TUMER MİKROBİYOLOJİ KONU KİTABI 5.

BASKI- 2009

1

TEMEL MİKROBİYOLOJİ
MİKROORGANİZMALAR
Mikroorganizmalar sellüler ve asellüler olmak üzere iki ana grupta incelenirler. Sellüler mikroorganizmalar replikasyonları ve yaşamları için gerekli olan tüm enzim ve biyolojik yapıları bulundururlar. Daha açık bir tanımlama ile protein sentezi yapabilecek DNA ve RNA yapılarına sahiptirler. Ökaryotlar ve prokaryotlar olarak ikiye ayrılırlar (Tablo 1.1) (Şekil 1.1). Tek hücreli ökaryotlar sınıfına protistler denir. Algler, protozonlar, mantarlar ve slime moldlar bu grubun üyesidirler. Gerçek hücre yapısı ve metabolizmaları bulunmayan, bir konak hücreye girerek onun genetik yapısındaymış gibi davranan, böylece kendisi için gerekli olan proteinleri sentezlettiren, bu arada içinde bulunduğu konak hücrenin fonksiyonlarını bozarak onlarda hastalık meydana getirebilen basit yapılı canlılara asellüler mikroorganizmalar denir. Virüsler, viroidler ve prionlar asellüler mikroorganizmalar sınıfındandır.

Tablo 1.1 Medikal önemi olan mikroorganizmaların karakteristik özellikleri
Özellik Hücre yapısı Nükleik asit Nukleus tipi Ribozom Mitokondri Dış yüzey yapısı Hareket Replikasyon Virüsler Yok DNA veya RNA Yok Yok Yok Protein kapsid ve lipoporotein zarf Yok Hücre içinde çoğalma Bakteriler Var Hem DNA hem RNA Prokaryot 70S Yok Peptidoglikan hücre duvarı (Mycoplasma hariç) Var Binary fission Mantarlar Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Kitin yapısında sert duvar Yok Budding veya mitoz Protozoon ve helmintler Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Fleksibi membran

Var Mitoz

İnsanlarda hastalık yapan mikroorganizmalar bakteriler, mantarlar, protozoonlar, helmintler ve virüsler olmak üzere beş ana bölümde incelenir. Virüsler nonsellüler, bakteriler prokaryot, diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir. Bakteriler prokaryot, virüsler ise nonsellüler grubun üyesidir. Diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir.

Virüsler
Virüs partikülü bir kapsid ile çevrili DNA veya RNA'dan oluşmuştur (nukleokapsid). Kapsid nükleik asidi korur ve konak hücreye tutunma ve penetrasyon işlerinde görevlidir. Kapsid üzerindeki proteinler (daha çok glikoprotein) virüs ile konak hücre arasındaki ilişkiyi açıklar. Bazı virüsler ayrıca lipid yapılı bir zarf ile çevrilidir.

Viroid
Tek sarmal, küçük, çıplak, RNA molekülleridir. Kapsidi yoktur, insanlarda enfeksiyonları gösterilememiştir, bitki hastalıkları yapmaktadırlar. Hücreler arasındaki bulaşmanın hangi mekanizma ile olduğu bilinmemektedir.

Prionlar
Nükleik asitleri olmayan, protein yapısında nukleazları olmayan infektif partiküllerdir. Proteazlara ve sterilizasyon yöntemlerine dirençli olmaları önemli özellikleridir. Uzun inkübasyon periyotlu yavaş virüs enfeksiyonları oluştururlar. Hastalığın belirgin özelliği nöronlarda vakuolizasyon ve amiloid plaklar geliştirmeleridir. İlk defa scrapie hastalığında tespit edilmişlerdir. Bulaşıcı özelliği olan prion proteinleri (PrP) konağın kromozamal DNA'sında kodlanır. İnsanlarda Kuru, Jacobs-Creutzfeld (Şekil 1.2) , fatal familial insomnia etkenidirler. Deli Dana (bovine spongioform encephalo-pathy-BSE) hastalığı hayvan ölümlerinden sorumlu prionların meydana getirdiği güncel hastalıktır. Hastalığın tanısında tarama testi olarak kullanılabilecek serolojik bir yöntem geliştirilememiştir. İntrasellüler yaşayan organizmaya karşı immün yanıt kötüdür. Biyopsi ile tanı konulur. Prionların iki formu vardır,

2

infeksiyöz form bulaşıcı olup, BSE, iatrojenik CJB ve kuru hastalığı etkenidir. Kalıtsal geçen prionlar ise bulaşıcı değildir, PrP'nin gen mutasyonuna bağlı familial CJB, fatal familial insomnia etkeni olarak görülür. Sellüler hücreler ökaryotlar ve prokaryotlar olmak üzere başlıca iki önemli yapıdadır. Her ikisi de hücresel mikroorganizma olmasına rağmen aralarında temel farklar bulunmaktadır (Tablo 1.2) (Şekil 1.2, 1.5). Prokaryotlar denince bakteriler anlaşılır.

3

4

ÖKARYOTLAR VE PROKARYOTLAR Prokaryotlar (Bakteriler)
Ökaryotlardan başlıca farkı nukleus membranı ve nukleolusunun bulunmamasıdır. Her zaman tek kromozom bulundurur ve histon proteinleri içermez. Prokaryotların çekirdeğine özel yapısından dolayı nukleoid denmektedir. Mitokondri, endoplazmik retikulum, golgi cihazı, plastidler ve lizozom gibi organelleri bulunmaz, ökaryotlardan daha küçük ribozoma (70S) sahiptirler. Prokaryotların bir çoğu etraflarında peptidoglikan hücre duvarı bulundurur (Mcoplasma hariç). Ökaryotlarda böyle bir tabaka bulunmaz. Mantarlarda kitin denilen N-asetilglukozamin yapısında sert bir tabaka vardır, ancak bakteri hücre duvarının özelliklerini taşımaz. Protozoonlar ve bazı bakteriler hareketli olabilirken virüsler ve mantarlar hareketsizdir.

Ökaryot sitoplazmik membranında sterol bulunur, prokaryotlarda Mycoplasmalar (kolesterol) dışında bulunmaz. Bakterilere şekillerini hücre duvarları verir. Şekillerine göre iki grupta incelenirler; Atipik şekilliler: Bu gruptaki bakterilerin belirli bir şekli yoktur (Mikoplazmalar gibi). Gerçek şekilliler; Kromozom kontrolü altında belirli şekle sahiptirler, üç grup altında toplanırlar (Şekil 1.4); 1. Koklar 2. Basiller 3. Spiriller

5

Hücre enzimlerinin elektroforezi Genotipik sınıflandırma 1. Makroskobik yapıları 3. Hücre duvarı yağ asitleri analizi 2. Tüm bakteride protein analizi 4. DNA hibridizasyon 3. insan hücresi) Var Var Var Birden fazla (Diploid) var var var 80S (60S+40S) yok Mitokondrilerle var Var Bakterileri birbirinden ayırmak için fenotipik. Serotiplendirme 5. Faj tiplendirmesi Analitik sınıflandırma 1. analitik ve genotipik sınıflandırma yapılır. Plazmid analizi 5. Biyotiplendirme 4. parazit. Tüm bakteride lipid analizi 3. Guanin/sitozin oranı 2. Kromozomal DNA yapı ve parçalarının incelenmesi 6 . Mikroskobik yapıları 2. Nükleik asit sekans analizi 4. Bakterilerin sınıflandırılması Fentipik sınıflandırma 1. Ribotyping 6.2 Prokaryot ve ökaryot hücrelerin özellikleri Özellik Gerçek çekirdek Mitotik bölünme Histonlarla eşleşmiş DNA Kromozom sayısı Mitokondri Endoplazmik retikulum Lizozom Ribozomun büyüklüğü Peptidoglikan hücre duvarı Solunum Hücre zarında sterol Çekirdek zarı Prokaryot Hücre (Bakteri) Yok yok yok Tek (Haploid) yok yok yok 70 S (50S+30S) Var Hücre zarı ile Yok (mikoplazma hariç) yok Ökaryot Hücre (Mantar. Antibiyogram duyarlılıkları 6.Tablo 1.

Problar radyoizotoplar. Epidemiyolojik çalışmalar Kantitatif viral NAT Kantitatif yöntemler. Northern blot. genellikle saptama duyarlılığını arttırmak için amplifikasyon gerekmektedir. Subtiplendirme biyotiplendirme. Hibridizasyon yöntemleri: Hedef nükleik asit dizilerine karşılık gelen nükleik asit dizileri (prob) ile doğrudan hibridizasyon yapılmaktadır. en büyük virüsden (Poxvirüs) bile daha küçüktür. amplifikasyon sonrası elde edilen ürün miktarından orijinal örnekteki n. Gerçekzamanlı PCR: Hedef DNA'nın amplifikasyonunu ve amplifikasyon ürünlerini prob ile saptama basamaklarını aynı kapalı tüp içinde birleştirmektedir. öncüller) bağlanmakta. komplementer DNA sentezlenmekte ve ısı döngüleri yinelenerek DNA kopyaları çoğaltılmaktadır (PRC ürünleri ampliconlar). katı faz hibridizasyon testleri (Dot blot. Öncül olarak özgül oligonükleotitler kullanıldığı için. Klinik viroloji laboratuarlarında nükleik asit testlerinin kullanım araçları : 1. Klasik kantitatif PCR yöntemlerinde. rRNA'nın mutasyondan en az etkilenen genetik materyal olması nedeniyle hibridizasyonda en duyarlı yöntem DNA ile ribozomal RNA (rRNA) karşılaştırmasıdır. Klinik örnekte mikroorganizmaların bol olduğu durumlarda hibridizasyon yeterli olabilirken. Viral nükleik asit testlerinde kullanılan yöntemler Moleküler biyolojik yöntemler genel olarak amplifikasyon ve hibridizasyon yöntemleridir. sadece araştırılan nükleik asitler saptanabilmektedir. Virusların genotiplerinin belirlenmesi 7. TAS gibi) RNA molekülleri çoğaltılmaktadır. İn-situ hibridizasyonda mikroskop lamlarına fiske edilmiş hücre veya doku kesitleri üzerinde hibdirizasyon yapıldığından. DNA polimeraz enzimi ile her sarmalın karşısında. Yeterli miktarda hedef nükleik asit dizisinin bulunmadığı durumlarda testlerin duyarlılığının arttırılması gerekir. Hastalık prognozunun belirlenmesi 3. Filogenetik analizler a. antiviral tedavinin izlenmesinde de çok faydalıdır. mikroorganizma nükleik asitlerinin morfolojik olarak yerleşimi incelenebilmektedir. İnfeksiyon etkeninin saptanması ve tanımlanması 2. Amplifikasyon yöntemleri: Hedef. Sindirim sisteminde simbiyotik olarak yaşarlar. Thermus aquaticus'dan (Taq polymerase) elde edilen DNA polimeraz PCR testinde kullanılır. enzimler. Tedavi etkinliğinin izlenmesi 6. dallı DNA testlerinde DNA araştırılırken. Geçmiş yüzyılda mikroorganizmalar morfolojileri ve biyokimyasal özelliklerine göre tanımlanıyordu. prob veya sinyal çoğaltılmaktadır. Tedaviye direnç genlerinin araştırılması 5. Q-beta replikaz. miktarı tayin edilmeye çalışılmaktadır. Hibridizasyon testlerinde araştırılan genetik materyalin saptanabilmesi için belli bir düzeyde hedef nükleik asit miktarına gerek vardır.Bakteriler öbakteri ve arkebakteri olmak üzere iki grupta incelenir. İnsanlarda hastalık yapan bakteriler öbakteri sınıfındandır. antijenik substratlar veya kemilüminesans veya floresans veren moleküller ile işaretlenmiş özgüllüğü yüksek DNA veya RNA segmentleridir. bakteriofaj tiplendirme ve bakteriosin tiplendirme yöntemleri ile yapılabilir.a. Hibridizasyon yöntemine göre (Şekil 4) iki mikroorganizma arasındaki homoloji >%70 ise aynı tür olduklarına karar verilir. Arkebakterilerin öbakterilerden farkı peptidoglikan tabakalarının bulunmamasıdır. Hedef nükleik asitlerin çoğaltıldığı yöntemler Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR): Klasik yöntemdir. serotiplendirme. antibiyotik duyarlılık testleri. Bu yöntemler arasında sıvı faz hibridizasyon testleri. insitu hibridizasyon) bulunmaktadır. kalıp DNA sarmalının karşısına gelecek oligonükleotid dizileri (primerler. 3SR. Tedaviye yanıt şansının değerlendirilmesi 4. özgül viral DNA'nın kantitatif analizi ile belirlenebilmektedir. infeksiyon hastalıklarının ilerlemesi hakkında fikir vermenin yanı sıra. NASBA. Southern blot. Nükleik asit kimyasının anlaşılması ile birlikte nükleik asit prob teknolojisi ortaya çıkmıştır. En küçük bakteri mikoplazmadır. Bu yöntemde DNA ısı ile denatüre edilerek sarmallar ayrılmakta. Gerçek zamanlı PCR ile nükleik asit miktarı belirlenir (viral yük). transkripsiyona dayalı amplifikasyon yöntemlerinde (TMA. yüksek ısı gibi anormal şartlarda yaşayabilen bakterilerdir. Bunun için çift sarmadı DNA dizisine bağlanan florejenik moleküller kullanılarak hibrid yakalanır. yüksek tuz. Bakterilerin özel tiplerine (epidemi yapanlar gibi) subtipleri denir. RT-PCR: RNA araştırılacaksa önce revers transkriptaz enzimi ile komplementer DNA sentezlenir ve ardından PCR uygulanır. 7 . Doğrudan hibridizasyon yöntemi ile serumdaki serbest virüs. İnfeksiyon kaynağının izinin sürülmesi b. Klasik polimeraz zincir reaksiyonun yanı sıra ligaz zincir reaksiyonu.

8 .

revers transkriptaz ve '17 RNA polimeraz enzimleri kullanılır. RNAz H. Q-beta replikaz tarafından çoğaltılabilecek dizileri de taşıyan özgül problar kullanılır. özgül problar bağlanır ve ligaz enzimi ile bu oligonükleotitler yapıştırılarak yeni diziler elde edilir. Q-beta replikaz: Sistemde bir RNA polimeraz enzimi. 9 . LCR: Denatüre olmuş DNA sarmallarına. hedef nükleik aside bağlanan işaretli moleküllerin çok sayıda olması ile testlerin duyarlılığı arttırılmaktadır. Hedef ve prob çoğaltma yöntemlerine göre daha stabil testlerdir. Transkripsiyona dayalı amplifikasyon (TMA) da benzer bir yöntemdir. prob miktarları artmaz.PCR'a alternatif diğer amplifikasyon yöntemleri: Benzer şekilde hedef nükleik asitleri çoğaltan nükleik asit dizisen bağlı amplifikasyon (NASBA) tek ısıda uygulanır. Bu yöntemlerde hedef RNA molekülüdür. Sinyal çoğaltma yöntemleri: Hedef nükleik asit. kontaminasyona bağlı yalancı pozititif olma riski daha azdır.

10 .

DNA replikasyonları da birçok noktada aynı anda sürdürülür. mRNA. Ökaryotlarda görülen mikrotubüler yapılar prokaryotlarda görülmez. Eğer görünür başka yapılar varsa bunlar enerji için gerekli depo granüllerdir. Son basamakta kullanılan fuksin ile gram negatif bakteriler pembeye. farklı eksternal yapılara sahiptirler. Bakteriler gram boyamasına göre gram pozitif ve gram negatif olmak üzere iki önemli grupta toplanırlar. ancak bağımsızdır. Lateral mezozom ise spor oluşumunun başladığı (sporlu bakterilerde) ve konjugasyonda pilusun bağlandığı yerdir. Birçok antibiyotik bakteri ribozomlarına etkili iken insan hücrelerindeki protein sentezini etkilemezler. gram pozitifler ise kristal violet ile morlacivert boyanır (Tablo 4). Çekirdek hücrenin ortasında veya bir kenarında bulunabilir. Polisakkarid. Bakterinin protein sentezinde görevleri vardır. Sitoplazmik membranın görevleri 1. Bakteriyi iç basınca karşı korur. Her bakteride çift sarmallı tek bir DNA ipçiği bulunur. Hücre zarfı'nın (sitoplazmik membran. Nukleotidler intron denen baz sıraları ile birbirlerine bağlanırlar. Hücre duvarı Mikoplazmalar dışında tüm prokaryotlarda bulunur. hücre bölünmesinin başladığı yerdir. Mikoplazmalar dışında diğer prokaryotlar sitoplazmik membranlarında sterol içermezler. Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları tabloda gösterilmiştir. Gram pozitif bakterilerde daha kalındır. Sitoplazmik membran Ökaryot ve prokaryot hücreler arasında yapı olarak birbirlerine en benzeyen bölüm burasıdır. Nukleoid Işık mikroskobu ile hücreler içinde görülebilen en büyük yapı çekirdektir. Bunların içinde en bilinenleri Corynebacterium bakterileri içinde bulunan fosfat bağları taşıyan Ernst-Babes (volutin) granülleridir. Enzim sentezi (Hem maddeleri parçalayıcı hidrolitik enzimler. Prokaryotlar ökaryotlardan farklı olarak çekirdek zarı ve nukleolus içermezler. Solunum (sitokromlar bu yapı içindedir) 3. ökaryotlarda ise 80S (60S ve 40s subünitleri vardır) büyüklüğünde ribozom vardır. Sitoplazmik membrana mezozom aracılığı ile tutunur. Hücre duvarının sağlamlığını ve direncini sağlayan peptidoglikan (murein. bazıları da gaz vezikülleri içerir. Bakteri DNA'sı Borrelia burgdorferi (lineer yapıda) ve bazı Streptomyces türleri dışında sirküler yapıdadır. teikoik asit sentezini inhibe eder. ribozomlar. Mezozomun septal kısmı. hem de penisilinaz gibi direnç enzimleri. Dış ortamdaki maddelerin girişine izin veren seçici olmayan 1-2 nm çapında porlar bulundurur. Prokaryotların boyanma özelliğini sağlayan yapı burasıdır.BAKTERİNİN YAPISI Sitoplazma Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler benzer internal. ayrıca ekzotoksinler) 4. Sitoplazma başlıca DNA kromozomu. Bakterinin organellerinden sadece nukleoidini görürsünüz. mukopeptid) tabakadır (Şekil 6). Ökaryotlarda ise birçok DNA (kromozom) bulunur ve birbirlerine histon proteinleri aracılığı ile bağlanırlar. Ozmotik basıncın düzenlenmesi (selektif permeabilite ve transport) 2. iki lipid ve bunların arasında bir protein tabakadan oluşmuştur. Yapı olarak ökaryotlara benzemelerine rağmen daha fazla fonksiyona sahiptir. Işık mikroskobu ile homojen bir sıvı olarak görünür. Bazı Cyanobacteriler thylakoid denilen fotosentetik yapılar. Lipofilik ve hidrofilik madde içeren deterjanların hedef dokusu sitoplazmik membrandır. Arkebakterilerde buna benzer psödomurein (psödoglikan) bulunur. Hem şekli hem de sağlamlığı sağlayan iskeletidir. Kemotaksi ve duyusal reseptörlerin bulunduğu yer sitoplazmik membrandır. hücre duvarı ve kapsül) en içte kalan tabakasıdır (Tablo 3). Bakteri ribozomları 70 Svedberg (S) büyüklüğündedir (50S ve 30S subünitleri vardır). Novobiosin DNA sentezinin inhibisyonu dışında. Elektron mikroskobu ile incelediğinizde görülen en önemli partiküller ribozomlardır. DNA giraz enzimi bakterinin boyunun ortalama 1000 katı uzunluğundaki DNA'sının süpersarmal haline gelip bakterinin içine sığmasını ve açılmasını sağlar. Peptidoglikanın ana yapısını n-asetil muramik asit 11 . sülfür granülleri olabilir. Mikoplazmalar bu özellikleri nedeni ile sterol içeren besiyerlerinde ürerler. proteinler ve metabolitlerden oluşmuştur. Hücre duvarı polimerlerinin sentezi 5. lipid. Polimiksinler de deterjanlar ile yapısal benzerlikleri ile sitoplazmik membranın yapısında bulunan fosfatidil-etanolamini selektif olarak tahrip ederek hücre ölümüne sebep olurlar.

Gram pozitif bakterilerde hücre duvarının ortalama %50. L-Lizin.ve n-asetil glukozamin isimli şekerler oluşturur. hem de gram pozitiflerin bir birine benzer peptidoglikan yapıları vardır. D-glutamik asit. pentaglisin köprülerini oluşturur. Çarpraz bağlarda gram pozitiflerdeki Lizin'in yerine gram negatiflerde diaminopimelik asit bulunur. Muramik asit. diaminopimelik asit. Hem gram negatifler. Bu iki ana yapı birtakım proteinler aracılığı ile birbirlerine bağlanırlar. gram negatiflerde ise %10 kadarını peptidoglikan tabaka oluşturur. D-alanin. 12 . L-alanin. glikozamin.

Safranın ile boyama. lipoteikoik asit'in kaynağı sitoplazmik membrandır. Kristal violet ile boyama 2. Özellik Dış zar Hücre duvarı Lipopolisakkarit Teikoik asit Spor Kapsül Lizozime duyarlılık Ekzotoksin üretimi Penisilin hassasiyeti Gram pozitif Yok Kalın Yok Var Bazılarında var Bazılarında var Duyarlı Bazılarında var Daha duyarlı Gram negatif Var İnce Var Yok Yok Bazılarında var Dirençli Bazılarında var Daha dirençli Memelilerin salgılarında bulunan lizozimin ana hedefi peptidoglikan tabakadır. Asti-alkol ile dekolorizasyon. Böylece Klamidyalar lizozime dirençlidir ve mukoza infeksiyonu yaparlar. porinler.5 Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları. Tüm Gram pozitif bakterilerde lipoteikoik asit bulunurken.Tabo 1. aside dirençliler kırmızı kalır 3. permeazlar Plazma membranı Pili. Teikoik ve lipoteikoik asit gram pozitif bakterilerin içinde dağınık halde bulunan. Gram negatif bakterilerde bulunmaz.tuberculosis. N. Klamidyalarda gram negatif bakteri duvar yapısı bulunmasına rağmen peptidoglikan tabaka bulunmaz. Karbol fuksin ile ısıtarak boyama (kırmızı) 2. sadece gram pozitifler mor kalır 4. Teikoik asit hücre duvarından kaynaklanırken. C. Gram negatif bakterilerin hücre duvarının üç temel yapısı. proteinler. aside dirençliler kırmızı.4 Gram ve ARB boyama aşamaları Gram boyama 1. Lipoprotein tabaka dış membran ile peptidoglikan tabakayı birbirine bağlar 13 .3 Bakteri zarfının yapıları ve görevleri Fonksiyon Dayanıklılığı veren yapılar İç yapıların korunması Geçirgenlik ve bariyerler Metabolik geçirgenlik Enerji üretimi Konak hücreye yapışma Konağın immün tanıması Konak immün yanıtına Antibiyotik duyarlılık Antibiyotik direnci Hareket Yapışma Yapı Hepsi Hepsi Dış membran veya plazma membranı Membranlar ve periplazmik transport proteinleri. teikoik asit bulunmayabilir. ribitol ve gliserolden yapılı majör antijenidir. asteroides gibi). M proteini karşı koyma Peptidoglikan sentetik enzimleri Dış membran Flajella Pili Tablo 1. teikoik asit Tüm dış yapılar Kapsül. Streptococcus pyogenes'i M proteini de lipoteikoik asittir. Pnömokokların teikoik asitleri Forssman antijeni olarak isimlendirilir. diphtheriae. lipoprotein. gram negatifler pembe. Bazı bakterilerde hücre duvarında yağ bulunur (M. yapışma elemanıdır. Alkol ile dekolorizasyon. diğerleri mavi boyanır Tablo 1. Metilen mavisi ile kalanların boyanması. Potasyum iyodür ile tespit 3. dış membran ve lipopolisakkarid'dir. gram pozitifler ise mor boyanır ARB boyama 1.

Metabolizma enzimleri hücre dışından alınan ve belirli bir iriliğe kadar küçültülmüş molekülleri hücre metabolizmasında kullanılabilecek boyutlara kadar parçalarlar. Bunlar bazı büyük antibiyotiklerin hücre içine geçişlerini engellerler. Bu bölgede penisilinlerin bağlanma bölgesi olan transpeptidaz. tümör nekroze edici faktör ve diğer faktörlerin salınmasını sağlar. gram negatif boyanırlar. LPS B hücrelerini aktifleştirir ve makrofajlar gibi hücreleri indükleyerek interlökin-1.Gram negatif bakterilerin hücre duvarının dış kısmını fosfolipid tabaka (dış membran) oluşturur. Bazı bakteriler spontan veya antibiyotiklere bağlı olarak L formu haline gelebilir. hipertonik ortamlarda bakteriler hücre duvarlarını kaybedebilirler.13). Porinler 700Da'dan daha küçük hidrofilik moleküllerin difüzyonunu sağlarlar. O Ag'inin alt bölümünde bulunan lipid A ise bakterinin endotoksinini oluşturur. gevşek yapılı ve yapışkan ise slime tabaka (glikokaliks) adını alır. Tükrük. Lizozim ile karşılaşan bakteriler düşük ozmotik basınçlı ortamlarda lizise uğrarlar. hücreyi dış ortamın safra tuzu ve hidrolitik enzimlerinden korur. Lipopolisakkarid (LPS) yapı immün sistemin güçlü bir stimülatörüdür. LPS ateş ve şok meydana getirir. interlökin-6. nazal sekresyonlarda bulunan lizozim peptidoglikan tabakayı hidrolize eder. Ancak. Bu yapı homojen ve belirli bir şekle sahip ise kapsül. gonorrhoeae gibi bazı bakterilerde lipooligosakkarid tabaka bulunur. L formu bakteriler penisilinlere dirençlidirler. Bol miktarda endotoksinin kana dökülmesi ile Shwartzman reaksiyonu (dissemine intravasküler koagülasyon) gelişir. N. Gram pozitif bakteriler tüm duvarını kaybettikleri için protoplast. Gram negatif bakterilerin dış membranları üzerinde çeşitli proteinler bulunur. Periplazmik aralık Gram negatif bakterilerin iç ve dış membranları arasında bulunan. heterojen. göz yaşı. metabolik. Bu yapı üzerinde por proteinleri (porinler) bulunur. gram negatifler ise dış membranlarını korudukları için sferoplast adını alırlar. Hipertonik ortamda yaşayabilen ve bölünebilen duvarsız bakterilere L formu (Lister formu) bakteriler denir (Şekil 1. 14 . Bunların birçoğu transmembran proteinleridir ve porin olarak isimlendirilir. bu durum konakta kronik enfeksiyon geliştirebilir. Bu bölümde bulunan beta laktamazlar gram pozitiflere göre daha iyi korunmaktadır. Bu tabakanın en dışında kor polisakkaridi ve hidrofilik özellikteki O Ag'inden oluşan majör antijenik yapı vardır. endopeptidaz ve karboksipeptidaz gibi protein yapılar (penisilin bağlayan proteinler PBP) bulunmaktadır. Kapsül Bakterilerin hücre dışına salgıladıkları mukoid yapılı maddelere denir. direnç enzimleri ile virülans faktörlerinin etkisini gösterdiği yapıdır.

Medikal önemi olan kapsüllü bakteriler • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Haemophilus influenzae Neisseria meningitidis Klebsiella spp Escherichia coli Salmonella typhi (Vi antijeni) Bacillus anthracis (poly-d-glutamik asit) Streptococcus pyogenes (hyaluronik asit) Streptococcus agalactia (sialik asit) Bacteroides fragilis 15 . kateterlere. S. kontakt lenslere ve diş gibi sert dokulara yapışma görevi olan bakteri organelidir.Kapsül fagositoza karşı koymada. Kapsüller negatif boyama yöntemleri kullanılarak görünür hale getirilirler.anthracis'de protein. Kapsül zayıf antijenik yapıya sahiptir. Diğer kısmı genellikle polisakkarittir. B. Kapsülün ana yapısı sudur. kapsüllü bakteriler antikapsüler antikorlar ile kaplanmadıkça fagositoza karşı koyarlar.14). slime tabaka ise prostetik malzemelere. Şeker yapılı kapsüle sahip bakterilerde tip tayini için kapsül şişme testi (Quellung testi) uygulanabilir (Şekil 1. Bakterilerin virülansında kapsülün önemli bir yeri vardır.pyogenes'de ise hiyaluronik asit yapısındadır.

16 . Destek üniteleri olan blefaroplast ile flajellalar sitoplazmik membrana tutunurlar. Işık mikroskobu ile iyi görünür. Protein yapılı olduklarından iyi antijendirler. Protein yapısında flajellin denilen subünitlerden oluşur.Flagella (kirpik) Bakterinin hareket organelidir. Ancak tannik asit tuzları ile hazırlanan boyalar ile daha iyi görünür hale gelirler. Bazı hastalıklarda serolojik yöntemlerle gelişen antikorlar tanı testi olarak kullanılır (H antijen).

17). ancak elektron mikroskobi ile tesbit edilebilir. Lipoteikoik asit ile birlikte konağın epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur.16).15). Clostridium grubu ise anaeropdur. Fimbrialar genellikle gram negatif bakterilerde bulunur. Fimbria'lar konak memeli hücresine. Böylece konjugasyon gerçekleşir.gonorrhoeae farklı antijenik tipte pili oluşturur. Fimbria'sını kaybeden bu bakteriler enfeksiyon meydana oluşturamazlar. Normal ışık mikroskobu ile görülemez. bazı kimyasal maddeler ile karşılaşma ve kötü beslenme. 17 . özellikle E. kötü soluma şartları gibi uygun olmayan durumlarda hücre duvarlarını kalsiyum (Ca) ve dipikolinik asit ile güçlendirerek (kalsiyum-dipikolinat) kendileri için önemli organellerini koruma altına alırlar (Şekil 1. Gram pozitif koklardan streptokokların M proteinleri de fimbriadır. Bakterinin yapışma elemanıdır. Sporlu bakterilerin metabolizmaları minimuma inmiştir. ancak hiçbir zaman metabolizmaları durmaz.coli ve Gonokoklar fimbriaları ile konak hücrelere tutulup hastalık yapabilirler. Hem fimbria hem de pilus'a pili denmektedir. Lofotrikoz (Püskül şeklinde) 3.6) Endospor (Spor) Bazı bakteriler ısı. 1. bir diğer bakteriye veya yüzeylere yapışmada önemlidir. Monotrikoz (Tek flajellalı) 2. radyasyon. Medikal önemi olan iki gram pozitif basil sporludur. Bunlardan Bacillus grubu aerop. Piluslar ile (seks pilusu) iki bakteri arasındaki yapışmadan sorumludur. Önemli yüzey virülans faktörlerinin bakteri patogenezindeki yeri tabloda açıklanmıştır. Hareket organeli değildir. Spor fiziksel etmenlere çok dirençlidir. Sporlu bakteriler vegetatif hallerindeki aktivitelerini gösteremezler. böğlece antikorların varlığında bile konak yüzeylere tutunabilir. N. Peritrikoz ( Bakteriyi çepeçevre saran) Fimbria (Pili) Flajellalardan daha kısa ve küçük olup bir bakteride yüzlerce bulunabilir (Şekil 1.Bakterilerin flagellaları bulundukları yerlere göre üçe ayrılır (Şekil 1. Fimbriaların virulans ile direk ilişkileri vardır. (Tablo 1.

Polisakkarit kapsül M proteini Protein A Var Yok Yok Serotiplemede kullanılır. Dokulara yapışmayı sağlar. Sporlar intrasellüler boyanmayan yapılardır. Serotiplemede kullanılır. Serotiplemede kullanılır.Tablo 1. C. anthracis sporu santral. Virulans faktör Aşı olarak kullanımı Açıklama Bunların dışında bazı kitaplarda Sporosarcina ve Coxiella burnetti (muhtemelen) endospor yapar denir. Bakterilerin sporları onların tanınmasında ve özelliklerinin belirlenmesinde kullanılır. Her bir bakterinin sadece tek sporu vardır. pyogenes S. Uygun şartları bulduğu zaman bakteri tekrar vegetatif haline döner (germinasyon). typhi Y. B. C. coli N. Meningititis Gr (+) basiller B. Bu yapı komplemanı Fc kısmından bağlar böylece opsonizasyonu engellemiş olur. Pestis Polisakkarit kapsül Polisakkarit kapsül Protein pili Protein pili Polisakkarit kapsül V-W faktör Var Yok Yok Yok Yok Yok Dokulara yapışmayı sağlar. aureus Gr (-) koklar N. perfringens sporu ise subterminaldir. Diğer salmonella tiplerinde önemi yok. gonorrhoeae S. Kromozom kontrolü altında olduğu için bakteriler sporlarını her defasında hücrenin aynı yerinde yaparlar. 6 Bakteriyel patogenezde önemli yüzey virulans faktörleri Bakteri Gr (+) koklar S. Malaşit yeşili veya karbolfuksin ile boyanır hale getirilir. Polipeptid kapsül (D Glu) Yok Polisakkarit kapsül Var Serotiplemede kullanılır. tetani sporu terminal. pneumonia E. Mantarlardaki sporlar gibi üreme ile ilişkileri yoktur. İnfluenza K. Anthracis Gr (-) basiller H. pneumonia S. 18 .

metabolizma ve protein sentezi için enerjiye ihtiyaç duyarlar.5 cal. Örneğin C. bir kısmı da organik moleküllerdeki karbonu (heterotrof bakteriler) karbon kaynağı olarak kullanırlar. yüksek enerji fosfat bağları (ADP'den TP'ye dönüşüm) ve Asetil Koenzim A şeklinde depolanır. M. yüksek ozmotik basınç altında üreyebilenlere ise osmofilik bakteriler denir. Anabolizma genel olarak kimyasal redüksiyonlar zinciridir. Zorunlu aerop bakterilere örnek olarak V. Yüksek tuz konsantrasyonunda üreyen bakterilere halofilik. bir enerji kaynağı. İçeri alınanlarda endo-enzimler ile oksidasyon gerçekleşir ve sonuçta oluşan enerji. Bakterilerin çoğu organotroftur. sitoplazmik membran tarafından yönetilerek ya pasif diffüzyon veya aktif transport ile içeri alınırlar. Ayırtedici besiyerleri: Koloni yapısı ve rengi ile diğer bakterilerden ayırt edilebildiği besiyerleridir. Bazı bakteriler litotroftur.Bakterilerin Metabolizması Bakteri hücresinde gelişen kimyasal reaksiyonlar enerji sağlayan (katabolik) ve enerji gerektiren (anabolik) reaksiyonlar olmak üzere ikiye ayrılır.18). 1 mol glikozun fermentasyonu ile ortalama 31. su ve değişik iyonlara ihtiyacı vardır. Jejuni en iyi %5 O2 + %10 CO2'li ortamda üreyebilir. Mikroorganizmaların bir kısmı inorganik karbonu karbondioksidi (ototrof bakteriler). 50-60°C'de üreyebilenlere ise termofil bakteriler denir. Bir mol glukoz oksijenasyonu sonucunda 688. M. Bakteriler 'binary fission' (ikiye bölünme) yoluyla. Düşük ısılarda üreyebilen bakterilere (15-20°C) psikrofil. Clostridium. Katabolizma: Bakteriler. pallidum gibi bazı bakteriler ise hem canlı hücre kültürlerinde hem de sentetik besiyerlerinde üretilemezler. Kültür yöntemleri Genel besiyerleri: Genelde bakterilerin yetiştirilebildiği besiyerleridir Selektif besiyerleri: Bakterinin yetiştirilebildiği özel suplement ve/veya antibiyotikler eklenmiş besiyerleridir. aminoasit gibi organik maddeleri parçalayarak enerji elde ederler. Zorunlu anaerop: Zorunlu anaerop bakterilerde oksijenli solunum sonucunda ortaya çıkan H2O2'nin zararlı etkilerini ortadan kaldıran katalaz ve süperoksit anyonlarının (O2-) zararlı etkilerini önleyen süperoksit dismutaz enzimleri + bulunmamaktadır. Solunum tiplerine göre bakteriler dört grupta incelenir. organik maddeleri yıkarak enerji sağlayan organotrof canlılardır. Tüm mikroorganizmaların karbon kaynaklarına gereksinimleri vardır. optimal üreme için CO2'e İhtiyaç gösterdiği İçin kapnofilik bakteri denir. Fungus ve bazı bakteriler heterotrof iken bitkiler ototrofturlar. enerjilerini organik bileşiklerden (şekerler. Anaerob bakterilerde son H alıcısı olarak karbon. azot. eşeysiz olarak ürerler. hareket etme. Zorunlu aerop: Son H+ alıcısı havadaki O2'dir. enerjilerini azot-demir-sülfür içeren inorganik maddelerden sağlarlar. Bakteriler üreme. Zorunlu anaerop bakterilere örnek olarak Bacteroides. İndirgeyici olarak bir elektron vericisi olan NADPH kullanılır. Bakterilerin çoğu şeker. Bir bakterinin gelişebilmesi için karbon. C. aminoasitler) alırlar. Adinomyces gösterilebilir. Bakterilerin Üremeleri Virüsler. Solunum Bakteriler tarafından sıklıkla kullanılan eksternal elektron akseptörü moleküler oksijendir. 30-37° C'de üreyenlere mezofil. leprae ve T. sağlanır. bakteri hücresi için gerekli maddelerin yapımında (anabolizma) kullanılır. Elde edilen enerji ve yapı taşları. Bir sıvı besiyerinde bakterinin üreme eğrisi altı dönemden oluşur (Şekil 1. 19 . ortaya çıkar. Organik maddeler hücre dışına salınan ekzoenzimler aracılığı ile yapı taşlarına kadar parçalanır. azot ve sülfür kullanılmaktadır.2 cal. diptheriae verilebilir. klamidyalar ve riketsiyalar canlı hücre kültürlerinde ürerler. Isı Bakterilerin üremeleri için farklı ısılar gerekebilir. tuberculosis. Anabolizma: Enzimler ve ATP'den elde edilen enerji yardımı ile katabolizma sonucu oluşan basit ön maddeler kompleks proteinlere dönüştürülür. cholerae. Fakültatif anaerop: Hem O2'li ortamda hem de O2'siz ortamda fermentasyon yapabilen bakterilerdir. Mikroaerofil: Çok az miktardaki O2 ve yüksek CO2 düzeylerinde üreyebilen bakterilerdir.

Antiseptik ve antibiyotiklere en duyarlı olduğu dönemdir. F. Brucella. Gizli (latent. D.7 Selektif (S) ve ayırt edici (A) besiyerleri Organizma Anaeroblar Corynebacterium Enterik bakteriler Enterik patojenler Vibrio cholerae Legionella Mycobacterium Steril alandan elde edilen Neisseria Haemophilus Normal floradan elde edilen Neisseria Besiyeri Tiaglikolatlı besiyeri Löfflerin koagüle serumlu besiyeri (S) Tellürit agar (A) Eozin metilen mavisi (A) Mac Conkey agar (A) Hektoen enterik agar (D) TCBS (S) Charcoal-yeast ektract agar (CYE agar) (S) Löwenstein-Jensen medium (S) Çikolotamsı agar Thayer-Martin agar (S)* *Thayer-Martin agar normal florayı inhibe eden vankomisin.8 Özel suplement içeren besiyerleri Kolesterol. nistatin ve kolistin içerir Tablo 1. Bakterilerin içinden bazıları aylarca canlılıklarını koruyabilirler. Logaritmik (eksponansiyel) dönem: En hızlı üreme dönemidir. 20 . B. Bakteri sayısı hızla azalır. Akselerasyon (hızlanma) dönemi: Üreme başlamıştır. Bakteri bu dönemde en küçüktür. lag) dönemi: Üreme hızı sıfırdır. Pasteurella Haemophilus influenzae A. Çoğalmanın durması dönemi: Toksik metabolitler bakterinin üremesine izin vermez. purin ve pirimidinler Sistein X (protoporfirin) ve V (NAD) Mycoplasma Francisella. Bakterinin ortama alışma dönemidir. Legionella. C. Ölüm dönemi: Ölüm oranı artar. Yavaşlama (retardasyon) dönemi: Ortamda metabolitlerin artmasına bağlı olarak bakterinin üreme hızı yavaşlar.Tablo 1. E.

Kol plazmidi: Bakteriosin'leri salgılatan plazmidlerdir. ancak onlar için önemli avantaj sağlayan özelliklerin genetik materyalidir.cholerae. Fajlar spesifikliği nedeniyle bakterilerin tiplendirilmesinde kullanılmaktadır. Sınıf 2'de ise RTF ayrı antibiyotik direnç genleri ayrıdır. Bakteriyofajlar. plazmidler.Bakteri Genetiği Replikon Bir DNA ipçiğinin (polinükleotidinin) eskiden karşısında bulunan ipçiğin aynısı olan yeni bir polinükleotid ipçiğini sentezletme yeteneği vardır. Plazmid: Bakterilerin çoğunun sitoplazmasında bulunur. C. Önemli plazmidler 1. pyogenes (kızıldır. Diğer küçük plazmidler ise genellikle transformasyon veya transdüksiyon yoluyla transfer edilebilirler. IS elementleri replikondur. B. bunları taşıyan bakterilere de lizojen bakteri adı verilir. Büyük plazmidler (20-120 kb) konjugasyon sırasında kendi transferlerini kontrol edebilirler. R plazmidleri: Antibiyotik direncini aktaran plazmidlerdir. Corynebacterium dipthena'nır) ekzotoksininin üretiminde Corynephage beta fajının rolü vardır. Isıtılan DNA'nın. transpozonlar. Fajların medikal önemi ekzotoksinlerin üretimidir. D. botulinum ve S. Sınıf 1 plazmidlerinde antibiyotik direnç genleri ile transfer faktör (RTF) beraberdir. Fajlar ayakları ile reseptörü bulunan bakterinin yüzey yapılarına tutunur. Bakterileri infekte eden bakteriofajlar hücre içinde replike olarak sayıları artar ve lizis sonucunda bakteri dışına çıkarlar (litik enfeksiyon) veya konak genomuna integre olarak (profaj) konağı parçalamaksızın yaşamına devam edebilir (lizojenlik). E. Profaj bağımsız olarak üremez ve ancak bakteri üreyince yeni bakterilere geçirilir. Bakteri DNA'sının çoğaltılabilir özellikte olması hibridizasyon tekniklerinin gelişmesine sebep olmuştur. Konjugasyon yolunu kullanarak hücre dışına aktarırılır. böyle durumlarda epizom adını alır. Bunun en bilinen örneği. Plazmidlerin medikal önemi ilaç direncidir. C. Bunları içlerindeki rezistans transfer faktör (RTF)'leri aracılığı ile yaparlar. Virülans plazmidleri Bakterileri infekte eden virüslere faj (bakteriofaj) denir (Şekil 14). Bazen tek bir antibiyotik bazen de çoklu antibiyotik direnci bulundururlar. Stafilokok plazmidleri 4. Plazmidler bakteri kromozomundan bağımsız olarak replike olabilen genetik materyaldir. 100SC civarında ısıtılması ile iki ipçiği birbirinden ayrılır. Plazmidler bakterilerin yapısal olmayan. Bazen (örneğin. Bakteriofajlar resimde de görüldüğü gibi bakterileri infekte eden uzay aracı gibi virüslerdir. Bakteri içinde üremeden bekleyen fajlara ılımlı faj. 2. A. Diğer önemli lizojen bakteriler V. boyun kısmı ile duvar üzerinde bir delik açar ve nükleik materyalini bakteri içine gönderir. coli'nin F plazmidi) bakteri kromozomu ile birleşebilir. F fajları DNA. 21 . Bilinen bir DNA ile bakterinin ayrılan ipçiği karşılaştırıldığında saptanan birleşme oranları bakterinin benzerliğini ortaya koyar. Çember şeklinde çift iplikli ekstrakromozomal DNA yapılarıdır (Borrelia burgdorferi'de lineer). E fajı ise RNA nükleus yapısına sahiptir. Her bakteri sadece tek bir faj ile infekte edilebilir. bu özelliği nedeni ile replikon olarak adlandırılır. 3.

ısı gibi çeşitli çevre faktörleri ile tetiklenebilir ve bakteriye virülans kazandırabilir. Bazı patojen bakteriler bu mekanizma ile virülans faktörlerini harekete geçirebilirler. Peptidoglikan tabaka gram pozitif bakterilerin. Kompleks yapılı olan transpozonlar antibiyotik direnci gibi spontan mutasyonda yer alır. Faj T4. T3 T2 T1. T5 T6 Lambda Chi F1. gram pozitiflerde ise teikoik asit veya peptidoglikan tabakadır" Transpozonlar ve IS elementleri Transpozonlar DNA'nın farklı genetik molekülleri arasında hareket edebilen genetik elementlerdir (Şekil 15). Böylesine gen gruplarına patojenite veya virülans adacıkları denir. MS2 SP-50 bakteriler) Reseptör LPS core polisakkarid OMP. Örneğin Salmonella'nın SPI1 adacığı fagositer olmayan hücreler içine bakterinin girmesini sağlayan 25 kadar geni içerir. Virüslerin bakteriler ile ilişkiye girmelerini sağlayan reseptörler bu tabaka üzerinde bulunur. Fajlar için belirlenmiş reseptörler. F porin protein Ton A ferrichrome transport protein Tsx nucleoside transport protein Lam B maltose transport protein Flagellum (Salmonella) F-pilus Teikoik asit (Bacillus. Ulaşabileceğiniz mikrobiyoloji kitaplarında "bakteriofajlar bakteri hücre duvarları üzerindeki reseptörler üzerine oturur" diye yazar. Bu genetik yapılar pH. gram pozitif Faj tutunma alanlarının hem teikoik asit hem de peptidoglikan olabilir. "Faj tutunma alanları gram negatiflerde pili. 22 . dış zar ise gram negatif bakterilerin en dış kısmında bulunan tabakadır.Hücre duvarı üzerine oturduktan sonra boyunlarını bir matkap gibi kullanarak bakteri duvar üzerinde delik açıp nükleik asitlerini bakterinin içine gönderirler. LPS veya dış membran proteini. Transpozonlar bazen gen içine girer ve bu geni inaktive eder. Basit yapılı olanlara IS (insertion sequence) elementleri denir. Böyle durumlarda gen esensiyal proteinleri sentezleyemeyeceği için hücre ölümü gözlenebilir.

23 .

kirpik. Örneğin E. Bağlantı seks pilusu aracılığı ile yapılır. Hfr hücrelerde plazmid ile birlikte bakteri DNA'sından da bir parça geçer (F'). X ışınları. Konjugasyon iki canlı bakteri arasında hücre-hücre teması olarak plazmid aktarımıdır. Bu geçişin Haemophilus influenzae. Bunlardan birincisi konjugasyonda F plazmidi plazmid olarak bulunurken. Transdüksiyondan sorumlu faja pseudovirüs denir. Transformasyonda erimiş bakteri DNA'sı direkt olarak alınırken.olarak kalabilir (Şekil 18). 24 . Mutasyon (genotipik) DNA üzerindeki nukleotid çiftlerinin sıra veya yapısı kalıcı olarak değişmiştir. birbirine benzer diğer bakteriler arasında da olabilir.bakteriye bağlanır ve plazmidinin bir kopyasını verir. kapsül veya hücre duvarı kaybı gibi bakterilerdeki reversibl değişikliklerdir. Yeni gelişen canlıya mutant denir. Konjugasyon sadece aynı bakteriler arasında değil. High frequency of recombination (Hfr) hücreler F plasmidi bakteri DNA'sına integre olmuş hücrelerdir (epizom). bakteri DNA'sının tümü geçmiş ise generalize transdüksiyon denir (Şekil 17). Konjugasyonda F. Her ikisinde de verici bakteri ölür ve geçiş rastlantısaldır.MİKROORGANİZMA DEĞİŞİKLİKLERİ Modifikasyon (fenotipik) Genetik değişim yoktur. transdüksiyonda geçişten bir faj sorumludur. Konjugasyon İlk olarak 1942 yılında Lederberg ve Tatum tarafından iki mutant suş olan E. F plazmidi bakteri içindeki büyük plazmidlerdir ve üzerlerinde RTF denilen transfer faktörlerini bulundurur. Bacillus suşları ve Neisseria suşları gibi hem gram negatif hem de gram pozitifler arasında gerçekleştiği gösterilmiştir. coli ile. Mutasyon Transformasyon Parçalanmış bakterinin erimiş DNA'sının başka bir bakteri tarafından alınıp genetik materyal olarak kullanılmasıdır (Şekil 16). Böyle bir geçişin gerçekleşebilmesi için alıcı bakterinin kompetans faktör denilen eksojen DNA alabilme yeteneğinin olması gerekir. Bu bir konjugasyon geçişidir. parçalanmış kapsüllü Pnömokoklar ile karıştırıldıklarında kapsüllü hale geçmesini göstermiştir. Transdüksiyon Bir bakteriofajın kendi hücreyi parçalaması sırasında kendi DNA'sı yerine bakteri DNA'sını alarak bir başka bakteriye gitmesi ve böylece genetik materyali taşımasına transdüksiyon denir. Konjugasyonda plazmidin bir kopyası geçerken (F). İlk olarak 1928 yılında Griffith kapsülsüz Pnömokokların. F plazmidi taşıyan bakteri pilusu ile F. coli K12 arasında seks benzeri bir geçiş gösterilmiştir. Transformasyon bakteriler arasında ilk tespit edilen genetik geçiş şeklidir. Faj ile geçen spesifik bir gen parçası ise spesiyal. Hfr hücrelerde epizom şeklindedir. Streptokoklar. akridin oranj gibi kimyasal maddeler mutasyon yapabilirler. Streptomyces ve Clostridium bakterileri arasında konjugasyon gerçekleşebilir. ancak önemli farkları vardır. Bacteroides.hücre plazmid geçişinin ardından kesinlikle F+ haline geçerken Hfr hücrelerde F. Ultraviyole ışınlar. Sreptococcus pneumoniae. Transformasyon ve transdüksiyon birbirine çok benzer.

25 .

26 .

27 .

coli Sulu ishal (ETEC) Kanlı ishal (EHEC. Toksoid haline getirilebilir. perfringens Bacillus anthracis Staphliococcus aureus Streptococcus pyogenes Bacillus cereus Gram negatif E. enterotoksin süperantijendir.9 Onemli ekzotoksinler ve etki mekanizmaları Bakteri Gram pozitif Corynebacterium diphteriae Clostridium tetani Clostridium botulinum Clostridium difficile C. botulinum toksini ısıya dirençlidir. Ekzotoksin A ADP ribolizasyonu ile EF-2'yi inaktive eder Adenilat siklazı uyarır Adenilat siklazı uyarır Yok Yok Var Yok Yok Difteri Tetanoz Botulizm Pseudomembranöz enterokolit Gazlı gangren Şarbon Toksik şok sendromu Kızıl İshal ADP ribolizasyonu ile EF-2 inaktivasyonu Glisin salınımının inhibisyonu Asetil kolin salınmasının inhibisyonu Ekzotoksin B entorositler için toksiktir (sitotoksin). Tablo 1. süperantijen HLET adenilat siklazı uyarır Var Var Var Yok Yok Yok Yok Yok Yok Hastalık Etki Şekli Toksoid aşı 28 . anthracis hariç). iyi pişirilmeden yenen yiyeceklerle enfeksiyon meydana gelebilir.25). Stabil toksin guanilat siklazı uyarır. A ve B subünitlerinden meydana gelirler (Şekil 1. süperantijen IL-1 ve IL-2 uyarılması. Bazı ekzotoksinlerin etki mekanizmaları tabloda belirtilmiştir. Etkileri spesifiktir (Tablo 5.BAKTERİ TOKSİNLERİ Ekzotoksinler Hem gram pozitif. Isıya ve proteolitik enzimlere duyarlıdırlar.0157:H7) P. A subünitleri ile etki gösterirler (fi. Verotoksin enterositler için toksiktir (sitotoksin).aureus enterotoksini. Salınım bakteri canlı iken yapılır ve ekzotoksinler saf protein yapısındadır. Ekzotoksinler antijeniktir. 6). Besin zehirlenmesine yol açan S. Alfa toksin bir lesitinazdır. aeruginosa Vibrio cholereae Bordetella pertussis Doku hasarı Kolera Boğmaca Labil toksin adenilat siklazı. hem de gram negatif bakteriler tarafından salgılanır. Adenilat siklazın uyarılması IL-1 ve IL-2 uyarılması. Etkileri sırasında ateş meydana getirmezler (süper-antijenler hariç). B subünitleri ile spesifik reseptörlerine tutunurken. Çok toksiktirler (potent). antitoksinleri hazırlanabilir.

kardiyovasküler kollaps. 29 . monositer hücreler ve diğer retiküloendotelyal hücreler üzerindeki reseptörler ile reaksiyona giren proteinler ile ilişkiye girer. Etkileri geneldir (ateş. IL-1.26). solunum güçlüğü. hipoglisemi. Endotoksinler tarafından uyarılan makrofajlardan salınan TNF-alfa. lökopeni. Isı ve proteolitik enzimlere dirençlidir. IL-6. C3 aktivasyonu. IL-8 gibi sitokinler sepsis patogenezinde önemli bir rol oynamaktadır (Şekil 1. abortus gibi).Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvar yapısında bulunan Lipid-A'nın bakteri ölümü ile açığa çıkması sonucunda endotoksin etkisi başlar. DIC. peteşiler. Dolaşıma geçtiklerinde makrofajlar. hipotansiyon. ishal.

Bakteri cinsine özel etki türü vardır. bakteriyofaj veya plazmid t Serbest salınımı vardır. Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvarlarının bir parçasıdır. Toksoidler aşılamada kullanılır (Örnek. Pasteur fırınında (kuru hava sterilizatör) cam eşyaların.10 Ekzotoksinlerin etki mekanizmaları Tip Ekstrasellüler sitotoksinler (hücrelere direkt zehir etkisi) Örnek Streptokoksik hyaluronidaz Pseudomona aeruginosaekzotoksin A Transmembran sitotoksinler (Hücre içine bir reseptör veya transport molekülü aracılığı ile girenler) Membran hasarı yapan toksinler (hemolize veya sitolize sebep olanlar) Escherichia coli verotoksin Shiga toksin difteri toksini Streptolizin O Clostridium perfringens alfatoksin Staphylococcus aureus lökosidin Regülasyonu bozanlar (aşırı çalışma ile tuvar mekanizmaları arttıranlar) İnhibitörler ile yarışanlar (Doğal transmitterlerin blokerleri yarışanlar) E. Sadece kromozom tarafından kodlanır. Kromozom. Genellikle hücrelerdeki spesifik reseptörlere bağlanır. Isıya dayanıksızdır.11 Ekzotoksin ve endotoksinlerin (lipopolisakkarıt) özellikleri Ekzotoksinler Canlı hücrelerden salınır. aşı gibi maddelerdeki sporlu bakterilerin düşük ısıda steril edilmesi için kullanılan bir yöntemdir. Formalin. Zayıf immünojendir antikorlar antitoksik ve koruyucudur. Sadece Gram negatif bakterilerde vardır. Toksoid hale dönmez Orta derecede toksiktir 10-100 mikrogramı hayvanlar için öldürücüdür. Hastalıktan korunma ile antikor fitreleri arasındaki ilişki ekzotoksinlerdeki gibi açık değildir.000-900. Genellikle konakta ateş yapmaz Sıklıkla ekstrakromozomal genlerle yönetilir (Örnek: Plazmid). 60°C üstünde ısıtmakla hızla harap olur Antijenik özelliği kuvvetlidir.000'dir. toksini nötralize eder.13) denir. toksik olmayan forma döner. Hayvanlarda mikrogram ve daha az düzeylerde öldürücüdür. Tetanus toksoidi). Yüksek titrede antitoksin yapımını stimüle eder.12) denir. LPS kompleksinin lipid A bölümü etkilidir. 60°C üstünde ısıtmakla toksik etkisini kaybetmeden saatlerce dayanır. Lipopolisakkarid yapıdadır. Antitoksin. Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler tarafından yapılır. Otoklavlama'da 15 lb/sq atmosfer basıncı ile 121 °C elde edilir. coli ısıya duyarlı toksini Kolera sekretoksini Botulinum toksini Tetanus toksini Tablo 1. Tindalizasyon: Serum. Kuvvetli toksiktir. Molekül ağırlığı 10. Tüm gram negatiflerde aynı etki türüne sahiptir. Hücrelerde spesifik reseptörleri bulunmaz. Bakterinin ölümünden sonra ya da bakteri ürerken ortaya çıkar. Serbest salınımı yoktur. İnterlökin-1 ve diğer mediyatörlerin salınması ile konakta ateş yapar. Kromozomal genlerle yönetilir. Hedef madde üzerinde hastalandıran mikroorganizmaların ortadan kaldırılmasına ise dezenfeksiyon (Tablo 1.Tablo 1. cerrahi metal veya pamuklu aletlerin sterilizasyonu 160170°C'de 1 saat tutulması ile sağlanır. Dezenfeksiyon-Sterilizasyon Bir sterilizasyon işlemi sonrasında ortamdaki tüm mikroorganizmaların öldürülmesine sterilizasyon (Tablo 1. Bakterilerin üremelerini durduran antimikrobiyotiklere bakteriostatik. Protein yapısındadır (Polipeptid). Isıya kısmen dayanıklıdır. kan. öldürenlere ise bakterisid denir. asit ve ısı ile antijenik. Polipeptid yapısındadır. 15 dakikada sporlu bakterilerde dahil olmak üzere tüm mikroorganizmalar öldürülebilir. 30 .

22 ile 45 um arasında değişen delikleri olan filtreler veya HEPA filtreleri 254 nm dalga boyun da değişik süreler Mikrodalga veya gama radyasyon ile dalga boyları Konsantrasyon veya seviye 31 . Işınlama Tablo 1.2 %2 29°C İLE 65°C arasında 450 ile 1200mg/L dozunda 2-5 saat 60°C ile 80°C 55°C ile 60°C Yüksek iyonize hidrojen peroksit gazı Değişken 121°C veya 132°C'de değişik zamanlar 171°C'de 1 saat. 121°C'de 16 saat 0. 160°C'de 2 saat.Günümüzde kullanılan sterilizasyon yöntemleri 1. Isı a) Yakma b) Kuru hava c) Nemli ısı Buhar Basınçlı (Otoklav) Basınçsız d) Sıcak su Kaynatma Tindalizasyon 2. 12 Sterilizasyon yöntemleri Yöntem Fiziksel yöntemler Basınçlı buhar Kuru hava Filtrasyon Ultraviyole radyasyon İyonize radyasyon Gaz-buhar sterilizasyonu Etilen oksid Formaldehit buharı arasında % 2-%5 Hidrojen peroksit arasında %30 Plazma gaz Klorin dioksit gaz Kimyasal maddeler ile sterilizasyon Parasetik asit Gluteraldehid % 0. Kimyasal maddeler 4. Filtreler ile süzme 3.

Ancak süt için bu süre 3-5 saniyedir. hipoklorid. Brown tüpleri kullanılır. niger. Sterilizasyon amacıyla sellüloz asetat ve sellüloz nitrat yapılı membran filtreler kullanılır. Bacillus stretothrermophilus. Ağır metal iyonları Yüksek konsantrasyonlarda civa. Genellikle sülfidril gruplar ile kombine edilerek düşük konsantrasyonlarda kullanılır. sterilizasyon bantları. Seitz. isopropil) Fenol bileşikleri İodofor bileşikleri Kuaterner amonyum bileşikleri % 2 (yüksek) % 3-%25 (yüksek) % 3-% 8 (yüksek/orta) Değişken (yüksek) Değişken (yüksek) Serbest klorün 100 ile ile 1000 ppm arası konsantrasyonu (yüksek) % 70-%95 (orta-düşük) % 0. Bacillus pumilus). bakteriler (Bacillus subtilis var. Bunların dışında daha kalın partiküller ve bakteriler için kullanılan toprak yapılı filtreler de vardır (Berkefeld.13 Dezenfeksiyon yöntemleri Yöntem Isı Sıvı Gluteraldehid Hidrojen peroksid Formaldehit Klorin dioksid Parasetik asit Klor bileşikleri Alkol (etil. Alkollerin %70'lik konsantrasyonları protein denatürasyonuna sebep olmaları nedeniyle genellikle kullanılır. Sıvılar bu ısıya kadar ısıtılır.22 um büyüklüğünde porları olan nitrosellüloz filtreler kullanılmaktadır. En çok 0.4-%1. Filtrasyon solüsyonların sterilizasyonunda en çok tercih edilen yöntemdir. %1-2'lik konsantrasyonları proteinleri denatüre ederek etki ederler. iyod. sonra süratle oda ısısına kadar soğutulur. Fenol Fenol ve birçok fenolik bileşikler güçlü antibakteriyel maddelerdir. Chamberland gibi). bakır ve gümüş tuzları proteinleri denatüre ederler. Isı ile sterilizasyonun başlıca etkisi protein ve nükleik asitlerin denatüre edilmesi veya hücre membranının bozulmasıdır. Genellikle etil alkol veya isopropil alkol kullanılır.6(düşük) Konsantrasyon (Aktivite Derecesi) 75°C ile 100°C arası (yüksek) Pastörizasyon ise sıvıların dezenfeksiyonu için kullanılan bir yöntemdir.4-%5 (orta-düşük) Serbest iodin 30-50 ppm/L konstrasyonu (orta) %0. Sterilizasyon işleminin denetlenmesi amacıyla. 32 . Sıvı 71-72°C'de 15 saniye tutulur ve süratle soğutulur. klor serbest sülfidril gruplarını okside ederek hücreleri inaktive ederler.Tablo 1. Ancak insan dokuları için zararlıdır. Ultraviyole ışınlar ve iyonize radyasyon değişik cihazların sterilizasyonu amacıyla kullanılabilir. Oksidanlar Hidrojen peroksit. Kimyasal Maddeler Alkoller Yüksek konsantrasyonlarda toksiktirler.

Antimikrobiyal kemoterapi Antimikrobiyotikler mikroorganizmaları öldürüp. Bakteriostatik (üremeyi engelleyen) ve bakterisidal (bakteriyi öldüren) etkili olabilirler. Bazı bakteriler genetik veya nongenetik olarak ilaçlara dirençlidirler.Alkilleyici ajanlar Sterilizasyon amacıyla formaldehit (formalin'in %37 solüsyonu satılır) ve etilen oksit kullanılır. Bir R plazmid aracılığı ile betalaktamaz gibi enzimler sentezlenebilir. mikroorganizma sayısı. Bakteriostatik ilaçlar arasında sinerjistik kombinasyonlar sağlanabilir (örneğin trimetoprim ve sulfonamid). İaçların antimikrobik aktiviteleri dilüsyon ve difüzyon testleri ile ölçülebilir. Isıya dayanmayan özel vakumlanmış cerrahi malzemelerin sterilizasyonunda kullanılır. R plazmidleri transpozonlar veya bir plazmidin füzyonu sonucunda meydana gelirler. Kromozomal mutasyon ile antibiyotiğin bağlandığı reseptörler değişebilir veya ilaca karşı geçirgenlik azalabilir. ilacın inkübasyon periyodunun uzunluğu. İlaç direnci Genetik olmayan mekanizma: Bakterinin spesifik hedef yapıları bulunmaz. Kimyasal maddelere göre mikroorganizmaların direnç sınıflaması tabloda gösterilmiştir. Etilen oksit gazı %90 CO2 veya bir florokorbon ile karıştırılarak patlayıcılık özelliği kaybettirilir. Enfeksiyon alanları. örneğin L formu bakterilerin hücre duvarlarının olmaması Genetik mekanizma: Kromozomal veya ekstrakromozomal direnç gelişebilir. mikrorganizmanın metabolik aktivitesi ve pH'a göre etkileri değişir. Deterjanlar Bakterilerin lipid içeren hücre membranına etkilidirler. 33 . Antibiyotiklerin in vitro ve in vivo etkileri farklıdır. Minimal inhibitör konsantrasyon ile kantitatif ölçüm yapılabilir. konak dokulara zarar vermezler (selektif toksisite).

2. Gram pozitif ve gram negatif bakterilere etkilidirler. Betalaktam halkası betalaktamaz salgılayan bakteriler tarafından parçalanabilir. Bazı beta latamazlar ile inhibe edilebilen beta laktam halkaları vardır. Penisilinler Hücre duvar sentezinde önemi olan transpeptidasyon enzimlerini inhibe ederler. Sikloserin. sefalosporinler ve karbapenemler) peptidoglikanın transpeptidasyonunu (çapraz bağlar) inhibe ederler. b. 34 . trimethoprim. Sikloserin etkisini sitoplazmada. Hem gram pozitif hem de negatiflere etkilidirler. Sefalosporinler Etki mekanizmaları penisilinlere benzer. basitrasin membranda bata laktamlar ise hücre duvarında gösterirler. Hücre duvar sentezi inhibitörleri Bakterisidaldirler. Tedavinin sonunda L formu bakteriler gelişebilir. basitrasin ve vankomisin ise peptidoglikanın sentezini inhibe ederler. Antimetabolitler Bakteriostatik (sulfonamid.Antibiyotiklerin etki mekanizmaları (Tablo 1. Kombine kullanıldıklarında bakterisidal etkiye ulaşabilirler. Ancak beraber kullanılırsa sinerjistik etki gösterir. Beta laktam olanlar (penisilinler.15) 1. Örneğin sülfonamidler ve trimetoprim'in her biri bakteri üzerine inhibitör etkiye sahiptir. Daha çok penisilin alerjisi olanlarda kullanılabilirler. a. paraamino-salisilik asit ve bakterisidal (izoniazid) olabilirler. Spesifik enzimlerin etkilerini inhibe ederler. Penisilin bağlayan proteinler ile reaksiyona girer. Sadece hücre duvarı olan bakterilere etkilidirler.

laktamlar-Murein sentez inhibitörleri Penisilinler ve Sefalosporinler Penisilin bağlayan proteinler aracılığı ile hücre duvarı sentezinin inhibisyonu. kanamisin ve gentamisin bu grubun üyeleridir. c. Anaeroblar ve intrasellüler bakterilere karşı etkili değildirler. a. 35 . sinir toksisitesi (işitme kaybı) önemli yan etkileridir. Protein sentezi inhibitörleri Geniş spektrumlu antibiyotiklerdir. 3. etkilerini gösterebilmeleri için bakterilerin üremeleri gerekir. Beta laktam halkasına beş karbonlu halka eklenmiştir. protein sentezini inhibe eder Ribozumun 30S subünitine bağlanır.Folat antagonistleri Sulfanilamid Dihidropteroat sentezinin kompetitif inhibitörü. protein sentezini bozarak bakterinin ölümüne sebep olur. tetrahidrofolat sentezinin bloke edilmesi Ökaryotik hücre membranındaki sterole bağlanır. En önemli üyeleri aminoglikozidler ve linkomisinler'dir. böylece beta laktamazlara dirençlidir.Tablo 1. lizis Aminoglikozidler-Protein sentezi inhibitörleri Streptomisin Kanamisin Neomyisn Gentamisin Amikasin Tobramisin Diğer protein sentez inhibitörleri Kloramfenikol Eritromisin Linkomisin Fusidik asit RNA sentez inhibitörleri Rifampin DNA sentez inhibitörleri Nitrofuranlar Metronidazol Nalidiksik asit Novobiosin Siprofloksasin ve diğer kinolonlar Civa tuzları Sülfidril grupları aracılığı ile protein fonksiyonlarını inhibe ederler DNA girazı inhibe ederek engeller Bakteri RNA'ya bağlanarak transkripsiyonu başlangıç aşamasında engeller Solubl elongasyon faktör G (translokasyon faktör) ile etkileşerek protein sentezini bloke eder Ribozomun 50S subünitine bağlanır. Gram negatif bakterilerin 30S ribozomal subünitine bağlanarak bakterisidal etki gösterirler. Renal ve VIII.Membran fonksiyonlarının inhibitörleri Amfoterisin B Sulfonamidler . otoliz Polienler . Karbapenemler Etki mekanizmaları penisilinler gibidir. Aminoglikozidler Streptomisin. neomisin. 16 Antibiyotiklerin etki mekanizmaları Antibiyotik Etki mekanizması Beta .

Stafilokoklar (özellikle metisilin rezistan S. 3) İlaçlara karşı bakterinin geçirgenliğinin azalması. gram negatif. 36 . 50S ribozomal subünitlere bağlanarak peptid bağların gelişimini engeller. Azoller ise (mikonazol. Kloramfenikol Gram pozitif. polienler (nistatin ve amfoterisin B) ise fungal efeksiyonlarda kullanılır. 1) Plazmid kontrolündeki fosforilaz. Sitoplazmik membran inhibitörleri Polimiksin ve polienler plazma membranının ozmotik yapısını değiştirirler. gram pozitifler ve anaeroblara etkili değildir. 6. Polimiksin bazı gram negatif bakterilerin ve sterol içeren mikoplazmaların tedavisinde. Nükleik asit sentez inhibitörleri Kinolonlar. nalidiksik asit DNA. e. Teikoplanin yapı olarak vankomisine benzeyen bir glikopeptiddir. Griseofulvin Fungistatik etkilidir. 2) Kromozomal mutasyon. Spesifik tetrasiklin R plazmidleri içeren hücrelerden plazmid aracılığı ile protein aktarımı yoluyla diğer bakterilere geçer. oksitetrasiklin ve klortetrasiklin 30S ribozomal subünite bağlanan bakteriostatik etkili antibiyotiklerdir. Tüm kinolonlar ve florokinolonlar DNA girazı bloke ederek bakteri DNA sentezini inhibe ederler. Antibiyotiklerin toksik etkileri ve diğer ilaçlar ile etkileşimleri Tablo 10 ve 11 'de gösterilmiştir. Bakterisidal etkilidir. Mikolik asit sentez inhibitörü İzoniazid. ketokonazol) fungal membranın lipid sentezini inhibe ederler. linkomisin ve klindamisin (linkomisin) bakteriostatik etkilidir. Tetrasiklinler Tetrasiklin. b. riketsia ve klamidyalara etkili bakteriostatik antibiyotiktir. Mikrotübül oluşumunu engelleyerek hücre bölünmesini bloke eder. Enterobacteriacea ve Pseudomonas gibi gram negatif bakterilere etkilidir.Aminoglikozidlere karşı direnç üç mekanizma ile gelişir. mikobakterilerin mikolik asit sentezini inhibe eden bakterisidal antibiyotiktir. d. rifampin ise RNA sentezini inhibe eder. 4. c. streptokoklar. 50S ribozomal subünit'de 23S RNA'ya bağlanarak translokasyonu bloke eder. R plazmidi ile taşınabilen kloramfenikol asetil-transferaz enzimi ile inaktive edilebilir. Makrolidler ve linkomisin Eritromisin (makrolid). Aztreonam önemli monobaktamlardan birisidir. adenilaz ve asetilaz enzimleri aracılığı ile (en önemli direnç mekanizması). 5. önemli özellikleri ökaryotik hücrelere çok toksik olmalarıdır. aureus). Diş ve kemikte depolanabilir. enterokoklar ve diğer gram pozitif bakteriler için kullanılır.

Tablo 1. digitalis toksisitesi artar Aktiviteyi arttırır (immunsupresyon) 37 .17 Antibiyotikler ve toksık etkileri Antibiyotik Aminoglikozid Etkileştiği ilaç Anestetikler Etakrinik asit Ampisilin Oral kontraseptifler Antasidler Eritromisin Terfenadin Dijital Teofilin Siklosporin Rifampin Antikoagülanlar Digitoksin Beta blokerler Oral kontraseptifler Ketokonazol Kortikosteroid İzoniazid Sulfonamidler Ketokanazol Antikoagülanlar Methotrexate Tetrasiklinler Dijital Oral kontraseptifler Amfoterisin B İmidazoller Dijital Siklosporin Etki Nöromusküler blokaj Ototoksisite Gl absorbsiyonun azalması Gl absorbsiyonun azalması Fatal kardiak aritmiler Konsantrasyon ve toksisite artışı Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Absorbsiyonu düşürür Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Konsantrasyon ve toksisite artar Gİ absorbsiyon azalır Potasyum konsantrasyonu azalır.

birinci generasyon sefalosporinler tübüllerde mikrokristaller oluşturarak renal toksisite meydana getirebilir. Ayrıca bütün ilaçlar anafilaktikreaksiyon sonucunda hipotansiyona bağlı akut tübüler nekroz oluşturabilir Aminoglikozidler proksimal tubuluslere toksik etkilidir. yüksek doz ampisilin ve fluklosasilin kullanımında da meydana gelebilir. Penisilinlerde gorulur. Deri reaksiyonları Sülfonamidler. Nadir olarak yüksek doz benzil penisilin tedavisinde de meydana gelebilir. Çapraz reaksiyon ile sefalosporinlerde de bulunabilir.17 Antibiyotiklerin dıger ilaçlar ile etkileşimleri Toksisite tipi Renal toksisite Örnek ilaçlar Uzun etkili sülfonamidler obstrüktif nefropati.Tablo 1. penisilinler ve sefalosporinler hafif kaşıntılı ürtikeryal deri lezyonları yapmaktadır. pirazinamid ve etionamid. Akut anafilaksi hapten özelliği gösteren ilaçların yol açtığı tip I hipersensitivite reaksiyonudur. 38 . Granülomatözhepatit Aplastik anemi Metabolik kemik iliği depresyonu Granülositopeni Uzun süreli kinin tedavisinin komplikasyonudur Uzun süreli kloramfenikol kullanımı sonucunda gelişebilir Gansiklovir ve sulfonamidlerin komplikasyonudur Sülfonamidler ve sülfon tedavisinin bir sonucudur. Hepatit komplikasyonu eritromisin. Çok nadir olarak yeni monobaktamların da böyle bir etkisi vardır. parenteral tetrasiklin. Amfoterisin distal tubuler lezyon ve glomerul filtrasyon hızında azalma meydana getirebilir Tetrasiklinler farklı mekanizmalar ile renal toksisite meydana getirebilir Hepatosellüler hasar En iyi bilinenleri izoniazid ve rifampisin'dir.

menenjit Boğaz. pneumoniae) Meningokoklar (Neisseria meningitidis) Gonokoklar (N. lgA1 proteaz'a bağlıdır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. endokardit Septisemi. toksik şok toksini. dış membran proteinleri Gram negatif diplokok Genital sistem (taşıyıcı. septisemi. katalaz. endotoksin İnflamasyonu endotoksin. üzüm salkımı şeklinde koklar Deri. teikoik asit. kolon ve genitoüriner sistem Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. romatizmal ateş. enterotoksinleri) ve hücre yüzey komponentleri (kapsül. endokard) abseler. kemik iliği. lgA1 proteaz. deri (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan. gonorrhoeae) Haemophilus influenzae Pozitif zincir yapan koklar Pozitif zincir yapan koklar Pozitif a hemolitik diplokoklar Gram negatif diplokok Kolon. el teması Kana geçen bakterinin hasarlı kalp kapaklarında kolonizasyonu Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. endotoksin. impetigo). el teması Üretrit.1 . solunum yolu enfeksiyonları. üzüm salkımı şeklinde koklar Normalde bulunduğu yer ve vücuda girişi Burun. barsaklar (normal flora) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır immünyetersizlikli hastalarda cihazlara implantasyonuna bağlı enfeksiyonlar Grup A Streptokoklar Pozitif zincir yapan koklar Boğaz (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır Hücre yüzey komponentlerine (M proteini. kızıl. el teması Boğaz (taşıyıcı) i nhalasyon. toksik şok. murein). bazıları asemptomatik) Sekresyonları cinsel temas ile bulaşması Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. pirojenik eksotoksinler) bağlı enflamasyon Postinfeksiyöz klinik tablolar Kapsüle bağlı enflamasyon Deri hastalıkları (erizipel. lipoteikoik asidleri. tonsillit. vajina Neonatal septisemi ve menenjit Bakteriyel endokardit ve nadiren diğer hastalıklar Pnömoni. Morfoloji Pozitif. septisemi. lökosidin.A İnsanlarda hastalık etkeni önemli bakterilerin özellikleri Bakteri Gram Boyama. C5a peptidaz. mürein. salpenjit. hiyaluronik asit. sellülit 39 . toksin içeren besinlerin yenilmesiyle bulaşır Patojenite mekanizmasI Özel hastalık tablosu Staphylococcu s aureus Akut enflamasyon ve birçok ekstrasellüler toksinleri (koagülaz. pili. ampiyem. pelvik inflamatuvar hastalık Gram negatif küçük basillerdir Menenjit (3 ay ile 2 yaş arası). glomerulonefrit Diğer Beta hemolitik streptokoklar α hemolitik streptokoklar Pnömokoklar (S. ekstrasellüler enzimlerine (hemolizin. besin zehirlenmesi Staphylococcu s epidermidis Pozitif. menenjit. pili ve yüzey proteinlerinin adhezyonu. protein A) aracılığı ile abse oluşumu Slime tabakası aracılığı ile protez ve intravenöz kateterlere aderans ve kolonizasyon Piyojenik enfeksiyonlar ve birçok organda (örneğin subkutan dokular. streptokinaz.Tablo 2.

anaerob Barsak. Gram negatif basil. septisemi. elastaz. Endotoksininin de etkisi vardır Pnömoni. eksotoksin. bazı suşları hayvansal besinlerin alınması ile bulaşır Kolera toksinine bağlı masif sulu diyare Makrofajların içinde çoğalır.B Bacteroides spp. Yiyecekler. Bazen üriner sistem taşları da eşlik edebilir Proteus spp. veya epitellerin bozulması ile penetrasyon yapar Yanık hastalarında. sadece zorunlu aeroptur Su. paratifo. dizanteri. EPEC. kistik fibrozis de aljinat Kolera Salmonella spp. vajina (normal flora) Escherichia coli Gram negatif basil. sıklıkla mikst enfeksiyon Sekretuvar diyare (turist diaresi). immünyetersizlikli hastalarda diğer enfeksiyonlar Üriner sistemde inflamatuvar hastalık. yiyecekler. Üre pozitif. endotoksin). kişisel temas. gastroenterit. bunun yanında bilinmeyen bir çok patojenite faktörü vardır. İnsan-insan teması ile fekal kontaminasyon Barsaklardan veya oral floradan organizmanın girişinin ardından duyarlı alanlarda enflamasyon Enterotoksinlerine bağlı değişik tipte diyareler. adezinler Bu faktörlerden bazıları derin doku enfeksiyonlarına sebep olabilir Shigella spp Gram negatif basil Su. kıvrık bakteri Gram negatif basil Suda yaşar. EHEC gibi) Su. yiyecekler İnhalasyon.Tablo 2. birçok suşu patojenik (ETEC. sistit. Gram negatif basil. toprak. diabetiklerde piyojenik enfeksiyonlar kistik fibrozis de akciğer enfeksiyonları 40 . yüksek pH'da daha iyi ürer Muhtemelen fekal kontaminasyon İnflamasyon. oral floradan inhalasyon yoluyla bulaşır İnce barsak mukozasına Shiga toksin ve adezinlerin ile invazyon yapar Dizanteri (inflamatuvar hastalık) Abseler (periton. menenjit Klebsiella pneumoniae Geniş kapsûllü Gram negatif basil Fagositoza direnci (kapsülü) enflamasyonu kolaylaştırır. insan-insan teması ile fekal kontaminasyon (az miktarda inokulum yeterlidir) Genellikle. yiyecekler. Tifo. Diyare muhtemelen toksinlerine bağlıdır Toksinleri (toksin A. genellikle üriner sistemde Vibrio cholerae Gram negatif. septisemi Pseudomonas Aeruginosa Gram negatif basil. Shiga benzeri toksin. bulaşma enfekte suların içilmesi ile olur Dışkı bakterisidir. endotoksin. akciğerlerde). adhesinler. 1 .

infant ve yara botulizmi Clostridium tetani Gram pozitif.1 –C Borda tella pertussis Gram negatif küçük basillerdir Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon ve el teması ile bulaşır Genellikle fekal kontaminasyon. tuberculosis). Campylobacter. avium intracellulare vd. sporlu basil. yiyecekler İnsan sekresyonları (M. Bazıları sistemik hastalık. sitokin salınımı. muhtemelen endotoksine bağlıdır İnflamasyonunun patogenezi tam olarak bilinmemektedir Toksinleri Botulinum toksini Boğmaca Diğer enterik bakteriler (Enterobacter. sitokin salınımı Pnömoni. avium intracellulare vd). yaralar Toprak. hayvansal ürünler (M. anaerop Gram pozitif. özellikle AIDS hastalarını infekte eder Tüberküloid ve lepromatöz lepra Mycobacterium leprae 41 . M. trakeal sitotoksin. adezinler Virülans faktörleri kesin olarak bilinmemektedir. su (M. Serratia. sistem enfeksiyonları Mycobacterium tuberculosis ve diğerleri Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). anaerop Lesitinaz C. barsaklar deri bütünlüğünün bozulması. peptik ülser Gram negatif basil Clostridium difficile Clostridium botulinum Gram pozitif. Yersinia) Helicobacter pylori Gram negatif basil Değişik diyareler. adjuvan etki Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. gazlı gangren Legionella pneumophila Gram negatif küçük zorunlu hücre içi basillerdir Su (air condition. bazıları da lokal enflamasyonlar yapar. bovis) toprak. Citrobacter. ince basiller Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). ince basiller Primer ve sekonder tüberküloz. dizanteri. ince barsaklar hastalık toksinin alınması ile oluşur Toprak.Tablo 2. sporlu basil. kontamine yiyecekler. kontamine yiyecekler. sporlu basil. sporlu basil. yavaş üreyen. adenilat siklaz. İnsan sekresyonları Bilinmeyen mekanizmalar ile patojenitesini özellikle hücresel immün yetersizliği olanlarda gösterir Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. inhalasyon. anaerop Tetanospazmin Tetanolizin Tetanus (spastik paralizi) Clostridium perfringens ve diğerleri Gram pozitif. soğutma sistemleri. yavaş üreyen. sulu sistemler). diğer hidrolitik enzimler miyonekroz. Gastrit. bazıları küçük kemiriciler (fare) aracılığı ile bulaşır Sıklıkla midede bulunur Pertussis toksini. anaerop Barsak (normal flora ?) Toprak. kontamine yiyecekler yara kontaminasyonu Pseudomembranöz kolit Botulizm (flask paralizi).

artropodlar vektördür. Elementer cisim ve retiküler cisim olmak üzere iki yapıda bulunur.pnö moni. ince. hücre duvarı olmayan bakterilerdir.1 . spiril yapılı basillerdir Rezervuar hayvanlardan insanlara sert keneler aracılığı ile bulaşır Lyme hastalığı Bartonella hanselae Küçük. lenfogranuloma. zorunlu intrasellüler bakteridir. ince. üçüncü dönemde ise kronik enflamasyon ve otoimmün benzeri bulgular.D Treponema pallidum Gram ile boyanamayan.Tablo 2. muhtemelen hidrojen peroksit içeren metabolitlerine bağlıdır Tifüs tipleri. gram negatif zorunlu hücre içi basillerdir Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. gram ile boyanamayan. Bazılarının üremesi için sterol gerekir Kedi tırmığı Kedi tırmığı hastalığı. Zorunlu intrasellüler bakteridir. sentetik besiyerlerinde üretilemez Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. sentetik besiyerlerinde üretilemez Küçük. ikinci dönemde akut enflamasyon. basiller angiomatosis PID. Virülans faktörleri bilinmemektedir ancak beyin gangliozidlerine yapıştığına dair bilgiler vardır Granülomatöz ve süpüratif yanıt oluşturur İntrasellüler yaşayan retiküler cisimciklerin konak hücre harabiyetine bağlı enflamasyon yapar Sifiliz Borrelia burgdorferi Gram ile boyanamayan. silier fonksiyonunun kaybolması. neonatal konjunktivit Chlamydia trachomatis İnsanlar doğal konaklarıdır. Böylece vital organlarda hasar gelişir. Solunum epitelinde hasar. insanlar ve hayvanlar taşıyıcıdır Özellikle genç erişkinlerde bronkopnömoni. hareketlidir ve kültürde çoğaltılamaz İnfekte kişilerin sekresyonları ile temas Birinci dönemde şankr. virülans faktörleri bilinmemektedir Enfeksiyonun sifilise benzer üç dönemi vardır. genital veya diğer sekresyonlardaki elementer cisimler aracılığı ile bulaşırlar Rickettsia spp Hayvanlar rezervuar. spiril basillerdir. Organizmanın üremesine bağlı vasküler endotel yapıda hasar meydana gelir. Epidemik tifüste muhtemel taşıyıcılar insanlardır. Q ateşi Mycoplasma spp. genital ve intrauterin enfeksiyonlar 42 .

Bakteriyoloji • Normal Flora • Sporlu Gram Pozitif Basiller • Clastridiumlar • Gram Pozitif Koklar • Gram Negatif Koklar • Sporsuz Gram Pozitif Basiller • Enterik Gram Negatif Basiller • İntestinal Sistem içinde ve Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem içinde Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Solunum Sistemi ile İlişkili Gram Negatif Basiller • Hayvan Kaynaklı Gram Negatif Koklar (Zoonozlar) • Mikrobakteriler • Diğer Bakteriler 43 .

yıkanma veya değişik antiseptiklerin kullanımı ile normal flora bakterilerin miktarı azaltılabilir. Dışkıda 100'den fazla çeşit bakteri bulunur. Gardnerella vaginalis. alfa hemolitik streptokoklar. enterokoklar. Bacteriodes fragilis'de kolonun normal flora üyesidir. Mukoza ve derideki flora bakterileri patojen bakterilerin üremesini engeller (bakteriyel interferans).BAKTERİYOLOJİ NORMAL FLORA Sağlıklı kişilerin deri ve mukozalarında yaşayan mikroorganizmalara normal mikrobiyal flora denir. Vajinada doğumdan sonra laktobasiller kolonize olur. Normal floranın organizma için önemi. Ancak sekresyonların yapıldığı anatomik alanlarda kalıcı flora bulunur. bazen Listeria veya Mobilincus bulunur. Ureaplasma urealyticum. Virüsler normal flora üyesi değildirler. Moraxella catarrhalis. Farenks ve trakeada da benzer flora bulunur. aerop ve anaerop stafilokoklar. Mide asidi bakterileri minimuma indirir. Kalıcı ve geçici flora olarak ikiye ayrılır. İnsan vücudunda bakterinin bol olarak bulunduğu alanlar: • • • • • Deri Solunum sistemi Sindirim sistemi Üriner sistem Genital sistem Özellikle nemli alanlar Burun ve orofarenks Ağız ve kolon Anterior üretha Vajina Bazı normal flora üyeleri fırsatını bulduğu zaman patojen olabilir. Örneğin. Terleme. ancak iç organlara geçerse patojen olur. 44 . bronşlarda çok az miktarda bakteri vardır. ancak süratle flora yerine gelir. Kolonun %96-99'u anaerop bakterileri içerir (Özellikle Bacteroides fragilis). sporlu aerop basiller. organizmalar daha sonra yiyeceklerle kolonize olur. • Enfeksiyon kaynağı olabilir • İmmün stimülasyon için yardımcıdır • Aynı reseptörleri kullanarak patojen mikroorganizmaların enfeksiyon yapmalarını engelerler • Sindirim ve metabolizmada rolleri vardır • Karsinojenlerin kaynağı olabilir İnsanlarda normal viral flora demek anormal bir durumdur. Daha sonraki dönemlerde stafilokoklar. intestinal floranın K vitamini sentezinde rolü vardır. Kalıcı flora organizmanın fonksiyonlarına yardımcıdır. Servikal mukus antibakteriyel aktivite ve lizozim içerir. Duodenumdan kolona indikçe bakteri miktarı artar. Anne sütü alan çocukta laktik asit streptokokları ve laktobasiller bulunur. Bir peptostreptokok olan Streptococcus mutans diş plaklarının ve çürüklerinin sebebidir. 4-12 saat sonra viridans streptokoklar kolonize olmaya başlar. mayalar. Baskın olarak difteroid basiller. Kolonun anaerop florası abse oluşumunda başlıca rolü oynar. Normal yetişkinlerde özofagus ağız florası bakterilerini ihtiva eder. Derinin normal florası genellikle geçici tiptedir. Kalıcı floranın herhangi bir şekilde azalması durumunda geçici floranın hastalık yapma olasılığı vardır. Anterior uretra dışında. Küçük bronşlar ve alveoller sterildir. Ağız ve farenksin mukozaları doğumda sterildir. Daha ileri dönemlerde karışık flora vardır. Örneğin Streptococcus pyogenes üst solunum yollarının normal flora üyesidir. Ağızda ek olarak candida suşları bulunur. uretra sterildir. ancak kolonizasyonu artarsa hastalık yapabilir. anaeroplar. Doğumda barsaklar sterildir. Normal vajen florasında Grup B streptokoklar. difteroidler ve bazen laktobasiller eklenir. sebase sekresyonların yapıldığı alanlarda (genital ve dış kulak yolu) nonpatojenik mikobakteriler bulunur.

vejetatif organizmalar ödem ve konjesyon ile karakterize hastalık yapar. asıl virülansı toksinine bağlıdır. Antraks toksini diğer ekzotoksinlerden farklı olarak A ve B subünitlerden meydana gelmez. cereus swarming tarzında ürer). Bacillus anthracis (ŞARBON) Şarbon başlıca koyun. Letal faktör Protektif antijen reseptör görevi görür. eğer bakteri protektif antijen üretmezse diğer toksinlerde etki göstermezler. zorunlu anaeroplar Clostridium'\ar olmak üzere ikiye ayrılır. İnhalasyon yolu ile bulaşma hemorajik mediastinit. Protektif antijen 2. Ödem faktör 3. Nadiren gastrointestial ve inhalasyon yolu ile (woolsorter's disesase) enfeksiyon yaptığı gösterilmiştir. menenjit ve sepsis gibi hızlı seyirli fatal enfeksiyonlar ile sonlanır. Zorunlu aerobdur. pnömoni. Kanlı agarda iyi ürer.SPORLU GRAM POZİTİF BASİLLER Gram pozitif spor yapan basiller aeroplar Bacillus. Bakteri tren vagonu veya bambu kamışı şeklinde kaba zincirler yapan gram pozitif merkezi sporu olan basildir (Şekil 2. Bu bakteriler önemli spesifik enfeksiyonların etkenleridir. Enfeksiyon sağlam olmayan deri veya mukozalardan sporların alınması ile bulaşır (Tablo 2. 45 . Bakterinin poli-D-glutamik asit yapısındaki kapsülü bir haptendir. at gibi hayvanların hastalığıdır. Hareketsizdir (B. doğada ise sporlu kapsülsüzdür.1). Sporlar dokularda germinasyona uğrar. Klinik örneklerden izole edilen bakteriler kapsüllü sporsuz.2). Kromatografik olarak üç alt gruba ayrılır 1. Hem kapsül hem de toksinler farklı plazmidlerin kontrolü altındadır . ARB boyama ile sporları kırmızı renkte görülür. sığır. Kapsülü fagositoza karşı koymak amacıyla üretilir. ondüle saç görünümünde R tipi koloni yapar. İnsanlar nadiren infekte olurlar.

köpek Grampozitif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Gram negatif basil Picomavirus ailesinden Poxvirus ailesinden Rhabdovirus ailesinden Nematod Grup Gram pozitif. kedi. microsporum Afipia felis Mantar Gram negatif basil Köpek. tilki. 46 . sığır Kedi. fareler Sığır Koyun. köpek. sporlu. özellikle giriş yerinde jelatinöz ödeme sebep olur (habis püstül) (Şekil 2. canis Erizipeloid Leptospiroz Melioidoz Ruam Tularemi Virüsler Foot and mouth Orf (Ektima kontagiosum) Veziküler stomatit Parazit Kutanöz larva migrans Erysipelothrix rhusiopahtiae Leptospıra interrogans Pseudomonas pseudomallei Pseudomonas mallei Francisella tularensis Aphthovirus Parapox virüs Vesicular stomatitis virüs Ancylostoma caninum Ancylostoma braziliense Mantar Bilinmeyen Dermatofitler Kedi tırmığı Zoofilik trichophytonlar. kümes hayvanları. keçi Sığır Domuz Köpek Domuz. balık Fareler.2 Deri yaralanması ile bulaşan zoonozlar Hastalık Etken Bakteriler Şarbon Bruselloz Organizma ismi Bacillus anthracis Brucella melitensis B. aburtus B. etoburlar Klinik Dokulara geçen sporlu bakteri germinasyona uğrar. at Kedi.2). Daha sonra lenfatikler ve kan dolaşımı aracılığı ile yayılan vejetatif bakteriler ağır bir sepsis tablosuna sebep olurlar.Tablo 2. keçi Sığır. evcil hayvanlar Fareler Evcil hayvanlar Tavşanlar. aerop Gram negatif basil Hayvan Evcil hayvanlar Koyun. suis B.

Presipitasyon veya hemaglutinasyon testleri ile antikorlar aranabilir. Özellikle travma veya göze yabancı cisim kaçması ile enfeksiyon meydana gelir. besiyerlerinde swarming tarzında ürer. menenjit. İnhalasyon antraksı nadir görülür. endoftalmit ve panoftalmitgibi göz enfeksiyonlarına sebep olur. Tedavi Şarbon'a karşı birçok antibiyotik kullanılabilir. osteomyelit veya pnömoni gibi sistemik enfeksiyonların etkeni olarak tespit edilebilir. klindamycin ve eritromisin de denenebilir. Emetik formda bulantı. Tedavide vankomisin. Korunma Korunma hayvan çıkartıları ile temas edilmemesi. Sulu diyareye. yapay tıbbi malzeme kullananlarda endokardit.cereus ciddi keratit. cereus iki farklı tipte ekzotoksin salgılar (Tablo 2. B. Tanı için şarbon yarasından alınan materyalde sporsuz. Normal florada da bulunabilir. diğeri ise etli (soslu) yiyeceklerden bulaşan diyare tipi besin zehirlenmesi yapar. Diyare formunda ise inkübasyon periyodu 1-24 saattir. anthracis ile karşılaşmalarda aşı yapılırsa 4 hafta. Enterotoksin barsakta sentezlenir.cereus'un dışkıda tespit edilmesinin tanı açısından değeri yoktur. lentimorbus) böcekler için patojendir. Nadir de olsa intravenöz uyuşturucu bağımlılarında. Pirinçli yiyeceklerin yenmesinden sonra 1-5 saat içinde başlar. B. B. Bunlardan biri pirinçli yiyeceklerden geçen emetik form. abdominal kramplar ve nadiren ishal olur. Biyolojik savaş nedeniyle gündemdedir. ateş ve kusma eşlik eder.cereus'lu hastaların dışkıları bakteriyolojik inceleme açısından yeterli bilgi vermez. Hayvanlara kapsül. kalın gram pozitif basillerin gösterilmesi. larvae ve B. siprofloksasin. kusma. Bacillus cereus Besin zehirlenmesi etkeni olan B. Spesifik antraks gama bakteriofaj ile lizis olması tanıda yardımcıdır. Tetrasiklin. Biyolojik silah olarak kullanılan B. klindamisin. koruyucu elbiselerin giyilmesi ve hayvanların aşılanması ile sağlanabilir. Hareketlidir. B. şarbondan ölen hayvanların yakılması veya derin gömülmesi. Tanı Anamnez ve cilt lezyonunun görülmesi genellikle tanı için yeterlidir. insanlara protektif antijen aşıları uygulanmaktadır. B. veya kanlı agarda gri nonhemolitik koloni yapısı (Medusa başı görünümü) ile merkezi sporları gösterilebilir. Tedavi Bacillus cereus beta laktamaz ürettiği için penisilin ve diğer beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. Hemorajik mediastinit ve şok tablosu tablosu içinde hastaların hemen tamamı birkaç gün içinde ex olurlar.Sporların oral yoldan alınması ile gelişen gastrointestinal sistem şarbonu hayvanlarda yaygın iken insanlarda nadiren görülür. 47 . aşı yapılmayanlarda ise 8 hafta siprofloksasin veya doksisiklin uygulanır. İnhalasyon ile alınan şarbon dışında penisilin genellikle ilk seçenektir. Diğer Bacillus türleri (B. Virülan antraks suşları intraperitoneal injeksiyon ile fareleri öldürürler. Akciğer şarbonunda siprofloksasin tercih edilir.3). sphaericus. Hastalık genellikle 24 saat içinde kendi kendine düzelir. bunlardan bazıları böcek ilacı olarak kullanılır. aminoglikozidler ve karbapenemler denenmelidir. Bakterinin besin üzerinde tespit edilmesi tanı açısından değerlidir. B. Ancak önemli olan tedaviye erken başlanmasıdır. abdominal kramplar. thuringiensis. popilliae.

kümes hayvanları.Isıya dirençli toksin . Isı direnci asit pH'da yada çok tuzlu ortamlarda düşürülebilir. dışkıda bulunurlar. diyare Diyare CLOSTRİDİUMLAR Gram pozitif. Toksinin 8 antijenik tipi vardır (A-G). inkübasyon periyodu bulaşmadan sorumlu yiyecekler ve klinikleri Organizma S. botulinum toksini hem bakteri ürerken hem de parçalanırken ortama salınır. Botulizm. Toksinler benzer etki gösteren nörotoksik proteinlerdir. subterminal ve terminal olmak üzere sporun basil üzerindeki yeri değişik olabilir. B ve E (bazen F) zehirlenme lerden sorumludur. endositoz ile plağa girer ve asetil kolin deşarjını önleyerek çizgili kas paralizilerine yol açar (Şekil 2. 100 °C'ye 3-5 saat kadar dayanabilir. süt Tavuk. anaerob. Sadece anaerobik ortamlarda ürerler. Clostridiumların sporları genellikle basilin çapından daha geniştir. Toprakta ve hayvan dışkılarında bulunan bir bakteridir.Isıya dirençli toksin . Organizmanın sporları ısıya çok dirençlidir. coli İnvazyon İnvazyon İnvazyon (toksin ?) İnvazyon (toksin ?) Toksin O157:H7 (verotoksin) C. parahaemolyticus Y. C. pasta. 48 . tütsülenmiş. kan veya lenf dolaşımı ile kolinerjik sinirlere. Clostridium botulinum Botulizm etkenidir. perfringens Toksin İnkübasyon periyodu (saat) 1-6 1-16 8-24 16-48 16-48 16-72 16-72 16-72 16-48 8-12 Bulaşma Salam. gazlı gan-gren ve pseudomembranoz kolit gibi spesifik önemli enfeksiyonlar yaparlar. aureus B.Tablo 2. E özellikle balık ürünlerinde vardır. botulinum toksinleri son derece toksiktir. Özellikle A. Ortak antijenik yapıları bulunmakla birlikte. ısıtılmış yiyecekler Pirinçli yiyecekler Soslu yiyecekler Tavuk. vakumla paketlenmiş yiyecekler veya konserveler aracılığı ile bulaşır. diyare Diyare Diyare Ateş. Gevşek paraliziler yapar. bir çoğu peritriş flagellalara sahiptir. C. 1-2 (xg insanlar için öldürücüdür. enterocolitica E. yumurta. süt Deniz kabukluları Süt Salatalar Kırmızı et Kırmızı et. Toksin gastrik epitel hücrelerinden emilir. Doğada. soslar Klinik bulgu Kusma Kusma Diyare Ateş. diyare Ateş. 100°C'de ortalama 20 dakikada parçalanırlar. cereus Mekanizma . tetanoz. Santral. onların innerve ettiği nöromusküler plağa getirilir.3 Besin zehirlenmesi etkenleri. Baharatlı. diyare Ateş. Toksin üretimi bakteriyofaj kontrolündedir. A (en potenti) ve B her türlü yiyecekte bulunurken.Isıya duyarlı toksin Salmonella Campylobacter V. elektromiyogram bulguları tipiktir. toprakta. genellikle her bakterinin kendi antijenik yapısı vardır. kaba basillerdir. kırmızı et.3).

yuvarlak. Şüpheli yiyecekler en azından 20 dakika süreyle kaynatılmalıdır.Klinik bulgular Kontamine yiyeceklerin alınmasından 18-24 saat sonra ortaya çıkar. kanda ise bulunmaz. Sporların germinasyonu için nekrotik dokuların olması. Bulber paralizi. Vejetatif bakteriler tarafından üretilir. gastrointestinal sistem bulguları bulunmaz. Kapağı şişmiş konserveler tüketilmemelidir. Süt çocuklarında (ilk bir yaş) toksin ile kontamine yiyeceklerin (bal) yedirilmesi ile infantil botulizm görülebilir (gevşek bebek). Gerekirse mekanik ventilatörler ile ventilasyon desteği sağlanır. Evde yapılan konserveler tehlikelidir. tenis raketi) bakterilerdir. canlı dokularda ise vejetatif formdadır. Bu hastalarda toksin dışkıda tespit edilir. özellikle insan ve hayvan dışkılarında bulunur. Sadece kültür ortamlarında ve doğada sporlu. perfringens'e göre daha güçlükle ürerler. Tedavi Trivalan (A. çift görme) ilk bulgulardır. Ateş yoktur. Tamamen iyileşme 3 ay ile bir yıl arasında sürebilir. Peritriş flajellaları ile hareketli. Enfeksiyon anaerob dokularda lokalize kalır. C. Tüm Clostridium tipleri aynı antijenik tipte tetanospazmin (nörotoksin) salgılar. Ciddi bir bakım ile ölüm oranı %65'den %25'e düşürülebilir. botulinum doğada yaygındır ve yiyecekleri kontamine edebilir. solunum paralizisi ve kalp durması geliştiğinde ölümle sonuçlanabilir. İinsan vücudunda. Sadece semptomatik tedavi uygulanır. B. Sanayide üretilen konserveler. dokuların kanlanmasının bozulması ve ortamda Ca bulunması gerekmektedir. Toksin serum ve yiyeceklerde gösterilebilir. Toksin üretimi plazmid kontrolündedir. Patogenez İnvazyon yapmaz. Mortalite oranı yüksektir. konuşma bozukluğu da görülebilir. Ölüme kadar hastanın bilinci yerindedir. usulüne uygun hazırlanmışsa botulizm gelişmez. E) antitoksin süratle intravenöz verilir. Ani ölüm sebebidir. Ciddi olgularda 4 saatte bir tekrarlanır. Korunma C. Anatomik ++ 49 . Doğada. Hayvan deneyleri yapılabilir. İyileşmiş hastalarda antitoksin oluşmaz. yutma güçlüğü. terminal sporlu (davul çomağı. özellikle bakteri lizise uğrayınca salgılanır. Görme ile ilgili bulgular (göz kaslarında koordinasyon bozukluğu. Clostridium tetani Tetanoz etkenidir. Tanı Klinik bulgular ve EMG ile konulur. bu özellikleri taşıyan dokulara tetanojen dokular denir. Toksin Hemolizden sorumlu tetanolizin ve istem dışı kasılmalardan sorumlu tetanospazmin üretir.

bacaklar ise ekstansiyon halini alır (opistotonus (Şekil 2. Ancak başka bir enfeksiyon varlığında veya ölüme yakın dönemlerde gelişen aspirasyon pnömonisi gibi sekonder enfeksiyonlara bağlı olarak ateş yükselir. uygunsuz düşük girişimleri sonucunda puerperal tetanoz görülebilir. Klinik İnkübasyon 4-5 günden birkaç haftaya kadar değişebilir. Sfinkter spazmı nedeniyle konstipasyon ve idrar retansiyonu görülür. hiperrefleksi ve kas spazmları meydana gelir. Generalize tetanozun ilk bulgusu sayılır. 50 . aritmiler ve arteriyel kan basıncı oynamaları görülür. Ateş yoktur. olgunun seyri boyunca. Tüm etkilerini ekzotoksinleri aracılığı ile yaparlar. eller hiçbir zaman hastalığa katılmaz. zaten hiperirritabl haldeki hastanın dış uyaranlarla her uyarılışında gelişir. Bunun sonucunda. prognoz kötüdür. Vejetatif organizmalardan salınan toksin retrograt aksonal iletişim veya kan dolaşımı yoluyla merkezi sinir sistemine ulaşabilir.boşluk bırakılarak sütüre edilmiş. aureus. interkostal adelelerin olaya katılması ile gelişen asfiksi en sık ölüm sebebidir. Lockjaw) gelişir. Kasılmalar enerjiden bağımsızdır. Generalize tetanoz: Tipik tetanoz tablosudur. sinir) tek tek veya kombine tutulduğu görülür. İlk bulgu ile generalize spazmlar arasındaki dönem 2 günden kısa ise hastalık ciddidir. Bunların dışında septik şartlarda göbek kordununun kesilmesine bağlı yenidoğan tetanozu (yedinci gün hastalığı). Yaradan alınan preparatlarda gram pozitif sporsuz basillerin görülmesi tanıda önemlidir. kollar fleksiyon. taşikardi. Hastalık tonik kas kasılmaları ile karakterizedir. Prognoz çok iyidir. Ağır olgularda konvülsiyonlar gözlenir. Yaranın merkezi sinir sistemine uzaklığı bu süreyi etkiler. Herhangi bir eksternal stimulus kasılmaları başlatabilir. donuk yüz (risus sardonicus) görülmeye başlanır. Tanı Klinik bulgular ile konulur. Daha sonra generalize forma da dönüşebilir. İlk tutulan kas masseter kasıdır. Ortamda aerop bakterilerin (S. nöbetler esnasında paravertebral kas spazmına bağlı olarak hastanın gövde ve başı hiperekstansiyon. yabancı cisim ve koagulum içeren lezyonlar. İnkübasyon periyodu kısa. Laboratuvar kesin tanı için kullanılır. BOS normaldir. Bunu izleyen dönemde. Kraniyal sinirlerin (özellikle 7. Otonom sinir sistemi tutulumuna bağlı olarak terleme. Asetil kolinin salınımını inhibe eder ve böylece nöromusküler geçişi engeller. Hastalarda sık görülen komplikasyonu aspirasyon pnömonisidir. ancak olguların 1/3 kadarında görülebilir. Kobaya injekte edilen BOS insandakinin aksine assendan tarzda tetanoz geliştirir. Pseudomonas aeruginosa) bulunması ile oksijen tüketimi hızlanır ve üremeleri daha kolaylaşır. Tetanospazmin merkezi sinir sistemine birkaç yoldan etkilidir. Lokalize tetanoz: Çok nadiren hastalık yaralanma bölgesi ile sınırlı kalabilir. İlk kasılmalar yara yerinde başlar. hatta iyileşme sonrasında aylarca süren en uzun seyirli bulgudur. iyi irrige ve debride edilmemiş yara ve yanıklardır. Ayırıcı tanıda striknin zehirlenmesine dikkate alınmalıdır. Daha sonra diğer yüz kasları da tutulur.4). Kasılmalar. Trismus (Çene kilitlenmesi. Toksin başlangıçta motor nöronların presinaptik membranlarındaki reseptörlere bağlanır. hastanın bilinci terminal döneme kadar açıktır. Sefalik tetanoz: Özellikle kulaklarda olmak üzere (otitis media) primer enfeksiyon bölgesinin başta olduğu durumlardır.

Dokularda kalabilecek bakterilere karşı antibiyotik uygulanır. anemi ve toksemi ile karakterize hastalık tablosu yapar.4 C. 6. Hastalık bu haliyle B. 4. Tetanoz hiperimmunglobulininin hem korunmada hem de tedavideki yeri tartışmalıdır. Penisilin ilk seçilecek antibiyotiktir. bir kollajenazdır. Tüm bireylere aktif immünizasyon şeması uygulanmalıdır. ancak bunların %90'ından Clostridium perfringens sorumludur. 51 . Gazlı gangren denince de bu bakteri akla gelir. Özellikle etli yiyeceklerde oluşan bu toksin jejenum ve ileum'dan hipersekresyon yapar. Kaslarda ve yumuşak dokularda nekroz. Yaraya debridman uygulanır. alternatif olarak metronidazol verilebilir.Tedavi Hasta sakin bir odaya alınır. novyi gibi yaklaşık 30 susun gazlı gangren gibi invaziv enfeksiyonlar yaptığı bilinmektedir. C. ayrıca lökosit sayısının azlığı tanı açısından destekleyicidir. Tetanoz immunglobulini atlardan hazırlanmış ise hastalarda serum hastalığı gelişebileceği unutulmamalıdır. perfringensm neden olduğu hastalıklar Hastalık Gazlı Gangren Nekrotizan Enterokolit (NEC) Besin Zehirlenmesi Tipi Tip A Tip C Tip A Toksin Alfa toksin Beta Toksin Enterotoksin Patogenez Clostridial sporlar dokulara travmatize dokuların kontaminasyonu (toprak. Kolonilerinin çevresinde çok sayıda hemoliz zonu gelişir. 2. Mevcut yaranın çevresinde pis kokulu nekroze dokular gelişir. Hücre membranınındaki lesitini parçalar. subkutan dokuların kollajen tabakasını ve kasları sindirir. Palpasyonla krepitasyon alınması tipik klinik bulgudur. sonra 10 yılda bir booster (hatırlatma) dozu uygulanmalıdır. Ortamda Clostridiumlar dışında koklar ve gram negatif basiller de bulunur. aylarda birer doz. Kanlı agarda çift hemoliz zonu yapar Miyonekroz olmaksızın sellülit. Travma ile başvuran hastalarda önce yara temizliği ve debridman uygulanır. ayrıca radyolojik olarak da izlenebilen gaz birikimine neden olur. Beta toksin hemolitik ve nekrotizan etkiye sahiptir ancak lesitinaz değildir. aşırı su ve elektrolit kaybı olan diyareler görülebilir. Toksinleri Tip A'nın salgıladığı alfa toksin lesitinaz C'dir. C. septicum. ve 18. Korunma Tetanoza karşı ilk yapılacak işlem yara temizliğidir. histolyticum. Clostridium perfringens C. Tablo 2. C. böylece 6-18 saatte ortaya çıkan. cereusfun gastroentenit tarzı besin zehirlenmelerine benzer. Beraberinde aşı yapılır ve penisilin tedavisi başlanır. Gazlı gangren kural olarak mikst enfeksiyondur. Tanı Klinik bulgular ile konulur. tetanus toksoidi yapılır. Nöronlardaki toksinin nötralizasyonunda etkisizdir. Sporlar dokularda vejetatif hale geçtikten sonra gaz üretirler. Yara yerinden hazırlanan preparatlarda gram pozitif sporsuz (bazen sporlu) bakterilerin gösterilmesi. gaz birikimi ve süpürasyon ile özelleşen yumuşak doku enfeksiyonlarına sebep olabilir. feçes) veya intestinal yol ile ulaşır. Yenidoğan tetanozunda hiperimmunglobulin hayat kurtarıcıdır (gerçek endikasyon). DNase ve hyaluronidase. ancak yine de tetanoz düşünülen her hastaya uygulanmalıdır. Hibernasyon amacıyla yüksek dozda diazepam verilir. Yara geniş bir alanı kapsıyor ve kontamine ise tetanus immunglobulin uygulanır. Hiperimmunglobulin dolaşan serbest toksini nötralize eder. Genellikle travma sonucunda gelişir. perfringens'in bazı suşları güçlü enterotoksin üretir.

bu özelliği Streptokoklardan ayrımında kullanılır. Tablo 2. toksik şok sendromu. Oral vankomisin tedavisi. Bu oran iki yaş civarında %4'lere düşer. Tedavi Oral metronidazol primer tedavisidir. antibiyotik ve hiperbarik oksijen tedavisi uygulanır. kolonoskopi ile psödomembranların tespiti değerlidir. besin zehirlenmesi. Dışkı kültürünün tanısa I değeri yoktur. böylece apoptozis gelişir ve enterositler ölür. saprophyticus ise üriner sistem enfeksiyonu etkenleridir. doğada yaygın olarak bulunurlar. Penisilin G ilk tercih edilecek antibiyotiktir. Clostridium difficile Antibiyotiğe bağlı kolit (psödomembranöz kolit) etkenidir. C tipi bakterinin salgıladığı beta toksin sorumludur. morfolojik olarak Stafilokoklara benzerler. aureus abseler. Mikrokoklar da Stafilokoklara benzerler. Bu mikroorganizma yenidoğanların barsak florasında %50 oranında bulunur. GRAM POZİTİF KOKLAR Stafilokoklar ve Streptokoklar medikal önemi olan gram pozitif koklardır. karakteristik özelliği psödomembranlar bulunmasıdır.Besin zehirlenmesine sebep olabilir. şok ve peritonit ile kendini gösteren nekrotizan enterit etkenidir. endokardit ve osteomiyelit gibi değişik piyojenik enfeksiyonlar. Stafilokokların otuzdan fazla serotipi vardır. Hareketsiz ve sporsuzdurlar. kanlı diyare. ancak bunlardan üçü medikal önemlidir (Tablo 2. Karın ağrısı. S. klindamisin ve sefalosporinler) ile kemoterapötikler normal florayı azaltarak. Peptostreptokoklar anaerobik koklardır.7) gösterilmiştir. Dirençli veya metronidazol yan etkisi olan hastalarda kullanılabilir. difficile'nin virülans faktörleri ve etkileri Virülans Faktörü Toksin A (Enterotoksin) Toksin B (Sitotoksin) Spor Etkisi İshal Pseudomembran oluşumu Çevre şartlarına direnç Klinik Orta derecede diyareden toksik megakolona kadar değişen klinik tablo gelişebilir. Tedavi Debridman. Nosokomial diyarelerin en sık etkenidir. Stafilokoklarda ayırt edici özellikleri (Tablo 2. epidermidis endokardit ve S. vankomisin dirençli enterokokları geliştirmesi nedeniyle artık birinci tercih değildir. Stafilokoklar Hastalık Üzüm salgımı görünümünde gram pozitif koklardır.6). Ateş sıktır . Tüm Stafilokoklar katalaz pozitiftir. Tanı Toksinin varlığının gösterilmesi. Ekzotoksin A ve B aktinin depolimerizasyonuna sebep olur. Antibiyotiklerin hemen hepsi (özellikle ampisilin. 52 . S. bakteri kolonizasyonunun artmasını sağlarlar. İki tip toksin üretir. dörtlü veya sekizli paketler halindedirler.5 C.

aureus'un birçok antijen ve hücre duvar komponenti vardır.Stafilokoklar birçok antibiyotiğe dirençlidir. novobiosine duyarlı. Beta hemolitik. 53 . yüzeyinde Protein A bulundurur. ancak bütün Stafilokoklar vankomisin'e duyarlıdır. Tolerans bir antibiyotiğin Stafilokokların üretimini inhibe etmesi ancak onları öldürememesidir. IgG'lerin (lgG3 hariç) Fc kısmına affinite gösterir. beta hemoliz yapmaz. komplemana karşı etkinlik gösteren bir proteindir. koagülaz negatif. saprophyticus Önemli bilgiler Katalaz pozitif. koagülaz negatif. saprophyticus (-) (-) Yok Yok % 30 + Dirençli Üriner infeksiyon S. aureus'a bağlı endokarditlerde tanı olarak kullanılabilir. Plazmidler tetrasiklin. aureus DNAase Mannitol Hemoliz Protein A Lipaz Novobiosine duyarlılık Yaptığı Hastalık (+) (+) Beta Var Tamamında var Duyarlı Süpüratif hastalıklar Koagülaz negatif S. mukoza hücrelerine yapışmasını sağlar. aureus'a patojenliğini veren ayırıcı tanısal özellikler • Koagülaz pozitiftir • Kanlı agarda altın sarısı (aureus latincede altın demektir) koloniler yapması • Beta. Protein A bazı aglutinasyon testlerinde tanı yöntemi olarak kullanılabilir (koaglutinasyon). antiteikoik asit antikorları S. Koagülaz negatif Stafilokoklarda Protein A yoktur. koagülaz pozitif. Stafilokokların yüzey reseptörleri bazı fajlar için reseptör görevi görür. Antijenik yapıdadır.6 Medikal önemi olan Stafilokoklar Bakteri S. süpüratif enfeksiyonlar yapar Katalaz pozitif. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden oluşur. Metisilin (nafsilin) direnci de beta laktamaz üretimine bağlıdır.7 Stafilokokların ayırıcı özellikleri Özellik Koagülaz pozitif S. novobiosine dirençli. Bunlardan en önemlisi plazmid kontrolündeki beta laktamaz üretimidir. Epidemiyolojik çalışmalarda faj tiplendirmesi ile suşlar belirlenebilir. kemotaktik. eritromisin ve aminoglikozidler gibi birçok antibiyotiğe direnç taşıyabilir.hemoliz yapması • Mannitolü parçalaması (Chapman besiyerini sarartması) • Polimiksin'li besiyerinde üremesi • Novobiosin'e duyarlılığı Tablo 2. aureus S. beta hemoliz yapmaz. epidermidis (-) (-) Yok Yok % 30 + Duyarlı Yabancı cisim enfeksiyonları 5. Staphylococcus aureus Önemli Bilgiler S. Opsonizasyon ve fagositozu önler. Teikoik asit Stafilokokların hücre duvarında bulunur. epidermidis S. Peptidoglikan tabakaya bağlı halde bulunan Protein A. üriner sistem enfeksiyonları etkeni Tablo 2. normal deri florası bakterisi Katalaz pozitif.

Lokal büllöz eritemlere yol açmaktadır. epidermidis deri ve mukozaların normal florasında bulunur. Katalaz: Streptokoklardan ayrımında kullanılır. 54 . Bakterilerin %70'inden fazlası böyledir. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında lokalize bir lezyondan sepsis meydana gelebilir. peptidoglikanteikoik asit kompleksi ve protein A'dır. İçlerinde en önemlisi alfa toksindir. hücre duvarı proteinleri. Teikoik asit. Eksfoliatif Toksin: Epidermolitik toksin de denmektedir. S. hastane personelinde %70'ler civarında nasal taşıyıcılığı bulunabilir. Enzimleri Koagülaz: Plazmayı koagüle etme özelliğindedir. karbonkul. deride nekroz ve hemoliz yapar. Toksinleri Lökosidinler: İn vivo dokulardaki nekrozdan sorumludur. hidradenit. yayılma faktörüdür. Nötrofil ve makrofajları eritir.B ise stafilokoksik psödomembranöz enterokolite yol açar. Akut endokardit etkenidir. panaris. epidermidis'dir. Bakteri bu enzim sayesinde çevresini fibrin tabakası ile sararak savunma elemanlarından korunur. Lipazlar: Deri. Stafilokokların hücre duvarı üzerinde bulunan polisakkarid ve protein oluşumlu antijenik yapıları kapsül. Isıya. Patogenez Stafilokoklar toksinleri ve doku enflamasyonu yoluyla hastalık oluştururlar. aureus burun ve deri üzerinde (özellikle sağlık çalışanları) bulunabilir. Haşlanmış Deri Sendromu'ndan sorumludur. Antiteikoik asit antikorları. jel difüzyon yöntemi ile S. S. Enterotoksin . S. aureus denir (MRSA). Enterotoksin A ile E arasında 6 değişik tiptedir. Stafilokinaz (fibrinoliz) Penisilinaz (beta laktamaz): Beta-laktam halkasının siklik amid bağını hidrolize eder. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden yapılı peptidoglikan bağlarıdır ve antijenik olabilir. Vagende %5 oranında bulunabilir. Toksin lokal olarak üretilir.aureus'un. fibrinojeni fibrine dönüştürür. aureus'un tipik lezyonu abse'dir. antijen sunumuna gereksinim duymadan CD4+ T lenfositlere direkt olarak bağlanan (süper-antijen) bir toksindir. Kısa inkübasyon periyodlu (1/2 . Toplumda %40. Bu nedenle özellikle burun/nazofarenks portörlerinden oluşan gıda üreticilerinin kontamine ettiği krema ve mayonez gibi besinlerle oluşan besin zehirlenmeleri. Prostatik kapak endokarditlerinde etken S. Toksik Şok Sendromu Toksini (TSST-1): İntravaginal tampon kullanan kadınlarda ve tampon kullanılan yaralarda toksik şok sendromu'na yol açar. S. Klinik Bulgular (Tablo 2.Bulaşma Stafilokoklar normal insan florasında bulunurlar. aureus'a bağlı endokarditli hastalarda tespit edilebilir. kan dolaşımına karışır. toksik şok gelişmesinde önemlidir.8) İnflamatuvar enfeksiyonlar Deri-mukoza lezyonları: Abse. aureusların yaklaşık %5-25 kadarı TSST taşır. Hyalüronidaz: Bağ dokusunu hidrolize eder. Böyle suşlara metisilin rezistan S. toksinin bu özelliğinden kaynaklanmaktadır. Normal kapaklılarda özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında sağ kalp endokarditi yapar. Beta laktamaz enzimleri penisilin ve birçok birinci generasyon sefalosporinleri inhibe eder. derialtı yayılımını sağlar. S. follikülit. Koagülaz üretimi patojenlik ile iş anlamlı kullanılır. Taşıyıcılarda problem oluşturmayan bakteri hastane enfeksiyonlarının önemli kaynağını oluşturabilir. hordeolum. 30 dakikadan az kaynatmaya dirençlidir.6 saat) emetik tarzda besin zehirlenmesi etkenidir. flegmon.

eritematöz maküler döküntüler ile karakterizedir. S. epidermisin sıklıkla etken olduğu hastalıklar: • Devamlı ayaktan periton diyalizi (CAPD) peritonitleri • Nozokomiyal bakteriyemi • Protez kapak endokarditi • IV katater infeksiyonlar 55 . epidermidis derinin. Jambon. cerrahi) Sellülit İmpetigo Bakteriyemi Endokardit Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları Beyin apzesi Menenjit (nadir) Epidural apze Pulmoner enfeksiyonlar Embolik Aspirasyon İskelet sistemi hastalıkları Osteomiyelit Artrit Üriner sistem enfeksiyonları Renal karbonkül Alt solunum yolu enfeksiyonları Toksinlere bağlı enfeksiyonlar Toksik şok sendromu Haşlanmış deri sendromu Besin zehirlenmesi (Daha çok metastik apzeler) Osteomiyelit ve septik artrit etkenidir. güneş yanığı şeklinde deri döküntüsü ile karakterizedir. geniş büller. aureus'tan farkı) S. S. saprophyticus ise vajenin normal flora bakterisidir. epidermidis'de yapışıcı bir yüzey (Slime) tabaka bulunur. şant. böbrekler. Bakteriyemi sonucunda abseler meydana gelir (metastatik abseler). kremalı pasta.Kolonileri gri veya beyazdır Mikroskopta üzüm salkımı gibi görünürler Katalaz pozitifliği Streptokoklardan farkını gösterir Koagülaz enzimi bulunmaz (S. kaslar tutulur. Şiddetli epigastrik ağrı.Gram pozitif koklar . ateş. Haşlanmış deri sendromu ateş. Genellikle küçük çocuklarda görülür. Özellikle postoperatif veya viral enfeksiyonların ardından (örneğin influenzae) ampiyem veya akciğer abseleri meydana gelir. saprophyticus Normal flora bakterileridir. 24 saatten önce. Bulantı önlenmemeli. Nosokomial pnömonilerin en önemli etkenlerinden birisidir. sıvı elektrolit replasmanı uygulanmalıdır. prostetik eklem enfeksiyonları gelişir. MSS. Hem travmatik hem de hematojen yayılım gösterebilir.Kolonilerinde hemoliz yoktur . GİS. Saç ve tırnaklar dökülebilir. karbonkül Yara enfeksiyonları (travmatik. yüzeylere yapışma özelliği vardır (kateter. hipotansiyon. kendiliğinden geçer. Toksik şok sendromu. kusma görülür.Tablo 2. S. Birkaç saat içinde. bulantı.8 Stafilokokların etken olduğu enfeksiyonlar Deri ve yumuşak doku enfeksiyonları Furonkül. Koagülaz negatif Stafilokoklar Esas tanı . epidermidis ve S. S. dondurma gibi oda ısısında kalmış yiyeceklere enterotoksinin bulaşması ile gelişen bir intoksikasyondur. Karaciğer. Besin zehirlenmesi: Kısa inkübasyon periyotlu emetik tarzda besin zehirlenmesidir.

sellülit. Streptokoklar Hastalık Streptokoklar farenjitten sellülit ve sepsis'e kadar bir çok enfeksiyonun sebebi olabilir. agalactia (grup B) E. farenjit Sepsis Kızıl Toksik şok Romatizmal ateş Akut glomerulonefrit Yeni doğan sepsisi menenjit Üriner sistem enfeksiyonu. S.9 Streptokok infeksıyonlarında patogenez özellikleri Oganizma Patogenez Tipi Tipik Hastalık Hastalık bölgesi (H). S. endokardit Endokardit Pnömoni. S. Sistitli kadınların yaklaşık olarak %15 kadarında izole edilmiştir. Nafsilin. Ortalama %20 S. menenjit Endokardit Kan dolaşımı (D) Kan dolaşımı (D) Deri (H) Kalp. Yüksek düzeyde dirençli bakteriler için Streptograminler kullanılabilir.9) Tablo 2. Beta laktamaz üretenlerin çoğu plazmid kontrolü altındadır. Bu bakteriler için seçilecek primer antibiyotik vankomisindir (gerekli görülürse gentamisin eklenebilir). Antibiyotik dirençli Stafilokoklarda taşıyıcılar hastane personelidir. Ayrıca romatizmal ateş ve glomerulonefrit gibi immünolojik hastalıkların tetikleyicisidir. Stafilokoklarda vankomisin direnci gösterilememiştir. Üriner sistem enfeksiyonlarında kinolon veya trimetoprim sulfametaksazol kullanılabilir. Hastalardaki intravenöz kateterler çıkartılmalıdır. S. epidermidis yenidoğanda ve diyalize bağlı gelişen peritonitlerde en sık görülen etkendir. yani antibiyotikler ile inhibe edilebilir ancak öldürülemez. aureus susunun metisiline karşı (veya nafsilin) dirençli olduğu (MRSA) ve bunu penisilin bağlayan proteinlerin değişikliği sonucunda kazandığı gösterilmiştir.pneumoniae S. nonsupüratif) S. ancak enterokoklara vankomisin direncinin taşınmasında rolleri vardır.• BOS şantı olan hastada menenjit • Ortopedik protez infeksiyonları (S. saprophyticus novobiosine dirençli olması ile diğer koagülaz negatif stafılokoklardan ayırdedilir. Bakterilerin birçoğu betalaktamaz üretir ve önemli bir kısmı da metisiline dirençlidir. Bazı stafilokok suşları tolerans gösterebilir. coli'den sonra ikinci) etkenidir.pyogenes (grup A) Piyojenik Lokal Dissemine Toksijenik immün aracılı (poststreptokokal. Kolonizasyon (K). kloksasilin. eklemler (H) Böbrekler (H) S. Toksik şok tedavisinde sıvı replasmanı. Burun taşıyıcılığı intranazal mupirosin ile önlenebilir. bazı sefalosporinler ve vankomisin ile tedavi edilebilir.aureus'la birlikte) • Vasküler greft infeksiyonları (S. inotropik ilaçlar. S. Laboratuvar Bulgular Stafilokok lezyonlarından alınan yaymalarda üzüm salkımı gibi gram pozitif bakterilerin görülmesi ve kültür ile tanı konulur. aureus'ların %90'ından çoğu penisilin G'ye dirençlidir.viridans Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Vajen (K) Kolon (NF) Kolon (NF) Orofarenks (K) Orofarenks (NF) 56 . Normal Flora (NF) Deri (H) . otitis media. Böyle olgularda seçilecek tek antibiyotik vankomisin'dir. Tedavi ve Korunma S. Apze olgularında mutlaka drenaj uygulanmalıdır.saprophyticus antibiyotiklere duyarlıdır.bovis (grup D) S. (Tablo 2.Farenks (H) İmpetigo. epidermidis'de yüksek antibiyotik direnci vardır. Beta laktamaza duyarlı antibiyotikler ile beta laktamaz inhibitörleri kombine edilir (Amoxicillin + klavulonik asit). bakteriye karşı ise beta laktamaz dirençli penisilinler (örneğin nafsilin) verilmesi tamponun çıkarılması ve enfekte alanın debridmanı gerekebilir. Bu bakterilerin özellikle hastane enfeksiyonları yaptığı bilinmektedir. fecalis (grup D) S. Böyle olgularda ilaç kombinasyonları kullanılabilir. saprophyticus özellikle seksüel olarak aktif kadınlarda üriner sistem enfeksiyonu (£.aureus'\a birlikte) • Ameliyat sonrası endoftalmit S. aureus koagülaz pozitiftir.

Halen tüm gereksinimleri karşılayan bir sınıflama yapılamamıştır. milleri B C S. S. bovis S. Hücre duvarı karbonhidratları (C polisakkaridi) esas alınarak Lancefield sınıflaması ile streptokoklar A. E.12'dadır.10 Medıkal önemi olan Streptokoklar Suş Hemoliz tipi S. pyogenes *S. equi S. Diğerleri. kolonide uzun zincirler yapar.10). menenjit pnömoni Nadir deri sepsisleri ve endokartidler.5 NaCI'de ürer üremez Safrada erir. hippuratı hidrolize eder % 6. beta veya gamma Alfa veya gama Alfa Alfa Basitrasin duyarlı Basitrasin dirençli CAMP pozitif.Önemli Bilgiler Streptokoklar katalaz negatif zincir yapan gram pozitif koklardır. Koyun kanlı agarda yaptıklara hemolize göre şöyle sınıflandırılırlar (Brown sınıflaması) Alfa hemoliz: Koloni çevresinde yeşil renkte hemoliz zonu vardır. zooepidemicus S. Bazıları normal flora bakterisidir.viridans. gruplandırmada güçlükler bulunur. C. bovis'de endokardit etkenin en önemli etkenlerindendir (Tablo 2. pyogenes farenjit ve sellülit. Laktik. romatizmal ateş. *S. Beta hemoliz bakterinin streptolizin O ve streptolizin S üretimine bağlıdır (Tablo 2.. Beta hemoliz: Koloni çevresinde tam. optokine dirençli Tablo 2. şeffaf renkli hemoliz zonu vardır. Oral. M. pyogenes S. Bu yapı. agalactiae S. Zon içinde tam olmayan hemoliz vardır (S. V harfleri altında gruplandınlmıştır.. faecalis S. Yeni türler).5 NaCI'de ürer % 6. Heterojen bir gruptur. S.. bovis S. Anaerop. faecalis nosokomial üriner sistem enfeksiyonu ve endokardit. kızıl. Enterokok. Tablo 2. . T ve R proteinleri ile de serotiplere ayrılır.11 Beta hemolitik Streptokoklar ve hastalıkları Grup A Suş Streptococcus pyogenes S. eritrositler tamamiyle hemoliz olmuştur. viridans streptokoklar ve S. böylece fagositozdan korunurlar. D F Kolon kanserlerinde endokardit ve bakteriyemi Metastatik süpüratif enfeksiyon ve dental sepsis 57 . Streptokokların laboratuvar özellikleri tablo 2. milleri Yaptğı hastalıklar Akut farenjit. insan bağ dokusunda da bulunduğu için immünojenik değildir. S. equisimilis S. sinerjistik gangren. Sınıflama Materyalde kısa. daha çok bu sınıflama kullanılır. erizipel. agalactiae neonatal sepsis ve menenjit. otitis media. Postinfeksiyöz glomerulonefrit bildirilmiştir. A.. optokin duyarlı Safrada erimez. agalactiae Gama hemoliz: Hemoliz yapmayan Streptokoklar için kullanılır. postsreptokoksik glomerulonefrit Metastatik süpüratif enfeksiyonlar Neotanal sepsis. B ve C grubu streptokokların hiyaluronik asit yapılı kapsülü vardır. Fakültatif anaeropturlar. agalactie E. B. dysgalactiae S. En gelişkin sınıflama Jones sınıflamasıdır (Piyojen.11).pneumoniae). pneumoniae Viridans grubu Diagnostik özelliği Beta Beta Alfa.

Toksinleri Eritrojenik (pirojenik ekzotoksin) toksin: A grubu Beta hemolitik Streptokoklarda bulunur. Streptolizin-O: Derin hemolizden sorumludur ve Grup A. 80'den fazla M proteini tipi vardır. Streptokinaz (Fibrinolizin): A grubu beta hemolitik streptokokların birçoğunda bulunur. bakterinin tip spesifikliğini belirler. Eğer kızarıklık oluyorsa organizmada antitoksin yoktur. fagositozdan korunmasına yardımcıdır. A. Diğer ekzotoksinlerden farklı olarak ısıya dirençlidir. Hiyalüronidaz: Yayılım faktörüdür. antijenik olarak farklıdırlar. Hyaluronik asit yapısında kapsülü vardır. pyogenes suşları penisiline duyarlıdır.Tablo 2. Plazminojeni plazmine çevirerek fibrinoliz yapar. Derialtı enjeksiyonlarının yayılması için kullanılır. Süperantijen özelliğindedir. Kültür plağı yüzeyindeki ve insan vücudundaki hemolizden sorumludur. en sık A tipi görülür. Bunu üretenler lizojenik suşlardır. Kızıl ve Streptokoksik toksik şok sendromu hastalıklarından sorumludur. B ve C olmak üzere üç ayrı antijenik tipi vardır. Tüm S. pyogenes. T ve R proteinlerinin virülansta önemi yoktur. Bunun altında. farinks ve deri) yapışmasını sağlar. Pulmoner emboli. hücre duvarı dışına bir saç gibi uzanan fimbriyaların uç kısmını oluşturan M proteini bulunur. Streptolizin O salgılayan streptokoklar ile enfekte olmuş kişilerde antistreptolizin O (ASO) antikorları gelişir. endotoksinlerinin etkisini potansiyalize eder. ortamı akıcılaştırır. Sönme varsa. trombositleri ve eritrositleri eritir. DNaz (Streptodornaz): DNA'yı depolimerize eder. Dick testi ile (cilde eritrojenik toksin vererek) duyarlılık araştırılır. irinin koyuluğunu açma gibi amaçlarla kullanılır. Bu antikorun titre si yakın dönemde geçirilmiş streptokok enfeksiyonunun göstergesi olabilir. diğerlerinden farklı olarak Basitrasin'e duyarlıdır. kişi kızıl olabilir. C. Pirojenik. Yapışıklık açılması. Hyalüronidaz üreten suşların enfeksiyonlarında serumda spesifik antikorlar tespit edilebilir. Ekzotoksin B ise nekrotizan fasciitis'e sebep olan doku yıkımından sorumlu proteazdır. sitotoksiktir.5 NaCl Safra ile lizis Beta-hemolitik Streptokok Grup A Grup B Grup C. 58 . F proteini ise ökaryotik hücredeki fibronektin molekülleri için reseptör görevi yapar ve bakterinin konak hücreye (epitel. G streptokoklarda bulunan kuvvetli antijeniktir. M proteini olmayanlar virülan değildir. Bu antikorlar streptolizin O tarafından meydana gelen hemolizi bloke ederler. Enzimleri İnflamasyondan sorumlu üç önemli enzimi vardır. böylece yayılır.12 Streptokokların laboratuar özellikleri Duyarlılık Organizma Basitra sin Optokin CAMP Hidroliz Hippura t Eskulin Büyüme Safra %6. komplemanın bakteriye yapışmasını önler. Bir skarlatiniform döküntünün eritrojenik toksine bağlı olup olmadığının anlaşılması için ise Schultz-Charlton sönme reaksiyonu kullanılır. Streptolizin-S: Antijenik değildir. hastalık kızıldır. Lökositleri. Pirojenik ekzotoksin A streptokoksik toksik şok sendromu yapan toksinidir. M proteini önemli virülans faktörüdür. koroner arter ve venöz tromboz tedavilerinde kullanılır. F. G Viridans streptokok Streptococcus pneumonia Enterekok + + + + + + + + - Streptococcus pyogenes S.

Poststreptokoksik enfeksiyonlar Akut Eklem Romatizması: AGBHS'ların M3 ve M18 kökenlerinin sitoplazmik membranı ve M protein antijenlerinin kalp sarkolemması ve sinoviyal membranının yapısına benzemesi nedeniyle gelişen ciddi bir tablodur. Kızıl. impetigo gibi deri enfeksiyonlarından ortalama üç hafta kadar sonra meydana gelir. pyogenes'in immünitesi uygun bir konakta gelişen farenjitin komplikasyonudur. bakteriyeminin varlığı ve buna kalp.Klinik Bulgular 1. Sydenham koresi. Döküntüler deskuamasyon bırakarak bir haftada kaybolur. Streptokoksik toksik şok sendromu. ödem gelişir. %30 civarında ölümle sonuçlanır. Piyojen enfeksiyonlar • Farenjit • Kızıl (scarlet fever) • Erizipel • Streptokoksik Toksik Şok Sendromu • Piyodermi • Puerperal sepsis • Akut infektif endokardit • Pnömoni. Streptokoksik toksik şok sendromu. ASO yükselmez. Erizipel genelde A. Çocuklarda ve yaşlılarda genelde yüz ve ekstremitelerde görülen. Hastaların büyük çoğunluğu tamamen iyileşir. lizojenik S. G gruplarınca ve S. şok. hematüri. Öksürük ve göz yaşarması varlığında ise daha çok viral etkenler (Adenovirüs) düşünülmelidir. Çocuklarda subakut seyirli olabilir. Akut glomerulonefrit: Nefritojenik tipteki M49. de ri soyulur. lenfanjit • Sepsis 2. Farinks hiperemisi. Minör kriterler: Artralji. pyogenes'lerdir. Hastada farenjitin gelişiminden 1-2 gün sonra omuzlar ve göğüste eritematöz (fırça ile sürülmüş gibi. Travmanın ardından nekrotizan fasciitis gelişir. stafilokoksik olanı ile benzerlik gösterir. Piyojen olmayan streptokok hastalıkları • Akut Eklem Romatizması (A-ER) • Akut Glomerülonefrit (AGN) Streptokoksik farenjitlerin en önemli sebebi beta hemolitiklerdir. Daha çok 2-5 yaş grubu çocuklarda görülür. Kalbin bütün katmanlarını tutabilir. Hastalık haftalarca sürebilir. olgularda (stafilokoksik olandan farklı olarak) ciddi ve yaygın cilt enfeksiyonlarının. Direkt temas veya böcek sokması ile bulaşırlar. ateş. böbrek. Eritrojenik antitoksin oluşmuş kişilerde kızıl gelişmezse de enfeksiyon gelişebilir. Lenfadenomegali bulunur. genellikle viral enfeksiyonlara sekonder olarak gelişir. subkutan nodüller. Diğer streptokoklar ve cilt enfeksiyonu etkenleri bu tabloya yol açmaz. ciltten kabarık sellülit ve buna eşlik eden lenfanjit tablosudur. akciğer gibi çoğul organ belirtilerinin eşlik etmesidir. Boğaz ağrısı. dil önceleri beyaz bir tabaka ile kaplı iken sonra kırmızı (çilek dili) hal alır. M57 streptokokların. 59 . poliartrit. daha küçük yaşlarda nadirdir. Pirojenik ekzotoksin A-C ile meydana gelir. bakteriyemi. nadiren C ve G grubu streptokoklarca oluşturulur. eksüda ve servikal LAP görülür. CRP). Kıvrım ve bası yerlerinde ise döküntü yoğundur (Pastia çizgileri). Jones kriterleri : Majör kriterler: Kardit. Bulaşma Streptokokların birçoğu normal flora üyesidir. Bakterilerin sitoplazmik membran antijenleri ile glomerül bazal membranının antijenik benzerliği sorumludur. eritema marginatum. Piyodermi yaz aylarında daha sık görülen cilt enfeksiyonlarıdır. Hipotansiyon ve hipoalbüminemi vardır. ateş ve baş ağrısı vardır. Sorumlu bakteriler. Ağız çevresinde döküntü yoktur (circum oral pallor). Diğer benzer tablolar C. akut faz protein yüksekliği (sedimantasyon. 5-15 yaşlarda en sık.aureus tarafından da oluşturulur. streptolizin cilt lipitlerince inaktive edildiğinden. yüzeysel dokuları tutan. Pnömoni nadir görülür. solunum ve multiorgan yetersizliği ile karakterize bir tablodur. kırmızı. Karditin tipik bulguları kapaklarda kalınlaşma ve deformasyon ile miyokardda perivasküler granülomlardır (Aschoff nodülleri). skarlatiniform) bir döküntü belirir. enfeksiyon bakterinin doku veya kana ulaşması ile meydana gelir. Hipertansiyon. PR uzaması. proteinüri. bakteriyemi tabloyu ağırlaştırır. Piyodermililerde. Önemli özellik. pirojenik ekzotoksin A salgılayan S. Farenjitten 3 hafta sonra artralji ve poliartrit ile seyreden poststreptokoksik toksik bir komplikasyondur.

60 . Hastalık tabloları Yenidoğanda: erken dönem enfeksiyonları bakteriyemi. S. intermedius. Subakut infektif endokardit gelişenlerde kalp kapaklarında konjenital. Doğum sırasındaki (vertikal) bulaşma nedeniyle. Viridans streptokoklar (S. Penisilin + aminoglikozid kullanılması tavsiye edilir. yoğun bakım hastalarında vankomisin dirençli enterokoklar başbelasıdır.B Grubu streptokoklar (S. Grup D streptokoklar (Enterokoklar) Enterokoklar doğada yaygın olarak bulunurlar. safra yolları enfeksiyonları ve bakteriyemi şeklinde görülür. vajen ve perine bölgesinde de bulunabilir. Özellikle idrar sondaları predispozan faktördür. İmmün yetersizliği olan. Hastalar. Çoğu alfa. tedavide dirençli olduğu görülür. Beta laktamaz üretimini de gerçekleştirebilir. Enterokoklar (S. Bakteriyemili menenjit sıklıkla görülen tablodur. sepsis. Subakut infektif endokarditlerin en sık iki etkeni viridans ve enterokoklardır. S. bazen non-hemolitiktir. Kültür negatif endokarditlerde en sık görülen viridans streptokoklar Abiotrophia defectiva ve Abiotrophia adjacens'dir. kompleman düzeyi düşük olan yenidoğanlarda menenjit veya puerperal enfeksiyonlara sebep olur.mutans. S.5 NaCI'li ortamda üreyebilir. (Tablo 2. Eskülin'i hidrolize etme özellikleri ile diğerlerinden ayrılırlar. nazofarenks ve GIS florasında bulunurlar. penisilinaza dirençli penisilinler ve monobaktamlara doğal dirençlidir. Doğumdan birkaç saat sonra başlar. Atkins ve Munch-Petersen) testi (+)'dir. Enterococcus faecium daha az görülür ancak antibiyotiklere dirençlidir. Non-enterokoklardan ayrımında en önemli test yöntemidir. Son yıllarda vankomisin dirençli enterokoklar önemli bir sorundur. Enterococcus faecalis en sık görüleni. 24 gün içinde neonatal dönemde geç dönem enfeksiyonları görülür. doktorlar. Trimetoprim sulfametaksazol'e invitro testlerde duyarlı görülmesine rağmen. Optokin dirençlidir. pyogenes kadar olmasa da penisiline duyarlıdır. başlıca insan ve hayvanların barsak florası bakterisidir. Birçok antibiyotiğe doğal dirençlidirler.13) Erişkinde postpartum endometrit. pnömoni ve menenjittir. bağışıklık sistemi bozuk olanlarda fırsatçı enfeksiyonlar yapabilir.faecalis. Mikrobiyoloji Tek tek. Basitrasin ve trimetoprim-sulfametaksazol'e dirençlidir içerdikleri CAMP faktörü ile S. Diş kökü enfeksiyonu ve subakut infektif endokardit etkenidir. Aminoglikozidlere ya doğal yada yanlış kullanıma bağlı olarak direnç gelişebilir.faecium) % 6.sanguis) İnsan ve hayvanların üst solunum yollarının normal flora bakterisidir.anginosus. Slime tabakası vardır. Üriner sistem.aureus'un hemoliz yeteneğini arttırır. Normal genital. En azından 12 tip enterokok suşu vardır. doğum yaraları enfeksiyonu. Sefalosporinler. Hippuratı hidrolize ederler. CAMP (Christie. S. S. Boğaz. romatik veya aterosklerotik deformasyon vardır. Sefalosporinler başta olmak üzere antibiyotiklere dirençlidirler. ikili veya kısa zincirler şeklinde bulunabilir. Fakültatif anaerob bakterilerdir.agalactiae) Önemli özellikleri Fakültatif gram pozitif diplokoklardır Koyun kanlı agarda dar bir beta hemoliz zonu olan gri beyaz koloniler yaparlar. Enterokoklar şekil olarak pnömokoklara benzer. tıbbi cihazlar veya bakıcılar aracılığı ile yayılırlar. Enterokokların asıl önemi üriner ve nosokomial enfeksiyonlardır. pelvik alan.

bovis sorumludur. Farenjit gelişiminden itibaren 10 gün içinde antimikrobiyal tedavi uygulanması. Bu durum akut glomerulonefrit için geçerli değildir. Streptococcus pneumoniae Önemli bilgiler Pnömoni. Poststreptokoksik enfeksiyonlarda antibiyotik kullanılmaz. sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olur. Eepidermidis Gram (+) basiller Gram (-) çomaklar Listeria monocytogenes 1.pyogenes enfeksiyonlarında penisilin ilk seçenektir. Akut romatizmal ateşin en önemli bulgularından birisidir. Bu grubun içindeki Lactobasiller ile Pediococcus ve Leuconostoc suşları vankomisine dirençlidir. S. menenjit. nonenterokok olanlar üreyemezler. Vajinal taşıyıcı gebelerde doğuma yakın tedavi ile bebek enfeksiyonları önlenebilmektedir. Tedavi ve korunma S. menenjit. hem toplumdan kazanılmış hem de hastane enfeksiyonu yapar. Pnömoni: Prodüktif öksürük. Hastalık Pnömokoklar pnömoni. Grup D streptokoklar safra varlığında eskülini hidrolize ederler. ileri yaş ve immün sistemi baskılayan hastalıklar predispozan faktörlerdir. Tedavi 10 gün sürdürülmelidir. Grup A streptokoklar basitrasin ile inhibe olurlar. Grup B Beta-hemolitik streptokoklar (en sık) 2. terleme. otit. Grup B streptokoklar da penisilinlere duyarlıdır. Diğer katalaz negatif streptokoklar Morfolojik ve büyüme özellikleri ile viridans streptokoklara benzerler.13 Yenidoğan sepsisi etkenleri Gram (+) koklar 1. bakteriyemi. kalp. dispne. Penisilin allerjisi bulunanlarda eritromisin denenmelidir. sinüzit ve otitis media'da en sık karşılaşılan mikrorganizmadır. Farinks taşıyıcılarının tedavisi gerekmez. Klebsiellalar Mantarlar Virüsler Nadir Çok nadir Ağız içi girişimler. röntgende lober tutulum. karditte kortikosteroid kullanılır. Penisiline direnç söz konusu değildir. balgamda dip dibe mumu alevi gibi diplokoklar görülür. kan ve plevral sıvıda pnömokok üretilir. 61 . balgam. Psödomonaslar 3.5) NaCI'de üreyebilirken. abdominal ve pelvik süpüratif enfeksiyonlar meydana getirirler. ağız ve barsakların normal flora bakterisidir. Laboratuvar bulguları Viridans streptokoklar normal boğaz florası üyesi oldukları için direk preparatların gram ile boyanması boğaz enfeksiyonlarında kullanılan bir yöntem değildir. Artritte aspirin. Diğer türler vankomisin'e duyarlıdır. Üst solunum yollarının normal flora bakterisidir.Tablo 2. Anaerobik streptokoklar (Peptostreptococcus) kadın genital organlar. Anti-DNaz ve antihyaluronidaz deri enfeksiyonlarında yükselir ve akut glomerulonefrit'in önemli bir indikatörüdür. Kolon kanserli olgulardaki endokarditlerden ise nadir bir streptokok olan S. Boğaz kültüründe beta hemolitik streptokok kolonilerinin görülmesi anlamlıdır. Aminoglikozidler (özellikle enterokoklarda) penisilinin etkisini potansiyalize ederler. A grubu streptokok enfeksiyonlarında bir müddet sonra ASO yükselir. E. akut eklem romatizması gelişimini önlemektedir. Ciddi olgularda aminoglikozitlerle kombine edilerek kullanılmalıdır. aureus 3. ateş. coli (ikinci en sık) 2. Enterokoklar hipertonik (%6. Bacteroides başta olmak üzere diğer anaeroblar ile birlikte beyin. Deri ve yara lezyonlarında ise kullanılabilir. S. Diş çekimi gibi normal floralı boşluklara uygulanacak girişimlerden önce profilaktik antibiyotik kullanılmalıdır. Grup B streptokoklar hippuratı hidrolize ederler ve CAMP testi pozitiftir. akciğer. diş çekimi gibi flora bakterilerini kana karıştırıcı bir hazırlayıcı faktör vardır.

anerjiye yol açan kızamık gibi viral enfeksiyonların varlığı.klinik bulgular Toksini yoktur. % 5-10 CO2'li ortamı sever. endokardit ve septik artrit komplikasyonu ile de seyredebilir.15).Önemli bilgiler Bazı özellikleri nedeniyle streptokoklardan ayrı olarak sınıflandırılırlar. Lober pnömoni yapar. Farenks florasında bulunan veya eklenen bakterinin aspirasyonu başlıca enfeksiyon nedenidir. Ancak enfeksiyona yol açan türler. bu zararsız gibi görülen bakterilerin enfeksiyon oluşturmasına neden olurlar. Karbonhidrat yapısında kapsülleri vardır. kronik solunum yolu patolojileri. Tablo 2. Yaşlılarda serotip 3 enfeksiyonlarının mortalitesi fazladır. Patogenez . (C karbonhidratı). düşük konsantrasyondaki optokin ortamında dahi üremelerinin inhibe olması ve safrada erimeleridir. Erkenden belirir ve akut enfeksiyon düzelince çabucak normale iner ve dolayısıyla da bakteriyel enfeksiyonlarda ve tümör olgularında tanısal. Tanıda (Klebsiellalarda olduğu gibi) kapsül şişme testi önemlidir. Gr (+). prognostik değeri olan ve karaciğerde sentezlenen beta-globulin yapısında bir proteindir. Rahimiçi araç kullanan kadınlarda hiçbir enfeksiyon olmaksızın yüksek oranda bulunduğu için yanılgılara yol açabilmektedir. Kapsül virülans ile yakından ilgilidir.pürülan balgam. kanlı. Ancak. Alveoler aralığa gelen bakteriler burada ürerler. Ani başlayan titreme. Aspirasyon sonrasında geliştiği için lokalize ve alveoler aralığı ilgilendiren bir enfeksiyondur. Risk gruplarında bronkopnömoni görülmesi nadir değildir. göğüs ağrısı ile beliren tipik pnömoni bulgularının yanında menenjit. Hastalık materyalini sarımsı yeşil renge boyar. sekresyonların aspirasyonu artar Respiratuvar sistem anomalileri Pulmoner hipertansiyon veya kalp yetersizliği gibi dolaşım bozuklukları Splenektomi Orak hücreli anemi gibi kronik hastalıklar BOS kaçaklarına sebep olan kafa travmaları 62 . Bakteriyel pnömonilerin en sık etkenidir. dip dibe iki mum alevi (lanset şeklinde) gibi görünürler. Bakterinin iki somatik antijeni bulunur: M proteini. kapsülsüz türler hastalığa yol açmazlar (Tablo 2. Diğer farklar: İnülini hidrolize etmesi. tüm pnömokoklarda bulunan C karbonhidratı. Koyun kanlı agarda alfa hemolitik koloniler yaparlar. Ortama nötrofillerin migrasyonu sonucunda kanlı ve pürülan bir eksüda birikir. daha önce florada bulunanlardan çok yeni bulaşmış kökenlerdir.15 Pnömokok enfeksiyonları için predispozan faktörler • • • • • • Alkol veya uyuşturucu kullanımı öksürük refleksini azaltır. silier aktiviteyi bozan influenza. Bazen zincir yaparlar. Kapsül yapılarına göre immünolojik olarak 80'den fazla serotipi vardır.14). Tablo 2. özellikle splenektomize olgularda ciddi bir tablo çizebilirler (Tablo 2. ateş yükselmesi. dolaşım problemleri ve direncin kırılmasına yol açan patolojik gelişimler. alkol kullanımı.14 Kapsülü ile önemli mikroorganizmalar Bakteri • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Streptococcus pyogenes Staphylococcus aureus Neisseria meningitidis Bacillus anthracis Haemophilus influenzae Klebsiella pneumoniae Escherichia coli Bacteroides fragilis Cryptococcus neoformans Mantar Bulaşma Farenksin normal florasında bulunur. İnsan organizmasında akut olgularda sedimantasyon artışından da erken dönemde konsantrasyonu artan bir akut faz yanıtı proteini olan C Reaktif Protein (CRP). pnömokokların C karbonhidratı ile reaksiyon verir. balgamın yapısını oluşturur.

N. meningitidis • H. Spontan bakteriyel peritonit (primer peritonit) genellikle 10 yaş altı kız çocuklarında görülür.Paranazal sinüzit ve otitis media olgularının da en sık nedenidir. N. Kafa tabanı kırıkları. Bazı laboratuar testleri ile birbirlerinden ayrılabilirler.16). pnömonilerde ise 1/3 olguda bakteriyemi gelişmektedir. Bu risk gruplarının aşılanması gereklidir. Bu grubun içinde medikal önemi olan N. influenzae 63 . mastoidit kaynaklı (otojen) veya kafa içine açılan anatomik patolojiler nedeniyle gelişen tekrarlayan menenjitlerde ve erişkin yaşta karşılaşılan akut pürülan menenjitlerde ilk sırayı alan etkendir. Üç önemli virülans faktörü vardır. Orak hücreli anemisi olanlarda veya splenektomili hastalarda pnömokok enfeksiyonu riski fazladır. Gonokoklar ve meningokoklar %70 homoloji gösterirler. Neisseria meningitidis Doğal konakları insanlardır. Beta laktamaz üretmezler. 3) immunglobulin A proteaz. Fizik-şimik dış etkenlere çok hassastır ve bu nedenle kültürleri karanlıkta tutulur. Taşıyıcılar asemptomatiktir. Meningokokların plazmidi yokken. Meningokoklar kapsüllüdür. gonokoklarda da fimbria önemlidir. % 5 CO2li ortamda İyi ürerler (mikroaerofilik). Damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşırlar. Kaynak genellikle bilinmez ve bu grup hastalarda en temel etken Streptococcus pneumoniae'dır. betalaktamaz ve DNaz içeren bakteridir. Gram (-) diplokoklardır. otit. Yakın temas içinde yaşayanlar riskli grubu oluşturur. gonorrhoeae endotoksini lipooligosakkarid yapısındadır (Tablo 2. sıklıkla subdural efüzyonla karşılaşılmaktadır. bronşit. meningitidis. Ciddi pnömokok enfeksiyonlarında penisilin G. Penisilin bağlayan proteinlerdeki değişikliğe bağlı olarak %20'lerde penisilin direnci görünmektedir. Tedavi İlk seçilecek ilaç penisilin olmalıdır. gonorrhoeae • N. Korunma Kapsül aşısı vardır. Direnç tespit edilen ve menenjit gibi hayati öneme sahip hastalıklarda ilk seçenek vankomisin olmalıdır. Dış membranlarında endotoksin bulundururlar. orta şiddettekilerde penisilin V kullanılır. Moraxella (Branhamella) catarrhalis Normalde nazofarinks mukozasında bulunan immün yetersizliği olanlarda sinüzit. GRAM NEGATİF KOKLAR Neisseria'lar Neisserialar gram negatif fasülye görünümünde diplokoklardır. 1) polisakkarid kapsül. Spesifik hastalığı yoktur. Neisseria'lar oksidaz pozitiftir. 2) endotoksin. gonorrhoeae dışında Moraxella Acinetobacter ve Kingella grubu bakterileri içerir. Gram negatif basiller nadiren görülür. bakteriyel pnömonide %90 koruyucudur. Maltoz (+) olması ile gonokoklardan ayrılır. bu nedenle penisilin profilaksisi uygulanmalıdır. Sinüzit ve otitlerde bakteriyemi görülmez. Pnömokoksik menenjitlerde diğer bakteriyel etkenlerle olanlara göre 20 kat daha fazla nörolojik defisit ve sekeller gelişmekte. 1983 yılından beri 23 serotipli aşılar kullanılmaktadır. meningitidis'in endotoksini diğer gram negatif bakterilerde olduğu gibi lipopolisakkarid yapısında iken. Kapsüllü. lgA1 proteaz salgılayan bakteriler: • N. İmmün yetersizliği olanlarda ve 2 yaşın altındakilerde aşı ile yeterli immünite sağlanamaz. gonokokların çoğunda bulunur. N. Çikolata agarda daha iyi ürerler. pnömoni yapan. Menenjit olgularında çok sık.

splenektomi. epidermidis Gram negatif basiller 64 . 6. properdin eksikliği Pnömoni. otitis media. Komplemanın 5-9 arası (MAC) komponentinin eksikliğinde tekrarlayan Neisseria enfeksiyonları meydana gelir. Damlacık enfeksiyonu olup.coli) Grup B Streptokok Hib Pnömokok Pnömokok Menenjit etkeni bakterilerde risk faktörleri tablo 2. diabet. Yaşlara göre akut bakteriyel menenjit etkenleri Yaş Yenidoğan 2 ay-6 Yaş 6-50 Yaş >50 Yaş Etken Gr (-) basil (E. hipogamaglobulinemi Epidemiler. rinore ve otoreli kafa travması. otitis media. beyin cerrahisi. endokardit. epiglottit.• S pneumoniae Prevotella melaninogenica ve dental hastalıklardan sorumlu bazı streptokokların da bu enzimi salgıladığı bilinmektedir. influenzae N. Wiskott-AIdrich sendromu ve kafa travması Yenidoğan ve yaşlılık dönemleri.17 Menenjit etkenlerinin risk faktörleri Etken H. mastoidit. alkolizm. hipogamaglobulinemi. multipl myelom. Patogenez ve Epidemiyoloji İnsan patojenidirler. Tablo 2. 7. şant takılması Beyin cerrahisi L. sinüzit. Epidemik menenjit etkenidir.16 Medikal önemi olan Neisseria'ların özellikleri Özellikler Giriş Kapsül Maltoz fermantasyonu Beta laktamaz üretimi Oksidaz Aşı Meningokok Solunum sistem (+) (+) Yok (+) (+) Gonokok Genital sistem (-) (-) Bazen (+) (-) Tablo 2. nazofarinks taşıyıcılığı. 8 eksikliği. immün süpresyon. Normal görünümlü nazofarinks taşıyıcıları epidemilerde yayılırından sorumludur. malignite. aureus ve S. alkolizm. kapalı ortam ve sıkışık yaşam koşulları önemli risk faktörleridir. monositogenes Grup B streptokok S.17'dadır. kronik böbrek ve karaciğer yetmezliği. pneumoniae Risk faktörleri Sinüzit. düşük doğum tartısı Açık kafa travması. alkolzim. splenektomi. böbrek nakli. kontamine süt ve peynirin yenilip içilmesi Erken membran rüptürü. C5. menengitidis S.

şok. Serolojik grupların tanımlanmasında kullanılan antijendir 3. Opa proteinleri de gonokokların konak hücrelere tutunmasını sağlar. hücre ve biyokimyasal değişikliğin gelişmemesi durumudur. Meninks irritasyon belirtileri hipertonik sıvılar verilince kaybolur. transparan kolonilerde ise bulunmaz. 5. Direnç gösterilememiştir. Önce kalitatif (% 10 fenik asit. 1. rengi. dissemine intravasküler koagülasyon ve adrenal yetersizlik ile seyreden fatal klinik tablodur. lateks aglutinasyon yöntemi ile kapsüler antijenlerin aranması güvenilir bir çabuk tanı yöntemidir (Tablo 2. görünümü (berrak/bulanık) 2. Brudzinski pozitifliği. En önemli antijenik yapıları fimbria (pili)larıdır. • Yüksek ateş • Baş ağrısı • Bilinç değişikliği • Bulantı/Kusma • Herpes labialis • Peteşiler • Patolojik refleksler Meninks irritasyon bulguları Kerning. 6. Yaymaların incelenmesi: Gram negatif diplokokların gösterilmesidir. Bakteriyemi gerek klinik tabloyu oluşturur. Tablo 2. Meningismus (Menenjizm): LP sonrası. en iyi tanı yöntemidir. Besiyerlerine ekim: Kültür alındıktan hemen sonra tüp karbon kağıdı ile sarılır. santrifüjlenir ve tek koloni ekimi yapılır. Laboratuvar Bulgular BOS Bulguları Temel laboratuar prosedürü kan ve BOS örnekleri üzerinde çalışmaktır. Gonokok enfeksiyonlarının toksisitesi büyük oranda LOS'un endotoksik etkisine bağlıdır. Enterik gram negatif basilerden farklı olarak O antijenleri uzun zincirler şeklinde değildir ve lipooligosakkarid LOS adını alır. sonra kantitatif protein miktarı tayini 4. İçerdiği kan hücreleri (BK ve/veya KK) 3. Klinik Bulgular Meningokoksemi ve menenjit yapar.Akut bakteriyel menenjit dışında. Gonokoklar insanların majör mukozal immunglobulini olan IgA1'i inaktive eden 65 . Waterhouse-Friderichsen sendromu ateş. İndirekt tanısal prosedürlerin kullanılması: BOS süpernatanında C-reaktif protein.18). güneş çarpması. Tüm suşlarında bulunur ve antijenik farklılığını gösterir. Aşıda kullanılan antijendir Tedavi ve Korunma Penisilin G tek seçilecek ilaçtır. Fimbriaları dışında hücre membranları üzerinde bulunan porları da antjenik olarak farklı yapıdadır ve serolojik tiplendirmede kullanılır. Besiyerlerinde opak koloni yapanlarda opa proteinleri vardır. Temas sonrasında ise rifampisin ve siprofloksasin verilir. meningokoksemiye yol açmaktadır.18 Menenjitte kapsülün rolü 1. Meningokoklarda sulfonamid direnci. bu özelliği diğer neisserialar ile farkını belirler. Antifagostik aktivite ile virülansı arttırır. yaygın purpura. sitokinler. kafa travması gibi nedenlerle sadece BOS basıncının artması. Korunma Meningokoklarda temas öncesi korunmada A+C kapsül aşıları kullanılır. Üç yıl kadar korumaktadır. BOS bulguları . Basıncı. 2. bunlara patolojik refleksler iştirak edebilir. Bakteriyel menenjit bulguları. Pandy solüsyo nu). Neisseria gonorrhoeae Gonokoklar sadece glukozu fermente ederler. Menenjitte BOS'ta antien olarak aranır 4.

Patogenez ve Epidemiyoloji Yalnızca insanda hastalık oluştururlar. Uzun süreli infeksiyonlarında kronik enflamasyon ve fibrozis gelişir. gram boyamasında ise gram (-). Meningokoklar ise glukoza ek olarak maltozu da metabolize ederler. akıntıdan direkt olarak alınır. Gonokoklara karşı konak savunma mekanizması antikorlar (IgA ve IgG). Yenidoğana doğum sonrasında % 1 AgNO3 damlatılır. Gram boyamanın duyarlılığı >%90. Başlangıçta gonokoklar penisiline duyarlı idiler. Kronik gonokoksik servisit ve proktit çoğunlukla asemptomatiktir. yenidoğan doğum kanalından infekte olabilir. toksisitesinden endotoksinleri sorumludur. Klinik Bulgular Gonokokların sadece fimbrialı olanları patojendir. Bazı hastalarda meningokokları taklit eden göz enfeksiyonları ve menenjit gelişebilir. Metilen mavisi ile boyanan akıntı yaymasında lökositler içerisinde. Taşıyıcı anneden doğum sırasında bebeğe de bulaşarak. fibrozis ve tüplerde daralma meydana gelebilir. Mikst enfeksiyonları nedeniyle C. mukopürülan akıntılı endoservisit görülür. Mukozalara tutunmadan fimbriaları. kolistin. Gonore kısa inkübasyon periyottu cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Sporlu gram pozitif basillerden farkı ince yapılı olmaları ve zincir şeklinde değilde ayrı ayrı bulunmalarıdır. tenosinovit. konjunktiva. En sık genital sistem enfeksiyonları gelişir. Nadir de olsa asemptomatik olabilir. Bu olgular yüksek ateş. Maltoz. Penisilinaz üreten suşların ortalama %10 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Kültür hasta başında. dizde daha sık görülen septik monoartrit ile de seyredebilir. ancak betalaktamaz plazmidleri de bulunmaktadır. Salpenjit. Son yıllarda siprofloksasin dirençli suşların görülmesi dikkat çekicidir. Erkeklerde dizüri şikayeti ile karakterize koyu krem şeklinde akıntılı üretrit olguların yaklaşık %95'inde görülür. Dissemine enfeksiyonların gelişmesinde C5-C9 kompleman eksikliğinin rolü vardır. Uretral ve endoservikal eksüdanın Gram boyanmasında nötrofillerin içinde ve dışında bol miktarda gram negatif diplokoklar görülür. Tedavi edilmemiş olgularda fibrozis'e bağlı üretral darlık gelişebilir. perihepatite yol açabilirler (Fitz-HughCurtis Sendromu). Tedavi ve Korunma Komplikasyon olmayan gonokok enfeksiyonlarında seçilecek ilaç seftriaksondur. rektum. SPORSUZ GRAM POZİTİF BASİLLER Bu grupta Corynebacterium ve Listeria bulunur. 66 . akıntı yayması. Fimbrialardaki antijenik değişiklikler nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonları görülebilir. diplokoklar görülmesi tipiktir ve kesin tanı koydurur. Erkeklerde bu testin sensitivitesi ortalama %90. trimethoprim ve nistatin bulunan çukulatamsı agar) ve çukulata agarda üretilebilirler. Lenfatik iletim ile. Asemptomatiklerde ve kadınlarda tanı güçtür. özgüllüğü ise %98'dir. Genitoüriner sistem. Dünyada penisilin dirençli gonokoklar süratle yayılmaktadır. boğaz ve sinoviyal sıvı kültür ve yayması incelenir. spesifitesi ise %99'dur. laktoz. Gonokoklarda çok miktarda plazmid bulunur. Bu plazmidler konjugasyon yoluyla hem diğer gonokoklara hem de Haemophilus gibi benzer gram negatif bakterilere aktarılmaktadır. Laboratuvar Tanı Uretra. gonokoksik ophthalmia neonatorum'a yol açabilir. trachomatis için tetrasiklin de eklenebilir. Gonoreli kadınlarda % 1-3 olasılıkla dissemine gonokok enfeksiyonu gelişebilir. Hafif bir klinik tablodur. Vajina ve uretra da enfeksiyona eşlik edebilir. sukroz gibi diğerlerini ise metabolize etmez. ciltte peteşiler belirir (gonokoksemi). Gonokoklara karşı gelişen antikorların ELISA veya PCR yöntemi ile ölçülmesiyle de tanı konulabilir. Gram ile boyalı preparatlarında Çin alfabesi şeklinde görülürler. Kadınlarda. göz. Bakteri cinsel temasla bulaşır. sadece karaciğer enzimlerinde hafif bir yükselme görülür. Ancak 1976 yılında penisilinaz üreten suşlar gösterildi. kompleman ve nötrofillerdir. Endoservikal akıntıdan yapılan boyalı preparatlarda Glukozu oksidatif olarak metabolize eder. Hemokültürde ve gonokok artritli hastaların ortalama %30'unda bakteri izole edilebilir. serviks. anccak seyirli PID göstergesidir. Gonokoksik salpenjitin ardından yaklaşık %20 kadında infertilite gelişebilir. İntrasellüler yaşamayı severler. erken tanı açısından önemlidir. Hastalık epididimit'e ilerleyebilir. Ancak. Bunlardan bir kısmının fonksiyonu bilinmemektedir.lgA1 proteaz salgılarlar. rektum ve boğazın mukozalarında akut süpürasyonlu doku invazyonu yapan enfeksiyonlar meydana getirir. Sarılık yoktur. Kan kültürü sistemik hastalıklarda faydalıdır. Modifiye Thayer-Martin jeloz (vankomisin. Penisilin alerjisi olanlarda siprofloksasin kullanılabilir. ancak anorektal ve farenks enfeksiyonlarda görülebilir.

Önemli Bilgiler Corynebacteria'lar gram pozitif basillerdir V ve L şeklinde veya Çin alfabesi şeklinde görülürler Metakromatik boyanan yüksek enerji taşıyan fosfat granülleri vardır (Babest-Ernst cisimcikleri) (Şekil 2. Ateş.5). Sistemik semptomlar nadiren görülür. Bulaşma İnsanlar C. rekürren larenks paralizisi. Deri enfeksiyonlarına da sebep olabilir. Komplikasyonları Larenks ve trakea obstrüksiyonları. Sıklıkla çevre dokulara invazyon yapmazlar. Bakterinin boğaza invazyon yapması gerekmektedir. Kutanöz difteri gri membran ile çevrili ülsere lezyonlardır. kalın pseudomembranlar görülür. Patogenez Ekzotoksin üretimi başlıca patojenite faktörüdür. Mavi boyanan bakterilerde kırmızı olarak görünürler. periferik nöropati görülebilir. 2) toksine karşı gelişen antikorlar B parçasını inhibe ederler. Difteri toksini elongasyon faktör 2 inhibisyonu aracılığı ile protein sentezini inhibe eder. Kişilerin difteriye karşı immun yanıtı Schick testi ile ölçülür. Toksin tüm ökaryotik hücreleri etkilerken. Difteroidler ise normal flora bakterileridir ve fırsatçı enfeksiyonlardan sorumludurlar. diphtheriae''nın doğal konaklarıdır.Corynebacterium diphtheriae Hastalık C. boğaz ağrısı ve servikal adenopati nonspesifik bulgularıdır. 67 . böylece konak hücreye tutunmayı önlerler.1 mL intradermal injekte edilir. Bakteri 1) psödomembranlarla karakterize lokal enflamasyon yapar. prokaryotikleri etkilemez. Toksin üreten suşlar bir faj ile infekte lizojenik bakterilerdir. Hem toksin üretenler hem de üretmeyenler üst solunum yollarında bulunur ve damlacık enfeksiyonu yolu ile bulaşır. Antikorlar gelişmemiş ise 4-7 gün sonra injeksiyon alanında enflamasyon gelişir. Standart purifiye toksin 0. miyokardit ve dolaşım kollapsı. Klinik Bulgular Tonsiller üzerinde ve boğazda gri. diphtheriae difteri etkenidir.

PCR ile toksin genlerinin gösterilmesi tanıda kullanılabilir. İnsanlara hayvanlardan direkt temas veya pastörize edilmemiş sütlerle. Patogenezini mononükleer fagositik hücrelere invazyon ile yapar (Şekil 2. Aşılı kişiler difterinin tipik toksemik klinik tablolarından korunurlar. Bu nedenle anafilaksi riski taşımaktadır. tellüritli agar ve kanlı agara ekilir. Bunlardan birincisi fetus ve yenidoğanlarda plasentayı geçerek meydana gelen granulomatosis infantiseptica. 68 . Organizma hayvanlar. Organizma listerioliz O üretir. diğeride özellikle renal transplantasyon hastalarında olmak üzere (immunsüprese yetişkinlerde) meydana gelen sepsisdir. Hareketli olması ile ayrılır. Bu hastalara toksin verilmemelidir. intrasellüler enfeksiyon yapması nedeniyle hücresel immünitenin sağlam olması daha önemlidir. Erken olgularda penisilin.Tablo 2. Korunma Toksinden elde edilmiş toksoid aşıları ile yapılır. ancak infekte olmaktan korunamazlar. bunu takiben 1 ve 6.19 Gram pozitif çomakların önemli özellikleri Özellik Hemoliz Hareket Katalaz H2S Corynebacterium Değişken Yok (+) (-) Listeria Beta Var* (+) (-) Erisipelothrix Alfa Yok (-) (+) * 22°C'de hareketli 37°C'de hareketsizdir. Laboratuvar Tanı Hem bakterinin izolasyonu hem de toksinin gösterilmesi ile konur. Bakteri izole edilirse hayvan deneyleri veya jel diffüzyon presipitin testi ile toksin üretimi araştırılır. 4. 6. Antitoksin heterolog yapıdadır. Aşı 2. bunun Streptolizin O gibi hemolizin etkisi vardır. Löffler'in metilen mavisi ile boyama metakromatik cisimlerin gösterilmesi nedeniyle tercih edilmektedir. Boğaz sürüntüsü Löffler'in sığır serumlu buyyonu. Kanlı agarda kolonileri dar bir beta hemoliz zonu yapar. at. kontamine sebzeler ile bulaşır.6). Listeria monocytogenes Hastalık Yenidoğanlarda ve immün yetersizliği olanlarda menenjit ve sepsis etkenidir. sığır veya koyundan hazırlanmıştır. Önemli Bilgiler Corynebacteriumlar gibi V ve L şeklinde küçük gram pozitif basillerdir. Patogenez Listeria enfeksiyonlarının iki klinik tipi vardır. Tedavi ve Korunma Mümkün olan en kısa sürede antitoksin uygulanır. ancak kesin tanıyı koydurtmaz. Buzdolabında üreyebilmesi önemli özelliğidir. ince Çin alfabesi gibi bakterilerin gösterilmesi tanı için değerlidir. penisilin direnci olanlarda eritromisin etkilidir. aylarda yapılır. Amerika'da pastörize edilmemiş yiyeceklerle bulaşan en önemli hastalıktır. Boğaz sürüntüsünün gram ve metilen mavisi ile boyanması ile gram pozitif. yaşlarda booster aşılama yapılır. Hücre membranları üzerinde delikler açar. bitkiler ve toprakta yaygın olarak bulunur. Taşıyıcılarında tedavilerinde eritromisin kulllanılır.

Yenidoğanda 1-4 hafta sonra menenjit meydana gelebilir. asidifikasyon ve lizozomal tuberculosis enzimlerin difüzyonunun inhibisyonu Serbest oksijen radikallerinin temizlenmesi. katalaz sentezinin arttırılması. İmmünyetersizliği olanların yiyeceklerine dikkat edilmelidir. katalaz yapımı. IL-4 ve IL10 salgılayan baskılayıcı T lenfositlerinin indüklenmesi Solunumsal patlamanın inhibisyonu. Bu organizma sağlıklı kişilerde besin zehirlenmelerine sebep olabilir. proteolitik enzimlere direnç Lizozom füzyonundan önce fagozomdan kaçar Fagolizozom oluşumunun inhibisyonu Enfeksiyon gebelerde abortus ile sonuçlanabilir ya da prematüre doğum. Trimethoprim-sulfametaksazol de etkilidir. Kültürde üretilen bakteriye genel görünümü dışında şeker testleri ile biyoşimi yapılır. İnterferon-Â'nın etkilerinin inhibisyonu. hücreden hücreye yayılım. fagolizozom oluşumunun engellenmesi Antikomplemanter aktivite Monosit ve nötrofillerin sitokinlere yanıtının inhibisyonu. fagolizozomal H2O2'nin nötralizasyonu Fagozom içeriğinin asidifikasyonunun inhibisyonu Fagozom oluşumu. Dirençli suşları nadirdir.20 Fakültatıf hücre içi organizmaların kaçaş mekanizmaları Organizma Listeria monocytogenes Neisseria gonorrhoeae Mycobacterium avium Mycobacterium tuberculosis Mycobacterium leprae Legionella pneumophilila Yersinia pestis Leishmania Trypanosoma cruzi Toxoplasma gondii Kaçış Mekanizması Fagozomdan kaçış. Sulu diyare şeklinde gastroenterit etkenidir. beraberinde gentamisin'de kullanılabilir. Tedavi ve Korunma Ampisilin primer ilacıdır. İnfekte annede asemptomatik veya influenza benzeri bir hastalık olabilir. Kontamine hayvansal ürünler ile salgınlar bildirilmiştir. Laboratuvar Tanı Tanıda gram boyama ve kültür yöntemleri kullanılır.Tablo 2. bebekte sepsis meydana gelebilir. Aşısı yoktur. 69 . IL-10 sentezinin uyarılması Koruyucu kapsül.

Salmonella. Koliform bakteriler diye adlandırılırlar. Akut enfeksiyon göstergesidir.ENTERİK GRAM NEGATİF BASİLLER Diyare etkeni enterik bakteriler Enterobacteriaceae ve Vibrionacea olarak ikiye ayrılır. • Somatik O Antijeni: Isıya dirençli. Enterobacteriacea normal floranın üyesi olarak bulunabilir. ancak diğerleri patojendir. coli gibi bazıları normal flora bakterisidir ve rastlantısal hastalık yaparken. bir kısmı sadece intestinal. coli gelişmekte olan ülkelerde en sık ishal etkenidir. formole duyarlıdır. Toplum sağlığı açısından değeri vardır. genelde fakültatif anaeropturlar Hareketlidirler (Klebsiella. Campylobacter ve Yersinia) Reiter sendromu gibi otoimmün hastalıklara sebep olabilirler. E. Katalaz (+) tirler Nitratları nitritlere indirgerler ECA denilen ortak antijenleri vardır. Enterotoksijenik E. Ortak özellikleri Oksidaz (-). parahemolyticus Campylobacter jejuni + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + ± + + + + ± ± Diyare Kanlı diyare İleit Kolit 70 .21). Gram negatif enterik bakterilerin bir kısmı hem intestinal hem de ekstraintestinal hastalık yaparken.22). kanlı diyare ve dizanteri etkeni Gram negatif basiller Dizanteri Etken Enterobacteriacea ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Shigella Salmonella enteriti Salmonella typhi Yersinia enterocolitica Diğerleri Vibrionaceae Vibrio cholerae V. Bu grupların üyeleri diyare'den kolite kadar çok değişik türde ishal tiplerine sebep olabilir (Tablo 2. Shigella) (Tablo 2. Salmonella ve Shigella insan için kesin patojendir. Tablo 2. E. Enterobacteriacea İnsan ve hayvan barsaklarında bulunan heterojen gram negatif basillerdir. Campylobacter jejuni enfeksiyonlarında bunlara ek olarak Guillain-Barre sendromu gelişebilir. Polisakkarid yapısında olduğu için organizmada IgM yapısında antikorların oluşmasına sebep olur. diğerlerinin bu özelliği yoktur. asit veya asit-gaz yaparlar Laktoz negatif olanlar patojendir (Salmonella. coli genellikle üriner sistem enfeksiyonu etkeni olarak bilinirken. Enterik patojenlerden bazıları (Shigella. başka bir kısmı ise sadece ekstraintestinal enfeksiyonları ile bilinirler.21 Diyare. kanalizasyonun içme sularına karıştığının göstergesi koliform bakterilerdir. Shigella ve Salmonelladan iki tanesi hariç) Glükoz (+) tir.

100-1200C'de 1 saatte inaktive olur. enterocolitica ve Citrobacter türlerinde görülür. P ve S fimbriaları ile Kolisin-V içerdikleri gösterilmiştir. Klebsiella. ancak kesin tanı dışkı kültürü ile konulur. IgM olmaksızın sadece IgG yapısında antikorlar yüksek olarak tespit edilirse geçirilmiş enfeksiyon yorumu yapılır. Bunlar diğer suşların üremelerini engeller. Diğer sistemlerin E. Klinik Bulgular E. barsak epitel hücrelerinde adenilat siklaz aktivasyonu ile cAMP artışına yol açar. • H Flagella antijeni: Isı ve alkole duyarlıdır. Bu antijen ile serogruplandırma yapılır. coli enfeksiyonları virülan kökenlerce. İmmünitesi normal olan kişilerde E. Klebsiella ve Salmonella izolatlarında da gösterilmiştir. • K Kapsül antijeni (Vi yüzey Ag): E. E.23). coli enfeksiyonları fırsatçı niteliktedir.coli K 100 antijeni Haemophilus influenzae tip b ile çarpraz reaksiyon gösterir. coli ve Klebsiella gibi kapsüllü enterik bakterilerde bulunur. Pseudomonas Vibrio. • Kolisin (bakteriosin): Gram negatif organizmaların birçoğu bakteriosin üretir. fagositozu ve antikor bağlanmasını önlerler. ETEC turist diyaresinin en sık etkenidir. Proteus. oportunistik (fırsatçı) enfeksiyon etkenidir. Vi antijenine karşı oluşmuş antikorların gösterilmesi tarama testi olarak kullanılabilir. E.22 Enterik bakterilerde laktoz fermantasyonu Fermantasyon Fermente edenler Etmeyenler Yavaş edenler Bakteriler Escherichia. Enterobacter Shigella. Tablo 2. polisakkarid yapıdadır. Stabil Toksin (ST). Virülans ile ilişkilidir. S fimbriası yenidoğan sepsis ve menenjitlerinde rol oynarlar. Bu ise Y. V. cholerae ekzotoksini benzeri olan Termolabil Toksin (LT). coli'nin 014 antijeni bulunur. formole dirençlidir. Önemli bilgiler GİS florasını oluşturan doğal üyelerdendir.Enterobakterilerin çoğunda E. Bu yapının aynısı Citrobacter'de de bulunur. IgG yapısında antikor oluşumuna neden olurlar. ise guanilat siklaz aktivasyonu ile cGMP artışına yol açar. Bakteriosinler bakteri tiplendirilmesinde kullanılabilir. İntestinal Enfeksiyonlar ETEC (Enterotoksijenik): Plazmid kontrolünde olan iki tür toksini vardır. Patogenez Üriner sistem enfeksiyonuna neden olanların. GİS ve üriner sistemde gelişir. E. P fimbriası eritrositlerdeki P kan grubu Ag'lerine ve üroepitelyal hücrelerdeki P Ag'lerine afinite göstererek piyelonefritlere yol açarlar. Salmonella. coli'nin K1 Ag'ni yenidoğan menenjiti yapar. 71 . Serratia İNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE VE DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Escherichia Coli Hastalık Üriner sistem enfeksiyonu ve gram negatif basil sepsislerinin en sık görülen etkenleridir. coli'nin bası suşları spesifik hastalık tabloları meydana getirirler (Tablo 2. coli GİS sistem dışında vücudun başka herhangi bir yerinde tespit edilirse patolojik olarak kabul edilir. Vi Ag'i Salmonella typhi'nin K Ag'idir. Bu floranın %99'unu anaerobik bakteriler (Bacteroides türleri) oluştururlar.

E.. E.23 Patojenik E. Diğerlerinden ayrımı (Sereny testi) ile yapılır (kültür süzüntüsü tavşanda keratokonjunktivit yapar). sefalosporinler veya aminoglikozidler tercih edilir. Tedavi ve korunma Antibiyotik direnci büyük değişiklikler göstermekle birlikte. Bifidus faktör insan sütünde bulunur ama inek sütünde bulunmaz. coli'lerin ayrımı rutin laboratuvarlarda yapılmaz. Laboratuvar tanı Gram negatif basil elde edildiği zaman EMB agar gibi laktoz bulunduran besiyerlerine ekilirler. hastane kaynaklıların ise %40-50'sinden sorumludur. EHEC (Enterohemorajik): E. coli hastane dışında edinilmiş üriner sistem enfeksiyonlarının >%80'inden. TTP Epidemiyoloji Dünyada yaygın İnfant< 1 yaş İnfant < 6 ay. coli gibi potansiyel patojenlerin üremesini inhibe eder. EPEC (Enteropatojenik): Bakıcı kaynaklı süt çocuğu sürgünlerinden sorumludur.EIEC (Enteroinvazif): Şigelloz gibi dizanteriform (kanlı-mukuslu. E. AIDS hastaları Endemik Batı ülkeleri Ekstraintestinal Hastalık Tabloları Sepsis. Bifidus faktörü (methyl-N-acetyl D-glucosamine) Lactobacillus bifidus üremesi sırasında oluşan spesifik bir faktördür. EAggEC (Enteroaggregatif): Turist diyaresinin diğer bir etkenidir. çocuklarda hemolitik üremik sendrom ve trombotik trombositopenik purpura' dan (TTP) sorumludur. akut diare gibi enfeksiyonlar daha az görülür. L. coli suşlarının sınıflandırılması Grup ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Semptomlar Sulu diyare (turist diyaresi) Sulu daire Sulu diyare. yara enfeksiyonu ve kolesistitler ekstraintestinal hastalık tablolarıdır. nozokomiyal enfeksiyonlar. Tablo 2. Hemorajik kolit. özel serumlara ihtiyaç vardır. Az gelişmiş ülkelerde 5 yaşından küçük çocukların ishal etkenidir. hemolitik üremik send. Shiga ekzotoksini benzeri toksini vardır (Verotoksin). üriner sistem enfeksiyonları (en sık). Enterobacteriacea üyesi bakteriler. Bu tabloların gelişmesinde kapsül ve endotoksinin rolü vardır. Bu nedenle anne sütü alan çocuklarda otitis media. kinolonlar. yüksek ateşle seyreden) diyare etkenidir.Hamburgerler önemli kaynaklardır. persistan diyare Kanlı diyare Kanlı diyare. İyi pişmemiş sığır etinden bulaşır. enfeksiyon bölgesine göre değiştirilebilmekle birlikte tedavide. Patogenezi tam olarak aydınlatılamamıştır. Enterotoksijenik ve enteropatojenik E.bifidus'un ürettiği asetik asit ve laktik asit dışkı pH'sını düşürür böylece E. H Ag negatiftir. coli laktoz pozitif olması nedeniyle renkli koloniler yapar. Ampisilin ve kotrimoksazol'a dirençlidirler. hemorajik kolit. antibiyogram sonuçlarının beklenemeyeceği acil durumlarda. febril üst solunum yolu enfeksiyonları. coli 0157:H7 suşudur. tüm sepsislerin 1/3'ünden. coli ise bunların %40'ından sorumludur. 72 . yenidoğan menenjitleri. Sulu diyare yapar.

S. typhi. S.Aktif ve pasif korunma yoktur. Salmonella Hastalık Gastroenterit. sepsis ve fokal organ enfeksiyonları.25 Hastane enfeksiyonlarında en sık karşılaşılan patojenler Enfeksiyon tipi Yara enfeksiyonları En sık karşılaşılan organizmalar Staphylococcus aureus Escherichia coli Streptococcus faecalis Akciğer enfeksiyonları Klebsiella pneumoniae Pseudomonas aeruginosa Staphylococcus aureus Enterobacter spp. Vi antijeni kapsüler polisakkarid antijenidir. O antijenine göre A-I'ya. gallinorum ve S. Epidemiyoloji Salmonella bakterilerin çoğu zoonozdur ancak. 73 . Laktozu fermente etmezler. Önemli Bilgiler DNA benzerlikleri açısından tüm Salmonellalar S. S. insanlarda ise besin zehirlenmelerine neden olurlar. S ve C sadece insan enfeksiyonlarından sorumludur. 2000 civarında serotipi vardır. Salmonella suşları hayvanlar ile insanlarda farklı enfeksiyonlara neden olabilmektedirler.24 Piyelonefrit nedenleri Çocuklar Sıklıkla Daha nadir Escherichia coli Diğer enterobacteriacealar Enterokoklar Streptococcus agalactiae Yetişkinler Escherichia coli S. insanlarda besin zehirlenmesi yapar. Esherichia coli İntravenöz kateter Staphylococcus epidermidis Staphylococcus auereus Streptococcus faecalis Candida spp. Üriner kateter Escherichia coli Streptococcus faecalis Pseudomonas aeruginosa Klebsiella spp. typhimirum'da farelerde tifo benzeri bir enfeksiyon yaparken. Tablo 2. paratyphi A. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel enterokolitlerin en önemli etkenlerinden birisidir. enteritidis kemirici ve farelerin primer etkenleridir. typhi'nin antifagositik virülans faktörüdür. cinsel aktif kadınlar) Diğer enterobacteriacea'lar Enterokoklar Tablo 2. H antijenine göre faz 1 ve 2'ye ayrılır. S. Kümes hayvanlarında enfeksiyon etkeni olan S. saprophyticus (genç. pullorum hareketsiz bunların dışındakiler hareketlidir. asemptomatik taşıyıcılık yaparlar. cholerasuis'dir. 20°C'de (oda ısısında) rahatlıkla üreyebilmeleri besin zehirlenmesi açısından anlamlıdır. H2S üretirler. S. tifo.

makrofajlarca fagosite edilseler de öldürülemezler (oksidatif mekanizmalara dirençlidirler). özellikle ileum submukozal lenf bezlerine (Peyer plakları) oturur. Dışkı kültürünün hemen başlangıçtan itibaren (+) bulunması. En çok izole edilen bakteriler S. lenfomonositoz. endokardit. Daha sonra lenfohematojen yayılan Salmonellalar. karışık floralı ortamlarda izolasyonudur. bakteriyemi çok nadir görülür. bazı olgularda silendirüri. tifodan ayırıcı tanıda önemlidir. bakteriyi nötrofil fagositozundan korumaktadır. bulantı. İndirekt tanı yöntemlerinden Gruber -Widal testinde 0 ve H Ag'ine karşı gelişen antikorların titrasyonu tespit edilir. Klinik Bulgular Salmonella enterokoliti En sık karşılaşılan salmonella kliniğidir. Ancak tüm Salmonella türlerince oluşturulan enfeksiyonların seyrinde de gelişebilmektedir. mental konfüzyon. kusma ve karın ağrısı ile seyreder. İnce ve kalın barsağın epitel ve subepitel dokularını invaze eder. baş ağrıları (tipiktir) gibi genel enfeksiyon belirtilerine birkaç gün içinde yüksek ateş. karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma. yükselmemesi). Kontamine besinin yenmesinden kısa süre sonra basiller kana karışır. Ancak. Laboratuvar Tanı Kısa süreli lökositozdan sonra derin lökopeni. pnömoni. paratyphi A. diskordans (relatif bradikardi. sorun olan. Gastroenterit yapan suşlardan farklı olarak hemokültür (+) tir. birkaç günde kendiliğinden iyileşir. Lağım suları gibi karışık floralı ortamdan izolasyon için Mueller-Kaufman'ın Tetratiyonat'lı buyyonu kullanılır. C ile paratifo meydana gelir. deoksikolat ve tetratiyonat gibi inhibitör maddeler eklenir. Tifo S. Şigella'nın aksine hastalığın ortaya çıkması için çok sayıda bakterinin (1-100 milyon bakteri) yutulması gerekmektedir. Uzun inkübasyon periyotlu (8-48 saat) besin zehirlenmesi etkenidir. Hepatosplenomegali vardır. B. Lenfohematojen yayılım sonucunda bakteri. Bulaşma kontamine besinler aracılığı ile olmaktadır. Bir-iki haftalık inkübasyon periyodundan sonra. Birinci haftanın sonundan itibaren birkaç hafta süre ile göğüs cildinde makülopapüler döküntü (rose spot) gözlenebilir. Besiyerlerine Salmonellaların dirençli olduğu Brillant yeşili. GIS bulgusu yoktur veya çok hafiftir. choleraesuis'dir. typhimurium ve S.26'de görülmektedir. enteritidis!dir (tavuk etinden veya infekte çiğ yumurta yenilmesi ile insana bulaşır). typhi ile tifo. her 10°C ateş artışında nabzın ortalama 20 vuru/dakika yükselmesi beklenirken. Yüksek ateş. S. İmmün yetersizliği olanların dışında bakteriyemi gelişmez. barsak lenfatiklerine ulaşır. Hemokültür (-) negatiftir. hastada gelişen halsizlik. Makrofaj fagositozu ve barsak epitel hücrelerini infekte etmeleri. Bakteriyemi Etkeni S. genel durum bozukluğu. endarterit (aort anevrizmalarına oturabilir) ve osteomiyelit (orak hücreli anemi olgularında) gibi lokal yerleşimli enfeksiyonlar gelişir.Basit besiyerlerinde kolaylıkla ürerler. ağır olgularda ve böbrek tutulumlarında üre ve kreatinin 74 . Salmonella ile Şigella arasındaki önemli farklar Tablo 2. burada ürerler. stupor veya koma gibi bilinç bozuklukları ile toksik tablo eklenir. diyare. febril proteinüri. Baş ağrısı sıktır. menenjit (infantlarda). İshal beklenirken kabızlık görülür. Kolera gibi seyrederse Kolera nostras denir. periferik kanda eozinofil kaybı. Özellikle orak hücreli anemi veya kanser gibi altta yatan immün yetersizlik yaratıcı hastalığı olanlarda görülür. Bakteriler kontamine besinler ile alındıktan sonra ince barsaklardan.

Tifo gibi intrasellüler enfeksiyonlarda gerçek koruyucu immünite hücresel olanıdır. Bunlarda tifo ile beraber parazit tedavisi de yapılmalıdır. zayıflatılmış oral aşı (Ty2la) ve Vi Ag aşısının yan etkileri çok azdır. kinolonlar ile ise 14 gün devam edilir.26). Önemli Bilgiler Laktozu fermente etmezler. Aşı sadece riskli bölgelere seyahat edeceklere önerilir. Ancak 2 hafta sonra tekrarlandığında 4 kat pozitiflik devam ediyor ise enfeksiyon lehine bir bulgudur. Günümüzde tarihsel önemi vardır. 1:160 titrenin üzerindeki pozitiflik enfeksiyon lehinedir. Taşıyıcılık: Tifo geçirenlerin %1-5. hafta sonlarına doğru pozitifleşir.düzeylerinde artmalar görülür. Kısa sürede bakteri öldürülmesi çok miktarda endotoksinin açığa çıkmasına yol açacak ve endotoksik şok tehlikesi meydana gelecektir (Herxheimer reaksiyonu). Hastaya taşıyıcı tanısı konabilmek için bir yıldan uzun süre dışkıda bakterinin gösteriliyor olması gerekir. Tedavi prensibi olarak ilk dozlar düşük olmalıdır. 75 . Ağır olgularda antibiyotik kullanılabilir. Ancak haftalara göre üreme ihtimali değişiktir. Tifo ve bakteriyemi: ilk seçenek kinolonlardır. Endokarditlerde ampisilin ve seftriakson kullanılır. hafta 3. IgM yapısındadır. Hücresel immünite defekte olanlarda Anti-O veya Anti-H pozitifleşse dahi relaps veya reenfeksiyon gelişebilmektedir (AIDS). Kloramfenikol ile tedaviye 21 gün. Salmonellalardan başlıca üç kriter ile ayrılırlar. diğerine göre daha koruyucudur. Hastalardan hemokültür. tıbbi tedaviye dirençli safra taşlı olgularda kolesistektomi uygulanır. Anti-H antikorlarının tek başına pozitifliği anlamlı değildir. Tedavi ve koruma Gastroenterit: Sadece sıvı-elektrolit replasmanı yapılması çoğu zaman yeterlidir. özellikle Schistosomiasis olgularında görülür. Grup Aglutinasyon ile 1. H antijenine karşı antikorlar ise 2. hafta 2. GASTROİNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE ENFEKSİYON YAPANLAR Shigella Hastalık Basilli dizanteri etkenidir (Tablo 2. 1) glukozun fermentasyonundan gaz çıkarmaz. Kadınlarda taşıyıcılık erkeklerden daha fazladır. Taşıyıcılar: 4 hafta süre ile kinolon verilir. 2) H2S üretmez 3) hareketsizdir. hafta 4. Kloramfenikol allerjik ve toksik komplikasyonları nedeniyle artık ilk seçenek değildir. idrar kültürü ve dışkı kültürü alınır. hafta Hemokültür Dışkı kültürü İdrar kültürü Safra kültürü Tifo geçiren hastalarda 2 ile 4 ay kadar dışkıda bakteri izole edilebilir.Reenfeksiyon. Taşıyıcılığı arttırdığı için antibiyotik kullanımından kaçınılır. Parenteral (TAB) 2-40 yaş arası yüksek risk grubuna yapılır ancak çok etkili değildir. nontifoid enfeksiyon geçirenlerin ise <%1 'inde 1 yılı aşkın süreyle dışkı veya nadiren de idrar ile basil saçılımı gözlenebilir. Aşı: Canlı. IgG yapısındadırlar. Hafta sonundan itibaren Anti-0 antikorlar pozitifleşir. 1.

boydii D grubu: S. B grubu: S. Patogenez ve Epidemiyoloji Şigelloz gelişmekte olan ülkelerde küçük çocukların hastalığıdır.Tablo 2. Serogrup 1 (Shiga basili): Ekzotoksini koleragen toksini benzeri enteronöroeksotoksindir. A grubu: S. Kolonda mukoza ile sınırlı abseler ve ülserler yapar. En ağır tabloyu S. flexneri. rektum Az Mukoid Bol Bol (amebiasis hariç) Mukozal ülserler hemorajik mukoza Kolon Shigella E. S. dysenteriae yapar.26 İnce barsak ve kolon tipi diyarelerin özellikleri İnce barsak Patojenler V. Fimbrialı'dır. Çok az sayıda (100-200) bakteri ile bulaşma gerçekleşebilir. cholerae E. derin dokulara invazyon yapmazlar. immün yetersizliklilerde. Enfeksiyonunda en hafif kliniğe sahiptir. ancak en dirençli tür budur. Diyare 2-3 günde kendi kendine iyileşir. coli (ETEC) Rotavirus Norwalk ajanı Giardia Cryptosporidium Cyclospora Ağrının lokalizasyonu Dışkının volümü Dışkının tipi Dışkıda kan Dışkıda lökosit Proktoskopi Orta abdomen Bol Sulu Nadir Nadir Normal Alt abdomen. Dışkı sulu ancak kan ve mukusludur. dysenteriae. Memeli hücresinin 60S ribozom subünitesini irreversibl olarak inaktive eder. sonnei hafif hastalık tablosu oluşturan. sonnei dünyada en yaygın görülen suştur. Başlıca kaynak kirli kontamine eller ve bunlarla kirletilmiş besin maddeleridir. hücre protein sentezi yapamaz ve ölür. bebekler ve yaşlılarda ağır seyirli. C grubu: S. Ülkemizdeki enfeksiyonların çoğundan sorumludur.27 Salmonella ve Shigellanın önemli özelliklerinin karşılaştırılması Özellikler Rezervuar Laktoz fermentasyonu H2S Üretimi Enfeksiyon dozu (ID50) Diare Kan dolaşımı invazyonu Kronik taşıyıcılık Aşı Shigella insan Hayır Hayır Düşük Evet Hayır Hayır Hayır Salmonella typhi dışı Salmonellalar Hayvanlar Hayır Evet Yüksek Evet Evet Nadiren Hayır S. Küçük çocuklarda diyareleri konvülsiyonlar ile seyreder.coli (EIEC veya invazif) Campylobacter Entamoeba histolytica Tablo 2. nörolojik bulgularla seyreden İkari Sendromu'na sebep olabilir. 76 . typhi İnsan Hayır Evet Yüksek Hayır Evet Evet Evet O antijenine göre başlıca 4 grupta incelenir. dünyada en yaygın Shigella suşudur. Klinik Bulgular 1-4 günlük inkübasyon periyodunun ardından ateş ve abdominal kramp ve bunu takiben diyare gelişir. Eğer bakteri bol sulu yiyeceklerle alınmış veya herhangi bir sebeple mide pH'sı azalmışsa enfeksiyonun gelişmesi kolaylaşır. bomba koloniler yapar. Tür ayrımında kullanılan Mannitol testi A grubunda (-) diğerlerinde (+) dir. Hastalık bakterinin tipine veya hastanın yaşına göre ağır seyirli olabilir.

Kültür buradan alınır.4-9. V. çocuklarda ise nalidiksik asit verilmelidir. Gr (-) bir bakteridir. ampisilin'e karşı yüksek direnç vardır. Vibriolar aeromonaslardan farklı olarak %6'lık NaCI'de ürerler. cholerae'nın 0:1 ve 0:139 serotipleri klasik kolera yaparken.cholerae'nın tüm kökenlerinde ısıya duyarlı H Ag'leri. Direkt mikroskopide dışkıda bol miktarda lökosit ve eritrosit bulunur. virgül şekilli. • Ogawa (A+B) • Inaba (A+C) • Hikojima (A+B+C) V. Vibrio cholerae Hastalık Vibrio cholerae bu genusun tek önemli hastalığı olan kolera etkenidir.cholerae 01 'in farklı iki biyotipi vardır • V.cholerae biyotip cholerae (klasik tip) • V.comma). aside ısı ve klora çok duyarlıdır. Campylobacterler evcil hayvanların bakterisidir. Bakteriler besiyerlerinde uzun süre kaldıklarında diğer gram negatif basiller gibi görünürler. Dışkının makroskopik ve mikroskobik görünümü Kolera dışında anlamlı değildir. Helicobacter pylori ise gastrit ve duodenal ülser hastalıkları ile ilişkilidir. B ve C determinantlarına göre 3 farklı serotipi vardır. Tedavi ve korunma Hastalığın kendi kendini iyileşmesi nedeniyle antibiyotik kullanımı risk grupları ve taşıyıcılar dışında engellenmelidir.Laboratuvar Tanı Basilli dizanterinin dışkısı sulu ve şekilsizdir. polar flajellası ile çok hızlı (balık sürüsü gibi) hareketli. Voges Proskauer test pozitiftir ve polimiksin B'ye dirençlidir. Hastalık bol sulu diyare ve bunun meydana getirdiği dehidratasyon ve ölüm ile karakterizedir. dışkı üzerine yapışmış kanlı mukuslarda bol basil bulunur. C antijenlerinin A.cholerae serotipleri ise genelde farklı enterotoksinlerle hafif. Önemli Bilgiler V. Plesiomonas.cholerae biyotip eltor El Tor biyotipi bir hemolizin üretir. Bu biyotipler arasındaki fark ancak referans laboratuarlarında gösterilebilir. Vibrio cholerae ürettiği enterotoksini aracılığı ile kolera yapar. H antijenlerine karşı karşı gelişen antikorlar muhtemelen koruyucu değildir. Campylobacter jejuni insanlarda enteritin en önemli etkenlerinden birisidir. Vibriolar denizler ve yüzeyel sularda bulunur. Plesiomonaslar hem soğuk kanlı hem de sıcak kanlı hayvanların bakterisidir. yara enfeksiyonları ve bakteriyemi gibi ekstraintestinal tablolara yol açabilirler. Fekal-oral bulaşı engelleyecek önlemlerin alınması başlıca korunma yöntemidir. Aeromonaslar taze suların ve ara sıra soğuk kanlı hayvanların bakterisidir. Campylobacter ve Helicobacter suşları doğada yaygın olarak bulunan gram negatif kıvrık basillerdir. Vibrionacea Vibrio. ortaktır. En azından 139 değişik tipte O antijeni vardır. Bactrim. Temiz sularda kirli olanlara göre daha uzun süre yaşarlar. epidemilere yol açmayan diyare. Kuruluğa ve fenollü dezenfektanlara dayanıksızdır.6) kolaylıkla ürerler. 77 .cholerae. Oksidaz (+)'dir ve alkali besiyerlerinde (pH 7. Eğer antibiyotik kullanılacak ise yetişkinlerde doksisiklin veya kinolonlar. Aeromonaslar ve Plesiomonaslar ise insanlarda nadiren ishal etkenidir. sert vücutlu. Antijenik yapı V. büyük çoğunluğu kolera toksini salgılamayan non-01 V. Aeromonas. Özellikle içme suları aracılığı ile bulaşır. (V.

kardiyovasküler kollaps. A1 subüniti. HCO3. Direkt insan-insan bulaşı oldukça nadirdir. İnce barsak epitel hücrelerinde cAMP artar. Uzamış hipovolemi nedeniyle akut tübüler nekroz (ATN) ve akut böbrek yetersizliği de tabloya eklenir. Eltor kolerası daha az gürültülü. Büyük salgınlar su kaynaklı olarak gerçekleşmektedir. genelde 1 hafta kadardır. aklorhidrililerde 1000 kadarı yeterlidir. Bakteri. Ciddi olgularda 20-30 L/gün sıvı kaybedilir. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu semptomların geliştiği olgularda 1-4 gündür. Kolera enterotoksininin kaynağı bakteri kromozomudur. hemo konsantrasyona bağlı patolojiler (miyokard infarktüsü gibi) ve bulgular gelişmektedir. aktif hareketleri ile ince barsak kriptaları arasına girer ve müsinaz enzimi ile mukozal bariyeri aşar. dehidratasyon. Portörlük süresi değişkenlik göstermekle birlikte. sıvı ve elektrolit kaybını arttırır.Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon ılıman iklimlerde düşük sosyo-ekonomik düzeydeki toplumlarda içme ve kullanma sularının dışkı ile kontamine olduğu ülkelerde daha sık görülür. 1. Klinik bulgular ani başlayan bulantı. barsak hücresi içine girer ve Adenilat siklazın inhibisyonunu önler. Ancak toksin ve bakteriyel antikorların korunmadaki rolü tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. Safra kesesi portörlüğü oranının yüksek olduğu eltor kolerasında yayılım klasik tipten daha süratlidir. Kolera enterotoksininin antijenik olarak Escherichia coli LT'i ile antijenik benzerlik gösterdiği ve nötralizan antikorların gelişiminde rolü olduğu gösterilmiştir. Asemptomatik enfeksiyon: Dışkı izolasyonu ile anlaşılır. aşırı sıvı ve elektrolit kaybıdır. Toksinin gastrik sinir uçlarını irrite etmesi ile gelişen kusma. Normal mide asidinde bulaşma için en azından 1010 bakteri gerekirken. metabolik asidoz. ekzotoksin salgılar. 5B ve 2A subünitinden oluşmaktadır. 78 . belirtisizdir. sinsi ve uzun sürelidir. kusma ve abdominal kramplar ile karakterize bol sulu dışkılamadır. Koleradaki tüm klinik bulguların nedeni. aktive eder ve günde litrelerce sıvı ve buna bağlı olarak elektrolitlerin kaybına yol açar. kripta hücrelerinden aşırı klor. kontamine su ile alındıktan sonra mide asidini aşabilirse. Hastada hipovolemik şok. potasyum ve su sekresyonu gelişir. yayılmadan sorumludur. Enterotoksin Enterotoksin yapısındaki ekzotoksin CHOLERAGEN). Mukozayla temas etse de hiçbir enflamasyon veya nekroza yol açamaz. Yaşlılarda kronik safra kesesi portörlüğü (%1-20) söz konusudur.

Sıvı ve elektrolit kaybına ait belirti ve bulgular • Dehidratasyonun klasik cilt ve KVS bulguları • Hipotermi • Hemokonsantrasyon (yaşlılarda miyokard infarktüsü) • Oligüri/anüri • Ses kısıklığı. hafif şiddetli bir ishal ile nonspesifik gastroenterite benzeyen bir tablo halindedir. bulantı ve öğürtüsüz kusma 3. • V. Venkatraman-Ramakrishnan Plak besiyeri 1. Çok miktarda sıvı barsak lumenine dolar. Antitoksin antikorlarının koruyuculuğu konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Klasik klinik form olan kolera gravis'de. 1:20 üzerindeki vibrio antikorunun kolonizasyon ve hastalıktan koruyucu olduğu düşünülmektedir. sterilizasyon gerektirmediğinden oldukça kullanışlıdır. Deney hayvanlarında spesifik IgA antikorların geliştiği gösterilmiştir. Durdurulamayan. Benzer antikorlar serumda da gelişir ancak birkaç ay sürebilir. ancak Hindistan'da dirençli formlar bildirilmektedir. yeşil besiyeri üzerinde sarı renkli koloniler oluşur. Suların klor ile dezenfeksiyonu. bunlar için kinolonlar kullanılır. dışkı hijyeni. Tedavi edilmemiş olgularda mortalite oranı %25-50 arasındadır Laboratuvar tanı • • • • • • • Eritrosit ve lökosit sayısı fazla bulunur. sitrat. ishale zaman kalmadan hipovolemi ile ölüm gelişir. Kolera geçiren hastalarda immünite gelişmektedir. 2. epitel hücreleri ve bol miktarda bakteriye bağlı pirinç suyu dışkılarına. Kolerin: Tipik kolera belirtilerinin daha hafif ve kısa süreli olduğu tablodur. Alkali peptonlu su 2. tek doz doksisik-lin/kinolon ile kemoprofılaksi uygulanabilir. 4. 5. sukroz) agar 2. Süratle rehidratasyon tedavisine başlanır. Vibrio parahaemolyticus Kontamine deniz ürünlerinin pişirilmeden yenmesi ile akut gastroenterit oluşturur. kas krampları • Kanda üre ve kreatinin değerlerinde artma gelişir. Karın ağrısı ve tenezm olmaksızın. Sıvı ve elektrolitler intravenöz ve oral olarak verilir. yayılırından asıl sorumlu olan ve "Hasta Sayısı X 10" sayıdaki portörlerin belirlenmesi ve tedavisi. Metabolik asidoz ile uyumlu kan gazı bulguları elde edilir. mukus. Karanlık alan mikroskopisinde çok hareketli bakteriler vardır. 6. Tedavi ve korunma Enfeksiyon hastalıklarının en önemli acillerinden birisidir.2. TCBS. Tetrasikline oldukça duyarlıdır. Tetrasiklin ilk tercih edilecek ilaçtır. Cholerae polivalan 0:1 veya 0:139 antiserum ile agglütinasyon gelişir Transport besiyerleri: 1. 2-3 gün süren. Kolera gravis: Tipik kolera tablosudur. yüksek üre ve kreatinin düzeyleri belirlenir. 1. Kolera diyaresi: Ayakta geçirilen. hematokrit yükselir (hemokonsantrasyon) İdrar dansitesi artar Hipoglisemi. cholerae non-0 1 enfeksiyonları hafiftir ve yaşamı tehdit etmez. Tifoid form: Çocuklarda rastlanan. safra. 3. 79 . Dışkı pirinç suyu görünümündedir. TCBS (Tiyosülfat. Kolera sicca: Çok akut bir başlangıç ile birden kollaps gelişir en ağır formdur. eritrosit ve lökosit görülmez. yüksek ateş ve konfüzyonlu tablodur. ancak bunun koruma süresi bilinmemektedir. İmmünite Gastrik asit kolera vibrioları için önemli bir korunma faktörüdür.

özellikle çocuklarda bakteriyemi yapar. Tedavide tetrasiklin seçilecek primer antibiyotiktir. yara enfeksiyonları gelişir. coli sorumludur. su veya süt ile. TCBS agarda mavi-yeşil koloniler oluşturur. Bakteri Salmonella ve shigella gibi spesifik besiyerlerinde üremez. Bazı Plesiomonas suşları Shigella sonnei ile antijenik benzerlik gösterir. Campylobacter Hastalık Campylobacterler entorokolit ve nadiren sistemik hastalık etkenidir. Aeromonas Taksonomide Vibrionaceae ailesinden görülen aeromonadaceace grubundan bakteriler olan Aeromonasların üç suşu insanlarda enfeksiyon etkenidir: A. DNaz pozitifliği ise Aeromonaslardan ayrımında kullanılır. Bazı suşlarının enterotoksini vardır. sığır. Enterotoksini yoktur. Hem deniz ürünleri hem de birçok hayvandan izole edilmiştir. Sitopatik enterotoksinleri gösterilmiştir ancak insan enfeksiyonlarındaki önemi bilinmemektedir. Mikroaerofil üreme özellikleri vardır. İnsanlarda diyare etkenidir. İki önemli etkenden C. polar flajellası ile hareketli bakterilerdir. Önemli bilgiler Sert vücutlu. Sitotoksin ve doku invazyon faktörleri gösterilmiştir. Sadece su ve elektrolit dengesi sağlanarak başka bir tedavi vermeksizin 1-4 günde kendi kendine iyileşir. Plesiomonas Plesiomonas shigelloides polar flajellası olan gram negatif bakteridir. ateş ve sulu diyare oluşturur. Bakteriyemi ciddi bir tablodur. jejuni genellikle izole edilirken. Bu bakteriler Salmonella ve Shigella kadar enfeksiyonlardan sorumludur. bakteriyemi ve gastroenterit etkenidir Normal veya immün yetersizliği olanlarda kontamine sular ile temas edenlerde. caviae ve A. veronii Koloni yapıları enterik gram negatif bakterilere benzer.12-24 saatlik bir inkübasyonun ardından kusma. Plesiomonaslar Shigella'lardan oksidaz pozitifliği ile ayrılır. nadiren de hasta insanlardan temas yolu etkili ekzotoksinleri ve 80 . Tropikal ve subtropikal bölgelerin bakterisidir. Vibrio vulnificus Ciddi yara enfeksiyonları. Ancak bu faktörleri bulundurmayan bakterilerde insanlarda gastroenterit etkeni olarak gösterilmiştir. hydrophila. Bakteri TCBS'de yeşil koloniler yaparak ürer. Karbonhidratları okside veya fermente etmezler. Patogenez ve Epidemiyoloji Esasen koyun. A. abdominal kramp. kanlı agarda daha kolay ürer. Kanlı agarda geniş bir hemoliz zonu oluşturur. kedi. Katalaz ve oksidaz (+)'dir. Campylobacterler lipopolisakkaridleri ile endotoksik aktivite gösterirler. Dışkıda lökosit bulunur. İnsanlara ise kontamine yemekler. Tetrasiklin. olguların %50'si kaybedilir. aminoglikozid ve sefalosporinlere duyarlıdır. Küçük ve ince olduğu için bakteri filtrelerinden geçebilirler. köpek ve kümes hayvanlarının florasında bulunurlar ve patojen hale gelip abortus ve infertiliteye yol açabilirler. insan hastalıklarının yaklaşık %5-10 kadarından C. İnvitro çalışmalarda siprofloksasin etkili bulunmuştur. Aeromonaslar hemolizin üretir. virgül / S / martı kanadı şeklinde.

ile bulaşırlar. atılmış ok gibi hareket eder. H. kanlı bol sulu diyare. %5 oksijen %10'luk karbondioksitli ortamda iyi ürer. Klinik Akut başlangıçlı kramp tarzında abdominal ağrı. Hareketleri sayesinde mukustan epitel alana geçer. Tedavi ve Korunma Sistemik enfeksiyon gelişmemişse tedavide ilk seçenek eritromisin. C. Gastrit ve peptik ülser etkenidir. Bakterinin giriş kapısı GİS'dir. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel ishallerin en sık etkenidir. başağrısı olur. Hastalık genellikle 5-8 gün içinde kendi kendine iyileşir.4'tür. Helicobacter pylori Hastalık Spiral yapılı Gram negatif basildir. oksidaz pozitiftir ve nalidiksik asite duyarlıdır. ancak farklı olarak üreaz da pozitiftir.0'da ürer. Kan yoluyla yayılması ile tifo benzeri bir tablo gelişir. Hayvan dışkısı ile kirlenmiş süt ve et gibi besinlerle özellikle bulaşır. H. Campylobacter jejuni C. yüksek ateşli ve dizanteriform (kanlı mukuslu) diyarelere yol açar. fetus immün yetersizlikli hastalarda sistemik enfeksiyon etkenidir. Onlar gibi katalaz ve oksidaz pozitiftir. Nadiren (% 1) bakteriyemi gelişebilir. pylori enfeksiyonu mide kanserleri için risk faktörüdür. Gastrik alanda lümen içindeki pH1. gelişenlerde ise aminoglikozidler kullanılır. Patogenez ve Epidemiyoloji Gastrik lümen içinde pH 6. Hipogammaglobulinemililerde ağır seyreden.0 gibi düşüktür. Fare deneylerinde yüzey kapsül benzeri yapıda S proteininin bulunması hayvanların ölümüne sebep olmaktadır.0 ve 7. jejuni 42°C'da mikroaerofilik ortamda ürer. polimiksin B ve trimethoprim) kanlı agara (Skirrow medium) ekilir. ileum olmak üzere kolona da invaze olur. Özellikle jejunum. Önemli Bilgiler Bir çok özelikleri ile Campylobacterlere benzerler. fetus'un aksine özellikle genç erişkin ve çocuklarda hastalık tablolarına yol açar. Laboratuvar Tanı Diyareli hastaların dışkıları antibiyotikli (vankomisin. ancak epitel alanındaki pH 7. 25°C'de üremesi durur. abse ve ülserler gelişir. ateş. Bakteri yüzeyinde birçok yüzey proteininden oluşmuş kapsül benzeri bir yapı bulunur. 81 . Bir delikten çıkan multipl flajellası ile çok hareketlidir. pylori ürettiği güçlü üreaz aktivitesi ile asidi nötralize eder. Campylobacter fetus C. Karakteristik S veya martı kanadı şeklinde bakterilerin gösterilmesi ile tanı konulur.0-2. Mide asidine duyarlıdır bu nedenle enfeksiyon gelişebilmesi için 104 bakteriye ihtiyaç vardır.

H. Duodenal ülser ile H. Akut semptomlar 1-2 hafta sürebilir. pylori'nin alınması gastrit ve hipoklorhidrinin gelişmesi ile sonuçlanır. 13C veya 14C ile işaretli üre hastaya içirilir.9). GİS kanamaları görülebilir. ateş ve üst gastrointestinal bölgesinde ağrı gibi akut enfeksiyon bulguları vardır. H.İnsanlarda H. Polimorfonükleer ve mononükleer hücre infiltrasyonu epitel ile lamina propria arasında görülmektedir. pylori 82 . Serum antikorlarına bakılabilir. 1-2 mm çapında yarı mat kolonileri olur. pylori aynı zamanda gastrik karsinoma ve lenfoma etyolojisinde de önemlidir. pylori mikroaerofilik ortamda 3-6 günde ürer. Histolojik olarak gastrit kronik ve aktif enflamasyon ile karakterizedir. Antimikrobiyal tedavi sonrasında duodenal ülser ve gastrit iyileşmektedir. Bulantı kusma. ancak bunların aktif enfeksiyon ile geçirilmiş olanların ayrımı yapılamadığı için akut enfeksiyonlar için çok değerli değildir. Campylobacterler gibi skirrow besiyerine ekim yapılabilir. In vivo üreaz aktivitesine de bakılabilir. Yada bu örneklerde direkt boyama yöntemleri ile ince kıvrık bakteriler aranabilir. Hızlı test için H. pylori enfeksiyonları arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur. Genellikle epitel hücreleri bozulmuş ve glandular atrofi meydana gelmiştir (Şekil 2. Kolonizasyonun ardından H. pylori örneklerinde üreaz aktivitesine bakılabilir. pylori enfeksiyonu yıllarca (hatta ömür boyu) devam eder. Bakteriyemi ve dissemine enfeksiyonlar görülmez. Laboratuvar Tanı Mide biyopsisi örneklerinde histolojik çalışmalar yapılabilir. Bakterinin mukozal enflamasyonu ve meydana getirdiği hasar tam olarak tanımlanamamıştır. Klinik Bulgular Peptik ülser bulguları vardır. H.

Dışkıda H. pylori antijenleri de tanımlanabilir. Ülser iyileşmesi için 4-6 hafta asit supressörleri kullanılabilir. Son zamanlarda en önemli noninvazif tanı testi olarak kullanılmaktadır. Bakteriyel pnömonilerin yaklaşık olarak % 2-5. Aşısı ve spesifik koruyucu önlemi yoktur. üst solunum yolu içeriğinin aspire edilmesine bağlı olarak akut. % 60-80 mortaliteli lober pnömonilere (Friedlander pnömonisi) yol açar. amoksisilin veya tetrasiklin kombinasyonunun 14 günlük kullanımı %70-95 hastada H. K pneumoniae üst solunum yolunun normal flora üyesidir. K. Geniş kapsüllü. pylori enfeksiyonunu eradike eder. hemorajik. nekrotizan. Bazı suşları kırmızı koloniler yaparlar. bizmut tuzları. diabetiklerde. K. KOAH'lılarda. GASTROİNTESTİNAL SİSTEM DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Bu gruptaki bakteriler enterik gram negatif bakterilerdir ancak E. Fırsatçı nosokomiyal enfeksiyonlardan sorumludur. hareketsiz ve laktoz (+)'dir.varsa solunumla çıkarılan CO2 ölçülür. Hem tanıda hem de tedavinin takibinde kullanılır. kanlı balgama yol açan. Nosokomial ve fırsatçı enfeksiyon etkenidir. Bir hafta süreli proton pompasi inhibitörü artı amoksisilin ve klaritromisin son derece etkili bir tedavidir. ozenae. Serratia marcescens En küçük enterik bakteridir. Çoğunlukla antibiyotiklere dirençlidir. hastane enfeksiyonlarının %10"undan sorumludur.coli gibi normal barsak ve üst solunum yolu florasında bulunabilir. Klebsiella pneumoniae E. rhinoscleromatis burun ve farenkste granuloma (rinoskleroma) etkenidirler. Virülans faktörleri geniş kapsülü ve endotoksinidir. ağır seyirli. oxytoca hastane enfeksiyonu etkenidir. Tedavi ve Korunma Tek başına antibiyotikler yetersizdir. 83 . İmmün yetersizliği olanlarda patojen hale gelir. Proton pompası inhibitörleri direkt üreaz inhibitörleridir. 2 yaşından küçük çocuklarda ve immün yetersizlikli olanlarda. Yoğun bakımlarda nebulazitörlerde üreyerek Serratia pnömoni salgınları görülür. Metronidazol. Özellikle alkoliklerde. Multipl antibiyotik direncine sahiptirler. K. kaviteleşmeye ve abseleşmeye eğilimli. pneumoniae ve K. coli gibi ekstraintestinal enfeksiyonlara sebep olurlar. atrofik rinit (ozena).

idrar sondası bulunan hastanede yatan hastalarda sepsise yol açar. Pseudomonas Hastalık Pseudomonas aeruginosa konak savunma mekanizması azalmış hastalarda başlıca sepsis. Patogenezi endotoksin. aeruginosa piyosiyanin üreten tek suştur. Daha önemlisi oksidaz pozitiftir. böylece kolaylıkla üriner sistem enfeksiyonları meydana getirebilir. Üreyi parçaladığı için pH yükselir. Dezenfektanlardan heksaklorofen bulunduran sabunlar. Kistik fibrozisli hastalarda izole edilen P. Citrobacter Citrobacter suşları'da üriner sistem enfeksiyonları ve sepsis etkenidir. Providencia Providencia suşları normal intestinal flora üyesidir. Patogenez ve Epidemiyoloji P. 84 . Üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. Klinik ve laboratuvar önemi olan iki pigment üretirler. Çok hareketlidir. çoğu antibiyotiklere dirençlidir. entübasyon. Klebsiella ve serratia gibi kolon bakterisidir ancak ekstraintestinal hastalık yapar. Magnezyum-amonyum-hidroksid taşlarının gelişmesine neden olur. Laboratuvarda besiyerlerinde de meydana gelen aynı pigmentleri tanı amacıyla kullanılır. 1) Yara yerini ve abse materyalini mavi-yeşil renge boyayan piyosiyanin 2) Yanıklı hastalarda deri enfeksiyonlarının kolaylıkla tespit edilmesini sağlayan ultraviyole ışık altında floresan veren sarı-yeşil pigment olan piyoverdin (florescein). Ancak zorunlu aerobdurlar. fagositoz ve kompleman etkinlikleri azalır. ekzotoksin ve enzimlerine bağlıdır. P. Ureaz (+)'dir. İntravenöz kateterizasyon. Providencia. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. Bazı suşların O antijenleri bazı riketsiya suşları ile çapraz reaksiyon verir ve riketsiyal hastalıkların tanısında kullanılır (Weil-Felix testi) Weil-Felix reaksiyonu . intravenöz sıvılarda ve distile sularda ürerler. bu nedenle nonfermenter olarak tanınırlar. Su ihtiva eden her yerde üreyebilirler. üroepitel deprese olur. Bu tabakası aracılığı ile respiratuvar sistemde mukozalara organizmanın tutunması sağlanır ve bakteriye antikorların bağlanmasını engeller. aeruginosa ve P. anestezi ekipmanında. Pseudomonas cepacia (yeni adı Burkholderia cepacia) ve Pseudomonas maltophilia (yeni adı Xanthomonas maltophilia veya Stenotrophomonas maltophilia)'da daha nadir olmakla birlikte aynı türde enfeksiyon yaparlar. bu nedenle katı besiyerlerinde 4 saatte bir olmak üzere halkalar halinde hızla yayılarak ürerler (Swarming). Respiratuvar terapi sistemlerinde. P. Morganella Diğer enterobacteriacea grubundan fenilalanin deaminaz enzimi üretmeleri ile ayrılırlar.Enterobacter cloaca Hastane enfeksiyonu etkenidir. Sadece insanda enfeksiyon yapar. P. Proteus. insanların ortalama %10 kadarı normal florasında taşırlar. • Proteus vulgaris 0X19 ile Rickettsia prowazeki antijenleri arasında ve • Proteus vulgaris 0X2 ile Rickettsia conori arasında çapraz reaksiyon vardır. Önemli Bilgiler Enterobacteriacea üyelerine benzeyen gram negatif basillerdir. antiseptikler ve deterjanlar en çok üredikleri yerlerdir. Besiyerlerinde çok pis koku çıkarırlar. Deri üzerinde nemli ortamlarda bulunurlar ve hospitalize hastalarda üst solunum yollarında kolonize olabilirler. aeruginosa başlıca. aeruginosa suşlarının slime tabakası vardır. Glukozu fermente etmezler. aeruginosa başlıca toprakta ve sularda bulunur. cepacia'nın antiseptik ve deterjanlarda üremesi hastane enfeksiyonu gelişmesinde önemli faktördür. Ürettikleri Ekzotoksin A ile insan hücresi ribozomlarındaki olgunlaşmamış peptid zincirlerinin uzaması (tamamlanması) için gerekli olan Elongasyon Faktör (EF)-2'yi (difteri toksini gibi) inhibe ederek protein sentezini önler ve dokularda nekrozlara yol açar.

pnömoni (özellikle kistik fibrozisli hastalar). influenzae Moraxella catarrhalis Staphylococcus aureus Klebsiella pneumoniae P. influenzae S. Organizma buralardan kana karışarak sepsise sebep olabilir. Klinik Bulgular Vücudun heryerinde bulunmasına rağmen özellikle üriner sistem enfeksiyonları. Kontakt lens kullananlarda korneal enfeksiyonlar görülebilir. Spor ayakkabılarından meydana gelen ayak yaralanmalarındaki osteokondritlerin en sık etkenidir. diabetiklerde habis otitis eksterna ve diğer deri lezyonları (follikülit) oluşabilir. 85 . uyuşturucu bağımlılarında gelişen endokarditlerin ve artritlerin en sık nedenlerindendir. yara enfeksiyonları (yanık) en sık görülenleridir. Staphylococcus aureus ile birlikte. aeruginosa Acinetobacter suşları Enterobacter suşları Burkholderia (Ralstonia) cepacia Stenotrophomonas maltophilia Achromobacter xylosoxidans K. aeruginosa Enterobakter suşları Serratia marcescens Nadir Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları Yetişkin P. Hastane enfeksiyonlarının %10-20'sinden sorumludur Kistik fibrozisde akciğer enfeksiyonlara neden olan mikroorganizmalar tablo 2.30'da gösterilmiştir. pneumoniae H. Tablo 2. aureus Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları İnfluenzae A/B virüsleri Klorlama yeterli değilse yüzme havuzlarından bulaşan ciddi otitis eksterna. difteri toksinine benzer etki) Tablo 2. Laboratuvar Tanı EMB agarda laktoz negatif koloniler yaparlar. Mavi-yeşil pigmentleri ve kolonilerinin meyve kokusu kendine has özellikleridir.28 Pseudomonasların virülans faktörleri Virülans faktörü Pili Kapsül Endotoksin Elastaz Ekzotoksin A Biyolojik Etkileri Epitele yapışma Epitele yapışma (Özellikle kistik fiProziste). Oksidaz pozitiftir. Sepsisli hastalarda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. Deri lezyonlarına ektima gangrenozum denir. Bakteriyofaj ve piyosiyanin tiplendirmesi ile ayırıcı tanı yapılır.29 Kistik fibroziste akciğer enfeksiyonlarına neden olan mikroorganizmalar Çocuklar S ık İnfuenzae A/B virüs Streptococcus pneumoniae H.• • • • • • • Yanık hastalarının Derinin konak savunma sistemleri bozulmuşların Kistik fibrozisli hastaların (ilk 3 yaşta S. Pseudomonas endokarditlerinde genelde tutulan kapak triküspit kapaktır. aureus) İmmün sistemi bozulmuşların Nötrofil sayısı 500/ml altında olanların Kateteri olanların Hospitalize edilmiş hastaların fırsatçı enfeksiyon etkenidir. fagositozun önlenmesi Sepsis Ektima gangrenozum etkeni Protein sentezinin inhibisyonu (EF-2 inhibisyonu. pneumoniae S.

Tedavi ve Korunma Bakteri bir çok antibiyotiğe dirençlidir. Bu nedenle antibiyogram yapılarak tedavi düzenlenmelidir. Ampirik tedavilerde antipseudomonal penisilinler (tikarsilin veya piperasillin) aminoglikozidler ile kombine edilerek kullanılmalıdır. Burkholderia cepacia ve Stenotrophomonas maltophilia enfeksiyonlarının tedavisinde seçilecek ilaç trimetoprim-sulfamethoksazoldür.

Pseudomonas mallei
Ruam hastalığının etkenidir. Endotoksini ile hastalık yapar. Akut Ruam; hasta hayvan salgıları ile temas etmiş ellerin deri/mukozalara sürülmesi ile, mikro çatlaklardan vücuda girer. İlk lezyon daha çok burunda görülür. Burun mukozası şişer, püstüller gelişir, 5-7 günde ekzantemler ve derialtında hamur kıvamında, irinli Ruam Düğmecikleri, bölgesel LAP ve genel durum bozukluğu ile karakterize, yüksek ateşle seyreden bir hastalıktır. Tedavide ise streptomisin, sulfadiazin, kloramfenikol veya tetrasiklin kullanılır. Hastalığın kronik formu, yaygın abselerle karakterizedir.

Pseudomonas pseudomallei
Melioidosis etkenidir. Çoğunlukla asemptomatik olsalar da temas bölgelerinde lokalize suppuratif cilt lezyonları ve bölgesel lenfadenit gelişimine yol açabilirler. Vietnam savaşından sonra tekrar önemi artmıştır. Nadiren kaviter forma kadar ilerleyebilen pulmoner enfeksiyonlarına neden olabilirler. Burkholderia pseudomallei de denir.

Bacteroides
Hastalık Bacteroides sepsis, peritonit ve abselerdeki mikst anaerobik enfeksiyonların etkenidir. Bacteroides fragilis anaerob enfeksiyonların en sık sorumlusudur (Tablo 2.30). Önemli Bilgiler Zorunlu anaerop, hareketsiz, polisakkarid yapıda kapsülü olan bakterilerdir. Gr (-) bakteri hücre duvar yapısına sahip olmakla birlikte, LPS tabakasının Lipid-A komponenti yapısal farklılık gösterdiği için endotoksik aktivite göstermez. İçerdiği çok sayıda enzimleri sayesinde aerotolerans ve doku obstrüksiyonu oluşturma, antikor inaktivasyonu gibi yetenekler kazanmıştır. Tablo 2.30 Medikal önemi olan anaerob bakteriler
Yapı Sporlu basiller Sporsuz basiller Gram boyama Pozitif Negatif Pozitif Negatif Sporsuz koklar Pozitif Negatif Bakteri Clostridium Yok Actinomyces, Bifidobacterium, Eubacterium, Lactobacillus, Propionibacterium Bacteroides, Fusobacterium Peptococcus, Peptostreptococcus, Streptococcus Veillonella

Anaerop metabolizma sırasında açığa çıkan kısa zincirli yağ asitleri fagositozdaki degranülasyonu önler. Yumuşak dokuda en çok enfeksiyona neden olan anaerop bakteridir. Abse formundaki intraabdominal enfeksiyonlardan ve Gr (-) anaerobik sepsislerin % 75-80'inden sorumludur. Kolonun normal florasının >% 95'i anaeroptur ve bunların da büyük kısmını S. fragilis oluşturur, Buradaki Bacteroides sayısı, E.coli'nin 1000 katı kadardır. fi. melaninogenicus (Prevotella melaninogenica diye de isimlendirilir) ve B. corrodens primer olarak ağız florasının üyesidir.

86

Patogenez ve Epidemiyoloji Genelde endojen ve abse formunda enfeksiyonlara yol açar. Önceki bir batın travması veya operasyonuna sekonder olarak gelişen apendisit, peritonit, akciğer ve beyin abseleri, üriner sistem enfeksiyonu ve yara/yumuşak doku enfeksiyonlarına neden olur. Klinik Bulgular Peritonit veya lokal abseler ile karakterize intraabdominal enfeksiyonlar görülür. Bunun sonucunda pelvik abseler ve bakteriyemiler de gelişebilir. Oral, farengeal ve pulmoner abseler daha sıklıkla fi. melaninogenicus ile meydana gelir. B. fragilis diyafragmanın altından, fi. melaninogenicus ise üstündeki abselerden sorumludur.

Laboratuvar Tanı
Kanamisin ve vankomisin içeren kanlı agarda anaerobik ortamlarda üretilirlebilirlerr. Siyah koloniler B. melaninogenicus'un karakteristik özelliğidir. Tedavi ve Korunma Birçok suşu beta laktamaz üretir bu nedenle tedavide beta laktamaz inhibitörlü sefalosporinler, veya kloramfenikol kullanılmalıdır. Tedavide seçilecek diğer bir seçenek metronidazoldür. Klindamisine her geçen gün artan oranlarda direnç söz konusudur.

SOLUNUM SİSTEMİ İLE İLİŞKİLİ GRAM NEGATİF BASİLLER
Haemophilus influenzae, Legionella pneumophila ve Bordatella pertussis solunum sistemi ile ilişkili gram negatif basillerdir. L. pneumophila su kaynaklarından bulaşması ile ayrılır, diğerleri insandan insana bulaşır.

Haemophilus influenzae
Hastalık Çocuklardaki başlıca menenjit etkenidir. Ancak son zamanlarda özellikle Avrupa ve Amerika'da aşılamaya bağlı olarak etken sıklığı azalmaktadır. Menenjit dışında çocuklarda otit, sinüzit ve epiglottit gibi üst solunum sistemi enfeksiyonları ve sepsis etkeni olarak da görülmektedir. KOAH'lı yetişkinlerde pnömoni yapabilir. Önemli Bilgiler Gram ile zor da olsa, mavi-menekşe renkte, Yersinia'lar gibi kutupsal ve (-) boyanırlar. Hareketsiz, bazen pleomorfik olabilen, kapsüllü kokobasillerdir. Kapsül poliribozil ribitol fosfat (PRP) yapısında olup, virulans ile yakından ilgilidir, bakteriyi fagositozdan korur. Ayrıca, pnömokok ve meningokoklar gibi, lgA1 proteaz enzimi ile salgısal IgA'nın koruyucu etkisini kaldırır. Kapsülüne göre 6 farklı antijenik serotipe ayrılmıştır. Tip b (Hib), invazif tüm H. influenzae türlerinin >% 95 'inden sorumludur.

Patogenez
Sadece insan enfeksiyonları yapar, hayvan rezervuarı yoktur. Üst solunum yolu enfeksiyonları, otitis media, sinüzit veya pnömoni etkenidir. Patogenezi endotoksin ve kapsüle bağlıdır, ekzotoksini yoktur. Enfeksiyonları 6 ay ile 6 yaş arası çocuklarda görülür. Ancak ilk 1 yaş içinde daha sık enfeksiyonu görülür. Klinik Bulgular Akut menenjit etkenidir. Hava yolunda yabancı cisim obstrüksiyonuna bağlı nadiren epiglottit yapar. Kapsüllü türlere duyarlılık, özellikle kapsüler Ag'lere antikor yanıtının yetersiz olduğu çocukluk, splenektomi sonrası ve immünite defektlerinde fazladır. Erişkin ve yaşlı enfeksiyonlarından ise daha çok kapsülsüz türler sorumludur. Daha çok var olan bir kronik akciğer hastalığı zemininde akut alevlenmeler şeklinde kendini gösterir. Akut otitis media ve sinüzitlerin pnömokoklardan sonraki en sık ikinci etkenidir.

Laboratuvar Tanı
Adi besiyerlerinde üretilemezler. Üremeleri için besiyerinde hemin (faktör X) ve NAD (faktör V)'e gereksinimi vardır. Bakteri taze koyun kanlı agarda üremez. Eritrosit eklendikten sonra hafifçe ısıtılarak hemolize edilmiş kanlı agarda (çukulata agarda) ise iyi ürerler; şebnem tanesi gibi koloniler oluşur.

87

Bakterinin diğer bir üretme yöntemi, Staphylococcus aureus ile birlikte ekilmeleridir. Bu amaçla; materyal tüm kanlı agar yüzeyine sürüldükten sonra ortaya 5. aureus çizgi ekimi yapılır. Böylece, beta hemoliz oluşan çizgi ekim bölgesinde H. influenzae için gerekli faktörler aracılığı ile ürerler (süt anne / satellit belirtisi). Menenjit olgularında BOS'da kapsüler antijenlere karşı hazırlanmış lateks aglütinasyon testi kullanılır. Tedavi ve Korunma Bakterilerin ortalama l/4'ünde plazmid ile aktarılabilir betalaktamaz üretimi belirlenen günümüzde, ampisilin, ampirik tedavi için uygun bir seçenek değildir. Kloramfenikol ise halen uygun seçenek olarak kabul edilmektedir. Özellikle menenjit olgularında daha modern seçenekler tercih edilmelidir. Bu olgularda, BOS'a iyi penetre olabilen 3. kuşak sefalosporinler (özellikle sefotaksim ve seftriakson) en uygun antimikrobiyallerdir. Sinüzit ve otit gibi daha hafif enfeksiyonlarda ise sefaklor veya kotrimoksazol uygulanabilir. Polisakkarid kapsül, tetanoz ve difteri toksoidi veya N.meningitidis dış membran proteini (OMP) gibi büyük protein yapılara hapten olarak bağlandığında hem IgM ve hem de IgG yapısında ve uzun süreli Ab sentezi sağlayabilir. Bu teknikle "konjuge Hib aşıları" geliştirilmiştir (PRP-T, PRP-D, PRP-. OMP aşıları). Bu aşılarla çocuklarda güçlü antikor yanıtı ve iyi bir koruyuculuk sağlanmıştır. Hastalarla temaslılara 4 gün süre ile 10 mg/kg dozda rifampisin verilmesi ile kemoprofilaksi sağlanmış olur.

Legionella
Hastalık Legionella pneumophila hem toplumdan kazanılmış, hem de nosokomiyal pnömoni yapar. Pnömoni şeklinde seyreden Lejyoner hastalığının etkenidir. Önemli Bilgiler Standart gram boyama yöntemleri ile iyi boyanmayan gram negatif basildir. Pnömonilerinden genellikle L. pneumophila sorumludur, nadir olarak L. micdadei ve L. bozemanii'de etken olarak saptanabilir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri su kaynaklarından bulaşır. Hastane kaynaklı salgınlarda havalandırma sistemleri, banyolar ve buhar cihazları sorumludur. Giriş akciğerlerdir ve asıl bulgu pnömonidir. Ağır seyirli atipik pnömoni tablolarına yol açar, tedavisiz olgularda mortalite % 20-40'lara çıkmaktadır. Ancak vasküler hasar nedeniyle beyin ve böbrekler gibi multiorgan enfeksiyonları görülür. İntrasellüler yaşama özelliğindedir, makrofajların içinde yaşamlarını sürdürebilirler, fagolizozomu engellerler. Hücresel immünite asıl defans mekanizmasını oluşturur. AIDS'li hastalar, kanserliler, transplantasyonlular veya kortikosteroid alanlarda ağır seyirli ve fataldır. Klinik Bulgular Hafif influenza benzeri enfeksiyondan (Pontiac hastalığı) ağır seyirli pnömonilere kadar değişen tablo ile seyreder. Hiponatreminin olması diğer atipik pnömonilerden farkıdır. Enfeksiyonların çoğu 7-10 günde spontan iyileşir, fakat immünyetersizliklilerde fatal seyi rlidir. Mycoplasma pnömonisi, viral pnömoniler, psittakoz, Q ateşi ve klamidya pnömonisi gibi atipik pnömoniler ayırıcı tanıda dikkate alınmalıdır. Tablo 2.31 Atıpik pnömoni etkenleri ve özellikleri
Mycoplasma pneumoniae Legionella pneumophila Chlamydia psittaci Chlamydia trachomatit CoKİella burnetti Hafif, Üsye ile birlikte, gençlerde, soğuk aglütinin pozitif Yaşlılarda, ağır tablo, klima, ishal, hiponatremi, baş ağrısı Kuşlardan, splenomegali Yenidoğan, konjuktivit Çiftlik hayvanları, kedi/köpek teması, splenomegali, hepatit

88

Laboratuvar Tanı
Balgamda nötrofilleri görülür ancak bakteri yoktur. Balgam veya kandan standart besiyerlerinde üretilemez. Demir ve sistein içeren besiyerlerine ekmek gerekir. Tanı daha çok antikor titrelerindeki artış ile konulur. Tedavi ve Korunma Tedavisinde öncelikle eritromisin seçilmelidir, rifampisin ile kombine edilebilir. Pontiac hastalığında tedavi gerekmez. Beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. Korunmada sigara ve alkol kullanımının önüne geçilmesi hastalık açısından önemlidir. Ayrıca aerosol tarzında su kaynaklarının önüne geçilmelidir.

Bordatella
Hastalık Bordatella pertussis boğmaca etkenidir. Gram negatif, kapsüllü kokobasillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Tek konakçısı insandır. Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Organizma üst solunum yollarının epiteline tutunur ancak dokulara invazyon yapmaz. Patogenezinde siliya epitellerinin nekrozu önemli bir bulgudur. Toksinleri aracılığı ile boğmacaya yol açar. Başlıca virülans faktörleri ipsi hemaglütininleri (epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur) ve toksinleridir. Başlıca toksinleri ; 1. Pertussijen toksin adenilat siklazı stimüle eder. Lenfositoz geliştiren faktör veya histamine duyarlılık faktörü de denmektedir. Lenfositik lökositoza yol açar, bakterilerin siliyalı epitel hücrelerine yapışmasından sorumludur, antijeniktir. Bu etkinliklerden başka insülin salgılatma ve hipoglisemi geliştirme özelliği de vardır. 2. Adenilat siklaz toksini: Lökositlerin kemotaksisini, fagositoz ile öldürme yeteneğini, alveoler makrofajların oksidatif mekanizmalarını ve doğal katil hücre (NK) aktivitesini bozar. 3. Trakeal sitotoksin: Hücre duvarı yapısında bulunan bir peptidoglikan monomeridir. Siliyer hücrelere etki ile siliyer hareketleri durdurur ve epitel hücrelerinin yapısını bozar. Klinik Bulgular Boğmaca 4 yaşın altındaki çocuklarda gelişen akut trakeobronşittir. Boğmaca uzun süren bir çocukluk dönemi hastalığıdır. Boğmaca krizleri 4 hafta kadar sürebilir, hastalığın ciddiyetine rağmen bakteriyi solunum ve kan kültürlerinden izole edemezsiniz. Uzun süreli olmasının nedeni, trakeal sitotoksinin siliyer hücrelerde oluşturduğu paralizi ve dejenere olan epitel hücrelerinin rejenerasyonunu yavaşlatmasıdır. Inkübasyon periyodu 1-3 haftadır. Hastalık dönemleri; 1. Dönem (kataral): İki hafta süreli nezle, düşük dereceli ateş görülür. Bulaştırıcılığın en fazla olduğu dönemdir. 2. Dönem (spazmodik öksürük): iki hafta ile iki ay arasında sürebilen kentöz öksürükle özel bir dönemdir. Siliyer aktivite bozukluğu nedeni ile koyu olan balgam çıkarılamaz, öksürük, sonunda kusma, konvülsiyonlar görülür. Konjunktival kanamalar ve epistaksis gelişebilir. 3. Dönem (İyileşme): İyileşme uzun sürer. Bu dönemde sekonder bakteriyel pnömoniler, nöbetler sırasındaki beyin hipoksisi ve küçük kanamalara bağlı ensefalopati ve epilepsi gibi komplikasyonlar bu dönemde gelişir.

Laboratuvar Tanı
Zorunlu aerop, Gr (-) basildir. Bordet Gengou (Patates + gliserinli Agar) besiyerinde ürer. Ekim yapılacağında tavşan kanı eklenir. Kültür materyali nazofarenksten eküvyon ile alınır veya hasta plağa öksürtülür. 3-4 günde cıva damlası gibi, hemoliz yapmış koloniler oluşur. Tipik laboratuvar bulgusu: 20-30 bin/mm3 lenfositik lökositoz Tedavi ve Korunma Erken dönemde seçilecek ilk ilaç eritromisin'dir. Diğer seçenekler; ampisilin, kloramfenikol, tetrasiklin'dir. >10 gün sürdürülmelidir. İlk günlerden sonra antibiyotiklerin etkisi sınırlıdır, sadece bulaştırıcılığı azaltır. Halen inaktive bakteri süspansiyonundan hazırlanan aşı (DBT) ve sadece toksinlerinden hazırlanmış asellüler aşıları vardır. Aşılamadan sonra lokal ve hafif sistemik belirtiler çıkabilir.

89

HAYVAN KAYNAKLI GRAM NEGATİF KOKLAR (ZOONOZLAR)
Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak bölgesel lenfatiklere ilerler. Daha sonra bakteriyemi ile dalak, karaciğer, kemik iliği, böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar, endotoksinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2.11). Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır.

Brusella
Hastalık Brusella suşları bruselloz (Malta humması, ondülan ateş) etkenidir. Önemli Bilgiler Zoonozdur. Kapsülsüz küçük gram negatif basillerdir. insanlarda hastalık yapanlar; B. abortus, B. melitensis, B. suis ve B. canis'dir. Brucella bakterileri gram negatif, aerop nonmotil kokobasillerdir. Zenginleştirilmiş besiyerlerinde 2-5 günde konveks, düz koloniler yapar. Brucella bakterileri intrasellüler yerleşimlidir. B. abortus diğerlerinden farklı olarak %5-10 CO2'li ortamda ürerler. Dört suşunda da katalaz ve oksidaz pozitiftir. Isı ve asiditeye orta derecede duyarlıdırlar ve pastörizasyon ile öldürülebilirler. Patogenez ve Epidemiyoloji Hastalık insanlara 1. Kontamine süt veya süt ürünleri (özellikle pastori ze edilmemiş süt ile yapılan peynir) (Tablo 2.34) 2. Enfekte hayvan vücut sıvılarının, bütünlüğü bozulmuş deri veya konjunktivaya direkt teması 3. İnfeksiyöz aerosollerin inhalasyonu 4. Konjunktivalar yoluyla bulaşır. (Şekil 2.10)

Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak

90

Titre >1/160 ise aktivasyon vardır. Kronik enfeksiyon Laboratuvar Tanı B. Bruselloz için 1/160 pozitiflik anlamlıdır. İrin gibi kontamine materyal özel besiyerlerine (Brucella Agar gibi) ekilir. Akut enfeksiyon 3. canis enfeksiyonlarında Wright aglutinasyon testi negatif bulunur. Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar. (Tablo 2. Ring testi ise sütte antikorların araştırılması için uygulanır (Şekil 2. Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır. Subakut enfeksiyon (Ondülan tip) 4. Asemptomatik enfeksiyon 2. ancak Wright Aglütinasyonu (-) bulunmuş bireylerde test. İdrar. Wright Aglütinasyonu B. İnsan plasentasında eritriol bulunmaması nedeniyle düşük görülmez.bölgesel lenfatiklere ilerler. periton ve plevral sıvılardan da ekimler yapılabilir.12). Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 6-20 gün kadardır. Serolojik (immünolojik) Testler: Hasta serumu ile yapılan Wright Agglütinasyonu (tüp aglütinasyonu ). İnsanlara bulaşmada. abortus 99S kökeninin kolonilerinden alınan inaktive edilmiş bakteriler kullanılır. böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. Rose Bengal (lam aglütinasyonu) ve tam kan ile yapılan Spot test (lam aglütinasyonu) ile gelişen antikorlar araştırılır.32) Tekrarlayan bruselloz olgularında 2-merkaptoetanol ile tanımlanabilir. Coombs serumu ile tekrarlanmalıdır. Bakteri izolasyonu kan veya kemik iliği materyali ile Brain-Heart infüzyon agarda yapılır. mastitli meme dokusundan alınan süt çok önemlidir. B. Gelişen antikorlar inkomplet blokan özellikte olabilir. Daha sonra bakteriyemi ile dalak. karaciğer. Brusella bakterileri eritriolün bol miktarda bulunduğu hayvan plasentasında üreyebildiği için sığırlarda düşük yapar. Klinik olarak Bruselloz düşünülen.abortus diğerlerinden farklı olarak % 10 CO2li ortamda üreyebilir (mikroaerofil).11). RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). kemik iliği. 1. 91 . endotok-sinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2.

Wright testini yalancı pozitif yapan durumlar
• Tularemi geçirenler • Kolera aşısı yapılanlar • Tüberkülozlular • Lenfomalılar • Y. enterocolitica enfeksiyonu geçirenler Tedavi ve Korunma Kombine antibiyotik kullanılmalıdır. Bu nedenle erişkinlerde tetrasiklin ve rifampisin kombinasyonu kullanılmaktadır; Rifampisin yerine streptomisin (1 g/gün, i.m., 21 gün) de kullanılabilir.

Komplikasyonları
Brusella tüm sistemleri tutabilir. Genellikle selim tabiatlıdır. Brusella endokarditi fatal seyirli olabilir. Daha çok aort kapağı tutulur. Tanısı gecikmiş, eski olgularda gelişir. Ölüm, progressif konjestif kalp yetersizliğindendir. Tıbbi tedaviye ek olarak kapak replasmanı yapılır.

92

Tablo 2.32 Wright testinin yorumlanması
Sonuç Negatif Negatif Pozitif Prozon 1/20 + + 1/40 + + 1/80 + + 1/160 + 1/320 (+/-) + + 1/640 1/1280

Tablo 2.33 Yiyeceklerin kontaminasyonu aracılığı ile bulaşan zoonozlar
Cins Bakteri Hastalık Brusella Etken Brucella melitensis B. abortus Campylobacter jejuni Listeria monocytogenes Salmonella suşları (S. typhi hariç) Mycobacterium bovis Lassa virüs Giardia lamblia Cryptosporidium Toxoplasma gondii Taenia saginata Taenia solium Sestod Sestod Grup Gram negatif basil Gram negatif basil Gram pozitif Gram negatif basil Aside dirençli bakteri Arenavirüs Hayvan Keçi, sığır Kontamine yiyecek Süt ürünleri

Campylobacter enfeksiyonu Listeryoz Salmonelloz

evcil hayvanlar Evcil hayvanlar, kemiriciler, kuşlar Evcil hayvanlar, kaplumbağa Sığır

Süt, su, et, kümes ürünleri Sebze, su, peynir Süt, yumurta, et, kabuklu ürünler Süt

Tüberküloz

Virüs Protozoo n

Lassa humması Giardiasis Cryptosporidiosi s Toxoplazmoz

Fare Vahşi hayvanlar Buzağı Kedi

Kontamine yiyecekler Suda kistler Ookistler Kedi dışkısındaki ookistler, iyi pişmemiş etlerdeki doku kistleri İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus) İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus), topraktaki yumurtalar İyi pişmemiş balıktaki larva Yumurta İyi pişmemiş balıktaki larva Larval kistler

Helmintle r

Tenialar

Sığır Domuz

Diphyllobothriu m latum Echinococcus Anisakiasis Trichinosis Anisakis Trichinella spiralis

Sestod Sestod Nematod Nematod

Balık Köpek, koyun, geyik, tilki Balık Domuz, evcil memeliler, vahşi memeliler, kemirgenler Köpek

Visseral larva migrans

Toxocara canis

Nematod

Topraktaki yumurtalar

Francisella
Hastalık Tularemi etkenidir. Önemli Bilgiler Çok küçük, intrasellüler üreyebilen Gr (-) kokobasillerdir. Hayvanlar arasında artropodlarla yayılır. İnsanlara infekte vahşi hayvanlardan yaralanmış deriden direkt kontakt ile, besinlerle, vektör kenelerle veya inhalasyon yolu ile bulaşır.

93

Çok az sayıda (10 tane dahi) bakterinin bir artropod ısırığı veya deriye temas ile bulaşması yeterlidir. İnhalasyonla 50 adet, oral yoldan ise yüz milyonlarca bakteri gerekir. Klinik Bulgular En sık ülseroglandüler şeklidir (Şekil 13). Diğerleri; tifo benzeri, oküloglandüler, glandüler, pnömoni, menenjit şekilleridir. Fistülleşme görülür.

Laboratuvar Tanı
Francis besiyerinde üretilebilir. Laboratuvar bulaşma dikkat edilmelidir. Sıklıkla kullanılan tanı yöntemi serumda antikor titrelerine bakmaktır. Tedavi ve Korunma Tedavide streptomisin seçilecek ilk ilaçtır. Diğerleri ise gentamisin ve tetrasiklindir. Ülserde tıbbi tedavi yetmeyebilir, cerrahi tedavi uygulanır.

Yersinia spp.
Hastalık Yersinia pestis veba etkenidir. Diğer suşlar olan Y. enterocolitica ve Y. pseudotuberculosis gastroenterit etkeni bakterilerdir, besin zehirlenmesi yaparlar. Kutupsal boyanan kokobasillerdir. Taze kültürlerde kapsüllüdür. Soğuk ortamda üremeleri daha kolay olduğu için Yersinia'ların diğer enterik bakterilerden ayırmak için ikili (22 ve 37°C) ekimler yapılır. Laktoz (-) dir.

Yersinia pestis
Bipolar boyanan, hareketsiz, buyyon ve jelöz gibi adi besiyerlerinde kolaylıkla üreyebilen bir bakteridir. Buyyonda zar yapar. Bakterinin 5 virülans faktörü vardır. 1) F-1 olarak adlandırılan zarf antijeni fagositoza karşı koyar 2) Endotoksin, 3) Ekzotoksin, 4) V antijen, 5) W antijen. Son üç proteinin etkileri bilinmemektedir.

Klinik
Pireler aracılığı ile kemiricilerden insanlara bulaşır (Tablo 2.34). Bubonik veba en sık görülen klinik formudur, pirenin ısırdığı yerde ağrı ve innerve ettiği lenf bezinde ağrılı sert şişlik vardır.

94

Bubonlar vebanın karakteristik bulgusudur. Septik şok ve pnömoni ağır enfeksiyonlarıdır. Pnömonik veba hastaların akciğer sekresyonlarının inhale edilmesi ile de bulaşabilir. DIC, kutanöz hemoraji endotoksin ile gelişir, fatal seyirlidir (kara ölüm). Laboratuvar Bubondan hazırlanan yayma ve kan veya abse kültürü en iyi tanı materyalidir. İşlem sırasında sıçrayan partiküller ile konjunktivadan bulaşma gelişebilir. Giemsa veya Wayson boyası ile Gram'dan daha iyi sonuç alınır. Ateşli dönemde çift ekimli hemokültür, balgam var ise direkt inceleme ve çift ekimler yapılmalıdır. Kanlı agarda saçlı koloniler yaparlar (şarbondaki gibi). Tedavi Tedavide seçim streptomisin ile tetrasiklinin kombinasyonu olmalıdır, ancak streptomisin tek olarak ta verilebilir. Bilinen antibiyotik direnci yoktur. Diğer seçenekler tetrasiklin ve kloramfenikol'dür. Bubonların insizyonu ve drenajı gereksizdir. Tedavisiz olgularda ölüm oranı yüksektir. Aşısı vardır. Tablo 2.34 Artropod vektörler aracılığı ile bulaşan etkenler
Tür Bakteri Hastalık Lyme hastalığı Veba (bubonik) Rekürren ateş Tularemi (İnhalasyon, yiyecekler ve direkt deriden de bulaşabilir) Kayalık dağlar benekli ateşi Çalılık ateşi Murin tifüs Rickettsial pox Ehrlichiosis Virüsler Sarı humma Ensefalitler Eastern Equine Westem Equine Venezuelan Equ. Rift Valley fever Kırım-Kongo Hemorajik ateş Colorado kene ateşi Protozoonl ar Babezyoz Layşmanyaz (Kalaazar, kutanöz layşmanyaz) Amerikan trypanosomiasis Vektör Sert kene Pire Sert kene Kene, pire Organizma Borrelia burgdorferi Yersinia pestis Borrelia recurrentis Francisella tularensis Rickettsia rickettsii Rickettsia tsutsugamushi Rickettsia typhi Rickettsia akari Ehrlichia canis Flavivirus Alphavirus Mikrobial grup Spiroket Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Rickettsia Rickettsia Rickettsia Rickettsia Ehrlichia Togavirus ailesi Togavirus ailesi Bunyavirus ailesi Bunyavirus ailesi Reovirus ailesi Rezervuar Hayvan Kemirgenler, geyik Tarla fareleri, kemirgenler Kemirgenler, vahşi memeliler Kemirgenler, vahşi memeliler, kuşlar Vahşi kemirgenler, köpekler Vahşi kemirgenler, fareler Fareler Fare Köpekler Primatlar Kuşlar, atlar

Kene Akar (mite) Pire Akar (mite) Kene Sivrisinek Sivrisinek

Sivrisinek Kene Kene Kene Felebotom

Bunyavirüs Bunyavirus Orbivirüs Babesia spp Leishmania suşları

Koyun, keçi, sığır Evcil hayvanlar, kemirgenler Kemirgenler Evcil ve vahşi hayvanlar Köpekler, tilki, kemirgenler ve memeliler Köpek, kedi, armodilla, vahşi memeliler Sürüngenler, Sığırlar, vahşi hayvanlar

Reduviid bug (kissing bug) Çe çe sineği (Tsetse)

Trypanosoma cruzi

Afrika uyku hastalığı

Trypanosoma suşları

95

Yersinia enterocolitica
25°C'de peritriş kirpikleri ile hareketli, 37°C'de ise hareketsizdir. Buzdolabı ekimleri ayırıcı tanı açısından önemlidir. Y enterocolitica 0:9 ile B. abortus arasında antijenik benzerlikler vardır. Tanıda karışıklıklara neden olabilir. Kış aylarında daha çok olmak üzere besin zehirlenmesi etkenidir. Bunlarda da V ve W antijenleri vardır. Hastalıklardan sorumlu olan başlıca serotipler Amerika'da 0:8, Avrupa'da 0:3 ve 0:9'dur.Bakterinin kendisine bağlı olarak meydana gelen hastalıklar gastroenterit ve enterokolit, sepsis, mezenter lenfadenit (Pseudoapendisit), terminal ileit'tir. HLA-B27 Ag ve bakteri Ag'lerinin benzerliği sonucunda oluşan otoantikorlar sıklıkla gastroenteritin başlangıcından birkaç hafta sonra (ortalama 1 ay) gelişir. Reaktif artrit en sık orta ve küçük eklemlerde görülür. Bunun dışında tenosinovit, eritema nodosum, konjunktivit, miyokardit perikardit, glomerülonefrit, temporal arterit, Henoch Schönlein purpurası, Reiter Sendromu 'da gelişebilir. Tanı spesifik besiyenine (CİN agar) +4, 22 ve 37°C'de ekimler ve aglütinasyon testleri ile konulur.

Pasteurella
Hastalık Kedi ve köpek ısırıklarından sonra gelişen yara infeksiyonları yapar (Tablo 2.35). Önemli Bilgiler Bipolar boyanan küçük kapsüllü gram negatif basillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri köpek, kedi gibi evcil hayvanların ağız florasında bulunur, hayvanlarda sepsise neden olabilir. Hayvanların insanları ısırması sonucunda yara enfeksiyonlarına, sellülit, lenfadenit ve abselere yol açabildiği gibi; menenjitlere, immün supresse hastalarda sistemik enfeksiyonlara ve KOAH'lılarda nadiren pnömoniye neden olabilir. Tablo 2.36 Bazı zoonozların bulaşma yolları
İnsan ısırığı Kedi-köpek ısırığı Kedi tırmığı Fare ısırığı Eikenella corrodens Pasteurella multoci dea, Capnocytophaga canimorsus (özellikle splenektomi sonrası) Afipia felis, Bartonella henselea Streptobacillus moniliformis, Spirillum minus

Tedavi ve Korunma Penisilin G tedavide ilk seçenektir. Antibiyotiklere direnci gösterilememiştir. Kedi veya köpek ısırıklarında korunma amacıyla ampisilin kullanılır. Tablo 2.35 Hayvan ısırığı ile bulaşan enfeksiyonlar
Tür Bakteri Hastalık Pasteurellosis Fare ısırığı hastalığı Etken Pasteurella multocida Spirillum minus Streptobacillus moniliformis "DF-2" Virüsler Rabies Herpes B ensefomyeliti Mantar Blastomycosis Capnocytophaga canimorsus Rabies virüs Herpesvirus simiae (Maymun pox virüs) Blastomyces dermatitis Grup Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Rhabdovirus Herpesvirus Hayvan Köpek, kedi, kuş ve vahşi memeliler Fare, kedi Fare, kemirici, hindi Köpek Evcil memeliler, tilki, köpek, kedi, yarasa, sığır Maymun Köpek

96

Löwenstein . M. bovis (sığır patojeni. inek sütlerinde bulunur. Bunlar Waxlar ile kombine edildiğinde gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonlarına sebep olurlar. Bu nedenle yüksek oksijen bulunan dokulara (akciğer. Patogenez M. Gelişmekte olan ülkelerde M. tuberculosis (insan patojeni. bu durum aerosollerle bulaşmada önemlidir. süt enfeksiyonu) . Basil kuruluğa dirençlidir. Bu proteinler PPD (purified protein derivative) deri testindeki antijenlerdir. avium intracellulare gibi) Mycobacterium tuberculosis Hastalık Tüberküloz etkenidir. M. zorunlu aerop bakterilerdir. yapı olarak Gram pozitiftirler.14). lezyonlar organizmanın varlığına ve konağın yanıtına bağlıdır. 97 . Wax D'nin antijenlere karşı immün yanıtı arttırdığı gösterilmiştir. Bulaşma ve Epidemiyoloji M. leprae. gliserole dirençli) M. gliserole duyarlı.Jensen [Yumurta + Patates + Mineraller + inhibitör (Malaşit Yeşili)] Middlebrook 7H [14C kullanılarak yapılan hızlı tanı yöntemleridir] kullanılan besiyerleridir. böylece kurumuş balgamlarda uzun süre canlı kalabilir. Genellikle önce akciğer enfeksiyonu şeklinde başlar. Fosfatidler kazeifikasyon nekrozu oluşumunda rol oynarlar. Önemli Bilgiler M. Ayrıca organizmada birçok protein daha bulunur. İnsanlar doğal kaynaklarıdır. Hiçbir mikobakteri toksin üretmez. leprae üretilemez. inhibitör boyalar diğer bakterilerin üremelerini engeller. Virülan suşlarda kord faktör benzeri "serpentin" bulunur.MİKROBAKTERİLER Mycobacteria Aside rezistan. Bunlardan. tuberculosis asit ve alkalilere dirençlidir. . tuberculosis'in ekzotoksini ve endotoksini yoktur. Kültürde görülebilir kolonilerinin oluşması için 6-8 hafta süre gerekir. pastörizasyon işlemi hatalı yapılırsa insanlarda gastrointestinal tüberküloza neden olur. Bakteri. M. M. Klinik materyalleri konsantre etmek için NaOH kullanılır. tuberculosis'in ortalama yarılanma ömrü 18 saattir. uzun zincirli yağ asitleri olan mikolik asit organizmanın ARB boyanmasını sağlar. Duvar yapısının özelliğinden dolayı Gram ile kötü boyanırlar. M. tuberculosis kültürde üretilebilirken. bovis enfeksiyonları da önemlidir. böbrek gibi) yerleşmeyi sever. Vücutta başlıca RES hücreleri içinde (özellikle makrofajlar) bulunurlar. tuberculosis insanlara damlacık enfeksiyonu ile bulaşır (Şekil 2. Hücre duvarındaki lipidler yüzünden (duvarın %60'ı) aside rezistan boyanır (ARB). Tüberküloz basili dışı mycobacteriler (M. Hücre duvarında birçok kompleks lipid içerir. Kord faktör ise organizmanın virülansı ile ilişkilidir. tuberculosis zorunlu aeroptur. hayvan enfeksiyonları görülmez. M.

aerosoller alveollere kadar ulaşabilmektedir (Şekil 2.15). ortalama 2-6 hafta sonra gelişmeye başlayan hücresel inımünite sonucunda PPD pozitifleşir.Koch fenomeni: Organizma bir antijenle uygun dozlarda karşılaştıktan sonra bellek T lenfositleri aracılığı ile bir duyarlılık gelişir. çevreye saçılan. süt çocuğu ve küçük çocuklarda çoğunlukla primer enfeksiyon şeklindedir ve milier formun görülmesi de nadir değildir. Dolayısıyla. basillerin ve konağın bazı özelliklerine ve karşılıklı etkileşimlerine göre farklılıklar gösterebilmektedir: ilk karşılaşmada alveollere yerleşen basile karşı ilk olarak nötrofil yanıtı gelişir. kemik. Organizma basil ile daha önceden karşılaşmamışsa. şiddetli bir enflamasyon ile sınırlandırılarak yayılması engellenir (Tip IV Aşırı Duyarlılık benzeri). Tbc. içlerindeki basilleri bölgesel (hilermediastinal) lenf bezlerine lenfatik yolla ulaştırabildikleri gibi (Ghon odağı). lokalize. karaciğer. Basil saçan insanların öksürerek çevreye saçtıkları iri tükrük damlacıkları. buralarda odaklaşırlar (milier tbc). havada uzun süre asılı damlacık halinde bulunabilen ve herbiri 1-3 basil içeren küçük. dalak. bakteriyel pnömonide olduğu gibi bir enflamasyon oluşur. Lenfatik yayılım sonucunda akciğer hiier lenf bezlerinin de olaya katılması ile Ghon odağı gelişir. bakımevleri) • Diğer medikal risk faktörleri olan kişiler >15 mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Risk faktörü olmayan kişiler 98 . Zamanla üredikleri makrofajları parçalayarak serbestleşirler ve bunu fagositoz-intrasellüler üremelizis döngüleri izler. Infekte olmuş makrofajlar. Antijenle daha sonraki karşılaşmalarda ise karşılaştığı bölgede. Primer enfeksiyonun seyri. bu etkinlik basillerin öldürülmesi için yeterli değildir. Böylece intrasellüler olarak üremeye başlarlar ve enfeksiyon başlar. basiller. Akciğerde akut. immünite gelişmemiştir. bazen de mediastinal lenf bezlerinden hematojen yayılımla akciğer apeksine (Simon odağı). Tablo 2. kemik iliği ve MSS (Rich odağı) gibi organ ve dokulara da yayılabilirler. Basillerin makrofajlarca mediastinal hiler lenf bezlerine taşınması sonucunda. bölgeye toplanan nötrofiller ve sitokinlerce aktive edilememiş alveoler makrofajlarca fagosite edilirlerse de. Bölgedeki makrofajlanın birbirine füzyonu sonucunda basillerin çevresinde multinükleer dev hücreler (Langhans) oluşur.37 PPD testi >5mm indurasyonların (+) kabul edildiği kişiler • infekte kişilerle kontakt kurmuş bireyler • Anormal göğüs grafisine sahip kişiler • HIV infekte ve diğer immunsüpresif kişiler >10mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Yüksek prevalansa sahip bölgelerden göç etmiş yabancılar • Sağlık personeli • Toplu yaşanılan yerlerde kalanlar (Yurtlar. Basiller fagolizozom gelişimini önleyerek bunların zararlı etkilerinden korunurlar. solunum yollarındaki silier aktiviteye takılırken veya havada uzun süre kalamazken.

basil bu şekilde sınırlandırılır. Bu arada makrofajlarca salınan prokoagülan faktörler koagülasyon faktörlerini aktifleştirir ve böylece kan damarlarında trombüsler gelişir.alfa.CD4+T lenfositler. fibroblastlar. epiteloid hücreler. Böylece basil öldürülemez. Eğer basil sayısı az ise aktifleşmiş makrofajlar minimal doku hasarı ile basili sınırlayacaktır. Hiler lenf bezlerinde de sınırlı bir kazeifikasyon nekrozu ve kalsifikasyon oluştuktan sonra rezolüsyon gelişerek birey tamamen iyileşebilir. monosit ve lenfositlerden ibaret kalın bir yapı oluşturulur. reaktif oksijen metabolitleri ve basilin kord faktörü gibi toksik ürünler. Ardından. Bu büyük lezyonların sınırlandırılması sırasında çevredeki kalın fibrin dokusu lezyon içine yeterli sayıda makrofajların girişini engeller. salgıladıkları sitokinler aracılığı ile dolaşımdaki makrofajları aktifleştirirler. Basil sayısının çok fazla olduğu durumlarda ise sınırlandırılamaz ve makrofajlarda bulunan TNF-. Basil miktarının fazla olduğu daha nadir olgularda ise akciğerde >5 mm nekroz odakları oluşur. Bu yapıya tüberkül adı verilmektedir. granülomun çevresine fibröz doku oturur. makrofajlar basilleri öldürebilir. 99 . Sonuçta lezyonun santral bölgesinde kazeifikasyon nekrozu gelişir. bölgedeki doku yıkımını arttırır. Basilleri çevreleyen multinükleer dev hücrelerin de çevresinde. İlk eksüdatif lezyon 3 mm'den küçük bir odak halinde fibroze olmuşsa. Buna granülom adı verilmektedir.

genç bir kişide serozaların inıflamasyonunda tbc ve kollajen doku hastalıkları başta düşünülmelidir. Bu patolojik yapı da fibrozis veya kalsifikasyon ile iyileşir. Primer kompleks plevraya yakınsa plevral efüzyon gelişebilir. Bronşa açılım sonucunda akciğer içi yayılımla tbc bronkopnömoni veya lenfohematojen yolla milier tbc gelişebilir. Tbc çocuklarda saptanan plevral efüzyonların en önemli nedenlerindendir.Basil ile ilk kez karşılaşmış kişilerin primer enfeksiyonlarında gelişmiş olan tüberkül de sınırlayıcı olamayabilir. Orta bölgedeki kazeumun bronşa açılması ile ortası kaviteli. 100 . Primer enfeksiyonun yayılırını sırasında basil beyine de ulaşabilir ve özellikle de pO2si yüksek olan bazal bölgeye. çevresi bağ dokusundan ibaret kavern gelişir. Kural olarak.

değişik bölgelerde tbc lenfadenit. Ancak konak akciğerinde ve daha çok hiler lenf bezinde sınırlandırılmış konumda sessiz ancak canlı basil taşıyabilir. habasetler ve HİV enfeksiyonu gibi enfeksiyon hastalıkları. Hiler lenf bezinden komşuluk yolu ile akciğer ve plevra tbc. 101 . deri tbc gibi organ/doku tbc veya venalara açılım ile milier tbc gelişebilir. Fistülize olarak cilde açılabilirler. Tbc lenfadenit daha çok çocuklarda görülür. böbrek. Tüberkül bronşa boşalırsa bronkojen yayılım oluşur. ikinci karşılaşma bölgesinde (çoğunlukla akciğerde) veya reaktivasyonun geliştiği bölgede (beyin. primer enfeksiyon sırasında hematojen yayılımla çeşitli organlara yerleşmiş ve gelişen anti-tbc immünite ile ilk basillerin tekrar aktifleşmesi ile reaktivasyon denir. alkolizm. Renal tbc'de hematüri önemli bir bulgudur. kontrol altına alınamamış diabet ve gebeliktir. kez karşılaşma ile ekzojen olarak meydana gelmişse reenfeksiyon. özellikle submandibuler servikal ve akciğer hiler lenf bezleri tutulur. Basil. Sekonder endojen enfeksiyon (reaktivasyon) immün sistemde viral hastalıklar (rubeola. influenza. plasenta veya amniyotik sıvı yoluyla fetusa da geçebilmekte ve konjenital enfeksiyonlara yol açabilmektedir. menenjit. Organizmada ilk karşılaşma ile edinilmiş olan geç tip ADR nedeniyle. ürogenital tbc.subkortikal beyin dokusuna yerleşir. Gelişen immüniteyle burada sınırlandırılabilir veya daha çok çocuklarda görüldüğü gibi. Sekonder enfeksiyon: Tbc basilleriyle 2. malnutrisyon. Reaktivasyonda etkili faktörler. Açılım pulmoner venaya olmuşsa milier tbc gelişebilir. Bu kez hiler lenf bezleri olaya katılmaz Sekonder enfeksiyondaki doku yanıtı prodüktif niteliktedir. Sekonder ekzojen enfeksiyon (reenfeksiyon) genellikde akciğerde apeks bölgesindedir. Primer enfeksiyon %90 şifa bulur. dalak. kemik. Diabetlilerde ise atipik lokalizasyonlarla karşılaşılabilir. granulomatöz hepatit. immüno-süpres-sif tedavi. boğmaca gibi) veya ilaçlar nedeniyle meydana gelen supresyon sonucunda gelişmektedir. Dışarıdan basilin alınması büyük çoğunlukla solunum yolundan gerçekleşir. granulom tüberkül ve kavern gelişimi ile sonuçlanır. dalak gibi primer enfeksiyonun dağıldığı bölgelerde) enflamasyon oluşur. eklem ve kemik tbc. tbc menenjit tablosuna yol açabilir.

Auramin boyaması ile floresan görünümlü bakteriler daha kolay tanınabilir. Tedavi Multipl ilaç tedavisi 6-9 ay süresince uygulanır. semptomatik tbc enfeksiyonlu ailelerin çocuklarına. 4-6. Pulmoner tbc'de INH. Değerlendirme 8 haftalık bir süreçte yapılmalıdır (Şekil 2. Aşı uygulandıktan sonraki karşılaşmalarda. Scrofula'da ağrısız genellikle tek taraflı servikal lenfadenit görülür. BACTEC besiyerinde radyoaktif metabolitler vardır ve üreme 2 hafta içinde gösterilebilir. Dissemine tbc'nin en önemli klinik formları tbc menenjit ve vertebral osteomyelit (Pott hastalığı) dır. Klinik Bulgular Basil ile birçok organ tutulabilir.İmmünite ve Hipersensitivite İmmünite BCG (Bacille de Calmette-.18). Korunma PPD deri testi pozitifleşen asemptomatik enfeksiyonlularda. BCG aşısı. duyarlılara göre daha kolay sınırlandırılmaktadır. tuberculosis niasin üretir. 102 . diğer tbc basillerinden ayrımında kullanılır. İzoniazid gibi ilaçlara direnç nedeniyle duyarlılık testleri uygulanabilir. tuberculosis hem de M. halsizlik. pirazinamid 2 ay kullanılır. gece terlemesi ve kilo kaybı en çok görülen bulgulardır. rifampin ve pirazinamid üçlü tedavisi uygulanır. INH ve rifampin 6 ay. Laboratuvar Tanı Klinik materyallerin ARB ile boyanması ilk yapılan laboratuvar testtir. Ateş.Guerin) aşısı ile sağlanır. Hastanın balgamı 2-3 hafta içinde noninfeksiyöz olmasına rağmen tedavinin normal süresince devam ettirilmesi gerekir. Pulmoner tbc'de öksürük ve hemoptizi olur. Büyüme ve pigment oluşturma yeteneklerine göre dört grupta incelenirler. immunsupresyondaki PPD pozitifleşmiş hastalara INH ile 6-9 aylık kemoprofilaksi uygulanır. M. bakteri. INH'ın hepatotoksik olduğu unutulmamalıdır. Atipik Mycobacteria Doğal ortamda çok yaygın bulunan bu bakteriler immün sistemi normal olanlarda enfeksiyon etkeni olmazlar. Milier tbc yaygın lezyonlar ile karakterizedir. M leprae'ya karşı bağışıklığı güçlendirir. scrofulaceum scrofula etkenidir. basil. Ayrıca. bazen de 10 hafta sonra PPD testi pozitifleşir ve aşı yerinde hızla iyileşen küçük bir doku reaksiyonu gelişir. tedavide kullanılan ana ilaçtır. İmin ün yetersizliği ve ilaç direnci olanlarda etambutol eklenir ve bu dörtlü tedavi 9-12 ay devam eder. En hızlı test için DNA amplifikasyon yöntemleri kullanılabilir (PCR gibi). NaOH ile konsantre edilen materyal Löwenstein Jensen agara ekilir. Hem M. İzoniazid bakterisidaldir. virüs ve lösemi/karsinom gibi tümör hücrelerine karşı immunstimülasyon sağlamaktadır. Bu aşının yapıldığı kişide.

leprae 1873'den beri sentetik besiyerlerinde üretilememiştir. marinum).19). Deri sıyrıkları. M. genellikle dokunun serin bölgelerini tutarlar. Sınırları belirgin. avium-intracellulare complex). İnsan leprasından nazal kazıntı ile elde edilen materyal armodillalarda yaygın lepromatöz lepra geliştirmektedir. • Grup II (Scotokromojen) organizmalar başlıca karanlıkta pigment oluştururlar (M. immünolojik ve histokimyasal bulgular göz önüne alınarak bir uçta tüberküloid lepra diğer uçta da hastalığın en ciddi formu olan lepromatöz lepra yer alır (Tablo 2. Basile karşı koruyucu mekanizma hücresel immünitedir. Bulaşma yolu tam olarak bilinmemektedir. Basil taşıyan makrofajlara Virchow hücreleri (lepra köpük hücreleri) denir. burunda septum ülseri ve çökmelere neden olur. Lepram yüzde görünü bozukluğuna (aslan yüzü). Hücresel immünitedeki bozukluk derecesine göre hastalığın klinik gidişi etkilenir. Hastalığın anerji safhasıdır. Lepromatöz lepra: Bakteriyemi vardır. Hastalığın rezervuarı tedavi edilmemiş insanlardır. eritematöz veya bakır renginde olabilir.• Grup I (Fotokromojen) organizmalar ışık altında sarı portakal renkli pigment kolonileri oluştururlar (M. Mikobakteriler içinde DOPA aktivitesi gösteren tek türdür. Patogenez Duyarlı kişilerde vücuda giren basil kan dolaşımı ile deri ve sinirlere yayılır. Cüzzam (lepra) etkenidir. Klinik Bulgular Lepranın başlangıcı sinsidir. Profilaksi uygulanmazsa basille karşılaşan çocukların ortalama %10 kadarı hastalığa yakalanmaktadır. fortuitum-chelonei complex) Mycobacterium leprae Hastalık Hansen tarafından tanımlanan M. dövme. 103 . Globi içeren hücrelere lepra hücresi denilmektedir. Nörolojik bulgular deri lezyonlarından önce gelişir. diğerlerinin aksine 7 gün içinde ürerler (M. scroufulaceum) • Grup III (nonkromojen) organizmalar pigment oluşturmazlar (çok az oluşturabilirler) (M. • Grup IV (hızlı üreyenler) organizmalar. deri lezyonlarına leprom denir. Tüberküloid lepra: Leprid denilen makül veya plak şeklinde lezyonlar görülmektedir. yaralanma ayrıca yiyeceklerle veya inhalasyonla bulaştığı kabul edilmektedir. kepekli bir görünümü vardır ve duyu kaybı gelişir. Bulaşın ancak küçük yaşlarda az miktarda basille uzun süre temastan sonra gerçekleştiği düşünülmektedir. hipopigmente. Önemli Bilgiler EZN ile koyu kırmızı boyanan globi denilen kümeler tarzında görülen basillerdir. ileri dönemlerde sinir lezyonlarında simetrik genişlemeler ve bu sinirlerin innerve ettikleri alanlarda yavaş ilerleyen duyu ve motor bozukluklar gelişir (Şekil 2. kansasii.38). Bakteriyolojik.

Çoğu aerop olup toprakta yaşarlar. insan enfeksiyonlarında en sık rastlanan suşu A. torasik. Nokardiyalar Gram pozitiftir ve çoğu aside dirençlidir. israelii'dir. Tedavi Penisilin. ARB ile daha iyi boyanırlar. ancak daha sonraki dönemlerde ağrısız. Toprak ve sularda yaygın olarak bulunurlar. Bulaşma için travma önemli bir faktördür. basil sayısı az olanlarda ise ayda 600 mg rifampin. Lepromatöz lepralıların eşleri ve çocukları dapson ile kemoproflaksiye alınır. Püyleri sarı sülfür granülleri içerir ve bakteri filamentöz yapıdadır. doku harabiyeti kalıcı olabilir. Sıklıkla kontamine tozların inhale edilmesiyle akciğer yerleşimli veya daha az olarak deri altına travmatik girişle aktinomikotik miçetoma şeklinde seyreder. Pozitif testler kişinin dirençli olduğunu gösterir. Bakteri sentetik besiyerleri ve canlı hücre kültürlerinde üretilemez.Laboratuvar Tanı Lezyonlardan hazırlanan preparatlarda basilin gösterilmesi tanıyı kesinleştirir. günde 100 mg dapson ve 50 mg klofazimin tedavisi iki yıl süresince. rahim içi araç (kontrolsüz uzun süreli) kullanımı da pelvik tip için başlangıç travmalarıdır. Genetik çalışmalar sonucunda bakteri olarak kabul edilmişlerdir. anaerop olanlar ise normal mukoza florasında yer alırlar. Tedavi ve Korunma Basil sayısı çok olanlarda ayda bir 600 mg rifampin ve 300 mg klofazimin. kızarık olmayan granülomatöz tabiatlı (ortası abseli) doku lezyonları gelişir. Cerrahi eksizyon ve drenaj faydalı olabilir. Tablo 2. Akut döneminde sellülit olur. İnsanda normal florada bulunmazlar. aspirasyon akciğer enfeksiyonları için. Olguların %90'ından N. Diş abseleri servikofasiyal tip için. Oral-servikofasiyal. Basit besiyerlerinde üreyebilirler. Sinir biyopsisi alınması tavsiye edilmektedir. Actinomyces kelime anlamı "ışınsal mantar"dır. sindirim kanalı cerrahisi. yaralanma abdominal tip için. Nocardia Aeroptur. asteroides sorumludur. Actinomyces Zorunlu anaeroptur. 104 . Hücresel immünitenin ölçülmesi için Lepromin veya Mitsuda deri testleri yapılır. günde 100 mg dapson 6 ay süreyle verilir. Tedavi yüksek dozda ve uzun süre uygulanmalıdır.38 Tüberküloid lepra ile lepromatöz lepra arasındaki farklar Özellik Hücresel immünite Lezyonlarda basil Humoral immünite Hafif klinik tablo Lepromlar ile karakterize ağır klinik tablo Sürekli bakteriyemi Aslan yüz görünümü Lepromin deri testi Ciltte lenfosit infiltrasyonu Tüberküloid lepra İyi Az Kötü (+) (-) (-) (-) (+) CD4 T Helper Lepromatöz lepra Kötü Çok İyi (-) (+) (+) (+) (-) CD8 T supressor Actinomycetes Actinomyces türleri Mantar benzeri bakterilerdir. abdominal ve pelvik tipte olmak üzere dört klinik şekli vardır. Çocuklarda nadir olmakla beraber hemen her zaman insan ağız ve barsak florasında üretilebilir. Hasta örneğinde ve kültürlerde farklı morfolojik özelliklere sahiptir. Besiyerlerinde kavuniçi koloniler yaparlar. aktinomikozda ilk seçilecek ilaçtır. Kültürlerde ise gram pozitif basiller şeklindedir R tipi koloniler yaparak ürerler.

Besiyerlerinde ortalama 4 haftada ürerler. Doğada serbest yaşayabilen ve laboratuvarda sentetik besiyerlerinde üretilebilen en küçük mikroorganizmadır. klimalar veya banyo.39 Tanısında Aside rezistan boyama (ARB) kullanılan mikrobiyolojik etkenler • Mycobacterium spp • Nocardia asteroides • Bacillus anthracis'in sporu • Legionella micdadei • Cryptosporidium parvum Tedavi Tüm klinik şekillerde sülfonamidler en etkili ilaçlardır. Pulmoner enfeksiyonun aksine immünitesi normal olanlarda da görülebilir. Tüberküloz benzeri tablo oluşturur ancak. Pulmoner nokardiyoz röntgente tek veya çoğul apse. çok sayıda ve birbiriyle ilişkili. L. Kavitasyon veya endobronşiyal lezyon olabilir.39). Steroid kullanımı yayılımı körükleyen en önemli etkendir. Özellikle hücresel immün sistem yetersizliği olgularında enfeksiyon gelişmesi ve yayılması önemlidir. Primer kutanöz enfeksiyon daha çok tropikal iklimlerde görülür. granülom yoktur. kalsifikasyon nadirdir. nodül veya kitleler halinde görülebilir. sauna gibi buharlaşmanın çok olduğu yerlerden bulaşır. pneumophila lejyoner hastalığı etkenidir. Relaps görülebilir. Tanı ARB boyanırlar (Tablo 2. Nokardiyozda tipik lezyon apsedir. braziliensis'dir. Zayıf ve düzensiz boyanmaları nedeniyle boncuklu filamanlar şeklindedir. pneumoniae en önemli patojenidir. Tablo 2. en sık görülen etkeni N.20). Genelde süpürasyonu bol. üçte bir olguda ampiyem görülür.Sıvı besiyerlerinde mikobakteriler gibi yüzeyel zar oluştururlar. Atipik pnömoni etkenleri • Mycoplasma pneumoniae • Legionella pneumophila • Chlamydia pneumoniae • Chlamydia psittaci • Coxiella burnetti Mycoplasma pneumoniae primer atipik pnömoni etkenidir. havalandırma sistemleri. ağır seyirli 105 . M. Mikoplazmalar Mikoplazmalar atipik şekilli küçük duvarsız mikroorganizmalardır (Şekil 2. Pulmoner nokardiyoz veya miçetoma etkenidir. bitişik apse paketleri halindedir. Atipik pnömoni etkenidir.

burnetti ise zoonozdur. Daha çok 5-30 yaş hastalığı olup. Katı besiyerindeki kolonileri sahanda pişmiş yumurta şeklindedir (Şekil 2. İmmünite kalıcı değildir. Dünyada yaygındır ve kış aylarında insidensi artar.pnömoni yapar. üremesi için ortamda sterol olmalıdır. Önemli Bilgiler Mycoplasma'ların. psittaci ile C. Yakın temas içindeki insanlarda pnömoni salgınları yapar. Patogenez ve Epidemiyoloji Sadece insanlar için patojendir. Klinik Bulgular Primer atipik pnömoniye neden olur. M. çevreye doğru açılan pnömonik inflltrasyonlar ve beklenenden daha az railerin alındığı. damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. 106 . aile içi enfeksiyonlara yol açar. daha hafif bir lökositoz ile seyreden (atipik) bir tablodur. solunum sekresyonlarıyla ile bulaşır. Enfeksiyon sırasında eritrosit. Solunum mukozasına invazyon göstermez ancak siliyer aktiviteyi inhibe eder ve epitelde nekroz oluşur. osmotik şoka dirençli olmaları ve hiçbir zaman hücre duvarı oluşturmamaları ile ayrılırlar. beyin. Oksidaz enzimleri sitoplazmadadır.21).40). C. C. zorunlu aeropturlar. Tipik olarak tek taraf akciğer orta-alt lobların ortası kondanse. pneumoniae enflamasyon mekanizması halen anlaşılamamıştır. pnömoni dışında sistemik bulgular da görülür. Bunun nedeni. Sadece bir serotipi vardır ve antijenik olarak diğerlerinden farklıdır. % 50-70 olguda belirlenen >1/32 titrede soğuk agglütinasyon pozitifliğidir. Laboratuvar Tanı Spesifik laboratuvar bulgusu. Bakterilerin L formundan. pneumoniae (TWAR ajanı) sıkışık yaşam şartlarında epidemiler yapar. Mycoplasma'lara karşı gelişen antikorların eritrositlerin yüzeyindeki "i" antijenleri ile reaksiyona girmesi ve bunları soğuk ortamda agglütine etmeleridir. Mycoplasma pneumoniae (Eaton ajanı) Hastalık Atipik pnömoni etkenidir. Bakteri filtrelerinden geçebilirler (Tablo 2. Kültür ortalama bir haftada sonuçlandığından erken tanıda faydalı değildir. sitoplazmik membranlarında da sterol bulunur. akciğer ve karaciğer hücrelerine karşı otoantikorlar meydana gelir (soğuk aglutininler). hastalığın ikinci epizodları görülebilir.

Treponema. 107 . Diğer Mikoplazmalar M.Tedavi ve Korunma Tedavide tetrasiklin ve/veya eritromisin kullanılır. Spiroketler İnce duvarlı. %1-4 Oksijenli ortamda daha iyi ürer. Protoplazmik silindir. kardit. Proteus'lar gibi üriner sistem enfeksiyonlarına yol açarlar. artrit (Reiter Sendromu) gibi immun kompleks hastalıkları yaparlar.41) ve anneden çocuğa olur. Betalaktam antibiyotikler etkisizdir. Penisiline duyarlıdır. kıvrık. T. DİC. hareketli basillerdir. İnsanlarda hastalık yapan 3 bakteri vardır. Giemsa ve diğer boyalar ile boyanabilir. Kuruluk ve 42°C üzerindeki ısıya dayanıklı değildir. Nongonokoksik üretrit olgularının %20'si ureoplasmalar ile gelişir. Penisiline direnç gösterilememiştir. Treponema pallidum 6-14 kıvrımlı patojen türleri ile enfeksiyonlara neden olan spiril bakteridir. Borrelia'lar daha kalındır. Treponema ve leptospiralar çok incedir. Akıntı ile karakterize genital enfeksiyonlar yaparlar. ancak karanlık alan mikroskopları aracılığı ile görülebilir. hominis ve ureaplasmalar PID etkenidir.40 Bakteri filtrelerinden geçebilen klinik önemi olan bakteriler • Mycoplasma pneumoniae • L formu bakteriler • Coxiella burnetti • Campylobacter jejuni • Acinetobacter baumanii Ureaplasma'lar (Minik Mikoplazmalar. ancak yarılanma ömrü (30 saat gibi) uzun olduğu için inaktive olması uzun sürer. T-mycoplasma) ise farklı olarak daha küçük koloniler yapar. Direkt incelemede uzun ekseni etrafında burgu şeklinde dönmesi. üremeleri için sterol gerekmez. pallidum mikroaerobik bakteridir. menenjit. Aksiyal filamentleri (endoflagella) aracılığı ile hareketlidir. Reiter suşları) in vitro anaerobik kültürlerde üretilebilir. pallidum doku kültürleri ile besiyerlerinde üretilememiştir. Treponema pallidum Hastalık Frenklerden yayılması nedeniyle ülkemizde Frengi olarak bilinir. Hücrelerinin yüzeyindeki glikolipid antijenler insanlardaki bazı glikolipid yapılı maddeler içeren (beyin dokusu gibi) dokularla benzerlik gösterir. civa ve bizmut ile kolaylıkla inaktive edilebilir. çoğunlukla cinsel ilişki (Tablo 2. Soğuk uygulama yapılmamalıdır. Kan bankasında 0-4°C'de 3-5 günde torba kanın içinde bakterinin infektif olamayacağı kabul edilir. aksiyal filament ve dış membran olmak üzere üç ana yapıdan oluşmuştur. üretritlerde ise bunlar veya kinolonlar kullanılır. Kadın/erkek oranı 1:1'dir. Arsenik. Antimikoplazma antikorlar burada oturarak. koagülopati. Tablo 2. miyelit. içerdikleri üreaz enzimi ile üreyi parçalayarak enerji kaynağı olarak kullanırlar. Antijenik yapıları özellik arz eder. Bulaşma insandan insana. T. Borrelia ve Leptospira. Nonpatojenik Treponema türleri (örn. Bakteri buzdolabında ortalama 24 saat içinde infektivitesini kaybeder. boyunun birkaç misli yer değiştirmesi ve bir uçtan diğer uca dalgalanma hareketi göstermesi karakteristik özelliğidir.

demans Mukokutanöz lezyonlar. korioretinit. Anogenital bölge. Hutchinson dişleri. Enfeksiyondan 2-10 hafta sonra giriş bölgesinde bir papül gelişir. tabes dorsalis. A. Erişkin tip sifiliz: Sadece insan enfeksiyonları görülür. ostekondrit. Olguların %10-20'sinde primer lezyon rektal. aort kapak yetersizliği gibi) olur. kemik tutulumu. Bunlara sifilitik menenjit. Spiroketler giriş alanında çoğalır ve bir müddet sonra lenf bezlerine ve kan dolaşımına geçer. lenfadenopati Ateş. aort yetersizliği Parezi. bu sert kenarlı temiz ağrısız bir ülser izler (sert şankr). Klinik Sifilizin oluştuğu döneme göre konjenital sifiliz ve edinsel sifiliz. %30'luk bir hasta topluluğu serolojik olarak pozitif ancak klinik bulguların görülmediği latent dönem sifilize geçer. kondüloma lata.41 Cinsel yolla bulaşan hastalıklar Hastalık Klamidya enfeksiyonu Gonore Genital herpes Siğil. perianal veya oral olabilir. aort anvrizması. hepatosplenomegali. Bulaşma cinsel temas ile genital mukozalar veya yaralanmış deriden olur. pallidum sağlam mukoza ve travmatize deriden kolayca girer. lenfadenopati. merkezi sinir sisteminde dejeneratif değişiklikler veya kardiovasküler lezyonlar (aortit. Tablo 2. hastalığın dönemlerine göre ise erken sifiliz. Kalanlar ise tersiyer döneme girerler. lenfadenopati. Bu dönemde deri. Hem primer hem de sekonder sifiliz spiroketlerden zengindir ve çok infeksiyozdur. alopesi. Sekonder sifiliz de kendiliğinden iyileşir. yıllar 10-30 yıl 2-20 yıl 0-2 yıl 2 yıldan sonra Semptomlar Şankr. Primer lezyon 2-10 hafta içinde kendiliğinden iyileşir ancak bundan sonra ikinci dönem sifiliz bulguları başlar. nefrit (immün kompleks tipi) ve periostit eşlik eder.Tablo 2. keratit 108 .42 Sifilizte evreler ve klinik bulgular Evre Erken dönem Primer Sekonder Latent Geç dönem Erken Geç Bening Kardiyovasküler Nörosifiliz Konjenital sifiliz Erken Geç Zaman 3 hafta 2 hafta-6 ay 1 yıldan az 1 yıldan çok Aylar. lenf ve kan yoluyla vücuda yayılır.Tedavi edilmeyen olguların %30'u kendiliğinden iyileşir. anogenital kanser Trikhomoniyaz AIDS Şankroid Sifiliz Lenfogranuloma venereum Candidiasis Bakteriyel vaginosis Etken Chlamydia trachomatis (L haricindeki tüm serotipler) Neisseria gonorrhoeae Herpes simplex virüs tip II Human papillomavirus Trichomonas vaginalis HIV Haemophilus ducreyi Treponema pallidum Chlamydia trachomatis (L serotipleri) Candida albicans Gardnerella vaginalis T. latent sifiliz ve geç sifiliz şeklinde sınıflandırılır. nörosifiliz Anemi. aksillalar ve ağızda Condylomalar ortaya çıkar. kemikler ve karaciğerde granulomlar (gomlar). inkübasyon süresi 3-90 gündür. Avuç içi ve ayak tabanları da dahil olmak üzere vücudun her yerinde makulopapüler döküntüler görülür. hepatit. optik atrofi. ciltte multipl lezyonlar. menenjit Asemptomatik Asemptomatik Gomlar Aort anevrizması.

Tarama amaçlı kullanılan testlerdir. B. Hutchinson's dişleri. Tedavi takibinde kullanılır. Prenatal dönemde amniotik sıvıda PCR ile T. careteum pinta. Konjenital sifilizli bebeklerde interstisial keratit. pertenue yaws. Nontreponemal testler: Enfeksiyondan 4-8 hafta sonra pozitifleşir.42). Bunlar nonspesifik IgM ve IgG tipinde antikorlardır. Tedavi bitiminde antikor fitresi düşer.43 Sıfilizdeki tanı testleri Test tipi Mikroskopi Kültür Seroloji Yöntem Karanlık alan Direkt floresan antikor Üretilemez Nontreponemal testler VDRL RPR Treponemal testler FTA-ABS MHA-TP Oral lezyonların tanıda değeri yoktur. multipl transfüzyon yapılanlar. İlaca karşı direnç bildirilmemiştir. pallidum'u fetus'a gestasyonun 10-15. Treponemal testler: Özgüllüğü ve duyarlılığı yüksek. bakteriyel ve viral enfeksiyonlar. Birinci ve ikinci dönem sifilizde yüksek duyarlılıkları vardır. Laboratuar hataları dışında. Tanı testi olarak kullanılır. bazen yaşam boyu pozitif kalabilir. narkotik ilaç kullananlar. Diğer treponemalar T. otoimmün hastalıklarda. FTA-ABS: En duyarlı testlerdendir. Kongenital enfeksiyon tanısı için bebekte antitreponemal IgM antikorları aranmalıdır. Buradan alınan materyallerde hareketli spiroketlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. Doğrulama testi olarak kullanılır. pallidum'un gösterilmesi ve Fetal IgM pozitifliği ile tanı konulur. Tanı Primer. TPI: Canlı treponemalar kullanıldığı için ancak araştırma laboratuarlarında uygulanabilen bir testtir. endemicum ise bejel hastalığı etkenidir 109 . Altın standarttır. yaşlılar. kondiloma lata ve mukoza lezyonları bol miktarda mikroorganizma içerir. Tablo 2. Penisilin alerjisi varsa doksisiklin veya tetrasiklin tercih edilir. sekonder veya konjenital sifiliz deri lezyonarından alınan eksuda karanlık alan mikroskopisi ile hızlı tanıda kullanılabilir (Tablo 2. T. Kongenital sifiliz: Sifilizli gebe kadın T.Tüm tersiyer lezyonlarda treponemalar nadirdir ve lezyonların çoğu hipersensitivite reaksiyonlarına bağlıdır. periostit ve değişik merkezi sinir sistemi anomalileri görülür. Bu testlerin en önemli sorunu yalancı pozitiflik yaşanmasıdır. Tedavi İlk seçenek penisilindir. malinitesi olanlarda pozitiflik saptanabilir. bakteriye spesifik testlerdir. ancak kalanları zamanında doğar. Ancak unutulmamalıdır ki bu dönemde de göz ve merkezi sinir sisteminde hala bakteri bulunabilir (Tablo 2. Primer şankr. kemer burun. Venereal Disease Research Laboratory (VDRL) ve Rapid Plasma Reagin (RPR) aglutinasyon testleri en sık kullanılanlarıdır. TPHA: Ucuz ve spesifik bir testtir. Serolojik olarak nonspesifik reajinik antikorların ve spesifik antitreponemal antikorların araştırılması ile tanı konulabilir. Oral spiroketler tanıda karışıklığa sebep olabilir. Tedavi sonucunda uzun süreler.43). Meningovasküler sifilizde BOS'ta VDRL ve TPHA pozitifliğe anlamlıdır. Bu testler kardiyolipinlesitin-kolesterol antijenine yönelik antikorları ortaya çıkarır. ci haftalarında bulaştırabilir. Sifilizli bebeklerin kanında reajin antikorları yükselebilir ancak enfeksiyon yok ise anneden geçen antikorlar kısa bir süre içinde düşer. Sifilizli gebelerin uygun tedavisi ile konjenital sifiliz önlenebilir. T. Bunların bir kısmı düşükle sonlanır. hamileler.

recurrentis bitler aracılığı ile bulaşır. kardit (AV blok. İkinci dönem: kardiyolojik ve nörolojik hastalık tabloları (menenjit. B. İki önemli hastalık yaparlar. Hastalığın gelişebilmesi için kenenin 24-48 saat konak üzerinde kalması gerekir. Isırıktan 3-30 gün sonra hastalık tablosu gelişir. Serolojik testler sık kullanılmaz. recurrentis. radikülonörit). Grip benzeri enfeksiyon belirtileri. Özel besiyerlerinde üretilebilir. dönem gelişir. ensefalit. Leptospiroz etkeni Leptospira interrogans'tır. Bunlarda fareler ve diğer kemiriciler reverzuardır. B. miyoperikardit konjestif kalp yetersizliği) gelişir. aspirine yanıt vermeyen ağrı tipiktir. insanlar tek konaklarıdır. Kan ürünlerinde varsa buzdolabında 6 hafta canlı kalırlar. IgG antikorları ise 30 gün sonra belirgin olarak pozitifleşir. 3-4 hafta sürer. Antikor fitresi yükseldiği zaman atak iyileşir. Spiroketler birçok dokuda çoğalabilir. Ateşli dönemde yapılırsa. Tedavi Birinci dönem ve hafif enfeksiyonlar için doksisiklin veya amoksisilin kullanılır. ancak rutin kültürlerde genellikle üremez. Lyme ve Rekürren ateş. dönemden aylar veya yıllarca sonra genellikle tek taraflı ve dizde fazla olmak üzere büyük eklemlerde artrit gelişir. artralji. Ateşsiz dönemlerde tetrasiklin hastalığın erken dönemlerinde relapslan önler. İnsan enfeksiyonları bu suları kullananlar veya infekte 110 . Tedavi edilmezse aylarca sürebilen latent döneme geçer. Kalp kapakları tutulmaz. Fareler başta olmak üzere diğer kemiriciler ve evcil hayvanları infekte edebilir. titreme. Ekzotoksin. hastalık iyileşiyor gibi olur. Korunmada artropodlara karşı önlem almak en iyi yöntemdir. L. Leptospira Leptospiralar az kıvrımlı spiroketlerdir. Enfeksiyonları süresince bakterinin antijenleri değişir. Ortalama 2 hafta sonra pozitifleşir. Ateş. Borrelia recurrentis B. Hayvanlar idrarları ile su veya toprağı kontamine ederler. Serumlu kültürlerde üretilebilirler. Lyme borreliyozu da denir. Geyik gibi büyük memeliler rezervuardır. Borrelia'lar bit ve kene gibi artropodlar ile bulaşırlar. enzimler ve diğer önemli virülans faktörleri tespit edilememiştir. bakteri lizisi nedeniyle Herxheimer reaksiyonu meydana gelebilmektedir. yeni antijenleri ile tekrar akut enfeksiyon başlar.karanlık alan mikroskopide görülebilirler. icterrohaemorrhagia Weil hastalığının etkenidir. Ancak tanı için fazla kullanılmaz. hermsii ise keneler ile bulaşır. EIA ve IFAT ile hastada yükselen IgM antikorları gösterilir. Köpekler önemli rezervuardır. Serum veya doku örneklerinden bakteriyi üretebilirsiniz. Antijenlere karşı antikor gelişir. Hastalık süresince ortalama 3-10 kez bu ataklar devam eder. miyalji görülür. Normal floradaki spiroketler ile çarpraz reaksiyon sık görüldüğü için tanı PCR ile doğrulanmalıdır. Daha sonra 2. Hastalık üç dönemden oluşur. Kronik progressif MSS enfeksiyonu eşlik edebilir. Borrelia burgdorferi (LYME HASTALIĞI) lxodes tipi kenelerin vektörlüğü ile bulaşır. Ciddi formlarda ve geç dönemde penisilin G veya seftriakson daha etkilidir. Bu suşların transovarian geçmesi ile doğada hastalık süreklilik kazanır. baş ağrısı ve multiorgan yetersizliği görülebilir. kranial nörit. Birinci dönem: Isırık yerinin çevresinde eritema kronikum migrans gelişir. Dünyada yaygındır. B.Borelia Giemsa ile kolaylıkla boyanabilir. antikoagülanları enerji kaynağı olarak kullanabilirler. boyalar ile boyanmazlar. Üçüncü dönem: 2. hermsii ve diğer suşlar tekrarlayan ateş etkenidir. Septik tarzdadır. Tanı özellikle ateşli dönemde periferik kan yaymasında spiroketlerin gösterilmesi ile konulur. Tanı Zor da olsa modifiye Kelly besiyerinde üretilebilirler.

44). sendrom Trahom. Ateş. solunum yolu ve genital sistem enfeksiyonları etkenidir. Hastalık Chlamiydia psittaci psittakoz. Chlamydia trachomatis göz. ciddi hepatit ve böbrek yetersizliği görülür. Psittakoz.44 İnsanlarda Klamidya hastalıkları Türü Chlamydia trachomatis Biovaryant Trahom Serovaryant A-C D-K Hastalık. Tablo 2. Bu hastalıkta. Chlamydia pneumoniae (TWAR ajanı) atipik pnömoni etkenidir (Tablo 2. Kan dolaşımına geçen bakteri bir çok dokuda çoğalır. artrit infant konjunktiviti ve pnömoni Lymphogranuloma venereum Pnömoni. bölgesel lenf bezlerinde büyüme ve enflamasyon görülür. lağım ile uğraşanlar ve lağım suları ile temas edenler risk altındadır. Kontamine sulardan salgınlar gelişebilir. C. Tedavide penisilin G seçilir. Erken dönemde ateş. Tüm klamidyalar grup spesifik lipopolisakkarid antijenlere sahiptir. Korunma için kontamine sular ile temastan çekinmelidir. Streptobacillus moniliformis'in neden olduğu Haverhill hastalığında da görülmektedir. artrit LGV Chlamydia pneumoniae Chlamydia psittaci L1-L3 111 . artrit Psittakoz. prostatit. aseptik menenjit. Klinik bifaziktir. İnsan enfeksiyonları leptospiraların mukoza veya deri ile teması sonucunda gelişir. trahom. Temas düşünülen hastalarda doksisiklin korunma amaçlı verilebilir. infertilite. akciğerlerde hemoraji ve aseptik menenjit gelişir. İnsandan insana bulaşma nadirdir. Önemli Bilgiler Zorunlu intrasellüler bakteridir.böbrek tutulumu sonucunda üremi. epididimit. lenfogranuloma venereum ve diğer enfeksiyonların etkenidir. trachomatis'in en azından 15 serotipi vardır. Kardiovasküler hastalık. proktit. titreme ve şiddetli başağrısı görülür. düşük. C. Bu tablonun ardından bakteri kandan çekilir. Benzer bir hastalık tablosu. üst solunum yolu enfeksiyonu. psittaci ve C. konjunktivit Üretrit. Antibiyotik direnci bildirilmemiştir. PID. hepatit nedeniyle sarılık. İkinci dönem immünolojik etkiler ile gelişir. ektopik gebelik. yüksek ateş ile birlikte ısırık yerinde şişlik. salpenjit. Bir Gr (-) hücre duvarı olmasına rağmen peptidoglikan tabakası yoktur. kalp doku hasarı. servisit. endometrit.yiyecekleri yiyenlerde gelişir. Chlamydiae Zorunlu intrasellüler parazittir. Kendi başına enerji üretme işlemini başaramayan bakteri ancak konak içinde üreyebilir. Spirillum minus Spiril bakteriler içinde yer alan ve fare ısırığı hastalığının iki etkeninden birisi olan spiral yapılı bir bakteridir. Sodoku hastalığı da denen bir cins fare ısırığı hastalığından sorumludur. pneumoniae bir immunotipe sahipken. Çiftçiler. Kan ve idrar kültürlerinde (Cox besiyeri) üretilebilir. klinik bulgular ve belirgin IgM yüksekliği ile konulur. Tanı anamnez.

Replikasyon sırasında hücre içinde oluşturduğu inklüzyon cisimcikleri boyanarak mikroskobik olarak görülebilir (Şekil 2. trachomatis sadece insanları infekte eder ve seksüel temas. D-K serotipleri genital sistem enfeksiyonları yaparlar. Binary fission yoluyla yeni elementer cisimler oluşur ve bunlar hücre dışına salınırlar. A. Patogenez ve Klinik Bulgular Klamidyalar başlıca mukozaların epitel hücrelerini ve akciğerleri infekte eder. Nadiren göz veya solunum sistemini tutabilir. Afrika ve Asya'da sık görülür. insanlar başlıca kurumuş kuş feçesinin inhalasyonu yolu ile bakteriyi alırlar. C. Nadiren invazyon ve dissemine enfeksiyon yapar. Enfeksiyon sadece antikor titrelerinden tanınabilecek şekilde asemptomatik veya yüksek ateş ve pnömoni ile birlikte olabilir. Legionella pneumophilia Mycobacterium tuberculosis/lepra Replikasyonu diğer bakterilerden farklıdır. C. Trahom'da parmak-göz teması bulaşmada önemlidir. epididimit ve prostatit yapabilir. psittaci başlıca solunum yolundan bulaşan akciğer enfeksiyonu etkenidir. Erkeklerde nongonokoksik üretritlerin en sık etkenidir.46). PID yapabilir. spor benzeri elementer cisimler hücrelere girer ve hücre içinde daha geniş inisyel (reticulate body) cisimlere dönerler.Tablo 2. Nongonokoksik üretritler gonore'den farklı olarak genellikle yüksek sosyoekonomik toplulukların hastalığıdır.22). Trypanosoma spp. pneumoniae sadece insanlarda enfeksiyon yapar. insanlara damlacık enfeksiyon tarzında bulaşır. Ancak trahom gelişmekte olan ülkelerin sorunudur. B ve C trahom etkenidir. C. C. pneumoniae genç erişkinlerde bronşit ve pnömoni gibi alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olabilir (Tablo 2.45 Bazı fakültatıf ve zorunlu hücre içi mikroorganizmalar Zorunlu hücre içi bakteri Riketsiya Klamidya Fakültatif hücre içi mantar Histoplasma capsulatum Fakültatif hücre içi parazit Toksoplasma gondi Leishmania spp. Körlüğe sebep olabilir. psittaci kuşları ve bazı hayvanları infekte eder. Fakültatif hücre içi bakteri Brucella mellitensis Francisella tularensis Yersinia pestis Listeria monositogenes Salmonella spp. Bu organizma ile meydana gelen hastalıklar dünyada yaygındır. Ekstrasellüler. anneden çocuğa geçiş gibi yakın temas ile bulaşır. C. Salpenjit ve PID'nin tekrarlayan enfeksiyonlarında 112 . Bunlar tanıda değerlidir. ancak sistemik enfeksiyon yapmaz. Bulaşma ve Epidemiyoloji C. trachomatis 15'den fazla serotipe sahiptir (A-L). Bulaşmada asemptomatik genital enfeksiyonlular önemli bir rezervuardır. Kadınlarda servisit gelişir ve salpenjit.

endemik tifüs ile çalılık ateşi gelişmekte olan ülkelerde önemli hastalık etkenlerindendir. hindi. Sitoplazmada karakteristik morulalar oluşturur. Riketsiya çiçeği (rickettsialpox) nadir hastalıklardan birisidir. artrit ve üveit) görülebilir. Tablo 2. Birinci hastalık Türkiye'de yoktur. Bunların dışında epidemik. hastalık tekrarlayabilir. L1. Ancak organizmaya karşı kalıcı immünite gelişmez. aerop. Gram negatif hücre duvarları bulunmasına rağmen. Gram boyama faydalı değildir. Önemli Bilgiler Riketsiyalar çok küçük basillerdir. Klamidyalar ancak hücre kültürlerinde üretilebilir. Sadece hücre kültürlerinde. Kişisel ve çevre sağlığı açısından gerekenler yapılmalıdır. Rickettsia rickettsii'nin etkeni olduğu kayalık dağlar benekli ateşi ve Coxiella bumetti'nin etkeni olduğu Q ateşi. keçi İnhale edilen Hayvan yünündeki sporlar Evcil hayvanlar Kontamine respiratuvar sekresyonlar Hayvan sekresyonları ile toprak ve toz infekte kuşların kurumuş çıkartıları Kontamine topraktaki mikrokonidialar Enfekte aerosoller Q ateşi Psittakoz (ornitoz) Mantar Virüsler Histoplazmoz Lenfositik koriomenenjit (deri penetrasyonu ve hayvan ısırığı ile de bulaşabilir) Evcil hayvanlar Papağan. ışık mikroskobunda zor görülürler. Klamidyal hastalıklara karşı aşı geliştirilememiştir. benekli ateş ve Q ateşi etkenidir. Zorunlu intrasellüler parazitlerdir. kuş Kuşlar. sporlu basil Aside dirençli bakteri Rickettsia Chlamydia Rezervuar hayvan Koyun. Ayrıca Ehrlichia chafeensis insan monositik erlihyoz'undan sorumludur. trachomatis'e karşı gelişen enfeksiyon hümoral ve hücresel immünitenin işbirliği sonucunda iyileştirilir.46 İnhalasyon yolu ile bulaşan zoonozlar Tür Bakteri Hastalık Anthrax (Woolsorter's disease) Tüberküloz Mycobacterium tuberculosis Coxiella burnetti Chlamydia psittaci Histoplasma capsulatum Lenfositik choriomeningitis virüsü (LCM) Arenavirüs ailesi Etken Bacillus anthracis Grup Gram pozitif. Hastalıklar Kitaplarda iki önemli riketsiya'dan bahsedilir. C. Seksüel temas ile geçen bu hastalıkta genital lezyonlar ve lenf nodlarının büyümesi klinik tabloyu oluşturur. Gram ile kötü boyanırlar. Tedavi ve Korunma Tüm klamidya suşları tetrasiklin ve eritromisine duyarlıdır. Ekstrasellüler replikasyon için enerji üretme yetenekleri yoktur. C. Tedavi semptom ve bulguları geriletebilir ancak bakteriyi tam olarak eradike edemez. Tifüs. L2 ve L3 serotipleri lenfogranuloma venereum etkenidir. trachomatis'in seksüel yolla bulaşan enfeksiyon türlerinde azitromisin kullanılır. ELISA yöntemi ile eksuda veya idrarda klamidya antijenleri araştırılabilir. 113 . C. PCR veya DNA hibridizasyon teknikleri kullanılabilir. trachomatis genital enfeksiyonlu hastalarda Reiter Sendromu (üretrit. infekte anneden doğanlarda neonatal inklüzyonlu konjunktivit ve pnömoni meydana gelebilir. Laboratuvar Tanı Giemsa boyama ve immünfloresan yöntemi ile sitoplazmik inklüzyon cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konur. yarasalar Fare ve diğer kemiriciler Ricketsiae Riketsiyalar zorunlu intrasellüler bakterilerdir.infertilite ve ektopik gebelik riski vardır. yumurta embriyonunda ve deney hayvanlarında üretilebilirler.

Proteuslar ile riketsiyal antikorların çapraz aglutinasyon vermesi temeline dayanan testin adı Weil-Felix'dir. ancak ekzotoksin ve sitolitik enzimleri gösterilememiştir. koyun. typhi R. prognozu en kötü olan riketsiya **** : inhalasyonla bulaşır. provazekii*** R. ödem ve artan kapiler permeabiliteye bağlı olarak hemoraji görülür. R. Tüm riketsiyalar zoonozdur. Tek farklı olan Q ateşi aerosollerin inhalasyonu ile bulaşır. döküntüye neden olmaz. epidemik tifüs ise insan bitleri ile bulaşır ve sadece insan enfeksiyonları olur. keçi insan R. Bulaşma İnsanlara artropodların ısırması ile bulaşırlar. Hastalıkta endotoksinlerin de rolü vardır.Klamidyaların özel (vakuoler) üreme şekilleri olmasına rağmen. akan** Kene Akar Köpek. kemirgenler Fare Riketsiya Artropod vektör Rezervuar 114 . guintana***** Yok (bazen kene) Bit Sığır. tsutsugamushi Bit Pire Akar insan Fare Kemirgen R. Tablo 2. tsutsugamushive R. Bu organizmanın patogenezi halen bilinmemektedir. Riketsiya enfeksiyonları coğrafi lokalizasyon gösterir. Deri damarlarındaki hasara bağlı olarak karakteristik döküntüler. rickettsii gibi bir çok suş Proteus vulgaris'in OX suşları ile çarpraz reaksiyon verirler. prowazekii. granülomatöz hepatit ve pnömoni yapar ***** : Suni besiyerinde üretilebilir C. Patogenez Riketsiya enfeksiyonlarının tipik lezyonu vaskülittir. burnetti**** B.47 Riketsiyaların gruplandırılması ve genel özellikleri Hastalık Lekeli Ateş Kayalık dağlar ateşi Riketsiya çiçeği Tifüs grubu Epidemik tifüs Endemik tifüs Çalılık ateşi Diğerleri Q ateşi Siper ateşi * : Çekirdekte çoğalan tek riketsiya ** : Veziküler döküntü yapan tek riketsiya *** : Bit tifüsü ve Brill Zinser hastağının etkeni. R. riketsiyalar binary fission yoluyla çoğalırlar. rickettsii* R.

plasenta ve amniotik sıvılarında yüksek konsantrasyonlarda bakteriyi gösterebilirsiniz. iç organ kapillerleri. burada ürer ve hücreyi parçalayarak genel dolaşıma katılır. ajitasyon ve şiddetli baş ağrısı gelişir. nadir görülen kronik Q ateşinde fatal seyirli endokardit gelişebilir. damardan zengin tüm organlar hastalık tablosuna semptom verebilir. dışkı. Antikor titresinin iki hafta ara ile 4 kat artması ile akut enfeksiyon tanısı konulur. ciddi başağrısı. Bartonella Bartonella suşları pleomorfik gram negatif basillerdir.Klinik bulgular Tifüs R. Hayvanların idrar. sekonder olarak kloramfenikol seçilebilir. Hepatit pnömoniye eşlik eder. infekte insanın kanını emdikten 3-5 gün sonra bulaştıncı hale gelir. Q ateşi insanlara artropodlar olmaksızın bulaşır. ancak bulaşma riski nedeniyle standart labarotuvarlarda kullanılmaz. Mortalite salgınlarda % 10-40 kadardır. sonra da intermittan olarak yükselmesinden ve 40-41 °C'da kontinü hal almasından sonra. öncelikle delinen damarın endotel hücrelerinin sitoplazması içine girer. Döküntü diğer riketsiyal hastalıklara karşın nadirdir. ancak insanlara bulaşmasında etkisi yoktur. Sensitivite ve spesifitesi yeni testlere göre çok düşüktür. Pastörizasyon ile organizma öldürülebilir. sağlıklı insanı ısırınca bitin dışkısı buradan dokulara penetre olur. Hastalık daha çok kırsal kesimde görülür. Laboratuar tanı Seroloji organizmanın üretilmesinden daha çok kullanılır. Prodrom belirtilerinden ve ateşin remittan. Organizma kedi oral florası üyesidir. Koyun ve sığırlar insan enfeksiyonları için rezervuardır. Yalnız insanda hastalık yaparlar. inek sütü ile de bulaşabilir. Q ateşi Diğer riketsiyalardan farklı olarak akciğer enfeksiyonları yaparlar. kış aylarında epidemilerle seyreder. B. Gövdede sıktır. B. Rickettsia'ların irritatif etkileri ile damar endotellerinde mitoz ve bu nedenle proliferasyonla endarteritis nodosa (Fraenkel nodülleri) ve sonuçta oklüzyon ile nekrozlar gelişir. Tedavi Riketsiya enfeksiyonları için primer ilaç tetrasiklindir. 115 . Riketsiyalar hücre kültürlerinde üretilebilir. arteriol ve venüllerin endotel hücrelerine girerler. Kedi tırmığı veya ısırması en sık bulaşma yoludur. Weil-Felix testinin tarihsel önemi vardır. henselae (eski adı Rochalimea henselae) basiller anjiomatozis ve kedi tırmığı etkenidir. Beyin beslenmesi bozulduğu için bilinç bulanır. Basiller anjiomatozis AIDS gibi immünyetersizliği olan hastalarda görülür. Deri ve iç organlarda Kaposi sarkomu benzeri vasküler lezyonlar görülür. İnsanlara aerosoller ile bulaşır. burada da aynı olaylar gerçekleşir. Ani yükselen ateş. Bartonella quintana (eski adı Rochalimea quintana) siper ateşi etkenidir. Tekrarlayan şekline Brill-Zinsser Hastalığı denmektedir. el ve ayak ayalarında bulunmaz. Antibiyotik tedavisi kullanılmasa bile kendiliğinden iyileşebilir. cilt kurudur. öksürük ve grip benzeri semptomlar görülür. prowazekii (epidemik tifüs) Hastalık. Kuluçka dönemi 8-14 gündür. Kediler arasındaki bulaşmadan sivrisinekler sorumludur. 50 yıl sonra bile hastalık tekrarlayabilir. halüsinasyonlar. bacilliformis Oroya ateşi ve verruga peruana denilen iki nadir hastalık etkenidir. birinci haftanın sonlarında sırt ve omuzdan başlayan makülopapüler döküntüler tipiktir. Pnömoni hastaların yarısında görülür. Pediculus corporis.

Toprakta ve sularda bol miktarda bulunur. ince peptidoglikan tabakası nedeniyle gram negatif bolanır. Organizma üreme için X faktöre ihtiyaç gösterir ancak H. Fusobacterium suşları Anaerobik gram negatif ince uçlu basillerdir. Diğer anaeroblarla birlikte mikst enfeksiyonlar yapabilir. insan normal florasında da bulunabilir. nekrotik alanların bulunduğu ve antibiyotiklerin ulaşamadığı yerlerde meydana gelir. Katalaz. kasaplar risk altındadır. Erysipelothrix rhusiopathiae Erizipeloid etkenidir. periton. Balıkçılar. Kötü kokulu vajinal sekresyonlarda ipucu hücrelerinin gösterilmesi ile tanı konur (Üzerini bakteri kaplamış vajinal epitel hücreleri). fare ısırığı etkenlerinden birisidir. • Anaerobik enfeksiyonlar. immünyetersizlikli hastalarda fırsatçı enfeksiyonlar yapar. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonları en sık görülenleridir. Küçük olan etken. Cinsel yolla bulaşır. iltihaplı. Yumuşar şankr benzeri lezyonlar yapar ancak ağrısızdır. Calymmatobacterium granulomatis Granuloma inguinale etkenidir. Ayırıcı tanıda özellikle hayvanlarla temas önemlidir. Bakteri deniz hayvanlarında bulunur.DİĞER BAKTERİLER Anaeroplar İnsan normal florasında bulunan bakterilerin çoğunu anaeroblar meydana getirir. akciğer. • Abseleri pis kokuludur. Deri enfeksiyonu streptokokların yaptığı erizipel'e çok benzer. pelvis abseleri). anaerob taşıma ve bakteri izolasyon tekniklerine dikkat etmek gerekir. Tropikal ülkelerde görülür. 116 . oksidaz ve indol negatiftir. Acinetobacter Gram negatif kokobasillerdir. TSİ agarda hidrojen sülfid üreterek besiyerini siyaha boyar. Fusobacterium nucleatum Vincent anjinası etkenidir. Anaeroblar doku veya vücut sıvılarına geçerlerse enfeksiyon oluşturabilirler Anaerobların kendine has özellikleri • Mukoza alanlarında normal florayı oluştururlar. Sepsis. influenzae'da olduğu gibi V faktör istemez. Lezyondan hazırlanan preparatlarda makrofajların içinde Donovan cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konulur. yumuşak kenarlı. Ülserleri. balık temizleyenler. Gardnerella vaginalis Bakteriyel vajinosis etkeni gram labil boyanan bakteridir. kanlanmanın bozulduğu. Streptobacillus moniliformis Gram negatif basildir. Haemophilus ducreyi Seksüel yolla bulaşan Şankroid (yumuşak şankr) etkeni gram negatif basildir. • Enfeksiyonları abse ile karakterizedir (örneğin. Mobilincus sıklıkla bu bakteri ile beraber görülür. kolon ve kadın genital sistem florası bakterileridir. beyin. Bakteri gram pozitif hücre duvarına sahip olmasına rağmen. çok ve ağrılı lenfadenomegali ile birliktedir. • Bacteroides ve bazı prevotella suşları dışında penisiline duyarlıdırlar. Normal ağız. bakteri filtrelerinden geçebilir. • Kültür alınırken. ağrılı. • Karışık bakteri enfeksiyonları meydana getirirler.

Tropheryma whippelii Whipple hastalığı etkenidir. Viroloji • Genel Viroloji • DNA Virüsler • RNA Virüsler • Enterovirüsler • Hepatit Virüsler • Diğer Virüsler 117 . Halen daha bu konu tartışılmaktadır. Bakteri duodenal lezyonlarda bir aktinomikoz olarak üretilmiştir.

Kapsomerler kapsid yapısı iki temel simetrik şekilde oluşur. Ayrıca virüslerin antijenik özelliklerini belirlerler. kompleks kapsid yapılı virüsler diye bilinirler.BÖLÜM 3: VİROLOJİ GENEL VİROLOJİ Terminoloji Kapsid : Nükleik asitten yapılı genomu çevreleyen protein kılıf. Kapsidlerin simetrik yapılarını meydana getiren daha küçük birimlere kapsomer denir. Poksvirüsler bu gruba girmezler. Zarflı virüslerde ise nükleokapsid + zarf yapısını anlatır. Zarf: Bazı viral partikülleri çevreleyen lipid tabakalar. Sadece insanlar için değil. 118 . Ortomiyovirüs. Protein yapılı nükleik asitler (nukleus) bir protein kılıf (kapsid) ile çevrilidir. Viral kapsid proteinleri genetik materyalin korunmasından ve virüsün konak hücre üzerindeki spesifik reseptörlere yapışmasından sorumludur. bitkiler ve bakteriler için de önemli patojendirler. Bakterileri infekte eden virüslere bakteriofaj denir. Virüsler sadece canlı hücreler içinde canlılıklarını sürdürebilirler. Bazı virüsler süperantijen özelliği gösteren proteinler taşırlar. RNA virüsler ise Reovirüsler dışında tek sarmallıdır. retrovirüslerden Mouse mamary tumor virüs bu grubun iki önemli üyesidir.1'de sıralanmıştır. Kapsomer: ikozahedral viral partikûllerin yüzeyinde elektron mikroskop ile görülen protein ana yapısında morfolojik yapılardır. Protein kapsid.1). bazen bunları lipid yapılı bir membran çevreler (zarf) (Şekil 3. hayvanlar.picornavirüs gibi bazı virüslerde nükleokapsid ile aynı anlam dadır. Kural olarak DNA virüsler Parvovirüs B19 dışında çift sarmaldır. bu nedenle çıplak virüsler denatürasyona dirençlidirler. Öncelikle konak hücreye nükleik asidin geçirilmesini organize ederler. Bu temel yapıya nükleokapsid denir. Viral nükleik asitler: Virüslerin taşıdığı DNA-RNA'lar tek veya çift sarmal olabilir. Bazı virüsler içlerinde protein yapılı enzimler taşırlar (örneğin polimerazlar). arenavirüs. İcosahedral ve helical. Detektif virüs : Fonksiyonel olarak eksikliği olan virüslerdir. Virüsün tam replikasyonuna olanak tanıyan hücreler permisif olarak nitelendirilir. Adenovirüs. Virion : Tam bir virüs yapısına denir. sert bir koruyucu tabaka oluşturur. Zarflı virüslerin bazılarında virüse spesifik zarf proteinleri "Matriks proteinleri" zarf ile kapsid arasında ilişkileri düzenler. Nükleokapsid: Kapsid ile çevrili nükleik asit Yapısal üniteler: Kapsidi oluşturan temel proteinlerdir. Viral proteinler: Virüslerin yapısal proteinleri önemli fonksiyonlara sahiptirler. bunyavirüs ve reovirüsler diğerlerinden farklı olarak segmenter yapıda RNA virionu içerirler. Metabolizmalarını kontrol edebilmeleri için başka virüslere ihtiyaçları vardır. Kapsomerler'de daha küçük peptomerlerden oluşmuştur. Virüsler genom olarak sadece tek bir nükleik asit taşıyan (DNA veya RNA) en küçük mikroorganizmalardır. İnsanlarda enfeksiyon yapan virüslerin yapıları Tablo 3. Replikasyon sırasında boş kapsidler bulunabilir. Herpesvirüslerden CMV ve EBV. Nükleik asitler tek veya çok segmentli genom şeklinde olabilir.

Zarflı virüsler ise plazma membranını virion zarflarının plazma membranına füzyonu ile konak hücreye direkt olarak geçerler ve sitoplazmada serbest halde bulunurlar. Glikoproteinlerin asıl görevi hedef hücre üzerindeki reseptörlere tutunmaktır. RNA virüsler ise bir mRNA gibi davranarak konak hücrenin sitoplazmasına yerleşirler. nötralizan antikorların hedefi konumundadır. DNA virüsleri genellikle nükleusta inklüzyon cisimciklerini oluştururken. Virüslerin konak hücreye tutunmasında ilk adım adsorbsiyon'dur. Tablo 3. virüs tarafından yapılırlar. DNA virüsleri konak hücrenin nükleik asitleri ile birleşirler ve mRNA'larını meydana getirirler. Zarf konak hücrelerin membranlarından oluşmasına rağmen. Zarfsız virüsler (polio gibi) endositoz yoluyla (viropeksi) hücre içine girerler ve sitoplazmada bir endozom içinde görülürler. Aynı zamanda iyi bir antijendir. Viral Karbonhidratlar: Zarf üzerinde bulunurlar.Pozitif yapılı RNA virüsleri. Bu tabaka konak hücre membranından meydana gelir virüsün kendi yapısı değildir. Poxvirüs sitoplazmada guarnieri cisimciklerini oluşturur. 119 . konak hücre içinde mRNA gibi moleküler fonksiyon gösterirler. bunu uygun reseptörlere tutunma izler. bu kopyalar mRNA gibi davranıp protein sentezleyebilir. Bir RNA virüs olmasına rağmen retrovirüsler DNA oluşturarak çekirdeğe yerleşir. Zarfsız virüslerin hepsi genellikle etere dirençlidir. Zarflı virüsler eter ve diğer organik çözücülere duyarlıdırlar. Negatif yapılı RNA virüsler ise infeksiyöz değildir.1 İnsan enfeksiyonlarından sorumlu virüsler Nükleik asit yapısı DNA Kapsid simetrisi İkozahedral Virion Çıplak Nükleik asit tipi Tek sarmal Çift sarmal sirküler Çift sarmal Zarflı Kompleks İkozahedral Kompleks zarf Çıplak Çift sarmal sirküler Çift sarmal Çift sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Çift sarmal segmente Zarflı Kompleks veya bilinmeyen Zarflı Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal diploid Helikal Zarflı Tek sarmal segmente Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Virüsler Parvovirüsler Papovavirüsler Adenovirüsler Hepadnavirüsler Herpesvirüsler Poxvirüsler Picornavirüsler Astrovirüsler Calicivirüsler Reovirüsler Togavirüsler Flavivirüsler Arenavirüsler Coronavirüsler Retrovirüsler Bunyavirüsler Orthomyxovirüsler Paramyxovirüsler Rhabdovirüsler Bornavirüsler Filovirüsler Viral lipidler : Virüslerin iipid tabakası zarf üzerinde bulunur. Zarfın İipid tabakasından farklı olarak konak hücreden alınmaz. zarfın altındaki matriks proteinleri ile üstündeki karbonhidrat antijenler virüsün kendi yapılarıdır. virionlarında taşıdıkları RNA polimeraz aracılığı ile pozitif kopyalarını yaparlar. Viral glikoproteinlerinin gösterilmesi virüsün yetişkin olduğunun göstergesidir.

Bunların içinde sadece herpes simplex virüs tip 1 ve 2 antijenleri arasında benzerlik vardır. Tüm herpesvirüsler çift sarmal DNA'lı ve zarflıdırlar.3 Virüslerde görülen inklüzyon cisimciklerinin yerleşimi Sitoplazmada Çiçek (Guarnieri) Kuduz (Negri) Parainfluenza Reovirüsler Nukleusta Herpes Simplex Virüs (Cowdry A) Varicella Zoster Virüs Adenovirüsler Poliyomavirüsler Cytomegalovirüs (baykuş gözü) Hem nukleus hem sitoplazmada Kızamık Kabakulak DNA VİRÜSLER Herpervirüsler Herpesvirüslerin ortak özellikleri insanlarda yaşam boyu yerleşik kalmaları ve periyodik hastalıklar ortaya çıkarmalarıdır. İntranükleer inklüzyon cisimleri tanıda kullanılır. Herpes simplex virüsler Dünyada yaygındır. Genel özellikleri Tablo 3. Herpesvirus grubu içindeki virüsler arasında antijenik benzerlik bulunmaz.5 Latent enfeksiyon yapabilen virüsler DNA virüsleri HSV VZV CMV EBV HHV-6 HHV-7 HHV-8 HPV Polyoma virüsler (JC. Herpes simplex virüsleri nöronlarda latent kalırlar ve sık rekürrens yaparlar.4'de görülmektedir. Çok değişik tipte hücreleri infekte edebilir ve farklı hayvanlarda enfeksiyon etkenidir. HTLV-2) Kızamık (?) 120 . moleküler yapıları beta herpesvirus grubuna uymaktadır. BK virüs) RNA virüsleri Retrovirüsler (HTLV-1.2 Bazı virüslerin ve tutundukları reseptörler Virüs HIV(gp 120) Kuduz virüsü Rhinovirüs infiuenza virüs (hemaglütinin) Parvovirüs B19 EBV HBV Polyovirüs Kızamık virüsü * B lenfosit yüzeyindeki C3 reseptörü Tutunduğu reseptör CD4 Asetil kolin reseptörü ICAM-1 Siyalik asid. İmmün sistemi baskılanmış hastalarda ağır enfeksiyonlar yapabilirler. Lenfositlerde enfeksiyon yapmaları nedeniyle (T lenfositler) gama-herpesvirus grubunda sayılmalarına rağmen. Bunların içinde human herpesvirus 6 ve 7'nin sınıflaması yayınlar arasında farklılık gösterir. nöraminik asid Eritrosit P antijeni CD 21 (CR-2)* Ig A reseptörü Ig süperaile proteini CD46 Tablo 3. Tablo 3.Tablo 3.

Latent fazdaki virüsler uygun bir provokasyon ile aksonlar aracılığı ile periferik alana gider. Membranlarda ise veziküller rüptüre olduktan sonra ülserler görülür. monositler Lenfoid dokular ve lenfositler Human herpesvirus 5 Human herpesvirus 4 Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Genel isim Herpes simplex virüs tip 1 Herpes simplex virüs tip 2 Varicella-zoster virüs Cytomegalovirus Epstein-Barr virüs Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Histopatolojik özellikleri infekte hücrelerde balonlaşma. Bu veziküler sıvı bol miktarda virüssüz hücreler. sadece virüs yayılımı olur. Varicella zoster'inki ise benzerdir. UV ışınlarına maruz kalma sonucu olabilir. Tablo 3. Sekiz adet glukoprotein antijeni vardır. HSV-2 ise genital yol ile bulaşır. Sıvı absorbe olduktan sonra lezyon skarsız iyileşir. Latent Enfeksiyon Virüsler ganglionlarda replikatif değildir. insanların %80'inden fazlası latent virüs taşımalarına karşın bunların çok az bir kısmında rekürrens oluşmaktadır. 121 . Bu iki virüs serolojik olarak çarpraz reaksiyon verebilir.İki farklı tip herpes simplex vardır (HSV-1. HSV-1 enfeksiyonları genellikle orofarenkste sınırlıdır ve virüs ya damlacık enfeksiyonu şeklinde veya infekte tükrükler aracılığı ile bulaşır. Primer HSV enfeksiyonlarının çoğu asemptomatik ya da hafif enfeksiyon şeklindedir. HSV-1 ile HSV-2 arasındaki antijenik farklılıktan sorumludur. Rekürransların çoğu asemptomatiktir. inflamasyon hücreleri ihtiva eder. Virüs buradan lokal sinirlere geçer.4 Herpesvirüslerin latent kaldıkları yerlere göre sınıflandırılması Subgrup Alfaherpesvirinae Latent enfeksiyon Nöronlar İsim Human herpesvirus 1 Human herpesvirus 2 Human herpesvirus 3 Betaherpesvirinae Gamaherpesvirinae Böbrekler. HSV-1 enfeksiyonlarının semptomatik rekürrensleri genellikle dudak kenarında olur. Patogenez HSV-1 ve HSV-2'nin deri ve mukozalardaki lezyonları aynı. kromatinin sınırlanması ve mültinükleer dev hücrelerinin gelişmesidir. bezler. Cowdry A (Tzank hücreleri de denir) tipi intranükleer inklüzyon cisimcikleri oluşturmaları. deri ve mukozalarda replikasyon başlar. fiziksel veya emosyonel stres. Orofarengeal HSV-1 enfeksiyonlarının latent kaldığı yer trigeminal ganglionlar (Şekil 3. Primer enfeksiyon Virüs mukozalardan veya bütünlüğü bozulmuş deriden bulaşır (sağlam deriden virüs bulaşmaz). Nadiren sistemik hastalık gelişebilir. Ödem sıvısı epidermis ve dermal tabaka arasında birikir. HSV-1 tükrük yoluyla yayılırken. genital HSV -2'nin ise sakral ganglionlardır. HSV-2 seksüel yol ile yayılır ve yetişkinlerde genital. HSV-2). Reaktivasyonların moleküler etkisi bilinmemektedir. ayrıca yenidoğan enfeksiyonlarına sebep olabilir. ancak ateş. Viral replikasyon çoğunlukla ilk bulaşma alanında olur. retrograd aksonal akış ganglionlara gider ve burada ikinci bir replikasyon ile latent dönem başlar. Bunlardan Glukoprotein G (gG) tipe özgüldür. Aktif uçuk veya genital lezyonlar görülmeden de bulaşma olabilir.2).

Klinik Bulgular Primer cilt enfeksiyonlarında veziküller ayrı ayrı bulunurlar, rekürrenslerde ise birleşmeye eğilimlidir. Primer enfeksiyonlarda bölgesel lenfadenomegali bulunur. Orofarengeal hastalıklar: Primer HSV-1 enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Semptomatik hastalık genellikle 1-5 yaşındaki çocuklarda görülür. Gingivitis bu yaş grubunda en sık görülen bulgudur, yetişkinlerde primer enfeksiyon genellikle farenjit ve tonsillit şeklindedir. Keratokonjonktivit: Primer enfeksiyon ciddi keratokonjonktivit olarak başlayabilir. Genellikle asemptomatiktir. Semptomatik enfeksiyonda göz kapağında veziküllerin görülmesi ile tanı konulur. Fluoresan boyama ile dendritik ülserler görülebilir. Yenidoğandaki göz enfeksiyonlarından HSV2 sorumludur. Gözün rekürren enfeksiyonlarında dendritik keratit (Şekil 3.3), korneal ülserler veya göz kapaklarında veziküller görülebilir. Çoğunlukla tek taraflıdır. Rekürrensler sırasında körlük görülebilir.

Genital herpes: Genital hastalıklarda asıl etken HSV-2'dir. Primer genital herpes enfeksiyonları ciddi seyididir, yaklaşık olarak 3 hafta sürer. Genital bölgede veziküloülseratif lezyonların görülmesi ile karakterizedir. Kadında ülserleşen daha ağır bir tablo varken, erkeklerde genelde asemptomatik enfeksiyon tarzındadır. Ateş, dizüri, lenfadenopati bu klinik tabloya eşlik edebilir. Sistemik komplikasyonlar görülebilir, ekstragenital lezyonlar ve aseptik menenjit görülebilir.

122

Genital herpetik enfeksiyonların rekürransı sık görülür ancak hafif seyirlidir. Hastalık ortalama 10 gün kadar sürer. Virüs bulaştırılması primer olgulardaki gibi uzun süreli değildir. Kadınlarda daha sık görülür. Perianal enfeksiyonlar: Homoseksüellerde görülür. Anal bölgede veziküllerin gelişimi ile tanı konur, inguinal LAP tanıya yardımcıdır. Deri enfeksiyonları: Sağlam deri HSV'ye karşı dirençlidir. Sağlıklı kişilerde enfeksiyon görülmez. Virüs ancak deri bütünlüğünün bozulduğu durumlarda bulaşabilir (travmatik herpes). Sekonder enfeksiyon yoksa sikatris bırakmadan iyileşir. Bu lezyonlar diş hekimleri ve hastane personelinin parmaklarında (herpetik whitlow) (Şekil 3.4), veya güreşçilerin vücutlarında (herpetik gladiatorum) görülebilir.

Ekzema veya yanık üzerinde oluşan primer herpes enfeksiyonları ağır seyirlidir ve hayati önemi vardır. Ekzema herpetikum kronik ekzema zemininde gelişir, fatal seyredebilir.

123

Ensefalit : HSV-1 enfeksiyonları çocuklardaki sporadik, fatal ensefalitlerin en sık sebeplerinden birisidir. Lezyonlar temporal bölgededir (Şekil 3.6). EEG'de anormal spike'lar, zemin aktivitede yavaşlama, BOS'ta eritmosit görülür. Kesin tanı için beyin biyopsisi yapılmalıdır. Mortalite oranı yüksektir, iyileşenlerde nörolojik bozukluklar sık görülür. Genellikle primer enfeksiyonlarda görülür.

Menenjit: Ensefalitten farkı selim seyirli olmasıdır. Genellikle genital herpese sekonder olarak gelişir. Kural olarak HSV-1 ile ensefalit, HSV-2 ile menenjit meydana gelir. Neonatal Herpes : En çok görülen bulaşma şekli doğum sırasında herpetik lezyonlu doğum kanalından olanıdır. HSV-2 ile meydana gelir. Genital herpesli gebe kadınlarda sezaryen endikasyonu vardır. Neonatal herpes postnatal HSV-1, HSV-2 hastane personeli ve anne tarafından bulaştırılabilir. Neonatal herpes enfeksiyonları hemen daima semptomatiktir. Tedavi edilmeyen olgularda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. Üç kategoride incelenir; 1) lezyonlar deri, göz ve ağızda lokalizedir. 2) lokalize deri lezyonları ile veya yalnız başına ensefalit vardır. 3) merkezi sinir sistemi bulgularının yanında multi-organ tutulumu vardır. Fetusun transplasental enfeksiyonlarında konjenital malformasyonlar görülebilir, ancak çok nadirdir. İmmünsuprese hastalar: Renal, kardiak ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda ciddi herpes enfeksiyonları görülür. Hematolojik malinitesi olanlarda ve AlDS'li hastalarda daha da ağır infeksiyonlar olur.

Laboratuvar tanı
Virüsü izole etmek kesin tanıyı koydurur. Herpetik lezyonlarda multinükleer dev hücrelerin gösterilmesi faydalıdır ancak diagnostik değildir. Asidofilik intranükleer inklüzyon cisimlerinin (Cowdry A) gösterilmesi ile tanı konulabilir. Ensefalitlerde erken tedaviye başlamak için, hızlı tanı amacıyla biyopsi materyallerinde fluoresan antikor testleri uygulanabilir. Antikorlar 2-4 hafta içinde pik yaparlar. Sekonder anamnestik reaksiyonlar nedeniyle tanı değerli değildir. Tedavi Antiviral ilaçlar viral DNA sentezini inhibe ederler. Tedavi sonrasında klinik bulgular düzelebilir ancak, HSV'nin latent kalmasını engellemez. Asiklovir HSV enfeksiyonlarında en etkin kullanılan antiviraldir. infekte hücrelere selektiftir. Latent enfeksiyonlarda tedavi uygulanmaz.

Varicella-Zoster Virüs (VZV)
Hastalık Primer hastalığı suçiçeği (varicella) (Şekil 3.7), rekürren enfeksiyonu zona (gece yanığı)'dır (Şekil 3.8).

124

Önemli Bilgiler Sadece insanlarda hastalık yapar. Yapı ve morfolojik olarak diğer hepresvirüslere benzemesine rağmen antijenik olarak farklıdır.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Virüs damlacık enfeksiyonu ile ve lezyonlar ile direkt temas ile bulaşır. Zonalı hastaların vezikülü ile temas edenlerde varicella gelişir. Herpesvirüslerden farkı çocuklarda çok enfeksiyöz olmasıdır. Dünyada yaygındır.

Patogenez ve İmmünoloji
VZV üst solunum yolu mukozasını infekte eder, sonra kan yoluyla deriye yayılır, bunun sonucunda tipik veziküler döküntüler oluşur. Lezyonların tabanında intranükleer inklüzyonlu multinükleer dev hücreler görülür. İyileşmenin ardından virüsler latent hale geçer, dorsal kök ganglionlarına otururlar. Yaşamın ilerleyen dönemlerinde sıklıkla immünsistem yetmezliğinde veya lokal travmalar sonucunda, virüs aktifleşir ve ağrılı zoster deri döküntülerini yapar. Varicellaya karşı gelişen immünite ömür boyu kalıcıdır, insanlar sadece bir kez suçiçeği geçirir, ancak zona zoster meydana gelebilir.

125

Klinik Bulgular

Varicella
14-21 günlük bir periyodun ardından, ateş ve titreme ile karakterize prodromal semptomlar başlar. Vezikülopapüler lezyonlar gövdeden başlayarak baş ve ekstremitelere yayılır. Döküntüler papüllerden veziküllere, buradan püstüllere dönüşür ve sonunda kabuklanır. Lezyonlar polimorfizm gösterir. Kaşıntı en önemli semptomdur. Çocuklarda hafif seyirli iken erişkinlerde ciddi enfeksiyonlar yapar. Majör komplikasyonları pnömoni ve ensefalittir. Reye sendromu ensefalopati ve karaciğer dejenerasyonu ile karakterize özellikle çocuklara aspirin verilmesi ile ortaya çıkan bir tablodur. EBV, influenza B, Rubeola ile beraber olabilir. Varicella pnömonisi özellikle gebeliğin ikinci ve üçüncü trimestirinde ağır seyirli olabilir. Gebeliğin ilk üç ayında kongenital varisella sendromu (organ hipoplazileri, kortikal atrofi, koriyoretinit) gelişebilir. Ganglion geniculate'yi tutmuşsa Rumsey Hunt Sendromu (Yüz felci, dış kulakta veziküller, 8. Sinir tutulum) gelişebilir. Tablo 3 6 Konjenital Varicella Sendromu
Mikrosefali Hidrosefali Mikroftalmi Optik atrofi Kortikal atrofi Alt ekstremite hipoplazi Mental retardasyon

Zona Zoster
Duyusal sinirlerin innerve ettiği alanlarda ağrılı veziküller ile karakterize bir tablodur. Ağrı haftalarca sürebilir ve postzoster nevralji olabilir. İmmün yetersizlikli hastalarda, pnömoni gibi hayatı tehdit eder nitelikte dissemine enfeksiyonlara sebep olabilir. Laboratuvar Bulgular Tanı klinik bulgular ile konulur. Tzank smear hazırlanarak HSV lezyonlarındaki gibi multinükleer dev hücreler görülebilir. Ayırıcı tanı virüs hücre kültürleri ile konulabilir, spesifik antiserumlar ile idantifikasyon yapılabilir. Laboratuvar hayvanlarında üretilemez. Tedavi Normal hastalarda hem suçiçeği hem de zona da tedavi gerekmez. Sistemik hastalığı olan immün yetersizliği olan hastalarda asiklovir, asiklovire dirençli suşlarda foskarnet kullanılır.

Korunma
İmmünyetmezlikli hastalarda korunma amacıyla Asiklovir kullanılabilir. Profilakside varicellazoster immunglobulin (VZIG) kullanılabilir. Canlı, attenue VZV içeren aşı 1995 yılından beri kullanılmaktadır. Aşı varicella'nın oluşumunu engeller ancak, zona'ya etkili değildir. 1 ile 12 yaşındaki çocuklara tek doz uygulanır. Hastalık geçirmemiş yetişkinlere iki doz uygulanır.

Cytomegalovirüs (CMV)
Hastalık Yenidoğanlarda sitomegalik inklüzyon hastalığı etkenidir. Konjenital anomalilerin en sık sebeplerinden biridir. Heterofil antikorlar negatif mononükleozis, ayrıca immün yetersizliği olanlarda pnömoni yapabilir.

126

sarılık ve purpura belirtileri olan sitomegalik inklüzyon hastalığı gelişebilir. Konjenital anomaliler ilk trimesterdeki enfeksiyonlarda gelişir. CMV dünyada yaygındır. "Cytomegalo" denilen dev hücreler meydana gelir. İnsanlar tek doğal konaklarıdır. yetişkinlerin yaklaşık %80'inde antikorları bulunur. bayılma. En büyük (genetik içerik olarak) herpesvirüsdür. İmmün yetersizlikli yetişkinlerde ateş. Hepatosplenomegali en genel bulgudur. CMV lökositlerde latent kalır ve hücresel immünyetmezliği olanlarda reaktive olur. Klinik Bulgular CMV ile infekte olan süt çocuklarının yaklaşık %20 kadarında mikrosefali. Yaşamın ilerleyen yıllarında cinsel yol ile bulaşır. Gebe kadında primer enfeksiyon gelişir ise fetüs hastalanır. Küçük çocuklarda en önemli bulaşma yolu tükrüktür. Böbrek ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda pnomoni ve hepatit 127 . Enfekte çocuklar yıllarca idrarla CMV çıkarırlar. Annede daha önceden antikorlar varsa fetüs genellikle etkilenmez. doğum kanalı ve anne sütü ile bulaşabilir. Birçok organ etkilenir ve konjenital anomaliler görülür. CMV enfeksiyonları T hücreleri inhibe ederek bir immünsüpresif etki yapabilir. antijenik olarak farklıdır. Konak CMV enfeksiyonlarına karşı hem antikorlar aracılığı ile hem de hücresel immünite aracılığı ile defans yapar.Önemli Bilgiler Morfolojik ve yapısal olarak diğer hepresvirüslere benzer ancak. sağırlık. Bulaşma ve Epidemiyoloji Yaşamın ilk dönemlerinde plasenta. Patogenez ve İmmünoloji Fetüste multinükleer dev hücreler ile karakterize sitomegalik inklüzyon hastalığı yapar. Sadece tek bir serotipi vardır. CMV aynı zamanda yıllarca böbreklerde kalabilir. laterji ve periferik kan yaymasında atipik lenfositler ile karakterize heterofil negatif mononükleoz meydana gelir. hayvanlardaki CMV suşları insanları infekte etmez. Ancak en önemli bulaşma yolu transfüzyon ve organ transplantasyonudur. İmmün yetersizlikli hastalar dışında çocuklar ve yetişkinlerdeki enfeksiyonları genellikle asemptomatik seyreder. Hücresel immünite sistemik hastalıkları baskıladığı için daha önemlidir.

ancak daha çok bilineni. Düşük sosyoekonomik gruplarda erken yaşlarda enfeksiyon görülür ve genellikle asemptomatiktir.MA (Membranöz antijen): Yapısal olan. Antijenleri. Terminal dönemte fatal seyirli enfeksiyöz mononükleoz görülebilir.EBNA (Nükleer antijen): Latent dönemde infekte hücrelerce üretilen sitotoksisite uyarıcı antijenidir 2. sonra kan yoluyla yayılır. Korunma Aşısı yoktur. ileri ülkelerde ise ileri yaşlarda (lise çağı) virüs ile bulaşma olur ve enfeksiyöz mononükleoz yapar. 4. Aynı zamanda Burkitt lenfoması. körlük ile sonuçlanabilen retinit gelişebilir. Sitotoksik T lenfositler B lenfositlere karşı reaksiyona girer. çünkü tanı testi olarak kullanılır.10). 1-2 haftada üretilebilir. geç dönemde ortaya çıkan antijendir. AIDS'li hastalarda. AIDS'li hastalarda retiniti önlemek amacıyla gansiklovir kullanılabilir. 3.VCA (Viral kapsid antijeni): Replikasyonun başlaması ile gelişen virüslere ait yapısal antijendir. 1. HSV ve VZV'den farklı olarak asiklovire dirençlidir. Epstin-Barr Virüs (EBV) Hastalık EBV enfeksiyöz mononükleoz etkenidir. Şeffaf bir hale ile çevrelenmiş koyu renkli bir inklüzyon cisimcikleri görülür. inatçı diyare görülebilir. Gansiklovire dirençli olgularda foskarnet kullanılabilir. Aynı zamanda AIDS'li hastalarda 'hairy cell' lökoplakia meydana gelebilir. İmmunfluoresans yöntemler ile virüs gösterilebilir. Bulaşma ve Epidemiyoloji EBV başlıca tükürük ile bulaşır (kissing disease). En önemli antijenidir (VCA). diğer B hücreli lenfomalar ve nazofarengeal karsinomanın da etkenidir. Eğer mümkünse organ transplantasyonlarında da CMV negatif donörler seçilmelidir. Periferik yaymada görülen atipik lenfositler bu T hücrelerdir.EA (Early Antijen): Yapısal olmayan erken dönemde enfekte hücrelerde belirlenen antijenlerdir. Sitomegalik inklüzyon hastalığı olan infantlar idrarları ile virüsü diğer infantlara bulaştırabilirler. bu dönemde B lenfositler infekte olur. Tedavi AIDS’li hastalarda retinit ve pnömoni tedavisinve foskarnetde gansiklovir etkilidir. Patogenez ve İmmünoloji Enfeksiyon başlangıçta orofarenkstedir. Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde virüs.LMP (Latent membran proteini): EBNA ile aynı özellikleri taşır. EBV B 128 . İnsanlar doğal konaklarıdır. Yenidoğanlara kan transfüzyonu yapılacağı zaman CMV negatif olanlar seçilmelidir. intranükleerdir ve oval baykuş gözü şeklinde görünümü vardır (Şekil 3.bulgularının ön planda olduğu sistemik CMV enfeksiyonu görülebilir. 5. Önemli Bilgiler Virüs oral ve farenks mukoza hücrelerinde ve B lenfositlerde bulunan CD21 reseptörlerine bağlanabilme özelliğindedir.

daha spesifik. sıklıkla fatal seyirli X'e bağlı immunoproliferatif sendrom gelişebilir. Spesifik antikorlara ek olarak nonspesifik heterofil antikorlar da saptanabilir. Akut enfeksiyonlarda IgM antikorları kullanılır. Nazofarengeal karsinoma (Çin). Tedavi Komplikasyonsuz hastalara antiviral tedavi gereksizdir.lenfositler içinde latent kalır. İyileşmeden sonra çok kısa bir süre içinde serumda kaybolduğundan hafif enfeksiyonlarda faydalı değildir. İmmün yetmezliği olanlarda ciddi. formül lökositte %30'un üzerinde atipik lenfosit saptanır. Hastalığın erken dönemlerinde VCA IgM antikorları ölçülür. lenfadenopati ve splenomegali karakteristik bulgularıdır. Kanser ile İlişki Lenfoid orijinli kanserler ile ilişkilidir. EBV'nin kanser oluşumundaki rolü halen açıklığa kavuşmamıştır. 1. EBV enfeksiyonuna karşı immün yanıt ilk olarak VCA IgM antikorlarıdır. Tükrük gibi klinik örneklerden EBV izole edilebilir. Burkitt lenfomasında EA saptanabilir. İmmünolojik bulgular. Heterofil antikorlar 6 ay kadar sonra serumda tespit edilemediğinden tedavinin kontrolü amacıyla kullanılır. Hematolojik bulgular. IgG ise eski enfeksiyonların göstergesidir. boğaz ağrısı. bunu VCA IgG'ler takip eder ve ömür boyu kalıcıdır. Nükleer antijenler fluoresan antikor boyama yöntemi ile gösterilebilir. Genellikle 2-3 hafta içinde spontan iyileşme olur. Anoreksi ve letarji de sıklıkla bulunur. Korunma Aşısı yoktur.7 Atipik lenfosit EPSTEİN-BARR VİRUS • CMV • Toksoplasma gondii • Kızamıkçık virusu • Kabakulak virusu • Viral hepatitler • İlaç reaksiyonları Lenfositleri infekte edebilen virüsler • CMV • HHV 7 • HIV • EBV • HBV HTLV • HHV6 • Kızamık 129 . ancak teknik olarak zor uygulamalardır. yalancı aglutinasyon önlenir. Timik karsinoma (USA) EBV ile ilişkisi ispatlananlardır. Burkitt lenfoması ve diğer B hücreli lenfomalar (Afrikalı çocuklarda). hayatı tehdit eden enfeksiyonlarda yüksek doz verilebilir. Bu amaçla tüp testine (Paul Bunnel) göre daha ucuz. heterofil antikor testi ile infeksiyoz mononükleozun erken tanısı konulur. Hepatit sık görülürken. hepatit B ve serum hastalığında da bulunabildiği unutulmamalıdır. sirküler yapıdaki birçok kopya sitoplazmada bulunur. immunglobulinler korunmada etkisizdir. Heterofil antikorlar koyun veya at eritrositlerini aglutine eder. Çapraz reaksiyon veren Forssman antikorları fare böbrek ekstresi ile adsorbe edilip. çünkü ortalama 2 hafta içinde pozitifleşir. 2. EBNA'da geçirilmiş enfeksiyonların tanısı açısından faydalıdır. Bu antikorların EBV enfeksiyonu için spesifik olmadığı. Klinik Bulgular Ateş. daha duyarlı olan Mono test kullanılır. Laboratuvar Tanı Başlıca iki tip laboratuvar bulgusu vardır. EBV'ye spesifik antikorların ölçülmesi özellikle tanı zorluğu çekilen olgularda kullanılır. ensefalit de gelişebilir. EBV DNA'nın birkaç kopyası hücre genomuna integre olurken. Bunlar geniş lobuler nükleusa ve vakuollü bazofilik sitoplazmaya sahip sitotoksik T lenfositlerdir. Tablo 3. hastalarda lenfositoz vardır. Splenomegalinin nadir komplikasyonlarından olan dalak rüptürü özellikle sportif egzersizler sırasında meydana gelebilir. VCA IgG ise hafif enfeksiyonların tanısında kullanılır. Asiklovir EBV'ye karşı zayıf aktivite gösterir.

130 .

Bu virüsler hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. HHV 6 aynı zamanda çocuklarda döküntülü enfeksiyona sebep olur (roseola veya exanthema subitum) (Şekil 3. HHV 8'in AlDS'li homoseksüellerde epidemik olarak bulunduğu ve Kaposi sarkomu ile ilişkisi bilinmektedir. çok odacıklıdır.18. ancak HHV 6'nın lenfoproliferatif hastalıklara neden olduğu saptanmıştır. skatris bırakarak iyileşirler. vaccinia virüsü ve molluscum contagiosum virüsüdür. DNA virüs olmasına karşın intrasitoplazmik replikasyon gösterirler. Biyolojik silah olarak önemi vardır. Bu virüsün DNA yapısı daha çok EBV'ye benzer ve bu nedenle primer hedefinin lenfositler olduğu düşünülmektedir.12). Smalpox (çiçek): Etkili aşılama sonucunda dünyadan eradike edilmiştir. 31 EBV Hepatit B virüsü Molluskum kontagiosum virüsü HSV-2 RNA virüsleri HTLV-1 HTLV-2 HCV Erişkin akut T hücreli lenfoma Tüylü hücreli lösemi Primer hepatosellüler karsinom Servikal kanser (E6 ve E7 proteini) Burkitt lenfoma. B ve T hücreli lenfoma Hodgkin lenfoma.8 İnsan tümör virüsleri ve ilişkili olduğu tümörler Virüs tipi DNA virüsleri Human papilloma virüs tip 16 . Poksivirüs Poksivirüsler en büyük ve kompleks yapılı virüslerdir. Nazofarinks karsinomu.Timus karsinomu Primer hepatosellüler karsinom (x proteini) Selim cilt tümörü Servikal karsinom İlişkili olduğu kanser Diğer herpesvirüsler Human Herpesvirüs 6 ve 7 T lenfositlerini infekte eder. Su çiçeğinden farklı olarak cilt lezyonları. Bu nedenle Kaposi sarkomu ile ilişkili herpesvirüs (KSHV) olarak isimlendirilir. Vaccinia virüs. Lezyonlarda Guernieri inklüzyon cisimcikleri yaparlar. 131 . tüm döküntüler aynı dönemdedir. Medikal önemi olanlar çiçek virüsü (smalpox). Variola virüsü dünyadan silen canlı atenüe aşının içindeki virüsdür.Tablo 3.

Özellikle transplant hastalarında fatal seyirli pnömoniler yapabilir. hemorajik büllöz lezyonlarla karakterize bir hastalıktır (Koyun kaşıntılı hastalığı). özellikle askerler gibi sıkışık yaşamda salgınlar yapabilirler. Patogenez ve İmmünoloji Adenovirüsler solunum sistemi. 8 ve 9 epidemik keratokonjunktivit. folliküler konjunktivit. 3. Adenovirüsler Hastalık Adenovirüsler farenjit. Bazı serotipleri (özellikle 12. Fiberler organlara tutunmada görevi olan hemaglutininlerdir. Yakın temas ile bulaşır (seksüel temas dahil). Orf: Koyunlardan bulaşan. Bazı serotiplerinin özel hastalıklardan sorumlu olduğu gösterilmiştir. 4. 18 ve 31) farelerde sarkom oluşturur. pembe. gastrointestinal sistem ve konjunktivalar gibi birçok organın mukozalarının enfeksiyonudur. Fiber proteinleri (hemaglutinin) tipe spesifik antijenleridir ve bugüne kadar 41 değişik antijenik tipi gösterilmiştir. tip 11 ve 21 akut hemorajik sistit ve tip 40 ve 41 infantil gastroenterit etkenleridir. konjunktivit ve pnömoni gibi üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurlar. Özellikle çocuklar arasında yaygındır.Molluscum contagiosum: Deri ve mukozaların küçük. Hayvanlarda hastalık yapan adenovirüsler insanlara bulaşmazlar. ancak insanlarda tümör oluşumu ile ilişkisi gösterilememiştir. siğil tarzında bening tümörleridir. Lezyonlar krater tarzındadır ve içinde beyaz renkli bir içerik taşır. Tedavi lezyonların küretajı ile yapılır. Virionlarından ayrılan fiberlerin insan hücreleri için toksik olduğu gösterilmiştir. Fekal-oral yol çocuklardaki en yaygın görülen bulaşma şeklidir. Nötralizan antikorlara bağlı gelişen immünite tipe sipesifiktir ve yaşam boyu devam eder. ve 21 solunum sistemi hastalıkları. Keratokonjunktivit. papüler. Örneğin. İmmün yetersizliği olan hastalarda adenovirüsler herpesvirüsler kadar başbelasıdır. 132 . fekal-oral yol ve konjunktivalara direk inokülasyon gibi değişik yollarla bulaşabilir. İmmün sistemi sağlam olanlarda birkaç ay içinde kendi kendine iyileşir. Önemli Bilgiler Adenovirüsler kapsülsüz çift sarmal lineer DNA ve izosahedral nükleokapsid yapısına sahiptirler. Sistemik tedavisi yoktur. hemorajik sistit ve gastroenterit de sorumlu olduğu enfeksiyonlar arasındadır. Kapsidinin her 12 alt biriminden bir fiber çıkar. Bulaşma ve Epidemiyoloji Adenovirüsler aerosoller. Adenovirüsler dünyada yaygındır. Adenovirüslerin insan enfeksiyonlarına spesifik antijenleri hexon proteinleri üzerinde lokalizedir (Şekil 3. 7.13).

Tedavi Bilinen antiviral tedavisi yoktur. Papovavirüsler Serolojik açıdan papillomavirüsler ile polyomavirüsler olmak üzere iki farklı cins altında toplanırlar. Korunma 4. Epidemik keratokonjunktivit iatrojenik hastalıktır. Enfeksiyonların yarısından çoğu da asemptomatiktir. Adenovirüs enfeksiyonlarının çoğu kendi kendine iyileşir. Patogenez ve İmmünoloji Papillomavirüsler skuamoz epitel hücrelerini enfekte eder karakteristik sitoplazmik vakuoller (koilositoz) oluşturur.HPV 16 yüksek. Papillomavirüsler Hastalık Papillomavirüsler siğiller gibi skuamöz hücrelerin bening tümörleri olan papilloma etkenidir. HPV-16-18 gibi bazı tipleri serviks kanseri etkenidir. Hemorajik sistitte hematüri ve dizüri belirgin semptomlardır. Alt solunum yollarında ise bronşit ve atipik pnömoni etkenidir. HPV'nin 100'den fazla serotipi vardır. Laboratuvar Tanı Tanı için hücre kültürlerinde virüsün üretilmesi veya spesifik antikorların iki hafta ara ile 4 kat arttığının gösterilmesi gerekmektedir. E6 ve E7 genleri kansinojeniktir.14). HPV 18 çok yüksek riske sahiptir. genital siğillerden en sık HPV-6 ve HPV-11 sorumludur. Ancak bazı serotipleri belirli dokularda enfeksiyon yaparlar. 133 . özellikle göz muayeneleri sırasında aseptik şartlara uyulması ve ellerin yıkanması ile bulaşma önlenebilir. İki yaşın altındaki çocuklarda kan bulunmayan gastroenteritler yaparlar.Klinik Bulgular Farenjit. Önemli Bilgiler Papovavirüs ailesindendir ve polyomavirüsler ile SV40 virüslere benzerler fakat daha büyük genoma sahiptir. Ancak serviks ve penis üzerindeki HPV enfeksiyonları kanserleşebilir (Condyloma acuminata). Bu vakuoller patognomoniktir. derideki siğillerden HPV-1-4 sorumlu iken (Şekil 3. Örneğin. Siğiller beningdir ve malignleşmez. 7 ve 21 suşları için canlı atenue olmayan aşısı vardır ancak sadece orduda kullanılmaktadır. farengokonjunktival ateş ve akut respiratuvar hastalık yaparlar. Tedavi semptomatiktir.

134 .15).Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma deri-deri teması ile olur (seksüel geçiş). Hayvanlardaki siğiller insanlar için bulaştırıcı değildir. Genital siğiller en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıklardır (Şekil 3. JC virüs Progresif multifokal lökoansefalopati (PML) etkenidir. BK virüs solunum yolu enfeksiyonları ile böbrek epitel hücrelerini enfekte etme özelliği vardır. ileri yaşlarda geriler. Lezyonlarda koilositozun görülmesi tanıyı kesinleştirir. Tanı genellikle klinik olarak konulur. Tedavi lezyonlara cerrahi veya topikal asetilsalisilik asit uygulanması ile yapılır. Derideki siğiller çocuklar ve genç erişkinlerde daha yaygın iken. Polyomavirüsler Bu grup içinde simian virüsü 40 (SV40) ve insan virüsleri olan BK ve JC virüsleri bulunur. Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur.

Eklem bulguları romatoid artriti taklit edebilir. Laboratuvar Tanı B19'a karşı gelişen IgM antikorlarının tespit edilmesi ile tanı konur. Klinik Bulgular Dört klinik tipi vardır 1. Parvovirüs B19'un konjenital anomali yaptığı gösterilememiştir. 3. Patogenez ve İmmünoloji B19 başlıca iki tip hücreyi enfekte eder. bu da eritema infeksiyozumdaki döküntülerin sebebidir. Bunlardan birincisi kemik iliğinde eritrositlerin prekürsör hücreleridir ve aplastik krizlere neden olur.9 Virüsler ve insanlarda oluşturdukları kanserler Virüs ailesi Papovavirüsler Virüs Human papillomavirüs İnsanda meydana getirdiği kanser Genital tümörler Skuamoz hücreli karsinom Orofarengeal karsinom Herpesvirüsler EB virüs Nazofarenks karsinom Afrika Burkitt lenfoması B hücreli lenfoma Hepadnavirüsler Retrovirüsler Flavivirüsler Hepatit B virüs HTL virüs Hepatit C virüs Hepatosellüler karsinom Yetişkinin T hücreli lösemisi Hepatoselüler karsinom 135 . 2. B19 ile enfekte olan yetişkinlerdeki immünkompleksler döküntü ve artritleri meydana getirir. Virüs detektif bir parvovirüsdir. 4. Virüs boğaz sürüntüsünden elde edilebilir ancak sık kullanılan bir yöntem değildir. Tablo 3. Kan donörleri de önemli bir kaynaktır. Kronik B19 enfeksiyonu: Özellikle HIV enfeksiyonlularda olmak üzere immün yetersizliği olanlarda meydana gelir. Önemli Bilgiler Çok küçük tek sarmal DNA virüsüdür. Artrit ve atrofatiler ile karakterizedir. Fetal ölüm ve hidrops fetalis meydana gelebilir. artropati yıllarca sürebilir. Standart immunglobulinler immünyetmezliği olan hastalarda faydalı olabilir. Sadece tek serotipi vardır. virüs plasentaya geçip fetusu enfekte eder. hayvanlarda enfeksiyon yapan suşlar insanlara bulaşmaz. Yüzde tipik döküntü. Sorumlu olduğu enfeksiyon gösterilememiştir. aplastik kriz (özellikle orak hücreli anemililerde) ve hidrops fötalis (Fetal enfeksiyon) etkenidir. İnsanlar tek kaynaktır.Parvovirüsler Hastalık Parvovirüslerin insanlardan enfeksiyon yapan tek suşu Parvovirüs B19'dur. Fetal enfeksiyonlar: Gebe kadın birinci ve ikinci trimesterde enfekte olursa. eller ve dirsekler olmak üzere eklem tutulumları önemlidir. talassemililer ve sferositozu olanlarda geçici ciddi aplastik anemi olur. adenovirüs varlığında gelişebilir. Dünyada yaygındır. Genom negatif DNA'dır. Tedavi Spesifik tedavisi yoktur. Aplastik krizler: Orak hücreli anemi. Eritema infeksiyozum (tokatlanmış çocuk sendromu. Transplasental bulaşmada görülebilir. Üçüncü trimesterde meydana gelen enfeksiyon klinik tablo yaratmaz. Bir diğeride kan damarlarındaki endotel hücreleridir. Son yıllarda Adenoassociated virüs denilen bir parvovirüs insanlarda rastlantısal olarak tespit edilmiştir. beşinci hastalık). Bulaşma ve Epidemiyoloji Başlıca solunum sistemi yoluyla bulaşır. Özellikle okul yaşındaki çocukları tutar. Eritema infeksiyozum (Beşinci hastalık).

HBcAg ve HBeAg 3. Replikasyon sonrasında ise yeni viryonun genomuna ait S zinciri tamamlanamadan genomun kapsidi yapısını tamamlar ve böylece yeni virüslerinde S zincirleri eksik kalır.17). Replikasyon Virüsün genomu tamamlanmamış çift sarmal DNA dan yapılmıştır. Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal konaklarıdır.Hepatit B Virüsü Hastalık B tipi viral hepatit etkenidir. Kor içinde DNA bağımlı DNA polimeraz (revers transkriptaz) vardır.18). Virüs eksik zincirini enfeksiyon alanında tamamlamak için reverse transkriptaz taşır.S bölgesi. HBsAg 2. 1. 42 nm çapındaki ise infektif partikülleridir (Dane partikülü) (Şekil 3.P bölgesi. Genomda dört önemli gen bölgesi bulunmaktadır (Şekil . Kısmi çift sarmal DNA yapısındadır. Hepadnavirus ailesinin üyesidir. Eksik olan + zincir (S zinciri) replikasyon sırasında tamamlanır.X bölgesi.C bölgesi . Zarfı yüzey antijen denilen (HBsAg) bir protein taşır. Hasta serumları incelendiğinde üç değişik partikül görülür. DNA polimeraz 4. Bunlardan 22nm çapında sferik ve 22nm çapında flamenter yapıda olanlar infektif olmayan. Zarflı ancak etere dirençlidir. HBxAg 136 .

Middle (M). Kontamine iğneler. Hem Dane partiküllerinin hem de infektif olmayan partiküllerin üzerinde bulunur. Seksüel temas: Cinsel ilişki ile bulaşır. Böylece akut hepatit tablosu ortaya çıkar. Pre-S2 bölgesinin karaciğer hücreleri üzerindeki polimerize human serum albumin reseptörlerine bağlandığı bilinmektedir.Tablo 3. Aynı gen bölgesini kullanmaları nedeniyle HBcAg'nin serumdaki göstergesidir denebilir. Bunların bir kısmı hepatositlerin endoplazmik retikulumunda değişikliğe uğraması ile suda eriyebilir HBeAg oluşur. partner sayısı arttıkça hastalığın bulaşma ihtimali de artar. Ayrı başlangıç noktalarından kodlanmalarına bağlı olarak Large (L). L ve M proteinlerinin hepatositlere bağlanmada rolü olduğu gösterilmiştir. Pre-S2 geni M proteinini. akupunktur. Bu antijen de C geninin Pre-C başlangıç noktasından başlayarak yapılır. Bunlarda bulaştırıcılık fazladır. akut dönemdeki hepatit B'li bir hastanın kronikleşme riskinin az olduğu yönünde bir bulgudur. Bu determinantlar nedeniyle serotipler oluşmaktadır. yaşlı bakım evleri. HBcAg: HBV'nin "core" bölgesinin antijenidir. w. manikür. Ancak tüm HBV suşlarında a determinantı bulunması nedeniyle aşıların hepsi ile immünizasyon sağlanmaktadır. d. Patogenez ve İmmünoloji Sitotoksik T hücrelerin aktivitesi sonucunda. Replikasyonun sürdüğü kronik olgularda HBeAg pozitifliğini korur. 137 . Vertikal yol: Perinatal bulaşmada transplasental bulaşma nadirdir. konjunktival girişimler bulaşmada önemli faktörlerdir. S proteini. Horizontal yol: Aralarında cinsel temas veya kan teması bulunmayan sıkışık yaşam şartlarındakilerde gelişen bir yoldur. Small (S) proteinlerden oluşur. HBsAg'nin 6 aydan uzun süre pozitifliğinin devam etmesi kronik hastalık lehinedir. tatuaj. HBeAg pozitif gebelerde bulaşma hemen hemen kaçınılmazdır. Parenteral yol: Kan ve kan ürünleri aracılığı ile bulaşır. Ancak yetersiz yanıt varsa. CD8 T lenfositlerinin hedefi bu hücrelerdir. hastaneler. Bulaşma doğum sırasında meydana gelir. Anti-Pre-S2 antikorları HBsAg negatifleşmeden pozitifleştiği için. Subklinik ve anikterik akut enfeksiyon geçirenlerde kronikleşme daha sık görülür. Türkiye'deki en sık görülen bulaşma yoludur. HBeAg MHC class I antijenler tarafından sunulan antijendir. Özellikle homoseksüel ilişki ile sıklığı artar. HBsAg'de en çok bulunan proteindir. HBsAg'nin glikoproteini a. kan ve kan ürünü transfüzyonu. S geni ise S proteinini kodlar.10 Hepatit virüslerinin özellikleri HAV Genom Aile Bulaşma RNA Heparnavirüs Fekooral HBV DNA Hepadnavirus Cinsel Parenteral HCV RNA Flavivirü s Parenter al Cinsel? 1-6 ay Sinsi Var Düşük Yok Yok HDV RNA Deltavir üs Parente ral Cinsel? 1-2 ay Ani Var Yüksek Yok Yok HEV RNA Calisivirüs Fekooral Kuluçka devri Başlangıç Kronikleşme Fulminan hepatit riski Pasif bağışıklık Aşı 2-6 hafta Ani Yok Düşük Standart immünglobulin Ölü 2-6 ay Sinsi Var Düşük Hiper immünglobulin Rekombinant 2-6 hafta Ani Yok Gebelerde yüksek Yok Yok HBsAg: ilk pozitifleşen marker HBsAg'dir. kışlalar en önemli örneklerdir. Genomun Pre-S1 geni L proteinini. y. Bunu antikor yanıtının gelişmesi (Anti-HBs) izler ve hastaların çoğu iyileşir. r determinatlarından oluşmaktadır. hepatositler parçalanır ve hepatit gelişir. HBsAg üç farklı proteinden oluşur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Hepatit B'nin başlıca bulaşma yolları. ancak karaciğer iğne biyopsisi ile gösterilebilir. Serumda saptanamaz. Eğer hastaların hücresel immünitesi iyi ise infekte hepatositler yıkılır ve virüs temizlenir. hastalık kronik hale geçer. İyileşen olgularda Anti-HBe gelişmeye başlar. hemodiyaliz. Bulaştırıcılığın göstergesidir. uyuşturucu bağımlıları (intravenöz). ana okulları. Aile içi.

Akut enfeksiyonda genellikle başlangıç hepatit A kadar gürültülü değildir. ancak ekstrahepatik bulgularda gösterir.11 Hepatit B serolojisi Başlang ıç HBsAg Anti-HBs Anti-HBc IgM Anti-HBc-lgG HBeAg Anti-HBe ALT Pozitif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Çok yüksek Pencere Negatif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Belki biraz İyileş me Negati f Pozitif Negati f Pozitif Negati f Pozitif Norm al Kronik Aktif Persistan Pozitif Negatif Negatif Pozitif Pozitif Negatif Yüksek Kronik Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Az yüksek Taşıyıcı Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Normal Aşılı Negatif Pozitif Negatif Negatif Negatif Negatif Negatif 138 . pankreas. kemik iliği. Hastalarda akut karaciğer nekrozu ve ensefalopati vardır. hastalarda konstipasyon görülür. böbrek. Hastanın serolojisi tablo 6'da ve şekil 3. Olguların sadece 1/4 kadarı ikterik enfeksiyon geçirir.21 gösterilmiştir. Laboratuvar Bulgular ALT seviyesi üst sınırının 10 katını aşanlar ve deRitis oranı (AST/ALT) 1'den küçük olanlar akut hepatitli kabul edilirler. Klinik Bulgular İnkübasyonu 6 aya kadar uzayabilir. Olguların ortalama %1 kadarında fulminan hepatit görülür. amonyak artar ve PTZ yükselir.HBeAg viral replikasyonun göstergelerinden biridir (HBV-DNA. üre normalin altına iner. dalak. HBV karaciğer dışında monositler. Gastrointestinal sistem bulguları ön plandadır. Tablo 3. ancak çok güvenilir değildir. HBcAg gibi). Derin ikteri olan hastalarda kaşıntı bulanabilir. eklem ağrıları. Çok yüksek olan ALT ve AST değerleri hızla düşer. Ekstrahepatik bulgular sıktır. Hepatit B bir karaciğer hastalığıdır. safra kanalı epitellerinde de enfeksiyon oluşturur ancak buralarda replike olamaz. İkterik olgularda hem direkt hem de indirekt bilirubin yükselir. artrit gelişebilir. Özellikle ürtiker. DNA polimeraz.

139 .

İnkübasyon periyodu 2-12 haftadır. Primer bulaşma yollarının HBV ile benzerlik gösterdiği görülmektedir. Orta Doğu ve Güney Amerika ülkelerinde prevalansı yüksektir. HDV. Multipl transfüzyon alanlar. HDV enfeksiyonu HBV replikasyonuna (HBsAg üretilmesi) bağlıdır. ancak süperinfeksiyonları sırasında daha da kısa olabilir. intravenöz uyuşturucu bağımlıları ve bunlarla yakın temasta olanlar yüksek risk grubunu oluşturur. enfeksiyonları sırasında hepatit B markerları azalır.Delta Hepatiti (HDV) HDV dünyada yaygındır ancak özellikle Afrika. HBsAg delta virüsü için bir zarf gibi davranır. HBV gen üretimi ile yarıştığı için. 140 .

Birincisi Akdeniz ülkelerinde görülen. Koenfeksiyon hastalarda akut viral enfeksiyonun ardından gelişir. aylarda uygulanır ise %95 üzerinde koruyuculuk sağlar. 141 . tek ALT piki oluşur. Çocuklarda bu oran tersinedir. Mümkün olduğunca herkes aşılanmalıdır. hastaların büyük bölümü iyileşir. Karaciğer enzimlerinin normal olduğu.İki tür HDV enfeksiyonu vardır. Yenidoğanlarda anne HBsAg'li ise hem aşı hem de hiperimmunglobulin uygulanır. erkeklerde ve yaşı ileri olanlarda immünite sağlanamayabilir. Süperenfeksiyon kronik hepatit B'li hastalarda görülür. 6. 1 yıl ve 2 yıllık sürelerde kullanılır. Tedavide interferon alfa 6 ay. %10 kadarı kronikleşir. 1. hepatit B'li hastalarda yakın temas ile bulaşma. sigara içenlerde. Tedavi Erişkinlerde tüm HBV'li hastaların yaklaşık olarak %90'ı iyileşirken. Hepatit aşıları içinde sadece HBsAg bulunduğundan gebeler de dahil olmak üzere herkese uygulanabilir. Şişmanlarda. hastalarda iki defa ALT piki oluşur. Son yıllarda Lamivudin'in tek olarak kullanıldığı protokoller de uygulanmaktadır. ikincisi ise özellikle ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerinde kan ve kan ürünleri ile bulaşma şeklidir. hastaların büyük çoğunluğu kroniklesin HDV enfeksiyonu tanısı hastalarda anti-HDV IgM antikorlarının gösterilmesi ile konulur. Kronik hepatit kronik aktif ve kronik persistan olmak üzere ikiye ayrılır. hastada klinik bulguların bulunmadığı sadece HBsAg taşıyıcılığı ile karakterize kronik taşıyıcılarda vardır. İnterferon ya tek olarak veya bazı tedavi protokollerinde Lamivudin ile kombine edilerek kullanılabilir. Dünyada iki tip HDV enfeksiyonu epidemiyolojisi vardır. Korunma Plazma kaynaklı veya rekombinan aşılar 0.

H1N1 ve H3N2 influenza A'nın en bilinen suşlarıdır ve son zamanlardaki aşılarda sıkça kullanılmaktadır. özellikle gelişmekte olan ülkelerde kümes hayvanları endüstrisi ve çiftlik sahipleri üzerindeki etkileri son derece yıkıcı olabilir. 1997 Hong Kong salgınında hastalananlarda gripteki gibi tipik belirtiler (ateş. H5 ya da H7 alt tipindeki patojenitesi düşük olan kuş gribi viruslarının. Salgın. Evcil ördeklerdeki infeksiyon ise tıpkı tavuklar. Önemli bilgiler Zarflı. akut sıkıntılı solunum sendromu (ARDS). Büyük pandemilerden inluenza A sorumludur. Daha sonrakiler virüsün izole edildiği yer ve zamanı gösterir. İnsandaki olgular. karaciğer enzim düzeylerinde yükselmeler ve pıhtılaşma bozuklukları gibi belirti ve bulgular bildirilmiştir. Antijenik shift. Bulaşma ve epidemiyoloji Virüs damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. gerekse kronik tıbbi sorunları olanları etkilemiştir. Antijenik drift. nöraminidaz ise koruyucu mukus tabakayı sulandırarak. Kuş gribi: Bu hastalık. Paramyxovirüslerden segmenter RNA'ları bulunması ile ayrılırlar. H5N1 suşunun sağlık çalışanları. Kuş gribi virusunun doğal rezervuarı. öksürük ve kas ağrıları). İnfluenzae A ile pandemiler her 10 ile 20 yılda bir meydana gelir. A/Johannesburg/94 (H3N2) influenza virüsünün yazılışını gösterir. minör değişiklikleri gösterir. kümes hayvanları arasında patojenitesi yüksek kuş gribi salgınlarıyla eşzamanlı olarak görülmektedir. Hastalık. Virusları çok uzaklara taşıyabilmelerine ve dışkılarıyla çıkarmalarına karşılık. Dünyadaki büyük epidemiler virüsün yüzeyindeki bu reseptörleri değiştirmesi sonucunda ortaya çıkar. bu insanlar insandan insana kolayca bulaşmayı sağlayacak insan genlerine sahip olan yepyeni bir alt tipin yoğrulduğu bir hamur teknesi gibi işlev görebilir. reseptörler ortaya çıkarır. hindiler. ilk kez 1878'de italya'da tanımlanmıştır. Birçok hayvan (kuşlar. ülkeden ülkeye canlı kümes hayvanlarının ticareti aracılığıyla yayılabilir. patojenitesi yüksek kuş gribi çok daha önceden. influenzavirus A'ya bağlı olarak genellikle kuşlarda ortaya çıkar. A grup antijenidir. Hemaglutinin konak hücrelere tutunmayı sağlarken. pnömoni. Göçmen kuşlar da virusu uzaklara taşıyabilir. Böyle bir olay. helikal yapıda nukleokapsidi olan.RNA VİRÜSLER İnfluenzae Virüsler Ortomyxovirus grubundandırlar. aile bireyleri. İnfluenzavirus A H5N1. yeşilbaş ördeklerdir ve enfeksiyona en dayanıklı olan kuşlar da bunlardır. göz infeksiyonları. bakteriyel superenfeksiyonlar eklenirse yaşlılarda ölümler görülebilir. Kuş gribi salgınları bir ülkenin içine yayılacak olursa. kazlar ve benzeri kümes hayvanlarındaki gibi öldürücüdür. özellikle patojenitesi yüksek formla oluşan salgınların. gerek önceden sağlıklı erişkin ve çocukları. geçmişteki patojenitesi yüksek kuş gribinin uluslararası yayılımı böyle açıklanmaktadır. genomda majör değişimdir ve her 10-11 yılda bir meydana gelen büyük salgınlardan sorumludur. segmenter tek sarmal RNA virüslerdir. Kuş gribinin. atlar. yalnızca hafif ve kısa süren bir hastalık geçirirler. lenfopeni. çoğul organ yetersizliği. Zarflarının üzerinde iki farklı çıkıntı vardır. bir grip pandemisinin başlangıcı da olacaktır. Hemaglutinin ve nöraminidaz. Patojenitesi yüksek olan kuş gribi viruslarının yabanıl kuş topluluklarında bulunmadığı. Kuşa özgü influenzavirus H5N1 ile oluşan insan infeksiyonunun klinik gidişine ilişkin yayımlanmış bilgiler sınırlıdır. H3N2 ise hemaglutinin ve nöraminidaz'ın tipleridir. iki tip antijen değişimi vardır. Grip özellikle kış aylarında meydana gelir. tavukçuluk yapanlar ve tavuk imha ekiplerinde çalışanlarda insandan insana çok sınırlı bir biçimde de olsa bulaşabildiği anlaşılmaktadır. 142 . ancak her yıl farklı ülkelerde salgınlar yapabilir. tavuklar. İnfluenza B'de salgın yapabilir ancak influenza C salgın yapmaz. domuzlar) influenza A virüsünü taşırlar ve insanlarda büyük epidemilerin oluşmasını sağlayan antijenik değişimlerin kaynağıdırlar. kontrol altına alınması çok güç olabilir. boğaz ağrısı. Zaman içinde daha çok insan infekte olup bunlar bir de insana ve kuşa özgü influenzavirus suşlarıyla aynı anda infekte olurlarsa. kümes hayvanları arasında yayıldıktan sonra geçirdikleri mutasyonlarla yüksek patojenite kazandıkları kabul edilmektedir. "Myxo" denilince musinler (glikoprotein) ile etkileşen virüsler anlamını taşır. bölgesel enfeksiyonlardan sorumludur. Hastalık Dünyada grip pandemileri yapan virüslerdir. ilk kez 1961'de Güney Afrika'da balıkçıllardan izole edilmiş olmakla birlikte.

143 . IgG gelişir ancak koruyucu özelliği azdır. PPD deri testi negatifleşebilir ve tüberküloz reaktivasyonu görülebilir. Zarfının üzerinde hemaglutinin ve hemolitik aktivite gösteren iki tip antijeni bulunur. sistemik bulgulara rağmen nadiren viremi olur. Nadir olarak subklinik kızamık görülebilir. Kızamık virüsü makrofajların yüzeyinde bulunan IL-12 üretiminden sorumlu olan CD46 reseptörlerine bağlanır. Virüsün hedef hücreye penetrasyonunu veya virüsün kılıfından soyulmasını engeller. Anneden antikorların plasenta aracılığı ile geçmesi nedeniyle infantlar 6 ay süresince korunma altındadır. Tek bir serotipi vardır. IgG tipi antikorlar viremi sırasında virüslerin nötralizasyonunda rol oynarsa da. ateş. Klinik Bulgular Ortalama 2 haftalık bir inkübasyon periyodunun ardından ateş. burun akıntısı. Birkaç gün sonra yüzden başlayarak aşağıya doğru yayılan döküntüler görülür (Şekil 3. burada tekrar replike olur. Sitotoksik T hücrelerin de koruyucu etkisi vardır. Bir müddet sonra döküntüler ortaya çıkar. böylece hücresel immün sistemde baskılanma görülür. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma prodromal dönem ile döküntünün başladığı birkaç gün içinde damlacık enfeksiyonu yoluyla olur. Ayrıca sekonder bakteriyel enfeksiyonlar. Kızamık Virüsü(MEASLES) Kızamık etkenidir. 2-3 yılda bir büyük epidemiler yapar. Başlıca endikasyonu bilinci kapalı. Her aşıda 3 suş bulunur. influenzae A ve B'ye birlikte etkili olan oseltamavir'dir. Hücre kültürleri ve antikor titresindeki yüksekliklerin gösterilmesi de gerçek tanının konması için yardımcıdır. hücresel immünite daha önemlidir. Daha sonra kan yoluyla deriye yayılır. Miyalji gibi sistemik bulgular dolaşan sitokinlere bağlıdır. Gelişmekte olan ülkelerde malnütrisyonlu çocuklardaki enfeksiyonlar sağlıklı olanlara göre daha ağır seyirlidir. Solunum yollarında nekroza yol açmaz.Patogenez ve İmmünite Enfeksiyon üst ve alt solunum yollarında lokalize kalır. Hastalığı geçirenlerde yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. Koplik lekeleri tanıda önemli bir bulgudur. bunlardan ikisinin A birinin B susu olmasına dikkat edilir. yaşlı ve immün sistemi bozuk olanlardır. Bakteriyel superenfeksiyon gelişmemiş ise semptomlar spontan olarak 4-7 günde geriler. İnfluenza B ve suçiçeği gibi viral enfeksiyonlarda ateşin düşürülmesi için kullanılan aspirin patogenezde rol oynar. Patogenez ve İmmünite Üst solunum yollarının enfeksiyonunun ardından virüs kana geçer ve RES hücrelerini infekte eder. Dünyada yaygındır. AIDS gibi hücresel immün sistem bozukluğu olanlarda hastalık ölümcül seyreder. Nadir görülen komplikasyonu ensefalopati ve karaciğerde dejenerasyon ile karakterize Reye sendromudur. Enfeksiyon sırasında geçici hücresel immünite depresyonu görülür. influenza virüse bağlı pnömoni interstisyel tiptedir. Bulantı ve kusma da eşlik edebilir. baş ağrısı ve öksürük gelişir.22). korunmanın sürekli olması için her yıl aşılamanın yapılması gerekmektedir. Amantadin sadece influenza A'ya etkilidir. miyalji. Tedavi Amantadin hem tedavi hem de korunmada kullanılmaktadır. Aşı her yıl yeniden formüle edilir. Korunma ortalama 6 ay kadardır. Burada antikora bağımlı vaskülitin rolü vardır. Döküntüler sitotoksik T hücrelerinin kızamık ile infekte olmuş derideki vasküler endotel hücrelerini etkilemesi sonucunda gelişir. Korunma Ölü influenza A ve B aşıları kullanılmaktadır. Multinükleer dev hücreler (Warthin Finkeldey dev hücreleri) lezyonlarda görülür. İmmünite salgısal IgA'ya bağlıdır. öksürük ile karakterize prodromal şikayetler görülür. konjunktivit (fotofobi). Klinik bulgular 24-48 saatlik inkübasyonun ardından. Guillain-Barre sendromu görülebilir. Laboratuvar tanı Tanı büyük çoğunlukla klinik bulgular ile konulur. Önemli Bilgiler Paramyxovirüs ailesindendir.

çünkü maternal antikorlar virüsü nötralize eder ve immün yanıt düşebilir. İmmünitenin azalmasını önlemek amacıyla rapel dozlar tavsiye edilir. Dokularda intranükleer ve intrasitoplazmik inklüzyon cisimcikleri oluştururlar. Aşı ile etkili korunma sağlanır ve yan etkisi çok azdır. Koplik lekeleri olmaksızın atipik döküntüler ile karakterizedir. 15 aydan daha küçük çocuklara aşı yapılmaz. tanıda güçlük çekilen olgularda antikor fitresinin iki hafta içinde 4 kat artması değerli bulgudur. Her 1000 olguda bir ensefalit görülebilir. attenüe aşılar ile korunma sağlanır. Günlerce süren ciddi bir klinik tablo oluşturur. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetersizliği olanlar ile gebelere uygulanmaz. Enkübasyon periyodunun erken dönemlerinde immünize olmamışlarda standart immünglobulin kullanılabilir. Mortalite %10. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur.Ciddi komplikasyonları vardır. Ölü aşılar artık kullanılmamaktadır. Hasta bulaştırın değildir ve virüs izolasyonu yapılamaz. Kızamığa bağlı primer dev hücreli veya sekonder bakteriyel pnömoni gelişebilir. Mumps Virüs Kabakulak etkenidir 144 . Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. Hücre kültürlerinde virüsün izolasyonu mümkündür ancak.12 Yavaş virüs enfeksiyonları Yavaş virüs enfeksiyonları Subakut sklerozan panensefalit Progresif multifokal lökoensefalopati Progresif Rubella ensefaliti HIV ensefalopatisi Virüs tipi Kızamık Polyoma JC Kızamıkçık HIV Ölü aşı verilmiş veya hafif enfeksiyon geçirmiş kişilerde atipik kızamık gelişir. Anneden geçen antikorlar nedeniyle halen korunma altında olan bebeklerde ve enfeksiyonun hemen öncesinde hiperimmün kızamık immünglobulini veya normal gama globulin preparatlarının uygulandığı kişilerde ortaya çıkan hafif kızamık tablosuna modifiye kızamık denir. Tablo 3. kalıcı sekel oranı ise %40'tır. Ölü aşıların kullanılmamasından artık atipik kızamık yetişkinlerde görülmemektedir. Hastalıktan birkaç yıl sonra MSS'nin fatal seyirli hastalığı olan subakut sklerozan panensefalit (SSPE) gelişebilir. Canlı. Genellikle 15 aylık çocuklara rubella ve mumps aşısı ile birlikte yapılır.

Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. yetişkinlerde üst solunum yolu enfeksiyonları yaparken. Bu salgınlar hastane personeli tarafından meydana getirilir. Hastalık benign seyirlidir. Önemli Bilgiler Yüzeylerinde hemaglutinin ve nöraminidazları yoktur. Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. Kış aylarında salgınlar oluşturur. Patogenez ve İmmünite Virüs solunum sistemi yoluyla enfeksiyonu meydana getirdikten sonra dolaşım yoluyla parotis bezlerine. bulantı ve bunu takiben parotis bezinde unilateral veya bilateral şişme meydana gelir. Aşı uzun süreli (en azından 10 yıl) immünite sağlar. Karakteristik özelliği limon yedirildiği zaman parotisde ağrı meydana gelmesidir. Tek taraflı orşitlerde sterilite olmaz. Standart immunglobulinler hastalıktan korunmada ve orşit gelişmesinde koruyucu değildir. Tunica albuginia'nın fibröz hal alması nedeniyle testisler üzerine baskı olur ve bu da spermatozitlerin nekrozu ile sonuçlanır. Measles ve Rubella ile birlikte 15 aylık çocuklara uygulanır. Canlı attenüe aşı ile korunma sağlanır. 3 yaşın altındakilerde görülür. Tedavi ve Korunma Spesifik tedavisi yoktur. Ödemi engellemek amacıyla semptomatik tedavi yapılır. Klinik Bulgular Ortalama 3 haftalık bir inkübasyon döneminin ardından. Hastanedeki süt çocukları arasındaki salgınları önemlidir. Çocukların %30 kadarı klinik bulgular göstermeksizin enfeksiyonu geçirir. spontan olarak bir hafta içinde düzelir. Tükrük. overlere. füzyon proteinleri bulunur. Dünyada yaygındır. Sinsitia denilen bu dev hücreler virüse de ismini verir. Genellikle selim seyirli. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile veya kontamine ellerin ağız-buruna dokunulması ile bulaşır. infantlarda alt solunum yollarını tutar. bilinen bir serotipi vardır. Anneden geçen antikorlar virüs ile reaksiyona girerek. Puberte dönemindeki erkeklerde bilateral testis tutulması sonucu sterilite meydana gelebilir. Patogenez ve İmmünite İnfantlarda daha ciddi seyirlidir. Sounum Sinsisyumu Virüsü (RSV) Süt çocuklarında pnömoni ve bronşiolit etkeni önemli bir virüsdür. iştahsızlık. Solunum sisteminde lokalizedir. Hemaglutinin ve nöraminidaz antijenlerine V Ag'ni denir. viremi olmaz. 145 . el yıkama veya eldiven kullanma gibi basit önlemler ile önlenebilir. Tüm kabakulak olgularının yaklaşık %15'inde gelişir. Önemli iki komplikasyonu vardır. Bunlar hedef hücrelere tutunmaya yarar ve multinükleer dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. Diğer önemli komplikasyonu menenjittir. BOS veya idrardan hücre kültürleri ile virüs elde edilebilir. İnfantlardaki ciddi enfeksiyonlarında bir immunopatojenik mekanizma gelişebilir. İntrasitoplazmik ve intranükleer inklüzyon cisimciklerine sebep olur. pankreasa ve meninkslere yerleşir. kendiliğinden sekelsiz iyileşir. respiratuvar sistem hücrelerinde harabiyete sebep olabilir. Antikor tarama testlerinde 4 katlık artış tanı açısından değerlidir. Parotis bezine Stenon kanalı yoluyla yanak mukozasından da ulaşabilir.Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal kaynaklarıdır. Dünyada yaygındır. testislere. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetmezliği olanlar ile gebe kadınlara kullanılmaz. Ömür boyu kalıcıdır. kış aylarında insidensi artar. S Ag'ni pozitifliği erken tanı kriteri olarak kullanılır. ateş.

Multinükleer dev hücreler şeklindeki sitopatik etkisi tanı koydurucudur. Sekonder bakteri enfeksiyonları nadir görülür. hayvan enfeksiyonu yapanlar insanları etkilemez. kış aylarında epidemiler yapar ve başlıca damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşır. Aşısı yoktur. Hem serum hem de sekretuvar antikorlar RSV yanıtında önemlidir. Dünyada yaygındır. Ancak özellikle nazal sekresyondaki IgA tipindeki sekretuvar antikorların reenfeksiyona karşı koruyucu olduğu düşünülmektedir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Dünyada yaygındır. 4 tipi vardır. Enfeksiyonların çoğu subklinik seyirlidir. Özellikle gebeler tehlike altındadır. Her 6-9 yılda bir büyük epidemiler yapar. Tedavi ve Korunma Hastanede yatan infantların ciddi hastalıklarında aerosol tarzında ribavirin kullanılır. Büyük çocuklarda ve yetişkinlerde ise üst solunum yolu enfeksiyonu şeklindedir. Hücre kültürlerinde virüsün izole edilmesi. Patogenez ve İmmünite Viremi yapmaksızın. antikorların 4 kat artmasının gösterilmesi de ayırıcı tanıda kullanılabilir. bronşit ve pnömoni de yapabilir.İmmün sistemin rolü tam olarak tespit edilememiştir. Önemli Bilgiler Togavirüs ailesindendir. Grip. Klinik Bulgular Beş yaş altındaki çocukların krup etkenidir. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Hayvanlarda ve insanlarda enfeksiyon yapan tipleri olmasına rağmen. 146 . nörominidaz ve füzyon proteinleri bulunur. Füzyon proteinleri dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. Parainfluenzae virüs tip 1 ve 2 en sık enfeksiyon yapan suşlarıdır. Tanıda spesifik antikorların 4 kat artması anlamlı bir bulgudur. alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları yaparlar. Parainfluenza Virüs Çocuklarda akut larengotrakeobronşit ve pnömoni etkeni iken. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Laboratuvar Tanı Tanı klinik olarak konur. farenjit. insanlar doğal konaklarıdır. yetişkinlerde grip benzeri enfeksiyondan sorumludur. Laboratuvar Tanı Solunum yolundan alınan materyalde immunfluoresans yöntemler ile veya hücre kültürleri ile virüs gösterilebilir. Önemli Bilgiler Virüs yüzeyinde hemaglutinin. Klinik Bulgular İnfantlarda bronşiolit ve pnömoni etkenidir. Rubella Virüs Kızamıkçık ve konjenitai rubella sendromu etkenidir. Ribavirin'in hiperimmünglobulin ile birlikte kullanılması daha etkilidir.

2. Döküntüler 3 gün içinde kaybolur. Canlı. 3 ay süresince kontrasepsiyon uygulanır. Gebe kadın ilk trimesterde akut enfeksiyon geçirirse (özellikle ilk ayında). Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. 147 . attenüe aşısı ile korunma sağlanabilir. Genç kadınlara yapılan aşıların ardından. Rabies Virüs Kuduz virüsüdür.24). Negatif RNA'sı bulunması nedeniyle RNA bağımlı RNA polimeraz taşır (Şekil 3. Yetişkin rubellasında özellikle kadınlarda immünkomplekslere bağlı poliartritler görülebilir. Kan yoluyla iç organlara ve deriye yayılır. bunun da etrafı zarf ile çevrilidir. Antikor fitresinin 4 kat artması tanı açısından değerlidir. Aşı ortalama 10 yıl kadar koruyucudur. antijen-antikor kompleksine bağlı vaskülit olabileceği öne sürülmektedir. ve beyinde (mental retardasyon) malformasyonlar görülür. maternal viremi ve fetal enfeksiyon sonucunda konjenitai malformasyonlar görülebilir. Rubella: Hafif seyididir. Döküntünün nedeni halen kesin olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Başlıca kalpte (patent ductus arteriosus). Prodromal belirtilerin ardından makulopapüler döküntüler yüzden başlayarak ekstremitelere yayılır (Şekil 3.Patogenez ve İmmünite Başlangıçta virüs nazofarenkste ve lokal lenf bezlerinde replike olur. IgG'nin 1:8 ve daha üstündeki fitreleri gebe kadını koruyacaktır. Gebe kadında rubella virüs ile karşılaştığında. 1. Posterior auriküler lenfadenopati önemli bir bulgusudur. Konjenitai rubella sendromu : Rubella virüs teratojendir. Klinik Bulgular İki tip enfeksiyonu vardır. Önemli Bilgiler Mermi şeklinde kapsidi vardır. Rhabdovirus ailesindendir. ancak sitopatik etkisi yoktur. Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde üretilebilir. IgM artışı akut enfeksiyonu gösterir.24). 15 aylık çocuklara MMR aşısı şeklinde yapılır. gözlerde (katarakt).

yaşadıkları mağaralarda taşıdıkları virüslerin inhalasyonu ile insanlara bulaştırabilirler. Otonom sinir sistemi etkilenmesine bağlı hipertermi. Generalize konvülziyonlar görülür. Hastalar nöbetler sırasında kaybedilebilir.İnkübasyon dönemi: Yaranın büyüklüğüne. Yarasalar. Yeterli sayıya ulaşınca duyu sinirlerine gelir. Saldırganlık. 148 . Beyin dokusunda Negri cisimciklerinin gösterilmesi önemli bir bulgudur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma hayvan ısırıkları ile olur. Genel enfeksiyon bulguları görülebilir. Dünyada tilki. MR normaldir. hipertansiyon ve hipersalivasyon görülür. İnsan aşılarından farklı olarak hayvan aşıları canlı virüs aşısıdır. farenks ve diyafragmada spontan veya yutkunma gibi uyaranlarla ağrılı spazmlar başlar.Flury suşu: Sokak virüsünün embriyonlu yumurtada pasajlanması ile elde edilir. tırmalama yolu ile bulaşma riski %1'dir. Hidrofobi gelişir. Patogenez ve İmmünite Virüs ısırık bölgesinde sitoplazmik membrandaki asetil kolin reseptörlerine yapışır. 1. En çok omurilikte. Burada konak hücrede tipik intrasitoplazmik inklüzyon cisimciklerini yapar (Negri cisimcikleri). ısırma ve sakin dönemler kısa aralıklarla birbirini izler. 4. taşikardi. Türkiye'de sokak köpeklerinden bulaşma görülür. kaşıntı ve parestezi kuduzun spesifik ilk bulgusudur.Nörolojik dönem: Hasta kızgın görünümlü. halusinasyonlar görür. ajitasyon. Klinik Bulgular 1. Günde ortalama 2 cm hızla periferik duyusal sinirde aksoplazmik yoldan ilerler ve spinal korda ve oradan da merkezi sinir sistemine ulaşır. Hidrofobiye fotofobi ve aerofobi eşlik eder. Gerçek tanı beyin biyopsisi ile konulur. Baş ve boyun bölgelerinden ısırılmalarda daha kısadır. çakal gibi yabani hayvanlar bulaştırıcılıkta sorumlu iken.Sabit virüs: Sokak virüsünün tavşan beyninde pasajlanması ile elde edilir.Prodromal dönem: Semptomlar virüsün merkezi sinir sistemine girmesi ile başlar. fare ısırığı ile kuduz bulaşmaz.Ölüm Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. Alınan virüsün sayısı çok fazla ise direkt duyu sinirlerine ulaşma görülür.Koma dönemi : Genelde semptomlardan sonra bir haftalık dönem içinde görülür. bazı memelilerin enfeksiyonu insan bulaşlarında önemlidir. İrritabilite görülebilir. kaçma. 2. Farelerde tükrük bezlerine virüs ulaşmadan hayvan öldüğü için. hipokampus'un ammon boynuzunda görülür. EEG ile tipik ensefalit bulguları görülür. virüs miktarına ve yaranın beyne yakın olmasına göre değişir. Kuduz bir hayvan tarafından ısırılma sonucunda kuduz gelişme riski %30-40 iken. Isırık yerindeki ağrı. Burada replike olur. 3. kurt. Semple aşısındaki virüsdür 3. Larenks. Üç ayrı tip virüs vardır. kendileri hastalanmazlar.Çok geniş konak grubu vardır. Hastalar asfiksi veya diğer komplikasyonlar ile ex olurlar.Sokak virüsü: Kuduz yapan virüsdür 2. serebellumda. hayvan aşıları elde etmekte kullanılır. ısırıkları ile hayvanlara. 5. ajitedir.

Virüs kültürleri ile kesin tanı konulur. Ölen şüpheli hayvanların başı kesilir, gliserinli-tuzlu su ile ıslatılmış bezler ile laboratuvara gönderilir. Burada Negri cisimcikleri araştırılır. Tedavi ve Korunma Semptomlar başladıktan sonra tedavi imkanı yoktur. Önemli olan hastalığın meydana gelmesini engellemektir. Bu nedenle aşı kullanılır. İnsan diploid hücrelerinden üretilmiş aşılar kullanılmaktadır (HDCV). Semple tipi aşılar, yavru fare beyin dokusu aşısı ve kanatlı fare beyin dokusu aşıları artık kullanılmamaktadır. Aşı uygulamasının sonucunda serumda koruyucu nötralizan antikor düzeyleri yaklaşık olarak bir hafta sonra gelişmektedir. Kafa ve boyundan ısırıklarda aşı ile birlikte kuduz için spesifik immünglobulin kullanılmalıdır. Bunlar ya hayvan kaynaklı antirabies serum (ARS) veya insan kaynaklı rabies hiperimmunglobulindir (RHIG). RHIG'de anafilaksi veya serum hastalığı riski yoktur ve daha etkilidir. 20 İÜ/kg uygulanır. ARS etkili olması için iki kat fazla dozda uygulanır. Hiperimmünglobulinler ilk bir hafta içinde uygulanmalıdır, daha sonraki günlerde yapılmasının bir faydası yoktur. Aşı ile ayrı enjektörlerde ve ayrı bölgelerde aynı anda uygulanabilirler. Isıran hayvan, ısırdıktan sonra 10 gün yaşamışsa hastada aşılama kesilir.

Korunma
Evcil hayvanlar Flury suşu ile hazırlanmış canlı attenüe aşılar ile aşılanır. Temas öncesi: 0, 7, 21/28 nci günlerde HDCV hayvancılıkla uğraşanlara, laboratuvar çalışanlarına, veterinerlere, kırsal kesimlere çıkacaklara uygulanır. Bu aşı 2 yıl koruma sağlar, ancak sürekli risk altındakilere 6 ayda bir veya yılda bir booster aşılama yapılır. Temas sonrası: Temas sonrası korunmanın ilk kademesi yaranın sabunlu su ile yıkanmasıdır. Kuduz sadece bu uygulama ile %80'in üzerinde önlenmektedir. Semple aşısı ile ağır yaralanmalarda 20 gün, hafif yaralanmalarda ise 14 gün süresince karın derisi altına uygulanır. HDCV; 0, 3, 7, 14, 28'inci günlerde deltoid kasına intramusküler uygulanır. Aynı zamanda gerekli görülür ise RHIG 'de yapılır. Isıran hayvan 10 gün süresince sağ ise aşı kesilir. Son yıl içinde aşı yapılmışlara 0 ve 3. günlerde iki doz aşı yapılması yeterli olmaktadır.

Picornaviruslar
Medikal önemi olan picornavirüsler enterovirüsler ve rhinovirüsler olmak üzere ikiye ayrılır (Tablo 3.13); Enterovirüslerin konağa giriş yolu GİS iken, rhinovirüslerin giriş yolu burun ve boğaz dır. Enterovirüsler 37°C'de ürerken, rhinovirüsler 33°C'de üremeyi severler. Enterovirüsler aside dayanıklıdır.

Tablo 3.13 Pıcornavirüs ailesi ve serotipleri
Enterovirüsler 31 Echovirüs 23 Coxsackie A 6 Coxsackie B 4 Enterovirüs 3 Poliovirüs 1 Hepatit A

Rhinovirüsler

100 serotip

149

ENTEROVİRÜSLER Poliovirüsler
Poliovirüslerin üç antijenik tipi vardır, en epidemik olanı tip 1'dir.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Pastörize edilmemiş süt, krema ve dondurma ile bulaşır. Oral yoldan alındıktan sonra, tonsillalar, lenf bezleri, farenks, mide ve barsaklarda replike olurlar.

Patogenez ve İmmünite
Merkezi sinir sistemine ulaşan virüsler, sinir hücrelerinde reversibl harabiyet yaparlar. Medulla spinalis ön boynuz hücreleri, beyinde vestibüler sistem ve serebellum tutulur. Miyokardit, peyer plak ülserleri ve lenfoid hiperplaziye yol açar. Klinik Bulgular Klinik formları dört değişik şekilde görülür; 1. Asemptomatik inaparan enfeksiyon: Hastalığa yakalananların %90'ında görülür. 2. Minör hastalık: Grip benzeri semptomlar görülür. 3. Aseptik menenjit: Olguların %1-2 kadarında görülür, minör hastalık semptomlarına menenjit bulguları eklenir, iyi seyirlidir 4. Paralitik poliomyelit (Majör hastalık): Olguların ortalama %1 kadarında görülür. Aşağı motor nöronların hasarı sonucu gelişen flask tipte paraliziler hastalığın tipik bulgularıdır. Hastalığın ağır formu olan bulber poliomyelitte farenks, kord vokaller ve respiratuvar kaslar etkilenir. Hastalar kaybedilmezse tam iyileşme görülür. Guillain-Barre sendromu ile karşılaştırıldığında, ekstremite paralizileri asimetriktir, BOS proteini ve hücre sayısı aseptik menenjit bulguları verir, ateş yüksektir. Hastalığın ardından 6 ay gibi uzun bir sürede iyileşme görülür. Ağır olgularda sekel kalabilir. Sensoryel tutulum nadirdir. Olguların büyük bir bölümünde postpolio sendromu görülür.

Laboratuvar Tanı
Virüsün boğaz, dışkı ve BOS'tan izolasyonu veya antikor titresindeki artış ile tanı konur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Korunmada oral attenüe-canlı sabin aşısı veya İM inaktive ölü Saik aşısı kullanılmaktadır. Sabin aşısının, viremi ve 1:1 milyon kişide paralitik hastalık geliştirme riski nedeniyle özellikle erişkinlere, gebelere ve doğumsal immün yetersizliği olanlara Saik aşısı uygulanmalıdır.

Coxsackievirüsler
New York'ta Coxsackie kasabasında ilk olarak izole edilmiştir, ismini de oradan alır. Önemli Bilgiler Değişik hastalıkların etkenidir. A ve B grubuna ayrılır. Gruplaşma farelerdeki etkisine bağlıdır. Grup A virüsler yaygın miyozit, flask paraliziler yaparken, grup B virüsler jeneralize, kalpte, pankreasta ve merkezi sinir sisteminde daha az ciddi lezyonlara ve fokal miyozite sebep olur. Şimdiye kadar 24 A serotipi, 6 B serotipi bulunmuştur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Temel bulaşma yolu fekal-oral yoldur, ancak aerosollerin respiratuar sistem yoluyla da bulaşmayı gerçekleştirdiği bilinmektedir. İnsanlar tek doğal konaklarıdır.

Patogenez ve İmmünite
Grup A virüsler deri ve mukozaları tercih ederken B tipi virüsler kalp, plevra, pankreas, karaciğer gibi organlarda enfeksiyon yapar. Her ikiside meninksleri ve motor nöronları etkileyerek paralizi yapabilirler. Orofarenks ve gastrointestinal sistemde replike olmalarına rağmen kan dolaşımı yoluyla yayılırlar. İmmünite enfeksiyon geçirenlerde IgG tipi antikorlar ile sağlanır.

150

Klinik Bulgular (Tablo 3.14) Grup A spesifik hastalıklar: Herpangina; yüksek ateş, boğaz ağrısı, anoreksi, bulantı kusma ile orofarenkste veziküller ile karakterizedir. El-ayak-ağız hastalığı özellikle çocuklarda el, ayakta veziküler lezyonlar ve ağızda ülserasyon ile karakterizedir. Grup B Spesifik hastalıklar: Plörodini (Bronholm hastalığı, epidemik miyalji) Ateş ve ciddi plörezi tipinde ağrı ile karakterizedir. Miyokardit ve perikardit gelişebilir. Coxsackievirus B4 ile farelerde pankreas hasarına bağlı Diabetes mellitus gelişmektedir. Bu virüsün insanlarda jüvenil diabet etkeni olabileceği düşünülmektedir. Her ikisinin birlikte yaptıkları hastalıklar: Aseptik menenjit, hafif parezi ve geçici paraliziler yaparlar.

Laboratuvar Tanı
Hücre kültürlerinde virüsü izole etmek veya antikor fitresinin 4 kat artması tanı koydurucudur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Tablo 3.14 Coxsackievirüslerın hastalık tabloları
Hastalık Coxsackievirus Grup A Tip 124 Nörolojik Aseptik menenjit Paralizi Ensefalit Deri ve mukoza Herpangina El-ayak-ağız Ekzantemler Kardiak ve kas Plörodini Miyokardit, perikardit Solunum Grip Pnömoni Oküler Akut hemorajik konjunktivit GİS Diyare Hepatit Diğerleri Ateş (tanımlanmamış) Diabet 1-6 . 3,4 18, 20-22, 24 4,9 5 24 21,24 9, 16 1, 3, 4, 5 4, 5 5-Jan 5-Jan 2-6, 8, 10 5, 10, 16 Bir çok 5 Bir çok 9-Jul 2, 5-7, 9 6-Jan 5-Feb 5-Jan Grup B Tip 16

Echovirüslar
Grip benzeri hastalık, viral menenjit, çocuk diyareleri, yazın görülen aseptik menenjit gibi spesifik olmayan hastalıklardan sorumludur.

Diğer Enterovirüsler
Maymun hücre kültürlerinde üretilmiş (68-71) dört enterovirüsden üç tanesi insanlarda hastalık etkeni olarak tespit edilmiştir.

151

Enterovirüs 68 bronşiolitli ve pnömonili çocukların solunum sisteminden izole edilmiştir. Enterovirüs 70 akut hemorajik konjunktivitin ana sebebidir. Pandemiler yapar. Etkili bir tedavi yoktur, tamamen iyileşir. Enterovirüs 71 menenjit, ensefalit ve polio benzeri paralizisi olan hastalarda izole edilmiştir.

Rhinovirüsler
33°C'de replike olması virüse has bir özelliktir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının önemli etkenlerinden birisidir. Bazı yayınlara göre rinitin en sık sebebidir. Hafif seyirli enfeksiyonlar yaparlar. Aside duyarlıdır gastrointestinal sistemde replike olmazlar, bu özellikleri ile enterovirüslerden ayrılırlar. Nazal sekresyon yapması, üst solunum yolu epitel hücrelerinden histamin ve bradikinin salınımı da hastalığa özel bulgulardır. Tedavide nazal interferon-alfa uygulanır. 100 den fazla serotipinin olması aşı geliştirilmesini engellemektedir.

Reovirüsler
Respiratory Enteric Orphan; Virüs bulunduğunda hem respiratuvar hem de enterik dokulardan izole edilmiş ancak belirgin bir hastalığı bulunamamıştır. Çift tabakalı kapsid içinde 10-12 segment içeren çift sarmal RNA genom içerir. Rotavirus bu ailenin en önemli insan patojenidir.

Rotavirus
Segmente çift sarmal RNA'ya sahip tek virüsdür. Viryon RNA bağımlı RNA polimeraz taşır. Bu polimeraz ikinci sarmalın yapımı için kullanılır. Zarfsız tekerlek görünümündedir. Küçük çocukların en sık görülen gastroenterit etkenidir. Isıtmaya, aside ve etere dayanıklıdır, mide asidini kolaylıkla geçebilir. Kış aylarında epidemiler yapar. Virüs dış ortamlara dirençli olması nedeniyle oyuncaklarda uzun süre canlılığını korur ve anaokulu gibi yerlerde kolayca çocuk ishal salgınlarına sebep olabilir. Virüs oral yoldan alındıktan sonra ince barsağın erişkin epitel hücreleri içinde replike olur, bunların transport mekanizmalarını bozar ve ayrıca absorptif etkinlik gösteren erişkin epitel hücrelerinin dökülmesine yol açar. Böylece villusların genç, ancak absorpsiyon yeteneği yeterince gelişmemiş epitel hücrelerince donatılmasına yol açar. Sonuçla barsak lümenine bol miktarda sıvı geçer ve ozmotik ishaller görülür. İnfant ve küçük çocuklarda daha ağır seyirlidir. 40°C'yi bulan yüksek ateş, şiddetli bulantı-kusma, karın ağrısı ve ishal vardır. Dışkıda eritrosit ve lökosit yoktur, inflamasyon bulunmaz.İmmünite IgA'nın gelişmesine bağlıdır. Anne sütü, kolostrum ve inek sütü anti-Rotavirüs antikorları içerdiğinden pasif korunma sağlarlar.

HEPATİT VİRÜSLER Hepatit A virüs
A tipi viral hepatit etkenidir. Önemli Bilgiler Enterovirüslerin bütün özelliklerini gösterir. Enterovirüs 72 olarak da bilinir. Dünyada sadece tek serotipi vardır. Diğer hepatit virüsleri ile antijenik benzerliği yoktur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Fekal-oral yol ile bulaşır. İnsanlar tek rezervuardır. Virüsün dışkı ile saçılımı semptomların başlaması ile biter, böylece bu hastalara karantina uygulanmasının anlamı yoktur. Asıl etkilenenler çocuklardır, epidemileri yaz kamplarında veya okullarda görülebilir. Asıl bulaşma dışkı ile kirlenmiş suların içilmesi ile olur. Deniz suyunda 10 aya kadar yaşayabilir, midye ile bulaşabilir. Nadir de olsa kan ve kan ürünleri ile bulaşabilir.

152

Patogenez ve İmmünite
Gastrointestinal sistemden kana geçen virüs karaciğere gelir, burada sitopatik etkisi olmadan replike olur ve interferon yapımını indükler. Bunun sonucunda replikasyon baskılanır ve naturel killer aktivitesi tetiklenir. Virüse spesifik antikorlar, kompleman, sitotoksik T hücreler ve Naturel killer hücreler aracılığı ile hepatositler yıkılır ve virüsün üremesi önlenir. Bu yıkım sırasında da klinik bulgular ortaya çıkar. Klinik Bulgular Hepatit B'de olduğu gibi viral hepatit bulguları vardır. Çocukların yaklaşık olarak 1/10'unda ikter görülürken, yetişkinlerde bu oran 2/3'tür. Klinik belirtiler B ve C tipi hepatite göre daha gürültülüdür. Yetişkinlerde; fulminan, kolestatik ve relapslı formları görülebilir. Kronikleşmez

Laboratuvar Tanı
Tanı Anti-HAV IgM antikorlarının tespit edilmesi ile konulur. Pozitiflik 6 ay kadar sürebilir. IgG tipi antikorlar ise ömür boyu pozitif kalır. Hepatit A virüs ile enfeksiyon geçirenler IgG antikorları ile ayırt edilebilir.

153

02 ml/kg dozunda verilen standart Ig preparatları büyük oranda koruyucudur.Tedavi ve Korunma Bulaşmadan sonraki 2 hafta içinde İM olarak 0. pozitif RNA. bu nedenle endemik bölgeye seyahat edeceklere antikor negatif olanlara önerilir. Tek sarmallı. Semptomlar başladıktan sonra bile uygulanabilir. Türkiye'de 20 yaş üzerindekilerde %95'den fazla IgG antikor pozitifliği bulunduğu için. Türkiye'de hepatit denilince HBV anlaşılır ancak. Formalin ile inaktive edilmiş aşısı vardır. dünyada kronik hepatit etkeni HCV'dir. Önemli Bilgiler Flavivirüs ailesindendir. Standart Ig koruyuculuğu 4-6 ay kadar sürer. Hepatit C Virüs C tipi viral hepatit etkenidir. Özellikle ilk 5 yaş içinde 0. 6 ncı aylarda uygulanır. 1. Dünya nüfusunun %2'si kronik hepatit C infeksiyonudur. Diğer flavivirüslerden farklı olarak artropodlar aracılığı ile bulaşmaz. zarflı virüsdür. Bulaşma ve Epidemiyoloji 154 . aşı yapılacaklara mutlaka antikor tarama testleri uygulanmalıdır. Hastalık geçirilse bile hafif seyirlidir.

Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında bulaşma yüksek orandadır. vertikal mi olduğu kesin bilinmemektedir. Kan donörlerinde ortalama olarak %1 kadar pozitiflik saptanır. seksüel temas ve anneden çocuğa bulaşabilir. Ancak HCV için gerçek tanı PCR ile HCV RNA'nın gösterilmesi ile olur. Transfüzyonla bulaşan hepatit deyince ilk akla gelendir. Doğrulama için RIBA (Recombinant ımmunoblot assay) kullanılır. HCV enfeksiyonlarının birçoğu asemptomatik seyirlidir ve rastgele tanı konulur. Maternal bulaşmanın. HBV'de olduğu gibi kronikleşebilir. Tedavi ve Korunma Kronik hepatit C tedavisinde interferon alfa ve ribavirin kullanılır. immünite gelişmesine rağmen relapsların görülmesinin sebebi henüz anlaşılamamıştır. Ortalama inkübasyon periyodu 8 haftadır. Aşısı ve hiperimmunglobulini yoktur. Hepatosellüler karsinomanın en önemli etkenlerinden birisidir. Klinik Bulgular Akut viral hepatit C diğerlerine göre daha hafif seyirlidir. Hastalık relapslar ile sürer.İnsanlar HCV için rezervuardırlar. Kronik hepatitlerin ortalama olarak %10 kadarında kronik aktif hepatit ve siroza gidiş görülür. Patogenez ve İmmünite Başlıca hepatositleri infekte eder. Endüstriyel hazırlanmış kan ürünleri genellikle güvenlidir. 155 . Hepatositlerdeki harabiyet sitotoksik T hücrelerinin etkisine bağlıdır. Altın standart testtir. plasenta aracılığı ile mi yoksa. Kan. Laboratuvar Tanı HCV enfeksiyonu tanısı HCV antikorlarının ELISA ile konulur. HCV'ye karşı gelişen antikorlar kronikleşmeyi engelleyememektedir. ancak çok miktarda bulaşma gösterilmiştir. Virüsün indüklediği sitopatik etki gösterilememiştir.

Gebelerde enfeksiyona daha fazla rastlanır ve daha ağır seyreder. Fekal oral yol ile bulaşır. Hepatit G Virüs (HGV) Flavivirüs grubunda parenteral bulaşan virüstür.Hepatit E Virüs (HEV) Hepatit A virüs özelliklerini gösterir. Özellikle hemodiyaliz hastaları ve İV uyuşturucu bağımlılarında kronikleştiği belirtilmektedir. Gebeliğin üçüncü trimestrinde %25 oranında mortalite bulunur. 156 . Hepatit A virüsüne göre daha fatal seyreder. Calicivirus grubundandır. Kronikleşmez. Profilakside standart immunglobulin kullanımı hastalığı önleyebilir.

Özellikle hemodiyaliz hastalarında ve organ transplantasyonu yapılanlarda görülür. İnternal kor proteinleri gag geni kodlar. Bu nedenle diploid olarak isimlendirilir. Retrovirüslerin lentivirüs alt grubundan olan HIV uzun inkübasyon periyotlu yavaş (slow) enfeksiyonlar yapar. env geni ise gp160 antijenini kodlar. Revers transkriptazın ikinci bir etkiside ribonükleaz H aktivitesi göstermesidir. Önemli Bilgiler İnsan T hücre lenfotropik retrovirüsüdür (HTLV-3). Bu Viral RNA genomunu degrade eder.Transfusion Transmitted Virüs (TTV) Tek sarmal DNA virüsüdür. HIV genomu retrovirüslerin en karmaşık yapılı olanıdır. HIV-1 ve HIV-2 adlarında antijenik olarak iki farklı virüs aynı klinik tabloyu yaparlar. Bunlardan en önemlisi serolojik testlerde de kullanılan p24 antijenidir. Transkriptaz retrovirüslerin adını veren RNA bağımlı DNA polimerazdır. genom RNA'sı düzenleyici genler de bulundurur. HIV RNA'sı birbirinin aynı iki adet olan tek sarmal RNA'dır. Bunlardan B subtipi öncelikli olarak mononükleer hücreleri infekte eder ve anal seks ile bulaşır. Virüse spesifik gp120 ve gp41 glikoproteinleri taşıyan bir zarf ve içinde de çubuk şeklinde RNA'sı vardır. Bunun sonucunda hücresel immünitede zayıflık başlar ve konakta fırsatçı enfeksiyonlar oluşur. integraz ve proteaz isimlerinde üç önemli enzimi bulunur. Makrofajlar ve monositler de yüzeylerinde CD4 reseptörleri taşıdığından bunlar da infekte olurlar. Önemi nedeniyle HIV-1 özelliklerinden bahsedilecek. Bu antijen önemli zarf proteinleri olan gp120 ile gp41'in prekürsör proteinleridir. Subtip E ise kadın genital hücrelerini enfekte eder ve öncelikli olarak vajinal seks ile bulaşır. pol ve env yapısal proteinleri kodlarken. Retroviral genlerden olan gag. Virion revers transkriptazını pol geni kodlar. HIV-2 sadece Batı Afrika'da bulunmaktadır. Human İmmunodeficiency Virüs (HIV) HIV AIDS etkenidir. Viral RNA'nın 157 . Bu enzim RNA genomundan proviral DNA oluşturur. Virionda transkriptaz. HIV gp120 farklılığına göre A I'ya kadar alt sınıflara ayrılır. HIV öncelikle CD4 T lenfositleri infekte eder ve öldürür. HIV-1 dünyada yaygın iken.

Viral proteaz da önemli proteinlerin prekürsörüdür. Anneden bebeğe bulaşma hem doğumda hem de süt ile mümkündür. Ancak günümüzde özellikle Afrika'da en önemli bulaşma yollarından birisidir. Kanserlerde yapılan çalışmalarda HIV geninin kanser hücrelerinde bulunmadığı tespit edilmiştir. Vücut sıvılarında az miktarda HIV gösterilmiş olmasına rağmen bunların bulaşmada önemli olmadığı bildirilmektedir. Ancak virüsün tat geni MHC class I proteininin yapımını engeller ve virüs ile infekte hücreler hücresel immüniteden kendilerini koruyabilirler. Bu virüsler yapısal olarak HlV'e benzerler ancak AIDS yapmazlar. bunun sonucunda hücresel immünitede baskılanma meydana gelir.degrade olması çift sarmal proviral DNA oluşmasının birinci aşamasıdır. aşı geliştirilmesini engeller. 158 . HHV8'in DNA'sı Kaposi sarkomu hücrelerinde bulunmuştur. HlV'in önemli antijenleri gp120 ve gp41 tipe özgü zarf glikoproteinleridir. 1980'lerde ABD ve Avrupa'da AIDS homoseksüellerin. Enfeksiyon hem HIV ile infekte hücrelerin alınması hem de serbest HIV virüsleri ile gerçekleşebilir. Bulaşma ve Epidemiyoloji HIV için başlıca bulaşma yolu seksüel temas ve kan ürünleridir. Parenteral yol ile hastane personeline bulaşmalar ile ilgili çok miktarda yayın bulunmaktadır. intravenöz uyuşturucu bağımlılarının ve hemofilililerin hastalığı olarak bilinirdi. gp120 hücre yüzeyindeki CD4 reseptörleri ile ilişkiye girer. p24'e karşı gelişen antikorlar virüsü nötralize etmez ancak enfeksiyonun önemli bir serolojik markeridir. HIV beyin monosit ve makrofajlarını da infekte eder. Heteroseksüel geçiş nadir idi. ancak ondan farklı olarak daha fazla virüs ile bulaşma gerçekleşmektedir. HIV ile infekte hücrelerin ölümü sitotoksik CD8 T hücrelerinin aktivasyonu ile olur. gp41 ise virüsün hücre içine girmesini sağlar. Gruba spesifik antijen olan p24 ise core bölgesinde lokalizedir ve değişmez. Sürekli antijenik yapısını değiştiren gp120 antijenik farklılıkların sebebidir. Patogenez ve İmmünite HIV helper T lenfositleri infekte eder ve onları öldürür. HTLVIV'de T hücreleri infekte eder ancak hastalık oluşturmaz. Simian immunodeficiency virüs (SIV) maymunlarda AIDS benzeri hastalık yapar. Genel olarak bulaşması hepatit B gibidir. multinükleer dev hücreler ve merkezi sinir sistemi semptomlarının gelişmesine sebep olur. Bunun sonucunda fırsatçı enfeksiyonlar ile Kaposi sarkomu ve lenfomalar gibi malign hastalıklar ortaya çıkar. HlV'in doğal konağı insandır. İntegraz proviral DNA'nın konak hücre DNA'sına integrasyonunu sağlar.

Böylece otoimmün hastalıklar ortaya çıkar. Klinik Bulgular HIV enfeksiyonunun kliniği erken akut dönem. orta latent dönem ve geç immün yetersizlik dönemi olmak üzere üç bölümde incelenir. Antikor gelişenler korunmuş anlamı taşımaz. T hücrelerinin etkilenmesine bağlı olarak anormal B hücreleri de gelişir. bunların virüsü nötralize etmesi zayıftır.A GRUBU • Asemptomatik dönem .HIV ile infekte insanların ortalama olarak %90 kadarında anti HIV antikorlar gelişir. Centers for Diseases Control (CDC) sınıflamasına göre. B hücrelerinde poliklonal aktivasyon gelişir ve immunglobulin seviyesi yükselir. Antikorların tanısal değeri vardır. Persistan jeneralize lenfadenopati 159 . 1. Akut retroviral sendrom .

2. yorgunluk ve yaygın lenfadenopati bu tablonun bulgularıdır. anti-p24'ün azalması tablonun kötüleştiğini gösterir. Pneumocystis carinii pnömonisi (Hastalarda en sık gelişen enfeksiyon. Asemptomatik seyirli olabildiği gibi halsizlik. Özofagus kandidozu. zona görülebilir. mukokutanöz kandidoz. koksidioidomikoz gibi derin mikozlar 160 . lökopeni. Bu sınıflamalara çocuklar alınmaz. lenfopeni. Hastalar bu şekilde 4-8 yıl kadar idare ederler ancak immün yetmezliğin artmasına bağlı olarak semptomlar daha belirgin olmaya başlar. bazen akut retroviral sendrom denilen infeksiyöz mononükleoz benzeri tablo görülebilir. Aşağıdaki bulgulardan herhangi birisinin görülmesi hastanın AIDS dönemine girdiğinin göstergesidir. Akut dönemin ardından 2 ile 6 ay arasında anti-HIV pozitiflesin Bu dönemde en önemli bulgu persistan jeneralize lenfadenomegalidir. en sık ölüm sebebi) (Şekil 3. den büyük ve 3 aydan uzun süreli lenfadenomegalinin tespit edilmesi tablo tanısını koydurur. Kilo kaybı. p24 artması. ateş. kilo kaybı. kilo kaybı. Bundan sonra uzunca bir latent dönem başlar. kronik diyareler. ateş yükselmesi. CD4 T lenfosit sayısında azalma. düşkünlük. inguinal bölge dışında 2 veya daha fazla bölgeder 1 cm. oral saçlı lökoplaki. diyare. persistan ateş.B GRUBU (Semptomatik dönem) 3. Bulaşmadan ortalama olarak 2 ay içinde p24 pozitiflesin Bu dönem asemptomatiktir.C GRUBU (AIDS) olarak sınıflandırılır. periferik nöropatiler. Bu değişikliklerin ardından hastalar AIDS ile ilişkili hastalıklar (ARC) dönemine girer. 15 aydan önce tespit edilen HIV antikorları büyük yaşlarda da teyit edilmelidir. avium) • Histoplazmoz.32) • Kaposi sarkomu • Mukokutanöz kandidoz • Mikobakteri enfeksiyonları (en sık M.

161 .33) Cryptosporidium ishali Ekstrapulmoner kriptokok enfeksiyonu (Beyin) Lenfoid interstisyel pnömoni (çocuklar) Non-hodgkin lenfomalar (homoseksüeller dışındakilerde en sık gelişen malinite) 3 CD4 TL sayısı 200/mm altına düşünce hangi klinik olursa olsun hasta AIDS dir.• • • • • • • • • CMV ve HSV'nin persistan enfeksiyonları HIV ensefalopatisi Primer beyin lenfoması (Çocuklarda en sık gelişen tümör) Beyin toksoplazmozu (En sık gelişen protozoon en feksiyonu) (Şekil 3.

HIV klinik örneklerden hücre kültürleri aracılığı ile üretilebilmektedir. Viral yükün azaltılması hedeflenir. İnfekte hücrelerin içinde HIV DNA'sının PCR yöntemi ile gösterilmesi çok duyarlı ve spesifik bir tekniktir. Böyle hastalarda p24 antijen yakalama testleri kullanılabilir.Laboratuvar Tanı HIV tanısı öncelikle ELISA testi ile antikorların gösterilmesi ile konulur. ancak bugün için aşısı yoktur. Ancak bu yöntem çok özel merkezlerde uygulanmaktadır. 3. Bazı kişilerde antikor gelişmemektedir. Tedavi ve Korunma Tedavi stratejisinde birkaç faktör göz önüne alınır.Antiretroviral tedavi : Revers transkriptaz ve viral proteaz inhibitörleri kullanılır. 162 . ddC. 4. Kemik iliğinde depresyon yapar. Yalancı pozitif sonuçların görülmesi nedeniyle bu sonuçlar Westem Blot testi ile doğrulanmalıdır. foskarnet revers transkriptaza karşı kullanılır.İndinavir. 2. ddl. Dirençli olgularda lamivudin ile kombine edilir.Fırsatçı enfeksiyonların tedavisi Korunma amacıyla aşı çalışmaları devam etmektedir. sakunavir ve ritonavir viral proteaz inhibitörüdür. 1. CD4T lenfosit sayısının 500/mm3 ten az olması ilaç kullanma endikasyonudur. Hastaya önceden kullanılmış revers transkriptaz inhibitörlerine karşı direnç gelişmiş ise bu ilaçlar ile kombine edilir. lamivudin.Kaposi sarkomunda AZT ile interferon alfa kombinasyonu mRNA inhibisyonunu önlemek amacıyla kullanılır. bunların tanısında mutlaka PCR'dan yararlanılmalıdır. Ortalama olarak ilk iki ay içinde antikor negatif kalabilir. ddA. AZT. Bunlar.

Hastalar Sağlık Bakanlığı'nda bu konuda oluşturulmuş özel birimlere bildirilmelidir. Hızla yayılan mortalitesi ve morbiditesi yüksek olan bu hastalığa karşı nasıl bir tedavi uygulanacağını kimse bilmemektedir. 2001 yılında Afrika. Hayvan infeksiyonları insanlarda daha fazla görülür. 2003 salgını sonucunda üç önemli çıkarım elde edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütünün yoğun çabaları sonucunda genel infeksiyon kontrol önlemleri uygulanarak. sporadik olgular ve bazen salgınlar da yapar. 2) Hastaların çoğu ciddi olgulardır ve hospitalizasyon gerekmektedir. Fatalite oranı ortalama %10'dur. İnsanlarda ciddi hastalık ve yüksek mortaliteye sahiptir. Flukonazol. Bunu takiben dünyanın çeşitli bölgelerinden 29 ülkeden 8000 üzerinde olgu ve 780 ölüm bildirilmiştir. Cezayir. Avrupa. Kırım Kongo Hemorajik Ateşi Virüsü Kırım-Kongo hemorajik ateş etkeni virüs (CCHF) bir çeşit ateşli döküntülü hastalık yapar. Bunun dışında Kosova. Olguların çoğunda lenfopeni görülmektedir. Asya'daki çeşitli ülkelerde endemik olgular gösterilmiştir. SARS tespit edilen hastalar bakanlığın genelgesi üzerine donanımlı hastanelere nakledilmeli. Amfoterisin B Asiklovir Gansiklovir Sulfodiyazin + Primetamin Klaritromisin + Rifabutin + Etambutol Amfoterisin B + . Hastane infeksiyonları şeklinde de görülebilir. İnsan insan bulaşması dışında Güney Çin'de iki olguda laboratuar bulaşıda gerçekleşmiştir. Pakistan ve Güney Afrika'da salgınlar yapmıştır. Hastalık ilk olarak 1944 yılında Kırım'da tespit edilmiş ve Kırım hemorajik ateş adını almıştır. Üst solunum yolu enfeksiyonu olmaksızın 2-7 gün içinde kuru öksürük ve solunum sıkıntısı erken sistemik semptomlarıdır. 163 . kontaminasyon riskine karşı başka kliniklerde tutulmamalıdır. hastalığın önüne geçilmiştir. Özellikle zoonozdur. 1) Hastaların çoğunda radyografik pnömoni bulguları tespit edilmiştir.15 AlDSte fırsatçı ınfeksıyonların tedavisi Fırsatçı Patojen Pneumocystis carinii Candida HSV ve VZV CMV Toxoplasma gondii M. Korunma Hasta insanların solunum sekresyonlarının kontaminasyonunu önlemek amacıyla.flusitozin Profilaksi Trimetoprim sulfometoksazol Klotrimazol Asiklovir Gansiklovir Trimetoprim sulfometoksazol Klaritromisin (rifabutin) Flukonazol DİĞER VİRÜSLER Sars Ciddi akut respiratory sendrom (SARS) ilk olarak dünya gündemini Şubat 2003 tarihinde Çin'deki 305 olgu ile işgal etmiştir. günlerinde radyografik olarakta tespit edilebilen pnömoni gelişmektedir.Tablo 3. avium kompleksi Cryptococcus neoformans İlaç Trimetoprim sulfometoksazol Pentamidin Nistatin. Klinik bulgular İnkübasyon periyodu 2-10 gündür. ancak 60 yaşın üzerinde bu oran %50'nin üzerine çıkmaktadır. 1) Öksürük ve aksırığı olanların ağız ve burunlarının maske ile kapatılması 2) Solunum sekresyonları bulaşmış eşya ve dokuların dezenfeksiyonu 3) Kontamine obje veya respiratuvar sekresyonlar ile temas etmişlerin el hijyenine dikkat etmesi gerekir. Hastalığın 7-10. iran. 3) Olguların hemen hepsinin SARS salgınının görüldüğü bölgeler ile ilişkisi vardır. Sert keneler ile yayıldığı için hastalık bunların bulunduğu yerlerde sık görülür. Yapılan çalışmalarda coronavirüslere bağlı insan-insan bulaşmasının önemli olduğu SARS hastalığı tanımlanmıştır. 1956'da Kongo'da bir hastadan virüsün izole edilmesi üzerine ismi iki ülkeyi'de içine alacak şekilde Kırım Kongo hemorajik ateş olarak değiştirilmiştir.

kusma ve diyare ile karakterize hastalık yapar. Hayvanlar arasında Hyalomma sert keneleri ile bulaşır. Sarı Humma Virüsü(FLAVIVIRIDAE) Aedes sivrisineklerince bulaştırılır. Herpes B Virüs Maymun B virüsüdür. Maymun bakıcılarında ve hücre kültürleri ile çalışanlarda görülür. Virüsün doğal kaynağının düşünülmemektedir. Bu virüs ile mortalite oranı %100'e kadar çıkabilir. Özellikle büyükbaş hayvanlar risklidir. Subkutan yapılan aşı yapıldıktan 10 gün sonra korumaya başlar. Uygun şartlarda PCR testi uygulanabilir. Dikkat edilecek konu kolera aşısı ile birlikte yapılmamalıdır. İnsanlara bu hayvanların çıkartılarından direkt temas ile de bulaşabilir Klinik Bulgular Kırsal kesimde yaşayan veya son bir ay içinde kırsal kesime seyahat öyküsü. Hastaların çıkartı ve kanları ile temas etmemek bilinen en önemli korunma yöntemidir. Kore hemorajik ateşi etkeni Hantaan virüsün bir prototipidir. 164 . lökopeni ve trombositopeni. Marburg Virüs ve Lassa Fever Virüs Ebola virüs gibi hemorajik ateş etkenleridir. Bufissür tarzında ödem massif proteinüri. Nairovirüslerin 32 alt grubuda keneler ile bulaşır. Viremiden sonra antikor yanıtı gelişir. Farelerin idrarları ile veya aerosol yolu ile bulaşır. Yüksek otların bulunduğu yerlerde hastalık daha sık görülür. Birçok kuş infeksiyona karşı dirençlidir. Hastalığı karaciğer ve böbrekleri tutar. bulantı. akut böbrek yetersizliği. HSV-1'e karşı gelişen antikorlar herpes B virüsü etkilemez. Ateş. yaygın vücut ve baş ağrısı. Tanı Tanı ELISA yöntemi ile yüksek IgM ve IgG antikorlarının gösterilmesi ile yapılır. üşüme titreme. Renal sendromlu hemorajik ateş etkenidir. HSV-1 ile antijenik olarak çarpraz reaksiyon göstermesine rağmen. şok ve DİC bu tabloyu takip edebilir. Salgın sırasında gebelere uygulanabilen tek canlı aşıdır. ateş. Nadir ancak fatal seyirli ensefalit etkenidir. Ardından GİS kanaması görülür. Gelişen immunkompleksler renal harabiyet ve kapiller permeabilite artışına sebep olur. Maymunlar infektedir ancak rezervuar olarak Antiviral tedavisi yoktur. Hantavirüs Bunyaviridae ailesindendir. Tedavi ve korunması yoktur. Ağır seyirlidirler. Bunların içinden CCHF en önemli insan patojenidir. hipovolemi pulmoner ödem ve multisistem organ yetersizliği belirtileri ile hemorajiler oluşur. Afrika ülkelerinde kırsal kesimde yaşayanlarda görülür. ne olduğu bilinmemektedir. kas ve karaciğer enzim yüksekliği klinik bulgularını oluşturur. kırgınlık. Ebola Virüs Zairedeki bir nehirden adını alan virüs hemorajik ateş etkenidir. Endemik bölgelere gideceklere aşısı yapılır. 10 yıl süresince koruyucudur.CCHF Virus Virüs Bunyavirüs ailesinin beş alt grubundan olan Nairovirüs grubundandır. başağrısı. Dört aydan küçük çocuklar için de kontrendikedir. halsizlik. Bulaşma hastaların kan veya sekresyonları ile temas sonrasında (hastane bulaşı) gerçekleşir. Rezervuar ve Vektörleri Hem vahşi hem de evcil hayvanları infekte edebilir.

Nadiren solunum sistemi yoluyla da bulaşabilir. büyük bölümü asemptomatik geçer. Genelde hafif seyirli hastalıktır. Menenjitli olgularda beyin omurilik sıvısında lenfosit sayısının 2000 mm3 den fazla olması tipik bir bulgudur. Parazitoloji • Protozoonlar • Ürogenital Parazitler • Kan ve Doku Parazitleri • Diğer Protozoonlar • Diğer Cestodlar • Trematodlar • İntestinal Nematodlar • Doku Nematodları • İnsanda Lavraları Hastalık Yapan Nematodlar 165 . Bir bölümünde merkezi sinir sistemi tutulumu belirtileri görülür.Lenfositik Koriyomenenjit (LCM) Arenaviridae ailesindendir. ciddi olgularda menenjit tablosu vardır. İnsandan insana bulaşmaz. Fare idrarının ev eşyalarına veya yiyeceklere bulaşması sonucunda direkt temas ile bulaşır.

dispar ancak ileri laboratuar yöntemler ile E. Kist ve trofozoit olmak üzere iki formu vardır. Yapılan çalışmalarda zimodem enzimi taşıyan kistlerin bulaştırmadan sorumlu olduğu bulunmuştur. Özellikle endemik bölgelere seyahat edenlerde. İçerdikleri histolitik 166 . Katepsin. Sporozoa (Sporozoonlar). Kistleri taşıyan yiyecek veya suların oral alınması ile bulaşır (Şekil 4. kollajenaz nöraminidaz gibi proteolitik enzimleri aracılığı ile kolon mukozasına penetre olurlar.1). histolytica'dan ayrılabilir. helmintler ise platihelmintler (düz helmintler) ve nemathelmintler (yuvarlak helmintler) olarak ikiye ayrılır. Aside dirençli olan ve böylece mideyi rahatlıkla geçebilen kistler kolona ulaşır ve trofozoit haline geçer. Medikal önemi olan protozoonlar kendi içinde Sarcodina (amipler). Bulaşmadan kistler sorumludur. Ara konağı yoktur. E. homoseksüellerde ve kötü yaşam koşullarındakilerde enfeksiyona yakalanma oranı yüksektir.BÖLÜM 4: PARAZİTOLOJİ PROTOZOONLAR Parazitler başlıca tek hücreliler (protozoonlar) ve çok hücreliler (helmintler) olarak ikiye ayrılırlar. Protozoonlar İNTESTİNAL VE ÜROGENİTAL PARAZİTLER İNTESTİNAL PARAZİTLER ENTAMOEBA HISTOLYTICA Hastalık Dünyada çok bulunan Entamoeba türlerinden çok azı insanlarda hastalık yapar. Entamoeba histolytica amipli dizanteri ve amebiyazis etkenidir. Platihelmintler de kendi içlerinde trematodlar ve sestodlar olmak üzere ikiye ayrılır. Mastigophora (Silialılar) ve Ciliata (siliatlar) olmak üzere dörde. Patogenez ve Epidemiyoloji Dünya nüfusunun yaklaşık %10'u Entamoeba histolytica taşıyıcısıdır. Önemli Bilgiler Barsakta saptanması kesin olarak patolojiktir. Genellikle asemptomatiktir ve kolit yapmaz. enfeksiyonun göstergesi trofozoitlerdir. ileri ülkelerde bu oran %4'lere düşmektedir.

Portal ven aracılığı ile karaciğerde amip apseleri gelişebilir. ancak ağrılı da olabilir. Ortalama %1 olguda gelişir. Öksürük ve göğüs ağrısı ile karakterize plörezi 2. Hepatobronşiyal fistül gelişen hastaların balgamında amip tespit edilebilir. fokal nörolojik bulgular ile karakterize ensefalit 3. Dışkıda kan mukus vardır ancak püy yoktur. Mortalite oranı %50'lerdedir. Genellikle asemptomatiktir. Hepatomegali 1. ilk iki haftada ateş 3. Ameboma: Kolon halka şeklinde daralmıştır. Bu tabloya genellikle karaciğer apsesi. Ağrılı ülserler ile karakterize genitoüriner hastalık Ekstrahepatik 1. Klinik Bulgular (Tablo 4. tedavide total kolektomi uygulamak gerekebilir. göğüs ağrısı. Megakolon 5. kanlı-mukuslu ve şiddetli diyare. Yüksek ateş. Diyare 2. Tablo 4. ikinci olarak peritona yayılım olur. Mental değişiklikler. Karaciğer amip apseleri daha sıklıkla sağ lobda meydana gelir. sağ omuz ağrısı veya her ikisi birden 2. Jöle görünümünde berrak parlak kırmızı renkte dışkı görünümü vardır. Sağ üst kadranda ağrı. Amebik ampiyem materyali plevral aralığı rüptüre olursa mortalite oranı artar. Genellikle çekum veya inen kolonda görülen kronik lokalize amip enfeksiyonudur. Olguların %50'sinde hepatomegali vardır. Fulminan amebik kolit: immün sistemi yetmezliği olanlarda nadir görülen. fatal seyirli enfeksiyonudur. bulaşma gerçekleşen %90 kadar olguda bu form gelişir. Genellikle akciğere. Tedavisi cerrahi yaklaşımla yapılır.1 Amebiyazis'de klinik bulgular İntestinal Sık gelişen 1. Akciğer amebiyazisi: Komşuluk yoluyla geçmesi nedeniyle çoğunlukla karaciğer amip apsesine sekonderdir. Kanlı mukuslu ishal 3. Submukozaya kadar ilerleyen kolon eksenine paralel dar ağızlı şişe tarzında ülserler gelişir. Hastalar sadece kistleri taşırlar klinik şikayetleri yoktur. genelde ateşsiz toksik tablonun eşlik ettiği klinik şeklidir.1) İntestinal Amebiyazis Asemptomatik enfeksiyon: Bulaştırıcılıkta önemlidir. Mikroskobik incelemede bol eritrosit ile amip kist ve trofozoitleri görülür. Semptomatik enfeksiyon: Gastroenterit şeklinde seyreder Amipli dizanteri: inkübasyon döneminin ardından gelişen kanlı mukuslu. Ateş 2. Kuvvet kaybı 4. Nadiren sarılık görülür. Asemptomatik %90 2. Ülseratif kolit benzeri bir tablo ortaya koyar. Ameboma 4. Hastalara kortizon başlanmadan veya cerrahi müdahale öncesi klinik tablonun düzgün değerlendirilmesi gerekir. Abdominal ağrı Nadir gelişen 1. Yüksek ateş. Tedavi edilmeyen bu olgularda relaps ve reinfeksiyonlar sık görülür. karın ağrısı ve çoğunlukla sağ omuz ağrısı görülür. Dışkıda amip her zaman tespit edilmeyebilir. Bu nedenle basilli dizanteriye göre dışkıda az lökosit bulunur. kolon nekrozu ve perforasyonu eşlik eder. Bir yaşından küçük çocuklarda ekstraintestinal yayılım daha sık görülür. konjestif kalp yetmezliği ve tamponad ile karakterize perikardit 2. Abse gelişimi erkeklerde 9 kat daha fazladır. periton irritasyon bulguları ve hipotansiyon vardır. Diyare olguların yaklaşık 1/3'ünde tespit edilmiştir. kilo kaybı ve dispeptik yakınmalar ile kronik inflamatuvar barsak hastalıklarına benzer bir tablo çizer. Toksik megakolon : Uzun süreli kortizon kullananlarda görülür. Pulmoner hastalık 1. mortalite oranı yüksektir. Ateş. şiddetli karın ağrısı. Ülserler bazen peritonit yapabilir. Abdominal ağrı ile karakterize peritonit Kronik nondizanterik sendrom: Hecmelerle seyreden mukuslu diyare. lökositoz. ayırıcı tanıda biyopsi faydalıdır. Ekstraintestinal Amebiyazis Karaciğer amip apsesi: Genelde asemptomatik enfeksiyonu olanlarda görülür. 167 .enzimleri ile de nötrofilleri lizise uğratır. Hastada öksürük ve sağ akciğer tabanında railer bulunabilir. Perforasyon Hepatik 1. Volüm kaybı 3. Genellikle görüntüleme yöntemleri ile malign lezyonlar ile karıştırılır.

168 . Endoskopi ile ülser tabanından örnek alınması daha kesin tanı koydurucudur. coli trofozoitlerinden ayırt edici özelliğidir. Trofozoitler süratli parçalandıkları için dışkı alındıktan sonra 20 dakika içinde bakılmalıdır. Karaciğer amip apsesinin tedavisi tıbbidir. Mental değişiklikler ve fokal nörolojik bulgular ile seyreder. Drene edilmelidir. göğüs ağrısı. IFAT veya ELISA testleri ile aranır. İnvazyon yapmış kolon hastalığında trofozoitlerin içinde eritrositlerin görülmesi önemlidir. tamponad ve şok ortaya çıkabilir. Cerrahi tedavi beyin apsesinde endikedir. Genelikle karaciğer sol lobunun rüptürü sonucunda gelişir. Anti-amip antikorlar IHA. Serolojik testler karaciğer amip apsesi veya invazyon yapmış kolon hastalığında ve doku amebiyazisinde kullanılır. Kistleri 4 nükleusludur. Bu özelliği normal florada bulunabilen E. Olguların ortalama %2-7'sinde görülür. Boyamalarda kistler aranır. cerrahi tedavi sona bırakılmalıdır.Peritoneal amebiyazis: Karaciğer amip apselerinin ikinci büyük komplikasyonudur. Serebral amebiyazis: Ani başlar. Çoğunlukla genital lezyonlar karaciğer veya kolon hastalıklarının fistülü sonucunda gelişir. Kültür yöntemleri deneysel çalışmalarda kullanılır. Direkt mikroskopi yanında metilen-mavisi ve lugol ile de boyama yapılmalıdır. hızlı ve fatal seyreder. Tedavi Amipli dizanteri ve karaciğer apsesi 10 günlük metronidazol veya tinidazol ile tedavi edilir. Dışkıda fazlaca Charcot Leyden kristali görülebilir. Laboratuvar Bulgular Dışkının mikroskobik incelemesinde amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanıyı koydurtturur (Şekil 4. duvarda boldur. E. Perikardial amebiyazis: Karaciğer amip apsesinin nadir ancak ciddi komplikasyonudur. Peritonitte önce tıbbi tedavi uygulanmalı. Ürogenital amebiyazis: Renal enfeksiyon direkt karaciğerden veya kan ya da lenfatik yayılım ile gelişebilir.2). Barsak dışı amebiyazis olgularında görüntüleme yöntemleri uygulanabilir. Ateş. Perkütan drenaj da uygulanabilir. ilerleyici konjestif kalp yetersizliği. Bol akıntılı ağrılı ülserler ile karakterizedir. rutinde kullanılmaz Karaciğer absesinde AST ve ALT ile alkalen fosfataz seviyeleri yükselir. histolytica trofozoitleri eritrosit içerir. Abse sıvısında amip nadiren gösterilebilirken.

Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 1-4 haftadır. Kolona ilerleyen trofozoitler kist halini alır. Zoomastigophorea sınıfından flagellalı enterik protozoondur. D. Önemli Bilgiler Bulaşmadan kistler sorumludur. Hem akut hem de kronik enfeksiyon yapar (Tablo 4. Trofozoitler duodenumdaki intestinal villuslara yapışır.3). lamblia kistleri soğuk sularda bulunur. infekte eller veya homoseksüellerde oral-anal yolla olur (Şekil 4. A. GİS'in başka bölgelerinde bulunmaz ve invazyon yapmaz. Uzun süreli enfeksiyonlarında vitamin eksiklikleri görülebilir. Giardia lamblia. Safra kesesinde kronik forma dönüşür. ara konağı yoktur. Olguların yarısı asemptomatiktir. kistleri klorlamaya ve mide asiditesine dayanıklıdır.Giardia Giardiasis etkenidir. Giardia intestinalis veya Giardia duodenalis olarak da bilinir. Gelişmekte olan ülkelerde 10 yaş altı çocukların %15-20'sinde görülür. Bulaşma kistlerin dışkı ile kirlenmiş yiyecekler ile alınması.2). Giardiasis kliniği Duodenuma yerleştikleri için yağ emilimi bozulur. E. Retrograt yolla kolesistit ve pankreatit yapabilir. böylece çoğunlukla dışkı mikroskobisinde sadece kistleri görülür. G. Olguların %30-50'si kronik giardiasise dönüşür. 169 . 10 adet kist bile enfeksiyonun gelişmesi için yeterlidir. Trofozoitlerinin iki nükleusu ve iki adet emici diski bulunur ve armut şeklindedir. sağ hipokondrium ağrısı ve yağlı dışkılarına görülür. K gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimi bozulur.

Laboratuvar Bulgular Hastalara 3 gün içinde birbirini izleyen dışkı mikroskopisi yapılmalıdır. Dışkıda amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanı koydurucudur. 170 . Histolytica'daki gibi trofozoit aranmaz. Safra kesesi portörlerinin belirlenmesi için nadir kullanılan daha invazif yöntemler olan safra tubajı veya ip testi yapılabilir. Tanı için E.2 Giardia enfeksiyonları Akut Daha sık karşılaşılan • Diyare • Karın ağrıları • Psikolojik bozukluklar Kronik • Diyare • Birbirini takip eden konstipasyon ve diyare atakları • Yemekten sonra abdominal ağrı • Malaise • Psikolojik bozukluklar Daha nadir görülenler • Bulantı • Kilo kaybı • Kusma • Ürtiker • Malabsorbsiyon • Makrositer anemi • Laktoz intoleransı • Kilo kaybı • Baş ağrısı İntestinal divertikülü veya IgA yetersizliği olanlarda inatçı enfeksiyonlar yapar. sadece kistlerin gösterilmesi ile tanı konulabilir.Tablo 4.

Enfeksiyon AIDS hastalarında ve immün sistemi gelişmemiş 2 yaşından küçük çocuklarda görülür. yüksek ateş ve enfeksiyon belirtileri görülür. kanlı ve pürülan görünümlü diyare. mukuslu. Merontlar merozoite ilerleyerek lümene salınır. Endemik bölgelerde sular kaynatılmalı veya filtre edilmelidir.3). Önemli Bilgiler AlDS'li hastalarda gelişen ishallerde ilk akla gelecek etkendir. Malabsorbsiyon. Tablo 4. Parazit ookistlerin içindeki sporozoitlerin oral yoldan alındığı tek bir canlıda evrimini tamamlar (Şekil 4. intrasellüler ancak ekstrasitoplazmik yerleşirler. bazıları barsağın ilerleyen bölümlerinde yeni enfeksiyon odakları meydana getirirler. 10 gün tedavi edilmelidir (Tablo 4. bir vakuol içine alınırlar. Klinik Bulgular Enterik kriptosporidyoz en sık görülen klinik tablodur. nemli ortamlar veya yüzey sularda uzun süre canlılığını korurlar. Sulu.4). yan yana 4 muz halinde görünen hareketli sporozoitler serbestleşir. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon geliştirebilmek için 132 ookist yeterlidir. Fekal oral yoldan alınan kistler sindirim enzimleri ile açılır.Tedavi ve Korunma Tedavide metronidazol veya kinakrin hidroklorid kullanılır. Bazı merozoitler gametositlere değişir.4). B12 vitamin emilimi bozulur. inkübasyon süresi 5-7 gündür. Ookistler soğuk. gelişmekte olanlarda ise %5-10 dışkıda Cryptosporidium gösterilebilir. Cryptosporidium Hastalık Cryptosporidiosis etkenidir. Vakuol içinde üreyen parazitler merontlara dönüşür. 171 . Hücresel immün sistemi yetmezliği olanlarda fulminan diyare ile ölüme kadar giden ağır bir klinik tablo gelişebilir. kolesistit ve solunum sistemi semptomları da bulunabilir. bunların bir kısmı tekrar başka hücrelere invaze olarak enfeksiyon odaklarını geliştirirler. Ookistlerin bir kısmı dışarı atılırken. İntestinal epitel hücreler yapışan sporozoitler sitoplazma dışında. Lökositoz ve eozinofili nadirdir.3 Gıardıasıs tedavisi Yetişkin İlk seçim Metronidazol veya Tinidazol veya Kinakrin İkinci seçim Furazolidon veya Paromomisin Çocuklar Metronidazol Veya Furazolidon likid Gebeler Mümkünse tedavi doğum sonrasına bırakılır Metronidazol ilk trimestrden sonra kullanılabilir Paromomisin'de denenebilir. ve bunlardan ookistler oluşur. Gelişmiş ülkelerde %1-3. Uzun süreli hastalıkta. fakat mukus vardır. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde genellikle eritrosit ve lökosit görülmez. İmmün yetersizliği olan hastalarda kolesistit veya solunum yolu infeksiyonları görülebilir (Tablo 4. yağ . Profilaktik ilaç veya aşısı yoktur.

ikincide %100'dür. Hırıltılı solunum Tablo 4. Ateş 4. Bulantı 4. Ookistler dışkının modifiye ARB boyanması ile gösterilebilir. Sinüzit 2. Kusma 5. daraprim.Asıl tanı yöntemi dışkıda C. immünyetmezlik durumları 2. AIDS hastalarında 2. Ciddi immün yetersizliği olanlarda tedavi güçtür. AlDS'li hastalarda birinci örnekte tanı koyma olasılığı %96. Tanı için dört dışkı örneğinin incelenmesi tavsiye edilir. Duodenal veya solunum sistemi aspirasyonu ile de elde edilen materyalde ARB pozitif ookistler benzer yöntemler ile gösterilebilir.5). Tablo 4. Yüksek alkalen fosfataz 1. Ateş Nadir görülen 1. Tedavi ve Korunma Tedavi için hastanın immün sisteminin düzeltilmesi gerekir. Baş ağrısı 4. Kilo kaybı 2. Abdominal ağrı 3. Sağ üst kadran ağrısı 3. Laringotrakeobronşit Solunum sistemi 1. Dispne 4. Kotrimaksazol. Tedavide etkili bir ilaç yoktur. Bulantı/kusma 5.5 Cryptosporidium tedavisinde seçenekler Yetişkin İlk seçim İkinci seçim Paromomisin Azitromisin Çocuk Paromomisin - 172 . Yüksek bilirubin 1.4 Cryptosoporidiosis sendromu Enterik Sık görülen 1. Sulu diyare 2. Öksürük 3. Malabsorbsiyon Kolesistit 1. Miyalji 3. parvum'un gösterilmesidir. Diyare 2. makrolidler tedavide kullanılabilir (Tablo 4. paramomisin. Dışkı %10 formalin ile tespit edilmelidir.

173 .

Balantidium coli Amipli dizanteri etkenlerindendir. 174 . Trofozoitleri bulunur. Metronidazol de kullanılabilir. Ara konağı yoktur (Şekil 5). Nadir ishal etkenidir (Şekil 4. kistleri yoktur Bulaşma Enterobius vermicularis gibi helmintlerin yumurtaları ile olur. İnsanlara bulaşması domuz dışkısı ile kirlenmiş yiyecekler aracılığı ile olur. Domuz dışkısında bulunur. Tedavisi tetrasiklin ile yapılır. Gözle bile görülebilecek büyüklüktedir. Dientamoeba fragilis Flajellalıdır. silialıdır ve sitostom denilen ağız benzeri yapıları vardır.6).

7). Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanılması bulaşmayı önler. kaşıntı vardır. Ondüle membranı 2/3'ünü kaplar. yeşilimsi vajinal akıntı. Patogenez ve Epidemiyoloji Kadınların vajeninde veya erkek uretrası ile prostat sıvılarında bulunur.ÜROGENİTAL PARAZİTLER Trichomonas vaginalis Hastalık Trichomoniasis etkenidir Önemli Bilgiler Merkezi nukleusu ve önünde dört adet flagellası vardır. Cinsel ortaklar beraber tedavi edilmelidir. Sadece trofozoitleri vardır. Klinik Bulgular Kadınlarda genellikle sulu. kötü kokulu. Laboratuvar Bulgular Vajinal veya prostatik sekresyonlarda hareketli trofozoitlerin gösterilmesi ile tanı konur. kistleri bulunmaz. Profilaktik ilacı ve aşısı yoktur. Nadiren üretrit ve prostatit yapabilir. Tedavi Primer ilacı metronidazoldür. 175 . Sadece cinsel temas ile değil. Vajenin pH'ının düşük tutulması yardımcıdır. Erkeklerde ise asemptomatik enfeksiyon görülür (Gonore'nin aksine). trofozoit olmasına rağmen indirekt olarak klozetlerle de bulaşabilir (Şekil 4.

falciparum diğerlerinden daha yaygındır. 176 . P. Dişi anofelde seksüel (Sporogoni. ovale. eşeysiz üreme) üreme görülür. P. eşeyli üreme). Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon zinciri insan-anofel-insan şeklindedir. vivax. falciparum.KAN VE DOKU PARAZİTLERİ Plasmodium Hastalık Sıtma etkenidir. hastanın kanındaki dişi (makrogametosit) ve erkek (mikrogametosit)'leri emerler. insanlardaki ise aseksüel (Şizogoni. P. vivax görülür. vivax ve P. P. malana. Ülkemizde sadece P. İnsanları sokan dişi anofeller. Önemli Bilgiler P. insanlarda sıtma etkeni olarak görülen parazitlerdir.

Mikrogametler makrogameti döller. Bu döneme ekzoeritrositer (hepatik şizogoni) dönem denir. yıllarca hipnozoit olarak karaciğerde kalabilir. falciparum'a karşı koruyucudur • Yaşlılık • HbF. eritrositlerin yapısal veya metabolik anormallikleri var ise doğal olarak sıtmaya karşı dirençlidirler. Ookinet mide duvarını geçerek ookist halini alır. 177 . vivax için reseptördür • G6PD eksikliği P.8). HbS gibi anormal hemoglobin yapıları • Siyaloprotein. Hepatik merozoitler 1-2 hafta sonunda karaciğerden dolaşıma geçerler. İnsanları sokan sivrisinekler aracılığı ile sporozoitler bulaştırılır. tanı ancak karaciğer iğne biyopsisi ile konur (Şekil 4. Kan dolaşımına geçen sporozoitler ortalama 1 saat içinde karaciğere gelir ve yüzeylerindeki circumsporozoit protein yardımıyla karaciğer parenkim hücrelerine girerler.9). ovale.Anofel midesinde her bir mikrogametositten 4 mikro-gamet. makrogametositten ise bir makrogamet oluşur. • Duffy kan grubu P. Hipnozoiti olanlar sağlıklı insanlardır. Dolaşıma geçen parazitler eritrositer şizogoni evresini başlatır. vivax ve P. P. (Şekil 4. periferik kan örneklerinde parazit saptanamaz. glikoprotein değişikliği • Orak hücreli anemi gibi anomalilerde plasmodium enfeksiyonları görülmez. İyi tedavi edilmemiş olgularda nükslerden sorumludur. oluşan zigottan ookinet meydana gelir. örneğin. Sporokist parçalanır ve içindeki sporozoitler anofelin vücut boşluğuna dağılır ve bu arada tükrük bezlerine de gelir. Plasmodiumlar sağlam eritrositleri severler. Oo kist bölünerek içinde birçok sporozoit bulunan sporokistleri yapar.

Ayrıca eritrositlerin yaşının da önemi vardır. vivax ve P. malana yaşlı eritrositleri 178 . • P. ovale retikülositleri • P.

Plasmodium enfeksiyonlarında etkenin P. yenilerinin infekte etmek üzere kana dökülürler. Bulaşmadan sadece sivrisinekler değil. asemptomatik taşıyıcıların kan ve kan ürünleride sorumlu olabilmektedir. P.10). malarla Schüffner (Kahverengi) Ziemann granülleri görülür (Şekil 4. falciparum olup olmaması önemlidir. P. 2. vivax. gametositleri muz şeklinde görülebilir. Çekirdek bölününce genç şizont. Klinik Bulgular Kliniğin gelişmesinden sorumlu olan patojenik mekanizmalar şunlardır. Ülkemizde sıtma yapabilen anofeller. P. maculopennis. falciparum Maurer (Siyah) Eritrositlerin içindeki olgun şizontun içinde de türe göre değişen sayıda eritrositer merozoit gelişir. Birkaç plasmodium türünün enfeksiyon yaptığı ülkelerde bunların ayrımı için boyama özelliklerinden faydalanılır. birden fazla nükleer materyali nedeniyle Walkman kulaklığı şeklinde. sacharovi'dir. falciparum'a ise malign tersiyan (subtersiyan) denir. • Ateş • Anemi • Mikrosirkülasyon bozukluklarına bağlı hipoksi • İmmünopatolojik olaylar Ateş parazitin eksojen pirojen etkisine bağlıdır. daha sonra da olgun trofozoitlere dönüşürler. Vivax 3. ameboid forma. Ring formu önce. A. ayrıca. P. Oluşan bu merozoitler eritrositleri çatlatarak. vivax"a bening tersiyan. falciparum ise her türlü eritrositi infekte edebilir. Bazı trofozoitler ise farklı bir evrim geçirerek makro ve mikrogametositler haline gelirler. P. Eritrositlerin içine giren merozoitler genç trofozoitlere dönüşürler. Örneğin bir eritrosit içinde birden daha çok taşlı yüzük bulunur. Bunun tanınması için kolay yöntemler geliştirilmiştir. superpictus. 1. ovale ve P.malaria ise 72 saat'de bir (Kuartan) eritrositleri parçalayarak nöbetleri oluşturur.• P. A. 179 . A. Eritrositer şizogoni dönemi P. sitoplazmalar da bölününce olgun şizont oluşmaktadır. falciparum'da 48 saat (tersiyan) sürer. P. P.

Klorokin direnci olan bölgelerde ise meflokin 1 tablet / hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. Laboratuvar Bulgular Plasmodiumların eritrosit içeren sentetik besiyerleri vardır. falciparum ciddi klinik seyir gösterir. malaria'da 3 gün klorokin kullanılır. rulo formasyon (eritrositlerin para şeklinde dizilmesi) oluşmasını sağlarlar. 180 . ülkemizde görülen tek sıtma tipidir. En ağır formu beyin damarlarının etkilenmesine bağlı olarak gelişen serebral malarya'dır. bazen hipersiplenizm ve pansitopeni oluşabilir. 1. vivax. Klorokin direnci olmayan bölgelerde P. Klorokin direnci var ise meflokin veya kinin doksisiklin kombinasyonu kullanılır. Komplikasyonları P. falciparum ve P. İnkübasyon periyodu: Hepatik dönem ve birinci eritrositer şizogoni dönemidir. rutinde kullanılmaz. P. dalakta eritrositlerin sekestre olması ve otoimmün mekanizmalar anemi sebebidir. Korunmada sirkumsporozoit aşılar kullanılmaktadır.Primakin: Hipnozoitleri ortadan kaldırmak için kullanılır. Mikrosirkülasyon bozuklukları. Hastalarda anemi en önemli bulgudur. Kemoprofilaksi: Endemik bölgelere seyahat edeceklere bir hafta öncesinden başlayarak. Malaria tanısını koymak için kalın damla kullanılır. orada kaldığı sürece ve 4 hafta sonrasına kadar klorokin 2 tablet/ hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. • Titreme • Ateşli kuru dönem • Terleme dönemleri olarak sınıflandırılır. Gebelerde ve transfüzyon sonrası gelişen enfeksiyonlarda klorokin kullanılır. P. ancak sadece deneysel amaçlı kullanılırlar. Malarya nöbetleri başlıca. Bu tıkaçlar küçük damarlarda tıkanmalara sebep olurlar. Tedavide iki tip ilaç kullanılır. En sık komplikasyon bu formda görülür. Hastalarda eozinofili görülmez. Özellikle kan merkezlerinde serolojik yöntemler ile tanı konulabilir. malaria'nın rozet şeklindeki merozoitlerinin görülmesi tanıda değerlidir. tropikal splenomegaliler gelişebilir.Anemi paraziteminin şiddetine bağlıdır. Tedavi P.Klorokin: Eritrositer seri hücrelere etki eder 2. Parazitler eritrositlerin yüzeyindeki negatif elektrik yükünü bozarak. Eritrositlerin sekestre edildiği dalak büyür. Endemik bölgelerde dalak çok büyüyebilir. • Anemi • Serebral malarya • Hiperpireksi • Algid Malarya • Karasu ateşi • Akut böbrek yetmezliği • Akciğer ödemi • DIC • Hipersplenizm • Tropikal splenomegali • Hipoglisemi görülebilir. İnfekte eritrositlerin parçalanması. Ayrıca gametositler için primakin 15 mg 1x3 kullanılır. Tanıda periferik kandan hazırlanan kalın damla ve periferik yayma preparatları kullanılır. periferik preparatlar ile de hangi tip olduğu tanımlanır. falciparum periferik yaymasında sadece taşlı yüzük formu ve muz şeklindeki game-tosit formları görülebilir.

Gebeliği sırasında infekte olan veya daha önceden infekte olanlarda immün yetmezlik gelişir ise parazitler fetüse transplasental olarak geçer. Akut olgularda organ nekrozları görülebilir. 181 . veya gebelerde fetusa geçerek konjenital toksoplazmoz oluşması.13). Vücuttaki tüm dokularda ve organlarda küçük kistler oluşturur (bradizoit). İnfekte hayvanların doku kistlerinin veya parazit taşıyan hayvanların dışkılarındaki sporokistlerin oral yoldan alınması ile bulaşır (Şekil 4. Parazitin iki siklusu vardır. göz. Kistlerin içindeki bradizoitler metabolizması yavaşlamış parazitlerdir. Bunlardan birincisi oral yoldan kedi dışkısınaki ookistlerin alınarak yetişkinlerde akut toksoplazmoz gelişmesi. Patogenez ve Epidemiyoloji İki önemli bulaşma yolu vardır. 2) Enfeksiyonun gelişmesi için gebenin gestasyonal yaşın önemi vardır. çizgili kas ve sürrenallerde psödokistler oluşur.Toksoplazma Hastalık Toxoplasma gondii bir zoonozdur. toksoplazmosis etkenidir. korunma. tanı ve tedavi yöntemlerinin belirlenmiş olması gerekir. Asıl problemli klinik tablolar gebelerde oluşur. 1) Kadın gebeliği sırasında ilk kez enfeksiyon geçirmelidir. Enteroepitelyal seksüel siklus kedilerin ince barsaklarında gerçekleşir. ekstraintestinal aseksüel siklus ise hem kedilerde. Kandaki trofozoitlerine takizoit denir (Şekil 4. Kronik olgularda beyin. Konjenital toksoplazmoz gelişmesi için üç önemli faktör vardır. Barsakta açılan kistlerden takizoitler çıkar ve vücuttaki tüm hücre ve dokulara yayılır.12). 3) Hastalığın görülmesinde toplumdaki bilinç. hem diğer hayvanlarda (rastlantısal olarak insanlarda) gerçekleşir. Subakut olgularda beyin ve göz lezyonları görülebilir.

%30-50 oranında toksoplazma gelişme riski vardır. Hodgkin hastalığı. 40 yaşından sonra nadirdir. Kültür yöntemleri uygulanabilir ancak sık kullanılmaz. HLA antijen yapısı DQ3 olan AIDS hastaları toksoplazma ensefaliti gelişmesine daha duyarlı iken. Laboratuvar Bulgular Hastaların kedi ile ilgili anamnezlerinin bulunmaması toksoplazma tanısından uzaklaştırmaz. Sadece HIV enfeksiyonlular değil aynı zamanda T hücre yetmezli olan. Oküler toksoplazmoz: Konjenital olanda bilateral. Nadir de olsa tokosplazmik koryoretinit ve toksoplazma ensefalopatisi gelişenlerde IgG negatifliği gösterilmiştir. immünyetersizzliği olanlarda gelişen oküler tutulumda ciddi inflamasyon ve nekroz ile karakterize akut koryoretinit gelişir. böbrek ve kemik iliği transplantlılarda da toksoplazma ensefaliti gelişme riski yüksektir. 1) Yeni oluşmuş edinsel enfeksiyonu. organ kesitleri ise Hematoksilen-Eozin boyası ile boyanır. akciğer. Bazen meningoensefalit. Klinik bulgular olanlarda serum IgG negatifliği kural olarak erken dönem bulaşmayı gösterir. geç dönemde geçirilen akut enfeksiyonlarda ise fetüs etkilenir. doğal katil hücreler ve sitokinler parazit-konak ilişkisini düzenlerler. Toksoplazma tanısında en önemli birinci adım hastanın parazit ile karşılaşıp kaşlılaşmadığının gösterilmesidir. posterior servikal lenfadenomegali ve hepatosplenomegali'dir. intrauterin enfeksiyon gebeliğinin ikinci veya üçüncü dekadında olanlarda görülür. Genetik faktörlerin de etkisi vardır. IgG pozitifliği belirgin olarak yüksekse ya edinsel enfeksiyonu veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunu gösterir. DQ1 olanlar daha dirençlidirler. antitoksoplazma ve antiretroviral tedavi kullanımı beyin toksoplazmozu gelişimini etkiler. Beyinde hücresel immünite humoral olandan daha önemlidir. hidrosefali. CD4 ve CD8 hücreler. Hücresel immün yetersizliklerde gelişen toksoplazmoz: HIV ile infekte hastalarda fırsatçı enfeksiyon şeklinde görülür. En sık görülen tablo ateş. CD4 T lenfosit sayısı. Konjenital toksoplazmoz: Gebeliği sırasında enfekte olan anneden çocuğa parazitin geçme olasılığı %40 kadardır. Antitoksoplazma antikorlarının varlığı. Toksoplazmada immünite: immün sistemi sağlam olanlarda yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. veya 182 . akkiz gelişen olgularda ise tek taraflı koriyoretinit görülür.12).Klinik Bulgular Akkiz toksoplazmoz: Olguların çoğu asemptomatiktir immün sistemi normal olanlarda enfeksiyöz mononükleoz benzeri bir enfeksiyon tablosu gelişir. Gerçek negatif IgM olgularının en azından 6 ay önce enfeksiyon geçirdiği veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunun olmadığı ile ilişkilidir. Granülomatöz inflamasyon nekrotizan retinite sekonder olarak gelişir. gondii IgM antikorları. serebral kalsifikasyonlar (toksoplazmoz triadı) görülür. Profilaksi uygulanmayan HIV pozitif kişilerde CD4 T lenfosit sayısı 100/mm3'ün altına düşerse. 2) Bazı olgularda 5 yıl süresince IgM pozitifliği devam edebilir. Lenfadenomegali çoğunlukla posterior servikal bölgede tek ve büyük olarak bulunur ve aylar boyunca devam edebilir. Tanı etkenin gösterilmesi ile yapılır (Şekil 4. Pozitif T. Gebeliğin ilk üç ayında abortus olur. kalp. bazen ciltte makülopapüler ve eritematöz döküntüler görülebilir. Bilateral koryoretinit. Vücut sıvıları Giemsa ile.

gondii infeksiyonu Muhtemelen akut enfeksiyon. 6 aydan uzun süredir T. Doku kistlerinin alınmasının önlenmesi .3) yalancı pozitifliğin bulgularıdır (Tablo 4. Aktif koryoretinit. gondii infeksiyonu göstergesi serolojik bulgu yok Akut infeksiyon veya yalancı pozitif IgM. miyokardit. Korunma Korunmada bulaşmadan sorumlu olan çiğ etler ve kedi dışkısındaki ookistlerin alınmasının önlenmesi için çaba gösterilmelidir. Yeni bir serum alınıp çalışılmalı veya IgG için başka bir test yöntemi kullanılmalı Ortada bir sonuç. hem immünyetmezliği olanlar. Tablo 4. Serum örneğini referans laboratuarına gönderin Tedavi İmmün sistemi sağlam olanlarda ve lenfadenit bulgularında tedavi gerektirmez. Etler iyi pişirilmelidir • Tütsülenmiş etlerin yenmesinden kaçınılmalıdır Ookistlerin alınmasının önlenmesi • Meyve ve sebzeler iyi yıkanmalıdır • Kedi dışkısı ile kontamine olduğundan şüphelenilen yiyeceklerin tüketilmesinden kaçınılmalıdır 183 . Aktivite testlerin ile tokso IgM pozitifliği değerlenirilir.6. Sulfonamid alerjisi olanlarda sulfodiazin yerine klindamisin kullanılabilir. Yeni bir serum alınıp hem IgG hem de IgM tekrar çalışılmalı Muhtemelen akut infeksiyon. Gebeliğin 18'inci haftasından büyük olanlarda amniyotik sıvı PCR testi pozitif ise primetamin + sulfodiazin + folinik asit immünyetmezlikli hastalara verilen dozlarda başlanabilir. Çiğ etler ile temas edildikten sonra eller güzelce yıkanmalıdır • Çiğ etler ile temas edildikten sonra mukozalara dokunulmamalıdır • Çiğ et ile temas eden mutfak yüzeyleri güzelce temizlenmelidir . Tablo 4.7). polyomyozit bulguları olanlar hem erişkin. hem de çocuklarda primetamin + sulfodiazin + folinik asit ve endikasyon var ise kortikosteroid verilir.6 Gebe kadının Toksoplazma serolojisinin anlamı (FDA'ya göre) IgG sonucu Negatif Negatif Şüpheli Şüpheli Şüpheli Pozitif Pozitif IgM sonucu Negatif Şüpheli veya pozitif Negatif Şüpheli Pozitif Negatif Şüpheli veya pozitif Yorum T. Hastanın serumu referans laboratuarında kontrol edilmelidir Ortada bir sonuç. Gebeliği sırasında akut enfeksiyon gelişenlerde amniyotik sıvıda PCR negatifleşinceye veya gebelik sonlanıncaya kadar 3g/gün spiramisin kullanılır.

AlDS'li hastalardaki pnömonilerde ilk akla gelecek etkendir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bulaşma inhalasyon yolu iledir. Kistlerden sporozoitler. Enfeksiyon akciğerlerdedir. Hücresel immünyetersizlik olduğu zaman hastalık yapıcı hale geçer.13). • Kedilere çiğ et verilmemelidir.• Bahçe işlerinde çalışırken veya kedi kumu boşaltırken eldiven kullanılmalıdır • Kedi kumu atılmadan önce kaynayan suda 5 dakika bekletilmelidir. Trofozoitler pulmoner epitel hücrelerin yüzeylerinde ekstrasellüler olarak ürerler (Şekil 4. 1988 yılında rRNA analizlerine göre mantar sınıfına (Saccharomyces cerevisiae gibi) sokulmuştur. Mitokondrial DNA ve değişik enzimler ile yapılan çalışmalar bu fikri desteklemektedir. Klinik Bulgular Çoğu insanda asemptomatik olarak normal florada bulunur. Dünyada yaygındır. Mantar kültürlerinde ürememekte ve antimikotiklere yanıt vermemektedir. Riskli hastalarda yüksek ateş ve akciğer bulguları hastalığı düşündürmelidir. Pneumocystis Hastalık İmmünyetmezliği olan hastalarda pnömoni etkenidir Önemli Bilgiler Pneumocystis'in sınıflandırması biraz karışıktır. Amerika'da yapılan bir çalışmada sağlıklı çocukların %70'inde antikorları tespit edilmiştir. koyun ve fareler gibi bazı hayvanlarda tespit edilmesine karşın insan enfeksiyonlarında bunların öneminin ne kadar olduğu bilinmemektedir. Ancak medikal olarak protozoon gibi davranmaktadır. Ağır solunum yetersizliği gelişebilir. 184 . At. bunlardan da trofozoitler gelişir.

Trypanosomalar insanda ve vektörlerde morfolojik ve fizyolojik olarak farklılıklar gösterirler. cruzi Chagas. T. Latin Amerika ülkelerinin hastalığıdır. kültür yöntemlerinin etkili olmadığı unutulmamalıdır. İmmün sistemi sağlan olanlarda normal flora kabul edilebilir. köpekler. Trypanosoma Medikal önemi olan üç Trypanosoma vardır. serolojik testlerinin olmadığı. alternatif olarak pentamidin kullanılır. Trypanosoma cruzi Hastalık Chagas (Amerikan tripanosomiyazisi) hastalığı etkenidir. Fluoresans antikor boyama yöntemleri de kullanılabilir. Organizmanın Gram ile iyi boyanmadığı. Tedavi Tedavide trimetoprim-sulfametaksazol. bronkoalveoler lavaj sıvısı veya akciğer endoskopik biyopsi örneklerinde Giemsa boyaması ile kist ve trofozoitler görülebilir. gambiense ise Afrika uyku hastalığı etkenidir.Laboratuvar Bulgular Akciğer filminde hilustan yayılan infiltrasyon ve akciğerde buzlu cam manzarası görülür. Önemli Bilgiler Kediler. AIDS'li hastalarda bu ilaçlar profilaktik olarak kullanılır. Balgamda. 185 . rhodesiense ve T. T. ancak AIDS gibi immünyetmezliği olanlarda pozitifliği anlamlıdır. kemiriciler doğal rezervuarlarıdır.

Chagas hastalığında %40 oranında ani ölüm görülür.15). ateş. Akut enfeksiyonda deride eritematöz lezyonlar (chagoma). sepsis. periferik nöronlar ve merkezi sinir sistemini infekte ederler. Kongenital chagas hastalığı hepatosplenomegali. hepatosplenomegali. HIV pozitif hastalarda fatal seyirlidir. insanlarda ise kamçısız amastigot formundadır. Sifiliz. 186 . geçici deri döküntüleri. Kana geçen parazitler başlıca monositler. Ancak unutulmamalıdır ki kongenital Chagas ortalama 2/3'ü asemptomatiktir. lenfadenopati. En sık kulanılan yöntem ELISA testleridir. malarya. Klinik Bulgular Chagas hastalığının klinik bulguları akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır. Gastrointestinal sistemde otonom ganglionlar harap olur ve megaözofagus ile megakolon görülür. myokardit ve hepatit ile karakterizedir.14). Ölüm konjestif kalp yetersizliği veya aritmilere bağlıdır. laysmayoz ve diğer parazitler ile çarpraz reaksiyon göstermesi nedeniyle yalancı pozitiflik sık görülür. olguların önemli bölümünde reaktivasyona bağlı serebral abseler görülebilir. Kardiak hastalığın tipik bulguları biventriküler hipertrofi ve aritmilerdir. hematojen chagomalar denilen ağrılı subkutan nodüller. Birkaç hafta veya ay sonra hastalar kronik döneme girerler. periorbital ödem ile karakterize Romana işareti (Şekil 4. Vektörlerde kamçılı tripamostigot. Kronik dönemin önemli bulguları kardiak ve gastrointestinal sistemi ilgilendirenleridir. yüz ve ekstremitelerde ödem gelişir. Rutin kullanıma girmemesine rağmen PCR testi kullanılabilir.Patogenez ve Epidemiyoloji Trypanosoma cruzi'nin tahtakurusu (reduviid bug) veya kene dışkısı ile kontamine ellerle gözlerin kaşınması veya bütünlüğü bozulmuş deri yolu ile bulaşır (Şekil 4. Laboratuvar Bulgular Kalın damla veya yayma preparatlarda etken aranır.

8 Chagas hastalığının tedavisi Yetişkin İlk seçenek Nifurtimoks Günde 4 defa 8-10 mg/kg/gû'n 120 gün Alternatif Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Pediatrik Nifortimoks Günde 4 defa 15 mg/kg/gün 120 gün Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Trypanosoma gambiense ve rhodesiense Hastalık Afrika uyku hastalığı etkenidir.8). rhodesiense sadece insan değil aynı zamanda evcil hayvanlar ve vahşi hayvanlarda da enfeksiyon etkenidir.Şüpheli serumlar referans laboratuarlarına gönderilmelidir. T. Önemli Bilgiler Birçok etkeni hayvanları infekte eder ancak. 187 . insanlarda hastalık yapanlar T. Hastalığın kliniğinde üç dönem vardır. Bu ilaç tripomastigotları kan içinde öldürebilir ancak doku içindeki amastigotlara çok etkili değildir (Tablo 4. Çeçe sineği en önemli vektörüdür. Ancak insandan insana bulaşma da gösterilmiştir. Tedavi Akut olgularda seçilecek primer ilaç nifurtimokstur. Tablo 4. brucei rhodesiense'dir. oradan da beyine geçer. Deriden bulaşmanın ardından hastanın immün sisteminin gücüne bağlı olarak kana ve lenf dolaşımına. Kronik klinik tablolarda tedavinin etkinliği yoktur. brucei gambiense ve T.

donovani 2. 2. Klinik gidiş T. Organizma şankr veya kemik iliğinin aspirasyonu ile de gösterilebilir.Kanla veya lenf yoluyla yayılma dönemi. Korunmada Çeçe sinekleri ile mücadele edilmelidir. rhodesiense'de daha fazla parazit bulunması nedeniyle tanı daha kolaydır. Leishmania donovani Hastalık Kala azar (visseral leishmaniasis) etkenidir. T. koroid pleksus ve subaraknoid aralığa yayılarak meningoensefalit gelişimi. Parazitemi olgularında BOS'ta kontrol edilmelidir. Mukokutanöz Leishmaniasis: L.16).Uyku hastalığı dönemi. brasiliensis Leishmaniasis tatarcıkların (phlebotom) vektörlük yaptığı ve memelilerin rezervuar olduğu bir zoonozdur. Tanı kanda direkt mikroskopi ile hareketli parazitlerin görülmesi ile veya periferik yayma preparatın Giemsa veya Wright yöntemi ile boyanması ile konulur (Şekil 4.1.Başlangıçta enfeksiyon alanı olan deride üç hafta kadar süren şankrlar görülür. gambiense'de kronik enfeksiyon şeklinde iken. 188 . Leishmania Başlıca üç tip hastalık yaparlar 1. Suraminde tedavide etkilidir. Uyku hastalığında relapslar uygun tedaviye rağmen sık görülür. 3. T. Kutanöz Leishmaniasis (Şark çıbanı): L. Pentamidin alternatif ilaç olarak kullanılabilir. Örnekler ateşli dönemlerde alınmalıdır. gambiense'de ise sık sık tanı yöntemleri tekrarlanmalıdır. Visseral Leishmaniasis (Kalaazar): L. T. rhodesiense'de ise birkaç ay içinde ölümle sonuçlanan daha akut bir enfeksiyon tablosu görülür. Tedavi parazitin başlıca enzimi olan ornitin dekarboksilazı inhibe eden Eflornitin kullanılır. tropica 3. Korunma amacıyla kemoprofilaksi uygulanamaz ve immunoprofilaksiler etkili değildir. Relaps olgularında aynı tedavi uygulanır. Erken ve geç dönem MSS infeksiyonlarında etkilidir.

infekte hayvandan kan emen flebotom amastigot (insanlardaki kamçısız formu) içeren makrofajları emer. lökopeni ve trombositopeni görülebilir. dalak ve kemik iliği gibi retiküloendotelyal sistem organlarıdır. Sadece dişi flebotomlar taşıyıcıdırlar (Şekil 4. 189 . Bu durum sekonder enfeksiyonların gelişmesine ve kanama diyatezine sebep olur. fagositer ve diğer retiküloendotelyal orjinli hücreleri infekte edebilirler. Tatarcıktaki yaşam siklusu ortalama 10 gün kadardır. Kemik iliği aktivitesindeki düşüklük ve dalaktaki hücresel yıkım nedeniyle anemi. Köpek. Patogenez ve Epidemiyoloji Amastigotlar deri. tatarcığın midesinde promastigot'a (tatarcıkta kamçılı formu) dönüşürler. tilki ve fareler gibi memeliler rezervuardırlar.17). Daha sonra amastigotlar makrofajları terk ederek.18). En ciddi etkilenen organlar karaciğer. Enfeksiyon hastalıkları içinde dalağı en çok büyüten hastalıktır (Şekil 4.Önemli Bilgiler Yaşam siklusu içinde tatarcıkların önemli bir yeri vardır. Barsaklarda çoğalarak farenkse göç ederler ve bir sonraki ısırıkta bulaşırlar.

Tedavi edilmeyen olgular genellikle sekonder enfeksiyonlar ile kaybedilirler. Amastigotlar lökositler. kuvvetsizlik. Orta-Doğu.9 Cryptcsoporidiosis sendromu İnfeksiyonlar Bakteriyel Kutanöz • Tularemi • Furonkül/karbonkül • Sellülit • Yaws • Sitiliz • Atipik tüberküloz • Tüberküloz • Lepra Mantar • Histoplazmoz • Sporotrichosis • Lobomycosis • Coccidioidomycosis • Blastomycosis • Chromomycosis Viral Protozoon • Orf • Dracunculiasis • infeksiyoz mononükleoz • Akut Chagas hastalığı • Schistosomiasis • Karaciğer amip apsesi • Malaria Diğer (noninfeksiyöz sebepler) • Bazal veya squamoz cell carsınoma • Lenfoma veya metastatik kanserler • Discoid lupus • Sarkoidoz • Insect bite • Ektima • Kerion • Piyojenik granuloma • Yabancı cisim granuloması • Bazal cell karsinoma • Wegener granulomatosis'i • Sarkoidoz • Lenfoma • Histoplasmosis • Paracoccidiodomycosis • Rhinosporidiosis • Histoplasmosis Mukokutanöz • Yaws • Sitiliz Visseral • Bruselloz • Tifo • Tüberküloz Tanı genellikle kemik iliği.19). Açık renkli hastalarda hiperpigmentasyon görülür (Kara hastalık). Kalaazar hipoalbuminemi ve hipergammaglobulinemi ile karakterize bir hastalıktır. Hindistan ve Kenya'da ise ana rezervuar insanlardır. Hastalık yıllarca sürebilir. dalak veya lenf bezi biyopsilerinde amastigotların gösterilmesi ile konulur. kilo kaybıdır. Tablo 4. 190 . Güney Rusya ve Çin'in bazı kısımlarında ana rezervuar köpekler ve tilkilerdir. Tedavi bening tabiatlı olmadığı için ayırıcı tanıda diğer hastalıkların ekarte edilmesi önemlidir (Tablo 4.9). Klinik Bulgular Semptomlar intermittan ateş. Afrika'da fare gibi kemiriciler. Çok büyük dalak karakteristik özelliğidir. Laboratuvar Bulgular Tanıda ilk adım anamnezdir.Hastalarda spesifikliği ve koruyuculuğu olmayan IgG artışı bulunur. Başlangıçta hastalar ateşi tolere edebilir. ancak anemi lökopeni ve trombositopeni hastalığı ağırlaştırır. Kalaazar'da üç farklı epidemiyolojik bölge vardır. epiteloid hücreler ve makrofajların içinde tipik Leishman-Donovan cisimcikleri görülür (Şekil 4.

Ancak tedavi her zaman başarılı değildir. Leishmanmia tropica. Uygun tedavi ile mortalite oranı %5'in altındadır. Lenf bezleri de olaya karışır. daha sonra da yayılarak nekrozlar oluşturur. İyileşme kalıcı immünite ile sonuçlanır.10). Hasta serumuna bir damla formalin damlatılınca serumda katılaşma görülür.ancak tanıda faydalıdır. braziliensis'de Güney Amerika'da mukokotanöz layşmonyoz etkenidir (Şekil 4. Yavaş ve hafif lezyonlara yol açar. Önemli Bilgiler L. iyileşmişlerde ise pozitif olabileceği unutulmamalıdır.tropica tüm dünyada yaygındır.Kültür alınabilir. tropica majördür. ülserleşir. krutlanarak ve depigmente sikatris bırakarak iyileşir. 1. İnkübasyon periyodunun ardından ısırık yerinde kırmızı renkli bir papül. Yaş tip: Etken L. Tedavi Tedavide en önemli ilaç bir beş değerli antimon bileşiği olan sodyum stiboglukonat'dır (Tablo 4. L. Patogenez ve Epidemiyoloji Flebotomların ısırması ile bulaşır.21). genelde yüzdedir ve 1 yılda iyileşir. İki tiptir. Hipergamaglobulinemiyi gösteren Formoljel testi spesifik değildir. mexicana. Kuru tip: L tropica minör etkenidir. Deri testlerinin aktif hastalık sırasında negatif. braziliensis Hastalık L tropica ve L mexicana kutanöz layşmonyoz etkenidir. 6 ayda iyileşir (Şekil 4. L. Hastaların çoğunda indirekt immünfloresans yöntemi ile pozitif bulunur. 191 .20). Promastigotlardan hazırlanmış deri testleri bulunur. Laboratuvar Bulgular Lezyonun krut yanındaki ödemli kısım ile sağlam cilt sınırından enjektörle alınan eksüdada Giemsa veya lesihman boyası ile etken görülebilir. Tedavi Sodyum stiboglukonat ilk seçilecek ilaçtır. donovanide olduğu gibi tatarcıklar etkendir. İkincisi sadece Amerika'da bulunurken.

192 .10 Leishmaniasis tedavisi İlk seçim Kutanöz • Meglumin antimonat (glukantim) 10 gün 20 mg/kg/gün • Stibogukonat mg/kg/gün Mukokutanöz Visseral • Stiboglukonat 20 mg/kg/gün IV veya İM iki eşit dozda 30 gün • Stiboglukonat 20mg/kg/gün İv veya İM iki eşit • Dirençli olgularda: pentamidin. Alternatifler • L tropica majör veya L mexicana enfeksiyonlarında stibogluconate'ın intralezyonal injeksiyonu her gün 8/24 injeksiyon kullanılabilir. 4 mg/kg haftada 3 kez 5 hafta veya • Amfoterisin B.Tablo 4. 1 mg/kg IV bir gün arayla 20 gün • Tedaviye paromomisin eklemek tedavi süresini 28 günden 15 güne düşürecektir.

Fokal nörolojik bulgulardan görme bozuklukları ve ataksi önemli semptomlarıdır (Şekil 4. Hastalık sıklıkla H5V veya bakteriyel keratitler ile karıştırılır. Etkili tedavisi yoktur. Ancak hızlı ilerler ve fatal seyirlidir. kontamine sularda kornea travmasına maruz kalanlarda keratit yapar. klorlama ile ortadan kaldırılamaz. Mukozaya penetrasyon sonunda. ancak amfoterisin B kullanılabilir. Tanı BOS'da amiplerin gösterilmesi ile konur. Deri lezyonları mantar enfeksiyonlarını taklit eder. Hastalık körlük yapabilir. 193 . Acanthomeba kontakt lens takanlarda keratit etkeni olabilir. Acanthamoeba kontakt lens kullananlar. Acanthamoeba solunum yolu veya deri travmalarından ardından immün yetersizlikli hastalarda gelişen granülomatöz ensefalit etkenidir. Tanı için pürülan BOS'da bakteri görülmezse direkt preparatlarda amip aranmalıdır. Organizmalar ılık suları olan göllerde ve su birikintilerinde. toprakta bulunur. Naegleria trofozoitleri genellikle ılık sularda yüzme veya dalma sırasında burun mukozasından girer. Hem trofozoitleri hemde kistleri vardır. Etkili bir tedavi yöntemi yoktur.23). Tanı biyopsi ile konulur. Granülomatöz ensefalit gelişen olgular ortalama 40 gün içinde ex olurlar. Tedavi edilen hastalarda dahi prognoz kötüdür.DİĞER PROTOZOONLAR Acanthamoeba ve Naegleria Meningoensefalit. Tedavide intravenöz ve intratekal amfoterisin B kullanılır.22). keratit etkeni olan serbest yaşayan amiplerdir. pürülan menenjit ve ensefalit tablosu ile hastalarda fatal bir tablo yaratır (Şekil 4. Primer meningoensefalit etkenidir. Kistler dirençlidir.

Sıtma gibi eritrosit parazitidir. Eritrositlerin içinde P. Sestodlar skolekslerinin arkasına ürettikleri proglottidleri aracılığı ile büyürler. Splenektomi yapılan hastalar daha ağır enfeksiyon geçirirler. Diyarenin patogenizi bilinmemektedir. Sıtmadan farklı olarak karaciğer dönemi yoktur. Isospora Isospora belli diyare etkeni intestinal protozoondur. bol sulu diyare görülür. 194 . Tanı dışkı incelemesinde tipik ookistlerin görülmesiyle konur.24). Falciparum gibi birden çok taşlı yüzük formu vardır. Diyareler intermittan ve relapslıdır. X şeklinde şizontları vardır (Şekil 4. Plasmodiumlardan farklı olarak intraeritrositer pigmentasyon görülmez. Kırsal bölgelerde endemik olarak bulunur. Tedavide trimethoprim-sulfometaksazol kullanılır. Kenelerle bulaşır. Sestodlar Sestodlar scolex denilen bir başa ve proglottid denilen multipl segmentlere sahiptirler. Özellikle AIDS'li (immün yetersizlikli) hastalarda görülür. Tanı intraeritrositer taşlı yüzük şeklindeki parazitlerin gösterilmesi ile konulur. Etken fekal-oral yolla alınır. Hayvanlarda rezervuarı yoktur. Tedavide kinin ve klindamisin ile kombine tedavi daha etkilidir. İmmün yetersizliği olan hastalarda kronik. Cyclospora Cydospora cayetanensis intestinal prozotoondur ve immün yetersizlikli hastalarda sulu diyareler yapar.Babesia Babesia microti babezyoz etkenidir. Skoleksler parazitin barsak duvarına tutundukları organelleridir.

15-25 arasında uterus dallanması vardır. solium'dan farklı olarak insanlarda sistiserkus gelişmez. Bazı hastalarda bulantı. İnsanlar genellikle iyi pişmemiş etlerde bulunan larvaların yenilmesi ile infekte olurlar.25). Hastalık dünyada yaygın olarak bulunur. akciğer ve beyin (hidatik kist) Albendazol veya cerrahi tedavi ile kistin çıkartılması Taenia 1. seroloji Praziquantel Diphyllobothrium latum Echinococcus granulosus Yumuşakçalar ve balık Koyun GİS Praziquantel Karaciğer. Yumurtaları morfolojik olarak birbirinden farklı değildir. Tablo 4. Önemli Bilgiler T. 3 ay içinde 10 metre uzunluğa erişebilir. Medikal önemi olan sestodların özellikleri Tablo 4. Sığırlarda sistiserkus bovis gelişir. 195 . Hareketli proglottidlerin dışkıda. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda 15-20 uterus dalı bulunan hareketli proglottidlerin görülmesi ile konur. hatta dışkı yapılmaksızın düşürülmesi önemli bulgudur. Parazit ince barsağın duvarına tutunur. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir.11'de açıklanmıştır. saginata'nın 4 adet vantuzu vardır. CT Tedavi Praziquantel Praziquantel veya cerrahi tedavi ile kistlerin alınması GİS Dışkıda proglottidler Dışkıda kapaklı yumurtalar Biyopsi. Apendisit yapabilir. T.Distal proglottid birçok yumurta içerir ve dışkı ile dışarı atılır. tacı yoktur. Yumurtalar proglottidlerden daha az görülür. Böylece başka hayvanların ve insanların enfeksiyonunda rol oynar. T. insanda larvaları sistiserkozis yapmaz. iştahsızlık ve karın krampları görülebilir. Taenia saginata Hastalık Teniasis etkenidir. İnsanlar iyi pişmemiş sığır etlerinin içindeki larvaların (sistiserkus) yenilmesi ile infekte olurlar (Şekil 4. CT.11 Medikal önemi olan sestodlar ve özellikleri Sestod Taenia solium Bulaşma (A) İyi pişmemiş etler (B) İnsan dışkısı ile kirlenmiş besinlerden yumurtaların alınması Taenia saginata İyi pişmemiş etlerden larvaların alınması İyi pişmemiş balıktan larvaların alınması Köpek dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerle yumurtaların alınması Sığır Ara konak Domuz İnsanda yerleşim yeri GİS Beyin ve gözler (Sistiserkozis) Tanı Dışkıda proglottidler Biyopsi. Patogenez ve Epidemiyoloji İnce barsaklarda hafif bir hasar olabilir. solium'da bu sayı 5-10 arasındadır. Sisteserkozis ve hidatik kist gibi bazı durumlarda yumurtalar alınır ve kistik hastalıklar oluşabilir.

ancak ölürlerse salgıladıkları maddeler ile inflamatuvar yanıt oluştururlar. Böyle durumlarda sistiserkuslar kalsifiye olur ve röntgen ile görülebilirler. Canlı sistiserkuslar inflamasyon yapmazlar. kusma ve bayılma yapabilir. Laboratuvar Bulgular Dışkıda proglottidlerin görülmesi ile tanı konur. 5-10 arasında dallanan uterusu bulunan proglottidleri bulunur. İnsanlar tarafından yenilinceye kadar stabil olarak kalır. Gözde olursa üveit ve retinit. solium larvaları insanlarda sistiserkozis yaparlar. Sistiserkuslar ise çok geniş olabilir. T. infekte kişilerden çıkarılan proglottidlerin hayvanlar tarafından yenilmesine engel olunmalıdır Taenia solium Hastalık Taeniasis etkenidir. Önemli Bilgiler Dört adet vantuzu ve tacı vardır. 3 ay içinde 5 metre büyüklüğe ulaşır. Bazılarında dışkıda proglottidler görülebilir. domuzlar ise ara konaktır (Şekil 4. İnsanlar hem ara hem son konak.Tedavi Praziquantel tedavide seçenektir. Cerrahi tedavi gerekebilir. 196 . Parazit ince barsak duvarına tutunur. Kaslar içinde sistiserkus gelişir. bazı hastalarda anoreksi veishal görülebilir. Yumurtadan altı adet çengeli olan embriyo (onkosfer) domuzun barsağına tutunur. bazen de vitreusda yüzen larvalar görülebilir. İnsanlar iyi pişmemiş sistiserkuslu domuz etleri yiyerek infekte olurlar. Patogenez ve Epidemiyoloji İntestinal yerleşimli şeritler barsaklarda az hasar yaparlar. Korunmada hayvan etlerinin iyi pişirilmeden yenilemesine. Tedavi Primer ilaç prazikuanteldir. Sistiserkozislerin tanısı görüntüleme yöntemleri ile konulabilir. özellikle beyinde büyük lezyonlar yapabilirler. Alternatif olarak albendazol önerilebilir. Buradan kan damarlarına geçer ve iskelet kaslarına yerleşir. Klinik Bulgular Genellikle asemptomatiktir. Dışarı atılan proglottidler rastlantısal olarak domuzlar tarafından yenilir. Asemptomatik hastalarda yumurtaları yutarak otoinfeksiyona sebep olabilecekleri için tedavi edilmelidir.25). Beyindeki sistiserkoz başağrısı.

Bir kişide birden çok parazit bulunabilir. İnce barsaklarda erişkin hale gelir (Şekil 4. Önemli Bilgiler İnsanlara larva içeren balıkların iyi pişirilmeden yenmesi ile bulaşır. Serolojik testi yoktur. Kuzey Rusya. latum enfeksiyonu ince barsaklarda hafif bir inflamasyon yapar. Abdominal ağrıları ve diyaresi olanlara rastlanılır. 197 .Diphyllobothrium Hastalık Difilobotriyoz etkenidir. Yumurtaları diğer sestodlardan farklı olarak ovaldir ve kapaklıdır. Patogenez ve Epidemiyoloji D.26). Japonya ve Kanada'da endemiktir. Hastalık özellikle iskandinavya. Laboratuvar Bulgular Dışkıda oval. sarı-kahverengi boyanan. kapaklı tipik yumurtalarının görülmesi tanı koydurucudur. En uzun sestoddur. 30 yıldan uzun yaşayabilir. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. Bazı hastalarda parazitin B12 vitaminini kullanmasına bağlı olarak megaloblastik anemiler meydana gelebilir. Proglottidinin genişliği uzunluğundan daha fazladır. Boyu 13 metreden uzun olabilir.

akciğer.27).Tedavi Tedavide ilk seçenek prazikuantel'dir. E. granulosis bir skoleks ve sadece üç adet proglottid'den oluşmuştur. köpeklerin barsağındaki parazit tarafından binlerce yumurta üretilir ve bunlar koyunlar veya insanlar tarafından yenilir. Yaşam siklusunda. alveolaris ise nadir görülür. En küçük tenyadır. Embriyolar bu dokularda içi su dolu hidatik kistler halini alırlar. Onkosfer embriyolar ince barsakta meydana gelir ve başlıca karaciğer. kemik ve beyine göç ederler. 198 . insanlar rastlantısal ara konaktır (Şekil 4. Echinococcus Hastalık Echinococcus granulosus hidatik kist etkenidir. Koyunlar ara konaktırlar. Köpekler en bilinen son konaklarıdır. Önemli Bilgiler E. multiloküler hidatik kist etkenidir.

Bu kistlerde binlerce skoleks bulunur ve geniş kistin içinde birçok yavru kistler (kız kist) oluşturur.Patogenez ve Epidemiyoloji E. 199 . granulosis bol sıvılı unisellüler kist üretir.

.30). İnsanlar rastlantısal ara konaktır. Casoni kist sıvısı ile yapılan cilt testidir. granulosis için yerleşim %60. Diğer sestodlardan farklı olarak yumurtaları insanları direkt olarak infekte edebilir. Kistin rüptüre olması anafilaktik reaksiyonlar meydana getirebilir. Çok yüksek oranda karaciğere yerleşir (Şekil 4. boyutlarına kadar ulaşabilir. Ancak son konak tilki. alveolaris için ise %90 karaciğerdedir (Şekil 4.29). granulosis ile aynıdır. Hipertonik tuzlu sular gibi protoskolisida ajanlar kist içine injekte edilir.E. DİĞER CESTODLAR Echinococcus alveolaris (multilocularis) Birçok özelliği E. Karaciğer kistleri hepatik fonksiyonlarda bozulma yaratabilir. E. Sadece 3-5 cm. Erişkin formu insanlarda bulunan en küçük sestoddur. Klinik Bulgular Hidatik kistli hastaların çoğunun kliniği asemptomatiktir.28). Önemli özellik Weinberg ile antikor aranmadan önce Casoni testinin yapılması halinde yalancı pozitiflik ortaya çıkabilir. Tedavi Tıbbi tedavi albendazoldür. 200 . Akciğer kistleri kanlı balgam. Laboratuvar Bulgular Tanı görüntüleme yöntemleri ile multipl protoskoleks taşıyan kapsülün gösterilmesi ve bunun mikroskobik incelenmesi veya indirekt hemaglutinasyon test gibi serolojik yöntemlerdir. Buna cerrahi tedavi eklenebilir. serebral kistler de baş ağrısı ve nörolojik bulgular oluşturabilir. ara konaklar ise farelerdir. Artık sadece tarihsel önemi olan iki test Casoni ve Weinberg'dir. Buradaki amaç kistin patlaması durumunda parazitlerin dolaşıma geçmesinin engellenmesidir. Ara konakları yoktur (Şekil 4. Hymenolepis nana Cüce sestoddur.

Proglottidleri dışarı atılmak için parazitten ayrıldıklarında barsakta açılır ve otoinfeksiyonlara sebep olurlar. sinir sistemi belirtileri ve konvulsiyonlar bulunabilir. Çocuklarda enfeksiyon sıklığı fazladır. Karın ağrısı.31). Tedavi prazikuantel ile yapılır. Hastalığın önlenmesi personel hiyjenine dikkat edilmesi. asteni.Duodenuma geldiklerinde sistiserkoid larvalara ve sonrasında da yetişkin forma dönerler. anemi. kontamine yiyecek ve sulardan uzak durulması ile konulur. enterit. Tanı dışkıda bipolar saçaklı yumurtalarının görülmesi ile konulur (Şekil 4. Diğer sestodlardan farklı olarak bir kişide yüzlerce H. nana bulunabilir. 201 .

33). portal dolaşım aracılığı ile karaciğere gelir ve yetişkin parazitleri oluştururlar. insanlar çatal kuyruklu serkaryaların deriye penetre olmaları ile infekte olurlar. 202 . japonicum çok küçük lateral diken ve S. Sonrada kendi alanlarına yerleşirler (Şekil 4. haematobium yumurtalarının ise terminal dikeni vardır. Önemli Bilgiler Trematotlar hermafrodittirler. S. Böylece sürekli yumurtaları döller. Shistosomalar damar içi (kan) paraziti olarak tanınırlar. mansoni lateral dikene sahipken. Buradan kana geçer ve venler aracılığı ile arteriyel dolaşıma çıkarlar. S. haematobium üriner sistem infeksiyonu yaparken. Üçününde kendine has yumurtaları bulunur. S.TREMATODLAR Schistosoma Hastalık Schistosomiasis etkenidir. Mezenter arterden. mansonive S.haematobium idrar kesesinde yaşar. S. japonicum gastrointestinal sistemde etkilidir. Yumurtalar dışkı veya idrar ile atılır ve dışarda tekrar serkaryaları oluştururlar. S. S. Schistosomalar diğerlerinden farklı olarak erişkin döneminde erkek ve dişi olarak ayrılır ve dişi erkeğin karın oluğunda (gynecophoric kanal) yaşar (Şekil 32). mansonive japonicum'un yetişkinleri mezenter venlerinde yaşarken.

Bakteriyel süper infeksiyonlar görülebilir. S. Kronik hastalık morbidite ve mortaliteye sebep olabilir. En genel ölüm sebebi özofagus varis kanamalarıdır. japonicum yumurtaları hem ince barsak hem de kalın barsak duvarında (üst ve alt mezenter ven) hasar oluştururlar. S. 203 . 4.haemotobium mesane duvarında granulom ve fibrozis oluşturduğu için mesane karsinomlarına sebep olabilir. Serolojik testler kullanışlı değildir.34. Orta yükseklikte eozinofili görülebilir. haemotobium enfeksiyonlarının en belirgin semptomu hematüridir. diyare.35). hepatomegali ve portal hipertansiyon yapabilir. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. bunu takip eden 2-3 hafta sonra ateş. Kronik enfeksiyonlar semptomatik olabilir. S.Patogenez ve Epidemiyoloji Yumurtaların karaciğer. lenfadenopati ve hepatosplenomegali görülebilir. Hepatositler sağlam kaldığından genellikle karaciğer fonksiyon testleri bozulmaz. fibrozis. Penetrasyonun olduğu yerde kaşıntı. Eozinofili görülebilir. hepatomegali ve massif splenomegali gelişebilir. titreme. Karaciğerde granulomlar. Portal hipertansiyon splenomegali yapabilir. Yumurtaların antijenlerine karşı gelişen immün yanıt granulomların sebebidir. Bazı göllerde meydana gelen yüzücü kaşıntısı insanları infekte etmeyen schistosomalar tarafından meydana gelmektedir. Tedavi Praziquantel primer ilaçtır.mansoni yumurtaları distal kolon duvarında (alt mezenter ven) hasar oluştururken S. Gastrointestinal hemoraji. barsak veya mesane duvarına birçok patolojik etkisi vardır. dalak. Laboratuvar Bulgular Karakteristik yumurtaların dışkıda veya idrarda gösterilmesi ile tanı konulur (Şekil 4.

204 . İmmatür parazit ince barsaklardan akciğere yerleşir (Şekil 4. Tanı tipik kapaklı yumurtalarının balgam veya feçesde tespit edilmesi ile konulur.38). Önemli Bilgiler İnsanlara az pişmiş veya çiğ yenen metaserkarya bulunduran yengeç etinden bulaşır (Şekil 4.Paragonimus Hastalık Paragonimyaz denilen akciğer infeksiyonunu yapar. Praziguantel primer ilaçtır.36).

Boyu yaklaşık 3 cm. ancak safra yollarında hiperplazi ve fibrozis yapabilir.38). tipik kapaklı yumurtalarının dışkıda tespit edilmesi ile konulur. Tanı küçük. Fasciola Fasciola hepatica koyun karaciğeri yassı solucanıdır. kadar olan yaprak şeklinde bir parazittir. Önemli Bilgiler İnsanlar az pişmiş veya çiğ yenen balık etindeki metaserkaryalar aracılığı ile infekte olurlar. 205 . yetişkin olur. Sıklıkla asemptomatik seyreder. kahverengi. Duodenumda kistindan çözüldükten sonra immatür parazit safra yollarına yerleşir. (Şekil 4.Clonorchis Hastalık Clonorchis sinensis klonorşiyaz (Oriental karaciğer yassı solucan infeksiyonu) etkenidir. Praziquantel primer ilaçtır.

barsak duvarına penetre olurlar ve karaciğere ulaşırlar ve burada yetişkin hale gelirler. Rhabditiform larvalar yiyecekler ile bulaşırken. Yetişkin parazitler safra yollarına yerleşir. sarılık ve ishale neden olurlar. Eozinofili görülür. Bu bitkileri yiyen koyun veya insanlarda tipik enfeksiyonlarını oluştururlar (Şekil 4. Vücutları kütikül denilen çok dirençli hücre içermeyen bir yapı ile kaplıdır. Nematodlar Nematodlar (nemathelmintler) silindirik vücuda ve ağız ile anüsü de içeren sindirim sistemlerine sahiptirler. mirasidyalar tatlı su yumuşakçalarına geçer. Bunlar.39). bunlardan serkaryalar oluşur ve kistik hale gelen parazitler su bitkilerinin üzerine tutunurlar. Doku nematodlarından Dracunculus diğerlerinden farklı olarak tatlı sulardaki yumuşakçalarda yaşar ve insanlara içme suları aracılığı ile bulaşır. diğer intestinal nematodlar larvaları ile bulaşırlar. Safra yollarında yumurta üreten hermafrodit yetişkinler feçese bunları dökerler. insandan insana kan emen sinekler aracılığı ile bulaşır. dışkıda kapaklı yumurtaların görülmesi ile konulur. Prazikuental ve bitional etkili ilaçlarıdır. mekanik etki ile hepatomegali kolanjit. Koyun karaciğeri yiyenlerde dışkı mikroskopisinde parazit yumurtalarını görebilirsiniz (yalancı perazitlik). Yumurtalar tatlı sulara karışır. filariform larvalar infeksiyözdür. Tanı. Trichuris ve Ascaris yumurtalarının oral yoldan alınması ile bulaşırken.12). Serolojik testi yoktur. Oncho-cerca ve Loa filarial nematodlar olarak bilinir. Önemli doku nematodlarından Wuchereria. Duodenumda kistleri açılan parazitler. Necator americanus • Strongyloides stercoralis • Trichuris trichiura • Capillaria philippinensis • Trichostrongylus • Anisakiasis Doku nematodları Filariasis • Wuchereria türleri (lenfatik filariasis) • Brugia türleri (lenfatik filariasis) • Loa loa (Afrika göz nematodu) • Mansonella türleri • Onchocerca volvulus Diğer doku nematodları • Dracunculus medinensis • Trichinella spiralis • Toxocara türleri (visseral larva migrans) • Angiostrongylus cantonensis (menenjit) Enterobius. 206 .İnsanlar larvalar ile kontamine su terelerini yiyerek infekte olurlar.12 İnsanlarda hastalık yapan nematodlar İntestinal nematodlar • Ascaris lumbricoides • Enterobius vermicularis • Ancylostoma duodenale. Medikal önemi olanlar intestinal ve doku nematodları olarak iki önemli gruba ayrılırlar (Tablo 4. Doku nematodlarının erişkinleri insan vücudunda yaşarlar. çünkü kan ve doku sıvılarında mikrofilaria denilen hareketli embriyoları vardır. sadece Strongyloides toprakta da yaşayabilir. Tablo 4. Portal siroz gelişebilir. Dişileri erkeklerine göre genellikle daha büyüktür.

Bunların kaşınma sonucu parmaklara gelmesi ile reenfeksiyon gerçekleşebilir. daha hafif seyididir. Eozinofiller organizmayı fagosite etmezler. Parazitlerin dokulara migrasyonunu olaylaştıran sistein proteaz üretimi IL-5 üretimini stimüle eder. İNTESTİNAL NEMATODLAR Enterobiu vermiculariss Hastalık Kıl kurdu (oksiyür) enfeksiyonu etkenidir. Geceleri dişi anüse gider ve perianal deri üzerine binlerce fertilize yumurta boşaltır. Trichinella. larvalar kolona ilerler. IgE aracılığı ile parazitin yüzeyine tutunur. köpek askarisi larvası olan. 12 yaş altında dünyada en sık görülen parazittir. Bir üçüncü nematod da iyi pişmemiş deniz ürünlerinden bulaşan anisakiasis'dir (Anisakis simplex).Nematodlardan bir kısmı insanlarda larvaları ile enfeksiyon yaparlar. Helmintlere karşı konak immün yanıtı T hücrelerin alt tipi olan Th-2'ler aracılığı ile olur. Bulaşma yumurtaların oral yoldan alınması ile olur. IgE üretimi interlökin-4 aracılığı ile artar ve eozinofiller interlökin-5 aracılığı ile artarlar. Önemli Bilgiler Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. eozinofilik granüllerinde bulunan sitotoksik enzimlerini parazitin üzerine sekrete ederler. Kaşınma sonucunda sekonder bakteriyel enfeksiyonlar görülebilir. 207 . Toxocara canis'dir. Köpek ve kedilerin kancalı kurdunun larvası olan Ancylostoma caninum kutanöz larva migrans etkenidir. Yumurtalar ince barsaklarda açılır. 6 saat içinde yumurtalarda larvalar gelişir ve enfeksiyon yapıcı hale gelebilir (Şekil 41). Eozinofili önemli bir bulgudur. Ascaris ve Ancylostoma ile Necator enfeksiyonları sırasında dokularda migrasyon yaparlar. Patogenez ve Klinik Bulgular Perianal kaşıntı en sık görülen semptomdur. Bunlardan en ciddi olanları visseral larva migrans etkeni. Yetişkin erkek ve dişi parazitler kolonda oturur. Strongyloides.

Küçük çocukların anüsünde veya dışkısında küçük. dışkı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile infekte olurlar. Diğer nematodlardan farklı olarak dışkıda yumurtası görülmez. Kolonda bulunan parazitler binlerce yumurta çıkartır (Şekil 4. immatür yetişkin parazitler olan larvalara dönüşür. 2 hafta sonra tedavi tekrar edilmelidir (Tablo 4. Embriyone yumurtalar bulaşmadan sorumludur. İkinci seçenek olarak pivinium pamoat tercih edilebilir. Önemli Bilgiler İnsanlar. Serolojik testi yoktur. Kolonda parazit enfeksiyonu yapar. Reenfeksiyon yaygındır. mebendazol. albendazol tedavide kullanılabilir. beyaz kıl kurtlarını görmek mümkün olabilir. 208 . Trichuris Hastalık Etken Trichuris trichura'dır. Bu ilaçlar yetişkin parazitleri öldürebilirken yumurtalara etkisizdir. İnce barsaklara ulaşan yumurta. Tedavi Pirantel pamoat.Laboratuvar Bulgular Tanıda perianal deri üzerindeki yumurtaları görebilmek için selofan bant yöntemi uygulanır (Şekil 42).13) .42). Ayrıca evde kalan herkes tedavi altına alınmalıdır. Bunlar kolona gelir ve olgunlaşır.

43).13) . 209 . Tedavi Albendazol ve mebendazol ilk seçilecek ilaçlardır (Tablo 4. Laboratuvar Bulgular Limon şeklindeki tipik yumurtalarının dışkıda görülmesiyle tanı konur (Şekil 4. Ascaris Hastalık Ascariasis etkenidir. Bazı hastalarda diyare yapabilir.Patogenez ve Epidemiyoloji Kıl gibi ince olan ön tarafı ile intestinal mukozaya tutunur. genellikle asemptomatiktir. Küçük çocuklarda irritasyona bağlı ıkınma hissi oluşur ve prolapsus ani'ye sebep olabilir. Klinik Bulgular Kancalı kurtlar gibi anemiye sebep olmaz.

Yetişkinleri en büyük intestinal nematodtur (25 cm. Ascaris pnömonisi (Löffler pnömonisi) ateş. Barsak lümeninde bulunur. Patogenez ve Epidemiyoloji Başlıca hasar migrasyon sırasında akciğerlerde meydana gelir. 210 . larva barsak duvarından kan dolaşımına buradan da akciğerlere gider. mebendazol veya albendazol kullanılır. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde yumurtalarının görülmesi ile tanı konur (Şekil 4. duvarlara tutunmaz. Bazen dışkıda parazitin kendisi de gösterilebilir Tedavi Tedavide pirantel pamoat. Alveol içinden bronşlara ve sonra trakeaya geçer.44). Ascaris topakları ile obstrüksiyonlar gelişebilir (Şekil 4. piperazin ve levamizoller ikinci seçenektir (Tablo 4. Bu embriyolu yumurtaların alınması ile siklus tekrar oluşur. Klinik Bulgular Enfeksiyonların çoğu asemptomatiktir. Abdominal ağrı. buradan farenkse gelen larva yutularak tekrar gastrointestinal sisteme döner. Yumurtalar oval ve düzensiz yüzeylidir.46). İnce barsaklara geldiğinde yetişkin olmuştur. Yumurtalar ince barsaklarda açılır. Ilık nemli topraklarda embriyolar meydana gelir. Binlerce yumurta dışkı ile atılır. öksürük ve eozinofili vardır. barsak içindeki yiyecekler ile beslenir (Şekil 4. Ivermektin.'ye kadar büyüyebilir).13). Bol miktarda parazit taşıyanlarda (özellikle çocuklar) malnütrisyon sebebi olabilir. Doku reaksiyonlarının olduğu en önemli yer larva antijenlerine karşı gelişen eozinofilik eksüdalı inflamasyonun olduğu akciğerlerdir.45).Önemli Bilgiler İnsan dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile bulaşır.

İntestinal villusların kapillerlerinden kan emerek beslenirler (Şekil 4. Larvalar kan damarları aracılığı ile akciğerlerde alveollere. İnce barsaklara gelen parazitler barsak duvarına tutunurlar.47). sonra broşlardan yutağa gelirler ve tekrar yutulurlar. 211 .Ancylostoma ve Nerator (Kancalı kurtlar) Hastalık Ancylostoma duodenale ve Necator americanus kancalı kurt enfeksiyonu yaparlar. Önemli Bilgiler İnsanlar genellikle ayak veya bacaklarının derisinden nemli topraklar üzerinde bulunan filariform larvaların direk deriyi delmeleri aracılığı ile infekte olurlar.

Larvanın deri üzerindeki giriş deliğinde kaşıntılı papül veya veziküller meydana gelebilir. eozinofili hemen daima bulunur.48).13).Patogenez ve Epidemiyoloji Majör hasar parazitin tutunduğu ince barsaklardan kan kaybına bağlı olarak gelişir. Larvanın akciğerlere migrasyonu sırasında eozinofilili meydana gelebilir. mebendazol ve albendazol kullanılır (Tablo 4. 212 . Klinik Bulgular Kan kaybı mikrositer anemi yapar ve bunun sonunda solukluk ve halsizlik şikayetleri oluşur. Tedavi Tedavide pirantel pamoat. Demir eksikliği olan hastalara demir replasmanı yapılmalıdır. Laboratuvar Bulgular Dışkıda mikroskobik olarak safra ile boyanmayan yumurtaların görülmesi tanı koydurucudur (Şekil 4. Hastalarda dışkıda gizli kan görülebilir. Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatik olduğu için tam bir eradikasyon için 2 hafta sonra tekrarlanmalıdır.

Migrasyon yapan tüm nematodların ortak özelliği belirgin eozinofilinin görülmesidir. immün yetersizliği olanlarda. Thiabendazol ikinci seçenek olarak tercih edilebilir (Tablo 4.Strongyloides Hastalık Strongyloides stercoralis strongyloidiasis etkenidir. hematolojik malinitesi olanlarda hiperenfeksiyon sendromu denilen masif otoinjeksiyonla karakterize ağır klinik gidiş vardır. Serolojik testler faydalı değildir. Hiperinfeksiyon sendromu sepsis ve bakteriyemileri taklit edebilir. Patogenez ve Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. Trichinella Hastalık Trichinella spiralis trichinosis etkenidir. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda larvaların gösterilmesi ile konulur (Şekil 4. İnfeksiyöz flariform larvalar özellikle ayak derisinden vücuda girer ve akciğerlere migrasyon yapar. İnce barsaklara geldiğinde larva yetişkin hale dönüşür ve mukoza içine girerek yumurta üretmeye başlar. Larvalar birçok organlara yerleşerek fatal seyir gösterirler. Akciğerlerdeki larvalar Ascaris'de olduğu gibi pnömoniler yaparlar. kortizon tedavisi alanlarda. Bu larvalardan bazıları direkt olarak tekrar mukoza içine girerek yeni enfeksiyonları başlatır ve akciğerlere gider (otoinfeksiyon).49). AIDS'li hastalarda. İnsan vücudundaki yaşam siklusu deriye penetrasyonu ile başlar. Tedavi Albendazol ve ivermektin ilk seçilecek ilaçlardır. 213 . organ transplantasyonu yapılanlarda. Larvanın vücuda girdiği yerde kaşıntı görülür. Önemli Bilgiler Birisi insan vücudunda. Barsak duvarındaki yetişkin parazit inflamasyon ve sulu ishal yapar. Otoinfeksiyonlar sonucunda enterik bakterilerin yol açtığı sepsis olguları görülmüştür. Alveollerden bronşlara. Yumurtalar genellikle mukoza içinde açılır ve dışkı ile larvalar atılır. immün sistemi sağlam olanlarda genellikle asemptomatik seyirli enfeksiyon görülürken. diğeri toprakta olmak üzere İki farklı yaşam siklusu vardır. sonrada trakea yoluyla yutağa gelir ve tekrar yutulur.13).

214 . Larvaları içeren kasların yenilmesi ile bulaşma meydana gelir.Önemli Bilgiler Memelilerin hepsi infekte olabilirken. Yetişkin form parazit ince barsaklara yerleşir. infektif larvalar ince barsaklardan kana ve buradan kaslara yayılır. özellikle domuzlarda görülür. yıllarca canlı kalırlar ancak sonunda kalsifiye olurlar (Şekil 4.50). İnsanlar kasların içindeki kistik yapılarda bulunan larvaların pişirilmeden veya az pişmiş olarak yenmesi ile infekte olurlar. Kaslarda oturan larvalar bir fibröz kapsül içinde kistik yapılar halini alırlar.

100 mg günde iki doz 3 gün • Oksantel pamoat. 215 . Laboratuvar Bulgular Çizgili kas biyopsilerinde larvaların görülmesi ile tanı konulur (Şekil 4. 400 mg tek doz. Kaslara yerleşmeyi önleyecek bir tedavi yöntemi de yoktur. Karakteristik bulgusu periorbital ödemdir. 2 hafta tekrar et Kancalı kurtlar Pirantel pamoat. Semptomlar 4-8 hafta sürer. Kaslara yerleşmiş olan larvalar için faydalı bir tedavi yöntemi yoktur. 25 mg/kg günde iki doz 3 gün dissemine enfeksiyonlarda 5-7 gün devam et • Levamizol. Trichinella serolojisi ortalama 3 haftadan sonra pozitifleşmeye başlar.Tablo 4.51). 60 gün). Nadiren miyokardit veya ensefalit görülebilir. Onuncu günden sonra eozinofili ve IgE yüksekliği görülür. 200 pg/kg günde tek doz 2 gün Trichuriasis • Albendazol. 150 mg tek doz • Pivinium pamoate. 400 mg tek doz 3 gün Enterobiasis Pirantel pamoat. 600 mg tek doz • Mebendazol. 24 saat içinde enfeksiyonun alındığı bilinir ise alben dazol (400 mg günde iki kez. Erken dönemde (1 hafta içinde) diyare.13 İntentinal nematodların tedavi seçenekleri İlk seçenek Ascariasis • Pirantel pamoat. Bunu ateş. 100-200 pg/kg günde tek doz 32 gün • Piperazin. sonra 400-500 mg 3 kez 10 gün) veya thiabendazol (25 mg/kg/gün 1 hafta) enfeksiyonu önleyebilir. 1 hafta sonra tekrarla • Ivermektin. 15 mg/kg tek doz • Thiabendazol. 75 mg günde tek doz 2 gün Patogenez ve Klinik Bulgular Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatiktir. kusma şeklinde gastrointestinal semptomlar ön plandadır. mebendazol (200-400 mg günde 3 kez 3 gün. 5 mg/kg tek doz. 10 mg/kg tek doz Mebendazol. 3 gün • Mebendazol 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz (Ancylostoma) veya 400 mg tek doz 3 gün (Necator) Strongyloides • Albendazol. Serum kreatin fosfokinaz ve laktik dehidrogenaz konsantrasyonları miyozitin göstergesidir. 10 mg/kg tek doz. 2 hafta tekrar et İkinci seçenek • Ivermektin. 2 hafta tekrar et • Albendazol. 100 mg tek doz. 10 mg/kg tek doz • Mebendazol 200-500 mg tek doz (hafif enfeksiyonlar) veya 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz hafif enfeksiyonlar. 400 mg/gün tek doz veya günde iki kez 3-7 gün. Ölüm nadirdir. Tedavi Trichininosis'in tedavisi başlıca destekleyici tedavidir. bulantı. miyalji gibi sistemik bulgular takip eder. özellikle kalp yetmezliğinden meydana gelir.

DOKU NEMATODLARI Wuchereria Hastalık Wuchereria bancrofti filariasis etkenidir. Dietilkarbamazin sülfat sadece mikrofilaryalara karşı etkilidir. ürtiker veya lenfanjit gibi alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Sivrisinekler içinde bunlar infektif larvalar haline dönüşürler ve yeni bir ısırık ile transfer edilirler. Mikrofilaryalar semptom vermez. ödeme sebep olurlar. Larva deriye penetre olur. 216 . Tedavi Akut filarial lenfanjitin semptomatik tedavisinde semptomların azaltılması için antihistaminikler ve aspirin kullanılabilir. Serolojik testleri yoktur. Önemli Bilgiler İnsanlara dişi sivrisineklerin (özellikle Anopheles ve Culex türleri) ısırması ile bulaşır. Uzun bir süreç sonucunda elefantiyazis gelişir (Şekil 4. Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitler lenf nodları içinde inflamasyon meydana getirirler ve lenfatik damarlarda obstrüksiyon oluşturup. lenfanjit. Yetişkin parazitler için tedavi yoktur. Tedavi sırasında ateş. Bunlar özellikle geceleri kan dolaşımına geçerler ve tekrar sivrisinekler tarafından alınırlar. Ateş. Laboratuvar Bulgular Gece alınan kalın damla yaymalarında mikrofilaryaların görülmesi ile tanı konulur. lenf nodlarına geçer ve ortalama bir yıl sonra yetişkin hale erişip mikrofilaryalar üretir.52). sellülit gelişir. Obstrüksiyon sonucunda bacaklarda ve genital bölgelerde ödem meydana gelir. Erken enfeksiyonları asemptomatiktir.

217 . Larvalar yara yerinden girer ve subkutan dokulara ilerler ve burada yetişkin hale gelir.53). Önemli Bilgiler İnsanlar Simulium cinsi dişi karasineklerin ısırması ile infekte olurlar. genellikle dermal nodüller içindedir (Şekil 4.Onchocerca Hastalık Onchocerca volvulus onchocerciasis etkenidir.

Suramin yetişkin formları öldürür ancak çok toksiktir. Deri nodülleri cerrahi yöntemle çıkarılabilir. 218 . Afrika ve Amerika'da endemiktir. Özellikle gözdeki dokularda oturmayı severler ve lezyonlar körlüğe sebep olabilir. Tedavi İvermektin mikrofilaryalara karşı etkilidir ancak yetişkin parazitlere etkisizdir. çünkü mikrofilaryalar kanda bulunmaz.54). Kanda parazit aranması iyi bir yöntem değildir. Patogenez ve Klinik Bulgular Subkutan dokularda inflamasyon ve kaşıntılı papül ve nodüller meydana gelir. ancak endemik bölgelerde yeni nodüllerin oluşabileceği unutulmamalıdır. özellikle göz hastalıklarında kullanılır. nehir körlüğü etkenidir Laboratuvar Bulgular Dokulardan alınan biyopsi örneklerinde mikrofilaryaların gösterilmesi ile tanı konulur.Dişiler mikrofilaryaları üretir ve bunlarda başka sinekler tarafından alınarak bulaştırılır (Şekil 4. Serolojik testler de yardımcı değildir.

subkutan ödem (Kalabar ödemi) meydana gelir.Loa loa Hastalık Loa loa loaiasis etkenidir.6). Larva ısırık yerinden kana geçer ve yetişkin forma dönüşür. Kan emen diğer sinekler aracılığı ile bunlar başkalarına bulaştırılır (Şekil 4. kızarık olmayan. Patogenez ve Klinik Bulgular Mikrofilaryalara karşı geçici. lokalize.55). Laboratuvar Bulgular Tanı kan yaymalarında mikrofilaryaların gösterilmesi ile konulur. En dramatik bulgu yetişkin parazitin yavaş yavaş konjonktiva boyunca göze ilerlemesidir (Şekil 4. Serolojik testi yoktur. Önemli Bilgiler İnsanlara geyik sineğinin (mongofly) ısırması ile bulaşır. Hastalık sadece merkezi Afrika'da sineğin yaşadığı bölgelerde görülür. 219 . Dişi parazitler mikrofilaryaları üretirler.

yetişkin parazitleri de öldürebilir. 220 . Dracunculus Hastalık Dracunculus medinensis dracunculiasis etkenidir. Gözdeki parazitler cerrahi müdahale ile çıkarılmalıdır.Tedavi Dietilkarbamazepin mikrofilaryalara karşı etkilidir.

Buralardan hareketli larvalar sulara bırakılır (Şekil 4. özellikle alt ekstremitelerde deride ülserler meydana getirebilir. Laboratuvar Bulgular Tanı ülserlerden parazitlerin çıkarılması ile konulur.58). Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitlerlerin salgıladığı maddeler inflamasyon.57). Larva ince barsaklardan vücut içine girer ve yetişkin forma dönüşür.Önemli Bilgiler İnsanlara bulaşma infekte larvalar içeren içme sularının kullanılmasıyla olur (Şekil 4. İnflame papüller kaşıntılıdır. Laboratuvarın tanı açısından önemli bir rolü yoktur. Metrelerce uzunluğunda yetişkin dişi parazitler deri ülserlerine sebep olur. 221 . Tedavi Asıl tedavi derideki lezyonlardan parazitlerin çıkarılmasıdır. ülserler sekonder olarak infekte olabilirler.

Anisakis simplex'in larvaları mide ve barsakların submukozasına penetre olur. Gastroenterit. Mikoloji • Yapı ve Büyüme Özellikleri • Fungal Toksinler ve Allerji • Sınıflama • Fırsatçı Mikozlar 222 . Akut enfeksiyonu appendisit. İlaç tedavisi yoktur.İNSANDA LARVALARI HASTALIK YAPAN NEMATODLAR Toxocara canis Visseral larva migrans'ın majör etkenidir. cati'de etken olabilir. Ancylostoma caninum Köpek kancalı kurdu Ancylostoma caninum ve kedi kancalı kurdu Ancylostoma braziliense kutanöz larva migrans etkenidirler. İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. endoskopi ile larvaların temizlenmesi gerekir. kronik enfeksiyonu da gastrointestinal kanseri taklit eder. Köpeklerin askarisi'dir. eozinofili ve kanlı dışkılama görülür. T. Angiostrongylus Fare akciğer nematodu olan Angiostrongylus cantonensis eozinofilik menenjit etkenidir. Anisakis İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır.

Mantarların çoğu zorunlu aerobdur. Mantar hücre membranı ergosterol ve zymosterol bulundurur. Septasız hifler multinükleerdir (coencytic). İnsan ökaryotik hücrelerinden ayrılan iki önemli yapıları bulunur. Bazı hiflerin transvers duvarları bulunur (septalı hif). Medikal önemi olan birçok mantar termal dimorfiktir. Farklı ısılarda farklı yapılarda bulunur. Ancak duvar antibiyotiklerinden etkilenmez 2. bu yapı insan hücrelerindeki kolesterol'den farklıdır. 223 . Candida albicans dışında (endojendir) mantarların doğal kaynağı tabiattır. ancak hiçbiri zorunlu anaerob değildir. Küfler ise hif denilen uzun filamentlerden oluşmuştur. Mantarlar kitin denilen (N-asetil glukozamin'in bir homopolimeridir) hücre duvarına sahiptir. bazılarında ise bu duvar bulunmaz (septasız hif). Mayalar aseksüel tomurcuklanma ile eşeysiz ürerler. Sadece dermatofitler ve Candida türleri insandan insana bulaşırlar. Binlerce mantar türü olmasına rağmen insanlarda 100 kadarı enfeksiyon etkenidir.BÖLÜM 5: MİKOLOJİ YAPI VE BÜYÜME ÖZELLİKLERİ Mantarlar (küfler ve mayalar) ökaryotik organizmalardır. Küfler ve mayalar olmak üzere iki tip mantar bulunur. bazıları fakültatif anaerob olabilir. Bazı mantarlar seksüel sporlar yaparak ürerler. Mantar ilaçlarının çoğunun hedefi bu yapıdır. Ürerken hiflerin uzaması ve dallanması ile küf kolonileri yani miçelyumlar oluşur (Şekil 1). Bunlar genellikle doğada küf şeklinde iken insan vücudunda maya şeklinde bulunur. 1.

224 .1. Hücresel tip aşırı duyarlılık reaksiyonları granulom oluşmasının sebebidir. Medikal önemi olan mantarların çoğu aseksüel spor olan konidyalar yaparak ürerler. Bazı mantar antijenleri intradermal enjekte edilirler ise gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonu oluşturabilir. Askospor 3. Artrosporlar (Coccidioides immitis) 2. Blastosporlar (C. Seksüel spor yapmayan mantarlara fungi imperfecti denir. albicans) 4. Oospor Seksüel sporlardır. Candida antijenleri ile yapılan deri testleri immünitesi normal olanlarda negatif çıkmaktadır. Ancak akut enfeksiyonun göstergesi olamaz. Zigospor 2. blastomycosis gibi birçok majör sistemik mantar granülomlar yaparak hastalık oluştururlar. Klamidosporlar (Candida albicans) 3. Basidiospor 4. 1. Çok nadir olarak klinik öneme sahiptirler. Patogenez Mantarların çoğu granülomatöz enfeksiyon yaparlar. Coccidioidomycosis. Konidyaların şekli. histoplasmosis. Mantarlar hücre duvar yapılarında endotoksin bulundurmazlar ve ayrıca bakteriler gibi ekzotoksin üretmezler. Pozitif deri testleri anlamlıdır. Sporangiosporlar (Rhizopus ve Mucor) Medikal olarak önemli mantarlar dışında yiyeceklerin bozulmasına sağlayan mantarlar da bulunur. Sistemik ve subkutan mantarlar coğrafi lokalizasyon gösterir. Negatif deri testlerinin immün yetersizlikli hastalarda bulunabileceği unutulmamalıdır. rengi ve bulunduğu yer mantarların tanısında kullanılır. insanlar normal floralarında Candida taşımalarına rağ men. Aspergillosis ve Sporotrichosis gibi bazı mantar hastalıklarında nötrofillerin hakim olduğu akut süpüratif enfeksiyonlarda gözlenebilir.

hayvanlarda tümör oluşturur (insanlarda hepatik karsinoma etkenlerinden birisi olduğu düşünülmektedir).4). Coccidioides immitis sferülleri ve Cryptococcus neoformans'ın kapsülü çini mürekkebi ile boyanarak gösterilebilir (Şekil 5. ancak deri bütünlüğü bozulunca mantar enfeksiyonları görülebilir. Aspergillus sporlarının oluşturduğu allerji ise duyarlı kişilerde astım krizlerine sebep olabilir. Respiratuvar sistemde nazofarengeal mukoz membranlar ve alveolar makrofajlar önemli konak defans mekanizmalarıdır. 225 . akciğer biyopsi materyali ve deri kazıntılarında karakteristik mantar özelliklerinin %10'luk KOH ile muamele edildikten sonra ışık mikroskobunda görülmesi ile tanı konur (Şekil 5. Derinin ve mükoz membranların normal florası da mantarların üremesini baskılar. Fungal sporların sebep olduğu allerji Amanita mantarlarının ürettiği beş toksinden ikisi (amanitin ve phalloidin) bilinen en ağır hepatotoksinlerdir.3). Direkt mikroskobik inceleme : Balgam. korunmada hücresel immün sistem önemlidir.Sağlam deri mantarların çoğuna karşı konak defansı görevini görür. Mantar enfeksiyonları sırasında oluşan IgG ve IgM'in tanısal değeri vardır.3) 2. Aflotoksinler ise Aspergillus fumigatus tarafından üretilir ve karaciğer hasarı. FUNGAL TOKSİNLER VE ALLERJİ Mikotik enfeksiyonlara ek olarak mantarların sebep olduğu iki hastalık daha vardır. Mantar duvarının kalkoflor beyazı (floresan boya) ile boyanarak gösterilmesi doku örneklerinde faydalıdır. 1. Mantar toksinlerinin yenmesi ile oluşan mikotoksikoz (Şekil 5. pubertede olduğu gibi hormanlara bağlı derideki değişiklikler Tricophytonların saçlı deride enfeksiyon yapmasını engellerler. Ergotism vasküler ve nörolojik etkiler yaratır. Laboratuvar tanı Mantar enfeksiyonlarının tanısında dört yöntem uygulanır . Yağ asitleri dermatofitlerin üremesini baskılar. Ancak antibiyotikler ile normal flora bozulursa mantar enfeksiyonları görülmeye başlayabilir. 1.

histoplasmosis ve blastomycosis için geliştirilmiş kompleman fiksasyon yöntemleri. ayrıca Kriptokok menenjiti için kapsül antijenine karşı geliştirilmiş lateks aglutinasyon yöntemleri (BOS) kullanılmaktadır. Subkutanöz 3. Blastomyces ve Cryptococcus için geliştirilmiş hızlı tanı yöntemleridir. Kutanöz 2. Sistemik 4. SINIFLAMA Medikal önemi olan mikozlar 4 grupta incelenir. Fırsatçı (opportunistik) 226 . Serolojik testler: Mantarlara karşı oluşmuş antikorların hastaların serumunda ve BOS'unda gösterilmesi sistemik mikozların tanısında değerlidir. Besiyerinde kullanılan antibiyotikler bakterilerin üremesini engellemiştir. 3. Antifungal ilaçlara direnç gösterilememiştir. Miçelyum ve aseksüel sporların gösterilmesi tanı açısından yeterlidir.2. Kültür: Mantarlar Sabouraud besiyerinde kolaylıkla ürerler. Antifungal tedavi Bakterilere etkili antibiyotikler mantarları tedavi edemez. DNA testleri: Coccidioides. 1. Bunun sebebi mantarların bakteriler gibi prokaryot olmamasındandır. Histoplasma. 4. ancak her mantar enfeksiyonunda kullanılmaz. Coccidioidomycosis. Antifungallerin çoğunun etki ettiği ergosterol bakterilerde bulunmaz.

Microsporum Dermatofitler. mentagrophytes ve T. T. Sekonder bakteri enfeksiyonları olabilir. T.1 Dermatofit enfeksiyonları Hastalık Tinea corporis Tinea pedis (atlet ayağı) Bulunduğu bölge Saçsız. E. floccosum Tinea capitis Tinea barbae Tinea ungiunim (Onikomikoz) Saçlı deri : Endotriks ve Ektotriks Sakal Tırnak M. Tablo 5. flococcosum Tinea cruris Kasık T. Genetik. infekte kişilerden direkt temas sonucunda yayılır. T. mentagrophytes.2 Dermatofıtlerın önemli özellikleri Etken Microsporum Trichophyton Makrokonidi Mekik şeklinde Kalem şeklinde Mikrokonidi Var Var Yerleştiği doku Saç. verrucosum önemli kerion etkenleridir. T. morfoloji ve patojenlik olarak bir farkları yoktur. Klinik Antropofilik enfeksiyonlar konak ile antijenik benzerlikleri nedeniyle diğerlerine göre daha hafif immün yanıt oluşturur. yumuşak deri Ayakkabı giyenlerin ayak parmak araları En sık görülen etken Microsporum canis. rubrum. Tipik dermatofitoz lezyonuna "tinea" denir. rubrum. 1. Trichophyton 3. dış sınırı ise kırmızı renktedir (Şekil 5. mentagrophytes T. ancak uzun süreli tedaviye dirençli enfeksiyonlar meydana gelir. kaşıntılı ve ciltten kabarıktır. mentagrophytes. derin dokulara invazyon yapmazlar.6). inflamasyon ve hatta püstüller ile seyredenlere ise "kerion "denir. Dermatofitlerin 40'tan fazla türü olmasına rağmen. sürekli çizme giyme gibi konak faktörleri enfeksiyonlarda önemlidir. E. deri ve tırnak Floresans Yeşil Yok (Favus'ta mat yeşil) 227 . mentagrophytes. Kırsal kesimde gözlenen jeofilik enfeksiyonlar en nadir görülenleridir. Epidermophyton 2. insan (antropofilik). floccosum Dermatofitid (İd reaksiyonu) Genellikle parmakların kenarında ve avuç içinde Lezyonlarda mantar görülmez. Microsporum suşları aynı zamanda kedi ve köpek gibi hayvanlarla yayılırlar. Pullanmış. T. deri Saç. T. saç. infektivite. rubrum. men tagrophytes. tırnak) enfeksiyon oluştururlar. rubrum. canis. T.Kutanöz ve Subkutanöz Mikoz Kutanöz Mikozlar Dermatofitler Dermatofitler içerdikleri keratinazlar nedeniyle sadece yüzeyel keratinli dokularda (deri. hayvan (zoofilik) ve toprak (jeofilik) kaynaklı olabilir. tonsurans T.1). T. aşırı giyinme. Ayrıca atopik dermatit dermatofit enfeksiyonları için hazırlayıcı faktördür. Tablo 5. Trichophyton diğer dermatofitlerden farklı olarak yetişkinlerin çoğunda tüberkülin benzeri reaksiyon oluşturur. E. Dünyada dramatik olarak enfeksiyonları artan Trichophyton rubrum tinea pedis ve tinea cruris etkenidir. Önemli dermatofitler Fungi imperfecti sınıfından olan. bunların ancak 15 kadarı insan enfeksiyonlarına sebep olurlar (Tablo 5. Böyle enfeksiyonlarda reenfeksiyon gelişmez. Lezyonun ortasında çok az inflamasyon vardır.

gri renkli alopesi ile karakterizedir. Trichophyton tonsurans çocuklardaki en yaygın tinea capitis etkenidir. T.8). nadiren skrotum tutulur (skrotum tutulumunda Candida düşünülür). pedis dünyada en sık görülen mantar enfeksiyonudur ve an önemli etkeni bir anthropofilik mantar olan Tinea rubrum'dur (Şekil 5. Ektotriks enfeksiyonlarında da inflamasyon görülmez. 228 . ektotriks ve favus olmak üzere üç farklı klinik formda görülür. Seboreik dermatit benzeri bir tablo ile karşılaşılır. rubrum en sık görülen tinea capitis etkenidir. canis enfeksiyonlarında kerion meydana gelir. capitis'den farklı olarak bakteriyel süperenfeksiyonları sıktır ve tedaviye dirençlidir. Endotriks enfeksiyonunda saçlı deri enfekte olmuştur. Atlet ayağı da denilen T. Favus kalıcı alopesi yapan en ciddi saç enfeksiyonudur. Enfeksiyon genellikle hastanın ayaklarından genital bölgesine bulaşır.Epidermophyton Candida Lobut (raket) şeklinde Yok Yok Yok Deri ve tırnak Deri ve tırnak Yok Yok Tinea capitis endotriks. Tinea cruris genellikle erkeklerde perine bölgesinde meydana gelir. verrucosum en sık T. Tinea corporis başlıca vücudun kılsız bölgelerinde gelişir.7). Özellikle M. kafatasında kabuklar görülür (Şekil 5. T. mentagrophytes ve T. Favus etkeni T. endotrix tarzında enfeksiyon yapar. Tinea barbea sakalların mantar enfeksiyonudur. schoenleinii'dir. barbea etkenidir. Alopesi ile karakterize gri alanlar görülür. T. inflamasyon veya siyah renkli alopesi çok nadirdir.

Tinea versicolor Malassezia furfur tarafından oluşturulan yüzeyel deri enfeksiyonudur. yağlı ortamlarda üremeyi severler. boyun ve omuzlarda oluşur (Şekil 5.3 Mantarlarda Tanı Yönteleri • • • • • KOH: Keratinize doku eritmede kullanılır Laktofenol pamuk mavisi: Kültürde üreyen mantar boyama Calcoflour beyazı: Mantar duvarında kitin boyama Çini mürekkebi: Cryptococcus neofrmans Giemsa: Histoplasma capsulatum Tedavi lokal antifungal kremler (mikonazol. Etken normal flora üyesi küf mantarıdır. tolnaftat) veya oral griseofulvin iledir. tedavi seçeneği değişmez.Tinea ungiunim veya onikomikoz tırnakların enfeksiyonudur. kolay kırılan saçlar ve ince kırılan tırnaklar en belirgin özellikleridir (Şekil 5. Tırnakta opaklaşma. özellikle güneş yanıklarının ardından göğüs. Genellikle sıcak 229 . Sabouraud agar kültüründe oda ısısında tipik hif ve konidyalar ürer. İdlezyonları dolaşan fungal antijenlere karşı gelişen bir yanıttır. Lipofilik mantarlar denir. Lezyonlar genellikle hipopigmente alanlarda dikkati çeker. Kaşıntılı papüller ve veziküller. parmaklarda veziküller görülür. sırt. kalkoflour beyazı ile incelenmesinde mikroskopta hifler görülebilir. kalınlaşma ve şekil bozukluğu meydana gelir.9). Onikomikoz yapan mantarların tiplendirilmesi önemli değildir. sararma. Bazı enfekte kişilerde dermatofitlere karşı aşırı duyarlılık reaksiyonu gelişir "id reaksiyonu veya dermatofitid". Tablo 5. schoenleinii enfeksiyonları Wood ışığı altında parlak yeşil floresan verir. Enfeksiyonun önlenmesi için keratin içeren dokular kuru ve soğuk tutulmalıdır. E. Dermatofitler sıcak ve nemli bölgelerde kronik enfeksiyonlar yaparlar. floccosum saç enfeksiyonu yapmaz Microsporum türleri de tırnak enfeksiyonu yapmazlar. Microsporum'a bağlı Tinea capitis lezyonları ve T.10). lezyonlarda hifler bulunmaz Deri ve tırnaktan kazınarak alınan örneklerin %10'luk KOH.

Olguların çoğu sporadiktir. tüberküloz. Hitlerinde melanin benzeri pigmentinin bulunması nedeniyle kahverengi lezyonlar şeklinde görülür. kültür yapılmaz. Tanı mikroskobik inceleme veya deri kazıntılarından alınan kültür ile konulur. Farklı türlerinde pigment oluşumu görülebilir. kullanılır ancak hastalarda duyarlılık olması nedeniyle reenfeksiyon sıktır. Lezyonlar kronikleşebilir. bazen hafif bir kaşıntı ve kızarıklık görülebilir. Bunun dışında gebelik. Lenfanjitik kutanöz sporotrikozda lezyonlar direkt inokülasyonun meydana geldiği dokularda görülür. Tanı genellikle KOH ile konur. kortizon tedavisi görenler ve diğer immünsupresyon yapıcı hastalıklarda da lezyonlar ortaya çıkabilir. insanlara travma ile bulaşıp subkutan dokularında yavaş seyirli (Sporothrix hariç) enfeksiyon yapar. nadirde olsa epidemileri yayınlanmıştır. Klinik Kutanöz. 230 . malnutrisyon. Cushing hastalığı. Sporların inhalasyonu yoluyla primer pulmoner enfeksiyonları da gelişebilmektedir. Sporotrikoz Sporothrix schenckii bitkilerde bulunan dimorfik bir mantardır (Çiçekçi hastalığı). Diğer deri mantarı enfeksiyonları. Enfeksiyon genellikle asemptomatik geçer ancak. bakteriyel enfeksiyonlar ve yabancı cisim granulomları ile ayırıcı tanı yapılmalıdır (Şekil 5. Şahsilik asit gibi topikal keratolitik ilaçların kullanılması ile tedavi edilir. Tedavide topikal mikonazol. Köpekler. toprakta bulunur ve yaralanma ile geçer. Başlangıçta organizma lokal yerleşir. Tinea nigra Derinin keratinize dokularının enfeksiyonudur. yanık. Piedra Piedraia hortae saçlı deride sert siyah nodüller (siyah-piedra) oluşturur. fareler.11). sonra lenfatikler boyunca ilerler. Yaralanmış deriden bulaştıktan sonra lenfatikler boyunca uzanan tipik zemini nekrotik nodüllü lokal püstül veya ülserler oluşturur. atlar gibi birçok hayvanda görülebilir Zoonotik bulaşmaların yanı sıra insan-insan bulaşması da gösterilmiştir Olguların çoğunda bulaş yaralanmış deriden olur. ekstrakutanöz ve dissemine sporotrikoz olmak üzere üç farklı tipte klinik gösterir. oral kontraseptif kullanımı.nemli havalarda görülür. pubis ve saçlı deride yumuşak açık kahverengi nodüller (beyaz piedra) meydana getirir. Sistemik hastalık oluşturabilir. Kutanöz sporotrikoz en sık görülen klinik formudur. Trichosporon beigelii ise aksiller. Lezyonlar hem tomurcuklanan hücreler hem de hifler içerir. Etken Cladosporium werneckii. Subkutan Mikozlar Bu mantarlar toprakta ve bitkilerde bulunur. Genellikle üst ekstremitelerdedir.

Madurella) yaralardan ayak (Maduromikoz. Kromomikoz Farklı toprak mantarları tarafından (Fonsecae. akciğerler ve merkezi sinir sistemidir. Nocardia'larda benzer lezyonlar oluşturur (aktinomikotik miçetoma). sonra kahverengi siyah pigmentli kolonileri görülür. Tropikal ve subtropikal bölgelerin hastalığıdır. İnsan-insan bulaşması görülmez. Laboratuvarda. lokal cerrahi girişim gerekebilir. Laboratuvar tanıda. Botrymomyces caespitosus. Phialophora. Mycetoma Toprakta yaşayan mantarlar {Petriellidium. En sık ayaklarda meydana gelir. Deri ve eklem kültürlerinde mikroorganizmanın üretilmesi tanı açısından çok değerlidir. Cladosorium. yıllar içinde gelişen kronik deri ve yumuşak doku enfeksiyonudur. Rhinodadiella aquaspersa. vd. Tedavi Hastalığın ciddiyetine göre lokal. Fonsecaea compactum. ancak eller. Kutanöz hastalıklarda mekanizması tam olarak bilinmese de oral potasyum iodür kullanılır. Deriye travma yolu ile bulaşır. Doz hastanın maksimum tolere edebileceği seviyeye kadar yavaş yavaş arttırılır. Deri testleri epidemiyolojik çalışmalar açısından değerlidir. Osteoartiküler sporotrikoz tedavisinde itrakonazol veya amfoterisin B kullanılır ancak relaps sık görülür. Lenfatikler boyunca siğil benzeri verrüköz lezyonlar yaparlar (karnıbahar tarzı). AIDS'li ve hematolojik malinitesi olanlar ile immünsuprese kişilerde multiorgan tutulumu ve geniş kutanöz hastalık ile karakterize dissemine sporotrikoz görülür. Sporotrikoz menenjit tedavisinde intravenöz amfoterisin B kullanılır. Aylar. Mantarlar için etkili bir tedavi yöntemi yoktur. kollar ve bacaklarda da görülebilir. sistemik ve cerrahi tedavi uygulanabilir. Madura ayağı). Lenfokutanöz sporotrikozun tedavisinde pirimer seçilecek antimikotik itrakonazol'dür. Hastalıkların en sık etkeni Fonsecaea pedrosoi'dir. Tedaviye 3-6 ay kadar devam edilir. Kan kültürleri pozitif olabilir. Bu mantarlar melanin benzeri pigmentleri ile tanınırlar. Chromoblastomycosis olarakta bilinir. Tedaviye deri lezyonları iyileşinceye kadar devam edilir. Sklerotik cisimlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. cerrahi tedavi tavsiye edilir. Exophiala spinifera diğer etkenleridir. İnkübasyondan 3-5 gün sonra başlangıçta beyaz.) genellikle ayakta oluşturulan yavaş ilerleyen granülomatöz enfeksiyonlar yaparlar. Hastalık oral flusitozin veya tiabendazol ile tedavi edilebilir. 231 . Cladosporium carrionii.Sporotrikozun en sık ekstrakutanöz yerleşimi eklemler. 37°C'de doku örneklerinde ve kültürde yuvarlak sigara şeklinde tomurcuklanan mayalar görülür. Phialophora verrucosa. Bir alilamin antifungal olan Terbinafin lenfokutanöz sporotrikoz tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. biyopside lökositler ve dev hücreler içinde siyah kahverengi ve yuvarlak fungal hücreler görülür. Hastalar genellikle immün yetersizliği olanlardır. el ve sırta bulaşır ve içinden püy akan sinüslerle karakterize abseler yaparlar.

"Vadi ateşi" (San Joaquin ateşi). Bulaşma Çöl ortamı bulunan Amerika'nın güneybatısında endemiktir. Meninksler. "çöl romatizması" etkenidir. Pozitif deri testi hastalığın tekrarlayabileceğini gösterir. Başlıca gelişen immün yanıt hücreseldir. Akciğerlere ulaştıklarında.4). Çoğu enfeksiyon asemptomatiktir ve kendi kendine iyileşir. Toprakta yaşayan dimorfik mantardır. 232 . doğada küf şeklinde. Özellikle endemik bölgeye seyahat öyküsü olanlarda dikkatle araştırılmalıdır. RES Coccidioides Hastalık Coccidioides immitis coccidioidomycosis etkenidir. Eğer hastalık veya ilaçlar nedeniyle hücresel immünite baskılanırsa.12). RES Deri Deri. Ancak immünsistemi baskılanmış hastalarda diğer organlara da yayılan ağır bir tablo ile hastalar kaybedilebilir (Tablo 5. Toprağın kuru olduğu ve nemsiz havalarda risk artmaktadır. Depremlerde ve fırtınalarda hasta sayısı artmaktadır. Sferüllerin duvarları yıkılınca. Organizma bir kişiye direkt temas veya kan yoluyla geçer.4 Sistemik mikozlar ve hastalıkları Hastalık Çöl romatizması vadi ateşi Histoplazmoz Blastomikoz Güney Amerika blastomikozu Organizma Coccidioides immitis Histoplasma capsulatum Blastomyces dermatitidis Paracoccdioides brasiliensis Dimorfizm 20°C→37°C Hif → Sferül Hif→Maya Hif→Maya Hif → Maya Yerleşim yeri Pulmoner. Enfeksiyonun kontrolünde T lenfositler önemli rol oynar.Sistemik Mikozlar Bu enfeksiyonlar dimorfik mantarların toprakta yaşayan küflerinin inhalasyon yoluyla alınması ile bulaşır (Şekil 5. dokularda ise sferüller şeklindedir (Şekil 9). kemik Pulmoner. Tozlardaki artrosporlar rüzgarla taşınarak inhalasyon yoluyla akciğerleri infekte eder. sporlar mayalara farklılaşır. Disseminasyonun bulunması hastada immün yetersizlik olduğunu gösterir. Granülomatöz lezyonlar özellikle kemikler ve MSS'de bulunur. Tablo 5. Patogenez Artrosporlar akciğerlere ulaşınca sferüller oluşur ve bunlar endosporlar ile doludur. endosporlar açığa çıkar ve yeni sferüller oluşturur. reenfeksiyon gelişebilir.

ateş. BOS'ta mononükleer hücre hakimiyeti vardır. Asemptomatik hastaların çoğunda tanı deri testleri ile konulur.13). çocuk ve gençlerde görülme sıklığı fazladır. Endemik alanlara seyahat edecekler için bir korunma önlemi yoktur. • Ateşi 1 aydan uzun sürenler • Ağır ve ilerleyici pulmoner hastalığı olanlar • İmmünyetmezliği olan hastalar • HIV hastaları • Gebeler • Dissemine hastalık gelişenler tedavi edilmelidir. Laboratuvarda üretilmesi önemlidir ancak teknisyenler için tehlikeli olduğu unutulmamalıdır. Ekstrapulmoner hastalık granülomatöz deri lezyonları. Genç hastalarda kaviter akciğer hastalığı gelişebilir. subkutan abseler. LP tanı için değerli tanı yöntemidir. Kültürlerde 2-5 gün içinde oda ısısında (25°C) artrosporlu hifler görülür. Tedavi Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonlarda tedavi gerekmez. bazı hastalarda yaşam boyu sürebilir. Semptomatik hastalarda genellikle öksürük. Primer enfeksiyonda deri döküntüleri hemen daima bulunur. Sıklıkla asemptomatiktir ve 2 yıl içinde kendi kendine iyileşir. Olguların yaklaşık %5'inde disseminasyon görülebilir. Sıklıkla glukoz düşük. Tedavi 12-18 ay gibi uzun sürelidir. 233 . osteomyelit veya menenjit'tir. Hastaların çoğunda eozinofili görülür. Dissemine hastaların ortalama yarısında menenjit görülür. yıllarca pozitif kalır. Menenjit normalde akut enfeksiyonu takiben 6 ay içinde gelişirken. Tedavide hastanın durumuna göre amfoterisin B ve oral azol antifungaller kullanılır. %50 akciğer filiminde değişiklikler görülür. zenciler. Spesifik eritrema denilen hem eritema nodosum hem de eritema multiforme bulunması beklenir. deri testi veya serolojik yöntemler ile tanı konulur. Laboratuvar tanı Endemik bölgelere seyahat edenlerde pulmoner sendrom var ise hastalık düşünülmelidir. Deri testlerinin negatifleşmesi veya antikor fitrelerinin çok yükselmesi relaps açısından risk taşır. İnfekte kişilerde coccidioidin veya sferülin deri testleri ile. başağrısı ve göğüs ağrısı gibi nonspesifik bulgular görülür. immün yetersizliği olanlar. balgam çıkarma. Tipik hastalık tablosu pnömonidir ve kendi kendine iyileşir. immünyetmezliği olanlarda daha ileri yıllarda ortaya çıkabilir. Deri testleri 2-4 hafta içinde pozitifleşir. Gebeler. septik artrit. disseminasyon varsa negatifleşir.Klinik Bulgular Çoğunlukla asemptomatiktir. 48 saat içinde 5 mm üzerinde endurasyon görülmesi ile tanı koydurur. Flukonazol ve itrakonazol aynı etkiyi gösterir. Doku örneklerinde mikroskobik olarak sferüller görülür (Şekil 5. protein yüksektir.

nonprodüktif öksürük. Kronik pulmoner histoplazmoz: Progressif fokal konsolidasyon ve kavitasyon ile karakterize kronik obstrüktif pulmoner hastalıktır. Lezyonlar apikal veya subapikal bölgelerde lokalizedir. Tablo 5. postobstrüktif pnömoni veya bronşektazi meydana gelebilir. Fibrozis çevre dokularda yapışıklıklar ve kompresyonlara sebep olabilir. Patogenez ve Klinik bulgular İnhale edilen miçeller makrofajlar tarafından fagosite edilir ve bunların içinde mayalar gelişir. Hastaların çoğu tedavisiz iyileşir. H. Daha nadir olarak adrenaller tutulumu. ülseratif gastroenterit lezyonları veya MSS enfeksiyonları şeklinde dissemine enfeksiyonları görülebilir (Tablo 5. Bazı hastalarda iyileşme sırasında lenf nodlarında fibrozis meydana gelebilir. Dokularda. disfaji. ancak immünyetmezliği olanlarda aylar süren dispne ve hipoksi meydana gelebilir. Özelikle tüberküloz ile karışabilir. Yoğun mikroorganizma alınırsa klinik bulgular veren pnömoni görülebilir. Akciğer grafisindehiler ve mediastinal lenfadenopati ve fokal infiltrasyon görülür. Bulaşma Bu mantarlar dünyanın birçok yerinde görülebilir. Kuşlar enfekte değildir.5). İnce duvarlı 2-4 mm çapında oval mayalar dokularda bulunan patojen formu oluşturur. kilo kaybı ana semptomlarıdır. özofagopulmoner fistül. Organizma tüm vücuda.14). Mağalara yapılacak gezilerden veya çalışmalardan histoplazmoz salgınları görülebilir. Küçük granülomatöz odaklar kalsifiye olurlar. göğüs ağrısı ve halsizlik şikayetleri ile karakterize akut enfeksiyon görülür. Bunun sonucunda öksürük. lenf ve kan yoluyla (özellikle karaciğer ve dalak) yayılır ancak genellikle asemptomatiktir. capsulatum makrofajların içinde oval tomurcuklanan mayalar şeklinde bulunur ve burada çoğalır (Şekil 5. titreme. Prodüktif öksürük. 234 .Histoplasma Hastalık Histoplasma capsulatum histoplazmoz etkenidir. Böylece makrofajlarda yapı ve fonksiyon bozukluğuna sebep olur. Hastaların yaklaşık %10'unda perikardit.5 Histoplazmozda klinik sendromlar Sık enfeksiyonları Nadir enfeksiyonları Akut primer pulmoner histoplazmoz • Dissemine histoplazmoz • Kronik pulmoner histoplazmoz • Mediastinal granulomatozis • Fibroz mediastinit Akut primer histoplazmoz: Ateş. Özellikle kuş dışkısının (güvercin) kirlettiği topraklarda bol miktarda bulunur. diğer %10'unda ise artrit ve eritema nodosum görülebilir. halsizlik. yarasalar infekte olabilir. Mediastinal granulomatoz: Akciğer enfeksiyonlarının iyileşmesi granülomatöz inflamatuvar yanıt ile sonuçlanır. Hastalarda anemi ve lökositoz görülebilir. Organizma infektif doku veya kan kültürlerinden izole edilebilir.

yıllarca pozitif olarak kalır.Fibroz mediastinit: Nadir olgularda iyileşme sonucunda fibrozis mediastinal yapılar. Granülamotöz lezyonlar zamanla kalsifiye olarak iyileşir.0 mg/kg günlük İtrakonazol.7-1.7-1.6 Histoplazmoz tedavisi İmmünyetmezlikli hastalar İlk seçim İkinci seçim Amfoterisin B 0. Kalın duvarlı yuvarlak mayalar dokularda görülür. Yayılma deri. Sabouraud dekstroz agarda karakteristik tüberküloid makrokonidiyalı ve mikrokonidyalı hifleri görülür. Blastomycosis gibi diğer mantarlar ile çapraz reaksiyon görülebilir. Yalancı pozitif ve yalancı negatif sonuçların bulunabileceği unutulmamalıdır.6). 200-400 mg gün PO Nonmeningeal. Doğada küf.15). dokularda maya şeklinde bulunan dimorfik mantardır.7). genitoüriner ve MSS olmak üzere ekstrapulmoner şekilde görülür (Şekil 5. Tablo 5. Hastalık hem pulmoner hem de kutanöz. 200-400 mg gün PO. Spesifik T hücre immünitesi 2-4 hafta içinde gelişir.0 mg/kg 14 gün İdame için İtrakonazol. hayatı tehdit eden hastalık İtrakonazol. Hücresel immünite başlıca korunma sistemidir.7 Yetişkin ve çocuklarda blastomikoz klinik sendromları En sık Daha nadir • Pulmoner • Kutanöz • İskelet sistemi • Genitoüriner Ender • MSS • Dissemine 235 . Tedavi Asemptomatik ve hafif enfeksiyonu olanlara tedavi gerekmez. Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonları nadiren tespit edilebilir. Ancak granulomların içinde mayalar uzun süre canlılığını korurlar.7-1. 200-400 mg gün PO MSS hastalığı Amfoterisin B 0. Tozlardaki miçellerin inhalasyonu yoluyla bulaşır.7-1.0 mg/kg günlük Itrakonazol. özofagus. Enfeksiyondan 2-3 hafta sonra 5 mm üzerinde endürasyon gösteren histoplazmin deri testi pozitif olarak değerlendirilir. İlerleyici akciğer enfeksiyonlarında oral itrakonazol faydalıdır.0 mg/kg günlük AIDS'li hastalar Amfoterisin B 0. 200-400 mg/gün 6-12 saatte bir İtrakonazol. Tablo 5. Histoplazmoza bağlı fibroz mediastinit süperior vena cava sendromunun maliniteden bile daha çok olmak üzere en sık sebebidir. Türkiye'de bulunmaz. Blastomyces Blastomyces dermatitidis blastomycosis etkenidir. trakea ve vasküler yapıları sıkıştırabilir. Serolojik testlerinde 1:32 titrasyon üzeri tanı açısından anlamlıdır. kemik ve diğer alanlardaki ülserli granülomlardan olur (Tablo 5. iskelet sistemini tutan. Enfeksiyon başlangıcı respiratuvar sistemde olur. Başlangıçtaki polimorfonükleer lökosit infiltrasyonu daha sonra makrofaj infiltrasyonuna ve granülamatöz dokulara dönüşür. Laboratuvar tanı Doku biyopsilerinde veya kemik iliği aspirasyonlarında makrofajlar içinde mantar hücrelerinin görülmesi hızlı tanı açısından değerlidir. 200 mg oral Amfoterisin B 0. Dissemine hastalıklarda Amfoterisin-B kullanılır (Tablo 5. Akciğerlerde mantar mayalara dönüşür. Deri testleri özellikle epidemiyolojik çalışmalarda kullanılır. Enfeksiyon başlıca kan dolaşımı veya lenfatik sistem aracılığı ile uzak dokulara yayılır. bilinen endemik bölgesi Kuzey Amerika'dır.

C.Tanı doku biyopsilerinden alınan örneklerden kalın duvarlı mayaların gösterilmesi ile konulur. uzun süreli kateter kullanımı ve parenteral nutrisyonel beslenme olarak sıralanabilir. krusei nadir etkenlerden birisidir. rugosa insan enfeksiyonlarında saptanmış önemli suşlardır. gebelik. parapsilosis. Fırsatçı mantar enfeksiyonları için mutlaka altta yatan bir sebep vardır. glabrata enfeksiyonlarında dokularda pseudohif örülmez. glabrata. Bugüne kadar tespit edilmiş 150'den fazla Candida suşu vardır. deri de etkilenebilir. endokardit ve renal hastalıklar gibi özel alan enfeksiyonlarında tespit edilebilir. C. uzamış nötropeni. Candida sepsisi için spesifik risk faktörleri antibiyotik kullanımı. pamukçuk. genellikle hastalık etkeni değildir. C. guilliermondii. Tedavide hayatı tehdit eden enfeksiyonlar. Candida enfeksiyonlarında başlıca etken C. C. pseudohif denir. C. FIRSATÇI MİKOZLAR Fırsatçı mantarlar doğada ve normal insan florasında bulunabilir. C. İnsanlarda üst solunum yolu. krusei flukonazole direnci ile tanınır. oküler enfeksiyon. önemli özelliği flukonazole orta düzeyde dirençlidir. Dokularda küfler gibi görünürler. 236 . gelişme faktörleri vajinit ile aynıdır. C. Bu mantarlar dünyanın her yerinde yaygındır. C. Dokuların mantar kültüründen etken üretilebilir. Genellikle tek tomurcuklanan oval mayalardır. krusei. MSS enfeksiyonları ve AIDS'li hastalarda amfoterisin B ilk seçilecek ilaçtır. Kutanöz enfeksiyonlar gibi hafif olgularda ilk seçenek itrakonazoldür. albicans'tır. Candida Hastalık Candida albicans. Risk faktörleri antibiyotik kullanımı. oral kontraseptif kullanımı. diabet ve immün yetmezlik olarak özetlenebilir. C. Candida'nın gerçek enfeksiyon alanı mukozalardır. Pamukçuk. bunların içinde C. vajinit ve kronik mukokotanöz kandidiyaz etkenidir. pseudotropicalis. ancak enfeksiyon immün yetmezlik geliştiğinde ortaya çıkar. albicans. tropicalis. lusitaniae ve C. Flukonazol de denenebilir. Candida enfeksiyonlarının gelişmesi için normal flora'nın değişime uğraması gerekir. C. Epidemiyoloji Normal flora üyesidir. endemik değildir. Kadınların 3/4 ünün yaşamlarında en azından birkez Candida vajiniti geçirdiği bildirilmektedir. krusei kandidemi. ancak özellikle immün yetersizliği olanlarda düşünülmelidir. oral mukozada gelişen Candida enfeksiyonudur. glabrata da diğer sık rastlanan Candida suşlarından birisidir. C. gastrointestinal ve kadınların genital sisteminin normal florasında bulunur. C. İtrakonazol. Ketokonazol. Candida hastanelerde alınan kan kültürlerinde dördüncü sıklıkta tespit edilen etkendir. Hem solunum sistemi yoluyla hem de diğer hazırlayıcı faktörler aracılığı ile enfeksiyon meydana getirebilirler.

eksternal dizüri. GIS cerrahisi. Ateş yüksek olabilir. Maya hücreleri 4-6 um çapındadır ve tomurcuklanma ('budding' blastospor) ile çoğalır. ancak dizüri görülebilir (Tablo 5. derinin göğüs altları. klasik tanı yöntemi serumda 90 dakika içinde germinasyon tüpleri oluşturmasıdır. diğer oral mukozada pamukçuk veya pseudomembranöz kandidiyaz şeklindedir. kasıklar. candida sistiti veya üriner sistem kandidiasisi gelişmesi için predispozan faktördür. Tipik tablo vulva kaşıntısı ve vajinal akıntıdır. 237 . Hastalarda sıklıkla oral pamukçuk ta vardır. plastik malzemeye tutunabilir. Oral candidiasis genellikle asemptomatiktir veya yanma hissi ile karakterizedir. organ transplantasyonu. kusma ve hematemez görülür. tırnak altları ve aksillalar gibi nemli alanlarında meydana gelir. nötropeni yapan kemoterapi alınması. HIV enfeksiyonu ve nötropeni yaratan kemoterapi gibi faktörler Candida enfeksiyonlarının gelişmesine neden olur. Candidemi asemptomatikten fulminan sepsise kadar değişen klinik tablolarla karşımıza gelebilir. Vulvada yanma. yumuşak damak ve farenks üzerinde beyaz plaklar Özophegeal • Asemptomatik • Disfaji • Epigastrik ağrı • Bulantı kusma Hematemez • Eşlik eden oral pamukçuk • Beyaz plaklar olmaksızın dil ve yumuşak damakta eritematöz mukoza • Mukozada eritem ve ödem • Eritematöz tabanda dil üzerinde kaldırılamayan beyaz plaklar • Kesikler • Perforasyon GI • Benign ülserlerde enfeksiyon • Barsaklarda ülserasyon ve pseudomemban gelişmesi Vulvovaginal • Vulva kaşıntısı • Vajinal akıntı • Hafif koku • Vulvada yanma • Eritematöz mukozada beyaz plakların görülmesi Nadir • Generalize deri tutulumu • Generalize deri tutulumu • Tek veya multipl 5-10 mm'lik papüller • Candida granüloması • Midenin diffüz tutulumu • Derin ülserler • Hemoraji • Perforasyon Candida'nın idrarda gösterilmesi enfeksiyon işareti değildir. Hastalar sıklıkla asemptomatiktir. DM. GİS cerrahisi. Ayrıca ürettiği proteazlar ile fosfolipazları organizmanın konak defansının önlemesi ve mukozaya invazyonunda kullanır Klinik (Tablo 5. yumuşak damak. ancak dokularda hem maya hem küf şeklinde bulunur. Ancak antibiyotik kullanımı. Hastalarda genellikle malinite.Mikrobiyolojik özellikler Candida başlıca maya şeklindedir. HIV enfeksiyonu ve antimikrobiyal terapi gösterilmesine rağmen olguların büyük bir bölümünde bunlar yoktur.8). trombosit ve fibrin plaklarına. geniş spektrumlu uzun süreli antibiyotik kullanımı gibi hazırlayıcı faktörler bulunur. oral kontraseptif kullanımı. Candida kültürlerde yumuşak beyaz koloniler şeklinde ürer. Tablo 5. Tipik bulgu dil. yanık. Kronik mukokutanöz candidiasis immün yetmezliği olanlarda antifungal tedaviye rağmen deri ve mukozaları tutan ağır bir enfeksiyondur.8-9) Candida dermatiti. masere deri • Derinin nemli alanları • Paronişya • Onikomikosis Oral • Eritematöz mukozada dil. epigastrik ağrı. Diğerlerinde dispne. Candida ürettiği proteinler aracılığı ile epitel hücreleri. kateter. Candida vulvovajinitinde risk faktörü olarak gebelik. üriner kateter kullanımı ve DM candidüri. vajinal irritasyon gibi bulgular da bulunabilir. Normal floranın bozulmasına sebep olan iki önemli faktör antibiyotik kullanımı ve deri maserasyonudur. Özofagial candidisis'in yaklaşık %50'si asemptomatiktir. endotel. Hipoparatiroidizm ve adrenal yetersizlik ile karakterize otoimmün endokrin yetmezliğin eşlik etmesi ile poliglandular otoimmün sendrom tip I meydana gelebilir. bulantı. Hafif bir koku bulunabilir.8 Dermatolojik ve Mukozal Candidiasis Dermatit S ık görülenler • Eritematöz. Patogenez ve Klinik Bulgular Normal flora üyesi olduğu için hastalıkları ancak lokal veya sistemik defans mekanizmaları bozulduğu zaman ortaya çıkar.

diabet veya antibiyotik kullanımı ile ortaya çıkan vajinit kaşıntı ve akıntı ile karakterizedir. albicans için tipiktir. 37°C'de germinasyon tüpleri (Şekil 5. nemli bölgelerde deri invazyonu görülebilir. ancak diğer Candida'larda görülmez. İmmunsuprese kişilerde Candida bir çok organa dissemine olabilir ve kronik mukokotanöz kandidiyaz meydana getirebilir. Yüksek pH. titreme ve kilo kaybı • Emboli bulguları 238 .17) oluşumu C.16) oluşturur. Su ile çalışan kimselerde (çamaşırcı veya bulaşıkçı gibi) tırnak ve parmak enfeksiyonları görülebilir.Dissemine candidiasis karaciğer. dalak.9 Derin doku candida enfeksiyonu Üriner sistem S ık görülenler • Asemptomatik • Hastalarda risk faktörleri vardır Candidemi ve Dissemine candidiasis • Hastalarda risk faktörleri vardır • Asemptomatikten septik şoka kadar klinik tablo • Pozitif kan kültürü • Multipl organlarda çoğul abseler Nadir • Dizüri • Piyüri • Renal parenkim ve üreter tutulumu • Negatif kan kültürü (dissemine enfeksiyonu ekarte ettirmez • Kapak perforasyonu • Kongestif kalp yetmezliği • Miyokardit Endokardit • Hastalarda risk faktörleri vardır • Ateş. Klamidospor (Şekil 5. Sıcak. Kültür ortamında özel tipte mayalar görülür. Serolojik testler nadiren faydalıdır. albicans'ın ağızda üremesi beyaz plaklar yapar (pamukçuk). Laboratuvar tanı Tanı eksüda veya dokularda. C. göz gibi birçok organda multipl abseler ile karakterize bir klinik tablodur (Tablo 5. Tablo 5.9). tomurcuklanan mayalar (blastosporlar) ve pseudohiflerin görülmesi ile konulur.

200 mg PO verilebilir. dissemine candidiasis gelişebileceği unutulmamalıdır. amfoterisin B 0.8-1. Gerek görülürse amfoterisinB ile irrigasyon yapılabilir.0 mg/kg/gün IV ve/veya 5-FC 10 mg/kg/gün IV kullanılmalıdır. Dissemine candidiasis tedavisinde erişkinde birinci seçenek flukonazol 400-800 mg PO/IV klinik bulguların gerilemesi. Derin kandidiasisde kan kültürü alınmalıdır. Flukonazol 200 mg başlangıçta ve sonra 100 mg PO 4 gün kullanılabilir. Hasta serumunda mannan antijenleri gösterilebilir. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. Oral azoller olan flukonazol 150 mg PO veya itrakonazol 400 mg ile topikal tedaviye destek olunabilir. ancak bunun normal florada da bulunabileceği unutulmamalıdır. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. Üst üriner sistem enfeksiyonlarında ise flukonazol 400-800 mg PO/IV. Mantar topları veya geniş bölgede perinefritik abse var ise cerrahi girişim yapılabilir. Gebelerde relaps sıktır. Aşısı yoktur. Tedavi Oral kandidiasis tedavisinde nistatin süspansiyon 7-10 gün süresince günde 4-6 mL 6 kez topikal olarak kullanılır. Oral azoller gebelerde kullanılmamalıdır.0mg/kg/gün IV kullanılabilir. Tedavi klinik bulguların gerilemesi.8-1. Gerekmedikçe hastalara antibiyotik verilmemelidir. diğer testler denenmez. flukonazol 10 gün 200mg PO. Sistemik tedavide flukonazol 10-14 gün 100 mg PO veya itrakonazol.Candida antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği kişinin hücresel immünitesi için bir göstergedir. Özefagus enfeksiyonlarında baryumlu özofagus filmleri ve endoskopi yararlıdır. Candida özofajitinde nistatin suspansiyon 10-30 ml 4 kez 10 gün topikal olarak. Varsa idrar sondası çıkartılmalı. Topikal azol preparatları olan klotrimazol. mikonazol veya terkonazol ile tedavi oranı %75-90 arasındadır. Candida vulvovajiniti için hem topikal hem de oral birçok antimikotik kullanılabilir.5).6 mg/kg/gün IV sistemik olarak kullanılabilir.3-0. KOH preparatları tanı için değerlidir. Kan kültürünün negatif olması bizi tanıdan uzaklaştırmaz. end organ tutulumu gözlem altında bulundurulmalıdır. Alternatif tedavi olarak amphoterisinB 0. Tomurcuklanan mayalar ve hiflerin gösterilmesi tanı koydurucudur. Kültürde sıklıkla Candida üretilir. 239 . Akıntının direkt incelenmesinde mantar elemanları gösterilmesine rağmen abondan lökosit yoktur. Flukonazol kullanılan hastalara amfoterisin B ile 1 litre steril suya 50 mg karıştırılarak saatte 40 ml gidecek şekilde devamlı infüzyon/direnaj yapılabilir. Üriner sistoskopide kandida sistiti olanlarda mukozada beyaz plaklar görülebilir. Deri testleri anerjik olan bir kişide. itrakonazol 200mg PO. Bu hastalarda da idrar sondası varsa çıkartılmalıdır. Asemptomatik kandidüri olgularında varsa idrar sondası çıkartılmalıdır. amfoterisin-B 0. Krem veya vajinal tabletlerin birbirine bir üstünlüğü yoktur. Candida vajinitinde vajinal pH normaldir (< 4.

Son 25 yılda AIDS ve immünsupressif ilaçların kullanımı C. AIDS'li hastalarda gelişen menenjitte BOS lenfosit sayısı sıklıkla düşüktür. infekte BOS'ta. özellikle kuş (güvercin) dışkısı ile kirlenmiş toprakta bulunur. Kriptokok menenjitin uzun süreli supresyonu için AIDS hastalarında flukonazol kullanılır. ancak immünyetmezliği olanlarda akciğer enfeksiyonları görülebilir. Kapsül boyanmaz. Tedavi Pulmoner enfeksiyonlarda birinci seçenek flukonazoldür. Bu oran Afrika'da %30'ların üzerine çıkmakta ve erkeklerin kadınlara göre 3 kat fazla hastalandığı dikkati çekmektedir. Hastalığın gelişmesini önlemek için spesifik önlemler bulunmaz. Kriptokoklar oval. Testin Romatoid faktör pozitifliğinde ve Trichosporon beigelii enfeksiyonlarında yalancı pozitiflik verdiği unutulmamalıdır. Bunun gösterilmesi tanı yöntemi olarak kullanılır. Bununla birlikte Kriptokok menenjiti geçirenlerin hemen yarısında immün yetmezlik tespit edilememiştir. Akciğer enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Laboratuvar tanı Çini mürekkebi ile boyanan BOS'ta maya hücreleri etrafında geniş kapsül olguların ancak %50'sinde gösterilebilir (Şekil 5. mukoid yumuşak koloniler şeklinde sonuç verir. neoformans'a bağlı enfeksiyonların gelişmesinde dramatik artış görülmesine sebep olmuştur. 240 . gatti tropikal iklimlerde bulunur ve okaliptus ağaçları aracılığı ile bulaşır. Alveollere ulaşan mantarlar makrofajlar tarafından fagosite edilir. fenoloksidaz enzimi ve 37°C'de üreyebilme yeteneğidir. flusitozin kombinasyonu ile tedavi edilir. Bir diğer suşu olan C. bazen pnömoni yapabilir (Şekil 5. Pulmoner hastalık hemen daima bulunur. etrafında geniş polisakkarid kapsülleri bulunur. MSS ve diğer organlara yayılır .Cryptococcus Genel özellikler Cryptococcus neoformans kriptokokkoz. Patogenez İnsanlara kuş dışkılarının inhalasyonu ile bulaşır. Mantarın virülansında ana faktörler polisakkarid kapsülü. Serumda Kriptokok antijeni gösterilmesi en duyarlı yöntemdir.18). Organizma genellikle bu aşamada ortadan kaldırılır. Özellikle CD4 T lenfosit sayısı <100/mm3 olanlarda fungal enfeksiyonlar görülmektedir.5). Rutin laboratuvar testler sıklıkla normaldir. kapsül antijeni lateks partikül aglutinasyon testi ile pozitif sonuç verir. tomurcuklanan mayalardır. İnsan enfeksiyonları inhalasyon ile bulaşır. Epidemiyoloji Mantar doğada yaygındır. Hastalık özellikle immün yetmezliği olanlarda (AIDS) gibi görülür. etkenidir. Lateks aglutinasyon yöntemi ile antijenin gösterilmesi kültür ve çini mürekkep yöntemine göre daha duyarlıdır. İnsandan insana bulaşma yoktur. AIDS'li hastalarda Kriptokok enfeksiyonu görülme sıklığı çalışmalara göre %6-10 arasındadır. Menenjit ve diğer dissemine enfeksiyonlar Amfoterisin-B. Akciğer grafisinde alt loblarda multipl alanlarda infiltrasyon gösterilebilir. Olguların yaklaşık 1/3 ünde ateş bulunmaz. Kuşlar enfekte değildir. Referans laboratuvarlarında PCR yöntemi gibi moleküler yöntemler kullanılır. Karakteristik özelliği kapsülünde fenol oksidaz enzimi bulundurmasıdır. Ayırıcı tanıda kullanılan mantar kültürü 37°C'de ortalama 72 saatte beyaz.

Prognoz ve Korunma AIDS'li hastaların MSS kriptokok enfeksiyonları çoğunlukla fatal seyirlidir. Ciddi immün yetersizliği olan hospitalize hastalarda nosokomial enfeksiyonları önemlidir. yanık. dış kulak yolu veya paranazal sinüslere invazyon yapar. A. karakteristik septalı hifleri ile sadece küf formu vardır. fumigatus en sık görülen insan patojenidir. Kaviter lezyonlarında aspergilloma veya fungus topları görülür. terretus'da nadir enfeksiyon etkenidir. Kavite duvarında yüzeyel enfeksiyonları olur disseminasyon nadirdir (Tablo 5. Diğer hastalarda tedavi oranı %2530'lardadır. deri. flavus ve A. niger. Nötrofillerde onlara yardımcı olur. Patogenez ve Klinik Bulgular Kolonize olmuş Aspergillus fumigatus deri. Fagositoz ve sellüler yetmezlik invazif enfeksiyonun gelişmesi için önemli faktörlerdir. özellikle Aspergillus fumigatus. BOS ve kanda yüksek fitrelerde kriptokok antijenin gösterilmesi. AIDS'li hastalarda flukonazol kullanımı ile kriptokok gelişme olasılığı %7'den %1'e düşürülmüştür. Özellikle nemli topraklarda ürerler. işyerlerinde ve hastanelerde saksıların topraklan önemli kaynaklardır.allerjik bronkopulmoner aspergilloz etkenidir. İnsandan insana bulaşmaz. Kapsül aşılarının korunmada başarılı olmadığı gösterilmiştir. Özellikle çiçekler önemli kaynaklardır. yaralar. evlerde. akciğerlerde mantar topları. 60 yaşın üzerinde olma. Kronik granulomatöz hastalığı olan çocuklar ve kontrolsüz diabeti olanlarda risk altındadır. Hastaların çoğunun immünyetmezliği olması nedeniyle IgG tipi antikorların tanıda fazla değeri yoktur. Bulaşma 500'den fazla Aspergillus suşu olmasına karşın insanlarda enfeksiyon yapan sadece birkaç tanesidir. BOS'da lökosit sayısının azlığı ve glukoz miktarının düşüklüğü prognozu olumsuz etkileyen faktörlerdir. Hiflerinin 45°'lik açılar ile dallanması diğer mantarlardan ayıran önemli özelliğidir (Şekil 5. Özellikle nötropenisi olan immün yetmezlikli hastalarda akciğerlerde granülomlar ve hemoptizi görülür. 241 .19). kornea. kemoterapi. Konidiyaların hava yoluyla alınması ile bulaşır. Mental retardasyon.10). kriptokoksemi. Havaya yayılan konidyalar ısıya ve ekstrem şartlara dirençlidir. A. Profilaktik olarak alınacak fazla bir önlem yoktur. göz. Filtre edilmemiş hastane havasında sporları bulunur. Nötropeni meydana getiren lösemi. Doğada yaygındır ve çok çeşitli şartlarda üreyebilir. Aspergillus türleri dimorfik değildir. A. Pulmoner makrofajlar konidiyalara karşı ilk defans elemanlarıdır. kulak. kemik iliği transplantasyonu veya aplastik anemi bilinen en önemli risk faktörleridir. Aspergillus Hastalık Aspergillus türleri.

deri. Alerjik bronkopulmoner aspergillus alerjik astım şikayeti olanlarda veya kistik fibrozislilerde gelişen eozinofilik pnömoni veya hipersensitivite reaksiyonudur. sarkoidoz. Tanı balgam kültüründe aspergillusun üretilmesi ile konulur.11 Alerjik bronkopulmoner aspergillozisin tanı kriterleri Tanı kriterleri • Astım bronşiyale • Periferik eozinofili • Aspergillus fumigatus antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği • Akciğer grafisinde pulmoner infiltrasyon • Fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin varlığı • Serum IgE yüksekliği • Santral bronşektazi Spesifik destekleyici kriterler • Kahverengi balgam • Balgam kültüründe A. Diğer eozinofilik pnömoniler ayırıcı tanıda göz önüne alınmalıdır (Tablo 5. uygun konaklarda bronşlara ve damarlara invaze olur. Mantar topları veya miçetoma da denilen bu klinik tablo kavitelerde ağır aspergillus kolonizasyonudur. Hastalık başlangıçta asemptomatiktir. Dokularda hemorajik infarktlar ve nekrozlar oluşturur. Laboratuar tanısında balgam kültürü kullanılır. transplantasyon sonrası gelişen sitomegalovirüs enfeksiyonu. İnvazif pulmoner aspergilloz nötropeni. Tüberküloz. nonprodüktif öksürük. dispne ve göğüs ağrısı görülür. IgE yüksekliği gösterilebilir. kemik iliği transfüzyonu sonucunda gelişen graft versus host hastalığı. ciddi olgularda cerrahi tedavi yapılmalıdır. MSS tutulumunda ise ani bayılmalara sebep olabilir. Tablo 5. Bunu anormal akciğer grafisi bulguları ve balgam kültürü pozitifliği takip eder. fumigatus üremesi • Spesifik IgG ve IgE yüksekliği 242 . silikozis ve bronşektazi gibi kaviter hastalıkların varlığında gelişen akciğer enfeksiyonuna aspergilloma denir. Tanı multiorgan yetmezliği olan kişilerde kan veya doku kültürlerinde aspergillusun izolasyonu ile konulur. Tipik bir klinik bulgusu yoktur. Hemoptizinin görülmesi invazif pulmoner aspergillusun en önemli bulgusudur. kortizon tedavisi. Sistemik antifungal tedavinin etkisi yoktur.Tablo 5.11). İnvazyon gelişen doku veya organ ile ilişkili bulgular vardır. İnhale kortizon tedavisinin etkisi yoktur. Bu durum pulmoner tutulumda hemoptizi. Kan kültürü nadiren pozitif olur. Damar invazyonu dissemine enfeksiyonun gelişmesinde önemli faktördür. organ transplantasyonu sonucunda akut rejeksiyon. Disseminasyon MSS. ileri dönemlerde AIDS ve kontrolsüz diabetik hastalarının önemli aspergillus enfeksiyonudur. Kortizon tedavisi uygulamak gerekir.10 Aspergillus enfeksiyonları Çocuklar Sık enfeksiyonları • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz Yetişkinler • Çiftçi akciğeri • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz • Aspergillus sinüziti Nadir enfeksiyonları • Osteomyelit • Endokardit • Endoftalmit • Endoftalmit • Osteomyelit • Disk enfeksiyonu • Endokardit • Osteomyelit • Aspergillus trakeobronşiti İnhalasyon ile alınan conidialar. İtrakonazol'ün inatçı olgularda etkili olduğu bildirilmektedir. Bunlara ek olarak Aspergillus fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin tespit edilmesi. En sık klinik bulgu hemoptizidir. Ateş. Periferik eozinofili alerjik bronkopulmoner aspergillusun en önemli işaretidir. karaciğer böbrekler ve gastrointestinal sisteme olur. Dissemine aspergillozis immün yetersizlikli hastalarda fatal seyirli bir klinik tablodur. Astım benzeri semptomları vardır.

nekrotik dokuların cerrahi tedavisi beraber uygulanır. Noninvazif sinüzitler neoplazi. 243 . Biyopsi materyalinde septasız dik açı ile dallanan hiflerin görülmesi ile tanı konulur. Kültür pozitifliği.5 mg/kg Hayır Debridman. Bu organizmalar immün sistemi düşük olan kişilerde aseksüel sporları ile hava yoluyla bulaşır ve dokulara invazyon yapar. Kan damarları.12 Aspergillus enfeksiyonlarında tedavi Tedavi seçenekleri Çiftçi akciğeri Alerjik Bronkopulmoner aspergillus Aspergilloma İnvazif pulmoner aspergillozis ve dissemine aspergillozis Kesinlikle kontrendike Aspergillus sinütizi Kortikosteroidler Uzamış subakut veya kronik semptomları olanlarda kullanılır Hayır Hayır Hayır Uzamış hastalarda prednizolon Hayır No Amfoterisin B İtrakonazol Cerrahi Hayır Araştırma aşamasında Hayır Hayır Hayır Selektif olgularda 1.0-1. Tedavi İnvazif aspergillozis amphoterisin-B ile tedavi edilir. Diabetik ketoasidozlu hastalarda. Hastalık çoğu zaman kendi kendine iyileşir. Rhizopus. Başağrısı. özellikle paranazal sinüsler. Eğer erken tanı konulursa. Tıkanan damarlar nedeniyle dokularda nekrozlar oluşturur. Aspergillus ciddi immün yetersizliği olanlarda ve nötropeniklerde sinüzit oluşturabilir.12). Laboratuvar tanı Biyopsi örneklerinde dokulara invaze olmuş septalı hiflerin gösterilmesi ile tanı konulur. inflamatuvar hastalıklar ve bakteriyel enfeksiyonlar ile karıştırılabilir. akciğerler infekte olur (Şekil 5.Çiftçi akciğeri Aspergillus sporlarının inhalasyonu ile bir alerjik reaksiyon olan alerjik alveolit veya hipersensitivite pnömonisidir. İnvazif aspergillozisli kişilerin serumlarında yüksek titrede galaktomannan tespit edilir. altta yatan hastalık. diş ağrısı. Allerjik hastalarda steroidler ile antifungal ilaçlar beraber kullanılır (Tablo 5.20). amfoterisin-B. Tablo 5. Nazal sekresyon kültürleri genellikle pozitiftir.5 mg/kg/gün 400 mg PO Lokalize Hastalıklarda denenebilir 1-1. cerrahi eksizyon ve drenaj gerekebilir Mucor Mukormikozis doğada yaygın olarak bulunan (Mucor. pürülan nazal akıntı. yanıklarda ve lösemililerde sorun çıkarır. normalde de kolonizasyon olabileceği için herzaman enfeksiyonu göstermez. Nötrofili görülebilir ancak tipik bulgu eozinofilinin bulunmamasıdır. sinüs veya göz ağrısı klinik bulguları oluşturur. Semptomlar 6-8 saat içinde gelişen öksürük ve derin soluk alamamak olarak özetlenebilir. nazal konjesyon. Sinüs veya pulmoner kavitede gelişen mantar topları cerrahi olarak tedavi edilir. Absidia gibi) saprofitik küfler tarafından meydana gelir.

244 .

İmmünoloji • İmmünoloji • Spesifik immün Yanıt • Aktif ve Pasif immünite • Antijenler • Yaş ve immün Yanıt 245 .

Örneğin. Doğal immünitenin eriyebilen komponentini ise kompleman proteinleri. dokularda da makrofajlar anlaşılır (Şekil 6. Bunun dışında iki önemli hücresel komponenti vardır. Bu ağın çalışmasından sorumlu immün sistem organları Şekil 6.BÖLÜM 6: İMMÜNOLOJİ İmmün sistem hücreler ve eriyebilen komponentin meydana getirdiği bir ağdır. Fagositer sistem denince kandaki nötrofiller ile monositler.2'de görülmektedir.2). akciğerlerde alveoler makrofajlar. virüs. İmmün sistemin başlıca görevi bakteri. Bunlardan birincisi fagositer sistem.2). diğeri ise özellikle tümör hücreleri.1) (Şekil 6. karaciğer sinüzoidlerinde Kupffer hücreleri. İmmün sistemin tüm komponentleri pluripotent kök hücrelerden gelişirler (Şekil 6.2). 246 . mikroorganizmalar veya virüsle infekte hücrelere karşı katil hücreler (Tablo 6. Deri ve mide asidi gibi kimyasal bariyerleri mikroorganizmalar için ilk engellerdir. İmmünite Nonspesifik ve spesifik immünite olarak ikiye ayrılır.3). mantar ve parazit gibi mikroorganizmalar tarafından oluşturulan enfeksiyonları önlemek veya sınırlandırmaktır. Hem konağın kendisinin hem de yabancı antijenlere karşı yanıt verebilir.1'de görülmektedir. Makrofajlar her doku için özelleşmiş hücrelerdir. önceden antijen ile karşılaşmaksızın işlev görür ve hafıza hücreleri bulunmaz (Şekil 6. MSS'de perivasküler mikroglial hücreler ve böbreklerdeki mesengial fagositer hücreler. Nonspesifik immünite Nonspesifik immünite doğumda başlar. eklemlerde sinovial hücreler. akut faz reaktanları ve sitokinler oluşturur. Doğal ve edinsel immünitenin hümoral ve hücresel immünite ile ilişkisini sağlayan hücreler Tablo 6.

Tablo 6.1 Doğal immünite Mekanizma Mikroorganizmanın girişinin sınırlandırılması Faktörler Sağlam derinin keratin tabakası Gözyaşı ve diğer sekresyonlardakı lizozim Derinin yağ asitleri Respiratuvar silialar Boğaz. kolon ve vajenin normal florası Vajen ve midedeki düşük pH Yüzey fagositleri Mikroorganizmaların vücutta üremelerinin sınırlandırılması Naturel killer hücreler Fagositerler İnterferonlar Transferrin ve laktoferrin Kompleman sistemi Vücut ısısının yükselmesi inflamatuvar yanıt 247 .

Ag değişken alanlara bağlanır. Sitokinler inflamasyonun ve immün yanıtın etkisini arttırırlar. Ig üzerinde kalıcı ve değişken alanlar vardır. adapte edilebilir ve hafıza sistemini geliştirir. Yüzey markerlarına clusters of differentiation (CD) denir. Yüzey immunglobulinieri ile erimiş antijenleri tanır ve spesifik antikorları salgılarlar. B hücrelerinin antijen tanıma fonksiyonu yüzey immunglobulinleri aracılığı ile sağlanır. Tablo 6. Lenfositler fonksiyonları ve yüzey marker'larına göre CD4 ve CD8 olmak üzere ikiye ayrılırlar. 248 .2 Doğal ve Edinsel immünite hücreleri Humoral immünite Doğal Kompleman Sitokinler Edinsel B hücreler Plazma hücresi Antikorlar Hücresel immünite Makrofajlar Nötrofiller Doğal katil hücreler Yardımcı T hücreleri Sitotoksik T hücreler Ig'ler ikişer adet ağır ve hafif zincirlerden meydana gelir. TCR CD3 molekülü ile bir kompleks yapı oluşturur. Spesifik olarak sınırsız antijen tanıma kapasitesine sahiptirler.Sitokinler spesifik antijen. Ag'i T hücre reseptörleri (TCR) aracılığı ile tanırlar. endotoksin diğer sitokinler gibi) sonucunda aktifleşen monositler ve lenfositler tarafından sekrete edilen immunglobulin olmayan polipeptidlerdir. T hücreler yüzeylerinde Ig bulundurmazlar. böylece doğal ve edinsel immünite arasında köprü görevi görür. nonspesifik antijen veya bir nonspesifik eriyebilen stimülus (örneğin. Bu sistemin hücresel komponenti lenfositler. Günümüzde 166 adet CD tanımlanmıştır. buna TCR/CD3 kompleksi denir. eriyebilir komponenti ise immunglobulinlerdir. TCR Ig ler ile aynı gen familyasına sahiptirler. Sitokinlerin sekresyonu spesifik antijen ile aktifleşen lenfositler tarafından tetiklenmesine rağmen. Spesifik immünite Spesifik immünite öğrenilir. antijene spesifik değildir. Lenfositler timusta olgunlaşanlar (T hücreler) ve kemik iliğinde olgunlaşanlar (B hücreler) olmak üzere ikiye ayrılır.

IL-2. 249 . -B. -DR. MHC Class II taşıyan hücrelere antijen sunan hücreler (APC) denir.3'te gösterilmiştir. -DP ve -DQ'dan oluşur. Class II MHC proteinleri ise HLA-D. IL-8). Class I MHC proteinleri HLA-A. Bu ikinci sinyal T hücre yüzeyindeki CD28 ile APC'Ier üzerindeki CD80 veya CD86'lardır. dendritik hücreler. IL-4 ve IFN-gama B hücrelerinin class II ekspresyonunun indüksiyonunda birbirlerinin etkilerini arttırırlar..C'den oluşur. B hücreleri eriyebilen antijenler ile reaksiyona girerken. MHC Class I proteinleri ile CD4 hücreler. Majör sitokinler. ve . Sitokinler Sitokinler spesifik hücre reseptörlerine bağlanır ve etkilerini böyle gösterirler. MHC Class II proteinleri ile ise CD8 hücreler birleşebilir.Majör Histocompatibility Complex İmmün sistemin kendinden olanlar ile olmayanları tanıması 6. Bir koaktivasyon sinyaline daha ihtiyaç vardır. transforme edici büyüme faktörleri ve hematopoetik koloni stimülan faktörler (CSF) olmak üzere bir çok gruba ayrılırlar. Sitokinler interferonlar (IFN -alfa. onların kaynakları ve majör etkileri Tablo 6. asıl MHC/Ag kompleksine etki gösterir.... IL-1. Örneğin. T hücreleri nadiren bunu yapabilir.. kromozom üzerindeki majör histocompatibilite kompleksi genleri aracılığı ile olmaktadır. IL-2'nin sekresyonunu indükler. Kemokinlerin bazı reseptörleri HlV'in monosit/makrofajların içine girmesine aracılık yaparlar. İnterlökinler (IL-1. tümör nekroze edici faktör (TNF-alfa ve beta). ayrıca IgE sekresyonunu indüklerler. IL-4 ve IL-6 sitotoksik T lenfositlerin gelişimi için sinerjizm gösterirler. B hücreleri. tüm çekirdekli hücreler ile trombositlerin yüzeyinde bulunur.. Langerhans hücreleri ve aktifleşmiş (ancak aktifleşmemişlerde yok) T hücrelerinde bulunur. Kemotaksis ve lökosit migrasyonunu indükleyen sitokin grubuna kemokin'ler denir. beta ve gama). Sitokinlerin farklı etkileri vardır. CD28/ CD80CD86 yokluğunda T hücreler anerjik veya toleran olabilirler. makrofajlar. TCR'nin MHC/Ag kompleksine bağlanması T hücre aktivasyonu için yeterli değildir.

and IL-10 gibi bir çok sitokin salgılarlar. IFN-° and IL-12 Th1 gelişiminde. IL-4. Sitokinlere bağlı olarak ThO Th1 ve Th2'den birine dönüşür. Bunlar fonksiyonları. böylece antijene karşı spesifik tepkime yaparlar. IL-2. Başlangıç stimülasyonunda. sitokinlere yanıtları ve salgıladıkları sitokinlere göre iki majör kategoriye ayrılır. Farklılığı kolaylıkla algılayabilirler. bu hücreler ThO hücrelere dönüşürler ve IFN-gama . Yardımcı T hücreleri (T. Bu antijenleri uzun süre hafızalarında saklarlar ve spesifik etki gösterirler. IL-5. 250 . Burada pozitif ve negatif seleksiyondan geçirilirler ve bu ayrımdan eksiksiz geçen hücreler artık dolaşıma ve lenfoid dokulara çıkabilir. Hem hücresel hem de humoral immünitenin üç önemli özelliği vardır. fonksiyonel özelliklerini kazanması ve konak özelliklerini öğrenmesi timusta olur.helperjh) Yüzeylerinde CD4 taşıyan hücreler T yardımcı (Th) lenfositleri olarak tanınırlar. Tüm matür T hücreler yüzeylerinde CD4 veya CD8 reseptörleri taşırlar. yani milyonlarca farklı antijeni tanıyabilirler. IL-4 ve IL-10 ise Th2 gelişiminde önemli sitokinlerdir. Th hücreler prekürsör hücreler halini alınca IL-2 salgılarlar.T hücreleri ve sellüler immünite Sitotoksik T hücrelerinin olgunlaşması.

Ig üretimi TH2 yanıtını gelişimi B hücre gelişimi ve farklılaşması ve IgE üretimi. normal T expressed and secreted. T ve B Fibroblastlar. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin. eozinofil üretimi. makrofajlar Kematoksis.beta Aktivasyon IgA üretimi. CD4TH1 hücreler B hücreler • IL-12 • TGF.TH1) CD4 T hücreler. İnflamatuvar protein. GM-CSF : granulosit-makrofaj koloni stimülan faktör.alfa Interferon . CD4 TH1 hücreler NK hücreleri Makrofaj. ateş. inflamasyonun gelişimi TH1 yanıtını artırır ve TH2 yanıtını inhibe eder Inflamatuar ve akut faz yanıtını arttırır. tümör ölümü. MSS • TNF-alfa (kaşektin) • TNF-beta • Koloni-stimülan faktörler (örn GM-CSF) • IL-2 •IL-3 • IL-4 • IL-5 T Hücreler. MIP : makrofaj inflamatuvar protein. fibroblastlar Epitelyum hücreleri Endotel hücreleri IL-1 benzeri T hücreler T hücreler. dokular. hepatositler •IL-7 • IL-10 Prekürsör hücreler ve stem cell B hücreler. endotel hücreleri Kemik iliği. T hücreler Birçok hücreler Bazofiller oloni sti. B hücreler PMN. GRObeta. RANTES : regulated on aktivaiton. 251 . İler. kemoattraktant protein. TNF : tümör nekroz faktör. MCP : monosit kemoattraktant protein. TNF : tümör nekroz faktör.beta • Interferon . antitümör ve kaşeksikilo kaybı gibi fonks. Ig sekresyonu. keratinositler CD4 fTH0. PMN : polimorfonükleer lökositler. T hücreler ve sitotoksik lenfositlerin gelişimi B hücrelerin gelişimi. İP : interferon-alfa protein. TH2) T hücreler CD4 TH2 hücreler • IL-1 alfa IL-1 beta T hücreler. GM-CSF : granulositmakrofaj k mülan faktör. NK hücreleri aktifleştirir Hücresi imnüniteyi geliştirir Makrofajların aktivasyonu. timosit. CD4TH1 TH1 yanıtının inhibisyonu NK hücreler. Spesifik hücre tiplerinin gelişme ve farklılaşması T ve B hücrelerin gelişimi Farklılaşma B hücre gelişimi ve farklılaşması. ateş T hücrelerin aktivasyonu PMN. İL: interlökin. B hücre gelişimi ve farklılaşması Pre-B hücreler. aktivasyon alfa protein. fibroblastlar HEDEF HÜCRE Virüsle infekte hücreler Tümör hücreleri Makrofajlar T hücreler FONKSİYON Antiviral aktiviteyi indükler. Lenfotoksin. aktivasyon • Alfa-kemokinler: C-X-C kemokinler-bir amino asit aracılığı ile iki sisteine ayrılır ayrılır (IL-8. T ve NK hücrelerin ve makrofajların immün supresyonu Oral toleransın gelişimi. NK : Natural killer. PMN : polimorfonükleer lökositler. İP : interferon-MCP : monosit MIP : makrofa NK : Naturai k T hücreler. eozinofiller •IL-6 Makrofajlar. normal T expressed and secreted. RANTES : regulated on aktivaiton. stromal hücreler CD4 T hücreler (TH0. tümörler PMN aktivasyonu Stem cell IL-1 benzeri. Bir çok hücre Nörtofiller.İL: interlökin. IP-10. GR-&) • Beta-kemokinler: C-C kemokinler (MCP)-). alerjik yanıtlar Akut faz ve inflamatuvar yanıtın stimülasyonu. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin. B. stroma CD4 TH2 hücreler hücreler Makrofaj CD4T3 hücreler T hücreler ve B hücreler.gama KAYNAK Lökositler. epitelyem hücreleri.3 Başlıca stokinler ve önemli fonksiyonları FAKTÖR • Interferon .Tablo 6. B hücreler NK hücreler Stem cell B ve T hücreler B hücreler. MlPalfa. GRO-alfa. yara iyileşmesi Kematoksis.

252 .

Antikor oluşumu genellikle helper T hücrelere bağlıdır. Antijen veya epitopları makrofajların yüzeyinde Class II majör histocompatibilite kompleksi (MHC) proteinleri aracılığı ile görülür. Aktifleşmiş yardımcı T hücreleri. Örneğin infuenza virüs respiratuvar sistemde bir hücreyi infekte ettiğinde viral zarf glikoproteinleri infekte hücrenin yüzeyinde class I MHC proteinler yardımıyla görülürler. bakterilerin öldürülmelerini kolaylaştırmak için opsonizasyon yapması ve komplemanı aktifleştirmek olarak özetlenebilir (Şekil 6. Bu faktörler B hücrelerini antijene spesifik antikor üretebilecek şekilde aktif hale geçirir.SPESİFİK İMMÜN YANIT Hücresel immün sistem Bir bakteri konağa girer ve bir makrofaj tarafından yakalanırsa parçalanır. ancak. Antijen-Class II MHC kompleksi yardımcı T lenfositlerinin yüzeyinde bulunan antijene spesifik reseptörler tarafından algılanır. yardımcı T lenfositleri ve B lenfositlerinin koordineli çalışmasına bağlıdır. Böylece bu antijene spesifik yardımcı T hücrelerde aktivasyon ve klonal proliferasyon gelişir. Antijen-class II MHC kompleksine yardımcı T hücrelerin spesifik reseptörleri bağlanır ve bundan sonra IL-2 (T hücre büyüme faktör). bu parçalara antijen denir. bakteri polisakkaridleri gibi bazı antijenler T hücrelerin yardımı olmaksızın B hücreleri aktif hale geçirebilmektedir. IL-4 (B hücre büyüme faktörü) ve IL-5 (B hücre diferansiasyon faktörü) salgılanır.6) 253 . aktifleşmiş makrofajlara yardım ederler ve M. makrofajlar. bunlara T hücrelerinden bağımsız antijenler denmektedir. Antikorların etkisi toksin ve virüslerin nötralizasyonu. Makrofajların parçalama işleminden sonra. sonuçta interlökinler salgılanır. yüzeydeki Class II MHC proteinlerinde antijen görülür. Sitotoksik T lenfosit antijene spesifik reseptörleri aracılığıyla viral antijen-class I MHC protein kompleksine bağlanır. Ayrıca T helper hücreler tarafından salgılanan IL-2 bu hücrelerin klonlaşmasını ve çoğalmasını sağlar. tuberculosiste karşı spesifik olan gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu meydana gelir.4). Sitotoksik T lenfositler hücresel immün sistemin spesifik uygulayıcıdırlar. Aktifleşmiş B lenfositler prolifere olur ve yüksek miktarlarda immünglobulin (antikor) salgılayabilecek plazma hücrelerine dönüşürler (Tablo 6. bunların içinde en önemlileri interlökin-1 (makrofajlar tarafından salınır) ve interlökin-2 (lenfositler tarafından salınır) dir. bu etkilerini virüs ile infekte hücrelere karşı meydana getirirler. Humoral İmmün Sistem Antikor sentezi.

kuduz.4 oranında formol eklenerek 37°C'de 3-4 hafta bekletilir) zehir etkisi giderilmiş. fenol. Aşı hastalığı da denen bu infeksiyon bazı aşılarda açıkça görülebildiği halde (BCG aşısında). Bazı örnekler aşağıda verilmiştir. • Canlı (atenüe) bakteri aşıları: BCG Verem Aşısı • Canlı (atenüe) virüs aşıları: Sabin tipi çocuk felci aşısı. canlı veya ölü mikroorganizmalar. Sarı ateş . kabakulak. • İnaktive virüs aşıları : Çocuk felci (Salk tipi). etken mikrobun belirli bir parçasından (örneğin HBs Ag partikülleri. Bu öldürülme veya inaktivasyon işleminde genellikle mikrop bütünlüğü ve antijenik yapı bozulmaz. 254 . Mikrop ürünlerinden hazirlanan aşılar Toksoid (Anatoksin) aşılar: Difteri ve tetanoz gibi bakteri toksinleriyle meydana gelen hastalıklardan korunmada kullanılan aşılardır. kızamıkçık. ultraviyole gibi etki veya maddelerle öldürülürler. Canlı (atenüe) mikrop aşıları Antijenik niteliği bozulmadan. Tüm bu şartlarda konak antikorlar aktifleşmiş yardımcı T ve sitotoksik T hücrelerinden oluşan bir immün yanıt oluşturur. aseton. influenza (Grip) aşıları gibi. Mikropların belirli bir kısmından hazırlanan aşılar: Bazı infeksiyon hastalıklarında. örn. Toksoid aşılar daha çok hümoral bağışık yanıt oluşturarak antikorlarla (= antitoksinlerle) koruma sağlarlar. Aşağıda cansız mikrop aşılarına birkaç örnek verilmiştir. formaldehit. bazılarında ise tamamen belirtisiz (çocuk felci aşısında) seyir göster. Özellikle bazı atenüe virüs aşıları (örn. Yüksek ateş Otoimmünite Hücresel immünite (T hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (özellikle tüberküloz. sessiz veya çok hafif seyirli bir infeksiyon oluşturarak doğal infeksiyona benzer nitelikte bir bağışıklık oluştururlar. onların antijenleri veya toksinleri ile aşılanmak şeklinde olabilir. Kontakt dermatit Doku ve tümör rejeksiyonu Antikor yanıtının düzenlenmesi (yardım ve supresyon) AKTİF VE PASİF İMMÜNİTE Aktif immünite yabana antijen ile karşılaşma sonrasında indüklenen dirençtir.3 0. mantar ve virüsler) Allerji.Tablo 6. N. Dört çeşit aşı vardır. fakat antijen yapısı bozulmamış toksoidler (anatoksin) aşı olarak kullanılır. Canlı mikrop aşıları daha çok hücresel bağışık yanıt oluştururlar ve koruyuculuk süreleri de daha uzundur.4 T ve B hücrelerinin ana fonksiyonları Antikora bağımlı immünite (B hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (opsonizasyon. Atenüe aşılar organizmaya çeşitli yollarla verilebilirler. Bu karşılaşma klinik veya subklinik infeksiyonu geçirmek. Bu tip aşılar organizmada. hastalandırıcılık özelliği (virülansı) ortadan kaldırılan veya virülansı yavaşlatılan mikroplardan hazırlanan bu aşılara canlı atenüe aşılar denir. Bakteri veya virüslar laboratuvarlarda üretildikten sonra 1 cm3 sıvıda belirli sayıda mikrop olacak şekilde sulandırılarak ısı. kızamık. meningitidis'in hücre duvar polisakkariti gibi) hazırlanan aşıların daha iyi koruyucu etki yaptığı araştırmalarla gösterilmektedir. • Cansız (ölü) mikrop aşıları • Canlı (atenüe) mikrop aşıları • Mikrop ürünlerinden hazırlanan aşılar • Biyoteknolojik aşılar Cansız (ölü) mikrop aşıları Çeşitli yöntemlerle öldürülmüş bakteriler ile inaktive edilmiş virüs aşılarıdır. Bakteri toksini saf olarak elde edilir ve daha sonra ısı veya formol ile muamele edilerek (%0. kızamık. kızamıkçık. bazı aşılarda hafif bir hastalık (kızamıkçık aşısında). kabakulak gibi) tek bir doz ile ömür boyu bağışıklık sağlayabilirler. toksin ve virüslerin nötralizasyonu Allerji. örn.

cholerae bakterisinde toksini kodlayan genin yok edilmesi gibi. Bakteri aşıları Çocukluk çağı aşıları DTaP • Tümüyle asellülerdir • B. Bu tekniklerle hazırlanan aşılar: • Rekombinant DNA aşıları: Bu teknikle mikropların bağışıklıkta etkili olan proteinlerini kodlayan genleri ayırdedilir ve bu genler bir taşıyıcı hücreye aktarılarak. • Anti idiotip aşılar: Antikorlar aracılığı ile gerçekleştirilen yeni bir aşı tekniğidir. pertussis içeriği • Pertussis toksoidi • ± Flamentöz hemaglutinin • ± Pertactin (Adhesin) • Difteri toksoidi • Tetanoz toksoidi DTP DTaP ile aynıdır. toksin yoktur. • Mutant aşılar: Canlı mikrop aşıları hazırlanırken uygulanan eski virulans azaltma yöntemleri yerine.Biyoteknolojik aşılar Aşılamada bazı sorunların yaşandığı infeksiyon hastalıklarında. daha etkili ve yan etkileri daha az olan aşıların elde edilmesi için yeni. Asplenikler Streptococcus pneumoniae: 23 farklı Pnömokok suşundan hazırlanmış kapsül aşısı Sınırlı kullanımı olanlar Neisseria meningitidis • A ve C kapsül polisakkaridi ile hazırlanır • B serotipi enfeksiyonların önemli bir kısmından sorumludur. pestis ile çalışan laboratuar personeline uygulanır. 255 . elde edilen "aşı geni"nin taşıyıcı bir virusa (örneğin herpes viruslara) rekombine edilmesidir. Yersinia pestis • İçinde F1 antijen bulunan ölü bakteri aşısıdır • Endemik alanlarda askerlere ve Y. kolera toksini. orada bol miktarda sentezlettirilirler. influenzae b tipi kapsülüne difteri toksoidi ve N. ancak sialik asit yapılı kapsülü immunojen değildir • Salgınları sırasında antibiyotik profilaksisi de uygulanır • Askerlere rutinde kullanılır Salmonella typhi (ty21 a) • Endemik alanlara seyahat edenlere uygulanan attenue bakteri aşısıdır. böylece infantlara uygulanabilir. Örneğin Hepatit B virüsünün yüzey antijenini (HBsAg) kodlayan gen bir maya hücresine aktarılarak çokça elde edilir ve aşı olarak kullanılır (Rekombinant HBV aşısı). Sorudaki sıklardan polisakkarit izolasyonu ve purifikasyon yöntemi ile viral aşıları hazırlama tekniği yukarıda da anlatıldığı şekilde viral aşıları hazırlamada kullanılan yöntemler değildir. ancak pertussis komponenti ölü bakteri içerir. Örneğin. HIB H. bağışıklıkta etkili olan proteinlerin. Rekombinant DNA tekniğinin bir başka uygulaması. • Sentetik peptid aşıları: Bu teknikle. moleküler biyoteknoloji kullanılmaktadır. Örneğin V. streptokok M proteini aşıları gibi. biyoteknoloji ile patojen mikroplardaki virulans genleri yok edilerek "avirulan mutant" suşlar ile atenüe aşılar hazırlanabilmektedir. aminoasit sıralaması belirlenir ve bu proteinler laboratuvarda sentetik olarak sentezlettirilirler. meningitidis dış membranı konjuge edilmiştir.

bovis suşlarıdır • Pulmoner tüberkülozdan korumaz ancak yayılmayı önler. • İnaktive polio (Saik) aşısı her zaman yapılabilir. hepatit A ve hepatit B gibi virüslere karşı hazırlanan antikorlar inkübasyon periyodunda viral multiplikasyonunu önleyebilir. Gebelikte aşılar Tehlikesizce uygulanabilecek aşılar • İnfluenza • Pnömokok • Tetanoz • HBV • İPV (Salk) • Kuduz (HDCV) • Kolera • İmmünglobulinler (spesifik ve nonspesifik) 256 . • Kızamıkçık aşısından sonraki üç ay içinde gebe kalınmaması gerekir. polio) teratojenik olabileceği düşüncesi ile yapılması önerilmemektedir. Bu durumda antitüberkülo ilaçlar verilir. Pasif immünite başka konakta hazırlanan antikorlara bağlı olarak gelişen dirençtir. zararlı etkisi gösterilmemişse de gebelikte yapılması tavsiye edilmez. Difteri. İlk dozun gebeliğin erken döneminde yapılır. İlk doz ile ikinci doz arası uzun tutulmalıdır. İkinci doz en geç beklenen doğum tarihinden 2 hafta önce yapılmalıdır.5 Aktif ve pasif immünitenin özellikleri Mediatörler Aktif immünite Pasif immünite Antikor ve T hücreler Antikorlar Avantajları Uzun süreli (yıllar) Anında etki Dezavantajları Yavaş başlangıç Kısa süreli (aylar) Gebelik ve aşılar Gebelikte kural olarak canlı virüs aşılarının (kızamık. İlk doz gecikmiş ise iki doz arasındaki aralık1 aya kadar indirilebilir. Anneden geçen antikorlar bebeği 1-2 ay kadar hastalıktan korur. Aktif immünitenin başlıca avantajı uzun süreli kalıcı olmasıdır (Tablo 6. kabakulak. botulizm gibi enfeksiyonlara karşı hazırlanan antitoksin çok kısa bir sürede bol miktarda toksini inhibe edebilir. Bunun yanında rabies. Tablo 6. Başlıca dezavantajı ise yavaş gelişmesi. Gebe kadınların çocuklarına aşı yapılmasının teratojenik etkisi gösterilememiştir. özellikle primer yanıtın zayıf olmasıdır. BCG'nin. Çok zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır Tetanoz aşısı gebelikte iki doz şeklinde yapılır. Zorunlu durumlarda (salgınınlarda bulaşma riski yüksek ise) annelere gebeliğin üçüncü ayından sonra oral polio aşısı (Sabin) yapılabilir. Pasif immünitenin diğer bir formu ise anneden çocuğa plasenta yoluyla geçen IgG ve enzirme yoluyla yenidoğana geçen IgA antikorlarıdır. Diğerleri için teratojenik etki gösterilememiştir.5). Kızamıkçık aşısının teratojenik etkili olması yüksek bir olasılıktır. dezavantajı ise kısa yarı ömürleridir. kızamıkçık. tetanoz. Fakat pahalıdır. Ayrıca başka canlı türlerinde hazırlanan antikorların kullanımı ile hipersensitivite reaksiyonları meydana gelebilir. Boğmaca aşısının teratojenik ekisi yoktur fakat erken doğuma neden olur. Passif immünizasyonunun başlıca avantajı uygun miktarda antikoru verebilmektir.Bacillus anthracis • Purifiye proteinlerin supernatantından hazırlanır • Askerlere ve risk altındakiler uygulanır BCG • Attenue M.

Ancak riskli durumlarda uygulanan aşılar • Difteri • Meningokok • Boğmaca • OPV • Kuduz (Semple) Kesinlikle uygulanmayan aşılar • Kızamık • Kızamıkçık • Kabakulak • Su çiçeği Pasif-aktif immünizasyon aynı anda uygulanabilmektedir.7). kuduz ve hepatit B'de uygulamalar verilebilir Akut faz yanıtı C-reaktif protein ve mannozbinding protein gibi değişik plazma proteinlerinin miktarının çok artmasıdır. ardından daha sonra gelişecek olan aktif immüniteden uzun süreli olarak yararlanabilmektir.6) (Şekil 6. Bir antijen ile antikor arasındaki etkileşme çok spesifiktir. Bu proteinler karaciğer tarafından sentezlenirler ve mikroorganizmalara ve doku yıkımına karşı bir nonspesifik yanıt oluştururlar. bu nedenle mikroorganizmaların tanısında diagnostik test olarak kullanılabilir. Buradaki amaç kısa sürede pasif immüniteden faydalanmak. Bazı akut faz proteinleri bakteri yüzeyine bağlanarak komplemanı aktifleştirir ve bakterinin ölümüne sebep olur (Tablo 6. TNF gibi bazı sitokinler tarafından indüklenir. 257 . IL-6. Karaciğerdeki sentez mikroorganizma ile karşılaşan makrofajlar tarafından salınan IL-1. Örnek olarak tetanoz.

Bazı aşılarda adjuvan olarak alguminyum hidroksit veya lipidler bulunurlar. ancak bazen yüksek molekül ağırlıklı nükleikasitlerde hapten özelliği gösterebilirler. bazı önemli farklılıkları vardır. 258 . yolu ve verilme zamanı: Adjuvanlar bir immunojenin immün yanıtını arttırırlar. 3. Antijenin dozu. haptenler polipeptid değildirler. inflamasyon aracılığı ile gelişen doku yıkımının azaltılması İskelet kasları Fibroblastlar Endotel hücreleri Kemik iliği Lenfositler immün sistem hücreleri tarafından protein sentezi için substrattır Yara iyileşmesi inflamasyon alanına lökositlerin akışına yardımcı olur Pyojenik infeksiyonlarda efektör hücrelerdir Antimikrobiyal immün yanıt ANTİJENLER Antijen antikor yanıtı oluşturabilen moleküllerdir. Molekül büyüklüğü: En etkili immunojenler yüksek molekül ağırlıklı (özellikle 100 000 üzerindekiler) proteinlerdir. Karışık kimyasal yapı: iki veya üç farklı aminoasit içeren bazı heteropolimerler homopolimer aminoasitlerden daha fazla immunojeniktirler. LPSbinding protein. Genelde bir determinant düzenli 5 aminoasit veya şeker'den oluşur. salınımı ve aktivasyonu artar Sitokin sekresyonu blastogenez spesifik antijene bağlı yanıt Antimikrobik defanstaki yeri Mikrobiyal replikasyonun inhibisyonu Kasların gevşemesi ve uyuma adaptif yanıt olabilir Adrenokortikoidler vücudun strese uyumunu sağlar inflamasyona kardiovasküler ve pulmoner adaptasyon infeksiyona generalize metabolik adaptasyon. Antijenlerin çoğu birçok determinanta sahiptir ve bunlara multivalan denir. Molekül ağırlıkları 10000 altında olanlar zayıf immunojeniktirler. İmmünojenik olabilmek için önemli şartlardan birisi molekülün yabancı olmasıdır. Haptenlerin bu özelliği MHC proteinlerine bağlanamamalarından kaynaklanmaktadır. Hapten kendisi immünojenik olmayan ancak spesifik antikor yanıtı oluşturabilen bir moleküldür. komplemanlar. MHC proteinleri tarafından sadece polipeptidler sunulabilirler. Fakat çoğu zaman aynı amaçla kullanılmaktadırlar. Proliferasyon kollajen sentezi Aktivasyon sitokin sekresyonu adhezyon Nötrofillerin. 5. fibronektin. seruloplazmin. Hapten gibi bazı küçük moleküller ise başka moleküllere bağlandıkları zaman immunojenik özellik gösterebilirler. haptenlerde olduğu gibi. proteinaz inhibitörleri. 2. CRP. nonspesifik opsoninler. çünkü helper T hücrelerini aktifleştirmezler. Bunun yerine kullanılan immünojen ise immün sistemde yanıt oluşturabilir moleküllerdir. Bunlar kimyasal yapı olarak immunojenden farklıdırlar ancak nonspesifik olarak immünreaktif hücreleri aktifleştirirler veya immunojenin yavaş yavaş ortama salınmasını sağlarlar. Haptenler univalandırlar ve multivalan antijenler gibi B hücreleri aktifleştirmezler. Oysa.6 Akut faz yanıtı Organ veya hücre tipi Hipotalamus Beyin Hipofiz Otonom sinir sistemi Karaciğer Etkisi Prostaglandin sentezi yoluyla ateş Somnolans. Yabancılık: Normal şartlarda organizmalar kendilerine ait olan antijenleri tanırlar ve onlar immonojenik değildir. Haptenler immünojenik değildir. 1. TSH salınımı Nörotransmitterlerin salınımı Albumin sentezi düşer Akut faz proteinleri (fibrinojen. haptoglobulin) yükselir Proteolizis böylece dolaşım sistemine serbest aminoasidler salınır. Antijenik determinantları (epitoplar): Epitoplar antijenler üzerinde bulunan antikor ile reaksiyona girmeyi kolaylaştıran küçük kimyasal gruplardır. endorfinlerin salınımı ACTH. Böylece haptenler ne primer ne de sekonder yanıt oluşturmazlar ancak bir taşıyıcı proteine kovalent bağ ile bağlanırlarsa antijenik özellik kazanırlar. Birçok ilaç ve dermatit etkeni olan bitki yağı katekol bir haptendir. amyloid A proteini. 4. bunların da altında olan amino asitler ise immunojenik değildir. üretimi.Tablo 6. Bir molekülün immünojenliği aşağıdaki faktörlere bağlıdır. Haptenler küçük moleküllerdir.

Başlangıçta CD4 ve CD8 negatif olan (double negatif) stem hücrelerde ilk olarak CD4 ve CD8 beraber pozitifleşir (double pozitif). Bu düzenleyici T hücre sayısının azalmasına bağlı olarak. Double negatif ve double pozitif hücreler timusun korteksinde lokalize iken single pozitif hücreler medullasında bulunurlar. Daha sonraki gelişme ise lenfositlerin T ve B hücreler olarak farklılaşmasıdır (Tablo 6. Bazı protein antijenlere karşıda yanıt iyidir böylece poliovirus immunizasyonu 2 aylıkken başlayabilir. IgG ve IgA doğumdan kısa bir süre sonra yapılmaya başlar. myeloid ve lenfoid seri hücrelere farklılaşır.YAŞ VE İMMÜN YANIT İmmünite yaşamın başında ve sonunda (yenidoğan ve yaşlılar) sınırlıdır.7). Tablo 6. Yenidoğandaki immün yetersizliğin sebebi bilinmemektedir ancak T hücre fonksiyonlarının yetişkinlere göre çok düşük olduğu tesbit edilmiştir. Double pozitif hücre eğer üzerinde MHC II proteinler varsa CD4 pozitif hücre halini alır. Embriyonik gelişme süresince kan hücreleri fetal karaciğer ve yolk sak'ta yapılır. fakat timus içinde farklılaşırken bu glikoproteinler yüzeyde görülürler. CD4 ve CD8 molekülleri yoktur. İmmün yanıtı meydana getiren hücreler İmmün hücrelerin orijini İmmünolojik yanıt başlıca lenfoid hücreler ile meydana gelir. eğer üzerinde MHC I proteinleri varsa CD8 hücre halini alır. Bu genellikle konjenital infeksiyon lehinedir (örneğin Sy'de Treponema pallidum'a karşı). Daha sonra bunlar timusu terk eder. Kök hücreler eritroid. daha sonra CD4 veya CD8'in ikisinden birisi pozitif kalır. Maternal antikorlar ilk 3-6 aydan sonra çok azalır ve çocuklar infeksiyon açısından çok riskli bir grupturlar. T hücre prekürsörleri timus içinde farklılaşır. zayıf T hücre ve zayıf gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu gözlenebilir. Stem hücrelerin antijen reseptörleri ve yüzeylerinde CD3. Kolostrum özellikle IgA olmak üzere antikor bulundurur ve bu da çocukları değişik respiratuvar ve intestinal infeksiyonlardan korur.7 T ve B hücrelerin farkları Bulgular Yüzeyde antijen reseptörleri Yüzeyde IgM Yüzeyde CD3 proteinleri Spesifik antijenlerle karşılaştığında klonal artış immunglobulin sentezi Antikor sentezinin düzenlenmesi IL-2. Yenidoğanda antikorlar genellikle anneden plasenta yoluyla geçen IgG antikorlarıdır. T hücrelerinin B hücrelerine oranı yaklaşık olarak 3:1 dir. Oysa çocukluk döneminde polisakkarid antijenlere karşı yanıt zayıftır S. IL-4. pneumoniae gibi bazı mikroorganizmalara karşı aşılama 18-24 aylık oluncaya kadar yapılmamalıdır. Postnatal dönemde ise kök hücreler (stem celi) kemik iliği kaynaklıdır. otoreaktif T hücre proliferasyonuna bağlıdır. IL-5 ve IFN gama sentezi Hücresel immünite etkisi Timusta olgunlaşma Bursa veya onun eşdeğeri organlarda olgunlaşma T hücre Var Yok Var Var Yok Var Var Var Var Yok B hücre Var Var Yok Var Var Yok Yok Yok Yok Var 259 . Yaşlılarda immünite genellikle düşüktür. Otoimmün hastalık sıklığı yaşlılarda artmıştır. Bazı antijenlere karşı düşük IgG yanıtı. Fetusta bazen IgM yanıtı gelişebilir.

95 ve adp2 yüzey moleküllerini meydana getirir. her biri kendine has zinciri içerirler. Bunların bir kısmı diğer lökositler üzerinde de bulunabilir. CD2. tipik olarak CD44. Membran glikoproteinleridir (CD43) Proteoglikanlar. B hücre prekürsörleri kemik iliğinde farklılaşırlar. CD11c veya ad ile birlikte p zinciri olarak CD18'İ kullanırlar. Majör familyalar • İmmunglobulin superfamilyası • İntegrin familyası • Selectinler • Proteoglikanlar İmmunglobulin superfamilyası adından da anlaşılacağı gibi yapısal olarak immunglobulinlere benzer. CD11b. Mac-1 (CR3). bilinmeyen bir yerde gerçekleşir.CD4. T hücreler bu şekilde milyonlarca antijene karşı farklılaşırlar. Bunların her birinde aynı . L ve P) lökositler üzerinde bulunur ve endotel hücreleri ile trombositleri (E ve P) aktifleştirirler. CD3. Bu kombinasyonlar lenfosit fonksiyon antijenleri olan LFA-1. Selektinler (CD62. ve ekstrasellüler matrik yapıların bağlanması için (tipik olarak hyaluronik asit) alanlar içerir. MHC Class I ve MHC Class II bunları içerir İntegrin familyası alfa ve beta zincirli moleküllerin heterodimerik yapılarını içerir. Bunların dışında diğer diğer familyalar • Tumor nekroz faktör (TNF) ve nerve grovth factor (NGF) reseptör ailesi 260 . CD8. chondrotin sülfat için). timus eğitimi denilen bu süreç sonrasında her double pozitif T hücre farklı spefisik bir antijen reseptörü sentezler. p150. E. zinciri bulunurken. B hücrelerin klonal delesyon alanları timusta değildir.Timus içinde. Lenfositler yüzeylerinde farklı familyalardan yüzey reseptörleri taşırlar. birçok glikosaminoglikan (GAG) bağlayan (örneğin. CD28. P2-integrinler CD11a. İkinci aile olan beta1 integrinler ise beta zinciri olarak CD29'u kullanırlar. asla timusa gitmezler.

dört membran spanning segmentli (tm4) superailedir.9). timusa gitmezler.• C tip lektin superailesi • Yedi transmembran segmentli reseptörlerin ailesi (tm7) • Tetraspaninler. Virüs ile infekte veya tümör hücrelerini MHC class I veya class II proteinleri ile sunulmaksızın tanır ve öldürürler. (örneğin. 261 . CD20) Doğal katil (NK) hücreler büyük granüllü lenfositlerdir (LGL). Makrofajlar fagositoz ve antijen tanıma fonksiyona sahiptir. Makrofajlar. Yüzeylerinde CD16 ve CD56 reseptörlerini taşırlar (Şekil 6. Olgunlaşmak amacıyla timusa gitmezler ve antijen reseptörleri taşımazlar. lenfoid seriden oluşan T hücreler. B hücreler ve NK hücrelerden farklı olarak miyeloid prekürsörden farklılaşır. Yüzeylerinde yardımcı T hücrelere antijen sunma rolünü üstlenen MHC class II proteinleri bulundurur. Antikora bağımlı hücresel sitotoksisiteden sorumludur. antijen reseptörleri taşımazlar ve CD4 veya CD8 proteinleri bulunmaz.

11). tonsillerde ve kanda bulunurlar. Th-1 ve Th-2 hücreler arasında ayarlamayı yapan önemli bir mediatör makrofajlar tarafından salgılanan IL-12'dir. CD4 lenfositler helper fonksiyonunu görürler. Bu hücreler CD3. Th-2 hücreler ise IL-4 ve IL-5 yardımıyla B hücre aktivasyonundan sorumludurlar (Şekil 6. IL12 Th-1 hücreleri arttırır (Tablo 6.8). ancak her ikisi birden bulunmaz.12). gama interferon ise intrasellüler organizmalara karşı gelişen gecikmiş tip hipersensitivite'den sorumlu makrofajları aktifleştirir. Th-1 hücreler IL-2 ve gama interferonun yardımıyla gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonundan (Şekil 6. IL-2 CD4 ve CD8 hücrelerini aktifleştirir. T hücreler üzerlerinde bulunan yüzey proteinlere göre iki ana kategoriye ayrılırlar. timosinler ve timopoietinler gibi timus hormonlarının etkisiyle T hücre progenitorlerinden farklılaşırlar. Efektör fonksiyonunu ise başlıca tümör hücreleri. Örneğin yardımcı T hücreleri tarafından yapılan IL-4 ve IL-5 B hücrelerinden antikor üretimine yardımcı olurlar. Diğer önemli regülatör ise Th-2 üretimini inhibe eden gama interferondur. allografleri ve virüs ile infekte hücreleri öldüren sitotoksik (CD8 pozitif) hücreler gerçekleştirir. CD8 T hücrelerin aktif sitotoksik T hücreler haline gelmelerine ve makrofajların gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonları göstermelerine yardımcı olurlar. CD4 T hücreler periferik hücrelerin yaklaşık olarak %65'ini oluştururlar. CD4 ve CD8 gibi glikoproteinler bulundururlar. Tüm T hücreler CD3 reseptörlerini yüzeylerinde taşırlar (T hücre reseptörü). Regülatör fonksiyonu interlökinler aracılığı ile yardımcı (CD4) T hücreleri tarafından gerçekleştirilir. Bu fonksiyonlar CD4 hücrelerin 2 ayrı gruba ayrılması ile meydana gelir.T hücreler T hücreler başlıca regülatör ve efektör olarak adlandırılan iki ana yapı üzerinde birçok önemli fonksiyona sahiptirler. özellikle timus medullasında. 262 . Bunlar B hücrelerinin antikor üreten plazma hücreleri haline gelmelerine. CD4 ve CD8 T hücreler : Timus içinde muhtemelen dış kortikal epitel hücrelerinde. Matür T hücreler CD4 veya CD8 yüzey reseptörlerinden birini bulundururlar.

Virüs ile infekte hücrelerde de aynı olaylar meydana gelir.12). ancak farklı olarak class I proteinler kompleks oluştururlar. Bunlardan birincisi hücreden salınan perforinlerin hedef hücrenin membranında delik açması iledir veya apoptozis denilen programlanmış konak hücre ölümüdür. hem CD4 hem de CD8 hücrelerin yüzeylerinde bulunan LFA-1 proteinleri APC hücreleri yüzeylerindeki ICAM-1 proteini ile birleşir. Aktivasyon olaylarında birinci adım antijen için spesifik olan T hücre reseptörünün (TCR) antijen ile birleşmesidir. dalaktaki dendritik hücreler ve derideki Langerhans hücreleri de yüzeylerindeki Class II proteinler vasıtasıyla APC özelliği gösterirler. Bu kompleks yapı makrofajların yüzeyine çıkar ve CD4 pozitif helper hücrelerin reseptörlerine sunulur. Makrofajların sitoplazmasında yabancı protein küçük peptidlere ayrılır ve MHC class II proteinler ile birleşir. 263 .CD8 T hücreler sitotoksik fonksiyondan sorumludur ve özellikle virüs ile infekte hücreler. Bu yapı da CD8 pozitif sitotoksik hücrelerin reseptörleri tarafından algılanır (Şekil 6. Öldürme işlemini iki yöntemle yaparlar. Makrofajlar tarafından salgılanan IL-1 etkili yardımcı T hücre aktivasyonu için gereklidir. ancak B hücreler. Örneğin. TCR ile antijen birleşmesi sırasında CD4 protein MHC Class II proteini ile birleşir. tümör hücreleri ve allograft hücrelerin öldürülmesinden sorumludur. Bu birleşmeye başka proteinlerin birleşmesi de eklenebilir. Makrofajlar en önemli APC hücrelerdir. T hücrelerin aktivasyonu (Şekil 30): Helper T hücrelerin aktivasyonu makrofajlar gibi antijen sunan hücrelerin (APC) yüzeylerindeki kompleks yapıyı (Antijen + Class II MHC protein) tanımalarına bağlıdır.

264 .

Anerji epitoplar için spesifiktir. Bunlardan biri APC üzerindeki B7 proteini ile helper T hücrelerin yüzeyindeki CD28 proteininin birleşmesidir. IL-5. 265 . Bu olaya MHC restriction denilir.Tablo 6. T hücreler sadece polipeptid antijenleri tanırlar. Eğer bu birleşme gerçekleşir ise helper T hücrelerden IL-2 salgılanır ve bu hücrelerin regulatuar. Eğer T hücre reseptörleri antijen ile birleşirse (epitop) kostimülatörler meydana gelmez ve anerji denilen cevapsızlık durumu meydana gelir. bir epitopa karşı gelişen anerji diğerlerini etkilemez. Bunlarında MHC proteinleri tarafından sunulmuş olması gerekir.8 T helper hücrelerin özellikleri Fonksiyon IL-2 ve gama interferon üretimi IL-4. effektör ve memory fonksiyonlarının işleve geçirilmesini sağlar. IL-6 ve IL-10 üretimi Hücresel immünite ve gecikmiş tip hipersensitiviteden sorumluluk Başlıca antikor üretiminden sorumlu IL-12 ile stimülasyon IL-4 ile stimülasyon Th-1 hücre Var Yok Var Yok Var Yok Th-2 hücre Yok Var Yok Var Yok Var Helper T hücrelerin tam olarak aktifleşebilmesi için bir kostimülatöre ihtiyaç vardır.

örneğin. Makrofaj activating faktör (MAF) ve Makrofaj migrasyon inhibitör faktör (MİF)' in bu oluşumda rolleri olduğu bilinmektedir. süperantijenler birden çok T helper'ı aktifleştirir. Sitotoksisite: Sitotoksik yanıt virüs ile infekte olmuş hücreler. nükleik asidler ve penisilin gibi antijenleri tanıyabilecek farklı birçok yüzey reseptörlerine sahiptirler. class I MHC proteinleri endojen kaynaklı antijenleri. Böylece yoğun sitokin salgılanması olur ve hastanın kliniği ağırlaşır. Bu interlökinler toksinler tarafından oluşturulan Stafilokok infeksiyonlarının temelini oluşturur. Süperantijen Stafilokok ve Streptokokların antijenleri gibi bazı proteinler süperantijen özelliği gösterir. Bunun sonucunda T hücrelerinden IL-2 ve makrofajlardan IL-1 salgılanır (Şekil 6. Bazı retrovirüsler ile CMV ve EBV'nin de süperantijen özelliği gösterdiği bulunmuştur. B hücreler immunglobulinlerin Fc kısmı için ve bazı kompleman komponentleri için de yüzey reseptörleridir. Örneğin toksik şok sendromu toksini antijen sunumu olmaksızın direk olarak APC'Ierin class II MHC proteinleri ile T helperlerin TCR'lerini nonspesifik olarak birbirine bağlar. Bunlar antijenler için spesifik birer reseptördürler. Antijenler için T hücre reseptörü CD3 proteinleridir. Gama interferon. bazıları da IgD tipinde. B hücreleri peptidler. tümör hücreleri ile graft rejeksiyonunda meydana gelir. çünkü virüs hücre içinde replike olmadığı için viral epitoplar class I MHC proteinleri tarafından sunulmaz. viral proteinler. yüzey immunglobulinleri (IgM ve IgD) ile antijenlerle direkt ilişkiye girerler. Makrofajlar ve CD4 hücreler rol oynarlar.16). 266 . Antijenler T hücrelerde olduğu gibi B hücrelerde class II MHC proteinleri yoluyla sunulmazlar.Şöyle bir genelleme yapacak olursak. immunglobulinler taşırlar. örneğin. polisakkaridler. B hücreler plazma hücrelerine dönüşür ve immunglobulin salgılarlar. MHC class II proteinleri ise fagosite edilmiş ekstrasellüler mikroorganizmaları. B hücreler. bakteri proteinleri sunarlar. T hücrelerin sadece peptid tanıyan antijen reseptörlerinden farklı olarak. B hücrelerinde antijen bulunduğu zaman helper T hücreleri ile yüzeylerinde bulunan class II MHC proteinleri ile ilişki kurarlar. Bunun önemli bir istisnası ölü viral aşılardır. Normal şartlarda bir antijen ile bir T helper aktifleştirirken. Bunlar CD8 pozitif sitotoksik T hücreleri aktive etmezler. Antikorlar B lenfositler yüzeylerinde IgM tipinde. Bir antijen B lenfositler ile ilişkiye girince. T hücrelerinin fonksiyonları Gecikmiş tip hipersensitivite: Bu reaksiyon hücre içi yaşayan bazı bakteri ve mantarlara karşı gelişir.

Antikor yapısı ve fonksiyonu Plazma proteinlerinin yaklaşık olarak %20 kadarını antikorlar oluşturur. iki antijen bağlama alanı olması nedeniyle divalent olarak isimlendirilir.17). Değişebilir alan antikor yakalama. karboksi terminal ucu ise Fc bölgesidir. sabit alan ise biyolojik aktivitelerden sorumludur. H zincirin amino terminal ucu antijen bağlar. Bütün immunglobulin molekülleri hafif ve ağır polipeptid zincirlerinden oluşur.18) IgG: iki H iki L zinciri vardır (H2L2). İlişkiye girilen B hücreler plazma hücrelerine döner ve spesifik antikorları salgılarlar. epsilon (ε) olmak üzere farklı yapıdadır. alfa (α). 267 . Papain gibi pretolitik enzimler ile muamele edilirse antikor menteşe bölgesinden (hinge region) parçalanır. Ağır zincir her bir immunglobulinde gamma (γ). Hafif zincirler Kappa (K) ve lambda (λ) olarak iki tipte bulunmasına rağmen her bir immungulobulin bunlardan sadece birini bulundurur.Antikor oluşmasının birinci basamağı antijenin makrofajlar tarafından fagosite edilmesi ve bunların T hücrelerine sunulmasıdır. delta (δ). L ve H zincirleri değişebilir (variabl) ve sabit (constant) bölümlerden oluşur. İmmunglobulinler (Şekil 6. Aktifleşmiş T hücreler B hücreleri ile ilişkiye girer. Basit bir antikor molekülü γ şeklindedir ve birbirlerine disülfid bağları ile bağlı iki H iki L tipi zincir taşır (Şekil 6. mu ((µ).

kapsüllü bakterilere etkili Yarılanma: 7 gün (diğerleri: 20-21) En güçlü kompleman uyarıcı (IgM) Protein A ile bağlanmaz Komplemana bağlanmaz IgG sekonder yanıtın antikorudur.0 lgA2 α2 160 0.03 IgG1 γ 146 9 lgG2 γ2 146 3 lgG3 γ3 165 1 IgG4 γ4 146 0.10 İmmünglobulınlerın özellikleri IgM Ağır zincir Moleküler ağırlık Erişkinde serum seviyesi mg/ml Fonksiyon Nötralizasyon Opsonizasyon NK hücresine duyarlık Mast hücresine duyarlık Kompleman sisteminin aktivasyonu Özellikleri Epiteli geçebilme Plasentaya geçebilme Ekstravasküler alana difüzyon + +/+++ +++ + +++ ++ +++ +/+++ +++ (dimer) ++ (mono mer) + + +++ ++ +++ ++ + +++ ++ + +++ ++ ++ ++ + ++ + + ++ + +++ µ 970 1.0000 5 268 . Tablo 6. lgG2 polisakkarid antijenlere karşı direk etki gösterir. lgG1 total IgG'lerin %65'idir.5 IgD δ 184 0.lgG1 lgG4 olmak üzere 4 alt sınıfı vardır. Tablo 6.5 IgE ε 188 0.9 Ig G alt grupları Ig G2 lgG3 lgG3 Ig G3 Ig G4 Plasentadan en az geçen. plasentayı geçebilen tek antikordur ve böylece yenidoğanda tespit edilebilen en önemli antikordur.5 IgA1 α1 160 2. kapsüllü bakterilere karşı defansta önemli yeri vardır.

IgM: Erken immun yanıtın antikorudur. Serumda eser miktarda bulunur. kompleman bağlama ve antijen antikor reaksiyonlarının en etkili immunglobulinidir. Fetus'da ancak infeksiyon var ise bulunur. Birbirlerine J zinciri ile bağlı iki adet H2L2'den oluşmuştur. 269 . Monomerik IgM B hücrelerinin yüzeyinde bulunur (Şekil 6. IgE: Fc kısmı mast hücreleri ve bazofillerin yüzeyindeki reseptörlere bağlanır. IgA dimer molekülleri sekretuvar komponent denilen antikorun mukoza epitel hücrelerine geçişini kolaylaştıran protein taşırlar. Serum IgE tipik olarak helmint infeksiyonlarında yükselir. tükrük. Bu bağlanma ile antijen antikor kompleksinin tetiklediği anafilaktik reaksiyonları meydana getirir. IgA serumda monomerik yapıdadır.19). Aglutinasyon. intestinal ve genital sekresyonlarda bulunan immunglobulindir. Serumda bulunan IgM birbirine J zinciri ile bağlı 5 H2L2 ünitesinden oluşmuştur. IgA: Süt. gözyaşı ile respiratuvar. Bakteri ve virüslerden mukozaları korur. Pentamer yapının total 10 tane antijen bağlama alanı vardır. IgD: Bazı B lenfositlerin yüzeyinde antijen reseptörü olarak görev yapar.

270 . Antikor yanıtı IgM olarak başlar bunu IgG. IgA ve diğerleri izler. IgM çok az yükselir.21). IgG'de ise belirli bir yükseklik vardır. HLA-B ve HLA-C genleri tarafından kodlanır. Class I molekülleri tüm çekirdekli hücrelerde bulunur (Şekil 6. (Şekil 6. Serum antikor konsantrasyonu birkaç hafta devam eder ve sonra düşer. Antikorlar antijen ile doğrudan ilişkiye girebilir ancak T hücre reseptörleri antijen sunan hücrelerin MHC molekülleri tarafından sunulan antijenlere afinite gösterir. Class I proteinleri HLA-A. Sekonder yanıt: Primer yanıttan aylar veya yıllar sonra aynı antijen ile karşılaşıldığında antikor yanıtının daha hızlı ve daha yüksek olduğu görülür. Majör histocompatibilite kompleksi (MHc) MHC moleküller protein antijenlere bağlanır ve bunları T hücrelere sunarlar. MHC insanlarda 6. dozuna ve tipine bağlı olarak günler veya haftalar içinde antikor gelişir. Yanıtın şiddeti primer yanıttan sonra meydana gelen memory hücrelerinin miktarına ve duyarlılığına bağlıdır.Antikora Bağlı Hümoral İmmünite Primer yanıt: Bir kişi antijen ile ilk karşılaştığında antijenin veriliş yoluna.20). HLA (Human lökosit antijen) olarak da bilinen MHC genlerinin en önemlileri class I ve class II MHC proteinlerini kodlar. T hücre reseptörleri antikorlardan farklıdır. kromozom üzerinde lokalizedir.

Mediatörlerin salınımı ile vasküler permeabilite artar ve düz kaslarda kasılma meydana gelir. Kemotaksis: C5a nötrofillerin hareketlerini stimüle eder. Böylece toplumda birbirinden çok farklı MHC genleri bulunur. Opsonizasyon: Hücreler. Kompleman proteinleri karaciğer ve fagositer hücreler tarafından üretilir. Çünkü bir çok fagositer hücrenin yüzeyinde C3b reseptörleri bulunur. Aktivasyon başlıca iki yolla olur (Şekil 6. 1. Kompleman sistemi Serum ve membran yüzeylerindeki birtakım proteinlerdir. Kişiler kendi genlerini anne babalarından alırlar. antijen-antikor kompleksleri ve diğer partiküller C3b'nin varlığında daha iyi fagosite edilebilirler. 5. 3. Diğer hücrelerde ortaya çıkması interferon tarafından indüklenebilir. Isıya duyarlıdır. MHC genleri polimorfizm gösterir. 4. Bu proteinler makrofajlar. B hücreler ve diğer antijen sunan hücrelerde bulunur. Bu bölgeninde DP. Majör biyolojik etkileri (Şekil 16.23). 2. Anafilotoksinler: C3a. Sitoliz: C5b6789 kompleksinin hücre yüzeyine oturması ile bakteri. 271 . 56C'de inaktive edilebilir (bu ısıda immunglobulinler inaktive edilemez) Kompleman komponentlerinin birçoğu proenzimlerdir. eritrosit ve tümör hücreleri gibi hücrelerin lizisi meydana gelir. C4a ve C5a mast hücrelerinin degranülasyonunu sağlarlar. DQ ve DR bölgeleri vardır.22).Class II proteinleri ise HLA-D alanında kodlanır. İmmünglobulin sentezinde artış: C3b komponenti immünglobulin sentezinde artış sağlar. Aktivasyon antijen-antikor komplekslerine veya bazı nonimmunolojik moleküllere bağlıdır.

272 .

Daha sonra C3 konvertas'dan C3a ve C3b meydana gelir. lgG4 bu yolu kullanmaz. C3a bir anafilotoksindir. Bunlardan IgG ve IgM'nin Fc kısmına C1q bağlanır. C3. Homograft (allograft) aynı türden olan ancak genetik olarak farklı organizmalar arasındaki transferdir (örneğin. insanlar arasında). Bunun etkisi ile C5'den C5a ve C5b meydana gelir. İmmünsupresyon yapıcı ilaçlar verilmez ise genellikle alıcılarda red reaksiyonları görülür. bunun sonucunda nekroz olur. Kemik iliği transplantasyonunda antikorlarda bu oluşuma yardımcı olurlar. Kompleman yetersizliğinin klinik tabloları Komplemanların genetik eksikliği birçok infeksiyon hastalığına zemin hazırlar. C3b ise C4b2b ile birleşerek C5 konvertazı meydana getirir. İsograft (syngeneic graft) transfer genetik olarak birbirine yakın (örneğin ikizler) arasındaki doku alışverişidir. Bunlarla meydana gelen C3bBbC3b. hemen daima red edilir. Alternatif yolda properdin yetersizliğinde meningokok İnfeksiyonları sık görülür. 273 . Akut allograft reaksiyonda yabana dokunun vaskülarizasyonu başlangıçta normaldir ancak 11-14 günler arasında dolaşım bozulur ve mononükleer infiltrasyon gelişir. oluşan komplekse Cg'da bağlanarık membrana atak kompleksi oluşur. Deri ve dokularda meydana gelen ana reaksiyon budur ve T hücreler rol oynar. Heterograft (xenograft) farklı canlılar arasındaki transferdir. C3 konvertaz görevindeki faktör B. Buna daha sonra C8 bağlanır. IgG'lerin IgG 1. Transplantasyon Daima tercih edilen otograft (kişinin kendi dokusu) transplantasyondur. D ve proper-din aracılığı ile C3bBb'ye ayrılır. C1q. Buna pirimer reaksiyon denir. MAC eksikliğinde Neisseria enfeksiyonları. bu da C4 ile C2'den C4b2b'yi meydana getirir. parazitler gibi) farklı bir alternatif yoldan komplemanı aktifleştirebilir. 2 ve 3 alt sınıfları aktifleştirebilirken. C5a bir anafilotoksin ve bir kemotaktik faktördür. C2 eksikliğinde ciddi piyojenik bakteri enfeksiyonları. alternatif C5 konvertaz oluşturur ve bunlarla gelişen C5b membrana atak kompleksi oluşturur. Antikorların Fc kısımlarına bağlanan C1. C1r ve C1s olmak üzere üç proteinden oluşur. Alternatif yol: Bir çok madde (endotoksin.Klasik yol: Sadece IgM ve IgG aktifleştirebilir. Allograft red: immünsupressif ilaçlar alınmadıkça meydana gelecek red olaylarına allograft reaksiyon denir. C5b ise C6 ve C/ye bağlanır. Alternatif C3 konvertaz daha çok C3b meydana getirir. Antijen-antikor kompleksi C1s'i aktifleştirir.

Her bölüm birbiriyle ilişkili veya bağımsız olarak yetmezliğe girebilir. Yeni doku daha önceden gelişmiş antikorlar nedeniyle çok kısa sürede red edilir (örneğin anti ABO antikorlar) 2. Kronik doku reddi. embriyolojik anormallik veya enzim defekti sonucunda ya da bilinmeyen nedenlere bağlı olarak gelişebilir (Tablo 6.12) 274 . T hücreleri. İmmün yetersizliğinin mekanizması İmmün sistem B hücreleri. fagositer sistem ve kompleman sistemi olarak dört önemli bölümden oluşur. edinsel. İmmün yetersizlik kongenital. Clr veya Cls C4 C2* Enfeksiyonlar Piyojenik Piyojenik Asemptomatik Bazen piyojenik Alternatif yol C3 Piyojenik (stafilokok) Membran atak komplakesi C5 C6 C7 C8 C9 Neisseria Neisseria Neisseria Neisseria Asemptomatik Kontrol proteinleri Cl inhibitör 1 proteini H proteini Bozulma hızlandırıcı faktör * En sık görülen kompleman eksikliği Anjiyoödem Piyojenik Hemolitik üremik sendrom Paroksismal noktümal hemogiübinüri Bunun dışında iki ayrı tip gref reddi gelişebilir: 1. Minör MHC benzemezlik nedeniyle aylar. Aynı kişiye ikinci bir allograft uygulanırsa. daha önceden duyarlı hale gelmiş T hücreler aracılığı ile doku reddi 5-6 günde gelişir.Tablo 6. yıllar sonra gelişebilir.11 Kompleman komponentlerının eksiklikleri Komponent Klasik yol Clq. Buna hızlanmış (accelerated) reaksiyon denir. Hiperakut doku reddi.

13) Otoimmün hastalıkların gelişiminde üç ana mekanizma rol oynamaktadır. Başlıca 4 tip aşırı duyarlılık reaksiyonu vardır. Otoimmün hastalıkların çoğu antikora bağımlı olanlarıdır. Normal proteinlerde değişme 3. 275 . histonlar Eklemlerde IgG Kalp ve eklem dokuları Eritrosit membranları Trombosit membranlan Böbrek ve akciğer bazam membran. intrinsic faktör ve parietal hücreler Thyroglobulin İslet hücreleri Adrenal korteks Glomerüler bazal membran Küçük ve orta boy arterler Myelin proteini Myelin proteinlerinin reaksiyonu Hipersensitivite (Aşırı duyarlılık) Hipersensitivite veya allerji.Tablo 6. TSH reseptörleri insülin reseptörleri Calsiyum kanal reseptörleri DsDNA. (Tablo 6. Th1 ve Th2 hücreler hücresel veya antikora bağlı otoimmün reaksiyonları ortaya çıkarabilir.13 Önemli otoimmün hastalıklar İmmün yanıtın tipi Reseptörlere karşı gelişen antikorlar Otoimmün hastalık Myasthenia gravis Graves hastalığı insüline dirençli diabet Lambert-Eaton myasthenia Diğer hücre komponentlerine karşı gelişen antikorlar Sistemik Lupus Erythematosus Romatoid artrit Romatizmal ateş Hemolitik anemi İdiopatik trombositopenik purpura Goodpasture's sendromu Pernisiyöz anemi Hashimoto tiroiditi insüline bağımlı DM Addison hastalığı Akut glomerulonefrit Periarteritis nodosa Guillain-Barre sendromu Hücresel immünite (T hücreler ve makrofajlar) Allerjik ensefalomyelit Hedef Asetilkolin resep. II ve III antikora bağımlı. immün yanıtın abartılması veya uygun olmayan reaksiyonların meydana gelmesi ile konağa zarar vermesidir. Sekestre antijenlerin salimimi Tablo 6. Moleküler benzerlik 2. Böyle reaksiyonlar genellikle antijen ile ikinci defa karşılaşmada meydana gelir. IV ise hücresel tiptedir. Bu gelişimin en önemli adımı kendi dokularına karşı duyarlılık kazanmış CD4 T lenfositlerin ortaya çıkmasıdır. 1.12 Immünyetmezliğin nedenleri Genetik Otozomal resessif Otozomal dominant X'e bağlı Biyokimyasal ve metabolik yetmezlik Adenozin deaminaz yetmezliği Otoimmün hastalıklar Bazen yetişkinlerde kendi antijenlerine immün reaksiyon gelişir ve otoimmün hastalıklar ile sonuçlanabilir. Bunlardan I.

Bu reaksiyonu spesifik IgE ile bağlanan antijen oluşturur. 5 ve GM-CSF salgılanır (Şekil 6. ayrıca IL-3.Tip I hipersensitivite (Anafilaktik tip) Anafilaksi düz kasların kasılması ve kapillerlerin dilatasyonudur.26. 276 . platelet aktivating faktör. lökotrienler. eozinofil ve nötrofil kematoktik faktör. 4. Bunun sonucunda histamin. IgE antikorunun Fc kısmı mast hücrelerine bağlanır.

277 .Allerjenlerin inhale edilmesi sonucunda oluşan allerjik hastalıklarda yüksek ateş ve astım krizleri görülür. Ayrıca birçok yiyecek de allerji yaparak tip I aşırı duyarlılığa sebep olabilir. Ayrıca desentizasyon da uygulanabilir. Tedavide en iyi yöntem mümkünse allerjenden uzak durmaktır.

Maksimal 3-8 saat içinde deride pilomorfonükleer infiltrasyon. ya da trombosit aggregasyonu yoluyla mikrotrombüsleri ve vazoaktif aminlerin salınımını indüklerler. Çiftçi akciğeri. pulmoner aspergilloz gibi durumlarda inhale edilen antijen yüksek oranlarda antikor meydana getirir. kan elemanlarına ve böbrek glomerul bazal membranına karşı gelişen otoimmün reaksiyonlar. Yüksek miktarlarda yabancı proteinlerin injekte edildiği durumlarda serum hastalığı meydana gelir. Transfüzyon reaksiyonları. antikora bağlı graft reddi. ödem ve eritem görülmesi arthus reaksiyonu adıyla anılır.Tip II hipersensitivite: Antikora bağımlı. 278 . İmmünkompleksler ya kompleman aktivasyonu yoluyla polimorfonükleer lökositlerin dokuları parçalar. sitotoksik hipersensitivite Doku yüzeylerindeki antijenlere antikorların bağlanması ile hücre ölümü meydana gelir. yenidoğanın Rh uygunsuzluğuna bağlı hemolitik hastalık. Tip III. eritrosit ve trombositlerin ilaca bağlı olarak gelişen hipersensitiviteleri önemli örneklerdir. İmmün komplekslere bağlı hipersensitivite Antijen-antikor kompleksleri aracılığı ile meydana gelir. Hücreler ya fagositerler tarafından (IgG + C3B) ya da komplemanın MAC etkisi ile lizise uğratılır.

279 .

Gecikmiş yanıt temaston sonra saatler (bazen günler) ile ifade edilen sürede meydana gelir ve günlerce sürebilir. Aynı madde ile tekrar karşılaşınca duyarlı kişilerde 12-24 saat içinde eritem. ancak akut infeksiyonu göstermez. kaşıntı. Hücresel hipersensitivite herpes simplex ve mumps gibi viral infeksiyonlarda da gelişebilir. 280 . konak proteinlere bağlanınca antijenik özellik kazanır. ancak bu hastalıklarda tanı daha çok serolojik olarak konulur. Sistemik mantar infeksiyonlarında deri testleri enfeksiyon etkeninin tanınmasında yardımcıdır. En iyi örneği tüberkülin testidir. Pozitif deri testi kişilerin infekte olduğunu gösterir. antijen ile T hücrelerinin primer etkileşmesi sonucunda meydana gelir. Küçük moleküller deriye girer ve hapten etkisi yapar. Pozitif deri testi yanıtı kemoterapi'de destekleyici olarak kullanılabilir. Tüberkülin tipi hipersensitivite. ekzema ve deri nekrozları meydana gelir. Lepra'da pozitif lepromin testi tüberküloid lepra lehinedir. topikal kullanılan ilaçlar ve bazı kozmetikler.Tip IV: hücresel tip veya gecikmiş tip hipersensitivite Antikora bağımlı değildir. veziküller. İki grupta incelenir. sabunların kullanımı sonucunda meydana gelir. Antijen sunan hücrelerin. Deri içine az miktarda verilen tüberkülin 24-72 saatte kızarıklık ve endürasyon yapar. bitkiler. CD4 T lenfositler ile birbirini etkileyen epidermis'in Langerhans hücreleri olduğu düşünülmektedir. Kontakt hipersensitivitesi. formaldehid gibi bazı kimyasallar. Nikel.

281 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful