ŞEMSİ BELLİ ATATÜRK'ÜN AŞK HAYATI

Tarayan Yaşar Mutlu www.yasarmutlu.com www.kitapsevenler.com Bu e-kitap taslak halindedir. Okumayı zorlaştırıcı tarama hataları içerebilir. Bu taslak sürümü okurken düzeltir ve düzeltilmiş sürümü bizimle paylaşmak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org İletişim: ayrac.org@gmail.com

2

ATATÜRK'ÜN ASK HAYATI şemsi belli ARAŞTIRMA DİZİSİ: 1 • İNCELEME YAYINLARI Babıali Cad. No: 19/11 Cağaloğlu - İstanbul Bu kitap 1988 yılının Kasım ayında İstanbul'da TUBA Matbaası'nca dizgi ve basımı gerçekleştirilmiştir. Dizgi: Naci Kararsız Baskı: Saim Erüstün Kapak Düzeni: Gürhan Sodan Kapak Baskısı: Son Ofset

3

ATATÜRK'ÜN AŞK HAYATI ŞEMSİ BELLİ İNCELEME YAYINLARI 4 .

Atatürk. Dağdaki çobanlardan tahttaki hükümdarlara kadar her kişinin yüreğinden gelip geçen aşk esintileri. yalnız Atatürk'ün kızkardeşinden derlenmiş anılar değil. Bu görüşmelerin baş konusu. doğrulanmış olayları kapsamaktadır. ergen oldu.. O büyük insanın da yaşamında yer aldı. Sevdi. O' nun hudutsuz vatan sevgisinin yanında mini mini birer yalım olmaktan öteye gitmedi. Bunlar arasında Mustafa Kemal'in sevgisel yaşantısından izlenimler ve görüntüler de vardı.. çocuk Mustafa Kemal'den büyük kurtarıcı Atatürk'e kadar uzayan yaşam çizgisindeki bilinmeyen yönleri." O'nun.. duygusal. etten.. fakat aynı zamanda Mustafa Kemal' in özel hayatına çok yakın olmuş kişilerin hatıraları ve gözlemleriyle pekiştirilmiş. aşk yaşamının üzerindeki tülü biraz araladığımızda daha iyi göreceksiniz. Bu dizi içinde okuyacaklarınız.. Bu satırların yazarı.. mesafeli ve zarif bir insan olduğunu.. Ben güzel gözlü hanımları çok severim!.. Fakat vatanımı ve politikayı..... O da çocuk oldu. güzel gözlü hanımefendilerden daha çok severim!. ilginç anıları içeriyordu..ÖNSÖZ O da bir insandı. Mustafa Kemal'in kızkardeşi Makbule Atadan'la —ölümünden birkaç ay öncesine kadar süren —uzun bir görüşme yapmış ve tüm korunmalarını ses bantlarına kaydetmişti. Şemsi Belli 5 . Ne var ki... delikanlı oldu hepimiz gibi. kemikten yapılmış.. güzelliği ile. sevgisel ve özel ilişkilerinde bile ne denli onurlu. özellikle gözlerinin güzeH''ği ile kendisini etkilemeye çalışan bir hanıma bir karşılaşmalarında şöyle demişti: “— Hanımefendi!. Sevildi. O ferman dinlemez duygu. Mustafa Kemal'in yüreğinde kıvılcımlanan sevgisel duygu.

00. dedi.. Çadırda. sevmeye vakit bulabildik mi?. hattâ erkek arkadaşlarının verdiği bilgiye göre Atatürk ince ruhlu. Yer: İzmir'in Göztepe semtinde Uşşakîzâde Muammer Bey'in konağı. bir hayli tereddütten sonra tüm cesaretini toplayarak: — Paşam!. Bir süre daldı ve sonra gözlerini Lâike Hanım'a çevirerek: — Sevmek!. hazırlanan masada bu tarihî olayı tescil etmek için bekleyen İzmir Kadısı'na şöyle hitap etti: — Efendi Hazretleri!. konağın üst katındaki salondan içeri girdiği zaman tüm bakışlar kendisine ve yanındaki orta boylu genç hanıma çevrilmişti. Lâike Hanım'la birlikte. kabul ettim!” buyurmuşlardır. dere.. Mareşal Fevzi (Çakmak) Paşa ile Kâzım Karabe-kir Paşa. tepe. elindeki kadehi dudaklarına götürdü.” Etrafta çıt yoktu. Lâtife Hanım'la evlenmesinden bir hafta önce. Bir yudum içti.. Saat: 17. sevilmeye karşı ilgisiz değildi. Gelin adayı Uşşakîzâde Lâtife Hanım'ın nikâh tanıkları ise İzmir Valisi Mustafa Abdulhalik Bey'le Gazi Mustafa Kemal'in Başyaveri Salih (Bozok) Bey'di. Sofrada bulunanlardan kurmay binbaşı Cevdet Kerim (İncedayı). Duayı müteakip tarafeyn. millet ve memleketi halâs ve necata isal eden büyük müncimizle. Af buyurunuz. dedi. Sevmek!.. büyük kurtarıcının onuruna bir akşam yemeği vermişlerdi Madam Brod'un otelinde. 10 Bir aralık Lâike Hanım. Başında koyu renk astragan kalpağı. Lütfen gereken işlemi s(muamelei lâzimesini) yapar mısınız? Anadolu Ajansı'nm 29 Ocak 1923 tarihli haber bülteni... Anadolu Ajansı. O'nun için en büyük aşk “Memleket Aşkı”ydı ama göğüs kafesinde yürek taşıyan her insan gibi Mustafa Kemal de sevmeye. 43 yaşında olmasına rağmen daha genç gcvsteren şık ve zarif damat adayı Mustafa Kemal Paşa.. Gazi Paşa'yı ağırlamak için can atan Raufî Bey ve eşi Lâika Hanım. Gazi Paşa' ya sorular yöneltiyor ve O'nun duygusal yönlerini teıs-bite çalışıyorlardı. Biz Lâtife Hanım'la evlenmeye karar verdik. omuzlarında lâcivert kruvaze elbisesi ile Gazi Mustafa Kemal.. karargâhta ömür süren bir askerin sevmeye vakti kalır mı?. Hanımefendi. duygulu bir insandı.” “SEVMEYE VAKİT BULDUK MU?” Başta kızkardeşi Makbule Atadan olmak üzere kendisine çok yakın olmuş tüm hanımların. Madam Brod'unun otelinin geniş salonundaki sofrada tüm başlar ve gözler 6 . BİZİM DE ÇARPAN BİR KALBİMİZ VAR!. Bir ömür çeşitli mücadeleler içinde geçti.. “BİZ DE İNSANIZ. edebiyata büyük bir ilgi duyuyordu... pırıl pırıl üniformaları içinde. yüksek tahsille iktisabı feyz ve kemâl eylemiş bulunan Lâtife Hanımefendinin mazharı saadet olmalarını niyaz ve tazarru eyler. 22 Ocak 1923 akşamı Bursa'daydı... Delikanlılıktan çıkıp ilk gençlik döneminin çok cepheli kişiliğine yöneldiği zamanlarda bile aşk ve sevgi konularına ilgisiz kalmamıştı.Birinci Bölüm Tarih: 29 Ocak 1923. Çocukluk çağlarında —her delikanlıda olduğu gibi— romantik eğilimleri de vardı. bir şey sormak istiyorum: Hiç sevdiniz mi? Mustafa Kemal Paşa. Dağ.. bu olağanüstü törenin ayrıntılarını o günün diliyle şöyle özetlemektedir: “Kadı Efendi evvelâ Hanım'a teveccüh ederek: — On dirhem gümüş mihri müeccel ve aranızda takarrür eden mihri muaccelle hazırı bilmeclis Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleriyle tezevvücü kabul ediyor musunuz?” demiş ve Lâtife Hanım “Kabul ettim” cevabını vermişlerdir. Kadı Efendi müteakiben Paşa Hazretlerine aynı suali irad etmiş ve müşarünileyh “Evet. Şiire.. tarihî bir olaya tanıklık etmek için heyecanla bekliyorlardı. hazirun tarafından pek samimi bir surette tebrik edilmişlerdir.

Mustafa Kemal. Her cuma günü. — Ne var?. Şimdi söz keser nişanlanırsınız. — Mektebe mi gidiyorsun? — Evet!. diye konuşmaya başladı... Bu teklif karşısında Mustafa Kemal'in cevabı şudur: — Benim tek taraflı hoşlanmam kâfi mi?. Yanına sokuldum: — Ağabey!.. Atına bindi ve gitti.. O. MUSTAFA KEMAL'İN ODASINA GİREN GENÇ KIZ 7 .. kızkardeşi Makbule Atadan şöyle anlatıyor: “— Güzel bir tayı vardı. dedi... — Olmaaaz!. — Olmaz!. Arkadaşı Nuri (Conker) ile yaptığı özel sohbetlerindeki konular genellikle aşk üstüne... Müjgân'm q"uygu-sal etkisini o denli açığa vurdu ki Nuri (Conker) dayanamadı: — Mustafa!.. Mektebe dayımla beraber atla giderlerdi. gitsin istesin Müjgân'ı... 11 O günleri. edebiyat üstüneydi..... — Ne var sanki. Atın eyerini vurdu. onurunu aşktan daha üstün tutuyordu. O yıllarda sık sık görüştükleri Kolağası Rüknet-tin Bey'in iri siyah gözlü. evlenirsiniz!.Gazi Mustafa Kemâl Paşa'ya çevrilmişti. aile dostları.. dedim. beni ve Naciye'yi görmeye gelirdi. SİYAH GÖZLÜ KIZI MÜJGÂN'DI.. ben de geleyim seninle!. Ata ve silaha karşı büyük bir sevgisi var. bizim de bir his tarafımız var!. kadehinden bir yudum daha aldıktan sonra ışıltılı bakışlarını tekrar Lâike Hanım'a çevirdi ve bu kez biraz öncekinden daha sert bir ses tonu ile: — Biz de insanız Hanımefendi!. Mustafa Kemal'in Müjgân'ı sevmeye başladığını 12 evin içindekiler de hissetmişler ama kendisine belli etmemişlerdi. Yola çıkmaya hazırlanıyordu. O.. Gemi taktı. Şimdiden böyle.. Sonra da zabit çıktığın zaman da. Söyleyelim Zübeyde Teyzem'e. — Beni de alsana atın terkisine!. Kolağası Rüknettin Bey'in kızı.... uzun kirpikleri siyah gözlerini gölgeleyen güzel bir kızı vardı: Müjgân!..” MUSTAFA KEMALİN İLK GÖZAĞRIS! KOLAĞASI RÜKNETTİN BEY'İN İRİ. Onurunu duygularına kalkan yapan —Askerî Ortaokul öğrencisi— Mustafa Kemal. ya reddederlerse?.. sırlarını paylaştığı tek arkadaşı o sıralarda sadece Nuri (Conker) idi. annemi. Ya “Hayır!” derlerse. — Olmaz dedik ya. bir teşebbüste bulunmak doğru olmaz!. iri sivah gözlü..... Müj-gân'dan hoşlanıyordu. çocuk Mustafa Kemal'e yaşının çok üstünde bir ilgi ve saygı gösteriyorlar.. — Ne olursun?. Başbaşa dertleştikleri bir gün... İçini açtığı. Ama ne var ki diğer delikanlılardan farklı olarak Mustafa Kemal.. Yine bir cuma dönüşüydü. Askeriz diye mi bu yönümüzden şüphe edersiniz?... uzun kirpikli Müjgân'm hâtırasını içinde saklamayı daha uygun bulmuştu. Selanik'te Askerî Rüştiye'ye devam ediyor. Madem ki bu kızdan bu kadar hoşlandın. çok duygulu ve romantik bir yaşın içindeydi. Bizim de çarpan bir kalbimiz. henüz çocuklukla delikanlılık arasındaki ilk kilometre taşlarında. Filmi başa alalım ve yılların sayfalarını yaprak yaprak çevirerek kameramızı 15 yaşlarındaki çocuk Mustafa Kemal'in özel yaşamına doğru yöneltelim.... Bakalım Müjgân da beni beğenecek mi?. şiir üstüne. hadi dön bakalım eve!. Annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşleri Makbule ile Naciye...

O'nu uzaktan uzağa sevenlerin başında geliyordu. “KIZINI ZABİTE VEREN ANALAR BAĞRINA TAŞ BASAR” Kırmızı karanfil.. neler düşündüğünü bilmemiz olası değil.. Mustafa Kemal'e delicesine âşıktı. Uzağa tayin edilir zabitler.” demişti. O zamanlar haftalık resmî tatil günü Cuma olduğu için 13 Askerî okulun yakışıklı ve üniformalı öğrencisi Mustafa Kemal mutlaka evde bulunurdu. Manastır İdadisi'nde öğrenci. aynı zamanda o yıllardaki samimi dcntları da çok iyi hatırlamaktadırlar. Onurunu aşkından daha ön plânda tutan Mustafa Kemal.. Hatice'nin annesi kızına pek düşkündü.. Askerî üniformaları içinde öylesine şık. 14 Oysa işin içinde garip bir terslik vardı: Komşu kızı Hatice. özellikle Hatice'nin Mustafa Kemal üzerinde derin bir iz bıraktığını yalnız kızkardeşi Makbule değil. annesini ziyaret için Selanik'e geldiği gün15 ler çevredeki tüm genç kızların yüreği hop oturup hop kalkıyor. öylesine yakışıklı ki. yeni bir duygusal kıvılcımlanma-nın başlangıcı oldu Mustafa Kemal'in çocuk yüreğinde. Bir aralık Zübeyde Hanım. Olumsuz cevabı kızkardeşi Makbule'den aldı. Bugün müze olan Selanik'teki tarihî evin yakınında oturan komşu kızları Nadire ve Hatice.. Delikanlı Mustafa Kemal'in yatağının başucundaki kitaba bırakılan kırmızı karanfil karsısında neler duyducîunu. Bazı günler kendilerine konuk gelen bu komşu kızlarının. Ama neler yaptığını söyleyelim!. Aşağı katta annesi Zübeyde Hanım.. Üst kata çıkan Hatice. Hatice de. Hatice'nin heyecan ve korkudan kıpkırmızı olan yüzüne tatlı bir nazar fırlattıktan sonra bir arkadaşı ile buluşacağını söyleyerek evin kapısından çıkıp gitti. “Kızını zabite veren analar bağrına taş basar. AnnelerF Zübeyde Hanım'la sohbet ederken her iki kız da gözlerini pencereden dışarıya çevirmişler. Delikanlı Mustafa Kemal ise Nadire'den çok Hatice'ye ilgi duyuyor. diye tutturdular. Kendisinin hoşlandığı kızlardan daha çok kendisinden hoşlanan kızlar vardı. Elinde kırmızı karanfil. Duygularını daha iyi tartmasını ve yönlendirmesini biliyordu.. Nadire de... Bir gün annesi Zübeyde Hanımı gönderip Hatice'ye resmen talip oldu Mustafa Kemal. DELİKANLI MUSTAFA KEMAL BİR RUM KIZINI KAÇIRACAKTI Mustafa Kemal.. Tarih kitabının arasında kırmızı bir karanfil!. Elindeki karanfili sayfası açılmış ders kitabının arasına koyan Hatice.. Yıllar geçti. Hatice'den bir sey istedi.. Bir de ne görsün. Birkaç saat sonra Mustafa Kemal geldi. kızkardeşi Makbule ve komşu misafirler biraz sonra Mustafa Kemal'in merdivenlerden inen ayak seslerini duydular.KIRMIZI BİR KARANFİLİ DEP” KİTABININ ARASINA BIRAKIP KAÇTI!... 8 . annelerine sokularak âdeta yalvarırcasına: — Zübeyde Hanım Teyzelere gidelim mi anne?.. daha çok Cuma günleri “Zübeyde Hanım Teyze”lerine gitmek için can atarlardı. yakışıklı bir çocuktu. Yine bir Cuma günü komşu kızları Nadire ile Hatice. heyecanla odadan çıktı ve Zübeyde Hanımın istediği şeyi alarak aşağıya indi. ablası Nadire'ye aşk elçiliği yapmak istemiş ve kırmızı karanfili —o sıralarda ağır bir tüberküloz hastalığı ile ruhen sarsıldığı yetmiyormuş gibi bir de Mustafa Kemal'e âşık olan— ablası Nadire adına bırakmıştı tarih kitabının arasına. üniformalı. Zübeyde Hanım Teyzelerine geldiklerinde Mustafa Kemal. Artık bir harbiye öğrencisi idi. Misafirlere hoşgeldin deyip birkaç nezaket sözü e+tik+en sonra odasına çıktı. mutlu bir bakıs'a misafir odasına girdi. Özellikle Nadire. odasına gizlice bırakılan karanfili bu yönden değerlendiriyordu.. Yatağın yanıbaşındaki masada Mustafa Kemal'in açık bıraktığı bir ders kitabı duruyordu. sarışın bir delikanlının yolunu beklemeye başlamışlardı. arkadaşlarıyla gezmeye çıkmıştı.. Ben kızımı nasıl görürüm. sofadaki saksılardan bir kırmızı karanfil kopararak gizlice Mustafa Kemal'in yatak odasına daldı.

.... Eczacı Mektebi Talebesi Ahmet Numan. O yaştaki tüm gençler gibi bu üç gencin de günleri.. kalkacak trenin hareket saatinden az önce garda buluşmayı kararlaştırırlar. Çalgılı kahvede çalışan Romen asıllı üç kız bu üç delikanlıyı ayrı ve özel bir ilgiyle ağırlıyorlar.. Ünlü bir Paşanın kızı.. Abdülhamid'in ikamete mecbur tutulduğu Alâtini Köş-kü'nün hemen yakınındaki Floka Gazinosu tıklım tıklım gençlerle dolu.. Mustafa Kemal 18 yaşında. Geriye kalan Janet ise Ahmet Numan'a ilgi gösteriyor. bekler. Güzel.. suyu başından kesmiş. Bunları yıllardan sonra anlatan Atatürk. Yeğeni Mustafa Kemal'in başında esen kavak yellerini durduracak tek kuvvet... kızın ailesiyle görüşerek.. Manastır'a dönerken bu güzel Selanikli kızı da kaçırmak. İki uçarı sevgili... Günler. o yılların en renkli bir dinlenme yeri olan bu kafeşantanla Floka Gazinosu arasında geçiyor.. sevgilisinin kalabilmesi için bir oda bile kiralamıştı. geceler. Zübeyde Hanım delikanlı oğlunu baştan çıkarmaya çalışan Rum kızını ve ailesini çok iyi tanımaktadır.. Mustafa Kemal. umutlar. Mustafa Kemal'in dayısı Subaşı Hüseyin Ana'ya açar. Müjgân'dan ilk gönül ağrısına kadar Mustafa Kemal'in yaşamında koskoca üç yıl hangi duygulanışlar içinde geçti.. serin bir yaz gecesi. Tatili.... bu kez trenin penceresinden dışarıya bakmakta ve tatlı mavi gözleriyle kalabalığı bir projektör qibi tarayarak Rum dilberinin görünmesini beklemektedir. gözleri gar saatinde sabırsızlıkla bekler. Toni adındaki Romen dilberi de Asaf'a. bekler. yanıbaşında ağlayan genç kızın gözlerine dikmiş delikanlı bir harbiyeli.. Fani adındaki kız Mustafa Kemal'e âşık. Yıl: 1899. Mustafa Kemal'in o yıllardaki samimi arkadaşları şunlar: Mühendis Mektebi talebelerinden.. sonraki yıllarda Ankara Şehreminliği ve Bilecik Milletvekilliği yapacak Asaf (İlbay). o yıllardaki samimi arkadaşlarının anılarında da komşu kızı Nadire ve Hatice'den başka bir ada rastlanamıyor.. 16 HARBİYELİ MUSTAFA KEMAL'İN İLK GÖNÜL AĞRISI BİR PAŞA KIZIYDI İlk göz ağrısı. Durumu... coşkular ve mutluluklar içinde renklendirmeye çalışıyorlar.Yaz tatilinde delikanlı Mustafa Kemal'le yakın bir ilişki kurmayı becerebilmiş bir Rum kızı. Kimler O'nun sevgiset yaşamında iz bıraktılar?. Ahmet Numan ve Asaf'dan oluşan üç sacayağının başlıca buluşma ve eğlenme yeri. gençlerin bu çılgınlığını zamanında önlemesini bilmiştir.. Bunları kızkardeşi Makbule Atadan da bilmiyor. Bir aralık Selanik'ten kaçamak yapıp Manastır'a giden Mustafa Kemal.. Selanik'te Floka Gazinosu'nda bir gece. Zübeyde Hanımın kardeşi ve Mustafa Kemal'in dayısı Hüseyin Ağa'dır. Gözyaşlarını tutamayan genç ve güzel kız ise Mustafa Kemal'in özel ders verdiği bir öğrenci. Bu çocukça maceranın her iki taraf için de yakışıksız olacağına emindir. Romantik gençlerin sevdikleriyle başbaşa kaldıkları özel bölmeleri var gazinonun. Mustafa Kemal. Mustafa Kemal. İşte bu bölmelerin birinde deniz mavisi gö?'eri-ni.. {Dayım haklıydı) diye bağlardı sözlerini. Hal edildikten sonra Selanik'e sürgün giden 2.. Okullar tatil.. geceleri. anıları beraber. hem de sokulganlığı ile O'nun üzerinde oldukça etkili. Olay kısa süre içinde çevrede duyulur.. Oysa dayısı Hüseyin Ağa... Heyecan ve sevinç içinde istasyona giden Mustafa Kems-!. yakışıklı bir harbiyeli.... 9 . Manastır'a götürmek niyetindedir. hem güzelliği ile. İlk kanpana (Eskiden trenlerin hareket saatinde kanpana çalardı) çalınca vagona giren Mustafa Kemal. Odeon Tiyatrosu'nun hemen yanıbaşında bulunan bir çalgılı kahve ile Alâtini Köşkü civarındaki Floka 17 Gazinosu.

Kızkardeşi Makbule Atadan.. sadece geçen sevgililer için tahsis ettiği özel bölmeli odalarından birinde başbaşa geçen saatler. kalbinin değil.... beyninin sesiyle konuşmaya çalışan genç Harbiyeli.. Evet. o uzak vllarla ilgili anılarını şöyle anımısayacaktı yarım yüzyıldan ötelerde: — Mektep tatil. Çalgılı Kahve'de Romen asıllı Fani. 19 MUSTAFA KEMAL İÇTENLİKLE SEVDİĞİ KIZI NİÇİN REDDETTİ? Bu dizide büyük insan Mustafa Kemal'in duygusal ilişkilerine konu olan olayları sunmaya çalışırken psikolojik tahlillere girişmek ve yorum yapmak..Mustafa Kemal.. Ve nihayet...... Ve gazinonun...... _ Delikanlı Mustafa Kemal'in Manastır Askerî İdadisini bitirip İstanbul Harbiye Mektebi'ne girişi 1899 yılına rastlar.. bir başkasını seviyordu.. Tatilin de Ramazan'ın da sonu gelmişti.. Ve... Alâtini Köşkü yakınındaki Floka Gazinosu. Ahmet Numan da 18 yaşındaki genç HarbiyeÜnin. çünkü birkaç hafta sonra tatil sona erecek ve kendisi Selanik'ten ayrılıp İstanbul'a. pek yakında kaybedebileceğinin kaygısı içinde. O cıün Floka GaT'nosu'nun ö?el bölmesinde Mustafa Kemal ise sevgilisinin karşılıklı konuşmaları. Ve Asaf İlbay da. Ramazan Bayramı'nın son günüydü. O tarihlerde Selanik'te İdadi Çeşmesi'nin karşısında Yüksek Kahve denilen bir gazino vardı. Duyduğumuza göre Paşanın kızı da ağabeyimi seviyordu. Ağabeyim bazı akşamlar gelmeydi iftara. İftarı onlarda yapıyordu ağabeyim.... tatil süresi içinde özel ders verdiği “Paşa Kızı'nı. bir süre Çalgılı Kahvedeki Romen kızlarını konuşurlardı. sarışın Harbiyeli ile sevgilisi Yüksek Kahve'nin önünde buluştular.. Fakat son günlerde Mustafa Kemal'in artık bu tür şakalarla ilgilenmediğini ve gerçek bir sevgi esintisinin içinde dalgın ve düşünceli olduğunu hissediyorlardı. Her gece ders vermeye gittiği Paşa konağının kibar ve zarif kızıydı genç Harbivelinin gönlünde taht kuran. Çünkü.. Oysa Mustafa Kemal için Fani ve arkadaşları eğlencelik bir kah^k r°HHe-ği bile değillerdi. Bâzı geceler sahura kadar orada kaldığını işitiyorduk. Harbiye Mektebine dönmek zorunda kalacak. Selanik'te içtimâi bir mevkii olan ailesinin savnınlıöına göfae düşürmemek için bir an önce evlenmeleri gerektiğinden söz ediyor. sarsıla sarsıla. Asaf İlbay ve Ahmet Numan sacayağı ara-sıra bu gazinoya da gelirler.. O yıl Ramazan ayı da yaz tatiline rastladığından bayram ertesi.. O. daha sonraki dönemlerde —birbirlerinden hiçbir şeylerini saklamayan— üc sacayağı arasında uzun uzun tartışılıyordu. sırılsıklam âs'k Mustafa Kemal'in kalbi ile değil.. İdadi çeşmesinin önünde “Emlâk-ı Şâhâne” binalarına doğru uzayan bulvarda bir süre yanysna yürüdüler.. belki daha fazla. Genç kız. Fakat. en uygun davranış tarzı olarak değerlendiriyorlardı..... kafası ile verdiği kararı. yanlış yorumlara ve değerlendirmelere neden olmamak için günün koşullarıyla birlikte genç Harbiyeli Mustafa Kemal'in içinde bulunduğu psiko-sosyal ortamı da belirlemek gereğini duyuyoruz. Sonra bir binek arabası. hıçkıra hıçkıra ağlayarak içini dökmeye çalışan güzel sevgilisi karsı^n-da.. doğup büyüdüğü ve pek çok çocukluk hâtırasını içinde bıraktığı Selanik 10 . bu eserin amacı ve kapsamı dışında kalmaktadır. Sansın Harbiyeli ise gerçek bir duygu ile sevdiği biriyle de olsa o aşamada evlenmeyi düşünmüyor... Mustafa Kemal ile sevgilisi birbirlerinden ayrı18 lacakları günün yaklaşması nedeni ile üzülüyorlardı.. Mustafa Kemal.. hergün özlemle bekliyordu Mustafa Kemal'i. 18 yaşındaki bir delikanlının Harbiye Mektebi' nin şık üniforması içindeki fiziksel görüntüsü ne denli göz alıcı ise... Mavi gözlü. Sonra. Anlardık ki vine Pasa'nın konanına gitti ders vermek için. ver elini İstanbul diyecek Mustafa Kemal.

.. Atatürk'ün çocukluk arkadaşları ve delikanlılık günlerinin yakın dustları arasında bulunan Asaf İlbay. Özel ders verdiği Selanikli Paşa'nın kızı.. Duygusal ve ruhsal çalkantılara ilaveten sosyal yaşamında da değişimler. Askerlik aşkı. sevilmek. anılarında bu sevgisel olaya yer vermekle birlikte isim açıklamaktan dikkatle kaçınmaktadır. Bu arada —Mustafa Kemal'i oldukça üzen^— ailevî bir olay da genç Harbiyeli'nin gönlünde büyük bir eziklik yaratmıştı: Annesi Zübeyde Hanım... gelecek yıllara büyük umutlarla. tüm 20 sevgileri ve duyguları geri plâna itmekte ve O'nun için kişisel anlamda her türlü sevgi. Bu. güzelliği dillere destan olan bu zarif genç kızın Selanik Merkez Kumandanı “Şevki Paşa'nın kerimesi Emine” olduğunu söylemektedir. Harbiye Mektebinin ilk sınıfı. Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşa. kısacası gönlünce esen kavak yellerinin doğrultusunda günlerini renklendirmek hevesindedir... kendisini çok iyi anlayan dostlarla özel sohbetler.... gezintiler yapmak. Bir tarafta romantik Selanik akşamları.. kızkardeşi. sevgililer.. vatan sevgisi. narin yapılı 77 yaşındaki hanımefendi duvarda asılı duran fotoğrafa bir müddet baktı. her genç gibi O'nun da doğal bir hakkıdır. Öte tarafta Nâmık Kemal'in hürrî: yet şiirleri. Annesi.. Asaf İlbay'ların yakın aile dostudur ve çevresinde büyük bir saygınlık yaratmış onurlu bir zattır. tüm aşklardan üstündü Mustafa Kemâl için. kimin nesidir? Rahmetli Makbule Atadan... her genç gibi sevmek.. yazar Yîlmaz Çetiner'in 1964 yılında yapmış olduğu bir mülakat. İstipdat yönetimine karşı başkaldırı eğilimleri. Kafasında dolaşan düşünceler.. Manastır Askerî İdadisi'nde yatılı okuduğu yıllardan kalan bu iz. Vatan ve millet sevgisi. Çünkü bir süre sonra 10 Şubat 1902 tarihinde 21 yaşında çok genç bir teğmen olarak 1472 sicil numarası ile Harbiye'yi bitirecek ve kafasında tomurcuklanan büyük idealleri gerçekleştirmek için ordu saflarına katılacaktı. Büyük Kumandan olma hayalleri. Emine Hanımefendi ile olan görüşmesini şöyle nakletmektedir: “Mavi gözlü. Floka Gazinosu'nda hıçkıra hıçkıra ağlarken Mustafa Kemal böylesine üzgün ve karmaşık bir ruh haleti içindeydi. Doğa yasalarına ters düşecek kadar duygusuz ve katı bir kişiliöe de sahip değildir... Bu çırpınışların yönü bir bakıma çelişiktir. Delikanlı Mustafa Kemal'i büyük ölçüde etkileyen bu “Paşa Kızı” kimdir. İçi parçalana parçalana sevdiği kızın evlenme teklifini kabul edemiyordu. bu büyük idealden sonra gelmektedir. Harbiyeli Mustpfa Kemal ise. Büyük duyguların ve düşüncelerin şahlandığı kafasındaki idealleri gönlündeki tertemiz sevgi için feda edemezdi. Delikanlı Mustafa Kemal. büyük isteklerle hazırlanmaktadır. Ama o aşamada evlenmeyi düşünemezdi. vatana hizmet aşkı.... Çocukluk arkadaşları. Sevgisinin içtenliğinden kuşkusu yoktu.. yarının büyük adımlarının ilk çekirdeğidir.. bembeyaz saçlı.kentini terkederek İstanbul'da daha yeni ve daha disiplinli bir yaşamın havasına girmesi de o denli karmaşık olmuştur. Seviyordu. Mini mini sevgiler. Gazeteci. Zübeyde Hanım'ın evlepmesi delikanlı Harbiyeli'nin yüreğinde büyük bir iz bırakmıştı.. Atatürk'ün ilk aşkına ilişkin esrar perdesini biraz daha aydınlatmakta ve Şevki Paşa'nın kızı Emine Hanım'ın gerçek duygularını tesbit etmektedir. gelişimler ve oluşumlar başlamıştır.. bu duygusal ve düşünsel zıtlıkların çarpışması içinde geçer. kafasında daha başka umutlar ve hayâller çırpınmaktadır. 21 Askerlik aşkı. Çünkü. “MUSTAFA KEMÂL BİR İLAHTI BENİM İÇİN” Yılmaz Çetiner. Mustafa Kemal'in şiddetli muhalefetine rağmen Selanik Reji (Tütün) İdaresi'nde memur Ragıp Efendi adlı biriyle evlenmişti.. Gönlünde başka özlemler.... baktı.... giderek daha da büyümüş ve O'nun hassas ruhunu büyük ölçüde etkilemişti.. Askerlik aşkı. Ve sonra tazelenen hâtıralarının arasından ayrılıp ıstırap içinde sarsılarak: 11 .

. bütün gece O'nun hayaliyle uyurdum. aşkı 70 sene önce nasılsa. Askeri Kuşuye'ye devam ettiği sıralarda. Mahcubiyetten pembeleşen yüzünü zaman zaman elleriyle örterken dargın ve kırgın gözlerle yüzüme baktı: 22 — Çocuk.. o kadar zarif yürüyüşü vardı ki bu. O yaşıma rağmen bunları düşünebiliyordum.” : Mustafa Kemsl Atatürk'ün en yakın çocukluk arkadaşlarından rahmetli Salih Bozok'un hatıralarmdaki şu satırları bilmem hatırlar mısınız? — “Mustafa on. Dedi. Kapının eşiğinde iki üç dakikalık kaçamak konuşmalar benim için tadına doyum olmayan en büyük zevk halinde bütün benliğimi kaplar. anlatılacak konular değildir. Lacivert çuhadan ceketinin göğsünde tek sıra ay yıldızlı düğmeler.— Gazi'yi . Harpler olmuş. Bizim zamanımızda pek küçük yaşta evlenildiğini bilirsiniz. asla gözlerimin önünden silinmiyor. Manastır As24 keri İdadisi'ne yazıldı. içimde küllenmiş bir acıyı tazelemenin anlamı var mı? Hem şunu bilmelisin ki bunlar konuşulacak. Böylece zaten pek seyrek olan görüşmelerimiz büsbütün azaldı. bunca yıl sonra bana bunları söyletmenin. bana karşılık verirdi: Rüşdiye öğrencileri arasında pek çok yakışıklı gençler vardı ama Gazi'nin hali herkesten başkaydı. Ama. hep aynı heyecanla aynı tazelikteydi. Seneler böylece ben kafes arkasında. yakışıklı bir çocuktu... heyecanlanmıştı. Yarım asırdan çok fazla bir zaman geçmişti aradan. derhal elbiselerdi ütületir.. bundan zevk duyardım.. Annem. Bak sana bir şey söyleyeyim çocuğum: Ben Gazi' yi. benim için erişilmez bir varlıktı. KAÇAMAK KONUŞMALAR: O'nu kötü bir atın üzerinde gördüğüm zaman teessüre gark olurdum. Nihayet bir gün o Rüşdiyeyi bitirdi. Makbule Hanımefendi ve Gazi ile aynı sokakta senelerce oturduk. Düşman işgalleri görmüş geçirmişti bu toprağın insanları. Ve karşımda olan Emine Hanımefendinin gönül bahçesinde tek bir çiçek halinde kalan bu aşkın daha da olgunlaştığını görüyordum.. on iki yaşlarındayken sekiz yaşında bir komşu kızına aşık olmuştu. kol kapaklarında üç sıra şerit. Manastır İdadisi'ni bitirip İstanbul'a Harbiyeye gitmeye 12 . dedi..... oyun seyretmek nedeniyle zıpzıp oynayan çocukların yanına giderdi. O.. Rejimler değişmiş.. benimle evlenir.. Emine Hanımefendi bu kelimeleri sarfeder-ken 65 yıl önceki gibi duygulanmış. Kıyafetine çok itina eder ve herkesin hayranlığını çekerdi. Karşılıksız bir aşktı bu. babam ve onun annesi sık sık beraber olurduk. 3-4 yaşındayken Selânik'e 23 t götürülmüştüm. Bu bir hayaldi ve belki de bir düştü.. Daima O'nun en iyi şeylere sahip olmasını ister. Çocukluk hayallerimin biri de Gazi'nin padişah olmasıydı. Nedense Gazi'ye karşı herkesten ayrı bir ilgi duyduğunu biliyordum. diye sevmedim. o okulda zaman zaman aile toplantılarında karşılaşmamız ve konuşmamızla geçiyordu. Emi-nem şarkısını sevmesinin nedenini asıl şimdi öğrendiğimiz Mustafa Kemal'in yakınlarına sık sık söylediği şu sözleri de her halde hatırlarsınız: “Herkesin gönlünde bir Emine yatar. Babam Selanik Merkez Kumandanı / Şevki Paşa. HERKESİN GÖNLÜNDE BİR EMİNE YATAR!.. Gazi.” Yıimrz Çetiner.'sevmek ne demek? O bir ilahtı benim için.. bizim evin önünden taburla beraber geçer ve ben de aşk içinde dolu olarak kendisine bakar dururdum. dar ve yeşil pantolon içinde o kadar alımlı.” İşte şimdi O'nun bu ilk aşkının hikâyesini geliniz bizzat Emine Hanımefendinin ağzından beraberce dinleyelim: “İstanbul'da doğmuş. O.. Bu yüzden kıziarla erkekler pek kolay kolay karşı karşıya gelmezdi.. Çocukluğumuz hep beraber geçti. Babam çok mutaassıp bir adamdı. O da tebessümle gözlerini bizim pencereye diker. Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşanın kızı Emine'nin duyguları. Ben 12 yaşıma gelmiştim ki Gaz!. Fakat asıl gayesi komşu kızını pencereden görmekti. Zübeyde Hanımefendi. Akşamları okuldan çıkar çıkmaz evine koşar. bu anektodu verdikten sonra yazısına şöyle devam etmektedir: “İLK AŞKI KÜÇÜK EMİNE: İşte şimdi 1894 yılında Selanik Rüşdiyesi'nde okuyan Mustafa Kemal'in 8 yaşındaki komşu kızı Emine" ile karşı karşıyayım. O'na tapıyordum.

Selanik'teki Askeri Mahfel'de veya diğer toplantı yerlerinde sürekli olarak arkadaş-lariyle görüştüğünü duyuyordum. Ama. Hayır.. sanki O'nu seyrediyormuşum gibi yatı seyrederdim. Gazi'nin Savarona yatına yatışından itibaren ıstırabım hala devam ediyor. •Bir gün üzüntü içinde kendisine yakın dostları vasıtasiyle haber gönderip “Harbiye'ye ne zaman gidiyorsun?” diye sordum.hazırlanıyordu. O'nunla tekrar görüşmeye tahammülüm yoktu.. “Fakat artık büsbütün olgunlaşmış ve kendisini tamamen millet ve devlet işlerine adamış bir Mustafa Kemal vardı karşımda.. staj görsün diye Şam'a sürüldüğünü biliyoruz. Bana kendi el yazısiyle gelen cevap şuydu: BU DAKİKADA VAPURA GİDİYORUM. dedi.. Gazi o kadar doluydu ki eminim kendisine ayırabileceği hiçbir özel hayatı yoktu. Hiçbir zaman karşılık beklememiştim.” — Peki... Her gün gider. SİZDEN DE AYNI VEFAYI BEKLERİM. kardeşini ziyaret ediyordu. Benim için hayatın tadı yok artık.. Ama bir yandan da O'nun nihayet Harbiye'ye gidişine seviniyordum. O'nun gönül işleriyle uzunboylu uğraşacak vakti yoktu.. MUSTAFr KEMAL “Bu mektubu aldığım zamanki sarsıntıyı bilmem bugün nasıl anlatabilirim. Kötü durumdaydım.. hiç bir şey umurunda değildi.. Gazi de izinli olduğu sıralarda geliyor. — Atatürk'ün rahatsızlığını nasıl haber aldınız? — Hayatımın en acı anları O'nun hastalandığı günlerde geçti. anılarında şöyle der: “. Yalnız bu arada Makbule Hanımefendiden duyd. Kahire. Sınıf subayı beni kendisine 13 . mavi gözlerinin pınarında biriken yaşları hala zarafetini muhafaza eden ince uzun parmaklariyle silerken: — Hayır. Ali Fuat Cebesoy da doğrulamaktadır. Gazi gelir gelmez annesine sormuş: — Şevki Paşanın kızı evlendi mi.. olaylar girdi. Yalnız Salih Bozok Beyefendiyle birkaç defa konuşmuştum. dedi. Fakat bu defa görüyordum ki memleket meselelerine. BU ANI MEŞ'UM BİZE KÂN AĞLATACAK. O tarihe ait gazeteleri hala saklarım. ALLAHAISMARLADIK. demiş. evlenmedi mi? — Evlenmedi. Makbule Hanımefendiyle görüşüyorduk. Beni birkaç defa Saray'da baloya davet ettiler. Balkanlar ve nihayet gizlice tekrar Selânik'e dönüş.” ATATÜRK'ÜN AŞK ŞİİRLERİ Atatürk'ün bu ilk ve duygusal düzeyde en güçlü aşkını. Esasen bu bir karşılıksız aşktı. Şimdi ölüm yıldönümlerine ait bütün gazeteleri saklıyorum. BENDENİZ SİZİ UNUTMAYACAĞIMA VİCDANEN YEMİN EDER.u25 ğum bir konuşma beni dünyalara sahip olmuşçasına sevindirmişti. Bir sabah Cum26 . heyecanımdan ne Saray'a ne de yanlarına gidemiyordum. Ne bayram.” Emine Hanımefendi bütün bunları anlatırken o kadar heyecanlanıyordu ki sesinin titrediğini ve çok yorulduğunu hissediyordum. Yine pek seyrek görüşebiliyorduk O'nunla. Bir aralık benim kendisine sorduğum bazı sorulara cevap olarak: “Onunla evlenmediğime üzülmüyorum. Ama yine araya giren büyük olaylar bizi bir evliliğe kadar götüremedi.. annesini. Seneler sonra biz de İstanbul'a gelip yerleşmiştik. Cebesoy. Oradan Trablus. Atatürk Cumhurbaşkanı olduktan sonra O'nu görmeyi hiç düşündünüz mü? Şevki Paşanın kızı.ben Harpokuluna kaydolduğum zaman O sınıf çavuşuydu. milletin dertlerine bütün varlığıyla sarılmıştı. Sonucun böyle olması daha iyi bence. Biz hâlâ Selanik'teydik.. ne seyran ve ne de aşk. Sonra araya yıllar. Diye üstelemiş. Gezi bundan çok memnun olarak: — Hiç olmazsa şimdilik nikâh yapsak.” Harbiye'yi yüzbaşı olarak bitirdikten sonra O'nun. hurbaşkanlığı bayrağının yarıya inik olduğunu görünce yıldırımla vurulmuş gibi sarsıldım...

temiz giyinirdi..... Bu otel öncekinden daha rahat ve nisbeten daha konforludur. Çok yakın dostu İttihat Terakki Partisi'nin eski Genel Sekreteri Fethi (Okyar) Sofya'da sefir..rkaç gün sonra Splendide Palas Oteli'ne geçer. Trablusgarp.. Araya giren tanıdıkları aracılığı ile birkaç aylık tebdilhava raporu. Ülkenin geleceğine ilişkin gizli ve politik çalışmalara da katılan Mustafa Kemal.. Benim bu büyük insanla arkadaşlığım böyle başladı.. 31 1911 yılında İtalya-Trablus savaşına katılması. Ye32 ni yapılmış..... büyük olaylarla yüklü olduğunu görecekler ve duygusal bir ilişkinin varlığını saptamakta güçlük çekeceklerdir.... O'nun. aralarına sızan bir kişinin ajan çıkması sonucu yakayı ele vermişti. Gençti. Can sıkıcı olaylar hızla birbirini izlemekte devam etti: Yakalanış. burada oturmaya değer.. Balkanlar kaynıyor. Hangi ülkenin hangi safta savaşa katılacağı. Şam'a 5'inci Ordu 30'uncu Alay emrine sürgün gidişi. İçindeki özel eğlenceler. hâtıralarında.. Şimdi Splendide Palas Oteli'ne yerleştim... Sırma bıyıklı... Bulgarların niyeti henüz kesinlikle belli değil.. 102 yılında Harbiye Mektebini birincilikle bitiren Mustafa Kemal. 1909 yılında Selanik'te toplanan ittihat ve Terakki Cemiyeti 2. Kendisi de Osmanlı Devleti'nin Sofya sefaretinde Ateşe-militer. yakışıklı bir kurmay binbaşı.. 1913 yılının Ekim ayı başlarında atandığı Sofya Ateşemiliterlini görevine başlamak üzere Bulgaristan'a geçtiği gün doğru Bulgaria Hotel'e iner.. Sofya'da bir tek güzel kadın bile görmek mümkün değil!. Kurmay binbaşı Mustafa Kemal. 13 Nisan 1909'da meşhur “31 Mart Olayı”. Libya. Hayır!.. Sorguya çekiliş.. Bu dizi içinde Mustafa Kemal tarafından kendisine yazılmış birçok mektuplarını okuyacağımız Ma-dame Corinne'e 3 Kasım 1913 tarihinde yazdığı bir mektupta yeni taşındığı oteli şöyle tanımlar Mustafa Kemal: ". Mustafa Kemal 32 yaşında. Hotel Bulgaria'da pek rahat edemez Mustafa Kemal. zira uygun bir ev 14 . derslerimi ihmal ettim) dediği zaman Harpokulundaki bu ilk yıldır..... 1907 yılı Ekim ayında Selanik 3'üncü Ordu Kurmay Heyeti'ne tayin edilişi. cidden konforlu bir otel. oda hizmetçileri var... O sıralarda kuruluş hazırlıkları başlayan gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girmesi. Birinci Cihan Harbi'nin eşiğinde. bu 10 yıllık dönemin. güzeldi. Mısır yoluyla Selanik'e geliş... Tüm Avrupa... Banyoları var. Arkadaşlığımız ilerlediği zaman da Selanik'te tanıdığı bir kızı hiç unutamadığını söyler. Tekrar Suriye'deki kıtasına dönüş... Konaklayacağı uygun bir ev aramaktadır ama... o zamanki şiir üslubuyla yazdığı aşk şiirlerini de okumayı ihmal etmezdi..” 27 ikinci Bölüm 1902 1912 ARASINDAKİ YILLAR BÜYÜK OLAYLARLA YÜKLÜYDÜ Genç Osmanlı zabiti Mustafa Kemal'in özel ve duygusal yaşamını incelemek isteyen araştırmacılar...... bu bir zaman meselesi.. (Birinci sınıfta saf gençlik hayâllerine tutuldum. Şimdilik otelde kalıyorum.. Hemen arkasından 1908 Meşrutiyet ihtilâli. Firar.. kendisi gibi olağanüstü başarıları görülen arkadaşlarıyla birlikte Erkânıharp Okulu'na devam ediyordu. İLİŞKİ KURDUĞU GÜZEL KIZLARI ÖZEL İSTİHBARATINDA KULLANDI Yıl: 1913..... Büyük Kongresi'ne Trablusgarp delegesi olarak katılması. karmaşık bir bilmece qibi.. Ne isterseniz var. B. İttihat ve Terakki liderlerinin —Almanya safında— harbe sürüklendiklerini hayret ve üzüntü içinde izliyorlar.. Sofva Sefirimiz Fethi Bey'le Mustafa Kemal.vererek yerimi ve koğuştaki yatağımı göstermesini söylemişti. Hayır Co-rinne!. 11 Ocak 1905 yılında 24 yaşında kurmay yüzbaşı olarak Erkânıharp Okulu'nu bitirdi. Ve nihayet Balkan Harbi...

diğeri Macarca konuşuyordu. 15 . gene ve yakışıklı Türk binbaşısı Mustafa Kemal'in ilişki kurduğu her genç kız... her insan.. Balkan Savaşı kahramanı... Özellikle genç kızlar ve hanımlar. vekiller ve daha birçok tanınmış beyefendiler vardı. Zannediyorum ki Cevdet Bey aracılığı ile beni evine davet eden kendisidir.. Fakat inanın bir başka sefer sizi memnun etmeye çalı-şncağ'ir. Mustafa Kemal'in. General kızları. Tercüman gazetesinde. Sofya'da kısa bir tur yaptım. Mustafa Kemal'in çevresinde pervane gibi dönen genç ve güzel hanımlar arasındaydı. Sofya Ataşemiliteri idi.bulamadım henüz. Savunma Bakanı Stiiyan'ın kızı Dimitrina. Mustafa Kemal'i gönüllerinde paylaşamıyorlardı. Büyük savaşın eşiğinde bulunan ülkesi için millî güvenlik açısından çok önemli bir çok sırları hanım dostlarının aracılığı ile sağlıyordu. Mustafa Kemal'in çevresindeki genç ve güze! hanımlar. Trablus. . Çoğunlukla Sefarethanede ve büromda çalışıyorum. Bingazi. Evinde o akşam kibar insanlar... Gündüz. Kemal” * ** Mustafa Kemal. bu genç subaya saygı duyuyorlardı. Sofya'ya yerleşmiş çok zengin ve çok güzel bir Türk hanimi vardı: Tarife Hanım!. Sofya'nın tanınmış ailelerinin kızları olduğu için. Fransız. Bir “Efsane” erkeği olarak.. yakışıklı bir Türk Subayı. Bilmem neden. Bakara oynuyorlardı.. Fethi Bey de başka bir şey yapmıyor. Sofya Operası'nın primadonnası Anna Todnrova.. Bir başka deyimle.. ben hiç memnun olmadım ve hep sıkıldım. her gittiği yerde yeni yeni dostlar ediniyordu. Evvelki akşam beni Madam Dcurzi'ye götürdü... Ay-rrlırken bana: —Bu akşam bizde eğlenemediniz!. yine opera sanatçılarından Mimi Balkanska ve Porfo-la. O'nun özel casusu olduğunu bilmeden çevresinde bulunuyorlardı. Ote7e dönüp yatağıma girdinim zaman. Bulgaristan'a gelmişti.. Bana her zaman kendinden söz eden haberler ver..ı dedi. Bugün kendisiyle birlikte 5 kilometrelik küçük 33 bir araba gezintisi yaptık. siyasal çevrelerde. Onları localarında bırakarak ordan da ayrıldık. Cevdet Bey iki Macar bayanı davet etti. Alman birçok şantözler vardı. Refik Sönmezsoy. vakit geceyarısını geçmişti.. “PARİS'Lİ HANIMI GÜZEL BULMADIĞIMI SÖYLEYEBİLİRİM” “Bu Parisli hanımı güzel bulmadığımı sana söylememe izin verir misin?. bu yakışıklı binbaşıya candan bir ilgi gösteriyorlardı. bu tanışmanın şiirsel öyküsünü şöyle özetler: “Mustafa Kemal. bâzı erkekler tarafından davet edilmek için locaların arasında piyasa yapıyorlardı. M. Ben kumar oynamadığım için kısa bir tanışma ve konuşmadan sonra onlardan ayrıldım. Madam Dourzi. Ordan ayrıldıktan sonra Novia America adında bir Cafe Concert'e gittik. Mustafa Kemal. Onu bu kadar sempatik bulacağımı ve bu kadar iyi bir arkadaş olduğunu ummuyordum.... Omuzları sırma dolu generaller.. her kadın. Bulgar parlamentosundaki Türk kökenli mi'letve-killerinin çoğu Mustafa Kemal'in yakın dostuydu.. Bulgar Başbakan'ının ki7i Ni-kolina ile olan yakın ilişkisinden dolayı bu milletve34 killerini iktidar lehine etkilediği söylentileri dolaşıyordu. çoğunluğu genç kız ve genç hanımlardan oluşan güçlü bir istihbarat şebekesi kurmuştu.Bu hanımlardan biri Almanca.. Bu hanımlar. Bütün kalbimle. Scfya sosyetesinin kalbur üstü hanımları. bu genç ve yakışıklı Türk subayına karşı gösterdikleri yakınlık göze batıyordu.. Cevdet'le aralarında derin bir dostluk olan Parisli bir hanım. çok kısa bir süre içinde Sofya' da geniş bir çevre oluşturdu. hiç bir ziyafeti kaçırmıyor. Cevdet Bey'le dostluğumuz iyi. tanınmış şilelerin genç kızları çoğu kez Tarife hanımın evinde direnlenen partilerde bir araya gelirlerdi. s BİR VALS BİR AŞKIN BAŞLANGICI OLDU Matmazel Dimitrina bir baloda tanışmıştı Mustafa Kemal'i.. Hiç bir daveti. Mustafa Kemal'in Nikolina kadar önem ve değer verdiği bir başka gençkız.

Mustafa Kemal ayağa kalkınca. “Bu ikinci ve dostça karşılaşmamız” diyordu.. Son nefesimde “Önce Kemal. bir “Maskeli balo” da canlandırmak istiyordu. Genç kız dudakları “Mustafa Kemal” adını fısıltı halinde heceliyordu: “Mustafa Kemal geldi.” * ** Bulgar Kurmay Başkanının kızı. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Araş ile “sevgilerini taşıyan” hediyeler gönderdi.. genç kızların gönülleri hopladı.. Millî Savunma Bakanı Stiiyan'ın oturduğu masaya yaklaştı. Beni unutma. üçüncü vals-ler takip etti.Ve bu aşk romanının ilk bölümü bu cümle ile noktalanır gibi oldu. Ba35 kanın yanındaki güzel kızın önünde eğildi: “Bu valsi bana lütfeder misiniz?. Mustafa Kemal. Hem de. * ** General kızı Dimitrina. üçüncü cümleler. Dimitrina ise.. Baba Stilyan.. Dimitrina. üçüncü nefesler.. sonra Allah diyeceğim.. Kılıçlarıyla Bulgaristan'ı Osmanlı İmparatorluğunun bir “Vilâyeti” yapan Yeniçerileri. Mustafa Kemal'i çok sevmişti.” dedi.Mustafa Kemal. İstiklâl Savaşı'nda da. Mustafa Kemal'e çılgınca âşık!. Mustafa Kemal'in kollarından ayrılırken “Yarın buluşalım” diye fısıldadı.. M... Baba Stil-ya'nın “gönül kapısı”nı çaldı: 36 “— Mustafa Kemal. 1913 yılında başlayan bu “Aşk hikâyesi”nin erkek kahramanı.. bir kızın kolunda..Kemal'in... diyor!.... Balkan Savaşı'nda.. Kızın da ben Mustafa Kemalsiz yaşıya-mam. o gece Yeniçeri elbisesi giydi. Babam sizi daima takdirle anar!. sabaha karşı.. bir milletin kalbine gömülmüştü. ilk valsi ikinci. * 16 . ilk cümleyi ikinci. Dans. bütün kızların gönüllerinde dönüyordu artık.” “Bizim eve gel!. Kral'ın Mustafa Kemal'i tebrik etmesi ve bir hediye vermesi olmuştu. sohbet sırasında öğrenilmişti...” .” Balo'nun en ilgi çekici olayı... kesin ve acı idi: “— Ben bir Türk'e kız vermem!. bir Türk arkadaşına: “Gecenin en değerli hdeiyesi Dimitrina idi” dedi. Cumhurbaşkanı olduktan sonra da “Dimitrina”yı unutmadı.” — “Mustafa Kemal de Dimitrina'yı seviyor!..Ve bir gün. . talihine düşen orduya General Stilyan'ın komuta ettiği de. bir aşk mektubunun üç satırı ile bu gururu okşamasını bildi: “— Ölünceye kadar seni seveceğim.. patinaj.. kızın Dimitrina ile evlenmek istiyor. * İlk nefesi. nerelere gittin” diye ağladı durdu... General.” Generalin cevabı kısa....” Mustafa Kemal Çanakkale savaşlarında da. Dimitrina “babasının bulduğu Bulgar” ile evlenmişti ama. Ancak. * “10 Kasım 1938” günü Bulgaristan'ın “gözünden en çok yaş dökülen” kadını Dimitrina idi: “— Kemal beni bıraktın da...” Salondaki her genç kızın gönlü “Mustafa Kemal ile dansetmek” dileği ile doluydu. Efsane erkek. “İki sevdalı arasında” saadet temsilcisi olmuştu... Genç ataşemiliter. bu sevdanın bitmesi için. “Nerede?. Dimitrina ile Mustafa Kemal hemen her gün beraberdiler. ikinci.. Gözler “Davet” doluydu. bir defa okuyarak avunacaktı. Bulgaristan sosyetesi “Türk -Bulgar aşkı” ile çalkalanıyordu: — “Dimitrina.. kalbi sınır taşlarının ötesinde çarpıyordu... Bu sevdanın bir evlenme ile bitmesini istiyordu. bu aşk romanının eski sayfalarını çevirerek.. “Maskeli balo”da general kızlarının gözleri “Türk Yeniçerisinin üzerinde toplandı. * ** Mustafa Kemal gururlu bir erkekti. ara!. Mektuplar yazdı. ev ziyaretleri ve gizli buluşmalar ile “Aşk hikâyesi”nin cümleleri sürüp gidiyordu...

28 yıl, bu romanın sayfalarına bir cümle eklemeden geçti... İki ay önce, 73 yaşına basan, Bulgaristan'da “Ata37 türk'ün ilk ve bitmeyen aşkı” diye bilinen Dimitrina bir rüya gördü: “Atatürk, Dimitrina gel artık, seni özledim, diyordu”. Dimitrina, bu rüyayı yorumladı: “— Kemal beni çağırıyor” dedi... ...Ve bu rüya gecesinden 24 saat sonra son nefesini verdi. Bu “sevda romanı”nın ilk sayfalarında söylediği pibi son sözü: “— Mustafa Kemal” oldu... Romanın son cümlesi, “Mustafa Kemal” ile noktalandı. BAŞBÂKAN'İN VE HARBİYE NAZIRI'NIN KIZLARI, MUSTAFA KEMAL'İN SEVGİLİSİYDİLER Bunlar arasında Bulgar Başbakanı Dr. Radoslavof un kızı Nikolina başta geliyordu. Tarifa Hanım'ın evindeki toplantılarda tanıştığı ve çik yakın bir ilişki kurduğu Matmazel Nikolina ile Mustafa Kemâl arasındaki özel dostluk tüm Sofya'da duyulmuş, dedikodular ayyuka çıkmıştı. İktidardaki Başbakan Radoslavof'un siyasî muhalifleri, kurmay binbaşı Mustafa Kemal'in flörtleri arasında yer alan güzel Nikolina'nın bu özel ilişkisini dillerine dolayarak Başbakanı yıpratmaya çalışıyorlardı. Sofya, o yıllarda yoğun bir diplomatik kaynaşma içindeydi. Birinci Dünya Savaşı'nı yönlendirmeye çalışan (İngiliz, Fransız, Sovyet Rusya gibi) ülkelerin temsilcileri Bulgarlarla sürekli müzakere halindeydiler. Bu ortamda, biri Başbakan'ın, diğeri Harbiye Na-zırd'mn kızı olan iki genç hanım, Mustafa Kemâl'in özel istihbaratı için en mükemmel birer kaynak idiler. 38 Bulgar Harbiye Nâzın Kovaçef'in kızı Mara, duy-gult, içli, kültürlü, şık giyinmesini çok iyi bilen Makedonyalı bir tazeydi. Üstelik fizik yapısı bakımından zarif ve şirin bir kızdı. Snk sık Tarife Hanım'ın evinde buluşuyorlar, bir kaç kadeh erik rakısı... Biraz müzik... Biraz sohbet... Biraz aşk... derken, Bulgar hükümetinin en gizli sırları, bazen Nikolina'nın dudaklarından, bazen de Ma-ra'nın gevezeliklerinden Mustafa Kemal'in istihbarat dosyalarına yansıyordu. Başbakan'la Harbiye Nazırı'nm kızlarından sızdırdığı özel haberleri diğer ajanslarının istihbaratıyla da pekiştirdikten sonra değerlendiren Mustafa Kemal, bu arada yarbaylığa terfi etti. Ateşemiliter Mustafa Kemal, o sıralarda Dimo Açkof adında Türk dostu, bir Bulgar avukatın kızı Elena ile de özel bir yakınlık kurmuştu... Gittiği her yerde seçkin insanlardan bir çevre oluşturan, edindiği dostları ve kurduğu çevreyi muhafaza etmesini bilen genç kurmay, bir yandan Sof-ya'daki güzel flörtleriyle ilşkisini sürdürürken öte yandan uzaklardaki dostluklarını da mektuplaşmak yoluyla canlı tutmaktan geri kalmıyordu. İstanbul'daki genç ve güzel dul Madam Corinne, Mustafa Kemal'e büyük bir sevgi ve hayranlık duyuyordu. Ve de üstelik kıskanç bir kadındı Mm. Corinne. Mustafa Kemal'in Sofya'daki arkadaşı ve kendisinin de yakın dostu Cevdet de Mm. Corinne'in ajanıf!) idi. Mustafa Kemal'in Sofya'daki özel yaşamını gözetlemesi görevini üstlenmişti Mm. Corinne'e karşı. Gönül işlerini de memleket işleri kadar büyük bir beceri ile yürüten genç kurmay Mustafa Kemal'in bir yandan Başbakan'ın kızı Nikolina ve Bulgar harbiye Nazırı'nm kızı Mara ve Avukat Açkof'un kızı Elena Açkof ile ilgilenirken İstanbul'daki Mm. Corinne'e <—Fransızca kaleme aldığı— mektuplarıyla nasıl ses-endiğini hep beraber okuyalım: 39 Sofya, 27 Aralık 1913 “Sevgili Corinne, mektuplarını büyük bir sevinçle aldım. Bu mektuplarda bana karşı gösterdiğin dostluk duygularına içtenlikle teşekkür ederim. Di-yorsu ki, son yazdığın mektuplarda öncekiler kadar imlâ yanlışı yok. Acaba bir başkası mı yazdı o mektupları. Bu

17

önemli dikkatini senden bana yönelmiş bir kompliman olarak kabul ediyorum. Çünkü öğrenebildiğim kadar Fransızcam üzerinde hiç bir hayale kapılmıyorum. Fransızcayı Türkçe kadar bilseydim sana yalnız daha çok mektup yazmakla yetinmez, içimdeki samimi duyguları daha güzel ve daha seçkin bir üslupla anlatabilirdim. AnVyorum ki Cevdet Bey'e benim buradaki hayatımı gözetlemesini tavsiye etmeye devam ediyorsun. Kendi hareketlerinin gözetlenmesi gereken Donjuan' m sözlerine bilmem ki hangi noktaya kadar inanıla-bilir. (Mustafa Kemal mektubunda Donjuan sözcüğü yerine “Courreur” sözcüğünü kullanmaktadır.) Yine de hemen söyleyebilirim ki onun sana anlatacağı şeylerde belki hakikatin bir zerresi bulunabilir. Buradaki hayatım monoton akışı ile devam ediyor. Hiç bir olay hayatıma bir neşe katamadı. (......) içten dostluklarımı sunarım. M. Kemal” Artık bir kurmay yarbay olan Mustafa Kemal'i kutlayanlar arasında O'nu içtenlikle seven ve kıskanan Mm. Corinne de vardır. O zamanki deyimle kaymakam Mustafa Kemal'in âşıkları, hayranları yalnız Sofyalı kızlar, yalnız Mm. Corinne midir?.. Mm. Corinne'nin kızkardeşi Matmazel Edith de bu yakışıklı kurmaya karşı özel hisler beslemekte, ablasının yazdığı mektuplara arasıra kendi duygularını da yüklemektedir. 40 “KALBİMİN DİKTE ETMEDİĞİ SÖZLERİ BENDEN BEKLEMEYİN” Sofya Ateşemiliteri kaymakam Mustafa Kemal'in Mm. Corinne'e yazdıtı bir başka mektubu gözden; geçirelim: 28 Şubat 1913, Sofya “Sevgili Corinne, Kaymakamlığa terfii edişim münasebetiyle gönderdiğiniz tebrikler beni çok derinden duygulandırdı. Güzel sözleriniz kalbimde büyük bir yer işgal etti. Kendi kendime izah edemediğim suskunluğumun bir çok nedenleri vardı: Sofya, Belgrad ve Petinya ateşemiliterliklerine tâyinim bana büyük işler yükledi. Henüz diğer iki şehre gidemedim. Özellikle Sofya'da beni ilgilendiren baz' sorunları incelmek zorundayım. Buradaki tüm meşguliyetim, bana büyük bir sıkıntı veren otel hayatından kurtulmak için uygun bir ev aramak. (.........) Sana uzun uzun yazamctyışımın nedenleH bunlar. Birkaç kelimelik kartpostallar yollayabilirdim. Fakat bu, hem seni tatmin etmezdi, hem de ben kendilerine nezaket icabı yazmak zorunda kaldığım kimselere karşı ancak kartpostal kullanırım. Küçük ve sevimli Matmazel Edith'in istemeyerek meydana ge^en, bu uzun suskunluğum karsısında sitemkâr şeyler söylemesi beni hayretler içinde bıraktı. O'nun sana karşı büyük bir dostluğu, ve benim samimiyetime ise pek az güveni var. Hayat tecrübesi de o nisbette az. Rica ederim. O'na söyle; çok konuşan ve sayfalar dolusu mektuplar yazanlar m- gerçek ve samimi dost sayılır?.. Çok içtenlikle hisseden fakat uzun lâflarla karşısındakini yormak istemeyen ve duygularını gizlemeyi tercih eden kimse1er ilgisizlikle suçlanabilir mi? Sevimli Edith zuna inansın ki ben de O'nun Avusturyalı dostu kadar fedakâr ve candan olmaya muktedirim. Ve o insanlar gibi kur yapmasını çok iyi bi4f lirim. Üstelik şunu da bilsin: Senin benim, nazarımda çok yüksek bir mevkiin var. Sen, öyle bir kişiliğe sahipsin ki benden kalbimin dikte etmediğini kelimeleri beklemezsin. Tatlı ve şirin kızkardeşine bu satırları okumanı ve kendisine benim hayalimde kolay kolay silinmeyecek bir hâtırası bulunduğunu söylemeni özellikle rica ediyorum. (............) İçten ve Candan Dost M. Kemal” * ¦** BULGAR HARBİYE NAZIRININ KIZI MARA, MUSTAFA KEMAL'İ DELİLER GİBİ SEVİYORDU!.. Mm. Corinne ve onun şirin kızkardeşi Matmazel Editt, Sofya'dan İstanbul'a postalanan

18

me'-'tualann kısalığından ve katılığından yakmadursuniar, Bulgaristan'ın başkentinde güzel bir genç kız, Mustafa Kemal'i bir kaç gün görmese çılgına dönecek kadar O'na âşıktı. Bu duygulu ve zarif kız, ilişkilerine yukarıda kısaca değindiöimiz Mara idi. Bulgar Harbiye Nâzırı'nın şık ve kültürlü kızı Mara... Mustafa Kemal'in Sofya'daki çevresi içinde daha önceki yıllarda Manastır'da tanışmış olduğu Dino Aç-ko fisminde genç b!r hukukçu da vardı. Mustafa Kemal'in flörtlerinden Elena'nın babası Dino Açkof, Bulgar asıllı olmasına rağmen Türklere karşı büyük bir sevgi ve saygı besliyordu. Mustafa Kemal'in kişiliğine hayrandı. Sofya'da avukatlık yapan Dino Açkof, sık sık ev;n-de z;vafetler, partiler düzenler ve yakın dostu Mustafa Kemal'i de çağırmayı ihmâl etmezdi. Bir bakıma Mustafa Kemal, bu davetlerin baş konuğu durumundaydı. Konuklar arasında Mara Kovaçef'le birlikte Sofya' 42 nın ileri gelen ailelerinin birçok temsilcileri, Mustafa Kemal'e hayran genç kızlar, opera sanatçıları ve politikacılar da bulunuyordu. Mara Kovaçef, birlikte geçirdikleri tatlı saatlerin ve günlerin adedi arttıkça ortak hatıraları çoğaldıkça Mustafa Kemal'i daha fazla sevdiğini hissediyordu. Kendisini seven ve etrafında pervane gibi dönen kızların karşısında ölçülü ve dengeli biryakiaşsmla hareket eden Mustafa Kemal, İngilizlerin Bulgaristan yetkilileri ile yaptığı gizli temasları, Rusların tekliflerini ve niyetlerini rahatlıkla öğrenebiliyordu. Nihayet savaş başladı. Bulgarlar, Almanlarla ittifak halinde olan Türklerin safında yer aldı. Delicesine âşık olduğu Mustafa Kemal'in ö-*el hir casusu olarak O'na hizmet ettiğinin farkında olmayan Mara Kovaçef, Mustafa Kemal Sofya'dan ayrıld'ktan bir süre 'sonra O'nu unutabilmek için evlenecek, fakat içindeki büyük aşkı, Mustafa Kemal'i asla unutamayacaktı. Ve... Yıllardan sonra... 1933 yılında... Cumhuri-yet'in 10'uncu yıldönümü törenlerine Türkiye Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın öze! konuğu olarak katılacak olan avukat Dino Açkof ile genç Türkiye'nin büyük kurtarırısı arasında Çankaya Köş-kü'ne şu konuşma geçecekti: — Gospodin Açkof, kızınız ne alemde? — Elena mı? — Evet! — Siz Sofya'dan ayrıldıktan sonra Elena Adliye Nazırı Hristo İstatef'le evlendi!.. — Ya Matmazel Mara Kovaçef? — Bir doktorla evlenmişti... Duyduğumuza göre bir aralık Ankara'ya sizi görmeye gelmişti. Ankara gelişinde size anlatmadı mı? — Evet, anlattı... Dokuz yıl önce Ankara'ya gelişinde burda birbuçuk ay kalmıştı. Kendisiyle müteaddit defalar konuştuk. 43 — Size bir şey söyleyeyim mi Ekselans, Mara, Ankara'dan Fiilbe'ye döndükten sonra kocasından ayrıldı!.. — Yaaaa!,, Öyle mi?.. Bu ünlemde ve bu soruda çok uzun yılların gerisinde kalmış duygulanışlar ve hâtıralar düğümleniyordu. YJDİN'Ü KURTBEY AİLESİNİN GÜZEL GÖZLÜ KIZI: NAZMİYE Mustafa Kemal'in Sofya'da tanıyıp hoşlandığı genç kızlardan biri de Vidin'li “Kurtbey Ailesi”nin kızı, Nazmiye'dir. Bu kitabın baskıya hazırlandığı 1988 yılı yaz aylarında 92'nci yaşına hazırlanan Nazmiye (Atiç] Hanım, İstanbul'un Bebek semtindeki konutunda görüştüğü bir gazeteciye, o çok uzak günlere ilişkin anılarını şöyle anlatıyor: “Evet, Mustafa Kemal, Sofya'da bana evlenme teklif ettiği zaman, ben henüz 17 yaşındaydım. Anneannemle Vidin'den İstanbul'a gidiyordum. Oradan da tıp tahsili için, Fransa'ya geçecektim. “Sofya'ya uğramıştık. Mustafa Kemal, Sofya'da ataşemiliterdi. Bizi anneannemle çaya davet

19

imam kıyıyordu. bahçede iki akasya ağacının altında kurdurmuştu. çevresini dolduran çok renkli bir hanım kalabalığına ve ülkesinin içinde bulunduğu buhranlı bir dönemde aktif bir qörev ateşiyle çırpınan yüreğine rağmen. Eski Türkçe okumasını bilmiyordu. diye ısrarını sürdürünce. Ama. İkinci eşim. Atatürk'ün Lâtife Hanım'dan ayrılma aşamasında Kavalalı İsmail Hakkı Beyi kendisine göndererek (ki o sıralarda Nazmiye Hanım Behiç Nuri Bev adında bir zâtla evlidir) dolaylı olarak eski önerisini yinelediğini ileri sürmektedir. bir gün müjdeli haberi alır: — Reisicumhur Hazretleri. Cumhuriyet Ote'i'ne indik. benim nikâhımı imam kıymayacak'. sizi Bursa'daki köşkünde kocanızla birlikte kabul buyuracaklar!. Mustafa Kemal bana karşı çıkarak. İmamsız nikâh olmazdı. kalan 30 lira ile evi idare edeceğim. Ertesi gün.etti. 50 lira altın para maaşım var. Bakın ne diyor: “O kıymetli mektupları. evim. İngiltere'de doğup büyümüştü.. Annesine Zübeyde Teyze dedim. ardından da.” Nazmiye Hanım. Gerisini yine Hazmiye Hanım'ın anılarından dinleyelim: “O gün kocam hastalandı.. Ben de. belediyenin kendisine hediye ettiği villada kalıyordu. Öğrenimini tamamladıktan ısonra tekrar Vidin'e dönmüş. 20 . Simdi elçiliğimiz olan evde oturuyordu. aklımda kaldığına göre. Kurtbey Ailesi'nin bu güzel gözlü kızına gerçekten ev'enme önerisinde bulunmuş mudur? Bu hususu kesinlikle saptamak olanağına sahip değiliz. benim kabul edebileceğim bir şey değildi. Ama. ben de teklifini kabul edememiştim. daha sonraki yıllarda birbirimizi hep qör-dükK Mektuplaştık. Nazmiye Atiç Hanımefendiyi dinleyelim: “Ama. anıalrında Bursa'daki bir akşam yemeğine de özellikle yer vermektedir. nikâhımızı imam değil. 44 Böyle bir teklif. 'Sizinle evlenmek iıstiyorum' dedi. O zamanki adıyla Çapa Kız Muallim Mektebi'ne girmiş. ben prensip sahibi bir kişiyim. bu mektupları. beni çok şaşırtmıştı. “Ben gidemeyecenim. bfimm hir şartım var. 'Mektuplar kocaman eline geçer. bugüne dek titizlikle saklanabilsin.. şartlarını şöyle dile getirdi: 'Ben. Tıp öğrenimi yapmak amacıyla Fransa'ya gitmeye hazırlandığı aşamada Sofya'da tanıştığı Mustafa Kemal. yuvam yıkılır' korkusu ile hepsini. beni yakın çevresi ile tanıştırdı. benim kız kardeşimle aeldinimi. Ben ve kız kardeşim. ne yazık!. mutaassıp bir babanın km olarak da en çok.00'da Reisicumhur hazretleri. teklifini iki kez tekrarladı. Bunun 20 lirasını size cep harçlığı olarak vereceğim. Ne^mive Atiç Hanımefendi. Mustafa Kemal'in. yakın dostum oldu. Yalnız. Kız kardeşi Makbule Hanım. o zaman oturduğumuz Kurtuluş Tepeüstü'ndeki Usulcuoğlu Apartmanı'nın banyosundaki sobaya atıp içim parçalanarak yakmıştım. 'Ben prensip sahibi bir kişiyim' demekten de. hafızasındaki anılar kadar özenle saklayamamış. Atatürk'ün gönlünde yer ettiğini açıklayan Nazmiye Hanım.. imamsız kıyılacak bir nikâhla takılmıştım. Fakat. kocam Behiç Nuri Bey'in ölümüne kadar sakladım. Çünkü Behiç Nuri Bey. 33 yaşındayım. Set-başında. tıpkı anılar gibi. saat 16. Başbakan Refik. Erzurum Milletvekili. Uzun süre Mustafa Kemal'le görüşemediaini Bozüyük Mebusu Çolak İbrahim Bey'e bildiren Nazmiye Hanım. “İstanbul'da ailesi ile tanıştım. Saydam'ın ölümünden sonra da Başbakanlığa bir müddet vekâlet etmişti. CHP Genel Sekreteri ve İçişleri Bakanı Dr. Bana yazdığı mektuplarda.. Paşa'ya haber verdi.” 1986 yılında Vidin'de doğan Nazmiye Hanım. Nazmiye Ha-nım'a yazdığı ve evlenme önerisini birkaç kez tekrar 45 ettiği bu ilginç mektuplar. ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra anneannesi ve ağabeysi ile birlikte İstanbul'a gelmiş. Çünkü bütün nikâhları. sen kız kardeşini al. böyle bir nikâh. “Evlendikten sonra. “Evlenme teklifi. Sofya Sefiri Fethi Okyar kıyacak. Dedi ama. Bursa'ya gidin” dedi. Çay sofrasını. O cay masasında bana. Bunu kendisine ifade ettiğim zaman. Evlerinde kaldım. her zaman bindini şahsi otomobilini gönderip bizi aldırdı. Atatürk. İbrahim Bey. ' 'Hayır. vaz geçmedi. açıklamasında bununla da yetinme mekte. Ahmet Fikri Tuzer'di. İbrahim Bey'le birlikte Bursa'ya gittik. İngiliz'di.” Gönül isterdi ki. Mustafa Kemal.

Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Atatürk'ün Gönlündeki Kadın”(!)ın çok iddialı anıları.. Ve daha pek çok seçkin kişi. hangisi daha güzel. Sabiha Gökçen. Daha ismini hatırlayamadığım misafirler vardı. eviniz yıkıldı diye müteessir oldum.30'a kadar süren 2 saatlik sohbetimizi teybe kaydediyoruz aynı zamanda. Servisi yapan garson... gidin bakın. Atatürk'ün aşk yaşamı üstüne sohbet ediyoruz.30'dan 12... kendisinin gerçek zarafeti olduğunu bilmemle birlikte.. Nazmiye Hanım'ın 48 ifadesine göre. yaver Rasuhi Bey. Paşanın kızları. Reisicumhur hazretleri. misafirler.. Reisicumhur hazretleri yemeği kendi eli ile alıp önce benim tabağıma. bize demiş ki.. Nazmiye Hanım'ın Atatürk'le arasında. demiş güya. iki kız kardeş var. Makbule Hanım. — Sayın Sabiha Gökçen..... Ali Sait Paşa'nın hanımı Neciye Hanım yoktu. Bursa Valiei Kemal Gedeleç. Ben Bursa'daki akşam yemeğinde 21 ... “Atatürk'ün Gönlündeki Kadın”.. Sofya'da bir flört hali geçmiş olabilir. Uzun yemek masasına. Eğer Atatürk böyle bir teklif yapsaydı Nazmiye Hanım reddedemezdi. HAYAL MAHSULÜ HATIRALAR Tarih: 25 Ağustos 1988. ben de gidip bakmışız güya. kimsenin duyamayacağı biçimde konuşmaya başladı. — Ben de okudum o yazı dizisini.... Atatürk'ün mânevi kızlarından Ru-kiye ve Zehra... Uzun yıllar Atatürk'ün çok yakınında bulunan ve yaşayan canlı tarihlerimizden biri olan Sabiha Gök-çen'in anlattıklarını sağlıklı bir şekilde tesbit edebilmek için saat 10. O geceden hayatta kalan iki kişi varız: Biri ben. Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan.. O benim bu sözüm üzerine. Böylece herkes yemeğe başladı. Biraz hayal mahsulü bu hatıralar... Reisicumhur hazretleri. yemeği önce Reisicumhur hazretlerine vermek isterken. Tarihe ve gerçeklere ışık tutabilmek amacıyla. rahmetli Makbule Atadan'ın rahatsızlığı sırasında kendisiyle tanıştığımız Sayın Sabiha Gökçen'le 32 yıllık bir aradan sonra tekrar konuşmak gereğini duyduk. en yakın arkadaşını bana göndermişti. Üçüncü yemek tabaklara alındıktan sonra.. Sayın Nazmiye Atiç Hanımefendi. Atatürk böyle bir şeyi zaten yapmazdı asla.. yemek masasının en başına oturmadan önce beni sağ tarafına. Pasa ağzımı aratmak için. Güya Atatürk. Bazıları da hanımları ile gelmişlerdi. “Ben Latife'yi boşadığım zaman sen ne yaptın?” dedi. Böyle bir şey asla olmadı. Okul Sokak No: 50 Kamer Apartma-nı'nın 4'üncü katında 10 numaralı dairedeyiz. birçok önemü iddialarla ortaya çıkıyor. O yazıyı kesip sakladım" dedim. diğeri de Ruki-ye... Ali Sait Paşa.46 Nihayet akşam yemeği vakti gelmişti. Bozüyük Mebusu İbrahim Bey. her zamanki gibi. kız kardeşimi de... o sofrada bulunanlar arasında birçok ün47 lü kişi var: Daha sonraki yıllarda Cumhurbaşkanlığı enel Sekreterliği yapan Bursa Valisi Kemal Gedeleç. derhal İsmail Hakkı Bey'in sözleri geldi aklıma. Bir süreden beri İstanbul'da ve bu adreste konuk bulunan Sayın Sabiha Gökçen'le. İlk merak ettiğim şey. Bunun. Suadiye'de... Rukiye de. Reisicumhur hazretlerinin... Bursa'daki akşam yemeğinde Atatürk'ün bu konuda açıklamalar yaptığını söylüyor ve sizi de tanık gösteriyor. sonra kız kardeşimin tabağına koyduktan sonra kendi tabağına alıyor ve garson ondan sonra. Demek. Okudunuz mu Hürri-yet'teki anıları?. Reisicumhur hazretlerinin bana karşı gösterdiği bu ince zarafet gözümden kaçmıyordu. misafir arkadaşları vardı. Ama Atatürk tarafından bir evlenme teklifinin yapılmış olması ve bu teklifi de Nazmiye Hanım'ın reddetmiş olması kesinlikle düşünülemez. aynı zamanda da dünyalar adeta benim oldu. O gece.. Ali Hikmet Paşa ile sağımda oturan Ali Sait Paşa vardı. “Peki ama siz Kavalalı İsmail Hakkı Bev'e ne dediniz?” deyince.. kalbinde bana karşı bir sevgi işareti olduğunu hissediyordum. manalı bir şekilde. “Boşanma tebliğini gazetede okudum. benimle yavaş sesle. diğer misafirlere ikrama gidiyordu. sol tarafına oturttu. Aklımda kaldığına göre.. oturmaya başadı.

akıllı olsaydı. Atatürk de çok bağlanmış hissen .. Ben he rzaman. çok temiz ve her haliyle mükemmel bir kişiydi.. o kadar asabi-leşti ki. — Nebile için de aynı şeyi söyleyebilir miyiz? — Nebile Hanım'ın Fikriye Hanım olması mümkün değil! — Lâtife Hanım'Ia Fikriye Hanım arasındaki duygu farkı ne olabilir size göre? — Lâtife Hanım.” Atatürk'ün aşk hayatı hakkındaki görüşlerini sorduğumuzda Sabiha Gökçen'in yanıtı şöyle oldu: — Ben böyle bir şeye şahit olmadım... hakikaten her zaman aklını kullanan.Fikriye Hanım hakikaten âşık... O kişiye fena halde çıkıştı.. Fikrive Hanım' la evlenseydi.. o günün o tehlikeli şartları içinde bana koştu geldi.. ama Fikriye Hanımınki kadar değil. ATATÜRK'E YÖNELİK GERÇEK AŞKLAR — Peki Sayın Sabiha Gökçen... Bakıyordum. Ve şunu söyledi: “— Ben Anadolu'ya geçtiğim zaman. Ama sizinle olduğu gibi karşı karşıya konuşmadık bunları Atatürk'le. Bir aralık “Gel gitme kadın!” diye bir şarkı okundu. Atatürk'ün derin bir aşkla kimler sevdi size göre?.. belki ömür boyu bir evlilik olabilirdi... Aralarında hissi bir bağlantı olmuş olabilir. Ertesi gün odasına iyi sabahlar dileğiyle girdiğimde bana şöyle dedi: “— Dün gece nasıl geçti?” 49 “— biz dun gece bir şarkıya üzüldünüz.. keşke Atatürk.sofrada Atatürk'ün böyle bir açıklamasını duymadım.” dedim.ağlayacak hale geldi......... Daldı. Atatürk..... benim. Çok hassas ve ince ruhlu bir insandı Atatürk.. — Bakın Şemsi Belli Bey. Ben tanımadım. Onun da Fikriye Hanım'a bir ilgisi var. idamıma karar verildiğini duyar duymaz.. Nazmiye Hanım'Iı tanıştığı tarihlerde evlenmeyi düşünmemiştir.. Ama daha çok Fikriye Hanım Atatürk'e çok bağlanmış hissen. O akşam da müzik sanatçıları vardı. Sofrada arkadaşlarına anlatırken bizzat dinlediklerim var... “GEL GİTME KADIN!. Kadınlara saygısı fazlaydı....... Latife Hanım ise bunları hoş göremedi maalesef. gözleri buğulandı . Meselâ Fikriye Hanımla ilgili..... Lâtife Hanım hakkında ve Fikriye Hanım hakkında.. Atatürk'ü hakikaten seven bir kadınmış Fikriye Hanım. Acaba geçmişteki bir hatırası mı onu duygulandırdı?. Latife Hanım biraz daha sabırlı olsaydı.. Lâtife Hanım.. Ve nitekim bu aşkı yüzünden intihar ettî Fikriye Hanım. Atatürk de bu aşka karşı ilgisiz değil... Atatürk o kadar asabileşti..... Fikriye Hanım o genç ve güzel kız.. Ama Fikriye Hanım. Bir kişi. çünkü tanınmış bir kişi. Fikriye Hanım genç. Anadoluya geldi!” dedi 22 . Neden Atatürk ağlıyor?... Bir akşam sofradaydık.. — Bu hatıralardan aklınızda kalan bazılarını lütfen hatırlamaya çalışır mısınız?. akılsızdı demiyorum yanlış anlaşılmasın.. ağladınız bayağı. Ama.......... belki sonradan hissen bağlandı Atatürk'e. Atatürk'ü ilk defa o kadar asabi gördüm. Ama Lâtife Hanım.... onları hoş görebilirdi. Fikriye Hanım hakikaten âşık.. 50 Atatürk'ün de olabilir.... bir flört olayı olmuş olabilir... Zama zaman Türk Sanat Müziği sanatçıları çağırırdı köşke..... Neden acaba?..... güzel antellektüel bir hanımmış... Atatürk'ün kendisinden dinlediklerim var. müsade edin de adını vermeyim.. diye düşünürüm.. Müziği de çok severdi. “— Yak şu sigaramı çocuğum!” dedi. işin başında hiçbir zaman hissen Fikriye Hanım qibi olmadı.. Ufak tefek kaprisleri olabilir her insanın.. Aşkı için her şeye katlanabilirdi...Şöyle diyebilir miyiz: Fikriye Hanımın bunları hoş görebilecek kadar derin bir aşkı vardı Atatürk'e. Belki Atatürk'ün de Fikriye Hanım'a hissi bir yakalşımı vardı... Bu şarkı devam ederken ben Atatürk'ün yanında oturuyordum.... Hüzünlendi.. Fikriye Hanım hakkında biraz hoş konuşmadı.... — Dolmabahça Sarayı'nda bir konuşma geçti bir gün.... Yalnız müsade ederseniz bir hatıramı anlatmak isterim: Atatürk çok nazik. FİKRİYE HANIMLA LATİFE KANIM ARASINDA DUYGUSAL YAKLAŞIM FARKI — Sayın Sabiha Gökçen . düşündü. — Bizler Atatürk'ün manevi kızları idik. Çünkü Fikriye Hanım.

...evvelâ isterseniz.” diyor.. — Şayianın çıkması için bir sebep olması lâzım gelmez mi? — Sebep. Konu böylece afişe olunca.. — Bu anlattıklarınıza göre Fikriye Hanım kadar olmasa bile Atatürk'ün de O'na karşı ilgisiz ve sevgisiz kalmadığı izlenimini çıkarabilir miyiz? — Ona şüphe yok.. Atatürk de evleniyor. Abdur-ruhimi tanıd'nız siz Semsi Bey. Sayın Gökçen. Ve Lâtife Hanım'ı uygun qörmüyor.. Ayrıldıktan sonra bunları Atatürk'e açıklıyor Salih Bozok.. Ama kısmet böyleymiş. genç kızlığından itibaren. Atatürk'ü iyi tanıyan bir kişiy-miş... O zamanlar Abdurrahim çocuk daha. Ben bunu sofra sohbetlerinde resmen Atatürk'-den duydum... Ama bunu etraf doğru bulmuyor ve bu yüzden evlenecekler diye bir söylenti çıkıyor... Salih Bozok'a diyor ki: “— Oğluma söyle..... O zaman taassup var... Tabii.. düşünmüş olsaydı onunla evlenirdi tabi.... Annesi..... — Peki.. Lâtife Hanım ise ancak bir-iki görüşte tanımış oluyor Atatürk'ü. Bu konuda annesinin rızasını almadan bir sey yapmak islemiyor. tanımadığım halde. Salih Bozok'la beraber İzmir'e gönderiyor annesini.. Hep isterdim ki keşke Atatürk O'nunla evlenmiş olsaydı. Ufak tefek kaprisleri olabilir..... “Sen onu görürsen.. Fakat bunları hiçbir zaman kötü bir şekilde karşılamazdı Fikriye Hanım. — Şöyle diyebilir miyiz... değil mi? — Evet.. Lâtife Hanım'la Gazi Paşa evleneceklermiş” diye yaygın bir söylenti var. babası henüz dönmemiş İzmir'e.. 53 23 .. İzmir'e gönderiyor onları.. Çok büyük bir hürmetim var Fikriye Ha-nım'a karşı. Daha değişik bir hayatı olurdu herhalde... Genç bir hanımın evinde misafir kalması şayiaya sebep. Sayın Gökçen. Şimdi herkes daha açık fikirli. İyi bir ahbap oluyor.. Ankara'ya dönüyorlar... hatırlayacaksınız.. kurtuluştan sonra onların evinde misafir kalıyor.... Keşke O'nunla evlenseydi Atatürk. belki 5i daha mutlu olurdu.” diyor. Atatürk'ün annesine çok hürmeti vardı... Atatürk Fikriye Hanım'la evlenmiş olsaydı.. bir kadınla.. Lâtife Hanım'ın ailesi Fransa'da....... Atatürk Lâtife Hanım'la evlenecek diye. izmir'deki misafirlik sırasında nedir?.... Efendim.... Bir genç kızla..... sofrada anlatırken... Atatürk tam bir karar veremiyor. tâ gençliğinden beri yani.... — Atatürk'le Lâtife Hanım arasındaki mesafe..... daha hoşgörülü olurdu.... Onun evinde misafir kalmış olması.. Onun için Fikriye Hanım'ın tabii çok daha iyi bir tutumu olurdu mutlaka. Daha sabırlı. Uygun bulmadım bu hanımla Gazi Paşa'nın evlenmesini!.... annesinin düşüncesini söylemiyor Atatürk'e. işte biliyorsunuz............ O zaman taassup var. diyebilir miyiz? — Şu şekilde .. ancak o zaman evlenebilirim!” diyor.. — Muallâ Tunçok Hanımefendi'nin kocası Abdur-rahim.. Tanışma. Fikriye Hanım'ın Atatürk'ün eşi olarak tutumu Lâtife Hanımdan farklı ne gibi bir seyir takip ederdi? — Fikriye Hanım... Salih Bozok da. Olumlu şekilde söylüyor. İnsandı Atatürk de.... — Hayır!. Atatürk memnun kalıyor bu misafirlikten.ama evlenmeyi düşünmemişti. Atatürk. Erkektir...Atatürk . Genç bir hanım.. Fikriye Hanım'a karşı O'nun da bir şeysi vardı ...... Atatürk annesine söylüyor: “— Lâtife Hanım'la evlenmeyi düşünebilir miyim?.... bir rastlantı...... “Atatürk'ün annesi gelmiş... Hattâ AbdurrahirrîTunçok da beraber.. Doğrudan doğruya bir ev sahibesiyle misafir arasındaki mesafe.. Annesi o sıralarda hasta.. Bir şayia çıkıyor halk arasında. ve bundan doğan bir evlilik. beğenirsen. Bir ev sahibesiy52 le misafir arasındaki mesafe midir?..... Atatürk'ün rahmetli Başyaveri Salih Bozok' la yakın bir dialog kuruyor Lâtife Hanım... Ama İzmir'de.. Annesi daha çok hastalanıyor orada... durumu Gazi Paşa'ya yansıtıyor.. Salih Bozok.. Latife Hanım'ın evine. mutlaka.. beğenmiyor annesi..... Lâtife Hanım'ın Atatürk'le evlenmesi bir aşk evlenmesi değildi... bir erkek arasındaki mesafe midir?...

Corinne'e postaladığı mektuplardan izleyelim : 55 17 Mayıs 1915... gece gündüz düşmanla savaşacağım. başkasıyla evlenmezdi .. — Bu konuda söyleyebileceğiniz başka bir şeyler var mı? — Sizin soracağınız bir şey varsa sorun.... o kalpte bir takım duygular taşıyan bir insan. bu gibi şeyleri ortaya atıyorlar. Nasıl olur da benim savaş alanında bulunduğumu öğrenemezsiniz. Bir manastır hayatı mı yaşadı ömrü boyunca?.. nihayet Atatürk de bir erkekti... — Peki. o günlerin Mustafa Kemal'inin Mm... Gelip geçici duygulardır bunlar..— O halde Atatürk'ün Latife Hanımla evlenmesi bir aşk izdivacı değil... Atatürk. Göğsünde bir kalp.. Hanımlar kendilerini biraz daha lanse etmek için falan.... her insanda doğal olarak bulunması gereken bir takım hislerden yoksun değildi. Nikolina. Son kartınız... Komşu kızlarına filan aşık olmuş olabilir.. Fakat.. o da bir insandı... Maydos'a Fethi (Okyar)nin bir kartıyla birlikte geldi. — Elbette değildi... Atatürk... Gerçekten hayretler içinde kaldınız sanırım. Herhalde Atatürk.. Elena... şimdi çok sevdiği askerlik sanatının odak noktasında.. Belki seyahetlerinde herhangi bir kimse ile ilişkisi olmuş olabilir.. Benim şu anda hatırıma bir şey gelmiyor.. Herkes.... Tekirdağ 19'uncu Tümen Kumandanlığına tayin edilen Mustafa Kemal... ama... Kitabımda işlemeye çalıştığım konu bu. Aksini söyleyecek kimse kalmadı hayatta. — Benim tek diyeceğim şey: Atatürk... Tarife Hanımefendi... — Bu konuda şahit olduğum bir şey yok... sevgili dostum Corinne bunları bilmeyecek ve her zamanki gibi mektuplarını ve kartlarını Sofya'ya gönderecek. hakikaten bir kimseye aşık olmuş biri değildir... — (. herşey. Daha pek çok böyle gerçek dışı şeyler çıkıyor ortaya... Ve bunları da benim yerime Fethi (Okyar) Bey alacak. Bunun benim kusurum olduğunu mu söylemek istiyorsunuz? Tabii değil mi..... Aksini düşünemem hiçbir zaman. — Ben böyle bir şey olabileceğini sanmıyorum.o da bir insan. Bilemem.. çünkü Nebile'yi de bir evlâdı mânevi olarak aldı Atatürk... büyük bir lider ama . Mara.. Nebile olamazdı âşık. Siz ki her şeyden haberiniz olduğunu iddia edersiniz . ben Maydos'ta olacağım.... Maydos Karargâhı 'Sevgili dostum.. — Tahmini olarak bir şeyler söyliyemez misiniz? — Gözümle görmediğim için bir şey söyleyemem. CORİNNE'E MEKTUPLAR Ülkesi savaşa girdikten sonra Mustafa Kemal'i Sofya'ya hangi kuvvet bağlayabilirdi... O günlerin şartları içinde ve vatan görevi gerekleri çerçevesi içinde kalmış birer eski ve tatlı hâtıra idi artık. O büyük insanın çok yönleri tüm ayrıntılarıyla yazıldı.. ÇANAKKALE SAVAŞLARINDAN Mm.. Anna Todorova. 54 memleketi kurtarmayı kafasına koyduktan sonra böyle bir olay kesinlikle olmamıştır... O günlerin havasını. — Sayın Sabiha Gökçen..Nebile 2 defa evlilik yaptı. arkadaş bildiği kimselerin hanımlarıyla asla böyle bir şey yapmazdı. — Hayır hayır.. bir erkek... Atatürk ve kadın.... Mimi..Siz ki benim özel hayatımı takip etmekten memnun olmak istersiniz. O büyük bir kumandan. Nebile âşık olsaydı Atatürk'e.. hazırladığım kitabın konusu Atatürk ve aşk. NEBİLE ZSA GABOR SÖYLENTİLERİ ¦— Nebile'nin Atatürk'e âşık olduğu yolundaki yayınlar gerçek dışı mı? — Gerçek dışı.)nin hanımı Zsa Gabor'un Atatürk'le bir aşk gecesi yaşadığı yolunda bir küçük haber çıktı geçenlerde.. O bakımdan söylüyorlar. Muhakkak değildi....... Bu yönünü de ben tes-bite çalışıyorum. — Büyük bir liderin özel yaşamı genellikle kapalı kalır... Çanakkale Boğazı'nda durum buhranlı bir hal alınca sevgili dostumuz Nuri (Conker)nin eski yeri olan Tekirdağ'a giderek ordaki bir fıkranın kumandasını üstlenmemi isteyen acele bir 24 . Ama gençken olmuş olabilir...

Yeni dostlarıma Allahaısmarladık bile diyemeden Sofya'dan ayrıldım. kolay kolay aralamadığı kalbinin kapılarını. Birkaç gün önce içinde bir takım şakalar bulunan bir kartpostal yollamıştım. Benim bu konuda size verebileceğim bir izahat yok. Corenne'e hafifçe aralamakta ve duygulu bir seslenişle “Geçmiş günler ve o günlerin hatıraları ölümsüzdür.. Siyasi ve askeri genel durum hakkındaki görüşlerinizi bana açıkça söyeyiniz Corinne... “CESUR VE İNANÇLI ASKERİM ŞEHİT OLURSA CENNET'E GİDECEĞİNE YÜREKTEN İNANMIŞ” Karargâhındaki görevlilerden birinin İstanbul'a yapacağı seyahati fırsat bilen Mustafa Kemal. Corinne'e yeni bir mektup yazmaktan kendini alamıyor. 56 Corinne!. Kemal” Mustafa Kemal'in savaş içinden Corinne'e özet kurye ile ulaştırdığı bu mektup gösteriyor ki büyük asker. Biliyordum ki bu. büyük asker Mustafa Kemal savaş meydanlarında ilk askeri zaferini kazanmış... Ve yerimde kalırsam kuvvetle umuyorum ki hep başaracağım!... Mazi ve mazinin hâtıraları ölümsüzdür. 20 Temmuz 1915 “Sevgili Madam. 19... Kurşun vızıltıları ve bomba gürültüleri 25 ... Gece gündüz top sesleri. İki aydır buradayım. Çünkü bu önemli savaşın onurunu Mehmetçiğe kazandırmayı tercih ettim. Anlıyorsunuz ki oldukça meşgulüm. Ben bu savaşta ölsem bile beni ve o hatıraları unutmaynız!... Sevindirici olaylar üst üste gelmektedir. Size istediğiniz zaman hemen cevap yazamazsam umarım ki beni mazur görür ve bana kısa.. Kazandığı zaferler ve madalyalar O'na göre bir başlangıçtır. Aziz Corinne. basit kartlar postalayabilirsiniz. Fırka Kumandanı M.” diyebilmektedir. hiçbir zaman benim gibi hareket etmez. MAZİ VE MAZİNÎN ANILARI ÖLÜMSÜZDÜR BENÎ UNUTMAYINIZ CORİNNE!. Almanlar da bu genç kumandanı Demir Haç Nişanı ile değerlendirmişler. ÖLSEM BİLE!. 'Zaman geçer gider. Hattâ bu savaşta ölsem bile.. Burada benim adım fazla duyulmazsa hayret etmeyiniz. beni unutmayınız Corinne!. arkasından “Miralay” (Albay)lığa yükseldiği tebliğ edilmiştir kendisine.. Mektubu bizzat size vermesi için fırkamdan bir zabit gönderiyorum.. Ama dostlar arasndaki bağları her zaman kuvvetlendirerek geçer gider zaman. savaş psikolojisinin belki doğal bir sonucu olarak Mr.. Buradaki hayat pek fazla sakin değil. Arıburnu Cephesi'nde İngiliz kuvvetleri ağır yenilgilere uğramış.. mermiler başlarımızın üstünde patlayıp gidiyor. Maydos. Mısır'a hareket etmeden ve Kudüs'te dinlenmeye karar vermeden sizin evde bir akşam yemeği yiyebilen ve size sıcak duygularla veda edebilen Nuri. Sofya'dan ayrılışımı ve burada görev alışımı size niçin haber vermediğimi bana sormayınız. Günlük çalışmalarından arta kalan zamanlarında canı roman okumak istemektedir. Savaş devam etmekte ve Mustafa Kemal büyük bir başarı ile İngiliz kuvvetleri karşısında savunmaya devam etmektedir. Matmazel Edith'e içtenlik dolu dostluk duygularımı.. Ama yine de şüphe etmeyiniz ki hafızalarımızda silinmez izlerini sakladığımız güzel anları asla unutmuş değilim!. Karargahımın kâtiplerinden Hulki Efendi'nin İstanbul'a gelmesinden faydalanarak size bu satırları yazıyorum. şu ana kadar daima başardım.. Miralay Mustafa Kemal'in karargâhı hâlâ Maydos' tadır. Ve savaş gecesi siperlerin içinde Mehmetçiği harekete geçiren de odur. Çanakkale Boğazı'nı müttefiklerin çıkarma girişimlerine karşı savunuyorum.. “Harp Liyakat Madalyası” ile takdir ve taltif 57 edilmiştir. benim için bir nezaketsizlik idi. Çünkü postayla ancak pek mânâsız birkaç kelime yollamak mümkün olabiliyor. şarapneller. Şüphesiz biliyorsunuz ki savaşı yöneten sizin dostunuzdur. anneniz hanımefendiye ve babanıza saygılarımı lütferi bildiriniz.telgraf almıştım. Bir ilk adımdır.

Belki de ablası Corinne'in büvük dostluğunu gölgelememek için içindeki duyguları bastırıyordu. Bunları kesinlikle bilmemiz olası denil amma. Ziyaretlerinin birinde Matmazel Edith. Pangaltı'da. doğru cennete gidecek. Yarın yine bir başka yönde yola çıkıyorum.. Bu dinlenme ancak ölümden sonra mümkün olabilir. Siirt'e üç gün uzakl'ktaki Miyotarkin'de benimle fou'uşması için Diyarbekir'deki Nuri'ye talimat verdim. Şehit olmak nedir. Bir süre sonra. Üvey babası Ragıp Efendi ise bir süre önce ölmüştü. Çünkü bu olayların ardı arkası kesilmez. Beşiktaş'ta Akaretler'de oturuyorlardı. Üç gün sonra buluşacağız ve inanıyorum ki geçmiş günlerden ve sizin sevgili varlığınızla süslenen hatıralardan uzu uzun söz edeceğiz. kızkardeşi Edith ile birlikte. Miralay: M. bilir misiniz. Gerçekten onlara göre 2 sonuç ihtimali var: Ya gazi olmak ya da şehit olmak. hurileri onları karşılayacak ve sonsuza kadar onların arzusuna tabi olacak. Mustafa Kemal'in kahve falına bakmıştı.. sevgili Madam..KEMAL 19.. Siirt. Doktor Hüseyin Bey. Gerçek dostluğumu kanıtlamak için bu kez sizden önce kaleme davrandım. Adı ve ünü bir anda bayraklaşan Mustafa Kemal her gittiği yerde büyük bir saygı ve hayranlıkla karşılanıyordu. Olayların etkisiyle sertleşen karakterimi -mantıklı öğütlerinize dayanarakyumuşatabilmek için romanlar okumaya kararlıyım. Sevgili Edith'in —âdeta bir melek gibi— falımıza baktığı tatlı anları —kendisi memnun ve mutlu olsun diye— hatırlamamıza müsaade eder misiniz? 60 26 .. Çok şükür ki askerlerim pek yürekli ve düşmandan daha dirençlidir. bu muhayyel istirahata kavuşmak için Tan-rı'nın cennetine gitmeye hiç de niyetli değilim. Anneniz hanımefendiye. Moralleri de yüksektir. Bu nedenle aşk duygularından ve pek az fikrine katıldığım bir insan'n hayat felsefesinden başka bir şey ilham etmeyen bir romanın tefrikalarını okumak ihtiyacını duydum.. Edith'in fal baktığı günü sık sık anımsıyordu..içinde adeta bir cehennem hayatı yaşıyoruz. YA DA HİÇ UNUTULMAMAK İSTERDİM!.. 6 Mayıs 1916 “Sevgili Madam. Nerdee. beybabanıza saygılarımı ve Matmazel Edith'e en içten duygularımı arzetmenizi ve en sıcak ve saygı dolu bağlılılklarıma inanmanızı rica ederim. Co-rinne oturuyordu. OLMAK. Hulki Efendiye birkaç roman ismi verin. 1916 yılının başlarında tayini Kafkas Cephesi'ne çıkan ve Nisan ayının ortalarında Silvan'da kumandayı ele alan Mustafa Kemal. Bu konakta yüzbaşı Ömer Lutfi Bey'in dul eşi Mm. Orada Tanrı'n'n en güzel kadınları. Daha önceki mektuplarının çoğunda “Sevgili Co-rinne” diye başlayan Mustafa Kemal.. En yüksek 58 mutluluk!.. Ve mektubun içeriğinde “Matmazel Edith” daha fazla bir ağırlık kazanmaktadır. Fırka Kumandanı" “YA HİÇ DOĞMAMIŞ. Çünkü dinsel inançları.. Herkesin büyülendiği tatil ve esprili konuşmalarınızdan zev alabilmek imkânından mahrumum. gidip satın alsın. ben bu mektubu yazarken yanımda Size neler yazdığımı soruyor ve kimin Matmazel Edith'e ait olduğunu öğrenmekte ısrar ediyor. onları çok defa ölüme götüren emirlerimi derhal yerine getirmelerini gerektirmektedir..” Çanakkale savaşlarının genç ve muzaffer kumandanı İstanbul'a döndüğü zaman annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşi Makbule.. Harbiye Mektebi'nin karsısında bir konak vardı: Tabib Miralay Mösyö Luigi'nin konağı. Uzun ve çok yorucu bir yolda iki aylık bir seyahatten sonra dinlenebilmek için bir fırsat olabileceğini sanırsınız değil mi?. Oysa ben. Matmazel Edith'in Mustafa Kemal'e karşı özel bir sempatisi vardı. Siirt'ten gönderdiği mektubunda da Maydos'tan yazdığı son mektubunda olduğu gibi “Sevgili Madam” hitabı ile dikkati çkemektedir. Corinne'e yazılmış mektuplarda ve Corinne'den Mus59 tafa Kemal'e ulaşan haberlerde bu duygunun belirtilerini sezmemiz çok kolay.

Paradan yana düşünüyorsan. oölunun kısmeti açılmıştı: Padişah Vahdettin'in kızı... oğlu Mustafa Kemal'i evlendir meyi tâ Selanik'te oturdukları zamanda beri istemektedir.. hırslı ve memleketinin geleceği için mutlaka bir şeyler yapmaya kararlı bir general.. ve zaferler. Ben vereceğim.yakışıklı. Şu anda yalnızım. kültürlü. Osmanlı İmparatorluğunun ve müttefiki Almanya'nın yenilgisiyle biten Birinci Dünya Savaşı'nm mütareke yılları.. paşalığa yükselişi daha önceden kendisine tebliğ edilmiştir.. Damat Mustafa Kemal paşa olmayı kesinlikle kabul etmedi.. Padişahın kızkardeşi Prenses Münibe'nin aile dostlarıyla birlikte aracılık yaptığı bu konu için Mustafa Kemal Paşa'nın kararı olumsuzdu.. Veliaht Vahdettin Efendi ile Almanya seyahati. Beni bekleyen büyük işler ve vazifeler var!.. Zübeyde Hanım'a pöre. Ve birbirini izleyen olaylarla yüklü yıllar. duygulu.. Zübeyde Hanım'ın sevgili evlâdı.“.... Ve de. ya da hiç unutulmamayı isterdim.. MUSTAFA KEMAL'E GERÇEKTEN ÂŞIK BİR GENÇ KADIN: FİKRİYE Mustafa Kemal'in üvey babası Ragıp Efendi'nin bir kardeşi vardı: Miralay Hüsamettin Bey... Zübeyde Hanım o yıllardaki görüşmesinde ısrarla üstüne üstüne gitmişti meselenin: — Oğlum!. Başkumandan Vekili Enver Pa-şa'nın masasına kadar ulaşan “Mustafa Kemal” imzalı sert raporlar..... CHATEAUBRİAND” Adres: General Mustafa Kemal Diyarbekir” Mektubunu altındaki imzada “General” kelimesi bulunması göstermektedir ki Mustafa Kemal'in Mirliva (Tuğgeneral) lığa terfii 1 Haziran 1916 olmasına rağmen. Oysa şimdi aradan çok zaman ve çok olaylar qeç-mişti.. Bu. Saraydan aracılar gelip gidiyordu Sabiha Sultan'la Kemal Paşa'yı başgöz etmek için. Zübeyde Hanım'ın gündeminde. PADİŞAH KIZIYLA EVLENİP SARAYA DAMAT OLMAYI REDDETTİ Bazı kaynaklar Mehmet Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan'ın “Fahri Yaver” Mustafa Kemal Paşa'ya âşık olduğu yolunda söylentiler çıkarmıştı... Suriye. Oğlunun cevabı yine kesindi: — Anneciğim . güzelliği dillere destan Sabiha Sultan'ın özel bir ilaisi vardı nene generale. Mektubumun geri kalan kısmını şu anda cnüm-de duran bir kitaptan alıntılarla dolduracağım.. Mustafa Kemal'i etkilemek için uydurulmuş bir senaryo idi aslında. Mustafa Kemal Paşa idi o artık.. Halep.... artık delikanlı bir zabit değil.. MİGNET” Son söz: “Ya hiç doğmamış olmayı....Doktor Hüseyin Bey. 61 Harbiye'yi bitirdiği yıllarda aynı konu yine yer almıştı. şimdi evlenmenin sırası değil!. Bugün evlenmekten daha mühim memleket işleri var. hiç düşünme. Her şeyini ben temin edeceğim.... Mümkün değil bu.. askerlerle.. Annesinin bu yöndeki teklifini kesinlikle reddeden genç zabit Mustafa Kemal aynen şöyle demişti o zamanlar: — Anneciğim.... Matmazel Edith ile ilgili sa-t:rlan yazdığım sırada beni yalnız bıraktı. Yalnızım ama herşeyi tasvir edebilmekten acizim....... 27 .. 35yaşındadır Mustafa Kemal. Vatanın meseleleri halledilmeden insan kendi meselesini düşünemez!.. Ben vatanımla evliyim. Çok genç .. generallerle ve para ile birlikte sona erer. yıldızı parlamış ünlü bir generaldi. Ruhların takati bittiği zaman generaller kendUerine gelemezler. İkinci Ordu Kumandan Vekilliği'ne tayini. Altın saplı şemsiye vereceğim. demişti.. Madalyalar......diyordu... Gözüm kapanmadan evlen!. Zübeyde Hanım. Çünkü esas amaç. İstanbul'a dönüş. Bitlis'in ve Muş' un düşmandan geri alınmasındaki başarısı nedeniyle yeni yeni takdirler. bu güçlü ve 62 ünlü kumandanı saraya damat yaparak sallantıda olan Osmanlı saltanatını kurtarabilme umudunu biraz daha sürdürmekti.

1336 (1920) tarihini taşıyan bir yazı: 64 Karadeniz Ereğlisi Şifre: 767 Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Fikriye Hanımefendi. İşte bu sırada Fikriye'nin Ankara'ya getirilmesi ve yakın akrabası Mustafa Kemal'in hizmetinde görev alması düşünüldü. Genç kızlığının ilk kilometre taşlarında Mustafa Kemal Paşa ile tanışan Fikriye. diğer görevlilerin çalışmaları da. Ankara'nın en ¦kritik günlerini yaşadığı o dönemde bu fikri Mustafa Kemal'in de onayladığıdır. Ama Bekir Çavuş'un hizmetleri de. 1920 yılının sonbahar aylarıydı..11. gözlem ve izlenimlerinden oluşan bilgiler. Türkiye'de ilk kez bu kitapla kamuoyuna yansıttığımız tarihi ve resmî belgeleri konuşturalım biraz: “Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci” imzasını taşıyan 11. Ama çok önemli bir sorun vardı: İstanbul'dan Anadoul'ya geçmek. Haber. Şimdi.11. sanıldığı kadar kolay değildi o günler.Mustafa Kemal'in üvey amcası sayılan Miralay Hüsamettin Bey. ilk sıralarda. mutluluktan. Kim düşündü?. Aşırı derecede duyarlı. onu çok aradığı ve özlediği. başta Makbule Ata'dan olmak üzere. “Ağabey” diye hitap ettiği ve ağabey gibi sevdiğini sandığı Mustafa Kemal Paşa'nın çevresinden ayrılmayan kanatsız bir melek gibiydi Fikriye. Bu fikri ilk kez ortaya kim attı?. 11. Ankara'da kalmakta bulunduğu “Ziraat Mektebi”nden şimdiki Ankara Gan'nın yanında bulunan “Direksiyon binası”na nakletmişti. her büyük aşkın ilk yol kavşağında olduğu gibi. coşkudan uçuyordu adeta.. çocuk yaşlarında piyano dersleri almaya başamıştı.50 28 . elbet olası değil. bu küçük bina içinde Mustafa Kemal Paşa'ya hizmet etmeye çalışan görevlilerin başında geliyordu. çok duygulu. sevinçten. Duygularının ne zaman güçlü bir aşka dönüştüğünü bilmek. o günleri yaşayan canlı tanıkların anı. Sivas Kongresi'nden itibaren yanından ayırmadığı Bekir Çavuş.36 Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci Bey'in aynı tarihte Ankara'ya çektiğKbir telgrafın metni de şöyle: TELGRAFNAME Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Merkezi No: Kelime Alındığı mahal Tarih ve saati Ereğli 378 50 Kastamonu 23. Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa. Enver adında bir oğlu. Bilinen tek şey. amcasının bu yakışıklı üvey oğluna karşı sevgisel bir yaklaşım içindeydi. Bursa tarikiyle (yolu ile) Ankara'ya gittiğinden ve hemşiresi jülide Hanım dahi vefat ettiğinden (öldüğünden) yalnız kalmış ve bu hal ile artık İstanbul'da devam-ı ikameti (oturmaya devam etmesi) gayrimümkün (o'anaksız) olduğundan oraya ne suretle ve hangi tarikle (yolla) hareketi tesvip (onay) buyrulursa emı-ü irade develtle-rine mutnazır olduğu (yüce emir ve isteklerinize hazır olduğu) arzolunur. Bu anlattıklarımız. bilgili ve ileri görüşlü bir askerdi. Bilinmiyor kesinlikle. ' Biraderi Enver bey. Atatürk'ün kız kardeşi rahmetli Makbule Atadan'ın da kabul ve beyan ettiği bir gerçek. bugün İstanbul'dan gelmiştir. Diğer çocukları gibi kızı Fikriye'yi de batı kültürü ile yetiştirmeye özen gösteren Miralay Hüsamettin Bey. Ancak. ince ruhlu bir genç kızdı. Rumeli'liydi. Mustafa Kemal in Anadolu'ya geçtikten sonra Fikriye'nin duygusal bir bunalıma kapıldığı. İstanbul'a özel bir kurye ile ulaştırıldı. Kızı Fikriye. Fikriye. Jülide ve Fikriye adlarında iki kız vardı Hüsamettin Bey'in. Mustafa Kemal'in rahat ve huzurunu sağlamaya yetmiyordu. 63 her zaman herkese ondan söz ettiği.

günlük ev işlerinde “Zübeyde Hanım Teyzesi”ne yardımcı olmaya çalışır.11. (imza) (imza) Bir yandan Fikriye Hanım'a. Büyük Mil'et Meclisi Yaver: Salih Bun'arın şimdi maklna başında keşidesi (çeklmesi) Yazıldı. (okunamadı) üzere Kaymakamlıktan temin edilecektir. 29 . 13 Seryaver: Sdih (imza) Akaretler'deki 76 No'lu eve sık sık gelen Fikriye. bir yandan da Mustafa Kemal'in emri ile Karadeniz Ereğlisi Kayma-kamlığı'na ayrı bir telgraf çekilmiştir: 66 Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara Riyaseti 11.1336 (1920) tarihini taşıyan belge. doğrudan doğruya Fikriye Hanım'a yazılmış bir telgraf müsveddesi..Dahiliye Vekaleti Vekili Adnan Bu telgrafın şimdi makina başında keşide edilmesi (çekilmesi) emrolunmuştur.1336 (Başkanlığı) Kalem-i Mahsus (Özel Ka!em) ' Adet (sayı): 767 Karadeniz Ereğüsl Kaymakamlığı'na.11. Mustafa Kemal Paşa'nın her türlü hizmetinde bulunur. Hareketinizin iş'arı (bildirilmesi) Paşa Hazretlerinin arzuları iktizasındandır. daha önceden Ankara'dan çekilmiş bir telgrafa yanıt olduğu anlaşılan bir “Telgrafname” ile “Fikriye Hanımefendinin seyahati ile ilgili bilgiler sunan Karadeniz 65 Ereğlisi Kaymakamlığının bu belgelerinden başka iki belge daha var dosyamızda.11.13. Yazılmıştır.. Mithat Bey Fikriye Hanımefendi ile birlikte bu gece alaturka saat beş buçukta Kırım vapuru ile inebolu'ya hareket eyled'ği ve esbab-ı seyahatleri (seyahat sebepleri) temin ve keyfiyet (durum) İnebolu Kaymakamlığı'na da telgrafla bildirildiği arz olunur efendim. Fikriye H&nım'ın yanına şayanı emniyet ve itimat (güvenilir) polislerden birinin tefriki (yol arkadaşı olarak ayrılrnası)ile Kastamonu'ya kadar gönderilmesi ve bu hususta ihtiyar ediienek (yapılacak) mesa-rifin (giderlerin) buraya iş'arı (bildirilmesi) ile derhal tesviye edileceği (ödeneceği) ve şayet İzmit Fasrika Müdir-i sabıkı (eski müdürü) olup birkaç gün evvel oraya geldiği haber alınan Mithat Bey. .11. Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara Kalem i Mahsus 13.11.1336 (Özel kalem) Adet: 767 Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Vasıtasıyla Fikr'ye Hanım'a Muvasalatınızı (varışınızı) şimdi haber alarak yanınıza şayanı emniyet (güvenilir) polis memurlarından birinin tefriki ile (yol arkadaşı olarak ayrılmasıyla) Ankara'ya hareket etmeniz arkadaşlarımdan o'up birkaç gün evvel buraya gelmek üzere Ereğli'ye geldiğini haber aldığım M'th-t Bey'le birlikte gelmeniz.C. 13. şakalaşır ve görünüşte bir “ağabey sevgisi” ile dolup dolup taşardı Mustafa Kemal için.1336 Kaymakam Naci Mustafa Kemal Paşa'ya hem yazıyla hem de. bazı günler O'nunla söyleşir. derhal çekilmek üzere bu telgraf müsveddesi hazırlanmış. Kaymakamlığa yazlmıştır. (İstekleri gereğidir) Sizin de buna göre hareket etmeniz muvafıktır (uygundur). eiyevn (şimdi) orada olup bursya gelecekler ise kendileriyle birlikte gönderilmelerinin muvafık (uygun) olacağı bildiriliyor.36 ve 5-2957 tel. Paraca olan ihtiyacınız buradan. 11.

Fikriye Hanım. güvenliğini -duyaulu bir kadın yüreğinin coşkulu çırpmışlarıyla. saygı. Çerkez Ethem'in büyük problemler yaratarak Ankara'ya kafa tuttuğu ve gizliden gizliye isyana hazırlandığı kritik bir" dönemde. öğle sonu gezintileri yapardı Çankaya sırtlarında. Ankara istasyonundaki “Direksiyon binası”. gündüzün her saatinde “Direksiyon binası”ndaki konut. belki de bu duyguları anlaşıldığında Mustafa Kemal Paşa'nın ilgisini yitireceği kaygısıyla çok ölçülü ve dikkatli davranıyordu. Beğendiler. “Reis Paşa”nın direktifleriyle.. düşman kuvvetlerinin büyük saldırılara hazırlandığı. boynunda Mustafa Kemal Paşa'nın teşbihinden yapılmış bir kolye.. Çok sevdiği.sağladığı için mutluydu. Ayaklarında zarif çizmeleri. Ruşen Eşref (Ünaydın) ile eşi Saliha Hanım. huzurunu. o günlerin yaygın adıyla “Villa”. sevgi. 30 .. 6 Ocak 1921 tarhiinde Yunan kuvvetleri tüm cephelerden saldırıya geçmişlerdi... yoğun bir konuk trafiğinin akışı içindeydi. dağ qibi sorunları göğüslemeye çalışan Mustafa Kemal'in rahatını. zarif bir kadın ruhunun gözetim ve denetimi altında yeni bir biçime sokulmuştu. Gecenin... yeni bir renk ve güvence katmıştı Mustafa Kemal Paşa'nın yaşamına: Başta Paşa ağabeysinin sağlığı. Mutluydu Fikriye Hanım. zaman zaman Rumeli türküleri çalardı Mustafa Kemal Paşa' nın günlük yorgunluğunu birazcık olsun silebilmek için. Ankara'ya kafa tutuyordu. Çocuk yaşlarından bu yana içinde yaşattığı duygularını. Çankaya sırtlarında büyük ve güzel bir köşkün varlığından söz ettiler Mustafa Kemal Paşa'ya.. Çocuk yaşlarından beri piyano çalan Fikriye Ha68 nım. Türkiye Cumhuriyetinin ilk Anayasası olan “Teşkilâtı Esasiye Kanunu”nun ön hazırlıkları yapılıyordu. Londra Konferansı toplanıyordu. PİYANO BAŞINDAKİ ROMANTİK KIZ Çankaya'daki köşke taşınma. yen konutlarında piyanonun başına geçer. Hepsinden önemlisi. Baş yaver Salih Bozok. Çerkez Ethem... bir payton arabasına binerek gidip baktılar köşke. 1920 yılının kışı başlamak üzereydi.Fikriye. çok önemli sorunların çözümü için uğraşıyordu. rahatı ve hısru-ru olmak üzere her konuda büyük br özen ve duyarlık içindeydi Fikriye. Piyanonun tuşlarında dolaşan zarif parmakları Paşasının çok sevdiği Rumeli türkülerini hep aynı sevgisel mutluluk içinde çalıyor ve türkü faslı bittik69 ten sonra çok anlamlı bir şarkı ile noktalıyordu bilinç altına ittiği duygularını: Mani oluyor halimi takrire hicabım!. Bu geçici konutun ihtiyacı karşılayacak büyüklükte olmaması çeşitli sıkıntılar doğuruyordu. . deliler gibi âşık olduğu Mustafa Kemal Paşa'sının yanında ve hizmetinde bulunduğu için mutluydu. içtenlik dolu bir ilgi ve hizmete dönüştürebildiği için mutluydu.. Fikriye'nin Ankara'ya gelişi. kimi zamanlar ata biner. sağlığını sarsabilecek kadar yoğun bir çalışma ile. Fikriye Hanım. köşkün düzenlenmesi işlerinin tümü Fikriye Hanım'ın gözetim ve denetiminde yapılmıştı. Ve geciktirilmeden buraya taşınıl-ması için gereken ön işlemleri ve hazırlıkları tamamladılar. Henüz birinci yılını doldurmamış bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti. Kısa bir süre önce askerlerin ve muhafızların gördüğü bir çok hizmetler. uzak mesafelerden 67 beklenen duygulu konuğuna kapılarını açtığı günler... Osmanlı Devleti'nin kaderini belirlemek için. kendi duygularını belki çevresine sezdirmemek için. şefkat. Sık sık toplantılar yapılıyordu. Ruşen Eşref ve eşi. köşkün hizmetlerini yürütme çabasmdaydı. Mustafa Kemal Paşa'nın oturabileceği ve rahatça çalışabileceği veni bir yer gerekiyordu. Ve daha pek çok önemli konu vardı Mustafa Kemal Paşa'nın gündeminde. bu denli büyük olayların oluştuğu ve geliştiği bir ortamda.

Atatürk gibi büyük bir insanın özel yaşamındaki tarihsel gerçekleri saptamak ve unutulmasını önlemek de bu eserin yazılış amaçları arasındadır..Piyanonun tuşlarında dolaşan parmaklar bir süre sonra mutfakta irmik helvası hazırlıyordu Mustafa Kemal Paşa için. Derken Başkumandanlık Kanunu'nun Meclis'te görüşülmesi. Aslı Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde 14767 sıra numarasında kayıtlı bulunan bir belgenin elimizde bulunan suretini birlikte okuyalım: Türkiye Büyük Millet Meclisi Zata mahsustur Riyaseti 28. bir yandan cepheyi.3. Birinci ve İkinci İnönü Savaşları.... Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'-la yaptığımız günler ve haftalar boyu süren uzun qö-rüşme. Başkumandan Mustafa Kemal..Müdiriyeti (Özel Kalem Müdürlüğü) Şifre: 150 Takiben (Nerede olduğu izlenerek kendisine verilmek üzere) Garp Cephesi'nde Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Paşa Hazretlerine Fikriye Hanımefendi. Sakarya zaferi.. yataktan kalkmıştır.... içine gömdüğü büyük sevgiyi çevresinden gizlemeye çalışarak Çankaya Köşkü'nün yö71 netimin] üzerine aldığı zaman 25 yaşını henüz doldurmamıştır... Riyaset Kalem i Mahsus Müdürü (Başkanlık Özel Kalem Md) Hayati Fikriye Hanım. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa.. Bunların tüm Çankaya'daki köşke taşınmadan sonraki ilk altı ayın tarihsel olaylarıydı. bir yandan uluslararası konferansları izlemek ve yönlendirmekle yetinmiyor. Sağlığı bozulmuştu.. Fikriye Hanım'ın mutlu günleri de sayılıydı. Fikriye Hanım'ın iç dünyasındaki savaşlar da. Mutlu günler çabuk geçer.. gerek diğer araştırmalarımız sonunda sağla70 dığımız resmi nitelikteki belgeler göstermektedir ki Fikriye Hanım'ın büyük sevgisine karşı Mustafa Kemal Paşa da tamamen ilgisiz değildir.) kaptığını ve iptida (önce) kinin ile sıtma ve bila-hsra (sonradan) böbrek rahatsızlığı tedavi olunacağını söylediğini kendi ifadelerine atfen (dayanarak) arzederim.1338 Ktı'em-i Mahsus. Gerek. duygusal yaklaşımların öyküsünü yansıtmak amacını taşımıyor. Bu ilginin niteliğini saptamak oldukça güç olmasına rağmen yorumunu ve değerlendirmesini yapmak o denli zor değildir.. bu yandan Büyük Millet Meclisi' ni. Tarih. Savaş meydanları “Geeel!. Mustafa Kemal. sadece bir takım romantik sevgilerin. hele hele. Fik-riye'nin sağlık durumu ile de yakından ilgileniyordu.. Sık sık doktor kontrolünden geçiyordu. Arkasından İstanbul ve Ankara hükümetlerinin birlikte katıldıkları Londra Konferansı.. Ve daha nice olaylar. Deliler gibi sevdiği Mustafa Kemal Paşa'nın yakınında olmak. Olaylar çok hızlı gelişti: 20 Ocak 1921'de Teşkilâtı Esasiye Kanunu kabul edildi Büyük Millet Meclisi'nde. Çankaya Köşkü'nün yönetiminde söz sahibi olmak. * 31 .... Gel!. Bu kitap... Bugün kendisini muayene eden doktorun.. sıtma olduğunu ve ayrıca da bir böbreğinin zafiyetinden biraz (. Yunan cephesinde savaş devam ediyordu. Fikriye Hanım'ın yüreği başka çağrılar içindeydi. 28 Mart 1338 (1922). Fikriye için çok büyük bir mutluluktur.” diye çağırıyordu Başkomutanı. birkaç ay sonra yapacağı Büyük Taarruz'un ön hazırlıklarını denetlemek üzere cephede bulunduğu bir sırada Fikriye Hanım'ın sağlıksal durumunu da izlemek gereğini duymaktadır..

Zeki. Makbule Hanım'la aralarındaki zıddiyet ve geçimsizlik Fikriye Hanım'ın köşkteki yaşamını etkilemedi.. ÇANKAYA'DA BİR GECE.. O'nun bu candan ilgisi. Fikriye Hanım için her anı bir ömre bedel. Bir gece. Yıllar geçti Çankaya Köşkü'n-de.** Kısa bir süre içinde Çankaya Köşkü'nü düzene sokan Fikriye Hanım. mutlu ve güzel yıllar.. sofrabaşındaki Mustafa Kemal Paşa'yı dikkatle dinliyorlar. Çankaya'da ünlü sofraların kurulduğu bir gece.. Mustafa Kemal Paşa'nın emrine uyarak İzmit'e göndermişti. Sıcacık bir hanım ilgisinin köşkün kavasını ne denli değiştirdiğini gören Mustafa Kemal Paşa kızkardeşi ile annesini de Çankaya Köşkü'ne aldırmayı düşünmüştü.. Ben. — Mustafa Mecdi Bey'i uyandır.. Mustafa Kemal'in eniştesi. Akaretler'deki evden beri sürüp giden bir duygusal yaklaşımın doğal belirtileriydi. sayısız isyanlar ve birbirini izleyen zaferlerle sona ermiş. Bir Fikriye ile görüştük.. bu içten davranışları. Mustafa Kemal.. Haftalar. Ali Kılıç. o yıllarda Emir Subayı olan sonraki yılların Siirt Milletvekili. İZMİR GÖZTEPE'SİNDE SİYAH GÖZLÜ BİR GENÇ KIZ: LATİFE HANIM!. dedi. Gnler.. Klod Farer ile İzmit'te mülakat yapacak olan Mustafa Kemal'in ordaki istirahatinin ön hazırlıkları için Fuat (Bulca) Bey İzmit'e hareket ederken Fikriye Hanımı da aldı yanına. Mahmut Soydan'ı caöırdı. becerikli bir kadındı Fikriye Hanım. Araları şeker renk olan Makbule Hanım'la Fikriye Hanım.. Bu.. Ruşen Eşref... Fikriye'nin bu duygusal eğilimini Zübeyde Hanım da. kendisini yalnız Mustafa Kemal Paşa'ya değil. artık Mustafa Kemal Paşa'ya kızkardeşinden daha yakındı. siz de hemşire ile İstanbul'a dönersiniz!. Bir süre sonra. akla hayale gelmeyen iç ve dış olaylar. sofraya gelsin? Çankaya Köşkü'nde konuk bulunan ve sofradan erken kalkmış olan Makbule Hanımın kocası.. Klod Fa-rar'Ie görüştükten sonra valide ile birlikte Ankara'ya dönerim.. Sofradaki kalabalığın bir kısmı çekilip gitmişti.... tartışma ve sürtüşmelere kaldıkları yerden devam edeceklerdi. Makbule Hanım da kaygı ile sezmişlerdi o zaman. kuşandı ve tekrar sofra erkânına katıldı Mustafa Mecdi Bey. eniştesine önce bir kadeh içkf ikram etti.. Mustafa Mecdi Bey de İstanbul'a gitmiş karısı Makbule (Atadan) Hanım'la Zübeyde Hanım'ı... — Başüstüne Paşam!. Hattâ Mustafa Kemal'in kızkardeşi Makbule Hanım. Çok sevdiği Mustafa Kemal Paşasının tarihlere sığmayan mücadeleleri ve zaferleriyle dolu yıllar.. Binaenaleyh valide ile hemşireyi İzmit'e getir sen.Mustafa Mecdi Bey'i uyandırdıklarr zaman sabah yakındı. O da senin fikrinde.. Mustafa Kemal'in üstüne. Fuat Bulca...titiriyordu adeta.. tâ İstanbul'dan... Birbirlerini incitecek kadar hırçın davranışlarla tartıştılar. ama bu kez Ankara'da Çankaya Köşkü'nde. Fikriye Hanım'la Makbule Hanım'ın ne ilk tartışmalarıydı. tüm köşk presoneline sevdirmişti. * 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan bir mücadele. 73 O. sevimli. Fikriye Hanım da sofrada. artık yeni unvanı “Gazi Mustafa Kemal Paşa” olan büyük kumandan 9 Eylül 1922'de askeri şahlanışını İzmir'de noktalamıştı.. O sıralarda Türkiye'yi ziyaret eden Klod Farer'te görüşmek için Mustafa Kemal Paşa'nın yapacağı Iz72 mit seyahati üzerinde sohbet ettikleri bir sırada Mus tafa Kemal. zaman zaman Fikriye ile tartışıyor ve ağabey-sine karşı gösterdiği aşırı ilgi nedeniyle bir antipati duyuyordu Fikriye Hanım'a.. Giyindi..... henüz Mustafa Kemal gelmeden İzmit'te kapıştılar. 32 .. ne de son. sonra kelimelerin üstüne basa basa: — Seninle görüşmemiz yarım kalmıştı.

” Yıllardan beri cepheden cepheye koşan ve sürekli bir didinme içinde olan Mustafa Kemal Paşa 74 için İzmir'de kaldığı günler kısa bir istirahat dönemi olmakla kalmadı. Babası ve küçük kardeşi Avrupa'da olduğu için köşkte annesiyle birlikte kalan bu zarif genç kız. Madem ki seyahatinize devam ettiniz. uzun siyah kirpikli. Mademki bütün saadetimi zat-ı devletinizin hizmetinde buluyorum. hürmet.1338 Mukaddes Paşam.) Bursa'ya hareketim hakkındaki emre teşekkür ederim. Bu rüyalardan uyanışımda: “Ya Rab ne eksilirdi deryayı izzetinden” diyor. Şimdi de derin bir teessürün altında ezilmekteyim. Kendisine büyük bir yakınlık ve saygı gösteren yaverler. iki ellerinizi kemâli hürmetle öperim. büyük bir mutulluk kaynağı.. hiç kimseye rabt-ı kalb etmemiştir. cıvıl cıvıl bir genç kız. Birçok defalar ufak bir vazife istirham etmiştim.10. Bendenizi bir dakikacık hatırlamış olmaklı-ğınız. Belki: “— Beni yirmi gün görmekle bu kız benden ne istiyor? Ve bu hakkı ona kim vermiştir?” diye hiddelenirsiniz.. İzmir'den Ankara'ya yönelik duygusal seslenişleri devam ederken Fikriye Hanım Çankaya Köşkü'nde “Gazi Paşa'sına her gün biraz daha artan bir sevgi ile bağlanmaya devam ediyordu.. Meşguliyetiniz arasında kalbimin en derin köşesinden fışkıran cümlelere atf-ı nazar ederseniz (Bir göz atarsan-z) mesut olacağım. Daima emr-i devletlerinize intizar eder (emirlerinizi bekler). ortaya yakın boylu. Görüyorum ki bütün hissiyatımla zât-ı devletini-nizi takip etmekteyim. Fakat yalnız bendenizin olan çok kıymetli ve ebedi bir şeyi daha vardır: O da canlı hâtıranızdır. Muvafakat buyrulmadı. 25 Ekim 1922 tarihinde Lâtife Hanım'dan şu mektubu aldı: “Göztepe. Yoksa bu kadar debdebe. yegâne arzum. müsterihim. gıpta edilecek bir şereftir. Hiç olmazsa iki heyecanlı gece geçirdim. afiyette olduğunuzu tahmin ediyorum. Fikriye Hanım'ın 33 . bu iki kişi arasındaki aşk başlangıcıydı. gözyaşları döküyorum. Fakat ilk görüşte dünyanın en büyük dahisi. Burada bırakmş olduğunuz şeref. (Kalbini bağlamamıştır) Nazarında hiçbir şeyin ehemmiyeti olmamıştır. daha sonraki yol kavşaklarında kendisini hangi sürprizlerin beklediğinden habersiz. kendisi için saklanmış olan sadakat.” * ** Lâtife Hanım'ın. mukaddes Paşam. elâ gözlü. yıllardan sonra yazacağı anılarında o güzel İzmir akşamındaki bu karşılaşmayı şu cümle ile tanımlayacaktır. her ne şekilde olursa olsun sadakatimin yanınızda bir silah olmasıd-r. Göztepe semtinde Uşşakizâde Muammer Bey'in köşkünde Başkumandan Mustafa Kemal Paşa için hazırlanan sofrada.. o'muştu. bir yandan büyük milletin coşkun sevgisi. (tçim rahat. bütün ailemin hale-i saadetidir (Mutluluğunun ışıltısıdır). Ünlü yazar ve o gecenin tanıklarından Halide Edip Adıvar. Bu zavallı kızcağız. hayalen daima beraber yaşayacağım. Esasen zat-ı devletinizi bu kadar temiz ve her türlü şahsi menfaatten uzak olarak seven kaç kişi vardır? Rahatsızlığını işitince ne kadar mahzun ve mükedder oldum. Pek mesut dakikalar yaşadım. Fiilen olmasa.. Lâtife. samimiyeti almak tenezzülünde bulunmuştur.. ihtişam ve bilhassa samimiyetten sonra yapayalnız nasıl yaşayabilirim?... saatlerce gözlerim kapalı düşünüyorum.Güzel bir İzmir akşamı. şimdiye kadar hayatın birçok acı sayfalarını okumuş. bir yandan Lâtife Hanım'ların köşkünde gördüğü candan yakınlığın yarattığı “isimlendirile-meyen duygu”. Hayatımın son dakikasına kadar mesut veya bedbaht edileyim. Bar zen dalıyorum. Bir süre İzmir'de kaldıktan sonra Ankara'ya dönen Gazi Mustafa Kemal. Yegâne emelim münciye (Kur-tarıcya) daima hizmettir. 25. Evet!. “O akşamı şenlendiren olay. siyahlar giyinmiş. Latife Uşaklıpil'cVr. Kurtarıcı'yı takipten hâli kal75 mayacağım.

mutlaka Ankara'ya kadar gidebilmeli. sonra Ankara!... 6. sırdaşıdır. bir kez olsun Mustpfa Kemal Pasa'sı ile aörüşebilmeliydi.. tüm umutlarını ve tüm yaşamını bu kutsal duyguya bağlamış her kadının.3. Fikriye Hanım'ın Münih'teki sanatoryumdan kaçıp İstanbul'a geldiği haberi Ankara'ya hemen ulaştırılmıştı. herşeyin bittiğini ve tüm umutlarının bir serap olduğunu çok iyi anlamıştı. İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşşakizade'lerin kızı Lâtife Hanım'la evlendiğini açıklayan bir haber. Ve. Takvimlerin üstünden sayısız yapraklar uçuo gitmişti. karşılaşmaları bile hoş değildi.. Her ne pahasına olursa olsun.. bir bakıma Lâtife Hanım'la evlenmeye karar vermesi sayılırdı.kulağına kar suyu kaçırabilecek en ufak bir haberi bile dışarıya sızdırmamışlardı. o anda duyabile77 ceği hisler ne ise Fikriye Hanım da aynı duygularla sarsılıyor. Ruhsal bakımdan eni-konu sarsılmıştı... İshak Paşa MahaHeâi. Her insanın. İlk kez yayınlanan aşağıdaki belgelerden Fikriye Hanım'ın Ankara'ya hareketine ilişkin yazışmaları birlikte izleyelim: 78 A V-2 İstanbul. Çünkü kendisini içtenlikle seven iki genç kadının.. Zaten Salih Bozok'tan başka İzmir-Ankara arasındaki yazışmadan haberi olanlar pek azdı.. doğru Sultanahmet'e.. İstikamet: Önce İstanbul... Belki de yoktu.. AŞK SÜRGÜNÜ FİKRİYE HANIMIN MÜNİH'TEKİ BUHRANLI GÜNLERİ Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle Fikriye Hanım' in Almanya'da birkaç ay istirahat etmesi uygun görüldü. Aşk denilen o yüce duygunun bir insana neler getirdiğini ve bir insandan neler götürdüğünü bilebilmek için ne falcı olmaya gerek var. bu hüzünlü. Hemşire Martha'nın getirdiği gazetelere dalıp gitmiş. Münih'te çok buhranlı günler geçirdi Fikriye Hanım. Münih sanatoryumunda. Oysa. Yüreğini dolduran gizli ve büyük aşkının acılarını zaman zaman bölüştüğü Memduha (Kule) Ablasının oturduğu Kazasker Hayrettin Molla'nın Konağı. hayaller de uçup gitmişti.. İshak Paşa mahallesindeki bu eski konağa gitti. Sirke'ci garından trenden inen Fikriye Hanım. Mustafa Kemal. ertesi gün doktorların tüm ısrarlarına karşı koyarak hastaneden çıkıp doğru Münih garına koşuyor. hem de dert ortağı. Siirt Milletvekili Mahmut Soydan'ın muhafazası altında Ankara' ya veda ettiği gün. onu ta gençkızlık yıllarından beri tanır. O anda dünyalar yıkılıyor Fikriye Hanım'ın yüreğinin üstüne. Fikriye Hanım'ın yabancı olduğu bir semt değil. ne de bir psikiatriste. uzun süreden beri tedavi altında olan bir aşk sürgünü.. diyebilmek için mutlaka o anda Fikriye Hanım'ın yaşadığı ruh halini yaşamak yeterli. Bu düşünce. Bu yorgun. yıllardan beri kendisine en saf ve en içten bir duygu ile bağlandığını çok iyi hissettiği Fikriye Hanım'ın —kişiliğini incitmeden Çankaya'dan Ankara'dan uzaklaştırılması çarelerini düşünmeye başlamıştı. Bu yapraklarla birlikte sayısız umutlar.1923 D 79-2 d Makina başında cevabı 34 . Münih'te kalacağı süre içinde her türlü rahatı sağlanmıştı. bu özlem dolu göz-bebeklerine takılan bir gazete haberi: Gazi Mustafa Kemal Paşa'sının. Münih'te karlı bir kış gecesi. Memduha ab-la'sı onun hem eski ev sahibesi. KAPILARI ZORLAYAN AŞKIN GÜCÜ Sultanahmet. Tıpkı yıllarca önce olduğu gibi.. ne yapıp yapmalı. genç kadının içi rahat değidli.. O geceyi sabaha kadar uykusuz geçiren genç ve hasta kadın. vatan özlemiyle. —Lâtife ve Fikriye Ha76 nımların— Çankaya Köşkü'nde bir arada bulunmaları bir yana. Mustafa Kemal özlemiyle dolup taşan gözbebekleri.. Ankara'ya gitmek istiyordu Fikriye Hanım. Dışarda dondurucu bir soğuk..

Mustafa Kemal Paşa'sının tüm karşı koymalarına.F 1-158 hemen alınacaktır..1923 D 79 2d F 1-157 İzmit Mutasarrfı Sadettin Beyefendiye Paşanın yeğeni Fikriye Hanım Avrupada tedavi için bulunurken.3. yoluna çıkarılan engelleri teker teker aşmasını ve Ankara'ya ulaşmasını bilmiştir. Çocuk yıllarından ölümüne kadar.. 6/3 Lütfü Aynı gün İzmit Mutasarrıfı (Küçük il valisi) Sadettin Bey'e.3. Kendisine gereği kadar para vermiştim. Paşa'dan izin almadan ve tedavisi bitmeden geri dönmekte olduğu anlaşılmıştır.3.. büyük bir duygu. izmit'ten geçişinde orada alakoyarak bilgi vermeniz Paşa'nın emri gereğidir. tüm çaba ve önlemlere rağmen durduramamıştır!. Atatürk'e yönelmiş aşk duyguları içinde “Fikriye Hanım”. kendi kişisel değer yargılarımızla. o büyük insanın. Fikriye Hanım'ın yolculuğunun durdurulabilmesi için. Benden izin almadan hareketine müsaade olunmamak için gerekenlere emir buyurmanızı ve bildirmenizi rica ederim. Şifreyi kapadım. büyük bir aşk. Orada otursun ve bana açıklama yapsın. 6. Ankara tren istasyonunda bir paytona binerek Çankaya'nın yolunu tuttuğu zaman. ilgili ve yetkili bir çok görevlinin aldığı tüm önlemlere rağmen. Benden izin almadan neden ötürü İstanbul'a gelmiştir? Kesinlikle Ankara'ya gelmesine izin veremem. “Başyaver” imzasıyla aşağıdaki şifre çekildi: A V-2 6. Belki de. Adnan Açtım 6. ÇANKAYA'DA TABANCALI BİR GENÇ KADIN: FİKRİYE HANIM!.3. kalbinde taht kuran vatan aşkından. Ne var ki. kendisinin de ifade ettiği gibi. bugün geldi. içindeki büyük aşktan alan Fikriye Hanım. Gazi Mustafa Kemal Şifreyi kapadım. O'nun. Gazi Mustafa Kemal Pasa Hazretlerine Fikriye Hanım.1923 6.. Münih'teki sanatoryumdan kaçarak 80 Ankara'ya yönelen Fikriye Hanım'ı. Atatürk'ün yaşamında da sevgisel yaklaşımların önemli bir yeri yeri vardır. Yüksek emirlerinizi beklemekteyim. Mac t Ankara. Ankara yakınlarına kadar sokulmuş büyük düşman kuvvetlerini durduran ve geri çeviren Mustafa Kemal. efendim. hiçbir gücün söküp atamadığı. Başyaver Lütfü Burada. bir doruk noktasıdır. 6. A V-2 D 79-2a F 1. cepheden cepheye koşmaktan sevmeye ve sevilmeye yeteri kadar zaman bulamamıştır. bir gerçeği saptamak istiyoruz: Her insanın yaşamında olduğu gibi.3.1923 Şifre: Makina Başında. Hiçbir olayın. Atatürk de yüreğinde “aşk” denilen duyguya yer vermiş ve yüreği bu yüce ve güçlü duyguyla çırpınan bir çok genç kızlar ve kadınlar tarafından sevilmiştir. niteliği ve niceliği değişik de olsa. ana kaynağında söndüren ve durduran Mustafa Kemal.. Yarın hemen Ankara'ya hareket etmek istiyor. millet sevgisinden güçlü olamamıştır hiçbir zaman. Atatürk'ün gönlünde zaman zaman kı-vılcımlanan aşk duyguları.1923 Lütfü Başkanlık Özel Kalem Müdürü Hayati Beyefendiye Yukarıdaki şifrenin hemen Paşa Hazretleri'ne sunulmasını ve hemen cevabının verilmesini Adnan Beyefendi rica ediyorlar. Memleketin çeşitli yörelerinde baş gösteren büyük isyanları..156 Adnan Beyefendiye Fikriye Hanım'j tedavi için Almanya'ya göndermiştim. ne 35 . Gücünü. hiçbir engelin karşı koyamadığı. Sözcüklerin tam anlamıyla delicesine bir sevgidir b'j.

. Aman Ömer. Fikriye Hanım'ın intihar olayı günlerinde Ankara Memleket Hastanesi Başhekimi bulunan Operatör Dr. Benim zamanımda burda yoktunuz.. intihar ettikten sonra hemen has82 taneye getirildi. Beni bir köşeye çekerek: — Fikriye'yi ve Mustafa Kemal Paşa'nm yanındaki kıymetini biliyorsunuz. Çankaya'nın emri ile derhal hastaneye koşan ve genç kadının kurtarılmasına çalışan Sıhhiye Vekili Refik (Saydam) Bey'in devreye girmesi de bir işe yaramadı. Brovnik tabancasını çıkarmasıyla kalbine dayayıp tetiği çekmesi bir oldu. Ben yabancı değilim.. sol akciğeri büyük bir çapla delip kalp nahiyesi yakınından geçmiş ve bu meyanda kalbin dış muhafazasını zedelemişti. Brovnik tabancadan çıkan mini mini bir kurşunla durmuştu artık.. ne de İstanbul'daki yakınları Fikriye Hanım'ın gizlice bir seyahate çıktığını bilmiyorlardı...Bir de her gün şayet gerekirse hatta her saat düzenli gözjem notları ile hastalığın gelişmesini inceleyiniz ve kimse ile görüştürmeyiniz.. gazeteci-yazar Hikmet Feridun Es'le yaptığı bir söyleşide diyor ki: “1918Ven itibaren aralıksız 18 sene Ankara Memleket ve daha sonra “Nümuna Hastanesi” adını alan hastanenin baştabibi ve operatörü olmak sıfatı ile intihar eden Fikriye Hanım'ı baştan aşağı kadar tedavi etmiş bulunuyorum. Fikriye Hanım direndi: — Hayır!. Köşkün kapısına çıktı ve oradaki bir paytona binerek Çnakaya'dan ayrılmak üzere iken. Ve göğsünden ağır yaralı oaln genç kadın hemen Ankara Numune Hastanesi'ne kaldırıldı.. Arabasının içindeki feci intihar olayında dolayı arabacının adeta dili tutulmuştu.... köşk görevlileri de.köşktekiler. 24 saat komada kaldıktan sonra gözlerini hayata kapadı.. 81 ÇANKAYA YOKUŞUNDAN BİR SİLAH SESİ GELDİ: FİKRİYE HANIM İNTİHAR ETMİŞTİ!.. Mustafa Kemal Paşa'nm.. Çankaya'ya giden ve Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ı tedavi eden bir hekim olmak sıfatı ile de Fikriye Hanım'la tanışıklığımız ve dostluğumuz vardı.. elimden gelen dikkat ve özeni göster. Paşa Hazretleri uyanıp hazırlandıktan sonra teşrifinizi kendilerine arzedeceğim efendim!. Burada bekleyeceğim!. Siz herhalde beni tanımıyorsunuz. Fikriye Hanım... olaydan çok fazla üzgündür.bekleme salonuna girdiğinde Gazi'nin özel görevlilerinden Bekir Çavuş. Fikriye Hanım'ı tanımış ve hemen koşarak uyumakta olan Pa-şa'yı haberdar etmişti. Başyaver Rüsuhi Beyle Fikriye Hanım arasında şu mealde bir konuşma geçti: — Hanımefendi. İlk tedaviyi yapıp yaralıyı istirahate koyduktan sonra rahmetli Doktor Refik (Saydam) Bey hastaneye geldi.. Fikriye Hanım'ın intiharı derhal Gazi'ye bildirildi... Paytoncu da bir müdahalede bulunamadı... Brovvnik tabanca mermisi. Kendisini derhal hususi bir odaya aldım ve tedaviye başladım. Bir süre bekledikten ve Gazi Paşa ile görüşebilmek umudunu yitirdikten sonra Fikriye Hanım bekleme salonundan ayrıldı. Çankaya Köşkü'nün... 36 . Ömer Vasfi Aybar. Dediler.. Aynı zamanda hemen hergün köşke. Gerekirse İsviçre'ye kadar da yollayacağız . Yıllarca Mustafa Kemal'in aşkıyla çarpmış bir yürek.. bu konuda.... Gazi Paşa'nın çok yakınıyım. Bu kızı kurtaralım. Bilmedikleri bir şey daha vardı: Fikriye Hanım bu kez yanında bir de silah taşıyordu!. birdenbire çantasını açtı.. Çanakkale savaşı sırasında Sahra Sağlık Müfettişliğinde bulunduğu zamanda kurulmuş eski bir dostluğumuz vardı. Sonra köşkte görev almış olmalısınız. Genç kadın bunları söylerken bir hayli heyecanlı ve sinirliydi. lütfen Ortaköşk'te istirahat buy-run!. Gazi Paşa. Paşa. Kendisi ile konuşup bilgi almak hususunda güçlük çekiyorduk.. hemen Başyaver Rüsuhi Bey'i çağırtarak bu randevusuz ve sebepsiz ziyaretin iç yüzünü öğrenmesini emretti.... mutlaka kurtarılmasını emrettiği Fikriye Hanım.

... çocukluğunda.. Tehlikeli bir zatürree!. terbiyesini beğendim!. evlenmeden önce niçin evlenmediğini soranlara şöyle diyordu: “— Evli olmak benim için. — Peki ağabeyciğim!. Ne söylese peki. GAZİ PAŞA'NIN BALAYI 37 .. İki gün sonra da öldü. on adım mesafede duran şu köşkün mazhariyetini düşündüm.. — Kitap okuma!.. bilgisini..” Evet. ayran içerek Paşa'nın yanındaki misafirlerin çekilmesini beklerken önümde... beri tarafta tek katlı yine asıl köşk gibi beyaz gövdeli ve kırmızı pancurlu Yaverler Dairesi'ne ismimi götürdü... işte bu kartal yuvasına gelin geldi.. Ne dese boyun eğerek kabul ederdim...” Ve şimdi. Acar bir kızdı.. — Komşu kızı ile görüşme!.... bakalım Çankaya'daki kartal yuvasının. Bakardım ki horoz gibi kapışmışlar. Fikriye Hanım ilk şoklardan sonra biraz sakinleşti..” s izmir'de sade bir nikâh töreni ile dünyaevine giren Mustafa Kemal'e. Yerine göre insanın enerjisini kırar. 1922'nin Çankaya'sı işte böyle. Kastamonu'da çıkan “Açıksöz” gazetesinin 24 Temmuz 1922 tarihli sayısında şöyle tanımlar: “Sağ tarafta. — Peki!. Bahçeye kurulmuş bir çadırın bekleme salonu gibi kullanıldığı. İnsana bir (Otağ) hissini veren.... Evin esiri ben. Ama diğer kardeşim Naciye öyle değildi. atlasının solgun renklerinden bir tarih kokusu duyulan bu refah çadırın içinde kahve.... Mustafa Kemal Paşa. Makbule Hanım. yemyeşil ağaçlar arasında adeta bir kartal yuvası.. evliliğinden bir hafta önce Bur-sa'da Madam Brod'un otelindeki bir akşam yemeğinde şöyle bir soru yöneltmişlerdi: — Latife Hanımefendi güzel mi Paşam? Elindeki kadehi yudumladıktan sonra bu soruya şu karşılığı vermişti: — Hanımefendi!.. yolun kıyısındaki toprak yarın oyul-masıyla yapılmış. Yalnız plevre ve pericardede toplanan kanlar yüzünden nefes darlığı vardı. zincirler.” 83 Üçüncü Eöiüm “BEN KISKANÇ BİR ERKEĞİM!... Lâtife Hanım'ın Çankaya Köşkü'ne gelin gelmesiyle O büyük insanın günlük yaşamında bir takım kayıtlamalar.. Ne yazık ki tam bir hafta sonra yüksek bir ateş başadı.. İki dakika sonra bahçede.. O'nun-la kavga ederdi. — Pencereden bakma!. Atatürk'ün kırzkardeşi Makbule Atadan'la uzun süreli mülakatımız esnasında aynı şeyi ben de sordum. — Peki!. — Peki!.” 87 ÇANKAYA KÖŞKÜ'NÜN GELİNİ : UŞŞAKİZADE LATİFE HANIM O yıllardaki Çankaya Köşkü'nü İsmail Habib. Ve Lâtife Hanım'ın Çankaya Köşkü'ne adım atması ile bir çok şey de yavaş yavaş değişmeye başladı. önü kapaksız ve üstü yuvarlak bir çini sobası içine benzeyen. Çok güzel olsa zaten ben almam. ya da sınırlamalar başlayacak gibi 88 görünüyordu. Ben yumuşak başlı olduğum için benimle pek takışmazdı. bu yeni düzenlemelere uyabilecek miydi. alabildiğine özgür ve bağımsız kartalı. Fakat bunların önü alınabilir ve yaraı kurtulurdu. ama.. Lâtife Hanım... Lâtife Hanım'ın zekâsını. derdi. bu-satırların yazarına aynen şu cevabı veriyordu: “— Kıskançlığını bilmem ama çok sertti ağabeyim.. Hatta birkaç gece de hastanede yattım. millet ve memleket lehine icabında büyük fedakârlıkları göze almayı kayıtlar. Muayene ettik. — Mendil işleme!....Tavsiyeyi tamamen uyguladım. mağaramsı bir otomobil ve araba hangarının önünde paytonumuz durunca Laz elbiseli bir muhafız nöbetçi.. Ben kıskanç bir adamım. Hiçbir kayıt altına girmemek isterim. geniş ve renkli bir çadırın içindeyim.. Ben mücadele adamıyım.

Kılıç Ali.. Bayraklar. Havai fişekler. Seyhan Nehri sahilindeki bu muhteşem konak.. Vatanımızda yepyeni bir aile hayatı yaratabilmek için önce kendim örnek olmalıyım.... tüm Adanalılar. o gece tarihi bir gün yaşıyordu. Ertesi gün. karısı Lâtife Hanım'la yurt gezisine çıkıyor. Ve mahşeri bir kalabalık. Kılıç Ali ile arkadaşları kâğıtları toplamaya çalışırken O mâni oldu. her zamanki gibi pek şıktı. İsmail Habib ve Başyaver Salih Bey... Azerbaycan Sefareti burası... çoluk-co-cuk.. ders verme gezisiydi. Fener alayları ... Gerçek. dedi.... Birden bir hareket oldu. takım elbisesi ile... — Evleniyorum!. ilk kez peçesini takmadan.. Gazi Pasa'yı ve karısını görebilmek için. Bir ses çınladı kulaklarının dibinde: — Oooo. Treni bir kompartmanında üst üste konulan bavullardan oluşturulmuş uyduruk bir masa etrafında dört kişi -yolculuğun monotonluğunu gidermek için-poker oynuyorlar: Konya mebusu Refik (Koraltan). BENİM OLMADIĞIM YERDE KARIM DA BULUNAMAZ Şimdi Adana'da “Atatürk Müzesi” olarak kullanılan bina. o sırada Mustafa Kemal ile eşine konut olarak tahsis edilmişti... kat'i ve mukarrer! Ağaoğlu Ahmet Bey.. 4 Ocak 1923 Cuma akşamı Azerbaycan Sefaretindeki bir ziyafeti hatırlıyorlar... yüzünü açık bırakarak çıkıyor erkeklerin karşısına.. birkaç ay öncesini. bakışları ile sofradakilerin gözbebeklerini taradıktan sonra cevap veriyor: — İzmirli bir kız!.. Yunus Nadi. Kadın böyle umacı gibi kalabilir mi? Soğuk bir Mart gecesi Ankara'dan hareket eden özel trenin seçkin yolcuları..” 38 ..... Bu... İsmail Habib ve daha birçok seçkin kişilerin çevrelediği sofrada tüm gözler Mustafa Kemal Paşa'ya çevrilmişti o akşam. bakın şu beceriklilere!.. Gazi Mustafa Kemal Paşa. Hiç yoktan masa da yapmışlar!.. Ve ilâve ediyor: — Ben sadece evlenmiş olmak için evlenmiyorum!.. Yüzü tamamen açıktı. bovnunda —beyaz frenk gömleği üzerinde zarif bir şekilde duran— kravatı. Lâtife Hanım'ı bir yerde ağırlamak ve konuk etmek için davet ettikleri zaman Mustafa Kemal Paşa. Adanalı hanımlar. Lâtife Hanım... Geziye katılan maiyet erkânı. Bir bakıma-bir balayı gezisi denilebilir. hem inkılâpçı bir lider..... başında kaloağı. Günlerden Pazartesi. Kadın-erkek. Ben de oynayacağım!. Ayaklarında zarif botlar vardı. eski bir Ankara konağı. 90 Halkın arasında geçerken bastonunu sol koluna atıyor.. sağ eliyle yediden yetmişe kendisine muhabbet gösterileri yapan Çukurova halkını selamlıyordu. çekine çekine sormak cesaretini gösteriyor: — İzmir fâtihinin kalbini fetheden bu bahtiyar kim acaba? 89 Mustafa Kemal Paşa.. başını çevreleyen ve çenesinin altından omuzlarına kayan bir fular bağlamıştı.Kav 50 kuruş.. O'nun “Balayı Gezisi” bile bir devrim gezisi. Sofra alabildiğine kalabalık.... bayraklarla donatılmıştı. 12 Mart 1923.. Devam!. Mustafa Kemal Paşa. Cebeci'de ahşap. — Yooo. Açık renk kruvaze bir pardösü giymişti.. Tarih. işte bu geceyi ve Gazi Paşa'nın bu sözlerini anımsıyorlardı o bavullardan oluşan poker masasının başında. bir örnek olma. Gazi Paşa'nın sesiydi. Lâtife Hanım. hem de yeni evli bir aile reisi gibi konuşmuştu: “— Benim bulunamayacağım yerde karım da bulunamaz!... Pırı pırıl güneşli ve aydınlık bir bahar havası var Toroslar'ın ötesinde. Tren Adana istasyonuna girdiciinde her taraf taklarla. Ağaoğlu Ahmet Bey.. — Gerçek mi Paşam? — Gerçek efendim. Bop yüz para. Ankara'dan Toroslar'a doğru yol alan özel tren gecenin karanlığı içinde kara bir yılan gibi akıp gidiyor..Renk renk ışıklar. tüm Cukurova'lılar yollara dökülmüşlerdi.

tüm mutluluğunda kendisini sorumlu saydığı için işe.. Çocukluğundan bu yana sıcak bir aile hayatının dışında ve uzağında yaşayan “Gazi Paşa”. Benim vazifem. politikacılar ve insanlar.. Gazi Paşa ve maiyeti. bununla kendi arzusunu izhar ediyordu. Ve de Muhalefet.. Şişeler açılmış.. bari mânasını da anlayalım!. Ga-zi'nin içki kadehlerinin sayısını sınırlandırmak niyeti ile başlamıştı. Paşa'nın nutkunu temize çektikten sonra kendisine göstermek için konakladığı yere giden İsmail Ha-bip... kadehler doldurulmuştu herşeye rağmen. O'nun ruhunda volkan var!.. çocuklara çikolata ikram ediyor. Türk kadınının yalnız peçesi açılmış başı ile değil. Davetler birbirini izledi. “Nasıl olurmuş efendim.. Latife Hanım. O'nu Lâtife Hanım'ia birilkte başbaşa istirahat ederken buldu.Mersin. haremlik-selâmlık alışkanlığını sürdürmekte olan bir topluma ilk uyarışıdır. Anadolu Ajansı'nı temsilen gezileri izleyen ünlü yazar İsmail Habib de maiyet erkânı arasındaydı... Partiler. dikkati. 39 ... getirip nutku okumak.iyi telaffuz eden dudaklarından. görgüsünü. şüphesiz. ya da kadehlerin sayısını —Paşa'yı incitmeden— sınırlandı rabilmeliydi. O'nun. çev resindeki köylülere.. herkesle yarenlik ediyor ve onlarla bütünleşiyordu.” Ve. bir hafta sonra Konya'ya geçmişti. Çeşitli ziyaretler.. Lâtife Hanım. eşiğinden henüz adım attığı “Evlilik” müessesesinin havasını doya doya teneffüs etmeye fırsat bulamıyordu. başta sağlığı olmak üzere. Mânasını anlamasak bile ahengi hoşumuza gidiyor!. eşiyle yaptığı bu gezide halka örnek olabilme çabası ile halkın tâ içine girmişti. dedi. iltifatını maddî bir cemile halinde de göstermek ister gibi... Bu kez Hügo'nun bir şiiri dökülüyordu Lâtife Hanım'm Fransızca'yı çok.. Lâtife Hanım. her çağda kurallar pek değişmiyordu. Lâtife Hanım'm kültürünü. — Latife... Vay sen misin bunu söyleyen. başarılarını çekemedikleri değerleri yıpratabilmek için her çareye. 91 Adana . Gazi Paşa'sı üzerinde titreyen duyarlığı boşa gitmişti yi92 ne.... Tarsus.. Gazi. insan misafirine karşı da mı?.....Bu.. Tüm yolculuk süresince bunu düşünüyordu Lâtife Hanım. bilgisini çevresindekilere de göstermek.. “KEMAL PAŞA KARISINI AÇIK GEZDİRİYOR” PROPAGANDASI MUHALEFETİN SİLAHI OLMUŞTU Politika... başının içindeki kültürle de büyük yarınlara hazır olması gerektiğini ihsas ettirmekten geri kalmıyordu.. tasvibini aldıktan sonra da götürüp telgrafhaneye çektirmek. LATİFE HANIMIN İLK MÜDAHALESİ KADEHLERİN SAYISIYLA BAŞLADI!.. her yola başvurmaktan geri kalmıyorlardı. Ortada msiafir yok ama. Öyle bir gürleyiş gürledi ki. Gazi Paşa sigara dağıtıyor. Byron'dan bir şiir okusana!. Gerisini kendisinden dinleyelim: “Nutkun tutuluşunu ve yazılışını nezaketi icabı bermutad beğendi. Latife Hanım'm okuduğu İngilizce şiir zevkle dinledikten sonra bu kez şöyle diyordu: — Hadi bir tane de Victor Hügo'dan oku da. Ne yapıp yapıp içki sofralarının miktarını azaltmalı. karısına dönüp: — Çocuğa bir kadeh getirsinler! dedi.. O. Tabii ben ortada bir vesileydim. Mustafa Kemal Paşa'sını çok seviyordu.. Toplantılar.” Ne misafiri?. Lâtife Hanım'm tüm feraseti. Fakat bu sefer fazla beğenmiş görünerek. Her ülkede. — Afyon'a hareket edeceğiz diye bütün şişeleri trene yollamıştık!.. çiftçilere. “BİR ŞİİR OKUSANA LATİFE!” İçmek zevkini kısıtlama çabasına rağmen karısına büyük bir saygı duyuyordu. belli O'na mümkün mertebe fırsatlar icad ederek içirtmemek için elinden geleni yapmaya çalışıyor.

Ellerde eldivenler.” dedi. Büyük kurtarıcının eşi Latife Hanım'la röportaj yapmak üzere kendilerinden —Konya gezisi sırasında— söz alan gazeteci İsmail Habib o günlere ilişkin anılarında şöyle der: “. yönlendirmeye çalışıyor: yatılı okudunu comıkkık a imlerinden bu yana annesinden. Seyahatte alınmış fotoğraflarımızı büyülterek (Karısını açık gezdiriyor) diye en ücra yerlere kadar dağıtmışlar!.. ismet Paşa'yı boy hedefi aıan. Külot pantolonun üzerine.. kızkardeşinden ve tüm yakın'armdan uzak kalmış Mustffa Kemal Paşa'sına içtenlik dolu bir aile havası teneffüs ettirmeye çalışıyordu. bir kısım politikacılar “İnkılapçı Gazi Paşa”yı ve O'-nun uygarlığa yönelik düşüncelerini tanımıyorlardı.. Diz kapağına kadar rugan çizmeler.. bekleme salonu niteliğinde bir çadır. iyi ki. Ankara'ya geldiğimizin ikinci günü ve ikindi' üstüydü. eliyle işaret ederek: — “Bırak be çocuğum!. Gerçekten öyle miydi? Latife Hanım. incindiğini tahmin etmek zor değil. Çankaya'da kızları Lâtife'nin ve damatları Gazi Mustafa Kemal Paşa'nm konuğu oluyorlardı. Parlamento 93 içinde başlayan anarşi. O. Büyük kurtarıcının çevresini kendine göre düzenlemeye.. köşk çevresinde yapılacak geziler için payton arabaları gıcır gıcır boyanmış ve ci-Ialanmıştı. Hanımefendi otomobil gönderdi!” “— Peki. muhalefetin bu tür söylentilerinden ne denli üzüldüğünü. Latife Hanım'ı elbetteki kara çarşafın içine sokamazdı.. ancak U nun kişiliğinde “Gazi Paşa”yı da yıpratmaya çalışan kulis dedikoduları.. zaman zaman Ankara'ya geliyorlar.. tüm bu giysilerin üzerine omuza alınmış yakası kürklü. Köşkün arka tarafında çeşitli meyve ağaçlarıyla 95 dolu büyük bir bahçe vardı. Eleştirecek başka bir yön bulamayınca eşinin giysilerini polemik konusu yapan 1923 yılı muhalefetinin incitmeye çalıştığı “Gazi Paşa”.” Gazi'den tekrar izin istemeye hacet yoktu.. Hattâ.. 40 . kaşından çenesine kadar yüzünün küçük bir bölümü dışında her tarafını (Saçlarını. aelin oe'dini Çankaya Köskü'nde mutluluaun doruk nokta^nd^'dı... kocası ile yaptığı gezilerde açık mı giyiniyordu?... izin dört. Annesi Adviye Hanım. bir gün evvel de Çankaya'ya götürdüğü için beni tanıyor: “— Buyrun. tşi Latife Uşaklıgil'le birlikte Konya gezisinden Ankara'ya dönen Gazi Paşa. ben Meclis'teydim. kendisine ihtiyaten haber vereyim.” Mustafa Kemal gibi duygulu ve kıskanç bir erkeğin.. Öyleyken mademki şimdi buradadır.. kulaklarını. İzmir. “Baksana ne propagandalar yapıyorlar.... Bacaklarında —süvarilere özgü— külot pantolon. geliyorum!.. çok uzun bir manto. sanki ben onun içinde ne olduğunu biliyormuşum gibi. dedim. belden topuklar üstüne kadar uzayan önden yırtmaçlı bir etek.. boynunu) kapayan bir baş örtüsü.. köşkün hemen yanıbaşına kurulmuş.. bir iki saat evvel küçük mesai odasında Gazi'ye nutuklarından birini okumuştum.. LATİFE HANIMIN CAMKAYA'DA GEÇİRDİĞİ ÇOK MUTLU GÜNLER İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşşakizâde Muammer Bev'in talihli kızı Lâtife Hanım. Omuzların94 da dizlerine kadar uzayan bir ceket. Koridorda dolaşırken şoför yanıma geldi. İyi ki haber vermişim... siyasal muhaliflerini çok iyi tanıyordu ama. Bir yanda İsmet Paşa'nın kişiliğine yönelik şiddetli muhalefet: Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde “İkinci Grup” adıyla şahlanan milletvekilleri..Bir yanda kesintiye uğarayan Lozan Konferansı.. kızkardesle-ri Rukiye ve Vecihe. eğer mevsim biraz serince ise. babası Muammer Bey. ya da pelerin.. Ceketin altında boynuna kadar kapalı gömlek. İçeri girip de meseleyi söyleyince masadaki evrakın yanında duran kalınca bir zarfı. beş gün evvel Konya'dayken verilmişti. Basında.. Meclis'teki muhalif grubun seviyesiz dedikodularından son derece üzgün. uzaklarda kalmıştı Lâtife Hanım ic'n. O günün olanaklarıyla bah cenin içinde ve çevresinde genişçe yollar açılmış.. büyük devrimlerin eşiğinde.

Pelerinin altında üstü çiçek desenli açık renk bir elbise. izmir'den ziyaretine gelen ailesi. 1923 yılının yaz sonlarıydı. ailece yapılan dost ziyaretlerini kabul ediyorlar ve onları köşkün bahçesinde birikte qezdiriyorardı... omuzunda pelerini. İnce dudaklarının üstünde gür ve kumral bir bıyık. tam bir “aile reisi”. Yeleğin bir cebinden diğer cebine geçmiş kısa bir altın zincir.. o günün koşullarına.. Hanımlar oturmuşlar. Açık gerdanından göğsüne doğru sarkan fındık büyüklüğünde boncuklardan. Ve yanıbaşında siyah kruvaze takım elibesesiyle. Bir elini arkaya bağlamış ve hiçbir yoruma açı kolmayan sakin. her insan gibi O'nun da yüreğinde ailesel beklnetilerin yer ettiğini tahmin edebilmemiz güç değil... Çankaya Köşkü'nün bahçesindeki çatal bir ağacın önünde çekilmiş fotoğraf. alnı akıtmalı.. ya da taşlardan oluşmuş sık bir kolye.. ya da koyu renk eşarp. neler beklediğini kesinikle bimemiz 97 olası değil ama... açık renk ipek çoraplar. bir eli cebinde.. Fethi (Okyar) Bey'in eşi ise. parlak kumaştan yapılmış bir pelerin... Gazi Paşa-Lâtife Hanım cif+inin evlilik yaşamından memnun ve mutlu göründükleri günler. Çankaya çevresinde gezintiler yapıyor. 41 .. “BİR ÇOCUĞUM OLSAYDI COK BÜYÜK SEVİNÇ DUYACAKTIM” Mustafa Kemal'in çocukluk arkadaşlarından Asaf ilbay. Omuzunda ipekli. Mustafa Kemal'in çok eski dostu Fethi fOkyar) Bey'in. Bu satırları yazarken o yıllardan kalma fotoğraflar dnrııvor masamm üzerinde. Sofrada Neş'et Ömer.. Cumhuriyet'in eşiğindeydi. siyah giysiler içinde. esiyle birlikte Oankaya'va yaotıkları bir ziyareti görüntüleyen fotoğraf en ilginç olanı: Resimde 96 4 kişi var. Bu günlerin modasına uygun küçük yakalı frenk gömleğine bağlanmış koyu renk bir kravat ve yine bu yılların modasına uygun kravat iğnesi. anılarında bu konuya ışık tutan gözlemler ve tesbitler sunmaktadır: Atatürk Orman Çiftliği'nde bir gece. Lâtife Hanım. “Sakarya” adlı atını diğerlerinden daha çok seviyordu. çok hassas ve gösterişli bir hayvandı.. “Sakarya”.. cins ve aü-zel atların çektiği zarif paytonlarla köşk çevremde kısa cıezintiler ysoıvor. eşi. Ancak O. diğer eli eşinin oturduğu sandalyenin arkalığında Fethi Bey.** Gazi Paşa'nın bir çok atları vardı. Fethi Bey. meyve aöacları-nın arasından geçen gölgeli yolda sabah yürüyüşlerine çıkıyordu. Bu aile fotoğrafı.. Ceketin yaka cebinde desenli bir mendil. araba-yı tek başına kullanmasını öörendikten snnra rlq konukları paytonlarla gezdirmekten büyük bir zevk alıyordu.. rahat bakışlarını objektife çevirmiş. nönintüleyen en önemli belgelerden biri... Latife Hanım. üç ayağı sekili.. açık renk bir sandalyeye oturmuş. kimi zamanlar da elinde bastonu. hemen yanıbaşında. Ceketin altında krem rengi şık bir yelek. Saçları arkaya düz taranmış. Kocası Mustafa Kemal. beyler ayakta ve hanımlarının yanıbaşında. Gazi Mustafa Kemal ve eşi.. resmin sol yanında. Mustafa Kemal'in “numhurre'<îi” olmadan önce “aile reisi” olduğu o günlerde evlilik yaşamından neler umduğunu. daha doğrusu “Gazi Paşa muhal:fleri”nin görüşlerine göre daha açık(!) giyimli: Saçlarını bere gibi saran bir şapka.. Latife Hanım da mutluluğun eşiğinde. atlan bizzat vönetivor.. konuklarını da yanlarına alarak Çankaya Köşkü çevresinde kısa gezintiler yanıyorlar. Güncel ve çok önemli konular arasında özel ve kişisel konular da yer alıyor zaman zaman. Gazi Pasa'nsn baldızı Vecihe Hanım.. Bir taraftan kadehlerini yudumluyorlar. Memleket.. diğer elini karısının oturduğu sandalyenin arkalığına koymuş.. öte yandan çeşitli memeleket meseleleri ve günün konuları üzerinde görüş alış-verisinde bulunuyorlar. boylu-poslu. kimi zamanlar bu ata biniyor. Genç evliler.. Latife Hanım' in mutluluğuna katmerli mutluluklar katmıştı... Koyu renk kruvaze bir elbise giymiş. Asaf İlbay ve diğer konuklar..

.. bir “baba” bir “eş” olabilme özlemi içindedir. düşünmeden hemen cevap verdim: — Paşam.” “Çok duygulanmıştı.. Birdenbire: — Madam!. onaltı yaşında çocuğum olacaktı!. Eşim söze karıştı: “— Paşam. bakışlarını Neş'et Ömer Bey'e çevirdi: “— Bir çocuğum olsaydı çok büyük bir sevinç duyacaktım. dedim. çevresindekilere dönerek: “— Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz!... o zaman nereden aklıma esti bilmiyorum. bütün mîllet sizin çocuklarınız!. Ya çocuğumu kaybetmiş olsaydım. Çok sevdiğim bir tay'ımın ölümünden o kadar müteessir olmuştum ki günlerce acısını unutamadım. Kalktık ve birlikte dönmeye başladık. O kadar güzel bir erkek gülüşü ile gülüyor ki.. Oturduk. derinlere dalmıştı.... Gerisini yine Asaf İlbay'dan dinleyelim: “Ben de eşim ve kızımı takdim ettim. Onaltı yaşında olduğunu söyledim. Gözlerinin nemlendiği görülüyordu. benim de belki dansımdan hoşlanırsınız. dedi. yere bakıyordum.” “— Paşam. bize yer göstermek lütfunda bulundu. Kızım Bedia'ya baktı ve sonra adını..” “Mustafa Kemal'in güzel gözleri uzaklara.. “Cumburreisi” olmaktan çok daha fazla bir “aile reisi”.. başladım dansta Paşa'yı ben idare 42 . Başbakanınızın dudaklarından eksik olmayan şu sempatik gülüşlerine hayran oldum. Başbakanımın gülüşlerine hayran olmuşsunuz.. milletim san olsun!. bana benzer bir evlat bırakmayı çok ioterdim.Bir akşam Mustafa Kemal Paşa ile Gülcemal vapurunda verilen bir baloda bulunuyorduk.. dedi. Yemek yiyemedim..” Aynı kaynaktan tesbit edilen bu iki önemli hatıra açıkça gösteriyor ki Mustafa Kemal.” “— Doğru...... Ben o zaman çok genç ve ihtimal biraz da şımartılmış bir güzel kadındım...” “Eşim ayağa kalktı.. Müsaade ederseniz bu valsi beraber yapalım!.. Bir balo gecesi. bir değil. benim neslimden..... ne olurdum. PORTEKİZLİ GENÇ VE GÜZEL KADIN BALO GECESİ BİRAZ ŞIMARIKTI Hâlâ merak edenler vardır: Mustafa Kemal'le Latife Hanım niçin anlaşamadılar? diye.” Neş'et Ömer Bey gülümsüyordu.Gerisini Asaf İlbay'dan dinleyelim: “Mustafa Kemal. dedi. Belki birisi bir nebze size benzerdi. Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım. yaşını sordu kızımdan. (Ekselansın bana karşı büyük bir teveccühü vardı. dedi... dedi.... Gazi Paşa'nın oturduğu masanın çevresi vine renkli bir kalabalıkla çevrilmiş. Aşka yakalanmış bir kadın gibi ne düşünüyorsunuz öyle derin derin?. İşte ben de bununla teseli buluyorum. eşinin egemenliği altına giremezdi. Profesör. bunu çaresi yok mudur?. size benzemek o kadar güç bir şey ki!.. Bir aralık dalmış... bilmem!. Paşa ayağa kalktı... Mustafa Kemal Paşa o zanman dünyada hiçbir zaman eşine rastlayamayacağım kadar harikulade güzel bir mavi ile parlayan açık renkli gözlerini bana çevirerek: — Madam. Beki de aynı yaştayız. birkaç evladınız olmalıydı. Çünkü Paşam. anlaşılan dilimin ucuna kadar gelmiş olacak ki. Nereden içime o heves doğdu bilmem.. Evet. Milletime benden sonra. Ben. Burada bir parantez açalım ve Portekizli güzel Madam Hanses'i dinleyelim: “. “Gazi Paşa. Bu sorunun yanıtını tek cümle ile özetlemek mümkün: Koskoca bir milleti yönlendirmeye ve yö99 netmeye muktedir bir önder.” Bir başka gün.” “Ve bir an sonra ilave etti:” “— Belki benim çocuğum olmadığında bir hikmet vardır.. Balonun davetlileri aileleri ile birlikte bu masanın önünde geçip O'na saygı 98 ve sevgilerini sunuyorlar ve kendilerini takdim ediyorlar..

Mustafa Kemal. Zaten Lâtife Hanım da bu büyük önderin sağlığını ve düzenli bir yaşam çerçevesi içinde daha büyük atılımlara yönelmesini ön plânda tutmuş olmalı ki “Gazi Paşa”sını belirli sınırlar içine çekmeye çaışıyordu. kayıt-kuyut altına alınabilecek bir koca değil. * ** Kişiliğine. Bir erkekle bir kadın yanyana bulundukları zaman idareyi erkeğe bırakmak en doğru harekettir. yalnız kocasının değil. Lâtife Hanım'la aralarında başlayan gerginliği çevreye sezdirmemek için büyük bir özen göstermektedir. konvoy Erzurum'a dönecekti. ses çıkarmadı. Fuat (Bulca) Bey ve eşi Sabiha Hanım ile diğer “Maiyet erkânı” vardı.... Ertesi gün. sadece “aile reisi” sıfatıyla değrlendirmek mümkün olamazdı. Bilakis gülmeye başladı. dedi. Lâtife Hanım.. Ordu Kumandanı Ali Sait Paşa'nın Gazi Mustafa Kemal Paşa onuruna verdiği bir ziyafette Lâtife Hanım'ın öfkeli davranışları. 8 Ekim 1924 sabahı. İstanbul limanlarına uğramadan Karadeniz'e açılmıştı.. O gece Lâtife Hanım için yaşamının belki en uzun gecesiydi.. Bir memleket idare edeni. müsaade ediniz de bir defa da ben sizi idare edeyim!. kadınca duygulanışlar içinde değerlendirmekte.. büyük bir üzüntü ile sofradan kalktı. Lâtife Hanım'ın üzgün ve huzursuz haline aldırmadan arabanın kapısını açtı ve Ordu Ku102 43 ... günlük yaşantısının her anında yaratacağı inkılâpların düşünsel hazırlığını tasarlayan büyük bir önderin karısı olmak... kıskanmaktadır. 11 Eylül 1924 günü Mudanya'dan hareket eden Hamidiye gemisi. yine ses çıkarmadı. Gazi Paşa. o memleket.. Hiddetle değil.. Bir defa baktı.. bir kadın idare etmeye kalkarsa. Kızmadı.. Yaver Salih (Bozok) Bey ve eşi Pakize Hanım. Cümlesini bitirmeden ilave etti: — Gelin biz yerimize oturalım sizinle!. Bir daha baktı.. ama ciddiyetle gözlerini bana çevirdi: — Madam!. Çocukluk işte. 7 Ekim 1924 akşamı. Mustafa Kemal. Samsun'dan Erzurum'a. Arabalar hazırlandı. Evlilik çatısı yavaş yavaş çatırdı-yordu...etmeye. O'nun bu ikazına rağmen ben büyük bir cesaretle şu karşılığı verdim: 100 ¦— Paşam. aynı zamanda tüm davetlilerin dikkatini çekecek kadar belirginleşmişti.. Yatak odaları ilk kez ayrılmıştı.. sofra hayatını sınırlandırma denemelerinde başarılı olamamanın üzgünlüğü içindedir. oradan da Sarıkamış'a geçer mâiyetiyle birlikte.. — Madam!. O'nu bu yönleriyle değil. Mustafa Kemal Paşa'nın da rahat ve güzel bir gece geçirdiği elbette düşünülemezdi. Gemide Gazi Paşa. Nihayet üçüncüsünde birdenbire durdu. Lâtife Hanım... özellikle genç kızların ve genç hanımların kocasına gösterdikleri aşırı sevgiyi. O gece Lâtife Hanım ayrı bir odada. İLK GEÇİMSİZLİKLERİ SONUCU YATAK ODALARI AYRILDI Samsun limanında toplanan büyük kalabalık arasında Gazi Paşa'ya içten sevgi gösterilerinde bulunan genç kızlar ve hanımlar da vardır.. Gazi Paşa ayrı bir odada istirahat buyurdular... Lâtife Hanım için elbette büyük bir handikaptı. 101 Huzursuzluk ve geçimsizlik belirtileri yavaş yavaş çevreye yansımak üzeredir. onuruna ve prensiplerine bu denli düşkün bir insanın. Oysa Lâtife Hanım elbette çok iyi niyetlerle Çankaya'nın özgürlük ve bağımsızlık âşıkı kartalını evlilik denilen kafesin çerçevesi içine sokmaya çalışmaktadır. eşi Lâtife Hanım. Tıpkı Portekizli genç ve güzel Madam Hanses'in dansta O'nu idare etmeye kalkışması gibi. diye fısıldadı. Mustafa Kemal.

evlilik müessesesi ve kendi evliliği ile ilgili . kocasını tamamen kendisine ait görmekte haksız mıydı? Kadın olarak belki kendi yönünden haklıydı.” Mustafa Kemal'in. kadın olarak. yol boyunca Lâtife Hanım'ı teselli etmeye çalıştı. O o esnada kitap okumanızı istemez. ancak başarılı olamamıştı. Kendisine: 44 . hem de Kılıç Ali Bey'e. Bizim evliliğimizde de bu çeşit anlaşmazlıklar çok olurdu...istemişti. '¦ Lâtife Hanım donup kalmıştı. bu yuvayı yıkılmaktan kurtarmaları için yardımcı olmalarını rica etti. O'nu millete mal olmuş bir adam olduğunu da düşünmesi gerekirdi. Lâtife Hanımefendi. Gazi Mustafa Kemal ile evlendikten sonra O' nu bütün milletin malı bir adam olduğunu unutarak tamamen kendisine hasretmek istemiş. Üzgün ve pişmandı ama olan olmuştu bir kere. Arabanın ön tarafına da Başyaveri Rusuhi Bey'le Salih Bozok oturunca otomobil hareket etti. formalitelerin. Karısından kesinlikle ayrılmaya karar veren Gazi Mustafa Kemal. Kılıç Ali'nin gözlem ve izlenimlerini doğrular niteliktedir: “Evilikte kadının her arzusunu yapmak çok güç. içinde bulunduğu ruh haline rağmen kibarlığını ve inceliği bırakmadı. artık herşeyin bittiğini çok iyi anlamıştı. Konvoy Erzurum'a ulaştığında Gazi Paşa kesin kararını çoktan vermişti: Bu evlilik artık yürüyemeye-cekti.. Ve 103 hem Salih Bey'e... Tüm ağırlıklarını koyarak. Umumî Kâtip Tevfik Bıyıklıoğlu'nun arabasına binerek konvoyu izlemek zorunda kalan Lâtife Hanım... lütfen buyrun!.Lâtife Hanım'dan ayrıldıktan çok sonra Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir özel sofrasında yaptığı açıklamada da. Asıl tuhafı.. Eşini bizzat arabanın kapısına kadar uğurlamak ve kendsine “Bon Voyages!” demek nezaketini gösterdi. Gecenin ilerlemiş bir saatinde Gazi Paşa.. Lâtife Hanımefendi.. İsterlerse Gazi Paşa'yı teskin edebilirler. yaveri Salih Bozok'u çağırdı: — Yarın Lâtife Hanım'ı Ankara'ya götüreceksin! dedi. LATİFE HANIM YOL BOYUNCA DURMADAN AĞLIYORDU. kendisine tanınan son şansı da kullanmış.mandanı Ali Sait Paşa'nın hanımına dönerek. maiyet erkânı arasında bulunan Kılıç Ali'yi de. bu haller neticede Gazi'yi müşkül durumlara düşürerek ayrılmak kararını vermeye mecbur bırakmıştır. Lâtife Hanım be104 nim kendisinden ayrılabileceğimi hiç tahmin etmezdi. Lâtife Hanım'a yeni bir şans tanınmasını sağaldılar. Ayrılmamız için gereken -muamelenin yapılmasını istedim!. Ama tüm çabalara rağmen bu evliliğin sürmeyeceği her halinden belli oluyordu. Fakat Gazi Mustafa Kemal'in karısı olarak. Meğer Lâtife Hanım. hattâ zaman zaman tahakkümü andırır haller almış... Mesela siz kitap okumak istersiniz. vaziyetimden dolayı nerede ise imkânsız olacağını düşünürmüş. sağındaki yeri gösterdi: —Naciye Hanımefendi. Asıl talihsizlik iki mizacın yaratılış itibariyle birbirine uyamamasından doğmuştur.. Yol boyunca Lâtife Hanım durmadan ağladı. O geceyi Erzurum'da. Ali Kılıç hatıralarında bu başarısızlığın nedenlerini şöylece özetler: “. Bir gün bu ihtimal söz konusu olunca bana: “— Nasıl olur?. karı-koca yine ayrı ayrıoda-larda geçirdiler. dünyanın önünde eşini nasıl boşar?. ayrılma kararında caydırabilirler ve kendisine son bir şans tanıyabilirlerdi. Latife Hanım. Nitekim tanıdılar da.. Hükümete de durumu bildiren bir yazı yazdım.” diye ayrılığın âdeta imkânsız olduğunu söylemek . çok duygulu ve ince ruhlu bir inşa olan Gazi Paşa'nın öfkesini teskin ederek. Yuvalarının temelinde büyük harcı bulunan yaver Salih Bozok.. Ertesi gün. Dünyanın tanıdığı Mustafa Kemal. eşi Lâtife Hanım'ı Erzurum kaplıcalarına kadar uğurlamaya memur etti.

artık yatma saatinin geldiğini ihtar ediyordu Gazi Paşa'sına. eniştesi Mustafa Kee-mal'le ilgili bir kısım anılarını açıklamaktan kendini alamadı. O'nu kararından döndüremeye-cekti. MARMARA KÖŞKÜ'NDE GEÇEN UYKUSUZ GECENİN SABAHI Gazi Paşa o geceyi Marmara Köşkü'nde sabahlayarak geçirmeye çalıştı. tüm ayrıntılarıyla saplamak olanaksız. iş o noktalara nasıl geldi onu izah edeyim. bir an için ne diyeceğini kestiremeden Orta Köşk'e geçti. Lâtife Hanım. İşe.. yazar Yalçın Pekşenjn kendisine yönelttiği soruları şöyle yanıtlıyor: Sayın Vecihe İlmen. İzmir'de 1922'de İzmir istirdatını müteakip aileyi toplayıp 45 . Lâtife Hanım. vaktin çok geçtiğini. gözyaşları ile noktalıyordu. balkondan aşağıya seslenerek.“— Gayet basit!” dedim. Fakat şayet mecbur kalırsak.. Lâtife Hanım.. o büyük insanla ilgili anılarını bir sır olarak son nefesine kadar içinde sakladı.” * Ankara'da geçen günler anlaşmazlığı giderek ke-îî. 10 Kasım 1984 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu anılarda Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın baldızı Vecihe İlmen. Bu işe artık bir son vermenin zamanı gelmişti. Lâtife Hanım'ın yaver Muzaffer Bey'le birlikte İzmir'e gönderilmesi için gereken hazırlığın yapılmas ve Siirt Mebusu Mahmut Beyin de durumu Lâtife Hanım'a tebliğ etmesi kararlaştırıldı. hiçbir gözyaşı ve sızlanma. bütün dünya büyüklerinin hayatını tetkikle başladım. bu kadar basittir!” dedim.” Lâtife Hanım'ınkardeşi Vecihe İlmen. Gazi Paşa biraz hava almak için bahçeye çıkmış. Latife Hanım bu cevabıma karşı hayretler içinde kalarak: “— Bu kadar basit mi?” diye sordu. acı ve tatlı hâtıralarını içine gömdüğü bir evlilik yaşamını. Bu evlilik yürümeyecekti. köşkün kapısında dinleniyordu. Ankara Garı'ndan. 106 Dördüncü Bölüm BALDIZININ GÖZÜ İLE ENİŞTESİ MUSTAFA KEMAL Mustafa Kemal'in kısa süren evlilik yaşamına ilişkin anıları. Artık hiçbir şey. “Öyle bir vaziyet olmasını istemem!.. uzun bir zaman diliminden sonra da olsa. Ve iş olur biter. Gazi. 105 Biraz sonra yatağından kaldırılarak köşke davet edilen Kılıç Ali ve Salih Bozok. Babam Uşakizade Muammer Bey. Üzgün ve uykusuz gecenin sabahında verdiği boşanma kararı bu kez kesindi. Kendisini konuşturmak için gösterilen bütün çabalar boşuna gitti. Çok üzgündü. Umumi Kâtip Tevfik Bey'i çağırırım. En nihayet şuna kani oldumki Atatürk yazılamaz anlatılamaz.. tatsız tartışmaları ve olayları bir türlü önleye-miyordu. Anadolu Ajansı'na iki satır vererek. Bir gece. Onları okudukça ve tanıdıkça Atatürk gözümde daha çok büyüdü. Gazi Paşa'nın yanına gittiklerinde O'nu bir kanapenin üzerine elbiseleri ile uzanmış ve çok üzgün bir durumda gördüler. Ben de: “— Evet. Atatürk'le ilk karşılaşmanızı anlatır mısınız efendim? — Bundan evvel müsaade ederseniz. Çankaya'daki sofranın konukları dağılıp gitmişler. Mustafa Kemal. bir daha dönmemek üzere izmir'e hareket ederken. eşinin balkondan seslenişine ve kendisini köşk personeli içinde ikaz ediş şekline öylesine üzüldü. öylesine incindi ki. Can sıkıcı olaylar birbirini izliyor. Mustafa Kemal'in Lâtife Hanım'a gösterdiği anlayış ve hoşgörü. Etrafta nöbetçi askerler ve köşk personelinden görevliler vardı. Şöyle diyordu Lâtife Hanım: “Atatürk'e ait bir eser yazmak istedim. Lâtife Hanım'dan ayrılmıştır. derim. zile basarım. Gereken yerlere gereken emirler verildi.

Yanında rahmetli Cw”t Abbas. “Ben burayı çok beğendim. ben senden yaşlı değilim” derdi. Atatürk'ün özel yaşamı üzerine açıklık getirmek üzere. “Biz bu düşmandan kurtuîur-sak adak yapacağım. Bir de bakıyor. Başkumandanlık Karargâhı olarak kullanacağr bir yer aramış. 9 Eylül'de yaktılar biliyorsunuz. Buca'da saray gibi bir İngilizin evini göstermişler. Hatta hangi odada yatacağını. Latife Hanım 22 yaşındaydı. Bu ev şimdi müze oldu. İşte. 9 Eylül'de Atatürk İzmir'e girince ve düşman denize dökülünce. Teşriki mesaiye zorlayarak babamın etkisinden faydalanmayı düşünüyorlardı. acaba bu konuda bir şeyler söylemek ister misiniz? Mesela nasıl e'enmeye karar verdiler.. — Nereye gitmiş evdekiler? Mesela Latife Hanım nerede? — Herkesin işi var. Her tarafta geyik kafaları falan.. İzmir yangını olup bitmiş. Aralarında 46 . “Peki hanımefendi” demiş. bir de dadın . Oturmuşlar. — Atatürk'le tanışmanız ne zaman oldu? Kasım 1922'de sanıyorum. Tabii babama bile sormadan “başüstüne” demişler. şeref duyarız Paşam” demişler. yaveri Resuhi Bey ve Salih Bozok var.. Müsaade eder misiniz burada oturayım!” demiş... askerlere hediyeler vereceğim” demiş. kapıda o zaman Karadenizli neferler nöbet tutmuş. dedem Sadık Bey'den beri ailemizin İzmir eşrafından oluşudur. Atatürk balkonda ayak ayak üstüne atmış oturuyor. nerede çalışacağını falan bile söylüyor ve “Ben burada kalayım” diyor. kardeş'niz Atatürk'le evliliği konusunda hiç konuşmadan vefat etti. Babam. İş öğreniliyor.. neden ayrıldılar. Ben de liseye gidiyordum.. Biz 14 Ekim'de yurda döndük. Latife. Fakat Atatürk. O sırada İzmir Belediye Reisi olan zat. içeri bırakıyorlar. Kordon'da bir ev göstermişler. “Yasak” diyorlar kardeşime. Bu sırada da bir kardeşim çok rahatsızdı ve İsviçre'de tedavisi yapılıyordu. Beğendiği yerleri Atatürk'e bıraktılar. sigara içiyor. Latife. rahmetli Ali Rıza Bey'e bir mektup yazıyor. Latife'yi tevkif edip 110 yine bizim evin içinde efsun askerleri tarafından gözaltına aldılar. lokum. Fakat bizim aile de öyle bir aile idi ki. Latife'ye elini uzatmış. Evde de hiç kimse yok. Biz Fransa'ya gitmeden önce.. Aralarında 19-20 yaş fark vardı.. — Tanıştıkları sırada Atatürk ve Latife Hanımefendi kaç yaşlarındaydı! — Atatürk 40-41 yaşında... sigara şeker falan götürüyor adak olarak. Latife Hanımefendi de bir adağı var onu adamaya gitmiş... Latife de.. Yalnız usaHar. Bu da enteresandır. yani evde-kilerin haberi olmadan Atatürk kordondan kalkıp Göztepe'ye bizim eve geliyor. Hemen her şeyi selamlığa naklettiler.. memleketi kurtaracak. O sırada Latife Hanım dönüyor. hanımların eli öpülür” demiş. Kardeşim “Öpeyim” diye eline sarılınca. 1900 doğumlu olduğuna göre 22 yaşındaydı ve Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde siyasal bilgiler ve hukuk okuyordu....ben el öptürmem. Bu mektup Yunanlıların eline geçiyor. Bu sırada da Atatürk eve geliyor. — Vecihe Hanım. “Benim evim burası” diye direnince. Kasım'ın ortalarında. İşgal kuvvetleri babamı tazyik ediyorlardı. Mustafa Kemal şöyle yapecak.. “Küçük hanım -hep küçük hanım derdi. başka türlü beraber olmaya imkân yoktu. Doktorlar kendisine deniz havası vermişler. Sonra. Beğenmemiş. Babamı bile tanımıyor. Atatürk evi geziyor. “Ben burada oturamam” demiş. babam bu sefer “Ne var ne yok toplEyın .vatana dönüyoruz” dedi.Fransa'ya götürüyor. Görünce kalkmış. Atatürk İzmir'e girince. Atatürk de “Hemen şimdi gideHm” demiş. Bjzim ev Göztepe'de bütün İzmir Körfezi'ne hâkimdir.. Bana Latife anlattı.. — Nasıl oldu bu tanışma? — Onun da hikâyesi uzundur. “Aramızda 20 yaş var ama. Orası da biraz kokar. kurtuîacaöız” qibi. Ama evin sahiplerini tanımıyor. teğmen gelmiş. Yunanlılarla teşriki mesai yapmamak için bizi 109 topluyor ve Marsilya'ya götürüyor önce. “Tabii ne c'emek. Çok güzel bir ev. Sonra hepimiz geliyoruz eve. Kalktık döndük.. Bunun da nedeni. neler oldu gibi? — Aslında Atatürk evlenmeyi düşünmeyen birisi 111 idi. Mektup mealen şöyle: “Buraları düşman işgal etti ama. “Sizin köşke gidebilir miyiz?” diye. benden8 yaş büyüktü. benim dedemin kâtibi Halim efendiye telefon etmiş. Sonra deniz kıyısında olduğu için İspanyol hududunda Biarritz'e yerleştiriyor. odaları beğeniyor.

. Sonra Harbiye'de bir apartımanda oturdu. Yine onu oradan seyretmeye gitti. “Son verme.. Sonradan Bal Mahmut Bey bir şeyler yazdı ki... Onu ruhundan. Bir yazı yazdı. irk hedefiniz Akdeniz” derken. O kadar anlaşan. — Ne oldu o yazılar? — Büyük bir kısmını imha etti.. ne oldu birdenbire acaba? — Etrafı işte. O zaman usul böyleydi Müftü Lütfü Efendi Atatürk'e sordu: “Gazi Fustafa Kemal Paşa hazretleri. Atatürk'le ilgili olan ev-rakiar.. Hiç böyle bir şey söyleyebilir mi? Usuldendir. “Aramızda karar vermiş bulunuyoruz.. masanın etrafında Atatürk ve Latife Hanım .” diye bitiriyor. Yani alafranga evlendiler.. Latife Hanım da kendi kafasına denk bir insan bulup onu kaybetmenin acısından büyük ızdırap duyuyordu. “•htiyueım yok” demişti.. Kalanları Türk Dil Tarih Kurumu'na yolladık.. mektupalr... Söyleyeyim. O kadar da tabii bir şey ki bu. — Anılarını yazmış mıydı? — Yazdı. “ETRAF YÜZÜNDEN BOŞANDILAR!” — Örneğin resmen boşanmışlar mıydı? Ve nasıl olmuştu bu boşanma? Mahkeme ile mi? Bunları an-latsanız.. Bu hanımefen diyle yani İzmir eşrafmdan Sadık Bey oğlu Muammer beyefendinin kerimesi Latife hanımefendiyle evlenmeye razı mısınız?” Aynı şekilde kardeşime de sordu. fakat alanturka ayrıldılar. Ayrılalım dedi.. Boşadı Atatürk. hususi hayatları üzerinde hiçbir şey anlatmayacaklarına dair mütekabilen birbirlerine söz vermişlerdir. Son zamanlarda pek yakınlarında bulunamıyordum. — Son vermek istiyorum mu diyordu? 112 — “İstiyorum” demedi... 5 Ağustos 1925'te ayrıldılar.. Ben birçok şeyi bilmeme rağmen. Bu izdivaca son verme. — Peki. ¦ — Ayrıldıktan sonra neler oldu? Latife Hanım nasıl yaşadı? — Hep Ayazpaşa'da Ekselsiyor Apartımanı'nda babam. 29 O-cak 1922'de evlendiler.. vesaireyi. — Efendim. Nikâhtan sonra içilir. Biliyorsunuz.bunu düşünmüşlerdir. Atatürk öldükten sonra bir vasiyetname çıktı mı? Böyfe bir şey biliyor musunuz? — Hayır hiçbir şey bırakmadı. bu kader anlaşan bir çift neden ayrıldı? — Vallahi çok samimi söyleyeceğim. 2 sene 5 ay 5 gün evli kaldılar. anlatmam imkânsızdır. Sağlığında Atatürk çok ısrar etti. kafasından atamadı.. — Hayır.” diye. annem ve bütün aile birlikte yaşamıştır.. Bu kadar anlaşan bir çiftin ayrılması hepimizi çok üzdü. Bunu bir adamı ile gönderdi. alaturka mı evlenmişlerdi de alaturka boşandılar? — Alafranga g^bi evlendiler. — Peki efendim.. Yazı aynen böyiediıi... “Ordular... “Kendisine bir para verelim” diye. 47 .... — Peki evlendikten sonra düğün olmadı mı? — Hayır olmadı... Harbiye binasının karşısında. alaturka ayrılmışlar. Bir de İzmir müftüsü. Alaturka boşanma böyleydi.. kitaplar. Latife Hanım “Paşam içki içme” demiş. — Tam olarak ne zaman evlendiler. Bir iki de dini zevat.. — Boşanma nasıl oldu? — Atatürk ayrılma arzusu gösterdi. ne zaman ayrıldılar? — Bunu şuraya yazmıştım.. sevişen. masa vardı.. Güya nikâh olduktan sonra.. Fakat Atatürk ile Latife Hanım. bu aileyi çok üzmüştür. — Ve her şey bitiyor? — Evet. Fakat. Bakın. Nikâh merasimi yapıldı sadece... fakat kendisi kabul etmedi.. — Peki. ayrıla113 caklarına asla ihtimal vermiyordum. mütekabil hürmet ve itimat edenbir çift oldukları için. orada bir heykeli vardır Ata'nın..

dokuz civarında kalkardı. kardeşimle iki buçuk yıl kadar evli kalmışlardır. Belli bir hadise yok. Biri tekrar Latife Ha-nım'la Atatürk'ü buluşturmak çiin. traş olurdu. Fransızcayı Sofya'da ataşemiliter iken Fethi Okyar Bey'le birlikte öğrenmiş. Zola'nın “Une-Şie” kitabını Latife Hanım'Ia birlikte okumuştu.>. — Ev içinde günlük yaşamı nasıl prcerdr? — Emirberi Bekir ve Ali vardı. sekiz otuz.— Kim etrafı? — Etrafı ikiye ayırmıştı.. Fakat elinde kâğıtla veya bakarak konuştuğunu görmedim. — Yani siz bsSli bir hadise bilmiyorsunuz? — Söylemedi. duygulu.. banyo yapar. “Aman efendim. — Roman okunuz mıydı? — Evde çok zengin bir kütüphane vardı. Ben tarih kitapları okuduğunu biliyorum.. — O zaman Atatürk'ün özol yaşamını yakından tanıyorsunuz. Herkes kendisine büyük saygı gösterirdi. 7aten cnk 37 vq-mek yiyen bir insandı. Günde iki defa duş. Yalnız hatırlıyorum. Roman okuduauna dair bir fikrim yok. Fransızca. Kızdığı zaman en çok söylediği bu idi. Bunun dışında fevkalade terb:yeli bir adamdı. Kahvaltı pek sevrek teterd'. neşeli bir insandı. Biri de ayırmak için. — Atciürk başka no. Nuri Conker. Kim olursa 114 olsun herkese..er yapardı? — Kütüphanede notlar alırdı. Kendi saygısından herkese karsı müthiş saygılıydı.. Almanca ve İtalyanca'yı son derece iyi bilirdi. benle sohbet ederdi. Bu zamanın bir.. — Anlıyorum. — Öğle yemeğini nerede yerdi? 48 .ipp-^M Ff^nH. bir delik bulun ve girin. kalemi mahsusu hazırlar. Biz. Nr”3il bir insandı özel yaşamında? — Özel yaşamında çok sakin. Kulağımla duydum kaç kere. — Srnıyorum. Hep irticalen konuşurdu. Hemen yıkanır. önem verirdi. — Bir günlük ev yaşamını anlatır mısınız? — Sabah sekiz. Bir kere bilmem ki. Sonra sade kahvesini içerdi ve sigarayı yakardı. bizim haddimiz mi?” deaık mi.traş ederdi. bir buçuk ayı dışında ben de hep kendileriyle beraber oldum. Ama o etrsfa saygı gösterirdi.. — Hangi kitapları okurdu? Hangi tür kitaplar? — Tarih kitapları okurdu. Akşamki yatış durumuna göre. Atatürk de notlar alırdı. ben odaya gireyim de Atatürk ayağa kalkmasın. sanırsınız çok iyi biliyor.^'< H"*~ 'h hamama giderdi. Sofrada kim varsa hepsinin fikrini alırdı. Yalnız fevkalâde temizdi. Mustafa Kemal'in hususi hayatına kimse karışmasın .. — Fransızca olarak mı? — Evet. Bir halk olarak herkesin ne düşündüğünü bimlek isterdi. kimlerle görüşecek? Tabii kâtibi umumisi.. İYİ İDARE EDERDİ iv” rr'vdi h-j kadar? — Fransızcası o kadar iyi değildi. Berberi İsmail efendi vardı. “Aman Paşam. “Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorardı. Kim gelecek.. Fransızca. kadın lakırdısı dinlenir mî? Gelin içelim” demiştir.. Bütün mesele. biraz okur Latife Hanım'Ia. Halbuki ben o zaman on dört-on beş yaşında bir çocuaum. Fakat o kadar iyi idare ederdi ki. Başka bir şev yok. İngilizce. Kendisi hin traş r>'r->aH. İzmir'de ve Ankara'da bulundular. Latife t-anım'ın dil bilgisi daha kuvvetliydi? 115 — Latife Hanım. Biraz da Almanca anlardı...Bütün kabahati bu. Onlar hizmet ederdi. haftada h. çok temkinli ve efendi bir insandı. Günde en az iki gömlek değiştirirdi. Terbiyeli. Siz Atatürk'le ne kadar süre beraber oldunuz? — Dediğim gibi... B'r şeve kızdıaı zaman “Maşallah efendim” dedi mi. “Hjyır. — Kahvalfrdan snra ne yapardı? — ^Göztepe'de iken kütüphaneye girer.. söyie lütfen” derdi.

sekize doğru akşam sofrasına otururdu. tavuk falan olurdu. O atı Latife Hanım'a hediye etti. Ahmet ApwkUu ile karısı Süreyya Ağt:oğîu. Çarpma hamurdan. Ankara'ya gittiğinde de babam yollardı bu banklardan Çankaya'ya--. Herkes bir şey söyledi... — Öğleden sorara ne ycpsrdı? — öğle yemeğinden sonra yatak odasında 19 dakika kadar istirahat alışkanlığı vardı. İnönü ile arkadaş gibi mi idiler. — Nasıl hitpn ederlerdi birbirlerine? İsmet Paşa derdi Atatürk.. Kefal balığı İzmir'de topan kefsl derler.. Sakarya isimli attı. 49 . — Sonra akşam yemeğine sıra geliyor galiba? — Evet.zı sabahlar ata binerdi.. sohbet edilirdi. Hüseyin Cahit ve Yunus Nadi Bey'in yazıların ehemmiyet verirdi.... Fakat en sevdiği at.. Fevkalade terbiyeli bir attı.. Bir de irmik helvası ama suluca olacak.. Bir keresinde “Hcıyst nedir?” diye sormuştu. Tabii ben küçük olduğum için bu tür tatlı şeyler aklımda kalıyor. bakıyor para yok. Gazi Paşa lafını severdi Atatürk. bazen bire ikiye kadar sürerdi. Sulu omlet.. Masadan kalkarken elini cebine atıyor. — Sevdiği yemekler nelerdi? — Bir börek yapılırdı. Bazen de aile arasında. hatırlayabiliyor musunuz? — En çok hikâyeler anlatılırdı.. Balık severdi. Gitmediği zaman balkonda otururdu. Onlarla iş ''nnnsm?r sadece yemek yerdi. yaveri Muzrffer Kılıç. yoksa cmir-memur ilişkisi mi vardı aralarında? — Arkadaş gibi idiler. Tezer T-sşkıran'ı da çok severdi.. En erken onbire kadar. Bu sofra çok uzun sürerdi hakikaten. genellikle devlet işler. Ama en sık bulunanlar ve en sevdiği kişiler.. Rahmetli Kemaiettin Sami Paşa. Sonradan yapacağı işleri taa o zamanda düşündüğünü anlatmak için bu hikâyeyi birkaç kez anlatmıştır. Sonra sevdikleri.— Öğle yemeğini bazen yainız yerdi.. En çok da Ağaoğululara giderdi..” Olayın aslı şu: Gençliğinde bir gün Selanik'te Olimpoz Gazinosu'nda arkadaşlarıyla oturuyorlar. İsmet Paşa'ya hep sormuştur.. — Efendim. Akşam üstü veya akşam.. Bazen iş yemeği gibi arkadaşlarıyla. Dostları. İsmet Bey de “Paşam” derdi. yedibuçuk. b?.. İsmet Paşa'ya çok güvenirdi. Ata-tatürk'ün müsaadesi olmadan sofradan kalkılmazdı.. Ya kendisi anlatırdı veya dinlerdi.. “Gazi Paşa” da derdi. Yunan Komutanı Ttikopis'in atını ona vermişti.. Izgarasını... Masada da bir tane kuru kestane kalmış. furgona koymuş yollamış. Belki kararını vermiştir ama. Mareşal F*>vzi C-kpr^l'ı rok sever... Ama İnönü geldiği zaman. ben çok az yediğini gördüm.. Makarna severdi. arkadaşları.ni konuşurdu — Şunu sormak istiyorum. “Bu ancak size yakışır” diye. Ayrıldıktan sonra Latife... Fevkalade itimat ettiği fevkalade saydığı bir isandı. 116 SOFRA BAŞI SÖYLEŞİLERİ — Neler konuşulurdu sofrada.. Bunu anlatırdı. Ona binerdi... İçinde beyaz peynir. Öğle yemeğinde hususi toplantıları olurdu.. Gençler arasında en sevdiği Vasıf Çınar.. son derece hürmet ederdi. — Kimler gelirdi sofrasına? Yani en yakın arka-daşSrrı kimdi? — Gelenler değiştirdi.. Ruşen Eşref Ünaydın. Çok az yerdi.. Necip Ali'yi çok beğenirdi.. Fethi Okyar ve karısı Galibe Okyar. Hiçbir isini İsmet Paşa'ya danışmadan asla yapmamıştır. Yazarlardan Ahmet Emin Yalman. Söylemeyi unuttum. “Heyet bir kuru kestaneden ibarettir Bma bu işi başaracağız” demiş.. 117 — Onu yanına mı çağırırdı? — Zaten İnönü her zaman gelirdi. Ferit Tek. Bir tanesini hatırlıyorum. Ondan sonra gideceği yer varsa oraya giderdi. O da şöyle dedi: “Hayat bir kuru kestaneden ibarettir. Onu çok severdi. İzmir'in çupra-sını severdi. Haftada bir iki defa giderdi.. Kuru fasulye sever derler. Yakup Kadri Karaosmanorîîu.Sonra omlet severdi. İsmet Prsa ile ilişkili nasslch? — Çok önem verirdi İsmet Paşa'ya. Fakat sadece çok yakmla-ı kul'"""-'!'. Şükrü Saraçoğlu'nu da severdi.

Cumartesi günleri hanımlar gelirdi. O çarşafın çıkması. Snnrp ^dama.. “Nasıl yapalım. karıların neden sofraya oturmuyor?” dedi. Ben Cumhuriyet'in ilanında da yanındaydım... Musiki heyeti söylerken. Krallığı sevmediğini söylerdi. nasıl başlayalım?” Kabul günleri vardı... Latife Hanım da ona “Paşam” derdi. arkasından birkaç bey daha girdi ve böyle böyle böyle akşamları kadın-erkek bir arada oturmalar başladı. “Sevkül Ceyş” askeri usulde bir laf. Vahdettin ile beraber seyahate gittiği zaman bile bunları düşünürmüş. Atatürk. MÜZİK VE DANS — İyi enler mıydı musikiden? — Mükemmel anlardı.. Adamın dört karısı varmış. “Paşam” denmesini isterdi. Kapıya kadar yemekleri getiriyor-la. Cumhuriyet'in ne o'duaımu pek bilmiyoruz. Sevkül Ceyş usulü bineceni?” HpHi. Önümüze ne gelirse . daha doğru olur kanaatindeyim” diye cevap verdi.. “Ne Hersin Latife. İzmir'de de ata binmeyi severdi. Bize sık sık Cumhuriyetten söz ederdi.. ““Sen buraya otur Paşa” dedi. Sonra bize anlattığına göre.. Çankaya'da yaveran dairesinde kalıyordu. Oturur. “Dur! Şurasını şöyle oku” derdi. 50 .. anaların evlerine gid°rdi. <'Me^°" ^^t kadın aldın?” dedi.— Size ve eşi olan Latife Hanım'a nasıl hitap ederdi? — Bana Vscihe derdi. göbek atmak değil de fakat ciddi musiki ile mendilini alır eline. — Hiç gezmeye gitmez miydi? Giderse nereSers giderdi? — Gidecek pek yer yoktu o zamanlar.. yaver. Yani hanedanın ilgası sıasında. alafranga danslar yapmsz mıydı? — Yapardı. O önde. Muazzam bir sofra hazırlanmış. şöyle yapalım mı? Mesela sen şöyle bir şey 119 yapsan. At hiç durmadan koşacak. köşkte kalmıyordu. Ama daha ziyade Türk musikisi severdi bildiğiniz gibi.. “Kemal” de derdi ama Atatürk. Hanedan-ı Ali Osman mülgadır. Bunları ataşemiliterken Avrupa'da öğrenmiş. “Yaz” dedi. — Dcnslsr da böyle başlamış galiba? — Dans da yaparlardı. fakat kadınlar sofraya oturmuyor. Bir keresinde bir ağanın evine gittik. Çok uğraştılar birlikte. On118 dan sonra yazmaya devam ettiler. Atatürk kadm devrimlerini yaparken Lrtife Harsm'a danışır mıvdı efe”*H:m? — Tamamen...vihe İlmen. Tabii biz. — Efendim. Var mı o zaman erkekle kadın bir arada otursun.. Ve oynaması. Sık sık bize de “Haydi bakalım. Fakat kararlaştırdılar. Adam da “Din de vardır” deyince. Hanımlar gelir. Atatürk içeri girecek. peksimetleri nn^ıi vediğ:ri sr'atırdı. — Siz ona nasıl hitap ederdiniz? Siz veya Latife Hanımefendi? — Biz “Paşam” derdik. Adam şaşırdı. Bir şey daha hat'rla-dım.. “Ama ancak bir tanesini geçindirirsen. gideceksiniz. refikası. Vals yapardı. Atatürk.. Bir de ağır vals yapardı. Masada kendi vrp'pH^ o+ü-^u. çukur. EĞLENCE ANLAYIŞI — Atatürk'ün eğence anlayışı neydi. Neferlerin halini ve açlıkta Yunanlıların bıraktıkalrı konserveleri. İçeri girdi. adam elerinden alıp sofraya koyuyor.. Rukiye. Ankara ve havalisinde köylülerin. Latife Hanım'a da Latife veya Latif derdi.. — Sayın O. tepe. Bu yüzden de Napoleon'u sevmezdi5. O girdi. Ama İsmet İnönü daha iyi binerdi. Frke^ kadın yan yana oturmaz.. ben. Ama lafı geçerdi..dere7 hendek. bunlar otururdu.” O sıkma baş böyle çıktı. döndüre döndüre bambaşka bir dans yapardı. bunları daha Harbiye'de iken düşünürmüş. Reisicumhur hanımı olarak kabul günü yapardı.. Bir gün İsmet Pa-şa'yı çağırttı. konuşurlardı. otururken. Sonra kâğıt kalemi posterdi. “Ee ağa. — Özel sohbetlerinde neler anlatırdı size veya Latife Harum'f ? — Bize sık sık Başkumandanlık Meydan Muha-rebesi'ni anlatığını hatırlıyorum. Mırın kırın etti. nasıl eğlenirdi? — Ata binerdi. Mese'a kadının yüzünün açılması.

Sizin gördükleriniz. Çok zarif giyinirdi. doğru mu? — Safiye Ayla'yı severdi. “Muvafık görür. Din aleyhine tek saur laf ettiğini duymadım. Beni de içmem için zorluyordu. Sonra sade kahvesini içti. Çankaya'daki eve sık sık gelirdi. müşir üniforması ile ayakta duruyor. Bir keresinde şampanya içiyordu. gönderdi. “Paşam. Bir de baktım. Kalktılar. duyduklarınız nelerdir? — Atatürk'e “dinsiz” diyorlar. En büyük prensibi laisizm idi. gittim ellerine sarıldım. Gündüz ağzına içki koymazdı. Mühim bir telgraf geldi herhalde. Yunus Nadi Bey. içki konusuna gelmek istiyorum şimdi. Artık giymiyoruz. elini başına götürüp asker selamı verdi. — Kendisini hiç sarhoş görmediniz mi? 51 . Fakat Aiiah adını her gün zikreden bir adamdı. “Biz o ebiseyi çıkardık. bir portakal suyu içti. Akşam başlardı yemekle beraber. — Sanıyorum. Sanıyorum siz de o gün ora 121 daytnışsınız. Hatta bu konuyla ilgili bir anım vardır. En çok sevdiği redingot ve çizgili pantolondu. Bunun nedeni neydi? — Evet hep sivil eJbise giyerdi.. Çok güzel bir gündü. Sanıyorum biraz sarhoş olmuştu. Fakat laisizme gönülden inanmıştı. gömleklerini dikerdi veya Avrupa'dan getirirlerdi. Allah vergisi olarak güzel gyii-nirdi. Atatürk'e demiştim ki. Bekir geldi dedi ki. Gazeteden konuşurlarken. — Kim uğraşırdı onun giyinme meselesi ile? — Hiçbir kimseyi bu konularla meşgul etmezdi.” Fakat o gün öğleden sonra emirberi beni çağırttı. efendice içerdi. “Kaldıralım Paşam” diye cevap verdi Nadi Bey. öpüştüler. Bunu bir keresinde Yunus Nadi Bey'e 120 de söylerken duydum. Bu memleketin din ile devlet işlerinin karıştırılmasından çok ziyan ettiğini biliyordu. Korku içinde kütüphaneye gittim. sizi hiç resmi elbise ile görmedik.” Öyle pek çağırtmazdı yanma. Nasıl oldu bu olay? Cumhuriyet adı nasıl ortaya çıktı? — Evet oradaydım. — Ne içerdi? Rakı mı? — Asıl rakı içerdi.. Beni görüce. tensip ederseniz Cumhuriyet olsun” dedi. Telgrafı aldı. Bilal oğlan” diye bir şarkı vardı. piştov patladı. Bahçede oturuyorduk. 1927'de ayrıldıktan sonra Dol-mabahçe Sarayı'na beni birkaç kere çağırttı. “Bu gazetenin isim babası ben olacağım” dedikten sonra şöyle bir durdu. Çok içerdi deniyor. Yine bir gelişinde söz gazeteden açıldı. memnun oldunuz mu?” dedi. “Bu gazetenin yenigünlüğünü kaldıralım artık”. Kendisi seçerdi her şeyini. Sonra emirberi Bekir'e baktı. akasya ağaçları arasında. Ben başını çevirdiği zaman içkimi yanımdaki saksıya döküyordum. Bu şarkıyı birlikte söylerlerdi. Latife. fakat kendine geldi. Safiye Ayla derler. Strongulo diye bir terzi. Asla dinsiz değildi. — Vecihe Hanım. “Paşa. gazetenin adı bu şekilde kondu. Ben nasıl titriyorum. Yenigün'ü çıkarıyordu. piyanoda çalardı. DİN KONUSUNDA — Sayın Vecihe İlmen. — Atatürk'ün savaş sırasında çekilmiş fotoğrafları var. przeternizin ad'* türk'ün koyduğu biliniyor.— En çok sevdiği sanatkâr ve şarkı hangisiydi. Ağlayarak teşekkür ettim. Giyim kuşam konusunda tavrı ne idi? — Dehşetli meraklı idi elbiseye ve ayakkabıya. Sizin düşünceniz nedir? — Evet içerdi ama. En sevdiği şarkı “Pencere açıldı. kısa bir süre düşündü. Yunus Nadi Bey'e dedi ki. Bir ayran istedi içti. Çok elbisesi vardı. “Vecihe Hanım. şöyle bir baktı. Vecibe Hanım'ı istiyor. CUMHURİYETİM İSİM EABAS! — Sayın Vecibe İ!men. emirlerinizi yerine getird'm. Bir gün İzmir'de tam yemek yiyoruz. Heprintie son derece şık giyinmiş olarak görünüyor. çok söz edilir. hep sivil elbise giyiyordu. Atatürk'ün dine karşı tutumu neydi? Bu konuda dr. Anılarda böyle geçiyor. Bunu çok severdi. Acaba resmi elbse ile görmek lütfuna nail olabilir miyiz?” “Vecihe” dedi. Sarhoş görünmezdi. Hemen telgrafın cevabını yazdırdı.

siz:n birlikte c\dv. yassak” diyor. Latife Hanım bu konuda konuşmayacağına dair sÖ7 vermiş Atatürk'e. Atatürk'ün de bir motoru vardı.Latife Hanım sandalla daîasıyormuş. Ne-bile dive. Asker bunları içeri bırakmıyor. bir ksre de kızıyla konuşmuştur.. Bir kere Metin Toker'le.” ÇELİŞİK GÖRÜŞLERLE LATİFE H”NIM -MUSTAFA KEMAL İLİŞKİSİ Çeşitli yazarlar ve kaynaklar. “Şu halime bak.” “Ne var paşam” dedim. — Anlıyorum. “Vecihe bak” dedi. Birkaç istisnası vardır. Ama niye dediğini bilmiyorum. Çıkarıp cebinden az bir parası vardı onu verdi. Uşakizade Muammer Bey'in kızı Latife Hanım'la karşılaştığı zaman kırk yaşındadır ve kızın bir görüşte âşık olmsaına yetecek şanlar şereflerden başka. Bir gece yemekten snra yanına sadece vave-rini alarakErkan-ı Harbiye'ye yani Fevzi Çakmak'a gidiyor. Atatürk kalkmış selam vermiş. Zaten yurt dışına da Latife Hanım olarak değil. bana bakan kimse yok. 1927 senesinde oluyor bu. “Şu halime bak. Dedi ki: “Asker. — Niye adını değiştiriyordu? — Tanınmasın diye. Ama hazı olaylardan biraz sarhoş olabileceği sonucunu çıkarıyorum.kurucusu olarak zafer sevinçleriyle İzmir'e varan Mustafa Kemal Paşa. Ertesi qün köşke getirdiler. dünya güzeli bir kızdı. Buna hep riayet etti. Ayrıldıktan sonra Atatürk'ü gördüğünüzde szie bir şey dedi mi? 123 — Ayrıldıktan sonra ben kendisini mükerreren gördüm. “Schade. etraf:nc!s bir sürü insan olmalı? -— Ama yakın birini arıyor. — Vecihe Hanim. rnt alıcı bir erkektir. Al bu seni olsun” dedi. Ben yanındakilere.” — Nasıl c!ur.. Bir keresinde Doktor Süleyman Numan gelmişti. Katiyetle yalan. Bir asker nöbet tutuyor.. Birbirlerini aörünce... Ne bir yerü ctazeteci. rejimn çok dikkat edin” dedi.e r>stünde durmazdı.. Asker de sünüyü göğsüne dayayıp.. Latife HEnım ile Atatürk boşandıktan sonra hic karşılaştılar mı? — Bir kere karşılaşmışlar. Göksu'da .. — Efendim. Birçok saom^ s^nar: yazılar çıktı. Çok ağladı Latife sonradan. Adını hatırlayamıyorum. — Vecihe Hanım.yaşamı boyunca hiçbir na^Rte-c\ ile konuşmadı. Atatürk öyle arzu etmiş.— Sarhoş olduğunu anlamadım hiç. Gece zamanı olduğu için kapı kanalı. sonunda bir vatan kurtarıcısı. bir devlet .. Onunla çok görüştük.. ne de bir ecnebiyle temas etmiştir. Tırnaklarında bir hastalık vardı. — Gerçekten çevresinde bir yakın ycf: muydu? — Manevi kızları vardı. Sadun Taniu 10 Kasım 1984 tarhü Millivpt nsze-tesinde (Mustafa Kemal'in Damat Girdiği Ailel bas-ılklı dizi yazısında bu konudaki inceleme ve araştırmalarını şöyle anlatıyor.. “Paşam. Bir seferinde de Alman doktoru Romberg gelmişti.. Mustafa Kemal Paşa için de 52 . Fakat belli etme-mpv-o nşhrı-fi' v. “Sen 122 benim kim olduğumu biliyor musun?” diyor askere.qunn* sıra-lert" i Atatürk'ün sağlığı nassüdı? Bir hastalığı var mıydı? — Sağlığında bir şeyler vardı... Ben çok severdim. — Siz ne dediniz? — “Paşam bunu siz arzu ettiniz. Sonradan hast?''*< ^'“^ f'-'tı.. Nebüe. İki yanağından öptü. . b?na fazla para vermiyorlar.. Zehra. “Kim olursan ol.. bu kadar naram var. bir de Latife Hanım baklanda yazılanlar var. Atatürk' ün çok hoşuna gitmiş... es ist zu spât” (yazık çok geç) dediğini duydum. Fakat gördüğü günden ölünceye kadar sevdiği bir insandı. Bazen karnı şişi-yordu.. Tek karşılaşmaları budur. Fatma Sadık diye çıkmıştır. Afet Hanım.. Kimsenin kabahati yok” dedim. Fakat bu olay. Bunlara ne diyorsunuz? — Latife Hanım . 124 ÖZLENMİŞ DUYGULAR VE SICAK İLİŞKİLER Genç ömrünün 17 altın yılını çözülüp dağılan im-paratoriuğun bitmez tükenmez savaşlarında harcayan. Mustafa Kemal'in evlilik yaşamına ayrı ayrı bakış açılarından yaklaştılar.. Atatürk'ün arzusu ile kendisine Fatma Sadık diye pasaport çıkartılmıştır. gerçekten bir masal prensi kadar cek'ci. O askeri buldurttu. Geri döndüler. Gözleri yaşarmıştı. ağladığını o zaman gördüm ilk ve son defa.

Evvelâ karşılıklı aşk yoktu. Mustafa Kemal Paşa.^n l'iebir sev veremezdi. Gn?\ n*w Münih'e sonptoryi'tna qör>derivordu ve hu kn^arda basVa nedenlerin rolü ölebileceği de hemen akla geliyordu. komşusu ve aile dostu Velet Celebi po-nunrla su cevabı verir: “Kızım! Sen bir kocayla değil. adamakıllı telaşlanır. “Tek Adam” adlı biyoqrafisin-de. haftalarca sürdü. Paris'ten gönderilen bu mektuplardan iyice rahatsız olmaya başlar.-'q geliştirir. başaramayınca kendini vurmuş” diyecektir. KİNROSS. Mustafa Kemal'in hayatına giren yeni kadının. h'rhir kar!'"“ ır?un si*"^ tvn'a-namazdı. ıı-”m""n-lar tarafından bakılması aerektiymi ¦söv'e"?!S|e>fH>. aile kurma düşüncelerine de. kaplanın alıştığı hayatın ve onun mizacının lügatında yoktu. uzak bir akraba kızı olan Fkriye. Anadolu kadınının imbikten süzülmüş olağanüstü bir örneğidir. AŞK VAR MI YOK MU? Şevket Süreyya Aydemir. Lord Kinross. Kaolana gem vurulmaz. Şevket Süreyya. 53 .” Halide Edip. Herkes de “Fikriye Hanım Gazi'yi ve Latife Hanım'ı vurmak istemiş. Bir enin Çankaya'da Latife Hanım bir hiddet ve sinir buhran! içindeyken. Arada b'r şeyler eksikti. “Türkün Ateşle İmtihanı” adlı k'ta-bında. Latife Hanım bir ev adamı.Latife Hanım. Bu arada bir başka genç kadının dramı bpslar. Sakiller. Ankprs'dpM dokt^rhr. beraber1^. İJM”“"I< vo^pıe^i son zamanÎRrda rrtmış. karmakarışık. Bir hata ile başlayan bu işin bütün köksı"HiW'nü rnnR p°<-ki Mevlevi Ceîebisi Velet Celebi söylemiştir. AŞK VARDI DİYOR İngiliz biyografisi yazarı Lord Kinross öyle düşünmüyor. Pu evlenme bir olupbitti ile başladı ve övle sona erdi. Bunlar. bu şartlar. kafasındaki binbir sorun arasında yer vermektedir. Halide Edip'in Falih Rıfkı'nın ve Yakup Kadri'nin anılarında da şiddeti hemen göze çarpan bir karşılıklı ilgiden_söz edilir. om hordan sonraki ir. Fikriye ise. hezeyan mektuplarıdır. Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nü “Başkumandanlık Bürosu” gibi kullanmaya başladığı andan itibaren Mustafa Kemal “gözlerinde keyifli bir ışıldayışla” Latife Hanım'ın gözlerinde doğan “sevgi ateşine” karşılık vermetedir ve genç kızı büyük bir tutku ile istemektedir. bir kaplanla evlendin. Derken günün birinde baskın verir gibi. za125 vallı verem hastası Fikriye Hanım'ı. köşkten uzaklaştırılmak için bindirildiği faytonda da çekip kendini vuracaktır. ama arada iki taraflı ask yoktu.” . Evet bir yuva kurulur gibi göründü. biraz da şekle bağlı tam bir İzmir kızıydı. Ama bu tek taraflı bir aşktır ve Mustafa Kemal'de şefkat ve acıma duyguları uyandırmaktadır. mektuplarına da yansıyınca. Bilgili. güzel ve atak! Olavların yarattığı üç haftalık. Fikriye Hanım'ın hasta bünyesini gittikçe yakıp kavuran kıskançlık. “Diğer ilişkilerinde olduğu gibi Latife Hanım'la evliliğe varan ilişkisinde de aşk yoktu” diyor. genç evlilerin kaldıkları Çankaya Köşkü'ne dalacak. Yani ortada ikisini de çabuca sarıveren güçlü bir aşk vardır. Gazi'nin hayatına bir dü126 zen verici. Mustafa Kemal'in yalnız ye özgür hayatına zaman zaman girip kaybola kadınlardan b'ri. hayatında ilk kez. törenler. yaverlerle tartışırken açıp-kapadığı çantasında bir tabanca buiuduğu görülecek.Makbule Ata-dan'la yaptığımız söyleşiler. Atatürk'le ilgili biyografik eserinde şöyle pn'atıvor: “î^ustnfa Kerr^j. seven ve kıskanan bir kadının gönül acılarına uğrattığını uzun uzun anlatırlar. günlerce. hayatını art:k sona emiş bir dö-nenrrsi temsil ediyordu. sofralarda resmi kıyafetler ve resmi bir vekar bekledi. bir devlet reisi hanımı olarak girmek istedi. du^nu's-ı "“ "“"o-i N. Atatürk'ün kız kardeşi -rahmetli. Fakat ne var ki. ince ruhlu. 1955 yılı Haziran ayının son günleriydi. Yazarın yorumu şöyledir: “Bu bir ask evlenişi değildi. Münih'ten. ürkütücü ifadelerle dolu.” Latife Hanım kültürlü. Mustafa Kemal. bir aüe re'pi erıv^rdu.

o büyük insana yönelik aşk duyguları bir hayli çok. Gerek kız kardeşinin. Zoguldak Milletvekili Edibe Sayar'Ia birlikte Türk Kadınlar Birliği üyelerinden birkaç hanım ziyaretçi. “Kadın gözüyle baktığınız zaman yakışıklı bir erkek miydi?” “Kadın gözüyle bakar mıyım ben ona? Ben Ya-kup'un karışıyım. Vazifesi belki bunu icap ettiriyordu. Kendisine karşı ne kadar '!qi göstermişse asker Mustafa Kemal de bu duyguya o kadar bigâne (yabancı) kalmıştı. Mikrofonu prizinden çıkardım. Herkesle olmuştur ama benimle asla. 10 Kasım 1985 tarihinde Hürriyet gazetesinde Emin Çölaşan'la yaptığı bir (Pazar Sohbeti)nde. Nebile ile Fikriye'nin Mustafa Kemal'e yönelik 128 sevgilerinde büyük bir duygu derinliği olduğu anlaşılmakta. sırtını dayadığı yastığa iyice gömülmüş bulunan Makbule Atadan'm eline verdim ve odada bulunan ziyaretçilerin iznini aldıktan sonra değişik bir soruyla açtım o günün konuşma gündemini: 127 — Atatürk hiç âşık oldu mu? Makbule Atadan bu sorumu şöyle yanıtladı: — DelikanMık rağanna ait duygularını büemem. Kurtuluş hareketinden sonra. Çevremizdeki hanımlar da tüm dikkatleriyle bu ilginç konuyu dinlemeye çalıştıkları için Makbule Hanım fazla açılmak istemiyordu. Orada sert durur. Desinler. gerek At?+t"ırk'p vnUm olmuş diğer kişilerin anlattıklarından önrendinimiz kadarı ile O'na. Dünyanın en yakışıklı insanlarından 54 . Leman Karaosmanoğlu ile yaptığı sohbetin. Belki o gözle bakmış olabilirsiniz. Delikanlılık yıllarındaki esintiler bir yana bakılırsa Mustafa Kemal'i içtenlikle ve delice sev^n kırların başında Bulgar Başbakanı Radosla^of'un k>7' Ni-kolina. dedi.. acımasızdır”. Pek çok. Ayrıca Allah onu hoş yaratmış. Ses alma aygıtını her zamanki sehpasının üzerine yerleştirdim. Eliyle havada bir yarım daire çizdikten sonra: — Pek çok.. teybi kapattım ve Makbule Hanımı dikkatle dinlemeye başladım. Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Ragıp Efendinin kuzeni Fikriye. Türk dostu bir Bulgar hukukçunun kızı olan Eîena Aç-kof. Bulgar Harbiye Nazırı Kovaçef'in k'?ı Mâna. güldü. Cihan gözüyle bakın. Bize hiçbir şeyini belli etmezdi.. Bu kez keskin bakışların! el'n-deki mikrofona ve bir kenarda tüm konuşmalarımızı banda alan teybe çevirdi. Fotoğraflarına bakmayın. ilk sırayı işgal etmekteler.. Anıt-Kabre bakan pencerelerin önündeki koltuklarda oturmuşlar. “Kadın gözüyle bakmaya lüzum yok. sürekli konuklarından Sayın Sabiha Gökçen ile Muallâ Tunçok da yambaşında ayakta duruyorlardı.. Atatürk'ün manevi evladı Sayın Sabiha Gökçen de 10 Kasım 1985 tarihinde Milliyet gazetesinde Yener Süsoy'la yaptığı bir (Tatil Sohbeti) nde aynı kanıyı doğrular nitelikte konuşuyorlar. Derler ki “Hayır. Ziyaretçilerin büyük bir kısmı gittikten sonra konuyu yinelemek istedim.. Bulunmaz bir şeydi. ama ben her^zaman mesafe bırakırım. Bir tanesi Bağdat' ta tanımıştı ağabeyimi.Güihane Askeri Hastanesindeki özel odasında yine kendisini ziyarete gitmiştim. — Atatürk'e âşık olan kadınlar var mıydı? Makbule Hanım. Sayın meslektaşımız Emin Çölaşan'ın Bn. hepiniz iyi bilin AVıtürk kadar bağışlayıcı bir insan olamaz. Yakup da öyleydi. Onun için benimle hiçbir zaman sürtüşmesi olmamıştır. (Kahkahalar. Mikrofonu. O kadar insan yürekliydi ki. Yalnız size şunu söyleyeyim..” Sonra kendisiyle iyi dest oldunuz mu? “Olduk.) Ama yine de.. Atatürk'e ve köşke yakın olan kişilerin başında gelen ünlü yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun eşi Sayın Leman Karaosmanoğlu. o günlerde çok güzel ve genç bîr kadıncınız. Dolmabahçe Sarayı görevlilerinden Nebile. konumuzla ilgili bölümlerini aynen aktarıyoruz: Latife Hanım güzel miydi efendim? “İyi yetişmiş bir kadındı. sizin sorduğunuz mânada kuvvetli bir aşk geçirdiğinden de haberdar değilim.

Henüz Atatürk'le evli 131 55 . Tabii çok üzüldüm ve bütün gün ağladım evde.. gençliğinizde gerçekten çok güzel olduğunuzu görüyorum.. “Hanımefendi siz üzüleceksiniz ama söyleyeyim.. Ne-bile'yi sonra bir hariciyeci ile evlendirdi Atatürk. “Evet. Gazi Haz-retleri'nden ayrıldılar. Bir defa da buna benzer bir hadise Erzurum'da olmuş ve Gazi Paşa. Hep “Nasıl olur?” diye soruyorum. diye erken kalkarlar.. (Leman Hanım kahkahalar atıyor). değil mi efendim? “Öyle olmasa intihar eder mi? Atatürk'ü iki kişi deli gibi sevmiştir. Latife Hanım Köşk' ten ayrılırken Coli ortalıkta dolaşıyormuş.” “Coli kim?” “Atatürk'ün tazı köpeği. Ağaoğlu bunları anlatınca daha da kötü oldum. O sırada Ankara'da Fikriye var.yo-rum” diye telgraf çekmiş ve Latife'cikle Ankara'ya beraber dönmüşler.. Bana dedi ki “A/ınem. Daha doğrusu Atatürk Latife Hanım'ı “Gönderdi. Ben böyle şeye gelemem. Yakup falan hepsi oraya doluştular ve fıs fıs. Ben bir mebus hanımıyım.. Çünkü olaylardan bir gün önce Köşk'te kendilerinin yanındaydım. Yakup da. hanımefendi yeni evlidirler. Latife Hanım'ı göndermiş. Latife Hanım. Birisi Fikriye. Galiba günlerden Cumartesi. “Ne tuhaf Co!i'ciqim.. Hele güpegündüz konuştuğunuz zaman açılmaz. O intihar eden yavrucuk. bende güzellik ne arar? Ama galiba değişik bir kadındım. babam kardeşlerim de Ankara'ya geliyorlar. Katiyen içki sofrası değildir. Latife Hanım şöyle bir bakmış Coli'ye ve okşamış.. Ağabeyim Burhan Belge'nih yattığı bir oda vardı. ben oradan davet gelmedikçe gitmek istşmezdim.. Ama daha onlar Kastamonu'ya varmadan. işte. hepsi kafa kafaya evrmişier. İngilizce ve Fransızca bilen okumuş bir kadındım.” Sayın büyüğüm. “Onları da sonra soracağım efendim L”t'fe Hanım Atatürk'ten ayrıldıktan sonra da kendisiyle dost-luğunrz devam rtti mi??” “Tabi..” “Ah ne güzel” dedim. Hiç geçinemiyorlar ikisi değil mi efendim? “Sadece şunu anlatayım.” Acaba için? Acaba Latife Hanım.. ama ben kalamıyorum artık” demiş. şu tablolarınıza baktığım zaman. Diğer hanımlara derdi ki. Ona gitse gitse. sen kalıyorsun burada. birisi Nebile..” Bir de. Ben yine erkenden izin istedim. qel.. Yakup Kadri Bey eve gelmişlerdir. Ertesi gün öğle vakti bizim eve Ağaoğlu Ahmet Bey. Ben kendisinin yanında fazla kalıp rahatsız etmek istemezdim.” Siz Atatürk'ün içki masasında bulundunuz mu? “Bulunmaz olur muyum? Bulundum elbette. idin m gibi gürlüyor. 130 Hatta o da bana takılırdı. “Ne oldu beyefendi!er?”diye sordum.. Çünkü o Ankara'ya geldiğinde Atatürk hâlâ o istasyondaki binada oturuyor. Çünkü benim akrabam falan değil ki. “Efendim. Hatta ilk mektubumda “Siz nid. Biraz bizimle burada kalacaklar.. Ankara'dan da ayrılıp gittiler” dedi. Çünkü çok iyi yürekli bir insandı. Sonra mahcup bir insandır. her gün Başbakan'ın hanımı gidebilir. Atatürk'e âşık. Ama beni her zaman çağırırdı.biri.. y.. Çünkübir yerde okumuştum. “Aman beyefendi. Zaten Latife Hanım. güzel güzel konuştuk. ailesinin geleceğini falan söyledi. Atatürk'ü çok mu disiplin cltına almaya çelişti?. ayrılmadan önce Atatürk demiş ki “Bu kadın şimşek aibi çakıyor.” Fikrîye Hanım. Çok dokundu. O yavrucak da öldü. Latife Hnaım'ı mutlaka geri çağırırdı.” “Sayın büyüğüm Atatürk'le Laffe Hnnım iki yıl kadar evli kaldılar ve ayrıldılar. İzmit Mebusu Süreyya Bey ve birkaç mebus daha geldiler.” Ayrılmsdan birgün önce Köşk'te beraberdiniz.nne Çankaya boşaldı Hanımefendi” diye yazdım.. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da değil.. Atatürk duysa. Ama meselâ Cankpya Köşkü'nü Latife Hanım bulmuştur. Ağaoğlu Ahmet Bey. o ise muzaffer bir kumandanın hanımı.” Tabii iç yüzünü bilemem. “Beni orada bekleyin. ben de her zaman mektuplaşırdık. Ama 129 yemeğe oturulur ve içki de verilir.

ben alt katın hizmetçisiyim.. Gözleri kör olarak Heybp!. Paşa.. Fikriye.. ama deli bir çocuk.” Ve hiç mesele çıkarmazdım. En büyük Mevlevi. Çelebi. Atatürk ve İnönü'de düğüne katıldılar. Başka hiç kimseyle sizinle konuşacağım gibi rahat konuşamam. Bütün kâinatı sev.. her genç kız evlenmeden önce bir sürü hayal kurar .. Bir kaplanla bir arslanla evlendiniz. Atatürk'ün yanına çıkıveriyor ve diyor ki. “Biliyor musun Le-man benim ablam çok büyük hata etti. Bir gün üst kata. Atatürk'ü enk seviyor. içeriye girip arzetmiş. Latife Hanım da Paşa'ya “Hayır. Paşa. Fikriye Hanım. Latife Ha-nım'la evlendikten sonra Fikriye'yi Siirt Mebusu Mahmut Bey'in yanma verip Almanya'ya tedav:ve vollu-yor. Bir de yeni başyaver olan Resü-hi Bey var: Resühi Bey. — O büsbütün başka. Bunu demir kafeslere hapsedemezsiniz. Ve böylece Paşa . “Bana yaveri çağır” eliyor.. Atatürk'ü çok merak ediyor ve evinden kaçıp Dolmabahçe Sarayı'na giriyor gizlice.. Cankava Köşkü'nde kalıvor. Latife Hanım'Ia evlenmiş. Bu yavrucak sonra kocasından ayrıldı.” Size biraz önce Rukiye'nin resmini göstermiştim. Atatürk'e âşık mı oluyor?. Ya132 kalıyorlar... Resühi Bey'e de “Kov gitsin” demiş.” Ataîürk istese Latife ("anim kendisine geri döner miydi acaba? “Dönmez olur muydu beyefendi?..” Efendim Nebile Hanım olayı nedir? — Nebile çok iyi bir ailenin çocuğu. ben onunla kplrvpb istivorum” dedi. Latife Hanım'a demiş ki “Bakın. Yakup da boş bulunup. kırmızı cepken ve hilali gömlekle çıktı ortaya ve şimdiki assolistlerin yaptığı gibi ¦bfi'î'ad! şarkı söylemeye. siz herhangi bir insanla evlenmediniz.” Bir ara müzik çalarken kırmızı şalvar.” Bu sırada da ailesi fellik fellik kızı arıyor. “Ne söylüyorsa söylüyor işte.-Hazret-leri'nin orada kalıyor Nebile.s. Kızcağız Almanya'da hasret içinde ve bir an önce Ankara'ya dönmek istiyor. Velet Cieıebi. “Paşam. Çok kalabalık bir sofra. Bazen hayallerinden daha güzel bir dünya ile karşılaşır. hizmetçi olarak alıkoyuyorlar orada bunu. Sonra iste. sizi rahatsız ettim. her şey senin hakkındır. her genç kızın hakkıdır.. Hapsetseniz bile parmaklıkları kırıp yine çıkar. Rukiye kimdi efendim? “Latife Hanım'ın küçük kız kardeşi. Ona demiş ki “Çelebi Efendi. ama kovmasınlar diye yalvarıyor. İstiklâl Harbi samanında Ankara'da Atatürk'ün yanında.. Atatürk. Nebile'yi bir hariciyeci ile evlendirecekler. Fakat sonra bu kız tehlikeli oldu. Ama kızcağız beni her gördüğünde anladı ve “Paşam beni göndermesin.. ama biraz dertleşmeye ihtiyaç duydum. Size bütün derdiniz. Ben Atatürk'ün karısı olsaydım derdim ki. Bir gün bana dedi ki.ada'da bir sanatoryumda ölmüş. Durum böyle böyle. Çünkü Fikriye verem. Hemen trene atlavıp Ankara'ya geliyor. Neyse.. Atatürk bir akşam Dolmabahçe'de bir davet verdi. O sırada içerideki yaver Fikriye Hanım'ı eskiden beri biliyor. “Paşam'a sürprizim var. Onu Ha anlatır mısımz? — Efendim.. “Sev canım. Paşa'ya hizmet etmi. “Ah canım. Şimdi bundan sonrasını bana Ya133 kup anlattı.. kabul edemezsin” demiş. Bunu bana Velet Çelebi'nin hanımı anlattı.. Yine Çelebi'nin hanımının bana anlattığını aynen size aktarıyorum.. buradan geliyor. Bakınız onu anlatayım size. Bu Nebile. Bazen de bunun tam tersi olur. biliyorsunuz Mevlana ahfadından. Kızdı mı? — Ondan sonra duydum ki. “Bir de Atatürk için intihar eden Fikriye Hanım var efendim.” Rukiye Hanım hayatta mı? “Maalesef. Resühi bunun üzerine 56 . Orada gazetelerde okuyor ki. istasyonda bir faytona binip Köşk' ün kapısına geliyor ve nöbetçiye. Sev canım.olduğu günlerden birinde Latife Hanım emir vermiş ve “Bana Velet Çelebi'yi çağırın” demiş. Benim çok iyi arkadaşımdı. Ben ne yapayım?” Yani geçinemediklerini söylüyor. Yakup'a şöyle bir dönüp baktı. ne kadar da güzel” dedi. Kocasıyla birlikte otomobil kazasında öldü. meşhur düğünleri yapıldı.Bu. Gece yarısından sonra bir ara bu Nebile bana dedi ki. Siz evladım. Hepsi senin hakkındır.

her şeyirrrze baktı. kızcağız ölüyor” eliyor ama Latife Hanım gitmiyor. Nebile.. Bu arada Atatürk'ün ağır bir şekilde hasta oluşu. o da diyor ki.. Eşinden ayrılan genç kadın. Bu kitabın çeşitli bölümlerinde Fikriye'nin dramatik bir şekilde sona eren aşk öyküsüne yeteri kadar değindik. Nebile'nin aşk öyküsü de başlıbaşına bir roman konusu olabilecek kadar içtenlik dolu. İkinci evliliği de Nebile'nin duygularını yok edememişti. güzelliği ve canlılığı ile çevresinin dikkatini çektiği kadar. Çeşitli kaynakların anlatış tarzı değişik de olsa gerçek şudur ki. Atatürk'ü gerçekten seven bir insanmış. . Has-tane'ye kaldırılınca Paşa. “Maalesef içeriye giremezsiniz hanımefendi” diyor. Atatürk'ü ilk kez Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir davette tanımıştı. ya da Atatürk'ün manevi bir kızı gözüyle değerlendirilen Nebile'nin gerçek iç duyguları belli olunca O'nu bir hariciyeci ile evlendirdiler. Nebile'nin dramatik yaşam çizgisini daha büyük acılarla doldurdu. İstiklal Harbi sırasında dört yıl burada hepimizin çorabını yamadı. O'nun içideki onulmaz yarayı daha da artırıyordu. Ben o kadını mübarek sayarım. bütün Muhafız Alayı'nda ne kadar çorapsız. Atatürk'e gidiyor. tüm canlılığını ve sevimliliğini yitiriyordu. “Ben Fikriye Hanım'ı dünyada kovamam.. Günden güne eriyor. Atatürk'e idam kararı çıktığı zaman.. güzel bir genç kızdı. Bir an konuşmadılar.Kılıç Aii'nin yeğen'ne”Git sen söyle ve kov”de-yınce. Sayın Yener Süsoy'un Sabiha Gökçen'Ie yaptığı söyleşinin sonlarında (Fikriye Hamm)la ilgili sorusu ve bu soruya karşılık Bn. Atatürk'ü tanıdığı yıllarda 17 yaslarında altın sarısı saçları dalga dalga omuzlarına dökülen. “Gidip sen kovacaksın” diye emir veriyor. Gökçen'in yanıtı ise şöyle: — “Efendim. Alıp hastaneye götürüyorlar.” Ama Resühi başyaver ve bunun amiri ya. Evliliğine rağmen içindeki duyguları küllemesini bilemeyecek kadar plâtonik ve romantik bir sevginin 135 çağıltısına kendisini kaptırmış bulunan Nebile'nin bu evliliği 2 yıl kadar sürdü.. Büyük bir cesaret. bir de Atatürk'e büyük aşk duyan Fikriye Hanım var. Atatürk'ün ölümü. Acıklı öykünün bundan sonrasını Altan Deliorman'ın kaleminden dinleyelim: “Yakacık Sanatoryumu'nun balkonu denize bakan bir odasının önünde Başhekim İhsan Rıfat'la bir gazeteci durdular. Nikâh töreni Çankaya'da kıyıldı... İzmit Valisi Eşref Bey'in yakın akrabası idi. Fakat orada ölmüyor. İçerisini dinler gibi kapının önünde taş kesildiler. Latife Hanım'dan tekrar rica ediyor. Atatürk'e duyduğu derin aşkın etkisi ile aile çemberinin sınırları dışına taşarak Dolmabahçe Sarayı'na gelmiş ve kendisini.. Büyük bir ruh çöküntüsü içindeydi. ilk sırada yer alır. zarafeti terbiyesi ve güzel sesiyle Atatürk'ün de sempatisini kazanmıştı. bir hizmet görevlisi. Zekâsı. kapıya gidip. Fikriye de az ötede bekleyen faytona biner binmez çantasından tabancasını çıkarıp kendini vuruyor. O devri düşünün.. o İstanbul'dan bir balıkçı teknesiyle. Bunun üzerine. Sesi o!dukça güzel ve dokunaklı olan Nebile. acı dolu olaylarla yüklü. yırtık pırtık üniformalı asKer varsa hepimizi o giydirdi. O mutlaka Atatürk'e âşık olan insandı. Ben o kadına karşı. Biliyorsunuz. Nebile. Bu uğurda hayatına kıydı.” 134 NEBİLE'NİN DRAMI “Latife Hanım” bir yana bırakılırsa Mustafa Kemal'i büyük bir içtenlikle seven ve bıı sevgilerini yaşamları boyu devam ettiren hanımlar arasında Fikriye ve Nebile. 57 .. çamaşırlarımızı yıkadı.” — “Fikriye Hanım'ı ben hiç tanımadım. Nebile'nin Dolmabahçe Sarayı'na girişi. bu kez Sabahattin İrdelp adlı bir mühendisle evlendi. Ben bu nankörlüğü yapamam. “Ne olur gidip bir bakıver. Sadece bizleri değil. büyük bir hürmet duyarım. Kılıç Ali'nin yeğeni olan yaver. Sarayda. Atatürk'le karşılaşması değişik kişiler tarafından değişik şekilde anlatılır. mavi gözlü.. Atatürk' ün hizmetinde görevli kıldırabilmenin yolunu bulmuştur.

Kuzum doktor. Sonra bir müddet sustu. uzaklarda bir noktaya bakar gibi cansız ve sabit duruyordu.” Sonra birkaç teşekkür kelimesi mırıldandı. 136 Odadaki karyolada küçük bir tümsek yatıyordu.. Üçünü de çevirmedim ama bilmem fazla gelecek mi? Ateşim yükselirse diye korkuyorum!. Teessürü derhal artıyor..” O sırada kapı vuruldu.” Kapı sessizce aralandı ve Başhekim önde.. İki atlas yastığı arasında kaybolmuş minimini bir baş hafifçe kıpırdadı. Bir demet karanfil ile hatırınızı soruyorlar!” Hastanın soluk dudaklarında geniş bir tebessüm yayıldı: “— Karanfil mi dediniz? Aman. “— Vah zavallı!. işte şu hizada (Ciğerlerini işaret ediyordu) bir ağrı peyda oldu. Nebile'nin vücudu kadar zayıf bir sesti hu: “— Ah!.” diye ilave etti.” Tecrübeli hekim bu “Fakat”ın sonunu bir türlü getiremiyordu. Çünkü çok konuşmaya tahammülü yok. O kadar. emrediniz de onları bir vazonun içine koysunlar.. Öyle sanıyorum ki çabucak ayağa kalkacağım!” “— Ne zamandan beri hastasınız Nebile Hanım?” “— Atatürk merhum olduğundan beri. Nihayet sözüne devam için kendinde kuvvet bulunca: “— Fakat Nebile'nin bize verdiği asıl büyük ız-dırap. Derken sırtımda. Hastalarımızı hafif ve ağır diye bir tasnife tâbi tutmak adetimiz değildir.” Kendisini bile aldatamayan masum bir yalan... Hekimler zatürre teşhisi koydular.. O'nu ziyaret etmek mümkün olmaz mı acaba?” “— Yanında çok kalmamak şartı ile. gök mavisi gözlerde bir bulut parçası ve damla damla akan yaşlar. Gözleri dolmuştu. Bu gözlerim bir parça görmüş olsaydı!. Üç defa yemek getirdiler.. ben ne kadar severim karanfili. Ziyaretçi donuk.. ziyaretçi arkada. Nihayet: “— Gözleri hiç görmüyor artık!... Amma nasıl bir uyuşukluk.. Genç kadın sessiz sessiz ağlarken Başhekim'Ie ziyaretçi kendilerini zor tutuyorlardı.... Kolum sanki yerinden kopmuş. Nebile'ye dönerek: “— Bakın. cam bakışların altında ezilir gibiydi..“— İçerde Atatürk'ün kızı Nebile yatıyor!” “— Çok mu ağır?” “— Eğer hekim sıfatıyla konuşuyorsam size sadece (Burada bir hastamız var) diye cevap verebilirim. Sarayda o acı haberi aldığım dakikada sol koluma bir uyuşukluk 137 II geldi.. Size şimdi anlatamam ki.” İri. Biraz sonra kendimi kaybetmişim. dedi. Adeta hiç görünmeyecek kadar küçük bir tümsek. Başhekim gülümsemiye çalışarak cevap verdi: “— Daha da iyileşeceksiniz!. Fakat.” “— Çok iyiyim. size İstanbul'dan selâm getirmişler. onun bir sanatoryumda kalmasını icap ettiren malum hastalığından ileri gelmiyor” dedi..” * ** 58 . Bugün iyisiniz ya.. İşte şimdi de. Bugün kaç defa yemek yediniz bakalım?” “— Sormayınız. Bu gözlerin kendilerinden beklenen vazifeyi yapmadıkları ne kadar belliydi. Hastabakıcı elinde bir demet taze çiçekle odaya girdi. Sanki gövdesi hemen hiç olmayan bir baş. “— Siz misiniz Doktor?” <¦— Evet kızım!. İhsan Rıfat. bir gölge gibi içeri kaydılar. Bu başta gök mavisi iki göz.

Ama. 28 Ağustos 1988 59 .. Kendisini ölesiye seven nice genç kızlar ve kadınlar olmuştur ki. O'nun ruhunu ve kafasını dolduran büyük vatan sevgisi yanında sadece küçük bir kıvılcımlanmadır...Çocuk Mustafa Kemal'den Atatürk'e kadar o büyük insana yakın olmuş tüm kaynakların verdiği bilgiler bir arada değerlendirildiğinde ortaya şu gerçek çıkmaktadır. Mustafa Kemal'in özel yaşamında aşk.. gürül gürül bir aşk fırtınası halinde yaşam boyu devam edip gitmiştir. Şemsi BELLİ Suadiye. bunların duygusal evreninden Mustafa Kemal'e yönelen sevgileri.

Milliyet Atatürk'ün Bir Kadına Mektupları / Peyami Safa Milliyet Atatürk'ün Hususi Hayatı / A saf İlbay . Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'-la.Zaman Atatürk'ten Hâtıralar ve İbretler / ismail Habib Cumhuriyet 139 Atatürk Lâtife Hanım ile Nasıl Evlendi / Naşit Hakkı . SON 60 . Ünlü İngiliz yazarı Lord Kinross da. Bu görüşmelerin tümünü ses bantlarına kaydetti. Şemsi Belli'nin bu eserinin bazı bölümleri Pakistan'h Türkolog ve Tarihçi Mohammet Şakir tarafından (Jrdu diline çevrildi.Hürriyet Tatil Sohbeti / Yener Süsoy . Açıksöz gazeteleri SESLİ KAYNAKLAR Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan'ın sesiyle “Çocukluğundan Ölümüne Kadar Ağabeyim Atatürk'e Ait Hâtıralar” konulu ses bantları /Şemsi Belli 140 çocukluğundan evliliğine kadar Şemsi Belli. son hastalığı sırasında haftalarca süren uzun bir görüşme yaptı. Atatürk'le ilgili biyografik eserinde (Ağabeyim Mustafa Kemal) adlı anıları bu konuda yazılmış diğer kitaplarla birlikte ana kaynak olarak kullandı.KAYNAKÇA KİTAPLAR Ağabeyim Mustafa Kemal / Şemsi Belli Ankara'nın İlk Günleri / Yunus Nadi Atatürk'ün Hâtıraları / Falih Rıfkı Hemşehrimiz Atatürk / Naşit Hakkı Damla Damla / Ruşen Eşref Atatürk / Yakup Kadri Atatürk'ten Hâtıralar / Afet İnan Mütareke Defteri / Yunus Nadi Tek Adam / Şevket Süreyya Atatürk İçin / İsmail Habib Atatürk'ü Özleyiş / Ruşen Eşref Kılıç Ali Hâtıralarını Anlatıyor / Kılıç AH Nükte ve Fıkralarla Atatürk / Niyazi Ahmet Atatürk'ün Hayatındaki Kadınlar / Altan Deliorman Atatürk Ansiklopedisi/ Kemal Zeki CençosmanNiyazi Ahmet Banoğlu GAZETE ve DERGİLER Ağabeyim Mustafa Kemal / Makbule Atadan .Milliyet Mustafa Kemal'in Damat Girdiği Aile / Sadun Tanju .Hâkimiyeti Milliye Atatürk'ün Özel Yaşamı / Yalçın Pekşen-Cumhuriyet Pazar Sohbeti / Emin Çölaşan .Milliyet Atatürk'ün Gönlündeki Kadın / Selma Tükel-Hürriyet Çeşitli Yazılar / İsmail Habib .Yenigün.Şemsi Belli .Hayat İmtihan Veren Millet / İsmail Habib . Bu söyleşide saptanan anıların bir kısmı (Ağabeyim Mustafa Kemal) adlı kitapta yayınlandı.