ŞEMSİ BELLİ ATATÜRK'ÜN AŞK HAYATI

Tarayan Yaşar Mutlu www.yasarmutlu.com www.kitapsevenler.com Bu e-kitap taslak halindedir. Okumayı zorlaştırıcı tarama hataları içerebilir. Bu taslak sürümü okurken düzeltir ve düzeltilmiş sürümü bizimle paylaşmak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org İletişim: ayrac.org@gmail.com

2

ATATÜRK'ÜN ASK HAYATI şemsi belli ARAŞTIRMA DİZİSİ: 1 • İNCELEME YAYINLARI Babıali Cad. No: 19/11 Cağaloğlu - İstanbul Bu kitap 1988 yılının Kasım ayında İstanbul'da TUBA Matbaası'nca dizgi ve basımı gerçekleştirilmiştir. Dizgi: Naci Kararsız Baskı: Saim Erüstün Kapak Düzeni: Gürhan Sodan Kapak Baskısı: Son Ofset

3

ATATÜRK'ÜN AŞK HAYATI ŞEMSİ BELLİ İNCELEME YAYINLARI 4 .

Dağdaki çobanlardan tahttaki hükümdarlara kadar her kişinin yüreğinden gelip geçen aşk esintileri. Bu dizi içinde okuyacaklarınız. güzelliği ile. Sevdi. O ferman dinlemez duygu. aşk yaşamının üzerindeki tülü biraz araladığımızda daha iyi göreceksiniz. özellikle gözlerinin güzeH''ği ile kendisini etkilemeye çalışan bir hanıma bir karşılaşmalarında şöyle demişti: “— Hanımefendi!..." O'nun. sevgisel ve özel ilişkilerinde bile ne denli onurlu.. Mustafa Kemal'in kızkardeşi Makbule Atadan'la —ölümünden birkaç ay öncesine kadar süren —uzun bir görüşme yapmış ve tüm korunmalarını ses bantlarına kaydetmişti.. ergen oldu.. O da çocuk oldu. Bu görüşmelerin baş konusu. duygusal. Ben güzel gözlü hanımları çok severim!. çocuk Mustafa Kemal'den büyük kurtarıcı Atatürk'e kadar uzayan yaşam çizgisindeki bilinmeyen yönleri.. doğrulanmış olayları kapsamaktadır. ilginç anıları içeriyordu. O büyük insanın da yaşamında yer aldı.. mesafeli ve zarif bir insan olduğunu. Atatürk..ÖNSÖZ O da bir insandı.. güzel gözlü hanımefendilerden daha çok severim!.. Ne var ki. Fakat vatanımı ve politikayı. kemikten yapılmış. O' nun hudutsuz vatan sevgisinin yanında mini mini birer yalım olmaktan öteye gitmedi. Sevildi. Şemsi Belli 5 . Bu satırların yazarı. fakat aynı zamanda Mustafa Kemal' in özel hayatına çok yakın olmuş kişilerin hatıraları ve gözlemleriyle pekiştirilmiş. etten. yalnız Atatürk'ün kızkardeşinden derlenmiş anılar değil... Bunlar arasında Mustafa Kemal'in sevgisel yaşantısından izlenimler ve görüntüler de vardı. Mustafa Kemal'in yüreğinde kıvılcımlanan sevgisel duygu.. delikanlı oldu hepimiz gibi....

BİZİM DE ÇARPAN BİR KALBİMİZ VAR!. Gazi Paşa' ya sorular yöneltiyor ve O'nun duygusal yönlerini teıs-bite çalışıyorlardı. büyük kurtarıcının onuruna bir akşam yemeği vermişlerdi Madam Brod'un otelinde.Birinci Bölüm Tarih: 29 Ocak 1923. kabul ettim!” buyurmuşlardır. Bir ömür çeşitli mücadeleler içinde geçti. Mareşal Fevzi (Çakmak) Paşa ile Kâzım Karabe-kir Paşa. O'nun için en büyük aşk “Memleket Aşkı”ydı ama göğüs kafesinde yürek taşıyan her insan gibi Mustafa Kemal de sevmeye. Duayı müteakip tarafeyn. Madam Brod'unun otelinin geniş salonundaki sofrada tüm başlar ve gözler 6 . 22 Ocak 1923 akşamı Bursa'daydı. omuzlarında lâcivert kruvaze elbisesi ile Gazi Mustafa Kemal. Şiire. Biz Lâtife Hanım'la evlenmeye karar verdik.. tarihî bir olaya tanıklık etmek için heyecanla bekliyorlardı. 10 Bir aralık Lâike Hanım.. Gazi Paşa'yı ağırlamak için can atan Raufî Bey ve eşi Lâika Hanım. Dağ. sevilmeye karşı ilgisiz değildi. Sofrada bulunanlardan kurmay binbaşı Cevdet Kerim (İncedayı). hazirun tarafından pek samimi bir surette tebrik edilmişlerdir.. Kadı Efendi müteakiben Paşa Hazretlerine aynı suali irad etmiş ve müşarünileyh “Evet. Çocukluk çağlarında —her delikanlıda olduğu gibi— romantik eğilimleri de vardı. yüksek tahsille iktisabı feyz ve kemâl eylemiş bulunan Lâtife Hanımefendinin mazharı saadet olmalarını niyaz ve tazarru eyler... hazırlanan masada bu tarihî olayı tescil etmek için bekleyen İzmir Kadısı'na şöyle hitap etti: — Efendi Hazretleri!.00.. Delikanlılıktan çıkıp ilk gençlik döneminin çok cepheli kişiliğine yöneldiği zamanlarda bile aşk ve sevgi konularına ilgisiz kalmamıştı. Bir yudum içti.. millet ve memleketi halâs ve necata isal eden büyük müncimizle.” “SEVMEYE VAKİT BULDUK MU?” Başta kızkardeşi Makbule Atadan olmak üzere kendisine çok yakın olmuş tüm hanımların. Lütfen gereken işlemi s(muamelei lâzimesini) yapar mısınız? Anadolu Ajansı'nm 29 Ocak 1923 tarihli haber bülteni. sevmeye vakit bulabildik mi?. Lâike Hanım'la birlikte.. Hanımefendi.. hattâ erkek arkadaşlarının verdiği bilgiye göre Atatürk ince ruhlu.. Af buyurunuz. Başında koyu renk astragan kalpağı.. Saat: 17.. karargâhta ömür süren bir askerin sevmeye vakti kalır mı?. 43 yaşında olmasına rağmen daha genç gcvsteren şık ve zarif damat adayı Mustafa Kemal Paşa. dedi. Bir süre daldı ve sonra gözlerini Lâike Hanım'a çevirerek: — Sevmek!.. dedi.. Çadırda. duygulu bir insandı.” Etrafta çıt yoktu. edebiyata büyük bir ilgi duyuyordu. Gelin adayı Uşşakîzâde Lâtife Hanım'ın nikâh tanıkları ise İzmir Valisi Mustafa Abdulhalik Bey'le Gazi Mustafa Kemal'in Başyaveri Salih (Bozok) Bey'di. Lâtife Hanım'la evlenmesinden bir hafta önce. bir hayli tereddütten sonra tüm cesaretini toplayarak: — Paşam!. elindeki kadehi dudaklarına götürdü. bu olağanüstü törenin ayrıntılarını o günün diliyle şöyle özetlemektedir: “Kadı Efendi evvelâ Hanım'a teveccüh ederek: — On dirhem gümüş mihri müeccel ve aranızda takarrür eden mihri muaccelle hazırı bilmeclis Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleriyle tezevvücü kabul ediyor musunuz?” demiş ve Lâtife Hanım “Kabul ettim” cevabını vermişlerdir. pırıl pırıl üniformaları içinde. “BİZ DE İNSANIZ. konağın üst katındaki salondan içeri girdiği zaman tüm bakışlar kendisine ve yanındaki orta boylu genç hanıma çevrilmişti. dere. bir şey sormak istiyorum: Hiç sevdiniz mi? Mustafa Kemal Paşa.. Anadolu Ajansı. Sevmek!. tepe. Yer: İzmir'in Göztepe semtinde Uşşakîzâde Muammer Bey'in konağı.

Mektebe dayımla beraber atla giderlerdi.. Her cuma günü.. Bakalım Müjgân da beni beğenecek mi?. O yıllarda sık sık görüştükleri Kolağası Rüknet-tin Bey'in iri siyah gözlü. Başbaşa dertleştikleri bir gün. dedi. Atın eyerini vurdu... kadehinden bir yudum daha aldıktan sonra ışıltılı bakışlarını tekrar Lâike Hanım'a çevirdi ve bu kez biraz öncekinden daha sert bir ses tonu ile: — Biz de insanız Hanımefendi!.. Yanına sokuldum: — Ağabey!.. Gemi taktı. beni ve Naciye'yi görmeye gelirdi. Müj-gân'dan hoşlanıyordu. çok duygulu ve romantik bir yaşın içindeydi. — Olmaz!. henüz çocuklukla delikanlılık arasındaki ilk kilometre taşlarında.. Ama ne var ki diğer delikanlılardan farklı olarak Mustafa Kemal.. Müjgân'm q"uygu-sal etkisini o denli açığa vurdu ki Nuri (Conker) dayanamadı: — Mustafa!... Mustafa Kemal'in Müjgân'ı sevmeye başladığını 12 evin içindekiler de hissetmişler ama kendisine belli etmemişlerdi.. kızkardeşi Makbule Atadan şöyle anlatıyor: “— Güzel bir tayı vardı. şiir üstüne. — Beni de alsana atın terkisine!. Madem ki bu kızdan bu kadar hoşlandın. bir teşebbüste bulunmak doğru olmaz!. 11 O günleri.” MUSTAFA KEMALİN İLK GÖZAĞRIS! KOLAĞASI RÜKNETTİN BEY'İN İRİ. — Olmaz dedik ya. diye konuşmaya başladı. — Olmaaaz!. O. — Mektebe mi gidiyorsun? — Evet!. ya reddederlerse?. Atına bindi ve gitti.... İçini açtığı.. Filmi başa alalım ve yılların sayfalarını yaprak yaprak çevirerek kameramızı 15 yaşlarındaki çocuk Mustafa Kemal'in özel yaşamına doğru yöneltelim. annemi. gitsin istesin Müjgân'ı. Annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşleri Makbule ile Naciye.. uzun kirpikleri siyah gözlerini gölgeleyen güzel bir kızı vardı: Müjgân!. dedim.Gazi Mustafa Kemâl Paşa'ya çevrilmişti...... — Ne olursun?.. Bu teklif karşısında Mustafa Kemal'in cevabı şudur: — Benim tek taraflı hoşlanmam kâfi mi?. bizim de bir his tarafımız var!. — Ne var sanki.. evlenirsiniz!. Onurunu duygularına kalkan yapan —Askerî Ortaokul öğrencisi— Mustafa Kemal. çocuk Mustafa Kemal'e yaşının çok üstünde bir ilgi ve saygı gösteriyorlar.. SİYAH GÖZLÜ KIZI MÜJGÂN'DI.. iri sivah gözlü. Selanik'te Askerî Rüştiye'ye devam ediyor. aile dostları.. Söyleyelim Zübeyde Teyzem'e. — Ne var?.. Arkadaşı Nuri (Conker) ile yaptığı özel sohbetlerindeki konular genellikle aşk üstüne. Ata ve silaha karşı büyük bir sevgisi var. Şimdi söz keser nişanlanırsınız. edebiyat üstüneydi.. Bizim de çarpan bir kalbimiz. Askeriz diye mi bu yönümüzden şüphe edersiniz?. ben de geleyim seninle!. MUSTAFA KEMAL'İN ODASINA GİREN GENÇ KIZ 7 .. hadi dön bakalım eve!.. Yola çıkmaya hazırlanıyordu. Sonra da zabit çıktığın zaman da. Ya “Hayır!” derlerse.. Kolağası Rüknettin Bey'in kızı...... sırlarını paylaştığı tek arkadaşı o sıralarda sadece Nuri (Conker) idi.. onurunu aşktan daha üstün tutuyordu. Şimdiden böyle. Yine bir cuma dönüşüydü... Mustafa Kemal. O.. uzun kirpikli Müjgân'm hâtırasını içinde saklamayı daha uygun bulmuştu.

. Delikanlı Mustafa Kemal ise Nadire'den çok Hatice'ye ilgi duyuyor. Nadire de. Bir aralık Zübeyde Hanım. özellikle Hatice'nin Mustafa Kemal üzerinde derin bir iz bıraktığını yalnız kızkardeşi Makbule değil. Bir de ne görsün. aynı zamanda o yıllardaki samimi dcntları da çok iyi hatırlamaktadırlar. sarışın bir delikanlının yolunu beklemeye başlamışlardı. Zübeyde Hanım Teyzelerine geldiklerinde Mustafa Kemal. Elindeki karanfili sayfası açılmış ders kitabının arasına koyan Hatice..” demişti. arkadaşlarıyla gezmeye çıkmıştı. kızkardeşi Makbule ve komşu misafirler biraz sonra Mustafa Kemal'in merdivenlerden inen ayak seslerini duydular. Bazı günler kendilerine konuk gelen bu komşu kızlarının. “Kızını zabite veren analar bağrına taş basar.. Yıllar geçti.. ablası Nadire'ye aşk elçiliği yapmak istemiş ve kırmızı karanfili —o sıralarda ağır bir tüberküloz hastalığı ile ruhen sarsıldığı yetmiyormuş gibi bir de Mustafa Kemal'e âşık olan— ablası Nadire adına bırakmıştı tarih kitabının arasına. diye tutturdular. “KIZINI ZABİTE VEREN ANALAR BAĞRINA TAŞ BASAR” Kırmızı karanfil. Hatice de. Mustafa Kemal'e delicesine âşıktı.. heyecanla odadan çıktı ve Zübeyde Hanımın istediği şeyi alarak aşağıya indi. Artık bir harbiye öğrencisi idi. Olumsuz cevabı kızkardeşi Makbule'den aldı. Hatice'den bir sey istedi. 14 Oysa işin içinde garip bir terslik vardı: Komşu kızı Hatice.. Özellikle Nadire. yeni bir duygusal kıvılcımlanma-nın başlangıcı oldu Mustafa Kemal'in çocuk yüreğinde. üniformalı. öylesine yakışıklı ki.. O'nu uzaktan uzağa sevenlerin başında geliyordu.. Askerî üniformaları içinde öylesine şık. yakışıklı bir çocuktu. odasına gizlice bırakılan karanfili bu yönden değerlendiriyordu. Onurunu aşkından daha ön plânda tutan Mustafa Kemal.. Duygularını daha iyi tartmasını ve yönlendirmesini biliyordu. AnnelerF Zübeyde Hanım'la sohbet ederken her iki kız da gözlerini pencereden dışarıya çevirmişler. annelerine sokularak âdeta yalvarırcasına: — Zübeyde Hanım Teyzelere gidelim mi anne?. Misafirlere hoşgeldin deyip birkaç nezaket sözü e+tik+en sonra odasına çıktı.. Delikanlı Mustafa Kemal'in yatağının başucundaki kitaba bırakılan kırmızı karanfil karsısında neler duyducîunu. Yatağın yanıbaşındaki masada Mustafa Kemal'in açık bıraktığı bir ders kitabı duruyordu... Kendisinin hoşlandığı kızlardan daha çok kendisinden hoşlanan kızlar vardı... Yine bir Cuma günü komşu kızları Nadire ile Hatice. Üst kata çıkan Hatice. Tarih kitabının arasında kırmızı bir karanfil!. Uzağa tayin edilir zabitler. Ben kızımı nasıl görürüm. Ama neler yaptığını söyleyelim!. neler düşündüğünü bilmemiz olası değil. Bir gün annesi Zübeyde Hanımı gönderip Hatice'ye resmen talip oldu Mustafa Kemal. O zamanlar haftalık resmî tatil günü Cuma olduğu için 13 Askerî okulun yakışıklı ve üniformalı öğrencisi Mustafa Kemal mutlaka evde bulunurdu. Birkaç saat sonra Mustafa Kemal geldi. mutlu bir bakıs'a misafir odasına girdi. sofadaki saksılardan bir kırmızı karanfil kopararak gizlice Mustafa Kemal'in yatak odasına daldı.. Hatice'nin annesi kızına pek düşkündü. Manastır İdadisi'nde öğrenci. DELİKANLI MUSTAFA KEMAL BİR RUM KIZINI KAÇIRACAKTI Mustafa Kemal. Elinde kırmızı karanfil.KIRMIZI BİR KARANFİLİ DEP” KİTABININ ARASINA BIRAKIP KAÇTI!. 8 .. Aşağı katta annesi Zübeyde Hanım. Hatice'nin heyecan ve korkudan kıpkırmızı olan yüzüne tatlı bir nazar fırlattıktan sonra bir arkadaşı ile buluşacağını söyleyerek evin kapısından çıkıp gitti.. Bugün müze olan Selanik'teki tarihî evin yakınında oturan komşu kızları Nadire ve Hatice. daha çok Cuma günleri “Zübeyde Hanım Teyze”lerine gitmek için can atarlardı. annesini ziyaret için Selanik'e geldiği gün15 ler çevredeki tüm genç kızların yüreği hop oturup hop kalkıyor.

. Odeon Tiyatrosu'nun hemen yanıbaşında bulunan bir çalgılı kahve ile Alâtini Köşkü civarındaki Floka 17 Gazinosu. gözleri gar saatinde sabırsızlıkla bekler.. Ünlü bir Paşanın kızı. anıları beraber. suyu başından kesmiş. yakışıklı bir harbiyeli. geceleri.. Manastır'a dönerken bu güzel Selanikli kızı da kaçırmak. Tatili.. Güzel.. Zübeyde Hanımın kardeşi ve Mustafa Kemal'in dayısı Hüseyin Ağa'dır. Mustafa Kemal... Manastır'a götürmek niyetindedir. Selanik'te Floka Gazinosu'nda bir gece. Bunları kızkardeşi Makbule Atadan da bilmiyor. Olay kısa süre içinde çevrede duyulur.. Yıl: 1899. Oysa dayısı Hüseyin Ağa. Fani adındaki kız Mustafa Kemal'e âşık.. Müjgân'dan ilk gönül ağrısına kadar Mustafa Kemal'in yaşamında koskoca üç yıl hangi duygulanışlar içinde geçti. o yıllardaki samimi arkadaşlarının anılarında da komşu kızı Nadire ve Hatice'den başka bir ada rastlanamıyor. bu kez trenin penceresinden dışarıya bakmakta ve tatlı mavi gözleriyle kalabalığı bir projektör qibi tarayarak Rum dilberinin görünmesini beklemektedir.. Çalgılı kahvede çalışan Romen asıllı üç kız bu üç delikanlıyı ayrı ve özel bir ilgiyle ağırlıyorlar.. hem güzelliği ile. bekler. Toni adındaki Romen dilberi de Asaf'a... İşte bu bölmelerin birinde deniz mavisi gö?'eri-ni.. Heyecan ve sevinç içinde istasyona giden Mustafa Kems-!. gençlerin bu çılgınlığını zamanında önlemesini bilmiştir. O yaştaki tüm gençler gibi bu üç gencin de günleri. Bir aralık Selanik'ten kaçamak yapıp Manastır'a giden Mustafa Kemal... Gözyaşlarını tutamayan genç ve güzel kız ise Mustafa Kemal'in özel ders verdiği bir öğrenci. umutlar. Okullar tatil... Mustafa Kemal 18 yaşında. Kimler O'nun sevgiset yaşamında iz bıraktılar?.Yaz tatilinde delikanlı Mustafa Kemal'le yakın bir ilişki kurmayı becerebilmiş bir Rum kızı. İlk kanpana (Eskiden trenlerin hareket saatinde kanpana çalardı) çalınca vagona giren Mustafa Kemal... sevgilisinin kalabilmesi için bir oda bile kiralamıştı.. Zübeyde Hanım delikanlı oğlunu baştan çıkarmaya çalışan Rum kızını ve ailesini çok iyi tanımaktadır... {Dayım haklıydı) diye bağlardı sözlerini. Hal edildikten sonra Selanik'e sürgün giden 2.. 9 .. Abdülhamid'in ikamete mecbur tutulduğu Alâtini Köş-kü'nün hemen yakınındaki Floka Gazinosu tıklım tıklım gençlerle dolu. Mustafa Kemal... Mustafa Kemal'in o yıllardaki samimi arkadaşları şunlar: Mühendis Mektebi talebelerinden. sonraki yıllarda Ankara Şehreminliği ve Bilecik Milletvekilliği yapacak Asaf (İlbay). İki uçarı sevgili.. Günler. Geriye kalan Janet ise Ahmet Numan'a ilgi gösteriyor. kızın ailesiyle görüşerek. Mustafa Kemal'in dayısı Subaşı Hüseyin Ana'ya açar. Romantik gençlerin sevdikleriyle başbaşa kaldıkları özel bölmeleri var gazinonun. Durumu. Ahmet Numan ve Asaf'dan oluşan üç sacayağının başlıca buluşma ve eğlenme yeri. yanıbaşında ağlayan genç kızın gözlerine dikmiş delikanlı bir harbiyeli. serin bir yaz gecesi. bekler... Mustafa Kemal.. Bu çocukça maceranın her iki taraf için de yakışıksız olacağına emindir. 16 HARBİYELİ MUSTAFA KEMAL'İN İLK GÖNÜL AĞRISI BİR PAŞA KIZIYDI İlk göz ağrısı. geceler. Yeğeni Mustafa Kemal'in başında esen kavak yellerini durduracak tek kuvvet. hem de sokulganlığı ile O'nun üzerinde oldukça etkili. o yılların en renkli bir dinlenme yeri olan bu kafeşantanla Floka Gazinosu arasında geçiyor... Eczacı Mektebi Talebesi Ahmet Numan... kalkacak trenin hareket saatinden az önce garda buluşmayı kararlaştırırlar. Bunları yıllardan sonra anlatan Atatürk.. coşkular ve mutluluklar içinde renklendirmeye çalışıyorlar.

Mustafa Kemal... O cıün Floka GaT'nosu'nun ö?el bölmesinde Mustafa Kemal ise sevgilisinin karşılıklı konuşmaları. Fakat son günlerde Mustafa Kemal'in artık bu tür şakalarla ilgilenmediğini ve gerçek bir sevgi esintisinin içinde dalgın ve düşünceli olduğunu hissediyorlardı.. Ağabeyim bazı akşamlar gelmeydi iftara. doğup büyüdüğü ve pek çok çocukluk hâtırasını içinde bıraktığı Selanik 10 .. Selanik'te içtimâi bir mevkii olan ailesinin savnınlıöına göfae düşürmemek için bir an önce evlenmeleri gerektiğinden söz ediyor. sırılsıklam âs'k Mustafa Kemal'in kalbi ile değil. pek yakında kaybedebileceğinin kaygısı içinde.. bir süre Çalgılı Kahvedeki Romen kızlarını konuşurlardı. sadece geçen sevgililer için tahsis ettiği özel bölmeli odalarından birinde başbaşa geçen saatler. O. bir başkasını seviyordu.... hıçkıra hıçkıra ağlayarak içini dökmeye çalışan güzel sevgilisi karsı^n-da. Tatilin de Ramazan'ın da sonu gelmişti. kafası ile verdiği kararı. bu eserin amacı ve kapsamı dışında kalmaktadır. Sansın Harbiyeli ise gerçek bir duygu ile sevdiği biriyle de olsa o aşamada evlenmeyi düşünmüyor.. ver elini İstanbul diyecek Mustafa Kemal. tatil süresi içinde özel ders verdiği “Paşa Kızı'nı. Ve gazinonun. yanlış yorumlara ve değerlendirmelere neden olmamak için günün koşullarıyla birlikte genç Harbiyeli Mustafa Kemal'in içinde bulunduğu psiko-sosyal ortamı da belirlemek gereğini duyuyoruz. Ahmet Numan da 18 yaşındaki genç HarbiyeÜnin. Mustafa Kemal. Sonra..... sarsıla sarsıla.... hergün özlemle bekliyordu Mustafa Kemal'i. Ramazan Bayramı'nın son günüydü.. belki daha fazla. daha sonraki dönemlerde —birbirlerinden hiçbir şeylerini saklamayan— üc sacayağı arasında uzun uzun tartışılıyordu. Genç kız.. Duyduğumuza göre Paşanın kızı da ağabeyimi seviyordu. _ Delikanlı Mustafa Kemal'in Manastır Askerî İdadisini bitirip İstanbul Harbiye Mektebi'ne girişi 1899 yılına rastlar. 19 MUSTAFA KEMAL İÇTENLİKLE SEVDİĞİ KIZI NİÇİN REDDETTİ? Bu dizide büyük insan Mustafa Kemal'in duygusal ilişkilerine konu olan olayları sunmaya çalışırken psikolojik tahlillere girişmek ve yorum yapmak. Ve nihayet. Fakat. Mavi gözlü... Asaf İlbay ve Ahmet Numan sacayağı ara-sıra bu gazinoya da gelirler. Ve Asaf İlbay da. Çünkü... Alâtini Köşkü yakınındaki Floka Gazinosu.. Kızkardeşi Makbule Atadan.. beyninin sesiyle konuşmaya çalışan genç Harbiyeli..... en uygun davranış tarzı olarak değerlendiriyorlardı. Oysa Mustafa Kemal için Fani ve arkadaşları eğlencelik bir kah^k r°HHe-ği bile değillerdi.... Harbiye Mektebine dönmek zorunda kalacak. O yıl Ramazan ayı da yaz tatiline rastladığından bayram ertesi..... Sonra bir binek arabası.. İftarı onlarda yapıyordu ağabeyim. Evet.. İdadi çeşmesinin önünde “Emlâk-ı Şâhâne” binalarına doğru uzayan bulvarda bir süre yanysna yürüdüler. Ve.. Bâzı geceler sahura kadar orada kaldığını işitiyorduk. 18 yaşındaki bir delikanlının Harbiye Mektebi' nin şık üniforması içindeki fiziksel görüntüsü ne denli göz alıcı ise. çünkü birkaç hafta sonra tatil sona erecek ve kendisi Selanik'ten ayrılıp İstanbul'a. Çalgılı Kahve'de Romen asıllı Fani. Her gece ders vermeye gittiği Paşa konağının kibar ve zarif kızıydı genç Harbivelinin gönlünde taht kuran.. O tarihlerde Selanik'te İdadi Çeşmesi'nin karşısında Yüksek Kahve denilen bir gazino vardı. sarışın Harbiyeli ile sevgilisi Yüksek Kahve'nin önünde buluştular. Mustafa Kemal ile sevgilisi birbirlerinden ayrı18 lacakları günün yaklaşması nedeni ile üzülüyorlardı. Anlardık ki vine Pasa'nın konanına gitti ders vermek için.. o uzak vllarla ilgili anılarını şöyle anımısayacaktı yarım yüzyıldan ötelerde: — Mektep tatil... kalbinin değil.

Bu. Bu çırpınışların yönü bir bakıma çelişiktir. Bu arada —Mustafa Kemal'i oldukça üzen^— ailevî bir olay da genç Harbiyeli'nin gönlünde büyük bir eziklik yaratmıştı: Annesi Zübeyde Hanım.. Atatürk'ün çocukluk arkadaşları ve delikanlılık günlerinin yakın dustları arasında bulunan Asaf İlbay. Manastır Askerî İdadisi'nde yatılı okuduğu yıllardan kalan bu iz. kızkardeşi. Ve sonra tazelenen hâtıralarının arasından ayrılıp ıstırap içinde sarsılarak: 11 . sevgililer.... bembeyaz saçlı. Asaf İlbay'ların yakın aile dostudur ve çevresinde büyük bir saygınlık yaratmış onurlu bir zattır.. bu duygusal ve düşünsel zıtlıkların çarpışması içinde geçer. Gönlünde başka özlemler. anılarında bu sevgisel olaya yer vermekle birlikte isim açıklamaktan dikkatle kaçınmaktadır. Vatan ve millet sevgisi. yazar Yîlmaz Çetiner'in 1964 yılında yapmış olduğu bir mülakat... Öte tarafta Nâmık Kemal'in hürrî: yet şiirleri. Büyük Kumandan olma hayalleri. Çünkü.. Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşa. Seviyordu. Askerlik aşkı.. kendisini çok iyi anlayan dostlarla özel sohbetler. tüm aşklardan üstündü Mustafa Kemâl için.. giderek daha da büyümüş ve O'nun hassas ruhunu büyük ölçüde etkilemişti.... gelişimler ve oluşumlar başlamıştır.. yarının büyük adımlarının ilk çekirdeğidir. Harbiye Mektebinin ilk sınıfı. Çocukluk arkadaşları.. Gazeteci. Kafasında dolaşan düşünceler.kentini terkederek İstanbul'da daha yeni ve daha disiplinli bir yaşamın havasına girmesi de o denli karmaşık olmuştur. her genç gibi O'nun da doğal bir hakkıdır. Özel ders verdiği Selanikli Paşa'nın kızı.. gelecek yıllara büyük umutlarla. vatana hizmet aşkı.. büyük isteklerle hazırlanmaktadır. narin yapılı 77 yaşındaki hanımefendi duvarda asılı duran fotoğrafa bir müddet baktı.. gezintiler yapmak... her genç gibi sevmek. Delikanlı Mustafa Kemal'i büyük ölçüde etkileyen bu “Paşa Kızı” kimdir. vatan sevgisi. kimin nesidir? Rahmetli Makbule Atadan. İstipdat yönetimine karşı başkaldırı eğilimleri... Emine Hanımefendi ile olan görüşmesini şöyle nakletmektedir: “Mavi gözlü. “MUSTAFA KEMÂL BİR İLAHTI BENİM İÇİN” Yılmaz Çetiner. Ama o aşamada evlenmeyi düşünemezdi. kısacası gönlünce esen kavak yellerinin doğrultusunda günlerini renklendirmek hevesindedir.. güzelliği dillere destan olan bu zarif genç kızın Selanik Merkez Kumandanı “Şevki Paşa'nın kerimesi Emine” olduğunu söylemektedir.. Büyük duyguların ve düşüncelerin şahlandığı kafasındaki idealleri gönlündeki tertemiz sevgi için feda edemezdi.. İçi parçalana parçalana sevdiği kızın evlenme teklifini kabul edemiyordu. bu büyük idealden sonra gelmektedir. Floka Gazinosu'nda hıçkıra hıçkıra ağlarken Mustafa Kemal böylesine üzgün ve karmaşık bir ruh haleti içindeydi.. Harbiyeli Mustpfa Kemal ise.. sevilmek. Annesi. 21 Askerlik aşkı. Delikanlı Mustafa Kemal... Mustafa Kemal'in şiddetli muhalefetine rağmen Selanik Reji (Tütün) İdaresi'nde memur Ragıp Efendi adlı biriyle evlenmişti. Duygusal ve ruhsal çalkantılara ilaveten sosyal yaşamında da değişimler.. Bir tarafta romantik Selanik akşamları... Çünkü bir süre sonra 10 Şubat 1902 tarihinde 21 yaşında çok genç bir teğmen olarak 1472 sicil numarası ile Harbiye'yi bitirecek ve kafasında tomurcuklanan büyük idealleri gerçekleştirmek için ordu saflarına katılacaktı. Zübeyde Hanım'ın evlepmesi delikanlı Harbiyeli'nin yüreğinde büyük bir iz bırakmıştı. Doğa yasalarına ters düşecek kadar duygusuz ve katı bir kişiliöe de sahip değildir.. tüm 20 sevgileri ve duyguları geri plâna itmekte ve O'nun için kişisel anlamda her türlü sevgi. kafasında daha başka umutlar ve hayâller çırpınmaktadır. Mini mini sevgiler. Atatürk'ün ilk aşkına ilişkin esrar perdesini biraz daha aydınlatmakta ve Şevki Paşa'nın kızı Emine Hanım'ın gerçek duygularını tesbit etmektedir. Sevgisinin içtenliğinden kuşkusu yoktu.. baktı. Askerlik aşkı.

” İşte şimdi O'nun bu ilk aşkının hikâyesini geliniz bizzat Emine Hanımefendinin ağzından beraberce dinleyelim: “İstanbul'da doğmuş.” : Mustafa Kemsl Atatürk'ün en yakın çocukluk arkadaşlarından rahmetli Salih Bozok'un hatıralarmdaki şu satırları bilmem hatırlar mısınız? — “Mustafa on. Karşılıksız bir aşktı bu. kol kapaklarında üç sıra şerit. Bu bir hayaldi ve belki de bir düştü. bundan zevk duyardım. Yarım asırdan çok fazla bir zaman geçmişti aradan. O da tebessümle gözlerini bizim pencereye diker. Makbule Hanımefendi ve Gazi ile aynı sokakta senelerce oturduk...— Gazi'yi . bizim evin önünden taburla beraber geçer ve ben de aşk içinde dolu olarak kendisine bakar dururdum. Akşamları okuldan çıkar çıkmaz evine koşar. Emine Hanımefendi bu kelimeleri sarfeder-ken 65 yıl önceki gibi duygulanmış. diye sevmedim. hep aynı heyecanla aynı tazelikteydi. derhal elbiselerdi ütületir. HERKESİN GÖNLÜNDE BİR EMİNE YATAR!. içimde küllenmiş bir acıyı tazelemenin anlamı var mı? Hem şunu bilmelisin ki bunlar konuşulacak. Dedi. Fakat asıl gayesi komşu kızını pencereden görmekti. heyecanlanmıştı.. Bak sana bir şey söyleyeyim çocuğum: Ben Gazi' yi. Emi-nem şarkısını sevmesinin nedenini asıl şimdi öğrendiğimiz Mustafa Kemal'in yakınlarına sık sık söylediği şu sözleri de her halde hatırlarsınız: “Herkesin gönlünde bir Emine yatar. O. anlatılacak konular değildir. o kadar zarif yürüyüşü vardı ki bu. Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşanın kızı Emine'nin duyguları. Kapının eşiğinde iki üç dakikalık kaçamak konuşmalar benim için tadına doyum olmayan en büyük zevk halinde bütün benliğimi kaplar. Seneler böylece ben kafes arkasında. Babam Selanik Merkez Kumandanı / Şevki Paşa.” Yıimrz Çetiner. Bizim zamanımızda pek küçük yaşta evlenildiğini bilirsiniz. KAÇAMAK KONUŞMALAR: O'nu kötü bir atın üzerinde gördüğüm zaman teessüre gark olurdum.. O yaşıma rağmen bunları düşünebiliyordum. bütün gece O'nun hayaliyle uyurdum. Nihayet bir gün o Rüşdiyeyi bitirdi... Böylece zaten pek seyrek olan görüşmelerimiz büsbütün azaldı. aşkı 70 sene önce nasılsa. Nedense Gazi'ye karşı herkesten ayrı bir ilgi duyduğunu biliyordum. babam ve onun annesi sık sık beraber olurduk. Bu yüzden kıziarla erkekler pek kolay kolay karşı karşıya gelmezdi.. bu anektodu verdikten sonra yazısına şöyle devam etmektedir: “İLK AŞKI KÜÇÜK EMİNE: İşte şimdi 1894 yılında Selanik Rüşdiyesi'nde okuyan Mustafa Kemal'in 8 yaşındaki komşu kızı Emine" ile karşı karşıyayım. Harpler olmuş. asla gözlerimin önünden silinmiyor. o okulda zaman zaman aile toplantılarında karşılaşmamız ve konuşmamızla geçiyordu. Annem. bana karşılık verirdi: Rüşdiye öğrencileri arasında pek çok yakışıklı gençler vardı ama Gazi'nin hali herkesten başkaydı. Çocukluğumuz hep beraber geçti. benimle evlenir. dedi.. O.. Ben 12 yaşıma gelmiştim ki Gaz!. Ve karşımda olan Emine Hanımefendinin gönül bahçesinde tek bir çiçek halinde kalan bu aşkın daha da olgunlaştığını görüyordum... 3-4 yaşındayken Selânik'e 23 t götürülmüştüm.. Rejimler değişmiş... Ama. benim için erişilmez bir varlıktı. Askeri Kuşuye'ye devam ettiği sıralarda... O'na tapıyordum. Daima O'nun en iyi şeylere sahip olmasını ister. oyun seyretmek nedeniyle zıpzıp oynayan çocukların yanına giderdi. bunca yıl sonra bana bunları söyletmenin.. Lacivert çuhadan ceketinin göğsünde tek sıra ay yıldızlı düğmeler. dar ve yeşil pantolon içinde o kadar alımlı. Mahcubiyetten pembeleşen yüzünü zaman zaman elleriyle örterken dargın ve kırgın gözlerle yüzüme baktı: 22 — Çocuk. Babam çok mutaassıp bir adamdı. yakışıklı bir çocuktu. Zübeyde Hanımefendi. Kıyafetine çok itina eder ve herkesin hayranlığını çekerdi.'sevmek ne demek? O bir ilahtı benim için. Manastır As24 keri İdadisi'ne yazıldı.. Manastır İdadisi'ni bitirip İstanbul'a Harbiyeye gitmeye 12 . on iki yaşlarındayken sekiz yaşında bir komşu kızına aşık olmuştu. Düşman işgalleri görmüş geçirmişti bu toprağın insanları. Gazi.. Çocukluk hayallerimin biri de Gazi'nin padişah olmasıydı.

ne seyran ve ne de aşk. Sınıf subayı beni kendisine 13 . Atatürk Cumhurbaşkanı olduktan sonra O'nu görmeyi hiç düşündünüz mü? Şevki Paşanın kızı. Bir sabah Cum26 . demiş.. O'nun gönül işleriyle uzunboylu uğraşacak vakti yoktu.. Yine pek seyrek görüşebiliyorduk O'nunla. Ama bir yandan da O'nun nihayet Harbiye'ye gidişine seviniyordum.. hiç bir şey umurunda değildi.. Kötü durumdaydım. Gazi de izinli olduğu sıralarda geliyor. — Atatürk'ün rahatsızlığını nasıl haber aldınız? — Hayatımın en acı anları O'nun hastalandığı günlerde geçti. BENDENİZ SİZİ UNUTMAYACAĞIMA VİCDANEN YEMİN EDER. Yalnız bu arada Makbule Hanımefendiden duyd. Gazi gelir gelmez annesine sormuş: — Şevki Paşanın kızı evlendi mi. Cebesoy. Sonra araya yıllar. staj görsün diye Şam'a sürüldüğünü biliyoruz. olaylar girdi. O'nunla tekrar görüşmeye tahammülüm yoktu. kardeşini ziyaret ediyordu. Kahire. mavi gözlerinin pınarında biriken yaşları hala zarafetini muhafaza eden ince uzun parmaklariyle silerken: — Hayır. BU ANI MEŞ'UM BİZE KÂN AĞLATACAK. Hiçbir zaman karşılık beklememiştim. Makbule Hanımefendiyle görüşüyorduk. Ali Fuat Cebesoy da doğrulamaktadır. Seneler sonra biz de İstanbul'a gelip yerleşmiştik. Sonucun böyle olması daha iyi bence.. Yalnız Salih Bozok Beyefendiyle birkaç defa konuşmuştum.” ATATÜRK'ÜN AŞK ŞİİRLERİ Atatürk'ün bu ilk ve duygusal düzeyde en güçlü aşkını. Gazi'nin Savarona yatına yatışından itibaren ıstırabım hala devam ediyor.. milletin dertlerine bütün varlığıyla sarılmıştı. Her gün gider.” Emine Hanımefendi bütün bunları anlatırken o kadar heyecanlanıyordu ki sesinin titrediğini ve çok yorulduğunu hissediyordum. “Fakat artık büsbütün olgunlaşmış ve kendisini tamamen millet ve devlet işlerine adamış bir Mustafa Kemal vardı karşımda. Ama yine araya giren büyük olaylar bizi bir evliliğe kadar götüremedi. Benim için hayatın tadı yok artık... Gezi bundan çok memnun olarak: — Hiç olmazsa şimdilik nikâh yapsak. dedi.. O tarihe ait gazeteleri hala saklarım.. Gazi o kadar doluydu ki eminim kendisine ayırabileceği hiçbir özel hayatı yoktu..ben Harpokuluna kaydolduğum zaman O sınıf çavuşuydu.. Balkanlar ve nihayet gizlice tekrar Selânik'e dönüş. dedi. Ama. Diye üstelemiş. Oradan Trablus. Beni birkaç defa Saray'da baloya davet ettiler. Bir aralık benim kendisine sorduğum bazı sorulara cevap olarak: “Onunla evlenmediğime üzülmüyorum. Biz hâlâ Selanik'teydik. Selanik'teki Askeri Mahfel'de veya diğer toplantı yerlerinde sürekli olarak arkadaş-lariyle görüştüğünü duyuyordum. MUSTAFr KEMAL “Bu mektubu aldığım zamanki sarsıntıyı bilmem bugün nasıl anlatabilirim. hurbaşkanlığı bayrağının yarıya inik olduğunu görünce yıldırımla vurulmuş gibi sarsıldım. Ne bayram. heyecanımdan ne Saray'a ne de yanlarına gidemiyordum.. Şimdi ölüm yıldönümlerine ait bütün gazeteleri saklıyorum. •Bir gün üzüntü içinde kendisine yakın dostları vasıtasiyle haber gönderip “Harbiye'ye ne zaman gidiyorsun?” diye sordum.. Bana kendi el yazısiyle gelen cevap şuydu: BU DAKİKADA VAPURA GİDİYORUM. annesini.. Esasen bu bir karşılıksız aşktı.” — Peki.u25 ğum bir konuşma beni dünyalara sahip olmuşçasına sevindirmişti. Fakat bu defa görüyordum ki memleket meselelerine. ALLAHAISMARLADIK. sanki O'nu seyrediyormuşum gibi yatı seyrederdim. anılarında şöyle der: “. SİZDEN DE AYNI VEFAYI BEKLERİM.hazırlanıyordu. evlenmedi mi? — Evlenmedi. Hayır.” Harbiye'yi yüzbaşı olarak bitirdikten sonra O'nun.

. Arkadaşlığımız ilerlediği zaman da Selanik'te tanıdığı bir kızı hiç unutamadığını söyler.. Hayır Co-rinne!... 102 yılında Harbiye Mektebini birincilikle bitiren Mustafa Kemal. Sofva Sefirimiz Fethi Bey'le Mustafa Kemal.. 13 Nisan 1909'da meşhur “31 Mart Olayı”. Ülkenin geleceğine ilişkin gizli ve politik çalışmalara da katılan Mustafa Kemal. aralarına sızan bir kişinin ajan çıkması sonucu yakayı ele vermişti. Ve nihayet Balkan Harbi. Libya. Şimdi Splendide Palas Oteli'ne yerleştim. İttihat ve Terakki liderlerinin —Almanya safında— harbe sürüklendiklerini hayret ve üzüntü içinde izliyorlar...... Ne isterseniz var.... cidden konforlu bir otel. hâtıralarında. B..” 27 ikinci Bölüm 1902 1912 ARASINDAKİ YILLAR BÜYÜK OLAYLARLA YÜKLÜYDÜ Genç Osmanlı zabiti Mustafa Kemal'in özel ve duygusal yaşamını incelemek isteyen araştırmacılar. karmaşık bir bilmece qibi. Şimdilik otelde kalıyorum. Hemen arkasından 1908 Meşrutiyet ihtilâli. Bu dizi içinde Mustafa Kemal tarafından kendisine yazılmış birçok mektuplarını okuyacağımız Ma-dame Corinne'e 3 Kasım 1913 tarihinde yazdığı bir mektupta yeni taşındığı oteli şöyle tanımlar Mustafa Kemal: "... bu 10 yıllık dönemin. Sırma bıyıklı.. Balkanlar kaynıyor. Mısır yoluyla Selanik'e geliş. güzeldi.. Kendisi de Osmanlı Devleti'nin Sofya sefaretinde Ateşe-militer.. yakışıklı bir kurmay binbaşı.. Trablusgarp. temiz giyinirdi. Hotel Bulgaria'da pek rahat edemez Mustafa Kemal. Çok yakın dostu İttihat Terakki Partisi'nin eski Genel Sekreteri Fethi (Okyar) Sofya'da sefir.. 31 1911 yılında İtalya-Trablus savaşına katılması. Bulgarların niyeti henüz kesinlikle belli değil. Araya giren tanıdıkları aracılığı ile birkaç aylık tebdilhava raporu.. Benim bu büyük insanla arkadaşlığım böyle başladı. İLİŞKİ KURDUĞU GÜZEL KIZLARI ÖZEL İSTİHBARATINDA KULLANDI Yıl: 1913.. Ye32 ni yapılmış. 1907 yılı Ekim ayında Selanik 3'üncü Ordu Kurmay Heyeti'ne tayin edilişi. zira uygun bir ev 14 ....... 1913 yılının Ekim ayı başlarında atandığı Sofya Ateşemiliterlini görevine başlamak üzere Bulgaristan'a geçtiği gün doğru Bulgaria Hotel'e iner. kendisi gibi olağanüstü başarıları görülen arkadaşlarıyla birlikte Erkânıharp Okulu'na devam ediyordu..vererek yerimi ve koğuştaki yatağımı göstermesini söylemişti. Bu otel öncekinden daha rahat ve nisbeten daha konforludur.. 1909 yılında Selanik'te toplanan ittihat ve Terakki Cemiyeti 2.. Birinci Cihan Harbi'nin eşiğinde. Konaklayacağı uygun bir ev aramaktadır ama. Sorguya çekiliş. O sıralarda kuruluş hazırlıkları başlayan gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girmesi. Can sıkıcı olaylar hızla birbirini izlemekte devam etti: Yakalanış.... büyük olaylarla yüklü olduğunu görecekler ve duygusal bir ilişkinin varlığını saptamakta güçlük çekeceklerdir. Hayır!. Tekrar Suriye'deki kıtasına dönüş. Firar.. oda hizmetçileri var.. o zamanki şiir üslubuyla yazdığı aşk şiirlerini de okumayı ihmal etmezdi. Büyük Kongresi'ne Trablusgarp delegesi olarak katılması.. İçindeki özel eğlenceler. Mustafa Kemal 32 yaşında.. Banyoları var. Kurmay binbaşı Mustafa Kemal... Gençti... Sofya'da bir tek güzel kadın bile görmek mümkün değil!. burada oturmaya değer. derslerimi ihmal ettim) dediği zaman Harpokulundaki bu ilk yıldır. Şam'a 5'inci Ordu 30'uncu Alay emrine sürgün gidişi... 11 Ocak 1905 yılında 24 yaşında kurmay yüzbaşı olarak Erkânıharp Okulu'nu bitirdi... O'nun. Hangi ülkenin hangi safta savaşa katılacağı... bu bir zaman meselesi.... Tüm Avrupa... (Birinci sınıfta saf gençlik hayâllerine tutuldum....rkaç gün sonra Splendide Palas Oteli'ne geçer.

Onları localarında bırakarak ordan da ayrıldık. Sofya'da kısa bir tur yaptım. Hiç bir daveti. Bütün kalbimle. Sofya Operası'nın primadonnası Anna Todnrova. vakit geceyarısını geçmişti. çok kısa bir süre içinde Sofya' da geniş bir çevre oluşturdu. Balkan Savaşı kahramanı...ı dedi. Sofya Ataşemiliteri idi. Madam Dourzi.. Bulgaristan'a gelmişti. Bulgar parlamentosundaki Türk kökenli mi'letve-killerinin çoğu Mustafa Kemal'in yakın dostuydu. Bakara oynuyorlardı. hiç bir ziyafeti kaçırmıyor. vekiller ve daha birçok tanınmış beyefendiler vardı.. M. ben hiç memnun olmadım ve hep sıkıldım.. 15 . Cevdet Bey iki Macar bayanı davet etti. .. Ben kumar oynamadığım için kısa bir tanışma ve konuşmadan sonra onlardan ayrıldım. bu yakışıklı binbaşıya candan bir ilgi gösteriyorlardı. diğeri Macarca konuşuyordu. Bir “Efsane” erkeği olarak. bu genç ve yakışıklı Türk subayına karşı gösterdikleri yakınlık göze batıyordu. Cevdet Bey'le dostluğumuz iyi..bulamadım henüz.. bu tanışmanın şiirsel öyküsünü şöyle özetler: “Mustafa Kemal.. Fakat inanın bir başka sefer sizi memnun etmeye çalı-şncağ'ir... Çoğunlukla Sefarethanede ve büromda çalışıyorum. Tercüman gazetesinde. Fransız. Cevdet'le aralarında derin bir dostluk olan Parisli bir hanım. Evvelki akşam beni Madam Dcurzi'ye götürdü. Büyük savaşın eşiğinde bulunan ülkesi için millî güvenlik açısından çok önemli bir çok sırları hanım dostlarının aracılığı ile sağlıyordu. her insan. Bingazi. Mustafa Kemal. Mustafa Kemal'i gönüllerinde paylaşamıyorlardı. Onu bu kadar sempatik bulacağımı ve bu kadar iyi bir arkadaş olduğunu ummuyordum.. Kemal” * ** Mustafa Kemal... “PARİS'Lİ HANIMI GÜZEL BULMADIĞIMI SÖYLEYEBİLİRİM” “Bu Parisli hanımı güzel bulmadığımı sana söylememe izin verir misin?. yine opera sanatçılarından Mimi Balkanska ve Porfo-la.. Zannediyorum ki Cevdet Bey aracılığı ile beni evine davet eden kendisidir.. Fethi Bey de başka bir şey yapmıyor. Sofya'nın tanınmış ailelerinin kızları olduğu için. Bu hanımlar. Bulgar Başbakan'ının ki7i Ni-kolina ile olan yakın ilişkisinden dolayı bu milletve34 killerini iktidar lehine etkilediği söylentileri dolaşıyordu. Mustafa Kemal'in Nikolina kadar önem ve değer verdiği bir başka gençkız. Gündüz. Ordan ayrıldıktan sonra Novia America adında bir Cafe Concert'e gittik. Sofya'ya yerleşmiş çok zengin ve çok güzel bir Türk hanimi vardı: Tarife Hanım!. siyasal çevrelerde. Omuzları sırma dolu generaller. General kızları. Scfya sosyetesinin kalbur üstü hanımları... Refik Sönmezsoy.. Ote7e dönüp yatağıma girdinim zaman. Evinde o akşam kibar insanlar. her kadın. Bir başka deyimle. O'nun özel casusu olduğunu bilmeden çevresinde bulunuyorlardı. Mustafa Kemal'in.... Bugün kendisiyle birlikte 5 kilometrelik küçük 33 bir araba gezintisi yaptık. tanınmış şilelerin genç kızları çoğu kez Tarife hanımın evinde direnlenen partilerde bir araya gelirlerdi. bu genç subaya saygı duyuyorlardı. s BİR VALS BİR AŞKIN BAŞLANGICI OLDU Matmazel Dimitrina bir baloda tanışmıştı Mustafa Kemal'i. Özellikle genç kızlar ve hanımlar. Mustafa Kemal'in çevresindeki genç ve güze! hanımlar. Alman birçok şantözler vardı.. Bana her zaman kendinden söz eden haberler ver... Mustafa Kemal'in çevresinde pervane gibi dönen genç ve güzel hanımlar arasındaydı. gene ve yakışıklı Türk binbaşısı Mustafa Kemal'in ilişki kurduğu her genç kız. çoğunluğu genç kız ve genç hanımlardan oluşan güçlü bir istihbarat şebekesi kurmuştu. yakışıklı bir Türk Subayı. Bilmem neden. Savunma Bakanı Stiiyan'ın kızı Dimitrina. Trablus. bâzı erkekler tarafından davet edilmek için locaların arasında piyasa yapıyorlardı. her gittiği yerde yeni yeni dostlar ediniyordu. Ay-rrlırken bana: —Bu akşam bizde eğlenemediniz!.Bu hanımlardan biri Almanca.

Mustafa Kemal ayağa kalkınca. kesin ve acı idi: “— Ben bir Türk'e kız vermem!. * ** Mustafa Kemal gururlu bir erkekti. Kızın da ben Mustafa Kemalsiz yaşıya-mam. bütün kızların gönüllerinde dönüyordu artık.... Genç ataşemiliter. Hem de. Ba35 kanın yanındaki güzel kızın önünde eğildi: “Bu valsi bana lütfeder misiniz?.. ev ziyaretleri ve gizli buluşmalar ile “Aşk hikâyesi”nin cümleleri sürüp gidiyordu. “Maskeli balo”da general kızlarının gözleri “Türk Yeniçerisinin üzerinde toplandı.” .” “Bizim eve gel!. Gözler “Davet” doluydu.Kemal'in. üçüncü vals-ler takip etti. General. * ** General kızı Dimitrina. genç kızların gönülleri hopladı...... sonra Allah diyeceğim. Mustafa Kemal'in kollarından ayrılırken “Yarın buluşalım” diye fısıldadı. talihine düşen orduya General Stilyan'ın komuta ettiği de. Balkan Savaşı'nda. ilk cümleyi ikinci.. Beni unutma. Mustafa Kemal'e çılgınca âşık!..” Balo'nun en ilgi çekici olayı. Kral'ın Mustafa Kemal'i tebrik etmesi ve bir hediye vermesi olmuştu..” — “Mustafa Kemal de Dimitrina'yı seviyor!.. Efsane erkek. üçüncü cümleler. “Nerede?.. Dimitrina “babasının bulduğu Bulgar” ile evlenmişti ama. ikinci..” Mustafa Kemal Çanakkale savaşlarında da. “Bu ikinci ve dostça karşılaşmamız” diyordu.... o gece Yeniçeri elbisesi giydi. ara!. nerelere gittin” diye ağladı durdu. Mustafa Kemal'i çok sevmişti.... sabaha karşı.. Millî Savunma Bakanı Stiiyan'ın oturduğu masaya yaklaştı. bir “Maskeli balo” da canlandırmak istiyordu. kızın Dimitrina ile evlenmek istiyor. patinaj. üçüncü nefesler. * İlk nefesi.. Mustafa Kemal. Bu sevdanın bir evlenme ile bitmesini istiyordu.. * 16 . M... Dimitrina ile Mustafa Kemal hemen her gün beraberdiler. Baba Stil-ya'nın “gönül kapısı”nı çaldı: 36 “— Mustafa Kemal. Kılıçlarıyla Bulgaristan'ı Osmanlı İmparatorluğunun bir “Vilâyeti” yapan Yeniçerileri.. Babam sizi daima takdirle anar!.. bir kızın kolunda. Ancak.. Dimitrina ise. bu sevdanın bitmesi için...Mustafa Kemal. bir milletin kalbine gömülmüştü. diyor!.” dedi..” * ** Bulgar Kurmay Başkanının kızı.Ve bir gün. Genç kız dudakları “Mustafa Kemal” adını fısıltı halinde heceliyordu: “Mustafa Kemal geldi.... Dans. bir aşk mektubunun üç satırı ile bu gururu okşamasını bildi: “— Ölünceye kadar seni seveceğim.. Baba Stilyan. bu aşk romanının eski sayfalarını çevirerek.. İstiklâl Savaşı'nda da.. Son nefesimde “Önce Kemal.” Salondaki her genç kızın gönlü “Mustafa Kemal ile dansetmek” dileği ile doluydu. ilk valsi ikinci. bir defa okuyarak avunacaktı. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Araş ile “sevgilerini taşıyan” hediyeler gönderdi.. Bulgaristan sosyetesi “Türk -Bulgar aşkı” ile çalkalanıyordu: — “Dimitrina. 1913 yılında başlayan bu “Aşk hikâyesi”nin erkek kahramanı. “İki sevdalı arasında” saadet temsilcisi olmuştu..” Generalin cevabı kısa.Ve bu aşk romanının ilk bölümü bu cümle ile noktalanır gibi oldu. bir Türk arkadaşına: “Gecenin en değerli hdeiyesi Dimitrina idi” dedi. Mektuplar yazdı. sohbet sırasında öğrenilmişti... . Cumhurbaşkanı olduktan sonra da “Dimitrina”yı unutmadı. Dimitrina. kalbi sınır taşlarının ötesinde çarpıyordu. * “10 Kasım 1938” günü Bulgaristan'ın “gözünden en çok yaş dökülen” kadını Dimitrina idi: “— Kemal beni bıraktın da.

28 yıl, bu romanın sayfalarına bir cümle eklemeden geçti... İki ay önce, 73 yaşına basan, Bulgaristan'da “Ata37 türk'ün ilk ve bitmeyen aşkı” diye bilinen Dimitrina bir rüya gördü: “Atatürk, Dimitrina gel artık, seni özledim, diyordu”. Dimitrina, bu rüyayı yorumladı: “— Kemal beni çağırıyor” dedi... ...Ve bu rüya gecesinden 24 saat sonra son nefesini verdi. Bu “sevda romanı”nın ilk sayfalarında söylediği pibi son sözü: “— Mustafa Kemal” oldu... Romanın son cümlesi, “Mustafa Kemal” ile noktalandı. BAŞBÂKAN'İN VE HARBİYE NAZIRI'NIN KIZLARI, MUSTAFA KEMAL'İN SEVGİLİSİYDİLER Bunlar arasında Bulgar Başbakanı Dr. Radoslavof un kızı Nikolina başta geliyordu. Tarifa Hanım'ın evindeki toplantılarda tanıştığı ve çik yakın bir ilişki kurduğu Matmazel Nikolina ile Mustafa Kemâl arasındaki özel dostluk tüm Sofya'da duyulmuş, dedikodular ayyuka çıkmıştı. İktidardaki Başbakan Radoslavof'un siyasî muhalifleri, kurmay binbaşı Mustafa Kemal'in flörtleri arasında yer alan güzel Nikolina'nın bu özel ilişkisini dillerine dolayarak Başbakanı yıpratmaya çalışıyorlardı. Sofya, o yıllarda yoğun bir diplomatik kaynaşma içindeydi. Birinci Dünya Savaşı'nı yönlendirmeye çalışan (İngiliz, Fransız, Sovyet Rusya gibi) ülkelerin temsilcileri Bulgarlarla sürekli müzakere halindeydiler. Bu ortamda, biri Başbakan'ın, diğeri Harbiye Na-zırd'mn kızı olan iki genç hanım, Mustafa Kemâl'in özel istihbaratı için en mükemmel birer kaynak idiler. 38 Bulgar Harbiye Nâzın Kovaçef'in kızı Mara, duy-gult, içli, kültürlü, şık giyinmesini çok iyi bilen Makedonyalı bir tazeydi. Üstelik fizik yapısı bakımından zarif ve şirin bir kızdı. Snk sık Tarife Hanım'ın evinde buluşuyorlar, bir kaç kadeh erik rakısı... Biraz müzik... Biraz sohbet... Biraz aşk... derken, Bulgar hükümetinin en gizli sırları, bazen Nikolina'nın dudaklarından, bazen de Ma-ra'nın gevezeliklerinden Mustafa Kemal'in istihbarat dosyalarına yansıyordu. Başbakan'la Harbiye Nazırı'nm kızlarından sızdırdığı özel haberleri diğer ajanslarının istihbaratıyla da pekiştirdikten sonra değerlendiren Mustafa Kemal, bu arada yarbaylığa terfi etti. Ateşemiliter Mustafa Kemal, o sıralarda Dimo Açkof adında Türk dostu, bir Bulgar avukatın kızı Elena ile de özel bir yakınlık kurmuştu... Gittiği her yerde seçkin insanlardan bir çevre oluşturan, edindiği dostları ve kurduğu çevreyi muhafaza etmesini bilen genç kurmay, bir yandan Sof-ya'daki güzel flörtleriyle ilşkisini sürdürürken öte yandan uzaklardaki dostluklarını da mektuplaşmak yoluyla canlı tutmaktan geri kalmıyordu. İstanbul'daki genç ve güzel dul Madam Corinne, Mustafa Kemal'e büyük bir sevgi ve hayranlık duyuyordu. Ve de üstelik kıskanç bir kadındı Mm. Corinne. Mustafa Kemal'in Sofya'daki arkadaşı ve kendisinin de yakın dostu Cevdet de Mm. Corinne'in ajanıf!) idi. Mustafa Kemal'in Sofya'daki özel yaşamını gözetlemesi görevini üstlenmişti Mm. Corinne'e karşı. Gönül işlerini de memleket işleri kadar büyük bir beceri ile yürüten genç kurmay Mustafa Kemal'in bir yandan Başbakan'ın kızı Nikolina ve Bulgar harbiye Nazırı'nm kızı Mara ve Avukat Açkof'un kızı Elena Açkof ile ilgilenirken İstanbul'daki Mm. Corinne'e <—Fransızca kaleme aldığı— mektuplarıyla nasıl ses-endiğini hep beraber okuyalım: 39 Sofya, 27 Aralık 1913 “Sevgili Corinne, mektuplarını büyük bir sevinçle aldım. Bu mektuplarda bana karşı gösterdiğin dostluk duygularına içtenlikle teşekkür ederim. Di-yorsu ki, son yazdığın mektuplarda öncekiler kadar imlâ yanlışı yok. Acaba bir başkası mı yazdı o mektupları. Bu

17

önemli dikkatini senden bana yönelmiş bir kompliman olarak kabul ediyorum. Çünkü öğrenebildiğim kadar Fransızcam üzerinde hiç bir hayale kapılmıyorum. Fransızcayı Türkçe kadar bilseydim sana yalnız daha çok mektup yazmakla yetinmez, içimdeki samimi duyguları daha güzel ve daha seçkin bir üslupla anlatabilirdim. AnVyorum ki Cevdet Bey'e benim buradaki hayatımı gözetlemesini tavsiye etmeye devam ediyorsun. Kendi hareketlerinin gözetlenmesi gereken Donjuan' m sözlerine bilmem ki hangi noktaya kadar inanıla-bilir. (Mustafa Kemal mektubunda Donjuan sözcüğü yerine “Courreur” sözcüğünü kullanmaktadır.) Yine de hemen söyleyebilirim ki onun sana anlatacağı şeylerde belki hakikatin bir zerresi bulunabilir. Buradaki hayatım monoton akışı ile devam ediyor. Hiç bir olay hayatıma bir neşe katamadı. (......) içten dostluklarımı sunarım. M. Kemal” Artık bir kurmay yarbay olan Mustafa Kemal'i kutlayanlar arasında O'nu içtenlikle seven ve kıskanan Mm. Corinne de vardır. O zamanki deyimle kaymakam Mustafa Kemal'in âşıkları, hayranları yalnız Sofyalı kızlar, yalnız Mm. Corinne midir?.. Mm. Corinne'nin kızkardeşi Matmazel Edith de bu yakışıklı kurmaya karşı özel hisler beslemekte, ablasının yazdığı mektuplara arasıra kendi duygularını da yüklemektedir. 40 “KALBİMİN DİKTE ETMEDİĞİ SÖZLERİ BENDEN BEKLEMEYİN” Sofya Ateşemiliteri kaymakam Mustafa Kemal'in Mm. Corinne'e yazdıtı bir başka mektubu gözden; geçirelim: 28 Şubat 1913, Sofya “Sevgili Corinne, Kaymakamlığa terfii edişim münasebetiyle gönderdiğiniz tebrikler beni çok derinden duygulandırdı. Güzel sözleriniz kalbimde büyük bir yer işgal etti. Kendi kendime izah edemediğim suskunluğumun bir çok nedenleri vardı: Sofya, Belgrad ve Petinya ateşemiliterliklerine tâyinim bana büyük işler yükledi. Henüz diğer iki şehre gidemedim. Özellikle Sofya'da beni ilgilendiren baz' sorunları incelmek zorundayım. Buradaki tüm meşguliyetim, bana büyük bir sıkıntı veren otel hayatından kurtulmak için uygun bir ev aramak. (.........) Sana uzun uzun yazamctyışımın nedenleH bunlar. Birkaç kelimelik kartpostallar yollayabilirdim. Fakat bu, hem seni tatmin etmezdi, hem de ben kendilerine nezaket icabı yazmak zorunda kaldığım kimselere karşı ancak kartpostal kullanırım. Küçük ve sevimli Matmazel Edith'in istemeyerek meydana ge^en, bu uzun suskunluğum karsısında sitemkâr şeyler söylemesi beni hayretler içinde bıraktı. O'nun sana karşı büyük bir dostluğu, ve benim samimiyetime ise pek az güveni var. Hayat tecrübesi de o nisbette az. Rica ederim. O'na söyle; çok konuşan ve sayfalar dolusu mektuplar yazanlar m- gerçek ve samimi dost sayılır?.. Çok içtenlikle hisseden fakat uzun lâflarla karşısındakini yormak istemeyen ve duygularını gizlemeyi tercih eden kimse1er ilgisizlikle suçlanabilir mi? Sevimli Edith zuna inansın ki ben de O'nun Avusturyalı dostu kadar fedakâr ve candan olmaya muktedirim. Ve o insanlar gibi kur yapmasını çok iyi bi4f lirim. Üstelik şunu da bilsin: Senin benim, nazarımda çok yüksek bir mevkiin var. Sen, öyle bir kişiliğe sahipsin ki benden kalbimin dikte etmediğini kelimeleri beklemezsin. Tatlı ve şirin kızkardeşine bu satırları okumanı ve kendisine benim hayalimde kolay kolay silinmeyecek bir hâtırası bulunduğunu söylemeni özellikle rica ediyorum. (............) İçten ve Candan Dost M. Kemal” * ¦** BULGAR HARBİYE NAZIRININ KIZI MARA, MUSTAFA KEMAL'İ DELİLER GİBİ SEVİYORDU!.. Mm. Corinne ve onun şirin kızkardeşi Matmazel Editt, Sofya'dan İstanbul'a postalanan

18

me'-'tualann kısalığından ve katılığından yakmadursuniar, Bulgaristan'ın başkentinde güzel bir genç kız, Mustafa Kemal'i bir kaç gün görmese çılgına dönecek kadar O'na âşıktı. Bu duygulu ve zarif kız, ilişkilerine yukarıda kısaca değindiöimiz Mara idi. Bulgar Harbiye Nâzırı'nın şık ve kültürlü kızı Mara... Mustafa Kemal'in Sofya'daki çevresi içinde daha önceki yıllarda Manastır'da tanışmış olduğu Dino Aç-ko fisminde genç b!r hukukçu da vardı. Mustafa Kemal'in flörtlerinden Elena'nın babası Dino Açkof, Bulgar asıllı olmasına rağmen Türklere karşı büyük bir sevgi ve saygı besliyordu. Mustafa Kemal'in kişiliğine hayrandı. Sofya'da avukatlık yapan Dino Açkof, sık sık ev;n-de z;vafetler, partiler düzenler ve yakın dostu Mustafa Kemal'i de çağırmayı ihmâl etmezdi. Bir bakıma Mustafa Kemal, bu davetlerin baş konuğu durumundaydı. Konuklar arasında Mara Kovaçef'le birlikte Sofya' 42 nın ileri gelen ailelerinin birçok temsilcileri, Mustafa Kemal'e hayran genç kızlar, opera sanatçıları ve politikacılar da bulunuyordu. Mara Kovaçef, birlikte geçirdikleri tatlı saatlerin ve günlerin adedi arttıkça ortak hatıraları çoğaldıkça Mustafa Kemal'i daha fazla sevdiğini hissediyordu. Kendisini seven ve etrafında pervane gibi dönen kızların karşısında ölçülü ve dengeli biryakiaşsmla hareket eden Mustafa Kemal, İngilizlerin Bulgaristan yetkilileri ile yaptığı gizli temasları, Rusların tekliflerini ve niyetlerini rahatlıkla öğrenebiliyordu. Nihayet savaş başladı. Bulgarlar, Almanlarla ittifak halinde olan Türklerin safında yer aldı. Delicesine âşık olduğu Mustafa Kemal'in ö-*el hir casusu olarak O'na hizmet ettiğinin farkında olmayan Mara Kovaçef, Mustafa Kemal Sofya'dan ayrıld'ktan bir süre 'sonra O'nu unutabilmek için evlenecek, fakat içindeki büyük aşkı, Mustafa Kemal'i asla unutamayacaktı. Ve... Yıllardan sonra... 1933 yılında... Cumhuri-yet'in 10'uncu yıldönümü törenlerine Türkiye Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın öze! konuğu olarak katılacak olan avukat Dino Açkof ile genç Türkiye'nin büyük kurtarırısı arasında Çankaya Köş-kü'ne şu konuşma geçecekti: — Gospodin Açkof, kızınız ne alemde? — Elena mı? — Evet! — Siz Sofya'dan ayrıldıktan sonra Elena Adliye Nazırı Hristo İstatef'le evlendi!.. — Ya Matmazel Mara Kovaçef? — Bir doktorla evlenmişti... Duyduğumuza göre bir aralık Ankara'ya sizi görmeye gelmişti. Ankara gelişinde size anlatmadı mı? — Evet, anlattı... Dokuz yıl önce Ankara'ya gelişinde burda birbuçuk ay kalmıştı. Kendisiyle müteaddit defalar konuştuk. 43 — Size bir şey söyleyeyim mi Ekselans, Mara, Ankara'dan Fiilbe'ye döndükten sonra kocasından ayrıldı!.. — Yaaaa!,, Öyle mi?.. Bu ünlemde ve bu soruda çok uzun yılların gerisinde kalmış duygulanışlar ve hâtıralar düğümleniyordu. YJDİN'Ü KURTBEY AİLESİNİN GÜZEL GÖZLÜ KIZI: NAZMİYE Mustafa Kemal'in Sofya'da tanıyıp hoşlandığı genç kızlardan biri de Vidin'li “Kurtbey Ailesi”nin kızı, Nazmiye'dir. Bu kitabın baskıya hazırlandığı 1988 yılı yaz aylarında 92'nci yaşına hazırlanan Nazmiye (Atiç] Hanım, İstanbul'un Bebek semtindeki konutunda görüştüğü bir gazeteciye, o çok uzak günlere ilişkin anılarını şöyle anlatıyor: “Evet, Mustafa Kemal, Sofya'da bana evlenme teklif ettiği zaman, ben henüz 17 yaşındaydım. Anneannemle Vidin'den İstanbul'a gidiyordum. Oradan da tıp tahsili için, Fransa'ya geçecektim. “Sofya'ya uğramıştık. Mustafa Kemal, Sofya'da ataşemiliterdi. Bizi anneannemle çaya davet

19

İngiltere'de doğup büyümüştü. benim kız kardeşimle aeldinimi. Nazmiye Atiç Hanımefendiyi dinleyelim: “Ama. ne yazık!. Dedi ama. Gerisini yine Hazmiye Hanım'ın anılarından dinleyelim: “O gün kocam hastalandı. 'Ben prensip sahibi bir kişiyim' demekten de. sizi Bursa'daki köşkünde kocanızla birlikte kabul buyuracaklar!. Atatürk'ün Lâtife Hanım'dan ayrılma aşamasında Kavalalı İsmail Hakkı Beyi kendisine göndererek (ki o sıralarda Nazmiye Hanım Behiç Nuri Bev adında bir zâtla evlidir) dolaylı olarak eski önerisini yinelediğini ileri sürmektedir. çevresini dolduran çok renkli bir hanım kalabalığına ve ülkesinin içinde bulunduğu buhranlı bir dönemde aktif bir qörev ateşiyle çırpınan yüreğine rağmen. İkinci eşim. Bunun 20 lirasını size cep harçlığı olarak vereceğim. 20 .. benim kabul edebileceğim bir şey değildi. bugüne dek titizlikle saklanabilsin. CHP Genel Sekreteri ve İçişleri Bakanı Dr. ben prensip sahibi bir kişiyim. Annesine Zübeyde Teyze dedim. daha sonraki yıllarda birbirimizi hep qör-dükK Mektuplaştık. Ama.” Gönül isterdi ki. Atatürk'ün gönlünde yer ettiğini açıklayan Nazmiye Hanım. Saydam'ın ölümünden sonra da Başbakanlığa bir müddet vekâlet etmişti. 33 yaşındayım. Uzun süre Mustafa Kemal'le görüşemediaini Bozüyük Mebusu Çolak İbrahim Bey'e bildiren Nazmiye Hanım. O cay masasında bana. İbrahim Bey'le birlikte Bursa'ya gittik. Erzurum Milletvekili. bu mektupları. tıpkı anılar gibi.00'da Reisicumhur hazretleri. Evlerinde kaldım.” 1986 yılında Vidin'de doğan Nazmiye Hanım. Çünkü Behiç Nuri Bey. o zaman oturduğumuz Kurtuluş Tepeüstü'ndeki Usulcuoğlu Apartmanı'nın banyosundaki sobaya atıp içim parçalanarak yakmıştım. Kurtbey Ailesi'nin bu güzel gözlü kızına gerçekten ev'enme önerisinde bulunmuş mudur? Bu hususu kesinlikle saptamak olanağına sahip değiliz. Öğrenimini tamamladıktan ısonra tekrar Vidin'e dönmüş. Simdi elçiliğimiz olan evde oturuyordu. Ahmet Fikri Tuzer'di. sen kız kardeşini al. Mustafa Kemal. Ama. Sofya Sefiri Fethi Okyar kıyacak. evim. 44 Böyle bir teklif. bahçede iki akasya ağacının altında kurdurmuştu. Ne^mive Atiç Hanımefendi. beni yakın çevresi ile tanıştırdı. imamsız kıyılacak bir nikâhla takılmıştım. 'Sizinle evlenmek iıstiyorum' dedi. Eski Türkçe okumasını bilmiyordu. O zamanki adıyla Çapa Kız Muallim Mektebi'ne girmiş. İbrahim Bey. 'Mektuplar kocaman eline geçer. bir gün müjdeli haberi alır: — Reisicumhur Hazretleri. her zaman bindini şahsi otomobilini gönderip bizi aldırdı. bfimm hir şartım var.. benim nikâhımı imam kıymayacak'. aklımda kaldığına göre. ardından da. Mustafa Kemal'in. Set-başında. “Evlenme teklifi. ' 'Hayır. nikâhımızı imam değil.. diye ısrarını sürdürünce. Çünkü bütün nikâhları. teklifini iki kez tekrarladı. Cumhuriyet Ote'i'ne indik. yuvam yıkılır' korkusu ile hepsini. ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra anneannesi ve ağabeysi ile birlikte İstanbul'a gelmiş. Fakat. hafızasındaki anılar kadar özenle saklayamamış.. Atatürk. belediyenin kendisine hediye ettiği villada kalıyordu. beni çok şaşırtmıştı. şartlarını şöyle dile getirdi: 'Ben. Mustafa Kemal bana karşı çıkarak. Bakın ne diyor: “O kıymetli mektupları. imam kıyıyordu. böyle bir nikâh. Bunu kendisine ifade ettiğim zaman. mutaassıp bir babanın km olarak da en çok.” Nazmiye Hanım. 50 lira altın para maaşım var. Tıp öğrenimi yapmak amacıyla Fransa'ya gitmeye hazırlandığı aşamada Sofya'da tanıştığı Mustafa Kemal. Nazmiye Ha-nım'a yazdığı ve evlenme önerisini birkaç kez tekrar 45 ettiği bu ilginç mektuplar. İmamsız nikâh olmazdı. anıalrında Bursa'daki bir akşam yemeğine de özellikle yer vermektedir. Ben ve kız kardeşim.etti. saat 16. Bana yazdığı mektuplarda. “İstanbul'da ailesi ile tanıştım. Bursa'ya gidin” dedi. Çay sofrasını. Paşa'ya haber verdi. Kız kardeşi Makbule Hanım. vaz geçmedi.. kalan 30 lira ile evi idare edeceğim. Ben de. açıklamasında bununla da yetinme mekte. Yalnız. “Evlendikten sonra. “Ben gidemeyecenim. ben de teklifini kabul edememiştim. İngiliz'di. Ertesi gün. Başbakan Refik. kocam Behiç Nuri Bey'in ölümüne kadar sakladım. yakın dostum oldu.

aynı zamanda da dünyalar adeta benim oldu. rahmetli Makbule Atadan'ın rahatsızlığı sırasında kendisiyle tanıştığımız Sayın Sabiha Gökçen'le 32 yıllık bir aradan sonra tekrar konuşmak gereğini duyduk. Biraz hayal mahsulü bu hatıralar. kalbinde bana karşı bir sevgi işareti olduğunu hissediyordum. Ali Sait Paşa. Böylece herkes yemeğe başladı. eviniz yıkıldı diye müteessir oldum. iki kız kardeş var. Bursa Valiei Kemal Gedeleç.. diğeri de Ruki-ye.... Bursa'daki akşam yemeğinde Atatürk'ün bu konuda açıklamalar yaptığını söylüyor ve sizi de tanık gösteriyor. Sabiha Gökçen. misafirler. kendisinin gerçek zarafeti olduğunu bilmemle birlikte.. Pasa ağzımı aratmak için. Bir süreden beri İstanbul'da ve bu adreste konuk bulunan Sayın Sabiha Gökçen'le. Paşanın kızları.. Reisicumhur hazretlerinin. oturmaya başadı.. yaver Rasuhi Bey. sol tarafına oturttu. Reisicumhur hazretleri yemeği kendi eli ile alıp önce benim tabağıma... — Ben de okudum o yazı dizisini. Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Atatürk'ün Gönlündeki Kadın”(!)ın çok iddialı anıları. Böyle bir şey asla olmadı. hangisi daha güzel. “Peki ama siz Kavalalı İsmail Hakkı Bev'e ne dediniz?” deyince. Uzun yıllar Atatürk'ün çok yakınında bulunan ve yaşayan canlı tarihlerimizden biri olan Sabiha Gök-çen'in anlattıklarını sağlıklı bir şekilde tesbit edebilmek için saat 10. Okudunuz mu Hürri-yet'teki anıları?.. Eğer Atatürk böyle bir teklif yapsaydı Nazmiye Hanım reddedemezdi. Atatürk'ün mânevi kızlarından Ru-kiye ve Zehra. O geceden hayatta kalan iki kişi varız: Biri ben.. Bunun.. her zamanki gibi. Tarihe ve gerçeklere ışık tutabilmek amacıyla... Sofya'da bir flört hali geçmiş olabilir. O gece... Reisicumhur hazretleri. HAYAL MAHSULÜ HATIRALAR Tarih: 25 Ağustos 1988. Nazmiye Hanım'ın 48 ifadesine göre.... derhal İsmail Hakkı Bey'in sözleri geldi aklıma. Reisicumhur hazretlerinin bana karşı gösterdiği bu ince zarafet gözümden kaçmıyordu. Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan.. ben de gidip bakmışız güya. bize demiş ki..46 Nihayet akşam yemeği vakti gelmişti. Atatürk'ün aşk yaşamı üstüne sohbet ediyoruz.. demiş güya. O yazıyı kesip sakladım" dedim.. “Atatürk'ün Gönlündeki Kadın”... sonra kız kardeşimin tabağına koyduktan sonra kendi tabağına alıyor ve garson ondan sonra. Daha ismini hatırlayamadığım misafirler vardı. benimle yavaş sesle. Nazmiye Hanım'ın Atatürk'le arasında. manalı bir şekilde. en yakın arkadaşını bana göndermişti... Uzun yemek masasına. Ama Atatürk tarafından bir evlenme teklifinin yapılmış olması ve bu teklifi de Nazmiye Hanım'ın reddetmiş olması kesinlikle düşünülemez. Ben Bursa'daki akşam yemeğinde 21 . Ve daha pek çok seçkin kişi. “Boşanma tebliğini gazetede okudum... yemek masasının en başına oturmadan önce beni sağ tarafına. Rukiye de. O benim bu sözüm üzerine. Güya Atatürk. diğer misafirlere ikrama gidiyordu. Sayın Nazmiye Atiç Hanımefendi.. Reisicumhur hazretleri. Demek.. o sofrada bulunanlar arasında birçok ün47 lü kişi var: Daha sonraki yıllarda Cumhurbaşkanlığı enel Sekreterliği yapan Bursa Valisi Kemal Gedeleç. Suadiye'de. Atatürk böyle bir şeyi zaten yapmazdı asla. Makbule Hanım. birçok önemü iddialarla ortaya çıkıyor. Aklımda kaldığına göre. Ali Hikmet Paşa ile sağımda oturan Ali Sait Paşa vardı.30'a kadar süren 2 saatlik sohbetimizi teybe kaydediyoruz aynı zamanda. misafir arkadaşları vardı. “Ben Latife'yi boşadığım zaman sen ne yaptın?” dedi.. Üçüncü yemek tabaklara alındıktan sonra.. Bozüyük Mebusu İbrahim Bey. gidin bakın..30'dan 12. Servisi yapan garson. kimsenin duyamayacağı biçimde konuşmaya başladı. İlk merak ettiğim şey.. Bazıları da hanımları ile gelmişlerdi. Ali Sait Paşa'nın hanımı Neciye Hanım yoktu. yemeği önce Reisicumhur hazretlerine vermek isterken. Okul Sokak No: 50 Kamer Apartma-nı'nın 4'üncü katında 10 numaralı dairedeyiz.. kız kardeşimi de. — Sayın Sabiha Gökçen.

. Bir kişi.. Ben he rzaman.. Bir akşam sofradaydık... Kadınlara saygısı fazlaydı... bir flört olayı olmuş olabilir.. Ama sizinle olduğu gibi karşı karşıya konuşmadık bunları Atatürk'le. Zama zaman Türk Sanat Müziği sanatçıları çağırırdı köşke.... Daldı. — Bizler Atatürk'ün manevi kızları idik. ama Fikriye Hanımınki kadar değil.. düşündü.. Fikriye Hanım o genç ve güzel kız.. Meselâ Fikriye Hanımla ilgili. ATATÜRK'E YÖNELİK GERÇEK AŞKLAR — Peki Sayın Sabiha Gökçen. Aşkı için her şeye katlanabilirdi. müsade edin de adını vermeyim... Atatürk o kadar asabileşti. Atatürk'ü ilk defa o kadar asabi gördüm.. Neden Atatürk ağlıyor?.... o kadar asabi-leşti ki..” dedim. güzel antellektüel bir hanımmış.. akıllı olsaydı. “GEL GİTME KADIN!... O kişiye fena halde çıkıştı. benim. çok temiz ve her haliyle mükemmel bir kişiydi.. çünkü tanınmış bir kişi... Ama daha çok Fikriye Hanım Atatürk'e çok bağlanmış hissen. onları hoş görebilirdi. belki ömür boyu bir evlilik olabilirdi.. Fikrive Hanım' la evlenseydi. gözleri buğulandı ... o günün o tehlikeli şartları içinde bana koştu geldi.. Sofrada arkadaşlarına anlatırken bizzat dinlediklerim var. Fikriye Hanım hakikaten âşık.....Fikriye Hanım hakikaten âşık.. belki sonradan hissen bağlandı Atatürk'e. Latife Hanım ise bunları hoş göremedi maalesef. idamıma karar verildiğini duyar duymaz. ağladınız bayağı..... Hüzünlendi.... akılsızdı demiyorum yanlış anlaşılmasın. Atatürk de çok bağlanmış hissen .. FİKRİYE HANIMLA LATİFE KANIM ARASINDA DUYGUSAL YAKLAŞIM FARKI — Sayın Sabiha Gökçen . — Nebile için de aynı şeyi söyleyebilir miyiz? — Nebile Hanım'ın Fikriye Hanım olması mümkün değil! — Lâtife Hanım'Ia Fikriye Hanım arasındaki duygu farkı ne olabilir size göre? — Lâtife Hanım.. Ben tanımadım. Neden acaba?. Atatürk..... Fikriye Hanım genç.. Çok hassas ve ince ruhlu bir insandı Atatürk.... Ve şunu söyledi: “— Ben Anadolu'ya geçtiğim zaman... Ama Fikriye Hanım..ağlayacak hale geldi.... Acaba geçmişteki bir hatırası mı onu duygulandırdı?.... Belki Atatürk'ün de Fikriye Hanım'a hissi bir yakalşımı vardı. Lâtife Hanım hakkında ve Fikriye Hanım hakkında.Şöyle diyebilir miyiz: Fikriye Hanımın bunları hoş görebilecek kadar derin bir aşkı vardı Atatürk'e. Bakıyordum. Nazmiye Hanım'Iı tanıştığı tarihlerde evlenmeyi düşünmemiştir. Aralarında hissi bir bağlantı olmuş olabilir. Fikriye Hanım hakkında biraz hoş konuşmadı. Çünkü Fikriye Hanım.. diye düşünürüm.. Onun da Fikriye Hanım'a bir ilgisi var..... “— Yak şu sigaramı çocuğum!” dedi. Müziği de çok severdi. Atatürk de bu aşka karşı ilgisiz değil. Ve nitekim bu aşkı yüzünden intihar ettî Fikriye Hanım. Yalnız müsade ederseniz bir hatıramı anlatmak isterim: Atatürk çok nazik... işin başında hiçbir zaman hissen Fikriye Hanım qibi olmadı.. Bu şarkı devam ederken ben Atatürk'ün yanında oturuyordum. Ufak tefek kaprisleri olabilir her insanın... 50 Atatürk'ün de olabilir. — Bakın Şemsi Belli Bey.” Atatürk'ün aşk hayatı hakkındaki görüşlerini sorduğumuzda Sabiha Gökçen'in yanıtı şöyle oldu: — Ben böyle bir şeye şahit olmadım.. O akşam da müzik sanatçıları vardı.. Atatürk'ün kendisinden dinlediklerim var.... keşke Atatürk.. Latife Hanım biraz daha sabırlı olsaydı. — Bu hatıralardan aklınızda kalan bazılarını lütfen hatırlamaya çalışır mısınız?.....sofrada Atatürk'ün böyle bir açıklamasını duymadım...... Lâtife Hanım... Bir aralık “Gel gitme kadın!” diye bir şarkı okundu. Ama Lâtife Hanım. Ama. hakikaten her zaman aklını kullanan..... Ertesi gün odasına iyi sabahlar dileğiyle girdiğimde bana şöyle dedi: “— Dün gece nasıl geçti?” 49 “— biz dun gece bir şarkıya üzüldünüz... — Dolmabahça Sarayı'nda bir konuşma geçti bir gün... Atatürk'ün derin bir aşkla kimler sevdi size göre?.. Atatürk'ü hakikaten seven bir kadınmış Fikriye Hanım.. Anadoluya geldi!” dedi 22 ...

ve bundan doğan bir evlilik..... kurtuluştan sonra onların evinde misafir kalıyor. Annesi.. beğenmiyor annesi.... Bir genç kızla. Lâtife Hanım'la Gazi Paşa evleneceklermiş” diye yaygın bir söylenti var.... O zaman taassup var... Keşke O'nunla evlenseydi Atatürk. işte biliyorsunuz....ama evlenmeyi düşünmemişti. hatırlayacaksınız.. Efendim.......... değil mi? — Evet.. Ufak tefek kaprisleri olabilir.. durumu Gazi Paşa'ya yansıtıyor.. — Atatürk'le Lâtife Hanım arasındaki mesafe. Atatürk memnun kalıyor bu misafirlikten. Ama kısmet böyleymiş.... Atatürk annesine söylüyor: “— Lâtife Hanım'la evlenmeyi düşünebilir miyim?.. genç kızlığından itibaren.. Genç bir hanımın evinde misafir kalması şayiaya sebep...... Salih Bozok'a diyor ki: “— Oğluma söyle. belki 5i daha mutlu olurdu. Bir şayia çıkıyor halk arasında.. Fakat bunları hiçbir zaman kötü bir şekilde karşılamazdı Fikriye Hanım. Bir ev sahibesiy52 le misafir arasındaki mesafe midir?.. Sayın Gökçen. Tanışma. Onun evinde misafir kalmış olması... ancak o zaman evlenebilirim!” diyor. babası henüz dönmemiş İzmir'e.. Ama İzmir'de....... O zaman taassup var. Ankara'ya dönüyorlar. sofrada anlatırken.. İyi bir ahbap oluyor.. bir rastlantı. Atatürk Fikriye Hanım'la evlenmiş olsaydı....Atatürk . Uygun bulmadım bu hanımla Gazi Paşa'nın evlenmesini!..... Ve Lâtife Hanım'ı uygun qörmüyor. “Sen onu görürsen.. Atatürk'ün rahmetli Başyaveri Salih Bozok' la yakın bir dialog kuruyor Lâtife Hanım. 53 23 .. Fikriye Hanım'ın Atatürk'ün eşi olarak tutumu Lâtife Hanımdan farklı ne gibi bir seyir takip ederdi? — Fikriye Hanım.... Şimdi herkes daha açık fikirli. bir kadınla. Hep isterdim ki keşke Atatürk O'nunla evlenmiş olsaydı.. Salih Bozok'la beraber İzmir'e gönderiyor annesini. Salih Bozok. annesinin düşüncesini söylemiyor Atatürk'e.” diyor. — Hayır!. Genç bir hanım.. beğenirsen. İzmir'e gönderiyor onları... bir erkek arasındaki mesafe midir?. Atatürk'ü iyi tanıyan bir kişiy-miş..... Daha değişik bir hayatı olurdu herhalde.. Ayrıldıktan sonra bunları Atatürk'e açıklıyor Salih Bozok.... Doğrudan doğruya bir ev sahibesiyle misafir arasındaki mesafe....... — Şöyle diyebilir miyiz.. izmir'deki misafirlik sırasında nedir?. — Peki...... Ama bunu etraf doğru bulmuyor ve bu yüzden evlenecekler diye bir söylenti çıkıyor... — Bu anlattıklarınıza göre Fikriye Hanım kadar olmasa bile Atatürk'ün de O'na karşı ilgisiz ve sevgisiz kalmadığı izlenimini çıkarabilir miyiz? — Ona şüphe yok.. tanımadığım halde... Konu böylece afişe olunca.. Annesi o sıralarda hasta... Hattâ AbdurrahirrîTunçok da beraber. diyebilir miyiz? — Şu şekilde . Daha sabırlı.. Abdur-ruhimi tanıd'nız siz Semsi Bey.. Bu konuda annesinin rızasını almadan bir sey yapmak islemiyor.. Atatürk'ün annesine çok hürmeti vardı....evvelâ isterseniz... Atatürk tam bir karar veremiyor... Olumlu şekilde söylüyor... — Şayianın çıkması için bir sebep olması lâzım gelmez mi? — Sebep.. “Atatürk'ün annesi gelmiş.. daha hoşgörülü olurdu...... Latife Hanım'ın evine.. O zamanlar Abdurrahim çocuk daha. Ben bunu sofra sohbetlerinde resmen Atatürk'-den duydum.... Lâtife Hanım ise ancak bir-iki görüşte tanımış oluyor Atatürk'ü.. Lâtife Hanım'ın ailesi Fransa'da.. Tabii. Atatürk. Fikriye Hanım'a karşı O'nun da bir şeysi vardı .. Çok büyük bir hürmetim var Fikriye Ha-nım'a karşı. Atatürk Lâtife Hanım'la evlenecek diye.. mutlaka....... Erkektir.. Lâtife Hanım'ın Atatürk'le evlenmesi bir aşk evlenmesi değildi.. Salih Bozok da. tâ gençliğinden beri yani..... düşünmüş olsaydı onunla evlenirdi tabi. Onun için Fikriye Hanım'ın tabii çok daha iyi bir tutumu olurdu mutlaka. Annesi daha çok hastalanıyor orada..... Atatürk de evleniyor... Sayın Gökçen.... — Muallâ Tunçok Hanımefendi'nin kocası Abdur-rahim. İnsandı Atatürk de...” diyor.

..— O halde Atatürk'ün Latife Hanımla evlenmesi bir aşk izdivacı değil.. Mimi.... her insanda doğal olarak bulunması gereken bir takım hislerden yoksun değildi. — Tahmini olarak bir şeyler söyliyemez misiniz? — Gözümle görmediğim için bir şey söyleyemem... — Benim tek diyeceğim şey: Atatürk. Son kartınız... Tekirdağ 19'uncu Tümen Kumandanlığına tayin edilen Mustafa Kemal.. Gerçekten hayretler içinde kaldınız sanırım... Muhakkak değildi..... Bu yönünü de ben tes-bite çalışıyorum. Nikolina.)nin hanımı Zsa Gabor'un Atatürk'le bir aşk gecesi yaşadığı yolunda bir küçük haber çıktı geçenlerde..... Corinne'e postaladığı mektuplardan izleyelim : 55 17 Mayıs 1915. — Ben böyle bir şey olabileceğini sanmıyorum. Atatürk..Nebile 2 defa evlilik yaptı. Nasıl olur da benim savaş alanında bulunduğumu öğrenemezsiniz... — Sayın Sabiha Gökçen. Bunun benim kusurum olduğunu mu söylemek istiyorsunuz? Tabii değil mi... sevgili dostum Corinne bunları bilmeyecek ve her zamanki gibi mektuplarını ve kartlarını Sofya'ya gönderecek.... — (...... Ve bunları da benim yerime Fethi (Okyar) Bey alacak.. Kitabımda işlemeye çalıştığım konu bu.. Belki seyahetlerinde herhangi bir kimse ile ilişkisi olmuş olabilir.Siz ki benim özel hayatımı takip etmekten memnun olmak istersiniz. Gelip geçici duygulardır bunlar. Komşu kızlarına filan aşık olmuş olabilir... — Peki. Siz ki her şeyden haberiniz olduğunu iddia edersiniz . Elena. şimdi çok sevdiği askerlik sanatının odak noktasında. Aksini söyleyecek kimse kalmadı hayatta... Anna Todorova. başkasıyla evlenmezdi . herşey.. CORİNNE'E MEKTUPLAR Ülkesi savaşa girdikten sonra Mustafa Kemal'i Sofya'ya hangi kuvvet bağlayabilirdi.. çünkü Nebile'yi de bir evlâdı mânevi olarak aldı Atatürk.. O büyük insanın çok yönleri tüm ayrıntılarıyla yazıldı. Ama gençken olmuş olabilir. Herhalde Atatürk. — Bu konuda şahit olduğum bir şey yok..o da bir insan. büyük bir lider ama . Tarife Hanımefendi.. Benim şu anda hatırıma bir şey gelmiyor. — Elbette değildi. Atatürk ve kadın. O bakımdan söylüyorlar... nihayet Atatürk de bir erkekti.... Hanımlar kendilerini biraz daha lanse etmek için falan.. — Hayır hayır. Fakat.. bir erkek. O günlerin şartları içinde ve vatan görevi gerekleri çerçevesi içinde kalmış birer eski ve tatlı hâtıra idi artık.. O büyük bir kumandan. ama..... Maydos'a Fethi (Okyar)nin bir kartıyla birlikte geldi... O günlerin havasını. Mara.. Çanakkale Boğazı'nda durum buhranlı bir hal alınca sevgili dostumuz Nuri (Conker)nin eski yeri olan Tekirdağ'a giderek ordaki bir fıkranın kumandasını üstlenmemi isteyen acele bir 24 . gece gündüz düşmanla savaşacağım... Maydos Karargâhı 'Sevgili dostum.. — Bu konuda söyleyebileceğiniz başka bir şeyler var mı? — Sizin soracağınız bir şey varsa sorun. Göğsünde bir kalp. ben Maydos'ta olacağım.... Herkes... o günlerin Mustafa Kemal'inin Mm. Bilemem.... NEBİLE ZSA GABOR SÖYLENTİLERİ ¦— Nebile'nin Atatürk'e âşık olduğu yolundaki yayınlar gerçek dışı mı? — Gerçek dışı.... Daha pek çok böyle gerçek dışı şeyler çıkıyor ortaya. Aksini düşünemem hiçbir zaman.... hakikaten bir kimseye aşık olmuş biri değildir. Bir manastır hayatı mı yaşadı ömrü boyunca?. Nebile âşık olsaydı Atatürk'e. arkadaş bildiği kimselerin hanımlarıyla asla böyle bir şey yapmazdı. o kalpte bir takım duygular taşıyan bir insan. bu gibi şeyleri ortaya atıyorlar... Nebile olamazdı âşık... Atatürk... — Büyük bir liderin özel yaşamı genellikle kapalı kalır.. 54 memleketi kurtarmayı kafasına koyduktan sonra böyle bir olay kesinlikle olmamıştır.... o da bir insandı. ÇANAKKALE SAVAŞLARINDAN Mm.. hazırladığım kitabın konusu Atatürk ve aşk..

anneniz hanımefendiye ve babanıza saygılarımı lütferi bildiriniz... 19. 56 Corinne!. Siyasi ve askeri genel durum hakkındaki görüşlerinizi bana açıkça söyeyiniz Corinne.” diyebilmektedir. Günlük çalışmalarından arta kalan zamanlarında canı roman okumak istemektedir. mermiler başlarımızın üstünde patlayıp gidiyor. Hattâ bu savaşta ölsem bile. Birkaç gün önce içinde bir takım şakalar bulunan bir kartpostal yollamıştım. Ve savaş gecesi siperlerin içinde Mehmetçiği harekete geçiren de odur. Mazi ve mazinin hâtıraları ölümsüzdür. Aziz Corinne. “Harp Liyakat Madalyası” ile takdir ve taltif 57 edilmiştir. Karargahımın kâtiplerinden Hulki Efendi'nin İstanbul'a gelmesinden faydalanarak size bu satırları yazıyorum... 'Zaman geçer gider. Çanakkale Boğazı'nı müttefiklerin çıkarma girişimlerine karşı savunuyorum.. Mektubu bizzat size vermesi için fırkamdan bir zabit gönderiyorum. MAZİ VE MAZİNÎN ANILARI ÖLÜMSÜZDÜR BENÎ UNUTMAYINIZ CORİNNE!. büyük asker Mustafa Kemal savaş meydanlarında ilk askeri zaferini kazanmış..... Ama dostlar arasndaki bağları her zaman kuvvetlendirerek geçer gider zaman. basit kartlar postalayabilirsiniz. Mısır'a hareket etmeden ve Kudüs'te dinlenmeye karar vermeden sizin evde bir akşam yemeği yiyebilen ve size sıcak duygularla veda edebilen Nuri. Fırka Kumandanı M. Miralay Mustafa Kemal'in karargâhı hâlâ Maydos' tadır. Kazandığı zaferler ve madalyalar O'na göre bir başlangıçtır. Burada benim adım fazla duyulmazsa hayret etmeyiniz. Gece gündüz top sesleri. Size istediğiniz zaman hemen cevap yazamazsam umarım ki beni mazur görür ve bana kısa... Bir ilk adımdır. Almanlar da bu genç kumandanı Demir Haç Nişanı ile değerlendirmişler. şu ana kadar daima başardım. “CESUR VE İNANÇLI ASKERİM ŞEHİT OLURSA CENNET'E GİDECEĞİNE YÜREKTEN İNANMIŞ” Karargâhındaki görevlilerden birinin İstanbul'a yapacağı seyahati fırsat bilen Mustafa Kemal. Kemal” Mustafa Kemal'in savaş içinden Corinne'e özet kurye ile ulaştırdığı bu mektup gösteriyor ki büyük asker. Buradaki hayat pek fazla sakin değil. Savaş devam etmekte ve Mustafa Kemal büyük bir başarı ile İngiliz kuvvetleri karşısında savunmaya devam etmektedir. 20 Temmuz 1915 “Sevgili Madam. Benim bu konuda size verebileceğim bir izahat yok. Ben bu savaşta ölsem bile beni ve o hatıraları unutmaynız!. Maydos. benim için bir nezaketsizlik idi. Arıburnu Cephesi'nde İngiliz kuvvetleri ağır yenilgilere uğramış. İki aydır buradayım.. savaş psikolojisinin belki doğal bir sonucu olarak Mr. Şüphesiz biliyorsunuz ki savaşı yöneten sizin dostunuzdur.... Corenne'e hafifçe aralamakta ve duygulu bir seslenişle “Geçmiş günler ve o günlerin hatıraları ölümsüzdür. hiçbir zaman benim gibi hareket etmez. Kurşun vızıltıları ve bomba gürültüleri 25 .. Sevindirici olaylar üst üste gelmektedir.telgraf almıştım..... Çünkü bu önemli savaşın onurunu Mehmetçiğe kazandırmayı tercih ettim. Anlıyorsunuz ki oldukça meşgulüm.. Matmazel Edith'e içtenlik dolu dostluk duygularımı. şarapneller. Ve yerimde kalırsam kuvvetle umuyorum ki hep başaracağım!. Biliyordum ki bu. Yeni dostlarıma Allahaısmarladık bile diyemeden Sofya'dan ayrıldım. beni unutmayınız Corinne!. arkasından “Miralay” (Albay)lığa yükseldiği tebliğ edilmiştir kendisine. Ama yine de şüphe etmeyiniz ki hafızalarımızda silinmez izlerini sakladığımız güzel anları asla unutmuş değilim!.. Corinne'e yeni bir mektup yazmaktan kendini alamıyor. Çünkü postayla ancak pek mânâsız birkaç kelime yollamak mümkün olabiliyor. ÖLSEM BİLE!. kolay kolay aralamadığı kalbinin kapılarını. Sofya'dan ayrılışımı ve burada görev alışımı size niçin haber vermediğimi bana sormayınız.

içinde adeta bir cehennem hayatı yaşıyoruz. Herkesin büyülendiği tatil ve esprili konuşmalarınızdan zev alabilmek imkânından mahrumum. OLMAK.” Çanakkale savaşlarının genç ve muzaffer kumandanı İstanbul'a döndüğü zaman annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşi Makbule.. Gerçekten onlara göre 2 sonuç ihtimali var: Ya gazi olmak ya da şehit olmak.. gidip satın alsın... Yarın yine bir başka yönde yola çıkıyorum. Beşiktaş'ta Akaretler'de oturuyorlardı. ben bu mektubu yazarken yanımda Size neler yazdığımı soruyor ve kimin Matmazel Edith'e ait olduğunu öğrenmekte ısrar ediyor. Corinne'e yazılmış mektuplarda ve Corinne'den Mus59 tafa Kemal'e ulaşan haberlerde bu duygunun belirtilerini sezmemiz çok kolay. Üvey babası Ragıp Efendi ise bir süre önce ölmüştü. Harbiye Mektebi'nin karsısında bir konak vardı: Tabib Miralay Mösyö Luigi'nin konağı. Olayların etkisiyle sertleşen karakterimi -mantıklı öğütlerinize dayanarakyumuşatabilmek için romanlar okumaya kararlıyım. bu muhayyel istirahata kavuşmak için Tan-rı'nın cennetine gitmeye hiç de niyetli değilim.. Edith'in fal baktığı günü sık sık anımsıyordu. Moralleri de yüksektir. Orada Tanrı'n'n en güzel kadınları. onları çok defa ölüme götüren emirlerimi derhal yerine getirmelerini gerektirmektedir. Bu nedenle aşk duygularından ve pek az fikrine katıldığım bir insan'n hayat felsefesinden başka bir şey ilham etmeyen bir romanın tefrikalarını okumak ihtiyacını duydum. sevgili Madam. Siirt'ten gönderdiği mektubunda da Maydos'tan yazdığı son mektubunda olduğu gibi “Sevgili Madam” hitabı ile dikkati çkemektedir. Çünkü bu olayların ardı arkası kesilmez... Şehit olmak nedir. Uzun ve çok yorucu bir yolda iki aylık bir seyahatten sonra dinlenebilmek için bir fırsat olabileceğini sanırsınız değil mi?. Oysa ben. Ve mektubun içeriğinde “Matmazel Edith” daha fazla bir ağırlık kazanmaktadır. En yüksek 58 mutluluk!. Çok şükür ki askerlerim pek yürekli ve düşmandan daha dirençlidir.. Bu dinlenme ancak ölümden sonra mümkün olabilir. bilir misiniz. Bunları kesinlikle bilmemiz olası denil amma. Hulki Efendiye birkaç roman ismi verin... Siirt'e üç gün uzakl'ktaki Miyotarkin'de benimle fou'uşması için Diyarbekir'deki Nuri'ye talimat verdim. beybabanıza saygılarımı ve Matmazel Edith'e en içten duygularımı arzetmenizi ve en sıcak ve saygı dolu bağlılılklarıma inanmanızı rica ederim.. Gerçek dostluğumu kanıtlamak için bu kez sizden önce kaleme davrandım. Belki de ablası Corinne'in büvük dostluğunu gölgelememek için içindeki duyguları bastırıyordu. Çünkü dinsel inançları. Sevgili Edith'in —âdeta bir melek gibi— falımıza baktığı tatlı anları —kendisi memnun ve mutlu olsun diye— hatırlamamıza müsaade eder misiniz? 60 26 . Daha önceki mektuplarının çoğunda “Sevgili Co-rinne” diye başlayan Mustafa Kemal.. hurileri onları karşılayacak ve sonsuza kadar onların arzusuna tabi olacak. Adı ve ünü bir anda bayraklaşan Mustafa Kemal her gittiği yerde büyük bir saygı ve hayranlıkla karşılanıyordu. doğru cennete gidecek. Nerdee.KEMAL 19. Miralay: M. Pangaltı'da. YA DA HİÇ UNUTULMAMAK İSTERDİM!. Siirt. Co-rinne oturuyordu. Fırka Kumandanı" “YA HİÇ DOĞMAMIŞ. Matmazel Edith'in Mustafa Kemal'e karşı özel bir sempatisi vardı. 1916 yılının başlarında tayini Kafkas Cephesi'ne çıkan ve Nisan ayının ortalarında Silvan'da kumandayı ele alan Mustafa Kemal. kızkardeşi Edith ile birlikte.. Üç gün sonra buluşacağız ve inanıyorum ki geçmiş günlerden ve sizin sevgili varlığınızla süslenen hatıralardan uzu uzun söz edeceğiz. Ziyaretlerinin birinde Matmazel Edith. Bu konakta yüzbaşı Ömer Lutfi Bey'in dul eşi Mm. Doktor Hüseyin Bey. 6 Mayıs 1916 “Sevgili Madam. Anneniz hanımefendiye. Mustafa Kemal'in kahve falına bakmıştı. Bir süre sonra.

... Zübeyde Hanım'a pöre. duygulu.. MUSTAFA KEMAL'E GERÇEKTEN ÂŞIK BİR GENÇ KADIN: FİKRİYE Mustafa Kemal'in üvey babası Ragıp Efendi'nin bir kardeşi vardı: Miralay Hüsamettin Bey. Çünkü esas amaç... Şu anda yalnızım.. Zübeyde Hanım.. ya da hiç unutulmamayı isterdim.... Gözüm kapanmadan evlen!.. İkinci Ordu Kumandan Vekilliği'ne tayini.. Annesinin bu yöndeki teklifini kesinlikle reddeden genç zabit Mustafa Kemal aynen şöyle demişti o zamanlar: — Anneciğim. 61 Harbiye'yi bitirdiği yıllarda aynı konu yine yer almıştı. Çok genç ... Ben vatanımla evliyim.. Altın saplı şemsiye vereceğim. Matmazel Edith ile ilgili sa-t:rlan yazdığım sırada beni yalnız bıraktı... Başkumandan Vekili Enver Pa-şa'nın masasına kadar ulaşan “Mustafa Kemal” imzalı sert raporlar.. Mustafa Kemal'i etkilemek için uydurulmuş bir senaryo idi aslında. MİGNET” Son söz: “Ya hiç doğmamış olmayı.. Oğlunun cevabı yine kesindi: — Anneciğim . Bitlis'in ve Muş' un düşmandan geri alınmasındaki başarısı nedeniyle yeni yeni takdirler.. Madalyalar.“.... Suriye. Mustafa Kemal Paşa idi o artık... hırslı ve memleketinin geleceği için mutlaka bir şeyler yapmaya kararlı bir general.. hiç düşünme. Mümkün değil bu. İstanbul'a dönüş. Beni bekleyen büyük işler ve vazifeler var!.. Ben vereceğim. artık delikanlı bir zabit değil.. Osmanlı İmparatorluğunun ve müttefiki Almanya'nın yenilgisiyle biten Birinci Dünya Savaşı'nm mütareke yılları. Saraydan aracılar gelip gidiyordu Sabiha Sultan'la Kemal Paşa'yı başgöz etmek için.... Zübeyde Hanım'ın sevgili evlâdı.. şimdi evlenmenin sırası değil!. Ruhların takati bittiği zaman generaller kendUerine gelemezler.. Oysa şimdi aradan çok zaman ve çok olaylar qeç-mişti. Bugün evlenmekten daha mühim memleket işleri var.. Yalnızım ama herşeyi tasvir edebilmekten acizim.diyordu... Paradan yana düşünüyorsan.... oğlu Mustafa Kemal'i evlendir meyi tâ Selanik'te oturdukları zamanda beri istemektedir..... kültürlü.. Ve birbirini izleyen olaylarla yüklü yıllar. Zübeyde Hanım o yıllardaki görüşmesinde ısrarla üstüne üstüne gitmişti meselenin: — Oğlum!. oölunun kısmeti açılmıştı: Padişah Vahdettin'in kızı.. Her şeyini ben temin edeceğim..Doktor Hüseyin Bey... Halep.. Vatanın meseleleri halledilmeden insan kendi meselesini düşünemez!.. 27 . demişti. paşalığa yükselişi daha önceden kendisine tebliğ edilmiştir.. Bu. Damat Mustafa Kemal paşa olmayı kesinlikle kabul etmedi. Zübeyde Hanım'ın gündeminde. askerlerle. bu güçlü ve 62 ünlü kumandanı saraya damat yaparak sallantıda olan Osmanlı saltanatını kurtarabilme umudunu biraz daha sürdürmekti.. generallerle ve para ile birlikte sona erer. PADİŞAH KIZIYLA EVLENİP SARAYA DAMAT OLMAYI REDDETTİ Bazı kaynaklar Mehmet Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan'ın “Fahri Yaver” Mustafa Kemal Paşa'ya âşık olduğu yolunda söylentiler çıkarmıştı.yakışıklı. CHATEAUBRİAND” Adres: General Mustafa Kemal Diyarbekir” Mektubunu altındaki imzada “General” kelimesi bulunması göstermektedir ki Mustafa Kemal'in Mirliva (Tuğgeneral) lığa terfii 1 Haziran 1916 olmasına rağmen. Padişahın kızkardeşi Prenses Münibe'nin aile dostlarıyla birlikte aracılık yaptığı bu konu için Mustafa Kemal Paşa'nın kararı olumsuzdu. yıldızı parlamış ünlü bir generaldi. Ve de.... Mektubumun geri kalan kısmını şu anda cnüm-de duran bir kitaptan alıntılarla dolduracağım.. Veliaht Vahdettin Efendi ile Almanya seyahati. 35yaşındadır Mustafa Kemal. güzelliği dillere destan Sabiha Sultan'ın özel bir ilaisi vardı nene generale. ve zaferler.

İstanbul'a özel bir kurye ile ulaştırıldı. Ancak. mutluluktan. Türkiye'de ilk kez bu kitapla kamuoyuna yansıttığımız tarihi ve resmî belgeleri konuşturalım biraz: “Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci” imzasını taşıyan 11. Diğer çocukları gibi kızı Fikriye'yi de batı kültürü ile yetiştirmeye özen gösteren Miralay Hüsamettin Bey. Duygularının ne zaman güçlü bir aşka dönüştüğünü bilmek. Ama Bekir Çavuş'un hizmetleri de. Genç kızlığının ilk kilometre taşlarında Mustafa Kemal Paşa ile tanışan Fikriye. Fikriye. coşkudan uçuyordu adeta. Bursa tarikiyle (yolu ile) Ankara'ya gittiğinden ve hemşiresi jülide Hanım dahi vefat ettiğinden (öldüğünden) yalnız kalmış ve bu hal ile artık İstanbul'da devam-ı ikameti (oturmaya devam etmesi) gayrimümkün (o'anaksız) olduğundan oraya ne suretle ve hangi tarikle (yolla) hareketi tesvip (onay) buyrulursa emı-ü irade develtle-rine mutnazır olduğu (yüce emir ve isteklerinize hazır olduğu) arzolunur. Atatürk'ün kız kardeşi rahmetli Makbule Atadan'ın da kabul ve beyan ettiği bir gerçek. Kızı Fikriye. o günleri yaşayan canlı tanıkların anı. başta Makbule Ata'dan olmak üzere. elbet olası değil. İşte bu sırada Fikriye'nin Ankara'ya getirilmesi ve yakın akrabası Mustafa Kemal'in hizmetinde görev alması düşünüldü.11.. 1920 yılının sonbahar aylarıydı. bu küçük bina içinde Mustafa Kemal Paşa'ya hizmet etmeye çalışan görevlilerin başında geliyordu. Rumeli'liydi. Enver adında bir oğlu. Bilinmiyor kesinlikle. Bilinen tek şey. gözlem ve izlenimlerinden oluşan bilgiler. Mustafa Kemal'in rahat ve huzurunu sağlamaya yetmiyordu.36 Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Naci Bey'in aynı tarihte Ankara'ya çektiğKbir telgrafın metni de şöyle: TELGRAFNAME Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Merkezi No: Kelime Alındığı mahal Tarih ve saati Ereğli 378 50 Kastamonu 23. ince ruhlu bir genç kızdı. Şimdi. Mustafa Kemal in Anadolu'ya geçtikten sonra Fikriye'nin duygusal bir bunalıma kapıldığı. 11. sanıldığı kadar kolay değildi o günler. diğer görevlilerin çalışmaları da. 63 her zaman herkese ondan söz ettiği. onu çok aradığı ve özlediği. Haber.. Sivas Kongresi'nden itibaren yanından ayırmadığı Bekir Çavuş. her büyük aşkın ilk yol kavşağında olduğu gibi.1336 (1920) tarihini taşıyan bir yazı: 64 Karadeniz Ereğlisi Şifre: 767 Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Fikriye Hanımefendi. ' Biraderi Enver bey. çocuk yaşlarında piyano dersleri almaya başamıştı. Jülide ve Fikriye adlarında iki kız vardı Hüsamettin Bey'in. amcasının bu yakışıklı üvey oğluna karşı sevgisel bir yaklaşım içindeydi. sevinçten. Bu fikri ilk kez ortaya kim attı?. Ankara'nın en ¦kritik günlerini yaşadığı o dönemde bu fikri Mustafa Kemal'in de onayladığıdır. çok duygulu. “Ağabey” diye hitap ettiği ve ağabey gibi sevdiğini sandığı Mustafa Kemal Paşa'nın çevresinden ayrılmayan kanatsız bir melek gibiydi Fikriye. Bu anlattıklarımız. Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa. Kim düşündü?.Mustafa Kemal'in üvey amcası sayılan Miralay Hüsamettin Bey. Ankara'da kalmakta bulunduğu “Ziraat Mektebi”nden şimdiki Ankara Gan'nın yanında bulunan “Direksiyon binası”na nakletmişti. bilgili ve ileri görüşlü bir askerdi. Aşırı derecede duyarlı.11. ilk sıralarda. Ama çok önemli bir sorun vardı: İstanbul'dan Anadoul'ya geçmek.50 28 . bugün İstanbul'dan gelmiştir.

derhal çekilmek üzere bu telgraf müsveddesi hazırlanmış. eiyevn (şimdi) orada olup bursya gelecekler ise kendileriyle birlikte gönderilmelerinin muvafık (uygun) olacağı bildiriliyor. bazı günler O'nunla söyleşir.36 ve 5-2957 tel..11. Mithat Bey Fikriye Hanımefendi ile birlikte bu gece alaturka saat beş buçukta Kırım vapuru ile inebolu'ya hareket eyled'ği ve esbab-ı seyahatleri (seyahat sebepleri) temin ve keyfiyet (durum) İnebolu Kaymakamlığı'na da telgrafla bildirildiği arz olunur efendim. şakalaşır ve görünüşte bir “ağabey sevgisi” ile dolup dolup taşardı Mustafa Kemal için.1336 Kaymakam Naci Mustafa Kemal Paşa'ya hem yazıyla hem de. (imza) (imza) Bir yandan Fikriye Hanım'a. 11.13. (İstekleri gereğidir) Sizin de buna göre hareket etmeniz muvafıktır (uygundur). günlük ev işlerinde “Zübeyde Hanım Teyzesi”ne yardımcı olmaya çalışır.C. 13 Seryaver: Sdih (imza) Akaretler'deki 76 No'lu eve sık sık gelen Fikriye.1336 (1920) tarihini taşıyan belge. 29 . doğrudan doğruya Fikriye Hanım'a yazılmış bir telgraf müsveddesi. Paraca olan ihtiyacınız buradan. Fikriye H&nım'ın yanına şayanı emniyet ve itimat (güvenilir) polislerden birinin tefriki (yol arkadaşı olarak ayrılrnası)ile Kastamonu'ya kadar gönderilmesi ve bu hususta ihtiyar ediienek (yapılacak) mesa-rifin (giderlerin) buraya iş'arı (bildirilmesi) ile derhal tesviye edileceği (ödeneceği) ve şayet İzmit Fasrika Müdir-i sabıkı (eski müdürü) olup birkaç gün evvel oraya geldiği haber alınan Mithat Bey.1336 (Başkanlığı) Kalem-i Mahsus (Özel Ka!em) ' Adet (sayı): 767 Karadeniz Ereğüsl Kaymakamlığı'na. daha önceden Ankara'dan çekilmiş bir telgrafa yanıt olduğu anlaşılan bir “Telgrafname” ile “Fikriye Hanımefendinin seyahati ile ilgili bilgiler sunan Karadeniz 65 Ereğlisi Kaymakamlığının bu belgelerinden başka iki belge daha var dosyamızda.1336 (Özel kalem) Adet: 767 Karadeniz Ereğlisi Kaymakamı Vasıtasıyla Fikr'ye Hanım'a Muvasalatınızı (varışınızı) şimdi haber alarak yanınıza şayanı emniyet (güvenilir) polis memurlarından birinin tefriki ile (yol arkadaşı olarak ayrılmasıyla) Ankara'ya hareket etmeniz arkadaşlarımdan o'up birkaç gün evvel buraya gelmek üzere Ereğli'ye geldiğini haber aldığım M'th-t Bey'le birlikte gelmeniz. Büyük Mil'et Meclisi Yaver: Salih Bun'arın şimdi maklna başında keşidesi (çeklmesi) Yazıldı.11. bir yandan da Mustafa Kemal'in emri ile Karadeniz Ereğlisi Kayma-kamlığı'na ayrı bir telgraf çekilmiştir: 66 Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara Riyaseti 11. 13.Dahiliye Vekaleti Vekili Adnan Bu telgrafın şimdi makina başında keşide edilmesi (çekilmesi) emrolunmuştur. Kaymakamlığa yazlmıştır. Hareketinizin iş'arı (bildirilmesi) Paşa Hazretlerinin arzuları iktizasındandır.11.. Yazılmıştır. (okunamadı) üzere Kaymakamlıktan temin edilecektir.11. Mustafa Kemal Paşa'nın her türlü hizmetinde bulunur.11. Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara Kalem i Mahsus 13. .

Sık sık toplantılar yapılıyordu. Fikriye'nin Ankara'ya gelişi. bir payton arabasına binerek gidip baktılar köşke. yoğun bir konuk trafiğinin akışı içindeydi. Fikriye Hanım. Çocuk yaşlarından beri piyano çalan Fikriye Ha68 nım. kimi zamanlar ata biner. PİYANO BAŞINDAKİ ROMANTİK KIZ Çankaya'daki köşke taşınma. Ankara'ya kafa tutuyordu. Mustafa Kemal Paşa'nın oturabileceği ve rahatça çalışabileceği veni bir yer gerekiyordu. huzurunu. Ankara istasyonundaki “Direksiyon binası”.. Ruşen Eşref ve eşi. Çankaya sırtlarında büyük ve güzel bir köşkün varlığından söz ettiler Mustafa Kemal Paşa'ya.. yeni bir renk ve güvence katmıştı Mustafa Kemal Paşa'nın yaşamına: Başta Paşa ağabeysinin sağlığı. belki de bu duyguları anlaşıldığında Mustafa Kemal Paşa'nın ilgisini yitireceği kaygısıyla çok ölçülü ve dikkatli davranıyordu. . 1920 yılının kışı başlamak üzereydi. dağ qibi sorunları göğüslemeye çalışan Mustafa Kemal'in rahatını. Osmanlı Devleti'nin kaderini belirlemek için.. rahatı ve hısru-ru olmak üzere her konuda büyük br özen ve duyarlık içindeydi Fikriye. Bu geçici konutun ihtiyacı karşılayacak büyüklükte olmaması çeşitli sıkıntılar doğuruyordu.. çok önemli sorunların çözümü için uğraşıyordu. bu denli büyük olayların oluştuğu ve geliştiği bir ortamda. Baş yaver Salih Bozok... kendi duygularını belki çevresine sezdirmemek için. 30 . sağlığını sarsabilecek kadar yoğun bir çalışma ile. içtenlik dolu bir ilgi ve hizmete dönüştürebildiği için mutluydu. Çerkez Ethem'in büyük problemler yaratarak Ankara'ya kafa tuttuğu ve gizliden gizliye isyana hazırlandığı kritik bir" dönemde. Londra Konferansı toplanıyordu. Çerkez Ethem. deliler gibi âşık olduğu Mustafa Kemal Paşa'sının yanında ve hizmetinde bulunduğu için mutluydu. zarif bir kadın ruhunun gözetim ve denetimi altında yeni bir biçime sokulmuştu. Beğendiler. köşkün düzenlenmesi işlerinin tümü Fikriye Hanım'ın gözetim ve denetiminde yapılmıştı..sağladığı için mutluydu. Hepsinden önemlisi. yen konutlarında piyanonun başına geçer. Henüz birinci yılını doldurmamış bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti. “Reis Paşa”nın direktifleriyle. köşkün hizmetlerini yürütme çabasmdaydı. düşman kuvvetlerinin büyük saldırılara hazırlandığı. boynunda Mustafa Kemal Paşa'nın teşbihinden yapılmış bir kolye. o günlerin yaygın adıyla “Villa”. Çok sevdiği. Fikriye Hanım.. Gecenin. 6 Ocak 1921 tarhiinde Yunan kuvvetleri tüm cephelerden saldırıya geçmişlerdi. Mutluydu Fikriye Hanım. gündüzün her saatinde “Direksiyon binası”ndaki konut. şefkat.. saygı. Kısa bir süre önce askerlerin ve muhafızların gördüğü bir çok hizmetler.. zaman zaman Rumeli türküleri çalardı Mustafa Kemal Paşa' nın günlük yorgunluğunu birazcık olsun silebilmek için.. Türkiye Cumhuriyetinin ilk Anayasası olan “Teşkilâtı Esasiye Kanunu”nun ön hazırlıkları yapılıyordu. Ruşen Eşref (Ünaydın) ile eşi Saliha Hanım. Çocuk yaşlarından bu yana içinde yaşattığı duygularını. Piyanonun tuşlarında dolaşan zarif parmakları Paşasının çok sevdiği Rumeli türkülerini hep aynı sevgisel mutluluk içinde çalıyor ve türkü faslı bittik69 ten sonra çok anlamlı bir şarkı ile noktalıyordu bilinç altına ittiği duygularını: Mani oluyor halimi takrire hicabım!. Ayaklarında zarif çizmeleri.. güvenliğini -duyaulu bir kadın yüreğinin coşkulu çırpmışlarıyla. öğle sonu gezintileri yapardı Çankaya sırtlarında.Fikriye.. Ve geciktirilmeden buraya taşınıl-ması için gereken ön işlemleri ve hazırlıkları tamamladılar. Ve daha pek çok önemli konu vardı Mustafa Kemal Paşa'nın gündeminde. sevgi. uzak mesafelerden 67 beklenen duygulu konuğuna kapılarını açtığı günler.

Gerek. Sağlığı bozulmuştu.... sıtma olduğunu ve ayrıca da bir böbreğinin zafiyetinden biraz (.. Başkumandan Mustafa Kemal. bir yandan cepheyi. Fikriye Hanım'ın mutlu günleri de sayılıydı. * 31 ... Mutlu günler çabuk geçer.. Bunların tüm Çankaya'daki köşke taşınmadan sonraki ilk altı ayın tarihsel olaylarıydı. Arkasından İstanbul ve Ankara hükümetlerinin birlikte katıldıkları Londra Konferansı. Fikriye Hanım'ın iç dünyasındaki savaşlar da. Çankaya Köşkü'nün yönetiminde söz sahibi olmak... Atatürk gibi büyük bir insanın özel yaşamındaki tarihsel gerçekleri saptamak ve unutulmasını önlemek de bu eserin yazılış amaçları arasındadır. Bugün kendisini muayene eden doktorun.. Tarih.. Bu kitap. Birinci ve İkinci İnönü Savaşları.” diye çağırıyordu Başkomutanı.. hele hele.1338 Ktı'em-i Mahsus.. Fikriye için çok büyük bir mutluluktur. birkaç ay sonra yapacağı Büyük Taarruz'un ön hazırlıklarını denetlemek üzere cephede bulunduğu bir sırada Fikriye Hanım'ın sağlıksal durumunu da izlemek gereğini duymaktadır. bir yandan uluslararası konferansları izlemek ve yönlendirmekle yetinmiyor..Piyanonun tuşlarında dolaşan parmaklar bir süre sonra mutfakta irmik helvası hazırlıyordu Mustafa Kemal Paşa için.. Mustafa Kemal.. gerek diğer araştırmalarımız sonunda sağla70 dığımız resmi nitelikteki belgeler göstermektedir ki Fikriye Hanım'ın büyük sevgisine karşı Mustafa Kemal Paşa da tamamen ilgisiz değildir. Sakarya zaferi. Riyaset Kalem i Mahsus Müdürü (Başkanlık Özel Kalem Md) Hayati Fikriye Hanım. sadece bir takım romantik sevgilerin. Ve daha nice olaylar. Fik-riye'nin sağlık durumu ile de yakından ilgileniyordu..3. Savaş meydanları “Geeel!. Sık sık doktor kontrolünden geçiyordu.. Gel!.. Bu ilginin niteliğini saptamak oldukça güç olmasına rağmen yorumunu ve değerlendirmesini yapmak o denli zor değildir. bu yandan Büyük Millet Meclisi' ni.Müdiriyeti (Özel Kalem Müdürlüğü) Şifre: 150 Takiben (Nerede olduğu izlenerek kendisine verilmek üzere) Garp Cephesi'nde Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Paşa Hazretlerine Fikriye Hanımefendi.. duygusal yaklaşımların öyküsünü yansıtmak amacını taşımıyor.) kaptığını ve iptida (önce) kinin ile sıtma ve bila-hsra (sonradan) böbrek rahatsızlığı tedavi olunacağını söylediğini kendi ifadelerine atfen (dayanarak) arzederim. Fikriye Hanım'ın yüreği başka çağrılar içindeydi.. 28 Mart 1338 (1922). yataktan kalkmıştır. Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'-la yaptığımız günler ve haftalar boyu süren uzun qö-rüşme... Derken Başkumandanlık Kanunu'nun Meclis'te görüşülmesi. Deliler gibi sevdiği Mustafa Kemal Paşa'nın yakınında olmak. Yunan cephesinde savaş devam ediyordu. Olaylar çok hızlı gelişti: 20 Ocak 1921'de Teşkilâtı Esasiye Kanunu kabul edildi Büyük Millet Meclisi'nde.. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa. içine gömdüğü büyük sevgiyi çevresinden gizlemeye çalışarak Çankaya Köşkü'nün yö71 netimin] üzerine aldığı zaman 25 yaşını henüz doldurmamıştır. Aslı Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde 14767 sıra numarasında kayıtlı bulunan bir belgenin elimizde bulunan suretini birlikte okuyalım: Türkiye Büyük Millet Meclisi Zata mahsustur Riyaseti 28.

Çankaya'da ünlü sofraların kurulduğu bir gece. henüz Mustafa Kemal gelmeden İzmit'te kapıştılar. Sıcacık bir hanım ilgisinin köşkün kavasını ne denli değiştirdiğini gören Mustafa Kemal Paşa kızkardeşi ile annesini de Çankaya Köşkü'ne aldırmayı düşünmüştü. Mustafa Mecdi Bey de İstanbul'a gitmiş karısı Makbule (Atadan) Hanım'la Zübeyde Hanım'ı. 73 O.. Bir gece.. O'nun bu candan ilgisi. sofraya gelsin? Çankaya Köşkü'nde konuk bulunan ve sofradan erken kalkmış olan Makbule Hanımın kocası. * 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan bir mücadele.. Ben. Binaenaleyh valide ile hemşireyi İzmit'e getir sen. 32 . Bir Fikriye ile görüştük.. kuşandı ve tekrar sofra erkânına katıldı Mustafa Mecdi Bey. Klod Farer ile İzmit'te mülakat yapacak olan Mustafa Kemal'in ordaki istirahatinin ön hazırlıkları için Fuat (Bulca) Bey İzmit'e hareket ederken Fikriye Hanımı da aldı yanına. Fuat Bulca. Çok sevdiği Mustafa Kemal Paşasının tarihlere sığmayan mücadeleleri ve zaferleriyle dolu yıllar.Mustafa Mecdi Bey'i uyandırdıklarr zaman sabah yakındı. Fikriye'nin bu duygusal eğilimini Zübeyde Hanım da. Yıllar geçti Çankaya Köşkü'n-de. tartışma ve sürtüşmelere kaldıkları yerden devam edeceklerdi. becerikli bir kadındı Fikriye Hanım. İZMİR GÖZTEPE'SİNDE SİYAH GÖZLÜ BİR GENÇ KIZ: LATİFE HANIM!.. Fikriye Hanım'la Makbule Hanım'ın ne ilk tartışmalarıydı. Birbirlerini incitecek kadar hırçın davranışlarla tartıştılar.... Hattâ Mustafa Kemal'in kızkardeşi Makbule Hanım. Mahmut Soydan'ı caöırdı. sevimli. Araları şeker renk olan Makbule Hanım'la Fikriye Hanım. zaman zaman Fikriye ile tartışıyor ve ağabey-sine karşı gösterdiği aşırı ilgi nedeniyle bir antipati duyuyordu Fikriye Hanım'a.. Akaretler'deki evden beri sürüp giden bir duygusal yaklaşımın doğal belirtileriydi.titiriyordu adeta. Mustafa Kemal. tâ İstanbul'dan.. Makbule Hanım da kaygı ile sezmişlerdi o zaman. Ruşen Eşref. artık Mustafa Kemal Paşa'ya kızkardeşinden daha yakındı.. siz de hemşire ile İstanbul'a dönersiniz!.. Gnler. mutlu ve güzel yıllar.. bu içten davranışları. sonra kelimelerin üstüne basa basa: — Seninle görüşmemiz yarım kalmıştı. kendisini yalnız Mustafa Kemal Paşa'ya değil.... ne de son. o yıllarda Emir Subayı olan sonraki yılların Siirt Milletvekili. Fikriye Hanım için her anı bir ömre bedel... eniştesine önce bir kadeh içkf ikram etti. ÇANKAYA'DA BİR GECE... Mustafa Kemal Paşa'nın emrine uyarak İzmit'e göndermişti.. tüm köşk presoneline sevdirmişti.. Bu.. Makbule Hanım'la aralarındaki zıddiyet ve geçimsizlik Fikriye Hanım'ın köşkteki yaşamını etkilemedi. Zeki. sayısız isyanlar ve birbirini izleyen zaferlerle sona ermiş. Fikriye Hanım da sofrada. Sofradaki kalabalığın bir kısmı çekilip gitmişti... O da senin fikrinde.** Kısa bir süre içinde Çankaya Köşkü'nü düzene sokan Fikriye Hanım. sofrabaşındaki Mustafa Kemal Paşa'yı dikkatle dinliyorlar. — Mustafa Mecdi Bey'i uyandır.. dedi.. Ali Kılıç. Giyindi..... Mustafa Kemal'in eniştesi. akla hayale gelmeyen iç ve dış olaylar. — Başüstüne Paşam!. Mustafa Kemal'in üstüne. Haftalar.. ama bu kez Ankara'da Çankaya Köşkü'nde.. artık yeni unvanı “Gazi Mustafa Kemal Paşa” olan büyük kumandan 9 Eylül 1922'de askeri şahlanışını İzmir'de noktalamıştı.. Klod Fa-rar'Ie görüştükten sonra valide ile birlikte Ankara'ya dönerim.. Bir süre sonra. O sıralarda Türkiye'yi ziyaret eden Klod Farer'te görüşmek için Mustafa Kemal Paşa'nın yapacağı Iz72 mit seyahati üzerinde sohbet ettikleri bir sırada Mus tafa Kemal.

İzmir'den Ankara'ya yönelik duygusal seslenişleri devam ederken Fikriye Hanım Çankaya Köşkü'nde “Gazi Paşa'sına her gün biraz daha artan bir sevgi ile bağlanmaya devam ediyordu.10.) Bursa'ya hareketim hakkındaki emre teşekkür ederim. Pek mesut dakikalar yaşadım. Babası ve küçük kardeşi Avrupa'da olduğu için köşkte annesiyle birlikte kalan bu zarif genç kız. Fiilen olmasa.. 25 Ekim 1922 tarihinde Lâtife Hanım'dan şu mektubu aldı: “Göztepe. Madem ki seyahatinize devam ettiniz. iki ellerinizi kemâli hürmetle öperim. Meşguliyetiniz arasında kalbimin en derin köşesinden fışkıran cümlelere atf-ı nazar ederseniz (Bir göz atarsan-z) mesut olacağım. siyahlar giyinmiş. Belki: “— Beni yirmi gün görmekle bu kız benden ne istiyor? Ve bu hakkı ona kim vermiştir?” diye hiddelenirsiniz. gözyaşları döküyorum. elâ gözlü. şimdiye kadar hayatın birçok acı sayfalarını okumuş. daha sonraki yol kavşaklarında kendisini hangi sürprizlerin beklediğinden habersiz. Bendenizi bir dakikacık hatırlamış olmaklı-ğınız. uzun siyah kirpikli. Evet!. gıpta edilecek bir şereftir. “O akşamı şenlendiren olay. ihtişam ve bilhassa samimiyetten sonra yapayalnız nasıl yaşayabilirim?. müsterihim. Görüyorum ki bütün hissiyatımla zât-ı devletini-nizi takip etmekteyim. ortaya yakın boylu. her ne şekilde olursa olsun sadakatimin yanınızda bir silah olmasıd-r. hayalen daima beraber yaşayacağım. büyük bir mutulluk kaynağı. Fikriye Hanım'ın 33 . Bir süre İzmir'de kaldıktan sonra Ankara'ya dönen Gazi Mustafa Kemal. Yoksa bu kadar debdebe. bütün ailemin hale-i saadetidir (Mutluluğunun ışıltısıdır). samimiyeti almak tenezzülünde bulunmuştur. Lâtife. Esasen zat-ı devletinizi bu kadar temiz ve her türlü şahsi menfaatten uzak olarak seven kaç kişi vardır? Rahatsızlığını işitince ne kadar mahzun ve mükedder oldum. o'muştu... cıvıl cıvıl bir genç kız. yıllardan sonra yazacağı anılarında o güzel İzmir akşamındaki bu karşılaşmayı şu cümle ile tanımlayacaktır. Hayatımın son dakikasına kadar mesut veya bedbaht edileyim. Yegâne emelim münciye (Kur-tarıcya) daima hizmettir.” * ** Lâtife Hanım'ın. Kendisine büyük bir yakınlık ve saygı gösteren yaverler. Latife Uşaklıpil'cVr. mukaddes Paşam. hürmet. Şimdi de derin bir teessürün altında ezilmekteyim. Bu rüyalardan uyanışımda: “Ya Rab ne eksilirdi deryayı izzetinden” diyor.. bu iki kişi arasındaki aşk başlangıcıydı... Fakat yalnız bendenizin olan çok kıymetli ve ebedi bir şeyi daha vardır: O da canlı hâtıranızdır. (tçim rahat. hiç kimseye rabt-ı kalb etmemiştir. yegâne arzum. Ünlü yazar ve o gecenin tanıklarından Halide Edip Adıvar. Bu zavallı kızcağız. Daima emr-i devletlerinize intizar eder (emirlerinizi bekler). 25.. Fakat ilk görüşte dünyanın en büyük dahisi.1338 Mukaddes Paşam.” Yıllardan beri cepheden cepheye koşan ve sürekli bir didinme içinde olan Mustafa Kemal Paşa 74 için İzmir'de kaldığı günler kısa bir istirahat dönemi olmakla kalmadı. Burada bırakmş olduğunuz şeref. Hiç olmazsa iki heyecanlı gece geçirdim. (Kalbini bağlamamıştır) Nazarında hiçbir şeyin ehemmiyeti olmamıştır.Güzel bir İzmir akşamı. bir yandan büyük milletin coşkun sevgisi. kendisi için saklanmış olan sadakat. Kurtarıcı'yı takipten hâli kal75 mayacağım. Birçok defalar ufak bir vazife istirham etmiştim. saatlerce gözlerim kapalı düşünüyorum. bir yandan Lâtife Hanım'ların köşkünde gördüğü candan yakınlığın yarattığı “isimlendirile-meyen duygu”. Mademki bütün saadetimi zat-ı devletinizin hizmetinde buluyorum. Göztepe semtinde Uşşakizâde Muammer Bey'in köşkünde Başkumandan Mustafa Kemal Paşa için hazırlanan sofrada. afiyette olduğunuzu tahmin ediyorum. Muvafakat buyrulmadı. Bar zen dalıyorum..

Aşk denilen o yüce duygunun bir insana neler getirdiğini ve bir insandan neler götürdüğünü bilebilmek için ne falcı olmaya gerek var... sonra Ankara!. uzun süreden beri tedavi altında olan bir aşk sürgünü. Tıpkı yıllarca önce olduğu gibi. Bu düşünce. Ve. vatan özlemiyle. Çünkü kendisini içtenlikle seven iki genç kadının. Takvimlerin üstünden sayısız yapraklar uçuo gitmişti. o anda duyabile77 ceği hisler ne ise Fikriye Hanım da aynı duygularla sarsılıyor. bir bakıma Lâtife Hanım'la evlenmeye karar vermesi sayılırdı. doğru Sultanahmet'e. sırdaşıdır. Ankara'ya gitmek istiyordu Fikriye Hanım.... mutlaka Ankara'ya kadar gidebilmeli. Hemşire Martha'nın getirdiği gazetelere dalıp gitmiş.3. Oysa. Münih'te karlı bir kış gecesi. Ruhsal bakımdan eni-konu sarsılmıştı.. Dışarda dondurucu bir soğuk. hem de dert ortağı.. KAPILARI ZORLAYAN AŞKIN GÜCÜ Sultanahmet. Münih'te çok buhranlı günler geçirdi Fikriye Hanım....kulağına kar suyu kaçırabilecek en ufak bir haberi bile dışarıya sızdırmamışlardı.. ertesi gün doktorların tüm ısrarlarına karşı koyarak hastaneden çıkıp doğru Münih garına koşuyor.. İshak Paşa MahaHeâi. Mustafa Kemal özlemiyle dolup taşan gözbebekleri. —Lâtife ve Fikriye Ha76 nımların— Çankaya Köşkü'nde bir arada bulunmaları bir yana. ne de bir psikiatriste. Zaten Salih Bozok'tan başka İzmir-Ankara arasındaki yazışmadan haberi olanlar pek azdı. İstikamet: Önce İstanbul. bu hüzünlü. Bu yapraklarla birlikte sayısız umutlar... Mustafa Kemal. Her insanın. hayaller de uçup gitmişti.1923 D 79-2 d Makina başında cevabı 34 . Yüreğini dolduran gizli ve büyük aşkının acılarını zaman zaman bölüştüğü Memduha (Kule) Ablasının oturduğu Kazasker Hayrettin Molla'nın Konağı. tüm umutlarını ve tüm yaşamını bu kutsal duyguya bağlamış her kadının. 6.. bir kez olsun Mustpfa Kemal Pasa'sı ile aörüşebilmeliydi. ne yapıp yapmalı. Fikriye Hanım'ın yabancı olduğu bir semt değil. Münih'te kalacağı süre içinde her türlü rahatı sağlanmıştı. bu özlem dolu göz-bebeklerine takılan bir gazete haberi: Gazi Mustafa Kemal Paşa'sının. Siirt Milletvekili Mahmut Soydan'ın muhafazası altında Ankara' ya veda ettiği gün. O anda dünyalar yıkılıyor Fikriye Hanım'ın yüreğinin üstüne. Belki de yoktu. Münih sanatoryumunda. Her ne pahasına olursa olsun. O geceyi sabaha kadar uykusuz geçiren genç ve hasta kadın. yıllardan beri kendisine en saf ve en içten bir duygu ile bağlandığını çok iyi hissettiği Fikriye Hanım'ın —kişiliğini incitmeden Çankaya'dan Ankara'dan uzaklaştırılması çarelerini düşünmeye başlamıştı. AŞK SÜRGÜNÜ FİKRİYE HANIMIN MÜNİH'TEKİ BUHRANLI GÜNLERİ Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle Fikriye Hanım' in Almanya'da birkaç ay istirahat etmesi uygun görüldü. İlk kez yayınlanan aşağıdaki belgelerden Fikriye Hanım'ın Ankara'ya hareketine ilişkin yazışmaları birlikte izleyelim: 78 A V-2 İstanbul. onu ta gençkızlık yıllarından beri tanır.. Bu yorgun. herşeyin bittiğini ve tüm umutlarının bir serap olduğunu çok iyi anlamıştı. diyebilmek için mutlaka o anda Fikriye Hanım'ın yaşadığı ruh halini yaşamak yeterli. Fikriye Hanım'ın Münih'teki sanatoryumdan kaçıp İstanbul'a geldiği haberi Ankara'ya hemen ulaştırılmıştı. İshak Paşa mahallesindeki bu eski konağa gitti.. Memduha ab-la'sı onun hem eski ev sahibesi. İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşşakizade'lerin kızı Lâtife Hanım'la evlendiğini açıklayan bir haber. karşılaşmaları bile hoş değildi. Sirke'ci garından trenden inen Fikriye Hanım. genç kadının içi rahat değidli...

ne 35 . bugün geldi. Gücünü. cepheden cepheye koşmaktan sevmeye ve sevilmeye yeteri kadar zaman bulamamıştır. içindeki büyük aşktan alan Fikriye Hanım. Şifreyi kapadım. Belki de. Benden izin almadan neden ötürü İstanbul'a gelmiştir? Kesinlikle Ankara'ya gelmesine izin veremem. Yarın hemen Ankara'ya hareket etmek istiyor. hiçbir engelin karşı koyamadığı. Ankara tren istasyonunda bir paytona binerek Çankaya'nın yolunu tuttuğu zaman. Gazi Mustafa Kemal Şifreyi kapadım. Münih'teki sanatoryumdan kaçarak 80 Ankara'ya yönelen Fikriye Hanım'ı. Benden izin almadan hareketine müsaade olunmamak için gerekenlere emir buyurmanızı ve bildirmenizi rica ederim. Hiçbir olayın. ilgili ve yetkili bir çok görevlinin aldığı tüm önlemlere rağmen. Gazi Mustafa Kemal Pasa Hazretlerine Fikriye Hanım. Mac t Ankara. ana kaynağında söndüren ve durduran Mustafa Kemal.1923 6. 6. niteliği ve niceliği değişik de olsa. millet sevgisinden güçlü olamamıştır hiçbir zaman. o büyük insanın. kalbinde taht kuran vatan aşkından. Atatürk de yüreğinde “aşk” denilen duyguya yer vermiş ve yüreği bu yüce ve güçlü duyguyla çırpınan bir çok genç kızlar ve kadınlar tarafından sevilmiştir. efendim.. Atatürk'e yönelmiş aşk duyguları içinde “Fikriye Hanım”. ÇANKAYA'DA TABANCALI BİR GENÇ KADIN: FİKRİYE HANIM!.3. Adnan Açtım 6. büyük bir aşk. Çocuk yıllarından ölümüne kadar. Atatürk'ün gönlünde zaman zaman kı-vılcımlanan aşk duyguları. kendi kişisel değer yargılarımızla.. büyük bir duygu. Sözcüklerin tam anlamıyla delicesine bir sevgidir b'j.1923 Şifre: Makina Başında. Fikriye Hanım'ın yolculuğunun durdurulabilmesi için. Paşa'dan izin almadan ve tedavisi bitmeden geri dönmekte olduğu anlaşılmıştır.. Ankara yakınlarına kadar sokulmuş büyük düşman kuvvetlerini durduran ve geri çeviren Mustafa Kemal..156 Adnan Beyefendiye Fikriye Hanım'j tedavi için Almanya'ya göndermiştim. Ne var ki.3. “Başyaver” imzasıyla aşağıdaki şifre çekildi: A V-2 6. tüm çaba ve önlemlere rağmen durduramamıştır!. kendisinin de ifade ettiği gibi..3.3. yoluna çıkarılan engelleri teker teker aşmasını ve Ankara'ya ulaşmasını bilmiştir. 6. Atatürk'ün yaşamında da sevgisel yaklaşımların önemli bir yeri yeri vardır.. bir gerçeği saptamak istiyoruz: Her insanın yaşamında olduğu gibi. bir doruk noktasıdır.3. hiçbir gücün söküp atamadığı.1923 D 79 2d F 1-157 İzmit Mutasarrfı Sadettin Beyefendiye Paşanın yeğeni Fikriye Hanım Avrupada tedavi için bulunurken. O'nun. Yüksek emirlerinizi beklemekteyim. 6/3 Lütfü Aynı gün İzmit Mutasarrıfı (Küçük il valisi) Sadettin Bey'e. Mustafa Kemal Paşa'sının tüm karşı koymalarına.1923 Lütfü Başkanlık Özel Kalem Müdürü Hayati Beyefendiye Yukarıdaki şifrenin hemen Paşa Hazretleri'ne sunulmasını ve hemen cevabının verilmesini Adnan Beyefendi rica ediyorlar. Kendisine gereği kadar para vermiştim.F 1-158 hemen alınacaktır. Başyaver Lütfü Burada. A V-2 D 79-2a F 1. Memleketin çeşitli yörelerinde baş gösteren büyük isyanları. Orada otursun ve bana açıklama yapsın. izmit'ten geçişinde orada alakoyarak bilgi vermeniz Paşa'nın emri gereğidir.

.... Benim zamanımda burda yoktunuz. Yıllarca Mustafa Kemal'in aşkıyla çarpmış bir yürek. Mustafa Kemal Paşa'nm. Bir süre bekledikten ve Gazi Paşa ile görüşebilmek umudunu yitirdikten sonra Fikriye Hanım bekleme salonundan ayrıldı. mutlaka kurtarılmasını emrettiği Fikriye Hanım.. Çankaya'ya giden ve Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ı tedavi eden bir hekim olmak sıfatı ile de Fikriye Hanım'la tanışıklığımız ve dostluğumuz vardı. Fikriye Hanım direndi: — Hayır!. gazeteci-yazar Hikmet Feridun Es'le yaptığı bir söyleşide diyor ki: “1918Ven itibaren aralıksız 18 sene Ankara Memleket ve daha sonra “Nümuna Hastanesi” adını alan hastanenin baştabibi ve operatörü olmak sıfatı ile intihar eden Fikriye Hanım'ı baştan aşağı kadar tedavi etmiş bulunuyorum. Kendisi ile konuşup bilgi almak hususunda güçlük çekiyorduk.. 81 ÇANKAYA YOKUŞUNDAN BİR SİLAH SESİ GELDİ: FİKRİYE HANIM İNTİHAR ETMİŞTİ!.. Çanakkale savaşı sırasında Sahra Sağlık Müfettişliğinde bulunduğu zamanda kurulmuş eski bir dostluğumuz vardı. intihar ettikten sonra hemen has82 taneye getirildi. Başyaver Rüsuhi Beyle Fikriye Hanım arasında şu mealde bir konuşma geçti: — Hanımefendi. Dediler.. Fikriye Hanım.. Paytoncu da bir müdahalede bulunamadı. Ve göğsünden ağır yaralı oaln genç kadın hemen Ankara Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. 36 . Fikriye Hanım'ı tanımış ve hemen koşarak uyumakta olan Pa-şa'yı haberdar etmişti.. Paşa. Genç kadın bunları söylerken bir hayli heyecanlı ve sinirliydi. bu konuda. Aman Ömer. Siz herhalde beni tanımıyorsunuz. Çankaya Köşkü'nün.. lütfen Ortaköşk'te istirahat buy-run!.... Arabasının içindeki feci intihar olayında dolayı arabacının adeta dili tutulmuştu.. Gazi Paşa. elimden gelen dikkat ve özeni göster.. Brovnik tabancadan çıkan mini mini bir kurşunla durmuştu artık.bekleme salonuna girdiğinde Gazi'nin özel görevlilerinden Bekir Çavuş. Sonra köşkte görev almış olmalısınız... Ben yabancı değilim. Fikriye Hanım'ın intihar olayı günlerinde Ankara Memleket Hastanesi Başhekimi bulunan Operatör Dr.. Beni bir köşeye çekerek: — Fikriye'yi ve Mustafa Kemal Paşa'nm yanındaki kıymetini biliyorsunuz. Köşkün kapısına çıktı ve oradaki bir paytona binerek Çnakaya'dan ayrılmak üzere iken. Gerekirse İsviçre'ye kadar da yollayacağız . birdenbire çantasını açtı.. Fikriye Hanım'ın intiharı derhal Gazi'ye bildirildi. Bu kızı kurtaralım.... Burada bekleyeceğim!.. Brovvnik tabanca mermisi. ne de İstanbul'daki yakınları Fikriye Hanım'ın gizlice bir seyahate çıktığını bilmiyorlardı. Bilmedikleri bir şey daha vardı: Fikriye Hanım bu kez yanında bir de silah taşıyordu!.. olaydan çok fazla üzgündür... Gazi Paşa'nın çok yakınıyım. Ömer Vasfi Aybar. hemen Başyaver Rüsuhi Bey'i çağırtarak bu randevusuz ve sebepsiz ziyaretin iç yüzünü öğrenmesini emretti. Brovnik tabancasını çıkarmasıyla kalbine dayayıp tetiği çekmesi bir oldu.köşktekiler. 24 saat komada kaldıktan sonra gözlerini hayata kapadı...Bir de her gün şayet gerekirse hatta her saat düzenli gözjem notları ile hastalığın gelişmesini inceleyiniz ve kimse ile görüştürmeyiniz. İlk tedaviyi yapıp yaralıyı istirahate koyduktan sonra rahmetli Doktor Refik (Saydam) Bey hastaneye geldi.. Çankaya'nın emri ile derhal hastaneye koşan ve genç kadının kurtarılmasına çalışan Sıhhiye Vekili Refik (Saydam) Bey'in devreye girmesi de bir işe yaramadı.. köşk görevlileri de. sol akciğeri büyük bir çapla delip kalp nahiyesi yakınından geçmiş ve bu meyanda kalbin dış muhafazasını zedelemişti.... Kendisini derhal hususi bir odaya aldım ve tedaviye başladım. Paşa Hazretleri uyanıp hazırlandıktan sonra teşrifinizi kendilerine arzedeceğim efendim!. Aynı zamanda hemen hergün köşke.

. Lâtife Hanım'ın zekâsını. — Komşu kızı ile görüşme!.. ayran içerek Paşa'nın yanındaki misafirlerin çekilmesini beklerken önümde. Ben yumuşak başlı olduğum için benimle pek takışmazdı. zincirler... Acar bir kızdı. 1922'nin Çankaya'sı işte böyle. — Mendil işleme!..” s izmir'de sade bir nikâh töreni ile dünyaevine giren Mustafa Kemal'e....... millet ve memleket lehine icabında büyük fedakârlıkları göze almayı kayıtlar.. Ben kıskanç bir adamım.. Fakat bunların önü alınabilir ve yaraı kurtulurdu.. Mustafa Kemal Paşa. Ama diğer kardeşim Naciye öyle değildi.. mağaramsı bir otomobil ve araba hangarının önünde paytonumuz durunca Laz elbiseli bir muhafız nöbetçi. Fikriye Hanım ilk şoklardan sonra biraz sakinleşti..” Evet. Ne yazık ki tam bir hafta sonra yüksek bir ateş başadı. Lâtife Hanım...Tavsiyeyi tamamen uyguladım.. Bahçeye kurulmuş bir çadırın bekleme salonu gibi kullanıldığı. Ben mücadele adamıyım.... — Pencereden bakma!. bilgisini. — Peki!.. — Peki ağabeyciğim!... önü kapaksız ve üstü yuvarlak bir çini sobası içine benzeyen. ama.. çocukluğunda..” Ve şimdi. işte bu kartal yuvasına gelin geldi. evlenmeden önce niçin evlenmediğini soranlara şöyle diyordu: “— Evli olmak benim için. Ne dese boyun eğerek kabul ederdim. evliliğinden bir hafta önce Bur-sa'da Madam Brod'un otelindeki bir akşam yemeğinde şöyle bir soru yöneltmişlerdi: — Latife Hanımefendi güzel mi Paşam? Elindeki kadehi yudumladıktan sonra bu soruya şu karşılığı vermişti: — Hanımefendi!. — Peki!. Evin esiri ben. Hatta birkaç gece de hastanede yattım... beri tarafta tek katlı yine asıl köşk gibi beyaz gövdeli ve kırmızı pancurlu Yaverler Dairesi'ne ismimi götürdü. Makbule Hanım. Ve Lâtife Hanım'ın Çankaya Köşkü'ne adım atması ile bir çok şey de yavaş yavaş değişmeye başladı.” 87 ÇANKAYA KÖŞKÜ'NÜN GELİNİ : UŞŞAKİZADE LATİFE HANIM O yıllardaki Çankaya Köşkü'nü İsmail Habib. Atatürk'ün kırzkardeşi Makbule Atadan'la uzun süreli mülakatımız esnasında aynı şeyi ben de sordum. bu yeni düzenlemelere uyabilecek miydi. geniş ve renkli bir çadırın içindeyim. Ne söylese peki. bakalım Çankaya'daki kartal yuvasının.. bu-satırların yazarına aynen şu cevabı veriyordu: “— Kıskançlığını bilmem ama çok sertti ağabeyim. Muayene ettik. alabildiğine özgür ve bağımsız kartalı... terbiyesini beğendim!. Tehlikeli bir zatürree!. O'nun-la kavga ederdi.. — Kitap okuma!.. GAZİ PAŞA'NIN BALAYI 37 .” 83 Üçüncü Eöiüm “BEN KISKANÇ BİR ERKEĞİM!. — Peki!. Çok güzel olsa zaten ben almam.. Lâtife Hanım'ın Çankaya Köşkü'ne gelin gelmesiyle O büyük insanın günlük yaşamında bir takım kayıtlamalar. Yalnız plevre ve pericardede toplanan kanlar yüzünden nefes darlığı vardı.. atlasının solgun renklerinden bir tarih kokusu duyulan bu refah çadırın içinde kahve. Hiçbir kayıt altına girmemek isterim. yemyeşil ağaçlar arasında adeta bir kartal yuvası. Bakardım ki horoz gibi kapışmışlar. ya da sınırlamalar başlayacak gibi 88 görünüyordu.. İki gün sonra da öldü.. Kastamonu'da çıkan “Açıksöz” gazetesinin 24 Temmuz 1922 tarihli sayısında şöyle tanımlar: “Sağ tarafta.. Yerine göre insanın enerjisini kırar.. İki dakika sonra bahçede. on adım mesafede duran şu köşkün mazhariyetini düşündüm.. yolun kıyısındaki toprak yarın oyul-masıyla yapılmış.. derdi. İnsana bir (Otağ) hissini veren.

BENİM OLMADIĞIM YERDE KARIM DA BULUNAMAZ Şimdi Adana'da “Atatürk Müzesi” olarak kullanılan bina.. Gazi Pasa'yı ve karısını görebilmek için. Ertesi gün. Kılıç Ali. 12 Mart 1923. bakın şu beceriklilere!. — Yooo... Pırı pırıl güneşli ve aydınlık bir bahar havası var Toroslar'ın ötesinde. — Evleniyorum!. Bir bakıma-bir balayı gezisi denilebilir. Kadın-erkek. Cebeci'de ahşap. karısı Lâtife Hanım'la yurt gezisine çıkıyor. Havai fişekler. Açık renk kruvaze bir pardösü giymişti...... Tarih. bayraklarla donatılmıştı. hem de yeni evli bir aile reisi gibi konuşmuştu: “— Benim bulunamayacağım yerde karım da bulunamaz!... 4 Ocak 1923 Cuma akşamı Azerbaycan Sefaretindeki bir ziyafeti hatırlıyorlar.. Ve ilâve ediyor: — Ben sadece evlenmiş olmak için evlenmiyorum!. çekine çekine sormak cesaretini gösteriyor: — İzmir fâtihinin kalbini fetheden bu bahtiyar kim acaba? 89 Mustafa Kemal Paşa. Adanalı hanımlar. Gerçek.” 38 ... Azerbaycan Sefareti burası. yüzünü açık bırakarak çıkıyor erkeklerin karşısına... 90 Halkın arasında geçerken bastonunu sol koluna atıyor. İsmail Habib ve daha birçok seçkin kişilerin çevrelediği sofrada tüm gözler Mustafa Kemal Paşa'ya çevrilmişti o akşam. işte bu geceyi ve Gazi Paşa'nın bu sözlerini anımsıyorlardı o bavullardan oluşan poker masasının başında.. Bayraklar. başında kaloağı. ders verme gezisiydi. o sırada Mustafa Kemal ile eşine konut olarak tahsis edilmişti.. Bir ses çınladı kulaklarının dibinde: — Oooo. Treni bir kompartmanında üst üste konulan bavullardan oluşturulmuş uyduruk bir masa etrafında dört kişi -yolculuğun monotonluğunu gidermek için-poker oynuyorlar: Konya mebusu Refik (Koraltan).. — Gerçek mi Paşam? — Gerçek efendim... bovnunda —beyaz frenk gömleği üzerinde zarif bir şekilde duran— kravatı. tüm Adanalılar. Fener alayları . Geziye katılan maiyet erkânı. Kılıç Ali ile arkadaşları kâğıtları toplamaya çalışırken O mâni oldu. çoluk-co-cuk. Günlerden Pazartesi. O'nun “Balayı Gezisi” bile bir devrim gezisi. Lâtife Hanım... Gazi Mustafa Kemal Paşa. eski bir Ankara konağı. o gece tarihi bir gün yaşıyordu. her zamanki gibi pek şıktı. Yüzü tamamen açıktı. Ağaoğlu Ahmet Bey. Ayaklarında zarif botlar vardı... Kadın böyle umacı gibi kalabilir mi? Soğuk bir Mart gecesi Ankara'dan hareket eden özel trenin seçkin yolcuları. Hiç yoktan masa da yapmışlar!.... sağ eliyle yediden yetmişe kendisine muhabbet gösterileri yapan Çukurova halkını selamlıyordu... Gazi Paşa'nın sesiydi.. Birden bir hareket oldu.. dedi.. Sofra alabildiğine kalabalık. Ben de oynayacağım!. birkaç ay öncesini.. takım elbisesi ile... Lâtife Hanım'ı bir yerde ağırlamak ve konuk etmek için davet ettikleri zaman Mustafa Kemal Paşa... tüm Cukurova'lılar yollara dökülmüşlerdi. bakışları ile sofradakilerin gözbebeklerini taradıktan sonra cevap veriyor: — İzmirli bir kız!.... Tren Adana istasyonuna girdiciinde her taraf taklarla. Bu.. Devam!.. Seyhan Nehri sahilindeki bu muhteşem konak. Bop yüz para..... kat'i ve mukarrer! Ağaoğlu Ahmet Bey.. ilk kez peçesini takmadan. hem inkılâpçı bir lider.Renk renk ışıklar. Mustafa Kemal Paşa. Vatanımızda yepyeni bir aile hayatı yaratabilmek için önce kendim örnek olmalıyım. Ve mahşeri bir kalabalık. Lâtife Hanım.. bir örnek olma.Kav 50 kuruş.. İsmail Habib ve Başyaver Salih Bey.... başını çevreleyen ve çenesinin altından omuzlarına kayan bir fular bağlamıştı.. Yunus Nadi. Ankara'dan Toroslar'a doğru yol alan özel tren gecenin karanlığı içinde kara bir yılan gibi akıp gidiyor.

görgüsünü. Çeşitli ziyaretler. Her ülkede...” Ne misafiri?. eşiyle yaptığı bu gezide halka örnek olabilme çabası ile halkın tâ içine girmişti. her yola başvurmaktan geri kalmıyorlardı. başta sağlığı olmak üzere. bilgisini çevresindekilere de göstermek. LATİFE HANIMIN İLK MÜDAHALESİ KADEHLERİN SAYISIYLA BAŞLADI!. getirip nutku okumak.. dikkati... Davetler birbirini izledi... herkesle yarenlik ediyor ve onlarla bütünleşiyordu. “KEMAL PAŞA KARISINI AÇIK GEZDİRİYOR” PROPAGANDASI MUHALEFETİN SİLAHI OLMUŞTU Politika.. 91 Adana . Lâtife Hanım. dedi. çocuklara çikolata ikram ediyor. Gerisini kendisinden dinleyelim: “Nutkun tutuluşunu ve yazılışını nezaketi icabı bermutad beğendi.. şüphesiz. Gazi Paşa ve maiyeti. iltifatını maddî bir cemile halinde de göstermek ister gibi. başının içindeki kültürle de büyük yarınlara hazır olması gerektiğini ihsas ettirmekten geri kalmıyordu. karısına dönüp: — Çocuğa bir kadeh getirsinler! dedi. Tarsus. O'nun ruhunda volkan var!. çev resindeki köylülere. bir hafta sonra Konya'ya geçmişti... Ne yapıp yapıp içki sofralarının miktarını azaltmalı. haremlik-selâmlık alışkanlığını sürdürmekte olan bir topluma ilk uyarışıdır.Mersin. Çocukluğundan bu yana sıcak bir aile hayatının dışında ve uzağında yaşayan “Gazi Paşa”.. Gazi Paşa'sı üzerinde titreyen duyarlığı boşa gitmişti yi92 ne.. Latife Hanım'm okuduğu İngilizce şiir zevkle dinledikten sonra bu kez şöyle diyordu: — Hadi bir tane de Victor Hügo'dan oku da. — Afyon'a hareket edeceğiz diye bütün şişeleri trene yollamıştık!. Benim vazifem.. Mustafa Kemal Paşa'sını çok seviyordu.. Ve de Muhalefet. O'nun. Şişeler açılmış. Öyle bir gürleyiş gürledi ki. 39 ... Gazi Paşa sigara dağıtıyor.. Bu kez Hügo'nun bir şiiri dökülüyordu Lâtife Hanım'm Fransızca'yı çok... ya da kadehlerin sayısını —Paşa'yı incitmeden— sınırlandı rabilmeliydi.. Ga-zi'nin içki kadehlerinin sayısını sınırlandırmak niyeti ile başlamıştı... Latife Hanım. tasvibini aldıktan sonra da götürüp telgrafhaneye çektirmek. Tabii ben ortada bir vesileydim... Fakat bu sefer fazla beğenmiş görünerek. Vay sen misin bunu söyleyen. Gazi. O. Anadolu Ajansı'nı temsilen gezileri izleyen ünlü yazar İsmail Habib de maiyet erkânı arasındaydı. — Latife.. Tüm yolculuk süresince bunu düşünüyordu Lâtife Hanım. bari mânasını da anlayalım!...Bu. her çağda kurallar pek değişmiyordu. tüm mutluluğunda kendisini sorumlu saydığı için işe.. Toplantılar. eşiğinden henüz adım attığı “Evlilik” müessesesinin havasını doya doya teneffüs etmeye fırsat bulamıyordu. politikacılar ve insanlar. bununla kendi arzusunu izhar ediyordu.iyi telaffuz eden dudaklarından. Paşa'nın nutkunu temize çektikten sonra kendisine göstermek için konakladığı yere giden İsmail Ha-bip. Mânasını anlamasak bile ahengi hoşumuza gidiyor!. Türk kadınının yalnız peçesi açılmış başı ile değil... insan misafirine karşı da mı?. Lâtife Hanım'm tüm feraseti.. “BİR ŞİİR OKUSANA LATİFE!” İçmek zevkini kısıtlama çabasına rağmen karısına büyük bir saygı duyuyordu. Partiler. kadehler doldurulmuştu herşeye rağmen. belli O'na mümkün mertebe fırsatlar icad ederek içirtmemek için elinden geleni yapmaya çalışıyor. O'nu Lâtife Hanım'ia birilkte başbaşa istirahat ederken buldu.” Ve. Ortada msiafir yok ama. Byron'dan bir şiir okusana!. başarılarını çekemedikleri değerleri yıpratabilmek için her çareye.. Lâtife Hanım'm kültürünü... “Nasıl olurmuş efendim. Lâtife Hanım. çiftçilere..

eğer mevsim biraz serince ise. Hanımefendi otomobil gönderdi!” “— Peki.. uzaklarda kalmıştı Lâtife Hanım ic'n... Diz kapağına kadar rugan çizmeler. yönlendirmeye çalışıyor: yatılı okudunu comıkkık a imlerinden bu yana annesinden. O. Omuzların94 da dizlerine kadar uzayan bir ceket. boynunu) kapayan bir baş örtüsü.. köşk çevresinde yapılacak geziler için payton arabaları gıcır gıcır boyanmış ve ci-Ialanmıştı. 40 .. Annesi Adviye Hanım. Külot pantolonun üzerine. Çankaya'da kızları Lâtife'nin ve damatları Gazi Mustafa Kemal Paşa'nm konuğu oluyorlardı. Parlamento 93 içinde başlayan anarşi. tşi Latife Uşaklıgil'le birlikte Konya gezisinden Ankara'ya dönen Gazi Paşa....” dedi. bir kısım politikacılar “İnkılapçı Gazi Paşa”yı ve O'-nun uygarlığa yönelik düşüncelerini tanımıyorlardı.” Gazi'den tekrar izin istemeye hacet yoktu... ben Meclis'teydim. ya da pelerin.. bir iki saat evvel küçük mesai odasında Gazi'ye nutuklarından birini okumuştum. İzmir.Bir yanda kesintiye uğarayan Lozan Konferansı. büyük devrimlerin eşiğinde. “Baksana ne propagandalar yapıyorlar. belden topuklar üstüne kadar uzayan önden yırtmaçlı bir etek. köşkün hemen yanıbaşına kurulmuş. Bacaklarında —süvarilere özgü— külot pantolon... Büyük kurtarıcının çevresini kendine göre düzenlemeye. siyasal muhaliflerini çok iyi tanıyordu ama... kocası ile yaptığı gezilerde açık mı giyiniyordu?.. izin dört. Latife Hanım'ı elbetteki kara çarşafın içine sokamazdı. kendisine ihtiyaten haber vereyim.” Mustafa Kemal gibi duygulu ve kıskanç bir erkeğin. kulaklarını. Büyük kurtarıcının eşi Latife Hanım'la röportaj yapmak üzere kendilerinden —Konya gezisi sırasında— söz alan gazeteci İsmail Habib o günlere ilişkin anılarında şöyle der: “.. kızkardesle-ri Rukiye ve Vecihe. Eleştirecek başka bir yön bulamayınca eşinin giysilerini polemik konusu yapan 1923 yılı muhalefetinin incitmeye çalıştığı “Gazi Paşa”. tüm bu giysilerin üzerine omuza alınmış yakası kürklü.. bir gün evvel de Çankaya'ya götürdüğü için beni tanıyor: “— Buyrun. babası Muammer Bey.. Ceketin altında boynuna kadar kapalı gömlek. Seyahatte alınmış fotoğraflarımızı büyülterek (Karısını açık gezdiriyor) diye en ücra yerlere kadar dağıtmışlar!. bekleme salonu niteliğinde bir çadır. iyi ki. LATİFE HANIMIN CAMKAYA'DA GEÇİRDİĞİ ÇOK MUTLU GÜNLER İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşşakizâde Muammer Bev'in talihli kızı Lâtife Hanım. Ankara'ya geldiğimizin ikinci günü ve ikindi' üstüydü.. Meclis'teki muhalif grubun seviyesiz dedikodularından son derece üzgün... İyi ki haber vermişim. dedim. İçeri girip de meseleyi söyleyince masadaki evrakın yanında duran kalınca bir zarfı.. Öyleyken mademki şimdi buradadır. zaman zaman Ankara'ya geliyorlar. kızkardeşinden ve tüm yakın'armdan uzak kalmış Mustffa Kemal Paşa'sına içtenlik dolu bir aile havası teneffüs ettirmeye çalışıyordu.. incindiğini tahmin etmek zor değil. aelin oe'dini Çankaya Köskü'nde mutluluaun doruk nokta^nd^'dı.. O günün olanaklarıyla bah cenin içinde ve çevresinde genişçe yollar açılmış. çok uzun bir manto. Bir yanda İsmet Paşa'nın kişiliğine yönelik şiddetli muhalefet: Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde “İkinci Grup” adıyla şahlanan milletvekilleri.. geliyorum!. sanki ben onun içinde ne olduğunu biliyormuşum gibi. Koridorda dolaşırken şoför yanıma geldi.. ancak U nun kişiliğinde “Gazi Paşa”yı da yıpratmaya çalışan kulis dedikoduları.. eliyle işaret ederek: — “Bırak be çocuğum!. Basında. Ellerde eldivenler. Gerçekten öyle miydi? Latife Hanım... ismet Paşa'yı boy hedefi aıan. muhalefetin bu tür söylentilerinden ne denli üzüldüğünü. Hattâ.. kaşından çenesine kadar yüzünün küçük bir bölümü dışında her tarafını (Saçlarını. Köşkün arka tarafında çeşitli meyve ağaçlarıyla 95 dolu büyük bir bahçe vardı. beş gün evvel Konya'dayken verilmişti.

Latife Hanım. o günün koşullarına... Asaf İlbay ve diğer konuklar.. açık renk bir sandalyeye oturmuş.** Gazi Paşa'nın bir çok atları vardı. Sofrada Neş'et Ömer. Bir taraftan kadehlerini yudumluyorlar.... Mustafa Kemal'in çok eski dostu Fethi fOkyar) Bey'in. izmir'den ziyaretine gelen ailesi. 1923 yılının yaz sonlarıydı. Genç evliler. kimi zamanlar bu ata biniyor. Koyu renk kruvaze bir elbise giymiş. Ve yanıbaşında siyah kruvaze takım elibesesiyle. Gazi Paşa-Lâtife Hanım cif+inin evlilik yaşamından memnun ve mutlu göründükleri günler. atlan bizzat vönetivor. Bu günlerin modasına uygun küçük yakalı frenk gömleğine bağlanmış koyu renk bir kravat ve yine bu yılların modasına uygun kravat iğnesi. açık renk ipek çoraplar. Güncel ve çok önemli konular arasında özel ve kişisel konular da yer alıyor zaman zaman.. “Sakarya”. İnce dudaklarının üstünde gür ve kumral bir bıyık. ya da taşlardan oluşmuş sık bir kolye.. Ceketin altında krem rengi şık bir yelek. her insan gibi O'nun da yüreğinde ailesel beklnetilerin yer ettiğini tahmin edebilmemiz güç değil. üç ayağı sekili.. Bir elini arkaya bağlamış ve hiçbir yoruma açı kolmayan sakin. araba-yı tek başına kullanmasını öörendikten snnra rlq konukları paytonlarla gezdirmekten büyük bir zevk alıyordu. Açık gerdanından göğsüne doğru sarkan fındık büyüklüğünde boncuklardan.. cins ve aü-zel atların çektiği zarif paytonlarla köşk çevremde kısa cıezintiler ysoıvor. Ceketin yaka cebinde desenli bir mendil. Kocası Mustafa Kemal. Latife Hanım da mutluluğun eşiğinde.. “Sakarya” adlı atını diğerlerinden daha çok seviyordu. diğer elini karısının oturduğu sandalyenin arkalığına koymuş.. ailece yapılan dost ziyaretlerini kabul ediyorlar ve onları köşkün bahçesinde birikte qezdiriyorardı.. rahat bakışlarını objektife çevirmiş. öte yandan çeşitli memeleket meseleleri ve günün konuları üzerinde görüş alış-verisinde bulunuyorlar.. Ancak O. Yeleğin bir cebinden diğer cebine geçmiş kısa bir altın zincir. Fethi (Okyar) Bey'in eşi ise. bir eli cebinde. konuklarını da yanlarına alarak Çankaya Köşkü çevresinde kısa gezintiler yanıyorlar.. diğer eli eşinin oturduğu sandalyenin arkalığında Fethi Bey. beyler ayakta ve hanımlarının yanıbaşında. Omuzunda ipekli. Lâtife Hanım. boylu-poslu... alnı akıtmalı. Saçları arkaya düz taranmış. eşi. anılarında bu konuya ışık tutan gözlemler ve tesbitler sunmaktadır: Atatürk Orman Çiftliği'nde bir gece. hemen yanıbaşında.... Latife Hanım' in mutluluğuna katmerli mutluluklar katmıştı. esiyle birlikte Oankaya'va yaotıkları bir ziyareti görüntüleyen fotoğraf en ilginç olanı: Resimde 96 4 kişi var. ya da koyu renk eşarp.. Fethi Bey. daha doğrusu “Gazi Paşa muhal:fleri”nin görüşlerine göre daha açık(!) giyimli: Saçlarını bere gibi saran bir şapka. “BİR ÇOCUĞUM OLSAYDI COK BÜYÜK SEVİNÇ DUYACAKTIM” Mustafa Kemal'in çocukluk arkadaşlarından Asaf ilbay. omuzunda pelerini. 41 . Çankaya çevresinde gezintiler yapıyor. Bu satırları yazarken o yıllardan kalma fotoğraflar dnrııvor masamm üzerinde. resmin sol yanında... nönintüleyen en önemli belgelerden biri. neler beklediğini kesinikle bimemiz 97 olası değil ama. Çankaya Köşkü'nün bahçesindeki çatal bir ağacın önünde çekilmiş fotoğraf. Pelerinin altında üstü çiçek desenli açık renk bir elbise.. Gazi Mustafa Kemal ve eşi. Hanımlar oturmuşlar. çok hassas ve gösterişli bir hayvandı. kimi zamanlar da elinde bastonu.. parlak kumaştan yapılmış bir pelerin.. Bu aile fotoğrafı. siyah giysiler içinde... Cumhuriyet'in eşiğindeydi. Memleket.. Gazi Pasa'nsn baldızı Vecihe Hanım.. Mustafa Kemal'in “numhurre'<îi” olmadan önce “aile reisi” olduğu o günlerde evlilik yaşamından neler umduğunu. tam bir “aile reisi”.. meyve aöacları-nın arasından geçen gölgeli yolda sabah yürüyüşlerine çıkıyordu..

Balonun davetlileri aileleri ile birlikte bu masanın önünde geçip O'na saygı 98 ve sevgilerini sunuyorlar ve kendilerini takdim ediyorlar. çevresindekilere dönerek: “— Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz!. yaşını sordu kızımdan.Bir akşam Mustafa Kemal Paşa ile Gülcemal vapurunda verilen bir baloda bulunuyorduk. bana benzer bir evlat bırakmayı çok ioterdim.. dedi.. bize yer göstermek lütfunda bulundu.. bir değil..” “Çok duygulanmıştı. Belki birisi bir nebze size benzerdi. Nereden içime o heves doğdu bilmem. Birdenbire: — Madam!. Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım. Burada bir parantez açalım ve Portekizli güzel Madam Hanses'i dinleyelim: “. Beki de aynı yaştayız... benim neslimden.. (Ekselansın bana karşı büyük bir teveccühü vardı.. Ben o zaman çok genç ve ihtimal biraz da şımartılmış bir güzel kadındım. ne olurdum... bakışlarını Neş'et Ömer Bey'e çevirdi: “— Bir çocuğum olsaydı çok büyük bir sevinç duyacaktım. Gözlerinin nemlendiği görülüyordu.. “Gazi Paşa.” “— Doğru.. Ya çocuğumu kaybetmiş olsaydım...... Bir aralık dalmış. Bir balo gecesi. Onaltı yaşında olduğunu söyledim.. Başbakanımın gülüşlerine hayran olmuşsunuz. dedi. Aşka yakalanmış bir kadın gibi ne düşünüyorsunuz öyle derin derin?.” “Mustafa Kemal'in güzel gözleri uzaklara... PORTEKİZLİ GENÇ VE GÜZEL KADIN BALO GECESİ BİRAZ ŞIMARIKTI Hâlâ merak edenler vardır: Mustafa Kemal'le Latife Hanım niçin anlaşamadılar? diye. dedi.” “— Paşam.Gerisini Asaf İlbay'dan dinleyelim: “Mustafa Kemal.. eşinin egemenliği altına giremezdi. Başbakanınızın dudaklarından eksik olmayan şu sempatik gülüşlerine hayran oldum. Çok sevdiğim bir tay'ımın ölümünden o kadar müteessir olmuştum ki günlerce acısını unutamadım. “Cumburreisi” olmaktan çok daha fazla bir “aile reisi”. Bu sorunun yanıtını tek cümle ile özetlemek mümkün: Koskoca bir milleti yönlendirmeye ve yö99 netmeye muktedir bir önder. Oturduk. Gazi Paşa'nın oturduğu masanın çevresi vine renkli bir kalabalıkla çevrilmiş. Yemek yiyemedim. yere bakıyordum. Mustafa Kemal Paşa o zanman dünyada hiçbir zaman eşine rastlayamayacağım kadar harikulade güzel bir mavi ile parlayan açık renkli gözlerini bana çevirerek: — Madam.” Aynı kaynaktan tesbit edilen bu iki önemli hatıra açıkça gösteriyor ki Mustafa Kemal. Kızım Bedia'ya baktı ve sonra adını.” “Ve bir an sonra ilave etti:” “— Belki benim çocuğum olmadığında bir hikmet vardır.” Bir başka gün. anlaşılan dilimin ucuna kadar gelmiş olacak ki. Gerisini yine Asaf İlbay'dan dinleyelim: “Ben de eşim ve kızımı takdim ettim.. bir “baba” bir “eş” olabilme özlemi içindedir.. Eşim söze karıştı: “— Paşam. bütün mîllet sizin çocuklarınız!.. Paşa ayağa kalktı. Ben. dedi. bilmem!.. Çünkü Paşam. birkaç evladınız olmalıydı. İşte ben de bununla teseli buluyorum. onaltı yaşında çocuğum olacaktı!. Kalktık ve birlikte dönmeye başladık.. düşünmeden hemen cevap verdim: — Paşam... bunu çaresi yok mudur?. O kadar güzel bir erkek gülüşü ile gülüyor ki. Müsaade ederseniz bu valsi beraber yapalım!. Milletime benden sonra... derinlere dalmıştı. benim de belki dansımdan hoşlanırsınız. dedim. o zaman nereden aklıma esti bilmiyorum. size benzemek o kadar güç bir şey ki!.. başladım dansta Paşa'yı ben idare 42 .” Neş'et Ömer Bey gülümsüyordu....... Evet.. milletim san olsun!.. dedi.. Profesör.” “Eşim ayağa kalktı..

kıskanmaktadır. aynı zamanda tüm davetlilerin dikkatini çekecek kadar belirginleşmişti. Zaten Lâtife Hanım da bu büyük önderin sağlığını ve düzenli bir yaşam çerçevesi içinde daha büyük atılımlara yönelmesini ön plânda tutmuş olmalı ki “Gazi Paşa”sını belirli sınırlar içine çekmeye çaışıyordu..... Samsun'dan Erzurum'a. Ordu Kumandanı Ali Sait Paşa'nın Gazi Mustafa Kemal Paşa onuruna verdiği bir ziyafette Lâtife Hanım'ın öfkeli davranışları. 8 Ekim 1924 sabahı.. sadece “aile reisi” sıfatıyla değrlendirmek mümkün olamazdı. İLK GEÇİMSİZLİKLERİ SONUCU YATAK ODALARI AYRILDI Samsun limanında toplanan büyük kalabalık arasında Gazi Paşa'ya içten sevgi gösterilerinde bulunan genç kızlar ve hanımlar da vardır. Nihayet üçüncüsünde birdenbire durdu. O'nu bu yönleriyle değil. dedi. * ** Kişiliğine.. — Madam!. yine ses çıkarmadı. Bir defa baktı. günlük yaşantısının her anında yaratacağı inkılâpların düşünsel hazırlığını tasarlayan büyük bir önderin karısı olmak.. O'nun bu ikazına rağmen ben büyük bir cesaretle şu karşılığı verdim: 100 ¦— Paşam... Bilakis gülmeye başladı. Lâtife Hanım için elbette büyük bir handikaptı. konvoy Erzurum'a dönecekti. Bir memleket idare edeni. kayıt-kuyut altına alınabilecek bir koca değil.. oradan da Sarıkamış'a geçer mâiyetiyle birlikte. Oysa Lâtife Hanım elbette çok iyi niyetlerle Çankaya'nın özgürlük ve bağımsızlık âşıkı kartalını evlilik denilen kafesin çerçevesi içine sokmaya çalışmaktadır. büyük bir üzüntü ile sofradan kalktı.. müsaade ediniz de bir defa da ben sizi idare edeyim!. 11 Eylül 1924 günü Mudanya'dan hareket eden Hamidiye gemisi. Bir daha baktı. ses çıkarmadı. yalnız kocasının değil... Yatak odaları ilk kez ayrılmıştı. Çocukluk işte.etmeye. Fuat (Bulca) Bey ve eşi Sabiha Hanım ile diğer “Maiyet erkânı” vardı. Lâtife Hanım. onuruna ve prensiplerine bu denli düşkün bir insanın. Gemide Gazi Paşa. Bir erkekle bir kadın yanyana bulundukları zaman idareyi erkeğe bırakmak en doğru harekettir. bir kadın idare etmeye kalkarsa... 101 Huzursuzluk ve geçimsizlik belirtileri yavaş yavaş çevreye yansımak üzeredir... Arabalar hazırlandı. O gece Lâtife Hanım için yaşamının belki en uzun gecesiydi. Hiddetle değil. 7 Ekim 1924 akşamı. Tıpkı Portekizli genç ve güzel Madam Hanses'in dansta O'nu idare etmeye kalkışması gibi. Gazi Paşa ayrı bir odada istirahat buyurdular. Mustafa Kemal Paşa'nın da rahat ve güzel bir gece geçirdiği elbette düşünülemezdi. Yaver Salih (Bozok) Bey ve eşi Pakize Hanım. Gazi Paşa. o memleket.. Evlilik çatısı yavaş yavaş çatırdı-yordu. kadınca duygulanışlar içinde değerlendirmekte. sofra hayatını sınırlandırma denemelerinde başarılı olamamanın üzgünlüğü içindedir. Kızmadı.. ama ciddiyetle gözlerini bana çevirdi: — Madam!.. diye fısıldadı. Mustafa Kemal. özellikle genç kızların ve genç hanımların kocasına gösterdikleri aşırı sevgiyi.. Lâtife Hanım. Lâtife Hanım'la aralarında başlayan gerginliği çevreye sezdirmemek için büyük bir özen göstermektedir.... Ertesi gün.. İstanbul limanlarına uğramadan Karadeniz'e açılmıştı. Lâtife Hanım'ın üzgün ve huzursuz haline aldırmadan arabanın kapısını açtı ve Ordu Ku102 43 . Mustafa Kemal. eşi Lâtife Hanım. Cümlesini bitirmeden ilave etti: — Gelin biz yerimize oturalım sizinle!. Mustafa Kemal.. O gece Lâtife Hanım ayrı bir odada.

lütfen buyrun!. kadın olarak.” Mustafa Kemal'in. Kendisine: 44 . içinde bulunduğu ruh haline rağmen kibarlığını ve inceliği bırakmadı. Fakat Gazi Mustafa Kemal'in karısı olarak. ancak başarılı olamamıştı.. Asıl tuhafı. yol boyunca Lâtife Hanım'ı teselli etmeye çalıştı. yaveri Salih Bozok'u çağırdı: — Yarın Lâtife Hanım'ı Ankara'ya götüreceksin! dedi.mandanı Ali Sait Paşa'nın hanımına dönerek. kendisine tanınan son şansı da kullanmış. evlilik müessesesi ve kendi evliliği ile ilgili . bu yuvayı yıkılmaktan kurtarmaları için yardımcı olmalarını rica etti. Mesela siz kitap okumak istersiniz. O o esnada kitap okumanızı istemez. artık herşeyin bittiğini çok iyi anlamıştı. Konvoy Erzurum'a ulaştığında Gazi Paşa kesin kararını çoktan vermişti: Bu evlilik artık yürüyemeye-cekti... Tüm ağırlıklarını koyarak. kocasını tamamen kendisine ait görmekte haksız mıydı? Kadın olarak belki kendi yönünden haklıydı. Kılıç Ali'nin gözlem ve izlenimlerini doğrular niteliktedir: “Evilikte kadının her arzusunu yapmak çok güç.. Latife Hanım. maiyet erkânı arasında bulunan Kılıç Ali'yi de. Ayrılmamız için gereken -muamelenin yapılmasını istedim!..istemişti. Ali Kılıç hatıralarında bu başarısızlığın nedenlerini şöylece özetler: “.” diye ayrılığın âdeta imkânsız olduğunu söylemek . Hükümete de durumu bildiren bir yazı yazdım. hem de Kılıç Ali Bey'e. Üzgün ve pişmandı ama olan olmuştu bir kere. Bir gün bu ihtimal söz konusu olunca bana: “— Nasıl olur?. Gecenin ilerlemiş bir saatinde Gazi Paşa. Lâtife Hanımefendi.. '¦ Lâtife Hanım donup kalmıştı. hattâ zaman zaman tahakkümü andırır haller almış. Lâtife Hanımefendi.. İsterlerse Gazi Paşa'yı teskin edebilirler. Ertesi gün. eşi Lâtife Hanım'ı Erzurum kaplıcalarına kadar uğurlamaya memur etti. Karısından kesinlikle ayrılmaya karar veren Gazi Mustafa Kemal. vaziyetimden dolayı nerede ise imkânsız olacağını düşünürmüş. formalitelerin.. ayrılma kararında caydırabilirler ve kendisine son bir şans tanıyabilirlerdi. Yol boyunca Lâtife Hanım durmadan ağladı. Lâtife Hanım'a yeni bir şans tanınmasını sağaldılar. Lâtife Hanım be104 nim kendisinden ayrılabileceğimi hiç tahmin etmezdi. O geceyi Erzurum'da.Lâtife Hanım'dan ayrıldıktan çok sonra Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir özel sofrasında yaptığı açıklamada da.. Meğer Lâtife Hanım. Ama tüm çabalara rağmen bu evliliğin sürmeyeceği her halinden belli oluyordu.. sağındaki yeri gösterdi: —Naciye Hanımefendi. Asıl talihsizlik iki mizacın yaratılış itibariyle birbirine uyamamasından doğmuştur. Umumî Kâtip Tevfik Bıyıklıoğlu'nun arabasına binerek konvoyu izlemek zorunda kalan Lâtife Hanım. Eşini bizzat arabanın kapısına kadar uğurlamak ve kendsine “Bon Voyages!” demek nezaketini gösterdi.. O'nu millete mal olmuş bir adam olduğunu da düşünmesi gerekirdi. Gazi Mustafa Kemal ile evlendikten sonra O' nu bütün milletin malı bir adam olduğunu unutarak tamamen kendisine hasretmek istemiş. Bizim evliliğimizde de bu çeşit anlaşmazlıklar çok olurdu. LATİFE HANIM YOL BOYUNCA DURMADAN AĞLIYORDU.. Dünyanın tanıdığı Mustafa Kemal.. Yuvalarının temelinde büyük harcı bulunan yaver Salih Bozok.. Arabanın ön tarafına da Başyaveri Rusuhi Bey'le Salih Bozok oturunca otomobil hareket etti. karı-koca yine ayrı ayrıoda-larda geçirdiler.. çok duygulu ve ince ruhlu bir inşa olan Gazi Paşa'nın öfkesini teskin ederek. dünyanın önünde eşini nasıl boşar?. bu haller neticede Gazi'yi müşkül durumlara düşürerek ayrılmak kararını vermeye mecbur bırakmıştır. Ve 103 hem Salih Bey'e. Nitekim tanıdılar da.

. İşe. 10 Kasım 1984 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu anılarda Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın baldızı Vecihe İlmen. zile basarım. o büyük insanla ilgili anılarını bir sır olarak son nefesine kadar içinde sakladı. eşinin balkondan seslenişine ve kendisini köşk personeli içinde ikaz ediş şekline öylesine üzüldü. Lâtife Hanım'dan ayrılmıştır. 105 Biraz sonra yatağından kaldırılarak köşke davet edilen Kılıç Ali ve Salih Bozok. gözyaşları ile noktalıyordu. Kendisini konuşturmak için gösterilen bütün çabalar boşuna gitti. Artık hiçbir şey. Mustafa Kemal. Latife Hanım bu cevabıma karşı hayretler içinde kalarak: “— Bu kadar basit mi?” diye sordu. MARMARA KÖŞKÜ'NDE GEÇEN UYKUSUZ GECENİN SABAHI Gazi Paşa o geceyi Marmara Köşkü'nde sabahlayarak geçirmeye çalıştı. “Öyle bir vaziyet olmasını istemem!. Etrafta nöbetçi askerler ve köşk personelinden görevliler vardı. Ankara Garı'ndan. Bu evlilik yürümeyecekti. Can sıkıcı olaylar birbirini izliyor. Üzgün ve uykusuz gecenin sabahında verdiği boşanma kararı bu kez kesindi. Lâtife Hanım. Gazi.“— Gayet basit!” dedim. iş o noktalara nasıl geldi onu izah edeyim. Babam Uşakizade Muammer Bey. Çok üzgündü. uzun bir zaman diliminden sonra da olsa. derim. yazar Yalçın Pekşenjn kendisine yönelttiği soruları şöyle yanıtlıyor: Sayın Vecihe İlmen. O'nu kararından döndüremeye-cekti. öylesine incindi ki. bir an için ne diyeceğini kestiremeden Orta Köşk'e geçti. Lâtife Hanım'ın yaver Muzaffer Bey'le birlikte İzmir'e gönderilmesi için gereken hazırlığın yapılmas ve Siirt Mebusu Mahmut Beyin de durumu Lâtife Hanım'a tebliğ etmesi kararlaştırıldı.. bir daha dönmemek üzere izmir'e hareket ederken. Lâtife Hanım.. En nihayet şuna kani oldumki Atatürk yazılamaz anlatılamaz. İzmir'de 1922'de İzmir istirdatını müteakip aileyi toplayıp 45 . bütün dünya büyüklerinin hayatını tetkikle başladım. vaktin çok geçtiğini. bu kadar basittir!” dedim. Atatürk'le ilk karşılaşmanızı anlatır mısınız efendim? — Bundan evvel müsaade ederseniz. Gereken yerlere gereken emirler verildi. Ve iş olur biter. artık yatma saatinin geldiğini ihtar ediyordu Gazi Paşa'sına. Fakat şayet mecbur kalırsak. Mustafa Kemal'in Lâtife Hanım'a gösterdiği anlayış ve hoşgörü. köşkün kapısında dinleniyordu. Ben de: “— Evet. Şöyle diyordu Lâtife Hanım: “Atatürk'e ait bir eser yazmak istedim. Anadolu Ajansı'na iki satır vererek..” Lâtife Hanım'ınkardeşi Vecihe İlmen. Gazi Paşa'nın yanına gittiklerinde O'nu bir kanapenin üzerine elbiseleri ile uzanmış ve çok üzgün bir durumda gördüler. Çankaya'daki sofranın konukları dağılıp gitmişler. hiçbir gözyaşı ve sızlanma. acı ve tatlı hâtıralarını içine gömdüğü bir evlilik yaşamını. Lâtife Hanım. Umumi Kâtip Tevfik Bey'i çağırırım. eniştesi Mustafa Kee-mal'le ilgili bir kısım anılarını açıklamaktan kendini alamadı.. Bu işe artık bir son vermenin zamanı gelmişti. Bir gece. balkondan aşağıya seslenerek.” * Ankara'da geçen günler anlaşmazlığı giderek ke-îî. tatsız tartışmaları ve olayları bir türlü önleye-miyordu. Gazi Paşa biraz hava almak için bahçeye çıkmış. Onları okudukça ve tanıdıkça Atatürk gözümde daha çok büyüdü. tüm ayrıntılarıyla saplamak olanaksız. 106 Dördüncü Bölüm BALDIZININ GÖZÜ İLE ENİŞTESİ MUSTAFA KEMAL Mustafa Kemal'in kısa süren evlilik yaşamına ilişkin anıları.

.. Başkumandanlık Karargâhı olarak kullanacağr bir yer aramış. İş öğreniliyor.. neler oldu gibi? — Aslında Atatürk evlenmeyi düşünmeyen birisi 111 idi. Beğenmemiş... Atatürk'ün özel yaşamı üzerine açıklık getirmek üzere. Biz 14 Ekim'de yurda döndük. Çok güzel bir ev. bir de dadın . benden8 yaş büyüktü. 9 Eylül'de yaktılar biliyorsunuz. Babam. Fakat bizim aile de öyle bir aile idi ki. Bu sırada da bir kardeşim çok rahatsızdı ve İsviçre'de tedavisi yapılıyordu. İşgal kuvvetleri babamı tazyik ediyorlardı. yaveri Resuhi Bey ve Salih Bozok var. O sırada İzmir Belediye Reisi olan zat. benim dedemin kâtibi Halim efendiye telefon etmiş. Ama evin sahiplerini tanımıyor.. “Ben burada oturamam” demiş.. Atatürk balkonda ayak ayak üstüne atmış oturuyor. yani evde-kilerin haberi olmadan Atatürk kordondan kalkıp Göztepe'ye bizim eve geliyor. “Peki hanımefendi” demiş. şeref duyarız Paşam” demişler. memleketi kurtaracak. Bu mektup Yunanlıların eline geçiyor. Latife'yi tevkif edip 110 yine bizim evin içinde efsun askerleri tarafından gözaltına aldılar. Ben de liseye gidiyordum. “Yasak” diyorlar kardeşime. Görünce kalkmış. Latife.. odaları beğeniyor.. Latife'ye elini uzatmış. Atatürk İzmir'e girince. Bu sırada da Atatürk eve geliyor. Latife Hanımefendi de bir adağı var onu adamaya gitmiş. “Ben burayı çok beğendim. Kalktık döndük. İzmir yangını olup bitmiş.ben el öptürmem. Latife Hanım 22 yaşındaydı. Bu da enteresandır. Bjzim ev Göztepe'de bütün İzmir Körfezi'ne hâkimdir. Yalnız usaHar. sigara şeker falan götürüyor adak olarak. Latife de. içeri bırakıyorlar. Babamı bile tanımıyor. kapıda o zaman Karadenizli neferler nöbet tutmuş. Mustafa Kemal şöyle yapecak. hanımların eli öpülür” demiş.. — Atatürk'le tanışmanız ne zaman oldu? Kasım 1922'de sanıyorum. “Küçük hanım -hep küçük hanım derdi. Bana Latife anlattı. — Nereye gitmiş evdekiler? Mesela Latife Hanım nerede? — Herkesin işi var. babam bu sefer “Ne var ne yok toplEyın . Sonra hepimiz geliyoruz eve. Latife.vatana dönüyoruz” dedi. Hatta hangi odada yatacağını. — Tanıştıkları sırada Atatürk ve Latife Hanımefendi kaç yaşlarındaydı! — Atatürk 40-41 yaşında. kardeş'niz Atatürk'le evliliği konusunda hiç konuşmadan vefat etti. — Vecihe Hanım. lokum. kurtuîacaöız” qibi.. Fakat Atatürk. ben senden yaşlı değilim” derdi. “Sizin köşke gidebilir miyiz?” diye.... Oturmuşlar. Biz Fransa'ya gitmeden önce. Bir de bakıyor. Doktorlar kendisine deniz havası vermişler. Buca'da saray gibi bir İngilizin evini göstermişler. Beğendiği yerleri Atatürk'e bıraktılar. Müsaade eder misiniz burada oturayım!” demiş. teğmen gelmiş. sigara içiyor. Sonra.. “Aramızda 20 yaş var ama. Orası da biraz kokar. O sırada Latife Hanım dönüyor. Hemen her şeyi selamlığa naklettiler.Fransa'ya götürüyor. başka türlü beraber olmaya imkân yoktu. 9 Eylül'de Atatürk İzmir'e girince ve düşman denize dökülünce. Teşriki mesaiye zorlayarak babamın etkisinden faydalanmayı düşünüyorlardı.. Evde de hiç kimse yok. askerlere hediyeler vereceğim” demiş. — Nasıl oldu bu tanışma? — Onun da hikâyesi uzundur. nerede çalışacağını falan bile söylüyor ve “Ben burada kalayım” diyor. “Biz bu düşmandan kurtuîur-sak adak yapacağım.. acaba bu konuda bir şeyler söylemek ister misiniz? Mesela nasıl e'enmeye karar verdiler. “Tabii ne c'emek. Atatürk de “Hemen şimdi gideHm” demiş.. Kasım'ın ortalarında. Bu ev şimdi müze oldu. Kordon'da bir ev göstermişler. 1900 doğumlu olduğuna göre 22 yaşındaydı ve Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde siyasal bilgiler ve hukuk okuyordu. “Benim evim burası” diye direnince. rahmetli Ali Rıza Bey'e bir mektup yazıyor. dedem Sadık Bey'den beri ailemizin İzmir eşrafından oluşudur. Kardeşim “Öpeyim” diye eline sarılınca. Atatürk evi geziyor. Her tarafta geyik kafaları falan. Tabii babama bile sormadan “başüstüne” demişler.. İşte. Aralarında 46 .. Aralarında 19-20 yaş fark vardı. Bunun da nedeni. neden ayrıldılar. Sonra deniz kıyısında olduğu için İspanyol hududunda Biarritz'e yerleştiriyor. Yunanlılarla teşriki mesai yapmamak için bizi 109 topluyor ve Marsilya'ya götürüyor önce. Mektup mealen şöyle: “Buraları düşman işgal etti ama... Yanında rahmetli Cw”t Abbas.

Atatürk öldükten sonra bir vasiyetname çıktı mı? Böyfe bir şey biliyor musunuz? — Hayır hiçbir şey bırakmadı.. Ben birçok şeyi bilmeme rağmen. — Peki efendim. “Aramızda karar vermiş bulunuyoruz. kafasından atamadı. — Efendim. — Peki. alaturka mı evlenmişlerdi de alaturka boşandılar? — Alafranga g^bi evlendiler. Atatürk'le ilgili olan ev-rakiar... 29 O-cak 1922'de evlendiler. Boşadı Atatürk. anlatmam imkânsızdır. 47 ... — Boşanma nasıl oldu? — Atatürk ayrılma arzusu gösterdi. O kadar da tabii bir şey ki bu. Yazı aynen böyiediıi... — Peki.. vesaireyi. Güya nikâh olduktan sonra.. — Son vermek istiyorum mu diyordu? 112 — “İstiyorum” demedi. Son zamanlarda pek yakınlarında bulunamıyordum. Ayrılalım dedi. alaturka ayrılmışlar. Harbiye binasının karşısında. mütekabil hürmet ve itimat edenbir çift oldukları için. Bu hanımefen diyle yani İzmir eşrafmdan Sadık Bey oğlu Muammer beyefendinin kerimesi Latife hanımefendiyle evlenmeye razı mısınız?” Aynı şekilde kardeşime de sordu.. Sonra Harbiye'de bir apartımanda oturdu. Bunu bir adamı ile gönderdi.. 2 sene 5 ay 5 gün evli kaldılar. — Peki evlendikten sonra düğün olmadı mı? — Hayır olmadı. irk hedefiniz Akdeniz” derken. Bakın.. O kadar anlaşan. “Kendisine bir para verelim” diye... Kalanları Türk Dil Tarih Kurumu'na yolladık. Latife Hanım da kendi kafasına denk bir insan bulup onu kaybetmenin acısından büyük ızdırap duyuyordu. Yani alafranga evlendiler.” diye. “Ordular. “•htiyueım yok” demişti. ayrıla113 caklarına asla ihtimal vermiyordum. Bir yazı yazdı... fakat kendisi kabul etmedi. fakat alanturka ayrıldılar. Latife Hanım “Paşam içki içme” demiş. Biliyorsunuz. orada bir heykeli vardır Ata'nın.. ne zaman ayrıldılar? — Bunu şuraya yazmıştım. bu aileyi çok üzmüştür. Sağlığında Atatürk çok ısrar etti. Nikâhtan sonra içilir.. Bu kadar anlaşan bir çiftin ayrılması hepimizi çok üzdü.. Bu izdivaca son verme. bu kader anlaşan bir çift neden ayrıldı? — Vallahi çok samimi söyleyeceğim.. Fakat Atatürk ile Latife Hanım. “ETRAF YÜZÜNDEN BOŞANDILAR!” — Örneğin resmen boşanmışlar mıydı? Ve nasıl olmuştu bu boşanma? Mahkeme ile mi? Bunları an-latsanız.” diye bitiriyor. — Anılarını yazmış mıydı? — Yazdı. Onu ruhundan.... hususi hayatları üzerinde hiçbir şey anlatmayacaklarına dair mütekabilen birbirlerine söz vermişlerdir.. sevişen. “Son verme. — Ve her şey bitiyor? — Evet. masa vardı.... annem ve bütün aile birlikte yaşamıştır. Sonradan Bal Mahmut Bey bir şeyler yazdı ki. Alaturka boşanma böyleydi.. O zaman usul böyleydi Müftü Lütfü Efendi Atatürk'e sordu: “Gazi Fustafa Kemal Paşa hazretleri. masanın etrafında Atatürk ve Latife Hanım . kitaplar.. — Tam olarak ne zaman evlendiler... Bir de İzmir müftüsü. Söyleyeyim. — Ne oldu o yazılar? — Büyük bir kısmını imha etti... Nikâh merasimi yapıldı sadece. 5 Ağustos 1925'te ayrıldılar.. Bir iki de dini zevat.bunu düşünmüşlerdir.. — Hayır. mektupalr.. Yine onu oradan seyretmeye gitti... Fakat. Hiç böyle bir şey söyleyebilir mi? Usuldendir. ne oldu birdenbire acaba? — Etrafı işte.. ¦ — Ayrıldıktan sonra neler oldu? Latife Hanım nasıl yaşadı? — Hep Ayazpaşa'da Ekselsiyor Apartımanı'nda babam.

. Biraz da Almanca anlardı. — Atciürk başka no. sekiz otuz. Almanca ve İtalyanca'yı son derece iyi bilirdi.>. sanırsınız çok iyi biliyor. — Hangi kitapları okurdu? Hangi tür kitaplar? — Tarih kitapları okurdu. haftada h. kimlerle görüşecek? Tabii kâtibi umumisi. “Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorardı. Atatürk de notlar alırdı...traş ederdi. Yalnız fevkalâde temizdi.. — Öğle yemeğini nerede yerdi? 48 .. Mustafa Kemal'in hususi hayatına kimse karışmasın . Fakat o kadar iyi idare ederdi ki.... ben odaya gireyim de Atatürk ayağa kalkmasın. — Fransızca olarak mı? — Evet. biraz okur Latife Hanım'Ia. Bütün mesele. neşeli bir insandı. çok temkinli ve efendi bir insandı. — Srnıyorum.Bütün kabahati bu. söyie lütfen” derdi. banyo yapar. önem verirdi. Hemen yıkanır. Herkes kendisine büyük saygı gösterirdi. Bunun dışında fevkalade terb:yeli bir adamdı. Biri de ayırmak için. Fransızca. Roman okuduauna dair bir fikrim yok. Belli bir hadise yok. İzmir'de ve Ankara'da bulundular. bizim haddimiz mi?” deaık mi. Biri tekrar Latife Ha-nım'la Atatürk'ü buluşturmak çiin. Biz. kardeşimle iki buçuk yıl kadar evli kalmışlardır. Kahvaltı pek sevrek teterd'. Kim olursa 114 olsun herkese. Kendisi hin traş r>'r->aH. — Bir günlük ev yaşamını anlatır mısınız? — Sabah sekiz. duygulu. Günde iki defa duş.^'< H"*~ 'h hamama giderdi.. Başka bir şev yok. Kendi saygısından herkese karsı müthiş saygılıydı. Nuri Conker. Sofrada kim varsa hepsinin fikrini alırdı.. Terbiyeli. Bir halk olarak herkesin ne düşündüğünü bimlek isterdi. benle sohbet ederdi. — Ev içinde günlük yaşamı nasıl prcerdr? — Emirberi Bekir ve Ali vardı. Halbuki ben o zaman on dört-on beş yaşında bir çocuaum. Hep irticalen konuşurdu.er yapardı? — Kütüphanede notlar alırdı. Ben tarih kitapları okuduğunu biliyorum. Ama o etrsfa saygı gösterirdi. Kim gelecek.— Kim etrafı? — Etrafı ikiye ayırmıştı. “Hjyır. — Yani siz bsSli bir hadise bilmiyorsunuz? — Söylemedi. B'r şeve kızdıaı zaman “Maşallah efendim” dedi mi. — Kahvalfrdan snra ne yapardı? — ^Göztepe'de iken kütüphaneye girer. Günde en az iki gömlek değiştirirdi.ipp-^M Ff^nH. — O zaman Atatürk'ün özol yaşamını yakından tanıyorsunuz. — Anlıyorum. bir delik bulun ve girin. Zola'nın “Une-Şie” kitabını Latife Hanım'Ia birlikte okumuştu. İYİ İDARE EDERDİ iv” rr'vdi h-j kadar? — Fransızcası o kadar iyi değildi. Latife t-anım'ın dil bilgisi daha kuvvetliydi? 115 — Latife Hanım. traş olurdu. dokuz civarında kalkardı. Fransızca. Siz Atatürk'le ne kadar süre beraber oldunuz? — Dediğim gibi. — Roman okunuz mıydı? — Evde çok zengin bir kütüphane vardı. “Aman efendim. Onlar hizmet ederdi. 7aten cnk 37 vq-mek yiyen bir insandı. Kızdığı zaman en çok söylediği bu idi. Bu zamanın bir. “Aman Paşam.. kadın lakırdısı dinlenir mî? Gelin içelim” demiştir. Sonra sade kahvesini içerdi ve sigarayı yakardı. Bir kere bilmem ki. Fakat elinde kâğıtla veya bakarak konuştuğunu görmedim. Berberi İsmail efendi vardı. Yalnız hatırlıyorum.. İngilizce. Nr”3il bir insandı özel yaşamında? — Özel yaşamında çok sakin. Kulağımla duydum kaç kere. bir buçuk ayı dışında ben de hep kendileriyle beraber oldum. kalemi mahsusu hazırlar... Fransızcayı Sofya'da ataşemiliter iken Fethi Okyar Bey'le birlikte öğrenmiş. Akşamki yatış durumuna göre...

Çarpma hamurdan. 117 — Onu yanına mı çağırırdı? — Zaten İnönü her zaman gelirdi. Sonradan yapacağı işleri taa o zamanda düşündüğünü anlatmak için bu hikâyeyi birkaç kez anlatmıştır. Bazen iş yemeği gibi arkadaşlarıyla. — Sonra akşam yemeğine sıra geliyor galiba? — Evet. Bunu anlatırdı. Herkes bir şey söyledi.. Hüseyin Cahit ve Yunus Nadi Bey'in yazıların ehemmiyet verirdi. hatırlayabiliyor musunuz? — En çok hikâyeler anlatılırdı. bakıyor para yok. Bir keresinde “Hcıyst nedir?” diye sormuştu. En çok da Ağaoğululara giderdi...ni konuşurdu — Şunu sormak istiyorum. Bir de irmik helvası ama suluca olacak.. yedibuçuk. b?. Ona binerdi. Ama en sık bulunanlar ve en sevdiği kişiler. İsmet Prsa ile ilişkili nasslch? — Çok önem verirdi İsmet Paşa'ya.....— Öğle yemeğini bazen yainız yerdi. Ama İnönü geldiği zaman. Fakat en sevdiği at. 116 SOFRA BAŞI SÖYLEŞİLERİ — Neler konuşulurdu sofrada. Çok az yerdi. En erken onbire kadar. İçinde beyaz peynir. İnönü ile arkadaş gibi mi idiler. Balık severdi. — Nasıl hitpn ederlerdi birbirlerine? İsmet Paşa derdi Atatürk.. — Sevdiği yemekler nelerdi? — Bir börek yapılırdı. Gazi Paşa lafını severdi Atatürk... 49 . bazen bire ikiye kadar sürerdi. Bazen de aile arasında. Masada da bir tane kuru kestane kalmış. Tezer T-sşkıran'ı da çok severdi. — Efendim. Fevkalade terbiyeli bir attı. sohbet edilirdi.. Onu çok severdi. Makarna severdi.. sekize doğru akşam sofrasına otururdu. genellikle devlet işler. Ata-tatürk'ün müsaadesi olmadan sofradan kalkılmazdı... Sulu omlet. Ruşen Eşref Ünaydın. İzmir'in çupra-sını severdi. Ankara'ya gittiğinde de babam yollardı bu banklardan Çankaya'ya--... Yunan Komutanı Ttikopis'in atını ona vermişti.. Gençler arasında en sevdiği Vasıf Çınar... O atı Latife Hanım'a hediye etti... İsmet Paşa'ya hep sormuştur. “Bu ancak size yakışır” diye.. yoksa cmir-memur ilişkisi mi vardı aralarında? — Arkadaş gibi idiler.Sonra omlet severdi. İsmet Paşa'ya çok güvenirdi. Ondan sonra gideceği yer varsa oraya giderdi. Yazarlardan Ahmet Emin Yalman... Hiçbir isini İsmet Paşa'ya danışmadan asla yapmamıştır.” Olayın aslı şu: Gençliğinde bir gün Selanik'te Olimpoz Gazinosu'nda arkadaşlarıyla oturuyorlar. “Heyet bir kuru kestaneden ibarettir Bma bu işi başaracağız” demiş. Fakat sadece çok yakmla-ı kul'"""-'!'. — Kimler gelirdi sofrasına? Yani en yakın arka-daşSrrı kimdi? — Gelenler değiştirdi. Tabii ben küçük olduğum için bu tür tatlı şeyler aklımda kalıyor.... Sonra sevdikleri. — Öğleden sorara ne ycpsrdı? — öğle yemeğinden sonra yatak odasında 19 dakika kadar istirahat alışkanlığı vardı. Kefal balığı İzmir'de topan kefsl derler. Bir tanesini hatırlıyorum. Onlarla iş ''nnnsm?r sadece yemek yerdi.... Izgarasını. Kuru fasulye sever derler. İsmet Bey de “Paşam” derdi. Gitmediği zaman balkonda otururdu. ben çok az yediğini gördüm.. tavuk falan olurdu. Sakarya isimli attı.zı sabahlar ata binerdi. Mareşal F*>vzi C-kpr^l'ı rok sever. Söylemeyi unuttum. “Gazi Paşa” da derdi. Rahmetli Kemaiettin Sami Paşa.. Haftada bir iki defa giderdi.. Öğle yemeğinde hususi toplantıları olurdu. Şükrü Saraçoğlu'nu da severdi.. Fethi Okyar ve karısı Galibe Okyar. arkadaşları. Bu sofra çok uzun sürerdi hakikaten. Fevkalade itimat ettiği fevkalade saydığı bir isandı. Belki kararını vermiştir ama.. yaveri Muzrffer Kılıç.. Akşam üstü veya akşam. Ahmet ApwkUu ile karısı Süreyya Ağt:oğîu.. Masadan kalkarken elini cebine atıyor. Ayrıldıktan sonra Latife.. O da şöyle dedi: “Hayat bir kuru kestaneden ibarettir.. Ya kendisi anlatırdı veya dinlerdi. Dostları. Yakup Kadri Karaosmanorîîu. furgona koymuş yollamış. son derece hürmet ederdi. Necip Ali'yi çok beğenirdi. Ferit Tek.

. Oturur. Sevkül Ceyş usulü bineceni?” HpHi. peksimetleri nn^ıi vediğ:ri sr'atırdı. — Sayın O. Frke^ kadın yan yana oturmaz. Vahdettin ile beraber seyahate gittiği zaman bile bunları düşünürmüş. Bunları ataşemiliterken Avrupa'da öğrenmiş.. nasıl eğlenirdi? — Ata binerdi.. “Yaz” dedi. otururken. — Siz ona nasıl hitap ederdiniz? Siz veya Latife Hanımefendi? — Biz “Paşam” derdik. İzmir'de de ata binmeyi severdi. <'Me^°" ^^t kadın aldın?” dedi.. konuşurlardı. Fakat kararlaştırdılar. Neferlerin halini ve açlıkta Yunanlıların bıraktıkalrı konserveleri.. Latife Hanım'a da Latife veya Latif derdi. “Ee ağa. ““Sen buraya otur Paşa” dedi. Kapıya kadar yemekleri getiriyor-la. gideceksiniz. Önümüze ne gelirse .. köşkte kalmıyordu.. Var mı o zaman erkekle kadın bir arada otursun. Ama daha ziyade Türk musikisi severdi bildiğiniz gibi. “Dur! Şurasını şöyle oku” derdi.. At hiç durmadan koşacak. Cumartesi günleri hanımlar gelirdi. On118 dan sonra yazmaya devam ettiler. Hanedan-ı Ali Osman mülgadır. — Efendim. yaver. Muazzam bir sofra hazırlanmış. Mese'a kadının yüzünün açılması. adam elerinden alıp sofraya koyuyor. Atatürk kadm devrimlerini yaparken Lrtife Harsm'a danışır mıvdı efe”*H:m? — Tamamen..” O sıkma baş böyle çıktı. Ve oynaması. “Ne Hersin Latife. Tabii biz. Cumhuriyet'in ne o'duaımu pek bilmiyoruz. nasıl başlayalım?” Kabul günleri vardı. Çankaya'da yaveran dairesinde kalıyordu.— Size ve eşi olan Latife Hanım'a nasıl hitap ederdi? — Bana Vscihe derdi. Bize sık sık Cumhuriyetten söz ederdi. Adam şaşırdı. Bir keresinde bir ağanın evine gittik... Ankara ve havalisinde köylülerin. Sonra bize anlattığına göre. Çok uğraştılar birlikte. Sık sık bize de “Haydi bakalım. karıların neden sofraya oturmuyor?” dedi.dere7 hendek.. Sonra kâğıt kalemi posterdi. — Özel sohbetlerinde neler anlatırdı size veya Latife Harum'f ? — Bize sık sık Başkumandanlık Meydan Muha-rebesi'ni anlatığını hatırlıyorum. daha doğru olur kanaatindeyim” diye cevap verdi. Atatürk içeri girecek. ben. Bu yüzden de Napoleon'u sevmezdi5. Ben Cumhuriyet'in ilanında da yanındaydım. Vals yapardı. anaların evlerine gid°rdi. Bir şey daha hat'rla-dım. çukur.vihe İlmen. refikası.. bunları daha Harbiye'de iken düşünürmüş. Yani hanedanın ilgası sıasında.. Reisicumhur hanımı olarak kabul günü yapardı. O çarşafın çıkması. döndüre döndüre bambaşka bir dans yapardı. Atatürk. Rukiye. O girdi. göbek atmak değil de fakat ciddi musiki ile mendilini alır eline. “Ama ancak bir tanesini geçindirirsen. MÜZİK VE DANS — İyi enler mıydı musikiden? — Mükemmel anlardı. Bir gün İsmet Pa-şa'yı çağırttı.. — Dcnslsr da böyle başlamış galiba? — Dans da yaparlardı. şöyle yapalım mı? Mesela sen şöyle bir şey 119 yapsan... “Paşam” denmesini isterdi.. tepe. arkasından birkaç bey daha girdi ve böyle böyle böyle akşamları kadın-erkek bir arada oturmalar başladı. Adamın dört karısı varmış. O önde. 50 ... Mırın kırın etti. bunlar otururdu. — Hiç gezmeye gitmez miydi? Giderse nereSers giderdi? — Gidecek pek yer yoktu o zamanlar. Hanımlar gelir. EĞLENCE ANLAYIŞI — Atatürk'ün eğence anlayışı neydi. Musiki heyeti söylerken. Snnrp ^dama. Masada kendi vrp'pH^ o+ü-^u. Atatürk. İçeri girdi. Ama İsmet İnönü daha iyi binerdi. Krallığı sevmediğini söylerdi. fakat kadınlar sofraya oturmuyor. Latife Hanım da ona “Paşam” derdi. “Nasıl yapalım.. Adam da “Din de vardır” deyince. Ama lafı geçerdi. alafranga danslar yapmsz mıydı? — Yapardı.. Bir de ağır vals yapardı. “Sevkül Ceyş” askeri usulde bir laf. “Kemal” de derdi ama Atatürk.

Yenigün'ü çıkarıyordu. Ben nasıl titriyorum. bir portakal suyu içti. Acaba resmi elbse ile görmek lütfuna nail olabilir miyiz?” “Vecihe” dedi. Bekir geldi dedi ki. CUMHURİYETİM İSİM EABAS! — Sayın Vecibe İ!men. Strongulo diye bir terzi. Çok zarif giyinirdi. Bu memleketin din ile devlet işlerinin karıştırılmasından çok ziyan ettiğini biliyordu. Giyim kuşam konusunda tavrı ne idi? — Dehşetli meraklı idi elbiseye ve ayakkabıya. sizi hiç resmi elbise ile görmedik. Beni görüce. Latife.” Fakat o gün öğleden sonra emirberi beni çağırttı. piyanoda çalardı. En büyük prensibi laisizm idi. Kendisi seçerdi her şeyini. — Atatürk'ün savaş sırasında çekilmiş fotoğrafları var. Sizin düşünceniz nedir? — Evet içerdi ama. Beni de içmem için zorluyordu. hep sivil elbise giyiyordu. Bilal oğlan” diye bir şarkı vardı. Allah vergisi olarak güzel gyii-nirdi. “Paşam. Akşam başlardı yemekle beraber. elini başına götürüp asker selamı verdi. “Kaldıralım Paşam” diye cevap verdi Nadi Bey. efendice içerdi. memnun oldunuz mu?” dedi. Ağlayarak teşekkür ettim. Sarhoş görünmezdi. Bir gün İzmir'de tam yemek yiyoruz. piştov patladı. Fakat Aiiah adını her gün zikreden bir adamdı. Atatürk'ün dine karşı tutumu neydi? Bu konuda dr. Çok güzel bir gündü. Safiye Ayla derler. Çankaya'daki eve sık sık gelirdi. DİN KONUSUNDA — Sayın Vecihe İlmen. tensip ederseniz Cumhuriyet olsun” dedi. Bahçede oturuyorduk. kısa bir süre düşündü. Hatta bu konuyla ilgili bir anım vardır. “Bu gazetenin isim babası ben olacağım” dedikten sonra şöyle bir durdu. “Muvafık görür. Sanıyorum biraz sarhoş olmuştu. En sevdiği şarkı “Pencere açıldı. — Ne içerdi? Rakı mı? — Asıl rakı içerdi. Vecibe Hanım'ı istiyor. içki konusuna gelmek istiyorum şimdi. Atatürk'e demiştim ki. fakat kendine geldi. çok söz edilir. müşir üniforması ile ayakta duruyor. Çok elbisesi vardı.” Öyle pek çağırtmazdı yanma. Bunun nedeni neydi? — Evet hep sivil eJbise giyerdi. przeternizin ad'* türk'ün koyduğu biliniyor. Sanıyorum siz de o gün ora 121 daytnışsınız. “Bu gazetenin yenigünlüğünü kaldıralım artık”. Bir keresinde şampanya içiyordu. Heprintie son derece şık giyinmiş olarak görünüyor. “Vecihe Hanım. En çok sevdiği redingot ve çizgili pantolondu. akasya ağaçları arasında. — Kim uğraşırdı onun giyinme meselesi ile? — Hiçbir kimseyi bu konularla meşgul etmezdi. “Paşa. Sonra emirberi Bekir'e baktı. “Biz o ebiseyi çıkardık. Yunus Nadi Bey'e dedi ki. Din aleyhine tek saur laf ettiğini duymadım. Bunu bir keresinde Yunus Nadi Bey'e 120 de söylerken duydum. Kalktılar. doğru mu? — Safiye Ayla'yı severdi. 1927'de ayrıldıktan sonra Dol-mabahçe Sarayı'na beni birkaç kere çağırttı. Bir de baktım.— En çok sevdiği sanatkâr ve şarkı hangisiydi. şöyle bir baktı. Asla dinsiz değildi. Yunus Nadi Bey.. Artık giymiyoruz. Fakat laisizme gönülden inanmıştı. Sizin gördükleriniz. Bir ayran istedi içti. — Sanıyorum. gömleklerini dikerdi veya Avrupa'dan getirirlerdi. gönderdi. duyduklarınız nelerdir? — Atatürk'e “dinsiz” diyorlar. emirlerinizi yerine getird'm. Mühim bir telgraf geldi herhalde. Sonra sade kahvesini içti. Ben başını çevirdiği zaman içkimi yanımdaki saksıya döküyordum. Bu şarkıyı birlikte söylerlerdi. — Vecihe Hanım. Gazeteden konuşurlarken. Gündüz ağzına içki koymazdı. gazetenin adı bu şekilde kondu. Çok içerdi deniyor. gittim ellerine sarıldım.. Anılarda böyle geçiyor. Bunu çok severdi. — Kendisini hiç sarhoş görmediniz mi? 51 . Hemen telgrafın cevabını yazdırdı. Yine bir gelişinde söz gazeteden açıldı. Korku içinde kütüphaneye gittim. Telgrafı aldı. öpüştüler. Nasıl oldu bu olay? Cumhuriyet adı nasıl ortaya çıktı? — Evet oradaydım.

Asker de sünüyü göğsüne dayayıp. dünya güzeli bir kızdı. Bir asker nöbet tutuyor.. gerçekten bir masal prensi kadar cek'ci..... “Sen 122 benim kim olduğumu biliyor musun?” diyor askere. Onunla çok görüştük. Gece zamanı olduğu için kapı kanalı.” ÇELİŞİK GÖRÜŞLERLE LATİFE H”NIM -MUSTAFA KEMAL İLİŞKİSİ Çeşitli yazarlar ve kaynaklar.Latife Hanım sandalla daîasıyormuş. rejimn çok dikkat edin” dedi. Kimsenin kabahati yok” dedim. Sonradan hast?''*< ^'“^ f'-'tı.yaşamı boyunca hiçbir na^Rte-c\ ile konuşmadı.” “Ne var paşam” dedim. Fakat gördüğü günden ölünceye kadar sevdiği bir insandı. Birçok saom^ s^nar: yazılar çıktı. — Siz ne dediniz? — “Paşam bunu siz arzu ettiniz. bana bakan kimse yok.kurucusu olarak zafer sevinçleriyle İzmir'e varan Mustafa Kemal Paşa. Latife HEnım ile Atatürk boşandıktan sonra hic karşılaştılar mı? — Bir kere karşılaşmışlar. Bunlara ne diyorsunuz? — Latife Hanım . Bir seferinde de Alman doktoru Romberg gelmişti. O askeri buldurttu. Mustafa Kemal Paşa için de 52 . Atatürk kalkmış selam vermiş. Atatürk öyle arzu etmiş. Bir gece yemekten snra yanına sadece vave-rini alarakErkan-ı Harbiye'ye yani Fevzi Çakmak'a gidiyor. Katiyetle yalan... — Niye adını değiştiriyordu? — Tanınmasın diye. Gözleri yaşarmıştı. Geri döndüler. b?na fazla para vermiyorlar. Çok ağladı Latife sonradan. Latife Hanım bu konuda konuşmayacağına dair sÖ7 vermiş Atatürk'e. Atatürk'ün de bir motoru vardı. Al bu seni olsun” dedi. Atatürk'ün arzusu ile kendisine Fatma Sadık diye pasaport çıkartılmıştır. Fakat bu olay. Birkaç istisnası vardır.. Tek karşılaşmaları budur.. Fatma Sadık diye çıkmıştır. Göksu'da . ne de bir ecnebiyle temas etmiştir. Fakat belli etme-mpv-o nşhrı-fi' v. İki yanağından öptü. bu kadar naram var. Ama hazı olaylardan biraz sarhoş olabileceği sonucunu çıkarıyorum...” — Nasıl c!ur.. Bir kere Metin Toker'le. siz:n birlikte c\dv.. Ayrıldıktan sonra Atatürk'ü gördüğünüzde szie bir şey dedi mi? 123 — Ayrıldıktan sonra ben kendisini mükerreren gördüm. Ama niye dediğini bilmiyorum. bir de Latife Hanım baklanda yazılanlar var. Ben yanındakilere. etraf:nc!s bir sürü insan olmalı? -— Ama yakın birini arıyor. Adını hatırlayamıyorum. ağladığını o zaman gördüm ilk ve son defa.— Sarhoş olduğunu anlamadım hiç. rnt alıcı bir erkektir. Tırnaklarında bir hastalık vardı. “Şu halime bak. 124 ÖZLENMİŞ DUYGULAR VE SICAK İLİŞKİLER Genç ömrünün 17 altın yılını çözülüp dağılan im-paratoriuğun bitmez tükenmez savaşlarında harcayan.. Sadun Taniu 10 Kasım 1984 tarhü Millivpt nsze-tesinde (Mustafa Kemal'in Damat Girdiği Ailel bas-ılklı dizi yazısında bu konudaki inceleme ve araştırmalarını şöyle anlatıyor. — Efendim. — Vecihe Hanim..qunn* sıra-lert" i Atatürk'ün sağlığı nassüdı? Bir hastalığı var mıydı? — Sağlığında bir şeyler vardı.. Zehra. Çıkarıp cebinden az bir parası vardı onu verdi. Ne bir yerü ctazeteci. Uşakizade Muammer Bey'in kızı Latife Hanım'la karşılaştığı zaman kırk yaşındadır ve kızın bir görüşte âşık olmsaına yetecek şanlar şereflerden başka. “Kim olursan ol. Atatürk' ün çok hoşuna gitmiş. — Anlıyorum. Dedi ki: “Asker. Bir keresinde Doktor Süleyman Numan gelmişti. Birbirlerini aörünce.. Ne-bile dive. yassak” diyor. 1927 senesinde oluyor bu. Ben çok severdim.. “Şu halime bak. . sonunda bir vatan kurtarıcısı. bir ksre de kızıyla konuşmuştur. “Paşam. Afet Hanım.e r>stünde durmazdı.. bir devlet . “Schade.... Zaten yurt dışına da Latife Hanım olarak değil. — Gerçekten çevresinde bir yakın ycf: muydu? — Manevi kızları vardı. Buna hep riayet etti. — Vecihe Hanım. Asker bunları içeri bırakmıyor. Nebüe. Ertesi qün köşke getirdiler. “Vecihe bak” dedi. Mustafa Kemal'in evlilik yaşamına ayrı ayrı bakış açılarından yaklaştılar. es ist zu spât” (yazık çok geç) dediğini duydum. Bazen karnı şişi-yordu.

-'q geliştirir. yaverlerle tartışırken açıp-kapadığı çantasında bir tabanca buiuduğu görülecek. Arada b'r şeyler eksikti. seven ve kıskanan bir kadının gönül acılarına uğrattığını uzun uzun anlatırlar. hezeyan mektuplarıdır. Gn?\ n*w Münih'e sonptoryi'tna qör>derivordu ve hu kn^arda basVa nedenlerin rolü ölebileceği de hemen akla geliyordu. Herkes de “Fikriye Hanım Gazi'yi ve Latife Hanım'ı vurmak istemiş. adamakıllı telaşlanır. Şevket Süreyya. haftalarca sürdü. Lord Kinross. bu şartlar.^n l'iebir sev veremezdi. Gazi'nin hayatına bir dü126 zen verici. Evet bir yuva kurulur gibi göründü. Sakiller. AŞK VAR MI YOK MU? Şevket Süreyya Aydemir. KİNROSS. uzak bir akraba kızı olan Fkriye. aile kurma düşüncelerine de. genç evlilerin kaldıkları Çankaya Köşkü'ne dalacak. güzel ve atak! Olavların yarattığı üç haftalık. bir devlet reisi hanımı olarak girmek istedi. Paris'ten gönderilen bu mektuplardan iyice rahatsız olmaya başlar. sofralarda resmi kıyafetler ve resmi bir vekar bekledi. Fikriye Hanım'ın hasta bünyesini gittikçe yakıp kavuran kıskançlık. 53 .” Latife Hanım kültürlü. başaramayınca kendini vurmuş” diyecektir. Derken günün birinde baskın verir gibi. bir aüe re'pi erıv^rdu. Mustafa Kemal Paşa. h'rhir kar!'"“ ır?un si*"^ tvn'a-namazdı. Bir enin Çankaya'da Latife Hanım bir hiddet ve sinir buhran! içindeyken.” . AŞK VARDI DİYOR İngiliz biyografisi yazarı Lord Kinross öyle düşünmüyor. 1955 yılı Haziran ayının son günleriydi. günlerce. mektuplarına da yansıyınca. törenler. karmakarışık. köşkten uzaklaştırılmak için bindirildiği faytonda da çekip kendini vuracaktır. komşusu ve aile dostu Velet Celebi po-nunrla su cevabı verir: “Kızım! Sen bir kocayla değil. Atatürk'ün kız kardeşi -rahmetli. Fikriye ise. hayatında ilk kez. Atatürk'le ilgili biyografik eserinde şöyle pn'atıvor: “î^ustnfa Kerr^j. “Tek Adam” adlı biyoqrafisin-de. Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nü “Başkumandanlık Bürosu” gibi kullanmaya başladığı andan itibaren Mustafa Kemal “gözlerinde keyifli bir ışıldayışla” Latife Hanım'ın gözlerinde doğan “sevgi ateşine” karşılık vermetedir ve genç kızı büyük bir tutku ile istemektedir. beraber1^. biraz da şekle bağlı tam bir İzmir kızıydı. Münih'ten. Evvelâ karşılıklı aşk yoktu. Anadolu kadınının imbikten süzülmüş olağanüstü bir örneğidir. Bu arada bir başka genç kadının dramı bpslar. Pu evlenme bir olupbitti ile başladı ve övle sona erdi. bir kaplanla evlendin. Bunlar. Latife Hanım bir ev adamı. Mustafa Kemal'in hayatına giren yeni kadının. Yazarın yorumu şöyledir: “Bu bir ask evlenişi değildi. Ankprs'dpM dokt^rhr. Ama bu tek taraflı bir aşktır ve Mustafa Kemal'de şefkat ve acıma duyguları uyandırmaktadır.” Halide Edip. Bilgili. ince ruhlu. Kaolana gem vurulmaz. Mustafa Kemal. du^nu's-ı "“ "“"o-i N.Makbule Ata-dan'la yaptığımız söyleşiler. “Türkün Ateşle İmtihanı” adlı k'ta-bında. ürkütücü ifadelerle dolu.Latife Hanım. ıı-”m""n-lar tarafından bakılması aerektiymi ¦söv'e"?!S|e>fH>. hayatını art:k sona emiş bir dö-nenrrsi temsil ediyordu. om hordan sonraki ir. Halide Edip'in Falih Rıfkı'nın ve Yakup Kadri'nin anılarında da şiddeti hemen göze çarpan bir karşılıklı ilgiden_söz edilir. İJM”“"I< vo^pıe^i son zamanÎRrda rrtmış. Mustafa Kemal'in yalnız ye özgür hayatına zaman zaman girip kaybola kadınlardan b'ri. Yani ortada ikisini de çabuca sarıveren güçlü bir aşk vardır. kafasındaki binbir sorun arasında yer vermektedir. kaplanın alıştığı hayatın ve onun mizacının lügatında yoktu. ama arada iki taraflı ask yoktu. Fakat ne var ki. “Diğer ilişkilerinde olduğu gibi Latife Hanım'la evliliğe varan ilişkisinde de aşk yoktu” diyor. Bir hata ile başlayan bu işin bütün köksı"HiW'nü rnnR p°<-ki Mevlevi Ceîebisi Velet Celebi söylemiştir. za125 vallı verem hastası Fikriye Hanım'ı.

Herkesle olmuştur ama benimle asla. O kadar insan yürekliydi ki. Mikrofonu prizinden çıkardım.” Sonra kendisiyle iyi dest oldunuz mu? “Olduk. Dolmabahçe Sarayı görevlilerinden Nebile. Anıt-Kabre bakan pencerelerin önündeki koltuklarda oturmuşlar. Bulgar Harbiye Nazırı Kovaçef'in k'?ı Mâna. Vazifesi belki bunu icap ettiriyordu.) Ama yine de. Belki o gözle bakmış olabilirsiniz. Ziyaretçilerin büyük bir kısmı gittikten sonra konuyu yinelemek istedim. “Kadın gözüyle baktığınız zaman yakışıklı bir erkek miydi?” “Kadın gözüyle bakar mıyım ben ona? Ben Ya-kup'un karışıyım. teybi kapattım ve Makbule Hanımı dikkatle dinlemeye başladım. Bize hiçbir şeyini belli etmezdi.Güihane Askeri Hastanesindeki özel odasında yine kendisini ziyarete gitmiştim. Kurtuluş hareketinden sonra. 10 Kasım 1985 tarihinde Hürriyet gazetesinde Emin Çölaşan'la yaptığı bir (Pazar Sohbeti)nde. dedi. Atatürk'ün manevi evladı Sayın Sabiha Gökçen de 10 Kasım 1985 tarihinde Milliyet gazetesinde Yener Süsoy'la yaptığı bir (Tatil Sohbeti) nde aynı kanıyı doğrular nitelikte konuşuyorlar. Orada sert durur. Bu kez keskin bakışların! el'n-deki mikrofona ve bir kenarda tüm konuşmalarımızı banda alan teybe çevirdi. Dünyanın en yakışıklı insanlarından 54 . ilk sırayı işgal etmekteler. Sayın meslektaşımız Emin Çölaşan'ın Bn. Çevremizdeki hanımlar da tüm dikkatleriyle bu ilginç konuyu dinlemeye çalıştıkları için Makbule Hanım fazla açılmak istemiyordu. Gerek kız kardeşinin... “Kadın gözüyle bakmaya lüzum yok. acımasızdır”.. Fotoğraflarına bakmayın. güldü.. (Kahkahalar. Delikanlılık yıllarındaki esintiler bir yana bakılırsa Mustafa Kemal'i içtenlikle ve delice sev^n kırların başında Bulgar Başbakanı Radosla^of'un k>7' Ni-kolina. Ses alma aygıtını her zamanki sehpasının üzerine yerleştirdim. Bir tanesi Bağdat' ta tanımıştı ağabeyimi. Yalnız size şunu söyleyeyim. Nebile ile Fikriye'nin Mustafa Kemal'e yönelik 128 sevgilerinde büyük bir duygu derinliği olduğu anlaşılmakta. sizin sorduğunuz mânada kuvvetli bir aşk geçirdiğinden de haberdar değilim. Türk dostu bir Bulgar hukukçunun kızı olan Eîena Aç-kof. hepiniz iyi bilin AVıtürk kadar bağışlayıcı bir insan olamaz. ama ben her^zaman mesafe bırakırım. sürekli konuklarından Sayın Sabiha Gökçen ile Muallâ Tunçok da yambaşında ayakta duruyorlardı.. Yakup da öyleydi. Ayrıca Allah onu hoş yaratmış. Eliyle havada bir yarım daire çizdikten sonra: — Pek çok. Mikrofonu. Atatürk'e ve köşke yakın olan kişilerin başında gelen ünlü yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun eşi Sayın Leman Karaosmanoğlu. Derler ki “Hayır. Zoguldak Milletvekili Edibe Sayar'Ia birlikte Türk Kadınlar Birliği üyelerinden birkaç hanım ziyaretçi. Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Ragıp Efendinin kuzeni Fikriye. Desinler. Bulunmaz bir şeydi. sırtını dayadığı yastığa iyice gömülmüş bulunan Makbule Atadan'm eline verdim ve odada bulunan ziyaretçilerin iznini aldıktan sonra değişik bir soruyla açtım o günün konuşma gündemini: 127 — Atatürk hiç âşık oldu mu? Makbule Atadan bu sorumu şöyle yanıtladı: — DelikanMık rağanna ait duygularını büemem. konumuzla ilgili bölümlerini aynen aktarıyoruz: Latife Hanım güzel miydi efendim? “İyi yetişmiş bir kadındı.. Cihan gözüyle bakın. o büyük insana yönelik aşk duyguları bir hayli çok. Pek çok. gerek At?+t"ırk'p vnUm olmuş diğer kişilerin anlattıklarından önrendinimiz kadarı ile O'na. Leman Karaosmanoğlu ile yaptığı sohbetin.. Onun için benimle hiçbir zaman sürtüşmesi olmamıştır. — Atatürk'e âşık olan kadınlar var mıydı? Makbule Hanım. o günlerde çok güzel ve genç bîr kadıncınız.. Kendisine karşı ne kadar '!qi göstermişse asker Mustafa Kemal de bu duyguya o kadar bigâne (yabancı) kalmıştı.

ben de her zaman mektuplaşırdık. Galiba günlerden Cumartesi. ama ben kalamıyorum artık” demiş.” Bir de. O intihar eden yavrucuk. Gazi Haz-retleri'nden ayrıldılar. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da değil. Henüz Atatürk'le evli 131 55 . Çünkü o Ankara'ya geldiğinde Atatürk hâlâ o istasyondaki binada oturuyor. o ise muzaffer bir kumandanın hanımı.nne Çankaya boşaldı Hanımefendi” diye yazdım.. güzel güzel konuştuk. Hatta ilk mektubumda “Siz nid. Ertesi gün öğle vakti bizim eve Ağaoğlu Ahmet Bey. Zaten Latife Hanım. Çünkü çok iyi yürekli bir insandı.” “Ah ne güzel” dedim. Ama daha onlar Kastamonu'ya varmadan. “Onları da sonra soracağım efendim L”t'fe Hanım Atatürk'ten ayrıldıktan sonra da kendisiyle dost-luğunrz devam rtti mi??” “Tabi. O yavrucak da öldü. Yakup falan hepsi oraya doluştular ve fıs fıs. Ağaoğlu bunları anlatınca daha da kötü oldum. Hiç geçinemiyorlar ikisi değil mi efendim? “Sadece şunu anlatayım.” Fikrîye Hanım. Ona gitse gitse. “Hanımefendi siz üzüleceksiniz ama söyleyeyim. qel. Yakup da.” Siz Atatürk'ün içki masasında bulundunuz mu? “Bulunmaz olur muyum? Bulundum elbette. Latife Hanım'ı göndermiş. Katiyen içki sofrası değildir. gençliğinizde gerçekten çok güzel olduğunuzu görüyorum. Atatürk duysa. Ağabeyim Burhan Belge'nih yattığı bir oda vardı.. Daha doğrusu Atatürk Latife Hanım'ı “Gönderdi. (Leman Hanım kahkahalar atıyor).. İngilizce ve Fransızca bilen okumuş bir kadındım. ben oradan davet gelmedikçe gitmek istşmezdim. Birisi Fikriye. Çünkü olaylardan bir gün önce Köşk'te kendilerinin yanındaydım... birisi Nebile. “Ne tuhaf Co!i'ciqim. Atatürk'e âşık. sen kalıyorsun burada. Ama meselâ Cankpya Köşkü'nü Latife Hanım bulmuştur. “Evet. şu tablolarınıza baktığım zaman. ailesinin geleceğini falan söyledi. İzmit Mebusu Süreyya Bey ve birkaç mebus daha geldiler. O sırada Ankara'da Fikriye var. Latife Hanım. Diğer hanımlara derdi ki. Bana dedi ki “A/ınem. “Beni orada bekleyin. y..yo-rum” diye telgraf çekmiş ve Latife'cikle Ankara'ya beraber dönmüşler. “Ne oldu beyefendi!er?”diye sordum.. ayrılmadan önce Atatürk demiş ki “Bu kadın şimşek aibi çakıyor. hepsi kafa kafaya evrmişier. Hep “Nasıl olur?” diye soruyorum. Sonra mahcup bir insandır.. Tabii çok üzüldüm ve bütün gün ağladım evde.. Latife Hnaım'ı mutlaka geri çağırırdı. Ağaoğlu Ahmet Bey..” “Coli kim?” “Atatürk'ün tazı köpeği..” Ayrılmsdan birgün önce Köşk'te beraberdiniz. Atatürk'ü çok mu disiplin cltına almaya çelişti?. Çok dokundu.. Ankara'dan da ayrılıp gittiler” dedi... Ben böyle şeye gelemem. hanımefendi yeni evlidirler. Ben bir mebus hanımıyım.. “Aman beyefendi. bende güzellik ne arar? Ama galiba değişik bir kadındım. her gün Başbakan'ın hanımı gidebilir.” Sayın büyüğüm. diye erken kalkarlar. Ne-bile'yi sonra bir hariciyeci ile evlendirdi Atatürk. Bir defa da buna benzer bir hadise Erzurum'da olmuş ve Gazi Paşa.. Latife Hanım şöyle bir bakmış Coli'ye ve okşamış. 130 Hatta o da bana takılırdı.” “Sayın büyüğüm Atatürk'le Laffe Hnnım iki yıl kadar evli kaldılar ve ayrıldılar. babam kardeşlerim de Ankara'ya geliyorlar. işte.biri. Biraz bizimle burada kalacaklar. Ama 129 yemeğe oturulur ve içki de verilir. “Efendim. Çünkü benim akrabam falan değil ki. idin m gibi gürlüyor. değil mi efendim? “Öyle olmasa intihar eder mi? Atatürk'ü iki kişi deli gibi sevmiştir.... Ben yine erkenden izin istedim. Yakup Kadri Bey eve gelmişlerdir. Ben kendisinin yanında fazla kalıp rahatsız etmek istemezdim. Çünkübir yerde okumuştum. Latife Hanım Köşk' ten ayrılırken Coli ortalıkta dolaşıyormuş. Hele güpegündüz konuştuğunuz zaman açılmaz.” Acaba için? Acaba Latife Hanım.” Tabii iç yüzünü bilemem. Ama beni her zaman çağırırdı.

Kızcağız Almanya'da hasret içinde ve bir an önce Ankara'ya dönmek istiyor.. Atatürk'ü enk seviyor. Bir gün üst kata.. Onu Ha anlatır mısımz? — Efendim. istasyonda bir faytona binip Köşk' ün kapısına geliyor ve nöbetçiye. “Paşam.. kırmızı cepken ve hilali gömlekle çıktı ortaya ve şimdiki assolistlerin yaptığı gibi ¦bfi'î'ad! şarkı söylemeye. Resühi Bey'e de “Kov gitsin” demiş. Şimdi bundan sonrasını bana Ya133 kup anlattı.” Ataîürk istese Latife ("anim kendisine geri döner miydi acaba? “Dönmez olur muydu beyefendi?.. “Bana yaveri çağır” eliyor.olduğu günlerden birinde Latife Hanım emir vermiş ve “Bana Velet Çelebi'yi çağırın” demiş. Atatürk'ü çok merak ediyor ve evinden kaçıp Dolmabahçe Sarayı'na giriyor gizlice. Bütün kâinatı sev. Ben Atatürk'ün karısı olsaydım derdim ki. Nebile'yi bir hariciyeci ile evlendirecekler. Bunu bana Velet Çelebi'nin hanımı anlattı. Çok kalabalık bir sofra.” Efendim Nebile Hanım olayı nedir? — Nebile çok iyi bir ailenin çocuğu. Orada gazetelerde okuyor ki..” Bu sırada da ailesi fellik fellik kızı arıyor. O sırada içerideki yaver Fikriye Hanım'ı eskiden beri biliyor. Hepsi senin hakkındır. Latife Hanım'a demiş ki “Bakın. Çelebi. “Biliyor musun Le-man benim ablam çok büyük hata etti.” Size biraz önce Rukiye'nin resmini göstermiştim.” Bir ara müzik çalarken kırmızı şalvar. Bir de yeni başyaver olan Resü-hi Bey var: Resühi Bey. Bakınız onu anlatayım size.. Fikriye Hanım. İstiklâl Harbi samanında Ankara'da Atatürk'ün yanında. Ya132 kalıyorlar. Siz evladım.” Rukiye Hanım hayatta mı? “Maalesef.. ben alt katın hizmetçisiyim. Resühi bunun üzerine 56 . Çünkü Fikriye verem. Velet Cieıebi. Yakup da boş bulunup. Gece yarısından sonra bir ara bu Nebile bana dedi ki. Fikriye. ama kovmasınlar diye yalvarıyor. Atatürk bir akşam Dolmabahçe'de bir davet verdi.. Fakat sonra bu kız tehlikeli oldu.Bu. her genç kız evlenmeden önce bir sürü hayal kurar . içeriye girip arzetmiş.... her şey senin hakkındır. Atatürk. her genç kızın hakkıdır.. buradan geliyor. Bir gün bana dedi ki. “Paşam'a sürprizim var. Latife Hanım'Ia evlenmiş. biliyorsunuz Mevlana ahfadından. Bazen hayallerinden daha güzel bir dünya ile karşılaşır. Hapsetseniz bile parmaklıkları kırıp yine çıkar. Bunu demir kafeslere hapsedemezsiniz. ne kadar da güzel” dedi. sizi rahatsız ettim. Hemen trene atlavıp Ankara'ya geliyor. ben onunla kplrvpb istivorum” dedi. Yine Çelebi'nin hanımının bana anlattığını aynen size aktarıyorum. Benim çok iyi arkadaşımdı.. Ben ne yapayım?” Yani geçinemediklerini söylüyor. Gözleri kör olarak Heybp!.ada'da bir sanatoryumda ölmüş.s. Başka hiç kimseyle sizinle konuşacağım gibi rahat konuşamam.” Ve hiç mesele çıkarmazdım.. En büyük Mevlevi. Kızdı mı? — Ondan sonra duydum ki. “Sev canım. Kocasıyla birlikte otomobil kazasında öldü. meşhur düğünleri yapıldı. Ona demiş ki “Çelebi Efendi. “Ah canım. — O büsbütün başka. Paşa'ya hizmet etmi. Bazen de bunun tam tersi olur. Bu yavrucak sonra kocasından ayrıldı. Atatürk'ün yanına çıkıveriyor ve diyor ki. Ama kızcağız beni her gördüğünde anladı ve “Paşam beni göndermesin. Latife Ha-nım'la evlendikten sonra Fikriye'yi Siirt Mebusu Mahmut Bey'in yanma verip Almanya'ya tedav:ve vollu-yor... Size bütün derdiniz. ama biraz dertleşmeye ihtiyaç duydum. kabul edemezsin” demiş. Latife Hanım da Paşa'ya “Hayır. Bu Nebile. hizmetçi olarak alıkoyuyorlar orada bunu. Rukiye kimdi efendim? “Latife Hanım'ın küçük kız kardeşi. Sev canım. Sonra iste. Cankava Köşkü'nde kalıvor. siz herhangi bir insanla evlenmediniz. Paşa. “Ne söylüyorsa söylüyor işte. Durum böyle böyle. ama deli bir çocuk.-Hazret-leri'nin orada kalıyor Nebile. Bir kaplanla bir arslanla evlendiniz. Neyse. Yakup'a şöyle bir dönüp baktı. Atatürk'e âşık mı oluyor?. Paşa.. Ve böylece Paşa .. Atatürk ve İnönü'de düğüne katıldılar. “Bir de Atatürk için intihar eden Fikriye Hanım var efendim.

Bu kitabın çeşitli bölümlerinde Fikriye'nin dramatik bir şekilde sona eren aşk öyküsüne yeteri kadar değindik. mavi gözlü..” Ama Resühi başyaver ve bunun amiri ya. Büyük bir cesaret.. kızcağız ölüyor” eliyor ama Latife Hanım gitmiyor. Zekâsı. zarafeti terbiyesi ve güzel sesiyle Atatürk'ün de sempatisini kazanmıştı. güzelliği ve canlılığı ile çevresinin dikkatini çektiği kadar. Biliyorsunuz. İkinci evliliği de Nebile'nin duygularını yok edememişti. Alıp hastaneye götürüyorlar. İzmit Valisi Eşref Bey'in yakın akrabası idi. Bir an konuşmadılar.. 57 . Fikriye de az ötede bekleyen faytona biner binmez çantasından tabancasını çıkarıp kendini vuruyor. Atatürk'e gidiyor. yırtık pırtık üniformalı asKer varsa hepimizi o giydirdi. bir de Atatürk'e büyük aşk duyan Fikriye Hanım var. o da diyor ki. Nikâh töreni Çankaya'da kıyıldı. Sarayda. “Ne olur gidip bir bakıver. O'nun içideki onulmaz yarayı daha da artırıyordu. kapıya gidip. o İstanbul'dan bir balıkçı teknesiyle. Atatürk'ü ilk kez Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir davette tanımıştı. Atatürk'e idam kararı çıktığı zaman. güzel bir genç kızdı. Atatürk'e duyduğu derin aşkın etkisi ile aile çemberinin sınırları dışına taşarak Dolmabahçe Sarayı'na gelmiş ve kendisini. Atatürk' ün hizmetinde görevli kıldırabilmenin yolunu bulmuştur. Nebile'nin dramatik yaşam çizgisini daha büyük acılarla doldurdu. “Gidip sen kovacaksın” diye emir veriyor. Büyük bir ruh çöküntüsü içindeydi. .. Atatürk'ü tanıdığı yıllarda 17 yaslarında altın sarısı saçları dalga dalga omuzlarına dökülen. İstiklal Harbi sırasında dört yıl burada hepimizin çorabını yamadı. ya da Atatürk'ün manevi bir kızı gözüyle değerlendirilen Nebile'nin gerçek iç duyguları belli olunca O'nu bir hariciyeci ile evlendirdiler. Ben bu nankörlüğü yapamam. Atatürk'ü gerçekten seven bir insanmış. Kılıç Ali'nin yeğeni olan yaver. Nebile'nin aşk öyküsü de başlıbaşına bir roman konusu olabilecek kadar içtenlik dolu.. bu kez Sabahattin İrdelp adlı bir mühendisle evlendi. Bu uğurda hayatına kıydı. “Maalesef içeriye giremezsiniz hanımefendi” diyor. Latife Hanım'dan tekrar rica ediyor. Ben o kadına karşı. Sayın Yener Süsoy'un Sabiha Gökçen'Ie yaptığı söyleşinin sonlarında (Fikriye Hamm)la ilgili sorusu ve bu soruya karşılık Bn. “Ben Fikriye Hanım'ı dünyada kovamam. Gökçen'in yanıtı ise şöyle: — “Efendim. her şeyirrrze baktı. acı dolu olaylarla yüklü. Ben o kadını mübarek sayarım. bütün Muhafız Alayı'nda ne kadar çorapsız. Nebile'nin Dolmabahçe Sarayı'na girişi. ilk sırada yer alır. Acıklı öykünün bundan sonrasını Altan Deliorman'ın kaleminden dinleyelim: “Yakacık Sanatoryumu'nun balkonu denize bakan bir odasının önünde Başhekim İhsan Rıfat'la bir gazeteci durdular. Günden güne eriyor. Sadece bizleri değil. tüm canlılığını ve sevimliliğini yitiriyordu. O mutlaka Atatürk'e âşık olan insandı... Sesi o!dukça güzel ve dokunaklı olan Nebile.Kılıç Aii'nin yeğen'ne”Git sen söyle ve kov”de-yınce.. Fakat orada ölmüyor.” 134 NEBİLE'NİN DRAMI “Latife Hanım” bir yana bırakılırsa Mustafa Kemal'i büyük bir içtenlikle seven ve bıı sevgilerini yaşamları boyu devam ettiren hanımlar arasında Fikriye ve Nebile. çamaşırlarımızı yıkadı.. İçerisini dinler gibi kapının önünde taş kesildiler. Bunun üzerine. Eşinden ayrılan genç kadın. Evliliğine rağmen içindeki duyguları küllemesini bilemeyecek kadar plâtonik ve romantik bir sevginin 135 çağıltısına kendisini kaptırmış bulunan Nebile'nin bu evliliği 2 yıl kadar sürdü. Atatürk'le karşılaşması değişik kişiler tarafından değişik şekilde anlatılır. Bu arada Atatürk'ün ağır bir şekilde hasta oluşu.” — “Fikriye Hanım'ı ben hiç tanımadım. büyük bir hürmet duyarım. bir hizmet görevlisi. Nebile. Çeşitli kaynakların anlatış tarzı değişik de olsa gerçek şudur ki. Has-tane'ye kaldırılınca Paşa.. Nebile. O devri düşünün.. Atatürk'ün ölümü.

Gözleri dolmuştu..” O sırada kapı vuruldu. O kadar. Hastalarımızı hafif ve ağır diye bir tasnife tâbi tutmak adetimiz değildir. Bugün iyisiniz ya.” Kendisini bile aldatamayan masum bir yalan.. Üç defa yemek getirdiler. Çünkü çok konuşmaya tahammülü yok. Nebile'ye dönerek: “— Bakın. “— Vah zavallı!. Nihayet: “— Gözleri hiç görmüyor artık!.” Sonra birkaç teşekkür kelimesi mırıldandı. Öyle sanıyorum ki çabucak ayağa kalkacağım!” “— Ne zamandan beri hastasınız Nebile Hanım?” “— Atatürk merhum olduğundan beri. Nebile'nin vücudu kadar zayıf bir sesti hu: “— Ah!. 136 Odadaki karyolada küçük bir tümsek yatıyordu.. size İstanbul'dan selâm getirmişler. Size şimdi anlatamam ki. Nihayet sözüne devam için kendinde kuvvet bulunca: “— Fakat Nebile'nin bize verdiği asıl büyük ız-dırap. O'nu ziyaret etmek mümkün olmaz mı acaba?” “— Yanında çok kalmamak şartı ile.... Amma nasıl bir uyuşukluk. İhsan Rıfat.. ben ne kadar severim karanfili. ziyaretçi arkada. Üçünü de çevirmedim ama bilmem fazla gelecek mi? Ateşim yükselirse diye korkuyorum!. Bu gözlerim bir parça görmüş olsaydı!. bir gölge gibi içeri kaydılar. Başhekim gülümsemiye çalışarak cevap verdi: “— Daha da iyileşeceksiniz!. Derken sırtımda. Kuzum doktor. “— Siz misiniz Doktor?” <¦— Evet kızım!.. gök mavisi gözlerde bir bulut parçası ve damla damla akan yaşlar. Sarayda o acı haberi aldığım dakikada sol koluma bir uyuşukluk 137 II geldi. uzaklarda bir noktaya bakar gibi cansız ve sabit duruyordu.. Hekimler zatürre teşhisi koydular. Sonra bir müddet sustu.. dedi.” diye ilave etti. Fakat.” “— Çok iyiyim... emrediniz de onları bir vazonun içine koysunlar.. Genç kadın sessiz sessiz ağlarken Başhekim'Ie ziyaretçi kendilerini zor tutuyorlardı.” * ** 58 . Biraz sonra kendimi kaybetmişim.” Tecrübeli hekim bu “Fakat”ın sonunu bir türlü getiremiyordu.“— İçerde Atatürk'ün kızı Nebile yatıyor!” “— Çok mu ağır?” “— Eğer hekim sıfatıyla konuşuyorsam size sadece (Burada bir hastamız var) diye cevap verebilirim... Hastabakıcı elinde bir demet taze çiçekle odaya girdi. Teessürü derhal artıyor. İki atlas yastığı arasında kaybolmuş minimini bir baş hafifçe kıpırdadı.... İşte şimdi de. Bu gözlerin kendilerinden beklenen vazifeyi yapmadıkları ne kadar belliydi.” İri. işte şu hizada (Ciğerlerini işaret ediyordu) bir ağrı peyda oldu. Adeta hiç görünmeyecek kadar küçük bir tümsek. Bir demet karanfil ile hatırınızı soruyorlar!” Hastanın soluk dudaklarında geniş bir tebessüm yayıldı: “— Karanfil mi dediniz? Aman. cam bakışların altında ezilir gibiydi. Ziyaretçi donuk. Kolum sanki yerinden kopmuş.” Kapı sessizce aralandı ve Başhekim önde. Bu başta gök mavisi iki göz. Sanki gövdesi hemen hiç olmayan bir baş. Bugün kaç defa yemek yediniz bakalım?” “— Sormayınız. onun bir sanatoryumda kalmasını icap ettiren malum hastalığından ileri gelmiyor” dedi..

.. Mustafa Kemal'in özel yaşamında aşk. O'nun ruhunu ve kafasını dolduran büyük vatan sevgisi yanında sadece küçük bir kıvılcımlanmadır. 28 Ağustos 1988 59 . bunların duygusal evreninden Mustafa Kemal'e yönelen sevgileri. Kendisini ölesiye seven nice genç kızlar ve kadınlar olmuştur ki.. Şemsi BELLİ Suadiye. Ama..Çocuk Mustafa Kemal'den Atatürk'e kadar o büyük insana yakın olmuş tüm kaynakların verdiği bilgiler bir arada değerlendirildiğinde ortaya şu gerçek çıkmaktadır. gürül gürül bir aşk fırtınası halinde yaşam boyu devam edip gitmiştir.

Atatürk'le ilgili biyografik eserinde (Ağabeyim Mustafa Kemal) adlı anıları bu konuda yazılmış diğer kitaplarla birlikte ana kaynak olarak kullandı. son hastalığı sırasında haftalarca süren uzun bir görüşme yaptı. Bu görüşmelerin tümünü ses bantlarına kaydetti.Milliyet Mustafa Kemal'in Damat Girdiği Aile / Sadun Tanju .Hâkimiyeti Milliye Atatürk'ün Özel Yaşamı / Yalçın Pekşen-Cumhuriyet Pazar Sohbeti / Emin Çölaşan .Milliyet Atatürk'ün Gönlündeki Kadın / Selma Tükel-Hürriyet Çeşitli Yazılar / İsmail Habib . Ünlü İngiliz yazarı Lord Kinross da.Yenigün. Açıksöz gazeteleri SESLİ KAYNAKLAR Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan'ın sesiyle “Çocukluğundan Ölümüne Kadar Ağabeyim Atatürk'e Ait Hâtıralar” konulu ses bantları /Şemsi Belli 140 çocukluğundan evliliğine kadar Şemsi Belli. Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'-la.Hayat İmtihan Veren Millet / İsmail Habib .Hürriyet Tatil Sohbeti / Yener Süsoy .KAYNAKÇA KİTAPLAR Ağabeyim Mustafa Kemal / Şemsi Belli Ankara'nın İlk Günleri / Yunus Nadi Atatürk'ün Hâtıraları / Falih Rıfkı Hemşehrimiz Atatürk / Naşit Hakkı Damla Damla / Ruşen Eşref Atatürk / Yakup Kadri Atatürk'ten Hâtıralar / Afet İnan Mütareke Defteri / Yunus Nadi Tek Adam / Şevket Süreyya Atatürk İçin / İsmail Habib Atatürk'ü Özleyiş / Ruşen Eşref Kılıç Ali Hâtıralarını Anlatıyor / Kılıç AH Nükte ve Fıkralarla Atatürk / Niyazi Ahmet Atatürk'ün Hayatındaki Kadınlar / Altan Deliorman Atatürk Ansiklopedisi/ Kemal Zeki CençosmanNiyazi Ahmet Banoğlu GAZETE ve DERGİLER Ağabeyim Mustafa Kemal / Makbule Atadan . Şemsi Belli'nin bu eserinin bazı bölümleri Pakistan'h Türkolog ve Tarihçi Mohammet Şakir tarafından (Jrdu diline çevrildi.Milliyet Atatürk'ün Bir Kadına Mektupları / Peyami Safa Milliyet Atatürk'ün Hususi Hayatı / A saf İlbay .Zaman Atatürk'ten Hâtıralar ve İbretler / ismail Habib Cumhuriyet 139 Atatürk Lâtife Hanım ile Nasıl Evlendi / Naşit Hakkı . SON 60 .Şemsi Belli . Bu söyleşide saptanan anıların bir kısmı (Ağabeyim Mustafa Kemal) adlı kitapta yayınlandı.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful