You are on page 1of 153

DNYA KLASKLER DZS: 119

PASFK YKLER

PASFK YKLER adl yapt Cumhuriyet Dnya Klasikleri Dizisi 'nde Sn. Bekir Karaolu'nun izniyle baslmtr.

Yayna hazrlayan : Egemen Berkz Dizgi: Yeni Gn Haber Ajans Basm ve Yaynclk A.. Bask: ada Matbaaclk Yaynclk Ltd. ti. Ekim 2000

S O M E R S E T

M A U G H A M

P A S F K

Y K L E R

Ingilizceden eviren: Bekir Karaolu

Hmanizma ruhunu anlama ve duymada ilk aama, in san varlnn en somut anlatm olan sanat yaptlarnn be nimsenmesidir, Sanat dallar iinde edebiyat, bu anlatmn d nce eleri en zengin olandr. Bunun iindir ki bir ulusun, dier uluslarn edebiyatlarn kendi dilinde, daha dorusu kendi dncesinde yinelemesi; zek ve anlama gcn o yaptlar orannda artrmas, canlandrmas ve yeniden yarat mas demektir. te eviri etkinliini, biz, bu bakmdan nem li ve uygarlk davamz iin etkili saymaktayz. Zeksnn her yzn bu trl yaptlarn her trlsne dndrebilmi ulus larda dncenin en silinmez arac olan yaz ve onun mima risi demek olan edebiyatn, btn kitlenin ruhuna kadar ile yen ve sinen bir etkisi vardr. Bu etkinin birey ve toplum ze rinde ayn olmas, zamanda ve meknda btn snrlar delip aacak bir salamlk ve yaygnl gsterir. Hangi ulusun ki tapl bu ynde zenginse o ulus, uygarlk dnyasnda daha yksek bir dnce dzeyinde demektir. Bu bakmdan evi ri etkinliini sistemli ve dikkatli bir biimde ynetmek, onun genilemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Trk aydnlarna kran duyuyo rum. Onlarn abalaryla be yl iinde, hi deilse, devlet eiiyle yz ciltlik, zel giriimlerin abas ve yine devletin yar dmyla, onun drt be kat byk olmak zere zengin bir e viri kitaplmz olacaktr, zellikle Trk dilinin bu emeklerden elde edecei byk yarar dnp de imdiden eviri etkin liine yakn ilgi ve sevgi duymamak, hibir Trk okurunun elin de deildir. 23 Haziran 194T. Milli Eitim Bakan Hasan li Ycel 5

SUNU C u m h u r i y e t l e b a l a y a n Trk Aydnlanma D e v r i m i ' n d e , d n y a klasiklerinin H a s a n li Y cel n c l n d e dilimize e v r i l m e s i n i n , k u k u s u z n e m l i pay vardr. Cumhuriyet g a z e t e s i olarak, Cumhuriyeti mizin 7 5 . ylnda, b u etkinlii y i n e l e y e r e k , T r k o k u r u n a bir " A y d n l a n m a Kitapl" k a z a n d r m a k istedik. B u e r e v e d e , 1940'l yllardan b a l a y a r a k Milli Eitim B a k a n l ' n c a y a y n l a n a n d n y a klasiklerini o k u r l a r m z a s u n m a y a b a l a d k . B y k ilgi g r e n bu etkinlii Milli Eitim B a k a n l ' n c a y a y n l a n m a m - a n c a k Aydn l a n m a Devrimi y a r d a k a l m a s a y d y a y n l a n a c a n a kesinlikle i n a n d m z - d n y a klasiklerini de katarak srdryoruz. Cumhuriyet

SOMERSET MAUGHAM ZERNE "Byk gezgin'" olarak bilinen William Somerset Maugham (1874-1965) ada ngiliz yaznnn ncle rinden biridir. Roman, tiyatro ve yk dalndaki yaptla rnda kulland ak ve yaln deyi, atmosfer oluturma ve kurgu ustal bugn dahi rnek gsterilmektedir. Ya ptlarnda bir yandan insan doasnn derinliklerine ine bilmi, br yandan o an Avrupa ve dnyasndaki kozmopolit toplum yapsn yanstabilmitir. Somerset Maugham 1874 ylnda Paris'te ngiliz Elilii'nde alan bir avukatn altnc ocuu olarak dnyaya geldi. On yanda babasn yitirdiinde ngilte re'de rahip olan amcasnn yanma gnderildi. Canter bury King's Lisesi'nde okudu. Bir yl Almanya'da He idelberg niversitesi'nin felsefe ve yazn derslerini izle dikten sonra Londra'ya dnd. St. Thomas Tp Fakltesi'nde alt yl tp renimi grd ve Londra gecekondu semtlerinde doktorluk yapmaya balad. Bu deneyimleri ne dayanarak yazd hiza ofLambeth (1897) adl ilk ro man ufak bir basan kazannca, yazarlk umutlan yee ren Maugham doktorluu orada brakt. On yl sreyle Paris'te yoksul bir yazar olarak yaa dktan sonra, yan zyaamyks niteliindeki roman 9

Of Human Bondage (Yaamn Esiriyiz, 1915) ile ne ka vutu. Bu romanda gen bir tp rencisinin aclarla do lu bir yaamn iinde olgunlamasn anlatr. Bu dnem de yazd oyunlar da ilgi grd; Londra sahnelerinde ayn anda drt oyununun birden sahnelendii oldu. Birinci Dnya Sava'nda Fransa'da Kzlha rg tnde grev yapt. Bu iinin yansra, Cenevre ve St. Petersburg'da ngiliz Gizli Servisi iin ajan olarak altysa, daha sonra yazd Mr. Ashenden, the British Agent adl yk kitabnn yaymlanmasyla anlald. Maugham, nl gezilerine 1917 ylnda Pasifik Adalar ve Uzak Dou ile balad. Bir mr boyunca hi durmadan dnyann drt bir yann dolat, milyonerler ve nllerle ayn masalar paylat, insan doasn trl ynleriyle grd. Bu gezilerdeki gzlemleri onun en g zel yaptlarna esin kayna oldular. rnein, ikinci b yk kn yapt The Moon and Sixpence (Ay ve Alt Para, 1919) adl roman Bat uygarlndan kap Tahiti adalarna yerleen ressam Paul Gauguin'in yaamm an latr. Maugham'm, gezileri srasnda tand insanlar ve tank olduu ya da dinledii olaylar yaptlarnda kimi zaman nerdeyse hi deitirmeden, olduu gibi anlatt iin sorun yaad da oluyordu. rnein, The Painted Veil (Renkli Pee, 1925) adl romann yaynladktan sonra kez deitirmek ye o srada Hong Kong'ta ya amakta olan kiileri romandan karmak zorunda kal mt. Maugham, Amerika'da yaad 1940-1946 yllar arasnda uzakdou tasavvufuna merak sald. nc ve son bayapt saylan Razor's Edge (eytann Kurbanlar, 10

1944) bu dnemin izlerini tar. Bu romanda, Amerikal bir sava gazisinin yaamn anlamn sorgulay ve tm dnyay dolatktan sonra Hindistan'da Vedanta felsefe siyle salt geree kavumas anlatlr. 1928'de Gney Fransa'ya yerleen ve 1965'te ln ceye kadar orada yaayan Maugham, yaam yksn The Summing Up (1938), yazarlk anlaynysa A Wri ter's Notebook (1949) adl yaptlarnda kaleme almtr. Pasifik ykleri yk, Maugham'in yaptlar arasnda nemli bir yer tutar. Toplu ykleri birka yl nce ngiltere'de ye niden 4 cilt olarak yaynlanmtr. Bu yklerde insan doasnn akld karmakl, tutku ve duygularn insana neler yaptrabilecei, vb. gibi herkesin kolayca zdeleebilecei durumlar arpc bir betimleme ve usta bir dille anlatlr. Bunlarn arasnda, Pasifik adalarnda geen yklerin ayr bir yeri vardr. Bu yklerde n planda yine insan vardr; ama ek ola rak, uzakdou smrge lkelerinin Bat uygarlyla karlamas ve gerek Avrupallarn, gerekse yerlilerin kar karya kald toplumsal deer, ahlak ve kltr e likileri ilenir. Okuyucuya hem keyifli bir okuma, hem de dnme ve sorgulama olana veren bu yklerden "Yamur" dnya yaznna Miss Sadie Thompson karak terini kazandrm olmakla nldr. Bekir Karaolu

11

PASFK YKLER

13

MACKINTOSH Sular kprterek okyanusta birka dakika kula atp durdu. Su rahat yzlemeyecek kadar sd, ama k pekbalklarndan ekindii iin alamyordu. Sonra, su dan kt ve du almak zere banyo dairesine yrd. Pasifik tuzunun ar yapkanlndan sonra tatl suyun serinlii ferahlk veriyordu; sabah yedide bile scak olan okyanusta yzmek insan canlandrmyor, tersine may tryordu. stn kurulayp bornozunu giydikten sonra inli aya seslendi, be dakika iinde kahvaltya hazr olacam bildirdi. Ynetici Walker'm gururla "im" di ye sz ettii kaba otlarn stnde plak ayaklaryla y ryerek, giyinmek zere kendi dairesine gitti. Giyinmesi uzun srmedi, nk stne yalnzca bir gmlek ve ke ten pantalon geirmiti; sonra kampta a mutfann bulunduu yana gitti. ki adam yemei babaa yediler, inli a ona Walker'm sabah bete atma binip ktn ve bir saatten nce dnmeyeceini bildirdi. Mackintosh uykusunu alamamt, nne konan paw-paw ve pastrmal yumurtaya yzn buruturarak bakt. Gece sivrisinekler ldrm gibiydiler, yatt ci binliin dndan acmasz ve korkutucu vzltlar uzak bir orgdan yaylan sonsuz bir nota gibi srp gitmi; ne 15

zaman dalacak gibi olsa, birinin cibinliin iine girdii sansyla srayp uyanmt. Hava ok scak olduundan plak yatyordu. Sama soluna dnd durdu. Zamanla, deniz kysnda knlan dalgalarn kaim uultusunu, d zenli ve durmak bilmedii iin duymaz olduunuz o uultuyu sonunda bilincinde ayrt eder oldu, o ritim yor gun sinirlerini dvmeye balaynca dayanabilmek iin yatt yerde yumruklarn sktn anlad. Bu sesi hibir eyin durduramayaca, sonsuza kadar srecei dn cesi dayanlr gibi deildi; sanki kendi gc doa gle rine yetecekmi gibi, iinde lgnca bir iddet eylemi yapma drts uyand. Kendini toplamazsa delireceini duyumsad. Ve imdi pencereden, koydaki dalga kpk lerinin izgisiyle belirleen bu olaanst grntye nefretle bakt. Bulutsuz gkyz de tersine evrilmi saydam bir kase gibi onu bouyordu. Piposunu yakt, birka gn nce Apia'dan gelen Auckland gazetelerini eline ald. En yenisi hafta ncesinin gazetesiydi. Her biri inanlmaz bir yavanlk duygusu veriyordu. Sonra ofisine gitti. Bu, iinde iki yaz masas ve bir duvarnn nnde bir sra bulunan sade ve geni bir odayd. Yerlilerden bir topluluk ve bir ift kadn bu sra da bekleiyor; yneticiyi beklerken kendi aralannda ge vezelik ediyorlard; Mackintosh ieri girdiinde onu se lamladlar: "Talofa-li." ' Onlarn selamna karlk verip kendi masasna oturdu. e koyulup, Samoa valisinin defalarca istedii ve Walker'm her zamanki bovermiliiyle hazrlamay savsaklad bir raporu yazmaya balad. Mackintosh notlar alrken, Walker'm bu raporu niye geciktirdiini 16

dnd: Adamn okuma yazmas bilisizlik derecesinde olduundan kt kalemle yaplacak ilerden nefret ederdi; ve imdi resmi dilde eksiksiz bir rapor hazr ol duunda yine yardmcsnn iini beendiini gsterecek tek sz etmeyecek, kmseyici bir glle onu kendi yazm gibi valiye gnderecekti, Walker bu raporun bir szcn bile yazamazd. Mackintosh stnn bu ra pora yapaca en ufak bir eklemenin ocuka ve yanl dilbilgisiyle yazlm olacam fkeyle iinden geirdi. Kar ksa veya onun eklediini dzeltmeye kalksa Walker fkeyle barrd: "Dilbilgisinin can cehenneme! Benim sylemek is tediim bu ve ben byle yazyorum ite t" . Sonunda Walker geldi. eri girdiinde yerliler onun evresine p dertlerini anlatmak istedilerse de, o hepsini kabaca susturup yerlerine oturmalarm ve e nelerini kapamalarn syledi. Sessiz olmazlarsa hepsini dar atmak ve o gn hibirini dinlememekle korkuttu. Mackintosh'u selamlad: "Selam, Mac, uykun nasld? Bilmiyorum, gnn en gzel saatlerini nasl yatakta harcayabiliyorsun? Be nim gibi tan atmadan kalkmalsn. Uykucu tembel." Sandalyesine oflayarak kt ve geni bir boyun mendiliyle yzn sildi. "Ah, nasl da susamm!" Walker kapda bekleyen, beyaz ceketi ve Samoalarm yerli giysisi lava-lava petemahyla gln bir grn ts olan polis memuruna dnd, ondan bir kava (kah ve) getirmesini istedi. Kava gm odann bir kesindeydi, polis yarm bir hindistancevizi kabuuna doldu rup getirdi. Walker birka damlasn yere dkt, odada17

kilere geleneksel szcklerle selam verip itahla iti. Sonra, bekleyen yerlilere de ikram etmesini syledi, bylece ceviz kabuu yal ve saygnlardan balayarak, srayla elden ele dolat, ayn geleneksel biimde iildi. Sonra o da ie balad. Walker ufak tefek, ortadan ksa boylu ve tknaz bir adamd; temiz tral geni, etli yznde yanaklar sarkyor ve gerdan kat grnyor du. Kk yz hatlan bu etin iinde kayboluyordu. Te pesindeki bir tutam beyaz sa dmda kafas plakt. n sana Bay Pickwick'i anmsatyordu. Gln, alay edile bilecek bir yzd bu, ama tuhaftr, yine de bir saygnlk duygusu veriyordu. Altn ereveli gzlklerinin arka sndaki mavi gzlerinde canllk ve huysuzluk, yznde byk bir kararllk okunuyordu. Altm yandayd, ama doutan canllyla yllan yenebilmiti. Kilosuna karn devinimleri evikti, yrrken admlarn sanki yeryzne arlyla iz brakmak ister gibi yere sert sert vuruyordu. Sesi kaim ve bouktu. Mackintosh Walker'm yardmclna atandndan bu yana iki yl gemiti. Samoa takmadalarnn en b yklerinden biri olan Talua'da eyrek yzyldan beri y neticilik yapan Walker, Pasifik Okyanusu'nun bir ucun dan brne kadar ad bilinen biriydi; nitekim Mackin tosh onu merak eder ve tanmak ister olmutu. Yeni g revine balamadan nce birka hafta Apia'da oyalanm, hem kald Chaplin Oteli'nde, hem de ngiliz Kulb'nde ynetici Walker zerine saysz yk dinlemiti. imdi, bu yklere kapld iin kendiyle alay ediyor du: Walker ilgin bir adam olduunu biliyor, bununla gurur duyuyor ve bilerek nne uygun davranyordu. Kendi " sylence"sine kskanlkla sahip kyor, hak18

knda anlatlanyklerin ayrntlarn bilmeniz iin ste liyordu. Birisi bu ykleri yabanclara eksik anlatrsa ok kzard. Walker'm kaba, ama dosta bir davran vardm Mackintosh balangta bunu ekici bulmuyor deildi; ve Walker, tm yklerini anlatabilecei yeni bir dinleyici bulmu olmann sevinciyle, elinden gelenin en iyisi ni yapyordu. Neeli, iten ilgili ve dnceli bir adam d. Mackintosh iin, yirmi drt yama kadar Londra'da bir devlet memurunun gvenli ortamnda yaadktan sonra zatrre geirmi, tberkloz tehlikesi karsnda Pasifik'te bir greve atanmay are olarak grm olan Mackintosh iin, Walker'm yaam olaanst romantik grnyordu. Ona ilk anlatt, adama yakan tipik bir ykyd. On be yanda evden kap buharl bir gemi de i bulmu, bir yl boyunca kazan dairesinde kmr, kremiti. Yama gre ksa boylu bir ocuktu, tm tayfa lar ona iyi davranyorlard; ama ne hikmetse kaptan on dan nefret ediyordu. ocua ok acmasz davranyordu, yle ki btn gece dayak ve tekmelerden ryen vcu dunun szlamasndan uyku uyuyamyordu. Kaptandan btn benliiyle nefret etti. Bir gn at yarlarnda sa lam bir tyo.ald, Belfast'ta bulduu bir arkadandan yirmi be ngiliz liras bor buldu. Tm paray bahisler de uzak olaslkl bir atn zerine yatrd. Yitirirse borcu nu deyebilmesine olanak yoktu, ama bunu hi dn memiti. Talihi yolunda gitti, at yar kazand. Birden eline bin liradan fazla para gemiti. Artk ans onundu.' Kentte en iyi avukatn kim olduunu soruturup rendi - bu srada buharl gemi rlanda kylanndayd - avukata gidip, bu geminin satlk olduunu duyduunu anlatt, 19

kendi hesabna onu satn almas iin avukat vekil tuttu. Avukat on alt yandaki bu gen mterisine gld, ama bir para sempati duydu ve gemiyi onun iin satn al makla kalmayp iyi bir fiyata koparmaya sz verdi. Ksa sre sonra Walker koca bir geminin sahibi olmutu. Ge miyi almaya gittii gn, kaptana "benim gemimden de folman iin yarm saatin var" dedii gn yaamnn en mutlu an olarak tanmlyordu. kinci kaptan onun yeri ne atayp yine denizlere ald; dokuz ay sonra gemiyi krl bir fiyata satyordu. Yirmi alt yanda Pasifik adalarnda kyya ifti kimliiyle kt. Alman igali zamannda Taluada kalan birka beyaz adamdan biriydi ve yerlilerce sz dinle nen biri olmutu. Almanlar onu ynetici atadlar, bu g revi yirmi yl boyunca yrtt; ngilizler aday geri al dklarnda ondan yneticilik grevini srdrmesini iste diler. Walker aday despota ama tam bir baaryla y netti. Bu baarnn gizi Mackintosh'un onu merak etme sinin baka bir nedeniydi. Ama bu iki adam geinebilecek yapda yaratlma mlard. Mackintosh irkin yzl, ince uzun boylu, omuzlar kk ve elimsiz bir adamd. Etsiz kk avurtlar, iri ve bulank gzleri vard. ok okuyan biriy di, nitekim kitaplar postadan geldii gn paketleri aar ken Walker uramt. Kitaplara bir bakt, sonra Mackintosh'a dnp kabaca gld: "Bu ie yaramaz sprntleri ne diye getirttin ki?" Mackintosh kzard. "Onlara sprnt demene zldm. Kitaplar getirt tim, nk onlar okumak istiyorum." "Bir sr kitabm geliyor dediinde ben de iyi bir 20

eyler olacan sanmtm. Hi polisiye kitap yok mu aralarnda?" "Polisiyeler ilgimi ekmiyor." "O zaman sen ok safsn." "Byle dndne sevindim." Her posta gemisi Walker'a dnemsel yaynlar, Yeni Zelanda'dan gazeteler, Amerika'dan dergiler getiriyordu. Mackintosh'un bu gelip geici yaynlar kmsediini grmek onu kzdryordu. Yardmcsnn tm dinlencesi ni ciddi kitaplar okuyarak harcamasn anlayamyor, Gibbon'un Roma mparatorluunun Gerileme ve D veya Burton'un Karaduygunun Anatomisi adl yapt lar gibi kitaplar gsteri iin okuduunu dnyordu. Dilini tutmay da hi renmedii iin, yardmcs hak kndaki dncelerini aka sylemekten geri kalmyor du. Mackintosh giderek adamn gerek yzn grmeye balamt; neeli, grltc grntsnn ardndaki ba ya ve kurnaz kincilii, byklenme ve zorbal oku yabiliyordu. Ama, yine de adamda kendi snfndan ol mayan insanlar sevmeyiinden kaynaklanan bir utan galk vard. Bakalarn, salt kullandklar dilden dolay yarglama safln gsteriyordu; kendi syleilerinde byk yer kaplayan svg ve argodan arnm bir dil kullanan kiilerden hemen ikilleniyordu. ki adam ak amlan iskambille piket oynarlard. Walker iyi oynamyordu, ama yendii zaman bbrleniyor, yenildiindeyse neesi kayordu. ok ender olarak birka ifti veya tccar adaya uradnda bri oynarlard ve o zaman Mackintosh'un adamda tipik bulduu zellii ortaya kard. Oyunda ei kim olursa olsun, eli kendi oynamak iin her yola bavurur, sonu gelmeyen tartmalara girer

21

ve sesini ykselterek kartlarn sindirmeye urard. Oynad kd ikide bir geri alr, kar kldnda "Oh, gzleri iyi grmeyen yal birine bunu ok grmez siniz herhalde," diye szlanrd. Oysa, kartlarnn onun la iyi geinmek pahasna oyundaki hilelere katlandklar n anlayamaz myd? Mackintosh buz gibi bir nefretle onu izlerdi. Oyun bittiinde, herkes pipolarn yakp vis kilerini yudumlamaya balaynca, anlar anlatlrd. Wal ker bir gn neeyle evliliinin yksn anlatt. Kendi dn partisinde o kadar sarho olmutu ki yeni gelin kam ve bir daha onu grmemiti. Adadaki kadnlarla, kimi sradan, kimi de dzeysiz birok gnl serveni ol mutu; Walker'in bunlar zamparalk gsterisi gibi v nerek anlat Mackintosh'un kulaklarna bir eziyet gibi geliyordu. O kaba ve pis bir yalyd. Mackintosh'u k msyor olmas, gen adamn kendi bayalklarn paylamamasndan veya herkes sarhoken ayk kalyor olmasndan kaynaklanyordu. Walker onun resmi grevini yaparken gsterdii zeni de beenmiyordu. Mackintosh her eyi bir dzen iinde yapmaya almt, belgeleri her zaman dzgn yerletirmi olduundan arad bir yazy hemen bula bilir, smrge ynetimi iin gerekli tm yasa ve ynet meliklere kolayca ulaabilirdi. "Fasa fiso bunlar," diyordu Walker. "Bu aday yirmi yl krtasiyesiz ynettim, bu yatan sonra da istemiyo rum." "Aradn bir mektubu bulmak iin yarm saat har camak iini kolaylatryor mu, peki?" diye yant verirdi. "Sen yok olas bir brokratsn. Ama kt adam de ilsin, burada bir iki yl kaldktan sonra dzeleceksin. 22

Senin sorunun iki imemen. Haftada bir sarho olsan hibir eyin kalmaz." in tuhaf olan yan, Walker'm, yardmcsnn yre inde her geen gn artan nefretin hi farknda olmay yd. Onunla alay edip geiyordu, ama giderek varlna alyor, neredeyse ondan holanyordu. Bakalarnn ku surlarna ufak bir hogrs vard ve Mackintosh bun dan yararlanabilirdi. Belki de onunla alay edebildii iin bilin altnda onu benimsemiti. Adamn espri anlay kabayd ve srdrebilmesi iin kart birine gerek vard. Mackintosh'un titizlii, kat ahlak anlay, iki imez oluu onun iin iyi bir gere kaynayd; yardmcsnn sko ad bir sre bilinen skoyal fkralarn anlatmas n salamt; bunlar iki konuk bulunduu zamanlar anlatyor ve herkesi Mackintosh'a gldryordu. Kimi zaman yerlilere onun hakknda bir eyler syler, Samoa dilini pek skemeyen Mackintosh adamlarn kahkahalar la glnden ak sak bireyler sylediini anlard. Mackintosh glmseyip nndeki iine bakard. "Hakkn yemeyeyim, Mac," derdi Walker kaln se siyle, "sen aka kaldrmay biliyorsun." "Bu bir aka myd?" diye sorard Mackintosh. "An lamamtm." "Ah bu skolar!" diyordu Walker bir kahkahayla. "s kolara akay anlatmann tek bir yolu vardr: ameliyat!" Walker'm bilmedii bir ey varsa, Mackintosh gibi bir adamn en zor kaldraca eyin alay edilmek oldu uydu. Gen adam gece yars birden uyanr, yamur mevsiminde soluk alnamayan gece karanlnda Wal ker'm bir gn nce ona dncesizce syledii szleri kafasnda evirip dururdu. Bu aalamalara katlana23

mazd. Yrei fkeyle kabaryor, bu adama dersini ver menin trl yollarm dnyordu. Birka kez szle kar lk vermeyi denemiti, ama Walker hazr cevap biriydi, kaba veya beylik birka szle ste kmay biliyordu. Kafasnn ilkelliine ince bir alay ilemiyordu. Bu ken dini beenmi adam yaralamak olanakszd. Grltl kahkahasna kar Mackintosh'un etkili bir silah yoktu. Bir sre sonra, en akllca yolun kzdm belli etmemek olduunu grd. Kendini dizginlemeyi rendi. Fakat, nefreti artarak srd ve deimez bir dnceye dn t. Artk onu delice bir dikkatle izliyordu. Walker'n yapt her bayalk, byklerime veya kurnazlk gste risinden kendi zgvenine pay karr oldu. Walker az n aprdatarak agzl gibi yemek yiyor, o bunu keyifle seyrediyordu. Walker'm syledii sama szleri ve dil bilgisi yanllarn bir yere not ediyordu. stnn onu adam yerine koymadn biliyor ve bundan ac bir mut luluk duyuyordu, bylece bu dar kafal ve kendini be enmi yal adamdan nefreti artyordu. Ayrca, ona bes ledii kinden Walker'm haberinin olmayndan da tuhaf bir zevk duyuyordu. Adam evresinde sevildiine ina nan ahman biriydi. Bir kez Mackintosh onun kendisi hakknda konumasna kulak misafiri oldu: "Onu elimde bir youraym, o zaman adam olur. O sadk bir kpek ve efendisine bal." Mackintosh yz hatlarn bozmadan, iinden uzun uzun gld. Fakat, duyduu kr bir nefret deildi; tersine zihni ni ak tutuyor ve Walker'm yeteneklerini yanszca gz lyordu. Adam kk kralln baaryla ynetiyordu. Adil ve drstt. Servet yapmak iin elinde saysz frsat 24

olmasna karn, bu greve ilk atand gnk gibi yok suldu; yallnda tek gvendii dayanak emekli oldu unda alaca aylkt. En gurur duyduu yn, bir yar dmc ve melez bir yazmanla tm aday ynetebilmesiydi; oysa, Apia'nn bakenti olan Upolu adas bir brok ratlar ordusu tarafndan ynetiliyordu. Yetkesini srdr mek iin birka yerli polis atamt, ama onlara hi ii dmyordu. Tm ynetimini blf ve rlandal huyuyla srdryordu. "Bana bir cezaevi yaptralm diye ok stelediler," diyordu. "Cezaevi benim neyime? Yerlileri hapse atacak deilim. Yanl yaptklarnda onlar nasl adam edecei mi biliyorum." Apia'daki stleriyle en sk tartt konu adadaki yerlilerin tm hukukunun kendisini ilgilendirdiine inanmasyd. Sulan ne olursa olsun, onlan bakentteki mahkemelere gndermezdi; bu konuda Upolu'daki va liyle aralarnda ok sert yazmalar oluyordu. Gerek u ki yerlileri kendi ocuklan gibi gryordu. Daha da a rtc olan, bu kaba, baya ve bencil adam, yllarca ya ad bu aday byk bir akla seviyordu; yerlilere ka baca gsterdii efkatte olaanst bir yan vard. Yal boz atnn stnde aday dolamay sever ve gzelliine hi doyamazd. Ot biten yollarda, hindistan cevizi aalarnn glgesinde at srerken arada bir gr nm seyretmek iin mola verirdi. Bazan bir yerli k ynden getiinde attan iner, oymak bakannn ikram ettii "kava "y ierdi. Orada an kovardan gibi dizili, ta van hasrla rtlm kulbeleri seyrettike yzne bir glmseme gelirdi. Baklan meyva aalarnn epe evre yeil grntsyle mutluluk iinde dinlenirdi. 25

"Ah, Cennet baheleri byle midir acaba?" Bazan at gezintileri onu ky kuana gtrr, aalar arasndan engin denizin bo, hibir geminin bozamad ssz grnts ona elik ederdi; bazan da bir tepeye trmanr, geni bir ufka yaylan byk aalarn arasna serpitirilmi kyleri, sanki dnyann kralym gibi seyreder, bir saat boyunca kendinden gemi gibi orada otururdu. Ancak, duygularn anlatabilecek szleri yoktu, iinde kabaran gerilimi atabilmek n kaba bir davran veya svgden baka bir yol bilmezdi. Mackintosh onun bu duygularn souk bir km semeyle izlerdi. Walker ok ien biriydi; Apia'da geir dii akamlarda kendisinden ok daha gen adamlar masann altna yuvarlamakla vnrd; onda biraz da sarho duygusall vard. Dergilerde okuduu ackl ha berlere alar, ama yirmi yldr tand bir tccara bor vermeyi kesinlikle geri evirirdi. Eli skyd. Bir keresin de Mackintosh ona yle dedi: "Kimse seni paray sokaa atmakla sulayamaz." O bunu bir iltifat olarak ald. Doa hayranl da sarho duygusallndan baka bir ey deildi. Keza. Mackintosh stnn yerlilere kar duygularna da olum lu bakmyordu. Walker, bencil bir adamm kpeini sev dii gibi, onlar gcnn buyruunda olduklar iin sevi yordu ve kafa yaps onlarla bir dzeydeydi. Yerlilerin ak sak esprilerine her zaman verecek bir karl var d. ki taraf da birbirini ok iyi anlyordu. Walker onlar zerindeki etkisinden gurur duyuyordu. Onlar ocuklar gibi gryor ve her ilerine karyordu. Yetkesine ks kanlkla balyd; onlar kar kmalarm dinlemeden demir bir ubukla ynetiyordu ama, adadaki baka bir 26

beyaz adamn onlardan yararlanmasna izin vermezdi. Misyonerlere kukuyla bakar, houna gitmeyen bir davra nlarm grdnde yaamlarn zindan eder. kovmasa bile adamlar kendiliklerinden gittiklerine mutlu olurlard. Yerliler zerindeki gc o kadar bykt ki onun br s zyle misyonerler iin almay brakr, yiyecek gtr mezlerdi. te yandan, tccarlara hi kolaylk gstermez di. Onlarn yerlileri aldatmamalar, yaptklar n ve ret tikleri "kopra "nn (*) cretini hakkvla vermeleri, onlara sattklar mallardan ar kr etmemeleri m dikkat eder di. Haksz bir alveri karsnda acmaszd Tccarlar rahat ticaret yapamadklar m bazan Apa'ya ondan ya knrlard. Ama bunun karl onlar iin ok kt olur du. O zaman Walker her trl yalan ve kara almayla on lar bountuya getirir, sonunda tccarlar eer adada bar iinde yaayabilmek istiyorlarsa onun koullarn kabul lenmek gerektiini anlarlard. Ona glk karan birka tccarn depolan yanmt, ama bu ii yneticinin yaptr dm kantlayabilmek kolay deildi. Bir keresinde, sveli-yerli melezi bir tccar, deposu yanp her eyini yiti rince gidip onu kundaklkla sulamt. Walker onun yzne kar sntp yle dedi: "Seni pis kpek. Annen yerli bir kadnd, ama sen onlar kandnyorsun. Senin kokmu depon yandysa, bu ancak Tann'nm sana bir cezas olabilir. imdi defol." Ve adam iki yerli polis tarafndan dan atlrken o kahkahalar atyordu: "Evet, Tann'nn cezasdr."

(*) Kopra: Hindistancevizi ya.

27

imdi, Mackintosh onun gnlk iine balayna tank oluyordu. Walker nce hastalardan balad, nk br ileri yansra doktorluk da yapyor ve ofisin arka tarafnda ilalarla dolu bir odas bulunuyordu. Yal bir adam ne kt, kvrck beyaz salar, mavi lava-lava giysisi ve ssl dvmelerle kapl ama asma yapra gibi buruuk bir derisi vard. "Ne iin geldin?" diye serte sordu Walker. Adam szlanan bir sesle, kusmaktan yemek yiyeme diini, urasnda ve burasnda ars olduunu anlatt. "Misyonerlere git," dedi Walker. "Biliyorsun, ben ancak ocuklar iyiletirebiliyorum." "Misyonerlere gittim, ama iyileemedim." "O zaman evine git ve lmeyi bekle. Zaten ok ya amsn, daha da yaamak m istiyorsun, be sersem adam." Yal adam elini kolunu sallayarak kar kmak is tedi, ama Walker kucanda hasta bir ocuk tayan ka dna iaret edip, ocuu getirmesini syledi. Kadna so rular sorarken ocua bakyordu. "Sana ila vereceim," dedi. Sonra, melez yazman na dnd. "Dispansere git ve bana kalomel haplarndan getir." ocua orada bir hap iirdi ve brn kadna verdi. "Onu eve gtr, ama scak tut. Yarn, ya lr yahut da iyileir." Sandalyesinde geriye yaslanp piposunu yakt. "Harika bir ila bu kalomel. Onunla, Apia'daki dok torlarn topundan daha fazla yaam kurtardm." Walker becerisiyle vnyor ve, bilisiz kararlly la, tp meslei yelerini kmsyordu. 28

"En sevdiim hastalar," diye srdrd, "doktorlarn umutsuz diye vazgetikleridir. Doktorlar ona aremiz yok dediklerinde ben "bana gel" diyorum. Sana kanserli adamn yksn anlatm mydm?" "ook," dedi Mackintosh. "Onu ayda iyi ettim." Walker iinin bu blmn bitirdiinden brne geti. Bu bektekilerin dertleri ok eitliydi. Bir kadn kocasyla geinemediine yanyor, baka bir adam kar snn katndan yakmyordu. "ansl kerata," dedi Walker ona, "ok adam senin yerinde olmak isterdi." Kk bir toprak parasnn mlkiyet kavgas uzun bir sre ald. Tutulan baln paylalmas konusunda bir tartma vard. Bir bakasnda, sz verdii creti deme yen beyaz bir tccardan yaknlyordu. Walker her soru nu dikkatle dinliyor, kafasnda tartp hemen orada kara rn veriyordu. Bundan sonra hibir kar gr dinle mezdi; taraflar kar kmalarn srdrrlerse polis tara fndan dar atlrlard. Mackintosh tm bunlar sessiz bir fkeyle izliyordu.- Genelde belki kaba da olsa bir adalet datlm oluyordu, ama Mackintosh stnn ka ntlara deil de igdsne dayanarak karar vermesini iine sindiremiyordu. Akl mantk dinlemiyordu. Tank lara bask yapyor, onun ynlendirmek istedii trde ko numazlarsa, onlar hrsz veya yalanc diye azarlyordu. Odann bir kesinde bekleen adamlar sona brak mt. Onlar bilerek grmezlikten geliyordu. Bu toplu luun bandaki oymak bakam ksa ak sal, temiz bir lava-lava giymi ve konumunun bir gstergesi olarak elinde byk bir sinek tokac tutan yal bir adamd; ya29

nnda olu ve kynn ileri gelenlerinden yarm dzine adamla gelmiti. Gemite Walker'm onlarla bir srt mesi olmu ve Walker kazanmt. Yine huyuna uygun olarak, zaferinin tadna varmak ve aresizliklerinden ya rarlanp burunlarn srtmek istiyordu. Bu olaym ayrnt lar ilginti. Walker'da yol yapma merak vard. O Talua'ya geldiinde orada burada birka eski yol vard, ama o ksa zamanda krlar aan ve kyleri birbirine balayan yollar yapmt; zaten, adann kalknmasnda en byk pay bu yollarnd. Eskiden i blgedeki rnle ri, zellikle kopray kyya getiremiyor, bekleyen gemi lere ve mavunalara ykleyip Apia'ya ulatramyorlard. Oysa, artk yollar sayesinde bu mmknd. Walker'm en byk d aday tmyle kuatan bir evre yolu yapmakt; bunun byk bir blmn tamamlamt. "ki yl sonra bitireceim, ite o zaman ister leyim ister beni kovsunlar, umurumda deil." Yollan onun can enliiydi ve ak olduklanm gr mek iin onlan srekli dolard. Bunlar basit yollard; zerinde otlar biten, kh allklar, kh iftlikler arasna dalp kan geni patikalar saylrlard; ama, yer yer aalan kesmek, kayalan skmek veya patlatmak, bazan da kaz yapmak gerekiyordu. Walker tm bu zorluklann stesinden kendi yntemleriyle gelmi olmakla vn yordu. Yollarn getii yerlerin hem kullanl, hem de adann gzelliklerini sergileyici zellikte olmasndan mutlanyordu. Bu yollardan neredeyse bir air gibi sz ediyordu. Yollar d gibi ayrlar arasnda kvrlarak ilerliyor, bazan da yolcular tm grnm kucaklayabil sin diye dev aalann altnda upuzun bir izgi gibi uza nyorlard. Bu kaba ve ikici adamn, kafasndaki dleri 30

gerekletirebilmek iin bylesine emek harcamas anla lr gibi deildi. Yollarn yapmak iin sanki bir Japon bahvann hnerlerini kullanmt. Bu iler iin merkez den para da gnderilmiti, ama o bunun ufak bir bl mn harcam olmaktan zevk alyordu; geen yl gn derilen bin liradan yalnzca yzn harcamt. "Kyller paray ne yapacaklar ki?" diye sylenirdi. "Gidip hibir gerek duymadklar bir sr vr zvra, da ha dorusu misyonerlerin izin verdii incik boncua harcayacaklar." Ak bir nedeni olmad halde, belki de kendi y netim biiminin Apia'daki brokratlarn savurgan yn temlerinden ne kadar farkl olduunu gstermek isteiy le, yol yapmmda yerlileri ok dk bir cretle altr yordu. te bu nedenle, imdi onu grmeye gelmi olan ky halkyla aras almt. Bakann olu bir yl kadar Upolu'da kalm ve geri dndnde halkna Apia'da kamu ilerinde alanlarn daha yksek cret aldn anlatmt. Uzun ve ateli konumalaryla onlarn yrek lerinde bir kazan istei uyandrm, kazanabilecekleri servetin veya satn alabilecekleri viskinin dlemine sokmutu. Bu viski konusu zellikle nemliydi, nk yerlilere sat yasak olduundan, beyazlarn dedii pa rann iki katma karaborsadan almak zorunda kalyorlar d. Kyller sandal aacndan yaplm sandklarda ko ruduklar servetlerin, kokulu sabunlarn, somon bal konservelerinin, ksacas Kanaka kyllerinin sahip ola bilmek iin ruhlarn satabilecekleri eylerin dn g ryorlard. te bu nedenle, ynetici onlan arp kyle rini denize balayacak bir yol yapmnda almalarn istediinde, onun nerdii yirmi ngiliz lirasn been31

meyip yz ngiliz liras istediler. Bakann olu Marn ma uzun boylu, yakkl, derisi bakr renginde, kirele krmzya boyanm kvrck salar, boynunda krmz ahududu dalndan bir kolye, kulaklarnn arkasnda kzl iekler takl bir genti. Vcudunun st yan plakt, ama Apia'da bulunduunu ve artk yabanl olmadn gstermek iin, lava-lava yerine pantalon giyiyordu. Ma rnma kyllere, birlik olurlarsa yneticinin onlarn ne risini kabul etmek zorunda kalacan sylyordu. Yol yapmay kafasna koymu olan bu adamn, baka aresi kalmaynca istediklerini vereceinden emindi. Ama, sk durmalydlar, yz lira istemilerse daha aasna raz olmamalydlar. Kyller bu neriyi ilk kez ona getir diklerinde Walker o uzun ve sesli kahkahalarndan birini savurdu. Onlara, samalamay brakp hemen ie koyul malarn syledi. O gn keyfi yerinde olduundan, yol bitiminde onlara bir de len ekeceine sz verdi. Son ra, kimsenin ie balamadn renince, kalkp kye gitti ve adamlardan bu aptalca oyunu brakmalarn iste di. Ama, Manuma onlar iyi tlemiti - hem az kav gas Kanakalann ok sevdii bir oyundur - kyller di rendiler, yz lira almazlarsa almayacaklarn syledi ler. Keyfi bilirdi, onlar iin hava hotu. O zaman Walker kplere bindi. Yz korkun bir grn ald. Ksa kaim boynu iti, yz kpkrmz oldu, azndan kpkler sa ld. Kyllere aalayc szler yadrd. Onlar nasl yaralayp aalayacan iyi biliyordu. Ru dehetli g rnt karsnda kyn yallar korkup geri adm atmak istediler. Manuma olmasayd, onlara d dnyadan haber getirmi olmasayd, belki de raz olacaklard. Walker'a yant Manuma verdi. 32

"Bize yz lira ver, alalm." Walker ona yumruunu gsterip svgler savurdu. Yerlilerden birine kendi elleriyle dayak atmas nlyd; onun bilek gcn biliyorlard ve Walker gen adamdan kat daha yal ve on parmak daha ksa olduu halde, Manuma'y dvebileceinden emindiler. Fakat Walker stelemedi, yatm bir sesle konutu: "Burada bir avu deliyle zamanm yitirecek dei lim," dedi. "nerimi aranzda bir kez daha konuun. Bir hafta iinde ie balamazsanz, olacaklara karmam." Geri dnp bakann kulbesinden kt. Yal at nn ipini zd; onunla yerliler arasndaki iliki ne tu haft ki, grenek olduu zere, atma binerken kyn ile ri gelenlerinden biri yine atn zengisini tutuyordu. Ayn akam Walker her zamanki yry saatinde evinin nnden geerken bann yanndan vzlayp ge en bir cismin yandaki bir aaca saplandn iitti. Ona bir ey atlm olduunu anlayp igdsyle yere kt. "Kim var orada?" diye seslendikten sonra, atlan yana doru kotu. allarn arasndan bir adamn katn duydu. Karanlkta arkasmdan gitmek umutsuz bir aba olurdu, ayrca yorgundu. Aacn yanma dnp atlan cismi aratrd, ama ne olduunu bulamad. Hava iyice kararmt. Hemen eve gidip Mackintosh'u ve inli a y ard. "Birileri bana bir ey att. Benimle gelin, ne oldu unu bulalm." Aya bir fener getirmesini syledi. birlikte aacn evresini uzun sre aradlar. Bir ey bulmaktan umudu kesmilerdi ki inli a bir lk att. Onun ha vaya kaldrd fenerin nda grdkleri ey, aaca 33

saplanm uzun bir kamayd. yle bir gle frlatlmt ki aatan zorla karabildiler, "Azz George, akna, ska gemeseydi benim iimi bitirirdi." Walker ba ahp bakt. Bu, yzyl kadar nce be yaz adamlarn adaya getirdikleri trden bir gemici ba yd; yerliler onu hindisancevizini ikiye blp kopray kurutmak iin kullanr olmulard. Oysa, on iki parmak uzunluunda keskin azyla ldrc Dr silaht. Walker yava sesle sylendi: "eytan, kstah eytan." Ba atann Manuma olduundan kukusu yoktu, lmden parmak aralkla kurtulmutu. Ama kzgn deildi. Tersine, neesi yerindeydi, bandan geen bu olay onu elendirmiti. Eve dndklerinde, aya iki leri smarladktan sonra, ellerini ovuturuyordu. " Bunu onlara deteceim!" Kk gzleri parlyor ve hindi gibi kabaryordu. Yarm saat iinde ikinci kez Mackintosh'a olayn her ay rntsn anlatmt. Soma, ona piket oynamay nerdi. Oyun srasnda, kyllere neler yapacan sralad. Mackintosh onu dinlerken dudaklarn smyordu. "yi ama, onlarla niye urayorsun 0 " diye sordu. "Yapmalarn istediin i iin yirmi lira ek az bir para." "Onlara vereceim her kuru iin minnet duymalar gerekir." "Brak Allahm seversen, bu para senin cebinden kmyor. Hkmetin sana verdii bte yeterli; onu har cadn diye sana kzmazlar" "Apia'daki ahmaklar bu ilerden anlamazlar." 34

Mackintosh adamn byklenmeden baka bir ey dnmediini grd; omuzlarn silkti. "Apia'dakilerin aptal olduunu gstermek iin can n tehlikeye atman akllca bir i deil." "Yok yahu, yerliler bana zarar vermek istemezler. Bensiz bir ey yapamayacaklarn bilirler. Bana tapyor lar. Manuma aptaln teki. O ba yalnzca beni korkut mak iin atmtr." Walker ertesi gn Matautu adndaki o kye yine git ti. Atndan inmedi. Bakann kulbesine vardnda, yer de halka biiminde oturmu adamlarn aralarnda konu tuklarn grd; yine yol sorununu tartyor olmalyd lar. Samoa kulbeleri yle bir plana gre yaplrd: Uzun aa dallar be alt ayak aralkla halka biiminde yere gmlr, ortasna daha iri bir direk konulur ve bu nun tepesinden da doru eimli saman rtl ats ku rulurdu. Hindistancevizi yapraklarndan rl perdeler gece veya yamur yadnda aa salmrd. Normal zamanda havann erbete dolaabilmesi iin kulbenin her yan ak olurdu. Walker kulbenin yanma gidip bakana seslendi: "Heey, Tangatu, olun dn gece bam bir aacn zerinde unutmu. Onu sana getirdim." Ba oturan adamlarn ortasna doru yere saplad ve bir kahkahayla oradan uzaklat. Pazartesi olduunda ie balayp balamadklarn grmek iin gitti. Hibir kmlt yoktu. Kyn iinden geti. Kyller gnlk ileriyle urayorlard. Kimileri pandanus aac yapraklarndan hasr ryor, yal bir adam kava cezvesiyle urayor, ocuklar oynuyorlar, 35

kadnlar ev ilerini gryorlard. Walker dudaklarnda^ bir glmsemeyle bakann kulbesine gitti. "Talofa-li," dedi bakan. "Talofa," diye karlk verdi Walker. Manuma oturduu yerde a ryordu; dudaklarnn arasnda bir sigarayla Walker'a bir zafer glmseyiiyle bakt. "Yolu yapmamaya m karar verdiniz?" Bakan yant verdi: "Bize yz lira demezsen yapmayacaz." "Piman olursunuz." Manuma'ya dnd. "Ve sen, oul, daha yalanmadan kaburga kemiklerin armaya balarsa hi amayacam." Srtarak atyla oradan uzaklat. Geride yerliler en dieliydiler. Bu iko gnahkar adamdan korkuyorlard; ne misyonerlerin dualarnda ona ilenmeleri, ne de Manuma'nm Apia'da rendii kmseyici baklar bu ada mn kurnaz gln unutturabiliyordu; kimsenin ona kar gelip de sonunda acsn ekmedii olmamt. Yir mi drt saat sonra balarna geleni rendiler. Bu, tam ona yakan bir pland. Ertesi sabah, kadn, erkek ve o cuklu byk bir kafile kye geldi. Bunlarn bakan Walker'la yol yapm iin anlatklarn syledi; yirmi li ra nermi, onlar da kabul etmilerdi. Ama, eytanlk baka yerdeydi: Polinezya kylerinde yasa kadar gl bir konukseverlik grenei vard; bu kat gelenee gre ky halk yalnzca onlara yatacak yer vermekle kalma yp kaldklar srece onlar doyurmak zorundayd. Matautu kyllerinin yapacak bireyleri yoktu. Her sabah bu konuklar gle oynaya yol yapmnda almaya gidiyor, aalar kesip kayalar paralyor, orada burada kaz ya36

pip akama kye dnyorlar ve hazr yiyip iiyorlar, ke yif iinde ark syleyip oynuyorlard. Onlar iin bu bir piknikten farkszd. Ancak, ksa srede ev sahiplerinin yz glmez oldu, konuklar doymak bilmeyen itahlanyla muz ve ekmek aac meyvalanm yok ediyorlard; meyvalan Apia'da iyi para eden timsah-eftali aalar plak kalvermiti. Alk korkusu kapya gelmiti. Ayr ca, yabanclarn yol yapmnda ok yava altklarn rendiler. Yoksa, Walker onlara acele etmemeleri iin akl m vermiti? Bu gidile, yol bittiinde kyde yiye cek bir p kalmayacakt. Ve daha da kts, tm adada alay konusu olmulard; kyllerden biri yakndaki bir kasabaya gittiinde herkes ona glyordu. Bir Kanaka alay edilmeye katlanamazd. ok gemeden, ev sahipleri arasnda fkeli tartmalar yaanmaya balad. Manuma artk bir kahraman deildi; yzne kar yaplan aala malar sineye ekiyordu. Nitekim, Walker'm dedii ger ekleti: Kzgn bir tartma kavgaya dnt ve yarm dzine delikanl bakanm oluna saldrp yle bir dv dler ki gen adam bir hafta sreyle bir pandalus kilimi nin stnde acyla yatmak zorunda kald. Ne yana yatsa kaburgalarnn acs dinmiyordu. ki gnde bir Walker yal atyla oradan geiyor ve yol yapmnn ilerleyiini izliyordu. Yenilen biriyle alay etme zevkinden kendini alabilecek biri deildi ve Matautu kyllerinin rezil olularn sergilemek iin frsat karmyor, onlarn mo ralini bozmak iin urayordu. Ve bir sabah, tm gurur larn ceplerine koyup - bu szn gelii, nk cepleri yoktu - konuklaryla birlikte yol yapmnda almaya gittiler. Eer kyde yiyecek bir eyler kalmasn istiyor larsa, bu yolun bir an nce bitmesi gerekiyordu ve tm 37

ky halk seferber oldu. Ama, yreklerinde fke ve zntyle sessizce alyorlar, ocuklarn bile sesi k myordu. Kadnlar allar toplarken sessizce alyorlar d. Walker onlar grnce o kadar gld ki az daha eye rinden aa decekti. Haber abuk yayld ve ada halk glmekten krld. Bu, mrlerinde grmedikleri kadar gln bir olay, ayn zamanda Kanakal kimsenin mat edemedii kurnaz yalnn bir zaferiydi; uzak kylerden kanlan ve ocuklanyla bir sr insan, yirmi liraya al mak istemeyen ama imdi parasz almakta olan bu ahmaklan seyretmeye geliyordu. Ama, onlar sk altka konuklar ii gevetiyorlard. Neden acele etsinlerdi, ek mek bedavayd ve ii uzattka eek akasnn tad da ar tyordu. Sonunda, perian kyllerin dayanacak gc kalmad ve bir sabah yneticiyi grmeye geldiler. On dan, konuklan kylerine gndermesini isteyecekler, bu nu yaparsa yolu para istemeden kendileri bitireceklerdi. Bu, Walker iin tartmasz bir zaferdi. Kyllerin burnu srtlmt. Walker'm iri yznde aalayc bir g lmseme yaylm, koltuunda iri bir kurbaa gibi ier olmutu. Bu dununda yle bir uursuzluk vard ki Mackintosh irenir gibi sarsld. Sonunda, Walker kaim sesiyle konumaya balad. "Ben bu yolu kendim iin mi yapyorum? Ondan ne karm olabilir? Rahat yryebilesiniz, kopranz kolay tayabilesiniz diye sizin iin yaptm. Kendi iyiliiniz iin olmasna karn, almanz iin para nerdim. Ben size iyi bir para deyecektim. imdi siz deyeceksiniz. Manua kyllerini evlerine gnderirim, ama yolu siz bi tireceksiniz ve onlara demem gereken yirmi liray da siz deyeceksiniz." 38

Bir kar k l ykseldi. Onu anlayl olma ya ardlar. Paralan olmadn sylediler. Fakat, ne syledilerse Walker dinlemiyordu. O srada saat on ikiyi vurdu. "le tatili," dedi. "Herkesi dan kann." Sandalyesinden oflayarak kalkp odadan kt. Mac kintosh onu izlediinde, oktan yemek masasna otur mu, boynuna peetesini balam, atal ve ba elin de, inli ann getirecei yemei bekliyordu. Neesi yerindeydi. "Onlara gnlerini gsterdim," dedi oturan Mackin tosh'a. "Bundan soma, yol yapmmda sorunlarla kar lamayacam." "Sanrm, aka yapyordun," dedi Mackintosh buz gibi bir sesle. "Ne demek istiyorsun?" "Onlardan yirmi lira almayacaksn, deil mi?" "Bal gibi alacam." "Buna yasal hakkn olduunu sanmyorum." "yle mi? Bu adada istediimi yaparm ben." "Onlan yeterince hrpaladna inanyorum." Walker pis pis gld. Mackintosh'un neye inand umurunda deildi. "Senin aklna gerek duyarsam senden isterim." Mackintosh'un yz sarard. Ac deneyimleriyle, sessiz kalmaktan baka aresi olmadn biliyordu; ken dini denetlemek iin harcad g ban dndrd, ba ylacak gibi oldu. Lokma yiyecek hali yoktu, Walker'm iri et paralarn yutuunu irenerek izledi. Walker'in yemek yiyii irkindi, onunla masaya oturmak salam mide isterdi. Mackintosh bir an titredi; bu iko ve ac39

maz adam aalayabilmek iin dayanlmaz bir hrsa kapld. Onun tozlu toprakta debelendiini ve bakalar na verdii acy tattn grebilmek iin her eyini vere bilirdi. Bu adama duyduu nefret hi bu kadar byk ol mamt. Gn ilerledi. Mackintosh le yemeinden sonra biraz uyumak istedi, ama yreindeki sz buna elverme di. Okumak istedi, harfler gzlerinin nnde uuuyor du. Gne her yan yakyordu; iinden yamur mevsimi ni zledi ama yamurun serinlik getirmediini biliyor du, her ey daha yapkan ve boucu oluyordu. O Aberdeenliydi, birden yurdunun ta sokaklarnda esen buz gi bi rzgrlar anmsad. Burada bir tutsakt, yalnzca bu durgun okyanusun deil, bu iren adamn da tutsayd. Aryan ban elleriyle skt. Onu ldrmek isterdi. Ama, kendini toparlad. Kafasn uratracak bir ey bulmalyd; okuyamadna gre zel ktlarm yerle tirebilirdi. Masasnn ekmecesini ap bir deste mektup kard. Gzne tabancas iliti. Kafasna bir kurun s kp yaamn dayanlmaz boyunduruundan kurtulmak istei bir an aklrdan geip gitti. Dikkat edince nemli ik limde tabancann hafife paslanm olduunu grd; eli ne bir bez paras alp tabancay temizlemeye koyuldu. Bylece kafasn dinlendiriyordu ki kapdan birinin ieri szldn duyumsad. Ban kaldrp seslendi: "Kim var orada?" Bir an sessizlik oldu, soma Manuma ortaya kt. "Ne istiyorsun?" Bakann olu bir sre suskun kald, sonra glkle konutu: "Yirmi lira deyemeyiz. Bizim hi paramz yok." 40

"Ben ne yapabilirim?" dedi Mackintosh. "Bay Walker'm dediini duydunuz." Manuma yan ingilizce yan Samoaca derdini anlat maya alt. Bir dilencinin yaknan trks gibi sren bu szlanma Mackintosh'u irendiriyordu. Bu adamlann kendilerini ezene boyun emelerine kzyordu. Bu gen adam acnacak biriydi. "Ben bir ey yapamam," dedi Mackintosh kzgn bir sesle. "Biliyorsun, burann bakan Bay Walker'dir." Manuma yine suskunlat. Kapda kmldamadan duruyordu. "Hastaym," dedi sonunda. "Bana bir ila ver." "Neyin var senin?" "Bilmiyorum. Hastaym. Vcudum anyor." "Orada dikilme," dedi Mackintosh serte. Yakma gel de bakaym." Manuma odaya girip masann nnde durdu. "uram, bir de uram anyor." Elleriyle kasklanm gsteriyor, yzne ac anlatm veriyordu. Mackintosh gen adamn baklarnn masa zerindeki tabancaya dikilmi olduunu grd birden. Aralannda oluan sessizlik Mackintosh'a hi bitmeye cek gibi geldi. Kanakalmm kafasndaki dnceyi oku yor gibiydi. Yreinin arp hzland. Birden egemen olamad bir gcn etkisine girdiini duydu. Kendi de vinimlerini tanmad bir bakas ynetiyor olmutu. Boaz kurumu bir durumda, konuurken bir eyle oy nam olmak iin tabancay eline ald. Manuma'nm y zne bakmaktan kamyordu. "Burada bekle," dedi bouk bir sesle, " ben sana dispanserden bir ila getireyim." 41

Ayaa kalkt. Biraz sendeliyor gibi miydi yoksa? Marnma kmldamadan bekliyordu, ama Mackintosh gzlerini ondan yana evirmedii halde, onun kapdan yana baktn-biliyordu. Odadan kmasn iindeki o bilinmez g istemiti, ama masadan bir deste kt alp tabancann stn rten kendi istenciydi. Dispansere git ti. Bir tablet ald, kk bir ieye mavi bir svdan dol durup yapdan dar kt. Kendi ieri girmek istemiyor du, Manuma'y dar ard. "Buraya gel." Ona ilalan verdi ve nasl kullanacan anlatt. Manuma'nn yzne bakmasn nleyen bu nasl bir gt? Konuurken Kanakal'nm omuzlarna bakyordu. Marn ma ilalar alp savutu. Mackintosh yemek salonuna geti ve bir kez daha eski gazetelerin bana oturdu. Ama onlan okuyamad. Yap sessizdi. Walker yukarda odasnda uyumu, inli a mutfakta almaktayd. ki polis memuru balk tut maya gitmilerdi. Evin zerine doa d bir sessizlik kmt ve tabancann hl masann zerinde olup ol mad sorusu bir eki gibi Mackintosh'un kafasna vu ruyordu. Gidip bakmaya karar veremiyordu. Belirsizlik korkuntu, ama bilmek daha da korkutucuydu. Terliyor du. Sonunda, sessizlie daha fazla dayanamayp evden kmaya, Jervis adndaki bir tccann bir mil kadar uzak ta olan dkknna gitmeye karar verebildi. Jervis melez di, yan beyaz kan tayor olmas bile onu konuabilece i biri saymaya yetiyordu. Evden uzaklamak, dank ktlann altnda bir ey sakl olup olmad bilinmeyen o masadan uzaa gitmek istiyordu. Yol boyunca yrd. Bir oymak bakannn kulbesinin nnden geerken 42

ona- selam gnderdiler. Dkkna vard. Tezghn gerisin de, zerinde pembe bir buluz ve beyaz bir etek, tccarn kz duruyordu. Bu esmer iri yapl kz Jervis onunla ev lendirmeyi dlyordu. Kzma koca olacak adamn hali vakti yerinde olmas gerektiini ona birok kez syle miti ve Mackinosh'un geliri iyiydi. Mackintosh'u g rnce kzn yz al al oldu. "Babam bu sabah getirdii mallar indirmeye gitti. Geldiinizi haber vereyim." Kz dkknn arka tarafna giderken bir sandalyeye oturdu. Az sonra kzn annesi ieri geldi; dev yapl bu yal kadn bir bakan kzyd ve kendi adna byk top raklarn sahibiydi. Ona elini uzatt. Kadnn imanl balbama bir grgszlkt, ama yine de bir byklk duygusu veriyordu. Kadnn yacla kamayan bir se vimlilii, konumunu bilen bir itenlii vard. "Artk el gibi oldunuz, Bay Mackintosh. Daha bu sabah Teresa "Bay Mackintosh'u hi gremiyoruz' diye zlyordu." Bir an kendini bu yerli kadnn damad olarak d np irkildi. Herkes onun, beyaz derisine aldrmadan, ko casn ynettiini biliyordu. Kadnda yetke ve ticaret ka fas vard. Beyazlara yalnzca Bayan Jervis gibi gelebi lirdi, ama babas soylu bir bakand, dedeleriyse krallk yapm insanlard. Tccar ieri girdi. Karsnn yannda daha ufak kalan, kara sakal krlamaya yz tutmu, gz leri parlak ve dileri ldayan esmer bir adamd Jervis. ingiliz yurttayd, ama kulland ngilizcenin yabanc dili olduu belliydi; ailesiyle konuurken annesinin yerli dilini kullanrd. Uak ruhlu, pohpohu ve szldanan bir adamd. '43

"Ah, Bay Mackintosh, bu ne gzel srpriz. Viski getir, Teresa; Bay Mackintosh bizimle bir kadeh parlat mak ister." Adam Apia'dan gelen en son haberleri iletirken, bir yandan da konuunun gzlerine bakyor, onun houna gidecek eyler sylemeye alyordu. "Ya Bay Walker nasllar? Son zamanlarda onu pek gremiyoruz. Bayan Jervis bu hafta ona bir domuz yav rusu gndermek istiyordu." "Onu bu sabah atla geerken grdm," dedi Teresa. "erefe," diyerek kadehini kaldrd Jervis. Mackintosh da iti. ki kadn oturduklar yerden ona bakyorlard; Bayan Jervis Hubbard biemi nlk giysisi iinde ciddi ve gururluydu. Teresa onun bakt anlar yakalayp glmseyebilme tela iindeydi. Tccarn dedikodulu syleisi bitmek bilmiyordu. "Apia'da Walker'm emeklilik zamannn geldiini sylyorlar. Artk eskisi gibi gen deil. Adaya ilk gel dii gnden bu yana ok ey deiti, ama onun huyu de imedi." "ok ileri gidiyor," dedi yal kadn. "Yerliler ho nut deiller." "u yol ii ok elenceliydi," diye gld tccar. "Apia'da anlattmda herkes kasklarm tutup gld. Hey gidi Walker, hey!" Mackintosh ona hmla bakt. Kendisiyle bu tonda konuarak ne anlatmak istiyordu? Melez bir tccar iin onun ad Bay Walker'di; adamn terbiyesizliini yzne vurmas gerekiyordu. Ama, kendini neden tuttuunu an lamad. "O braktnda, umarm yerini siz alrsnz, Bay 44

Mackintosh," dedi Jervis. "Tm ada halk sizi seviyor. Siz yerlileri anlyorsunuz. imdi onlar da eitim grm insanlar, eskisinden farkl davranlmas gerekir. Onlar artk eitim grm bir ynetici ynetmeli. Walker da benim gibi tccarn biriydi." Teresa'nn gzleri ldyordu. "O zaman geldiinde, stmze deni yapaca mzdan kukunuz olmasn. Tm bakanlar toplayp Apia'ya dileke vermeye kendim gtreceim." Mackintosh'un midesi bulanyordu. Walker'a bir ey olduunda yerine kendisinin geebileceini hi akl na getirmemiti. Memurlar iinde aday onun kadar iyi bilen birinin olmad doruydu. Birden ayaa kalkt, beceriksizce esenleip kampa doru yola kt. Gelir gel mez ilk ii odasna kmak oldu. Masaya bir gz att. Ktlarn arasn iyice arad. Tabanca orada deildi. Yrei gs kemiklerine vurmaya balad. Her yerde tabancay arad. Sandalyelerin altlarna, ekmece lerin diplerine bakarken, onu bulamayacam biliyordu. Birden, Walker'n kaln sesini duydu. "Ne halt kartryorsun, Mac?" rkilip kald. Walker'm kapda dikildiini grnce igdsyle masann zerindeki kalabal rtecek bi imde durdu. "Temizlik mi yapyorsun?" diye sordu Walker. "At eyerlemelerini syledim. Tafoni'ye denizde yzmeye gi diyorum. stersen sen de gel." "Pekl." dedi Mackintosh. O Walker'm yannda olduu srece bir ey olmazd. Gidecekleri yer mil kadar tede, denizden ince bir ka45

yalkla ayrlm olan bir tatl su glyd. Ynetici bu gl yerliler ykansn diye dinamitle amt. Adann su kayna olan her kesinde byle ykanma yerleri yap mt; deniz suyunun yapkan scakl yerine, serin tatl su canllk veriyordu. Otlu yolda sessizce at srdler, arada bir denizin yol bulup szd su birikintilerini s ratarak, sazdan kulbeleri ak aralarla dizilmi bir yerli kynden, beyaz bir manastr olan baka bir kyden getiler, nc bir kye vardklarnda atlarn balayp gle kadar yrdler. Drt be gen kzla bir dzine o cuk da onlara elik ediyordu. Az sonra, herkes sulan aplatarak nee iinde suda oynarken, Walker bir lavalava mayosu geirmi, glde bir ileri bir geri kula at yordu. Kzlarla ak sak szlerle akalayor, kzlar da onun bacaklarnn arama dalyor ve o yakalamaya al tnda kayorlard. Walker yorulunca bir kayaya kp oturdu ve suda oynayan kzlarla ocuklar seyre dald. Bu, mutlu bir aile tablosuydu ve yal adam, tepesindeki bir tutam beyaz sa, parlayan kafatasyla eski bir deniz tanrsn andryordu. Bir an, Mackintosh onun bakla rnda tuhaf bir sevecenlik yakalar gibi oldu. "Ne sevimli ocuklar," dedi Walker. "Beni babalar gibi gryorlar." Sonra, hi ara vermeden kzlardan birine dnp ka ba bir aka yapt, hepsi glmekten knldlar. Mackintosh giyinmeye balad. nce bacaklan ve elimsiz kollaryla gln bir grn vard, uursuz bir Don Kiot'u andmyordu. Walker onun bu haliyle alay edip glyordu. Mackintosh gmleiyle bouuyordu. Tuhaf bir grnt verdiini biliyordu, fakat alay edilmeyi iine sindire mezdi. Ses kannayp sineye ekti. 46

"Yemek saatine yetimek istiyorsak hemen gitmeli yiz." "Sen kt bir adam deilsin, Mac. Ama, aptalm te kisin. Bir ii yaparken hep baka bir iin peinde kou yorsun. Biz burada byle yaamayz." Yine de ayaa kalkp giyinmeye balad. Kye dn dler: bakanla birer kava iip tm ky halkyla nee iinde esenletikten sonra atlarna binip eve dndler. Akam yemeinden soma Walker, her zamanki gi bi, piposunu yakp yrye kmak istedi. Mackin tosh n iini bir korku sard. "Gece vakti yalnz bana kmann akllca b i olduuna emin misin?" Walker yuvarlak mavi gzleriyle onu szd. "Ne demek istiyorsun?" "Dn akamki ba unutma. Bu adamlara baka are brakmadn." "Ph! Buna cesaret edemezler." "Ama biri bunu yapt." "O yalnzca bir blft. Bana ktlk etmek iste mezler. Beni babalan gibi gryorlar. Ne yapyorsam onlarn iyilii iin yaptm biliyorlar." Mackintosh yreinde bir yazklanmayla onu izledi. Bu adamn kendini beenmilii onu ileden kanyordu; ama, iinden gelen bir ey stelemesini istiyordu. "Bu sabah olanlan anmsa. Bir gece olsun evde kal makla bir ey yitirmezsin. Seninle piket oynanm." "Ben dndkten sonra oynarz. Benim planlarm deitirecek Kanakal daha anasmdan domad" "O zaman, brak ben de seninle geleyim." "Otur oturduun yerde." 47

Mackintosh omuzlarn silkti. Onu yeterince uyar mt. Dinlemiyorsa kendi bilecei iti. Walker apkasn giyip kt. Mackintosh kitap okumaya koyuldu; ancak, bir an durdu ve nerede bulunduunun aka belli olma snn yararl olacan dnd. Mutfaa gitti, bir baha ne yaratp ayla birka dakika syleti. Sonra, gramo fonu at, bir plak koydu. Londra mzikhollerinden biri nin karaduygulu arklar alarken, onun kula gecenin iinde baka bir sesi bekliyordu. Yanbamdaki plan czrtl bouk sesi doast sessizlii rtmeye yetmi yordu. Dalgalarn kydaki kprtn, hindistancevizi yapraklarnda rzgrn hrtsn duyuyordu. Bu, daha ne kadar srecekti? Dayanlmaz bir eydi bu. Kaim bir gl sesi geldi: "Bak hele! Senin mzik dinlediin pek yoktu, Mac." Walker pencerede dikilmi, krmz yznde yayl m bir glle bakyordu. "Pekl, gryorsun ki yayorum. Ne dinliyorsun bakalm?" Walker ieri girdi. "Moralin biraz bozuk gibi, ha? Avutucu bir ark m bari?" "Senin iin bir at saylabilir." "Neymi o?" " "Bir marapa birayla bir ufak arap' " "Haa, iyi arkdr o. Ne kadar dinlesem bkmam. imdi iskambilde senin paran almaya hazrm." Kt oynamaya baladlar ve Walker blf yaparak, kartnn yanllaryla alay edip aalayarak ve her tr l numaray kullanarak yine kazanmasn bildi. Neyse ki 48

Mackintosh biraz yatmt, grgsz yal adamn yap tklarn, kzmadan, iinde souk bir mutlulukla izledi. Bir yerlerde Manuma sessizce saklanyor ve frsatm bekliyordu. Walker oyun stne oyun kazand ve sonunda ka zandklarn keyifle cebine att. "Beni yenmek iin daha bir frn ekmek yemen ge rekir, Mac. Benim kt oyunlarna doal bir yeteneim var." "Eline ondrt tane as gelince yetenekli olmak ko lay." "yi kt iyi oyuncuya gelir" diye karlk verdi Walker, "ama senin ktlarn da gelmi olsayd yine ka zanrdm." Bu szlerin zerine, gemite nl kumarbazlarla oynad oyunlar ve onlarn paralarn nasl aldn an latmaya koyuldu. O byle bbrlendike Mackintosh ke yifle dinliyor, bu adama duyduu nefret besleniyordu. Walker'm her syledii onu daha da iren yapyordu. Sonunda Walker kalkt. "Eh, artk yatsam iyi olur," dedi geni bir esnemey le. "Yarn ok iim var." "Ne yapacaksn?" "Adann br yanma gideceim. Sabah bete at ara basyla yola karm, ama akam yemeine dnebilece imi sanmyorum." Akam yemeini hep saat yedide yerlerdi. "yleyse yemei yedibuukta hazrlatrm." "yi olur." Mackintosh onu piposundaki klleri silkelerken iz ledi. Kaba ve en bir dirilikteki bu adamn stnde lm 49

glgesinin gezdiini dnmek ok tuhaft. Mackin tosh n ksk ve souk gzlerinde ksa bir glmseme parlayp snd. "Benim de gelmemi ister misin?" "Sem ne yapaym? Yal ksram zaten benim y km zor ekiyor; otuz mil yol boyunca bir de seni ta yamaz." "Her halde Matautu kyllerinin hangi duygular iinde olduunun farknda deilsin. Ben de gelirsem da ha gvenli olursun." Walker aalayc bir kahkaha att. "Kavgada ne de ok ie yararsn, ha ha! Ben kolay kolay yelkenleri indirecek adam deilim." imdi, Mackintoshn gzlerindeki glmseme a zna yaylm, dudaklarnda bir ar vard. "Qiiem deus vultperdere prius dementat." (*) "Ne demek bu imdi?" "Latince," dedi Mackintosh ve dar yrd. Darda keyfi yerine geldi.Elinden gelen her eyi yapmt ve artk ne olacaksa yazgnn elleri arasndayd. O gece, haftalardr uyuyamad kadar rahat bir uykuya dald. Ertesi sabah uyanmca dar gezmeye kt. yi bir geceden soma, serin sabah havas iini coturdu. Deni zin mavisi daha bir canl, gkyz daha bir parlakt. Mevsim rzgr koy sularnda ters ynde okanan kadife gibi rpertiler oluturuyordu. Kendini daha gl ve gen duyumsad. O gnk iine daha bir keyifle balad. le yemeinden sonra yeniden uyudu. Akam oldu-

(*) Latince: Tanr yok etmek istediklerini nce brakr. 50

unda at eyerleyip korulukta bir gezi yapt. Her eye yepyeni bir gzle bakyordu. Kendini artk normal bulu yordu. in olaanst yan Walker' tmyle kafasndan atabilmi olmasyd. Ona kalrsa Walker hi var olmam gibiydi. Eve dndnde ter iindeydi, yeniden bir du ald. Soma, verandada oturup piposunu yakt, koyda gnn batm seyre dald. Gne batarken pembe, kzl ve ye il renklere brnen koy sular ok gzel grnyordu. Dnyayla ve kendiyle bark olduunu duyumsad. A gelip yemein hazr olduunu, daha bekleyip bekleme yeceklerini sorduunda Mackintosh ona dosta bir ba kla glmsedi. Saatine bakt. "Saat yedi buuk olmu. Daha fazla beklemeye ge rek yok. Patronun ne zaman gelecei belli olmaz." A bayla onaylayp ekildi. Mackintosh az soma onun elinde duman tten bir orba kasesiyle avludan getiini grd. Tembelce yerinden kalkp yemek salo nuna gitti ve yemeini yemeye balad. Acaba olanlar olmu muydu? Bu belirsizlikte elenceli bir yan vard ve Mackintosh sessizce glmsedi. Yemein tad artk ya van gelmiyordu ve yine ann aklna bir ey gelmedi inde piirdii o deimez hamburger biftei olmasna karn, tad ve baharat az sulandryordu. Yemekten soma, bir kitap almak iin odasna kadar yrd. Bu gergin sessiz gecede gkyznde yldzlar kmt. Bir lamba getirmesi iin aya seslendi. Az sonra inli gen karanl yaran bir kla yaln ayak yryerek gel di, lambay masann stne yerletirdi ve sessizce oda dan kt. Mackintosh ayakta ivilenmi gibi kald: Ma sadaki dank ktlarn stnde tabancay grmt 5i

Yrei actrcasma gsne vurmaya balad, vcudun dan ter boand. Demek ki olmutu. Titreyen parmaklaryla tabancay eline ald. Mermi yuvalarndan drd botu. Bir an durdu ve karanlk bah eyi arad, ama evresinde hi kimse yoktu. Hemen, drt mermi kard, bo yuvalara srp tabancay ekmeceye kilitledi. Oturup beklemeye balad. Bir saat, iki saat geti. Hibir ey olmad. Yaz yaz mak ister gibi masaya oturdu, fakat okumak veya yaz mak istemiyordu. Yalnzca dinledi. Uzaklardan gelebile cek bir ses iin kulaklarn kabartt. Sonunda, avluda r kek ayak sesleri duyunca inli a olduunu anlad. "Ah-Sung!" diye ard. inli gen kapya geldi. "Patron ok gecikmek," dedi, "yemek ziyan olmak." Mackintosh ona bakt; cinli gencin yznde bir ey den haberi olup olmadnn ve eer haber aldysa, Walker'la arasnn ak olduunun bilincinde olup olmad nn izlerini arad. Yalnzca kendi iine bakan sessiz, be cerikli ve hep glmseyen bu ocuun dncelerini kim bilebilirdi? "Patronun yolda bir eyler yemi olabilir, ama sen yine de orbay scak tut." Szckler azndan yeni kmt ki banmalar ve plak ayaklarn kouma sesleri sessizlii yrtt. ok sa yda yerli, kadn ve ocuklaryla kampa akn etti; Mac kintosh n evresini sarp hep birlikte konumaya bala dlar. Ne dedikleri anlalmyordu. Herkes heyecan ve korku iindeydi, bazlar alyordu. Mackintosh onlarn arasndan kendine yol ap byk kapya gitti. Yerlilerin 52

tek szcn anlamamt, ama ne olduunu kestirebiliyordu. Nitekim, kapya vardnda at arabas yana yordu. Uzun boylu bir Kanaka yal at dizginlerinden tutmu ynlendiriyordu. Arabann iinde iki adam Walker' dorultmaya alyorlard. Ufak bir yerli kalabal evrelerini sarmt. Yal ksrak ahra gtrldnde yerliler arkasn dan gittiler. Mackintosh onlara geri durmalar iin ba rnca, nereden kt belli olmayan iki polis memuru onlara serte giriip datt. Mackintoshn imdi biraz anlayabildii kadaryla, balk tutmaya giden iki gen kylerine dnmek zere yola ktklarnda evre yolu nun kara yannda at arabasm grmlerdi. At eriebildi i otlan yerken yal adam src oturayla okun aras na kaymt. nce, onun sarho olduunu sandlar; sntarak uzandklannda inlediini duyunca bir eylerin ters gittiini anladlar. Hemen kye koup yardm ardlar. Yze yakn insanla geri dndklerinde ancak o zaman Walker'm vurulmu olduunu anlayabildiler. Makintosh, ani bir dehet duygusuyla onun lm olabileceini dnd. Ne olursa olsun, yaplacak ilk i onu arabadan indirmekti ve Walker'm zayfl dn lrse bu zor bir iti. Onu ancak drt gl adam kaldrabildi. Tarken sarsnca bouk bir inilti kt. Hl ya yordu. Sonunda eve tayabildiler ve merdivenlerden kanp yatana uzattlar. Mackintosh ancak o zaman iyi ce grebildi, nk avludaki titrek klar altndaki kouturmacada bir ey seememiti. Walker'm beyaz gmlei kanlar iindeydi; onu tayan yerliler de kanl ellerini lava-lavalannn eteine siliyoriard. Mackintosh lambay yaklatrd. Yal adamn yz bembeyazd. 53

Gzleri kapalyd. Soluk alyor, nabz atyordu ama l mek zere olduu aka belliydi. Mackintosh iinde ka baran dehet okunu hesaba katmamt. O srada yerli yazmann da orada olduunu grd ve korkuyla bouklam bir sesle ona, dispansere gidip bir damar inesi iin gerekenleri getirmesini syledi. Polislerden biri vis ki getirmiti; Mackintosh yaralnn azna zorla birka yudum verdi. Yerliler odaya dolumutu. Yerlere otur mular, dilleri tutulmu ve korku iinde bekleiyorlar, arada biri inliyerek alyordu. Hava scakt ama Mackin tosh yordu; el ve ayaklar buz gibiydi, titrememek iin kendini zor tutuyordu. Ne yaplacan bilmiyordu. Walker'm hl kan kaybedip kaybetmediini, kaybedi yorsa nasl durduracan bilmiyordu. Yazman ine takmn getirdi. "neyi sen vur," dedi Mackintosh. "Sen benden da ha deneyimlisin." Ba dehetli aryordu. Sanki, kafasnn iinde k k yaratklar dar kmak iin tepmiyorlard. nenin etkisini bir sre beklediler. Sonunda Walker yavaagzlerini at. Nerede olduunu bilmiyor gibiydi. "Sakin ol," dedi Mackintosh. "Artk evinde ve g vendesin." Walker'm dudaklarnda bir glmseme belirdi. "Ah, beni vurdular," diye fsldad. "Hemen Jervis'i motoruyla Apia'ya gndereceim. Yarn leye doru bir doktor getireceiz." Uzun bir sessizlikten sonra yal adam yantlad. "O zamana kadar lm olurum." Mackintosh'm soluk yzne bir korku yayld. Ken dini glmeye zorlayp yantlad: 54

"Sama! Sen kendini topla, hibir eyin kalmaz." "Bana bir iki ver," dedi Walker. "Sert olsun." Mackintosh titreyen elleriyle viskiyi doldurup st ne su ekledi; Walker ierken o barda tuttu. ki biraz iyi geldi. Walker derin bir i ekti, etli geni yz biraz renklendi. Mackintosh tmyle aresiz kaldn duyumsuyordu. Ayakta dikilip yal adama bakt. "Ne yapmam istiyorsan syle, yapaym," dedi. "Yaplacak bir ey yok. Beni yalnz brakn. im bitti." Byk yatakta acnacak bir durumda yatyordu; bu iri yan ama gsz, yal ama kibirli adam insann iini szlatyordu. Dinlendike zihni alr gibi oldu. "Sen haklydn, Mac," dedi sonra. "Beni uyarm tn." "Keke ben de seninle gelmi olsaydm." "Sen iyi bir adamsn, Mac, ama iki kullanmyor sun." Yine uzun bir sessizlik oldu. Artk Walker'm gidici olduu anlalyordu. kanama sryordu ve Mackin tosh, bunu anlayacak bilgisi olmad halde, patronunun bir iki saatlik mr kaldn grebiliyordu. Yatan k ysnda donup kalmt. Walker yanm saat kadar gzleri kapal yatt, soma gzlerini at. " B e n i m yerimi sana verirler/' dedi yavaa. "Apia'ya son gittiimde onlara senin bu ie uygun oldu unu sylemitim. Benim yolumu bitir. Onun bitmi ol duunu dnmek isterim. Tm aday epeevre sarsn." "Senin iini istemiyorum. Sen iyileeceksin." Walker yorgunca ban iki yana sallad. "Benim gnm bitti. Onlara iyi davran, nemli olan 55

bu. Onlar birer ocuk. Bunu hi aklndan karma. Onla ra disiplinli ama sevgiyle yaklamalsn. Ve adil ol. Onla rn srtndan tek kuru kazanmadm. Yirmi ylda yz lira bile biriktirmedim. Yol nemli, yolun bitmesini sala." Mackintosh'un grtlandan bir hkrk yayld. "Sen iyi adamsm, Mac. Seni hep sevdim." Gzlerini yumdu ve Mackintosh onlarn bir daha almayacan dnd. Az kurumutu, gidip bir iki ald. inli a ona bir sandalye getirdi. Yatan yannda oturup bekledi. Ne kadar zaman getiini bilemedi. Ge ce hi bitmeyecek gibiydi. Birden, yere km yerliler den biri hkrklarn tutamayp ocuk gibi bararak alamaya balad. Yerliler, kadn ve ocuklaryla yerde oturmu yataktan gzlerini ayramyorlard. "Bu adamlar burada ne aryorlar!" diye kzd Mac kintosh. "Burada bulunmalar doru deil. Onlar dar karn; hepsini, hepsini karn." Onun bu k zerine Walker uyanr gibi oldu; bir kez daha atnda gzleri sisliydi. Konumak istedi, ama o kadar gszd ki Mackintosh szleri duyabil mek iin eildi. "Brak kalsnlar. Onlar benin ocuklarm. Burada olmalar gerekir." Mackintosh yerlilere dnd. "Olduunuz yerde kaim. O byle istiyor. Ama ses siz olun." Yal adamn beyaz yzne bir glmseme geldi. "Yakla, Mac," dedi. Mackintosh ona doru eildi. Gzleri kapalyd; szckler azndan, hindistancevizi aalar arasnda esen rzgr gibi, hrtyla kyorlard. 56

"Bana bir iki daha ver. Sana sylemek istediim bir ey daha var." Bu kez Mackintosh ona sek viski verdi. Walker ola anst bir abayla son gcn toplad. "Bu olay bytme. Doksan bete birka beyazn ld bir karklk olmutu, denizciler gelip kyleri top ateine tuttular. Susuz ok insan ld. Apia'dakiler bir eyden anlamazlar. Eer, olay bytrsen yalnzca yanl insanlar cezalandrrlar. Kimsenin ceza grmesini istemiyorum." Dinlenmek iin biraz durdu. "Bunun bir kaza olduunu syleyeceksin. Kimsenin suu yok. Bana sz ver." "Ne istersen yapacam," diye fsldad Mackintosh. "Saol, oul. Onlar yalnzca ocuk. Ben onlarn ba basym. Bir baba ocuklarn ortada bnakmaz." Boazndan bir hrlt kt. Sesi inanlmaz derecede korku veriyordu. "Sen dindar adamsn, Mac. Balamak zerine bir dua vard, neydi o?" Mackintosh bir sre yant vermedi. Dudaklar titri yordu. "Tanrm, onlar bala, nk ne yaptklarn bil miyorlar." "Evet, onlar bala. Ben onlar sevdim, biliyor musun, hep sevdim." ini ekti. Dudaklar hafife kmldad. Artk Mac kintosh onu duyabilmek iin iyice eilmiti. "Elimi tut," dedi Walker. Mackintosh sarsld. Yrei burkuluyordu. Yal adamn soumu, gsz ve nasrl elini avular arasna 57

ald. Bylece otururken sessizlii blen bir hrlt zeri ne oturduu yerden frlad. paralayc ve gizemli bir sesti bu. Walker lmt. O zaman yerliler yksek sesle alayp inlemeye baladlar. Yzlerinden yalar akyor, gslerini yumrukluyorlard. Mackintosh elini l adaminkinden ayrd ve bir sarho gibi sendeleyerek odadan kt. Yaz masasna gi dip kilitli ekmeceyi at, tabancay ald. Denize doru yryp koydaki suya girdi. Talara arpmamak iin admlarn dikkatli atyordu. Su gs hizasna gelinceye kadar ilerledi. Orada durup kafasma bir kurun skt. Bir saat soma, ykld yerde sular kprterek ya rm dzine kadar kpekbal dalayordu. 1921

58

EDWARD BARNARD'IN SONU Bateman Hunter berbat bir gece geirmiti. Onu Ta biri'den San Francisco'ya getiren gemide yol boyunca, olanlar nasl anlatacan dnm, somaki gnlk tren yolculuu srasnda da kullanaca szckleri yine leyip durmutu. Birka saat iinde Chicago'ya varm olacakt, ama kuku yine de iini kemiriyordu. Her za man duyarl olan vicdan rahat deildi. Elinden geleni yapm olduundan pek emin deildi ve onun onur anla ynda elinden gelenden daha ou yaplmalyd. Byle duyarl bir konuda kendi kiisel karnn valye ruhuy la atmasna izin verdii dncesi onu rahat brakm yordu. zveri d gcne o kadar uygundu ki bunu yapamay d krkl yaratyordu. Tpk iyiliksever biri nin yoksullar iin bir ev modeli yaratp ondan kazan saladn grmesi gibiydi bu. yilik iin yaplan bir i ten kr edilmesi gzel bir ey olabilir, ama onun erdemi ni tam yaayabilmeyi olanaksz klar. Bateman Hunter iinin temiz olduunu biliyordu, ama olanlar Elisabeth Longstaffe'a anlattnda, onun dingin kl rengi gzle rindeki sorgulayc baklara nasl dayanacan bilemi yordu. Bu gzler bilge ve uzak grlydler, Elisabeth

59

bakalarn kendi titiz drstlyle lerdi ve kesin l lerine uymayan bir davram ayplayndaki o souk sessizlikten daha byk ceza olamazd. Onun karannn gnderilebilecei bir yargtay da yoktu, nk bir kez kararn verdi mi asla deitirmezdi. Fakat, Bateman bu na razyd. O ince gzelliinin ve dik tuttuu gzel ba nn yansra, ruhunun gzelliini de seviyordu. Ak szll, kat namus anlay ve korkusuz bakyla l kesinin tm kadmlannn en hayranlk verici zelliklerini kendinde toplam gibiydi. Fakat, Bateman onda tipik bir Amerikan kadnndan ok daha fazlasn buluyordu. Elisabeth'in ekicilii evresiyle ilikili gibiydi ve dn yada Chicago'dan baka yerde byle bir kadm bulunma yacandan emindi. imdi onun gururuna ar bir darbe vuraca dncesiyle bir an sarsld; Edward Barnard' dndnde yreinde bir fke parlad. Sonunda tren Chicago'ya vard ve Bateman uzun caddelerdeki gri yaplan grnce sevindi. State ve Wa bash Caddelerini, kalabalk kaldnmlan, hummal trafii ve grltsyle grebilmek iin can atyordu. Evine dn mt. Amerika'nn en nemli kentinde domu olmak tan mutluydu. San Francisco taral, New York fazla ki bard; Amerika'nn gelecei ekonomik olanaklanm geli tirmesine balyd ve Chicago, konumu ve insanlannn enerjisiyle, lkenin gerek bakenti olmaya yazglyd. "Umann, onun dnyann en byk kenti olduunu grecek kadar yaarm," diye iinden geirdi Bateman perona inerken. Babas onu karlamaya gelmiti; sk bir tokala madan soma, uzun boylu, salam yapl bu iki adam, ay60

ni drst yzleri ve ince dudaklaryla, istasyondan kt lar. Bay Hunter'm darda bekleyen otomobiline bindi ler. Bay Hunter caddeyi seyreden olunun mutlu ve gu rurlu bakn yakalad. "Dndne sevindin mi, oul?" diye sordu. "Hem de nasl," dedi Bateman. Gzleriyle sonu gelmeyen trafii seyrediyordu. "Herhalde, senin Pasifik adasnda bu kadar trafik yoktur," diye gld Bay Hunter. "Oralar nasl buldun?" "Chicago'yu aradm, baba," diye yantlad Bate man. "Edward Barnard' yannda getirmedin demek." "Hayr." "Peki o nasld?" Bateman bir an sessizleti, gzel ve duyarl yzn de bir glge olutu. "Bu konuda konumak istemiyorum, baba," dedi sonunda. "Sen bilirsin, olum. Annenin bugn ok mutlu ola cana bahse girerim." Loop blgesindeki kalabalk caddelerden getiler, gl boyunca yol alp sonunda Fransa atolarnn tpatp kopyas byk bir evin nnde durdular. Bay Hunter bu evi yllar nce kendisi iin yaptrmt. Bateman odasn da yalnz kalr kalmaz hemen telefonda bir numara ba latt. Alcnn ucundaki sesi duyunca yrei hoplad. "Gnaydn, Isabel," dedi en bir sesle. "Gnaydn, Bateman." "Sesimi nasl tandnz?" "Son duyduumdan bu yana pek deimedi. Hem, aramanz bekliyordum." 61

"Sizi ne zaman grebilirim?" "Yapacak daha iyi bir iiniz yoksa, bu akam yemeini bizimle yiyebilirsiniz." "Daha iyi bir iim olamayacan siz de biliyorsu nuz." "Herhalde anlatacak ok haberiniz vardr!" Isabel'in sesinde bir endie okur gibiydi. "Evet," diye yantlad. "Akama anlatrsnz. Hoakalm." Ve gen kz telefonu kapatt. Kendisiyle son derece ilgili bir haberi renmek iin saatler boyu bekleyebile cek olmas ona yakan bir zelliiydi. Bateman'a gre onun bu kendine egemen oluunda byk bir cesaret vard. Akam yemeinde, kendisi ve Isabel dnda yalnz ca kzn anne ve babas vard. Bateman onun yemek bo yunca konumay gndelik sylei konularna yneltme abalarn hayranlkla izledi; bu tpk giyotine giden bir markizin gnlk ev ileriyle ilgilenmesi gibiydi. Narin yz izgileri, st dudann soylu ksal ve kabark sa lar ona yine bir markizi anmsatt; hi kukusuz, bu k zn damarlarnda Chicago'nun en soylu kan akmaktay d. Yemek salonu da gen kzn gzelliine yakan bir yerdi. Bu ev, Elisabeth'in Venedik'te Byk Kanal'da grm olduu bir sarayn kopyas olarak yaplm, bir ngiliz uzman tarafndan 15. Louis bieminde denmi ti; bu zevk sahibi kraln adna yakan dekorasyonu evin gzelliine daha bir anlam katyordu. nk Isabel akl zenginiydi; syleisi ne kadar hafif olursa olsun, asla

62

dncesiz deildi. u anda. annesiyle leden sonra grm olduklar bir mzikal oyundan, bir ngiliz airin Auditorium'daki konumasndan, politik durumdan, babasmnksa sre nce New .York." tan elli bin dolara ald tablodan sz ediyordu. Onu byle dinlemek Bateman' ferahlatyordu. Yeniden uygar dnyaya, kltr ve been; merkezine dnm olduuna inanabiliyordu; elinde olmadan iinde uyanan karamsar dnceler so nunda susmulard. "Ahh, Chicago'ya dnmek ne kadar gzel" dedi. Sonunda yemek bitti ve salona geerlerken Isabel annesine dnd: "Bateman'i odama gtreceim. Onunla konuacak ok eyimiz var." "Pekl, gzelim," dedi Bayan Longstaffe. "Konu manz bittiinde baban ve ben Madam du Barry salonu'nda olacaz." Isabel gen adam st kata kard ve onun tatl an larnn bulunduu odaya ald. Gen adam bu oday ok iyi bildii halde, her defasnda hayranln belirtmekten geri kalmazd. Gen kadn ona glmseyerek bakt. "Baarl bir dekorasyon yaptrdm umarm," de di. "15. Louis biemine uymayan bir kl tablas bile bu lamazsnz." "Sanyorum, gzel olan da bu. Sizin yaptnz her i en gzeli oluyor." nunenin nnde oturdular ve Isabel dingin, ciddi gzleriyle ona bakt. "imdi bana olanlar anlatr msnz?" diye sordu. "Nasl balayacam bilemiyorum." 63

"Edward Barnard geri dnyor mu?" "Hayr." Uzun, her ikisi iin de trl duygularla dolu bir ses sizlik oldu. Gen adamn ii zordu; gen kzn duyarl kulaklarnn katlanamayaca eyler vard bu ykde; ancak, yalnzca ona deil, kendine duyduu sayg nede niyle de tm gerei anlatmas gerekiyordu. Onlarn yks uzun yllar nce balamt; o ve Edward Barnard niversitede renciyken bir baloda Isabel Longstaffe' grmlerdi. ki gen daha ksa pantalonlu ocukluk yllarndan beri tanyorlard onu; fakat, Elisabeth iki yl nce renimim tamamlamak iin Av rupa'ya gitmiti; soma geri dnen bu gzel gen kzla yeniden tanmak iki gen adam iin de ho bir srpriz oldu. kisi de ona umutsuzca ak oldular, ancak Bateman ksa srede gen kzn gznn yalnzca Edward ' grdn fark etti ve, arkadana duyduu ballk y znden, onlarn srda olma grevine boyun edi. nce ok ac gnler geirdi, fakat Edward'm bu gzel talihe layk biri olduunu kabulleniyordu; deer verdii dost luklarnn bozulmasn istemedii iin de, duygularn hibir zaman aa vurmad. Alt ay soma iki gen ni anlandlar. Fakat, ok gentiler ve Isabel'in babas Ed ward mezun olmadan kzn evlendirmemeye kararlyd. Bu, bir yl demekti. Bateman planlanan evlilikten hemen nceki k gnlerini anmsad; her gece dans, tiyatro, e lence ve partilerle geiyor ve kendisi tm bu anlarnda nc kii olarak yanlarnda bulunuyordu. Arkadann ei olacan bildii halde ona olan sevgisi azalmamt; gl, ona syledii birka sz veya duyduu gven

64

onu mutlu etmeye yetiyordu. Bir yandan, onlarn mutlu luunu kskanmad iin de kendim kutluyordu. Ama, bir ykm oldu. Byk bankalardan biri batt, borsada panik oldu ve Edward Barnard'm babas bir gecede iflas etti. Bir gece evine dnd, karsna be kuruu kalmad m bildirdi ve yemekten soma odasma ekilip kafasna bir kurun skt. Bir hafta soma Edward Barnard, sapsar ve yorgun bir yzle Isabel'e gitti; ondan kendisini zgr brakmas n istedi. Gen kzn yant alayarak kollarm onun boy nuna dolamak oldu. "Bu an daha da zorlatrma, sevgilim," dedi Ed ward. "Seni bu durumda brakabilir miyim sanyorsun? Ben seni seviyorum." "Benimle evlenmeni artk ne yzle isteyebilirim? Hibir umut yok. Be kuruum kalmad." "Umurumda deil. Sem seviyorum." Gen adam nianlsna ne yapmay tasarladn an latt. Hemen para kazanmalyd; eski aile dostlarndan George Braunschmidt onu kendi irketine almay ner miti. Bu adam, Gney denizlerinde ticaret yapyordu ve Pasifik adalarnda birok ubesi vard. Edward birka yllna Tahiti'ye gidip oradaki en iyi mdrlerin yann da ticaretin inceliklerini rendii takdirde, bu sre so nunda onu Chicago'daki ubesine alacana sz vermi ti. Bu olaanst bir frsatt; gen adam b aklamay bitirdiinde Isabel'in gzleri glyordu. "Seni deli ocuk, niin yleyse gnmz zehir et tin?" 65

Bu szler gen adamn yzn aydnlatmaya yetti. "Isabel, beni bekleyeceini mi sylemek istiyor sun?" "Sen buna demez misin?" "Ah, benimle alay etme. Ltfen ciddi ol, bu i iki yl demektir." "Hi korkma. Seni seviyorum, Edward. Geri dnd nde seninle evleneceim." Edward'm patronu gecikmeyi sevmeyen biriydi; ka bul ediyorsa Edward hemen o hafta San Francisco dan kalkan gemiye yetimeliydi. Edward son akam Isa bel Te geirdi. Yemekten sonra Bay Longstaffe, Edward'la zel bir ey konuacan syleyerek, gen ada m sigara salonuna gtrd. Adam kznn ona sz ettii plan yemekte anlayla karlam olduu iin, Edward onun ne konuacan kestiremiyordu. Ama ev sahibinin biraz skntl olduunu fark etmiti. Adanvhavadan su dan sz ederek zaman kazanmaya alyordu. Sonunda konuya girdi. "Arnold Jackson'dan sz edildiini duymusundur herhalde," dedi kalarn atarak. Edward duraklad. Bu konuyu bilmemi olmay yelerdi, ama doal drstl buna elvermedi. "Evet, duydum. Ama, bu uzun yllar nce olmu. Dorusu, ayrntlar pek bilmiyorum." "Chicago'da Arnold Jackson bilmeyen pek az kii var," dedi Bay Longstaffe acyla, "bilmeyen olursa sevi nerek anlatmak isteyenler hemen bulunur. Onun eimin kardei olduunu biliyor muydunuz 0 " "Evet, biliyordum." 66

"Tabii, yllardr onunla grmyoruz, tik frsatta lkeden ayrld ve kimse de onun eksikliini duymad. Tahiti'de olduunu duyduk. Size bir dm var: Oralar da karlarsanz ondan uzak durun. Ancak, onun hak knda haber yazarsanz, ben ve Bayan Longstaffe ok honut oluruz." "Pekl." "Size tm sylemek istediim buydu. imdi, bayan larn yamna dnsek iyi olur," Birok ailede, eer komular z yumabilmi olsa, unutmak isteyecekleri bireyler vardr; ve birka kuak getikten sonra bunlarn nleri romantik bir an olarak kalabiliyorsa ansl saylrlar. Ama, o birey yayorsa ve iledii su alkolizm veya apknlk gibi "canm, kendi ne etti," dedirtecek trden de deilse, yaplacak tek ey susmaktr. Longstaffelar da Arnold Jackson iin ayn e yi yapmlard. Onun szn hi etmediler. Yaam ol duu sokaktan bile gemediler. Kars ve ocuklarnn, yoksulluk ekmemeleri iin, Avrupa'ya getmeleri ko uluyla bakmlarn zerlerine aldlar. Arnold Jack son n ansn silebilmek iin ellerinden geleni yaptlar, ama olayn insanlarn belleklerinde hl kt gnk gibi taze olduunu biliyorlard. Arnold Jackson bir aile nin iinden kabilecek en kara koyundu. Zengin bir banker, dindalar arasnda saygn bir yeri olan, yalnzca geni ilikileri nedeniyle deil, drst zyapsyla da se vilen bu adam bir gn dolandrclk suundan tutuklan mt. Yarglama srasnda ortaya kan durum yle bir anlk aymazlkla aklanabilecek trden deildi; sistemli ve bilerek birok insann parasn arpmt. Arnold 67

Jackson bir alakt. Yedi yl hapse mahkum olduunda ok kimse ucuz kurtulduunu dnmt. O akamn sonuna doru iki sevgili birbirlerine oaiiik" antlar ierek ayrldlar. Isabel'n yal gzleri Edward'n tutkulu akyla biraz avunabiliyordu. Gen kz tuhaf duygular iindeydi. Hem ondan ayrlmak zor geliyordu, hem de sevildii iin mutluydu. Tm bunlar iki yl nce olmutu. O gnden bu yana her posta gemisiyle Edward'dan dzenli olarak mektup geldi. Posta gemisi ancak ayda bir geliyordu; toplam yirmi drd bulan ve seven bir adamn yazaca trden mektuplard. ten ve dokunakl, bazan neeli, bazan da hzn doluydu. lk mektuplarda Isabel'e ve Chicago'ya duyduu zlem o kadar yankt ki endielenen gen kz ona dayanmas gerektiini yaz d. Gen adamn bu ans tepip geri gelmesinden korku yordu. Sevgilisine dayanma gc konusunda o nl iir den dizeleri anmsatt: Seni bu kadar ok sevemezdim, ey gzel, Eer onurumu daha ok sevmeseydim. Soma, Edward'n yatt anlald ve Isabel onun, dnyann o unutulmu kesine Amerikan yntemlerim retiyor olmasndan ok mutlu oldu. Fakat onu tanyor du: Tahiti de kalmas gereken en ksa sre olan bir yln bitiminde hemen eve dnmek isteyeceini biliyor ve onu bundan vazgeirmeyi dnyordu. nk ismi ok iyi renmeliydi ve bir yl bekleyeblmlerse, neden bir yl daha bekleyemesmlerdi? Bu konuyu Bateman Hunter'a

68

at; o, Edward gittikten sonraki en zorlu ilk gnlerde hep yannda olmutu. kisi de EdwardTn mesleinde ilerlemesinin her eyden nce gelmesi gerektiine karar verdiler. Ancak, zaman ilerleyip de EdwardTn geri dn mek istediiyle ilgili bir iaret gelmeyince rahat birer so luk aldlar. "Ne kadar akll, deil mi?" dedi Isabel gururla. "Sonuna kadar bir centilmen," diye yantlad Bateman. - "Mektubundaki satr aralarn okuyabiliyorum; ora daki yaantdan nefret ettii anlalyor; ama katlanyor, nk ..." Gen kzn yz al al oldu ve Bateman, o sevimli ciddi glmseyiiyle, onun szn tamamlad: "nk sizi seviyor." "Kendimi ok sradan duyumsuyorum," dedi Isabel. "Siz olaanst birisiniz, Isabel, olaanst." kinci yl da geti ve Elisabeth her ay Edwarddan mektup ald; ancak, bu mektuplarda dnten hi sz et meyii tuhaft. Edward sanki Tahiti'ye temelli yerlemi gibi yazyordu.' Elisabeth aknd. Son mektuplar yeni den birka kez okudu ve imdi gerekten satr aralarn da, o zamana kadar gznden kam olan bir deiiklii fark etti. Son mektuplar da yine sevgi ve duygu doluy du, fakat tonlar farklyd. Kendi cinsine zg bir ig dyle bu mektuplarda onu artan bir hoppalk vard. Bunlar yazan EdwardTn tand Edward olduundan kuku duyuyordu. Tahiti'den mektup geldiinin ertesi gn. Bateman ile gezerlerken gen adam ona sordu: "Edward ne zaman yola kacan yazyor mu?"

69

"Hayr, bundan sz etmiyor. Oysa, yazmasn bekli yordum." "Hi mi sz etmiyor?" "Edward T bilirsiniz," diye gld gen kz, "onda zaman kavram yoktur. Belki de siz bir dahaki sefere ona yazdnzda ne zaman dnmeyi dndn so rarsnz." - Gen kzn tavnlan umursamaz gibiydi, ama Bateman'n duyarl yrei onun bu szlerinde ivedi bir yar-: dm ars okuyordu. Hafife gld. "Elbette, yazp sorarm. Ne dndn biz de reniriz." Birka gn soma yine karlatklarnda Isabel onun da endieli olduunu anlad. Edward Chicago'dan ayrl dndan bu yana ok sk bir arada olmular, birbirlerinde sevdikleri kii hakknda rahat, konuabilecekleri birer dost bulmulard. Bu yzden Isabel BatemanTn yz^ an latmn ok iyi biliyordu; saklamaya almas bounayd. Bir eyler gen kadna onun akn ve dank yz anlatmnn Edward'la ilgili olduunu sylyordu ve bu nu renmeden rahat edemezdi. "Sorun u," dedi Bateman sonunda, "dolayl bir yol dan EdwardTn artk Braunschmidt irketinde almad n rendim; dn bir raslant sonucu Bay Braunsch midt'i grnce ona sordum." "Evet?" "Edward onlardan aynlal neredeyse bir yl oluyor mu." "Bundan hi sz etmeyii ne kadar tuhaf:" Bateman bir an duraklad; fakat bu noktadan geriye 70

dn yoktu, ne kadar sknt verirse versin, bildiini t myle anlatacakt. "Onu kovmular." "Ama, nasl olur?" "Birka kez uyarmlar ve sonunda iten karm lar. Tembel ve yeteneksiz olduunu bildirmiler." "Edward m?" Bir sre ikisi de sessiz kaldlar, gen adam IsabePin aladn grd. Bir igdyle onun elini yakalad. "Oh, hayr, sevgili Isabel, ltfen yapmayn," dedi. "sizi byle grmeye dayanamam." Gen kz o kadar sarslmt ki elini ekmeyi d nemedi. Bateman onu avutmaya alt. "Bu anlalr gibi deil. Hi Edward yle ey yapar m? Kesinlikle bir yanl anlama vardr." Gen kz bir sre konumad, soma titreyen bir ses le sordu: "Sence son mektuplarnda bir tuhaflk yok muydu?" Baka bir yne bakmaya alan gzleri yalyd. Bateman nasl yantlayacan bilemedi. "Bir deiiklik olduunu fark ettim," diye kabul etti. "Onda hayran olduum o ciddilii yitirmi gibiydi. Nere deyse, hibir nemli eyi umursamaz gibi yazyordu." Isabel yamt vermedi. Rahat konuamyordu. "Belki de sizin yazm olduunuz mektuba yant verdiinde, ne zaman dneceini yazar. Beklemekten baka yapacak bir ey yok." Edward'dan ikisine de yeni birer mektup geldi, yine dn konusuna hi deinmiyordu; belki de Bateman'n son mektubunu almadan nce yazmt. Bir somaki pos71

tadan kesinlikle bir yant gelecekti. Sonraki posta da gel di ve Bateman ald mektubu Isabel'e getirdi; gen kz onun yzndeki anlatmn bozuk olduunu grd. Mek tubu batan sona dikkatle okudu; soma, dudaklarn s rarak yeniden okudu. "Tuhaf bir mektup bu," dedi. "Hibir ey anlamyo rum." "Sanki benimle alay ediyor," dedi kzgn bir yzle Bateman. "Okurken yle grnyor, ama bunu isteyerek yap tn sanmyorum. Bu, hi Edward'a benzemiyor." "Dnten hi sz etmiyor." "Onun sevgisinden kuku duymasaydm, dnr dm ki... Ah, ne dndm pek bilemiyorum." O zaman Bateman, btn gn aklndan geirdii ta sarsn at. Babasmn, artk kendisinin de ortak olduu ve her marka otomobil paralar reten irketi Honolulu, Sydney ve Wellington'da ubeler amaya hazrlanyordu. Mdrlerden birinin yerine Bateman kendi gitmeyi nerdi. Wellington'dan dn zaten Tahiti yoluyla olu yordu; bylece EdwardT grebilirdi. "Bu ite bir bit yenii var ve bunu ortaya karmak istiyorum. Tek zm yolu bu." "Oh, Bateman, nasl bu kadar iyi ve nazik olabilir siniz?" "Sizin mutluluunuz iin dnyada yapamayacam ey yoktur, Isabel, bunu bilirsiniz." Gen kz onun yzne bakp ellerini uzatt. "Harikasnz, Bateman. Dnyada sizin gibi biri olabi leceini dnemezdim. Size nasl teekkr edebilirim?" 72

"Teekkrlerinizi istemem. Yalnzca size yardm et meme izin vermenizi istiyorum." Gen kz baklarn eerken yz pembeleti. Ona o kadar almt ki ne kadar yakkl olduunu unut mutu. O da Edward gibi uzun boylu ve glyd; ancak Edward'dan daha esmer ve soluk yzlyd. Onun da kendisini sevdiini biliyordu. Ona kar iinde bir seve cenlik vard. te, Bateman imdi bu yolculuktan dnyordu. Yolculuun i yan umduundan uzun srmt; bu arada iki dostu konusunda dnecek epey zaman ol mutu. Vard sonuca gre, Edward'm eve dnmesini engelleyecek ciddi bir neden olamazd; belki bir biimde gururu incinmiti, ama bunun iin dnemeyeceini d nrken Isabel'in mutsuzluunu da hesaba katmalyd. Edward onunla birlikte Chicago'ya dnmeli ve Isabel'le evlenmeliydi. Ona Hunter Otomobil irketi'nde bir i bulunurdu. Bateman kanayan yreiyle, kendi zararma da olsa, sevdii bu iki insan mutlu edebilmenin heyeca nn tayordu. Bateman asla evlenmeyecekti. Edward ve Isabel'in ocuklarna isim babal edecek ve uzun yllar soma, belki ikisi de lm olduklarnda, Isabel'in kzma annesini ne kadar sevmi olduunu anlatacakt. Bateman bu am dndke gzleri bulutlanyordu. Edward'a srpriz olsun diye geliini telgrafla bildir memiti; Tahiti'ye ayak bastnda ube mdrnn olu olduunu syleyen gen birinin onu Fleur Oteli'ne g trmesine ses karmad. Bir yandan, dostunun ofisine hi habersiz gittiinde, onun yznn alaca biimi d nyordu. -73

"Gelmiken soraym," dedi yolda giderlerken, "Bay Edward BarnardT nerede bulabilirim?" "Barnard m?" dedi gen adam. "Bu ad tamyor gi biyim." "O bir Amerikal. Uzun boylu, ak kahve sal ve mavi gzl. ki yldan uzun bir sredir burada yayor." "Ah, elbette. imdi kimden sz ettiinizi anlyo rum. Bay Jacksonn yeeni demek istiyorsunuz." "Kimin yeeni?" "Bay Arnold Jackson." "Ayn kiiden sz ettiimizi sanmyorum," diye kes ti Bateman. armt. Arnold Jackson'un, o herkesin bildii ve mahkum olduu utan verici adm buralarda da kullan yor olmas tuhaft. Fakat Bateman, yeeni diye tantt kiinin kim olabileceini kestiremiyordu. Bayan Longstaffe onun tek kz kardeiydi ve baka erkek kardei yok tu. Bu arada, yanndaki gen adamn konutuu ngiliz ce'nin yerli vurgusuna katm fark etti ve, gz ucuyla baktnda, onun melez olduunu anlad. Tavrlanndaki gurur da gzden kamyordu. Otele vardlar. Odasn ayarladktan soma Bateman Braunschmidt irketine nasl gidebileceini sordu. Deniz kysnda olduunu renin ce sevindi, gemide geirdii sekiz gnden soma ayan salam topraa basarak kyda yrmek hotu. Orada Ba teman kartvizitini mdre gnderdi, yan maaza yan de po olan bir odada bekledi ve soma gzlkl, yan kel ve iman bir adamn oturduu mdr odasna alnd. "Bana Bay Edward BarnardT nerede bulabilecei mi syler inisiniz? Sizin burada bir sre altm bili-' yorum." 74

"Evet, alt. imdi nerede olduunu bilmiyorum." "Fakat, buraya Bay Braunschmidt'in zel tavsiye siyle gnderildiini sanyordum. Bay Braunschmidt'i iyi tanrm." iko adam Bateman'a kukucu ve hesap gzlerle bakt. Depodaki raklardan birini ard. "Hey, Henry, Barnard'm imdi nerede altn bi len var m?" "Cameronlarm yannda altn sanyorum," diye bir yant geldi grnmeyen birinden. iman adam bayla dorulad. "Buradan ktnzda sola dnp yrrseniz da kikada Cameronn dkknna varrsnz." Bateman bir sre duraklad. "Size sylemem gerekiyor, baym, Edward Barnard benim en iyi arkadamdr. Bu nedenle Braunschmidt irketinden ayrldn duymak beni artyor." iman adamn gzleri bir nokta kadar kld; bu inceleme BatemanT o kadar rahatsz etti ki yz kzard. "Demek ki Braunschmidt irketiyle Edward Bar nard'm ticaret anlaylar farkl olsa gerek," dedi sonun da mdr. Bateman adamn tavrlarn beenmemiti, bu ne denle gururla ayaa kalkt ve onu rahatsz ettii iin zr dileyerek kt. Oradan ayrlrken iinde, bu adamn ona bir eyler sylemek isteyip de konuamad gibi, tuhaf bir duygu vard. Gsterilen ynde yryp ksa s re iinde Cameronlarm dkknm, buldu. Bu, yol boyun ca yarm dzinesine raslad trden, yerlilere perakende sat yapan bir dkknd. eri girdiinde ilk grd ki75

i, gmleinin kollarn svam ve pamuklu bez lmek te olan Edward Tn.ta kendisiydi. Onu byle sradan bir i yaparken grmekten bir an sarsld. O anda, ban kald ran Edward onu grnce bir sevin l att. "Bateman! Seni hangi rzgr buraya att?" Tezghn zerinden kollarn uzatp BatemanTn el lerine sarld. Tavrlar o kadar doald ki sknt duyan kii Bateman olmutu. , "Dur bekle, hele u paketi bir saraym da." Tam bir ustalkla makas kuman zerinde yrtp paray kesti, katlayp paket yapt, sonunda beklemekte olan kara derili mteriye uzatt. "Kasaya deyin, ltfen." Soma, glmsedi ve ldayan gzlerini Bateman'a evirdi. "Nasl buralara kadar gelebildin? Heey, seni grdme'sevindim. Otur, sadk dostum, rahatna-bak." "Burada konuamayz. Benim otelime gidelim. Umarm iini brakabilirsin." Bu son szleri biraz endieyle sylemiti. "Elbette brakabilirim. Biz Tahiti'de ticareti o kadar resmi yapmayz." br tezghn arkasnda duran bir inli'ye seslendi: "Ah-Ling, patron gelirse Amerika'dan gelen bir ar kadamla ktm sylersin." "Okey," dedi inli srtarak. Edward srtna bir ceket geirip apkasn giydikten sonra Bateman'la dkkndan dar kt. Bateman konu yu hafife almaya alarak sordu: "Seni byle tezgah-bainda, pasakl bir zenciye- be metre bez satarken greceimi dnmemitim." 76

"Braunschmidt beni kovdu; sonra, ne i yapsam fark etmez diye dndm." EdwardTn ak szll BatemanT artt, ama bu konuyu stelemenin doru olmayaeam dnd. "Herhalde, bu ite bir servet yapabileceini dnmyorsundur," dedi kuru bir sesle. "Hayr. Fakat, kafam ve bedenimi salam tutacak kadar kazanyorum; bu bana yetiyor." "ki yl nce byle dnmezdin." "Yalandka daha bilge oluyoruz, herhalde," diye yantlad Edward neeyle. Bateman ona gz ucuyla bakt. Edward'm pantalonu tszd ve banda yerlilerin giydii trden bir hasr apka vard. Eskisinden daha zayft, gneten yanmt ama daha yakkl olmutu. D grnnde BatemanT rahatsz eden bir ey vard. Yrynde bir kaygszlk, davranlarnda bir aldrmazlk ve nedeni bilinriyen bir neesi vard; Bateman buna kzamyor, ancak rahatsz oluyordu. "Bu durumundayken neeli olacak ne buluyor, bil mem ki?" diye iinden sylendi. Otele geldiler ve terasta oturdular. inli bir garson onlara kokteyl getirdi. Edward Chicago'dan gelen haber leri duymak iin sabrszlanyor, arkadam soru bombar dmanna tutuyordu. Merak doal ve itendi. Fakat, tu haf olan ey meraknn bir sr ufak tefek konuya dal m olmasyd. Isabel'in sal kadar Bateman Tn baba snn ilerini de renmeye can atyordu. Nianlsndan sz ederken hi eziklik duymuyordu; sanki gelecekteki ei deil de kz kardeiymi gibiydi. Bateman onun sz-

77

lerini tam yorumlayamadan, konumann bir sre sonra tmyle babasnn motor ilerinde younlatn fark et ti. Ama, sz IsabeFe getirmeye kararlyd; bunun iin bir frsat kollarken, Edward'm birine el salladn grd. Bir adam terasta onlara doru geliyordu, fakat Bateman srt dnk olduu iin kim olduunu gremiyordu. "Gelin, bizimle oturun," dedi Edward glerek. Yeni gelen adam yaklat. Uzun boylu, ince yapl, kvrck beyaz salyd ve beyaz pantalon giymiti. Yz de inceydi, uzun karga burnu ve anlaml bir az vard. "Bu, benim eski dostum Bateman Hunter. Ondan si ze sz etmitim," dedi Edward srekli glmseyerek. "Tantmza sevindim, Bay Hunter. Babanz es kiden tanrdm." . Yabanc elini uzatt ve gen adamn elini gl ve dosta skt. Ancak o zaman Edward gelen kiinin adn syledi: "Bay Arnold Jackson" Bateman in yz sapsar oldu ve elinin souduunu duyumsad. Oydu; dolandrc ve sabkal olan bu adam Elisabeth'in daysyd. Ne syleyeceini bilemedi. a knln gizlemeye alt. Arnold Jackson ona ldayan gzlerle bakyordu. "Gryorum ki adm size yabanc deil." Bateman evet veya hayr diyemedi; durumun daha da zor yan, hem Jackson hem de Edward bundan elen mi gibiydiler. Bu adada en son karlamak istedii adamla tanmaya zorland yetmiyormu gibi, gln duruma da dmt. Belki de bu yargya abuk varm t; nk Jackson ara vermeden ekledi: 78

"Longstaffe ailesine yakn olduunuzu sanyorum. Mary Longstaffe kz kardeim olur." Bateman Arnold Jackson'un nasl olup da Chica go da bilinen en byk skandaldan onun haberi olmaya can dnebildiine at. Sonra, Jackson elini Edward'm omzuna koydu. "Oturmam, Teddie," dedi. "im var. Ama siz iki delikanl bu akam yemeine bize arlsnz." "Gzel," dedi Edward. "ok naziksiniz, Bay Jackson," dedi Bateman so uk bir sesle, "ancak, benim zamanm ok kstl, gemim yarn kalkyor; bu nedenle gelemezsem, umarm ba larsnz." "Oh, sama. Size yerli mutfandan piireceim. Eim harika bir adr. Teddie size yolu gsterir. Gn batmn seyredebilmek iin erken gelin. sterseniz ikini ze de birer yer yata aarz." "Tabii, geleceiz," dedi Edward. "Zaten, vapur gel dii gnn akam otellerde grltden geilmez. iftlik evinde daha rahat edersin." "Sizi koyvermiyorum, Bay Hunter," diye srdrd Jackson iten bir sesle. "Chicago ve Mary hakknda her eyi duymak isterim." Bayla selamlad ve Bateman tek sz edemeden oradan ayrld. "Tahiti'de biz nayn'dan anlamayz," diye gld Ed ward. "Ayrca, adadaki en nefis yemekleri yiyeceksin." "Einin iyi bir a olduunu sylerken ne demek istedi? Oysa, einin Cenevre'de olduunu iyi biliyorum." "Bir e iin ok uzak bir yer, deil mi?" dedi Ed79

ward. "Hem uzun sredir onu grmyor. Szn ettii baka bir ei olmal." Bateman bir sre sessiz kald. Yznde ciddi izgi ler olumutu. Ban kaldrnca EdwardTn gzlerinde elentili bir anlatm grd ve yz kzard. "Arnold Jackson iren bir dolandrcdr," dedi. "Korkarm ki yle," dedi Edward glmseyerek. "Drst bir adamn nasl byle biriyle grebilece ini anlayamyorum." "Belki de ben drst biri deinindir." "Onunla sik gryor musun, Edward?" "Evet, ok sk. Beni yeeni olarak gryor." Bateman ne doru eildi ve EdwardTn gzlerinin iine bakt. "Onu beeniyor musun?" "Hem de ok." "Ama, bilmiyor musun, burada kimse bilmiyor mu onun bir dolandrc ve sabkal olduunu? Bu adamn uygar bir toplumdan dlanmas gerekir." Edward bir sre elindeki purodan ykselen duman halkalarn seyretti. Sonunda: "Onun birok ktlk yapm olduuna inanyo rum," dedi. "Ayrca, bir insanm cezasn ekmi olmas nn sularn balatmayacann da bilincindeyim- O dolandrc ve iki yzl biriydi. Bundan kaamazsn. Ama, ondan daha ho bir yol arkadana raslamadm. Bildiim her eyi bana o retti." "Sana ne retebildi ki?" diye haykrd Bateman aknlkla. "Yaamay."

80

Bateman alayc bir gl koyverdi. "Ne hoca ama! Onun dersleri sayesinde mi servet yapma ansn yitirdin ve imdi on sentlik bir dkknn tezgh gerisinde geinmeye alyorsun?" "Onun olaanst bir zyaps var" dedi Edward glmseyerek. "Ne demek istediimi belki, bu akam g rrsn." "Eer onun arm sylemek istiyorsan bu yeme e gitmeyeceim. Hibir ey beni bu adamn evine ayak basmaya zorlayamaz." "Beni seviyorsan gel, Bateman. Seninle uzun yllar arkada olduk, imdi bu isteimi kracak msn?" Edward'm sesinde imdi Bateman iin yeni bir tit reim vard. Bu sesin yumuakl tuhaf derecede kand rcyd. "Eer byle dnyorsan, gelmek zorundaym, Edward," diye glmsedi. Bateman ayrca Arnold Jackson hakknda bireyler renebilmenin iyi olacan da dnd. Bu adamn Edward zerinde byk etkisi olduu akt; onunla baedebilmek istiyorsa, kiminle savatn bilmeliydi. EdwardTa konutuka onda bir deiim olduuna inan maya balad. Bateman, admlarn dikkatli-atmas ge rektiine inanarak, ziyaretinin gerek nedenini ortam daha ak grebildii ana kadar saklamaya karar verdi. Havadan sudan konumaya balad; yolda grdklerin den ve. yaptklarndan, Chicago'nun politik yaamn dan, ikisinin de niversiteden tand arkadalardan sz etti. Sonunda Edward iine dnmesi gerektiini syleye81

rek kalkt; akam saat bete Bateman'a urayp almay ve Arnold Jackson n evine birlikte gitmeyi nerdi. "ey, aklma geldi, ben senin de bu otelde kaldn sanyordum," dedi Bateman birlikte karlarken. "Bura da eli yz dzgn tek otel burasym." "Hayr," diye gld Edward. "Bana pahal gelir. Kent dnda bir oda kiraladm. Ucuz ve temiz b yer." "Yanl anmsamyorsam, Chicago dayken sen by le eylere ok nem verirdin." "Chicago, ha!" "Niye Edward? Oras dnyann en byk kenti." "Biliyorum," ddi Edward. Bateman kaamak bir bakla inceledi, ama bu yz den bir ey okuyamad. "Oraya ne zaman dneceksin?" "Buna karar veremiyorum," diye glmsedi Edwardi. Bu yant ve syleni biimi Batemani sarst. Fakat, bir aklama istemesine frsat kalmadan Edward ge mekte olan motosikletli bir meleze el sallyordu. "Beni de al, Charlie," diye bard. BatemanT bayla selamlayp motosikletin ardndan kotu. Giderken, BatemanT da kafasnda zlmesi ola naksz bir yn dmle babaa brakyordu. Edward akam yallktan arplm bir atm ektii bir arabayla geldi ve birlikte deniz kysndaki bir yoldan gittiler. Her yanda geni hindistancevizi ve vanilya ift likleri, arada bir byk mango aalarnn gr yeil yap raklar arasnda kzl ve pembe renkli meyvalar, daha tede mavi ve dingin bir koy, kk adacklarda zarif 82

palmiye aalan grnyordu. Arnold Jackson n evi kk bir tepenin stndeydi; ancak bir patikayla ula labildii iin at zp bir aaea baladlar, arabay da yol kysnda braktlar. Bu iler Bateman'a biraz kayg szca yaplm gibi geliyordu. Eve ulatklannda uzun boylu, artk gen olmayan ama gzel bir yerli kadn on lar karlad; Edward onun elini itenlikle skt. Bate man T tantrd. "Bu, arkadam Bay Hunter. Size akam yemeine geldik, Lavina." "ok gzel," dedi kadn ksa bir glmsemeyle. "Arnold henz dnmedi." "Biz kyya gidip biraz yzeceiz. Bize birka pa reo kartver." Kadn bayla onaylayp eve girdi. "Kim bu kadn?" diye sordu Bateman. "Oh, Lavina m? Arnoldn kardr." Bateman dudaklann srd, ama bir ey demedi. Az soma kadm bir bohayla dnd ve onlan Edward'a verdi. ki gen dik bir yokutan hoplaya zplaya, hindistancevizi aalannm bir bek oluturduu deniz kysna indiler. Giysilerini kardlar; Edward arkadana krmz pamuk ludan bir bez paras olan pareoyu nasl mayo biiminde balayacan gsterdi. Az sonra, lk ve s sularda ama tayla yzyorlard. Edward ok endi. Kahkaha atyor, banyor ve ark sylyordu. Sanki on be yanda gibiydi. Bateman onu hi bylesine neeli grmemiti. Sonra, du ru havada birer sigara yakp kumsala uzandklannda Bate man onun bu dayanlmaz tasaszhma ap kald. "Sen buradaki yaamdan mutlusun," dedi. 83

"Evet." Bir hrt iitip dndklerinde Arnold Jacksonn onlara doru geldiini grdler. "Burada olduunuzu duyunca sizi almaya geldim," dedi. "Suyu beendiniz mi, Bay Hunter?" "ok gzel," dedi Bateman. Arnold Jackson gndz giydii pantalonun yerine beline bir pareo dolamt ve ayaklan plakt. Bedeni gnete iyice kararmt. Uzun, kvrck salan ve yerli petemalm gururla tayan yz anlatmyla doast bir grnts vard, ama o bunun bilincinde deildi. "Hazrsanz, yukan kabiliriz," dedi Jackson. "Durun, stm giyeyim," dedi Bateman. "Ama, Teddie, arkadana da kuru bir pareo getir medin mi?" "O yle istedi," diye glmsedi Edward. ^ "Evet, bunu yelerim," dedi Bateman. Pantajlb ve gmleini giyerken Edward'm ustaca petemala sannp hemen hazr olduunu grd. Ona sordu: "Ayakkabsz bu tal yolda yrmen zor olmayacak m?" "Oh, altm." ^ "Kentteki iten dndkten soma pareo giymek rahat oluyor," dedi Jackson. "Burada uzun sre kalacak olsay dnz size pareo giymenizi nerirdim. imdiye kadar grdm en kullanl giysi bence. Hem serin, hem ra hat, hem de ucuz." Eve kadar yrdler; Jackson onlan tavan ak, be yaz kire badanal ve geni bir odaya ald. Bateman orta daki yemek masasnda be kiilik takm olduuna dikkat etti. 84

"Eva, gel de Teddie'nin arkadayla tan, sonra kokteyl hazrlarsn," diye seslendi Jackson. Sonra BatemanT uzun ve alak bir pencereye gtrd. "Bakn," dedi dramatik bir kol devinimiyle. "iyi ba kn." Altlarndaki yokutan, aa denize kadar hindistan cevizi aalan uzanyordu. Ve denizin stnde akam gnei bir gvercin gs gibi rengarenk parlyordu. Bi raz tedeki koyda bir yerli kynn beklenmi kulbe leri, denizde bir kayk iinde balk tutmakta olan birka yerli grnyordu. Tm bunlann gerisinde Pasifik Okyanusu'nun engin dinginlii ve yirmi mil kadar tede, bir airin imgesinden km gibi hayal meyal seilen Murea adasnn akl almaz gzellii vard. Her ey o ka dar gzeldi ki bir sre BatemanTn dili tutuldu. :41Hi bylesini grmemitim," dedi sonunda. Arnold Jackson onun biraz nnde dikilmiti, gz lerinde dalgn bir glmseme okunuyordu. nce. dn celi yz ciddiydi. Bateman ona gz ucuyla baktnda bu yzdeki anlam zenginliini bir kez daha belleine yazd. "Gzellik," diye mrldand Arnold Jackson. "G zellii her zaman yz yze grmek nasip olmaz. Ona iyi' bakn, Bay Hunter, u grnm bir daha gremeyebilirsiniz, nk geicidir, ama yreinizde silinmez bir am brakacaktr. Sonsuzlua dokunduunuzu anlarsnz." Sesi derin ve yanklyd. Sanki saf idealizm solu yordu ve Bateman kendine, bu konuan adamn sahtekar ve acmasz bir dolandrc olduunu anmsatmak zorun85

da kald. O srada Edward bir ses duymu gibi arkasma bakt. "Sizi kzmla tantraym, Bay Hunter." Bateman kzla tokalat. Kara gzleri iri ve gzeldi, gle azlyd, ama derisi kahverengiydi ve kmr ka ras kvrck salar omuzlarndan yaylyordu. Pembe pamukludan Hubbard biemi bir nlk giysi iindeydi, ayaklar plakt ve banda kokulu beyaz ieklerden bir ta vard. ok gzeldi, sanki Polinezya'mn ilkyaz tannasyd. Gen kz biraz sklgand, ama Bateman ondan daha ok utanmt; btn bu olanlar doru bulmuyordu; s telik bu peri kznn srahi ve ieleri alp usta ellerle kokteyl hazrlamas onu daha da rahatsz etti. "Onlar biraz sert yap, kzm," dedi Jackson. Gen kz bardaklar doldurdu ve ahane bir glm semeyle her birine servis yapt. Bateman iyi bir kokteyl hazrlayc olarak vnrd, ama bu ikinin tadna bakt nda ok iyi olduunu grd. Jackson konuunun bee niini istem d belli ediine bakarak gld. "Nasl, kt deil, deil mi? Kzma ben rettim; eski Chicago gnlerimde elime su dkecek barmen yok tu. Cezaevinde yapacak bir ey bulamaymca kendi ken dime yeni kokteyl karmlar dnp zaman ldrr dm. Fakat, doruyu konumak gerekirse hibiri sek martininin yerini tutamaz." Bateman sanki midesine yumruk yemi gibi oldu ve yznn nce kzanp soma beyazlatnn bilincine var d. Bir ey sylemesine vakit kalmadan yerli bir hizmeti ocuk byk bir orba kasesiyle ieri girdi ve herkes ma86

saya oturdu. Arnold Jackson biraz nceki szlerinin yapt armla, yine cezaevi gnlerinden sz etmeye bala d. Doal bir havada, yabanc bir niversitedeki anlarn dan sz eder gibi konuuyordu. Szlerini Bateman'a y neltiyor olmas gen adam daha bir utandryordu. Bateman bir ara Edvvard'n gzlerinin zerinde olduunu fark etti, yine elenir gibi bir bak vard. Yz kpkrmz ol du, Jackson'un kendisiyle alay ettiini dnd; ama du rumun ne kadar sama olduunu dnp kendine kzd. Arnold Jackson tek szckle patavatszlk ediyordu ve bu dncesizliine hibir zr olamazd. Yemek ilerledi. Bateman'm nne deiik mezeler kondu; i balk ve ancak grg gerei yutmak zorunda kald bu yemekler aslmda lezzetliydi. Sonra, o akam BatemanT ok yarala yan bir olay oldu. nnde kk bir iek buketi duruyor du; konumu olmak iin bu ieklerin gzelliini vd. "Bu elengi Eva sizin iin yapt," dedi Jackson,'"sa nyorum utand iin onu size veremedi." Bateman elengi eline ald ve gen kza teekkr n belirten birka sz syledi. "Onu banza takmaksnz," dedi gen kz utanga bir glmsemeyle. "Ben mi? Hayr, hi sanmyorum." "Bu, lkenin ho bir geleneidir," dedi Jackson. Ve nnde duran baka bir elengi alp bana koy du. Edward da ayn eyi yapt. "Korkarm ki benim giysim buna uygun deil," dedi Bateman sklarak. "Bir pareo ister misiniz?" diye atld Eva. "Hemen bir tane getireyim." .-. !A:-^ 87

"Hayr, teekkr ederim. Bu giysilerle rahatm." "elengi nasl takacam gster ona, Eva," dedi Ed ward. O anda Bateman en iyi arkadana iinden ilendi. Eva masadan kalkt ve glerek elengi BatemanTn kara salarnn zerine yerletirdi. "Size ok yakt," dedi Bayan Jackson. "yle deil mi, Arnold?" "Elbette yakr." Bateman tm hcreleriyle terliyordu. "Havann kararm olmas ne kt," dedi Eva. "nzn byle fotorafm ekerdik." Bateman yle olduu iin kretti. Lacivert serj ta km elbisesi, kravatl yakas ve banda ieklerden bir elenkle kimbilir ne kadar gln olacam grebiliyor du. Yrei fkeliydi, darya dingin grnebilmek iin mrnde bu kadar aba gstermemiti. Masann bamda oturan, yan plak, kvrck ak salan iekli ve yznde bir ermi anlatm olan bu yal adama kzyordu. Tm ortam akl almaz bir samalkt. Sonunda yemek bitti; Eva ve annesi sofray toplar ken erkek verandaya getiler. Gece scakt ve havada beyaz gece ieklerinin kokusu vard. Bulutsuz gky znde dolunay engin denizde bir yol izip sonsuzlua akp gidiyordu. Arnold Jackson konumaya balad. Sesi gr ve uyumluydu. imdi yerlilerden ve lkenin eski sylencelerinden anlatyordu. Gemi tarihten, bilinme yene yaplan tehlikeli yolculuklardan, ak ve lmden, nefret ve den sz ediyordu. Uzak adalan kefeden se rvenci kahramanlan, bu adalara yerleip yerli bakanla-

88

nn kzlaryla evlenen denizcileri ve bu gm rengi ky larda geim iin dolap yaamlarn yitirenleri anlatt. Bateman yorgun ve uykusuz bedeniyle nceleri dinler gibi yapyordu, ama bu gzlerdeki by ksa-srede onu da yakalad ve dikkati ald. Romantik yk gnlk ya sanm n karartyordu. Arnold Jackson n insanlar diliyle nasl kandrdm ve hapisten kurtulduunu unut mu muydu? Bu adamn ne kadar tatl bir sylei ve et kileyici bir hava oluturma yetenei vard. Jackson so nunda kalkt. "Siz iki delikanl uzun sredir grmediniz. Birbi rinize anlatacak ok eyiniz vardr. Ben yatyorum, Teddie size yatacamz yeri gsterir." "Oh, geceyi burada geirmeyi dnmyordum, Bay Jackson," dedi Bateman. "Burada daha rahat edersiniz. Yarn sabah sizi za mannda uyandrrz." Soma, kibarca onun elini skt, kardinaller meclisindeymi gibi saygyla eilip kt. "Tabii, istersen seni Papetee'ye kadar arabayla gmrebilirim," dedi Edward "ama, kalmam neririm. Sa bah yolculuk yapmak ok gzeldir." kisi de birka dakika hi konumadlar. Bateman sze nasl balayacam bilemiyor, bu akam yaadkla rndan sonra acele etmesi gerektiini anlyordu. " Chicago'ya ne zaman dneceksin?" diye sordu birden. "Bilmiyorum. Belki hi dnmem." "Sen ne diyorsun, Tanr akna?" diye bard Batemanv*-' : Linsv- . . ; , 89

'Burada mutluyum. Bunu deitirmek delilik olmaz m?" ' - : . - ' / , > ; : - ',v, < h "Tm mrn burada geiremezsin. Bu uygar insa na yakan bir yaam biimi deil. Ayakta lmek gibi. Oh, Edward hemen dn, ok ge olmadan dn. Bir ey lerin yanl olduunu duyumsayp geldim. Sen buramn bysne kaplmsn, ama bir aba gsterip bu ortam dan kabilirsen, tm tanrlara kredersin. Sanki al kanlndan kurtulmu bir uyuturucu bamls gibi olursun. ki yl boyunca burada zehirli bir hava soludu unu o zaman grebilirsin. Doduun yerin havasn ci erlerine doldurduunda ne kadar rahatlayacan bir dn." Hzl konuuyordu ve o heyecanyla szckler bir birine taklyordu; ama sesi iten ve sevgi doluydu. Ed ward ok duygulanmt. "Beni dndn iin ne kadar iyisin, eski dos tum." "Yarn benimle gel, Edward. Buraya gelmen bir yanllkt. Sana gre bir yaam biimi deil bu." "Sen yle byle yaam biimlerinden sz ediyor sun. nsan iin iyi yaamm ne olduunu nasl bilebilir sin?" "Ah, hi dnmeden yantlanabilecek bir soru bu. ok almak, ailesine ve evresine kar grevlerini yapmak." "Peki dl ne ?" "dl, koyduu hedeflere ulam olmann verdii i erincidir." "Tm bunlar bana korkun geliyor," dedi Edward; 90

gecenin zayf nda Bateman onun glmsediini g ryordu. "Korkarm ki benim ok kt yozlatm d neceksin. imdi inandklarmn ounu yl nce dnmekten bile korkardm." "Bunlar Arnold Jackson'dan m rendin?" diye kmseyerek sordu Bateman. "Onu sevmiyorsun, deil mi? Belki de sevmeni bek lemek yanl olurdu. Ben de ilk geldiimde sevmedim, senin gibi nyarglydm. Ama o olaanst biri. Sen de grdn, hapiste yattn saklamyor, iledii sulardan pimanlk duyup duymadn bilmiyorum. Benim yanmdayken yaland tek ey hapiste salnn bozulma s oldu. Sanrm pimanln ne olduunu bilmiyor. Tm den ahlakn tesinde biri. Her ey gibi kendini de olduu gibi kabul ediyor. Cmert ve yardmsever bir insan." "Eskiden de yleymi," diye araya girdi Bateman, "ama,, bakalarnn parasyla." "Ben onda iyi bir dost buldum. Bir dostu bulduum gibi kabulleniyorsam, bunun neresi yanl?" . "Ama, bunun sonucunda iyi ve kt arasndaki ayr m gremez oluyorsun." "Hayr, o izgi kafamda eskisi kadar belirgin; ama kafamda bulank olan ey iyi adamla kt adam arasn daki ayrm. Arnold Jackson iyi eyler yapan kt bir adam m, yoksa kt eyler yapan iyi bir adam m? Bu soruya yant vermek zor. Belki de bu ayrm gzmzde ok bytyoruz. Belki de iimizde en iyiler gnahkar ve en ktler birer azizdirler. Kim bilir?" "Beni siyahn beyaz, beyazn da siyah olduuna as la inandramazsn," dedi Bateman. 91

"Bunu biliyorum, Bateman." Bateman arkadann kendisini onaylad halde du daklarndan bir glmseme gemesini anlayamad. Ed ward bir dakika kadar sessiz kald. "Seni bu sabah grdmde, Bateman," dedi soma, "iki yl ncesindeki kendimi grm gibi oldum. Ayn yaka, aym ayakkab, ayn lacivert takm elbise ve ayn enerji. Ayn kararllk. Tanr bilir, ben de enerji doluy dum. Bu lkenin uyuuk yntemleri beni deli ediyordu. evremde her yerde giriim ve kalknma olanaklar g ryordum. Burada servet yapabilecek ok ey vard. Ham koprann uvallara doldurulup Amerika'ya gnde rilip de yann orada karlmasn anlayamyordum. Bu ii daha ucuz iiyle ve tama giderine gerek kalmadan burada yapabilirdim, ve adann her yerinde bacas tten fabrikalar grr gibi oluyordum. Soma, hindistancevizinden ya karma yntemlerinin ne kadar ilkel olduu nu grdm. Saatte iki yz krk adet meyvay blen ve et li ksmn karan bir makine yaptm. Liman yeterince byk deildi. Onu geniletmek iin planlar hazrladm. Soma, toprak almak iin kooperatifler, oraya kurulacak iki otel, yerlemek isteyenler iin villalar tasarladm. Hatta, California'dan gelecek turistler iin vapur seferle ri dndm. Yirmi yl iinde, bu yan Fransz tembel Papetee kentinde byk bir Amerikan kenti gibi on katl yaplar, tramvaylar, tiyatro ve opera yaplar, bir borsa ve bir hkmet kona dledim." "Srdr, Edward^fcyt ffyfrM'Bateman; heyecan la sandalyesinden frlamt. "Sende bulu ve yetenek var. Avustralya ile Amerika arasndaki en zengin adam niye sen olmayasrt?" 92

Edward tatl bir i ekti. "Ama, istemiyorum ki," dedi. "Yani, paray, byk paray, milyonlara varan serve ti istemiyorum mu diyorsun? Onunla neler yapabilecei ni biliyor musun? Kendin iin nem vermiyorsan, insan lk iin, binlerce kiiye verebilmek iin kullanabilir sin. Szlerinin uyandrd dlerle bam dnyor." "Otur o zaman, sevgili Bateman," diye gld Ed ward. "Hindistancevizi kesme makinem hibir zaman almayacak ve bana kald srece Papetee sokaklarn d a n asla tramvay gemeyecek." Bateman bir sandalyeye kt. "Seni anlamyorum," dedi. "Bu dnce bende yava yava geliti. Buradaki yaam, geveklii ve mutlu glmseyen yzleri ve bu saf, iyi huylu insanlar sever oldum. Dnmeye bala dm. Daha nce dnmeye hi zaman ayramamtm. Kitap okumaya baladm." "Sen her zaman okurdun." "Snavlar iin okurdum. arlarda beh de laf yetitirebileyim diye okurdum. Eitilmek iin okurdum. Bura da zevk iin okumay rendim. Konumay rendim. Biliyor musun, yasanm en byk zevklerinden biriymi konumak. Ama, bunun iin bo zaman gerek. O zamana kadar ok ii olan biriydim ben. Ve giderek, bana yaam da nemli gelen birok ey bo ve baya gelmeye bala d. Bu kouturmaca ve bu srekli aba ne iindi? imdi Chicago'yu dnyorum da karanlk, ta yaplar ve bit meyen grlrsyle bana bir cezaevi gibi geliyor. Peki tm bu kouturma neye yaryor? nsan yaamdan mutlu olabiliyor mu? Her gn iyerine komak, gece yarlarna 93

kadar almak, sonra yemek iin eve komak ve gece bir tiyatroya gitmek... Biz dnyaya bunun iin mi geldik? Genliimi byle mi yaamalydm? Genlik ok ksa s ryor, Bateman. Ve yalandmda, geriye bakp ne gre ceim? Sabah evden ie kotuumu, orada saatlerce al tm, yeniden eve kotuumu, yemek yiyip tiyatroya git tiimi mi? Bir servet yapacaksan bu belki yaamaya de er olabilir; hem bilmiyorum, insann huyuna da baldr. Ama, istemiyorsan yaamaya deer mi? Ben yaammdan bundan daha ounu almak istiyorum, Bateman." "Peki, yaamnda neye deer veriyorsun?" "imdi bana gleceksin. Gzellik, gerek ve iyilie." "Bunlara Chicago'da sahip olamaz miydin?" "Bazlar belki, ama ben hayn." Edward imdi aya a frlamt. "Eskiden srdrdm yaam dndke kendimden ireniyorum," diye haykrd. "Kurtulmu ol duum tehlikeyi dndke iime korku dyor. Bura da bulmazdan nce bir ruhum olduunu bilmiyordum. Eer zengin biri olarak kalm olsaydm, belki de onu te melli yitirecektim." "Bunu nasl sylersin," diye haykrd gcenen Bate man. "Seninle bu konularda hep tartrdk." "Evet, biliyorum. Ama o konumalar iki sarn ses uyumunu tartmas gibiydi. Chicago'ya asla dnmeye ceim, Bateman." "Peki, Isabel ne olacak?" Edward verandann ucuna kadar yrd ve dar eilip gecenin byl mavisine bir sre bakt. Sonra, Bateman'a dndnde yznde bir glmseme vard. 94

"Isabel benim eriemiyeceim kadar iyi bir ksmet. Ona, tandm tm kadnlardan ok hayranlk duyuyo rum. Harika bir beyni var, gzel olduu kadar iyi huylu. Onun enerjisine ve tutkusuna sayg duyuyorum. Yaam bir basan ant yapmak iin domu sanki. Ben ona layk deilim." "O byle dnmyor." "Ona byle olduunu sen anlatmalsn, Bateman." "Ben mi?" diye haykrd Bateman. "Bunu yapabile cek son kii benim." Edward'm arkasndaki ay ndan yz seilemiyordu. Acaba yine glmsyor muydu? "Ondan bir ey saklamann yaran yok, Bateman. O keskin zekasyla be dakikada senin beynini okur. En iyisi dorudan her eyi anlatman olur." "Ne sylemek istediini bilmiyorum. Elbette, seni grdm syleyeceim." Bateman tela iindeydi. "Vallahi, ona ne syleyeceimi bilemiyorum." "Benim servet yapmakta baanl olamadm sy le. Ona, yalnzca yoksul dmekle kalmayp bundan mutlu olduumu da syle. Dikkatsiz ve tembel olduum iin iimden kovulduumu syle. Bu gece burada gr dklerini ve sana sylediklerimi anlat." Beyninde birden parlayan o dnceyle Bateman ayaa frlad ve Edward in karsma dikildi. "Tanr akna, onunla evlenmek istemiyor musun yoksa?" Edward ona ciddi bir yzle bakt. "Ondan beni zgr brakmasn isteyemem. Eer, hl szm tutmam isterse, bir biimde buna raz olu rum ve iyi bir koca olmak iin elimden geleni yapanm." 95

"Ona bunu iletmemi mi istiyorsun, Edward? Oh, yapamam. Bu, korkun bir ey. O, senin evlenmek iste meyebileceim asla aklna bile getirmedi. O seni sevi yor. Ona bu ktl nasl yaparsn?" Edward yine glmsedi. "Onunla niye sen evlenmeyesin, Bateman? Uzun zamandr sen de onu seviyorsun. Birbirinize uygunsu nuz. Onu mutlu edersin." "Benimle byle konuma. Buna katlanamam." "Ben senin lehine ekiliyorum, Bateman. Sen ben den daha iyi birisin." Edward'm ses tonunda bir ey Bateman'm kalarn kaldrd, ama Edward'm baklar ciddiydi ve artk glmsemiyordu. Bateman ne diyeceini bilemedi. Kafas karmt. Onun Tahiti'ye zel bir grevle geldiini Ed ward anlam olabilir miydi? Yreinde, korkun oldu unu bildii halde, bir sevin uyanmasn engelleyemiyordu. "Peki, Isabel sana yazp da nian attn bildirirse ne yaparsn?" dedi yava bir sesle. "Yaamaya alrm," dedi Edward. Bateman o kadar heyecanlyd ki yant duyamad. "Keke uygar giysiler iinde olsaydn," diye kzarak sylendi. "ok ciddi bir karar vermek zeresin. Bu garip giysiler her eyi sradan duruma getiriyor." - "Bana inan, bu pareo ve elengimle tpk smokin ve silindir apka giymi gibi ciddiyim." O zaman Bateman'm kafasnda baka bir dnce uyand. "Edward, yoksa bunu benim iin mi yapyorsun? 96

Bilmiyorum, bu belki de geleceimde byk etki yapa caktr. Benim iin kendini fed m ediyorsun? Ben buna dayanamam, bilirsin." "Hayr, Bateman. Burada sama ve duygusal olma may rendim. Sen ve IsabePin mutlu olmasn isterim, ama kendim mutsuz olmak istemiyorum." Bu yant BatemanT buz gibi titretti. Bu, biraz iki yzl bir yantt. imdi daha soylu bir tavr almaktan zlmyordu. "Yaamn burada harcamaktan mutlu olacan m sylemek istiyorsun? Bu kendini ldrmekten farksz. niversiteyi bitirdiimizdeki dlerini anmsyorum da, bir eri dkknnda tezgahtarlkla mutlu oluun bana znt veriyor." "Oh, bu ii geici olarak yapyorum ve ok dene yim kazanmaktaym. Kafamda baka bir planm var. Ar nold Jackson n buradan bin mil kadar uzakta Paumotas takm adalarnda bir mercan adas var; bir koyu olan bu adaya hindistancevizi dikti. O aday bana verecek." "Niin yapacakm bu iyilii?" diye sordu Bateman. "nk, eer Isabel beni zgr brakrsa, kzyla evleneceim." "Sen mi?" Bateman sarsld. "Sen melez bir kzla eylenemezsin. Bu kadar lgn olamazsn." "O iyi bir kz, sevimli ve tatl bir huyu var. Beni ok mutlu edeceine inanyorum." "Onu seviyor musun?" "Bilmiyorum," dedi Edward dncel' bir sesle. Tsabel'e ak olduum gibi ona ak deilim. IsabeFe tapyordum. Grdm en harika yaratk olduuna ina97

nyordum. Onun yars kadar etmezdim ben. Eva iin bu duygular tamyorum. O, sert rzgrlardan korunmas gereken ekzotik, gzel bir iee benziyor, Onu koru mak istiyorum. Kimse Isabel'i korumay dnemez. Eva beni olduum gibi seviyor, ne olabileceimi d nerek deil. Bama ne gelirse gelsin onu d krklna uratmam. O bana uyar." Bateman sessiz kald. "Sabah erken kalkacaz," dedi sonunda Edward. "Yatsak iyi olur." O zaman Bateman konutu ve sesinde gerek bir hzn vard. "Kahroldum ve ne syleyeceimi bilemiyorum. Bu raya bir eylerin yanl gittiini dndm iin gelmi tim. Senin hedefine ulamakta baarl olamadn ve bu yzden dnmekten utandm sanyordum. Byle bir ey le karlaacam aklma bile gelmezdi. ok zgnm, Edward. ok'krgnm. Senin byk iler baaracan sanyordum. Yeteneklerini, genliini ve ansn byle amas bir biimde ziyan etmene katlanamyorum." "zlme, eski dost," dedi Edward. "Ben baarsz olmadm. Baardm. Gelecee ne kadar neeyle bakt m, yaamn bana ne kadar dolu ve anlaml geldiini bir busen. Bir gn gelir, sen ve Isabel evlendikten soma, be ni dnrsnz. O mercan adasnda kk bir ev yapa cam, aalarma bakacam - hindistancevizi yan binlerce yllk o eski yntemle karacam - bahemde trl iekler yetitirecek ve balk tutacam. Beni u ratracak o kadar iim olacak ki canmn skldn an lamayacam bile. Kitaplarm, Eva, umarm ocuklarm 98

ve hepsinin stnde, deniz ve gn trl renkleri, afa n serinlii ve gnbatmnn gzellii, gecenin grkemi olacak. Yabanl bir toprak parasndan bahe yapacam. O zaman bir ey yaratm olacam. Yllar geecek ve ben yal bir adam olacam; o zaman geriye baktmda umarm yalm, mutlu ve bar iinde bir yaam grrm. Kendi apmda ben de gzellikler iinde yaam olaca m. Bu gnl rahatln yaam olmak sence az bir ey mi? Bilirsin, ruhunu yitirmi bir adam dnyay elde etse de ondan yararlanamaz. Ben ruhumu kazandm." Edward onu yere iki yatak hazrlanm bir odaya gtrd ve yataklardan kendini birine att. Bateman az sonra soluk allarndan onun bir ocuk gibi uyuduunu anlad. Ama, kendisine rahat yoktu; kafas allak bullakt ve ancak sabaha kar, odaya gnn ilk klan sessizce girerken uyuyabildi. Bateman uzun yksn Isabel'e anlatmay bitir miti. Her eyi anlatm, ykden yalnzca onu yaralaya bilecek veya kendini gln gsterebilecek blmleri karmt. rnein, banda iek elengiyle yemek ma sasna oturmak zorunda kaldn veya o izin verirse Edward'm daysnn melez kzyla evlenmeye hazr olduu nu anlatmamt. Ama, Isabel'in sezgilerinin gcn bi lemiyordu; o anlatrken gen kzn gzleri souklat, dudaklan izgi gibi inceldi. Arada bir dikkatle Bateman'm yzn anyordu; gen adam yksn yle du yarak anlatmasayd, bu deiimi fark edebilirdi. "O kz nasl biriydi?" diye sordu Isabel yknn so nunda. "Arnold daymn kz. Bana benzeyip benzemedi ini syleyebilir misiniz?" 99

Bateman bu soruya ard, "Hi dikkat etmedim. Bilirsiniz, sizden bakasna bakmam ve size benzeyen birinin olabileceini de d nemem. Size kim benzeyebilir ki?" "Gzel miydi?" diye steledi Isabel, onun bu yant na glmseyerek. "Sanrm, yle. Baz erkekler onu ok gzel bulabi lirler." "Pekl, bunun nemi yok, o kzla artk ilgilenme yebiliriz." "Ne yapacaksnz, Isabel?" diye sordu Bateman. Isabel hl yzk tayan eline bakt. Bu yz ona Edward takmt. "Edward'm itiimiz and bozmasna izin vermez dim, yeter ki bunun onu deitireceini bilseydim. Ben onun iin bir esin kayna olmak istedim. Baarl olma sn salayabilecek tek eyin onu sevdiim dncesi ol duunu sanyordum. Elimden geleni yaptm. Ama, artk umut yok. Olanlar grmezlikten gelmek benim iin bir zayflk olur. Zavall Edward, yalnzca kendinin dman oldu. O ok deerli, iyi bir insand, ama demek ki onda bir eyler eksikmi. Belki de yrekli biri deildi. Uma rm mutlu olur." Yz parmandan syrp kard ve masann s tne koydu. Bateman soluk almaktan ekinerek onu sey rediyordu. "Siz harika bir insansnz, Isabel, harika biri." Gen kz glmsedi ve ayaa kalkp elini ona uzatt. "Benim iin yaptklarnza nasl teekkr edebili rim?" dedi. "Bana byk bir iyilik yaptnz. Size gve nebileceimi biliyordum." 100

Gen adam onun uzatt eli tuttu. Hi bu kadar g zel grnmemiti. "Oh, Isabel, sizin iin ok daha fazlasn yapabil mek isterim. Yalnzca sizi sevmeme ve size hizmet et meme izin verin." "Siz glsnz, Bateman," diye iini ekti Isabel. "Bu bana gzel bir gven duygusu veriyor." "Isabel, size tapyorum." Dnce ona nasl gelmiti bilemiyordu, ama bir anda kz kollanmn arasna alp kucaklad. Gen kz kar koymadan ona glmsyordu. "Isabel, sizi ilk grdm gnden beri sizinle ev lenmek istediimi bilmelisiniz," diye tutkuyla haykrd. "Peki ama, niye bunu hi sylemediniz?" Gen kz onu seviyordu, bunun doru olduuna inanamyordu. O gzel dudaklarn pmesi iin uzatt. Ve gen adam onu kollarnda tutarken, gzlerinde Hunter Motor irketimin bydn, binlerce dnm bo ala na yaylp milyonlarca motor rettiim, evlerindeki gr kemin New York'dakileri getiini grr gibi oldu. Ve gen kz, kendini saran gl kollarn tatl basncyla ii ni ekti, kuraca gzel evi, iini deyecei antik mo bilyalar, verecei konser ve arlan, yalnzca en d zeyli konuklann katlaca yemekleri aklndan geirdi. "Zavall Edward," diye mrldand. 1921

101

YAMUR Yatma saati gelmiti ve yarin sabah uyandklarnda kara grnm olacakt. Doktor Macphail piposunu yak t ve kpeteye yaslanp gkyznde afak yldzn ara d. Cephede iki yl geirmi, ald yarann iyilemesi beklenenden uzun srd iin, imdi Apia'da yerleip geirecei en az oniki aylk zaman iple ekiyor, bu yol culuktan da keyif alyordu. Yolculardan bir blm yarn Pago-Pago'da inecei iin gemide bu akam bir dans partisi dzenlenmiti; mekanik piyanonun kat notalar hl kulaklarn szlatyordu. Ama, gverte sonunda dinginlemiti. Az tede ezlonga uzanm olan karsnn Davidsonlarla syleiye daldn grd, onlara doru gitti. In altnda bir yere oturup apkasn kardn da doktorun kzl sal, tepesi alm, krk yalarnda, ince yapl, ciddi yzl bir adam olduunu grrdnz; sko vurgusuyla dingin, yava bir sesle konuuyordu. Misyoner bir aile olan Davidsonlar ile Macphailler arasnda, bir gemide olan trden, zevklerin ayn oluun dan ok, konumlarnn uygun oluundan doan bir yakn lama olmutu. Balca ortak yanlan tm gnlerini sigara duman dolu salonlarda bri veya poker oynayp iki ie102

rek geiren dier yolculardan nefret etmeleriydi. Bayan Macphail bir bakma Davidsonlann tm gemide yaknla acak biri olarak onlar semelerinden honut olmu, doktor bile bilin altnda b iltifat kabullenmiti. Ama, tartmac bir yaps olduu iin, daha sonra kamaralarna ekildiklerinde karsna taklmaktan da geri durmamt. "Bayan Davidson, biz olmasak bu yolculua zor katlanacak olduklarn sylyor," dedi Bayan Macphail bu deiime kolay ayak uydurarak. "Ona gre, bu gemi de tanmaya deecek tek aile bizmiiz." "Misyonerlerin byle kolay adam beenmeyecek kadar titiz olduklarm bilmiyordum." "Bu titizlik deil. Onun ne demek istediini anlyo rum. Davidsonlann o havasz salonlardaki kaba insanlar la yakmlamalan yakk almazd." "Oysa, onlann peygamberi bu kadar seici deildi," diye sylendi Doktor Macphail. "Sana ka kez dinle alay etmemeni syledim," diye yantlad kans. "Senin huyunda olmay hi istemezdim, Alec. Hibir zaman insanlann iyi yanlann grmezsin." Doktor ak mavi gzlerini karsna dikti ama yant vermedi. Uzun evlilik yllan sonunda iyice renmiti ki tartmay bitirmek istiyorsa, son sz kans sylemeliy di. Hemen soyunup stteki ranzaya kt ve uyumak iin eline bir kitap ald. Ertesi sabah gverteye ktnda kara iyice yakla mt. A gzlerle oraya bakt. Gm rengi ince bir kumsal izgisi ve onun gerisinde, yeilliklerle rtl te peler seilebiliyordu. Bol yaprakl hindistancevizi aa lar neredeyse deniz kysna iniyor, onlann arasnda Sa103

moallarn hasrdan yaplm kulbeleri, arada bir de be yaz bir kilise grnyordu. Bayan Davidson geldi ve onun yannda durdu. Karalar giymi, boynundaki altn zincirin ucuna bir ha takmt. Ksa boylu, zenle taran m kahverengi donuk sal, erevesiz gzl altnda iri mavi gzl bir kadnd. Yz koyun gibi uzundu, ama ona ahmak bir grnt vermiyordu; devinimleri bir ku kadar evikti. En ilgin yanysa sesiydi; ince, metal gibi tiz ve tekdze olan bu ses insann kulam trmalyor, bir matkap gibi acmaszca beynini deliyordu. "Buralar size evinizmi gibi geliyordur, herhalde," dedi Doktor Macphail glmsemeye alarak. "Bizim adalarmz daha yassdr, bunlar gibi deil. Mercan adalar yanarda adalar gibi tepeli olmaz. Ora ya ulamak iin daha on gn yolumuz var." "Ama, burada evinize yakn komu bir sokakta gibi duyumsuyorsunuzdur," dedi doktor aka yapm olmak iin. "Eh, bu biraz abartl ama Pasifik denizlerinde uzaklk kavram gerekten deiiktir. Hakl saylrsnz." Doktor Macphail yavaa iini ekti. "Burada grev yapmadmz iin mutluyum," diye srdrd kadn. "Burada alma koullarnn zor oldu unu sylerler. Buharl gemilerin uruyor olmas insan larn akln eliyor; ayrca deniz ss de var ve yerliler iin bu iyi bir ey deil. Bizim blgemizde bu tr sorun larla uramamz gerekmiyor. Birka tccar geliyor, ama onlarn doru davranmalar iin nlem alyoruz; dinle mezlerse, yaamlarn yle zor klyoruz ki ekip gittik lerine seviniyorlar." 104

Burnunun ucundaki gzlklerinin stnden yeil aday dikkatlice inceledi. "Buras misyonerler iin umutsuz bir yer. Bizi by le bir yerden esirgedii iin Tann'ya krediyorum." Davidsonlarm grev blgesi Kuzey Samoa'da bir ta kmadayd; adalar bnbirinden olduka uzak olduundan Rahip Davidson kaykla uzak yolculuklar yapmak zo runda kalrd ve byle durumlarda kars geride kalp misyon ilerini ynetirdi. Doktor Macphail bu kadnn ileri nasl titizlikle ynettiini dnnce ii karard. Kadn imdi yerlilerin zayf ahlaklarndan sz ediyor ve hibir grltnn bastramad sesindeki irenme ak a belli oluyordu. Bu kadmn grg anlay da tuhaft. lk tantklarnda doktora yle demiti: "Biliyor musunuz, adaya ilk geldiimizde yerlilerin evlenme greneklerini grdmzde ok olduk. Bunu size anlatamam. Fakat Bayan Macphail'e syleyeceim, o size anlatr." Soma, karsyla Bayan Davidson n ezlonglarm yan yana getirip iki saat boyunca fsldatklarm gr mt. Spor yapmak iin gvertede ileri geri yrrken Bayan Davidson'un heyecanl fsltsn uzak bir da seli gibi duymu, karsnn az ak dinlerken yznn sol duunu grnce baya endielenmiti. O gece, kamara da kars soluk almadan tm duyduklarm ona anlatm- t. Ertesi sabah Bayan Davidson yanma geldi. "Nasl, size dediim kadar var mym? imdi niye size anlatamadm anladnz, deil mi? Hem de, doktor olduunuz halde anlatamadm." Bayan Davidson onun yzn inceliyor, bekledii etkiyi grebilmek iin dramatik bir merak sergiliyordu. 105

"Oraya ilk gittiimizde iimizin nasl szladn herhalde anlarsnz. imdi bana inanmayacaksnz ama tm kyde tek bir iyi kz bulma olana yoktu." Bu iyi szcn vurgulay ona zel bir anlam verdiini gsteriyordu. "Bay Davidsonia bu konuyu aramzda tarttktan sonra, ilk yaplacak iin dans yasaklamak olduunu an ladk. "Yerliler dans deyince deli oluyorlard." "Genliimde ben de yleydim," dedi Doktor Macphail. "Bunu tahmin etmitim, akamki partide Bayan Macphail'e pistte bir tur atmay nermitiniz. Bir adam eiyle dans ediyorsa bunda bir saknca grmem, ama einiz geri evirince dorusu rahatladm. Bu koullarda kendimizi geride tutmak daha doru olur diye dn yorum." "Hangi koullarda?" Bayan Davidson gzlklerinin ardndan ona gz ucuyla yle bir bakt, soruya yant vermedi. "Ama beyazlar arasnda dans ayn ey deil," diye srdrd. "Geri Bay Davidson'a katlmyor deilim; o, bir erkein eini bakasnn kollarnda dnerken seyrede bilmesini hi anlamadm syler. Kendi hesabma, evlen dikten sonra bir daha hi dans etmedim. Fakat, yerlilerin dans bambaka bir ey. Yalnzca devinimleri ak sak olmakla kalmayp ahlakszl da yreklendiriyor. Neyse, bunun kkn kazdmz iin Tann'ya krediyorum: bizim blgemizde sekiz yldan beri kimse dans etmiyor." Bu arada gemi limann giriine yaklamt ve doktorun ei de onlarn yanna geldi. Gemi keskin bir 106

dn yapp yavaa limana girdi. Buras, karadan des-. tekli ve byk bir deniz filosunun sabilecei kadar geni bir limand; yeil ve dik yamalarla evrelenmi ti. Liman giriinde valinin, denizden esen serin rzgr alan, baheli evi vard. Direkte Amerikan bayra dal galanyordu. Birka irin villann ve bir tenis kortunun nnden getikten soma, antrepolarla kuatlm iske leye geldiler. Bayan Davidson, doktor ve eini Apia'ya gtrecek olan, iki yz metre akta demirlemi yel kenli tekneyi gsterdi. Limanda, adann her yanndan gelmi grltc, telal ve neeli bir yerliler kalabal vard; bazlar meraktan, bazlar Sydney'e gidecek yol culara bir eyler satabilmek iin oradaydlar; kollarnda ananas ve muz hevenkleri, "tapa"dan yaplm giysiler, deniz kabuundan veya kpekbal dilerinden yapl m kolyeler, kava cezveleri ve tahtadan oyulmu sava gemisi maketleri satyorlard. Amerikan denizcileri, te miz ve dzgn giyimleri, temiz tral saf yzleriyle amasz dolayorlard. Arada, bir bek liman grevlisi vard. Bagajlar indirilirken Macphailler ve Bayan Da vidson kalabal seyrettiler. Doktor Macphail azlar nn kysnda verem dutu tayan bir ok gen ve ocu u, gizli lserden kaynaklanan arpk yzleri ve meslek yaamnda ilk kez fil hastalna tutulmu insanlar, imi bir kolla veya ezilmi bacakla dolaan insanlar grd. Erkeklerin de, kadnlarn da stlerinde lava-lavalar vard. "Bu ok ak sak bir giysidir," dedi Bayan David son. "Bay Davidson lava-lavanm yasaklanmas gerekti ine inanyor. Bellerine sardklar bir para krmz pa107

muklu kumala dolaan bu insanlann ahlakl olmalann nasl bekleyebilirsiniz?" "Bu iklime olduka uygun ama," dedi doktor y zndeki teri silerken. imdi karaya kmlard ve sabah erken olduu halde, boucu bir scak vard. Dalarla evrelenmi Pago-Pago'ya serin hava giremiyordu. "Bizim adalarmzda," diye tiz sesiyle srdrd Ba yan Davidson, lava-lavann kkn neredeyse kazdk. Baz yal adamlar hl giyiyorlar, ama hepsi bu. Kadn lar Hubbard biemi nlk giysiye altrdk, erkekler de pantalon ve gmlek giyiyorlar. Greve baladmz ilk gnlerde Bay Davidson gnderdii bir raporda yle yazmt: On yamdan byk her erkek ocuk pantalon giymedii srece, bu adalarn yerlileri tmyle hristiyan olamazlar." Fakat, Bayan Davidson arada bir ku gibi fldr fl dr gzleriyle limann azna yaklaan bulutlara bakyor du. Gkten birka damla yamur dt. "Snacak bir yer bulsak iyi olur," dedi kadn. br yolcularla birlikte oluklu demirden yaplm byk bir sundurmann altna gittiler. Bay Davidson da bir sre sonra oraya geldi. Adam yolculuk srasnda Macphaillere kibar davranmt, ama karsnn toplumsal yn onda yoktu, tm zamann kamarasnda kitap oku yarak geirmiti. Sessiz, ciddi bir adamd ve kibar dav rann bir hristiyanlk grevi olarak alglad iin sr drmek zorunda olduu anlalyordu; yoksa, doal ya ps ie kapank ve somurtkand. D grn de biraz tuhaft. Uzun boylu ve.inceydi, kol.ve.bacaklar ar 108

uzundu; kk avurtlar ve kk akak kemikleriyle bir cesedi andrd iin, etli dudaklar insan artyordu. Salar uzundu. Koyu renk gzleri iri ve trajik anlatm lyd. Uzun ve biimli parmaklan ona gl bir grnm veriyordu. Fakat, adamn en belirgin yan karsndakine kabna smayan bir fke izlenimi vermesiydi. Bu y nyle insan etkiliyor ve rahatsz ediyordu. Byle bir adamla hibir yaknlk kurulamazd. Bay Davidson kt haberler getirdi. Adada kzamk salgn balamt; Kanaka yerlileri arasnda ok ldr c olan bu hastalk onlan gtrecek olan yelkenli tekne nin tayfalanndan birine de bulamt. Tayfay kyya karp hastanede karantinaya almlar, Apia'ya telgraf e kip br mrettebatn salam olduu anlalncaya kadar teknenin limana girmesine izin vermeyeceklerini bildir milerdi. "Bu demektir ki en az on gn burada kalmamz ge rekecek." "Ama, benim en ksa srede Apia'da olmam gereki yor," dedi Doktor Macphail. "Yapacak bir ey yok. Teknede birka hasta daha karsa, onun yalnzca beyaz yolcularla yola kmasna izin verebilirler, ama tm yerli trafii ay sreyle ya saklanr." "Burada otel var m?" diye sordu Bayan Macphail. Davidson azn aklatt. "Yok." "Peki ne yapacaz?" "Az nce valiyle konutum. Liman yaknlannda bir tccann kiralad odalar varm. Ben, yamur biraz 109

azalnca oraya gidip bir bakmamz neriyorum. Ama, konforlu bir yer beklemeyin. Uyuyacak bir yatak ve ba mzn stnde bir at bulursak kredelim." Ama, yamur hi azalma belirtisi gstermedi ve sonunda emsiye ve yamurluklarla yola ktlar. Orta da bir kent yoktu, yalnzca resmi yaplar, birka dkkn ve geride, hindistancevizi aalan arasmda birka yerli kulbesi vard. Aradklan ev iskeleden be dakika yr y uzaklmdayd. ki katl ve ahap olan evin her kat ta geni balkonlar ve oluklu demirden ats vard. Sa hibi Horn adnda melez bir adamd, yerli kans ve iki ocuuyla giri katnda kalyor ve n yzdeki dkk nnda konserve yiyecekler ve pamuklular satyordu. On lara gsterdii odalarda mobilya yok gibiydi. Macphaillerin odasnda eski ve ypranm bir yatak, cibinlik, g crdayan bir sandalye ve el ykama leeni bulunuyordu. Kar koca odaya zntyle baktlar. Yamur aralksz yayordu,, _ . "Bavullardan yalnzca gerekli olan eyleri karaca m," dedi Bayan Macphail. ; Kars portmantoyu aarken Bayan Davidson onla rn odasna geldi. Canl ve neeliydi. evrenin perianl nn onun zerinde bir etkisi olmamt. "Benim dncemi sorarsanz, bir ine iplik alp hemen cibinlii onarmaya balayn," dedi, "yoksa, bu gece sivrisineklerden gznz kirpamazsnz." "O kadar oklar m?" diye sordu doktor. "imdi, onlarn mevsimi. Eer, Apiada vali kona nda bir arya giderseniz, bayanlara hirer de yastk klf verdiklerini grrsnz. Bu, otururken bacaklarn sivrisineklerden korumalan iindir." 1.10

"u yamur bir dinseydi bari," dedi Bayan Macphail. "Gne asayd oday daha bir istekle dzene sokabi ,r . lirdim." "Oh, bunun iin ok beklersiniz. Pasifik'te en ok yamur alan yer Pago-Pago'dur. Tepeler ve liman ya muru ekiyor, her yl bu mevsimde yamur beklenir." Kadn bir doktora, bir de eine bakt, onlarn odann ortasnda byle aresiz durduklarm grnce dudaklarn bzd. Anlalan komutay eline almas gerekecekti. Be ceriksiz insanlar onun sinirine dokunurdu, ama bir yan dan da oday derleyip toplamak iin avular kamyordu. "Verin bakaym ineyle iplii bana,: siz bavullar aarken ben de sizin u cibinlii onaraym. le yemei saat birde. Doktor, siz hemen iskeleye gidip ar bagaj nzn kuru bir yere konmu olup olmadna bakn. Bu yerlileri bilmezsiniz, bagajnz yamur giren bir yere b rakm olabilirler." Doktor yamurluunu srtna geirip aa indi. Ka pda ev sahibi Bay Horn az nce indikleri geminin ba kamarotuyla konuuyordu; yanlarnda ikinci mevkide birka kez uzaktan grd bir yolcu kadm duruyordu. Ksa boylu, buruuk yzl ve st kir pas iinde olan ba kamarot o geerken bayla selamlad. "Bu kzamk salgn kt oldu, doktor," dedi: "G ryorum ki imdiden yerlemisiniz." Doktor Macphail onun teklifsiz konumasndan holanmad, fakat ekingen biri olduu iin kolay kolay alnganlk gstermezdi. "Evet, st katta bir oda bulduk." "Miss Thompson da sizin gibi Apia'ya gidecekti, onu da buraya getirdim." 111

Ba^ kamarotun parmayla gsterdii kadn yirmi yedi yalarnda ve toplucayd; kaba bir gzellii vard. Beyaz bir giysi ve geni beyaz bir apka giymiti. Be yaz pamuklu orap iindeki etli baldrlar beyaz rugan izmelerinden dar tayordu. Kadn Macphail'e g lmsedi. "Bu adam uyuz odasnn gnlne bir buuk dolar istiyor," dedi bouk bir sesle. "Sana onun bir tandk olduunu syledim, Jo," de di ba kamarot. "Bir dolardan fazla deyemez, bu paray kabul etmelisin." iman ve bakml tccar sessizce glmsyordu. "Peki, Bay Swan, yle diyorsanz, elimden gelem yaparm. Eimle konuacam, bir indirim olana varsa yaparz." "Bana byle numaralar yapma," dedi Miss Thomp son. "Hemen imdi bu ii zelim. Gnl bir dolardan fazla metelik almaz." Doktor Macphail glmsedi. Kadnn pazarlktan yzszlne hayran kald. Kendisi her zaman ne denir se onu deyen biriydi. Tartmaktansa biraz fazla de meyi yelerdi. Tccar iini ekti. "Peki, Bay Swan'm hatr iin kabul ediyorum." "Ha yle," dedi Miss Thompson "O zaman bir i kiyle anlamay kutlayalm. Bay Swan, u valizi bir zah met ieri tayabilirseniz iinde iyi kalite viski var. Siz de gelin, doktor." "Oh, hayr, teekkr ederim," dedi Macphail. "Gi dip bagajlarmza bakmam gerekiyor." Yamurlu sokaa dald. Frtnal yamur limann

112

bulunduu aktan dalga dalga esiyor, kar kyy g rnmyordu. Byk emsiyelerin altnda lava-lavadan baka bir ey giymemi birka yerliyle karlat. Adam lar yava admlarla ve balan dik yryorlard. O geer ken bilmedii bir dille onu selamladlar. Yemek saatine yakn geri dndnde, sofrann tc carn oturma odasnda kurulmu olduunu grd. Bu odanm fazla kullanlmad, ancak gsteri iin dekore edildii anlalyordu. Oda rutubetliydi ve duvar boyun ca yastklar diziliydi; ortada sarkan yaldzl bir avizeye sar renkte bir sinek kd aslmt. Davidson yemee gelmemiti. "Valiyle grmeye gittiydi," dedi Bayan Davidson. "Sannm orada yemee alkoydular." Yerli bir kz ocuu bir tepsi hamburger biftei ge tirip hepsine datt. Daha soma, tccar yanlanna gelip bir eksikleri olup olmadna bakt. "Gryorum ki baka bir konuunuz daha var, Bay Horn," dedi doktor. "Yalnzca bir oda kiralad," diye yantlad tccar. "Yemeklerini kendi hazrlyor." Bunu sylerken iki bayann yzne saygyla bak yordu. "Ayak altnda olmasn diye onu alt kata yerletir dim. Bylece, size rahatszlk vermez." "Vapurdan biri mi?" diye sordu Bayan Macphail. "Evet, madam, ikinci mevkiden bir bayan. Apia'ya gidiyormu. Orada onu bekleyen bir kasiyerlik iine ba layacakm." "Ah!" 113

Tccar gittikten sonra Macphail ekledi: "Bu bayann odasnda itahla yemek yiyebileceini sanmyorum." "Eer ikinci mevki yolcusuysa buna alk olmal," dedi Bayan Davidson. "Hl kim olabileceini karam yorum." "Ba kamarot onu getirdiinde ben de oradaydm. Ad Sadie Thompson." "Dn akam ba kamarotla dans eden kadm olma sn?" "Belki de oydu," dedi Bayan Macphail. "Dn ak am bu kadm pek zemediimi anmsyorum. Bana bi raz hoppa gibi geldi." "Evet, hi de nitelikli birine benzemiyordu." ki kadm baka konulara getiler ve yemekten son ra, erken kalkm olmann yorgunluuyla, odalarna uyumaya gittiler. Uyandklarnda gkyz yine gri renkte ve bulutluydu. Yamur kesilmiti; Amerikallarn krfez boyunca yapm olduklar yeni yolda gezintiye ktlar. Eve dndklerinde Davidsonn yeni gelmi oldu unu grdler. "Burada on-on be gn kalacak gibiyiz," dedi sinirli bir sesle. "Valiyle bu konuyu tarttm, ama o elinden bir ey gelmediini sylyor." "Bay Davidson bir an nce grevine dnmek ister," diye aklad Bayan Davidson kocasna endieli bir bak atarak. "Bir yldr uzaklardaydk," diye srdrd Bay Da vidson verandada ileri geri yryerek. "Misyon yneti114

mini yerli yardmclarma emanet etmitim, onlarn ileri gevetmi olacandan korkuyorum. Evet, iyi insanlar dr, onlar iin kt konuamam; Tann'dan korkarlar ye batdaki birok hristiyan utandracak kadar gerek hristiyandrlar - ama, enerjiden yoksunlar. Bir kez direnir ler, iki kez direnirler ama sonunda vazgeerler. Ne kadar gvenilir olursa olsun, bir misyonu yerli misyonerlere brakrsanz, sonunda dindan imandan karlar." Bay Davidson ayakta dikilmiti. TJzun ince iskeleti ve soluk yznde ate saan gzleriyle etkileyici bir du,ruu vard. Szlerinin itenlii ateli jestleri ve derin bo uk sesinden anlalyordu. "Ben iimi salam yapann. Gidince ne gerekiyorsa yapacam. Eer aa rmse kesilmeli ve atee atl maldr." Ve akam olduunda son yemek olarak ay iip tc carn salonunda oturdular; bayanlar i yapar ve Doktor Macphail piposunu yakarken, misyoner adalardaki gre vini anlatt. "Oraya gittiimizde gnah nedir bilmediklerini gr dk," dedi. "On emiri birbiri ardna inediklerinin far knda bile deillerdi. Sanyorum grevimin en zor aa mas onlara gnah duygusunu alamak oldu." : Doktor onun be yl nce Solomon adalannda al rken eiyle tanp evlendiklerini daha nceden ren miti. Kars Cinde misyonerlik yapyordu; bir misyo nerler toplantsna katlmak zere gittikleri Boston da ta nmlar ve evlendikten sonra imdi grev yaptklar, bu adalara, atanmlard. Bay Davidsomun konumalarnda bir ey aka 115

anlalyordu: Adamn sarslmaz cesareti. Bir tp misyo neriydi ve konumu gerei takmadalarn neresine ar lrsa gitmek zorundayd. Yamur mevsiminde frtnal Pasifik'te balina avcs gemiler bile gvenli saylmaz ken, o bir kaya atlayp denize alrd. Hastalk veya kaza olaylarnda hi duraksamazd. Belki on-on be kez denizin ortasnda tm geceyi yaam sava vererek ger irmi, ka kez Bayan Davidson onun dnnden umudu kesmiti. "Bazan ona gitmemesi iin yalvaryorum," dedi ka rs, "veya frtnann dinmesini beklemeyi neriyorum. Ama, hi dinlemez. natdr ve bir kez kafasna koydu mu hibir ey onu yolundan dndremez." "Ben Tann'ya- gvenmezsem ayn eyi yerlilerden nasl isteyebilirim?" diye bard Davidson. "Yapamam, bunu yapamam. Onlar zor anlarnda beni ardklarn da ne yapp edip geleceimi bilirler. Hem, ben onun iin alrken Tanrm beni hi brakr m? Tanr istedi i iin frtnalar eser ve onun bir szyle dalgalar kprrler." Doktor Macphail ekingen bir adamd. Cephedey ken siperlerin zerinde kurunlarn vnlamasna hi al amamt; ileri hattaki bir sahra hastanesinde ameliyat yaparken alnndan damlayan terler gzln slatrken elleri titremesin diye kendini zor tutard. Bunu dnn ce misyonere bakarken biraz sarslmamak elinde deildi. "Keke ben de sizin gibi hi korkmadm diyebilseydim," dedi. "Keke sizin Tann'ya inanyorum dediinizi gre bilseydim," diye yantlad br. 116

Fakat, o akam misyonerin dnceleri, bilinmeyen bir nedenle, eiyle birlikte takmadalarda geirdikleri ilk yllara dnyordu. "Bazan, Bayan Davidson'la birbirimize bakardk ve gzlerimizden yalar akard. Gece gndz hi durmadan alyorduk ve hibir gelime gremiyorduk. Eim ol masayd ne yapardm bilemiyorum. Yreim karardn da, umutsuzluun eiine geldiimde bana hep o cesaret ve umut verdi." Bayan Davidson elindeki iine bakyordu, ama yz al al oldu. Elleri biraz titriyordu. Konuabileceine g venemedi. "Bize yardm edecek kimse yoktu. Kendi cinsleri mizden binlerce mil uzakta, karanlklar iinde yapayal nzdk. Kalbim krk ve usanm olduumda karm elin deki iini brakr, ncil'i alr ve ben yatmcaya kadar ba na okurdu. Gzlerime uyku gelmeye balaynca kutsal ki tab kapatr ve bana 'Merak etme, onlar kendilerine kar n da olsa kurtaracaz,' derdi. O zaman Tann'ya olan inancm yeniden glenir ve yle derdim: 'Evet, Tann'nm yardmyla onlar kurtaracam. Kurtarmalym.' " Masann yanma gelip sanki bir krs gibi nnde durdu. "Bir bilseniz, yerliler o kadar kolay batan kyor lard ki .gnahkarlklarn onlara anlatabilmek kolay de ildi. Olaan .saydklar bir ok eyi gnah saydrabilmemiz gerekiyordu. Yalnzca.zina, yalan ve hrszln g nah olduunu retmek yetmiyordu; vcutlarn sergile menin, dans etmenin ve kiliseye gelmemenin de gnah olduunu retiyorduk. Kzlarn gs ak gezmeleri1.17

nin ve erkeklerin pantalon giymemelerinin gnah oldu unu da rettim." "Nasl?" diye sordu Doktor Macphal biraz ara rak. "Para cezalar koydum. nsanlara bir eylemin gnah olduunu anlatmann tek yolu, onu yaptklar zaman ce zalandrmaktr. Kiliseye gelmediklerinde cezalandrdm, dans ettiklerinde veya doru giyinmedikleri zaman yine cezalandrdm. Bir ceza tarifem vard, her gnah karl nda ya parayla yahut da altrarak detiyordum. Ama, sonunda anladlar." "Peki, demeyi hi geri evirdikleri olmad m?" "Nasl geri evirebilirlerdi?" diye sordu misyoner. "Bay Davidson'a kar gelebilmek yrek ister," dedi ei dudaklarn srarak. Doktor, Davidson'a tedirgin gzlerle bakt. Duy duklar onu akna evirmiti, ama onaylamadm be lirtmekte kararszd. "Hem son bir kozum vard," dedi misyoner. "Gere kirse onlar kiliseden aforoz edebilirdim." "Onlarn umurunda myd?" Davidson biraz glmsedi ve ellerini hafife ovu turdu. "Aforoz ettiim adam kopra satamazd. Tutulan ba lktan pay verilmezdi. Bu, alktan lmek gibi bir eydi. Evet, ok umurlanndayd." "Ona Fred Ohlson anlatn," dedi Bayan Davidson. Misyoner ate saan gzlerini Doktor Macphail'e dikti: "Fred Ohlson uzun yllar ncesinden adaya yerle118

mi Danimarkal bir tccard. Her tccar gibi ok zen gindi ve biz geldiimiz zaman hi de honut olmad. Yerlilerden ald kopray istedii gibi dyor, ya mal yahut da viski veriyordu. Yerli bir kadnla evlenmiti, ama ona bal deildi. Srekli iki ierdi. Ona, davran larn dzeltmesi iin bir ans verdim, ama o bunu kul lanmak istemedi. Benim yzme gld." Davidson'un sesi son tmcesinde iyice bouklamt ve ok zor iitiliyordu. Bir iki dakika konumad. Bu sessizliin korkutucu bir yam vard. "ki yl iinde yok oldu. eyrek yzylda kazanm olduu tm servetini yitirdi. Onun belini krdm, sonra bir dilenci gibi gelip Sydney'e bir dn bileti paras vermem iin yalvard." "Bay Davidson grmeye geldii zamanki duru munu bir grseydiniz," dedi misyonerin ei. "O zengin ve besili adam gitmi, yerine iki bklm, zayf ve her yan titreyen biri gelmiti. Birden yalanmt." Davidson dalgn gzlerle gece karanlna bakt. Yamur yine balamt. O srada alt kattan bir ses geldi ve Davidson hzla dnp karsna bakt. Bu bir gramofon sesiydi; yksek sesle grltc ve aksak bir ezgi alyordu. "Nedir bu?" diye sordu misyoner. Bayan Davidson gzln burnuna daha iyi yer letirdi. "kinci mevki yolcularndan biri alt katta oda kirala m. Herhalde oradan geliyordur?' Birlikte ses karmadan dinlediler ve bu arada dans edildiini de iittiler. Soma, mzik sustu ve ie mantar larnn patlaylar ve bar ar konumalar duyuldu. 119

"Sanrm, bu bayan gemideki dostlarna hoa kal partisi veriyor olmal" dedi Doktor Macphail. "Gemi sa at on ikide kalkyor, deil mi?" Davidson yant vermedi, ama saatine bakt. "Hazr msnz?" diye eine sordu. Kadn elindeki ii toplayp ayaa kalkt. "Yatmak iin daha erken deil mi?" dedi doktor. "Okumamz gereken ok ey var," diye aklad Ba yan Davidson. "Nerede olursak olalm, gece yatmadan nce kesinlikle ncil'den sureler okuruz, yorum yapar ve tartrz. Bu, harika bir beyin cimnastiidir." ki ift birbirlerine iyi geceler diledi. Doktor ve-ei yalnz kalmlard. Birka dakika konumadlar. "Gidip iskambil ktlarn getireyim," dedi sonun da doktor. Bayan Macphail ona kukuyla bakt. Davidsonlann konumas onu tedirgin etmiti, ama eine Davidsonlann her an geri gelebileceini dnerek iskambil oynamalannn doru olmayacan syleyemedi. Doktor Macphail kart destesini getirdi ve, kansnm sululuk kokan baklannm farkna varmadan, fal amaya koyuldu. Aada elence sesleri sryordu. Ertesi sabah hava biraz dzelmiti; Pago-Pago'da on-on be gn bota geirme dncesini sonunda ka bullenen Macphailler harekete getiler ve nhtma inip ar bagaj lanndan birka kitap aldlar. Doktor deniz has tanesinin bahekimini grmeye gitti ve onunla birlikte hasta yataklarn dolat. Valiye urayp kartvizit brakt lar. Yolda Miss Thompson'a rasladlar. Doktor apkasn karnca kadn gr ve neeli bir sesle "Gnaydn, dok120

tor," diye karlk verdi. Bir gn nceki gibi beyaz elbise ve yksek topuklu izmelerini giymiti. izmelerden ta an bakhrlar bu ekzotik ortamda bir tuhaf kayordu. "Bence, bu kadnn giyimi hi uygun deil," dedi Bayan Macphail. "ok baya bir grnt veriyor." Eve dndklerinde verandada Miss Thompson tc carn esmer ocuklarndan biriyle oynuyordu. Bayan Macphail aslnda uzak durmak isterdi ama kocasnn davranna hep uyard. "Burada komuyuz galiba," dedi Bayan Macphail biraz aknca. "Berbat, deil mi? Hi byle ahr gibi bir yerde kal mamtm," diye yantlad Miss Thompson. "stelik bu oday bulduum iin ansl olduumu sylyorlar. Baz lar yerlilerin evlerinde kalyorlarm, ama ben katlana mam. Burada niye bir otel yok anlamyorum?" Birka ey daha konutular. Gr sesli Miss Thomp son daha dedikodu etmek isterdi ama Bayan Macpha'in dedikodu gereleri snrlyd, ksa kesti: "Neyse, ben yukar kaym." Akam ay saatinde koltuklarna yerletiklerinde Davidson ieri gelip yle dedi: "Aadaki kadnn odasnda birka denizci gr dm. Onlarla nasl tantm merak ediyorum." "Bu kadn fazla seici deil," dedi Bayan Davidson. Bota geen bir gnden soma hepsi de yorgundu. "Bu durum on be gn daha srerse sonunda sal m ne olur bilemiyorum," dedi Doktor Macphail. "Yaplacak tek ey, gn deiik etkinliklere bl mektir," diye yantlad misyoner. "Ben birka saatimi a121

lmaya, bir blmn yamur yasa da yamasa da spor yapmaya ve bir blmn de dinlenmeye ayrdm." Doktor y o ! arkadana kukuyla bakt. Davidson'un program iini karartyordu. Yine hamburger biftei ye milerdi. Ann bildii tek yemek buydu. O srada, aadan gramofon sesi yeniden ykseldi! Davidson bu sesi duyunca sinirli bir davramla sarsld, ama bir ey demedi. Erkek sesleri geliyordu. Miss Thompson'un ko nuklan koro halinde nl bir kabare arksn sylyor lar, kadnn gr sesi de arada duyuluyordu. Bir yandan banp armalar ve kahkahalar da ykseliyordu. Yu karda drt kii, konumaya alrken, istemeseler de ka deh mlamalan veya sandalye gcrtlarm dinliyorlard. Anlalan, aada konuk says artmt. Miss Thomp son bir parti veriyor olmalyd. Bayan Macphail, kocas misyonerle tbbi bir konu ya dalmken, birdenbire "Bu kadn onlan o odaya nasl sdrabiliyor, anlamyorum," deyiverdi. Bu szler onun dncesinin nerede olduunu gs teriyordu. Davidson'un yzndeki kaslma, bilimsel ko nulardan konutuklan halde, onun da aklnn ayn yerde olduunun belirtisiydi. Doktor, Flandr cephesinde tank olduu bir olay anlatrken, misyoner bir hayknla bir den ayaa frlad. "Neyin var, Alfred?" diye sordu kans. "Tabii ya! Hi aklma gelmemiti. Bu kadn welei'den geliyor." "Olamaz." "Gemiye Honolulu'dan bindi. Bu ok ak. Ve mes leini burada da yapyor. Yambamzda." 122

Bu son szleri byk bir fkeyle sylemiti. "Neresi bu lwelei?" diye sordu Bayan Macphail. Misyoner akmak akmak gzlerini ona evirdi, se si dehetten titriyordu. "Honolulu'nun gnah merkezi. Kt kadnlarn a lt yer. Uygarlmzn lekesi?' welei kentin varolanndayd. Rhtmdaki karanlk yan sokaklardan gidilir, arpk bir kprden geildikten soma ssz ve delik deik bir yola klrd. Ama oray getikten sonra, birden klan gz kamatran bir yere gelinirdi. Yolun iki yannda arabalar iin park yerleri, zevksiz klarla ssl ve mekanik piyano grltleri ta an tavernalar, berber ve ttnc dkknlar vard. Hava da bir titreim ve elence beklentisi yaylrd. Sa veya soldaki dar bir sokaa daldnzda - nk yol Iwelei'yi ikiye blerdi - o blgeye ulardnz. Ortada geni ve dz bir yolun iki yanma dizili yeil boyal ve bakml kk villalar vard. Bu saygm, dzenli ve k grnt aslnda alayc bir deheti yanstyordu, nk sevgi aray hi bu kadar sistemli ve dzenli biimde smrlmemiti. Bahe yollanndaki tek tk lambalann dnda tm k villalann pencerelerinden geliyordu. Erkekler bu yollar da gezinir, pencerelerinde oturmu bekleyen, kitap oku yan veya diki diken kadnlara bakarlard. Kadnlar gibi erkekler de trl uluslardand. Limandaki gemilerinden izinli Amerikal denizciler, sava gemilerinin ve yakn daki garnizonun kara ve beyaz derili askerleri, ikili l dolaan Japonlar. Havaililer. uzun entarili inliler, tuhaf apkal Filipinliler. Herkes sessiz dolard. nk istek hznldr.

123

"Tm Pasifik'te en aalk yerdi," diye srdrd si nirle Davidson. "Misyonerler yllarca burasn kapatmak iin uratlar ve sonunda yerel basn da buna katld. Ama polis kln kprdatmyordu. Onlarn ne dediini bi lirsiniz. Efendim, cinsel istek karmlmazm, bu nedenle onu bir yerde denetim altnda tutmak daha doruymu, falan filan. Oysa, iin gerei rvet alyorlard. Kabare patronlar, kumar ileticileri ve kadnlarn kendilerinden. Ama, sonunda oray boaltmak zorunda kaldlar." "Gemideki Honolulu gazetelerinde byle bir haber okuduumu anmsyorum," dedi Doktor Macphail. "Iwelei, tm gnah ve utancyla, biz oraya ayak bastmzda yok olup gitti. Orada alanlarn tm adaletin penesine verildi. imdi, bu kadnn nereden geldiini hemen anlayamadma ayorum." "Siz szleyince anmsadm," diye araya girdi Bayan Macphail. "Onun, gemi kalkmak zereyken apar topar yetiip bindiini grmtm. O zaman, ne kadar savruk biri diye dnmtm." "O buraya gelmeye nasl cesaret eder?" diye grledi Davidson. "Buna izin veremem." Kapya doru yrd. . "Ne yapacaksnz?" diye sordu Macphail. "Ne yapmam beklerdiniz? Buna bir son vereceim. Hayr, izin veremem bu evin bir ... bir ... " Bayanlarn kulam incitmeyen bir szck aryordu. Gzleri ate gibi parlyor, soluk yz heyecandan daha da uuklayordu. "Ama, aada drt erkek var gibi," dedi doktor. "u anda oraya gitmeniz nlemsizlik olmaz m?" 124

Misyoner ona aalayc bir bak frlatt ve yant vermeden odadan kt. "Bay Davdson tanmyorsunuz," dedi kars. "Ca n tehlikede olsa bile grevden kamaz." Kadn ellerini sinirli bir biimde outuruyor, kza ran yzn dikerek aada olacaklar dinlemeye al yordu. de dinlediler. Merdivenlerden patrtyla inen ayak sesleri ve hzla alan bir kap sesi duyuldu. ark birden kesildi, ama gramofon kabare arksn almay srdrd. Davidsonn sesini ve sonra ar bir eyin d emeye dtn duydular. Mzik durdu. Gramofonu yere atm olmalyd. Yine Davidsonn sesi geldi ama szleri anlalmyordu, soma Miss Thompson n tiz ve gr sesi iitildi ve uultulu bir barma duyuldu, anla lan herkes cierlerinin tm gcyle baryordu. Bayan Davidson ksa b lk att ve ellerini daha sk kenetle di. Doktor Macphail ne yapacam bilemez durumda ka rsna bakt. Aaya inmeyi istemiyordu, ama kendisin den bunu bekleyip beklemediklerini bilemiyordu. Soma, iti kaka benzer bir grlt oldu, imdi sesler daha net geliyordu. Davidson odadan atyor olmalydlar. Kap grltyle arpld. Bir anlk sessizlik oldu, soma merdi vende Davidson'un ayak sesleri duyuldu. Adam doru dan odasna gitti. Onun yanma gitmeliyim," dedi Bayan Davidson. Ayaa kalkp kt. "Bana gereksinim olursa arn," diye arkasndan seslendi Bayan Macphail; sonra, kadn knca eine dnd: "Umarm yaralanmamm" "Ne diye burnunu bakaiarmn iine sokar ki?" diye sylendi Doktor Macphail. 125

Birka dakika sessiz oturdular. Sonra, birden irkildiler: gramofon yeniden, meydan okur gibi almaya ba lamt. Ve korodan kabare arksnn ak sak szleri ykseldi. Ertesi gn Bayan Davidson rengi umu ve yorgun grnyordu. Baansmdan yakmyordu; birden yalan m ve yz prsmt. Bayan Macphail'e kocasnn hi uyumadn syledi; misyoner btn gece kprda yp durmu, sabah olunca da kp gitmiti. Dn gece onun zerine bira dkmlerdi, giysileri bira kokuyordu. Fakat, Bayan Davidson'un gzlerinde, Miss Thomp sondan sz ederken, lo bir ate parlyordu. "O kadn Bay Davidson aalad gne ilene cek," dedi. "Bay Davidson'un altn gibi bir yrei vardn ve ba dertte olup da ondan yardm isteyen kimseyi gen evirmemitir. Ama, gnaha gz yummaz ve fkesi pek yamandr." "yle mi? Ne yapacak?" diye sordu Bayan Macphail. * "Bilmiyorum, ama bu kadnn yerinde olmak iste mezdim dorusu." Bayan Macphail titredi. Bu ufak yapl kadnn g venle syledii bu szlerde tehlike iareti veren bir hava vard. O sabah, birlikte gezmeye kacaklard, merdiven lerden yan yana indiler. Miss Thompson'un kaps akt ve pasakl bir sabahlkla ocakta bir eyler piirdiini grdler. "Gnaydn," diye seslendi kadn. "Bay Davidson bu sabah nasllar?" Kadnlar, o yokmu gibi balarn kaldmp getiler. 126

Ama, arkalanndan bir kahkaha ykseldiinde yzleri al al oldu. Bayan Davidson birden geri dnd. "Benimle byle konuamazsnz," diye bard. "Bana aalayc szler sylerseniz sizi buradan attr : rm." "Heey, Bay Davidson n istedii zaman bana ura yabileceini sylemi miydim?" "Ona yant vermeyin," diye fsldad Bayan Macphail aceleyle. Kadnn duyamyaca kadar uzaklatktan sonra Bayan Davidson sylendi: "Utanmaz kadn, utanmaz." fkeden soluk alamyordu. ki kadn dnerken ona rhtm boyunda rasladlar. Yine en gzel giysilerine brnm, gezintiye kmt. Byk, beyaz apkasnda yine baya iekler taklyd. Geerlerken neeyle onlara seslendi. ki kadn yamt ver meden burunlarn havaya kaldrnca, orada dikilen bir ka Amerikal gemici gltler. Eve dndklerinde yamur yeniden balamt. "Umarm, o gzel giysileri srlsklam olur," diye sylendi Bayan Davidson. Davidson onlar le yemeini yarlaymcaya kadar grnmedi. Geldiinde iyice slanmt, ama stn de itirmek istemedi. Ask suratyla sessizce oturdu, bir ka lokmadan fazla yemek istemedi ve yaan yamura bakp durdu. Bayan Davidson bugn iki kez Miss Thompson'a Tasladklarn anlatnca yant vermedi. Ama, kalarn atndan duyduu anlalyordu. "Bay Horn'a onu buradan karmasn sylesek 127

mi?" diye sordu Bayan Davidson. "Bizi aalamasna katlanacak myz?" "Ama, gidebilecei baka bir yer pek grnmyor" dedi Macphail. "Yerlilerle kalabilir." "Bu yamurda bir yerli kulbesi pek rahat bir yer saylmaz." "Ben o kulbelerde yllarca yaadm," dedi misyoner. Soma, yerli kz her zamanki tatl olarak kzarm muzlar getirdiinde, Davidson ona dnd: "Git Miss Thompson'a syle, uygun olduu bir za manda onunla grmek istiyorum." Kz utanga yzn eip kt. "Niin onu grmek istiyorsunuz, Alfred?" diye sor du kars. "Bu benim iin bir grev. Ona bir ans vermeden harekete gemek istemiyorum." "Onun nasl biri olduunu bilmiyorsunuz. Sizi aa layacaktr." "sterse etsin. sterse zerime tkrsn. Onur lml bir ruhu var, bu ruhu kurtarmak iin elimden ge leni yapmalym." Bayan Davidson'un kulaklarnda hl o kadnn alayc kahkahas nlyordu. "ok ileri gitti, ok." "Tann'nm balayamyaca kadar m?" Misyone rin gzleri parlad ve sesi yumuad. "Asla. Bir gnahkar cehennemin dibinden daha derine inmi olabilir: ama sa'nn sevgisi yine de ona ular." Yerli kz bir mesajla geldi. 128

"Miss Thompson sayglarm sunuyor. alma saat leri dnda Bay Davidson'un her zaman gelebileceini sylyor." Masadakiler bu haberi buz gibi bir sessizlikle kar laynca, Doktor Macphail yznde beliren glmsemeyi abuk sildi. Miss Thompson'un yantm elenceli bulur sa, einin ona kzacam biliyordu. Yemei sessizlik iinde bitirdiler. Soma, iki kadn kalkp el ilerim aldlar. Bayan Macphail sava balad ndan beri yapmakta olduu yatak rtlerinden birini dikiyordu. Doktor piposunu yakt. Fakat, Davidson hl masadaki sandalyesinde oturuyor ve nne bakyordu. Sonra, kalkp tek sz etmeden odadan kt. Ayak sesle rinden aa indiini duydular ve kaps vurulan Miss Thompson'un gr sesiyle "Girin," diye seslendiini iit tiler. Adam orada bir saate yakn kald. Bu arada Doktor Macphail yamuru seyrediyordu. Artk sinirlerine do kunmaya balamt. Bu, ingiltere'deki gibi topraa tatl tatl den bir yamur deildi; acmasz ve biraz korku tucu olan bu yamurda ilkel doa glerinin oyunbazl n duyabiliyordunuz. Yamyor, kovalarca boanyordu. Sanki cennetten inen bir sel gibiydi ve oluklu metal atdaki patrts insan deli ediyordu. Bazan iinden, durmas iin avaz kt kadar barmak geliyor, bazan da sanki kemikleri yumuam gibi kendini aresiz, umutsuz ve dm duyumsuyordu. Misyoner odaya girdiinde Macphail ban evirdi. ki kadn ilerinden kafalarn kaldrdlar. "Ona her ans tamdm. Tvbe etmesi iin tler verdim. Ama, o bir iblis." 129

Durdu; Macphail onun gzlerinin karardn ve sert yznn daha da solduunu grd. "Artk, efendimiz sa'mn tefecileri tapmaktan kov mak iin kulland kamy elime almam gerekiyor." Odada bir ileri bir geri yryordu. Az smsk ge rilmi, kara kalar atlrmt. "Dnyann br ucuna da kasa yine onu bulurum." Ani bir devinimle dnp odadan kt. Yeniden aa indiini duydular. "Ne yapacak?" diye sordu Bayan Macphail. "Bilmiyorum," dedi Bayan Davidson gzln karp silerken. "Tann'nn hizmetindeyken ona asla soru sormam." Ve kadn iini ekti. "Neyiniz var?" "Yine kendini paralayacak. Bay Davidson tkenme nin ne olduunu bilmez." leden soma, Doktor Macphail misyonerin eyle minin ilk sonucunu evinde kaldklar tccardan rendi. Doktor dkknn nnden geerken tccar konumak is teiyle onu durdurdu. iko yz endieliydi. "Rahip Davidson bana Miss Thompson'a oda kira ladm iin sitem etti," dedi. "Ama, kiraladm zaman onun durumunu bilmiyordum. Birisi gelip de oda kirala mak istediini syleyince, ben paras var m diye baka rm. Bu bayan hem bir haftalk da pein dedi." Doktor Macphail araya girmek istemiyordu. "Ev sizin, istediinizi yapn. Bizi kabul ettiiniz iin size ancak teekkr edebiliriz." Horn ona kukuyla bakt. Macphail'in misyonerin yannda yer alp almadndan henz emin deildi. 130

"Misyonerler birbirlerine ters dmezler," dedi du raklayarak. "Bir tccara taktlar m onun dkkna kilit asp gitmekten baka aresi yoktur." "Sizden onu kovmanz istedi mi?" "Hayr; o namuslu davrand srece bunu benden isteyemeyeceini syledi. Bana adil davranmak istedii ni belirtti. Ben de bir daha konuklar ieri almayacama sz verdim. imdi Miss Thompson'a bunu bildirdim." "Nasl karlad?" "Bana svg yadrd." Tccar pantalonu iinde kvranp duruyordu. Miss Thompsonn zor bir mteri olduunu yeni anlyor ol malyd. "Aman, belki kendiliinden kp gider. Herhalde gelecek konuk bulamaynca, kalmasnn bir anlam yok, deil mi?" "Gidecek bir yeri yok, yalnzca yerli kulbeleri var. Ayrca, misyonerler mimledikten sonra, yerliler de onu artk almazlar." Doktor Macphail den yamuru seyretti. "Eh, artk bu yamurun bitmesini beklemek bouna." Akam salonda otururlarken Davidson onlara ni versitedeki rencilik yllarn anlatt. Hi geliri olmad iin, tatil aylarnda alp para kazanarak okuyabil miti. Alt katta sessizlik sryordu. Miss Thompson k k odasnda yalnz oturuyor olmalyd. Fakat, birden gramofon almaya balad. Belki yalnzln gidermek, belki meydan okumak iin aygt altrmt, ama m zie elik edecek kimse olmadndan notalardan bir h zn ykseliyordu. Bu ses bir yardm ars gibiydi. Da vidson farkna varmad. Uzun bir ansnn orta yerindey131

di ve yz anlatm deimeden konumasn srdrd. Gramofon srekli alyordu. Miss Thompson bir plak bi tince brn koyuyordu. Sanki gecenin sessizlii onun sinirlerine dokunuyordu. Hava, soluk almamyacak ka dar nemliydi. Macphailler yatmaya ekildiklerinde uyuyamadlar. Gzleri ak yanyana yatyorlar, cibinliin d ndaki sivrisineklerin acmasz vzltlarn dinliyorlard. "Ne bu ses?" diye fsldad Bayan Macphail. Tahta blmenin gerisinden bir ses, Davidsonn sesi geliyordu. Tekdze ve direken bir sesle dua ediyordu. Miss Thompson'un ruhu iin yakanyordu. fici gn geti. Artk yolda Miss Thompson'a rasladklarrnda kadn onlar alayc glyle selamlamyor, ban kaldrp yznde somurtkan bir anlatmla, onlar grmemi gibi geip gidiyordu. Tccar, Macpha'e onun baka bir yer bulmak iin giriimlerde bulunduunu, ama baaramadn syledi. Akamlan yine gramofonda plaklar alyordu, ama bunun elence olmad artk an lalmt. Caz mziinin aksak temposu umutsuz bir r pn gibiydi. Pazar gn de gramofonu altrnca Davidson tccar Horn'u kutsal ayin gnnde almamas iin ricaya gnderdi. Gramofon sustu ve tm ev, atdaki yamurun grlts dnda, bir sessizlie brnd. Ertesi gn tccar MacphailTe konutu: "Sannm bayan biraz endieli. Bay Davidsonn ne yapacam bilemedii iin korkuyor." Doktor o sabah kadn geerken ksaca grm, kstah' tavrlannn deitiini fark etmiti. Yznde, pe inde avc olan bir hayvann korkusu vard. Melez tccar doktora gz ucuyla bakt: 132

"Herhalde Bay Davidson'un bu konuda ne yapaca n bilmiyorsunuz, deil mi?" diye azn arad. "Hayr, bilmiyorum." Horn'un ona bu soruyu sormas tuhaft, nk ken disi de misyonerin gizli kapakl bir eyler hazrladn kestiriyordu. Ona kalrsa, adam bu kadnn evresinde bir a r mekteydi; sistemli ve dikkatli bir hazrlktan sonra, ipi birden ekecekti. "Bay Davidson ona unu iletmemi syledi," diye srdrd tccar. "Miss Thompson ne zaman onunla g rmek istiyorsa, haber gnderince gelecekmi." "Bayana bunu sylediinizde ne yant verdi?" "Bir ey demedi. Ben de beklemedim. Mesaj verip oradan savutum. Sanki kadn alayacak gibiydi." "Herhalde yalnzlk onun sinirlerini bozuyor olma l," dedi doktor. "Yamur herkesi diken stnde tutuyor. Hi durmaz mi bu lkede yamur?" "Yamur mevsiminde olduka dzenli yaar. Ylda ortalama yz in ya alrz. Bu, krfezin corafi ya psndan kaynaklanyor. Pasifik'teki tm yamuru topla yp getiriyor sanki." "Krfezin yapsn eytan grsn," dedi doktor. Sivrisinek srklarn karken kolay sinirlendiini anlad. Yamur kesilip gne atnda ortalk bu kez nemli, boucu ve yapkan bir hamama dnyor, evre de yabanl bir iddetin artt izlenimi veriyordu. Her za man ocuklar gibi en olan yerliler, vcutlarndaki dv meler ve boyal salaryla, dmanca bir grnm al yorlard; plak ayaklarnn patrdsn duyduunuzda bir

133

igdyle arkanza bakyordunuz. Belki plak ayakla ryla sessizce yaklar ve krek kemiklerinizin ortasna bir haner aplarlard. ekik gzlerindeki baklarn ne kt dnceler sakladn bilemezdiniz. Msr tapnaklarmdaki insan resimlerine benziyorlard, onlarda da es kil alardan gelen bir dehet grnts vard. Misyoner gelip gidiyordu. Bir eyle urayordu, ama Macphailler ne yaptn bilmiyorlard. Horn dokto ra, onun her gn valiyle grtn syledi. Sonunda Davidson bu konudan sz at. "Vali bey kararl grnyor," dedi, "ama bu brok ratlar i zora geldiinde hemen geri adm atarlar." "Yani, sizin nerdiinizi pek uygulamayacak, yle mi?" diye muzipe glmsedi doktor. Misyoner glmedi. "Ben onun doru olan yapmasn istiyorum. Drst bir grevliye bunun iin zorlama gerekmez." "Ama, dorunun ne olduu konusunda grler de iik olabilir." "Bir hastanzn baca kangrenliyse, onu kesmekte duraksar msnz?" "Kangren somut bir olgu." "Ya ktlk?" Davidson n ne yapt ksa srede anlald. O gn drd birden le yemeini bitirmiler, bayanlarn ve doktorun gereksinimi olan le uykusuna ekilmek ze reydiler. Davidson n bu tr tembel alkanlklarla ii yoktu. Kap birden ald ve Miss Thompson ieri girdi. Odaya bir gz gezdirdikten sonra Davidson'un yanma geldi. 134

"Seni aalk kokarca! Benim hakkmda valiye ne syledin?" Kadn fkeden szckleri kartryordu. Bir anlk duraklama oldu. O zaman Davidson bir sandalye ekti. "Ltfen oturun, Miss Thompson. Sizinle yeniden konuabilmeyi umuyordum." "Seni gidi pi kurusu!" Yeniden aalama ve svgleri sralamaya balad. Davidson ciddi baklarn ona dikmiti. "Bana uygun grdnz tm aalamalara daya nrm," dedi. "Ama, burada bayanlarn bulunduunu bir dnn." Kadnn yznde imdi gzyalar fkesiyle yan yordu. Yz bouluyormu gibi imi ve kpkrmz ol mutu. "Ne oldu ki?" diye sordu Doktor Macphail. "Az nce bir memur geldi ve ilk gidecek vapurla adadan aynlmam istedi." Misyonerin gzleri bir an ldam myd? Ama, yz duygusuzdu. "Bu koullarda valinin sizi burada tutmasn bekle yemezdiniz." "Bunu sen yaptn," diye haykrd kadn. "Benimle oyun oynama. Bu senin iin." "Sizi d knklma uratmak istemem. Ben vali den grevini yapmasn istedim, o kadar." "Niin beni rahat brakmyorsun? Sana bir ktl m olmad." "nann, bir ktlk yapsaydnz, bundan en son ya kman kii ben olurdum." 135

"Bu kent bozuntusu yerde isteyerek mi kalyorum sanyorsunuz? Buraya pek yakyorum, deil mi?" "yleyse, bu karardan niin yakndnz anlam yorum," diye yantlad misyoner. Kadm bouk bir fke l att ve odadan dar frlad. Ksa bir sessizlik oldu. "Sonunda vali beyin harekete getiini grmek beni rahatlatyor," dedi Davidson. "Bana zayf ve ayak sr yen biri gibi gelmiti. Bana, kadnn burada yalnzca be-on gn kalacan, zaten Apia'ya gitse bile, oras da ngilizlere bal olduu iin, yasal bir sorumluluu ol madn sylemiti." Misyoner ayaa firlad ve sylenerek odada gezin meye balad. "Ynetim grevi yapanlarn sorumluluklarndan ka yor olmalar ne ac bir ey. Sanki, gzden uzak olan gnah, gnah olmaktan kyor sanrlar. Bu kadnn var l bile bu ada iin bir rezalet saylr, onu baka bir ada ya gndermek de sorunu zmez. Ama, sonunda onun anlayaca dilden konutum." Davidson kalarn atm, keli enesini ileri karmt. Yz kararl ve korkutucuydu. "Ne demek istiyorsunuz?" "Bizim misyon rgtmzn sz Washington'da dinlenir. Valiye, buradaki ynetimi hakknda dilerine bir yaknma giderse, kendisi iin iyi olmayacan bil dirdim." "Ne zaman ayrlmas gerekiyor?" diye sordu doktor biraz dndkten soma. "Sydney'den San Francisco'ya giden vapur n mzdeki sal gn buradan geecek. Ona biner." 136

Bu, be gn demekti. Ertesi gn doktor, yapacak daha iyi bir ii olmad iin gittii hastaneden dnerken merdivenlerde melez tccar tarafndan durduruldu. "Balayn, Doktor Macphail. Miss Thompson hasta. Ona bir bakar msnz?" "Elbette." Horn onu kadmn odasna gtrd. Kadn hibir i yapmadan bir sandalyede oturuyor ve nne bakyordu. zerinde her zamanki beyaz kostm ve iekli geni apkas vard. Macphail pudrann altndaki derisinin sa rarm ve katlam olduunu fark etti; baklar da dalgnlamt. "Hasta olduunuzu duyduuma zldm," dedi doktor. "Oh, aslnda hasta deilim. Byle syledim, nk sizi grmek istiyordum. San Francisco'ya giden o ge miyle buradan aynlmam gerekiyor." Kadmn ona bakan gzleri birden irkildi. Ellerini si nirli bir biimde ap kapyordu. Tccar kapda dikilmi dinliyordu. "Ben de yle duydum," dedi doktor. Kadmn boaz dmleniyordu. "u sralar San Francisco'ya gitmek benim iin pek uygun deil. Dn valiyi grmeye gittim, ama grtr mediler. Yazmann grdm, o bana bu gemiye binmem gerektiim, yaplacak bir ey ofmadn syledi. Ama, valiyi grmem gerekiyordu, bu sabah evinin kapsnda bekledim, dar ktnda onunla konutum. Benimle konumak istemedi, ama beni atlatmasna izin verme dim; sonunda, eer Rahip Davidson kabul ederse, 137

Sydney'e gidecek gemiye kadar beklememde bir saknca grmediini syledi." Kadn durdu ve Doktor Macphail'in yzne merak la bakt. "Ne yapabileceimi tam bilemiyorum," dedi doktor. "ey, belki sizin onunla konuabileceinizi dn dm. Ant iiyorum, rahip kalmama izin verirse, gidene kadar hibir sorun karmayacam. Yalnzca, on be gn daha sre istiyorum." "Onunla bir konuurum." "Kabul etmez," diye araya girdi Horn. "Sizi sal g n gndermeye kararl; imdiden kendinizi buna hazrlasanz iyi olur." "Ona Sydney'de bir i bulduumu syleyin," dedi, arkasndan dzeltti, "yani, drst bir i. stediim fazla bir ey deil." "Elimden geleni yapacam." "Sonucu hemen gelip bana haber verir misiniz? Bu konu kesinlemedike, elimde i tutmaya bile gcm yok." Bu, doktorun houna giden bir araclk grevi deil di, bu nedenle konuya dolambal bir yoldan yaklat. Karsna Miss Thompson'un isteini anlatp bunu Bayan Davidson'a aktarmasn syledi. Misyonerin totumu bi raz keyfiydi ve kadn iki hafta daha Pago-Pago'da kalr sa kyamet kopmazd. Ama, kulland diplomasinin ne sonu vereceini grememiti. Misyoner dorudan onun yanma geldi. "Bayan Davidson bana Miss Thompson'un sizinle konutuunu aktard." 138

Byle dorudan konuya girmesi, sklgan bir ada mn birden ortaya itilmesi gibi, doktoru gcendirdi. Ka fas kzm, yz kzarmt. "Bu kadnn San Francisco yerine Sydney'e gitme sinde ben bir fark gremiyorum; ayrca, o zamana kadar uslu duracaksa, ona eziyet etmenin ne gerei var?" Misyoner kat gzlerini ona dikti. "Niin San Francisco'ya gitmek istemiyor?" "Sormadm," dedi doktor biraz kabaca. "Bence in sanlar bakalarnn zel yaamlarna burunlarm sokma maklar." Ama bu, diplomata bir yant deildi. "Vali onun limandan kalkan ilk gemiyle ayrlmasn buyurdu. O grevini yapt ve benim bu karara karmam doru olmaz. Onun bu adadaki varl bir tehlikedir." "Bence, ok kat ve zorba bir adamsnz." ki kadn korkuyla doktora baktlar. Ama, bir kavga olacandan endielenmelerine gerek kalmad, nk misyoner kibarca glmsedi. "Hakkmda byle dndnz iin zgnm, Doktor Macphail. Bana inann, yreim bu kadn iin kanyor, ama grevimi yapmak zorundaym." Doktor yant vermedi. Ask bir yzle pencereden dar bakt. Neyse ki yamur kesilmiti ve krfezin te sinde aalarn arasndan bir yerli kynn kulbeleri fark ediliyordu. "Bari yamur dinmiken, kp biraz hava alaym," dedi doktor. "Ltfen, isteinize kar ktm iin bana gcen meyin," dedi Davidson hznl bir glmsemeyle. "Size 139

byk saygm var, doktor ve hakkmda kt dnmeni zi istemem." "Sanrm, kendinizi o kadar beeniyorsunuz ki be nim dndme kolayca katlanabilirsiniz." "Ne yapalm," diye iini ekti Davidson. Macphail, sinirlendii iin kendine kzarak merdi venlerden aa inerken, Miss Thompson'un kapsn aralam beklediini grd. "Ne oldu, onunla konuabildiniz mi?" "Evet, ama zgnm, bir ey yapmak istemiyor," dedi doktor baklarn kararak. Soma, gzucuyla baktnda kadmn bir kez hkrdm ve yznn korkudan bembeyaz kesildiini gr d. Bu grnm i kopartcyd. O anda aklna bir d nce geldi. "Ama, umudunuzu yitirmeyin. Size yaplan bu dav ran haksz buluyorum, gidip valiyle greceim." "Hemen mi?" Doktor ban olumlu sallaynca kadnn yz ay dnland. "ey, ok iyisiniz. Eminim, siz konuursanz, vali kalmama izin verir. Bu sre iinde sesimin kmayaca na ant ierim." Doktor Macphail valiyle grmeye nasl karar ver diini bilemiyordu. Aslnda Miss Thompson'un dertle riyle hi ilgilenmiyordu, ama misyoner onun damarna basm, kllenmi fkesini uyandrmt. Valiyi evinde buldu. Emekli bir denizci olan vali uzun boylu, yakkl ve kr fra bykl biriydi. Beyaz makam niformas giymiti. 140

"Sizi, ayn evde konuk olduumuz bir bayanla ilgili olarak grmek istedim," dedi doktor. "Ad Thompson." "Vallahi, son gnlerde bu ad ne kadar ok duydu umu bilemezsiniz, Doktor Macphail," dedi vali glm seyerek. "Ona, nmzdeki sal adadan ayrlmasn bil dirdim. Tm yapabileceim bu kadar." "Ben sizden onun burada kalma iznini biraz daha uzatmanz rica edecektim. San Francisco'dan dnen va purla Sydney'e gidebilir. Onun, edebiyle oturacana ben kefilim." Vali glmsyordu, ama gz bebekleri klm ve ciddilemiti. "Size yardmc olmak isterdim, Doktor Macphail, fakat verdiim karan deitiremem." Doktor olay olabildiince aklc gerekelerle ak lamaya koyuldu, ama vali artk glmsemiyordu. Bak larn kanp, ask bir yzle dinliyordu. Macphail bou na konutuunu anlar gibiydi. "Bu bayan zor durumda braktma zgnm, ama sal gnk gemiye binecek ve bu sorun orada bitecektir." "Ama, on be gn ne fark eder ki?" "Balayn, doktor, ama resmi konularda yalnzca ilgili yerlere aklama yapabilirim." Macphail ona hnla bakt. Davidsonn onu neyle korkuttuunu anmsad; valinin yznde tuhaf bir skl ganlk gzlyordu. "Davidson o yok olas burnunu her ie sokmasa ol maz m?" "Laf aramzda, Doktor Macphail, Bay Davidson hakknda iyi eyler dndm syleyemem, ama ba141

na Miss Thompson gibi bir kadnn adada bir tehlike oluturduunu sylediinde ona hak verdim; nk ada da bir sr asker ve denizci konulandryoruz." Ayaa kalkt, o zaman Macphail de kalkmak zorun da kald. "zr dilerim, ama bir randevum var. Bayan Macphail'e sayglarm iletin." Doktor oradan ba nnde ayrld. Miss Thompsonn onun yolunu beklediini biliyordu; baaramad n onun yzne nasl syleyeceini dnerek eve arka kapdan girdi ve merdivenlerden bir kaak gibi sessizce yukar kt. Akam yemeinde o sessiz, ask suratl otururken misyoner neeli ve canlyd. Doktor onun zafer dolu ba klaryla arada bir kendisini yokladn anlyordu. Bir den, Davidsonn valiyi ziyaret ediinden ve sonucun dan haberi olduunu dnd. Ama, bundan nasl haberi olabilirdi? Bu adamn gcnde eytani bir yan vard. Ye mekten sonra, verandada H o r n grnce bir bahaneyle odadan kp onun yanma gitti. "Bayan, valiyi grp gremediinizi soruyor," diye fsldad tccar. "Grdm. Kararn deitirmiyor. ok zgnm, elimden daha fazlas gelmiyor." "Deitirmeyeceini ben biliyordum. Misyonerleri karsna almak istemez." "Ne konuuyorsunuz orada?" diye Davidson neey le yanlarna geldi. "Daha bir haftadan nce Apia'ya gitme ansnz ol madn sylyordum," diye laf evirdi tccar. 142

Sonra, oradan uzaklat ve iki adan oturma odasna dndler. Bay Davidson her yemekten sonra bir saat e lenceye ayryordu. O srada kap yavaa tklatld. "Girin," diye bard Bayan Davidson tiz sesiyle. Kap almaynca yerinden kalkp kendi at. Eikte Miss Thompson'un dikildiini grdler. Ama, grn ndeki deiim olaanstyd. Bu kadn artk yoldan geerken alayc kahkahalarla onlara glen gsterili aifte deildi. Her zaman zenle taranm salar karmakar k boynuna dolanmt. Ayanda terlikler, stnde kirli bir etek bluz vard. Yanaklarndan gz yalar akyor, ieri girmeye cesaret edemiyordu. "Ne istiyorsunuz?" diye serte sordu Bayan David son. "Bay Davidsonia konuabilir miyim?" Sesi boulur gibiydi. "Ltfen girin," dedi Davidson iten bir sesle. "Sizin iin ne yapabilirim?" Kadn salona girdi. "ey, geen gn size sylediklerim iin zr dile rim - dier yanllarm iin de. Biraz dnmeden ko numutum. Balamanz diliyorum." "Oh, hi nemli deil. Benim srtm kalndr, birka kaba szden alnmam." Kadm ona doru bir adm att, bu davrannda kor kudan sinmi bir yan vard. "Beni yendiniz. Pimanm. San Francisco'ya gndertmezsiniz, deil mi?" Adamn gle tavrlar birden deiti, sesine sert ve ciddi bir ton geldi. "Niin oraya gitmek istemiyorsunuz?" 143

Kadn onun nnde diz kt. "Ailem orada oturuyor. Beni bu durumumda gr melerini istemiyorum. Baka nereye isterseniz giderim." "San Erancisco'ya niin gitmek istemiyorsunuz?" "Size syledim." Adam baklarn dikerek ona doru eildi; iri gz leri l l parlyor ve kadnn ruhuna girmek istiyor gi biydi. Birden doruldu. "Sabkalsnz, deil mi?" Kadn bir lk atp yere kapand, misyonerin ayak l a m a sarld. "Beni oraya gndermeyin. Tanr adna ant ierim ki namuslu olacam. Bu yaam brakacam." Kadnn boyal yanaklarndan yalar dklrken karmakark tmcelerle yalvanyordu. Davidson eilip onun yzn tuttu, kendisine bakmas iin zorla ban evirtti. "Syle, sabkalsn, yle deil mi?" "Beni ieri almalarn beklemeden katm," diye zorla konutu. "Polisler yakalarsa yllk cezam var." Adam kadn: braknca bir paavra gibi demeye yld, ac ac hkrmaya balad. Doktor Macphail he men ayaa kalkt. "Bu her eyi deitirir," dedi. "Bu durumunu bile bile onu gitmeye zorlayamazsnz. Ona bir ans daha ve rin. Yeni bir sayfa amak istiyor ite." "Ben ona en gzel ans verdim. Eer, pimansa ce zasn ekmeye raz olsun." Kadn bu szleri yanl anlayp ban kaldrd. Ya l gzlerinde bir umut vard. "izin verecek misiniz?" 144

"Hayr. Sal gn San Francisco'ya dneceksiniz." Kadn dehet iinde bir kez inledi; sonra, bir insan dan ktna inanmas zor yava ve ksa lklarla kafa sn demeye vurmaya balad. Doktor Macphail yerin den frlayp onu yerden kaldrd. "Yapmayn, kendinize yazk etmeyin. Odanza gidip biraz uzann. Size bir ila getireyim." Doktor onu kh ayaklan zerinde tutarak, kh s rkleyerek merdivenlerden aa zorlukla indirdi. Kendi sine yardm etmeyen eine ve Davidsonlara iinden ilen yadmyordu. Melez tccar merdivenin alt ucunda bekli yordu, onun yardmyla kadn yatana gtrd. Kadn inliyor ve alyordu. Hibir ey alglamyor gibiydi. Doktor ona damardan bir ine yapt. Yukan ktnda yorgun ve ter iindeydi. "Onu yatana yatrdm." ki kadn ve Davidson brakt durumdaydlar. O gideli beri hi konumam veya kmldamam olabilir lerdi. "Sizi bekliyordum," dedi Davidson derinden gelen tuhaf bir sesle. "imdi, herkesi bu kz kardeimizin yitik ruhunun kurtuluu iin dua etmeye amyorum." Raftan ncil'i ald ve yemek yedikleri masaya otur du. Tabaklar kaldnlmamt, aydanl yana itti. Gl, derin ve yanklanan bir sesle, sa'nn zina yapan kadnla karlamasnn konu edildii sureyi okumaya balad. "imdi, benimle birlikte diz kn ve sevgili kz kardeimiz Sadie Thompson'un ruhu iin dua edelim." Balad uzun ve tutkulu duasnda sa'dan gnah kar kadmlar iin Tann'nn balamasn dilemesini isti145

yordu. Bayan Macphail ve Bayan Davidson baklarn yere eip dz kmlerdi. Doktor da, bir anlk akn lkla, beceriksizce ve korkaka diz kt. Misyonerin duasnda yabanl bir sylem gzellii vard. Adamn duygulan kabarmt, szckleri sralarken yanaklarn dan gzyalar iniyordu. Darda, acmasz bir yamur hi durmadan, insanoullarma yaman bir zg ektirir gibi, yayordu. Misyoner duay bitirdi. Bir an duraklad ve soma: "imdi, sa'nn duasn birlikte yineleyelim." Onun nclnde yinelediler ve ancak o ayaa kalktnda onlar da doruldular. Bayan Davidson n yz soluk ama erin iindeydi. O rahatlamt, ama Macphailler birden utandklanm duyumsadlar. Ne yne bakacaklanm bilemiyorlard. "Aa gidip nasl olduuna bir bakaym," dedi Doktor Macphail. Kadnn kapsn tklattnda Horn at. Miss Thompson salncakl bir sandalyede oturmu, sessizce alyordu. "Ne yapyorsunuz orada?" diye ard doktor. "Si ze yatmanz sylemitim." "Yatamam. Bay Davidson grmem gerek." "Zavall ocuk, bunun ne yaran olacam sanyor sunuz? Onu karanndan dndremezsiniz." "Onu ardm zaman geleceini sylemiti." Macphail tccara iaret etti. "Gidip onu ann." Tccar st kata karken kadnla birlikte sessizce bekledi. Davidson geldi. 146

"Sizi buraya arttm iin zr dilerim," dedi ka dn ona dalgnca. "Beni armanz bekliyordum. Tann'nn dualar m kabul edeceini biliyordum." Bir sre baktlar sonra kadn gzlerini kard. Konuurken baklarn eiyordu. "Ben kt bir kadndm. Tvbe etmek istiyorum." "Tann'ya kr! Tann'ya kr! Dualarmz iitti." Odadaki br iki adama dnd. "Beni onunla yalnz brakn. Bayan Davidson'a du alarmzn kabul olduunu iletin." Dar kp kapy kapattlar. "Vay be," dedi tccar. O gece Doktor Macphail ge saatlere kadar uyuyamad; soma, misyonerin yukar ktn iitince saatine bakt. Gece saat ikiydi. Adam yine de hemen yataa gir medi, nk odalarm ayran tahta blmenin gerisinden, yksek sesle dua ettiini iitti; sonunu dinleyemeden uyuyakald. Ertesi gn misyonerle karlatnda adamn gr nmndeki deiiklie ard. Her zamankinden daha soluk yzl ve yorgundu, ama gzlerinde vahi bir ate vard. Sanki, denetleyemedii bir sevin iindeydi. "Sizden aa inip Sadie'yi grmenizi rica edecek tim," dedi doktora. "Onun ruhu imdi ok daha iyi, ama bedeninin iyiletiini syleyemem." Doktor kendini yorgun ve sinirli duyumsuyordu. "Dn gece ge saatlere kadar onunlaydnz," dedi. "Evet, benim ayrlmam istemiyordu." "ok neeli grnyorsunuz," dedi doktor alayla. 147

Davidson'un gzleri keyifle ldad. "Tanr'mn byk bir iyiliine kavutum. Dn gece yitik bir ruhu isa'nn sevecen kollarna geri getirdim." Miss Thompson yine salncakl sandalyede oturu yordu. Yatak yaplmam, oda dzeltilmemiti. Kadn kendine eki dzen vermemi, stne pis bir sabahlk geirmi ve pasakl salarn topuz yapmt. Islak bir havluyla silmi olduu yz yine de alamaktan imi ti. Perian grnyordu. Doktor girdiinde gzlerini snk bir biimde at. Korkmu ve ylgn bakyordu. "Bay Davidson nerede?" diye sordu. "istiyorsanz, hemen gelir," dedi Macphail eki bir sesle. "Ben nasl olduunuzu grmeye geldim." "Oh, herhalde iyiyimdir. Merak etmenize gerek yok." "Bir eyler yediniz mi?" "Horn bana bir kahve getirdi." Kadn umutla kapya bakyordu. "Acaba, hemen gelir mi? Bay Davidson yanmda ol duunda, yazgmn o kadar kt olmadn duyumsuyorum." "Salya gidiyor musunuz?" "Evet, o gitmem gerektiini sylyor. Ona hemen gelmesini syler misiniz? Sizin bana yararnz dokun maz. Artk bana yardm edebilecek tek kii o." "Pekl," dedi Macphail. gn boyunca misyoner tm vaktini Sadie Thompson'la geirdi. Yalnzca yemek saatinde brleri nin yanna geliyordu. Ama, Macphail onun pek bir ey yemediine dikkat etti. 148

"Kendini bitiriyor," diye zlerek aklad Bayan Davidson. "Salna dikkat etmezse hasta olacak, ma kendini dnmez." Kadnn yz de sapsaryd. Bayan Macphail'e hi uyumadn sylemiti. Misyoner Miss Thompson'un yanndan kp odasma geldikten soma da yorgun d nceye kadar dua ediyor, daha soma da pek uyumuyor du. Yatakta bir iki saat kaldktan soma kalkp giyiniyor ve kyda dolamaya kyordu. Tuhaf dler grdn sylyordu. "Bana bu sabah ryasnda Nebraska dalarn gr dn syledi," dedi Bayan Davidson. "Ne tuhaf," dedi Doktor Macphail. Doktor da Amerika'y gezerken tren penceresinden o dalan grdn anmsyordu. Dev bir kstebek yu vas gibi, yerden birdenbire ykselen yuvarlak kubbe bi iminde tepelerdi. Doktor Macphail onlar kadn gs lerine benzetmi olduunu anmsyordu. Davidson devinimsiz durumayma kendi de katlanamyordu. Ama, harika bir sevinle enerji buluyordu. Bu zavall kadnn en derin kelerine sinmi olan son gnah kalmtlann kknden temizliyordu. Onunla bir likte ncil okuyor ve dua ediyordu. "Bu harika bir ey," dedi bir gn yemekte. "Sanki yeniden dou tans. Bu kadnn gece gibi karanlk olan ruhu imdi yeni yam kar gibi apak oldu. Kendi mi hem aa gryor, hem de korkuyorum. Gnahlarn dan tvbe edii o kadar gzel ki. Onun giysisinin eteine dahi dokunmaya layk deilim." "Onu San Francisco'ya geri gndermeye gnlnz 149

raz oluyor mu, peki?" dedi doktor. "Bir Amerikan ceza evinde yl yatacak. Onu bu yazgdan kurtarmanz beklerdim." "Ama, anlamyor musunuz? Bu. gerekli. Yreimin onun iin szlamadn m sanyorsunuz? Onu artk eim veya kz kardeim gibi seviyorum. O zindanda ya tarken acsn onunla birlikte ben de ekeceim." "Hadi oradan," diye sylendi doktor. "Anlamyorsunuz, nk krsnz. O gnah ile miti ve ac ekmesi gerekiyor. Ne aclar ekeceini bili yorum. A kalacak, ikence ve aalanmalar grecek. Onun bu aclan Tann'ya bir kefaret ve mafiret olarak kabullenmesi gerekiyor. Buna sevinle katlanmasn isti yorum. O, pek azmza nasip olan bir ans yakalad. Tann esirger ve balar." Davidson'un sesi heyecandan titriyordu. Szckler dudaklarndan tam bitmeden dklyorlard. "Btn gn onunla dua ediyorum, oradan geldikten soma da dua ediyorum; sa onu esirgesin diye tm g cmle dua ediyorum. Onun yreine ceza ekme istei ni yerletirmek istiyorum, yle ki sonunda onu zgr b raksalar bile cezaevine kendi isteiyle girsin. Hapiste e kecei acnn, bizim iin cann vermi olan sa efendi mizin ayaklarna sunaca bir adak olduunu dnme sini istiyorum." Gnler yava geiyordu. Tm ev halknn dnce si, aadaki odasnda doad bir coku yaayan zavall kadna kilitlenmiti. O. sanki ilkel bir oyman kanl bir adak olarak sunmaya hazrlad bir kurban gibiydi. Ya ad byk rk duygulanm uyuturmu gibiydi. Da150

vidson gznn nnden ayrmaya korkuyordu; mis yoner yanmdayken biraz cesaret buluyor ve bir kle gibi ona sarlyordu. Bol bol alyor, ncil okuyor ve dua edi yordu. Bazan yorgunluktan ylp kalyordu. Bazan da onu bekleyen cezay iple eker gibiydi, nk bu, yaa makta olduu gerilimden somut ve dorudan bir ka olacakt. Benliini saran belirsiz dehete dayanamyor du. imdi, gnahlanyla birlikte kiisel gururunu da b rakmt; odada st ba dank ve pis sabahl iinde geziyordu. Drt gndr ne sabahln, ne de oraplarn deitirmiti. Odas dank ve pasaklyd. Bu arada ya mur acmasz bir stelemeyle yayordu. Gklerdeki sarnlarn artk boalm olacam dnrdnz, ama o hep yayor, metal atda ldrtc trampetini alyor du. Kapda braktklar izmelerinde ve duvarlarda rutu bet kfleri olumutu. Uykusuz gecelerde sivrisineklerin fkeli arks sryordu. "Bari bir gn dursa, ne iyi olurdu," dedi Doktor Macphail. Herkes Sydney'den sal gn gelip San Franci'sco'ya gidecek gemiyi bekler olmutu. Gerilim dayanl mazd. Doktor Macphail iin, zavall kadnn durumuna duyduu acma ve fkeye eit olarak, imdi bu kadnn gznn nnden gitmesi istei vard. Kanlmaz olan kabvAteamek gerekir. Gemi demir aldktan sonra rahat bir soluk alacam duyumsuyordu. Sadie Thompson ge miye valilik memurlarmdan bin tarafndan gtrlecek ti. Bu memur pazartesi akam geldi ve Miss Thomp son'un ertesi sabah on birde hazr olmasn bildirdi. Davidson da kadnn yanndayd.

151

"Siz merak etmeyin," dedi misyoner. "Onu gemiye ben bindireceim." Miss Thompson konumad. O gece Doktor Macphail lambay sndrp cibinli in altna uzandnda rahat bir i ekti. "ok kr, sonunda bitiyor. Yarn bu saatte gitmi olacak." "Bayan Davidson da ok honut olacaktr. Kocas nn eriyip bittiini sylyor," dedi Bayan Macphail. "Kadn artk bambaka biri." "Kim?" "Sadie Thompson. Byle bir eyin olabileceine inanmazdm. Kendimi zavall bir kul gibi gryorum." Doktor Macphail yant vermedi ve ksa srede uyu du. ok yorgundu, her zamankinden daha derin bir uy kuya dald. Sabaha doru, koluna dokunan bir el onu uyandrd. Dorulunca yatan yanmda H o r n grd. Tccar par mam azna gtrp doktorun ses karmamasn sa ladktan soma, onu izlemesi iin iaret etti. Melez adam her zaman pantalon gmlek giyerdi, ama imdi stnde lava-lava petemal vard, ayaklan da plakt. Doktor yataktan karken onun tm vcudunun dvmelerle kap l olduunu grd. Horn ona verandaya kmasn iaret etti. Doktor Macphail tccarn peinden dan kt. "Ses karmayn," dedi tccar. "Sizi istiyorlar. Giy silerinizi ve ayakkablarnz giyip gelin. abuk." Doktor MacphaiPin ilk dncesi Miss Thompson'un basma bir ey gelmi olduuydu. "Ne var? Aygt antam da alaym m?" 152

"Acele edin, ltfen acele edin." Doktor yeniden yatak odasna szld, pijamalar nn stne bir-pardes ve ayana lastik tabanl ayakka blarn geirdi. Soma, tccarn yanma geldi ve birlikte merdivenlerden sessizce indiler. Caddeye bakan kap akt ve orada yarm dzine yerli bekliyordu. "Ne var?" diye yine sordu doktor. "Arkamdan gelin," dedi Horn. " Evden dar kt ve doktor da onu izledi. Arkala rndan da bir bek yerli geliyordu. Yolu enine geip de niz kysna indiler. Doktor bir yerli topluluunun su k ysnda bir eyin evresinde bekletiklerini grd. Hzla yaklatklarnda, doktoru gren yerliler yana alp yol verdiler. Tccar onu ne itti. O zaman doktor, yars kumda yars suyun iinde yatmakta olan Davidsonn bedenini grd. Doktor Macphail diz kt - acil du rumlarda panie kaplan biri deildi - ve bu vcudu y zst evirdi. Boaz bir kulandan brne kesilmiti; ve bu ii yapt ustura hl sa elindeydi. "Ceset soumu," dedi doktor. "leli epey olmu." "Genlerden biri sabah ie giderken grm, hemen gelip bana bildirdi. Sizce, bunu kendi mi yapt?" "Evet. Biri polis arsn." Horn yerli dilinde bir eyler barnca iki gen frla yp gitti. "Polis gelinceye kadar onu burada brrakmamz ge rekiyor," dedi doktor. "Onu benim evime getirmesinler. Evimde buna da yanamam." "Polisler ne derse onu yapacaksnz," dedi doktor 153

serte. "Geri, onu dorudan morga gtreceklerini sa nyorum." Orada dikilip beklediler. Tccar lava-lavasmn kv rmlar arasndan bir sigara paketi karp doktora bir si gara uzatt. Birlikte, cesede bakarken sigara itiler. Dok tor Macphail olanlar anlayamyordu. "Sizce niin yapm olabilir?" diye sordu Horn. Doktor omuzlarm sirkti. Az soma, bir sedyeyle bir likte polisler ve bir deniz eri geldi. Onlarn ardndan da birka deniz subay ve askeri doktor. Her eyi rutin bir biimde ynettiler. "Kars nerede?" diye sordu subaylardan biri. "Artk siz burada olduunuza gre, ben eve gidip giyineyim," dedi doktor. "Karsna uygun bir dille ben haber veririm. Cesede biraz eki dzen vermeden onu grmesi doru olmaz." "Haklsnz," dedi askeri doktor. Doktor Macphail eve gittiinde karsn giyinmi olarak buldu. "Bayan Davidson kocas iin endieleniyor," dedi kadn onu grnce. "Adam, btn gece yatmaya gelme mi. Kocasnn saat ikiye doru Miss Thompson n oda sndan ayrlp evden dar ktn iitmi. Eer, hl geziyorsa, yorgunluktan lebilir." Doktor Macphail olanlan karsna anlatt ve Bayan Davidson'a haber verme grevini ona aktard. "Ama, bunu neden yapt?" diye sordu dehetle kars. "Bilmiyorum." "Nasl sylerim? Yapamam." "Yapmalsn." 154

Kadn ona korkulu gzlerle bakp odadan kt. Doktor onun Bayan Davidson'un odasna girdiini iitti. Kendini toplamak iin bir dakika bekledikten soma tra olup bir du ald. Giyindi ve yatan zerine oturup kar sn bekledi. Bayan Macphail sonunda geldi. "Onu grmek istiyor," dedi kadn. "Morga gtrmlerdir. Biz de onunla birlikte gi delim. Nasl karlad?" "Darbe yemi gibi oldu. Alayamad. Ama, yaprak gibi titriyor." Kapsn vurduklarnda Bayan Davidson dar gel di. Yz bembeyaz fakat gzleri kuruydu. Doktora ol duka toparlanm grnd. Tek sz etmediler, sessizce yola koyuldular. Morga geldiklerinde Bayan Davidson konutu. "Brakn, onu yalnz grmek istiyorum." Yana ekildiler. Bir yerli memur kapy ap kadn ieri ald. Doktorla ei darda oturup beklediler. Birka beyaz derili memur gelip Doktor Macphail'e sorular sor dular. Doktor bu trajedi hakknda ne biliyorsa anlatt. Sonunda kap sessizce ald ve Bayan Davidson dar kt. Hepsi sustular. "imdi eve dnmeye hazrm " dedi kadn. Sesi kat ve kararlyd. Doktor onun gzlerindeki bak anlayamad. Soluk beyaz yz ciddiydi. Yava admlarla ve konumadan yrdler. Evden nceki son dnemece geldiklerinde Bayan Davidson ksa bir lk att. Hepsi yerlerinde donakaldlar. nanlmaz bir ses ku laklarm sarmalad. Uzun bir zamandr suskun olan gra mofon, yeniden yksek sesle kaba bir meyhane havas alyordu. 155

"Nedir bu?" diye haykrd Bayan Macphail dehet le. "Gidelim," dedi Bayan Davidson. Evin kapsndan girip hole geldiler. Miss Thompson odasnn kapsnda dikilmi, bir denizciyle konuuyordu. Kadndaki deiim inanlr gibi deildi. Son gnlerdeki o korkak ve psrk grn gitmiti. Yine en k beyaz giysilerini giymi, pamuk orapl iri baldrlarn taran o parlak izmeleri ayana geirmiti; zenle yaplm salarna bol iekli geni apkasn takmt. Yz makyajl, gzleri kapkara boyal ve dudaklar krmzy d. imdi, vcudunu dik tutuyordu. Onu ilk grdkleri zamanki kibirli aifte olmutu. Onlar hole girdiklerinde kadn yksek sesli bir kahkaha atyordu; Bayan David son elinde olmadan bir an duraklamt ki Sadie Thomp son azndaki salyalar toparlayp onun yzne tkrd. Bayan Davidson sinip geri ekildi, yanaklarna kzl bi rer leke yayld. Soma, yzn elleriyle kapatp koar admlarla yukar kt. Doktor Macphail utan iindeydi. Kadn itip onun odasna girdi. "Ne yaptnz sanyorsunuz?" diye bard. "Bu yok olas eyi durdurun." Gitti ve gramofonun stndeki pla hrsla ekti. Kadn ona bir bakt. "Hey, doktor, siz de bana ayn numaray yapmayn. Sahi, benim odamda ne iiniz var?" "Ne demek istiyorsunuz?" diye bard doktor. "Ne demek istiyorsunuz?" Kadn ona yle bir bakt. Baklarndaki kmse-

156

meyi veya baran sesindeki aalayc nefreti hibir szck anlatamazd. "Siz erkekler! Ah, sizi gidi pis domuzlar! Topunuz aynsnz! Domuzlar! Domuzlar!" Doktor Macphail'in soluu kesildi. Ve o zaman anlad.

157