduğu Matmazel Nikolina ile Mustafa Kemâl arasındaki özel dostluk tüm Sofya'da duyulmuş, dedikodular ayyuka çıkmıştı. İktidardaki Başbakan Radoslavof'un siyasî muhalifleri, kurmay binbaşı Mustafa Kemal'in flörtleri arasında yer alan güzel Nikolina'nın bu özel ilişkisini dillerine dolayarak Başbakanı yıpratmaya çalışıyorlardı. Sofya, o yıllarda yoğun bir diplomatik kaynaşma içindeydi. Birinci Dünya Savaşı'nı yönlendirmeye çalışan (İngiliz, Fransız, Sovyet Rusya gibi) ülkelerin temsilcileri Bulgarlarla sürekli müzakere halindeydiler. Bu ortamda, biri Başbakan'ın, diğeri Harbiye Na-zırd'mn kızı olan iki genç hanım, Mustafa Kemâl'in özel istihbaratı için en mükemmel birer kaynak idiler. 38 Bulgar Harbiye Nâzın Kovaçef'in kızı Mara, duy-gult, içli, kültürlü, şık giyinmesini çok iyi bilen Makedonyalı bir tazeydi. Üstelik fizik yapısı bakımından zarif ve şirin bir kızdı. Snk sık Tarife Hanım'ın evinde buluşuyorlar, bir kaç kadeh erik rakısı... Biraz müzik... Biraz sohbet... Biraz aşk... derken, Bulgar hükümetinin en gizli sırları, bazen Nikolina'nın dudaklarından, bazen de Ma-ra'nın gevezeliklerinden Mustafa Kemal'in istihbarat dosyalarına yansıyordu. Başbakan'la Harbiye Nazırı'nm kızlarından sızdırdığı özel haberleri diğer ajanslarının istihbaratıyla da pekiştirdikten sonra değerlendiren Mustafa Kemal, bu arada yarbaylığa terfi etti. Ateşemiliter Mustafa Kemal, o sıralarda Dimo Açkof adında Türk dostu, bir Bulgar avukatın kızı Elena ile de özel bir yakınlık kurmuştu... Gittiği her yerde seçkin insanlardan bir çevre oluşturan, edindiği dostları ve kurduğu çevreyi muhafaza etmesini bilen genç kurmay, bir yandan Sof-ya'daki güzel flörtleriyle ilşkisini sürdürürken öte yandan uzaklardaki dostluklarını da mektuplaşmak yoluyla canlı tutmaktan geri kalmıyordu. İstanbul'daki genç ve güzel dul Madam Corinne, Mustafa Kemal'e büyük bir sevgi ve hayranlık duyuyordu. Ve de üstelik kıskanç bir kadındı Mm. Corinne. Mustafa Kemal'in Sofya'daki arkadaşı ve kendisinin de yakın dostu Cevdet de Mm. Corinne'in ajanıf!) idi. Mustafa Kemal'in Sofya'daki özel yaşamını gözetlemesi görevini üstlenmişti Mm. Corinne'e karşı. Gönül işlerini de memleket işleri kadar büyük bir beceri ile yürüten genç kurmay Mustafa Kemal'in bir yandan Başbakan'ın kızı Nikolina ve Bulgar harbiye Nazırı'nm kızı Mara ve Avukat Açkof'un kızı Elena Açkof ile ilgilenirken İstanbul'daki Mm. Corinne'e <—Fransızca kaleme aldığı— mektuplarıyla nasıl ses-endiğini hep beraber okuyalım: 39 Sofya, 27 Aralık 1913 “Sevgili Corinne, mektuplarını büyük bir sevinçle aldım. Bu mektuplarda bana karşı gösterdiğin dostluk duygularına içtenlikle teşekkür ederim. Di-yorsu ki, son yazdığın mektuplarda öncekiler kadar imlâ yanlışı yok. Acaba bir başkası mı yazdı o mektupları. Bu

17

önemli dikkatini senden bana yönelmiş bir kompliman olarak kabul ediyorum. Çünkü öğrenebildiğim kadar Fransızcam üzerinde hiç bir hayale kapılmıyorum. Fransızcayı Türkçe kadar bilseydim sana yalnız daha çok mektup yazmakla yetinmez, içimdeki samimi duyguları daha güzel ve daha seçkin bir üslupla anlatabilirdim. AnVyorum ki Cevdet Bey'e benim buradaki hayatımı gözetlemesini tavsiye etmeye devam ediyorsun. Kendi hareketlerinin gözetlenmesi gereken Donjuan' m sözlerine bilmem ki hangi noktaya kadar inanıla-bilir. (Mustafa Kemal mektubunda Donjuan sözcüğü yerine “Courreur” sözcüğünü kullanmaktadır.) Yine de hemen söyleyebilirim ki onun sana anlatacağı şeylerde belki hakikatin bir zerresi bulunabilir. Buradaki hayatım monoton akışı ile devam ediyor. Hiç bir olay hayatıma bir neşe katamadı. (......) içten dostluklarımı sunarım. M. Kemal” Artık bir kurmay yarbay olan Mustafa Kemal'i kutlayanlar arasında O'nu içtenlikle seven ve kıskanan Mm. Corinne de vardır. O zamanki deyimle kaymakam Mustafa Kemal'in âşıkları, hayranları yalnız Sofyalı kızlar, yalnız Mm. Corinne midir?.. Mm. Corinne'nin kızkardeşi Matmazel Edith de bu yakışıklı kurmaya karşı özel hisler beslemekte, ablasının yazdığı mektuplara arasıra kendi duygularını da yüklemektedir. 40 “KALBİMİN DİKTE ETMEDİĞİ SÖZLERİ BENDEN BEKLEMEYİN” Sofya Ateşemiliteri kaymakam Mustafa Kemal'in Mm. Corinne'e yazdıtı bir başka mektubu gözden; geçirelim: 28 Şubat 1913, Sofya “Sevgili Corinne, Kaymakamlığa terfii edişim münasebetiyle gönderdiğiniz tebrikler beni çok derinden duygulandırdı. Güzel sözleriniz kalbimde büyük bir yer işgal etti. Kendi kendime izah edemediğim suskunluğumun bir çok nedenleri vardı: Sofya, Belgrad ve Petinya ateşemiliterliklerine tâyinim bana büyük işler yükledi. Henüz diğer iki şehre gidemedim. Özellikle Sofya'da beni ilgilendiren baz' sorunları incelmek zorundayım. Buradaki tüm meşguliyetim, bana büyük bir sıkıntı veren otel hayatından kurtulmak için uygun bir ev aramak. (.........) Sana uzun uzun yazamctyışımın nedenleH bunlar. Birkaç kelimelik kartpostallar yollayabilirdim. Fakat bu, hem seni tatmin etmezdi, hem de ben kendilerine nezaket icabı yazmak zorunda kaldığım kimselere karşı ancak kartpostal kullanırım. Küçük ve sevimli Matmazel Edith'in istemeyerek meydana ge^en, bu uzun suskunluğum karsısında sitemkâr şeyler söylemesi beni hayretler içinde bıraktı. O'nun sana karşı büyük bir dostluğu, ve benim samimiyetime ise pek az güveni var. Hayat tecrübesi de o nisbette az. Rica ederim. O'na söyle; çok konuşan ve sayfalar dolusu mektuplar yazanlar m- gerçek ve samimi dost sayılır?.. Çok içtenlikle hisseden fakat uzun lâflarla karşısındakini yormak istemeyen ve duygularını gizlemeyi tercih eden kimse1er ilgisizlikle suçlanabilir mi? Sevimli Edith zuna inansın ki ben de O'nun Avusturyalı dostu kadar fedakâr ve candan olmaya muktedirim. Ve o insanlar gibi kur yapmasını çok iyi bi4f lirim. Üstelik şunu da bilsin: Senin benim, nazarımda çok yüksek bir mevkiin var. Sen, öyle bir kişiliğe sahipsin ki benden kalbimin dikte etmediğini kelimeleri beklemezsin. Tatlı ve şirin kızkardeşine bu satırları okumanı ve kendisine benim hayalimde kolay kolay silinmeyecek bir hâtırası bulunduğunu söylemeni özellikle rica ediyorum. (............) İçten ve Candan Dost M. Kemal” * ¦** BULGAR HARBİYE NAZIRININ KIZI MARA, MUSTAFA KEMAL'İ DELİLER GİBİ SEVİYORDU!.. Mm. Corinne ve onun şirin kızkardeşi Matmazel Editt, Sofya'dan İstanbul'a postalanan

18

me'-'tualann kısalığından ve katılığından yakmadursuniar, Bulgaristan'ın başkentinde güzel bir genç kız, Mustafa Kemal'i bir kaç gün görmese çılgına dönecek kadar O'na âşıktı. Bu duygulu ve zarif kız, ilişkilerine yukarıda kısaca değindiöimiz Mara idi. Bulgar Harbiye Nâzırı'nın şık ve kültürlü kızı Mara... Mustafa Kemal'in Sofya'daki çevresi içinde daha önceki yıllarda Manastır'da tanışmış olduğu Dino Aç-ko fisminde genç b!r hukukçu da vardı. Mustafa Kemal'in flörtlerinden Elena'nın babası Dino Açkof, Bulgar asıllı olmasına rağmen Türklere karşı büyük bir sevgi ve saygı besliyordu. Mustafa Kemal'in kişiliğine hayrandı. Sofya'da avukatlık yapan Dino Açkof, sık sık ev;n-de z;vafetler, partiler düzenler ve yakın dostu Mustafa Kemal'i de çağırmayı ihmâl etmezdi. Bir bakıma Mustafa Kemal, bu davetlerin baş konuğu durumundaydı. Konuklar arasında Mara Kovaçef'le birlikte Sofya' 42 nın ileri gelen ailelerinin birçok temsilcileri, Mustafa Kemal'e hayran genç kızlar, opera sanatçıları ve politikacılar da bulunuyordu. Mara Kovaçef, birlikte geçirdikleri tatlı saatlerin ve günlerin adedi arttıkça ortak hatıraları çoğaldıkça Mustafa Kemal'i daha fazla sevdiğini hissediyordu. Kendisini seven ve etrafında pervane gibi dönen kızların karşısında ölçülü ve dengeli biryakiaşsmla hareket eden Mustafa Kemal, İngilizlerin Bulgaristan yetkilileri ile yaptığı gizli temasları, Rusların tekliflerini ve niyetlerini rahatlıkla öğrenebiliyordu. Nihayet savaş başladı. Bulgarlar, Almanlarla ittifak halinde olan Türklerin safında yer aldı. Delicesine âşık olduğu Mustafa Kemal'in ö-*el hir casusu olarak O'na hizmet ettiğinin farkında olmayan Mara Kovaçef, Mustafa Kemal Sofya'dan ayrıld'ktan bir süre 'sonra O'nu unutabilmek için evlenecek, fakat içindeki büyük aşkı, Mustafa Kemal'i asla unutamayacaktı. Ve... Yıllardan sonra... 1933 yılında... Cumhuri-yet'in 10'uncu yıldönümü törenlerine Türkiye Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın öze! konuğu olarak katılacak olan avukat Dino Açkof ile genç Türkiye'nin büyük kurtarırısı arasında Çankaya Köş-kü'ne şu konuşma geçecekti: — Gospodin Açkof, kızınız ne alemde? — Elena mı? — Evet! — Siz Sofya'dan ayrıldıktan sonra Elena Adliye Nazırı Hristo İstatef'le evlendi!.. — Ya Matmazel Mara Kovaçef? — Bir doktorla evlenmişti... Duyduğumuza göre bir aralık Ankara'ya sizi görmeye gelmişti. Ankara gelişinde size anlatmadı mı? — Evet, anlattı... Dokuz yıl önce Ankara'ya gelişinde burda birbuçuk ay kalmıştı. Kendisiyle müteaddit defalar konuştuk. 43 — Size bir şey söyleyeyim mi Ekselans, Mara, Ankara'dan Fiilbe'ye döndükten sonra kocasından ayrıldı!.. — Yaaaa!,, Öyle mi?.. Bu ünlemde ve bu soruda çok uzun yılların gerisinde kalmış duygulanışlar ve hâtıralar düğümleniyordu. YJDİN'Ü KURTBEY AİLESİNİN GÜZEL GÖZLÜ KIZI: NAZMİYE Mustafa Kemal'in Sofya'da tanıyıp hoşlandığı genç kızlardan biri de Vidin'li “Kurtbey Ailesi”nin kızı, Nazmiye'dir. Bu kitabın baskıya hazırlandığı 1988 yılı yaz aylarında 92'nci yaşına hazırlanan Nazmiye (Atiç] Hanım, İstanbul'un Bebek semtindeki konutunda görüştüğü bir gazeteciye, o çok uzak günlere ilişkin anılarını şöyle anlatıyor: “Evet, Mustafa Kemal, Sofya'da bana evlenme teklif ettiği zaman, ben henüz 17 yaşındaydım. Anneannemle Vidin'den İstanbul'a gidiyordum. Oradan da tıp tahsili için, Fransa'ya geçecektim. “Sofya'ya uğramıştık. Mustafa Kemal, Sofya'da ataşemiliterdi. Bizi anneannemle çaya davet

19

İbrahim Bey. diye ısrarını sürdürünce. Fakat. Ahmet Fikri Tuzer'di. Mustafa Kemal'in. nikâhımızı imam değil. Tıp öğrenimi yapmak amacıyla Fransa'ya gitmeye hazırlandığı aşamada Sofya'da tanıştığı Mustafa Kemal. Atatürk'ün Lâtife Hanım'dan ayrılma aşamasında Kavalalı İsmail Hakkı Beyi kendisine göndererek (ki o sıralarda Nazmiye Hanım Behiç Nuri Bev adında bir zâtla evlidir) dolaylı olarak eski önerisini yinelediğini ileri sürmektedir. o zaman oturduğumuz Kurtuluş Tepeüstü'ndeki Usulcuoğlu Apartmanı'nın banyosundaki sobaya atıp içim parçalanarak yakmıştım. Dedi ama. ardından da. bu mektupları. Bana yazdığı mektuplarda. ' 'Hayır. ben de teklifini kabul edememiştim. ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra anneannesi ve ağabeysi ile birlikte İstanbul'a gelmiş. İmamsız nikâh olmazdı. benim nikâhımı imam kıymayacak'. Bunun 20 lirasını size cep harçlığı olarak vereceğim. bir gün müjdeli haberi alır: — Reisicumhur Hazretleri. Ben ve kız kardeşim. O cay masasında bana. Sofya Sefiri Fethi Okyar kıyacak. Ne^mive Atiç Hanımefendi. Bakın ne diyor: “O kıymetli mektupları..00'da Reisicumhur hazretleri. Mustafa Kemal. ne yazık!.etti. imam kıyıyordu. Kız kardeşi Makbule Hanım. ben prensip sahibi bir kişiyim. Eski Türkçe okumasını bilmiyordu. bugüne dek titizlikle saklanabilsin.” 1986 yılında Vidin'de doğan Nazmiye Hanım. benim kabul edebileceğim bir şey değildi. böyle bir nikâh.. kocam Behiç Nuri Bey'in ölümüne kadar sakladım. hafızasındaki anılar kadar özenle saklayamamış. Paşa'ya haber verdi. Nazmiye Ha-nım'a yazdığı ve evlenme önerisini birkaç kez tekrar 45 ettiği bu ilginç mektuplar. 44 Böyle bir teklif. anıalrında Bursa'daki bir akşam yemeğine de özellikle yer vermektedir. Ben de. Çünkü Behiç Nuri Bey. her zaman bindini şahsi otomobilini gönderip bizi aldırdı. 20 . benim kız kardeşimle aeldinimi. “İstanbul'da ailesi ile tanıştım. 'Sizinle evlenmek iıstiyorum' dedi. CHP Genel Sekreteri ve İçişleri Bakanı Dr. İbrahim Bey'le birlikte Bursa'ya gittik. beni çok şaşırtmıştı. Ama. Gerisini yine Hazmiye Hanım'ın anılarından dinleyelim: “O gün kocam hastalandı. “Evlendikten sonra. Kurtbey Ailesi'nin bu güzel gözlü kızına gerçekten ev'enme önerisinde bulunmuş mudur? Bu hususu kesinlikle saptamak olanağına sahip değiliz. bfimm hir şartım var. Ertesi gün. Nazmiye Atiç Hanımefendiyi dinleyelim: “Ama. Bunu kendisine ifade ettiğim zaman. 'Mektuplar kocaman eline geçer. yakın dostum oldu. Atatürk. Saydam'ın ölümünden sonra da Başbakanlığa bir müddet vekâlet etmişti.” Gönül isterdi ki. Başbakan Refik. Atatürk'ün gönlünde yer ettiğini açıklayan Nazmiye Hanım. daha sonraki yıllarda birbirimizi hep qör-dükK Mektuplaştık. vaz geçmedi. belediyenin kendisine hediye ettiği villada kalıyordu. “Evlenme teklifi. sen kız kardeşini al. bahçede iki akasya ağacının altında kurdurmuştu. Cumhuriyet Ote'i'ne indik. 33 yaşındayım. Annesine Zübeyde Teyze dedim. beni yakın çevresi ile tanıştırdı. mutaassıp bir babanın km olarak da en çok. Erzurum Milletvekili.. Set-başında. aklımda kaldığına göre. İkinci eşim. Uzun süre Mustafa Kemal'le görüşemediaini Bozüyük Mebusu Çolak İbrahim Bey'e bildiren Nazmiye Hanım. 50 lira altın para maaşım var. O zamanki adıyla Çapa Kız Muallim Mektebi'ne girmiş. teklifini iki kez tekrarladı. evim. 'Ben prensip sahibi bir kişiyim' demekten de. “Ben gidemeyecenim.. Öğrenimini tamamladıktan ısonra tekrar Vidin'e dönmüş..” Nazmiye Hanım. Çünkü bütün nikâhları. Çay sofrasını. sizi Bursa'daki köşkünde kocanızla birlikte kabul buyuracaklar!. tıpkı anılar gibi. çevresini dolduran çok renkli bir hanım kalabalığına ve ülkesinin içinde bulunduğu buhranlı bir dönemde aktif bir qörev ateşiyle çırpınan yüreğine rağmen. Mustafa Kemal bana karşı çıkarak. şartlarını şöyle dile getirdi: 'Ben. Yalnız. imamsız kıyılacak bir nikâhla takılmıştım. yuvam yıkılır' korkusu ile hepsini. Evlerinde kaldım. Ama. Simdi elçiliğimiz olan evde oturuyordu. saat 16. kalan 30 lira ile evi idare edeceğim. İngiltere'de doğup büyümüştü. Bursa'ya gidin” dedi. açıklamasında bununla da yetinme mekte. İngiliz'di.

yaver Rasuhi Bey. Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan. Bursa Valiei Kemal Gedeleç..46 Nihayet akşam yemeği vakti gelmişti.30'a kadar süren 2 saatlik sohbetimizi teybe kaydediyoruz aynı zamanda... Nazmiye Hanım'ın 48 ifadesine göre.. yemek masasının en başına oturmadan önce beni sağ tarafına. oturmaya başadı. demiş güya. Bozüyük Mebusu İbrahim Bey.... “Ben Latife'yi boşadığım zaman sen ne yaptın?” dedi. misafirler. en yakın arkadaşını bana göndermişti. Daha ismini hatırlayamadığım misafirler vardı. Demek. Ali Sait Paşa. kendisinin gerçek zarafeti olduğunu bilmemle birlikte. her zamanki gibi... Ama Atatürk tarafından bir evlenme teklifinin yapılmış olması ve bu teklifi de Nazmiye Hanım'ın reddetmiş olması kesinlikle düşünülemez. hangisi daha güzel... Ali Sait Paşa'nın hanımı Neciye Hanım yoktu. Eğer Atatürk böyle bir teklif yapsaydı Nazmiye Hanım reddedemezdi. Ben Bursa'daki akşam yemeğinde 21 .. yemeği önce Reisicumhur hazretlerine vermek isterken.. Sabiha Gökçen.. Bir süreden beri İstanbul'da ve bu adreste konuk bulunan Sayın Sabiha Gökçen'le. Reisicumhur hazretleri. Bunun. benimle yavaş sesle.. Atatürk'ün aşk yaşamı üstüne sohbet ediyoruz.. kız kardeşimi de.. birçok önemü iddialarla ortaya çıkıyor. Tarihe ve gerçeklere ışık tutabilmek amacıyla.. O gece.. Atatürk böyle bir şeyi zaten yapmazdı asla. rahmetli Makbule Atadan'ın rahatsızlığı sırasında kendisiyle tanıştığımız Sayın Sabiha Gökçen'le 32 yıllık bir aradan sonra tekrar konuşmak gereğini duyduk. Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Atatürk'ün Gönlündeki Kadın”(!)ın çok iddialı anıları. iki kız kardeş var. Sofya'da bir flört hali geçmiş olabilir. “Peki ama siz Kavalalı İsmail Hakkı Bev'e ne dediniz?” deyince. Reisicumhur hazretlerinin. o sofrada bulunanlar arasında birçok ün47 lü kişi var: Daha sonraki yıllarda Cumhurbaşkanlığı enel Sekreterliği yapan Bursa Valisi Kemal Gedeleç.. bize demiş ki.. kimsenin duyamayacağı biçimde konuşmaya başladı. sonra kız kardeşimin tabağına koyduktan sonra kendi tabağına alıyor ve garson ondan sonra... Uzun yıllar Atatürk'ün çok yakınında bulunan ve yaşayan canlı tarihlerimizden biri olan Sabiha Gök-çen'in anlattıklarını sağlıklı bir şekilde tesbit edebilmek için saat 10. Makbule Hanım. Nazmiye Hanım'ın Atatürk'le arasında.. İlk merak ettiğim şey. Ve daha pek çok seçkin kişi... Suadiye'de. Bazıları da hanımları ile gelmişlerdi. sol tarafına oturttu. Reisicumhur hazretleri yemeği kendi eli ile alıp önce benim tabağıma. derhal İsmail Hakkı Bey'in sözleri geldi aklıma.. Biraz hayal mahsulü bu hatıralar. Ali Hikmet Paşa ile sağımda oturan Ali Sait Paşa vardı. Reisicumhur hazretlerinin bana karşı gösterdiği bu ince zarafet gözümden kaçmıyordu. — Sayın Sabiha Gökçen.. aynı zamanda da dünyalar adeta benim oldu. Servisi yapan garson. Sayın Nazmiye Atiç Hanımefendi. Güya Atatürk. O benim bu sözüm üzerine. O yazıyı kesip sakladım" dedim.. O geceden hayatta kalan iki kişi varız: Biri ben. manalı bir şekilde. Aklımda kaldığına göre. Reisicumhur hazretleri. kalbinde bana karşı bir sevgi işareti olduğunu hissediyordum. Böylece herkes yemeğe başladı... Paşanın kızları. misafir arkadaşları vardı. ben de gidip bakmışız güya. gidin bakın.30'dan 12. diğeri de Ruki-ye. Bursa'daki akşam yemeğinde Atatürk'ün bu konuda açıklamalar yaptığını söylüyor ve sizi de tanık gösteriyor. “Atatürk'ün Gönlündeki Kadın”. Atatürk'ün mânevi kızlarından Ru-kiye ve Zehra. Üçüncü yemek tabaklara alındıktan sonra... diğer misafirlere ikrama gidiyordu. — Ben de okudum o yazı dizisini. Böyle bir şey asla olmadı.. Okudunuz mu Hürri-yet'teki anıları?. Okul Sokak No: 50 Kamer Apartma-nı'nın 4'üncü katında 10 numaralı dairedeyiz. eviniz yıkıldı diye müteessir oldum. Pasa ağzımı aratmak için. Rukiye de... Uzun yemek masasına. HAYAL MAHSULÜ HATIRALAR Tarih: 25 Ağustos 1988. “Boşanma tebliğini gazetede okudum.

. Meselâ Fikriye Hanımla ilgili. Latife Hanım biraz daha sabırlı olsaydı. Müziği de çok severdi. — Nebile için de aynı şeyi söyleyebilir miyiz? — Nebile Hanım'ın Fikriye Hanım olması mümkün değil! — Lâtife Hanım'Ia Fikriye Hanım arasındaki duygu farkı ne olabilir size göre? — Lâtife Hanım. O akşam da müzik sanatçıları vardı. 50 Atatürk'ün de olabilir. Bakıyordum. ATATÜRK'E YÖNELİK GERÇEK AŞKLAR — Peki Sayın Sabiha Gökçen.... Ben he rzaman. benim. Atatürk'ün kendisinden dinlediklerim var.. Atatürk'ün derin bir aşkla kimler sevdi size göre?.. Ufak tefek kaprisleri olabilir her insanın. — Bakın Şemsi Belli Bey. Çok hassas ve ince ruhlu bir insandı Atatürk. hakikaten her zaman aklını kullanan. Atatürk o kadar asabileşti. müsade edin de adını vermeyim.. Ama Fikriye Hanım. Bir kişi. Zama zaman Türk Sanat Müziği sanatçıları çağırırdı köşke..... FİKRİYE HANIMLA LATİFE KANIM ARASINDA DUYGUSAL YAKLAŞIM FARKI — Sayın Sabiha Gökçen .. Belki Atatürk'ün de Fikriye Hanım'a hissi bir yakalşımı vardı.... — Bizler Atatürk'ün manevi kızları idik.... Atatürk de çok bağlanmış hissen ... Aralarında hissi bir bağlantı olmuş olabilir.. Bu şarkı devam ederken ben Atatürk'ün yanında oturuyordum... onları hoş görebilirdi. çok temiz ve her haliyle mükemmel bir kişiydi.. Fikriye Hanım hakikaten âşık. Ama daha çok Fikriye Hanım Atatürk'e çok bağlanmış hissen.. Neden Atatürk ağlıyor?.. Neden acaba?.... Ve şunu söyledi: “— Ben Anadolu'ya geçtiğim zaman. — Bu hatıralardan aklınızda kalan bazılarını lütfen hatırlamaya çalışır mısınız?. ağladınız bayağı.. akılsızdı demiyorum yanlış anlaşılmasın.. Çünkü Fikriye Hanım.. Anadoluya geldi!” dedi 22 . Daldı. Atatürk'ü ilk defa o kadar asabi gördüm....ağlayacak hale geldi. Bir akşam sofradaydık. o günün o tehlikeli şartları içinde bana koştu geldi.. “GEL GİTME KADIN!... güzel antellektüel bir hanımmış. Fikriye Hanım genç. Latife Hanım ise bunları hoş göremedi maalesef.. bir flört olayı olmuş olabilir.. Fikriye Hanım o genç ve güzel kız........ — Dolmabahça Sarayı'nda bir konuşma geçti bir gün. “— Yak şu sigaramı çocuğum!” dedi.” dedim..... diye düşünürüm. Kadınlara saygısı fazlaydı. Bir aralık “Gel gitme kadın!” diye bir şarkı okundu. Ama. Ama Lâtife Hanım. belki sonradan hissen bağlandı Atatürk'e.. idamıma karar verildiğini duyar duymaz...... çünkü tanınmış bir kişi.... belki ömür boyu bir evlilik olabilirdi...... Yalnız müsade ederseniz bir hatıramı anlatmak isterim: Atatürk çok nazik. ama Fikriye Hanımınki kadar değil. o kadar asabi-leşti ki. Ertesi gün odasına iyi sabahlar dileğiyle girdiğimde bana şöyle dedi: “— Dün gece nasıl geçti?” 49 “— biz dun gece bir şarkıya üzüldünüz. Fikrive Hanım' la evlenseydi. Lâtife Hanım.. Atatürk de bu aşka karşı ilgisiz değil.. Atatürk.. Nazmiye Hanım'Iı tanıştığı tarihlerde evlenmeyi düşünmemiştir.. Aşkı için her şeye katlanabilirdi.” Atatürk'ün aşk hayatı hakkındaki görüşlerini sorduğumuzda Sabiha Gökçen'in yanıtı şöyle oldu: — Ben böyle bir şeye şahit olmadım.Fikriye Hanım hakikaten âşık.... O kişiye fena halde çıkıştı. Ben tanımadım. işin başında hiçbir zaman hissen Fikriye Hanım qibi olmadı.Şöyle diyebilir miyiz: Fikriye Hanımın bunları hoş görebilecek kadar derin bir aşkı vardı Atatürk'e.. Atatürk'ü hakikaten seven bir kadınmış Fikriye Hanım. Ve nitekim bu aşkı yüzünden intihar ettî Fikriye Hanım. Acaba geçmişteki bir hatırası mı onu duygulandırdı?... Lâtife Hanım hakkında ve Fikriye Hanım hakkında..... gözleri buğulandı ...... Sofrada arkadaşlarına anlatırken bizzat dinlediklerim var. keşke Atatürk.... düşündü..sofrada Atatürk'ün böyle bir açıklamasını duymadım.. Ama sizinle olduğu gibi karşı karşıya konuşmadık bunları Atatürk'le. akıllı olsaydı.. Fikriye Hanım hakkında biraz hoş konuşmadı. Hüzünlendi... Onun da Fikriye Hanım'a bir ilgisi var...........

.. mutlaka. Genç bir hanımın evinde misafir kalması şayiaya sebep. Lâtife Hanım'ın Atatürk'le evlenmesi bir aşk evlenmesi değildi... İyi bir ahbap oluyor. Bir genç kızla. bir erkek arasındaki mesafe midir?. düşünmüş olsaydı onunla evlenirdi tabi.... Tanışma....... Uygun bulmadım bu hanımla Gazi Paşa'nın evlenmesini!..... izmir'deki misafirlik sırasında nedir?.. Tabii. diyebilir miyiz? — Şu şekilde .. Çok büyük bir hürmetim var Fikriye Ha-nım'a karşı. O zaman taassup var.. Annesi o sıralarda hasta. Annesi daha çok hastalanıyor orada... Daha değişik bir hayatı olurdu herhalde..... Atatürk'ün rahmetli Başyaveri Salih Bozok' la yakın bir dialog kuruyor Lâtife Hanım.. Doğrudan doğruya bir ev sahibesiyle misafir arasındaki mesafe. Ankara'ya dönüyorlar. O zaman taassup var...... “Atatürk'ün annesi gelmiş.... beğenmiyor annesi. — Muallâ Tunçok Hanımefendi'nin kocası Abdur-rahim......... Atatürk de evleniyor.........ama evlenmeyi düşünmemişti. Hep isterdim ki keşke Atatürk O'nunla evlenmiş olsaydı. Atatürk annesine söylüyor: “— Lâtife Hanım'la evlenmeyi düşünebilir miyim?. Lâtife Hanım'ın ailesi Fransa'da.. Erkektir. Ve Lâtife Hanım'ı uygun qörmüyor. Ben bunu sofra sohbetlerinde resmen Atatürk'-den duydum. İnsandı Atatürk de. “Sen onu görürsen. Fakat bunları hiçbir zaman kötü bir şekilde karşılamazdı Fikriye Hanım. Konu böylece afişe olunca.. — Şayianın çıkması için bir sebep olması lâzım gelmez mi? — Sebep. babası henüz dönmemiş İzmir'e.. — Atatürk'le Lâtife Hanım arasındaki mesafe. Ama kısmet böyleymiş.. Onun evinde misafir kalmış olması.... tanımadığım halde.... Salih Bozok'la beraber İzmir'e gönderiyor annesini.... değil mi? — Evet.... Hattâ AbdurrahirrîTunçok da beraber. Ama İzmir'de.. Sayın Gökçen. 53 23 . kurtuluştan sonra onların evinde misafir kalıyor. Ufak tefek kaprisleri olabilir.. Salih Bozok da.Atatürk .... Keşke O'nunla evlenseydi Atatürk. Salih Bozok'a diyor ki: “— Oğluma söyle... O zamanlar Abdurrahim çocuk daha... Sayın Gökçen. bir rastlantı. Atatürk tam bir karar veremiyor. bir kadınla. işte biliyorsunuz. Onun için Fikriye Hanım'ın tabii çok daha iyi bir tutumu olurdu mutlaka... — Hayır!.. genç kızlığından itibaren.... Atatürk memnun kalıyor bu misafirlikten.. durumu Gazi Paşa'ya yansıtıyor.... Atatürk Lâtife Hanım'la evlenecek diye.... Bir ev sahibesiy52 le misafir arasındaki mesafe midir?. sofrada anlatırken.. Fikriye Hanım'ın Atatürk'ün eşi olarak tutumu Lâtife Hanımdan farklı ne gibi bir seyir takip ederdi? — Fikriye Hanım. tâ gençliğinden beri yani.. Olumlu şekilde söylüyor....... Ayrıldıktan sonra bunları Atatürk'e açıklıyor Salih Bozok. Daha sabırlı.....evvelâ isterseniz.. Atatürk'ü iyi tanıyan bir kişiy-miş.... Salih Bozok.. Lâtife Hanım'la Gazi Paşa evleneceklermiş” diye yaygın bir söylenti var.... daha hoşgörülü olurdu. Genç bir hanım... — Bu anlattıklarınıza göre Fikriye Hanım kadar olmasa bile Atatürk'ün de O'na karşı ilgisiz ve sevgisiz kalmadığı izlenimini çıkarabilir miyiz? — Ona şüphe yok. Atatürk'ün annesine çok hürmeti vardı. Lâtife Hanım ise ancak bir-iki görüşte tanımış oluyor Atatürk'ü.. hatırlayacaksınız..... — Peki.......... Ama bunu etraf doğru bulmuyor ve bu yüzden evlenecekler diye bir söylenti çıkıyor... Efendim. Latife Hanım'ın evine....” diyor. Atatürk.. İzmir'e gönderiyor onları. Abdur-ruhimi tanıd'nız siz Semsi Bey. — Şöyle diyebilir miyiz... Fikriye Hanım'a karşı O'nun da bir şeysi vardı . Atatürk Fikriye Hanım'la evlenmiş olsaydı. Şimdi herkes daha açık fikirli. ancak o zaman evlenebilirim!” diyor. belki 5i daha mutlu olurdu... beğenirsen... annesinin düşüncesini söylemiyor Atatürk'e... Bu konuda annesinin rızasını almadan bir sey yapmak islemiyor. Annesi.. Bir şayia çıkıyor halk arasında..” diyor... ve bundan doğan bir evlilik....

. Benim şu anda hatırıma bir şey gelmiyor. çünkü Nebile'yi de bir evlâdı mânevi olarak aldı Atatürk... O büyük insanın çok yönleri tüm ayrıntılarıyla yazıldı... şimdi çok sevdiği askerlik sanatının odak noktasında. Daha pek çok böyle gerçek dışı şeyler çıkıyor ortaya. sevgili dostum Corinne bunları bilmeyecek ve her zamanki gibi mektuplarını ve kartlarını Sofya'ya gönderecek. Mimi. herşey.. Nikolina. O günlerin şartları içinde ve vatan görevi gerekleri çerçevesi içinde kalmış birer eski ve tatlı hâtıra idi artık. Nebile olamazdı âşık. Fakat....... Atatürk ve kadın. Corinne'e postaladığı mektuplardan izleyelim : 55 17 Mayıs 1915. hazırladığım kitabın konusu Atatürk ve aşk. Siz ki her şeyden haberiniz olduğunu iddia edersiniz ... Bilemem.. Nebile âşık olsaydı Atatürk'e. O büyük bir kumandan. Tarife Hanımefendi. Çanakkale Boğazı'nda durum buhranlı bir hal alınca sevgili dostumuz Nuri (Conker)nin eski yeri olan Tekirdağ'a giderek ordaki bir fıkranın kumandasını üstlenmemi isteyen acele bir 24 . ÇANAKKALE SAVAŞLARINDAN Mm.. gece gündüz düşmanla savaşacağım. nihayet Atatürk de bir erkekti. Elena.. Kitabımda işlemeye çalıştığım konu bu.)nin hanımı Zsa Gabor'un Atatürk'le bir aşk gecesi yaşadığı yolunda bir küçük haber çıktı geçenlerde. Komşu kızlarına filan aşık olmuş olabilir. başkasıyla evlenmezdi ...... Atatürk. o günlerin Mustafa Kemal'inin Mm.. bu gibi şeyleri ortaya atıyorlar... Son kartınız. Göğsünde bir kalp. Bunun benim kusurum olduğunu mu söylemek istiyorsunuz? Tabii değil mi. Bir manastır hayatı mı yaşadı ömrü boyunca?... Gelip geçici duygulardır bunlar. Herkes.... O bakımdan söylüyorlar. her insanda doğal olarak bulunması gereken bir takım hislerden yoksun değildi... — Ben böyle bir şey olabileceğini sanmıyorum.. Gerçekten hayretler içinde kaldınız sanırım. Belki seyahetlerinde herhangi bir kimse ile ilişkisi olmuş olabilir.. — Tahmini olarak bir şeyler söyliyemez misiniz? — Gözümle görmediğim için bir şey söyleyemem. CORİNNE'E MEKTUPLAR Ülkesi savaşa girdikten sonra Mustafa Kemal'i Sofya'ya hangi kuvvet bağlayabilirdi. Aksini düşünemem hiçbir zaman. Bu yönünü de ben tes-bite çalışıyorum.Siz ki benim özel hayatımı takip etmekten memnun olmak istersiniz..... büyük bir lider ama .... — Bu konuda şahit olduğum bir şey yok.. Ve bunları da benim yerime Fethi (Okyar) Bey alacak.. — Sayın Sabiha Gökçen..o da bir insan...... — Benim tek diyeceğim şey: Atatürk... o kalpte bir takım duygular taşıyan bir insan. Anna Todorova.. bir erkek. hakikaten bir kimseye aşık olmuş biri değildir..... — Bu konuda söyleyebileceğiniz başka bir şeyler var mı? — Sizin soracağınız bir şey varsa sorun. arkadaş bildiği kimselerin hanımlarıyla asla böyle bir şey yapmazdı.. Nasıl olur da benim savaş alanında bulunduğumu öğrenemezsiniz.. Maydos'a Fethi (Okyar)nin bir kartıyla birlikte geldi..... Tekirdağ 19'uncu Tümen Kumandanlığına tayin edilen Mustafa Kemal.. — Büyük bir liderin özel yaşamı genellikle kapalı kalır. Aksini söyleyecek kimse kalmadı hayatta. — (...Nebile 2 defa evlilik yaptı... NEBİLE ZSA GABOR SÖYLENTİLERİ ¦— Nebile'nin Atatürk'e âşık olduğu yolundaki yayınlar gerçek dışı mı? — Gerçek dışı... Maydos Karargâhı 'Sevgili dostum.. — Elbette değildi.. ben Maydos'ta olacağım. Mara.— O halde Atatürk'ün Latife Hanımla evlenmesi bir aşk izdivacı değil... 54 memleketi kurtarmayı kafasına koyduktan sonra böyle bir olay kesinlikle olmamıştır...... — Peki. ama.. Atatürk.. — Hayır hayır... Muhakkak değildi... o da bir insandı.. Hanımlar kendilerini biraz daha lanse etmek için falan... Ama gençken olmuş olabilir. O günlerin havasını... Herhalde Atatürk.

Fırka Kumandanı M. Almanlar da bu genç kumandanı Demir Haç Nişanı ile değerlendirmişler. Sofya'dan ayrılışımı ve burada görev alışımı size niçin haber vermediğimi bana sormayınız... Günlük çalışmalarından arta kalan zamanlarında canı roman okumak istemektedir.. Kazandığı zaferler ve madalyalar O'na göre bir başlangıçtır. Ve yerimde kalırsam kuvvetle umuyorum ki hep başaracağım!. Savaş devam etmekte ve Mustafa Kemal büyük bir başarı ile İngiliz kuvvetleri karşısında savunmaya devam etmektedir. Mısır'a hareket etmeden ve Kudüs'te dinlenmeye karar vermeden sizin evde bir akşam yemeği yiyebilen ve size sıcak duygularla veda edebilen Nuri.. benim için bir nezaketsizlik idi....” diyebilmektedir. anneniz hanımefendiye ve babanıza saygılarımı lütferi bildiriniz.. MAZİ VE MAZİNÎN ANILARI ÖLÜMSÜZDÜR BENÎ UNUTMAYINIZ CORİNNE!. Ama dostlar arasndaki bağları her zaman kuvvetlendirerek geçer gider zaman. Yeni dostlarıma Allahaısmarladık bile diyemeden Sofya'dan ayrıldım.. Anlıyorsunuz ki oldukça meşgulüm.. ÖLSEM BİLE!. Gece gündüz top sesleri. beni unutmayınız Corinne!.. kolay kolay aralamadığı kalbinin kapılarını. Bir ilk adımdır. Burada benim adım fazla duyulmazsa hayret etmeyiniz. Siyasi ve askeri genel durum hakkındaki görüşlerinizi bana açıkça söyeyiniz Corinne.. Birkaç gün önce içinde bir takım şakalar bulunan bir kartpostal yollamıştım... büyük asker Mustafa Kemal savaş meydanlarında ilk askeri zaferini kazanmış. Maydos. Kemal” Mustafa Kemal'in savaş içinden Corinne'e özet kurye ile ulaştırdığı bu mektup gösteriyor ki büyük asker. Karargahımın kâtiplerinden Hulki Efendi'nin İstanbul'a gelmesinden faydalanarak size bu satırları yazıyorum. Miralay Mustafa Kemal'in karargâhı hâlâ Maydos' tadır. Ve savaş gecesi siperlerin içinde Mehmetçiği harekete geçiren de odur. Benim bu konuda size verebileceğim bir izahat yok.telgraf almıştım. şu ana kadar daima başardım. Biliyordum ki bu. İki aydır buradayım. Mektubu bizzat size vermesi için fırkamdan bir zabit gönderiyorum. Kurşun vızıltıları ve bomba gürültüleri 25 . Hattâ bu savaşta ölsem bile. 19. Çünkü postayla ancak pek mânâsız birkaç kelime yollamak mümkün olabiliyor. Corinne'e yeni bir mektup yazmaktan kendini alamıyor. 20 Temmuz 1915 “Sevgili Madam. 56 Corinne!. Arıburnu Cephesi'nde İngiliz kuvvetleri ağır yenilgilere uğramış. Çanakkale Boğazı'nı müttefiklerin çıkarma girişimlerine karşı savunuyorum. mermiler başlarımızın üstünde patlayıp gidiyor... Corenne'e hafifçe aralamakta ve duygulu bir seslenişle “Geçmiş günler ve o günlerin hatıraları ölümsüzdür. “Harp Liyakat Madalyası” ile takdir ve taltif 57 edilmiştir. Ben bu savaşta ölsem bile beni ve o hatıraları unutmaynız!.. Ama yine de şüphe etmeyiniz ki hafızalarımızda silinmez izlerini sakladığımız güzel anları asla unutmuş değilim!. Çünkü bu önemli savaşın onurunu Mehmetçiğe kazandırmayı tercih ettim. Şüphesiz biliyorsunuz ki savaşı yöneten sizin dostunuzdur. “CESUR VE İNANÇLI ASKERİM ŞEHİT OLURSA CENNET'E GİDECEĞİNE YÜREKTEN İNANMIŞ” Karargâhındaki görevlilerden birinin İstanbul'a yapacağı seyahati fırsat bilen Mustafa Kemal. şarapneller. arkasından “Miralay” (Albay)lığa yükseldiği tebliğ edilmiştir kendisine. Buradaki hayat pek fazla sakin değil. Mazi ve mazinin hâtıraları ölümsüzdür...... hiçbir zaman benim gibi hareket etmez. savaş psikolojisinin belki doğal bir sonucu olarak Mr. 'Zaman geçer gider. Size istediğiniz zaman hemen cevap yazamazsam umarım ki beni mazur görür ve bana kısa. Aziz Corinne. Matmazel Edith'e içtenlik dolu dostluk duygularımı. basit kartlar postalayabilirsiniz. Sevindirici olaylar üst üste gelmektedir.

Beşiktaş'ta Akaretler'de oturuyorlardı. Bu dinlenme ancak ölümden sonra mümkün olabilir. OLMAK. Çok şükür ki askerlerim pek yürekli ve düşmandan daha dirençlidir. Üvey babası Ragıp Efendi ise bir süre önce ölmüştü..içinde adeta bir cehennem hayatı yaşıyoruz. Co-rinne oturuyordu. Sevgili Edith'in —âdeta bir melek gibi— falımıza baktığı tatlı anları —kendisi memnun ve mutlu olsun diye— hatırlamamıza müsaade eder misiniz? 60 26 .....” Çanakkale savaşlarının genç ve muzaffer kumandanı İstanbul'a döndüğü zaman annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşi Makbule. Corinne'e yazılmış mektuplarda ve Corinne'den Mus59 tafa Kemal'e ulaşan haberlerde bu duygunun belirtilerini sezmemiz çok kolay. Bunları kesinlikle bilmemiz olası denil amma. Ziyaretlerinin birinde Matmazel Edith. ben bu mektubu yazarken yanımda Size neler yazdığımı soruyor ve kimin Matmazel Edith'e ait olduğunu öğrenmekte ısrar ediyor. Harbiye Mektebi'nin karsısında bir konak vardı: Tabib Miralay Mösyö Luigi'nin konağı. Gerçek dostluğumu kanıtlamak için bu kez sizden önce kaleme davrandım. Oysa ben. Siirt'ten gönderdiği mektubunda da Maydos'tan yazdığı son mektubunda olduğu gibi “Sevgili Madam” hitabı ile dikkati çkemektedir. Doktor Hüseyin Bey.. sevgili Madam. Belki de ablası Corinne'in büvük dostluğunu gölgelememek için içindeki duyguları bastırıyordu. Edith'in fal baktığı günü sık sık anımsıyordu. Anneniz hanımefendiye. Pangaltı'da.. Çünkü bu olayların ardı arkası kesilmez. Hulki Efendiye birkaç roman ismi verin. Siirt. Moralleri de yüksektir. Siirt'e üç gün uzakl'ktaki Miyotarkin'de benimle fou'uşması için Diyarbekir'deki Nuri'ye talimat verdim. Üç gün sonra buluşacağız ve inanıyorum ki geçmiş günlerden ve sizin sevgili varlığınızla süslenen hatıralardan uzu uzun söz edeceğiz. Olayların etkisiyle sertleşen karakterimi -mantıklı öğütlerinize dayanarakyumuşatabilmek için romanlar okumaya kararlıyım.KEMAL 19... Çünkü dinsel inançları. Şehit olmak nedir. doğru cennete gidecek... Matmazel Edith'in Mustafa Kemal'e karşı özel bir sempatisi vardı. Fırka Kumandanı" “YA HİÇ DOĞMAMIŞ. Adı ve ünü bir anda bayraklaşan Mustafa Kemal her gittiği yerde büyük bir saygı ve hayranlıkla karşılanıyordu. Miralay: M. Mustafa Kemal'in kahve falına bakmıştı. bilir misiniz. beybabanıza saygılarımı ve Matmazel Edith'e en içten duygularımı arzetmenizi ve en sıcak ve saygı dolu bağlılılklarıma inanmanızı rica ederim. 6 Mayıs 1916 “Sevgili Madam. Bir süre sonra. YA DA HİÇ UNUTULMAMAK İSTERDİM!. Orada Tanrı'n'n en güzel kadınları. Yarın yine bir başka yönde yola çıkıyorum. Daha önceki mektuplarının çoğunda “Sevgili Co-rinne” diye başlayan Mustafa Kemal. bu muhayyel istirahata kavuşmak için Tan-rı'nın cennetine gitmeye hiç de niyetli değilim. kızkardeşi Edith ile birlikte. Nerdee. onları çok defa ölüme götüren emirlerimi derhal yerine getirmelerini gerektirmektedir. Ve mektubun içeriğinde “Matmazel Edith” daha fazla bir ağırlık kazanmaktadır. Gerçekten onlara göre 2 sonuç ihtimali var: Ya gazi olmak ya da şehit olmak. Bu konakta yüzbaşı Ömer Lutfi Bey'in dul eşi Mm.. 1916 yılının başlarında tayini Kafkas Cephesi'ne çıkan ve Nisan ayının ortalarında Silvan'da kumandayı ele alan Mustafa Kemal. Herkesin büyülendiği tatil ve esprili konuşmalarınızdan zev alabilmek imkânından mahrumum. Bu nedenle aşk duygularından ve pek az fikrine katıldığım bir insan'n hayat felsefesinden başka bir şey ilham etmeyen bir romanın tefrikalarını okumak ihtiyacını duydum. gidip satın alsın. Uzun ve çok yorucu bir yolda iki aylık bir seyahatten sonra dinlenebilmek için bir fırsat olabileceğini sanırsınız değil mi?. En yüksek 58 mutluluk!.. hurileri onları karşılayacak ve sonsuza kadar onların arzusuna tabi olacak.

generallerle ve para ile birlikte sona erer. Oysa şimdi aradan çok zaman ve çok olaylar qeç-mişti.. Ve birbirini izleyen olaylarla yüklü yıllar. Bugün evlenmekten daha mühim memleket işleri var. 27 .. hiç düşünme.... Ruhların takati bittiği zaman generaller kendUerine gelemezler.. Oğlunun cevabı yine kesindi: — Anneciğim .. demişti. Halep. Veliaht Vahdettin Efendi ile Almanya seyahati. askerlerle.. Zübeyde Hanım... Mektubumun geri kalan kısmını şu anda cnüm-de duran bir kitaptan alıntılarla dolduracağım... CHATEAUBRİAND” Adres: General Mustafa Kemal Diyarbekir” Mektubunu altındaki imzada “General” kelimesi bulunması göstermektedir ki Mustafa Kemal'in Mirliva (Tuğgeneral) lığa terfii 1 Haziran 1916 olmasına rağmen.. artık delikanlı bir zabit değil... Ben vatanımla evliyim.. Altın saplı şemsiye vereceğim. oölunun kısmeti açılmıştı: Padişah Vahdettin'in kızı.. PADİŞAH KIZIYLA EVLENİP SARAYA DAMAT OLMAYI REDDETTİ Bazı kaynaklar Mehmet Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan'ın “Fahri Yaver” Mustafa Kemal Paşa'ya âşık olduğu yolunda söylentiler çıkarmıştı. bu güçlü ve 62 ünlü kumandanı saraya damat yaparak sallantıda olan Osmanlı saltanatını kurtarabilme umudunu biraz daha sürdürmekti.... Matmazel Edith ile ilgili sa-t:rlan yazdığım sırada beni yalnız bıraktı.. 61 Harbiye'yi bitirdiği yıllarda aynı konu yine yer almıştı.yakışıklı. Her şeyini ben temin edeceğim. ve zaferler... Padişahın kızkardeşi Prenses Münibe'nin aile dostlarıyla birlikte aracılık yaptığı bu konu için Mustafa Kemal Paşa'nın kararı olumsuzdu..Doktor Hüseyin Bey. Madalyalar... Vatanın meseleleri halledilmeden insan kendi meselesini düşünemez!. kültürlü. Bu. Yalnızım ama herşeyi tasvir edebilmekten acizim. duygulu. Damat Mustafa Kemal paşa olmayı kesinlikle kabul etmedi... Bitlis'in ve Muş' un düşmandan geri alınmasındaki başarısı nedeniyle yeni yeni takdirler. Ben vereceğim.... Zübeyde Hanım'ın sevgili evlâdı.“. İkinci Ordu Kumandan Vekilliği'ne tayini... güzelliği dillere destan Sabiha Sultan'ın özel bir ilaisi vardı nene generale. Mümkün değil bu. Başkumandan Vekili Enver Pa-şa'nın masasına kadar ulaşan “Mustafa Kemal” imzalı sert raporlar. hırslı ve memleketinin geleceği için mutlaka bir şeyler yapmaya kararlı bir general. ya da hiç unutulmamayı isterdim. İstanbul'a dönüş... Zübeyde Hanım'a pöre.. şimdi evlenmenin sırası değil!.. Çok genç ... Mustafa Kemal'i etkilemek için uydurulmuş bir senaryo idi aslında.. Ve de. Suriye.... Şu anda yalnızım.. MİGNET” Son söz: “Ya hiç doğmamış olmayı... Osmanlı İmparatorluğunun ve müttefiki Almanya'nın yenilgisiyle biten Birinci Dünya Savaşı'nm mütareke yılları. oğlu Mustafa Kemal'i evlendir meyi tâ Selanik'te oturdukları zamanda beri istemektedir. MUSTAFA KEMAL'E GERÇEKTEN ÂŞIK BİR GENÇ KADIN: FİKRİYE Mustafa Kemal'in üvey babası Ragıp Efendi'nin bir kardeşi vardı: Miralay Hüsamettin Bey...... Saraydan aracılar gelip gidiyordu Sabiha Sultan'la Kemal Paşa'yı başgöz etmek için. Zübeyde Hanım'ın gündeminde. paşalığa yükselişi daha önceden kendisine tebliğ edilmiştir. Paradan yana düşünüyorsan. Zübeyde Hanım o yıllardaki görüşmesinde ısrarla üstüne üstüne gitmişti meselenin: — Oğlum!.. Annesinin bu yöndeki teklifini kesinlikle reddeden genç zabit Mustafa Kemal aynen şöyle demişti o zamanlar: — Anneciğim. 35yaşındadır Mustafa Kemal. Mustafa Kemal Paşa idi o artık... Gözüm kapanmadan evlen!. yıldızı parlamış ünlü bir generaldi.. Beni bekleyen büyük işler ve vazifeler var!.diyordu... Çünkü esas amaç.

her büyük aşkın ilk yol kavşağında olduğu gibi. Kızı Fikriye.. elbet olası değil. “Ağabey” diye hitap ettiği ve ağabey gibi sevdiğini sandığı Mustafa Kemal Paşa'nın çevresinden ayrılmayan kanatsız bir melek gibiydi Fikriye. ilk sıralarda. Bursa tarikiyle (yolu ile) Ankara'ya gittiğinden ve hemşiresi jülide Hanım dahi vefat ettiğinden (öldüğünden) yalnız kalmış ve bu hal ile artık İstanbul'da devam-ı ikameti (oturmaya devam etmesi) gayrimümkün (o'anaksız) olduğundan oraya ne suretle ve hangi tarikle (yolla) hareketi tesvip (onay) buyrulursa emı-ü irade develtle-rine mutnazır olduğu (yüce emir ve isteklerinize hazır olduğu) arzolunur.Mustafa Kemal'in üvey amcası sayılan Miralay Hüsamettin Bey. Bu anlattıklarımız. Rumeli'liydi. Enver adında bir oğlu. coşkudan uçuyordu adeta. gözlem ve izlenimlerinden oluşan bilgiler. diğer görevlilerin çalışmaları da. Jülide ve Fikriye adlarında iki kız vardı Hüsamettin Bey'in.11. çok duygulu. Bilinmiyor kesinlikle. İşte bu sırada Fikriye'nin Ankara'ya getirilmesi ve yakın akrabası Mustafa Kemal'in hizmetinde görev alması düşünüldü.11.1336 (1920) tarihini taşıyan bir yazı: 64 Karadeniz Ereğlisi Şifre: 767 Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Fikriye Hanımefendi.. Ama Bekir Çavuş'un hizmetleri de. 1920 yılının sonbahar aylarıydı. Genç kızlığının ilk kilometre taşlarında Mustafa Kemal Paşa ile tanışan Fikriye. Türkiye'de ilk kez bu kitapla kamuoyuna yansıttığımız tarihi ve resmî belgeleri konuşturalım biraz: “Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci” imzasını taşıyan 11. bugün İstanbul'dan gelmiştir. Aşırı derecede duyarlı. Mustafa Kemal in Anadolu'ya geçtikten sonra Fikriye'nin duygusal bir bunalıma kapıldığı. başta Makbule Ata'dan olmak üzere. sevinçten. İstanbul'a özel bir kurye ile ulaştırıldı. amcasının bu yakışıklı üvey oğluna karşı sevgisel bir yaklaşım içindeydi. Fikriye. Duygularının ne zaman güçlü bir aşka dönüştüğünü bilmek. Bu fikri ilk kez ortaya kim attı?. bilgili ve ileri görüşlü bir askerdi. Ancak. Ankara'nın en ¦kritik günlerini yaşadığı o dönemde bu fikri Mustafa Kemal'in de onayladığıdır. mutluluktan. Bilinen tek şey. onu çok aradığı ve özlediği. Haber. sanıldığı kadar kolay değildi o günler. 11. bu küçük bina içinde Mustafa Kemal Paşa'ya hizmet etmeye çalışan görevlilerin başında geliyordu. çocuk yaşlarında piyano dersleri almaya başamıştı. Ama çok önemli bir sorun vardı: İstanbul'dan Anadoul'ya geçmek. Diğer çocukları gibi kızı Fikriye'yi de batı kültürü ile yetiştirmeye özen gösteren Miralay Hüsamettin Bey. Ankara'da kalmakta bulunduğu “Ziraat Mektebi”nden şimdiki Ankara Gan'nın yanında bulunan “Direksiyon binası”na nakletmişti. ' Biraderi Enver bey. 63 her zaman herkese ondan söz ettiği.36 Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci Bey'in aynı tarihte Ankara'ya çektiğKbir telgrafın metni de şöyle: TELGRAFNAME Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Merkezi No: Kelime Alındığı mahal Tarih ve saati Ereğli 378 50 Kastamonu 23. Mustafa Kemal'in rahat ve huzurunu sağlamaya yetmiyordu.50 28 . Atatürk'ün kız kardeşi rahmetli Makbule Atadan'ın da kabul ve beyan ettiği bir gerçek. Kim düşündü?. Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa. o günleri yaşayan canlı tanıkların anı. Sivas Kongresi'nden itibaren yanından ayırmadığı Bekir Çavuş. Şimdi. ince ruhlu bir genç kızdı.

bazı günler O'nunla söyleşir.1336 (Başkanlığı) Kalem-i Mahsus (Özel Ka!em) ' Adet (sayı): 767 Karadeniz Ereğüsl Kaymakamlığı'na.11.1336 (Özel kalem) Adet: 767 Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Vasıtasıyla Fikr'ye Hanım'a Muvasalatınızı (varışınızı) şimdi haber alarak yanınıza şayanı emniyet (güvenilir) polis memurlarından birinin tefriki ile (yol arkadaşı olarak ayrılmasıyla) Ankara'ya hareket etmeniz arkadaşlarımdan o'up birkaç gün evvel buraya gelmek üzere Ereğli'ye geldiğini haber aldığım M'th-t Bey'le birlikte gelmeniz. Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara Kalem i Mahsus 13. 29 .11.. Mithat Bey Fikriye Hanımefendi ile birlikte bu gece alaturka saat beş buçukta Kırım vapuru ile inebolu'ya hareket eyled'ği ve esbab-ı seyahatleri (seyahat sebepleri) temin ve keyfiyet (durum) İnebolu Kaymakamlığı'na da telgrafla bildirildiği arz olunur efendim. Kaymakamlığa yazlmıştır.11. günlük ev işlerinde “Zübeyde Hanım Teyzesi”ne yardımcı olmaya çalışır. . doğrudan doğruya Fikriye Hanım'a yazılmış bir telgraf müsveddesi.11. şakalaşır ve görünüşte bir “ağabey sevgisi” ile dolup dolup taşardı Mustafa Kemal için. Paraca olan ihtiyacınız buradan. 13.11. 13 Seryaver: Sdih (imza) Akaretler'deki 76 No'lu eve sık sık gelen Fikriye. Yazılmıştır. 11. (okunamadı) üzere Kaymakamlıktan temin edilecektir. bir yandan da Mustafa Kemal'in emri ile Karadeniz Ereğlisi Kayma-kamlığı'na ayrı bir telgraf çekilmiştir: 66 Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara Riyaseti 11.. Büyük Mil'et Meclisi Yaver: Salih Bun'arın şimdi maklna başında keşidesi (çeklmesi) Yazıldı.C. Hareketinizin iş'arı (bildirilmesi) Paşa Hazretlerinin arzuları iktizasındandır. eiyevn (şimdi) orada olup bursya gelecekler ise kendileriyle birlikte gönderilmelerinin muvafık (uygun) olacağı bildiriliyor. derhal çekilmek üzere bu telgraf müsveddesi hazırlanmış.Dahiliye Vekaleti Vekili Adnan Bu telgrafın şimdi makina başında keşide edilmesi (çekilmesi) emrolunmuştur. Fikriye H&nım'ın yanına şayanı emniyet ve itimat (güvenilir) polislerden birinin tefriki (yol arkadaşı olarak ayrılrnası)ile Kastamonu'ya kadar gönderilmesi ve bu hususta ihtiyar ediienek (yapılacak) mesa-rifin (giderlerin) buraya iş'arı (bildirilmesi) ile derhal tesviye edileceği (ödeneceği) ve şayet İzmit Fasrika Müdir-i sabıkı (eski müdürü) olup birkaç gün evvel oraya geldiği haber alınan Mithat Bey. (imza) (imza) Bir yandan Fikriye Hanım'a. Mustafa Kemal Paşa'nın her türlü hizmetinde bulunur.13. (İstekleri gereğidir) Sizin de buna göre hareket etmeniz muvafıktır (uygundur).1336 Kaymakam Naci Mustafa Kemal Paşa'ya hem yazıyla hem de.36 ve 5-2957 tel. daha önceden Ankara'dan çekilmiş bir telgrafa yanıt olduğu anlaşılan bir “Telgrafname” ile “Fikriye Hanımefendinin seyahati ile ilgili bilgiler sunan Karadeniz 65 Ereğlisi Kaymakamlığının bu belgelerinden başka iki belge daha var dosyamızda.1336 (1920) tarihini taşıyan belge.

yoğun bir konuk trafiğinin akışı içindeydi. gündüzün her saatinde “Direksiyon binası”ndaki konut. Hepsinden önemlisi. Türkiye Cumhuriyetinin ilk Anayasası olan “Teşkilâtı Esasiye Kanunu”nun ön hazırlıkları yapılıyordu... bu denli büyük olayların oluştuğu ve geliştiği bir ortamda.. Ankara istasyonundaki “Direksiyon binası”. bir payton arabasına binerek gidip baktılar köşke.sağladığı için mutluydu. Fikriye'nin Ankara'ya gelişi. huzurunu. Gecenin... o günlerin yaygın adıyla “Villa”..Fikriye. Çankaya sırtlarında büyük ve güzel bir köşkün varlığından söz ettiler Mustafa Kemal Paşa'ya. Henüz birinci yılını doldurmamış bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti. Mustafa Kemal Paşa'nın oturabileceği ve rahatça çalışabileceği veni bir yer gerekiyordu. Ruşen Eşref (Ünaydın) ile eşi Saliha Hanım. zaman zaman Rumeli türküleri çalardı Mustafa Kemal Paşa' nın günlük yorgunluğunu birazcık olsun silebilmek için.. 6 Ocak 1921 tarhiinde Yunan kuvvetleri tüm cephelerden saldırıya geçmişlerdi. rahatı ve hısru-ru olmak üzere her konuda büyük br özen ve duyarlık içindeydi Fikriye. sağlığını sarsabilecek kadar yoğun bir çalışma ile. 30 . Piyanonun tuşlarında dolaşan zarif parmakları Paşasının çok sevdiği Rumeli türkülerini hep aynı sevgisel mutluluk içinde çalıyor ve türkü faslı bittik69 ten sonra çok anlamlı bir şarkı ile noktalıyordu bilinç altına ittiği duygularını: Mani oluyor halimi takrire hicabım!. deliler gibi âşık olduğu Mustafa Kemal Paşa'sının yanında ve hizmetinde bulunduğu için mutluydu... Sık sık toplantılar yapılıyordu. şefkat. güvenliğini -duyaulu bir kadın yüreğinin coşkulu çırpmışlarıyla. dağ qibi sorunları göğüslemeye çalışan Mustafa Kemal'in rahatını. sevgi. uzak mesafelerden 67 beklenen duygulu konuğuna kapılarını açtığı günler. Ankara'ya kafa tutuyordu. Ve daha pek çok önemli konu vardı Mustafa Kemal Paşa'nın gündeminde. Ve geciktirilmeden buraya taşınıl-ması için gereken ön işlemleri ve hazırlıkları tamamladılar. Osmanlı Devleti'nin kaderini belirlemek için. Çocuk yaşlarından bu yana içinde yaşattığı duygularını. boynunda Mustafa Kemal Paşa'nın teşbihinden yapılmış bir kolye. içtenlik dolu bir ilgi ve hizmete dönüştürebildiği için mutluydu. öğle sonu gezintileri yapardı Çankaya sırtlarında. kimi zamanlar ata biner. Fikriye Hanım. Çerkez Ethem. Fikriye Hanım. Kısa bir süre önce askerlerin ve muhafızların gördüğü bir çok hizmetler.. köşkün düzenlenmesi işlerinin tümü Fikriye Hanım'ın gözetim ve denetiminde yapılmıştı. Çocuk yaşlarından beri piyano çalan Fikriye Ha68 nım. köşkün hizmetlerini yürütme çabasmdaydı. PİYANO BAŞINDAKİ ROMANTİK KIZ Çankaya'daki köşke taşınma. yen konutlarında piyanonun başına geçer. Beğendiler. zarif bir kadın ruhunun gözetim ve denetimi altında yeni bir biçime sokulmuştu. belki de bu duyguları anlaşıldığında Mustafa Kemal Paşa'nın ilgisini yitireceği kaygısıyla çok ölçülü ve dikkatli davranıyordu. Bu geçici konutun ihtiyacı karşılayacak büyüklükte olmaması çeşitli sıkıntılar doğuruyordu. yeni bir renk ve güvence katmıştı Mustafa Kemal Paşa'nın yaşamına: Başta Paşa ağabeysinin sağlığı.. düşman kuvvetlerinin büyük saldırılara hazırlandığı.. 1920 yılının kışı başlamak üzereydi. çok önemli sorunların çözümü için uğraşıyordu. . Mutluydu Fikriye Hanım. kendi duygularını belki çevresine sezdirmemek için.. Çerkez Ethem'in büyük problemler yaratarak Ankara'ya kafa tuttuğu ve gizliden gizliye isyana hazırlandığı kritik bir" dönemde. Londra Konferansı toplanıyordu. Ayaklarında zarif çizmeleri. Çok sevdiği. “Reis Paşa”nın direktifleriyle. Ruşen Eşref ve eşi. saygı. Baş yaver Salih Bozok.

Arkasından İstanbul ve Ankara hükümetlerinin birlikte katıldıkları Londra Konferansı. Fikriye Hanım'ın iç dünyasındaki savaşlar da.. bir yandan cepheyi... Mutlu günler çabuk geçer.. Ve daha nice olaylar.Müdiriyeti (Özel Kalem Müdürlüğü) Şifre: 150 Takiben (Nerede olduğu izlenerek kendisine verilmek üzere) Garp Cephesi'nde Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Paşa Hazretlerine Fikriye Hanımefendi. sadece bir takım romantik sevgilerin. Çankaya Köşkü'nün yönetiminde söz sahibi olmak. Tarih. Mustafa Kemal. Bu kitap. yataktan kalkmıştır... Bugün kendisini muayene eden doktorun. Fikriye Hanım'ın yüreği başka çağrılar içindeydi. bir yandan uluslararası konferansları izlemek ve yönlendirmekle yetinmiyor. Olaylar çok hızlı gelişti: 20 Ocak 1921'de Teşkilâtı Esasiye Kanunu kabul edildi Büyük Millet Meclisi'nde.. duygusal yaklaşımların öyküsünü yansıtmak amacını taşımıyor. Atatürk gibi büyük bir insanın özel yaşamındaki tarihsel gerçekleri saptamak ve unutulmasını önlemek de bu eserin yazılış amaçları arasındadır..) kaptığını ve iptida (önce) kinin ile sıtma ve bila-hsra (sonradan) böbrek rahatsızlığı tedavi olunacağını söylediğini kendi ifadelerine atfen (dayanarak) arzederim. Fik-riye'nin sağlık durumu ile de yakından ilgileniyordu. 28 Mart 1338 (1922). sıtma olduğunu ve ayrıca da bir böbreğinin zafiyetinden biraz (. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa. Deliler gibi sevdiği Mustafa Kemal Paşa'nın yakınında olmak. Derken Başkumandanlık Kanunu'nun Meclis'te görüşülmesi.” diye çağırıyordu Başkomutanı. Riyaset Kalem i Mahsus Müdürü (Başkanlık Özel Kalem Md) Hayati Fikriye Hanım. Birinci ve İkinci İnönü Savaşları. Sık sık doktor kontrolünden geçiyordu.. gerek diğer araştırmalarımız sonunda sağla70 dığımız resmi nitelikteki belgeler göstermektedir ki Fikriye Hanım'ın büyük sevgisine karşı Mustafa Kemal Paşa da tamamen ilgisiz değildir.. birkaç ay sonra yapacağı Büyük Taarruz'un ön hazırlıklarını denetlemek üzere cephede bulunduğu bir sırada Fikriye Hanım'ın sağlıksal durumunu da izlemek gereğini duymaktadır.. Savaş meydanları “Geeel!. Gel!.. Gerek.. Aslı Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde 14767 sıra numarasında kayıtlı bulunan bir belgenin elimizde bulunan suretini birlikte okuyalım: Türkiye Büyük Millet Meclisi Zata mahsustur Riyaseti 28. Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'-la yaptığımız günler ve haftalar boyu süren uzun qö-rüşme.1338 Ktı'em-i Mahsus..Piyanonun tuşlarında dolaşan parmaklar bir süre sonra mutfakta irmik helvası hazırlıyordu Mustafa Kemal Paşa için.. Fikriye Hanım'ın mutlu günleri de sayılıydı.. Yunan cephesinde savaş devam ediyordu.. Sakarya zaferi..3.. Başkumandan Mustafa Kemal. Sağlığı bozulmuştu. Bunların tüm Çankaya'daki köşke taşınmadan sonraki ilk altı ayın tarihsel olaylarıydı... Bu ilginin niteliğini saptamak oldukça güç olmasına rağmen yorumunu ve değerlendirmesini yapmak o denli zor değildir. hele hele. * 31 .. bu yandan Büyük Millet Meclisi' ni.. Fikriye için çok büyük bir mutluluktur. içine gömdüğü büyük sevgiyi çevresinden gizlemeye çalışarak Çankaya Köşkü'nün yö71 netimin] üzerine aldığı zaman 25 yaşını henüz doldurmamıştır..

o yıllarda Emir Subayı olan sonraki yılların Siirt Milletvekili. Bir gece. mutlu ve güzel yıllar. Çok sevdiği Mustafa Kemal Paşasının tarihlere sığmayan mücadeleleri ve zaferleriyle dolu yıllar. Mustafa Kemal Paşa'nın emrine uyarak İzmit'e göndermişti. ne de son.. Araları şeker renk olan Makbule Hanım'la Fikriye Hanım. henüz Mustafa Kemal gelmeden İzmit'te kapıştılar... becerikli bir kadındı Fikriye Hanım.. Hattâ Mustafa Kemal'in kızkardeşi Makbule Hanım. Fikriye Hanım için her anı bir ömre bedel..... Mustafa Kemal. Bu. zaman zaman Fikriye ile tartışıyor ve ağabey-sine karşı gösterdiği aşırı ilgi nedeniyle bir antipati duyuyordu Fikriye Hanım'a. kendisini yalnız Mustafa Kemal Paşa'ya değil. sofrabaşındaki Mustafa Kemal Paşa'yı dikkatle dinliyorlar.. sayısız isyanlar ve birbirini izleyen zaferlerle sona ermiş. Sıcacık bir hanım ilgisinin köşkün kavasını ne denli değiştirdiğini gören Mustafa Kemal Paşa kızkardeşi ile annesini de Çankaya Köşkü'ne aldırmayı düşünmüştü. Yıllar geçti Çankaya Köşkü'n-de. İZMİR GÖZTEPE'SİNDE SİYAH GÖZLÜ BİR GENÇ KIZ: LATİFE HANIM!. Klod Farer ile İzmit'te mülakat yapacak olan Mustafa Kemal'in ordaki istirahatinin ön hazırlıkları için Fuat (Bulca) Bey İzmit'e hareket ederken Fikriye Hanımı da aldı yanına. Binaenaleyh valide ile hemşireyi İzmit'e getir sen.. 32 . dedi. tartışma ve sürtüşmelere kaldıkları yerden devam edeceklerdi. Klod Fa-rar'Ie görüştükten sonra valide ile birlikte Ankara'ya dönerim. Bir süre sonra.. Zeki. Sofradaki kalabalığın bir kısmı çekilip gitmişti. sofraya gelsin? Çankaya Köşkü'nde konuk bulunan ve sofradan erken kalkmış olan Makbule Hanımın kocası.. Gnler.. O da senin fikrinde.. Fikriye Hanım da sofrada.. — Başüstüne Paşam!. eniştesine önce bir kadeh içkf ikram etti. sevimli. Mustafa Kemal'in üstüne. Mahmut Soydan'ı caöırdı. O'nun bu candan ilgisi. Fuat Bulca..** Kısa bir süre içinde Çankaya Köşkü'nü düzene sokan Fikriye Hanım. Fikriye'nin bu duygusal eğilimini Zübeyde Hanım da.. kuşandı ve tekrar sofra erkânına katıldı Mustafa Mecdi Bey. Akaretler'deki evden beri sürüp giden bir duygusal yaklaşımın doğal belirtileriydi.. Haftalar.. Birbirlerini incitecek kadar hırçın davranışlarla tartıştılar.. Bir Fikriye ile görüştük.... bu içten davranışları..Mustafa Mecdi Bey'i uyandırdıklarr zaman sabah yakındı. 73 O. Çankaya'da ünlü sofraların kurulduğu bir gece.. akla hayale gelmeyen iç ve dış olaylar.. Ben. Giyindi... ÇANKAYA'DA BİR GECE. artık Mustafa Kemal Paşa'ya kızkardeşinden daha yakındı.. O sıralarda Türkiye'yi ziyaret eden Klod Farer'te görüşmek için Mustafa Kemal Paşa'nın yapacağı Iz72 mit seyahati üzerinde sohbet ettikleri bir sırada Mus tafa Kemal.. artık yeni unvanı “Gazi Mustafa Kemal Paşa” olan büyük kumandan 9 Eylül 1922'de askeri şahlanışını İzmir'de noktalamıştı. Ruşen Eşref. Mustafa Mecdi Bey de İstanbul'a gitmiş karısı Makbule (Atadan) Hanım'la Zübeyde Hanım'ı. Makbule Hanım'la aralarındaki zıddiyet ve geçimsizlik Fikriye Hanım'ın köşkteki yaşamını etkilemedi. Mustafa Kemal'in eniştesi.... ama bu kez Ankara'da Çankaya Köşkü'nde. siz de hemşire ile İstanbul'a dönersiniz!. Fikriye Hanım'la Makbule Hanım'ın ne ilk tartışmalarıydı. * 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan bir mücadele..titiriyordu adeta. Ali Kılıç. Makbule Hanım da kaygı ile sezmişlerdi o zaman. tâ İstanbul'dan. — Mustafa Mecdi Bey'i uyandır. tüm köşk presoneline sevdirmişti. sonra kelimelerin üstüne basa basa: — Seninle görüşmemiz yarım kalmıştı..

Belki: “— Beni yirmi gün görmekle bu kız benden ne istiyor? Ve bu hakkı ona kim vermiştir?” diye hiddelenirsiniz. ihtişam ve bilhassa samimiyetten sonra yapayalnız nasıl yaşayabilirim?.” Yıllardan beri cepheden cepheye koşan ve sürekli bir didinme içinde olan Mustafa Kemal Paşa 74 için İzmir'de kaldığı günler kısa bir istirahat dönemi olmakla kalmadı. bu iki kişi arasındaki aşk başlangıcıydı. hiç kimseye rabt-ı kalb etmemiştir. Bendenizi bir dakikacık hatırlamış olmaklı-ğınız. siyahlar giyinmiş. Mademki bütün saadetimi zat-ı devletinizin hizmetinde buluyorum. (tçim rahat.. Yoksa bu kadar debdebe. Görüyorum ki bütün hissiyatımla zât-ı devletini-nizi takip etmekteyim. Kurtarıcı'yı takipten hâli kal75 mayacağım. 25. Meşguliyetiniz arasında kalbimin en derin köşesinden fışkıran cümlelere atf-ı nazar ederseniz (Bir göz atarsan-z) mesut olacağım. Fakat ilk görüşte dünyanın en büyük dahisi. saatlerce gözlerim kapalı düşünüyorum.. afiyette olduğunuzu tahmin ediyorum. kendisi için saklanmış olan sadakat. Evet!.” * ** Lâtife Hanım'ın. cıvıl cıvıl bir genç kız. hürmet. uzun siyah kirpikli. Ünlü yazar ve o gecenin tanıklarından Halide Edip Adıvar. ortaya yakın boylu. Bu rüyalardan uyanışımda: “Ya Rab ne eksilirdi deryayı izzetinden” diyor. Muvafakat buyrulmadı. Fakat yalnız bendenizin olan çok kıymetli ve ebedi bir şeyi daha vardır: O da canlı hâtıranızdır. Hiç olmazsa iki heyecanlı gece geçirdim.) Bursa'ya hareketim hakkındaki emre teşekkür ederim.. Madem ki seyahatinize devam ettiniz. Göztepe semtinde Uşşakizâde Muammer Bey'in köşkünde Başkumandan Mustafa Kemal Paşa için hazırlanan sofrada. müsterihim.. o'muştu.. Bir süre İzmir'de kaldıktan sonra Ankara'ya dönen Gazi Mustafa Kemal. her ne şekilde olursa olsun sadakatimin yanınızda bir silah olmasıd-r. Şimdi de derin bir teessürün altında ezilmekteyim. Daima emr-i devletlerinize intizar eder (emirlerinizi bekler). gıpta edilecek bir şereftir.Güzel bir İzmir akşamı.10. Bar zen dalıyorum. İzmir'den Ankara'ya yönelik duygusal seslenişleri devam ederken Fikriye Hanım Çankaya Köşkü'nde “Gazi Paşa'sına her gün biraz daha artan bir sevgi ile bağlanmaya devam ediyordu. (Kalbini bağlamamıştır) Nazarında hiçbir şeyin ehemmiyeti olmamıştır. 25 Ekim 1922 tarihinde Lâtife Hanım'dan şu mektubu aldı: “Göztepe. bütün ailemin hale-i saadetidir (Mutluluğunun ışıltısıdır). Bu zavallı kızcağız. Fiilen olmasa. Pek mesut dakikalar yaşadım. hayalen daima beraber yaşayacağım. “O akşamı şenlendiren olay. Burada bırakmş olduğunuz şeref. mukaddes Paşam. samimiyeti almak tenezzülünde bulunmuştur.. Fikriye Hanım'ın 33 . yegâne arzum. Babası ve küçük kardeşi Avrupa'da olduğu için köşkte annesiyle birlikte kalan bu zarif genç kız. Lâtife. Hayatımın son dakikasına kadar mesut veya bedbaht edileyim. daha sonraki yol kavşaklarında kendisini hangi sürprizlerin beklediğinden habersiz. gözyaşları döküyorum. elâ gözlü. iki ellerinizi kemâli hürmetle öperim. Esasen zat-ı devletinizi bu kadar temiz ve her türlü şahsi menfaatten uzak olarak seven kaç kişi vardır? Rahatsızlığını işitince ne kadar mahzun ve mükedder oldum. bir yandan Lâtife Hanım'ların köşkünde gördüğü candan yakınlığın yarattığı “isimlendirile-meyen duygu”. Yegâne emelim münciye (Kur-tarıcya) daima hizmettir..1338 Mukaddes Paşam. Kendisine büyük bir yakınlık ve saygı gösteren yaverler.. büyük bir mutulluk kaynağı. bir yandan büyük milletin coşkun sevgisi. Latife Uşaklıpil'cVr. Birçok defalar ufak bir vazife istirham etmiştim. yıllardan sonra yazacağı anılarında o güzel İzmir akşamındaki bu karşılaşmayı şu cümle ile tanımlayacaktır. şimdiye kadar hayatın birçok acı sayfalarını okumuş.

Fikriye Hanım'ın Münih'teki sanatoryumdan kaçıp İstanbul'a geldiği haberi Ankara'ya hemen ulaştırılmıştı. İshak Paşa MahaHeâi.. bir kez olsun Mustpfa Kemal Pasa'sı ile aörüşebilmeliydi.kulağına kar suyu kaçırabilecek en ufak bir haberi bile dışarıya sızdırmamışlardı. Münih'te kalacağı süre içinde her türlü rahatı sağlanmıştı. Hemşire Martha'nın getirdiği gazetelere dalıp gitmiş. hem de dert ortağı. karşılaşmaları bile hoş değildi. Münih'te çok buhranlı günler geçirdi Fikriye Hanım. ne yapıp yapmalı. KAPILARI ZORLAYAN AŞKIN GÜCÜ Sultanahmet. Oysa.... Takvimlerin üstünden sayısız yapraklar uçuo gitmişti. Belki de yoktu. Mustafa Kemal.. İshak Paşa mahallesindeki bu eski konağa gitti. Her insanın.. Sirke'ci garından trenden inen Fikriye Hanım. Tıpkı yıllarca önce olduğu gibi. Ve. bu özlem dolu göz-bebeklerine takılan bir gazete haberi: Gazi Mustafa Kemal Paşa'sının. mutlaka Ankara'ya kadar gidebilmeli. diyebilmek için mutlaka o anda Fikriye Hanım'ın yaşadığı ruh halini yaşamak yeterli. Fikriye Hanım'ın yabancı olduğu bir semt değil. Çünkü kendisini içtenlikle seven iki genç kadının. Siirt Milletvekili Mahmut Soydan'ın muhafazası altında Ankara' ya veda ettiği gün. İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşşakizade'lerin kızı Lâtife Hanım'la evlendiğini açıklayan bir haber. İlk kez yayınlanan aşağıdaki belgelerden Fikriye Hanım'ın Ankara'ya hareketine ilişkin yazışmaları birlikte izleyelim: 78 A V-2 İstanbul. vatan özlemiyle.. Zaten Salih Bozok'tan başka İzmir-Ankara arasındaki yazışmadan haberi olanlar pek azdı.. O anda dünyalar yıkılıyor Fikriye Hanım'ın yüreğinin üstüne. Yüreğini dolduran gizli ve büyük aşkının acılarını zaman zaman bölüştüğü Memduha (Kule) Ablasının oturduğu Kazasker Hayrettin Molla'nın Konağı. herşeyin bittiğini ve tüm umutlarının bir serap olduğunu çok iyi anlamıştı.. Memduha ab-la'sı onun hem eski ev sahibesi.. AŞK SÜRGÜNÜ FİKRİYE HANIMIN MÜNİH'TEKİ BUHRANLI GÜNLERİ Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle Fikriye Hanım' in Almanya'da birkaç ay istirahat etmesi uygun görüldü. Mustafa Kemal özlemiyle dolup taşan gözbebekleri. Ankara'ya gitmek istiyordu Fikriye Hanım. Dışarda dondurucu bir soğuk. 6. bir bakıma Lâtife Hanım'la evlenmeye karar vermesi sayılırdı. tüm umutlarını ve tüm yaşamını bu kutsal duyguya bağlamış her kadının. Aşk denilen o yüce duygunun bir insana neler getirdiğini ve bir insandan neler götürdüğünü bilebilmek için ne falcı olmaya gerek var. Bu yorgun.. Her ne pahasına olursa olsun.. yıllardan beri kendisine en saf ve en içten bir duygu ile bağlandığını çok iyi hissettiği Fikriye Hanım'ın —kişiliğini incitmeden Çankaya'dan Ankara'dan uzaklaştırılması çarelerini düşünmeye başlamıştı. onu ta gençkızlık yıllarından beri tanır. sonra Ankara!. o anda duyabile77 ceği hisler ne ise Fikriye Hanım da aynı duygularla sarsılıyor. hayaller de uçup gitmişti. Münih sanatoryumunda.... doğru Sultanahmet'e. ne de bir psikiatriste.. ertesi gün doktorların tüm ısrarlarına karşı koyarak hastaneden çıkıp doğru Münih garına koşuyor. O geceyi sabaha kadar uykusuz geçiren genç ve hasta kadın.. Bu yapraklarla birlikte sayısız umutlar. bu hüzünlü. uzun süreden beri tedavi altında olan bir aşk sürgünü.. Ruhsal bakımdan eni-konu sarsılmıştı. Bu düşünce.1923 D 79-2 d Makina başında cevabı 34 . Münih'te karlı bir kış gecesi.3. —Lâtife ve Fikriye Ha76 nımların— Çankaya Köşkü'nde bir arada bulunmaları bir yana.. İstikamet: Önce İstanbul. genç kadının içi rahat değidli. sırdaşıdır.

Paşa'dan izin almadan ve tedavisi bitmeden geri dönmekte olduğu anlaşılmıştır. Adnan Açtım 6. bir gerçeği saptamak istiyoruz: Her insanın yaşamında olduğu gibi.3. Orada otursun ve bana açıklama yapsın. 6. içindeki büyük aşktan alan Fikriye Hanım. cepheden cepheye koşmaktan sevmeye ve sevilmeye yeteri kadar zaman bulamamıştır.1923 D 79 2d F 1-157 İzmit Mutasarrfı Sadettin Beyefendiye Paşanın yeğeni Fikriye Hanım Avrupada tedavi için bulunurken.3. büyük bir aşk. efendim. ilgili ve yetkili bir çok görevlinin aldığı tüm önlemlere rağmen.. Kendisine gereği kadar para vermiştim. Şifreyi kapadım.. büyük bir duygu. Atatürk'ün yaşamında da sevgisel yaklaşımların önemli bir yeri yeri vardır.. ÇANKAYA'DA TABANCALI BİR GENÇ KADIN: FİKRİYE HANIM!. ne 35 . Ne var ki.156 Adnan Beyefendiye Fikriye Hanım'j tedavi için Almanya'ya göndermiştim. tüm çaba ve önlemlere rağmen durduramamıştır!. 6/3 Lütfü Aynı gün İzmit Mutasarrıfı (Küçük il valisi) Sadettin Bey'e.1923 Lütfü Başkanlık Özel Kalem Müdürü Hayati Beyefendiye Yukarıdaki şifrenin hemen Paşa Hazretleri'ne sunulmasını ve hemen cevabının verilmesini Adnan Beyefendi rica ediyorlar. bugün geldi. izmit'ten geçişinde orada alakoyarak bilgi vermeniz Paşa'nın emri gereğidir.. Hiçbir olayın. Yarın hemen Ankara'ya hareket etmek istiyor. Fikriye Hanım'ın yolculuğunun durdurulabilmesi için. o büyük insanın. kendisinin de ifade ettiği gibi. Münih'teki sanatoryumdan kaçarak 80 Ankara'ya yönelen Fikriye Hanım'ı. Yüksek emirlerinizi beklemekteyim.1923 6. kendi kişisel değer yargılarımızla. Memleketin çeşitli yörelerinde baş gösteren büyük isyanları. hiçbir gücün söküp atamadığı. Başyaver Lütfü Burada. Benden izin almadan hareketine müsaade olunmamak için gerekenlere emir buyurmanızı ve bildirmenizi rica ederim. ana kaynağında söndüren ve durduran Mustafa Kemal. kalbinde taht kuran vatan aşkından.3. Mac t Ankara. Sözcüklerin tam anlamıyla delicesine bir sevgidir b'j. 6. yoluna çıkarılan engelleri teker teker aşmasını ve Ankara'ya ulaşmasını bilmiştir. Gücünü.1923 Şifre: Makina Başında. Atatürk'e yönelmiş aşk duyguları içinde “Fikriye Hanım”. millet sevgisinden güçlü olamamıştır hiçbir zaman.. Ankara tren istasyonunda bir paytona binerek Çankaya'nın yolunu tuttuğu zaman. Mustafa Kemal Paşa'sının tüm karşı koymalarına. Atatürk de yüreğinde “aşk” denilen duyguya yer vermiş ve yüreği bu yüce ve güçlü duyguyla çırpınan bir çok genç kızlar ve kadınlar tarafından sevilmiştir.3.F 1-158 hemen alınacaktır. niteliği ve niceliği değişik de olsa. A V-2 D 79-2a F 1. Belki de. O'nun. Benden izin almadan neden ötürü İstanbul'a gelmiştir? Kesinlikle Ankara'ya gelmesine izin veremem.. Gazi Mustafa Kemal Pasa Hazretlerine Fikriye Hanım. “Başyaver” imzasıyla aşağıdaki şifre çekildi: A V-2 6. bir doruk noktasıdır.3. Atatürk'ün gönlünde zaman zaman kı-vılcımlanan aşk duyguları. hiçbir engelin karşı koyamadığı. Ankara yakınlarına kadar sokulmuş büyük düşman kuvvetlerini durduran ve geri çeviren Mustafa Kemal. Gazi Mustafa Kemal Şifreyi kapadım. Çocuk yıllarından ölümüne kadar.

. Brovnik tabancasını çıkarmasıyla kalbine dayayıp tetiği çekmesi bir oldu. 81 ÇANKAYA YOKUŞUNDAN BİR SİLAH SESİ GELDİ: FİKRİYE HANIM İNTİHAR ETMİŞTİ!.. Sonra köşkte görev almış olmalısınız.. Burada bekleyeceğim!. Genç kadın bunları söylerken bir hayli heyecanlı ve sinirliydi.... sol akciğeri büyük bir çapla delip kalp nahiyesi yakınından geçmiş ve bu meyanda kalbin dış muhafazasını zedelemişti. Aman Ömer.. ne de İstanbul'daki yakınları Fikriye Hanım'ın gizlice bir seyahate çıktığını bilmiyorlardı.. Fikriye Hanım'ın intiharı derhal Gazi'ye bildirildi. Bu kızı kurtaralım.. Kendisi ile konuşup bilgi almak hususunda güçlük çekiyorduk. Paytoncu da bir müdahalede bulunamadı. Fikriye Hanım'ı tanımış ve hemen koşarak uyumakta olan Pa-şa'yı haberdar etmişti. Bilmedikleri bir şey daha vardı: Fikriye Hanım bu kez yanında bir de silah taşıyordu!. birdenbire çantasını açtı..bekleme salonuna girdiğinde Gazi'nin özel görevlilerinden Bekir Çavuş.. Gerekirse İsviçre'ye kadar da yollayacağız .. mutlaka kurtarılmasını emrettiği Fikriye Hanım.. Paşa. bu konuda.... hemen Başyaver Rüsuhi Bey'i çağırtarak bu randevusuz ve sebepsiz ziyaretin iç yüzünü öğrenmesini emretti.Bir de her gün şayet gerekirse hatta her saat düzenli gözjem notları ile hastalığın gelişmesini inceleyiniz ve kimse ile görüştürmeyiniz. Brovnik tabancadan çıkan mini mini bir kurşunla durmuştu artık. Brovvnik tabanca mermisi. Kendisini derhal hususi bir odaya aldım ve tedaviye başladım. Paşa Hazretleri uyanıp hazırlandıktan sonra teşrifinizi kendilerine arzedeceğim efendim!. Çankaya'ya giden ve Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ı tedavi eden bir hekim olmak sıfatı ile de Fikriye Hanım'la tanışıklığımız ve dostluğumuz vardı....köşktekiler.. intihar ettikten sonra hemen has82 taneye getirildi. elimden gelen dikkat ve özeni göster... Fikriye Hanım direndi: — Hayır!... Fikriye Hanım'ın intihar olayı günlerinde Ankara Memleket Hastanesi Başhekimi bulunan Operatör Dr.. Fikriye Hanım. Çankaya'nın emri ile derhal hastaneye koşan ve genç kadının kurtarılmasına çalışan Sıhhiye Vekili Refik (Saydam) Bey'in devreye girmesi de bir işe yaramadı. 36 .. olaydan çok fazla üzgündür. Yıllarca Mustafa Kemal'in aşkıyla çarpmış bir yürek. Arabasının içindeki feci intihar olayında dolayı arabacının adeta dili tutulmuştu. Çankaya Köşkü'nün. Bir süre bekledikten ve Gazi Paşa ile görüşebilmek umudunu yitirdikten sonra Fikriye Hanım bekleme salonundan ayrıldı.. Mustafa Kemal Paşa'nm. Çanakkale savaşı sırasında Sahra Sağlık Müfettişliğinde bulunduğu zamanda kurulmuş eski bir dostluğumuz vardı. Aynı zamanda hemen hergün köşke.. gazeteci-yazar Hikmet Feridun Es'le yaptığı bir söyleşide diyor ki: “1918Ven itibaren aralıksız 18 sene Ankara Memleket ve daha sonra “Nümuna Hastanesi” adını alan hastanenin baştabibi ve operatörü olmak sıfatı ile intihar eden Fikriye Hanım'ı baştan aşağı kadar tedavi etmiş bulunuyorum.. İlk tedaviyi yapıp yaralıyı istirahate koyduktan sonra rahmetli Doktor Refik (Saydam) Bey hastaneye geldi.. Beni bir köşeye çekerek: — Fikriye'yi ve Mustafa Kemal Paşa'nm yanındaki kıymetini biliyorsunuz. Dediler. Ben yabancı değilim.. Ömer Vasfi Aybar. Gazi Paşa'nın çok yakınıyım. Gazi Paşa. Köşkün kapısına çıktı ve oradaki bir paytona binerek Çnakaya'dan ayrılmak üzere iken. köşk görevlileri de.. Siz herhalde beni tanımıyorsunuz. Ve göğsünden ağır yaralı oaln genç kadın hemen Ankara Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. lütfen Ortaköşk'te istirahat buy-run!. Başyaver Rüsuhi Beyle Fikriye Hanım arasında şu mealde bir konuşma geçti: — Hanımefendi.. Benim zamanımda burda yoktunuz. 24 saat komada kaldıktan sonra gözlerini hayata kapadı..

on adım mesafede duran şu köşkün mazhariyetini düşündüm...Tavsiyeyi tamamen uyguladım. Fakat bunların önü alınabilir ve yaraı kurtulurdu. Lâtife Hanım'ın Çankaya Köşkü'ne gelin gelmesiyle O büyük insanın günlük yaşamında bir takım kayıtlamalar. bu yeni düzenlemelere uyabilecek miydi.” s izmir'de sade bir nikâh töreni ile dünyaevine giren Mustafa Kemal'e.. çocukluğunda. Ben kıskanç bir adamım.. millet ve memleket lehine icabında büyük fedakârlıkları göze almayı kayıtlar. 1922'nin Çankaya'sı işte böyle... yolun kıyısındaki toprak yarın oyul-masıyla yapılmış. — Peki!. Kastamonu'da çıkan “Açıksöz” gazetesinin 24 Temmuz 1922 tarihli sayısında şöyle tanımlar: “Sağ tarafta. Muayene ettik. Ben mücadele adamıyım.” 87 ÇANKAYA KÖŞKÜ'NÜN GELİNİ : UŞŞAKİZADE LATİFE HANIM O yıllardaki Çankaya Köşkü'nü İsmail Habib..” 83 Üçüncü Eöiüm “BEN KISKANÇ BİR ERKEĞİM!. mağaramsı bir otomobil ve araba hangarının önünde paytonumuz durunca Laz elbiseli bir muhafız nöbetçi. evlenmeden önce niçin evlenmediğini soranlara şöyle diyordu: “— Evli olmak benim için. Yalnız plevre ve pericardede toplanan kanlar yüzünden nefes darlığı vardı. O'nun-la kavga ederdi. Ne dese boyun eğerek kabul ederdim.. Mustafa Kemal Paşa. alabildiğine özgür ve bağımsız kartalı. İki gün sonra da öldü.. terbiyesini beğendim!. GAZİ PAŞA'NIN BALAYI 37 . Evin esiri ben. bakalım Çankaya'daki kartal yuvasının. geniş ve renkli bir çadırın içindeyim.. Atatürk'ün kırzkardeşi Makbule Atadan'la uzun süreli mülakatımız esnasında aynı şeyi ben de sordum.. İnsana bir (Otağ) hissini veren.. işte bu kartal yuvasına gelin geldi.” Evet. atlasının solgun renklerinden bir tarih kokusu duyulan bu refah çadırın içinde kahve. evliliğinden bir hafta önce Bur-sa'da Madam Brod'un otelindeki bir akşam yemeğinde şöyle bir soru yöneltmişlerdi: — Latife Hanımefendi güzel mi Paşam? Elindeki kadehi yudumladıktan sonra bu soruya şu karşılığı vermişti: — Hanımefendi!. Ne yazık ki tam bir hafta sonra yüksek bir ateş başadı. Acar bir kızdı.. — Mendil işleme!. Makbule Hanım.... Yerine göre insanın enerjisini kırar. Ve Lâtife Hanım'ın Çankaya Köşkü'ne adım atması ile bir çok şey de yavaş yavaş değişmeye başladı. Hatta birkaç gece de hastanede yattım.. yemyeşil ağaçlar arasında adeta bir kartal yuvası. Lâtife Hanım... — Peki!. Bakardım ki horoz gibi kapışmışlar. Hiçbir kayıt altına girmemek isterim...... bilgisini. Fikriye Hanım ilk şoklardan sonra biraz sakinleşti.. Tehlikeli bir zatürree!.. derdi. — Kitap okuma!.. — Peki!. ama. Bahçeye kurulmuş bir çadırın bekleme salonu gibi kullanıldığı. Ben yumuşak başlı olduğum için benimle pek takışmazdı....” Ve şimdi.. önü kapaksız ve üstü yuvarlak bir çini sobası içine benzeyen.. — Peki ağabeyciğim!. Ne söylese peki.... zincirler. Çok güzel olsa zaten ben almam. Ama diğer kardeşim Naciye öyle değildi.. ayran içerek Paşa'nın yanındaki misafirlerin çekilmesini beklerken önümde.. beri tarafta tek katlı yine asıl köşk gibi beyaz gövdeli ve kırmızı pancurlu Yaverler Dairesi'ne ismimi götürdü..... İki dakika sonra bahçede. — Komşu kızı ile görüşme!. bu-satırların yazarına aynen şu cevabı veriyordu: “— Kıskançlığını bilmem ama çok sertti ağabeyim. ya da sınırlamalar başlayacak gibi 88 görünüyordu.. — Pencereden bakma!. Lâtife Hanım'ın zekâsını.

. O'nun “Balayı Gezisi” bile bir devrim gezisi. Gazi Mustafa Kemal Paşa.. Lâtife Hanım. Hiç yoktan masa da yapmışlar!.. işte bu geceyi ve Gazi Paşa'nın bu sözlerini anımsıyorlardı o bavullardan oluşan poker masasının başında. çekine çekine sormak cesaretini gösteriyor: — İzmir fâtihinin kalbini fetheden bu bahtiyar kim acaba? 89 Mustafa Kemal Paşa. tüm Adanalılar. Ankara'dan Toroslar'a doğru yol alan özel tren gecenin karanlığı içinde kara bir yılan gibi akıp gidiyor. bayraklarla donatılmıştı.. Tren Adana istasyonuna girdiciinde her taraf taklarla. o sırada Mustafa Kemal ile eşine konut olarak tahsis edilmişti. sağ eliyle yediden yetmişe kendisine muhabbet gösterileri yapan Çukurova halkını selamlıyordu. Ertesi gün. Bu.. bakın şu beceriklilere!. — Yooo. Ve ilâve ediyor: — Ben sadece evlenmiş olmak için evlenmiyorum!. Havai fişekler. Vatanımızda yepyeni bir aile hayatı yaratabilmek için önce kendim örnek olmalıyım.... Lâtife Hanım. Bop yüz para. Adanalı hanımlar... hem de yeni evli bir aile reisi gibi konuşmuştu: “— Benim bulunamayacağım yerde karım da bulunamaz!.... Sofra alabildiğine kalabalık. Kılıç Ali... kat'i ve mukarrer! Ağaoğlu Ahmet Bey... Lâtife Hanım'ı bir yerde ağırlamak ve konuk etmek için davet ettikleri zaman Mustafa Kemal Paşa. Gazi Pasa'yı ve karısını görebilmek için. bovnunda —beyaz frenk gömleği üzerinde zarif bir şekilde duran— kravatı. başında kaloağı. eski bir Ankara konağı..Renk renk ışıklar.... Kılıç Ali ile arkadaşları kâğıtları toplamaya çalışırken O mâni oldu... İsmail Habib ve daha birçok seçkin kişilerin çevrelediği sofrada tüm gözler Mustafa Kemal Paşa'ya çevrilmişti o akşam.. — Gerçek mi Paşam? — Gerçek efendim. Treni bir kompartmanında üst üste konulan bavullardan oluşturulmuş uyduruk bir masa etrafında dört kişi -yolculuğun monotonluğunu gidermek için-poker oynuyorlar: Konya mebusu Refik (Koraltan).......” 38 . 90 Halkın arasında geçerken bastonunu sol koluna atıyor. bakışları ile sofradakilerin gözbebeklerini taradıktan sonra cevap veriyor: — İzmirli bir kız!.. Tarih. Bayraklar.. Açık renk kruvaze bir pardösü giymişti.... takım elbisesi ile. başını çevreleyen ve çenesinin altından omuzlarına kayan bir fular bağlamıştı.... Gazi Paşa'nın sesiydi. Cebeci'de ahşap. Yunus Nadi.. Yüzü tamamen açıktı. Mustafa Kemal Paşa. Pırı pırıl güneşli ve aydınlık bir bahar havası var Toroslar'ın ötesinde. Ve mahşeri bir kalabalık.. Azerbaycan Sefareti burası. bir örnek olma... hem inkılâpçı bir lider... Kadın böyle umacı gibi kalabilir mi? Soğuk bir Mart gecesi Ankara'dan hareket eden özel trenin seçkin yolcuları. Bir ses çınladı kulaklarının dibinde: — Oooo.. Günlerden Pazartesi. 12 Mart 1923. Fener alayları .. Geziye katılan maiyet erkânı. — Evleniyorum!. Bir bakıma-bir balayı gezisi denilebilir.. o gece tarihi bir gün yaşıyordu. çoluk-co-cuk. Kadın-erkek.. İsmail Habib ve Başyaver Salih Bey.. ilk kez peçesini takmadan. Ayaklarında zarif botlar vardı. 4 Ocak 1923 Cuma akşamı Azerbaycan Sefaretindeki bir ziyafeti hatırlıyorlar. ders verme gezisiydi.Kav 50 kuruş. Gerçek. dedi. Ağaoğlu Ahmet Bey. her zamanki gibi pek şıktı. birkaç ay öncesini. Birden bir hareket oldu. Devam!. Ben de oynayacağım!.. BENİM OLMADIĞIM YERDE KARIM DA BULUNAMAZ Şimdi Adana'da “Atatürk Müzesi” olarak kullanılan bina... Seyhan Nehri sahilindeki bu muhteşem konak. tüm Cukurova'lılar yollara dökülmüşlerdi. karısı Lâtife Hanım'la yurt gezisine çıkıyor. yüzünü açık bırakarak çıkıyor erkeklerin karşısına..

görgüsünü. O'nun ruhunda volkan var!. Davetler birbirini izledi.. Byron'dan bir şiir okusana!.. çocuklara çikolata ikram ediyor.. — Afyon'a hareket edeceğiz diye bütün şişeleri trene yollamıştık!... LATİFE HANIMIN İLK MÜDAHALESİ KADEHLERİN SAYISIYLA BAŞLADI!.. Tüm yolculuk süresince bunu düşünüyordu Lâtife Hanım. Vay sen misin bunu söyleyen. O'nu Lâtife Hanım'ia birilkte başbaşa istirahat ederken buldu.. Toplantılar. her yola başvurmaktan geri kalmıyorlardı. tüm mutluluğunda kendisini sorumlu saydığı için işe.. dikkati. Mustafa Kemal Paşa'sını çok seviyordu. politikacılar ve insanlar.. şüphesiz. Mânasını anlamasak bile ahengi hoşumuza gidiyor!. dedi. 39 . Tarsus. Bu kez Hügo'nun bir şiiri dökülüyordu Lâtife Hanım'm Fransızca'yı çok. Lâtife Hanım. Çocukluğundan bu yana sıcak bir aile hayatının dışında ve uzağında yaşayan “Gazi Paşa”.. ya da kadehlerin sayısını —Paşa'yı incitmeden— sınırlandı rabilmeliydi. iltifatını maddî bir cemile halinde de göstermek ister gibi. Paşa'nın nutkunu temize çektikten sonra kendisine göstermek için konakladığı yere giden İsmail Ha-bip.. Partiler.. çev resindeki köylülere. karısına dönüp: — Çocuğa bir kadeh getirsinler! dedi. Gazi. başarılarını çekemedikleri değerleri yıpratabilmek için her çareye..Bu.... başta sağlığı olmak üzere. Türk kadınının yalnız peçesi açılmış başı ile değil. belli O'na mümkün mertebe fırsatlar icad ederek içirtmemek için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Anadolu Ajansı'nı temsilen gezileri izleyen ünlü yazar İsmail Habib de maiyet erkânı arasındaydı.. kadehler doldurulmuştu herşeye rağmen. — Latife. haremlik-selâmlık alışkanlığını sürdürmekte olan bir topluma ilk uyarışıdır. Lâtife Hanım. Benim vazifem..” Ve. Lâtife Hanım'm kültürünü. başının içindeki kültürle de büyük yarınlara hazır olması gerektiğini ihsas ettirmekten geri kalmıyordu. Tabii ben ortada bir vesileydim.. Ve de Muhalefet.. Ga-zi'nin içki kadehlerinin sayısını sınırlandırmak niyeti ile başlamıştı..iyi telaffuz eden dudaklarından. tasvibini aldıktan sonra da götürüp telgrafhaneye çektirmek. Lâtife Hanım'm tüm feraseti. eşiğinden henüz adım attığı “Evlilik” müessesesinin havasını doya doya teneffüs etmeye fırsat bulamıyordu. bilgisini çevresindekilere de göstermek.. bari mânasını da anlayalım!. 91 Adana . herkesle yarenlik ediyor ve onlarla bütünleşiyordu. Ortada msiafir yok ama.. “BİR ŞİİR OKUSANA LATİFE!” İçmek zevkini kısıtlama çabasına rağmen karısına büyük bir saygı duyuyordu... Şişeler açılmış. bir hafta sonra Konya'ya geçmişti. Gerisini kendisinden dinleyelim: “Nutkun tutuluşunu ve yazılışını nezaketi icabı bermutad beğendi. insan misafirine karşı da mı?. Ne yapıp yapıp içki sofralarının miktarını azaltmalı. çiftçilere... O. Gazi Paşa ve maiyeti. “Nasıl olurmuş efendim.. Gazi Paşa sigara dağıtıyor...” Ne misafiri?.. getirip nutku okumak. Öyle bir gürleyiş gürledi ki... Fakat bu sefer fazla beğenmiş görünerek. her çağda kurallar pek değişmiyordu. eşiyle yaptığı bu gezide halka örnek olabilme çabası ile halkın tâ içine girmişti.. “KEMAL PAŞA KARISINI AÇIK GEZDİRİYOR” PROPAGANDASI MUHALEFETİN SİLAHI OLMUŞTU Politika.. Latife Hanım. Gazi Paşa'sı üzerinde titreyen duyarlığı boşa gitmişti yi92 ne.Mersin. Her ülkede.. bununla kendi arzusunu izhar ediyordu. O'nun. Çeşitli ziyaretler. Latife Hanım'm okuduğu İngilizce şiir zevkle dinledikten sonra bu kez şöyle diyordu: — Hadi bir tane de Victor Hügo'dan oku da.

Latife Hanım'ı elbetteki kara çarşafın içine sokamazdı. beş gün evvel Konya'dayken verilmişti.... LATİFE HANIMIN CAMKAYA'DA GEÇİRDİĞİ ÇOK MUTLU GÜNLER İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşşakizâde Muammer Bev'in talihli kızı Lâtife Hanım.. uzaklarda kalmıştı Lâtife Hanım ic'n. dedim. belden topuklar üstüne kadar uzayan önden yırtmaçlı bir etek.. Büyük kurtarıcının eşi Latife Hanım'la röportaj yapmak üzere kendilerinden —Konya gezisi sırasında— söz alan gazeteci İsmail Habib o günlere ilişkin anılarında şöyle der: “. kaşından çenesine kadar yüzünün küçük bir bölümü dışında her tarafını (Saçlarını. Ellerde eldivenler. bir kısım politikacılar “İnkılapçı Gazi Paşa”yı ve O'-nun uygarlığa yönelik düşüncelerini tanımıyorlardı.. İyi ki haber vermişim.. Seyahatte alınmış fotoğraflarımızı büyülterek (Karısını açık gezdiriyor) diye en ücra yerlere kadar dağıtmışlar!... geliyorum!. aelin oe'dini Çankaya Köskü'nde mutluluaun doruk nokta^nd^'dı. siyasal muhaliflerini çok iyi tanıyordu ama. İzmir. Büyük kurtarıcının çevresini kendine göre düzenlemeye. Omuzların94 da dizlerine kadar uzayan bir ceket..... İçeri girip de meseleyi söyleyince masadaki evrakın yanında duran kalınca bir zarfı. ismet Paşa'yı boy hedefi aıan. ancak U nun kişiliğinde “Gazi Paşa”yı da yıpratmaya çalışan kulis dedikoduları. çok uzun bir manto.. yönlendirmeye çalışıyor: yatılı okudunu comıkkık a imlerinden bu yana annesinden.Bir yanda kesintiye uğarayan Lozan Konferansı. Çankaya'da kızları Lâtife'nin ve damatları Gazi Mustafa Kemal Paşa'nm konuğu oluyorlardı. Külot pantolonun üzerine. ya da pelerin. Ceketin altında boynuna kadar kapalı gömlek. boynunu) kapayan bir baş örtüsü. Basında.. kulaklarını. kocası ile yaptığı gezilerde açık mı giyiniyordu?. bir iki saat evvel küçük mesai odasında Gazi'ye nutuklarından birini okumuştum.. Köşkün arka tarafında çeşitli meyve ağaçlarıyla 95 dolu büyük bir bahçe vardı. Öyleyken mademki şimdi buradadır. Koridorda dolaşırken şoför yanıma geldi.. babası Muammer Bey. Gerçekten öyle miydi? Latife Hanım. bir gün evvel de Çankaya'ya götürdüğü için beni tanıyor: “— Buyrun. tşi Latife Uşaklıgil'le birlikte Konya gezisinden Ankara'ya dönen Gazi Paşa.. izin dört. Bacaklarında —süvarilere özgü— külot pantolon. Hattâ. O. “Baksana ne propagandalar yapıyorlar. köşkün hemen yanıbaşına kurulmuş. Hanımefendi otomobil gönderdi!” “— Peki.” Mustafa Kemal gibi duygulu ve kıskanç bir erkeğin. eğer mevsim biraz serince ise. kızkardeşinden ve tüm yakın'armdan uzak kalmış Mustffa Kemal Paşa'sına içtenlik dolu bir aile havası teneffüs ettirmeye çalışıyordu. incindiğini tahmin etmek zor değil. eliyle işaret ederek: — “Bırak be çocuğum!. kızkardesle-ri Rukiye ve Vecihe. Ankara'ya geldiğimizin ikinci günü ve ikindi' üstüydü. O günün olanaklarıyla bah cenin içinde ve çevresinde genişçe yollar açılmış. büyük devrimlerin eşiğinde.. tüm bu giysilerin üzerine omuza alınmış yakası kürklü. zaman zaman Ankara'ya geliyorlar.. Annesi Adviye Hanım. ben Meclis'teydim. köşk çevresinde yapılacak geziler için payton arabaları gıcır gıcır boyanmış ve ci-Ialanmıştı.. bekleme salonu niteliğinde bir çadır. Parlamento 93 içinde başlayan anarşi. kendisine ihtiyaten haber vereyim. Bir yanda İsmet Paşa'nın kişiliğine yönelik şiddetli muhalefet: Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde “İkinci Grup” adıyla şahlanan milletvekilleri. 40 . Eleştirecek başka bir yön bulamayınca eşinin giysilerini polemik konusu yapan 1923 yılı muhalefetinin incitmeye çalıştığı “Gazi Paşa”. muhalefetin bu tür söylentilerinden ne denli üzüldüğünü. iyi ki..” dedi.. sanki ben onun içinde ne olduğunu biliyormuşum gibi... Diz kapağına kadar rugan çizmeler.” Gazi'den tekrar izin istemeye hacet yoktu..... Meclis'teki muhalif grubun seviyesiz dedikodularından son derece üzgün...

. omuzunda pelerini. Fethi Bey. Bir taraftan kadehlerini yudumluyorlar. Güncel ve çok önemli konular arasında özel ve kişisel konular da yer alıyor zaman zaman. Ceketin altında krem rengi şık bir yelek.** Gazi Paşa'nın bir çok atları vardı. Hanımlar oturmuşlar. 41 . meyve aöacları-nın arasından geçen gölgeli yolda sabah yürüyüşlerine çıkıyordu.. Genç evliler.. konuklarını da yanlarına alarak Çankaya Köşkü çevresinde kısa gezintiler yanıyorlar. “Sakarya” adlı atını diğerlerinden daha çok seviyordu... Gazi Paşa-Lâtife Hanım cif+inin evlilik yaşamından memnun ve mutlu göründükleri günler.. Mustafa Kemal'in çok eski dostu Fethi fOkyar) Bey'in. daha doğrusu “Gazi Paşa muhal:fleri”nin görüşlerine göre daha açık(!) giyimli: Saçlarını bere gibi saran bir şapka.. Çankaya Köşkü'nün bahçesindeki çatal bir ağacın önünde çekilmiş fotoğraf. hemen yanıbaşında. atlan bizzat vönetivor. nönintüleyen en önemli belgelerden biri... ya da koyu renk eşarp. 1923 yılının yaz sonlarıydı. Ve yanıbaşında siyah kruvaze takım elibesesiyle. Mustafa Kemal'in “numhurre'<îi” olmadan önce “aile reisi” olduğu o günlerde evlilik yaşamından neler umduğunu. Latife Hanım da mutluluğun eşiğinde.. alnı akıtmalı. Latife Hanım.. öte yandan çeşitli memeleket meseleleri ve günün konuları üzerinde görüş alış-verisinde bulunuyorlar. açık renk bir sandalyeye oturmuş.. bir eli cebinde. Yeleğin bir cebinden diğer cebine geçmiş kısa bir altın zincir. Bu satırları yazarken o yıllardan kalma fotoğraflar dnrııvor masamm üzerinde. “Sakarya”. Sofrada Neş'et Ömer.. boylu-poslu.. ya da taşlardan oluşmuş sık bir kolye. “BİR ÇOCUĞUM OLSAYDI COK BÜYÜK SEVİNÇ DUYACAKTIM” Mustafa Kemal'in çocukluk arkadaşlarından Asaf ilbay.. neler beklediğini kesinikle bimemiz 97 olası değil ama. o günün koşullarına. beyler ayakta ve hanımlarının yanıbaşında. diğer eli eşinin oturduğu sandalyenin arkalığında Fethi Bey.. diğer elini karısının oturduğu sandalyenin arkalığına koymuş.. Çankaya çevresinde gezintiler yapıyor. cins ve aü-zel atların çektiği zarif paytonlarla köşk çevremde kısa cıezintiler ysoıvor... anılarında bu konuya ışık tutan gözlemler ve tesbitler sunmaktadır: Atatürk Orman Çiftliği'nde bir gece.. Fethi (Okyar) Bey'in eşi ise.. Koyu renk kruvaze bir elbise giymiş. Memleket. esiyle birlikte Oankaya'va yaotıkları bir ziyareti görüntüleyen fotoğraf en ilginç olanı: Resimde 96 4 kişi var. Ancak O.... İnce dudaklarının üstünde gür ve kumral bir bıyık. her insan gibi O'nun da yüreğinde ailesel beklnetilerin yer ettiğini tahmin edebilmemiz güç değil. Bu günlerin modasına uygun küçük yakalı frenk gömleğine bağlanmış koyu renk bir kravat ve yine bu yılların modasına uygun kravat iğnesi. Saçları arkaya düz taranmış. rahat bakışlarını objektife çevirmiş. Omuzunda ipekli. açık renk ipek çoraplar... Gazi Mustafa Kemal ve eşi. parlak kumaştan yapılmış bir pelerin.. Pelerinin altında üstü çiçek desenli açık renk bir elbise.. siyah giysiler içinde. araba-yı tek başına kullanmasını öörendikten snnra rlq konukları paytonlarla gezdirmekten büyük bir zevk alıyordu. Gazi Pasa'nsn baldızı Vecihe Hanım. Cumhuriyet'in eşiğindeydi. Ceketin yaka cebinde desenli bir mendil. tam bir “aile reisi”. ailece yapılan dost ziyaretlerini kabul ediyorlar ve onları köşkün bahçesinde birikte qezdiriyorardı. kimi zamanlar bu ata biniyor. izmir'den ziyaretine gelen ailesi. Asaf İlbay ve diğer konuklar. resmin sol yanında. Kocası Mustafa Kemal.... Açık gerdanından göğsüne doğru sarkan fındık büyüklüğünde boncuklardan. çok hassas ve gösterişli bir hayvandı. kimi zamanlar da elinde bastonu. Latife Hanım' in mutluluğuna katmerli mutluluklar katmıştı. eşi. üç ayağı sekili. Lâtife Hanım. Bir elini arkaya bağlamış ve hiçbir yoruma açı kolmayan sakin.. Bu aile fotoğrafı.

... Mustafa Kemal Paşa o zanman dünyada hiçbir zaman eşine rastlayamayacağım kadar harikulade güzel bir mavi ile parlayan açık renkli gözlerini bana çevirerek: — Madam.” Neş'et Ömer Bey gülümsüyordu. Gözlerinin nemlendiği görülüyordu. düşünmeden hemen cevap verdim: — Paşam.” “Mustafa Kemal'in güzel gözleri uzaklara. dedi. Bir balo gecesi. o zaman nereden aklıma esti bilmiyorum. bakışlarını Neş'et Ömer Bey'e çevirdi: “— Bir çocuğum olsaydı çok büyük bir sevinç duyacaktım. Gerisini yine Asaf İlbay'dan dinleyelim: “Ben de eşim ve kızımı takdim ettim. Bir aralık dalmış. bir değil.” Bir başka gün.. derinlere dalmıştı. Milletime benden sonra. size benzemek o kadar güç bir şey ki!.. Onaltı yaşında olduğunu söyledim... bilmem!..” “Çok duygulanmıştı. Müsaade ederseniz bu valsi beraber yapalım!. Paşa ayağa kalktı. bunu çaresi yok mudur?. Evet. yere bakıyordum. bana benzer bir evlat bırakmayı çok ioterdim.. çevresindekilere dönerek: “— Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz!.Gerisini Asaf İlbay'dan dinleyelim: “Mustafa Kemal. Oturduk. Beki de aynı yaştayız.. Gazi Paşa'nın oturduğu masanın çevresi vine renkli bir kalabalıkla çevrilmiş.. Aşka yakalanmış bir kadın gibi ne düşünüyorsunuz öyle derin derin?.... bir “baba” bir “eş” olabilme özlemi içindedir. İşte ben de bununla teseli buluyorum. Ya çocuğumu kaybetmiş olsaydım. Profesör. anlaşılan dilimin ucuna kadar gelmiş olacak ki.. Balonun davetlileri aileleri ile birlikte bu masanın önünde geçip O'na saygı 98 ve sevgilerini sunuyorlar ve kendilerini takdim ediyorlar..” Aynı kaynaktan tesbit edilen bu iki önemli hatıra açıkça gösteriyor ki Mustafa Kemal. eşinin egemenliği altına giremezdi..... dedi. Nereden içime o heves doğdu bilmem... Ben..” “— Doğru. “Gazi Paşa... başladım dansta Paşa'yı ben idare 42 . Belki birisi bir nebze size benzerdi.. PORTEKİZLİ GENÇ VE GÜZEL KADIN BALO GECESİ BİRAZ ŞIMARIKTI Hâlâ merak edenler vardır: Mustafa Kemal'le Latife Hanım niçin anlaşamadılar? diye. bize yer göstermek lütfunda bulundu. O kadar güzel bir erkek gülüşü ile gülüyor ki. dedim. Başbakanımın gülüşlerine hayran olmuşsunuz... dedi. dedi. benim de belki dansımdan hoşlanırsınız.” “— Paşam.Bir akşam Mustafa Kemal Paşa ile Gülcemal vapurunda verilen bir baloda bulunuyorduk.” “Eşim ayağa kalktı. birkaç evladınız olmalıydı. Birdenbire: — Madam!. Bu sorunun yanıtını tek cümle ile özetlemek mümkün: Koskoca bir milleti yönlendirmeye ve yö99 netmeye muktedir bir önder. Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım. Çok sevdiğim bir tay'ımın ölümünden o kadar müteessir olmuştum ki günlerce acısını unutamadım.. “Cumburreisi” olmaktan çok daha fazla bir “aile reisi”... ne olurdum. Çünkü Paşam. onaltı yaşında çocuğum olacaktı!.. Burada bir parantez açalım ve Portekizli güzel Madam Hanses'i dinleyelim: “. Kızım Bedia'ya baktı ve sonra adını. Ben o zaman çok genç ve ihtimal biraz da şımartılmış bir güzel kadındım. Eşim söze karıştı: “— Paşam.” “Ve bir an sonra ilave etti:” “— Belki benim çocuğum olmadığında bir hikmet vardır. Kalktık ve birlikte dönmeye başladık.. yaşını sordu kızımdan. Yemek yiyemedim... bütün mîllet sizin çocuklarınız!. (Ekselansın bana karşı büyük bir teveccühü vardı.. Başbakanınızın dudaklarından eksik olmayan şu sempatik gülüşlerine hayran oldum. benim neslimden.. milletim san olsun!... dedi...

Tıpkı Portekizli genç ve güzel Madam Hanses'in dansta O'nu idare etmeye kalkışması gibi. eşi Lâtife Hanım.. aynı zamanda tüm davetlilerin dikkatini çekecek kadar belirginleşmişti.. Lâtife Hanım için elbette büyük bir handikaptı. Oysa Lâtife Hanım elbette çok iyi niyetlerle Çankaya'nın özgürlük ve bağımsızlık âşıkı kartalını evlilik denilen kafesin çerçevesi içine sokmaya çalışmaktadır. O'nu bu yönleriyle değil. Lâtife Hanım'ın üzgün ve huzursuz haline aldırmadan arabanın kapısını açtı ve Ordu Ku102 43 ... yine ses çıkarmadı. büyük bir üzüntü ile sofradan kalktı. 7 Ekim 1924 akşamı. o memleket. Ordu Kumandanı Ali Sait Paşa'nın Gazi Mustafa Kemal Paşa onuruna verdiği bir ziyafette Lâtife Hanım'ın öfkeli davranışları... Yatak odaları ilk kez ayrılmıştı. Zaten Lâtife Hanım da bu büyük önderin sağlığını ve düzenli bir yaşam çerçevesi içinde daha büyük atılımlara yönelmesini ön plânda tutmuş olmalı ki “Gazi Paşa”sını belirli sınırlar içine çekmeye çaışıyordu. O gece Lâtife Hanım ayrı bir odada. — Madam!. 11 Eylül 1924 günü Mudanya'dan hareket eden Hamidiye gemisi.. günlük yaşantısının her anında yaratacağı inkılâpların düşünsel hazırlığını tasarlayan büyük bir önderin karısı olmak. diye fısıldadı. * ** Kişiliğine.. Fuat (Bulca) Bey ve eşi Sabiha Hanım ile diğer “Maiyet erkânı” vardı. Bilakis gülmeye başladı. Lâtife Hanım.. İLK GEÇİMSİZLİKLERİ SONUCU YATAK ODALARI AYRILDI Samsun limanında toplanan büyük kalabalık arasında Gazi Paşa'ya içten sevgi gösterilerinde bulunan genç kızlar ve hanımlar da vardır. Mustafa Kemal. Mustafa Kemal. onuruna ve prensiplerine bu denli düşkün bir insanın. Bir defa baktı. Kızmadı. Cümlesini bitirmeden ilave etti: — Gelin biz yerimize oturalım sizinle!. ses çıkarmadı... özellikle genç kızların ve genç hanımların kocasına gösterdikleri aşırı sevgiyi.... Nihayet üçüncüsünde birdenbire durdu. İstanbul limanlarına uğramadan Karadeniz'e açılmıştı. Gazi Paşa ayrı bir odada istirahat buyurdular. yalnız kocasının değil. Çocukluk işte. Arabalar hazırlandı. sadece “aile reisi” sıfatıyla değrlendirmek mümkün olamazdı. ama ciddiyetle gözlerini bana çevirdi: — Madam!. Samsun'dan Erzurum'a. Gazi Paşa. oradan da Sarıkamış'a geçer mâiyetiyle birlikte..etmeye. O gece Lâtife Hanım için yaşamının belki en uzun gecesiydi.. konvoy Erzurum'a dönecekti. Ertesi gün. Gemide Gazi Paşa. Evlilik çatısı yavaş yavaş çatırdı-yordu.. dedi. Mustafa Kemal. kıskanmaktadır. Bir daha baktı. sofra hayatını sınırlandırma denemelerinde başarılı olamamanın üzgünlüğü içindedir.. 101 Huzursuzluk ve geçimsizlik belirtileri yavaş yavaş çevreye yansımak üzeredir... Bir memleket idare edeni. Mustafa Kemal Paşa'nın da rahat ve güzel bir gece geçirdiği elbette düşünülemezdi. Lâtife Hanım'la aralarında başlayan gerginliği çevreye sezdirmemek için büyük bir özen göstermektedir.. kayıt-kuyut altına alınabilecek bir koca değil.. O'nun bu ikazına rağmen ben büyük bir cesaretle şu karşılığı verdim: 100 ¦— Paşam.. kadınca duygulanışlar içinde değerlendirmekte... 8 Ekim 1924 sabahı. Lâtife Hanım. müsaade ediniz de bir defa da ben sizi idare edeyim!.. Hiddetle değil. Yaver Salih (Bozok) Bey ve eşi Pakize Hanım. Bir erkekle bir kadın yanyana bulundukları zaman idareyi erkeğe bırakmak en doğru harekettir. bir kadın idare etmeye kalkarsa.

formalitelerin. hem de Kılıç Ali Bey'e. evlilik müessesesi ve kendi evliliği ile ilgili . O geceyi Erzurum'da.” Mustafa Kemal'in. Eşini bizzat arabanın kapısına kadar uğurlamak ve kendsine “Bon Voyages!” demek nezaketini gösterdi. İsterlerse Gazi Paşa'yı teskin edebilirler. Ayrılmamız için gereken -muamelenin yapılmasını istedim!.. Bir gün bu ihtimal söz konusu olunca bana: “— Nasıl olur?. Karısından kesinlikle ayrılmaya karar veren Gazi Mustafa Kemal. Fakat Gazi Mustafa Kemal'in karısı olarak. Konvoy Erzurum'a ulaştığında Gazi Paşa kesin kararını çoktan vermişti: Bu evlilik artık yürüyemeye-cekti. Ali Kılıç hatıralarında bu başarısızlığın nedenlerini şöylece özetler: “. lütfen buyrun!.” diye ayrılığın âdeta imkânsız olduğunu söylemek . Ama tüm çabalara rağmen bu evliliğin sürmeyeceği her halinden belli oluyordu.. eşi Lâtife Hanım'ı Erzurum kaplıcalarına kadar uğurlamaya memur etti. Yol boyunca Lâtife Hanım durmadan ağladı. Kendisine: 44 .. Asıl tuhafı. Hükümete de durumu bildiren bir yazı yazdım. Mesela siz kitap okumak istersiniz. Nitekim tanıdılar da. vaziyetimden dolayı nerede ise imkânsız olacağını düşünürmüş. içinde bulunduğu ruh haline rağmen kibarlığını ve inceliği bırakmadı. yaveri Salih Bozok'u çağırdı: — Yarın Lâtife Hanım'ı Ankara'ya götüreceksin! dedi. çok duygulu ve ince ruhlu bir inşa olan Gazi Paşa'nın öfkesini teskin ederek. Dünyanın tanıdığı Mustafa Kemal. Lâtife Hanım be104 nim kendisinden ayrılabileceğimi hiç tahmin etmezdi.. artık herşeyin bittiğini çok iyi anlamıştı... Lâtife Hanım'a yeni bir şans tanınmasını sağaldılar. LATİFE HANIM YOL BOYUNCA DURMADAN AĞLIYORDU. bu haller neticede Gazi'yi müşkül durumlara düşürerek ayrılmak kararını vermeye mecbur bırakmıştır. ayrılma kararında caydırabilirler ve kendisine son bir şans tanıyabilirlerdi.. Üzgün ve pişmandı ama olan olmuştu bir kere. kocasını tamamen kendisine ait görmekte haksız mıydı? Kadın olarak belki kendi yönünden haklıydı.. maiyet erkânı arasında bulunan Kılıç Ali'yi de. Yuvalarının temelinde büyük harcı bulunan yaver Salih Bozok. Lâtife Hanımefendi.Lâtife Hanım'dan ayrıldıktan çok sonra Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir özel sofrasında yaptığı açıklamada da. Gazi Mustafa Kemal ile evlendikten sonra O' nu bütün milletin malı bir adam olduğunu unutarak tamamen kendisine hasretmek istemiş. Bizim evliliğimizde de bu çeşit anlaşmazlıklar çok olurdu. Ertesi gün. Kılıç Ali'nin gözlem ve izlenimlerini doğrular niteliktedir: “Evilikte kadının her arzusunu yapmak çok güç.mandanı Ali Sait Paşa'nın hanımına dönerek... Umumî Kâtip Tevfik Bıyıklıoğlu'nun arabasına binerek konvoyu izlemek zorunda kalan Lâtife Hanım... dünyanın önünde eşini nasıl boşar?. karı-koca yine ayrı ayrıoda-larda geçirdiler. yol boyunca Lâtife Hanım'ı teselli etmeye çalıştı.istemişti. kadın olarak. O o esnada kitap okumanızı istemez. Latife Hanım.. kendisine tanınan son şansı da kullanmış. Ve 103 hem Salih Bey'e. bu yuvayı yıkılmaktan kurtarmaları için yardımcı olmalarını rica etti. hattâ zaman zaman tahakkümü andırır haller almış. O'nu millete mal olmuş bir adam olduğunu da düşünmesi gerekirdi. Asıl talihsizlik iki mizacın yaratılış itibariyle birbirine uyamamasından doğmuştur. '¦ Lâtife Hanım donup kalmıştı. sağındaki yeri gösterdi: —Naciye Hanımefendi. Tüm ağırlıklarını koyarak... Lâtife Hanımefendi. Arabanın ön tarafına da Başyaveri Rusuhi Bey'le Salih Bozok oturunca otomobil hareket etti. Meğer Lâtife Hanım. Gecenin ilerlemiş bir saatinde Gazi Paşa. ancak başarılı olamamıştı.

Fakat şayet mecbur kalırsak. yazar Yalçın Pekşenjn kendisine yönelttiği soruları şöyle yanıtlıyor: Sayın Vecihe İlmen. Ve iş olur biter. artık yatma saatinin geldiğini ihtar ediyordu Gazi Paşa'sına. Can sıkıcı olaylar birbirini izliyor. En nihayet şuna kani oldumki Atatürk yazılamaz anlatılamaz. Ankara Garı'ndan. eniştesi Mustafa Kee-mal'le ilgili bir kısım anılarını açıklamaktan kendini alamadı. Ben de: “— Evet. Lâtife Hanım'ın yaver Muzaffer Bey'le birlikte İzmir'e gönderilmesi için gereken hazırlığın yapılmas ve Siirt Mebusu Mahmut Beyin de durumu Lâtife Hanım'a tebliğ etmesi kararlaştırıldı. bir an için ne diyeceğini kestiremeden Orta Köşk'e geçti. Lâtife Hanım. vaktin çok geçtiğini. Üzgün ve uykusuz gecenin sabahında verdiği boşanma kararı bu kez kesindi. Mustafa Kemal'in Lâtife Hanım'a gösterdiği anlayış ve hoşgörü. Babam Uşakizade Muammer Bey. bir daha dönmemek üzere izmir'e hareket ederken.“— Gayet basit!” dedim. Lâtife Hanım. Lâtife Hanım'dan ayrılmıştır.” Lâtife Hanım'ınkardeşi Vecihe İlmen. İşe. “Öyle bir vaziyet olmasını istemem!. Lâtife Hanım... Etrafta nöbetçi askerler ve köşk personelinden görevliler vardı. balkondan aşağıya seslenerek. 10 Kasım 1984 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu anılarda Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın baldızı Vecihe İlmen. derim. Kendisini konuşturmak için gösterilen bütün çabalar boşuna gitti. zile basarım. İzmir'de 1922'de İzmir istirdatını müteakip aileyi toplayıp 45 . bütün dünya büyüklerinin hayatını tetkikle başladım. öylesine incindi ki. Çok üzgündü. uzun bir zaman diliminden sonra da olsa. MARMARA KÖŞKÜ'NDE GEÇEN UYKUSUZ GECENİN SABAHI Gazi Paşa o geceyi Marmara Köşkü'nde sabahlayarak geçirmeye çalıştı. bu kadar basittir!” dedim. Çankaya'daki sofranın konukları dağılıp gitmişler.. tüm ayrıntılarıyla saplamak olanaksız. Bu evlilik yürümeyecekti. Umumi Kâtip Tevfik Bey'i çağırırım.. eşinin balkondan seslenişine ve kendisini köşk personeli içinde ikaz ediş şekline öylesine üzüldü. acı ve tatlı hâtıralarını içine gömdüğü bir evlilik yaşamını. Şöyle diyordu Lâtife Hanım: “Atatürk'e ait bir eser yazmak istedim. 105 Biraz sonra yatağından kaldırılarak köşke davet edilen Kılıç Ali ve Salih Bozok.. Latife Hanım bu cevabıma karşı hayretler içinde kalarak: “— Bu kadar basit mi?” diye sordu. Mustafa Kemal. iş o noktalara nasıl geldi onu izah edeyim. Gereken yerlere gereken emirler verildi. Atatürk'le ilk karşılaşmanızı anlatır mısınız efendim? — Bundan evvel müsaade ederseniz.” * Ankara'da geçen günler anlaşmazlığı giderek ke-îî. O'nu kararından döndüremeye-cekti. Gazi Paşa'nın yanına gittiklerinde O'nu bir kanapenin üzerine elbiseleri ile uzanmış ve çok üzgün bir durumda gördüler. tatsız tartışmaları ve olayları bir türlü önleye-miyordu. Bu işe artık bir son vermenin zamanı gelmişti. Onları okudukça ve tanıdıkça Atatürk gözümde daha çok büyüdü. gözyaşları ile noktalıyordu. Anadolu Ajansı'na iki satır vererek. Artık hiçbir şey. 106 Dördüncü Bölüm BALDIZININ GÖZÜ İLE ENİŞTESİ MUSTAFA KEMAL Mustafa Kemal'in kısa süren evlilik yaşamına ilişkin anıları. köşkün kapısında dinleniyordu. Gazi. Gazi Paşa biraz hava almak için bahçeye çıkmış. o büyük insanla ilgili anılarını bir sır olarak son nefesine kadar içinde sakladı. hiçbir gözyaşı ve sızlanma. Bir gece.

“Küçük hanım -hep küçük hanım derdi.. Ama evin sahiplerini tanımıyor. Kardeşim “Öpeyim” diye eline sarılınca. Hemen her şeyi selamlığa naklettiler. Atatürk evi geziyor. — Nereye gitmiş evdekiler? Mesela Latife Hanım nerede? — Herkesin işi var. benden8 yaş büyüktü. Latife Hanım 22 yaşındaydı.. benim dedemin kâtibi Halim efendiye telefon etmiş. Hatta hangi odada yatacağını. Orası da biraz kokar. lokum.. kurtuîacaöız” qibi. Yanında rahmetli Cw”t Abbas. Aralarında 19-20 yaş fark vardı. Bu mektup Yunanlıların eline geçiyor. Evde de hiç kimse yok. Beğenmemiş. babam bu sefer “Ne var ne yok toplEyın . Oturmuşlar. nerede çalışacağını falan bile söylüyor ve “Ben burada kalayım” diyor. yani evde-kilerin haberi olmadan Atatürk kordondan kalkıp Göztepe'ye bizim eve geliyor. Sonra. rahmetli Ali Rıza Bey'e bir mektup yazıyor.. 9 Eylül'de Atatürk İzmir'e girince ve düşman denize dökülünce. “Benim evim burası” diye direnince. 1900 doğumlu olduğuna göre 22 yaşındaydı ve Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde siyasal bilgiler ve hukuk okuyordu.. “Ben burayı çok beğendim.. Latife.. Bunun da nedeni. Atatürk de “Hemen şimdi gideHm” demiş. içeri bırakıyorlar. Sonra deniz kıyısında olduğu için İspanyol hududunda Biarritz'e yerleştiriyor. “Sizin köşke gidebilir miyiz?” diye.. Teşriki mesaiye zorlayarak babamın etkisinden faydalanmayı düşünüyorlardı. Bu ev şimdi müze oldu. Kalktık döndük. — Nasıl oldu bu tanışma? — Onun da hikâyesi uzundur. neler oldu gibi? — Aslında Atatürk evlenmeyi düşünmeyen birisi 111 idi. “Biz bu düşmandan kurtuîur-sak adak yapacağım. Görünce kalkmış. — Atatürk'le tanışmanız ne zaman oldu? Kasım 1922'de sanıyorum. İşgal kuvvetleri babamı tazyik ediyorlardı. kardeş'niz Atatürk'le evliliği konusunda hiç konuşmadan vefat etti. Latife'ye elini uzatmış.ben el öptürmem. 9 Eylül'de yaktılar biliyorsunuz. Yalnız usaHar. Mektup mealen şöyle: “Buraları düşman işgal etti ama. Kordon'da bir ev göstermişler. Mustafa Kemal şöyle yapecak..vatana dönüyoruz” dedi. Tabii babama bile sormadan “başüstüne” demişler.. Doktorlar kendisine deniz havası vermişler.. bir de dadın .. kapıda o zaman Karadenizli neferler nöbet tutmuş. Biz Fransa'ya gitmeden önce... teğmen gelmiş. dedem Sadık Bey'den beri ailemizin İzmir eşrafından oluşudur. Biz 14 Ekim'de yurda döndük. İşte. şeref duyarız Paşam” demişler.. “Aramızda 20 yaş var ama. Bu sırada da Atatürk eve geliyor. hanımların eli öpülür” demiş. Ben de liseye gidiyordum. — Vecihe Hanım. Her tarafta geyik kafaları falan. Kasım'ın ortalarında.. Atatürk'ün özel yaşamı üzerine açıklık getirmek üzere. Müsaade eder misiniz burada oturayım!” demiş.. Fakat bizim aile de öyle bir aile idi ki. Bir de bakıyor. Sonra hepimiz geliyoruz eve. Latife'yi tevkif edip 110 yine bizim evin içinde efsun askerleri tarafından gözaltına aldılar. Latife. Bjzim ev Göztepe'de bütün İzmir Körfezi'ne hâkimdir. ben senden yaşlı değilim” derdi. memleketi kurtaracak. Bu da enteresandır.. sigara içiyor. Latife de. O sırada Latife Hanım dönüyor. neden ayrıldılar.. İzmir yangını olup bitmiş. — Tanıştıkları sırada Atatürk ve Latife Hanımefendi kaç yaşlarındaydı! — Atatürk 40-41 yaşında.. O sırada İzmir Belediye Reisi olan zat. Yunanlılarla teşriki mesai yapmamak için bizi 109 topluyor ve Marsilya'ya götürüyor önce. Babam.. Bu sırada da bir kardeşim çok rahatsızdı ve İsviçre'de tedavisi yapılıyordu. Çok güzel bir ev. Başkumandanlık Karargâhı olarak kullanacağr bir yer aramış.. odaları beğeniyor. Atatürk balkonda ayak ayak üstüne atmış oturuyor. Aralarında 46 . Atatürk İzmir'e girince. Fakat Atatürk. Beğendiği yerleri Atatürk'e bıraktılar. İş öğreniliyor. “Tabii ne c'emek. başka türlü beraber olmaya imkân yoktu. Bana Latife anlattı. “Ben burada oturamam” demiş. “Yasak” diyorlar kardeşime. yaveri Resuhi Bey ve Salih Bozok var. Babamı bile tanımıyor.Fransa'ya götürüyor. askerlere hediyeler vereceğim” demiş. acaba bu konuda bir şeyler söylemek ister misiniz? Mesela nasıl e'enmeye karar verdiler. sigara şeker falan götürüyor adak olarak. Latife Hanımefendi de bir adağı var onu adamaya gitmiş. “Peki hanımefendi” demiş. Buca'da saray gibi bir İngilizin evini göstermişler.

.. — Son vermek istiyorum mu diyordu? 112 — “İstiyorum” demedi.... “Ordular. masa vardı. kitaplar... Yazı aynen böyiediıi.. Son zamanlarda pek yakınlarında bulunamıyordum.. “Kendisine bir para verelim” diye. — Ve her şey bitiyor? — Evet. O kadar anlaşan. Bir de İzmir müftüsü.. kafasından atamadı.. Bakın. Ben birçok şeyi bilmeme rağmen. Bu izdivaca son verme. Biliyorsunuz. Bunu bir adamı ile gönderdi.. Sonradan Bal Mahmut Bey bir şeyler yazdı ki.. — Peki. Sonra Harbiye'de bir apartımanda oturdu. Onu ruhundan. — Peki efendim. — Anılarını yazmış mıydı? — Yazdı. alaturka mı evlenmişlerdi de alaturka boşandılar? — Alafranga g^bi evlendiler. “Aramızda karar vermiş bulunuyoruz. Atatürk'le ilgili olan ev-rakiar. “•htiyueım yok” demişti. Alaturka boşanma böyleydi. “Son verme. Fakat. bu aileyi çok üzmüştür. 2 sene 5 ay 5 gün evli kaldılar.. Nikâhtan sonra içilir. mektupalr. — Tam olarak ne zaman evlendiler. ¦ — Ayrıldıktan sonra neler oldu? Latife Hanım nasıl yaşadı? — Hep Ayazpaşa'da Ekselsiyor Apartımanı'nda babam. — Hayır. Latife Hanım da kendi kafasına denk bir insan bulup onu kaybetmenin acısından büyük ızdırap duyuyordu.... O kadar da tabii bir şey ki bu. — Ne oldu o yazılar? — Büyük bir kısmını imha etti.. Yani alafranga evlendiler. Ayrılalım dedi... Söyleyeyim. 47 . Güya nikâh olduktan sonra. mütekabil hürmet ve itimat edenbir çift oldukları için..” diye bitiriyor. vesaireyi. Yine onu oradan seyretmeye gitti. 5 Ağustos 1925'te ayrıldılar. — Efendim. Kalanları Türk Dil Tarih Kurumu'na yolladık.” diye.... Bir iki de dini zevat.. Fakat Atatürk ile Latife Hanım. Atatürk öldükten sonra bir vasiyetname çıktı mı? Böyfe bir şey biliyor musunuz? — Hayır hiçbir şey bırakmadı. masanın etrafında Atatürk ve Latife Hanım . irk hedefiniz Akdeniz” derken... orada bir heykeli vardır Ata'nın.. — Peki evlendikten sonra düğün olmadı mı? — Hayır olmadı. alaturka ayrılmışlar... ayrıla113 caklarına asla ihtimal vermiyordum. annem ve bütün aile birlikte yaşamıştır.. — Boşanma nasıl oldu? — Atatürk ayrılma arzusu gösterdi. ne zaman ayrıldılar? — Bunu şuraya yazmıştım. Bu kadar anlaşan bir çiftin ayrılması hepimizi çok üzdü. Latife Hanım “Paşam içki içme” demiş. Sağlığında Atatürk çok ısrar etti. Bir yazı yazdı. Bu hanımefen diyle yani İzmir eşrafmdan Sadık Bey oğlu Muammer beyefendinin kerimesi Latife hanımefendiyle evlenmeye razı mısınız?” Aynı şekilde kardeşime de sordu.. fakat alanturka ayrıldılar. O zaman usul böyleydi Müftü Lütfü Efendi Atatürk'e sordu: “Gazi Fustafa Kemal Paşa hazretleri. “ETRAF YÜZÜNDEN BOŞANDILAR!” — Örneğin resmen boşanmışlar mıydı? Ve nasıl olmuştu bu boşanma? Mahkeme ile mi? Bunları an-latsanız. — Peki.. 29 O-cak 1922'de evlendiler. Boşadı Atatürk.... sevişen. ne oldu birdenbire acaba? — Etrafı işte. fakat kendisi kabul etmedi. Nikâh merasimi yapıldı sadece. anlatmam imkânsızdır.. Hiç böyle bir şey söyleyebilir mi? Usuldendir.. Harbiye binasının karşısında. hususi hayatları üzerinde hiçbir şey anlatmayacaklarına dair mütekabilen birbirlerine söz vermişlerdir..bunu düşünmüşlerdir. bu kader anlaşan bir çift neden ayrıldı? — Vallahi çok samimi söyleyeceğim.

önem verirdi.— Kim etrafı? — Etrafı ikiye ayırmıştı.. bir buçuk ayı dışında ben de hep kendileriyle beraber oldum. Roman okuduauna dair bir fikrim yok. Akşamki yatış durumuna göre. Başka bir şev yok. traş olurdu.. Hep irticalen konuşurdu. Fakat o kadar iyi idare ederdi ki. Yalnız hatırlıyorum. sekiz otuz. kadın lakırdısı dinlenir mî? Gelin içelim” demiştir. Nr”3il bir insandı özel yaşamında? — Özel yaşamında çok sakin. Mustafa Kemal'in hususi hayatına kimse karışmasın . Fransızca. Kendisi hin traş r>'r->aH. Biri de ayırmak için. Kim gelecek. Bir halk olarak herkesin ne düşündüğünü bimlek isterdi. 7aten cnk 37 vq-mek yiyen bir insandı. dokuz civarında kalkardı. Kızdığı zaman en çok söylediği bu idi.. Günde en az iki gömlek değiştirirdi. — Fransızca olarak mı? — Evet.er yapardı? — Kütüphanede notlar alırdı. çok temkinli ve efendi bir insandı. İzmir'de ve Ankara'da bulundular. Ben tarih kitapları okuduğunu biliyorum.traş ederdi.. haftada h.^'< H"*~ 'h hamama giderdi. — Srnıyorum. Bir kere bilmem ki. Kendi saygısından herkese karsı müthiş saygılıydı. Onlar hizmet ederdi. Hemen yıkanır... “Aman efendim. Latife t-anım'ın dil bilgisi daha kuvvetliydi? 115 — Latife Hanım. Nuri Conker. Kahvaltı pek sevrek teterd'. Biz. kalemi mahsusu hazırlar. sanırsınız çok iyi biliyor. Terbiyeli. — Kahvalfrdan snra ne yapardı? — ^Göztepe'de iken kütüphaneye girer. Fransızca. — Ev içinde günlük yaşamı nasıl prcerdr? — Emirberi Bekir ve Ali vardı. Zola'nın “Une-Şie” kitabını Latife Hanım'Ia birlikte okumuştu. — Bir günlük ev yaşamını anlatır mısınız? — Sabah sekiz. Yalnız fevkalâde temizdi... — Anlıyorum. duygulu. Belli bir hadise yok. — Roman okunuz mıydı? — Evde çok zengin bir kütüphane vardı. Atatürk de notlar alırdı. B'r şeve kızdıaı zaman “Maşallah efendim” dedi mi. Kim olursa 114 olsun herkese. — Yani siz bsSli bir hadise bilmiyorsunuz? — Söylemedi. Kulağımla duydum kaç kere.. “Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorardı. kardeşimle iki buçuk yıl kadar evli kalmışlardır. bizim haddimiz mi?” deaık mi. neşeli bir insandı. söyie lütfen” derdi. Sofrada kim varsa hepsinin fikrini alırdı. Biri tekrar Latife Ha-nım'la Atatürk'ü buluşturmak çiin.Bütün kabahati bu. banyo yapar.. “Hjyır. Bütün mesele.... — Öğle yemeğini nerede yerdi? 48 . — Atciürk başka no. Biraz da Almanca anlardı.ipp-^M Ff^nH. Ama o etrsfa saygı gösterirdi. ben odaya gireyim de Atatürk ayağa kalkmasın.>. biraz okur Latife Hanım'Ia. Bunun dışında fevkalade terb:yeli bir adamdı. Günde iki defa duş.. Herkes kendisine büyük saygı gösterirdi. Halbuki ben o zaman on dört-on beş yaşında bir çocuaum. Almanca ve İtalyanca'yı son derece iyi bilirdi. “Aman Paşam.. Bu zamanın bir. Sonra sade kahvesini içerdi ve sigarayı yakardı. Fakat elinde kâğıtla veya bakarak konuştuğunu görmedim. — O zaman Atatürk'ün özol yaşamını yakından tanıyorsunuz. Fransızcayı Sofya'da ataşemiliter iken Fethi Okyar Bey'le birlikte öğrenmiş. — Hangi kitapları okurdu? Hangi tür kitaplar? — Tarih kitapları okurdu. İYİ İDARE EDERDİ iv” rr'vdi h-j kadar? — Fransızcası o kadar iyi değildi. bir delik bulun ve girin. kimlerle görüşecek? Tabii kâtibi umumisi. Berberi İsmail efendi vardı. İngilizce. benle sohbet ederdi. Siz Atatürk'le ne kadar süre beraber oldunuz? — Dediğim gibi..

... — Sevdiği yemekler nelerdi? — Bir börek yapılırdı.... Ona binerdi.. En çok da Ağaoğululara giderdi. Yakup Kadri Karaosmanorîîu. — Efendim. Çarpma hamurdan. son derece hürmet ederdi. ben çok az yediğini gördüm. Onlarla iş ''nnnsm?r sadece yemek yerdi. Ama İnönü geldiği zaman. Izgarasını. Balık severdi. b?. Gençler arasında en sevdiği Vasıf Çınar.. genellikle devlet işler. Haftada bir iki defa giderdi. arkadaşları. “Gazi Paşa” da derdi. Fakat sadece çok yakmla-ı kul'"""-'!'.. Hiçbir isini İsmet Paşa'ya danışmadan asla yapmamıştır.. Masadan kalkarken elini cebine atıyor. Bir tanesini hatırlıyorum. Masada da bir tane kuru kestane kalmış. Fethi Okyar ve karısı Galibe Okyar. İsmet Bey de “Paşam” derdi. Şükrü Saraçoğlu'nu da severdi. Rahmetli Kemaiettin Sami Paşa. Bu sofra çok uzun sürerdi hakikaten. Ama en sık bulunanlar ve en sevdiği kişiler. İzmir'in çupra-sını severdi. Fevkalade itimat ettiği fevkalade saydığı bir isandı. O atı Latife Hanım'a hediye etti. 116 SOFRA BAŞI SÖYLEŞİLERİ — Neler konuşulurdu sofrada. İsmet Paşa'ya çok güvenirdi. Ahmet ApwkUu ile karısı Süreyya Ağt:oğîu.... furgona koymuş yollamış.. Çok az yerdi.. — Nasıl hitpn ederlerdi birbirlerine? İsmet Paşa derdi Atatürk... 117 — Onu yanına mı çağırırdı? — Zaten İnönü her zaman gelirdi. Herkes bir şey söyledi. O da şöyle dedi: “Hayat bir kuru kestaneden ibarettir.Sonra omlet severdi. “Heyet bir kuru kestaneden ibarettir Bma bu işi başaracağız” demiş. Ruşen Eşref Ünaydın.. bakıyor para yok. Necip Ali'yi çok beğenirdi. Hüseyin Cahit ve Yunus Nadi Bey'in yazıların ehemmiyet verirdi. hatırlayabiliyor musunuz? — En çok hikâyeler anlatılırdı. İçinde beyaz peynir..... Fevkalade terbiyeli bir attı. Sakarya isimli attı. Gitmediği zaman balkonda otururdu. Tezer T-sşkıran'ı da çok severdi. tavuk falan olurdu. Mareşal F*>vzi C-kpr^l'ı rok sever. yedibuçuk. Ankara'ya gittiğinde de babam yollardı bu banklardan Çankaya'ya--... — Öğleden sorara ne ycpsrdı? — öğle yemeğinden sonra yatak odasında 19 dakika kadar istirahat alışkanlığı vardı.. Gazi Paşa lafını severdi Atatürk. Bir de irmik helvası ama suluca olacak. Ayrıldıktan sonra Latife.. Yazarlardan Ahmet Emin Yalman.. 49 . İsmet Prsa ile ilişkili nasslch? — Çok önem verirdi İsmet Paşa'ya. yaveri Muzrffer Kılıç. Dostları. Ata-tatürk'ün müsaadesi olmadan sofradan kalkılmazdı. İnönü ile arkadaş gibi mi idiler. Söylemeyi unuttum. Akşam üstü veya akşam. Ferit Tek. Yunan Komutanı Ttikopis'in atını ona vermişti. Bazen de aile arasında...zı sabahlar ata binerdi. Tabii ben küçük olduğum için bu tür tatlı şeyler aklımda kalıyor. Makarna severdi. Öğle yemeğinde hususi toplantıları olurdu.. sekize doğru akşam sofrasına otururdu. Bunu anlatırdı.. Sonra sevdikleri. Ondan sonra gideceği yer varsa oraya giderdi. Bazen iş yemeği gibi arkadaşlarıyla.” Olayın aslı şu: Gençliğinde bir gün Selanik'te Olimpoz Gazinosu'nda arkadaşlarıyla oturuyorlar. Sonradan yapacağı işleri taa o zamanda düşündüğünü anlatmak için bu hikâyeyi birkaç kez anlatmıştır.. yoksa cmir-memur ilişkisi mi vardı aralarında? — Arkadaş gibi idiler. Sulu omlet.. — Sonra akşam yemeğine sıra geliyor galiba? — Evet. Kuru fasulye sever derler. Kefal balığı İzmir'de topan kefsl derler..— Öğle yemeğini bazen yainız yerdi. “Bu ancak size yakışır” diye. sohbet edilirdi. İsmet Paşa'ya hep sormuştur... Belki kararını vermiştir ama. Fakat en sevdiği at. En erken onbire kadar. — Kimler gelirdi sofrasına? Yani en yakın arka-daşSrrı kimdi? — Gelenler değiştirdi. Onu çok severdi..ni konuşurdu — Şunu sormak istiyorum. Ya kendisi anlatırdı veya dinlerdi... bazen bire ikiye kadar sürerdi.. Bir keresinde “Hcıyst nedir?” diye sormuştu.

50 . Fakat kararlaştırdılar. arkasından birkaç bey daha girdi ve böyle böyle böyle akşamları kadın-erkek bir arada oturmalar başladı. fakat kadınlar sofraya oturmuyor. Mese'a kadının yüzünün açılması. döndüre döndüre bambaşka bir dans yapardı. Masada kendi vrp'pH^ o+ü-^u. <'Me^°" ^^t kadın aldın?” dedi. Sık sık bize de “Haydi bakalım. “Dur! Şurasını şöyle oku” derdi. Reisicumhur hanımı olarak kabul günü yapardı. — Sayın O. Musiki heyeti söylerken. Bir gün İsmet Pa-şa'yı çağırttı. Çankaya'da yaveran dairesinde kalıyordu. otururken. Cumhuriyet'in ne o'duaımu pek bilmiyoruz. Ama daha ziyade Türk musikisi severdi bildiğiniz gibi.. Bize sık sık Cumhuriyetten söz ederdi.. Atatürk içeri girecek. Snnrp ^dama. Var mı o zaman erkekle kadın bir arada otursun.. Mırın kırın etti. O girdi. “Yaz” dedi. Adam şaşırdı... bunları daha Harbiye'de iken düşünürmüş.. ““Sen buraya otur Paşa” dedi... karıların neden sofraya oturmuyor?” dedi. gideceksiniz... Rukiye.. Oturur. Latife Hanım'a da Latife veya Latif derdi. Bunları ataşemiliterken Avrupa'da öğrenmiş. Hanımlar gelir.. çukur.. — Dcnslsr da böyle başlamış galiba? — Dans da yaparlardı. — Efendim. Ve oynaması. Adamın dört karısı varmış. — Hiç gezmeye gitmez miydi? Giderse nereSers giderdi? — Gidecek pek yer yoktu o zamanlar. Ama İsmet İnönü daha iyi binerdi..” O sıkma baş böyle çıktı. “Nasıl yapalım. Vahdettin ile beraber seyahate gittiği zaman bile bunları düşünürmüş. ben. Bir keresinde bir ağanın evine gittik. Ben Cumhuriyet'in ilanında da yanındaydım. Atatürk. Çok uğraştılar birlikte. “Ee ağa. daha doğru olur kanaatindeyim” diye cevap verdi. Bir de ağır vals yapardı. Adam da “Din de vardır” deyince.. göbek atmak değil de fakat ciddi musiki ile mendilini alır eline.. Ankara ve havalisinde köylülerin. refikası. O önde. adam elerinden alıp sofraya koyuyor.. bunlar otururdu. tepe. Muazzam bir sofra hazırlanmış. Önümüze ne gelirse . — Özel sohbetlerinde neler anlatırdı size veya Latife Harum'f ? — Bize sık sık Başkumandanlık Meydan Muha-rebesi'ni anlatığını hatırlıyorum.— Size ve eşi olan Latife Hanım'a nasıl hitap ederdi? — Bana Vscihe derdi. Ama lafı geçerdi. — Siz ona nasıl hitap ederdiniz? Siz veya Latife Hanımefendi? — Biz “Paşam” derdik. Neferlerin halini ve açlıkta Yunanlıların bıraktıkalrı konserveleri.vihe İlmen.. Yani hanedanın ilgası sıasında. Krallığı sevmediğini söylerdi. peksimetleri nn^ıi vediğ:ri sr'atırdı. Atatürk kadm devrimlerini yaparken Lrtife Harsm'a danışır mıvdı efe”*H:m? — Tamamen. Vals yapardı. EĞLENCE ANLAYIŞI — Atatürk'ün eğence anlayışı neydi. Bir şey daha hat'rla-dım. “Paşam” denmesini isterdi. İzmir'de de ata binmeyi severdi. “Sevkül Ceyş” askeri usulde bir laf.. Sonra bize anlattığına göre.dere7 hendek. nasıl eğlenirdi? — Ata binerdi. “Ama ancak bir tanesini geçindirirsen. nasıl başlayalım?” Kabul günleri vardı. “Ne Hersin Latife. Latife Hanım da ona “Paşam” derdi.. Tabii biz. köşkte kalmıyordu. Bu yüzden de Napoleon'u sevmezdi5. Frke^ kadın yan yana oturmaz. anaların evlerine gid°rdi. At hiç durmadan koşacak. Sevkül Ceyş usulü bineceni?” HpHi. Sonra kâğıt kalemi posterdi. Atatürk. “Kemal” de derdi ama Atatürk. Cumartesi günleri hanımlar gelirdi.. Kapıya kadar yemekleri getiriyor-la. Hanedan-ı Ali Osman mülgadır. O çarşafın çıkması. MÜZİK VE DANS — İyi enler mıydı musikiden? — Mükemmel anlardı. şöyle yapalım mı? Mesela sen şöyle bir şey 119 yapsan. alafranga danslar yapmsz mıydı? — Yapardı. konuşurlardı. On118 dan sonra yazmaya devam ettiler.. İçeri girdi. yaver.

Sonra sade kahvesini içti. Çok güzel bir gündü. Bekir geldi dedi ki. çok söz edilir. Heprintie son derece şık giyinmiş olarak görünüyor. Gazeteden konuşurlarken. Bunu bir keresinde Yunus Nadi Bey'e 120 de söylerken duydum. Bunun nedeni neydi? — Evet hep sivil eJbise giyerdi. Akşam başlardı yemekle beraber. Yunus Nadi Bey. Allah vergisi olarak güzel gyii-nirdi. “Vecihe Hanım. müşir üniforması ile ayakta duruyor. Hemen telgrafın cevabını yazdırdı.” Fakat o gün öğleden sonra emirberi beni çağırttı.” Öyle pek çağırtmazdı yanma. Sizin gördükleriniz. Sizin düşünceniz nedir? — Evet içerdi ama. Bu şarkıyı birlikte söylerlerdi. fakat kendine geldi. Yunus Nadi Bey'e dedi ki. En çok sevdiği redingot ve çizgili pantolondu.— En çok sevdiği sanatkâr ve şarkı hangisiydi. bir portakal suyu içti. öpüştüler. — Sanıyorum. “Bu gazetenin isim babası ben olacağım” dedikten sonra şöyle bir durdu. Bilal oğlan” diye bir şarkı vardı. Bir gün İzmir'de tam yemek yiyoruz. Latife. Bu memleketin din ile devlet işlerinin karıştırılmasından çok ziyan ettiğini biliyordu. Vecibe Hanım'ı istiyor. Mühim bir telgraf geldi herhalde. Beni de içmem için zorluyordu. CUMHURİYETİM İSİM EABAS! — Sayın Vecibe İ!men. Ben başını çevirdiği zaman içkimi yanımdaki saksıya döküyordum. piştov patladı. Atatürk'e demiştim ki. emirlerinizi yerine getird'm. kısa bir süre düşündü. Sarhoş görünmezdi. Beni görüce. Yenigün'ü çıkarıyordu. przeternizin ad'* türk'ün koyduğu biliniyor. Çankaya'daki eve sık sık gelirdi. gömleklerini dikerdi veya Avrupa'dan getirirlerdi. Safiye Ayla derler. gönderdi. şöyle bir baktı. — Ne içerdi? Rakı mı? — Asıl rakı içerdi. Çok zarif giyinirdi.. DİN KONUSUNDA — Sayın Vecihe İlmen. En büyük prensibi laisizm idi. Hatta bu konuyla ilgili bir anım vardır. “Biz o ebiseyi çıkardık. Bunu çok severdi. Yine bir gelişinde söz gazeteden açıldı. doğru mu? — Safiye Ayla'yı severdi. En sevdiği şarkı “Pencere açıldı. — Atatürk'ün savaş sırasında çekilmiş fotoğrafları var. duyduklarınız nelerdir? — Atatürk'e “dinsiz” diyorlar. Sonra emirberi Bekir'e baktı. Kendisi seçerdi her şeyini. Din aleyhine tek saur laf ettiğini duymadım. “Muvafık görür.. “Paşam. akasya ağaçları arasında. Fakat laisizme gönülden inanmıştı. Acaba resmi elbse ile görmek lütfuna nail olabilir miyiz?” “Vecihe” dedi. — Kendisini hiç sarhoş görmediniz mi? 51 . Giyim kuşam konusunda tavrı ne idi? — Dehşetli meraklı idi elbiseye ve ayakkabıya. “Kaldıralım Paşam” diye cevap verdi Nadi Bey. Atatürk'ün dine karşı tutumu neydi? Bu konuda dr. Sanıyorum biraz sarhoş olmuştu. Anılarda böyle geçiyor. “Bu gazetenin yenigünlüğünü kaldıralım artık”. Ağlayarak teşekkür ettim. Telgrafı aldı. Sanıyorum siz de o gün ora 121 daytnışsınız. içki konusuna gelmek istiyorum şimdi. 1927'de ayrıldıktan sonra Dol-mabahçe Sarayı'na beni birkaç kere çağırttı. Korku içinde kütüphaneye gittim. Çok elbisesi vardı. tensip ederseniz Cumhuriyet olsun” dedi. memnun oldunuz mu?” dedi. gazetenin adı bu şekilde kondu. Fakat Aiiah adını her gün zikreden bir adamdı. Bahçede oturuyorduk. Bir de baktım. Asla dinsiz değildi. Çok içerdi deniyor. gittim ellerine sarıldım. Artık giymiyoruz. — Vecihe Hanım. Gündüz ağzına içki koymazdı. sizi hiç resmi elbise ile görmedik. hep sivil elbise giyiyordu. Bir keresinde şampanya içiyordu. Nasıl oldu bu olay? Cumhuriyet adı nasıl ortaya çıktı? — Evet oradaydım. “Paşa. — Kim uğraşırdı onun giyinme meselesi ile? — Hiçbir kimseyi bu konularla meşgul etmezdi. Bir ayran istedi içti. Strongulo diye bir terzi. piyanoda çalardı. efendice içerdi. Ben nasıl titriyorum. Kalktılar. elini başına götürüp asker selamı verdi.

Ben çok severdim. Uşakizade Muammer Bey'in kızı Latife Hanım'la karşılaştığı zaman kırk yaşındadır ve kızın bir görüşte âşık olmsaına yetecek şanlar şereflerden başka..yaşamı boyunca hiçbir na^Rte-c\ ile konuşmadı. Çıkarıp cebinden az bir parası vardı onu verdi. ne de bir ecnebiyle temas etmiştir. — Vecihe Hanım. Bir seferinde de Alman doktoru Romberg gelmişti. Çok ağladı Latife sonradan.” ÇELİŞİK GÖRÜŞLERLE LATİFE H”NIM -MUSTAFA KEMAL İLİŞKİSİ Çeşitli yazarlar ve kaynaklar.e r>stünde durmazdı. Tırnaklarında bir hastalık vardı.Latife Hanım sandalla daîasıyormuş. Bunlara ne diyorsunuz? — Latife Hanım . 124 ÖZLENMİŞ DUYGULAR VE SICAK İLİŞKİLER Genç ömrünün 17 altın yılını çözülüp dağılan im-paratoriuğun bitmez tükenmez savaşlarında harcayan. Sonradan hast?''*< ^'“^ f'-'tı.. Atatürk kalkmış selam vermiş. bir ksre de kızıyla konuşmuştur. Ama niye dediğini bilmiyorum... “Şu halime bak.. Katiyetle yalan. — Niye adını değiştiriyordu? — Tanınmasın diye. Ne-bile dive. Mustafa Kemal'in evlilik yaşamına ayrı ayrı bakış açılarından yaklaştılar.. es ist zu spât” (yazık çok geç) dediğini duydum. “Vecihe bak” dedi. Asker de sünüyü göğsüne dayayıp. bir de Latife Hanım baklanda yazılanlar var.. Nebüe. yassak” diyor. — Gerçekten çevresinde bir yakın ycf: muydu? — Manevi kızları vardı.. Dedi ki: “Asker... Latife HEnım ile Atatürk boşandıktan sonra hic karşılaştılar mı? — Bir kere karşılaşmışlar. Gece zamanı olduğu için kapı kanalı. Bir gece yemekten snra yanına sadece vave-rini alarakErkan-ı Harbiye'ye yani Fevzi Çakmak'a gidiyor. Ertesi qün köşke getirdiler. İki yanağından öptü. Fatma Sadık diye çıkmıştır. “Paşam.kurucusu olarak zafer sevinçleriyle İzmir'e varan Mustafa Kemal Paşa. dünya güzeli bir kızdı.” — Nasıl c!ur. . ağladığını o zaman gördüm ilk ve son defa. 1927 senesinde oluyor bu. Sadun Taniu 10 Kasım 1984 tarhü Millivpt nsze-tesinde (Mustafa Kemal'in Damat Girdiği Ailel bas-ılklı dizi yazısında bu konudaki inceleme ve araştırmalarını şöyle anlatıyor. Buna hep riayet etti. Birçok saom^ s^nar: yazılar çıktı.. — Siz ne dediniz? — “Paşam bunu siz arzu ettiniz. Fakat bu olay. Bazen karnı şişi-yordu. — Vecihe Hanim. siz:n birlikte c\dv. Göksu'da .” “Ne var paşam” dedim.. “Şu halime bak.. Asker bunları içeri bırakmıyor. Atatürk' ün çok hoşuna gitmiş. Atatürk'ün de bir motoru vardı. Birbirlerini aörünce.. b?na fazla para vermiyorlar. Zaten yurt dışına da Latife Hanım olarak değil. Bir kere Metin Toker'le. Kimsenin kabahati yok” dedim. gerçekten bir masal prensi kadar cek'ci.. Fakat belli etme-mpv-o nşhrı-fi' v. rejimn çok dikkat edin” dedi. Bir asker nöbet tutuyor. etraf:nc!s bir sürü insan olmalı? -— Ama yakın birini arıyor. Gözleri yaşarmıştı. Adını hatırlayamıyorum. O askeri buldurttu.— Sarhoş olduğunu anlamadım hiç. “Kim olursan ol. “Schade. — Efendim.. Geri döndüler. Ne bir yerü ctazeteci.. Atatürk'ün arzusu ile kendisine Fatma Sadık diye pasaport çıkartılmıştır. — Anlıyorum. bu kadar naram var.. Tek karşılaşmaları budur. rnt alıcı bir erkektir.qunn* sıra-lert" i Atatürk'ün sağlığı nassüdı? Bir hastalığı var mıydı? — Sağlığında bir şeyler vardı.. Ayrıldıktan sonra Atatürk'ü gördüğünüzde szie bir şey dedi mi? 123 — Ayrıldıktan sonra ben kendisini mükerreren gördüm. Bir keresinde Doktor Süleyman Numan gelmişti. sonunda bir vatan kurtarıcısı. Al bu seni olsun” dedi. Ama hazı olaylardan biraz sarhoş olabileceği sonucunu çıkarıyorum. Birkaç istisnası vardır. Atatürk öyle arzu etmiş.. Latife Hanım bu konuda konuşmayacağına dair sÖ7 vermiş Atatürk'e.. Onunla çok görüştük. Zehra. Ben yanındakilere.. bir devlet . Fakat gördüğü günden ölünceye kadar sevdiği bir insandı. Mustafa Kemal Paşa için de 52 . “Sen 122 benim kim olduğumu biliyor musun?” diyor askere. Afet Hanım. bana bakan kimse yok.

Şevket Süreyya. Herkes de “Fikriye Hanım Gazi'yi ve Latife Hanım'ı vurmak istemiş. Evet bir yuva kurulur gibi göründü. hayatını art:k sona emiş bir dö-nenrrsi temsil ediyordu. “Tek Adam” adlı biyoqrafisin-de. aile kurma düşüncelerine de. kafasındaki binbir sorun arasında yer vermektedir.” . Kaolana gem vurulmaz. Gn?\ n*w Münih'e sonptoryi'tna qör>derivordu ve hu kn^arda basVa nedenlerin rolü ölebileceği de hemen akla geliyordu. hayatında ilk kez. Mustafa Kemal'in yalnız ye özgür hayatına zaman zaman girip kaybola kadınlardan b'ri. ama arada iki taraflı ask yoktu. Yazarın yorumu şöyledir: “Bu bir ask evlenişi değildi. ıı-”m""n-lar tarafından bakılması aerektiymi ¦söv'e"?!S|e>fH>. uzak bir akraba kızı olan Fkriye. komşusu ve aile dostu Velet Celebi po-nunrla su cevabı verir: “Kızım! Sen bir kocayla değil. köşkten uzaklaştırılmak için bindirildiği faytonda da çekip kendini vuracaktır. Bu arada bir başka genç kadının dramı bpslar. Arada b'r şeyler eksikti. Ankprs'dpM dokt^rhr. İJM”“"I< vo^pıe^i son zamanÎRrda rrtmış. Derken günün birinde baskın verir gibi. “Diğer ilişkilerinde olduğu gibi Latife Hanım'la evliliğe varan ilişkisinde de aşk yoktu” diyor. du^nu's-ı "“ "“"o-i N.Latife Hanım. törenler. KİNROSS. Evvelâ karşılıklı aşk yoktu. Bir hata ile başlayan bu işin bütün köksı"HiW'nü rnnR p°<-ki Mevlevi Ceîebisi Velet Celebi söylemiştir. Münih'ten. za125 vallı verem hastası Fikriye Hanım'ı. Mustafa Kemal. Gazi'nin hayatına bir dü126 zen verici. Bilgili. Anadolu kadınının imbikten süzülmüş olağanüstü bir örneğidir. h'rhir kar!'"“ ır?un si*"^ tvn'a-namazdı. Yani ortada ikisini de çabuca sarıveren güçlü bir aşk vardır. Ama bu tek taraflı bir aşktır ve Mustafa Kemal'de şefkat ve acıma duyguları uyandırmaktadır. “Türkün Ateşle İmtihanı” adlı k'ta-bında. haftalarca sürdü. bu şartlar. bir aüe re'pi erıv^rdu. ince ruhlu. bir kaplanla evlendin. Halide Edip'in Falih Rıfkı'nın ve Yakup Kadri'nin anılarında da şiddeti hemen göze çarpan bir karşılıklı ilgiden_söz edilir. hezeyan mektuplarıdır. biraz da şekle bağlı tam bir İzmir kızıydı. mektuplarına da yansıyınca. Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nü “Başkumandanlık Bürosu” gibi kullanmaya başladığı andan itibaren Mustafa Kemal “gözlerinde keyifli bir ışıldayışla” Latife Hanım'ın gözlerinde doğan “sevgi ateşine” karşılık vermetedir ve genç kızı büyük bir tutku ile istemektedir. beraber1^. ürkütücü ifadelerle dolu. genç evlilerin kaldıkları Çankaya Köşkü'ne dalacak.-'q geliştirir. sofralarda resmi kıyafetler ve resmi bir vekar bekledi. Pu evlenme bir olupbitti ile başladı ve övle sona erdi. Atatürk'ün kız kardeşi -rahmetli. güzel ve atak! Olavların yarattığı üç haftalık.” Latife Hanım kültürlü. başaramayınca kendini vurmuş” diyecektir. Fakat ne var ki. Mustafa Kemal'in hayatına giren yeni kadının. Bunlar. Mustafa Kemal Paşa. 1955 yılı Haziran ayının son günleriydi. bir devlet reisi hanımı olarak girmek istedi. Fikriye ise. om hordan sonraki ir. adamakıllı telaşlanır. Lord Kinross. Latife Hanım bir ev adamı. 53 . seven ve kıskanan bir kadının gönül acılarına uğrattığını uzun uzun anlatırlar. günlerce. Fikriye Hanım'ın hasta bünyesini gittikçe yakıp kavuran kıskançlık.” Halide Edip. yaverlerle tartışırken açıp-kapadığı çantasında bir tabanca buiuduğu görülecek.Makbule Ata-dan'la yaptığımız söyleşiler. AŞK VAR MI YOK MU? Şevket Süreyya Aydemir.^n l'iebir sev veremezdi. Paris'ten gönderilen bu mektuplardan iyice rahatsız olmaya başlar. Bir enin Çankaya'da Latife Hanım bir hiddet ve sinir buhran! içindeyken. Atatürk'le ilgili biyografik eserinde şöyle pn'atıvor: “î^ustnfa Kerr^j. karmakarışık. kaplanın alıştığı hayatın ve onun mizacının lügatında yoktu. Sakiller. AŞK VARDI DİYOR İngiliz biyografisi yazarı Lord Kinross öyle düşünmüyor.

. o günlerde çok güzel ve genç bîr kadıncınız. Derler ki “Hayır. O kadar insan yürekliydi ki. güldü. Atatürk'ün manevi evladı Sayın Sabiha Gökçen de 10 Kasım 1985 tarihinde Milliyet gazetesinde Yener Süsoy'la yaptığı bir (Tatil Sohbeti) nde aynı kanıyı doğrular nitelikte konuşuyorlar.Güihane Askeri Hastanesindeki özel odasında yine kendisini ziyarete gitmiştim. Bulunmaz bir şeydi. Anıt-Kabre bakan pencerelerin önündeki koltuklarda oturmuşlar. Mikrofonu. konumuzla ilgili bölümlerini aynen aktarıyoruz: Latife Hanım güzel miydi efendim? “İyi yetişmiş bir kadındı... sırtını dayadığı yastığa iyice gömülmüş bulunan Makbule Atadan'm eline verdim ve odada bulunan ziyaretçilerin iznini aldıktan sonra değişik bir soruyla açtım o günün konuşma gündemini: 127 — Atatürk hiç âşık oldu mu? Makbule Atadan bu sorumu şöyle yanıtladı: — DelikanMık rağanna ait duygularını büemem. Fotoğraflarına bakmayın.. Onun için benimle hiçbir zaman sürtüşmesi olmamıştır.” Sonra kendisiyle iyi dest oldunuz mu? “Olduk. Ziyaretçilerin büyük bir kısmı gittikten sonra konuyu yinelemek istedim. Türk dostu bir Bulgar hukukçunun kızı olan Eîena Aç-kof. Bu kez keskin bakışların! el'n-deki mikrofona ve bir kenarda tüm konuşmalarımızı banda alan teybe çevirdi.) Ama yine de. — Atatürk'e âşık olan kadınlar var mıydı? Makbule Hanım. Mikrofonu prizinden çıkardım. 10 Kasım 1985 tarihinde Hürriyet gazetesinde Emin Çölaşan'la yaptığı bir (Pazar Sohbeti)nde. Pek çok. Vazifesi belki bunu icap ettiriyordu. Dolmabahçe Sarayı görevlilerinden Nebile. Yakup da öyleydi. Desinler. dedi. Kendisine karşı ne kadar '!qi göstermişse asker Mustafa Kemal de bu duyguya o kadar bigâne (yabancı) kalmıştı.. Gerek kız kardeşinin. Eliyle havada bir yarım daire çizdikten sonra: — Pek çok. Leman Karaosmanoğlu ile yaptığı sohbetin.. Zoguldak Milletvekili Edibe Sayar'Ia birlikte Türk Kadınlar Birliği üyelerinden birkaç hanım ziyaretçi. ilk sırayı işgal etmekteler. sürekli konuklarından Sayın Sabiha Gökçen ile Muallâ Tunçok da yambaşında ayakta duruyorlardı. Orada sert durur. Bir tanesi Bağdat' ta tanımıştı ağabeyimi. Ayrıca Allah onu hoş yaratmış. sizin sorduğunuz mânada kuvvetli bir aşk geçirdiğinden de haberdar değilim. Bulgar Harbiye Nazırı Kovaçef'in k'?ı Mâna. Yalnız size şunu söyleyeyim. (Kahkahalar. gerek At?+t"ırk'p vnUm olmuş diğer kişilerin anlattıklarından önrendinimiz kadarı ile O'na. Atatürk'e ve köşke yakın olan kişilerin başında gelen ünlü yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun eşi Sayın Leman Karaosmanoğlu. Kurtuluş hareketinden sonra.. acımasızdır”.. o büyük insana yönelik aşk duyguları bir hayli çok. Çevremizdeki hanımlar da tüm dikkatleriyle bu ilginç konuyu dinlemeye çalıştıkları için Makbule Hanım fazla açılmak istemiyordu. Delikanlılık yıllarındaki esintiler bir yana bakılırsa Mustafa Kemal'i içtenlikle ve delice sev^n kırların başında Bulgar Başbakanı Radosla^of'un k>7' Ni-kolina. Sayın meslektaşımız Emin Çölaşan'ın Bn. hepiniz iyi bilin AVıtürk kadar bağışlayıcı bir insan olamaz. Herkesle olmuştur ama benimle asla. Cihan gözüyle bakın. ama ben her^zaman mesafe bırakırım. Ses alma aygıtını her zamanki sehpasının üzerine yerleştirdim. Dünyanın en yakışıklı insanlarından 54 . “Kadın gözüyle baktığınız zaman yakışıklı bir erkek miydi?” “Kadın gözüyle bakar mıyım ben ona? Ben Ya-kup'un karışıyım. Belki o gözle bakmış olabilirsiniz. Nebile ile Fikriye'nin Mustafa Kemal'e yönelik 128 sevgilerinde büyük bir duygu derinliği olduğu anlaşılmakta. teybi kapattım ve Makbule Hanımı dikkatle dinlemeye başladım. Bize hiçbir şeyini belli etmezdi. “Kadın gözüyle bakmaya lüzum yok. Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Ragıp Efendinin kuzeni Fikriye.

Ona gitse gitse.” Sayın büyüğüm. Yakup falan hepsi oraya doluştular ve fıs fıs.. Ama beni her zaman çağırırdı.. Ankara'dan da ayrılıp gittiler” dedi. değil mi efendim? “Öyle olmasa intihar eder mi? Atatürk'ü iki kişi deli gibi sevmiştir.. Atatürk'ü çok mu disiplin cltına almaya çelişti?. Hele güpegündüz konuştuğunuz zaman açılmaz. Hatta ilk mektubumda “Siz nid. ailesinin geleceğini falan söyledi. Çok dokundu. Latife Hanım Köşk' ten ayrılırken Coli ortalıkta dolaşıyormuş. Çünkü olaylardan bir gün önce Köşk'te kendilerinin yanındaydım. güzel güzel konuştuk. Ertesi gün öğle vakti bizim eve Ağaoğlu Ahmet Bey. diye erken kalkarlar... Ne-bile'yi sonra bir hariciyeci ile evlendirdi Atatürk. Hiç geçinemiyorlar ikisi değil mi efendim? “Sadece şunu anlatayım. Çünkü o Ankara'ya geldiğinde Atatürk hâlâ o istasyondaki binada oturuyor. Ama 129 yemeğe oturulur ve içki de verilir. Ağaoğlu bunları anlatınca daha da kötü oldum. Latife Hanım şöyle bir bakmış Coli'ye ve okşamış. O yavrucak da öldü.. Zaten Latife Hanım. (Leman Hanım kahkahalar atıyor). Ben kendisinin yanında fazla kalıp rahatsız etmek istemezdim. Sonra mahcup bir insandır. Atatürk'e âşık.biri. Gazi Haz-retleri'nden ayrıldılar. “Onları da sonra soracağım efendim L”t'fe Hanım Atatürk'ten ayrıldıktan sonra da kendisiyle dost-luğunrz devam rtti mi??” “Tabi... Hep “Nasıl olur?” diye soruyorum.. 130 Hatta o da bana takılırdı.. “Beni orada bekleyin. Ama meselâ Cankpya Köşkü'nü Latife Hanım bulmuştur. “Ne tuhaf Co!i'ciqim. Biraz bizimle burada kalacaklar. birisi Nebile. o ise muzaffer bir kumandanın hanımı.yo-rum” diye telgraf çekmiş ve Latife'cikle Ankara'ya beraber dönmüşler. Latife Hanım'ı göndermiş. Çünkü çok iyi yürekli bir insandı. ben oradan davet gelmedikçe gitmek istşmezdim. Ama daha onlar Kastamonu'ya varmadan. Ben böyle şeye gelemem. Çünkü benim akrabam falan değil ki. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da değil.. Daha doğrusu Atatürk Latife Hanım'ı “Gönderdi.. Birisi Fikriye.. qel. “Ne oldu beyefendi!er?”diye sordum.. Çünkübir yerde okumuştum.nne Çankaya boşaldı Hanımefendi” diye yazdım. y. babam kardeşlerim de Ankara'ya geliyorlar. Ağabeyim Burhan Belge'nih yattığı bir oda vardı. “Hanımefendi siz üzüleceksiniz ama söyleyeyim. Latife Hanım.” Ayrılmsdan birgün önce Köşk'te beraberdiniz. Ağaoğlu Ahmet Bey. Atatürk duysa..” “Coli kim?” “Atatürk'ün tazı köpeği. Tabii çok üzüldüm ve bütün gün ağladım evde. sen kalıyorsun burada. “Efendim. “Aman beyefendi. Diğer hanımlara derdi ki. O sırada Ankara'da Fikriye var. hepsi kafa kafaya evrmişier. Yakup Kadri Bey eve gelmişlerdir..” Acaba için? Acaba Latife Hanım. şu tablolarınıza baktığım zaman. işte. Ben bir mebus hanımıyım.. ama ben kalamıyorum artık” demiş.” Fikrîye Hanım. Yakup da. Bana dedi ki “A/ınem. gençliğinizde gerçekten çok güzel olduğunuzu görüyorum.” Siz Atatürk'ün içki masasında bulundunuz mu? “Bulunmaz olur muyum? Bulundum elbette. “Evet. Ben yine erkenden izin istedim. her gün Başbakan'ın hanımı gidebilir. Bir defa da buna benzer bir hadise Erzurum'da olmuş ve Gazi Paşa.. Latife Hnaım'ı mutlaka geri çağırırdı. O intihar eden yavrucuk. İzmit Mebusu Süreyya Bey ve birkaç mebus daha geldiler. Galiba günlerden Cumartesi.” Tabii iç yüzünü bilemem.” Bir de.” “Ah ne güzel” dedim.. idin m gibi gürlüyor. bende güzellik ne arar? Ama galiba değişik bir kadındım. Henüz Atatürk'le evli 131 55 .” “Sayın büyüğüm Atatürk'le Laffe Hnnım iki yıl kadar evli kaldılar ve ayrıldılar. Katiyen içki sofrası değildir. ben de her zaman mektuplaşırdık. ayrılmadan önce Atatürk demiş ki “Bu kadın şimşek aibi çakıyor. hanımefendi yeni evlidirler. İngilizce ve Fransızca bilen okumuş bir kadındım.

Yine Çelebi'nin hanımının bana anlattığını aynen size aktarıyorum. Ya132 kalıyorlar. En büyük Mevlevi. Bir de yeni başyaver olan Resü-hi Bey var: Resühi Bey. her genç kızın hakkıdır.. Paşa. Yakup da boş bulunup. Latife Ha-nım'la evlendikten sonra Fikriye'yi Siirt Mebusu Mahmut Bey'in yanma verip Almanya'ya tedav:ve vollu-yor. O sırada içerideki yaver Fikriye Hanım'ı eskiden beri biliyor. “Paşam. ama deli bir çocuk.” Bu sırada da ailesi fellik fellik kızı arıyor..Bu. Bazen de bunun tam tersi olur. ben onunla kplrvpb istivorum” dedi. Siz evladım. Çelebi. Hapsetseniz bile parmaklıkları kırıp yine çıkar. Benim çok iyi arkadaşımdı. Bunu demir kafeslere hapsedemezsiniz. Hemen trene atlavıp Ankara'ya geliyor.” Ve hiç mesele çıkarmazdım..ada'da bir sanatoryumda ölmüş. Ben Atatürk'ün karısı olsaydım derdim ki. “Sev canım. Sev canım. Paşa.” Ataîürk istese Latife ("anim kendisine geri döner miydi acaba? “Dönmez olur muydu beyefendi?. Resühi Bey'e de “Kov gitsin” demiş. Latife Hanım da Paşa'ya “Hayır. ne kadar da güzel” dedi. buradan geliyor.. Sonra iste.olduğu günlerden birinde Latife Hanım emir vermiş ve “Bana Velet Çelebi'yi çağırın” demiş. Çünkü Fikriye verem. ama biraz dertleşmeye ihtiyaç duydum.. Bunu bana Velet Çelebi'nin hanımı anlattı. Atatürk'ü çok merak ediyor ve evinden kaçıp Dolmabahçe Sarayı'na giriyor gizlice. Fikriye.” Efendim Nebile Hanım olayı nedir? — Nebile çok iyi bir ailenin çocuğu. Durum böyle böyle. Resühi bunun üzerine 56 . kabul edemezsin” demiş. Kocasıyla birlikte otomobil kazasında öldü. Atatürk'ün yanına çıkıveriyor ve diyor ki. Paşa'ya hizmet etmi. Bakınız onu anlatayım size. sizi rahatsız ettim.. Bazen hayallerinden daha güzel bir dünya ile karşılaşır. Bir gün üst kata.. Kızcağız Almanya'da hasret içinde ve bir an önce Ankara'ya dönmek istiyor. her genç kız evlenmeden önce bir sürü hayal kurar . Latife Hanım'a demiş ki “Bakın. Size bütün derdiniz.. Şimdi bundan sonrasını bana Ya133 kup anlattı.s. Atatürk bir akşam Dolmabahçe'de bir davet verdi. Bütün kâinatı sev. istasyonda bir faytona binip Köşk' ün kapısına geliyor ve nöbetçiye.-Hazret-leri'nin orada kalıyor Nebile.” Size biraz önce Rukiye'nin resmini göstermiştim. “Paşam'a sürprizim var. “Ne söylüyorsa söylüyor işte. Gece yarısından sonra bir ara bu Nebile bana dedi ki. biliyorsunuz Mevlana ahfadından.” Bir ara müzik çalarken kırmızı şalvar. Orada gazetelerde okuyor ki. Kızdı mı? — Ondan sonra duydum ki.. Onu Ha anlatır mısımz? — Efendim. Bu Nebile. ben alt katın hizmetçisiyim. siz herhangi bir insanla evlenmediniz. Fikriye Hanım. Başka hiç kimseyle sizinle konuşacağım gibi rahat konuşamam. — O büsbütün başka. Atatürk. Gözleri kör olarak Heybp!. Nebile'yi bir hariciyeci ile evlendirecekler. içeriye girip arzetmiş. Yakup'a şöyle bir dönüp baktı.. Atatürk'e âşık mı oluyor?.. Atatürk'ü enk seviyor. Bu yavrucak sonra kocasından ayrıldı. “Bana yaveri çağır” eliyor.. Hepsi senin hakkındır. Ama kızcağız beni her gördüğünde anladı ve “Paşam beni göndermesin. Cankava Köşkü'nde kalıvor...” Rukiye Hanım hayatta mı? “Maalesef. meşhur düğünleri yapıldı. “Ah canım. ama kovmasınlar diye yalvarıyor. her şey senin hakkındır. kırmızı cepken ve hilali gömlekle çıktı ortaya ve şimdiki assolistlerin yaptığı gibi ¦bfi'î'ad! şarkı söylemeye. Ona demiş ki “Çelebi Efendi. Fakat sonra bu kız tehlikeli oldu. hizmetçi olarak alıkoyuyorlar orada bunu. Latife Hanım'Ia evlenmiş.. “Bir de Atatürk için intihar eden Fikriye Hanım var efendim... İstiklâl Harbi samanında Ankara'da Atatürk'ün yanında. Rukiye kimdi efendim? “Latife Hanım'ın küçük kız kardeşi. Ve böylece Paşa . Ben ne yapayım?” Yani geçinemediklerini söylüyor.. Bir gün bana dedi ki. Atatürk ve İnönü'de düğüne katıldılar. “Biliyor musun Le-man benim ablam çok büyük hata etti. Bir kaplanla bir arslanla evlendiniz. Velet Cieıebi. Neyse. Çok kalabalık bir sofra.

Sesi o!dukça güzel ve dokunaklı olan Nebile. Bu kitabın çeşitli bölümlerinde Fikriye'nin dramatik bir şekilde sona eren aşk öyküsüne yeteri kadar değindik. Eşinden ayrılan genç kadın. İçerisini dinler gibi kapının önünde taş kesildiler. Nebile'nin dramatik yaşam çizgisini daha büyük acılarla doldurdu. Günden güne eriyor. acı dolu olaylarla yüklü. Atatürk'le karşılaşması değişik kişiler tarafından değişik şekilde anlatılır. bir de Atatürk'e büyük aşk duyan Fikriye Hanım var... “Gidip sen kovacaksın” diye emir veriyor. tüm canlılığını ve sevimliliğini yitiriyordu. ya da Atatürk'ün manevi bir kızı gözüyle değerlendirilen Nebile'nin gerçek iç duyguları belli olunca O'nu bir hariciyeci ile evlendirdiler. Ben bu nankörlüğü yapamam. büyük bir hürmet duyarım. çamaşırlarımızı yıkadı. Bir an konuşmadılar. Has-tane'ye kaldırılınca Paşa. o da diyor ki.. Fikriye de az ötede bekleyen faytona biner binmez çantasından tabancasını çıkarıp kendini vuruyor. Atatürk' ün hizmetinde görevli kıldırabilmenin yolunu bulmuştur.” — “Fikriye Hanım'ı ben hiç tanımadım. “Ben Fikriye Hanım'ı dünyada kovamam.. . Büyük bir ruh çöküntüsü içindeydi. yırtık pırtık üniformalı asKer varsa hepimizi o giydirdi. Nebile'nin Dolmabahçe Sarayı'na girişi. 57 . O'nun içideki onulmaz yarayı daha da artırıyordu.. İzmit Valisi Eşref Bey'in yakın akrabası idi.” 134 NEBİLE'NİN DRAMI “Latife Hanım” bir yana bırakılırsa Mustafa Kemal'i büyük bir içtenlikle seven ve bıı sevgilerini yaşamları boyu devam ettiren hanımlar arasında Fikriye ve Nebile. Alıp hastaneye götürüyorlar. Nikâh töreni Çankaya'da kıyıldı.. Büyük bir cesaret. Sayın Yener Süsoy'un Sabiha Gökçen'Ie yaptığı söyleşinin sonlarında (Fikriye Hamm)la ilgili sorusu ve bu soruya karşılık Bn. Atatürk'ü ilk kez Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir davette tanımıştı. mavi gözlü. Atatürk'e duyduğu derin aşkın etkisi ile aile çemberinin sınırları dışına taşarak Dolmabahçe Sarayı'na gelmiş ve kendisini. kapıya gidip. Fakat orada ölmüyor. Atatürk'ü gerçekten seven bir insanmış. o İstanbul'dan bir balıkçı teknesiyle.. Atatürk'e idam kararı çıktığı zaman. Gökçen'in yanıtı ise şöyle: — “Efendim. Zekâsı. Sarayda. güzelliği ve canlılığı ile çevresinin dikkatini çektiği kadar.” Ama Resühi başyaver ve bunun amiri ya. Nebile. İkinci evliliği de Nebile'nin duygularını yok edememişti. O mutlaka Atatürk'e âşık olan insandı.. Biliyorsunuz. Ben o kadına karşı. kızcağız ölüyor” eliyor ama Latife Hanım gitmiyor. bu kez Sabahattin İrdelp adlı bir mühendisle evlendi. İstiklal Harbi sırasında dört yıl burada hepimizin çorabını yamadı. Bunun üzerine.. Atatürk'e gidiyor.Kılıç Aii'nin yeğen'ne”Git sen söyle ve kov”de-yınce. Atatürk'ün ölümü. bir hizmet görevlisi. ilk sırada yer alır. O devri düşünün. Nebile'nin aşk öyküsü de başlıbaşına bir roman konusu olabilecek kadar içtenlik dolu. Atatürk'ü tanıdığı yıllarda 17 yaslarında altın sarısı saçları dalga dalga omuzlarına dökülen. Kılıç Ali'nin yeğeni olan yaver. Çeşitli kaynakların anlatış tarzı değişik de olsa gerçek şudur ki. Latife Hanım'dan tekrar rica ediyor. Bu uğurda hayatına kıydı. zarafeti terbiyesi ve güzel sesiyle Atatürk'ün de sempatisini kazanmıştı. Sadece bizleri değil. bütün Muhafız Alayı'nda ne kadar çorapsız. güzel bir genç kızdı. Bu arada Atatürk'ün ağır bir şekilde hasta oluşu. Ben o kadını mübarek sayarım.. Evliliğine rağmen içindeki duyguları küllemesini bilemeyecek kadar plâtonik ve romantik bir sevginin 135 çağıltısına kendisini kaptırmış bulunan Nebile'nin bu evliliği 2 yıl kadar sürdü. “Ne olur gidip bir bakıver. “Maalesef içeriye giremezsiniz hanımefendi” diyor. her şeyirrrze baktı. Acıklı öykünün bundan sonrasını Altan Deliorman'ın kaleminden dinleyelim: “Yakacık Sanatoryumu'nun balkonu denize bakan bir odasının önünde Başhekim İhsan Rıfat'la bir gazeteci durdular. Nebile..

” “— Çok iyiyim.. emrediniz de onları bir vazonun içine koysunlar. ben ne kadar severim karanfili. İki atlas yastığı arasında kaybolmuş minimini bir baş hafifçe kıpırdadı. Nihayet sözüne devam için kendinde kuvvet bulunca: “— Fakat Nebile'nin bize verdiği asıl büyük ız-dırap.” Sonra birkaç teşekkür kelimesi mırıldandı..” Kendisini bile aldatamayan masum bir yalan.“— İçerde Atatürk'ün kızı Nebile yatıyor!” “— Çok mu ağır?” “— Eğer hekim sıfatıyla konuşuyorsam size sadece (Burada bir hastamız var) diye cevap verebilirim. Fakat. Size şimdi anlatamam ki. bir gölge gibi içeri kaydılar. Hastabakıcı elinde bir demet taze çiçekle odaya girdi..” Tecrübeli hekim bu “Fakat”ın sonunu bir türlü getiremiyordu.. Bugün iyisiniz ya.. Hastalarımızı hafif ve ağır diye bir tasnife tâbi tutmak adetimiz değildir... Sonra bir müddet sustu. Bir demet karanfil ile hatırınızı soruyorlar!” Hastanın soluk dudaklarında geniş bir tebessüm yayıldı: “— Karanfil mi dediniz? Aman.” İri.” diye ilave etti... Sanki gövdesi hemen hiç olmayan bir baş. Öyle sanıyorum ki çabucak ayağa kalkacağım!” “— Ne zamandan beri hastasınız Nebile Hanım?” “— Atatürk merhum olduğundan beri.. ziyaretçi arkada. “— Vah zavallı!.. gök mavisi gözlerde bir bulut parçası ve damla damla akan yaşlar.. İhsan Rıfat. uzaklarda bir noktaya bakar gibi cansız ve sabit duruyordu. Nebile'nin vücudu kadar zayıf bir sesti hu: “— Ah!. Genç kadın sessiz sessiz ağlarken Başhekim'Ie ziyaretçi kendilerini zor tutuyorlardı.” Kapı sessizce aralandı ve Başhekim önde. Nihayet: “— Gözleri hiç görmüyor artık!.. işte şu hizada (Ciğerlerini işaret ediyordu) bir ağrı peyda oldu.. Çünkü çok konuşmaya tahammülü yok. O kadar.” O sırada kapı vuruldu. Kolum sanki yerinden kopmuş. Teessürü derhal artıyor. Başhekim gülümsemiye çalışarak cevap verdi: “— Daha da iyileşeceksiniz!. Ziyaretçi donuk. Gözleri dolmuştu. Adeta hiç görünmeyecek kadar küçük bir tümsek. Kuzum doktor. O'nu ziyaret etmek mümkün olmaz mı acaba?” “— Yanında çok kalmamak şartı ile. Bugün kaç defa yemek yediniz bakalım?” “— Sormayınız.. size İstanbul'dan selâm getirmişler. cam bakışların altında ezilir gibiydi. Bu gözlerim bir parça görmüş olsaydı!.. “— Siz misiniz Doktor?” <¦— Evet kızım!. Derken sırtımda. Bu başta gök mavisi iki göz. onun bir sanatoryumda kalmasını icap ettiren malum hastalığından ileri gelmiyor” dedi. Bu gözlerin kendilerinden beklenen vazifeyi yapmadıkları ne kadar belliydi. Üç defa yemek getirdiler. Hekimler zatürre teşhisi koydular. 136 Odadaki karyolada küçük bir tümsek yatıyordu. dedi. Amma nasıl bir uyuşukluk.. Sarayda o acı haberi aldığım dakikada sol koluma bir uyuşukluk 137 II geldi.. İşte şimdi de. Üçünü de çevirmedim ama bilmem fazla gelecek mi? Ateşim yükselirse diye korkuyorum!.. Nebile'ye dönerek: “— Bakın.” * ** 58 . Biraz sonra kendimi kaybetmişim.

Çocuk Mustafa Kemal'den Atatürk'e kadar o büyük insana yakın olmuş tüm kaynakların verdiği bilgiler bir arada değerlendirildiğinde ortaya şu gerçek çıkmaktadır... gürül gürül bir aşk fırtınası halinde yaşam boyu devam edip gitmiştir. O'nun ruhunu ve kafasını dolduran büyük vatan sevgisi yanında sadece küçük bir kıvılcımlanmadır.. Kendisini ölesiye seven nice genç kızlar ve kadınlar olmuştur ki. Ama.. Mustafa Kemal'in özel yaşamında aşk. Şemsi BELLİ Suadiye. 28 Ağustos 1988 59 . bunların duygusal evreninden Mustafa Kemal'e yönelen sevgileri.

Atatürk'le ilgili biyografik eserinde (Ağabeyim Mustafa Kemal) adlı anıları bu konuda yazılmış diğer kitaplarla birlikte ana kaynak olarak kullandı.Hayat İmtihan Veren Millet / İsmail Habib .Şemsi Belli . Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'-la.Yenigün.Milliyet Atatürk'ün Bir Kadına Mektupları / Peyami Safa Milliyet Atatürk'ün Hususi Hayatı / A saf İlbay . SON 60 .Milliyet Mustafa Kemal'in Damat Girdiği Aile / Sadun Tanju .Zaman Atatürk'ten Hâtıralar ve İbretler / ismail Habib Cumhuriyet 139 Atatürk Lâtife Hanım ile Nasıl Evlendi / Naşit Hakkı . Ünlü İngiliz yazarı Lord Kinross da.Hürriyet Tatil Sohbeti / Yener Süsoy . Açıksöz gazeteleri SESLİ KAYNAKLAR Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan'ın sesiyle “Çocukluğundan Ölümüne Kadar Ağabeyim Atatürk'e Ait Hâtıralar” konulu ses bantları /Şemsi Belli 140 çocukluğundan evliliğine kadar Şemsi Belli. Bu görüşmelerin tümünü ses bantlarına kaydetti.KAYNAKÇA KİTAPLAR Ağabeyim Mustafa Kemal / Şemsi Belli Ankara'nın İlk Günleri / Yunus Nadi Atatürk'ün Hâtıraları / Falih Rıfkı Hemşehrimiz Atatürk / Naşit Hakkı Damla Damla / Ruşen Eşref Atatürk / Yakup Kadri Atatürk'ten Hâtıralar / Afet İnan Mütareke Defteri / Yunus Nadi Tek Adam / Şevket Süreyya Atatürk İçin / İsmail Habib Atatürk'ü Özleyiş / Ruşen Eşref Kılıç Ali Hâtıralarını Anlatıyor / Kılıç AH Nükte ve Fıkralarla Atatürk / Niyazi Ahmet Atatürk'ün Hayatındaki Kadınlar / Altan Deliorman Atatürk Ansiklopedisi/ Kemal Zeki CençosmanNiyazi Ahmet Banoğlu GAZETE ve DERGİLER Ağabeyim Mustafa Kemal / Makbule Atadan .Milliyet Atatürk'ün Gönlündeki Kadın / Selma Tükel-Hürriyet Çeşitli Yazılar / İsmail Habib . son hastalığı sırasında haftalarca süren uzun bir görüşme yaptı. Şemsi Belli'nin bu eserinin bazı bölümleri Pakistan'h Türkolog ve Tarihçi Mohammet Şakir tarafından (Jrdu diline çevrildi. Bu söyleşide saptanan anıların bir kısmı (Ağabeyim Mustafa Kemal) adlı kitapta yayınlandı.Hâkimiyeti Milliye Atatürk'ün Özel Yaşamı / Yalçın Pekşen-Cumhuriyet Pazar Sohbeti / Emin Çölaşan .

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->