ŞEMSİ BELLİ ATATÜRK'ÜN AŞK HAYATI

Tarayan Yaşar Mutlu www.yasarmutlu.com www.kitapsevenler.com Bu e-kitap taslak halindedir. Okumayı zorlaştırıcı tarama hataları içerebilir. Bu taslak sürümü okurken düzeltir ve düzeltilmiş sürümü bizimle paylaşmak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org İletişim: ayrac.org@gmail.com

2

ATATÜRK'ÜN ASK HAYATI şemsi belli ARAŞTIRMA DİZİSİ: 1 • İNCELEME YAYINLARI Babıali Cad. No: 19/11 Cağaloğlu - İstanbul Bu kitap 1988 yılının Kasım ayında İstanbul'da TUBA Matbaası'nca dizgi ve basımı gerçekleştirilmiştir. Dizgi: Naci Kararsız Baskı: Saim Erüstün Kapak Düzeni: Gürhan Sodan Kapak Baskısı: Son Ofset

3

ATATÜRK'ÜN AŞK HAYATI ŞEMSİ BELLİ İNCELEME YAYINLARI 4 .

. Şemsi Belli 5 . fakat aynı zamanda Mustafa Kemal' in özel hayatına çok yakın olmuş kişilerin hatıraları ve gözlemleriyle pekiştirilmiş. ergen oldu.. Bu satırların yazarı.. O büyük insanın da yaşamında yer aldı.. Dağdaki çobanlardan tahttaki hükümdarlara kadar her kişinin yüreğinden gelip geçen aşk esintileri. Fakat vatanımı ve politikayı. Mustafa Kemal'in yüreğinde kıvılcımlanan sevgisel duygu.. Atatürk. mesafeli ve zarif bir insan olduğunu. Bu görüşmelerin baş konusu. etten. ilginç anıları içeriyordu.. Bunlar arasında Mustafa Kemal'in sevgisel yaşantısından izlenimler ve görüntüler de vardı.. Sevildi.... yalnız Atatürk'ün kızkardeşinden derlenmiş anılar değil... Ben güzel gözlü hanımları çok severim!. güzelliği ile. doğrulanmış olayları kapsamaktadır. Bu dizi içinde okuyacaklarınız. O' nun hudutsuz vatan sevgisinin yanında mini mini birer yalım olmaktan öteye gitmedi. çocuk Mustafa Kemal'den büyük kurtarıcı Atatürk'e kadar uzayan yaşam çizgisindeki bilinmeyen yönleri. Mustafa Kemal'in kızkardeşi Makbule Atadan'la —ölümünden birkaç ay öncesine kadar süren —uzun bir görüşme yapmış ve tüm korunmalarını ses bantlarına kaydetmişti. güzel gözlü hanımefendilerden daha çok severim!." O'nun. Ne var ki.. O da çocuk oldu. Sevdi.. delikanlı oldu hepimiz gibi.. özellikle gözlerinin güzeH''ği ile kendisini etkilemeye çalışan bir hanıma bir karşılaşmalarında şöyle demişti: “— Hanımefendi!. aşk yaşamının üzerindeki tülü biraz araladığımızda daha iyi göreceksiniz. duygusal. sevgisel ve özel ilişkilerinde bile ne denli onurlu. O ferman dinlemez duygu.. kemikten yapılmış.ÖNSÖZ O da bir insandı.

dedi. Hanımefendi. Şiire. omuzlarında lâcivert kruvaze elbisesi ile Gazi Mustafa Kemal.. BİZİM DE ÇARPAN BİR KALBİMİZ VAR!.. Bir yudum içti. Af buyurunuz. hazirun tarafından pek samimi bir surette tebrik edilmişlerdir. O'nun için en büyük aşk “Memleket Aşkı”ydı ama göğüs kafesinde yürek taşıyan her insan gibi Mustafa Kemal de sevmeye.. hattâ erkek arkadaşlarının verdiği bilgiye göre Atatürk ince ruhlu.. büyük kurtarıcının onuruna bir akşam yemeği vermişlerdi Madam Brod'un otelinde. Gazi Paşa' ya sorular yöneltiyor ve O'nun duygusal yönlerini teıs-bite çalışıyorlardı. konağın üst katındaki salondan içeri girdiği zaman tüm bakışlar kendisine ve yanındaki orta boylu genç hanıma çevrilmişti. Gelin adayı Uşşakîzâde Lâtife Hanım'ın nikâh tanıkları ise İzmir Valisi Mustafa Abdulhalik Bey'le Gazi Mustafa Kemal'in Başyaveri Salih (Bozok) Bey'di. Mareşal Fevzi (Çakmak) Paşa ile Kâzım Karabe-kir Paşa. hazırlanan masada bu tarihî olayı tescil etmek için bekleyen İzmir Kadısı'na şöyle hitap etti: — Efendi Hazretleri!.. Çadırda..00.. duygulu bir insandı. sevilmeye karşı ilgisiz değildi.” “SEVMEYE VAKİT BULDUK MU?” Başta kızkardeşi Makbule Atadan olmak üzere kendisine çok yakın olmuş tüm hanımların.. Sevmek!.. Lâtife Hanım'la evlenmesinden bir hafta önce. bir hayli tereddütten sonra tüm cesaretini toplayarak: — Paşam!. Saat: 17. Madam Brod'unun otelinin geniş salonundaki sofrada tüm başlar ve gözler 6 . yüksek tahsille iktisabı feyz ve kemâl eylemiş bulunan Lâtife Hanımefendinin mazharı saadet olmalarını niyaz ve tazarru eyler. tarihî bir olaya tanıklık etmek için heyecanla bekliyorlardı.Birinci Bölüm Tarih: 29 Ocak 1923. elindeki kadehi dudaklarına götürdü. pırıl pırıl üniformaları içinde. 10 Bir aralık Lâike Hanım. “BİZ DE İNSANIZ. 22 Ocak 1923 akşamı Bursa'daydı. Biz Lâtife Hanım'la evlenmeye karar verdik. Yer: İzmir'in Göztepe semtinde Uşşakîzâde Muammer Bey'in konağı.. karargâhta ömür süren bir askerin sevmeye vakti kalır mı?. Duayı müteakip tarafeyn. bir şey sormak istiyorum: Hiç sevdiniz mi? Mustafa Kemal Paşa.... Gazi Paşa'yı ağırlamak için can atan Raufî Bey ve eşi Lâika Hanım. Sofrada bulunanlardan kurmay binbaşı Cevdet Kerim (İncedayı). Bir süre daldı ve sonra gözlerini Lâike Hanım'a çevirerek: — Sevmek!. Lâike Hanım'la birlikte. edebiyata büyük bir ilgi duyuyordu. Delikanlılıktan çıkıp ilk gençlik döneminin çok cepheli kişiliğine yöneldiği zamanlarda bile aşk ve sevgi konularına ilgisiz kalmamıştı. sevmeye vakit bulabildik mi?. Başında koyu renk astragan kalpağı. Kadı Efendi müteakiben Paşa Hazretlerine aynı suali irad etmiş ve müşarünileyh “Evet. Çocukluk çağlarında —her delikanlıda olduğu gibi— romantik eğilimleri de vardı.. dedi. dere. 43 yaşında olmasına rağmen daha genç gcvsteren şık ve zarif damat adayı Mustafa Kemal Paşa. bu olağanüstü törenin ayrıntılarını o günün diliyle şöyle özetlemektedir: “Kadı Efendi evvelâ Hanım'a teveccüh ederek: — On dirhem gümüş mihri müeccel ve aranızda takarrür eden mihri muaccelle hazırı bilmeclis Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleriyle tezevvücü kabul ediyor musunuz?” demiş ve Lâtife Hanım “Kabul ettim” cevabını vermişlerdir. Dağ. Anadolu Ajansı.” Etrafta çıt yoktu. kabul ettim!” buyurmuşlardır. Lütfen gereken işlemi s(muamelei lâzimesini) yapar mısınız? Anadolu Ajansı'nm 29 Ocak 1923 tarihli haber bülteni. tepe. Bir ömür çeşitli mücadeleler içinde geçti. millet ve memleketi halâs ve necata isal eden büyük müncimizle..

— Beni de alsana atın terkisine!. ben de geleyim seninle!.. O.” MUSTAFA KEMALİN İLK GÖZAĞRIS! KOLAĞASI RÜKNETTİN BEY'İN İRİ. diye konuşmaya başladı. Mektebe dayımla beraber atla giderlerdi... uzun kirpikleri siyah gözlerini gölgeleyen güzel bir kızı vardı: Müjgân!.... Atın eyerini vurdu.... Bakalım Müjgân da beni beğenecek mi?. Söyleyelim Zübeyde Teyzem'e. Arkadaşı Nuri (Conker) ile yaptığı özel sohbetlerindeki konular genellikle aşk üstüne. henüz çocuklukla delikanlılık arasındaki ilk kilometre taşlarında. İçini açtığı. — Mektebe mi gidiyorsun? — Evet!. MUSTAFA KEMAL'İN ODASINA GİREN GENÇ KIZ 7 . ya reddederlerse?. Şimdi söz keser nişanlanırsınız. bizim de bir his tarafımız var!. — Ne olursun?. Askeriz diye mi bu yönümüzden şüphe edersiniz?.. aile dostları....Gazi Mustafa Kemâl Paşa'ya çevrilmişti.. gitsin istesin Müjgân'ı. Şimdiden böyle. Yanına sokuldum: — Ağabey!.. 11 O günleri. SİYAH GÖZLÜ KIZI MÜJGÂN'DI. Bu teklif karşısında Mustafa Kemal'in cevabı şudur: — Benim tek taraflı hoşlanmam kâfi mi?.. O. Müjgân'm q"uygu-sal etkisini o denli açığa vurdu ki Nuri (Conker) dayanamadı: — Mustafa!. onurunu aşktan daha üstün tutuyordu. — Olmaaaz!. — Ne var?.... Atına bindi ve gitti.. çok duygulu ve romantik bir yaşın içindeydi.. Sonra da zabit çıktığın zaman da..... Annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşleri Makbule ile Naciye.. Bizim de çarpan bir kalbimiz.... Mustafa Kemal. kadehinden bir yudum daha aldıktan sonra ışıltılı bakışlarını tekrar Lâike Hanım'a çevirdi ve bu kez biraz öncekinden daha sert bir ses tonu ile: — Biz de insanız Hanımefendi!. Müj-gân'dan hoşlanıyordu.. Gemi taktı.. beni ve Naciye'yi görmeye gelirdi. Ya “Hayır!” derlerse. şiir üstüne. Ama ne var ki diğer delikanlılardan farklı olarak Mustafa Kemal. Madem ki bu kızdan bu kadar hoşlandın. Her cuma günü... — Olmaz!. sırlarını paylaştığı tek arkadaşı o sıralarda sadece Nuri (Conker) idi. Ata ve silaha karşı büyük bir sevgisi var.. Filmi başa alalım ve yılların sayfalarını yaprak yaprak çevirerek kameramızı 15 yaşlarındaki çocuk Mustafa Kemal'in özel yaşamına doğru yöneltelim. Yola çıkmaya hazırlanıyordu. dedi. kızkardeşi Makbule Atadan şöyle anlatıyor: “— Güzel bir tayı vardı.. Kolağası Rüknettin Bey'in kızı. evlenirsiniz!. dedim. O yıllarda sık sık görüştükleri Kolağası Rüknet-tin Bey'in iri siyah gözlü. hadi dön bakalım eve!. iri sivah gözlü. Yine bir cuma dönüşüydü. uzun kirpikli Müjgân'm hâtırasını içinde saklamayı daha uygun bulmuştu. edebiyat üstüneydi. çocuk Mustafa Kemal'e yaşının çok üstünde bir ilgi ve saygı gösteriyorlar. Onurunu duygularına kalkan yapan —Askerî Ortaokul öğrencisi— Mustafa Kemal.. Başbaşa dertleştikleri bir gün. Mustafa Kemal'in Müjgân'ı sevmeye başladığını 12 evin içindekiler de hissetmişler ama kendisine belli etmemişlerdi.. bir teşebbüste bulunmak doğru olmaz!.. — Ne var sanki... annemi. Selanik'te Askerî Rüştiye'ye devam ediyor. — Olmaz dedik ya.

yeni bir duygusal kıvılcımlanma-nın başlangıcı oldu Mustafa Kemal'in çocuk yüreğinde. Manastır İdadisi'nde öğrenci. diye tutturdular. odasına gizlice bırakılan karanfili bu yönden değerlendiriyordu. Artık bir harbiye öğrencisi idi.KIRMIZI BİR KARANFİLİ DEP” KİTABININ ARASINA BIRAKIP KAÇTI!.” demişti. annesini ziyaret için Selanik'e geldiği gün15 ler çevredeki tüm genç kızların yüreği hop oturup hop kalkıyor.. Ama neler yaptığını söyleyelim!. Yatağın yanıbaşındaki masada Mustafa Kemal'in açık bıraktığı bir ders kitabı duruyordu. neler düşündüğünü bilmemiz olası değil. Bugün müze olan Selanik'teki tarihî evin yakınında oturan komşu kızları Nadire ve Hatice. AnnelerF Zübeyde Hanım'la sohbet ederken her iki kız da gözlerini pencereden dışarıya çevirmişler. “Kızını zabite veren analar bağrına taş basar. Özellikle Nadire. öylesine yakışıklı ki. Duygularını daha iyi tartmasını ve yönlendirmesini biliyordu.. arkadaşlarıyla gezmeye çıkmıştı.. sofadaki saksılardan bir kırmızı karanfil kopararak gizlice Mustafa Kemal'in yatak odasına daldı. Bazı günler kendilerine konuk gelen bu komşu kızlarının. Onurunu aşkından daha ön plânda tutan Mustafa Kemal.. yakışıklı bir çocuktu. “KIZINI ZABİTE VEREN ANALAR BAĞRINA TAŞ BASAR” Kırmızı karanfil. O'nu uzaktan uzağa sevenlerin başında geliyordu. Bir aralık Zübeyde Hanım. 8 . Misafirlere hoşgeldin deyip birkaç nezaket sözü e+tik+en sonra odasına çıktı. ablası Nadire'ye aşk elçiliği yapmak istemiş ve kırmızı karanfili —o sıralarda ağır bir tüberküloz hastalığı ile ruhen sarsıldığı yetmiyormuş gibi bir de Mustafa Kemal'e âşık olan— ablası Nadire adına bırakmıştı tarih kitabının arasına. Askerî üniformaları içinde öylesine şık... Yıllar geçti. Uzağa tayin edilir zabitler.. Birkaç saat sonra Mustafa Kemal geldi. heyecanla odadan çıktı ve Zübeyde Hanımın istediği şeyi alarak aşağıya indi. özellikle Hatice'nin Mustafa Kemal üzerinde derin bir iz bıraktığını yalnız kızkardeşi Makbule değil. Nadire de. Zübeyde Hanım Teyzelerine geldiklerinde Mustafa Kemal. üniformalı... Bir gün annesi Zübeyde Hanımı gönderip Hatice'ye resmen talip oldu Mustafa Kemal. daha çok Cuma günleri “Zübeyde Hanım Teyze”lerine gitmek için can atarlardı.... Mustafa Kemal'e delicesine âşıktı. Delikanlı Mustafa Kemal ise Nadire'den çok Hatice'ye ilgi duyuyor. Hatice'nin annesi kızına pek düşkündü.. Aşağı katta annesi Zübeyde Hanım. O zamanlar haftalık resmî tatil günü Cuma olduğu için 13 Askerî okulun yakışıklı ve üniformalı öğrencisi Mustafa Kemal mutlaka evde bulunurdu. Hatice'nin heyecan ve korkudan kıpkırmızı olan yüzüne tatlı bir nazar fırlattıktan sonra bir arkadaşı ile buluşacağını söyleyerek evin kapısından çıkıp gitti.. annelerine sokularak âdeta yalvarırcasına: — Zübeyde Hanım Teyzelere gidelim mi anne?. Tarih kitabının arasında kırmızı bir karanfil!. Olumsuz cevabı kızkardeşi Makbule'den aldı.. 14 Oysa işin içinde garip bir terslik vardı: Komşu kızı Hatice. mutlu bir bakıs'a misafir odasına girdi.. Yine bir Cuma günü komşu kızları Nadire ile Hatice. Üst kata çıkan Hatice. DELİKANLI MUSTAFA KEMAL BİR RUM KIZINI KAÇIRACAKTI Mustafa Kemal.. aynı zamanda o yıllardaki samimi dcntları da çok iyi hatırlamaktadırlar. Ben kızımı nasıl görürüm. Hatice de. Kendisinin hoşlandığı kızlardan daha çok kendisinden hoşlanan kızlar vardı. Bir de ne görsün. Hatice'den bir sey istedi. Elindeki karanfili sayfası açılmış ders kitabının arasına koyan Hatice. kızkardeşi Makbule ve komşu misafirler biraz sonra Mustafa Kemal'in merdivenlerden inen ayak seslerini duydular. sarışın bir delikanlının yolunu beklemeye başlamışlardı. Delikanlı Mustafa Kemal'in yatağının başucundaki kitaba bırakılan kırmızı karanfil karsısında neler duyducîunu. Elinde kırmızı karanfil.

. Zübeyde Hanımın kardeşi ve Mustafa Kemal'in dayısı Hüseyin Ağa'dır.. kızın ailesiyle görüşerek.. gençlerin bu çılgınlığını zamanında önlemesini bilmiştir... İşte bu bölmelerin birinde deniz mavisi gö?'eri-ni. Toni adındaki Romen dilberi de Asaf'a. Oysa dayısı Hüseyin Ağa.... Ünlü bir Paşanın kızı.. suyu başından kesmiş. Manastır'a dönerken bu güzel Selanikli kızı da kaçırmak. Çalgılı kahvede çalışan Romen asıllı üç kız bu üç delikanlıyı ayrı ve özel bir ilgiyle ağırlıyorlar. Ahmet Numan ve Asaf'dan oluşan üç sacayağının başlıca buluşma ve eğlenme yeri.. Mustafa Kemal. Mustafa Kemal. Heyecan ve sevinç içinde istasyona giden Mustafa Kems-!.. hem güzelliği ile. Durumu. Mustafa Kemal'in o yıllardaki samimi arkadaşları şunlar: Mühendis Mektebi talebelerinden. Güzel. coşkular ve mutluluklar içinde renklendirmeye çalışıyorlar. anıları beraber. Kimler O'nun sevgiset yaşamında iz bıraktılar?. Okullar tatil. bekler. O yaştaki tüm gençler gibi bu üç gencin de günleri. Eczacı Mektebi Talebesi Ahmet Numan.. 9 . Hal edildikten sonra Selanik'e sürgün giden 2. sonraki yıllarda Ankara Şehreminliği ve Bilecik Milletvekilliği yapacak Asaf (İlbay). Mustafa Kemal 18 yaşında. {Dayım haklıydı) diye bağlardı sözlerini... o yıllardaki samimi arkadaşlarının anılarında da komşu kızı Nadire ve Hatice'den başka bir ada rastlanamıyor. o yılların en renkli bir dinlenme yeri olan bu kafeşantanla Floka Gazinosu arasında geçiyor.. yanıbaşında ağlayan genç kızın gözlerine dikmiş delikanlı bir harbiyeli. Geriye kalan Janet ise Ahmet Numan'a ilgi gösteriyor. hem de sokulganlığı ile O'nun üzerinde oldukça etkili. Abdülhamid'in ikamete mecbur tutulduğu Alâtini Köş-kü'nün hemen yakınındaki Floka Gazinosu tıklım tıklım gençlerle dolu.. Romantik gençlerin sevdikleriyle başbaşa kaldıkları özel bölmeleri var gazinonun. Tatili. yakışıklı bir harbiyeli.. Yeğeni Mustafa Kemal'in başında esen kavak yellerini durduracak tek kuvvet.. Selanik'te Floka Gazinosu'nda bir gece. İlk kanpana (Eskiden trenlerin hareket saatinde kanpana çalardı) çalınca vagona giren Mustafa Kemal.. Gözyaşlarını tutamayan genç ve güzel kız ise Mustafa Kemal'in özel ders verdiği bir öğrenci... geceler. İki uçarı sevgili. geceleri. 16 HARBİYELİ MUSTAFA KEMAL'İN İLK GÖNÜL AĞRISI BİR PAŞA KIZIYDI İlk göz ağrısı. Bir aralık Selanik'ten kaçamak yapıp Manastır'a giden Mustafa Kemal.. gözleri gar saatinde sabırsızlıkla bekler. Mustafa Kemal'in dayısı Subaşı Hüseyin Ana'ya açar. umutlar.. Müjgân'dan ilk gönül ağrısına kadar Mustafa Kemal'in yaşamında koskoca üç yıl hangi duygulanışlar içinde geçti... Bunları kızkardeşi Makbule Atadan da bilmiyor... Günler. Fani adındaki kız Mustafa Kemal'e âşık. sevgilisinin kalabilmesi için bir oda bile kiralamıştı. Zübeyde Hanım delikanlı oğlunu baştan çıkarmaya çalışan Rum kızını ve ailesini çok iyi tanımaktadır. bekler..... Olay kısa süre içinde çevrede duyulur. Yıl: 1899.. serin bir yaz gecesi.. kalkacak trenin hareket saatinden az önce garda buluşmayı kararlaştırırlar. Odeon Tiyatrosu'nun hemen yanıbaşında bulunan bir çalgılı kahve ile Alâtini Köşkü civarındaki Floka 17 Gazinosu.. Mustafa Kemal.. Bu çocukça maceranın her iki taraf için de yakışıksız olacağına emindir.Yaz tatilinde delikanlı Mustafa Kemal'le yakın bir ilişki kurmayı becerebilmiş bir Rum kızı.. Manastır'a götürmek niyetindedir. Bunları yıllardan sonra anlatan Atatürk. bu kez trenin penceresinden dışarıya bakmakta ve tatlı mavi gözleriyle kalabalığı bir projektör qibi tarayarak Rum dilberinin görünmesini beklemektedir.

. bir süre Çalgılı Kahvedeki Romen kızlarını konuşurlardı. Asaf İlbay ve Ahmet Numan sacayağı ara-sıra bu gazinoya da gelirler.. O....Mustafa Kemal. çünkü birkaç hafta sonra tatil sona erecek ve kendisi Selanik'ten ayrılıp İstanbul'a. kafası ile verdiği kararı... _ Delikanlı Mustafa Kemal'in Manastır Askerî İdadisini bitirip İstanbul Harbiye Mektebi'ne girişi 1899 yılına rastlar. beyninin sesiyle konuşmaya çalışan genç Harbiyeli. Mustafa Kemal... Kızkardeşi Makbule Atadan. Alâtini Köşkü yakınındaki Floka Gazinosu. O tarihlerde Selanik'te İdadi Çeşmesi'nin karşısında Yüksek Kahve denilen bir gazino vardı.. Ve.. Ve nihayet... kalbinin değil. doğup büyüdüğü ve pek çok çocukluk hâtırasını içinde bıraktığı Selanik 10 .. o uzak vllarla ilgili anılarını şöyle anımısayacaktı yarım yüzyıldan ötelerde: — Mektep tatil.... Mavi gözlü. en uygun davranış tarzı olarak değerlendiriyorlardı.. Oysa Mustafa Kemal için Fani ve arkadaşları eğlencelik bir kah^k r°HHe-ği bile değillerdi. hıçkıra hıçkıra ağlayarak içini dökmeye çalışan güzel sevgilisi karsı^n-da. sadece geçen sevgililer için tahsis ettiği özel bölmeli odalarından birinde başbaşa geçen saatler... Evet. Her gece ders vermeye gittiği Paşa konağının kibar ve zarif kızıydı genç Harbivelinin gönlünde taht kuran. 18 yaşındaki bir delikanlının Harbiye Mektebi' nin şık üniforması içindeki fiziksel görüntüsü ne denli göz alıcı ise. Anlardık ki vine Pasa'nın konanına gitti ders vermek için. hergün özlemle bekliyordu Mustafa Kemal'i.... sarışın Harbiyeli ile sevgilisi Yüksek Kahve'nin önünde buluştular.. Tatilin de Ramazan'ın da sonu gelmişti.. Fakat. O cıün Floka GaT'nosu'nun ö?el bölmesinde Mustafa Kemal ise sevgilisinin karşılıklı konuşmaları. Harbiye Mektebine dönmek zorunda kalacak. İdadi çeşmesinin önünde “Emlâk-ı Şâhâne” binalarına doğru uzayan bulvarda bir süre yanysna yürüdüler. Ağabeyim bazı akşamlar gelmeydi iftara. yanlış yorumlara ve değerlendirmelere neden olmamak için günün koşullarıyla birlikte genç Harbiyeli Mustafa Kemal'in içinde bulunduğu psiko-sosyal ortamı da belirlemek gereğini duyuyoruz. sarsıla sarsıla.. pek yakında kaybedebileceğinin kaygısı içinde. belki daha fazla. tatil süresi içinde özel ders verdiği “Paşa Kızı'nı.. Çalgılı Kahve'de Romen asıllı Fani..... bir başkasını seviyordu.. Ahmet Numan da 18 yaşındaki genç HarbiyeÜnin. Fakat son günlerde Mustafa Kemal'in artık bu tür şakalarla ilgilenmediğini ve gerçek bir sevgi esintisinin içinde dalgın ve düşünceli olduğunu hissediyorlardı... Genç kız. Sansın Harbiyeli ise gerçek bir duygu ile sevdiği biriyle de olsa o aşamada evlenmeyi düşünmüyor. daha sonraki dönemlerde —birbirlerinden hiçbir şeylerini saklamayan— üc sacayağı arasında uzun uzun tartışılıyordu.. Sonra bir binek arabası.. sırılsıklam âs'k Mustafa Kemal'in kalbi ile değil. 19 MUSTAFA KEMAL İÇTENLİKLE SEVDİĞİ KIZI NİÇİN REDDETTİ? Bu dizide büyük insan Mustafa Kemal'in duygusal ilişkilerine konu olan olayları sunmaya çalışırken psikolojik tahlillere girişmek ve yorum yapmak. Çünkü.. Duyduğumuza göre Paşanın kızı da ağabeyimi seviyordu. Ve Asaf İlbay da.. Bâzı geceler sahura kadar orada kaldığını işitiyorduk. bu eserin amacı ve kapsamı dışında kalmaktadır. Mustafa Kemal ile sevgilisi birbirlerinden ayrı18 lacakları günün yaklaşması nedeni ile üzülüyorlardı. O yıl Ramazan ayı da yaz tatiline rastladığından bayram ertesi.. Sonra. ver elini İstanbul diyecek Mustafa Kemal. İftarı onlarda yapıyordu ağabeyim. Ve gazinonun... Selanik'te içtimâi bir mevkii olan ailesinin savnınlıöına göfae düşürmemek için bir an önce evlenmeleri gerektiğinden söz ediyor. Ramazan Bayramı'nın son günüydü..

Harbiye Mektebinin ilk sınıfı.. Annesi.. kısacası gönlünce esen kavak yellerinin doğrultusunda günlerini renklendirmek hevesindedir. kimin nesidir? Rahmetli Makbule Atadan.. Mini mini sevgiler... Bu çırpınışların yönü bir bakıma çelişiktir. güzelliği dillere destan olan bu zarif genç kızın Selanik Merkez Kumandanı “Şevki Paşa'nın kerimesi Emine” olduğunu söylemektedir.. Harbiyeli Mustpfa Kemal ise. Büyük Kumandan olma hayalleri. Büyük duyguların ve düşüncelerin şahlandığı kafasındaki idealleri gönlündeki tertemiz sevgi için feda edemezdi.. Öte tarafta Nâmık Kemal'in hürrî: yet şiirleri. kendisini çok iyi anlayan dostlarla özel sohbetler. sevilmek.. Gönlünde başka özlemler.. tüm 20 sevgileri ve duyguları geri plâna itmekte ve O'nun için kişisel anlamda her türlü sevgi. 21 Askerlik aşkı. Bu arada —Mustafa Kemal'i oldukça üzen^— ailevî bir olay da genç Harbiyeli'nin gönlünde büyük bir eziklik yaratmıştı: Annesi Zübeyde Hanım. Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşa. Mustafa Kemal'in şiddetli muhalefetine rağmen Selanik Reji (Tütün) İdaresi'nde memur Ragıp Efendi adlı biriyle evlenmişti.. Zübeyde Hanım'ın evlepmesi delikanlı Harbiyeli'nin yüreğinde büyük bir iz bırakmıştı... sevgililer.. İstipdat yönetimine karşı başkaldırı eğilimleri. bu duygusal ve düşünsel zıtlıkların çarpışması içinde geçer... Manastır Askerî İdadisi'nde yatılı okuduğu yıllardan kalan bu iz. Özel ders verdiği Selanikli Paşa'nın kızı... Kafasında dolaşan düşünceler. Doğa yasalarına ters düşecek kadar duygusuz ve katı bir kişiliöe de sahip değildir. her genç gibi O'nun da doğal bir hakkıdır.. Çocukluk arkadaşları. Vatan ve millet sevgisi. Bir tarafta romantik Selanik akşamları. Delikanlı Mustafa Kemal. Atatürk'ün ilk aşkına ilişkin esrar perdesini biraz daha aydınlatmakta ve Şevki Paşa'nın kızı Emine Hanım'ın gerçek duygularını tesbit etmektedir.. Çünkü. büyük isteklerle hazırlanmaktadır.. Ama o aşamada evlenmeyi düşünemezdi. bembeyaz saçlı. vatan sevgisi.... gelecek yıllara büyük umutlarla. Duygusal ve ruhsal çalkantılara ilaveten sosyal yaşamında da değişimler. narin yapılı 77 yaşındaki hanımefendi duvarda asılı duran fotoğrafa bir müddet baktı... Askerlik aşkı.. anılarında bu sevgisel olaya yer vermekle birlikte isim açıklamaktan dikkatle kaçınmaktadır. Floka Gazinosu'nda hıçkıra hıçkıra ağlarken Mustafa Kemal böylesine üzgün ve karmaşık bir ruh haleti içindeydi. Bu. Asaf İlbay'ların yakın aile dostudur ve çevresinde büyük bir saygınlık yaratmış onurlu bir zattır. kafasında daha başka umutlar ve hayâller çırpınmaktadır.. baktı. giderek daha da büyümüş ve O'nun hassas ruhunu büyük ölçüde etkilemişti. Ve sonra tazelenen hâtıralarının arasından ayrılıp ıstırap içinde sarsılarak: 11 . bu büyük idealden sonra gelmektedir... Sevgisinin içtenliğinden kuşkusu yoktu.. Emine Hanımefendi ile olan görüşmesini şöyle nakletmektedir: “Mavi gözlü.. Atatürk'ün çocukluk arkadaşları ve delikanlılık günlerinin yakın dustları arasında bulunan Asaf İlbay. gezintiler yapmak. Askerlik aşkı. Çünkü bir süre sonra 10 Şubat 1902 tarihinde 21 yaşında çok genç bir teğmen olarak 1472 sicil numarası ile Harbiye'yi bitirecek ve kafasında tomurcuklanan büyük idealleri gerçekleştirmek için ordu saflarına katılacaktı. kızkardeşi. tüm aşklardan üstündü Mustafa Kemâl için. her genç gibi sevmek. vatana hizmet aşkı. yazar Yîlmaz Çetiner'in 1964 yılında yapmış olduğu bir mülakat. Delikanlı Mustafa Kemal'i büyük ölçüde etkileyen bu “Paşa Kızı” kimdir. “MUSTAFA KEMÂL BİR İLAHTI BENİM İÇİN” Yılmaz Çetiner. gelişimler ve oluşumlar başlamıştır... yarının büyük adımlarının ilk çekirdeğidir.kentini terkederek İstanbul'da daha yeni ve daha disiplinli bir yaşamın havasına girmesi de o denli karmaşık olmuştur. Seviyordu. İçi parçalana parçalana sevdiği kızın evlenme teklifini kabul edemiyordu.. Gazeteci.

on iki yaşlarındayken sekiz yaşında bir komşu kızına aşık olmuştu. aşkı 70 sene önce nasılsa. Dedi. Bak sana bir şey söyleyeyim çocuğum: Ben Gazi' yi. Seneler böylece ben kafes arkasında.” İşte şimdi O'nun bu ilk aşkının hikâyesini geliniz bizzat Emine Hanımefendinin ağzından beraberce dinleyelim: “İstanbul'da doğmuş. Askeri Kuşuye'ye devam ettiği sıralarda. Lacivert çuhadan ceketinin göğsünde tek sıra ay yıldızlı düğmeler. Emine Hanımefendi bu kelimeleri sarfeder-ken 65 yıl önceki gibi duygulanmış...— Gazi'yi . Akşamları okuldan çıkar çıkmaz evine koşar. o okulda zaman zaman aile toplantılarında karşılaşmamız ve konuşmamızla geçiyordu. Nedense Gazi'ye karşı herkesten ayrı bir ilgi duyduğunu biliyordum. Annem. Rejimler değişmiş.” Yıimrz Çetiner. Babam çok mutaassıp bir adamdı. bütün gece O'nun hayaliyle uyurdum.. Gazi. Manastır As24 keri İdadisi'ne yazıldı. hep aynı heyecanla aynı tazelikteydi. bizim evin önünden taburla beraber geçer ve ben de aşk içinde dolu olarak kendisine bakar dururdum. Fakat asıl gayesi komşu kızını pencereden görmekti. 3-4 yaşındayken Selânik'e 23 t götürülmüştüm.. kol kapaklarında üç sıra şerit.. Kapının eşiğinde iki üç dakikalık kaçamak konuşmalar benim için tadına doyum olmayan en büyük zevk halinde bütün benliğimi kaplar.. Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşanın kızı Emine'nin duyguları. Çocukluğumuz hep beraber geçti. dar ve yeşil pantolon içinde o kadar alımlı. Ama. Daima O'nun en iyi şeylere sahip olmasını ister. Mahcubiyetten pembeleşen yüzünü zaman zaman elleriyle örterken dargın ve kırgın gözlerle yüzüme baktı: 22 — Çocuk. bana karşılık verirdi: Rüşdiye öğrencileri arasında pek çok yakışıklı gençler vardı ama Gazi'nin hali herkesten başkaydı. anlatılacak konular değildir..” : Mustafa Kemsl Atatürk'ün en yakın çocukluk arkadaşlarından rahmetli Salih Bozok'un hatıralarmdaki şu satırları bilmem hatırlar mısınız? — “Mustafa on. Bu bir hayaldi ve belki de bir düştü.. Harpler olmuş. Nihayet bir gün o Rüşdiyeyi bitirdi. Manastır İdadisi'ni bitirip İstanbul'a Harbiyeye gitmeye 12 .. O.. asla gözlerimin önünden silinmiyor. Böylece zaten pek seyrek olan görüşmelerimiz büsbütün azaldı. O da tebessümle gözlerini bizim pencereye diker. Düşman işgalleri görmüş geçirmişti bu toprağın insanları...'sevmek ne demek? O bir ilahtı benim için. o kadar zarif yürüyüşü vardı ki bu. O. Yarım asırdan çok fazla bir zaman geçmişti aradan. HERKESİN GÖNLÜNDE BİR EMİNE YATAR!. Makbule Hanımefendi ve Gazi ile aynı sokakta senelerce oturduk. Babam Selanik Merkez Kumandanı / Şevki Paşa. benimle evlenir. Çocukluk hayallerimin biri de Gazi'nin padişah olmasıydı. O'na tapıyordum.. bundan zevk duyardım. yakışıklı bir çocuktu. Ben 12 yaşıma gelmiştim ki Gaz!.. dedi. Kıyafetine çok itina eder ve herkesin hayranlığını çekerdi. O yaşıma rağmen bunları düşünebiliyordum. Zübeyde Hanımefendi. içimde küllenmiş bir acıyı tazelemenin anlamı var mı? Hem şunu bilmelisin ki bunlar konuşulacak. Ve karşımda olan Emine Hanımefendinin gönül bahçesinde tek bir çiçek halinde kalan bu aşkın daha da olgunlaştığını görüyordum.. Bu yüzden kıziarla erkekler pek kolay kolay karşı karşıya gelmezdi... bunca yıl sonra bana bunları söyletmenin. diye sevmedim. Karşılıksız bir aşktı bu. derhal elbiselerdi ütületir. Emi-nem şarkısını sevmesinin nedenini asıl şimdi öğrendiğimiz Mustafa Kemal'in yakınlarına sık sık söylediği şu sözleri de her halde hatırlarsınız: “Herkesin gönlünde bir Emine yatar. benim için erişilmez bir varlıktı... KAÇAMAK KONUŞMALAR: O'nu kötü bir atın üzerinde gördüğüm zaman teessüre gark olurdum. oyun seyretmek nedeniyle zıpzıp oynayan çocukların yanına giderdi. heyecanlanmıştı. Bizim zamanımızda pek küçük yaşta evlenildiğini bilirsiniz. bu anektodu verdikten sonra yazısına şöyle devam etmektedir: “İLK AŞKI KÜÇÜK EMİNE: İşte şimdi 1894 yılında Selanik Rüşdiyesi'nde okuyan Mustafa Kemal'in 8 yaşındaki komşu kızı Emine" ile karşı karşıyayım. babam ve onun annesi sık sık beraber olurduk.

Ama yine araya giren büyük olaylar bizi bir evliliğe kadar götüremedi.. hurbaşkanlığı bayrağının yarıya inik olduğunu görünce yıldırımla vurulmuş gibi sarsıldım. Hayır. Selanik'teki Askeri Mahfel'de veya diğer toplantı yerlerinde sürekli olarak arkadaş-lariyle görüştüğünü duyuyordum. SİZDEN DE AYNI VEFAYI BEKLERİM. Makbule Hanımefendiyle görüşüyorduk.. Atatürk Cumhurbaşkanı olduktan sonra O'nu görmeyi hiç düşündünüz mü? Şevki Paşanın kızı. Sınıf subayı beni kendisine 13 . Her gün gider. O'nunla tekrar görüşmeye tahammülüm yoktu. Gazi gelir gelmez annesine sormuş: — Şevki Paşanın kızı evlendi mi.” Emine Hanımefendi bütün bunları anlatırken o kadar heyecanlanıyordu ki sesinin titrediğini ve çok yorulduğunu hissediyordum... Kahire. Gazi o kadar doluydu ki eminim kendisine ayırabileceği hiçbir özel hayatı yoktu.u25 ğum bir konuşma beni dünyalara sahip olmuşçasına sevindirmişti. Ne bayram. MUSTAFr KEMAL “Bu mektubu aldığım zamanki sarsıntıyı bilmem bugün nasıl anlatabilirim. staj görsün diye Şam'a sürüldüğünü biliyoruz. milletin dertlerine bütün varlığıyla sarılmıştı. anılarında şöyle der: “. heyecanımdan ne Saray'a ne de yanlarına gidemiyordum.. annesini.. demiş. Şimdi ölüm yıldönümlerine ait bütün gazeteleri saklıyorum. Esasen bu bir karşılıksız aşktı. Gazi de izinli olduğu sıralarda geliyor. — Atatürk'ün rahatsızlığını nasıl haber aldınız? — Hayatımın en acı anları O'nun hastalandığı günlerde geçti.. Oradan Trablus. sanki O'nu seyrediyormuşum gibi yatı seyrederdim. Bana kendi el yazısiyle gelen cevap şuydu: BU DAKİKADA VAPURA GİDİYORUM. Fakat bu defa görüyordum ki memleket meselelerine. Yalnız bu arada Makbule Hanımefendiden duyd. Biz hâlâ Selanik'teydik. olaylar girdi. Sonra araya yıllar. Gazi'nin Savarona yatına yatışından itibaren ıstırabım hala devam ediyor. Sonucun böyle olması daha iyi bence.. BU ANI MEŞ'UM BİZE KÂN AĞLATACAK. dedi. Ama bir yandan da O'nun nihayet Harbiye'ye gidişine seviniyordum. Seneler sonra biz de İstanbul'a gelip yerleşmiştik. Kötü durumdaydım. ALLAHAISMARLADIK. Balkanlar ve nihayet gizlice tekrar Selânik'e dönüş. •Bir gün üzüntü içinde kendisine yakın dostları vasıtasiyle haber gönderip “Harbiye'ye ne zaman gidiyorsun?” diye sordum. O tarihe ait gazeteleri hala saklarım. Bir sabah Cum26 . Ama. Hiçbir zaman karşılık beklememiştim. Yalnız Salih Bozok Beyefendiyle birkaç defa konuşmuştum.. Cebesoy. hiç bir şey umurunda değildi.” Harbiye'yi yüzbaşı olarak bitirdikten sonra O'nun. Yine pek seyrek görüşebiliyorduk O'nunla. Beni birkaç defa Saray'da baloya davet ettiler..” — Peki. “Fakat artık büsbütün olgunlaşmış ve kendisini tamamen millet ve devlet işlerine adamış bir Mustafa Kemal vardı karşımda. Ali Fuat Cebesoy da doğrulamaktadır.. mavi gözlerinin pınarında biriken yaşları hala zarafetini muhafaza eden ince uzun parmaklariyle silerken: — Hayır. BENDENİZ SİZİ UNUTMAYACAĞIMA VİCDANEN YEMİN EDER.ben Harpokuluna kaydolduğum zaman O sınıf çavuşuydu. ne seyran ve ne de aşk..” ATATÜRK'ÜN AŞK ŞİİRLERİ Atatürk'ün bu ilk ve duygusal düzeyde en güçlü aşkını.hazırlanıyordu. Bir aralık benim kendisine sorduğum bazı sorulara cevap olarak: “Onunla evlenmediğime üzülmüyorum.. O'nun gönül işleriyle uzunboylu uğraşacak vakti yoktu.. dedi. Diye üstelemiş. evlenmedi mi? — Evlenmedi. kardeşini ziyaret ediyordu. Gezi bundan çok memnun olarak: — Hiç olmazsa şimdilik nikâh yapsak. Benim için hayatın tadı yok artık..

Sofya'da bir tek güzel kadın bile görmek mümkün değil!. Kurmay binbaşı Mustafa Kemal. bu 10 yıllık dönemin.... 1913 yılının Ekim ayı başlarında atandığı Sofya Ateşemiliterlini görevine başlamak üzere Bulgaristan'a geçtiği gün doğru Bulgaria Hotel'e iner.. Büyük Kongresi'ne Trablusgarp delegesi olarak katılması.... Gençti. Tekrar Suriye'deki kıtasına dönüş. Ülkenin geleceğine ilişkin gizli ve politik çalışmalara da katılan Mustafa Kemal. Sırma bıyıklı. Sorguya çekiliş... derslerimi ihmal ettim) dediği zaman Harpokulundaki bu ilk yıldır.. 102 yılında Harbiye Mektebini birincilikle bitiren Mustafa Kemal...” 27 ikinci Bölüm 1902 1912 ARASINDAKİ YILLAR BÜYÜK OLAYLARLA YÜKLÜYDÜ Genç Osmanlı zabiti Mustafa Kemal'in özel ve duygusal yaşamını incelemek isteyen araştırmacılar. İLİŞKİ KURDUĞU GÜZEL KIZLARI ÖZEL İSTİHBARATINDA KULLANDI Yıl: 1913... Bu otel öncekinden daha rahat ve nisbeten daha konforludur. Hemen arkasından 1908 Meşrutiyet ihtilâli... Sofva Sefirimiz Fethi Bey'le Mustafa Kemal. hâtıralarında..rkaç gün sonra Splendide Palas Oteli'ne geçer.. Hangi ülkenin hangi safta savaşa katılacağı... Hayır!. zira uygun bir ev 14 .. Banyoları var. Benim bu büyük insanla arkadaşlığım böyle başladı. Mustafa Kemal 32 yaşında... Libya.. Konaklayacağı uygun bir ev aramaktadır ama. karmaşık bir bilmece qibi.. Şimdi Splendide Palas Oteli'ne yerleştim. O sıralarda kuruluş hazırlıkları başlayan gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girmesi.. Çok yakın dostu İttihat Terakki Partisi'nin eski Genel Sekreteri Fethi (Okyar) Sofya'da sefir... kendisi gibi olağanüstü başarıları görülen arkadaşlarıyla birlikte Erkânıharp Okulu'na devam ediyordu. Firar... B.. burada oturmaya değer. 11 Ocak 1905 yılında 24 yaşında kurmay yüzbaşı olarak Erkânıharp Okulu'nu bitirdi. Mısır yoluyla Selanik'e geliş. İttihat ve Terakki liderlerinin —Almanya safında— harbe sürüklendiklerini hayret ve üzüntü içinde izliyorlar. Kendisi de Osmanlı Devleti'nin Sofya sefaretinde Ateşe-militer. Bu dizi içinde Mustafa Kemal tarafından kendisine yazılmış birçok mektuplarını okuyacağımız Ma-dame Corinne'e 3 Kasım 1913 tarihinde yazdığı bir mektupta yeni taşındığı oteli şöyle tanımlar Mustafa Kemal: ". cidden konforlu bir otel... 1907 yılı Ekim ayında Selanik 3'üncü Ordu Kurmay Heyeti'ne tayin edilişi.. Birinci Cihan Harbi'nin eşiğinde. Tüm Avrupa.. Trablusgarp.. Arkadaşlığımız ilerlediği zaman da Selanik'te tanıdığı bir kızı hiç unutamadığını söyler. (Birinci sınıfta saf gençlik hayâllerine tutuldum. Ve nihayet Balkan Harbi.. İçindeki özel eğlenceler..... güzeldi. O'nun. Araya giren tanıdıkları aracılığı ile birkaç aylık tebdilhava raporu.. 31 1911 yılında İtalya-Trablus savaşına katılması. bu bir zaman meselesi.. Şimdilik otelde kalıyorum.. aralarına sızan bir kişinin ajan çıkması sonucu yakayı ele vermişti. Balkanlar kaynıyor....... Ne isterseniz var. Can sıkıcı olaylar hızla birbirini izlemekte devam etti: Yakalanış. Bulgarların niyeti henüz kesinlikle belli değil. 1909 yılında Selanik'te toplanan ittihat ve Terakki Cemiyeti 2.. yakışıklı bir kurmay binbaşı.. Şam'a 5'inci Ordu 30'uncu Alay emrine sürgün gidişi.. Hotel Bulgaria'da pek rahat edemez Mustafa Kemal. oda hizmetçileri var.vererek yerimi ve koğuştaki yatağımı göstermesini söylemişti. 13 Nisan 1909'da meşhur “31 Mart Olayı”..... Hayır Co-rinne!. o zamanki şiir üslubuyla yazdığı aşk şiirlerini de okumayı ihmal etmezdi. büyük olaylarla yüklü olduğunu görecekler ve duygusal bir ilişkinin varlığını saptamakta güçlük çekeceklerdir. Ye32 ni yapılmış. temiz giyinirdi.

. Tercüman gazetesinde. Gündüz.. Bulgar parlamentosundaki Türk kökenli mi'letve-killerinin çoğu Mustafa Kemal'in yakın dostuydu.. Ben kumar oynamadığım için kısa bir tanışma ve konuşmadan sonra onlardan ayrıldım. çoğunluğu genç kız ve genç hanımlardan oluşan güçlü bir istihbarat şebekesi kurmuştu. Savunma Bakanı Stiiyan'ın kızı Dimitrina... bu genç subaya saygı duyuyorlardı. Onu bu kadar sempatik bulacağımı ve bu kadar iyi bir arkadaş olduğunu ummuyordum. Hiç bir daveti. Bulgar Başbakan'ının ki7i Ni-kolina ile olan yakın ilişkisinden dolayı bu milletve34 killerini iktidar lehine etkilediği söylentileri dolaşıyordu. Mustafa Kemal'i gönüllerinde paylaşamıyorlardı. Sofya Operası'nın primadonnası Anna Todnrova. her kadın. Cevdet'le aralarında derin bir dostluk olan Parisli bir hanım. Bana her zaman kendinden söz eden haberler ver... bâzı erkekler tarafından davet edilmek için locaların arasında piyasa yapıyorlardı. Balkan Savaşı kahramanı. Mustafa Kemal'in.. Bulgaristan'a gelmişti. Cevdet Bey iki Macar bayanı davet etti. vakit geceyarısını geçmişti. Evinde o akşam kibar insanlar.. Omuzları sırma dolu generaller. Scfya sosyetesinin kalbur üstü hanımları. O'nun özel casusu olduğunu bilmeden çevresinde bulunuyorlardı. Bütün kalbimle.. Alman birçok şantözler vardı. Mustafa Kemal'in çevresinde pervane gibi dönen genç ve güzel hanımlar arasındaydı. Mustafa Kemal.... Bu hanımlar. Fransız. 15 . tanınmış şilelerin genç kızları çoğu kez Tarife hanımın evinde direnlenen partilerde bir araya gelirlerdi.. Bir “Efsane” erkeği olarak. Sofya'ya yerleşmiş çok zengin ve çok güzel bir Türk hanimi vardı: Tarife Hanım!. Bakara oynuyorlardı. Fethi Bey de başka bir şey yapmıyor. siyasal çevrelerde. ben hiç memnun olmadım ve hep sıkıldım. Bingazi. Büyük savaşın eşiğinde bulunan ülkesi için millî güvenlik açısından çok önemli bir çok sırları hanım dostlarının aracılığı ile sağlıyordu. Mustafa Kemal'in Nikolina kadar önem ve değer verdiği bir başka gençkız. yine opera sanatçılarından Mimi Balkanska ve Porfo-la. Sofya'da kısa bir tur yaptım. Madam Dourzi. Onları localarında bırakarak ordan da ayrıldık.. diğeri Macarca konuşuyordu. Sofya'nın tanınmış ailelerinin kızları olduğu için.ı dedi.. Sofya Ataşemiliteri idi. çok kısa bir süre içinde Sofya' da geniş bir çevre oluşturdu.Bu hanımlardan biri Almanca. “PARİS'Lİ HANIMI GÜZEL BULMADIĞIMI SÖYLEYEBİLİRİM” “Bu Parisli hanımı güzel bulmadığımı sana söylememe izin verir misin?. Ote7e dönüp yatağıma girdinim zaman. Ordan ayrıldıktan sonra Novia America adında bir Cafe Concert'e gittik. M.. gene ve yakışıklı Türk binbaşısı Mustafa Kemal'in ilişki kurduğu her genç kız. Trablus. General kızları. Mustafa Kemal'in çevresindeki genç ve güze! hanımlar. Ay-rrlırken bana: —Bu akşam bizde eğlenemediniz!.... Bir başka deyimle. Özellikle genç kızlar ve hanımlar.bulamadım henüz. Kemal” * ** Mustafa Kemal. her gittiği yerde yeni yeni dostlar ediniyordu. vekiller ve daha birçok tanınmış beyefendiler vardı.. bu yakışıklı binbaşıya candan bir ilgi gösteriyorlardı. Evvelki akşam beni Madam Dcurzi'ye götürdü. her insan.. bu genç ve yakışıklı Türk subayına karşı gösterdikleri yakınlık göze batıyordu. Çoğunlukla Sefarethanede ve büromda çalışıyorum. Zannediyorum ki Cevdet Bey aracılığı ile beni evine davet eden kendisidir. bu tanışmanın şiirsel öyküsünü şöyle özetler: “Mustafa Kemal.. Fakat inanın bir başka sefer sizi memnun etmeye çalı-şncağ'ir. s BİR VALS BİR AŞKIN BAŞLANGICI OLDU Matmazel Dimitrina bir baloda tanışmıştı Mustafa Kemal'i. yakışıklı bir Türk Subayı... . Cevdet Bey'le dostluğumuz iyi. Bugün kendisiyle birlikte 5 kilometrelik küçük 33 bir araba gezintisi yaptık. Refik Sönmezsoy. Bilmem neden. hiç bir ziyafeti kaçırmıyor.

* İlk nefesi. M... ev ziyaretleri ve gizli buluşmalar ile “Aşk hikâyesi”nin cümleleri sürüp gidiyordu. * ** Mustafa Kemal gururlu bir erkekti.. Hem de.. Baba Stilyan. ara!. * ** General kızı Dimitrina. bir defa okuyarak avunacaktı.. Son nefesimde “Önce Kemal.. Dimitrina “babasının bulduğu Bulgar” ile evlenmişti ama. nerelere gittin” diye ağladı durdu..” Balo'nun en ilgi çekici olayı. Millî Savunma Bakanı Stiiyan'ın oturduğu masaya yaklaştı. bir aşk mektubunun üç satırı ile bu gururu okşamasını bildi: “— Ölünceye kadar seni seveceğim. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Araş ile “sevgilerini taşıyan” hediyeler gönderdi. Kral'ın Mustafa Kemal'i tebrik etmesi ve bir hediye vermesi olmuştu. Ancak.. Balkan Savaşı'nda.. Dimitrina ile Mustafa Kemal hemen her gün beraberdiler...Ve bu aşk romanının ilk bölümü bu cümle ile noktalanır gibi oldu.. üçüncü nefesler.. bir Türk arkadaşına: “Gecenin en değerli hdeiyesi Dimitrina idi” dedi. talihine düşen orduya General Stilyan'ın komuta ettiği de.. sonra Allah diyeceğim.” . Mektuplar yazdı.. Genç ataşemiliter.” Salondaki her genç kızın gönlü “Mustafa Kemal ile dansetmek” dileği ile doluydu.. Beni unutma..” * ** Bulgar Kurmay Başkanının kızı. .Kemal'in.. İstiklâl Savaşı'nda da..” Mustafa Kemal Çanakkale savaşlarında da. Dimitrina.. * 16 ..Mustafa Kemal.. Kızın da ben Mustafa Kemalsiz yaşıya-mam. kesin ve acı idi: “— Ben bir Türk'e kız vermem!. Baba Stil-ya'nın “gönül kapısı”nı çaldı: 36 “— Mustafa Kemal. genç kızların gönülleri hopladı. bir milletin kalbine gömülmüştü.Ve bir gün. Mustafa Kemal ayağa kalkınca. sohbet sırasında öğrenilmişti. bir kızın kolunda. Bu sevdanın bir evlenme ile bitmesini istiyordu. Dimitrina ise. ikinci.. bir “Maskeli balo” da canlandırmak istiyordu. Mustafa Kemal'e çılgınca âşık!. Gözler “Davet” doluydu..” — “Mustafa Kemal de Dimitrina'yı seviyor!... “İki sevdalı arasında” saadet temsilcisi olmuştu... Cumhurbaşkanı olduktan sonra da “Dimitrina”yı unutmadı. üçüncü vals-ler takip etti..” Generalin cevabı kısa. * “10 Kasım 1938” günü Bulgaristan'ın “gözünden en çok yaş dökülen” kadını Dimitrina idi: “— Kemal beni bıraktın da.. üçüncü cümleler. Mustafa Kemal'in kollarından ayrılırken “Yarın buluşalım” diye fısıldadı.. Kılıçlarıyla Bulgaristan'ı Osmanlı İmparatorluğunun bir “Vilâyeti” yapan Yeniçerileri. diyor!. Dans. General. ilk valsi ikinci.” “Bizim eve gel!. bu sevdanın bitmesi için. “Maskeli balo”da general kızlarının gözleri “Türk Yeniçerisinin üzerinde toplandı. bütün kızların gönüllerinde dönüyordu artık. Bulgaristan sosyetesi “Türk -Bulgar aşkı” ile çalkalanıyordu: — “Dimitrina. patinaj. sabaha karşı. Genç kız dudakları “Mustafa Kemal” adını fısıltı halinde heceliyordu: “Mustafa Kemal geldi.. Efsane erkek. “Bu ikinci ve dostça karşılaşmamız” diyordu.. bu aşk romanının eski sayfalarını çevirerek. “Nerede?.... Mustafa Kemal'i çok sevmişti. 1913 yılında başlayan bu “Aşk hikâyesi”nin erkek kahramanı.” dedi. ilk cümleyi ikinci. o gece Yeniçeri elbisesi giydi. kızın Dimitrina ile evlenmek istiyor.. Ba35 kanın yanındaki güzel kızın önünde eğildi: “Bu valsi bana lütfeder misiniz?. Babam sizi daima takdirle anar!... Mustafa Kemal.. kalbi sınır taşlarının ötesinde çarpıyordu...

28 yıl, bu romanın sayfalarına bir cümle eklemeden geçti... İki ay önce, 73 yaşına basan, Bulgaristan'da “Ata37 türk'ün ilk ve bitmeyen aşkı” diye bilinen Dimitrina bir rüya gördü: “Atatürk, Dimitrina gel artık, seni özledim, diyordu”. Dimitrina, bu rüyayı yorumladı: “— Kemal beni çağırıyor” dedi... ...Ve bu rüya gecesinden 24 saat sonra son nefesini verdi. Bu “sevda romanı”nın ilk sayfalarında söylediği pibi son sözü: “— Mustafa Kemal” oldu... Romanın son cümlesi, “Mustafa Kemal” ile noktalandı. BAŞBÂKAN'İN VE HARBİYE NAZIRI'NIN KIZLARI, MUSTAFA KEMAL'İN SEVGİLİSİYDİLER Bunlar arasında Bulgar Başbakanı Dr. Radoslavof un kızı Nikolina başta geliyordu. Tarifa Hanım'ın evindeki toplantılarda tanıştığı ve çik yakın bir ilişki kurduğu Matmazel Nikolina ile Mustafa Kemâl arasındaki özel dostluk tüm Sofya'da duyulmuş, dedikodular ayyuka çıkmıştı. İktidardaki Başbakan Radoslavof'un siyasî muhalifleri, kurmay binbaşı Mustafa Kemal'in flörtleri arasında yer alan güzel Nikolina'nın bu özel ilişkisini dillerine dolayarak Başbakanı yıpratmaya çalışıyorlardı. Sofya, o yıllarda yoğun bir diplomatik kaynaşma içindeydi. Birinci Dünya Savaşı'nı yönlendirmeye çalışan (İngiliz, Fransız, Sovyet Rusya gibi) ülkelerin temsilcileri Bulgarlarla sürekli müzakere halindeydiler. Bu ortamda, biri Başbakan'ın, diğeri Harbiye Na-zırd'mn kızı olan iki genç hanım, Mustafa Kemâl'in özel istihbaratı için en mükemmel birer kaynak idiler. 38 Bulgar Harbiye Nâzın Kovaçef'in kızı Mara, duy-gult, içli, kültürlü, şık giyinmesini çok iyi bilen Makedonyalı bir tazeydi. Üstelik fizik yapısı bakımından zarif ve şirin bir kızdı. Snk sık Tarife Hanım'ın evinde buluşuyorlar, bir kaç kadeh erik rakısı... Biraz müzik... Biraz sohbet... Biraz aşk... derken, Bulgar hükümetinin en gizli sırları, bazen Nikolina'nın dudaklarından, bazen de Ma-ra'nın gevezeliklerinden Mustafa Kemal'in istihbarat dosyalarına yansıyordu. Başbakan'la Harbiye Nazırı'nm kızlarından sızdırdığı özel haberleri diğer ajanslarının istihbaratıyla da pekiştirdikten sonra değerlendiren Mustafa Kemal, bu arada yarbaylığa terfi etti. Ateşemiliter Mustafa Kemal, o sıralarda Dimo Açkof adında Türk dostu, bir Bulgar avukatın kızı Elena ile de özel bir yakınlık kurmuştu... Gittiği her yerde seçkin insanlardan bir çevre oluşturan, edindiği dostları ve kurduğu çevreyi muhafaza etmesini bilen genç kurmay, bir yandan Sof-ya'daki güzel flörtleriyle ilşkisini sürdürürken öte yandan uzaklardaki dostluklarını da mektuplaşmak yoluyla canlı tutmaktan geri kalmıyordu. İstanbul'daki genç ve güzel dul Madam Corinne, Mustafa Kemal'e büyük bir sevgi ve hayranlık duyuyordu. Ve de üstelik kıskanç bir kadındı Mm. Corinne. Mustafa Kemal'in Sofya'daki arkadaşı ve kendisinin de yakın dostu Cevdet de Mm. Corinne'in ajanıf!) idi. Mustafa Kemal'in Sofya'daki özel yaşamını gözetlemesi görevini üstlenmişti Mm. Corinne'e karşı. Gönül işlerini de memleket işleri kadar büyük bir beceri ile yürüten genç kurmay Mustafa Kemal'in bir yandan Başbakan'ın kızı Nikolina ve Bulgar harbiye Nazırı'nm kızı Mara ve Avukat Açkof'un kızı Elena Açkof ile ilgilenirken İstanbul'daki Mm. Corinne'e <—Fransızca kaleme aldığı— mektuplarıyla nasıl ses-endiğini hep beraber okuyalım: 39 Sofya, 27 Aralık 1913 “Sevgili Corinne, mektuplarını büyük bir sevinçle aldım. Bu mektuplarda bana karşı gösterdiğin dostluk duygularına içtenlikle teşekkür ederim. Di-yorsu ki, son yazdığın mektuplarda öncekiler kadar imlâ yanlışı yok. Acaba bir başkası mı yazdı o mektupları. Bu

17

önemli dikkatini senden bana yönelmiş bir kompliman olarak kabul ediyorum. Çünkü öğrenebildiğim kadar Fransızcam üzerinde hiç bir hayale kapılmıyorum. Fransızcayı Türkçe kadar bilseydim sana yalnız daha çok mektup yazmakla yetinmez, içimdeki samimi duyguları daha güzel ve daha seçkin bir üslupla anlatabilirdim. AnVyorum ki Cevdet Bey'e benim buradaki hayatımı gözetlemesini tavsiye etmeye devam ediyorsun. Kendi hareketlerinin gözetlenmesi gereken Donjuan' m sözlerine bilmem ki hangi noktaya kadar inanıla-bilir. (Mustafa Kemal mektubunda Donjuan sözcüğü yerine “Courreur” sözcüğünü kullanmaktadır.) Yine de hemen söyleyebilirim ki onun sana anlatacağı şeylerde belki hakikatin bir zerresi bulunabilir. Buradaki hayatım monoton akışı ile devam ediyor. Hiç bir olay hayatıma bir neşe katamadı. (......) içten dostluklarımı sunarım. M. Kemal” Artık bir kurmay yarbay olan Mustafa Kemal'i kutlayanlar arasında O'nu içtenlikle seven ve kıskanan Mm. Corinne de vardır. O zamanki deyimle kaymakam Mustafa Kemal'in âşıkları, hayranları yalnız Sofyalı kızlar, yalnız Mm. Corinne midir?.. Mm. Corinne'nin kızkardeşi Matmazel Edith de bu yakışıklı kurmaya karşı özel hisler beslemekte, ablasının yazdığı mektuplara arasıra kendi duygularını da yüklemektedir. 40 “KALBİMİN DİKTE ETMEDİĞİ SÖZLERİ BENDEN BEKLEMEYİN” Sofya Ateşemiliteri kaymakam Mustafa Kemal'in Mm. Corinne'e yazdıtı bir başka mektubu gözden; geçirelim: 28 Şubat 1913, Sofya “Sevgili Corinne, Kaymakamlığa terfii edişim münasebetiyle gönderdiğiniz tebrikler beni çok derinden duygulandırdı. Güzel sözleriniz kalbimde büyük bir yer işgal etti. Kendi kendime izah edemediğim suskunluğumun bir çok nedenleri vardı: Sofya, Belgrad ve Petinya ateşemiliterliklerine tâyinim bana büyük işler yükledi. Henüz diğer iki şehre gidemedim. Özellikle Sofya'da beni ilgilendiren baz' sorunları incelmek zorundayım. Buradaki tüm meşguliyetim, bana büyük bir sıkıntı veren otel hayatından kurtulmak için uygun bir ev aramak. (.........) Sana uzun uzun yazamctyışımın nedenleH bunlar. Birkaç kelimelik kartpostallar yollayabilirdim. Fakat bu, hem seni tatmin etmezdi, hem de ben kendilerine nezaket icabı yazmak zorunda kaldığım kimselere karşı ancak kartpostal kullanırım. Küçük ve sevimli Matmazel Edith'in istemeyerek meydana ge^en, bu uzun suskunluğum karsısında sitemkâr şeyler söylemesi beni hayretler içinde bıraktı. O'nun sana karşı büyük bir dostluğu, ve benim samimiyetime ise pek az güveni var. Hayat tecrübesi de o nisbette az. Rica ederim. O'na söyle; çok konuşan ve sayfalar dolusu mektuplar yazanlar m- gerçek ve samimi dost sayılır?.. Çok içtenlikle hisseden fakat uzun lâflarla karşısındakini yormak istemeyen ve duygularını gizlemeyi tercih eden kimse1er ilgisizlikle suçlanabilir mi? Sevimli Edith zuna inansın ki ben de O'nun Avusturyalı dostu kadar fedakâr ve candan olmaya muktedirim. Ve o insanlar gibi kur yapmasını çok iyi bi4f lirim. Üstelik şunu da bilsin: Senin benim, nazarımda çok yüksek bir mevkiin var. Sen, öyle bir kişiliğe sahipsin ki benden kalbimin dikte etmediğini kelimeleri beklemezsin. Tatlı ve şirin kızkardeşine bu satırları okumanı ve kendisine benim hayalimde kolay kolay silinmeyecek bir hâtırası bulunduğunu söylemeni özellikle rica ediyorum. (............) İçten ve Candan Dost M. Kemal” * ¦** BULGAR HARBİYE NAZIRININ KIZI MARA, MUSTAFA KEMAL'İ DELİLER GİBİ SEVİYORDU!.. Mm. Corinne ve onun şirin kızkardeşi Matmazel Editt, Sofya'dan İstanbul'a postalanan

18

me'-'tualann kısalığından ve katılığından yakmadursuniar, Bulgaristan'ın başkentinde güzel bir genç kız, Mustafa Kemal'i bir kaç gün görmese çılgına dönecek kadar O'na âşıktı. Bu duygulu ve zarif kız, ilişkilerine yukarıda kısaca değindiöimiz Mara idi. Bulgar Harbiye Nâzırı'nın şık ve kültürlü kızı Mara... Mustafa Kemal'in Sofya'daki çevresi içinde daha önceki yıllarda Manastır'da tanışmış olduğu Dino Aç-ko fisminde genç b!r hukukçu da vardı. Mustafa Kemal'in flörtlerinden Elena'nın babası Dino Açkof, Bulgar asıllı olmasına rağmen Türklere karşı büyük bir sevgi ve saygı besliyordu. Mustafa Kemal'in kişiliğine hayrandı. Sofya'da avukatlık yapan Dino Açkof, sık sık ev;n-de z;vafetler, partiler düzenler ve yakın dostu Mustafa Kemal'i de çağırmayı ihmâl etmezdi. Bir bakıma Mustafa Kemal, bu davetlerin baş konuğu durumundaydı. Konuklar arasında Mara Kovaçef'le birlikte Sofya' 42 nın ileri gelen ailelerinin birçok temsilcileri, Mustafa Kemal'e hayran genç kızlar, opera sanatçıları ve politikacılar da bulunuyordu. Mara Kovaçef, birlikte geçirdikleri tatlı saatlerin ve günlerin adedi arttıkça ortak hatıraları çoğaldıkça Mustafa Kemal'i daha fazla sevdiğini hissediyordu. Kendisini seven ve etrafında pervane gibi dönen kızların karşısında ölçülü ve dengeli biryakiaşsmla hareket eden Mustafa Kemal, İngilizlerin Bulgaristan yetkilileri ile yaptığı gizli temasları, Rusların tekliflerini ve niyetlerini rahatlıkla öğrenebiliyordu. Nihayet savaş başladı. Bulgarlar, Almanlarla ittifak halinde olan Türklerin safında yer aldı. Delicesine âşık olduğu Mustafa Kemal'in ö-*el hir casusu olarak O'na hizmet ettiğinin farkında olmayan Mara Kovaçef, Mustafa Kemal Sofya'dan ayrıld'ktan bir süre 'sonra O'nu unutabilmek için evlenecek, fakat içindeki büyük aşkı, Mustafa Kemal'i asla unutamayacaktı. Ve... Yıllardan sonra... 1933 yılında... Cumhuri-yet'in 10'uncu yıldönümü törenlerine Türkiye Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın öze! konuğu olarak katılacak olan avukat Dino Açkof ile genç Türkiye'nin büyük kurtarırısı arasında Çankaya Köş-kü'ne şu konuşma geçecekti: — Gospodin Açkof, kızınız ne alemde? — Elena mı? — Evet! — Siz Sofya'dan ayrıldıktan sonra Elena Adliye Nazırı Hristo İstatef'le evlendi!.. — Ya Matmazel Mara Kovaçef? — Bir doktorla evlenmişti... Duyduğumuza göre bir aralık Ankara'ya sizi görmeye gelmişti. Ankara gelişinde size anlatmadı mı? — Evet, anlattı... Dokuz yıl önce Ankara'ya gelişinde burda birbuçuk ay kalmıştı. Kendisiyle müteaddit defalar konuştuk. 43 — Size bir şey söyleyeyim mi Ekselans, Mara, Ankara'dan Fiilbe'ye döndükten sonra kocasından ayrıldı!.. — Yaaaa!,, Öyle mi?.. Bu ünlemde ve bu soruda çok uzun yılların gerisinde kalmış duygulanışlar ve hâtıralar düğümleniyordu. YJDİN'Ü KURTBEY AİLESİNİN GÜZEL GÖZLÜ KIZI: NAZMİYE Mustafa Kemal'in Sofya'da tanıyıp hoşlandığı genç kızlardan biri de Vidin'li “Kurtbey Ailesi”nin kızı, Nazmiye'dir. Bu kitabın baskıya hazırlandığı 1988 yılı yaz aylarında 92'nci yaşına hazırlanan Nazmiye (Atiç] Hanım, İstanbul'un Bebek semtindeki konutunda görüştüğü bir gazeteciye, o çok uzak günlere ilişkin anılarını şöyle anlatıyor: “Evet, Mustafa Kemal, Sofya'da bana evlenme teklif ettiği zaman, ben henüz 17 yaşındaydım. Anneannemle Vidin'den İstanbul'a gidiyordum. Oradan da tıp tahsili için, Fransa'ya geçecektim. “Sofya'ya uğramıştık. Mustafa Kemal, Sofya'da ataşemiliterdi. Bizi anneannemle çaya davet

19

şartlarını şöyle dile getirdi: 'Ben. Evlerinde kaldım. Çay sofrasını.etti. İmamsız nikâh olmazdı. 'Sizinle evlenmek iıstiyorum' dedi. Mustafa Kemal.. “İstanbul'da ailesi ile tanıştım. 'Ben prensip sahibi bir kişiyim' demekten de. Çünkü Behiç Nuri Bey. bu mektupları. Paşa'ya haber verdi. beni yakın çevresi ile tanıştırdı.. daha sonraki yıllarda birbirimizi hep qör-dükK Mektuplaştık. Bursa'ya gidin” dedi. Gerisini yine Hazmiye Hanım'ın anılarından dinleyelim: “O gün kocam hastalandı. her zaman bindini şahsi otomobilini gönderip bizi aldırdı. teklifini iki kez tekrarladı. 44 Böyle bir teklif. Uzun süre Mustafa Kemal'le görüşemediaini Bozüyük Mebusu Çolak İbrahim Bey'e bildiren Nazmiye Hanım. Erzurum Milletvekili. “Evlendikten sonra. Başbakan Refik. Fakat. Nazmiye Ha-nım'a yazdığı ve evlenme önerisini birkaç kez tekrar 45 ettiği bu ilginç mektuplar. 50 lira altın para maaşım var. Ne^mive Atiç Hanımefendi. Simdi elçiliğimiz olan evde oturuyordu. benim kabul edebileceğim bir şey değildi. 33 yaşındayım. vaz geçmedi. Annesine Zübeyde Teyze dedim. O cay masasında bana. kalan 30 lira ile evi idare edeceğim.. tıpkı anılar gibi. ' 'Hayır. Ama. 20 . ardından da. o zaman oturduğumuz Kurtuluş Tepeüstü'ndeki Usulcuoğlu Apartmanı'nın banyosundaki sobaya atıp içim parçalanarak yakmıştım. Set-başında. Kurtbey Ailesi'nin bu güzel gözlü kızına gerçekten ev'enme önerisinde bulunmuş mudur? Bu hususu kesinlikle saptamak olanağına sahip değiliz. Ben de. Atatürk. Bana yazdığı mektuplarda. Saydam'ın ölümünden sonra da Başbakanlığa bir müddet vekâlet etmişti. İbrahim Bey. Öğrenimini tamamladıktan ısonra tekrar Vidin'e dönmüş. ben de teklifini kabul edememiştim. sizi Bursa'daki köşkünde kocanızla birlikte kabul buyuracaklar!. İkinci eşim. bugüne dek titizlikle saklanabilsin. evim. nikâhımızı imam değil. İbrahim Bey'le birlikte Bursa'ya gittik. saat 16.. diye ısrarını sürdürünce. “Evlenme teklifi. 'Mektuplar kocaman eline geçer. İngiltere'de doğup büyümüştü. Sofya Sefiri Fethi Okyar kıyacak.00'da Reisicumhur hazretleri. benim nikâhımı imam kıymayacak'. aklımda kaldığına göre. Atatürk'ün gönlünde yer ettiğini açıklayan Nazmiye Hanım. O zamanki adıyla Çapa Kız Muallim Mektebi'ne girmiş. Kız kardeşi Makbule Hanım. Ama. yuvam yıkılır' korkusu ile hepsini. bfimm hir şartım var. Ben ve kız kardeşim. imam kıyıyordu. açıklamasında bununla da yetinme mekte. imamsız kıyılacak bir nikâhla takılmıştım. ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra anneannesi ve ağabeysi ile birlikte İstanbul'a gelmiş. Nazmiye Atiç Hanımefendiyi dinleyelim: “Ama. bahçede iki akasya ağacının altında kurdurmuştu. beni çok şaşırtmıştı. Dedi ama. ben prensip sahibi bir kişiyim. Ahmet Fikri Tuzer'di.” 1986 yılında Vidin'de doğan Nazmiye Hanım. Yalnız. Atatürk'ün Lâtife Hanım'dan ayrılma aşamasında Kavalalı İsmail Hakkı Beyi kendisine göndererek (ki o sıralarda Nazmiye Hanım Behiç Nuri Bev adında bir zâtla evlidir) dolaylı olarak eski önerisini yinelediğini ileri sürmektedir. Eski Türkçe okumasını bilmiyordu. Mustafa Kemal bana karşı çıkarak. Bunu kendisine ifade ettiğim zaman. çevresini dolduran çok renkli bir hanım kalabalığına ve ülkesinin içinde bulunduğu buhranlı bir dönemde aktif bir qörev ateşiyle çırpınan yüreğine rağmen. belediyenin kendisine hediye ettiği villada kalıyordu. anıalrında Bursa'daki bir akşam yemeğine de özellikle yer vermektedir.” Nazmiye Hanım. Tıp öğrenimi yapmak amacıyla Fransa'ya gitmeye hazırlandığı aşamada Sofya'da tanıştığı Mustafa Kemal. Bakın ne diyor: “O kıymetli mektupları. kocam Behiç Nuri Bey'in ölümüne kadar sakladım. böyle bir nikâh. Cumhuriyet Ote'i'ne indik. bir gün müjdeli haberi alır: — Reisicumhur Hazretleri. benim kız kardeşimle aeldinimi. yakın dostum oldu. hafızasındaki anılar kadar özenle saklayamamış. sen kız kardeşini al. mutaassıp bir babanın km olarak da en çok. Bunun 20 lirasını size cep harçlığı olarak vereceğim. Çünkü bütün nikâhları.. CHP Genel Sekreteri ve İçişleri Bakanı Dr. “Ben gidemeyecenim. İngiliz'di.” Gönül isterdi ki. Ertesi gün. ne yazık!. Mustafa Kemal'in.

O geceden hayatta kalan iki kişi varız: Biri ben. bize demiş ki... Böylece herkes yemeğe başladı. en yakın arkadaşını bana göndermişti... kimsenin duyamayacağı biçimde konuşmaya başladı. kız kardeşimi de.. sol tarafına oturttu. diğeri de Ruki-ye. Ali Hikmet Paşa ile sağımda oturan Ali Sait Paşa vardı. Aklımda kaldığına göre.... Paşanın kızları. oturmaya başadı.. Biraz hayal mahsulü bu hatıralar. gidin bakın. Makbule Hanım. diğer misafirlere ikrama gidiyordu.. HAYAL MAHSULÜ HATIRALAR Tarih: 25 Ağustos 1988. derhal İsmail Hakkı Bey'in sözleri geldi aklıma. Eğer Atatürk böyle bir teklif yapsaydı Nazmiye Hanım reddedemezdi. O yazıyı kesip sakladım" dedim. “Ben Latife'yi boşadığım zaman sen ne yaptın?” dedi. Bursa Valiei Kemal Gedeleç. yemeği önce Reisicumhur hazretlerine vermek isterken. Sofya'da bir flört hali geçmiş olabilir. Nazmiye Hanım'ın 48 ifadesine göre.. Daha ismini hatırlayamadığım misafirler vardı. Tarihe ve gerçeklere ışık tutabilmek amacıyla. aynı zamanda da dünyalar adeta benim oldu. Bunun. Bursa'daki akşam yemeğinde Atatürk'ün bu konuda açıklamalar yaptığını söylüyor ve sizi de tanık gösteriyor.. Reisicumhur hazretleri yemeği kendi eli ile alıp önce benim tabağıma.. Uzun yıllar Atatürk'ün çok yakınında bulunan ve yaşayan canlı tarihlerimizden biri olan Sabiha Gök-çen'in anlattıklarını sağlıklı bir şekilde tesbit edebilmek için saat 10. iki kız kardeş var. kalbinde bana karşı bir sevgi işareti olduğunu hissediyordum. benimle yavaş sesle. Ali Sait Paşa. Böyle bir şey asla olmadı. Ve daha pek çok seçkin kişi.. Bir süreden beri İstanbul'da ve bu adreste konuk bulunan Sayın Sabiha Gökçen'le.. Bazıları da hanımları ile gelmişlerdi. kendisinin gerçek zarafeti olduğunu bilmemle birlikte. Reisicumhur hazretlerinin. birçok önemü iddialarla ortaya çıkıyor.. Servisi yapan garson. Atatürk'ün aşk yaşamı üstüne sohbet ediyoruz.30'dan 12. Okudunuz mu Hürri-yet'teki anıları?... Rukiye de.... Ali Sait Paşa'nın hanımı Neciye Hanım yoktu. Güya Atatürk. hangisi daha güzel. Ama Atatürk tarafından bir evlenme teklifinin yapılmış olması ve bu teklifi de Nazmiye Hanım'ın reddetmiş olması kesinlikle düşünülemez. misafirler. — Sayın Sabiha Gökçen. Reisicumhur hazretleri. Demek. Bozüyük Mebusu İbrahim Bey..46 Nihayet akşam yemeği vakti gelmişti.. misafir arkadaşları vardı. Ben Bursa'daki akşam yemeğinde 21 . Nazmiye Hanım'ın Atatürk'le arasında. O benim bu sözüm üzerine. O gece. o sofrada bulunanlar arasında birçok ün47 lü kişi var: Daha sonraki yıllarda Cumhurbaşkanlığı enel Sekreterliği yapan Bursa Valisi Kemal Gedeleç.. “Atatürk'ün Gönlündeki Kadın”. ben de gidip bakmışız güya. Reisicumhur hazretlerinin bana karşı gösterdiği bu ince zarafet gözümden kaçmıyordu. Atatürk böyle bir şeyi zaten yapmazdı asla. İlk merak ettiğim şey. eviniz yıkıldı diye müteessir oldum. Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Atatürk'ün Gönlündeki Kadın”(!)ın çok iddialı anıları. her zamanki gibi.. Sabiha Gökçen.. Pasa ağzımı aratmak için. Reisicumhur hazretleri. yaver Rasuhi Bey. yemek masasının en başına oturmadan önce beni sağ tarafına. “Peki ama siz Kavalalı İsmail Hakkı Bev'e ne dediniz?” deyince. — Ben de okudum o yazı dizisini. Suadiye'de.. rahmetli Makbule Atadan'ın rahatsızlığı sırasında kendisiyle tanıştığımız Sayın Sabiha Gökçen'le 32 yıllık bir aradan sonra tekrar konuşmak gereğini duyduk... Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan... “Boşanma tebliğini gazetede okudum... sonra kız kardeşimin tabağına koyduktan sonra kendi tabağına alıyor ve garson ondan sonra. Okul Sokak No: 50 Kamer Apartma-nı'nın 4'üncü katında 10 numaralı dairedeyiz. Uzun yemek masasına. Üçüncü yemek tabaklara alındıktan sonra. Atatürk'ün mânevi kızlarından Ru-kiye ve Zehra.30'a kadar süren 2 saatlik sohbetimizi teybe kaydediyoruz aynı zamanda. Sayın Nazmiye Atiç Hanımefendi. demiş güya... manalı bir şekilde..

.. Müziği de çok severdi.. hakikaten her zaman aklını kullanan. Lâtife Hanım hakkında ve Fikriye Hanım hakkında. — Bizler Atatürk'ün manevi kızları idik... Bir kişi.... Nazmiye Hanım'Iı tanıştığı tarihlerde evlenmeyi düşünmemiştir.. Anadoluya geldi!” dedi 22 ...... Bakıyordum.. o günün o tehlikeli şartları içinde bana koştu geldi. çünkü tanınmış bir kişi. idamıma karar verildiğini duyar duymaz. Fikriye Hanım genç. keşke Atatürk. Lâtife Hanım. işin başında hiçbir zaman hissen Fikriye Hanım qibi olmadı. O kişiye fena halde çıkıştı.sofrada Atatürk'ün böyle bir açıklamasını duymadım...... Çok hassas ve ince ruhlu bir insandı Atatürk.. ama Fikriye Hanımınki kadar değil... Atatürk'ün derin bir aşkla kimler sevdi size göre?.....Fikriye Hanım hakikaten âşık... — Dolmabahça Sarayı'nda bir konuşma geçti bir gün. Atatürk'ü ilk defa o kadar asabi gördüm. Aşkı için her şeye katlanabilirdi. — Nebile için de aynı şeyi söyleyebilir miyiz? — Nebile Hanım'ın Fikriye Hanım olması mümkün değil! — Lâtife Hanım'Ia Fikriye Hanım arasındaki duygu farkı ne olabilir size göre? — Lâtife Hanım..... “GEL GİTME KADIN!.ağlayacak hale geldi. müsade edin de adını vermeyim. Atatürk'ün kendisinden dinlediklerim var. “— Yak şu sigaramı çocuğum!” dedi.. belki sonradan hissen bağlandı Atatürk'e. Atatürk'ü hakikaten seven bir kadınmış Fikriye Hanım.. Atatürk de bu aşka karşı ilgisiz değil.. Atatürk de çok bağlanmış hissen .. Neden acaba?... Meselâ Fikriye Hanımla ilgili. Ama Lâtife Hanım. ATATÜRK'E YÖNELİK GERÇEK AŞKLAR — Peki Sayın Sabiha Gökçen. Atatürk o kadar asabileşti. çok temiz ve her haliyle mükemmel bir kişiydi. Fikriye Hanım hakikaten âşık.......... Belki Atatürk'ün de Fikriye Hanım'a hissi bir yakalşımı vardı. Ama Fikriye Hanım. o kadar asabi-leşti ki.. Çünkü Fikriye Hanım. Onun da Fikriye Hanım'a bir ilgisi var. Fikrive Hanım' la evlenseydi.. onları hoş görebilirdi.. Ama sizinle olduğu gibi karşı karşıya konuşmadık bunları Atatürk'le. Bir aralık “Gel gitme kadın!” diye bir şarkı okundu. Ertesi gün odasına iyi sabahlar dileğiyle girdiğimde bana şöyle dedi: “— Dün gece nasıl geçti?” 49 “— biz dun gece bir şarkıya üzüldünüz... Acaba geçmişteki bir hatırası mı onu duygulandırdı?.” Atatürk'ün aşk hayatı hakkındaki görüşlerini sorduğumuzda Sabiha Gökçen'in yanıtı şöyle oldu: — Ben böyle bir şeye şahit olmadım. Kadınlara saygısı fazlaydı.... akılsızdı demiyorum yanlış anlaşılmasın... O akşam da müzik sanatçıları vardı.. bir flört olayı olmuş olabilir. ağladınız bayağı. — Bu hatıralardan aklınızda kalan bazılarını lütfen hatırlamaya çalışır mısınız?. Fikriye Hanım hakkında biraz hoş konuşmadı. 50 Atatürk'ün de olabilir.” dedim. Bu şarkı devam ederken ben Atatürk'ün yanında oturuyordum. — Bakın Şemsi Belli Bey. Zama zaman Türk Sanat Müziği sanatçıları çağırırdı köşke.. benim. Hüzünlendi... düşündü. Ama daha çok Fikriye Hanım Atatürk'e çok bağlanmış hissen.... güzel antellektüel bir hanımmış.. Yalnız müsade ederseniz bir hatıramı anlatmak isterim: Atatürk çok nazik..... gözleri buğulandı ....Şöyle diyebilir miyiz: Fikriye Hanımın bunları hoş görebilecek kadar derin bir aşkı vardı Atatürk'e. Latife Hanım biraz daha sabırlı olsaydı. Atatürk... Ve şunu söyledi: “— Ben Anadolu'ya geçtiğim zaman. Ben tanımadım.. Daldı.. akıllı olsaydı..... Ufak tefek kaprisleri olabilir her insanın. Neden Atatürk ağlıyor?. Fikriye Hanım o genç ve güzel kız. Bir akşam sofradaydık.. diye düşünürüm... Ama. FİKRİYE HANIMLA LATİFE KANIM ARASINDA DUYGUSAL YAKLAŞIM FARKI — Sayın Sabiha Gökçen ....... belki ömür boyu bir evlilik olabilirdi....... Ben he rzaman.. Aralarında hissi bir bağlantı olmuş olabilir... Sofrada arkadaşlarına anlatırken bizzat dinlediklerim var... Ve nitekim bu aşkı yüzünden intihar ettî Fikriye Hanım.. Latife Hanım ise bunları hoş göremedi maalesef.

Atatürk Lâtife Hanım'la evlenecek diye. Fikriye Hanım'ın Atatürk'ün eşi olarak tutumu Lâtife Hanımdan farklı ne gibi bir seyir takip ederdi? — Fikriye Hanım.. Abdur-ruhimi tanıd'nız siz Semsi Bey. Fakat bunları hiçbir zaman kötü bir şekilde karşılamazdı Fikriye Hanım. düşünmüş olsaydı onunla evlenirdi tabi.... — Muallâ Tunçok Hanımefendi'nin kocası Abdur-rahim... tanımadığım halde....... Annesi o sıralarda hasta. Fikriye Hanım'a karşı O'nun da bir şeysi vardı ..... beğenmiyor annesi.... Ama bunu etraf doğru bulmuyor ve bu yüzden evlenecekler diye bir söylenti çıkıyor........... Hep isterdim ki keşke Atatürk O'nunla evlenmiş olsaydı.. diyebilir miyiz? — Şu şekilde .... izmir'deki misafirlik sırasında nedir?.. Konu böylece afişe olunca.. Sayın Gökçen... Salih Bozok'la beraber İzmir'e gönderiyor annesini. Tabii. işte biliyorsunuz.... kurtuluştan sonra onların evinde misafir kalıyor. Ankara'ya dönüyorlar. Efendim. mutlaka.. sofrada anlatırken.. Lâtife Hanım'ın Atatürk'le evlenmesi bir aşk evlenmesi değildi.. Lâtife Hanım'ın ailesi Fransa'da..... Annesi.. Atatürk Fikriye Hanım'la evlenmiş olsaydı.. Erkektir.. Lâtife Hanım'la Gazi Paşa evleneceklermiş” diye yaygın bir söylenti var.. Ve Lâtife Hanım'ı uygun qörmüyor.. Genç bir hanımın evinde misafir kalması şayiaya sebep. Lâtife Hanım ise ancak bir-iki görüşte tanımış oluyor Atatürk'ü. babası henüz dönmemiş İzmir'e..... O zaman taassup var.. — Hayır!.. Atatürk.. Daha sabırlı..... Bir genç kızla.ama evlenmeyi düşünmemişti... tâ gençliğinden beri yani...Atatürk . “Atatürk'ün annesi gelmiş. — Atatürk'le Lâtife Hanım arasındaki mesafe. durumu Gazi Paşa'ya yansıtıyor. Latife Hanım'ın evine. Hattâ AbdurrahirrîTunçok da beraber. genç kızlığından itibaren.... Çok büyük bir hürmetim var Fikriye Ha-nım'a karşı........ Annesi daha çok hastalanıyor orada... Onun evinde misafir kalmış olması..... belki 5i daha mutlu olurdu.... Atatürk tam bir karar veremiyor.. Salih Bozok.. “Sen onu görürsen..... ancak o zaman evlenebilirim!” diyor. Bir ev sahibesiy52 le misafir arasındaki mesafe midir?. Atatürk annesine söylüyor: “— Lâtife Hanım'la evlenmeyi düşünebilir miyim?. Keşke O'nunla evlenseydi Atatürk. Sayın Gökçen.... Atatürk memnun kalıyor bu misafirlikten. Bir şayia çıkıyor halk arasında.. — Şöyle diyebilir miyiz. Atatürk'ün annesine çok hürmeti vardı. Genç bir hanım.. Ben bunu sofra sohbetlerinde resmen Atatürk'-den duydum... annesinin düşüncesini söylemiyor Atatürk'e.... Bu konuda annesinin rızasını almadan bir sey yapmak islemiyor. bir erkek arasındaki mesafe midir?.... — Peki.. O zaman taassup var. Ayrıldıktan sonra bunları Atatürk'e açıklıyor Salih Bozok.. Onun için Fikriye Hanım'ın tabii çok daha iyi bir tutumu olurdu mutlaka. Şimdi herkes daha açık fikirli. — Bu anlattıklarınıza göre Fikriye Hanım kadar olmasa bile Atatürk'ün de O'na karşı ilgisiz ve sevgisiz kalmadığı izlenimini çıkarabilir miyiz? — Ona şüphe yok. Ama İzmir'de. Ufak tefek kaprisleri olabilir.. değil mi? — Evet.. bir rastlantı....” diyor.. O zamanlar Abdurrahim çocuk daha... Atatürk'ü iyi tanıyan bir kişiy-miş. daha hoşgörülü olurdu... beğenirsen.. Ama kısmet böyleymiş.. bir kadınla.... ve bundan doğan bir evlilik.... Doğrudan doğruya bir ev sahibesiyle misafir arasındaki mesafe...... Atatürk'ün rahmetli Başyaveri Salih Bozok' la yakın bir dialog kuruyor Lâtife Hanım. Salih Bozok'a diyor ki: “— Oğluma söyle. 53 23 . İnsandı Atatürk de.... Salih Bozok da.... Tanışma.evvelâ isterseniz... — Şayianın çıkması için bir sebep olması lâzım gelmez mi? — Sebep. Olumlu şekilde söylüyor.. Uygun bulmadım bu hanımla Gazi Paşa'nın evlenmesini!.. İzmir'e gönderiyor onları. Atatürk de evleniyor... İyi bir ahbap oluyor.. hatırlayacaksınız....” diyor. Daha değişik bir hayatı olurdu herhalde.

o da bir insan.... Son kartınız. herşey.. Belki seyahetlerinde herhangi bir kimse ile ilişkisi olmuş olabilir. Bu yönünü de ben tes-bite çalışıyorum.. — Bu konuda söyleyebileceğiniz başka bir şeyler var mı? — Sizin soracağınız bir şey varsa sorun.. Fakat. nihayet Atatürk de bir erkekti.. Benim şu anda hatırıma bir şey gelmiyor. o kalpte bir takım duygular taşıyan bir insan. NEBİLE ZSA GABOR SÖYLENTİLERİ ¦— Nebile'nin Atatürk'e âşık olduğu yolundaki yayınlar gerçek dışı mı? — Gerçek dışı. — Sayın Sabiha Gökçen.. şimdi çok sevdiği askerlik sanatının odak noktasında. Atatürk.... her insanda doğal olarak bulunması gereken bir takım hislerden yoksun değildi. Nebile âşık olsaydı Atatürk'e.. O günlerin havasını. ama.. Ve bunları da benim yerime Fethi (Okyar) Bey alacak... Göğsünde bir kalp.. o da bir insandı. Muhakkak değildi.. hakikaten bir kimseye aşık olmuş biri değildir. hazırladığım kitabın konusu Atatürk ve aşk.. — Tahmini olarak bir şeyler söyliyemez misiniz? — Gözümle görmediğim için bir şey söyleyemem.— O halde Atatürk'ün Latife Hanımla evlenmesi bir aşk izdivacı değil..Nebile 2 defa evlilik yaptı.. Gelip geçici duygulardır bunlar. Bir manastır hayatı mı yaşadı ömrü boyunca?.. — Elbette değildi.... O günlerin şartları içinde ve vatan görevi gerekleri çerçevesi içinde kalmış birer eski ve tatlı hâtıra idi artık.. Aksini söyleyecek kimse kalmadı hayatta. Corinne'e postaladığı mektuplardan izleyelim : 55 17 Mayıs 1915.. O bakımdan söylüyorlar. 54 memleketi kurtarmayı kafasına koyduktan sonra böyle bir olay kesinlikle olmamıştır.. ÇANAKKALE SAVAŞLARINDAN Mm. O büyük insanın çok yönleri tüm ayrıntılarıyla yazıldı. Herkes.. Maydos'a Fethi (Okyar)nin bir kartıyla birlikte geldi... arkadaş bildiği kimselerin hanımlarıyla asla böyle bir şey yapmazdı. Maydos Karargâhı 'Sevgili dostum... Bunun benim kusurum olduğunu mu söylemek istiyorsunuz? Tabii değil mi... ben Maydos'ta olacağım. sevgili dostum Corinne bunları bilmeyecek ve her zamanki gibi mektuplarını ve kartlarını Sofya'ya gönderecek... CORİNNE'E MEKTUPLAR Ülkesi savaşa girdikten sonra Mustafa Kemal'i Sofya'ya hangi kuvvet bağlayabilirdi.Siz ki benim özel hayatımı takip etmekten memnun olmak istersiniz.. Atatürk ve kadın.. Siz ki her şeyden haberiniz olduğunu iddia edersiniz .. Mimi..)nin hanımı Zsa Gabor'un Atatürk'le bir aşk gecesi yaşadığı yolunda bir küçük haber çıktı geçenlerde.. gece gündüz düşmanla savaşacağım.. Bilemem. büyük bir lider ama .. bu gibi şeyleri ortaya atıyorlar.... Ama gençken olmuş olabilir. — (.. o günlerin Mustafa Kemal'inin Mm..... — Hayır hayır. Aksini düşünemem hiçbir zaman.. Daha pek çok böyle gerçek dışı şeyler çıkıyor ortaya. Hanımlar kendilerini biraz daha lanse etmek için falan.. Tekirdağ 19'uncu Tümen Kumandanlığına tayin edilen Mustafa Kemal............ — Ben böyle bir şey olabileceğini sanmıyorum.. bir erkek. Çanakkale Boğazı'nda durum buhranlı bir hal alınca sevgili dostumuz Nuri (Conker)nin eski yeri olan Tekirdağ'a giderek ordaki bir fıkranın kumandasını üstlenmemi isteyen acele bir 24 ..... Nasıl olur da benim savaş alanında bulunduğumu öğrenemezsiniz. O büyük bir kumandan.. Elena.. Atatürk.. başkasıyla evlenmezdi . Komşu kızlarına filan aşık olmuş olabilir. — Benim tek diyeceğim şey: Atatürk. Nikolina.... — Peki. Herhalde Atatürk. Kitabımda işlemeye çalıştığım konu bu. Nebile olamazdı âşık.. Tarife Hanımefendi... Mara...... — Bu konuda şahit olduğum bir şey yok....... çünkü Nebile'yi de bir evlâdı mânevi olarak aldı Atatürk. Gerçekten hayretler içinde kaldınız sanırım. Anna Todorova. — Büyük bir liderin özel yaşamı genellikle kapalı kalır.

şu ana kadar daima başardım.. Matmazel Edith'e içtenlik dolu dostluk duygularımı. Ve yerimde kalırsam kuvvetle umuyorum ki hep başaracağım!.. Yeni dostlarıma Allahaısmarladık bile diyemeden Sofya'dan ayrıldım. 56 Corinne!. anneniz hanımefendiye ve babanıza saygılarımı lütferi bildiriniz. Çanakkale Boğazı'nı müttefiklerin çıkarma girişimlerine karşı savunuyorum. Günlük çalışmalarından arta kalan zamanlarında canı roman okumak istemektedir. Burada benim adım fazla duyulmazsa hayret etmeyiniz.. mermiler başlarımızın üstünde patlayıp gidiyor. Siyasi ve askeri genel durum hakkındaki görüşlerinizi bana açıkça söyeyiniz Corinne. Arıburnu Cephesi'nde İngiliz kuvvetleri ağır yenilgilere uğramış.. Anlıyorsunuz ki oldukça meşgulüm. 20 Temmuz 1915 “Sevgili Madam. Ama dostlar arasndaki bağları her zaman kuvvetlendirerek geçer gider zaman.... MAZİ VE MAZİNÎN ANILARI ÖLÜMSÜZDÜR BENÎ UNUTMAYINIZ CORİNNE!. kolay kolay aralamadığı kalbinin kapılarını. İki aydır buradayım. Mazi ve mazinin hâtıraları ölümsüzdür.... Biliyordum ki bu. 'Zaman geçer gider. Kemal” Mustafa Kemal'in savaş içinden Corinne'e özet kurye ile ulaştırdığı bu mektup gösteriyor ki büyük asker. 19. büyük asker Mustafa Kemal savaş meydanlarında ilk askeri zaferini kazanmış. ÖLSEM BİLE!.. Kurşun vızıltıları ve bomba gürültüleri 25 . Çünkü postayla ancak pek mânâsız birkaç kelime yollamak mümkün olabiliyor. arkasından “Miralay” (Albay)lığa yükseldiği tebliğ edilmiştir kendisine. Maydos..” diyebilmektedir. Buradaki hayat pek fazla sakin değil. Size istediğiniz zaman hemen cevap yazamazsam umarım ki beni mazur görür ve bana kısa.. Ve savaş gecesi siperlerin içinde Mehmetçiği harekete geçiren de odur.. Birkaç gün önce içinde bir takım şakalar bulunan bir kartpostal yollamıştım. basit kartlar postalayabilirsiniz. Benim bu konuda size verebileceğim bir izahat yok. şarapneller.. Corenne'e hafifçe aralamakta ve duygulu bir seslenişle “Geçmiş günler ve o günlerin hatıraları ölümsüzdür. beni unutmayınız Corinne!. Bir ilk adımdır. Mektubu bizzat size vermesi için fırkamdan bir zabit gönderiyorum. Mısır'a hareket etmeden ve Kudüs'te dinlenmeye karar vermeden sizin evde bir akşam yemeği yiyebilen ve size sıcak duygularla veda edebilen Nuri. “Harp Liyakat Madalyası” ile takdir ve taltif 57 edilmiştir. Fırka Kumandanı M.. Kazandığı zaferler ve madalyalar O'na göre bir başlangıçtır. Şüphesiz biliyorsunuz ki savaşı yöneten sizin dostunuzdur.. “CESUR VE İNANÇLI ASKERİM ŞEHİT OLURSA CENNET'E GİDECEĞİNE YÜREKTEN İNANMIŞ” Karargâhındaki görevlilerden birinin İstanbul'a yapacağı seyahati fırsat bilen Mustafa Kemal. Çünkü bu önemli savaşın onurunu Mehmetçiğe kazandırmayı tercih ettim. hiçbir zaman benim gibi hareket etmez.. Aziz Corinne.. Miralay Mustafa Kemal'in karargâhı hâlâ Maydos' tadır.telgraf almıştım.. Savaş devam etmekte ve Mustafa Kemal büyük bir başarı ile İngiliz kuvvetleri karşısında savunmaya devam etmektedir... benim için bir nezaketsizlik idi. Ben bu savaşta ölsem bile beni ve o hatıraları unutmaynız!. Sevindirici olaylar üst üste gelmektedir. Corinne'e yeni bir mektup yazmaktan kendini alamıyor. Ama yine de şüphe etmeyiniz ki hafızalarımızda silinmez izlerini sakladığımız güzel anları asla unutmuş değilim!. Karargahımın kâtiplerinden Hulki Efendi'nin İstanbul'a gelmesinden faydalanarak size bu satırları yazıyorum. savaş psikolojisinin belki doğal bir sonucu olarak Mr. Sofya'dan ayrılışımı ve burada görev alışımı size niçin haber vermediğimi bana sormayınız. Gece gündüz top sesleri. Almanlar da bu genç kumandanı Demir Haç Nişanı ile değerlendirmişler. Hattâ bu savaşta ölsem bile.

Sevgili Edith'in —âdeta bir melek gibi— falımıza baktığı tatlı anları —kendisi memnun ve mutlu olsun diye— hatırlamamıza müsaade eder misiniz? 60 26 . Oysa ben. Gerçekten onlara göre 2 sonuç ihtimali var: Ya gazi olmak ya da şehit olmak. Üç gün sonra buluşacağız ve inanıyorum ki geçmiş günlerden ve sizin sevgili varlığınızla süslenen hatıralardan uzu uzun söz edeceğiz. kızkardeşi Edith ile birlikte. Co-rinne oturuyordu. Fırka Kumandanı" “YA HİÇ DOĞMAMIŞ. OLMAK.içinde adeta bir cehennem hayatı yaşıyoruz. Adı ve ünü bir anda bayraklaşan Mustafa Kemal her gittiği yerde büyük bir saygı ve hayranlıkla karşılanıyordu. Çok şükür ki askerlerim pek yürekli ve düşmandan daha dirençlidir..... Siirt'e üç gün uzakl'ktaki Miyotarkin'de benimle fou'uşması için Diyarbekir'deki Nuri'ye talimat verdim. Miralay: M. Daha önceki mektuplarının çoğunda “Sevgili Co-rinne” diye başlayan Mustafa Kemal. Pangaltı'da.. Siirt'ten gönderdiği mektubunda da Maydos'tan yazdığı son mektubunda olduğu gibi “Sevgili Madam” hitabı ile dikkati çkemektedir. Harbiye Mektebi'nin karsısında bir konak vardı: Tabib Miralay Mösyö Luigi'nin konağı. Belki de ablası Corinne'in büvük dostluğunu gölgelememek için içindeki duyguları bastırıyordu. Olayların etkisiyle sertleşen karakterimi -mantıklı öğütlerinize dayanarakyumuşatabilmek için romanlar okumaya kararlıyım. Doktor Hüseyin Bey. Corinne'e yazılmış mektuplarda ve Corinne'den Mus59 tafa Kemal'e ulaşan haberlerde bu duygunun belirtilerini sezmemiz çok kolay. hurileri onları karşılayacak ve sonsuza kadar onların arzusuna tabi olacak. Herkesin büyülendiği tatil ve esprili konuşmalarınızdan zev alabilmek imkânından mahrumum. onları çok defa ölüme götüren emirlerimi derhal yerine getirmelerini gerektirmektedir.. Uzun ve çok yorucu bir yolda iki aylık bir seyahatten sonra dinlenebilmek için bir fırsat olabileceğini sanırsınız değil mi?. bu muhayyel istirahata kavuşmak için Tan-rı'nın cennetine gitmeye hiç de niyetli değilim. Yarın yine bir başka yönde yola çıkıyorum. bilir misiniz.KEMAL 19. Gerçek dostluğumu kanıtlamak için bu kez sizden önce kaleme davrandım.. Nerdee. Siirt... Bu dinlenme ancak ölümden sonra mümkün olabilir. Çünkü bu olayların ardı arkası kesilmez. ben bu mektubu yazarken yanımda Size neler yazdığımı soruyor ve kimin Matmazel Edith'e ait olduğunu öğrenmekte ısrar ediyor. Orada Tanrı'n'n en güzel kadınları. Mustafa Kemal'in kahve falına bakmıştı. Şehit olmak nedir. Beşiktaş'ta Akaretler'de oturuyorlardı. Edith'in fal baktığı günü sık sık anımsıyordu. Ve mektubun içeriğinde “Matmazel Edith” daha fazla bir ağırlık kazanmaktadır. Ziyaretlerinin birinde Matmazel Edith. beybabanıza saygılarımı ve Matmazel Edith'e en içten duygularımı arzetmenizi ve en sıcak ve saygı dolu bağlılılklarıma inanmanızı rica ederim. Bir süre sonra. Bunları kesinlikle bilmemiz olası denil amma.. doğru cennete gidecek. Matmazel Edith'in Mustafa Kemal'e karşı özel bir sempatisi vardı. Çünkü dinsel inançları. En yüksek 58 mutluluk!. Bu nedenle aşk duygularından ve pek az fikrine katıldığım bir insan'n hayat felsefesinden başka bir şey ilham etmeyen bir romanın tefrikalarını okumak ihtiyacını duydum.. Bu konakta yüzbaşı Ömer Lutfi Bey'in dul eşi Mm. YA DA HİÇ UNUTULMAMAK İSTERDİM!. Hulki Efendiye birkaç roman ismi verin. gidip satın alsın.. Anneniz hanımefendiye.” Çanakkale savaşlarının genç ve muzaffer kumandanı İstanbul'a döndüğü zaman annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşi Makbule. Üvey babası Ragıp Efendi ise bir süre önce ölmüştü. 1916 yılının başlarında tayini Kafkas Cephesi'ne çıkan ve Nisan ayının ortalarında Silvan'da kumandayı ele alan Mustafa Kemal. 6 Mayıs 1916 “Sevgili Madam. Moralleri de yüksektir. sevgili Madam..

Her şeyini ben temin edeceğim. şimdi evlenmenin sırası değil!. artık delikanlı bir zabit değil. İkinci Ordu Kumandan Vekilliği'ne tayini.. Veliaht Vahdettin Efendi ile Almanya seyahati. güzelliği dillere destan Sabiha Sultan'ın özel bir ilaisi vardı nene generale. generallerle ve para ile birlikte sona erer.... duygulu... Mektubumun geri kalan kısmını şu anda cnüm-de duran bir kitaptan alıntılarla dolduracağım. Mümkün değil bu. Ruhların takati bittiği zaman generaller kendUerine gelemezler. Zübeyde Hanım'ın sevgili evlâdı.. Ve birbirini izleyen olaylarla yüklü yıllar.. İstanbul'a dönüş.....Doktor Hüseyin Bey. demişti..diyordu. kültürlü. Zübeyde Hanım o yıllardaki görüşmesinde ısrarla üstüne üstüne gitmişti meselenin: — Oğlum!. Ben vereceğim...... Bu. oğlu Mustafa Kemal'i evlendir meyi tâ Selanik'te oturdukları zamanda beri istemektedir. Yalnızım ama herşeyi tasvir edebilmekten acizim. ve zaferler. Çünkü esas amaç. Şu anda yalnızım. Saraydan aracılar gelip gidiyordu Sabiha Sultan'la Kemal Paşa'yı başgöz etmek için... Oğlunun cevabı yine kesindi: — Anneciğim . Bitlis'in ve Muş' un düşmandan geri alınmasındaki başarısı nedeniyle yeni yeni takdirler.... Damat Mustafa Kemal paşa olmayı kesinlikle kabul etmedi... Altın saplı şemsiye vereceğim... Başkumandan Vekili Enver Pa-şa'nın masasına kadar ulaşan “Mustafa Kemal” imzalı sert raporlar. bu güçlü ve 62 ünlü kumandanı saraya damat yaparak sallantıda olan Osmanlı saltanatını kurtarabilme umudunu biraz daha sürdürmekti. yıldızı parlamış ünlü bir generaldi. Ve de. hırslı ve memleketinin geleceği için mutlaka bir şeyler yapmaya kararlı bir general.. MİGNET” Son söz: “Ya hiç doğmamış olmayı..... Beni bekleyen büyük işler ve vazifeler var!.. 27 . CHATEAUBRİAND” Adres: General Mustafa Kemal Diyarbekir” Mektubunu altındaki imzada “General” kelimesi bulunması göstermektedir ki Mustafa Kemal'in Mirliva (Tuğgeneral) lığa terfii 1 Haziran 1916 olmasına rağmen. Mustafa Kemal Paşa idi o artık....... hiç düşünme. Osmanlı İmparatorluğunun ve müttefiki Almanya'nın yenilgisiyle biten Birinci Dünya Savaşı'nm mütareke yılları.. askerlerle. Ben vatanımla evliyim. ya da hiç unutulmamayı isterdim. Mustafa Kemal'i etkilemek için uydurulmuş bir senaryo idi aslında.yakışıklı. Gözüm kapanmadan evlen!.. Padişahın kızkardeşi Prenses Münibe'nin aile dostlarıyla birlikte aracılık yaptığı bu konu için Mustafa Kemal Paşa'nın kararı olumsuzdu. Çok genç ...... Zübeyde Hanım'ın gündeminde. paşalığa yükselişi daha önceden kendisine tebliğ edilmiştir. Vatanın meseleleri halledilmeden insan kendi meselesini düşünemez!..... Bugün evlenmekten daha mühim memleket işleri var. 35yaşındadır Mustafa Kemal. Zübeyde Hanım... PADİŞAH KIZIYLA EVLENİP SARAYA DAMAT OLMAYI REDDETTİ Bazı kaynaklar Mehmet Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan'ın “Fahri Yaver” Mustafa Kemal Paşa'ya âşık olduğu yolunda söylentiler çıkarmıştı. MUSTAFA KEMAL'E GERÇEKTEN ÂŞIK BİR GENÇ KADIN: FİKRİYE Mustafa Kemal'in üvey babası Ragıp Efendi'nin bir kardeşi vardı: Miralay Hüsamettin Bey. Oysa şimdi aradan çok zaman ve çok olaylar qeç-mişti. 61 Harbiye'yi bitirdiği yıllarda aynı konu yine yer almıştı. Halep. Paradan yana düşünüyorsan.. Suriye. oölunun kısmeti açılmıştı: Padişah Vahdettin'in kızı.“. Matmazel Edith ile ilgili sa-t:rlan yazdığım sırada beni yalnız bıraktı. Annesinin bu yöndeki teklifini kesinlikle reddeden genç zabit Mustafa Kemal aynen şöyle demişti o zamanlar: — Anneciğim.. Madalyalar... Zübeyde Hanım'a pöre..

Bu anlattıklarımız. Ankara'nın en ¦kritik günlerini yaşadığı o dönemde bu fikri Mustafa Kemal'in de onayladığıdır. Jülide ve Fikriye adlarında iki kız vardı Hüsamettin Bey'in. Duygularının ne zaman güçlü bir aşka dönüştüğünü bilmek. 1920 yılının sonbahar aylarıydı. sanıldığı kadar kolay değildi o günler.50 28 . Haber. amcasının bu yakışıklı üvey oğluna karşı sevgisel bir yaklaşım içindeydi.. “Ağabey” diye hitap ettiği ve ağabey gibi sevdiğini sandığı Mustafa Kemal Paşa'nın çevresinden ayrılmayan kanatsız bir melek gibiydi Fikriye. Bilinmiyor kesinlikle. Bursa tarikiyle (yolu ile) Ankara'ya gittiğinden ve hemşiresi jülide Hanım dahi vefat ettiğinden (öldüğünden) yalnız kalmış ve bu hal ile artık İstanbul'da devam-ı ikameti (oturmaya devam etmesi) gayrimümkün (o'anaksız) olduğundan oraya ne suretle ve hangi tarikle (yolla) hareketi tesvip (onay) buyrulursa emı-ü irade develtle-rine mutnazır olduğu (yüce emir ve isteklerinize hazır olduğu) arzolunur. Ankara'da kalmakta bulunduğu “Ziraat Mektebi”nden şimdiki Ankara Gan'nın yanında bulunan “Direksiyon binası”na nakletmişti. Ama çok önemli bir sorun vardı: İstanbul'dan Anadoul'ya geçmek. Sivas Kongresi'nden itibaren yanından ayırmadığı Bekir Çavuş. İşte bu sırada Fikriye'nin Ankara'ya getirilmesi ve yakın akrabası Mustafa Kemal'in hizmetinde görev alması düşünüldü. Mustafa Kemal'in rahat ve huzurunu sağlamaya yetmiyordu. Şimdi. Fikriye. başta Makbule Ata'dan olmak üzere. çok duygulu.36 Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci Bey'in aynı tarihte Ankara'ya çektiğKbir telgrafın metni de şöyle: TELGRAFNAME Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Merkezi No: Kelime Alındığı mahal Tarih ve saati Ereğli 378 50 Kastamonu 23. sevinçten. Türkiye'de ilk kez bu kitapla kamuoyuna yansıttığımız tarihi ve resmî belgeleri konuşturalım biraz: “Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci” imzasını taşıyan 11. Diğer çocukları gibi kızı Fikriye'yi de batı kültürü ile yetiştirmeye özen gösteren Miralay Hüsamettin Bey. Genç kızlığının ilk kilometre taşlarında Mustafa Kemal Paşa ile tanışan Fikriye. ilk sıralarda. İstanbul'a özel bir kurye ile ulaştırıldı. Enver adında bir oğlu. çocuk yaşlarında piyano dersleri almaya başamıştı. Aşırı derecede duyarlı. elbet olası değil. Rumeli'liydi. ' Biraderi Enver bey.11.1336 (1920) tarihini taşıyan bir yazı: 64 Karadeniz Ereğlisi Şifre: 767 Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Fikriye Hanımefendi.Mustafa Kemal'in üvey amcası sayılan Miralay Hüsamettin Bey.11. ince ruhlu bir genç kızdı. her büyük aşkın ilk yol kavşağında olduğu gibi. 11. bugün İstanbul'dan gelmiştir. mutluluktan. Bu fikri ilk kez ortaya kim attı?. onu çok aradığı ve özlediği. o günleri yaşayan canlı tanıkların anı.. gözlem ve izlenimlerinden oluşan bilgiler. Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa. Kim düşündü?. Bilinen tek şey. Ancak. 63 her zaman herkese ondan söz ettiği. coşkudan uçuyordu adeta. bilgili ve ileri görüşlü bir askerdi. Atatürk'ün kız kardeşi rahmetli Makbule Atadan'ın da kabul ve beyan ettiği bir gerçek. Kızı Fikriye. bu küçük bina içinde Mustafa Kemal Paşa'ya hizmet etmeye çalışan görevlilerin başında geliyordu. diğer görevlilerin çalışmaları da. Ama Bekir Çavuş'un hizmetleri de. Mustafa Kemal in Anadolu'ya geçtikten sonra Fikriye'nin duygusal bir bunalıma kapıldığı.

Yazılmıştır. 29 .36 ve 5-2957 tel. 13. Paraca olan ihtiyacınız buradan.11..1336 Kaymakam Naci Mustafa Kemal Paşa'ya hem yazıyla hem de. bir yandan da Mustafa Kemal'in emri ile Karadeniz Ereğlisi Kayma-kamlığı'na ayrı bir telgraf çekilmiştir: 66 Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara Riyaseti 11. . (imza) (imza) Bir yandan Fikriye Hanım'a.1336 (1920) tarihini taşıyan belge. 11. Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara Kalem i Mahsus 13. Fikriye H&nım'ın yanına şayanı emniyet ve itimat (güvenilir) polislerden birinin tefriki (yol arkadaşı olarak ayrılrnası)ile Kastamonu'ya kadar gönderilmesi ve bu hususta ihtiyar ediienek (yapılacak) mesa-rifin (giderlerin) buraya iş'arı (bildirilmesi) ile derhal tesviye edileceği (ödeneceği) ve şayet İzmit Fasrika Müdir-i sabıkı (eski müdürü) olup birkaç gün evvel oraya geldiği haber alınan Mithat Bey.Dahiliye Vekaleti Vekili Adnan Bu telgrafın şimdi makina başında keşide edilmesi (çekilmesi) emrolunmuştur.C. doğrudan doğruya Fikriye Hanım'a yazılmış bir telgraf müsveddesi. Mithat Bey Fikriye Hanımefendi ile birlikte bu gece alaturka saat beş buçukta Kırım vapuru ile inebolu'ya hareket eyled'ği ve esbab-ı seyahatleri (seyahat sebepleri) temin ve keyfiyet (durum) İnebolu Kaymakamlığı'na da telgrafla bildirildiği arz olunur efendim. eiyevn (şimdi) orada olup bursya gelecekler ise kendileriyle birlikte gönderilmelerinin muvafık (uygun) olacağı bildiriliyor. şakalaşır ve görünüşte bir “ağabey sevgisi” ile dolup dolup taşardı Mustafa Kemal için.13. Kaymakamlığa yazlmıştır. (İstekleri gereğidir) Sizin de buna göre hareket etmeniz muvafıktır (uygundur).11. günlük ev işlerinde “Zübeyde Hanım Teyzesi”ne yardımcı olmaya çalışır. Mustafa Kemal Paşa'nın her türlü hizmetinde bulunur. derhal çekilmek üzere bu telgraf müsveddesi hazırlanmış.11. Büyük Mil'et Meclisi Yaver: Salih Bun'arın şimdi maklna başında keşidesi (çeklmesi) Yazıldı..1336 (Özel kalem) Adet: 767 Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Vasıtasıyla Fikr'ye Hanım'a Muvasalatınızı (varışınızı) şimdi haber alarak yanınıza şayanı emniyet (güvenilir) polis memurlarından birinin tefriki ile (yol arkadaşı olarak ayrılmasıyla) Ankara'ya hareket etmeniz arkadaşlarımdan o'up birkaç gün evvel buraya gelmek üzere Ereğli'ye geldiğini haber aldığım M'th-t Bey'le birlikte gelmeniz.11.11. daha önceden Ankara'dan çekilmiş bir telgrafa yanıt olduğu anlaşılan bir “Telgrafname” ile “Fikriye Hanımefendinin seyahati ile ilgili bilgiler sunan Karadeniz 65 Ereğlisi Kaymakamlığının bu belgelerinden başka iki belge daha var dosyamızda.1336 (Başkanlığı) Kalem-i Mahsus (Özel Ka!em) ' Adet (sayı): 767 Karadeniz Ereğüsl Kaymakamlığı'na. bazı günler O'nunla söyleşir. Hareketinizin iş'arı (bildirilmesi) Paşa Hazretlerinin arzuları iktizasındandır. 13 Seryaver: Sdih (imza) Akaretler'deki 76 No'lu eve sık sık gelen Fikriye. (okunamadı) üzere Kaymakamlıktan temin edilecektir.

Fikriye.. boynunda Mustafa Kemal Paşa'nın teşbihinden yapılmış bir kolye.. köşkün hizmetlerini yürütme çabasmdaydı. köşkün düzenlenmesi işlerinin tümü Fikriye Hanım'ın gözetim ve denetiminde yapılmıştı... Fikriye Hanım. 30 . Fikriye Hanım. Osmanlı Devleti'nin kaderini belirlemek için. düşman kuvvetlerinin büyük saldırılara hazırlandığı. o günlerin yaygın adıyla “Villa”. Ayaklarında zarif çizmeleri. Sık sık toplantılar yapılıyordu. huzurunu. çok önemli sorunların çözümü için uğraşıyordu. deliler gibi âşık olduğu Mustafa Kemal Paşa'sının yanında ve hizmetinde bulunduğu için mutluydu. sevgi. Kısa bir süre önce askerlerin ve muhafızların gördüğü bir çok hizmetler. Bu geçici konutun ihtiyacı karşılayacak büyüklükte olmaması çeşitli sıkıntılar doğuruyordu. Ve daha pek çok önemli konu vardı Mustafa Kemal Paşa'nın gündeminde.... zarif bir kadın ruhunun gözetim ve denetimi altında yeni bir biçime sokulmuştu. Londra Konferansı toplanıyordu.. . öğle sonu gezintileri yapardı Çankaya sırtlarında. Ruşen Eşref (Ünaydın) ile eşi Saliha Hanım. “Reis Paşa”nın direktifleriyle. yen konutlarında piyanonun başına geçer. bir payton arabasına binerek gidip baktılar köşke.. uzak mesafelerden 67 beklenen duygulu konuğuna kapılarını açtığı günler. güvenliğini -duyaulu bir kadın yüreğinin coşkulu çırpmışlarıyla. Çok sevdiği. içtenlik dolu bir ilgi ve hizmete dönüştürebildiği için mutluydu... Beğendiler.sağladığı için mutluydu. gündüzün her saatinde “Direksiyon binası”ndaki konut. PİYANO BAŞINDAKİ ROMANTİK KIZ Çankaya'daki köşke taşınma. zaman zaman Rumeli türküleri çalardı Mustafa Kemal Paşa' nın günlük yorgunluğunu birazcık olsun silebilmek için. kimi zamanlar ata biner. Çerkez Ethem. Mutluydu Fikriye Hanım. belki de bu duyguları anlaşıldığında Mustafa Kemal Paşa'nın ilgisini yitireceği kaygısıyla çok ölçülü ve dikkatli davranıyordu. Gecenin. Ruşen Eşref ve eşi. 6 Ocak 1921 tarhiinde Yunan kuvvetleri tüm cephelerden saldırıya geçmişlerdi. Hepsinden önemlisi. Ankara'ya kafa tutuyordu. 1920 yılının kışı başlamak üzereydi. sağlığını sarsabilecek kadar yoğun bir çalışma ile. dağ qibi sorunları göğüslemeye çalışan Mustafa Kemal'in rahatını.. Ankara istasyonundaki “Direksiyon binası”. Türkiye Cumhuriyetinin ilk Anayasası olan “Teşkilâtı Esasiye Kanunu”nun ön hazırlıkları yapılıyordu. Çocuk yaşlarından beri piyano çalan Fikriye Ha68 nım. Çocuk yaşlarından bu yana içinde yaşattığı duygularını. Henüz birinci yılını doldurmamış bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti. şefkat. bu denli büyük olayların oluştuğu ve geliştiği bir ortamda. kendi duygularını belki çevresine sezdirmemek için. Çerkez Ethem'in büyük problemler yaratarak Ankara'ya kafa tuttuğu ve gizliden gizliye isyana hazırlandığı kritik bir" dönemde. Çankaya sırtlarında büyük ve güzel bir köşkün varlığından söz ettiler Mustafa Kemal Paşa'ya. rahatı ve hısru-ru olmak üzere her konuda büyük br özen ve duyarlık içindeydi Fikriye. Ve geciktirilmeden buraya taşınıl-ması için gereken ön işlemleri ve hazırlıkları tamamladılar. Fikriye'nin Ankara'ya gelişi. Piyanonun tuşlarında dolaşan zarif parmakları Paşasının çok sevdiği Rumeli türkülerini hep aynı sevgisel mutluluk içinde çalıyor ve türkü faslı bittik69 ten sonra çok anlamlı bir şarkı ile noktalıyordu bilinç altına ittiği duygularını: Mani oluyor halimi takrire hicabım!.. Mustafa Kemal Paşa'nın oturabileceği ve rahatça çalışabileceği veni bir yer gerekiyordu. Baş yaver Salih Bozok. yeni bir renk ve güvence katmıştı Mustafa Kemal Paşa'nın yaşamına: Başta Paşa ağabeysinin sağlığı. yoğun bir konuk trafiğinin akışı içindeydi. saygı.

yataktan kalkmıştır. Mustafa Kemal. sıtma olduğunu ve ayrıca da bir böbreğinin zafiyetinden biraz (.... Bu ilginin niteliğini saptamak oldukça güç olmasına rağmen yorumunu ve değerlendirmesini yapmak o denli zor değildir. Bu kitap.3. Yunan cephesinde savaş devam ediyordu. Atatürk gibi büyük bir insanın özel yaşamındaki tarihsel gerçekleri saptamak ve unutulmasını önlemek de bu eserin yazılış amaçları arasındadır. Deliler gibi sevdiği Mustafa Kemal Paşa'nın yakınında olmak. Başkumandan Mustafa Kemal. Fikriye Hanım'ın yüreği başka çağrılar içindeydi..1338 Ktı'em-i Mahsus.... 28 Mart 1338 (1922).. * 31 . Bunların tüm Çankaya'daki köşke taşınmadan sonraki ilk altı ayın tarihsel olaylarıydı. Gerek. hele hele. bir yandan uluslararası konferansları izlemek ve yönlendirmekle yetinmiyor.... duygusal yaklaşımların öyküsünü yansıtmak amacını taşımıyor. Fik-riye'nin sağlık durumu ile de yakından ilgileniyordu. Fikriye için çok büyük bir mutluluktur.. bir yandan cepheyi.. Sakarya zaferi. Tarih. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa..... Derken Başkumandanlık Kanunu'nun Meclis'te görüşülmesi.. Olaylar çok hızlı gelişti: 20 Ocak 1921'de Teşkilâtı Esasiye Kanunu kabul edildi Büyük Millet Meclisi'nde. içine gömdüğü büyük sevgiyi çevresinden gizlemeye çalışarak Çankaya Köşkü'nün yö71 netimin] üzerine aldığı zaman 25 yaşını henüz doldurmamıştır. Çankaya Köşkü'nün yönetiminde söz sahibi olmak.. Aslı Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde 14767 sıra numarasında kayıtlı bulunan bir belgenin elimizde bulunan suretini birlikte okuyalım: Türkiye Büyük Millet Meclisi Zata mahsustur Riyaseti 28.Müdiriyeti (Özel Kalem Müdürlüğü) Şifre: 150 Takiben (Nerede olduğu izlenerek kendisine verilmek üzere) Garp Cephesi'nde Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Paşa Hazretlerine Fikriye Hanımefendi. Gel!.. Arkasından İstanbul ve Ankara hükümetlerinin birlikte katıldıkları Londra Konferansı. Mutlu günler çabuk geçer. Savaş meydanları “Geeel!.” diye çağırıyordu Başkomutanı. Birinci ve İkinci İnönü Savaşları. Sağlığı bozulmuştu.Piyanonun tuşlarında dolaşan parmaklar bir süre sonra mutfakta irmik helvası hazırlıyordu Mustafa Kemal Paşa için.. Bugün kendisini muayene eden doktorun. Sık sık doktor kontrolünden geçiyordu. bu yandan Büyük Millet Meclisi' ni. Fikriye Hanım'ın iç dünyasındaki savaşlar da.) kaptığını ve iptida (önce) kinin ile sıtma ve bila-hsra (sonradan) böbrek rahatsızlığı tedavi olunacağını söylediğini kendi ifadelerine atfen (dayanarak) arzederim. birkaç ay sonra yapacağı Büyük Taarruz'un ön hazırlıklarını denetlemek üzere cephede bulunduğu bir sırada Fikriye Hanım'ın sağlıksal durumunu da izlemek gereğini duymaktadır. Fikriye Hanım'ın mutlu günleri de sayılıydı. sadece bir takım romantik sevgilerin. Riyaset Kalem i Mahsus Müdürü (Başkanlık Özel Kalem Md) Hayati Fikriye Hanım.... Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'-la yaptığımız günler ve haftalar boyu süren uzun qö-rüşme. gerek diğer araştırmalarımız sonunda sağla70 dığımız resmi nitelikteki belgeler göstermektedir ki Fikriye Hanım'ın büyük sevgisine karşı Mustafa Kemal Paşa da tamamen ilgisiz değildir. Ve daha nice olaylar.

. ne de son. Mustafa Kemal Paşa'nın emrine uyarak İzmit'e göndermişti. zaman zaman Fikriye ile tartışıyor ve ağabey-sine karşı gösterdiği aşırı ilgi nedeniyle bir antipati duyuyordu Fikriye Hanım'a. — Başüstüne Paşam!.. artık Mustafa Kemal Paşa'ya kızkardeşinden daha yakındı. Makbule Hanım'la aralarındaki zıddiyet ve geçimsizlik Fikriye Hanım'ın köşkteki yaşamını etkilemedi. Sıcacık bir hanım ilgisinin köşkün kavasını ne denli değiştirdiğini gören Mustafa Kemal Paşa kızkardeşi ile annesini de Çankaya Köşkü'ne aldırmayı düşünmüştü. Akaretler'deki evden beri sürüp giden bir duygusal yaklaşımın doğal belirtileriydi.. dedi. becerikli bir kadındı Fikriye Hanım.. Fikriye Hanım'la Makbule Hanım'ın ne ilk tartışmalarıydı. Yıllar geçti Çankaya Köşkü'n-de. Zeki. Mahmut Soydan'ı caöırdı.. sevimli. Mustafa Kemal. Makbule Hanım da kaygı ile sezmişlerdi o zaman. ÇANKAYA'DA BİR GECE. Mustafa Kemal'in üstüne.titiriyordu adeta... sofraya gelsin? Çankaya Köşkü'nde konuk bulunan ve sofradan erken kalkmış olan Makbule Hanımın kocası... tüm köşk presoneline sevdirmişti. Gnler. Fikriye Hanım da sofrada. Sofradaki kalabalığın bir kısmı çekilip gitmişti. eniştesine önce bir kadeh içkf ikram etti..** Kısa bir süre içinde Çankaya Köşkü'nü düzene sokan Fikriye Hanım.. tartışma ve sürtüşmelere kaldıkları yerden devam edeceklerdi... Fikriye Hanım için her anı bir ömre bedel. Klod Farer ile İzmit'te mülakat yapacak olan Mustafa Kemal'in ordaki istirahatinin ön hazırlıkları için Fuat (Bulca) Bey İzmit'e hareket ederken Fikriye Hanımı da aldı yanına. o yıllarda Emir Subayı olan sonraki yılların Siirt Milletvekili. * 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan bir mücadele. — Mustafa Mecdi Bey'i uyandır... Bir Fikriye ile görüştük. Bu. Bir süre sonra. tâ İstanbul'dan. artık yeni unvanı “Gazi Mustafa Kemal Paşa” olan büyük kumandan 9 Eylül 1922'de askeri şahlanışını İzmir'de noktalamıştı.. Binaenaleyh valide ile hemşireyi İzmit'e getir sen.. sonra kelimelerin üstüne basa basa: — Seninle görüşmemiz yarım kalmıştı. O'nun bu candan ilgisi.. 32 ..Mustafa Mecdi Bey'i uyandırdıklarr zaman sabah yakındı... Giyindi. Fuat Bulca. mutlu ve güzel yıllar. siz de hemşire ile İstanbul'a dönersiniz!. Mustafa Kemal'in eniştesi.. sayısız isyanlar ve birbirini izleyen zaferlerle sona ermiş.... İZMİR GÖZTEPE'SİNDE SİYAH GÖZLÜ BİR GENÇ KIZ: LATİFE HANIM!. Çok sevdiği Mustafa Kemal Paşasının tarihlere sığmayan mücadeleleri ve zaferleriyle dolu yıllar. Haftalar. Fikriye'nin bu duygusal eğilimini Zübeyde Hanım da. sofrabaşındaki Mustafa Kemal Paşa'yı dikkatle dinliyorlar. bu içten davranışları... Bir gece.. Çankaya'da ünlü sofraların kurulduğu bir gece. Birbirlerini incitecek kadar hırçın davranışlarla tartıştılar.. henüz Mustafa Kemal gelmeden İzmit'te kapıştılar. Ruşen Eşref. kuşandı ve tekrar sofra erkânına katıldı Mustafa Mecdi Bey. ama bu kez Ankara'da Çankaya Köşkü'nde. O da senin fikrinde. Ali Kılıç.. Mustafa Mecdi Bey de İstanbul'a gitmiş karısı Makbule (Atadan) Hanım'la Zübeyde Hanım'ı... Araları şeker renk olan Makbule Hanım'la Fikriye Hanım.. Hattâ Mustafa Kemal'in kızkardeşi Makbule Hanım. kendisini yalnız Mustafa Kemal Paşa'ya değil. Klod Fa-rar'Ie görüştükten sonra valide ile birlikte Ankara'ya dönerim.. akla hayale gelmeyen iç ve dış olaylar. O sıralarda Türkiye'yi ziyaret eden Klod Farer'te görüşmek için Mustafa Kemal Paşa'nın yapacağı Iz72 mit seyahati üzerinde sohbet ettikleri bir sırada Mus tafa Kemal. 73 O. Ben..

bu iki kişi arasındaki aşk başlangıcıydı. “O akşamı şenlendiren olay... saatlerce gözlerim kapalı düşünüyorum.. Ünlü yazar ve o gecenin tanıklarından Halide Edip Adıvar. hayalen daima beraber yaşayacağım. cıvıl cıvıl bir genç kız.Güzel bir İzmir akşamı. 25. Fikriye Hanım'ın 33 . Bir süre İzmir'de kaldıktan sonra Ankara'ya dönen Gazi Mustafa Kemal. siyahlar giyinmiş. hürmet. bütün ailemin hale-i saadetidir (Mutluluğunun ışıltısıdır). Görüyorum ki bütün hissiyatımla zât-ı devletini-nizi takip etmekteyim.10. o'muştu. Bar zen dalıyorum. Muvafakat buyrulmadı.. kendisi için saklanmış olan sadakat. Hayatımın son dakikasına kadar mesut veya bedbaht edileyim. Lâtife.. Bu rüyalardan uyanışımda: “Ya Rab ne eksilirdi deryayı izzetinden” diyor. şimdiye kadar hayatın birçok acı sayfalarını okumuş. Pek mesut dakikalar yaşadım. uzun siyah kirpikli. İzmir'den Ankara'ya yönelik duygusal seslenişleri devam ederken Fikriye Hanım Çankaya Köşkü'nde “Gazi Paşa'sına her gün biraz daha artan bir sevgi ile bağlanmaya devam ediyordu. Evet!. Burada bırakmş olduğunuz şeref. Fakat yalnız bendenizin olan çok kıymetli ve ebedi bir şeyi daha vardır: O da canlı hâtıranızdır. bir yandan büyük milletin coşkun sevgisi. yıllardan sonra yazacağı anılarında o güzel İzmir akşamındaki bu karşılaşmayı şu cümle ile tanımlayacaktır. Şimdi de derin bir teessürün altında ezilmekteyim. Yegâne emelim münciye (Kur-tarıcya) daima hizmettir. yegâne arzum. Birçok defalar ufak bir vazife istirham etmiştim. Fakat ilk görüşte dünyanın en büyük dahisi.” Yıllardan beri cepheden cepheye koşan ve sürekli bir didinme içinde olan Mustafa Kemal Paşa 74 için İzmir'de kaldığı günler kısa bir istirahat dönemi olmakla kalmadı. Yoksa bu kadar debdebe.” * ** Lâtife Hanım'ın. (Kalbini bağlamamıştır) Nazarında hiçbir şeyin ehemmiyeti olmamıştır. Kendisine büyük bir yakınlık ve saygı gösteren yaverler. Kurtarıcı'yı takipten hâli kal75 mayacağım. Meşguliyetiniz arasında kalbimin en derin köşesinden fışkıran cümlelere atf-ı nazar ederseniz (Bir göz atarsan-z) mesut olacağım. gıpta edilecek bir şereftir. daha sonraki yol kavşaklarında kendisini hangi sürprizlerin beklediğinden habersiz. iki ellerinizi kemâli hürmetle öperim. Esasen zat-ı devletinizi bu kadar temiz ve her türlü şahsi menfaatten uzak olarak seven kaç kişi vardır? Rahatsızlığını işitince ne kadar mahzun ve mükedder oldum. Bu zavallı kızcağız.) Bursa'ya hareketim hakkındaki emre teşekkür ederim. Mademki bütün saadetimi zat-ı devletinizin hizmetinde buluyorum. 25 Ekim 1922 tarihinde Lâtife Hanım'dan şu mektubu aldı: “Göztepe.1338 Mukaddes Paşam. gözyaşları döküyorum.. her ne şekilde olursa olsun sadakatimin yanınızda bir silah olmasıd-r. Madem ki seyahatinize devam ettiniz. müsterihim. ortaya yakın boylu. afiyette olduğunuzu tahmin ediyorum. mukaddes Paşam. ihtişam ve bilhassa samimiyetten sonra yapayalnız nasıl yaşayabilirim?. (tçim rahat. Göztepe semtinde Uşşakizâde Muammer Bey'in köşkünde Başkumandan Mustafa Kemal Paşa için hazırlanan sofrada. bir yandan Lâtife Hanım'ların köşkünde gördüğü candan yakınlığın yarattığı “isimlendirile-meyen duygu”. Daima emr-i devletlerinize intizar eder (emirlerinizi bekler). Belki: “— Beni yirmi gün görmekle bu kız benden ne istiyor? Ve bu hakkı ona kim vermiştir?” diye hiddelenirsiniz. elâ gözlü.. büyük bir mutulluk kaynağı. Hiç olmazsa iki heyecanlı gece geçirdim. Babası ve küçük kardeşi Avrupa'da olduğu için köşkte annesiyle birlikte kalan bu zarif genç kız. samimiyeti almak tenezzülünde bulunmuştur. hiç kimseye rabt-ı kalb etmemiştir. Fiilen olmasa.. Bendenizi bir dakikacık hatırlamış olmaklı-ğınız. Latife Uşaklıpil'cVr.

. Bu yorgun. sonra Ankara!.. doğru Sultanahmet'e.. İstikamet: Önce İstanbul. —Lâtife ve Fikriye Ha76 nımların— Çankaya Köşkü'nde bir arada bulunmaları bir yana.. Tıpkı yıllarca önce olduğu gibi. Münih'te çok buhranlı günler geçirdi Fikriye Hanım. Belki de yoktu. mutlaka Ankara'ya kadar gidebilmeli. Fikriye Hanım'ın Münih'teki sanatoryumdan kaçıp İstanbul'a geldiği haberi Ankara'ya hemen ulaştırılmıştı. Yüreğini dolduran gizli ve büyük aşkının acılarını zaman zaman bölüştüğü Memduha (Kule) Ablasının oturduğu Kazasker Hayrettin Molla'nın Konağı. Oysa. Ruhsal bakımdan eni-konu sarsılmıştı. İshak Paşa MahaHeâi. Bu yapraklarla birlikte sayısız umutlar. sırdaşıdır. hem de dert ortağı. O geceyi sabaha kadar uykusuz geçiren genç ve hasta kadın. Aşk denilen o yüce duygunun bir insana neler getirdiğini ve bir insandan neler götürdüğünü bilebilmek için ne falcı olmaya gerek var. Her ne pahasına olursa olsun.kulağına kar suyu kaçırabilecek en ufak bir haberi bile dışarıya sızdırmamışlardı. Münih'te karlı bir kış gecesi... genç kadının içi rahat değidli.. bu özlem dolu göz-bebeklerine takılan bir gazete haberi: Gazi Mustafa Kemal Paşa'sının. KAPILARI ZORLAYAN AŞKIN GÜCÜ Sultanahmet. Mustafa Kemal. 6. tüm umutlarını ve tüm yaşamını bu kutsal duyguya bağlamış her kadının.. ne de bir psikiatriste.. İshak Paşa mahallesindeki bu eski konağa gitti. Bu düşünce.. AŞK SÜRGÜNÜ FİKRİYE HANIMIN MÜNİH'TEKİ BUHRANLI GÜNLERİ Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle Fikriye Hanım' in Almanya'da birkaç ay istirahat etmesi uygun görüldü. o anda duyabile77 ceği hisler ne ise Fikriye Hanım da aynı duygularla sarsılıyor. İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşşakizade'lerin kızı Lâtife Hanım'la evlendiğini açıklayan bir haber. karşılaşmaları bile hoş değildi. Münih sanatoryumunda. onu ta gençkızlık yıllarından beri tanır. Memduha ab-la'sı onun hem eski ev sahibesi.. ertesi gün doktorların tüm ısrarlarına karşı koyarak hastaneden çıkıp doğru Münih garına koşuyor. Mustafa Kemal özlemiyle dolup taşan gözbebekleri. Siirt Milletvekili Mahmut Soydan'ın muhafazası altında Ankara' ya veda ettiği gün. O anda dünyalar yıkılıyor Fikriye Hanım'ın yüreğinin üstüne. Takvimlerin üstünden sayısız yapraklar uçuo gitmişti. Hemşire Martha'nın getirdiği gazetelere dalıp gitmiş.3. ne yapıp yapmalı. Münih'te kalacağı süre içinde her türlü rahatı sağlanmıştı.. yıllardan beri kendisine en saf ve en içten bir duygu ile bağlandığını çok iyi hissettiği Fikriye Hanım'ın —kişiliğini incitmeden Çankaya'dan Ankara'dan uzaklaştırılması çarelerini düşünmeye başlamıştı. Ankara'ya gitmek istiyordu Fikriye Hanım. İlk kez yayınlanan aşağıdaki belgelerden Fikriye Hanım'ın Ankara'ya hareketine ilişkin yazışmaları birlikte izleyelim: 78 A V-2 İstanbul. Her insanın. vatan özlemiyle.. uzun süreden beri tedavi altında olan bir aşk sürgünü.. bir bakıma Lâtife Hanım'la evlenmeye karar vermesi sayılırdı. Dışarda dondurucu bir soğuk.. hayaller de uçup gitmişti. Ve. Fikriye Hanım'ın yabancı olduğu bir semt değil. herşeyin bittiğini ve tüm umutlarının bir serap olduğunu çok iyi anlamıştı. Çünkü kendisini içtenlikle seven iki genç kadının. Sirke'ci garından trenden inen Fikriye Hanım..1923 D 79-2 d Makina başında cevabı 34 .. Zaten Salih Bozok'tan başka İzmir-Ankara arasındaki yazışmadan haberi olanlar pek azdı. bu hüzünlü... bir kez olsun Mustpfa Kemal Pasa'sı ile aörüşebilmeliydi. diyebilmek için mutlaka o anda Fikriye Hanım'ın yaşadığı ruh halini yaşamak yeterli.

o büyük insanın. niteliği ve niceliği değişik de olsa. Fikriye Hanım'ın yolculuğunun durdurulabilmesi için. ÇANKAYA'DA TABANCALI BİR GENÇ KADIN: FİKRİYE HANIM!.3. Başyaver Lütfü Burada. Mustafa Kemal Paşa'sının tüm karşı koymalarına. kalbinde taht kuran vatan aşkından. millet sevgisinden güçlü olamamıştır hiçbir zaman.. Atatürk'ün gönlünde zaman zaman kı-vılcımlanan aşk duyguları. ilgili ve yetkili bir çok görevlinin aldığı tüm önlemlere rağmen. Mac t Ankara.. Çocuk yıllarından ölümüne kadar. Yarın hemen Ankara'ya hareket etmek istiyor.F 1-158 hemen alınacaktır. Yüksek emirlerinizi beklemekteyim. Memleketin çeşitli yörelerinde baş gösteren büyük isyanları. Orada otursun ve bana açıklama yapsın. Sözcüklerin tam anlamıyla delicesine bir sevgidir b'j... Paşa'dan izin almadan ve tedavisi bitmeden geri dönmekte olduğu anlaşılmıştır.1923 D 79 2d F 1-157 İzmit Mutasarrfı Sadettin Beyefendiye Paşanın yeğeni Fikriye Hanım Avrupada tedavi için bulunurken.3. Ne var ki. hiçbir gücün söküp atamadığı. ne 35 . 6/3 Lütfü Aynı gün İzmit Mutasarrıfı (Küçük il valisi) Sadettin Bey'e. Atatürk'ün yaşamında da sevgisel yaklaşımların önemli bir yeri yeri vardır. 6. Atatürk de yüreğinde “aşk” denilen duyguya yer vermiş ve yüreği bu yüce ve güçlü duyguyla çırpınan bir çok genç kızlar ve kadınlar tarafından sevilmiştir. Belki de. Benden izin almadan neden ötürü İstanbul'a gelmiştir? Kesinlikle Ankara'ya gelmesine izin veremem. “Başyaver” imzasıyla aşağıdaki şifre çekildi: A V-2 6. Gücünü. ana kaynağında söndüren ve durduran Mustafa Kemal. hiçbir engelin karşı koyamadığı. büyük bir duygu. Gazi Mustafa Kemal Pasa Hazretlerine Fikriye Hanım. kendisinin de ifade ettiği gibi. efendim. Benden izin almadan hareketine müsaade olunmamak için gerekenlere emir buyurmanızı ve bildirmenizi rica ederim.. yoluna çıkarılan engelleri teker teker aşmasını ve Ankara'ya ulaşmasını bilmiştir.3. bir doruk noktasıdır. tüm çaba ve önlemlere rağmen durduramamıştır!. Şifreyi kapadım. O'nun. Hiçbir olayın. Kendisine gereği kadar para vermiştim. Adnan Açtım 6. A V-2 D 79-2a F 1. Ankara yakınlarına kadar sokulmuş büyük düşman kuvvetlerini durduran ve geri çeviren Mustafa Kemal. bir gerçeği saptamak istiyoruz: Her insanın yaşamında olduğu gibi. Münih'teki sanatoryumdan kaçarak 80 Ankara'ya yönelen Fikriye Hanım'ı. içindeki büyük aşktan alan Fikriye Hanım. cepheden cepheye koşmaktan sevmeye ve sevilmeye yeteri kadar zaman bulamamıştır.1923 Lütfü Başkanlık Özel Kalem Müdürü Hayati Beyefendiye Yukarıdaki şifrenin hemen Paşa Hazretleri'ne sunulmasını ve hemen cevabının verilmesini Adnan Beyefendi rica ediyorlar. büyük bir aşk. izmit'ten geçişinde orada alakoyarak bilgi vermeniz Paşa'nın emri gereğidir.1923 6. 6.. Gazi Mustafa Kemal Şifreyi kapadım. kendi kişisel değer yargılarımızla.3. Ankara tren istasyonunda bir paytona binerek Çankaya'nın yolunu tuttuğu zaman.3. Atatürk'e yönelmiş aşk duyguları içinde “Fikriye Hanım”. bugün geldi.156 Adnan Beyefendiye Fikriye Hanım'j tedavi için Almanya'ya göndermiştim.1923 Şifre: Makina Başında.

Çankaya Köşkü'nün. Dediler.. İlk tedaviyi yapıp yaralıyı istirahate koyduktan sonra rahmetli Doktor Refik (Saydam) Bey hastaneye geldi. 36 . köşk görevlileri de. Paşa Hazretleri uyanıp hazırlandıktan sonra teşrifinizi kendilerine arzedeceğim efendim!. Fikriye Hanım direndi: — Hayır!. Brovvnik tabanca mermisi.. intihar ettikten sonra hemen has82 taneye getirildi... Yıllarca Mustafa Kemal'in aşkıyla çarpmış bir yürek.bekleme salonuna girdiğinde Gazi'nin özel görevlilerinden Bekir Çavuş. Brovnik tabancasını çıkarmasıyla kalbine dayayıp tetiği çekmesi bir oldu.. olaydan çok fazla üzgündür.. Benim zamanımda burda yoktunuz..Bir de her gün şayet gerekirse hatta her saat düzenli gözjem notları ile hastalığın gelişmesini inceleyiniz ve kimse ile görüştürmeyiniz. Paşa. bu konuda... 81 ÇANKAYA YOKUŞUNDAN BİR SİLAH SESİ GELDİ: FİKRİYE HANIM İNTİHAR ETMİŞTİ!. Çankaya'ya giden ve Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ı tedavi eden bir hekim olmak sıfatı ile de Fikriye Hanım'la tanışıklığımız ve dostluğumuz vardı. birdenbire çantasını açtı. ne de İstanbul'daki yakınları Fikriye Hanım'ın gizlice bir seyahate çıktığını bilmiyorlardı.. Bilmedikleri bir şey daha vardı: Fikriye Hanım bu kez yanında bir de silah taşıyordu!. Bir süre bekledikten ve Gazi Paşa ile görüşebilmek umudunu yitirdikten sonra Fikriye Hanım bekleme salonundan ayrıldı.. Paytoncu da bir müdahalede bulunamadı. hemen Başyaver Rüsuhi Bey'i çağırtarak bu randevusuz ve sebepsiz ziyaretin iç yüzünü öğrenmesini emretti... elimden gelen dikkat ve özeni göster. Köşkün kapısına çıktı ve oradaki bir paytona binerek Çnakaya'dan ayrılmak üzere iken.... Çankaya'nın emri ile derhal hastaneye koşan ve genç kadının kurtarılmasına çalışan Sıhhiye Vekili Refik (Saydam) Bey'in devreye girmesi de bir işe yaramadı.. Başyaver Rüsuhi Beyle Fikriye Hanım arasında şu mealde bir konuşma geçti: — Hanımefendi...köşktekiler. Fikriye Hanım'ı tanımış ve hemen koşarak uyumakta olan Pa-şa'yı haberdar etmişti. Brovnik tabancadan çıkan mini mini bir kurşunla durmuştu artık. Kendisini derhal hususi bir odaya aldım ve tedaviye başladım.... Burada bekleyeceğim!. Aynı zamanda hemen hergün köşke. Siz herhalde beni tanımıyorsunuz. Arabasının içindeki feci intihar olayında dolayı arabacının adeta dili tutulmuştu... Gazi Paşa. mutlaka kurtarılmasını emrettiği Fikriye Hanım.. Bu kızı kurtaralım. Fikriye Hanım. Çanakkale savaşı sırasında Sahra Sağlık Müfettişliğinde bulunduğu zamanda kurulmuş eski bir dostluğumuz vardı... Gerekirse İsviçre'ye kadar da yollayacağız .. gazeteci-yazar Hikmet Feridun Es'le yaptığı bir söyleşide diyor ki: “1918Ven itibaren aralıksız 18 sene Ankara Memleket ve daha sonra “Nümuna Hastanesi” adını alan hastanenin baştabibi ve operatörü olmak sıfatı ile intihar eden Fikriye Hanım'ı baştan aşağı kadar tedavi etmiş bulunuyorum.. Aman Ömer.. Fikriye Hanım'ın intiharı derhal Gazi'ye bildirildi.. Kendisi ile konuşup bilgi almak hususunda güçlük çekiyorduk. Sonra köşkte görev almış olmalısınız.. Ömer Vasfi Aybar.. Genç kadın bunları söylerken bir hayli heyecanlı ve sinirliydi. Fikriye Hanım'ın intihar olayı günlerinde Ankara Memleket Hastanesi Başhekimi bulunan Operatör Dr. 24 saat komada kaldıktan sonra gözlerini hayata kapadı. lütfen Ortaköşk'te istirahat buy-run!. Ve göğsünden ağır yaralı oaln genç kadın hemen Ankara Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Gazi Paşa'nın çok yakınıyım. Ben yabancı değilim. Beni bir köşeye çekerek: — Fikriye'yi ve Mustafa Kemal Paşa'nm yanındaki kıymetini biliyorsunuz. sol akciğeri büyük bir çapla delip kalp nahiyesi yakınından geçmiş ve bu meyanda kalbin dış muhafazasını zedelemişti.. Mustafa Kemal Paşa'nm.

Lâtife Hanım'ın zekâsını... Ve Lâtife Hanım'ın Çankaya Köşkü'ne adım atması ile bir çok şey de yavaş yavaş değişmeye başladı..... — Komşu kızı ile görüşme!.. Fikriye Hanım ilk şoklardan sonra biraz sakinleşti.” 83 Üçüncü Eöiüm “BEN KISKANÇ BİR ERKEĞİM!.. İnsana bir (Otağ) hissini veren. Lâtife Hanım.... derdi. terbiyesini beğendim!. Lâtife Hanım'ın Çankaya Köşkü'ne gelin gelmesiyle O büyük insanın günlük yaşamında bir takım kayıtlamalar. — Pencereden bakma!.. ya da sınırlamalar başlayacak gibi 88 görünüyordu.. bu yeni düzenlemelere uyabilecek miydi. — Peki!.” s izmir'de sade bir nikâh töreni ile dünyaevine giren Mustafa Kemal'e. Hiçbir kayıt altına girmemek isterim. — Peki!. O'nun-la kavga ederdi. Hatta birkaç gece de hastanede yattım. Ne söylese peki.Tavsiyeyi tamamen uyguladım.. geniş ve renkli bir çadırın içindeyim. — Kitap okuma!. Ben kıskanç bir adamım. Makbule Hanım... bakalım Çankaya'daki kartal yuvasının.. Bakardım ki horoz gibi kapışmışlar. GAZİ PAŞA'NIN BALAYI 37 . bu-satırların yazarına aynen şu cevabı veriyordu: “— Kıskançlığını bilmem ama çok sertti ağabeyim... mağaramsı bir otomobil ve araba hangarının önünde paytonumuz durunca Laz elbiseli bir muhafız nöbetçi... Ne yazık ki tam bir hafta sonra yüksek bir ateş başadı.. beri tarafta tek katlı yine asıl köşk gibi beyaz gövdeli ve kırmızı pancurlu Yaverler Dairesi'ne ismimi götürdü.. Acar bir kızdı.. Kastamonu'da çıkan “Açıksöz” gazetesinin 24 Temmuz 1922 tarihli sayısında şöyle tanımlar: “Sağ tarafta. Ben mücadele adamıyım. önü kapaksız ve üstü yuvarlak bir çini sobası içine benzeyen. evlenmeden önce niçin evlenmediğini soranlara şöyle diyordu: “— Evli olmak benim için.” Ve şimdi. işte bu kartal yuvasına gelin geldi. evliliğinden bir hafta önce Bur-sa'da Madam Brod'un otelindeki bir akşam yemeğinde şöyle bir soru yöneltmişlerdi: — Latife Hanımefendi güzel mi Paşam? Elindeki kadehi yudumladıktan sonra bu soruya şu karşılığı vermişti: — Hanımefendi!. Ama diğer kardeşim Naciye öyle değildi.. — Mendil işleme!.” Evet. millet ve memleket lehine icabında büyük fedakârlıkları göze almayı kayıtlar. Ne dese boyun eğerek kabul ederdim... yolun kıyısındaki toprak yarın oyul-masıyla yapılmış.. Muayene ettik. on adım mesafede duran şu köşkün mazhariyetini düşündüm.... — Peki ağabeyciğim!. Tehlikeli bir zatürree!.. 1922'nin Çankaya'sı işte böyle. Atatürk'ün kırzkardeşi Makbule Atadan'la uzun süreli mülakatımız esnasında aynı şeyi ben de sordum. yemyeşil ağaçlar arasında adeta bir kartal yuvası.. Evin esiri ben. Fakat bunların önü alınabilir ve yaraı kurtulurdu. Mustafa Kemal Paşa. alabildiğine özgür ve bağımsız kartalı. zincirler.. Çok güzel olsa zaten ben almam. atlasının solgun renklerinden bir tarih kokusu duyulan bu refah çadırın içinde kahve.. Ben yumuşak başlı olduğum için benimle pek takışmazdı.. çocukluğunda. Yalnız plevre ve pericardede toplanan kanlar yüzünden nefes darlığı vardı. ama.” 87 ÇANKAYA KÖŞKÜ'NÜN GELİNİ : UŞŞAKİZADE LATİFE HANIM O yıllardaki Çankaya Köşkü'nü İsmail Habib.. İki gün sonra da öldü. bilgisini.... — Peki!.. İki dakika sonra bahçede.. Yerine göre insanın enerjisini kırar. Bahçeye kurulmuş bir çadırın bekleme salonu gibi kullanıldığı. ayran içerek Paşa'nın yanındaki misafirlerin çekilmesini beklerken önümde.

. Treni bir kompartmanında üst üste konulan bavullardan oluşturulmuş uyduruk bir masa etrafında dört kişi -yolculuğun monotonluğunu gidermek için-poker oynuyorlar: Konya mebusu Refik (Koraltan).. Cebeci'de ahşap. O'nun “Balayı Gezisi” bile bir devrim gezisi. çoluk-co-cuk. başında kaloağı. ilk kez peçesini takmadan... bir örnek olma. Bop yüz para.Kav 50 kuruş. Ağaoğlu Ahmet Bey... her zamanki gibi pek şıktı.. Kadın böyle umacı gibi kalabilir mi? Soğuk bir Mart gecesi Ankara'dan hareket eden özel trenin seçkin yolcuları.. — Gerçek mi Paşam? — Gerçek efendim.. Gazi Mustafa Kemal Paşa. Kadın-erkek. yüzünü açık bırakarak çıkıyor erkeklerin karşısına. İsmail Habib ve Başyaver Salih Bey.. Bir bakıma-bir balayı gezisi denilebilir... Ve ilâve ediyor: — Ben sadece evlenmiş olmak için evlenmiyorum!.. Gazi Paşa'nın sesiydi.. 90 Halkın arasında geçerken bastonunu sol koluna atıyor.Renk renk ışıklar. Mustafa Kemal Paşa. bakışları ile sofradakilerin gözbebeklerini taradıktan sonra cevap veriyor: — İzmirli bir kız!. bakın şu beceriklilere!. Tarih. İsmail Habib ve daha birçok seçkin kişilerin çevrelediği sofrada tüm gözler Mustafa Kemal Paşa'ya çevrilmişti o akşam. Tren Adana istasyonuna girdiciinde her taraf taklarla.. Vatanımızda yepyeni bir aile hayatı yaratabilmek için önce kendim örnek olmalıyım.. Bir ses çınladı kulaklarının dibinde: — Oooo.. Lâtife Hanım.. bayraklarla donatılmıştı....... o gece tarihi bir gün yaşıyordu.. Geziye katılan maiyet erkânı.. kat'i ve mukarrer! Ağaoğlu Ahmet Bey.. Ben de oynayacağım!. Yüzü tamamen açıktı. Yunus Nadi.... karısı Lâtife Hanım'la yurt gezisine çıkıyor.. sağ eliyle yediden yetmişe kendisine muhabbet gösterileri yapan Çukurova halkını selamlıyordu... Bayraklar. Gazi Pasa'yı ve karısını görebilmek için. takım elbisesi ile.... Sofra alabildiğine kalabalık. Pırı pırıl güneşli ve aydınlık bir bahar havası var Toroslar'ın ötesinde. hem inkılâpçı bir lider... Kılıç Ali ile arkadaşları kâğıtları toplamaya çalışırken O mâni oldu. bovnunda —beyaz frenk gömleği üzerinde zarif bir şekilde duran— kravatı.. 4 Ocak 1923 Cuma akşamı Azerbaycan Sefaretindeki bir ziyafeti hatırlıyorlar. Kılıç Ali. Ve mahşeri bir kalabalık.. tüm Adanalılar. — Evleniyorum!. tüm Cukurova'lılar yollara dökülmüşlerdi. eski bir Ankara konağı.. Lâtife Hanım'ı bir yerde ağırlamak ve konuk etmek için davet ettikleri zaman Mustafa Kemal Paşa.. Açık renk kruvaze bir pardösü giymişti.... Lâtife Hanım. Gerçek. birkaç ay öncesini. işte bu geceyi ve Gazi Paşa'nın bu sözlerini anımsıyorlardı o bavullardan oluşan poker masasının başında. Ankara'dan Toroslar'a doğru yol alan özel tren gecenin karanlığı içinde kara bir yılan gibi akıp gidiyor.. çekine çekine sormak cesaretini gösteriyor: — İzmir fâtihinin kalbini fetheden bu bahtiyar kim acaba? 89 Mustafa Kemal Paşa. o sırada Mustafa Kemal ile eşine konut olarak tahsis edilmişti.. 12 Mart 1923. Ayaklarında zarif botlar vardı. Birden bir hareket oldu. Devam!. BENİM OLMADIĞIM YERDE KARIM DA BULUNAMAZ Şimdi Adana'da “Atatürk Müzesi” olarak kullanılan bina. Azerbaycan Sefareti burası. Günlerden Pazartesi. Fener alayları . Havai fişekler.. başını çevreleyen ve çenesinin altından omuzlarına kayan bir fular bağlamıştı.. hem de yeni evli bir aile reisi gibi konuşmuştu: “— Benim bulunamayacağım yerde karım da bulunamaz!. Hiç yoktan masa da yapmışlar!... dedi. Adanalı hanımlar. Seyhan Nehri sahilindeki bu muhteşem konak. — Yooo..” 38 .. Ertesi gün. ders verme gezisiydi. Bu.

herkesle yarenlik ediyor ve onlarla bütünleşiyordu... bununla kendi arzusunu izhar ediyordu. Fakat bu sefer fazla beğenmiş görünerek. politikacılar ve insanlar. bilgisini çevresindekilere de göstermek... Davetler birbirini izledi.. Çeşitli ziyaretler. Gazi Paşa'sı üzerinde titreyen duyarlığı boşa gitmişti yi92 ne. Lâtife Hanım'm tüm feraseti..Mersin. kadehler doldurulmuştu herşeye rağmen. Ortada msiafir yok ama. — Latife. Çocukluğundan bu yana sıcak bir aile hayatının dışında ve uzağında yaşayan “Gazi Paşa”. O'nun ruhunda volkan var!. “Nasıl olurmuş efendim. “KEMAL PAŞA KARISINI AÇIK GEZDİRİYOR” PROPAGANDASI MUHALEFETİN SİLAHI OLMUŞTU Politika. başta sağlığı olmak üzere. Her ülkede. çocuklara çikolata ikram ediyor. tüm mutluluğunda kendisini sorumlu saydığı için işe. dikkati.. Mustafa Kemal Paşa'sını çok seviyordu... Mânasını anlamasak bile ahengi hoşumuza gidiyor!.. bir hafta sonra Konya'ya geçmişti. karısına dönüp: — Çocuğa bir kadeh getirsinler! dedi.... insan misafirine karşı da mı?. Şişeler açılmış. Gerisini kendisinden dinleyelim: “Nutkun tutuluşunu ve yazılışını nezaketi icabı bermutad beğendi.. dedi.. Gazi Paşa ve maiyeti.Bu. LATİFE HANIMIN İLK MÜDAHALESİ KADEHLERİN SAYISIYLA BAŞLADI!. Ve de Muhalefet. Latife Hanım'm okuduğu İngilizce şiir zevkle dinledikten sonra bu kez şöyle diyordu: — Hadi bir tane de Victor Hügo'dan oku da. Gazi Paşa sigara dağıtıyor.. görgüsünü.. Gazi. Öyle bir gürleyiş gürledi ki. her yola başvurmaktan geri kalmıyorlardı.. ya da kadehlerin sayısını —Paşa'yı incitmeden— sınırlandı rabilmeliydi.. çiftçilere. — Afyon'a hareket edeceğiz diye bütün şişeleri trene yollamıştık!. Bu kez Hügo'nun bir şiiri dökülüyordu Lâtife Hanım'm Fransızca'yı çok.... Türk kadınının yalnız peçesi açılmış başı ile değil.. eşiyle yaptığı bu gezide halka örnek olabilme çabası ile halkın tâ içine girmişti. başarılarını çekemedikleri değerleri yıpratabilmek için her çareye. şüphesiz.. Lâtife Hanım'm kültürünü.. Latife Hanım. tasvibini aldıktan sonra da götürüp telgrafhaneye çektirmek. Partiler. eşiğinden henüz adım attığı “Evlilik” müessesesinin havasını doya doya teneffüs etmeye fırsat bulamıyordu. Tabii ben ortada bir vesileydim. her çağda kurallar pek değişmiyordu. Benim vazifem... Ne yapıp yapıp içki sofralarının miktarını azaltmalı. Byron'dan bir şiir okusana!. Lâtife Hanım.. getirip nutku okumak.” Ve... Lâtife Hanım. haremlik-selâmlık alışkanlığını sürdürmekte olan bir topluma ilk uyarışıdır. Toplantılar. Tüm yolculuk süresince bunu düşünüyordu Lâtife Hanım. Ga-zi'nin içki kadehlerinin sayısını sınırlandırmak niyeti ile başlamıştı.. başının içindeki kültürle de büyük yarınlara hazır olması gerektiğini ihsas ettirmekten geri kalmıyordu. O'nu Lâtife Hanım'ia birilkte başbaşa istirahat ederken buldu. belli O'na mümkün mertebe fırsatlar icad ederek içirtmemek için elinden geleni yapmaya çalışıyor.iyi telaffuz eden dudaklarından. O'nun. Vay sen misin bunu söyleyen... Anadolu Ajansı'nı temsilen gezileri izleyen ünlü yazar İsmail Habib de maiyet erkânı arasındaydı. O. Tarsus. 39 . Paşa'nın nutkunu temize çektikten sonra kendisine göstermek için konakladığı yere giden İsmail Ha-bip.. bari mânasını da anlayalım!. “BİR ŞİİR OKUSANA LATİFE!” İçmek zevkini kısıtlama çabasına rağmen karısına büyük bir saygı duyuyordu. 91 Adana .” Ne misafiri?. çev resindeki köylülere... iltifatını maddî bir cemile halinde de göstermek ister gibi.

. izin dört. ancak U nun kişiliğinde “Gazi Paşa”yı da yıpratmaya çalışan kulis dedikoduları. çok uzun bir manto.” Mustafa Kemal gibi duygulu ve kıskanç bir erkeğin.. İçeri girip de meseleyi söyleyince masadaki evrakın yanında duran kalınca bir zarfı. Koridorda dolaşırken şoför yanıma geldi.. incindiğini tahmin etmek zor değil.. tüm bu giysilerin üzerine omuza alınmış yakası kürklü. Hanımefendi otomobil gönderdi!” “— Peki... Ellerde eldivenler. babası Muammer Bey... O günün olanaklarıyla bah cenin içinde ve çevresinde genişçe yollar açılmış.. beş gün evvel Konya'dayken verilmişti. kaşından çenesine kadar yüzünün küçük bir bölümü dışında her tarafını (Saçlarını. “Baksana ne propagandalar yapıyorlar. kızkardesle-ri Rukiye ve Vecihe.. Latife Hanım'ı elbetteki kara çarşafın içine sokamazdı. Büyük kurtarıcının çevresini kendine göre düzenlemeye. siyasal muhaliflerini çok iyi tanıyordu ama. uzaklarda kalmıştı Lâtife Hanım ic'n.. aelin oe'dini Çankaya Köskü'nde mutluluaun doruk nokta^nd^'dı. 40 . köşk çevresinde yapılacak geziler için payton arabaları gıcır gıcır boyanmış ve ci-Ialanmıştı. tşi Latife Uşaklıgil'le birlikte Konya gezisinden Ankara'ya dönen Gazi Paşa. kızkardeşinden ve tüm yakın'armdan uzak kalmış Mustffa Kemal Paşa'sına içtenlik dolu bir aile havası teneffüs ettirmeye çalışıyordu. Eleştirecek başka bir yön bulamayınca eşinin giysilerini polemik konusu yapan 1923 yılı muhalefetinin incitmeye çalıştığı “Gazi Paşa”. eliyle işaret ederek: — “Bırak be çocuğum!. İzmir. boynunu) kapayan bir baş örtüsü.” Gazi'den tekrar izin istemeye hacet yoktu. Köşkün arka tarafında çeşitli meyve ağaçlarıyla 95 dolu büyük bir bahçe vardı. Basında.. Bir yanda İsmet Paşa'nın kişiliğine yönelik şiddetli muhalefet: Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde “İkinci Grup” adıyla şahlanan milletvekilleri. büyük devrimlerin eşiğinde.. Külot pantolonun üzerine.. Öyleyken mademki şimdi buradadır... köşkün hemen yanıbaşına kurulmuş. Ankara'ya geldiğimizin ikinci günü ve ikindi' üstüydü. bekleme salonu niteliğinde bir çadır. Meclis'teki muhalif grubun seviyesiz dedikodularından son derece üzgün.. dedim. iyi ki.Bir yanda kesintiye uğarayan Lozan Konferansı. Çankaya'da kızları Lâtife'nin ve damatları Gazi Mustafa Kemal Paşa'nm konuğu oluyorlardı.. eğer mevsim biraz serince ise. bir gün evvel de Çankaya'ya götürdüğü için beni tanıyor: “— Buyrun. Büyük kurtarıcının eşi Latife Hanım'la röportaj yapmak üzere kendilerinden —Konya gezisi sırasında— söz alan gazeteci İsmail Habib o günlere ilişkin anılarında şöyle der: “.... kendisine ihtiyaten haber vereyim. Hattâ.. muhalefetin bu tür söylentilerinden ne denli üzüldüğünü. bir kısım politikacılar “İnkılapçı Gazi Paşa”yı ve O'-nun uygarlığa yönelik düşüncelerini tanımıyorlardı. kocası ile yaptığı gezilerde açık mı giyiniyordu?. sanki ben onun içinde ne olduğunu biliyormuşum gibi. ismet Paşa'yı boy hedefi aıan.. kulaklarını. ben Meclis'teydim.... Omuzların94 da dizlerine kadar uzayan bir ceket. yönlendirmeye çalışıyor: yatılı okudunu comıkkık a imlerinden bu yana annesinden. Ceketin altında boynuna kadar kapalı gömlek. geliyorum!. Seyahatte alınmış fotoğraflarımızı büyülterek (Karısını açık gezdiriyor) diye en ücra yerlere kadar dağıtmışlar!..” dedi. Gerçekten öyle miydi? Latife Hanım. İyi ki haber vermişim. Bacaklarında —süvarilere özgü— külot pantolon. belden topuklar üstüne kadar uzayan önden yırtmaçlı bir etek.. Parlamento 93 içinde başlayan anarşi.. Annesi Adviye Hanım. LATİFE HANIMIN CAMKAYA'DA GEÇİRDİĞİ ÇOK MUTLU GÜNLER İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşşakizâde Muammer Bev'in talihli kızı Lâtife Hanım.. zaman zaman Ankara'ya geliyorlar.. bir iki saat evvel küçük mesai odasında Gazi'ye nutuklarından birini okumuştum. O. Diz kapağına kadar rugan çizmeler. ya da pelerin.

meyve aöacları-nın arasından geçen gölgeli yolda sabah yürüyüşlerine çıkıyordu. bir eli cebinde. konuklarını da yanlarına alarak Çankaya Köşkü çevresinde kısa gezintiler yanıyorlar. Yeleğin bir cebinden diğer cebine geçmiş kısa bir altın zincir.. Güncel ve çok önemli konular arasında özel ve kişisel konular da yer alıyor zaman zaman.** Gazi Paşa'nın bir çok atları vardı. “Sakarya” adlı atını diğerlerinden daha çok seviyordu. ailece yapılan dost ziyaretlerini kabul ediyorlar ve onları köşkün bahçesinde birikte qezdiriyorardı.... Bu günlerin modasına uygun küçük yakalı frenk gömleğine bağlanmış koyu renk bir kravat ve yine bu yılların modasına uygun kravat iğnesi. Latife Hanım. ya da koyu renk eşarp.. Koyu renk kruvaze bir elbise giymiş. Fethi (Okyar) Bey'in eşi ise.. atlan bizzat vönetivor. Latife Hanım' in mutluluğuna katmerli mutluluklar katmıştı. Memleket. Saçları arkaya düz taranmış.. Fethi Bey.. “Sakarya”. Omuzunda ipekli. esiyle birlikte Oankaya'va yaotıkları bir ziyareti görüntüleyen fotoğraf en ilginç olanı: Resimde 96 4 kişi var. resmin sol yanında. çok hassas ve gösterişli bir hayvandı. araba-yı tek başına kullanmasını öörendikten snnra rlq konukları paytonlarla gezdirmekten büyük bir zevk alıyordu. kimi zamanlar bu ata biniyor.. diğer eli eşinin oturduğu sandalyenin arkalığında Fethi Bey. Genç evliler... İnce dudaklarının üstünde gür ve kumral bir bıyık. Lâtife Hanım. Gazi Mustafa Kemal ve eşi. diğer elini karısının oturduğu sandalyenin arkalığına koymuş. Asaf İlbay ve diğer konuklar. beyler ayakta ve hanımlarının yanıbaşında. neler beklediğini kesinikle bimemiz 97 olası değil ama. izmir'den ziyaretine gelen ailesi. rahat bakışlarını objektife çevirmiş. üç ayağı sekili. her insan gibi O'nun da yüreğinde ailesel beklnetilerin yer ettiğini tahmin edebilmemiz güç değil. anılarında bu konuya ışık tutan gözlemler ve tesbitler sunmaktadır: Atatürk Orman Çiftliği'nde bir gece.. 41 .. tam bir “aile reisi”. Çankaya çevresinde gezintiler yapıyor. Sofrada Neş'et Ömer. omuzunda pelerini. öte yandan çeşitli memeleket meseleleri ve günün konuları üzerinde görüş alış-verisinde bulunuyorlar... Bir elini arkaya bağlamış ve hiçbir yoruma açı kolmayan sakin.. Ancak O. açık renk bir sandalyeye oturmuş. açık renk ipek çoraplar... Latife Hanım da mutluluğun eşiğinde.. Bu aile fotoğrafı.. “BİR ÇOCUĞUM OLSAYDI COK BÜYÜK SEVİNÇ DUYACAKTIM” Mustafa Kemal'in çocukluk arkadaşlarından Asaf ilbay. daha doğrusu “Gazi Paşa muhal:fleri”nin görüşlerine göre daha açık(!) giyimli: Saçlarını bere gibi saran bir şapka.. Çankaya Köşkü'nün bahçesindeki çatal bir ağacın önünde çekilmiş fotoğraf. cins ve aü-zel atların çektiği zarif paytonlarla köşk çevremde kısa cıezintiler ysoıvor. Ceketin altında krem rengi şık bir yelek. Kocası Mustafa Kemal. eşi. Cumhuriyet'in eşiğindeydi. Gazi Paşa-Lâtife Hanım cif+inin evlilik yaşamından memnun ve mutlu göründükleri günler. alnı akıtmalı.. Mustafa Kemal'in “numhurre'<îi” olmadan önce “aile reisi” olduğu o günlerde evlilik yaşamından neler umduğunu.. Açık gerdanından göğsüne doğru sarkan fındık büyüklüğünde boncuklardan.. Bir taraftan kadehlerini yudumluyorlar. kimi zamanlar da elinde bastonu. Pelerinin altında üstü çiçek desenli açık renk bir elbise.. parlak kumaştan yapılmış bir pelerin. hemen yanıbaşında. Gazi Pasa'nsn baldızı Vecihe Hanım... Mustafa Kemal'in çok eski dostu Fethi fOkyar) Bey'in... Hanımlar oturmuşlar. siyah giysiler içinde. Bu satırları yazarken o yıllardan kalma fotoğraflar dnrııvor masamm üzerinde. 1923 yılının yaz sonlarıydı. Ve yanıbaşında siyah kruvaze takım elibesesiyle. o günün koşullarına.. boylu-poslu.. nönintüleyen en önemli belgelerden biri. ya da taşlardan oluşmuş sık bir kolye.. Ceketin yaka cebinde desenli bir mendil.

Birdenbire: — Madam!.. Müsaade ederseniz bu valsi beraber yapalım!. bir “baba” bir “eş” olabilme özlemi içindedir. bütün mîllet sizin çocuklarınız!. PORTEKİZLİ GENÇ VE GÜZEL KADIN BALO GECESİ BİRAZ ŞIMARIKTI Hâlâ merak edenler vardır: Mustafa Kemal'le Latife Hanım niçin anlaşamadılar? diye. düşünmeden hemen cevap verdim: — Paşam.. Onaltı yaşında olduğunu söyledim. o zaman nereden aklıma esti bilmiyorum. dedim.” Bir başka gün. milletim san olsun!. bize yer göstermek lütfunda bulundu. Yemek yiyemedim. Belki birisi bir nebze size benzerdi. Beki de aynı yaştayız. Bir balo gecesi. dedi.. “Gazi Paşa. başladım dansta Paşa'yı ben idare 42 .” “— Paşam. Gazi Paşa'nın oturduğu masanın çevresi vine renkli bir kalabalıkla çevrilmiş...” “— Doğru. dedi. Gerisini yine Asaf İlbay'dan dinleyelim: “Ben de eşim ve kızımı takdim ettim. derinlere dalmıştı.. Aşka yakalanmış bir kadın gibi ne düşünüyorsunuz öyle derin derin?.. Ben. Başbakanınızın dudaklarından eksik olmayan şu sempatik gülüşlerine hayran oldum..Gerisini Asaf İlbay'dan dinleyelim: “Mustafa Kemal... Milletime benden sonra... bir değil... bana benzer bir evlat bırakmayı çok ioterdim. Çünkü Paşam..... Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım. çevresindekilere dönerek: “— Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz!. “Cumburreisi” olmaktan çok daha fazla bir “aile reisi”.... Başbakanımın gülüşlerine hayran olmuşsunuz. birkaç evladınız olmalıydı.Bir akşam Mustafa Kemal Paşa ile Gülcemal vapurunda verilen bir baloda bulunuyorduk. eşinin egemenliği altına giremezdi. bilmem!.. bakışlarını Neş'et Ömer Bey'e çevirdi: “— Bir çocuğum olsaydı çok büyük bir sevinç duyacaktım... dedi.” Aynı kaynaktan tesbit edilen bu iki önemli hatıra açıkça gösteriyor ki Mustafa Kemal. Bir aralık dalmış. Balonun davetlileri aileleri ile birlikte bu masanın önünde geçip O'na saygı 98 ve sevgilerini sunuyorlar ve kendilerini takdim ediyorlar..... İşte ben de bununla teseli buluyorum... Çok sevdiğim bir tay'ımın ölümünden o kadar müteessir olmuştum ki günlerce acısını unutamadım. Burada bir parantez açalım ve Portekizli güzel Madam Hanses'i dinleyelim: “. (Ekselansın bana karşı büyük bir teveccühü vardı. Mustafa Kemal Paşa o zanman dünyada hiçbir zaman eşine rastlayamayacağım kadar harikulade güzel bir mavi ile parlayan açık renkli gözlerini bana çevirerek: — Madam. size benzemek o kadar güç bir şey ki!. Ya çocuğumu kaybetmiş olsaydım. Paşa ayağa kalktı.. yaşını sordu kızımdan. Ben o zaman çok genç ve ihtimal biraz da şımartılmış bir güzel kadındım.” “Ve bir an sonra ilave etti:” “— Belki benim çocuğum olmadığında bir hikmet vardır.. ne olurdum. Evet... Kalktık ve birlikte dönmeye başladık.. Profesör.” “Mustafa Kemal'in güzel gözleri uzaklara... benim de belki dansımdan hoşlanırsınız. anlaşılan dilimin ucuna kadar gelmiş olacak ki. bunu çaresi yok mudur?. onaltı yaşında çocuğum olacaktı!.. Eşim söze karıştı: “— Paşam.” Neş'et Ömer Bey gülümsüyordu. dedi. Gözlerinin nemlendiği görülüyordu.” “Eşim ayağa kalktı. Bu sorunun yanıtını tek cümle ile özetlemek mümkün: Koskoca bir milleti yönlendirmeye ve yö99 netmeye muktedir bir önder. Kızım Bedia'ya baktı ve sonra adını. Nereden içime o heves doğdu bilmem. O kadar güzel bir erkek gülüşü ile gülüyor ki..” “Çok duygulanmıştı. yere bakıyordum.. benim neslimden.. dedi. Oturduk.

Kızmadı.. Bir defa baktı.. İLK GEÇİMSİZLİKLERİ SONUCU YATAK ODALARI AYRILDI Samsun limanında toplanan büyük kalabalık arasında Gazi Paşa'ya içten sevgi gösterilerinde bulunan genç kızlar ve hanımlar da vardır. Bir daha baktı. Ordu Kumandanı Ali Sait Paşa'nın Gazi Mustafa Kemal Paşa onuruna verdiği bir ziyafette Lâtife Hanım'ın öfkeli davranışları. Arabalar hazırlandı. Cümlesini bitirmeden ilave etti: — Gelin biz yerimize oturalım sizinle!. onuruna ve prensiplerine bu denli düşkün bir insanın. Bir erkekle bir kadın yanyana bulundukları zaman idareyi erkeğe bırakmak en doğru harekettir. konvoy Erzurum'a dönecekti.. Oysa Lâtife Hanım elbette çok iyi niyetlerle Çankaya'nın özgürlük ve bağımsızlık âşıkı kartalını evlilik denilen kafesin çerçevesi içine sokmaya çalışmaktadır. Zaten Lâtife Hanım da bu büyük önderin sağlığını ve düzenli bir yaşam çerçevesi içinde daha büyük atılımlara yönelmesini ön plânda tutmuş olmalı ki “Gazi Paşa”sını belirli sınırlar içine çekmeye çaışıyordu. müsaade ediniz de bir defa da ben sizi idare edeyim!. O'nu bu yönleriyle değil. Bir memleket idare edeni. 11 Eylül 1924 günü Mudanya'dan hareket eden Hamidiye gemisi. Tıpkı Portekizli genç ve güzel Madam Hanses'in dansta O'nu idare etmeye kalkışması gibi.... Bilakis gülmeye başladı. 7 Ekim 1924 akşamı. Yatak odaları ilk kez ayrılmıştı. Lâtife Hanım. Lâtife Hanım'ın üzgün ve huzursuz haline aldırmadan arabanın kapısını açtı ve Ordu Ku102 43 . Lâtife Hanım için elbette büyük bir handikaptı. o memleket. kıskanmaktadır.. Mustafa Kemal.. Gazi Paşa ayrı bir odada istirahat buyurdular. O gece Lâtife Hanım ayrı bir odada. * ** Kişiliğine. O gece Lâtife Hanım için yaşamının belki en uzun gecesiydi. Evlilik çatısı yavaş yavaş çatırdı-yordu. Samsun'dan Erzurum'a. ses çıkarmadı. sadece “aile reisi” sıfatıyla değrlendirmek mümkün olamazdı.. diye fısıldadı. sofra hayatını sınırlandırma denemelerinde başarılı olamamanın üzgünlüğü içindedir. yalnız kocasının değil. Ertesi gün.. bir kadın idare etmeye kalkarsa. Çocukluk işte.. Mustafa Kemal Paşa'nın da rahat ve güzel bir gece geçirdiği elbette düşünülemezdi. Fuat (Bulca) Bey ve eşi Sabiha Hanım ile diğer “Maiyet erkânı” vardı. 8 Ekim 1924 sabahı.... aynı zamanda tüm davetlilerin dikkatini çekecek kadar belirginleşmişti. Lâtife Hanım.etmeye. yine ses çıkarmadı. kayıt-kuyut altına alınabilecek bir koca değil.. Yaver Salih (Bozok) Bey ve eşi Pakize Hanım.. eşi Lâtife Hanım... Gemide Gazi Paşa.. Gazi Paşa. ama ciddiyetle gözlerini bana çevirdi: — Madam!. 101 Huzursuzluk ve geçimsizlik belirtileri yavaş yavaş çevreye yansımak üzeredir. kadınca duygulanışlar içinde değerlendirmekte.. O'nun bu ikazına rağmen ben büyük bir cesaretle şu karşılığı verdim: 100 ¦— Paşam.. Hiddetle değil. büyük bir üzüntü ile sofradan kalktı.. Nihayet üçüncüsünde birdenbire durdu. İstanbul limanlarına uğramadan Karadeniz'e açılmıştı. Mustafa Kemal.. Mustafa Kemal. — Madam!.. Lâtife Hanım'la aralarında başlayan gerginliği çevreye sezdirmemek için büyük bir özen göstermektedir. oradan da Sarıkamış'a geçer mâiyetiyle birlikte. özellikle genç kızların ve genç hanımların kocasına gösterdikleri aşırı sevgiyi. dedi. günlük yaşantısının her anında yaratacağı inkılâpların düşünsel hazırlığını tasarlayan büyük bir önderin karısı olmak...

Yol boyunca Lâtife Hanım durmadan ağladı. çok duygulu ve ince ruhlu bir inşa olan Gazi Paşa'nın öfkesini teskin ederek. Ali Kılıç hatıralarında bu başarısızlığın nedenlerini şöylece özetler: “. LATİFE HANIM YOL BOYUNCA DURMADAN AĞLIYORDU. Umumî Kâtip Tevfik Bıyıklıoğlu'nun arabasına binerek konvoyu izlemek zorunda kalan Lâtife Hanım.. Gecenin ilerlemiş bir saatinde Gazi Paşa. Dünyanın tanıdığı Mustafa Kemal. artık herşeyin bittiğini çok iyi anlamıştı. Nitekim tanıdılar da. İsterlerse Gazi Paşa'yı teskin edebilirler. dünyanın önünde eşini nasıl boşar?. Meğer Lâtife Hanım. Ertesi gün.istemişti. kendisine tanınan son şansı da kullanmış. kadın olarak. Kendisine: 44 . O o esnada kitap okumanızı istemez. Asıl talihsizlik iki mizacın yaratılış itibariyle birbirine uyamamasından doğmuştur. lütfen buyrun!. O geceyi Erzurum'da. Bir gün bu ihtimal söz konusu olunca bana: “— Nasıl olur?. Eşini bizzat arabanın kapısına kadar uğurlamak ve kendsine “Bon Voyages!” demek nezaketini gösterdi. O'nu millete mal olmuş bir adam olduğunu da düşünmesi gerekirdi. vaziyetimden dolayı nerede ise imkânsız olacağını düşünürmüş.. Bizim evliliğimizde de bu çeşit anlaşmazlıklar çok olurdu. Ama tüm çabalara rağmen bu evliliğin sürmeyeceği her halinden belli oluyordu.” Mustafa Kemal'in. hattâ zaman zaman tahakkümü andırır haller almış. Kılıç Ali'nin gözlem ve izlenimlerini doğrular niteliktedir: “Evilikte kadının her arzusunu yapmak çok güç. Asıl tuhafı.” diye ayrılığın âdeta imkânsız olduğunu söylemek . ancak başarılı olamamıştı. Ve 103 hem Salih Bey'e. kocasını tamamen kendisine ait görmekte haksız mıydı? Kadın olarak belki kendi yönünden haklıydı....mandanı Ali Sait Paşa'nın hanımına dönerek. ayrılma kararında caydırabilirler ve kendisine son bir şans tanıyabilirlerdi... Ayrılmamız için gereken -muamelenin yapılmasını istedim!. Lâtife Hanımefendi..Lâtife Hanım'dan ayrıldıktan çok sonra Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir özel sofrasında yaptığı açıklamada da... '¦ Lâtife Hanım donup kalmıştı. hem de Kılıç Ali Bey'e. karı-koca yine ayrı ayrıoda-larda geçirdiler. Arabanın ön tarafına da Başyaveri Rusuhi Bey'le Salih Bozok oturunca otomobil hareket etti. evlilik müessesesi ve kendi evliliği ile ilgili . Karısından kesinlikle ayrılmaya karar veren Gazi Mustafa Kemal. Lâtife Hanım be104 nim kendisinden ayrılabileceğimi hiç tahmin etmezdi. içinde bulunduğu ruh haline rağmen kibarlığını ve inceliği bırakmadı.. Tüm ağırlıklarını koyarak. Yuvalarının temelinde büyük harcı bulunan yaver Salih Bozok. eşi Lâtife Hanım'ı Erzurum kaplıcalarına kadar uğurlamaya memur etti. Konvoy Erzurum'a ulaştığında Gazi Paşa kesin kararını çoktan vermişti: Bu evlilik artık yürüyemeye-cekti. Lâtife Hanım'a yeni bir şans tanınmasını sağaldılar. yaveri Salih Bozok'u çağırdı: — Yarın Lâtife Hanım'ı Ankara'ya götüreceksin! dedi. yol boyunca Lâtife Hanım'ı teselli etmeye çalıştı. formalitelerin... Mesela siz kitap okumak istersiniz. maiyet erkânı arasında bulunan Kılıç Ali'yi de. Latife Hanım.. Üzgün ve pişmandı ama olan olmuştu bir kere. bu yuvayı yıkılmaktan kurtarmaları için yardımcı olmalarını rica etti. Hükümete de durumu bildiren bir yazı yazdım. sağındaki yeri gösterdi: —Naciye Hanımefendi. Fakat Gazi Mustafa Kemal'in karısı olarak. bu haller neticede Gazi'yi müşkül durumlara düşürerek ayrılmak kararını vermeye mecbur bırakmıştır. Gazi Mustafa Kemal ile evlendikten sonra O' nu bütün milletin malı bir adam olduğunu unutarak tamamen kendisine hasretmek istemiş. Lâtife Hanımefendi..

gözyaşları ile noktalıyordu. Çankaya'daki sofranın konukları dağılıp gitmişler. Latife Hanım bu cevabıma karşı hayretler içinde kalarak: “— Bu kadar basit mi?” diye sordu. Gazi Paşa'nın yanına gittiklerinde O'nu bir kanapenin üzerine elbiseleri ile uzanmış ve çok üzgün bir durumda gördüler. bir an için ne diyeceğini kestiremeden Orta Köşk'e geçti. Lâtife Hanım. tatsız tartışmaları ve olayları bir türlü önleye-miyordu. 105 Biraz sonra yatağından kaldırılarak köşke davet edilen Kılıç Ali ve Salih Bozok. Can sıkıcı olaylar birbirini izliyor. vaktin çok geçtiğini. artık yatma saatinin geldiğini ihtar ediyordu Gazi Paşa'sına. Lâtife Hanım'ın yaver Muzaffer Bey'le birlikte İzmir'e gönderilmesi için gereken hazırlığın yapılmas ve Siirt Mebusu Mahmut Beyin de durumu Lâtife Hanım'a tebliğ etmesi kararlaştırıldı. derim. hiçbir gözyaşı ve sızlanma. bu kadar basittir!” dedim.. Şöyle diyordu Lâtife Hanım: “Atatürk'e ait bir eser yazmak istedim. Gereken yerlere gereken emirler verildi.” Lâtife Hanım'ınkardeşi Vecihe İlmen. 10 Kasım 1984 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu anılarda Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın baldızı Vecihe İlmen. 106 Dördüncü Bölüm BALDIZININ GÖZÜ İLE ENİŞTESİ MUSTAFA KEMAL Mustafa Kemal'in kısa süren evlilik yaşamına ilişkin anıları. En nihayet şuna kani oldumki Atatürk yazılamaz anlatılamaz. eniştesi Mustafa Kee-mal'le ilgili bir kısım anılarını açıklamaktan kendini alamadı. Babam Uşakizade Muammer Bey. MARMARA KÖŞKÜ'NDE GEÇEN UYKUSUZ GECENİN SABAHI Gazi Paşa o geceyi Marmara Köşkü'nde sabahlayarak geçirmeye çalıştı. Mustafa Kemal. köşkün kapısında dinleniyordu. Fakat şayet mecbur kalırsak.. Onları okudukça ve tanıdıkça Atatürk gözümde daha çok büyüdü. Lâtife Hanım. Etrafta nöbetçi askerler ve köşk personelinden görevliler vardı.. İzmir'de 1922'de İzmir istirdatını müteakip aileyi toplayıp 45 . Gazi Paşa biraz hava almak için bahçeye çıkmış. Lâtife Hanım'dan ayrılmıştır. Bu işe artık bir son vermenin zamanı gelmişti.“— Gayet basit!” dedim.. Üzgün ve uykusuz gecenin sabahında verdiği boşanma kararı bu kez kesindi. balkondan aşağıya seslenerek. Anadolu Ajansı'na iki satır vererek. Artık hiçbir şey. “Öyle bir vaziyet olmasını istemem!. İşe. Kendisini konuşturmak için gösterilen bütün çabalar boşuna gitti. Ben de: “— Evet. Bir gece. iş o noktalara nasıl geldi onu izah edeyim. uzun bir zaman diliminden sonra da olsa. Lâtife Hanım. zile basarım. bütün dünya büyüklerinin hayatını tetkikle başladım. acı ve tatlı hâtıralarını içine gömdüğü bir evlilik yaşamını. Bu evlilik yürümeyecekti. Ankara Garı'ndan. eşinin balkondan seslenişine ve kendisini köşk personeli içinde ikaz ediş şekline öylesine üzüldü. tüm ayrıntılarıyla saplamak olanaksız. Mustafa Kemal'in Lâtife Hanım'a gösterdiği anlayış ve hoşgörü. Umumi Kâtip Tevfik Bey'i çağırırım. öylesine incindi ki. Çok üzgündü. O'nu kararından döndüremeye-cekti. Gazi. yazar Yalçın Pekşenjn kendisine yönelttiği soruları şöyle yanıtlıyor: Sayın Vecihe İlmen. Atatürk'le ilk karşılaşmanızı anlatır mısınız efendim? — Bundan evvel müsaade ederseniz.. bir daha dönmemek üzere izmir'e hareket ederken. Ve iş olur biter. o büyük insanla ilgili anılarını bir sır olarak son nefesine kadar içinde sakladı.” * Ankara'da geçen günler anlaşmazlığı giderek ke-îî.

Yanında rahmetli Cw”t Abbas.vatana dönüyoruz” dedi. hanımların eli öpülür” demiş. Latife. yaveri Resuhi Bey ve Salih Bozok var. Bu sırada da Atatürk eve geliyor. Atatürk balkonda ayak ayak üstüne atmış oturuyor. — Vecihe Hanım. Sonra hepimiz geliyoruz eve. ben senden yaşlı değilim” derdi. Orası da biraz kokar. Başkumandanlık Karargâhı olarak kullanacağr bir yer aramış. Müsaade eder misiniz burada oturayım!” demiş.. Oturmuşlar. Sonra deniz kıyısında olduğu için İspanyol hududunda Biarritz'e yerleştiriyor. Evde de hiç kimse yok. Bjzim ev Göztepe'de bütün İzmir Körfezi'ne hâkimdir. Mustafa Kemal şöyle yapecak. “Yasak” diyorlar kardeşime. Hatta hangi odada yatacağını. İşgal kuvvetleri babamı tazyik ediyorlardı. Beğenmemiş. “Peki hanımefendi” demiş. nerede çalışacağını falan bile söylüyor ve “Ben burada kalayım” diyor. Kordon'da bir ev göstermişler. Aralarında 19-20 yaş fark vardı. 1900 doğumlu olduğuna göre 22 yaşındaydı ve Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde siyasal bilgiler ve hukuk okuyordu. “Tabii ne c'emek. Görünce kalkmış.. Bu da enteresandır.. Fakat bizim aile de öyle bir aile idi ki. “Benim evim burası” diye direnince. Biz 14 Ekim'de yurda döndük. Bunun da nedeni. Aralarında 46 . Sonra. Atatürk evi geziyor. Kardeşim “Öpeyim” diye eline sarılınca. Doktorlar kendisine deniz havası vermişler.. babam bu sefer “Ne var ne yok toplEyın . Bu ev şimdi müze oldu.. Atatürk de “Hemen şimdi gideHm” demiş. sigara şeker falan götürüyor adak olarak. Latife'ye elini uzatmış. O sırada İzmir Belediye Reisi olan zat... kardeş'niz Atatürk'le evliliği konusunda hiç konuşmadan vefat etti. bir de dadın . başka türlü beraber olmaya imkân yoktu. “Ben burada oturamam” demiş. Atatürk İzmir'e girince. O sırada Latife Hanım dönüyor. kurtuîacaöız” qibi. kapıda o zaman Karadenizli neferler nöbet tutmuş.. Latife Hanımefendi de bir adağı var onu adamaya gitmiş. “Ben burayı çok beğendim. İşte. Hemen her şeyi selamlığa naklettiler. Latife'yi tevkif edip 110 yine bizim evin içinde efsun askerleri tarafından gözaltına aldılar. yani evde-kilerin haberi olmadan Atatürk kordondan kalkıp Göztepe'ye bizim eve geliyor. memleketi kurtaracak. Teşriki mesaiye zorlayarak babamın etkisinden faydalanmayı düşünüyorlardı. Biz Fransa'ya gitmeden önce. teğmen gelmiş. Bu sırada da bir kardeşim çok rahatsızdı ve İsviçre'de tedavisi yapılıyordu. Latife. rahmetli Ali Rıza Bey'e bir mektup yazıyor. sigara içiyor. Çok güzel bir ev. Beğendiği yerleri Atatürk'e bıraktılar. acaba bu konuda bir şeyler söylemek ister misiniz? Mesela nasıl e'enmeye karar verdiler. Her tarafta geyik kafaları falan.. dedem Sadık Bey'den beri ailemizin İzmir eşrafından oluşudur. Bana Latife anlattı.Fransa'ya götürüyor. askerlere hediyeler vereceğim” demiş. Babamı bile tanımıyor. “Biz bu düşmandan kurtuîur-sak adak yapacağım. Bir de bakıyor.. Kasım'ın ortalarında..... Atatürk'ün özel yaşamı üzerine açıklık getirmek üzere. Bu mektup Yunanlıların eline geçiyor. “Küçük hanım -hep küçük hanım derdi. “Sizin köşke gidebilir miyiz?” diye. 9 Eylül'de Atatürk İzmir'e girince ve düşman denize dökülünce. Babam.. şeref duyarız Paşam” demişler. Latife de. — Tanıştıkları sırada Atatürk ve Latife Hanımefendi kaç yaşlarındaydı! — Atatürk 40-41 yaşında. Tabii babama bile sormadan “başüstüne” demişler. benim dedemin kâtibi Halim efendiye telefon etmiş. Buca'da saray gibi bir İngilizin evini göstermişler. Kalktık döndük. lokum. Mektup mealen şöyle: “Buraları düşman işgal etti ama.. odaları beğeniyor. — Nasıl oldu bu tanışma? — Onun da hikâyesi uzundur. içeri bırakıyorlar... 9 Eylül'de yaktılar biliyorsunuz. “Aramızda 20 yaş var ama.. Yalnız usaHar.. Ben de liseye gidiyordum. neler oldu gibi? — Aslında Atatürk evlenmeyi düşünmeyen birisi 111 idi. — Atatürk'le tanışmanız ne zaman oldu? Kasım 1922'de sanıyorum.. benden8 yaş büyüktü. Fakat Atatürk. Ama evin sahiplerini tanımıyor. — Nereye gitmiş evdekiler? Mesela Latife Hanım nerede? — Herkesin işi var. Latife Hanım 22 yaşındaydı.ben el öptürmem.. Yunanlılarla teşriki mesai yapmamak için bizi 109 topluyor ve Marsilya'ya götürüyor önce. neden ayrıldılar. İş öğreniliyor. İzmir yangını olup bitmiş.

ne oldu birdenbire acaba? — Etrafı işte.. Bakın. 47 .. Bir de İzmir müftüsü. Yine onu oradan seyretmeye gitti. Bu izdivaca son verme.. Alaturka boşanma böyleydi.. hususi hayatları üzerinde hiçbir şey anlatmayacaklarına dair mütekabilen birbirlerine söz vermişlerdir. Bir yazı yazdı. ayrıla113 caklarına asla ihtimal vermiyordum..bunu düşünmüşlerdir. — Efendim. Fakat. — Peki. — Peki. Ben birçok şeyi bilmeme rağmen. Bir iki de dini zevat. Hiç böyle bir şey söyleyebilir mi? Usuldendir. — Ve her şey bitiyor? — Evet. — Peki evlendikten sonra düğün olmadı mı? — Hayır olmadı. mütekabil hürmet ve itimat edenbir çift oldukları için.” diye. “ETRAF YÜZÜNDEN BOŞANDILAR!” — Örneğin resmen boşanmışlar mıydı? Ve nasıl olmuştu bu boşanma? Mahkeme ile mi? Bunları an-latsanız.. Bunu bir adamı ile gönderdi... masanın etrafında Atatürk ve Latife Hanım . Fakat Atatürk ile Latife Hanım.... — Tam olarak ne zaman evlendiler. fakat kendisi kabul etmedi.. annem ve bütün aile birlikte yaşamıştır. Yani alafranga evlendiler. Biliyorsunuz.. Ayrılalım dedi.. — Ne oldu o yazılar? — Büyük bir kısmını imha etti. Kalanları Türk Dil Tarih Kurumu'na yolladık... Sağlığında Atatürk çok ısrar etti. “Aramızda karar vermiş bulunuyoruz. O kadar anlaşan. Latife Hanım “Paşam içki içme” demiş. Sonradan Bal Mahmut Bey bir şeyler yazdı ki. irk hedefiniz Akdeniz” derken. 2 sene 5 ay 5 gün evli kaldılar. “Ordular. orada bir heykeli vardır Ata'nın. O zaman usul böyleydi Müftü Lütfü Efendi Atatürk'e sordu: “Gazi Fustafa Kemal Paşa hazretleri. alaturka ayrılmışlar... vesaireyi.. 5 Ağustos 1925'te ayrıldılar. fakat alanturka ayrıldılar. kitaplar. — Hayır.. Güya nikâh olduktan sonra. “Son verme. Latife Hanım da kendi kafasına denk bir insan bulup onu kaybetmenin acısından büyük ızdırap duyuyordu. anlatmam imkânsızdır.. “Kendisine bir para verelim” diye. bu aileyi çok üzmüştür. 29 O-cak 1922'de evlendiler. Nikâhtan sonra içilir. Bu hanımefen diyle yani İzmir eşrafmdan Sadık Bey oğlu Muammer beyefendinin kerimesi Latife hanımefendiyle evlenmeye razı mısınız?” Aynı şekilde kardeşime de sordu.. ne zaman ayrıldılar? — Bunu şuraya yazmıştım.. Onu ruhundan. Son zamanlarda pek yakınlarında bulunamıyordum. masa vardı. bu kader anlaşan bir çift neden ayrıldı? — Vallahi çok samimi söyleyeceğim... — Son vermek istiyorum mu diyordu? 112 — “İstiyorum” demedi. ¦ — Ayrıldıktan sonra neler oldu? Latife Hanım nasıl yaşadı? — Hep Ayazpaşa'da Ekselsiyor Apartımanı'nda babam..” diye bitiriyor. Sonra Harbiye'de bir apartımanda oturdu. alaturka mı evlenmişlerdi de alaturka boşandılar? — Alafranga g^bi evlendiler. “•htiyueım yok” demişti. Söyleyeyim.... Bu kadar anlaşan bir çiftin ayrılması hepimizi çok üzdü.. — Boşanma nasıl oldu? — Atatürk ayrılma arzusu gösterdi. Boşadı Atatürk.. Nikâh merasimi yapıldı sadece.... sevişen... — Anılarını yazmış mıydı? — Yazdı. Harbiye binasının karşısında. O kadar da tabii bir şey ki bu. Atatürk'le ilgili olan ev-rakiar... Yazı aynen böyiediıi. — Peki efendim.. mektupalr. kafasından atamadı. Atatürk öldükten sonra bir vasiyetname çıktı mı? Böyfe bir şey biliyor musunuz? — Hayır hiçbir şey bırakmadı.

— Srnıyorum. Fakat elinde kâğıtla veya bakarak konuştuğunu görmedim. — Kahvalfrdan snra ne yapardı? — ^Göztepe'de iken kütüphaneye girer. Yalnız fevkalâde temizdi. Terbiyeli. 7aten cnk 37 vq-mek yiyen bir insandı. Bunun dışında fevkalade terb:yeli bir adamdı. Kim gelecek. Siz Atatürk'le ne kadar süre beraber oldunuz? — Dediğim gibi. — Fransızca olarak mı? — Evet. Sofrada kim varsa hepsinin fikrini alırdı. “Aman efendim. ben odaya gireyim de Atatürk ayağa kalkmasın. — Hangi kitapları okurdu? Hangi tür kitaplar? — Tarih kitapları okurdu. Atatürk de notlar alırdı. neşeli bir insandı. dokuz civarında kalkardı. Kim olursa 114 olsun herkese. Latife t-anım'ın dil bilgisi daha kuvvetliydi? 115 — Latife Hanım. Kahvaltı pek sevrek teterd'.ipp-^M Ff^nH. Kulağımla duydum kaç kere. “Aman Paşam. İngilizce. sekiz otuz.. Hemen yıkanır.. biraz okur Latife Hanım'Ia. Biri tekrar Latife Ha-nım'la Atatürk'ü buluşturmak çiin. Kendi saygısından herkese karsı müthiş saygılıydı. — Yani siz bsSli bir hadise bilmiyorsunuz? — Söylemedi..Bütün kabahati bu. Yalnız hatırlıyorum. Onlar hizmet ederdi.traş ederdi. — O zaman Atatürk'ün özol yaşamını yakından tanıyorsunuz. bizim haddimiz mi?” deaık mi. “Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorardı. söyie lütfen” derdi. kimlerle görüşecek? Tabii kâtibi umumisi. Biraz da Almanca anlardı. Biri de ayırmak için. Kızdığı zaman en çok söylediği bu idi.. önem verirdi.. İYİ İDARE EDERDİ iv” rr'vdi h-j kadar? — Fransızcası o kadar iyi değildi. — Anlıyorum. Günde en az iki gömlek değiştirirdi.— Kim etrafı? — Etrafı ikiye ayırmıştı. haftada h. Halbuki ben o zaman on dört-on beş yaşında bir çocuaum. Almanca ve İtalyanca'yı son derece iyi bilirdi. Hep irticalen konuşurdu. kadın lakırdısı dinlenir mî? Gelin içelim” demiştir. Fransızcayı Sofya'da ataşemiliter iken Fethi Okyar Bey'le birlikte öğrenmiş..>. benle sohbet ederdi. Biz.. Bir halk olarak herkesin ne düşündüğünü bimlek isterdi. Nuri Conker.^'< H"*~ 'h hamama giderdi. Mustafa Kemal'in hususi hayatına kimse karışmasın . traş olurdu. Zola'nın “Une-Şie” kitabını Latife Hanım'Ia birlikte okumuştu.er yapardı? — Kütüphanede notlar alırdı.. Kendisi hin traş r>'r->aH.... kalemi mahsusu hazırlar. Herkes kendisine büyük saygı gösterirdi. kardeşimle iki buçuk yıl kadar evli kalmışlardır. duygulu.. Bu zamanın bir.. Başka bir şev yok. — Ev içinde günlük yaşamı nasıl prcerdr? — Emirberi Bekir ve Ali vardı. çok temkinli ve efendi bir insandı. B'r şeve kızdıaı zaman “Maşallah efendim” dedi mi. banyo yapar. Bir kere bilmem ki. “Hjyır.. — Atciürk başka no. Fakat o kadar iyi idare ederdi ki. Günde iki defa duş. — Roman okunuz mıydı? — Evde çok zengin bir kütüphane vardı. İzmir'de ve Ankara'da bulundular. Berberi İsmail efendi vardı. Roman okuduauna dair bir fikrim yok. — Bir günlük ev yaşamını anlatır mısınız? — Sabah sekiz. bir delik bulun ve girin. Akşamki yatış durumuna göre. Belli bir hadise yok. sanırsınız çok iyi biliyor.. Ben tarih kitapları okuduğunu biliyorum. Fransızca. Fransızca. Ama o etrsfa saygı gösterirdi.. Bütün mesele. bir buçuk ayı dışında ben de hep kendileriyle beraber oldum. Sonra sade kahvesini içerdi ve sigarayı yakardı. Nr”3il bir insandı özel yaşamında? — Özel yaşamında çok sakin. — Öğle yemeğini nerede yerdi? 48 .

Bir de irmik helvası ama suluca olacak... Sonra sevdikleri.. İzmir'in çupra-sını severdi.. Fevkalade itimat ettiği fevkalade saydığı bir isandı. Sulu omlet. Mareşal F*>vzi C-kpr^l'ı rok sever.. Sakarya isimli attı. Yazarlardan Ahmet Emin Yalman. Ama en sık bulunanlar ve en sevdiği kişiler. İçinde beyaz peynir.... Tezer T-sşkıran'ı da çok severdi. Fevkalade terbiyeli bir attı.Sonra omlet severdi. Haftada bir iki defa giderdi. — Kimler gelirdi sofrasına? Yani en yakın arka-daşSrrı kimdi? — Gelenler değiştirdi.. — Efendim. Kefal balığı İzmir'de topan kefsl derler. Ayrıldıktan sonra Latife.. ben çok az yediğini gördüm.. Çarpma hamurdan.. arkadaşları. Balık severdi.. “Gazi Paşa” da derdi. Herkes bir şey söyledi. İsmet Paşa'ya hep sormuştur.. Makarna severdi. Şükrü Saraçoğlu'nu da severdi.. “Bu ancak size yakışır” diye. — Öğleden sorara ne ycpsrdı? — öğle yemeğinden sonra yatak odasında 19 dakika kadar istirahat alışkanlığı vardı. O atı Latife Hanım'a hediye etti. tavuk falan olurdu. Ruşen Eşref Ünaydın.. Bazen de aile arasında. Çok az yerdi. Fakat en sevdiği at. Masada da bir tane kuru kestane kalmış. b?. sohbet edilirdi. Hüseyin Cahit ve Yunus Nadi Bey'in yazıların ehemmiyet verirdi. — Sonra akşam yemeğine sıra geliyor galiba? — Evet. Onlarla iş ''nnnsm?r sadece yemek yerdi. İsmet Paşa'ya çok güvenirdi... Gençler arasında en sevdiği Vasıf Çınar...ni konuşurdu — Şunu sormak istiyorum. Ahmet ApwkUu ile karısı Süreyya Ağt:oğîu. En çok da Ağaoğululara giderdi. yaveri Muzrffer Kılıç.. Gazi Paşa lafını severdi Atatürk. Akşam üstü veya akşam. yedibuçuk. Ata-tatürk'ün müsaadesi olmadan sofradan kalkılmazdı. Gitmediği zaman balkonda otururdu. Masadan kalkarken elini cebine atıyor. Onu çok severdi. furgona koymuş yollamış.. bakıyor para yok. Kuru fasulye sever derler. Yunan Komutanı Ttikopis'in atını ona vermişti. Ferit Tek. sekize doğru akşam sofrasına otururdu. Yakup Kadri Karaosmanorîîu. Fakat sadece çok yakmla-ı kul'"""-'!'.. 116 SOFRA BAŞI SÖYLEŞİLERİ — Neler konuşulurdu sofrada. Ondan sonra gideceği yer varsa oraya giderdi. Bir tanesini hatırlıyorum.. Bunu anlatırdı.. Necip Ali'yi çok beğenirdi. — Nasıl hitpn ederlerdi birbirlerine? İsmet Paşa derdi Atatürk. Bir keresinde “Hcıyst nedir?” diye sormuştu. Ama İnönü geldiği zaman.. Izgarasını. 117 — Onu yanına mı çağırırdı? — Zaten İnönü her zaman gelirdi.— Öğle yemeğini bazen yainız yerdi. O da şöyle dedi: “Hayat bir kuru kestaneden ibarettir. bazen bire ikiye kadar sürerdi.. Ya kendisi anlatırdı veya dinlerdi. İsmet Bey de “Paşam” derdi. Söylemeyi unuttum. 49 . yoksa cmir-memur ilişkisi mi vardı aralarında? — Arkadaş gibi idiler.” Olayın aslı şu: Gençliğinde bir gün Selanik'te Olimpoz Gazinosu'nda arkadaşlarıyla oturuyorlar. genellikle devlet işler. hatırlayabiliyor musunuz? — En çok hikâyeler anlatılırdı. Rahmetli Kemaiettin Sami Paşa..zı sabahlar ata binerdi. Ankara'ya gittiğinde de babam yollardı bu banklardan Çankaya'ya--..... — Sevdiği yemekler nelerdi? — Bir börek yapılırdı. son derece hürmet ederdi. Fethi Okyar ve karısı Galibe Okyar. “Heyet bir kuru kestaneden ibarettir Bma bu işi başaracağız” demiş. Öğle yemeğinde hususi toplantıları olurdu. En erken onbire kadar. Tabii ben küçük olduğum için bu tür tatlı şeyler aklımda kalıyor... Sonradan yapacağı işleri taa o zamanda düşündüğünü anlatmak için bu hikâyeyi birkaç kez anlatmıştır. Ona binerdi. İsmet Prsa ile ilişkili nasslch? — Çok önem verirdi İsmet Paşa'ya... Belki kararını vermiştir ama.. Hiçbir isini İsmet Paşa'ya danışmadan asla yapmamıştır. İnönü ile arkadaş gibi mi idiler... Bu sofra çok uzun sürerdi hakikaten.. Dostları. Bazen iş yemeği gibi arkadaşlarıyla.

köşkte kalmıyordu.. Rukiye. O önde. MÜZİK VE DANS — İyi enler mıydı musikiden? — Mükemmel anlardı. Ama daha ziyade Türk musikisi severdi bildiğiniz gibi. At hiç durmadan koşacak. yaver. Krallığı sevmediğini söylerdi.dere7 hendek. Vals yapardı. Ben Cumhuriyet'in ilanında da yanındaydım.. ben. tepe. Snnrp ^dama. Sonra kâğıt kalemi posterdi..” O sıkma baş böyle çıktı. Neferlerin halini ve açlıkta Yunanlıların bıraktıkalrı konserveleri. Atatürk. Bir şey daha hat'rla-dım. alafranga danslar yapmsz mıydı? — Yapardı. göbek atmak değil de fakat ciddi musiki ile mendilini alır eline. O girdi. şöyle yapalım mı? Mesela sen şöyle bir şey 119 yapsan. Atatürk içeri girecek. “Ne Hersin Latife. anaların evlerine gid°rdi. Önümüze ne gelirse . Latife Hanım'a da Latife veya Latif derdi. Bir de ağır vals yapardı. döndüre döndüre bambaşka bir dans yapardı. Ankara ve havalisinde köylülerin. Ama İsmet İnönü daha iyi binerdi. refikası. Yani hanedanın ilgası sıasında. Mese'a kadının yüzünün açılması. Hanedan-ı Ali Osman mülgadır. EĞLENCE ANLAYIŞI — Atatürk'ün eğence anlayışı neydi. Reisicumhur hanımı olarak kabul günü yapardı. İzmir'de de ata binmeyi severdi. O çarşafın çıkması.. “Dur! Şurasını şöyle oku” derdi. Ve oynaması. Cumhuriyet'in ne o'duaımu pek bilmiyoruz. — Siz ona nasıl hitap ederdiniz? Siz veya Latife Hanımefendi? — Biz “Paşam” derdik. Bir keresinde bir ağanın evine gittik. adam elerinden alıp sofraya koyuyor.. fakat kadınlar sofraya oturmuyor. peksimetleri nn^ıi vediğ:ri sr'atırdı.. İçeri girdi. nasıl başlayalım?” Kabul günleri vardı. Sık sık bize de “Haydi bakalım. — Özel sohbetlerinde neler anlatırdı size veya Latife Harum'f ? — Bize sık sık Başkumandanlık Meydan Muha-rebesi'ni anlatığını hatırlıyorum. Fakat kararlaştırdılar. Muazzam bir sofra hazırlanmış. karıların neden sofraya oturmuyor?” dedi. Çok uğraştılar birlikte. Adam da “Din de vardır” deyince. “Paşam” denmesini isterdi.... Bize sık sık Cumhuriyetten söz ederdi. — Efendim. Vahdettin ile beraber seyahate gittiği zaman bile bunları düşünürmüş. Bu yüzden de Napoleon'u sevmezdi5. <'Me^°" ^^t kadın aldın?” dedi.. Bunları ataşemiliterken Avrupa'da öğrenmiş. Cumartesi günleri hanımlar gelirdi. Ama lafı geçerdi. Adamın dört karısı varmış. konuşurlardı.... Mırın kırın etti.— Size ve eşi olan Latife Hanım'a nasıl hitap ederdi? — Bana Vscihe derdi... — Sayın O. Tabii biz. Çankaya'da yaveran dairesinde kalıyordu. “Nasıl yapalım. arkasından birkaç bey daha girdi ve böyle böyle böyle akşamları kadın-erkek bir arada oturmalar başladı.. otururken. Atatürk kadm devrimlerini yaparken Lrtife Harsm'a danışır mıvdı efe”*H:m? — Tamamen. gideceksiniz. “Yaz” dedi. Sevkül Ceyş usulü bineceni?” HpHi. Atatürk. “Sevkül Ceyş” askeri usulde bir laf. Kapıya kadar yemekleri getiriyor-la.. Hanımlar gelir.. bunlar otururdu.. Adam şaşırdı. Masada kendi vrp'pH^ o+ü-^u.. ““Sen buraya otur Paşa” dedi. On118 dan sonra yazmaya devam ettiler. Latife Hanım da ona “Paşam” derdi. Frke^ kadın yan yana oturmaz. Var mı o zaman erkekle kadın bir arada otursun. 50 .vihe İlmen.. daha doğru olur kanaatindeyim” diye cevap verdi.. — Hiç gezmeye gitmez miydi? Giderse nereSers giderdi? — Gidecek pek yer yoktu o zamanlar. — Dcnslsr da böyle başlamış galiba? — Dans da yaparlardı. “Ama ancak bir tanesini geçindirirsen. “Kemal” de derdi ama Atatürk. Musiki heyeti söylerken. Bir gün İsmet Pa-şa'yı çağırttı. nasıl eğlenirdi? — Ata binerdi. Sonra bize anlattığına göre. “Ee ağa. çukur. Oturur. bunları daha Harbiye'de iken düşünürmüş.

Gazeteden konuşurlarken. En çok sevdiği redingot ve çizgili pantolondu. przeternizin ad'* türk'ün koyduğu biliniyor. Atatürk'ün dine karşı tutumu neydi? Bu konuda dr.” Fakat o gün öğleden sonra emirberi beni çağırttı. Çok güzel bir gündü. “Bu gazetenin isim babası ben olacağım” dedikten sonra şöyle bir durdu. Sizin düşünceniz nedir? — Evet içerdi ama. Beni görüce. — Sanıyorum. Sonra sade kahvesini içti. Allah vergisi olarak güzel gyii-nirdi. Din aleyhine tek saur laf ettiğini duymadım. Bunu bir keresinde Yunus Nadi Bey'e 120 de söylerken duydum. memnun oldunuz mu?” dedi. Bekir geldi dedi ki. efendice içerdi. “Muvafık görür. Fakat Aiiah adını her gün zikreden bir adamdı. Bir ayran istedi içti. Çankaya'daki eve sık sık gelirdi. — Kim uğraşırdı onun giyinme meselesi ile? — Hiçbir kimseyi bu konularla meşgul etmezdi. Bir de baktım. Sanıyorum biraz sarhoş olmuştu. — Vecihe Hanım. Ağlayarak teşekkür ettim. duyduklarınız nelerdir? — Atatürk'e “dinsiz” diyorlar. Kendisi seçerdi her şeyini. Fakat laisizme gönülden inanmıştı. “Biz o ebiseyi çıkardık. Yunus Nadi Bey. tensip ederseniz Cumhuriyet olsun” dedi. bir portakal suyu içti. Artık giymiyoruz. Çok elbisesi vardı. öpüştüler. Bir keresinde şampanya içiyordu. Çok zarif giyinirdi. gittim ellerine sarıldım. “Vecihe Hanım. Sonra emirberi Bekir'e baktı. Acaba resmi elbse ile görmek lütfuna nail olabilir miyiz?” “Vecihe” dedi.— En çok sevdiği sanatkâr ve şarkı hangisiydi. emirlerinizi yerine getird'm. kısa bir süre düşündü. Kalktılar. elini başına götürüp asker selamı verdi. şöyle bir baktı. Sizin gördükleriniz. Bunun nedeni neydi? — Evet hep sivil eJbise giyerdi. Vecibe Hanım'ı istiyor. hep sivil elbise giyiyordu. “Paşa. Latife.. gönderdi. doğru mu? — Safiye Ayla'yı severdi. — Kendisini hiç sarhoş görmediniz mi? 51 . “Paşam. Yunus Nadi Bey'e dedi ki. Çok içerdi deniyor. Sarhoş görünmezdi. Telgrafı aldı. — Atatürk'ün savaş sırasında çekilmiş fotoğrafları var. Bunu çok severdi. akasya ağaçları arasında. müşir üniforması ile ayakta duruyor.” Öyle pek çağırtmazdı yanma.. Hatta bu konuyla ilgili bir anım vardır. Bilal oğlan” diye bir şarkı vardı. içki konusuna gelmek istiyorum şimdi. Atatürk'e demiştim ki. Strongulo diye bir terzi. Safiye Ayla derler. En büyük prensibi laisizm idi. Gündüz ağzına içki koymazdı. Hemen telgrafın cevabını yazdırdı. Asla dinsiz değildi. Heprintie son derece şık giyinmiş olarak görünüyor. Anılarda böyle geçiyor. sizi hiç resmi elbise ile görmedik. Nasıl oldu bu olay? Cumhuriyet adı nasıl ortaya çıktı? — Evet oradaydım. En sevdiği şarkı “Pencere açıldı. “Kaldıralım Paşam” diye cevap verdi Nadi Bey. Akşam başlardı yemekle beraber. Yine bir gelişinde söz gazeteden açıldı. Bahçede oturuyorduk. Ben başını çevirdiği zaman içkimi yanımdaki saksıya döküyordum. çok söz edilir. Yenigün'ü çıkarıyordu. gömleklerini dikerdi veya Avrupa'dan getirirlerdi. Giyim kuşam konusunda tavrı ne idi? — Dehşetli meraklı idi elbiseye ve ayakkabıya. Bir gün İzmir'de tam yemek yiyoruz. 1927'de ayrıldıktan sonra Dol-mabahçe Sarayı'na beni birkaç kere çağırttı. fakat kendine geldi. Beni de içmem için zorluyordu. Mühim bir telgraf geldi herhalde. CUMHURİYETİM İSİM EABAS! — Sayın Vecibe İ!men. Sanıyorum siz de o gün ora 121 daytnışsınız. Korku içinde kütüphaneye gittim. DİN KONUSUNDA — Sayın Vecihe İlmen. “Bu gazetenin yenigünlüğünü kaldıralım artık”. piştov patladı. piyanoda çalardı. — Ne içerdi? Rakı mı? — Asıl rakı içerdi. Bu memleketin din ile devlet işlerinin karıştırılmasından çok ziyan ettiğini biliyordu. Ben nasıl titriyorum. Bu şarkıyı birlikte söylerlerdi. gazetenin adı bu şekilde kondu.

Bir keresinde Doktor Süleyman Numan gelmişti. bu kadar naram var. Bir gece yemekten snra yanına sadece vave-rini alarakErkan-ı Harbiye'ye yani Fevzi Çakmak'a gidiyor. Latife Hanım bu konuda konuşmayacağına dair sÖ7 vermiş Atatürk'e... etraf:nc!s bir sürü insan olmalı? -— Ama yakın birini arıyor. Bunlara ne diyorsunuz? — Latife Hanım . Bir asker nöbet tutuyor. es ist zu spât” (yazık çok geç) dediğini duydum.. “Schade. Tek karşılaşmaları budur.e r>stünde durmazdı. Ertesi qün köşke getirdiler. Atatürk'ün arzusu ile kendisine Fatma Sadık diye pasaport çıkartılmıştır. Fatma Sadık diye çıkmıştır.. — Vecihe Hanim. bir de Latife Hanım baklanda yazılanlar var. Mustafa Kemal'in evlilik yaşamına ayrı ayrı bakış açılarından yaklaştılar. Ama hazı olaylardan biraz sarhoş olabileceği sonucunu çıkarıyorum. ne de bir ecnebiyle temas etmiştir.. Bir kere Metin Toker'le. Uşakizade Muammer Bey'in kızı Latife Hanım'la karşılaştığı zaman kırk yaşındadır ve kızın bir görüşte âşık olmsaına yetecek şanlar şereflerden başka.. Mustafa Kemal Paşa için de 52 . gerçekten bir masal prensi kadar cek'ci. Sadun Taniu 10 Kasım 1984 tarhü Millivpt nsze-tesinde (Mustafa Kemal'in Damat Girdiği Ailel bas-ılklı dizi yazısında bu konudaki inceleme ve araştırmalarını şöyle anlatıyor.. Göksu'da . İki yanağından öptü.yaşamı boyunca hiçbir na^Rte-c\ ile konuşmadı.. ağladığını o zaman gördüm ilk ve son defa. Afet Hanım. — Siz ne dediniz? — “Paşam bunu siz arzu ettiniz. Nebüe.— Sarhoş olduğunu anlamadım hiç. — Vecihe Hanım. bana bakan kimse yok. Latife HEnım ile Atatürk boşandıktan sonra hic karşılaştılar mı? — Bir kere karşılaşmışlar. Birçok saom^ s^nar: yazılar çıktı. Asker bunları içeri bırakmıyor. Ne bir yerü ctazeteci.. Ayrıldıktan sonra Atatürk'ü gördüğünüzde szie bir şey dedi mi? 123 — Ayrıldıktan sonra ben kendisini mükerreren gördüm. Gözleri yaşarmıştı... Onunla çok görüştük. bir devlet . Fakat belli etme-mpv-o nşhrı-fi' v. Al bu seni olsun” dedi. “Kim olursan ol.kurucusu olarak zafer sevinçleriyle İzmir'e varan Mustafa Kemal Paşa. Fakat bu olay. Buna hep riayet etti. Sonradan hast?''*< ^'“^ f'-'tı. Atatürk kalkmış selam vermiş.qunn* sıra-lert" i Atatürk'ün sağlığı nassüdı? Bir hastalığı var mıydı? — Sağlığında bir şeyler vardı.. — Niye adını değiştiriyordu? — Tanınmasın diye. bir ksre de kızıyla konuşmuştur. Ben çok severdim. rejimn çok dikkat edin” dedi. Kimsenin kabahati yok” dedim.. Zehra.. Bazen karnı şişi-yordu. Ama niye dediğini bilmiyorum. dünya güzeli bir kızdı.. Zaten yurt dışına da Latife Hanım olarak değil.” “Ne var paşam” dedim. “Şu halime bak. — Efendim. Gece zamanı olduğu için kapı kanalı..” ÇELİŞİK GÖRÜŞLERLE LATİFE H”NIM -MUSTAFA KEMAL İLİŞKİSİ Çeşitli yazarlar ve kaynaklar. Atatürk'ün de bir motoru vardı.. Bir seferinde de Alman doktoru Romberg gelmişti. O askeri buldurttu. Birbirlerini aörünce.” — Nasıl c!ur. Atatürk öyle arzu etmiş. “Vecihe bak” dedi.. yassak” diyor. Geri döndüler. Çok ağladı Latife sonradan. b?na fazla para vermiyorlar. 124 ÖZLENMİŞ DUYGULAR VE SICAK İLİŞKİLER Genç ömrünün 17 altın yılını çözülüp dağılan im-paratoriuğun bitmez tükenmez savaşlarında harcayan. “Paşam. sonunda bir vatan kurtarıcısı. — Anlıyorum. Çıkarıp cebinden az bir parası vardı onu verdi. Atatürk' ün çok hoşuna gitmiş. siz:n birlikte c\dv. Birkaç istisnası vardır..Latife Hanım sandalla daîasıyormuş. Katiyetle yalan. — Gerçekten çevresinde bir yakın ycf: muydu? — Manevi kızları vardı. rnt alıcı bir erkektir.. Ne-bile dive. Fakat gördüğü günden ölünceye kadar sevdiği bir insandı. Adını hatırlayamıyorum.. “Şu halime bak. Asker de sünüyü göğsüne dayayıp. Tırnaklarında bir hastalık vardı. Dedi ki: “Asker. 1927 senesinde oluyor bu. Ben yanındakilere.. “Sen 122 benim kim olduğumu biliyor musun?” diyor askere. .

güzel ve atak! Olavların yarattığı üç haftalık. “Türkün Ateşle İmtihanı” adlı k'ta-bında. kafasındaki binbir sorun arasında yer vermektedir. ama arada iki taraflı ask yoktu. bu şartlar. Ama bu tek taraflı bir aşktır ve Mustafa Kemal'de şefkat ve acıma duyguları uyandırmaktadır.Makbule Ata-dan'la yaptığımız söyleşiler. genç evlilerin kaldıkları Çankaya Köşkü'ne dalacak. Mustafa Kemal'in hayatına giren yeni kadının. Yani ortada ikisini de çabuca sarıveren güçlü bir aşk vardır. ürkütücü ifadelerle dolu. hezeyan mektuplarıdır. Bir hata ile başlayan bu işin bütün köksı"HiW'nü rnnR p°<-ki Mevlevi Ceîebisi Velet Celebi söylemiştir. Münih'ten. Şevket Süreyya. “Tek Adam” adlı biyoqrafisin-de. Derken günün birinde baskın verir gibi. Mustafa Kemal Paşa. du^nu's-ı "“ "“"o-i N. beraber1^. karmakarışık. biraz da şekle bağlı tam bir İzmir kızıydı. 1955 yılı Haziran ayının son günleriydi. AŞK VAR MI YOK MU? Şevket Süreyya Aydemir. Herkes de “Fikriye Hanım Gazi'yi ve Latife Hanım'ı vurmak istemiş. “Diğer ilişkilerinde olduğu gibi Latife Hanım'la evliliğe varan ilişkisinde de aşk yoktu” diyor. Kaolana gem vurulmaz. haftalarca sürdü. za125 vallı verem hastası Fikriye Hanım'ı. Halide Edip'in Falih Rıfkı'nın ve Yakup Kadri'nin anılarında da şiddeti hemen göze çarpan bir karşılıklı ilgiden_söz edilir. Latife Hanım bir ev adamı. bir aüe re'pi erıv^rdu. ıı-”m""n-lar tarafından bakılması aerektiymi ¦söv'e"?!S|e>fH>. Pu evlenme bir olupbitti ile başladı ve övle sona erdi. Yazarın yorumu şöyledir: “Bu bir ask evlenişi değildi.-'q geliştirir. Fakat ne var ki. Sakiller. seven ve kıskanan bir kadının gönül acılarına uğrattığını uzun uzun anlatırlar. Atatürk'ün kız kardeşi -rahmetli. Evet bir yuva kurulur gibi göründü. Bilgili. kaplanın alıştığı hayatın ve onun mizacının lügatında yoktu. AŞK VARDI DİYOR İngiliz biyografisi yazarı Lord Kinross öyle düşünmüyor. Bu arada bir başka genç kadının dramı bpslar. törenler. köşkten uzaklaştırılmak için bindirildiği faytonda da çekip kendini vuracaktır. adamakıllı telaşlanır. bir kaplanla evlendin. aile kurma düşüncelerine de. Mustafa Kemal. Mustafa Kemal'in yalnız ye özgür hayatına zaman zaman girip kaybola kadınlardan b'ri. Fikriye ise. uzak bir akraba kızı olan Fkriye. 53 . Bunlar. komşusu ve aile dostu Velet Celebi po-nunrla su cevabı verir: “Kızım! Sen bir kocayla değil. mektuplarına da yansıyınca. KİNROSS. Ankprs'dpM dokt^rhr. hayatında ilk kez. Fikriye Hanım'ın hasta bünyesini gittikçe yakıp kavuran kıskançlık. bir devlet reisi hanımı olarak girmek istedi. ince ruhlu. Bir enin Çankaya'da Latife Hanım bir hiddet ve sinir buhran! içindeyken. h'rhir kar!'"“ ır?un si*"^ tvn'a-namazdı. hayatını art:k sona emiş bir dö-nenrrsi temsil ediyordu. İJM”“"I< vo^pıe^i son zamanÎRrda rrtmış. başaramayınca kendini vurmuş” diyecektir. om hordan sonraki ir. Lord Kinross. Evvelâ karşılıklı aşk yoktu. günlerce. Gazi'nin hayatına bir dü126 zen verici.^n l'iebir sev veremezdi. Atatürk'le ilgili biyografik eserinde şöyle pn'atıvor: “î^ustnfa Kerr^j. Gn?\ n*w Münih'e sonptoryi'tna qör>derivordu ve hu kn^arda basVa nedenlerin rolü ölebileceği de hemen akla geliyordu. yaverlerle tartışırken açıp-kapadığı çantasında bir tabanca buiuduğu görülecek.” Latife Hanım kültürlü.” .Latife Hanım.” Halide Edip. sofralarda resmi kıyafetler ve resmi bir vekar bekledi. Arada b'r şeyler eksikti. Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nü “Başkumandanlık Bürosu” gibi kullanmaya başladığı andan itibaren Mustafa Kemal “gözlerinde keyifli bir ışıldayışla” Latife Hanım'ın gözlerinde doğan “sevgi ateşine” karşılık vermetedir ve genç kızı büyük bir tutku ile istemektedir. Anadolu kadınının imbikten süzülmüş olağanüstü bir örneğidir. Paris'ten gönderilen bu mektuplardan iyice rahatsız olmaya başlar.

gerek At?+t"ırk'p vnUm olmuş diğer kişilerin anlattıklarından önrendinimiz kadarı ile O'na. Kendisine karşı ne kadar '!qi göstermişse asker Mustafa Kemal de bu duyguya o kadar bigâne (yabancı) kalmıştı.) Ama yine de. Sayın meslektaşımız Emin Çölaşan'ın Bn. ama ben her^zaman mesafe bırakırım. Mikrofonu. Onun için benimle hiçbir zaman sürtüşmesi olmamıştır. Bize hiçbir şeyini belli etmezdi. hepiniz iyi bilin AVıtürk kadar bağışlayıcı bir insan olamaz. Kurtuluş hareketinden sonra. sırtını dayadığı yastığa iyice gömülmüş bulunan Makbule Atadan'm eline verdim ve odada bulunan ziyaretçilerin iznini aldıktan sonra değişik bir soruyla açtım o günün konuşma gündemini: 127 — Atatürk hiç âşık oldu mu? Makbule Atadan bu sorumu şöyle yanıtladı: — DelikanMık rağanna ait duygularını büemem. Bulgar Harbiye Nazırı Kovaçef'in k'?ı Mâna. Atatürk'e ve köşke yakın olan kişilerin başında gelen ünlü yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun eşi Sayın Leman Karaosmanoğlu. O kadar insan yürekliydi ki. Delikanlılık yıllarındaki esintiler bir yana bakılırsa Mustafa Kemal'i içtenlikle ve delice sev^n kırların başında Bulgar Başbakanı Radosla^of'un k>7' Ni-kolina. Türk dostu bir Bulgar hukukçunun kızı olan Eîena Aç-kof. Belki o gözle bakmış olabilirsiniz.. konumuzla ilgili bölümlerini aynen aktarıyoruz: Latife Hanım güzel miydi efendim? “İyi yetişmiş bir kadındı. Fotoğraflarına bakmayın. Herkesle olmuştur ama benimle asla.. Pek çok. Ziyaretçilerin büyük bir kısmı gittikten sonra konuyu yinelemek istedim.... dedi. Atatürk'ün manevi evladı Sayın Sabiha Gökçen de 10 Kasım 1985 tarihinde Milliyet gazetesinde Yener Süsoy'la yaptığı bir (Tatil Sohbeti) nde aynı kanıyı doğrular nitelikte konuşuyorlar..” Sonra kendisiyle iyi dest oldunuz mu? “Olduk. Ayrıca Allah onu hoş yaratmış. Mikrofonu prizinden çıkardım. Bir tanesi Bağdat' ta tanımıştı ağabeyimi. — Atatürk'e âşık olan kadınlar var mıydı? Makbule Hanım. Dolmabahçe Sarayı görevlilerinden Nebile. (Kahkahalar. Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Ragıp Efendinin kuzeni Fikriye. Bulunmaz bir şeydi. 10 Kasım 1985 tarihinde Hürriyet gazetesinde Emin Çölaşan'la yaptığı bir (Pazar Sohbeti)nde. Derler ki “Hayır. Anıt-Kabre bakan pencerelerin önündeki koltuklarda oturmuşlar. “Kadın gözüyle bakmaya lüzum yok. Cihan gözüyle bakın. Eliyle havada bir yarım daire çizdikten sonra: — Pek çok. Ses alma aygıtını her zamanki sehpasının üzerine yerleştirdim. “Kadın gözüyle baktığınız zaman yakışıklı bir erkek miydi?” “Kadın gözüyle bakar mıyım ben ona? Ben Ya-kup'un karışıyım. sürekli konuklarından Sayın Sabiha Gökçen ile Muallâ Tunçok da yambaşında ayakta duruyorlardı. acımasızdır”. Bu kez keskin bakışların! el'n-deki mikrofona ve bir kenarda tüm konuşmalarımızı banda alan teybe çevirdi. Yakup da öyleydi. Desinler. Yalnız size şunu söyleyeyim. sizin sorduğunuz mânada kuvvetli bir aşk geçirdiğinden de haberdar değilim. o günlerde çok güzel ve genç bîr kadıncınız. Zoguldak Milletvekili Edibe Sayar'Ia birlikte Türk Kadınlar Birliği üyelerinden birkaç hanım ziyaretçi. Vazifesi belki bunu icap ettiriyordu. Nebile ile Fikriye'nin Mustafa Kemal'e yönelik 128 sevgilerinde büyük bir duygu derinliği olduğu anlaşılmakta. Dünyanın en yakışıklı insanlarından 54 .. Çevremizdeki hanımlar da tüm dikkatleriyle bu ilginç konuyu dinlemeye çalıştıkları için Makbule Hanım fazla açılmak istemiyordu. Leman Karaosmanoğlu ile yaptığı sohbetin. ilk sırayı işgal etmekteler. Gerek kız kardeşinin.Güihane Askeri Hastanesindeki özel odasında yine kendisini ziyarete gitmiştim. teybi kapattım ve Makbule Hanımı dikkatle dinlemeye başladım. Orada sert durur.. o büyük insana yönelik aşk duyguları bir hayli çok. güldü.

. her gün Başbakan'ın hanımı gidebilir. Hiç geçinemiyorlar ikisi değil mi efendim? “Sadece şunu anlatayım. Ben kendisinin yanında fazla kalıp rahatsız etmek istemezdim..” Bir de. Hatta ilk mektubumda “Siz nid. Henüz Atatürk'le evli 131 55 . Hele güpegündüz konuştuğunuz zaman açılmaz. İzmit Mebusu Süreyya Bey ve birkaç mebus daha geldiler... Katiyen içki sofrası değildir. Çünkü benim akrabam falan değil ki.. güzel güzel konuştuk. Ona gitse gitse.. Ertesi gün öğle vakti bizim eve Ağaoğlu Ahmet Bey. Ben yine erkenden izin istedim. diye erken kalkarlar. ama ben kalamıyorum artık” demiş. Ama daha onlar Kastamonu'ya varmadan. Bana dedi ki “A/ınem. ayrılmadan önce Atatürk demiş ki “Bu kadın şimşek aibi çakıyor. O yavrucak da öldü. y. “Ne oldu beyefendi!er?”diye sordum.. Çünkü olaylardan bir gün önce Köşk'te kendilerinin yanındaydım. Latife Hanım Köşk' ten ayrılırken Coli ortalıkta dolaşıyormuş. qel. Yakup da. “Hanımefendi siz üzüleceksiniz ama söyleyeyim. birisi Nebile. Çünkübir yerde okumuştum. Çok dokundu.biri. Hep “Nasıl olur?” diye soruyorum.” Tabii iç yüzünü bilemem. Atatürk duysa.. Ağabeyim Burhan Belge'nih yattığı bir oda vardı. Tabii çok üzüldüm ve bütün gün ağladım evde. “Aman beyefendi. Ama 129 yemeğe oturulur ve içki de verilir.. Ama beni her zaman çağırırdı. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da değil.nne Çankaya boşaldı Hanımefendi” diye yazdım.yo-rum” diye telgraf çekmiş ve Latife'cikle Ankara'ya beraber dönmüşler... Yakup falan hepsi oraya doluştular ve fıs fıs.. (Leman Hanım kahkahalar atıyor).. sen kalıyorsun burada. o ise muzaffer bir kumandanın hanımı. ben de her zaman mektuplaşırdık. Latife Hanım. Atatürk'ü çok mu disiplin cltına almaya çelişti?. Latife Hanım'ı göndermiş.” “Coli kim?” “Atatürk'ün tazı köpeği. babam kardeşlerim de Ankara'ya geliyorlar. “Onları da sonra soracağım efendim L”t'fe Hanım Atatürk'ten ayrıldıktan sonra da kendisiyle dost-luğunrz devam rtti mi??” “Tabi.” Sayın büyüğüm. Sonra mahcup bir insandır. İngilizce ve Fransızca bilen okumuş bir kadındım. Ama meselâ Cankpya Köşkü'nü Latife Hanım bulmuştur. Ağaoğlu Ahmet Bey. “Beni orada bekleyin. Diğer hanımlara derdi ki. Atatürk'e âşık. hepsi kafa kafaya evrmişier.. şu tablolarınıza baktığım zaman.” Fikrîye Hanım.. Ben böyle şeye gelemem. hanımefendi yeni evlidirler. O intihar eden yavrucuk. “Evet. bende güzellik ne arar? Ama galiba değişik bir kadındım. Bir defa da buna benzer bir hadise Erzurum'da olmuş ve Gazi Paşa. Ne-bile'yi sonra bir hariciyeci ile evlendirdi Atatürk. gençliğinizde gerçekten çok güzel olduğunuzu görüyorum. Latife Hanım şöyle bir bakmış Coli'ye ve okşamış. ben oradan davet gelmedikçe gitmek istşmezdim. “Ne tuhaf Co!i'ciqim. Biraz bizimle burada kalacaklar. Galiba günlerden Cumartesi.” “Sayın büyüğüm Atatürk'le Laffe Hnnım iki yıl kadar evli kaldılar ve ayrıldılar. Yakup Kadri Bey eve gelmişlerdir.. değil mi efendim? “Öyle olmasa intihar eder mi? Atatürk'ü iki kişi deli gibi sevmiştir. 130 Hatta o da bana takılırdı.” Acaba için? Acaba Latife Hanım. Gazi Haz-retleri'nden ayrıldılar.. Ağaoğlu bunları anlatınca daha da kötü oldum. işte. Latife Hnaım'ı mutlaka geri çağırırdı. Daha doğrusu Atatürk Latife Hanım'ı “Gönderdi. Zaten Latife Hanım. “Efendim. Ben bir mebus hanımıyım. idin m gibi gürlüyor. Birisi Fikriye.” “Ah ne güzel” dedim.” Ayrılmsdan birgün önce Köşk'te beraberdiniz. Çünkü o Ankara'ya geldiğinde Atatürk hâlâ o istasyondaki binada oturuyor. O sırada Ankara'da Fikriye var. Çünkü çok iyi yürekli bir insandı. ailesinin geleceğini falan söyledi.. Ankara'dan da ayrılıp gittiler” dedi..” Siz Atatürk'ün içki masasında bulundunuz mu? “Bulunmaz olur muyum? Bulundum elbette.

. Çelebi. “Ah canım. ama biraz dertleşmeye ihtiyaç duydum. Atatürk'ü enk seviyor. Bir gün bana dedi ki. Bütün kâinatı sev. “Biliyor musun Le-man benim ablam çok büyük hata etti. Çok kalabalık bir sofra.. her şey senin hakkındır.. istasyonda bir faytona binip Köşk' ün kapısına geliyor ve nöbetçiye. Fakat sonra bu kız tehlikeli oldu. Ben ne yapayım?” Yani geçinemediklerini söylüyor. “Paşam. Atatürk'ün yanına çıkıveriyor ve diyor ki. Ona demiş ki “Çelebi Efendi. Bir gün üst kata. Latife Ha-nım'la evlendikten sonra Fikriye'yi Siirt Mebusu Mahmut Bey'in yanma verip Almanya'ya tedav:ve vollu-yor. — O büsbütün başka. ben alt katın hizmetçisiyim. Bazen hayallerinden daha güzel bir dünya ile karşılaşır. Atatürk'e âşık mı oluyor?.. Fikriye Hanım. O sırada içerideki yaver Fikriye Hanım'ı eskiden beri biliyor. “Bir de Atatürk için intihar eden Fikriye Hanım var efendim. biliyorsunuz Mevlana ahfadından.” Ataîürk istese Latife ("anim kendisine geri döner miydi acaba? “Dönmez olur muydu beyefendi?. Bir de yeni başyaver olan Resü-hi Bey var: Resühi Bey.” Efendim Nebile Hanım olayı nedir? — Nebile çok iyi bir ailenin çocuğu. siz herhangi bir insanla evlenmediniz. ama deli bir çocuk. Bir kaplanla bir arslanla evlendiniz.s. ama kovmasınlar diye yalvarıyor. Bunu bana Velet Çelebi'nin hanımı anlattı..” Bu sırada da ailesi fellik fellik kızı arıyor. En büyük Mevlevi. meşhur düğünleri yapıldı. “Paşam'a sürprizim var. ne kadar da güzel” dedi. Bazen de bunun tam tersi olur.” Size biraz önce Rukiye'nin resmini göstermiştim. Bu Nebile. Onu Ha anlatır mısımz? — Efendim. her genç kızın hakkıdır.. Orada gazetelerde okuyor ki. Ama kızcağız beni her gördüğünde anladı ve “Paşam beni göndermesin. hizmetçi olarak alıkoyuyorlar orada bunu.. Atatürk'ü çok merak ediyor ve evinden kaçıp Dolmabahçe Sarayı'na giriyor gizlice. Bakınız onu anlatayım size..ada'da bir sanatoryumda ölmüş. Paşa. Hemen trene atlavıp Ankara'ya geliyor. Şimdi bundan sonrasını bana Ya133 kup anlattı. Bunu demir kafeslere hapsedemezsiniz.. Paşa.” Rukiye Hanım hayatta mı? “Maalesef. Paşa'ya hizmet etmi.. İstiklâl Harbi samanında Ankara'da Atatürk'ün yanında. Fikriye. Latife Hanım'a demiş ki “Bakın.. kabul edemezsin” demiş. “Bana yaveri çağır” eliyor. Atatürk bir akşam Dolmabahçe'de bir davet verdi. Benim çok iyi arkadaşımdı.” Bir ara müzik çalarken kırmızı şalvar. kırmızı cepken ve hilali gömlekle çıktı ortaya ve şimdiki assolistlerin yaptığı gibi ¦bfi'î'ad! şarkı söylemeye. Resühi bunun üzerine 56 .Bu.olduğu günlerden birinde Latife Hanım emir vermiş ve “Bana Velet Çelebi'yi çağırın” demiş. Gözleri kör olarak Heybp!.-Hazret-leri'nin orada kalıyor Nebile. Kızcağız Almanya'da hasret içinde ve bir an önce Ankara'ya dönmek istiyor.. Yine Çelebi'nin hanımının bana anlattığını aynen size aktarıyorum. Sev canım. Bu yavrucak sonra kocasından ayrıldı. “Sev canım. her genç kız evlenmeden önce bir sürü hayal kurar . Latife Hanım'Ia evlenmiş. Ya132 kalıyorlar.” Ve hiç mesele çıkarmazdım. Başka hiç kimseyle sizinle konuşacağım gibi rahat konuşamam. Size bütün derdiniz. Kızdı mı? — Ondan sonra duydum ki. Kocasıyla birlikte otomobil kazasında öldü. Cankava Köşkü'nde kalıvor. Velet Cieıebi. Neyse. Nebile'yi bir hariciyeci ile evlendirecekler. sizi rahatsız ettim. Gece yarısından sonra bir ara bu Nebile bana dedi ki. Ve böylece Paşa . Sonra iste. Hepsi senin hakkındır. Yakup da boş bulunup. “Ne söylüyorsa söylüyor işte.. Resühi Bey'e de “Kov gitsin” demiş. Çünkü Fikriye verem. ben onunla kplrvpb istivorum” dedi. Rukiye kimdi efendim? “Latife Hanım'ın küçük kız kardeşi.... Yakup'a şöyle bir dönüp baktı. Latife Hanım da Paşa'ya “Hayır. Hapsetseniz bile parmaklıkları kırıp yine çıkar. Atatürk.. buradan geliyor.. içeriye girip arzetmiş. Durum böyle böyle. Ben Atatürk'ün karısı olsaydım derdim ki. Siz evladım. Atatürk ve İnönü'de düğüne katıldılar.

Ben o kadına karşı. 57 . İstiklal Harbi sırasında dört yıl burada hepimizin çorabını yamadı. İçerisini dinler gibi kapının önünde taş kesildiler. Nikâh töreni Çankaya'da kıyıldı. bu kez Sabahattin İrdelp adlı bir mühendisle evlendi. Nebile'nin Dolmabahçe Sarayı'na girişi. bütün Muhafız Alayı'nda ne kadar çorapsız. kızcağız ölüyor” eliyor ama Latife Hanım gitmiyor. O devri düşünün. Nebile. Biliyorsunuz. “Maalesef içeriye giremezsiniz hanımefendi” diyor. Kılıç Ali'nin yeğeni olan yaver. Nebile'nin dramatik yaşam çizgisini daha büyük acılarla doldurdu. kapıya gidip. bir de Atatürk'e büyük aşk duyan Fikriye Hanım var. Çeşitli kaynakların anlatış tarzı değişik de olsa gerçek şudur ki.. Sarayda. Büyük bir cesaret... Ben bu nankörlüğü yapamam. Atatürk' ün hizmetinde görevli kıldırabilmenin yolunu bulmuştur.. İkinci evliliği de Nebile'nin duygularını yok edememişti. İzmit Valisi Eşref Bey'in yakın akrabası idi.. Nebile. O'nun içideki onulmaz yarayı daha da artırıyordu. Bu uğurda hayatına kıydı. Alıp hastaneye götürüyorlar.. o da diyor ki.” Ama Resühi başyaver ve bunun amiri ya. “Ben Fikriye Hanım'ı dünyada kovamam. Atatürk'e gidiyor. ilk sırada yer alır.. Atatürk'e idam kararı çıktığı zaman. Atatürk'ü ilk kez Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir davette tanımıştı. Fakat orada ölmüyor. acı dolu olaylarla yüklü.. ya da Atatürk'ün manevi bir kızı gözüyle değerlendirilen Nebile'nin gerçek iç duyguları belli olunca O'nu bir hariciyeci ile evlendirdiler.. Bunun üzerine. zarafeti terbiyesi ve güzel sesiyle Atatürk'ün de sempatisini kazanmıştı. Fikriye de az ötede bekleyen faytona biner binmez çantasından tabancasını çıkarıp kendini vuruyor. büyük bir hürmet duyarım. Günden güne eriyor. Atatürk'ün ölümü. Atatürk'ü tanıdığı yıllarda 17 yaslarında altın sarısı saçları dalga dalga omuzlarına dökülen. Atatürk'e duyduğu derin aşkın etkisi ile aile çemberinin sınırları dışına taşarak Dolmabahçe Sarayı'na gelmiş ve kendisini. Latife Hanım'dan tekrar rica ediyor. Ben o kadını mübarek sayarım. her şeyirrrze baktı. Bu kitabın çeşitli bölümlerinde Fikriye'nin dramatik bir şekilde sona eren aşk öyküsüne yeteri kadar değindik. Acıklı öykünün bundan sonrasını Altan Deliorman'ın kaleminden dinleyelim: “Yakacık Sanatoryumu'nun balkonu denize bakan bir odasının önünde Başhekim İhsan Rıfat'la bir gazeteci durdular. Atatürk'le karşılaşması değişik kişiler tarafından değişik şekilde anlatılır. güzel bir genç kızdı. Atatürk'ü gerçekten seven bir insanmış. “Gidip sen kovacaksın” diye emir veriyor. Nebile'nin aşk öyküsü de başlıbaşına bir roman konusu olabilecek kadar içtenlik dolu. Büyük bir ruh çöküntüsü içindeydi. Sayın Yener Süsoy'un Sabiha Gökçen'Ie yaptığı söyleşinin sonlarında (Fikriye Hamm)la ilgili sorusu ve bu soruya karşılık Bn. Gökçen'in yanıtı ise şöyle: — “Efendim. Sesi o!dukça güzel ve dokunaklı olan Nebile.Kılıç Aii'nin yeğen'ne”Git sen söyle ve kov”de-yınce. Eşinden ayrılan genç kadın. Bu arada Atatürk'ün ağır bir şekilde hasta oluşu. o İstanbul'dan bir balıkçı teknesiyle. O mutlaka Atatürk'e âşık olan insandı. Zekâsı. Sadece bizleri değil.” — “Fikriye Hanım'ı ben hiç tanımadım. Bir an konuşmadılar..” 134 NEBİLE'NİN DRAMI “Latife Hanım” bir yana bırakılırsa Mustafa Kemal'i büyük bir içtenlikle seven ve bıı sevgilerini yaşamları boyu devam ettiren hanımlar arasında Fikriye ve Nebile.. Has-tane'ye kaldırılınca Paşa. Evliliğine rağmen içindeki duyguları küllemesini bilemeyecek kadar plâtonik ve romantik bir sevginin 135 çağıltısına kendisini kaptırmış bulunan Nebile'nin bu evliliği 2 yıl kadar sürdü. bir hizmet görevlisi. tüm canlılığını ve sevimliliğini yitiriyordu. çamaşırlarımızı yıkadı. yırtık pırtık üniformalı asKer varsa hepimizi o giydirdi. güzelliği ve canlılığı ile çevresinin dikkatini çektiği kadar. “Ne olur gidip bir bakıver. mavi gözlü. .

bir gölge gibi içeri kaydılar... Bir demet karanfil ile hatırınızı soruyorlar!” Hastanın soluk dudaklarında geniş bir tebessüm yayıldı: “— Karanfil mi dediniz? Aman. Kolum sanki yerinden kopmuş. Teessürü derhal artıyor. Üç defa yemek getirdiler.. ben ne kadar severim karanfili. İki atlas yastığı arasında kaybolmuş minimini bir baş hafifçe kıpırdadı. Başhekim gülümsemiye çalışarak cevap verdi: “— Daha da iyileşeceksiniz!... “— Siz misiniz Doktor?” <¦— Evet kızım!. Sanki gövdesi hemen hiç olmayan bir baş. uzaklarda bir noktaya bakar gibi cansız ve sabit duruyordu. Nebile'nin vücudu kadar zayıf bir sesti hu: “— Ah!. Sonra bir müddet sustu. O kadar. Kuzum doktor. Hastabakıcı elinde bir demet taze çiçekle odaya girdi. Derken sırtımda. ziyaretçi arkada.. Bu gözlerim bir parça görmüş olsaydı!. cam bakışların altında ezilir gibiydi.” İri. Size şimdi anlatamam ki. Fakat. gök mavisi gözlerde bir bulut parçası ve damla damla akan yaşlar.” Kendisini bile aldatamayan masum bir yalan. Hekimler zatürre teşhisi koydular. emrediniz de onları bir vazonun içine koysunlar. onun bir sanatoryumda kalmasını icap ettiren malum hastalığından ileri gelmiyor” dedi. işte şu hizada (Ciğerlerini işaret ediyordu) bir ağrı peyda oldu.. İşte şimdi de. İhsan Rıfat. dedi. Bu başta gök mavisi iki göz. Bu gözlerin kendilerinden beklenen vazifeyi yapmadıkları ne kadar belliydi. Nihayet: “— Gözleri hiç görmüyor artık!.” Sonra birkaç teşekkür kelimesi mırıldandı. “— Vah zavallı!. Bugün iyisiniz ya.. Genç kadın sessiz sessiz ağlarken Başhekim'Ie ziyaretçi kendilerini zor tutuyorlardı. O'nu ziyaret etmek mümkün olmaz mı acaba?” “— Yanında çok kalmamak şartı ile..” diye ilave etti. Adeta hiç görünmeyecek kadar küçük bir tümsek.” O sırada kapı vuruldu. Nihayet sözüne devam için kendinde kuvvet bulunca: “— Fakat Nebile'nin bize verdiği asıl büyük ız-dırap.. Nebile'ye dönerek: “— Bakın.“— İçerde Atatürk'ün kızı Nebile yatıyor!” “— Çok mu ağır?” “— Eğer hekim sıfatıyla konuşuyorsam size sadece (Burada bir hastamız var) diye cevap verebilirim.” “— Çok iyiyim.. Üçünü de çevirmedim ama bilmem fazla gelecek mi? Ateşim yükselirse diye korkuyorum!.. Ziyaretçi donuk. Amma nasıl bir uyuşukluk..” Kapı sessizce aralandı ve Başhekim önde. Çünkü çok konuşmaya tahammülü yok.. 136 Odadaki karyolada küçük bir tümsek yatıyordu. Gözleri dolmuştu... Biraz sonra kendimi kaybetmişim.. Öyle sanıyorum ki çabucak ayağa kalkacağım!” “— Ne zamandan beri hastasınız Nebile Hanım?” “— Atatürk merhum olduğundan beri. size İstanbul'dan selâm getirmişler..” * ** 58 .. Sarayda o acı haberi aldığım dakikada sol koluma bir uyuşukluk 137 II geldi. Bugün kaç defa yemek yediniz bakalım?” “— Sormayınız.” Tecrübeli hekim bu “Fakat”ın sonunu bir türlü getiremiyordu. Hastalarımızı hafif ve ağır diye bir tasnife tâbi tutmak adetimiz değildir.

.Çocuk Mustafa Kemal'den Atatürk'e kadar o büyük insana yakın olmuş tüm kaynakların verdiği bilgiler bir arada değerlendirildiğinde ortaya şu gerçek çıkmaktadır. Ama. Mustafa Kemal'in özel yaşamında aşk. Şemsi BELLİ Suadiye. bunların duygusal evreninden Mustafa Kemal'e yönelen sevgileri.... O'nun ruhunu ve kafasını dolduran büyük vatan sevgisi yanında sadece küçük bir kıvılcımlanmadır. Kendisini ölesiye seven nice genç kızlar ve kadınlar olmuştur ki. 28 Ağustos 1988 59 . gürül gürül bir aşk fırtınası halinde yaşam boyu devam edip gitmiştir.

Hürriyet Tatil Sohbeti / Yener Süsoy . son hastalığı sırasında haftalarca süren uzun bir görüşme yaptı. Açıksöz gazeteleri SESLİ KAYNAKLAR Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan'ın sesiyle “Çocukluğundan Ölümüne Kadar Ağabeyim Atatürk'e Ait Hâtıralar” konulu ses bantları /Şemsi Belli 140 çocukluğundan evliliğine kadar Şemsi Belli. Şemsi Belli'nin bu eserinin bazı bölümleri Pakistan'h Türkolog ve Tarihçi Mohammet Şakir tarafından (Jrdu diline çevrildi.Hâkimiyeti Milliye Atatürk'ün Özel Yaşamı / Yalçın Pekşen-Cumhuriyet Pazar Sohbeti / Emin Çölaşan .Zaman Atatürk'ten Hâtıralar ve İbretler / ismail Habib Cumhuriyet 139 Atatürk Lâtife Hanım ile Nasıl Evlendi / Naşit Hakkı . Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'-la. Atatürk'le ilgili biyografik eserinde (Ağabeyim Mustafa Kemal) adlı anıları bu konuda yazılmış diğer kitaplarla birlikte ana kaynak olarak kullandı.Yenigün. SON 60 . Bu söyleşide saptanan anıların bir kısmı (Ağabeyim Mustafa Kemal) adlı kitapta yayınlandı.KAYNAKÇA KİTAPLAR Ağabeyim Mustafa Kemal / Şemsi Belli Ankara'nın İlk Günleri / Yunus Nadi Atatürk'ün Hâtıraları / Falih Rıfkı Hemşehrimiz Atatürk / Naşit Hakkı Damla Damla / Ruşen Eşref Atatürk / Yakup Kadri Atatürk'ten Hâtıralar / Afet İnan Mütareke Defteri / Yunus Nadi Tek Adam / Şevket Süreyya Atatürk İçin / İsmail Habib Atatürk'ü Özleyiş / Ruşen Eşref Kılıç Ali Hâtıralarını Anlatıyor / Kılıç AH Nükte ve Fıkralarla Atatürk / Niyazi Ahmet Atatürk'ün Hayatındaki Kadınlar / Altan Deliorman Atatürk Ansiklopedisi/ Kemal Zeki CençosmanNiyazi Ahmet Banoğlu GAZETE ve DERGİLER Ağabeyim Mustafa Kemal / Makbule Atadan . Bu görüşmelerin tümünü ses bantlarına kaydetti.Milliyet Atatürk'ün Gönlündeki Kadın / Selma Tükel-Hürriyet Çeşitli Yazılar / İsmail Habib .Milliyet Atatürk'ün Bir Kadına Mektupları / Peyami Safa Milliyet Atatürk'ün Hususi Hayatı / A saf İlbay . Ünlü İngiliz yazarı Lord Kinross da.Şemsi Belli .Hayat İmtihan Veren Millet / İsmail Habib .Milliyet Mustafa Kemal'in Damat Girdiği Aile / Sadun Tanju .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful