TUMER MİKROBİYOLOJİ KONU KİTABI 5.

BASKI- 2009

1

TEMEL MİKROBİYOLOJİ
MİKROORGANİZMALAR
Mikroorganizmalar sellüler ve asellüler olmak üzere iki ana grupta incelenirler. Sellüler mikroorganizmalar replikasyonları ve yaşamları için gerekli olan tüm enzim ve biyolojik yapıları bulundururlar. Daha açık bir tanımlama ile protein sentezi yapabilecek DNA ve RNA yapılarına sahiptirler. Ökaryotlar ve prokaryotlar olarak ikiye ayrılırlar (Tablo 1.1) (Şekil 1.1). Tek hücreli ökaryotlar sınıfına protistler denir. Algler, protozonlar, mantarlar ve slime moldlar bu grubun üyesidirler. Gerçek hücre yapısı ve metabolizmaları bulunmayan, bir konak hücreye girerek onun genetik yapısındaymış gibi davranan, böylece kendisi için gerekli olan proteinleri sentezlettiren, bu arada içinde bulunduğu konak hücrenin fonksiyonlarını bozarak onlarda hastalık meydana getirebilen basit yapılı canlılara asellüler mikroorganizmalar denir. Virüsler, viroidler ve prionlar asellüler mikroorganizmalar sınıfındandır.

Tablo 1.1 Medikal önemi olan mikroorganizmaların karakteristik özellikleri
Özellik Hücre yapısı Nükleik asit Nukleus tipi Ribozom Mitokondri Dış yüzey yapısı Hareket Replikasyon Virüsler Yok DNA veya RNA Yok Yok Yok Protein kapsid ve lipoporotein zarf Yok Hücre içinde çoğalma Bakteriler Var Hem DNA hem RNA Prokaryot 70S Yok Peptidoglikan hücre duvarı (Mycoplasma hariç) Var Binary fission Mantarlar Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Kitin yapısında sert duvar Yok Budding veya mitoz Protozoon ve helmintler Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Fleksibi membran

Var Mitoz

İnsanlarda hastalık yapan mikroorganizmalar bakteriler, mantarlar, protozoonlar, helmintler ve virüsler olmak üzere beş ana bölümde incelenir. Virüsler nonsellüler, bakteriler prokaryot, diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir. Bakteriler prokaryot, virüsler ise nonsellüler grubun üyesidir. Diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir.

Virüsler
Virüs partikülü bir kapsid ile çevrili DNA veya RNA'dan oluşmuştur (nukleokapsid). Kapsid nükleik asidi korur ve konak hücreye tutunma ve penetrasyon işlerinde görevlidir. Kapsid üzerindeki proteinler (daha çok glikoprotein) virüs ile konak hücre arasındaki ilişkiyi açıklar. Bazı virüsler ayrıca lipid yapılı bir zarf ile çevrilidir.

Viroid
Tek sarmal, küçük, çıplak, RNA molekülleridir. Kapsidi yoktur, insanlarda enfeksiyonları gösterilememiştir, bitki hastalıkları yapmaktadırlar. Hücreler arasındaki bulaşmanın hangi mekanizma ile olduğu bilinmemektedir.

Prionlar
Nükleik asitleri olmayan, protein yapısında nukleazları olmayan infektif partiküllerdir. Proteazlara ve sterilizasyon yöntemlerine dirençli olmaları önemli özellikleridir. Uzun inkübasyon periyotlu yavaş virüs enfeksiyonları oluştururlar. Hastalığın belirgin özelliği nöronlarda vakuolizasyon ve amiloid plaklar geliştirmeleridir. İlk defa scrapie hastalığında tespit edilmişlerdir. Bulaşıcı özelliği olan prion proteinleri (PrP) konağın kromozamal DNA'sında kodlanır. İnsanlarda Kuru, Jacobs-Creutzfeld (Şekil 1.2) , fatal familial insomnia etkenidirler. Deli Dana (bovine spongioform encephalo-pathy-BSE) hastalığı hayvan ölümlerinden sorumlu prionların meydana getirdiği güncel hastalıktır. Hastalığın tanısında tarama testi olarak kullanılabilecek serolojik bir yöntem geliştirilememiştir. İntrasellüler yaşayan organizmaya karşı immün yanıt kötüdür. Biyopsi ile tanı konulur. Prionların iki formu vardır,

2

infeksiyöz form bulaşıcı olup, BSE, iatrojenik CJB ve kuru hastalığı etkenidir. Kalıtsal geçen prionlar ise bulaşıcı değildir, PrP'nin gen mutasyonuna bağlı familial CJB, fatal familial insomnia etkeni olarak görülür. Sellüler hücreler ökaryotlar ve prokaryotlar olmak üzere başlıca iki önemli yapıdadır. Her ikisi de hücresel mikroorganizma olmasına rağmen aralarında temel farklar bulunmaktadır (Tablo 1.2) (Şekil 1.2, 1.5). Prokaryotlar denince bakteriler anlaşılır.

3

4

ÖKARYOTLAR VE PROKARYOTLAR Prokaryotlar (Bakteriler)
Ökaryotlardan başlıca farkı nukleus membranı ve nukleolusunun bulunmamasıdır. Her zaman tek kromozom bulundurur ve histon proteinleri içermez. Prokaryotların çekirdeğine özel yapısından dolayı nukleoid denmektedir. Mitokondri, endoplazmik retikulum, golgi cihazı, plastidler ve lizozom gibi organelleri bulunmaz, ökaryotlardan daha küçük ribozoma (70S) sahiptirler. Prokaryotların bir çoğu etraflarında peptidoglikan hücre duvarı bulundurur (Mcoplasma hariç). Ökaryotlarda böyle bir tabaka bulunmaz. Mantarlarda kitin denilen N-asetilglukozamin yapısında sert bir tabaka vardır, ancak bakteri hücre duvarının özelliklerini taşımaz. Protozoonlar ve bazı bakteriler hareketli olabilirken virüsler ve mantarlar hareketsizdir.

Ökaryot sitoplazmik membranında sterol bulunur, prokaryotlarda Mycoplasmalar (kolesterol) dışında bulunmaz. Bakterilere şekillerini hücre duvarları verir. Şekillerine göre iki grupta incelenirler; Atipik şekilliler: Bu gruptaki bakterilerin belirli bir şekli yoktur (Mikoplazmalar gibi). Gerçek şekilliler; Kromozom kontrolü altında belirli şekle sahiptirler, üç grup altında toplanırlar (Şekil 1.4); 1. Koklar 2. Basiller 3. Spiriller

5

Hücre duvarı yağ asitleri analizi 2. Nükleik asit sekans analizi 4. Faj tiplendirmesi Analitik sınıflandırma 1. Hücre enzimlerinin elektroforezi Genotipik sınıflandırma 1. parazit. Ribotyping 6.Tablo 1. Serotiplendirme 5. Mikroskobik yapıları 2. Guanin/sitozin oranı 2. Plazmid analizi 5. Tüm bakteride protein analizi 4. DNA hibridizasyon 3. Makroskobik yapıları 3.2 Prokaryot ve ökaryot hücrelerin özellikleri Özellik Gerçek çekirdek Mitotik bölünme Histonlarla eşleşmiş DNA Kromozom sayısı Mitokondri Endoplazmik retikulum Lizozom Ribozomun büyüklüğü Peptidoglikan hücre duvarı Solunum Hücre zarında sterol Çekirdek zarı Prokaryot Hücre (Bakteri) Yok yok yok Tek (Haploid) yok yok yok 70 S (50S+30S) Var Hücre zarı ile Yok (mikoplazma hariç) yok Ökaryot Hücre (Mantar. Antibiyogram duyarlılıkları 6. Tüm bakteride lipid analizi 3. analitik ve genotipik sınıflandırma yapılır. Kromozomal DNA yapı ve parçalarının incelenmesi 6 . Biyotiplendirme 4. Bakterilerin sınıflandırılması Fentipik sınıflandırma 1. insan hücresi) Var Var Var Birden fazla (Diploid) var var var 80S (60S+40S) yok Mitokondrilerle var Var Bakterileri birbirinden ayırmak için fenotipik.

Tedaviye direnç genlerinin araştırılması 5. Northern blot. İnsanlarda hastalık yapan bakteriler öbakteri sınıfındandır. Amplifikasyon yöntemleri: Hedef. antiviral tedavinin izlenmesinde de çok faydalıdır.Bakteriler öbakteri ve arkebakteri olmak üzere iki grupta incelenir. Yeterli miktarda hedef nükleik asit dizisinin bulunmadığı durumlarda testlerin duyarlılığının arttırılması gerekir. Hibridizasyon yöntemleri: Hedef nükleik asit dizilerine karşılık gelen nükleik asit dizileri (prob) ile doğrudan hibridizasyon yapılmaktadır. Tedaviye yanıt şansının değerlendirilmesi 4. Klinik viroloji laboratuarlarında nükleik asit testlerinin kullanım araçları : 1. TAS gibi) RNA molekülleri çoğaltılmaktadır. sadece araştırılan nükleik asitler saptanabilmektedir. Hastalık prognozunun belirlenmesi 3. Thermus aquaticus'dan (Taq polymerase) elde edilen DNA polimeraz PCR testinde kullanılır. En küçük bakteri mikoplazmadır. miktarı tayin edilmeye çalışılmaktadır. amplifikasyon sonrası elde edilen ürün miktarından orijinal örnekteki n. transkripsiyona dayalı amplifikasyon yöntemlerinde (TMA. kalıp DNA sarmalının karşısına gelecek oligonükleotid dizileri (primerler. mikroorganizma nükleik asitlerinin morfolojik olarak yerleşimi incelenebilmektedir. RT-PCR: RNA araştırılacaksa önce revers transkriptaz enzimi ile komplementer DNA sentezlenir ve ardından PCR uygulanır. antibiyotik duyarlılık testleri. dallı DNA testlerinde DNA araştırılırken. insitu hibridizasyon) bulunmaktadır. Tedavi etkinliğinin izlenmesi 6. Klasik kantitatif PCR yöntemlerinde. antijenik substratlar veya kemilüminesans veya floresans veren moleküller ile işaretlenmiş özgüllüğü yüksek DNA veya RNA segmentleridir. komplementer DNA sentezlenmekte ve ısı döngüleri yinelenerek DNA kopyaları çoğaltılmaktadır (PRC ürünleri ampliconlar). prob veya sinyal çoğaltılmaktadır. özgül viral DNA'nın kantitatif analizi ile belirlenebilmektedir. İnfeksiyon kaynağının izinin sürülmesi b. yüksek ısı gibi anormal şartlarda yaşayabilen bakterilerdir. NASBA. Subtiplendirme biyotiplendirme. Q-beta replikaz. Klinik örnekte mikroorganizmaların bol olduğu durumlarda hibridizasyon yeterli olabilirken. genellikle saptama duyarlılığını arttırmak için amplifikasyon gerekmektedir. Bakterilerin özel tiplerine (epidemi yapanlar gibi) subtipleri denir. 7 . en büyük virüsden (Poxvirüs) bile daha küçüktür. Doğrudan hibridizasyon yöntemi ile serumdaki serbest virüs. Sindirim sisteminde simbiyotik olarak yaşarlar. öncüller) bağlanmakta. bakteriofaj tiplendirme ve bakteriosin tiplendirme yöntemleri ile yapılabilir. Epidemiyolojik çalışmalar Kantitatif viral NAT Kantitatif yöntemler. enzimler. Arkebakterilerin öbakterilerden farkı peptidoglikan tabakalarının bulunmamasıdır. Hibridizasyon yöntemine göre (Şekil 4) iki mikroorganizma arasındaki homoloji >%70 ise aynı tür olduklarına karar verilir. rRNA'nın mutasyondan en az etkilenen genetik materyal olması nedeniyle hibridizasyonda en duyarlı yöntem DNA ile ribozomal RNA (rRNA) karşılaştırmasıdır. Nükleik asit kimyasının anlaşılması ile birlikte nükleik asit prob teknolojisi ortaya çıkmıştır. Bu yöntemler arasında sıvı faz hibridizasyon testleri.a. DNA polimeraz enzimi ile her sarmalın karşısında. Virusların genotiplerinin belirlenmesi 7. infeksiyon hastalıklarının ilerlemesi hakkında fikir vermenin yanı sıra. Hedef nükleik asitlerin çoğaltıldığı yöntemler Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR): Klasik yöntemdir. Bu yöntemde DNA ısı ile denatüre edilerek sarmallar ayrılmakta. Öncül olarak özgül oligonükleotitler kullanıldığı için. Viral nükleik asit testlerinde kullanılan yöntemler Moleküler biyolojik yöntemler genel olarak amplifikasyon ve hibridizasyon yöntemleridir. Problar radyoizotoplar. 3SR. Filogenetik analizler a. yüksek tuz. katı faz hibridizasyon testleri (Dot blot. İn-situ hibridizasyonda mikroskop lamlarına fiske edilmiş hücre veya doku kesitleri üzerinde hibdirizasyon yapıldığından. Bunun için çift sarmadı DNA dizisine bağlanan florejenik moleküller kullanılarak hibrid yakalanır. Southern blot. Klasik polimeraz zincir reaksiyonun yanı sıra ligaz zincir reaksiyonu. serotiplendirme. İnfeksiyon etkeninin saptanması ve tanımlanması 2. Geçmiş yüzyılda mikroorganizmalar morfolojileri ve biyokimyasal özelliklerine göre tanımlanıyordu. Hibridizasyon testlerinde araştırılan genetik materyalin saptanabilmesi için belli bir düzeyde hedef nükleik asit miktarına gerek vardır. Gerçek zamanlı PCR ile nükleik asit miktarı belirlenir (viral yük). Gerçekzamanlı PCR: Hedef DNA'nın amplifikasyonunu ve amplifikasyon ürünlerini prob ile saptama basamaklarını aynı kapalı tüp içinde birleştirmektedir.

8 .

kontaminasyona bağlı yalancı pozititif olma riski daha azdır. Sinyal çoğaltma yöntemleri: Hedef nükleik asit. revers transkriptaz ve '17 RNA polimeraz enzimleri kullanılır. Hedef ve prob çoğaltma yöntemlerine göre daha stabil testlerdir. RNAz H. prob miktarları artmaz. Transkripsiyona dayalı amplifikasyon (TMA) da benzer bir yöntemdir. LCR: Denatüre olmuş DNA sarmallarına. hedef nükleik aside bağlanan işaretli moleküllerin çok sayıda olması ile testlerin duyarlılığı arttırılmaktadır.PCR'a alternatif diğer amplifikasyon yöntemleri: Benzer şekilde hedef nükleik asitleri çoğaltan nükleik asit dizisen bağlı amplifikasyon (NASBA) tek ısıda uygulanır. 9 . Bu yöntemlerde hedef RNA molekülüdür. özgül problar bağlanır ve ligaz enzimi ile bu oligonükleotitler yapıştırılarak yeni diziler elde edilir. Q-beta replikaz: Sistemde bir RNA polimeraz enzimi. Q-beta replikaz tarafından çoğaltılabilecek dizileri de taşıyan özgül problar kullanılır.

10 .

Ozmotik basıncın düzenlenmesi (selektif permeabilite ve transport) 2. Polisakkarid. Hücre zarfı'nın (sitoplazmik membran. mukopeptid) tabakadır (Şekil 6). Hem şekli hem de sağlamlığı sağlayan iskeletidir. Hücre duvarı Mikoplazmalar dışında tüm prokaryotlarda bulunur. Yapı olarak ökaryotlara benzemelerine rağmen daha fazla fonksiyona sahiptir. Novobiosin DNA sentezinin inhibisyonu dışında. Hücre duvarı polimerlerinin sentezi 5. teikoik asit sentezini inhibe eder. Sitoplazmik membran Ökaryot ve prokaryot hücreler arasında yapı olarak birbirlerine en benzeyen bölüm burasıdır. Arkebakterilerde buna benzer psödomurein (psödoglikan) bulunur. Bakteriyi iç basınca karşı korur. Prokaryotlar ökaryotlardan farklı olarak çekirdek zarı ve nukleolus içermezler. hücre duvarı ve kapsül) en içte kalan tabakasıdır (Tablo 3). Hücre duvarının sağlamlığını ve direncini sağlayan peptidoglikan (murein. Kemotaksi ve duyusal reseptörlerin bulunduğu yer sitoplazmik membrandır. iki lipid ve bunların arasında bir protein tabakadan oluşmuştur. proteinler ve metabolitlerden oluşmuştur. Sitoplazma başlıca DNA kromozomu. Sitoplazmik membrana mezozom aracılığı ile tutunur. lipid. Bakterinin organellerinden sadece nukleoidini görürsünüz. gram pozitifler ise kristal violet ile morlacivert boyanır (Tablo 4). Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları tabloda gösterilmiştir. Nukleotidler intron denen baz sıraları ile birbirlerine bağlanırlar. Mikoplazmalar dışında diğer prokaryotlar sitoplazmik membranlarında sterol içermezler. Birçok antibiyotik bakteri ribozomlarına etkili iken insan hücrelerindeki protein sentezini etkilemezler. mRNA. Her bakteride çift sarmallı tek bir DNA ipçiği bulunur. Gram pozitif bakterilerde daha kalındır. Elektron mikroskobu ile incelediğinizde görülen en önemli partiküller ribozomlardır. Bakteri ribozomları 70 Svedberg (S) büyüklüğündedir (50S ve 30S subünitleri vardır). Peptidoglikanın ana yapısını n-asetil muramik asit 11 . Sitoplazmik membranın görevleri 1. Enzim sentezi (Hem maddeleri parçalayıcı hidrolitik enzimler. Solunum (sitokromlar bu yapı içindedir) 3. Bunların içinde en bilinenleri Corynebacterium bakterileri içinde bulunan fosfat bağları taşıyan Ernst-Babes (volutin) granülleridir. DNA giraz enzimi bakterinin boyunun ortalama 1000 katı uzunluğundaki DNA'sının süpersarmal haline gelip bakterinin içine sığmasını ve açılmasını sağlar. ayrıca ekzotoksinler) 4. ribozomlar. ancak bağımsızdır. Çekirdek hücrenin ortasında veya bir kenarında bulunabilir. Dış ortamdaki maddelerin girişine izin veren seçici olmayan 1-2 nm çapında porlar bulundurur. Ökaryotlarda ise birçok DNA (kromozom) bulunur ve birbirlerine histon proteinleri aracılığı ile bağlanırlar. Bakteri DNA'sı Borrelia burgdorferi (lineer yapıda) ve bazı Streptomyces türleri dışında sirküler yapıdadır. Bakterinin protein sentezinde görevleri vardır. hem de penisilinaz gibi direnç enzimleri. Nukleoid Işık mikroskobu ile hücreler içinde görülebilen en büyük yapı çekirdektir. Polimiksinler de deterjanlar ile yapısal benzerlikleri ile sitoplazmik membranın yapısında bulunan fosfatidil-etanolamini selektif olarak tahrip ederek hücre ölümüne sebep olurlar. Ökaryotlarda görülen mikrotubüler yapılar prokaryotlarda görülmez. Işık mikroskobu ile homojen bir sıvı olarak görünür.BAKTERİNİN YAPISI Sitoplazma Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler benzer internal. Mikoplazmalar bu özellikleri nedeni ile sterol içeren besiyerlerinde ürerler. Bazı Cyanobacteriler thylakoid denilen fotosentetik yapılar. Lateral mezozom ise spor oluşumunun başladığı (sporlu bakterilerde) ve konjugasyonda pilusun bağlandığı yerdir. Mezozomun septal kısmı. Prokaryotların boyanma özelliğini sağlayan yapı burasıdır. Son basamakta kullanılan fuksin ile gram negatif bakteriler pembeye. hücre bölünmesinin başladığı yerdir. DNA replikasyonları da birçok noktada aynı anda sürdürülür. farklı eksternal yapılara sahiptirler. Lipofilik ve hidrofilik madde içeren deterjanların hedef dokusu sitoplazmik membrandır. Eğer görünür başka yapılar varsa bunlar enerji için gerekli depo granüllerdir. Bakteriler gram boyamasına göre gram pozitif ve gram negatif olmak üzere iki önemli grupta toplanırlar. sülfür granülleri olabilir. ökaryotlarda ise 80S (60S ve 40s subünitleri vardır) büyüklüğünde ribozom vardır. bazıları da gaz vezikülleri içerir.

glikozamin. pentaglisin köprülerini oluşturur. diaminopimelik asit. Muramik asit. D-glutamik asit. Bu iki ana yapı birtakım proteinler aracılığı ile birbirlerine bağlanırlar. L-alanin. Gram pozitif bakterilerde hücre duvarının ortalama %50. L-Lizin. Çarpraz bağlarda gram pozitiflerdeki Lizin'in yerine gram negatiflerde diaminopimelik asit bulunur. Hem gram negatifler. 12 . D-alanin.ve n-asetil glukozamin isimli şekerler oluşturur. gram negatiflerde ise %10 kadarını peptidoglikan tabaka oluşturur. hem de gram pozitiflerin bir birine benzer peptidoglikan yapıları vardır.

M proteini karşı koyma Peptidoglikan sentetik enzimleri Dış membran Flajella Pili Tablo 1. Metilen mavisi ile kalanların boyanması. lipoteikoik asit'in kaynağı sitoplazmik membrandır. Teikoik ve lipoteikoik asit gram pozitif bakterilerin içinde dağınık halde bulunan. Böylece Klamidyalar lizozime dirençlidir ve mukoza infeksiyonu yaparlar. Streptococcus pyogenes'i M proteini de lipoteikoik asittir. Gram negatif bakterilerin hücre duvarının üç temel yapısı. Potasyum iyodür ile tespit 3. diğerleri mavi boyanır Tablo 1.Tabo 1. proteinler. aside dirençliler kırmızı kalır 3.4 Gram ve ARB boyama aşamaları Gram boyama 1. Klamidyalarda gram negatif bakteri duvar yapısı bulunmasına rağmen peptidoglikan tabaka bulunmaz. Lipoprotein tabaka dış membran ile peptidoglikan tabakayı birbirine bağlar 13 . gram pozitifler ise mor boyanır ARB boyama 1. gram negatifler pembe. C. porinler. Bazı bakterilerde hücre duvarında yağ bulunur (M.tuberculosis. Kristal violet ile boyama 2. Safranın ile boyama. Karbol fuksin ile ısıtarak boyama (kırmızı) 2. Alkol ile dekolorizasyon. teikoik asit bulunmayabilir. dış membran ve lipopolisakkarid'dir. lipoprotein. Teikoik asit hücre duvarından kaynaklanırken. teikoik asit Tüm dış yapılar Kapsül.5 Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları. ribitol ve gliserolden yapılı majör antijenidir. N. aside dirençliler kırmızı. diphtheriae. Gram negatif bakterilerde bulunmaz. permeazlar Plazma membranı Pili. yapışma elemanıdır.3 Bakteri zarfının yapıları ve görevleri Fonksiyon Dayanıklılığı veren yapılar İç yapıların korunması Geçirgenlik ve bariyerler Metabolik geçirgenlik Enerji üretimi Konak hücreye yapışma Konağın immün tanıması Konak immün yanıtına Antibiyotik duyarlılık Antibiyotik direnci Hareket Yapışma Yapı Hepsi Hepsi Dış membran veya plazma membranı Membranlar ve periplazmik transport proteinleri. sadece gram pozitifler mor kalır 4. asteroides gibi). Pnömokokların teikoik asitleri Forssman antijeni olarak isimlendirilir. Asti-alkol ile dekolorizasyon. Tüm Gram pozitif bakterilerde lipoteikoik asit bulunurken. Özellik Dış zar Hücre duvarı Lipopolisakkarit Teikoik asit Spor Kapsül Lizozime duyarlılık Ekzotoksin üretimi Penisilin hassasiyeti Gram pozitif Yok Kalın Yok Var Bazılarında var Bazılarında var Duyarlı Bazılarında var Daha duyarlı Gram negatif Var İnce Var Yok Yok Bazılarında var Dirençli Bazılarında var Daha dirençli Memelilerin salgılarında bulunan lizozimin ana hedefi peptidoglikan tabakadır.

Porinler 700Da'dan daha küçük hidrofilik moleküllerin difüzyonunu sağlarlar. LPS ateş ve şok meydana getirir. Bunlar bazı büyük antibiyotiklerin hücre içine geçişlerini engellerler. gram negatifler ise dış membranlarını korudukları için sferoplast adını alırlar. Metabolizma enzimleri hücre dışından alınan ve belirli bir iriliğe kadar küçültülmüş molekülleri hücre metabolizmasında kullanılabilecek boyutlara kadar parçalarlar. Bu yapı üzerinde por proteinleri (porinler) bulunur. metabolik. hipertonik ortamlarda bakteriler hücre duvarlarını kaybedebilirler. gevşek yapılı ve yapışkan ise slime tabaka (glikokaliks) adını alır. LPS B hücrelerini aktifleştirir ve makrofajlar gibi hücreleri indükleyerek interlökin-1. Lizozim ile karşılaşan bakteriler düşük ozmotik basınçlı ortamlarda lizise uğrarlar. Ancak. direnç enzimleri ile virülans faktörlerinin etkisini gösterdiği yapıdır. Gram negatif bakterilerin dış membranları üzerinde çeşitli proteinler bulunur. nazal sekresyonlarda bulunan lizozim peptidoglikan tabakayı hidrolize eder.13). N. endopeptidaz ve karboksipeptidaz gibi protein yapılar (penisilin bağlayan proteinler PBP) bulunmaktadır. L formu bakteriler penisilinlere dirençlidirler. Periplazmik aralık Gram negatif bakterilerin iç ve dış membranları arasında bulunan. Gram pozitif bakteriler tüm duvarını kaybettikleri için protoplast. Bu bölgede penisilinlerin bağlanma bölgesi olan transpeptidaz. Tükrük.Gram negatif bakterilerin hücre duvarının dış kısmını fosfolipid tabaka (dış membran) oluşturur. tümör nekroze edici faktör ve diğer faktörlerin salınmasını sağlar. Bol miktarda endotoksinin kana dökülmesi ile Shwartzman reaksiyonu (dissemine intravasküler koagülasyon) gelişir. Kapsül Bakterilerin hücre dışına salgıladıkları mukoid yapılı maddelere denir. 14 . interlökin-6. Bu bölümde bulunan beta laktamazlar gram pozitiflere göre daha iyi korunmaktadır. gram negatif boyanırlar. göz yaşı. gonorrhoeae gibi bazı bakterilerde lipooligosakkarid tabaka bulunur. Bunların birçoğu transmembran proteinleridir ve porin olarak isimlendirilir. bu durum konakta kronik enfeksiyon geliştirebilir. Bu tabakanın en dışında kor polisakkaridi ve hidrofilik özellikteki O Ag'inden oluşan majör antijenik yapı vardır. heterojen. Hipertonik ortamda yaşayabilen ve bölünebilen duvarsız bakterilere L formu (Lister formu) bakteriler denir (Şekil 1. Bu yapı homojen ve belirli bir şekle sahip ise kapsül. Lipopolisakkarid (LPS) yapı immün sistemin güçlü bir stimülatörüdür. O Ag'inin alt bölümünde bulunan lipid A ise bakterinin endotoksinini oluşturur. hücreyi dış ortamın safra tuzu ve hidrolitik enzimlerinden korur. Bazı bakteriler spontan veya antibiyotiklere bağlı olarak L formu haline gelebilir.

pyogenes'de ise hiyaluronik asit yapısındadır. Kapsülün ana yapısı sudur. kapsüllü bakteriler antikapsüler antikorlar ile kaplanmadıkça fagositoza karşı koyarlar. Bakterilerin virülansında kapsülün önemli bir yeri vardır. Medikal önemi olan kapsüllü bakteriler • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Haemophilus influenzae Neisseria meningitidis Klebsiella spp Escherichia coli Salmonella typhi (Vi antijeni) Bacillus anthracis (poly-d-glutamik asit) Streptococcus pyogenes (hyaluronik asit) Streptococcus agalactia (sialik asit) Bacteroides fragilis 15 . kateterlere. kontakt lenslere ve diş gibi sert dokulara yapışma görevi olan bakteri organelidir.Kapsül fagositoza karşı koymada. Kapsül zayıf antijenik yapıya sahiptir.14). Şeker yapılı kapsüle sahip bakterilerde tip tayini için kapsül şişme testi (Quellung testi) uygulanabilir (Şekil 1.anthracis'de protein. Diğer kısmı genellikle polisakkarittir. Kapsüller negatif boyama yöntemleri kullanılarak görünür hale getirilirler. S. slime tabaka ise prostetik malzemelere. B.

Protein yapılı olduklarından iyi antijendirler. 16 .Flagella (kirpik) Bakterinin hareket organelidir. Bazı hastalıklarda serolojik yöntemlerle gelişen antikorlar tanı testi olarak kullanılır (H antijen). Protein yapısında flajellin denilen subünitlerden oluşur. Ancak tannik asit tuzları ile hazırlanan boyalar ile daha iyi görünür hale gelirler. Işık mikroskobu ile iyi görünür. Destek üniteleri olan blefaroplast ile flajellalar sitoplazmik membrana tutunurlar.

ancak hiçbir zaman metabolizmaları durmaz. ancak elektron mikroskobi ile tesbit edilebilir. 1.Bakterilerin flagellaları bulundukları yerlere göre üçe ayrılır (Şekil 1. radyasyon. özellikle E. Clostridium grubu ise anaeropdur. Hareket organeli değildir. Normal ışık mikroskobu ile görülemez. Fimbria'sını kaybeden bu bakteriler enfeksiyon meydana oluşturamazlar.17). bazı kimyasal maddeler ile karşılaşma ve kötü beslenme. Bunlardan Bacillus grubu aerop. Bakterinin yapışma elemanıdır. bir diğer bakteriye veya yüzeylere yapışmada önemlidir.coli ve Gonokoklar fimbriaları ile konak hücrelere tutulup hastalık yapabilirler. Sporlu bakteriler vegetatif hallerindeki aktivitelerini gösteremezler.15). Piluslar ile (seks pilusu) iki bakteri arasındaki yapışmadan sorumludur. Fimbrialar genellikle gram negatif bakterilerde bulunur. Gram pozitif koklardan streptokokların M proteinleri de fimbriadır. Önemli yüzey virülans faktörlerinin bakteri patogenezindeki yeri tabloda açıklanmıştır. Sporlu bakterilerin metabolizmaları minimuma inmiştir.6) Endospor (Spor) Bazı bakteriler ısı. Spor fiziksel etmenlere çok dirençlidir. Lofotrikoz (Püskül şeklinde) 3. Fimbria'lar konak memeli hücresine. Peritrikoz ( Bakteriyi çepeçevre saran) Fimbria (Pili) Flajellalardan daha kısa ve küçük olup bir bakteride yüzlerce bulunabilir (Şekil 1. Fimbriaların virulans ile direk ilişkileri vardır. böğlece antikorların varlığında bile konak yüzeylere tutunabilir.gonorrhoeae farklı antijenik tipte pili oluşturur. N. Lipoteikoik asit ile birlikte konağın epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur. Monotrikoz (Tek flajellalı) 2. (Tablo 1. kötü soluma şartları gibi uygun olmayan durumlarda hücre duvarlarını kalsiyum (Ca) ve dipikolinik asit ile güçlendirerek (kalsiyum-dipikolinat) kendileri için önemli organellerini koruma altına alırlar (Şekil 1. Medikal önemi olan iki gram pozitif basil sporludur. Hem fimbria hem de pilus'a pili denmektedir. Böylece konjugasyon gerçekleşir. 17 .16).

6 Bakteriyel patogenezde önemli yüzey virulans faktörleri Bakteri Gr (+) koklar S. Serotiplemede kullanılır. Virulans faktör Aşı olarak kullanımı Açıklama Bunların dışında bazı kitaplarda Sporosarcina ve Coxiella burnetti (muhtemelen) endospor yapar denir. Malaşit yeşili veya karbolfuksin ile boyanır hale getirilir. aureus Gr (-) koklar N. C. Dokulara yapışmayı sağlar. Serotiplemede kullanılır. typhi Y. Polipeptid kapsül (D Glu) Yok Polisakkarit kapsül Var Serotiplemede kullanılır. Anthracis Gr (-) basiller H. Polisakkarit kapsül M proteini Protein A Var Yok Yok Serotiplemede kullanılır. pneumonia S. Diğer salmonella tiplerinde önemi yok. Mantarlardaki sporlar gibi üreme ile ilişkileri yoktur. Bakterilerin sporları onların tanınmasında ve özelliklerinin belirlenmesinde kullanılır. Her bir bakterinin sadece tek sporu vardır. Bu yapı komplemanı Fc kısmından bağlar böylece opsonizasyonu engellemiş olur. 18 . İnfluenza K. Pestis Polisakkarit kapsül Polisakkarit kapsül Protein pili Protein pili Polisakkarit kapsül V-W faktör Var Yok Yok Yok Yok Yok Dokulara yapışmayı sağlar. Kromozom kontrolü altında olduğu için bakteriler sporlarını her defasında hücrenin aynı yerinde yaparlar. anthracis sporu santral. tetani sporu terminal.Tablo 1. pyogenes S. perfringens sporu ise subterminaldir. pneumonia E. Meningititis Gr (+) basiller B. coli N. gonorrhoeae S. B. C. Uygun şartları bulduğu zaman bakteri tekrar vegetatif haline döner (germinasyon). Sporlar intrasellüler boyanmayan yapılardır.

Anabolizma genel olarak kimyasal redüksiyonlar zinciridir. Örneğin C. bir enerji kaynağı. Mikroorganizmaların bir kısmı inorganik karbonu karbondioksidi (ototrof bakteriler). Yüksek tuz konsantrasyonunda üreyen bakterilere halofilik. Elde edilen enerji ve yapı taşları. 50-60°C'de üreyebilenlere ise termofil bakteriler denir. Kültür yöntemleri Genel besiyerleri: Genelde bakterilerin yetiştirilebildiği besiyerleridir Selektif besiyerleri: Bakterinin yetiştirilebildiği özel suplement ve/veya antibiyotikler eklenmiş besiyerleridir. Bir bakterinin gelişebilmesi için karbon. Bakterilerin Üremeleri Virüsler. cholerae. ortaya çıkar. hareket etme. 1 mol glikozun fermentasyonu ile ortalama 31. azot ve sülfür kullanılmaktadır. Bazı bakteriler litotroftur. eşeysiz olarak ürerler. Isı Bakterilerin üremeleri için farklı ısılar gerekebilir.2 cal. Bakterilerin çoğu organotroftur.Bakterilerin Metabolizması Bakteri hücresinde gelişen kimyasal reaksiyonlar enerji sağlayan (katabolik) ve enerji gerektiren (anabolik) reaksiyonlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bir sıvı besiyerinde bakterinin üreme eğrisi altı dönemden oluşur (Şekil 1. Adinomyces gösterilebilir. su ve değişik iyonlara ihtiyacı vardır. leprae ve T. Solunum tiplerine göre bakteriler dört grupta incelenir. C. metabolizma ve protein sentezi için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Jejuni en iyi %5 O2 + %10 CO2'li ortamda üreyebilir. İndirgeyici olarak bir elektron vericisi olan NADPH kullanılır. aminoasit gibi organik maddeleri parçalayarak enerji elde ederler. organik maddeleri yıkarak enerji sağlayan organotrof canlılardır. sağlanır. Anabolizma: Enzimler ve ATP'den elde edilen enerji yardımı ile katabolizma sonucu oluşan basit ön maddeler kompleks proteinlere dönüştürülür. bakteri hücresi için gerekli maddelerin yapımında (anabolizma) kullanılır. bir kısmı da organik moleküllerdeki karbonu (heterotrof bakteriler) karbon kaynağı olarak kullanırlar. Fakültatif anaerop: Hem O2'li ortamda hem de O2'siz ortamda fermentasyon yapabilen bakterilerdir. Solunum Bakteriler tarafından sıklıkla kullanılan eksternal elektron akseptörü moleküler oksijendir. klamidyalar ve riketsiyalar canlı hücre kültürlerinde ürerler. Zorunlu anaerop bakterilere örnek olarak Bacteroides. Katabolizma: Bakteriler. tuberculosis. Bir mol glukoz oksijenasyonu sonucunda 688. azot. sitoplazmik membran tarafından yönetilerek ya pasif diffüzyon veya aktif transport ile içeri alınırlar. Bakteriler 'binary fission' (ikiye bölünme) yoluyla. aminoasitler) alırlar. diptheriae verilebilir. enerjilerini azot-demir-sülfür içeren inorganik maddelerden sağlarlar. İçeri alınanlarda endo-enzimler ile oksidasyon gerçekleşir ve sonuçta oluşan enerji. M. enerjilerini organik bileşiklerden (şekerler. yüksek ozmotik basınç altında üreyebilenlere ise osmofilik bakteriler denir. Zorunlu anaerop: Zorunlu anaerop bakterilerde oksijenli solunum sonucunda ortaya çıkan H2O2'nin zararlı etkilerini ortadan kaldıran katalaz ve süperoksit anyonlarının (O2-) zararlı etkilerini önleyen süperoksit dismutaz enzimleri + bulunmamaktadır. Zorunlu aerop: Son H+ alıcısı havadaki O2'dir. yüksek enerji fosfat bağları (ADP'den TP'ye dönüşüm) ve Asetil Koenzim A şeklinde depolanır. Anaerob bakterilerde son H alıcısı olarak karbon. Fungus ve bazı bakteriler heterotrof iken bitkiler ototrofturlar.5 cal. Organik maddeler hücre dışına salınan ekzoenzimler aracılığı ile yapı taşlarına kadar parçalanır. Bakterilerin çoğu şeker. Zorunlu aerop bakterilere örnek olarak V. Tüm mikroorganizmaların karbon kaynaklarına gereksinimleri vardır. Mikroaerofil: Çok az miktardaki O2 ve yüksek CO2 düzeylerinde üreyebilen bakterilerdir. Ayırtedici besiyerleri: Koloni yapısı ve rengi ile diğer bakterilerden ayırt edilebildiği besiyerleridir. 19 . Clostridium. pallidum gibi bazı bakteriler ise hem canlı hücre kültürlerinde hem de sentetik besiyerlerinde üretilemezler. 30-37° C'de üreyenlere mezofil. Bakteriler üreme. optimal üreme için CO2'e İhtiyaç gösterdiği İçin kapnofilik bakteri denir. Düşük ısılarda üreyebilen bakterilere (15-20°C) psikrofil.18). M.

7 Selektif (S) ve ayırt edici (A) besiyerleri Organizma Anaeroblar Corynebacterium Enterik bakteriler Enterik patojenler Vibrio cholerae Legionella Mycobacterium Steril alandan elde edilen Neisseria Haemophilus Normal floradan elde edilen Neisseria Besiyeri Tiaglikolatlı besiyeri Löfflerin koagüle serumlu besiyeri (S) Tellürit agar (A) Eozin metilen mavisi (A) Mac Conkey agar (A) Hektoen enterik agar (D) TCBS (S) Charcoal-yeast ektract agar (CYE agar) (S) Löwenstein-Jensen medium (S) Çikolotamsı agar Thayer-Martin agar (S)* *Thayer-Martin agar normal florayı inhibe eden vankomisin. Bakterinin ortama alışma dönemidir. nistatin ve kolistin içerir Tablo 1. Pasteurella Haemophilus influenzae A. Brucella. Akselerasyon (hızlanma) dönemi: Üreme başlamıştır. Ölüm dönemi: Ölüm oranı artar. B. Bakteri bu dönemde en küçüktür. C. D.Tablo 1. 20 . Legionella. purin ve pirimidinler Sistein X (protoporfirin) ve V (NAD) Mycoplasma Francisella. Gizli (latent. Logaritmik (eksponansiyel) dönem: En hızlı üreme dönemidir.8 Özel suplement içeren besiyerleri Kolesterol. F. lag) dönemi: Üreme hızı sıfırdır. Yavaşlama (retardasyon) dönemi: Ortamda metabolitlerin artmasına bağlı olarak bakterinin üreme hızı yavaşlar. Bakterilerin içinden bazıları aylarca canlılıklarını koruyabilirler. Antiseptik ve antibiyotiklere en duyarlı olduğu dönemdir. E. Bakteri sayısı hızla azalır. Çoğalmanın durması dönemi: Toksik metabolitler bakterinin üremesine izin vermez.

Bazen (örneğin. ancak onlar için önemli avantaj sağlayan özelliklerin genetik materyalidir. Bunları içlerindeki rezistans transfer faktör (RTF)'leri aracılığı ile yaparlar. Bakterileri infekte eden bakteriofajlar hücre içinde replike olarak sayıları artar ve lizis sonucunda bakteri dışına çıkarlar (litik enfeksiyon) veya konak genomuna integre olarak (profaj) konağı parçalamaksızın yaşamına devam edebilir (lizojenlik). Bunun en bilinen örneği. botulinum ve S. Isıtılan DNA'nın. pyogenes (kızıldır. Fajlar spesifikliği nedeniyle bakterilerin tiplendirilmesinde kullanılmaktadır. D. A. R plazmidleri: Antibiyotik direncini aktaran plazmidlerdir. B.cholerae. plazmidler. F fajları DNA. C. bu özelliği nedeni ile replikon olarak adlandırılır. Plazmid: Bakterilerin çoğunun sitoplazmasında bulunur. böyle durumlarda epizom adını alır. Profaj bağımsız olarak üremez ve ancak bakteri üreyince yeni bakterilere geçirilir. Plazmidlerin medikal önemi ilaç direncidir. Bakteriofajlar resimde de görüldüğü gibi bakterileri infekte eden uzay aracı gibi virüslerdir. Diğer küçük plazmidler ise genellikle transformasyon veya transdüksiyon yoluyla transfer edilebilirler. Sınıf 2'de ise RTF ayrı antibiyotik direnç genleri ayrıdır. E fajı ise RNA nükleus yapısına sahiptir.Bakteri Genetiği Replikon Bir DNA ipçiğinin (polinükleotidinin) eskiden karşısında bulunan ipçiğin aynısı olan yeni bir polinükleotid ipçiğini sentezletme yeteneği vardır. Büyük plazmidler (20-120 kb) konjugasyon sırasında kendi transferlerini kontrol edebilirler. Fajlar ayakları ile reseptörü bulunan bakterinin yüzey yapılarına tutunur. boyun kısmı ile duvar üzerinde bir delik açar ve nükleik materyalini bakteri içine gönderir. Bakteri içinde üremeden bekleyen fajlara ılımlı faj. Plazmidler bakterilerin yapısal olmayan. Kol plazmidi: Bakteriosin'leri salgılatan plazmidlerdir. Sınıf 1 plazmidlerinde antibiyotik direnç genleri ile transfer faktör (RTF) beraberdir. Diğer önemli lizojen bakteriler V. 21 . Her bakteri sadece tek bir faj ile infekte edilebilir. Corynebacterium dipthena'nır) ekzotoksininin üretiminde Corynephage beta fajının rolü vardır. Çember şeklinde çift iplikli ekstrakromozomal DNA yapılarıdır (Borrelia burgdorferi'de lineer). 2. bunları taşıyan bakterilere de lizojen bakteri adı verilir. 100SC civarında ısıtılması ile iki ipçiği birbirinden ayrılır. Bilinen bir DNA ile bakterinin ayrılan ipçiği karşılaştırıldığında saptanan birleşme oranları bakterinin benzerliğini ortaya koyar. IS elementleri replikondur. Virülans plazmidleri Bakterileri infekte eden virüslere faj (bakteriofaj) denir (Şekil 14). coli'nin F plazmidi) bakteri kromozomu ile birleşebilir. Konjugasyon yolunu kullanarak hücre dışına aktarırılır. Bakteri DNA'sının çoğaltılabilir özellikte olması hibridizasyon tekniklerinin gelişmesine sebep olmuştur. Bakteriyofajlar. Stafilokok plazmidleri 4. E. C. Önemli plazmidler 1. Bazen tek bir antibiyotik bazen de çoklu antibiyotik direnci bulundururlar. transpozonlar. Fajların medikal önemi ekzotoksinlerin üretimidir. Plazmidler bakteri kromozomundan bağımsız olarak replike olabilen genetik materyaldir. 3.

F porin protein Ton A ferrichrome transport protein Tsx nucleoside transport protein Lam B maltose transport protein Flagellum (Salmonella) F-pilus Teikoik asit (Bacillus. dış zar ise gram negatif bakterilerin en dış kısmında bulunan tabakadır. "Faj tutunma alanları gram negatiflerde pili.Hücre duvarı üzerine oturduktan sonra boyunlarını bir matkap gibi kullanarak bakteri duvar üzerinde delik açıp nükleik asitlerini bakterinin içine gönderirler. Peptidoglikan tabaka gram pozitif bakterilerin. Ulaşabileceğiniz mikrobiyoloji kitaplarında "bakteriofajlar bakteri hücre duvarları üzerindeki reseptörler üzerine oturur" diye yazar. Faj T4. Böylesine gen gruplarına patojenite veya virülans adacıkları denir. Örneğin Salmonella'nın SPI1 adacığı fagositer olmayan hücreler içine bakterinin girmesini sağlayan 25 kadar geni içerir. gram pozitif Faj tutunma alanlarının hem teikoik asit hem de peptidoglikan olabilir. ısı gibi çeşitli çevre faktörleri ile tetiklenebilir ve bakteriye virülans kazandırabilir. LPS veya dış membran proteini. Bazı patojen bakteriler bu mekanizma ile virülans faktörlerini harekete geçirebilirler. T3 T2 T1. Fajlar için belirlenmiş reseptörler. Virüslerin bakteriler ile ilişkiye girmelerini sağlayan reseptörler bu tabaka üzerinde bulunur. Basit yapılı olanlara IS (insertion sequence) elementleri denir. gram pozitiflerde ise teikoik asit veya peptidoglikan tabakadır" Transpozonlar ve IS elementleri Transpozonlar DNA'nın farklı genetik molekülleri arasında hareket edebilen genetik elementlerdir (Şekil 15). T5 T6 Lambda Chi F1. Transpozonlar bazen gen içine girer ve bu geni inaktive eder. MS2 SP-50 bakteriler) Reseptör LPS core polisakkarid OMP. Böyle durumlarda gen esensiyal proteinleri sentezleyemeyeceği için hücre ölümü gözlenebilir. Bu genetik yapılar pH. Kompleks yapılı olan transpozonlar antibiyotik direnci gibi spontan mutasyonda yer alır. 22 .

23 .

Konjugasyonda plazmidin bir kopyası geçerken (F). coli K12 arasında seks benzeri bir geçiş gösterilmiştir. Bacillus suşları ve Neisseria suşları gibi hem gram negatif hem de gram pozitifler arasında gerçekleştiği gösterilmiştir. kapsül veya hücre duvarı kaybı gibi bakterilerdeki reversibl değişikliklerdir. Mutasyon Transformasyon Parçalanmış bakterinin erimiş DNA'sının başka bir bakteri tarafından alınıp genetik materyal olarak kullanılmasıdır (Şekil 16). F plazmidi bakteri içindeki büyük plazmidlerdir ve üzerlerinde RTF denilen transfer faktörlerini bulundurur. Transdüksiyon Bir bakteriofajın kendi hücreyi parçalaması sırasında kendi DNA'sı yerine bakteri DNA'sını alarak bir başka bakteriye gitmesi ve böylece genetik materyali taşımasına transdüksiyon denir. Mutasyon (genotipik) DNA üzerindeki nukleotid çiftlerinin sıra veya yapısı kalıcı olarak değişmiştir. Faj ile geçen spesifik bir gen parçası ise spesiyal. 24 . Streptomyces ve Clostridium bakterileri arasında konjugasyon gerçekleşebilir. Transdüksiyondan sorumlu faja pseudovirüs denir. parçalanmış kapsüllü Pnömokoklar ile karıştırıldıklarında kapsüllü hale geçmesini göstermiştir. Hfr hücrelerde plazmid ile birlikte bakteri DNA'sından da bir parça geçer (F'). akridin oranj gibi kimyasal maddeler mutasyon yapabilirler. Bacteroides. Bunlardan birincisi konjugasyonda F plazmidi plazmid olarak bulunurken. Konjugasyon sadece aynı bakteriler arasında değil. Streptokoklar. ancak önemli farkları vardır. X ışınları.olarak kalabilir (Şekil 18). High frequency of recombination (Hfr) hücreler F plasmidi bakteri DNA'sına integre olmuş hücrelerdir (epizom). Sreptococcus pneumoniae. transdüksiyonda geçişten bir faj sorumludur. Bağlantı seks pilusu aracılığı ile yapılır. Bu geçişin Haemophilus influenzae.bakteriye bağlanır ve plazmidinin bir kopyasını verir. F plazmidi taşıyan bakteri pilusu ile F. Ultraviyole ışınlar. bakteri DNA'sının tümü geçmiş ise generalize transdüksiyon denir (Şekil 17). Transformasyonda erimiş bakteri DNA'sı direkt olarak alınırken. Konjugasyon İlk olarak 1942 yılında Lederberg ve Tatum tarafından iki mutant suş olan E. kirpik. Örneğin E. Yeni gelişen canlıya mutant denir. Hfr hücrelerde epizom şeklindedir. Konjugasyon iki canlı bakteri arasında hücre-hücre teması olarak plazmid aktarımıdır.MİKROORGANİZMA DEĞİŞİKLİKLERİ Modifikasyon (fenotipik) Genetik değişim yoktur. İlk olarak 1928 yılında Griffith kapsülsüz Pnömokokların.hücre plazmid geçişinin ardından kesinlikle F+ haline geçerken Hfr hücrelerde F. Konjugasyonda F. Bu bir konjugasyon geçişidir. Her ikisinde de verici bakteri ölür ve geçiş rastlantısaldır. Transformasyon bakteriler arasında ilk tespit edilen genetik geçiş şeklidir. Böyle bir geçişin gerçekleşebilmesi için alıcı bakterinin kompetans faktör denilen eksojen DNA alabilme yeteneğinin olması gerekir. coli ile. birbirine benzer diğer bakteriler arasında da olabilir. Transformasyon ve transdüksiyon birbirine çok benzer.

25 .

26 .

27 .

hem de gram negatif bakteriler tarafından salgılanır. süperantijen IL-1 ve IL-2 uyarılması. Çok toksiktirler (potent). Etkileri sırasında ateş meydana getirmezler (süper-antijenler hariç). Adenilat siklazın uyarılması IL-1 ve IL-2 uyarılması. süperantijen HLET adenilat siklazı uyarır Var Var Var Yok Yok Yok Yok Yok Yok Hastalık Etki Şekli Toksoid aşı 28 . Ekzotoksin A ADP ribolizasyonu ile EF-2'yi inaktive eder Adenilat siklazı uyarır Adenilat siklazı uyarır Yok Yok Var Yok Yok Difteri Tetanoz Botulizm Pseudomembranöz enterokolit Gazlı gangren Şarbon Toksik şok sendromu Kızıl İshal ADP ribolizasyonu ile EF-2 inaktivasyonu Glisin salınımının inhibisyonu Asetil kolin salınmasının inhibisyonu Ekzotoksin B entorositler için toksiktir (sitotoksin).9 Onemli ekzotoksinler ve etki mekanizmaları Bakteri Gram pozitif Corynebacterium diphteriae Clostridium tetani Clostridium botulinum Clostridium difficile C. Ekzotoksinler antijeniktir. 6). enterotoksin süperantijendir. anthracis hariç). Tablo 1.0157:H7) P. botulinum toksini ısıya dirençlidir.BAKTERİ TOKSİNLERİ Ekzotoksinler Hem gram pozitif. A ve B subünitlerinden meydana gelirler (Şekil 1. Stabil toksin guanilat siklazı uyarır. antitoksinleri hazırlanabilir. aeruginosa Vibrio cholereae Bordetella pertussis Doku hasarı Kolera Boğmaca Labil toksin adenilat siklazı. B subünitleri ile spesifik reseptörlerine tutunurken. Salınım bakteri canlı iken yapılır ve ekzotoksinler saf protein yapısındadır. Etkileri spesifiktir (Tablo 5. Verotoksin enterositler için toksiktir (sitotoksin). perfringens Bacillus anthracis Staphliococcus aureus Streptococcus pyogenes Bacillus cereus Gram negatif E. coli Sulu ishal (ETEC) Kanlı ishal (EHEC. Isıya ve proteolitik enzimlere duyarlıdırlar. A subünitleri ile etki gösterirler (fi. iyi pişirilmeden yenen yiyeceklerle enfeksiyon meydana gelebilir. Alfa toksin bir lesitinazdır. Besin zehirlenmesine yol açan S. Bazı ekzotoksinlerin etki mekanizmaları tabloda belirtilmiştir.25).aureus enterotoksini. Toksoid haline getirilebilir.

Dolaşıma geçtiklerinde makrofajlar. abortus gibi). C3 aktivasyonu. Isı ve proteolitik enzimlere dirençlidir. solunum güçlüğü. peteşiler. IL-6. ishal.26). monositer hücreler ve diğer retiküloendotelyal hücreler üzerindeki reseptörler ile reaksiyona giren proteinler ile ilişkiye girer. Etkileri geneldir (ateş.Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvar yapısında bulunan Lipid-A'nın bakteri ölümü ile açığa çıkması sonucunda endotoksin etkisi başlar. kardiyovasküler kollaps. hipotansiyon. DIC. hipoglisemi. Endotoksinler tarafından uyarılan makrofajlardan salınan TNF-alfa. IL-1. IL-8 gibi sitokinler sepsis patogenezinde önemli bir rol oynamaktadır (Şekil 1. lökopeni. 29 .

Otoklavlama'da 15 lb/sq atmosfer basıncı ile 121 °C elde edilir. Pasteur fırınında (kuru hava sterilizatör) cam eşyaların. toksik olmayan forma döner. Formalin. 15 dakikada sporlu bakterilerde dahil olmak üzere tüm mikroorganizmalar öldürülebilir. Tindalizasyon: Serum. Hücrelerde spesifik reseptörleri bulunmaz. Hayvanlarda mikrogram ve daha az düzeylerde öldürücüdür.12) denir. Genellikle konakta ateş yapmaz Sıklıkla ekstrakromozomal genlerle yönetilir (Örnek: Plazmid). 30 .11 Ekzotoksin ve endotoksinlerin (lipopolisakkarıt) özellikleri Ekzotoksinler Canlı hücrelerden salınır. Molekül ağırlığı 10. Sadece Gram negatif bakterilerde vardır. coli ısıya duyarlı toksini Kolera sekretoksini Botulinum toksini Tetanus toksini Tablo 1. Kromozom. toksini nötralize eder. bakteriyofaj veya plazmid t Serbest salınımı vardır. kan. Kuvvetli toksiktir. 60°C üstünde ısıtmakla hızla harap olur Antijenik özelliği kuvvetlidir. Lipopolisakkarid yapıdadır. İnterlökin-1 ve diğer mediyatörlerin salınması ile konakta ateş yapar. Sadece kromozom tarafından kodlanır.Tablo 1. Hedef madde üzerinde hastalandıran mikroorganizmaların ortadan kaldırılmasına ise dezenfeksiyon (Tablo 1. Isıya kısmen dayanıklıdır. Dezenfeksiyon-Sterilizasyon Bir sterilizasyon işlemi sonrasında ortamdaki tüm mikroorganizmaların öldürülmesine sterilizasyon (Tablo 1. Zayıf immünojendir antikorlar antitoksik ve koruyucudur. Protein yapısındadır (Polipeptid). Polipeptid yapısındadır.13) denir. Bakteri cinsine özel etki türü vardır. öldürenlere ise bakterisid denir. Bakterinin ölümünden sonra ya da bakteri ürerken ortaya çıkar. Isıya dayanıksızdır. Bakterilerin üremelerini durduran antimikrobiyotiklere bakteriostatik.000-900.10 Ekzotoksinlerin etki mekanizmaları Tip Ekstrasellüler sitotoksinler (hücrelere direkt zehir etkisi) Örnek Streptokoksik hyaluronidaz Pseudomona aeruginosaekzotoksin A Transmembran sitotoksinler (Hücre içine bir reseptör veya transport molekülü aracılığı ile girenler) Membran hasarı yapan toksinler (hemolize veya sitolize sebep olanlar) Escherichia coli verotoksin Shiga toksin difteri toksini Streptolizin O Clostridium perfringens alfatoksin Staphylococcus aureus lökosidin Regülasyonu bozanlar (aşırı çalışma ile tuvar mekanizmaları arttıranlar) İnhibitörler ile yarışanlar (Doğal transmitterlerin blokerleri yarışanlar) E.000'dir. Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler tarafından yapılır. Toksoidler aşılamada kullanılır (Örnek. Serbest salınımı yoktur. Tüm gram negatiflerde aynı etki türüne sahiptir. LPS kompleksinin lipid A bölümü etkilidir. 60°C üstünde ısıtmakla toksik etkisini kaybetmeden saatlerce dayanır. Hastalıktan korunma ile antikor fitreleri arasındaki ilişki ekzotoksinlerdeki gibi açık değildir. Antitoksin. asit ve ısı ile antijenik. Toksoid hale dönmez Orta derecede toksiktir 10-100 mikrogramı hayvanlar için öldürücüdür. Genellikle hücrelerdeki spesifik reseptörlere bağlanır. aşı gibi maddelerdeki sporlu bakterilerin düşük ısıda steril edilmesi için kullanılan bir yöntemdir. Kromozomal genlerle yönetilir. Tetanus toksoidi). Yüksek titrede antitoksin yapımını stimüle eder. cerrahi metal veya pamuklu aletlerin sterilizasyonu 160170°C'de 1 saat tutulması ile sağlanır. Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvarlarının bir parçasıdır.

22 ile 45 um arasında değişen delikleri olan filtreler veya HEPA filtreleri 254 nm dalga boyun da değişik süreler Mikrodalga veya gama radyasyon ile dalga boyları Konsantrasyon veya seviye 31 . 121°C'de 16 saat 0. 12 Sterilizasyon yöntemleri Yöntem Fiziksel yöntemler Basınçlı buhar Kuru hava Filtrasyon Ultraviyole radyasyon İyonize radyasyon Gaz-buhar sterilizasyonu Etilen oksid Formaldehit buharı arasında % 2-%5 Hidrojen peroksit arasında %30 Plazma gaz Klorin dioksit gaz Kimyasal maddeler ile sterilizasyon Parasetik asit Gluteraldehid % 0. Filtreler ile süzme 3.2 %2 29°C İLE 65°C arasında 450 ile 1200mg/L dozunda 2-5 saat 60°C ile 80°C 55°C ile 60°C Yüksek iyonize hidrojen peroksit gazı Değişken 121°C veya 132°C'de değişik zamanlar 171°C'de 1 saat.Günümüzde kullanılan sterilizasyon yöntemleri 1. 160°C'de 2 saat. Kimyasal maddeler 4. Isı a) Yakma b) Kuru hava c) Nemli ısı Buhar Basınçlı (Otoklav) Basınçsız d) Sıcak su Kaynatma Tindalizasyon 2. Işınlama Tablo 1.

6(düşük) Konsantrasyon (Aktivite Derecesi) 75°C ile 100°C arası (yüksek) Pastörizasyon ise sıvıların dezenfeksiyonu için kullanılan bir yöntemdir.22 um büyüklüğünde porları olan nitrosellüloz filtreler kullanılmaktadır. Chamberland gibi). isopropil) Fenol bileşikleri İodofor bileşikleri Kuaterner amonyum bileşikleri % 2 (yüksek) % 3-%25 (yüksek) % 3-% 8 (yüksek/orta) Değişken (yüksek) Değişken (yüksek) Serbest klorün 100 ile ile 1000 ppm arası konsantrasyonu (yüksek) % 70-%95 (orta-düşük) % 0. sterilizasyon bantları. Genellikle etil alkol veya isopropil alkol kullanılır. Fenol Fenol ve birçok fenolik bileşikler güçlü antibakteriyel maddelerdir.4-%1. Genellikle sülfidril gruplar ile kombine edilerek düşük konsantrasyonlarda kullanılır. Ancak süt için bu süre 3-5 saniyedir. niger. Oksidanlar Hidrojen peroksit. Bunların dışında daha kalın partiküller ve bakteriler için kullanılan toprak yapılı filtreler de vardır (Berkefeld.Tablo 1. Isı ile sterilizasyonun başlıca etkisi protein ve nükleik asitlerin denatüre edilmesi veya hücre membranının bozulmasıdır. Sterilizasyon amacıyla sellüloz asetat ve sellüloz nitrat yapılı membran filtreler kullanılır.4-%5 (orta-düşük) Serbest iodin 30-50 ppm/L konstrasyonu (orta) %0. En çok 0. Sıvı 71-72°C'de 15 saniye tutulur ve süratle soğutulur. Sıvılar bu ısıya kadar ısıtılır. bakteriler (Bacillus subtilis var. sonra süratle oda ısısına kadar soğutulur. Alkollerin %70'lik konsantrasyonları protein denatürasyonuna sebep olmaları nedeniyle genellikle kullanılır. hipoklorid. klor serbest sülfidril gruplarını okside ederek hücreleri inaktive ederler. Ultraviyole ışınlar ve iyonize radyasyon değişik cihazların sterilizasyonu amacıyla kullanılabilir. Seitz. Sterilizasyon işleminin denetlenmesi amacıyla. bakır ve gümüş tuzları proteinleri denatüre ederler. Bacillus stretothrermophilus. Kimyasal Maddeler Alkoller Yüksek konsantrasyonlarda toksiktirler. Bacillus pumilus). 32 .13 Dezenfeksiyon yöntemleri Yöntem Isı Sıvı Gluteraldehid Hidrojen peroksid Formaldehit Klorin dioksid Parasetik asit Klor bileşikleri Alkol (etil. Filtrasyon solüsyonların sterilizasyonunda en çok tercih edilen yöntemdir. Ağır metal iyonları Yüksek konsantrasyonlarda civa. Ancak insan dokuları için zararlıdır. iyod. %1-2'lik konsantrasyonları proteinleri denatüre ederek etki ederler. Brown tüpleri kullanılır.

konak dokulara zarar vermezler (selektif toksisite). Bir R plazmid aracılığı ile betalaktamaz gibi enzimler sentezlenebilir. Bakteriostatik (üremeyi engelleyen) ve bakterisidal (bakteriyi öldüren) etkili olabilirler. mikrorganizmanın metabolik aktivitesi ve pH'a göre etkileri değişir. 33 . Bazı bakteriler genetik veya nongenetik olarak ilaçlara dirençlidirler. R plazmidleri transpozonlar veya bir plazmidin füzyonu sonucunda meydana gelirler. örneğin L formu bakterilerin hücre duvarlarının olmaması Genetik mekanizma: Kromozomal veya ekstrakromozomal direnç gelişebilir. İlaç direnci Genetik olmayan mekanizma: Bakterinin spesifik hedef yapıları bulunmaz. Antibiyotiklerin in vitro ve in vivo etkileri farklıdır. Bakteriostatik ilaçlar arasında sinerjistik kombinasyonlar sağlanabilir (örneğin trimetoprim ve sulfonamid). mikroorganizma sayısı. İaçların antimikrobik aktiviteleri dilüsyon ve difüzyon testleri ile ölçülebilir. Enfeksiyon alanları. Deterjanlar Bakterilerin lipid içeren hücre membranına etkilidirler. Antimikrobiyal kemoterapi Antimikrobiyotikler mikroorganizmaları öldürüp. Isıya dayanmayan özel vakumlanmış cerrahi malzemelerin sterilizasyonunda kullanılır. Minimal inhibitör konsantrasyon ile kantitatif ölçüm yapılabilir.Alkilleyici ajanlar Sterilizasyon amacıyla formaldehit (formalin'in %37 solüsyonu satılır) ve etilen oksit kullanılır. Kromozomal mutasyon ile antibiyotiğin bağlandığı reseptörler değişebilir veya ilaca karşı geçirgenlik azalabilir. Etilen oksit gazı %90 CO2 veya bir florokorbon ile karıştırılarak patlayıcılık özelliği kaybettirilir. ilacın inkübasyon periyodunun uzunluğu. Kimyasal maddelere göre mikroorganizmaların direnç sınıflaması tabloda gösterilmiştir.

Sikloserin.15) 1. b. Daha çok penisilin alerjisi olanlarda kullanılabilirler. sefalosporinler ve karbapenemler) peptidoglikanın transpeptidasyonunu (çapraz bağlar) inhibe ederler. Ancak beraber kullanılırsa sinerjistik etki gösterir. Penisilinler Hücre duvar sentezinde önemi olan transpeptidasyon enzimlerini inhibe ederler. Hem gram pozitif hem de negatiflere etkilidirler. Hücre duvar sentezi inhibitörleri Bakterisidaldirler. Penisilin bağlayan proteinler ile reaksiyona girer. Kombine kullanıldıklarında bakterisidal etkiye ulaşabilirler. basitrasin membranda bata laktamlar ise hücre duvarında gösterirler. 34 . paraamino-salisilik asit ve bakterisidal (izoniazid) olabilirler. Tedavinin sonunda L formu bakteriler gelişebilir. basitrasin ve vankomisin ise peptidoglikanın sentezini inhibe ederler. Sefalosporinler Etki mekanizmaları penisilinlere benzer. Betalaktam halkası betalaktamaz salgılayan bakteriler tarafından parçalanabilir. trimethoprim. 2. Sikloserin etkisini sitoplazmada. Sadece hücre duvarı olan bakterilere etkilidirler. Bazı beta latamazlar ile inhibe edilebilen beta laktam halkaları vardır. Örneğin sülfonamidler ve trimetoprim'in her biri bakteri üzerine inhibitör etkiye sahiptir. a. Antimetabolitler Bakteriostatik (sulfonamid. Beta laktam olanlar (penisilinler. Spesifik enzimlerin etkilerini inhibe ederler.Antibiyotiklerin etki mekanizmaları (Tablo 1. Gram pozitif ve gram negatif bakterilere etkilidirler.

böylece beta laktamazlara dirençlidir.Membran fonksiyonlarının inhibitörleri Amfoterisin B Sulfonamidler . Anaeroblar ve intrasellüler bakterilere karşı etkili değildirler. 16 Antibiyotiklerin etki mekanizmaları Antibiyotik Etki mekanizması Beta . Beta laktam halkasına beş karbonlu halka eklenmiştir. protein sentezini bozarak bakterinin ölümüne sebep olur. tetrahidrofolat sentezinin bloke edilmesi Ökaryotik hücre membranındaki sterole bağlanır. Gram negatif bakterilerin 30S ribozomal subünitine bağlanarak bakterisidal etki gösterirler. Renal ve VIII. c. kanamisin ve gentamisin bu grubun üyeleridir. 3. Karbapenemler Etki mekanizmaları penisilinler gibidir.Tablo 1. En önemli üyeleri aminoglikozidler ve linkomisinler'dir. Protein sentezi inhibitörleri Geniş spektrumlu antibiyotiklerdir. Aminoglikozidler Streptomisin. 35 . otoliz Polienler .laktamlar-Murein sentez inhibitörleri Penisilinler ve Sefalosporinler Penisilin bağlayan proteinler aracılığı ile hücre duvarı sentezinin inhibisyonu. a. neomisin. sinir toksisitesi (işitme kaybı) önemli yan etkileridir.Folat antagonistleri Sulfanilamid Dihidropteroat sentezinin kompetitif inhibitörü. etkilerini gösterebilmeleri için bakterilerin üremeleri gerekir. lizis Aminoglikozidler-Protein sentezi inhibitörleri Streptomisin Kanamisin Neomyisn Gentamisin Amikasin Tobramisin Diğer protein sentez inhibitörleri Kloramfenikol Eritromisin Linkomisin Fusidik asit RNA sentez inhibitörleri Rifampin DNA sentez inhibitörleri Nitrofuranlar Metronidazol Nalidiksik asit Novobiosin Siprofloksasin ve diğer kinolonlar Civa tuzları Sülfidril grupları aracılığı ile protein fonksiyonlarını inhibe ederler DNA girazı inhibe ederek engeller Bakteri RNA'ya bağlanarak transkripsiyonu başlangıç aşamasında engeller Solubl elongasyon faktör G (translokasyon faktör) ile etkileşerek protein sentezini bloke eder Ribozomun 50S subünitine bağlanır. protein sentezini inhibe eder Ribozumun 30S subünitine bağlanır.

rifampin ise RNA sentezini inhibe eder. Enterobacteriacea ve Pseudomonas gibi gram negatif bakterilere etkilidir. Sitoplazmik membran inhibitörleri Polimiksin ve polienler plazma membranının ozmotik yapısını değiştirirler. gram pozitifler ve anaeroblara etkili değildir. riketsia ve klamidyalara etkili bakteriostatik antibiyotiktir. Mikrotübül oluşumunu engelleyerek hücre bölünmesini bloke eder. 36 . Nükleik asit sentez inhibitörleri Kinolonlar. Stafilokoklar (özellikle metisilin rezistan S. Kloramfenikol Gram pozitif. b. c. Spesifik tetrasiklin R plazmidleri içeren hücrelerden plazmid aracılığı ile protein aktarımı yoluyla diğer bakterilere geçer. adenilaz ve asetilaz enzimleri aracılığı ile (en önemli direnç mekanizması). Tüm kinolonlar ve florokinolonlar DNA girazı bloke ederek bakteri DNA sentezini inhibe ederler. e. oksitetrasiklin ve klortetrasiklin 30S ribozomal subünite bağlanan bakteriostatik etkili antibiyotiklerdir. Teikoplanin yapı olarak vankomisine benzeyen bir glikopeptiddir. Antibiyotiklerin toksik etkileri ve diğer ilaçlar ile etkileşimleri Tablo 10 ve 11 'de gösterilmiştir. Diş ve kemikte depolanabilir. 5. Tetrasiklinler Tetrasiklin. önemli özellikleri ökaryotik hücrelere çok toksik olmalarıdır.Aminoglikozidlere karşı direnç üç mekanizma ile gelişir. Makrolidler ve linkomisin Eritromisin (makrolid). 4. Bakterisidal etkilidir. aureus). 6. 2) Kromozomal mutasyon. streptokoklar. Aztreonam önemli monobaktamlardan birisidir. R plazmidi ile taşınabilen kloramfenikol asetil-transferaz enzimi ile inaktive edilebilir. 50S ribozomal subünit'de 23S RNA'ya bağlanarak translokasyonu bloke eder. gram negatif. mikobakterilerin mikolik asit sentezini inhibe eden bakterisidal antibiyotiktir. Mikolik asit sentez inhibitörü İzoniazid. polienler (nistatin ve amfoterisin B) ise fungal efeksiyonlarda kullanılır. 1) Plazmid kontrolündeki fosforilaz. d. Polimiksin bazı gram negatif bakterilerin ve sterol içeren mikoplazmaların tedavisinde. linkomisin ve klindamisin (linkomisin) bakteriostatik etkilidir. Azoller ise (mikonazol. 3) İlaçlara karşı bakterinin geçirgenliğinin azalması. Griseofulvin Fungistatik etkilidir. ketokonazol) fungal membranın lipid sentezini inhibe ederler. nalidiksik asit DNA. 50S ribozomal subünitlere bağlanarak peptid bağların gelişimini engeller. enterokoklar ve diğer gram pozitif bakteriler için kullanılır.

17 Antibiyotikler ve toksık etkileri Antibiyotik Aminoglikozid Etkileştiği ilaç Anestetikler Etakrinik asit Ampisilin Oral kontraseptifler Antasidler Eritromisin Terfenadin Dijital Teofilin Siklosporin Rifampin Antikoagülanlar Digitoksin Beta blokerler Oral kontraseptifler Ketokonazol Kortikosteroid İzoniazid Sulfonamidler Ketokanazol Antikoagülanlar Methotrexate Tetrasiklinler Dijital Oral kontraseptifler Amfoterisin B İmidazoller Dijital Siklosporin Etki Nöromusküler blokaj Ototoksisite Gl absorbsiyonun azalması Gl absorbsiyonun azalması Fatal kardiak aritmiler Konsantrasyon ve toksisite artışı Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Absorbsiyonu düşürür Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Konsantrasyon ve toksisite artar Gİ absorbsiyon azalır Potasyum konsantrasyonu azalır.Tablo 1. digitalis toksisitesi artar Aktiviteyi arttırır (immunsupresyon) 37 .

Amfoterisin distal tubuler lezyon ve glomerul filtrasyon hızında azalma meydana getirebilir Tetrasiklinler farklı mekanizmalar ile renal toksisite meydana getirebilir Hepatosellüler hasar En iyi bilinenleri izoniazid ve rifampisin'dir. Çok nadir olarak yeni monobaktamların da böyle bir etkisi vardır. Deri reaksiyonları Sülfonamidler. Granülomatözhepatit Aplastik anemi Metabolik kemik iliği depresyonu Granülositopeni Uzun süreli kinin tedavisinin komplikasyonudur Uzun süreli kloramfenikol kullanımı sonucunda gelişebilir Gansiklovir ve sulfonamidlerin komplikasyonudur Sülfonamidler ve sülfon tedavisinin bir sonucudur. yüksek doz ampisilin ve fluklosasilin kullanımında da meydana gelebilir.Tablo 1. 38 .17 Antibiyotiklerin dıger ilaçlar ile etkileşimleri Toksisite tipi Renal toksisite Örnek ilaçlar Uzun etkili sülfonamidler obstrüktif nefropati. birinci generasyon sefalosporinler tübüllerde mikrokristaller oluşturarak renal toksisite meydana getirebilir. parenteral tetrasiklin. Ayrıca bütün ilaçlar anafilaktikreaksiyon sonucunda hipotansiyona bağlı akut tübüler nekroz oluşturabilir Aminoglikozidler proksimal tubuluslere toksik etkilidir. Nadir olarak yüksek doz benzil penisilin tedavisinde de meydana gelebilir. Çapraz reaksiyon ile sefalosporinlerde de bulunabilir. Hepatit komplikasyonu eritromisin. penisilinler ve sefalosporinler hafif kaşıntılı ürtikeryal deri lezyonları yapmaktadır. Penisilinlerde gorulur. Akut anafilaksi hapten özelliği gösteren ilaçların yol açtığı tip I hipersensitivite reaksiyonudur. pirazinamid ve etionamid.

solunum yolu enfeksiyonları. lgA1 proteaz'a bağlıdır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. ampiyem. toksik şok. menenjit. impetigo). vajina Neonatal septisemi ve menenjit Bakteriyel endokardit ve nadiren diğer hastalıklar Pnömoni. teikoik asit. murein). kolon ve genitoüriner sistem Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. kızıl. lökosidin. pirojenik eksotoksinler) bağlı enflamasyon Postinfeksiyöz klinik tablolar Kapsüle bağlı enflamasyon Deri hastalıkları (erizipel. endotoksin İnflamasyonu endotoksin. el teması Boğaz (taşıyıcı) i nhalasyon. sellülit 39 . üzüm salkımı şeklinde koklar Normalde bulunduğu yer ve vücuda girişi Burun.1 . salpenjit. septisemi. deri (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan. besin zehirlenmesi Staphylococcu s epidermidis Pozitif. pili. el teması Kana geçen bakterinin hasarlı kalp kapaklarında kolonizasyonu Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. el teması Üretrit. dış membran proteinleri Gram negatif diplokok Genital sistem (taşıyıcı. ekstrasellüler enzimlerine (hemolizin. pneumoniae) Meningokoklar (Neisseria meningitidis) Gonokoklar (N. glomerulonefrit Diğer Beta hemolitik streptokoklar α hemolitik streptokoklar Pnömokoklar (S. tonsillit.Tablo 2. enterotoksinleri) ve hücre yüzey komponentleri (kapsül. gonorrhoeae) Haemophilus influenzae Pozitif zincir yapan koklar Pozitif zincir yapan koklar Pozitif a hemolitik diplokoklar Gram negatif diplokok Kolon.A İnsanlarda hastalık etkeni önemli bakterilerin özellikleri Bakteri Gram Boyama. pelvik inflamatuvar hastalık Gram negatif küçük basillerdir Menenjit (3 ay ile 2 yaş arası). C5a peptidaz. pili ve yüzey proteinlerinin adhezyonu. toksik şok toksini. romatizmal ateş. Morfoloji Pozitif. streptokinaz. lipoteikoik asidleri. endotoksin. bazıları asemptomatik) Sekresyonları cinsel temas ile bulaşması Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. endokard) abseler. protein A) aracılığı ile abse oluşumu Slime tabakası aracılığı ile protez ve intravenöz kateterlere aderans ve kolonizasyon Piyojenik enfeksiyonlar ve birçok organda (örneğin subkutan dokular. barsaklar (normal flora) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır immünyetersizlikli hastalarda cihazlara implantasyonuna bağlı enfeksiyonlar Grup A Streptokoklar Pozitif zincir yapan koklar Boğaz (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır Hücre yüzey komponentlerine (M proteini. toksin içeren besinlerin yenilmesiyle bulaşır Patojenite mekanizmasI Özel hastalık tablosu Staphylococcu s aureus Akut enflamasyon ve birçok ekstrasellüler toksinleri (koagülaz. lgA1 proteaz. üzüm salkımı şeklinde koklar Deri. katalaz. endokardit Septisemi. hiyaluronik asit. menenjit Boğaz. septisemi. kemik iliği. mürein.

B Bacteroides spp. bazı suşları hayvansal besinlerin alınması ile bulaşır Kolera toksinine bağlı masif sulu diyare Makrofajların içinde çoğalır. yiyecekler İnhalasyon. birçok suşu patojenik (ETEC. akciğerlerde). vajina (normal flora) Escherichia coli Gram negatif basil. 1 . adezinler Bu faktörlerden bazıları derin doku enfeksiyonlarına sebep olabilir Shigella spp Gram negatif basil Su. kişisel temas. elastaz. septisemi Pseudomonas Aeruginosa Gram negatif basil. kistik fibrozis de aljinat Kolera Salmonella spp. İnsan-insan teması ile fekal kontaminasyon Barsaklardan veya oral floradan organizmanın girişinin ardından duyarlı alanlarda enflamasyon Enterotoksinlerine bağlı değişik tipte diyareler. eksotoksin. Gram negatif basil. sıklıkla mikst enfeksiyon Sekretuvar diyare (turist diaresi). anaerob Barsak. Shiga benzeri toksin. oral floradan inhalasyon yoluyla bulaşır İnce barsak mukozasına Shiga toksin ve adezinlerin ile invazyon yapar Dizanteri (inflamatuvar hastalık) Abseler (periton. menenjit Klebsiella pneumoniae Geniş kapsûllü Gram negatif basil Fagositoza direnci (kapsülü) enflamasyonu kolaylaştırır. septisemi. sistit. immünyetersizlikli hastalarda diğer enfeksiyonlar Üriner sistemde inflamatuvar hastalık. diabetiklerde piyojenik enfeksiyonlar kistik fibrozis de akciğer enfeksiyonları 40 . yiyecekler. Gram negatif basil. EPEC. Endotoksininin de etkisi vardır Pnömoni. Üre pozitif. genellikle üriner sistemde Vibrio cholerae Gram negatif. bulaşma enfekte suların içilmesi ile olur Dışkı bakterisidir. veya epitellerin bozulması ile penetrasyon yapar Yanık hastalarında. yüksek pH'da daha iyi ürer Muhtemelen fekal kontaminasyon İnflamasyon. EHEC gibi) Su. bunun yanında bilinmeyen bir çok patojenite faktörü vardır. kıvrık bakteri Gram negatif basil Suda yaşar. yiyecekler. sadece zorunlu aeroptur Su. dizanteri. paratifo. endotoksin. Yiyecekler. toprak. insan-insan teması ile fekal kontaminasyon (az miktarda inokulum yeterlidir) Genellikle. Diyare muhtemelen toksinlerine bağlıdır Toksinleri (toksin A. adhesinler. gastroenterit. Bazen üriner sistem taşları da eşlik edebilir Proteus spp. endotoksin).Tablo 2. Tifo.

barsaklar deri bütünlüğünün bozulması. sitokin salınımı Pnömoni. avium intracellulare vd). su (M. yavaş üreyen. sporlu basil. adenilat siklaz. gazlı gangren Legionella pneumophila Gram negatif küçük zorunlu hücre içi basillerdir Su (air condition. tuberculosis). avium intracellulare vd. sulu sistemler). anaerop Tetanospazmin Tetanolizin Tetanus (spastik paralizi) Clostridium perfringens ve diğerleri Gram pozitif. anaerop Gram pozitif. yaralar Toprak. ince barsaklar hastalık toksinin alınması ile oluşur Toprak. bazıları küçük kemiriciler (fare) aracılığı ile bulaşır Sıklıkla midede bulunur Pertussis toksini. muhtemelen endotoksine bağlıdır İnflamasyonunun patogenezi tam olarak bilinmemektedir Toksinleri Botulinum toksini Boğmaca Diğer enterik bakteriler (Enterobacter. inhalasyon. hayvansal ürünler (M. kontamine yiyecekler. yavaş üreyen. anaerop Barsak (normal flora ?) Toprak. dizanteri. sporlu basil.1 –C Borda tella pertussis Gram negatif küçük basillerdir Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon ve el teması ile bulaşır Genellikle fekal kontaminasyon. Bazıları sistemik hastalık. peptik ülser Gram negatif basil Clostridium difficile Clostridium botulinum Gram pozitif. kontamine yiyecekler. trakeal sitotoksin. bazıları da lokal enflamasyonlar yapar. sporlu basil. infant ve yara botulizmi Clostridium tetani Gram pozitif. soğutma sistemleri. Gastrit. sistem enfeksiyonları Mycobacterium tuberculosis ve diğerleri Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). sporlu basil. Serratia. özellikle AIDS hastalarını infekte eder Tüberküloid ve lepromatöz lepra Mycobacterium leprae 41 . anaerop Lesitinaz C. yiyecekler İnsan sekresyonları (M. M. kontamine yiyecekler yara kontaminasyonu Pseudomembranöz kolit Botulizm (flask paralizi). İnsan sekresyonları Bilinmeyen mekanizmalar ile patojenitesini özellikle hücresel immün yetersizliği olanlarda gösterir Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. adezinler Virülans faktörleri kesin olarak bilinmemektedir. bovis) toprak. adjuvan etki Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. ince basiller Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). ince basiller Primer ve sekonder tüberküloz.Tablo 2. Campylobacter. Citrobacter. Yersinia) Helicobacter pylori Gram negatif basil Değişik diyareler. sitokin salınımı. diğer hidrolitik enzimler miyonekroz.

Solunum epitelinde hasar. insanlar ve hayvanlar taşıyıcıdır Özellikle genç erişkinlerde bronkopnömoni.D Treponema pallidum Gram ile boyanamayan. gram negatif zorunlu hücre içi basillerdir Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. spiril yapılı basillerdir Rezervuar hayvanlardan insanlara sert keneler aracılığı ile bulaşır Lyme hastalığı Bartonella hanselae Küçük. Virülans faktörleri bilinmemektedir ancak beyin gangliozidlerine yapıştığına dair bilgiler vardır Granülomatöz ve süpüratif yanıt oluşturur İntrasellüler yaşayan retiküler cisimciklerin konak hücre harabiyetine bağlı enflamasyon yapar Sifiliz Borrelia burgdorferi Gram ile boyanamayan. spiril basillerdir. hareketlidir ve kültürde çoğaltılamaz İnfekte kişilerin sekresyonları ile temas Birinci dönemde şankr. artropodlar vektördür. sentetik besiyerlerinde üretilemez Küçük. ince. gram ile boyanamayan. Zorunlu intrasellüler bakteridir. genital ve intrauterin enfeksiyonlar 42 . neonatal konjunktivit Chlamydia trachomatis İnsanlar doğal konaklarıdır.Tablo 2.1 . Q ateşi Mycoplasma spp. Bazılarının üremesi için sterol gerekir Kedi tırmığı Kedi tırmığı hastalığı. Elementer cisim ve retiküler cisim olmak üzere iki yapıda bulunur. lenfogranuloma. hücre duvarı olmayan bakterilerdir. muhtemelen hidrojen peroksit içeren metabolitlerine bağlıdır Tifüs tipleri. genital veya diğer sekresyonlardaki elementer cisimler aracılığı ile bulaşırlar Rickettsia spp Hayvanlar rezervuar.pnö moni. Epidemik tifüste muhtemel taşıyıcılar insanlardır. silier fonksiyonunun kaybolması. virülans faktörleri bilinmemektedir Enfeksiyonun sifilise benzer üç dönemi vardır. Organizmanın üremesine bağlı vasküler endotel yapıda hasar meydana gelir. ince. üçüncü dönemde ise kronik enflamasyon ve otoimmün benzeri bulgular. zorunlu intrasellüler bakteridir. ikinci dönemde akut enflamasyon. sentetik besiyerlerinde üretilemez Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. Böylece vital organlarda hasar gelişir. basiller angiomatosis PID.

Bakteriyoloji • Normal Flora • Sporlu Gram Pozitif Basiller • Clastridiumlar • Gram Pozitif Koklar • Gram Negatif Koklar • Sporsuz Gram Pozitif Basiller • Enterik Gram Negatif Basiller • İntestinal Sistem içinde ve Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem içinde Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Solunum Sistemi ile İlişkili Gram Negatif Basiller • Hayvan Kaynaklı Gram Negatif Koklar (Zoonozlar) • Mikrobakteriler • Diğer Bakteriler 43 .

Anterior uretra dışında. anaeroplar. Derinin normal florası genellikle geçici tiptedir. uretra sterildir. Dışkıda 100'den fazla çeşit bakteri bulunur. Örneğin. Moraxella catarrhalis. 44 . yıkanma veya değişik antiseptiklerin kullanımı ile normal flora bakterilerin miktarı azaltılabilir. Normal yetişkinlerde özofagus ağız florası bakterilerini ihtiva eder. İnsan vücudunda bakterinin bol olarak bulunduğu alanlar: • • • • • Deri Solunum sistemi Sindirim sistemi Üriner sistem Genital sistem Özellikle nemli alanlar Burun ve orofarenks Ağız ve kolon Anterior üretha Vajina Bazı normal flora üyeleri fırsatını bulduğu zaman patojen olabilir. Normal floranın organizma için önemi. Ureaplasma urealyticum. difteroidler ve bazen laktobasiller eklenir. Baskın olarak difteroid basiller. Mukoza ve derideki flora bakterileri patojen bakterilerin üremesini engeller (bakteriyel interferans). enterokoklar. Gardnerella vaginalis. Örneğin Streptococcus pyogenes üst solunum yollarının normal flora üyesidir. organizmalar daha sonra yiyeceklerle kolonize olur. Doğumda barsaklar sterildir. Ancak sekresyonların yapıldığı anatomik alanlarda kalıcı flora bulunur. sporlu aerop basiller. Ağızda ek olarak candida suşları bulunur. Kalıcı ve geçici flora olarak ikiye ayrılır. Bir peptostreptokok olan Streptococcus mutans diş plaklarının ve çürüklerinin sebebidir. aerop ve anaerop stafilokoklar. Daha ileri dönemlerde karışık flora vardır. Kolonun anaerop florası abse oluşumunda başlıca rolü oynar. alfa hemolitik streptokoklar. Kalıcı floranın herhangi bir şekilde azalması durumunda geçici floranın hastalık yapma olasılığı vardır. sebase sekresyonların yapıldığı alanlarda (genital ve dış kulak yolu) nonpatojenik mikobakteriler bulunur. Virüsler normal flora üyesi değildirler. Daha sonraki dönemlerde stafilokoklar. Terleme. ancak kolonizasyonu artarsa hastalık yapabilir. Servikal mukus antibakteriyel aktivite ve lizozim içerir. Farenks ve trakeada da benzer flora bulunur. Normal vajen florasında Grup B streptokoklar. intestinal floranın K vitamini sentezinde rolü vardır. Mide asidi bakterileri minimuma indirir. bronşlarda çok az miktarda bakteri vardır. Ağız ve farenksin mukozaları doğumda sterildir. Vajinada doğumdan sonra laktobasiller kolonize olur. mayalar. ancak iç organlara geçerse patojen olur. Anne sütü alan çocukta laktik asit streptokokları ve laktobasiller bulunur. Bacteriodes fragilis'de kolonun normal flora üyesidir. ancak süratle flora yerine gelir.BAKTERİYOLOJİ NORMAL FLORA Sağlıklı kişilerin deri ve mukozalarında yaşayan mikroorganizmalara normal mikrobiyal flora denir. Küçük bronşlar ve alveoller sterildir. Kalıcı flora organizmanın fonksiyonlarına yardımcıdır. • Enfeksiyon kaynağı olabilir • İmmün stimülasyon için yardımcıdır • Aynı reseptörleri kullanarak patojen mikroorganizmaların enfeksiyon yapmalarını engelerler • Sindirim ve metabolizmada rolleri vardır • Karsinojenlerin kaynağı olabilir İnsanlarda normal viral flora demek anormal bir durumdur. 4-12 saat sonra viridans streptokoklar kolonize olmaya başlar. bazen Listeria veya Mobilincus bulunur. Kolonun %96-99'u anaerop bakterileri içerir (Özellikle Bacteroides fragilis). Duodenumdan kolona indikçe bakteri miktarı artar.

Klinik örneklerden izole edilen bakteriler kapsüllü sporsuz. Letal faktör Protektif antijen reseptör görevi görür. pnömoni. Bakterinin poli-D-glutamik asit yapısındaki kapsülü bir haptendir. asıl virülansı toksinine bağlıdır. Zorunlu aerobdur. sığır. 45 . Bacillus anthracis (ŞARBON) Şarbon başlıca koyun.SPORLU GRAM POZİTİF BASİLLER Gram pozitif spor yapan basiller aeroplar Bacillus. ARB boyama ile sporları kırmızı renkte görülür. Antraks toksini diğer ekzotoksinlerden farklı olarak A ve B subünitlerden meydana gelmez. Sporlar dokularda germinasyona uğrar. Hareketsizdir (B. Protektif antijen 2. Kanlı agarda iyi ürer. Hem kapsül hem de toksinler farklı plazmidlerin kontrolü altındadır . doğada ise sporlu kapsülsüzdür.1). Bakteri tren vagonu veya bambu kamışı şeklinde kaba zincirler yapan gram pozitif merkezi sporu olan basildir (Şekil 2. eğer bakteri protektif antijen üretmezse diğer toksinlerde etki göstermezler. at gibi hayvanların hastalığıdır. Enfeksiyon sağlam olmayan deri veya mukozalardan sporların alınması ile bulaşır (Tablo 2. cereus swarming tarzında ürer). İnhalasyon yolu ile bulaşma hemorajik mediastinit. Bu bakteriler önemli spesifik enfeksiyonların etkenleridir.2). Kromatografik olarak üç alt gruba ayrılır 1. vejetatif organizmalar ödem ve konjesyon ile karakterize hastalık yapar. Ödem faktör 3. ondüle saç görünümünde R tipi koloni yapar. Nadiren gastrointestial ve inhalasyon yolu ile (woolsorter's disesase) enfeksiyon yaptığı gösterilmiştir. menenjit ve sepsis gibi hızlı seyirli fatal enfeksiyonlar ile sonlanır. Kapsülü fagositoza karşı koymak amacıyla üretilir. İnsanlar nadiren infekte olurlar. zorunlu anaeroplar Clostridium'\ar olmak üzere ikiye ayrılır.

kedi. aburtus B. aerop Gram negatif basil Hayvan Evcil hayvanlar Koyun. Daha sonra lenfatikler ve kan dolaşımı aracılığı ile yayılan vejetatif bakteriler ağır bir sepsis tablosuna sebep olurlar. suis B. keçi Sığır Domuz Köpek Domuz. sığır Kedi. fareler Sığır Koyun. evcil hayvanlar Fareler Evcil hayvanlar Tavşanlar.2 Deri yaralanması ile bulaşan zoonozlar Hastalık Etken Bakteriler Şarbon Bruselloz Organizma ismi Bacillus anthracis Brucella melitensis B.2). özellikle giriş yerinde jelatinöz ödeme sebep olur (habis püstül) (Şekil 2. sporlu. canis Erizipeloid Leptospiroz Melioidoz Ruam Tularemi Virüsler Foot and mouth Orf (Ektima kontagiosum) Veziküler stomatit Parazit Kutanöz larva migrans Erysipelothrix rhusiopahtiae Leptospıra interrogans Pseudomonas pseudomallei Pseudomonas mallei Francisella tularensis Aphthovirus Parapox virüs Vesicular stomatitis virüs Ancylostoma caninum Ancylostoma braziliense Mantar Bilinmeyen Dermatofitler Kedi tırmığı Zoofilik trichophytonlar. balık Fareler. etoburlar Klinik Dokulara geçen sporlu bakteri germinasyona uğrar. keçi Sığır. microsporum Afipia felis Mantar Gram negatif basil Köpek. köpek. at Kedi. tilki. 46 . köpek Grampozitif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Gram negatif basil Picomavirus ailesinden Poxvirus ailesinden Rhabdovirus ailesinden Nematod Grup Gram pozitif. kümes hayvanları.Tablo 2.

anthracis ile karşılaşmalarda aşı yapılırsa 4 hafta. Biyolojik savaş nedeniyle gündemdedir. thuringiensis. Biyolojik silah olarak kullanılan B.cereus'un dışkıda tespit edilmesinin tanı açısından değeri yoktur. lentimorbus) böcekler için patojendir. osteomyelit veya pnömoni gibi sistemik enfeksiyonların etkeni olarak tespit edilebilir. Korunma Korunma hayvan çıkartıları ile temas edilmemesi. Ancak önemli olan tedaviye erken başlanmasıdır. Tanı için şarbon yarasından alınan materyalde sporsuz. Tetrasiklin. B. Virülan antraks suşları intraperitoneal injeksiyon ile fareleri öldürürler. besiyerlerinde swarming tarzında ürer. Presipitasyon veya hemaglutinasyon testleri ile antikorlar aranabilir. diğeri ise etli (soslu) yiyeceklerden bulaşan diyare tipi besin zehirlenmesi yapar. B. B. Tedavi Bacillus cereus beta laktamaz ürettiği için penisilin ve diğer beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. Tedavide vankomisin. kalın gram pozitif basillerin gösterilmesi. 47 . cereus iki farklı tipte ekzotoksin salgılar (Tablo 2. endoftalmit ve panoftalmitgibi göz enfeksiyonlarına sebep olur. menenjit. Tanı Anamnez ve cilt lezyonunun görülmesi genellikle tanı için yeterlidir. Tedavi Şarbon'a karşı birçok antibiyotik kullanılabilir. Nadir de olsa intravenöz uyuşturucu bağımlılarında. Hemorajik mediastinit ve şok tablosu tablosu içinde hastaların hemen tamamı birkaç gün içinde ex olurlar. Sulu diyareye. Hareketlidir. Özellikle travma veya göze yabancı cisim kaçması ile enfeksiyon meydana gelir. insanlara protektif antijen aşıları uygulanmaktadır. aminoglikozidler ve karbapenemler denenmelidir. Normal florada da bulunabilir. Bunlardan biri pirinçli yiyeceklerden geçen emetik form. B. Hastalık genellikle 24 saat içinde kendi kendine düzelir. abdominal kramplar ve nadiren ishal olur. Spesifik antraks gama bakteriofaj ile lizis olması tanıda yardımcıdır. Diğer Bacillus türleri (B. Akciğer şarbonunda siprofloksasin tercih edilir. Hayvanlara kapsül.cereus'lu hastaların dışkıları bakteriyolojik inceleme açısından yeterli bilgi vermez. B. B. sphaericus. Bakterinin besin üzerinde tespit edilmesi tanı açısından değerlidir. Emetik formda bulantı. Pirinçli yiyeceklerin yenmesinden sonra 1-5 saat içinde başlar. aşı yapılmayanlarda ise 8 hafta siprofloksasin veya doksisiklin uygulanır. veya kanlı agarda gri nonhemolitik koloni yapısı (Medusa başı görünümü) ile merkezi sporları gösterilebilir.cereus ciddi keratit. klindamycin ve eritromisin de denenebilir. Diyare formunda ise inkübasyon periyodu 1-24 saattir. Bacillus cereus Besin zehirlenmesi etkeni olan B. klindamisin. siprofloksasin. İnhalasyon antraksı nadir görülür. ateş ve kusma eşlik eder. İnhalasyon ile alınan şarbon dışında penisilin genellikle ilk seçenektir. bunlardan bazıları böcek ilacı olarak kullanılır. yapay tıbbi malzeme kullananlarda endokardit. popilliae. larvae ve B. kusma. Enterotoksin barsakta sentezlenir. abdominal kramplar.3).Sporların oral yoldan alınması ile gelişen gastrointestinal sistem şarbonu hayvanlarda yaygın iken insanlarda nadiren görülür. koruyucu elbiselerin giyilmesi ve hayvanların aşılanması ile sağlanabilir. şarbondan ölen hayvanların yakılması veya derin gömülmesi.

kaba basillerdir. dışkıda bulunurlar. 100 °C'ye 3-5 saat kadar dayanabilir. Özellikle A. Botulizm. süt Tavuk.Isıya dirençli toksin . Clostridium botulinum Botulizm etkenidir. parahaemolyticus Y. inkübasyon periyodu bulaşmadan sorumlu yiyecekler ve klinikleri Organizma S. süt Deniz kabukluları Süt Salatalar Kırmızı et Kırmızı et. C. Toksin üretimi bakteriyofaj kontrolündedir. anaerob. Baharatlı. B ve E (bazen F) zehirlenme lerden sorumludur. diyare Diyare Diyare Ateş. vakumla paketlenmiş yiyecekler veya konserveler aracılığı ile bulaşır. pasta.Isıya dirençli toksin . endositoz ile plağa girer ve asetil kolin deşarjını önleyerek çizgili kas paralizilerine yol açar (Şekil 2. elektromiyogram bulguları tipiktir. tütsülenmiş. Toksinin 8 antijenik tipi vardır (A-G). A (en potenti) ve B her türlü yiyecekte bulunurken. cereus Mekanizma .3). Toksinler benzer etki gösteren nörotoksik proteinlerdir. aureus B. diyare Diyare CLOSTRİDİUMLAR Gram pozitif.Isıya duyarlı toksin Salmonella Campylobacter V. onların innerve ettiği nöromusküler plağa getirilir. tetanoz. perfringens Toksin İnkübasyon periyodu (saat) 1-6 1-16 8-24 16-48 16-48 16-72 16-72 16-72 16-48 8-12 Bulaşma Salam. 100°C'de ortalama 20 dakikada parçalanırlar. E özellikle balık ürünlerinde vardır. kümes hayvanları. subterminal ve terminal olmak üzere sporun basil üzerindeki yeri değişik olabilir. botulinum toksinleri son derece toksiktir. soslar Klinik bulgu Kusma Kusma Diyare Ateş. ısıtılmış yiyecekler Pirinçli yiyecekler Soslu yiyecekler Tavuk. Sadece anaerobik ortamlarda ürerler. 48 . Ortak antijenik yapıları bulunmakla birlikte. Isı direnci asit pH'da yada çok tuzlu ortamlarda düşürülebilir. Doğada. 1-2 (xg insanlar için öldürücüdür. botulinum toksini hem bakteri ürerken hem de parçalanırken ortama salınır. kan veya lenf dolaşımı ile kolinerjik sinirlere. enterocolitica E. yumurta. C. Santral. Organizmanın sporları ısıya çok dirençlidir. genellikle her bakterinin kendi antijenik yapısı vardır. toprakta. gazlı gan-gren ve pseudomembranoz kolit gibi spesifik önemli enfeksiyonlar yaparlar. Toksin gastrik epitel hücrelerinden emilir. Clostridiumların sporları genellikle basilin çapından daha geniştir. coli İnvazyon İnvazyon İnvazyon (toksin ?) İnvazyon (toksin ?) Toksin O157:H7 (verotoksin) C. Toprakta ve hayvan dışkılarında bulunan bir bakteridir.Tablo 2. Gevşek paraliziler yapar. diyare Ateş.3 Besin zehirlenmesi etkenleri. diyare Ateş. kırmızı et. bir çoğu peritriş flagellalara sahiptir.

C. Ateş yoktur. İyileşmiş hastalarda antitoksin oluşmaz. Bulber paralizi. Toksin Hemolizden sorumlu tetanolizin ve istem dışı kasılmalardan sorumlu tetanospazmin üretir. konuşma bozukluğu da görülebilir. terminal sporlu (davul çomağı. Görme ile ilgili bulgular (göz kaslarında koordinasyon bozukluğu. Peritriş flajellaları ile hareketli. İinsan vücudunda. E) antitoksin süratle intravenöz verilir. çift görme) ilk bulgulardır. gastrointestinal sistem bulguları bulunmaz. kanda ise bulunmaz. Toksin serum ve yiyeceklerde gösterilebilir. Tedavi Trivalan (A. özellikle bakteri lizise uğrayınca salgılanır. Doğada. bu özellikleri taşıyan dokulara tetanojen dokular denir. botulinum doğada yaygındır ve yiyecekleri kontamine edebilir. solunum paralizisi ve kalp durması geliştiğinde ölümle sonuçlanabilir. Ölüme kadar hastanın bilinci yerindedir. Sanayide üretilen konserveler.Klinik bulgular Kontamine yiyeceklerin alınmasından 18-24 saat sonra ortaya çıkar. Ani ölüm sebebidir. Patogenez İnvazyon yapmaz. dokuların kanlanmasının bozulması ve ortamda Ca bulunması gerekmektedir. Sporların germinasyonu için nekrotik dokuların olması. Gerekirse mekanik ventilatörler ile ventilasyon desteği sağlanır. Evde yapılan konserveler tehlikelidir. yutma güçlüğü. Ciddi bir bakım ile ölüm oranı %65'den %25'e düşürülebilir. canlı dokularda ise vejetatif formdadır. Hayvan deneyleri yapılabilir. Şüpheli yiyecekler en azından 20 dakika süreyle kaynatılmalıdır. Sadece kültür ortamlarında ve doğada sporlu. Sadece semptomatik tedavi uygulanır. Vejetatif bakteriler tarafından üretilir. Anatomik ++ 49 . Mortalite oranı yüksektir. Bu hastalarda toksin dışkıda tespit edilir. yuvarlak. Tamamen iyileşme 3 ay ile bir yıl arasında sürebilir. Korunma C. usulüne uygun hazırlanmışsa botulizm gelişmez. özellikle insan ve hayvan dışkılarında bulunur. Enfeksiyon anaerob dokularda lokalize kalır. tenis raketi) bakterilerdir. perfringens'e göre daha güçlükle ürerler. Tanı Klinik bulgular ve EMG ile konulur. Clostridium tetani Tetanoz etkenidir. B. Toksin üretimi plazmid kontrolündedir. Ciddi olgularda 4 saatte bir tekrarlanır. Tüm Clostridium tipleri aynı antijenik tipte tetanospazmin (nörotoksin) salgılar. Kapağı şişmiş konserveler tüketilmemelidir. Süt çocuklarında (ilk bir yaş) toksin ile kontamine yiyeceklerin (bal) yedirilmesi ile infantil botulizm görülebilir (gevşek bebek).

Generalize tetanoz: Tipik tetanoz tablosudur. olgunun seyri boyunca. Ağır olgularda konvülsiyonlar gözlenir. Ateş yoktur. Bunu izleyen dönemde. aritmiler ve arteriyel kan basıncı oynamaları görülür. Herhangi bir eksternal stimulus kasılmaları başlatabilir. Tetanospazmin merkezi sinir sistemine birkaç yoldan etkilidir. Kobaya injekte edilen BOS insandakinin aksine assendan tarzda tetanoz geliştirir. Lockjaw) gelişir. İlk tutulan kas masseter kasıdır. Ortamda aerop bakterilerin (S. Hastalık tonik kas kasılmaları ile karakterizedir. 50 . Kasılmalar. Trismus (Çene kilitlenmesi. Sefalik tetanoz: Özellikle kulaklarda olmak üzere (otitis media) primer enfeksiyon bölgesinin başta olduğu durumlardır. Otonom sinir sistemi tutulumuna bağlı olarak terleme. İlk kasılmalar yara yerinde başlar. Laboratuvar kesin tanı için kullanılır. zaten hiperirritabl haldeki hastanın dış uyaranlarla her uyarılışında gelişir. hastanın bilinci terminal döneme kadar açıktır. Ancak başka bir enfeksiyon varlığında veya ölüme yakın dönemlerde gelişen aspirasyon pnömonisi gibi sekonder enfeksiyonlara bağlı olarak ateş yükselir. iyi irrige ve debride edilmemiş yara ve yanıklardır. Generalize tetanozun ilk bulgusu sayılır. nöbetler esnasında paravertebral kas spazmına bağlı olarak hastanın gövde ve başı hiperekstansiyon. Klinik İnkübasyon 4-5 günden birkaç haftaya kadar değişebilir. yabancı cisim ve koagulum içeren lezyonlar. BOS normaldir. taşikardi. interkostal adelelerin olaya katılması ile gelişen asfiksi en sık ölüm sebebidir. Ayırıcı tanıda striknin zehirlenmesine dikkate alınmalıdır. Kasılmalar enerjiden bağımsızdır. Asetil kolinin salınımını inhibe eder ve böylece nöromusküler geçişi engeller. ancak olguların 1/3 kadarında görülebilir.boşluk bırakılarak sütüre edilmiş. donuk yüz (risus sardonicus) görülmeye başlanır. Yaradan alınan preparatlarda gram pozitif sporsuz basillerin görülmesi tanıda önemlidir. uygunsuz düşük girişimleri sonucunda puerperal tetanoz görülebilir. Yaranın merkezi sinir sistemine uzaklığı bu süreyi etkiler. Hastalarda sık görülen komplikasyonu aspirasyon pnömonisidir. aureus. Daha sonra diğer yüz kasları da tutulur. prognoz kötüdür. hatta iyileşme sonrasında aylarca süren en uzun seyirli bulgudur. İnkübasyon periyodu kısa.4). Prognoz çok iyidir. hiperrefleksi ve kas spazmları meydana gelir. Bunun sonucunda. Bunların dışında septik şartlarda göbek kordununun kesilmesine bağlı yenidoğan tetanozu (yedinci gün hastalığı). Tanı Klinik bulgular ile konulur. İlk bulgu ile generalize spazmlar arasındaki dönem 2 günden kısa ise hastalık ciddidir. kollar fleksiyon. Tüm etkilerini ekzotoksinleri aracılığı ile yaparlar. Kraniyal sinirlerin (özellikle 7. Lokalize tetanoz: Çok nadiren hastalık yaralanma bölgesi ile sınırlı kalabilir. Toksin başlangıçta motor nöronların presinaptik membranlarındaki reseptörlere bağlanır. sinir) tek tek veya kombine tutulduğu görülür. Daha sonra generalize forma da dönüşebilir. Pseudomonas aeruginosa) bulunması ile oksijen tüketimi hızlanır ve üremeleri daha kolaylaşır. eller hiçbir zaman hastalığa katılmaz. Sfinkter spazmı nedeniyle konstipasyon ve idrar retansiyonu görülür. Vejetatif organizmalardan salınan toksin retrograt aksonal iletişim veya kan dolaşımı yoluyla merkezi sinir sistemine ulaşabilir. bacaklar ise ekstansiyon halini alır (opistotonus (Şekil 2.

Travma ile başvuran hastalarda önce yara temizliği ve debridman uygulanır. perfringens'in bazı suşları güçlü enterotoksin üretir. ayrıca lökosit sayısının azlığı tanı açısından destekleyicidir. sonra 10 yılda bir booster (hatırlatma) dozu uygulanmalıdır. 51 . 4. C. Genellikle travma sonucunda gelişir. Tanı Klinik bulgular ile konulur. 2. histolyticum. Mevcut yaranın çevresinde pis kokulu nekroze dokular gelişir. gaz birikimi ve süpürasyon ile özelleşen yumuşak doku enfeksiyonlarına sebep olabilir. Clostridium perfringens C. Palpasyonla krepitasyon alınması tipik klinik bulgudur. Hiperimmunglobulin dolaşan serbest toksini nötralize eder. Kaslarda ve yumuşak dokularda nekroz.Tedavi Hasta sakin bir odaya alınır. Nöronlardaki toksinin nötralizasyonunda etkisizdir. Sporlar dokularda vejetatif hale geçtikten sonra gaz üretirler. C. Gazlı gangren denince de bu bakteri akla gelir. aylarda birer doz. Hücre membranınındaki lesitini parçalar. Beta toksin hemolitik ve nekrotizan etkiye sahiptir ancak lesitinaz değildir. Tetanoz immunglobulini atlardan hazırlanmış ise hastalarda serum hastalığı gelişebileceği unutulmamalıdır. subkutan dokuların kollajen tabakasını ve kasları sindirir. C. Ortamda Clostridiumlar dışında koklar ve gram negatif basiller de bulunur. Yara yerinden hazırlanan preparatlarda gram pozitif sporsuz (bazen sporlu) bakterilerin gösterilmesi. aşırı su ve elektrolit kaybı olan diyareler görülebilir. Yaraya debridman uygulanır. ancak bunların %90'ından Clostridium perfringens sorumludur. Toksinleri Tip A'nın salgıladığı alfa toksin lesitinaz C'dir. Tüm bireylere aktif immünizasyon şeması uygulanmalıdır. Korunma Tetanoza karşı ilk yapılacak işlem yara temizliğidir. septicum. Tablo 2. Penisilin ilk seçilecek antibiyotiktir. novyi gibi yaklaşık 30 susun gazlı gangren gibi invaziv enfeksiyonlar yaptığı bilinmektedir. Beraberinde aşı yapılır ve penisilin tedavisi başlanır. Tetanoz hiperimmunglobulininin hem korunmada hem de tedavideki yeri tartışmalıdır. Hastalık bu haliyle B. Yenidoğan tetanozunda hiperimmunglobulin hayat kurtarıcıdır (gerçek endikasyon). feçes) veya intestinal yol ile ulaşır. Yara geniş bir alanı kapsıyor ve kontamine ise tetanus immunglobulin uygulanır.4 C. alternatif olarak metronidazol verilebilir. Dokularda kalabilecek bakterilere karşı antibiyotik uygulanır. ve 18. ancak yine de tetanoz düşünülen her hastaya uygulanmalıdır. Hibernasyon amacıyla yüksek dozda diazepam verilir. Kolonilerinin çevresinde çok sayıda hemoliz zonu gelişir. DNase ve hyaluronidase. perfringensm neden olduğu hastalıklar Hastalık Gazlı Gangren Nekrotizan Enterokolit (NEC) Besin Zehirlenmesi Tipi Tip A Tip C Tip A Toksin Alfa toksin Beta Toksin Enterotoksin Patogenez Clostridial sporlar dokulara travmatize dokuların kontaminasyonu (toprak. böylece 6-18 saatte ortaya çıkan. 6. Gazlı gangren kural olarak mikst enfeksiyondur. cereusfun gastroentenit tarzı besin zehirlenmelerine benzer. Kanlı agarda çift hemoliz zonu yapar Miyonekroz olmaksızın sellülit. Özellikle etli yiyeceklerde oluşan bu toksin jejenum ve ileum'dan hipersekresyon yapar. ayrıca radyolojik olarak da izlenebilen gaz birikimine neden olur. tetanus toksoidi yapılır. bir kollajenazdır. anemi ve toksemi ile karakterize hastalık tablosu yapar.

Oral vankomisin tedavisi.7) gösterilmiştir. doğada yaygın olarak bulunurlar. aureus abseler. bakteri kolonizasyonunun artmasını sağlarlar. böylece apoptozis gelişir ve enterositler ölür. Ateş sıktır . kolonoskopi ile psödomembranların tespiti değerlidir. Peptostreptokoklar anaerobik koklardır. Dışkı kültürünün tanısa I değeri yoktur. Nosokomial diyarelerin en sık etkenidir. Hareketsiz ve sporsuzdurlar. Tedavi Oral metronidazol primer tedavisidir. S. Dirençli veya metronidazol yan etkisi olan hastalarda kullanılabilir. şok ve peritonit ile kendini gösteren nekrotizan enterit etkenidir. ancak bunlardan üçü medikal önemlidir (Tablo 2. S. Stafilokokların otuzdan fazla serotipi vardır. C tipi bakterinin salgıladığı beta toksin sorumludur. Bu oran iki yaş civarında %4'lere düşer. toksik şok sendromu. Bu mikroorganizma yenidoğanların barsak florasında %50 oranında bulunur. 52 .6). epidermidis endokardit ve S. karakteristik özelliği psödomembranlar bulunmasıdır. difficile'nin virülans faktörleri ve etkileri Virülans Faktörü Toksin A (Enterotoksin) Toksin B (Sitotoksin) Spor Etkisi İshal Pseudomembran oluşumu Çevre şartlarına direnç Klinik Orta derecede diyareden toksik megakolona kadar değişen klinik tablo gelişebilir. İki tip toksin üretir. Tedavi Debridman. bu özelliği Streptokoklardan ayrımında kullanılır.Besin zehirlenmesine sebep olabilir. antibiyotik ve hiperbarik oksijen tedavisi uygulanır. Clostridium difficile Antibiyotiğe bağlı kolit (psödomembranöz kolit) etkenidir. Penisilin G ilk tercih edilecek antibiyotiktir. Karın ağrısı. Tablo 2. Stafilokoklar Hastalık Üzüm salgımı görünümünde gram pozitif koklardır. Ekzotoksin A ve B aktinin depolimerizasyonuna sebep olur.5 C. Mikrokoklar da Stafilokoklara benzerler. saprophyticus ise üriner sistem enfeksiyonu etkenleridir. endokardit ve osteomiyelit gibi değişik piyojenik enfeksiyonlar. Tanı Toksinin varlığının gösterilmesi. morfolojik olarak Stafilokoklara benzerler. Tüm Stafilokoklar katalaz pozitiftir. Antibiyotiklerin hemen hepsi (özellikle ampisilin. besin zehirlenmesi. vankomisin dirençli enterokokları geliştirmesi nedeniyle artık birinci tercih değildir. klindamisin ve sefalosporinler) ile kemoterapötikler normal florayı azaltarak. GRAM POZİTİF KOKLAR Stafilokoklar ve Streptokoklar medikal önemi olan gram pozitif koklardır. dörtlü veya sekizli paketler halindedirler. kanlı diyare. Stafilokoklarda ayırt edici özellikleri (Tablo 2.

novobiosine duyarlı. Teikoik asit Stafilokokların hücre duvarında bulunur. epidermidis (-) (-) Yok Yok % 30 + Duyarlı Yabancı cisim enfeksiyonları 5. Plazmidler tetrasiklin. Beta hemolitik. Epidemiyolojik çalışmalarda faj tiplendirmesi ile suşlar belirlenebilir. kemotaktik.hemoliz yapması • Mannitolü parçalaması (Chapman besiyerini sarartması) • Polimiksin'li besiyerinde üremesi • Novobiosin'e duyarlılığı Tablo 2. Bunlardan en önemlisi plazmid kontrolündeki beta laktamaz üretimidir. Protein A bazı aglutinasyon testlerinde tanı yöntemi olarak kullanılabilir (koaglutinasyon). koagülaz negatif. saprophyticus Önemli bilgiler Katalaz pozitif. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden oluşur. 53 . koagülaz pozitif. saprophyticus (-) (-) Yok Yok % 30 + Dirençli Üriner infeksiyon S. süpüratif enfeksiyonlar yapar Katalaz pozitif. aureus S. Antijenik yapıdadır. aureus DNAase Mannitol Hemoliz Protein A Lipaz Novobiosine duyarlılık Yaptığı Hastalık (+) (+) Beta Var Tamamında var Duyarlı Süpüratif hastalıklar Koagülaz negatif S. aureus'a bağlı endokarditlerde tanı olarak kullanılabilir. aureus'a patojenliğini veren ayırıcı tanısal özellikler • Koagülaz pozitiftir • Kanlı agarda altın sarısı (aureus latincede altın demektir) koloniler yapması • Beta. aureus'un birçok antijen ve hücre duvar komponenti vardır. komplemana karşı etkinlik gösteren bir proteindir. Stafilokokların yüzey reseptörleri bazı fajlar için reseptör görevi görür. yüzeyinde Protein A bulundurur. koagülaz negatif. Peptidoglikan tabakaya bağlı halde bulunan Protein A. Tolerans bir antibiyotiğin Stafilokokların üretimini inhibe etmesi ancak onları öldürememesidir.Stafilokoklar birçok antibiyotiğe dirençlidir. Koagülaz negatif Stafilokoklarda Protein A yoktur. Opsonizasyon ve fagositozu önler. eritromisin ve aminoglikozidler gibi birçok antibiyotiğe direnç taşıyabilir. beta hemoliz yapmaz. mukoza hücrelerine yapışmasını sağlar. IgG'lerin (lgG3 hariç) Fc kısmına affinite gösterir. antiteikoik asit antikorları S. novobiosine dirençli.7 Stafilokokların ayırıcı özellikleri Özellik Koagülaz pozitif S. beta hemoliz yapmaz. Staphylococcus aureus Önemli Bilgiler S.6 Medikal önemi olan Stafilokoklar Bakteri S. epidermidis S. üriner sistem enfeksiyonları etkeni Tablo 2. Metisilin (nafsilin) direnci de beta laktamaz üretimine bağlıdır. normal deri florası bakterisi Katalaz pozitif. ancak bütün Stafilokoklar vankomisin'e duyarlıdır.

8) İnflamatuvar enfeksiyonlar Deri-mukoza lezyonları: Abse. aureus denir (MRSA). panaris. Isıya. S. epidermidis deri ve mukozaların normal florasında bulunur. S.Bulaşma Stafilokoklar normal insan florasında bulunurlar. S. toksinin bu özelliğinden kaynaklanmaktadır.aureus'un. Toksinleri Lökosidinler: İn vivo dokulardaki nekrozdan sorumludur. hücre duvarı proteinleri. aureusların yaklaşık %5-25 kadarı TSST taşır. 54 . Katalaz: Streptokoklardan ayrımında kullanılır. peptidoglikanteikoik asit kompleksi ve protein A'dır. kan dolaşımına karışır.B ise stafilokoksik psödomembranöz enterokolite yol açar. derialtı yayılımını sağlar. Enzimleri Koagülaz: Plazmayı koagüle etme özelliğindedir. Bu nedenle özellikle burun/nazofarenks portörlerinden oluşan gıda üreticilerinin kontamine ettiği krema ve mayonez gibi besinlerle oluşan besin zehirlenmeleri. jel difüzyon yöntemi ile S. S. Kısa inkübasyon periyodlu (1/2 . Lipazlar: Deri. aureus burun ve deri üzerinde (özellikle sağlık çalışanları) bulunabilir. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında lokalize bir lezyondan sepsis meydana gelebilir. fibrinojeni fibrine dönüştürür. follikülit. Stafilokinaz (fibrinoliz) Penisilinaz (beta laktamaz): Beta-laktam halkasının siklik amid bağını hidrolize eder. aureus'un tipik lezyonu abse'dir. Eksfoliatif Toksin: Epidermolitik toksin de denmektedir. Koagülaz üretimi patojenlik ile iş anlamlı kullanılır. toksik şok gelişmesinde önemlidir.6 saat) emetik tarzda besin zehirlenmesi etkenidir. Nötrofil ve makrofajları eritir. aureus'a bağlı endokarditli hastalarda tespit edilebilir. karbonkul. yayılma faktörüdür. S. 30 dakikadan az kaynatmaya dirençlidir. Stafilokokların hücre duvarı üzerinde bulunan polisakkarid ve protein oluşumlu antijenik yapıları kapsül. Akut endokardit etkenidir. Normal kapaklılarda özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında sağ kalp endokarditi yapar. hordeolum. Beta laktamaz enzimleri penisilin ve birçok birinci generasyon sefalosporinleri inhibe eder. Böyle suşlara metisilin rezistan S. Enterotoksin A ile E arasında 6 değişik tiptedir. Enterotoksin . deride nekroz ve hemoliz yapar. Klinik Bulgular (Tablo 2. Hyalüronidaz: Bağ dokusunu hidrolize eder. İçlerinde en önemlisi alfa toksindir. Bakterilerin %70'inden fazlası böyledir. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden yapılı peptidoglikan bağlarıdır ve antijenik olabilir. Teikoik asit. Lokal büllöz eritemlere yol açmaktadır. Toksik Şok Sendromu Toksini (TSST-1): İntravaginal tampon kullanan kadınlarda ve tampon kullanılan yaralarda toksik şok sendromu'na yol açar. antijen sunumuna gereksinim duymadan CD4+ T lenfositlere direkt olarak bağlanan (süper-antijen) bir toksindir. Antiteikoik asit antikorları. Haşlanmış Deri Sendromu'ndan sorumludur. epidermidis'dir. Prostatik kapak endokarditlerinde etken S. Patogenez Stafilokoklar toksinleri ve doku enflamasyonu yoluyla hastalık oluştururlar. Bakteri bu enzim sayesinde çevresini fibrin tabakası ile sararak savunma elemanlarından korunur. Toplumda %40. hidradenit. hastane personelinde %70'ler civarında nasal taşıyıcılığı bulunabilir. flegmon. Taşıyıcılarda problem oluşturmayan bakteri hastane enfeksiyonlarının önemli kaynağını oluşturabilir. Vagende %5 oranında bulunabilir. Toksin lokal olarak üretilir.

epidermidis ve S. Şiddetli epigastrik ağrı. Bulantı önlenmemeli. sıvı elektrolit replasmanı uygulanmalıdır. kendiliğinden geçer. böbrekler. Jambon. hipotansiyon.Gram pozitif koklar . saprophyticus ise vajenin normal flora bakterisidir. güneş yanığı şeklinde deri döküntüsü ile karakterizedir. prostetik eklem enfeksiyonları gelişir. kaslar tutulur. S. S. kusma görülür.Kolonileri gri veya beyazdır Mikroskopta üzüm salkımı gibi görünürler Katalaz pozitifliği Streptokoklardan farkını gösterir Koagülaz enzimi bulunmaz (S. MSS. S. epidermisin sıklıkla etken olduğu hastalıklar: • Devamlı ayaktan periton diyalizi (CAPD) peritonitleri • Nozokomiyal bakteriyemi • Protez kapak endokarditi • IV katater infeksiyonlar 55 . dondurma gibi oda ısısında kalmış yiyeceklere enterotoksinin bulaşması ile gelişen bir intoksikasyondur. GİS. Besin zehirlenmesi: Kısa inkübasyon periyotlu emetik tarzda besin zehirlenmesidir. Genellikle küçük çocuklarda görülür. karbonkül Yara enfeksiyonları (travmatik. Karaciğer. yüzeylere yapışma özelliği vardır (kateter. Birkaç saat içinde. Saç ve tırnaklar dökülebilir.Kolonilerinde hemoliz yoktur . S. şant. eritematöz maküler döküntüler ile karakterizedir. Haşlanmış deri sendromu ateş. epidermidis'de yapışıcı bir yüzey (Slime) tabaka bulunur. bulantı. aureus'tan farkı) S. Bakteriyemi sonucunda abseler meydana gelir (metastatik abseler).8 Stafilokokların etken olduğu enfeksiyonlar Deri ve yumuşak doku enfeksiyonları Furonkül. Özellikle postoperatif veya viral enfeksiyonların ardından (örneğin influenzae) ampiyem veya akciğer abseleri meydana gelir. 24 saatten önce. Toksik şok sendromu. epidermidis derinin. saprophyticus Normal flora bakterileridir. cerrahi) Sellülit İmpetigo Bakteriyemi Endokardit Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları Beyin apzesi Menenjit (nadir) Epidural apze Pulmoner enfeksiyonlar Embolik Aspirasyon İskelet sistemi hastalıkları Osteomiyelit Artrit Üriner sistem enfeksiyonları Renal karbonkül Alt solunum yolu enfeksiyonları Toksinlere bağlı enfeksiyonlar Toksik şok sendromu Haşlanmış deri sendromu Besin zehirlenmesi (Daha çok metastik apzeler) Osteomiyelit ve septik artrit etkenidir. Nosokomial pnömonilerin en önemli etkenlerinden birisidir. ateş. Koagülaz negatif Stafilokoklar Esas tanı . kremalı pasta. Hem travmatik hem de hematojen yayılım gösterebilir.Tablo 2. geniş büller.

aureus'\a birlikte) • Ameliyat sonrası endoftalmit S. Bazı stafilokok suşları tolerans gösterebilir. Normal Flora (NF) Deri (H) . S. epidermidis'de yüksek antibiyotik direnci vardır. eklemler (H) Böbrekler (H) S.9) Tablo 2.aureus'la birlikte) • Vasküler greft infeksiyonları (S. Beta laktamaz üretenlerin çoğu plazmid kontrolü altındadır. Toksik şok tedavisinde sıvı replasmanı. Ayrıca romatizmal ateş ve glomerulonefrit gibi immünolojik hastalıkların tetikleyicisidir. otitis media. bakteriye karşı ise beta laktamaz dirençli penisilinler (örneğin nafsilin) verilmesi tamponun çıkarılması ve enfekte alanın debridmanı gerekebilir. Apze olgularında mutlaka drenaj uygulanmalıdır. coli'den sonra ikinci) etkenidir. Stafilokoklarda vankomisin direnci gösterilememiştir. Üriner sistem enfeksiyonlarında kinolon veya trimetoprim sulfametaksazol kullanılabilir.pyogenes (grup A) Piyojenik Lokal Dissemine Toksijenik immün aracılı (poststreptokokal. S. epidermidis yenidoğanda ve diyalize bağlı gelişen peritonitlerde en sık görülen etkendir. menenjit Endokardit Kan dolaşımı (D) Kan dolaşımı (D) Deri (H) Kalp. yani antibiyotikler ile inhibe edilebilir ancak öldürülemez. Hastalardaki intravenöz kateterler çıkartılmalıdır. Yüksek düzeyde dirençli bakteriler için Streptograminler kullanılabilir. saprophyticus özellikle seksüel olarak aktif kadınlarda üriner sistem enfeksiyonu (£. Tedavi ve Korunma S. S. Bu bakterilerin özellikle hastane enfeksiyonları yaptığı bilinmektedir. Streptokoklar Hastalık Streptokoklar farenjitten sellülit ve sepsis'e kadar bir çok enfeksiyonun sebebi olabilir.pneumoniae S. Böyle olgularda ilaç kombinasyonları kullanılabilir. Laboratuvar Bulgular Stafilokok lezyonlarından alınan yaymalarda üzüm salkımı gibi gram pozitif bakterilerin görülmesi ve kültür ile tanı konulur. Nafsilin.9 Streptokok infeksıyonlarında patogenez özellikleri Oganizma Patogenez Tipi Tipik Hastalık Hastalık bölgesi (H).saprophyticus antibiyotiklere duyarlıdır.• BOS şantı olan hastada menenjit • Ortopedik protez infeksiyonları (S. Antibiyotik dirençli Stafilokoklarda taşıyıcılar hastane personelidir. aureus susunun metisiline karşı (veya nafsilin) dirençli olduğu (MRSA) ve bunu penisilin bağlayan proteinlerin değişikliği sonucunda kazandığı gösterilmiştir. aureus'ların %90'ından çoğu penisilin G'ye dirençlidir.bovis (grup D) S. Kolonizasyon (K). Böyle olgularda seçilecek tek antibiyotik vankomisin'dir. aureus koagülaz pozitiftir. Burun taşıyıcılığı intranazal mupirosin ile önlenebilir. saprophyticus novobiosine dirençli olması ile diğer koagülaz negatif stafılokoklardan ayırdedilir. endokardit Endokardit Pnömoni. Beta laktamaza duyarlı antibiyotikler ile beta laktamaz inhibitörleri kombine edilir (Amoxicillin + klavulonik asit). Bakterilerin birçoğu betalaktamaz üretir ve önemli bir kısmı da metisiline dirençlidir. bazı sefalosporinler ve vankomisin ile tedavi edilebilir. S. Bu bakteriler için seçilecek primer antibiyotik vankomisindir (gerekli görülürse gentamisin eklenebilir). sellülit.viridans Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Vajen (K) Kolon (NF) Kolon (NF) Orofarenks (K) Orofarenks (NF) 56 . agalactia (grup B) E. farenjit Sepsis Kızıl Toksik şok Romatizmal ateş Akut glomerulonefrit Yeni doğan sepsisi menenjit Üriner sistem enfeksiyonu. ancak enterokoklara vankomisin direncinin taşınmasında rolleri vardır. Sistitli kadınların yaklaşık olarak %15 kadarında izole edilmiştir. (Tablo 2. Ortalama %20 S. fecalis (grup D) S. kloksasilin. nonsupüratif) S. inotropik ilaçlar.Farenks (H) İmpetigo. S.

equisimilis S. Diğerleri. S. Yeni türler). Bu yapı.12'dadır. gruplandırmada güçlükler bulunur. Beta hemoliz bakterinin streptolizin O ve streptolizin S üretimine bağlıdır (Tablo 2. bovis'de endokardit etkenin en önemli etkenlerindendir (Tablo 2. eritrositler tamamiyle hemoliz olmuştur. B.. Sınıflama Materyalde kısa. D F Kolon kanserlerinde endokardit ve bakteriyemi Metastatik süpüratif enfeksiyon ve dental sepsis 57 . *S.5 NaCI'de ürer % 6. sinerjistik gangren. B ve C grubu streptokokların hiyaluronik asit yapılı kapsülü vardır. kolonide uzun zincirler yapar. milleri Yaptğı hastalıklar Akut farenjit. Zon içinde tam olmayan hemoliz vardır (S. optokin duyarlı Safrada erimez.11 Beta hemolitik Streptokoklar ve hastalıkları Grup A Suş Streptococcus pyogenes S. Anaerop. Heterojen bir gruptur. Postinfeksiyöz glomerulonefrit bildirilmiştir. pyogenes farenjit ve sellülit.viridans. bovis S. pneumoniae Viridans grubu Diagnostik özelliği Beta Beta Alfa.10 Medıkal önemi olan Streptokoklar Suş Hemoliz tipi S. faecalis nosokomial üriner sistem enfeksiyonu ve endokardit. erizipel. agalactiae Gama hemoliz: Hemoliz yapmayan Streptokoklar için kullanılır. Bazıları normal flora bakterisidir. A. otitis media. agalactie E.pneumoniae). Tablo 2. pyogenes S. pyogenes *S. milleri B C S. E. romatizmal ateş..5 NaCI'de ürer üremez Safrada erir. viridans streptokoklar ve S. Enterokok. postsreptokoksik glomerulonefrit Metastatik süpüratif enfeksiyonlar Neotanal sepsis. Beta hemoliz: Koloni çevresinde tam. böylece fagositozdan korunurlar. bovis S. Laktik. agalactiae S. beta veya gamma Alfa veya gama Alfa Alfa Basitrasin duyarlı Basitrasin dirençli CAMP pozitif. Fakültatif anaeropturlar. equi S. optokine dirençli Tablo 2.10). V harfleri altında gruplandınlmıştır. kızıl. T ve R proteinleri ile de serotiplere ayrılır. şeffaf renkli hemoliz zonu vardır. zooepidemicus S.. Halen tüm gereksinimleri karşılayan bir sınıflama yapılamamıştır. Hücre duvarı karbonhidratları (C polisakkaridi) esas alınarak Lancefield sınıflaması ile streptokoklar A. daha çok bu sınıflama kullanılır. menenjit pnömoni Nadir deri sepsisleri ve endokartidler. Koyun kanlı agarda yaptıklara hemolize göre şöyle sınıflandırılırlar (Brown sınıflaması) Alfa hemoliz: Koloni çevresinde yeşil renkte hemoliz zonu vardır. dysgalactiae S. S. Oral. M.. insan bağ dokusunda da bulunduğu için immünojenik değildir. Streptokokların laboratuvar özellikleri tablo 2. hippuratı hidrolize eder % 6. S. En gelişkin sınıflama Jones sınıflamasıdır (Piyojen. agalactiae neonatal sepsis ve menenjit. . faecalis S. C.11).Önemli Bilgiler Streptokoklar katalaz negatif zincir yapan gram pozitif koklardır.

trombositleri ve eritrositleri eritir. Toksinleri Eritrojenik (pirojenik ekzotoksin) toksin: A grubu Beta hemolitik Streptokoklarda bulunur. G streptokoklarda bulunan kuvvetli antijeniktir. Hyalüronidaz üreten suşların enfeksiyonlarında serumda spesifik antikorlar tespit edilebilir. Bu antikorun titre si yakın dönemde geçirilmiş streptokok enfeksiyonunun göstergesi olabilir. Bir skarlatiniform döküntünün eritrojenik toksine bağlı olup olmadığının anlaşılması için ise Schultz-Charlton sönme reaksiyonu kullanılır. Dick testi ile (cilde eritrojenik toksin vererek) duyarlılık araştırılır. koroner arter ve venöz tromboz tedavilerinde kullanılır. Derialtı enjeksiyonlarının yayılması için kullanılır. Hyaluronik asit yapısında kapsülü vardır. ortamı akıcılaştırır. Süperantijen özelliğindedir. Bunu üretenler lizojenik suşlardır. pyogenes. 58 . Ekzotoksin B ise nekrotizan fasciitis'e sebep olan doku yıkımından sorumlu proteazdır. Bunun altında. farinks ve deri) yapışmasını sağlar. sitotoksiktir. hücre duvarı dışına bir saç gibi uzanan fimbriyaların uç kısmını oluşturan M proteini bulunur. böylece yayılır. hastalık kızıldır. antijenik olarak farklıdırlar. Enzimleri İnflamasyondan sorumlu üç önemli enzimi vardır.5 NaCl Safra ile lizis Beta-hemolitik Streptokok Grup A Grup B Grup C. M proteini önemli virülans faktörüdür. B ve C olmak üzere üç ayrı antijenik tipi vardır. Plazminojeni plazmine çevirerek fibrinoliz yapar. A. T ve R proteinlerinin virülansta önemi yoktur. Streptokinaz (Fibrinolizin): A grubu beta hemolitik streptokokların birçoğunda bulunur. bakterinin tip spesifikliğini belirler. diğerlerinden farklı olarak Basitrasin'e duyarlıdır. Diğer ekzotoksinlerden farklı olarak ısıya dirençlidir. Yapışıklık açılması. Eğer kızarıklık oluyorsa organizmada antitoksin yoktur. F proteini ise ökaryotik hücredeki fibronektin molekülleri için reseptör görevi yapar ve bakterinin konak hücreye (epitel. irinin koyuluğunu açma gibi amaçlarla kullanılır. Tüm S. Streptolizin O salgılayan streptokoklar ile enfekte olmuş kişilerde antistreptolizin O (ASO) antikorları gelişir. 80'den fazla M proteini tipi vardır. Streptolizin-O: Derin hemolizden sorumludur ve Grup A. pyogenes suşları penisiline duyarlıdır. kişi kızıl olabilir. komplemanın bakteriye yapışmasını önler. F. Streptolizin-S: Antijenik değildir. Hiyalüronidaz: Yayılım faktörüdür. Lökositleri. M proteini olmayanlar virülan değildir.12 Streptokokların laboratuar özellikleri Duyarlılık Organizma Basitra sin Optokin CAMP Hidroliz Hippura t Eskulin Büyüme Safra %6. Pirojenik. Kültür plağı yüzeyindeki ve insan vücudundaki hemolizden sorumludur. Bu antikorlar streptolizin O tarafından meydana gelen hemolizi bloke ederler. G Viridans streptokok Streptococcus pneumonia Enterekok + + + + + + + + - Streptococcus pyogenes S. C. en sık A tipi görülür. fagositozdan korunmasına yardımcıdır. endotoksinlerinin etkisini potansiyalize eder. Sönme varsa. Pulmoner emboli. Pirojenik ekzotoksin A streptokoksik toksik şok sendromu yapan toksinidir.Tablo 2. DNaz (Streptodornaz): DNA'yı depolimerize eder. Kızıl ve Streptokoksik toksik şok sendromu hastalıklarından sorumludur.

Döküntüler deskuamasyon bırakarak bir haftada kaybolur. Lenfadenomegali bulunur. Pirojenik ekzotoksin A-C ile meydana gelir. bakteriyemi. lizojenik S. Öksürük ve göz yaşarması varlığında ise daha çok viral etkenler (Adenovirüs) düşünülmelidir. pyogenes'in immünitesi uygun bir konakta gelişen farenjitin komplikasyonudur. 59 . Sorumlu bakteriler. proteinüri. Akut glomerulonefrit: Nefritojenik tipteki M49. Farinks hiperemisi. %30 civarında ölümle sonuçlanır. ciltten kabarık sellülit ve buna eşlik eden lenfanjit tablosudur. Minör kriterler: Artralji. 5-15 yaşlarda en sık. bakteriyeminin varlığı ve buna kalp. akciğer gibi çoğul organ belirtilerinin eşlik etmesidir. eksüda ve servikal LAP görülür. Önemli özellik. şok. Diğer benzer tablolar C. Hipotansiyon ve hipoalbüminemi vardır. G gruplarınca ve S. pyogenes'lerdir. skarlatiniform) bir döküntü belirir. Erizipel genelde A. Jones kriterleri : Majör kriterler: Kardit. Kıvrım ve bası yerlerinde ise döküntü yoğundur (Pastia çizgileri). solunum ve multiorgan yetersizliği ile karakterize bir tablodur. eritema marginatum. streptolizin cilt lipitlerince inaktive edildiğinden. poliartrit. Karditin tipik bulguları kapaklarda kalınlaşma ve deformasyon ile miyokardda perivasküler granülomlardır (Aschoff nodülleri). Piyojen enfeksiyonlar • Farenjit • Kızıl (scarlet fever) • Erizipel • Streptokoksik Toksik Şok Sendromu • Piyodermi • Puerperal sepsis • Akut infektif endokardit • Pnömoni. Streptokoksik toksik şok sendromu. PR uzaması. M57 streptokokların. Ağız çevresinde döküntü yoktur (circum oral pallor). Bakterilerin sitoplazmik membran antijenleri ile glomerül bazal membranının antijenik benzerliği sorumludur. ödem gelişir. Eritrojenik antitoksin oluşmuş kişilerde kızıl gelişmezse de enfeksiyon gelişebilir. Piyojen olmayan streptokok hastalıkları • Akut Eklem Romatizması (A-ER) • Akut Glomerülonefrit (AGN) Streptokoksik farenjitlerin en önemli sebebi beta hemolitiklerdir. Hastalık haftalarca sürebilir. Travmanın ardından nekrotizan fasciitis gelişir. de ri soyulur. Piyodermililerde. hematüri. Boğaz ağrısı. dil önceleri beyaz bir tabaka ile kaplı iken sonra kırmızı (çilek dili) hal alır. Hastada farenjitin gelişiminden 1-2 gün sonra omuzlar ve göğüste eritematöz (fırça ile sürülmüş gibi. Piyodermi yaz aylarında daha sık görülen cilt enfeksiyonlarıdır. subkutan nodüller. stafilokoksik olanı ile benzerlik gösterir. nadiren C ve G grubu streptokoklarca oluşturulur. Kızıl. lenfanjit • Sepsis 2. Diğer streptokoklar ve cilt enfeksiyonu etkenleri bu tabloya yol açmaz. bakteriyemi tabloyu ağırlaştırır. pirojenik ekzotoksin A salgılayan S. Streptokoksik toksik şok sendromu. daha küçük yaşlarda nadirdir. impetigo gibi deri enfeksiyonlarından ortalama üç hafta kadar sonra meydana gelir. Daha çok 2-5 yaş grubu çocuklarda görülür. Çocuklarda subakut seyirli olabilir. Poststreptokoksik enfeksiyonlar Akut Eklem Romatizması: AGBHS'ların M3 ve M18 kökenlerinin sitoplazmik membranı ve M protein antijenlerinin kalp sarkolemması ve sinoviyal membranının yapısına benzemesi nedeniyle gelişen ciddi bir tablodur. böbrek. ASO yükselmez. genellikle viral enfeksiyonlara sekonder olarak gelişir. Farenjitten 3 hafta sonra artralji ve poliartrit ile seyreden poststreptokoksik toksik bir komplikasyondur. Kalbin bütün katmanlarını tutabilir. Sydenham koresi.Klinik Bulgular 1. olgularda (stafilokoksik olandan farklı olarak) ciddi ve yaygın cilt enfeksiyonlarının. Çocuklarda ve yaşlılarda genelde yüz ve ekstremitelerde görülen. Bulaşma Streptokokların birçoğu normal flora üyesidir. kırmızı. yüzeysel dokuları tutan. ateş. Hipertansiyon. enfeksiyon bakterinin doku veya kana ulaşması ile meydana gelir. CRP). Pnömoni nadir görülür.aureus tarafından da oluşturulur. Direkt temas veya böcek sokması ile bulaşırlar. Hastaların büyük çoğunluğu tamamen iyileşir. ateş ve baş ağrısı vardır. akut faz protein yüksekliği (sedimantasyon.

(Tablo 2. Enterococcus faecalis en sık görüleni. Çoğu alfa. En azından 12 tip enterokok suşu vardır. S. Birçok antibiyotiğe doğal dirençlidirler. doktorlar. yoğun bakım hastalarında vankomisin dirençli enterokoklar başbelasıdır. pelvik alan. S. Doğum sırasındaki (vertikal) bulaşma nedeniyle. nazofarenks ve GIS florasında bulunurlar.agalactiae) Önemli özellikleri Fakültatif gram pozitif diplokoklardır Koyun kanlı agarda dar bir beta hemoliz zonu olan gri beyaz koloniler yaparlar. Üriner sistem. Grup D streptokoklar (Enterokoklar) Enterokoklar doğada yaygın olarak bulunurlar. tıbbi cihazlar veya bakıcılar aracılığı ile yayılırlar. Enterokokların asıl önemi üriner ve nosokomial enfeksiyonlardır. Hippuratı hidrolize ederler. Beta laktamaz üretimini de gerçekleştirebilir. bazen non-hemolitiktir. Sefalosporinler başta olmak üzere antibiyotiklere dirençlidirler. Enterokoklar şekil olarak pnömokoklara benzer. doğum yaraları enfeksiyonu. 24 gün içinde neonatal dönemde geç dönem enfeksiyonları görülür. Bakteriyemili menenjit sıklıkla görülen tablodur. pnömoni ve menenjittir. Penisilin + aminoglikozid kullanılması tavsiye edilir. pyogenes kadar olmasa da penisiline duyarlıdır.mutans.5 NaCI'li ortamda üreyebilir.faecalis. ikili veya kısa zincirler şeklinde bulunabilir. Son yıllarda vankomisin dirençli enterokoklar önemli bir sorundur. CAMP (Christie. S. Subakut infektif endokarditlerin en sık iki etkeni viridans ve enterokoklardır. Normal genital. Trimetoprim sulfametaksazol'e invitro testlerde duyarlı görülmesine rağmen. romatik veya aterosklerotik deformasyon vardır. penisilinaza dirençli penisilinler ve monobaktamlara doğal dirençlidir. Eskülin'i hidrolize etme özellikleri ile diğerlerinden ayrılırlar. Diş kökü enfeksiyonu ve subakut infektif endokardit etkenidir.anginosus. Fakültatif anaerob bakterilerdir. Subakut infektif endokardit gelişenlerde kalp kapaklarında konjenital. başlıca insan ve hayvanların barsak florası bakterisidir. Boğaz. S. Optokin dirençlidir.13) Erişkinde postpartum endometrit. Aminoglikozidlere ya doğal yada yanlış kullanıma bağlı olarak direnç gelişebilir. vajen ve perine bölgesinde de bulunabilir. Slime tabakası vardır. Hastalık tabloları Yenidoğanda: erken dönem enfeksiyonları bakteriyemi. sepsis. Doğumdan birkaç saat sonra başlar. safra yolları enfeksiyonları ve bakteriyemi şeklinde görülür. Enterokoklar (S. 60 .aureus'un hemoliz yeteneğini arttırır. Özellikle idrar sondaları predispozan faktördür. Enterococcus faecium daha az görülür ancak antibiyotiklere dirençlidir.faecium) % 6. Hastalar. Viridans streptokoklar (S. Atkins ve Munch-Petersen) testi (+)'dir.sanguis) İnsan ve hayvanların üst solunum yollarının normal flora bakterisidir. İmmün yetersizliği olan. Sefalosporinler. Basitrasin ve trimetoprim-sulfametaksazol'e dirençlidir içerdikleri CAMP faktörü ile S. Mikrobiyoloji Tek tek. Kültür negatif endokarditlerde en sık görülen viridans streptokoklar Abiotrophia defectiva ve Abiotrophia adjacens'dir. S. tedavide dirençli olduğu görülür. bağışıklık sistemi bozuk olanlarda fırsatçı enfeksiyonlar yapabilir. Non-enterokoklardan ayrımında en önemli test yöntemidir. intermedius. kompleman düzeyi düşük olan yenidoğanlarda menenjit veya puerperal enfeksiyonlara sebep olur.B Grubu streptokoklar (S.

menenjit. Grup B Beta-hemolitik streptokoklar (en sık) 2. terleme. karditte kortikosteroid kullanılır. Aminoglikozidler (özellikle enterokoklarda) penisilinin etkisini potansiyalize ederler.pyogenes enfeksiyonlarında penisilin ilk seçenektir. kalp. Penisiline direnç söz konusu değildir. menenjit. aureus 3. Anaerobik streptokoklar (Peptostreptococcus) kadın genital organlar. röntgende lober tutulum. E. 61 . Laboratuvar bulguları Viridans streptokoklar normal boğaz florası üyesi oldukları için direk preparatların gram ile boyanması boğaz enfeksiyonlarında kullanılan bir yöntem değildir. diş çekimi gibi flora bakterilerini kana karıştırıcı bir hazırlayıcı faktör vardır. ileri yaş ve immün sistemi baskılayan hastalıklar predispozan faktörlerdir. Grup B streptokoklar da penisilinlere duyarlıdır. Ciddi olgularda aminoglikozitlerle kombine edilerek kullanılmalıdır. Grup B streptokoklar hippuratı hidrolize ederler ve CAMP testi pozitiftir. hem toplumdan kazanılmış hem de hastane enfeksiyonu yapar. Artritte aspirin. Grup A streptokoklar basitrasin ile inhibe olurlar. S.5) NaCI'de üreyebilirken.13 Yenidoğan sepsisi etkenleri Gram (+) koklar 1. ateş. otit. balgam. Bacteroides başta olmak üzere diğer anaeroblar ile birlikte beyin. Farenjit gelişiminden itibaren 10 gün içinde antimikrobiyal tedavi uygulanması. Tedavi ve korunma S. Diş çekimi gibi normal floralı boşluklara uygulanacak girişimlerden önce profilaktik antibiyotik kullanılmalıdır. Klebsiellalar Mantarlar Virüsler Nadir Çok nadir Ağız içi girişimler. Hastalık Pnömokoklar pnömoni. sinüzit ve otitis media'da en sık karşılaşılan mikrorganizmadır. bovis sorumludur. Bu grubun içindeki Lactobasiller ile Pediococcus ve Leuconostoc suşları vankomisine dirençlidir. Streptococcus pneumoniae Önemli bilgiler Pnömoni. Poststreptokoksik enfeksiyonlarda antibiyotik kullanılmaz. Penisilin allerjisi bulunanlarda eritromisin denenmelidir. Grup D streptokoklar safra varlığında eskülini hidrolize ederler. balgamda dip dibe mumu alevi gibi diplokoklar görülür. akut eklem romatizması gelişimini önlemektedir. dispne. Tedavi 10 gün sürdürülmelidir. Akut romatizmal ateşin en önemli bulgularından birisidir. S. sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olur. Üst solunum yollarının normal flora bakterisidir. Farinks taşıyıcılarının tedavisi gerekmez. coli (ikinci en sık) 2. A grubu streptokok enfeksiyonlarında bir müddet sonra ASO yükselir. Deri ve yara lezyonlarında ise kullanılabilir.Tablo 2. abdominal ve pelvik süpüratif enfeksiyonlar meydana getirirler. Kolon kanserli olgulardaki endokarditlerden ise nadir bir streptokok olan S. ağız ve barsakların normal flora bakterisidir. kan ve plevral sıvıda pnömokok üretilir. nonenterokok olanlar üreyemezler. Psödomonaslar 3. Enterokoklar hipertonik (%6. bakteriyemi. Bu durum akut glomerulonefrit için geçerli değildir. Anti-DNaz ve antihyaluronidaz deri enfeksiyonlarında yükselir ve akut glomerulonefrit'in önemli bir indikatörüdür. Pnömoni: Prodüktif öksürük. Vajinal taşıyıcı gebelerde doğuma yakın tedavi ile bebek enfeksiyonları önlenebilmektedir. Diğer türler vankomisin'e duyarlıdır. akciğer. Diğer katalaz negatif streptokoklar Morfolojik ve büyüme özellikleri ile viridans streptokoklara benzerler. Boğaz kültüründe beta hemolitik streptokok kolonilerinin görülmesi anlamlıdır. Eepidermidis Gram (+) basiller Gram (-) çomaklar Listeria monocytogenes 1.

Koyun kanlı agarda alfa hemolitik koloniler yaparlar. Diğer farklar: İnülini hidrolize etmesi. Tablo 2. sekresyonların aspirasyonu artar Respiratuvar sistem anomalileri Pulmoner hipertansiyon veya kalp yetersizliği gibi dolaşım bozuklukları Splenektomi Orak hücreli anemi gibi kronik hastalıklar BOS kaçaklarına sebep olan kafa travmaları 62 . kronik solunum yolu patolojileri. Yaşlılarda serotip 3 enfeksiyonlarının mortalitesi fazladır. Bakterinin iki somatik antijeni bulunur: M proteini. bu zararsız gibi görülen bakterilerin enfeksiyon oluşturmasına neden olurlar. kanlı. alkol kullanımı. İnsan organizmasında akut olgularda sedimantasyon artışından da erken dönemde konsantrasyonu artan bir akut faz yanıtı proteini olan C Reaktif Protein (CRP). Erkenden belirir ve akut enfeksiyon düzelince çabucak normale iner ve dolayısıyla da bakteriyel enfeksiyonlarda ve tümör olgularında tanısal. Farenks florasında bulunan veya eklenen bakterinin aspirasyonu başlıca enfeksiyon nedenidir. Ancak.pürülan balgam. göğüs ağrısı ile beliren tipik pnömoni bulgularının yanında menenjit.klinik bulgular Toksini yoktur. (C karbonhidratı).15 Pnömokok enfeksiyonları için predispozan faktörler • • • • • • Alkol veya uyuşturucu kullanımı öksürük refleksini azaltır. anerjiye yol açan kızamık gibi viral enfeksiyonların varlığı. özellikle splenektomize olgularda ciddi bir tablo çizebilirler (Tablo 2. Karbonhidrat yapısında kapsülleri vardır. Kapsül yapılarına göre immünolojik olarak 80'den fazla serotipi vardır. % 5-10 CO2'li ortamı sever. Alveoler aralığa gelen bakteriler burada ürerler.Önemli bilgiler Bazı özellikleri nedeniyle streptokoklardan ayrı olarak sınıflandırılırlar. dolaşım problemleri ve direncin kırılmasına yol açan patolojik gelişimler. Tanıda (Klebsiellalarda olduğu gibi) kapsül şişme testi önemlidir. düşük konsantrasyondaki optokin ortamında dahi üremelerinin inhibe olması ve safrada erimeleridir. kapsülsüz türler hastalığa yol açmazlar (Tablo 2. dip dibe iki mum alevi (lanset şeklinde) gibi görünürler. Patogenez . Tablo 2. prognostik değeri olan ve karaciğerde sentezlenen beta-globulin yapısında bir proteindir. endokardit ve septik artrit komplikasyonu ile de seyredebilir. Lober pnömoni yapar.15). tüm pnömokoklarda bulunan C karbonhidratı. Aspirasyon sonrasında geliştiği için lokalize ve alveoler aralığı ilgilendiren bir enfeksiyondur. Bakteriyel pnömonilerin en sık etkenidir. Rahimiçi araç kullanan kadınlarda hiçbir enfeksiyon olmaksızın yüksek oranda bulunduğu için yanılgılara yol açabilmektedir. Kapsül virülans ile yakından ilgilidir. balgamın yapısını oluşturur. Hastalık materyalini sarımsı yeşil renge boyar. ateş yükselmesi. daha önce florada bulunanlardan çok yeni bulaşmış kökenlerdir. Risk gruplarında bronkopnömoni görülmesi nadir değildir. Ani başlayan titreme. Ortama nötrofillerin migrasyonu sonucunda kanlı ve pürülan bir eksüda birikir. Bazen zincir yaparlar. Ancak enfeksiyona yol açan türler. pnömokokların C karbonhidratı ile reaksiyon verir.14 Kapsülü ile önemli mikroorganizmalar Bakteri • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Streptococcus pyogenes Staphylococcus aureus Neisseria meningitidis Bacillus anthracis Haemophilus influenzae Klebsiella pneumoniae Escherichia coli Bacteroides fragilis Cryptococcus neoformans Mantar Bulaşma Farenksin normal florasında bulunur.14). Gr (+). silier aktiviteyi bozan influenza.

mastoidit kaynaklı (otojen) veya kafa içine açılan anatomik patolojiler nedeniyle gelişen tekrarlayan menenjitlerde ve erişkin yaşta karşılaşılan akut pürülan menenjitlerde ilk sırayı alan etkendir. bakteriyel pnömonide %90 koruyucudur. meningitidis'in endotoksini diğer gram negatif bakterilerde olduğu gibi lipopolisakkarid yapısında iken. gonokoklarda da fimbria önemlidir. 3) immunglobulin A proteaz. influenzae 63 . Beta laktamaz üretmezler. Yakın temas içinde yaşayanlar riskli grubu oluşturur. otit. Sinüzit ve otitlerde bakteriyemi görülmez. % 5 CO2li ortamda İyi ürerler (mikroaerofilik). Tedavi İlk seçilecek ilaç penisilin olmalıdır. N. pnömonilerde ise 1/3 olguda bakteriyemi gelişmektedir. betalaktamaz ve DNaz içeren bakteridir. Bu grubun içinde medikal önemi olan N. GRAM NEGATİF KOKLAR Neisseria'lar Neisserialar gram negatif fasülye görünümünde diplokoklardır. Kafa tabanı kırıkları. Gram negatif basiller nadiren görülür. meningitidis • H. 1983 yılından beri 23 serotipli aşılar kullanılmaktadır. Direnç tespit edilen ve menenjit gibi hayati öneme sahip hastalıklarda ilk seçenek vankomisin olmalıdır. sıklıkla subdural efüzyonla karşılaşılmaktadır. Ciddi pnömokok enfeksiyonlarında penisilin G. Gram (-) diplokoklardır. gonorrhoeae • N. Neisseria'lar oksidaz pozitiftir. N. Gonokoklar ve meningokoklar %70 homoloji gösterirler. bu nedenle penisilin profilaksisi uygulanmalıdır. Kapsüllü. Çikolata agarda daha iyi ürerler. 1) polisakkarid kapsül. N. Meningokokların plazmidi yokken. gonorrhoeae dışında Moraxella Acinetobacter ve Kingella grubu bakterileri içerir. 2) endotoksin. Maltoz (+) olması ile gonokoklardan ayrılır. lgA1 proteaz salgılayan bakteriler: • N. Korunma Kapsül aşısı vardır. Taşıyıcılar asemptomatiktir. bronşit. Spontan bakteriyel peritonit (primer peritonit) genellikle 10 yaş altı kız çocuklarında görülür. Neisseria meningitidis Doğal konakları insanlardır. Menenjit olgularında çok sık. Spesifik hastalığı yoktur. Pnömokoksik menenjitlerde diğer bakteriyel etkenlerle olanlara göre 20 kat daha fazla nörolojik defisit ve sekeller gelişmekte. İmmün yetersizliği olanlarda ve 2 yaşın altındakilerde aşı ile yeterli immünite sağlanamaz. Bazı laboratuar testleri ile birbirlerinden ayrılabilirler. Fizik-şimik dış etkenlere çok hassastır ve bu nedenle kültürleri karanlıkta tutulur.16). gonorrhoeae endotoksini lipooligosakkarid yapısındadır (Tablo 2. Bu risk gruplarının aşılanması gereklidir. gonokokların çoğunda bulunur. Damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşırlar. Dış membranlarında endotoksin bulundururlar. Penisilin bağlayan proteinlerdeki değişikliğe bağlı olarak %20'lerde penisilin direnci görünmektedir. Üç önemli virülans faktörü vardır. Meningokoklar kapsüllüdür. pnömoni yapan. meningitidis. orta şiddettekilerde penisilin V kullanılır. Kaynak genellikle bilinmez ve bu grup hastalarda en temel etken Streptococcus pneumoniae'dır. Moraxella (Branhamella) catarrhalis Normalde nazofarinks mukozasında bulunan immün yetersizliği olanlarda sinüzit. Orak hücreli anemisi olanlarda veya splenektomili hastalarda pnömokok enfeksiyonu riski fazladır.Paranazal sinüzit ve otitis media olgularının da en sık nedenidir.

immün süpresyon. böbrek nakli. kontamine süt ve peynirin yenilip içilmesi Erken membran rüptürü. malignite. kronik böbrek ve karaciğer yetmezliği. otitis media. mastoidit. splenektomi. epiglottit. properdin eksikliği Pnömoni.coli) Grup B Streptokok Hib Pnömokok Pnömokok Menenjit etkeni bakterilerde risk faktörleri tablo 2. menengitidis S. 6. 8 eksikliği. beyin cerrahisi. diabet. otitis media.17'dadır. endokardit. Damlacık enfeksiyonu olup. Normal görünümlü nazofarinks taşıyıcıları epidemilerde yayılırından sorumludur. sinüzit. hipogamaglobulinemi Epidemiler. aureus ve S. C5. şant takılması Beyin cerrahisi L. Wiskott-AIdrich sendromu ve kafa travması Yenidoğan ve yaşlılık dönemleri. 7. alkolizm. Komplemanın 5-9 arası (MAC) komponentinin eksikliğinde tekrarlayan Neisseria enfeksiyonları meydana gelir. Tablo 2. Epidemik menenjit etkenidir. düşük doğum tartısı Açık kafa travması.• S pneumoniae Prevotella melaninogenica ve dental hastalıklardan sorumlu bazı streptokokların da bu enzimi salgıladığı bilinmektedir.17 Menenjit etkenlerinin risk faktörleri Etken H. epidermidis Gram negatif basiller 64 . kapalı ortam ve sıkışık yaşam koşulları önemli risk faktörleridir. Yaşlara göre akut bakteriyel menenjit etkenleri Yaş Yenidoğan 2 ay-6 Yaş 6-50 Yaş >50 Yaş Etken Gr (-) basil (E. alkolzim. monositogenes Grup B streptokok S. hipogamaglobulinemi. rinore ve otoreli kafa travması. nazofarinks taşıyıcılığı. alkolizm. influenzae N.16 Medikal önemi olan Neisseria'ların özellikleri Özellikler Giriş Kapsül Maltoz fermantasyonu Beta laktamaz üretimi Oksidaz Aşı Meningokok Solunum sistem (+) (+) Yok (+) (+) Gonokok Genital sistem (-) (-) Bazen (+) (-) Tablo 2. pneumoniae Risk faktörleri Sinüzit. splenektomi. Patogenez ve Epidemiyoloji İnsan patojenidirler. multipl myelom.

hücre ve biyokimyasal değişikliğin gelişmemesi durumudur. BOS bulguları . Aşıda kullanılan antijendir Tedavi ve Korunma Penisilin G tek seçilecek ilaçtır. Menenjitte BOS'ta antien olarak aranır 4.18). Klinik Bulgular Meningokoksemi ve menenjit yapar. 5. Opa proteinleri de gonokokların konak hücrelere tutunmasını sağlar. bu özelliği diğer neisserialar ile farkını belirler. Önce kalitatif (% 10 fenik asit. santrifüjlenir ve tek koloni ekimi yapılır.Akut bakteriyel menenjit dışında. lateks aglutinasyon yöntemi ile kapsüler antijenlerin aranması güvenilir bir çabuk tanı yöntemidir (Tablo 2. Besiyerlerinde opak koloni yapanlarda opa proteinleri vardır. Fimbriaları dışında hücre membranları üzerinde bulunan porları da antjenik olarak farklı yapıdadır ve serolojik tiplendirmede kullanılır. Laboratuvar Bulgular BOS Bulguları Temel laboratuar prosedürü kan ve BOS örnekleri üzerinde çalışmaktır. Pandy solüsyo nu). Tablo 2. Besiyerlerine ekim: Kültür alındıktan hemen sonra tüp karbon kağıdı ile sarılır. sonra kantitatif protein miktarı tayini 4. Meninks irritasyon belirtileri hipertonik sıvılar verilince kaybolur.18 Menenjitte kapsülün rolü 1. Basıncı. Enterik gram negatif basilerden farklı olarak O antijenleri uzun zincirler şeklinde değildir ve lipooligosakkarid LOS adını alır. Gonokoklar insanların majör mukozal immunglobulini olan IgA1'i inaktive eden 65 . görünümü (berrak/bulanık) 2. Yaymaların incelenmesi: Gram negatif diplokokların gösterilmesidir. rengi. yaygın purpura. Meningokoklarda sulfonamid direnci. Üç yıl kadar korumaktadır. transparan kolonilerde ise bulunmaz. 2. Bakteriyel menenjit bulguları. Serolojik grupların tanımlanmasında kullanılan antijendir 3. 1. • Yüksek ateş • Baş ağrısı • Bilinç değişikliği • Bulantı/Kusma • Herpes labialis • Peteşiler • Patolojik refleksler Meninks irritasyon bulguları Kerning. Neisseria gonorrhoeae Gonokoklar sadece glukozu fermente ederler. İndirekt tanısal prosedürlerin kullanılması: BOS süpernatanında C-reaktif protein. sitokinler. 6. şok. bunlara patolojik refleksler iştirak edebilir. meningokoksemiye yol açmaktadır. İçerdiği kan hücreleri (BK ve/veya KK) 3. Gonokok enfeksiyonlarının toksisitesi büyük oranda LOS'un endotoksik etkisine bağlıdır. güneş çarpması. en iyi tanı yöntemidir. Waterhouse-Friderichsen sendromu ateş. Korunma Meningokoklarda temas öncesi korunmada A+C kapsül aşıları kullanılır. dissemine intravasküler koagülasyon ve adrenal yetersizlik ile seyreden fatal klinik tablodur. Brudzinski pozitifliği. Antifagostik aktivite ile virülansı arttırır. Meningismus (Menenjizm): LP sonrası. Direnç gösterilememiştir. Temas sonrasında ise rifampisin ve siprofloksasin verilir. Bakteriyemi gerek klinik tabloyu oluşturur. En önemli antijenik yapıları fimbria (pili)larıdır. kafa travması gibi nedenlerle sadece BOS basıncının artması. Tüm suşlarında bulunur ve antijenik farklılığını gösterir.

Bu olgular yüksek ateş. Yenidoğana doğum sonrasında % 1 AgNO3 damlatılır. diplokoklar görülmesi tipiktir ve kesin tanı koydurur. Gram ile boyalı preparatlarında Çin alfabesi şeklinde görülürler. Salpenjit. Gonokoklara karşı gelişen antikorların ELISA veya PCR yöntemi ile ölçülmesiyle de tanı konulabilir. Nadir de olsa asemptomatik olabilir. SPORSUZ GRAM POZİTİF BASİLLER Bu grupta Corynebacterium ve Listeria bulunur. Vajina ve uretra da enfeksiyona eşlik edebilir. Hafif bir klinik tablodur. göz. kompleman ve nötrofillerdir. özgüllüğü ise %98'dir. Dissemine enfeksiyonların gelişmesinde C5-C9 kompleman eksikliğinin rolü vardır. sukroz gibi diğerlerini ise metabolize etmez. ancak anorektal ve farenks enfeksiyonlarda görülebilir. Kronik gonokoksik servisit ve proktit çoğunlukla asemptomatiktir. serviks. En sık genital sistem enfeksiyonları gelişir. Hemokültürde ve gonokok artritli hastaların ortalama %30'unda bakteri izole edilebilir. Penisilinaz üreten suşların ortalama %10 civarında olduğu tahmin edilmektedir. boğaz ve sinoviyal sıvı kültür ve yayması incelenir. Başlangıçta gonokoklar penisiline duyarlı idiler. Gonokoksik salpenjitin ardından yaklaşık %20 kadında infertilite gelişebilir. trimethoprim ve nistatin bulunan çukulatamsı agar) ve çukulata agarda üretilebilirler. Tedavi edilmemiş olgularda fibrozis'e bağlı üretral darlık gelişebilir. sadece karaciğer enzimlerinde hafif bir yükselme görülür. gram boyamasında ise gram (-). Kan kültürü sistemik hastalıklarda faydalıdır. akıntı yayması. Kültür hasta başında. konjunktiva. yenidoğan doğum kanalından infekte olabilir. Erkeklerde dizüri şikayeti ile karakterize koyu krem şeklinde akıntılı üretrit olguların yaklaşık %95'inde görülür. Ancak. mukopürülan akıntılı endoservisit görülür. erken tanı açısından önemlidir. Erkeklerde bu testin sensitivitesi ortalama %90.lgA1 proteaz salgılarlar. Uzun süreli infeksiyonlarında kronik enflamasyon ve fibrozis gelişir. Asemptomatiklerde ve kadınlarda tanı güçtür. Gonokoklara karşı konak savunma mekanizması antikorlar (IgA ve IgG). spesifitesi ise %99'dur. Uretral ve endoservikal eksüdanın Gram boyanmasında nötrofillerin içinde ve dışında bol miktarda gram negatif diplokoklar görülür. trachomatis için tetrasiklin de eklenebilir. rektum ve boğazın mukozalarında akut süpürasyonlu doku invazyonu yapan enfeksiyonlar meydana getirir. toksisitesinden endotoksinleri sorumludur. Gonoreli kadınlarda % 1-3 olasılıkla dissemine gonokok enfeksiyonu gelişebilir. Mukozalara tutunmadan fimbriaları. gonokoksik ophthalmia neonatorum'a yol açabilir. Modifiye Thayer-Martin jeloz (vankomisin. rektum. Penisilin alerjisi olanlarda siprofloksasin kullanılabilir. akıntıdan direkt olarak alınır. Son yıllarda siprofloksasin dirençli suşların görülmesi dikkat çekicidir. Hastalık epididimit'e ilerleyebilir. ancak betalaktamaz plazmidleri de bulunmaktadır. perihepatite yol açabilirler (Fitz-HughCurtis Sendromu). Patogenez ve Epidemiyoloji Yalnızca insanda hastalık oluştururlar. Tedavi ve Korunma Komplikasyon olmayan gonokok enfeksiyonlarında seçilecek ilaç seftriaksondur. Endoservikal akıntıdan yapılan boyalı preparatlarda Glukozu oksidatif olarak metabolize eder. Bu plazmidler konjugasyon yoluyla hem diğer gonokoklara hem de Haemophilus gibi benzer gram negatif bakterilere aktarılmaktadır. Taşıyıcı anneden doğum sırasında bebeğe de bulaşarak. dizde daha sık görülen septik monoartrit ile de seyredebilir. 66 . Genitoüriner sistem. Ancak 1976 yılında penisilinaz üreten suşlar gösterildi. Laboratuvar Tanı Uretra. laktoz. Klinik Bulgular Gonokokların sadece fimbrialı olanları patojendir. Mikst enfeksiyonları nedeniyle C. Bunlardan bir kısmının fonksiyonu bilinmemektedir. Kadınlarda. Lenfatik iletim ile. Sarılık yoktur. Sporlu gram pozitif basillerden farkı ince yapılı olmaları ve zincir şeklinde değilde ayrı ayrı bulunmalarıdır. fibrozis ve tüplerde daralma meydana gelebilir. Maltoz. Meningokoklar ise glukoza ek olarak maltozu da metabolize ederler. İntrasellüler yaşamayı severler. Gram boyamanın duyarlılığı >%90. Bakteri cinsel temasla bulaşır. Metilen mavisi ile boyanan akıntı yaymasında lökositler içerisinde. kolistin. Dünyada penisilin dirençli gonokoklar süratle yayılmaktadır. Fimbrialardaki antijenik değişiklikler nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonları görülebilir. Bazı hastalarda meningokokları taklit eden göz enfeksiyonları ve menenjit gelişebilir. anccak seyirli PID göstergesidir. tenosinovit. Gonore kısa inkübasyon periyottu cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Gonokoklarda çok miktarda plazmid bulunur. ciltte peteşiler belirir (gonokoksemi).

67 . Bulaşma İnsanlar C.Corynebacterium diphtheriae Hastalık C. Bakteri 1) psödomembranlarla karakterize lokal enflamasyon yapar. Antikorlar gelişmemiş ise 4-7 gün sonra injeksiyon alanında enflamasyon gelişir. 2) toksine karşı gelişen antikorlar B parçasını inhibe ederler. rekürren larenks paralizisi. kalın pseudomembranlar görülür. Toksin tüm ökaryotik hücreleri etkilerken. Kişilerin difteriye karşı immun yanıtı Schick testi ile ölçülür. Toksin üreten suşlar bir faj ile infekte lizojenik bakterilerdir. Önemli Bilgiler Corynebacteria'lar gram pozitif basillerdir V ve L şeklinde veya Çin alfabesi şeklinde görülürler Metakromatik boyanan yüksek enerji taşıyan fosfat granülleri vardır (Babest-Ernst cisimcikleri) (Şekil 2. boğaz ağrısı ve servikal adenopati nonspesifik bulgularıdır. Sıklıkla çevre dokulara invazyon yapmazlar. Hem toksin üretenler hem de üretmeyenler üst solunum yollarında bulunur ve damlacık enfeksiyonu yolu ile bulaşır. diphtheriae''nın doğal konaklarıdır. Kutanöz difteri gri membran ile çevrili ülsere lezyonlardır. diphtheriae difteri etkenidir.1 mL intradermal injekte edilir. böylece konak hücreye tutunmayı önlerler. Standart purifiye toksin 0. Sistemik semptomlar nadiren görülür. Patogenez Ekzotoksin üretimi başlıca patojenite faktörüdür. miyokardit ve dolaşım kollapsı. prokaryotikleri etkilemez. Komplikasyonları Larenks ve trakea obstrüksiyonları. Klinik Bulgular Tonsiller üzerinde ve boğazda gri. Difteroidler ise normal flora bakterileridir ve fırsatçı enfeksiyonlardan sorumludurlar.5). Bakterinin boğaza invazyon yapması gerekmektedir. Difteri toksini elongasyon faktör 2 inhibisyonu aracılığı ile protein sentezini inhibe eder. Deri enfeksiyonlarına da sebep olabilir. periferik nöropati görülebilir. Mavi boyanan bakterilerde kırmızı olarak görünürler. Ateş.

Antitoksin heterolog yapıdadır.Tablo 2. Löffler'in metilen mavisi ile boyama metakromatik cisimlerin gösterilmesi nedeniyle tercih edilmektedir. İnsanlara hayvanlardan direkt temas veya pastörize edilmemiş sütlerle. Patogenez Listeria enfeksiyonlarının iki klinik tipi vardır. intrasellüler enfeksiyon yapması nedeniyle hücresel immünitenin sağlam olması daha önemlidir. aylarda yapılır. Önemli Bilgiler Corynebacteriumlar gibi V ve L şeklinde küçük gram pozitif basillerdir. 4. Listeria monocytogenes Hastalık Yenidoğanlarda ve immün yetersizliği olanlarda menenjit ve sepsis etkenidir. tellüritli agar ve kanlı agara ekilir. Patogenezini mononükleer fagositik hücrelere invazyon ile yapar (Şekil 2. at. bunu takiben 1 ve 6. bunun Streptolizin O gibi hemolizin etkisi vardır. Organizma listerioliz O üretir. yaşlarda booster aşılama yapılır. Korunma Toksinden elde edilmiş toksoid aşıları ile yapılır. Buzdolabında üreyebilmesi önemli özelliğidir. Erken olgularda penisilin. penisilin direnci olanlarda eritromisin etkilidir. Taşıyıcılarında tedavilerinde eritromisin kulllanılır.6). kontamine sebzeler ile bulaşır. ince Çin alfabesi gibi bakterilerin gösterilmesi tanı için değerlidir. Boğaz sürüntüsü Löffler'in sığır serumlu buyyonu. Boğaz sürüntüsünün gram ve metilen mavisi ile boyanması ile gram pozitif. Laboratuvar Tanı Hem bakterinin izolasyonu hem de toksinin gösterilmesi ile konur. diğeride özellikle renal transplantasyon hastalarında olmak üzere (immunsüprese yetişkinlerde) meydana gelen sepsisdir. Bu nedenle anafilaksi riski taşımaktadır. Aşı 2. Bunlardan birincisi fetus ve yenidoğanlarda plasentayı geçerek meydana gelen granulomatosis infantiseptica. 6. 68 . ancak kesin tanıyı koydurtmaz.19 Gram pozitif çomakların önemli özellikleri Özellik Hemoliz Hareket Katalaz H2S Corynebacterium Değişken Yok (+) (-) Listeria Beta Var* (+) (-) Erisipelothrix Alfa Yok (-) (+) * 22°C'de hareketli 37°C'de hareketsizdir. Kanlı agarda kolonileri dar bir beta hemoliz zonu yapar. Hücre membranları üzerinde delikler açar. Amerika'da pastörize edilmemiş yiyeceklerle bulaşan en önemli hastalıktır. Bakteri izole edilirse hayvan deneyleri veya jel diffüzyon presipitin testi ile toksin üretimi araştırılır. ancak infekte olmaktan korunamazlar. Hareketli olması ile ayrılır. Organizma hayvanlar. sığır veya koyundan hazırlanmıştır. Tedavi ve Korunma Mümkün olan en kısa sürede antitoksin uygulanır. Aşılı kişiler difterinin tipik toksemik klinik tablolarından korunurlar. bitkiler ve toprakta yaygın olarak bulunur. PCR ile toksin genlerinin gösterilmesi tanıda kullanılabilir. Bu hastalara toksin verilmemelidir.

hücreden hücreye yayılım. Tedavi ve Korunma Ampisilin primer ilacıdır. katalaz yapımı. Bu organizma sağlıklı kişilerde besin zehirlenmelerine sebep olabilir. Trimethoprim-sulfametaksazol de etkilidir. 69 . bebekte sepsis meydana gelebilir. fagolizozomal H2O2'nin nötralizasyonu Fagozom içeriğinin asidifikasyonunun inhibisyonu Fagozom oluşumu. Laboratuvar Tanı Tanıda gram boyama ve kültür yöntemleri kullanılır. Kontamine hayvansal ürünler ile salgınlar bildirilmiştir. Kültürde üretilen bakteriye genel görünümü dışında şeker testleri ile biyoşimi yapılır. Aşısı yoktur. beraberinde gentamisin'de kullanılabilir.20 Fakültatıf hücre içi organizmaların kaçaş mekanizmaları Organizma Listeria monocytogenes Neisseria gonorrhoeae Mycobacterium avium Mycobacterium tuberculosis Mycobacterium leprae Legionella pneumophilila Yersinia pestis Leishmania Trypanosoma cruzi Toxoplasma gondii Kaçış Mekanizması Fagozomdan kaçış. İnfekte annede asemptomatik veya influenza benzeri bir hastalık olabilir. İmmünyetersizliği olanların yiyeceklerine dikkat edilmelidir. IL-4 ve IL10 salgılayan baskılayıcı T lenfositlerinin indüklenmesi Solunumsal patlamanın inhibisyonu. Dirençli suşları nadirdir. katalaz sentezinin arttırılması. Sulu diyare şeklinde gastroenterit etkenidir. İnterferon-Â'nın etkilerinin inhibisyonu. asidifikasyon ve lizozomal tuberculosis enzimlerin difüzyonunun inhibisyonu Serbest oksijen radikallerinin temizlenmesi.Tablo 2. IL-10 sentezinin uyarılması Koruyucu kapsül. proteolitik enzimlere direnç Lizozom füzyonundan önce fagozomdan kaçar Fagolizozom oluşumunun inhibisyonu Enfeksiyon gebelerde abortus ile sonuçlanabilir ya da prematüre doğum. Yenidoğanda 1-4 hafta sonra menenjit meydana gelebilir. fagolizozom oluşumunun engellenmesi Antikomplemanter aktivite Monosit ve nötrofillerin sitokinlere yanıtının inhibisyonu.

Polisakkarid yapısında olduğu için organizmada IgM yapısında antikorların oluşmasına sebep olur. E.21 Diyare. coli gelişmekte olan ülkelerde en sık ishal etkenidir. kanalizasyonun içme sularına karıştığının göstergesi koliform bakterilerdir.22).21). Campylobacter ve Yersinia) Reiter sendromu gibi otoimmün hastalıklara sebep olabilirler. kanlı diyare ve dizanteri etkeni Gram negatif basiller Dizanteri Etken Enterobacteriacea ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Shigella Salmonella enteriti Salmonella typhi Yersinia enterocolitica Diğerleri Vibrionaceae Vibrio cholerae V. Shigella) (Tablo 2. Salmonella. Akut enfeksiyon göstergesidir. Salmonella ve Shigella insan için kesin patojendir. Koliform bakteriler diye adlandırılırlar. Shigella ve Salmonelladan iki tanesi hariç) Glükoz (+) tir. formole duyarlıdır. başka bir kısmı ise sadece ekstraintestinal enfeksiyonları ile bilinirler. Katalaz (+) tirler Nitratları nitritlere indirgerler ECA denilen ortak antijenleri vardır. Enterobacteriacea normal floranın üyesi olarak bulunabilir. Enterobacteriacea İnsan ve hayvan barsaklarında bulunan heterojen gram negatif basillerdir. coli genellikle üriner sistem enfeksiyonu etkeni olarak bilinirken. ancak diğerleri patojendir. Tablo 2.ENTERİK GRAM NEGATİF BASİLLER Diyare etkeni enterik bakteriler Enterobacteriaceae ve Vibrionacea olarak ikiye ayrılır. asit veya asit-gaz yaparlar Laktoz negatif olanlar patojendir (Salmonella. parahemolyticus Campylobacter jejuni + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + ± + + + + ± ± Diyare Kanlı diyare İleit Kolit 70 . Campylobacter jejuni enfeksiyonlarında bunlara ek olarak Guillain-Barre sendromu gelişebilir. Ortak özellikleri Oksidaz (-). diğerlerinin bu özelliği yoktur. Toplum sağlığı açısından değeri vardır. coli gibi bazıları normal flora bakterisidir ve rastlantısal hastalık yaparken. bir kısmı sadece intestinal. E. Enterik patojenlerden bazıları (Shigella. genelde fakültatif anaeropturlar Hareketlidirler (Klebsiella. • Somatik O Antijeni: Isıya dirençli. Enterotoksijenik E. Bu grupların üyeleri diyare'den kolite kadar çok değişik türde ishal tiplerine sebep olabilir (Tablo 2. Gram negatif enterik bakterilerin bir kısmı hem intestinal hem de ekstraintestinal hastalık yaparken.

Enterobacter Shigella. Klebsiella. 71 . P ve S fimbriaları ile Kolisin-V içerdikleri gösterilmiştir. cholerae ekzotoksini benzeri olan Termolabil Toksin (LT). Bu antijen ile serogruplandırma yapılır. İmmünitesi normal olan kişilerde E. Bakteriosinler bakteri tiplendirilmesinde kullanılabilir. coli'nin bası suşları spesifik hastalık tabloları meydana getirirler (Tablo 2. coli GİS sistem dışında vücudun başka herhangi bir yerinde tespit edilirse patolojik olarak kabul edilir. Serratia İNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE VE DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Escherichia Coli Hastalık Üriner sistem enfeksiyonu ve gram negatif basil sepsislerinin en sık görülen etkenleridir. Virülans ile ilişkilidir. coli ve Klebsiella gibi kapsüllü enterik bakterilerde bulunur. 100-1200C'de 1 saatte inaktive olur. fagositozu ve antikor bağlanmasını önlerler. Diğer sistemlerin E.Enterobakterilerin çoğunda E. formole dirençlidir. Patogenez Üriner sistem enfeksiyonuna neden olanların. IgM olmaksızın sadece IgG yapısında antikorlar yüksek olarak tespit edilirse geçirilmiş enfeksiyon yorumu yapılır. Salmonella. barsak epitel hücrelerinde adenilat siklaz aktivasyonu ile cAMP artışına yol açar. • Kolisin (bakteriosin): Gram negatif organizmaların birçoğu bakteriosin üretir. coli enfeksiyonları virülan kökenlerce. Klinik Bulgular E. E. coli enfeksiyonları fırsatçı niteliktedir. Bunlar diğer suşların üremelerini engeller. ancak kesin tanı dışkı kültürü ile konulur.23). polisakkarid yapıdadır. ETEC turist diyaresinin en sık etkenidir. oportunistik (fırsatçı) enfeksiyon etkenidir. enterocolitica ve Citrobacter türlerinde görülür. S fimbriası yenidoğan sepsis ve menenjitlerinde rol oynarlar.22 Enterik bakterilerde laktoz fermantasyonu Fermantasyon Fermente edenler Etmeyenler Yavaş edenler Bakteriler Escherichia. • H Flagella antijeni: Isı ve alkole duyarlıdır. İntestinal Enfeksiyonlar ETEC (Enterotoksijenik): Plazmid kontrolünde olan iki tür toksini vardır. Stabil Toksin (ST). coli'nin K1 Ag'ni yenidoğan menenjiti yapar. Klebsiella ve Salmonella izolatlarında da gösterilmiştir. Bu floranın %99'unu anaerobik bakteriler (Bacteroides türleri) oluştururlar. E. ise guanilat siklaz aktivasyonu ile cGMP artışına yol açar. E. Bu yapının aynısı Citrobacter'de de bulunur. Bu ise Y. Proteus. coli'nin 014 antijeni bulunur. GİS ve üriner sistemde gelişir. IgG yapısında antikor oluşumuna neden olurlar. Vi antijenine karşı oluşmuş antikorların gösterilmesi tarama testi olarak kullanılabilir. • K Kapsül antijeni (Vi yüzey Ag): E.coli K 100 antijeni Haemophilus influenzae tip b ile çarpraz reaksiyon gösterir. Tablo 2. Önemli bilgiler GİS florasını oluşturan doğal üyelerdendir. Vi Ag'i Salmonella typhi'nin K Ag'idir. V. P fimbriası eritrositlerdeki P kan grubu Ag'lerine ve üroepitelyal hücrelerdeki P Ag'lerine afinite göstererek piyelonefritlere yol açarlar. Pseudomonas Vibrio.

Bifidus faktörü (methyl-N-acetyl D-glucosamine) Lactobacillus bifidus üremesi sırasında oluşan spesifik bir faktördür. coli suşlarının sınıflandırılması Grup ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Semptomlar Sulu diyare (turist diyaresi) Sulu daire Sulu diyare. E. persistan diyare Kanlı diyare Kanlı diyare. febril üst solunum yolu enfeksiyonları. tüm sepsislerin 1/3'ünden. hastane kaynaklıların ise %40-50'sinden sorumludur. yara enfeksiyonu ve kolesistitler ekstraintestinal hastalık tablolarıdır. coli 0157:H7 suşudur. TTP Epidemiyoloji Dünyada yaygın İnfant< 1 yaş İnfant < 6 ay. Diğerlerinden ayrımı (Sereny testi) ile yapılır (kültür süzüntüsü tavşanda keratokonjunktivit yapar). yüksek ateşle seyreden) diyare etkenidir. Enterobacteriacea üyesi bakteriler. Ampisilin ve kotrimoksazol'a dirençlidirler. çocuklarda hemolitik üremik sendrom ve trombotik trombositopenik purpura' dan (TTP) sorumludur. Sulu diyare yapar. sefalosporinler veya aminoglikozidler tercih edilir. EHEC (Enterohemorajik): E. yenidoğan menenjitleri. Shiga ekzotoksini benzeri toksini vardır (Verotoksin). Bifidus faktör insan sütünde bulunur ama inek sütünde bulunmaz. kinolonlar. hemolitik üremik send. Enterotoksijenik ve enteropatojenik E.Hamburgerler önemli kaynaklardır. Patogenezi tam olarak aydınlatılamamıştır. özel serumlara ihtiyaç vardır. enfeksiyon bölgesine göre değiştirilebilmekle birlikte tedavide. Tedavi ve korunma Antibiyotik direnci büyük değişiklikler göstermekle birlikte. coli'lerin ayrımı rutin laboratuvarlarda yapılmaz. Az gelişmiş ülkelerde 5 yaşından küçük çocukların ishal etkenidir. coli ise bunların %40'ından sorumludur. Bu nedenle anne sütü alan çocuklarda otitis media. EAggEC (Enteroaggregatif): Turist diyaresinin diğer bir etkenidir. E. hemorajik kolit. H Ag negatiftir. EPEC (Enteropatojenik): Bakıcı kaynaklı süt çocuğu sürgünlerinden sorumludur.23 Patojenik E. coli gibi potansiyel patojenlerin üremesini inhibe eder. üriner sistem enfeksiyonları (en sık). coli hastane dışında edinilmiş üriner sistem enfeksiyonlarının >%80'inden. AIDS hastaları Endemik Batı ülkeleri Ekstraintestinal Hastalık Tabloları Sepsis. Bu tabloların gelişmesinde kapsül ve endotoksinin rolü vardır. antibiyogram sonuçlarının beklenemeyeceği acil durumlarda. Laboratuvar tanı Gram negatif basil elde edildiği zaman EMB agar gibi laktoz bulunduran besiyerlerine ekilirler. nozokomiyal enfeksiyonlar. akut diare gibi enfeksiyonlar daha az görülür.EIEC (Enteroinvazif): Şigelloz gibi dizanteriform (kanlı-mukuslu.bifidus'un ürettiği asetik asit ve laktik asit dışkı pH'sını düşürür böylece E. 72 . Hemorajik kolit. coli laktoz pozitif olması nedeniyle renkli koloniler yapar. L. İyi pişmemiş sığır etinden bulaşır. Tablo 2. E..

typhi. S. Laktozu fermente etmezler. paratyphi A. S. Kümes hayvanlarında enfeksiyon etkeni olan S. Üriner kateter Escherichia coli Streptococcus faecalis Pseudomonas aeruginosa Klebsiella spp. tifo. asemptomatik taşıyıcılık yaparlar. O antijenine göre A-I'ya. Epidemiyoloji Salmonella bakterilerin çoğu zoonozdur ancak. insanlarda besin zehirlenmesi yapar. Salmonella Hastalık Gastroenterit. S ve C sadece insan enfeksiyonlarından sorumludur. 2000 civarında serotipi vardır. enteritidis kemirici ve farelerin primer etkenleridir. Önemli Bilgiler DNA benzerlikleri açısından tüm Salmonellalar S. cholerasuis'dir. S.24 Piyelonefrit nedenleri Çocuklar Sıklıkla Daha nadir Escherichia coli Diğer enterobacteriacealar Enterokoklar Streptococcus agalactiae Yetişkinler Escherichia coli S. saprophyticus (genç. Salmonella suşları hayvanlar ile insanlarda farklı enfeksiyonlara neden olabilmektedirler. insanlarda ise besin zehirlenmelerine neden olurlar. sepsis ve fokal organ enfeksiyonları. typhimirum'da farelerde tifo benzeri bir enfeksiyon yaparken. typhi'nin antifagositik virülans faktörüdür. S. H2S üretirler. Esherichia coli İntravenöz kateter Staphylococcus epidermidis Staphylococcus auereus Streptococcus faecalis Candida spp.25 Hastane enfeksiyonlarında en sık karşılaşılan patojenler Enfeksiyon tipi Yara enfeksiyonları En sık karşılaşılan organizmalar Staphylococcus aureus Escherichia coli Streptococcus faecalis Akciğer enfeksiyonları Klebsiella pneumoniae Pseudomonas aeruginosa Staphylococcus aureus Enterobacter spp. cinsel aktif kadınlar) Diğer enterobacteriacea'lar Enterokoklar Tablo 2. H antijenine göre faz 1 ve 2'ye ayrılır. Tablo 2.Aktif ve pasif korunma yoktur. Vi antijeni kapsüler polisakkarid antijenidir. S. 20°C'de (oda ısısında) rahatlıkla üreyebilmeleri besin zehirlenmesi açısından anlamlıdır. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel enterokolitlerin en önemli etkenlerinden birisidir. gallinorum ve S. pullorum hareketsiz bunların dışındakiler hareketlidir. 73 .

Salmonella ile Şigella arasındaki önemli farklar Tablo 2. İshal beklenirken kabızlık görülür. typhi ile tifo. diskordans (relatif bradikardi. C ile paratifo meydana gelir. İnce ve kalın barsağın epitel ve subepitel dokularını invaze eder. bulantı. Gastroenterit yapan suşlardan farklı olarak hemokültür (+) tir. mental konfüzyon. En çok izole edilen bakteriler S. tifodan ayırıcı tanıda önemlidir. enteritidis!dir (tavuk etinden veya infekte çiğ yumurta yenilmesi ile insana bulaşır). Daha sonra lenfohematojen yayılan Salmonellalar. özellikle ileum submukozal lenf bezlerine (Peyer plakları) oturur. Bakteriyemi Etkeni S. Baş ağrısı sıktır. Tifo S. burada ürerler. endokardit. birkaç günde kendiliğinden iyileşir. Ancak tüm Salmonella türlerince oluşturulan enfeksiyonların seyrinde de gelişebilmektedir. her 10°C ateş artışında nabzın ortalama 20 vuru/dakika yükselmesi beklenirken. Klinik Bulgular Salmonella enterokoliti En sık karşılaşılan salmonella kliniğidir. hastada gelişen halsizlik. Ancak. karışık floralı ortamlarda izolasyonudur. İmmün yetersizliği olanların dışında bakteriyemi gelişmez. menenjit (infantlarda). febril proteinüri. genel durum bozukluğu. yükselmemesi). bakteriyemi çok nadir görülür. S. Birinci haftanın sonundan itibaren birkaç hafta süre ile göğüs cildinde makülopapüler döküntü (rose spot) gözlenebilir. Makrofaj fagositozu ve barsak epitel hücrelerini infekte etmeleri. Lenfohematojen yayılım sonucunda bakteri. barsak lenfatiklerine ulaşır. stupor veya koma gibi bilinç bozuklukları ile toksik tablo eklenir. makrofajlarca fagosite edilseler de öldürülemezler (oksidatif mekanizmalara dirençlidirler). Hemokültür (-) negatiftir. pnömoni. ağır olgularda ve böbrek tutulumlarında üre ve kreatinin 74 . bakteriyi nötrofil fagositozundan korumaktadır. İndirekt tanı yöntemlerinden Gruber -Widal testinde 0 ve H Ag'ine karşı gelişen antikorların titrasyonu tespit edilir. GIS bulgusu yoktur veya çok hafiftir. Bakteriler kontamine besinler ile alındıktan sonra ince barsaklardan. sorun olan. Bulaşma kontamine besinler aracılığı ile olmaktadır. Kontamine besinin yenmesinden kısa süre sonra basiller kana karışır. Özellikle orak hücreli anemi veya kanser gibi altta yatan immün yetersizlik yaratıcı hastalığı olanlarda görülür. Kolera gibi seyrederse Kolera nostras denir. periferik kanda eozinofil kaybı. paratyphi A. Laboratuvar Tanı Kısa süreli lökositozdan sonra derin lökopeni. choleraesuis'dir. Bir-iki haftalık inkübasyon periyodundan sonra. endarterit (aort anevrizmalarına oturabilir) ve osteomiyelit (orak hücreli anemi olgularında) gibi lokal yerleşimli enfeksiyonlar gelişir. Yüksek ateş. lenfomonositoz. bazı olgularda silendirüri. karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma. Hepatosplenomegali vardır.Basit besiyerlerinde kolaylıkla ürerler. Uzun inkübasyon periyotlu (8-48 saat) besin zehirlenmesi etkenidir. Lağım suları gibi karışık floralı ortamdan izolasyon için Mueller-Kaufman'ın Tetratiyonat'lı buyyonu kullanılır.26'de görülmektedir. Besiyerlerine Salmonellaların dirençli olduğu Brillant yeşili. Dışkı kültürünün hemen başlangıçtan itibaren (+) bulunması. deoksikolat ve tetratiyonat gibi inhibitör maddeler eklenir. B. baş ağrıları (tipiktir) gibi genel enfeksiyon belirtilerine birkaç gün içinde yüksek ateş. diyare. kusma ve karın ağrısı ile seyreder. Şigella'nın aksine hastalığın ortaya çıkması için çok sayıda bakterinin (1-100 milyon bakteri) yutulması gerekmektedir. typhimurium ve S.

GASTROİNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE ENFEKSİYON YAPANLAR Shigella Hastalık Basilli dizanteri etkenidir (Tablo 2. diğerine göre daha koruyucudur. IgG yapısındadırlar. özellikle Schistosomiasis olgularında görülür. Tedavi ve koruma Gastroenterit: Sadece sıvı-elektrolit replasmanı yapılması çoğu zaman yeterlidir.26). 2) H2S üretmez 3) hareketsizdir. hafta 2.düzeylerinde artmalar görülür. Taşıyıcılar: 4 hafta süre ile kinolon verilir. 1:160 titrenin üzerindeki pozitiflik enfeksiyon lehinedir. Kadınlarda taşıyıcılık erkeklerden daha fazladır. Kloramfenikol ile tedaviye 21 gün. 1) glukozun fermentasyonundan gaz çıkarmaz. Hastaya taşıyıcı tanısı konabilmek için bir yıldan uzun süre dışkıda bakterinin gösteriliyor olması gerekir. IgM yapısındadır. Aşı: Canlı. H antijenine karşı antikorlar ise 2. 1. Tifo ve bakteriyemi: ilk seçenek kinolonlardır. Hastalardan hemokültür. Tedavi prensibi olarak ilk dozlar düşük olmalıdır. Endokarditlerde ampisilin ve seftriakson kullanılır. hafta Hemokültür Dışkı kültürü İdrar kültürü Safra kültürü Tifo geçiren hastalarda 2 ile 4 ay kadar dışkıda bakteri izole edilebilir. tıbbi tedaviye dirençli safra taşlı olgularda kolesistektomi uygulanır. zayıflatılmış oral aşı (Ty2la) ve Vi Ag aşısının yan etkileri çok azdır. kinolonlar ile ise 14 gün devam edilir. Taşıyıcılık: Tifo geçirenlerin %1-5. hafta 4. nontifoid enfeksiyon geçirenlerin ise <%1 'inde 1 yılı aşkın süreyle dışkı veya nadiren de idrar ile basil saçılımı gözlenebilir. Ancak haftalara göre üreme ihtimali değişiktir. Günümüzde tarihsel önemi vardır. Hafta sonundan itibaren Anti-0 antikorlar pozitifleşir. hafta 3. Aşı sadece riskli bölgelere seyahat edeceklere önerilir. Tifo gibi intrasellüler enfeksiyonlarda gerçek koruyucu immünite hücresel olanıdır. Kloramfenikol allerjik ve toksik komplikasyonları nedeniyle artık ilk seçenek değildir. Hücresel immünite defekte olanlarda Anti-O veya Anti-H pozitifleşse dahi relaps veya reenfeksiyon gelişebilmektedir (AIDS). Salmonellalardan başlıca üç kriter ile ayrılırlar. Anti-H antikorlarının tek başına pozitifliği anlamlı değildir. Kısa sürede bakteri öldürülmesi çok miktarda endotoksinin açığa çıkmasına yol açacak ve endotoksik şok tehlikesi meydana gelecektir (Herxheimer reaksiyonu).Reenfeksiyon. hafta sonlarına doğru pozitifleşir. Bunlarda tifo ile beraber parazit tedavisi de yapılmalıdır. Ağır olgularda antibiyotik kullanılabilir. 75 . idrar kültürü ve dışkı kültürü alınır. Ancak 2 hafta sonra tekrarlandığında 4 kat pozitiflik devam ediyor ise enfeksiyon lehine bir bulgudur. Parenteral (TAB) 2-40 yaş arası yüksek risk grubuna yapılır ancak çok etkili değildir. Taşıyıcılığı arttırdığı için antibiyotik kullanımından kaçınılır. Grup Aglutinasyon ile 1. Önemli Bilgiler Laktozu fermente etmezler.

A grubu: S. Diyare 2-3 günde kendi kendine iyileşir. dünyada en yaygın Shigella suşudur. sonnei dünyada en yaygın görülen suştur. rektum Az Mukoid Bol Bol (amebiasis hariç) Mukozal ülserler hemorajik mukoza Kolon Shigella E. Dışkı sulu ancak kan ve mukusludur. hücre protein sentezi yapamaz ve ölür. Patogenez ve Epidemiyoloji Şigelloz gelişmekte olan ülkelerde küçük çocukların hastalığıdır. Hastalık bakterinin tipine veya hastanın yaşına göre ağır seyirli olabilir. derin dokulara invazyon yapmazlar. bomba koloniler yapar. S. ancak en dirençli tür budur. sonnei hafif hastalık tablosu oluşturan. 76 . Enfeksiyonunda en hafif kliniğe sahiptir. cholerae E.Tablo 2. Ülkemizdeki enfeksiyonların çoğundan sorumludur. En ağır tabloyu S. typhi İnsan Hayır Evet Yüksek Hayır Evet Evet Evet O antijenine göre başlıca 4 grupta incelenir. Çok az sayıda (100-200) bakteri ile bulaşma gerçekleşebilir. Klinik Bulgular 1-4 günlük inkübasyon periyodunun ardından ateş ve abdominal kramp ve bunu takiben diyare gelişir. bebekler ve yaşlılarda ağır seyirli.27 Salmonella ve Shigellanın önemli özelliklerinin karşılaştırılması Özellikler Rezervuar Laktoz fermentasyonu H2S Üretimi Enfeksiyon dozu (ID50) Diare Kan dolaşımı invazyonu Kronik taşıyıcılık Aşı Shigella insan Hayır Hayır Düşük Evet Hayır Hayır Hayır Salmonella typhi dışı Salmonellalar Hayvanlar Hayır Evet Yüksek Evet Evet Nadiren Hayır S. boydii D grubu: S. Memeli hücresinin 60S ribozom subünitesini irreversibl olarak inaktive eder. coli (ETEC) Rotavirus Norwalk ajanı Giardia Cryptosporidium Cyclospora Ağrının lokalizasyonu Dışkının volümü Dışkının tipi Dışkıda kan Dışkıda lökosit Proktoskopi Orta abdomen Bol Sulu Nadir Nadir Normal Alt abdomen. Küçük çocuklarda diyareleri konvülsiyonlar ile seyreder. Başlıca kaynak kirli kontamine eller ve bunlarla kirletilmiş besin maddeleridir.coli (EIEC veya invazif) Campylobacter Entamoeba histolytica Tablo 2. dysenteriae yapar. dysenteriae. B grubu: S. Fimbrialı'dır. C grubu: S. Kolonda mukoza ile sınırlı abseler ve ülserler yapar. Serogrup 1 (Shiga basili): Ekzotoksini koleragen toksini benzeri enteronöroeksotoksindir.26 İnce barsak ve kolon tipi diyarelerin özellikleri İnce barsak Patojenler V. Tür ayrımında kullanılan Mannitol testi A grubunda (-) diğerlerinde (+) dir. Eğer bakteri bol sulu yiyeceklerle alınmış veya herhangi bir sebeple mide pH'sı azalmışsa enfeksiyonun gelişmesi kolaylaşır. immün yetersizliklilerde. nörolojik bulgularla seyreden İkari Sendromu'na sebep olabilir. flexneri.

4-9. Fekal-oral bulaşı engelleyecek önlemlerin alınması başlıca korunma yöntemidir. Antijenik yapı V. B ve C determinantlarına göre 3 farklı serotipi vardır. Temiz sularda kirli olanlara göre daha uzun süre yaşarlar. virgül şekilli. Dışkının makroskopik ve mikroskobik görünümü Kolera dışında anlamlı değildir. Kuruluğa ve fenollü dezenfektanlara dayanıksızdır. epidemilere yol açmayan diyare. • Ogawa (A+B) • Inaba (A+C) • Hikojima (A+B+C) V. cholerae'nın 0:1 ve 0:139 serotipleri klasik kolera yaparken.cholerae biyotip eltor El Tor biyotipi bir hemolizin üretir. Tedavi ve korunma Hastalığın kendi kendini iyileşmesi nedeniyle antibiyotik kullanımı risk grupları ve taşıyıcılar dışında engellenmelidir. çocuklarda ise nalidiksik asit verilmelidir. Bakteriler besiyerlerinde uzun süre kaldıklarında diğer gram negatif basiller gibi görünürler. H antijenlerine karşı karşı gelişen antikorlar muhtemelen koruyucu değildir. Helicobacter pylori ise gastrit ve duodenal ülser hastalıkları ile ilişkilidir. V. büyük çoğunluğu kolera toksini salgılamayan non-01 V.cholerae'nın tüm kökenlerinde ısıya duyarlı H Ag'leri. Vibrio cholerae Hastalık Vibrio cholerae bu genusun tek önemli hastalığı olan kolera etkenidir. Vibrionacea Vibrio. Eğer antibiyotik kullanılacak ise yetişkinlerde doksisiklin veya kinolonlar. Hastalık bol sulu diyare ve bunun meydana getirdiği dehidratasyon ve ölüm ile karakterizedir. Plesiomonaslar hem soğuk kanlı hem de sıcak kanlı hayvanların bakterisidir. (V. ortaktır. Aeromonaslar ve Plesiomonaslar ise insanlarda nadiren ishal etkenidir. Kültür buradan alınır. En azından 139 değişik tipte O antijeni vardır. Campylobacter ve Helicobacter suşları doğada yaygın olarak bulunan gram negatif kıvrık basillerdir. dışkı üzerine yapışmış kanlı mukuslarda bol basil bulunur. Aeromonaslar taze suların ve ara sıra soğuk kanlı hayvanların bakterisidir. ampisilin'e karşı yüksek direnç vardır. Bu biyotipler arasındaki fark ancak referans laboratuarlarında gösterilebilir. Voges Proskauer test pozitiftir ve polimiksin B'ye dirençlidir.cholerae 01 'in farklı iki biyotipi vardır • V.6) kolaylıkla ürerler. polar flajellası ile çok hızlı (balık sürüsü gibi) hareketli. 77 . Plesiomonas. sert vücutlu. aside ısı ve klora çok duyarlıdır. Bactrim. Vibriolar denizler ve yüzeyel sularda bulunur.cholerae serotipleri ise genelde farklı enterotoksinlerle hafif. Oksidaz (+)'dir ve alkali besiyerlerinde (pH 7. C antijenlerinin A.comma). Gr (-) bir bakteridir. Direkt mikroskopide dışkıda bol miktarda lökosit ve eritrosit bulunur. Vibrio cholerae ürettiği enterotoksini aracılığı ile kolera yapar. yara enfeksiyonları ve bakteriyemi gibi ekstraintestinal tablolara yol açabilirler. Önemli Bilgiler V. Campylobacterler evcil hayvanların bakterisidir. Aeromonas. Campylobacter jejuni insanlarda enteritin en önemli etkenlerinden birisidir.cholerae. Özellikle içme suları aracılığı ile bulaşır.cholerae biyotip cholerae (klasik tip) • V.Laboratuvar Tanı Basilli dizanterinin dışkısı sulu ve şekilsizdir. Vibriolar aeromonaslardan farklı olarak %6'lık NaCI'de ürerler.

Asemptomatik enfeksiyon: Dışkı izolasyonu ile anlaşılır. aşırı sıvı ve elektrolit kaybıdır. Yaşlılarda kronik safra kesesi portörlüğü (%1-20) söz konusudur. kardiyovasküler kollaps. Koleradaki tüm klinik bulguların nedeni. sinsi ve uzun sürelidir. Bakteri. kusma ve abdominal kramplar ile karakterize bol sulu dışkılamadır. Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. Enterotoksin Enterotoksin yapısındaki ekzotoksin CHOLERAGEN). Kolera enterotoksininin antijenik olarak Escherichia coli LT'i ile antijenik benzerlik gösterdiği ve nötralizan antikorların gelişiminde rolü olduğu gösterilmiştir. ekzotoksin salgılar. Klinik bulgular ani başlayan bulantı. Portörlük süresi değişkenlik göstermekle birlikte. Eltor kolerası daha az gürültülü. 1. Ancak toksin ve bakteriyel antikorların korunmadaki rolü tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Mukozayla temas etse de hiçbir enflamasyon veya nekroza yol açamaz. yayılmadan sorumludur. Direkt insan-insan bulaşı oldukça nadirdir. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu semptomların geliştiği olgularda 1-4 gündür. 5B ve 2A subünitinden oluşmaktadır. potasyum ve su sekresyonu gelişir. metabolik asidoz. Ciddi olgularda 20-30 L/gün sıvı kaybedilir. barsak hücresi içine girer ve Adenilat siklazın inhibisyonunu önler. 78 . İnce barsak epitel hücrelerinde cAMP artar. kripta hücrelerinden aşırı klor.Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon ılıman iklimlerde düşük sosyo-ekonomik düzeydeki toplumlarda içme ve kullanma sularının dışkı ile kontamine olduğu ülkelerde daha sık görülür. aklorhidrililerde 1000 kadarı yeterlidir. kontamine su ile alındıktan sonra mide asidini aşabilirse. dehidratasyon. Hastada hipovolemik şok. Büyük salgınlar su kaynaklı olarak gerçekleşmektedir. hemo konsantrasyona bağlı patolojiler (miyokard infarktüsü gibi) ve bulgular gelişmektedir. Toksinin gastrik sinir uçlarını irrite etmesi ile gelişen kusma. aktif hareketleri ile ince barsak kriptaları arasına girer ve müsinaz enzimi ile mukozal bariyeri aşar. Kolera enterotoksininin kaynağı bakteri kromozomudur. aktive eder ve günde litrelerce sıvı ve buna bağlı olarak elektrolitlerin kaybına yol açar. belirtisizdir. A1 subüniti. Uzamış hipovolemi nedeniyle akut tübüler nekroz (ATN) ve akut böbrek yetersizliği de tabloya eklenir. HCO3. genelde 1 hafta kadardır. Safra kesesi portörlüğü oranının yüksek olduğu eltor kolerasında yayılım klasik tipten daha süratlidir. Normal mide asidinde bulaşma için en azından 1010 bakteri gerekirken. sıvı ve elektrolit kaybını arttırır.

2. 2-3 gün süren. Kolera gravis: Tipik kolera tablosudur. Kolera geçiren hastalarda immünite gelişmektedir. Süratle rehidratasyon tedavisine başlanır. Tifoid form: Çocuklarda rastlanan. İmmünite Gastrik asit kolera vibrioları için önemli bir korunma faktörüdür. Durdurulamayan. Kolera sicca: Çok akut bir başlangıç ile birden kollaps gelişir en ağır formdur. yüksek ateş ve konfüzyonlu tablodur. Tedavi edilmemiş olgularda mortalite oranı %25-50 arasındadır Laboratuvar tanı • • • • • • • Eritrosit ve lökosit sayısı fazla bulunur. Venkatraman-Ramakrishnan Plak besiyeri 1. sitrat. • V. sukroz) agar 2. 3. safra. yayılırından asıl sorumlu olan ve "Hasta Sayısı X 10" sayıdaki portörlerin belirlenmesi ve tedavisi. Klasik klinik form olan kolera gravis'de. Cholerae polivalan 0:1 veya 0:139 antiserum ile agglütinasyon gelişir Transport besiyerleri: 1. Vibrio parahaemolyticus Kontamine deniz ürünlerinin pişirilmeden yenmesi ile akut gastroenterit oluşturur. 1:20 üzerindeki vibrio antikorunun kolonizasyon ve hastalıktan koruyucu olduğu düşünülmektedir. 4. Deney hayvanlarında spesifik IgA antikorların geliştiği gösterilmiştir. kas krampları • Kanda üre ve kreatinin değerlerinde artma gelişir. Karın ağrısı ve tenezm olmaksızın. yeşil besiyeri üzerinde sarı renkli koloniler oluşur. ancak Hindistan'da dirençli formlar bildirilmektedir. 79 . eritrosit ve lökosit görülmez. Tedavi ve korunma Enfeksiyon hastalıklarının en önemli acillerinden birisidir. ancak bunun koruma süresi bilinmemektedir. bulantı ve öğürtüsüz kusma 3. yüksek üre ve kreatinin düzeyleri belirlenir. mukus. 2. epitel hücreleri ve bol miktarda bakteriye bağlı pirinç suyu dışkılarına. Kolerin: Tipik kolera belirtilerinin daha hafif ve kısa süreli olduğu tablodur. bunlar için kinolonlar kullanılır. 1. Dışkı pirinç suyu görünümündedir. Sıvı ve elektrolitler intravenöz ve oral olarak verilir. dışkı hijyeni. Alkali peptonlu su 2. tek doz doksisik-lin/kinolon ile kemoprofılaksi uygulanabilir. Metabolik asidoz ile uyumlu kan gazı bulguları elde edilir. Tetrasikline oldukça duyarlıdır. ishale zaman kalmadan hipovolemi ile ölüm gelişir. Çok miktarda sıvı barsak lumenine dolar. Benzer antikorlar serumda da gelişir ancak birkaç ay sürebilir. 5. Antitoksin antikorlarının koruyuculuğu konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. 6. Sıvı ve elektrolit kaybına ait belirti ve bulgular • Dehidratasyonun klasik cilt ve KVS bulguları • Hipotermi • Hemokonsantrasyon (yaşlılarda miyokard infarktüsü) • Oligüri/anüri • Ses kısıklığı. Suların klor ile dezenfeksiyonu. Tetrasiklin ilk tercih edilecek ilaçtır. TCBS. hafif şiddetli bir ishal ile nonspesifik gastroenterite benzeyen bir tablo halindedir. Karanlık alan mikroskopisinde çok hareketli bakteriler vardır. sterilizasyon gerektirmediğinden oldukça kullanışlıdır. hematokrit yükselir (hemokonsantrasyon) İdrar dansitesi artar Hipoglisemi. cholerae non-0 1 enfeksiyonları hafiftir ve yaşamı tehdit etmez. Kolera diyaresi: Ayakta geçirilen. TCBS (Tiyosülfat.

Patogenez ve Epidemiyoloji Esasen koyun. caviae ve A. Bakteriyemi ciddi bir tablodur. sığır. bakteriyemi ve gastroenterit etkenidir Normal veya immün yetersizliği olanlarda kontamine sular ile temas edenlerde. Bu bakteriler Salmonella ve Shigella kadar enfeksiyonlardan sorumludur. özellikle çocuklarda bakteriyemi yapar. Vibrio vulnificus Ciddi yara enfeksiyonları. Dışkıda lökosit bulunur. virgül / S / martı kanadı şeklinde. Katalaz ve oksidaz (+)'dir. Tropikal ve subtropikal bölgelerin bakterisidir. nadiren de hasta insanlardan temas yolu etkili ekzotoksinleri ve 80 . Plesiomonas Plesiomonas shigelloides polar flajellası olan gram negatif bakteridir. olguların %50'si kaybedilir. abdominal kramp. Campylobacter Hastalık Campylobacterler entorokolit ve nadiren sistemik hastalık etkenidir.12-24 saatlik bir inkübasyonun ardından kusma. kanlı agarda daha kolay ürer. Sitopatik enterotoksinleri gösterilmiştir ancak insan enfeksiyonlarındaki önemi bilinmemektedir. Sadece su ve elektrolit dengesi sağlanarak başka bir tedavi vermeksizin 1-4 günde kendi kendine iyileşir. Campylobacterler lipopolisakkaridleri ile endotoksik aktivite gösterirler. jejuni genellikle izole edilirken. Küçük ve ince olduğu için bakteri filtrelerinden geçebilirler. Kanlı agarda geniş bir hemoliz zonu oluşturur. polar flajellası ile hareketli bakterilerdir. İnvitro çalışmalarda siprofloksasin etkili bulunmuştur. Tedavide tetrasiklin seçilecek primer antibiyotiktir. coli sorumludur. Bakteri TCBS'de yeşil koloniler yaparak ürer. Bakteri Salmonella ve shigella gibi spesifik besiyerlerinde üremez. insan hastalıklarının yaklaşık %5-10 kadarından C. aminoglikozid ve sefalosporinlere duyarlıdır. ateş ve sulu diyare oluşturur. Enterotoksini yoktur. kedi. Ancak bu faktörleri bulundurmayan bakterilerde insanlarda gastroenterit etkeni olarak gösterilmiştir. İki önemli etkenden C. İnsanlarda diyare etkenidir. köpek ve kümes hayvanlarının florasında bulunurlar ve patojen hale gelip abortus ve infertiliteye yol açabilirler. DNaz pozitifliği ise Aeromonaslardan ayrımında kullanılır. İnsanlara ise kontamine yemekler. veronii Koloni yapıları enterik gram negatif bakterilere benzer. su veya süt ile. Aeromonaslar hemolizin üretir. Sitotoksin ve doku invazyon faktörleri gösterilmiştir. yara enfeksiyonları gelişir. Plesiomonaslar Shigella'lardan oksidaz pozitifliği ile ayrılır. A. hydrophila. Tetrasiklin. Bazı Plesiomonas suşları Shigella sonnei ile antijenik benzerlik gösterir. Önemli bilgiler Sert vücutlu. Mikroaerofil üreme özellikleri vardır. Aeromonas Taksonomide Vibrionaceae ailesinden görülen aeromonadaceace grubundan bakteriler olan Aeromonasların üç suşu insanlarda enfeksiyon etkenidir: A. Hem deniz ürünleri hem de birçok hayvandan izole edilmiştir. TCBS agarda mavi-yeşil koloniler oluşturur. Bazı suşlarının enterotoksini vardır. Karbonhidratları okside veya fermente etmezler.

H. Hareketleri sayesinde mukustan epitel alana geçer. Karakteristik S veya martı kanadı şeklinde bakterilerin gösterilmesi ile tanı konulur. Fare deneylerinde yüzey kapsül benzeri yapıda S proteininin bulunması hayvanların ölümüne sebep olmaktadır. gelişenlerde ise aminoglikozidler kullanılır. Campylobacter fetus C. Gastrit ve peptik ülser etkenidir. Bir delikten çıkan multipl flajellası ile çok hareketlidir. %5 oksijen %10'luk karbondioksitli ortamda iyi ürer. C. başağrısı olur. fetus immün yetersizlikli hastalarda sistemik enfeksiyon etkenidir. fetus'un aksine özellikle genç erişkin ve çocuklarda hastalık tablolarına yol açar. abse ve ülserler gelişir. Önemli Bilgiler Bir çok özelikleri ile Campylobacterlere benzerler. 81 . Laboratuvar Tanı Diyareli hastaların dışkıları antibiyotikli (vankomisin. Hayvan dışkısı ile kirlenmiş süt ve et gibi besinlerle özellikle bulaşır. ancak farklı olarak üreaz da pozitiftir. Patogenez ve Epidemiyoloji Gastrik lümen içinde pH 6. Bakteri yüzeyinde birçok yüzey proteininden oluşmuş kapsül benzeri bir yapı bulunur. oksidaz pozitiftir ve nalidiksik asite duyarlıdır.0 gibi düşüktür. atılmış ok gibi hareket eder.0 ve 7. Gastrik alanda lümen içindeki pH1. Klinik Akut başlangıçlı kramp tarzında abdominal ağrı. 25°C'de üremesi durur. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel ishallerin en sık etkenidir. Helicobacter pylori Hastalık Spiral yapılı Gram negatif basildir. ancak epitel alanındaki pH 7. Bakterinin giriş kapısı GİS'dir. ateş. kanlı bol sulu diyare. pylori ürettiği güçlü üreaz aktivitesi ile asidi nötralize eder. Hastalık genellikle 5-8 gün içinde kendi kendine iyileşir. Özellikle jejunum. Tedavi ve Korunma Sistemik enfeksiyon gelişmemişse tedavide ilk seçenek eritromisin. Hipogammaglobulinemililerde ağır seyreden. pylori enfeksiyonu mide kanserleri için risk faktörüdür.4'tür. Mide asidine duyarlıdır bu nedenle enfeksiyon gelişebilmesi için 104 bakteriye ihtiyaç vardır. ileum olmak üzere kolona da invaze olur.0-2. Onlar gibi katalaz ve oksidaz pozitiftir. Kan yoluyla yayılması ile tifo benzeri bir tablo gelişir. Campylobacter jejuni C.ile bulaşırlar. polimiksin B ve trimethoprim) kanlı agara (Skirrow medium) ekilir. H. jejuni 42°C'da mikroaerofilik ortamda ürer.0'da ürer. Nadiren (% 1) bakteriyemi gelişebilir. yüksek ateşli ve dizanteriform (kanlı mukuslu) diyarelere yol açar.

Klinik Bulgular Peptik ülser bulguları vardır. Duodenal ülser ile H. pylori enfeksiyonu yıllarca (hatta ömür boyu) devam eder. pylori enfeksiyonları arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur. 13C veya 14C ile işaretli üre hastaya içirilir. Bakteriyemi ve dissemine enfeksiyonlar görülmez. pylori aynı zamanda gastrik karsinoma ve lenfoma etyolojisinde de önemlidir. Polimorfonükleer ve mononükleer hücre infiltrasyonu epitel ile lamina propria arasında görülmektedir. Antimikrobiyal tedavi sonrasında duodenal ülser ve gastrit iyileşmektedir. GİS kanamaları görülebilir. In vivo üreaz aktivitesine de bakılabilir. ancak bunların aktif enfeksiyon ile geçirilmiş olanların ayrımı yapılamadığı için akut enfeksiyonlar için çok değerli değildir. Genellikle epitel hücreleri bozulmuş ve glandular atrofi meydana gelmiştir (Şekil 2. Serum antikorlarına bakılabilir. Laboratuvar Tanı Mide biyopsisi örneklerinde histolojik çalışmalar yapılabilir. pylori mikroaerofilik ortamda 3-6 günde ürer. Histolojik olarak gastrit kronik ve aktif enflamasyon ile karakterizedir. pylori örneklerinde üreaz aktivitesine bakılabilir.İnsanlarda H. Akut semptomlar 1-2 hafta sürebilir. pylori'nin alınması gastrit ve hipoklorhidrinin gelişmesi ile sonuçlanır. pylori 82 . Yada bu örneklerde direkt boyama yöntemleri ile ince kıvrık bakteriler aranabilir. Hızlı test için H. H. Bakterinin mukozal enflamasyonu ve meydana getirdiği hasar tam olarak tanımlanamamıştır. ateş ve üst gastrointestinal bölgesinde ağrı gibi akut enfeksiyon bulguları vardır. H. Campylobacterler gibi skirrow besiyerine ekim yapılabilir. H. Kolonizasyonun ardından H.9). Bulantı kusma. 1-2 mm çapında yarı mat kolonileri olur.

Proton pompası inhibitörleri direkt üreaz inhibitörleridir. bizmut tuzları. nekrotizan. atrofik rinit (ozena). amoksisilin veya tetrasiklin kombinasyonunun 14 günlük kullanımı %70-95 hastada H. Virülans faktörleri geniş kapsülü ve endotoksinidir. K. K. diabetiklerde. Aşısı ve spesifik koruyucu önlemi yoktur. % 60-80 mortaliteli lober pnömonilere (Friedlander pnömonisi) yol açar. Fırsatçı nosokomiyal enfeksiyonlardan sorumludur. Multipl antibiyotik direncine sahiptirler. rhinoscleromatis burun ve farenkste granuloma (rinoskleroma) etkenidirler. Geniş kapsüllü. KOAH'lılarda. Hem tanıda hem de tedavinin takibinde kullanılır. 83 . pylori enfeksiyonunu eradike eder. kanlı balgama yol açan. Bir hafta süreli proton pompasi inhibitörü artı amoksisilin ve klaritromisin son derece etkili bir tedavidir. Bakteriyel pnömonilerin yaklaşık olarak % 2-5. oxytoca hastane enfeksiyonu etkenidir. ağır seyirli. Çoğunlukla antibiyotiklere dirençlidir. GASTROİNTESTİNAL SİSTEM DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Bu gruptaki bakteriler enterik gram negatif bakterilerdir ancak E. Ülser iyileşmesi için 4-6 hafta asit supressörleri kullanılabilir. hastane enfeksiyonlarının %10"undan sorumludur. Dışkıda H. Son zamanlarda en önemli noninvazif tanı testi olarak kullanılmaktadır. coli gibi ekstraintestinal enfeksiyonlara sebep olurlar. Bazı suşları kırmızı koloniler yaparlar. K pneumoniae üst solunum yolunun normal flora üyesidir. Nosokomial ve fırsatçı enfeksiyon etkenidir.varsa solunumla çıkarılan CO2 ölçülür. İmmün yetersizliği olanlarda patojen hale gelir. Serratia marcescens En küçük enterik bakteridir. üst solunum yolu içeriğinin aspire edilmesine bağlı olarak akut. 2 yaşından küçük çocuklarda ve immün yetersizlikli olanlarda. Yoğun bakımlarda nebulazitörlerde üreyerek Serratia pnömoni salgınları görülür. pneumoniae ve K.coli gibi normal barsak ve üst solunum yolu florasında bulunabilir. hemorajik. kaviteleşmeye ve abseleşmeye eğilimli. Özellikle alkoliklerde. Tedavi ve Korunma Tek başına antibiyotikler yetersizdir. K. pylori antijenleri de tanımlanabilir. Metronidazol. ozenae. Klebsiella pneumoniae E. hareketsiz ve laktoz (+)'dir.

Pseudomonas cepacia (yeni adı Burkholderia cepacia) ve Pseudomonas maltophilia (yeni adı Xanthomonas maltophilia veya Stenotrophomonas maltophilia)'da daha nadir olmakla birlikte aynı türde enfeksiyon yaparlar. intravenöz sıvılarda ve distile sularda ürerler. Providencia. P. antiseptikler ve deterjanlar en çok üredikleri yerlerdir. Besiyerlerinde çok pis koku çıkarırlar. Providencia Providencia suşları normal intestinal flora üyesidir. idrar sondası bulunan hastanede yatan hastalarda sepsise yol açar. böylece kolaylıkla üriner sistem enfeksiyonları meydana getirebilir. bu nedenle nonfermenter olarak tanınırlar. Laboratuvarda besiyerlerinde de meydana gelen aynı pigmentleri tanı amacıyla kullanılır. Çok hareketlidir. aeruginosa ve P. insanların ortalama %10 kadarı normal florasında taşırlar. Üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. İntravenöz kateterizasyon. çoğu antibiyotiklere dirençlidir. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. entübasyon. Glukozu fermente etmezler. aeruginosa suşlarının slime tabakası vardır. Pseudomonas Hastalık Pseudomonas aeruginosa konak savunma mekanizması azalmış hastalarda başlıca sepsis. Citrobacter Citrobacter suşları'da üriner sistem enfeksiyonları ve sepsis etkenidir. 1) Yara yerini ve abse materyalini mavi-yeşil renge boyayan piyosiyanin 2) Yanıklı hastalarda deri enfeksiyonlarının kolaylıkla tespit edilmesini sağlayan ultraviyole ışık altında floresan veren sarı-yeşil pigment olan piyoverdin (florescein). Daha önemlisi oksidaz pozitiftir. Su ihtiva eden her yerde üreyebilirler. • Proteus vulgaris 0X19 ile Rickettsia prowazeki antijenleri arasında ve • Proteus vulgaris 0X2 ile Rickettsia conori arasında çapraz reaksiyon vardır. Sadece insanda enfeksiyon yapar. P. aeruginosa başlıca. 84 . ekzotoksin ve enzimlerine bağlıdır. Önemli Bilgiler Enterobacteriacea üyelerine benzeyen gram negatif basillerdir. Deri üzerinde nemli ortamlarda bulunurlar ve hospitalize hastalarda üst solunum yollarında kolonize olabilirler. aeruginosa piyosiyanin üreten tek suştur. üroepitel deprese olur. Morganella Diğer enterobacteriacea grubundan fenilalanin deaminaz enzimi üretmeleri ile ayrılırlar. Bazı suşların O antijenleri bazı riketsiya suşları ile çapraz reaksiyon verir ve riketsiyal hastalıkların tanısında kullanılır (Weil-Felix testi) Weil-Felix reaksiyonu . Respiratuvar terapi sistemlerinde. Kistik fibrozisli hastalarda izole edilen P. bu nedenle katı besiyerlerinde 4 saatte bir olmak üzere halkalar halinde hızla yayılarak ürerler (Swarming).Enterobacter cloaca Hastane enfeksiyonu etkenidir. Magnezyum-amonyum-hidroksid taşlarının gelişmesine neden olur. Patogenezi endotoksin. Ureaz (+)'dir. Ancak zorunlu aerobdurlar. Patogenez ve Epidemiyoloji P. aeruginosa başlıca toprakta ve sularda bulunur. Dezenfektanlardan heksaklorofen bulunduran sabunlar. Klebsiella ve serratia gibi kolon bakterisidir ancak ekstraintestinal hastalık yapar. Proteus. Klinik ve laboratuvar önemi olan iki pigment üretirler. fagositoz ve kompleman etkinlikleri azalır. Bu tabakası aracılığı ile respiratuvar sistemde mukozalara organizmanın tutunması sağlanır ve bakteriye antikorların bağlanmasını engeller. P. Üreyi parçaladığı için pH yükselir. cepacia'nın antiseptik ve deterjanlarda üremesi hastane enfeksiyonu gelişmesinde önemli faktördür. anestezi ekipmanında. Ürettikleri Ekzotoksin A ile insan hücresi ribozomlarındaki olgunlaşmamış peptid zincirlerinin uzaması (tamamlanması) için gerekli olan Elongasyon Faktör (EF)-2'yi (difteri toksini gibi) inhibe ederek protein sentezini önler ve dokularda nekrozlara yol açar.

Organizma buralardan kana karışarak sepsise sebep olabilir. yara enfeksiyonları (yanık) en sık görülenleridir. uyuşturucu bağımlılarında gelişen endokarditlerin ve artritlerin en sık nedenlerindendir. Klinik Bulgular Vücudun heryerinde bulunmasına rağmen özellikle üriner sistem enfeksiyonları. influenzae Moraxella catarrhalis Staphylococcus aureus Klebsiella pneumoniae P. influenzae S. Tablo 2. pneumoniae H. Bakteriyofaj ve piyosiyanin tiplendirmesi ile ayırıcı tanı yapılır.• • • • • • • Yanık hastalarının Derinin konak savunma sistemleri bozulmuşların Kistik fibrozisli hastaların (ilk 3 yaşta S. Staphylococcus aureus ile birlikte. Pseudomonas endokarditlerinde genelde tutulan kapak triküspit kapaktır.29 Kistik fibroziste akciğer enfeksiyonlarına neden olan mikroorganizmalar Çocuklar S ık İnfuenzae A/B virüs Streptococcus pneumoniae H. Laboratuvar Tanı EMB agarda laktoz negatif koloniler yaparlar. aureus) İmmün sistemi bozulmuşların Nötrofil sayısı 500/ml altında olanların Kateteri olanların Hospitalize edilmiş hastaların fırsatçı enfeksiyon etkenidir. Spor ayakkabılarından meydana gelen ayak yaralanmalarındaki osteokondritlerin en sık etkenidir. Deri lezyonlarına ektima gangrenozum denir. Oksidaz pozitiftir. Kontakt lens kullananlarda korneal enfeksiyonlar görülebilir. Sepsisli hastalarda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. fagositozun önlenmesi Sepsis Ektima gangrenozum etkeni Protein sentezinin inhibisyonu (EF-2 inhibisyonu. 85 . pnömoni (özellikle kistik fibrozisli hastalar). Hastane enfeksiyonlarının %10-20'sinden sorumludur Kistik fibrozisde akciğer enfeksiyonlara neden olan mikroorganizmalar tablo 2.28 Pseudomonasların virülans faktörleri Virülans faktörü Pili Kapsül Endotoksin Elastaz Ekzotoksin A Biyolojik Etkileri Epitele yapışma Epitele yapışma (Özellikle kistik fiProziste). aeruginosa Acinetobacter suşları Enterobacter suşları Burkholderia (Ralstonia) cepacia Stenotrophomonas maltophilia Achromobacter xylosoxidans K. pneumoniae S. Mavi-yeşil pigmentleri ve kolonilerinin meyve kokusu kendine has özellikleridir. diabetiklerde habis otitis eksterna ve diğer deri lezyonları (follikülit) oluşabilir. difteri toksinine benzer etki) Tablo 2.30'da gösterilmiştir. aureus Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları İnfluenzae A/B virüsleri Klorlama yeterli değilse yüzme havuzlarından bulaşan ciddi otitis eksterna. aeruginosa Enterobakter suşları Serratia marcescens Nadir Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları Yetişkin P.

Tedavi ve Korunma Bakteri bir çok antibiyotiğe dirençlidir. Bu nedenle antibiyogram yapılarak tedavi düzenlenmelidir. Ampirik tedavilerde antipseudomonal penisilinler (tikarsilin veya piperasillin) aminoglikozidler ile kombine edilerek kullanılmalıdır. Burkholderia cepacia ve Stenotrophomonas maltophilia enfeksiyonlarının tedavisinde seçilecek ilaç trimetoprim-sulfamethoksazoldür.

Pseudomonas mallei
Ruam hastalığının etkenidir. Endotoksini ile hastalık yapar. Akut Ruam; hasta hayvan salgıları ile temas etmiş ellerin deri/mukozalara sürülmesi ile, mikro çatlaklardan vücuda girer. İlk lezyon daha çok burunda görülür. Burun mukozası şişer, püstüller gelişir, 5-7 günde ekzantemler ve derialtında hamur kıvamında, irinli Ruam Düğmecikleri, bölgesel LAP ve genel durum bozukluğu ile karakterize, yüksek ateşle seyreden bir hastalıktır. Tedavide ise streptomisin, sulfadiazin, kloramfenikol veya tetrasiklin kullanılır. Hastalığın kronik formu, yaygın abselerle karakterizedir.

Pseudomonas pseudomallei
Melioidosis etkenidir. Çoğunlukla asemptomatik olsalar da temas bölgelerinde lokalize suppuratif cilt lezyonları ve bölgesel lenfadenit gelişimine yol açabilirler. Vietnam savaşından sonra tekrar önemi artmıştır. Nadiren kaviter forma kadar ilerleyebilen pulmoner enfeksiyonlarına neden olabilirler. Burkholderia pseudomallei de denir.

Bacteroides
Hastalık Bacteroides sepsis, peritonit ve abselerdeki mikst anaerobik enfeksiyonların etkenidir. Bacteroides fragilis anaerob enfeksiyonların en sık sorumlusudur (Tablo 2.30). Önemli Bilgiler Zorunlu anaerop, hareketsiz, polisakkarid yapıda kapsülü olan bakterilerdir. Gr (-) bakteri hücre duvar yapısına sahip olmakla birlikte, LPS tabakasının Lipid-A komponenti yapısal farklılık gösterdiği için endotoksik aktivite göstermez. İçerdiği çok sayıda enzimleri sayesinde aerotolerans ve doku obstrüksiyonu oluşturma, antikor inaktivasyonu gibi yetenekler kazanmıştır. Tablo 2.30 Medikal önemi olan anaerob bakteriler
Yapı Sporlu basiller Sporsuz basiller Gram boyama Pozitif Negatif Pozitif Negatif Sporsuz koklar Pozitif Negatif Bakteri Clostridium Yok Actinomyces, Bifidobacterium, Eubacterium, Lactobacillus, Propionibacterium Bacteroides, Fusobacterium Peptococcus, Peptostreptococcus, Streptococcus Veillonella

Anaerop metabolizma sırasında açığa çıkan kısa zincirli yağ asitleri fagositozdaki degranülasyonu önler. Yumuşak dokuda en çok enfeksiyona neden olan anaerop bakteridir. Abse formundaki intraabdominal enfeksiyonlardan ve Gr (-) anaerobik sepsislerin % 75-80'inden sorumludur. Kolonun normal florasının >% 95'i anaeroptur ve bunların da büyük kısmını S. fragilis oluşturur, Buradaki Bacteroides sayısı, E.coli'nin 1000 katı kadardır. fi. melaninogenicus (Prevotella melaninogenica diye de isimlendirilir) ve B. corrodens primer olarak ağız florasının üyesidir.

86

Patogenez ve Epidemiyoloji Genelde endojen ve abse formunda enfeksiyonlara yol açar. Önceki bir batın travması veya operasyonuna sekonder olarak gelişen apendisit, peritonit, akciğer ve beyin abseleri, üriner sistem enfeksiyonu ve yara/yumuşak doku enfeksiyonlarına neden olur. Klinik Bulgular Peritonit veya lokal abseler ile karakterize intraabdominal enfeksiyonlar görülür. Bunun sonucunda pelvik abseler ve bakteriyemiler de gelişebilir. Oral, farengeal ve pulmoner abseler daha sıklıkla fi. melaninogenicus ile meydana gelir. B. fragilis diyafragmanın altından, fi. melaninogenicus ise üstündeki abselerden sorumludur.

Laboratuvar Tanı
Kanamisin ve vankomisin içeren kanlı agarda anaerobik ortamlarda üretilirlebilirlerr. Siyah koloniler B. melaninogenicus'un karakteristik özelliğidir. Tedavi ve Korunma Birçok suşu beta laktamaz üretir bu nedenle tedavide beta laktamaz inhibitörlü sefalosporinler, veya kloramfenikol kullanılmalıdır. Tedavide seçilecek diğer bir seçenek metronidazoldür. Klindamisine her geçen gün artan oranlarda direnç söz konusudur.

SOLUNUM SİSTEMİ İLE İLİŞKİLİ GRAM NEGATİF BASİLLER
Haemophilus influenzae, Legionella pneumophila ve Bordatella pertussis solunum sistemi ile ilişkili gram negatif basillerdir. L. pneumophila su kaynaklarından bulaşması ile ayrılır, diğerleri insandan insana bulaşır.

Haemophilus influenzae
Hastalık Çocuklardaki başlıca menenjit etkenidir. Ancak son zamanlarda özellikle Avrupa ve Amerika'da aşılamaya bağlı olarak etken sıklığı azalmaktadır. Menenjit dışında çocuklarda otit, sinüzit ve epiglottit gibi üst solunum sistemi enfeksiyonları ve sepsis etkeni olarak da görülmektedir. KOAH'lı yetişkinlerde pnömoni yapabilir. Önemli Bilgiler Gram ile zor da olsa, mavi-menekşe renkte, Yersinia'lar gibi kutupsal ve (-) boyanırlar. Hareketsiz, bazen pleomorfik olabilen, kapsüllü kokobasillerdir. Kapsül poliribozil ribitol fosfat (PRP) yapısında olup, virulans ile yakından ilgilidir, bakteriyi fagositozdan korur. Ayrıca, pnömokok ve meningokoklar gibi, lgA1 proteaz enzimi ile salgısal IgA'nın koruyucu etkisini kaldırır. Kapsülüne göre 6 farklı antijenik serotipe ayrılmıştır. Tip b (Hib), invazif tüm H. influenzae türlerinin >% 95 'inden sorumludur.

Patogenez
Sadece insan enfeksiyonları yapar, hayvan rezervuarı yoktur. Üst solunum yolu enfeksiyonları, otitis media, sinüzit veya pnömoni etkenidir. Patogenezi endotoksin ve kapsüle bağlıdır, ekzotoksini yoktur. Enfeksiyonları 6 ay ile 6 yaş arası çocuklarda görülür. Ancak ilk 1 yaş içinde daha sık enfeksiyonu görülür. Klinik Bulgular Akut menenjit etkenidir. Hava yolunda yabancı cisim obstrüksiyonuna bağlı nadiren epiglottit yapar. Kapsüllü türlere duyarlılık, özellikle kapsüler Ag'lere antikor yanıtının yetersiz olduğu çocukluk, splenektomi sonrası ve immünite defektlerinde fazladır. Erişkin ve yaşlı enfeksiyonlarından ise daha çok kapsülsüz türler sorumludur. Daha çok var olan bir kronik akciğer hastalığı zemininde akut alevlenmeler şeklinde kendini gösterir. Akut otitis media ve sinüzitlerin pnömokoklardan sonraki en sık ikinci etkenidir.

Laboratuvar Tanı
Adi besiyerlerinde üretilemezler. Üremeleri için besiyerinde hemin (faktör X) ve NAD (faktör V)'e gereksinimi vardır. Bakteri taze koyun kanlı agarda üremez. Eritrosit eklendikten sonra hafifçe ısıtılarak hemolize edilmiş kanlı agarda (çukulata agarda) ise iyi ürerler; şebnem tanesi gibi koloniler oluşur.

87

Bakterinin diğer bir üretme yöntemi, Staphylococcus aureus ile birlikte ekilmeleridir. Bu amaçla; materyal tüm kanlı agar yüzeyine sürüldükten sonra ortaya 5. aureus çizgi ekimi yapılır. Böylece, beta hemoliz oluşan çizgi ekim bölgesinde H. influenzae için gerekli faktörler aracılığı ile ürerler (süt anne / satellit belirtisi). Menenjit olgularında BOS'da kapsüler antijenlere karşı hazırlanmış lateks aglütinasyon testi kullanılır. Tedavi ve Korunma Bakterilerin ortalama l/4'ünde plazmid ile aktarılabilir betalaktamaz üretimi belirlenen günümüzde, ampisilin, ampirik tedavi için uygun bir seçenek değildir. Kloramfenikol ise halen uygun seçenek olarak kabul edilmektedir. Özellikle menenjit olgularında daha modern seçenekler tercih edilmelidir. Bu olgularda, BOS'a iyi penetre olabilen 3. kuşak sefalosporinler (özellikle sefotaksim ve seftriakson) en uygun antimikrobiyallerdir. Sinüzit ve otit gibi daha hafif enfeksiyonlarda ise sefaklor veya kotrimoksazol uygulanabilir. Polisakkarid kapsül, tetanoz ve difteri toksoidi veya N.meningitidis dış membran proteini (OMP) gibi büyük protein yapılara hapten olarak bağlandığında hem IgM ve hem de IgG yapısında ve uzun süreli Ab sentezi sağlayabilir. Bu teknikle "konjuge Hib aşıları" geliştirilmiştir (PRP-T, PRP-D, PRP-. OMP aşıları). Bu aşılarla çocuklarda güçlü antikor yanıtı ve iyi bir koruyuculuk sağlanmıştır. Hastalarla temaslılara 4 gün süre ile 10 mg/kg dozda rifampisin verilmesi ile kemoprofilaksi sağlanmış olur.

Legionella
Hastalık Legionella pneumophila hem toplumdan kazanılmış, hem de nosokomiyal pnömoni yapar. Pnömoni şeklinde seyreden Lejyoner hastalığının etkenidir. Önemli Bilgiler Standart gram boyama yöntemleri ile iyi boyanmayan gram negatif basildir. Pnömonilerinden genellikle L. pneumophila sorumludur, nadir olarak L. micdadei ve L. bozemanii'de etken olarak saptanabilir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri su kaynaklarından bulaşır. Hastane kaynaklı salgınlarda havalandırma sistemleri, banyolar ve buhar cihazları sorumludur. Giriş akciğerlerdir ve asıl bulgu pnömonidir. Ağır seyirli atipik pnömoni tablolarına yol açar, tedavisiz olgularda mortalite % 20-40'lara çıkmaktadır. Ancak vasküler hasar nedeniyle beyin ve böbrekler gibi multiorgan enfeksiyonları görülür. İntrasellüler yaşama özelliğindedir, makrofajların içinde yaşamlarını sürdürebilirler, fagolizozomu engellerler. Hücresel immünite asıl defans mekanizmasını oluşturur. AIDS'li hastalar, kanserliler, transplantasyonlular veya kortikosteroid alanlarda ağır seyirli ve fataldır. Klinik Bulgular Hafif influenza benzeri enfeksiyondan (Pontiac hastalığı) ağır seyirli pnömonilere kadar değişen tablo ile seyreder. Hiponatreminin olması diğer atipik pnömonilerden farkıdır. Enfeksiyonların çoğu 7-10 günde spontan iyileşir, fakat immünyetersizliklilerde fatal seyi rlidir. Mycoplasma pnömonisi, viral pnömoniler, psittakoz, Q ateşi ve klamidya pnömonisi gibi atipik pnömoniler ayırıcı tanıda dikkate alınmalıdır. Tablo 2.31 Atıpik pnömoni etkenleri ve özellikleri
Mycoplasma pneumoniae Legionella pneumophila Chlamydia psittaci Chlamydia trachomatit CoKİella burnetti Hafif, Üsye ile birlikte, gençlerde, soğuk aglütinin pozitif Yaşlılarda, ağır tablo, klima, ishal, hiponatremi, baş ağrısı Kuşlardan, splenomegali Yenidoğan, konjuktivit Çiftlik hayvanları, kedi/köpek teması, splenomegali, hepatit

88

Laboratuvar Tanı
Balgamda nötrofilleri görülür ancak bakteri yoktur. Balgam veya kandan standart besiyerlerinde üretilemez. Demir ve sistein içeren besiyerlerine ekmek gerekir. Tanı daha çok antikor titrelerindeki artış ile konulur. Tedavi ve Korunma Tedavisinde öncelikle eritromisin seçilmelidir, rifampisin ile kombine edilebilir. Pontiac hastalığında tedavi gerekmez. Beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. Korunmada sigara ve alkol kullanımının önüne geçilmesi hastalık açısından önemlidir. Ayrıca aerosol tarzında su kaynaklarının önüne geçilmelidir.

Bordatella
Hastalık Bordatella pertussis boğmaca etkenidir. Gram negatif, kapsüllü kokobasillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Tek konakçısı insandır. Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Organizma üst solunum yollarının epiteline tutunur ancak dokulara invazyon yapmaz. Patogenezinde siliya epitellerinin nekrozu önemli bir bulgudur. Toksinleri aracılığı ile boğmacaya yol açar. Başlıca virülans faktörleri ipsi hemaglütininleri (epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur) ve toksinleridir. Başlıca toksinleri ; 1. Pertussijen toksin adenilat siklazı stimüle eder. Lenfositoz geliştiren faktör veya histamine duyarlılık faktörü de denmektedir. Lenfositik lökositoza yol açar, bakterilerin siliyalı epitel hücrelerine yapışmasından sorumludur, antijeniktir. Bu etkinliklerden başka insülin salgılatma ve hipoglisemi geliştirme özelliği de vardır. 2. Adenilat siklaz toksini: Lökositlerin kemotaksisini, fagositoz ile öldürme yeteneğini, alveoler makrofajların oksidatif mekanizmalarını ve doğal katil hücre (NK) aktivitesini bozar. 3. Trakeal sitotoksin: Hücre duvarı yapısında bulunan bir peptidoglikan monomeridir. Siliyer hücrelere etki ile siliyer hareketleri durdurur ve epitel hücrelerinin yapısını bozar. Klinik Bulgular Boğmaca 4 yaşın altındaki çocuklarda gelişen akut trakeobronşittir. Boğmaca uzun süren bir çocukluk dönemi hastalığıdır. Boğmaca krizleri 4 hafta kadar sürebilir, hastalığın ciddiyetine rağmen bakteriyi solunum ve kan kültürlerinden izole edemezsiniz. Uzun süreli olmasının nedeni, trakeal sitotoksinin siliyer hücrelerde oluşturduğu paralizi ve dejenere olan epitel hücrelerinin rejenerasyonunu yavaşlatmasıdır. Inkübasyon periyodu 1-3 haftadır. Hastalık dönemleri; 1. Dönem (kataral): İki hafta süreli nezle, düşük dereceli ateş görülür. Bulaştırıcılığın en fazla olduğu dönemdir. 2. Dönem (spazmodik öksürük): iki hafta ile iki ay arasında sürebilen kentöz öksürükle özel bir dönemdir. Siliyer aktivite bozukluğu nedeni ile koyu olan balgam çıkarılamaz, öksürük, sonunda kusma, konvülsiyonlar görülür. Konjunktival kanamalar ve epistaksis gelişebilir. 3. Dönem (İyileşme): İyileşme uzun sürer. Bu dönemde sekonder bakteriyel pnömoniler, nöbetler sırasındaki beyin hipoksisi ve küçük kanamalara bağlı ensefalopati ve epilepsi gibi komplikasyonlar bu dönemde gelişir.

Laboratuvar Tanı
Zorunlu aerop, Gr (-) basildir. Bordet Gengou (Patates + gliserinli Agar) besiyerinde ürer. Ekim yapılacağında tavşan kanı eklenir. Kültür materyali nazofarenksten eküvyon ile alınır veya hasta plağa öksürtülür. 3-4 günde cıva damlası gibi, hemoliz yapmış koloniler oluşur. Tipik laboratuvar bulgusu: 20-30 bin/mm3 lenfositik lökositoz Tedavi ve Korunma Erken dönemde seçilecek ilk ilaç eritromisin'dir. Diğer seçenekler; ampisilin, kloramfenikol, tetrasiklin'dir. >10 gün sürdürülmelidir. İlk günlerden sonra antibiyotiklerin etkisi sınırlıdır, sadece bulaştırıcılığı azaltır. Halen inaktive bakteri süspansiyonundan hazırlanan aşı (DBT) ve sadece toksinlerinden hazırlanmış asellüler aşıları vardır. Aşılamadan sonra lokal ve hafif sistemik belirtiler çıkabilir.

89

HAYVAN KAYNAKLI GRAM NEGATİF KOKLAR (ZOONOZLAR)
Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak bölgesel lenfatiklere ilerler. Daha sonra bakteriyemi ile dalak, karaciğer, kemik iliği, böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar, endotoksinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2.11). Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır.

Brusella
Hastalık Brusella suşları bruselloz (Malta humması, ondülan ateş) etkenidir. Önemli Bilgiler Zoonozdur. Kapsülsüz küçük gram negatif basillerdir. insanlarda hastalık yapanlar; B. abortus, B. melitensis, B. suis ve B. canis'dir. Brucella bakterileri gram negatif, aerop nonmotil kokobasillerdir. Zenginleştirilmiş besiyerlerinde 2-5 günde konveks, düz koloniler yapar. Brucella bakterileri intrasellüler yerleşimlidir. B. abortus diğerlerinden farklı olarak %5-10 CO2'li ortamda ürerler. Dört suşunda da katalaz ve oksidaz pozitiftir. Isı ve asiditeye orta derecede duyarlıdırlar ve pastörizasyon ile öldürülebilirler. Patogenez ve Epidemiyoloji Hastalık insanlara 1. Kontamine süt veya süt ürünleri (özellikle pastori ze edilmemiş süt ile yapılan peynir) (Tablo 2.34) 2. Enfekte hayvan vücut sıvılarının, bütünlüğü bozulmuş deri veya konjunktivaya direkt teması 3. İnfeksiyöz aerosollerin inhalasyonu 4. Konjunktivalar yoluyla bulaşır. (Şekil 2.10)

Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak

90

Serolojik (immünolojik) Testler: Hasta serumu ile yapılan Wright Agglütinasyonu (tüp aglütinasyonu ).32) Tekrarlayan bruselloz olgularında 2-merkaptoetanol ile tanımlanabilir. (Tablo 2. 1. Rose Bengal (lam aglütinasyonu) ve tam kan ile yapılan Spot test (lam aglütinasyonu) ile gelişen antikorlar araştırılır. abortus 99S kökeninin kolonilerinden alınan inaktive edilmiş bakteriler kullanılır. periton ve plevral sıvılardan da ekimler yapılabilir. Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır.11). B. Bakteri izolasyonu kan veya kemik iliği materyali ile Brain-Heart infüzyon agarda yapılır. Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar. Titre >1/160 ise aktivasyon vardır. ancak Wright Aglütinasyonu (-) bulunmuş bireylerde test. Subakut enfeksiyon (Ondülan tip) 4. İnsan plasentasında eritriol bulunmaması nedeniyle düşük görülmez. Wright Aglütinasyonu B. karaciğer. Kronik enfeksiyon Laboratuvar Tanı B. mastitli meme dokusundan alınan süt çok önemlidir. Akut enfeksiyon 3. canis enfeksiyonlarında Wright aglutinasyon testi negatif bulunur.abortus diğerlerinden farklı olarak % 10 CO2li ortamda üreyebilir (mikroaerofil). Bruselloz için 1/160 pozitiflik anlamlıdır. kemik iliği. İrin gibi kontamine materyal özel besiyerlerine (Brucella Agar gibi) ekilir. böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. Daha sonra bakteriyemi ile dalak. Ring testi ise sütte antikorların araştırılması için uygulanır (Şekil 2.12). 91 . RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). Gelişen antikorlar inkomplet blokan özellikte olabilir. Klinik olarak Bruselloz düşünülen. İdrar. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 6-20 gün kadardır. Coombs serumu ile tekrarlanmalıdır.bölgesel lenfatiklere ilerler. İnsanlara bulaşmada. Brusella bakterileri eritriolün bol miktarda bulunduğu hayvan plasentasında üreyebildiği için sığırlarda düşük yapar. endotok-sinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2. Asemptomatik enfeksiyon 2.

Wright testini yalancı pozitif yapan durumlar
• Tularemi geçirenler • Kolera aşısı yapılanlar • Tüberkülozlular • Lenfomalılar • Y. enterocolitica enfeksiyonu geçirenler Tedavi ve Korunma Kombine antibiyotik kullanılmalıdır. Bu nedenle erişkinlerde tetrasiklin ve rifampisin kombinasyonu kullanılmaktadır; Rifampisin yerine streptomisin (1 g/gün, i.m., 21 gün) de kullanılabilir.

Komplikasyonları
Brusella tüm sistemleri tutabilir. Genellikle selim tabiatlıdır. Brusella endokarditi fatal seyirli olabilir. Daha çok aort kapağı tutulur. Tanısı gecikmiş, eski olgularda gelişir. Ölüm, progressif konjestif kalp yetersizliğindendir. Tıbbi tedaviye ek olarak kapak replasmanı yapılır.

92

Tablo 2.32 Wright testinin yorumlanması
Sonuç Negatif Negatif Pozitif Prozon 1/20 + + 1/40 + + 1/80 + + 1/160 + 1/320 (+/-) + + 1/640 1/1280

Tablo 2.33 Yiyeceklerin kontaminasyonu aracılığı ile bulaşan zoonozlar
Cins Bakteri Hastalık Brusella Etken Brucella melitensis B. abortus Campylobacter jejuni Listeria monocytogenes Salmonella suşları (S. typhi hariç) Mycobacterium bovis Lassa virüs Giardia lamblia Cryptosporidium Toxoplasma gondii Taenia saginata Taenia solium Sestod Sestod Grup Gram negatif basil Gram negatif basil Gram pozitif Gram negatif basil Aside dirençli bakteri Arenavirüs Hayvan Keçi, sığır Kontamine yiyecek Süt ürünleri

Campylobacter enfeksiyonu Listeryoz Salmonelloz

evcil hayvanlar Evcil hayvanlar, kemiriciler, kuşlar Evcil hayvanlar, kaplumbağa Sığır

Süt, su, et, kümes ürünleri Sebze, su, peynir Süt, yumurta, et, kabuklu ürünler Süt

Tüberküloz

Virüs Protozoo n

Lassa humması Giardiasis Cryptosporidiosi s Toxoplazmoz

Fare Vahşi hayvanlar Buzağı Kedi

Kontamine yiyecekler Suda kistler Ookistler Kedi dışkısındaki ookistler, iyi pişmemiş etlerdeki doku kistleri İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus) İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus), topraktaki yumurtalar İyi pişmemiş balıktaki larva Yumurta İyi pişmemiş balıktaki larva Larval kistler

Helmintle r

Tenialar

Sığır Domuz

Diphyllobothriu m latum Echinococcus Anisakiasis Trichinosis Anisakis Trichinella spiralis

Sestod Sestod Nematod Nematod

Balık Köpek, koyun, geyik, tilki Balık Domuz, evcil memeliler, vahşi memeliler, kemirgenler Köpek

Visseral larva migrans

Toxocara canis

Nematod

Topraktaki yumurtalar

Francisella
Hastalık Tularemi etkenidir. Önemli Bilgiler Çok küçük, intrasellüler üreyebilen Gr (-) kokobasillerdir. Hayvanlar arasında artropodlarla yayılır. İnsanlara infekte vahşi hayvanlardan yaralanmış deriden direkt kontakt ile, besinlerle, vektör kenelerle veya inhalasyon yolu ile bulaşır.

93

Çok az sayıda (10 tane dahi) bakterinin bir artropod ısırığı veya deriye temas ile bulaşması yeterlidir. İnhalasyonla 50 adet, oral yoldan ise yüz milyonlarca bakteri gerekir. Klinik Bulgular En sık ülseroglandüler şeklidir (Şekil 13). Diğerleri; tifo benzeri, oküloglandüler, glandüler, pnömoni, menenjit şekilleridir. Fistülleşme görülür.

Laboratuvar Tanı
Francis besiyerinde üretilebilir. Laboratuvar bulaşma dikkat edilmelidir. Sıklıkla kullanılan tanı yöntemi serumda antikor titrelerine bakmaktır. Tedavi ve Korunma Tedavide streptomisin seçilecek ilk ilaçtır. Diğerleri ise gentamisin ve tetrasiklindir. Ülserde tıbbi tedavi yetmeyebilir, cerrahi tedavi uygulanır.

Yersinia spp.
Hastalık Yersinia pestis veba etkenidir. Diğer suşlar olan Y. enterocolitica ve Y. pseudotuberculosis gastroenterit etkeni bakterilerdir, besin zehirlenmesi yaparlar. Kutupsal boyanan kokobasillerdir. Taze kültürlerde kapsüllüdür. Soğuk ortamda üremeleri daha kolay olduğu için Yersinia'ların diğer enterik bakterilerden ayırmak için ikili (22 ve 37°C) ekimler yapılır. Laktoz (-) dir.

Yersinia pestis
Bipolar boyanan, hareketsiz, buyyon ve jelöz gibi adi besiyerlerinde kolaylıkla üreyebilen bir bakteridir. Buyyonda zar yapar. Bakterinin 5 virülans faktörü vardır. 1) F-1 olarak adlandırılan zarf antijeni fagositoza karşı koyar 2) Endotoksin, 3) Ekzotoksin, 4) V antijen, 5) W antijen. Son üç proteinin etkileri bilinmemektedir.

Klinik
Pireler aracılığı ile kemiricilerden insanlara bulaşır (Tablo 2.34). Bubonik veba en sık görülen klinik formudur, pirenin ısırdığı yerde ağrı ve innerve ettiği lenf bezinde ağrılı sert şişlik vardır.

94

Bubonlar vebanın karakteristik bulgusudur. Septik şok ve pnömoni ağır enfeksiyonlarıdır. Pnömonik veba hastaların akciğer sekresyonlarının inhale edilmesi ile de bulaşabilir. DIC, kutanöz hemoraji endotoksin ile gelişir, fatal seyirlidir (kara ölüm). Laboratuvar Bubondan hazırlanan yayma ve kan veya abse kültürü en iyi tanı materyalidir. İşlem sırasında sıçrayan partiküller ile konjunktivadan bulaşma gelişebilir. Giemsa veya Wayson boyası ile Gram'dan daha iyi sonuç alınır. Ateşli dönemde çift ekimli hemokültür, balgam var ise direkt inceleme ve çift ekimler yapılmalıdır. Kanlı agarda saçlı koloniler yaparlar (şarbondaki gibi). Tedavi Tedavide seçim streptomisin ile tetrasiklinin kombinasyonu olmalıdır, ancak streptomisin tek olarak ta verilebilir. Bilinen antibiyotik direnci yoktur. Diğer seçenekler tetrasiklin ve kloramfenikol'dür. Bubonların insizyonu ve drenajı gereksizdir. Tedavisiz olgularda ölüm oranı yüksektir. Aşısı vardır. Tablo 2.34 Artropod vektörler aracılığı ile bulaşan etkenler
Tür Bakteri Hastalık Lyme hastalığı Veba (bubonik) Rekürren ateş Tularemi (İnhalasyon, yiyecekler ve direkt deriden de bulaşabilir) Kayalık dağlar benekli ateşi Çalılık ateşi Murin tifüs Rickettsial pox Ehrlichiosis Virüsler Sarı humma Ensefalitler Eastern Equine Westem Equine Venezuelan Equ. Rift Valley fever Kırım-Kongo Hemorajik ateş Colorado kene ateşi Protozoonl ar Babezyoz Layşmanyaz (Kalaazar, kutanöz layşmanyaz) Amerikan trypanosomiasis Vektör Sert kene Pire Sert kene Kene, pire Organizma Borrelia burgdorferi Yersinia pestis Borrelia recurrentis Francisella tularensis Rickettsia rickettsii Rickettsia tsutsugamushi Rickettsia typhi Rickettsia akari Ehrlichia canis Flavivirus Alphavirus Mikrobial grup Spiroket Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Rickettsia Rickettsia Rickettsia Rickettsia Ehrlichia Togavirus ailesi Togavirus ailesi Bunyavirus ailesi Bunyavirus ailesi Reovirus ailesi Rezervuar Hayvan Kemirgenler, geyik Tarla fareleri, kemirgenler Kemirgenler, vahşi memeliler Kemirgenler, vahşi memeliler, kuşlar Vahşi kemirgenler, köpekler Vahşi kemirgenler, fareler Fareler Fare Köpekler Primatlar Kuşlar, atlar

Kene Akar (mite) Pire Akar (mite) Kene Sivrisinek Sivrisinek

Sivrisinek Kene Kene Kene Felebotom

Bunyavirüs Bunyavirus Orbivirüs Babesia spp Leishmania suşları

Koyun, keçi, sığır Evcil hayvanlar, kemirgenler Kemirgenler Evcil ve vahşi hayvanlar Köpekler, tilki, kemirgenler ve memeliler Köpek, kedi, armodilla, vahşi memeliler Sürüngenler, Sığırlar, vahşi hayvanlar

Reduviid bug (kissing bug) Çe çe sineği (Tsetse)

Trypanosoma cruzi

Afrika uyku hastalığı

Trypanosoma suşları

95

Yersinia enterocolitica
25°C'de peritriş kirpikleri ile hareketli, 37°C'de ise hareketsizdir. Buzdolabı ekimleri ayırıcı tanı açısından önemlidir. Y enterocolitica 0:9 ile B. abortus arasında antijenik benzerlikler vardır. Tanıda karışıklıklara neden olabilir. Kış aylarında daha çok olmak üzere besin zehirlenmesi etkenidir. Bunlarda da V ve W antijenleri vardır. Hastalıklardan sorumlu olan başlıca serotipler Amerika'da 0:8, Avrupa'da 0:3 ve 0:9'dur.Bakterinin kendisine bağlı olarak meydana gelen hastalıklar gastroenterit ve enterokolit, sepsis, mezenter lenfadenit (Pseudoapendisit), terminal ileit'tir. HLA-B27 Ag ve bakteri Ag'lerinin benzerliği sonucunda oluşan otoantikorlar sıklıkla gastroenteritin başlangıcından birkaç hafta sonra (ortalama 1 ay) gelişir. Reaktif artrit en sık orta ve küçük eklemlerde görülür. Bunun dışında tenosinovit, eritema nodosum, konjunktivit, miyokardit perikardit, glomerülonefrit, temporal arterit, Henoch Schönlein purpurası, Reiter Sendromu 'da gelişebilir. Tanı spesifik besiyenine (CİN agar) +4, 22 ve 37°C'de ekimler ve aglütinasyon testleri ile konulur.

Pasteurella
Hastalık Kedi ve köpek ısırıklarından sonra gelişen yara infeksiyonları yapar (Tablo 2.35). Önemli Bilgiler Bipolar boyanan küçük kapsüllü gram negatif basillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri köpek, kedi gibi evcil hayvanların ağız florasında bulunur, hayvanlarda sepsise neden olabilir. Hayvanların insanları ısırması sonucunda yara enfeksiyonlarına, sellülit, lenfadenit ve abselere yol açabildiği gibi; menenjitlere, immün supresse hastalarda sistemik enfeksiyonlara ve KOAH'lılarda nadiren pnömoniye neden olabilir. Tablo 2.36 Bazı zoonozların bulaşma yolları
İnsan ısırığı Kedi-köpek ısırığı Kedi tırmığı Fare ısırığı Eikenella corrodens Pasteurella multoci dea, Capnocytophaga canimorsus (özellikle splenektomi sonrası) Afipia felis, Bartonella henselea Streptobacillus moniliformis, Spirillum minus

Tedavi ve Korunma Penisilin G tedavide ilk seçenektir. Antibiyotiklere direnci gösterilememiştir. Kedi veya köpek ısırıklarında korunma amacıyla ampisilin kullanılır. Tablo 2.35 Hayvan ısırığı ile bulaşan enfeksiyonlar
Tür Bakteri Hastalık Pasteurellosis Fare ısırığı hastalığı Etken Pasteurella multocida Spirillum minus Streptobacillus moniliformis "DF-2" Virüsler Rabies Herpes B ensefomyeliti Mantar Blastomycosis Capnocytophaga canimorsus Rabies virüs Herpesvirus simiae (Maymun pox virüs) Blastomyces dermatitis Grup Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Rhabdovirus Herpesvirus Hayvan Köpek, kedi, kuş ve vahşi memeliler Fare, kedi Fare, kemirici, hindi Köpek Evcil memeliler, tilki, köpek, kedi, yarasa, sığır Maymun Köpek

96

Jensen [Yumurta + Patates + Mineraller + inhibitör (Malaşit Yeşili)] Middlebrook 7H [14C kullanılarak yapılan hızlı tanı yöntemleridir] kullanılan besiyerleridir. Hiçbir mikobakteri toksin üretmez. Vücutta başlıca RES hücreleri içinde (özellikle makrofajlar) bulunurlar. 97 . İnsanlar doğal kaynaklarıdır. Tüberküloz basili dışı mycobacteriler (M. Klinik materyalleri konsantre etmek için NaOH kullanılır. Bunlardan. M. tuberculosis asit ve alkalilere dirençlidir. Patogenez M. Kültürde görülebilir kolonilerinin oluşması için 6-8 hafta süre gerekir. M. Hücre duvarındaki lipidler yüzünden (duvarın %60'ı) aside rezistan boyanır (ARB). gliserole dirençli) M.MİKROBAKTERİLER Mycobacteria Aside rezistan. bu durum aerosollerle bulaşmada önemlidir. M. Kord faktör ise organizmanın virülansı ile ilişkilidir. Löwenstein . Bunlar Waxlar ile kombine edildiğinde gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonlarına sebep olurlar. yapı olarak Gram pozitiftirler. Fosfatidler kazeifikasyon nekrozu oluşumunda rol oynarlar. M. inhibitör boyalar diğer bakterilerin üremelerini engeller. bovis (sığır patojeni. tuberculosis'in ortalama yarılanma ömrü 18 saattir. Önemli Bilgiler M. tuberculosis insanlara damlacık enfeksiyonu ile bulaşır (Şekil 2. leprae. Ayrıca organizmada birçok protein daha bulunur.14). Basil kuruluğa dirençlidir. Bu nedenle yüksek oksijen bulunan dokulara (akciğer. leprae üretilemez. Gelişmekte olan ülkelerde M. Genellikle önce akciğer enfeksiyonu şeklinde başlar. böbrek gibi) yerleşmeyi sever. lezyonlar organizmanın varlığına ve konağın yanıtına bağlıdır. zorunlu aerop bakterilerdir. M. bovis enfeksiyonları da önemlidir. Virülan suşlarda kord faktör benzeri "serpentin" bulunur. süt enfeksiyonu) . uzun zincirli yağ asitleri olan mikolik asit organizmanın ARB boyanmasını sağlar. tuberculosis kültürde üretilebilirken. Bu proteinler PPD (purified protein derivative) deri testindeki antijenlerdir. . Wax D'nin antijenlere karşı immün yanıtı arttırdığı gösterilmiştir. hayvan enfeksiyonları görülmez. tuberculosis'in ekzotoksini ve endotoksini yoktur. böylece kurumuş balgamlarda uzun süre canlı kalabilir. Bakteri. inek sütlerinde bulunur. Bulaşma ve Epidemiyoloji M. tuberculosis (insan patojeni. Duvar yapısının özelliğinden dolayı Gram ile kötü boyanırlar. avium intracellulare gibi) Mycobacterium tuberculosis Hastalık Tüberküloz etkenidir. gliserole duyarlı. Hücre duvarında birçok kompleks lipid içerir. tuberculosis zorunlu aeroptur. M. pastörizasyon işlemi hatalı yapılırsa insanlarda gastrointestinal tüberküloza neden olur.

Koch fenomeni: Organizma bir antijenle uygun dozlarda karşılaştıktan sonra bellek T lenfositleri aracılığı ile bir duyarlılık gelişir. basillerin ve konağın bazı özelliklerine ve karşılıklı etkileşimlerine göre farklılıklar gösterebilmektedir: ilk karşılaşmada alveollere yerleşen basile karşı ilk olarak nötrofil yanıtı gelişir. solunum yollarındaki silier aktiviteye takılırken veya havada uzun süre kalamazken. Tbc. Tablo 2. Basil saçan insanların öksürerek çevreye saçtıkları iri tükrük damlacıkları. Böylece intrasellüler olarak üremeye başlarlar ve enfeksiyon başlar. içlerindeki basilleri bölgesel (hilermediastinal) lenf bezlerine lenfatik yolla ulaştırabildikleri gibi (Ghon odağı). kemik iliği ve MSS (Rich odağı) gibi organ ve dokulara da yayılabilirler. aerosoller alveollere kadar ulaşabilmektedir (Şekil 2. şiddetli bir enflamasyon ile sınırlandırılarak yayılması engellenir (Tip IV Aşırı Duyarlılık benzeri). kemik.37 PPD testi >5mm indurasyonların (+) kabul edildiği kişiler • infekte kişilerle kontakt kurmuş bireyler • Anormal göğüs grafisine sahip kişiler • HIV infekte ve diğer immunsüpresif kişiler >10mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Yüksek prevalansa sahip bölgelerden göç etmiş yabancılar • Sağlık personeli • Toplu yaşanılan yerlerde kalanlar (Yurtlar. Organizma basil ile daha önceden karşılaşmamışsa. basiller. bakımevleri) • Diğer medikal risk faktörleri olan kişiler >15 mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Risk faktörü olmayan kişiler 98 . buralarda odaklaşırlar (milier tbc). ortalama 2-6 hafta sonra gelişmeye başlayan hücresel inımünite sonucunda PPD pozitifleşir. Basiller fagolizozom gelişimini önleyerek bunların zararlı etkilerinden korunurlar. Bölgedeki makrofajlanın birbirine füzyonu sonucunda basillerin çevresinde multinükleer dev hücreler (Langhans) oluşur. Infekte olmuş makrofajlar. Dolayısıyla. karaciğer. Antijenle daha sonraki karşılaşmalarda ise karşılaştığı bölgede. bu etkinlik basillerin öldürülmesi için yeterli değildir. Primer enfeksiyonun seyri. lokalize. dalak. süt çocuğu ve küçük çocuklarda çoğunlukla primer enfeksiyon şeklindedir ve milier formun görülmesi de nadir değildir. bakteriyel pnömonide olduğu gibi bir enflamasyon oluşur. immünite gelişmemiştir. Akciğerde akut.15). çevreye saçılan. bölgeye toplanan nötrofiller ve sitokinlerce aktive edilememiş alveoler makrofajlarca fagosite edilirlerse de. Basillerin makrofajlarca mediastinal hiler lenf bezlerine taşınması sonucunda. bazen de mediastinal lenf bezlerinden hematojen yayılımla akciğer apeksine (Simon odağı). Zamanla üredikleri makrofajları parçalayarak serbestleşirler ve bunu fagositoz-intrasellüler üremelizis döngüleri izler. Lenfatik yayılım sonucunda akciğer hiier lenf bezlerinin de olaya katılması ile Ghon odağı gelişir. havada uzun süre asılı damlacık halinde bulunabilen ve herbiri 1-3 basil içeren küçük.

Basil miktarının fazla olduğu daha nadir olgularda ise akciğerde >5 mm nekroz odakları oluşur.alfa. granülomun çevresine fibröz doku oturur. Ardından. İlk eksüdatif lezyon 3 mm'den küçük bir odak halinde fibroze olmuşsa. Basil sayısının çok fazla olduğu durumlarda ise sınırlandırılamaz ve makrofajlarda bulunan TNF-. Basilleri çevreleyen multinükleer dev hücrelerin de çevresinde. makrofajlar basilleri öldürebilir. epiteloid hücreler. fibroblastlar. Böylece basil öldürülemez. reaktif oksijen metabolitleri ve basilin kord faktörü gibi toksik ürünler. salgıladıkları sitokinler aracılığı ile dolaşımdaki makrofajları aktifleştirirler. monosit ve lenfositlerden ibaret kalın bir yapı oluşturulur. Bu yapıya tüberkül adı verilmektedir. Hiler lenf bezlerinde de sınırlı bir kazeifikasyon nekrozu ve kalsifikasyon oluştuktan sonra rezolüsyon gelişerek birey tamamen iyileşebilir. Eğer basil sayısı az ise aktifleşmiş makrofajlar minimal doku hasarı ile basili sınırlayacaktır. Bu arada makrofajlarca salınan prokoagülan faktörler koagülasyon faktörlerini aktifleştirir ve böylece kan damarlarında trombüsler gelişir. basil bu şekilde sınırlandırılır. Bu büyük lezyonların sınırlandırılması sırasında çevredeki kalın fibrin dokusu lezyon içine yeterli sayıda makrofajların girişini engeller. bölgedeki doku yıkımını arttırır. Buna granülom adı verilmektedir. 99 . Sonuçta lezyonun santral bölgesinde kazeifikasyon nekrozu gelişir.CD4+T lenfositler.

100 . genç bir kişide serozaların inıflamasyonunda tbc ve kollajen doku hastalıkları başta düşünülmelidir. Bu patolojik yapı da fibrozis veya kalsifikasyon ile iyileşir. Primer enfeksiyonun yayılırını sırasında basil beyine de ulaşabilir ve özellikle de pO2si yüksek olan bazal bölgeye. çevresi bağ dokusundan ibaret kavern gelişir. Primer kompleks plevraya yakınsa plevral efüzyon gelişebilir.Basil ile ilk kez karşılaşmış kişilerin primer enfeksiyonlarında gelişmiş olan tüberkül de sınırlayıcı olamayabilir. Tbc çocuklarda saptanan plevral efüzyonların en önemli nedenlerindendir. Orta bölgedeki kazeumun bronşa açılması ile ortası kaviteli. Bronşa açılım sonucunda akciğer içi yayılımla tbc bronkopnömoni veya lenfohematojen yolla milier tbc gelişebilir. Kural olarak.

Reaktivasyonda etkili faktörler. Tbc lenfadenit daha çok çocuklarda görülür. ürogenital tbc. alkolizm. granulom tüberkül ve kavern gelişimi ile sonuçlanır. 101 . kontrol altına alınamamış diabet ve gebeliktir. boğmaca gibi) veya ilaçlar nedeniyle meydana gelen supresyon sonucunda gelişmektedir. influenza. Tüberkül bronşa boşalırsa bronkojen yayılım oluşur. Hiler lenf bezinden komşuluk yolu ile akciğer ve plevra tbc. Organizmada ilk karşılaşma ile edinilmiş olan geç tip ADR nedeniyle. özellikle submandibuler servikal ve akciğer hiler lenf bezleri tutulur. tbc menenjit tablosuna yol açabilir.subkortikal beyin dokusuna yerleşir. Primer enfeksiyon %90 şifa bulur. böbrek. granulomatöz hepatit. Ancak konak akciğerinde ve daha çok hiler lenf bezinde sınırlandırılmış konumda sessiz ancak canlı basil taşıyabilir. kemik. malnutrisyon. Fistülize olarak cilde açılabilirler. primer enfeksiyon sırasında hematojen yayılımla çeşitli organlara yerleşmiş ve gelişen anti-tbc immünite ile ilk basillerin tekrar aktifleşmesi ile reaktivasyon denir. kez karşılaşma ile ekzojen olarak meydana gelmişse reenfeksiyon. deri tbc gibi organ/doku tbc veya venalara açılım ile milier tbc gelişebilir. dalak gibi primer enfeksiyonun dağıldığı bölgelerde) enflamasyon oluşur. immüno-süpres-sif tedavi. Sekonder ekzojen enfeksiyon (reenfeksiyon) genellikde akciğerde apeks bölgesindedir. Diabetlilerde ise atipik lokalizasyonlarla karşılaşılabilir. Basil. plasenta veya amniyotik sıvı yoluyla fetusa da geçebilmekte ve konjenital enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Sekonder enfeksiyon: Tbc basilleriyle 2. Renal tbc'de hematüri önemli bir bulgudur. Açılım pulmoner venaya olmuşsa milier tbc gelişebilir. değişik bölgelerde tbc lenfadenit. Dışarıdan basilin alınması büyük çoğunlukla solunum yolundan gerçekleşir. dalak. habasetler ve HİV enfeksiyonu gibi enfeksiyon hastalıkları. ikinci karşılaşma bölgesinde (çoğunlukla akciğerde) veya reaktivasyonun geliştiği bölgede (beyin. menenjit. Sekonder endojen enfeksiyon (reaktivasyon) immün sistemde viral hastalıklar (rubeola. eklem ve kemik tbc. Bu kez hiler lenf bezleri olaya katılmaz Sekonder enfeksiyondaki doku yanıtı prodüktif niteliktedir. Gelişen immüniteyle burada sınırlandırılabilir veya daha çok çocuklarda görüldüğü gibi.

tuberculosis hem de M. Laboratuvar Tanı Klinik materyallerin ARB ile boyanması ilk yapılan laboratuvar testtir. Hastanın balgamı 2-3 hafta içinde noninfeksiyöz olmasına rağmen tedavinin normal süresince devam ettirilmesi gerekir. halsizlik. En hızlı test için DNA amplifikasyon yöntemleri kullanılabilir (PCR gibi). İmin ün yetersizliği ve ilaç direnci olanlarda etambutol eklenir ve bu dörtlü tedavi 9-12 ay devam eder. duyarlılara göre daha kolay sınırlandırılmaktadır. BCG aşısı. Korunma PPD deri testi pozitifleşen asemptomatik enfeksiyonlularda. Atipik Mycobacteria Doğal ortamda çok yaygın bulunan bu bakteriler immün sistemi normal olanlarda enfeksiyon etkeni olmazlar. Bu aşının yapıldığı kişide. Tedavi Multipl ilaç tedavisi 6-9 ay süresince uygulanır. rifampin ve pirazinamid üçlü tedavisi uygulanır. İzoniazid bakterisidaldir. M. Hem M. basil. Ayrıca. Auramin boyaması ile floresan görünümlü bakteriler daha kolay tanınabilir. Milier tbc yaygın lezyonlar ile karakterizedir. immunsupresyondaki PPD pozitifleşmiş hastalara INH ile 6-9 aylık kemoprofilaksi uygulanır. Scrofula'da ağrısız genellikle tek taraflı servikal lenfadenit görülür. INH ve rifampin 6 ay. diğer tbc basillerinden ayrımında kullanılır.İmmünite ve Hipersensitivite İmmünite BCG (Bacille de Calmette-. INH'ın hepatotoksik olduğu unutulmamalıdır. pirazinamid 2 ay kullanılır. Klinik Bulgular Basil ile birçok organ tutulabilir. BACTEC besiyerinde radyoaktif metabolitler vardır ve üreme 2 hafta içinde gösterilebilir.18).Guerin) aşısı ile sağlanır. semptomatik tbc enfeksiyonlu ailelerin çocuklarına. Ateş. Değerlendirme 8 haftalık bir süreçte yapılmalıdır (Şekil 2. 4-6. gece terlemesi ve kilo kaybı en çok görülen bulgulardır. Büyüme ve pigment oluşturma yeteneklerine göre dört grupta incelenirler. Pulmoner tbc'de INH. virüs ve lösemi/karsinom gibi tümör hücrelerine karşı immunstimülasyon sağlamaktadır. İzoniazid gibi ilaçlara direnç nedeniyle duyarlılık testleri uygulanabilir. tedavide kullanılan ana ilaçtır. tuberculosis niasin üretir. bakteri. 102 . Dissemine tbc'nin en önemli klinik formları tbc menenjit ve vertebral osteomyelit (Pott hastalığı) dır. bazen de 10 hafta sonra PPD testi pozitifleşir ve aşı yerinde hızla iyileşen küçük bir doku reaksiyonu gelişir. Pulmoner tbc'de öksürük ve hemoptizi olur. scrofulaceum scrofula etkenidir. M leprae'ya karşı bağışıklığı güçlendirir. Aşı uygulandıktan sonraki karşılaşmalarda. NaOH ile konsantre edilen materyal Löwenstein Jensen agara ekilir.

Klinik Bulgular Lepranın başlangıcı sinsidir. Hastalığın anerji safhasıdır. Bulaşma yolu tam olarak bilinmemektedir. İnsan leprasından nazal kazıntı ile elde edilen materyal armodillalarda yaygın lepromatöz lepra geliştirmektedir. Deri sıyrıkları. • Grup IV (hızlı üreyenler) organizmalar. Tüberküloid lepra: Leprid denilen makül veya plak şeklinde lezyonlar görülmektedir. hipopigmente. deri lezyonlarına leprom denir. Lepram yüzde görünü bozukluğuna (aslan yüzü).• Grup I (Fotokromojen) organizmalar ışık altında sarı portakal renkli pigment kolonileri oluştururlar (M. diğerlerinin aksine 7 gün içinde ürerler (M.38).19). Cüzzam (lepra) etkenidir. M. leprae 1873'den beri sentetik besiyerlerinde üretilememiştir. fortuitum-chelonei complex) Mycobacterium leprae Hastalık Hansen tarafından tanımlanan M. kepekli bir görünümü vardır ve duyu kaybı gelişir. avium-intracellulare complex). Nörolojik bulgular deri lezyonlarından önce gelişir. immünolojik ve histokimyasal bulgular göz önüne alınarak bir uçta tüberküloid lepra diğer uçta da hastalığın en ciddi formu olan lepromatöz lepra yer alır (Tablo 2. burunda septum ülseri ve çökmelere neden olur. • Grup II (Scotokromojen) organizmalar başlıca karanlıkta pigment oluştururlar (M. Hastalığın rezervuarı tedavi edilmemiş insanlardır. Hücresel immünitedeki bozukluk derecesine göre hastalığın klinik gidişi etkilenir. Mikobakteriler içinde DOPA aktivitesi gösteren tek türdür. Bulaşın ancak küçük yaşlarda az miktarda basille uzun süre temastan sonra gerçekleştiği düşünülmektedir. scroufulaceum) • Grup III (nonkromojen) organizmalar pigment oluşturmazlar (çok az oluşturabilirler) (M. Basil taşıyan makrofajlara Virchow hücreleri (lepra köpük hücreleri) denir. Basile karşı koruyucu mekanizma hücresel immünitedir. Lepromatöz lepra: Bakteriyemi vardır. Profilaksi uygulanmazsa basille karşılaşan çocukların ortalama %10 kadarı hastalığa yakalanmaktadır. ileri dönemlerde sinir lezyonlarında simetrik genişlemeler ve bu sinirlerin innerve ettikleri alanlarda yavaş ilerleyen duyu ve motor bozukluklar gelişir (Şekil 2. dövme. yaralanma ayrıca yiyeceklerle veya inhalasyonla bulaştığı kabul edilmektedir. Sınırları belirgin. Patogenez Duyarlı kişilerde vücuda giren basil kan dolaşımı ile deri ve sinirlere yayılır. genellikle dokunun serin bölgelerini tutarlar. Önemli Bilgiler EZN ile koyu kırmızı boyanan globi denilen kümeler tarzında görülen basillerdir. marinum). kansasii. eritematöz veya bakır renginde olabilir. Globi içeren hücrelere lepra hücresi denilmektedir. 103 . Bakteriyolojik.

doku harabiyeti kalıcı olabilir. Oral-servikofasiyal. Hücresel immünitenin ölçülmesi için Lepromin veya Mitsuda deri testleri yapılır. sindirim kanalı cerrahisi. günde 100 mg dapson 6 ay süreyle verilir. Püyleri sarı sülfür granülleri içerir ve bakteri filamentöz yapıdadır. israelii'dir. yaralanma abdominal tip için. basil sayısı az olanlarda ise ayda 600 mg rifampin. asteroides sorumludur. Tedavi ve Korunma Basil sayısı çok olanlarda ayda bir 600 mg rifampin ve 300 mg klofazimin. Tablo 2. Bakteri sentetik besiyerleri ve canlı hücre kültürlerinde üretilemez. Nokardiyalar Gram pozitiftir ve çoğu aside dirençlidir. Olguların %90'ından N. ARB ile daha iyi boyanırlar. Sinir biyopsisi alınması tavsiye edilmektedir. Kültürlerde ise gram pozitif basiller şeklindedir R tipi koloniler yaparak ürerler. Lepromatöz lepralıların eşleri ve çocukları dapson ile kemoproflaksiye alınır. Tedavi yüksek dozda ve uzun süre uygulanmalıdır. Çocuklarda nadir olmakla beraber hemen her zaman insan ağız ve barsak florasında üretilebilir. Genetik çalışmalar sonucunda bakteri olarak kabul edilmişlerdir. rahim içi araç (kontrolsüz uzun süreli) kullanımı da pelvik tip için başlangıç travmalarıdır. Tedavi Penisilin. aktinomikozda ilk seçilecek ilaçtır. abdominal ve pelvik tipte olmak üzere dört klinik şekli vardır. Actinomyces kelime anlamı "ışınsal mantar"dır. Besiyerlerinde kavuniçi koloniler yaparlar. Cerrahi eksizyon ve drenaj faydalı olabilir. kızarık olmayan granülomatöz tabiatlı (ortası abseli) doku lezyonları gelişir. Diş abseleri servikofasiyal tip için. Basit besiyerlerinde üreyebilirler. Toprak ve sularda yaygın olarak bulunurlar. Hasta örneğinde ve kültürlerde farklı morfolojik özelliklere sahiptir. Sıklıkla kontamine tozların inhale edilmesiyle akciğer yerleşimli veya daha az olarak deri altına travmatik girişle aktinomikotik miçetoma şeklinde seyreder. anaerop olanlar ise normal mukoza florasında yer alırlar.Laboratuvar Tanı Lezyonlardan hazırlanan preparatlarda basilin gösterilmesi tanıyı kesinleştirir. günde 100 mg dapson ve 50 mg klofazimin tedavisi iki yıl süresince.38 Tüberküloid lepra ile lepromatöz lepra arasındaki farklar Özellik Hücresel immünite Lezyonlarda basil Humoral immünite Hafif klinik tablo Lepromlar ile karakterize ağır klinik tablo Sürekli bakteriyemi Aslan yüz görünümü Lepromin deri testi Ciltte lenfosit infiltrasyonu Tüberküloid lepra İyi Az Kötü (+) (-) (-) (-) (+) CD4 T Helper Lepromatöz lepra Kötü Çok İyi (-) (+) (+) (+) (-) CD8 T supressor Actinomycetes Actinomyces türleri Mantar benzeri bakterilerdir. Actinomyces Zorunlu anaeroptur. Pozitif testler kişinin dirençli olduğunu gösterir. 104 . ancak daha sonraki dönemlerde ağrısız. insan enfeksiyonlarında en sık rastlanan suşu A. aspirasyon akciğer enfeksiyonları için. Akut döneminde sellülit olur. Bulaşma için travma önemli bir faktördür. Çoğu aerop olup toprakta yaşarlar. İnsanda normal florada bulunmazlar. torasik. Nocardia Aeroptur.

Zayıf ve düzensiz boyanmaları nedeniyle boncuklu filamanlar şeklindedir.20). Pulmoner nokardiyoz röntgente tek veya çoğul apse.39). Pulmoner enfeksiyonun aksine immünitesi normal olanlarda da görülebilir.Sıvı besiyerlerinde mikobakteriler gibi yüzeyel zar oluştururlar.39 Tanısında Aside rezistan boyama (ARB) kullanılan mikrobiyolojik etkenler • Mycobacterium spp • Nocardia asteroides • Bacillus anthracis'in sporu • Legionella micdadei • Cryptosporidium parvum Tedavi Tüm klinik şekillerde sülfonamidler en etkili ilaçlardır. bitişik apse paketleri halindedir. Nokardiyozda tipik lezyon apsedir. Özellikle hücresel immün sistem yetersizliği olgularında enfeksiyon gelişmesi ve yayılması önemlidir. Tüberküloz benzeri tablo oluşturur ancak. Tablo 2. pneumophila lejyoner hastalığı etkenidir. Atipik pnömoni etkenidir. sauna gibi buharlaşmanın çok olduğu yerlerden bulaşır. granülom yoktur. klimalar veya banyo. Relaps görülebilir. Atipik pnömoni etkenleri • Mycoplasma pneumoniae • Legionella pneumophila • Chlamydia pneumoniae • Chlamydia psittaci • Coxiella burnetti Mycoplasma pneumoniae primer atipik pnömoni etkenidir. M. braziliensis'dir. ağır seyirli 105 . Besiyerlerinde ortalama 4 haftada ürerler. Tanı ARB boyanırlar (Tablo 2. en sık görülen etkeni N. Mikoplazmalar Mikoplazmalar atipik şekilli küçük duvarsız mikroorganizmalardır (Şekil 2. pneumoniae en önemli patojenidir. Pulmoner nokardiyoz veya miçetoma etkenidir. L. Genelde süpürasyonu bol. Doğada serbest yaşayabilen ve laboratuvarda sentetik besiyerlerinde üretilebilen en küçük mikroorganizmadır. Kavitasyon veya endobronşiyal lezyon olabilir. Steroid kullanımı yayılımı körükleyen en önemli etkendir. nodül veya kitleler halinde görülebilir. üçte bir olguda ampiyem görülür. Primer kutanöz enfeksiyon daha çok tropikal iklimlerde görülür. çok sayıda ve birbiriyle ilişkili. havalandırma sistemleri. kalsifikasyon nadirdir.

M. üremesi için ortamda sterol olmalıdır. Enfeksiyon sırasında eritrosit. burnetti ise zoonozdur. Bakterilerin L formundan. Tipik olarak tek taraf akciğer orta-alt lobların ortası kondanse. Mycoplasma'lara karşı gelişen antikorların eritrositlerin yüzeyindeki "i" antijenleri ile reaksiyona girmesi ve bunları soğuk ortamda agglütine etmeleridir. sitoplazmik membranlarında da sterol bulunur. Dünyada yaygındır ve kış aylarında insidensi artar. İmmünite kalıcı değildir. % 50-70 olguda belirlenen >1/32 titrede soğuk agglütinasyon pozitifliğidir. çevreye doğru açılan pnömonik inflltrasyonlar ve beklenenden daha az railerin alındığı. Bunun nedeni. Önemli Bilgiler Mycoplasma'ların. zorunlu aeropturlar. pneumoniae (TWAR ajanı) sıkışık yaşam şartlarında epidemiler yapar. daha hafif bir lökositoz ile seyreden (atipik) bir tablodur. Daha çok 5-30 yaş hastalığı olup. osmotik şoka dirençli olmaları ve hiçbir zaman hücre duvarı oluşturmamaları ile ayrılırlar. C. Oksidaz enzimleri sitoplazmadadır. Bakteri filtrelerinden geçebilirler (Tablo 2. aile içi enfeksiyonlara yol açar. Laboratuvar Tanı Spesifik laboratuvar bulgusu. akciğer ve karaciğer hücrelerine karşı otoantikorlar meydana gelir (soğuk aglutininler). Klinik Bulgular Primer atipik pnömoniye neden olur. Kültür ortalama bir haftada sonuçlandığından erken tanıda faydalı değildir. beyin. pneumoniae enflamasyon mekanizması halen anlaşılamamıştır. Sadece bir serotipi vardır ve antijenik olarak diğerlerinden farklıdır.21). Katı besiyerindeki kolonileri sahanda pişmiş yumurta şeklindedir (Şekil 2. 106 . damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. Yakın temas içindeki insanlarda pnömoni salgınları yapar. Patogenez ve Epidemiyoloji Sadece insanlar için patojendir. hastalığın ikinci epizodları görülebilir. psittaci ile C. C. Solunum mukozasına invazyon göstermez ancak siliyer aktiviteyi inhibe eder ve epitelde nekroz oluşur.pnömoni yapar. solunum sekresyonlarıyla ile bulaşır. Mycoplasma pneumoniae (Eaton ajanı) Hastalık Atipik pnömoni etkenidir. pnömoni dışında sistemik bulgular da görülür.40).

boyunun birkaç misli yer değiştirmesi ve bir uçtan diğer uca dalgalanma hareketi göstermesi karakteristik özelliğidir. Penisiline duyarlıdır. T-mycoplasma) ise farklı olarak daha küçük koloniler yapar. T.41) ve anneden çocuğa olur. Tablo 2. Antijenik yapıları özellik arz eder. Aksiyal filamentleri (endoflagella) aracılığı ile hareketlidir. Arsenik. Kan bankasında 0-4°C'de 3-5 günde torba kanın içinde bakterinin infektif olamayacağı kabul edilir. içerdikleri üreaz enzimi ile üreyi parçalayarak enerji kaynağı olarak kullanırlar. Treponema pallidum Hastalık Frenklerden yayılması nedeniyle ülkemizde Frengi olarak bilinir. Reiter suşları) in vitro anaerobik kültürlerde üretilebilir. DİC. Giemsa ve diğer boyalar ile boyanabilir. %1-4 Oksijenli ortamda daha iyi ürer. hominis ve ureaplasmalar PID etkenidir. Akıntı ile karakterize genital enfeksiyonlar yaparlar. İnsanlarda hastalık yapan 3 bakteri vardır. Protoplazmik silindir. Kuruluk ve 42°C üzerindeki ısıya dayanıklı değildir. üremeleri için sterol gerekmez. aksiyal filament ve dış membran olmak üzere üç ana yapıdan oluşmuştur. Soğuk uygulama yapılmamalıdır. kıvrık. artrit (Reiter Sendromu) gibi immun kompleks hastalıkları yaparlar. miyelit. civa ve bizmut ile kolaylıkla inaktive edilebilir. Nongonokoksik üretrit olgularının %20'si ureoplasmalar ile gelişir. Betalaktam antibiyotikler etkisizdir. kardit. ancak karanlık alan mikroskopları aracılığı ile görülebilir. hareketli basillerdir. T. Borrelia ve Leptospira. Bulaşma insandan insana. Penisiline direnç gösterilememiştir. Hücrelerinin yüzeyindeki glikolipid antijenler insanlardaki bazı glikolipid yapılı maddeler içeren (beyin dokusu gibi) dokularla benzerlik gösterir. pallidum doku kültürleri ile besiyerlerinde üretilememiştir. Bakteri buzdolabında ortalama 24 saat içinde infektivitesini kaybeder. Kadın/erkek oranı 1:1'dir. menenjit. Borrelia'lar daha kalındır. çoğunlukla cinsel ilişki (Tablo 2. Spiroketler İnce duvarlı. Antimikoplazma antikorlar burada oturarak. üretritlerde ise bunlar veya kinolonlar kullanılır. Proteus'lar gibi üriner sistem enfeksiyonlarına yol açarlar. Direkt incelemede uzun ekseni etrafında burgu şeklinde dönmesi. Treponema pallidum 6-14 kıvrımlı patojen türleri ile enfeksiyonlara neden olan spiril bakteridir. 107 . koagülopati. Nonpatojenik Treponema türleri (örn.40 Bakteri filtrelerinden geçebilen klinik önemi olan bakteriler • Mycoplasma pneumoniae • L formu bakteriler • Coxiella burnetti • Campylobacter jejuni • Acinetobacter baumanii Ureaplasma'lar (Minik Mikoplazmalar. Treponema. ancak yarılanma ömrü (30 saat gibi) uzun olduğu için inaktive olması uzun sürer.Tedavi ve Korunma Tedavide tetrasiklin ve/veya eritromisin kullanılır. pallidum mikroaerobik bakteridir. Treponema ve leptospiralar çok incedir. Diğer Mikoplazmalar M.

lenfadenopati. tabes dorsalis. Hem primer hem de sekonder sifiliz spiroketlerden zengindir ve çok infeksiyozdur. pallidum sağlam mukoza ve travmatize deriden kolayca girer. kemik tutulumu. ostekondrit. lenf ve kan yoluyla vücuda yayılır. hepatosplenomegali. yıllar 10-30 yıl 2-20 yıl 0-2 yıl 2 yıldan sonra Semptomlar Şankr. anogenital kanser Trikhomoniyaz AIDS Şankroid Sifiliz Lenfogranuloma venereum Candidiasis Bakteriyel vaginosis Etken Chlamydia trachomatis (L haricindeki tüm serotipler) Neisseria gonorrhoeae Herpes simplex virüs tip II Human papillomavirus Trichomonas vaginalis HIV Haemophilus ducreyi Treponema pallidum Chlamydia trachomatis (L serotipleri) Candida albicans Gardnerella vaginalis T. hastalığın dönemlerine göre ise erken sifiliz. Bu dönemde deri. merkezi sinir sisteminde dejeneratif değişiklikler veya kardiovasküler lezyonlar (aortit. A. perianal veya oral olabilir. Olguların %10-20'sinde primer lezyon rektal. aort anvrizması. keratit 108 . nefrit (immün kompleks tipi) ve periostit eşlik eder. hepatit. Tablo 2. optik atrofi. kondüloma lata.41 Cinsel yolla bulaşan hastalıklar Hastalık Klamidya enfeksiyonu Gonore Genital herpes Siğil. inkübasyon süresi 3-90 gündür. latent sifiliz ve geç sifiliz şeklinde sınıflandırılır. nörosifiliz Anemi. bu sert kenarlı temiz ağrısız bir ülser izler (sert şankr). Enfeksiyondan 2-10 hafta sonra giriş bölgesinde bir papül gelişir. Anogenital bölge. ciltte multipl lezyonlar. Erişkin tip sifiliz: Sadece insan enfeksiyonları görülür. Sekonder sifiliz de kendiliğinden iyileşir. Bunlara sifilitik menenjit. aksillalar ve ağızda Condylomalar ortaya çıkar. Bulaşma cinsel temas ile genital mukozalar veya yaralanmış deriden olur. Kalanlar ise tersiyer döneme girerler. alopesi. Hutchinson dişleri. aort yetersizliği Parezi. Klinik Sifilizin oluştuğu döneme göre konjenital sifiliz ve edinsel sifiliz. demans Mukokutanöz lezyonlar.Tedavi edilmeyen olguların %30'u kendiliğinden iyileşir. kemikler ve karaciğerde granulomlar (gomlar). lenfadenopati Ateş. Avuç içi ve ayak tabanları da dahil olmak üzere vücudun her yerinde makulopapüler döküntüler görülür.42 Sifilizte evreler ve klinik bulgular Evre Erken dönem Primer Sekonder Latent Geç dönem Erken Geç Bening Kardiyovasküler Nörosifiliz Konjenital sifiliz Erken Geç Zaman 3 hafta 2 hafta-6 ay 1 yıldan az 1 yıldan çok Aylar. menenjit Asemptomatik Asemptomatik Gomlar Aort anevrizması. lenfadenopati. korioretinit. Primer lezyon 2-10 hafta içinde kendiliğinden iyileşir ancak bundan sonra ikinci dönem sifiliz bulguları başlar. aort kapak yetersizliği gibi) olur. %30'luk bir hasta topluluğu serolojik olarak pozitif ancak klinik bulguların görülmediği latent dönem sifilize geçer.Tablo 2. Spiroketler giriş alanında çoğalır ve bir müddet sonra lenf bezlerine ve kan dolaşımına geçer.

pertenue yaws. Treponemal testler: Özgüllüğü ve duyarlılığı yüksek. B. Prenatal dönemde amniotik sıvıda PCR ile T. ci haftalarında bulaştırabilir. Hutchinson's dişleri.43 Sıfilizdeki tanı testleri Test tipi Mikroskopi Kültür Seroloji Yöntem Karanlık alan Direkt floresan antikor Üretilemez Nontreponemal testler VDRL RPR Treponemal testler FTA-ABS MHA-TP Oral lezyonların tanıda değeri yoktur. Konjenital sifilizli bebeklerde interstisial keratit. Ancak unutulmamalıdır ki bu dönemde de göz ve merkezi sinir sisteminde hala bakteri bulunabilir (Tablo 2. bakteriye spesifik testlerdir. Penisilin alerjisi varsa doksisiklin veya tetrasiklin tercih edilir. Bu testler kardiyolipinlesitin-kolesterol antijenine yönelik antikorları ortaya çıkarır. Tedavi sonucunda uzun süreler. İlaca karşı direnç bildirilmemiştir. Tedavi takibinde kullanılır. Kongenital sifiliz: Sifilizli gebe kadın T. sekonder veya konjenital sifiliz deri lezyonarından alınan eksuda karanlık alan mikroskopisi ile hızlı tanıda kullanılabilir (Tablo 2. Birinci ve ikinci dönem sifilizde yüksek duyarlılıkları vardır. Kongenital enfeksiyon tanısı için bebekte antitreponemal IgM antikorları aranmalıdır. Oral spiroketler tanıda karışıklığa sebep olabilir. hamileler. Tarama amaçlı kullanılan testlerdir. narkotik ilaç kullananlar. T. Tanı Primer. multipl transfüzyon yapılanlar. bazen yaşam boyu pozitif kalabilir. careteum pinta. bakteriyel ve viral enfeksiyonlar. Doğrulama testi olarak kullanılır. Sifilizli gebelerin uygun tedavisi ile konjenital sifiliz önlenebilir. Altın standarttır. endemicum ise bejel hastalığı etkenidir 109 . Venereal Disease Research Laboratory (VDRL) ve Rapid Plasma Reagin (RPR) aglutinasyon testleri en sık kullanılanlarıdır. Tedavi İlk seçenek penisilindir. Meningovasküler sifilizde BOS'ta VDRL ve TPHA pozitifliğe anlamlıdır. periostit ve değişik merkezi sinir sistemi anomalileri görülür. yaşlılar. kondiloma lata ve mukoza lezyonları bol miktarda mikroorganizma içerir. Tanı testi olarak kullanılır. Bunlar nonspesifik IgM ve IgG tipinde antikorlardır. Bunların bir kısmı düşükle sonlanır.42). Tedavi bitiminde antikor fitresi düşer. Nontreponemal testler: Enfeksiyondan 4-8 hafta sonra pozitifleşir. Serolojik olarak nonspesifik reajinik antikorların ve spesifik antitreponemal antikorların araştırılması ile tanı konulabilir. kemer burun. Sifilizli bebeklerin kanında reajin antikorları yükselebilir ancak enfeksiyon yok ise anneden geçen antikorlar kısa bir süre içinde düşer. TPHA: Ucuz ve spesifik bir testtir. Laboratuar hataları dışında. malinitesi olanlarda pozitiflik saptanabilir.Tüm tersiyer lezyonlarda treponemalar nadirdir ve lezyonların çoğu hipersensitivite reaksiyonlarına bağlıdır. T. Diğer treponemalar T. Tablo 2. pallidum'u fetus'a gestasyonun 10-15. TPI: Canlı treponemalar kullanıldığı için ancak araştırma laboratuarlarında uygulanabilen bir testtir. otoimmün hastalıklarda. ancak kalanları zamanında doğar. pallidum'un gösterilmesi ve Fetal IgM pozitifliği ile tanı konulur. FTA-ABS: En duyarlı testlerdendir. Buradan alınan materyallerde hareketli spiroketlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. Bu testlerin en önemli sorunu yalancı pozitiflik yaşanmasıdır.43). Primer şankr.

Leptospira Leptospiralar az kıvrımlı spiroketlerdir. recurrentis bitler aracılığı ile bulaşır. Borrelia'lar bit ve kene gibi artropodlar ile bulaşırlar. Serum veya doku örneklerinden bakteriyi üretebilirsiniz. Ancak tanı için fazla kullanılmaz. Ateşsiz dönemlerde tetrasiklin hastalığın erken dönemlerinde relapslan önler. Serolojik testler sık kullanılmaz.Borelia Giemsa ile kolaylıkla boyanabilir. Leptospiroz etkeni Leptospira interrogans'tır. Hastalık süresince ortalama 3-10 kez bu ataklar devam eder. titreme. dönem gelişir. B. kardit (AV blok. Ciddi formlarda ve geç dönemde penisilin G veya seftriakson daha etkilidir. İkinci dönem: kardiyolojik ve nörolojik hastalık tabloları (menenjit. Tedavi Birinci dönem ve hafif enfeksiyonlar için doksisiklin veya amoksisilin kullanılır. enzimler ve diğer önemli virülans faktörleri tespit edilememiştir. yeni antijenleri ile tekrar akut enfeksiyon başlar. aspirine yanıt vermeyen ağrı tipiktir. Kan ürünlerinde varsa buzdolabında 6 hafta canlı kalırlar. Tanı Zor da olsa modifiye Kelly besiyerinde üretilebilirler. EIA ve IFAT ile hastada yükselen IgM antikorları gösterilir. Ortalama 2 hafta sonra pozitifleşir. recurrentis. Hastalık üç dönemden oluşur. Köpekler önemli rezervuardır. Borrelia burgdorferi (LYME HASTALIĞI) lxodes tipi kenelerin vektörlüğü ile bulaşır. antikoagülanları enerji kaynağı olarak kullanabilirler. artralji. dönemden aylar veya yıllarca sonra genellikle tek taraflı ve dizde fazla olmak üzere büyük eklemlerde artrit gelişir. İki önemli hastalık yaparlar. Bunlarda fareler ve diğer kemiriciler reverzuardır. Normal floradaki spiroketler ile çarpraz reaksiyon sık görüldüğü için tanı PCR ile doğrulanmalıdır. baş ağrısı ve multiorgan yetersizliği görülebilir. Tanı özellikle ateşli dönemde periferik kan yaymasında spiroketlerin gösterilmesi ile konulur. icterrohaemorrhagia Weil hastalığının etkenidir. Spiroketler birçok dokuda çoğalabilir. hastalık iyileşiyor gibi olur. radikülonörit). 3-4 hafta sürer. miyoperikardit konjestif kalp yetersizliği) gelişir. Antijenlere karşı antikor gelişir. insanlar tek konaklarıdır. Septik tarzdadır. L. Bu suşların transovarian geçmesi ile doğada hastalık süreklilik kazanır. Özel besiyerlerinde üretilebilir. IgG antikorları ise 30 gün sonra belirgin olarak pozitifleşir. Korunmada artropodlara karşı önlem almak en iyi yöntemdir. Ateşli dönemde yapılırsa. B. Isırıktan 3-30 gün sonra hastalık tablosu gelişir. Hayvanlar idrarları ile su veya toprağı kontamine ederler. İnsan enfeksiyonları bu suları kullananlar veya infekte 110 . Ekzotoksin. Üçüncü dönem: 2. boyalar ile boyanmazlar. Lyme borreliyozu da denir. Tedavi edilmezse aylarca sürebilen latent döneme geçer. Hastalığın gelişebilmesi için kenenin 24-48 saat konak üzerinde kalması gerekir. Birinci dönem: Isırık yerinin çevresinde eritema kronikum migrans gelişir. Kalp kapakları tutulmaz.karanlık alan mikroskopide görülebilirler. Kronik progressif MSS enfeksiyonu eşlik edebilir. Geyik gibi büyük memeliler rezervuardır. Borrelia recurrentis B. Ateş. ancak rutin kültürlerde genellikle üremez. hermsii ve diğer suşlar tekrarlayan ateş etkenidir. Lyme ve Rekürren ateş. Dünyada yaygındır. Enfeksiyonları süresince bakterinin antijenleri değişir. Antikor fitresi yükseldiği zaman atak iyileşir. Daha sonra 2. ensefalit. B. bakteri lizisi nedeniyle Herxheimer reaksiyonu meydana gelebilmektedir. miyalji görülür. kranial nörit. Serumlu kültürlerde üretilebilirler. hermsii ise keneler ile bulaşır. Fareler başta olmak üzere diğer kemiriciler ve evcil hayvanları infekte edebilir. Grip benzeri enfeksiyon belirtileri.

konjunktivit Üretrit. trahom.böbrek tutulumu sonucunda üremi. Kontamine sulardan salgınlar gelişebilir. C. Kendi başına enerji üretme işlemini başaramayan bakteri ancak konak içinde üreyebilir. servisit. yüksek ateş ile birlikte ısırık yerinde şişlik. Psittakoz. Tüm klamidyalar grup spesifik lipopolisakkarid antijenlere sahiptir. üst solunum yolu enfeksiyonu. salpenjit. Chlamydia trachomatis göz. Bir Gr (-) hücre duvarı olmasına rağmen peptidoglikan tabakası yoktur.44 İnsanlarda Klamidya hastalıkları Türü Chlamydia trachomatis Biovaryant Trahom Serovaryant A-C D-K Hastalık.44). infertilite. Tedavide penisilin G seçilir. akciğerlerde hemoraji ve aseptik menenjit gelişir. düşük. endometrit. Kan dolaşımına geçen bakteri bir çok dokuda çoğalır. Korunma için kontamine sular ile temastan çekinmelidir. Ateş. klinik bulgular ve belirgin IgM yüksekliği ile konulur. solunum yolu ve genital sistem enfeksiyonları etkenidir. proktit. Erken dönemde ateş. hepatit nedeniyle sarılık. prostatit. İkinci dönem immünolojik etkiler ile gelişir. bölgesel lenf bezlerinde büyüme ve enflamasyon görülür. Chlamydia pneumoniae (TWAR ajanı) atipik pnömoni etkenidir (Tablo 2. lağım ile uğraşanlar ve lağım suları ile temas edenler risk altındadır. Bu tablonun ardından bakteri kandan çekilir. artrit infant konjunktiviti ve pnömoni Lymphogranuloma venereum Pnömoni. sendrom Trahom. ektopik gebelik. ciddi hepatit ve böbrek yetersizliği görülür. Chlamydiae Zorunlu intrasellüler parazittir. Kan ve idrar kültürlerinde (Cox besiyeri) üretilebilir. İnsandan insana bulaşma nadirdir. Spirillum minus Spiril bakteriler içinde yer alan ve fare ısırığı hastalığının iki etkeninden birisi olan spiral yapılı bir bakteridir. Sodoku hastalığı da denen bir cins fare ısırığı hastalığından sorumludur. Bu hastalıkta. Antibiyotik direnci bildirilmemiştir. epididimit. kalp doku hasarı. artrit Psittakoz. psittaci ve C. lenfogranuloma venereum ve diğer enfeksiyonların etkenidir. Kardiovasküler hastalık. aseptik menenjit. Önemli Bilgiler Zorunlu intrasellüler bakteridir. titreme ve şiddetli başağrısı görülür.yiyecekleri yiyenlerde gelişir. Streptobacillus moniliformis'in neden olduğu Haverhill hastalığında da görülmektedir. C. Çiftçiler. Tablo 2. trachomatis'in en azından 15 serotipi vardır. İnsan enfeksiyonları leptospiraların mukoza veya deri ile teması sonucunda gelişir. Klinik bifaziktir. PID. Benzer bir hastalık tablosu. pneumoniae bir immunotipe sahipken. Temas düşünülen hastalarda doksisiklin korunma amaçlı verilebilir. artrit LGV Chlamydia pneumoniae Chlamydia psittaci L1-L3 111 . Hastalık Chlamiydia psittaci psittakoz. Tanı anamnez.

Körlüğe sebep olabilir. epididimit ve prostatit yapabilir. Afrika ve Asya'da sık görülür. Nadiren göz veya solunum sistemini tutabilir. Bunlar tanıda değerlidir.Tablo 2. Erkeklerde nongonokoksik üretritlerin en sık etkenidir. spor benzeri elementer cisimler hücrelere girer ve hücre içinde daha geniş inisyel (reticulate body) cisimlere dönerler.45 Bazı fakültatıf ve zorunlu hücre içi mikroorganizmalar Zorunlu hücre içi bakteri Riketsiya Klamidya Fakültatif hücre içi mantar Histoplasma capsulatum Fakültatif hücre içi parazit Toksoplasma gondi Leishmania spp.22). Salpenjit ve PID'nin tekrarlayan enfeksiyonlarında 112 . D-K serotipleri genital sistem enfeksiyonları yaparlar. A. Trypanosoma spp. Kadınlarda servisit gelişir ve salpenjit. C. C. Trahom'da parmak-göz teması bulaşmada önemlidir. trachomatis 15'den fazla serotipe sahiptir (A-L). Bu organizma ile meydana gelen hastalıklar dünyada yaygındır. Fakültatif hücre içi bakteri Brucella mellitensis Francisella tularensis Yersinia pestis Listeria monositogenes Salmonella spp. psittaci başlıca solunum yolundan bulaşan akciğer enfeksiyonu etkenidir. C.46). Bulaşmada asemptomatik genital enfeksiyonlular önemli bir rezervuardır. Nongonokoksik üretritler gonore'den farklı olarak genellikle yüksek sosyoekonomik toplulukların hastalığıdır. psittaci kuşları ve bazı hayvanları infekte eder. Patogenez ve Klinik Bulgular Klamidyalar başlıca mukozaların epitel hücrelerini ve akciğerleri infekte eder. anneden çocuğa geçiş gibi yakın temas ile bulaşır. ancak sistemik enfeksiyon yapmaz. Bulaşma ve Epidemiyoloji C. insanlar başlıca kurumuş kuş feçesinin inhalasyonu yolu ile bakteriyi alırlar. insanlara damlacık enfeksiyon tarzında bulaşır. Legionella pneumophilia Mycobacterium tuberculosis/lepra Replikasyonu diğer bakterilerden farklıdır. Replikasyon sırasında hücre içinde oluşturduğu inklüzyon cisimcikleri boyanarak mikroskobik olarak görülebilir (Şekil 2. trachomatis sadece insanları infekte eder ve seksüel temas. Ancak trahom gelişmekte olan ülkelerin sorunudur. B ve C trahom etkenidir. PID yapabilir. Ekstrasellüler. Enfeksiyon sadece antikor titrelerinden tanınabilecek şekilde asemptomatik veya yüksek ateş ve pnömoni ile birlikte olabilir. pneumoniae sadece insanlarda enfeksiyon yapar. C. Binary fission yoluyla yeni elementer cisimler oluşur ve bunlar hücre dışına salınırlar. pneumoniae genç erişkinlerde bronşit ve pnömoni gibi alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olabilir (Tablo 2. Nadiren invazyon ve dissemine enfeksiyon yapar. C.

Gram negatif hücre duvarları bulunmasına rağmen. yarasalar Fare ve diğer kemiriciler Ricketsiae Riketsiyalar zorunlu intrasellüler bakterilerdir. Gram boyama faydalı değildir.infertilite ve ektopik gebelik riski vardır. aerop. 113 . Klamidyal hastalıklara karşı aşı geliştirilememiştir. Sitoplazmada karakteristik morulalar oluşturur. PCR veya DNA hibridizasyon teknikleri kullanılabilir. Tedavi ve Korunma Tüm klamidya suşları tetrasiklin ve eritromisine duyarlıdır. C. trachomatis'e karşı gelişen enfeksiyon hümoral ve hücresel immünitenin işbirliği sonucunda iyileştirilir. ELISA yöntemi ile eksuda veya idrarda klamidya antijenleri araştırılabilir. Zorunlu intrasellüler parazitlerdir. Bunların dışında epidemik. trachomatis'in seksüel yolla bulaşan enfeksiyon türlerinde azitromisin kullanılır. Ekstrasellüler replikasyon için enerji üretme yetenekleri yoktur. Riketsiya çiçeği (rickettsialpox) nadir hastalıklardan birisidir. Ayrıca Ehrlichia chafeensis insan monositik erlihyoz'undan sorumludur. benekli ateş ve Q ateşi etkenidir. L2 ve L3 serotipleri lenfogranuloma venereum etkenidir. ışık mikroskobunda zor görülürler. sporlu basil Aside dirençli bakteri Rickettsia Chlamydia Rezervuar hayvan Koyun. Birinci hastalık Türkiye'de yoktur. Tifüs. kuş Kuşlar. endemik tifüs ile çalılık ateşi gelişmekte olan ülkelerde önemli hastalık etkenlerindendir. Rickettsia rickettsii'nin etkeni olduğu kayalık dağlar benekli ateşi ve Coxiella bumetti'nin etkeni olduğu Q ateşi. Ancak organizmaya karşı kalıcı immünite gelişmez.46 İnhalasyon yolu ile bulaşan zoonozlar Tür Bakteri Hastalık Anthrax (Woolsorter's disease) Tüberküloz Mycobacterium tuberculosis Coxiella burnetti Chlamydia psittaci Histoplasma capsulatum Lenfositik choriomeningitis virüsü (LCM) Arenavirüs ailesi Etken Bacillus anthracis Grup Gram pozitif. Sadece hücre kültürlerinde. Tedavi semptom ve bulguları geriletebilir ancak bakteriyi tam olarak eradike edemez. yumurta embriyonunda ve deney hayvanlarında üretilebilirler. infekte anneden doğanlarda neonatal inklüzyonlu konjunktivit ve pnömoni meydana gelebilir. Kişisel ve çevre sağlığı açısından gerekenler yapılmalıdır. Gram ile kötü boyanırlar. artrit ve üveit) görülebilir. Seksüel temas ile geçen bu hastalıkta genital lezyonlar ve lenf nodlarının büyümesi klinik tabloyu oluşturur. Laboratuvar Tanı Giemsa boyama ve immünfloresan yöntemi ile sitoplazmik inklüzyon cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konur. C. Klamidyalar ancak hücre kültürlerinde üretilebilir. keçi İnhale edilen Hayvan yünündeki sporlar Evcil hayvanlar Kontamine respiratuvar sekresyonlar Hayvan sekresyonları ile toprak ve toz infekte kuşların kurumuş çıkartıları Kontamine topraktaki mikrokonidialar Enfekte aerosoller Q ateşi Psittakoz (ornitoz) Mantar Virüsler Histoplazmoz Lenfositik koriomenenjit (deri penetrasyonu ve hayvan ısırığı ile de bulaşabilir) Evcil hayvanlar Papağan. Hastalıklar Kitaplarda iki önemli riketsiya'dan bahsedilir. C. hindi. hastalık tekrarlayabilir. Tablo 2. Önemli Bilgiler Riketsiyalar çok küçük basillerdir. trachomatis genital enfeksiyonlu hastalarda Reiter Sendromu (üretrit. L1.

R. koyun. keçi insan R. Riketsiya enfeksiyonları coğrafi lokalizasyon gösterir. tsutsugamushi Bit Pire Akar insan Fare Kemirgen R. Bulaşma İnsanlara artropodların ısırması ile bulaşırlar. tsutsugamushive R. burnetti**** B. epidemik tifüs ise insan bitleri ile bulaşır ve sadece insan enfeksiyonları olur. typhi R. provazekii*** R. guintana***** Yok (bazen kene) Bit Sığır. Tek farklı olan Q ateşi aerosollerin inhalasyonu ile bulaşır. döküntüye neden olmaz. Hastalıkta endotoksinlerin de rolü vardır. Proteuslar ile riketsiyal antikorların çapraz aglutinasyon vermesi temeline dayanan testin adı Weil-Felix'dir. akan** Kene Akar Köpek. rickettsii gibi bir çok suş Proteus vulgaris'in OX suşları ile çarpraz reaksiyon verirler. prognozu en kötü olan riketsiya **** : inhalasyonla bulaşır.Klamidyaların özel (vakuoler) üreme şekilleri olmasına rağmen. rickettsii* R. Bu organizmanın patogenezi halen bilinmemektedir. prowazekii. ancak ekzotoksin ve sitolitik enzimleri gösterilememiştir. Patogenez Riketsiya enfeksiyonlarının tipik lezyonu vaskülittir. ödem ve artan kapiler permeabiliteye bağlı olarak hemoraji görülür. granülomatöz hepatit ve pnömoni yapar ***** : Suni besiyerinde üretilebilir C.47 Riketsiyaların gruplandırılması ve genel özellikleri Hastalık Lekeli Ateş Kayalık dağlar ateşi Riketsiya çiçeği Tifüs grubu Epidemik tifüs Endemik tifüs Çalılık ateşi Diğerleri Q ateşi Siper ateşi * : Çekirdekte çoğalan tek riketsiya ** : Veziküler döküntü yapan tek riketsiya *** : Bit tifüsü ve Brill Zinser hastağının etkeni. R. kemirgenler Fare Riketsiya Artropod vektör Rezervuar 114 . Tablo 2. Deri damarlarındaki hasara bağlı olarak karakteristik döküntüler. Tüm riketsiyalar zoonozdur. riketsiyalar binary fission yoluyla çoğalırlar.

öksürük ve grip benzeri semptomlar görülür. Organizma kedi oral florası üyesidir. Prodrom belirtilerinden ve ateşin remittan. Döküntü diğer riketsiyal hastalıklara karşın nadirdir. Weil-Felix testinin tarihsel önemi vardır. Laboratuar tanı Seroloji organizmanın üretilmesinden daha çok kullanılır. ancak insanlara bulaşmasında etkisi yoktur. Basiller anjiomatozis AIDS gibi immünyetersizliği olan hastalarda görülür. Yalnız insanda hastalık yaparlar. inek sütü ile de bulaşabilir. Gövdede sıktır. Pnömoni hastaların yarısında görülür. B. nadir görülen kronik Q ateşinde fatal seyirli endokardit gelişebilir. Hastalık daha çok kırsal kesimde görülür. iç organ kapillerleri. Tekrarlayan şekline Brill-Zinsser Hastalığı denmektedir. Rickettsia'ların irritatif etkileri ile damar endotellerinde mitoz ve bu nedenle proliferasyonla endarteritis nodosa (Fraenkel nodülleri) ve sonuçta oklüzyon ile nekrozlar gelişir. Ani yükselen ateş. Q ateşi insanlara artropodlar olmaksızın bulaşır. halüsinasyonlar. infekte insanın kanını emdikten 3-5 gün sonra bulaştıncı hale gelir. öncelikle delinen damarın endotel hücrelerinin sitoplazması içine girer. dışkı. Pastörizasyon ile organizma öldürülebilir. cilt kurudur. Kuluçka dönemi 8-14 gündür. Koyun ve sığırlar insan enfeksiyonları için rezervuardır. el ve ayak ayalarında bulunmaz. kış aylarında epidemilerle seyreder. damardan zengin tüm organlar hastalık tablosuna semptom verebilir. sonra da intermittan olarak yükselmesinden ve 40-41 °C'da kontinü hal almasından sonra. Antikor titresinin iki hafta ara ile 4 kat artması ile akut enfeksiyon tanısı konulur. ciddi başağrısı. 50 yıl sonra bile hastalık tekrarlayabilir. sağlıklı insanı ısırınca bitin dışkısı buradan dokulara penetre olur. Beyin beslenmesi bozulduğu için bilinç bulanır. B. Hepatit pnömoniye eşlik eder. henselae (eski adı Rochalimea henselae) basiller anjiomatozis ve kedi tırmığı etkenidir. 115 . Antibiyotik tedavisi kullanılmasa bile kendiliğinden iyileşebilir. Bartonella quintana (eski adı Rochalimea quintana) siper ateşi etkenidir. Pediculus corporis. birinci haftanın sonlarında sırt ve omuzdan başlayan makülopapüler döküntüler tipiktir. burada ürer ve hücreyi parçalayarak genel dolaşıma katılır. bacilliformis Oroya ateşi ve verruga peruana denilen iki nadir hastalık etkenidir. ajitasyon ve şiddetli baş ağrısı gelişir. prowazekii (epidemik tifüs) Hastalık. Tedavi Riketsiya enfeksiyonları için primer ilaç tetrasiklindir. ancak bulaşma riski nedeniyle standart labarotuvarlarda kullanılmaz. sekonder olarak kloramfenikol seçilebilir. Riketsiyalar hücre kültürlerinde üretilebilir. Sensitivite ve spesifitesi yeni testlere göre çok düşüktür. plasenta ve amniotik sıvılarında yüksek konsantrasyonlarda bakteriyi gösterebilirsiniz. Hayvanların idrar. İnsanlara aerosoller ile bulaşır. Mortalite salgınlarda % 10-40 kadardır. Q ateşi Diğer riketsiyalardan farklı olarak akciğer enfeksiyonları yaparlar. arteriol ve venüllerin endotel hücrelerine girerler. burada da aynı olaylar gerçekleşir. Deri ve iç organlarda Kaposi sarkomu benzeri vasküler lezyonlar görülür. Kediler arasındaki bulaşmadan sivrisinekler sorumludur.Klinik bulgular Tifüs R. Kedi tırmığı veya ısırması en sık bulaşma yoludur. Bartonella Bartonella suşları pleomorfik gram negatif basillerdir.

Acinetobacter Gram negatif kokobasillerdir. Anaeroblar doku veya vücut sıvılarına geçerlerse enfeksiyon oluşturabilirler Anaerobların kendine has özellikleri • Mukoza alanlarında normal florayı oluştururlar. Lezyondan hazırlanan preparatlarda makrofajların içinde Donovan cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konulur. TSİ agarda hidrojen sülfid üreterek besiyerini siyaha boyar. nekrotik alanların bulunduğu ve antibiyotiklerin ulaşamadığı yerlerde meydana gelir. Calymmatobacterium granulomatis Granuloma inguinale etkenidir. Toprakta ve sularda bol miktarda bulunur. • Kültür alınırken. kasaplar risk altındadır. Fusobacterium nucleatum Vincent anjinası etkenidir. fare ısırığı etkenlerinden birisidir. Streptobacillus moniliformis Gram negatif basildir. Organizma üreme için X faktöre ihtiyaç gösterir ancak H. Haemophilus ducreyi Seksüel yolla bulaşan Şankroid (yumuşak şankr) etkeni gram negatif basildir. çok ve ağrılı lenfadenomegali ile birliktedir. Ayırıcı tanıda özellikle hayvanlarla temas önemlidir. Sepsis. Tropikal ülkelerde görülür. oksidaz ve indol negatiftir. Bakteri deniz hayvanlarında bulunur. Bakteri gram pozitif hücre duvarına sahip olmasına rağmen. Küçük olan etken. iltihaplı. • Abseleri pis kokuludur. Ülserleri. insan normal florasında da bulunabilir. kanlanmanın bozulduğu. Yumuşar şankr benzeri lezyonlar yapar ancak ağrısızdır. pelvis abseleri). • Anaerobik enfeksiyonlar. akciğer. ince peptidoglikan tabakası nedeniyle gram negatif bolanır. Cinsel yolla bulaşır. Mobilincus sıklıkla bu bakteri ile beraber görülür. Gardnerella vaginalis Bakteriyel vajinosis etkeni gram labil boyanan bakteridir. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonları en sık görülenleridir. Kötü kokulu vajinal sekresyonlarda ipucu hücrelerinin gösterilmesi ile tanı konur (Üzerini bakteri kaplamış vajinal epitel hücreleri). Balıkçılar. kolon ve kadın genital sistem florası bakterileridir. ağrılı.DİĞER BAKTERİLER Anaeroplar İnsan normal florasında bulunan bakterilerin çoğunu anaeroblar meydana getirir. influenzae'da olduğu gibi V faktör istemez. immünyetersizlikli hastalarda fırsatçı enfeksiyonlar yapar. Diğer anaeroblarla birlikte mikst enfeksiyonlar yapabilir. Fusobacterium suşları Anaerobik gram negatif ince uçlu basillerdir. balık temizleyenler. Normal ağız. Erysipelothrix rhusiopathiae Erizipeloid etkenidir. • Karışık bakteri enfeksiyonları meydana getirirler. periton. yumuşak kenarlı. anaerob taşıma ve bakteri izolasyon tekniklerine dikkat etmek gerekir. bakteri filtrelerinden geçebilir. 116 . Katalaz. beyin. • Bacteroides ve bazı prevotella suşları dışında penisiline duyarlıdırlar. • Enfeksiyonları abse ile karakterizedir (örneğin. Deri enfeksiyonu streptokokların yaptığı erizipel'e çok benzer.

Viroloji • Genel Viroloji • DNA Virüsler • RNA Virüsler • Enterovirüsler • Hepatit Virüsler • Diğer Virüsler 117 .Tropheryma whippelii Whipple hastalığı etkenidir. Halen daha bu konu tartışılmaktadır. Bakteri duodenal lezyonlarda bir aktinomikoz olarak üretilmiştir.

Kapsomerler kapsid yapısı iki temel simetrik şekilde oluşur.1). Protein kapsid. İnsanlarda enfeksiyon yapan virüslerin yapıları Tablo 3. Ayrıca virüslerin antijenik özelliklerini belirlerler. Virüsün tam replikasyonuna olanak tanıyan hücreler permisif olarak nitelendirilir. Nükleokapsid: Kapsid ile çevrili nükleik asit Yapısal üniteler: Kapsidi oluşturan temel proteinlerdir. Viral proteinler: Virüslerin yapısal proteinleri önemli fonksiyonlara sahiptirler. Protein yapılı nükleik asitler (nukleus) bir protein kılıf (kapsid) ile çevrilidir. Virüsler sadece canlı hücreler içinde canlılıklarını sürdürebilirler. Nükleik asitler tek veya çok segmentli genom şeklinde olabilir. Bu temel yapıya nükleokapsid denir. İcosahedral ve helical. bitkiler ve bakteriler için de önemli patojendirler. Ortomiyovirüs.BÖLÜM 3: VİROLOJİ GENEL VİROLOJİ Terminoloji Kapsid : Nükleik asitten yapılı genomu çevreleyen protein kılıf. Zarflı virüslerde ise nükleokapsid + zarf yapısını anlatır. Öncelikle konak hücreye nükleik asidin geçirilmesini organize ederler. bazen bunları lipid yapılı bir membran çevreler (zarf) (Şekil 3. Zarflı virüslerin bazılarında virüse spesifik zarf proteinleri "Matriks proteinleri" zarf ile kapsid arasında ilişkileri düzenler. Bazı virüsler süperantijen özelliği gösteren proteinler taşırlar. Virion : Tam bir virüs yapısına denir. hayvanlar. Herpesvirüslerden CMV ve EBV. Metabolizmalarını kontrol edebilmeleri için başka virüslere ihtiyaçları vardır. Detektif virüs : Fonksiyonel olarak eksikliği olan virüslerdir. Adenovirüs. retrovirüslerden Mouse mamary tumor virüs bu grubun iki önemli üyesidir. Virüsler genom olarak sadece tek bir nükleik asit taşıyan (DNA veya RNA) en küçük mikroorganizmalardır. bunyavirüs ve reovirüsler diğerlerinden farklı olarak segmenter yapıda RNA virionu içerirler. Replikasyon sırasında boş kapsidler bulunabilir. Poksvirüsler bu gruba girmezler. arenavirüs. Sadece insanlar için değil. Kapsomerler'de daha küçük peptomerlerden oluşmuştur. RNA virüsler ise Reovirüsler dışında tek sarmallıdır.1'de sıralanmıştır. Bazı virüsler içlerinde protein yapılı enzimler taşırlar (örneğin polimerazlar). bu nedenle çıplak virüsler denatürasyona dirençlidirler. Kapsidlerin simetrik yapılarını meydana getiren daha küçük birimlere kapsomer denir.picornavirüs gibi bazı virüslerde nükleokapsid ile aynı anlam dadır. sert bir koruyucu tabaka oluşturur. Bakterileri infekte eden virüslere bakteriofaj denir. kompleks kapsid yapılı virüsler diye bilinirler. Viral kapsid proteinleri genetik materyalin korunmasından ve virüsün konak hücre üzerindeki spesifik reseptörlere yapışmasından sorumludur. 118 . Viral nükleik asitler: Virüslerin taşıdığı DNA-RNA'lar tek veya çift sarmal olabilir. Kural olarak DNA virüsler Parvovirüs B19 dışında çift sarmaldır. Kapsomer: ikozahedral viral partikûllerin yüzeyinde elektron mikroskop ile görülen protein ana yapısında morfolojik yapılardır. Zarf: Bazı viral partikülleri çevreleyen lipid tabakalar.

Aynı zamanda iyi bir antijendir. Zarfsız virüsler (polio gibi) endositoz yoluyla (viropeksi) hücre içine girerler ve sitoplazmada bir endozom içinde görülürler. virionlarında taşıdıkları RNA polimeraz aracılığı ile pozitif kopyalarını yaparlar. nötralizan antikorların hedefi konumundadır. Zarfın İipid tabakasından farklı olarak konak hücreden alınmaz. zarfın altındaki matriks proteinleri ile üstündeki karbonhidrat antijenler virüsün kendi yapılarıdır.Pozitif yapılı RNA virüsleri. Zarfsız virüslerin hepsi genellikle etere dirençlidir. RNA virüsler ise bir mRNA gibi davranarak konak hücrenin sitoplazmasına yerleşirler. Zarflı virüsler ise plazma membranını virion zarflarının plazma membranına füzyonu ile konak hücreye direkt olarak geçerler ve sitoplazmada serbest halde bulunurlar. bu kopyalar mRNA gibi davranıp protein sentezleyebilir. Negatif yapılı RNA virüsler ise infeksiyöz değildir. 119 . konak hücre içinde mRNA gibi moleküler fonksiyon gösterirler. DNA virüsleri genellikle nükleusta inklüzyon cisimciklerini oluştururken. Zarf konak hücrelerin membranlarından oluşmasına rağmen. Glikoproteinlerin asıl görevi hedef hücre üzerindeki reseptörlere tutunmaktır. Virüslerin konak hücreye tutunmasında ilk adım adsorbsiyon'dur. Bu tabaka konak hücre membranından meydana gelir virüsün kendi yapısı değildir. Poxvirüs sitoplazmada guarnieri cisimciklerini oluşturur. Bir RNA virüs olmasına rağmen retrovirüsler DNA oluşturarak çekirdeğe yerleşir. Tablo 3. Zarflı virüsler eter ve diğer organik çözücülere duyarlıdırlar. virüs tarafından yapılırlar. DNA virüsleri konak hücrenin nükleik asitleri ile birleşirler ve mRNA'larını meydana getirirler. Viral Karbonhidratlar: Zarf üzerinde bulunurlar. bunu uygun reseptörlere tutunma izler. Viral glikoproteinlerinin gösterilmesi virüsün yetişkin olduğunun göstergesidir.1 İnsan enfeksiyonlarından sorumlu virüsler Nükleik asit yapısı DNA Kapsid simetrisi İkozahedral Virion Çıplak Nükleik asit tipi Tek sarmal Çift sarmal sirküler Çift sarmal Zarflı Kompleks İkozahedral Kompleks zarf Çıplak Çift sarmal sirküler Çift sarmal Çift sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Çift sarmal segmente Zarflı Kompleks veya bilinmeyen Zarflı Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal diploid Helikal Zarflı Tek sarmal segmente Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Virüsler Parvovirüsler Papovavirüsler Adenovirüsler Hepadnavirüsler Herpesvirüsler Poxvirüsler Picornavirüsler Astrovirüsler Calicivirüsler Reovirüsler Togavirüsler Flavivirüsler Arenavirüsler Coronavirüsler Retrovirüsler Bunyavirüsler Orthomyxovirüsler Paramyxovirüsler Rhabdovirüsler Bornavirüsler Filovirüsler Viral lipidler : Virüslerin iipid tabakası zarf üzerinde bulunur.

5 Latent enfeksiyon yapabilen virüsler DNA virüsleri HSV VZV CMV EBV HHV-6 HHV-7 HHV-8 HPV Polyoma virüsler (JC. Herpes simplex virüsleri nöronlarda latent kalırlar ve sık rekürrens yaparlar. Tablo 3. moleküler yapıları beta herpesvirus grubuna uymaktadır. İntranükleer inklüzyon cisimleri tanıda kullanılır. Lenfositlerde enfeksiyon yapmaları nedeniyle (T lenfositler) gama-herpesvirus grubunda sayılmalarına rağmen. Çok değişik tipte hücreleri infekte edebilir ve farklı hayvanlarda enfeksiyon etkenidir.2 Bazı virüslerin ve tutundukları reseptörler Virüs HIV(gp 120) Kuduz virüsü Rhinovirüs infiuenza virüs (hemaglütinin) Parvovirüs B19 EBV HBV Polyovirüs Kızamık virüsü * B lenfosit yüzeyindeki C3 reseptörü Tutunduğu reseptör CD4 Asetil kolin reseptörü ICAM-1 Siyalik asid. Genel özellikleri Tablo 3. HTLV-2) Kızamık (?) 120 . Bunların içinde human herpesvirus 6 ve 7'nin sınıflaması yayınlar arasında farklılık gösterir. Tüm herpesvirüsler çift sarmal DNA'lı ve zarflıdırlar.Tablo 3.4'de görülmektedir. Herpes simplex virüsler Dünyada yaygındır. İmmün sistemi baskılanmış hastalarda ağır enfeksiyonlar yapabilirler. Bunların içinde sadece herpes simplex virüs tip 1 ve 2 antijenleri arasında benzerlik vardır.3 Virüslerde görülen inklüzyon cisimciklerinin yerleşimi Sitoplazmada Çiçek (Guarnieri) Kuduz (Negri) Parainfluenza Reovirüsler Nukleusta Herpes Simplex Virüs (Cowdry A) Varicella Zoster Virüs Adenovirüsler Poliyomavirüsler Cytomegalovirüs (baykuş gözü) Hem nukleus hem sitoplazmada Kızamık Kabakulak DNA VİRÜSLER Herpervirüsler Herpesvirüslerin ortak özellikleri insanlarda yaşam boyu yerleşik kalmaları ve periyodik hastalıklar ortaya çıkarmalarıdır. nöraminik asid Eritrosit P antijeni CD 21 (CR-2)* Ig A reseptörü Ig süperaile proteini CD46 Tablo 3. BK virüs) RNA virüsleri Retrovirüsler (HTLV-1. Herpesvirus grubu içindeki virüsler arasında antijenik benzerlik bulunmaz.

HSV-2 seksüel yol ile yayılır ve yetişkinlerde genital. Membranlarda ise veziküller rüptüre olduktan sonra ülserler görülür. Latent Enfeksiyon Virüsler ganglionlarda replikatif değildir. Reaktivasyonların moleküler etkisi bilinmemektedir. Nadiren sistemik hastalık gelişebilir. 121 . Bu iki virüs serolojik olarak çarpraz reaksiyon verebilir. genital HSV -2'nin ise sakral ganglionlardır. deri ve mukozalarda replikasyon başlar. HSV-1 enfeksiyonlarının semptomatik rekürrensleri genellikle dudak kenarında olur. Bu veziküler sıvı bol miktarda virüssüz hücreler. Sekiz adet glukoprotein antijeni vardır. Cowdry A (Tzank hücreleri de denir) tipi intranükleer inklüzyon cisimcikleri oluşturmaları. Orofarengeal HSV-1 enfeksiyonlarının latent kaldığı yer trigeminal ganglionlar (Şekil 3. Patogenez HSV-1 ve HSV-2'nin deri ve mukozalardaki lezyonları aynı. Sıvı absorbe olduktan sonra lezyon skarsız iyileşir. HSV-1 tükrük yoluyla yayılırken. monositler Lenfoid dokular ve lenfositler Human herpesvirus 5 Human herpesvirus 4 Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Genel isim Herpes simplex virüs tip 1 Herpes simplex virüs tip 2 Varicella-zoster virüs Cytomegalovirus Epstein-Barr virüs Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Histopatolojik özellikleri infekte hücrelerde balonlaşma. Primer HSV enfeksiyonlarının çoğu asemptomatik ya da hafif enfeksiyon şeklindedir. HSV-2). Aktif uçuk veya genital lezyonlar görülmeden de bulaşma olabilir. Virüs buradan lokal sinirlere geçer. kromatinin sınırlanması ve mültinükleer dev hücrelerinin gelişmesidir. Ödem sıvısı epidermis ve dermal tabaka arasında birikir. retrograd aksonal akış ganglionlara gider ve burada ikinci bir replikasyon ile latent dönem başlar. inflamasyon hücreleri ihtiva eder. Viral replikasyon çoğunlukla ilk bulaşma alanında olur. bezler. ancak ateş. sadece virüs yayılımı olur. HSV-2 ise genital yol ile bulaşır.2). HSV-1 ile HSV-2 arasındaki antijenik farklılıktan sorumludur. Tablo 3. Latent fazdaki virüsler uygun bir provokasyon ile aksonlar aracılığı ile periferik alana gider. UV ışınlarına maruz kalma sonucu olabilir. Primer enfeksiyon Virüs mukozalardan veya bütünlüğü bozulmuş deriden bulaşır (sağlam deriden virüs bulaşmaz). Rekürransların çoğu asemptomatiktir.İki farklı tip herpes simplex vardır (HSV-1.4 Herpesvirüslerin latent kaldıkları yerlere göre sınıflandırılması Subgrup Alfaherpesvirinae Latent enfeksiyon Nöronlar İsim Human herpesvirus 1 Human herpesvirus 2 Human herpesvirus 3 Betaherpesvirinae Gamaherpesvirinae Böbrekler. fiziksel veya emosyonel stres. ayrıca yenidoğan enfeksiyonlarına sebep olabilir. Bunlardan Glukoprotein G (gG) tipe özgüldür. insanların %80'inden fazlası latent virüs taşımalarına karşın bunların çok az bir kısmında rekürrens oluşmaktadır. Varicella zoster'inki ise benzerdir. HSV-1 enfeksiyonları genellikle orofarenkste sınırlıdır ve virüs ya damlacık enfeksiyonu şeklinde veya infekte tükrükler aracılığı ile bulaşır.

Klinik Bulgular Primer cilt enfeksiyonlarında veziküller ayrı ayrı bulunurlar, rekürrenslerde ise birleşmeye eğilimlidir. Primer enfeksiyonlarda bölgesel lenfadenomegali bulunur. Orofarengeal hastalıklar: Primer HSV-1 enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Semptomatik hastalık genellikle 1-5 yaşındaki çocuklarda görülür. Gingivitis bu yaş grubunda en sık görülen bulgudur, yetişkinlerde primer enfeksiyon genellikle farenjit ve tonsillit şeklindedir. Keratokonjonktivit: Primer enfeksiyon ciddi keratokonjonktivit olarak başlayabilir. Genellikle asemptomatiktir. Semptomatik enfeksiyonda göz kapağında veziküllerin görülmesi ile tanı konulur. Fluoresan boyama ile dendritik ülserler görülebilir. Yenidoğandaki göz enfeksiyonlarından HSV2 sorumludur. Gözün rekürren enfeksiyonlarında dendritik keratit (Şekil 3.3), korneal ülserler veya göz kapaklarında veziküller görülebilir. Çoğunlukla tek taraflıdır. Rekürrensler sırasında körlük görülebilir.

Genital herpes: Genital hastalıklarda asıl etken HSV-2'dir. Primer genital herpes enfeksiyonları ciddi seyididir, yaklaşık olarak 3 hafta sürer. Genital bölgede veziküloülseratif lezyonların görülmesi ile karakterizedir. Kadında ülserleşen daha ağır bir tablo varken, erkeklerde genelde asemptomatik enfeksiyon tarzındadır. Ateş, dizüri, lenfadenopati bu klinik tabloya eşlik edebilir. Sistemik komplikasyonlar görülebilir, ekstragenital lezyonlar ve aseptik menenjit görülebilir.

122

Genital herpetik enfeksiyonların rekürransı sık görülür ancak hafif seyirlidir. Hastalık ortalama 10 gün kadar sürer. Virüs bulaştırılması primer olgulardaki gibi uzun süreli değildir. Kadınlarda daha sık görülür. Perianal enfeksiyonlar: Homoseksüellerde görülür. Anal bölgede veziküllerin gelişimi ile tanı konur, inguinal LAP tanıya yardımcıdır. Deri enfeksiyonları: Sağlam deri HSV'ye karşı dirençlidir. Sağlıklı kişilerde enfeksiyon görülmez. Virüs ancak deri bütünlüğünün bozulduğu durumlarda bulaşabilir (travmatik herpes). Sekonder enfeksiyon yoksa sikatris bırakmadan iyileşir. Bu lezyonlar diş hekimleri ve hastane personelinin parmaklarında (herpetik whitlow) (Şekil 3.4), veya güreşçilerin vücutlarında (herpetik gladiatorum) görülebilir.

Ekzema veya yanık üzerinde oluşan primer herpes enfeksiyonları ağır seyirlidir ve hayati önemi vardır. Ekzema herpetikum kronik ekzema zemininde gelişir, fatal seyredebilir.

123

Ensefalit : HSV-1 enfeksiyonları çocuklardaki sporadik, fatal ensefalitlerin en sık sebeplerinden birisidir. Lezyonlar temporal bölgededir (Şekil 3.6). EEG'de anormal spike'lar, zemin aktivitede yavaşlama, BOS'ta eritmosit görülür. Kesin tanı için beyin biyopsisi yapılmalıdır. Mortalite oranı yüksektir, iyileşenlerde nörolojik bozukluklar sık görülür. Genellikle primer enfeksiyonlarda görülür.

Menenjit: Ensefalitten farkı selim seyirli olmasıdır. Genellikle genital herpese sekonder olarak gelişir. Kural olarak HSV-1 ile ensefalit, HSV-2 ile menenjit meydana gelir. Neonatal Herpes : En çok görülen bulaşma şekli doğum sırasında herpetik lezyonlu doğum kanalından olanıdır. HSV-2 ile meydana gelir. Genital herpesli gebe kadınlarda sezaryen endikasyonu vardır. Neonatal herpes postnatal HSV-1, HSV-2 hastane personeli ve anne tarafından bulaştırılabilir. Neonatal herpes enfeksiyonları hemen daima semptomatiktir. Tedavi edilmeyen olgularda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. Üç kategoride incelenir; 1) lezyonlar deri, göz ve ağızda lokalizedir. 2) lokalize deri lezyonları ile veya yalnız başına ensefalit vardır. 3) merkezi sinir sistemi bulgularının yanında multi-organ tutulumu vardır. Fetusun transplasental enfeksiyonlarında konjenital malformasyonlar görülebilir, ancak çok nadirdir. İmmünsuprese hastalar: Renal, kardiak ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda ciddi herpes enfeksiyonları görülür. Hematolojik malinitesi olanlarda ve AlDS'li hastalarda daha da ağır infeksiyonlar olur.

Laboratuvar tanı
Virüsü izole etmek kesin tanıyı koydurur. Herpetik lezyonlarda multinükleer dev hücrelerin gösterilmesi faydalıdır ancak diagnostik değildir. Asidofilik intranükleer inklüzyon cisimlerinin (Cowdry A) gösterilmesi ile tanı konulabilir. Ensefalitlerde erken tedaviye başlamak için, hızlı tanı amacıyla biyopsi materyallerinde fluoresan antikor testleri uygulanabilir. Antikorlar 2-4 hafta içinde pik yaparlar. Sekonder anamnestik reaksiyonlar nedeniyle tanı değerli değildir. Tedavi Antiviral ilaçlar viral DNA sentezini inhibe ederler. Tedavi sonrasında klinik bulgular düzelebilir ancak, HSV'nin latent kalmasını engellemez. Asiklovir HSV enfeksiyonlarında en etkin kullanılan antiviraldir. infekte hücrelere selektiftir. Latent enfeksiyonlarda tedavi uygulanmaz.

Varicella-Zoster Virüs (VZV)
Hastalık Primer hastalığı suçiçeği (varicella) (Şekil 3.7), rekürren enfeksiyonu zona (gece yanığı)'dır (Şekil 3.8).

124

Önemli Bilgiler Sadece insanlarda hastalık yapar. Yapı ve morfolojik olarak diğer hepresvirüslere benzemesine rağmen antijenik olarak farklıdır.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Virüs damlacık enfeksiyonu ile ve lezyonlar ile direkt temas ile bulaşır. Zonalı hastaların vezikülü ile temas edenlerde varicella gelişir. Herpesvirüslerden farkı çocuklarda çok enfeksiyöz olmasıdır. Dünyada yaygındır.

Patogenez ve İmmünoloji
VZV üst solunum yolu mukozasını infekte eder, sonra kan yoluyla deriye yayılır, bunun sonucunda tipik veziküler döküntüler oluşur. Lezyonların tabanında intranükleer inklüzyonlu multinükleer dev hücreler görülür. İyileşmenin ardından virüsler latent hale geçer, dorsal kök ganglionlarına otururlar. Yaşamın ilerleyen dönemlerinde sıklıkla immünsistem yetmezliğinde veya lokal travmalar sonucunda, virüs aktifleşir ve ağrılı zoster deri döküntülerini yapar. Varicellaya karşı gelişen immünite ömür boyu kalıcıdır, insanlar sadece bir kez suçiçeği geçirir, ancak zona zoster meydana gelebilir.

125

Klinik Bulgular

Varicella
14-21 günlük bir periyodun ardından, ateş ve titreme ile karakterize prodromal semptomlar başlar. Vezikülopapüler lezyonlar gövdeden başlayarak baş ve ekstremitelere yayılır. Döküntüler papüllerden veziküllere, buradan püstüllere dönüşür ve sonunda kabuklanır. Lezyonlar polimorfizm gösterir. Kaşıntı en önemli semptomdur. Çocuklarda hafif seyirli iken erişkinlerde ciddi enfeksiyonlar yapar. Majör komplikasyonları pnömoni ve ensefalittir. Reye sendromu ensefalopati ve karaciğer dejenerasyonu ile karakterize özellikle çocuklara aspirin verilmesi ile ortaya çıkan bir tablodur. EBV, influenza B, Rubeola ile beraber olabilir. Varicella pnömonisi özellikle gebeliğin ikinci ve üçüncü trimestirinde ağır seyirli olabilir. Gebeliğin ilk üç ayında kongenital varisella sendromu (organ hipoplazileri, kortikal atrofi, koriyoretinit) gelişebilir. Ganglion geniculate'yi tutmuşsa Rumsey Hunt Sendromu (Yüz felci, dış kulakta veziküller, 8. Sinir tutulum) gelişebilir. Tablo 3 6 Konjenital Varicella Sendromu
Mikrosefali Hidrosefali Mikroftalmi Optik atrofi Kortikal atrofi Alt ekstremite hipoplazi Mental retardasyon

Zona Zoster
Duyusal sinirlerin innerve ettiği alanlarda ağrılı veziküller ile karakterize bir tablodur. Ağrı haftalarca sürebilir ve postzoster nevralji olabilir. İmmün yetersizlikli hastalarda, pnömoni gibi hayatı tehdit eder nitelikte dissemine enfeksiyonlara sebep olabilir. Laboratuvar Bulgular Tanı klinik bulgular ile konulur. Tzank smear hazırlanarak HSV lezyonlarındaki gibi multinükleer dev hücreler görülebilir. Ayırıcı tanı virüs hücre kültürleri ile konulabilir, spesifik antiserumlar ile idantifikasyon yapılabilir. Laboratuvar hayvanlarında üretilemez. Tedavi Normal hastalarda hem suçiçeği hem de zona da tedavi gerekmez. Sistemik hastalığı olan immün yetersizliği olan hastalarda asiklovir, asiklovire dirençli suşlarda foskarnet kullanılır.

Korunma
İmmünyetmezlikli hastalarda korunma amacıyla Asiklovir kullanılabilir. Profilakside varicellazoster immunglobulin (VZIG) kullanılabilir. Canlı, attenue VZV içeren aşı 1995 yılından beri kullanılmaktadır. Aşı varicella'nın oluşumunu engeller ancak, zona'ya etkili değildir. 1 ile 12 yaşındaki çocuklara tek doz uygulanır. Hastalık geçirmemiş yetişkinlere iki doz uygulanır.

Cytomegalovirüs (CMV)
Hastalık Yenidoğanlarda sitomegalik inklüzyon hastalığı etkenidir. Konjenital anomalilerin en sık sebeplerinden biridir. Heterofil antikorlar negatif mononükleozis, ayrıca immün yetersizliği olanlarda pnömoni yapabilir.

126

Birçok organ etkilenir ve konjenital anomaliler görülür. Böbrek ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda pnomoni ve hepatit 127 . Klinik Bulgular CMV ile infekte olan süt çocuklarının yaklaşık %20 kadarında mikrosefali. Hepatosplenomegali en genel bulgudur. CMV aynı zamanda yıllarca böbreklerde kalabilir. Konak CMV enfeksiyonlarına karşı hem antikorlar aracılığı ile hem de hücresel immünite aracılığı ile defans yapar. En büyük (genetik içerik olarak) herpesvirüsdür. CMV enfeksiyonları T hücreleri inhibe ederek bir immünsüpresif etki yapabilir. İmmün yetersizlikli hastalar dışında çocuklar ve yetişkinlerdeki enfeksiyonları genellikle asemptomatik seyreder. bayılma. Enfekte çocuklar yıllarca idrarla CMV çıkarırlar. Küçük çocuklarda en önemli bulaşma yolu tükrüktür. Gebe kadında primer enfeksiyon gelişir ise fetüs hastalanır. CMV lökositlerde latent kalır ve hücresel immünyetmezliği olanlarda reaktive olur. laterji ve periferik kan yaymasında atipik lenfositler ile karakterize heterofil negatif mononükleoz meydana gelir.Önemli Bilgiler Morfolojik ve yapısal olarak diğer hepresvirüslere benzer ancak. yetişkinlerin yaklaşık %80'inde antikorları bulunur. Hücresel immünite sistemik hastalıkları baskıladığı için daha önemlidir. Ancak en önemli bulaşma yolu transfüzyon ve organ transplantasyonudur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Yaşamın ilk dönemlerinde plasenta. İmmün yetersizlikli yetişkinlerde ateş. Konjenital anomaliler ilk trimesterdeki enfeksiyonlarda gelişir. Patogenez ve İmmünoloji Fetüste multinükleer dev hücreler ile karakterize sitomegalik inklüzyon hastalığı yapar. doğum kanalı ve anne sütü ile bulaşabilir. "Cytomegalo" denilen dev hücreler meydana gelir. sağırlık. CMV dünyada yaygındır. hayvanlardaki CMV suşları insanları infekte etmez. İnsanlar tek doğal konaklarıdır. antijenik olarak farklıdır. Sadece tek bir serotipi vardır. sarılık ve purpura belirtileri olan sitomegalik inklüzyon hastalığı gelişebilir. Annede daha önceden antikorlar varsa fetüs genellikle etkilenmez. Yaşamın ilerleyen yıllarında cinsel yol ile bulaşır.

Sitotoksik T lenfositler B lenfositlere karşı reaksiyona girer. İnsanlar doğal konaklarıdır. körlük ile sonuçlanabilen retinit gelişebilir. Patogenez ve İmmünoloji Enfeksiyon başlangıçta orofarenkstedir. Önemli Bilgiler Virüs oral ve farenks mukoza hücrelerinde ve B lenfositlerde bulunan CD21 reseptörlerine bağlanabilme özelliğindedir. diğer B hücreli lenfomalar ve nazofarengeal karsinomanın da etkenidir.10). Bulaşma ve Epidemiyoloji EBV başlıca tükürük ile bulaşır (kissing disease).bulgularının ön planda olduğu sistemik CMV enfeksiyonu görülebilir. ileri ülkelerde ise ileri yaşlarda (lise çağı) virüs ile bulaşma olur ve enfeksiyöz mononükleoz yapar. Periferik yaymada görülen atipik lenfositler bu T hücrelerdir. Sitomegalik inklüzyon hastalığı olan infantlar idrarları ile virüsü diğer infantlara bulaştırabilirler.VCA (Viral kapsid antijeni): Replikasyonun başlaması ile gelişen virüslere ait yapısal antijendir. Tedavi AIDS’li hastalarda retinit ve pnömoni tedavisinve foskarnetde gansiklovir etkilidir. 4. Aynı zamanda Burkitt lenfoması. HSV ve VZV'den farklı olarak asiklovire dirençlidir. 3. En önemli antijenidir (VCA). ancak daha çok bilineni. AIDS'li hastalarda. 1. Şeffaf bir hale ile çevrelenmiş koyu renkli bir inklüzyon cisimcikleri görülür. 1-2 haftada üretilebilir. bu dönemde B lenfositler infekte olur. Eğer mümkünse organ transplantasyonlarında da CMV negatif donörler seçilmelidir. geç dönemde ortaya çıkan antijendir.LMP (Latent membran proteini): EBNA ile aynı özellikleri taşır. Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde virüs. AIDS'li hastalarda retiniti önlemek amacıyla gansiklovir kullanılabilir. EBV B 128 . Düşük sosyoekonomik gruplarda erken yaşlarda enfeksiyon görülür ve genellikle asemptomatiktir.MA (Membranöz antijen): Yapısal olan. Epstin-Barr Virüs (EBV) Hastalık EBV enfeksiyöz mononükleoz etkenidir.EBNA (Nükleer antijen): Latent dönemde infekte hücrelerce üretilen sitotoksisite uyarıcı antijenidir 2. Korunma Aşısı yoktur. Yenidoğanlara kan transfüzyonu yapılacağı zaman CMV negatif olanlar seçilmelidir. Aynı zamanda AIDS'li hastalarda 'hairy cell' lökoplakia meydana gelebilir. İmmunfluoresans yöntemler ile virüs gösterilebilir. Antijenleri. intranükleerdir ve oval baykuş gözü şeklinde görünümü vardır (Şekil 3. Gansiklovire dirençli olgularda foskarnet kullanılabilir. 5. sonra kan yoluyla yayılır. inatçı diyare görülebilir.EA (Early Antijen): Yapısal olmayan erken dönemde enfekte hücrelerde belirlenen antijenlerdir. çünkü tanı testi olarak kullanılır. Terminal dönemte fatal seyirli enfeksiyöz mononükleoz görülebilir.

Akut enfeksiyonlarda IgM antikorları kullanılır. hayatı tehdit eden enfeksiyonlarda yüksek doz verilebilir. EBV'ye spesifik antikorların ölçülmesi özellikle tanı zorluğu çekilen olgularda kullanılır. ancak teknik olarak zor uygulamalardır. Asiklovir EBV'ye karşı zayıf aktivite gösterir. çünkü ortalama 2 hafta içinde pozitifleşir. EBV enfeksiyonuna karşı immün yanıt ilk olarak VCA IgM antikorlarıdır. Heterofil antikorlar koyun veya at eritrositlerini aglutine eder.lenfositler içinde latent kalır. sirküler yapıdaki birçok kopya sitoplazmada bulunur. lenfadenopati ve splenomegali karakteristik bulgularıdır. bunu VCA IgG'ler takip eder ve ömür boyu kalıcıdır. Laboratuvar Tanı Başlıca iki tip laboratuvar bulgusu vardır. ensefalit de gelişebilir. Korunma Aşısı yoktur. Bu antikorların EBV enfeksiyonu için spesifik olmadığı. Genellikle 2-3 hafta içinde spontan iyileşme olur. Anoreksi ve letarji de sıklıkla bulunur. daha duyarlı olan Mono test kullanılır. Hastalığın erken dönemlerinde VCA IgM antikorları ölçülür. Heterofil antikorlar 6 ay kadar sonra serumda tespit edilemediğinden tedavinin kontrolü amacıyla kullanılır. EBNA'da geçirilmiş enfeksiyonların tanısı açısından faydalıdır. Çapraz reaksiyon veren Forssman antikorları fare böbrek ekstresi ile adsorbe edilip. IgG ise eski enfeksiyonların göstergesidir. EBV DNA'nın birkaç kopyası hücre genomuna integre olurken. immunglobulinler korunmada etkisizdir. VCA IgG ise hafif enfeksiyonların tanısında kullanılır. Kanser ile İlişki Lenfoid orijinli kanserler ile ilişkilidir. yalancı aglutinasyon önlenir. hastalarda lenfositoz vardır. İmmünolojik bulgular. sıklıkla fatal seyirli X'e bağlı immunoproliferatif sendrom gelişebilir. Splenomegalinin nadir komplikasyonlarından olan dalak rüptürü özellikle sportif egzersizler sırasında meydana gelebilir. Tedavi Komplikasyonsuz hastalara antiviral tedavi gereksizdir. EBV'nin kanser oluşumundaki rolü halen açıklığa kavuşmamıştır. 1. Hematolojik bulgular. heterofil antikor testi ile infeksiyoz mononükleozun erken tanısı konulur. Nükleer antijenler fluoresan antikor boyama yöntemi ile gösterilebilir. Timik karsinoma (USA) EBV ile ilişkisi ispatlananlardır. daha spesifik. Tükrük gibi klinik örneklerden EBV izole edilebilir. hepatit B ve serum hastalığında da bulunabildiği unutulmamalıdır. Hepatit sık görülürken. Klinik Bulgular Ateş.7 Atipik lenfosit EPSTEİN-BARR VİRUS • CMV • Toksoplasma gondii • Kızamıkçık virusu • Kabakulak virusu • Viral hepatitler • İlaç reaksiyonları Lenfositleri infekte edebilen virüsler • CMV • HHV 7 • HIV • EBV • HBV HTLV • HHV6 • Kızamık 129 . Tablo 3. İmmün yetmezliği olanlarda ciddi. Spesifik antikorlara ek olarak nonspesifik heterofil antikorlar da saptanabilir. Nazofarengeal karsinoma (Çin). İyileşmeden sonra çok kısa bir süre içinde serumda kaybolduğundan hafif enfeksiyonlarda faydalı değildir. Bu amaçla tüp testine (Paul Bunnel) göre daha ucuz. Bunlar geniş lobuler nükleusa ve vakuollü bazofilik sitoplazmaya sahip sitotoksik T lenfositlerdir. Burkitt lenfoması ve diğer B hücreli lenfomalar (Afrikalı çocuklarda). boğaz ağrısı. Burkitt lenfomasında EA saptanabilir. 2. formül lökositte %30'un üzerinde atipik lenfosit saptanır.

130 .

Smalpox (çiçek): Etkili aşılama sonucunda dünyadan eradike edilmiştir. DNA virüs olmasına karşın intrasitoplazmik replikasyon gösterirler. vaccinia virüsü ve molluscum contagiosum virüsüdür. Variola virüsü dünyadan silen canlı atenüe aşının içindeki virüsdür. 131 . skatris bırakarak iyileşirler. tüm döküntüler aynı dönemdedir. Poksivirüs Poksivirüsler en büyük ve kompleks yapılı virüslerdir. Lezyonlarda Guernieri inklüzyon cisimcikleri yaparlar. Biyolojik silah olarak önemi vardır. HHV 6 aynı zamanda çocuklarda döküntülü enfeksiyona sebep olur (roseola veya exanthema subitum) (Şekil 3. ancak HHV 6'nın lenfoproliferatif hastalıklara neden olduğu saptanmıştır.Timus karsinomu Primer hepatosellüler karsinom (x proteini) Selim cilt tümörü Servikal karsinom İlişkili olduğu kanser Diğer herpesvirüsler Human Herpesvirüs 6 ve 7 T lenfositlerini infekte eder. HHV 8'in AlDS'li homoseksüellerde epidemik olarak bulunduğu ve Kaposi sarkomu ile ilişkisi bilinmektedir.18. Nazofarinks karsinomu.12). çok odacıklıdır. B ve T hücreli lenfoma Hodgkin lenfoma.Tablo 3. Su çiçeğinden farklı olarak cilt lezyonları. Bu virüsler hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Bu virüsün DNA yapısı daha çok EBV'ye benzer ve bu nedenle primer hedefinin lenfositler olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle Kaposi sarkomu ile ilişkili herpesvirüs (KSHV) olarak isimlendirilir. Vaccinia virüs. Medikal önemi olanlar çiçek virüsü (smalpox).8 İnsan tümör virüsleri ve ilişkili olduğu tümörler Virüs tipi DNA virüsleri Human papilloma virüs tip 16 . 31 EBV Hepatit B virüsü Molluskum kontagiosum virüsü HSV-2 RNA virüsleri HTLV-1 HTLV-2 HCV Erişkin akut T hücreli lenfoma Tüylü hücreli lösemi Primer hepatosellüler karsinom Servikal kanser (E6 ve E7 proteini) Burkitt lenfoma.

Özellikle çocuklar arasında yaygındır. Bulaşma ve Epidemiyoloji Adenovirüsler aerosoller. İmmün yetersizliği olan hastalarda adenovirüsler herpesvirüsler kadar başbelasıdır.Molluscum contagiosum: Deri ve mukozaların küçük. Kapsidinin her 12 alt biriminden bir fiber çıkar. gastrointestinal sistem ve konjunktivalar gibi birçok organın mukozalarının enfeksiyonudur. Orf: Koyunlardan bulaşan. konjunktivit ve pnömoni gibi üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurlar. pembe. Keratokonjunktivit. Bazı serotiplerinin özel hastalıklardan sorumlu olduğu gösterilmiştir. 4.13). ancak insanlarda tümör oluşumu ile ilişkisi gösterilememiştir. Fiber proteinleri (hemaglutinin) tipe spesifik antijenleridir ve bugüne kadar 41 değişik antijenik tipi gösterilmiştir. İmmün sistemi sağlam olanlarda birkaç ay içinde kendi kendine iyileşir. ve 21 solunum sistemi hastalıkları. Bazı serotipleri (özellikle 12. hemorajik sistit ve gastroenterit de sorumlu olduğu enfeksiyonlar arasındadır. Örneğin. Sistemik tedavisi yoktur. 18 ve 31) farelerde sarkom oluşturur. Tedavi lezyonların küretajı ile yapılır. Önemli Bilgiler Adenovirüsler kapsülsüz çift sarmal lineer DNA ve izosahedral nükleokapsid yapısına sahiptirler. Fekal-oral yol çocuklardaki en yaygın görülen bulaşma şeklidir. folliküler konjunktivit. tip 11 ve 21 akut hemorajik sistit ve tip 40 ve 41 infantil gastroenterit etkenleridir. Adenovirüsler dünyada yaygındır. Lezyonlar krater tarzındadır ve içinde beyaz renkli bir içerik taşır. özellikle askerler gibi sıkışık yaşamda salgınlar yapabilirler. papüler. Adenovirüslerin insan enfeksiyonlarına spesifik antijenleri hexon proteinleri üzerinde lokalizedir (Şekil 3. hemorajik büllöz lezyonlarla karakterize bir hastalıktır (Koyun kaşıntılı hastalığı). Virionlarından ayrılan fiberlerin insan hücreleri için toksik olduğu gösterilmiştir. Özellikle transplant hastalarında fatal seyirli pnömoniler yapabilir. Yakın temas ile bulaşır (seksüel temas dahil). Fiberler organlara tutunmada görevi olan hemaglutininlerdir. 132 . 3. Nötralizan antikorlara bağlı gelişen immünite tipe sipesifiktir ve yaşam boyu devam eder. 7. fekal-oral yol ve konjunktivalara direk inokülasyon gibi değişik yollarla bulaşabilir. Adenovirüsler Hastalık Adenovirüsler farenjit. siğil tarzında bening tümörleridir. 8 ve 9 epidemik keratokonjunktivit. Patogenez ve İmmünoloji Adenovirüsler solunum sistemi. Hayvanlarda hastalık yapan adenovirüsler insanlara bulaşmazlar.

Epidemik keratokonjunktivit iatrojenik hastalıktır. Ancak bazı serotipleri belirli dokularda enfeksiyon yaparlar. HPV'nin 100'den fazla serotipi vardır. HPV-16-18 gibi bazı tipleri serviks kanseri etkenidir. Korunma 4. Ancak serviks ve penis üzerindeki HPV enfeksiyonları kanserleşebilir (Condyloma acuminata). 7 ve 21 suşları için canlı atenue olmayan aşısı vardır ancak sadece orduda kullanılmaktadır. Örneğin. Tedavi Bilinen antiviral tedavisi yoktur.14). Tedavi semptomatiktir.HPV 16 yüksek. farengokonjunktival ateş ve akut respiratuvar hastalık yaparlar. Adenovirüs enfeksiyonlarının çoğu kendi kendine iyileşir. Hemorajik sistitte hematüri ve dizüri belirgin semptomlardır. HPV 18 çok yüksek riske sahiptir. genital siğillerden en sık HPV-6 ve HPV-11 sorumludur. Laboratuvar Tanı Tanı için hücre kültürlerinde virüsün üretilmesi veya spesifik antikorların iki hafta ara ile 4 kat arttığının gösterilmesi gerekmektedir. Siğiller beningdir ve malignleşmez. Bu vakuoller patognomoniktir. derideki siğillerden HPV-1-4 sorumlu iken (Şekil 3. 133 . Patogenez ve İmmünoloji Papillomavirüsler skuamoz epitel hücrelerini enfekte eder karakteristik sitoplazmik vakuoller (koilositoz) oluşturur.Klinik Bulgular Farenjit. Papovavirüsler Serolojik açıdan papillomavirüsler ile polyomavirüsler olmak üzere iki farklı cins altında toplanırlar. E6 ve E7 genleri kansinojeniktir. İki yaşın altındaki çocuklarda kan bulunmayan gastroenteritler yaparlar. özellikle göz muayeneleri sırasında aseptik şartlara uyulması ve ellerin yıkanması ile bulaşma önlenebilir. Enfeksiyonların yarısından çoğu da asemptomatiktir. Papillomavirüsler Hastalık Papillomavirüsler siğiller gibi skuamöz hücrelerin bening tümörleri olan papilloma etkenidir. Alt solunum yollarında ise bronşit ve atipik pnömoni etkenidir. Önemli Bilgiler Papovavirüs ailesindendir ve polyomavirüsler ile SV40 virüslere benzerler fakat daha büyük genoma sahiptir.

Genital siğiller en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıklardır (Şekil 3. 134 . Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Tedavi lezyonlara cerrahi veya topikal asetilsalisilik asit uygulanması ile yapılır. Derideki siğiller çocuklar ve genç erişkinlerde daha yaygın iken. BK virüs solunum yolu enfeksiyonları ile böbrek epitel hücrelerini enfekte etme özelliği vardır.Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma deri-deri teması ile olur (seksüel geçiş). Tanı genellikle klinik olarak konulur.15). JC virüs Progresif multifokal lökoansefalopati (PML) etkenidir. ileri yaşlarda geriler. Lezyonlarda koilositozun görülmesi tanıyı kesinleştirir. Polyomavirüsler Bu grup içinde simian virüsü 40 (SV40) ve insan virüsleri olan BK ve JC virüsleri bulunur. Hayvanlardaki siğiller insanlar için bulaştırıcı değildir.

Eritema infeksiyozum (Beşinci hastalık). Kronik B19 enfeksiyonu: Özellikle HIV enfeksiyonlularda olmak üzere immün yetersizliği olanlarda meydana gelir.9 Virüsler ve insanlarda oluşturdukları kanserler Virüs ailesi Papovavirüsler Virüs Human papillomavirüs İnsanda meydana getirdiği kanser Genital tümörler Skuamoz hücreli karsinom Orofarengeal karsinom Herpesvirüsler EB virüs Nazofarenks karsinom Afrika Burkitt lenfoması B hücreli lenfoma Hepadnavirüsler Retrovirüsler Flavivirüsler Hepatit B virüs HTL virüs Hepatit C virüs Hepatosellüler karsinom Yetişkinin T hücreli lösemisi Hepatoselüler karsinom 135 . Transplasental bulaşmada görülebilir. Bir diğeride kan damarlarındaki endotel hücreleridir. Tedavi Spesifik tedavisi yoktur. hayvanlarda enfeksiyon yapan suşlar insanlara bulaşmaz. Genom negatif DNA'dır. Eklem bulguları romatoid artriti taklit edebilir. 3. Sorumlu olduğu enfeksiyon gösterilememiştir. artropati yıllarca sürebilir. aplastik kriz (özellikle orak hücreli anemililerde) ve hidrops fötalis (Fetal enfeksiyon) etkenidir. Patogenez ve İmmünoloji B19 başlıca iki tip hücreyi enfekte eder. Yüzde tipik döküntü. Üçüncü trimesterde meydana gelen enfeksiyon klinik tablo yaratmaz. Klinik Bulgular Dört klinik tipi vardır 1. bu da eritema infeksiyozumdaki döküntülerin sebebidir. adenovirüs varlığında gelişebilir. Eritema infeksiyozum (tokatlanmış çocuk sendromu. Fetal enfeksiyonlar: Gebe kadın birinci ve ikinci trimesterde enfekte olursa. Bulaşma ve Epidemiyoloji Başlıca solunum sistemi yoluyla bulaşır. Fetal ölüm ve hidrops fetalis meydana gelebilir. eller ve dirsekler olmak üzere eklem tutulumları önemlidir. Son yıllarda Adenoassociated virüs denilen bir parvovirüs insanlarda rastlantısal olarak tespit edilmiştir.Parvovirüsler Hastalık Parvovirüslerin insanlardan enfeksiyon yapan tek suşu Parvovirüs B19'dur. beşinci hastalık). Sadece tek serotipi vardır. Özellikle okul yaşındaki çocukları tutar. Virüs detektif bir parvovirüsdir. Bunlardan birincisi kemik iliğinde eritrositlerin prekürsör hücreleridir ve aplastik krizlere neden olur. Standart immunglobulinler immünyetmezliği olan hastalarda faydalı olabilir. Tablo 3. Parvovirüs B19'un konjenital anomali yaptığı gösterilememiştir. Aplastik krizler: Orak hücreli anemi. Kan donörleri de önemli bir kaynaktır. 2. talassemililer ve sferositozu olanlarda geçici ciddi aplastik anemi olur. İnsanlar tek kaynaktır. virüs plasentaya geçip fetusu enfekte eder. Laboratuvar Tanı B19'a karşı gelişen IgM antikorlarının tespit edilmesi ile tanı konur. B19 ile enfekte olan yetişkinlerdeki immünkompleksler döküntü ve artritleri meydana getirir. Önemli Bilgiler Çok küçük tek sarmal DNA virüsüdür. Dünyada yaygındır. Virüs boğaz sürüntüsünden elde edilebilir ancak sık kullanılan bir yöntem değildir. 4. Artrit ve atrofatiler ile karakterizedir.

HBxAg 136 . HBcAg ve HBeAg 3. DNA polimeraz 4.X bölgesi. Kor içinde DNA bağımlı DNA polimeraz (revers transkriptaz) vardır. Kısmi çift sarmal DNA yapısındadır. Genomda dört önemli gen bölgesi bulunmaktadır (Şekil .17).S bölgesi. HBsAg 2. Replikasyon Virüsün genomu tamamlanmamış çift sarmal DNA dan yapılmıştır. Zarfı yüzey antijen denilen (HBsAg) bir protein taşır.Hepatit B Virüsü Hastalık B tipi viral hepatit etkenidir. Zarflı ancak etere dirençlidir. Hepadnavirus ailesinin üyesidir.C bölgesi . Bunlardan 22nm çapında sferik ve 22nm çapında flamenter yapıda olanlar infektif olmayan. 1.P bölgesi. 42 nm çapındaki ise infektif partikülleridir (Dane partikülü) (Şekil 3.18). Eksik olan + zincir (S zinciri) replikasyon sırasında tamamlanır. Virüs eksik zincirini enfeksiyon alanında tamamlamak için reverse transkriptaz taşır. Hasta serumları incelendiğinde üç değişik partikül görülür. Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal konaklarıdır. Replikasyon sonrasında ise yeni viryonun genomuna ait S zinciri tamamlanamadan genomun kapsidi yapısını tamamlar ve böylece yeni virüslerinde S zincirleri eksik kalır.

Bunu antikor yanıtının gelişmesi (Anti-HBs) izler ve hastaların çoğu iyileşir. Bu antijen de C geninin Pre-C başlangıç noktasından başlayarak yapılır. Horizontal yol: Aralarında cinsel temas veya kan teması bulunmayan sıkışık yaşam şartlarındakilerde gelişen bir yoldur. yaşlı bakım evleri. Middle (M). Subklinik ve anikterik akut enfeksiyon geçirenlerde kronikleşme daha sık görülür. tatuaj. Genomun Pre-S1 geni L proteinini. hepatositler parçalanır ve hepatit gelişir. Vertikal yol: Perinatal bulaşmada transplasental bulaşma nadirdir. uyuşturucu bağımlıları (intravenöz). Türkiye'deki en sık görülen bulaşma yoludur. CD8 T lenfositlerinin hedefi bu hücrelerdir. HBsAg'nin glikoproteini a. partner sayısı arttıkça hastalığın bulaşma ihtimali de artar. Eğer hastaların hücresel immünitesi iyi ise infekte hepatositler yıkılır ve virüs temizlenir. w. Bu determinantlar nedeniyle serotipler oluşmaktadır. y. Pre-S2 bölgesinin karaciğer hücreleri üzerindeki polimerize human serum albumin reseptörlerine bağlandığı bilinmektedir. L ve M proteinlerinin hepatositlere bağlanmada rolü olduğu gösterilmiştir. Böylece akut hepatit tablosu ortaya çıkar. r determinatlarından oluşmaktadır. S geni ise S proteinini kodlar. Ayrı başlangıç noktalarından kodlanmalarına bağlı olarak Large (L). hemodiyaliz. Bulaşma doğum sırasında meydana gelir. HBsAg'de en çok bulunan proteindir. HBeAg pozitif gebelerde bulaşma hemen hemen kaçınılmazdır. Hem Dane partiküllerinin hem de infektif olmayan partiküllerin üzerinde bulunur. akut dönemdeki hepatit B'li bir hastanın kronikleşme riskinin az olduğu yönünde bir bulgudur. HBeAg MHC class I antijenler tarafından sunulan antijendir. Anti-Pre-S2 antikorları HBsAg negatifleşmeden pozitifleştiği için. HBsAg üç farklı proteinden oluşur. İyileşen olgularda Anti-HBe gelişmeye başlar. 137 . Parenteral yol: Kan ve kan ürünleri aracılığı ile bulaşır. kışlalar en önemli örneklerdir.Tablo 3. Small (S) proteinlerden oluşur. S proteini. manikür. Aile içi. Bunların bir kısmı hepatositlerin endoplazmik retikulumunda değişikliğe uğraması ile suda eriyebilir HBeAg oluşur. konjunktival girişimler bulaşmada önemli faktörlerdir.10 Hepatit virüslerinin özellikleri HAV Genom Aile Bulaşma RNA Heparnavirüs Fekooral HBV DNA Hepadnavirus Cinsel Parenteral HCV RNA Flavivirü s Parenter al Cinsel? 1-6 ay Sinsi Var Düşük Yok Yok HDV RNA Deltavir üs Parente ral Cinsel? 1-2 ay Ani Var Yüksek Yok Yok HEV RNA Calisivirüs Fekooral Kuluçka devri Başlangıç Kronikleşme Fulminan hepatit riski Pasif bağışıklık Aşı 2-6 hafta Ani Yok Düşük Standart immünglobulin Ölü 2-6 ay Sinsi Var Düşük Hiper immünglobulin Rekombinant 2-6 hafta Ani Yok Gebelerde yüksek Yok Yok HBsAg: ilk pozitifleşen marker HBsAg'dir. hastaneler. HBcAg: HBV'nin "core" bölgesinin antijenidir. Aynı gen bölgesini kullanmaları nedeniyle HBcAg'nin serumdaki göstergesidir denebilir. ana okulları. hastalık kronik hale geçer. Özellikle homoseksüel ilişki ile sıklığı artar. ancak karaciğer iğne biyopsisi ile gösterilebilir. Patogenez ve İmmünoloji Sitotoksik T hücrelerin aktivitesi sonucunda. HBsAg'nin 6 aydan uzun süre pozitifliğinin devam etmesi kronik hastalık lehinedir. Seksüel temas: Cinsel ilişki ile bulaşır. akupunktur. kan ve kan ürünü transfüzyonu. Ancak tüm HBV suşlarında a determinantı bulunması nedeniyle aşıların hepsi ile immünizasyon sağlanmaktadır. Replikasyonun sürdüğü kronik olgularda HBeAg pozitifliğini korur. Ancak yetersiz yanıt varsa. Bunlarda bulaştırıcılık fazladır. Kontamine iğneler. Bulaşma ve Epidemiyoloji Hepatit B'nin başlıca bulaşma yolları. Pre-S2 geni M proteinini. d. Serumda saptanamaz. Bulaştırıcılığın göstergesidir.

Ekstrahepatik bulgular sıktır. Hastalarda akut karaciğer nekrozu ve ensefalopati vardır. Gastrointestinal sistem bulguları ön plandadır. kemik iliği. Özellikle ürtiker. DNA polimeraz. Derin ikteri olan hastalarda kaşıntı bulanabilir. hastalarda konstipasyon görülür. Tablo 3.11 Hepatit B serolojisi Başlang ıç HBsAg Anti-HBs Anti-HBc IgM Anti-HBc-lgG HBeAg Anti-HBe ALT Pozitif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Çok yüksek Pencere Negatif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Belki biraz İyileş me Negati f Pozitif Negati f Pozitif Negati f Pozitif Norm al Kronik Aktif Persistan Pozitif Negatif Negatif Pozitif Pozitif Negatif Yüksek Kronik Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Az yüksek Taşıyıcı Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Normal Aşılı Negatif Pozitif Negatif Negatif Negatif Negatif Negatif 138 . ancak çok güvenilir değildir. Hepatit B bir karaciğer hastalığıdır. İkterik olgularda hem direkt hem de indirekt bilirubin yükselir. Klinik Bulgular İnkübasyonu 6 aya kadar uzayabilir. Akut enfeksiyonda genellikle başlangıç hepatit A kadar gürültülü değildir. ancak ekstrahepatik bulgularda gösterir. HBcAg gibi). HBV karaciğer dışında monositler. safra kanalı epitellerinde de enfeksiyon oluşturur ancak buralarda replike olamaz. dalak. artrit gelişebilir. Olguların sadece 1/4 kadarı ikterik enfeksiyon geçirir. Olguların ortalama %1 kadarında fulminan hepatit görülür. Hastanın serolojisi tablo 6'da ve şekil 3. Laboratuvar Bulgular ALT seviyesi üst sınırının 10 katını aşanlar ve deRitis oranı (AST/ALT) 1'den küçük olanlar akut hepatitli kabul edilirler.21 gösterilmiştir.HBeAg viral replikasyonun göstergelerinden biridir (HBV-DNA. eklem ağrıları. üre normalin altına iner. amonyak artar ve PTZ yükselir. böbrek. pankreas. Çok yüksek olan ALT ve AST değerleri hızla düşer.

139 .

Delta Hepatiti (HDV) HDV dünyada yaygındır ancak özellikle Afrika. Orta Doğu ve Güney Amerika ülkelerinde prevalansı yüksektir. 140 . HBV gen üretimi ile yarıştığı için. HDV. HBsAg delta virüsü için bir zarf gibi davranır. enfeksiyonları sırasında hepatit B markerları azalır. ancak süperinfeksiyonları sırasında daha da kısa olabilir. Multipl transfüzyon alanlar. intravenöz uyuşturucu bağımlıları ve bunlarla yakın temasta olanlar yüksek risk grubunu oluşturur. HDV enfeksiyonu HBV replikasyonuna (HBsAg üretilmesi) bağlıdır. Primer bulaşma yollarının HBV ile benzerlik gösterdiği görülmektedir. İnkübasyon periyodu 2-12 haftadır.

aylarda uygulanır ise %95 üzerinde koruyuculuk sağlar. ikincisi ise özellikle ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerinde kan ve kan ürünleri ile bulaşma şeklidir. İnterferon ya tek olarak veya bazı tedavi protokollerinde Lamivudin ile kombine edilerek kullanılabilir. 6. %10 kadarı kronikleşir. 1. sigara içenlerde. hepatit B'li hastalarda yakın temas ile bulaşma. Tedavi Erişkinlerde tüm HBV'li hastaların yaklaşık olarak %90'ı iyileşirken. Mümkün olduğunca herkes aşılanmalıdır. 1 yıl ve 2 yıllık sürelerde kullanılır. Tedavide interferon alfa 6 ay. tek ALT piki oluşur. hastalarda iki defa ALT piki oluşur. Süperenfeksiyon kronik hepatit B'li hastalarda görülür. hastaların büyük bölümü iyileşir. Hepatit aşıları içinde sadece HBsAg bulunduğundan gebeler de dahil olmak üzere herkese uygulanabilir. Şişmanlarda. Korunma Plazma kaynaklı veya rekombinan aşılar 0. Çocuklarda bu oran tersinedir. Kronik hepatit kronik aktif ve kronik persistan olmak üzere ikiye ayrılır. Yenidoğanlarda anne HBsAg'li ise hem aşı hem de hiperimmunglobulin uygulanır. hastada klinik bulguların bulunmadığı sadece HBsAg taşıyıcılığı ile karakterize kronik taşıyıcılarda vardır. erkeklerde ve yaşı ileri olanlarda immünite sağlanamayabilir.İki tür HDV enfeksiyonu vardır. Karaciğer enzimlerinin normal olduğu. 141 . Dünyada iki tip HDV enfeksiyonu epidemiyolojisi vardır. Koenfeksiyon hastalarda akut viral enfeksiyonun ardından gelişir. Birincisi Akdeniz ülkelerinde görülen. Son yıllarda Lamivudin'in tek olarak kullanıldığı protokoller de uygulanmaktadır. hastaların büyük çoğunluğu kroniklesin HDV enfeksiyonu tanısı hastalarda anti-HDV IgM antikorlarının gösterilmesi ile konulur.

A grup antijenidir. nöraminidaz ise koruyucu mukus tabakayı sulandırarak. geçmişteki patojenitesi yüksek kuş gribinin uluslararası yayılımı böyle açıklanmaktadır. Böyle bir olay. Hastalık. Hastalık Dünyada grip pandemileri yapan virüslerdir. Birçok hayvan (kuşlar. ülkeden ülkeye canlı kümes hayvanlarının ticareti aracılığıyla yayılabilir. İnfluenza B'de salgın yapabilir ancak influenza C salgın yapmaz. Bulaşma ve epidemiyoloji Virüs damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır.RNA VİRÜSLER İnfluenzae Virüsler Ortomyxovirus grubundandırlar. minör değişiklikleri gösterir. göz infeksiyonları. Kuş gribinin. domuzlar) influenza A virüsünü taşırlar ve insanlarda büyük epidemilerin oluşmasını sağlayan antijenik değişimlerin kaynağıdırlar. Önemli bilgiler Zarflı. patojenitesi yüksek kuş gribi çok daha önceden. Kuş gribi: Bu hastalık. İnsandaki olgular. gerekse kronik tıbbi sorunları olanları etkilemiştir. Antijenik drift. Patojenitesi yüksek olan kuş gribi viruslarının yabanıl kuş topluluklarında bulunmadığı. H5 ya da H7 alt tipindeki patojenitesi düşük olan kuş gribi viruslarının. çoğul organ yetersizliği. kümes hayvanları arasında patojenitesi yüksek kuş gribi salgınlarıyla eşzamanlı olarak görülmektedir. H5N1 suşunun sağlık çalışanları. H3N2 ise hemaglutinin ve nöraminidaz'ın tipleridir. Kuşa özgü influenzavirus H5N1 ile oluşan insan infeksiyonunun klinik gidişine ilişkin yayımlanmış bilgiler sınırlıdır. Göçmen kuşlar da virusu uzaklara taşıyabilir. ancak her yıl farklı ülkelerde salgınlar yapabilir. özellikle patojenitesi yüksek formla oluşan salgınların. kümes hayvanları arasında yayıldıktan sonra geçirdikleri mutasyonlarla yüksek patojenite kazandıkları kabul edilmektedir. kontrol altına alınması çok güç olabilir. Zarflarının üzerinde iki farklı çıkıntı vardır. Antijenik shift. tavukçuluk yapanlar ve tavuk imha ekiplerinde çalışanlarda insandan insana çok sınırlı bir biçimde de olsa bulaşabildiği anlaşılmaktadır. Evcil ördeklerdeki infeksiyon ise tıpkı tavuklar. helikal yapıda nukleokapsidi olan. Büyük pandemilerden inluenza A sorumludur. lenfopeni. influenzavirus A'ya bağlı olarak genellikle kuşlarda ortaya çıkar. Daha sonrakiler virüsün izole edildiği yer ve zamanı gösterir. ilk kez 1961'de Güney Afrika'da balıkçıllardan izole edilmiş olmakla birlikte. Hemaglutinin konak hücrelere tutunmayı sağlarken. yeşilbaş ördeklerdir ve enfeksiyona en dayanıklı olan kuşlar da bunlardır. öksürük ve kas ağrıları). A/Johannesburg/94 (H3N2) influenza virüsünün yazılışını gösterir. 1997 Hong Kong salgınında hastalananlarda gripteki gibi tipik belirtiler (ateş. Virusları çok uzaklara taşıyabilmelerine ve dışkılarıyla çıkarmalarına karşılık. Grip özellikle kış aylarında meydana gelir. Paramyxovirüslerden segmenter RNA'ları bulunması ile ayrılırlar. reseptörler ortaya çıkarır. "Myxo" denilince musinler (glikoprotein) ile etkileşen virüsler anlamını taşır. atlar. İnfluenzae A ile pandemiler her 10 ile 20 yılda bir meydana gelir. bölgesel enfeksiyonlardan sorumludur. Dünyadaki büyük epidemiler virüsün yüzeyindeki bu reseptörleri değiştirmesi sonucunda ortaya çıkar. H1N1 ve H3N2 influenza A'nın en bilinen suşlarıdır ve son zamanlardaki aşılarda sıkça kullanılmaktadır. pnömoni. karaciğer enzim düzeylerinde yükselmeler ve pıhtılaşma bozuklukları gibi belirti ve bulgular bildirilmiştir. Kuş gribi virusunun doğal rezervuarı. Hemaglutinin ve nöraminidaz. boğaz ağrısı. segmenter tek sarmal RNA virüslerdir. bir grip pandemisinin başlangıcı da olacaktır. tavuklar. ilk kez 1878'de italya'da tanımlanmıştır. genomda majör değişimdir ve her 10-11 yılda bir meydana gelen büyük salgınlardan sorumludur. Zaman içinde daha çok insan infekte olup bunlar bir de insana ve kuşa özgü influenzavirus suşlarıyla aynı anda infekte olurlarsa. gerek önceden sağlıklı erişkin ve çocukları. Salgın. bu insanlar insandan insana kolayca bulaşmayı sağlayacak insan genlerine sahip olan yepyeni bir alt tipin yoğrulduğu bir hamur teknesi gibi işlev görebilir. iki tip antijen değişimi vardır. yalnızca hafif ve kısa süren bir hastalık geçirirler. akut sıkıntılı solunum sendromu (ARDS). 142 . İnfluenzavirus A H5N1. kazlar ve benzeri kümes hayvanlarındaki gibi öldürücüdür. özellikle gelişmekte olan ülkelerde kümes hayvanları endüstrisi ve çiftlik sahipleri üzerindeki etkileri son derece yıkıcı olabilir. aile bireyleri. Kuş gribi salgınları bir ülkenin içine yayılacak olursa. bakteriyel superenfeksiyonlar eklenirse yaşlılarda ölümler görülebilir. hindiler.

Tek bir serotipi vardır. Ayrıca sekonder bakteriyel enfeksiyonlar. 143 . Patogenez ve İmmünite Üst solunum yollarının enfeksiyonunun ardından virüs kana geçer ve RES hücrelerini infekte eder. Dünyada yaygındır. Birkaç gün sonra yüzden başlayarak aşağıya doğru yayılan döküntüler görülür (Şekil 3. IgG tipi antikorlar viremi sırasında virüslerin nötralizasyonunda rol oynarsa da. Bakteriyel superenfeksiyon gelişmemiş ise semptomlar spontan olarak 4-7 günde geriler. Laboratuvar tanı Tanı büyük çoğunlukla klinik bulgular ile konulur. Miyalji gibi sistemik bulgular dolaşan sitokinlere bağlıdır. miyalji. Kızamık Virüsü(MEASLES) Kızamık etkenidir. Her aşıda 3 suş bulunur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma prodromal dönem ile döküntünün başladığı birkaç gün içinde damlacık enfeksiyonu yoluyla olur. İnfluenza B ve suçiçeği gibi viral enfeksiyonlarda ateşin düşürülmesi için kullanılan aspirin patogenezde rol oynar. hücresel immünite daha önemlidir. Daha sonra kan yoluyla deriye yayılır. Solunum yollarında nekroza yol açmaz. Koplik lekeleri tanıda önemli bir bulgudur. İmmünite salgısal IgA'ya bağlıdır. influenza virüse bağlı pnömoni interstisyel tiptedir. Anneden antikorların plasenta aracılığı ile geçmesi nedeniyle infantlar 6 ay süresince korunma altındadır. Bir müddet sonra döküntüler ortaya çıkar.Patogenez ve İmmünite Enfeksiyon üst ve alt solunum yollarında lokalize kalır. baş ağrısı ve öksürük gelişir.22). böylece hücresel immün sistemde baskılanma görülür. Enfeksiyon sırasında geçici hücresel immünite depresyonu görülür. influenzae A ve B'ye birlikte etkili olan oseltamavir'dir. Nadir görülen komplikasyonu ensefalopati ve karaciğerde dejenerasyon ile karakterize Reye sendromudur. konjunktivit (fotofobi). Hastalığı geçirenlerde yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. sistemik bulgulara rağmen nadiren viremi olur. yaşlı ve immün sistemi bozuk olanlardır. PPD deri testi negatifleşebilir ve tüberküloz reaktivasyonu görülebilir. Amantadin sadece influenza A'ya etkilidir. Korunma ortalama 6 ay kadardır. öksürük ile karakterize prodromal şikayetler görülür. Döküntüler sitotoksik T hücrelerinin kızamık ile infekte olmuş derideki vasküler endotel hücrelerini etkilemesi sonucunda gelişir. Korunma Ölü influenza A ve B aşıları kullanılmaktadır. Hücre kültürleri ve antikor titresindeki yüksekliklerin gösterilmesi de gerçek tanının konması için yardımcıdır. IgG gelişir ancak koruyucu özelliği azdır. bunlardan ikisinin A birinin B susu olmasına dikkat edilir. Nadir olarak subklinik kızamık görülebilir. korunmanın sürekli olması için her yıl aşılamanın yapılması gerekmektedir. ateş. Virüsün hedef hücreye penetrasyonunu veya virüsün kılıfından soyulmasını engeller. Sitotoksik T hücrelerin de koruyucu etkisi vardır. Burada antikora bağımlı vaskülitin rolü vardır. Aşı her yıl yeniden formüle edilir. 2-3 yılda bir büyük epidemiler yapar. Bulantı ve kusma da eşlik edebilir. Klinik Bulgular Ortalama 2 haftalık bir inkübasyon periyodunun ardından ateş. AIDS gibi hücresel immün sistem bozukluğu olanlarda hastalık ölümcül seyreder. Başlıca endikasyonu bilinci kapalı. Klinik bulgular 24-48 saatlik inkübasyonun ardından. burada tekrar replike olur. burun akıntısı. Guillain-Barre sendromu görülebilir. Multinükleer dev hücreler (Warthin Finkeldey dev hücreleri) lezyonlarda görülür. Kızamık virüsü makrofajların yüzeyinde bulunan IL-12 üretiminden sorumlu olan CD46 reseptörlerine bağlanır. Tedavi Amantadin hem tedavi hem de korunmada kullanılmaktadır. Önemli Bilgiler Paramyxovirüs ailesindendir. Gelişmekte olan ülkelerde malnütrisyonlu çocuklardaki enfeksiyonlar sağlıklı olanlara göre daha ağır seyirlidir. Zarfının üzerinde hemaglutinin ve hemolitik aktivite gösteren iki tip antijeni bulunur.

kalıcı sekel oranı ise %40'tır. Ölü aşıların kullanılmamasından artık atipik kızamık yetişkinlerde görülmemektedir. attenüe aşılar ile korunma sağlanır. Enkübasyon periyodunun erken dönemlerinde immünize olmamışlarda standart immünglobulin kullanılabilir. Günlerce süren ciddi bir klinik tablo oluşturur. Canlı. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Mortalite %10. Kızamığa bağlı primer dev hücreli veya sekonder bakteriyel pnömoni gelişebilir.12 Yavaş virüs enfeksiyonları Yavaş virüs enfeksiyonları Subakut sklerozan panensefalit Progresif multifokal lökoensefalopati Progresif Rubella ensefaliti HIV ensefalopatisi Virüs tipi Kızamık Polyoma JC Kızamıkçık HIV Ölü aşı verilmiş veya hafif enfeksiyon geçirmiş kişilerde atipik kızamık gelişir. çünkü maternal antikorlar virüsü nötralize eder ve immün yanıt düşebilir. Dokularda intranükleer ve intrasitoplazmik inklüzyon cisimcikleri oluştururlar. Aşı ile etkili korunma sağlanır ve yan etkisi çok azdır. Mumps Virüs Kabakulak etkenidir 144 . Hücre kültürlerinde virüsün izolasyonu mümkündür ancak.Ciddi komplikasyonları vardır. Tablo 3. Hasta bulaştırın değildir ve virüs izolasyonu yapılamaz. Genellikle 15 aylık çocuklara rubella ve mumps aşısı ile birlikte yapılır. Ölü aşılar artık kullanılmamaktadır. Hastalıktan birkaç yıl sonra MSS'nin fatal seyirli hastalığı olan subakut sklerozan panensefalit (SSPE) gelişebilir. İmmünitenin azalmasını önlemek amacıyla rapel dozlar tavsiye edilir. tanıda güçlük çekilen olgularda antikor fitresinin iki hafta içinde 4 kat artması değerli bulgudur. 15 aydan daha küçük çocuklara aşı yapılmaz. Her 1000 olguda bir ensefalit görülebilir. Anneden geçen antikorlar nedeniyle halen korunma altında olan bebeklerde ve enfeksiyonun hemen öncesinde hiperimmün kızamık immünglobulini veya normal gama globulin preparatlarının uygulandığı kişilerde ortaya çıkan hafif kızamık tablosuna modifiye kızamık denir. Koplik lekeleri olmaksızın atipik döküntüler ile karakterizedir. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetersizliği olanlar ile gebelere uygulanmaz. Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur.

Tedavi ve Korunma Spesifik tedavisi yoktur. Measles ve Rubella ile birlikte 15 aylık çocuklara uygulanır. füzyon proteinleri bulunur. BOS veya idrardan hücre kültürleri ile virüs elde edilebilir. Tükrük. Ömür boyu kalıcıdır. Antikor tarama testlerinde 4 katlık artış tanı açısından değerlidir. Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. Tunica albuginia'nın fibröz hal alması nedeniyle testisler üzerine baskı olur ve bu da spermatozitlerin nekrozu ile sonuçlanır. Bu salgınlar hastane personeli tarafından meydana getirilir. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetmezliği olanlar ile gebe kadınlara kullanılmaz. İnfantlardaki ciddi enfeksiyonlarında bir immunopatojenik mekanizma gelişebilir. Sinsitia denilen bu dev hücreler virüse de ismini verir. Bunlar hedef hücrelere tutunmaya yarar ve multinükleer dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. viremi olmaz. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. Parotis bezine Stenon kanalı yoluyla yanak mukozasından da ulaşabilir. Hastalık benign seyirlidir. Puberte dönemindeki erkeklerde bilateral testis tutulması sonucu sterilite meydana gelebilir. yetişkinlerde üst solunum yolu enfeksiyonları yaparken. Karakteristik özelliği limon yedirildiği zaman parotisde ağrı meydana gelmesidir. kendiliğinden sekelsiz iyileşir. bulantı ve bunu takiben parotis bezinde unilateral veya bilateral şişme meydana gelir. Önemli iki komplikasyonu vardır. Kış aylarında salgınlar oluşturur. Genellikle selim seyirli.Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal kaynaklarıdır. Dünyada yaygındır. kış aylarında insidensi artar. Aşı uzun süreli (en azından 10 yıl) immünite sağlar. Diğer önemli komplikasyonu menenjittir. Dünyada yaygındır. Sounum Sinsisyumu Virüsü (RSV) Süt çocuklarında pnömoni ve bronşiolit etkeni önemli bir virüsdür. el yıkama veya eldiven kullanma gibi basit önlemler ile önlenebilir. Ödemi engellemek amacıyla semptomatik tedavi yapılır. Patogenez ve İmmünite Virüs solunum sistemi yoluyla enfeksiyonu meydana getirdikten sonra dolaşım yoluyla parotis bezlerine. overlere. testislere. iştahsızlık. Tüm kabakulak olgularının yaklaşık %15'inde gelişir. Canlı attenüe aşı ile korunma sağlanır. spontan olarak bir hafta içinde düzelir. 3 yaşın altındakilerde görülür. Patogenez ve İmmünite İnfantlarda daha ciddi seyirlidir. ateş. respiratuvar sistem hücrelerinde harabiyete sebep olabilir. Solunum sisteminde lokalizedir. infantlarda alt solunum yollarını tutar. pankreasa ve meninkslere yerleşir. Standart immunglobulinler hastalıktan korunmada ve orşit gelişmesinde koruyucu değildir. Hemaglutinin ve nöraminidaz antijenlerine V Ag'ni denir. Çocukların %30 kadarı klinik bulgular göstermeksizin enfeksiyonu geçirir. İntrasitoplazmik ve intranükleer inklüzyon cisimciklerine sebep olur. Klinik Bulgular Ortalama 3 haftalık bir inkübasyon döneminin ardından. Anneden geçen antikorlar virüs ile reaksiyona girerek. Önemli Bilgiler Yüzeylerinde hemaglutinin ve nöraminidazları yoktur. bilinen bir serotipi vardır. S Ag'ni pozitifliği erken tanı kriteri olarak kullanılır. Tek taraflı orşitlerde sterilite olmaz. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile veya kontamine ellerin ağız-buruna dokunulması ile bulaşır. 145 . Hastanedeki süt çocukları arasındaki salgınları önemlidir.

Multinükleer dev hücreler şeklindeki sitopatik etkisi tanı koydurucudur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Bulaşma ve Epidemiyoloji Dünyada yaygındır. Laboratuvar Tanı Solunum yolundan alınan materyalde immunfluoresans yöntemler ile veya hücre kültürleri ile virüs gösterilebilir. bronşit ve pnömoni de yapabilir. Önemli Bilgiler Togavirüs ailesindendir. Önemli Bilgiler Virüs yüzeyinde hemaglutinin. Parainfluenzae virüs tip 1 ve 2 en sık enfeksiyon yapan suşlarıdır. Tanıda spesifik antikorların 4 kat artması anlamlı bir bulgudur. yetişkinlerde grip benzeri enfeksiyondan sorumludur. Tedavi ve Korunma Hastanede yatan infantların ciddi hastalıklarında aerosol tarzında ribavirin kullanılır. antikorların 4 kat artmasının gösterilmesi de ayırıcı tanıda kullanılabilir. farenjit. Laboratuvar Tanı Tanı klinik olarak konur. Ribavirin'in hiperimmünglobulin ile birlikte kullanılması daha etkilidir. 4 tipi vardır. Hücre kültürlerinde virüsün izole edilmesi. Hayvanlarda ve insanlarda enfeksiyon yapan tipleri olmasına rağmen. insanlar doğal konaklarıdır. Sekonder bakteri enfeksiyonları nadir görülür. Klinik Bulgular İnfantlarda bronşiolit ve pnömoni etkenidir. Özellikle gebeler tehlike altındadır. Ancak özellikle nazal sekresyondaki IgA tipindeki sekretuvar antikorların reenfeksiyona karşı koruyucu olduğu düşünülmektedir. Parainfluenza Virüs Çocuklarda akut larengotrakeobronşit ve pnömoni etkeni iken. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. 146 .İmmün sistemin rolü tam olarak tespit edilememiştir. Dünyada yaygındır. Hem serum hem de sekretuvar antikorlar RSV yanıtında önemlidir. Her 6-9 yılda bir büyük epidemiler yapar. alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları yaparlar. Klinik Bulgular Beş yaş altındaki çocukların krup etkenidir. Patogenez ve İmmünite Viremi yapmaksızın. Füzyon proteinleri dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. nörominidaz ve füzyon proteinleri bulunur. hayvan enfeksiyonu yapanlar insanları etkilemez. kış aylarında epidemiler yapar ve başlıca damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşır. Büyük çocuklarda ve yetişkinlerde ise üst solunum yolu enfeksiyonu şeklindedir. Grip. Enfeksiyonların çoğu subklinik seyirlidir. Rubella Virüs Kızamıkçık ve konjenitai rubella sendromu etkenidir. Aşısı yoktur.

Aşı ortalama 10 yıl kadar koruyucudur. Kan yoluyla iç organlara ve deriye yayılır. Döküntüler 3 gün içinde kaybolur. Döküntünün nedeni halen kesin olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. 147 . Negatif RNA'sı bulunması nedeniyle RNA bağımlı RNA polimeraz taşır (Şekil 3. Canlı. 1. 3 ay süresince kontrasepsiyon uygulanır.24). IgG'nin 1:8 ve daha üstündeki fitreleri gebe kadını koruyacaktır. IgM artışı akut enfeksiyonu gösterir. Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde üretilebilir. attenüe aşısı ile korunma sağlanabilir. bunun da etrafı zarf ile çevrilidir. ve beyinde (mental retardasyon) malformasyonlar görülür. Yetişkin rubellasında özellikle kadınlarda immünkomplekslere bağlı poliartritler görülebilir. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur.Patogenez ve İmmünite Başlangıçta virüs nazofarenkste ve lokal lenf bezlerinde replike olur. Antikor fitresinin 4 kat artması tanı açısından değerlidir. Prodromal belirtilerin ardından makulopapüler döküntüler yüzden başlayarak ekstremitelere yayılır (Şekil 3. Klinik Bulgular İki tip enfeksiyonu vardır. Gebe kadında rubella virüs ile karşılaştığında. Posterior auriküler lenfadenopati önemli bir bulgusudur. Gebe kadın ilk trimesterde akut enfeksiyon geçirirse (özellikle ilk ayında). Rubella: Hafif seyididir. gözlerde (katarakt). Genç kadınlara yapılan aşıların ardından. Önemli Bilgiler Mermi şeklinde kapsidi vardır. Rabies Virüs Kuduz virüsüdür. antijen-antikor kompleksine bağlı vaskülit olabileceği öne sürülmektedir. ancak sitopatik etkisi yoktur. 2. maternal viremi ve fetal enfeksiyon sonucunda konjenitai malformasyonlar görülebilir. 15 aylık çocuklara MMR aşısı şeklinde yapılır. Rhabdovirus ailesindendir. Başlıca kalpte (patent ductus arteriosus).24). Konjenitai rubella sendromu : Rubella virüs teratojendir.

tırmalama yolu ile bulaşma riski %1'dir.İnkübasyon dönemi: Yaranın büyüklüğüne. 5. halusinasyonlar görür. Semple aşısındaki virüsdür 3. çakal gibi yabani hayvanlar bulaştırıcılıkta sorumlu iken. Hidrofobiye fotofobi ve aerofobi eşlik eder. Otonom sinir sistemi etkilenmesine bağlı hipertermi. İrritabilite görülebilir.Prodromal dönem: Semptomlar virüsün merkezi sinir sistemine girmesi ile başlar. Larenks. Isırık yerindeki ağrı. 2. serebellumda.Çok geniş konak grubu vardır. farenks ve diyafragmada spontan veya yutkunma gibi uyaranlarla ağrılı spazmlar başlar.Flury suşu: Sokak virüsünün embriyonlu yumurtada pasajlanması ile elde edilir.Koma dönemi : Genelde semptomlardan sonra bir haftalık dönem içinde görülür. bazı memelilerin enfeksiyonu insan bulaşlarında önemlidir. Kuduz bir hayvan tarafından ısırılma sonucunda kuduz gelişme riski %30-40 iken. Burada konak hücrede tipik intrasitoplazmik inklüzyon cisimciklerini yapar (Negri cisimcikleri). En çok omurilikte. Günde ortalama 2 cm hızla periferik duyusal sinirde aksoplazmik yoldan ilerler ve spinal korda ve oradan da merkezi sinir sistemine ulaşır. Genel enfeksiyon bulguları görülebilir. taşikardi. Dünyada tilki. Saldırganlık. kendileri hastalanmazlar. Yeterli sayıya ulaşınca duyu sinirlerine gelir. fare ısırığı ile kuduz bulaşmaz. 4. Gerçek tanı beyin biyopsisi ile konulur. hayvan aşıları elde etmekte kullanılır. ajitasyon. Türkiye'de sokak köpeklerinden bulaşma görülür. Hastalar asfiksi veya diğer komplikasyonlar ile ex olurlar.Sabit virüs: Sokak virüsünün tavşan beyninde pasajlanması ile elde edilir.Sokak virüsü: Kuduz yapan virüsdür 2. kurt. Burada replike olur. virüs miktarına ve yaranın beyne yakın olmasına göre değişir. Generalize konvülziyonlar görülür. Yarasalar. hipertansiyon ve hipersalivasyon görülür. ısırıkları ile hayvanlara. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma hayvan ısırıkları ile olur. Hastalar nöbetler sırasında kaybedilebilir. EEG ile tipik ensefalit bulguları görülür. hipokampus'un ammon boynuzunda görülür. Baş ve boyun bölgelerinden ısırılmalarda daha kısadır. Farelerde tükrük bezlerine virüs ulaşmadan hayvan öldüğü için. yaşadıkları mağaralarda taşıdıkları virüslerin inhalasyonu ile insanlara bulaştırabilirler. kaşıntı ve parestezi kuduzun spesifik ilk bulgusudur. İnsan aşılarından farklı olarak hayvan aşıları canlı virüs aşısıdır. Hidrofobi gelişir.Nörolojik dönem: Hasta kızgın görünümlü. 3. Üç ayrı tip virüs vardır. ısırma ve sakin dönemler kısa aralıklarla birbirini izler. kaçma. Klinik Bulgular 1. ajitedir. 1. Alınan virüsün sayısı çok fazla ise direkt duyu sinirlerine ulaşma görülür. Beyin dokusunda Negri cisimciklerinin gösterilmesi önemli bir bulgudur. 148 . Patogenez ve İmmünite Virüs ısırık bölgesinde sitoplazmik membrandaki asetil kolin reseptörlerine yapışır. MR normaldir.Ölüm Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur.

Virüs kültürleri ile kesin tanı konulur. Ölen şüpheli hayvanların başı kesilir, gliserinli-tuzlu su ile ıslatılmış bezler ile laboratuvara gönderilir. Burada Negri cisimcikleri araştırılır. Tedavi ve Korunma Semptomlar başladıktan sonra tedavi imkanı yoktur. Önemli olan hastalığın meydana gelmesini engellemektir. Bu nedenle aşı kullanılır. İnsan diploid hücrelerinden üretilmiş aşılar kullanılmaktadır (HDCV). Semple tipi aşılar, yavru fare beyin dokusu aşısı ve kanatlı fare beyin dokusu aşıları artık kullanılmamaktadır. Aşı uygulamasının sonucunda serumda koruyucu nötralizan antikor düzeyleri yaklaşık olarak bir hafta sonra gelişmektedir. Kafa ve boyundan ısırıklarda aşı ile birlikte kuduz için spesifik immünglobulin kullanılmalıdır. Bunlar ya hayvan kaynaklı antirabies serum (ARS) veya insan kaynaklı rabies hiperimmunglobulindir (RHIG). RHIG'de anafilaksi veya serum hastalığı riski yoktur ve daha etkilidir. 20 İÜ/kg uygulanır. ARS etkili olması için iki kat fazla dozda uygulanır. Hiperimmünglobulinler ilk bir hafta içinde uygulanmalıdır, daha sonraki günlerde yapılmasının bir faydası yoktur. Aşı ile ayrı enjektörlerde ve ayrı bölgelerde aynı anda uygulanabilirler. Isıran hayvan, ısırdıktan sonra 10 gün yaşamışsa hastada aşılama kesilir.

Korunma
Evcil hayvanlar Flury suşu ile hazırlanmış canlı attenüe aşılar ile aşılanır. Temas öncesi: 0, 7, 21/28 nci günlerde HDCV hayvancılıkla uğraşanlara, laboratuvar çalışanlarına, veterinerlere, kırsal kesimlere çıkacaklara uygulanır. Bu aşı 2 yıl koruma sağlar, ancak sürekli risk altındakilere 6 ayda bir veya yılda bir booster aşılama yapılır. Temas sonrası: Temas sonrası korunmanın ilk kademesi yaranın sabunlu su ile yıkanmasıdır. Kuduz sadece bu uygulama ile %80'in üzerinde önlenmektedir. Semple aşısı ile ağır yaralanmalarda 20 gün, hafif yaralanmalarda ise 14 gün süresince karın derisi altına uygulanır. HDCV; 0, 3, 7, 14, 28'inci günlerde deltoid kasına intramusküler uygulanır. Aynı zamanda gerekli görülür ise RHIG 'de yapılır. Isıran hayvan 10 gün süresince sağ ise aşı kesilir. Son yıl içinde aşı yapılmışlara 0 ve 3. günlerde iki doz aşı yapılması yeterli olmaktadır.

Picornaviruslar
Medikal önemi olan picornavirüsler enterovirüsler ve rhinovirüsler olmak üzere ikiye ayrılır (Tablo 3.13); Enterovirüslerin konağa giriş yolu GİS iken, rhinovirüslerin giriş yolu burun ve boğaz dır. Enterovirüsler 37°C'de ürerken, rhinovirüsler 33°C'de üremeyi severler. Enterovirüsler aside dayanıklıdır.

Tablo 3.13 Pıcornavirüs ailesi ve serotipleri
Enterovirüsler 31 Echovirüs 23 Coxsackie A 6 Coxsackie B 4 Enterovirüs 3 Poliovirüs 1 Hepatit A

Rhinovirüsler

100 serotip

149

ENTEROVİRÜSLER Poliovirüsler
Poliovirüslerin üç antijenik tipi vardır, en epidemik olanı tip 1'dir.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Pastörize edilmemiş süt, krema ve dondurma ile bulaşır. Oral yoldan alındıktan sonra, tonsillalar, lenf bezleri, farenks, mide ve barsaklarda replike olurlar.

Patogenez ve İmmünite
Merkezi sinir sistemine ulaşan virüsler, sinir hücrelerinde reversibl harabiyet yaparlar. Medulla spinalis ön boynuz hücreleri, beyinde vestibüler sistem ve serebellum tutulur. Miyokardit, peyer plak ülserleri ve lenfoid hiperplaziye yol açar. Klinik Bulgular Klinik formları dört değişik şekilde görülür; 1. Asemptomatik inaparan enfeksiyon: Hastalığa yakalananların %90'ında görülür. 2. Minör hastalık: Grip benzeri semptomlar görülür. 3. Aseptik menenjit: Olguların %1-2 kadarında görülür, minör hastalık semptomlarına menenjit bulguları eklenir, iyi seyirlidir 4. Paralitik poliomyelit (Majör hastalık): Olguların ortalama %1 kadarında görülür. Aşağı motor nöronların hasarı sonucu gelişen flask tipte paraliziler hastalığın tipik bulgularıdır. Hastalığın ağır formu olan bulber poliomyelitte farenks, kord vokaller ve respiratuvar kaslar etkilenir. Hastalar kaybedilmezse tam iyileşme görülür. Guillain-Barre sendromu ile karşılaştırıldığında, ekstremite paralizileri asimetriktir, BOS proteini ve hücre sayısı aseptik menenjit bulguları verir, ateş yüksektir. Hastalığın ardından 6 ay gibi uzun bir sürede iyileşme görülür. Ağır olgularda sekel kalabilir. Sensoryel tutulum nadirdir. Olguların büyük bir bölümünde postpolio sendromu görülür.

Laboratuvar Tanı
Virüsün boğaz, dışkı ve BOS'tan izolasyonu veya antikor titresindeki artış ile tanı konur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Korunmada oral attenüe-canlı sabin aşısı veya İM inaktive ölü Saik aşısı kullanılmaktadır. Sabin aşısının, viremi ve 1:1 milyon kişide paralitik hastalık geliştirme riski nedeniyle özellikle erişkinlere, gebelere ve doğumsal immün yetersizliği olanlara Saik aşısı uygulanmalıdır.

Coxsackievirüsler
New York'ta Coxsackie kasabasında ilk olarak izole edilmiştir, ismini de oradan alır. Önemli Bilgiler Değişik hastalıkların etkenidir. A ve B grubuna ayrılır. Gruplaşma farelerdeki etkisine bağlıdır. Grup A virüsler yaygın miyozit, flask paraliziler yaparken, grup B virüsler jeneralize, kalpte, pankreasta ve merkezi sinir sisteminde daha az ciddi lezyonlara ve fokal miyozite sebep olur. Şimdiye kadar 24 A serotipi, 6 B serotipi bulunmuştur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Temel bulaşma yolu fekal-oral yoldur, ancak aerosollerin respiratuar sistem yoluyla da bulaşmayı gerçekleştirdiği bilinmektedir. İnsanlar tek doğal konaklarıdır.

Patogenez ve İmmünite
Grup A virüsler deri ve mukozaları tercih ederken B tipi virüsler kalp, plevra, pankreas, karaciğer gibi organlarda enfeksiyon yapar. Her ikiside meninksleri ve motor nöronları etkileyerek paralizi yapabilirler. Orofarenks ve gastrointestinal sistemde replike olmalarına rağmen kan dolaşımı yoluyla yayılırlar. İmmünite enfeksiyon geçirenlerde IgG tipi antikorlar ile sağlanır.

150

Klinik Bulgular (Tablo 3.14) Grup A spesifik hastalıklar: Herpangina; yüksek ateş, boğaz ağrısı, anoreksi, bulantı kusma ile orofarenkste veziküller ile karakterizedir. El-ayak-ağız hastalığı özellikle çocuklarda el, ayakta veziküler lezyonlar ve ağızda ülserasyon ile karakterizedir. Grup B Spesifik hastalıklar: Plörodini (Bronholm hastalığı, epidemik miyalji) Ateş ve ciddi plörezi tipinde ağrı ile karakterizedir. Miyokardit ve perikardit gelişebilir. Coxsackievirus B4 ile farelerde pankreas hasarına bağlı Diabetes mellitus gelişmektedir. Bu virüsün insanlarda jüvenil diabet etkeni olabileceği düşünülmektedir. Her ikisinin birlikte yaptıkları hastalıklar: Aseptik menenjit, hafif parezi ve geçici paraliziler yaparlar.

Laboratuvar Tanı
Hücre kültürlerinde virüsü izole etmek veya antikor fitresinin 4 kat artması tanı koydurucudur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Tablo 3.14 Coxsackievirüslerın hastalık tabloları
Hastalık Coxsackievirus Grup A Tip 124 Nörolojik Aseptik menenjit Paralizi Ensefalit Deri ve mukoza Herpangina El-ayak-ağız Ekzantemler Kardiak ve kas Plörodini Miyokardit, perikardit Solunum Grip Pnömoni Oküler Akut hemorajik konjunktivit GİS Diyare Hepatit Diğerleri Ateş (tanımlanmamış) Diabet 1-6 . 3,4 18, 20-22, 24 4,9 5 24 21,24 9, 16 1, 3, 4, 5 4, 5 5-Jan 5-Jan 2-6, 8, 10 5, 10, 16 Bir çok 5 Bir çok 9-Jul 2, 5-7, 9 6-Jan 5-Feb 5-Jan Grup B Tip 16

Echovirüslar
Grip benzeri hastalık, viral menenjit, çocuk diyareleri, yazın görülen aseptik menenjit gibi spesifik olmayan hastalıklardan sorumludur.

Diğer Enterovirüsler
Maymun hücre kültürlerinde üretilmiş (68-71) dört enterovirüsden üç tanesi insanlarda hastalık etkeni olarak tespit edilmiştir.

151

Enterovirüs 68 bronşiolitli ve pnömonili çocukların solunum sisteminden izole edilmiştir. Enterovirüs 70 akut hemorajik konjunktivitin ana sebebidir. Pandemiler yapar. Etkili bir tedavi yoktur, tamamen iyileşir. Enterovirüs 71 menenjit, ensefalit ve polio benzeri paralizisi olan hastalarda izole edilmiştir.

Rhinovirüsler
33°C'de replike olması virüse has bir özelliktir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının önemli etkenlerinden birisidir. Bazı yayınlara göre rinitin en sık sebebidir. Hafif seyirli enfeksiyonlar yaparlar. Aside duyarlıdır gastrointestinal sistemde replike olmazlar, bu özellikleri ile enterovirüslerden ayrılırlar. Nazal sekresyon yapması, üst solunum yolu epitel hücrelerinden histamin ve bradikinin salınımı da hastalığa özel bulgulardır. Tedavide nazal interferon-alfa uygulanır. 100 den fazla serotipinin olması aşı geliştirilmesini engellemektedir.

Reovirüsler
Respiratory Enteric Orphan; Virüs bulunduğunda hem respiratuvar hem de enterik dokulardan izole edilmiş ancak belirgin bir hastalığı bulunamamıştır. Çift tabakalı kapsid içinde 10-12 segment içeren çift sarmal RNA genom içerir. Rotavirus bu ailenin en önemli insan patojenidir.

Rotavirus
Segmente çift sarmal RNA'ya sahip tek virüsdür. Viryon RNA bağımlı RNA polimeraz taşır. Bu polimeraz ikinci sarmalın yapımı için kullanılır. Zarfsız tekerlek görünümündedir. Küçük çocukların en sık görülen gastroenterit etkenidir. Isıtmaya, aside ve etere dayanıklıdır, mide asidini kolaylıkla geçebilir. Kış aylarında epidemiler yapar. Virüs dış ortamlara dirençli olması nedeniyle oyuncaklarda uzun süre canlılığını korur ve anaokulu gibi yerlerde kolayca çocuk ishal salgınlarına sebep olabilir. Virüs oral yoldan alındıktan sonra ince barsağın erişkin epitel hücreleri içinde replike olur, bunların transport mekanizmalarını bozar ve ayrıca absorptif etkinlik gösteren erişkin epitel hücrelerinin dökülmesine yol açar. Böylece villusların genç, ancak absorpsiyon yeteneği yeterince gelişmemiş epitel hücrelerince donatılmasına yol açar. Sonuçla barsak lümenine bol miktarda sıvı geçer ve ozmotik ishaller görülür. İnfant ve küçük çocuklarda daha ağır seyirlidir. 40°C'yi bulan yüksek ateş, şiddetli bulantı-kusma, karın ağrısı ve ishal vardır. Dışkıda eritrosit ve lökosit yoktur, inflamasyon bulunmaz.İmmünite IgA'nın gelişmesine bağlıdır. Anne sütü, kolostrum ve inek sütü anti-Rotavirüs antikorları içerdiğinden pasif korunma sağlarlar.

HEPATİT VİRÜSLER Hepatit A virüs
A tipi viral hepatit etkenidir. Önemli Bilgiler Enterovirüslerin bütün özelliklerini gösterir. Enterovirüs 72 olarak da bilinir. Dünyada sadece tek serotipi vardır. Diğer hepatit virüsleri ile antijenik benzerliği yoktur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Fekal-oral yol ile bulaşır. İnsanlar tek rezervuardır. Virüsün dışkı ile saçılımı semptomların başlaması ile biter, böylece bu hastalara karantina uygulanmasının anlamı yoktur. Asıl etkilenenler çocuklardır, epidemileri yaz kamplarında veya okullarda görülebilir. Asıl bulaşma dışkı ile kirlenmiş suların içilmesi ile olur. Deniz suyunda 10 aya kadar yaşayabilir, midye ile bulaşabilir. Nadir de olsa kan ve kan ürünleri ile bulaşabilir.

152

Patogenez ve İmmünite
Gastrointestinal sistemden kana geçen virüs karaciğere gelir, burada sitopatik etkisi olmadan replike olur ve interferon yapımını indükler. Bunun sonucunda replikasyon baskılanır ve naturel killer aktivitesi tetiklenir. Virüse spesifik antikorlar, kompleman, sitotoksik T hücreler ve Naturel killer hücreler aracılığı ile hepatositler yıkılır ve virüsün üremesi önlenir. Bu yıkım sırasında da klinik bulgular ortaya çıkar. Klinik Bulgular Hepatit B'de olduğu gibi viral hepatit bulguları vardır. Çocukların yaklaşık olarak 1/10'unda ikter görülürken, yetişkinlerde bu oran 2/3'tür. Klinik belirtiler B ve C tipi hepatite göre daha gürültülüdür. Yetişkinlerde; fulminan, kolestatik ve relapslı formları görülebilir. Kronikleşmez

Laboratuvar Tanı
Tanı Anti-HAV IgM antikorlarının tespit edilmesi ile konulur. Pozitiflik 6 ay kadar sürebilir. IgG tipi antikorlar ise ömür boyu pozitif kalır. Hepatit A virüs ile enfeksiyon geçirenler IgG antikorları ile ayırt edilebilir.

153

Önemli Bilgiler Flavivirüs ailesindendir.Tedavi ve Korunma Bulaşmadan sonraki 2 hafta içinde İM olarak 0. Özellikle ilk 5 yaş içinde 0. Türkiye'de 20 yaş üzerindekilerde %95'den fazla IgG antikor pozitifliği bulunduğu için. Semptomlar başladıktan sonra bile uygulanabilir. Hepatit C Virüs C tipi viral hepatit etkenidir. Hastalık geçirilse bile hafif seyirlidir. Bulaşma ve Epidemiyoloji 154 . Dünya nüfusunun %2'si kronik hepatit C infeksiyonudur. Türkiye'de hepatit denilince HBV anlaşılır ancak. Tek sarmallı. pozitif RNA. aşı yapılacaklara mutlaka antikor tarama testleri uygulanmalıdır. dünyada kronik hepatit etkeni HCV'dir. zarflı virüsdür. 6 ncı aylarda uygulanır.02 ml/kg dozunda verilen standart Ig preparatları büyük oranda koruyucudur. Diğer flavivirüslerden farklı olarak artropodlar aracılığı ile bulaşmaz. Formalin ile inaktive edilmiş aşısı vardır. 1. Standart Ig koruyuculuğu 4-6 ay kadar sürer. bu nedenle endemik bölgeye seyahat edeceklere antikor negatif olanlara önerilir.

Laboratuvar Tanı HCV enfeksiyonu tanısı HCV antikorlarının ELISA ile konulur. Endüstriyel hazırlanmış kan ürünleri genellikle güvenlidir. Maternal bulaşmanın. Kan donörlerinde ortalama olarak %1 kadar pozitiflik saptanır. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında bulaşma yüksek orandadır. 155 . Hastalık relapslar ile sürer. vertikal mi olduğu kesin bilinmemektedir. seksüel temas ve anneden çocuğa bulaşabilir. Transfüzyonla bulaşan hepatit deyince ilk akla gelendir. HCV enfeksiyonlarının birçoğu asemptomatik seyirlidir ve rastgele tanı konulur. Aşısı ve hiperimmunglobulini yoktur. Virüsün indüklediği sitopatik etki gösterilememiştir. Doğrulama için RIBA (Recombinant ımmunoblot assay) kullanılır. Ortalama inkübasyon periyodu 8 haftadır. Klinik Bulgular Akut viral hepatit C diğerlerine göre daha hafif seyirlidir. Hepatosellüler karsinomanın en önemli etkenlerinden birisidir. Kan. Hepatositlerdeki harabiyet sitotoksik T hücrelerinin etkisine bağlıdır. immünite gelişmesine rağmen relapsların görülmesinin sebebi henüz anlaşılamamıştır.İnsanlar HCV için rezervuardırlar. HBV'de olduğu gibi kronikleşebilir. Patogenez ve İmmünite Başlıca hepatositleri infekte eder. Altın standart testtir. plasenta aracılığı ile mi yoksa. ancak çok miktarda bulaşma gösterilmiştir. Ancak HCV için gerçek tanı PCR ile HCV RNA'nın gösterilmesi ile olur. HCV'ye karşı gelişen antikorlar kronikleşmeyi engelleyememektedir. Kronik hepatitlerin ortalama olarak %10 kadarında kronik aktif hepatit ve siroza gidiş görülür. Tedavi ve Korunma Kronik hepatit C tedavisinde interferon alfa ve ribavirin kullanılır.

Kronikleşmez. Calicivirus grubundandır. Hepatit G Virüs (HGV) Flavivirüs grubunda parenteral bulaşan virüstür. Özellikle hemodiyaliz hastaları ve İV uyuşturucu bağımlılarında kronikleştiği belirtilmektedir. Fekal oral yol ile bulaşır. Hepatit A virüsüne göre daha fatal seyreder. Profilakside standart immunglobulin kullanımı hastalığı önleyebilir. Gebelerde enfeksiyona daha fazla rastlanır ve daha ağır seyreder. 156 .Hepatit E Virüs (HEV) Hepatit A virüs özelliklerini gösterir. Gebeliğin üçüncü trimestrinde %25 oranında mortalite bulunur.

Virion revers transkriptazını pol geni kodlar. Human İmmunodeficiency Virüs (HIV) HIV AIDS etkenidir. pol ve env yapısal proteinleri kodlarken. Revers transkriptazın ikinci bir etkiside ribonükleaz H aktivitesi göstermesidir. HIV gp120 farklılığına göre A I'ya kadar alt sınıflara ayrılır. Bu enzim RNA genomundan proviral DNA oluşturur. HIV RNA'sı birbirinin aynı iki adet olan tek sarmal RNA'dır.Transfusion Transmitted Virüs (TTV) Tek sarmal DNA virüsüdür. Makrofajlar ve monositler de yüzeylerinde CD4 reseptörleri taşıdığından bunlar da infekte olurlar. Önemli Bilgiler İnsan T hücre lenfotropik retrovirüsüdür (HTLV-3). Bu antijen önemli zarf proteinleri olan gp120 ile gp41'in prekürsör proteinleridir. genom RNA'sı düzenleyici genler de bulundurur. HIV-2 sadece Batı Afrika'da bulunmaktadır. Retroviral genlerden olan gag. Özellikle hemodiyaliz hastalarında ve organ transplantasyonu yapılanlarda görülür. Subtip E ise kadın genital hücrelerini enfekte eder ve öncelikli olarak vajinal seks ile bulaşır. Bunlardan B subtipi öncelikli olarak mononükleer hücreleri infekte eder ve anal seks ile bulaşır. Bunlardan en önemlisi serolojik testlerde de kullanılan p24 antijenidir. HIV-1 dünyada yaygın iken. Bu Viral RNA genomunu degrade eder. Virionda transkriptaz. Virüse spesifik gp120 ve gp41 glikoproteinleri taşıyan bir zarf ve içinde de çubuk şeklinde RNA'sı vardır. Bunun sonucunda hücresel immünitede zayıflık başlar ve konakta fırsatçı enfeksiyonlar oluşur. Viral RNA'nın 157 . HIV genomu retrovirüslerin en karmaşık yapılı olanıdır. integraz ve proteaz isimlerinde üç önemli enzimi bulunur. Önemi nedeniyle HIV-1 özelliklerinden bahsedilecek. Retrovirüslerin lentivirüs alt grubundan olan HIV uzun inkübasyon periyotlu yavaş (slow) enfeksiyonlar yapar. env geni ise gp160 antijenini kodlar. HIV-1 ve HIV-2 adlarında antijenik olarak iki farklı virüs aynı klinik tabloyu yaparlar. Bu nedenle diploid olarak isimlendirilir. Transkriptaz retrovirüslerin adını veren RNA bağımlı DNA polimerazdır. İnternal kor proteinleri gag geni kodlar. HIV öncelikle CD4 T lenfositleri infekte eder ve öldürür.

Simian immunodeficiency virüs (SIV) maymunlarda AIDS benzeri hastalık yapar. Viral proteaz da önemli proteinlerin prekürsörüdür. Kanserlerde yapılan çalışmalarda HIV geninin kanser hücrelerinde bulunmadığı tespit edilmiştir. Ancak günümüzde özellikle Afrika'da en önemli bulaşma yollarından birisidir. HTLVIV'de T hücreleri infekte eder ancak hastalık oluşturmaz. Vücut sıvılarında az miktarda HIV gösterilmiş olmasına rağmen bunların bulaşmada önemli olmadığı bildirilmektedir. aşı geliştirilmesini engeller. HlV'in önemli antijenleri gp120 ve gp41 tipe özgü zarf glikoproteinleridir. HIV ile infekte hücrelerin ölümü sitotoksik CD8 T hücrelerinin aktivasyonu ile olur. İntegraz proviral DNA'nın konak hücre DNA'sına integrasyonunu sağlar. Parenteral yol ile hastane personeline bulaşmalar ile ilgili çok miktarda yayın bulunmaktadır. Heteroseksüel geçiş nadir idi. intravenöz uyuşturucu bağımlılarının ve hemofilililerin hastalığı olarak bilinirdi. Patogenez ve İmmünite HIV helper T lenfositleri infekte eder ve onları öldürür. Genel olarak bulaşması hepatit B gibidir. gp41 ise virüsün hücre içine girmesini sağlar. Bulaşma ve Epidemiyoloji HIV için başlıca bulaşma yolu seksüel temas ve kan ürünleridir. HlV'in doğal konağı insandır.degrade olması çift sarmal proviral DNA oluşmasının birinci aşamasıdır. Ancak virüsün tat geni MHC class I proteininin yapımını engeller ve virüs ile infekte hücreler hücresel immüniteden kendilerini koruyabilirler. gp120 hücre yüzeyindeki CD4 reseptörleri ile ilişkiye girer. 158 . p24'e karşı gelişen antikorlar virüsü nötralize etmez ancak enfeksiyonun önemli bir serolojik markeridir. bunun sonucunda hücresel immünitede baskılanma meydana gelir. multinükleer dev hücreler ve merkezi sinir sistemi semptomlarının gelişmesine sebep olur. ancak ondan farklı olarak daha fazla virüs ile bulaşma gerçekleşmektedir. HIV beyin monosit ve makrofajlarını da infekte eder. 1980'lerde ABD ve Avrupa'da AIDS homoseksüellerin. Enfeksiyon hem HIV ile infekte hücrelerin alınması hem de serbest HIV virüsleri ile gerçekleşebilir. Anneden bebeğe bulaşma hem doğumda hem de süt ile mümkündür. Bunun sonucunda fırsatçı enfeksiyonlar ile Kaposi sarkomu ve lenfomalar gibi malign hastalıklar ortaya çıkar. Sürekli antijenik yapısını değiştiren gp120 antijenik farklılıkların sebebidir. Bu virüsler yapısal olarak HlV'e benzerler ancak AIDS yapmazlar. Gruba spesifik antijen olan p24 ise core bölgesinde lokalizedir ve değişmez. HHV8'in DNA'sı Kaposi sarkomu hücrelerinde bulunmuştur.

T hücrelerinin etkilenmesine bağlı olarak anormal B hücreleri de gelişir. Akut retroviral sendrom . orta latent dönem ve geç immün yetersizlik dönemi olmak üzere üç bölümde incelenir. Centers for Diseases Control (CDC) sınıflamasına göre. 1.HIV ile infekte insanların ortalama olarak %90 kadarında anti HIV antikorlar gelişir. Antikorların tanısal değeri vardır.A GRUBU • Asemptomatik dönem . bunların virüsü nötralize etmesi zayıftır. Persistan jeneralize lenfadenopati 159 . B hücrelerinde poliklonal aktivasyon gelişir ve immunglobulin seviyesi yükselir. Antikor gelişenler korunmuş anlamı taşımaz. Böylece otoimmün hastalıklar ortaya çıkar. Klinik Bulgular HIV enfeksiyonunun kliniği erken akut dönem.

kronik diyareler. 15 aydan önce tespit edilen HIV antikorları büyük yaşlarda da teyit edilmelidir. en sık ölüm sebebi) (Şekil 3. persistan ateş. mukokutanöz kandidoz. kilo kaybı. kilo kaybı. ateş yükselmesi. anti-p24'ün azalması tablonun kötüleştiğini gösterir. oral saçlı lökoplaki. bazen akut retroviral sendrom denilen infeksiyöz mononükleoz benzeri tablo görülebilir.C GRUBU (AIDS) olarak sınıflandırılır.B GRUBU (Semptomatik dönem) 3. Akut dönemin ardından 2 ile 6 ay arasında anti-HIV pozitiflesin Bu dönemde en önemli bulgu persistan jeneralize lenfadenomegalidir. Bu sınıflamalara çocuklar alınmaz.32) • Kaposi sarkomu • Mukokutanöz kandidoz • Mikobakteri enfeksiyonları (en sık M. Pneumocystis carinii pnömonisi (Hastalarda en sık gelişen enfeksiyon. Aşağıdaki bulgulardan herhangi birisinin görülmesi hastanın AIDS dönemine girdiğinin göstergesidir.2. Bulaşmadan ortalama olarak 2 ay içinde p24 pozitiflesin Bu dönem asemptomatiktir. den büyük ve 3 aydan uzun süreli lenfadenomegalinin tespit edilmesi tablo tanısını koydurur. Özofagus kandidozu. yorgunluk ve yaygın lenfadenopati bu tablonun bulgularıdır. p24 artması. koksidioidomikoz gibi derin mikozlar 160 . düşkünlük. ateş. avium) • Histoplazmoz. lenfopeni. inguinal bölge dışında 2 veya daha fazla bölgeder 1 cm. diyare. zona görülebilir. Asemptomatik seyirli olabildiği gibi halsizlik. periferik nöropatiler. Bu değişikliklerin ardından hastalar AIDS ile ilişkili hastalıklar (ARC) dönemine girer. lökopeni. Hastalar bu şekilde 4-8 yıl kadar idare ederler ancak immün yetmezliğin artmasına bağlı olarak semptomlar daha belirgin olmaya başlar. Kilo kaybı. CD4 T lenfosit sayısında azalma. Bundan sonra uzunca bir latent dönem başlar.

33) Cryptosporidium ishali Ekstrapulmoner kriptokok enfeksiyonu (Beyin) Lenfoid interstisyel pnömoni (çocuklar) Non-hodgkin lenfomalar (homoseksüeller dışındakilerde en sık gelişen malinite) 3 CD4 TL sayısı 200/mm altına düşünce hangi klinik olursa olsun hasta AIDS dir. 161 .• • • • • • • • • CMV ve HSV'nin persistan enfeksiyonları HIV ensefalopatisi Primer beyin lenfoması (Çocuklarda en sık gelişen tümör) Beyin toksoplazmozu (En sık gelişen protozoon en feksiyonu) (Şekil 3.

Ancak bu yöntem çok özel merkezlerde uygulanmaktadır.Fırsatçı enfeksiyonların tedavisi Korunma amacıyla aşı çalışmaları devam etmektedir. Bunlar. ddC. foskarnet revers transkriptaza karşı kullanılır. Bazı kişilerde antikor gelişmemektedir. Yalancı pozitif sonuçların görülmesi nedeniyle bu sonuçlar Westem Blot testi ile doğrulanmalıdır. 2. 3. Kemik iliğinde depresyon yapar.Kaposi sarkomunda AZT ile interferon alfa kombinasyonu mRNA inhibisyonunu önlemek amacıyla kullanılır. Viral yükün azaltılması hedeflenir. ddA.Laboratuvar Tanı HIV tanısı öncelikle ELISA testi ile antikorların gösterilmesi ile konulur. 162 . İnfekte hücrelerin içinde HIV DNA'sının PCR yöntemi ile gösterilmesi çok duyarlı ve spesifik bir tekniktir. Böyle hastalarda p24 antijen yakalama testleri kullanılabilir. Hastaya önceden kullanılmış revers transkriptaz inhibitörlerine karşı direnç gelişmiş ise bu ilaçlar ile kombine edilir. Tedavi ve Korunma Tedavi stratejisinde birkaç faktör göz önüne alınır. 1. Ortalama olarak ilk iki ay içinde antikor negatif kalabilir. CD4T lenfosit sayısının 500/mm3 ten az olması ilaç kullanma endikasyonudur. Dirençli olgularda lamivudin ile kombine edilir. 4. lamivudin. sakunavir ve ritonavir viral proteaz inhibitörüdür. HIV klinik örneklerden hücre kültürleri aracılığı ile üretilebilmektedir. ddl. AZT.İndinavir.Antiretroviral tedavi : Revers transkriptaz ve viral proteaz inhibitörleri kullanılır. bunların tanısında mutlaka PCR'dan yararlanılmalıdır. ancak bugün için aşısı yoktur.

Fatalite oranı ortalama %10'dur. avium kompleksi Cryptococcus neoformans İlaç Trimetoprim sulfometoksazol Pentamidin Nistatin. ancak 60 yaşın üzerinde bu oran %50'nin üzerine çıkmaktadır.Tablo 3. Kırım Kongo Hemorajik Ateşi Virüsü Kırım-Kongo hemorajik ateş etkeni virüs (CCHF) bir çeşit ateşli döküntülü hastalık yapar. 2001 yılında Afrika. Avrupa. Pakistan ve Güney Afrika'da salgınlar yapmıştır. Amfoterisin B Asiklovir Gansiklovir Sulfodiyazin + Primetamin Klaritromisin + Rifabutin + Etambutol Amfoterisin B + . 2) Hastaların çoğu ciddi olgulardır ve hospitalizasyon gerekmektedir. Hastalar Sağlık Bakanlığı'nda bu konuda oluşturulmuş özel birimlere bildirilmelidir. günlerinde radyografik olarakta tespit edilebilen pnömoni gelişmektedir. 1956'da Kongo'da bir hastadan virüsün izole edilmesi üzerine ismi iki ülkeyi'de içine alacak şekilde Kırım Kongo hemorajik ateş olarak değiştirilmiştir. Flukonazol. Asya'daki çeşitli ülkelerde endemik olgular gösterilmiştir. 3) Olguların hemen hepsinin SARS salgınının görüldüğü bölgeler ile ilişkisi vardır. hastalığın önüne geçilmiştir. iran. Hızla yayılan mortalitesi ve morbiditesi yüksek olan bu hastalığa karşı nasıl bir tedavi uygulanacağını kimse bilmemektedir. Hastalığın 7-10. sporadik olgular ve bazen salgınlar da yapar. SARS tespit edilen hastalar bakanlığın genelgesi üzerine donanımlı hastanelere nakledilmeli. Yapılan çalışmalarda coronavirüslere bağlı insan-insan bulaşmasının önemli olduğu SARS hastalığı tanımlanmıştır. Hayvan infeksiyonları insanlarda daha fazla görülür. Bunu takiben dünyanın çeşitli bölgelerinden 29 ülkeden 8000 üzerinde olgu ve 780 ölüm bildirilmiştir. İnsan insan bulaşması dışında Güney Çin'de iki olguda laboratuar bulaşıda gerçekleşmiştir. kontaminasyon riskine karşı başka kliniklerde tutulmamalıdır. Üst solunum yolu enfeksiyonu olmaksızın 2-7 gün içinde kuru öksürük ve solunum sıkıntısı erken sistemik semptomlarıdır. Bunun dışında Kosova.15 AlDSte fırsatçı ınfeksıyonların tedavisi Fırsatçı Patojen Pneumocystis carinii Candida HSV ve VZV CMV Toxoplasma gondii M. Hastalık ilk olarak 1944 yılında Kırım'da tespit edilmiş ve Kırım hemorajik ateş adını almıştır. Olguların çoğunda lenfopeni görülmektedir. 1) Öksürük ve aksırığı olanların ağız ve burunlarının maske ile kapatılması 2) Solunum sekresyonları bulaşmış eşya ve dokuların dezenfeksiyonu 3) Kontamine obje veya respiratuvar sekresyonlar ile temas etmişlerin el hijyenine dikkat etmesi gerekir. 163 . Sert keneler ile yayıldığı için hastalık bunların bulunduğu yerlerde sık görülür. 2003 salgını sonucunda üç önemli çıkarım elde edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütünün yoğun çabaları sonucunda genel infeksiyon kontrol önlemleri uygulanarak.flusitozin Profilaksi Trimetoprim sulfometoksazol Klotrimazol Asiklovir Gansiklovir Trimetoprim sulfometoksazol Klaritromisin (rifabutin) Flukonazol DİĞER VİRÜSLER Sars Ciddi akut respiratory sendrom (SARS) ilk olarak dünya gündemini Şubat 2003 tarihinde Çin'deki 305 olgu ile işgal etmiştir. Cezayir. 1) Hastaların çoğunda radyografik pnömoni bulguları tespit edilmiştir. İnsanlarda ciddi hastalık ve yüksek mortaliteye sahiptir. Özellikle zoonozdur. Korunma Hasta insanların solunum sekresyonlarının kontaminasyonunu önlemek amacıyla. Klinik bulgular İnkübasyon periyodu 2-10 gündür. Hastane infeksiyonları şeklinde de görülebilir.

Hantavirüs Bunyaviridae ailesindendir. Bufissür tarzında ödem massif proteinüri. Hastaların çıkartı ve kanları ile temas etmemek bilinen en önemli korunma yöntemidir. Dört aydan küçük çocuklar için de kontrendikedir. Farelerin idrarları ile veya aerosol yolu ile bulaşır. Nairovirüslerin 32 alt grubuda keneler ile bulaşır. Ağır seyirlidirler. Kore hemorajik ateşi etkeni Hantaan virüsün bir prototipidir. Herpes B Virüs Maymun B virüsüdür. Ebola Virüs Zairedeki bir nehirden adını alan virüs hemorajik ateş etkenidir.CCHF Virus Virüs Bunyavirüs ailesinin beş alt grubundan olan Nairovirüs grubundandır. şok ve DİC bu tabloyu takip edebilir. Viremiden sonra antikor yanıtı gelişir. hipovolemi pulmoner ödem ve multisistem organ yetersizliği belirtileri ile hemorajiler oluşur. Hastalığı karaciğer ve böbrekleri tutar. HSV-1 ile antijenik olarak çarpraz reaksiyon göstermesine rağmen. Virüsün doğal kaynağının düşünülmemektedir. Bu virüs ile mortalite oranı %100'e kadar çıkabilir. Subkutan yapılan aşı yapıldıktan 10 gün sonra korumaya başlar. Tedavi ve korunması yoktur. bulantı. üşüme titreme. 10 yıl süresince koruyucudur. lökopeni ve trombositopeni. Tanı Tanı ELISA yöntemi ile yüksek IgM ve IgG antikorlarının gösterilmesi ile yapılır. Afrika ülkelerinde kırsal kesimde yaşayanlarda görülür. Salgın sırasında gebelere uygulanabilen tek canlı aşıdır. kırgınlık. Ateş. Maymunlar infektedir ancak rezervuar olarak Antiviral tedavisi yoktur. Endemik bölgelere gideceklere aşısı yapılır. Özellikle büyükbaş hayvanlar risklidir. 164 . Ardından GİS kanaması görülür. Maymun bakıcılarında ve hücre kültürleri ile çalışanlarda görülür. Bulaşma hastaların kan veya sekresyonları ile temas sonrasında (hastane bulaşı) gerçekleşir. başağrısı. halsizlik. Uygun şartlarda PCR testi uygulanabilir. ne olduğu bilinmemektedir. Marburg Virüs ve Lassa Fever Virüs Ebola virüs gibi hemorajik ateş etkenleridir. Rezervuar ve Vektörleri Hem vahşi hem de evcil hayvanları infekte edebilir. kas ve karaciğer enzim yüksekliği klinik bulgularını oluşturur. Hayvanlar arasında Hyalomma sert keneleri ile bulaşır. Bunların içinden CCHF en önemli insan patojenidir. kusma ve diyare ile karakterize hastalık yapar. Nadir ancak fatal seyirli ensefalit etkenidir. Gelişen immunkompleksler renal harabiyet ve kapiller permeabilite artışına sebep olur. Sarı Humma Virüsü(FLAVIVIRIDAE) Aedes sivrisineklerince bulaştırılır. HSV-1'e karşı gelişen antikorlar herpes B virüsü etkilemez. Yüksek otların bulunduğu yerlerde hastalık daha sık görülür. ateş. Dikkat edilecek konu kolera aşısı ile birlikte yapılmamalıdır. yaygın vücut ve baş ağrısı. İnsanlara bu hayvanların çıkartılarından direkt temas ile de bulaşabilir Klinik Bulgular Kırsal kesimde yaşayan veya son bir ay içinde kırsal kesime seyahat öyküsü. Birçok kuş infeksiyona karşı dirençlidir. Renal sendromlu hemorajik ateş etkenidir. akut böbrek yetersizliği.

Fare idrarının ev eşyalarına veya yiyeceklere bulaşması sonucunda direkt temas ile bulaşır. büyük bölümü asemptomatik geçer. İnsandan insana bulaşmaz.Lenfositik Koriyomenenjit (LCM) Arenaviridae ailesindendir. Nadiren solunum sistemi yoluyla da bulaşabilir. Parazitoloji • Protozoonlar • Ürogenital Parazitler • Kan ve Doku Parazitleri • Diğer Protozoonlar • Diğer Cestodlar • Trematodlar • İntestinal Nematodlar • Doku Nematodları • İnsanda Lavraları Hastalık Yapan Nematodlar 165 . Bir bölümünde merkezi sinir sistemi tutulumu belirtileri görülür. Genelde hafif seyirli hastalıktır. Menenjitli olgularda beyin omurilik sıvısında lenfosit sayısının 2000 mm3 den fazla olması tipik bir bulgudur. ciddi olgularda menenjit tablosu vardır.

histolytica'dan ayrılabilir. Protozoonlar İNTESTİNAL VE ÜROGENİTAL PARAZİTLER İNTESTİNAL PARAZİTLER ENTAMOEBA HISTOLYTICA Hastalık Dünyada çok bulunan Entamoeba türlerinden çok azı insanlarda hastalık yapar. Mastigophora (Silialılar) ve Ciliata (siliatlar) olmak üzere dörde. Kist ve trofozoit olmak üzere iki formu vardır. Özellikle endemik bölgelere seyahat edenlerde. Genellikle asemptomatiktir ve kolit yapmaz. Platihelmintler de kendi içlerinde trematodlar ve sestodlar olmak üzere ikiye ayrılır. Önemli Bilgiler Barsakta saptanması kesin olarak patolojiktir. Aside dirençli olan ve böylece mideyi rahatlıkla geçebilen kistler kolona ulaşır ve trofozoit haline geçer. Katepsin. helmintler ise platihelmintler (düz helmintler) ve nemathelmintler (yuvarlak helmintler) olarak ikiye ayrılır. Yapılan çalışmalarda zimodem enzimi taşıyan kistlerin bulaştırmadan sorumlu olduğu bulunmuştur. Patogenez ve Epidemiyoloji Dünya nüfusunun yaklaşık %10'u Entamoeba histolytica taşıyıcısıdır.BÖLÜM 4: PARAZİTOLOJİ PROTOZOONLAR Parazitler başlıca tek hücreliler (protozoonlar) ve çok hücreliler (helmintler) olarak ikiye ayrılırlar. Sporozoa (Sporozoonlar).1). Kistleri taşıyan yiyecek veya suların oral alınması ile bulaşır (Şekil 4. dispar ancak ileri laboratuar yöntemler ile E. homoseksüellerde ve kötü yaşam koşullarındakilerde enfeksiyona yakalanma oranı yüksektir. Bulaşmadan kistler sorumludur. E. İçerdikleri histolitik 166 . enfeksiyonun göstergesi trofozoitlerdir. Medikal önemi olan protozoonlar kendi içinde Sarcodina (amipler). Entamoeba histolytica amipli dizanteri ve amebiyazis etkenidir. Ara konağı yoktur. ileri ülkelerde bu oran %4'lere düşmektedir. kollajenaz nöraminidaz gibi proteolitik enzimleri aracılığı ile kolon mukozasına penetre olurlar.

Ülseratif kolit benzeri bir tablo ortaya koyar. bulaşma gerçekleşen %90 kadar olguda bu form gelişir. karın ağrısı ve çoğunlukla sağ omuz ağrısı görülür. Abdominal ağrı ile karakterize peritonit Kronik nondizanterik sendrom: Hecmelerle seyreden mukuslu diyare. kilo kaybı ve dispeptik yakınmalar ile kronik inflamatuvar barsak hastalıklarına benzer bir tablo çizer. ikinci olarak peritona yayılım olur. Hastalar sadece kistleri taşırlar klinik şikayetleri yoktur. fokal nörolojik bulgular ile karakterize ensefalit 3. Bu tabloya genellikle karaciğer apsesi. Ateş 2. Karaciğer amip apseleri daha sıklıkla sağ lobda meydana gelir.1) İntestinal Amebiyazis Asemptomatik enfeksiyon: Bulaştırıcılıkta önemlidir. Olguların %50'sinde hepatomegali vardır. göğüs ağrısı. Ameboma 4. Ekstraintestinal Amebiyazis Karaciğer amip apsesi: Genelde asemptomatik enfeksiyonu olanlarda görülür. Diyare olguların yaklaşık 1/3'ünde tespit edilmiştir. Pulmoner hastalık 1. Genellikle görüntüleme yöntemleri ile malign lezyonlar ile karıştırılır. Hastada öksürük ve sağ akciğer tabanında railer bulunabilir. 167 . Tablo 4. Akciğer amebiyazisi: Komşuluk yoluyla geçmesi nedeniyle çoğunlukla karaciğer amip apsesine sekonderdir. Genellikle çekum veya inen kolonda görülen kronik lokalize amip enfeksiyonudur. Hastalara kortizon başlanmadan veya cerrahi müdahale öncesi klinik tablonun düzgün değerlendirilmesi gerekir. Bir yaşından küçük çocuklarda ekstraintestinal yayılım daha sık görülür. Portal ven aracılığı ile karaciğerde amip apseleri gelişebilir. Mikroskobik incelemede bol eritrosit ile amip kist ve trofozoitleri görülür. Kanlı mukuslu ishal 3. Abse gelişimi erkeklerde 9 kat daha fazladır. konjestif kalp yetmezliği ve tamponad ile karakterize perikardit 2. sağ omuz ağrısı veya her ikisi birden 2. Klinik Bulgular (Tablo 4. Mortalite oranı %50'lerdedir. Toksik megakolon : Uzun süreli kortizon kullananlarda görülür. Yüksek ateş. ayırıcı tanıda biyopsi faydalıdır. Genellikle asemptomatiktir. Ateş. Nadiren sarılık görülür. Amebik ampiyem materyali plevral aralığı rüptüre olursa mortalite oranı artar. Jöle görünümünde berrak parlak kırmızı renkte dışkı görünümü vardır. Megakolon 5. kanlı-mukuslu ve şiddetli diyare.enzimleri ile de nötrofilleri lizise uğratır.1 Amebiyazis'de klinik bulgular İntestinal Sık gelişen 1. Öksürük ve göğüs ağrısı ile karakterize plörezi 2. Hepatomegali 1. Tedavi edilmeyen bu olgularda relaps ve reinfeksiyonlar sık görülür. lökositoz. periton irritasyon bulguları ve hipotansiyon vardır. Genellikle akciğere. Ameboma: Kolon halka şeklinde daralmıştır. Dışkıda amip her zaman tespit edilmeyebilir. fatal seyirli enfeksiyonudur. Perforasyon Hepatik 1. Semptomatik enfeksiyon: Gastroenterit şeklinde seyreder Amipli dizanteri: inkübasyon döneminin ardından gelişen kanlı mukuslu. Asemptomatik %90 2. şiddetli karın ağrısı. Ülserler bazen peritonit yapabilir. Tedavisi cerrahi yaklaşımla yapılır. Hepatobronşiyal fistül gelişen hastaların balgamında amip tespit edilebilir. Kuvvet kaybı 4. Sağ üst kadranda ağrı. Ağrılı ülserler ile karakterize genitoüriner hastalık Ekstrahepatik 1. Mental değişiklikler. Fulminan amebik kolit: immün sistemi yetmezliği olanlarda nadir görülen. Yüksek ateş. Volüm kaybı 3. Diyare 2. mortalite oranı yüksektir. Ortalama %1 olguda gelişir. tedavide total kolektomi uygulamak gerekebilir. Submukozaya kadar ilerleyen kolon eksenine paralel dar ağızlı şişe tarzında ülserler gelişir. Bu nedenle basilli dizanteriye göre dışkıda az lökosit bulunur. kolon nekrozu ve perforasyonu eşlik eder. ancak ağrılı da olabilir. Dışkıda kan mukus vardır ancak püy yoktur. Abdominal ağrı Nadir gelişen 1. ilk iki haftada ateş 3. genelde ateşsiz toksik tablonun eşlik ettiği klinik şeklidir.

göğüs ağrısı. Kültür yöntemleri deneysel çalışmalarda kullanılır. coli trofozoitlerinden ayırt edici özelliğidir. Genelikle karaciğer sol lobunun rüptürü sonucunda gelişir. Bol akıntılı ağrılı ülserler ile karakterizedir. Anti-amip antikorlar IHA. Bu özelliği normal florada bulunabilen E. Olguların ortalama %2-7'sinde görülür. Tedavi Amipli dizanteri ve karaciğer apsesi 10 günlük metronidazol veya tinidazol ile tedavi edilir. Direkt mikroskopi yanında metilen-mavisi ve lugol ile de boyama yapılmalıdır. IFAT veya ELISA testleri ile aranır. Boyamalarda kistler aranır. Serolojik testler karaciğer amip apsesi veya invazyon yapmış kolon hastalığında ve doku amebiyazisinde kullanılır. Perikardial amebiyazis: Karaciğer amip apsesinin nadir ancak ciddi komplikasyonudur. E. cerrahi tedavi sona bırakılmalıdır.Peritoneal amebiyazis: Karaciğer amip apselerinin ikinci büyük komplikasyonudur. Trofozoitler süratli parçalandıkları için dışkı alındıktan sonra 20 dakika içinde bakılmalıdır. tamponad ve şok ortaya çıkabilir. hızlı ve fatal seyreder. Ürogenital amebiyazis: Renal enfeksiyon direkt karaciğerden veya kan ya da lenfatik yayılım ile gelişebilir. histolytica trofozoitleri eritrosit içerir. Karaciğer amip apsesinin tedavisi tıbbidir. Endoskopi ile ülser tabanından örnek alınması daha kesin tanı koydurucudur. Mental değişiklikler ve fokal nörolojik bulgular ile seyreder. İnvazyon yapmış kolon hastalığında trofozoitlerin içinde eritrositlerin görülmesi önemlidir.2). ilerleyici konjestif kalp yetersizliği. Barsak dışı amebiyazis olgularında görüntüleme yöntemleri uygulanabilir. Drene edilmelidir. 168 . Kistleri 4 nükleusludur. Çoğunlukla genital lezyonlar karaciğer veya kolon hastalıklarının fistülü sonucunda gelişir. Ateş. Perkütan drenaj da uygulanabilir. Dışkıda fazlaca Charcot Leyden kristali görülebilir. Peritonitte önce tıbbi tedavi uygulanmalı. Cerrahi tedavi beyin apsesinde endikedir. Serebral amebiyazis: Ani başlar. Laboratuvar Bulgular Dışkının mikroskobik incelemesinde amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanıyı koydurtturur (Şekil 4. rutinde kullanılmaz Karaciğer absesinde AST ve ALT ile alkalen fosfataz seviyeleri yükselir. duvarda boldur. Abse sıvısında amip nadiren gösterilebilirken.

Trofozoitlerinin iki nükleusu ve iki adet emici diski bulunur ve armut şeklindedir. 10 adet kist bile enfeksiyonun gelişmesi için yeterlidir. Önemli Bilgiler Bulaşmadan kistler sorumludur. Kolona ilerleyen trofozoitler kist halini alır. GİS'in başka bölgelerinde bulunmaz ve invazyon yapmaz. Giardiasis kliniği Duodenuma yerleştikleri için yağ emilimi bozulur. Gelişmekte olan ülkelerde 10 yaş altı çocukların %15-20'sinde görülür. Giardia lamblia. Giardia intestinalis veya Giardia duodenalis olarak da bilinir. Bulaşma kistlerin dışkı ile kirlenmiş yiyecekler ile alınması. Olguların yarısı asemptomatiktir. infekte eller veya homoseksüellerde oral-anal yolla olur (Şekil 4. lamblia kistleri soğuk sularda bulunur. sağ hipokondrium ağrısı ve yağlı dışkılarına görülür.Giardia Giardiasis etkenidir. Uzun süreli enfeksiyonlarında vitamin eksiklikleri görülebilir. 169 . Safra kesesinde kronik forma dönüşür. E. Retrograt yolla kolesistit ve pankreatit yapabilir. A. G. K gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimi bozulur. kistleri klorlamaya ve mide asiditesine dayanıklıdır. böylece çoğunlukla dışkı mikroskobisinde sadece kistleri görülür. Olguların %30-50'si kronik giardiasise dönüşür. Trofozoitler duodenumdaki intestinal villuslara yapışır.3). ara konağı yoktur. D. Zoomastigophorea sınıfından flagellalı enterik protozoondur. Hem akut hem de kronik enfeksiyon yapar (Tablo 4.2). Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 1-4 haftadır.

Tablo 4. Histolytica'daki gibi trofozoit aranmaz. Laboratuvar Bulgular Hastalara 3 gün içinde birbirini izleyen dışkı mikroskopisi yapılmalıdır.2 Giardia enfeksiyonları Akut Daha sık karşılaşılan • Diyare • Karın ağrıları • Psikolojik bozukluklar Kronik • Diyare • Birbirini takip eden konstipasyon ve diyare atakları • Yemekten sonra abdominal ağrı • Malaise • Psikolojik bozukluklar Daha nadir görülenler • Bulantı • Kilo kaybı • Kusma • Ürtiker • Malabsorbsiyon • Makrositer anemi • Laktoz intoleransı • Kilo kaybı • Baş ağrısı İntestinal divertikülü veya IgA yetersizliği olanlarda inatçı enfeksiyonlar yapar. sadece kistlerin gösterilmesi ile tanı konulabilir. Dışkıda amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanı koydurucudur. 170 . Safra kesesi portörlerinin belirlenmesi için nadir kullanılan daha invazif yöntemler olan safra tubajı veya ip testi yapılabilir. Tanı için E.

Cryptosporidium Hastalık Cryptosporidiosis etkenidir. Uzun süreli hastalıkta. bir vakuol içine alınırlar. Gelişmiş ülkelerde %1-3. Merontlar merozoite ilerleyerek lümene salınır. Enfeksiyon AIDS hastalarında ve immün sistemi gelişmemiş 2 yaşından küçük çocuklarda görülür. ve bunlardan ookistler oluşur. nemli ortamlar veya yüzey sularda uzun süre canlılığını korurlar. intrasellüler ancak ekstrasitoplazmik yerleşirler. bazıları barsağın ilerleyen bölümlerinde yeni enfeksiyon odakları meydana getirirler.4). Klinik Bulgular Enterik kriptosporidyoz en sık görülen klinik tablodur. İntestinal epitel hücreler yapışan sporozoitler sitoplazma dışında. Parazit ookistlerin içindeki sporozoitlerin oral yoldan alındığı tek bir canlıda evrimini tamamlar (Şekil 4. Vakuol içinde üreyen parazitler merontlara dönüşür. yüksek ateş ve enfeksiyon belirtileri görülür. Sulu. Tablo 4.3 Gıardıasıs tedavisi Yetişkin İlk seçim Metronidazol veya Tinidazol veya Kinakrin İkinci seçim Furazolidon veya Paromomisin Çocuklar Metronidazol Veya Furazolidon likid Gebeler Mümkünse tedavi doğum sonrasına bırakılır Metronidazol ilk trimestrden sonra kullanılabilir Paromomisin'de denenebilir.Tedavi ve Korunma Tedavide metronidazol veya kinakrin hidroklorid kullanılır. 10 gün tedavi edilmelidir (Tablo 4. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon geliştirebilmek için 132 ookist yeterlidir. inkübasyon süresi 5-7 gündür. B12 vitamin emilimi bozulur. mukuslu. Endemik bölgelerde sular kaynatılmalı veya filtre edilmelidir. bunların bir kısmı tekrar başka hücrelere invaze olarak enfeksiyon odaklarını geliştirirler. İmmün yetersizliği olan hastalarda kolesistit veya solunum yolu infeksiyonları görülebilir (Tablo 4. Önemli Bilgiler AlDS'li hastalarda gelişen ishallerde ilk akla gelecek etkendir. Fekal oral yoldan alınan kistler sindirim enzimleri ile açılır. kolesistit ve solunum sistemi semptomları da bulunabilir. Profilaktik ilaç veya aşısı yoktur.3). Ookistlerin bir kısmı dışarı atılırken. fakat mukus vardır. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde genellikle eritrosit ve lökosit görülmez. 171 . Hücresel immün sistemi yetmezliği olanlarda fulminan diyare ile ölüme kadar giden ağır bir klinik tablo gelişebilir.4). yan yana 4 muz halinde görünen hareketli sporozoitler serbestleşir. Ookistler soğuk. kanlı ve pürülan görünümlü diyare. Bazı merozoitler gametositlere değişir. Lökositoz ve eozinofili nadirdir. yağ . Malabsorbsiyon. gelişmekte olanlarda ise %5-10 dışkıda Cryptosporidium gösterilebilir.

Öksürük 3. Ciddi immün yetersizliği olanlarda tedavi güçtür. Tablo 4. Tedavi ve Korunma Tedavi için hastanın immün sisteminin düzeltilmesi gerekir. Sağ üst kadran ağrısı 3. Bulantı/kusma 5. Malabsorbsiyon Kolesistit 1. Hırıltılı solunum Tablo 4. AlDS'li hastalarda birinci örnekte tanı koyma olasılığı %96. Ateş 4. Kilo kaybı 2. Yüksek bilirubin 1. Ookistler dışkının modifiye ARB boyanması ile gösterilebilir. Diyare 2. Tanı için dört dışkı örneğinin incelenmesi tavsiye edilir. AIDS hastalarında 2. makrolidler tedavide kullanılabilir (Tablo 4.4 Cryptosoporidiosis sendromu Enterik Sık görülen 1. Yüksek alkalen fosfataz 1. parvum'un gösterilmesidir. Ateş Nadir görülen 1. Sulu diyare 2.5). Dispne 4. Kotrimaksazol. Bulantı 4. Laringotrakeobronşit Solunum sistemi 1. Miyalji 3.5 Cryptosporidium tedavisinde seçenekler Yetişkin İlk seçim İkinci seçim Paromomisin Azitromisin Çocuk Paromomisin - 172 . Sinüzit 2. daraprim. Abdominal ağrı 3. immünyetmezlik durumları 2. paramomisin.Asıl tanı yöntemi dışkıda C. Dışkı %10 formalin ile tespit edilmelidir. Kusma 5. Baş ağrısı 4. Tedavide etkili bir ilaç yoktur. Duodenal veya solunum sistemi aspirasyonu ile de elde edilen materyalde ARB pozitif ookistler benzer yöntemler ile gösterilebilir. ikincide %100'dür.

173 .

Nadir ishal etkenidir (Şekil 4. İnsanlara bulaşması domuz dışkısı ile kirlenmiş yiyecekler aracılığı ile olur. Domuz dışkısında bulunur. Metronidazol de kullanılabilir.Balantidium coli Amipli dizanteri etkenlerindendir. Gözle bile görülebilecek büyüklüktedir. Ara konağı yoktur (Şekil 5). Trofozoitleri bulunur. Dientamoeba fragilis Flajellalıdır. kistleri yoktur Bulaşma Enterobius vermicularis gibi helmintlerin yumurtaları ile olur.6). 174 . Tedavisi tetrasiklin ile yapılır. silialıdır ve sitostom denilen ağız benzeri yapıları vardır.

Klinik Bulgular Kadınlarda genellikle sulu. Ondüle membranı 2/3'ünü kaplar. Sadece cinsel temas ile değil. Vajenin pH'ının düşük tutulması yardımcıdır. Nadiren üretrit ve prostatit yapabilir. kistleri bulunmaz. kötü kokulu.7). kaşıntı vardır. Laboratuvar Bulgular Vajinal veya prostatik sekresyonlarda hareketli trofozoitlerin gösterilmesi ile tanı konur. trofozoit olmasına rağmen indirekt olarak klozetlerle de bulaşabilir (Şekil 4. Sadece trofozoitleri vardır. Erkeklerde ise asemptomatik enfeksiyon görülür (Gonore'nin aksine). Profilaktik ilacı ve aşısı yoktur. Patogenez ve Epidemiyoloji Kadınların vajeninde veya erkek uretrası ile prostat sıvılarında bulunur. Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanılması bulaşmayı önler. yeşilimsi vajinal akıntı.ÜROGENİTAL PARAZİTLER Trichomonas vaginalis Hastalık Trichomoniasis etkenidir Önemli Bilgiler Merkezi nukleusu ve önünde dört adet flagellası vardır. Tedavi Primer ilacı metronidazoldür. Cinsel ortaklar beraber tedavi edilmelidir. 175 .

eşeysiz üreme) üreme görülür. hastanın kanındaki dişi (makrogametosit) ve erkek (mikrogametosit)'leri emerler. eşeyli üreme). falciparum. vivax görülür. P. ovale. Önemli Bilgiler P. vivax. Dişi anofelde seksüel (Sporogoni. P. insanlardaki ise aseksüel (Şizogoni.KAN VE DOKU PARAZİTLERİ Plasmodium Hastalık Sıtma etkenidir. P. falciparum diğerlerinden daha yaygındır. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon zinciri insan-anofel-insan şeklindedir. 176 . insanlarda sıtma etkeni olarak görülen parazitlerdir. vivax ve P. P. Ülkemizde sadece P. malana. İnsanları sokan dişi anofeller.

periferik kan örneklerinde parazit saptanamaz. ovale. Oo kist bölünerek içinde birçok sporozoit bulunan sporokistleri yapar. Bu döneme ekzoeritrositer (hepatik şizogoni) dönem denir. glikoprotein değişikliği • Orak hücreli anemi gibi anomalilerde plasmodium enfeksiyonları görülmez. örneğin. Plasmodiumlar sağlam eritrositleri severler. • Duffy kan grubu P. vivax ve P. eritrositlerin yapısal veya metabolik anormallikleri var ise doğal olarak sıtmaya karşı dirençlidirler. İyi tedavi edilmemiş olgularda nükslerden sorumludur.8). İnsanları sokan sivrisinekler aracılığı ile sporozoitler bulaştırılır. Mikrogametler makrogameti döller. vivax için reseptördür • G6PD eksikliği P. oluşan zigottan ookinet meydana gelir. (Şekil 4. makrogametositten ise bir makrogamet oluşur. Sporokist parçalanır ve içindeki sporozoitler anofelin vücut boşluğuna dağılır ve bu arada tükrük bezlerine de gelir. yıllarca hipnozoit olarak karaciğerde kalabilir. tanı ancak karaciğer iğne biyopsisi ile konur (Şekil 4. Hipnozoiti olanlar sağlıklı insanlardır. Kan dolaşımına geçen sporozoitler ortalama 1 saat içinde karaciğere gelir ve yüzeylerindeki circumsporozoit protein yardımıyla karaciğer parenkim hücrelerine girerler. HbS gibi anormal hemoglobin yapıları • Siyaloprotein. 177 .Anofel midesinde her bir mikrogametositten 4 mikro-gamet.9). Ookinet mide duvarını geçerek ookist halini alır. Dolaşıma geçen parazitler eritrositer şizogoni evresini başlatır. falciparum'a karşı koruyucudur • Yaşlılık • HbF. P. Hepatik merozoitler 1-2 hafta sonunda karaciğerden dolaşıma geçerler.

malana yaşlı eritrositleri 178 . ovale retikülositleri • P.Ayrıca eritrositlerin yaşının da önemi vardır. vivax ve P. • P.

gametositleri muz şeklinde görülebilir. Örneğin bir eritrosit içinde birden daha çok taşlı yüzük bulunur. malarla Schüffner (Kahverengi) Ziemann granülleri görülür (Şekil 4.malaria ise 72 saat'de bir (Kuartan) eritrositleri parçalayarak nöbetleri oluşturur. 2. ovale ve P.• P. 1. falciparum'a ise malign tersiyan (subtersiyan) denir. sitoplazmalar da bölününce olgun şizont oluşmaktadır. vivax"a bening tersiyan. vivax. Birkaç plasmodium türünün enfeksiyon yaptığı ülkelerde bunların ayrımı için boyama özelliklerinden faydalanılır. Klinik Bulgular Kliniğin gelişmesinden sorumlu olan patojenik mekanizmalar şunlardır. ayrıca. Vivax 3. P. Eritrositer şizogoni dönemi P. Ring formu önce. Ülkemizde sıtma yapabilen anofeller. P. sacharovi'dir. superpictus. Bunun tanınması için kolay yöntemler geliştirilmiştir. Oluşan bu merozoitler eritrositleri çatlatarak. birden fazla nükleer materyali nedeniyle Walkman kulaklığı şeklinde. falciparum ise her türlü eritrositi infekte edebilir. A. Plasmodium enfeksiyonlarında etkenin P. Bazı trofozoitler ise farklı bir evrim geçirerek makro ve mikrogametositler haline gelirler. A. • Ateş • Anemi • Mikrosirkülasyon bozukluklarına bağlı hipoksi • İmmünopatolojik olaylar Ateş parazitin eksojen pirojen etkisine bağlıdır. P. 179 . A. P. falciparum olup olmaması önemlidir. Eritrositlerin içine giren merozoitler genç trofozoitlere dönüşürler. daha sonra da olgun trofozoitlere dönüşürler. yenilerinin infekte etmek üzere kana dökülürler. ameboid forma. P. Bulaşmadan sadece sivrisinekler değil. asemptomatik taşıyıcıların kan ve kan ürünleride sorumlu olabilmektedir. falciparum'da 48 saat (tersiyan) sürer. Çekirdek bölününce genç şizont. P. maculopennis. P. falciparum Maurer (Siyah) Eritrositlerin içindeki olgun şizontun içinde de türe göre değişen sayıda eritrositer merozoit gelişir.10).

ancak sadece deneysel amaçlı kullanılırlar. Hastalarda eozinofili görülmez. Özellikle kan merkezlerinde serolojik yöntemler ile tanı konulabilir. Eritrositlerin sekestre edildiği dalak büyür. Endemik bölgelerde dalak çok büyüyebilir. İnfekte eritrositlerin parçalanması. Gebelerde ve transfüzyon sonrası gelişen enfeksiyonlarda klorokin kullanılır. Parazitler eritrositlerin yüzeyindeki negatif elektrik yükünü bozarak. Tanıda periferik kandan hazırlanan kalın damla ve periferik yayma preparatları kullanılır. P. İnkübasyon periyodu: Hepatik dönem ve birinci eritrositer şizogoni dönemidir. Ayrıca gametositler için primakin 15 mg 1x3 kullanılır. falciparum ciddi klinik seyir gösterir. Klorokin direnci var ise meflokin veya kinin doksisiklin kombinasyonu kullanılır. Klorokin direnci olmayan bölgelerde P. • Anemi • Serebral malarya • Hiperpireksi • Algid Malarya • Karasu ateşi • Akut böbrek yetmezliği • Akciğer ödemi • DIC • Hipersplenizm • Tropikal splenomegali • Hipoglisemi görülebilir. • Titreme • Ateşli kuru dönem • Terleme dönemleri olarak sınıflandırılır. Laboratuvar Bulgular Plasmodiumların eritrosit içeren sentetik besiyerleri vardır. ülkemizde görülen tek sıtma tipidir. Mikrosirkülasyon bozuklukları. Bu tıkaçlar küçük damarlarda tıkanmalara sebep olurlar. malaria'da 3 gün klorokin kullanılır. rutinde kullanılmaz. Hastalarda anemi en önemli bulgudur. periferik preparatlar ile de hangi tip olduğu tanımlanır. Tedavi P. Komplikasyonları P. falciparum ve P. vivax. En sık komplikasyon bu formda görülür. tropikal splenomegaliler gelişebilir. 1. Malaria tanısını koymak için kalın damla kullanılır.Primakin: Hipnozoitleri ortadan kaldırmak için kullanılır. Malarya nöbetleri başlıca. malaria'nın rozet şeklindeki merozoitlerinin görülmesi tanıda değerlidir. falciparum periferik yaymasında sadece taşlı yüzük formu ve muz şeklindeki game-tosit formları görülebilir.Anemi paraziteminin şiddetine bağlıdır. En ağır formu beyin damarlarının etkilenmesine bağlı olarak gelişen serebral malarya'dır. Kemoprofilaksi: Endemik bölgelere seyahat edeceklere bir hafta öncesinden başlayarak. rulo formasyon (eritrositlerin para şeklinde dizilmesi) oluşmasını sağlarlar. P. orada kaldığı sürece ve 4 hafta sonrasına kadar klorokin 2 tablet/ hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. Tedavide iki tip ilaç kullanılır. dalakta eritrositlerin sekestre olması ve otoimmün mekanizmalar anemi sebebidir.Klorokin: Eritrositer seri hücrelere etki eder 2. Klorokin direnci olan bölgelerde ise meflokin 1 tablet / hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. Korunmada sirkumsporozoit aşılar kullanılmaktadır. bazen hipersiplenizm ve pansitopeni oluşabilir. 180 .

12). toksoplazmosis etkenidir. 2) Enfeksiyonun gelişmesi için gebenin gestasyonal yaşın önemi vardır. Parazitin iki siklusu vardır. Barsakta açılan kistlerden takizoitler çıkar ve vücuttaki tüm hücre ve dokulara yayılır. Vücuttaki tüm dokularda ve organlarda küçük kistler oluşturur (bradizoit). Patogenez ve Epidemiyoloji İki önemli bulaşma yolu vardır. 3) Hastalığın görülmesinde toplumdaki bilinç. korunma. veya gebelerde fetusa geçerek konjenital toksoplazmoz oluşması. Kronik olgularda beyin. Enteroepitelyal seksüel siklus kedilerin ince barsaklarında gerçekleşir. Kandaki trofozoitlerine takizoit denir (Şekil 4. Subakut olgularda beyin ve göz lezyonları görülebilir. 181 . Bunlardan birincisi oral yoldan kedi dışkısınaki ookistlerin alınarak yetişkinlerde akut toksoplazmoz gelişmesi. İnfekte hayvanların doku kistlerinin veya parazit taşıyan hayvanların dışkılarındaki sporokistlerin oral yoldan alınması ile bulaşır (Şekil 4. Asıl problemli klinik tablolar gebelerde oluşur. hem diğer hayvanlarda (rastlantısal olarak insanlarda) gerçekleşir. çizgili kas ve sürrenallerde psödokistler oluşur. göz. 1) Kadın gebeliği sırasında ilk kez enfeksiyon geçirmelidir. Akut olgularda organ nekrozları görülebilir.Toksoplazma Hastalık Toxoplasma gondii bir zoonozdur. Kistlerin içindeki bradizoitler metabolizması yavaşlamış parazitlerdir. Gebeliği sırasında infekte olan veya daha önceden infekte olanlarda immün yetmezlik gelişir ise parazitler fetüse transplasental olarak geçer.13). Konjenital toksoplazmoz gelişmesi için üç önemli faktör vardır. tanı ve tedavi yöntemlerinin belirlenmiş olması gerekir. ekstraintestinal aseksüel siklus ise hem kedilerde.

Hücresel immün yetersizliklerde gelişen toksoplazmoz: HIV ile infekte hastalarda fırsatçı enfeksiyon şeklinde görülür. Kültür yöntemleri uygulanabilir ancak sık kullanılmaz. doğal katil hücreler ve sitokinler parazit-konak ilişkisini düzenlerler. Hodgkin hastalığı. DQ1 olanlar daha dirençlidirler. 40 yaşından sonra nadirdir. hidrosefali. Beyinde hücresel immünite humoral olandan daha önemlidir. Pozitif T. Lenfadenomegali çoğunlukla posterior servikal bölgede tek ve büyük olarak bulunur ve aylar boyunca devam edebilir. Vücut sıvıları Giemsa ile. Toksoplazmada immünite: immün sistemi sağlam olanlarda yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. Genetik faktörlerin de etkisi vardır. Klinik bulgular olanlarda serum IgG negatifliği kural olarak erken dönem bulaşmayı gösterir. Bazen meningoensefalit. Laboratuvar Bulgular Hastaların kedi ile ilgili anamnezlerinin bulunmaması toksoplazma tanısından uzaklaştırmaz. posterior servikal lenfadenomegali ve hepatosplenomegali'dir. Tanı etkenin gösterilmesi ile yapılır (Şekil 4. serebral kalsifikasyonlar (toksoplazmoz triadı) görülür. gondii IgM antikorları. IgG pozitifliği belirgin olarak yüksekse ya edinsel enfeksiyonu veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunu gösterir. organ kesitleri ise Hematoksilen-Eozin boyası ile boyanır.12).Klinik Bulgular Akkiz toksoplazmoz: Olguların çoğu asemptomatiktir immün sistemi normal olanlarda enfeksiyöz mononükleoz benzeri bir enfeksiyon tablosu gelişir. En sık görülen tablo ateş. HLA antijen yapısı DQ3 olan AIDS hastaları toksoplazma ensefaliti gelişmesine daha duyarlı iken. antitoksoplazma ve antiretroviral tedavi kullanımı beyin toksoplazmozu gelişimini etkiler. kalp. immünyetersizzliği olanlarda gelişen oküler tutulumda ciddi inflamasyon ve nekroz ile karakterize akut koryoretinit gelişir. Profilaksi uygulanmayan HIV pozitif kişilerde CD4 T lenfosit sayısı 100/mm3'ün altına düşerse. Toksoplazma tanısında en önemli birinci adım hastanın parazit ile karşılaşıp kaşlılaşmadığının gösterilmesidir. böbrek ve kemik iliği transplantlılarda da toksoplazma ensefaliti gelişme riski yüksektir. Sadece HIV enfeksiyonlular değil aynı zamanda T hücre yetmezli olan. veya 182 . Gebeliğin ilk üç ayında abortus olur. akkiz gelişen olgularda ise tek taraflı koriyoretinit görülür. CD4 ve CD8 hücreler. Gerçek negatif IgM olgularının en azından 6 ay önce enfeksiyon geçirdiği veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunun olmadığı ile ilişkilidir. 2) Bazı olgularda 5 yıl süresince IgM pozitifliği devam edebilir. intrauterin enfeksiyon gebeliğinin ikinci veya üçüncü dekadında olanlarda görülür. %30-50 oranında toksoplazma gelişme riski vardır. Bilateral koryoretinit. CD4 T lenfosit sayısı. geç dönemde geçirilen akut enfeksiyonlarda ise fetüs etkilenir. akciğer. Granülomatöz inflamasyon nekrotizan retinite sekonder olarak gelişir. bazen ciltte makülopapüler ve eritematöz döküntüler görülebilir. 1) Yeni oluşmuş edinsel enfeksiyonu. Konjenital toksoplazmoz: Gebeliği sırasında enfekte olan anneden çocuğa parazitin geçme olasılığı %40 kadardır. Antitoksoplazma antikorlarının varlığı. Oküler toksoplazmoz: Konjenital olanda bilateral. Nadir de olsa tokosplazmik koryoretinit ve toksoplazma ensefalopatisi gelişenlerde IgG negatifliği gösterilmiştir.

Gebeliği sırasında akut enfeksiyon gelişenlerde amniyotik sıvıda PCR negatifleşinceye veya gebelik sonlanıncaya kadar 3g/gün spiramisin kullanılır. Etler iyi pişirilmelidir • Tütsülenmiş etlerin yenmesinden kaçınılmalıdır Ookistlerin alınmasının önlenmesi • Meyve ve sebzeler iyi yıkanmalıdır • Kedi dışkısı ile kontamine olduğundan şüphelenilen yiyeceklerin tüketilmesinden kaçınılmalıdır 183 . Doku kistlerinin alınmasının önlenmesi . polyomyozit bulguları olanlar hem erişkin. Serum örneğini referans laboratuarına gönderin Tedavi İmmün sistemi sağlam olanlarda ve lenfadenit bulgularında tedavi gerektirmez. gondii infeksiyonu göstergesi serolojik bulgu yok Akut infeksiyon veya yalancı pozitif IgM. Tablo 4. Hastanın serumu referans laboratuarında kontrol edilmelidir Ortada bir sonuç. 6 aydan uzun süredir T. Çiğ etler ile temas edildikten sonra eller güzelce yıkanmalıdır • Çiğ etler ile temas edildikten sonra mukozalara dokunulmamalıdır • Çiğ et ile temas eden mutfak yüzeyleri güzelce temizlenmelidir . miyokardit. Sulfonamid alerjisi olanlarda sulfodiazin yerine klindamisin kullanılabilir. hem de çocuklarda primetamin + sulfodiazin + folinik asit ve endikasyon var ise kortikosteroid verilir. Korunma Korunmada bulaşmadan sorumlu olan çiğ etler ve kedi dışkısındaki ookistlerin alınmasının önlenmesi için çaba gösterilmelidir. Yeni bir serum alınıp hem IgG hem de IgM tekrar çalışılmalı Muhtemelen akut infeksiyon. Aktivite testlerin ile tokso IgM pozitifliği değerlenirilir. Tablo 4. Aktif koryoretinit.3) yalancı pozitifliğin bulgularıdır (Tablo 4. hem immünyetmezliği olanlar. gondii infeksiyonu Muhtemelen akut enfeksiyon.7). Gebeliğin 18'inci haftasından büyük olanlarda amniyotik sıvı PCR testi pozitif ise primetamin + sulfodiazin + folinik asit immünyetmezlikli hastalara verilen dozlarda başlanabilir.6.6 Gebe kadının Toksoplazma serolojisinin anlamı (FDA'ya göre) IgG sonucu Negatif Negatif Şüpheli Şüpheli Şüpheli Pozitif Pozitif IgM sonucu Negatif Şüpheli veya pozitif Negatif Şüpheli Pozitif Negatif Şüpheli veya pozitif Yorum T. Yeni bir serum alınıp çalışılmalı veya IgG için başka bir test yöntemi kullanılmalı Ortada bir sonuç.

AlDS'li hastalardaki pnömonilerde ilk akla gelecek etkendir. Hücresel immünyetersizlik olduğu zaman hastalık yapıcı hale geçer. Ağır solunum yetersizliği gelişebilir. Enfeksiyon akciğerlerdedir. Ancak medikal olarak protozoon gibi davranmaktadır. Kistlerden sporozoitler.13).• Bahçe işlerinde çalışırken veya kedi kumu boşaltırken eldiven kullanılmalıdır • Kedi kumu atılmadan önce kaynayan suda 5 dakika bekletilmelidir. Mitokondrial DNA ve değişik enzimler ile yapılan çalışmalar bu fikri desteklemektedir. Mantar kültürlerinde ürememekte ve antimikotiklere yanıt vermemektedir. Amerika'da yapılan bir çalışmada sağlıklı çocukların %70'inde antikorları tespit edilmiştir. At. Trofozoitler pulmoner epitel hücrelerin yüzeylerinde ekstrasellüler olarak ürerler (Şekil 4. Patogenez ve Epidemiyoloji Bulaşma inhalasyon yolu iledir. Pneumocystis Hastalık İmmünyetmezliği olan hastalarda pnömoni etkenidir Önemli Bilgiler Pneumocystis'in sınıflandırması biraz karışıktır. bunlardan da trofozoitler gelişir. • Kedilere çiğ et verilmemelidir. 1988 yılında rRNA analizlerine göre mantar sınıfına (Saccharomyces cerevisiae gibi) sokulmuştur. 184 . Klinik Bulgular Çoğu insanda asemptomatik olarak normal florada bulunur. Riskli hastalarda yüksek ateş ve akciğer bulguları hastalığı düşündürmelidir. Dünyada yaygındır. koyun ve fareler gibi bazı hayvanlarda tespit edilmesine karşın insan enfeksiyonlarında bunların öneminin ne kadar olduğu bilinmemektedir.

Balgamda. alternatif olarak pentamidin kullanılır. Önemli Bilgiler Kediler. kültür yöntemlerinin etkili olmadığı unutulmamalıdır. Trypanosoma cruzi Hastalık Chagas (Amerikan tripanosomiyazisi) hastalığı etkenidir. serolojik testlerinin olmadığı. Trypanosomalar insanda ve vektörlerde morfolojik ve fizyolojik olarak farklılıklar gösterirler. 185 . bronkoalveoler lavaj sıvısı veya akciğer endoskopik biyopsi örneklerinde Giemsa boyaması ile kist ve trofozoitler görülebilir. Trypanosoma Medikal önemi olan üç Trypanosoma vardır. köpekler. rhodesiense ve T. ancak AIDS gibi immünyetmezliği olanlarda pozitifliği anlamlıdır. T. İmmün sistemi sağlan olanlarda normal flora kabul edilebilir. AIDS'li hastalarda bu ilaçlar profilaktik olarak kullanılır. gambiense ise Afrika uyku hastalığı etkenidir. Organizmanın Gram ile iyi boyanmadığı. Latin Amerika ülkelerinin hastalığıdır. cruzi Chagas. T. Tedavi Tedavide trimetoprim-sulfametaksazol.Laboratuvar Bulgular Akciğer filminde hilustan yayılan infiltrasyon ve akciğerde buzlu cam manzarası görülür. kemiriciler doğal rezervuarlarıdır. Fluoresans antikor boyama yöntemleri de kullanılabilir.

lenfadenopati. Akut enfeksiyonda deride eritematöz lezyonlar (chagoma).14). 186 . Birkaç hafta veya ay sonra hastalar kronik döneme girerler. sepsis. insanlarda ise kamçısız amastigot formundadır. Kongenital chagas hastalığı hepatosplenomegali. Kana geçen parazitler başlıca monositler. Rutin kullanıma girmemesine rağmen PCR testi kullanılabilir. Chagas hastalığında %40 oranında ani ölüm görülür. laysmayoz ve diğer parazitler ile çarpraz reaksiyon göstermesi nedeniyle yalancı pozitiflik sık görülür. HIV pozitif hastalarda fatal seyirlidir.15). Kardiak hastalığın tipik bulguları biventriküler hipertrofi ve aritmilerdir. olguların önemli bölümünde reaktivasyona bağlı serebral abseler görülebilir. Ölüm konjestif kalp yetersizliği veya aritmilere bağlıdır. ateş. hepatosplenomegali. myokardit ve hepatit ile karakterizedir. hematojen chagomalar denilen ağrılı subkutan nodüller. Laboratuvar Bulgular Kalın damla veya yayma preparatlarda etken aranır. Kronik dönemin önemli bulguları kardiak ve gastrointestinal sistemi ilgilendirenleridir. Gastrointestinal sistemde otonom ganglionlar harap olur ve megaözofagus ile megakolon görülür. periferik nöronlar ve merkezi sinir sistemini infekte ederler. malarya. Sifiliz.Patogenez ve Epidemiyoloji Trypanosoma cruzi'nin tahtakurusu (reduviid bug) veya kene dışkısı ile kontamine ellerle gözlerin kaşınması veya bütünlüğü bozulmuş deri yolu ile bulaşır (Şekil 4. yüz ve ekstremitelerde ödem gelişir. Vektörlerde kamçılı tripamostigot. Klinik Bulgular Chagas hastalığının klinik bulguları akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır. Ancak unutulmamalıdır ki kongenital Chagas ortalama 2/3'ü asemptomatiktir. En sık kulanılan yöntem ELISA testleridir. periorbital ödem ile karakterize Romana işareti (Şekil 4. geçici deri döküntüleri.

187 . Önemli Bilgiler Birçok etkeni hayvanları infekte eder ancak. Tablo 4. oradan da beyine geçer. Çeçe sineği en önemli vektörüdür. brucei rhodesiense'dir. brucei gambiense ve T. Kronik klinik tablolarda tedavinin etkinliği yoktur. insanlarda hastalık yapanlar T. Tedavi Akut olgularda seçilecek primer ilaç nifurtimokstur. rhodesiense sadece insan değil aynı zamanda evcil hayvanlar ve vahşi hayvanlarda da enfeksiyon etkenidir. Deriden bulaşmanın ardından hastanın immün sisteminin gücüne bağlı olarak kana ve lenf dolaşımına. Bu ilaç tripomastigotları kan içinde öldürebilir ancak doku içindeki amastigotlara çok etkili değildir (Tablo 4. Hastalığın kliniğinde üç dönem vardır. Ancak insandan insana bulaşma da gösterilmiştir.Şüpheli serumlar referans laboratuarlarına gönderilmelidir.8). T.8 Chagas hastalığının tedavisi Yetişkin İlk seçenek Nifurtimoks Günde 4 defa 8-10 mg/kg/gû'n 120 gün Alternatif Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Pediatrik Nifortimoks Günde 4 defa 15 mg/kg/gün 120 gün Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Trypanosoma gambiense ve rhodesiense Hastalık Afrika uyku hastalığı etkenidir.

brasiliensis Leishmaniasis tatarcıkların (phlebotom) vektörlük yaptığı ve memelilerin rezervuar olduğu bir zoonozdur. tropica 3. Relaps olgularında aynı tedavi uygulanır. rhodesiense'de ise birkaç ay içinde ölümle sonuçlanan daha akut bir enfeksiyon tablosu görülür. T. koroid pleksus ve subaraknoid aralığa yayılarak meningoensefalit gelişimi. Organizma şankr veya kemik iliğinin aspirasyonu ile de gösterilebilir. 2. Suraminde tedavide etkilidir. Kutanöz Leishmaniasis (Şark çıbanı): L.16). gambiense'de kronik enfeksiyon şeklinde iken.1. Mukokutanöz Leishmaniasis: L. Korunma amacıyla kemoprofilaksi uygulanamaz ve immunoprofilaksiler etkili değildir. donovani 2. Klinik gidiş T. Korunmada Çeçe sinekleri ile mücadele edilmelidir. T.Uyku hastalığı dönemi. 3. Tanı kanda direkt mikroskopi ile hareketli parazitlerin görülmesi ile veya periferik yayma preparatın Giemsa veya Wright yöntemi ile boyanması ile konulur (Şekil 4.Kanla veya lenf yoluyla yayılma dönemi. Erken ve geç dönem MSS infeksiyonlarında etkilidir. 188 . Örnekler ateşli dönemlerde alınmalıdır. Tedavi parazitin başlıca enzimi olan ornitin dekarboksilazı inhibe eden Eflornitin kullanılır. Visseral Leishmaniasis (Kalaazar): L. T. Uyku hastalığında relapslar uygun tedaviye rağmen sık görülür. Leishmania Başlıca üç tip hastalık yaparlar 1. gambiense'de ise sık sık tanı yöntemleri tekrarlanmalıdır.Başlangıçta enfeksiyon alanı olan deride üç hafta kadar süren şankrlar görülür. Parazitemi olgularında BOS'ta kontrol edilmelidir. rhodesiense'de daha fazla parazit bulunması nedeniyle tanı daha kolaydır. Pentamidin alternatif ilaç olarak kullanılabilir. Leishmania donovani Hastalık Kala azar (visseral leishmaniasis) etkenidir.

17). tilki ve fareler gibi memeliler rezervuardırlar. Bu durum sekonder enfeksiyonların gelişmesine ve kanama diyatezine sebep olur. lökopeni ve trombositopeni görülebilir. Patogenez ve Epidemiyoloji Amastigotlar deri. Barsaklarda çoğalarak farenkse göç ederler ve bir sonraki ısırıkta bulaşırlar. Kemik iliği aktivitesindeki düşüklük ve dalaktaki hücresel yıkım nedeniyle anemi. En ciddi etkilenen organlar karaciğer. Enfeksiyon hastalıkları içinde dalağı en çok büyüten hastalıktır (Şekil 4. tatarcığın midesinde promastigot'a (tatarcıkta kamçılı formu) dönüşürler. fagositer ve diğer retiküloendotelyal orjinli hücreleri infekte edebilirler. Köpek.Önemli Bilgiler Yaşam siklusu içinde tatarcıkların önemli bir yeri vardır. infekte hayvandan kan emen flebotom amastigot (insanlardaki kamçısız formu) içeren makrofajları emer. Daha sonra amastigotlar makrofajları terk ederek. 189 . dalak ve kemik iliği gibi retiküloendotelyal sistem organlarıdır.18). Sadece dişi flebotomlar taşıyıcıdırlar (Şekil 4. Tatarcıktaki yaşam siklusu ortalama 10 gün kadardır.

19). kilo kaybıdır. Çok büyük dalak karakteristik özelliğidir. epiteloid hücreler ve makrofajların içinde tipik Leishman-Donovan cisimcikleri görülür (Şekil 4. Kalaazar hipoalbuminemi ve hipergammaglobulinemi ile karakterize bir hastalıktır.9 Cryptcsoporidiosis sendromu İnfeksiyonlar Bakteriyel Kutanöz • Tularemi • Furonkül/karbonkül • Sellülit • Yaws • Sitiliz • Atipik tüberküloz • Tüberküloz • Lepra Mantar • Histoplazmoz • Sporotrichosis • Lobomycosis • Coccidioidomycosis • Blastomycosis • Chromomycosis Viral Protozoon • Orf • Dracunculiasis • infeksiyoz mononükleoz • Akut Chagas hastalığı • Schistosomiasis • Karaciğer amip apsesi • Malaria Diğer (noninfeksiyöz sebepler) • Bazal veya squamoz cell carsınoma • Lenfoma veya metastatik kanserler • Discoid lupus • Sarkoidoz • Insect bite • Ektima • Kerion • Piyojenik granuloma • Yabancı cisim granuloması • Bazal cell karsinoma • Wegener granulomatosis'i • Sarkoidoz • Lenfoma • Histoplasmosis • Paracoccidiodomycosis • Rhinosporidiosis • Histoplasmosis Mukokutanöz • Yaws • Sitiliz Visseral • Bruselloz • Tifo • Tüberküloz Tanı genellikle kemik iliği. Tablo 4. Tedavi bening tabiatlı olmadığı için ayırıcı tanıda diğer hastalıkların ekarte edilmesi önemlidir (Tablo 4. Orta-Doğu. Hastalık yıllarca sürebilir. Güney Rusya ve Çin'in bazı kısımlarında ana rezervuar köpekler ve tilkilerdir. Kalaazar'da üç farklı epidemiyolojik bölge vardır. Laboratuvar Bulgular Tanıda ilk adım anamnezdir.9). kuvvetsizlik. Tedavi edilmeyen olgular genellikle sekonder enfeksiyonlar ile kaybedilirler. Başlangıçta hastalar ateşi tolere edebilir. 190 . Amastigotlar lökositler. Klinik Bulgular Semptomlar intermittan ateş. ancak anemi lökopeni ve trombositopeni hastalığı ağırlaştırır. Hindistan ve Kenya'da ise ana rezervuar insanlardır.Hastalarda spesifikliği ve koruyuculuğu olmayan IgG artışı bulunur. Açık renkli hastalarda hiperpigmentasyon görülür (Kara hastalık). Afrika'da fare gibi kemiriciler. dalak veya lenf bezi biyopsilerinde amastigotların gösterilmesi ile konulur.

Tedavi Tedavide en önemli ilaç bir beş değerli antimon bileşiği olan sodyum stiboglukonat'dır (Tablo 4. Yaş tip: Etken L. Lenf bezleri de olaya karışır. tropica majördür. Laboratuvar Bulgular Lezyonun krut yanındaki ödemli kısım ile sağlam cilt sınırından enjektörle alınan eksüdada Giemsa veya lesihman boyası ile etken görülebilir. Deri testlerinin aktif hastalık sırasında negatif. mexicana. İki tiptir. İnkübasyon periyodunun ardından ısırık yerinde kırmızı renkli bir papül.21). krutlanarak ve depigmente sikatris bırakarak iyileşir.10). İkincisi sadece Amerika'da bulunurken. daha sonra da yayılarak nekrozlar oluşturur.ancak tanıda faydalıdır. Hastaların çoğunda indirekt immünfloresans yöntemi ile pozitif bulunur. Uygun tedavi ile mortalite oranı %5'in altındadır. Leishmanmia tropica. Promastigotlardan hazırlanmış deri testleri bulunur. Yavaş ve hafif lezyonlara yol açar. braziliensis Hastalık L tropica ve L mexicana kutanöz layşmonyoz etkenidir. Kuru tip: L tropica minör etkenidir.20). Patogenez ve Epidemiyoloji Flebotomların ısırması ile bulaşır. braziliensis'de Güney Amerika'da mukokotanöz layşmonyoz etkenidir (Şekil 4. Hipergamaglobulinemiyi gösteren Formoljel testi spesifik değildir. genelde yüzdedir ve 1 yılda iyileşir. Ancak tedavi her zaman başarılı değildir. 6 ayda iyileşir (Şekil 4. Önemli Bilgiler L.Kültür alınabilir. L. L. İyileşme kalıcı immünite ile sonuçlanır. iyileşmişlerde ise pozitif olabileceği unutulmamalıdır.tropica tüm dünyada yaygındır. Tedavi Sodyum stiboglukonat ilk seçilecek ilaçtır. ülserleşir. 1. donovanide olduğu gibi tatarcıklar etkendir. Hasta serumuna bir damla formalin damlatılınca serumda katılaşma görülür. 191 .

4 mg/kg haftada 3 kez 5 hafta veya • Amfoterisin B.Tablo 4. Alternatifler • L tropica majör veya L mexicana enfeksiyonlarında stibogluconate'ın intralezyonal injeksiyonu her gün 8/24 injeksiyon kullanılabilir. 192 . 1 mg/kg IV bir gün arayla 20 gün • Tedaviye paromomisin eklemek tedavi süresini 28 günden 15 güne düşürecektir.10 Leishmaniasis tedavisi İlk seçim Kutanöz • Meglumin antimonat (glukantim) 10 gün 20 mg/kg/gün • Stibogukonat mg/kg/gün Mukokutanöz Visseral • Stiboglukonat 20 mg/kg/gün IV veya İM iki eşit dozda 30 gün • Stiboglukonat 20mg/kg/gün İv veya İM iki eşit • Dirençli olgularda: pentamidin.

Hem trofozoitleri hemde kistleri vardır. Primer meningoensefalit etkenidir. keratit etkeni olan serbest yaşayan amiplerdir. Mukozaya penetrasyon sonunda. Kistler dirençlidir. kontamine sularda kornea travmasına maruz kalanlarda keratit yapar. Acanthamoeba solunum yolu veya deri travmalarından ardından immün yetersizlikli hastalarda gelişen granülomatöz ensefalit etkenidir. Tedavide intravenöz ve intratekal amfoterisin B kullanılır. Organizmalar ılık suları olan göllerde ve su birikintilerinde. Acanthomeba kontakt lens takanlarda keratit etkeni olabilir. Fokal nörolojik bulgulardan görme bozuklukları ve ataksi önemli semptomlarıdır (Şekil 4. Etkili bir tedavi yöntemi yoktur.22). Tanı için pürülan BOS'da bakteri görülmezse direkt preparatlarda amip aranmalıdır.DİĞER PROTOZOONLAR Acanthamoeba ve Naegleria Meningoensefalit. Tanı biyopsi ile konulur. Ancak hızlı ilerler ve fatal seyirlidir. Naegleria trofozoitleri genellikle ılık sularda yüzme veya dalma sırasında burun mukozasından girer. Etkili tedavisi yoktur. Hastalık körlük yapabilir.23). pürülan menenjit ve ensefalit tablosu ile hastalarda fatal bir tablo yaratır (Şekil 4. ancak amfoterisin B kullanılabilir. Hastalık sıklıkla H5V veya bakteriyel keratitler ile karıştırılır. Tedavi edilen hastalarda dahi prognoz kötüdür. Granülomatöz ensefalit gelişen olgular ortalama 40 gün içinde ex olurlar. klorlama ile ortadan kaldırılamaz. Tanı BOS'da amiplerin gösterilmesi ile konur. toprakta bulunur. Acanthamoeba kontakt lens kullananlar. Deri lezyonları mantar enfeksiyonlarını taklit eder. 193 .

Splenektomi yapılan hastalar daha ağır enfeksiyon geçirirler.24). Etken fekal-oral yolla alınır. Sıtmadan farklı olarak karaciğer dönemi yoktur. Kırsal bölgelerde endemik olarak bulunur. Skoleksler parazitin barsak duvarına tutundukları organelleridir. İmmün yetersizliği olan hastalarda kronik.Babesia Babesia microti babezyoz etkenidir. 194 . Tanı dışkı incelemesinde tipik ookistlerin görülmesiyle konur. Isospora Isospora belli diyare etkeni intestinal protozoondur. Özellikle AIDS'li (immün yetersizlikli) hastalarda görülür. Hayvanlarda rezervuarı yoktur. Kenelerle bulaşır. X şeklinde şizontları vardır (Şekil 4. Cyclospora Cydospora cayetanensis intestinal prozotoondur ve immün yetersizlikli hastalarda sulu diyareler yapar. bol sulu diyare görülür. Plasmodiumlardan farklı olarak intraeritrositer pigmentasyon görülmez. Falciparum gibi birden çok taşlı yüzük formu vardır. Eritrositlerin içinde P. Tanı intraeritrositer taşlı yüzük şeklindeki parazitlerin gösterilmesi ile konulur. Tedavide kinin ve klindamisin ile kombine tedavi daha etkilidir. Diyareler intermittan ve relapslıdır. Diyarenin patogenizi bilinmemektedir. Sestodlar skolekslerinin arkasına ürettikleri proglottidleri aracılığı ile büyürler. Sıtma gibi eritrosit parazitidir. Sestodlar Sestodlar scolex denilen bir başa ve proglottid denilen multipl segmentlere sahiptirler. Tedavide trimethoprim-sulfometaksazol kullanılır.

Apendisit yapabilir. T. Sisteserkozis ve hidatik kist gibi bazı durumlarda yumurtalar alınır ve kistik hastalıklar oluşabilir.11 Medikal önemi olan sestodlar ve özellikleri Sestod Taenia solium Bulaşma (A) İyi pişmemiş etler (B) İnsan dışkısı ile kirlenmiş besinlerden yumurtaların alınması Taenia saginata İyi pişmemiş etlerden larvaların alınması İyi pişmemiş balıktan larvaların alınması Köpek dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerle yumurtaların alınması Sığır Ara konak Domuz İnsanda yerleşim yeri GİS Beyin ve gözler (Sistiserkozis) Tanı Dışkıda proglottidler Biyopsi. Patogenez ve Epidemiyoloji İnce barsaklarda hafif bir hasar olabilir. hatta dışkı yapılmaksızın düşürülmesi önemli bulgudur. Tablo 4. akciğer ve beyin (hidatik kist) Albendazol veya cerrahi tedavi ile kistin çıkartılması Taenia 1. solium'dan farklı olarak insanlarda sistiserkus gelişmez. Böylece başka hayvanların ve insanların enfeksiyonunda rol oynar. 15-25 arasında uterus dallanması vardır. seroloji Praziquantel Diphyllobothrium latum Echinococcus granulosus Yumuşakçalar ve balık Koyun GİS Praziquantel Karaciğer. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. Yumurtalar proglottidlerden daha az görülür. saginata'nın 4 adet vantuzu vardır.Distal proglottid birçok yumurta içerir ve dışkı ile dışarı atılır. Parazit ince barsağın duvarına tutunur.11'de açıklanmıştır. T. Yumurtaları morfolojik olarak birbirinden farklı değildir. Hareketli proglottidlerin dışkıda. İnsanlar iyi pişmemiş sığır etlerinin içindeki larvaların (sistiserkus) yenilmesi ile infekte olurlar (Şekil 4. Taenia saginata Hastalık Teniasis etkenidir. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda 15-20 uterus dalı bulunan hareketli proglottidlerin görülmesi ile konur. İnsanlar genellikle iyi pişmemiş etlerde bulunan larvaların yenilmesi ile infekte olurlar. iştahsızlık ve karın krampları görülebilir. Medikal önemi olan sestodların özellikleri Tablo 4. solium'da bu sayı 5-10 arasındadır. CT. Önemli Bilgiler T. Sığırlarda sistiserkus bovis gelişir. Hastalık dünyada yaygın olarak bulunur. tacı yoktur. 195 . CT Tedavi Praziquantel Praziquantel veya cerrahi tedavi ile kistlerin alınması GİS Dışkıda proglottidler Dışkıda kapaklı yumurtalar Biyopsi. 3 ay içinde 10 metre uzunluğa erişebilir. Bazı hastalarda bulantı.25). insanda larvaları sistiserkozis yapmaz.

bazen de vitreusda yüzen larvalar görülebilir. Sistiserkuslar ise çok geniş olabilir. Beyindeki sistiserkoz başağrısı. Patogenez ve Epidemiyoloji İntestinal yerleşimli şeritler barsaklarda az hasar yaparlar. bazı hastalarda anoreksi veishal görülebilir. İnsanlar hem ara hem son konak. Laboratuvar Bulgular Dışkıda proglottidlerin görülmesi ile tanı konur. İnsanlar tarafından yenilinceye kadar stabil olarak kalır. Kaslar içinde sistiserkus gelişir. 196 . Canlı sistiserkuslar inflamasyon yapmazlar. Buradan kan damarlarına geçer ve iskelet kaslarına yerleşir. domuzlar ise ara konaktır (Şekil 4. ancak ölürlerse salgıladıkları maddeler ile inflamatuvar yanıt oluştururlar. Böyle durumlarda sistiserkuslar kalsifiye olur ve röntgen ile görülebilirler. Sistiserkozislerin tanısı görüntüleme yöntemleri ile konulabilir.25). T. Önemli Bilgiler Dört adet vantuzu ve tacı vardır. Dışarı atılan proglottidler rastlantısal olarak domuzlar tarafından yenilir. infekte kişilerden çıkarılan proglottidlerin hayvanlar tarafından yenilmesine engel olunmalıdır Taenia solium Hastalık Taeniasis etkenidir. solium larvaları insanlarda sistiserkozis yaparlar. 5-10 arasında dallanan uterusu bulunan proglottidleri bulunur. Tedavi Primer ilaç prazikuanteldir. 3 ay içinde 5 metre büyüklüğe ulaşır. Bazılarında dışkıda proglottidler görülebilir.Tedavi Praziquantel tedavide seçenektir. özellikle beyinde büyük lezyonlar yapabilirler. Alternatif olarak albendazol önerilebilir. Parazit ince barsak duvarına tutunur. Asemptomatik hastalarda yumurtaları yutarak otoinfeksiyona sebep olabilecekleri için tedavi edilmelidir. Gözde olursa üveit ve retinit. Klinik Bulgular Genellikle asemptomatiktir. Yumurtadan altı adet çengeli olan embriyo (onkosfer) domuzun barsağına tutunur. kusma ve bayılma yapabilir. İnsanlar iyi pişmemiş sistiserkuslu domuz etleri yiyerek infekte olurlar. Cerrahi tedavi gerekebilir. Korunmada hayvan etlerinin iyi pişirilmeden yenilemesine.

Laboratuvar Bulgular Dışkıda oval.Diphyllobothrium Hastalık Difilobotriyoz etkenidir. Hastalık özellikle iskandinavya. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. 197 . sarı-kahverengi boyanan. Proglottidinin genişliği uzunluğundan daha fazladır. Kuzey Rusya. Yumurtaları diğer sestodlardan farklı olarak ovaldir ve kapaklıdır. Önemli Bilgiler İnsanlara larva içeren balıkların iyi pişirilmeden yenmesi ile bulaşır. Bazı hastalarda parazitin B12 vitaminini kullanmasına bağlı olarak megaloblastik anemiler meydana gelebilir. En uzun sestoddur. Bir kişide birden çok parazit bulunabilir. kapaklı tipik yumurtalarının görülmesi tanı koydurucudur.26). Abdominal ağrıları ve diyaresi olanlara rastlanılır. latum enfeksiyonu ince barsaklarda hafif bir inflamasyon yapar. Patogenez ve Epidemiyoloji D. Boyu 13 metreden uzun olabilir. 30 yıldan uzun yaşayabilir. Japonya ve Kanada'da endemiktir. Serolojik testi yoktur. İnce barsaklarda erişkin hale gelir (Şekil 4.

Önemli Bilgiler E. Onkosfer embriyolar ince barsakta meydana gelir ve başlıca karaciğer. 198 . Embriyolar bu dokularda içi su dolu hidatik kistler halini alırlar.27). insanlar rastlantısal ara konaktır (Şekil 4. kemik ve beyine göç ederler. Echinococcus Hastalık Echinococcus granulosus hidatik kist etkenidir.Tedavi Tedavide ilk seçenek prazikuantel'dir. köpeklerin barsağındaki parazit tarafından binlerce yumurta üretilir ve bunlar koyunlar veya insanlar tarafından yenilir. Koyunlar ara konaktırlar. E. En küçük tenyadır. multiloküler hidatik kist etkenidir. granulosis bir skoleks ve sadece üç adet proglottid'den oluşmuştur. akciğer. alveolaris ise nadir görülür. Yaşam siklusunda. Köpekler en bilinen son konaklarıdır.

199 . Bu kistlerde binlerce skoleks bulunur ve geniş kistin içinde birçok yavru kistler (kız kist) oluşturur.Patogenez ve Epidemiyoloji E. granulosis bol sıvılı unisellüler kist üretir.

Hipertonik tuzlu sular gibi protoskolisida ajanlar kist içine injekte edilir. İnsanlar rastlantısal ara konaktır. Önemli özellik Weinberg ile antikor aranmadan önce Casoni testinin yapılması halinde yalancı pozitiflik ortaya çıkabilir. Laboratuvar Bulgular Tanı görüntüleme yöntemleri ile multipl protoskoleks taşıyan kapsülün gösterilmesi ve bunun mikroskobik incelenmesi veya indirekt hemaglutinasyon test gibi serolojik yöntemlerdir. Buradaki amaç kistin patlaması durumunda parazitlerin dolaşıma geçmesinin engellenmesidir. serebral kistler de baş ağrısı ve nörolojik bulgular oluşturabilir. Çok yüksek oranda karaciğere yerleşir (Şekil 4. Artık sadece tarihsel önemi olan iki test Casoni ve Weinberg'dir. Klinik Bulgular Hidatik kistli hastaların çoğunun kliniği asemptomatiktir.30). Akciğer kistleri kanlı balgam. boyutlarına kadar ulaşabilir. granulosis için yerleşim %60. granulosis ile aynıdır. Ara konakları yoktur (Şekil 4.. Ancak son konak tilki. DİĞER CESTODLAR Echinococcus alveolaris (multilocularis) Birçok özelliği E. ara konaklar ise farelerdir. Buna cerrahi tedavi eklenebilir. Diğer sestodlardan farklı olarak yumurtaları insanları direkt olarak infekte edebilir.29).E. Sadece 3-5 cm. alveolaris için ise %90 karaciğerdedir (Şekil 4. Casoni kist sıvısı ile yapılan cilt testidir. Tedavi Tıbbi tedavi albendazoldür. 200 . Erişkin formu insanlarda bulunan en küçük sestoddur. E.28). Kistin rüptüre olması anafilaktik reaksiyonlar meydana getirebilir. Hymenolepis nana Cüce sestoddur. Karaciğer kistleri hepatik fonksiyonlarda bozulma yaratabilir.

nana bulunabilir. asteni. Tanı dışkıda bipolar saçaklı yumurtalarının görülmesi ile konulur (Şekil 4.31). 201 .Duodenuma geldiklerinde sistiserkoid larvalara ve sonrasında da yetişkin forma dönerler. sinir sistemi belirtileri ve konvulsiyonlar bulunabilir. Hastalığın önlenmesi personel hiyjenine dikkat edilmesi. kontamine yiyecek ve sulardan uzak durulması ile konulur. Karın ağrısı. enterit. Çocuklarda enfeksiyon sıklığı fazladır. Diğer sestodlardan farklı olarak bir kişide yüzlerce H. anemi. Tedavi prazikuantel ile yapılır. Proglottidleri dışarı atılmak için parazitten ayrıldıklarında barsakta açılır ve otoinfeksiyonlara sebep olurlar.

Schistosomalar diğerlerinden farklı olarak erişkin döneminde erkek ve dişi olarak ayrılır ve dişi erkeğin karın oluğunda (gynecophoric kanal) yaşar (Şekil 32). mansonive S. Önemli Bilgiler Trematotlar hermafrodittirler. insanlar çatal kuyruklu serkaryaların deriye penetre olmaları ile infekte olurlar. mansoni lateral dikene sahipken. S. japonicum gastrointestinal sistemde etkilidir. Mezenter arterden. portal dolaşım aracılığı ile karaciğere gelir ve yetişkin parazitleri oluştururlar. Yumurtalar dışkı veya idrar ile atılır ve dışarda tekrar serkaryaları oluştururlar. Böylece sürekli yumurtaları döller. Shistosomalar damar içi (kan) paraziti olarak tanınırlar.haematobium idrar kesesinde yaşar. Buradan kana geçer ve venler aracılığı ile arteriyel dolaşıma çıkarlar. S. S.33). haematobium üriner sistem infeksiyonu yaparken. Üçününde kendine has yumurtaları bulunur. 202 . haematobium yumurtalarının ise terminal dikeni vardır.TREMATODLAR Schistosoma Hastalık Schistosomiasis etkenidir. mansonive japonicum'un yetişkinleri mezenter venlerinde yaşarken. S. S. S. Sonrada kendi alanlarına yerleşirler (Şekil 4. japonicum çok küçük lateral diken ve S.

S. Hepatositler sağlam kaldığından genellikle karaciğer fonksiyon testleri bozulmaz. Karaciğerde granulomlar.35). Kronik enfeksiyonlar semptomatik olabilir. hepatomegali ve portal hipertansiyon yapabilir. hepatomegali ve massif splenomegali gelişebilir. bunu takip eden 2-3 hafta sonra ateş.haemotobium mesane duvarında granulom ve fibrozis oluşturduğu için mesane karsinomlarına sebep olabilir.34. Tedavi Praziquantel primer ilaçtır. Yumurtaların antijenlerine karşı gelişen immün yanıt granulomların sebebidir. diyare. En genel ölüm sebebi özofagus varis kanamalarıdır.mansoni yumurtaları distal kolon duvarında (alt mezenter ven) hasar oluştururken S. titreme. 4. lenfadenopati ve hepatosplenomegali görülebilir. S. Orta yükseklikte eozinofili görülebilir. haemotobium enfeksiyonlarının en belirgin semptomu hematüridir. S. Gastrointestinal hemoraji. japonicum yumurtaları hem ince barsak hem de kalın barsak duvarında (üst ve alt mezenter ven) hasar oluştururlar. Bazı göllerde meydana gelen yüzücü kaşıntısı insanları infekte etmeyen schistosomalar tarafından meydana gelmektedir. Laboratuvar Bulgular Karakteristik yumurtaların dışkıda veya idrarda gösterilmesi ile tanı konulur (Şekil 4. Eozinofili görülebilir. 203 . Penetrasyonun olduğu yerde kaşıntı. barsak veya mesane duvarına birçok patolojik etkisi vardır. Kronik hastalık morbidite ve mortaliteye sebep olabilir. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. dalak.Patogenez ve Epidemiyoloji Yumurtaların karaciğer. Bakteriyel süper infeksiyonlar görülebilir. Portal hipertansiyon splenomegali yapabilir. fibrozis. Serolojik testler kullanışlı değildir.

Praziguantel primer ilaçtır.38). 204 .Paragonimus Hastalık Paragonimyaz denilen akciğer infeksiyonunu yapar. İmmatür parazit ince barsaklardan akciğere yerleşir (Şekil 4.36). Önemli Bilgiler İnsanlara az pişmiş veya çiğ yenen metaserkarya bulunduran yengeç etinden bulaşır (Şekil 4. Tanı tipik kapaklı yumurtalarının balgam veya feçesde tespit edilmesi ile konulur.

Praziquantel primer ilaçtır. yetişkin olur. Duodenumda kistindan çözüldükten sonra immatür parazit safra yollarına yerleşir. kahverengi. kadar olan yaprak şeklinde bir parazittir. Sıklıkla asemptomatik seyreder. Fasciola Fasciola hepatica koyun karaciğeri yassı solucanıdır.38). tipik kapaklı yumurtalarının dışkıda tespit edilmesi ile konulur.Clonorchis Hastalık Clonorchis sinensis klonorşiyaz (Oriental karaciğer yassı solucan infeksiyonu) etkenidir. Tanı küçük. ancak safra yollarında hiperplazi ve fibrozis yapabilir. 205 . (Şekil 4. Boyu yaklaşık 3 cm. Önemli Bilgiler İnsanlar az pişmiş veya çiğ yenen balık etindeki metaserkaryalar aracılığı ile infekte olurlar.

sadece Strongyloides toprakta da yaşayabilir. Doku nematodlarından Dracunculus diğerlerinden farklı olarak tatlı sulardaki yumuşakçalarda yaşar ve insanlara içme suları aracılığı ile bulaşır. 206 . Duodenumda kistleri açılan parazitler.12). Nematodlar Nematodlar (nemathelmintler) silindirik vücuda ve ağız ile anüsü de içeren sindirim sistemlerine sahiptirler. Serolojik testi yoktur. bunlardan serkaryalar oluşur ve kistik hale gelen parazitler su bitkilerinin üzerine tutunurlar. çünkü kan ve doku sıvılarında mikrofilaria denilen hareketli embriyoları vardır. diğer intestinal nematodlar larvaları ile bulaşırlar. Bu bitkileri yiyen koyun veya insanlarda tipik enfeksiyonlarını oluştururlar (Şekil 4. Oncho-cerca ve Loa filarial nematodlar olarak bilinir. Önemli doku nematodlarından Wuchereria. Necator americanus • Strongyloides stercoralis • Trichuris trichiura • Capillaria philippinensis • Trichostrongylus • Anisakiasis Doku nematodları Filariasis • Wuchereria türleri (lenfatik filariasis) • Brugia türleri (lenfatik filariasis) • Loa loa (Afrika göz nematodu) • Mansonella türleri • Onchocerca volvulus Diğer doku nematodları • Dracunculus medinensis • Trichinella spiralis • Toxocara türleri (visseral larva migrans) • Angiostrongylus cantonensis (menenjit) Enterobius.39). Dişileri erkeklerine göre genellikle daha büyüktür. mekanik etki ile hepatomegali kolanjit. Eozinofili görülür. Safra yollarında yumurta üreten hermafrodit yetişkinler feçese bunları dökerler. insandan insana kan emen sinekler aracılığı ile bulaşır.12 İnsanlarda hastalık yapan nematodlar İntestinal nematodlar • Ascaris lumbricoides • Enterobius vermicularis • Ancylostoma duodenale. sarılık ve ishale neden olurlar. Doku nematodlarının erişkinleri insan vücudunda yaşarlar. barsak duvarına penetre olurlar ve karaciğere ulaşırlar ve burada yetişkin hale gelirler. Rhabditiform larvalar yiyecekler ile bulaşırken. Tanı. Prazikuental ve bitional etkili ilaçlarıdır. filariform larvalar infeksiyözdür. Bunlar. Tablo 4. Koyun karaciğeri yiyenlerde dışkı mikroskopisinde parazit yumurtalarını görebilirsiniz (yalancı perazitlik). Vücutları kütikül denilen çok dirençli hücre içermeyen bir yapı ile kaplıdır. Yumurtalar tatlı sulara karışır. Medikal önemi olanlar intestinal ve doku nematodları olarak iki önemli gruba ayrılırlar (Tablo 4. Portal siroz gelişebilir. Yetişkin parazitler safra yollarına yerleşir. dışkıda kapaklı yumurtaların görülmesi ile konulur.İnsanlar larvalar ile kontamine su terelerini yiyerek infekte olurlar. mirasidyalar tatlı su yumuşakçalarına geçer. Trichuris ve Ascaris yumurtalarının oral yoldan alınması ile bulaşırken.

Kaşınma sonucunda sekonder bakteriyel enfeksiyonlar görülebilir. İNTESTİNAL NEMATODLAR Enterobiu vermiculariss Hastalık Kıl kurdu (oksiyür) enfeksiyonu etkenidir. Yumurtalar ince barsaklarda açılır. 6 saat içinde yumurtalarda larvalar gelişir ve enfeksiyon yapıcı hale gelebilir (Şekil 41). Bir üçüncü nematod da iyi pişmemiş deniz ürünlerinden bulaşan anisakiasis'dir (Anisakis simplex). köpek askarisi larvası olan. Toxocara canis'dir. Eozinofili önemli bir bulgudur. larvalar kolona ilerler. Trichinella. Bunların kaşınma sonucu parmaklara gelmesi ile reenfeksiyon gerçekleşebilir. 207 . 12 yaş altında dünyada en sık görülen parazittir. Köpek ve kedilerin kancalı kurdunun larvası olan Ancylostoma caninum kutanöz larva migrans etkenidir. Eozinofiller organizmayı fagosite etmezler. daha hafif seyididir.Nematodlardan bir kısmı insanlarda larvaları ile enfeksiyon yaparlar. Bulaşma yumurtaların oral yoldan alınması ile olur. eozinofilik granüllerinde bulunan sitotoksik enzimlerini parazitin üzerine sekrete ederler. Ascaris ve Ancylostoma ile Necator enfeksiyonları sırasında dokularda migrasyon yaparlar. IgE üretimi interlökin-4 aracılığı ile artar ve eozinofiller interlökin-5 aracılığı ile artarlar. Bunlardan en ciddi olanları visseral larva migrans etkeni. Parazitlerin dokulara migrasyonunu olaylaştıran sistein proteaz üretimi IL-5 üretimini stimüle eder. Önemli Bilgiler Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. Patogenez ve Klinik Bulgular Perianal kaşıntı en sık görülen semptomdur. Yetişkin erkek ve dişi parazitler kolonda oturur. IgE aracılığı ile parazitin yüzeyine tutunur. Strongyloides. Geceleri dişi anüse gider ve perianal deri üzerine binlerce fertilize yumurta boşaltır. Helmintlere karşı konak immün yanıtı T hücrelerin alt tipi olan Th-2'ler aracılığı ile olur.

Laboratuvar Bulgular Tanıda perianal deri üzerindeki yumurtaları görebilmek için selofan bant yöntemi uygulanır (Şekil 42). Önemli Bilgiler İnsanlar.42). beyaz kıl kurtlarını görmek mümkün olabilir. Diğer nematodlardan farklı olarak dışkıda yumurtası görülmez. albendazol tedavide kullanılabilir.13) . Küçük çocukların anüsünde veya dışkısında küçük. Trichuris Hastalık Etken Trichuris trichura'dır. Ayrıca evde kalan herkes tedavi altına alınmalıdır. Bunlar kolona gelir ve olgunlaşır. Serolojik testi yoktur. 2 hafta sonra tedavi tekrar edilmelidir (Tablo 4. Bu ilaçlar yetişkin parazitleri öldürebilirken yumurtalara etkisizdir. İkinci seçenek olarak pivinium pamoat tercih edilebilir. Kolonda bulunan parazitler binlerce yumurta çıkartır (Şekil 4. 208 . Kolonda parazit enfeksiyonu yapar. İnce barsaklara ulaşan yumurta. Embriyone yumurtalar bulaşmadan sorumludur. Tedavi Pirantel pamoat. Reenfeksiyon yaygındır. dışkı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile infekte olurlar. immatür yetişkin parazitler olan larvalara dönüşür. mebendazol.

Laboratuvar Bulgular Limon şeklindeki tipik yumurtalarının dışkıda görülmesiyle tanı konur (Şekil 4. Küçük çocuklarda irritasyona bağlı ıkınma hissi oluşur ve prolapsus ani'ye sebep olabilir.13) . genellikle asemptomatiktir.Patogenez ve Epidemiyoloji Kıl gibi ince olan ön tarafı ile intestinal mukozaya tutunur. Ascaris Hastalık Ascariasis etkenidir. Klinik Bulgular Kancalı kurtlar gibi anemiye sebep olmaz.43). Bazı hastalarda diyare yapabilir. 209 . Tedavi Albendazol ve mebendazol ilk seçilecek ilaçlardır (Tablo 4.

Ivermektin. Barsak lümeninde bulunur. 210 . Bazen dışkıda parazitin kendisi de gösterilebilir Tedavi Tedavide pirantel pamoat. barsak içindeki yiyecekler ile beslenir (Şekil 4. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde yumurtalarının görülmesi ile tanı konur (Şekil 4. Ascaris topakları ile obstrüksiyonlar gelişebilir (Şekil 4. Ascaris pnömonisi (Löffler pnömonisi) ateş. Klinik Bulgular Enfeksiyonların çoğu asemptomatiktir. Abdominal ağrı. piperazin ve levamizoller ikinci seçenektir (Tablo 4. İnce barsaklara geldiğinde yetişkin olmuştur.44). Yetişkinleri en büyük intestinal nematodtur (25 cm. buradan farenkse gelen larva yutularak tekrar gastrointestinal sisteme döner. Yumurtalar ince barsaklarda açılır. Bu embriyolu yumurtaların alınması ile siklus tekrar oluşur. Patogenez ve Epidemiyoloji Başlıca hasar migrasyon sırasında akciğerlerde meydana gelir. duvarlara tutunmaz. Alveol içinden bronşlara ve sonra trakeaya geçer. mebendazol veya albendazol kullanılır.45). öksürük ve eozinofili vardır. Bol miktarda parazit taşıyanlarda (özellikle çocuklar) malnütrisyon sebebi olabilir. Ilık nemli topraklarda embriyolar meydana gelir. Doku reaksiyonlarının olduğu en önemli yer larva antijenlerine karşı gelişen eozinofilik eksüdalı inflamasyonun olduğu akciğerlerdir. Binlerce yumurta dışkı ile atılır.Önemli Bilgiler İnsan dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile bulaşır. larva barsak duvarından kan dolaşımına buradan da akciğerlere gider.46).13).'ye kadar büyüyebilir). Yumurtalar oval ve düzensiz yüzeylidir.

211 . sonra broşlardan yutağa gelirler ve tekrar yutulurlar. İntestinal villusların kapillerlerinden kan emerek beslenirler (Şekil 4. Larvalar kan damarları aracılığı ile akciğerlerde alveollere.47). Önemli Bilgiler İnsanlar genellikle ayak veya bacaklarının derisinden nemli topraklar üzerinde bulunan filariform larvaların direk deriyi delmeleri aracılığı ile infekte olurlar.Ancylostoma ve Nerator (Kancalı kurtlar) Hastalık Ancylostoma duodenale ve Necator americanus kancalı kurt enfeksiyonu yaparlar. İnce barsaklara gelen parazitler barsak duvarına tutunurlar.

Larvanın deri üzerindeki giriş deliğinde kaşıntılı papül veya veziküller meydana gelebilir.48). Tedavi Tedavide pirantel pamoat.13).Patogenez ve Epidemiyoloji Majör hasar parazitin tutunduğu ince barsaklardan kan kaybına bağlı olarak gelişir. Hastalarda dışkıda gizli kan görülebilir. Larvanın akciğerlere migrasyonu sırasında eozinofilili meydana gelebilir. Klinik Bulgular Kan kaybı mikrositer anemi yapar ve bunun sonunda solukluk ve halsizlik şikayetleri oluşur. Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatik olduğu için tam bir eradikasyon için 2 hafta sonra tekrarlanmalıdır. Demir eksikliği olan hastalara demir replasmanı yapılmalıdır. eozinofili hemen daima bulunur. Laboratuvar Bulgular Dışkıda mikroskobik olarak safra ile boyanmayan yumurtaların görülmesi tanı koydurucudur (Şekil 4. mebendazol ve albendazol kullanılır (Tablo 4. 212 .

13). hematolojik malinitesi olanlarda hiperenfeksiyon sendromu denilen masif otoinjeksiyonla karakterize ağır klinik gidiş vardır. AIDS'li hastalarda. Barsak duvarındaki yetişkin parazit inflamasyon ve sulu ishal yapar. Migrasyon yapan tüm nematodların ortak özelliği belirgin eozinofilinin görülmesidir. immün sistemi sağlam olanlarda genellikle asemptomatik seyirli enfeksiyon görülürken. Trichinella Hastalık Trichinella spiralis trichinosis etkenidir. İnfeksiyöz flariform larvalar özellikle ayak derisinden vücuda girer ve akciğerlere migrasyon yapar. Yumurtalar genellikle mukoza içinde açılır ve dışkı ile larvalar atılır. Hiperinfeksiyon sendromu sepsis ve bakteriyemileri taklit edebilir.49). Patogenez ve Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. Önemli Bilgiler Birisi insan vücudunda. İnce barsaklara geldiğinde larva yetişkin hale dönüşür ve mukoza içine girerek yumurta üretmeye başlar. Bu larvalardan bazıları direkt olarak tekrar mukoza içine girerek yeni enfeksiyonları başlatır ve akciğerlere gider (otoinfeksiyon). Larvalar birçok organlara yerleşerek fatal seyir gösterirler. kortizon tedavisi alanlarda. Larvanın vücuda girdiği yerde kaşıntı görülür. İnsan vücudundaki yaşam siklusu deriye penetrasyonu ile başlar. diğeri toprakta olmak üzere İki farklı yaşam siklusu vardır. Thiabendazol ikinci seçenek olarak tercih edilebilir (Tablo 4. Akciğerlerdeki larvalar Ascaris'de olduğu gibi pnömoniler yaparlar. 213 . Otoinfeksiyonlar sonucunda enterik bakterilerin yol açtığı sepsis olguları görülmüştür. organ transplantasyonu yapılanlarda. immün yetersizliği olanlarda. Alveollerden bronşlara. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda larvaların gösterilmesi ile konulur (Şekil 4. Tedavi Albendazol ve ivermektin ilk seçilecek ilaçlardır. sonrada trakea yoluyla yutağa gelir ve tekrar yutulur. Serolojik testler faydalı değildir.Strongyloides Hastalık Strongyloides stercoralis strongyloidiasis etkenidir.

özellikle domuzlarda görülür. Larvaları içeren kasların yenilmesi ile bulaşma meydana gelir. Yetişkin form parazit ince barsaklara yerleşir. yıllarca canlı kalırlar ancak sonunda kalsifiye olurlar (Şekil 4.50). İnsanlar kasların içindeki kistik yapılarda bulunan larvaların pişirilmeden veya az pişmiş olarak yenmesi ile infekte olurlar. Kaslarda oturan larvalar bir fibröz kapsül içinde kistik yapılar halini alırlar. infektif larvalar ince barsaklardan kana ve buradan kaslara yayılır. 214 .Önemli Bilgiler Memelilerin hepsi infekte olabilirken.

75 mg günde tek doz 2 gün Patogenez ve Klinik Bulgular Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatiktir. Tedavi Trichininosis'in tedavisi başlıca destekleyici tedavidir. 100 mg tek doz. 100 mg günde iki doz 3 gün • Oksantel pamoat. 100-200 pg/kg günde tek doz 32 gün • Piperazin. Serum kreatin fosfokinaz ve laktik dehidrogenaz konsantrasyonları miyozitin göstergesidir. miyalji gibi sistemik bulgular takip eder. 400 mg tek doz. 24 saat içinde enfeksiyonun alındığı bilinir ise alben dazol (400 mg günde iki kez. 200 pg/kg günde tek doz 2 gün Trichuriasis • Albendazol. bulantı. Kaslara yerleşmeyi önleyecek bir tedavi yöntemi de yoktur. 1 hafta sonra tekrarla • Ivermektin. özellikle kalp yetmezliğinden meydana gelir. Bunu ateş. 600 mg tek doz • Mebendazol. Ölüm nadirdir. 10 mg/kg tek doz. sonra 400-500 mg 3 kez 10 gün) veya thiabendazol (25 mg/kg/gün 1 hafta) enfeksiyonu önleyebilir. 15 mg/kg tek doz • Thiabendazol. Karakteristik bulgusu periorbital ödemdir. 60 gün). 2 hafta tekrar et • Albendazol. 215 . Erken dönemde (1 hafta içinde) diyare. Laboratuvar Bulgular Çizgili kas biyopsilerinde larvaların görülmesi ile tanı konulur (Şekil 4. kusma şeklinde gastrointestinal semptomlar ön plandadır. 25 mg/kg günde iki doz 3 gün dissemine enfeksiyonlarda 5-7 gün devam et • Levamizol. 10 mg/kg tek doz • Mebendazol 200-500 mg tek doz (hafif enfeksiyonlar) veya 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz hafif enfeksiyonlar.51). Onuncu günden sonra eozinofili ve IgE yüksekliği görülür. Nadiren miyokardit veya ensefalit görülebilir. 3 gün • Mebendazol 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz (Ancylostoma) veya 400 mg tek doz 3 gün (Necator) Strongyloides • Albendazol. mebendazol (200-400 mg günde 3 kez 3 gün. 150 mg tek doz • Pivinium pamoate. 2 hafta tekrar et İkinci seçenek • Ivermektin.13 İntentinal nematodların tedavi seçenekleri İlk seçenek Ascariasis • Pirantel pamoat. 5 mg/kg tek doz.Tablo 4. 400 mg/gün tek doz veya günde iki kez 3-7 gün. Trichinella serolojisi ortalama 3 haftadan sonra pozitifleşmeye başlar. 2 hafta tekrar et Kancalı kurtlar Pirantel pamoat. 10 mg/kg tek doz Mebendazol. Semptomlar 4-8 hafta sürer. 400 mg tek doz 3 gün Enterobiasis Pirantel pamoat. Kaslara yerleşmiş olan larvalar için faydalı bir tedavi yöntemi yoktur.

Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitler lenf nodları içinde inflamasyon meydana getirirler ve lenfatik damarlarda obstrüksiyon oluşturup.DOKU NEMATODLARI Wuchereria Hastalık Wuchereria bancrofti filariasis etkenidir. sellülit gelişir. Bunlar özellikle geceleri kan dolaşımına geçerler ve tekrar sivrisinekler tarafından alınırlar. Ateş. Laboratuvar Bulgular Gece alınan kalın damla yaymalarında mikrofilaryaların görülmesi ile tanı konulur. Tedavi Akut filarial lenfanjitin semptomatik tedavisinde semptomların azaltılması için antihistaminikler ve aspirin kullanılabilir. Serolojik testleri yoktur. lenf nodlarına geçer ve ortalama bir yıl sonra yetişkin hale erişip mikrofilaryalar üretir. lenfanjit. Önemli Bilgiler İnsanlara dişi sivrisineklerin (özellikle Anopheles ve Culex türleri) ısırması ile bulaşır. ürtiker veya lenfanjit gibi alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Sivrisinekler içinde bunlar infektif larvalar haline dönüşürler ve yeni bir ısırık ile transfer edilirler. Uzun bir süreç sonucunda elefantiyazis gelişir (Şekil 4. Obstrüksiyon sonucunda bacaklarda ve genital bölgelerde ödem meydana gelir. Mikrofilaryalar semptom vermez.52). 216 . Erken enfeksiyonları asemptomatiktir. Larva deriye penetre olur. Dietilkarbamazin sülfat sadece mikrofilaryalara karşı etkilidir. Yetişkin parazitler için tedavi yoktur. ödeme sebep olurlar. Tedavi sırasında ateş.

53). Önemli Bilgiler İnsanlar Simulium cinsi dişi karasineklerin ısırması ile infekte olurlar. Larvalar yara yerinden girer ve subkutan dokulara ilerler ve burada yetişkin hale gelir. genellikle dermal nodüller içindedir (Şekil 4. 217 .Onchocerca Hastalık Onchocerca volvulus onchocerciasis etkenidir.

Tedavi İvermektin mikrofilaryalara karşı etkilidir ancak yetişkin parazitlere etkisizdir. Patogenez ve Klinik Bulgular Subkutan dokularda inflamasyon ve kaşıntılı papül ve nodüller meydana gelir. Afrika ve Amerika'da endemiktir. özellikle göz hastalıklarında kullanılır. Deri nodülleri cerrahi yöntemle çıkarılabilir.54). çünkü mikrofilaryalar kanda bulunmaz.Dişiler mikrofilaryaları üretir ve bunlarda başka sinekler tarafından alınarak bulaştırılır (Şekil 4. 218 . Özellikle gözdeki dokularda oturmayı severler ve lezyonlar körlüğe sebep olabilir. Kanda parazit aranması iyi bir yöntem değildir. Serolojik testler de yardımcı değildir. Suramin yetişkin formları öldürür ancak çok toksiktir. ancak endemik bölgelerde yeni nodüllerin oluşabileceği unutulmamalıdır. nehir körlüğü etkenidir Laboratuvar Bulgular Dokulardan alınan biyopsi örneklerinde mikrofilaryaların gösterilmesi ile tanı konulur.

subkutan ödem (Kalabar ödemi) meydana gelir. kızarık olmayan.55). lokalize. Kan emen diğer sinekler aracılığı ile bunlar başkalarına bulaştırılır (Şekil 4. Larva ısırık yerinden kana geçer ve yetişkin forma dönüşür.Loa loa Hastalık Loa loa loaiasis etkenidir. 219 .6). En dramatik bulgu yetişkin parazitin yavaş yavaş konjonktiva boyunca göze ilerlemesidir (Şekil 4. Önemli Bilgiler İnsanlara geyik sineğinin (mongofly) ısırması ile bulaşır. Dişi parazitler mikrofilaryaları üretirler. Hastalık sadece merkezi Afrika'da sineğin yaşadığı bölgelerde görülür. Serolojik testi yoktur. Laboratuvar Bulgular Tanı kan yaymalarında mikrofilaryaların gösterilmesi ile konulur. Patogenez ve Klinik Bulgular Mikrofilaryalara karşı geçici.

Dracunculus Hastalık Dracunculus medinensis dracunculiasis etkenidir.Tedavi Dietilkarbamazepin mikrofilaryalara karşı etkilidir. Gözdeki parazitler cerrahi müdahale ile çıkarılmalıdır. 220 . yetişkin parazitleri de öldürebilir.

ülserler sekonder olarak infekte olabilirler. Laboratuvarın tanı açısından önemli bir rolü yoktur.Önemli Bilgiler İnsanlara bulaşma infekte larvalar içeren içme sularının kullanılmasıyla olur (Şekil 4. Tedavi Asıl tedavi derideki lezyonlardan parazitlerin çıkarılmasıdır.58). Buralardan hareketli larvalar sulara bırakılır (Şekil 4. İnflame papüller kaşıntılıdır. Laboratuvar Bulgular Tanı ülserlerden parazitlerin çıkarılması ile konulur. Larva ince barsaklardan vücut içine girer ve yetişkin forma dönüşür. özellikle alt ekstremitelerde deride ülserler meydana getirebilir.57). Metrelerce uzunluğunda yetişkin dişi parazitler deri ülserlerine sebep olur. Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitlerlerin salgıladığı maddeler inflamasyon. 221 .

Ancylostoma caninum Köpek kancalı kurdu Ancylostoma caninum ve kedi kancalı kurdu Ancylostoma braziliense kutanöz larva migrans etkenidirler. Anisakis simplex'in larvaları mide ve barsakların submukozasına penetre olur. endoskopi ile larvaların temizlenmesi gerekir. Angiostrongylus Fare akciğer nematodu olan Angiostrongylus cantonensis eozinofilik menenjit etkenidir. İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. Anisakis İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. T. İlaç tedavisi yoktur. Gastroenterit. Mikoloji • Yapı ve Büyüme Özellikleri • Fungal Toksinler ve Allerji • Sınıflama • Fırsatçı Mikozlar 222 . kronik enfeksiyonu da gastrointestinal kanseri taklit eder. Akut enfeksiyonu appendisit. Köpeklerin askarisi'dir. eozinofili ve kanlı dışkılama görülür. cati'de etken olabilir.İNSANDA LARVALARI HASTALIK YAPAN NEMATODLAR Toxocara canis Visseral larva migrans'ın majör etkenidir.

Ürerken hiflerin uzaması ve dallanması ile küf kolonileri yani miçelyumlar oluşur (Şekil 1). 1. Bazı mantarlar seksüel sporlar yaparak ürerler. Ancak duvar antibiyotiklerinden etkilenmez 2. Küfler ve mayalar olmak üzere iki tip mantar bulunur. Farklı ısılarda farklı yapılarda bulunur. Mantar hücre membranı ergosterol ve zymosterol bulundurur. Mantarların çoğu zorunlu aerobdur. bazılarında ise bu duvar bulunmaz (septasız hif). 223 . Küfler ise hif denilen uzun filamentlerden oluşmuştur. Binlerce mantar türü olmasına rağmen insanlarda 100 kadarı enfeksiyon etkenidir. Sadece dermatofitler ve Candida türleri insandan insana bulaşırlar. İnsan ökaryotik hücrelerinden ayrılan iki önemli yapıları bulunur. bazıları fakültatif anaerob olabilir. Candida albicans dışında (endojendir) mantarların doğal kaynağı tabiattır. Bunlar genellikle doğada küf şeklinde iken insan vücudunda maya şeklinde bulunur. Bazı hiflerin transvers duvarları bulunur (septalı hif). ancak hiçbiri zorunlu anaerob değildir. Septasız hifler multinükleerdir (coencytic). bu yapı insan hücrelerindeki kolesterol'den farklıdır.BÖLÜM 5: MİKOLOJİ YAPI VE BÜYÜME ÖZELLİKLERİ Mantarlar (küfler ve mayalar) ökaryotik organizmalardır. Medikal önemi olan birçok mantar termal dimorfiktir. Mantarlar kitin denilen (N-asetil glukozamin'in bir homopolimeridir) hücre duvarına sahiptir. Mantar ilaçlarının çoğunun hedefi bu yapıdır. Mayalar aseksüel tomurcuklanma ile eşeysiz ürerler.

Çok nadir olarak klinik öneme sahiptirler. Mantarlar hücre duvar yapılarında endotoksin bulundurmazlar ve ayrıca bakteriler gibi ekzotoksin üretmezler. insanlar normal floralarında Candida taşımalarına rağ men. Basidiospor 4. Konidyaların şekli. histoplasmosis. blastomycosis gibi birçok majör sistemik mantar granülomlar yaparak hastalık oluştururlar. albicans) 4. Sporangiosporlar (Rhizopus ve Mucor) Medikal olarak önemli mantarlar dışında yiyeceklerin bozulmasına sağlayan mantarlar da bulunur. Negatif deri testlerinin immün yetersizlikli hastalarda bulunabileceği unutulmamalıdır. Ancak akut enfeksiyonun göstergesi olamaz. Medikal önemi olan mantarların çoğu aseksüel spor olan konidyalar yaparak ürerler. Aspergillosis ve Sporotrichosis gibi bazı mantar hastalıklarında nötrofillerin hakim olduğu akut süpüratif enfeksiyonlarda gözlenebilir. 224 . rengi ve bulunduğu yer mantarların tanısında kullanılır.1. Bazı mantar antijenleri intradermal enjekte edilirler ise gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonu oluşturabilir. Seksüel spor yapmayan mantarlara fungi imperfecti denir. Oospor Seksüel sporlardır. Pozitif deri testleri anlamlıdır. 1. Blastosporlar (C. Klamidosporlar (Candida albicans) 3. Askospor 3. Coccidioidomycosis. Candida antijenleri ile yapılan deri testleri immünitesi normal olanlarda negatif çıkmaktadır. Sistemik ve subkutan mantarlar coğrafi lokalizasyon gösterir. Artrosporlar (Coccidioides immitis) 2. Zigospor 2. Patogenez Mantarların çoğu granülomatöz enfeksiyon yaparlar. Hücresel tip aşırı duyarlılık reaksiyonları granulom oluşmasının sebebidir.

pubertede olduğu gibi hormanlara bağlı derideki değişiklikler Tricophytonların saçlı deride enfeksiyon yapmasını engellerler. 225 .3). Mantar enfeksiyonları sırasında oluşan IgG ve IgM'in tanısal değeri vardır.4). Fungal sporların sebep olduğu allerji Amanita mantarlarının ürettiği beş toksinden ikisi (amanitin ve phalloidin) bilinen en ağır hepatotoksinlerdir. Respiratuvar sistemde nazofarengeal mukoz membranlar ve alveolar makrofajlar önemli konak defans mekanizmalarıdır. Derinin ve mükoz membranların normal florası da mantarların üremesini baskılar. FUNGAL TOKSİNLER VE ALLERJİ Mikotik enfeksiyonlara ek olarak mantarların sebep olduğu iki hastalık daha vardır. ancak deri bütünlüğü bozulunca mantar enfeksiyonları görülebilir. Mantar duvarının kalkoflor beyazı (floresan boya) ile boyanarak gösterilmesi doku örneklerinde faydalıdır. Yağ asitleri dermatofitlerin üremesini baskılar. Coccidioides immitis sferülleri ve Cryptococcus neoformans'ın kapsülü çini mürekkebi ile boyanarak gösterilebilir (Şekil 5. Laboratuvar tanı Mantar enfeksiyonlarının tanısında dört yöntem uygulanır . Mantar toksinlerinin yenmesi ile oluşan mikotoksikoz (Şekil 5. Ergotism vasküler ve nörolojik etkiler yaratır. 1. Direkt mikroskobik inceleme : Balgam. korunmada hücresel immün sistem önemlidir. Aflotoksinler ise Aspergillus fumigatus tarafından üretilir ve karaciğer hasarı. akciğer biyopsi materyali ve deri kazıntılarında karakteristik mantar özelliklerinin %10'luk KOH ile muamele edildikten sonra ışık mikroskobunda görülmesi ile tanı konur (Şekil 5.3) 2. Ancak antibiyotikler ile normal flora bozulursa mantar enfeksiyonları görülmeye başlayabilir. 1.Sağlam deri mantarların çoğuna karşı konak defansı görevini görür. Aspergillus sporlarının oluşturduğu allerji ise duyarlı kişilerde astım krizlerine sebep olabilir. hayvanlarda tümör oluşturur (insanlarda hepatik karsinoma etkenlerinden birisi olduğu düşünülmektedir).

Kültür: Mantarlar Sabouraud besiyerinde kolaylıkla ürerler. ayrıca Kriptokok menenjiti için kapsül antijenine karşı geliştirilmiş lateks aglutinasyon yöntemleri (BOS) kullanılmaktadır. Serolojik testler: Mantarlara karşı oluşmuş antikorların hastaların serumunda ve BOS'unda gösterilmesi sistemik mikozların tanısında değerlidir. Antifungallerin çoğunun etki ettiği ergosterol bakterilerde bulunmaz. Antifungal ilaçlara direnç gösterilememiştir. Kutanöz 2. ancak her mantar enfeksiyonunda kullanılmaz. 4. DNA testleri: Coccidioides. Coccidioidomycosis. Histoplasma. Blastomyces ve Cryptococcus için geliştirilmiş hızlı tanı yöntemleridir.2. Antifungal tedavi Bakterilere etkili antibiyotikler mantarları tedavi edemez. SINIFLAMA Medikal önemi olan mikozlar 4 grupta incelenir. Fırsatçı (opportunistik) 226 . Miçelyum ve aseksüel sporların gösterilmesi tanı açısından yeterlidir. 3. Sistemik 4. Besiyerinde kullanılan antibiyotikler bakterilerin üremesini engellemiştir. histoplasmosis ve blastomycosis için geliştirilmiş kompleman fiksasyon yöntemleri. Subkutanöz 3. Bunun sebebi mantarların bakteriler gibi prokaryot olmamasındandır. 1.

Microsporum suşları aynı zamanda kedi ve köpek gibi hayvanlarla yayılırlar. T. E. Tipik dermatofitoz lezyonuna "tinea" denir. floccosum Tinea capitis Tinea barbae Tinea ungiunim (Onikomikoz) Saçlı deri : Endotriks ve Ektotriks Sakal Tırnak M. mentagrophytes T. Genetik.1 Dermatofit enfeksiyonları Hastalık Tinea corporis Tinea pedis (atlet ayağı) Bulunduğu bölge Saçsız. Sekonder bakteri enfeksiyonları olabilir. T. rubrum. Önemli dermatofitler Fungi imperfecti sınıfından olan. T. Dermatofitlerin 40'tan fazla türü olmasına rağmen. Dünyada dramatik olarak enfeksiyonları artan Trichophyton rubrum tinea pedis ve tinea cruris etkenidir. sürekli çizme giyme gibi konak faktörleri enfeksiyonlarda önemlidir. Epidermophyton 2. dış sınırı ise kırmızı renktedir (Şekil 5. morfoloji ve patojenlik olarak bir farkları yoktur. Böyle enfeksiyonlarda reenfeksiyon gelişmez.6).1). 1. Ayrıca atopik dermatit dermatofit enfeksiyonları için hazırlayıcı faktördür. Tablo 5. E. infekte kişilerden direkt temas sonucunda yayılır. Microsporum Dermatofitler. mentagrophytes ve T. tırnak) enfeksiyon oluştururlar. mentagrophytes. bunların ancak 15 kadarı insan enfeksiyonlarına sebep olurlar (Tablo 5. saç. verrucosum önemli kerion etkenleridir. T. floccosum Dermatofitid (İd reaksiyonu) Genellikle parmakların kenarında ve avuç içinde Lezyonlarda mantar görülmez. mentagrophytes. T. derin dokulara invazyon yapmazlar. canis. Trichophyton diğer dermatofitlerden farklı olarak yetişkinlerin çoğunda tüberkülin benzeri reaksiyon oluşturur. tonsurans T. deri Saç. Pullanmış. Kırsal kesimde gözlenen jeofilik enfeksiyonlar en nadir görülenleridir. deri ve tırnak Floresans Yeşil Yok (Favus'ta mat yeşil) 227 . yumuşak deri Ayakkabı giyenlerin ayak parmak araları En sık görülen etken Microsporum canis. flococcosum Tinea cruris Kasık T. T.2 Dermatofıtlerın önemli özellikleri Etken Microsporum Trichophyton Makrokonidi Mekik şeklinde Kalem şeklinde Mikrokonidi Var Var Yerleştiği doku Saç. rubrum. rubrum. ancak uzun süreli tedaviye dirençli enfeksiyonlar meydana gelir. mentagrophytes. infektivite. Tablo 5. kaşıntılı ve ciltten kabarıktır. T. Trichophyton 3. aşırı giyinme. rubrum. hayvan (zoofilik) ve toprak (jeofilik) kaynaklı olabilir.Kutanöz ve Subkutanöz Mikoz Kutanöz Mikozlar Dermatofitler Dermatofitler içerdikleri keratinazlar nedeniyle sadece yüzeyel keratinli dokularda (deri. Klinik Antropofilik enfeksiyonlar konak ile antijenik benzerlikleri nedeniyle diğerlerine göre daha hafif immün yanıt oluşturur. Lezyonun ortasında çok az inflamasyon vardır. inflamasyon ve hatta püstüller ile seyredenlere ise "kerion "denir. men tagrophytes. insan (antropofilik). T. E.

Endotriks enfeksiyonunda saçlı deri enfekte olmuştur. Trichophyton tonsurans çocuklardaki en yaygın tinea capitis etkenidir.7). Ektotriks enfeksiyonlarında da inflamasyon görülmez.Epidermophyton Candida Lobut (raket) şeklinde Yok Yok Yok Deri ve tırnak Deri ve tırnak Yok Yok Tinea capitis endotriks.8). Favus etkeni T. Atlet ayağı da denilen T. gri renkli alopesi ile karakterizedir. Seboreik dermatit benzeri bir tablo ile karşılaşılır. mentagrophytes ve T. endotrix tarzında enfeksiyon yapar. T. Alopesi ile karakterize gri alanlar görülür. ektotriks ve favus olmak üzere üç farklı klinik formda görülür. pedis dünyada en sık görülen mantar enfeksiyonudur ve an önemli etkeni bir anthropofilik mantar olan Tinea rubrum'dur (Şekil 5. T. capitis'den farklı olarak bakteriyel süperenfeksiyonları sıktır ve tedaviye dirençlidir. nadiren skrotum tutulur (skrotum tutulumunda Candida düşünülür). kafatasında kabuklar görülür (Şekil 5. canis enfeksiyonlarında kerion meydana gelir. barbea etkenidir. Tinea barbea sakalların mantar enfeksiyonudur. Favus kalıcı alopesi yapan en ciddi saç enfeksiyonudur. schoenleinii'dir. Tinea cruris genellikle erkeklerde perine bölgesinde meydana gelir. T. 228 . Enfeksiyon genellikle hastanın ayaklarından genital bölgesine bulaşır. inflamasyon veya siyah renkli alopesi çok nadirdir. rubrum en sık görülen tinea capitis etkenidir. Tinea corporis başlıca vücudun kılsız bölgelerinde gelişir. verrucosum en sık T. Özellikle M.

Bazı enfekte kişilerde dermatofitlere karşı aşırı duyarlılık reaksiyonu gelişir "id reaksiyonu veya dermatofitid".3 Mantarlarda Tanı Yönteleri • • • • • KOH: Keratinize doku eritmede kullanılır Laktofenol pamuk mavisi: Kültürde üreyen mantar boyama Calcoflour beyazı: Mantar duvarında kitin boyama Çini mürekkebi: Cryptococcus neofrmans Giemsa: Histoplasma capsulatum Tedavi lokal antifungal kremler (mikonazol. Tablo 5. Lipofilik mantarlar denir. tolnaftat) veya oral griseofulvin iledir. Onikomikoz yapan mantarların tiplendirilmesi önemli değildir.9). Tinea versicolor Malassezia furfur tarafından oluşturulan yüzeyel deri enfeksiyonudur.10). schoenleinii enfeksiyonları Wood ışığı altında parlak yeşil floresan verir. Genellikle sıcak 229 . floccosum saç enfeksiyonu yapmaz Microsporum türleri de tırnak enfeksiyonu yapmazlar. Kaşıntılı papüller ve veziküller. kalkoflour beyazı ile incelenmesinde mikroskopta hifler görülebilir. lezyonlarda hifler bulunmaz Deri ve tırnaktan kazınarak alınan örneklerin %10'luk KOH. sırt. yağlı ortamlarda üremeyi severler. Tırnakta opaklaşma. Sabouraud agar kültüründe oda ısısında tipik hif ve konidyalar ürer. Enfeksiyonun önlenmesi için keratin içeren dokular kuru ve soğuk tutulmalıdır. kalınlaşma ve şekil bozukluğu meydana gelir.Tinea ungiunim veya onikomikoz tırnakların enfeksiyonudur. kolay kırılan saçlar ve ince kırılan tırnaklar en belirgin özellikleridir (Şekil 5. Dermatofitler sıcak ve nemli bölgelerde kronik enfeksiyonlar yaparlar. boyun ve omuzlarda oluşur (Şekil 5. E. sararma. tedavi seçeneği değişmez. özellikle güneş yanıklarının ardından göğüs. Etken normal flora üyesi küf mantarıdır. parmaklarda veziküller görülür. Lezyonlar genellikle hipopigmente alanlarda dikkati çeker. Microsporum'a bağlı Tinea capitis lezyonları ve T. İdlezyonları dolaşan fungal antijenlere karşı gelişen bir yanıttır.

yanık. oral kontraseptif kullanımı. Kutanöz sporotrikoz en sık görülen klinik formudur. Başlangıçta organizma lokal yerleşir. Tedavide topikal mikonazol. sonra lenfatikler boyunca ilerler. 230 . Yaralanmış deriden bulaştıktan sonra lenfatikler boyunca uzanan tipik zemini nekrotik nodüllü lokal püstül veya ülserler oluşturur. Sporotrikoz Sporothrix schenckii bitkilerde bulunan dimorfik bir mantardır (Çiçekçi hastalığı). Tanı genellikle KOH ile konur. Sporların inhalasyonu yoluyla primer pulmoner enfeksiyonları da gelişebilmektedir. Piedra Piedraia hortae saçlı deride sert siyah nodüller (siyah-piedra) oluşturur.nemli havalarda görülür. Şahsilik asit gibi topikal keratolitik ilaçların kullanılması ile tedavi edilir. Bunun dışında gebelik. bazen hafif bir kaşıntı ve kızarıklık görülebilir. Tanı mikroskobik inceleme veya deri kazıntılarından alınan kültür ile konulur. Tinea nigra Derinin keratinize dokularının enfeksiyonudur. Trichosporon beigelii ise aksiller. fareler. atlar gibi birçok hayvanda görülebilir Zoonotik bulaşmaların yanı sıra insan-insan bulaşması da gösterilmiştir Olguların çoğunda bulaş yaralanmış deriden olur. nadirde olsa epidemileri yayınlanmıştır. kültür yapılmaz. Köpekler. Enfeksiyon genellikle asemptomatik geçer ancak. Subkutan Mikozlar Bu mantarlar toprakta ve bitkilerde bulunur. Lenfanjitik kutanöz sporotrikozda lezyonlar direkt inokülasyonun meydana geldiği dokularda görülür. toprakta bulunur ve yaralanma ile geçer. kullanılır ancak hastalarda duyarlılık olması nedeniyle reenfeksiyon sıktır. pubis ve saçlı deride yumuşak açık kahverengi nodüller (beyaz piedra) meydana getirir. Klinik Kutanöz. insanlara travma ile bulaşıp subkutan dokularında yavaş seyirli (Sporothrix hariç) enfeksiyon yapar. Genellikle üst ekstremitelerdedir. Sistemik hastalık oluşturabilir. bakteriyel enfeksiyonlar ve yabancı cisim granulomları ile ayırıcı tanı yapılmalıdır (Şekil 5. Hitlerinde melanin benzeri pigmentinin bulunması nedeniyle kahverengi lezyonlar şeklinde görülür. Lezyonlar hem tomurcuklanan hücreler hem de hifler içerir. Cushing hastalığı. Lezyonlar kronikleşebilir. Etken Cladosporium werneckii. ekstrakutanöz ve dissemine sporotrikoz olmak üzere üç farklı tipte klinik gösterir. tüberküloz. kortizon tedavisi görenler ve diğer immünsupresyon yapıcı hastalıklarda da lezyonlar ortaya çıkabilir. Diğer deri mantarı enfeksiyonları. malnutrisyon.11). Olguların çoğu sporadiktir. Farklı türlerinde pigment oluşumu görülebilir.

Deriye travma yolu ile bulaşır. ancak eller. Phialophora verrucosa. İnkübasyondan 3-5 gün sonra başlangıçta beyaz. kollar ve bacaklarda da görülebilir. Osteoartiküler sporotrikoz tedavisinde itrakonazol veya amfoterisin B kullanılır ancak relaps sık görülür. cerrahi tedavi tavsiye edilir. Mycetoma Toprakta yaşayan mantarlar {Petriellidium. Deri ve eklem kültürlerinde mikroorganizmanın üretilmesi tanı açısından çok değerlidir. Madurella) yaralardan ayak (Maduromikoz. el ve sırta bulaşır ve içinden püy akan sinüslerle karakterize abseler yaparlar.) genellikle ayakta oluşturulan yavaş ilerleyen granülomatöz enfeksiyonlar yaparlar. Laboratuvarda. Fonsecaea compactum. Kan kültürleri pozitif olabilir. Tedavi Hastalığın ciddiyetine göre lokal. 231 . vd. sistemik ve cerrahi tedavi uygulanabilir. En sık ayaklarda meydana gelir. Lenfokutanöz sporotrikozun tedavisinde pirimer seçilecek antimikotik itrakonazol'dür.Sporotrikozun en sık ekstrakutanöz yerleşimi eklemler. Chromoblastomycosis olarakta bilinir. Sporotrikoz menenjit tedavisinde intravenöz amfoterisin B kullanılır. sonra kahverengi siyah pigmentli kolonileri görülür. Sklerotik cisimlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. Phialophora. Hastalık oral flusitozin veya tiabendazol ile tedavi edilebilir. Bu mantarlar melanin benzeri pigmentleri ile tanınırlar. Madura ayağı). Tedaviye deri lezyonları iyileşinceye kadar devam edilir. Hastalıkların en sık etkeni Fonsecaea pedrosoi'dir. Kromomikoz Farklı toprak mantarları tarafından (Fonsecae. Mantarlar için etkili bir tedavi yöntemi yoktur. Tropikal ve subtropikal bölgelerin hastalığıdır. biyopside lökositler ve dev hücreler içinde siyah kahverengi ve yuvarlak fungal hücreler görülür. Exophiala spinifera diğer etkenleridir. Doz hastanın maksimum tolere edebileceği seviyeye kadar yavaş yavaş arttırılır. lokal cerrahi girişim gerekebilir. Nocardia'larda benzer lezyonlar oluşturur (aktinomikotik miçetoma). Cladosorium. Tedaviye 3-6 ay kadar devam edilir. Lenfatikler boyunca siğil benzeri verrüköz lezyonlar yaparlar (karnıbahar tarzı). yıllar içinde gelişen kronik deri ve yumuşak doku enfeksiyonudur. AIDS'li ve hematolojik malinitesi olanlar ile immünsuprese kişilerde multiorgan tutulumu ve geniş kutanöz hastalık ile karakterize dissemine sporotrikoz görülür. Deri testleri epidemiyolojik çalışmalar açısından değerlidir. Cladosporium carrionii. Aylar. 37°C'de doku örneklerinde ve kültürde yuvarlak sigara şeklinde tomurcuklanan mayalar görülür. İnsan-insan bulaşması görülmez. Laboratuvar tanıda. akciğerler ve merkezi sinir sistemidir. Rhinodadiella aquaspersa. Kutanöz hastalıklarda mekanizması tam olarak bilinmese de oral potasyum iodür kullanılır. Botrymomyces caespitosus. Bir alilamin antifungal olan Terbinafin lenfokutanöz sporotrikoz tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Hastalar genellikle immün yetersizliği olanlardır.

12). Tozlardaki artrosporlar rüzgarla taşınarak inhalasyon yoluyla akciğerleri infekte eder.Sistemik Mikozlar Bu enfeksiyonlar dimorfik mantarların toprakta yaşayan küflerinin inhalasyon yoluyla alınması ile bulaşır (Şekil 5. Eğer hastalık veya ilaçlar nedeniyle hücresel immünite baskılanırsa. Bulaşma Çöl ortamı bulunan Amerika'nın güneybatısında endemiktir. Toprakta yaşayan dimorfik mantardır. Sferüllerin duvarları yıkılınca. Pozitif deri testi hastalığın tekrarlayabileceğini gösterir. Akciğerlere ulaştıklarında. Çoğu enfeksiyon asemptomatiktir ve kendi kendine iyileşir. RES Coccidioides Hastalık Coccidioides immitis coccidioidomycosis etkenidir. Patogenez Artrosporlar akciğerlere ulaşınca sferüller oluşur ve bunlar endosporlar ile doludur. dokularda ise sferüller şeklindedir (Şekil 9). Özellikle endemik bölgeye seyahat öyküsü olanlarda dikkatle araştırılmalıdır. kemik Pulmoner. doğada küf şeklinde. 232 . "çöl romatizması" etkenidir. Meninksler.4). sporlar mayalara farklılaşır. Başlıca gelişen immün yanıt hücreseldir. Enfeksiyonun kontrolünde T lenfositler önemli rol oynar. Ancak immünsistemi baskılanmış hastalarda diğer organlara da yayılan ağır bir tablo ile hastalar kaybedilebilir (Tablo 5. reenfeksiyon gelişebilir. Granülomatöz lezyonlar özellikle kemikler ve MSS'de bulunur. Depremlerde ve fırtınalarda hasta sayısı artmaktadır. RES Deri Deri. endosporlar açığa çıkar ve yeni sferüller oluşturur. Toprağın kuru olduğu ve nemsiz havalarda risk artmaktadır. Tablo 5.4 Sistemik mikozlar ve hastalıkları Hastalık Çöl romatizması vadi ateşi Histoplazmoz Blastomikoz Güney Amerika blastomikozu Organizma Coccidioides immitis Histoplasma capsulatum Blastomyces dermatitidis Paracoccdioides brasiliensis Dimorfizm 20°C→37°C Hif → Sferül Hif→Maya Hif→Maya Hif → Maya Yerleşim yeri Pulmoner. Organizma bir kişiye direkt temas veya kan yoluyla geçer. "Vadi ateşi" (San Joaquin ateşi). Disseminasyonun bulunması hastada immün yetersizlik olduğunu gösterir.

Sıklıkla glukoz düşük. Dissemine hastaların ortalama yarısında menenjit görülür. zenciler. protein yüksektir. %50 akciğer filiminde değişiklikler görülür. Tedavide hastanın durumuna göre amfoterisin B ve oral azol antifungaller kullanılır. balgam çıkarma. immün yetersizliği olanlar. Genç hastalarda kaviter akciğer hastalığı gelişebilir. Tedavi 12-18 ay gibi uzun sürelidir. çocuk ve gençlerde görülme sıklığı fazladır. 233 . osteomyelit veya menenjit'tir. Asemptomatik hastaların çoğunda tanı deri testleri ile konulur. Spesifik eritrema denilen hem eritema nodosum hem de eritema multiforme bulunması beklenir. subkutan abseler. disseminasyon varsa negatifleşir. Endemik alanlara seyahat edecekler için bir korunma önlemi yoktur. Tedavi Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonlarda tedavi gerekmez.13). Laboratuvarda üretilmesi önemlidir ancak teknisyenler için tehlikeli olduğu unutulmamalıdır. Menenjit normalde akut enfeksiyonu takiben 6 ay içinde gelişirken. septik artrit. Gebeler. immünyetmezliği olanlarda daha ileri yıllarda ortaya çıkabilir. BOS'ta mononükleer hücre hakimiyeti vardır. bazı hastalarda yaşam boyu sürebilir. LP tanı için değerli tanı yöntemidir. Laboratuvar tanı Endemik bölgelere seyahat edenlerde pulmoner sendrom var ise hastalık düşünülmelidir. Doku örneklerinde mikroskobik olarak sferüller görülür (Şekil 5. ateş. Deri testlerinin negatifleşmesi veya antikor fitrelerinin çok yükselmesi relaps açısından risk taşır. Hastaların çoğunda eozinofili görülür. İnfekte kişilerde coccidioidin veya sferülin deri testleri ile. 48 saat içinde 5 mm üzerinde endurasyon görülmesi ile tanı koydurur. • Ateşi 1 aydan uzun sürenler • Ağır ve ilerleyici pulmoner hastalığı olanlar • İmmünyetmezliği olan hastalar • HIV hastaları • Gebeler • Dissemine hastalık gelişenler tedavi edilmelidir. Semptomatik hastalarda genellikle öksürük. Tipik hastalık tablosu pnömonidir ve kendi kendine iyileşir. yıllarca pozitif kalır. Ekstrapulmoner hastalık granülomatöz deri lezyonları. Flukonazol ve itrakonazol aynı etkiyi gösterir. Olguların yaklaşık %5'inde disseminasyon görülebilir.Klinik Bulgular Çoğunlukla asemptomatiktir. Kültürlerde 2-5 gün içinde oda ısısında (25°C) artrosporlu hifler görülür. Sıklıkla asemptomatiktir ve 2 yıl içinde kendi kendine iyileşir. Primer enfeksiyonda deri döküntüleri hemen daima bulunur. başağrısı ve göğüs ağrısı gibi nonspesifik bulgular görülür. Deri testleri 2-4 hafta içinde pozitifleşir. deri testi veya serolojik yöntemler ile tanı konulur.

Hastaların yaklaşık %10'unda perikardit. Organizma infektif doku veya kan kültürlerinden izole edilebilir. özofagopulmoner fistül. lenf ve kan yoluyla (özellikle karaciğer ve dalak) yayılır ancak genellikle asemptomatiktir. disfaji. Patogenez ve Klinik bulgular İnhale edilen miçeller makrofajlar tarafından fagosite edilir ve bunların içinde mayalar gelişir. titreme. Mediastinal granulomatoz: Akciğer enfeksiyonlarının iyileşmesi granülomatöz inflamatuvar yanıt ile sonuçlanır.5). Lezyonlar apikal veya subapikal bölgelerde lokalizedir. nonprodüktif öksürük. 234 .Histoplasma Hastalık Histoplasma capsulatum histoplazmoz etkenidir. H. Daha nadir olarak adrenaller tutulumu. Bulaşma Bu mantarlar dünyanın birçok yerinde görülebilir. Hastaların çoğu tedavisiz iyileşir. halsizlik. Bazı hastalarda iyileşme sırasında lenf nodlarında fibrozis meydana gelebilir. İnce duvarlı 2-4 mm çapında oval mayalar dokularda bulunan patojen formu oluşturur. Yoğun mikroorganizma alınırsa klinik bulgular veren pnömoni görülebilir.14). Organizma tüm vücuda. Prodüktif öksürük. Bunun sonucunda öksürük. Akciğer grafisindehiler ve mediastinal lenfadenopati ve fokal infiltrasyon görülür. Küçük granülomatöz odaklar kalsifiye olurlar. ancak immünyetmezliği olanlarda aylar süren dispne ve hipoksi meydana gelebilir. Fibrozis çevre dokularda yapışıklıklar ve kompresyonlara sebep olabilir. göğüs ağrısı ve halsizlik şikayetleri ile karakterize akut enfeksiyon görülür.5 Histoplazmozda klinik sendromlar Sık enfeksiyonları Nadir enfeksiyonları Akut primer pulmoner histoplazmoz • Dissemine histoplazmoz • Kronik pulmoner histoplazmoz • Mediastinal granulomatozis • Fibroz mediastinit Akut primer histoplazmoz: Ateş. yarasalar infekte olabilir. kilo kaybı ana semptomlarıdır. Dokularda. capsulatum makrofajların içinde oval tomurcuklanan mayalar şeklinde bulunur ve burada çoğalır (Şekil 5. Hastalarda anemi ve lökositoz görülebilir. Böylece makrofajlarda yapı ve fonksiyon bozukluğuna sebep olur. Kronik pulmoner histoplazmoz: Progressif fokal konsolidasyon ve kavitasyon ile karakterize kronik obstrüktif pulmoner hastalıktır. ülseratif gastroenterit lezyonları veya MSS enfeksiyonları şeklinde dissemine enfeksiyonları görülebilir (Tablo 5. Tablo 5. diğer %10'unda ise artrit ve eritema nodosum görülebilir. postobstrüktif pnömoni veya bronşektazi meydana gelebilir. Özellikle kuş dışkısının (güvercin) kirlettiği topraklarda bol miktarda bulunur. Mağalara yapılacak gezilerden veya çalışmalardan histoplazmoz salgınları görülebilir. Özelikle tüberküloz ile karışabilir. Kuşlar enfekte değildir.

Tedavi Asemptomatik ve hafif enfeksiyonu olanlara tedavi gerekmez.0 mg/kg 14 gün İdame için İtrakonazol. 200 mg oral Amfoterisin B 0. trakea ve vasküler yapıları sıkıştırabilir.Fibroz mediastinit: Nadir olgularda iyileşme sonucunda fibrozis mediastinal yapılar. genitoüriner ve MSS olmak üzere ekstrapulmoner şekilde görülür (Şekil 5. bilinen endemik bölgesi Kuzey Amerika'dır. Enfeksiyondan 2-3 hafta sonra 5 mm üzerinde endürasyon gösteren histoplazmin deri testi pozitif olarak değerlendirilir. Serolojik testlerinde 1:32 titrasyon üzeri tanı açısından anlamlıdır.7 Yetişkin ve çocuklarda blastomikoz klinik sendromları En sık Daha nadir • Pulmoner • Kutanöz • İskelet sistemi • Genitoüriner Ender • MSS • Dissemine 235 . Spesifik T hücre immünitesi 2-4 hafta içinde gelişir. Tablo 5. 200-400 mg/gün 6-12 saatte bir İtrakonazol. Hücresel immünite başlıca korunma sistemidir. yıllarca pozitif olarak kalır. İlerleyici akciğer enfeksiyonlarında oral itrakonazol faydalıdır. Blastomyces Blastomyces dermatitidis blastomycosis etkenidir. Laboratuvar tanı Doku biyopsilerinde veya kemik iliği aspirasyonlarında makrofajlar içinde mantar hücrelerinin görülmesi hızlı tanı açısından değerlidir. Sabouraud dekstroz agarda karakteristik tüberküloid makrokonidiyalı ve mikrokonidyalı hifleri görülür. Tablo 5. 200-400 mg gün PO MSS hastalığı Amfoterisin B 0. hayatı tehdit eden hastalık İtrakonazol.6). Yayılma deri. kemik ve diğer alanlardaki ülserli granülomlardan olur (Tablo 5. dokularda maya şeklinde bulunan dimorfik mantardır.0 mg/kg günlük Itrakonazol. Ancak granulomların içinde mayalar uzun süre canlılığını korurlar. özofagus. 200-400 mg gün PO Nonmeningeal.6 Histoplazmoz tedavisi İmmünyetmezlikli hastalar İlk seçim İkinci seçim Amfoterisin B 0. Hastalık hem pulmoner hem de kutanöz. Granülamotöz lezyonlar zamanla kalsifiye olarak iyileşir.0 mg/kg günlük İtrakonazol. Akciğerlerde mantar mayalara dönüşür.7-1. Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonları nadiren tespit edilebilir. Dissemine hastalıklarda Amfoterisin-B kullanılır (Tablo 5. Tozlardaki miçellerin inhalasyonu yoluyla bulaşır.7-1. Yalancı pozitif ve yalancı negatif sonuçların bulunabileceği unutulmamalıdır. 200-400 mg gün PO.7-1. Doğada küf.0 mg/kg günlük AIDS'li hastalar Amfoterisin B 0. iskelet sistemini tutan. Kalın duvarlı yuvarlak mayalar dokularda görülür.7-1.7). Başlangıçtaki polimorfonükleer lökosit infiltrasyonu daha sonra makrofaj infiltrasyonuna ve granülamatöz dokulara dönüşür. Deri testleri özellikle epidemiyolojik çalışmalarda kullanılır. Enfeksiyon başlangıcı respiratuvar sistemde olur.15). Enfeksiyon başlıca kan dolaşımı veya lenfatik sistem aracılığı ile uzak dokulara yayılır. Histoplazmoza bağlı fibroz mediastinit süperior vena cava sendromunun maliniteden bile daha çok olmak üzere en sık sebebidir. Blastomycosis gibi diğer mantarlar ile çapraz reaksiyon görülebilir. Türkiye'de bulunmaz.

uzamış nötropeni. C. diabet ve immün yetmezlik olarak özetlenebilir. Flukonazol de denenebilir. Tedavide hayatı tehdit eden enfeksiyonlar. Candida enfeksiyonlarında başlıca etken C. deri de etkilenebilir. endokardit ve renal hastalıklar gibi özel alan enfeksiyonlarında tespit edilebilir. gelişme faktörleri vajinit ile aynıdır. oküler enfeksiyon. Epidemiyoloji Normal flora üyesidir. Fırsatçı mantar enfeksiyonları için mutlaka altta yatan bir sebep vardır. İtrakonazol. oral mukozada gelişen Candida enfeksiyonudur. Dokularda küfler gibi görünürler. gastrointestinal ve kadınların genital sisteminin normal florasında bulunur. bunların içinde C. C. krusei flukonazole direnci ile tanınır. 236 . C. Bugüne kadar tespit edilmiş 150'den fazla Candida suşu vardır. albicans'tır. guilliermondii. C. lusitaniae ve C. Kutanöz enfeksiyonlar gibi hafif olgularda ilk seçenek itrakonazoldür. Risk faktörleri antibiyotik kullanımı. gebelik. Dokuların mantar kültüründen etken üretilebilir. pseudohif denir. önemli özelliği flukonazole orta düzeyde dirençlidir. C. glabrata enfeksiyonlarında dokularda pseudohif örülmez. Candida enfeksiyonlarının gelişmesi için normal flora'nın değişime uğraması gerekir. Candida'nın gerçek enfeksiyon alanı mukozalardır. vajinit ve kronik mukokotanöz kandidiyaz etkenidir. parapsilosis. Bu mantarlar dünyanın her yerinde yaygındır. rugosa insan enfeksiyonlarında saptanmış önemli suşlardır. endemik değildir. C. krusei kandidemi. albicans. Candida sepsisi için spesifik risk faktörleri antibiyotik kullanımı. ancak enfeksiyon immün yetmezlik geliştiğinde ortaya çıkar. İnsanlarda üst solunum yolu. uzun süreli kateter kullanımı ve parenteral nutrisyonel beslenme olarak sıralanabilir. Ketokonazol. C. C. oral kontraseptif kullanımı. pamukçuk. Kadınların 3/4 ünün yaşamlarında en azından birkez Candida vajiniti geçirdiği bildirilmektedir. krusei nadir etkenlerden birisidir. krusei. FIRSATÇI MİKOZLAR Fırsatçı mantarlar doğada ve normal insan florasında bulunabilir. Genellikle tek tomurcuklanan oval mayalardır. pseudotropicalis.Tanı doku biyopsilerinden alınan örneklerden kalın duvarlı mayaların gösterilmesi ile konulur. Candida hastanelerde alınan kan kültürlerinde dördüncü sıklıkta tespit edilen etkendir. tropicalis. C. C. C. Pamukçuk. genellikle hastalık etkeni değildir. MSS enfeksiyonları ve AIDS'li hastalarda amfoterisin B ilk seçilecek ilaçtır. glabrata da diğer sık rastlanan Candida suşlarından birisidir. Hem solunum sistemi yoluyla hem de diğer hazırlayıcı faktörler aracılığı ile enfeksiyon meydana getirebilirler. Candida Hastalık Candida albicans. C. glabrata. ancak özellikle immün yetersizliği olanlarda düşünülmelidir.

derinin göğüs altları. candida sistiti veya üriner sistem kandidiasisi gelişmesi için predispozan faktördür.Mikrobiyolojik özellikler Candida başlıca maya şeklindedir. Ateş yüksek olabilir. Candidemi asemptomatikten fulminan sepsise kadar değişen klinik tablolarla karşımıza gelebilir. Maya hücreleri 4-6 um çapındadır ve tomurcuklanma ('budding' blastospor) ile çoğalır. Hipoparatiroidizm ve adrenal yetersizlik ile karakterize otoimmün endokrin yetmezliğin eşlik etmesi ile poliglandular otoimmün sendrom tip I meydana gelebilir. Tipik bulgu dil. kasıklar. Özofagial candidisis'in yaklaşık %50'si asemptomatiktir. Ancak antibiyotik kullanımı. Hastalarda sıklıkla oral pamukçuk ta vardır. kateter. nötropeni yapan kemoterapi alınması. HIV enfeksiyonu ve nötropeni yaratan kemoterapi gibi faktörler Candida enfeksiyonlarının gelişmesine neden olur. Vulvada yanma. Candida vulvovajinitinde risk faktörü olarak gebelik. Kronik mukokutanöz candidiasis immün yetmezliği olanlarda antifungal tedaviye rağmen deri ve mukozaları tutan ağır bir enfeksiyondur. kusma ve hematemez görülür. DM. trombosit ve fibrin plaklarına. organ transplantasyonu. Tipik tablo vulva kaşıntısı ve vajinal akıntıdır. plastik malzemeye tutunabilir. bulantı. Normal floranın bozulmasına sebep olan iki önemli faktör antibiyotik kullanımı ve deri maserasyonudur. oral kontraseptif kullanımı. ancak dizüri görülebilir (Tablo 5. Hastalarda genellikle malinite. eksternal dizüri. 237 . GİS cerrahisi.8 Dermatolojik ve Mukozal Candidiasis Dermatit S ık görülenler • Eritematöz.8). klasik tanı yöntemi serumda 90 dakika içinde germinasyon tüpleri oluşturmasıdır. Tablo 5. Diğerlerinde dispne. Patogenez ve Klinik Bulgular Normal flora üyesi olduğu için hastalıkları ancak lokal veya sistemik defans mekanizmaları bozulduğu zaman ortaya çıkar. HIV enfeksiyonu ve antimikrobiyal terapi gösterilmesine rağmen olguların büyük bir bölümünde bunlar yoktur. Hafif bir koku bulunabilir. Oral candidiasis genellikle asemptomatiktir veya yanma hissi ile karakterizedir. ancak dokularda hem maya hem küf şeklinde bulunur. masere deri • Derinin nemli alanları • Paronişya • Onikomikosis Oral • Eritematöz mukozada dil. geniş spektrumlu uzun süreli antibiyotik kullanımı gibi hazırlayıcı faktörler bulunur. tırnak altları ve aksillalar gibi nemli alanlarında meydana gelir.8-9) Candida dermatiti. vajinal irritasyon gibi bulgular da bulunabilir. üriner kateter kullanımı ve DM candidüri. GIS cerrahisi. Candida kültürlerde yumuşak beyaz koloniler şeklinde ürer. yumuşak damak. Candida ürettiği proteinler aracılığı ile epitel hücreleri. yumuşak damak ve farenks üzerinde beyaz plaklar Özophegeal • Asemptomatik • Disfaji • Epigastrik ağrı • Bulantı kusma Hematemez • Eşlik eden oral pamukçuk • Beyaz plaklar olmaksızın dil ve yumuşak damakta eritematöz mukoza • Mukozada eritem ve ödem • Eritematöz tabanda dil üzerinde kaldırılamayan beyaz plaklar • Kesikler • Perforasyon GI • Benign ülserlerde enfeksiyon • Barsaklarda ülserasyon ve pseudomemban gelişmesi Vulvovaginal • Vulva kaşıntısı • Vajinal akıntı • Hafif koku • Vulvada yanma • Eritematöz mukozada beyaz plakların görülmesi Nadir • Generalize deri tutulumu • Generalize deri tutulumu • Tek veya multipl 5-10 mm'lik papüller • Candida granüloması • Midenin diffüz tutulumu • Derin ülserler • Hemoraji • Perforasyon Candida'nın idrarda gösterilmesi enfeksiyon işareti değildir. endotel. yanık. Ayrıca ürettiği proteazlar ile fosfolipazları organizmanın konak defansının önlemesi ve mukozaya invazyonunda kullanır Klinik (Tablo 5. diğer oral mukozada pamukçuk veya pseudomembranöz kandidiyaz şeklindedir. Hastalar sıklıkla asemptomatiktir. epigastrik ağrı.

Klamidospor (Şekil 5. C.17) oluşumu C. albicans'ın ağızda üremesi beyaz plaklar yapar (pamukçuk). ancak diğer Candida'larda görülmez. Tablo 5.16) oluşturur. albicans için tipiktir. göz gibi birçok organda multipl abseler ile karakterize bir klinik tablodur (Tablo 5.Dissemine candidiasis karaciğer. İmmunsuprese kişilerde Candida bir çok organa dissemine olabilir ve kronik mukokotanöz kandidiyaz meydana getirebilir. Kültür ortamında özel tipte mayalar görülür. Laboratuvar tanı Tanı eksüda veya dokularda.9). Serolojik testler nadiren faydalıdır. Yüksek pH. dalak. 37°C'de germinasyon tüpleri (Şekil 5. Sıcak. nemli bölgelerde deri invazyonu görülebilir. tomurcuklanan mayalar (blastosporlar) ve pseudohiflerin görülmesi ile konulur. diabet veya antibiyotik kullanımı ile ortaya çıkan vajinit kaşıntı ve akıntı ile karakterizedir. Su ile çalışan kimselerde (çamaşırcı veya bulaşıkçı gibi) tırnak ve parmak enfeksiyonları görülebilir.9 Derin doku candida enfeksiyonu Üriner sistem S ık görülenler • Asemptomatik • Hastalarda risk faktörleri vardır Candidemi ve Dissemine candidiasis • Hastalarda risk faktörleri vardır • Asemptomatikten septik şoka kadar klinik tablo • Pozitif kan kültürü • Multipl organlarda çoğul abseler Nadir • Dizüri • Piyüri • Renal parenkim ve üreter tutulumu • Negatif kan kültürü (dissemine enfeksiyonu ekarte ettirmez • Kapak perforasyonu • Kongestif kalp yetmezliği • Miyokardit Endokardit • Hastalarda risk faktörleri vardır • Ateş. titreme ve kilo kaybı • Emboli bulguları 238 .

0 mg/kg/gün IV ve/veya 5-FC 10 mg/kg/gün IV kullanılmalıdır. diğer testler denenmez. Candida özofajitinde nistatin suspansiyon 10-30 ml 4 kez 10 gün topikal olarak. Asemptomatik kandidüri olgularında varsa idrar sondası çıkartılmalıdır. Topikal azol preparatları olan klotrimazol. mikonazol veya terkonazol ile tedavi oranı %75-90 arasındadır. Gebelerde relaps sıktır.0mg/kg/gün IV kullanılabilir. Kan kültürünün negatif olması bizi tanıdan uzaklaştırmaz. Varsa idrar sondası çıkartılmalı. Kültürde sıklıkla Candida üretilir. Oral azoller olan flukonazol 150 mg PO veya itrakonazol 400 mg ile topikal tedaviye destek olunabilir. end organ tutulumu gözlem altında bulundurulmalıdır. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. 239 . amfoterisin-B 0. dissemine candidiasis gelişebileceği unutulmamalıdır. Aşısı yoktur. Dissemine candidiasis tedavisinde erişkinde birinci seçenek flukonazol 400-800 mg PO/IV klinik bulguların gerilemesi. Krem veya vajinal tabletlerin birbirine bir üstünlüğü yoktur. Candida vulvovajiniti için hem topikal hem de oral birçok antimikotik kullanılabilir. Akıntının direkt incelenmesinde mantar elemanları gösterilmesine rağmen abondan lökosit yoktur. Candida vajinitinde vajinal pH normaldir (< 4. flukonazol 10 gün 200mg PO.3-0.8-1. 200 mg PO verilebilir. Üriner sistoskopide kandida sistiti olanlarda mukozada beyaz plaklar görülebilir. Deri testleri anerjik olan bir kişide. Tedavi Oral kandidiasis tedavisinde nistatin süspansiyon 7-10 gün süresince günde 4-6 mL 6 kez topikal olarak kullanılır. Özefagus enfeksiyonlarında baryumlu özofagus filmleri ve endoskopi yararlıdır. Oral azoller gebelerde kullanılmamalıdır. Sistemik tedavide flukonazol 10-14 gün 100 mg PO veya itrakonazol.8-1. Üst üriner sistem enfeksiyonlarında ise flukonazol 400-800 mg PO/IV.5). Mantar topları veya geniş bölgede perinefritik abse var ise cerrahi girişim yapılabilir. itrakonazol 200mg PO. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir.6 mg/kg/gün IV sistemik olarak kullanılabilir. Gerekmedikçe hastalara antibiyotik verilmemelidir. Flukonazol 200 mg başlangıçta ve sonra 100 mg PO 4 gün kullanılabilir. Tomurcuklanan mayalar ve hiflerin gösterilmesi tanı koydurucudur. Flukonazol kullanılan hastalara amfoterisin B ile 1 litre steril suya 50 mg karıştırılarak saatte 40 ml gidecek şekilde devamlı infüzyon/direnaj yapılabilir. Alternatif tedavi olarak amphoterisinB 0. KOH preparatları tanı için değerlidir. Gerek görülürse amfoterisinB ile irrigasyon yapılabilir. ancak bunun normal florada da bulunabileceği unutulmamalıdır. Bu hastalarda da idrar sondası varsa çıkartılmalıdır. Tedavi klinik bulguların gerilemesi. amfoterisin B 0. Derin kandidiasisde kan kültürü alınmalıdır.Candida antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği kişinin hücresel immünitesi için bir göstergedir. Hasta serumunda mannan antijenleri gösterilebilir.

ancak immünyetmezliği olanlarda akciğer enfeksiyonları görülebilir. etkenidir. Referans laboratuvarlarında PCR yöntemi gibi moleküler yöntemler kullanılır. Bir diğer suşu olan C. Olguların yaklaşık 1/3 ünde ateş bulunmaz. Hastalığın gelişmesini önlemek için spesifik önlemler bulunmaz. Son 25 yılda AIDS ve immünsupressif ilaçların kullanımı C. tomurcuklanan mayalardır. etrafında geniş polisakkarid kapsülleri bulunur. MSS ve diğer organlara yayılır . kapsül antijeni lateks partikül aglutinasyon testi ile pozitif sonuç verir. gatti tropikal iklimlerde bulunur ve okaliptus ağaçları aracılığı ile bulaşır. Kapsül boyanmaz.Cryptococcus Genel özellikler Cryptococcus neoformans kriptokokkoz. Organizma genellikle bu aşamada ortadan kaldırılır. Kuşlar enfekte değildir. Bunun gösterilmesi tanı yöntemi olarak kullanılır. Akciğer enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Karakteristik özelliği kapsülünde fenol oksidaz enzimi bulundurmasıdır. AIDS'li hastalarda Kriptokok enfeksiyonu görülme sıklığı çalışmalara göre %6-10 arasındadır. Pulmoner hastalık hemen daima bulunur. Kriptokok menenjitin uzun süreli supresyonu için AIDS hastalarında flukonazol kullanılır. neoformans'a bağlı enfeksiyonların gelişmesinde dramatik artış görülmesine sebep olmuştur. Ayırıcı tanıda kullanılan mantar kültürü 37°C'de ortalama 72 saatte beyaz. 240 . bazen pnömoni yapabilir (Şekil 5. Epidemiyoloji Mantar doğada yaygındır. Bu oran Afrika'da %30'ların üzerine çıkmakta ve erkeklerin kadınlara göre 3 kat fazla hastalandığı dikkati çekmektedir. flusitozin kombinasyonu ile tedavi edilir. İnsan enfeksiyonları inhalasyon ile bulaşır. Hastalık özellikle immün yetmezliği olanlarda (AIDS) gibi görülür.5). Testin Romatoid faktör pozitifliğinde ve Trichosporon beigelii enfeksiyonlarında yalancı pozitiflik verdiği unutulmamalıdır. özellikle kuş (güvercin) dışkısı ile kirlenmiş toprakta bulunur. Özellikle CD4 T lenfosit sayısı <100/mm3 olanlarda fungal enfeksiyonlar görülmektedir. AIDS'li hastalarda gelişen menenjitte BOS lenfosit sayısı sıklıkla düşüktür.18). Akciğer grafisinde alt loblarda multipl alanlarda infiltrasyon gösterilebilir. Alveollere ulaşan mantarlar makrofajlar tarafından fagosite edilir. Lateks aglutinasyon yöntemi ile antijenin gösterilmesi kültür ve çini mürekkep yöntemine göre daha duyarlıdır. Patogenez İnsanlara kuş dışkılarının inhalasyonu ile bulaşır. Kriptokoklar oval. Bununla birlikte Kriptokok menenjiti geçirenlerin hemen yarısında immün yetmezlik tespit edilememiştir. Laboratuvar tanı Çini mürekkebi ile boyanan BOS'ta maya hücreleri etrafında geniş kapsül olguların ancak %50'sinde gösterilebilir (Şekil 5. İnsandan insana bulaşma yoktur. Rutin laboratuvar testler sıklıkla normaldir. mukoid yumuşak koloniler şeklinde sonuç verir. fenoloksidaz enzimi ve 37°C'de üreyebilme yeteneğidir. Serumda Kriptokok antijeni gösterilmesi en duyarlı yöntemdir. Menenjit ve diğer dissemine enfeksiyonlar Amfoterisin-B. Tedavi Pulmoner enfeksiyonlarda birinci seçenek flukonazoldür. infekte BOS'ta. Mantarın virülansında ana faktörler polisakkarid kapsülü.

241 . A. Diğer hastalarda tedavi oranı %2530'lardadır. kemik iliği transplantasyonu veya aplastik anemi bilinen en önemli risk faktörleridir. Havaya yayılan konidyalar ısıya ve ekstrem şartlara dirençlidir. Nötrofillerde onlara yardımcı olur. göz. Nötropeni meydana getiren lösemi. niger. Özellikle çiçekler önemli kaynaklardır. dış kulak yolu veya paranazal sinüslere invazyon yapar. Fagositoz ve sellüler yetmezlik invazif enfeksiyonun gelişmesi için önemli faktörlerdir. A. Aspergillus Hastalık Aspergillus türleri. Pulmoner makrofajlar konidiyalara karşı ilk defans elemanlarıdır. yaralar. 60 yaşın üzerinde olma. BOS'da lökosit sayısının azlığı ve glukoz miktarının düşüklüğü prognozu olumsuz etkileyen faktörlerdir. kulak. Özellikle nötropenisi olan immün yetmezlikli hastalarda akciğerlerde granülomlar ve hemoptizi görülür. Özellikle nemli topraklarda ürerler. kornea. Konidiyaların hava yoluyla alınması ile bulaşır. yanık. Doğada yaygındır ve çok çeşitli şartlarda üreyebilir. deri. Profilaktik olarak alınacak fazla bir önlem yoktur. İnsandan insana bulaşmaz. BOS ve kanda yüksek fitrelerde kriptokok antijenin gösterilmesi. kriptokoksemi. Patogenez ve Klinik Bulgular Kolonize olmuş Aspergillus fumigatus deri. Kaviter lezyonlarında aspergilloma veya fungus topları görülür. evlerde. Kavite duvarında yüzeyel enfeksiyonları olur disseminasyon nadirdir (Tablo 5.Prognoz ve Korunma AIDS'li hastaların MSS kriptokok enfeksiyonları çoğunlukla fatal seyirlidir. akciğerlerde mantar topları. terretus'da nadir enfeksiyon etkenidir. AIDS'li hastalarda flukonazol kullanımı ile kriptokok gelişme olasılığı %7'den %1'e düşürülmüştür. fumigatus en sık görülen insan patojenidir. Hastaların çoğunun immünyetmezliği olması nedeniyle IgG tipi antikorların tanıda fazla değeri yoktur. Ciddi immün yetersizliği olan hospitalize hastalarda nosokomial enfeksiyonları önemlidir. Filtre edilmemiş hastane havasında sporları bulunur. Kapsül aşılarının korunmada başarılı olmadığı gösterilmiştir. Kronik granulomatöz hastalığı olan çocuklar ve kontrolsüz diabeti olanlarda risk altındadır.10). Hiflerinin 45°'lik açılar ile dallanması diğer mantarlardan ayıran önemli özelliğidir (Şekil 5.19). özellikle Aspergillus fumigatus.allerjik bronkopulmoner aspergilloz etkenidir. A. flavus ve A. kemoterapi. Bulaşma 500'den fazla Aspergillus suşu olmasına karşın insanlarda enfeksiyon yapan sadece birkaç tanesidir. Aspergillus türleri dimorfik değildir. işyerlerinde ve hastanelerde saksıların topraklan önemli kaynaklardır. karakteristik septalı hifleri ile sadece küf formu vardır. Mental retardasyon.

İnvazyon gelişen doku veya organ ile ilişkili bulgular vardır. nonprodüktif öksürük. transplantasyon sonrası gelişen sitomegalovirüs enfeksiyonu. IgE yüksekliği gösterilebilir. Mantar topları veya miçetoma da denilen bu klinik tablo kavitelerde ağır aspergillus kolonizasyonudur. Bunlara ek olarak Aspergillus fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin tespit edilmesi. İnvazif pulmoner aspergilloz nötropeni. Alerjik bronkopulmoner aspergillus alerjik astım şikayeti olanlarda veya kistik fibrozislilerde gelişen eozinofilik pnömoni veya hipersensitivite reaksiyonudur. Hemoptizinin görülmesi invazif pulmoner aspergillusun en önemli bulgusudur. organ transplantasyonu sonucunda akut rejeksiyon. karaciğer böbrekler ve gastrointestinal sisteme olur. Dissemine aspergillozis immün yetersizlikli hastalarda fatal seyirli bir klinik tablodur. MSS tutulumunda ise ani bayılmalara sebep olabilir. Hastalık başlangıçta asemptomatiktir. Dokularda hemorajik infarktlar ve nekrozlar oluşturur. kemik iliği transfüzyonu sonucunda gelişen graft versus host hastalığı. deri. dispne ve göğüs ağrısı görülür. sarkoidoz. Kortizon tedavisi uygulamak gerekir. Diğer eozinofilik pnömoniler ayırıcı tanıda göz önüne alınmalıdır (Tablo 5. Bunu anormal akciğer grafisi bulguları ve balgam kültürü pozitifliği takip eder. İnhale kortizon tedavisinin etkisi yoktur. ciddi olgularda cerrahi tedavi yapılmalıdır. İtrakonazol'ün inatçı olgularda etkili olduğu bildirilmektedir. Sistemik antifungal tedavinin etkisi yoktur.Tablo 5. fumigatus üremesi • Spesifik IgG ve IgE yüksekliği 242 . Tanı balgam kültüründe aspergillusun üretilmesi ile konulur.11 Alerjik bronkopulmoner aspergillozisin tanı kriterleri Tanı kriterleri • Astım bronşiyale • Periferik eozinofili • Aspergillus fumigatus antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği • Akciğer grafisinde pulmoner infiltrasyon • Fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin varlığı • Serum IgE yüksekliği • Santral bronşektazi Spesifik destekleyici kriterler • Kahverengi balgam • Balgam kültüründe A. ileri dönemlerde AIDS ve kontrolsüz diabetik hastalarının önemli aspergillus enfeksiyonudur. Tablo 5. Disseminasyon MSS. Damar invazyonu dissemine enfeksiyonun gelişmesinde önemli faktördür. Bu durum pulmoner tutulumda hemoptizi. Astım benzeri semptomları vardır. Laboratuar tanısında balgam kültürü kullanılır. Periferik eozinofili alerjik bronkopulmoner aspergillusun en önemli işaretidir. kortizon tedavisi.10 Aspergillus enfeksiyonları Çocuklar Sık enfeksiyonları • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz Yetişkinler • Çiftçi akciğeri • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz • Aspergillus sinüziti Nadir enfeksiyonları • Osteomyelit • Endokardit • Endoftalmit • Endoftalmit • Osteomyelit • Disk enfeksiyonu • Endokardit • Osteomyelit • Aspergillus trakeobronşiti İnhalasyon ile alınan conidialar.11). En sık klinik bulgu hemoptizidir. Tipik bir klinik bulgusu yoktur. silikozis ve bronşektazi gibi kaviter hastalıkların varlığında gelişen akciğer enfeksiyonuna aspergilloma denir. Ateş. Tüberküloz. uygun konaklarda bronşlara ve damarlara invaze olur. Kan kültürü nadiren pozitif olur. Tanı multiorgan yetmezliği olan kişilerde kan veya doku kültürlerinde aspergillusun izolasyonu ile konulur.

İnvazif aspergillozisli kişilerin serumlarında yüksek titrede galaktomannan tespit edilir. özellikle paranazal sinüsler. Noninvazif sinüzitler neoplazi. sinüs veya göz ağrısı klinik bulguları oluşturur.Çiftçi akciğeri Aspergillus sporlarının inhalasyonu ile bir alerjik reaksiyon olan alerjik alveolit veya hipersensitivite pnömonisidir. Allerjik hastalarda steroidler ile antifungal ilaçlar beraber kullanılır (Tablo 5. akciğerler infekte olur (Şekil 5. Kültür pozitifliği. Tedavi İnvazif aspergillozis amphoterisin-B ile tedavi edilir. Nötrofili görülebilir ancak tipik bulgu eozinofilinin bulunmamasıdır. Rhizopus. Aspergillus ciddi immün yetersizliği olanlarda ve nötropeniklerde sinüzit oluşturabilir. amfoterisin-B. altta yatan hastalık.12 Aspergillus enfeksiyonlarında tedavi Tedavi seçenekleri Çiftçi akciğeri Alerjik Bronkopulmoner aspergillus Aspergilloma İnvazif pulmoner aspergillozis ve dissemine aspergillozis Kesinlikle kontrendike Aspergillus sinütizi Kortikosteroidler Uzamış subakut veya kronik semptomları olanlarda kullanılır Hayır Hayır Hayır Uzamış hastalarda prednizolon Hayır No Amfoterisin B İtrakonazol Cerrahi Hayır Araştırma aşamasında Hayır Hayır Hayır Selektif olgularda 1. cerrahi eksizyon ve drenaj gerekebilir Mucor Mukormikozis doğada yaygın olarak bulunan (Mucor. Absidia gibi) saprofitik küfler tarafından meydana gelir. Sinüs veya pulmoner kavitede gelişen mantar topları cerrahi olarak tedavi edilir.5 mg/kg/gün 400 mg PO Lokalize Hastalıklarda denenebilir 1-1. Semptomlar 6-8 saat içinde gelişen öksürük ve derin soluk alamamak olarak özetlenebilir. pürülan nazal akıntı. normalde de kolonizasyon olabileceği için herzaman enfeksiyonu göstermez. Tablo 5. Kan damarları.20). Bu organizmalar immün sistemi düşük olan kişilerde aseksüel sporları ile hava yoluyla bulaşır ve dokulara invazyon yapar.5 mg/kg Hayır Debridman. inflamatuvar hastalıklar ve bakteriyel enfeksiyonlar ile karıştırılabilir. Tıkanan damarlar nedeniyle dokularda nekrozlar oluşturur. yanıklarda ve lösemililerde sorun çıkarır.12). Biyopsi materyalinde septasız dik açı ile dallanan hiflerin görülmesi ile tanı konulur. 243 . Eğer erken tanı konulursa. Hastalık çoğu zaman kendi kendine iyileşir. Başağrısı. Laboratuvar tanı Biyopsi örneklerinde dokulara invaze olmuş septalı hiflerin gösterilmesi ile tanı konulur. nazal konjesyon. Diabetik ketoasidozlu hastalarda. nekrotik dokuların cerrahi tedavisi beraber uygulanır. diş ağrısı. Nazal sekresyon kültürleri genellikle pozitiftir.0-1.

244 .

İmmünoloji • İmmünoloji • Spesifik immün Yanıt • Aktif ve Pasif immünite • Antijenler • Yaş ve immün Yanıt 245 .

mantar ve parazit gibi mikroorganizmalar tarafından oluşturulan enfeksiyonları önlemek veya sınırlandırmaktır. akut faz reaktanları ve sitokinler oluşturur. Hem konağın kendisinin hem de yabancı antijenlere karşı yanıt verebilir. virüs. Doğal ve edinsel immünitenin hümoral ve hücresel immünite ile ilişkisini sağlayan hücreler Tablo 6.2'de görülmektedir. eklemlerde sinovial hücreler. 246 .3). önceden antijen ile karşılaşmaksızın işlev görür ve hafıza hücreleri bulunmaz (Şekil 6. Deri ve mide asidi gibi kimyasal bariyerleri mikroorganizmalar için ilk engellerdir.1'de görülmektedir. İmmün sistemin başlıca görevi bakteri. karaciğer sinüzoidlerinde Kupffer hücreleri. Fagositer sistem denince kandaki nötrofiller ile monositler. mikroorganizmalar veya virüsle infekte hücrelere karşı katil hücreler (Tablo 6.2). Bunlardan birincisi fagositer sistem. Örneğin. akciğerlerde alveoler makrofajlar. Bu ağın çalışmasından sorumlu immün sistem organları Şekil 6. İmmünite Nonspesifik ve spesifik immünite olarak ikiye ayrılır. diğeri ise özellikle tümör hücreleri. dokularda da makrofajlar anlaşılır (Şekil 6.2). İmmün sistemin tüm komponentleri pluripotent kök hücrelerden gelişirler (Şekil 6.1) (Şekil 6.2). Doğal immünitenin eriyebilen komponentini ise kompleman proteinleri. Bunun dışında iki önemli hücresel komponenti vardır. Makrofajlar her doku için özelleşmiş hücrelerdir.BÖLÜM 6: İMMÜNOLOJİ İmmün sistem hücreler ve eriyebilen komponentin meydana getirdiği bir ağdır. Nonspesifik immünite Nonspesifik immünite doğumda başlar. MSS'de perivasküler mikroglial hücreler ve böbreklerdeki mesengial fagositer hücreler.

kolon ve vajenin normal florası Vajen ve midedeki düşük pH Yüzey fagositleri Mikroorganizmaların vücutta üremelerinin sınırlandırılması Naturel killer hücreler Fagositerler İnterferonlar Transferrin ve laktoferrin Kompleman sistemi Vücut ısısının yükselmesi inflamatuvar yanıt 247 .Tablo 6.1 Doğal immünite Mekanizma Mikroorganizmanın girişinin sınırlandırılması Faktörler Sağlam derinin keratin tabakası Gözyaşı ve diğer sekresyonlardakı lizozim Derinin yağ asitleri Respiratuvar silialar Boğaz.

248 . endotoksin diğer sitokinler gibi) sonucunda aktifleşen monositler ve lenfositler tarafından sekrete edilen immunglobulin olmayan polipeptidlerdir. Spesifik olarak sınırsız antijen tanıma kapasitesine sahiptirler. antijene spesifik değildir. buna TCR/CD3 kompleksi denir. Spesifik immünite Spesifik immünite öğrenilir. Ag değişken alanlara bağlanır. Günümüzde 166 adet CD tanımlanmıştır. Bu sistemin hücresel komponenti lenfositler. Tablo 6.2 Doğal ve Edinsel immünite hücreleri Humoral immünite Doğal Kompleman Sitokinler Edinsel B hücreler Plazma hücresi Antikorlar Hücresel immünite Makrofajlar Nötrofiller Doğal katil hücreler Yardımcı T hücreleri Sitotoksik T hücreler Ig'ler ikişer adet ağır ve hafif zincirlerden meydana gelir. T hücreler yüzeylerinde Ig bulundurmazlar. Ig üzerinde kalıcı ve değişken alanlar vardır. böylece doğal ve edinsel immünite arasında köprü görevi görür. Yüzey markerlarına clusters of differentiation (CD) denir. B hücrelerinin antijen tanıma fonksiyonu yüzey immunglobulinleri aracılığı ile sağlanır. TCR Ig ler ile aynı gen familyasına sahiptirler. Lenfositler fonksiyonları ve yüzey marker'larına göre CD4 ve CD8 olmak üzere ikiye ayrılırlar. eriyebilir komponenti ise immunglobulinlerdir. Ag'i T hücre reseptörleri (TCR) aracılığı ile tanırlar. TCR CD3 molekülü ile bir kompleks yapı oluşturur. Lenfositler timusta olgunlaşanlar (T hücreler) ve kemik iliğinde olgunlaşanlar (B hücreler) olmak üzere ikiye ayrılır. Yüzey immunglobulinieri ile erimiş antijenleri tanır ve spesifik antikorları salgılarlar. nonspesifik antijen veya bir nonspesifik eriyebilen stimülus (örneğin.Sitokinler spesifik antijen. adapte edilebilir ve hafıza sistemini geliştirir. Sitokinlerin sekresyonu spesifik antijen ile aktifleşen lenfositler tarafından tetiklenmesine rağmen. Sitokinler inflamasyonun ve immün yanıtın etkisini arttırırlar.

Kemotaksis ve lökosit migrasyonunu indükleyen sitokin grubuna kemokin'ler denir. -B. onların kaynakları ve majör etkileri Tablo 6. IL-4 ve IFN-gama B hücrelerinin class II ekspresyonunun indüksiyonunda birbirlerinin etkilerini arttırırlar. -DR. Kemokinlerin bazı reseptörleri HlV'in monosit/makrofajların içine girmesine aracılık yaparlar. ve .. Langerhans hücreleri ve aktifleşmiş (ancak aktifleşmemişlerde yok) T hücrelerinde bulunur. IL-2. CD28/ CD80CD86 yokluğunda T hücreler anerjik veya toleran olabilirler.3'te gösterilmiştir. Bir koaktivasyon sinyaline daha ihtiyaç vardır. beta ve gama). tüm çekirdekli hücreler ile trombositlerin yüzeyinde bulunur. T hücreleri nadiren bunu yapabilir. tümör nekroze edici faktör (TNF-alfa ve beta). asıl MHC/Ag kompleksine etki gösterir. Bu ikinci sinyal T hücre yüzeyindeki CD28 ile APC'Ier üzerindeki CD80 veya CD86'lardır. İnterlökinler (IL-1. IL-1. IL-4 ve IL-6 sitotoksik T lenfositlerin gelişimi için sinerjizm gösterirler. B hücreleri. Sitokinler Sitokinler spesifik hücre reseptörlerine bağlanır ve etkilerini böyle gösterirler.. TCR'nin MHC/Ag kompleksine bağlanması T hücre aktivasyonu için yeterli değildir. 249 . dendritik hücreler. Majör sitokinler. MHC Class II proteinleri ile ise CD8 hücreler birleşebilir.. kromozom üzerindeki majör histocompatibilite kompleksi genleri aracılığı ile olmaktadır. IL-8). transforme edici büyüme faktörleri ve hematopoetik koloni stimülan faktörler (CSF) olmak üzere bir çok gruba ayrılırlar.. Sitokinlerin farklı etkileri vardır. Örneğin. -DP ve -DQ'dan oluşur.. Class I MHC proteinleri HLA-A.. ayrıca IgE sekresyonunu indüklerler. Class II MHC proteinleri ise HLA-D. B hücreleri eriyebilen antijenler ile reaksiyona girerken.C'den oluşur.Majör Histocompatibility Complex İmmün sistemin kendinden olanlar ile olmayanları tanıması 6. MHC Class I proteinleri ile CD4 hücreler. makrofajlar. IL-2'nin sekresyonunu indükler. MHC Class II taşıyan hücrelere antijen sunan hücreler (APC) denir. Sitokinler interferonlar (IFN -alfa.

T hücreleri ve sellüler immünite Sitotoksik T hücrelerinin olgunlaşması.helperjh) Yüzeylerinde CD4 taşıyan hücreler T yardımcı (Th) lenfositleri olarak tanınırlar. IL-5. 250 . fonksiyonel özelliklerini kazanması ve konak özelliklerini öğrenmesi timusta olur. böylece antijene karşı spesifik tepkime yaparlar. IFN-° and IL-12 Th1 gelişiminde. Başlangıç stimülasyonunda. Bunlar fonksiyonları. bu hücreler ThO hücrelere dönüşürler ve IFN-gama . yani milyonlarca farklı antijeni tanıyabilirler. sitokinlere yanıtları ve salgıladıkları sitokinlere göre iki majör kategoriye ayrılır. IL-4 ve IL-10 ise Th2 gelişiminde önemli sitokinlerdir. Sitokinlere bağlı olarak ThO Th1 ve Th2'den birine dönüşür. Th hücreler prekürsör hücreler halini alınca IL-2 salgılarlar. Hem hücresel hem de humoral immünitenin üç önemli özelliği vardır. IL-4. Bu antijenleri uzun süre hafızalarında saklarlar ve spesifik etki gösterirler. and IL-10 gibi bir çok sitokin salgılarlar. Farklılığı kolaylıkla algılayabilirler. Burada pozitif ve negatif seleksiyondan geçirilirler ve bu ayrımdan eksiksiz geçen hücreler artık dolaşıma ve lenfoid dokulara çıkabilir. Tüm matür T hücreler yüzeylerinde CD4 veya CD8 reseptörleri taşırlar. Yardımcı T hücreleri (T. IL-2.

CD4TH1 TH1 yanıtının inhibisyonu NK hücreler. B hücreler PMN. RANTES : regulated on aktivaiton. İler. T ve NK hücrelerin ve makrofajların immün supresyonu Oral toleransın gelişimi. IP-10. NK : Natural killer. CD4TH1 hücreler B hücreler • IL-12 • TGF. epitelyem hücreleri.TH1) CD4 T hücreler.beta Aktivasyon IgA üretimi. kemoattraktant protein. CD4 TH1 hücreler NK hücreleri Makrofaj. stroma CD4 TH2 hücreler hücreler Makrofaj CD4T3 hücreler T hücreler ve B hücreler.alfa Interferon . İnflamatuvar protein. makrofajlar Kematoksis. aktivasyon • Alfa-kemokinler: C-X-C kemokinler-bir amino asit aracılığı ile iki sisteine ayrılır ayrılır (IL-8. keratinositler CD4 fTH0. yara iyileşmesi Kematoksis. Spesifik hücre tiplerinin gelişme ve farklılaşması T ve B hücrelerin gelişimi Farklılaşma B hücre gelişimi ve farklılaşması. hepatositler •IL-7 • IL-10 Prekürsör hücreler ve stem cell B hücreler. alerjik yanıtlar Akut faz ve inflamatuvar yanıtın stimülasyonu. eozinofiller •IL-6 Makrofajlar. B.beta • Interferon . B hücre gelişimi ve farklılaşması Pre-B hücreler.Tablo 6. İP : interferon-alfa protein. fibroblastlar HEDEF HÜCRE Virüsle infekte hücreler Tümör hücreleri Makrofajlar T hücreler FONKSİYON Antiviral aktiviteyi indükler.İL: interlökin. İL: interlökin. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin. endotel hücreleri Kemik iliği. RANTES : regulated on aktivaiton. PMN : polimorfonükleer lökositler. MlPalfa. inflamasyonun gelişimi TH1 yanıtını artırır ve TH2 yanıtını inhibe eder Inflamatuar ve akut faz yanıtını arttırır. normal T expressed and secreted.gama KAYNAK Lökositler. Ig sekresyonu. antitümör ve kaşeksikilo kaybı gibi fonks.3 Başlıca stokinler ve önemli fonksiyonları FAKTÖR • Interferon . normal T expressed and secreted. T hücreler ve sitotoksik lenfositlerin gelişimi B hücrelerin gelişimi. aktivasyon alfa protein. GM-CSF : granulositmakrofaj k mülan faktör. B hücreler NK hücreler Stem cell B ve T hücreler B hücreler. PMN : polimorfonükleer lökositler. MCP : monosit kemoattraktant protein. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin. timosit. Bir çok hücre Nörtofiller. Lenfotoksin. T hücreler Birçok hücreler Bazofiller oloni sti. fibroblastlar Epitelyum hücreleri Endotel hücreleri IL-1 benzeri T hücreler T hücreler. tümörler PMN aktivasyonu Stem cell IL-1 benzeri. MIP : makrofaj inflamatuvar protein. eozinofil üretimi. ateş. GRObeta. TH2) T hücreler CD4 TH2 hücreler • IL-1 alfa IL-1 beta T hücreler. T ve B Fibroblastlar. stromal hücreler CD4 T hücreler (TH0. tümör ölümü. TNF : tümör nekroz faktör. GM-CSF : granulosit-makrofaj koloni stimülan faktör. TNF : tümör nekroz faktör. MSS • TNF-alfa (kaşektin) • TNF-beta • Koloni-stimülan faktörler (örn GM-CSF) • IL-2 •IL-3 • IL-4 • IL-5 T Hücreler. GR-&) • Beta-kemokinler: C-C kemokinler (MCP)-). 251 . GRO-alfa. Ig üretimi TH2 yanıtını gelişimi B hücre gelişimi ve farklılaşması ve IgE üretimi. ateş T hücrelerin aktivasyonu PMN. İP : interferon-MCP : monosit MIP : makrofa NK : Naturai k T hücreler. dokular. NK hücreleri aktifleştirir Hücresi imnüniteyi geliştirir Makrofajların aktivasyonu.

252 .

bu parçalara antijen denir.4). Böylece bu antijene spesifik yardımcı T hücrelerde aktivasyon ve klonal proliferasyon gelişir.SPESİFİK İMMÜN YANIT Hücresel immün sistem Bir bakteri konağa girer ve bir makrofaj tarafından yakalanırsa parçalanır. bakteri polisakkaridleri gibi bazı antijenler T hücrelerin yardımı olmaksızın B hücreleri aktif hale geçirebilmektedir.6) 253 . Antijen veya epitopları makrofajların yüzeyinde Class II majör histocompatibilite kompleksi (MHC) proteinleri aracılığı ile görülür. Aktifleşmiş yardımcı T hücreleri. Örneğin infuenza virüs respiratuvar sistemde bir hücreyi infekte ettiğinde viral zarf glikoproteinleri infekte hücrenin yüzeyinde class I MHC proteinler yardımıyla görülürler. Ayrıca T helper hücreler tarafından salgılanan IL-2 bu hücrelerin klonlaşmasını ve çoğalmasını sağlar. aktifleşmiş makrofajlara yardım ederler ve M. Makrofajların parçalama işleminden sonra. ancak. bunlara T hücrelerinden bağımsız antijenler denmektedir. Antikorların etkisi toksin ve virüslerin nötralizasyonu. Bu faktörler B hücrelerini antijene spesifik antikor üretebilecek şekilde aktif hale geçirir. Aktifleşmiş B lenfositler prolifere olur ve yüksek miktarlarda immünglobulin (antikor) salgılayabilecek plazma hücrelerine dönüşürler (Tablo 6. bakterilerin öldürülmelerini kolaylaştırmak için opsonizasyon yapması ve komplemanı aktifleştirmek olarak özetlenebilir (Şekil 6. Antijen-class II MHC kompleksine yardımcı T hücrelerin spesifik reseptörleri bağlanır ve bundan sonra IL-2 (T hücre büyüme faktör). yardımcı T lenfositleri ve B lenfositlerinin koordineli çalışmasına bağlıdır. makrofajlar. bunların içinde en önemlileri interlökin-1 (makrofajlar tarafından salınır) ve interlökin-2 (lenfositler tarafından salınır) dir. IL-4 (B hücre büyüme faktörü) ve IL-5 (B hücre diferansiasyon faktörü) salgılanır. Antijen-Class II MHC kompleksi yardımcı T lenfositlerinin yüzeyinde bulunan antijene spesifik reseptörler tarafından algılanır. Antikor oluşumu genellikle helper T hücrelere bağlıdır. sonuçta interlökinler salgılanır. Humoral İmmün Sistem Antikor sentezi. Sitotoksik T lenfositler hücresel immün sistemin spesifik uygulayıcıdırlar. bu etkilerini virüs ile infekte hücrelere karşı meydana getirirler. tuberculosiste karşı spesifik olan gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu meydana gelir. Sitotoksik T lenfosit antijene spesifik reseptörleri aracılığıyla viral antijen-class I MHC protein kompleksine bağlanır. yüzeydeki Class II MHC proteinlerinde antijen görülür.

Bakteri veya virüslar laboratuvarlarda üretildikten sonra 1 cm3 sıvıda belirli sayıda mikrop olacak şekilde sulandırılarak ısı. Mikropların belirli bir kısmından hazırlanan aşılar: Bazı infeksiyon hastalıklarında. Aşı hastalığı da denen bu infeksiyon bazı aşılarda açıkça görülebildiği halde (BCG aşısında). • Cansız (ölü) mikrop aşıları • Canlı (atenüe) mikrop aşıları • Mikrop ürünlerinden hazırlanan aşılar • Biyoteknolojik aşılar Cansız (ölü) mikrop aşıları Çeşitli yöntemlerle öldürülmüş bakteriler ile inaktive edilmiş virüs aşılarıdır. Yüksek ateş Otoimmünite Hücresel immünite (T hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (özellikle tüberküloz. Bu karşılaşma klinik veya subklinik infeksiyonu geçirmek. örn. canlı veya ölü mikroorganizmalar.3 0. Bazı örnekler aşağıda verilmiştir. Bu tip aşılar organizmada. Tüm bu şartlarda konak antikorlar aktifleşmiş yardımcı T ve sitotoksik T hücrelerinden oluşan bir immün yanıt oluşturur. • Canlı (atenüe) bakteri aşıları: BCG Verem Aşısı • Canlı (atenüe) virüs aşıları: Sabin tipi çocuk felci aşısı. kızamık.Tablo 6. kızamık. • İnaktive virüs aşıları : Çocuk felci (Salk tipi). Bu öldürülme veya inaktivasyon işleminde genellikle mikrop bütünlüğü ve antijenik yapı bozulmaz.4 oranında formol eklenerek 37°C'de 3-4 hafta bekletilir) zehir etkisi giderilmiş. sessiz veya çok hafif seyirli bir infeksiyon oluşturarak doğal infeksiyona benzer nitelikte bir bağışıklık oluştururlar. influenza (Grip) aşıları gibi. Toksoid aşılar daha çok hümoral bağışık yanıt oluşturarak antikorlarla (= antitoksinlerle) koruma sağlarlar. fenol. etken mikrobun belirli bir parçasından (örneğin HBs Ag partikülleri. Mikrop ürünlerinden hazirlanan aşılar Toksoid (Anatoksin) aşılar: Difteri ve tetanoz gibi bakteri toksinleriyle meydana gelen hastalıklardan korunmada kullanılan aşılardır. Aşağıda cansız mikrop aşılarına birkaç örnek verilmiştir. Atenüe aşılar organizmaya çeşitli yollarla verilebilirler. 254 . kızamıkçık. kabakulak. aseton. Sarı ateş . Canlı (atenüe) mikrop aşıları Antijenik niteliği bozulmadan. ultraviyole gibi etki veya maddelerle öldürülürler. onların antijenleri veya toksinleri ile aşılanmak şeklinde olabilir. kuduz. formaldehit.4 T ve B hücrelerinin ana fonksiyonları Antikora bağımlı immünite (B hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (opsonizasyon. Özellikle bazı atenüe virüs aşıları (örn. mantar ve virüsler) Allerji. kabakulak gibi) tek bir doz ile ömür boyu bağışıklık sağlayabilirler. Bakteri toksini saf olarak elde edilir ve daha sonra ısı veya formol ile muamele edilerek (%0. Canlı mikrop aşıları daha çok hücresel bağışık yanıt oluştururlar ve koruyuculuk süreleri de daha uzundur. meningitidis'in hücre duvar polisakkariti gibi) hazırlanan aşıların daha iyi koruyucu etki yaptığı araştırmalarla gösterilmektedir. bazı aşılarda hafif bir hastalık (kızamıkçık aşısında). hastalandırıcılık özelliği (virülansı) ortadan kaldırılan veya virülansı yavaşlatılan mikroplardan hazırlanan bu aşılara canlı atenüe aşılar denir. N. bazılarında ise tamamen belirtisiz (çocuk felci aşısında) seyir göster. kızamıkçık. örn. fakat antijen yapısı bozulmamış toksoidler (anatoksin) aşı olarak kullanılır. Kontakt dermatit Doku ve tümör rejeksiyonu Antikor yanıtının düzenlenmesi (yardım ve supresyon) AKTİF VE PASİF İMMÜNİTE Aktif immünite yabana antijen ile karşılaşma sonrasında indüklenen dirençtir. toksin ve virüslerin nötralizasyonu Allerji. Dört çeşit aşı vardır.

Bakteri aşıları Çocukluk çağı aşıları DTaP • Tümüyle asellülerdir • B. bağışıklıkta etkili olan proteinlerin. orada bol miktarda sentezlettirilirler. 255 . aminoasit sıralaması belirlenir ve bu proteinler laboratuvarda sentetik olarak sentezlettirilirler. • Anti idiotip aşılar: Antikorlar aracılığı ile gerçekleştirilen yeni bir aşı tekniğidir. Asplenikler Streptococcus pneumoniae: 23 farklı Pnömokok suşundan hazırlanmış kapsül aşısı Sınırlı kullanımı olanlar Neisseria meningitidis • A ve C kapsül polisakkaridi ile hazırlanır • B serotipi enfeksiyonların önemli bir kısmından sorumludur. Örneğin. pestis ile çalışan laboratuar personeline uygulanır. toksin yoktur. moleküler biyoteknoloji kullanılmaktadır. Bu tekniklerle hazırlanan aşılar: • Rekombinant DNA aşıları: Bu teknikle mikropların bağışıklıkta etkili olan proteinlerini kodlayan genleri ayırdedilir ve bu genler bir taşıyıcı hücreye aktarılarak. Rekombinant DNA tekniğinin bir başka uygulaması.Biyoteknolojik aşılar Aşılamada bazı sorunların yaşandığı infeksiyon hastalıklarında. daha etkili ve yan etkileri daha az olan aşıların elde edilmesi için yeni. Örneğin Hepatit B virüsünün yüzey antijenini (HBsAg) kodlayan gen bir maya hücresine aktarılarak çokça elde edilir ve aşı olarak kullanılır (Rekombinant HBV aşısı). Sorudaki sıklardan polisakkarit izolasyonu ve purifikasyon yöntemi ile viral aşıları hazırlama tekniği yukarıda da anlatıldığı şekilde viral aşıları hazırlamada kullanılan yöntemler değildir. HIB H. • Mutant aşılar: Canlı mikrop aşıları hazırlanırken uygulanan eski virulans azaltma yöntemleri yerine. influenzae b tipi kapsülüne difteri toksoidi ve N. streptokok M proteini aşıları gibi. pertussis içeriği • Pertussis toksoidi • ± Flamentöz hemaglutinin • ± Pertactin (Adhesin) • Difteri toksoidi • Tetanoz toksoidi DTP DTaP ile aynıdır. ancak pertussis komponenti ölü bakteri içerir.cholerae bakterisinde toksini kodlayan genin yok edilmesi gibi. Yersinia pestis • İçinde F1 antijen bulunan ölü bakteri aşısıdır • Endemik alanlarda askerlere ve Y. meningitidis dış membranı konjuge edilmiştir. kolera toksini. böylece infantlara uygulanabilir. Örneğin V. biyoteknoloji ile patojen mikroplardaki virulans genleri yok edilerek "avirulan mutant" suşlar ile atenüe aşılar hazırlanabilmektedir. • Sentetik peptid aşıları: Bu teknikle. ancak sialik asit yapılı kapsülü immunojen değildir • Salgınları sırasında antibiyotik profilaksisi de uygulanır • Askerlere rutinde kullanılır Salmonella typhi (ty21 a) • Endemik alanlara seyahat edenlere uygulanan attenue bakteri aşısıdır. elde edilen "aşı geni"nin taşıyıcı bir virusa (örneğin herpes viruslara) rekombine edilmesidir.

Gebe kadınların çocuklarına aşı yapılmasının teratojenik etkisi gösterilememiştir. tetanoz. Anneden geçen antikorlar bebeği 1-2 ay kadar hastalıktan korur. İkinci doz en geç beklenen doğum tarihinden 2 hafta önce yapılmalıdır.5 Aktif ve pasif immünitenin özellikleri Mediatörler Aktif immünite Pasif immünite Antikor ve T hücreler Antikorlar Avantajları Uzun süreli (yıllar) Anında etki Dezavantajları Yavaş başlangıç Kısa süreli (aylar) Gebelik ve aşılar Gebelikte kural olarak canlı virüs aşılarının (kızamık. kızamıkçık.5). Bunun yanında rabies. Fakat pahalıdır. İlk doz ile ikinci doz arası uzun tutulmalıdır. İlk doz gecikmiş ise iki doz arasındaki aralık1 aya kadar indirilebilir. Gebelikte aşılar Tehlikesizce uygulanabilecek aşılar • İnfluenza • Pnömokok • Tetanoz • HBV • İPV (Salk) • Kuduz (HDCV) • Kolera • İmmünglobulinler (spesifik ve nonspesifik) 256 . Çok zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır Tetanoz aşısı gebelikte iki doz şeklinde yapılır. bovis suşlarıdır • Pulmoner tüberkülozdan korumaz ancak yayılmayı önler. Başlıca dezavantajı ise yavaş gelişmesi. Diğerleri için teratojenik etki gösterilememiştir. Difteri. zararlı etkisi gösterilmemişse de gebelikte yapılması tavsiye edilmez. Bu durumda antitüberkülo ilaçlar verilir. Pasif immünitenin diğer bir formu ise anneden çocuğa plasenta yoluyla geçen IgG ve enzirme yoluyla yenidoğana geçen IgA antikorlarıdır. kabakulak. Kızamıkçık aşısının teratojenik etkili olması yüksek bir olasılıktır. polio) teratojenik olabileceği düşüncesi ile yapılması önerilmemektedir. özellikle primer yanıtın zayıf olmasıdır. Tablo 6. Boğmaca aşısının teratojenik ekisi yoktur fakat erken doğuma neden olur.Bacillus anthracis • Purifiye proteinlerin supernatantından hazırlanır • Askerlere ve risk altındakiler uygulanır BCG • Attenue M. Ayrıca başka canlı türlerinde hazırlanan antikorların kullanımı ile hipersensitivite reaksiyonları meydana gelebilir. Passif immünizasyonunun başlıca avantajı uygun miktarda antikoru verebilmektir. botulizm gibi enfeksiyonlara karşı hazırlanan antitoksin çok kısa bir sürede bol miktarda toksini inhibe edebilir. İlk dozun gebeliğin erken döneminde yapılır. Zorunlu durumlarda (salgınınlarda bulaşma riski yüksek ise) annelere gebeliğin üçüncü ayından sonra oral polio aşısı (Sabin) yapılabilir. Aktif immünitenin başlıca avantajı uzun süreli kalıcı olmasıdır (Tablo 6. BCG'nin. dezavantajı ise kısa yarı ömürleridir. • Kızamıkçık aşısından sonraki üç ay içinde gebe kalınmaması gerekir. • İnaktive polio (Saik) aşısı her zaman yapılabilir. hepatit A ve hepatit B gibi virüslere karşı hazırlanan antikorlar inkübasyon periyodunda viral multiplikasyonunu önleyebilir. Pasif immünite başka konakta hazırlanan antikorlara bağlı olarak gelişen dirençtir.

Ancak riskli durumlarda uygulanan aşılar • Difteri • Meningokok • Boğmaca • OPV • Kuduz (Semple) Kesinlikle uygulanmayan aşılar • Kızamık • Kızamıkçık • Kabakulak • Su çiçeği Pasif-aktif immünizasyon aynı anda uygulanabilmektedir. Örnek olarak tetanoz. bu nedenle mikroorganizmaların tanısında diagnostik test olarak kullanılabilir. TNF gibi bazı sitokinler tarafından indüklenir.7). Bir antijen ile antikor arasındaki etkileşme çok spesifiktir. ardından daha sonra gelişecek olan aktif immüniteden uzun süreli olarak yararlanabilmektir. Bazı akut faz proteinleri bakteri yüzeyine bağlanarak komplemanı aktifleştirir ve bakterinin ölümüne sebep olur (Tablo 6. IL-6. Buradaki amaç kısa sürede pasif immüniteden faydalanmak.6) (Şekil 6. kuduz ve hepatit B'de uygulamalar verilebilir Akut faz yanıtı C-reaktif protein ve mannozbinding protein gibi değişik plazma proteinlerinin miktarının çok artmasıdır. Bu proteinler karaciğer tarafından sentezlenirler ve mikroorganizmalara ve doku yıkımına karşı bir nonspesifik yanıt oluştururlar. 257 . Karaciğerdeki sentez mikroorganizma ile karşılaşan makrofajlar tarafından salınan IL-1.

Hapten kendisi immünojenik olmayan ancak spesifik antikor yanıtı oluşturabilen bir moleküldür. 2. Antijenin dozu. Böylece haptenler ne primer ne de sekonder yanıt oluşturmazlar ancak bir taşıyıcı proteine kovalent bağ ile bağlanırlarsa antijenik özellik kazanırlar. ancak bazen yüksek molekül ağırlıklı nükleikasitlerde hapten özelliği gösterebilirler. Fakat çoğu zaman aynı amaçla kullanılmaktadırlar. LPSbinding protein. MHC proteinleri tarafından sadece polipeptidler sunulabilirler. Hapten gibi bazı küçük moleküller ise başka moleküllere bağlandıkları zaman immunojenik özellik gösterebilirler. Molekül büyüklüğü: En etkili immunojenler yüksek molekül ağırlıklı (özellikle 100 000 üzerindekiler) proteinlerdir. Bunlar kimyasal yapı olarak immunojenden farklıdırlar ancak nonspesifik olarak immünreaktif hücreleri aktifleştirirler veya immunojenin yavaş yavaş ortama salınmasını sağlarlar. fibronektin. İmmünojenik olabilmek için önemli şartlardan birisi molekülün yabancı olmasıdır.6 Akut faz yanıtı Organ veya hücre tipi Hipotalamus Beyin Hipofiz Otonom sinir sistemi Karaciğer Etkisi Prostaglandin sentezi yoluyla ateş Somnolans. Proliferasyon kollajen sentezi Aktivasyon sitokin sekresyonu adhezyon Nötrofillerin. Haptenler immünojenik değildir. haptoglobulin) yükselir Proteolizis böylece dolaşım sistemine serbest aminoasidler salınır. nonspesifik opsoninler. Haptenler univalandırlar ve multivalan antijenler gibi B hücreleri aktifleştirmezler. 258 . bazı önemli farklılıkları vardır. Molekül ağırlıkları 10000 altında olanlar zayıf immunojeniktirler. yolu ve verilme zamanı: Adjuvanlar bir immunojenin immün yanıtını arttırırlar. Yabancılık: Normal şartlarda organizmalar kendilerine ait olan antijenleri tanırlar ve onlar immonojenik değildir. komplemanlar. haptenler polipeptid değildirler. haptenlerde olduğu gibi. seruloplazmin. Haptenlerin bu özelliği MHC proteinlerine bağlanamamalarından kaynaklanmaktadır. CRP. endorfinlerin salınımı ACTH. Bir molekülün immünojenliği aşağıdaki faktörlere bağlıdır. amyloid A proteini. salınımı ve aktivasyonu artar Sitokin sekresyonu blastogenez spesifik antijene bağlı yanıt Antimikrobik defanstaki yeri Mikrobiyal replikasyonun inhibisyonu Kasların gevşemesi ve uyuma adaptif yanıt olabilir Adrenokortikoidler vücudun strese uyumunu sağlar inflamasyona kardiovasküler ve pulmoner adaptasyon infeksiyona generalize metabolik adaptasyon. 3. 1. Bazı aşılarda adjuvan olarak alguminyum hidroksit veya lipidler bulunurlar. Bunun yerine kullanılan immünojen ise immün sistemde yanıt oluşturabilir moleküllerdir. 5. Oysa. Haptenler küçük moleküllerdir. proteinaz inhibitörleri. 4. Karışık kimyasal yapı: iki veya üç farklı aminoasit içeren bazı heteropolimerler homopolimer aminoasitlerden daha fazla immunojeniktirler. çünkü helper T hücrelerini aktifleştirmezler. inflamasyon aracılığı ile gelişen doku yıkımının azaltılması İskelet kasları Fibroblastlar Endotel hücreleri Kemik iliği Lenfositler immün sistem hücreleri tarafından protein sentezi için substrattır Yara iyileşmesi inflamasyon alanına lökositlerin akışına yardımcı olur Pyojenik infeksiyonlarda efektör hücrelerdir Antimikrobiyal immün yanıt ANTİJENLER Antijen antikor yanıtı oluşturabilen moleküllerdir. üretimi. Antijenik determinantları (epitoplar): Epitoplar antijenler üzerinde bulunan antikor ile reaksiyona girmeyi kolaylaştıran küçük kimyasal gruplardır. TSH salınımı Nörotransmitterlerin salınımı Albumin sentezi düşer Akut faz proteinleri (fibrinojen. Birçok ilaç ve dermatit etkeni olan bitki yağı katekol bir haptendir. Genelde bir determinant düzenli 5 aminoasit veya şeker'den oluşur.Tablo 6. bunların da altında olan amino asitler ise immunojenik değildir. Antijenlerin çoğu birçok determinanta sahiptir ve bunlara multivalan denir.

Double negatif ve double pozitif hücreler timusun korteksinde lokalize iken single pozitif hücreler medullasında bulunurlar. İmmün yanıtı meydana getiren hücreler İmmün hücrelerin orijini İmmünolojik yanıt başlıca lenfoid hücreler ile meydana gelir. Bu genellikle konjenital infeksiyon lehinedir (örneğin Sy'de Treponema pallidum'a karşı). Daha sonraki gelişme ise lenfositlerin T ve B hücreler olarak farklılaşmasıdır (Tablo 6. eğer üzerinde MHC I proteinleri varsa CD8 hücre halini alır. Başlangıçta CD4 ve CD8 negatif olan (double negatif) stem hücrelerde ilk olarak CD4 ve CD8 beraber pozitifleşir (double pozitif). IgG ve IgA doğumdan kısa bir süre sonra yapılmaya başlar. Kök hücreler eritroid. Yenidoğandaki immün yetersizliğin sebebi bilinmemektedir ancak T hücre fonksiyonlarının yetişkinlere göre çok düşük olduğu tesbit edilmiştir. Yenidoğanda antikorlar genellikle anneden plasenta yoluyla geçen IgG antikorlarıdır. fakat timus içinde farklılaşırken bu glikoproteinler yüzeyde görülürler. Bu düzenleyici T hücre sayısının azalmasına bağlı olarak. T hücrelerinin B hücrelerine oranı yaklaşık olarak 3:1 dir. Oysa çocukluk döneminde polisakkarid antijenlere karşı yanıt zayıftır S. Bazı antijenlere karşı düşük IgG yanıtı. IL-4. Stem hücrelerin antijen reseptörleri ve yüzeylerinde CD3. Kolostrum özellikle IgA olmak üzere antikor bulundurur ve bu da çocukları değişik respiratuvar ve intestinal infeksiyonlardan korur. Embriyonik gelişme süresince kan hücreleri fetal karaciğer ve yolk sak'ta yapılır. myeloid ve lenfoid seri hücrelere farklılaşır. Bazı protein antijenlere karşıda yanıt iyidir böylece poliovirus immunizasyonu 2 aylıkken başlayabilir. Tablo 6. IL-5 ve IFN gama sentezi Hücresel immünite etkisi Timusta olgunlaşma Bursa veya onun eşdeğeri organlarda olgunlaşma T hücre Var Yok Var Var Yok Var Var Var Var Yok B hücre Var Var Yok Var Var Yok Yok Yok Yok Var 259 . Fetusta bazen IgM yanıtı gelişebilir. daha sonra CD4 veya CD8'in ikisinden birisi pozitif kalır. CD4 ve CD8 molekülleri yoktur. otoreaktif T hücre proliferasyonuna bağlıdır.7). pneumoniae gibi bazı mikroorganizmalara karşı aşılama 18-24 aylık oluncaya kadar yapılmamalıdır. Daha sonra bunlar timusu terk eder. Postnatal dönemde ise kök hücreler (stem celi) kemik iliği kaynaklıdır. Yaşlılarda immünite genellikle düşüktür. Otoimmün hastalık sıklığı yaşlılarda artmıştır.7 T ve B hücrelerin farkları Bulgular Yüzeyde antijen reseptörleri Yüzeyde IgM Yüzeyde CD3 proteinleri Spesifik antijenlerle karşılaştığında klonal artış immunglobulin sentezi Antikor sentezinin düzenlenmesi IL-2.YAŞ VE İMMÜN YANIT İmmünite yaşamın başında ve sonunda (yenidoğan ve yaşlılar) sınırlıdır. T hücre prekürsörleri timus içinde farklılaşır. zayıf T hücre ve zayıf gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu gözlenebilir. Double pozitif hücre eğer üzerinde MHC II proteinler varsa CD4 pozitif hücre halini alır. Maternal antikorlar ilk 3-6 aydan sonra çok azalır ve çocuklar infeksiyon açısından çok riskli bir grupturlar.

CD4. CD11c veya ad ile birlikte p zinciri olarak CD18'İ kullanırlar. B hücrelerin klonal delesyon alanları timusta değildir. CD11b. p150. L ve P) lökositler üzerinde bulunur ve endotel hücreleri ile trombositleri (E ve P) aktifleştirirler. MHC Class I ve MHC Class II bunları içerir İntegrin familyası alfa ve beta zincirli moleküllerin heterodimerik yapılarını içerir. B hücre prekürsörleri kemik iliğinde farklılaşırlar. Mac-1 (CR3). CD28. tipik olarak CD44. Bunların dışında diğer diğer familyalar • Tumor nekroz faktör (TNF) ve nerve grovth factor (NGF) reseptör ailesi 260 . T hücreler bu şekilde milyonlarca antijene karşı farklılaşırlar. CD3. Selektinler (CD62. birçok glikosaminoglikan (GAG) bağlayan (örneğin. E. her biri kendine has zinciri içerirler. İkinci aile olan beta1 integrinler ise beta zinciri olarak CD29'u kullanırlar. Membran glikoproteinleridir (CD43) Proteoglikanlar. bilinmeyen bir yerde gerçekleşir. Lenfositler yüzeylerinde farklı familyalardan yüzey reseptörleri taşırlar. chondrotin sülfat için). CD2. ve ekstrasellüler matrik yapıların bağlanması için (tipik olarak hyaluronik asit) alanlar içerir.Timus içinde. asla timusa gitmezler. Bunların bir kısmı diğer lökositler üzerinde de bulunabilir. CD8. Majör familyalar • İmmunglobulin superfamilyası • İntegrin familyası • Selectinler • Proteoglikanlar İmmunglobulin superfamilyası adından da anlaşılacağı gibi yapısal olarak immunglobulinlere benzer. Bu kombinasyonlar lenfosit fonksiyon antijenleri olan LFA-1.95 ve adp2 yüzey moleküllerini meydana getirir. zinciri bulunurken. P2-integrinler CD11a. timus eğitimi denilen bu süreç sonrasında her double pozitif T hücre farklı spefisik bir antijen reseptörü sentezler. Bunların her birinde aynı .

dört membran spanning segmentli (tm4) superailedir. Olgunlaşmak amacıyla timusa gitmezler ve antijen reseptörleri taşımazlar. 261 . Yüzeylerinde CD16 ve CD56 reseptörlerini taşırlar (Şekil 6. Virüs ile infekte veya tümör hücrelerini MHC class I veya class II proteinleri ile sunulmaksızın tanır ve öldürürler. CD20) Doğal katil (NK) hücreler büyük granüllü lenfositlerdir (LGL). lenfoid seriden oluşan T hücreler. (örneğin. Yüzeylerinde yardımcı T hücrelere antijen sunma rolünü üstlenen MHC class II proteinleri bulundurur. antijen reseptörleri taşımazlar ve CD4 veya CD8 proteinleri bulunmaz. Makrofajlar fagositoz ve antijen tanıma fonksiyona sahiptir. Makrofajlar.9). B hücreler ve NK hücrelerden farklı olarak miyeloid prekürsörden farklılaşır.• C tip lektin superailesi • Yedi transmembran segmentli reseptörlerin ailesi (tm7) • Tetraspaninler. Antikora bağımlı hücresel sitotoksisiteden sorumludur. timusa gitmezler.

Efektör fonksiyonunu ise başlıca tümör hücreleri. Diğer önemli regülatör ise Th-2 üretimini inhibe eden gama interferondur. CD4 ve CD8 T hücreler : Timus içinde muhtemelen dış kortikal epitel hücrelerinde. Th-1 ve Th-2 hücreler arasında ayarlamayı yapan önemli bir mediatör makrofajlar tarafından salgılanan IL-12'dir. Tüm T hücreler CD3 reseptörlerini yüzeylerinde taşırlar (T hücre reseptörü). Th-2 hücreler ise IL-4 ve IL-5 yardımıyla B hücre aktivasyonundan sorumludurlar (Şekil 6.12). allografleri ve virüs ile infekte hücreleri öldüren sitotoksik (CD8 pozitif) hücreler gerçekleştirir. timosinler ve timopoietinler gibi timus hormonlarının etkisiyle T hücre progenitorlerinden farklılaşırlar. tonsillerde ve kanda bulunurlar. ancak her ikisi birden bulunmaz. Bunlar B hücrelerinin antikor üreten plazma hücreleri haline gelmelerine.T hücreler T hücreler başlıca regülatör ve efektör olarak adlandırılan iki ana yapı üzerinde birçok önemli fonksiyona sahiptirler. IL-2 CD4 ve CD8 hücrelerini aktifleştirir. Örneğin yardımcı T hücreleri tarafından yapılan IL-4 ve IL-5 B hücrelerinden antikor üretimine yardımcı olurlar. Matür T hücreler CD4 veya CD8 yüzey reseptörlerinden birini bulundururlar. CD4 T hücreler periferik hücrelerin yaklaşık olarak %65'ini oluştururlar. Th-1 hücreler IL-2 ve gama interferonun yardımıyla gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonundan (Şekil 6. CD4 lenfositler helper fonksiyonunu görürler. 262 .8). özellikle timus medullasında. Bu fonksiyonlar CD4 hücrelerin 2 ayrı gruba ayrılması ile meydana gelir. CD4 ve CD8 gibi glikoproteinler bulundururlar. CD8 T hücrelerin aktif sitotoksik T hücreler haline gelmelerine ve makrofajların gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonları göstermelerine yardımcı olurlar. IL12 Th-1 hücreleri arttırır (Tablo 6. Regülatör fonksiyonu interlökinler aracılığı ile yardımcı (CD4) T hücreleri tarafından gerçekleştirilir. Bu hücreler CD3. T hücreler üzerlerinde bulunan yüzey proteinlere göre iki ana kategoriye ayrılırlar.11). gama interferon ise intrasellüler organizmalara karşı gelişen gecikmiş tip hipersensitivite'den sorumlu makrofajları aktifleştirir.

T hücrelerin aktivasyonu (Şekil 30): Helper T hücrelerin aktivasyonu makrofajlar gibi antijen sunan hücrelerin (APC) yüzeylerindeki kompleks yapıyı (Antijen + Class II MHC protein) tanımalarına bağlıdır. Örneğin. hem CD4 hem de CD8 hücrelerin yüzeylerinde bulunan LFA-1 proteinleri APC hücreleri yüzeylerindeki ICAM-1 proteini ile birleşir. Bu kompleks yapı makrofajların yüzeyine çıkar ve CD4 pozitif helper hücrelerin reseptörlerine sunulur. Aktivasyon olaylarında birinci adım antijen için spesifik olan T hücre reseptörünün (TCR) antijen ile birleşmesidir. Bunlardan birincisi hücreden salınan perforinlerin hedef hücrenin membranında delik açması iledir veya apoptozis denilen programlanmış konak hücre ölümüdür. Bu yapı da CD8 pozitif sitotoksik hücrelerin reseptörleri tarafından algılanır (Şekil 6. Virüs ile infekte hücrelerde de aynı olaylar meydana gelir. Makrofajlar en önemli APC hücrelerdir.CD8 T hücreler sitotoksik fonksiyondan sorumludur ve özellikle virüs ile infekte hücreler. dalaktaki dendritik hücreler ve derideki Langerhans hücreleri de yüzeylerindeki Class II proteinler vasıtasıyla APC özelliği gösterirler. Öldürme işlemini iki yöntemle yaparlar. 263 . Makrofajların sitoplazmasında yabancı protein küçük peptidlere ayrılır ve MHC class II proteinler ile birleşir. Makrofajlar tarafından salgılanan IL-1 etkili yardımcı T hücre aktivasyonu için gereklidir. tümör hücreleri ve allograft hücrelerin öldürülmesinden sorumludur. ancak farklı olarak class I proteinler kompleks oluştururlar. ancak B hücreler.12). TCR ile antijen birleşmesi sırasında CD4 protein MHC Class II proteini ile birleşir. Bu birleşmeye başka proteinlerin birleşmesi de eklenebilir.

264 .

Eğer bu birleşme gerçekleşir ise helper T hücrelerden IL-2 salgılanır ve bu hücrelerin regulatuar.Tablo 6. Bu olaya MHC restriction denilir.8 T helper hücrelerin özellikleri Fonksiyon IL-2 ve gama interferon üretimi IL-4. T hücreler sadece polipeptid antijenleri tanırlar. Anerji epitoplar için spesifiktir. 265 . bir epitopa karşı gelişen anerji diğerlerini etkilemez. Bunlardan biri APC üzerindeki B7 proteini ile helper T hücrelerin yüzeyindeki CD28 proteininin birleşmesidir. IL-6 ve IL-10 üretimi Hücresel immünite ve gecikmiş tip hipersensitiviteden sorumluluk Başlıca antikor üretiminden sorumlu IL-12 ile stimülasyon IL-4 ile stimülasyon Th-1 hücre Var Yok Var Yok Var Yok Th-2 hücre Yok Var Yok Var Yok Var Helper T hücrelerin tam olarak aktifleşebilmesi için bir kostimülatöre ihtiyaç vardır. IL-5. effektör ve memory fonksiyonlarının işleve geçirilmesini sağlar. Eğer T hücre reseptörleri antijen ile birleşirse (epitop) kostimülatörler meydana gelmez ve anerji denilen cevapsızlık durumu meydana gelir. Bunlarında MHC proteinleri tarafından sunulmuş olması gerekir.

viral proteinler.16). 266 . B hücrelerinde antijen bulunduğu zaman helper T hücreleri ile yüzeylerinde bulunan class II MHC proteinleri ile ilişki kurarlar. B hücreler. B hücreler plazma hücrelerine dönüşür ve immunglobulin salgılarlar. immunglobulinler taşırlar. süperantijenler birden çok T helper'ı aktifleştirir. T hücrelerinin fonksiyonları Gecikmiş tip hipersensitivite: Bu reaksiyon hücre içi yaşayan bazı bakteri ve mantarlara karşı gelişir. bakteri proteinleri sunarlar. Bunun sonucunda T hücrelerinden IL-2 ve makrofajlardan IL-1 salgılanır (Şekil 6. örneğin. Bunlar antijenler için spesifik birer reseptördürler. tümör hücreleri ile graft rejeksiyonunda meydana gelir. Antijenler T hücrelerde olduğu gibi B hücrelerde class II MHC proteinleri yoluyla sunulmazlar. örneğin. Bazı retrovirüsler ile CMV ve EBV'nin de süperantijen özelliği gösterdiği bulunmuştur. Antijenler için T hücre reseptörü CD3 proteinleridir. Sitotoksisite: Sitotoksik yanıt virüs ile infekte olmuş hücreler. B hücreler immunglobulinlerin Fc kısmı için ve bazı kompleman komponentleri için de yüzey reseptörleridir. Örneğin toksik şok sendromu toksini antijen sunumu olmaksızın direk olarak APC'Ierin class II MHC proteinleri ile T helperlerin TCR'lerini nonspesifik olarak birbirine bağlar. polisakkaridler. B hücreleri peptidler. Antikorlar B lenfositler yüzeylerinde IgM tipinde. Bu interlökinler toksinler tarafından oluşturulan Stafilokok infeksiyonlarının temelini oluşturur. yüzey immunglobulinleri (IgM ve IgD) ile antijenlerle direkt ilişkiye girerler. nükleik asidler ve penisilin gibi antijenleri tanıyabilecek farklı birçok yüzey reseptörlerine sahiptirler. Süperantijen Stafilokok ve Streptokokların antijenleri gibi bazı proteinler süperantijen özelliği gösterir. Bir antijen B lenfositler ile ilişkiye girince. Makrofajlar ve CD4 hücreler rol oynarlar.Şöyle bir genelleme yapacak olursak. bazıları da IgD tipinde. Bunlar CD8 pozitif sitotoksik T hücreleri aktive etmezler. Normal şartlarda bir antijen ile bir T helper aktifleştirirken. class I MHC proteinleri endojen kaynaklı antijenleri. T hücrelerin sadece peptid tanıyan antijen reseptörlerinden farklı olarak. çünkü virüs hücre içinde replike olmadığı için viral epitoplar class I MHC proteinleri tarafından sunulmaz. Gama interferon. Böylece yoğun sitokin salgılanması olur ve hastanın kliniği ağırlaşır. Makrofaj activating faktör (MAF) ve Makrofaj migrasyon inhibitör faktör (MİF)' in bu oluşumda rolleri olduğu bilinmektedir. Bunun önemli bir istisnası ölü viral aşılardır. MHC class II proteinleri ise fagosite edilmiş ekstrasellüler mikroorganizmaları.

17). 267 . Ağır zincir her bir immunglobulinde gamma (γ). epsilon (ε) olmak üzere farklı yapıdadır. delta (δ).Antikor oluşmasının birinci basamağı antijenin makrofajlar tarafından fagosite edilmesi ve bunların T hücrelerine sunulmasıdır. İmmunglobulinler (Şekil 6. Antikor yapısı ve fonksiyonu Plazma proteinlerinin yaklaşık olarak %20 kadarını antikorlar oluşturur. L ve H zincirleri değişebilir (variabl) ve sabit (constant) bölümlerden oluşur. Bütün immunglobulin molekülleri hafif ve ağır polipeptid zincirlerinden oluşur. Hafif zincirler Kappa (K) ve lambda (λ) olarak iki tipte bulunmasına rağmen her bir immungulobulin bunlardan sadece birini bulundurur. alfa (α). Değişebilir alan antikor yakalama. Papain gibi pretolitik enzimler ile muamele edilirse antikor menteşe bölgesinden (hinge region) parçalanır. iki antijen bağlama alanı olması nedeniyle divalent olarak isimlendirilir. Aktifleşmiş T hücreler B hücreleri ile ilişkiye girer. mu ((µ).18) IgG: iki H iki L zinciri vardır (H2L2). karboksi terminal ucu ise Fc bölgesidir. Basit bir antikor molekülü γ şeklindedir ve birbirlerine disülfid bağları ile bağlı iki H iki L tipi zincir taşır (Şekil 6. H zincirin amino terminal ucu antijen bağlar. sabit alan ise biyolojik aktivitelerden sorumludur. İlişkiye girilen B hücreler plazma hücrelerine döner ve spesifik antikorları salgılarlar.

5 IgE ε 188 0.lgG1 lgG4 olmak üzere 4 alt sınıfı vardır. lgG1 total IgG'lerin %65'idir.0000 5 268 . kapsüllü bakterilere etkili Yarılanma: 7 gün (diğerleri: 20-21) En güçlü kompleman uyarıcı (IgM) Protein A ile bağlanmaz Komplemana bağlanmaz IgG sekonder yanıtın antikorudur. Tablo 6.5 IgA1 α1 160 2.10 İmmünglobulınlerın özellikleri IgM Ağır zincir Moleküler ağırlık Erişkinde serum seviyesi mg/ml Fonksiyon Nötralizasyon Opsonizasyon NK hücresine duyarlık Mast hücresine duyarlık Kompleman sisteminin aktivasyonu Özellikleri Epiteli geçebilme Plasentaya geçebilme Ekstravasküler alana difüzyon + +/+++ +++ + +++ ++ +++ +/+++ +++ (dimer) ++ (mono mer) + + +++ ++ +++ ++ + +++ ++ + +++ ++ ++ ++ + ++ + + ++ + +++ µ 970 1. Tablo 6. kapsüllü bakterilere karşı defansta önemli yeri vardır. lgG2 polisakkarid antijenlere karşı direk etki gösterir.03 IgG1 γ 146 9 lgG2 γ2 146 3 lgG3 γ3 165 1 IgG4 γ4 146 0.9 Ig G alt grupları Ig G2 lgG3 lgG3 Ig G3 Ig G4 Plasentadan en az geçen.5 IgD δ 184 0.0 lgA2 α2 160 0. plasentayı geçebilen tek antikordur ve böylece yenidoğanda tespit edilebilen en önemli antikordur.

Serumda bulunan IgM birbirine J zinciri ile bağlı 5 H2L2 ünitesinden oluşmuştur. tükrük. Serum IgE tipik olarak helmint infeksiyonlarında yükselir. gözyaşı ile respiratuvar.IgM: Erken immun yanıtın antikorudur. IgA dimer molekülleri sekretuvar komponent denilen antikorun mukoza epitel hücrelerine geçişini kolaylaştıran protein taşırlar. IgD: Bazı B lenfositlerin yüzeyinde antijen reseptörü olarak görev yapar. IgE: Fc kısmı mast hücreleri ve bazofillerin yüzeyindeki reseptörlere bağlanır. IgA serumda monomerik yapıdadır. IgA: Süt. Bakteri ve virüslerden mukozaları korur. 269 . Birbirlerine J zinciri ile bağlı iki adet H2L2'den oluşmuştur. Aglutinasyon. Bu bağlanma ile antijen antikor kompleksinin tetiklediği anafilaktik reaksiyonları meydana getirir. Pentamer yapının total 10 tane antijen bağlama alanı vardır. Monomerik IgM B hücrelerinin yüzeyinde bulunur (Şekil 6. intestinal ve genital sekresyonlarda bulunan immunglobulindir.19). Fetus'da ancak infeksiyon var ise bulunur. Serumda eser miktarda bulunur. kompleman bağlama ve antijen antikor reaksiyonlarının en etkili immunglobulinidir.

270 . HLA-B ve HLA-C genleri tarafından kodlanır. HLA (Human lökosit antijen) olarak da bilinen MHC genlerinin en önemlileri class I ve class II MHC proteinlerini kodlar. Antikor yanıtı IgM olarak başlar bunu IgG. kromozom üzerinde lokalizedir. IgA ve diğerleri izler.20). dozuna ve tipine bağlı olarak günler veya haftalar içinde antikor gelişir. IgM çok az yükselir.21). Antikorlar antijen ile doğrudan ilişkiye girebilir ancak T hücre reseptörleri antijen sunan hücrelerin MHC molekülleri tarafından sunulan antijenlere afinite gösterir. Yanıtın şiddeti primer yanıttan sonra meydana gelen memory hücrelerinin miktarına ve duyarlılığına bağlıdır. T hücre reseptörleri antikorlardan farklıdır. IgG'de ise belirli bir yükseklik vardır. Class I molekülleri tüm çekirdekli hücrelerde bulunur (Şekil 6.Antikora Bağlı Hümoral İmmünite Primer yanıt: Bir kişi antijen ile ilk karşılaştığında antijenin veriliş yoluna. Class I proteinleri HLA-A. Serum antikor konsantrasyonu birkaç hafta devam eder ve sonra düşer. Majör histocompatibilite kompleksi (MHc) MHC moleküller protein antijenlere bağlanır ve bunları T hücrelere sunarlar. Sekonder yanıt: Primer yanıttan aylar veya yıllar sonra aynı antijen ile karşılaşıldığında antikor yanıtının daha hızlı ve daha yüksek olduğu görülür. (Şekil 6. MHC insanlarda 6.

56C'de inaktive edilebilir (bu ısıda immunglobulinler inaktive edilemez) Kompleman komponentlerinin birçoğu proenzimlerdir. Mediatörlerin salınımı ile vasküler permeabilite artar ve düz kaslarda kasılma meydana gelir. eritrosit ve tümör hücreleri gibi hücrelerin lizisi meydana gelir. 2.22). Kemotaksis: C5a nötrofillerin hareketlerini stimüle eder. Sitoliz: C5b6789 kompleksinin hücre yüzeyine oturması ile bakteri. Bu proteinler makrofajlar.Class II proteinleri ise HLA-D alanında kodlanır. Çünkü bir çok fagositer hücrenin yüzeyinde C3b reseptörleri bulunur. DQ ve DR bölgeleri vardır. Anafilotoksinler: C3a. Kompleman proteinleri karaciğer ve fagositer hücreler tarafından üretilir. 4. 1. antijen-antikor kompleksleri ve diğer partiküller C3b'nin varlığında daha iyi fagosite edilebilirler. Bu bölgeninde DP.23). C4a ve C5a mast hücrelerinin degranülasyonunu sağlarlar. Diğer hücrelerde ortaya çıkması interferon tarafından indüklenebilir. MHC genleri polimorfizm gösterir. B hücreler ve diğer antijen sunan hücrelerde bulunur. Isıya duyarlıdır. Kompleman sistemi Serum ve membran yüzeylerindeki birtakım proteinlerdir. Aktivasyon antijen-antikor komplekslerine veya bazı nonimmunolojik moleküllere bağlıdır. Aktivasyon başlıca iki yolla olur (Şekil 6. İmmünglobulin sentezinde artış: C3b komponenti immünglobulin sentezinde artış sağlar. Opsonizasyon: Hücreler. Majör biyolojik etkileri (Şekil 16. 3. Böylece toplumda birbirinden çok farklı MHC genleri bulunur. 5. 271 . Kişiler kendi genlerini anne babalarından alırlar.

272 .

Alternatif yolda properdin yetersizliğinde meningokok İnfeksiyonları sık görülür. hemen daima red edilir. IgG'lerin IgG 1. Buna pirimer reaksiyon denir. parazitler gibi) farklı bir alternatif yoldan komplemanı aktifleştirebilir. Kompleman yetersizliğinin klinik tabloları Komplemanların genetik eksikliği birçok infeksiyon hastalığına zemin hazırlar. İmmünsupresyon yapıcı ilaçlar verilmez ise genellikle alıcılarda red reaksiyonları görülür. İsograft (syngeneic graft) transfer genetik olarak birbirine yakın (örneğin ikizler) arasındaki doku alışverişidir. Homograft (allograft) aynı türden olan ancak genetik olarak farklı organizmalar arasındaki transferdir (örneğin. C3 konvertaz görevindeki faktör B. Transplantasyon Daima tercih edilen otograft (kişinin kendi dokusu) transplantasyondur. Deri ve dokularda meydana gelen ana reaksiyon budur ve T hücreler rol oynar. C3. C3b ise C4b2b ile birleşerek C5 konvertazı meydana getirir. Bunlardan IgG ve IgM'nin Fc kısmına C1q bağlanır. C1q. Akut allograft reaksiyonda yabana dokunun vaskülarizasyonu başlangıçta normaldir ancak 11-14 günler arasında dolaşım bozulur ve mononükleer infiltrasyon gelişir. Bunun etkisi ile C5'den C5a ve C5b meydana gelir. Allograft red: immünsupressif ilaçlar alınmadıkça meydana gelecek red olaylarına allograft reaksiyon denir. C2 eksikliğinde ciddi piyojenik bakteri enfeksiyonları. Antikorların Fc kısımlarına bağlanan C1. 2 ve 3 alt sınıfları aktifleştirebilirken. lgG4 bu yolu kullanmaz. C1r ve C1s olmak üzere üç proteinden oluşur. D ve proper-din aracılığı ile C3bBb'ye ayrılır. Buna daha sonra C8 bağlanır. Antijen-antikor kompleksi C1s'i aktifleştirir. Alternatif C3 konvertaz daha çok C3b meydana getirir. bunun sonucunda nekroz olur. Heterograft (xenograft) farklı canlılar arasındaki transferdir. bu da C4 ile C2'den C4b2b'yi meydana getirir. oluşan komplekse Cg'da bağlanarık membrana atak kompleksi oluşur. Kemik iliği transplantasyonunda antikorlarda bu oluşuma yardımcı olurlar. 273 . Alternatif yol: Bir çok madde (endotoksin. Daha sonra C3 konvertas'dan C3a ve C3b meydana gelir. C3a bir anafilotoksindir. alternatif C5 konvertaz oluşturur ve bunlarla gelişen C5b membrana atak kompleksi oluşturur. Bunlarla meydana gelen C3bBbC3b. C5b ise C6 ve C/ye bağlanır. C5a bir anafilotoksin ve bir kemotaktik faktördür. insanlar arasında).Klasik yol: Sadece IgM ve IgG aktifleştirebilir. MAC eksikliğinde Neisseria enfeksiyonları.

embriyolojik anormallik veya enzim defekti sonucunda ya da bilinmeyen nedenlere bağlı olarak gelişebilir (Tablo 6. İmmün yetersizlik kongenital. Clr veya Cls C4 C2* Enfeksiyonlar Piyojenik Piyojenik Asemptomatik Bazen piyojenik Alternatif yol C3 Piyojenik (stafilokok) Membran atak komplakesi C5 C6 C7 C8 C9 Neisseria Neisseria Neisseria Neisseria Asemptomatik Kontrol proteinleri Cl inhibitör 1 proteini H proteini Bozulma hızlandırıcı faktör * En sık görülen kompleman eksikliği Anjiyoödem Piyojenik Hemolitik üremik sendrom Paroksismal noktümal hemogiübinüri Bunun dışında iki ayrı tip gref reddi gelişebilir: 1. yıllar sonra gelişebilir. fagositer sistem ve kompleman sistemi olarak dört önemli bölümden oluşur. Yeni doku daha önceden gelişmiş antikorlar nedeniyle çok kısa sürede red edilir (örneğin anti ABO antikorlar) 2. Buna hızlanmış (accelerated) reaksiyon denir. daha önceden duyarlı hale gelmiş T hücreler aracılığı ile doku reddi 5-6 günde gelişir. Hiperakut doku reddi. İmmün yetersizliğinin mekanizması İmmün sistem B hücreleri. T hücreleri. Her bölüm birbiriyle ilişkili veya bağımsız olarak yetmezliğe girebilir.11 Kompleman komponentlerının eksiklikleri Komponent Klasik yol Clq. Aynı kişiye ikinci bir allograft uygulanırsa.Tablo 6. edinsel. Minör MHC benzemezlik nedeniyle aylar. Kronik doku reddi.12) 274 .

Bunlardan I. intrinsic faktör ve parietal hücreler Thyroglobulin İslet hücreleri Adrenal korteks Glomerüler bazal membran Küçük ve orta boy arterler Myelin proteini Myelin proteinlerinin reaksiyonu Hipersensitivite (Aşırı duyarlılık) Hipersensitivite veya allerji.Tablo 6.13) Otoimmün hastalıkların gelişiminde üç ana mekanizma rol oynamaktadır. II ve III antikora bağımlı. Bu gelişimin en önemli adımı kendi dokularına karşı duyarlılık kazanmış CD4 T lenfositlerin ortaya çıkmasıdır. Böyle reaksiyonlar genellikle antijen ile ikinci defa karşılaşmada meydana gelir. (Tablo 6. TSH reseptörleri insülin reseptörleri Calsiyum kanal reseptörleri DsDNA.13 Önemli otoimmün hastalıklar İmmün yanıtın tipi Reseptörlere karşı gelişen antikorlar Otoimmün hastalık Myasthenia gravis Graves hastalığı insüline dirençli diabet Lambert-Eaton myasthenia Diğer hücre komponentlerine karşı gelişen antikorlar Sistemik Lupus Erythematosus Romatoid artrit Romatizmal ateş Hemolitik anemi İdiopatik trombositopenik purpura Goodpasture's sendromu Pernisiyöz anemi Hashimoto tiroiditi insüline bağımlı DM Addison hastalığı Akut glomerulonefrit Periarteritis nodosa Guillain-Barre sendromu Hücresel immünite (T hücreler ve makrofajlar) Allerjik ensefalomyelit Hedef Asetilkolin resep. 1. Th1 ve Th2 hücreler hücresel veya antikora bağlı otoimmün reaksiyonları ortaya çıkarabilir.12 Immünyetmezliğin nedenleri Genetik Otozomal resessif Otozomal dominant X'e bağlı Biyokimyasal ve metabolik yetmezlik Adenozin deaminaz yetmezliği Otoimmün hastalıklar Bazen yetişkinlerde kendi antijenlerine immün reaksiyon gelişir ve otoimmün hastalıklar ile sonuçlanabilir. 275 . histonlar Eklemlerde IgG Kalp ve eklem dokuları Eritrosit membranları Trombosit membranlan Böbrek ve akciğer bazam membran. Normal proteinlerde değişme 3. Otoimmün hastalıkların çoğu antikora bağımlı olanlarıdır. Moleküler benzerlik 2. immün yanıtın abartılması veya uygun olmayan reaksiyonların meydana gelmesi ile konağa zarar vermesidir. Başlıca 4 tip aşırı duyarlılık reaksiyonu vardır. Sekestre antijenlerin salimimi Tablo 6. IV ise hücresel tiptedir.

26. 4. Bunun sonucunda histamin. eozinofil ve nötrofil kematoktik faktör. Bu reaksiyonu spesifik IgE ile bağlanan antijen oluşturur.Tip I hipersensitivite (Anafilaktik tip) Anafilaksi düz kasların kasılması ve kapillerlerin dilatasyonudur. ayrıca IL-3. lökotrienler. 5 ve GM-CSF salgılanır (Şekil 6. IgE antikorunun Fc kısmı mast hücrelerine bağlanır. 276 . platelet aktivating faktör.

277 . Ayrıca birçok yiyecek de allerji yaparak tip I aşırı duyarlılığa sebep olabilir. Tedavide en iyi yöntem mümkünse allerjenden uzak durmaktır.Allerjenlerin inhale edilmesi sonucunda oluşan allerjik hastalıklarda yüksek ateş ve astım krizleri görülür. Ayrıca desentizasyon da uygulanabilir.

Çiftçi akciğeri. İmmün komplekslere bağlı hipersensitivite Antijen-antikor kompleksleri aracılığı ile meydana gelir. pulmoner aspergilloz gibi durumlarda inhale edilen antijen yüksek oranlarda antikor meydana getirir.Tip II hipersensitivite: Antikora bağımlı. antikora bağlı graft reddi. eritrosit ve trombositlerin ilaca bağlı olarak gelişen hipersensitiviteleri önemli örneklerdir. yenidoğanın Rh uygunsuzluğuna bağlı hemolitik hastalık. ödem ve eritem görülmesi arthus reaksiyonu adıyla anılır. kan elemanlarına ve böbrek glomerul bazal membranına karşı gelişen otoimmün reaksiyonlar. Transfüzyon reaksiyonları. sitotoksik hipersensitivite Doku yüzeylerindeki antijenlere antikorların bağlanması ile hücre ölümü meydana gelir. İmmünkompleksler ya kompleman aktivasyonu yoluyla polimorfonükleer lökositlerin dokuları parçalar. Tip III. ya da trombosit aggregasyonu yoluyla mikrotrombüsleri ve vazoaktif aminlerin salınımını indüklerler. 278 . Yüksek miktarlarda yabancı proteinlerin injekte edildiği durumlarda serum hastalığı meydana gelir. Maksimal 3-8 saat içinde deride pilomorfonükleer infiltrasyon. Hücreler ya fagositerler tarafından (IgG + C3B) ya da komplemanın MAC etkisi ile lizise uğratılır.

279 .

Deri içine az miktarda verilen tüberkülin 24-72 saatte kızarıklık ve endürasyon yapar. ekzema ve deri nekrozları meydana gelir. sabunların kullanımı sonucunda meydana gelir. Antijen sunan hücrelerin. Tüberkülin tipi hipersensitivite. veziküller.Tip IV: hücresel tip veya gecikmiş tip hipersensitivite Antikora bağımlı değildir. En iyi örneği tüberkülin testidir. bitkiler. Sistemik mantar infeksiyonlarında deri testleri enfeksiyon etkeninin tanınmasında yardımcıdır. ancak bu hastalıklarda tanı daha çok serolojik olarak konulur. Pozitif deri testi yanıtı kemoterapi'de destekleyici olarak kullanılabilir. formaldehid gibi bazı kimyasallar. topikal kullanılan ilaçlar ve bazı kozmetikler. Hücresel hipersensitivite herpes simplex ve mumps gibi viral infeksiyonlarda da gelişebilir. İki grupta incelenir. Gecikmiş yanıt temaston sonra saatler (bazen günler) ile ifade edilen sürede meydana gelir ve günlerce sürebilir. konak proteinlere bağlanınca antijenik özellik kazanır. Küçük moleküller deriye girer ve hapten etkisi yapar. ancak akut infeksiyonu göstermez. kaşıntı. Kontakt hipersensitivitesi. Pozitif deri testi kişilerin infekte olduğunu gösterir. CD4 T lenfositler ile birbirini etkileyen epidermis'in Langerhans hücreleri olduğu düşünülmektedir. Nikel. Aynı madde ile tekrar karşılaşınca duyarlı kişilerde 12-24 saat içinde eritem. 280 . Lepra'da pozitif lepromin testi tüberküloid lepra lehinedir. antijen ile T hücrelerinin primer etkileşmesi sonucunda meydana gelir.

281 .