ŞEMSİ BELLİ ATATÜRK'ÜN AŞK HAYATI

Tarayan Yaşar Mutlu www.yasarmutlu.com www.kitapsevenler.com Bu e-kitap taslak halindedir. Okumayı zorlaştırıcı tarama hataları içerebilir. Bu taslak sürümü okurken düzeltir ve düzeltilmiş sürümü bizimle paylaşmak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org İletişim: ayrac.org@gmail.com

2

ATATÜRK'ÜN ASK HAYATI şemsi belli ARAŞTIRMA DİZİSİ: 1 • İNCELEME YAYINLARI Babıali Cad. No: 19/11 Cağaloğlu - İstanbul Bu kitap 1988 yılının Kasım ayında İstanbul'da TUBA Matbaası'nca dizgi ve basımı gerçekleştirilmiştir. Dizgi: Naci Kararsız Baskı: Saim Erüstün Kapak Düzeni: Gürhan Sodan Kapak Baskısı: Son Ofset

3

ATATÜRK'ÜN AŞK HAYATI ŞEMSİ BELLİ İNCELEME YAYINLARI 4 .

.. Sevildi. O ferman dinlemez duygu. mesafeli ve zarif bir insan olduğunu.. Dağdaki çobanlardan tahttaki hükümdarlara kadar her kişinin yüreğinden gelip geçen aşk esintileri. güzel gözlü hanımefendilerden daha çok severim!....ÖNSÖZ O da bir insandı.. Bunlar arasında Mustafa Kemal'in sevgisel yaşantısından izlenimler ve görüntüler de vardı. delikanlı oldu hepimiz gibi.. kemikten yapılmış.. doğrulanmış olayları kapsamaktadır. ilginç anıları içeriyordu. Bu görüşmelerin baş konusu. sevgisel ve özel ilişkilerinde bile ne denli onurlu. Bu dizi içinde okuyacaklarınız. Sevdi.." O'nun... Mustafa Kemal'in kızkardeşi Makbule Atadan'la —ölümünden birkaç ay öncesine kadar süren —uzun bir görüşme yapmış ve tüm korunmalarını ses bantlarına kaydetmişti. Fakat vatanımı ve politikayı. Ne var ki. çocuk Mustafa Kemal'den büyük kurtarıcı Atatürk'e kadar uzayan yaşam çizgisindeki bilinmeyen yönleri. Atatürk. O' nun hudutsuz vatan sevgisinin yanında mini mini birer yalım olmaktan öteye gitmedi. özellikle gözlerinin güzeH''ği ile kendisini etkilemeye çalışan bir hanıma bir karşılaşmalarında şöyle demişti: “— Hanımefendi!. güzelliği ile. yalnız Atatürk'ün kızkardeşinden derlenmiş anılar değil. O da çocuk oldu.. Şemsi Belli 5 . ergen oldu. Bu satırların yazarı.. fakat aynı zamanda Mustafa Kemal' in özel hayatına çok yakın olmuş kişilerin hatıraları ve gözlemleriyle pekiştirilmiş. O büyük insanın da yaşamında yer aldı. duygusal. Ben güzel gözlü hanımları çok severim!. aşk yaşamının üzerindeki tülü biraz araladığımızda daha iyi göreceksiniz.. Mustafa Kemal'in yüreğinde kıvılcımlanan sevgisel duygu. etten..

bu olağanüstü törenin ayrıntılarını o günün diliyle şöyle özetlemektedir: “Kadı Efendi evvelâ Hanım'a teveccüh ederek: — On dirhem gümüş mihri müeccel ve aranızda takarrür eden mihri muaccelle hazırı bilmeclis Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleriyle tezevvücü kabul ediyor musunuz?” demiş ve Lâtife Hanım “Kabul ettim” cevabını vermişlerdir.. Sofrada bulunanlardan kurmay binbaşı Cevdet Kerim (İncedayı).. dedi. dere... Kadı Efendi müteakiben Paşa Hazretlerine aynı suali irad etmiş ve müşarünileyh “Evet. Af buyurunuz. Biz Lâtife Hanım'la evlenmeye karar verdik. kabul ettim!” buyurmuşlardır.. Gazi Paşa' ya sorular yöneltiyor ve O'nun duygusal yönlerini teıs-bite çalışıyorlardı. konağın üst katındaki salondan içeri girdiği zaman tüm bakışlar kendisine ve yanındaki orta boylu genç hanıma çevrilmişti. yüksek tahsille iktisabı feyz ve kemâl eylemiş bulunan Lâtife Hanımefendinin mazharı saadet olmalarını niyaz ve tazarru eyler. dedi. tepe. Şiire. edebiyata büyük bir ilgi duyuyordu. Bir süre daldı ve sonra gözlerini Lâike Hanım'a çevirerek: — Sevmek!. Lütfen gereken işlemi s(muamelei lâzimesini) yapar mısınız? Anadolu Ajansı'nm 29 Ocak 1923 tarihli haber bülteni. millet ve memleketi halâs ve necata isal eden büyük müncimizle. 22 Ocak 1923 akşamı Bursa'daydı. Bir ömür çeşitli mücadeleler içinde geçti. elindeki kadehi dudaklarına götürdü. Anadolu Ajansı. karargâhta ömür süren bir askerin sevmeye vakti kalır mı?. “BİZ DE İNSANIZ. Çocukluk çağlarında —her delikanlıda olduğu gibi— romantik eğilimleri de vardı. Gazi Paşa'yı ağırlamak için can atan Raufî Bey ve eşi Lâika Hanım. bir hayli tereddütten sonra tüm cesaretini toplayarak: — Paşam!. 43 yaşında olmasına rağmen daha genç gcvsteren şık ve zarif damat adayı Mustafa Kemal Paşa. Sevmek!.Birinci Bölüm Tarih: 29 Ocak 1923. hazirun tarafından pek samimi bir surette tebrik edilmişlerdir. omuzlarında lâcivert kruvaze elbisesi ile Gazi Mustafa Kemal.. Hanımefendi. Duayı müteakip tarafeyn. Çadırda... hattâ erkek arkadaşlarının verdiği bilgiye göre Atatürk ince ruhlu. Mareşal Fevzi (Çakmak) Paşa ile Kâzım Karabe-kir Paşa. Başında koyu renk astragan kalpağı. pırıl pırıl üniformaları içinde.” Etrafta çıt yoktu. Saat: 17.. büyük kurtarıcının onuruna bir akşam yemeği vermişlerdi Madam Brod'un otelinde.. Lâike Hanım'la birlikte. BİZİM DE ÇARPAN BİR KALBİMİZ VAR!. Delikanlılıktan çıkıp ilk gençlik döneminin çok cepheli kişiliğine yöneldiği zamanlarda bile aşk ve sevgi konularına ilgisiz kalmamıştı. hazırlanan masada bu tarihî olayı tescil etmek için bekleyen İzmir Kadısı'na şöyle hitap etti: — Efendi Hazretleri!.. Gelin adayı Uşşakîzâde Lâtife Hanım'ın nikâh tanıkları ise İzmir Valisi Mustafa Abdulhalik Bey'le Gazi Mustafa Kemal'in Başyaveri Salih (Bozok) Bey'di. Yer: İzmir'in Göztepe semtinde Uşşakîzâde Muammer Bey'in konağı. sevilmeye karşı ilgisiz değildi..00. bir şey sormak istiyorum: Hiç sevdiniz mi? Mustafa Kemal Paşa. duygulu bir insandı.. 10 Bir aralık Lâike Hanım. tarihî bir olaya tanıklık etmek için heyecanla bekliyorlardı. Madam Brod'unun otelinin geniş salonundaki sofrada tüm başlar ve gözler 6 .” “SEVMEYE VAKİT BULDUK MU?” Başta kızkardeşi Makbule Atadan olmak üzere kendisine çok yakın olmuş tüm hanımların.. Dağ. O'nun için en büyük aşk “Memleket Aşkı”ydı ama göğüs kafesinde yürek taşıyan her insan gibi Mustafa Kemal de sevmeye.. sevmeye vakit bulabildik mi?. Lâtife Hanım'la evlenmesinden bir hafta önce. Bir yudum içti.

. ya reddederlerse?.. Yine bir cuma dönüşüydü. SİYAH GÖZLÜ KIZI MÜJGÂN'DI.. Atına bindi ve gitti. bir teşebbüste bulunmak doğru olmaz!.. beni ve Naciye'yi görmeye gelirdi. O.. Askeriz diye mi bu yönümüzden şüphe edersiniz?. Şimdiden böyle. Madem ki bu kızdan bu kadar hoşlandın.. Ama ne var ki diğer delikanlılardan farklı olarak Mustafa Kemal.. Onurunu duygularına kalkan yapan —Askerî Ortaokul öğrencisi— Mustafa Kemal. — Mektebe mi gidiyorsun? — Evet!..... şiir üstüne. O yıllarda sık sık görüştükleri Kolağası Rüknet-tin Bey'in iri siyah gözlü. Müj-gân'dan hoşlanıyordu.. Bizim de çarpan bir kalbimiz.. Her cuma günü. Yola çıkmaya hazırlanıyordu. MUSTAFA KEMAL'İN ODASINA GİREN GENÇ KIZ 7 . çocuk Mustafa Kemal'e yaşının çok üstünde bir ilgi ve saygı gösteriyorlar. kızkardeşi Makbule Atadan şöyle anlatıyor: “— Güzel bir tayı vardı... — Ne var sanki. Bu teklif karşısında Mustafa Kemal'in cevabı şudur: — Benim tek taraflı hoşlanmam kâfi mi?.. aile dostları. bizim de bir his tarafımız var!. Arkadaşı Nuri (Conker) ile yaptığı özel sohbetlerindeki konular genellikle aşk üstüne.. — Ne var?. Yanına sokuldum: — Ağabey!.Gazi Mustafa Kemâl Paşa'ya çevrilmişti...... annemi. dedi.. Filmi başa alalım ve yılların sayfalarını yaprak yaprak çevirerek kameramızı 15 yaşlarındaki çocuk Mustafa Kemal'in özel yaşamına doğru yöneltelim. Başbaşa dertleştikleri bir gün.. uzun kirpikli Müjgân'm hâtırasını içinde saklamayı daha uygun bulmuştu. Sonra da zabit çıktığın zaman da. çok duygulu ve romantik bir yaşın içindeydi. Atın eyerini vurdu. Ata ve silaha karşı büyük bir sevgisi var.. — Olmaz dedik ya. Bakalım Müjgân da beni beğenecek mi?.. Söyleyelim Zübeyde Teyzem'e.. onurunu aşktan daha üstün tutuyordu.. ben de geleyim seninle!. iri sivah gözlü. kadehinden bir yudum daha aldıktan sonra ışıltılı bakışlarını tekrar Lâike Hanım'a çevirdi ve bu kez biraz öncekinden daha sert bir ses tonu ile: — Biz de insanız Hanımefendi!. — Olmaz!. Müjgân'm q"uygu-sal etkisini o denli açığa vurdu ki Nuri (Conker) dayanamadı: — Mustafa!. Ya “Hayır!” derlerse. sırlarını paylaştığı tek arkadaşı o sıralarda sadece Nuri (Conker) idi... hadi dön bakalım eve!. — Beni de alsana atın terkisine!.” MUSTAFA KEMALİN İLK GÖZAĞRIS! KOLAĞASI RÜKNETTİN BEY'İN İRİ.. Mektebe dayımla beraber atla giderlerdi. Mustafa Kemal. uzun kirpikleri siyah gözlerini gölgeleyen güzel bir kızı vardı: Müjgân!. — Ne olursun?. 11 O günleri. Şimdi söz keser nişanlanırsınız. evlenirsiniz!.. Annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşleri Makbule ile Naciye. edebiyat üstüneydi... — Olmaaaz!.. İçini açtığı. diye konuşmaya başladı.. Mustafa Kemal'in Müjgân'ı sevmeye başladığını 12 evin içindekiler de hissetmişler ama kendisine belli etmemişlerdi. henüz çocuklukla delikanlılık arasındaki ilk kilometre taşlarında..... O. Selanik'te Askerî Rüştiye'ye devam ediyor. dedim. gitsin istesin Müjgân'ı. Kolağası Rüknettin Bey'in kızı. Gemi taktı.

Hatice'nin annesi kızına pek düşkündü. Ben kızımı nasıl görürüm. diye tutturdular. öylesine yakışıklı ki. neler düşündüğünü bilmemiz olası değil.. aynı zamanda o yıllardaki samimi dcntları da çok iyi hatırlamaktadırlar.. Özellikle Nadire.. “Kızını zabite veren analar bağrına taş basar. 14 Oysa işin içinde garip bir terslik vardı: Komşu kızı Hatice. “KIZINI ZABİTE VEREN ANALAR BAĞRINA TAŞ BASAR” Kırmızı karanfil. Zübeyde Hanım Teyzelerine geldiklerinde Mustafa Kemal.. Elindeki karanfili sayfası açılmış ders kitabının arasına koyan Hatice. Birkaç saat sonra Mustafa Kemal geldi. Duygularını daha iyi tartmasını ve yönlendirmesini biliyordu. Bir gün annesi Zübeyde Hanımı gönderip Hatice'ye resmen talip oldu Mustafa Kemal. Bir de ne görsün. Bir aralık Zübeyde Hanım. annesini ziyaret için Selanik'e geldiği gün15 ler çevredeki tüm genç kızların yüreği hop oturup hop kalkıyor. Hatice'nin heyecan ve korkudan kıpkırmızı olan yüzüne tatlı bir nazar fırlattıktan sonra bir arkadaşı ile buluşacağını söyleyerek evin kapısından çıkıp gitti... AnnelerF Zübeyde Hanım'la sohbet ederken her iki kız da gözlerini pencereden dışarıya çevirmişler.” demişti.. ablası Nadire'ye aşk elçiliği yapmak istemiş ve kırmızı karanfili —o sıralarda ağır bir tüberküloz hastalığı ile ruhen sarsıldığı yetmiyormuş gibi bir de Mustafa Kemal'e âşık olan— ablası Nadire adına bırakmıştı tarih kitabının arasına. Onurunu aşkından daha ön plânda tutan Mustafa Kemal. daha çok Cuma günleri “Zübeyde Hanım Teyze”lerine gitmek için can atarlardı. Üst kata çıkan Hatice.. Yıllar geçti..KIRMIZI BİR KARANFİLİ DEP” KİTABININ ARASINA BIRAKIP KAÇTI!.. odasına gizlice bırakılan karanfili bu yönden değerlendiriyordu... yeni bir duygusal kıvılcımlanma-nın başlangıcı oldu Mustafa Kemal'in çocuk yüreğinde. Aşağı katta annesi Zübeyde Hanım. Misafirlere hoşgeldin deyip birkaç nezaket sözü e+tik+en sonra odasına çıktı. Artık bir harbiye öğrencisi idi. DELİKANLI MUSTAFA KEMAL BİR RUM KIZINI KAÇIRACAKTI Mustafa Kemal. Elinde kırmızı karanfil. Nadire de. heyecanla odadan çıktı ve Zübeyde Hanımın istediği şeyi alarak aşağıya indi. Yine bir Cuma günü komşu kızları Nadire ile Hatice. Hatice'den bir sey istedi.. Delikanlı Mustafa Kemal'in yatağının başucundaki kitaba bırakılan kırmızı karanfil karsısında neler duyducîunu. Manastır İdadisi'nde öğrenci. Bugün müze olan Selanik'teki tarihî evin yakınında oturan komşu kızları Nadire ve Hatice. sarışın bir delikanlının yolunu beklemeye başlamışlardı.. Tarih kitabının arasında kırmızı bir karanfil!. yakışıklı bir çocuktu. O zamanlar haftalık resmî tatil günü Cuma olduğu için 13 Askerî okulun yakışıklı ve üniformalı öğrencisi Mustafa Kemal mutlaka evde bulunurdu... mutlu bir bakıs'a misafir odasına girdi. Olumsuz cevabı kızkardeşi Makbule'den aldı.. kızkardeşi Makbule ve komşu misafirler biraz sonra Mustafa Kemal'in merdivenlerden inen ayak seslerini duydular. O'nu uzaktan uzağa sevenlerin başında geliyordu. Mustafa Kemal'e delicesine âşıktı. annelerine sokularak âdeta yalvarırcasına: — Zübeyde Hanım Teyzelere gidelim mi anne?. sofadaki saksılardan bir kırmızı karanfil kopararak gizlice Mustafa Kemal'in yatak odasına daldı. Uzağa tayin edilir zabitler. Askerî üniformaları içinde öylesine şık. Hatice de. özellikle Hatice'nin Mustafa Kemal üzerinde derin bir iz bıraktığını yalnız kızkardeşi Makbule değil. Delikanlı Mustafa Kemal ise Nadire'den çok Hatice'ye ilgi duyuyor. 8 . Ama neler yaptığını söyleyelim!. arkadaşlarıyla gezmeye çıkmıştı. Kendisinin hoşlandığı kızlardan daha çok kendisinden hoşlanan kızlar vardı. Yatağın yanıbaşındaki masada Mustafa Kemal'in açık bıraktığı bir ders kitabı duruyordu. üniformalı. Bazı günler kendilerine konuk gelen bu komşu kızlarının.

.. Yıl: 1899.. Güzel.. hem güzelliği ile.... Çalgılı kahvede çalışan Romen asıllı üç kız bu üç delikanlıyı ayrı ve özel bir ilgiyle ağırlıyorlar. İlk kanpana (Eskiden trenlerin hareket saatinde kanpana çalardı) çalınca vagona giren Mustafa Kemal. serin bir yaz gecesi. Bu çocukça maceranın her iki taraf için de yakışıksız olacağına emindir... gençlerin bu çılgınlığını zamanında önlemesini bilmiştir.. Zübeyde Hanımın kardeşi ve Mustafa Kemal'in dayısı Hüseyin Ağa'dır. sonraki yıllarda Ankara Şehreminliği ve Bilecik Milletvekilliği yapacak Asaf (İlbay). Müjgân'dan ilk gönül ağrısına kadar Mustafa Kemal'in yaşamında koskoca üç yıl hangi duygulanışlar içinde geçti. Ahmet Numan ve Asaf'dan oluşan üç sacayağının başlıca buluşma ve eğlenme yeri. umutlar. bekler. gözleri gar saatinde sabırsızlıkla bekler. Zübeyde Hanım delikanlı oğlunu baştan çıkarmaya çalışan Rum kızını ve ailesini çok iyi tanımaktadır. Toni adındaki Romen dilberi de Asaf'a. Kimler O'nun sevgiset yaşamında iz bıraktılar?. Manastır'a götürmek niyetindedir. Durumu.. Geriye kalan Janet ise Ahmet Numan'a ilgi gösteriyor.. sevgilisinin kalabilmesi için bir oda bile kiralamıştı. Okullar tatil... Gözyaşlarını tutamayan genç ve güzel kız ise Mustafa Kemal'in özel ders verdiği bir öğrenci. Manastır'a dönerken bu güzel Selanikli kızı da kaçırmak.. 9 . Mustafa Kemal 18 yaşında. Günler.. Mustafa Kemal. kalkacak trenin hareket saatinden az önce garda buluşmayı kararlaştırırlar.. Bunları kızkardeşi Makbule Atadan da bilmiyor. 16 HARBİYELİ MUSTAFA KEMAL'İN İLK GÖNÜL AĞRISI BİR PAŞA KIZIYDI İlk göz ağrısı.. İki uçarı sevgili.. Odeon Tiyatrosu'nun hemen yanıbaşında bulunan bir çalgılı kahve ile Alâtini Köşkü civarındaki Floka 17 Gazinosu. Ünlü bir Paşanın kızı. geceleri. bekler. Bunları yıllardan sonra anlatan Atatürk.. kızın ailesiyle görüşerek.Yaz tatilinde delikanlı Mustafa Kemal'le yakın bir ilişki kurmayı becerebilmiş bir Rum kızı. İşte bu bölmelerin birinde deniz mavisi gö?'eri-ni.. hem de sokulganlığı ile O'nun üzerinde oldukça etkili. Yeğeni Mustafa Kemal'in başında esen kavak yellerini durduracak tek kuvvet. suyu başından kesmiş.. Mustafa Kemal. bu kez trenin penceresinden dışarıya bakmakta ve tatlı mavi gözleriyle kalabalığı bir projektör qibi tarayarak Rum dilberinin görünmesini beklemektedir. Romantik gençlerin sevdikleriyle başbaşa kaldıkları özel bölmeleri var gazinonun. O yaştaki tüm gençler gibi bu üç gencin de günleri.. Mustafa Kemal. Fani adındaki kız Mustafa Kemal'e âşık. yakışıklı bir harbiyeli.. yanıbaşında ağlayan genç kızın gözlerine dikmiş delikanlı bir harbiyeli. Abdülhamid'in ikamete mecbur tutulduğu Alâtini Köş-kü'nün hemen yakınındaki Floka Gazinosu tıklım tıklım gençlerle dolu.. Tatili. geceler. Eczacı Mektebi Talebesi Ahmet Numan. {Dayım haklıydı) diye bağlardı sözlerini.. Selanik'te Floka Gazinosu'nda bir gece.. o yılların en renkli bir dinlenme yeri olan bu kafeşantanla Floka Gazinosu arasında geçiyor. o yıllardaki samimi arkadaşlarının anılarında da komşu kızı Nadire ve Hatice'den başka bir ada rastlanamıyor. Olay kısa süre içinde çevrede duyulur. anıları beraber.. coşkular ve mutluluklar içinde renklendirmeye çalışıyorlar... Mustafa Kemal'in o yıllardaki samimi arkadaşları şunlar: Mühendis Mektebi talebelerinden..... Bir aralık Selanik'ten kaçamak yapıp Manastır'a giden Mustafa Kemal. Heyecan ve sevinç içinde istasyona giden Mustafa Kems-!. Hal edildikten sonra Selanik'e sürgün giden 2. Oysa dayısı Hüseyin Ağa. Mustafa Kemal'in dayısı Subaşı Hüseyin Ana'ya açar...

doğup büyüdüğü ve pek çok çocukluk hâtırasını içinde bıraktığı Selanik 10 . Fakat son günlerde Mustafa Kemal'in artık bu tür şakalarla ilgilenmediğini ve gerçek bir sevgi esintisinin içinde dalgın ve düşünceli olduğunu hissediyorlardı. 18 yaşındaki bir delikanlının Harbiye Mektebi' nin şık üniforması içindeki fiziksel görüntüsü ne denli göz alıcı ise. tatil süresi içinde özel ders verdiği “Paşa Kızı'nı. Selanik'te içtimâi bir mevkii olan ailesinin savnınlıöına göfae düşürmemek için bir an önce evlenmeleri gerektiğinden söz ediyor. hergün özlemle bekliyordu Mustafa Kemal'i... İdadi çeşmesinin önünde “Emlâk-ı Şâhâne” binalarına doğru uzayan bulvarda bir süre yanysna yürüdüler. Sansın Harbiyeli ise gerçek bir duygu ile sevdiği biriyle de olsa o aşamada evlenmeyi düşünmüyor. Alâtini Köşkü yakınındaki Floka Gazinosu.. yanlış yorumlara ve değerlendirmelere neden olmamak için günün koşullarıyla birlikte genç Harbiyeli Mustafa Kemal'in içinde bulunduğu psiko-sosyal ortamı da belirlemek gereğini duyuyoruz. ver elini İstanbul diyecek Mustafa Kemal.. sırılsıklam âs'k Mustafa Kemal'in kalbi ile değil.. Ve. Asaf İlbay ve Ahmet Numan sacayağı ara-sıra bu gazinoya da gelirler. O. sarışın Harbiyeli ile sevgilisi Yüksek Kahve'nin önünde buluştular. çünkü birkaç hafta sonra tatil sona erecek ve kendisi Selanik'ten ayrılıp İstanbul'a. O yıl Ramazan ayı da yaz tatiline rastladığından bayram ertesi. kafası ile verdiği kararı.. Genç kız. hıçkıra hıçkıra ağlayarak içini dökmeye çalışan güzel sevgilisi karsı^n-da. Ağabeyim bazı akşamlar gelmeydi iftara...Mustafa Kemal. Kızkardeşi Makbule Atadan. Tatilin de Ramazan'ın da sonu gelmişti.. belki daha fazla. Sonra bir binek arabası. Duyduğumuza göre Paşanın kızı da ağabeyimi seviyordu.. İftarı onlarda yapıyordu ağabeyim. pek yakında kaybedebileceğinin kaygısı içinde.. Ve gazinonun... Oysa Mustafa Kemal için Fani ve arkadaşları eğlencelik bir kah^k r°HHe-ği bile değillerdi....... Harbiye Mektebine dönmek zorunda kalacak.. Fakat. Anlardık ki vine Pasa'nın konanına gitti ders vermek için. Her gece ders vermeye gittiği Paşa konağının kibar ve zarif kızıydı genç Harbivelinin gönlünde taht kuran... Çünkü.. bir başkasını seviyordu. Mavi gözlü.... Sonra.. Bâzı geceler sahura kadar orada kaldığını işitiyorduk. Ve nihayet. Ahmet Numan da 18 yaşındaki genç HarbiyeÜnin.. O tarihlerde Selanik'te İdadi Çeşmesi'nin karşısında Yüksek Kahve denilen bir gazino vardı. bu eserin amacı ve kapsamı dışında kalmaktadır. kalbinin değil..... sadece geçen sevgililer için tahsis ettiği özel bölmeli odalarından birinde başbaşa geçen saatler.... Çalgılı Kahve'de Romen asıllı Fani... bir süre Çalgılı Kahvedeki Romen kızlarını konuşurlardı. sarsıla sarsıla... en uygun davranış tarzı olarak değerlendiriyorlardı. daha sonraki dönemlerde —birbirlerinden hiçbir şeylerini saklamayan— üc sacayağı arasında uzun uzun tartışılıyordu. Mustafa Kemal. _ Delikanlı Mustafa Kemal'in Manastır Askerî İdadisini bitirip İstanbul Harbiye Mektebi'ne girişi 1899 yılına rastlar. O cıün Floka GaT'nosu'nun ö?el bölmesinde Mustafa Kemal ise sevgilisinin karşılıklı konuşmaları. Ramazan Bayramı'nın son günüydü. Mustafa Kemal ile sevgilisi birbirlerinden ayrı18 lacakları günün yaklaşması nedeni ile üzülüyorlardı. Evet. 19 MUSTAFA KEMAL İÇTENLİKLE SEVDİĞİ KIZI NİÇİN REDDETTİ? Bu dizide büyük insan Mustafa Kemal'in duygusal ilişkilerine konu olan olayları sunmaya çalışırken psikolojik tahlillere girişmek ve yorum yapmak... Ve Asaf İlbay da. beyninin sesiyle konuşmaya çalışan genç Harbiyeli.. o uzak vllarla ilgili anılarını şöyle anımısayacaktı yarım yüzyıldan ötelerde: — Mektep tatil.

giderek daha da büyümüş ve O'nun hassas ruhunu büyük ölçüde etkilemişti. Mini mini sevgiler... Sevgisinin içtenliğinden kuşkusu yoktu. Delikanlı Mustafa Kemal. kendisini çok iyi anlayan dostlarla özel sohbetler. Harbiye Mektebinin ilk sınıfı.. Çocukluk arkadaşları.. bu büyük idealden sonra gelmektedir. anılarında bu sevgisel olaya yer vermekle birlikte isim açıklamaktan dikkatle kaçınmaktadır. tüm aşklardan üstündü Mustafa Kemâl için. kafasında daha başka umutlar ve hayâller çırpınmaktadır. Doğa yasalarına ters düşecek kadar duygusuz ve katı bir kişiliöe de sahip değildir. Bu çırpınışların yönü bir bakıma çelişiktir. yazar Yîlmaz Çetiner'in 1964 yılında yapmış olduğu bir mülakat. baktı... kısacası gönlünce esen kavak yellerinin doğrultusunda günlerini renklendirmek hevesindedir.. her genç gibi O'nun da doğal bir hakkıdır. Manastır Askerî İdadisi'nde yatılı okuduğu yıllardan kalan bu iz. Seviyordu. gezintiler yapmak. bu duygusal ve düşünsel zıtlıkların çarpışması içinde geçer. Büyük duyguların ve düşüncelerin şahlandığı kafasındaki idealleri gönlündeki tertemiz sevgi için feda edemezdi.. Ve sonra tazelenen hâtıralarının arasından ayrılıp ıstırap içinde sarsılarak: 11 . Atatürk'ün çocukluk arkadaşları ve delikanlılık günlerinin yakın dustları arasında bulunan Asaf İlbay. Zübeyde Hanım'ın evlepmesi delikanlı Harbiyeli'nin yüreğinde büyük bir iz bırakmıştı. Gönlünde başka özlemler. sevgililer. Atatürk'ün ilk aşkına ilişkin esrar perdesini biraz daha aydınlatmakta ve Şevki Paşa'nın kızı Emine Hanım'ın gerçek duygularını tesbit etmektedir.. yarının büyük adımlarının ilk çekirdeğidir. bembeyaz saçlı. Annesi.... İstipdat yönetimine karşı başkaldırı eğilimleri. her genç gibi sevmek..... Özel ders verdiği Selanikli Paşa'nın kızı. tüm 20 sevgileri ve duyguları geri plâna itmekte ve O'nun için kişisel anlamda her türlü sevgi.. Askerlik aşkı. vatana hizmet aşkı. Mustafa Kemal'in şiddetli muhalefetine rağmen Selanik Reji (Tütün) İdaresi'nde memur Ragıp Efendi adlı biriyle evlenmişti. narin yapılı 77 yaşındaki hanımefendi duvarda asılı duran fotoğrafa bir müddet baktı. Emine Hanımefendi ile olan görüşmesini şöyle nakletmektedir: “Mavi gözlü.. gelecek yıllara büyük umutlarla.. Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşa. Çünkü. vatan sevgisi. Çünkü bir süre sonra 10 Şubat 1902 tarihinde 21 yaşında çok genç bir teğmen olarak 1472 sicil numarası ile Harbiye'yi bitirecek ve kafasında tomurcuklanan büyük idealleri gerçekleştirmek için ordu saflarına katılacaktı. Duygusal ve ruhsal çalkantılara ilaveten sosyal yaşamında da değişimler.. İçi parçalana parçalana sevdiği kızın evlenme teklifini kabul edemiyordu. Vatan ve millet sevgisi. Bu. Askerlik aşkı.. 21 Askerlik aşkı... Bir tarafta romantik Selanik akşamları.kentini terkederek İstanbul'da daha yeni ve daha disiplinli bir yaşamın havasına girmesi de o denli karmaşık olmuştur.. sevilmek. Harbiyeli Mustpfa Kemal ise. “MUSTAFA KEMÂL BİR İLAHTI BENİM İÇİN” Yılmaz Çetiner. Asaf İlbay'ların yakın aile dostudur ve çevresinde büyük bir saygınlık yaratmış onurlu bir zattır. büyük isteklerle hazırlanmaktadır. gelişimler ve oluşumlar başlamıştır.. Delikanlı Mustafa Kemal'i büyük ölçüde etkileyen bu “Paşa Kızı” kimdir. Floka Gazinosu'nda hıçkıra hıçkıra ağlarken Mustafa Kemal böylesine üzgün ve karmaşık bir ruh haleti içindeydi.... Bu arada —Mustafa Kemal'i oldukça üzen^— ailevî bir olay da genç Harbiyeli'nin gönlünde büyük bir eziklik yaratmıştı: Annesi Zübeyde Hanım... Büyük Kumandan olma hayalleri.. Kafasında dolaşan düşünceler. kızkardeşi. güzelliği dillere destan olan bu zarif genç kızın Selanik Merkez Kumandanı “Şevki Paşa'nın kerimesi Emine” olduğunu söylemektedir.. Gazeteci. Ama o aşamada evlenmeyi düşünemezdi. kimin nesidir? Rahmetli Makbule Atadan. Öte tarafta Nâmık Kemal'in hürrî: yet şiirleri...

o okulda zaman zaman aile toplantılarında karşılaşmamız ve konuşmamızla geçiyordu. dedi. Zübeyde Hanımefendi. babam ve onun annesi sık sık beraber olurduk. Babam Selanik Merkez Kumandanı / Şevki Paşa. bundan zevk duyardım. Gazi. bütün gece O'nun hayaliyle uyurdum. içimde küllenmiş bir acıyı tazelemenin anlamı var mı? Hem şunu bilmelisin ki bunlar konuşulacak. Harpler olmuş. Kapının eşiğinde iki üç dakikalık kaçamak konuşmalar benim için tadına doyum olmayan en büyük zevk halinde bütün benliğimi kaplar.” : Mustafa Kemsl Atatürk'ün en yakın çocukluk arkadaşlarından rahmetli Salih Bozok'un hatıralarmdaki şu satırları bilmem hatırlar mısınız? — “Mustafa on.. heyecanlanmıştı.. O. benim için erişilmez bir varlıktı. on iki yaşlarındayken sekiz yaşında bir komşu kızına aşık olmuştu.. Rejimler değişmiş. O'na tapıyordum. bana karşılık verirdi: Rüşdiye öğrencileri arasında pek çok yakışıklı gençler vardı ama Gazi'nin hali herkesten başkaydı. Emine Hanımefendi bu kelimeleri sarfeder-ken 65 yıl önceki gibi duygulanmış. Düşman işgalleri görmüş geçirmişti bu toprağın insanları. Ve karşımda olan Emine Hanımefendinin gönül bahçesinde tek bir çiçek halinde kalan bu aşkın daha da olgunlaştığını görüyordum. bu anektodu verdikten sonra yazısına şöyle devam etmektedir: “İLK AŞKI KÜÇÜK EMİNE: İşte şimdi 1894 yılında Selanik Rüşdiyesi'nde okuyan Mustafa Kemal'in 8 yaşındaki komşu kızı Emine" ile karşı karşıyayım.. Makbule Hanımefendi ve Gazi ile aynı sokakta senelerce oturduk.” İşte şimdi O'nun bu ilk aşkının hikâyesini geliniz bizzat Emine Hanımefendinin ağzından beraberce dinleyelim: “İstanbul'da doğmuş. Kıyafetine çok itina eder ve herkesin hayranlığını çekerdi. O yaşıma rağmen bunları düşünebiliyordum. Annem. Askeri Kuşuye'ye devam ettiği sıralarda. Akşamları okuldan çıkar çıkmaz evine koşar. bizim evin önünden taburla beraber geçer ve ben de aşk içinde dolu olarak kendisine bakar dururdum. HERKESİN GÖNLÜNDE BİR EMİNE YATAR!.” Yıimrz Çetiner. Lacivert çuhadan ceketinin göğsünde tek sıra ay yıldızlı düğmeler. dar ve yeşil pantolon içinde o kadar alımlı. Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşanın kızı Emine'nin duyguları. KAÇAMAK KONUŞMALAR: O'nu kötü bir atın üzerinde gördüğüm zaman teessüre gark olurdum. Karşılıksız bir aşktı bu.. Ben 12 yaşıma gelmiştim ki Gaz!... Bak sana bir şey söyleyeyim çocuğum: Ben Gazi' yi. Manastır İdadisi'ni bitirip İstanbul'a Harbiyeye gitmeye 12 . derhal elbiselerdi ütületir. Yarım asırdan çok fazla bir zaman geçmişti aradan. Çocukluk hayallerimin biri de Gazi'nin padişah olmasıydı. Emi-nem şarkısını sevmesinin nedenini asıl şimdi öğrendiğimiz Mustafa Kemal'in yakınlarına sık sık söylediği şu sözleri de her halde hatırlarsınız: “Herkesin gönlünde bir Emine yatar. diye sevmedim. Bu yüzden kıziarla erkekler pek kolay kolay karşı karşıya gelmezdi. Ama.... anlatılacak konular değildir. O da tebessümle gözlerini bizim pencereye diker. Babam çok mutaassıp bir adamdı. bunca yıl sonra bana bunları söyletmenin. 3-4 yaşındayken Selânik'e 23 t götürülmüştüm. benimle evlenir. Manastır As24 keri İdadisi'ne yazıldı. Mahcubiyetten pembeleşen yüzünü zaman zaman elleriyle örterken dargın ve kırgın gözlerle yüzüme baktı: 22 — Çocuk. Bizim zamanımızda pek küçük yaşta evlenildiğini bilirsiniz. o kadar zarif yürüyüşü vardı ki bu. Fakat asıl gayesi komşu kızını pencereden görmekti. Nedense Gazi'ye karşı herkesten ayrı bir ilgi duyduğunu biliyordum..'sevmek ne demek? O bir ilahtı benim için.. Nihayet bir gün o Rüşdiyeyi bitirdi. Daima O'nun en iyi şeylere sahip olmasını ister... Bu bir hayaldi ve belki de bir düştü. Çocukluğumuz hep beraber geçti. aşkı 70 sene önce nasılsa..— Gazi'yi . hep aynı heyecanla aynı tazelikteydi.. oyun seyretmek nedeniyle zıpzıp oynayan çocukların yanına giderdi. yakışıklı bir çocuktu.. Böylece zaten pek seyrek olan görüşmelerimiz büsbütün azaldı.. kol kapaklarında üç sıra şerit. asla gözlerimin önünden silinmiyor. Seneler böylece ben kafes arkasında.. Dedi. O.

Gazi de izinli olduğu sıralarda geliyor. SİZDEN DE AYNI VEFAYI BEKLERİM. Yalnız bu arada Makbule Hanımefendiden duyd.. Ama.” ATATÜRK'ÜN AŞK ŞİİRLERİ Atatürk'ün bu ilk ve duygusal düzeyde en güçlü aşkını. Ne bayram. Biz hâlâ Selanik'teydik. olaylar girdi. Gazi'nin Savarona yatına yatışından itibaren ıstırabım hala devam ediyor.. mavi gözlerinin pınarında biriken yaşları hala zarafetini muhafaza eden ince uzun parmaklariyle silerken: — Hayır. Fakat bu defa görüyordum ki memleket meselelerine. annesini. demiş.. Makbule Hanımefendiyle görüşüyorduk.. Her gün gider. evlenmedi mi? — Evlenmedi.” Emine Hanımefendi bütün bunları anlatırken o kadar heyecanlanıyordu ki sesinin titrediğini ve çok yorulduğunu hissediyordum. Gezi bundan çok memnun olarak: — Hiç olmazsa şimdilik nikâh yapsak. O'nun gönül işleriyle uzunboylu uğraşacak vakti yoktu.. dedi. Ali Fuat Cebesoy da doğrulamaktadır.u25 ğum bir konuşma beni dünyalara sahip olmuşçasına sevindirmişti. anılarında şöyle der: “. Beni birkaç defa Saray'da baloya davet ettiler. Balkanlar ve nihayet gizlice tekrar Selânik'e dönüş. Bir aralık benim kendisine sorduğum bazı sorulara cevap olarak: “Onunla evlenmediğime üzülmüyorum. “Fakat artık büsbütün olgunlaşmış ve kendisini tamamen millet ve devlet işlerine adamış bir Mustafa Kemal vardı karşımda. Sonra araya yıllar.” Harbiye'yi yüzbaşı olarak bitirdikten sonra O'nun.” — Peki.. Kahire. Diye üstelemiş. BU ANI MEŞ'UM BİZE KÂN AĞLATACAK. Gazi gelir gelmez annesine sormuş: — Şevki Paşanın kızı evlendi mi. Selanik'teki Askeri Mahfel'de veya diğer toplantı yerlerinde sürekli olarak arkadaş-lariyle görüştüğünü duyuyordum.ben Harpokuluna kaydolduğum zaman O sınıf çavuşuydu. heyecanımdan ne Saray'a ne de yanlarına gidemiyordum.. staj görsün diye Şam'a sürüldüğünü biliyoruz.. sanki O'nu seyrediyormuşum gibi yatı seyrederdim. Ama yine araya giren büyük olaylar bizi bir evliliğe kadar götüremedi. Bir sabah Cum26 . Hayır. kardeşini ziyaret ediyordu. Seneler sonra biz de İstanbul'a gelip yerleşmiştik.. Benim için hayatın tadı yok artık. ALLAHAISMARLADIK. Oradan Trablus.. milletin dertlerine bütün varlığıyla sarılmıştı. Esasen bu bir karşılıksız aşktı.. Ama bir yandan da O'nun nihayet Harbiye'ye gidişine seviniyordum. — Atatürk'ün rahatsızlığını nasıl haber aldınız? — Hayatımın en acı anları O'nun hastalandığı günlerde geçti. O'nunla tekrar görüşmeye tahammülüm yoktu. Sınıf subayı beni kendisine 13 . hurbaşkanlığı bayrağının yarıya inik olduğunu görünce yıldırımla vurulmuş gibi sarsıldım. Şimdi ölüm yıldönümlerine ait bütün gazeteleri saklıyorum. Cebesoy. MUSTAFr KEMAL “Bu mektubu aldığım zamanki sarsıntıyı bilmem bugün nasıl anlatabilirim. Hiçbir zaman karşılık beklememiştim.. Gazi o kadar doluydu ki eminim kendisine ayırabileceği hiçbir özel hayatı yoktu.. Bana kendi el yazısiyle gelen cevap şuydu: BU DAKİKADA VAPURA GİDİYORUM. Sonucun böyle olması daha iyi bence. Yalnız Salih Bozok Beyefendiyle birkaç defa konuşmuştum. hiç bir şey umurunda değildi. •Bir gün üzüntü içinde kendisine yakın dostları vasıtasiyle haber gönderip “Harbiye'ye ne zaman gidiyorsun?” diye sordum.. Kötü durumdaydım.hazırlanıyordu. Yine pek seyrek görüşebiliyorduk O'nunla. ne seyran ve ne de aşk. dedi. O tarihe ait gazeteleri hala saklarım. BENDENİZ SİZİ UNUTMAYACAĞIMA VİCDANEN YEMİN EDER.. Atatürk Cumhurbaşkanı olduktan sonra O'nu görmeyi hiç düşündünüz mü? Şevki Paşanın kızı.

Hayır!. Araya giren tanıdıkları aracılığı ile birkaç aylık tebdilhava raporu.... 102 yılında Harbiye Mektebini birincilikle bitiren Mustafa Kemal.... Hotel Bulgaria'da pek rahat edemez Mustafa Kemal. Banyoları var.. Trablusgarp. bu bir zaman meselesi. Firar. Sofya'da bir tek güzel kadın bile görmek mümkün değil!. Mısır yoluyla Selanik'e geliş. cidden konforlu bir otel.. Sırma bıyıklı... Hemen arkasından 1908 Meşrutiyet ihtilâli..vererek yerimi ve koğuştaki yatağımı göstermesini söylemişti. Şam'a 5'inci Ordu 30'uncu Alay emrine sürgün gidişi. Ne isterseniz var... Arkadaşlığımız ilerlediği zaman da Selanik'te tanıdığı bir kızı hiç unutamadığını söyler. 11 Ocak 1905 yılında 24 yaşında kurmay yüzbaşı olarak Erkânıharp Okulu'nu bitirdi... 1909 yılında Selanik'te toplanan ittihat ve Terakki Cemiyeti 2. burada oturmaya değer. oda hizmetçileri var. Balkanlar kaynıyor.. Benim bu büyük insanla arkadaşlığım böyle başladı. 13 Nisan 1909'da meşhur “31 Mart Olayı”... büyük olaylarla yüklü olduğunu görecekler ve duygusal bir ilişkinin varlığını saptamakta güçlük çekeceklerdir.. Sorguya çekiliş. Bu dizi içinde Mustafa Kemal tarafından kendisine yazılmış birçok mektuplarını okuyacağımız Ma-dame Corinne'e 3 Kasım 1913 tarihinde yazdığı bir mektupta yeni taşındığı oteli şöyle tanımlar Mustafa Kemal: ". Gençti.... temiz giyinirdi. Libya....... bu 10 yıllık dönemin. Mustafa Kemal 32 yaşında.. güzeldi... yakışıklı bir kurmay binbaşı. 31 1911 yılında İtalya-Trablus savaşına katılması. o zamanki şiir üslubuyla yazdığı aşk şiirlerini de okumayı ihmal etmezdi. O'nun. 1913 yılının Ekim ayı başlarında atandığı Sofya Ateşemiliterlini görevine başlamak üzere Bulgaristan'a geçtiği gün doğru Bulgaria Hotel'e iner.. Kurmay binbaşı Mustafa Kemal.... karmaşık bir bilmece qibi. (Birinci sınıfta saf gençlik hayâllerine tutuldum.. kendisi gibi olağanüstü başarıları görülen arkadaşlarıyla birlikte Erkânıharp Okulu'na devam ediyordu. Hangi ülkenin hangi safta savaşa katılacağı. O sıralarda kuruluş hazırlıkları başlayan gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girmesi. İttihat ve Terakki liderlerinin —Almanya safında— harbe sürüklendiklerini hayret ve üzüntü içinde izliyorlar.. Tekrar Suriye'deki kıtasına dönüş. Bu otel öncekinden daha rahat ve nisbeten daha konforludur.. Can sıkıcı olaylar hızla birbirini izlemekte devam etti: Yakalanış. Kendisi de Osmanlı Devleti'nin Sofya sefaretinde Ateşe-militer. Şimdilik otelde kalıyorum. Tüm Avrupa. hâtıralarında.. Ye32 ni yapılmış.. Sofva Sefirimiz Fethi Bey'le Mustafa Kemal... B.. Bulgarların niyeti henüz kesinlikle belli değil.rkaç gün sonra Splendide Palas Oteli'ne geçer. İLİŞKİ KURDUĞU GÜZEL KIZLARI ÖZEL İSTİHBARATINDA KULLANDI Yıl: 1913. derslerimi ihmal ettim) dediği zaman Harpokulundaki bu ilk yıldır. Büyük Kongresi'ne Trablusgarp delegesi olarak katılması.. Hayır Co-rinne!.... Ülkenin geleceğine ilişkin gizli ve politik çalışmalara da katılan Mustafa Kemal. Şimdi Splendide Palas Oteli'ne yerleştim. Çok yakın dostu İttihat Terakki Partisi'nin eski Genel Sekreteri Fethi (Okyar) Sofya'da sefir.. Konaklayacağı uygun bir ev aramaktadır ama... Birinci Cihan Harbi'nin eşiğinde. İçindeki özel eğlenceler.... aralarına sızan bir kişinin ajan çıkması sonucu yakayı ele vermişti. Ve nihayet Balkan Harbi...” 27 ikinci Bölüm 1902 1912 ARASINDAKİ YILLAR BÜYÜK OLAYLARLA YÜKLÜYDÜ Genç Osmanlı zabiti Mustafa Kemal'in özel ve duygusal yaşamını incelemek isteyen araştırmacılar... zira uygun bir ev 14 . 1907 yılı Ekim ayında Selanik 3'üncü Ordu Kurmay Heyeti'ne tayin edilişi.

diğeri Macarca konuşuyordu.bulamadım henüz. Tercüman gazetesinde.. Bu hanımlar. . Cevdet Bey iki Macar bayanı davet etti. her insan.. Sofya'nın tanınmış ailelerinin kızları olduğu için.. Madam Dourzi.. ben hiç memnun olmadım ve hep sıkıldım. M. Sofya'ya yerleşmiş çok zengin ve çok güzel bir Türk hanimi vardı: Tarife Hanım!.. Fransız.. gene ve yakışıklı Türk binbaşısı Mustafa Kemal'in ilişki kurduğu her genç kız. “PARİS'Lİ HANIMI GÜZEL BULMADIĞIMI SÖYLEYEBİLİRİM” “Bu Parisli hanımı güzel bulmadığımı sana söylememe izin verir misin?. Bana her zaman kendinden söz eden haberler ver. Zannediyorum ki Cevdet Bey aracılığı ile beni evine davet eden kendisidir. Alman birçok şantözler vardı.Bu hanımlardan biri Almanca. Çoğunlukla Sefarethanede ve büromda çalışıyorum.. Bakara oynuyorlardı. Onları localarında bırakarak ordan da ayrıldık. çoğunluğu genç kız ve genç hanımlardan oluşan güçlü bir istihbarat şebekesi kurmuştu. Scfya sosyetesinin kalbur üstü hanımları. Refik Sönmezsoy. Balkan Savaşı kahramanı. Fethi Bey de başka bir şey yapmıyor. Mustafa Kemal'in. Evinde o akşam kibar insanlar. siyasal çevrelerde.. Omuzları sırma dolu generaller. Bütün kalbimle. çok kısa bir süre içinde Sofya' da geniş bir çevre oluşturdu. bâzı erkekler tarafından davet edilmek için locaların arasında piyasa yapıyorlardı.. Bulgaristan'a gelmişti... Özellikle genç kızlar ve hanımlar. vekiller ve daha birçok tanınmış beyefendiler vardı. bu yakışıklı binbaşıya candan bir ilgi gösteriyorlardı.. her kadın. Bingazi.. Mustafa Kemal. yakışıklı bir Türk Subayı. Fakat inanın bir başka sefer sizi memnun etmeye çalı-şncağ'ir. bu genç subaya saygı duyuyorlardı. Hiç bir daveti.. Bir “Efsane” erkeği olarak. s BİR VALS BİR AŞKIN BAŞLANGICI OLDU Matmazel Dimitrina bir baloda tanışmıştı Mustafa Kemal'i.. Büyük savaşın eşiğinde bulunan ülkesi için millî güvenlik açısından çok önemli bir çok sırları hanım dostlarının aracılığı ile sağlıyordu.. Onu bu kadar sempatik bulacağımı ve bu kadar iyi bir arkadaş olduğunu ummuyordum. Cevdet'le aralarında derin bir dostluk olan Parisli bir hanım. Bulgar Başbakan'ının ki7i Ni-kolina ile olan yakın ilişkisinden dolayı bu milletve34 killerini iktidar lehine etkilediği söylentileri dolaşıyordu. Sofya Ataşemiliteri idi. Kemal” * ** Mustafa Kemal. yine opera sanatçılarından Mimi Balkanska ve Porfo-la. Bugün kendisiyle birlikte 5 kilometrelik küçük 33 bir araba gezintisi yaptık. tanınmış şilelerin genç kızları çoğu kez Tarife hanımın evinde direnlenen partilerde bir araya gelirlerdi. Evvelki akşam beni Madam Dcurzi'ye götürdü. Ote7e dönüp yatağıma girdinim zaman. Ordan ayrıldıktan sonra Novia America adında bir Cafe Concert'e gittik. Bilmem neden... Bir başka deyimle.. O'nun özel casusu olduğunu bilmeden çevresinde bulunuyorlardı.. General kızları. bu genç ve yakışıklı Türk subayına karşı gösterdikleri yakınlık göze batıyordu. Bulgar parlamentosundaki Türk kökenli mi'letve-killerinin çoğu Mustafa Kemal'in yakın dostuydu.. Mustafa Kemal'in çevresindeki genç ve güze! hanımlar. Cevdet Bey'le dostluğumuz iyi. Trablus. vakit geceyarısını geçmişti. Mustafa Kemal'in Nikolina kadar önem ve değer verdiği bir başka gençkız. 15 . her gittiği yerde yeni yeni dostlar ediniyordu. hiç bir ziyafeti kaçırmıyor. Mustafa Kemal'in çevresinde pervane gibi dönen genç ve güzel hanımlar arasındaydı. Gündüz....ı dedi. Sofya'da kısa bir tur yaptım. bu tanışmanın şiirsel öyküsünü şöyle özetler: “Mustafa Kemal. Ben kumar oynamadığım için kısa bir tanışma ve konuşmadan sonra onlardan ayrıldım.. Ay-rrlırken bana: —Bu akşam bizde eğlenemediniz!. Savunma Bakanı Stiiyan'ın kızı Dimitrina. Sofya Operası'nın primadonnası Anna Todnrova. Mustafa Kemal'i gönüllerinde paylaşamıyorlardı.

Ba35 kanın yanındaki güzel kızın önünde eğildi: “Bu valsi bana lütfeder misiniz?. Baba Stil-ya'nın “gönül kapısı”nı çaldı: 36 “— Mustafa Kemal..Ve bir gün.. kalbi sınır taşlarının ötesinde çarpıyordu. Dimitrina. * ** General kızı Dimitrina.. sabaha karşı. Mustafa Kemal'in kollarından ayrılırken “Yarın buluşalım” diye fısıldadı. * ** Mustafa Kemal gururlu bir erkekti...” Salondaki her genç kızın gönlü “Mustafa Kemal ile dansetmek” dileği ile doluydu. bütün kızların gönüllerinde dönüyordu artık. 1913 yılında başlayan bu “Aşk hikâyesi”nin erkek kahramanı.. Cumhurbaşkanı olduktan sonra da “Dimitrina”yı unutmadı. bir “Maskeli balo” da canlandırmak istiyordu. Mustafa Kemal'i çok sevmişti.Mustafa Kemal. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Araş ile “sevgilerini taşıyan” hediyeler gönderdi. bir defa okuyarak avunacaktı. üçüncü vals-ler takip etti.. bir milletin kalbine gömülmüştü.” Balo'nun en ilgi çekici olayı. talihine düşen orduya General Stilyan'ın komuta ettiği de. .” .. Ancak. Mustafa Kemal ayağa kalkınca... Beni unutma. sonra Allah diyeceğim. Millî Savunma Bakanı Stiiyan'ın oturduğu masaya yaklaştı.. diyor!. * 16 . Dimitrina ile Mustafa Kemal hemen her gün beraberdiler... Son nefesimde “Önce Kemal. o gece Yeniçeri elbisesi giydi.. kesin ve acı idi: “— Ben bir Türk'e kız vermem!. bu aşk romanının eski sayfalarını çevirerek...Ve bu aşk romanının ilk bölümü bu cümle ile noktalanır gibi oldu. kızın Dimitrina ile evlenmek istiyor... Balkan Savaşı'nda.. Genç ataşemiliter. bu sevdanın bitmesi için.. Mustafa Kemal'e çılgınca âşık!. ilk cümleyi ikinci.Kemal'in.. Bu sevdanın bir evlenme ile bitmesini istiyordu.. Hem de.. Mustafa Kemal. Dimitrina “babasının bulduğu Bulgar” ile evlenmişti ama. Kızın da ben Mustafa Kemalsiz yaşıya-mam. * İlk nefesi. üçüncü nefesler.. bir Türk arkadaşına: “Gecenin en değerli hdeiyesi Dimitrina idi” dedi. ilk valsi ikinci. General... “Bu ikinci ve dostça karşılaşmamız” diyordu. Bulgaristan sosyetesi “Türk -Bulgar aşkı” ile çalkalanıyordu: — “Dimitrina. “Nerede?. Gözler “Davet” doluydu.. İstiklâl Savaşı'nda da.. Dimitrina ise. bir kızın kolunda.” — “Mustafa Kemal de Dimitrina'yı seviyor!.” Mustafa Kemal Çanakkale savaşlarında da. ev ziyaretleri ve gizli buluşmalar ile “Aşk hikâyesi”nin cümleleri sürüp gidiyordu. “İki sevdalı arasında” saadet temsilcisi olmuştu. üçüncü cümleler. Efsane erkek... Baba Stilyan.. Babam sizi daima takdirle anar!. Genç kız dudakları “Mustafa Kemal” adını fısıltı halinde heceliyordu: “Mustafa Kemal geldi.. patinaj. ara!...” Generalin cevabı kısa.. genç kızların gönülleri hopladı.” dedi... Dans. nerelere gittin” diye ağladı durdu....” * ** Bulgar Kurmay Başkanının kızı.. Kılıçlarıyla Bulgaristan'ı Osmanlı İmparatorluğunun bir “Vilâyeti” yapan Yeniçerileri. sohbet sırasında öğrenilmişti. * “10 Kasım 1938” günü Bulgaristan'ın “gözünden en çok yaş dökülen” kadını Dimitrina idi: “— Kemal beni bıraktın da. “Maskeli balo”da general kızlarının gözleri “Türk Yeniçerisinin üzerinde toplandı.” “Bizim eve gel!. M. bir aşk mektubunun üç satırı ile bu gururu okşamasını bildi: “— Ölünceye kadar seni seveceğim. Mektuplar yazdı.. Kral'ın Mustafa Kemal'i tebrik etmesi ve bir hediye vermesi olmuştu. ikinci.

28 yıl, bu romanın sayfalarına bir cümle eklemeden geçti... İki ay önce, 73 yaşına basan, Bulgaristan'da “Ata37 türk'ün ilk ve bitmeyen aşkı” diye bilinen Dimitrina bir rüya gördü: “Atatürk, Dimitrina gel artık, seni özledim, diyordu”. Dimitrina, bu rüyayı yorumladı: “— Kemal beni çağırıyor” dedi... ...Ve bu rüya gecesinden 24 saat sonra son nefesini verdi. Bu “sevda romanı”nın ilk sayfalarında söylediği pibi son sözü: “— Mustafa Kemal” oldu... Romanın son cümlesi, “Mustafa Kemal” ile noktalandı. BAŞBÂKAN'İN VE HARBİYE NAZIRI'NIN KIZLARI, MUSTAFA KEMAL'İN SEVGİLİSİYDİLER Bunlar arasında Bulgar Başbakanı Dr. Radoslavof un kızı Nikolina başta geliyordu. Tarifa Hanım'ın evindeki toplantılarda tanıştığı ve çik yakın bir ilişki kurduğu Matmazel Nikolina ile Mustafa Kemâl arasındaki özel dostluk tüm Sofya'da duyulmuş, dedikodular ayyuka çıkmıştı. İktidardaki Başbakan Radoslavof'un siyasî muhalifleri, kurmay binbaşı Mustafa Kemal'in flörtleri arasında yer alan güzel Nikolina'nın bu özel ilişkisini dillerine dolayarak Başbakanı yıpratmaya çalışıyorlardı. Sofya, o yıllarda yoğun bir diplomatik kaynaşma içindeydi. Birinci Dünya Savaşı'nı yönlendirmeye çalışan (İngiliz, Fransız, Sovyet Rusya gibi) ülkelerin temsilcileri Bulgarlarla sürekli müzakere halindeydiler. Bu ortamda, biri Başbakan'ın, diğeri Harbiye Na-zırd'mn kızı olan iki genç hanım, Mustafa Kemâl'in özel istihbaratı için en mükemmel birer kaynak idiler. 38 Bulgar Harbiye Nâzın Kovaçef'in kızı Mara, duy-gult, içli, kültürlü, şık giyinmesini çok iyi bilen Makedonyalı bir tazeydi. Üstelik fizik yapısı bakımından zarif ve şirin bir kızdı. Snk sık Tarife Hanım'ın evinde buluşuyorlar, bir kaç kadeh erik rakısı... Biraz müzik... Biraz sohbet... Biraz aşk... derken, Bulgar hükümetinin en gizli sırları, bazen Nikolina'nın dudaklarından, bazen de Ma-ra'nın gevezeliklerinden Mustafa Kemal'in istihbarat dosyalarına yansıyordu. Başbakan'la Harbiye Nazırı'nm kızlarından sızdırdığı özel haberleri diğer ajanslarının istihbaratıyla da pekiştirdikten sonra değerlendiren Mustafa Kemal, bu arada yarbaylığa terfi etti. Ateşemiliter Mustafa Kemal, o sıralarda Dimo Açkof adında Türk dostu, bir Bulgar avukatın kızı Elena ile de özel bir yakınlık kurmuştu... Gittiği her yerde seçkin insanlardan bir çevre oluşturan, edindiği dostları ve kurduğu çevreyi muhafaza etmesini bilen genç kurmay, bir yandan Sof-ya'daki güzel flörtleriyle ilşkisini sürdürürken öte yandan uzaklardaki dostluklarını da mektuplaşmak yoluyla canlı tutmaktan geri kalmıyordu. İstanbul'daki genç ve güzel dul Madam Corinne, Mustafa Kemal'e büyük bir sevgi ve hayranlık duyuyordu. Ve de üstelik kıskanç bir kadındı Mm. Corinne. Mustafa Kemal'in Sofya'daki arkadaşı ve kendisinin de yakın dostu Cevdet de Mm. Corinne'in ajanıf!) idi. Mustafa Kemal'in Sofya'daki özel yaşamını gözetlemesi görevini üstlenmişti Mm. Corinne'e karşı. Gönül işlerini de memleket işleri kadar büyük bir beceri ile yürüten genç kurmay Mustafa Kemal'in bir yandan Başbakan'ın kızı Nikolina ve Bulgar harbiye Nazırı'nm kızı Mara ve Avukat Açkof'un kızı Elena Açkof ile ilgilenirken İstanbul'daki Mm. Corinne'e <—Fransızca kaleme aldığı— mektuplarıyla nasıl ses-endiğini hep beraber okuyalım: 39 Sofya, 27 Aralık 1913 “Sevgili Corinne, mektuplarını büyük bir sevinçle aldım. Bu mektuplarda bana karşı gösterdiğin dostluk duygularına içtenlikle teşekkür ederim. Di-yorsu ki, son yazdığın mektuplarda öncekiler kadar imlâ yanlışı yok. Acaba bir başkası mı yazdı o mektupları. Bu

17

önemli dikkatini senden bana yönelmiş bir kompliman olarak kabul ediyorum. Çünkü öğrenebildiğim kadar Fransızcam üzerinde hiç bir hayale kapılmıyorum. Fransızcayı Türkçe kadar bilseydim sana yalnız daha çok mektup yazmakla yetinmez, içimdeki samimi duyguları daha güzel ve daha seçkin bir üslupla anlatabilirdim. AnVyorum ki Cevdet Bey'e benim buradaki hayatımı gözetlemesini tavsiye etmeye devam ediyorsun. Kendi hareketlerinin gözetlenmesi gereken Donjuan' m sözlerine bilmem ki hangi noktaya kadar inanıla-bilir. (Mustafa Kemal mektubunda Donjuan sözcüğü yerine “Courreur” sözcüğünü kullanmaktadır.) Yine de hemen söyleyebilirim ki onun sana anlatacağı şeylerde belki hakikatin bir zerresi bulunabilir. Buradaki hayatım monoton akışı ile devam ediyor. Hiç bir olay hayatıma bir neşe katamadı. (......) içten dostluklarımı sunarım. M. Kemal” Artık bir kurmay yarbay olan Mustafa Kemal'i kutlayanlar arasında O'nu içtenlikle seven ve kıskanan Mm. Corinne de vardır. O zamanki deyimle kaymakam Mustafa Kemal'in âşıkları, hayranları yalnız Sofyalı kızlar, yalnız Mm. Corinne midir?.. Mm. Corinne'nin kızkardeşi Matmazel Edith de bu yakışıklı kurmaya karşı özel hisler beslemekte, ablasının yazdığı mektuplara arasıra kendi duygularını da yüklemektedir. 40 “KALBİMİN DİKTE ETMEDİĞİ SÖZLERİ BENDEN BEKLEMEYİN” Sofya Ateşemiliteri kaymakam Mustafa Kemal'in Mm. Corinne'e yazdıtı bir başka mektubu gözden; geçirelim: 28 Şubat 1913, Sofya “Sevgili Corinne, Kaymakamlığa terfii edişim münasebetiyle gönderdiğiniz tebrikler beni çok derinden duygulandırdı. Güzel sözleriniz kalbimde büyük bir yer işgal etti. Kendi kendime izah edemediğim suskunluğumun bir çok nedenleri vardı: Sofya, Belgrad ve Petinya ateşemiliterliklerine tâyinim bana büyük işler yükledi. Henüz diğer iki şehre gidemedim. Özellikle Sofya'da beni ilgilendiren baz' sorunları incelmek zorundayım. Buradaki tüm meşguliyetim, bana büyük bir sıkıntı veren otel hayatından kurtulmak için uygun bir ev aramak. (.........) Sana uzun uzun yazamctyışımın nedenleH bunlar. Birkaç kelimelik kartpostallar yollayabilirdim. Fakat bu, hem seni tatmin etmezdi, hem de ben kendilerine nezaket icabı yazmak zorunda kaldığım kimselere karşı ancak kartpostal kullanırım. Küçük ve sevimli Matmazel Edith'in istemeyerek meydana ge^en, bu uzun suskunluğum karsısında sitemkâr şeyler söylemesi beni hayretler içinde bıraktı. O'nun sana karşı büyük bir dostluğu, ve benim samimiyetime ise pek az güveni var. Hayat tecrübesi de o nisbette az. Rica ederim. O'na söyle; çok konuşan ve sayfalar dolusu mektuplar yazanlar m- gerçek ve samimi dost sayılır?.. Çok içtenlikle hisseden fakat uzun lâflarla karşısındakini yormak istemeyen ve duygularını gizlemeyi tercih eden kimse1er ilgisizlikle suçlanabilir mi? Sevimli Edith zuna inansın ki ben de O'nun Avusturyalı dostu kadar fedakâr ve candan olmaya muktedirim. Ve o insanlar gibi kur yapmasını çok iyi bi4f lirim. Üstelik şunu da bilsin: Senin benim, nazarımda çok yüksek bir mevkiin var. Sen, öyle bir kişiliğe sahipsin ki benden kalbimin dikte etmediğini kelimeleri beklemezsin. Tatlı ve şirin kızkardeşine bu satırları okumanı ve kendisine benim hayalimde kolay kolay silinmeyecek bir hâtırası bulunduğunu söylemeni özellikle rica ediyorum. (............) İçten ve Candan Dost M. Kemal” * ¦** BULGAR HARBİYE NAZIRININ KIZI MARA, MUSTAFA KEMAL'İ DELİLER GİBİ SEVİYORDU!.. Mm. Corinne ve onun şirin kızkardeşi Matmazel Editt, Sofya'dan İstanbul'a postalanan

18

me'-'tualann kısalığından ve katılığından yakmadursuniar, Bulgaristan'ın başkentinde güzel bir genç kız, Mustafa Kemal'i bir kaç gün görmese çılgına dönecek kadar O'na âşıktı. Bu duygulu ve zarif kız, ilişkilerine yukarıda kısaca değindiöimiz Mara idi. Bulgar Harbiye Nâzırı'nın şık ve kültürlü kızı Mara... Mustafa Kemal'in Sofya'daki çevresi içinde daha önceki yıllarda Manastır'da tanışmış olduğu Dino Aç-ko fisminde genç b!r hukukçu da vardı. Mustafa Kemal'in flörtlerinden Elena'nın babası Dino Açkof, Bulgar asıllı olmasına rağmen Türklere karşı büyük bir sevgi ve saygı besliyordu. Mustafa Kemal'in kişiliğine hayrandı. Sofya'da avukatlık yapan Dino Açkof, sık sık ev;n-de z;vafetler, partiler düzenler ve yakın dostu Mustafa Kemal'i de çağırmayı ihmâl etmezdi. Bir bakıma Mustafa Kemal, bu davetlerin baş konuğu durumundaydı. Konuklar arasında Mara Kovaçef'le birlikte Sofya' 42 nın ileri gelen ailelerinin birçok temsilcileri, Mustafa Kemal'e hayran genç kızlar, opera sanatçıları ve politikacılar da bulunuyordu. Mara Kovaçef, birlikte geçirdikleri tatlı saatlerin ve günlerin adedi arttıkça ortak hatıraları çoğaldıkça Mustafa Kemal'i daha fazla sevdiğini hissediyordu. Kendisini seven ve etrafında pervane gibi dönen kızların karşısında ölçülü ve dengeli biryakiaşsmla hareket eden Mustafa Kemal, İngilizlerin Bulgaristan yetkilileri ile yaptığı gizli temasları, Rusların tekliflerini ve niyetlerini rahatlıkla öğrenebiliyordu. Nihayet savaş başladı. Bulgarlar, Almanlarla ittifak halinde olan Türklerin safında yer aldı. Delicesine âşık olduğu Mustafa Kemal'in ö-*el hir casusu olarak O'na hizmet ettiğinin farkında olmayan Mara Kovaçef, Mustafa Kemal Sofya'dan ayrıld'ktan bir süre 'sonra O'nu unutabilmek için evlenecek, fakat içindeki büyük aşkı, Mustafa Kemal'i asla unutamayacaktı. Ve... Yıllardan sonra... 1933 yılında... Cumhuri-yet'in 10'uncu yıldönümü törenlerine Türkiye Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın öze! konuğu olarak katılacak olan avukat Dino Açkof ile genç Türkiye'nin büyük kurtarırısı arasında Çankaya Köş-kü'ne şu konuşma geçecekti: — Gospodin Açkof, kızınız ne alemde? — Elena mı? — Evet! — Siz Sofya'dan ayrıldıktan sonra Elena Adliye Nazırı Hristo İstatef'le evlendi!.. — Ya Matmazel Mara Kovaçef? — Bir doktorla evlenmişti... Duyduğumuza göre bir aralık Ankara'ya sizi görmeye gelmişti. Ankara gelişinde size anlatmadı mı? — Evet, anlattı... Dokuz yıl önce Ankara'ya gelişinde burda birbuçuk ay kalmıştı. Kendisiyle müteaddit defalar konuştuk. 43 — Size bir şey söyleyeyim mi Ekselans, Mara, Ankara'dan Fiilbe'ye döndükten sonra kocasından ayrıldı!.. — Yaaaa!,, Öyle mi?.. Bu ünlemde ve bu soruda çok uzun yılların gerisinde kalmış duygulanışlar ve hâtıralar düğümleniyordu. YJDİN'Ü KURTBEY AİLESİNİN GÜZEL GÖZLÜ KIZI: NAZMİYE Mustafa Kemal'in Sofya'da tanıyıp hoşlandığı genç kızlardan biri de Vidin'li “Kurtbey Ailesi”nin kızı, Nazmiye'dir. Bu kitabın baskıya hazırlandığı 1988 yılı yaz aylarında 92'nci yaşına hazırlanan Nazmiye (Atiç] Hanım, İstanbul'un Bebek semtindeki konutunda görüştüğü bir gazeteciye, o çok uzak günlere ilişkin anılarını şöyle anlatıyor: “Evet, Mustafa Kemal, Sofya'da bana evlenme teklif ettiği zaman, ben henüz 17 yaşındaydım. Anneannemle Vidin'den İstanbul'a gidiyordum. Oradan da tıp tahsili için, Fransa'ya geçecektim. “Sofya'ya uğramıştık. Mustafa Kemal, Sofya'da ataşemiliterdi. Bizi anneannemle çaya davet

19

ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra anneannesi ve ağabeysi ile birlikte İstanbul'a gelmiş. Öğrenimini tamamladıktan ısonra tekrar Vidin'e dönmüş. Nazmiye Ha-nım'a yazdığı ve evlenme önerisini birkaç kez tekrar 45 ettiği bu ilginç mektuplar. Yalnız. her zaman bindini şahsi otomobilini gönderip bizi aldırdı. İngiliz'di. İngiltere'de doğup büyümüştü. Eski Türkçe okumasını bilmiyordu. benim nikâhımı imam kıymayacak'. imamsız kıyılacak bir nikâhla takılmıştım. Gerisini yine Hazmiye Hanım'ın anılarından dinleyelim: “O gün kocam hastalandı. O cay masasında bana. açıklamasında bununla da yetinme mekte. nikâhımızı imam değil. hafızasındaki anılar kadar özenle saklayamamış. Kız kardeşi Makbule Hanım. 20 . Tıp öğrenimi yapmak amacıyla Fransa'ya gitmeye hazırlandığı aşamada Sofya'da tanıştığı Mustafa Kemal. bir gün müjdeli haberi alır: — Reisicumhur Hazretleri. Simdi elçiliğimiz olan evde oturuyordu. İbrahim Bey. benim kız kardeşimle aeldinimi. mutaassıp bir babanın km olarak da en çok. Set-başında. Ama.” Nazmiye Hanım. CHP Genel Sekreteri ve İçişleri Bakanı Dr. Evlerinde kaldım. Fakat. tıpkı anılar gibi. “Evlendikten sonra. kalan 30 lira ile evi idare edeceğim. Bursa'ya gidin” dedi. 'Ben prensip sahibi bir kişiyim' demekten de. Bana yazdığı mektuplarda. “Ben gidemeyecenim. imam kıyıyordu. Atatürk'ün gönlünde yer ettiğini açıklayan Nazmiye Hanım. Erzurum Milletvekili. Saydam'ın ölümünden sonra da Başbakanlığa bir müddet vekâlet etmişti. sen kız kardeşini al. Ahmet Fikri Tuzer'di. Başbakan Refik. sizi Bursa'daki köşkünde kocanızla birlikte kabul buyuracaklar!. Atatürk'ün Lâtife Hanım'dan ayrılma aşamasında Kavalalı İsmail Hakkı Beyi kendisine göndererek (ki o sıralarda Nazmiye Hanım Behiç Nuri Bev adında bir zâtla evlidir) dolaylı olarak eski önerisini yinelediğini ileri sürmektedir. vaz geçmedi. Sofya Sefiri Fethi Okyar kıyacak. beni çok şaşırtmıştı. çevresini dolduran çok renkli bir hanım kalabalığına ve ülkesinin içinde bulunduğu buhranlı bir dönemde aktif bir qörev ateşiyle çırpınan yüreğine rağmen. Mustafa Kemal. O zamanki adıyla Çapa Kız Muallim Mektebi'ne girmiş. daha sonraki yıllarda birbirimizi hep qör-dükK Mektuplaştık. ben de teklifini kabul edememiştim.00'da Reisicumhur hazretleri. Bakın ne diyor: “O kıymetli mektupları. Ben de. Paşa'ya haber verdi. evim. “İstanbul'da ailesi ile tanıştım. bu mektupları. Bunu kendisine ifade ettiğim zaman. ben prensip sahibi bir kişiyim. 50 lira altın para maaşım var. Mustafa Kemal'in. Uzun süre Mustafa Kemal'le görüşemediaini Bozüyük Mebusu Çolak İbrahim Bey'e bildiren Nazmiye Hanım.. Çay sofrasını.. ne yazık!. 33 yaşındayım. Ne^mive Atiç Hanımefendi. İmamsız nikâh olmazdı. yakın dostum oldu.” Gönül isterdi ki. 44 Böyle bir teklif. böyle bir nikâh.. Mustafa Kemal bana karşı çıkarak. benim kabul edebileceğim bir şey değildi. belediyenin kendisine hediye ettiği villada kalıyordu. İkinci eşim.. şartlarını şöyle dile getirdi: 'Ben.. aklımda kaldığına göre. Ama. İbrahim Bey'le birlikte Bursa'ya gittik.” 1986 yılında Vidin'de doğan Nazmiye Hanım. anıalrında Bursa'daki bir akşam yemeğine de özellikle yer vermektedir. diye ısrarını sürdürünce. Nazmiye Atiç Hanımefendiyi dinleyelim: “Ama. Atatürk. Ben ve kız kardeşim. Bunun 20 lirasını size cep harçlığı olarak vereceğim. 'Sizinle evlenmek iıstiyorum' dedi. 'Mektuplar kocaman eline geçer. ' 'Hayır. saat 16.etti. Cumhuriyet Ote'i'ne indik. bahçede iki akasya ağacının altında kurdurmuştu. Çünkü Behiç Nuri Bey. Ertesi gün. beni yakın çevresi ile tanıştırdı. teklifini iki kez tekrarladı. o zaman oturduğumuz Kurtuluş Tepeüstü'ndeki Usulcuoğlu Apartmanı'nın banyosundaki sobaya atıp içim parçalanarak yakmıştım. Kurtbey Ailesi'nin bu güzel gözlü kızına gerçekten ev'enme önerisinde bulunmuş mudur? Bu hususu kesinlikle saptamak olanağına sahip değiliz. kocam Behiç Nuri Bey'in ölümüne kadar sakladım. Annesine Zübeyde Teyze dedim. “Evlenme teklifi. Dedi ama. Çünkü bütün nikâhları. bfimm hir şartım var. ardından da. bugüne dek titizlikle saklanabilsin. yuvam yıkılır' korkusu ile hepsini.

misafirler.. Eğer Atatürk böyle bir teklif yapsaydı Nazmiye Hanım reddedemezdi. Reisicumhur hazretleri. Böyle bir şey asla olmadı. Bursa Valiei Kemal Gedeleç. O yazıyı kesip sakladım" dedim. Makbule Hanım. Bozüyük Mebusu İbrahim Bey. o sofrada bulunanlar arasında birçok ün47 lü kişi var: Daha sonraki yıllarda Cumhurbaşkanlığı enel Sekreterliği yapan Bursa Valisi Kemal Gedeleç. Ben Bursa'daki akşam yemeğinde 21 . “Boşanma tebliğini gazetede okudum. HAYAL MAHSULÜ HATIRALAR Tarih: 25 Ağustos 1988. hangisi daha güzel... Ali Hikmet Paşa ile sağımda oturan Ali Sait Paşa vardı.. Bursa'daki akşam yemeğinde Atatürk'ün bu konuda açıklamalar yaptığını söylüyor ve sizi de tanık gösteriyor. Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan... O geceden hayatta kalan iki kişi varız: Biri ben. benimle yavaş sesle. diğer misafirlere ikrama gidiyordu. Reisicumhur hazretleri.. en yakın arkadaşını bana göndermişti. İlk merak ettiğim şey. Reisicumhur hazretlerinin.. aynı zamanda da dünyalar adeta benim oldu. Ali Sait Paşa. gidin bakın.. sonra kız kardeşimin tabağına koyduktan sonra kendi tabağına alıyor ve garson ondan sonra. Sabiha Gökçen.30'a kadar süren 2 saatlik sohbetimizi teybe kaydediyoruz aynı zamanda.. Güya Atatürk. Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Atatürk'ün Gönlündeki Kadın”(!)ın çok iddialı anıları. — Ben de okudum o yazı dizisini... Üçüncü yemek tabaklara alındıktan sonra.. Paşanın kızları.. Rukiye de. Atatürk'ün mânevi kızlarından Ru-kiye ve Zehra. “Atatürk'ün Gönlündeki Kadın”.. Aklımda kaldığına göre. Böylece herkes yemeğe başladı. “Peki ama siz Kavalalı İsmail Hakkı Bev'e ne dediniz?” deyince. derhal İsmail Hakkı Bey'in sözleri geldi aklıma. rahmetli Makbule Atadan'ın rahatsızlığı sırasında kendisiyle tanıştığımız Sayın Sabiha Gökçen'le 32 yıllık bir aradan sonra tekrar konuşmak gereğini duyduk..... misafir arkadaşları vardı. manalı bir şekilde. Uzun yıllar Atatürk'ün çok yakınında bulunan ve yaşayan canlı tarihlerimizden biri olan Sabiha Gök-çen'in anlattıklarını sağlıklı bir şekilde tesbit edebilmek için saat 10. ben de gidip bakmışız güya.30'dan 12. kalbinde bana karşı bir sevgi işareti olduğunu hissediyordum. eviniz yıkıldı diye müteessir oldum. her zamanki gibi... yaver Rasuhi Bey. O benim bu sözüm üzerine. Tarihe ve gerçeklere ışık tutabilmek amacıyla.. Pasa ağzımı aratmak için.. yemeği önce Reisicumhur hazretlerine vermek isterken. “Ben Latife'yi boşadığım zaman sen ne yaptın?” dedi.. oturmaya başadı. Biraz hayal mahsulü bu hatıralar.. Sayın Nazmiye Atiç Hanımefendi. — Sayın Sabiha Gökçen. Suadiye'de. Reisicumhur hazretleri yemeği kendi eli ile alıp önce benim tabağıma. O gece..46 Nihayet akşam yemeği vakti gelmişti. bize demiş ki... Uzun yemek masasına. Reisicumhur hazretlerinin bana karşı gösterdiği bu ince zarafet gözümden kaçmıyordu. demiş güya.. Demek.... Nazmiye Hanım'ın 48 ifadesine göre. Okul Sokak No: 50 Kamer Apartma-nı'nın 4'üncü katında 10 numaralı dairedeyiz.. yemek masasının en başına oturmadan önce beni sağ tarafına. kimsenin duyamayacağı biçimde konuşmaya başladı. Atatürk böyle bir şeyi zaten yapmazdı asla. kendisinin gerçek zarafeti olduğunu bilmemle birlikte. Atatürk'ün aşk yaşamı üstüne sohbet ediyoruz.. kız kardeşimi de. Ama Atatürk tarafından bir evlenme teklifinin yapılmış olması ve bu teklifi de Nazmiye Hanım'ın reddetmiş olması kesinlikle düşünülemez. Bazıları da hanımları ile gelmişlerdi. Sofya'da bir flört hali geçmiş olabilir. diğeri de Ruki-ye. Okudunuz mu Hürri-yet'teki anıları?.. sol tarafına oturttu. Bir süreden beri İstanbul'da ve bu adreste konuk bulunan Sayın Sabiha Gökçen'le. Nazmiye Hanım'ın Atatürk'le arasında.. Bunun. Servisi yapan garson. Daha ismini hatırlayamadığım misafirler vardı. iki kız kardeş var. birçok önemü iddialarla ortaya çıkıyor. Ve daha pek çok seçkin kişi. Ali Sait Paşa'nın hanımı Neciye Hanım yoktu.

Çünkü Fikriye Hanım.. işin başında hiçbir zaman hissen Fikriye Hanım qibi olmadı. Lâtife Hanım hakkında ve Fikriye Hanım hakkında.. Bir akşam sofradaydık. Fikriye Hanım hakkında biraz hoş konuşmadı..... ATATÜRK'E YÖNELİK GERÇEK AŞKLAR — Peki Sayın Sabiha Gökçen. Ertesi gün odasına iyi sabahlar dileğiyle girdiğimde bana şöyle dedi: “— Dün gece nasıl geçti?” 49 “— biz dun gece bir şarkıya üzüldünüz... Atatürk o kadar asabileşti... müsade edin de adını vermeyim... akılsızdı demiyorum yanlış anlaşılmasın. O kişiye fena halde çıkıştı... Hüzünlendi. Anadoluya geldi!” dedi 22 . Kadınlara saygısı fazlaydı.. FİKRİYE HANIMLA LATİFE KANIM ARASINDA DUYGUSAL YAKLAŞIM FARKI — Sayın Sabiha Gökçen ..... Ve şunu söyledi: “— Ben Anadolu'ya geçtiğim zaman.... — Nebile için de aynı şeyi söyleyebilir miyiz? — Nebile Hanım'ın Fikriye Hanım olması mümkün değil! — Lâtife Hanım'Ia Fikriye Hanım arasındaki duygu farkı ne olabilir size göre? — Lâtife Hanım.. Bu şarkı devam ederken ben Atatürk'ün yanında oturuyordum... Bir kişi.... Fikriye Hanım hakikaten âşık. Meselâ Fikriye Hanımla ilgili. Belki Atatürk'ün de Fikriye Hanım'a hissi bir yakalşımı vardı.... “— Yak şu sigaramı çocuğum!” dedi.... çok temiz ve her haliyle mükemmel bir kişiydi. Latife Hanım ise bunları hoş göremedi maalesef. bir flört olayı olmuş olabilir.... Aralarında hissi bir bağlantı olmuş olabilir. — Bakın Şemsi Belli Bey.Şöyle diyebilir miyiz: Fikriye Hanımın bunları hoş görebilecek kadar derin bir aşkı vardı Atatürk'e.. Yalnız müsade ederseniz bir hatıramı anlatmak isterim: Atatürk çok nazik..” Atatürk'ün aşk hayatı hakkındaki görüşlerini sorduğumuzda Sabiha Gökçen'in yanıtı şöyle oldu: — Ben böyle bir şeye şahit olmadım. Nazmiye Hanım'Iı tanıştığı tarihlerde evlenmeyi düşünmemiştir... o günün o tehlikeli şartları içinde bana koştu geldi. O akşam da müzik sanatçıları vardı. Latife Hanım biraz daha sabırlı olsaydı.... Fikrive Hanım' la evlenseydi. Ben tanımadım. 50 Atatürk'ün de olabilir... Atatürk'ü ilk defa o kadar asabi gördüm.. Ama Fikriye Hanım. hakikaten her zaman aklını kullanan. Neden Atatürk ağlıyor?. ağladınız bayağı. Ama. çünkü tanınmış bir kişi. Müziği de çok severdi. belki ömür boyu bir evlilik olabilirdi. o kadar asabi-leşti ki. Zama zaman Türk Sanat Müziği sanatçıları çağırırdı köşke.. Fikriye Hanım genç. Ben he rzaman. gözleri buğulandı . Bakıyordum.. Atatürk'ün kendisinden dinlediklerim var. Ama sizinle olduğu gibi karşı karşıya konuşmadık bunları Atatürk'le.... Ufak tefek kaprisleri olabilir her insanın.. belki sonradan hissen bağlandı Atatürk'e. ama Fikriye Hanımınki kadar değil.. onları hoş görebilirdi. Sofrada arkadaşlarına anlatırken bizzat dinlediklerim var.. Atatürk'ü hakikaten seven bir kadınmış Fikriye Hanım.. Acaba geçmişteki bir hatırası mı onu duygulandırdı?... Atatürk'ün derin bir aşkla kimler sevdi size göre?. Çok hassas ve ince ruhlu bir insandı Atatürk... Bir aralık “Gel gitme kadın!” diye bir şarkı okundu.. düşündü.ağlayacak hale geldi. Onun da Fikriye Hanım'a bir ilgisi var.......” dedim... — Dolmabahça Sarayı'nda bir konuşma geçti bir gün. Aşkı için her şeye katlanabilirdi.. güzel antellektüel bir hanımmış. Ama Lâtife Hanım.... Atatürk de bu aşka karşı ilgisiz değil.. Atatürk.. — Bizler Atatürk'ün manevi kızları idik. Neden acaba?.... akıllı olsaydı........Fikriye Hanım hakikaten âşık.. Daldı..sofrada Atatürk'ün böyle bir açıklamasını duymadım. Atatürk de çok bağlanmış hissen .. Fikriye Hanım o genç ve güzel kız. Ama daha çok Fikriye Hanım Atatürk'e çok bağlanmış hissen..... benim... idamıma karar verildiğini duyar duymaz. “GEL GİTME KADIN!. Ve nitekim bu aşkı yüzünden intihar ettî Fikriye Hanım... Lâtife Hanım.... — Bu hatıralardan aklınızda kalan bazılarını lütfen hatırlamaya çalışır mısınız?. keşke Atatürk. diye düşünürüm....

....... — Hayır!.. bir rastlantı. beğenirsen...... Ama kısmet böyleymiş....... Doğrudan doğruya bir ev sahibesiyle misafir arasındaki mesafe.. Salih Bozok da.. tâ gençliğinden beri yani. — Atatürk'le Lâtife Hanım arasındaki mesafe. işte biliyorsunuz..... Genç bir hanımın evinde misafir kalması şayiaya sebep. Atatürk memnun kalıyor bu misafirlikten. Ama bunu etraf doğru bulmuyor ve bu yüzden evlenecekler diye bir söylenti çıkıyor. Salih Bozok.. durumu Gazi Paşa'ya yansıtıyor. değil mi? — Evet....” diyor.. Atatürk tam bir karar veremiyor.. Ve Lâtife Hanım'ı uygun qörmüyor. Sayın Gökçen....evvelâ isterseniz. mutlaka.... Daha değişik bir hayatı olurdu herhalde... Atatürk'ün rahmetli Başyaveri Salih Bozok' la yakın bir dialog kuruyor Lâtife Hanım. Efendim. Lâtife Hanım'ın ailesi Fransa'da.. Olumlu şekilde söylüyor. tanımadığım halde.. Salih Bozok'a diyor ki: “— Oğluma söyle.... Onun evinde misafir kalmış olması...... Hep isterdim ki keşke Atatürk O'nunla evlenmiş olsaydı. Annesi. Ufak tefek kaprisleri olabilir... Latife Hanım'ın evine........ İyi bir ahbap oluyor. Atatürk annesine söylüyor: “— Lâtife Hanım'la evlenmeyi düşünebilir miyim?.. Daha sabırlı.. Ayrıldıktan sonra bunları Atatürk'e açıklıyor Salih Bozok. izmir'deki misafirlik sırasında nedir?... Lâtife Hanım ise ancak bir-iki görüşte tanımış oluyor Atatürk'ü. Tabii. — Peki.. Ben bunu sofra sohbetlerinde resmen Atatürk'-den duydum. Uygun bulmadım bu hanımla Gazi Paşa'nın evlenmesini!... Atatürk Lâtife Hanım'la evlenecek diye.. sofrada anlatırken. Bir şayia çıkıyor halk arasında.... Atatürk'ü iyi tanıyan bir kişiy-miş... 53 23 . Bu konuda annesinin rızasını almadan bir sey yapmak islemiyor.. — Muallâ Tunçok Hanımefendi'nin kocası Abdur-rahim.. genç kızlığından itibaren... annesinin düşüncesini söylemiyor Atatürk'e. O zaman taassup var.” diyor. belki 5i daha mutlu olurdu. babası henüz dönmemiş İzmir'e.. — Bu anlattıklarınıza göre Fikriye Hanım kadar olmasa bile Atatürk'ün de O'na karşı ilgisiz ve sevgisiz kalmadığı izlenimini çıkarabilir miyiz? — Ona şüphe yok... Lâtife Hanım'ın Atatürk'le evlenmesi bir aşk evlenmesi değildi.. Annesi o sıralarda hasta......... Hattâ AbdurrahirrîTunçok da beraber. Bir ev sahibesiy52 le misafir arasındaki mesafe midir?.. Atatürk Fikriye Hanım'la evlenmiş olsaydı.. Fikriye Hanım'a karşı O'nun da bir şeysi vardı ...... ve bundan doğan bir evlilik.. daha hoşgörülü olurdu. Fakat bunları hiçbir zaman kötü bir şekilde karşılamazdı Fikriye Hanım...... Abdur-ruhimi tanıd'nız siz Semsi Bey.. Annesi daha çok hastalanıyor orada. kurtuluştan sonra onların evinde misafir kalıyor.. hatırlayacaksınız. Fikriye Hanım'ın Atatürk'ün eşi olarak tutumu Lâtife Hanımdan farklı ne gibi bir seyir takip ederdi? — Fikriye Hanım.. “Atatürk'ün annesi gelmiş. O zaman taassup var.Atatürk . bir erkek arasındaki mesafe midir?.... Onun için Fikriye Hanım'ın tabii çok daha iyi bir tutumu olurdu mutlaka.... Genç bir hanım............. — Şayianın çıkması için bir sebep olması lâzım gelmez mi? — Sebep.. “Sen onu görürsen. diyebilir miyiz? — Şu şekilde . Keşke O'nunla evlenseydi Atatürk. Erkektir... İzmir'e gönderiyor onları. Konu böylece afişe olunca.... Sayın Gökçen... Ama İzmir'de. beğenmiyor annesi. Salih Bozok'la beraber İzmir'e gönderiyor annesini.. düşünmüş olsaydı onunla evlenirdi tabi..ama evlenmeyi düşünmemişti.. Çok büyük bir hürmetim var Fikriye Ha-nım'a karşı. Tanışma....... Lâtife Hanım'la Gazi Paşa evleneceklermiş” diye yaygın bir söylenti var. Atatürk de evleniyor. Bir genç kızla.. ancak o zaman evlenebilirim!” diyor. bir kadınla... Atatürk. Şimdi herkes daha açık fikirli..... O zamanlar Abdurrahim çocuk daha. Ankara'ya dönüyorlar. İnsandı Atatürk de. — Şöyle diyebilir miyiz.. Atatürk'ün annesine çok hürmeti vardı.

... Nikolina.. o da bir insandı. arkadaş bildiği kimselerin hanımlarıyla asla böyle bir şey yapmazdı.. gece gündüz düşmanla savaşacağım. Nebile âşık olsaydı Atatürk'e. Bunun benim kusurum olduğunu mu söylemek istiyorsunuz? Tabii değil mi. Siz ki her şeyden haberiniz olduğunu iddia edersiniz ... Nasıl olur da benim savaş alanında bulunduğumu öğrenemezsiniz. Benim şu anda hatırıma bir şey gelmiyor. — Ben böyle bir şey olabileceğini sanmıyorum.... her insanda doğal olarak bulunması gereken bir takım hislerden yoksun değildi. Son kartınız. — Büyük bir liderin özel yaşamı genellikle kapalı kalır. Çanakkale Boğazı'nda durum buhranlı bir hal alınca sevgili dostumuz Nuri (Conker)nin eski yeri olan Tekirdağ'a giderek ordaki bir fıkranın kumandasını üstlenmemi isteyen acele bir 24 . bu gibi şeyleri ortaya atıyorlar. Maydos'a Fethi (Okyar)nin bir kartıyla birlikte geldi. nihayet Atatürk de bir erkekti. Fakat.. Gerçekten hayretler içinde kaldınız sanırım.o da bir insan... Corinne'e postaladığı mektuplardan izleyelim : 55 17 Mayıs 1915.. ama... — Benim tek diyeceğim şey: Atatürk. — Tahmini olarak bir şeyler söyliyemez misiniz? — Gözümle görmediğim için bir şey söyleyemem. O büyük bir kumandan. çünkü Nebile'yi de bir evlâdı mânevi olarak aldı Atatürk.... Ama gençken olmuş olabilir.. Bir manastır hayatı mı yaşadı ömrü boyunca?.. CORİNNE'E MEKTUPLAR Ülkesi savaşa girdikten sonra Mustafa Kemal'i Sofya'ya hangi kuvvet bağlayabilirdi. Hanımlar kendilerini biraz daha lanse etmek için falan.Siz ki benim özel hayatımı takip etmekten memnun olmak istersiniz.. şimdi çok sevdiği askerlik sanatının odak noktasında....... herşey... Tarife Hanımefendi. o günlerin Mustafa Kemal'inin Mm. Komşu kızlarına filan aşık olmuş olabilir...... Herkes.... o kalpte bir takım duygular taşıyan bir insan.... hakikaten bir kimseye aşık olmuş biri değildir. Gelip geçici duygulardır bunlar.. Herhalde Atatürk.... O bakımdan söylüyorlar. Tekirdağ 19'uncu Tümen Kumandanlığına tayin edilen Mustafa Kemal...... Mimi. ÇANAKKALE SAVAŞLARINDAN Mm...Nebile 2 defa evlilik yaptı. O günlerin şartları içinde ve vatan görevi gerekleri çerçevesi içinde kalmış birer eski ve tatlı hâtıra idi artık.. 54 memleketi kurtarmayı kafasına koyduktan sonra böyle bir olay kesinlikle olmamıştır. Belki seyahetlerinde herhangi bir kimse ile ilişkisi olmuş olabilir. — Hayır hayır. — Sayın Sabiha Gökçen. Ve bunları da benim yerime Fethi (Okyar) Bey alacak...— O halde Atatürk'ün Latife Hanımla evlenmesi bir aşk izdivacı değil..... Mara. Anna Todorova. Daha pek çok böyle gerçek dışı şeyler çıkıyor ortaya. Nebile olamazdı âşık.. ben Maydos'ta olacağım.. büyük bir lider ama ....... NEBİLE ZSA GABOR SÖYLENTİLERİ ¦— Nebile'nin Atatürk'e âşık olduğu yolundaki yayınlar gerçek dışı mı? — Gerçek dışı.... bir erkek.... Kitabımda işlemeye çalıştığım konu bu... Atatürk. — Bu konuda şahit olduğum bir şey yok.. — (.. — Bu konuda söyleyebileceğiniz başka bir şeyler var mı? — Sizin soracağınız bir şey varsa sorun. — Peki.. Maydos Karargâhı 'Sevgili dostum. Göğsünde bir kalp. O günlerin havasını. Muhakkak değildi. Bu yönünü de ben tes-bite çalışıyorum.. — Elbette değildi.)nin hanımı Zsa Gabor'un Atatürk'le bir aşk gecesi yaşadığı yolunda bir küçük haber çıktı geçenlerde.. Elena.. Aksini söyleyecek kimse kalmadı hayatta.... Atatürk.. hazırladığım kitabın konusu Atatürk ve aşk.. Aksini düşünemem hiçbir zaman... O büyük insanın çok yönleri tüm ayrıntılarıyla yazıldı. başkasıyla evlenmezdi . sevgili dostum Corinne bunları bilmeyecek ve her zamanki gibi mektuplarını ve kartlarını Sofya'ya gönderecek.. Atatürk ve kadın. Bilemem.

Almanlar da bu genç kumandanı Demir Haç Nişanı ile değerlendirmişler.... Karargahımın kâtiplerinden Hulki Efendi'nin İstanbul'a gelmesinden faydalanarak size bu satırları yazıyorum. kolay kolay aralamadığı kalbinin kapılarını. Matmazel Edith'e içtenlik dolu dostluk duygularımı. şu ana kadar daima başardım. basit kartlar postalayabilirsiniz.. İki aydır buradayım. Burada benim adım fazla duyulmazsa hayret etmeyiniz. 19. beni unutmayınız Corinne!.. Miralay Mustafa Kemal'in karargâhı hâlâ Maydos' tadır. Bir ilk adımdır. Mazi ve mazinin hâtıraları ölümsüzdür.. Ama yine de şüphe etmeyiniz ki hafızalarımızda silinmez izlerini sakladığımız güzel anları asla unutmuş değilim!. Kemal” Mustafa Kemal'in savaş içinden Corinne'e özet kurye ile ulaştırdığı bu mektup gösteriyor ki büyük asker.. benim için bir nezaketsizlik idi. Çünkü bu önemli savaşın onurunu Mehmetçiğe kazandırmayı tercih ettim.. Savaş devam etmekte ve Mustafa Kemal büyük bir başarı ile İngiliz kuvvetleri karşısında savunmaya devam etmektedir. Birkaç gün önce içinde bir takım şakalar bulunan bir kartpostal yollamıştım. Size istediğiniz zaman hemen cevap yazamazsam umarım ki beni mazur görür ve bana kısa. Anlıyorsunuz ki oldukça meşgulüm. büyük asker Mustafa Kemal savaş meydanlarında ilk askeri zaferini kazanmış. Fırka Kumandanı M. Günlük çalışmalarından arta kalan zamanlarında canı roman okumak istemektedir. Çünkü postayla ancak pek mânâsız birkaç kelime yollamak mümkün olabiliyor. Benim bu konuda size verebileceğim bir izahat yok.” diyebilmektedir.. ÖLSEM BİLE!. Mektubu bizzat size vermesi için fırkamdan bir zabit gönderiyorum. Sofya'dan ayrılışımı ve burada görev alışımı size niçin haber vermediğimi bana sormayınız. savaş psikolojisinin belki doğal bir sonucu olarak Mr... “CESUR VE İNANÇLI ASKERİM ŞEHİT OLURSA CENNET'E GİDECEĞİNE YÜREKTEN İNANMIŞ” Karargâhındaki görevlilerden birinin İstanbul'a yapacağı seyahati fırsat bilen Mustafa Kemal. 56 Corinne!. Buradaki hayat pek fazla sakin değil. Çanakkale Boğazı'nı müttefiklerin çıkarma girişimlerine karşı savunuyorum.. Biliyordum ki bu. “Harp Liyakat Madalyası” ile takdir ve taltif 57 edilmiştir.telgraf almıştım. Maydos. Şüphesiz biliyorsunuz ki savaşı yöneten sizin dostunuzdur.. MAZİ VE MAZİNÎN ANILARI ÖLÜMSÜZDÜR BENÎ UNUTMAYINIZ CORİNNE!. anneniz hanımefendiye ve babanıza saygılarımı lütferi bildiriniz. arkasından “Miralay” (Albay)lığa yükseldiği tebliğ edilmiştir kendisine. Yeni dostlarıma Allahaısmarladık bile diyemeden Sofya'dan ayrıldım.. Mısır'a hareket etmeden ve Kudüs'te dinlenmeye karar vermeden sizin evde bir akşam yemeği yiyebilen ve size sıcak duygularla veda edebilen Nuri.. Ve savaş gecesi siperlerin içinde Mehmetçiği harekete geçiren de odur. Corinne'e yeni bir mektup yazmaktan kendini alamıyor. Arıburnu Cephesi'nde İngiliz kuvvetleri ağır yenilgilere uğramış. Aziz Corinne.. 'Zaman geçer gider. Corenne'e hafifçe aralamakta ve duygulu bir seslenişle “Geçmiş günler ve o günlerin hatıraları ölümsüzdür.. Ama dostlar arasndaki bağları her zaman kuvvetlendirerek geçer gider zaman. mermiler başlarımızın üstünde patlayıp gidiyor. Sevindirici olaylar üst üste gelmektedir. Ve yerimde kalırsam kuvvetle umuyorum ki hep başaracağım!... hiçbir zaman benim gibi hareket etmez. Hattâ bu savaşta ölsem bile. Kazandığı zaferler ve madalyalar O'na göre bir başlangıçtır.. Kurşun vızıltıları ve bomba gürültüleri 25 . Siyasi ve askeri genel durum hakkındaki görüşlerinizi bana açıkça söyeyiniz Corinne.. Ben bu savaşta ölsem bile beni ve o hatıraları unutmaynız!. şarapneller. Gece gündüz top sesleri. 20 Temmuz 1915 “Sevgili Madam..

Beşiktaş'ta Akaretler'de oturuyorlardı. Daha önceki mektuplarının çoğunda “Sevgili Co-rinne” diye başlayan Mustafa Kemal.. Bu dinlenme ancak ölümden sonra mümkün olabilir.. sevgili Madam. Gerçek dostluğumu kanıtlamak için bu kez sizden önce kaleme davrandım. Mustafa Kemal'in kahve falına bakmıştı. Çünkü dinsel inançları. Şehit olmak nedir. Çok şükür ki askerlerim pek yürekli ve düşmandan daha dirençlidir. Yarın yine bir başka yönde yola çıkıyorum. 1916 yılının başlarında tayini Kafkas Cephesi'ne çıkan ve Nisan ayının ortalarında Silvan'da kumandayı ele alan Mustafa Kemal. doğru cennete gidecek. bu muhayyel istirahata kavuşmak için Tan-rı'nın cennetine gitmeye hiç de niyetli değilim. Adı ve ünü bir anda bayraklaşan Mustafa Kemal her gittiği yerde büyük bir saygı ve hayranlıkla karşılanıyordu.KEMAL 19.” Çanakkale savaşlarının genç ve muzaffer kumandanı İstanbul'a döndüğü zaman annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşi Makbule... Orada Tanrı'n'n en güzel kadınları.. Hulki Efendiye birkaç roman ismi verin. Harbiye Mektebi'nin karsısında bir konak vardı: Tabib Miralay Mösyö Luigi'nin konağı. Bunları kesinlikle bilmemiz olası denil amma. gidip satın alsın. Corinne'e yazılmış mektuplarda ve Corinne'den Mus59 tafa Kemal'e ulaşan haberlerde bu duygunun belirtilerini sezmemiz çok kolay. Bir süre sonra.. Moralleri de yüksektir. Belki de ablası Corinne'in büvük dostluğunu gölgelememek için içindeki duyguları bastırıyordu. Herkesin büyülendiği tatil ve esprili konuşmalarınızdan zev alabilmek imkânından mahrumum. Üvey babası Ragıp Efendi ise bir süre önce ölmüştü. Olayların etkisiyle sertleşen karakterimi -mantıklı öğütlerinize dayanarakyumuşatabilmek için romanlar okumaya kararlıyım.. Gerçekten onlara göre 2 sonuç ihtimali var: Ya gazi olmak ya da şehit olmak. onları çok defa ölüme götüren emirlerimi derhal yerine getirmelerini gerektirmektedir. Bu konakta yüzbaşı Ömer Lutfi Bey'in dul eşi Mm. Ve mektubun içeriğinde “Matmazel Edith” daha fazla bir ağırlık kazanmaktadır. Pangaltı'da. Miralay: M. Bu nedenle aşk duygularından ve pek az fikrine katıldığım bir insan'n hayat felsefesinden başka bir şey ilham etmeyen bir romanın tefrikalarını okumak ihtiyacını duydum. En yüksek 58 mutluluk!. Edith'in fal baktığı günü sık sık anımsıyordu. Ziyaretlerinin birinde Matmazel Edith. Siirt'e üç gün uzakl'ktaki Miyotarkin'de benimle fou'uşması için Diyarbekir'deki Nuri'ye talimat verdim. Anneniz hanımefendiye. Çünkü bu olayların ardı arkası kesilmez. Uzun ve çok yorucu bir yolda iki aylık bir seyahatten sonra dinlenebilmek için bir fırsat olabileceğini sanırsınız değil mi?. 6 Mayıs 1916 “Sevgili Madam. bilir misiniz. Fırka Kumandanı" “YA HİÇ DOĞMAMIŞ. Siirt. beybabanıza saygılarımı ve Matmazel Edith'e en içten duygularımı arzetmenizi ve en sıcak ve saygı dolu bağlılılklarıma inanmanızı rica ederim. Co-rinne oturuyordu. Matmazel Edith'in Mustafa Kemal'e karşı özel bir sempatisi vardı. Sevgili Edith'in —âdeta bir melek gibi— falımıza baktığı tatlı anları —kendisi memnun ve mutlu olsun diye— hatırlamamıza müsaade eder misiniz? 60 26 ..içinde adeta bir cehennem hayatı yaşıyoruz. YA DA HİÇ UNUTULMAMAK İSTERDİM!.... ben bu mektubu yazarken yanımda Size neler yazdığımı soruyor ve kimin Matmazel Edith'e ait olduğunu öğrenmekte ısrar ediyor. Doktor Hüseyin Bey. Oysa ben. Siirt'ten gönderdiği mektubunda da Maydos'tan yazdığı son mektubunda olduğu gibi “Sevgili Madam” hitabı ile dikkati çkemektedir. OLMAK. Üç gün sonra buluşacağız ve inanıyorum ki geçmiş günlerden ve sizin sevgili varlığınızla süslenen hatıralardan uzu uzun söz edeceğiz. Nerdee. hurileri onları karşılayacak ve sonsuza kadar onların arzusuna tabi olacak. kızkardeşi Edith ile birlikte...

... paşalığa yükselişi daha önceden kendisine tebliğ edilmiştir.. İkinci Ordu Kumandan Vekilliği'ne tayini. Saraydan aracılar gelip gidiyordu Sabiha Sultan'la Kemal Paşa'yı başgöz etmek için.. Zübeyde Hanım'ın gündeminde. Mektubumun geri kalan kısmını şu anda cnüm-de duran bir kitaptan alıntılarla dolduracağım.. PADİŞAH KIZIYLA EVLENİP SARAYA DAMAT OLMAYI REDDETTİ Bazı kaynaklar Mehmet Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan'ın “Fahri Yaver” Mustafa Kemal Paşa'ya âşık olduğu yolunda söylentiler çıkarmıştı.. Ben vatanımla evliyim... duygulu..“. bu güçlü ve 62 ünlü kumandanı saraya damat yaparak sallantıda olan Osmanlı saltanatını kurtarabilme umudunu biraz daha sürdürmekti..... Oysa şimdi aradan çok zaman ve çok olaylar qeç-mişti. Oğlunun cevabı yine kesindi: — Anneciğim .. 61 Harbiye'yi bitirdiği yıllarda aynı konu yine yer almıştı..yakışıklı. Suriye. 35yaşındadır Mustafa Kemal.. demişti. Ve birbirini izleyen olaylarla yüklü yıllar. Her şeyini ben temin edeceğim. Ben vereceğim. 27 . MUSTAFA KEMAL'E GERÇEKTEN ÂŞIK BİR GENÇ KADIN: FİKRİYE Mustafa Kemal'in üvey babası Ragıp Efendi'nin bir kardeşi vardı: Miralay Hüsamettin Bey.. Damat Mustafa Kemal paşa olmayı kesinlikle kabul etmedi.. güzelliği dillere destan Sabiha Sultan'ın özel bir ilaisi vardı nene generale.... Beni bekleyen büyük işler ve vazifeler var!.. Halep.. artık delikanlı bir zabit değil. Çünkü esas amaç. ve zaferler. Veliaht Vahdettin Efendi ile Almanya seyahati.... Matmazel Edith ile ilgili sa-t:rlan yazdığım sırada beni yalnız bıraktı... Çok genç .. generallerle ve para ile birlikte sona erer..Doktor Hüseyin Bey.diyordu. Zübeyde Hanım o yıllardaki görüşmesinde ısrarla üstüne üstüne gitmişti meselenin: — Oğlum!.... Paradan yana düşünüyorsan. İstanbul'a dönüş. CHATEAUBRİAND” Adres: General Mustafa Kemal Diyarbekir” Mektubunu altındaki imzada “General” kelimesi bulunması göstermektedir ki Mustafa Kemal'in Mirliva (Tuğgeneral) lığa terfii 1 Haziran 1916 olmasına rağmen. oölunun kısmeti açılmıştı: Padişah Vahdettin'in kızı.. ya da hiç unutulmamayı isterdim.... kültürlü. Annesinin bu yöndeki teklifini kesinlikle reddeden genç zabit Mustafa Kemal aynen şöyle demişti o zamanlar: — Anneciğim.. Gözüm kapanmadan evlen!. hiç düşünme.. Altın saplı şemsiye vereceğim.. Zübeyde Hanım. Mustafa Kemal'i etkilemek için uydurulmuş bir senaryo idi aslında. Padişahın kızkardeşi Prenses Münibe'nin aile dostlarıyla birlikte aracılık yaptığı bu konu için Mustafa Kemal Paşa'nın kararı olumsuzdu.. Ve de. Başkumandan Vekili Enver Pa-şa'nın masasına kadar ulaşan “Mustafa Kemal” imzalı sert raporlar.. Osmanlı İmparatorluğunun ve müttefiki Almanya'nın yenilgisiyle biten Birinci Dünya Savaşı'nm mütareke yılları... Bu.. şimdi evlenmenin sırası değil!. Mustafa Kemal Paşa idi o artık... Bugün evlenmekten daha mühim memleket işleri var. yıldızı parlamış ünlü bir generaldi. oğlu Mustafa Kemal'i evlendir meyi tâ Selanik'te oturdukları zamanda beri istemektedir. Madalyalar.. Vatanın meseleleri halledilmeden insan kendi meselesini düşünemez!.. MİGNET” Son söz: “Ya hiç doğmamış olmayı. hırslı ve memleketinin geleceği için mutlaka bir şeyler yapmaya kararlı bir general.. Mümkün değil bu..... Ruhların takati bittiği zaman generaller kendUerine gelemezler. Yalnızım ama herşeyi tasvir edebilmekten acizim. Zübeyde Hanım'a pöre. Şu anda yalnızım. Zübeyde Hanım'ın sevgili evlâdı... Bitlis'in ve Muş' un düşmandan geri alınmasındaki başarısı nedeniyle yeni yeni takdirler. askerlerle.

. Bursa tarikiyle (yolu ile) Ankara'ya gittiğinden ve hemşiresi jülide Hanım dahi vefat ettiğinden (öldüğünden) yalnız kalmış ve bu hal ile artık İstanbul'da devam-ı ikameti (oturmaya devam etmesi) gayrimümkün (o'anaksız) olduğundan oraya ne suretle ve hangi tarikle (yolla) hareketi tesvip (onay) buyrulursa emı-ü irade develtle-rine mutnazır olduğu (yüce emir ve isteklerinize hazır olduğu) arzolunur. Jülide ve Fikriye adlarında iki kız vardı Hüsamettin Bey'in.1336 (1920) tarihini taşıyan bir yazı: 64 Karadeniz Ereğlisi Şifre: 767 Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Fikriye Hanımefendi. sevinçten. amcasının bu yakışıklı üvey oğluna karşı sevgisel bir yaklaşım içindeydi. 11. Genç kızlığının ilk kilometre taşlarında Mustafa Kemal Paşa ile tanışan Fikriye. Haber. Mustafa Kemal'in rahat ve huzurunu sağlamaya yetmiyordu. Bu anlattıklarımız. 63 her zaman herkese ondan söz ettiği. Bu fikri ilk kez ortaya kim attı?. Enver adında bir oğlu. onu çok aradığı ve özlediği. İstanbul'a özel bir kurye ile ulaştırıldı. Bilinen tek şey. her büyük aşkın ilk yol kavşağında olduğu gibi. bugün İstanbul'dan gelmiştir. Ama çok önemli bir sorun vardı: İstanbul'dan Anadoul'ya geçmek. Ancak. Fikriye. bilgili ve ileri görüşlü bir askerdi. Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa.50 28 . Bilinmiyor kesinlikle. Türkiye'de ilk kez bu kitapla kamuoyuna yansıttığımız tarihi ve resmî belgeleri konuşturalım biraz: “Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci” imzasını taşıyan 11. ince ruhlu bir genç kızdı. Sivas Kongresi'nden itibaren yanından ayırmadığı Bekir Çavuş. Ama Bekir Çavuş'un hizmetleri de.11. ilk sıralarda. gözlem ve izlenimlerinden oluşan bilgiler. Diğer çocukları gibi kızı Fikriye'yi de batı kültürü ile yetiştirmeye özen gösteren Miralay Hüsamettin Bey.36 Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci Bey'in aynı tarihte Ankara'ya çektiğKbir telgrafın metni de şöyle: TELGRAFNAME Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Merkezi No: Kelime Alındığı mahal Tarih ve saati Ereğli 378 50 Kastamonu 23. çok duygulu.. Kızı Fikriye. Mustafa Kemal in Anadolu'ya geçtikten sonra Fikriye'nin duygusal bir bunalıma kapıldığı. o günleri yaşayan canlı tanıkların anı. İşte bu sırada Fikriye'nin Ankara'ya getirilmesi ve yakın akrabası Mustafa Kemal'in hizmetinde görev alması düşünüldü. elbet olası değil. Rumeli'liydi. Aşırı derecede duyarlı. Ankara'da kalmakta bulunduğu “Ziraat Mektebi”nden şimdiki Ankara Gan'nın yanında bulunan “Direksiyon binası”na nakletmişti. Atatürk'ün kız kardeşi rahmetli Makbule Atadan'ın da kabul ve beyan ettiği bir gerçek. coşkudan uçuyordu adeta. ' Biraderi Enver bey. Kim düşündü?. “Ağabey” diye hitap ettiği ve ağabey gibi sevdiğini sandığı Mustafa Kemal Paşa'nın çevresinden ayrılmayan kanatsız bir melek gibiydi Fikriye. Duygularının ne zaman güçlü bir aşka dönüştüğünü bilmek. çocuk yaşlarında piyano dersleri almaya başamıştı. Ankara'nın en ¦kritik günlerini yaşadığı o dönemde bu fikri Mustafa Kemal'in de onayladığıdır.11. başta Makbule Ata'dan olmak üzere. diğer görevlilerin çalışmaları da. 1920 yılının sonbahar aylarıydı. mutluluktan. sanıldığı kadar kolay değildi o günler.Mustafa Kemal'in üvey amcası sayılan Miralay Hüsamettin Bey. bu küçük bina içinde Mustafa Kemal Paşa'ya hizmet etmeye çalışan görevlilerin başında geliyordu. Şimdi.

1336 Kaymakam Naci Mustafa Kemal Paşa'ya hem yazıyla hem de. şakalaşır ve görünüşte bir “ağabey sevgisi” ile dolup dolup taşardı Mustafa Kemal için. 29 .1336 (Özel kalem) Adet: 767 Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Vasıtasıyla Fikr'ye Hanım'a Muvasalatınızı (varışınızı) şimdi haber alarak yanınıza şayanı emniyet (güvenilir) polis memurlarından birinin tefriki ile (yol arkadaşı olarak ayrılmasıyla) Ankara'ya hareket etmeniz arkadaşlarımdan o'up birkaç gün evvel buraya gelmek üzere Ereğli'ye geldiğini haber aldığım M'th-t Bey'le birlikte gelmeniz. Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara Kalem i Mahsus 13. doğrudan doğruya Fikriye Hanım'a yazılmış bir telgraf müsveddesi. (okunamadı) üzere Kaymakamlıktan temin edilecektir. Fikriye H&nım'ın yanına şayanı emniyet ve itimat (güvenilir) polislerden birinin tefriki (yol arkadaşı olarak ayrılrnası)ile Kastamonu'ya kadar gönderilmesi ve bu hususta ihtiyar ediienek (yapılacak) mesa-rifin (giderlerin) buraya iş'arı (bildirilmesi) ile derhal tesviye edileceği (ödeneceği) ve şayet İzmit Fasrika Müdir-i sabıkı (eski müdürü) olup birkaç gün evvel oraya geldiği haber alınan Mithat Bey. bazı günler O'nunla söyleşir. günlük ev işlerinde “Zübeyde Hanım Teyzesi”ne yardımcı olmaya çalışır.11. Büyük Mil'et Meclisi Yaver: Salih Bun'arın şimdi maklna başında keşidesi (çeklmesi) Yazıldı. (imza) (imza) Bir yandan Fikriye Hanım'a. Paraca olan ihtiyacınız buradan. 13. derhal çekilmek üzere bu telgraf müsveddesi hazırlanmış. eiyevn (şimdi) orada olup bursya gelecekler ise kendileriyle birlikte gönderilmelerinin muvafık (uygun) olacağı bildiriliyor.36 ve 5-2957 tel.11. Hareketinizin iş'arı (bildirilmesi) Paşa Hazretlerinin arzuları iktizasındandır. Mithat Bey Fikriye Hanımefendi ile birlikte bu gece alaturka saat beş buçukta Kırım vapuru ile inebolu'ya hareket eyled'ği ve esbab-ı seyahatleri (seyahat sebepleri) temin ve keyfiyet (durum) İnebolu Kaymakamlığı'na da telgrafla bildirildiği arz olunur efendim. bir yandan da Mustafa Kemal'in emri ile Karadeniz Ereğlisi Kayma-kamlığı'na ayrı bir telgraf çekilmiştir: 66 Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara Riyaseti 11.1336 (Başkanlığı) Kalem-i Mahsus (Özel Ka!em) ' Adet (sayı): 767 Karadeniz Ereğüsl Kaymakamlığı'na.1336 (1920) tarihini taşıyan belge. (İstekleri gereğidir) Sizin de buna göre hareket etmeniz muvafıktır (uygundur).Dahiliye Vekaleti Vekili Adnan Bu telgrafın şimdi makina başında keşide edilmesi (çekilmesi) emrolunmuştur. 11.11.11. Kaymakamlığa yazlmıştır.13. Yazılmıştır. daha önceden Ankara'dan çekilmiş bir telgrafa yanıt olduğu anlaşılan bir “Telgrafname” ile “Fikriye Hanımefendinin seyahati ile ilgili bilgiler sunan Karadeniz 65 Ereğlisi Kaymakamlığının bu belgelerinden başka iki belge daha var dosyamızda. .11. 13 Seryaver: Sdih (imza) Akaretler'deki 76 No'lu eve sık sık gelen Fikriye.C... Mustafa Kemal Paşa'nın her türlü hizmetinde bulunur.

. Çerkez Ethem. Ankara istasyonundaki “Direksiyon binası”.. zarif bir kadın ruhunun gözetim ve denetimi altında yeni bir biçime sokulmuştu. Londra Konferansı toplanıyordu. içtenlik dolu bir ilgi ve hizmete dönüştürebildiği için mutluydu. rahatı ve hısru-ru olmak üzere her konuda büyük br özen ve duyarlık içindeydi Fikriye. Osmanlı Devleti'nin kaderini belirlemek için. bu denli büyük olayların oluştuğu ve geliştiği bir ortamda. yoğun bir konuk trafiğinin akışı içindeydi. belki de bu duyguları anlaşıldığında Mustafa Kemal Paşa'nın ilgisini yitireceği kaygısıyla çok ölçülü ve dikkatli davranıyordu.. Çocuk yaşlarından bu yana içinde yaşattığı duygularını. Fikriye Hanım.sağladığı için mutluydu.. Hepsinden önemlisi.. Ayaklarında zarif çizmeleri. “Reis Paşa”nın direktifleriyle.. deliler gibi âşık olduğu Mustafa Kemal Paşa'sının yanında ve hizmetinde bulunduğu için mutluydu. Çocuk yaşlarından beri piyano çalan Fikriye Ha68 nım. saygı. yeni bir renk ve güvence katmıştı Mustafa Kemal Paşa'nın yaşamına: Başta Paşa ağabeysinin sağlığı.. Ruşen Eşref ve eşi. uzak mesafelerden 67 beklenen duygulu konuğuna kapılarını açtığı günler. yen konutlarında piyanonun başına geçer. Ruşen Eşref (Ünaydın) ile eşi Saliha Hanım. Ve daha pek çok önemli konu vardı Mustafa Kemal Paşa'nın gündeminde.Fikriye. Henüz birinci yılını doldurmamış bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti. kimi zamanlar ata biner. boynunda Mustafa Kemal Paşa'nın teşbihinden yapılmış bir kolye. 6 Ocak 1921 tarhiinde Yunan kuvvetleri tüm cephelerden saldırıya geçmişlerdi. şefkat. Fikriye'nin Ankara'ya gelişi. Beğendiler.. güvenliğini -duyaulu bir kadın yüreğinin coşkulu çırpmışlarıyla. 30 . Türkiye Cumhuriyetinin ilk Anayasası olan “Teşkilâtı Esasiye Kanunu”nun ön hazırlıkları yapılıyordu.. Kısa bir süre önce askerlerin ve muhafızların gördüğü bir çok hizmetler. 1920 yılının kışı başlamak üzereydi... Çok sevdiği. dağ qibi sorunları göğüslemeye çalışan Mustafa Kemal'in rahatını. kendi duygularını belki çevresine sezdirmemek için.. zaman zaman Rumeli türküleri çalardı Mustafa Kemal Paşa' nın günlük yorgunluğunu birazcık olsun silebilmek için. öğle sonu gezintileri yapardı Çankaya sırtlarında. sağlığını sarsabilecek kadar yoğun bir çalışma ile. Sık sık toplantılar yapılıyordu. köşkün hizmetlerini yürütme çabasmdaydı. Bu geçici konutun ihtiyacı karşılayacak büyüklükte olmaması çeşitli sıkıntılar doğuruyordu. Fikriye Hanım. Çerkez Ethem'in büyük problemler yaratarak Ankara'ya kafa tuttuğu ve gizliden gizliye isyana hazırlandığı kritik bir" dönemde. huzurunu.. Baş yaver Salih Bozok. Ve geciktirilmeden buraya taşınıl-ması için gereken ön işlemleri ve hazırlıkları tamamladılar. Ankara'ya kafa tutuyordu. gündüzün her saatinde “Direksiyon binası”ndaki konut. çok önemli sorunların çözümü için uğraşıyordu. Gecenin. düşman kuvvetlerinin büyük saldırılara hazırlandığı. Çankaya sırtlarında büyük ve güzel bir köşkün varlığından söz ettiler Mustafa Kemal Paşa'ya. bir payton arabasına binerek gidip baktılar köşke. PİYANO BAŞINDAKİ ROMANTİK KIZ Çankaya'daki köşke taşınma. köşkün düzenlenmesi işlerinin tümü Fikriye Hanım'ın gözetim ve denetiminde yapılmıştı. sevgi. o günlerin yaygın adıyla “Villa”. Piyanonun tuşlarında dolaşan zarif parmakları Paşasının çok sevdiği Rumeli türkülerini hep aynı sevgisel mutluluk içinde çalıyor ve türkü faslı bittik69 ten sonra çok anlamlı bir şarkı ile noktalıyordu bilinç altına ittiği duygularını: Mani oluyor halimi takrire hicabım!. Mutluydu Fikriye Hanım. Mustafa Kemal Paşa'nın oturabileceği ve rahatça çalışabileceği veni bir yer gerekiyordu..

Fikriye için çok büyük bir mutluluktur... Derken Başkumandanlık Kanunu'nun Meclis'te görüşülmesi.... bir yandan cepheyi. Gerek. Bunların tüm Çankaya'daki köşke taşınmadan sonraki ilk altı ayın tarihsel olaylarıydı. 28 Mart 1338 (1922). Bu ilginin niteliğini saptamak oldukça güç olmasına rağmen yorumunu ve değerlendirmesini yapmak o denli zor değildir. Yunan cephesinde savaş devam ediyordu.. Bugün kendisini muayene eden doktorun. sadece bir takım romantik sevgilerin... Bu kitap..Piyanonun tuşlarında dolaşan parmaklar bir süre sonra mutfakta irmik helvası hazırlıyordu Mustafa Kemal Paşa için. duygusal yaklaşımların öyküsünü yansıtmak amacını taşımıyor.” diye çağırıyordu Başkomutanı.... Çankaya Köşkü'nün yönetiminde söz sahibi olmak. Riyaset Kalem i Mahsus Müdürü (Başkanlık Özel Kalem Md) Hayati Fikriye Hanım... Savaş meydanları “Geeel!. hele hele. içine gömdüğü büyük sevgiyi çevresinden gizlemeye çalışarak Çankaya Köşkü'nün yö71 netimin] üzerine aldığı zaman 25 yaşını henüz doldurmamıştır.. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa. Birinci ve İkinci İnönü Savaşları. Başkumandan Mustafa Kemal.. Arkasından İstanbul ve Ankara hükümetlerinin birlikte katıldıkları Londra Konferansı.. Olaylar çok hızlı gelişti: 20 Ocak 1921'de Teşkilâtı Esasiye Kanunu kabul edildi Büyük Millet Meclisi'nde. Mustafa Kemal. Fikriye Hanım'ın yüreği başka çağrılar içindeydi. gerek diğer araştırmalarımız sonunda sağla70 dığımız resmi nitelikteki belgeler göstermektedir ki Fikriye Hanım'ın büyük sevgisine karşı Mustafa Kemal Paşa da tamamen ilgisiz değildir. Sağlığı bozulmuştu. Tarih. Deliler gibi sevdiği Mustafa Kemal Paşa'nın yakınında olmak. bir yandan uluslararası konferansları izlemek ve yönlendirmekle yetinmiyor.1338 Ktı'em-i Mahsus.Müdiriyeti (Özel Kalem Müdürlüğü) Şifre: 150 Takiben (Nerede olduğu izlenerek kendisine verilmek üzere) Garp Cephesi'nde Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Paşa Hazretlerine Fikriye Hanımefendi. Fik-riye'nin sağlık durumu ile de yakından ilgileniyordu... yataktan kalkmıştır. Sık sık doktor kontrolünden geçiyordu. * 31 . Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'-la yaptığımız günler ve haftalar boyu süren uzun qö-rüşme. Gel!. sıtma olduğunu ve ayrıca da bir böbreğinin zafiyetinden biraz (. Aslı Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde 14767 sıra numarasında kayıtlı bulunan bir belgenin elimizde bulunan suretini birlikte okuyalım: Türkiye Büyük Millet Meclisi Zata mahsustur Riyaseti 28. Fikriye Hanım'ın iç dünyasındaki savaşlar da. bu yandan Büyük Millet Meclisi' ni.... Sakarya zaferi. Atatürk gibi büyük bir insanın özel yaşamındaki tarihsel gerçekleri saptamak ve unutulmasını önlemek de bu eserin yazılış amaçları arasındadır. Fikriye Hanım'ın mutlu günleri de sayılıydı...) kaptığını ve iptida (önce) kinin ile sıtma ve bila-hsra (sonradan) böbrek rahatsızlığı tedavi olunacağını söylediğini kendi ifadelerine atfen (dayanarak) arzederim. birkaç ay sonra yapacağı Büyük Taarruz'un ön hazırlıklarını denetlemek üzere cephede bulunduğu bir sırada Fikriye Hanım'ın sağlıksal durumunu da izlemek gereğini duymaktadır.3. Ve daha nice olaylar. Mutlu günler çabuk geçer.

tüm köşk presoneline sevdirmişti. Akaretler'deki evden beri sürüp giden bir duygusal yaklaşımın doğal belirtileriydi... — Başüstüne Paşam!. Ben. kendisini yalnız Mustafa Kemal Paşa'ya değil. İZMİR GÖZTEPE'SİNDE SİYAH GÖZLÜ BİR GENÇ KIZ: LATİFE HANIM!.** Kısa bir süre içinde Çankaya Köşkü'nü düzene sokan Fikriye Hanım.. Çankaya'da ünlü sofraların kurulduğu bir gece.. sonra kelimelerin üstüne basa basa: — Seninle görüşmemiz yarım kalmıştı. Ruşen Eşref..... ama bu kez Ankara'da Çankaya Köşkü'nde. tâ İstanbul'dan... becerikli bir kadındı Fikriye Hanım. Mahmut Soydan'ı caöırdı..... Bu. Klod Fa-rar'Ie görüştükten sonra valide ile birlikte Ankara'ya dönerim.. Makbule Hanım da kaygı ile sezmişlerdi o zaman. Birbirlerini incitecek kadar hırçın davranışlarla tartıştılar.titiriyordu adeta. kuşandı ve tekrar sofra erkânına katıldı Mustafa Mecdi Bey. artık yeni unvanı “Gazi Mustafa Kemal Paşa” olan büyük kumandan 9 Eylül 1922'de askeri şahlanışını İzmir'de noktalamıştı. Yıllar geçti Çankaya Köşkü'n-de. Mustafa Kemal'in üstüne. Fuat Bulca. Mustafa Kemal. O sıralarda Türkiye'yi ziyaret eden Klod Farer'te görüşmek için Mustafa Kemal Paşa'nın yapacağı Iz72 mit seyahati üzerinde sohbet ettikleri bir sırada Mus tafa Kemal. Fikriye'nin bu duygusal eğilimini Zübeyde Hanım da. 73 O.. — Mustafa Mecdi Bey'i uyandır.. dedi. Giyindi. Sıcacık bir hanım ilgisinin köşkün kavasını ne denli değiştirdiğini gören Mustafa Kemal Paşa kızkardeşi ile annesini de Çankaya Köşkü'ne aldırmayı düşünmüştü. Fikriye Hanım da sofrada. Bir Fikriye ile görüştük. mutlu ve güzel yıllar. sofraya gelsin? Çankaya Köşkü'nde konuk bulunan ve sofradan erken kalkmış olan Makbule Hanımın kocası. * 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan bir mücadele.. Haftalar.. Gnler.. Klod Farer ile İzmit'te mülakat yapacak olan Mustafa Kemal'in ordaki istirahatinin ön hazırlıkları için Fuat (Bulca) Bey İzmit'e hareket ederken Fikriye Hanımı da aldı yanına.. henüz Mustafa Kemal gelmeden İzmit'te kapıştılar. o yıllarda Emir Subayı olan sonraki yılların Siirt Milletvekili. tartışma ve sürtüşmelere kaldıkları yerden devam edeceklerdi. Mustafa Kemal'in eniştesi. Fikriye Hanım'la Makbule Hanım'ın ne ilk tartışmalarıydı.Mustafa Mecdi Bey'i uyandırdıklarr zaman sabah yakındı. bu içten davranışları. Bir süre sonra. Çok sevdiği Mustafa Kemal Paşasının tarihlere sığmayan mücadeleleri ve zaferleriyle dolu yıllar. O'nun bu candan ilgisi. artık Mustafa Kemal Paşa'ya kızkardeşinden daha yakındı. zaman zaman Fikriye ile tartışıyor ve ağabey-sine karşı gösterdiği aşırı ilgi nedeniyle bir antipati duyuyordu Fikriye Hanım'a. Sofradaki kalabalığın bir kısmı çekilip gitmişti. Araları şeker renk olan Makbule Hanım'la Fikriye Hanım.. Mustafa Kemal Paşa'nın emrine uyarak İzmit'e göndermişti.. Bir gece. Hattâ Mustafa Kemal'in kızkardeşi Makbule Hanım. Mustafa Mecdi Bey de İstanbul'a gitmiş karısı Makbule (Atadan) Hanım'la Zübeyde Hanım'ı. sayısız isyanlar ve birbirini izleyen zaferlerle sona ermiş.. eniştesine önce bir kadeh içkf ikram etti. sofrabaşındaki Mustafa Kemal Paşa'yı dikkatle dinliyorlar... siz de hemşire ile İstanbul'a dönersiniz!.... Fikriye Hanım için her anı bir ömre bedel. ÇANKAYA'DA BİR GECE. Zeki.. 32 . O da senin fikrinde.. sevimli. Makbule Hanım'la aralarındaki zıddiyet ve geçimsizlik Fikriye Hanım'ın köşkteki yaşamını etkilemedi. Ali Kılıç. ne de son. akla hayale gelmeyen iç ve dış olaylar..... Binaenaleyh valide ile hemşireyi İzmit'e getir sen.

Güzel bir İzmir akşamı. hiç kimseye rabt-ı kalb etmemiştir. afiyette olduğunuzu tahmin ediyorum. siyahlar giyinmiş. Hayatımın son dakikasına kadar mesut veya bedbaht edileyim. Bir süre İzmir'de kaldıktan sonra Ankara'ya dönen Gazi Mustafa Kemal.) Bursa'ya hareketim hakkındaki emre teşekkür ederim. Fikriye Hanım'ın 33 . Muvafakat buyrulmadı.. ortaya yakın boylu. “O akşamı şenlendiren olay.. Fakat yalnız bendenizin olan çok kıymetli ve ebedi bir şeyi daha vardır: O da canlı hâtıranızdır. Görüyorum ki bütün hissiyatımla zât-ı devletini-nizi takip etmekteyim.. iki ellerinizi kemâli hürmetle öperim. Yegâne emelim münciye (Kur-tarıcya) daima hizmettir. Burada bırakmş olduğunuz şeref. Kurtarıcı'yı takipten hâli kal75 mayacağım. Şimdi de derin bir teessürün altında ezilmekteyim.1338 Mukaddes Paşam. Madem ki seyahatinize devam ettiniz. Bendenizi bir dakikacık hatırlamış olmaklı-ğınız. bir yandan Lâtife Hanım'ların köşkünde gördüğü candan yakınlığın yarattığı “isimlendirile-meyen duygu”. bu iki kişi arasındaki aşk başlangıcıydı. samimiyeti almak tenezzülünde bulunmuştur. Bu rüyalardan uyanışımda: “Ya Rab ne eksilirdi deryayı izzetinden” diyor. Bu zavallı kızcağız.. uzun siyah kirpikli. ihtişam ve bilhassa samimiyetten sonra yapayalnız nasıl yaşayabilirim?. Mademki bütün saadetimi zat-ı devletinizin hizmetinde buluyorum. hayalen daima beraber yaşayacağım. yegâne arzum. daha sonraki yol kavşaklarında kendisini hangi sürprizlerin beklediğinden habersiz. Esasen zat-ı devletinizi bu kadar temiz ve her türlü şahsi menfaatten uzak olarak seven kaç kişi vardır? Rahatsızlığını işitince ne kadar mahzun ve mükedder oldum. hürmet. bir yandan büyük milletin coşkun sevgisi. o'muştu. saatlerce gözlerim kapalı düşünüyorum. (Kalbini bağlamamıştır) Nazarında hiçbir şeyin ehemmiyeti olmamıştır. şimdiye kadar hayatın birçok acı sayfalarını okumuş. müsterihim. İzmir'den Ankara'ya yönelik duygusal seslenişleri devam ederken Fikriye Hanım Çankaya Köşkü'nde “Gazi Paşa'sına her gün biraz daha artan bir sevgi ile bağlanmaya devam ediyordu. Belki: “— Beni yirmi gün görmekle bu kız benden ne istiyor? Ve bu hakkı ona kim vermiştir?” diye hiddelenirsiniz. kendisi için saklanmış olan sadakat. yıllardan sonra yazacağı anılarında o güzel İzmir akşamındaki bu karşılaşmayı şu cümle ile tanımlayacaktır. Ünlü yazar ve o gecenin tanıklarından Halide Edip Adıvar.. Daima emr-i devletlerinize intizar eder (emirlerinizi bekler). Birçok defalar ufak bir vazife istirham etmiştim. Yoksa bu kadar debdebe.. Hiç olmazsa iki heyecanlı gece geçirdim. büyük bir mutulluk kaynağı. Fiilen olmasa.. Fakat ilk görüşte dünyanın en büyük dahisi. Babası ve küçük kardeşi Avrupa'da olduğu için köşkte annesiyle birlikte kalan bu zarif genç kız. Kendisine büyük bir yakınlık ve saygı gösteren yaverler.10. Göztepe semtinde Uşşakizâde Muammer Bey'in köşkünde Başkumandan Mustafa Kemal Paşa için hazırlanan sofrada. Evet!. mukaddes Paşam. gıpta edilecek bir şereftir. Latife Uşaklıpil'cVr. Meşguliyetiniz arasında kalbimin en derin köşesinden fışkıran cümlelere atf-ı nazar ederseniz (Bir göz atarsan-z) mesut olacağım. (tçim rahat. Pek mesut dakikalar yaşadım.” Yıllardan beri cepheden cepheye koşan ve sürekli bir didinme içinde olan Mustafa Kemal Paşa 74 için İzmir'de kaldığı günler kısa bir istirahat dönemi olmakla kalmadı.. gözyaşları döküyorum. 25 Ekim 1922 tarihinde Lâtife Hanım'dan şu mektubu aldı: “Göztepe. Lâtife. bütün ailemin hale-i saadetidir (Mutluluğunun ışıltısıdır).” * ** Lâtife Hanım'ın. 25. her ne şekilde olursa olsun sadakatimin yanınızda bir silah olmasıd-r. Bar zen dalıyorum. cıvıl cıvıl bir genç kız. elâ gözlü.

vatan özlemiyle. bu hüzünlü.3.. Münih'te kalacağı süre içinde her türlü rahatı sağlanmıştı.. Bu düşünce. İstikamet: Önce İstanbul. bu özlem dolu göz-bebeklerine takılan bir gazete haberi: Gazi Mustafa Kemal Paşa'sının. sonra Ankara!. mutlaka Ankara'ya kadar gidebilmeli. —Lâtife ve Fikriye Ha76 nımların— Çankaya Köşkü'nde bir arada bulunmaları bir yana. sırdaşıdır. Münih sanatoryumunda. tüm umutlarını ve tüm yaşamını bu kutsal duyguya bağlamış her kadının. Bu yorgun. Ve. Belki de yoktu. İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşşakizade'lerin kızı Lâtife Hanım'la evlendiğini açıklayan bir haber. Ankara'ya gitmek istiyordu Fikriye Hanım. ne de bir psikiatriste... Münih'te çok buhranlı günler geçirdi Fikriye Hanım. Dışarda dondurucu bir soğuk. yıllardan beri kendisine en saf ve en içten bir duygu ile bağlandığını çok iyi hissettiği Fikriye Hanım'ın —kişiliğini incitmeden Çankaya'dan Ankara'dan uzaklaştırılması çarelerini düşünmeye başlamıştı.. Çünkü kendisini içtenlikle seven iki genç kadının. Takvimlerin üstünden sayısız yapraklar uçuo gitmişti... Aşk denilen o yüce duygunun bir insana neler getirdiğini ve bir insandan neler götürdüğünü bilebilmek için ne falcı olmaya gerek var... uzun süreden beri tedavi altında olan bir aşk sürgünü. KAPILARI ZORLAYAN AŞKIN GÜCÜ Sultanahmet. İshak Paşa MahaHeâi.. AŞK SÜRGÜNÜ FİKRİYE HANIMIN MÜNİH'TEKİ BUHRANLI GÜNLERİ Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle Fikriye Hanım' in Almanya'da birkaç ay istirahat etmesi uygun görüldü.. Her ne pahasına olursa olsun. Münih'te karlı bir kış gecesi.. karşılaşmaları bile hoş değildi. Yüreğini dolduran gizli ve büyük aşkının acılarını zaman zaman bölüştüğü Memduha (Kule) Ablasının oturduğu Kazasker Hayrettin Molla'nın Konağı. hem de dert ortağı. herşeyin bittiğini ve tüm umutlarının bir serap olduğunu çok iyi anlamıştı. Hemşire Martha'nın getirdiği gazetelere dalıp gitmiş. İshak Paşa mahallesindeki bu eski konağa gitti. ertesi gün doktorların tüm ısrarlarına karşı koyarak hastaneden çıkıp doğru Münih garına koşuyor.kulağına kar suyu kaçırabilecek en ufak bir haberi bile dışarıya sızdırmamışlardı. Sirke'ci garından trenden inen Fikriye Hanım. genç kadının içi rahat değidli. Her insanın. Ruhsal bakımdan eni-konu sarsılmıştı. Mustafa Kemal özlemiyle dolup taşan gözbebekleri.. bir kez olsun Mustpfa Kemal Pasa'sı ile aörüşebilmeliydi... Memduha ab-la'sı onun hem eski ev sahibesi. Fikriye Hanım'ın yabancı olduğu bir semt değil. bir bakıma Lâtife Hanım'la evlenmeye karar vermesi sayılırdı. ne yapıp yapmalı. diyebilmek için mutlaka o anda Fikriye Hanım'ın yaşadığı ruh halini yaşamak yeterli... Siirt Milletvekili Mahmut Soydan'ın muhafazası altında Ankara' ya veda ettiği gün. 6.. onu ta gençkızlık yıllarından beri tanır.. Fikriye Hanım'ın Münih'teki sanatoryumdan kaçıp İstanbul'a geldiği haberi Ankara'ya hemen ulaştırılmıştı. Oysa. Mustafa Kemal. O geceyi sabaha kadar uykusuz geçiren genç ve hasta kadın.1923 D 79-2 d Makina başında cevabı 34 . Tıpkı yıllarca önce olduğu gibi. Zaten Salih Bozok'tan başka İzmir-Ankara arasındaki yazışmadan haberi olanlar pek azdı. İlk kez yayınlanan aşağıdaki belgelerden Fikriye Hanım'ın Ankara'ya hareketine ilişkin yazışmaları birlikte izleyelim: 78 A V-2 İstanbul. hayaller de uçup gitmişti. o anda duyabile77 ceği hisler ne ise Fikriye Hanım da aynı duygularla sarsılıyor. doğru Sultanahmet'e. Bu yapraklarla birlikte sayısız umutlar. O anda dünyalar yıkılıyor Fikriye Hanım'ın yüreğinin üstüne.

o büyük insanın. Gazi Mustafa Kemal Şifreyi kapadım.1923 Lütfü Başkanlık Özel Kalem Müdürü Hayati Beyefendiye Yukarıdaki şifrenin hemen Paşa Hazretleri'ne sunulmasını ve hemen cevabının verilmesini Adnan Beyefendi rica ediyorlar.F 1-158 hemen alınacaktır. hiçbir engelin karşı koyamadığı. ana kaynağında söndüren ve durduran Mustafa Kemal. Gücünü. yoluna çıkarılan engelleri teker teker aşmasını ve Ankara'ya ulaşmasını bilmiştir. Ne var ki.3. Kendisine gereği kadar para vermiştim. Mustafa Kemal Paşa'sının tüm karşı koymalarına. Yarın hemen Ankara'ya hareket etmek istiyor. Çocuk yıllarından ölümüne kadar. Sözcüklerin tam anlamıyla delicesine bir sevgidir b'j.1923 D 79 2d F 1-157 İzmit Mutasarrfı Sadettin Beyefendiye Paşanın yeğeni Fikriye Hanım Avrupada tedavi için bulunurken. 6/3 Lütfü Aynı gün İzmit Mutasarrıfı (Küçük il valisi) Sadettin Bey'e. A V-2 D 79-2a F 1. Atatürk de yüreğinde “aşk” denilen duyguya yer vermiş ve yüreği bu yüce ve güçlü duyguyla çırpınan bir çok genç kızlar ve kadınlar tarafından sevilmiştir.1923 6. Fikriye Hanım'ın yolculuğunun durdurulabilmesi için. 6.3. Şifreyi kapadım. 6. bir gerçeği saptamak istiyoruz: Her insanın yaşamında olduğu gibi. Atatürk'ün yaşamında da sevgisel yaklaşımların önemli bir yeri yeri vardır. efendim. niteliği ve niceliği değişik de olsa.1923 Şifre: Makina Başında.3. millet sevgisinden güçlü olamamıştır hiçbir zaman. ilgili ve yetkili bir çok görevlinin aldığı tüm önlemlere rağmen.. kalbinde taht kuran vatan aşkından. Atatürk'e yönelmiş aşk duyguları içinde “Fikriye Hanım”. tüm çaba ve önlemlere rağmen durduramamıştır!. ne 35 . içindeki büyük aşktan alan Fikriye Hanım.. büyük bir duygu. Paşa'dan izin almadan ve tedavisi bitmeden geri dönmekte olduğu anlaşılmıştır. kendisinin de ifade ettiği gibi. bir doruk noktasıdır.3.. “Başyaver” imzasıyla aşağıdaki şifre çekildi: A V-2 6. ÇANKAYA'DA TABANCALI BİR GENÇ KADIN: FİKRİYE HANIM!. kendi kişisel değer yargılarımızla...156 Adnan Beyefendiye Fikriye Hanım'j tedavi için Almanya'ya göndermiştim.. Orada otursun ve bana açıklama yapsın. izmit'ten geçişinde orada alakoyarak bilgi vermeniz Paşa'nın emri gereğidir. Ankara yakınlarına kadar sokulmuş büyük düşman kuvvetlerini durduran ve geri çeviren Mustafa Kemal. Atatürk'ün gönlünde zaman zaman kı-vılcımlanan aşk duyguları. Benden izin almadan neden ötürü İstanbul'a gelmiştir? Kesinlikle Ankara'ya gelmesine izin veremem. O'nun. Memleketin çeşitli yörelerinde baş gösteren büyük isyanları. Ankara tren istasyonunda bir paytona binerek Çankaya'nın yolunu tuttuğu zaman. Mac t Ankara.3. Belki de. Başyaver Lütfü Burada. büyük bir aşk. cepheden cepheye koşmaktan sevmeye ve sevilmeye yeteri kadar zaman bulamamıştır. Münih'teki sanatoryumdan kaçarak 80 Ankara'ya yönelen Fikriye Hanım'ı. Yüksek emirlerinizi beklemekteyim. hiçbir gücün söküp atamadığı. Benden izin almadan hareketine müsaade olunmamak için gerekenlere emir buyurmanızı ve bildirmenizi rica ederim. Gazi Mustafa Kemal Pasa Hazretlerine Fikriye Hanım. Adnan Açtım 6. Hiçbir olayın. bugün geldi.

Gazi Paşa... hemen Başyaver Rüsuhi Bey'i çağırtarak bu randevusuz ve sebepsiz ziyaretin iç yüzünü öğrenmesini emretti. köşk görevlileri de. Siz herhalde beni tanımıyorsunuz. Gazi Paşa'nın çok yakınıyım. Fikriye Hanım..köşktekiler. Paytoncu da bir müdahalede bulunamadı. intihar ettikten sonra hemen has82 taneye getirildi. Fikriye Hanım direndi: — Hayır!. Bilmedikleri bir şey daha vardı: Fikriye Hanım bu kez yanında bir de silah taşıyordu!.. 36 . Kendisi ile konuşup bilgi almak hususunda güçlük çekiyorduk. Çankaya'ya giden ve Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ı tedavi eden bir hekim olmak sıfatı ile de Fikriye Hanım'la tanışıklığımız ve dostluğumuz vardı.. Sonra köşkte görev almış olmalısınız.... birdenbire çantasını açtı. Çankaya'nın emri ile derhal hastaneye koşan ve genç kadının kurtarılmasına çalışan Sıhhiye Vekili Refik (Saydam) Bey'in devreye girmesi de bir işe yaramadı.. Fikriye Hanım'ın intihar olayı günlerinde Ankara Memleket Hastanesi Başhekimi bulunan Operatör Dr... Aman Ömer. Burada bekleyeceğim!.. Beni bir köşeye çekerek: — Fikriye'yi ve Mustafa Kemal Paşa'nm yanındaki kıymetini biliyorsunuz. Başyaver Rüsuhi Beyle Fikriye Hanım arasında şu mealde bir konuşma geçti: — Hanımefendi..bekleme salonuna girdiğinde Gazi'nin özel görevlilerinden Bekir Çavuş.. Fikriye Hanım'ın intiharı derhal Gazi'ye bildirildi.. Brovvnik tabanca mermisi. Köşkün kapısına çıktı ve oradaki bir paytona binerek Çnakaya'dan ayrılmak üzere iken. 24 saat komada kaldıktan sonra gözlerini hayata kapadı. Gerekirse İsviçre'ye kadar da yollayacağız .Bir de her gün şayet gerekirse hatta her saat düzenli gözjem notları ile hastalığın gelişmesini inceleyiniz ve kimse ile görüştürmeyiniz. Paşa. sol akciğeri büyük bir çapla delip kalp nahiyesi yakınından geçmiş ve bu meyanda kalbin dış muhafazasını zedelemişti.. Kendisini derhal hususi bir odaya aldım ve tedaviye başladım. Paşa Hazretleri uyanıp hazırlandıktan sonra teşrifinizi kendilerine arzedeceğim efendim!. Ben yabancı değilim. Ömer Vasfi Aybar.. Yıllarca Mustafa Kemal'in aşkıyla çarpmış bir yürek.. 81 ÇANKAYA YOKUŞUNDAN BİR SİLAH SESİ GELDİ: FİKRİYE HANIM İNTİHAR ETMİŞTİ!. elimden gelen dikkat ve özeni göster. gazeteci-yazar Hikmet Feridun Es'le yaptığı bir söyleşide diyor ki: “1918Ven itibaren aralıksız 18 sene Ankara Memleket ve daha sonra “Nümuna Hastanesi” adını alan hastanenin baştabibi ve operatörü olmak sıfatı ile intihar eden Fikriye Hanım'ı baştan aşağı kadar tedavi etmiş bulunuyorum. ne de İstanbul'daki yakınları Fikriye Hanım'ın gizlice bir seyahate çıktığını bilmiyorlardı... Fikriye Hanım'ı tanımış ve hemen koşarak uyumakta olan Pa-şa'yı haberdar etmişti. Bir süre bekledikten ve Gazi Paşa ile görüşebilmek umudunu yitirdikten sonra Fikriye Hanım bekleme salonundan ayrıldı... mutlaka kurtarılmasını emrettiği Fikriye Hanım. lütfen Ortaköşk'te istirahat buy-run!. Brovnik tabancasını çıkarmasıyla kalbine dayayıp tetiği çekmesi bir oldu... Aynı zamanda hemen hergün köşke. Çanakkale savaşı sırasında Sahra Sağlık Müfettişliğinde bulunduğu zamanda kurulmuş eski bir dostluğumuz vardı.. Ve göğsünden ağır yaralı oaln genç kadın hemen Ankara Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. olaydan çok fazla üzgündür. Genç kadın bunları söylerken bir hayli heyecanlı ve sinirliydi.... bu konuda.. Dediler. Brovnik tabancadan çıkan mini mini bir kurşunla durmuştu artık.. İlk tedaviyi yapıp yaralıyı istirahate koyduktan sonra rahmetli Doktor Refik (Saydam) Bey hastaneye geldi.... Çankaya Köşkü'nün. Bu kızı kurtaralım. Arabasının içindeki feci intihar olayında dolayı arabacının adeta dili tutulmuştu. Benim zamanımda burda yoktunuz. Mustafa Kemal Paşa'nm..

Mustafa Kemal Paşa... Ben mücadele adamıyım.” s izmir'de sade bir nikâh töreni ile dünyaevine giren Mustafa Kemal'e....” 83 Üçüncü Eöiüm “BEN KISKANÇ BİR ERKEĞİM!.. Atatürk'ün kırzkardeşi Makbule Atadan'la uzun süreli mülakatımız esnasında aynı şeyi ben de sordum. Ne söylese peki. Muayene ettik.. Bahçeye kurulmuş bir çadırın bekleme salonu gibi kullanıldığı. Ne dese boyun eğerek kabul ederdim....” Ve şimdi... zincirler. Fikriye Hanım ilk şoklardan sonra biraz sakinleşti. Bakardım ki horoz gibi kapışmışlar.... işte bu kartal yuvasına gelin geldi. GAZİ PAŞA'NIN BALAYI 37 . alabildiğine özgür ve bağımsız kartalı.. Ama diğer kardeşim Naciye öyle değildi.. evliliğinden bir hafta önce Bur-sa'da Madam Brod'un otelindeki bir akşam yemeğinde şöyle bir soru yöneltmişlerdi: — Latife Hanımefendi güzel mi Paşam? Elindeki kadehi yudumladıktan sonra bu soruya şu karşılığı vermişti: — Hanımefendi!. millet ve memleket lehine icabında büyük fedakârlıkları göze almayı kayıtlar. Ben yumuşak başlı olduğum için benimle pek takışmazdı.. Çok güzel olsa zaten ben almam.. bu-satırların yazarına aynen şu cevabı veriyordu: “— Kıskançlığını bilmem ama çok sertti ağabeyim. Fakat bunların önü alınabilir ve yaraı kurtulurdu. Kastamonu'da çıkan “Açıksöz” gazetesinin 24 Temmuz 1922 tarihli sayısında şöyle tanımlar: “Sağ tarafta.” 87 ÇANKAYA KÖŞKÜ'NÜN GELİNİ : UŞŞAKİZADE LATİFE HANIM O yıllardaki Çankaya Köşkü'nü İsmail Habib. geniş ve renkli bir çadırın içindeyim. bu yeni düzenlemelere uyabilecek miydi.. — Komşu kızı ile görüşme!. Hatta birkaç gece de hastanede yattım.. Ve Lâtife Hanım'ın Çankaya Köşkü'ne adım atması ile bir çok şey de yavaş yavaş değişmeye başladı. Acar bir kızdı. ayran içerek Paşa'nın yanındaki misafirlerin çekilmesini beklerken önümde. önü kapaksız ve üstü yuvarlak bir çini sobası içine benzeyen. bilgisini.. ama. Makbule Hanım.. terbiyesini beğendim!.. — Kitap okuma!. — Mendil işleme!.. yemyeşil ağaçlar arasında adeta bir kartal yuvası. 1922'nin Çankaya'sı işte böyle. bakalım Çankaya'daki kartal yuvasının. — Pencereden bakma!. İki dakika sonra bahçede. Lâtife Hanım'ın zekâsını... Tehlikeli bir zatürree!. — Peki ağabeyciğim!.. Ben kıskanç bir adamım. Ne yazık ki tam bir hafta sonra yüksek bir ateş başadı. İki gün sonra da öldü. Hiçbir kayıt altına girmemek isterim. Lâtife Hanım. derdi... evlenmeden önce niçin evlenmediğini soranlara şöyle diyordu: “— Evli olmak benim için.. Evin esiri ben... atlasının solgun renklerinden bir tarih kokusu duyulan bu refah çadırın içinde kahve. — Peki!.Tavsiyeyi tamamen uyguladım. İnsana bir (Otağ) hissini veren. — Peki!. O'nun-la kavga ederdi. mağaramsı bir otomobil ve araba hangarının önünde paytonumuz durunca Laz elbiseli bir muhafız nöbetçi.... ya da sınırlamalar başlayacak gibi 88 görünüyordu.. beri tarafta tek katlı yine asıl köşk gibi beyaz gövdeli ve kırmızı pancurlu Yaverler Dairesi'ne ismimi götürdü. on adım mesafede duran şu köşkün mazhariyetini düşündüm.” Evet. yolun kıyısındaki toprak yarın oyul-masıyla yapılmış.. Lâtife Hanım'ın Çankaya Köşkü'ne gelin gelmesiyle O büyük insanın günlük yaşamında bir takım kayıtlamalar.. Yerine göre insanın enerjisini kırar. — Peki!. çocukluğunda.... Yalnız plevre ve pericardede toplanan kanlar yüzünden nefes darlığı vardı.

Kadın böyle umacı gibi kalabilir mi? Soğuk bir Mart gecesi Ankara'dan hareket eden özel trenin seçkin yolcuları. Sofra alabildiğine kalabalık. Gerçek. Pırı pırıl güneşli ve aydınlık bir bahar havası var Toroslar'ın ötesinde.. işte bu geceyi ve Gazi Paşa'nın bu sözlerini anımsıyorlardı o bavullardan oluşan poker masasının başında. Bir bakıma-bir balayı gezisi denilebilir. O'nun “Balayı Gezisi” bile bir devrim gezisi. hem inkılâpçı bir lider... Ertesi gün.. Cebeci'de ahşap.. yüzünü açık bırakarak çıkıyor erkeklerin karşısına.. hem de yeni evli bir aile reisi gibi konuşmuştu: “— Benim bulunamayacağım yerde karım da bulunamaz!... Azerbaycan Sefareti burası.” 38 . Fener alayları . başını çevreleyen ve çenesinin altından omuzlarına kayan bir fular bağlamıştı. o sırada Mustafa Kemal ile eşine konut olarak tahsis edilmişti.. İsmail Habib ve Başyaver Salih Bey......... Birden bir hareket oldu. Bayraklar. Tren Adana istasyonuna girdiciinde her taraf taklarla... takım elbisesi ile. eski bir Ankara konağı. dedi.. Yüzü tamamen açıktı. çoluk-co-cuk.... Vatanımızda yepyeni bir aile hayatı yaratabilmek için önce kendim örnek olmalıyım.. her zamanki gibi pek şıktı.. bakın şu beceriklilere!.. Lâtife Hanım'ı bir yerde ağırlamak ve konuk etmek için davet ettikleri zaman Mustafa Kemal Paşa. 90 Halkın arasında geçerken bastonunu sol koluna atıyor. Hiç yoktan masa da yapmışlar!.. Günlerden Pazartesi. Yunus Nadi. karısı Lâtife Hanım'la yurt gezisine çıkıyor. İsmail Habib ve daha birçok seçkin kişilerin çevrelediği sofrada tüm gözler Mustafa Kemal Paşa'ya çevrilmişti o akşam. Tarih. Bop yüz para. Ayaklarında zarif botlar vardı.. bovnunda —beyaz frenk gömleği üzerinde zarif bir şekilde duran— kravatı.. birkaç ay öncesini. 4 Ocak 1923 Cuma akşamı Azerbaycan Sefaretindeki bir ziyafeti hatırlıyorlar.. Açık renk kruvaze bir pardösü giymişti. Gazi Pasa'yı ve karısını görebilmek için..Kav 50 kuruş.. Kılıç Ali.. ilk kez peçesini takmadan. bakışları ile sofradakilerin gözbebeklerini taradıktan sonra cevap veriyor: — İzmirli bir kız!. Ben de oynayacağım!.. BENİM OLMADIĞIM YERDE KARIM DA BULUNAMAZ Şimdi Adana'da “Atatürk Müzesi” olarak kullanılan bina. bayraklarla donatılmıştı... Havai fişekler.. Gazi Mustafa Kemal Paşa.... bir örnek olma. Geziye katılan maiyet erkânı. Kadın-erkek.Renk renk ışıklar. Kılıç Ali ile arkadaşları kâğıtları toplamaya çalışırken O mâni oldu... kat'i ve mukarrer! Ağaoğlu Ahmet Bey. — Evleniyorum!. Adanalı hanımlar. tüm Adanalılar. Ve mahşeri bir kalabalık... Treni bir kompartmanında üst üste konulan bavullardan oluşturulmuş uyduruk bir masa etrafında dört kişi -yolculuğun monotonluğunu gidermek için-poker oynuyorlar: Konya mebusu Refik (Koraltan)..... Bir ses çınladı kulaklarının dibinde: — Oooo. Ve ilâve ediyor: — Ben sadece evlenmiş olmak için evlenmiyorum!. — Gerçek mi Paşam? — Gerçek efendim. — Yooo. sağ eliyle yediden yetmişe kendisine muhabbet gösterileri yapan Çukurova halkını selamlıyordu. Ankara'dan Toroslar'a doğru yol alan özel tren gecenin karanlığı içinde kara bir yılan gibi akıp gidiyor. Mustafa Kemal Paşa. Lâtife Hanım. Devam!. ders verme gezisiydi. Lâtife Hanım... Gazi Paşa'nın sesiydi.. Bu. başında kaloağı. çekine çekine sormak cesaretini gösteriyor: — İzmir fâtihinin kalbini fetheden bu bahtiyar kim acaba? 89 Mustafa Kemal Paşa.. Seyhan Nehri sahilindeki bu muhteşem konak. 12 Mart 1923.. tüm Cukurova'lılar yollara dökülmüşlerdi. Ağaoğlu Ahmet Bey. o gece tarihi bir gün yaşıyordu.

91 Adana . Tabii ben ortada bir vesileydim. Mustafa Kemal Paşa'sını çok seviyordu.. — Latife. Gazi Paşa'sı üzerinde titreyen duyarlığı boşa gitmişti yi92 ne.. getirip nutku okumak.. Lâtife Hanım. Toplantılar. eşiğinden henüz adım attığı “Evlilik” müessesesinin havasını doya doya teneffüs etmeye fırsat bulamıyordu. iltifatını maddî bir cemile halinde de göstermek ister gibi. 39 . — Afyon'a hareket edeceğiz diye bütün şişeleri trene yollamıştık!. her çağda kurallar pek değişmiyordu. O. Vay sen misin bunu söyleyen. kadehler doldurulmuştu herşeye rağmen. karısına dönüp: — Çocuğa bir kadeh getirsinler! dedi. Öyle bir gürleyiş gürledi ki..iyi telaffuz eden dudaklarından. bununla kendi arzusunu izhar ediyordu. Bu kez Hügo'nun bir şiiri dökülüyordu Lâtife Hanım'm Fransızca'yı çok. Fakat bu sefer fazla beğenmiş görünerek. Gazi Paşa sigara dağıtıyor.Bu. O'nu Lâtife Hanım'ia birilkte başbaşa istirahat ederken buldu. Paşa'nın nutkunu temize çektikten sonra kendisine göstermek için konakladığı yere giden İsmail Ha-bip. şüphesiz... insan misafirine karşı da mı?.... görgüsünü. bilgisini çevresindekilere de göstermek. Davetler birbirini izledi. Lâtife Hanım.... tüm mutluluğunda kendisini sorumlu saydığı için işe.. çev resindeki köylülere.... Partiler. herkesle yarenlik ediyor ve onlarla bütünleşiyordu.. çiftçilere. Latife Hanım'm okuduğu İngilizce şiir zevkle dinledikten sonra bu kez şöyle diyordu: — Hadi bir tane de Victor Hügo'dan oku da. Lâtife Hanım'm kültürünü. her yola başvurmaktan geri kalmıyorlardı. Gazi Paşa ve maiyeti. politikacılar ve insanlar..... başının içindeki kültürle de büyük yarınlara hazır olması gerektiğini ihsas ettirmekten geri kalmıyordu. Lâtife Hanım'm tüm feraseti. bir hafta sonra Konya'ya geçmişti.. Ve de Muhalefet.. Türk kadınının yalnız peçesi açılmış başı ile değil. Şişeler açılmış. dikkati.Mersin. LATİFE HANIMIN İLK MÜDAHALESİ KADEHLERİN SAYISIYLA BAŞLADI!. bari mânasını da anlayalım!. Ne yapıp yapıp içki sofralarının miktarını azaltmalı.. Ga-zi'nin içki kadehlerinin sayısını sınırlandırmak niyeti ile başlamıştı. Byron'dan bir şiir okusana!. Anadolu Ajansı'nı temsilen gezileri izleyen ünlü yazar İsmail Habib de maiyet erkânı arasındaydı... Gazi.. O'nun ruhunda volkan var!. Tüm yolculuk süresince bunu düşünüyordu Lâtife Hanım. Ortada msiafir yok ama. “BİR ŞİİR OKUSANA LATİFE!” İçmek zevkini kısıtlama çabasına rağmen karısına büyük bir saygı duyuyordu... haremlik-selâmlık alışkanlığını sürdürmekte olan bir topluma ilk uyarışıdır. Her ülkede.. “Nasıl olurmuş efendim.” Ne misafiri?. belli O'na mümkün mertebe fırsatlar icad ederek içirtmemek için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Mânasını anlamasak bile ahengi hoşumuza gidiyor!. Gerisini kendisinden dinleyelim: “Nutkun tutuluşunu ve yazılışını nezaketi icabı bermutad beğendi. tasvibini aldıktan sonra da götürüp telgrafhaneye çektirmek. başta sağlığı olmak üzere. Çeşitli ziyaretler...” Ve.. Çocukluğundan bu yana sıcak bir aile hayatının dışında ve uzağında yaşayan “Gazi Paşa”. “KEMAL PAŞA KARISINI AÇIK GEZDİRİYOR” PROPAGANDASI MUHALEFETİN SİLAHI OLMUŞTU Politika. Tarsus. Benim vazifem. eşiyle yaptığı bu gezide halka örnek olabilme çabası ile halkın tâ içine girmişti.. çocuklara çikolata ikram ediyor. Latife Hanım. O'nun.. başarılarını çekemedikleri değerleri yıpratabilmek için her çareye. dedi.. ya da kadehlerin sayısını —Paşa'yı incitmeden— sınırlandı rabilmeliydi.

İyi ki haber vermişim. geliyorum!... Ankara'ya geldiğimizin ikinci günü ve ikindi' üstüydü... aelin oe'dini Çankaya Köskü'nde mutluluaun doruk nokta^nd^'dı. köşk çevresinde yapılacak geziler için payton arabaları gıcır gıcır boyanmış ve ci-Ialanmıştı.. Çankaya'da kızları Lâtife'nin ve damatları Gazi Mustafa Kemal Paşa'nm konuğu oluyorlardı.. Gerçekten öyle miydi? Latife Hanım. bir iki saat evvel küçük mesai odasında Gazi'ye nutuklarından birini okumuştum. iyi ki. uzaklarda kalmıştı Lâtife Hanım ic'n. bir kısım politikacılar “İnkılapçı Gazi Paşa”yı ve O'-nun uygarlığa yönelik düşüncelerini tanımıyorlardı..” Mustafa Kemal gibi duygulu ve kıskanç bir erkeğin... yönlendirmeye çalışıyor: yatılı okudunu comıkkık a imlerinden bu yana annesinden. Bir yanda İsmet Paşa'nın kişiliğine yönelik şiddetli muhalefet: Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde “İkinci Grup” adıyla şahlanan milletvekilleri. ben Meclis'teydim. 40 ... boynunu) kapayan bir baş örtüsü. tüm bu giysilerin üzerine omuza alınmış yakası kürklü. Diz kapağına kadar rugan çizmeler.... dedim. İçeri girip de meseleyi söyleyince masadaki evrakın yanında duran kalınca bir zarfı. Koridorda dolaşırken şoför yanıma geldi. Hattâ. muhalefetin bu tür söylentilerinden ne denli üzüldüğünü. Basında. Bacaklarında —süvarilere özgü— külot pantolon. kızkardeşinden ve tüm yakın'armdan uzak kalmış Mustffa Kemal Paşa'sına içtenlik dolu bir aile havası teneffüs ettirmeye çalışıyordu.. kızkardesle-ri Rukiye ve Vecihe. eliyle işaret ederek: — “Bırak be çocuğum!. O. sanki ben onun içinde ne olduğunu biliyormuşum gibi.. “Baksana ne propagandalar yapıyorlar. Seyahatte alınmış fotoğraflarımızı büyülterek (Karısını açık gezdiriyor) diye en ücra yerlere kadar dağıtmışlar!. bir gün evvel de Çankaya'ya götürdüğü için beni tanıyor: “— Buyrun. incindiğini tahmin etmek zor değil. Meclis'teki muhalif grubun seviyesiz dedikodularından son derece üzgün.” Gazi'den tekrar izin istemeye hacet yoktu.. kendisine ihtiyaten haber vereyim. eğer mevsim biraz serince ise.. ya da pelerin... kocası ile yaptığı gezilerde açık mı giyiniyordu?. çok uzun bir manto. Latife Hanım'ı elbetteki kara çarşafın içine sokamazdı. Öyleyken mademki şimdi buradadır. siyasal muhaliflerini çok iyi tanıyordu ama. babası Muammer Bey. zaman zaman Ankara'ya geliyorlar. büyük devrimlerin eşiğinde. Büyük kurtarıcının eşi Latife Hanım'la röportaj yapmak üzere kendilerinden —Konya gezisi sırasında— söz alan gazeteci İsmail Habib o günlere ilişkin anılarında şöyle der: “. belden topuklar üstüne kadar uzayan önden yırtmaçlı bir etek. Parlamento 93 içinde başlayan anarşi. izin dört. Ellerde eldivenler.. beş gün evvel Konya'dayken verilmişti.. Eleştirecek başka bir yön bulamayınca eşinin giysilerini polemik konusu yapan 1923 yılı muhalefetinin incitmeye çalıştığı “Gazi Paşa”. köşkün hemen yanıbaşına kurulmuş. ancak U nun kişiliğinde “Gazi Paşa”yı da yıpratmaya çalışan kulis dedikoduları. Hanımefendi otomobil gönderdi!” “— Peki. Külot pantolonun üzerine. kulaklarını. ismet Paşa'yı boy hedefi aıan...Bir yanda kesintiye uğarayan Lozan Konferansı. Köşkün arka tarafında çeşitli meyve ağaçlarıyla 95 dolu büyük bir bahçe vardı... kaşından çenesine kadar yüzünün küçük bir bölümü dışında her tarafını (Saçlarını. Ceketin altında boynuna kadar kapalı gömlek. Annesi Adviye Hanım. O günün olanaklarıyla bah cenin içinde ve çevresinde genişçe yollar açılmış.... İzmir. LATİFE HANIMIN CAMKAYA'DA GEÇİRDİĞİ ÇOK MUTLU GÜNLER İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşşakizâde Muammer Bev'in talihli kızı Lâtife Hanım.” dedi.. Büyük kurtarıcının çevresini kendine göre düzenlemeye. tşi Latife Uşaklıgil'le birlikte Konya gezisinden Ankara'ya dönen Gazi Paşa. Omuzların94 da dizlerine kadar uzayan bir ceket. bekleme salonu niteliğinde bir çadır..

Latife Hanım da mutluluğun eşiğinde. Gazi Pasa'nsn baldızı Vecihe Hanım. resmin sol yanında. Saçları arkaya düz taranmış... hemen yanıbaşında. İnce dudaklarının üstünde gür ve kumral bir bıyık.. Bu aile fotoğrafı.. Ceketin altında krem rengi şık bir yelek.. Kocası Mustafa Kemal. ya da koyu renk eşarp. Güncel ve çok önemli konular arasında özel ve kişisel konular da yer alıyor zaman zaman. 1923 yılının yaz sonlarıydı. parlak kumaştan yapılmış bir pelerin. kimi zamanlar bu ata biniyor. daha doğrusu “Gazi Paşa muhal:fleri”nin görüşlerine göre daha açık(!) giyimli: Saçlarını bere gibi saran bir şapka. Latife Hanım' in mutluluğuna katmerli mutluluklar katmıştı.. nönintüleyen en önemli belgelerden biri. Memleket.. izmir'den ziyaretine gelen ailesi. kimi zamanlar da elinde bastonu. Cumhuriyet'in eşiğindeydi. “BİR ÇOCUĞUM OLSAYDI COK BÜYÜK SEVİNÇ DUYACAKTIM” Mustafa Kemal'in çocukluk arkadaşlarından Asaf ilbay.. Hanımlar oturmuşlar. “Sakarya” adlı atını diğerlerinden daha çok seviyordu... o günün koşullarına. beyler ayakta ve hanımlarının yanıbaşında. Ceketin yaka cebinde desenli bir mendil. Yeleğin bir cebinden diğer cebine geçmiş kısa bir altın zincir.. Omuzunda ipekli... esiyle birlikte Oankaya'va yaotıkları bir ziyareti görüntüleyen fotoğraf en ilginç olanı: Resimde 96 4 kişi var. cins ve aü-zel atların çektiği zarif paytonlarla köşk çevremde kısa cıezintiler ysoıvor. Bir elini arkaya bağlamış ve hiçbir yoruma açı kolmayan sakin. çok hassas ve gösterişli bir hayvandı. Genç evliler. Fethi (Okyar) Bey'in eşi ise. meyve aöacları-nın arasından geçen gölgeli yolda sabah yürüyüşlerine çıkıyordu. Gazi Paşa-Lâtife Hanım cif+inin evlilik yaşamından memnun ve mutlu göründükleri günler. Açık gerdanından göğsüne doğru sarkan fındık büyüklüğünde boncuklardan... Çankaya Köşkü'nün bahçesindeki çatal bir ağacın önünde çekilmiş fotoğraf. Mustafa Kemal'in “numhurre'<îi” olmadan önce “aile reisi” olduğu o günlerde evlilik yaşamından neler umduğunu.. ailece yapılan dost ziyaretlerini kabul ediyorlar ve onları köşkün bahçesinde birikte qezdiriyorardı.. Bu günlerin modasına uygun küçük yakalı frenk gömleğine bağlanmış koyu renk bir kravat ve yine bu yılların modasına uygun kravat iğnesi.. eşi. Çankaya çevresinde gezintiler yapıyor. siyah giysiler içinde... her insan gibi O'nun da yüreğinde ailesel beklnetilerin yer ettiğini tahmin edebilmemiz güç değil. Bir taraftan kadehlerini yudumluyorlar.. üç ayağı sekili. Lâtife Hanım. anılarında bu konuya ışık tutan gözlemler ve tesbitler sunmaktadır: Atatürk Orman Çiftliği'nde bir gece. açık renk ipek çoraplar. alnı akıtmalı. atlan bizzat vönetivor.** Gazi Paşa'nın bir çok atları vardı.. Asaf İlbay ve diğer konuklar. “Sakarya”.. Fethi Bey... diğer elini karısının oturduğu sandalyenin arkalığına koymuş. omuzunda pelerini. Latife Hanım. Ve yanıbaşında siyah kruvaze takım elibesesiyle. konuklarını da yanlarına alarak Çankaya Köşkü çevresinde kısa gezintiler yanıyorlar. Pelerinin altında üstü çiçek desenli açık renk bir elbise. ya da taşlardan oluşmuş sık bir kolye. Ancak O.. diğer eli eşinin oturduğu sandalyenin arkalığında Fethi Bey.. açık renk bir sandalyeye oturmuş. Mustafa Kemal'in çok eski dostu Fethi fOkyar) Bey'in. rahat bakışlarını objektife çevirmiş... tam bir “aile reisi”.. neler beklediğini kesinikle bimemiz 97 olası değil ama. araba-yı tek başına kullanmasını öörendikten snnra rlq konukları paytonlarla gezdirmekten büyük bir zevk alıyordu. Bu satırları yazarken o yıllardan kalma fotoğraflar dnrııvor masamm üzerinde. Koyu renk kruvaze bir elbise giymiş. öte yandan çeşitli memeleket meseleleri ve günün konuları üzerinde görüş alış-verisinde bulunuyorlar. boylu-poslu. 41 .. Gazi Mustafa Kemal ve eşi. bir eli cebinde. Sofrada Neş'et Ömer..

. Ya çocuğumu kaybetmiş olsaydım.” Aynı kaynaktan tesbit edilen bu iki önemli hatıra açıkça gösteriyor ki Mustafa Kemal. Müsaade ederseniz bu valsi beraber yapalım!. derinlere dalmıştı. bana benzer bir evlat bırakmayı çok ioterdim. Burada bir parantez açalım ve Portekizli güzel Madam Hanses'i dinleyelim: “.. benim neslimden.. dedi. PORTEKİZLİ GENÇ VE GÜZEL KADIN BALO GECESİ BİRAZ ŞIMARIKTI Hâlâ merak edenler vardır: Mustafa Kemal'le Latife Hanım niçin anlaşamadılar? diye. Eşim söze karıştı: “— Paşam.Bir akşam Mustafa Kemal Paşa ile Gülcemal vapurunda verilen bir baloda bulunuyorduk. düşünmeden hemen cevap verdim: — Paşam. başladım dansta Paşa'yı ben idare 42 . dedi... yere bakıyordum.” Neş'et Ömer Bey gülümsüyordu.. Başbakanınızın dudaklarından eksik olmayan şu sempatik gülüşlerine hayran oldum. eşinin egemenliği altına giremezdi.Gerisini Asaf İlbay'dan dinleyelim: “Mustafa Kemal...... Gözlerinin nemlendiği görülüyordu..” “— Paşam.” “Mustafa Kemal'in güzel gözleri uzaklara. “Cumburreisi” olmaktan çok daha fazla bir “aile reisi”.. Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım. O kadar güzel bir erkek gülüşü ile gülüyor ki. ne olurdum. dedi.. bunu çaresi yok mudur?. İşte ben de bununla teseli buluyorum. yaşını sordu kızımdan. Nereden içime o heves doğdu bilmem. Çünkü Paşam. Bir balo gecesi. Paşa ayağa kalktı. birkaç evladınız olmalıydı.. Çok sevdiğim bir tay'ımın ölümünden o kadar müteessir olmuştum ki günlerce acısını unutamadım. çevresindekilere dönerek: “— Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz!.. size benzemek o kadar güç bir şey ki!. bilmem!. Beki de aynı yaştayız. dedi.” Bir başka gün.. bir değil..” “— Doğru. benim de belki dansımdan hoşlanırsınız.. Milletime benden sonra.. Balonun davetlileri aileleri ile birlikte bu masanın önünde geçip O'na saygı 98 ve sevgilerini sunuyorlar ve kendilerini takdim ediyorlar. bakışlarını Neş'et Ömer Bey'e çevirdi: “— Bir çocuğum olsaydı çok büyük bir sevinç duyacaktım. anlaşılan dilimin ucuna kadar gelmiş olacak ki. milletim san olsun!.. onaltı yaşında çocuğum olacaktı!.. Başbakanımın gülüşlerine hayran olmuşsunuz. bir “baba” bir “eş” olabilme özlemi içindedir. Yemek yiyemedim. bize yer göstermek lütfunda bulundu... “Gazi Paşa..... Mustafa Kemal Paşa o zanman dünyada hiçbir zaman eşine rastlayamayacağım kadar harikulade güzel bir mavi ile parlayan açık renkli gözlerini bana çevirerek: — Madam. dedi.. Onaltı yaşında olduğunu söyledim. Oturduk. Ben.. Belki birisi bir nebze size benzerdi.. Gazi Paşa'nın oturduğu masanın çevresi vine renkli bir kalabalıkla çevrilmiş. Kalktık ve birlikte dönmeye başladık.” “Ve bir an sonra ilave etti:” “— Belki benim çocuğum olmadığında bir hikmet vardır. Profesör. o zaman nereden aklıma esti bilmiyorum. Aşka yakalanmış bir kadın gibi ne düşünüyorsunuz öyle derin derin?. Kızım Bedia'ya baktı ve sonra adını... bütün mîllet sizin çocuklarınız!...” “Çok duygulanmıştı.. Gerisini yine Asaf İlbay'dan dinleyelim: “Ben de eşim ve kızımı takdim ettim. (Ekselansın bana karşı büyük bir teveccühü vardı.” “Eşim ayağa kalktı.... Bir aralık dalmış. Bu sorunun yanıtını tek cümle ile özetlemek mümkün: Koskoca bir milleti yönlendirmeye ve yö99 netmeye muktedir bir önder.. Evet. dedim. Ben o zaman çok genç ve ihtimal biraz da şımartılmış bir güzel kadındım.. Birdenbire: — Madam!.

Bir defa baktı. eşi Lâtife Hanım.. büyük bir üzüntü ile sofradan kalktı. Yaver Salih (Bozok) Bey ve eşi Pakize Hanım. Mustafa Kemal Paşa'nın da rahat ve güzel bir gece geçirdiği elbette düşünülemezdi. O gece Lâtife Hanım için yaşamının belki en uzun gecesiydi. ama ciddiyetle gözlerini bana çevirdi: — Madam!... O'nu bu yönleriyle değil.... sofra hayatını sınırlandırma denemelerinde başarılı olamamanın üzgünlüğü içindedir. Ertesi gün. ses çıkarmadı. dedi. Mustafa Kemal.. Tıpkı Portekizli genç ve güzel Madam Hanses'in dansta O'nu idare etmeye kalkışması gibi... 7 Ekim 1924 akşamı. Mustafa Kemal. özellikle genç kızların ve genç hanımların kocasına gösterdikleri aşırı sevgiyi. bir kadın idare etmeye kalkarsa. O gece Lâtife Hanım ayrı bir odada. Fuat (Bulca) Bey ve eşi Sabiha Hanım ile diğer “Maiyet erkânı” vardı. yalnız kocasının değil. * ** Kişiliğine.. Nihayet üçüncüsünde birdenbire durdu... Evlilik çatısı yavaş yavaş çatırdı-yordu. onuruna ve prensiplerine bu denli düşkün bir insanın. konvoy Erzurum'a dönecekti. 11 Eylül 1924 günü Mudanya'dan hareket eden Hamidiye gemisi. günlük yaşantısının her anında yaratacağı inkılâpların düşünsel hazırlığını tasarlayan büyük bir önderin karısı olmak. Lâtife Hanım'ın üzgün ve huzursuz haline aldırmadan arabanın kapısını açtı ve Ordu Ku102 43 . Samsun'dan Erzurum'a. Hiddetle değil. Gemide Gazi Paşa.. Bir daha baktı. o memleket. — Madam!. İstanbul limanlarına uğramadan Karadeniz'e açılmıştı. Lâtife Hanım... Lâtife Hanım. Oysa Lâtife Hanım elbette çok iyi niyetlerle Çankaya'nın özgürlük ve bağımsızlık âşıkı kartalını evlilik denilen kafesin çerçevesi içine sokmaya çalışmaktadır. 8 Ekim 1924 sabahı. Kızmadı. Cümlesini bitirmeden ilave etti: — Gelin biz yerimize oturalım sizinle!.. kayıt-kuyut altına alınabilecek bir koca değil. kıskanmaktadır. Çocukluk işte. Gazi Paşa. yine ses çıkarmadı. Bir memleket idare edeni. Gazi Paşa ayrı bir odada istirahat buyurdular. sadece “aile reisi” sıfatıyla değrlendirmek mümkün olamazdı. Yatak odaları ilk kez ayrılmıştı. O'nun bu ikazına rağmen ben büyük bir cesaretle şu karşılığı verdim: 100 ¦— Paşam. müsaade ediniz de bir defa da ben sizi idare edeyim!..etmeye... diye fısıldadı. Zaten Lâtife Hanım da bu büyük önderin sağlığını ve düzenli bir yaşam çerçevesi içinde daha büyük atılımlara yönelmesini ön plânda tutmuş olmalı ki “Gazi Paşa”sını belirli sınırlar içine çekmeye çaışıyordu. 101 Huzursuzluk ve geçimsizlik belirtileri yavaş yavaş çevreye yansımak üzeredir.. Mustafa Kemal. aynı zamanda tüm davetlilerin dikkatini çekecek kadar belirginleşmişti.. oradan da Sarıkamış'a geçer mâiyetiyle birlikte... Ordu Kumandanı Ali Sait Paşa'nın Gazi Mustafa Kemal Paşa onuruna verdiği bir ziyafette Lâtife Hanım'ın öfkeli davranışları. Lâtife Hanım için elbette büyük bir handikaptı. İLK GEÇİMSİZLİKLERİ SONUCU YATAK ODALARI AYRILDI Samsun limanında toplanan büyük kalabalık arasında Gazi Paşa'ya içten sevgi gösterilerinde bulunan genç kızlar ve hanımlar da vardır.. Bir erkekle bir kadın yanyana bulundukları zaman idareyi erkeğe bırakmak en doğru harekettir. kadınca duygulanışlar içinde değerlendirmekte. Bilakis gülmeye başladı. Lâtife Hanım'la aralarında başlayan gerginliği çevreye sezdirmemek için büyük bir özen göstermektedir.. Arabalar hazırlandı..

Karısından kesinlikle ayrılmaya karar veren Gazi Mustafa Kemal. maiyet erkânı arasında bulunan Kılıç Ali'yi de. Lâtife Hanım'a yeni bir şans tanınmasını sağaldılar. O geceyi Erzurum'da. formalitelerin.mandanı Ali Sait Paşa'nın hanımına dönerek. yol boyunca Lâtife Hanım'ı teselli etmeye çalıştı. Nitekim tanıdılar da.istemişti. Kılıç Ali'nin gözlem ve izlenimlerini doğrular niteliktedir: “Evilikte kadının her arzusunu yapmak çok güç.. vaziyetimden dolayı nerede ise imkânsız olacağını düşünürmüş. Yol boyunca Lâtife Hanım durmadan ağladı.. Kendisine: 44 .. Ayrılmamız için gereken -muamelenin yapılmasını istedim!. Asıl talihsizlik iki mizacın yaratılış itibariyle birbirine uyamamasından doğmuştur. Meğer Lâtife Hanım. Bir gün bu ihtimal söz konusu olunca bana: “— Nasıl olur?. Ali Kılıç hatıralarında bu başarısızlığın nedenlerini şöylece özetler: “. Üzgün ve pişmandı ama olan olmuştu bir kere. Gecenin ilerlemiş bir saatinde Gazi Paşa. çok duygulu ve ince ruhlu bir inşa olan Gazi Paşa'nın öfkesini teskin ederek. Ertesi gün. Umumî Kâtip Tevfik Bıyıklıoğlu'nun arabasına binerek konvoyu izlemek zorunda kalan Lâtife Hanım.. Gazi Mustafa Kemal ile evlendikten sonra O' nu bütün milletin malı bir adam olduğunu unutarak tamamen kendisine hasretmek istemiş. Bizim evliliğimizde de bu çeşit anlaşmazlıklar çok olurdu. Lâtife Hanımefendi. Yuvalarının temelinde büyük harcı bulunan yaver Salih Bozok. kocasını tamamen kendisine ait görmekte haksız mıydı? Kadın olarak belki kendi yönünden haklıydı. İsterlerse Gazi Paşa'yı teskin edebilirler.” diye ayrılığın âdeta imkânsız olduğunu söylemek .. Mesela siz kitap okumak istersiniz. Eşini bizzat arabanın kapısına kadar uğurlamak ve kendsine “Bon Voyages!” demek nezaketini gösterdi..Lâtife Hanım'dan ayrıldıktan çok sonra Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir özel sofrasında yaptığı açıklamada da. kendisine tanınan son şansı da kullanmış. '¦ Lâtife Hanım donup kalmıştı. evlilik müessesesi ve kendi evliliği ile ilgili ..... kadın olarak. LATİFE HANIM YOL BOYUNCA DURMADAN AĞLIYORDU. Tüm ağırlıklarını koyarak. bu yuvayı yıkılmaktan kurtarmaları için yardımcı olmalarını rica etti. hattâ zaman zaman tahakkümü andırır haller almış. Latife Hanım. dünyanın önünde eşini nasıl boşar?. Fakat Gazi Mustafa Kemal'in karısı olarak. eşi Lâtife Hanım'ı Erzurum kaplıcalarına kadar uğurlamaya memur etti. Ve 103 hem Salih Bey'e. O'nu millete mal olmuş bir adam olduğunu da düşünmesi gerekirdi. Lâtife Hanım be104 nim kendisinden ayrılabileceğimi hiç tahmin etmezdi. Arabanın ön tarafına da Başyaveri Rusuhi Bey'le Salih Bozok oturunca otomobil hareket etti. ancak başarılı olamamıştı.. artık herşeyin bittiğini çok iyi anlamıştı. Konvoy Erzurum'a ulaştığında Gazi Paşa kesin kararını çoktan vermişti: Bu evlilik artık yürüyemeye-cekti. içinde bulunduğu ruh haline rağmen kibarlığını ve inceliği bırakmadı.. sağındaki yeri gösterdi: —Naciye Hanımefendi. ayrılma kararında caydırabilirler ve kendisine son bir şans tanıyabilirlerdi. karı-koca yine ayrı ayrıoda-larda geçirdiler. Lâtife Hanımefendi.. lütfen buyrun!. Dünyanın tanıdığı Mustafa Kemal. O o esnada kitap okumanızı istemez. yaveri Salih Bozok'u çağırdı: — Yarın Lâtife Hanım'ı Ankara'ya götüreceksin! dedi. Asıl tuhafı. Hükümete de durumu bildiren bir yazı yazdım.. Ama tüm çabalara rağmen bu evliliğin sürmeyeceği her halinden belli oluyordu.” Mustafa Kemal'in. bu haller neticede Gazi'yi müşkül durumlara düşürerek ayrılmak kararını vermeye mecbur bırakmıştır.. hem de Kılıç Ali Bey'e.

eşinin balkondan seslenişine ve kendisini köşk personeli içinde ikaz ediş şekline öylesine üzüldü. MARMARA KÖŞKÜ'NDE GEÇEN UYKUSUZ GECENİN SABAHI Gazi Paşa o geceyi Marmara Köşkü'nde sabahlayarak geçirmeye çalıştı. O'nu kararından döndüremeye-cekti. 106 Dördüncü Bölüm BALDIZININ GÖZÜ İLE ENİŞTESİ MUSTAFA KEMAL Mustafa Kemal'in kısa süren evlilik yaşamına ilişkin anıları. bir an için ne diyeceğini kestiremeden Orta Köşk'e geçti. Gereken yerlere gereken emirler verildi. Can sıkıcı olaylar birbirini izliyor. Onları okudukça ve tanıdıkça Atatürk gözümde daha çok büyüdü. Lâtife Hanım. “Öyle bir vaziyet olmasını istemem!. öylesine incindi ki. Şöyle diyordu Lâtife Hanım: “Atatürk'e ait bir eser yazmak istedim. Artık hiçbir şey.” Lâtife Hanım'ınkardeşi Vecihe İlmen... Gazi. yazar Yalçın Pekşenjn kendisine yönelttiği soruları şöyle yanıtlıyor: Sayın Vecihe İlmen. Ankara Garı'ndan. Umumi Kâtip Tevfik Bey'i çağırırım. Bu işe artık bir son vermenin zamanı gelmişti. 105 Biraz sonra yatağından kaldırılarak köşke davet edilen Kılıç Ali ve Salih Bozok.“— Gayet basit!” dedim. Kendisini konuşturmak için gösterilen bütün çabalar boşuna gitti. eniştesi Mustafa Kee-mal'le ilgili bir kısım anılarını açıklamaktan kendini alamadı. hiçbir gözyaşı ve sızlanma. balkondan aşağıya seslenerek. vaktin çok geçtiğini. iş o noktalara nasıl geldi onu izah edeyim. Babam Uşakizade Muammer Bey. İşe. bütün dünya büyüklerinin hayatını tetkikle başladım. Ben de: “— Evet. Bu evlilik yürümeyecekti. derim. gözyaşları ile noktalıyordu. Mustafa Kemal'in Lâtife Hanım'a gösterdiği anlayış ve hoşgörü. Lâtife Hanım'ın yaver Muzaffer Bey'le birlikte İzmir'e gönderilmesi için gereken hazırlığın yapılmas ve Siirt Mebusu Mahmut Beyin de durumu Lâtife Hanım'a tebliğ etmesi kararlaştırıldı. Lâtife Hanım. Lâtife Hanım. Lâtife Hanım'dan ayrılmıştır. zile basarım. köşkün kapısında dinleniyordu. Mustafa Kemal. tatsız tartışmaları ve olayları bir türlü önleye-miyordu. Gazi Paşa biraz hava almak için bahçeye çıkmış.” * Ankara'da geçen günler anlaşmazlığı giderek ke-îî. Çankaya'daki sofranın konukları dağılıp gitmişler.. En nihayet şuna kani oldumki Atatürk yazılamaz anlatılamaz.. bu kadar basittir!” dedim. Ve iş olur biter. bir daha dönmemek üzere izmir'e hareket ederken. Etrafta nöbetçi askerler ve köşk personelinden görevliler vardı. tüm ayrıntılarıyla saplamak olanaksız. Üzgün ve uykusuz gecenin sabahında verdiği boşanma kararı bu kez kesindi. Gazi Paşa'nın yanına gittiklerinde O'nu bir kanapenin üzerine elbiseleri ile uzanmış ve çok üzgün bir durumda gördüler. Latife Hanım bu cevabıma karşı hayretler içinde kalarak: “— Bu kadar basit mi?” diye sordu. Atatürk'le ilk karşılaşmanızı anlatır mısınız efendim? — Bundan evvel müsaade ederseniz. İzmir'de 1922'de İzmir istirdatını müteakip aileyi toplayıp 45 . Fakat şayet mecbur kalırsak. Anadolu Ajansı'na iki satır vererek. 10 Kasım 1984 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu anılarda Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın baldızı Vecihe İlmen. uzun bir zaman diliminden sonra da olsa.. artık yatma saatinin geldiğini ihtar ediyordu Gazi Paşa'sına. Çok üzgündü. o büyük insanla ilgili anılarını bir sır olarak son nefesine kadar içinde sakladı. acı ve tatlı hâtıralarını içine gömdüğü bir evlilik yaşamını. Bir gece.

. babam bu sefer “Ne var ne yok toplEyın . Atatürk de “Hemen şimdi gideHm” demiş. Fakat Atatürk.. Latife Hanım 22 yaşındaydı. Orası da biraz kokar. Aralarında 46 . Evde de hiç kimse yok. O sırada Latife Hanım dönüyor. Oturmuşlar. Ama evin sahiplerini tanımıyor.vatana dönüyoruz” dedi. Sonra hepimiz geliyoruz eve. Atatürk evi geziyor.Fransa'ya götürüyor. — Vecihe Hanım. Mektup mealen şöyle: “Buraları düşman işgal etti ama. “Tabii ne c'emek.. İşte. Bana Latife anlattı. memleketi kurtaracak. 9 Eylül'de yaktılar biliyorsunuz. — Nasıl oldu bu tanışma? — Onun da hikâyesi uzundur.. Latife. Bir de bakıyor. Bu ev şimdi müze oldu. Latife'ye elini uzatmış. Aralarında 19-20 yaş fark vardı. Beğenmemiş. Atatürk İzmir'e girince. yani evde-kilerin haberi olmadan Atatürk kordondan kalkıp Göztepe'ye bizim eve geliyor. başka türlü beraber olmaya imkân yoktu. nerede çalışacağını falan bile söylüyor ve “Ben burada kalayım” diyor. Kardeşim “Öpeyim” diye eline sarılınca. Babam. “Peki hanımefendi” demiş. Kordon'da bir ev göstermişler. “Biz bu düşmandan kurtuîur-sak adak yapacağım.. Latife de.. Yalnız usaHar. acaba bu konuda bir şeyler söylemek ister misiniz? Mesela nasıl e'enmeye karar verdiler. — Tanıştıkları sırada Atatürk ve Latife Hanımefendi kaç yaşlarındaydı! — Atatürk 40-41 yaşında. rahmetli Ali Rıza Bey'e bir mektup yazıyor. benim dedemin kâtibi Halim efendiye telefon etmiş. — Nereye gitmiş evdekiler? Mesela Latife Hanım nerede? — Herkesin işi var. Her tarafta geyik kafaları falan. kardeş'niz Atatürk'le evliliği konusunda hiç konuşmadan vefat etti.. Çok güzel bir ev.... Sonra deniz kıyısında olduğu için İspanyol hududunda Biarritz'e yerleştiriyor. teğmen gelmiş. neden ayrıldılar... Müsaade eder misiniz burada oturayım!” demiş. Görünce kalkmış. İşgal kuvvetleri babamı tazyik ediyorlardı. bir de dadın . Beğendiği yerleri Atatürk'e bıraktılar. odaları beğeniyor. 1900 doğumlu olduğuna göre 22 yaşındaydı ve Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde siyasal bilgiler ve hukuk okuyordu. şeref duyarız Paşam” demişler.. Latife.. Bunun da nedeni. Tabii babama bile sormadan “başüstüne” demişler. Biz 14 Ekim'de yurda döndük... “Aramızda 20 yaş var ama. sigara şeker falan götürüyor adak olarak. Kasım'ın ortalarında. 9 Eylül'de Atatürk İzmir'e girince ve düşman denize dökülünce. — Atatürk'le tanışmanız ne zaman oldu? Kasım 1922'de sanıyorum. kapıda o zaman Karadenizli neferler nöbet tutmuş. Biz Fransa'ya gitmeden önce. hanımların eli öpülür” demiş. Bu sırada da Atatürk eve geliyor. benden8 yaş büyüktü. Atatürk'ün özel yaşamı üzerine açıklık getirmek üzere. Teşriki mesaiye zorlayarak babamın etkisinden faydalanmayı düşünüyorlardı. askerlere hediyeler vereceğim” demiş.ben el öptürmem. Kalktık döndük. Ben de liseye gidiyordum... kurtuîacaöız” qibi. Yunanlılarla teşriki mesai yapmamak için bizi 109 topluyor ve Marsilya'ya götürüyor önce. Bu da enteresandır. Yanında rahmetli Cw”t Abbas. O sırada İzmir Belediye Reisi olan zat... Latife'yi tevkif edip 110 yine bizim evin içinde efsun askerleri tarafından gözaltına aldılar. “Sizin köşke gidebilir miyiz?” diye. Başkumandanlık Karargâhı olarak kullanacağr bir yer aramış. Hemen her şeyi selamlığa naklettiler. içeri bırakıyorlar. dedem Sadık Bey'den beri ailemizin İzmir eşrafından oluşudur. sigara içiyor. ben senden yaşlı değilim” derdi. Buca'da saray gibi bir İngilizin evini göstermişler. “Benim evim burası” diye direnince. “Ben burada oturamam” demiş. “Yasak” diyorlar kardeşime. Latife Hanımefendi de bir adağı var onu adamaya gitmiş. Atatürk balkonda ayak ayak üstüne atmış oturuyor. neler oldu gibi? — Aslında Atatürk evlenmeyi düşünmeyen birisi 111 idi. “Ben burayı çok beğendim. Doktorlar kendisine deniz havası vermişler. Bu mektup Yunanlıların eline geçiyor. yaveri Resuhi Bey ve Salih Bozok var. Babamı bile tanımıyor. Hatta hangi odada yatacağını. Mustafa Kemal şöyle yapecak. Sonra. lokum. “Küçük hanım -hep küçük hanım derdi. İş öğreniliyor.. İzmir yangını olup bitmiş. Bjzim ev Göztepe'de bütün İzmir Körfezi'ne hâkimdir.. Bu sırada da bir kardeşim çok rahatsızdı ve İsviçre'de tedavisi yapılıyordu. Fakat bizim aile de öyle bir aile idi ki.

.. O kadar anlaşan. “Kendisine bir para verelim” diye.. — Son vermek istiyorum mu diyordu? 112 — “İstiyorum” demedi.. Bir iki de dini zevat. Kalanları Türk Dil Tarih Kurumu'na yolladık. kitaplar.. Güya nikâh olduktan sonra. mektupalr. Bu izdivaca son verme. Nikâh merasimi yapıldı sadece.. masa vardı. O kadar da tabii bir şey ki bu. Yine onu oradan seyretmeye gitti.. annem ve bütün aile birlikte yaşamıştır. ne oldu birdenbire acaba? — Etrafı işte.. 2 sene 5 ay 5 gün evli kaldılar. Harbiye binasının karşısında.. fakat alanturka ayrıldılar. orada bir heykeli vardır Ata'nın.. — Peki. Yazı aynen böyiediıi. irk hedefiniz Akdeniz” derken.. alaturka ayrılmışlar. masanın etrafında Atatürk ve Latife Hanım . Latife Hanım “Paşam içki içme” demiş. Sağlığında Atatürk çok ısrar etti. alaturka mı evlenmişlerdi de alaturka boşandılar? — Alafranga g^bi evlendiler. hususi hayatları üzerinde hiçbir şey anlatmayacaklarına dair mütekabilen birbirlerine söz vermişlerdir. Bir yazı yazdı. “•htiyueım yok” demişti.. “Ordular.. “Son verme.. ¦ — Ayrıldıktan sonra neler oldu? Latife Hanım nasıl yaşadı? — Hep Ayazpaşa'da Ekselsiyor Apartımanı'nda babam.. — Peki evlendikten sonra düğün olmadı mı? — Hayır olmadı. O zaman usul böyleydi Müftü Lütfü Efendi Atatürk'e sordu: “Gazi Fustafa Kemal Paşa hazretleri. Fakat Atatürk ile Latife Hanım. Sonradan Bal Mahmut Bey bir şeyler yazdı ki. 5 Ağustos 1925'te ayrıldılar.. ne zaman ayrıldılar? — Bunu şuraya yazmıştım. Yani alafranga evlendiler. — Boşanma nasıl oldu? — Atatürk ayrılma arzusu gösterdi. sevişen. Ayrılalım dedi... mütekabil hürmet ve itimat edenbir çift oldukları için. Sonra Harbiye'de bir apartımanda oturdu. Boşadı Atatürk. Hiç böyle bir şey söyleyebilir mi? Usuldendir... vesaireyi... Söyleyeyim. ayrıla113 caklarına asla ihtimal vermiyordum. — Anılarını yazmış mıydı? — Yazdı....” diye bitiriyor. Fakat.. anlatmam imkânsızdır. — Tam olarak ne zaman evlendiler. Son zamanlarda pek yakınlarında bulunamıyordum. — Hayır. Biliyorsunuz.. — Efendim. bu kader anlaşan bir çift neden ayrıldı? — Vallahi çok samimi söyleyeceğim.. 29 O-cak 1922'de evlendiler.. Latife Hanım da kendi kafasına denk bir insan bulup onu kaybetmenin acısından büyük ızdırap duyuyordu. Nikâhtan sonra içilir. kafasından atamadı. Bir de İzmir müftüsü. 47 .. Bu hanımefen diyle yani İzmir eşrafmdan Sadık Bey oğlu Muammer beyefendinin kerimesi Latife hanımefendiyle evlenmeye razı mısınız?” Aynı şekilde kardeşime de sordu. Onu ruhundan.. Alaturka boşanma böyleydi. — Peki efendim.... bu aileyi çok üzmüştür. Atatürk öldükten sonra bir vasiyetname çıktı mı? Böyfe bir şey biliyor musunuz? — Hayır hiçbir şey bırakmadı. Atatürk'le ilgili olan ev-rakiar... “ETRAF YÜZÜNDEN BOŞANDILAR!” — Örneğin resmen boşanmışlar mıydı? Ve nasıl olmuştu bu boşanma? Mahkeme ile mi? Bunları an-latsanız. — Peki.. — Ve her şey bitiyor? — Evet.. Ben birçok şeyi bilmeme rağmen. — Ne oldu o yazılar? — Büyük bir kısmını imha etti. Bunu bir adamı ile gönderdi.” diye..bunu düşünmüşlerdir. fakat kendisi kabul etmedi. “Aramızda karar vermiş bulunuyoruz. Bu kadar anlaşan bir çiftin ayrılması hepimizi çok üzdü. Bakın.

dokuz civarında kalkardı. — Ev içinde günlük yaşamı nasıl prcerdr? — Emirberi Bekir ve Ali vardı. bizim haddimiz mi?” deaık mi... Fakat o kadar iyi idare ederdi ki. haftada h. çok temkinli ve efendi bir insandı. Onlar hizmet ederdi. — Bir günlük ev yaşamını anlatır mısınız? — Sabah sekiz. Terbiyeli. Sofrada kim varsa hepsinin fikrini alırdı. önem verirdi. Atatürk de notlar alırdı. Halbuki ben o zaman on dört-on beş yaşında bir çocuaum. biraz okur Latife Hanım'Ia. Siz Atatürk'le ne kadar süre beraber oldunuz? — Dediğim gibi. sanırsınız çok iyi biliyor. traş olurdu. sekiz otuz.>. — Hangi kitapları okurdu? Hangi tür kitaplar? — Tarih kitapları okurdu.. Ben tarih kitapları okuduğunu biliyorum. Kim olursa 114 olsun herkese. Mustafa Kemal'in hususi hayatına kimse karışmasın .. Herkes kendisine büyük saygı gösterirdi. — O zaman Atatürk'ün özol yaşamını yakından tanıyorsunuz. “Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorardı. Roman okuduauna dair bir fikrim yok.. Zola'nın “Une-Şie” kitabını Latife Hanım'Ia birlikte okumuştu. Nuri Conker.. Yalnız hatırlıyorum. — Yani siz bsSli bir hadise bilmiyorsunuz? — Söylemedi. ben odaya gireyim de Atatürk ayağa kalkmasın. — Roman okunuz mıydı? — Evde çok zengin bir kütüphane vardı. “Hjyır. bir buçuk ayı dışında ben de hep kendileriyle beraber oldum. Nr”3il bir insandı özel yaşamında? — Özel yaşamında çok sakin. — Fransızca olarak mı? — Evet. Kendisi hin traş r>'r->aH. Bunun dışında fevkalade terb:yeli bir adamdı.. — Atciürk başka no. Ama o etrsfa saygı gösterirdi.. kardeşimle iki buçuk yıl kadar evli kalmışlardır. Kim gelecek.traş ederdi. “Aman Paşam.. Biz.^'< H"*~ 'h hamama giderdi. Başka bir şev yok. Biri de ayırmak için. B'r şeve kızdıaı zaman “Maşallah efendim” dedi mi. “Aman efendim. Kendi saygısından herkese karsı müthiş saygılıydı. Latife t-anım'ın dil bilgisi daha kuvvetliydi? 115 — Latife Hanım. Akşamki yatış durumuna göre. Günde iki defa duş. Biri tekrar Latife Ha-nım'la Atatürk'ü buluşturmak çiin. Berberi İsmail efendi vardı. — Srnıyorum.ipp-^M Ff^nH. Almanca ve İtalyanca'yı son derece iyi bilirdi.Bütün kabahati bu. Yalnız fevkalâde temizdi. Kızdığı zaman en çok söylediği bu idi. bir delik bulun ve girin. Fakat elinde kâğıtla veya bakarak konuştuğunu görmedim. duygulu.. Hep irticalen konuşurdu. Fransızca. — Kahvalfrdan snra ne yapardı? — ^Göztepe'de iken kütüphaneye girer. Fransızcayı Sofya'da ataşemiliter iken Fethi Okyar Bey'le birlikte öğrenmiş. Fransızca. İzmir'de ve Ankara'da bulundular. Kulağımla duydum kaç kere... kadın lakırdısı dinlenir mî? Gelin içelim” demiştir.. Belli bir hadise yok. Bütün mesele. Bu zamanın bir. — Anlıyorum. kalemi mahsusu hazırlar. Hemen yıkanır. banyo yapar. İngilizce. Bir kere bilmem ki. benle sohbet ederdi.— Kim etrafı? — Etrafı ikiye ayırmıştı. söyie lütfen” derdi. Sonra sade kahvesini içerdi ve sigarayı yakardı. Günde en az iki gömlek değiştirirdi. — Öğle yemeğini nerede yerdi? 48 . kimlerle görüşecek? Tabii kâtibi umumisi. neşeli bir insandı. Kahvaltı pek sevrek teterd'.er yapardı? — Kütüphanede notlar alırdı. Bir halk olarak herkesin ne düşündüğünü bimlek isterdi. 7aten cnk 37 vq-mek yiyen bir insandı.. İYİ İDARE EDERDİ iv” rr'vdi h-j kadar? — Fransızcası o kadar iyi değildi.. Biraz da Almanca anlardı..

. Ruşen Eşref Ünaydın. Ama en sık bulunanlar ve en sevdiği kişiler. Ondan sonra gideceği yer varsa oraya giderdi. ben çok az yediğini gördüm. — Nasıl hitpn ederlerdi birbirlerine? İsmet Paşa derdi Atatürk.. Ata-tatürk'ün müsaadesi olmadan sofradan kalkılmazdı. “Gazi Paşa” da derdi. En çok da Ağaoğululara giderdi. Ya kendisi anlatırdı veya dinlerdi. Yakup Kadri Karaosmanorîîu. 116 SOFRA BAŞI SÖYLEŞİLERİ — Neler konuşulurdu sofrada. Onlarla iş ''nnnsm?r sadece yemek yerdi. Masada da bir tane kuru kestane kalmış. Tezer T-sşkıran'ı da çok severdi. sohbet edilirdi. Çarpma hamurdan. sekize doğru akşam sofrasına otururdu. b?..zı sabahlar ata binerdi.. Onu çok severdi. Makarna severdi. Hüseyin Cahit ve Yunus Nadi Bey'in yazıların ehemmiyet verirdi. — Sonra akşam yemeğine sıra geliyor galiba? — Evet... Bunu anlatırdı. Belki kararını vermiştir ama. Mareşal F*>vzi C-kpr^l'ı rok sever. İnönü ile arkadaş gibi mi idiler. genellikle devlet işler. furgona koymuş yollamış. Sulu omlet.. 49 . yoksa cmir-memur ilişkisi mi vardı aralarında? — Arkadaş gibi idiler. tavuk falan olurdu. arkadaşları... Haftada bir iki defa giderdi. Fethi Okyar ve karısı Galibe Okyar.. Fevkalade terbiyeli bir attı. Sonra sevdikleri. İzmir'in çupra-sını severdi. Hiçbir isini İsmet Paşa'ya danışmadan asla yapmamıştır. Ama İnönü geldiği zaman.. O da şöyle dedi: “Hayat bir kuru kestaneden ibarettir. Ankara'ya gittiğinde de babam yollardı bu banklardan Çankaya'ya--. — Sevdiği yemekler nelerdi? — Bir börek yapılırdı.. — Öğleden sorara ne ycpsrdı? — öğle yemeğinden sonra yatak odasında 19 dakika kadar istirahat alışkanlığı vardı... Bir keresinde “Hcıyst nedir?” diye sormuştu.. Sakarya isimli attı. Bu sofra çok uzun sürerdi hakikaten.. Ahmet ApwkUu ile karısı Süreyya Ağt:oğîu. Ferit Tek. Tabii ben küçük olduğum için bu tür tatlı şeyler aklımda kalıyor. Fevkalade itimat ettiği fevkalade saydığı bir isandı.. Yunan Komutanı Ttikopis'in atını ona vermişti. İçinde beyaz peynir. hatırlayabiliyor musunuz? — En çok hikâyeler anlatılırdı.. bazen bire ikiye kadar sürerdi. Masadan kalkarken elini cebine atıyor.. Öğle yemeğinde hususi toplantıları olurdu. “Bu ancak size yakışır” diye...Sonra omlet severdi... Yazarlardan Ahmet Emin Yalman... Bazen de aile arasında. — Efendim. Ona binerdi.. Dostları... En erken onbire kadar. İsmet Paşa'ya çok güvenirdi. Akşam üstü veya akşam.. Ayrıldıktan sonra Latife.ni konuşurdu — Şunu sormak istiyorum. Söylemeyi unuttum. Gitmediği zaman balkonda otururdu. Herkes bir şey söyledi. Gazi Paşa lafını severdi Atatürk. O atı Latife Hanım'a hediye etti. Kefal balığı İzmir'de topan kefsl derler.. Izgarasını. Bir tanesini hatırlıyorum..— Öğle yemeğini bazen yainız yerdi. Şükrü Saraçoğlu'nu da severdi. İsmet Paşa'ya hep sormuştur... Kuru fasulye sever derler..” Olayın aslı şu: Gençliğinde bir gün Selanik'te Olimpoz Gazinosu'nda arkadaşlarıyla oturuyorlar.. Necip Ali'yi çok beğenirdi. İsmet Prsa ile ilişkili nasslch? — Çok önem verirdi İsmet Paşa'ya.. Çok az yerdi. Rahmetli Kemaiettin Sami Paşa. 117 — Onu yanına mı çağırırdı? — Zaten İnönü her zaman gelirdi. Bazen iş yemeği gibi arkadaşlarıyla. yaveri Muzrffer Kılıç. — Kimler gelirdi sofrasına? Yani en yakın arka-daşSrrı kimdi? — Gelenler değiştirdi. Sonradan yapacağı işleri taa o zamanda düşündüğünü anlatmak için bu hikâyeyi birkaç kez anlatmıştır.. Bir de irmik helvası ama suluca olacak.. Gençler arasında en sevdiği Vasıf Çınar. yedibuçuk. Fakat sadece çok yakmla-ı kul'"""-'!'.. Fakat en sevdiği at. son derece hürmet ederdi. bakıyor para yok. Balık severdi.. “Heyet bir kuru kestaneden ibarettir Bma bu işi başaracağız” demiş. İsmet Bey de “Paşam” derdi.

. Sonra bize anlattığına göre. nasıl eğlenirdi? — Ata binerdi. Rukiye. Atatürk.. döndüre döndüre bambaşka bir dans yapardı.. Neferlerin halini ve açlıkta Yunanlıların bıraktıkalrı konserveleri.vihe İlmen. Musiki heyeti söylerken.. Oturur. fakat kadınlar sofraya oturmuyor. — Sayın O. Cumartesi günleri hanımlar gelirdi.. İçeri girdi.. tepe. “Ne Hersin Latife. — Özel sohbetlerinde neler anlatırdı size veya Latife Harum'f ? — Bize sık sık Başkumandanlık Meydan Muha-rebesi'ni anlatığını hatırlıyorum. Cumhuriyet'in ne o'duaımu pek bilmiyoruz. Yani hanedanın ilgası sıasında. Latife Hanım'a da Latife veya Latif derdi.. MÜZİK VE DANS — İyi enler mıydı musikiden? — Mükemmel anlardı. Reisicumhur hanımı olarak kabul günü yapardı. Bu yüzden de Napoleon'u sevmezdi5. “Yaz” dedi.. Çok uğraştılar birlikte. Bir keresinde bir ağanın evine gittik. Atatürk kadm devrimlerini yaparken Lrtife Harsm'a danışır mıvdı efe”*H:m? — Tamamen. “Sevkül Ceyş” askeri usulde bir laf. — Efendim. Ve oynaması. Latife Hanım da ona “Paşam” derdi. Çankaya'da yaveran dairesinde kalıyordu.. EĞLENCE ANLAYIŞI — Atatürk'ün eğence anlayışı neydi. Atatürk içeri girecek. “Ama ancak bir tanesini geçindirirsen. Adam şaşırdı.. çukur. Hanedan-ı Ali Osman mülgadır. refikası. Ankara ve havalisinde köylülerin. “Dur! Şurasını şöyle oku” derdi. Sık sık bize de “Haydi bakalım. “Ee ağa. Krallığı sevmediğini söylerdi. Muazzam bir sofra hazırlanmış.. — Siz ona nasıl hitap ederdiniz? Siz veya Latife Hanımefendi? — Biz “Paşam” derdik. “Kemal” de derdi ama Atatürk. Mese'a kadının yüzünün açılması. köşkte kalmıyordu. ben. Bir gün İsmet Pa-şa'yı çağırttı. Vals yapardı. ““Sen buraya otur Paşa” dedi. Tabii biz. Ama İsmet İnönü daha iyi binerdi. daha doğru olur kanaatindeyim” diye cevap verdi. nasıl başlayalım?” Kabul günleri vardı. At hiç durmadan koşacak. şöyle yapalım mı? Mesela sen şöyle bir şey 119 yapsan. O önde. arkasından birkaç bey daha girdi ve böyle böyle böyle akşamları kadın-erkek bir arada oturmalar başladı.. Masada kendi vrp'pH^ o+ü-^u... anaların evlerine gid°rdi. bunları daha Harbiye'de iken düşünürmüş. — Dcnslsr da böyle başlamış galiba? — Dans da yaparlardı. peksimetleri nn^ıi vediğ:ri sr'atırdı. O girdi.dere7 hendek.. O çarşafın çıkması. Var mı o zaman erkekle kadın bir arada otursun. Hanımlar gelir.— Size ve eşi olan Latife Hanım'a nasıl hitap ederdi? — Bana Vscihe derdi. alafranga danslar yapmsz mıydı? — Yapardı. Kapıya kadar yemekleri getiriyor-la. Vahdettin ile beraber seyahate gittiği zaman bile bunları düşünürmüş. Bir şey daha hat'rla-dım.. Sevkül Ceyş usulü bineceni?” HpHi. Önümüze ne gelirse . On118 dan sonra yazmaya devam ettiler. Adamın dört karısı varmış... Atatürk. Fakat kararlaştırdılar. İzmir'de de ata binmeyi severdi. 50 ... Ama lafı geçerdi. gideceksiniz.. Bir de ağır vals yapardı. Bunları ataşemiliterken Avrupa'da öğrenmiş. Frke^ kadın yan yana oturmaz. <'Me^°" ^^t kadın aldın?” dedi.. “Nasıl yapalım. — Hiç gezmeye gitmez miydi? Giderse nereSers giderdi? — Gidecek pek yer yoktu o zamanlar. Ama daha ziyade Türk musikisi severdi bildiğiniz gibi. Bize sık sık Cumhuriyetten söz ederdi. Sonra kâğıt kalemi posterdi. yaver. karıların neden sofraya oturmuyor?” dedi. “Paşam” denmesini isterdi. Snnrp ^dama. adam elerinden alıp sofraya koyuyor. Mırın kırın etti. bunlar otururdu. otururken.” O sıkma baş böyle çıktı. Ben Cumhuriyet'in ilanında da yanındaydım. göbek atmak değil de fakat ciddi musiki ile mendilini alır eline. Adam da “Din de vardır” deyince. konuşurlardı.

przeternizin ad'* türk'ün koyduğu biliniyor. Artık giymiyoruz. Beni görüce. Gündüz ağzına içki koymazdı. — Kendisini hiç sarhoş görmediniz mi? 51 . Sanıyorum biraz sarhoş olmuştu. öpüştüler. Bunu bir keresinde Yunus Nadi Bey'e 120 de söylerken duydum. Çok içerdi deniyor. “Bu gazetenin isim babası ben olacağım” dedikten sonra şöyle bir durdu. Ben nasıl titriyorum. Bahçede oturuyorduk. Bekir geldi dedi ki. memnun oldunuz mu?” dedi. kısa bir süre düşündü. tensip ederseniz Cumhuriyet olsun” dedi. Beni de içmem için zorluyordu. Hemen telgrafın cevabını yazdırdı. gazetenin adı bu şekilde kondu. Acaba resmi elbse ile görmek lütfuna nail olabilir miyiz?” “Vecihe” dedi. Anılarda böyle geçiyor. Çok zarif giyinirdi. Bunun nedeni neydi? — Evet hep sivil eJbise giyerdi. Çok elbisesi vardı. Kendisi seçerdi her şeyini. Telgrafı aldı. — Vecihe Hanım. Allah vergisi olarak güzel gyii-nirdi. 1927'de ayrıldıktan sonra Dol-mabahçe Sarayı'na beni birkaç kere çağırttı. Nasıl oldu bu olay? Cumhuriyet adı nasıl ortaya çıktı? — Evet oradaydım. Yine bir gelişinde söz gazeteden açıldı. “Paşam. Yunus Nadi Bey'e dedi ki.” Fakat o gün öğleden sonra emirberi beni çağırttı. Çankaya'daki eve sık sık gelirdi. — Ne içerdi? Rakı mı? — Asıl rakı içerdi. Bu memleketin din ile devlet işlerinin karıştırılmasından çok ziyan ettiğini biliyordu. çok söz edilir.. Asla dinsiz değildi.. En çok sevdiği redingot ve çizgili pantolondu. emirlerinizi yerine getird'm. Bunu çok severdi. Bir ayran istedi içti. akasya ağaçları arasında. Ben başını çevirdiği zaman içkimi yanımdaki saksıya döküyordum. Bir gün İzmir'de tam yemek yiyoruz. piyanoda çalardı. Sanıyorum siz de o gün ora 121 daytnışsınız. gittim ellerine sarıldım. Bilal oğlan” diye bir şarkı vardı. — Atatürk'ün savaş sırasında çekilmiş fotoğrafları var. Sonra sade kahvesini içti. Atatürk'ün dine karşı tutumu neydi? Bu konuda dr. Yunus Nadi Bey. Gazeteden konuşurlarken. müşir üniforması ile ayakta duruyor. En büyük prensibi laisizm idi. Bir keresinde şampanya içiyordu. içki konusuna gelmek istiyorum şimdi. Fakat laisizme gönülden inanmıştı. Safiye Ayla derler. CUMHURİYETİM İSİM EABAS! — Sayın Vecibe İ!men. Sarhoş görünmezdi. Hatta bu konuyla ilgili bir anım vardır. — Kim uğraşırdı onun giyinme meselesi ile? — Hiçbir kimseyi bu konularla meşgul etmezdi. fakat kendine geldi. Yenigün'ü çıkarıyordu. gönderdi. piştov patladı. “Bu gazetenin yenigünlüğünü kaldıralım artık”. Ağlayarak teşekkür ettim. elini başına götürüp asker selamı verdi. Giyim kuşam konusunda tavrı ne idi? — Dehşetli meraklı idi elbiseye ve ayakkabıya. “Biz o ebiseyi çıkardık. doğru mu? — Safiye Ayla'yı severdi. “Paşa. şöyle bir baktı. bir portakal suyu içti. Vecibe Hanım'ı istiyor. hep sivil elbise giyiyordu. “Muvafık görür. DİN KONUSUNDA — Sayın Vecihe İlmen. Strongulo diye bir terzi. Sonra emirberi Bekir'e baktı. Sizin düşünceniz nedir? — Evet içerdi ama.— En çok sevdiği sanatkâr ve şarkı hangisiydi. Mühim bir telgraf geldi herhalde. Latife. Korku içinde kütüphaneye gittim. sizi hiç resmi elbise ile görmedik. Bu şarkıyı birlikte söylerlerdi. efendice içerdi. En sevdiği şarkı “Pencere açıldı. Çok güzel bir gündü.” Öyle pek çağırtmazdı yanma. gömleklerini dikerdi veya Avrupa'dan getirirlerdi. Kalktılar. Din aleyhine tek saur laf ettiğini duymadım. — Sanıyorum. Akşam başlardı yemekle beraber. Atatürk'e demiştim ki. duyduklarınız nelerdir? — Atatürk'e “dinsiz” diyorlar. Fakat Aiiah adını her gün zikreden bir adamdı. “Vecihe Hanım. “Kaldıralım Paşam” diye cevap verdi Nadi Bey. Bir de baktım. Sizin gördükleriniz. Heprintie son derece şık giyinmiş olarak görünüyor.

. O askeri buldurttu. sonunda bir vatan kurtarıcısı. etraf:nc!s bir sürü insan olmalı? -— Ama yakın birini arıyor. Ama niye dediğini bilmiyorum. Al bu seni olsun” dedi. Çıkarıp cebinden az bir parası vardı onu verdi. Sadun Taniu 10 Kasım 1984 tarhü Millivpt nsze-tesinde (Mustafa Kemal'in Damat Girdiği Ailel bas-ılklı dizi yazısında bu konudaki inceleme ve araştırmalarını şöyle anlatıyor. Buna hep riayet etti.. siz:n birlikte c\dv.” ÇELİŞİK GÖRÜŞLERLE LATİFE H”NIM -MUSTAFA KEMAL İLİŞKİSİ Çeşitli yazarlar ve kaynaklar. Ne-bile dive. Bir asker nöbet tutuyor. Birbirlerini aörünce.. Onunla çok görüştük. Latife HEnım ile Atatürk boşandıktan sonra hic karşılaştılar mı? — Bir kere karşılaşmışlar. ağladığını o zaman gördüm ilk ve son defa. bana bakan kimse yok. Ben çok severdim.yaşamı boyunca hiçbir na^Rte-c\ ile konuşmadı. es ist zu spât” (yazık çok geç) dediğini duydum. “Şu halime bak. Dedi ki: “Asker. — Vecihe Hanim. Ben yanındakilere. Gözleri yaşarmıştı. Zehra. Fakat gördüğü günden ölünceye kadar sevdiği bir insandı. rejimn çok dikkat edin” dedi. Uşakizade Muammer Bey'in kızı Latife Hanım'la karşılaştığı zaman kırk yaşındadır ve kızın bir görüşte âşık olmsaına yetecek şanlar şereflerden başka.... dünya güzeli bir kızdı.. bir ksre de kızıyla konuşmuştur. Asker bunları içeri bırakmıyor.. “Şu halime bak.. Atatürk öyle arzu etmiş. — Siz ne dediniz? — “Paşam bunu siz arzu ettiniz. Fatma Sadık diye çıkmıştır. — Gerçekten çevresinde bir yakın ycf: muydu? — Manevi kızları vardı. b?na fazla para vermiyorlar. Birkaç istisnası vardır. Atatürk'ün de bir motoru vardı. Bunlara ne diyorsunuz? — Latife Hanım .” “Ne var paşam” dedim. — Vecihe Hanım. Birçok saom^ s^nar: yazılar çıktı. Sonradan hast?''*< ^'“^ f'-'tı. Ama hazı olaylardan biraz sarhoş olabileceği sonucunu çıkarıyorum. Latife Hanım bu konuda konuşmayacağına dair sÖ7 vermiş Atatürk'e. rnt alıcı bir erkektir. gerçekten bir masal prensi kadar cek'ci.” — Nasıl c!ur. Mustafa Kemal Paşa için de 52 . Tek karşılaşmaları budur. Tırnaklarında bir hastalık vardı. Ertesi qün köşke getirdiler. Bazen karnı şişi-yordu. Adını hatırlayamıyorum. Mustafa Kemal'in evlilik yaşamına ayrı ayrı bakış açılarından yaklaştılar.. Fakat belli etme-mpv-o nşhrı-fi' v. “Sen 122 benim kim olduğumu biliyor musun?” diyor askere..— Sarhoş olduğunu anlamadım hiç. “Vecihe bak” dedi. 1927 senesinde oluyor bu. İki yanağından öptü. Atatürk'ün arzusu ile kendisine Fatma Sadık diye pasaport çıkartılmıştır.. Asker de sünüyü göğsüne dayayıp.... Bir seferinde de Alman doktoru Romberg gelmişti. Kimsenin kabahati yok” dedim.kurucusu olarak zafer sevinçleriyle İzmir'e varan Mustafa Kemal Paşa. bir de Latife Hanım baklanda yazılanlar var.. Bir gece yemekten snra yanına sadece vave-rini alarakErkan-ı Harbiye'ye yani Fevzi Çakmak'a gidiyor. yassak” diyor. — Efendim.. Nebüe. .Latife Hanım sandalla daîasıyormuş. “Kim olursan ol. bir devlet . Bir kere Metin Toker'le.e r>stünde durmazdı. Ayrıldıktan sonra Atatürk'ü gördüğünüzde szie bir şey dedi mi? 123 — Ayrıldıktan sonra ben kendisini mükerreren gördüm. 124 ÖZLENMİŞ DUYGULAR VE SICAK İLİŞKİLER Genç ömrünün 17 altın yılını çözülüp dağılan im-paratoriuğun bitmez tükenmez savaşlarında harcayan. Zaten yurt dışına da Latife Hanım olarak değil. Geri döndüler. — Anlıyorum. Afet Hanım. bu kadar naram var. Bir keresinde Doktor Süleyman Numan gelmişti. Ne bir yerü ctazeteci.. Fakat bu olay.. Gece zamanı olduğu için kapı kanalı.. Atatürk kalkmış selam vermiş.. ne de bir ecnebiyle temas etmiştir. Göksu'da .. Çok ağladı Latife sonradan. “Paşam. Atatürk' ün çok hoşuna gitmiş. — Niye adını değiştiriyordu? — Tanınmasın diye. “Schade.qunn* sıra-lert" i Atatürk'ün sağlığı nassüdı? Bir hastalığı var mıydı? — Sağlığında bir şeyler vardı. Katiyetle yalan.

Fikriye ise. Bunlar. Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nü “Başkumandanlık Bürosu” gibi kullanmaya başladığı andan itibaren Mustafa Kemal “gözlerinde keyifli bir ışıldayışla” Latife Hanım'ın gözlerinde doğan “sevgi ateşine” karşılık vermetedir ve genç kızı büyük bir tutku ile istemektedir. Kaolana gem vurulmaz. kaplanın alıştığı hayatın ve onun mizacının lügatında yoktu. Herkes de “Fikriye Hanım Gazi'yi ve Latife Hanım'ı vurmak istemiş. yaverlerle tartışırken açıp-kapadığı çantasında bir tabanca buiuduğu görülecek. AŞK VAR MI YOK MU? Şevket Süreyya Aydemir. Derken günün birinde baskın verir gibi. Ankprs'dpM dokt^rhr. başaramayınca kendini vurmuş” diyecektir. ürkütücü ifadelerle dolu. Ama bu tek taraflı bir aşktır ve Mustafa Kemal'de şefkat ve acıma duyguları uyandırmaktadır. Mustafa Kemal'in hayatına giren yeni kadının. seven ve kıskanan bir kadının gönül acılarına uğrattığını uzun uzun anlatırlar. mektuplarına da yansıyınca. h'rhir kar!'"“ ır?un si*"^ tvn'a-namazdı. AŞK VARDI DİYOR İngiliz biyografisi yazarı Lord Kinross öyle düşünmüyor. İJM”“"I< vo^pıe^i son zamanÎRrda rrtmış. güzel ve atak! Olavların yarattığı üç haftalık.Makbule Ata-dan'la yaptığımız söyleşiler. Latife Hanım bir ev adamı. Mustafa Kemal Paşa. Mustafa Kemal. Gazi'nin hayatına bir dü126 zen verici. Pu evlenme bir olupbitti ile başladı ve övle sona erdi. Fakat ne var ki. Paris'ten gönderilen bu mektuplardan iyice rahatsız olmaya başlar. Yani ortada ikisini de çabuca sarıveren güçlü bir aşk vardır. genç evlilerin kaldıkları Çankaya Köşkü'ne dalacak. Bir enin Çankaya'da Latife Hanım bir hiddet ve sinir buhran! içindeyken. “Türkün Ateşle İmtihanı” adlı k'ta-bında. Gn?\ n*w Münih'e sonptoryi'tna qör>derivordu ve hu kn^arda basVa nedenlerin rolü ölebileceği de hemen akla geliyordu. ıı-”m""n-lar tarafından bakılması aerektiymi ¦söv'e"?!S|e>fH>. Arada b'r şeyler eksikti. Mustafa Kemal'in yalnız ye özgür hayatına zaman zaman girip kaybola kadınlardan b'ri. Bu arada bir başka genç kadının dramı bpslar. Halide Edip'in Falih Rıfkı'nın ve Yakup Kadri'nin anılarında da şiddeti hemen göze çarpan bir karşılıklı ilgiden_söz edilir. komşusu ve aile dostu Velet Celebi po-nunrla su cevabı verir: “Kızım! Sen bir kocayla değil.-'q geliştirir. Evet bir yuva kurulur gibi göründü. Münih'ten. Bir hata ile başlayan bu işin bütün köksı"HiW'nü rnnR p°<-ki Mevlevi Ceîebisi Velet Celebi söylemiştir. za125 vallı verem hastası Fikriye Hanım'ı. bir kaplanla evlendin. Yazarın yorumu şöyledir: “Bu bir ask evlenişi değildi. 53 . ama arada iki taraflı ask yoktu. Fikriye Hanım'ın hasta bünyesini gittikçe yakıp kavuran kıskançlık. kafasındaki binbir sorun arasında yer vermektedir. “Tek Adam” adlı biyoqrafisin-de. köşkten uzaklaştırılmak için bindirildiği faytonda da çekip kendini vuracaktır. bu şartlar. Anadolu kadınının imbikten süzülmüş olağanüstü bir örneğidir. KİNROSS. haftalarca sürdü. bir devlet reisi hanımı olarak girmek istedi. biraz da şekle bağlı tam bir İzmir kızıydı. hayatında ilk kez.” . Atatürk'ün kız kardeşi -rahmetli. Lord Kinross. 1955 yılı Haziran ayının son günleriydi. du^nu's-ı "“ "“"o-i N. bir aüe re'pi erıv^rdu.Latife Hanım. “Diğer ilişkilerinde olduğu gibi Latife Hanım'la evliliğe varan ilişkisinde de aşk yoktu” diyor.^n l'iebir sev veremezdi. törenler.” Latife Hanım kültürlü. ince ruhlu. Atatürk'le ilgili biyografik eserinde şöyle pn'atıvor: “î^ustnfa Kerr^j. aile kurma düşüncelerine de. adamakıllı telaşlanır. karmakarışık. hezeyan mektuplarıdır. günlerce. beraber1^. sofralarda resmi kıyafetler ve resmi bir vekar bekledi. Sakiller.” Halide Edip. uzak bir akraba kızı olan Fkriye. Evvelâ karşılıklı aşk yoktu. Bilgili. Şevket Süreyya. om hordan sonraki ir. hayatını art:k sona emiş bir dö-nenrrsi temsil ediyordu.

Vazifesi belki bunu icap ettiriyordu. Onun için benimle hiçbir zaman sürtüşmesi olmamıştır. Nebile ile Fikriye'nin Mustafa Kemal'e yönelik 128 sevgilerinde büyük bir duygu derinliği olduğu anlaşılmakta.” Sonra kendisiyle iyi dest oldunuz mu? “Olduk. o günlerde çok güzel ve genç bîr kadıncınız. Pek çok. Cihan gözüyle bakın. sürekli konuklarından Sayın Sabiha Gökçen ile Muallâ Tunçok da yambaşında ayakta duruyorlardı.. Mikrofonu prizinden çıkardım.) Ama yine de. Yakup da öyleydi. “Kadın gözüyle baktığınız zaman yakışıklı bir erkek miydi?” “Kadın gözüyle bakar mıyım ben ona? Ben Ya-kup'un karışıyım. — Atatürk'e âşık olan kadınlar var mıydı? Makbule Hanım. Leman Karaosmanoğlu ile yaptığı sohbetin. konumuzla ilgili bölümlerini aynen aktarıyoruz: Latife Hanım güzel miydi efendim? “İyi yetişmiş bir kadındı. Herkesle olmuştur ama benimle asla... Bir tanesi Bağdat' ta tanımıştı ağabeyimi. teybi kapattım ve Makbule Hanımı dikkatle dinlemeye başladım.. Dolmabahçe Sarayı görevlilerinden Nebile. Kendisine karşı ne kadar '!qi göstermişse asker Mustafa Kemal de bu duyguya o kadar bigâne (yabancı) kalmıştı. Yalnız size şunu söyleyeyim. ama ben her^zaman mesafe bırakırım. Dünyanın en yakışıklı insanlarından 54 . Mikrofonu. Bulgar Harbiye Nazırı Kovaçef'in k'?ı Mâna. Eliyle havada bir yarım daire çizdikten sonra: — Pek çok. Orada sert durur. Ayrıca Allah onu hoş yaratmış. gerek At?+t"ırk'p vnUm olmuş diğer kişilerin anlattıklarından önrendinimiz kadarı ile O'na. Bulunmaz bir şeydi.. Zoguldak Milletvekili Edibe Sayar'Ia birlikte Türk Kadınlar Birliği üyelerinden birkaç hanım ziyaretçi. dedi. Çevremizdeki hanımlar da tüm dikkatleriyle bu ilginç konuyu dinlemeye çalıştıkları için Makbule Hanım fazla açılmak istemiyordu. Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Ragıp Efendinin kuzeni Fikriye. ilk sırayı işgal etmekteler.Güihane Askeri Hastanesindeki özel odasında yine kendisini ziyarete gitmiştim. Bu kez keskin bakışların! el'n-deki mikrofona ve bir kenarda tüm konuşmalarımızı banda alan teybe çevirdi. sırtını dayadığı yastığa iyice gömülmüş bulunan Makbule Atadan'm eline verdim ve odada bulunan ziyaretçilerin iznini aldıktan sonra değişik bir soruyla açtım o günün konuşma gündemini: 127 — Atatürk hiç âşık oldu mu? Makbule Atadan bu sorumu şöyle yanıtladı: — DelikanMık rağanna ait duygularını büemem. O kadar insan yürekliydi ki. Türk dostu bir Bulgar hukukçunun kızı olan Eîena Aç-kof. Ses alma aygıtını her zamanki sehpasının üzerine yerleştirdim. Kurtuluş hareketinden sonra. Ziyaretçilerin büyük bir kısmı gittikten sonra konuyu yinelemek istedim. 10 Kasım 1985 tarihinde Hürriyet gazetesinde Emin Çölaşan'la yaptığı bir (Pazar Sohbeti)nde. (Kahkahalar. Delikanlılık yıllarındaki esintiler bir yana bakılırsa Mustafa Kemal'i içtenlikle ve delice sev^n kırların başında Bulgar Başbakanı Radosla^of'un k>7' Ni-kolina. sizin sorduğunuz mânada kuvvetli bir aşk geçirdiğinden de haberdar değilim.. Anıt-Kabre bakan pencerelerin önündeki koltuklarda oturmuşlar. Bize hiçbir şeyini belli etmezdi. Atatürk'ün manevi evladı Sayın Sabiha Gökçen de 10 Kasım 1985 tarihinde Milliyet gazetesinde Yener Süsoy'la yaptığı bir (Tatil Sohbeti) nde aynı kanıyı doğrular nitelikte konuşuyorlar. Gerek kız kardeşinin. acımasızdır”. Desinler.. “Kadın gözüyle bakmaya lüzum yok. Sayın meslektaşımız Emin Çölaşan'ın Bn. Fotoğraflarına bakmayın. Derler ki “Hayır. hepiniz iyi bilin AVıtürk kadar bağışlayıcı bir insan olamaz. o büyük insana yönelik aşk duyguları bir hayli çok.. Atatürk'e ve köşke yakın olan kişilerin başında gelen ünlü yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun eşi Sayın Leman Karaosmanoğlu. Belki o gözle bakmış olabilirsiniz. güldü.

Latife Hanım şöyle bir bakmış Coli'ye ve okşamış... Tabii çok üzüldüm ve bütün gün ağladım evde.. Latife Hnaım'ı mutlaka geri çağırırdı. Sonra mahcup bir insandır. qel. “Evet. O intihar eden yavrucuk.nne Çankaya boşaldı Hanımefendi” diye yazdım. Yakup Kadri Bey eve gelmişlerdir. Birisi Fikriye. idin m gibi gürlüyor.” “Coli kim?” “Atatürk'ün tazı köpeği.. Biraz bizimle burada kalacaklar. Henüz Atatürk'le evli 131 55 . hepsi kafa kafaya evrmişier. Ama 129 yemeğe oturulur ve içki de verilir.” Acaba için? Acaba Latife Hanım. ben de her zaman mektuplaşırdık. Latife Hanım Köşk' ten ayrılırken Coli ortalıkta dolaşıyormuş.. O sırada Ankara'da Fikriye var. Çünkü çok iyi yürekli bir insandı.. Ertesi gün öğle vakti bizim eve Ağaoğlu Ahmet Bey. Zaten Latife Hanım. “Efendim. işte. Latife Hanım. Hiç geçinemiyorlar ikisi değil mi efendim? “Sadece şunu anlatayım. Atatürk'ü çok mu disiplin cltına almaya çelişti?. Ben kendisinin yanında fazla kalıp rahatsız etmek istemezdim. hanımefendi yeni evlidirler. O yavrucak da öldü.. Yakup falan hepsi oraya doluştular ve fıs fıs.. Bir defa da buna benzer bir hadise Erzurum'da olmuş ve Gazi Paşa. Ama beni her zaman çağırırdı. Çünkü benim akrabam falan değil ki. Ağabeyim Burhan Belge'nih yattığı bir oda vardı.. Ağaoğlu bunları anlatınca daha da kötü oldum. Atatürk duysa.. “Ne tuhaf Co!i'ciqim. her gün Başbakan'ın hanımı gidebilir. “Beni orada bekleyin.biri. y. Bana dedi ki “A/ınem.. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da değil. ama ben kalamıyorum artık” demiş. Çünkübir yerde okumuştum. Ona gitse gitse. birisi Nebile. Galiba günlerden Cumartesi. Gazi Haz-retleri'nden ayrıldılar. “Aman beyefendi..” “Sayın büyüğüm Atatürk'le Laffe Hnnım iki yıl kadar evli kaldılar ve ayrıldılar. Ama daha onlar Kastamonu'ya varmadan. Çok dokundu. Katiyen içki sofrası değildir. sen kalıyorsun burada. (Leman Hanım kahkahalar atıyor). Ne-bile'yi sonra bir hariciyeci ile evlendirdi Atatürk. “Ne oldu beyefendi!er?”diye sordum. güzel güzel konuştuk. ayrılmadan önce Atatürk demiş ki “Bu kadın şimşek aibi çakıyor. Yakup da.” Bir de. Hep “Nasıl olur?” diye soruyorum..” Siz Atatürk'ün içki masasında bulundunuz mu? “Bulunmaz olur muyum? Bulundum elbette. ben oradan davet gelmedikçe gitmek istşmezdim. şu tablolarınıza baktığım zaman.” Fikrîye Hanım. Latife Hanım'ı göndermiş. İzmit Mebusu Süreyya Bey ve birkaç mebus daha geldiler. Ankara'dan da ayrılıp gittiler” dedi. 130 Hatta o da bana takılırdı. Diğer hanımlara derdi ki.” Sayın büyüğüm. ailesinin geleceğini falan söyledi.” “Ah ne güzel” dedim. Ama meselâ Cankpya Köşkü'nü Latife Hanım bulmuştur. “Onları da sonra soracağım efendim L”t'fe Hanım Atatürk'ten ayrıldıktan sonra da kendisiyle dost-luğunrz devam rtti mi??” “Tabi.yo-rum” diye telgraf çekmiş ve Latife'cikle Ankara'ya beraber dönmüşler. Ben böyle şeye gelemem. Ağaoğlu Ahmet Bey. Atatürk'e âşık. babam kardeşlerim de Ankara'ya geliyorlar. Hatta ilk mektubumda “Siz nid. o ise muzaffer bir kumandanın hanımı.” Tabii iç yüzünü bilemem.. bende güzellik ne arar? Ama galiba değişik bir kadındım. Hele güpegündüz konuştuğunuz zaman açılmaz. Ben yine erkenden izin istedim. Daha doğrusu Atatürk Latife Hanım'ı “Gönderdi..” Ayrılmsdan birgün önce Köşk'te beraberdiniz.. diye erken kalkarlar... Çünkü olaylardan bir gün önce Köşk'te kendilerinin yanındaydım. değil mi efendim? “Öyle olmasa intihar eder mi? Atatürk'ü iki kişi deli gibi sevmiştir. Çünkü o Ankara'ya geldiğinde Atatürk hâlâ o istasyondaki binada oturuyor. gençliğinizde gerçekten çok güzel olduğunuzu görüyorum.. Ben bir mebus hanımıyım. İngilizce ve Fransızca bilen okumuş bir kadındım. “Hanımefendi siz üzüleceksiniz ama söyleyeyim.

Gece yarısından sonra bir ara bu Nebile bana dedi ki. “Paşam.” Bu sırada da ailesi fellik fellik kızı arıyor. — O büsbütün başka. Latife Ha-nım'la evlendikten sonra Fikriye'yi Siirt Mebusu Mahmut Bey'in yanma verip Almanya'ya tedav:ve vollu-yor. Sonra iste. Kocasıyla birlikte otomobil kazasında öldü... Fikriye Hanım. “Paşam'a sürprizim var.ada'da bir sanatoryumda ölmüş.. Çünkü Fikriye verem. Onu Ha anlatır mısımz? — Efendim. Velet Cieıebi. Atatürk'ü çok merak ediyor ve evinden kaçıp Dolmabahçe Sarayı'na giriyor gizlice. O sırada içerideki yaver Fikriye Hanım'ı eskiden beri biliyor. Bazen de bunun tam tersi olur. Ama kızcağız beni her gördüğünde anladı ve “Paşam beni göndermesin. Ve böylece Paşa .. Şimdi bundan sonrasını bana Ya133 kup anlattı. Kızcağız Almanya'da hasret içinde ve bir an önce Ankara'ya dönmek istiyor. “Bana yaveri çağır” eliyor. Atatürk'ü enk seviyor.. Paşa. Latife Hanım da Paşa'ya “Hayır. Size bütün derdiniz. Ben ne yapayım?” Yani geçinemediklerini söylüyor. ama deli bir çocuk. istasyonda bir faytona binip Köşk' ün kapısına geliyor ve nöbetçiye. ama kovmasınlar diye yalvarıyor.” Size biraz önce Rukiye'nin resmini göstermiştim. Rukiye kimdi efendim? “Latife Hanım'ın küçük kız kardeşi.s. biliyorsunuz Mevlana ahfadından. Çok kalabalık bir sofra. Bir kaplanla bir arslanla evlendiniz. kabul edemezsin” demiş. Yakup'a şöyle bir dönüp baktı. “Bir de Atatürk için intihar eden Fikriye Hanım var efendim. Bu yavrucak sonra kocasından ayrıldı. “Ah canım. Yakup da boş bulunup. hizmetçi olarak alıkoyuyorlar orada bunu.olduğu günlerden birinde Latife Hanım emir vermiş ve “Bana Velet Çelebi'yi çağırın” demiş. sizi rahatsız ettim. Latife Hanım'Ia evlenmiş.-Hazret-leri'nin orada kalıyor Nebile. Bütün kâinatı sev. Ona demiş ki “Çelebi Efendi. Orada gazetelerde okuyor ki. Paşa.. Gözleri kör olarak Heybp!.” Ve hiç mesele çıkarmazdım. Atatürk ve İnönü'de düğüne katıldılar. Bir gün üst kata. Bazen hayallerinden daha güzel bir dünya ile karşılaşır. Fikriye. siz herhangi bir insanla evlenmediniz... Ya132 kalıyorlar.. Bir gün bana dedi ki. “Ne söylüyorsa söylüyor işte. Benim çok iyi arkadaşımdı. Çelebi. Atatürk bir akşam Dolmabahçe'de bir davet verdi. Ben Atatürk'ün karısı olsaydım derdim ki. Atatürk'e âşık mı oluyor?. meşhur düğünleri yapıldı.” Rukiye Hanım hayatta mı? “Maalesef. Atatürk'ün yanına çıkıveriyor ve diyor ki. her genç kızın hakkıdır. Bunu bana Velet Çelebi'nin hanımı anlattı. Resühi Bey'e de “Kov gitsin” demiş.. Başka hiç kimseyle sizinle konuşacağım gibi rahat konuşamam.Bu.” Ataîürk istese Latife ("anim kendisine geri döner miydi acaba? “Dönmez olur muydu beyefendi?. Durum böyle böyle. Cankava Köşkü'nde kalıvor. Fakat sonra bu kız tehlikeli oldu. ama biraz dertleşmeye ihtiyaç duydum. buradan geliyor. En büyük Mevlevi. Sev canım.” Efendim Nebile Hanım olayı nedir? — Nebile çok iyi bir ailenin çocuğu.. İstiklâl Harbi samanında Ankara'da Atatürk'ün yanında. Hepsi senin hakkındır. Siz evladım.. Paşa'ya hizmet etmi.. Resühi bunun üzerine 56 . içeriye girip arzetmiş. kırmızı cepken ve hilali gömlekle çıktı ortaya ve şimdiki assolistlerin yaptığı gibi ¦bfi'î'ad! şarkı söylemeye. her şey senin hakkındır. her genç kız evlenmeden önce bir sürü hayal kurar . Bunu demir kafeslere hapsedemezsiniz. Bu Nebile. ben alt katın hizmetçisiyim. Hemen trene atlavıp Ankara'ya geliyor. “Sev canım. Yine Çelebi'nin hanımının bana anlattığını aynen size aktarıyorum. “Biliyor musun Le-man benim ablam çok büyük hata etti. ne kadar da güzel” dedi. Neyse.” Bir ara müzik çalarken kırmızı şalvar. Latife Hanım'a demiş ki “Bakın. Atatürk. Bakınız onu anlatayım size. Nebile'yi bir hariciyeci ile evlendirecekler.. Bir de yeni başyaver olan Resü-hi Bey var: Resühi Bey. ben onunla kplrvpb istivorum” dedi. Hapsetseniz bile parmaklıkları kırıp yine çıkar.. Kızdı mı? — Ondan sonra duydum ki....

Atatürk'le karşılaşması değişik kişiler tarafından değişik şekilde anlatılır. Sadece bizleri değil. Sesi o!dukça güzel ve dokunaklı olan Nebile. bir de Atatürk'e büyük aşk duyan Fikriye Hanım var. Ben o kadını mübarek sayarım.Kılıç Aii'nin yeğen'ne”Git sen söyle ve kov”de-yınce. Zekâsı.. Ben o kadına karşı. ilk sırada yer alır. Evliliğine rağmen içindeki duyguları küllemesini bilemeyecek kadar plâtonik ve romantik bir sevginin 135 çağıltısına kendisini kaptırmış bulunan Nebile'nin bu evliliği 2 yıl kadar sürdü. bir hizmet görevlisi. Fikriye de az ötede bekleyen faytona biner binmez çantasından tabancasını çıkarıp kendini vuruyor. güzel bir genç kızdı. Gökçen'in yanıtı ise şöyle: — “Efendim. o İstanbul'dan bir balıkçı teknesiyle. Sarayda. O devri düşünün. Nebile.. Alıp hastaneye götürüyorlar.” Ama Resühi başyaver ve bunun amiri ya. acı dolu olaylarla yüklü. .. Sayın Yener Süsoy'un Sabiha Gökçen'Ie yaptığı söyleşinin sonlarında (Fikriye Hamm)la ilgili sorusu ve bu soruya karşılık Bn. Bu arada Atatürk'ün ağır bir şekilde hasta oluşu. Atatürk'e gidiyor. yırtık pırtık üniformalı asKer varsa hepimizi o giydirdi. “Ne olur gidip bir bakıver. tüm canlılığını ve sevimliliğini yitiriyordu.” 134 NEBİLE'NİN DRAMI “Latife Hanım” bir yana bırakılırsa Mustafa Kemal'i büyük bir içtenlikle seven ve bıı sevgilerini yaşamları boyu devam ettiren hanımlar arasında Fikriye ve Nebile. Nebile'nin dramatik yaşam çizgisini daha büyük acılarla doldurdu. Kılıç Ali'nin yeğeni olan yaver. Nebile'nin Dolmabahçe Sarayı'na girişi. Atatürk'ün ölümü.. O mutlaka Atatürk'e âşık olan insandı. İçerisini dinler gibi kapının önünde taş kesildiler. 57 .. İkinci evliliği de Nebile'nin duygularını yok edememişti. Acıklı öykünün bundan sonrasını Altan Deliorman'ın kaleminden dinleyelim: “Yakacık Sanatoryumu'nun balkonu denize bakan bir odasının önünde Başhekim İhsan Rıfat'la bir gazeteci durdular. Ben bu nankörlüğü yapamam.. Atatürk' ün hizmetinde görevli kıldırabilmenin yolunu bulmuştur. o da diyor ki. Has-tane'ye kaldırılınca Paşa. Bu kitabın çeşitli bölümlerinde Fikriye'nin dramatik bir şekilde sona eren aşk öyküsüne yeteri kadar değindik. Atatürk'ü tanıdığı yıllarda 17 yaslarında altın sarısı saçları dalga dalga omuzlarına dökülen.. Fakat orada ölmüyor. “Ben Fikriye Hanım'ı dünyada kovamam. bütün Muhafız Alayı'nda ne kadar çorapsız.. Biliyorsunuz. Latife Hanım'dan tekrar rica ediyor. bu kez Sabahattin İrdelp adlı bir mühendisle evlendi. Bu uğurda hayatına kıydı. kapıya gidip. Atatürk'e duyduğu derin aşkın etkisi ile aile çemberinin sınırları dışına taşarak Dolmabahçe Sarayı'na gelmiş ve kendisini. Çeşitli kaynakların anlatış tarzı değişik de olsa gerçek şudur ki. O'nun içideki onulmaz yarayı daha da artırıyordu... Eşinden ayrılan genç kadın. Atatürk'ü gerçekten seven bir insanmış. büyük bir hürmet duyarım. Bunun üzerine. Atatürk'ü ilk kez Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir davette tanımıştı. Bir an konuşmadılar. Atatürk'e idam kararı çıktığı zaman. mavi gözlü. Nikâh töreni Çankaya'da kıyıldı. zarafeti terbiyesi ve güzel sesiyle Atatürk'ün de sempatisini kazanmıştı.” — “Fikriye Hanım'ı ben hiç tanımadım. “Gidip sen kovacaksın” diye emir veriyor. İzmit Valisi Eşref Bey'in yakın akrabası idi. ya da Atatürk'ün manevi bir kızı gözüyle değerlendirilen Nebile'nin gerçek iç duyguları belli olunca O'nu bir hariciyeci ile evlendirdiler. “Maalesef içeriye giremezsiniz hanımefendi” diyor. kızcağız ölüyor” eliyor ama Latife Hanım gitmiyor. Nebile'nin aşk öyküsü de başlıbaşına bir roman konusu olabilecek kadar içtenlik dolu. güzelliği ve canlılığı ile çevresinin dikkatini çektiği kadar. çamaşırlarımızı yıkadı.. İstiklal Harbi sırasında dört yıl burada hepimizin çorabını yamadı. her şeyirrrze baktı. Günden güne eriyor. Büyük bir cesaret. Büyük bir ruh çöküntüsü içindeydi. Nebile.

Çünkü çok konuşmaya tahammülü yok. uzaklarda bir noktaya bakar gibi cansız ve sabit duruyordu. ben ne kadar severim karanfili. Size şimdi anlatamam ki. Bu gözlerin kendilerinden beklenen vazifeyi yapmadıkları ne kadar belliydi. onun bir sanatoryumda kalmasını icap ettiren malum hastalığından ileri gelmiyor” dedi.. Gözleri dolmuştu... Sanki gövdesi hemen hiç olmayan bir baş. Ziyaretçi donuk. Bugün iyisiniz ya.. Genç kadın sessiz sessiz ağlarken Başhekim'Ie ziyaretçi kendilerini zor tutuyorlardı. size İstanbul'dan selâm getirmişler.. O kadar.” Sonra birkaç teşekkür kelimesi mırıldandı.. Öyle sanıyorum ki çabucak ayağa kalkacağım!” “— Ne zamandan beri hastasınız Nebile Hanım?” “— Atatürk merhum olduğundan beri..” diye ilave etti.” “— Çok iyiyim.” * ** 58 ... Fakat..“— İçerde Atatürk'ün kızı Nebile yatıyor!” “— Çok mu ağır?” “— Eğer hekim sıfatıyla konuşuyorsam size sadece (Burada bir hastamız var) diye cevap verebilirim. 136 Odadaki karyolada küçük bir tümsek yatıyordu. Bu başta gök mavisi iki göz. “— Siz misiniz Doktor?” <¦— Evet kızım!.” Kendisini bile aldatamayan masum bir yalan. emrediniz de onları bir vazonun içine koysunlar. Sarayda o acı haberi aldığım dakikada sol koluma bir uyuşukluk 137 II geldi.” İri. Biraz sonra kendimi kaybetmişim. Kuzum doktor.. işte şu hizada (Ciğerlerini işaret ediyordu) bir ağrı peyda oldu. Hekimler zatürre teşhisi koydular. Bugün kaç defa yemek yediniz bakalım?” “— Sormayınız. Sonra bir müddet sustu. Adeta hiç görünmeyecek kadar küçük bir tümsek. Kolum sanki yerinden kopmuş.. Bir demet karanfil ile hatırınızı soruyorlar!” Hastanın soluk dudaklarında geniş bir tebessüm yayıldı: “— Karanfil mi dediniz? Aman. gök mavisi gözlerde bir bulut parçası ve damla damla akan yaşlar..” Tecrübeli hekim bu “Fakat”ın sonunu bir türlü getiremiyordu. ziyaretçi arkada..” Kapı sessizce aralandı ve Başhekim önde. Nihayet: “— Gözleri hiç görmüyor artık!. O'nu ziyaret etmek mümkün olmaz mı acaba?” “— Yanında çok kalmamak şartı ile.. İşte şimdi de.. Başhekim gülümsemiye çalışarak cevap verdi: “— Daha da iyileşeceksiniz!. İki atlas yastığı arasında kaybolmuş minimini bir baş hafifçe kıpırdadı. İhsan Rıfat.” O sırada kapı vuruldu. bir gölge gibi içeri kaydılar. Teessürü derhal artıyor. Nihayet sözüne devam için kendinde kuvvet bulunca: “— Fakat Nebile'nin bize verdiği asıl büyük ız-dırap.. Hastabakıcı elinde bir demet taze çiçekle odaya girdi. Nebile'ye dönerek: “— Bakın. cam bakışların altında ezilir gibiydi. “— Vah zavallı!.. Nebile'nin vücudu kadar zayıf bir sesti hu: “— Ah!. Amma nasıl bir uyuşukluk. Üç defa yemek getirdiler. Bu gözlerim bir parça görmüş olsaydı!. Derken sırtımda. Üçünü de çevirmedim ama bilmem fazla gelecek mi? Ateşim yükselirse diye korkuyorum!. Hastalarımızı hafif ve ağır diye bir tasnife tâbi tutmak adetimiz değildir. dedi..

bunların duygusal evreninden Mustafa Kemal'e yönelen sevgileri.. Mustafa Kemal'in özel yaşamında aşk.Çocuk Mustafa Kemal'den Atatürk'e kadar o büyük insana yakın olmuş tüm kaynakların verdiği bilgiler bir arada değerlendirildiğinde ortaya şu gerçek çıkmaktadır. 28 Ağustos 1988 59 .. O'nun ruhunu ve kafasını dolduran büyük vatan sevgisi yanında sadece küçük bir kıvılcımlanmadır. gürül gürül bir aşk fırtınası halinde yaşam boyu devam edip gitmiştir.. Kendisini ölesiye seven nice genç kızlar ve kadınlar olmuştur ki. Ama. Şemsi BELLİ Suadiye..

Atatürk'le ilgili biyografik eserinde (Ağabeyim Mustafa Kemal) adlı anıları bu konuda yazılmış diğer kitaplarla birlikte ana kaynak olarak kullandı.KAYNAKÇA KİTAPLAR Ağabeyim Mustafa Kemal / Şemsi Belli Ankara'nın İlk Günleri / Yunus Nadi Atatürk'ün Hâtıraları / Falih Rıfkı Hemşehrimiz Atatürk / Naşit Hakkı Damla Damla / Ruşen Eşref Atatürk / Yakup Kadri Atatürk'ten Hâtıralar / Afet İnan Mütareke Defteri / Yunus Nadi Tek Adam / Şevket Süreyya Atatürk İçin / İsmail Habib Atatürk'ü Özleyiş / Ruşen Eşref Kılıç Ali Hâtıralarını Anlatıyor / Kılıç AH Nükte ve Fıkralarla Atatürk / Niyazi Ahmet Atatürk'ün Hayatındaki Kadınlar / Altan Deliorman Atatürk Ansiklopedisi/ Kemal Zeki CençosmanNiyazi Ahmet Banoğlu GAZETE ve DERGİLER Ağabeyim Mustafa Kemal / Makbule Atadan . Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'-la. SON 60 . son hastalığı sırasında haftalarca süren uzun bir görüşme yaptı.Milliyet Atatürk'ün Gönlündeki Kadın / Selma Tükel-Hürriyet Çeşitli Yazılar / İsmail Habib . Şemsi Belli'nin bu eserinin bazı bölümleri Pakistan'h Türkolog ve Tarihçi Mohammet Şakir tarafından (Jrdu diline çevrildi. Açıksöz gazeteleri SESLİ KAYNAKLAR Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan'ın sesiyle “Çocukluğundan Ölümüne Kadar Ağabeyim Atatürk'e Ait Hâtıralar” konulu ses bantları /Şemsi Belli 140 çocukluğundan evliliğine kadar Şemsi Belli.Milliyet Mustafa Kemal'in Damat Girdiği Aile / Sadun Tanju . Ünlü İngiliz yazarı Lord Kinross da.Yenigün.Hâkimiyeti Milliye Atatürk'ün Özel Yaşamı / Yalçın Pekşen-Cumhuriyet Pazar Sohbeti / Emin Çölaşan .Zaman Atatürk'ten Hâtıralar ve İbretler / ismail Habib Cumhuriyet 139 Atatürk Lâtife Hanım ile Nasıl Evlendi / Naşit Hakkı . Bu söyleşide saptanan anıların bir kısmı (Ağabeyim Mustafa Kemal) adlı kitapta yayınlandı.Şemsi Belli .Milliyet Atatürk'ün Bir Kadına Mektupları / Peyami Safa Milliyet Atatürk'ün Hususi Hayatı / A saf İlbay .Hayat İmtihan Veren Millet / İsmail Habib .Hürriyet Tatil Sohbeti / Yener Süsoy . Bu görüşmelerin tümünü ses bantlarına kaydetti.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful