TUMER MİKROBİYOLOJİ KONU KİTABI 5.

BASKI- 2009

1

TEMEL MİKROBİYOLOJİ
MİKROORGANİZMALAR
Mikroorganizmalar sellüler ve asellüler olmak üzere iki ana grupta incelenirler. Sellüler mikroorganizmalar replikasyonları ve yaşamları için gerekli olan tüm enzim ve biyolojik yapıları bulundururlar. Daha açık bir tanımlama ile protein sentezi yapabilecek DNA ve RNA yapılarına sahiptirler. Ökaryotlar ve prokaryotlar olarak ikiye ayrılırlar (Tablo 1.1) (Şekil 1.1). Tek hücreli ökaryotlar sınıfına protistler denir. Algler, protozonlar, mantarlar ve slime moldlar bu grubun üyesidirler. Gerçek hücre yapısı ve metabolizmaları bulunmayan, bir konak hücreye girerek onun genetik yapısındaymış gibi davranan, böylece kendisi için gerekli olan proteinleri sentezlettiren, bu arada içinde bulunduğu konak hücrenin fonksiyonlarını bozarak onlarda hastalık meydana getirebilen basit yapılı canlılara asellüler mikroorganizmalar denir. Virüsler, viroidler ve prionlar asellüler mikroorganizmalar sınıfındandır.

Tablo 1.1 Medikal önemi olan mikroorganizmaların karakteristik özellikleri
Özellik Hücre yapısı Nükleik asit Nukleus tipi Ribozom Mitokondri Dış yüzey yapısı Hareket Replikasyon Virüsler Yok DNA veya RNA Yok Yok Yok Protein kapsid ve lipoporotein zarf Yok Hücre içinde çoğalma Bakteriler Var Hem DNA hem RNA Prokaryot 70S Yok Peptidoglikan hücre duvarı (Mycoplasma hariç) Var Binary fission Mantarlar Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Kitin yapısında sert duvar Yok Budding veya mitoz Protozoon ve helmintler Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Fleksibi membran

Var Mitoz

İnsanlarda hastalık yapan mikroorganizmalar bakteriler, mantarlar, protozoonlar, helmintler ve virüsler olmak üzere beş ana bölümde incelenir. Virüsler nonsellüler, bakteriler prokaryot, diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir. Bakteriler prokaryot, virüsler ise nonsellüler grubun üyesidir. Diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir.

Virüsler
Virüs partikülü bir kapsid ile çevrili DNA veya RNA'dan oluşmuştur (nukleokapsid). Kapsid nükleik asidi korur ve konak hücreye tutunma ve penetrasyon işlerinde görevlidir. Kapsid üzerindeki proteinler (daha çok glikoprotein) virüs ile konak hücre arasındaki ilişkiyi açıklar. Bazı virüsler ayrıca lipid yapılı bir zarf ile çevrilidir.

Viroid
Tek sarmal, küçük, çıplak, RNA molekülleridir. Kapsidi yoktur, insanlarda enfeksiyonları gösterilememiştir, bitki hastalıkları yapmaktadırlar. Hücreler arasındaki bulaşmanın hangi mekanizma ile olduğu bilinmemektedir.

Prionlar
Nükleik asitleri olmayan, protein yapısında nukleazları olmayan infektif partiküllerdir. Proteazlara ve sterilizasyon yöntemlerine dirençli olmaları önemli özellikleridir. Uzun inkübasyon periyotlu yavaş virüs enfeksiyonları oluştururlar. Hastalığın belirgin özelliği nöronlarda vakuolizasyon ve amiloid plaklar geliştirmeleridir. İlk defa scrapie hastalığında tespit edilmişlerdir. Bulaşıcı özelliği olan prion proteinleri (PrP) konağın kromozamal DNA'sında kodlanır. İnsanlarda Kuru, Jacobs-Creutzfeld (Şekil 1.2) , fatal familial insomnia etkenidirler. Deli Dana (bovine spongioform encephalo-pathy-BSE) hastalığı hayvan ölümlerinden sorumlu prionların meydana getirdiği güncel hastalıktır. Hastalığın tanısında tarama testi olarak kullanılabilecek serolojik bir yöntem geliştirilememiştir. İntrasellüler yaşayan organizmaya karşı immün yanıt kötüdür. Biyopsi ile tanı konulur. Prionların iki formu vardır,

2

infeksiyöz form bulaşıcı olup, BSE, iatrojenik CJB ve kuru hastalığı etkenidir. Kalıtsal geçen prionlar ise bulaşıcı değildir, PrP'nin gen mutasyonuna bağlı familial CJB, fatal familial insomnia etkeni olarak görülür. Sellüler hücreler ökaryotlar ve prokaryotlar olmak üzere başlıca iki önemli yapıdadır. Her ikisi de hücresel mikroorganizma olmasına rağmen aralarında temel farklar bulunmaktadır (Tablo 1.2) (Şekil 1.2, 1.5). Prokaryotlar denince bakteriler anlaşılır.

3

4

ÖKARYOTLAR VE PROKARYOTLAR Prokaryotlar (Bakteriler)
Ökaryotlardan başlıca farkı nukleus membranı ve nukleolusunun bulunmamasıdır. Her zaman tek kromozom bulundurur ve histon proteinleri içermez. Prokaryotların çekirdeğine özel yapısından dolayı nukleoid denmektedir. Mitokondri, endoplazmik retikulum, golgi cihazı, plastidler ve lizozom gibi organelleri bulunmaz, ökaryotlardan daha küçük ribozoma (70S) sahiptirler. Prokaryotların bir çoğu etraflarında peptidoglikan hücre duvarı bulundurur (Mcoplasma hariç). Ökaryotlarda böyle bir tabaka bulunmaz. Mantarlarda kitin denilen N-asetilglukozamin yapısında sert bir tabaka vardır, ancak bakteri hücre duvarının özelliklerini taşımaz. Protozoonlar ve bazı bakteriler hareketli olabilirken virüsler ve mantarlar hareketsizdir.

Ökaryot sitoplazmik membranında sterol bulunur, prokaryotlarda Mycoplasmalar (kolesterol) dışında bulunmaz. Bakterilere şekillerini hücre duvarları verir. Şekillerine göre iki grupta incelenirler; Atipik şekilliler: Bu gruptaki bakterilerin belirli bir şekli yoktur (Mikoplazmalar gibi). Gerçek şekilliler; Kromozom kontrolü altında belirli şekle sahiptirler, üç grup altında toplanırlar (Şekil 1.4); 1. Koklar 2. Basiller 3. Spiriller

5

Mikroskobik yapıları 2. Bakterilerin sınıflandırılması Fentipik sınıflandırma 1. Faj tiplendirmesi Analitik sınıflandırma 1. Nükleik asit sekans analizi 4. parazit. Tüm bakteride lipid analizi 3. insan hücresi) Var Var Var Birden fazla (Diploid) var var var 80S (60S+40S) yok Mitokondrilerle var Var Bakterileri birbirinden ayırmak için fenotipik.2 Prokaryot ve ökaryot hücrelerin özellikleri Özellik Gerçek çekirdek Mitotik bölünme Histonlarla eşleşmiş DNA Kromozom sayısı Mitokondri Endoplazmik retikulum Lizozom Ribozomun büyüklüğü Peptidoglikan hücre duvarı Solunum Hücre zarında sterol Çekirdek zarı Prokaryot Hücre (Bakteri) Yok yok yok Tek (Haploid) yok yok yok 70 S (50S+30S) Var Hücre zarı ile Yok (mikoplazma hariç) yok Ökaryot Hücre (Mantar. Hücre duvarı yağ asitleri analizi 2. Hücre enzimlerinin elektroforezi Genotipik sınıflandırma 1. Antibiyogram duyarlılıkları 6. Serotiplendirme 5. Ribotyping 6. Kromozomal DNA yapı ve parçalarının incelenmesi 6 . Plazmid analizi 5. Tüm bakteride protein analizi 4. Makroskobik yapıları 3. DNA hibridizasyon 3.Tablo 1. Guanin/sitozin oranı 2. Biyotiplendirme 4. analitik ve genotipik sınıflandırma yapılır.

DNA polimeraz enzimi ile her sarmalın karşısında. Viral nükleik asit testlerinde kullanılan yöntemler Moleküler biyolojik yöntemler genel olarak amplifikasyon ve hibridizasyon yöntemleridir. antibiyotik duyarlılık testleri. İnfeksiyon etkeninin saptanması ve tanımlanması 2. Klinik viroloji laboratuarlarında nükleik asit testlerinin kullanım araçları : 1. Hibridizasyon testlerinde araştırılan genetik materyalin saptanabilmesi için belli bir düzeyde hedef nükleik asit miktarına gerek vardır. İnsanlarda hastalık yapan bakteriler öbakteri sınıfındandır. Geçmiş yüzyılda mikroorganizmalar morfolojileri ve biyokimyasal özelliklerine göre tanımlanıyordu. Hibridizasyon yöntemleri: Hedef nükleik asit dizilerine karşılık gelen nükleik asit dizileri (prob) ile doğrudan hibridizasyon yapılmaktadır. Klasik polimeraz zincir reaksiyonun yanı sıra ligaz zincir reaksiyonu. Arkebakterilerin öbakterilerden farkı peptidoglikan tabakalarının bulunmamasıdır. En küçük bakteri mikoplazmadır. yüksek tuz. Yeterli miktarda hedef nükleik asit dizisinin bulunmadığı durumlarda testlerin duyarlılığının arttırılması gerekir. Klinik örnekte mikroorganizmaların bol olduğu durumlarda hibridizasyon yeterli olabilirken. bakteriofaj tiplendirme ve bakteriosin tiplendirme yöntemleri ile yapılabilir. TAS gibi) RNA molekülleri çoğaltılmaktadır. Virusların genotiplerinin belirlenmesi 7. Tedaviye yanıt şansının değerlendirilmesi 4. yüksek ısı gibi anormal şartlarda yaşayabilen bakterilerdir. Southern blot. 7 . Epidemiyolojik çalışmalar Kantitatif viral NAT Kantitatif yöntemler.Bakteriler öbakteri ve arkebakteri olmak üzere iki grupta incelenir. antiviral tedavinin izlenmesinde de çok faydalıdır. Tedaviye direnç genlerinin araştırılması 5. Subtiplendirme biyotiplendirme. Thermus aquaticus'dan (Taq polymerase) elde edilen DNA polimeraz PCR testinde kullanılır. öncüller) bağlanmakta. Bakterilerin özel tiplerine (epidemi yapanlar gibi) subtipleri denir. Bu yöntemler arasında sıvı faz hibridizasyon testleri. komplementer DNA sentezlenmekte ve ısı döngüleri yinelenerek DNA kopyaları çoğaltılmaktadır (PRC ürünleri ampliconlar). Hedef nükleik asitlerin çoğaltıldığı yöntemler Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR): Klasik yöntemdir. Bu yöntemde DNA ısı ile denatüre edilerek sarmallar ayrılmakta. İn-situ hibridizasyonda mikroskop lamlarına fiske edilmiş hücre veya doku kesitleri üzerinde hibdirizasyon yapıldığından. Hibridizasyon yöntemine göre (Şekil 4) iki mikroorganizma arasındaki homoloji >%70 ise aynı tür olduklarına karar verilir. Amplifikasyon yöntemleri: Hedef. Tedavi etkinliğinin izlenmesi 6. antijenik substratlar veya kemilüminesans veya floresans veren moleküller ile işaretlenmiş özgüllüğü yüksek DNA veya RNA segmentleridir. rRNA'nın mutasyondan en az etkilenen genetik materyal olması nedeniyle hibridizasyonda en duyarlı yöntem DNA ile ribozomal RNA (rRNA) karşılaştırmasıdır. sadece araştırılan nükleik asitler saptanabilmektedir. Q-beta replikaz. enzimler. Hastalık prognozunun belirlenmesi 3. en büyük virüsden (Poxvirüs) bile daha küçüktür. Gerçek zamanlı PCR ile nükleik asit miktarı belirlenir (viral yük). İnfeksiyon kaynağının izinin sürülmesi b. mikroorganizma nükleik asitlerinin morfolojik olarak yerleşimi incelenebilmektedir. prob veya sinyal çoğaltılmaktadır. 3SR. NASBA. Gerçekzamanlı PCR: Hedef DNA'nın amplifikasyonunu ve amplifikasyon ürünlerini prob ile saptama basamaklarını aynı kapalı tüp içinde birleştirmektedir. Öncül olarak özgül oligonükleotitler kullanıldığı için.a. katı faz hibridizasyon testleri (Dot blot. serotiplendirme. Filogenetik analizler a. Sindirim sisteminde simbiyotik olarak yaşarlar. Klasik kantitatif PCR yöntemlerinde. miktarı tayin edilmeye çalışılmaktadır. Nükleik asit kimyasının anlaşılması ile birlikte nükleik asit prob teknolojisi ortaya çıkmıştır. transkripsiyona dayalı amplifikasyon yöntemlerinde (TMA. amplifikasyon sonrası elde edilen ürün miktarından orijinal örnekteki n. Doğrudan hibridizasyon yöntemi ile serumdaki serbest virüs. özgül viral DNA'nın kantitatif analizi ile belirlenebilmektedir. RT-PCR: RNA araştırılacaksa önce revers transkriptaz enzimi ile komplementer DNA sentezlenir ve ardından PCR uygulanır. Bunun için çift sarmadı DNA dizisine bağlanan florejenik moleküller kullanılarak hibrid yakalanır. Northern blot. genellikle saptama duyarlılığını arttırmak için amplifikasyon gerekmektedir. kalıp DNA sarmalının karşısına gelecek oligonükleotid dizileri (primerler. insitu hibridizasyon) bulunmaktadır. dallı DNA testlerinde DNA araştırılırken. infeksiyon hastalıklarının ilerlemesi hakkında fikir vermenin yanı sıra. Problar radyoizotoplar.

8 .

9 . Hedef ve prob çoğaltma yöntemlerine göre daha stabil testlerdir. Bu yöntemlerde hedef RNA molekülüdür.PCR'a alternatif diğer amplifikasyon yöntemleri: Benzer şekilde hedef nükleik asitleri çoğaltan nükleik asit dizisen bağlı amplifikasyon (NASBA) tek ısıda uygulanır. kontaminasyona bağlı yalancı pozititif olma riski daha azdır. RNAz H. prob miktarları artmaz. revers transkriptaz ve '17 RNA polimeraz enzimleri kullanılır. hedef nükleik aside bağlanan işaretli moleküllerin çok sayıda olması ile testlerin duyarlılığı arttırılmaktadır. Sinyal çoğaltma yöntemleri: Hedef nükleik asit. LCR: Denatüre olmuş DNA sarmallarına. Transkripsiyona dayalı amplifikasyon (TMA) da benzer bir yöntemdir. Q-beta replikaz tarafından çoğaltılabilecek dizileri de taşıyan özgül problar kullanılır. Q-beta replikaz: Sistemde bir RNA polimeraz enzimi. özgül problar bağlanır ve ligaz enzimi ile bu oligonükleotitler yapıştırılarak yeni diziler elde edilir.

10 .

teikoik asit sentezini inhibe eder. Novobiosin DNA sentezinin inhibisyonu dışında. Arkebakterilerde buna benzer psödomurein (psödoglikan) bulunur. Ökaryotlarda ise birçok DNA (kromozom) bulunur ve birbirlerine histon proteinleri aracılığı ile bağlanırlar. Ökaryotlarda görülen mikrotubüler yapılar prokaryotlarda görülmez. Bakterinin protein sentezinde görevleri vardır. Hücre zarfı'nın (sitoplazmik membran. Enzim sentezi (Hem maddeleri parçalayıcı hidrolitik enzimler. ancak bağımsızdır. mukopeptid) tabakadır (Şekil 6). sülfür granülleri olabilir. hücre bölünmesinin başladığı yerdir. Solunum (sitokromlar bu yapı içindedir) 3. Bunların içinde en bilinenleri Corynebacterium bakterileri içinde bulunan fosfat bağları taşıyan Ernst-Babes (volutin) granülleridir. Sitoplazmik membrana mezozom aracılığı ile tutunur. Polisakkarid. Bakteri DNA'sı Borrelia burgdorferi (lineer yapıda) ve bazı Streptomyces türleri dışında sirküler yapıdadır. Çekirdek hücrenin ortasında veya bir kenarında bulunabilir. Bakterinin organellerinden sadece nukleoidini görürsünüz. gram pozitifler ise kristal violet ile morlacivert boyanır (Tablo 4). Nukleotidler intron denen baz sıraları ile birbirlerine bağlanırlar. DNA giraz enzimi bakterinin boyunun ortalama 1000 katı uzunluğundaki DNA'sının süpersarmal haline gelip bakterinin içine sığmasını ve açılmasını sağlar. Kemotaksi ve duyusal reseptörlerin bulunduğu yer sitoplazmik membrandır. Lateral mezozom ise spor oluşumunun başladığı (sporlu bakterilerde) ve konjugasyonda pilusun bağlandığı yerdir. Işık mikroskobu ile homojen bir sıvı olarak görünür. Bakteriler gram boyamasına göre gram pozitif ve gram negatif olmak üzere iki önemli grupta toplanırlar. DNA replikasyonları da birçok noktada aynı anda sürdürülür. Her bakteride çift sarmallı tek bir DNA ipçiği bulunur. Nukleoid Işık mikroskobu ile hücreler içinde görülebilen en büyük yapı çekirdektir. farklı eksternal yapılara sahiptirler. Mezozomun septal kısmı. Sitoplazmik membranın görevleri 1. lipid. Eğer görünür başka yapılar varsa bunlar enerji için gerekli depo granüllerdir. Mikoplazmalar bu özellikleri nedeni ile sterol içeren besiyerlerinde ürerler. Hücre duvarının sağlamlığını ve direncini sağlayan peptidoglikan (murein. Polimiksinler de deterjanlar ile yapısal benzerlikleri ile sitoplazmik membranın yapısında bulunan fosfatidil-etanolamini selektif olarak tahrip ederek hücre ölümüne sebep olurlar. Lipofilik ve hidrofilik madde içeren deterjanların hedef dokusu sitoplazmik membrandır. Prokaryotların boyanma özelliğini sağlayan yapı burasıdır. Hücre duvarı polimerlerinin sentezi 5. Hücre duvarı Mikoplazmalar dışında tüm prokaryotlarda bulunur. Mikoplazmalar dışında diğer prokaryotlar sitoplazmik membranlarında sterol içermezler. Dış ortamdaki maddelerin girişine izin veren seçici olmayan 1-2 nm çapında porlar bulundurur. Bakteriyi iç basınca karşı korur. proteinler ve metabolitlerden oluşmuştur. Birçok antibiyotik bakteri ribozomlarına etkili iken insan hücrelerindeki protein sentezini etkilemezler. Bakteri ribozomları 70 Svedberg (S) büyüklüğündedir (50S ve 30S subünitleri vardır). hem de penisilinaz gibi direnç enzimleri. Elektron mikroskobu ile incelediğinizde görülen en önemli partiküller ribozomlardır. Sitoplazmik membran Ökaryot ve prokaryot hücreler arasında yapı olarak birbirlerine en benzeyen bölüm burasıdır. Yapı olarak ökaryotlara benzemelerine rağmen daha fazla fonksiyona sahiptir. Gram pozitif bakterilerde daha kalındır. Prokaryotlar ökaryotlardan farklı olarak çekirdek zarı ve nukleolus içermezler. Hem şekli hem de sağlamlığı sağlayan iskeletidir. ribozomlar. Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları tabloda gösterilmiştir. hücre duvarı ve kapsül) en içte kalan tabakasıdır (Tablo 3). mRNA. ayrıca ekzotoksinler) 4.BAKTERİNİN YAPISI Sitoplazma Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler benzer internal. Bazı Cyanobacteriler thylakoid denilen fotosentetik yapılar. Sitoplazma başlıca DNA kromozomu. Ozmotik basıncın düzenlenmesi (selektif permeabilite ve transport) 2. bazıları da gaz vezikülleri içerir. iki lipid ve bunların arasında bir protein tabakadan oluşmuştur. Peptidoglikanın ana yapısını n-asetil muramik asit 11 . Son basamakta kullanılan fuksin ile gram negatif bakteriler pembeye. ökaryotlarda ise 80S (60S ve 40s subünitleri vardır) büyüklüğünde ribozom vardır.

ve n-asetil glukozamin isimli şekerler oluşturur. Gram pozitif bakterilerde hücre duvarının ortalama %50. D-alanin. Bu iki ana yapı birtakım proteinler aracılığı ile birbirlerine bağlanırlar. L-Lizin. L-alanin. Çarpraz bağlarda gram pozitiflerdeki Lizin'in yerine gram negatiflerde diaminopimelik asit bulunur. pentaglisin köprülerini oluşturur. D-glutamik asit. glikozamin. diaminopimelik asit. gram negatiflerde ise %10 kadarını peptidoglikan tabaka oluşturur. 12 . Muramik asit. hem de gram pozitiflerin bir birine benzer peptidoglikan yapıları vardır. Hem gram negatifler.

3 Bakteri zarfının yapıları ve görevleri Fonksiyon Dayanıklılığı veren yapılar İç yapıların korunması Geçirgenlik ve bariyerler Metabolik geçirgenlik Enerji üretimi Konak hücreye yapışma Konağın immün tanıması Konak immün yanıtına Antibiyotik duyarlılık Antibiyotik direnci Hareket Yapışma Yapı Hepsi Hepsi Dış membran veya plazma membranı Membranlar ve periplazmik transport proteinleri. Safranın ile boyama. aside dirençliler kırmızı. Asti-alkol ile dekolorizasyon. yapışma elemanıdır. Potasyum iyodür ile tespit 3. Özellik Dış zar Hücre duvarı Lipopolisakkarit Teikoik asit Spor Kapsül Lizozime duyarlılık Ekzotoksin üretimi Penisilin hassasiyeti Gram pozitif Yok Kalın Yok Var Bazılarında var Bazılarında var Duyarlı Bazılarında var Daha duyarlı Gram negatif Var İnce Var Yok Yok Bazılarında var Dirençli Bazılarında var Daha dirençli Memelilerin salgılarında bulunan lizozimin ana hedefi peptidoglikan tabakadır.Tabo 1. C. lipoprotein. Teikoik asit hücre duvarından kaynaklanırken. porinler.4 Gram ve ARB boyama aşamaları Gram boyama 1. Lipoprotein tabaka dış membran ile peptidoglikan tabakayı birbirine bağlar 13 . Pnömokokların teikoik asitleri Forssman antijeni olarak isimlendirilir. gram negatifler pembe. teikoik asit Tüm dış yapılar Kapsül. diphtheriae. proteinler. Metilen mavisi ile kalanların boyanması. dış membran ve lipopolisakkarid'dir. teikoik asit bulunmayabilir. Tüm Gram pozitif bakterilerde lipoteikoik asit bulunurken.5 Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları. sadece gram pozitifler mor kalır 4. gram pozitifler ise mor boyanır ARB boyama 1. Bazı bakterilerde hücre duvarında yağ bulunur (M.tuberculosis. Gram negatif bakterilerin hücre duvarının üç temel yapısı. Klamidyalarda gram negatif bakteri duvar yapısı bulunmasına rağmen peptidoglikan tabaka bulunmaz. diğerleri mavi boyanır Tablo 1. Böylece Klamidyalar lizozime dirençlidir ve mukoza infeksiyonu yaparlar. Alkol ile dekolorizasyon. asteroides gibi). Kristal violet ile boyama 2. Karbol fuksin ile ısıtarak boyama (kırmızı) 2. Streptococcus pyogenes'i M proteini de lipoteikoik asittir. Gram negatif bakterilerde bulunmaz. permeazlar Plazma membranı Pili. M proteini karşı koyma Peptidoglikan sentetik enzimleri Dış membran Flajella Pili Tablo 1. ribitol ve gliserolden yapılı majör antijenidir. Teikoik ve lipoteikoik asit gram pozitif bakterilerin içinde dağınık halde bulunan. lipoteikoik asit'in kaynağı sitoplazmik membrandır. N. aside dirençliler kırmızı kalır 3.

Gram pozitif bakteriler tüm duvarını kaybettikleri için protoplast. Lipopolisakkarid (LPS) yapı immün sistemin güçlü bir stimülatörüdür. 14 . hücreyi dış ortamın safra tuzu ve hidrolitik enzimlerinden korur. heterojen. Bol miktarda endotoksinin kana dökülmesi ile Shwartzman reaksiyonu (dissemine intravasküler koagülasyon) gelişir. LPS B hücrelerini aktifleştirir ve makrofajlar gibi hücreleri indükleyerek interlökin-1. bu durum konakta kronik enfeksiyon geliştirebilir. Bu bölümde bulunan beta laktamazlar gram pozitiflere göre daha iyi korunmaktadır. hipertonik ortamlarda bakteriler hücre duvarlarını kaybedebilirler. Bunların birçoğu transmembran proteinleridir ve porin olarak isimlendirilir. metabolik. nazal sekresyonlarda bulunan lizozim peptidoglikan tabakayı hidrolize eder. Periplazmik aralık Gram negatif bakterilerin iç ve dış membranları arasında bulunan. Bu bölgede penisilinlerin bağlanma bölgesi olan transpeptidaz. endopeptidaz ve karboksipeptidaz gibi protein yapılar (penisilin bağlayan proteinler PBP) bulunmaktadır. Metabolizma enzimleri hücre dışından alınan ve belirli bir iriliğe kadar küçültülmüş molekülleri hücre metabolizmasında kullanılabilecek boyutlara kadar parçalarlar.Gram negatif bakterilerin hücre duvarının dış kısmını fosfolipid tabaka (dış membran) oluşturur. gram negatif boyanırlar. tümör nekroze edici faktör ve diğer faktörlerin salınmasını sağlar. Bu tabakanın en dışında kor polisakkaridi ve hidrofilik özellikteki O Ag'inden oluşan majör antijenik yapı vardır. Kapsül Bakterilerin hücre dışına salgıladıkları mukoid yapılı maddelere denir. Bunlar bazı büyük antibiyotiklerin hücre içine geçişlerini engellerler. gonorrhoeae gibi bazı bakterilerde lipooligosakkarid tabaka bulunur. LPS ateş ve şok meydana getirir. Hipertonik ortamda yaşayabilen ve bölünebilen duvarsız bakterilere L formu (Lister formu) bakteriler denir (Şekil 1. Bazı bakteriler spontan veya antibiyotiklere bağlı olarak L formu haline gelebilir. göz yaşı. gram negatifler ise dış membranlarını korudukları için sferoplast adını alırlar. direnç enzimleri ile virülans faktörlerinin etkisini gösterdiği yapıdır. gevşek yapılı ve yapışkan ise slime tabaka (glikokaliks) adını alır. Ancak. Porinler 700Da'dan daha küçük hidrofilik moleküllerin difüzyonunu sağlarlar. Bu yapı üzerinde por proteinleri (porinler) bulunur. Lizozim ile karşılaşan bakteriler düşük ozmotik basınçlı ortamlarda lizise uğrarlar. Bu yapı homojen ve belirli bir şekle sahip ise kapsül. L formu bakteriler penisilinlere dirençlidirler. Tükrük. interlökin-6.13). O Ag'inin alt bölümünde bulunan lipid A ise bakterinin endotoksinini oluşturur. Gram negatif bakterilerin dış membranları üzerinde çeşitli proteinler bulunur. N.

Kapsüller negatif boyama yöntemleri kullanılarak görünür hale getirilirler. slime tabaka ise prostetik malzemelere. B.anthracis'de protein.Kapsül fagositoza karşı koymada. kateterlere. kapsüllü bakteriler antikapsüler antikorlar ile kaplanmadıkça fagositoza karşı koyarlar. Kapsül zayıf antijenik yapıya sahiptir.14). Bakterilerin virülansında kapsülün önemli bir yeri vardır. Diğer kısmı genellikle polisakkarittir. Medikal önemi olan kapsüllü bakteriler • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Haemophilus influenzae Neisseria meningitidis Klebsiella spp Escherichia coli Salmonella typhi (Vi antijeni) Bacillus anthracis (poly-d-glutamik asit) Streptococcus pyogenes (hyaluronik asit) Streptococcus agalactia (sialik asit) Bacteroides fragilis 15 . Şeker yapılı kapsüle sahip bakterilerde tip tayini için kapsül şişme testi (Quellung testi) uygulanabilir (Şekil 1. Kapsülün ana yapısı sudur. kontakt lenslere ve diş gibi sert dokulara yapışma görevi olan bakteri organelidir.pyogenes'de ise hiyaluronik asit yapısındadır. S.

Flagella (kirpik) Bakterinin hareket organelidir. Protein yapılı olduklarından iyi antijendirler. 16 . Bazı hastalıklarda serolojik yöntemlerle gelişen antikorlar tanı testi olarak kullanılır (H antijen). Destek üniteleri olan blefaroplast ile flajellalar sitoplazmik membrana tutunurlar. Protein yapısında flajellin denilen subünitlerden oluşur. Ancak tannik asit tuzları ile hazırlanan boyalar ile daha iyi görünür hale gelirler. Işık mikroskobu ile iyi görünür.

6) Endospor (Spor) Bazı bakteriler ısı. (Tablo 1. Medikal önemi olan iki gram pozitif basil sporludur. Spor fiziksel etmenlere çok dirençlidir. Peritrikoz ( Bakteriyi çepeçevre saran) Fimbria (Pili) Flajellalardan daha kısa ve küçük olup bir bakteride yüzlerce bulunabilir (Şekil 1. Monotrikoz (Tek flajellalı) 2. Gram pozitif koklardan streptokokların M proteinleri de fimbriadır. Clostridium grubu ise anaeropdur. Sporlu bakterilerin metabolizmaları minimuma inmiştir. ancak elektron mikroskobi ile tesbit edilebilir.15). bir diğer bakteriye veya yüzeylere yapışmada önemlidir. bazı kimyasal maddeler ile karşılaşma ve kötü beslenme.17). 1. Hareket organeli değildir.16). radyasyon. Bunlardan Bacillus grubu aerop.Bakterilerin flagellaları bulundukları yerlere göre üçe ayrılır (Şekil 1. Piluslar ile (seks pilusu) iki bakteri arasındaki yapışmadan sorumludur. N. Bakterinin yapışma elemanıdır. Böylece konjugasyon gerçekleşir. Fimbriaların virulans ile direk ilişkileri vardır. Fimbrialar genellikle gram negatif bakterilerde bulunur. Lipoteikoik asit ile birlikte konağın epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur. Sporlu bakteriler vegetatif hallerindeki aktivitelerini gösteremezler. ancak hiçbir zaman metabolizmaları durmaz. Lofotrikoz (Püskül şeklinde) 3.gonorrhoeae farklı antijenik tipte pili oluşturur. özellikle E. Normal ışık mikroskobu ile görülemez. Hem fimbria hem de pilus'a pili denmektedir. Fimbria'sını kaybeden bu bakteriler enfeksiyon meydana oluşturamazlar. böğlece antikorların varlığında bile konak yüzeylere tutunabilir. Önemli yüzey virülans faktörlerinin bakteri patogenezindeki yeri tabloda açıklanmıştır. kötü soluma şartları gibi uygun olmayan durumlarda hücre duvarlarını kalsiyum (Ca) ve dipikolinik asit ile güçlendirerek (kalsiyum-dipikolinat) kendileri için önemli organellerini koruma altına alırlar (Şekil 1. 17 .coli ve Gonokoklar fimbriaları ile konak hücrelere tutulup hastalık yapabilirler. Fimbria'lar konak memeli hücresine.

Pestis Polisakkarit kapsül Polisakkarit kapsül Protein pili Protein pili Polisakkarit kapsül V-W faktör Var Yok Yok Yok Yok Yok Dokulara yapışmayı sağlar. İnfluenza K. 18 . tetani sporu terminal. Bu yapı komplemanı Fc kısmından bağlar böylece opsonizasyonu engellemiş olur. gonorrhoeae S. C. Anthracis Gr (-) basiller H. Sporlar intrasellüler boyanmayan yapılardır. Virulans faktör Aşı olarak kullanımı Açıklama Bunların dışında bazı kitaplarda Sporosarcina ve Coxiella burnetti (muhtemelen) endospor yapar denir. pneumonia E. pyogenes S. aureus Gr (-) koklar N. typhi Y. Diğer salmonella tiplerinde önemi yok. C. Kromozom kontrolü altında olduğu için bakteriler sporlarını her defasında hücrenin aynı yerinde yaparlar. Bakterilerin sporları onların tanınmasında ve özelliklerinin belirlenmesinde kullanılır. 6 Bakteriyel patogenezde önemli yüzey virulans faktörleri Bakteri Gr (+) koklar S. Dokulara yapışmayı sağlar. Her bir bakterinin sadece tek sporu vardır. pneumonia S. B. Mantarlardaki sporlar gibi üreme ile ilişkileri yoktur. Malaşit yeşili veya karbolfuksin ile boyanır hale getirilir. anthracis sporu santral.Tablo 1. Polisakkarit kapsül M proteini Protein A Var Yok Yok Serotiplemede kullanılır. perfringens sporu ise subterminaldir. Meningititis Gr (+) basiller B. Polipeptid kapsül (D Glu) Yok Polisakkarit kapsül Var Serotiplemede kullanılır. Serotiplemede kullanılır. Serotiplemede kullanılır. coli N. Uygun şartları bulduğu zaman bakteri tekrar vegetatif haline döner (germinasyon).

Bir mol glukoz oksijenasyonu sonucunda 688. M. Kültür yöntemleri Genel besiyerleri: Genelde bakterilerin yetiştirilebildiği besiyerleridir Selektif besiyerleri: Bakterinin yetiştirilebildiği özel suplement ve/veya antibiyotikler eklenmiş besiyerleridir. azot ve sülfür kullanılmaktadır. Fungus ve bazı bakteriler heterotrof iken bitkiler ototrofturlar. Katabolizma: Bakteriler. Düşük ısılarda üreyebilen bakterilere (15-20°C) psikrofil. Isı Bakterilerin üremeleri için farklı ısılar gerekebilir. Fakültatif anaerop: Hem O2'li ortamda hem de O2'siz ortamda fermentasyon yapabilen bakterilerdir. Zorunlu anaerop bakterilere örnek olarak Bacteroides. Bakteriler üreme. metabolizma ve protein sentezi için enerjiye ihtiyaç duyarlar. tuberculosis. 19 . organik maddeleri yıkarak enerji sağlayan organotrof canlılardır. azot. Clostridium. enerjilerini azot-demir-sülfür içeren inorganik maddelerden sağlarlar.5 cal. su ve değişik iyonlara ihtiyacı vardır. bir enerji kaynağı.Bakterilerin Metabolizması Bakteri hücresinde gelişen kimyasal reaksiyonlar enerji sağlayan (katabolik) ve enerji gerektiren (anabolik) reaksiyonlar olmak üzere ikiye ayrılır. Anabolizma genel olarak kimyasal redüksiyonlar zinciridir. Jejuni en iyi %5 O2 + %10 CO2'li ortamda üreyebilir. leprae ve T. sitoplazmik membran tarafından yönetilerek ya pasif diffüzyon veya aktif transport ile içeri alınırlar. Bakterilerin çoğu şeker. M. C. Solunum tiplerine göre bakteriler dört grupta incelenir. Organik maddeler hücre dışına salınan ekzoenzimler aracılığı ile yapı taşlarına kadar parçalanır. sağlanır. Elde edilen enerji ve yapı taşları. diptheriae verilebilir. Bakteriler 'binary fission' (ikiye bölünme) yoluyla. 50-60°C'de üreyebilenlere ise termofil bakteriler denir. Anaerob bakterilerde son H alıcısı olarak karbon. Ayırtedici besiyerleri: Koloni yapısı ve rengi ile diğer bakterilerden ayırt edilebildiği besiyerleridir. Anabolizma: Enzimler ve ATP'den elde edilen enerji yardımı ile katabolizma sonucu oluşan basit ön maddeler kompleks proteinlere dönüştürülür. İndirgeyici olarak bir elektron vericisi olan NADPH kullanılır. Bakterilerin Üremeleri Virüsler. Bakterilerin çoğu organotroftur. Solunum Bakteriler tarafından sıklıkla kullanılan eksternal elektron akseptörü moleküler oksijendir. Yüksek tuz konsantrasyonunda üreyen bakterilere halofilik. enerjilerini organik bileşiklerden (şekerler. Bir sıvı besiyerinde bakterinin üreme eğrisi altı dönemden oluşur (Şekil 1. optimal üreme için CO2'e İhtiyaç gösterdiği İçin kapnofilik bakteri denir. Bazı bakteriler litotroftur. klamidyalar ve riketsiyalar canlı hücre kültürlerinde ürerler. Adinomyces gösterilebilir. bir kısmı da organik moleküllerdeki karbonu (heterotrof bakteriler) karbon kaynağı olarak kullanırlar. Zorunlu anaerop: Zorunlu anaerop bakterilerde oksijenli solunum sonucunda ortaya çıkan H2O2'nin zararlı etkilerini ortadan kaldıran katalaz ve süperoksit anyonlarının (O2-) zararlı etkilerini önleyen süperoksit dismutaz enzimleri + bulunmamaktadır. bakteri hücresi için gerekli maddelerin yapımında (anabolizma) kullanılır. hareket etme. Zorunlu aerop: Son H+ alıcısı havadaki O2'dir. Bir bakterinin gelişebilmesi için karbon. 1 mol glikozun fermentasyonu ile ortalama 31. Zorunlu aerop bakterilere örnek olarak V. ortaya çıkar. 30-37° C'de üreyenlere mezofil. Mikroaerofil: Çok az miktardaki O2 ve yüksek CO2 düzeylerinde üreyebilen bakterilerdir. Tüm mikroorganizmaların karbon kaynaklarına gereksinimleri vardır. Mikroorganizmaların bir kısmı inorganik karbonu karbondioksidi (ototrof bakteriler). İçeri alınanlarda endo-enzimler ile oksidasyon gerçekleşir ve sonuçta oluşan enerji.2 cal.18). aminoasit gibi organik maddeleri parçalayarak enerji elde ederler. Örneğin C. yüksek ozmotik basınç altında üreyebilenlere ise osmofilik bakteriler denir. aminoasitler) alırlar. eşeysiz olarak ürerler. cholerae. yüksek enerji fosfat bağları (ADP'den TP'ye dönüşüm) ve Asetil Koenzim A şeklinde depolanır. pallidum gibi bazı bakteriler ise hem canlı hücre kültürlerinde hem de sentetik besiyerlerinde üretilemezler.

nistatin ve kolistin içerir Tablo 1. lag) dönemi: Üreme hızı sıfırdır.7 Selektif (S) ve ayırt edici (A) besiyerleri Organizma Anaeroblar Corynebacterium Enterik bakteriler Enterik patojenler Vibrio cholerae Legionella Mycobacterium Steril alandan elde edilen Neisseria Haemophilus Normal floradan elde edilen Neisseria Besiyeri Tiaglikolatlı besiyeri Löfflerin koagüle serumlu besiyeri (S) Tellürit agar (A) Eozin metilen mavisi (A) Mac Conkey agar (A) Hektoen enterik agar (D) TCBS (S) Charcoal-yeast ektract agar (CYE agar) (S) Löwenstein-Jensen medium (S) Çikolotamsı agar Thayer-Martin agar (S)* *Thayer-Martin agar normal florayı inhibe eden vankomisin. Pasteurella Haemophilus influenzae A. F.Tablo 1. D. C. Antiseptik ve antibiyotiklere en duyarlı olduğu dönemdir.8 Özel suplement içeren besiyerleri Kolesterol. Logaritmik (eksponansiyel) dönem: En hızlı üreme dönemidir. Legionella. Bakteri sayısı hızla azalır. Bakterilerin içinden bazıları aylarca canlılıklarını koruyabilirler. Bakteri bu dönemde en küçüktür. Gizli (latent. Bakterinin ortama alışma dönemidir. purin ve pirimidinler Sistein X (protoporfirin) ve V (NAD) Mycoplasma Francisella. Çoğalmanın durması dönemi: Toksik metabolitler bakterinin üremesine izin vermez. Yavaşlama (retardasyon) dönemi: Ortamda metabolitlerin artmasına bağlı olarak bakterinin üreme hızı yavaşlar. Brucella. E. Ölüm dönemi: Ölüm oranı artar. B. 20 . Akselerasyon (hızlanma) dönemi: Üreme başlamıştır.

B. Corynebacterium dipthena'nır) ekzotoksininin üretiminde Corynephage beta fajının rolü vardır. Bunları içlerindeki rezistans transfer faktör (RTF)'leri aracılığı ile yaparlar. Bakteri DNA'sının çoğaltılabilir özellikte olması hibridizasyon tekniklerinin gelişmesine sebep olmuştur. 2. botulinum ve S. transpozonlar. Sınıf 1 plazmidlerinde antibiyotik direnç genleri ile transfer faktör (RTF) beraberdir. Virülans plazmidleri Bakterileri infekte eden virüslere faj (bakteriofaj) denir (Şekil 14). Bilinen bir DNA ile bakterinin ayrılan ipçiği karşılaştırıldığında saptanan birleşme oranları bakterinin benzerliğini ortaya koyar. IS elementleri replikondur. Bunun en bilinen örneği. D. Kol plazmidi: Bakteriosin'leri salgılatan plazmidlerdir. bunları taşıyan bakterilere de lizojen bakteri adı verilir. Bakteriofajlar resimde de görüldüğü gibi bakterileri infekte eden uzay aracı gibi virüslerdir. Konjugasyon yolunu kullanarak hücre dışına aktarırılır. Fajlar spesifikliği nedeniyle bakterilerin tiplendirilmesinde kullanılmaktadır. Her bakteri sadece tek bir faj ile infekte edilebilir. bu özelliği nedeni ile replikon olarak adlandırılır. Bakteri içinde üremeden bekleyen fajlara ılımlı faj. C. E. C. Isıtılan DNA'nın. Diğer küçük plazmidler ise genellikle transformasyon veya transdüksiyon yoluyla transfer edilebilirler. Büyük plazmidler (20-120 kb) konjugasyon sırasında kendi transferlerini kontrol edebilirler. Plazmidler bakteri kromozomundan bağımsız olarak replike olabilen genetik materyaldir. Stafilokok plazmidleri 4. Diğer önemli lizojen bakteriler V. Bakterileri infekte eden bakteriofajlar hücre içinde replike olarak sayıları artar ve lizis sonucunda bakteri dışına çıkarlar (litik enfeksiyon) veya konak genomuna integre olarak (profaj) konağı parçalamaksızın yaşamına devam edebilir (lizojenlik). E fajı ise RNA nükleus yapısına sahiptir. pyogenes (kızıldır. Bazen tek bir antibiyotik bazen de çoklu antibiyotik direnci bulundururlar. Sınıf 2'de ise RTF ayrı antibiyotik direnç genleri ayrıdır. 100SC civarında ısıtılması ile iki ipçiği birbirinden ayrılır. Plazmid: Bakterilerin çoğunun sitoplazmasında bulunur. Plazmidlerin medikal önemi ilaç direncidir. Fajlar ayakları ile reseptörü bulunan bakterinin yüzey yapılarına tutunur. Bazen (örneğin. F fajları DNA. ancak onlar için önemli avantaj sağlayan özelliklerin genetik materyalidir. Plazmidler bakterilerin yapısal olmayan. A. R plazmidleri: Antibiyotik direncini aktaran plazmidlerdir. Önemli plazmidler 1. boyun kısmı ile duvar üzerinde bir delik açar ve nükleik materyalini bakteri içine gönderir. Fajların medikal önemi ekzotoksinlerin üretimidir. Çember şeklinde çift iplikli ekstrakromozomal DNA yapılarıdır (Borrelia burgdorferi'de lineer). böyle durumlarda epizom adını alır. plazmidler. 21 .Bakteri Genetiği Replikon Bir DNA ipçiğinin (polinükleotidinin) eskiden karşısında bulunan ipçiğin aynısı olan yeni bir polinükleotid ipçiğini sentezletme yeteneği vardır. 3. Bakteriyofajlar. Profaj bağımsız olarak üremez ve ancak bakteri üreyince yeni bakterilere geçirilir.cholerae. coli'nin F plazmidi) bakteri kromozomu ile birleşebilir.

F porin protein Ton A ferrichrome transport protein Tsx nucleoside transport protein Lam B maltose transport protein Flagellum (Salmonella) F-pilus Teikoik asit (Bacillus. gram pozitif Faj tutunma alanlarının hem teikoik asit hem de peptidoglikan olabilir.Hücre duvarı üzerine oturduktan sonra boyunlarını bir matkap gibi kullanarak bakteri duvar üzerinde delik açıp nükleik asitlerini bakterinin içine gönderirler. Bu genetik yapılar pH. Basit yapılı olanlara IS (insertion sequence) elementleri denir. Örneğin Salmonella'nın SPI1 adacığı fagositer olmayan hücreler içine bakterinin girmesini sağlayan 25 kadar geni içerir. Faj T4. T3 T2 T1. Bazı patojen bakteriler bu mekanizma ile virülans faktörlerini harekete geçirebilirler. LPS veya dış membran proteini. Böylesine gen gruplarına patojenite veya virülans adacıkları denir. Fajlar için belirlenmiş reseptörler. Virüslerin bakteriler ile ilişkiye girmelerini sağlayan reseptörler bu tabaka üzerinde bulunur. Kompleks yapılı olan transpozonlar antibiyotik direnci gibi spontan mutasyonda yer alır. Peptidoglikan tabaka gram pozitif bakterilerin. T5 T6 Lambda Chi F1. dış zar ise gram negatif bakterilerin en dış kısmında bulunan tabakadır. "Faj tutunma alanları gram negatiflerde pili. Böyle durumlarda gen esensiyal proteinleri sentezleyemeyeceği için hücre ölümü gözlenebilir. ısı gibi çeşitli çevre faktörleri ile tetiklenebilir ve bakteriye virülans kazandırabilir. MS2 SP-50 bakteriler) Reseptör LPS core polisakkarid OMP. Ulaşabileceğiniz mikrobiyoloji kitaplarında "bakteriofajlar bakteri hücre duvarları üzerindeki reseptörler üzerine oturur" diye yazar. 22 . gram pozitiflerde ise teikoik asit veya peptidoglikan tabakadır" Transpozonlar ve IS elementleri Transpozonlar DNA'nın farklı genetik molekülleri arasında hareket edebilen genetik elementlerdir (Şekil 15). Transpozonlar bazen gen içine girer ve bu geni inaktive eder.

23 .

kirpik. Transdüksiyon Bir bakteriofajın kendi hücreyi parçalaması sırasında kendi DNA'sı yerine bakteri DNA'sını alarak bir başka bakteriye gitmesi ve böylece genetik materyali taşımasına transdüksiyon denir. Sreptococcus pneumoniae. Bu bir konjugasyon geçişidir. Konjugasyon İlk olarak 1942 yılında Lederberg ve Tatum tarafından iki mutant suş olan E. bakteri DNA'sının tümü geçmiş ise generalize transdüksiyon denir (Şekil 17). Streptokoklar. F plazmidi bakteri içindeki büyük plazmidlerdir ve üzerlerinde RTF denilen transfer faktörlerini bulundurur. Konjugasyonda F. Streptomyces ve Clostridium bakterileri arasında konjugasyon gerçekleşebilir. High frequency of recombination (Hfr) hücreler F plasmidi bakteri DNA'sına integre olmuş hücrelerdir (epizom). transdüksiyonda geçişten bir faj sorumludur.olarak kalabilir (Şekil 18). akridin oranj gibi kimyasal maddeler mutasyon yapabilirler. kapsül veya hücre duvarı kaybı gibi bakterilerdeki reversibl değişikliklerdir. Hfr hücrelerde epizom şeklindedir. coli ile. parçalanmış kapsüllü Pnömokoklar ile karıştırıldıklarında kapsüllü hale geçmesini göstermiştir. Transdüksiyondan sorumlu faja pseudovirüs denir. Böyle bir geçişin gerçekleşebilmesi için alıcı bakterinin kompetans faktör denilen eksojen DNA alabilme yeteneğinin olması gerekir. F plazmidi taşıyan bakteri pilusu ile F. Mutasyon (genotipik) DNA üzerindeki nukleotid çiftlerinin sıra veya yapısı kalıcı olarak değişmiştir. Konjugasyonda plazmidin bir kopyası geçerken (F). X ışınları. Hfr hücrelerde plazmid ile birlikte bakteri DNA'sından da bir parça geçer (F'). Bu geçişin Haemophilus influenzae.bakteriye bağlanır ve plazmidinin bir kopyasını verir. Her ikisinde de verici bakteri ölür ve geçiş rastlantısaldır. Ultraviyole ışınlar. Bağlantı seks pilusu aracılığı ile yapılır. Transformasyon bakteriler arasında ilk tespit edilen genetik geçiş şeklidir. İlk olarak 1928 yılında Griffith kapsülsüz Pnömokokların. Transformasyonda erimiş bakteri DNA'sı direkt olarak alınırken. Konjugasyon sadece aynı bakteriler arasında değil. Transformasyon ve transdüksiyon birbirine çok benzer.hücre plazmid geçişinin ardından kesinlikle F+ haline geçerken Hfr hücrelerde F. ancak önemli farkları vardır. Bacillus suşları ve Neisseria suşları gibi hem gram negatif hem de gram pozitifler arasında gerçekleştiği gösterilmiştir. Yeni gelişen canlıya mutant denir. Mutasyon Transformasyon Parçalanmış bakterinin erimiş DNA'sının başka bir bakteri tarafından alınıp genetik materyal olarak kullanılmasıdır (Şekil 16). Bacteroides. coli K12 arasında seks benzeri bir geçiş gösterilmiştir.MİKROORGANİZMA DEĞİŞİKLİKLERİ Modifikasyon (fenotipik) Genetik değişim yoktur. Konjugasyon iki canlı bakteri arasında hücre-hücre teması olarak plazmid aktarımıdır. birbirine benzer diğer bakteriler arasında da olabilir. Faj ile geçen spesifik bir gen parçası ise spesiyal. Bunlardan birincisi konjugasyonda F plazmidi plazmid olarak bulunurken. Örneğin E. 24 .

25 .

26 .

27 .

Etkileri spesifiktir (Tablo 5. süperantijen IL-1 ve IL-2 uyarılması. Tablo 1. Salınım bakteri canlı iken yapılır ve ekzotoksinler saf protein yapısındadır. B subünitleri ile spesifik reseptörlerine tutunurken. enterotoksin süperantijendir. A subünitleri ile etki gösterirler (fi. perfringens Bacillus anthracis Staphliococcus aureus Streptococcus pyogenes Bacillus cereus Gram negatif E.9 Onemli ekzotoksinler ve etki mekanizmaları Bakteri Gram pozitif Corynebacterium diphteriae Clostridium tetani Clostridium botulinum Clostridium difficile C. Ekzotoksin A ADP ribolizasyonu ile EF-2'yi inaktive eder Adenilat siklazı uyarır Adenilat siklazı uyarır Yok Yok Var Yok Yok Difteri Tetanoz Botulizm Pseudomembranöz enterokolit Gazlı gangren Şarbon Toksik şok sendromu Kızıl İshal ADP ribolizasyonu ile EF-2 inaktivasyonu Glisin salınımının inhibisyonu Asetil kolin salınmasının inhibisyonu Ekzotoksin B entorositler için toksiktir (sitotoksin).25).BAKTERİ TOKSİNLERİ Ekzotoksinler Hem gram pozitif. Toksoid haline getirilebilir. Isıya ve proteolitik enzimlere duyarlıdırlar. 6). süperantijen HLET adenilat siklazı uyarır Var Var Var Yok Yok Yok Yok Yok Yok Hastalık Etki Şekli Toksoid aşı 28 . coli Sulu ishal (ETEC) Kanlı ishal (EHEC.0157:H7) P. botulinum toksini ısıya dirençlidir. iyi pişirilmeden yenen yiyeceklerle enfeksiyon meydana gelebilir. Ekzotoksinler antijeniktir. Etkileri sırasında ateş meydana getirmezler (süper-antijenler hariç). Besin zehirlenmesine yol açan S. Stabil toksin guanilat siklazı uyarır. aeruginosa Vibrio cholereae Bordetella pertussis Doku hasarı Kolera Boğmaca Labil toksin adenilat siklazı. Çok toksiktirler (potent). A ve B subünitlerinden meydana gelirler (Şekil 1.aureus enterotoksini. Bazı ekzotoksinlerin etki mekanizmaları tabloda belirtilmiştir. Alfa toksin bir lesitinazdır. Verotoksin enterositler için toksiktir (sitotoksin). anthracis hariç). Adenilat siklazın uyarılması IL-1 ve IL-2 uyarılması. hem de gram negatif bakteriler tarafından salgılanır. antitoksinleri hazırlanabilir.

hipoglisemi. hipotansiyon. solunum güçlüğü. IL-8 gibi sitokinler sepsis patogenezinde önemli bir rol oynamaktadır (Şekil 1. Dolaşıma geçtiklerinde makrofajlar. lökopeni. IL-1. DIC. abortus gibi). C3 aktivasyonu. Isı ve proteolitik enzimlere dirençlidir. kardiyovasküler kollaps.Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvar yapısında bulunan Lipid-A'nın bakteri ölümü ile açığa çıkması sonucunda endotoksin etkisi başlar. 29 . Endotoksinler tarafından uyarılan makrofajlardan salınan TNF-alfa. monositer hücreler ve diğer retiküloendotelyal hücreler üzerindeki reseptörler ile reaksiyona giren proteinler ile ilişkiye girer.26). IL-6. ishal. peteşiler. Etkileri geneldir (ateş.

10 Ekzotoksinlerin etki mekanizmaları Tip Ekstrasellüler sitotoksinler (hücrelere direkt zehir etkisi) Örnek Streptokoksik hyaluronidaz Pseudomona aeruginosaekzotoksin A Transmembran sitotoksinler (Hücre içine bir reseptör veya transport molekülü aracılığı ile girenler) Membran hasarı yapan toksinler (hemolize veya sitolize sebep olanlar) Escherichia coli verotoksin Shiga toksin difteri toksini Streptolizin O Clostridium perfringens alfatoksin Staphylococcus aureus lökosidin Regülasyonu bozanlar (aşırı çalışma ile tuvar mekanizmaları arttıranlar) İnhibitörler ile yarışanlar (Doğal transmitterlerin blokerleri yarışanlar) E. aşı gibi maddelerdeki sporlu bakterilerin düşük ısıda steril edilmesi için kullanılan bir yöntemdir.12) denir. cerrahi metal veya pamuklu aletlerin sterilizasyonu 160170°C'de 1 saat tutulması ile sağlanır. Formalin. Dezenfeksiyon-Sterilizasyon Bir sterilizasyon işlemi sonrasında ortamdaki tüm mikroorganizmaların öldürülmesine sterilizasyon (Tablo 1. Pasteur fırınında (kuru hava sterilizatör) cam eşyaların. Zayıf immünojendir antikorlar antitoksik ve koruyucudur. Kuvvetli toksiktir. Protein yapısındadır (Polipeptid). LPS kompleksinin lipid A bölümü etkilidir. Sadece kromozom tarafından kodlanır. Toksoid hale dönmez Orta derecede toksiktir 10-100 mikrogramı hayvanlar için öldürücüdür. Hastalıktan korunma ile antikor fitreleri arasındaki ilişki ekzotoksinlerdeki gibi açık değildir. 15 dakikada sporlu bakterilerde dahil olmak üzere tüm mikroorganizmalar öldürülebilir.11 Ekzotoksin ve endotoksinlerin (lipopolisakkarıt) özellikleri Ekzotoksinler Canlı hücrelerden salınır. Toksoidler aşılamada kullanılır (Örnek. Genellikle hücrelerdeki spesifik reseptörlere bağlanır. Hedef madde üzerinde hastalandıran mikroorganizmaların ortadan kaldırılmasına ise dezenfeksiyon (Tablo 1. Hayvanlarda mikrogram ve daha az düzeylerde öldürücüdür. Genellikle konakta ateş yapmaz Sıklıkla ekstrakromozomal genlerle yönetilir (Örnek: Plazmid). Bakterinin ölümünden sonra ya da bakteri ürerken ortaya çıkar. kan. Molekül ağırlığı 10. 60°C üstünde ısıtmakla hızla harap olur Antijenik özelliği kuvvetlidir. Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvarlarının bir parçasıdır. asit ve ısı ile antijenik. Antitoksin. Bakterilerin üremelerini durduran antimikrobiyotiklere bakteriostatik. Tindalizasyon: Serum. toksini nötralize eder. İnterlökin-1 ve diğer mediyatörlerin salınması ile konakta ateş yapar. 60°C üstünde ısıtmakla toksik etkisini kaybetmeden saatlerce dayanır.13) denir. Hücrelerde spesifik reseptörleri bulunmaz. Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler tarafından yapılır. Yüksek titrede antitoksin yapımını stimüle eder.000'dir. Otoklavlama'da 15 lb/sq atmosfer basıncı ile 121 °C elde edilir. Kromozomal genlerle yönetilir. Polipeptid yapısındadır.000-900. toksik olmayan forma döner. Isıya dayanıksızdır. 30 . Sadece Gram negatif bakterilerde vardır. Serbest salınımı yoktur. Kromozom. Tüm gram negatiflerde aynı etki türüne sahiptir. Tetanus toksoidi). öldürenlere ise bakterisid denir. Bakteri cinsine özel etki türü vardır. Lipopolisakkarid yapıdadır. bakteriyofaj veya plazmid t Serbest salınımı vardır.Tablo 1. Isıya kısmen dayanıklıdır. coli ısıya duyarlı toksini Kolera sekretoksini Botulinum toksini Tetanus toksini Tablo 1.

160°C'de 2 saat. 121°C'de 16 saat 0.2 %2 29°C İLE 65°C arasında 450 ile 1200mg/L dozunda 2-5 saat 60°C ile 80°C 55°C ile 60°C Yüksek iyonize hidrojen peroksit gazı Değişken 121°C veya 132°C'de değişik zamanlar 171°C'de 1 saat. Isı a) Yakma b) Kuru hava c) Nemli ısı Buhar Basınçlı (Otoklav) Basınçsız d) Sıcak su Kaynatma Tindalizasyon 2.22 ile 45 um arasında değişen delikleri olan filtreler veya HEPA filtreleri 254 nm dalga boyun da değişik süreler Mikrodalga veya gama radyasyon ile dalga boyları Konsantrasyon veya seviye 31 . Kimyasal maddeler 4. Işınlama Tablo 1.Günümüzde kullanılan sterilizasyon yöntemleri 1. Filtreler ile süzme 3. 12 Sterilizasyon yöntemleri Yöntem Fiziksel yöntemler Basınçlı buhar Kuru hava Filtrasyon Ultraviyole radyasyon İyonize radyasyon Gaz-buhar sterilizasyonu Etilen oksid Formaldehit buharı arasında % 2-%5 Hidrojen peroksit arasında %30 Plazma gaz Klorin dioksit gaz Kimyasal maddeler ile sterilizasyon Parasetik asit Gluteraldehid % 0.

niger. klor serbest sülfidril gruplarını okside ederek hücreleri inaktive ederler.Tablo 1. Sterilizasyon amacıyla sellüloz asetat ve sellüloz nitrat yapılı membran filtreler kullanılır. Bacillus pumilus). %1-2'lik konsantrasyonları proteinleri denatüre ederek etki ederler. iyod. Isı ile sterilizasyonun başlıca etkisi protein ve nükleik asitlerin denatüre edilmesi veya hücre membranının bozulmasıdır. Ağır metal iyonları Yüksek konsantrasyonlarda civa. Genellikle sülfidril gruplar ile kombine edilerek düşük konsantrasyonlarda kullanılır. Sıvılar bu ısıya kadar ısıtılır.22 um büyüklüğünde porları olan nitrosellüloz filtreler kullanılmaktadır. Alkollerin %70'lik konsantrasyonları protein denatürasyonuna sebep olmaları nedeniyle genellikle kullanılır. Filtrasyon solüsyonların sterilizasyonunda en çok tercih edilen yöntemdir.4-%1. 32 . Oksidanlar Hidrojen peroksit.6(düşük) Konsantrasyon (Aktivite Derecesi) 75°C ile 100°C arası (yüksek) Pastörizasyon ise sıvıların dezenfeksiyonu için kullanılan bir yöntemdir. Ancak süt için bu süre 3-5 saniyedir.4-%5 (orta-düşük) Serbest iodin 30-50 ppm/L konstrasyonu (orta) %0. Genellikle etil alkol veya isopropil alkol kullanılır. sonra süratle oda ısısına kadar soğutulur. bakır ve gümüş tuzları proteinleri denatüre ederler. sterilizasyon bantları. isopropil) Fenol bileşikleri İodofor bileşikleri Kuaterner amonyum bileşikleri % 2 (yüksek) % 3-%25 (yüksek) % 3-% 8 (yüksek/orta) Değişken (yüksek) Değişken (yüksek) Serbest klorün 100 ile ile 1000 ppm arası konsantrasyonu (yüksek) % 70-%95 (orta-düşük) % 0. Ultraviyole ışınlar ve iyonize radyasyon değişik cihazların sterilizasyonu amacıyla kullanılabilir. Bacillus stretothrermophilus. Bunların dışında daha kalın partiküller ve bakteriler için kullanılan toprak yapılı filtreler de vardır (Berkefeld. Fenol Fenol ve birçok fenolik bileşikler güçlü antibakteriyel maddelerdir.13 Dezenfeksiyon yöntemleri Yöntem Isı Sıvı Gluteraldehid Hidrojen peroksid Formaldehit Klorin dioksid Parasetik asit Klor bileşikleri Alkol (etil. bakteriler (Bacillus subtilis var. Sıvı 71-72°C'de 15 saniye tutulur ve süratle soğutulur. En çok 0. Seitz. Brown tüpleri kullanılır. Kimyasal Maddeler Alkoller Yüksek konsantrasyonlarda toksiktirler. Ancak insan dokuları için zararlıdır. Chamberland gibi). Sterilizasyon işleminin denetlenmesi amacıyla. hipoklorid.

mikroorganizma sayısı. Bir R plazmid aracılığı ile betalaktamaz gibi enzimler sentezlenebilir.Alkilleyici ajanlar Sterilizasyon amacıyla formaldehit (formalin'in %37 solüsyonu satılır) ve etilen oksit kullanılır. R plazmidleri transpozonlar veya bir plazmidin füzyonu sonucunda meydana gelirler. Enfeksiyon alanları. İaçların antimikrobik aktiviteleri dilüsyon ve difüzyon testleri ile ölçülebilir. Isıya dayanmayan özel vakumlanmış cerrahi malzemelerin sterilizasyonunda kullanılır. Bakteriostatik (üremeyi engelleyen) ve bakterisidal (bakteriyi öldüren) etkili olabilirler. Bakteriostatik ilaçlar arasında sinerjistik kombinasyonlar sağlanabilir (örneğin trimetoprim ve sulfonamid). Kimyasal maddelere göre mikroorganizmaların direnç sınıflaması tabloda gösterilmiştir. Bazı bakteriler genetik veya nongenetik olarak ilaçlara dirençlidirler. 33 . konak dokulara zarar vermezler (selektif toksisite). ilacın inkübasyon periyodunun uzunluğu. mikrorganizmanın metabolik aktivitesi ve pH'a göre etkileri değişir. Minimal inhibitör konsantrasyon ile kantitatif ölçüm yapılabilir. İlaç direnci Genetik olmayan mekanizma: Bakterinin spesifik hedef yapıları bulunmaz. örneğin L formu bakterilerin hücre duvarlarının olmaması Genetik mekanizma: Kromozomal veya ekstrakromozomal direnç gelişebilir. Antibiyotiklerin in vitro ve in vivo etkileri farklıdır. Antimikrobiyal kemoterapi Antimikrobiyotikler mikroorganizmaları öldürüp. Deterjanlar Bakterilerin lipid içeren hücre membranına etkilidirler. Kromozomal mutasyon ile antibiyotiğin bağlandığı reseptörler değişebilir veya ilaca karşı geçirgenlik azalabilir. Etilen oksit gazı %90 CO2 veya bir florokorbon ile karıştırılarak patlayıcılık özelliği kaybettirilir.

2. basitrasin ve vankomisin ise peptidoglikanın sentezini inhibe ederler. Sikloserin etkisini sitoplazmada. Hem gram pozitif hem de negatiflere etkilidirler. Gram pozitif ve gram negatif bakterilere etkilidirler. b. Penisilinler Hücre duvar sentezinde önemi olan transpeptidasyon enzimlerini inhibe ederler. Betalaktam halkası betalaktamaz salgılayan bakteriler tarafından parçalanabilir. Hücre duvar sentezi inhibitörleri Bakterisidaldirler. Spesifik enzimlerin etkilerini inhibe ederler. Penisilin bağlayan proteinler ile reaksiyona girer.Antibiyotiklerin etki mekanizmaları (Tablo 1. paraamino-salisilik asit ve bakterisidal (izoniazid) olabilirler.15) 1. Bazı beta latamazlar ile inhibe edilebilen beta laktam halkaları vardır. 34 . trimethoprim. basitrasin membranda bata laktamlar ise hücre duvarında gösterirler. Sadece hücre duvarı olan bakterilere etkilidirler. Sefalosporinler Etki mekanizmaları penisilinlere benzer. Tedavinin sonunda L formu bakteriler gelişebilir. Antimetabolitler Bakteriostatik (sulfonamid. Ancak beraber kullanılırsa sinerjistik etki gösterir. Sikloserin. a. Kombine kullanıldıklarında bakterisidal etkiye ulaşabilirler. Daha çok penisilin alerjisi olanlarda kullanılabilirler. sefalosporinler ve karbapenemler) peptidoglikanın transpeptidasyonunu (çapraz bağlar) inhibe ederler. Örneğin sülfonamidler ve trimetoprim'in her biri bakteri üzerine inhibitör etkiye sahiptir. Beta laktam olanlar (penisilinler.

En önemli üyeleri aminoglikozidler ve linkomisinler'dir. Karbapenemler Etki mekanizmaları penisilinler gibidir.laktamlar-Murein sentez inhibitörleri Penisilinler ve Sefalosporinler Penisilin bağlayan proteinler aracılığı ile hücre duvarı sentezinin inhibisyonu. kanamisin ve gentamisin bu grubun üyeleridir. böylece beta laktamazlara dirençlidir.Tablo 1. tetrahidrofolat sentezinin bloke edilmesi Ökaryotik hücre membranındaki sterole bağlanır. Beta laktam halkasına beş karbonlu halka eklenmiştir. c. neomisin. Protein sentezi inhibitörleri Geniş spektrumlu antibiyotiklerdir. lizis Aminoglikozidler-Protein sentezi inhibitörleri Streptomisin Kanamisin Neomyisn Gentamisin Amikasin Tobramisin Diğer protein sentez inhibitörleri Kloramfenikol Eritromisin Linkomisin Fusidik asit RNA sentez inhibitörleri Rifampin DNA sentez inhibitörleri Nitrofuranlar Metronidazol Nalidiksik asit Novobiosin Siprofloksasin ve diğer kinolonlar Civa tuzları Sülfidril grupları aracılığı ile protein fonksiyonlarını inhibe ederler DNA girazı inhibe ederek engeller Bakteri RNA'ya bağlanarak transkripsiyonu başlangıç aşamasında engeller Solubl elongasyon faktör G (translokasyon faktör) ile etkileşerek protein sentezini bloke eder Ribozomun 50S subünitine bağlanır. otoliz Polienler . 35 . 16 Antibiyotiklerin etki mekanizmaları Antibiyotik Etki mekanizması Beta . 3. protein sentezini bozarak bakterinin ölümüne sebep olur.Folat antagonistleri Sulfanilamid Dihidropteroat sentezinin kompetitif inhibitörü. Anaeroblar ve intrasellüler bakterilere karşı etkili değildirler.Membran fonksiyonlarının inhibitörleri Amfoterisin B Sulfonamidler . sinir toksisitesi (işitme kaybı) önemli yan etkileridir. protein sentezini inhibe eder Ribozumun 30S subünitine bağlanır. Renal ve VIII. Aminoglikozidler Streptomisin. Gram negatif bakterilerin 30S ribozomal subünitine bağlanarak bakterisidal etki gösterirler. etkilerini gösterebilmeleri için bakterilerin üremeleri gerekir. a.

ketokonazol) fungal membranın lipid sentezini inhibe ederler. Teikoplanin yapı olarak vankomisine benzeyen bir glikopeptiddir. adenilaz ve asetilaz enzimleri aracılığı ile (en önemli direnç mekanizması). b. oksitetrasiklin ve klortetrasiklin 30S ribozomal subünite bağlanan bakteriostatik etkili antibiyotiklerdir. 5. 6. enterokoklar ve diğer gram pozitif bakteriler için kullanılır. gram pozitifler ve anaeroblara etkili değildir. 36 . Aztreonam önemli monobaktamlardan birisidir. rifampin ise RNA sentezini inhibe eder. riketsia ve klamidyalara etkili bakteriostatik antibiyotiktir. polienler (nistatin ve amfoterisin B) ise fungal efeksiyonlarda kullanılır. c.Aminoglikozidlere karşı direnç üç mekanizma ile gelişir. d. 1) Plazmid kontrolündeki fosforilaz. Stafilokoklar (özellikle metisilin rezistan S. Mikolik asit sentez inhibitörü İzoniazid. R plazmidi ile taşınabilen kloramfenikol asetil-transferaz enzimi ile inaktive edilebilir. aureus). Sitoplazmik membran inhibitörleri Polimiksin ve polienler plazma membranının ozmotik yapısını değiştirirler. 50S ribozomal subünitlere bağlanarak peptid bağların gelişimini engeller. gram negatif. önemli özellikleri ökaryotik hücrelere çok toksik olmalarıdır. e. Griseofulvin Fungistatik etkilidir. Diş ve kemikte depolanabilir. Azoller ise (mikonazol. Bakterisidal etkilidir. 50S ribozomal subünit'de 23S RNA'ya bağlanarak translokasyonu bloke eder. Polimiksin bazı gram negatif bakterilerin ve sterol içeren mikoplazmaların tedavisinde. Antibiyotiklerin toksik etkileri ve diğer ilaçlar ile etkileşimleri Tablo 10 ve 11 'de gösterilmiştir. Tüm kinolonlar ve florokinolonlar DNA girazı bloke ederek bakteri DNA sentezini inhibe ederler. linkomisin ve klindamisin (linkomisin) bakteriostatik etkilidir. 2) Kromozomal mutasyon. Nükleik asit sentez inhibitörleri Kinolonlar. nalidiksik asit DNA. Spesifik tetrasiklin R plazmidleri içeren hücrelerden plazmid aracılığı ile protein aktarımı yoluyla diğer bakterilere geçer. Makrolidler ve linkomisin Eritromisin (makrolid). Tetrasiklinler Tetrasiklin. Enterobacteriacea ve Pseudomonas gibi gram negatif bakterilere etkilidir. Mikrotübül oluşumunu engelleyerek hücre bölünmesini bloke eder. 3) İlaçlara karşı bakterinin geçirgenliğinin azalması. streptokoklar. mikobakterilerin mikolik asit sentezini inhibe eden bakterisidal antibiyotiktir. Kloramfenikol Gram pozitif. 4.

17 Antibiyotikler ve toksık etkileri Antibiyotik Aminoglikozid Etkileştiği ilaç Anestetikler Etakrinik asit Ampisilin Oral kontraseptifler Antasidler Eritromisin Terfenadin Dijital Teofilin Siklosporin Rifampin Antikoagülanlar Digitoksin Beta blokerler Oral kontraseptifler Ketokonazol Kortikosteroid İzoniazid Sulfonamidler Ketokanazol Antikoagülanlar Methotrexate Tetrasiklinler Dijital Oral kontraseptifler Amfoterisin B İmidazoller Dijital Siklosporin Etki Nöromusküler blokaj Ototoksisite Gl absorbsiyonun azalması Gl absorbsiyonun azalması Fatal kardiak aritmiler Konsantrasyon ve toksisite artışı Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Absorbsiyonu düşürür Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Konsantrasyon ve toksisite artar Gİ absorbsiyon azalır Potasyum konsantrasyonu azalır.Tablo 1. digitalis toksisitesi artar Aktiviteyi arttırır (immunsupresyon) 37 .

17 Antibiyotiklerin dıger ilaçlar ile etkileşimleri Toksisite tipi Renal toksisite Örnek ilaçlar Uzun etkili sülfonamidler obstrüktif nefropati.Tablo 1. penisilinler ve sefalosporinler hafif kaşıntılı ürtikeryal deri lezyonları yapmaktadır. Penisilinlerde gorulur. Deri reaksiyonları Sülfonamidler. Amfoterisin distal tubuler lezyon ve glomerul filtrasyon hızında azalma meydana getirebilir Tetrasiklinler farklı mekanizmalar ile renal toksisite meydana getirebilir Hepatosellüler hasar En iyi bilinenleri izoniazid ve rifampisin'dir. yüksek doz ampisilin ve fluklosasilin kullanımında da meydana gelebilir. parenteral tetrasiklin. Hepatit komplikasyonu eritromisin. Nadir olarak yüksek doz benzil penisilin tedavisinde de meydana gelebilir. birinci generasyon sefalosporinler tübüllerde mikrokristaller oluşturarak renal toksisite meydana getirebilir. pirazinamid ve etionamid. Ayrıca bütün ilaçlar anafilaktikreaksiyon sonucunda hipotansiyona bağlı akut tübüler nekroz oluşturabilir Aminoglikozidler proksimal tubuluslere toksik etkilidir. Çok nadir olarak yeni monobaktamların da böyle bir etkisi vardır. Akut anafilaksi hapten özelliği gösteren ilaçların yol açtığı tip I hipersensitivite reaksiyonudur. Granülomatözhepatit Aplastik anemi Metabolik kemik iliği depresyonu Granülositopeni Uzun süreli kinin tedavisinin komplikasyonudur Uzun süreli kloramfenikol kullanımı sonucunda gelişebilir Gansiklovir ve sulfonamidlerin komplikasyonudur Sülfonamidler ve sülfon tedavisinin bir sonucudur. 38 . Çapraz reaksiyon ile sefalosporinlerde de bulunabilir.

el teması Kana geçen bakterinin hasarlı kalp kapaklarında kolonizasyonu Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. solunum yolu enfeksiyonları. dış membran proteinleri Gram negatif diplokok Genital sistem (taşıyıcı. lökosidin. romatizmal ateş. kızıl. pirojenik eksotoksinler) bağlı enflamasyon Postinfeksiyöz klinik tablolar Kapsüle bağlı enflamasyon Deri hastalıkları (erizipel. deri (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan. pneumoniae) Meningokoklar (Neisseria meningitidis) Gonokoklar (N. toksik şok toksini. gonorrhoeae) Haemophilus influenzae Pozitif zincir yapan koklar Pozitif zincir yapan koklar Pozitif a hemolitik diplokoklar Gram negatif diplokok Kolon. pili. endotoksin İnflamasyonu endotoksin. murein). glomerulonefrit Diğer Beta hemolitik streptokoklar α hemolitik streptokoklar Pnömokoklar (S. kemik iliği. teikoik asit. ampiyem. katalaz. menenjit Boğaz. kolon ve genitoüriner sistem Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. streptokinaz. salpenjit.Tablo 2. besin zehirlenmesi Staphylococcu s epidermidis Pozitif. pili ve yüzey proteinlerinin adhezyonu. enterotoksinleri) ve hücre yüzey komponentleri (kapsül. ekstrasellüler enzimlerine (hemolizin. protein A) aracılığı ile abse oluşumu Slime tabakası aracılığı ile protez ve intravenöz kateterlere aderans ve kolonizasyon Piyojenik enfeksiyonlar ve birçok organda (örneğin subkutan dokular. vajina Neonatal septisemi ve menenjit Bakteriyel endokardit ve nadiren diğer hastalıklar Pnömoni. lipoteikoik asidleri. bazıları asemptomatik) Sekresyonları cinsel temas ile bulaşması Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. barsaklar (normal flora) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır immünyetersizlikli hastalarda cihazlara implantasyonuna bağlı enfeksiyonlar Grup A Streptokoklar Pozitif zincir yapan koklar Boğaz (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır Hücre yüzey komponentlerine (M proteini. üzüm salkımı şeklinde koklar Normalde bulunduğu yer ve vücuda girişi Burun. C5a peptidaz. lgA1 proteaz'a bağlıdır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. hiyaluronik asit. lgA1 proteaz. toksin içeren besinlerin yenilmesiyle bulaşır Patojenite mekanizmasI Özel hastalık tablosu Staphylococcu s aureus Akut enflamasyon ve birçok ekstrasellüler toksinleri (koagülaz. septisemi. pelvik inflamatuvar hastalık Gram negatif küçük basillerdir Menenjit (3 ay ile 2 yaş arası). el teması Üretrit. impetigo). endokardit Septisemi. sellülit 39 . mürein. menenjit.1 . tonsillit.A İnsanlarda hastalık etkeni önemli bakterilerin özellikleri Bakteri Gram Boyama. üzüm salkımı şeklinde koklar Deri. endokard) abseler. el teması Boğaz (taşıyıcı) i nhalasyon. toksik şok. endotoksin. Morfoloji Pozitif. septisemi.

adhesinler. bunun yanında bilinmeyen bir çok patojenite faktörü vardır. İnsan-insan teması ile fekal kontaminasyon Barsaklardan veya oral floradan organizmanın girişinin ardından duyarlı alanlarda enflamasyon Enterotoksinlerine bağlı değişik tipte diyareler. akciğerlerde). vajina (normal flora) Escherichia coli Gram negatif basil. kişisel temas. Gram negatif basil. toprak. EHEC gibi) Su. paratifo. gastroenterit. genellikle üriner sistemde Vibrio cholerae Gram negatif. yiyecekler. birçok suşu patojenik (ETEC. yiyecekler. eksotoksin. Tifo. sistit. Shiga benzeri toksin. septisemi. sadece zorunlu aeroptur Su. Üre pozitif. oral floradan inhalasyon yoluyla bulaşır İnce barsak mukozasına Shiga toksin ve adezinlerin ile invazyon yapar Dizanteri (inflamatuvar hastalık) Abseler (periton. endotoksin. kistik fibrozis de aljinat Kolera Salmonella spp.B Bacteroides spp. Bazen üriner sistem taşları da eşlik edebilir Proteus spp. Yiyecekler. veya epitellerin bozulması ile penetrasyon yapar Yanık hastalarında. EPEC. Diyare muhtemelen toksinlerine bağlıdır Toksinleri (toksin A. anaerob Barsak. sıklıkla mikst enfeksiyon Sekretuvar diyare (turist diaresi).Tablo 2. Gram negatif basil. menenjit Klebsiella pneumoniae Geniş kapsûllü Gram negatif basil Fagositoza direnci (kapsülü) enflamasyonu kolaylaştırır. elastaz. adezinler Bu faktörlerden bazıları derin doku enfeksiyonlarına sebep olabilir Shigella spp Gram negatif basil Su. septisemi Pseudomonas Aeruginosa Gram negatif basil. Endotoksininin de etkisi vardır Pnömoni. 1 . immünyetersizlikli hastalarda diğer enfeksiyonlar Üriner sistemde inflamatuvar hastalık. endotoksin). bulaşma enfekte suların içilmesi ile olur Dışkı bakterisidir. dizanteri. yüksek pH'da daha iyi ürer Muhtemelen fekal kontaminasyon İnflamasyon. insan-insan teması ile fekal kontaminasyon (az miktarda inokulum yeterlidir) Genellikle. yiyecekler İnhalasyon. kıvrık bakteri Gram negatif basil Suda yaşar. bazı suşları hayvansal besinlerin alınması ile bulaşır Kolera toksinine bağlı masif sulu diyare Makrofajların içinde çoğalır. diabetiklerde piyojenik enfeksiyonlar kistik fibrozis de akciğer enfeksiyonları 40 .

yiyecekler İnsan sekresyonları (M.1 –C Borda tella pertussis Gram negatif küçük basillerdir Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon ve el teması ile bulaşır Genellikle fekal kontaminasyon. peptik ülser Gram negatif basil Clostridium difficile Clostridium botulinum Gram pozitif. sporlu basil. Campylobacter. sitokin salınımı. ince basiller Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). Citrobacter. M. ince barsaklar hastalık toksinin alınması ile oluşur Toprak. yaralar Toprak. su (M. bazıları da lokal enflamasyonlar yapar. Serratia. anaerop Gram pozitif. hayvansal ürünler (M. barsaklar deri bütünlüğünün bozulması. avium intracellulare vd). adezinler Virülans faktörleri kesin olarak bilinmemektedir. kontamine yiyecekler. özellikle AIDS hastalarını infekte eder Tüberküloid ve lepromatöz lepra Mycobacterium leprae 41 . bovis) toprak. gazlı gangren Legionella pneumophila Gram negatif küçük zorunlu hücre içi basillerdir Su (air condition. sistem enfeksiyonları Mycobacterium tuberculosis ve diğerleri Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). yavaş üreyen. avium intracellulare vd. tuberculosis). diğer hidrolitik enzimler miyonekroz. muhtemelen endotoksine bağlıdır İnflamasyonunun patogenezi tam olarak bilinmemektedir Toksinleri Botulinum toksini Boğmaca Diğer enterik bakteriler (Enterobacter. Bazıları sistemik hastalık. anaerop Lesitinaz C. İnsan sekresyonları Bilinmeyen mekanizmalar ile patojenitesini özellikle hücresel immün yetersizliği olanlarda gösterir Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. ince basiller Primer ve sekonder tüberküloz. kontamine yiyecekler. sulu sistemler).Tablo 2. sporlu basil. yavaş üreyen. infant ve yara botulizmi Clostridium tetani Gram pozitif. trakeal sitotoksin. anaerop Tetanospazmin Tetanolizin Tetanus (spastik paralizi) Clostridium perfringens ve diğerleri Gram pozitif. adenilat siklaz. sporlu basil. inhalasyon. sporlu basil. Yersinia) Helicobacter pylori Gram negatif basil Değişik diyareler. adjuvan etki Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. bazıları küçük kemiriciler (fare) aracılığı ile bulaşır Sıklıkla midede bulunur Pertussis toksini. Gastrit. anaerop Barsak (normal flora ?) Toprak. sitokin salınımı Pnömoni. dizanteri. kontamine yiyecekler yara kontaminasyonu Pseudomembranöz kolit Botulizm (flask paralizi). soğutma sistemleri.

ince.Tablo 2. genital ve intrauterin enfeksiyonlar 42 . artropodlar vektördür. Böylece vital organlarda hasar gelişir. spiril yapılı basillerdir Rezervuar hayvanlardan insanlara sert keneler aracılığı ile bulaşır Lyme hastalığı Bartonella hanselae Küçük. Zorunlu intrasellüler bakteridir.D Treponema pallidum Gram ile boyanamayan. ikinci dönemde akut enflamasyon. neonatal konjunktivit Chlamydia trachomatis İnsanlar doğal konaklarıdır.pnö moni. insanlar ve hayvanlar taşıyıcıdır Özellikle genç erişkinlerde bronkopnömoni. ince. Bazılarının üremesi için sterol gerekir Kedi tırmığı Kedi tırmığı hastalığı. silier fonksiyonunun kaybolması. sentetik besiyerlerinde üretilemez Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. gram negatif zorunlu hücre içi basillerdir Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. lenfogranuloma. spiril basillerdir. Q ateşi Mycoplasma spp. üçüncü dönemde ise kronik enflamasyon ve otoimmün benzeri bulgular. hareketlidir ve kültürde çoğaltılamaz İnfekte kişilerin sekresyonları ile temas Birinci dönemde şankr. muhtemelen hidrojen peroksit içeren metabolitlerine bağlıdır Tifüs tipleri. zorunlu intrasellüler bakteridir. Epidemik tifüste muhtemel taşıyıcılar insanlardır. sentetik besiyerlerinde üretilemez Küçük. virülans faktörleri bilinmemektedir Enfeksiyonun sifilise benzer üç dönemi vardır. Elementer cisim ve retiküler cisim olmak üzere iki yapıda bulunur. Solunum epitelinde hasar. Organizmanın üremesine bağlı vasküler endotel yapıda hasar meydana gelir. genital veya diğer sekresyonlardaki elementer cisimler aracılığı ile bulaşırlar Rickettsia spp Hayvanlar rezervuar. hücre duvarı olmayan bakterilerdir. gram ile boyanamayan. Virülans faktörleri bilinmemektedir ancak beyin gangliozidlerine yapıştığına dair bilgiler vardır Granülomatöz ve süpüratif yanıt oluşturur İntrasellüler yaşayan retiküler cisimciklerin konak hücre harabiyetine bağlı enflamasyon yapar Sifiliz Borrelia burgdorferi Gram ile boyanamayan.1 . basiller angiomatosis PID.

Bakteriyoloji • Normal Flora • Sporlu Gram Pozitif Basiller • Clastridiumlar • Gram Pozitif Koklar • Gram Negatif Koklar • Sporsuz Gram Pozitif Basiller • Enterik Gram Negatif Basiller • İntestinal Sistem içinde ve Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem içinde Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Solunum Sistemi ile İlişkili Gram Negatif Basiller • Hayvan Kaynaklı Gram Negatif Koklar (Zoonozlar) • Mikrobakteriler • Diğer Bakteriler 43 .

Terleme. Virüsler normal flora üyesi değildirler. Daha sonraki dönemlerde stafilokoklar. Doğumda barsaklar sterildir. Duodenumdan kolona indikçe bakteri miktarı artar. Baskın olarak difteroid basiller. Bir peptostreptokok olan Streptococcus mutans diş plaklarının ve çürüklerinin sebebidir.BAKTERİYOLOJİ NORMAL FLORA Sağlıklı kişilerin deri ve mukozalarında yaşayan mikroorganizmalara normal mikrobiyal flora denir. Normal yetişkinlerde özofagus ağız florası bakterilerini ihtiva eder. Dışkıda 100'den fazla çeşit bakteri bulunur. sporlu aerop basiller. Daha ileri dönemlerde karışık flora vardır. yıkanma veya değişik antiseptiklerin kullanımı ile normal flora bakterilerin miktarı azaltılabilir. Ureaplasma urealyticum. uretra sterildir. difteroidler ve bazen laktobasiller eklenir. ancak kolonizasyonu artarsa hastalık yapabilir. 4-12 saat sonra viridans streptokoklar kolonize olmaya başlar. Ağızda ek olarak candida suşları bulunur. Kolonun anaerop florası abse oluşumunda başlıca rolü oynar. Bacteriodes fragilis'de kolonun normal flora üyesidir. • Enfeksiyon kaynağı olabilir • İmmün stimülasyon için yardımcıdır • Aynı reseptörleri kullanarak patojen mikroorganizmaların enfeksiyon yapmalarını engelerler • Sindirim ve metabolizmada rolleri vardır • Karsinojenlerin kaynağı olabilir İnsanlarda normal viral flora demek anormal bir durumdur. 44 . Normal floranın organizma için önemi. ancak süratle flora yerine gelir. İnsan vücudunda bakterinin bol olarak bulunduğu alanlar: • • • • • Deri Solunum sistemi Sindirim sistemi Üriner sistem Genital sistem Özellikle nemli alanlar Burun ve orofarenks Ağız ve kolon Anterior üretha Vajina Bazı normal flora üyeleri fırsatını bulduğu zaman patojen olabilir. intestinal floranın K vitamini sentezinde rolü vardır. Anne sütü alan çocukta laktik asit streptokokları ve laktobasiller bulunur. anaeroplar. Küçük bronşlar ve alveoller sterildir. aerop ve anaerop stafilokoklar. alfa hemolitik streptokoklar. Derinin normal florası genellikle geçici tiptedir. organizmalar daha sonra yiyeceklerle kolonize olur. Örneğin. enterokoklar. Mide asidi bakterileri minimuma indirir. Kalıcı floranın herhangi bir şekilde azalması durumunda geçici floranın hastalık yapma olasılığı vardır. ancak iç organlara geçerse patojen olur. Örneğin Streptococcus pyogenes üst solunum yollarının normal flora üyesidir. Vajinada doğumdan sonra laktobasiller kolonize olur. Ancak sekresyonların yapıldığı anatomik alanlarda kalıcı flora bulunur. Normal vajen florasında Grup B streptokoklar. Moraxella catarrhalis. Anterior uretra dışında. Farenks ve trakeada da benzer flora bulunur. Ağız ve farenksin mukozaları doğumda sterildir. Kolonun %96-99'u anaerop bakterileri içerir (Özellikle Bacteroides fragilis). Mukoza ve derideki flora bakterileri patojen bakterilerin üremesini engeller (bakteriyel interferans). Gardnerella vaginalis. bronşlarda çok az miktarda bakteri vardır. Kalıcı flora organizmanın fonksiyonlarına yardımcıdır. mayalar. sebase sekresyonların yapıldığı alanlarda (genital ve dış kulak yolu) nonpatojenik mikobakteriler bulunur. Kalıcı ve geçici flora olarak ikiye ayrılır. bazen Listeria veya Mobilincus bulunur. Servikal mukus antibakteriyel aktivite ve lizozim içerir.

Bakterinin poli-D-glutamik asit yapısındaki kapsülü bir haptendir. Bu bakteriler önemli spesifik enfeksiyonların etkenleridir. Bacillus anthracis (ŞARBON) Şarbon başlıca koyun. eğer bakteri protektif antijen üretmezse diğer toksinlerde etki göstermezler. 45 . ondüle saç görünümünde R tipi koloni yapar. Bakteri tren vagonu veya bambu kamışı şeklinde kaba zincirler yapan gram pozitif merkezi sporu olan basildir (Şekil 2. Letal faktör Protektif antijen reseptör görevi görür. zorunlu anaeroplar Clostridium'\ar olmak üzere ikiye ayrılır.2). vejetatif organizmalar ödem ve konjesyon ile karakterize hastalık yapar. menenjit ve sepsis gibi hızlı seyirli fatal enfeksiyonlar ile sonlanır. İnsanlar nadiren infekte olurlar. at gibi hayvanların hastalığıdır. asıl virülansı toksinine bağlıdır. İnhalasyon yolu ile bulaşma hemorajik mediastinit. Protektif antijen 2. Hareketsizdir (B. sığır. cereus swarming tarzında ürer). pnömoni. doğada ise sporlu kapsülsüzdür. Kanlı agarda iyi ürer. Enfeksiyon sağlam olmayan deri veya mukozalardan sporların alınması ile bulaşır (Tablo 2. Antraks toksini diğer ekzotoksinlerden farklı olarak A ve B subünitlerden meydana gelmez. Nadiren gastrointestial ve inhalasyon yolu ile (woolsorter's disesase) enfeksiyon yaptığı gösterilmiştir. Klinik örneklerden izole edilen bakteriler kapsüllü sporsuz. Zorunlu aerobdur.1). Hem kapsül hem de toksinler farklı plazmidlerin kontrolü altındadır . Sporlar dokularda germinasyona uğrar.SPORLU GRAM POZİTİF BASİLLER Gram pozitif spor yapan basiller aeroplar Bacillus. Ödem faktör 3. ARB boyama ile sporları kırmızı renkte görülür. Kromatografik olarak üç alt gruba ayrılır 1. Kapsülü fagositoza karşı koymak amacıyla üretilir.

köpek. aerop Gram negatif basil Hayvan Evcil hayvanlar Koyun. at Kedi. tilki. microsporum Afipia felis Mantar Gram negatif basil Köpek. fareler Sığır Koyun. özellikle giriş yerinde jelatinöz ödeme sebep olur (habis püstül) (Şekil 2. balık Fareler. evcil hayvanlar Fareler Evcil hayvanlar Tavşanlar.Tablo 2. sığır Kedi. Daha sonra lenfatikler ve kan dolaşımı aracılığı ile yayılan vejetatif bakteriler ağır bir sepsis tablosuna sebep olurlar. 46 . sporlu. keçi Sığır Domuz Köpek Domuz. canis Erizipeloid Leptospiroz Melioidoz Ruam Tularemi Virüsler Foot and mouth Orf (Ektima kontagiosum) Veziküler stomatit Parazit Kutanöz larva migrans Erysipelothrix rhusiopahtiae Leptospıra interrogans Pseudomonas pseudomallei Pseudomonas mallei Francisella tularensis Aphthovirus Parapox virüs Vesicular stomatitis virüs Ancylostoma caninum Ancylostoma braziliense Mantar Bilinmeyen Dermatofitler Kedi tırmığı Zoofilik trichophytonlar. etoburlar Klinik Dokulara geçen sporlu bakteri germinasyona uğrar.2 Deri yaralanması ile bulaşan zoonozlar Hastalık Etken Bakteriler Şarbon Bruselloz Organizma ismi Bacillus anthracis Brucella melitensis B. kümes hayvanları. keçi Sığır. köpek Grampozitif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Gram negatif basil Picomavirus ailesinden Poxvirus ailesinden Rhabdovirus ailesinden Nematod Grup Gram pozitif.2). aburtus B. kedi. suis B.

cereus ciddi keratit. ateş ve kusma eşlik eder. cereus iki farklı tipte ekzotoksin salgılar (Tablo 2. Presipitasyon veya hemaglutinasyon testleri ile antikorlar aranabilir. Tanı Anamnez ve cilt lezyonunun görülmesi genellikle tanı için yeterlidir. Spesifik antraks gama bakteriofaj ile lizis olması tanıda yardımcıdır.cereus'lu hastaların dışkıları bakteriyolojik inceleme açısından yeterli bilgi vermez. Emetik formda bulantı. Biyolojik savaş nedeniyle gündemdedir. B. siprofloksasin. Bakterinin besin üzerinde tespit edilmesi tanı açısından değerlidir. abdominal kramplar ve nadiren ishal olur. Bacillus cereus Besin zehirlenmesi etkeni olan B. klindamycin ve eritromisin de denenebilir. aminoglikozidler ve karbapenemler denenmelidir. İnhalasyon ile alınan şarbon dışında penisilin genellikle ilk seçenektir. larvae ve B. anthracis ile karşılaşmalarda aşı yapılırsa 4 hafta. thuringiensis. Nadir de olsa intravenöz uyuşturucu bağımlılarında. B. B. sphaericus. kalın gram pozitif basillerin gösterilmesi. kusma. 47 . aşı yapılmayanlarda ise 8 hafta siprofloksasin veya doksisiklin uygulanır. Virülan antraks suşları intraperitoneal injeksiyon ile fareleri öldürürler. Hayvanlara kapsül. abdominal kramplar. B. veya kanlı agarda gri nonhemolitik koloni yapısı (Medusa başı görünümü) ile merkezi sporları gösterilebilir. B. Korunma Korunma hayvan çıkartıları ile temas edilmemesi. Normal florada da bulunabilir. Tedavi Bacillus cereus beta laktamaz ürettiği için penisilin ve diğer beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. menenjit. Hastalık genellikle 24 saat içinde kendi kendine düzelir. Tanı için şarbon yarasından alınan materyalde sporsuz. Tedavide vankomisin. B.Sporların oral yoldan alınması ile gelişen gastrointestinal sistem şarbonu hayvanlarda yaygın iken insanlarda nadiren görülür. lentimorbus) böcekler için patojendir. Pirinçli yiyeceklerin yenmesinden sonra 1-5 saat içinde başlar. Sulu diyareye. Hareketlidir. yapay tıbbi malzeme kullananlarda endokardit. Akciğer şarbonunda siprofloksasin tercih edilir.3). popilliae. Diyare formunda ise inkübasyon periyodu 1-24 saattir. diğeri ise etli (soslu) yiyeceklerden bulaşan diyare tipi besin zehirlenmesi yapar. koruyucu elbiselerin giyilmesi ve hayvanların aşılanması ile sağlanabilir. Bunlardan biri pirinçli yiyeceklerden geçen emetik form. Ancak önemli olan tedaviye erken başlanmasıdır. Enterotoksin barsakta sentezlenir. şarbondan ölen hayvanların yakılması veya derin gömülmesi.cereus'un dışkıda tespit edilmesinin tanı açısından değeri yoktur. osteomyelit veya pnömoni gibi sistemik enfeksiyonların etkeni olarak tespit edilebilir. Tedavi Şarbon'a karşı birçok antibiyotik kullanılabilir. Hemorajik mediastinit ve şok tablosu tablosu içinde hastaların hemen tamamı birkaç gün içinde ex olurlar. Tetrasiklin. İnhalasyon antraksı nadir görülür. besiyerlerinde swarming tarzında ürer. Özellikle travma veya göze yabancı cisim kaçması ile enfeksiyon meydana gelir. insanlara protektif antijen aşıları uygulanmaktadır. Diğer Bacillus türleri (B. Biyolojik silah olarak kullanılan B. bunlardan bazıları böcek ilacı olarak kullanılır. endoftalmit ve panoftalmitgibi göz enfeksiyonlarına sebep olur. klindamisin.

elektromiyogram bulguları tipiktir. coli İnvazyon İnvazyon İnvazyon (toksin ?) İnvazyon (toksin ?) Toksin O157:H7 (verotoksin) C. diyare Diyare Diyare Ateş.Tablo 2.3 Besin zehirlenmesi etkenleri. Clostridiumların sporları genellikle basilin çapından daha geniştir. vakumla paketlenmiş yiyecekler veya konserveler aracılığı ile bulaşır. pasta. süt Deniz kabukluları Süt Salatalar Kırmızı et Kırmızı et. Sadece anaerobik ortamlarda ürerler.Isıya dirençli toksin . Toprakta ve hayvan dışkılarında bulunan bir bakteridir. botulinum toksinleri son derece toksiktir. Doğada. 1-2 (xg insanlar için öldürücüdür. Toksinler benzer etki gösteren nörotoksik proteinlerdir. süt Tavuk. cereus Mekanizma . perfringens Toksin İnkübasyon periyodu (saat) 1-6 1-16 8-24 16-48 16-48 16-72 16-72 16-72 16-48 8-12 Bulaşma Salam. Botulizm. C. kırmızı et. Toksin gastrik epitel hücrelerinden emilir. kümes hayvanları. gazlı gan-gren ve pseudomembranoz kolit gibi spesifik önemli enfeksiyonlar yaparlar. Santral. inkübasyon periyodu bulaşmadan sorumlu yiyecekler ve klinikleri Organizma S. 100°C'de ortalama 20 dakikada parçalanırlar. enterocolitica E. C. A (en potenti) ve B her türlü yiyecekte bulunurken. tetanoz. Baharatlı. 48 . diyare Diyare CLOSTRİDİUMLAR Gram pozitif.3). Ortak antijenik yapıları bulunmakla birlikte. diyare Ateş.Isıya dirençli toksin . subterminal ve terminal olmak üzere sporun basil üzerindeki yeri değişik olabilir. onların innerve ettiği nöromusküler plağa getirilir. genellikle her bakterinin kendi antijenik yapısı vardır. ısıtılmış yiyecekler Pirinçli yiyecekler Soslu yiyecekler Tavuk. Clostridium botulinum Botulizm etkenidir.Isıya duyarlı toksin Salmonella Campylobacter V. Gevşek paraliziler yapar. Toksin üretimi bakteriyofaj kontrolündedir. Özellikle A. anaerob. endositoz ile plağa girer ve asetil kolin deşarjını önleyerek çizgili kas paralizilerine yol açar (Şekil 2. parahaemolyticus Y. Isı direnci asit pH'da yada çok tuzlu ortamlarda düşürülebilir. botulinum toksini hem bakteri ürerken hem de parçalanırken ortama salınır. dışkıda bulunurlar. aureus B. diyare Ateş. Organizmanın sporları ısıya çok dirençlidir. tütsülenmiş. E özellikle balık ürünlerinde vardır. yumurta. toprakta. B ve E (bazen F) zehirlenme lerden sorumludur. bir çoğu peritriş flagellalara sahiptir. soslar Klinik bulgu Kusma Kusma Diyare Ateş. kan veya lenf dolaşımı ile kolinerjik sinirlere. kaba basillerdir. 100 °C'ye 3-5 saat kadar dayanabilir. Toksinin 8 antijenik tipi vardır (A-G).

Ateş yoktur. Tedavi Trivalan (A. Ani ölüm sebebidir. Vejetatif bakteriler tarafından üretilir. usulüne uygun hazırlanmışsa botulizm gelişmez. perfringens'e göre daha güçlükle ürerler. özellikle insan ve hayvan dışkılarında bulunur. yuvarlak. Clostridium tetani Tetanoz etkenidir. özellikle bakteri lizise uğrayınca salgılanır. Toksin serum ve yiyeceklerde gösterilebilir. Tüm Clostridium tipleri aynı antijenik tipte tetanospazmin (nörotoksin) salgılar. Enfeksiyon anaerob dokularda lokalize kalır. Sanayide üretilen konserveler. Tanı Klinik bulgular ve EMG ile konulur. Ciddi bir bakım ile ölüm oranı %65'den %25'e düşürülebilir. yutma güçlüğü. Toksin Hemolizden sorumlu tetanolizin ve istem dışı kasılmalardan sorumlu tetanospazmin üretir. Patogenez İnvazyon yapmaz. Sadece kültür ortamlarında ve doğada sporlu. Bu hastalarda toksin dışkıda tespit edilir. solunum paralizisi ve kalp durması geliştiğinde ölümle sonuçlanabilir. Tamamen iyileşme 3 ay ile bir yıl arasında sürebilir. Sporların germinasyonu için nekrotik dokuların olması. tenis raketi) bakterilerdir. Doğada. C. Mortalite oranı yüksektir. Peritriş flajellaları ile hareketli. Gerekirse mekanik ventilatörler ile ventilasyon desteği sağlanır. Görme ile ilgili bulgular (göz kaslarında koordinasyon bozukluğu. E) antitoksin süratle intravenöz verilir. çift görme) ilk bulgulardır. Sadece semptomatik tedavi uygulanır. Bulber paralizi. Korunma C. konuşma bozukluğu da görülebilir. bu özellikleri taşıyan dokulara tetanojen dokular denir. Ölüme kadar hastanın bilinci yerindedir. terminal sporlu (davul çomağı. Kapağı şişmiş konserveler tüketilmemelidir. İyileşmiş hastalarda antitoksin oluşmaz. canlı dokularda ise vejetatif formdadır. kanda ise bulunmaz. Hayvan deneyleri yapılabilir. gastrointestinal sistem bulguları bulunmaz. İinsan vücudunda. Toksin üretimi plazmid kontrolündedir. Süt çocuklarında (ilk bir yaş) toksin ile kontamine yiyeceklerin (bal) yedirilmesi ile infantil botulizm görülebilir (gevşek bebek). Şüpheli yiyecekler en azından 20 dakika süreyle kaynatılmalıdır.Klinik bulgular Kontamine yiyeceklerin alınmasından 18-24 saat sonra ortaya çıkar. dokuların kanlanmasının bozulması ve ortamda Ca bulunması gerekmektedir. botulinum doğada yaygındır ve yiyecekleri kontamine edebilir. Anatomik ++ 49 . Ciddi olgularda 4 saatte bir tekrarlanır. B. Evde yapılan konserveler tehlikelidir.

Klinik İnkübasyon 4-5 günden birkaç haftaya kadar değişebilir. 50 . Prognoz çok iyidir. sinir) tek tek veya kombine tutulduğu görülür. Vejetatif organizmalardan salınan toksin retrograt aksonal iletişim veya kan dolaşımı yoluyla merkezi sinir sistemine ulaşabilir.4). BOS normaldir. eller hiçbir zaman hastalığa katılmaz. Daha sonra generalize forma da dönüşebilir. Asetil kolinin salınımını inhibe eder ve böylece nöromusküler geçişi engeller. Ağır olgularda konvülsiyonlar gözlenir. Tetanospazmin merkezi sinir sistemine birkaç yoldan etkilidir. Kasılmalar. İlk tutulan kas masseter kasıdır. Lokalize tetanoz: Çok nadiren hastalık yaralanma bölgesi ile sınırlı kalabilir. İlk kasılmalar yara yerinde başlar. Herhangi bir eksternal stimulus kasılmaları başlatabilir. aureus. Sfinkter spazmı nedeniyle konstipasyon ve idrar retansiyonu görülür. Hastalık tonik kas kasılmaları ile karakterizedir. Pseudomonas aeruginosa) bulunması ile oksijen tüketimi hızlanır ve üremeleri daha kolaylaşır. Bunu izleyen dönemde. Yaranın merkezi sinir sistemine uzaklığı bu süreyi etkiler. kollar fleksiyon. aritmiler ve arteriyel kan basıncı oynamaları görülür. Toksin başlangıçta motor nöronların presinaptik membranlarındaki reseptörlere bağlanır. Generalize tetanozun ilk bulgusu sayılır. Bunun sonucunda. Kraniyal sinirlerin (özellikle 7. yabancı cisim ve koagulum içeren lezyonlar. Ancak başka bir enfeksiyon varlığında veya ölüme yakın dönemlerde gelişen aspirasyon pnömonisi gibi sekonder enfeksiyonlara bağlı olarak ateş yükselir. Daha sonra diğer yüz kasları da tutulur. Trismus (Çene kilitlenmesi. Ayırıcı tanıda striknin zehirlenmesine dikkate alınmalıdır. Ortamda aerop bakterilerin (S. taşikardi. ancak olguların 1/3 kadarında görülebilir. interkostal adelelerin olaya katılması ile gelişen asfiksi en sık ölüm sebebidir. prognoz kötüdür. Generalize tetanoz: Tipik tetanoz tablosudur. Laboratuvar kesin tanı için kullanılır. Lockjaw) gelişir. Sefalik tetanoz: Özellikle kulaklarda olmak üzere (otitis media) primer enfeksiyon bölgesinin başta olduğu durumlardır. Tüm etkilerini ekzotoksinleri aracılığı ile yaparlar. olgunun seyri boyunca. Ateş yoktur. İlk bulgu ile generalize spazmlar arasındaki dönem 2 günden kısa ise hastalık ciddidir. iyi irrige ve debride edilmemiş yara ve yanıklardır. Kobaya injekte edilen BOS insandakinin aksine assendan tarzda tetanoz geliştirir. hastanın bilinci terminal döneme kadar açıktır. Yaradan alınan preparatlarda gram pozitif sporsuz basillerin görülmesi tanıda önemlidir. uygunsuz düşük girişimleri sonucunda puerperal tetanoz görülebilir.boşluk bırakılarak sütüre edilmiş. Tanı Klinik bulgular ile konulur. bacaklar ise ekstansiyon halini alır (opistotonus (Şekil 2. İnkübasyon periyodu kısa. zaten hiperirritabl haldeki hastanın dış uyaranlarla her uyarılışında gelişir. donuk yüz (risus sardonicus) görülmeye başlanır. hatta iyileşme sonrasında aylarca süren en uzun seyirli bulgudur. Kasılmalar enerjiden bağımsızdır. nöbetler esnasında paravertebral kas spazmına bağlı olarak hastanın gövde ve başı hiperekstansiyon. Otonom sinir sistemi tutulumuna bağlı olarak terleme. Bunların dışında septik şartlarda göbek kordununun kesilmesine bağlı yenidoğan tetanozu (yedinci gün hastalığı). hiperrefleksi ve kas spazmları meydana gelir. Hastalarda sık görülen komplikasyonu aspirasyon pnömonisidir.

Kaslarda ve yumuşak dokularda nekroz. ve 18. aşırı su ve elektrolit kaybı olan diyareler görülebilir. Sporlar dokularda vejetatif hale geçtikten sonra gaz üretirler. histolyticum.Tedavi Hasta sakin bir odaya alınır. C. Beta toksin hemolitik ve nekrotizan etkiye sahiptir ancak lesitinaz değildir. perfringens'in bazı suşları güçlü enterotoksin üretir. ancak yine de tetanoz düşünülen her hastaya uygulanmalıdır. Palpasyonla krepitasyon alınması tipik klinik bulgudur. aylarda birer doz. septicum. C. Genellikle travma sonucunda gelişir. 51 . feçes) veya intestinal yol ile ulaşır. Nöronlardaki toksinin nötralizasyonunda etkisizdir. Gazlı gangren kural olarak mikst enfeksiyondur. ayrıca radyolojik olarak da izlenebilen gaz birikimine neden olur. C. ayrıca lökosit sayısının azlığı tanı açısından destekleyicidir. Hibernasyon amacıyla yüksek dozda diazepam verilir. 4. ancak bunların %90'ından Clostridium perfringens sorumludur. Gazlı gangren denince de bu bakteri akla gelir. Clostridium perfringens C. Kolonilerinin çevresinde çok sayıda hemoliz zonu gelişir. Tanı Klinik bulgular ile konulur. böylece 6-18 saatte ortaya çıkan. Yaraya debridman uygulanır. Yara geniş bir alanı kapsıyor ve kontamine ise tetanus immunglobulin uygulanır. tetanus toksoidi yapılır. subkutan dokuların kollajen tabakasını ve kasları sindirir. bir kollajenazdır. Mevcut yaranın çevresinde pis kokulu nekroze dokular gelişir. Tetanoz hiperimmunglobulininin hem korunmada hem de tedavideki yeri tartışmalıdır. Tablo 2. cereusfun gastroentenit tarzı besin zehirlenmelerine benzer. perfringensm neden olduğu hastalıklar Hastalık Gazlı Gangren Nekrotizan Enterokolit (NEC) Besin Zehirlenmesi Tipi Tip A Tip C Tip A Toksin Alfa toksin Beta Toksin Enterotoksin Patogenez Clostridial sporlar dokulara travmatize dokuların kontaminasyonu (toprak. Korunma Tetanoza karşı ilk yapılacak işlem yara temizliğidir. Hücre membranınındaki lesitini parçalar. Dokularda kalabilecek bakterilere karşı antibiyotik uygulanır. Kanlı agarda çift hemoliz zonu yapar Miyonekroz olmaksızın sellülit. Ortamda Clostridiumlar dışında koklar ve gram negatif basiller de bulunur. alternatif olarak metronidazol verilebilir. anemi ve toksemi ile karakterize hastalık tablosu yapar. DNase ve hyaluronidase. Tetanoz immunglobulini atlardan hazırlanmış ise hastalarda serum hastalığı gelişebileceği unutulmamalıdır.4 C. 6. Yara yerinden hazırlanan preparatlarda gram pozitif sporsuz (bazen sporlu) bakterilerin gösterilmesi. 2. novyi gibi yaklaşık 30 susun gazlı gangren gibi invaziv enfeksiyonlar yaptığı bilinmektedir. gaz birikimi ve süpürasyon ile özelleşen yumuşak doku enfeksiyonlarına sebep olabilir. Penisilin ilk seçilecek antibiyotiktir. Hastalık bu haliyle B. Travma ile başvuran hastalarda önce yara temizliği ve debridman uygulanır. Toksinleri Tip A'nın salgıladığı alfa toksin lesitinaz C'dir. Tüm bireylere aktif immünizasyon şeması uygulanmalıdır. Özellikle etli yiyeceklerde oluşan bu toksin jejenum ve ileum'dan hipersekresyon yapar. Beraberinde aşı yapılır ve penisilin tedavisi başlanır. Yenidoğan tetanozunda hiperimmunglobulin hayat kurtarıcıdır (gerçek endikasyon). Hiperimmunglobulin dolaşan serbest toksini nötralize eder. sonra 10 yılda bir booster (hatırlatma) dozu uygulanmalıdır.

Ateş sıktır .7) gösterilmiştir. Tüm Stafilokoklar katalaz pozitiftir. bu özelliği Streptokoklardan ayrımında kullanılır. Dışkı kültürünün tanısa I değeri yoktur. morfolojik olarak Stafilokoklara benzerler.Besin zehirlenmesine sebep olabilir. karakteristik özelliği psödomembranlar bulunmasıdır. İki tip toksin üretir. Nosokomial diyarelerin en sık etkenidir. GRAM POZİTİF KOKLAR Stafilokoklar ve Streptokoklar medikal önemi olan gram pozitif koklardır. besin zehirlenmesi. ancak bunlardan üçü medikal önemlidir (Tablo 2. Mikrokoklar da Stafilokoklara benzerler. epidermidis endokardit ve S. vankomisin dirençli enterokokları geliştirmesi nedeniyle artık birinci tercih değildir. aureus abseler. Oral vankomisin tedavisi. kanlı diyare. doğada yaygın olarak bulunurlar. klindamisin ve sefalosporinler) ile kemoterapötikler normal florayı azaltarak. kolonoskopi ile psödomembranların tespiti değerlidir. endokardit ve osteomiyelit gibi değişik piyojenik enfeksiyonlar. Tedavi Oral metronidazol primer tedavisidir. saprophyticus ise üriner sistem enfeksiyonu etkenleridir. S. Hareketsiz ve sporsuzdurlar. dörtlü veya sekizli paketler halindedirler. Tanı Toksinin varlığının gösterilmesi. Karın ağrısı. Stafilokoklar Hastalık Üzüm salgımı görünümünde gram pozitif koklardır. Tedavi Debridman. 52 . Stafilokoklarda ayırt edici özellikleri (Tablo 2. Dirençli veya metronidazol yan etkisi olan hastalarda kullanılabilir. Penisilin G ilk tercih edilecek antibiyotiktir.5 C. Ekzotoksin A ve B aktinin depolimerizasyonuna sebep olur. antibiyotik ve hiperbarik oksijen tedavisi uygulanır. bakteri kolonizasyonunun artmasını sağlarlar. şok ve peritonit ile kendini gösteren nekrotizan enterit etkenidir. toksik şok sendromu. böylece apoptozis gelişir ve enterositler ölür. Bu mikroorganizma yenidoğanların barsak florasında %50 oranında bulunur. C tipi bakterinin salgıladığı beta toksin sorumludur. Bu oran iki yaş civarında %4'lere düşer. Antibiyotiklerin hemen hepsi (özellikle ampisilin. S. Peptostreptokoklar anaerobik koklardır. Stafilokokların otuzdan fazla serotipi vardır. Clostridium difficile Antibiyotiğe bağlı kolit (psödomembranöz kolit) etkenidir. difficile'nin virülans faktörleri ve etkileri Virülans Faktörü Toksin A (Enterotoksin) Toksin B (Sitotoksin) Spor Etkisi İshal Pseudomembran oluşumu Çevre şartlarına direnç Klinik Orta derecede diyareden toksik megakolona kadar değişen klinik tablo gelişebilir. Tablo 2.6).

Metisilin (nafsilin) direnci de beta laktamaz üretimine bağlıdır. Koagülaz negatif Stafilokoklarda Protein A yoktur. Tolerans bir antibiyotiğin Stafilokokların üretimini inhibe etmesi ancak onları öldürememesidir. mukoza hücrelerine yapışmasını sağlar. aureus S. Bunlardan en önemlisi plazmid kontrolündeki beta laktamaz üretimidir. beta hemoliz yapmaz. eritromisin ve aminoglikozidler gibi birçok antibiyotiğe direnç taşıyabilir. Antijenik yapıdadır. saprophyticus Önemli bilgiler Katalaz pozitif. aureus'a bağlı endokarditlerde tanı olarak kullanılabilir.hemoliz yapması • Mannitolü parçalaması (Chapman besiyerini sarartması) • Polimiksin'li besiyerinde üremesi • Novobiosin'e duyarlılığı Tablo 2.7 Stafilokokların ayırıcı özellikleri Özellik Koagülaz pozitif S.Stafilokoklar birçok antibiyotiğe dirençlidir. yüzeyinde Protein A bulundurur. Protein A bazı aglutinasyon testlerinde tanı yöntemi olarak kullanılabilir (koaglutinasyon). novobiosine duyarlı. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden oluşur. Teikoik asit Stafilokokların hücre duvarında bulunur. aureus'a patojenliğini veren ayırıcı tanısal özellikler • Koagülaz pozitiftir • Kanlı agarda altın sarısı (aureus latincede altın demektir) koloniler yapması • Beta. epidermidis S. 53 . koagülaz negatif. Beta hemolitik. komplemana karşı etkinlik gösteren bir proteindir. novobiosine dirençli.6 Medikal önemi olan Stafilokoklar Bakteri S. üriner sistem enfeksiyonları etkeni Tablo 2. süpüratif enfeksiyonlar yapar Katalaz pozitif. koagülaz negatif. Opsonizasyon ve fagositozu önler. Staphylococcus aureus Önemli Bilgiler S. antiteikoik asit antikorları S. ancak bütün Stafilokoklar vankomisin'e duyarlıdır. koagülaz pozitif. saprophyticus (-) (-) Yok Yok % 30 + Dirençli Üriner infeksiyon S. Plazmidler tetrasiklin. aureus'un birçok antijen ve hücre duvar komponenti vardır. Stafilokokların yüzey reseptörleri bazı fajlar için reseptör görevi görür. epidermidis (-) (-) Yok Yok % 30 + Duyarlı Yabancı cisim enfeksiyonları 5. beta hemoliz yapmaz. aureus DNAase Mannitol Hemoliz Protein A Lipaz Novobiosine duyarlılık Yaptığı Hastalık (+) (+) Beta Var Tamamında var Duyarlı Süpüratif hastalıklar Koagülaz negatif S. normal deri florası bakterisi Katalaz pozitif. Peptidoglikan tabakaya bağlı halde bulunan Protein A. kemotaktik. Epidemiyolojik çalışmalarda faj tiplendirmesi ile suşlar belirlenebilir. IgG'lerin (lgG3 hariç) Fc kısmına affinite gösterir.

Koagülaz üretimi patojenlik ile iş anlamlı kullanılır. panaris. 30 dakikadan az kaynatmaya dirençlidir. Toksinleri Lökosidinler: İn vivo dokulardaki nekrozdan sorumludur. Kısa inkübasyon periyodlu (1/2 . Toksin lokal olarak üretilir. hücre duvarı proteinleri. Stafilokokların hücre duvarı üzerinde bulunan polisakkarid ve protein oluşumlu antijenik yapıları kapsül. hordeolum. epidermidis deri ve mukozaların normal florasında bulunur. S. Lipazlar: Deri. Stafilokinaz (fibrinoliz) Penisilinaz (beta laktamaz): Beta-laktam halkasının siklik amid bağını hidrolize eder. Hyalüronidaz: Bağ dokusunu hidrolize eder. Bu nedenle özellikle burun/nazofarenks portörlerinden oluşan gıda üreticilerinin kontamine ettiği krema ve mayonez gibi besinlerle oluşan besin zehirlenmeleri. antijen sunumuna gereksinim duymadan CD4+ T lenfositlere direkt olarak bağlanan (süper-antijen) bir toksindir. Akut endokardit etkenidir. aureusların yaklaşık %5-25 kadarı TSST taşır.6 saat) emetik tarzda besin zehirlenmesi etkenidir.aureus'un. S. Isıya. Antiteikoik asit antikorları. yayılma faktörüdür.8) İnflamatuvar enfeksiyonlar Deri-mukoza lezyonları: Abse. jel difüzyon yöntemi ile S. S. hastane personelinde %70'ler civarında nasal taşıyıcılığı bulunabilir.Bulaşma Stafilokoklar normal insan florasında bulunurlar. Bakterilerin %70'inden fazlası böyledir. Beta laktamaz enzimleri penisilin ve birçok birinci generasyon sefalosporinleri inhibe eder. Vagende %5 oranında bulunabilir. derialtı yayılımını sağlar. Eksfoliatif Toksin: Epidermolitik toksin de denmektedir. aureus'a bağlı endokarditli hastalarda tespit edilebilir. 54 . Patogenez Stafilokoklar toksinleri ve doku enflamasyonu yoluyla hastalık oluştururlar.B ise stafilokoksik psödomembranöz enterokolite yol açar. fibrinojeni fibrine dönüştürür. hidradenit. karbonkul. Haşlanmış Deri Sendromu'ndan sorumludur. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında lokalize bir lezyondan sepsis meydana gelebilir. Enterotoksin A ile E arasında 6 değişik tiptedir. S. toksik şok gelişmesinde önemlidir. kan dolaşımına karışır. aureus burun ve deri üzerinde (özellikle sağlık çalışanları) bulunabilir. aureus'un tipik lezyonu abse'dir. Toksik Şok Sendromu Toksini (TSST-1): İntravaginal tampon kullanan kadınlarda ve tampon kullanılan yaralarda toksik şok sendromu'na yol açar. Nötrofil ve makrofajları eritir. Enzimleri Koagülaz: Plazmayı koagüle etme özelliğindedir. toksinin bu özelliğinden kaynaklanmaktadır. Taşıyıcılarda problem oluşturmayan bakteri hastane enfeksiyonlarının önemli kaynağını oluşturabilir. Bakteri bu enzim sayesinde çevresini fibrin tabakası ile sararak savunma elemanlarından korunur. Lokal büllöz eritemlere yol açmaktadır. deride nekroz ve hemoliz yapar. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden yapılı peptidoglikan bağlarıdır ve antijenik olabilir. epidermidis'dir. Prostatik kapak endokarditlerinde etken S. Enterotoksin . Teikoik asit. follikülit. flegmon. Toplumda %40. Böyle suşlara metisilin rezistan S. S. Klinik Bulgular (Tablo 2. İçlerinde en önemlisi alfa toksindir. aureus denir (MRSA). Katalaz: Streptokoklardan ayrımında kullanılır. Normal kapaklılarda özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında sağ kalp endokarditi yapar. peptidoglikanteikoik asit kompleksi ve protein A'dır.

saprophyticus ise vajenin normal flora bakterisidir. ateş. GİS. epidermidis'de yapışıcı bir yüzey (Slime) tabaka bulunur. kusma görülür. Nosokomial pnömonilerin en önemli etkenlerinden birisidir. kaslar tutulur. aureus'tan farkı) S. güneş yanığı şeklinde deri döküntüsü ile karakterizedir. Bulantı önlenmemeli. MSS. Toksik şok sendromu. S. saprophyticus Normal flora bakterileridir.Kolonilerinde hemoliz yoktur .Tablo 2. prostetik eklem enfeksiyonları gelişir. Birkaç saat içinde. Bakteriyemi sonucunda abseler meydana gelir (metastatik abseler). Jambon. S. 24 saatten önce. sıvı elektrolit replasmanı uygulanmalıdır. Koagülaz negatif Stafilokoklar Esas tanı . epidermidis derinin. Şiddetli epigastrik ağrı. Hem travmatik hem de hematojen yayılım gösterebilir. Besin zehirlenmesi: Kısa inkübasyon periyotlu emetik tarzda besin zehirlenmesidir. hipotansiyon. kremalı pasta. kendiliğinden geçer.Gram pozitif koklar . Saç ve tırnaklar dökülebilir.8 Stafilokokların etken olduğu enfeksiyonlar Deri ve yumuşak doku enfeksiyonları Furonkül. Genellikle küçük çocuklarda görülür. yüzeylere yapışma özelliği vardır (kateter. epidermidis ve S. böbrekler. eritematöz maküler döküntüler ile karakterizedir. dondurma gibi oda ısısında kalmış yiyeceklere enterotoksinin bulaşması ile gelişen bir intoksikasyondur. bulantı. cerrahi) Sellülit İmpetigo Bakteriyemi Endokardit Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları Beyin apzesi Menenjit (nadir) Epidural apze Pulmoner enfeksiyonlar Embolik Aspirasyon İskelet sistemi hastalıkları Osteomiyelit Artrit Üriner sistem enfeksiyonları Renal karbonkül Alt solunum yolu enfeksiyonları Toksinlere bağlı enfeksiyonlar Toksik şok sendromu Haşlanmış deri sendromu Besin zehirlenmesi (Daha çok metastik apzeler) Osteomiyelit ve septik artrit etkenidir. Karaciğer. Özellikle postoperatif veya viral enfeksiyonların ardından (örneğin influenzae) ampiyem veya akciğer abseleri meydana gelir. S.Kolonileri gri veya beyazdır Mikroskopta üzüm salkımı gibi görünürler Katalaz pozitifliği Streptokoklardan farkını gösterir Koagülaz enzimi bulunmaz (S. geniş büller. şant. Haşlanmış deri sendromu ateş. S. epidermisin sıklıkla etken olduğu hastalıklar: • Devamlı ayaktan periton diyalizi (CAPD) peritonitleri • Nozokomiyal bakteriyemi • Protez kapak endokarditi • IV katater infeksiyonlar 55 . karbonkül Yara enfeksiyonları (travmatik.

Farenks (H) İmpetigo. Ortalama %20 S. saprophyticus özellikle seksüel olarak aktif kadınlarda üriner sistem enfeksiyonu (£.aureus'\a birlikte) • Ameliyat sonrası endoftalmit S. fecalis (grup D) S. menenjit Endokardit Kan dolaşımı (D) Kan dolaşımı (D) Deri (H) Kalp. coli'den sonra ikinci) etkenidir. aureus koagülaz pozitiftir. Streptokoklar Hastalık Streptokoklar farenjitten sellülit ve sepsis'e kadar bir çok enfeksiyonun sebebi olabilir. Böyle olgularda seçilecek tek antibiyotik vankomisin'dir.pneumoniae S. nonsupüratif) S.viridans Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Vajen (K) Kolon (NF) Kolon (NF) Orofarenks (K) Orofarenks (NF) 56 . Burun taşıyıcılığı intranazal mupirosin ile önlenebilir. Hastalardaki intravenöz kateterler çıkartılmalıdır. Üriner sistem enfeksiyonlarında kinolon veya trimetoprim sulfametaksazol kullanılabilir. S. eklemler (H) Böbrekler (H) S. Bu bakterilerin özellikle hastane enfeksiyonları yaptığı bilinmektedir. inotropik ilaçlar. Beta laktamaz üretenlerin çoğu plazmid kontrolü altındadır. bakteriye karşı ise beta laktamaz dirençli penisilinler (örneğin nafsilin) verilmesi tamponun çıkarılması ve enfekte alanın debridmanı gerekebilir. Toksik şok tedavisinde sıvı replasmanı.9 Streptokok infeksıyonlarında patogenez özellikleri Oganizma Patogenez Tipi Tipik Hastalık Hastalık bölgesi (H).saprophyticus antibiyotiklere duyarlıdır.aureus'la birlikte) • Vasküler greft infeksiyonları (S. Normal Flora (NF) Deri (H) . bazı sefalosporinler ve vankomisin ile tedavi edilebilir. kloksasilin. Bakterilerin birçoğu betalaktamaz üretir ve önemli bir kısmı da metisiline dirençlidir. Laboratuvar Bulgular Stafilokok lezyonlarından alınan yaymalarda üzüm salkımı gibi gram pozitif bakterilerin görülmesi ve kültür ile tanı konulur. otitis media. yani antibiyotikler ile inhibe edilebilir ancak öldürülemez. ancak enterokoklara vankomisin direncinin taşınmasında rolleri vardır. Stafilokoklarda vankomisin direnci gösterilememiştir. agalactia (grup B) E. Apze olgularında mutlaka drenaj uygulanmalıdır. endokardit Endokardit Pnömoni. Böyle olgularda ilaç kombinasyonları kullanılabilir. Tedavi ve Korunma S. Antibiyotik dirençli Stafilokoklarda taşıyıcılar hastane personelidir. aureus susunun metisiline karşı (veya nafsilin) dirençli olduğu (MRSA) ve bunu penisilin bağlayan proteinlerin değişikliği sonucunda kazandığı gösterilmiştir. Beta laktamaza duyarlı antibiyotikler ile beta laktamaz inhibitörleri kombine edilir (Amoxicillin + klavulonik asit). Ayrıca romatizmal ateş ve glomerulonefrit gibi immünolojik hastalıkların tetikleyicisidir. S. saprophyticus novobiosine dirençli olması ile diğer koagülaz negatif stafılokoklardan ayırdedilir. Bazı stafilokok suşları tolerans gösterebilir.pyogenes (grup A) Piyojenik Lokal Dissemine Toksijenik immün aracılı (poststreptokokal. epidermidis'de yüksek antibiyotik direnci vardır.9) Tablo 2. Bu bakteriler için seçilecek primer antibiyotik vankomisindir (gerekli görülürse gentamisin eklenebilir). sellülit. Sistitli kadınların yaklaşık olarak %15 kadarında izole edilmiştir. (Tablo 2. Kolonizasyon (K). S.• BOS şantı olan hastada menenjit • Ortopedik protez infeksiyonları (S. Nafsilin. aureus'ların %90'ından çoğu penisilin G'ye dirençlidir. Yüksek düzeyde dirençli bakteriler için Streptograminler kullanılabilir.bovis (grup D) S. S. S. epidermidis yenidoğanda ve diyalize bağlı gelişen peritonitlerde en sık görülen etkendir. farenjit Sepsis Kızıl Toksik şok Romatizmal ateş Akut glomerulonefrit Yeni doğan sepsisi menenjit Üriner sistem enfeksiyonu.

Önemli Bilgiler Streptokoklar katalaz negatif zincir yapan gram pozitif koklardır. Postinfeksiyöz glomerulonefrit bildirilmiştir. S. agalactiae Gama hemoliz: Hemoliz yapmayan Streptokoklar için kullanılır. optokine dirençli Tablo 2. faecalis S. Sınıflama Materyalde kısa.. erizipel. Yeni türler). equisimilis S. Oral. bovis S. En gelişkin sınıflama Jones sınıflamasıdır (Piyojen. V harfleri altında gruplandınlmıştır. Hücre duvarı karbonhidratları (C polisakkaridi) esas alınarak Lancefield sınıflaması ile streptokoklar A.11). S. optokin duyarlı Safrada erimez.. dysgalactiae S.5 NaCI'de ürer üremez Safrada erir. pneumoniae Viridans grubu Diagnostik özelliği Beta Beta Alfa. sinerjistik gangren.10 Medıkal önemi olan Streptokoklar Suş Hemoliz tipi S.5 NaCI'de ürer % 6.12'dadır. Heterojen bir gruptur. otitis media. Beta hemoliz bakterinin streptolizin O ve streptolizin S üretimine bağlıdır (Tablo 2. kızıl. agalactie E. E. pyogenes *S. Bu yapı. Beta hemoliz: Koloni çevresinde tam. Diğerleri. Zon içinde tam olmayan hemoliz vardır (S.11 Beta hemolitik Streptokoklar ve hastalıkları Grup A Suş Streptococcus pyogenes S. M. Halen tüm gereksinimleri karşılayan bir sınıflama yapılamamıştır. agalactiae S. pyogenes S. Tablo 2. viridans streptokoklar ve S. böylece fagositozdan korunurlar.pneumoniae). şeffaf renkli hemoliz zonu vardır. B. postsreptokoksik glomerulonefrit Metastatik süpüratif enfeksiyonlar Neotanal sepsis. kolonide uzun zincirler yapar. Streptokokların laboratuvar özellikleri tablo 2. pyogenes farenjit ve sellülit. A. Laktik.10). faecalis nosokomial üriner sistem enfeksiyonu ve endokardit. Bazıları normal flora bakterisidir. C. zooepidemicus S. S.. Enterokok. Anaerop. equi S. eritrositler tamamiyle hemoliz olmuştur. B ve C grubu streptokokların hiyaluronik asit yapılı kapsülü vardır. D F Kolon kanserlerinde endokardit ve bakteriyemi Metastatik süpüratif enfeksiyon ve dental sepsis 57 . menenjit pnömoni Nadir deri sepsisleri ve endokartidler. Koyun kanlı agarda yaptıklara hemolize göre şöyle sınıflandırılırlar (Brown sınıflaması) Alfa hemoliz: Koloni çevresinde yeşil renkte hemoliz zonu vardır. . daha çok bu sınıflama kullanılır. beta veya gamma Alfa veya gama Alfa Alfa Basitrasin duyarlı Basitrasin dirençli CAMP pozitif.viridans. bovis'de endokardit etkenin en önemli etkenlerindendir (Tablo 2. T ve R proteinleri ile de serotiplere ayrılır. hippuratı hidrolize eder % 6. milleri Yaptğı hastalıklar Akut farenjit. romatizmal ateş. bovis S. agalactiae neonatal sepsis ve menenjit. gruplandırmada güçlükler bulunur. insan bağ dokusunda da bulunduğu için immünojenik değildir.. milleri B C S. Fakültatif anaeropturlar. *S.

fagositozdan korunmasına yardımcıdır. Sönme varsa. T ve R proteinlerinin virülansta önemi yoktur. Streptolizin-O: Derin hemolizden sorumludur ve Grup A. Bu antikorun titre si yakın dönemde geçirilmiş streptokok enfeksiyonunun göstergesi olabilir. M proteini önemli virülans faktörüdür. B ve C olmak üzere üç ayrı antijenik tipi vardır. Bunu üretenler lizojenik suşlardır. G Viridans streptokok Streptococcus pneumonia Enterekok + + + + + + + + - Streptococcus pyogenes S. Ekzotoksin B ise nekrotizan fasciitis'e sebep olan doku yıkımından sorumlu proteazdır. trombositleri ve eritrositleri eritir. DNaz (Streptodornaz): DNA'yı depolimerize eder. A. komplemanın bakteriye yapışmasını önler. kişi kızıl olabilir. Hyaluronik asit yapısında kapsülü vardır. C. koroner arter ve venöz tromboz tedavilerinde kullanılır. Derialtı enjeksiyonlarının yayılması için kullanılır. Toksinleri Eritrojenik (pirojenik ekzotoksin) toksin: A grubu Beta hemolitik Streptokoklarda bulunur. Bunun altında. Enzimleri İnflamasyondan sorumlu üç önemli enzimi vardır. Diğer ekzotoksinlerden farklı olarak ısıya dirençlidir. en sık A tipi görülür. Pirojenik. Streptokinaz (Fibrinolizin): A grubu beta hemolitik streptokokların birçoğunda bulunur.5 NaCl Safra ile lizis Beta-hemolitik Streptokok Grup A Grup B Grup C. pyogenes suşları penisiline duyarlıdır. farinks ve deri) yapışmasını sağlar. Pulmoner emboli. endotoksinlerinin etkisini potansiyalize eder. Yapışıklık açılması. 58 . sitotoksiktir. hücre duvarı dışına bir saç gibi uzanan fimbriyaların uç kısmını oluşturan M proteini bulunur. bakterinin tip spesifikliğini belirler. Süperantijen özelliğindedir. Hiyalüronidaz: Yayılım faktörüdür. Bir skarlatiniform döküntünün eritrojenik toksine bağlı olup olmadığının anlaşılması için ise Schultz-Charlton sönme reaksiyonu kullanılır. Tüm S. antijenik olarak farklıdırlar. böylece yayılır. Bu antikorlar streptolizin O tarafından meydana gelen hemolizi bloke ederler.Tablo 2. 80'den fazla M proteini tipi vardır. M proteini olmayanlar virülan değildir.12 Streptokokların laboratuar özellikleri Duyarlılık Organizma Basitra sin Optokin CAMP Hidroliz Hippura t Eskulin Büyüme Safra %6. Pirojenik ekzotoksin A streptokoksik toksik şok sendromu yapan toksinidir. diğerlerinden farklı olarak Basitrasin'e duyarlıdır. F. G streptokoklarda bulunan kuvvetli antijeniktir. Streptolizin O salgılayan streptokoklar ile enfekte olmuş kişilerde antistreptolizin O (ASO) antikorları gelişir. Kültür plağı yüzeyindeki ve insan vücudundaki hemolizden sorumludur. Dick testi ile (cilde eritrojenik toksin vererek) duyarlılık araştırılır. Hyalüronidaz üreten suşların enfeksiyonlarında serumda spesifik antikorlar tespit edilebilir. Streptolizin-S: Antijenik değildir. Plazminojeni plazmine çevirerek fibrinoliz yapar. F proteini ise ökaryotik hücredeki fibronektin molekülleri için reseptör görevi yapar ve bakterinin konak hücreye (epitel. Kızıl ve Streptokoksik toksik şok sendromu hastalıklarından sorumludur. ortamı akıcılaştırır. irinin koyuluğunu açma gibi amaçlarla kullanılır. pyogenes. Eğer kızarıklık oluyorsa organizmada antitoksin yoktur. Lökositleri. hastalık kızıldır.

Hipertansiyon. Boğaz ağrısı. subkutan nodüller. lenfanjit • Sepsis 2. ateş. Travmanın ardından nekrotizan fasciitis gelişir. Hastalık haftalarca sürebilir. Öksürük ve göz yaşarması varlığında ise daha çok viral etkenler (Adenovirüs) düşünülmelidir. Piyodermi yaz aylarında daha sık görülen cilt enfeksiyonlarıdır.Klinik Bulgular 1. Pirojenik ekzotoksin A-C ile meydana gelir. nadiren C ve G grubu streptokoklarca oluşturulur. solunum ve multiorgan yetersizliği ile karakterize bir tablodur. Ağız çevresinde döküntü yoktur (circum oral pallor). pirojenik ekzotoksin A salgılayan S. akut faz protein yüksekliği (sedimantasyon. yüzeysel dokuları tutan. dil önceleri beyaz bir tabaka ile kaplı iken sonra kırmızı (çilek dili) hal alır. proteinüri. akciğer gibi çoğul organ belirtilerinin eşlik etmesidir. 59 . Poststreptokoksik enfeksiyonlar Akut Eklem Romatizması: AGBHS'ların M3 ve M18 kökenlerinin sitoplazmik membranı ve M protein antijenlerinin kalp sarkolemması ve sinoviyal membranının yapısına benzemesi nedeniyle gelişen ciddi bir tablodur. poliartrit. bakteriyemi. G gruplarınca ve S. Piyodermililerde. Farenjitten 3 hafta sonra artralji ve poliartrit ile seyreden poststreptokoksik toksik bir komplikasyondur. kırmızı. ASO yükselmez. Kıvrım ve bası yerlerinde ise döküntü yoğundur (Pastia çizgileri). Eritrojenik antitoksin oluşmuş kişilerde kızıl gelişmezse de enfeksiyon gelişebilir. Hastaların büyük çoğunluğu tamamen iyileşir. impetigo gibi deri enfeksiyonlarından ortalama üç hafta kadar sonra meydana gelir. CRP). Piyojen olmayan streptokok hastalıkları • Akut Eklem Romatizması (A-ER) • Akut Glomerülonefrit (AGN) Streptokoksik farenjitlerin en önemli sebebi beta hemolitiklerdir. Streptokoksik toksik şok sendromu. Direkt temas veya böcek sokması ile bulaşırlar. ateş ve baş ağrısı vardır. lizojenik S. Streptokoksik toksik şok sendromu. Karditin tipik bulguları kapaklarda kalınlaşma ve deformasyon ile miyokardda perivasküler granülomlardır (Aschoff nodülleri). Akut glomerulonefrit: Nefritojenik tipteki M49. şok. Diğer streptokoklar ve cilt enfeksiyonu etkenleri bu tabloya yol açmaz. olgularda (stafilokoksik olandan farklı olarak) ciddi ve yaygın cilt enfeksiyonlarının. Jones kriterleri : Majör kriterler: Kardit. M57 streptokokların. Bakterilerin sitoplazmik membran antijenleri ile glomerül bazal membranının antijenik benzerliği sorumludur. Kızıl.aureus tarafından da oluşturulur. Çocuklarda subakut seyirli olabilir. Erizipel genelde A. PR uzaması. Pnömoni nadir görülür. pyogenes'in immünitesi uygun bir konakta gelişen farenjitin komplikasyonudur. Sorumlu bakteriler. ödem gelişir. bakteriyeminin varlığı ve buna kalp. Hipotansiyon ve hipoalbüminemi vardır. Daha çok 2-5 yaş grubu çocuklarda görülür. genellikle viral enfeksiyonlara sekonder olarak gelişir. skarlatiniform) bir döküntü belirir. 5-15 yaşlarda en sık. eritema marginatum. de ri soyulur. Piyojen enfeksiyonlar • Farenjit • Kızıl (scarlet fever) • Erizipel • Streptokoksik Toksik Şok Sendromu • Piyodermi • Puerperal sepsis • Akut infektif endokardit • Pnömoni. stafilokoksik olanı ile benzerlik gösterir. hematüri. Diğer benzer tablolar C. pyogenes'lerdir. Lenfadenomegali bulunur. bakteriyemi tabloyu ağırlaştırır. enfeksiyon bakterinin doku veya kana ulaşması ile meydana gelir. Farinks hiperemisi. daha küçük yaşlarda nadirdir. eksüda ve servikal LAP görülür. Sydenham koresi. streptolizin cilt lipitlerince inaktive edildiğinden. Döküntüler deskuamasyon bırakarak bir haftada kaybolur. böbrek. Önemli özellik. Minör kriterler: Artralji. %30 civarında ölümle sonuçlanır. Kalbin bütün katmanlarını tutabilir. ciltten kabarık sellülit ve buna eşlik eden lenfanjit tablosudur. Hastada farenjitin gelişiminden 1-2 gün sonra omuzlar ve göğüste eritematöz (fırça ile sürülmüş gibi. Bulaşma Streptokokların birçoğu normal flora üyesidir. Çocuklarda ve yaşlılarda genelde yüz ve ekstremitelerde görülen.

60 . Aminoglikozidlere ya doğal yada yanlış kullanıma bağlı olarak direnç gelişebilir. S. Viridans streptokoklar (S. (Tablo 2. Enterococcus faecium daha az görülür ancak antibiyotiklere dirençlidir. Özellikle idrar sondaları predispozan faktördür. yoğun bakım hastalarında vankomisin dirençli enterokoklar başbelasıdır.faecium) % 6. pelvik alan. Kültür negatif endokarditlerde en sık görülen viridans streptokoklar Abiotrophia defectiva ve Abiotrophia adjacens'dir. doktorlar. Diş kökü enfeksiyonu ve subakut infektif endokardit etkenidir. Fakültatif anaerob bakterilerdir. Enterokokların asıl önemi üriner ve nosokomial enfeksiyonlardır. nazofarenks ve GIS florasında bulunurlar. Mikrobiyoloji Tek tek. tıbbi cihazlar veya bakıcılar aracılığı ile yayılırlar. S. Sefalosporinler.faecalis. İmmün yetersizliği olan. Trimetoprim sulfametaksazol'e invitro testlerde duyarlı görülmesine rağmen. Enterokoklar (S. S. safra yolları enfeksiyonları ve bakteriyemi şeklinde görülür. Beta laktamaz üretimini de gerçekleştirebilir. Boğaz. Hastalık tabloları Yenidoğanda: erken dönem enfeksiyonları bakteriyemi. pnömoni ve menenjittir. Atkins ve Munch-Petersen) testi (+)'dir. Grup D streptokoklar (Enterokoklar) Enterokoklar doğada yaygın olarak bulunurlar.mutans. ikili veya kısa zincirler şeklinde bulunabilir. doğum yaraları enfeksiyonu. Penisilin + aminoglikozid kullanılması tavsiye edilir. Basitrasin ve trimetoprim-sulfametaksazol'e dirençlidir içerdikleri CAMP faktörü ile S. Çoğu alfa. Sefalosporinler başta olmak üzere antibiyotiklere dirençlidirler. pyogenes kadar olmasa da penisiline duyarlıdır. intermedius. Eskülin'i hidrolize etme özellikleri ile diğerlerinden ayrılırlar.13) Erişkinde postpartum endometrit. penisilinaza dirençli penisilinler ve monobaktamlara doğal dirençlidir. Hippuratı hidrolize ederler. S. romatik veya aterosklerotik deformasyon vardır. Normal genital.5 NaCI'li ortamda üreyebilir. başlıca insan ve hayvanların barsak florası bakterisidir. Subakut infektif endokarditlerin en sık iki etkeni viridans ve enterokoklardır. Doğum sırasındaki (vertikal) bulaşma nedeniyle. Son yıllarda vankomisin dirençli enterokoklar önemli bir sorundur. Bakteriyemili menenjit sıklıkla görülen tablodur. Slime tabakası vardır.aureus'un hemoliz yeteneğini arttırır. vajen ve perine bölgesinde de bulunabilir. Doğumdan birkaç saat sonra başlar. Birçok antibiyotiğe doğal dirençlidirler.B Grubu streptokoklar (S. Non-enterokoklardan ayrımında en önemli test yöntemidir. S. Enterococcus faecalis en sık görüleni. tedavide dirençli olduğu görülür. Üriner sistem. Enterokoklar şekil olarak pnömokoklara benzer. CAMP (Christie. kompleman düzeyi düşük olan yenidoğanlarda menenjit veya puerperal enfeksiyonlara sebep olur. sepsis.anginosus.sanguis) İnsan ve hayvanların üst solunum yollarının normal flora bakterisidir. Subakut infektif endokardit gelişenlerde kalp kapaklarında konjenital. bağışıklık sistemi bozuk olanlarda fırsatçı enfeksiyonlar yapabilir. bazen non-hemolitiktir. Optokin dirençlidir. Hastalar.agalactiae) Önemli özellikleri Fakültatif gram pozitif diplokoklardır Koyun kanlı agarda dar bir beta hemoliz zonu olan gri beyaz koloniler yaparlar. 24 gün içinde neonatal dönemde geç dönem enfeksiyonları görülür. En azından 12 tip enterokok suşu vardır.

balgamda dip dibe mumu alevi gibi diplokoklar görülür. Psödomonaslar 3. Pnömoni: Prodüktif öksürük. bakteriyemi. A grubu streptokok enfeksiyonlarında bir müddet sonra ASO yükselir. sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olur. Anaerobik streptokoklar (Peptostreptococcus) kadın genital organlar. menenjit. akut eklem romatizması gelişimini önlemektedir. Bu durum akut glomerulonefrit için geçerli değildir.Tablo 2. S. Vajinal taşıyıcı gebelerde doğuma yakın tedavi ile bebek enfeksiyonları önlenebilmektedir. Bacteroides başta olmak üzere diğer anaeroblar ile birlikte beyin. kan ve plevral sıvıda pnömokok üretilir. ateş. sinüzit ve otitis media'da en sık karşılaşılan mikrorganizmadır. Tedavi ve korunma S. Laboratuvar bulguları Viridans streptokoklar normal boğaz florası üyesi oldukları için direk preparatların gram ile boyanması boğaz enfeksiyonlarında kullanılan bir yöntem değildir. Aminoglikozidler (özellikle enterokoklarda) penisilinin etkisini potansiyalize ederler. S. Penisilin allerjisi bulunanlarda eritromisin denenmelidir.pyogenes enfeksiyonlarında penisilin ilk seçenektir. karditte kortikosteroid kullanılır.5) NaCI'de üreyebilirken. E. Bu grubun içindeki Lactobasiller ile Pediococcus ve Leuconostoc suşları vankomisine dirençlidir. Üst solunum yollarının normal flora bakterisidir. Diğer katalaz negatif streptokoklar Morfolojik ve büyüme özellikleri ile viridans streptokoklara benzerler. ileri yaş ve immün sistemi baskılayan hastalıklar predispozan faktörlerdir. ağız ve barsakların normal flora bakterisidir. otit. Streptococcus pneumoniae Önemli bilgiler Pnömoni. Anti-DNaz ve antihyaluronidaz deri enfeksiyonlarında yükselir ve akut glomerulonefrit'in önemli bir indikatörüdür. aureus 3. Grup B streptokoklar hippuratı hidrolize ederler ve CAMP testi pozitiftir. Penisiline direnç söz konusu değildir. Eepidermidis Gram (+) basiller Gram (-) çomaklar Listeria monocytogenes 1. Deri ve yara lezyonlarında ise kullanılabilir. abdominal ve pelvik süpüratif enfeksiyonlar meydana getirirler. bovis sorumludur. dispne. kalp. Enterokoklar hipertonik (%6. Farenjit gelişiminden itibaren 10 gün içinde antimikrobiyal tedavi uygulanması. röntgende lober tutulum. Diğer türler vankomisin'e duyarlıdır. diş çekimi gibi flora bakterilerini kana karıştırıcı bir hazırlayıcı faktör vardır. hem toplumdan kazanılmış hem de hastane enfeksiyonu yapar. Artritte aspirin. Grup B Beta-hemolitik streptokoklar (en sık) 2. terleme. akciğer. Klebsiellalar Mantarlar Virüsler Nadir Çok nadir Ağız içi girişimler. coli (ikinci en sık) 2.13 Yenidoğan sepsisi etkenleri Gram (+) koklar 1. 61 . Poststreptokoksik enfeksiyonlarda antibiyotik kullanılmaz. Ciddi olgularda aminoglikozitlerle kombine edilerek kullanılmalıdır. Akut romatizmal ateşin en önemli bulgularından birisidir. Boğaz kültüründe beta hemolitik streptokok kolonilerinin görülmesi anlamlıdır. Kolon kanserli olgulardaki endokarditlerden ise nadir bir streptokok olan S. menenjit. balgam. Grup B streptokoklar da penisilinlere duyarlıdır. Diş çekimi gibi normal floralı boşluklara uygulanacak girişimlerden önce profilaktik antibiyotik kullanılmalıdır. Tedavi 10 gün sürdürülmelidir. Grup A streptokoklar basitrasin ile inhibe olurlar. Grup D streptokoklar safra varlığında eskülini hidrolize ederler. Hastalık Pnömokoklar pnömoni. Farinks taşıyıcılarının tedavisi gerekmez. nonenterokok olanlar üreyemezler.

Ani başlayan titreme. özellikle splenektomize olgularda ciddi bir tablo çizebilirler (Tablo 2. Risk gruplarında bronkopnömoni görülmesi nadir değildir. bu zararsız gibi görülen bakterilerin enfeksiyon oluşturmasına neden olurlar.pürülan balgam. endokardit ve septik artrit komplikasyonu ile de seyredebilir. göğüs ağrısı ile beliren tipik pnömoni bulgularının yanında menenjit. Yaşlılarda serotip 3 enfeksiyonlarının mortalitesi fazladır. Tablo 2. Tablo 2. Rahimiçi araç kullanan kadınlarda hiçbir enfeksiyon olmaksızın yüksek oranda bulunduğu için yanılgılara yol açabilmektedir. tüm pnömokoklarda bulunan C karbonhidratı. Ancak enfeksiyona yol açan türler. Aspirasyon sonrasında geliştiği için lokalize ve alveoler aralığı ilgilendiren bir enfeksiyondur. Bakteriyel pnömonilerin en sık etkenidir. anerjiye yol açan kızamık gibi viral enfeksiyonların varlığı. Gr (+). daha önce florada bulunanlardan çok yeni bulaşmış kökenlerdir. Koyun kanlı agarda alfa hemolitik koloniler yaparlar. Bakterinin iki somatik antijeni bulunur: M proteini. silier aktiviteyi bozan influenza. pnömokokların C karbonhidratı ile reaksiyon verir. sekresyonların aspirasyonu artar Respiratuvar sistem anomalileri Pulmoner hipertansiyon veya kalp yetersizliği gibi dolaşım bozuklukları Splenektomi Orak hücreli anemi gibi kronik hastalıklar BOS kaçaklarına sebep olan kafa travmaları 62 .14). balgamın yapısını oluşturur. Farenks florasında bulunan veya eklenen bakterinin aspirasyonu başlıca enfeksiyon nedenidir. Kapsül virülans ile yakından ilgilidir.klinik bulgular Toksini yoktur. Alveoler aralığa gelen bakteriler burada ürerler. dolaşım problemleri ve direncin kırılmasına yol açan patolojik gelişimler. dip dibe iki mum alevi (lanset şeklinde) gibi görünürler. Kapsül yapılarına göre immünolojik olarak 80'den fazla serotipi vardır. Erkenden belirir ve akut enfeksiyon düzelince çabucak normale iner ve dolayısıyla da bakteriyel enfeksiyonlarda ve tümör olgularında tanısal.15). kapsülsüz türler hastalığa yol açmazlar (Tablo 2. kronik solunum yolu patolojileri. ateş yükselmesi. İnsan organizmasında akut olgularda sedimantasyon artışından da erken dönemde konsantrasyonu artan bir akut faz yanıtı proteini olan C Reaktif Protein (CRP). Hastalık materyalini sarımsı yeşil renge boyar. Bazen zincir yaparlar.14 Kapsülü ile önemli mikroorganizmalar Bakteri • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Streptococcus pyogenes Staphylococcus aureus Neisseria meningitidis Bacillus anthracis Haemophilus influenzae Klebsiella pneumoniae Escherichia coli Bacteroides fragilis Cryptococcus neoformans Mantar Bulaşma Farenksin normal florasında bulunur. prognostik değeri olan ve karaciğerde sentezlenen beta-globulin yapısında bir proteindir. Karbonhidrat yapısında kapsülleri vardır.15 Pnömokok enfeksiyonları için predispozan faktörler • • • • • • Alkol veya uyuşturucu kullanımı öksürük refleksini azaltır. (C karbonhidratı). düşük konsantrasyondaki optokin ortamında dahi üremelerinin inhibe olması ve safrada erimeleridir. % 5-10 CO2'li ortamı sever. Patogenez . Lober pnömoni yapar.Önemli bilgiler Bazı özellikleri nedeniyle streptokoklardan ayrı olarak sınıflandırılırlar. alkol kullanımı. Ortama nötrofillerin migrasyonu sonucunda kanlı ve pürülan bir eksüda birikir. Tanıda (Klebsiellalarda olduğu gibi) kapsül şişme testi önemlidir. Ancak. kanlı. Diğer farklar: İnülini hidrolize etmesi.

Moraxella (Branhamella) catarrhalis Normalde nazofarinks mukozasında bulunan immün yetersizliği olanlarda sinüzit.Paranazal sinüzit ve otitis media olgularının da en sık nedenidir. GRAM NEGATİF KOKLAR Neisseria'lar Neisserialar gram negatif fasülye görünümünde diplokoklardır. Meningokokların plazmidi yokken. Bazı laboratuar testleri ile birbirlerinden ayrılabilirler. pnömonilerde ise 1/3 olguda bakteriyemi gelişmektedir. Beta laktamaz üretmezler. betalaktamaz ve DNaz içeren bakteridir. Taşıyıcılar asemptomatiktir. N. Bu risk gruplarının aşılanması gereklidir. bu nedenle penisilin profilaksisi uygulanmalıdır. İmmün yetersizliği olanlarda ve 2 yaşın altındakilerde aşı ile yeterli immünite sağlanamaz. influenzae 63 . Üç önemli virülans faktörü vardır. 2) endotoksin. meningitidis. gonokoklarda da fimbria önemlidir. Bu grubun içinde medikal önemi olan N. bakteriyel pnömonide %90 koruyucudur. Fizik-şimik dış etkenlere çok hassastır ve bu nedenle kültürleri karanlıkta tutulur. lgA1 proteaz salgılayan bakteriler: • N. Maltoz (+) olması ile gonokoklardan ayrılır. Yakın temas içinde yaşayanlar riskli grubu oluşturur. Kapsüllü. Korunma Kapsül aşısı vardır. Meningokoklar kapsüllüdür. Penisilin bağlayan proteinlerdeki değişikliğe bağlı olarak %20'lerde penisilin direnci görünmektedir. Spontan bakteriyel peritonit (primer peritonit) genellikle 10 yaş altı kız çocuklarında görülür. pnömoni yapan. gonorrhoeae endotoksini lipooligosakkarid yapısındadır (Tablo 2. mastoidit kaynaklı (otojen) veya kafa içine açılan anatomik patolojiler nedeniyle gelişen tekrarlayan menenjitlerde ve erişkin yaşta karşılaşılan akut pürülan menenjitlerde ilk sırayı alan etkendir. N. Gram (-) diplokoklardır. orta şiddettekilerde penisilin V kullanılır. gonokokların çoğunda bulunur. Spesifik hastalığı yoktur. meningitidis'in endotoksini diğer gram negatif bakterilerde olduğu gibi lipopolisakkarid yapısında iken. gonorrhoeae • N. sıklıkla subdural efüzyonla karşılaşılmaktadır. gonorrhoeae dışında Moraxella Acinetobacter ve Kingella grubu bakterileri içerir. Tedavi İlk seçilecek ilaç penisilin olmalıdır. Kaynak genellikle bilinmez ve bu grup hastalarda en temel etken Streptococcus pneumoniae'dır.16). Çikolata agarda daha iyi ürerler. meningitidis • H. 3) immunglobulin A proteaz. N. Ciddi pnömokok enfeksiyonlarında penisilin G. Kafa tabanı kırıkları. Pnömokoksik menenjitlerde diğer bakteriyel etkenlerle olanlara göre 20 kat daha fazla nörolojik defisit ve sekeller gelişmekte. Neisseria'lar oksidaz pozitiftir. otit. Orak hücreli anemisi olanlarda veya splenektomili hastalarda pnömokok enfeksiyonu riski fazladır. Damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşırlar. 1) polisakkarid kapsül. % 5 CO2li ortamda İyi ürerler (mikroaerofilik). Sinüzit ve otitlerde bakteriyemi görülmez. Menenjit olgularında çok sık. bronşit. Dış membranlarında endotoksin bulundururlar. Neisseria meningitidis Doğal konakları insanlardır. Direnç tespit edilen ve menenjit gibi hayati öneme sahip hastalıklarda ilk seçenek vankomisin olmalıdır. 1983 yılından beri 23 serotipli aşılar kullanılmaktadır. Gram negatif basiller nadiren görülür. Gonokoklar ve meningokoklar %70 homoloji gösterirler.

kontamine süt ve peynirin yenilip içilmesi Erken membran rüptürü. menengitidis S. splenektomi. 6. epidermidis Gram negatif basiller 64 . alkolizm. böbrek nakli. hipogamaglobulinemi Epidemiler. Damlacık enfeksiyonu olup. hipogamaglobulinemi. pneumoniae Risk faktörleri Sinüzit. properdin eksikliği Pnömoni. malignite. Patogenez ve Epidemiyoloji İnsan patojenidirler.16 Medikal önemi olan Neisseria'ların özellikleri Özellikler Giriş Kapsül Maltoz fermantasyonu Beta laktamaz üretimi Oksidaz Aşı Meningokok Solunum sistem (+) (+) Yok (+) (+) Gonokok Genital sistem (-) (-) Bazen (+) (-) Tablo 2. otitis media. influenzae N. 7. beyin cerrahisi. Wiskott-AIdrich sendromu ve kafa travması Yenidoğan ve yaşlılık dönemleri. 8 eksikliği. düşük doğum tartısı Açık kafa travması.• S pneumoniae Prevotella melaninogenica ve dental hastalıklardan sorumlu bazı streptokokların da bu enzimi salgıladığı bilinmektedir. Normal görünümlü nazofarinks taşıyıcıları epidemilerde yayılırından sorumludur. Yaşlara göre akut bakteriyel menenjit etkenleri Yaş Yenidoğan 2 ay-6 Yaş 6-50 Yaş >50 Yaş Etken Gr (-) basil (E. C5. endokardit. monositogenes Grup B streptokok S. immün süpresyon. Tablo 2. kapalı ortam ve sıkışık yaşam koşulları önemli risk faktörleridir.17 Menenjit etkenlerinin risk faktörleri Etken H. rinore ve otoreli kafa travması.coli) Grup B Streptokok Hib Pnömokok Pnömokok Menenjit etkeni bakterilerde risk faktörleri tablo 2. diabet. epiglottit. Komplemanın 5-9 arası (MAC) komponentinin eksikliğinde tekrarlayan Neisseria enfeksiyonları meydana gelir. mastoidit. Epidemik menenjit etkenidir. alkolizm. sinüzit. aureus ve S. otitis media. multipl myelom.17'dadır. kronik böbrek ve karaciğer yetmezliği. splenektomi. alkolzim. nazofarinks taşıyıcılığı. şant takılması Beyin cerrahisi L.

lateks aglutinasyon yöntemi ile kapsüler antijenlerin aranması güvenilir bir çabuk tanı yöntemidir (Tablo 2. görünümü (berrak/bulanık) 2. • Yüksek ateş • Baş ağrısı • Bilinç değişikliği • Bulantı/Kusma • Herpes labialis • Peteşiler • Patolojik refleksler Meninks irritasyon bulguları Kerning. Gonokok enfeksiyonlarının toksisitesi büyük oranda LOS'un endotoksik etkisine bağlıdır. Pandy solüsyo nu). Yaymaların incelenmesi: Gram negatif diplokokların gösterilmesidir. İçerdiği kan hücreleri (BK ve/veya KK) 3. En önemli antijenik yapıları fimbria (pili)larıdır. dissemine intravasküler koagülasyon ve adrenal yetersizlik ile seyreden fatal klinik tablodur. Gonokoklar insanların majör mukozal immunglobulini olan IgA1'i inaktive eden 65 . Bakteriyemi gerek klinik tabloyu oluşturur. Besiyerlerinde opak koloni yapanlarda opa proteinleri vardır. Basıncı. hücre ve biyokimyasal değişikliğin gelişmemesi durumudur. Meningismus (Menenjizm): LP sonrası. Bakteriyel menenjit bulguları. Fimbriaları dışında hücre membranları üzerinde bulunan porları da antjenik olarak farklı yapıdadır ve serolojik tiplendirmede kullanılır. Önce kalitatif (% 10 fenik asit. BOS bulguları . yaygın purpura. Antifagostik aktivite ile virülansı arttırır. 6. bunlara patolojik refleksler iştirak edebilir. güneş çarpması. kafa travması gibi nedenlerle sadece BOS basıncının artması.18 Menenjitte kapsülün rolü 1. Brudzinski pozitifliği. Menenjitte BOS'ta antien olarak aranır 4. sitokinler. meningokoksemiye yol açmaktadır. Laboratuvar Bulgular BOS Bulguları Temel laboratuar prosedürü kan ve BOS örnekleri üzerinde çalışmaktır. Tüm suşlarında bulunur ve antijenik farklılığını gösterir. Meninks irritasyon belirtileri hipertonik sıvılar verilince kaybolur. Klinik Bulgular Meningokoksemi ve menenjit yapar. bu özelliği diğer neisserialar ile farkını belirler. Tablo 2. Neisseria gonorrhoeae Gonokoklar sadece glukozu fermente ederler. şok. Serolojik grupların tanımlanmasında kullanılan antijendir 3. 1. Aşıda kullanılan antijendir Tedavi ve Korunma Penisilin G tek seçilecek ilaçtır.Akut bakteriyel menenjit dışında. Opa proteinleri de gonokokların konak hücrelere tutunmasını sağlar. 5. Meningokoklarda sulfonamid direnci. Korunma Meningokoklarda temas öncesi korunmada A+C kapsül aşıları kullanılır. rengi. transparan kolonilerde ise bulunmaz. Üç yıl kadar korumaktadır. Waterhouse-Friderichsen sendromu ateş. İndirekt tanısal prosedürlerin kullanılması: BOS süpernatanında C-reaktif protein. Enterik gram negatif basilerden farklı olarak O antijenleri uzun zincirler şeklinde değildir ve lipooligosakkarid LOS adını alır. Temas sonrasında ise rifampisin ve siprofloksasin verilir. sonra kantitatif protein miktarı tayini 4. Besiyerlerine ekim: Kültür alındıktan hemen sonra tüp karbon kağıdı ile sarılır. santrifüjlenir ve tek koloni ekimi yapılır. 2. en iyi tanı yöntemidir. Direnç gösterilememiştir.18).

boğaz ve sinoviyal sıvı kültür ve yayması incelenir. tenosinovit. toksisitesinden endotoksinleri sorumludur. İntrasellüler yaşamayı severler. yenidoğan doğum kanalından infekte olabilir. dizde daha sık görülen septik monoartrit ile de seyredebilir. spesifitesi ise %99'dur. Kadınlarda. Maltoz. Genitoüriner sistem. Gonoreli kadınlarda % 1-3 olasılıkla dissemine gonokok enfeksiyonu gelişebilir. gonokoksik ophthalmia neonatorum'a yol açabilir. Klinik Bulgular Gonokokların sadece fimbrialı olanları patojendir. Gonore kısa inkübasyon periyottu cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Erkeklerde bu testin sensitivitesi ortalama %90. Gonokoklara karşı konak savunma mekanizması antikorlar (IgA ve IgG). göz. Dissemine enfeksiyonların gelişmesinde C5-C9 kompleman eksikliğinin rolü vardır. Mikst enfeksiyonları nedeniyle C. akıntıdan direkt olarak alınır. ciltte peteşiler belirir (gonokoksemi). Gonokoklarda çok miktarda plazmid bulunur. perihepatite yol açabilirler (Fitz-HughCurtis Sendromu). laktoz. trachomatis için tetrasiklin de eklenebilir. Hemokültürde ve gonokok artritli hastaların ortalama %30'unda bakteri izole edilebilir. Tedavi edilmemiş olgularda fibrozis'e bağlı üretral darlık gelişebilir. Meningokoklar ise glukoza ek olarak maltozu da metabolize ederler. Kronik gonokoksik servisit ve proktit çoğunlukla asemptomatiktir. serviks. Ancak 1976 yılında penisilinaz üreten suşlar gösterildi. akıntı yayması. Bu plazmidler konjugasyon yoluyla hem diğer gonokoklara hem de Haemophilus gibi benzer gram negatif bakterilere aktarılmaktadır. Patogenez ve Epidemiyoloji Yalnızca insanda hastalık oluştururlar. Endoservikal akıntıdan yapılan boyalı preparatlarda Glukozu oksidatif olarak metabolize eder. Bakteri cinsel temasla bulaşır. Son yıllarda siprofloksasin dirençli suşların görülmesi dikkat çekicidir. Lenfatik iletim ile. Taşıyıcı anneden doğum sırasında bebeğe de bulaşarak. kolistin. Uretral ve endoservikal eksüdanın Gram boyanmasında nötrofillerin içinde ve dışında bol miktarda gram negatif diplokoklar görülür. ancak betalaktamaz plazmidleri de bulunmaktadır. erken tanı açısından önemlidir. Fimbrialardaki antijenik değişiklikler nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonları görülebilir. rektum. Kültür hasta başında. Bunlardan bir kısmının fonksiyonu bilinmemektedir. gram boyamasında ise gram (-). Tedavi ve Korunma Komplikasyon olmayan gonokok enfeksiyonlarında seçilecek ilaç seftriaksondur. Nadir de olsa asemptomatik olabilir. sadece karaciğer enzimlerinde hafif bir yükselme görülür. Gonokoksik salpenjitin ardından yaklaşık %20 kadında infertilite gelişebilir. sukroz gibi diğerlerini ise metabolize etmez. diplokoklar görülmesi tipiktir ve kesin tanı koydurur. konjunktiva. Yenidoğana doğum sonrasında % 1 AgNO3 damlatılır. Başlangıçta gonokoklar penisiline duyarlı idiler. kompleman ve nötrofillerdir. Dünyada penisilin dirençli gonokoklar süratle yayılmaktadır. mukopürülan akıntılı endoservisit görülür. Gonokoklara karşı gelişen antikorların ELISA veya PCR yöntemi ile ölçülmesiyle de tanı konulabilir.lgA1 proteaz salgılarlar. rektum ve boğazın mukozalarında akut süpürasyonlu doku invazyonu yapan enfeksiyonlar meydana getirir. Gram ile boyalı preparatlarında Çin alfabesi şeklinde görülürler. Salpenjit. Hastalık epididimit'e ilerleyebilir. Metilen mavisi ile boyanan akıntı yaymasında lökositler içerisinde. Vajina ve uretra da enfeksiyona eşlik edebilir. Erkeklerde dizüri şikayeti ile karakterize koyu krem şeklinde akıntılı üretrit olguların yaklaşık %95'inde görülür. Kan kültürü sistemik hastalıklarda faydalıdır. özgüllüğü ise %98'dir. Modifiye Thayer-Martin jeloz (vankomisin. Penisilinaz üreten suşların ortalama %10 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Hafif bir klinik tablodur. Mukozalara tutunmadan fimbriaları. Ancak. Sporlu gram pozitif basillerden farkı ince yapılı olmaları ve zincir şeklinde değilde ayrı ayrı bulunmalarıdır. ancak anorektal ve farenks enfeksiyonlarda görülebilir. Uzun süreli infeksiyonlarında kronik enflamasyon ve fibrozis gelişir. Gram boyamanın duyarlılığı >%90. 66 . Penisilin alerjisi olanlarda siprofloksasin kullanılabilir. En sık genital sistem enfeksiyonları gelişir. anccak seyirli PID göstergesidir. Bazı hastalarda meningokokları taklit eden göz enfeksiyonları ve menenjit gelişebilir. SPORSUZ GRAM POZİTİF BASİLLER Bu grupta Corynebacterium ve Listeria bulunur. trimethoprim ve nistatin bulunan çukulatamsı agar) ve çukulata agarda üretilebilirler. Asemptomatiklerde ve kadınlarda tanı güçtür. fibrozis ve tüplerde daralma meydana gelebilir. Laboratuvar Tanı Uretra. Bu olgular yüksek ateş. Sarılık yoktur.

5). miyokardit ve dolaşım kollapsı. Mavi boyanan bakterilerde kırmızı olarak görünürler. Standart purifiye toksin 0. kalın pseudomembranlar görülür. Bakteri 1) psödomembranlarla karakterize lokal enflamasyon yapar. 67 . Antikorlar gelişmemiş ise 4-7 gün sonra injeksiyon alanında enflamasyon gelişir. Difteroidler ise normal flora bakterileridir ve fırsatçı enfeksiyonlardan sorumludurlar. prokaryotikleri etkilemez.1 mL intradermal injekte edilir. Ateş. periferik nöropati görülebilir. Patogenez Ekzotoksin üretimi başlıca patojenite faktörüdür. Önemli Bilgiler Corynebacteria'lar gram pozitif basillerdir V ve L şeklinde veya Çin alfabesi şeklinde görülürler Metakromatik boyanan yüksek enerji taşıyan fosfat granülleri vardır (Babest-Ernst cisimcikleri) (Şekil 2. Difteri toksini elongasyon faktör 2 inhibisyonu aracılığı ile protein sentezini inhibe eder. Deri enfeksiyonlarına da sebep olabilir. Hem toksin üretenler hem de üretmeyenler üst solunum yollarında bulunur ve damlacık enfeksiyonu yolu ile bulaşır. 2) toksine karşı gelişen antikorlar B parçasını inhibe ederler. Kutanöz difteri gri membran ile çevrili ülsere lezyonlardır. Toksin üreten suşlar bir faj ile infekte lizojenik bakterilerdir. böylece konak hücreye tutunmayı önlerler. diphtheriae''nın doğal konaklarıdır. Sıklıkla çevre dokulara invazyon yapmazlar. Toksin tüm ökaryotik hücreleri etkilerken. Sistemik semptomlar nadiren görülür.Corynebacterium diphtheriae Hastalık C. Komplikasyonları Larenks ve trakea obstrüksiyonları. Bulaşma İnsanlar C. boğaz ağrısı ve servikal adenopati nonspesifik bulgularıdır. diphtheriae difteri etkenidir. Kişilerin difteriye karşı immun yanıtı Schick testi ile ölçülür. Klinik Bulgular Tonsiller üzerinde ve boğazda gri. Bakterinin boğaza invazyon yapması gerekmektedir. rekürren larenks paralizisi.

intrasellüler enfeksiyon yapması nedeniyle hücresel immünitenin sağlam olması daha önemlidir. sığır veya koyundan hazırlanmıştır. Patogenez Listeria enfeksiyonlarının iki klinik tipi vardır. at. Taşıyıcılarında tedavilerinde eritromisin kulllanılır. Korunma Toksinden elde edilmiş toksoid aşıları ile yapılır. PCR ile toksin genlerinin gösterilmesi tanıda kullanılabilir. Boğaz sürüntüsü Löffler'in sığır serumlu buyyonu. Bu hastalara toksin verilmemelidir. penisilin direnci olanlarda eritromisin etkilidir. yaşlarda booster aşılama yapılır. Kanlı agarda kolonileri dar bir beta hemoliz zonu yapar. diğeride özellikle renal transplantasyon hastalarında olmak üzere (immunsüprese yetişkinlerde) meydana gelen sepsisdir. ancak infekte olmaktan korunamazlar.Tablo 2. Aşılı kişiler difterinin tipik toksemik klinik tablolarından korunurlar. Organizma hayvanlar. aylarda yapılır. Listeria monocytogenes Hastalık Yenidoğanlarda ve immün yetersizliği olanlarda menenjit ve sepsis etkenidir. Tedavi ve Korunma Mümkün olan en kısa sürede antitoksin uygulanır. Hareketli olması ile ayrılır.6). Laboratuvar Tanı Hem bakterinin izolasyonu hem de toksinin gösterilmesi ile konur. 4. Patogenezini mononükleer fagositik hücrelere invazyon ile yapar (Şekil 2. 68 . Önemli Bilgiler Corynebacteriumlar gibi V ve L şeklinde küçük gram pozitif basillerdir. kontamine sebzeler ile bulaşır. 6. ince Çin alfabesi gibi bakterilerin gösterilmesi tanı için değerlidir. Bu nedenle anafilaksi riski taşımaktadır. Erken olgularda penisilin. Organizma listerioliz O üretir. bitkiler ve toprakta yaygın olarak bulunur. Amerika'da pastörize edilmemiş yiyeceklerle bulaşan en önemli hastalıktır. Bakteri izole edilirse hayvan deneyleri veya jel diffüzyon presipitin testi ile toksin üretimi araştırılır. Hücre membranları üzerinde delikler açar. Aşı 2. Buzdolabında üreyebilmesi önemli özelliğidir. ancak kesin tanıyı koydurtmaz. İnsanlara hayvanlardan direkt temas veya pastörize edilmemiş sütlerle. bunu takiben 1 ve 6. Antitoksin heterolog yapıdadır. tellüritli agar ve kanlı agara ekilir. Boğaz sürüntüsünün gram ve metilen mavisi ile boyanması ile gram pozitif.19 Gram pozitif çomakların önemli özellikleri Özellik Hemoliz Hareket Katalaz H2S Corynebacterium Değişken Yok (+) (-) Listeria Beta Var* (+) (-) Erisipelothrix Alfa Yok (-) (+) * 22°C'de hareketli 37°C'de hareketsizdir. bunun Streptolizin O gibi hemolizin etkisi vardır. Löffler'in metilen mavisi ile boyama metakromatik cisimlerin gösterilmesi nedeniyle tercih edilmektedir. Bunlardan birincisi fetus ve yenidoğanlarda plasentayı geçerek meydana gelen granulomatosis infantiseptica.

Sulu diyare şeklinde gastroenterit etkenidir. beraberinde gentamisin'de kullanılabilir. fagolizozom oluşumunun engellenmesi Antikomplemanter aktivite Monosit ve nötrofillerin sitokinlere yanıtının inhibisyonu. 69 . Bu organizma sağlıklı kişilerde besin zehirlenmelerine sebep olabilir. Kontamine hayvansal ürünler ile salgınlar bildirilmiştir. asidifikasyon ve lizozomal tuberculosis enzimlerin difüzyonunun inhibisyonu Serbest oksijen radikallerinin temizlenmesi. Kültürde üretilen bakteriye genel görünümü dışında şeker testleri ile biyoşimi yapılır. Tedavi ve Korunma Ampisilin primer ilacıdır. Aşısı yoktur. Yenidoğanda 1-4 hafta sonra menenjit meydana gelebilir. bebekte sepsis meydana gelebilir. hücreden hücreye yayılım. katalaz sentezinin arttırılması. İnterferon-Â'nın etkilerinin inhibisyonu. katalaz yapımı. IL-10 sentezinin uyarılması Koruyucu kapsül.Tablo 2. proteolitik enzimlere direnç Lizozom füzyonundan önce fagozomdan kaçar Fagolizozom oluşumunun inhibisyonu Enfeksiyon gebelerde abortus ile sonuçlanabilir ya da prematüre doğum. Trimethoprim-sulfametaksazol de etkilidir. Laboratuvar Tanı Tanıda gram boyama ve kültür yöntemleri kullanılır. IL-4 ve IL10 salgılayan baskılayıcı T lenfositlerinin indüklenmesi Solunumsal patlamanın inhibisyonu. Dirençli suşları nadirdir. İnfekte annede asemptomatik veya influenza benzeri bir hastalık olabilir. fagolizozomal H2O2'nin nötralizasyonu Fagozom içeriğinin asidifikasyonunun inhibisyonu Fagozom oluşumu.20 Fakültatıf hücre içi organizmaların kaçaş mekanizmaları Organizma Listeria monocytogenes Neisseria gonorrhoeae Mycobacterium avium Mycobacterium tuberculosis Mycobacterium leprae Legionella pneumophilila Yersinia pestis Leishmania Trypanosoma cruzi Toxoplasma gondii Kaçış Mekanizması Fagozomdan kaçış. İmmünyetersizliği olanların yiyeceklerine dikkat edilmelidir.

Shigella ve Salmonelladan iki tanesi hariç) Glükoz (+) tir. Koliform bakteriler diye adlandırılırlar.21). Salmonella ve Shigella insan için kesin patojendir. Campylobacter ve Yersinia) Reiter sendromu gibi otoimmün hastalıklara sebep olabilirler. coli gelişmekte olan ülkelerde en sık ishal etkenidir. kanalizasyonun içme sularına karıştığının göstergesi koliform bakterilerdir. parahemolyticus Campylobacter jejuni + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + ± + + + + ± ± Diyare Kanlı diyare İleit Kolit 70 . Salmonella. Toplum sağlığı açısından değeri vardır. Akut enfeksiyon göstergesidir.21 Diyare. Enterotoksijenik E. Enterik patojenlerden bazıları (Shigella. Gram negatif enterik bakterilerin bir kısmı hem intestinal hem de ekstraintestinal hastalık yaparken. formole duyarlıdır. E. asit veya asit-gaz yaparlar Laktoz negatif olanlar patojendir (Salmonella. Enterobacteriacea İnsan ve hayvan barsaklarında bulunan heterojen gram negatif basillerdir. coli genellikle üriner sistem enfeksiyonu etkeni olarak bilinirken. Shigella) (Tablo 2. bir kısmı sadece intestinal. Ortak özellikleri Oksidaz (-). diğerlerinin bu özelliği yoktur. Campylobacter jejuni enfeksiyonlarında bunlara ek olarak Guillain-Barre sendromu gelişebilir. coli gibi bazıları normal flora bakterisidir ve rastlantısal hastalık yaparken. • Somatik O Antijeni: Isıya dirençli. genelde fakültatif anaeropturlar Hareketlidirler (Klebsiella. E.22). Bu grupların üyeleri diyare'den kolite kadar çok değişik türde ishal tiplerine sebep olabilir (Tablo 2. Tablo 2. kanlı diyare ve dizanteri etkeni Gram negatif basiller Dizanteri Etken Enterobacteriacea ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Shigella Salmonella enteriti Salmonella typhi Yersinia enterocolitica Diğerleri Vibrionaceae Vibrio cholerae V.ENTERİK GRAM NEGATİF BASİLLER Diyare etkeni enterik bakteriler Enterobacteriaceae ve Vibrionacea olarak ikiye ayrılır. başka bir kısmı ise sadece ekstraintestinal enfeksiyonları ile bilinirler. Polisakkarid yapısında olduğu için organizmada IgM yapısında antikorların oluşmasına sebep olur. Katalaz (+) tirler Nitratları nitritlere indirgerler ECA denilen ortak antijenleri vardır. Enterobacteriacea normal floranın üyesi olarak bulunabilir. ancak diğerleri patojendir.

Bu floranın %99'unu anaerobik bakteriler (Bacteroides türleri) oluştururlar. Bunlar diğer suşların üremelerini engeller. V. Enterobacter Shigella. barsak epitel hücrelerinde adenilat siklaz aktivasyonu ile cAMP artışına yol açar. IgG yapısında antikor oluşumuna neden olurlar. S fimbriası yenidoğan sepsis ve menenjitlerinde rol oynarlar. Proteus. GİS ve üriner sistemde gelişir. coli ve Klebsiella gibi kapsüllü enterik bakterilerde bulunur. Klebsiella ve Salmonella izolatlarında da gösterilmiştir. Vi antijenine karşı oluşmuş antikorların gösterilmesi tarama testi olarak kullanılabilir. Patogenez Üriner sistem enfeksiyonuna neden olanların. formole dirençlidir. polisakkarid yapıdadır. Tablo 2. İntestinal Enfeksiyonlar ETEC (Enterotoksijenik): Plazmid kontrolünde olan iki tür toksini vardır. coli enfeksiyonları virülan kökenlerce. Klebsiella. Stabil Toksin (ST). • H Flagella antijeni: Isı ve alkole duyarlıdır. Önemli bilgiler GİS florasını oluşturan doğal üyelerdendir. Diğer sistemlerin E.23). ancak kesin tanı dışkı kültürü ile konulur. coli enfeksiyonları fırsatçı niteliktedir. Bakteriosinler bakteri tiplendirilmesinde kullanılabilir. IgM olmaksızın sadece IgG yapısında antikorlar yüksek olarak tespit edilirse geçirilmiş enfeksiyon yorumu yapılır. E. Vi Ag'i Salmonella typhi'nin K Ag'idir. İmmünitesi normal olan kişilerde E. Virülans ile ilişkilidir.22 Enterik bakterilerde laktoz fermantasyonu Fermantasyon Fermente edenler Etmeyenler Yavaş edenler Bakteriler Escherichia. Salmonella. • K Kapsül antijeni (Vi yüzey Ag): E. Bu antijen ile serogruplandırma yapılır. cholerae ekzotoksini benzeri olan Termolabil Toksin (LT). oportunistik (fırsatçı) enfeksiyon etkenidir. coli GİS sistem dışında vücudun başka herhangi bir yerinde tespit edilirse patolojik olarak kabul edilir.coli K 100 antijeni Haemophilus influenzae tip b ile çarpraz reaksiyon gösterir. ise guanilat siklaz aktivasyonu ile cGMP artışına yol açar. E. coli'nin bası suşları spesifik hastalık tabloları meydana getirirler (Tablo 2. Pseudomonas Vibrio. fagositozu ve antikor bağlanmasını önlerler. P fimbriası eritrositlerdeki P kan grubu Ag'lerine ve üroepitelyal hücrelerdeki P Ag'lerine afinite göstererek piyelonefritlere yol açarlar. 100-1200C'de 1 saatte inaktive olur. Klinik Bulgular E. Serratia İNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE VE DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Escherichia Coli Hastalık Üriner sistem enfeksiyonu ve gram negatif basil sepsislerinin en sık görülen etkenleridir. ETEC turist diyaresinin en sık etkenidir. coli'nin 014 antijeni bulunur. Bu ise Y.Enterobakterilerin çoğunda E. • Kolisin (bakteriosin): Gram negatif organizmaların birçoğu bakteriosin üretir. enterocolitica ve Citrobacter türlerinde görülür. coli'nin K1 Ag'ni yenidoğan menenjiti yapar. P ve S fimbriaları ile Kolisin-V içerdikleri gösterilmiştir. Bu yapının aynısı Citrobacter'de de bulunur. E. 71 .

nozokomiyal enfeksiyonlar. coli ise bunların %40'ından sorumludur. TTP Epidemiyoloji Dünyada yaygın İnfant< 1 yaş İnfant < 6 ay.EIEC (Enteroinvazif): Şigelloz gibi dizanteriform (kanlı-mukuslu. sefalosporinler veya aminoglikozidler tercih edilir. Patogenezi tam olarak aydınlatılamamıştır. E. H Ag negatiftir. Shiga ekzotoksini benzeri toksini vardır (Verotoksin). Sulu diyare yapar. üriner sistem enfeksiyonları (en sık). febril üst solunum yolu enfeksiyonları. enfeksiyon bölgesine göre değiştirilebilmekle birlikte tedavide. İyi pişmemiş sığır etinden bulaşır. L. antibiyogram sonuçlarının beklenemeyeceği acil durumlarda. özel serumlara ihtiyaç vardır. Tablo 2. Diğerlerinden ayrımı (Sereny testi) ile yapılır (kültür süzüntüsü tavşanda keratokonjunktivit yapar). persistan diyare Kanlı diyare Kanlı diyare. coli'lerin ayrımı rutin laboratuvarlarda yapılmaz.Hamburgerler önemli kaynaklardır. Az gelişmiş ülkelerde 5 yaşından küçük çocukların ishal etkenidir. coli gibi potansiyel patojenlerin üremesini inhibe eder. Tedavi ve korunma Antibiyotik direnci büyük değişiklikler göstermekle birlikte. Bifidus faktör insan sütünde bulunur ama inek sütünde bulunmaz. E. Hemorajik kolit.. coli 0157:H7 suşudur. Bu tabloların gelişmesinde kapsül ve endotoksinin rolü vardır. tüm sepsislerin 1/3'ünden.23 Patojenik E. hemorajik kolit. AIDS hastaları Endemik Batı ülkeleri Ekstraintestinal Hastalık Tabloları Sepsis.bifidus'un ürettiği asetik asit ve laktik asit dışkı pH'sını düşürür böylece E. Bu nedenle anne sütü alan çocuklarda otitis media. Ampisilin ve kotrimoksazol'a dirençlidirler. coli suşlarının sınıflandırılması Grup ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Semptomlar Sulu diyare (turist diyaresi) Sulu daire Sulu diyare. EHEC (Enterohemorajik): E. hemolitik üremik send. akut diare gibi enfeksiyonlar daha az görülür. E. yüksek ateşle seyreden) diyare etkenidir. yenidoğan menenjitleri. kinolonlar. Laboratuvar tanı Gram negatif basil elde edildiği zaman EMB agar gibi laktoz bulunduran besiyerlerine ekilirler. 72 . EAggEC (Enteroaggregatif): Turist diyaresinin diğer bir etkenidir. coli laktoz pozitif olması nedeniyle renkli koloniler yapar. Enterotoksijenik ve enteropatojenik E. Enterobacteriacea üyesi bakteriler. yara enfeksiyonu ve kolesistitler ekstraintestinal hastalık tablolarıdır. coli hastane dışında edinilmiş üriner sistem enfeksiyonlarının >%80'inden. Bifidus faktörü (methyl-N-acetyl D-glucosamine) Lactobacillus bifidus üremesi sırasında oluşan spesifik bir faktördür. EPEC (Enteropatojenik): Bakıcı kaynaklı süt çocuğu sürgünlerinden sorumludur. çocuklarda hemolitik üremik sendrom ve trombotik trombositopenik purpura' dan (TTP) sorumludur. hastane kaynaklıların ise %40-50'sinden sorumludur.

typhi. sepsis ve fokal organ enfeksiyonları.24 Piyelonefrit nedenleri Çocuklar Sıklıkla Daha nadir Escherichia coli Diğer enterobacteriacealar Enterokoklar Streptococcus agalactiae Yetişkinler Escherichia coli S. S. gallinorum ve S. S. H2S üretirler. 20°C'de (oda ısısında) rahatlıkla üreyebilmeleri besin zehirlenmesi açısından anlamlıdır.25 Hastane enfeksiyonlarında en sık karşılaşılan patojenler Enfeksiyon tipi Yara enfeksiyonları En sık karşılaşılan organizmalar Staphylococcus aureus Escherichia coli Streptococcus faecalis Akciğer enfeksiyonları Klebsiella pneumoniae Pseudomonas aeruginosa Staphylococcus aureus Enterobacter spp. Tablo 2. cholerasuis'dir. paratyphi A. Üriner kateter Escherichia coli Streptococcus faecalis Pseudomonas aeruginosa Klebsiella spp. cinsel aktif kadınlar) Diğer enterobacteriacea'lar Enterokoklar Tablo 2. saprophyticus (genç. asemptomatik taşıyıcılık yaparlar. Önemli Bilgiler DNA benzerlikleri açısından tüm Salmonellalar S. Laktozu fermente etmezler. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel enterokolitlerin en önemli etkenlerinden birisidir. Kümes hayvanlarında enfeksiyon etkeni olan S. 73 . typhimirum'da farelerde tifo benzeri bir enfeksiyon yaparken. 2000 civarında serotipi vardır. S. enteritidis kemirici ve farelerin primer etkenleridir. insanlarda ise besin zehirlenmelerine neden olurlar. Salmonella suşları hayvanlar ile insanlarda farklı enfeksiyonlara neden olabilmektedirler. H antijenine göre faz 1 ve 2'ye ayrılır. Esherichia coli İntravenöz kateter Staphylococcus epidermidis Staphylococcus auereus Streptococcus faecalis Candida spp. pullorum hareketsiz bunların dışındakiler hareketlidir. S ve C sadece insan enfeksiyonlarından sorumludur. S. Salmonella Hastalık Gastroenterit. O antijenine göre A-I'ya. S. tifo. insanlarda besin zehirlenmesi yapar. typhi'nin antifagositik virülans faktörüdür. Epidemiyoloji Salmonella bakterilerin çoğu zoonozdur ancak.Aktif ve pasif korunma yoktur. Vi antijeni kapsüler polisakkarid antijenidir.

Yüksek ateş. C ile paratifo meydana gelir. Ancak. Birinci haftanın sonundan itibaren birkaç hafta süre ile göğüs cildinde makülopapüler döküntü (rose spot) gözlenebilir. özellikle ileum submukozal lenf bezlerine (Peyer plakları) oturur. Gastroenterit yapan suşlardan farklı olarak hemokültür (+) tir. karışık floralı ortamlarda izolasyonudur. Özellikle orak hücreli anemi veya kanser gibi altta yatan immün yetersizlik yaratıcı hastalığı olanlarda görülür. endokardit. Tifo S. yükselmemesi). pnömoni. Kolera gibi seyrederse Kolera nostras denir. diskordans (relatif bradikardi. Makrofaj fagositozu ve barsak epitel hücrelerini infekte etmeleri. ağır olgularda ve böbrek tutulumlarında üre ve kreatinin 74 . lenfomonositoz. En çok izole edilen bakteriler S. Besiyerlerine Salmonellaların dirençli olduğu Brillant yeşili. enteritidis!dir (tavuk etinden veya infekte çiğ yumurta yenilmesi ile insana bulaşır). kusma ve karın ağrısı ile seyreder. menenjit (infantlarda). bulantı. İmmün yetersizliği olanların dışında bakteriyemi gelişmez. Laboratuvar Tanı Kısa süreli lökositozdan sonra derin lökopeni. Dışkı kültürünün hemen başlangıçtan itibaren (+) bulunması. Lağım suları gibi karışık floralı ortamdan izolasyon için Mueller-Kaufman'ın Tetratiyonat'lı buyyonu kullanılır. İnce ve kalın barsağın epitel ve subepitel dokularını invaze eder. periferik kanda eozinofil kaybı. Klinik Bulgular Salmonella enterokoliti En sık karşılaşılan salmonella kliniğidir. bakteriyi nötrofil fagositozundan korumaktadır. choleraesuis'dir. burada ürerler. paratyphi A. Hepatosplenomegali vardır. febril proteinüri. bakteriyemi çok nadir görülür.Basit besiyerlerinde kolaylıkla ürerler. typhi ile tifo. S. mental konfüzyon. sorun olan. her 10°C ateş artışında nabzın ortalama 20 vuru/dakika yükselmesi beklenirken. bazı olgularda silendirüri. Ancak tüm Salmonella türlerince oluşturulan enfeksiyonların seyrinde de gelişebilmektedir.26'de görülmektedir. Bakteriyemi Etkeni S. birkaç günde kendiliğinden iyileşir. Daha sonra lenfohematojen yayılan Salmonellalar. Baş ağrısı sıktır. stupor veya koma gibi bilinç bozuklukları ile toksik tablo eklenir. hastada gelişen halsizlik. Lenfohematojen yayılım sonucunda bakteri. Kontamine besinin yenmesinden kısa süre sonra basiller kana karışır. GIS bulgusu yoktur veya çok hafiftir. Bulaşma kontamine besinler aracılığı ile olmaktadır. İshal beklenirken kabızlık görülür. Şigella'nın aksine hastalığın ortaya çıkması için çok sayıda bakterinin (1-100 milyon bakteri) yutulması gerekmektedir. diyare. karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma. baş ağrıları (tipiktir) gibi genel enfeksiyon belirtilerine birkaç gün içinde yüksek ateş. Bakteriler kontamine besinler ile alındıktan sonra ince barsaklardan. makrofajlarca fagosite edilseler de öldürülemezler (oksidatif mekanizmalara dirençlidirler). typhimurium ve S. genel durum bozukluğu. B. Bir-iki haftalık inkübasyon periyodundan sonra. barsak lenfatiklerine ulaşır. tifodan ayırıcı tanıda önemlidir. endarterit (aort anevrizmalarına oturabilir) ve osteomiyelit (orak hücreli anemi olgularında) gibi lokal yerleşimli enfeksiyonlar gelişir. İndirekt tanı yöntemlerinden Gruber -Widal testinde 0 ve H Ag'ine karşı gelişen antikorların titrasyonu tespit edilir. deoksikolat ve tetratiyonat gibi inhibitör maddeler eklenir. Salmonella ile Şigella arasındaki önemli farklar Tablo 2. Uzun inkübasyon periyotlu (8-48 saat) besin zehirlenmesi etkenidir. Hemokültür (-) negatiftir.

özellikle Schistosomiasis olgularında görülür. 1) glukozun fermentasyonundan gaz çıkarmaz. idrar kültürü ve dışkı kültürü alınır. Aşı: Canlı. Tedavi prensibi olarak ilk dozlar düşük olmalıdır. Parenteral (TAB) 2-40 yaş arası yüksek risk grubuna yapılır ancak çok etkili değildir. Hafta sonundan itibaren Anti-0 antikorlar pozitifleşir. Günümüzde tarihsel önemi vardır. hafta 4. Bunlarda tifo ile beraber parazit tedavisi de yapılmalıdır. Endokarditlerde ampisilin ve seftriakson kullanılır.26). Ağır olgularda antibiyotik kullanılabilir. Aşı sadece riskli bölgelere seyahat edeceklere önerilir. IgM yapısındadır. diğerine göre daha koruyucudur.düzeylerinde artmalar görülür. Kısa sürede bakteri öldürülmesi çok miktarda endotoksinin açığa çıkmasına yol açacak ve endotoksik şok tehlikesi meydana gelecektir (Herxheimer reaksiyonu). hafta Hemokültür Dışkı kültürü İdrar kültürü Safra kültürü Tifo geçiren hastalarda 2 ile 4 ay kadar dışkıda bakteri izole edilebilir. hafta sonlarına doğru pozitifleşir. H antijenine karşı antikorlar ise 2. Tedavi ve koruma Gastroenterit: Sadece sıvı-elektrolit replasmanı yapılması çoğu zaman yeterlidir. Taşıyıcılar: 4 hafta süre ile kinolon verilir. Salmonellalardan başlıca üç kriter ile ayrılırlar. 1. Kloramfenikol allerjik ve toksik komplikasyonları nedeniyle artık ilk seçenek değildir. 1:160 titrenin üzerindeki pozitiflik enfeksiyon lehinedir. Hastalardan hemokültür.Reenfeksiyon. 2) H2S üretmez 3) hareketsizdir. 75 . Taşıyıcılığı arttırdığı için antibiyotik kullanımından kaçınılır. Taşıyıcılık: Tifo geçirenlerin %1-5. Kloramfenikol ile tedaviye 21 gün. IgG yapısındadırlar. Kadınlarda taşıyıcılık erkeklerden daha fazladır. Hücresel immünite defekte olanlarda Anti-O veya Anti-H pozitifleşse dahi relaps veya reenfeksiyon gelişebilmektedir (AIDS). zayıflatılmış oral aşı (Ty2la) ve Vi Ag aşısının yan etkileri çok azdır. Ancak 2 hafta sonra tekrarlandığında 4 kat pozitiflik devam ediyor ise enfeksiyon lehine bir bulgudur. kinolonlar ile ise 14 gün devam edilir. Ancak haftalara göre üreme ihtimali değişiktir. GASTROİNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE ENFEKSİYON YAPANLAR Shigella Hastalık Basilli dizanteri etkenidir (Tablo 2. Tifo ve bakteriyemi: ilk seçenek kinolonlardır. Hastaya taşıyıcı tanısı konabilmek için bir yıldan uzun süre dışkıda bakterinin gösteriliyor olması gerekir. tıbbi tedaviye dirençli safra taşlı olgularda kolesistektomi uygulanır. Grup Aglutinasyon ile 1. nontifoid enfeksiyon geçirenlerin ise <%1 'inde 1 yılı aşkın süreyle dışkı veya nadiren de idrar ile basil saçılımı gözlenebilir. Önemli Bilgiler Laktozu fermente etmezler. hafta 2. Anti-H antikorlarının tek başına pozitifliği anlamlı değildir. hafta 3. Tifo gibi intrasellüler enfeksiyonlarda gerçek koruyucu immünite hücresel olanıdır.

hücre protein sentezi yapamaz ve ölür. Serogrup 1 (Shiga basili): Ekzotoksini koleragen toksini benzeri enteronöroeksotoksindir.26 İnce barsak ve kolon tipi diyarelerin özellikleri İnce barsak Patojenler V. Fimbrialı'dır. sonnei hafif hastalık tablosu oluşturan. Patogenez ve Epidemiyoloji Şigelloz gelişmekte olan ülkelerde küçük çocukların hastalığıdır. Tür ayrımında kullanılan Mannitol testi A grubunda (-) diğerlerinde (+) dir. Memeli hücresinin 60S ribozom subünitesini irreversibl olarak inaktive eder. ancak en dirençli tür budur. En ağır tabloyu S. Başlıca kaynak kirli kontamine eller ve bunlarla kirletilmiş besin maddeleridir. dysenteriae. Çok az sayıda (100-200) bakteri ile bulaşma gerçekleşebilir. C grubu: S.27 Salmonella ve Shigellanın önemli özelliklerinin karşılaştırılması Özellikler Rezervuar Laktoz fermentasyonu H2S Üretimi Enfeksiyon dozu (ID50) Diare Kan dolaşımı invazyonu Kronik taşıyıcılık Aşı Shigella insan Hayır Hayır Düşük Evet Hayır Hayır Hayır Salmonella typhi dışı Salmonellalar Hayvanlar Hayır Evet Yüksek Evet Evet Nadiren Hayır S. Dışkı sulu ancak kan ve mukusludur. boydii D grubu: S.Tablo 2. rektum Az Mukoid Bol Bol (amebiasis hariç) Mukozal ülserler hemorajik mukoza Kolon Shigella E. Klinik Bulgular 1-4 günlük inkübasyon periyodunun ardından ateş ve abdominal kramp ve bunu takiben diyare gelişir. cholerae E. bomba koloniler yapar. Hastalık bakterinin tipine veya hastanın yaşına göre ağır seyirli olabilir. dysenteriae yapar. flexneri. 76 . nörolojik bulgularla seyreden İkari Sendromu'na sebep olabilir. Diyare 2-3 günde kendi kendine iyileşir. derin dokulara invazyon yapmazlar. S. Eğer bakteri bol sulu yiyeceklerle alınmış veya herhangi bir sebeple mide pH'sı azalmışsa enfeksiyonun gelişmesi kolaylaşır. Küçük çocuklarda diyareleri konvülsiyonlar ile seyreder. coli (ETEC) Rotavirus Norwalk ajanı Giardia Cryptosporidium Cyclospora Ağrının lokalizasyonu Dışkının volümü Dışkının tipi Dışkıda kan Dışkıda lökosit Proktoskopi Orta abdomen Bol Sulu Nadir Nadir Normal Alt abdomen. sonnei dünyada en yaygın görülen suştur. immün yetersizliklilerde. B grubu: S. Enfeksiyonunda en hafif kliniğe sahiptir. Kolonda mukoza ile sınırlı abseler ve ülserler yapar. bebekler ve yaşlılarda ağır seyirli. dünyada en yaygın Shigella suşudur. Ülkemizdeki enfeksiyonların çoğundan sorumludur. A grubu: S. typhi İnsan Hayır Evet Yüksek Hayır Evet Evet Evet O antijenine göre başlıca 4 grupta incelenir.coli (EIEC veya invazif) Campylobacter Entamoeba histolytica Tablo 2.

ortaktır. büyük çoğunluğu kolera toksini salgılamayan non-01 V.cholerae biyotip eltor El Tor biyotipi bir hemolizin üretir. Helicobacter pylori ise gastrit ve duodenal ülser hastalıkları ile ilişkilidir. Campylobacter ve Helicobacter suşları doğada yaygın olarak bulunan gram negatif kıvrık basillerdir. çocuklarda ise nalidiksik asit verilmelidir. En azından 139 değişik tipte O antijeni vardır. H antijenlerine karşı karşı gelişen antikorlar muhtemelen koruyucu değildir.cholerae biyotip cholerae (klasik tip) • V.cholerae.6) kolaylıkla ürerler. Aeromonaslar ve Plesiomonaslar ise insanlarda nadiren ishal etkenidir. Vibrio cholerae Hastalık Vibrio cholerae bu genusun tek önemli hastalığı olan kolera etkenidir. Kuruluğa ve fenollü dezenfektanlara dayanıksızdır. virgül şekilli. Gr (-) bir bakteridir. yara enfeksiyonları ve bakteriyemi gibi ekstraintestinal tablolara yol açabilirler. Tedavi ve korunma Hastalığın kendi kendini iyileşmesi nedeniyle antibiyotik kullanımı risk grupları ve taşıyıcılar dışında engellenmelidir. Bu biyotipler arasındaki fark ancak referans laboratuarlarında gösterilebilir. Eğer antibiyotik kullanılacak ise yetişkinlerde doksisiklin veya kinolonlar. Vibrionacea Vibrio. Bakteriler besiyerlerinde uzun süre kaldıklarında diğer gram negatif basiller gibi görünürler. Temiz sularda kirli olanlara göre daha uzun süre yaşarlar.4-9. (V. Aeromonaslar taze suların ve ara sıra soğuk kanlı hayvanların bakterisidir.Laboratuvar Tanı Basilli dizanterinin dışkısı sulu ve şekilsizdir. sert vücutlu. Önemli Bilgiler V.cholerae serotipleri ise genelde farklı enterotoksinlerle hafif. Özellikle içme suları aracılığı ile bulaşır. • Ogawa (A+B) • Inaba (A+C) • Hikojima (A+B+C) V.comma). Voges Proskauer test pozitiftir ve polimiksin B'ye dirençlidir. Hastalık bol sulu diyare ve bunun meydana getirdiği dehidratasyon ve ölüm ile karakterizedir.cholerae'nın tüm kökenlerinde ısıya duyarlı H Ag'leri. 77 . C antijenlerinin A. Vibriolar denizler ve yüzeyel sularda bulunur. Aeromonas. Plesiomonaslar hem soğuk kanlı hem de sıcak kanlı hayvanların bakterisidir. aside ısı ve klora çok duyarlıdır. epidemilere yol açmayan diyare. cholerae'nın 0:1 ve 0:139 serotipleri klasik kolera yaparken. Plesiomonas. Vibrio cholerae ürettiği enterotoksini aracılığı ile kolera yapar. Bactrim. Oksidaz (+)'dir ve alkali besiyerlerinde (pH 7. Antijenik yapı V. Vibriolar aeromonaslardan farklı olarak %6'lık NaCI'de ürerler. polar flajellası ile çok hızlı (balık sürüsü gibi) hareketli.cholerae 01 'in farklı iki biyotipi vardır • V. Direkt mikroskopide dışkıda bol miktarda lökosit ve eritrosit bulunur. Kültür buradan alınır. Campylobacter jejuni insanlarda enteritin en önemli etkenlerinden birisidir. B ve C determinantlarına göre 3 farklı serotipi vardır. Campylobacterler evcil hayvanların bakterisidir. Dışkının makroskopik ve mikroskobik görünümü Kolera dışında anlamlı değildir. Fekal-oral bulaşı engelleyecek önlemlerin alınması başlıca korunma yöntemidir. V. ampisilin'e karşı yüksek direnç vardır. dışkı üzerine yapışmış kanlı mukuslarda bol basil bulunur.

Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon ılıman iklimlerde düşük sosyo-ekonomik düzeydeki toplumlarda içme ve kullanma sularının dışkı ile kontamine olduğu ülkelerde daha sık görülür. İnce barsak epitel hücrelerinde cAMP artar. Portörlük süresi değişkenlik göstermekle birlikte. Direkt insan-insan bulaşı oldukça nadirdir. 5B ve 2A subünitinden oluşmaktadır. sinsi ve uzun sürelidir. HCO3. belirtisizdir. potasyum ve su sekresyonu gelişir. yayılmadan sorumludur. Uzamış hipovolemi nedeniyle akut tübüler nekroz (ATN) ve akut böbrek yetersizliği de tabloya eklenir. metabolik asidoz. Bakteri. barsak hücresi içine girer ve Adenilat siklazın inhibisyonunu önler. Yaşlılarda kronik safra kesesi portörlüğü (%1-20) söz konusudur. Koleradaki tüm klinik bulguların nedeni. aşırı sıvı ve elektrolit kaybıdır. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu semptomların geliştiği olgularda 1-4 gündür. Enterotoksin Enterotoksin yapısındaki ekzotoksin CHOLERAGEN). kardiyovasküler kollaps. sıvı ve elektrolit kaybını arttırır. Toksinin gastrik sinir uçlarını irrite etmesi ile gelişen kusma. kripta hücrelerinden aşırı klor. Asemptomatik enfeksiyon: Dışkı izolasyonu ile anlaşılır. hemo konsantrasyona bağlı patolojiler (miyokard infarktüsü gibi) ve bulgular gelişmektedir. Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. Büyük salgınlar su kaynaklı olarak gerçekleşmektedir. aktif hareketleri ile ince barsak kriptaları arasına girer ve müsinaz enzimi ile mukozal bariyeri aşar. Klinik bulgular ani başlayan bulantı. 1. Hastada hipovolemik şok. aklorhidrililerde 1000 kadarı yeterlidir. genelde 1 hafta kadardır. ekzotoksin salgılar. Normal mide asidinde bulaşma için en azından 1010 bakteri gerekirken. 78 . Safra kesesi portörlüğü oranının yüksek olduğu eltor kolerasında yayılım klasik tipten daha süratlidir. A1 subüniti. kontamine su ile alındıktan sonra mide asidini aşabilirse. aktive eder ve günde litrelerce sıvı ve buna bağlı olarak elektrolitlerin kaybına yol açar. Mukozayla temas etse de hiçbir enflamasyon veya nekroza yol açamaz. dehidratasyon. kusma ve abdominal kramplar ile karakterize bol sulu dışkılamadır. Kolera enterotoksininin antijenik olarak Escherichia coli LT'i ile antijenik benzerlik gösterdiği ve nötralizan antikorların gelişiminde rolü olduğu gösterilmiştir. Ancak toksin ve bakteriyel antikorların korunmadaki rolü tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Eltor kolerası daha az gürültülü. Ciddi olgularda 20-30 L/gün sıvı kaybedilir. Kolera enterotoksininin kaynağı bakteri kromozomudur.

hafif şiddetli bir ishal ile nonspesifik gastroenterite benzeyen bir tablo halindedir. Antitoksin antikorlarının koruyuculuğu konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. bunlar için kinolonlar kullanılır. Sıvı ve elektrolitler intravenöz ve oral olarak verilir. Kolera gravis: Tipik kolera tablosudur. TCBS (Tiyosülfat. Deney hayvanlarında spesifik IgA antikorların geliştiği gösterilmiştir. Klasik klinik form olan kolera gravis'de. cholerae non-0 1 enfeksiyonları hafiftir ve yaşamı tehdit etmez. Karanlık alan mikroskopisinde çok hareketli bakteriler vardır. 1. 2. Tifoid form: Çocuklarda rastlanan. TCBS. Dışkı pirinç suyu görünümündedir. hematokrit yükselir (hemokonsantrasyon) İdrar dansitesi artar Hipoglisemi. Suların klor ile dezenfeksiyonu. Venkatraman-Ramakrishnan Plak besiyeri 1. sitrat. 5. Kolera sicca: Çok akut bir başlangıç ile birden kollaps gelişir en ağır formdur. Durdurulamayan. bulantı ve öğürtüsüz kusma 3. Tedavi ve korunma Enfeksiyon hastalıklarının en önemli acillerinden birisidir. 79 . yüksek ateş ve konfüzyonlu tablodur. mukus. 3. sterilizasyon gerektirmediğinden oldukça kullanışlıdır. Vibrio parahaemolyticus Kontamine deniz ürünlerinin pişirilmeden yenmesi ile akut gastroenterit oluşturur. 2-3 gün süren. 4.2. ancak bunun koruma süresi bilinmemektedir. Çok miktarda sıvı barsak lumenine dolar. Tetrasikline oldukça duyarlıdır. kas krampları • Kanda üre ve kreatinin değerlerinde artma gelişir. yüksek üre ve kreatinin düzeyleri belirlenir. ancak Hindistan'da dirençli formlar bildirilmektedir. İmmünite Gastrik asit kolera vibrioları için önemli bir korunma faktörüdür. yeşil besiyeri üzerinde sarı renkli koloniler oluşur. tek doz doksisik-lin/kinolon ile kemoprofılaksi uygulanabilir. epitel hücreleri ve bol miktarda bakteriye bağlı pirinç suyu dışkılarına. Cholerae polivalan 0:1 veya 0:139 antiserum ile agglütinasyon gelişir Transport besiyerleri: 1. • V. Sıvı ve elektrolit kaybına ait belirti ve bulgular • Dehidratasyonun klasik cilt ve KVS bulguları • Hipotermi • Hemokonsantrasyon (yaşlılarda miyokard infarktüsü) • Oligüri/anüri • Ses kısıklığı. safra. Kolerin: Tipik kolera belirtilerinin daha hafif ve kısa süreli olduğu tablodur. Süratle rehidratasyon tedavisine başlanır. Karın ağrısı ve tenezm olmaksızın. dışkı hijyeni. 6. Tedavi edilmemiş olgularda mortalite oranı %25-50 arasındadır Laboratuvar tanı • • • • • • • Eritrosit ve lökosit sayısı fazla bulunur. yayılırından asıl sorumlu olan ve "Hasta Sayısı X 10" sayıdaki portörlerin belirlenmesi ve tedavisi. Kolera geçiren hastalarda immünite gelişmektedir. 1:20 üzerindeki vibrio antikorunun kolonizasyon ve hastalıktan koruyucu olduğu düşünülmektedir. eritrosit ve lökosit görülmez. sukroz) agar 2. Tetrasiklin ilk tercih edilecek ilaçtır. Metabolik asidoz ile uyumlu kan gazı bulguları elde edilir. ishale zaman kalmadan hipovolemi ile ölüm gelişir. Kolera diyaresi: Ayakta geçirilen. Benzer antikorlar serumda da gelişir ancak birkaç ay sürebilir. Alkali peptonlu su 2.

A. abdominal kramp. Ancak bu faktörleri bulundurmayan bakterilerde insanlarda gastroenterit etkeni olarak gösterilmiştir. İnsanlara ise kontamine yemekler. İnvitro çalışmalarda siprofloksasin etkili bulunmuştur.12-24 saatlik bir inkübasyonun ardından kusma. su veya süt ile. sığır. Tropikal ve subtropikal bölgelerin bakterisidir. olguların %50'si kaybedilir. Bu bakteriler Salmonella ve Shigella kadar enfeksiyonlardan sorumludur. özellikle çocuklarda bakteriyemi yapar. veronii Koloni yapıları enterik gram negatif bakterilere benzer. hydrophila. Plesiomonaslar Shigella'lardan oksidaz pozitifliği ile ayrılır. köpek ve kümes hayvanlarının florasında bulunurlar ve patojen hale gelip abortus ve infertiliteye yol açabilirler. Sitotoksin ve doku invazyon faktörleri gösterilmiştir. Kanlı agarda geniş bir hemoliz zonu oluşturur. Bakteri Salmonella ve shigella gibi spesifik besiyerlerinde üremez. ateş ve sulu diyare oluşturur. Sadece su ve elektrolit dengesi sağlanarak başka bir tedavi vermeksizin 1-4 günde kendi kendine iyileşir. coli sorumludur. Küçük ve ince olduğu için bakteri filtrelerinden geçebilirler. Bazı suşlarının enterotoksini vardır. Hem deniz ürünleri hem de birçok hayvandan izole edilmiştir. Bakteriyemi ciddi bir tablodur. polar flajellası ile hareketli bakterilerdir. Enterotoksini yoktur. Tetrasiklin. kanlı agarda daha kolay ürer. Bakteri TCBS'de yeşil koloniler yaparak ürer. yara enfeksiyonları gelişir. aminoglikozid ve sefalosporinlere duyarlıdır. Vibrio vulnificus Ciddi yara enfeksiyonları. TCBS agarda mavi-yeşil koloniler oluşturur. bakteriyemi ve gastroenterit etkenidir Normal veya immün yetersizliği olanlarda kontamine sular ile temas edenlerde. caviae ve A. DNaz pozitifliği ise Aeromonaslardan ayrımında kullanılır. Önemli bilgiler Sert vücutlu. Katalaz ve oksidaz (+)'dir. Patogenez ve Epidemiyoloji Esasen koyun. Tedavide tetrasiklin seçilecek primer antibiyotiktir. Campylobacter Hastalık Campylobacterler entorokolit ve nadiren sistemik hastalık etkenidir. Aeromonaslar hemolizin üretir. Plesiomonas Plesiomonas shigelloides polar flajellası olan gram negatif bakteridir. Dışkıda lökosit bulunur. insan hastalıklarının yaklaşık %5-10 kadarından C. Sitopatik enterotoksinleri gösterilmiştir ancak insan enfeksiyonlarındaki önemi bilinmemektedir. Karbonhidratları okside veya fermente etmezler. kedi. nadiren de hasta insanlardan temas yolu etkili ekzotoksinleri ve 80 . Bazı Plesiomonas suşları Shigella sonnei ile antijenik benzerlik gösterir. virgül / S / martı kanadı şeklinde. Aeromonas Taksonomide Vibrionaceae ailesinden görülen aeromonadaceace grubundan bakteriler olan Aeromonasların üç suşu insanlarda enfeksiyon etkenidir: A. Mikroaerofil üreme özellikleri vardır. İnsanlarda diyare etkenidir. Campylobacterler lipopolisakkaridleri ile endotoksik aktivite gösterirler. İki önemli etkenden C. jejuni genellikle izole edilirken.

0'da ürer. kanlı bol sulu diyare. Bakteri yüzeyinde birçok yüzey proteininden oluşmuş kapsül benzeri bir yapı bulunur. Bakterinin giriş kapısı GİS'dir. jejuni 42°C'da mikroaerofilik ortamda ürer. Klinik Akut başlangıçlı kramp tarzında abdominal ağrı. C. ileum olmak üzere kolona da invaze olur. Gastrit ve peptik ülser etkenidir. oksidaz pozitiftir ve nalidiksik asite duyarlıdır. polimiksin B ve trimethoprim) kanlı agara (Skirrow medium) ekilir. Hareketleri sayesinde mukustan epitel alana geçer. Campylobacter fetus C. Hayvan dışkısı ile kirlenmiş süt ve et gibi besinlerle özellikle bulaşır.ile bulaşırlar. Fare deneylerinde yüzey kapsül benzeri yapıda S proteininin bulunması hayvanların ölümüne sebep olmaktadır. H. 81 .0 ve 7. abse ve ülserler gelişir. Helicobacter pylori Hastalık Spiral yapılı Gram negatif basildir. Mide asidine duyarlıdır bu nedenle enfeksiyon gelişebilmesi için 104 bakteriye ihtiyaç vardır. H. fetus immün yetersizlikli hastalarda sistemik enfeksiyon etkenidir. yüksek ateşli ve dizanteriform (kanlı mukuslu) diyarelere yol açar. Onlar gibi katalaz ve oksidaz pozitiftir. Bir delikten çıkan multipl flajellası ile çok hareketlidir. Gastrik alanda lümen içindeki pH1. Laboratuvar Tanı Diyareli hastaların dışkıları antibiyotikli (vankomisin. Nadiren (% 1) bakteriyemi gelişebilir. %5 oksijen %10'luk karbondioksitli ortamda iyi ürer. ancak farklı olarak üreaz da pozitiftir. ateş. başağrısı olur. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel ishallerin en sık etkenidir.4'tür. atılmış ok gibi hareket eder. Özellikle jejunum. pylori ürettiği güçlü üreaz aktivitesi ile asidi nötralize eder. ancak epitel alanındaki pH 7. Campylobacter jejuni C. gelişenlerde ise aminoglikozidler kullanılır. Karakteristik S veya martı kanadı şeklinde bakterilerin gösterilmesi ile tanı konulur. pylori enfeksiyonu mide kanserleri için risk faktörüdür. fetus'un aksine özellikle genç erişkin ve çocuklarda hastalık tablolarına yol açar. Tedavi ve Korunma Sistemik enfeksiyon gelişmemişse tedavide ilk seçenek eritromisin. Kan yoluyla yayılması ile tifo benzeri bir tablo gelişir. Hastalık genellikle 5-8 gün içinde kendi kendine iyileşir. Önemli Bilgiler Bir çok özelikleri ile Campylobacterlere benzerler. 25°C'de üremesi durur. Patogenez ve Epidemiyoloji Gastrik lümen içinde pH 6.0-2.0 gibi düşüktür. Hipogammaglobulinemililerde ağır seyreden.

pylori'nin alınması gastrit ve hipoklorhidrinin gelişmesi ile sonuçlanır. H. H. Laboratuvar Tanı Mide biyopsisi örneklerinde histolojik çalışmalar yapılabilir. H. pylori enfeksiyonu yıllarca (hatta ömür boyu) devam eder. Histolojik olarak gastrit kronik ve aktif enflamasyon ile karakterizedir. 13C veya 14C ile işaretli üre hastaya içirilir. pylori örneklerinde üreaz aktivitesine bakılabilir. pylori aynı zamanda gastrik karsinoma ve lenfoma etyolojisinde de önemlidir. Yada bu örneklerde direkt boyama yöntemleri ile ince kıvrık bakteriler aranabilir. Akut semptomlar 1-2 hafta sürebilir. Bulantı kusma. Bakterinin mukozal enflamasyonu ve meydana getirdiği hasar tam olarak tanımlanamamıştır.İnsanlarda H. Serum antikorlarına bakılabilir. In vivo üreaz aktivitesine de bakılabilir. pylori enfeksiyonları arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur. Genellikle epitel hücreleri bozulmuş ve glandular atrofi meydana gelmiştir (Şekil 2. Kolonizasyonun ardından H. Klinik Bulgular Peptik ülser bulguları vardır. ancak bunların aktif enfeksiyon ile geçirilmiş olanların ayrımı yapılamadığı için akut enfeksiyonlar için çok değerli değildir. Antimikrobiyal tedavi sonrasında duodenal ülser ve gastrit iyileşmektedir. ateş ve üst gastrointestinal bölgesinde ağrı gibi akut enfeksiyon bulguları vardır. 1-2 mm çapında yarı mat kolonileri olur. pylori 82 . Bakteriyemi ve dissemine enfeksiyonlar görülmez. Hızlı test için H. GİS kanamaları görülebilir. pylori mikroaerofilik ortamda 3-6 günde ürer. Duodenal ülser ile H. Polimorfonükleer ve mononükleer hücre infiltrasyonu epitel ile lamina propria arasında görülmektedir. Campylobacterler gibi skirrow besiyerine ekim yapılabilir.9).

Dışkıda H. kanlı balgama yol açan. ozenae. hastane enfeksiyonlarının %10"undan sorumludur.varsa solunumla çıkarılan CO2 ölçülür. Metronidazol. Bazı suşları kırmızı koloniler yaparlar. Son zamanlarda en önemli noninvazif tanı testi olarak kullanılmaktadır. Klebsiella pneumoniae E. hemorajik. Hem tanıda hem de tedavinin takibinde kullanılır. Virülans faktörleri geniş kapsülü ve endotoksinidir. Özellikle alkoliklerde. nekrotizan. ağır seyirli. Aşısı ve spesifik koruyucu önlemi yoktur. GASTROİNTESTİNAL SİSTEM DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Bu gruptaki bakteriler enterik gram negatif bakterilerdir ancak E. Bakteriyel pnömonilerin yaklaşık olarak % 2-5. diabetiklerde. K pneumoniae üst solunum yolunun normal flora üyesidir. Ülser iyileşmesi için 4-6 hafta asit supressörleri kullanılabilir.coli gibi normal barsak ve üst solunum yolu florasında bulunabilir. KOAH'lılarda. Geniş kapsüllü. üst solunum yolu içeriğinin aspire edilmesine bağlı olarak akut. pneumoniae ve K. hareketsiz ve laktoz (+)'dir. coli gibi ekstraintestinal enfeksiyonlara sebep olurlar. Tedavi ve Korunma Tek başına antibiyotikler yetersizdir. pylori enfeksiyonunu eradike eder. Yoğun bakımlarda nebulazitörlerde üreyerek Serratia pnömoni salgınları görülür. Multipl antibiyotik direncine sahiptirler. K. rhinoscleromatis burun ve farenkste granuloma (rinoskleroma) etkenidirler. 2 yaşından küçük çocuklarda ve immün yetersizlikli olanlarda. % 60-80 mortaliteli lober pnömonilere (Friedlander pnömonisi) yol açar. K. İmmün yetersizliği olanlarda patojen hale gelir. amoksisilin veya tetrasiklin kombinasyonunun 14 günlük kullanımı %70-95 hastada H. Serratia marcescens En küçük enterik bakteridir. oxytoca hastane enfeksiyonu etkenidir. kaviteleşmeye ve abseleşmeye eğilimli. K. bizmut tuzları. pylori antijenleri de tanımlanabilir. Fırsatçı nosokomiyal enfeksiyonlardan sorumludur. 83 . Çoğunlukla antibiyotiklere dirençlidir. Bir hafta süreli proton pompasi inhibitörü artı amoksisilin ve klaritromisin son derece etkili bir tedavidir. atrofik rinit (ozena). Proton pompası inhibitörleri direkt üreaz inhibitörleridir. Nosokomial ve fırsatçı enfeksiyon etkenidir.

Respiratuvar terapi sistemlerinde. Patogenezi endotoksin. aeruginosa piyosiyanin üreten tek suştur. Üreyi parçaladığı için pH yükselir. Kistik fibrozisli hastalarda izole edilen P. çoğu antibiyotiklere dirençlidir. aeruginosa başlıca toprakta ve sularda bulunur. Besiyerlerinde çok pis koku çıkarırlar. antiseptikler ve deterjanlar en çok üredikleri yerlerdir. Sadece insanda enfeksiyon yapar. aeruginosa suşlarının slime tabakası vardır. Pseudomonas cepacia (yeni adı Burkholderia cepacia) ve Pseudomonas maltophilia (yeni adı Xanthomonas maltophilia veya Stenotrophomonas maltophilia)'da daha nadir olmakla birlikte aynı türde enfeksiyon yaparlar. Proteus. Klebsiella ve serratia gibi kolon bakterisidir ancak ekstraintestinal hastalık yapar. Ancak zorunlu aerobdurlar. Providencia Providencia suşları normal intestinal flora üyesidir. üroepitel deprese olur. Laboratuvarda besiyerlerinde de meydana gelen aynı pigmentleri tanı amacıyla kullanılır. böylece kolaylıkla üriner sistem enfeksiyonları meydana getirebilir. Dezenfektanlardan heksaklorofen bulunduran sabunlar. Magnezyum-amonyum-hidroksid taşlarının gelişmesine neden olur. aeruginosa ve P. Deri üzerinde nemli ortamlarda bulunurlar ve hospitalize hastalarda üst solunum yollarında kolonize olabilirler. Morganella Diğer enterobacteriacea grubundan fenilalanin deaminaz enzimi üretmeleri ile ayrılırlar. P. cepacia'nın antiseptik ve deterjanlarda üremesi hastane enfeksiyonu gelişmesinde önemli faktördür. fagositoz ve kompleman etkinlikleri azalır. 1) Yara yerini ve abse materyalini mavi-yeşil renge boyayan piyosiyanin 2) Yanıklı hastalarda deri enfeksiyonlarının kolaylıkla tespit edilmesini sağlayan ultraviyole ışık altında floresan veren sarı-yeşil pigment olan piyoverdin (florescein). Önemli Bilgiler Enterobacteriacea üyelerine benzeyen gram negatif basillerdir. 84 . Providencia.Enterobacter cloaca Hastane enfeksiyonu etkenidir. Çok hareketlidir. insanların ortalama %10 kadarı normal florasında taşırlar. entübasyon. bu nedenle nonfermenter olarak tanınırlar. Bazı suşların O antijenleri bazı riketsiya suşları ile çapraz reaksiyon verir ve riketsiyal hastalıkların tanısında kullanılır (Weil-Felix testi) Weil-Felix reaksiyonu . bu nedenle katı besiyerlerinde 4 saatte bir olmak üzere halkalar halinde hızla yayılarak ürerler (Swarming). Patogenez ve Epidemiyoloji P. İntravenöz kateterizasyon. • Proteus vulgaris 0X19 ile Rickettsia prowazeki antijenleri arasında ve • Proteus vulgaris 0X2 ile Rickettsia conori arasında çapraz reaksiyon vardır. Ürettikleri Ekzotoksin A ile insan hücresi ribozomlarındaki olgunlaşmamış peptid zincirlerinin uzaması (tamamlanması) için gerekli olan Elongasyon Faktör (EF)-2'yi (difteri toksini gibi) inhibe ederek protein sentezini önler ve dokularda nekrozlara yol açar. Klinik ve laboratuvar önemi olan iki pigment üretirler. aeruginosa başlıca. Su ihtiva eden her yerde üreyebilirler. anestezi ekipmanında. Glukozu fermente etmezler. P. intravenöz sıvılarda ve distile sularda ürerler. Citrobacter Citrobacter suşları'da üriner sistem enfeksiyonları ve sepsis etkenidir. Pseudomonas Hastalık Pseudomonas aeruginosa konak savunma mekanizması azalmış hastalarda başlıca sepsis. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. Üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. ekzotoksin ve enzimlerine bağlıdır. Daha önemlisi oksidaz pozitiftir. P. Ureaz (+)'dir. idrar sondası bulunan hastanede yatan hastalarda sepsise yol açar. Bu tabakası aracılığı ile respiratuvar sistemde mukozalara organizmanın tutunması sağlanır ve bakteriye antikorların bağlanmasını engeller.

aeruginosa Enterobakter suşları Serratia marcescens Nadir Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları Yetişkin P. aureus Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları İnfluenzae A/B virüsleri Klorlama yeterli değilse yüzme havuzlarından bulaşan ciddi otitis eksterna. diabetiklerde habis otitis eksterna ve diğer deri lezyonları (follikülit) oluşabilir. Spor ayakkabılarından meydana gelen ayak yaralanmalarındaki osteokondritlerin en sık etkenidir. aeruginosa Acinetobacter suşları Enterobacter suşları Burkholderia (Ralstonia) cepacia Stenotrophomonas maltophilia Achromobacter xylosoxidans K.29 Kistik fibroziste akciğer enfeksiyonlarına neden olan mikroorganizmalar Çocuklar S ık İnfuenzae A/B virüs Streptococcus pneumoniae H. Deri lezyonlarına ektima gangrenozum denir. aureus) İmmün sistemi bozulmuşların Nötrofil sayısı 500/ml altında olanların Kateteri olanların Hospitalize edilmiş hastaların fırsatçı enfeksiyon etkenidir. Sepsisli hastalarda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. uyuşturucu bağımlılarında gelişen endokarditlerin ve artritlerin en sık nedenlerindendir. 85 . Oksidaz pozitiftir. Organizma buralardan kana karışarak sepsise sebep olabilir.30'da gösterilmiştir. Klinik Bulgular Vücudun heryerinde bulunmasına rağmen özellikle üriner sistem enfeksiyonları. Pseudomonas endokarditlerinde genelde tutulan kapak triküspit kapaktır.28 Pseudomonasların virülans faktörleri Virülans faktörü Pili Kapsül Endotoksin Elastaz Ekzotoksin A Biyolojik Etkileri Epitele yapışma Epitele yapışma (Özellikle kistik fiProziste). Bakteriyofaj ve piyosiyanin tiplendirmesi ile ayırıcı tanı yapılır. Staphylococcus aureus ile birlikte. yara enfeksiyonları (yanık) en sık görülenleridir. Hastane enfeksiyonlarının %10-20'sinden sorumludur Kistik fibrozisde akciğer enfeksiyonlara neden olan mikroorganizmalar tablo 2. difteri toksinine benzer etki) Tablo 2. Tablo 2. pneumoniae H. influenzae Moraxella catarrhalis Staphylococcus aureus Klebsiella pneumoniae P. fagositozun önlenmesi Sepsis Ektima gangrenozum etkeni Protein sentezinin inhibisyonu (EF-2 inhibisyonu. influenzae S.• • • • • • • Yanık hastalarının Derinin konak savunma sistemleri bozulmuşların Kistik fibrozisli hastaların (ilk 3 yaşta S. Laboratuvar Tanı EMB agarda laktoz negatif koloniler yaparlar. pneumoniae S. Mavi-yeşil pigmentleri ve kolonilerinin meyve kokusu kendine has özellikleridir. Kontakt lens kullananlarda korneal enfeksiyonlar görülebilir. pnömoni (özellikle kistik fibrozisli hastalar).

Tedavi ve Korunma Bakteri bir çok antibiyotiğe dirençlidir. Bu nedenle antibiyogram yapılarak tedavi düzenlenmelidir. Ampirik tedavilerde antipseudomonal penisilinler (tikarsilin veya piperasillin) aminoglikozidler ile kombine edilerek kullanılmalıdır. Burkholderia cepacia ve Stenotrophomonas maltophilia enfeksiyonlarının tedavisinde seçilecek ilaç trimetoprim-sulfamethoksazoldür.

Pseudomonas mallei
Ruam hastalığının etkenidir. Endotoksini ile hastalık yapar. Akut Ruam; hasta hayvan salgıları ile temas etmiş ellerin deri/mukozalara sürülmesi ile, mikro çatlaklardan vücuda girer. İlk lezyon daha çok burunda görülür. Burun mukozası şişer, püstüller gelişir, 5-7 günde ekzantemler ve derialtında hamur kıvamında, irinli Ruam Düğmecikleri, bölgesel LAP ve genel durum bozukluğu ile karakterize, yüksek ateşle seyreden bir hastalıktır. Tedavide ise streptomisin, sulfadiazin, kloramfenikol veya tetrasiklin kullanılır. Hastalığın kronik formu, yaygın abselerle karakterizedir.

Pseudomonas pseudomallei
Melioidosis etkenidir. Çoğunlukla asemptomatik olsalar da temas bölgelerinde lokalize suppuratif cilt lezyonları ve bölgesel lenfadenit gelişimine yol açabilirler. Vietnam savaşından sonra tekrar önemi artmıştır. Nadiren kaviter forma kadar ilerleyebilen pulmoner enfeksiyonlarına neden olabilirler. Burkholderia pseudomallei de denir.

Bacteroides
Hastalık Bacteroides sepsis, peritonit ve abselerdeki mikst anaerobik enfeksiyonların etkenidir. Bacteroides fragilis anaerob enfeksiyonların en sık sorumlusudur (Tablo 2.30). Önemli Bilgiler Zorunlu anaerop, hareketsiz, polisakkarid yapıda kapsülü olan bakterilerdir. Gr (-) bakteri hücre duvar yapısına sahip olmakla birlikte, LPS tabakasının Lipid-A komponenti yapısal farklılık gösterdiği için endotoksik aktivite göstermez. İçerdiği çok sayıda enzimleri sayesinde aerotolerans ve doku obstrüksiyonu oluşturma, antikor inaktivasyonu gibi yetenekler kazanmıştır. Tablo 2.30 Medikal önemi olan anaerob bakteriler
Yapı Sporlu basiller Sporsuz basiller Gram boyama Pozitif Negatif Pozitif Negatif Sporsuz koklar Pozitif Negatif Bakteri Clostridium Yok Actinomyces, Bifidobacterium, Eubacterium, Lactobacillus, Propionibacterium Bacteroides, Fusobacterium Peptococcus, Peptostreptococcus, Streptococcus Veillonella

Anaerop metabolizma sırasında açığa çıkan kısa zincirli yağ asitleri fagositozdaki degranülasyonu önler. Yumuşak dokuda en çok enfeksiyona neden olan anaerop bakteridir. Abse formundaki intraabdominal enfeksiyonlardan ve Gr (-) anaerobik sepsislerin % 75-80'inden sorumludur. Kolonun normal florasının >% 95'i anaeroptur ve bunların da büyük kısmını S. fragilis oluşturur, Buradaki Bacteroides sayısı, E.coli'nin 1000 katı kadardır. fi. melaninogenicus (Prevotella melaninogenica diye de isimlendirilir) ve B. corrodens primer olarak ağız florasının üyesidir.

86

Patogenez ve Epidemiyoloji Genelde endojen ve abse formunda enfeksiyonlara yol açar. Önceki bir batın travması veya operasyonuna sekonder olarak gelişen apendisit, peritonit, akciğer ve beyin abseleri, üriner sistem enfeksiyonu ve yara/yumuşak doku enfeksiyonlarına neden olur. Klinik Bulgular Peritonit veya lokal abseler ile karakterize intraabdominal enfeksiyonlar görülür. Bunun sonucunda pelvik abseler ve bakteriyemiler de gelişebilir. Oral, farengeal ve pulmoner abseler daha sıklıkla fi. melaninogenicus ile meydana gelir. B. fragilis diyafragmanın altından, fi. melaninogenicus ise üstündeki abselerden sorumludur.

Laboratuvar Tanı
Kanamisin ve vankomisin içeren kanlı agarda anaerobik ortamlarda üretilirlebilirlerr. Siyah koloniler B. melaninogenicus'un karakteristik özelliğidir. Tedavi ve Korunma Birçok suşu beta laktamaz üretir bu nedenle tedavide beta laktamaz inhibitörlü sefalosporinler, veya kloramfenikol kullanılmalıdır. Tedavide seçilecek diğer bir seçenek metronidazoldür. Klindamisine her geçen gün artan oranlarda direnç söz konusudur.

SOLUNUM SİSTEMİ İLE İLİŞKİLİ GRAM NEGATİF BASİLLER
Haemophilus influenzae, Legionella pneumophila ve Bordatella pertussis solunum sistemi ile ilişkili gram negatif basillerdir. L. pneumophila su kaynaklarından bulaşması ile ayrılır, diğerleri insandan insana bulaşır.

Haemophilus influenzae
Hastalık Çocuklardaki başlıca menenjit etkenidir. Ancak son zamanlarda özellikle Avrupa ve Amerika'da aşılamaya bağlı olarak etken sıklığı azalmaktadır. Menenjit dışında çocuklarda otit, sinüzit ve epiglottit gibi üst solunum sistemi enfeksiyonları ve sepsis etkeni olarak da görülmektedir. KOAH'lı yetişkinlerde pnömoni yapabilir. Önemli Bilgiler Gram ile zor da olsa, mavi-menekşe renkte, Yersinia'lar gibi kutupsal ve (-) boyanırlar. Hareketsiz, bazen pleomorfik olabilen, kapsüllü kokobasillerdir. Kapsül poliribozil ribitol fosfat (PRP) yapısında olup, virulans ile yakından ilgilidir, bakteriyi fagositozdan korur. Ayrıca, pnömokok ve meningokoklar gibi, lgA1 proteaz enzimi ile salgısal IgA'nın koruyucu etkisini kaldırır. Kapsülüne göre 6 farklı antijenik serotipe ayrılmıştır. Tip b (Hib), invazif tüm H. influenzae türlerinin >% 95 'inden sorumludur.

Patogenez
Sadece insan enfeksiyonları yapar, hayvan rezervuarı yoktur. Üst solunum yolu enfeksiyonları, otitis media, sinüzit veya pnömoni etkenidir. Patogenezi endotoksin ve kapsüle bağlıdır, ekzotoksini yoktur. Enfeksiyonları 6 ay ile 6 yaş arası çocuklarda görülür. Ancak ilk 1 yaş içinde daha sık enfeksiyonu görülür. Klinik Bulgular Akut menenjit etkenidir. Hava yolunda yabancı cisim obstrüksiyonuna bağlı nadiren epiglottit yapar. Kapsüllü türlere duyarlılık, özellikle kapsüler Ag'lere antikor yanıtının yetersiz olduğu çocukluk, splenektomi sonrası ve immünite defektlerinde fazladır. Erişkin ve yaşlı enfeksiyonlarından ise daha çok kapsülsüz türler sorumludur. Daha çok var olan bir kronik akciğer hastalığı zemininde akut alevlenmeler şeklinde kendini gösterir. Akut otitis media ve sinüzitlerin pnömokoklardan sonraki en sık ikinci etkenidir.

Laboratuvar Tanı
Adi besiyerlerinde üretilemezler. Üremeleri için besiyerinde hemin (faktör X) ve NAD (faktör V)'e gereksinimi vardır. Bakteri taze koyun kanlı agarda üremez. Eritrosit eklendikten sonra hafifçe ısıtılarak hemolize edilmiş kanlı agarda (çukulata agarda) ise iyi ürerler; şebnem tanesi gibi koloniler oluşur.

87

Bakterinin diğer bir üretme yöntemi, Staphylococcus aureus ile birlikte ekilmeleridir. Bu amaçla; materyal tüm kanlı agar yüzeyine sürüldükten sonra ortaya 5. aureus çizgi ekimi yapılır. Böylece, beta hemoliz oluşan çizgi ekim bölgesinde H. influenzae için gerekli faktörler aracılığı ile ürerler (süt anne / satellit belirtisi). Menenjit olgularında BOS'da kapsüler antijenlere karşı hazırlanmış lateks aglütinasyon testi kullanılır. Tedavi ve Korunma Bakterilerin ortalama l/4'ünde plazmid ile aktarılabilir betalaktamaz üretimi belirlenen günümüzde, ampisilin, ampirik tedavi için uygun bir seçenek değildir. Kloramfenikol ise halen uygun seçenek olarak kabul edilmektedir. Özellikle menenjit olgularında daha modern seçenekler tercih edilmelidir. Bu olgularda, BOS'a iyi penetre olabilen 3. kuşak sefalosporinler (özellikle sefotaksim ve seftriakson) en uygun antimikrobiyallerdir. Sinüzit ve otit gibi daha hafif enfeksiyonlarda ise sefaklor veya kotrimoksazol uygulanabilir. Polisakkarid kapsül, tetanoz ve difteri toksoidi veya N.meningitidis dış membran proteini (OMP) gibi büyük protein yapılara hapten olarak bağlandığında hem IgM ve hem de IgG yapısında ve uzun süreli Ab sentezi sağlayabilir. Bu teknikle "konjuge Hib aşıları" geliştirilmiştir (PRP-T, PRP-D, PRP-. OMP aşıları). Bu aşılarla çocuklarda güçlü antikor yanıtı ve iyi bir koruyuculuk sağlanmıştır. Hastalarla temaslılara 4 gün süre ile 10 mg/kg dozda rifampisin verilmesi ile kemoprofilaksi sağlanmış olur.

Legionella
Hastalık Legionella pneumophila hem toplumdan kazanılmış, hem de nosokomiyal pnömoni yapar. Pnömoni şeklinde seyreden Lejyoner hastalığının etkenidir. Önemli Bilgiler Standart gram boyama yöntemleri ile iyi boyanmayan gram negatif basildir. Pnömonilerinden genellikle L. pneumophila sorumludur, nadir olarak L. micdadei ve L. bozemanii'de etken olarak saptanabilir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri su kaynaklarından bulaşır. Hastane kaynaklı salgınlarda havalandırma sistemleri, banyolar ve buhar cihazları sorumludur. Giriş akciğerlerdir ve asıl bulgu pnömonidir. Ağır seyirli atipik pnömoni tablolarına yol açar, tedavisiz olgularda mortalite % 20-40'lara çıkmaktadır. Ancak vasküler hasar nedeniyle beyin ve böbrekler gibi multiorgan enfeksiyonları görülür. İntrasellüler yaşama özelliğindedir, makrofajların içinde yaşamlarını sürdürebilirler, fagolizozomu engellerler. Hücresel immünite asıl defans mekanizmasını oluşturur. AIDS'li hastalar, kanserliler, transplantasyonlular veya kortikosteroid alanlarda ağır seyirli ve fataldır. Klinik Bulgular Hafif influenza benzeri enfeksiyondan (Pontiac hastalığı) ağır seyirli pnömonilere kadar değişen tablo ile seyreder. Hiponatreminin olması diğer atipik pnömonilerden farkıdır. Enfeksiyonların çoğu 7-10 günde spontan iyileşir, fakat immünyetersizliklilerde fatal seyi rlidir. Mycoplasma pnömonisi, viral pnömoniler, psittakoz, Q ateşi ve klamidya pnömonisi gibi atipik pnömoniler ayırıcı tanıda dikkate alınmalıdır. Tablo 2.31 Atıpik pnömoni etkenleri ve özellikleri
Mycoplasma pneumoniae Legionella pneumophila Chlamydia psittaci Chlamydia trachomatit CoKİella burnetti Hafif, Üsye ile birlikte, gençlerde, soğuk aglütinin pozitif Yaşlılarda, ağır tablo, klima, ishal, hiponatremi, baş ağrısı Kuşlardan, splenomegali Yenidoğan, konjuktivit Çiftlik hayvanları, kedi/köpek teması, splenomegali, hepatit

88

Laboratuvar Tanı
Balgamda nötrofilleri görülür ancak bakteri yoktur. Balgam veya kandan standart besiyerlerinde üretilemez. Demir ve sistein içeren besiyerlerine ekmek gerekir. Tanı daha çok antikor titrelerindeki artış ile konulur. Tedavi ve Korunma Tedavisinde öncelikle eritromisin seçilmelidir, rifampisin ile kombine edilebilir. Pontiac hastalığında tedavi gerekmez. Beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. Korunmada sigara ve alkol kullanımının önüne geçilmesi hastalık açısından önemlidir. Ayrıca aerosol tarzında su kaynaklarının önüne geçilmelidir.

Bordatella
Hastalık Bordatella pertussis boğmaca etkenidir. Gram negatif, kapsüllü kokobasillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Tek konakçısı insandır. Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Organizma üst solunum yollarının epiteline tutunur ancak dokulara invazyon yapmaz. Patogenezinde siliya epitellerinin nekrozu önemli bir bulgudur. Toksinleri aracılığı ile boğmacaya yol açar. Başlıca virülans faktörleri ipsi hemaglütininleri (epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur) ve toksinleridir. Başlıca toksinleri ; 1. Pertussijen toksin adenilat siklazı stimüle eder. Lenfositoz geliştiren faktör veya histamine duyarlılık faktörü de denmektedir. Lenfositik lökositoza yol açar, bakterilerin siliyalı epitel hücrelerine yapışmasından sorumludur, antijeniktir. Bu etkinliklerden başka insülin salgılatma ve hipoglisemi geliştirme özelliği de vardır. 2. Adenilat siklaz toksini: Lökositlerin kemotaksisini, fagositoz ile öldürme yeteneğini, alveoler makrofajların oksidatif mekanizmalarını ve doğal katil hücre (NK) aktivitesini bozar. 3. Trakeal sitotoksin: Hücre duvarı yapısında bulunan bir peptidoglikan monomeridir. Siliyer hücrelere etki ile siliyer hareketleri durdurur ve epitel hücrelerinin yapısını bozar. Klinik Bulgular Boğmaca 4 yaşın altındaki çocuklarda gelişen akut trakeobronşittir. Boğmaca uzun süren bir çocukluk dönemi hastalığıdır. Boğmaca krizleri 4 hafta kadar sürebilir, hastalığın ciddiyetine rağmen bakteriyi solunum ve kan kültürlerinden izole edemezsiniz. Uzun süreli olmasının nedeni, trakeal sitotoksinin siliyer hücrelerde oluşturduğu paralizi ve dejenere olan epitel hücrelerinin rejenerasyonunu yavaşlatmasıdır. Inkübasyon periyodu 1-3 haftadır. Hastalık dönemleri; 1. Dönem (kataral): İki hafta süreli nezle, düşük dereceli ateş görülür. Bulaştırıcılığın en fazla olduğu dönemdir. 2. Dönem (spazmodik öksürük): iki hafta ile iki ay arasında sürebilen kentöz öksürükle özel bir dönemdir. Siliyer aktivite bozukluğu nedeni ile koyu olan balgam çıkarılamaz, öksürük, sonunda kusma, konvülsiyonlar görülür. Konjunktival kanamalar ve epistaksis gelişebilir. 3. Dönem (İyileşme): İyileşme uzun sürer. Bu dönemde sekonder bakteriyel pnömoniler, nöbetler sırasındaki beyin hipoksisi ve küçük kanamalara bağlı ensefalopati ve epilepsi gibi komplikasyonlar bu dönemde gelişir.

Laboratuvar Tanı
Zorunlu aerop, Gr (-) basildir. Bordet Gengou (Patates + gliserinli Agar) besiyerinde ürer. Ekim yapılacağında tavşan kanı eklenir. Kültür materyali nazofarenksten eküvyon ile alınır veya hasta plağa öksürtülür. 3-4 günde cıva damlası gibi, hemoliz yapmış koloniler oluşur. Tipik laboratuvar bulgusu: 20-30 bin/mm3 lenfositik lökositoz Tedavi ve Korunma Erken dönemde seçilecek ilk ilaç eritromisin'dir. Diğer seçenekler; ampisilin, kloramfenikol, tetrasiklin'dir. >10 gün sürdürülmelidir. İlk günlerden sonra antibiyotiklerin etkisi sınırlıdır, sadece bulaştırıcılığı azaltır. Halen inaktive bakteri süspansiyonundan hazırlanan aşı (DBT) ve sadece toksinlerinden hazırlanmış asellüler aşıları vardır. Aşılamadan sonra lokal ve hafif sistemik belirtiler çıkabilir.

89

HAYVAN KAYNAKLI GRAM NEGATİF KOKLAR (ZOONOZLAR)
Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak bölgesel lenfatiklere ilerler. Daha sonra bakteriyemi ile dalak, karaciğer, kemik iliği, böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar, endotoksinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2.11). Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır.

Brusella
Hastalık Brusella suşları bruselloz (Malta humması, ondülan ateş) etkenidir. Önemli Bilgiler Zoonozdur. Kapsülsüz küçük gram negatif basillerdir. insanlarda hastalık yapanlar; B. abortus, B. melitensis, B. suis ve B. canis'dir. Brucella bakterileri gram negatif, aerop nonmotil kokobasillerdir. Zenginleştirilmiş besiyerlerinde 2-5 günde konveks, düz koloniler yapar. Brucella bakterileri intrasellüler yerleşimlidir. B. abortus diğerlerinden farklı olarak %5-10 CO2'li ortamda ürerler. Dört suşunda da katalaz ve oksidaz pozitiftir. Isı ve asiditeye orta derecede duyarlıdırlar ve pastörizasyon ile öldürülebilirler. Patogenez ve Epidemiyoloji Hastalık insanlara 1. Kontamine süt veya süt ürünleri (özellikle pastori ze edilmemiş süt ile yapılan peynir) (Tablo 2.34) 2. Enfekte hayvan vücut sıvılarının, bütünlüğü bozulmuş deri veya konjunktivaya direkt teması 3. İnfeksiyöz aerosollerin inhalasyonu 4. Konjunktivalar yoluyla bulaşır. (Şekil 2.10)

Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak

90

mastitli meme dokusundan alınan süt çok önemlidir. Gelişen antikorlar inkomplet blokan özellikte olabilir. Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar.bölgesel lenfatiklere ilerler. abortus 99S kökeninin kolonilerinden alınan inaktive edilmiş bakteriler kullanılır. Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır. 1. Asemptomatik enfeksiyon 2. endotok-sinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2. periton ve plevral sıvılardan da ekimler yapılabilir. kemik iliği. 91 . Kronik enfeksiyon Laboratuvar Tanı B. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 6-20 gün kadardır. Bruselloz için 1/160 pozitiflik anlamlıdır. canis enfeksiyonlarında Wright aglutinasyon testi negatif bulunur. Klinik olarak Bruselloz düşünülen.abortus diğerlerinden farklı olarak % 10 CO2li ortamda üreyebilir (mikroaerofil). (Tablo 2. karaciğer. Daha sonra bakteriyemi ile dalak.11). ancak Wright Aglütinasyonu (-) bulunmuş bireylerde test. Titre >1/160 ise aktivasyon vardır. Serolojik (immünolojik) Testler: Hasta serumu ile yapılan Wright Agglütinasyonu (tüp aglütinasyonu ). Bakteri izolasyonu kan veya kemik iliği materyali ile Brain-Heart infüzyon agarda yapılır. B.32) Tekrarlayan bruselloz olgularında 2-merkaptoetanol ile tanımlanabilir. RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). İnsanlara bulaşmada. İrin gibi kontamine materyal özel besiyerlerine (Brucella Agar gibi) ekilir.12). Subakut enfeksiyon (Ondülan tip) 4. Wright Aglütinasyonu B. İdrar. böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. Coombs serumu ile tekrarlanmalıdır. Brusella bakterileri eritriolün bol miktarda bulunduğu hayvan plasentasında üreyebildiği için sığırlarda düşük yapar. Ring testi ise sütte antikorların araştırılması için uygulanır (Şekil 2. Akut enfeksiyon 3. İnsan plasentasında eritriol bulunmaması nedeniyle düşük görülmez. Rose Bengal (lam aglütinasyonu) ve tam kan ile yapılan Spot test (lam aglütinasyonu) ile gelişen antikorlar araştırılır.

Wright testini yalancı pozitif yapan durumlar
• Tularemi geçirenler • Kolera aşısı yapılanlar • Tüberkülozlular • Lenfomalılar • Y. enterocolitica enfeksiyonu geçirenler Tedavi ve Korunma Kombine antibiyotik kullanılmalıdır. Bu nedenle erişkinlerde tetrasiklin ve rifampisin kombinasyonu kullanılmaktadır; Rifampisin yerine streptomisin (1 g/gün, i.m., 21 gün) de kullanılabilir.

Komplikasyonları
Brusella tüm sistemleri tutabilir. Genellikle selim tabiatlıdır. Brusella endokarditi fatal seyirli olabilir. Daha çok aort kapağı tutulur. Tanısı gecikmiş, eski olgularda gelişir. Ölüm, progressif konjestif kalp yetersizliğindendir. Tıbbi tedaviye ek olarak kapak replasmanı yapılır.

92

Tablo 2.32 Wright testinin yorumlanması
Sonuç Negatif Negatif Pozitif Prozon 1/20 + + 1/40 + + 1/80 + + 1/160 + 1/320 (+/-) + + 1/640 1/1280

Tablo 2.33 Yiyeceklerin kontaminasyonu aracılığı ile bulaşan zoonozlar
Cins Bakteri Hastalık Brusella Etken Brucella melitensis B. abortus Campylobacter jejuni Listeria monocytogenes Salmonella suşları (S. typhi hariç) Mycobacterium bovis Lassa virüs Giardia lamblia Cryptosporidium Toxoplasma gondii Taenia saginata Taenia solium Sestod Sestod Grup Gram negatif basil Gram negatif basil Gram pozitif Gram negatif basil Aside dirençli bakteri Arenavirüs Hayvan Keçi, sığır Kontamine yiyecek Süt ürünleri

Campylobacter enfeksiyonu Listeryoz Salmonelloz

evcil hayvanlar Evcil hayvanlar, kemiriciler, kuşlar Evcil hayvanlar, kaplumbağa Sığır

Süt, su, et, kümes ürünleri Sebze, su, peynir Süt, yumurta, et, kabuklu ürünler Süt

Tüberküloz

Virüs Protozoo n

Lassa humması Giardiasis Cryptosporidiosi s Toxoplazmoz

Fare Vahşi hayvanlar Buzağı Kedi

Kontamine yiyecekler Suda kistler Ookistler Kedi dışkısındaki ookistler, iyi pişmemiş etlerdeki doku kistleri İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus) İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus), topraktaki yumurtalar İyi pişmemiş balıktaki larva Yumurta İyi pişmemiş balıktaki larva Larval kistler

Helmintle r

Tenialar

Sığır Domuz

Diphyllobothriu m latum Echinococcus Anisakiasis Trichinosis Anisakis Trichinella spiralis

Sestod Sestod Nematod Nematod

Balık Köpek, koyun, geyik, tilki Balık Domuz, evcil memeliler, vahşi memeliler, kemirgenler Köpek

Visseral larva migrans

Toxocara canis

Nematod

Topraktaki yumurtalar

Francisella
Hastalık Tularemi etkenidir. Önemli Bilgiler Çok küçük, intrasellüler üreyebilen Gr (-) kokobasillerdir. Hayvanlar arasında artropodlarla yayılır. İnsanlara infekte vahşi hayvanlardan yaralanmış deriden direkt kontakt ile, besinlerle, vektör kenelerle veya inhalasyon yolu ile bulaşır.

93

Çok az sayıda (10 tane dahi) bakterinin bir artropod ısırığı veya deriye temas ile bulaşması yeterlidir. İnhalasyonla 50 adet, oral yoldan ise yüz milyonlarca bakteri gerekir. Klinik Bulgular En sık ülseroglandüler şeklidir (Şekil 13). Diğerleri; tifo benzeri, oküloglandüler, glandüler, pnömoni, menenjit şekilleridir. Fistülleşme görülür.

Laboratuvar Tanı
Francis besiyerinde üretilebilir. Laboratuvar bulaşma dikkat edilmelidir. Sıklıkla kullanılan tanı yöntemi serumda antikor titrelerine bakmaktır. Tedavi ve Korunma Tedavide streptomisin seçilecek ilk ilaçtır. Diğerleri ise gentamisin ve tetrasiklindir. Ülserde tıbbi tedavi yetmeyebilir, cerrahi tedavi uygulanır.

Yersinia spp.
Hastalık Yersinia pestis veba etkenidir. Diğer suşlar olan Y. enterocolitica ve Y. pseudotuberculosis gastroenterit etkeni bakterilerdir, besin zehirlenmesi yaparlar. Kutupsal boyanan kokobasillerdir. Taze kültürlerde kapsüllüdür. Soğuk ortamda üremeleri daha kolay olduğu için Yersinia'ların diğer enterik bakterilerden ayırmak için ikili (22 ve 37°C) ekimler yapılır. Laktoz (-) dir.

Yersinia pestis
Bipolar boyanan, hareketsiz, buyyon ve jelöz gibi adi besiyerlerinde kolaylıkla üreyebilen bir bakteridir. Buyyonda zar yapar. Bakterinin 5 virülans faktörü vardır. 1) F-1 olarak adlandırılan zarf antijeni fagositoza karşı koyar 2) Endotoksin, 3) Ekzotoksin, 4) V antijen, 5) W antijen. Son üç proteinin etkileri bilinmemektedir.

Klinik
Pireler aracılığı ile kemiricilerden insanlara bulaşır (Tablo 2.34). Bubonik veba en sık görülen klinik formudur, pirenin ısırdığı yerde ağrı ve innerve ettiği lenf bezinde ağrılı sert şişlik vardır.

94

Bubonlar vebanın karakteristik bulgusudur. Septik şok ve pnömoni ağır enfeksiyonlarıdır. Pnömonik veba hastaların akciğer sekresyonlarının inhale edilmesi ile de bulaşabilir. DIC, kutanöz hemoraji endotoksin ile gelişir, fatal seyirlidir (kara ölüm). Laboratuvar Bubondan hazırlanan yayma ve kan veya abse kültürü en iyi tanı materyalidir. İşlem sırasında sıçrayan partiküller ile konjunktivadan bulaşma gelişebilir. Giemsa veya Wayson boyası ile Gram'dan daha iyi sonuç alınır. Ateşli dönemde çift ekimli hemokültür, balgam var ise direkt inceleme ve çift ekimler yapılmalıdır. Kanlı agarda saçlı koloniler yaparlar (şarbondaki gibi). Tedavi Tedavide seçim streptomisin ile tetrasiklinin kombinasyonu olmalıdır, ancak streptomisin tek olarak ta verilebilir. Bilinen antibiyotik direnci yoktur. Diğer seçenekler tetrasiklin ve kloramfenikol'dür. Bubonların insizyonu ve drenajı gereksizdir. Tedavisiz olgularda ölüm oranı yüksektir. Aşısı vardır. Tablo 2.34 Artropod vektörler aracılığı ile bulaşan etkenler
Tür Bakteri Hastalık Lyme hastalığı Veba (bubonik) Rekürren ateş Tularemi (İnhalasyon, yiyecekler ve direkt deriden de bulaşabilir) Kayalık dağlar benekli ateşi Çalılık ateşi Murin tifüs Rickettsial pox Ehrlichiosis Virüsler Sarı humma Ensefalitler Eastern Equine Westem Equine Venezuelan Equ. Rift Valley fever Kırım-Kongo Hemorajik ateş Colorado kene ateşi Protozoonl ar Babezyoz Layşmanyaz (Kalaazar, kutanöz layşmanyaz) Amerikan trypanosomiasis Vektör Sert kene Pire Sert kene Kene, pire Organizma Borrelia burgdorferi Yersinia pestis Borrelia recurrentis Francisella tularensis Rickettsia rickettsii Rickettsia tsutsugamushi Rickettsia typhi Rickettsia akari Ehrlichia canis Flavivirus Alphavirus Mikrobial grup Spiroket Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Rickettsia Rickettsia Rickettsia Rickettsia Ehrlichia Togavirus ailesi Togavirus ailesi Bunyavirus ailesi Bunyavirus ailesi Reovirus ailesi Rezervuar Hayvan Kemirgenler, geyik Tarla fareleri, kemirgenler Kemirgenler, vahşi memeliler Kemirgenler, vahşi memeliler, kuşlar Vahşi kemirgenler, köpekler Vahşi kemirgenler, fareler Fareler Fare Köpekler Primatlar Kuşlar, atlar

Kene Akar (mite) Pire Akar (mite) Kene Sivrisinek Sivrisinek

Sivrisinek Kene Kene Kene Felebotom

Bunyavirüs Bunyavirus Orbivirüs Babesia spp Leishmania suşları

Koyun, keçi, sığır Evcil hayvanlar, kemirgenler Kemirgenler Evcil ve vahşi hayvanlar Köpekler, tilki, kemirgenler ve memeliler Köpek, kedi, armodilla, vahşi memeliler Sürüngenler, Sığırlar, vahşi hayvanlar

Reduviid bug (kissing bug) Çe çe sineği (Tsetse)

Trypanosoma cruzi

Afrika uyku hastalığı

Trypanosoma suşları

95

Yersinia enterocolitica
25°C'de peritriş kirpikleri ile hareketli, 37°C'de ise hareketsizdir. Buzdolabı ekimleri ayırıcı tanı açısından önemlidir. Y enterocolitica 0:9 ile B. abortus arasında antijenik benzerlikler vardır. Tanıda karışıklıklara neden olabilir. Kış aylarında daha çok olmak üzere besin zehirlenmesi etkenidir. Bunlarda da V ve W antijenleri vardır. Hastalıklardan sorumlu olan başlıca serotipler Amerika'da 0:8, Avrupa'da 0:3 ve 0:9'dur.Bakterinin kendisine bağlı olarak meydana gelen hastalıklar gastroenterit ve enterokolit, sepsis, mezenter lenfadenit (Pseudoapendisit), terminal ileit'tir. HLA-B27 Ag ve bakteri Ag'lerinin benzerliği sonucunda oluşan otoantikorlar sıklıkla gastroenteritin başlangıcından birkaç hafta sonra (ortalama 1 ay) gelişir. Reaktif artrit en sık orta ve küçük eklemlerde görülür. Bunun dışında tenosinovit, eritema nodosum, konjunktivit, miyokardit perikardit, glomerülonefrit, temporal arterit, Henoch Schönlein purpurası, Reiter Sendromu 'da gelişebilir. Tanı spesifik besiyenine (CİN agar) +4, 22 ve 37°C'de ekimler ve aglütinasyon testleri ile konulur.

Pasteurella
Hastalık Kedi ve köpek ısırıklarından sonra gelişen yara infeksiyonları yapar (Tablo 2.35). Önemli Bilgiler Bipolar boyanan küçük kapsüllü gram negatif basillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri köpek, kedi gibi evcil hayvanların ağız florasında bulunur, hayvanlarda sepsise neden olabilir. Hayvanların insanları ısırması sonucunda yara enfeksiyonlarına, sellülit, lenfadenit ve abselere yol açabildiği gibi; menenjitlere, immün supresse hastalarda sistemik enfeksiyonlara ve KOAH'lılarda nadiren pnömoniye neden olabilir. Tablo 2.36 Bazı zoonozların bulaşma yolları
İnsan ısırığı Kedi-köpek ısırığı Kedi tırmığı Fare ısırığı Eikenella corrodens Pasteurella multoci dea, Capnocytophaga canimorsus (özellikle splenektomi sonrası) Afipia felis, Bartonella henselea Streptobacillus moniliformis, Spirillum minus

Tedavi ve Korunma Penisilin G tedavide ilk seçenektir. Antibiyotiklere direnci gösterilememiştir. Kedi veya köpek ısırıklarında korunma amacıyla ampisilin kullanılır. Tablo 2.35 Hayvan ısırığı ile bulaşan enfeksiyonlar
Tür Bakteri Hastalık Pasteurellosis Fare ısırığı hastalığı Etken Pasteurella multocida Spirillum minus Streptobacillus moniliformis "DF-2" Virüsler Rabies Herpes B ensefomyeliti Mantar Blastomycosis Capnocytophaga canimorsus Rabies virüs Herpesvirus simiae (Maymun pox virüs) Blastomyces dermatitis Grup Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Rhabdovirus Herpesvirus Hayvan Köpek, kedi, kuş ve vahşi memeliler Fare, kedi Fare, kemirici, hindi Köpek Evcil memeliler, tilki, köpek, kedi, yarasa, sığır Maymun Köpek

96

Bulaşma ve Epidemiyoloji M. Bunlar Waxlar ile kombine edildiğinde gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonlarına sebep olurlar. M. M. pastörizasyon işlemi hatalı yapılırsa insanlarda gastrointestinal tüberküloza neden olur. İnsanlar doğal kaynaklarıdır. Hiçbir mikobakteri toksin üretmez. süt enfeksiyonu) . lezyonlar organizmanın varlığına ve konağın yanıtına bağlıdır. Ayrıca organizmada birçok protein daha bulunur. gliserole duyarlı. tuberculosis insanlara damlacık enfeksiyonu ile bulaşır (Şekil 2. Löwenstein . Tüberküloz basili dışı mycobacteriler (M. tuberculosis zorunlu aeroptur. böylece kurumuş balgamlarda uzun süre canlı kalabilir.Jensen [Yumurta + Patates + Mineraller + inhibitör (Malaşit Yeşili)] Middlebrook 7H [14C kullanılarak yapılan hızlı tanı yöntemleridir] kullanılan besiyerleridir. M. Bu nedenle yüksek oksijen bulunan dokulara (akciğer. böbrek gibi) yerleşmeyi sever. tuberculosis (insan patojeni. bovis (sığır patojeni. gliserole dirençli) M. leprae üretilemez. tuberculosis asit ve alkalilere dirençlidir. Kord faktör ise organizmanın virülansı ile ilişkilidir. M. Bakteri. Önemli Bilgiler M.MİKROBAKTERİLER Mycobacteria Aside rezistan. Virülan suşlarda kord faktör benzeri "serpentin" bulunur. Vücutta başlıca RES hücreleri içinde (özellikle makrofajlar) bulunurlar. Hücre duvarında birçok kompleks lipid içerir. Wax D'nin antijenlere karşı immün yanıtı arttırdığı gösterilmiştir. bovis enfeksiyonları da önemlidir. Kültürde görülebilir kolonilerinin oluşması için 6-8 hafta süre gerekir. Patogenez M. Duvar yapısının özelliğinden dolayı Gram ile kötü boyanırlar. Klinik materyalleri konsantre etmek için NaOH kullanılır.14). M. inhibitör boyalar diğer bakterilerin üremelerini engeller. inek sütlerinde bulunur. tuberculosis kültürde üretilebilirken. 97 . leprae. . Bunlardan. zorunlu aerop bakterilerdir. Basil kuruluğa dirençlidir. Hücre duvarındaki lipidler yüzünden (duvarın %60'ı) aside rezistan boyanır (ARB). Bu proteinler PPD (purified protein derivative) deri testindeki antijenlerdir. avium intracellulare gibi) Mycobacterium tuberculosis Hastalık Tüberküloz etkenidir. tuberculosis'in ekzotoksini ve endotoksini yoktur. uzun zincirli yağ asitleri olan mikolik asit organizmanın ARB boyanmasını sağlar. yapı olarak Gram pozitiftirler. hayvan enfeksiyonları görülmez. Genellikle önce akciğer enfeksiyonu şeklinde başlar. bu durum aerosollerle bulaşmada önemlidir. Fosfatidler kazeifikasyon nekrozu oluşumunda rol oynarlar. M. Gelişmekte olan ülkelerde M. tuberculosis'in ortalama yarılanma ömrü 18 saattir.

bazen de mediastinal lenf bezlerinden hematojen yayılımla akciğer apeksine (Simon odağı).Koch fenomeni: Organizma bir antijenle uygun dozlarda karşılaştıktan sonra bellek T lenfositleri aracılığı ile bir duyarlılık gelişir. kemik iliği ve MSS (Rich odağı) gibi organ ve dokulara da yayılabilirler. kemik. içlerindeki basilleri bölgesel (hilermediastinal) lenf bezlerine lenfatik yolla ulaştırabildikleri gibi (Ghon odağı). Akciğerde akut. Basiller fagolizozom gelişimini önleyerek bunların zararlı etkilerinden korunurlar. Primer enfeksiyonun seyri. Organizma basil ile daha önceden karşılaşmamışsa. Basil saçan insanların öksürerek çevreye saçtıkları iri tükrük damlacıkları. basillerin ve konağın bazı özelliklerine ve karşılıklı etkileşimlerine göre farklılıklar gösterebilmektedir: ilk karşılaşmada alveollere yerleşen basile karşı ilk olarak nötrofil yanıtı gelişir. Zamanla üredikleri makrofajları parçalayarak serbestleşirler ve bunu fagositoz-intrasellüler üremelizis döngüleri izler. havada uzun süre asılı damlacık halinde bulunabilen ve herbiri 1-3 basil içeren küçük. Dolayısıyla. karaciğer.37 PPD testi >5mm indurasyonların (+) kabul edildiği kişiler • infekte kişilerle kontakt kurmuş bireyler • Anormal göğüs grafisine sahip kişiler • HIV infekte ve diğer immunsüpresif kişiler >10mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Yüksek prevalansa sahip bölgelerden göç etmiş yabancılar • Sağlık personeli • Toplu yaşanılan yerlerde kalanlar (Yurtlar. buralarda odaklaşırlar (milier tbc). bakteriyel pnömonide olduğu gibi bir enflamasyon oluşur. Basillerin makrofajlarca mediastinal hiler lenf bezlerine taşınması sonucunda. Tablo 2. şiddetli bir enflamasyon ile sınırlandırılarak yayılması engellenir (Tip IV Aşırı Duyarlılık benzeri). solunum yollarındaki silier aktiviteye takılırken veya havada uzun süre kalamazken. süt çocuğu ve küçük çocuklarda çoğunlukla primer enfeksiyon şeklindedir ve milier formun görülmesi de nadir değildir. dalak. aerosoller alveollere kadar ulaşabilmektedir (Şekil 2. ortalama 2-6 hafta sonra gelişmeye başlayan hücresel inımünite sonucunda PPD pozitifleşir. Lenfatik yayılım sonucunda akciğer hiier lenf bezlerinin de olaya katılması ile Ghon odağı gelişir.15). Antijenle daha sonraki karşılaşmalarda ise karşılaştığı bölgede. bölgeye toplanan nötrofiller ve sitokinlerce aktive edilememiş alveoler makrofajlarca fagosite edilirlerse de. Tbc. lokalize. Bölgedeki makrofajlanın birbirine füzyonu sonucunda basillerin çevresinde multinükleer dev hücreler (Langhans) oluşur. bu etkinlik basillerin öldürülmesi için yeterli değildir. basiller. immünite gelişmemiştir. Böylece intrasellüler olarak üremeye başlarlar ve enfeksiyon başlar. bakımevleri) • Diğer medikal risk faktörleri olan kişiler >15 mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Risk faktörü olmayan kişiler 98 . çevreye saçılan. Infekte olmuş makrofajlar.

monosit ve lenfositlerden ibaret kalın bir yapı oluşturulur. Ardından. reaktif oksijen metabolitleri ve basilin kord faktörü gibi toksik ürünler. Buna granülom adı verilmektedir. Basil sayısının çok fazla olduğu durumlarda ise sınırlandırılamaz ve makrofajlarda bulunan TNF-.CD4+T lenfositler. Sonuçta lezyonun santral bölgesinde kazeifikasyon nekrozu gelişir. Basil miktarının fazla olduğu daha nadir olgularda ise akciğerde >5 mm nekroz odakları oluşur. epiteloid hücreler. Bu büyük lezyonların sınırlandırılması sırasında çevredeki kalın fibrin dokusu lezyon içine yeterli sayıda makrofajların girişini engeller. Bu arada makrofajlarca salınan prokoagülan faktörler koagülasyon faktörlerini aktifleştirir ve böylece kan damarlarında trombüsler gelişir. Bu yapıya tüberkül adı verilmektedir. Basilleri çevreleyen multinükleer dev hücrelerin de çevresinde. Hiler lenf bezlerinde de sınırlı bir kazeifikasyon nekrozu ve kalsifikasyon oluştuktan sonra rezolüsyon gelişerek birey tamamen iyileşebilir. İlk eksüdatif lezyon 3 mm'den küçük bir odak halinde fibroze olmuşsa. granülomun çevresine fibröz doku oturur.alfa. Eğer basil sayısı az ise aktifleşmiş makrofajlar minimal doku hasarı ile basili sınırlayacaktır. Böylece basil öldürülemez. basil bu şekilde sınırlandırılır. fibroblastlar. makrofajlar basilleri öldürebilir. 99 . salgıladıkları sitokinler aracılığı ile dolaşımdaki makrofajları aktifleştirirler. bölgedeki doku yıkımını arttırır.

Primer enfeksiyonun yayılırını sırasında basil beyine de ulaşabilir ve özellikle de pO2si yüksek olan bazal bölgeye. Primer kompleks plevraya yakınsa plevral efüzyon gelişebilir. Kural olarak. Bu patolojik yapı da fibrozis veya kalsifikasyon ile iyileşir. Orta bölgedeki kazeumun bronşa açılması ile ortası kaviteli. 100 .Basil ile ilk kez karşılaşmış kişilerin primer enfeksiyonlarında gelişmiş olan tüberkül de sınırlayıcı olamayabilir. çevresi bağ dokusundan ibaret kavern gelişir. genç bir kişide serozaların inıflamasyonunda tbc ve kollajen doku hastalıkları başta düşünülmelidir. Tbc çocuklarda saptanan plevral efüzyonların en önemli nedenlerindendir. Bronşa açılım sonucunda akciğer içi yayılımla tbc bronkopnömoni veya lenfohematojen yolla milier tbc gelişebilir.

Tüberkül bronşa boşalırsa bronkojen yayılım oluşur. kontrol altına alınamamış diabet ve gebeliktir. özellikle submandibuler servikal ve akciğer hiler lenf bezleri tutulur. değişik bölgelerde tbc lenfadenit. Dışarıdan basilin alınması büyük çoğunlukla solunum yolundan gerçekleşir. Gelişen immüniteyle burada sınırlandırılabilir veya daha çok çocuklarda görüldüğü gibi. influenza.subkortikal beyin dokusuna yerleşir. kemik. menenjit. Fistülize olarak cilde açılabilirler. 101 . ürogenital tbc. Reaktivasyonda etkili faktörler. Sekonder endojen enfeksiyon (reaktivasyon) immün sistemde viral hastalıklar (rubeola. Açılım pulmoner venaya olmuşsa milier tbc gelişebilir. Renal tbc'de hematüri önemli bir bulgudur. eklem ve kemik tbc. primer enfeksiyon sırasında hematojen yayılımla çeşitli organlara yerleşmiş ve gelişen anti-tbc immünite ile ilk basillerin tekrar aktifleşmesi ile reaktivasyon denir. granulom tüberkül ve kavern gelişimi ile sonuçlanır. malnutrisyon. tbc menenjit tablosuna yol açabilir. habasetler ve HİV enfeksiyonu gibi enfeksiyon hastalıkları. Hiler lenf bezinden komşuluk yolu ile akciğer ve plevra tbc. Bu kez hiler lenf bezleri olaya katılmaz Sekonder enfeksiyondaki doku yanıtı prodüktif niteliktedir. plasenta veya amniyotik sıvı yoluyla fetusa da geçebilmekte ve konjenital enfeksiyonlara yol açabilmektedir. dalak. Tbc lenfadenit daha çok çocuklarda görülür. böbrek. granulomatöz hepatit. immüno-süpres-sif tedavi. Sekonder ekzojen enfeksiyon (reenfeksiyon) genellikde akciğerde apeks bölgesindedir. Diabetlilerde ise atipik lokalizasyonlarla karşılaşılabilir. boğmaca gibi) veya ilaçlar nedeniyle meydana gelen supresyon sonucunda gelişmektedir. alkolizm. Sekonder enfeksiyon: Tbc basilleriyle 2. Basil. ikinci karşılaşma bölgesinde (çoğunlukla akciğerde) veya reaktivasyonun geliştiği bölgede (beyin. Organizmada ilk karşılaşma ile edinilmiş olan geç tip ADR nedeniyle. kez karşılaşma ile ekzojen olarak meydana gelmişse reenfeksiyon. dalak gibi primer enfeksiyonun dağıldığı bölgelerde) enflamasyon oluşur. Ancak konak akciğerinde ve daha çok hiler lenf bezinde sınırlandırılmış konumda sessiz ancak canlı basil taşıyabilir. Primer enfeksiyon %90 şifa bulur. deri tbc gibi organ/doku tbc veya venalara açılım ile milier tbc gelişebilir.

Dissemine tbc'nin en önemli klinik formları tbc menenjit ve vertebral osteomyelit (Pott hastalığı) dır. Ateş. M. Klinik Bulgular Basil ile birçok organ tutulabilir. Milier tbc yaygın lezyonlar ile karakterizedir. 102 . duyarlılara göre daha kolay sınırlandırılmaktadır. M leprae'ya karşı bağışıklığı güçlendirir. scrofulaceum scrofula etkenidir. Bu aşının yapıldığı kişide. semptomatik tbc enfeksiyonlu ailelerin çocuklarına. gece terlemesi ve kilo kaybı en çok görülen bulgulardır. Tedavi Multipl ilaç tedavisi 6-9 ay süresince uygulanır. İzoniazid gibi ilaçlara direnç nedeniyle duyarlılık testleri uygulanabilir. Değerlendirme 8 haftalık bir süreçte yapılmalıdır (Şekil 2. Scrofula'da ağrısız genellikle tek taraflı servikal lenfadenit görülür. basil. NaOH ile konsantre edilen materyal Löwenstein Jensen agara ekilir. immunsupresyondaki PPD pozitifleşmiş hastalara INH ile 6-9 aylık kemoprofilaksi uygulanır. tuberculosis hem de M. Hem M. İmin ün yetersizliği ve ilaç direnci olanlarda etambutol eklenir ve bu dörtlü tedavi 9-12 ay devam eder. bakteri. Laboratuvar Tanı Klinik materyallerin ARB ile boyanması ilk yapılan laboratuvar testtir. bazen de 10 hafta sonra PPD testi pozitifleşir ve aşı yerinde hızla iyileşen küçük bir doku reaksiyonu gelişir. İzoniazid bakterisidaldir. halsizlik. Ayrıca. En hızlı test için DNA amplifikasyon yöntemleri kullanılabilir (PCR gibi). BCG aşısı. rifampin ve pirazinamid üçlü tedavisi uygulanır. Pulmoner tbc'de öksürük ve hemoptizi olur. pirazinamid 2 ay kullanılır. Büyüme ve pigment oluşturma yeteneklerine göre dört grupta incelenirler. INH'ın hepatotoksik olduğu unutulmamalıdır. tedavide kullanılan ana ilaçtır. diğer tbc basillerinden ayrımında kullanılır. Aşı uygulandıktan sonraki karşılaşmalarda.Guerin) aşısı ile sağlanır. Korunma PPD deri testi pozitifleşen asemptomatik enfeksiyonlularda. Hastanın balgamı 2-3 hafta içinde noninfeksiyöz olmasına rağmen tedavinin normal süresince devam ettirilmesi gerekir. Pulmoner tbc'de INH. Auramin boyaması ile floresan görünümlü bakteriler daha kolay tanınabilir. BACTEC besiyerinde radyoaktif metabolitler vardır ve üreme 2 hafta içinde gösterilebilir. 4-6. virüs ve lösemi/karsinom gibi tümör hücrelerine karşı immunstimülasyon sağlamaktadır. INH ve rifampin 6 ay.18). tuberculosis niasin üretir. Atipik Mycobacteria Doğal ortamda çok yaygın bulunan bu bakteriler immün sistemi normal olanlarda enfeksiyon etkeni olmazlar.İmmünite ve Hipersensitivite İmmünite BCG (Bacille de Calmette-.

burunda septum ülseri ve çökmelere neden olur. yaralanma ayrıca yiyeceklerle veya inhalasyonla bulaştığı kabul edilmektedir. eritematöz veya bakır renginde olabilir. Globi içeren hücrelere lepra hücresi denilmektedir. Hücresel immünitedeki bozukluk derecesine göre hastalığın klinik gidişi etkilenir. Bulaşın ancak küçük yaşlarda az miktarda basille uzun süre temastan sonra gerçekleştiği düşünülmektedir. Cüzzam (lepra) etkenidir. avium-intracellulare complex). M. Patogenez Duyarlı kişilerde vücuda giren basil kan dolaşımı ile deri ve sinirlere yayılır. İnsan leprasından nazal kazıntı ile elde edilen materyal armodillalarda yaygın lepromatöz lepra geliştirmektedir. diğerlerinin aksine 7 gün içinde ürerler (M. 103 . Hastalığın rezervuarı tedavi edilmemiş insanlardır. marinum). scroufulaceum) • Grup III (nonkromojen) organizmalar pigment oluşturmazlar (çok az oluşturabilirler) (M. Lepromatöz lepra: Bakteriyemi vardır.• Grup I (Fotokromojen) organizmalar ışık altında sarı portakal renkli pigment kolonileri oluştururlar (M.38). leprae 1873'den beri sentetik besiyerlerinde üretilememiştir. Bulaşma yolu tam olarak bilinmemektedir. Mikobakteriler içinde DOPA aktivitesi gösteren tek türdür. Hastalığın anerji safhasıdır. fortuitum-chelonei complex) Mycobacterium leprae Hastalık Hansen tarafından tanımlanan M. Önemli Bilgiler EZN ile koyu kırmızı boyanan globi denilen kümeler tarzında görülen basillerdir. • Grup IV (hızlı üreyenler) organizmalar. Profilaksi uygulanmazsa basille karşılaşan çocukların ortalama %10 kadarı hastalığa yakalanmaktadır. Lepram yüzde görünü bozukluğuna (aslan yüzü).19). genellikle dokunun serin bölgelerini tutarlar. • Grup II (Scotokromojen) organizmalar başlıca karanlıkta pigment oluştururlar (M. Tüberküloid lepra: Leprid denilen makül veya plak şeklinde lezyonlar görülmektedir. hipopigmente. Nörolojik bulgular deri lezyonlarından önce gelişir. Basil taşıyan makrofajlara Virchow hücreleri (lepra köpük hücreleri) denir. ileri dönemlerde sinir lezyonlarında simetrik genişlemeler ve bu sinirlerin innerve ettikleri alanlarda yavaş ilerleyen duyu ve motor bozukluklar gelişir (Şekil 2. immünolojik ve histokimyasal bulgular göz önüne alınarak bir uçta tüberküloid lepra diğer uçta da hastalığın en ciddi formu olan lepromatöz lepra yer alır (Tablo 2. deri lezyonlarına leprom denir. dövme. Bakteriyolojik. kepekli bir görünümü vardır ve duyu kaybı gelişir. kansasii. Deri sıyrıkları. Basile karşı koruyucu mekanizma hücresel immünitedir. Klinik Bulgular Lepranın başlangıcı sinsidir. Sınırları belirgin.

Pozitif testler kişinin dirençli olduğunu gösterir. rahim içi araç (kontrolsüz uzun süreli) kullanımı da pelvik tip için başlangıç travmalarıdır. Hücresel immünitenin ölçülmesi için Lepromin veya Mitsuda deri testleri yapılır. Tedavi Penisilin. Tedavi yüksek dozda ve uzun süre uygulanmalıdır. Kültürlerde ise gram pozitif basiller şeklindedir R tipi koloniler yaparak ürerler. günde 100 mg dapson 6 ay süreyle verilir. abdominal ve pelvik tipte olmak üzere dört klinik şekli vardır. sindirim kanalı cerrahisi. Toprak ve sularda yaygın olarak bulunurlar. Olguların %90'ından N. basil sayısı az olanlarda ise ayda 600 mg rifampin. Oral-servikofasiyal. Sinir biyopsisi alınması tavsiye edilmektedir. yaralanma abdominal tip için. Cerrahi eksizyon ve drenaj faydalı olabilir. Tablo 2. Lepromatöz lepralıların eşleri ve çocukları dapson ile kemoproflaksiye alınır. insan enfeksiyonlarında en sık rastlanan suşu A. torasik. israelii'dir. aktinomikozda ilk seçilecek ilaçtır. ancak daha sonraki dönemlerde ağrısız. Çoğu aerop olup toprakta yaşarlar. Nocardia Aeroptur. doku harabiyeti kalıcı olabilir. Bakteri sentetik besiyerleri ve canlı hücre kültürlerinde üretilemez. Çocuklarda nadir olmakla beraber hemen her zaman insan ağız ve barsak florasında üretilebilir. Tedavi ve Korunma Basil sayısı çok olanlarda ayda bir 600 mg rifampin ve 300 mg klofazimin. günde 100 mg dapson ve 50 mg klofazimin tedavisi iki yıl süresince. Nokardiyalar Gram pozitiftir ve çoğu aside dirençlidir. İnsanda normal florada bulunmazlar.38 Tüberküloid lepra ile lepromatöz lepra arasındaki farklar Özellik Hücresel immünite Lezyonlarda basil Humoral immünite Hafif klinik tablo Lepromlar ile karakterize ağır klinik tablo Sürekli bakteriyemi Aslan yüz görünümü Lepromin deri testi Ciltte lenfosit infiltrasyonu Tüberküloid lepra İyi Az Kötü (+) (-) (-) (-) (+) CD4 T Helper Lepromatöz lepra Kötü Çok İyi (-) (+) (+) (+) (-) CD8 T supressor Actinomycetes Actinomyces türleri Mantar benzeri bakterilerdir. Sıklıkla kontamine tozların inhale edilmesiyle akciğer yerleşimli veya daha az olarak deri altına travmatik girişle aktinomikotik miçetoma şeklinde seyreder. asteroides sorumludur. kızarık olmayan granülomatöz tabiatlı (ortası abseli) doku lezyonları gelişir.Laboratuvar Tanı Lezyonlardan hazırlanan preparatlarda basilin gösterilmesi tanıyı kesinleştirir. aspirasyon akciğer enfeksiyonları için. Hasta örneğinde ve kültürlerde farklı morfolojik özelliklere sahiptir. Diş abseleri servikofasiyal tip için. Akut döneminde sellülit olur. 104 . Besiyerlerinde kavuniçi koloniler yaparlar. ARB ile daha iyi boyanırlar. Genetik çalışmalar sonucunda bakteri olarak kabul edilmişlerdir. Basit besiyerlerinde üreyebilirler. Actinomyces Zorunlu anaeroptur. Actinomyces kelime anlamı "ışınsal mantar"dır. Püyleri sarı sülfür granülleri içerir ve bakteri filamentöz yapıdadır. anaerop olanlar ise normal mukoza florasında yer alırlar. Bulaşma için travma önemli bir faktördür.

Pulmoner nokardiyoz röntgente tek veya çoğul apse.39 Tanısında Aside rezistan boyama (ARB) kullanılan mikrobiyolojik etkenler • Mycobacterium spp • Nocardia asteroides • Bacillus anthracis'in sporu • Legionella micdadei • Cryptosporidium parvum Tedavi Tüm klinik şekillerde sülfonamidler en etkili ilaçlardır. en sık görülen etkeni N. Özellikle hücresel immün sistem yetersizliği olgularında enfeksiyon gelişmesi ve yayılması önemlidir. braziliensis'dir. Pulmoner enfeksiyonun aksine immünitesi normal olanlarda da görülebilir. bitişik apse paketleri halindedir. Besiyerlerinde ortalama 4 haftada ürerler. Primer kutanöz enfeksiyon daha çok tropikal iklimlerde görülür. ağır seyirli 105 . Genelde süpürasyonu bol. Tablo 2. pneumoniae en önemli patojenidir.Sıvı besiyerlerinde mikobakteriler gibi yüzeyel zar oluştururlar. Nokardiyozda tipik lezyon apsedir. M. klimalar veya banyo. üçte bir olguda ampiyem görülür. Kavitasyon veya endobronşiyal lezyon olabilir. çok sayıda ve birbiriyle ilişkili. sauna gibi buharlaşmanın çok olduğu yerlerden bulaşır. Steroid kullanımı yayılımı körükleyen en önemli etkendir. nodül veya kitleler halinde görülebilir.39). L. Atipik pnömoni etkenleri • Mycoplasma pneumoniae • Legionella pneumophila • Chlamydia pneumoniae • Chlamydia psittaci • Coxiella burnetti Mycoplasma pneumoniae primer atipik pnömoni etkenidir. Tanı ARB boyanırlar (Tablo 2. pneumophila lejyoner hastalığı etkenidir. Relaps görülebilir. Zayıf ve düzensiz boyanmaları nedeniyle boncuklu filamanlar şeklindedir. Mikoplazmalar Mikoplazmalar atipik şekilli küçük duvarsız mikroorganizmalardır (Şekil 2. Doğada serbest yaşayabilen ve laboratuvarda sentetik besiyerlerinde üretilebilen en küçük mikroorganizmadır. Atipik pnömoni etkenidir. Pulmoner nokardiyoz veya miçetoma etkenidir. kalsifikasyon nadirdir.20). Tüberküloz benzeri tablo oluşturur ancak. havalandırma sistemleri. granülom yoktur.

osmotik şoka dirençli olmaları ve hiçbir zaman hücre duvarı oluşturmamaları ile ayrılırlar. İmmünite kalıcı değildir. Tipik olarak tek taraf akciğer orta-alt lobların ortası kondanse. C. Laboratuvar Tanı Spesifik laboratuvar bulgusu. Oksidaz enzimleri sitoplazmadadır.40). pneumoniae (TWAR ajanı) sıkışık yaşam şartlarında epidemiler yapar.pnömoni yapar. Bakterilerin L formundan. Kültür ortalama bir haftada sonuçlandığından erken tanıda faydalı değildir. burnetti ise zoonozdur. aile içi enfeksiyonlara yol açar. damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. psittaci ile C. çevreye doğru açılan pnömonik inflltrasyonlar ve beklenenden daha az railerin alındığı. Sadece bir serotipi vardır ve antijenik olarak diğerlerinden farklıdır. Yakın temas içindeki insanlarda pnömoni salgınları yapar. beyin. Bunun nedeni. zorunlu aeropturlar. pnömoni dışında sistemik bulgular da görülür. % 50-70 olguda belirlenen >1/32 titrede soğuk agglütinasyon pozitifliğidir.21). pneumoniae enflamasyon mekanizması halen anlaşılamamıştır. M. Bakteri filtrelerinden geçebilirler (Tablo 2. Klinik Bulgular Primer atipik pnömoniye neden olur. solunum sekresyonlarıyla ile bulaşır. Enfeksiyon sırasında eritrosit. hastalığın ikinci epizodları görülebilir. Solunum mukozasına invazyon göstermez ancak siliyer aktiviteyi inhibe eder ve epitelde nekroz oluşur. Patogenez ve Epidemiyoloji Sadece insanlar için patojendir. akciğer ve karaciğer hücrelerine karşı otoantikorlar meydana gelir (soğuk aglutininler). 106 . Katı besiyerindeki kolonileri sahanda pişmiş yumurta şeklindedir (Şekil 2. C. sitoplazmik membranlarında da sterol bulunur. daha hafif bir lökositoz ile seyreden (atipik) bir tablodur. Mycoplasma pneumoniae (Eaton ajanı) Hastalık Atipik pnömoni etkenidir. üremesi için ortamda sterol olmalıdır. Önemli Bilgiler Mycoplasma'ların. Daha çok 5-30 yaş hastalığı olup. Mycoplasma'lara karşı gelişen antikorların eritrositlerin yüzeyindeki "i" antijenleri ile reaksiyona girmesi ve bunları soğuk ortamda agglütine etmeleridir. Dünyada yaygındır ve kış aylarında insidensi artar.

Direkt incelemede uzun ekseni etrafında burgu şeklinde dönmesi. Protoplazmik silindir. Kuruluk ve 42°C üzerindeki ısıya dayanıklı değildir. Antimikoplazma antikorlar burada oturarak. miyelit. ancak karanlık alan mikroskopları aracılığı ile görülebilir. hareketli basillerdir. kıvrık. üretritlerde ise bunlar veya kinolonlar kullanılır.40 Bakteri filtrelerinden geçebilen klinik önemi olan bakteriler • Mycoplasma pneumoniae • L formu bakteriler • Coxiella burnetti • Campylobacter jejuni • Acinetobacter baumanii Ureaplasma'lar (Minik Mikoplazmalar. Hücrelerinin yüzeyindeki glikolipid antijenler insanlardaki bazı glikolipid yapılı maddeler içeren (beyin dokusu gibi) dokularla benzerlik gösterir. Treponema pallidum 6-14 kıvrımlı patojen türleri ile enfeksiyonlara neden olan spiril bakteridir. Nonpatojenik Treponema türleri (örn. Reiter suşları) in vitro anaerobik kültürlerde üretilebilir. pallidum doku kültürleri ile besiyerlerinde üretilememiştir. T.41) ve anneden çocuğa olur. Bakteri buzdolabında ortalama 24 saat içinde infektivitesini kaybeder. çoğunlukla cinsel ilişki (Tablo 2. Akıntı ile karakterize genital enfeksiyonlar yaparlar. Tablo 2. içerdikleri üreaz enzimi ile üreyi parçalayarak enerji kaynağı olarak kullanırlar. üremeleri için sterol gerekmez. aksiyal filament ve dış membran olmak üzere üç ana yapıdan oluşmuştur. Borrelia ve Leptospira. Proteus'lar gibi üriner sistem enfeksiyonlarına yol açarlar. Treponema. Kadın/erkek oranı 1:1'dir. T. ancak yarılanma ömrü (30 saat gibi) uzun olduğu için inaktive olması uzun sürer. boyunun birkaç misli yer değiştirmesi ve bir uçtan diğer uca dalgalanma hareketi göstermesi karakteristik özelliğidir. %1-4 Oksijenli ortamda daha iyi ürer. Antijenik yapıları özellik arz eder. 107 . Borrelia'lar daha kalındır. Arsenik. İnsanlarda hastalık yapan 3 bakteri vardır. Nongonokoksik üretrit olgularının %20'si ureoplasmalar ile gelişir. civa ve bizmut ile kolaylıkla inaktive edilebilir. hominis ve ureaplasmalar PID etkenidir. menenjit. Penisiline direnç gösterilememiştir. Treponema ve leptospiralar çok incedir. Kan bankasında 0-4°C'de 3-5 günde torba kanın içinde bakterinin infektif olamayacağı kabul edilir. artrit (Reiter Sendromu) gibi immun kompleks hastalıkları yaparlar. DİC. T-mycoplasma) ise farklı olarak daha küçük koloniler yapar. kardit. Betalaktam antibiyotikler etkisizdir. pallidum mikroaerobik bakteridir. Giemsa ve diğer boyalar ile boyanabilir. Bulaşma insandan insana. Aksiyal filamentleri (endoflagella) aracılığı ile hareketlidir. Spiroketler İnce duvarlı. Treponema pallidum Hastalık Frenklerden yayılması nedeniyle ülkemizde Frengi olarak bilinir.Tedavi ve Korunma Tedavide tetrasiklin ve/veya eritromisin kullanılır. Penisiline duyarlıdır. Diğer Mikoplazmalar M. Soğuk uygulama yapılmamalıdır. koagülopati.

bu sert kenarlı temiz ağrısız bir ülser izler (sert şankr). hepatit. aort kapak yetersizliği gibi) olur. Bu dönemde deri. Olguların %10-20'sinde primer lezyon rektal. pallidum sağlam mukoza ve travmatize deriden kolayca girer.42 Sifilizte evreler ve klinik bulgular Evre Erken dönem Primer Sekonder Latent Geç dönem Erken Geç Bening Kardiyovasküler Nörosifiliz Konjenital sifiliz Erken Geç Zaman 3 hafta 2 hafta-6 ay 1 yıldan az 1 yıldan çok Aylar. lenfadenopati Ateş. Spiroketler giriş alanında çoğalır ve bir müddet sonra lenf bezlerine ve kan dolaşımına geçer. korioretinit. yıllar 10-30 yıl 2-20 yıl 0-2 yıl 2 yıldan sonra Semptomlar Şankr. ciltte multipl lezyonlar.Tedavi edilmeyen olguların %30'u kendiliğinden iyileşir. Bulaşma cinsel temas ile genital mukozalar veya yaralanmış deriden olur. %30'luk bir hasta topluluğu serolojik olarak pozitif ancak klinik bulguların görülmediği latent dönem sifilize geçer. aksillalar ve ağızda Condylomalar ortaya çıkar. kondüloma lata. Sekonder sifiliz de kendiliğinden iyileşir. Kalanlar ise tersiyer döneme girerler.Tablo 2. Tablo 2. Hem primer hem de sekonder sifiliz spiroketlerden zengindir ve çok infeksiyozdur. perianal veya oral olabilir. hepatosplenomegali. Erişkin tip sifiliz: Sadece insan enfeksiyonları görülür. inkübasyon süresi 3-90 gündür. demans Mukokutanöz lezyonlar. merkezi sinir sisteminde dejeneratif değişiklikler veya kardiovasküler lezyonlar (aortit. Bunlara sifilitik menenjit. hastalığın dönemlerine göre ise erken sifiliz. menenjit Asemptomatik Asemptomatik Gomlar Aort anevrizması. nörosifiliz Anemi. kemik tutulumu. lenf ve kan yoluyla vücuda yayılır. keratit 108 . lenfadenopati. nefrit (immün kompleks tipi) ve periostit eşlik eder. kemikler ve karaciğerde granulomlar (gomlar). A. latent sifiliz ve geç sifiliz şeklinde sınıflandırılır. aort anvrizması. lenfadenopati. Hutchinson dişleri. Anogenital bölge. Primer lezyon 2-10 hafta içinde kendiliğinden iyileşir ancak bundan sonra ikinci dönem sifiliz bulguları başlar. alopesi. Enfeksiyondan 2-10 hafta sonra giriş bölgesinde bir papül gelişir. Avuç içi ve ayak tabanları da dahil olmak üzere vücudun her yerinde makulopapüler döküntüler görülür. Klinik Sifilizin oluştuğu döneme göre konjenital sifiliz ve edinsel sifiliz.41 Cinsel yolla bulaşan hastalıklar Hastalık Klamidya enfeksiyonu Gonore Genital herpes Siğil. tabes dorsalis. anogenital kanser Trikhomoniyaz AIDS Şankroid Sifiliz Lenfogranuloma venereum Candidiasis Bakteriyel vaginosis Etken Chlamydia trachomatis (L haricindeki tüm serotipler) Neisseria gonorrhoeae Herpes simplex virüs tip II Human papillomavirus Trichomonas vaginalis HIV Haemophilus ducreyi Treponema pallidum Chlamydia trachomatis (L serotipleri) Candida albicans Gardnerella vaginalis T. ostekondrit. aort yetersizliği Parezi. optik atrofi.

periostit ve değişik merkezi sinir sistemi anomalileri görülür. otoimmün hastalıklarda. Doğrulama testi olarak kullanılır.42). Kongenital sifiliz: Sifilizli gebe kadın T. FTA-ABS: En duyarlı testlerdendir. Bu testler kardiyolipinlesitin-kolesterol antijenine yönelik antikorları ortaya çıkarır. Tarama amaçlı kullanılan testlerdir. Serolojik olarak nonspesifik reajinik antikorların ve spesifik antitreponemal antikorların araştırılması ile tanı konulabilir. Nontreponemal testler: Enfeksiyondan 4-8 hafta sonra pozitifleşir. Bu testlerin en önemli sorunu yalancı pozitiflik yaşanmasıdır. bazen yaşam boyu pozitif kalabilir. malinitesi olanlarda pozitiflik saptanabilir. Birinci ve ikinci dönem sifilizde yüksek duyarlılıkları vardır. Buradan alınan materyallerde hareketli spiroketlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. Prenatal dönemde amniotik sıvıda PCR ile T. T. Hutchinson's dişleri. careteum pinta. Tedavi sonucunda uzun süreler. endemicum ise bejel hastalığı etkenidir 109 . Bunlar nonspesifik IgM ve IgG tipinde antikorlardır. B. Bunların bir kısmı düşükle sonlanır. multipl transfüzyon yapılanlar. TPHA: Ucuz ve spesifik bir testtir. Tablo 2. Sifilizli gebelerin uygun tedavisi ile konjenital sifiliz önlenebilir. Treponemal testler: Özgüllüğü ve duyarlılığı yüksek. sekonder veya konjenital sifiliz deri lezyonarından alınan eksuda karanlık alan mikroskopisi ile hızlı tanıda kullanılabilir (Tablo 2. Tanı testi olarak kullanılır. T. bakteriyel ve viral enfeksiyonlar. kemer burun. hamileler. Konjenital sifilizli bebeklerde interstisial keratit. İlaca karşı direnç bildirilmemiştir. Laboratuar hataları dışında. Sifilizli bebeklerin kanında reajin antikorları yükselebilir ancak enfeksiyon yok ise anneden geçen antikorlar kısa bir süre içinde düşer. ancak kalanları zamanında doğar.43).Tüm tersiyer lezyonlarda treponemalar nadirdir ve lezyonların çoğu hipersensitivite reaksiyonlarına bağlıdır. Altın standarttır. ci haftalarında bulaştırabilir. TPI: Canlı treponemalar kullanıldığı için ancak araştırma laboratuarlarında uygulanabilen bir testtir. kondiloma lata ve mukoza lezyonları bol miktarda mikroorganizma içerir. Primer şankr. Kongenital enfeksiyon tanısı için bebekte antitreponemal IgM antikorları aranmalıdır. Tedavi İlk seçenek penisilindir. Meningovasküler sifilizde BOS'ta VDRL ve TPHA pozitifliğe anlamlıdır. Penisilin alerjisi varsa doksisiklin veya tetrasiklin tercih edilir.43 Sıfilizdeki tanı testleri Test tipi Mikroskopi Kültür Seroloji Yöntem Karanlık alan Direkt floresan antikor Üretilemez Nontreponemal testler VDRL RPR Treponemal testler FTA-ABS MHA-TP Oral lezyonların tanıda değeri yoktur. Ancak unutulmamalıdır ki bu dönemde de göz ve merkezi sinir sisteminde hala bakteri bulunabilir (Tablo 2. narkotik ilaç kullananlar. Tedavi bitiminde antikor fitresi düşer. pallidum'un gösterilmesi ve Fetal IgM pozitifliği ile tanı konulur. yaşlılar. Tedavi takibinde kullanılır. Tanı Primer. bakteriye spesifik testlerdir. pallidum'u fetus'a gestasyonun 10-15. Venereal Disease Research Laboratory (VDRL) ve Rapid Plasma Reagin (RPR) aglutinasyon testleri en sık kullanılanlarıdır. Oral spiroketler tanıda karışıklığa sebep olabilir. pertenue yaws. Diğer treponemalar T.

enzimler ve diğer önemli virülans faktörleri tespit edilememiştir. Ekzotoksin. recurrentis. aspirine yanıt vermeyen ağrı tipiktir. Ortalama 2 hafta sonra pozitifleşir. Ateşli dönemde yapılırsa. Bu suşların transovarian geçmesi ile doğada hastalık süreklilik kazanır. İki önemli hastalık yaparlar. antikoagülanları enerji kaynağı olarak kullanabilirler. titreme. Tanı özellikle ateşli dönemde periferik kan yaymasında spiroketlerin gösterilmesi ile konulur. Birinci dönem: Isırık yerinin çevresinde eritema kronikum migrans gelişir. miyalji görülür. Daha sonra 2. Köpekler önemli rezervuardır. IgG antikorları ise 30 gün sonra belirgin olarak pozitifleşir. L. Ciddi formlarda ve geç dönemde penisilin G veya seftriakson daha etkilidir. Tedavi Birinci dönem ve hafif enfeksiyonlar için doksisiklin veya amoksisilin kullanılır. Borrelia recurrentis B. baş ağrısı ve multiorgan yetersizliği görülebilir. Hastalığın gelişebilmesi için kenenin 24-48 saat konak üzerinde kalması gerekir. Lyme borreliyozu da denir. EIA ve IFAT ile hastada yükselen IgM antikorları gösterilir. Ateşsiz dönemlerde tetrasiklin hastalığın erken dönemlerinde relapslan önler. Kan ürünlerinde varsa buzdolabında 6 hafta canlı kalırlar. Serolojik testler sık kullanılmaz. Hastalık süresince ortalama 3-10 kez bu ataklar devam eder. ensefalit. Tanı Zor da olsa modifiye Kelly besiyerinde üretilebilirler. Hayvanlar idrarları ile su veya toprağı kontamine ederler. Kalp kapakları tutulmaz. radikülonörit). Borrelia burgdorferi (LYME HASTALIĞI) lxodes tipi kenelerin vektörlüğü ile bulaşır. Özel besiyerlerinde üretilebilir. B. Hastalık üç dönemden oluşur. Borrelia'lar bit ve kene gibi artropodlar ile bulaşırlar. Serum veya doku örneklerinden bakteriyi üretebilirsiniz. hermsii ve diğer suşlar tekrarlayan ateş etkenidir. 3-4 hafta sürer. boyalar ile boyanmazlar. Ateş. hastalık iyileşiyor gibi olur. Üçüncü dönem: 2. bakteri lizisi nedeniyle Herxheimer reaksiyonu meydana gelebilmektedir. Bunlarda fareler ve diğer kemiriciler reverzuardır. miyoperikardit konjestif kalp yetersizliği) gelişir. recurrentis bitler aracılığı ile bulaşır. Fareler başta olmak üzere diğer kemiriciler ve evcil hayvanları infekte edebilir. icterrohaemorrhagia Weil hastalığının etkenidir. Kronik progressif MSS enfeksiyonu eşlik edebilir. insanlar tek konaklarıdır. kardit (AV blok. Antijenlere karşı antikor gelişir.Borelia Giemsa ile kolaylıkla boyanabilir. Tedavi edilmezse aylarca sürebilen latent döneme geçer. B. İkinci dönem: kardiyolojik ve nörolojik hastalık tabloları (menenjit. ancak rutin kültürlerde genellikle üremez. kranial nörit. Spiroketler birçok dokuda çoğalabilir. yeni antijenleri ile tekrar akut enfeksiyon başlar. Lyme ve Rekürren ateş. dönemden aylar veya yıllarca sonra genellikle tek taraflı ve dizde fazla olmak üzere büyük eklemlerde artrit gelişir. İnsan enfeksiyonları bu suları kullananlar veya infekte 110 . Leptospiroz etkeni Leptospira interrogans'tır. Septik tarzdadır. dönem gelişir. Antikor fitresi yükseldiği zaman atak iyileşir. B. Normal floradaki spiroketler ile çarpraz reaksiyon sık görüldüğü için tanı PCR ile doğrulanmalıdır. Korunmada artropodlara karşı önlem almak en iyi yöntemdir. Dünyada yaygındır. Enfeksiyonları süresince bakterinin antijenleri değişir. Ancak tanı için fazla kullanılmaz. Grip benzeri enfeksiyon belirtileri. artralji. Isırıktan 3-30 gün sonra hastalık tablosu gelişir. Geyik gibi büyük memeliler rezervuardır.karanlık alan mikroskopide görülebilirler. Leptospira Leptospiralar az kıvrımlı spiroketlerdir. hermsii ise keneler ile bulaşır. Serumlu kültürlerde üretilebilirler.

Önemli Bilgiler Zorunlu intrasellüler bakteridir. endometrit. trachomatis'in en azından 15 serotipi vardır. Chlamydia trachomatis göz. düşük. salpenjit. C. Spirillum minus Spiril bakteriler içinde yer alan ve fare ısırığı hastalığının iki etkeninden birisi olan spiral yapılı bir bakteridir. üst solunum yolu enfeksiyonu. ciddi hepatit ve böbrek yetersizliği görülür.böbrek tutulumu sonucunda üremi. Bu tablonun ardından bakteri kandan çekilir. Ateş.yiyecekleri yiyenlerde gelişir. Sodoku hastalığı da denen bir cins fare ısırığı hastalığından sorumludur. konjunktivit Üretrit. prostatit. İnsandan insana bulaşma nadirdir. trahom. artrit LGV Chlamydia pneumoniae Chlamydia psittaci L1-L3 111 . epididimit. solunum yolu ve genital sistem enfeksiyonları etkenidir. Bu hastalıkta. Tablo 2. PID. ektopik gebelik. kalp doku hasarı. Bir Gr (-) hücre duvarı olmasına rağmen peptidoglikan tabakası yoktur. Korunma için kontamine sular ile temastan çekinmelidir. Tedavide penisilin G seçilir. Chlamydia pneumoniae (TWAR ajanı) atipik pnömoni etkenidir (Tablo 2. akciğerlerde hemoraji ve aseptik menenjit gelişir. Chlamydiae Zorunlu intrasellüler parazittir. sendrom Trahom. titreme ve şiddetli başağrısı görülür. Tüm klamidyalar grup spesifik lipopolisakkarid antijenlere sahiptir. aseptik menenjit.44). Kontamine sulardan salgınlar gelişebilir. Kendi başına enerji üretme işlemini başaramayan bakteri ancak konak içinde üreyebilir. Erken dönemde ateş. Kan ve idrar kültürlerinde (Cox besiyeri) üretilebilir. Çiftçiler. artrit Psittakoz. servisit. Benzer bir hastalık tablosu. lenfogranuloma venereum ve diğer enfeksiyonların etkenidir. bölgesel lenf bezlerinde büyüme ve enflamasyon görülür. Psittakoz. hepatit nedeniyle sarılık. psittaci ve C. Streptobacillus moniliformis'in neden olduğu Haverhill hastalığında da görülmektedir. Kan dolaşımına geçen bakteri bir çok dokuda çoğalır. proktit. İnsan enfeksiyonları leptospiraların mukoza veya deri ile teması sonucunda gelişir. infertilite. pneumoniae bir immunotipe sahipken. C. lağım ile uğraşanlar ve lağım suları ile temas edenler risk altındadır.44 İnsanlarda Klamidya hastalıkları Türü Chlamydia trachomatis Biovaryant Trahom Serovaryant A-C D-K Hastalık. Klinik bifaziktir. Kardiovasküler hastalık. Antibiyotik direnci bildirilmemiştir. yüksek ateş ile birlikte ısırık yerinde şişlik. Hastalık Chlamiydia psittaci psittakoz. artrit infant konjunktiviti ve pnömoni Lymphogranuloma venereum Pnömoni. İkinci dönem immünolojik etkiler ile gelişir. klinik bulgular ve belirgin IgM yüksekliği ile konulur. Tanı anamnez. Temas düşünülen hastalarda doksisiklin korunma amaçlı verilebilir.

C. Fakültatif hücre içi bakteri Brucella mellitensis Francisella tularensis Yersinia pestis Listeria monositogenes Salmonella spp. C. Bunlar tanıda değerlidir. Bu organizma ile meydana gelen hastalıklar dünyada yaygındır. Erkeklerde nongonokoksik üretritlerin en sık etkenidir. Ekstrasellüler. D-K serotipleri genital sistem enfeksiyonları yaparlar. C.46). Trypanosoma spp. psittaci başlıca solunum yolundan bulaşan akciğer enfeksiyonu etkenidir. Trahom'da parmak-göz teması bulaşmada önemlidir. Patogenez ve Klinik Bulgular Klamidyalar başlıca mukozaların epitel hücrelerini ve akciğerleri infekte eder. Bulaşmada asemptomatik genital enfeksiyonlular önemli bir rezervuardır. Nongonokoksik üretritler gonore'den farklı olarak genellikle yüksek sosyoekonomik toplulukların hastalığıdır. Binary fission yoluyla yeni elementer cisimler oluşur ve bunlar hücre dışına salınırlar. Afrika ve Asya'da sık görülür. Ancak trahom gelişmekte olan ülkelerin sorunudur. Körlüğe sebep olabilir. insanlar başlıca kurumuş kuş feçesinin inhalasyonu yolu ile bakteriyi alırlar. Nadiren invazyon ve dissemine enfeksiyon yapar. Kadınlarda servisit gelişir ve salpenjit. Legionella pneumophilia Mycobacterium tuberculosis/lepra Replikasyonu diğer bakterilerden farklıdır. pneumoniae genç erişkinlerde bronşit ve pnömoni gibi alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olabilir (Tablo 2. Nadiren göz veya solunum sistemini tutabilir. C. spor benzeri elementer cisimler hücrelere girer ve hücre içinde daha geniş inisyel (reticulate body) cisimlere dönerler. trachomatis 15'den fazla serotipe sahiptir (A-L).22). A. psittaci kuşları ve bazı hayvanları infekte eder. anneden çocuğa geçiş gibi yakın temas ile bulaşır. trachomatis sadece insanları infekte eder ve seksüel temas. Bulaşma ve Epidemiyoloji C. insanlara damlacık enfeksiyon tarzında bulaşır. C. ancak sistemik enfeksiyon yapmaz. epididimit ve prostatit yapabilir. Enfeksiyon sadece antikor titrelerinden tanınabilecek şekilde asemptomatik veya yüksek ateş ve pnömoni ile birlikte olabilir. PID yapabilir.45 Bazı fakültatıf ve zorunlu hücre içi mikroorganizmalar Zorunlu hücre içi bakteri Riketsiya Klamidya Fakültatif hücre içi mantar Histoplasma capsulatum Fakültatif hücre içi parazit Toksoplasma gondi Leishmania spp. B ve C trahom etkenidir. Replikasyon sırasında hücre içinde oluşturduğu inklüzyon cisimcikleri boyanarak mikroskobik olarak görülebilir (Şekil 2. Salpenjit ve PID'nin tekrarlayan enfeksiyonlarında 112 . pneumoniae sadece insanlarda enfeksiyon yapar.Tablo 2.

Sitoplazmada karakteristik morulalar oluşturur. Ancak organizmaya karşı kalıcı immünite gelişmez. Tifüs. C. Gram negatif hücre duvarları bulunmasına rağmen. Önemli Bilgiler Riketsiyalar çok küçük basillerdir. C. Hastalıklar Kitaplarda iki önemli riketsiya'dan bahsedilir. kuş Kuşlar. trachomatis'e karşı gelişen enfeksiyon hümoral ve hücresel immünitenin işbirliği sonucunda iyileştirilir. endemik tifüs ile çalılık ateşi gelişmekte olan ülkelerde önemli hastalık etkenlerindendir. benekli ateş ve Q ateşi etkenidir. Sadece hücre kültürlerinde. Klamidyal hastalıklara karşı aşı geliştirilememiştir. infekte anneden doğanlarda neonatal inklüzyonlu konjunktivit ve pnömoni meydana gelebilir. sporlu basil Aside dirençli bakteri Rickettsia Chlamydia Rezervuar hayvan Koyun.infertilite ve ektopik gebelik riski vardır. Gram boyama faydalı değildir. Tedavi semptom ve bulguları geriletebilir ancak bakteriyi tam olarak eradike edemez. Klamidyalar ancak hücre kültürlerinde üretilebilir. 113 . keçi İnhale edilen Hayvan yünündeki sporlar Evcil hayvanlar Kontamine respiratuvar sekresyonlar Hayvan sekresyonları ile toprak ve toz infekte kuşların kurumuş çıkartıları Kontamine topraktaki mikrokonidialar Enfekte aerosoller Q ateşi Psittakoz (ornitoz) Mantar Virüsler Histoplazmoz Lenfositik koriomenenjit (deri penetrasyonu ve hayvan ısırığı ile de bulaşabilir) Evcil hayvanlar Papağan. L1. trachomatis genital enfeksiyonlu hastalarda Reiter Sendromu (üretrit. Ayrıca Ehrlichia chafeensis insan monositik erlihyoz'undan sorumludur. yarasalar Fare ve diğer kemiriciler Ricketsiae Riketsiyalar zorunlu intrasellüler bakterilerdir. Zorunlu intrasellüler parazitlerdir. Tablo 2. trachomatis'in seksüel yolla bulaşan enfeksiyon türlerinde azitromisin kullanılır. hastalık tekrarlayabilir. Riketsiya çiçeği (rickettsialpox) nadir hastalıklardan birisidir. Bunların dışında epidemik. hindi. Rickettsia rickettsii'nin etkeni olduğu kayalık dağlar benekli ateşi ve Coxiella bumetti'nin etkeni olduğu Q ateşi. C. Laboratuvar Tanı Giemsa boyama ve immünfloresan yöntemi ile sitoplazmik inklüzyon cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konur. PCR veya DNA hibridizasyon teknikleri kullanılabilir. Kişisel ve çevre sağlığı açısından gerekenler yapılmalıdır. yumurta embriyonunda ve deney hayvanlarında üretilebilirler.46 İnhalasyon yolu ile bulaşan zoonozlar Tür Bakteri Hastalık Anthrax (Woolsorter's disease) Tüberküloz Mycobacterium tuberculosis Coxiella burnetti Chlamydia psittaci Histoplasma capsulatum Lenfositik choriomeningitis virüsü (LCM) Arenavirüs ailesi Etken Bacillus anthracis Grup Gram pozitif. Gram ile kötü boyanırlar. artrit ve üveit) görülebilir. ışık mikroskobunda zor görülürler. Ekstrasellüler replikasyon için enerji üretme yetenekleri yoktur. Birinci hastalık Türkiye'de yoktur. ELISA yöntemi ile eksuda veya idrarda klamidya antijenleri araştırılabilir. L2 ve L3 serotipleri lenfogranuloma venereum etkenidir. Tedavi ve Korunma Tüm klamidya suşları tetrasiklin ve eritromisine duyarlıdır. Seksüel temas ile geçen bu hastalıkta genital lezyonlar ve lenf nodlarının büyümesi klinik tabloyu oluşturur. aerop.

Deri damarlarındaki hasara bağlı olarak karakteristik döküntüler. kemirgenler Fare Riketsiya Artropod vektör Rezervuar 114 . R. Bu organizmanın patogenezi halen bilinmemektedir. typhi R. riketsiyalar binary fission yoluyla çoğalırlar. döküntüye neden olmaz. R. keçi insan R. ödem ve artan kapiler permeabiliteye bağlı olarak hemoraji görülür. provazekii*** R.47 Riketsiyaların gruplandırılması ve genel özellikleri Hastalık Lekeli Ateş Kayalık dağlar ateşi Riketsiya çiçeği Tifüs grubu Epidemik tifüs Endemik tifüs Çalılık ateşi Diğerleri Q ateşi Siper ateşi * : Çekirdekte çoğalan tek riketsiya ** : Veziküler döküntü yapan tek riketsiya *** : Bit tifüsü ve Brill Zinser hastağının etkeni.Klamidyaların özel (vakuoler) üreme şekilleri olmasına rağmen. rickettsii gibi bir çok suş Proteus vulgaris'in OX suşları ile çarpraz reaksiyon verirler. ancak ekzotoksin ve sitolitik enzimleri gösterilememiştir. epidemik tifüs ise insan bitleri ile bulaşır ve sadece insan enfeksiyonları olur. Bulaşma İnsanlara artropodların ısırması ile bulaşırlar. prowazekii. granülomatöz hepatit ve pnömoni yapar ***** : Suni besiyerinde üretilebilir C. akan** Kene Akar Köpek. Tek farklı olan Q ateşi aerosollerin inhalasyonu ile bulaşır. Riketsiya enfeksiyonları coğrafi lokalizasyon gösterir. koyun. Tüm riketsiyalar zoonozdur. prognozu en kötü olan riketsiya **** : inhalasyonla bulaşır. Hastalıkta endotoksinlerin de rolü vardır. Patogenez Riketsiya enfeksiyonlarının tipik lezyonu vaskülittir. guintana***** Yok (bazen kene) Bit Sığır. Proteuslar ile riketsiyal antikorların çapraz aglutinasyon vermesi temeline dayanan testin adı Weil-Felix'dir. tsutsugamushive R. Tablo 2. rickettsii* R. tsutsugamushi Bit Pire Akar insan Fare Kemirgen R. burnetti**** B.

Mortalite salgınlarda % 10-40 kadardır. ajitasyon ve şiddetli baş ağrısı gelişir. Q ateşi insanlara artropodlar olmaksızın bulaşır. Bartonella quintana (eski adı Rochalimea quintana) siper ateşi etkenidir. 50 yıl sonra bile hastalık tekrarlayabilir. İnsanlara aerosoller ile bulaşır. kış aylarında epidemilerle seyreder. ancak insanlara bulaşmasında etkisi yoktur. inek sütü ile de bulaşabilir. sağlıklı insanı ısırınca bitin dışkısı buradan dokulara penetre olur. Kuluçka dönemi 8-14 gündür. Kedi tırmığı veya ısırması en sık bulaşma yoludur.Klinik bulgular Tifüs R. Beyin beslenmesi bozulduğu için bilinç bulanır. B. birinci haftanın sonlarında sırt ve omuzdan başlayan makülopapüler döküntüler tipiktir. Organizma kedi oral florası üyesidir. Sensitivite ve spesifitesi yeni testlere göre çok düşüktür. Koyun ve sığırlar insan enfeksiyonları için rezervuardır. Ani yükselen ateş. sonra da intermittan olarak yükselmesinden ve 40-41 °C'da kontinü hal almasından sonra. Döküntü diğer riketsiyal hastalıklara karşın nadirdir. prowazekii (epidemik tifüs) Hastalık. 115 . Weil-Felix testinin tarihsel önemi vardır. Basiller anjiomatozis AIDS gibi immünyetersizliği olan hastalarda görülür. Prodrom belirtilerinden ve ateşin remittan. Pastörizasyon ile organizma öldürülebilir. infekte insanın kanını emdikten 3-5 gün sonra bulaştıncı hale gelir. arteriol ve venüllerin endotel hücrelerine girerler. Deri ve iç organlarda Kaposi sarkomu benzeri vasküler lezyonlar görülür. el ve ayak ayalarında bulunmaz. henselae (eski adı Rochalimea henselae) basiller anjiomatozis ve kedi tırmığı etkenidir. Bartonella Bartonella suşları pleomorfik gram negatif basillerdir. öksürük ve grip benzeri semptomlar görülür. Riketsiyalar hücre kültürlerinde üretilebilir. Yalnız insanda hastalık yaparlar. ciddi başağrısı. halüsinasyonlar. ancak bulaşma riski nedeniyle standart labarotuvarlarda kullanılmaz. Kediler arasındaki bulaşmadan sivrisinekler sorumludur. Hastalık daha çok kırsal kesimde görülür. Antikor titresinin iki hafta ara ile 4 kat artması ile akut enfeksiyon tanısı konulur. damardan zengin tüm organlar hastalık tablosuna semptom verebilir. Tekrarlayan şekline Brill-Zinsser Hastalığı denmektedir. burada ürer ve hücreyi parçalayarak genel dolaşıma katılır. dışkı. Rickettsia'ların irritatif etkileri ile damar endotellerinde mitoz ve bu nedenle proliferasyonla endarteritis nodosa (Fraenkel nodülleri) ve sonuçta oklüzyon ile nekrozlar gelişir. Antibiyotik tedavisi kullanılmasa bile kendiliğinden iyileşebilir. Pnömoni hastaların yarısında görülür. B. bacilliformis Oroya ateşi ve verruga peruana denilen iki nadir hastalık etkenidir. cilt kurudur. Gövdede sıktır. Hepatit pnömoniye eşlik eder. Laboratuar tanı Seroloji organizmanın üretilmesinden daha çok kullanılır. Pediculus corporis. plasenta ve amniotik sıvılarında yüksek konsantrasyonlarda bakteriyi gösterebilirsiniz. Hayvanların idrar. nadir görülen kronik Q ateşinde fatal seyirli endokardit gelişebilir. sekonder olarak kloramfenikol seçilebilir. öncelikle delinen damarın endotel hücrelerinin sitoplazması içine girer. Q ateşi Diğer riketsiyalardan farklı olarak akciğer enfeksiyonları yaparlar. burada da aynı olaylar gerçekleşir. Tedavi Riketsiya enfeksiyonları için primer ilaç tetrasiklindir. iç organ kapillerleri.

anaerob taşıma ve bakteri izolasyon tekniklerine dikkat etmek gerekir. • Anaerobik enfeksiyonlar. Cinsel yolla bulaşır. immünyetersizlikli hastalarda fırsatçı enfeksiyonlar yapar. Sepsis. Erysipelothrix rhusiopathiae Erizipeloid etkenidir. Kötü kokulu vajinal sekresyonlarda ipucu hücrelerinin gösterilmesi ile tanı konur (Üzerini bakteri kaplamış vajinal epitel hücreleri). periton. • Enfeksiyonları abse ile karakterizedir (örneğin. kanlanmanın bozulduğu. • Karışık bakteri enfeksiyonları meydana getirirler. beyin. TSİ agarda hidrojen sülfid üreterek besiyerini siyaha boyar. fare ısırığı etkenlerinden birisidir. pelvis abseleri). Yumuşar şankr benzeri lezyonlar yapar ancak ağrısızdır. Küçük olan etken. • Kültür alınırken. Organizma üreme için X faktöre ihtiyaç gösterir ancak H. Ayırıcı tanıda özellikle hayvanlarla temas önemlidir.DİĞER BAKTERİLER Anaeroplar İnsan normal florasında bulunan bakterilerin çoğunu anaeroblar meydana getirir. Diğer anaeroblarla birlikte mikst enfeksiyonlar yapabilir. Bakteri deniz hayvanlarında bulunur. kasaplar risk altındadır. oksidaz ve indol negatiftir. kolon ve kadın genital sistem florası bakterileridir. Fusobacterium suşları Anaerobik gram negatif ince uçlu basillerdir. 116 . Deri enfeksiyonu streptokokların yaptığı erizipel'e çok benzer. insan normal florasında da bulunabilir. bakteri filtrelerinden geçebilir. Mobilincus sıklıkla bu bakteri ile beraber görülür. yumuşak kenarlı. Ülserleri. balık temizleyenler. influenzae'da olduğu gibi V faktör istemez. Gardnerella vaginalis Bakteriyel vajinosis etkeni gram labil boyanan bakteridir. ağrılı. Toprakta ve sularda bol miktarda bulunur. Lezyondan hazırlanan preparatlarda makrofajların içinde Donovan cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konulur. • Abseleri pis kokuludur. Balıkçılar. Streptobacillus moniliformis Gram negatif basildir. Haemophilus ducreyi Seksüel yolla bulaşan Şankroid (yumuşak şankr) etkeni gram negatif basildir. Bakteri gram pozitif hücre duvarına sahip olmasına rağmen. Normal ağız. ince peptidoglikan tabakası nedeniyle gram negatif bolanır. Fusobacterium nucleatum Vincent anjinası etkenidir. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonları en sık görülenleridir. akciğer. Katalaz. çok ve ağrılı lenfadenomegali ile birliktedir. Tropikal ülkelerde görülür. nekrotik alanların bulunduğu ve antibiyotiklerin ulaşamadığı yerlerde meydana gelir. Acinetobacter Gram negatif kokobasillerdir. Anaeroblar doku veya vücut sıvılarına geçerlerse enfeksiyon oluşturabilirler Anaerobların kendine has özellikleri • Mukoza alanlarında normal florayı oluştururlar. Calymmatobacterium granulomatis Granuloma inguinale etkenidir. • Bacteroides ve bazı prevotella suşları dışında penisiline duyarlıdırlar. iltihaplı.

Halen daha bu konu tartışılmaktadır.Tropheryma whippelii Whipple hastalığı etkenidir. Viroloji • Genel Viroloji • DNA Virüsler • RNA Virüsler • Enterovirüsler • Hepatit Virüsler • Diğer Virüsler 117 . Bakteri duodenal lezyonlarda bir aktinomikoz olarak üretilmiştir.

Kapsomer: ikozahedral viral partikûllerin yüzeyinde elektron mikroskop ile görülen protein ana yapısında morfolojik yapılardır. Kapsidlerin simetrik yapılarını meydana getiren daha küçük birimlere kapsomer denir.BÖLÜM 3: VİROLOJİ GENEL VİROLOJİ Terminoloji Kapsid : Nükleik asitten yapılı genomu çevreleyen protein kılıf.picornavirüs gibi bazı virüslerde nükleokapsid ile aynı anlam dadır. RNA virüsler ise Reovirüsler dışında tek sarmallıdır. Adenovirüs. sert bir koruyucu tabaka oluşturur. hayvanlar. arenavirüs. Viral kapsid proteinleri genetik materyalin korunmasından ve virüsün konak hücre üzerindeki spesifik reseptörlere yapışmasından sorumludur. Herpesvirüslerden CMV ve EBV. Poksvirüsler bu gruba girmezler. Protein kapsid. Zarflı virüslerin bazılarında virüse spesifik zarf proteinleri "Matriks proteinleri" zarf ile kapsid arasında ilişkileri düzenler. bitkiler ve bakteriler için de önemli patojendirler. Virion : Tam bir virüs yapısına denir. Kural olarak DNA virüsler Parvovirüs B19 dışında çift sarmaldır.1'de sıralanmıştır. Kapsomerler'de daha küçük peptomerlerden oluşmuştur. Zarf: Bazı viral partikülleri çevreleyen lipid tabakalar. Viral proteinler: Virüslerin yapısal proteinleri önemli fonksiyonlara sahiptirler. Detektif virüs : Fonksiyonel olarak eksikliği olan virüslerdir. İcosahedral ve helical. Viral nükleik asitler: Virüslerin taşıdığı DNA-RNA'lar tek veya çift sarmal olabilir. Virüsler sadece canlı hücreler içinde canlılıklarını sürdürebilirler. kompleks kapsid yapılı virüsler diye bilinirler. bu nedenle çıplak virüsler denatürasyona dirençlidirler. Bu temel yapıya nükleokapsid denir. Ayrıca virüslerin antijenik özelliklerini belirlerler. Bazı virüsler içlerinde protein yapılı enzimler taşırlar (örneğin polimerazlar). Virüsler genom olarak sadece tek bir nükleik asit taşıyan (DNA veya RNA) en küçük mikroorganizmalardır. Bazı virüsler süperantijen özelliği gösteren proteinler taşırlar. Replikasyon sırasında boş kapsidler bulunabilir. 118 .1). Sadece insanlar için değil. Zarflı virüslerde ise nükleokapsid + zarf yapısını anlatır. Nükleik asitler tek veya çok segmentli genom şeklinde olabilir. Nükleokapsid: Kapsid ile çevrili nükleik asit Yapısal üniteler: Kapsidi oluşturan temel proteinlerdir. bazen bunları lipid yapılı bir membran çevreler (zarf) (Şekil 3. Kapsomerler kapsid yapısı iki temel simetrik şekilde oluşur. Ortomiyovirüs. retrovirüslerden Mouse mamary tumor virüs bu grubun iki önemli üyesidir. Öncelikle konak hücreye nükleik asidin geçirilmesini organize ederler. İnsanlarda enfeksiyon yapan virüslerin yapıları Tablo 3. Bakterileri infekte eden virüslere bakteriofaj denir. Virüsün tam replikasyonuna olanak tanıyan hücreler permisif olarak nitelendirilir. Protein yapılı nükleik asitler (nukleus) bir protein kılıf (kapsid) ile çevrilidir. bunyavirüs ve reovirüsler diğerlerinden farklı olarak segmenter yapıda RNA virionu içerirler. Metabolizmalarını kontrol edebilmeleri için başka virüslere ihtiyaçları vardır.

DNA virüsleri konak hücrenin nükleik asitleri ile birleşirler ve mRNA'larını meydana getirirler. Viral glikoproteinlerinin gösterilmesi virüsün yetişkin olduğunun göstergesidir. Zarfsız virüslerin hepsi genellikle etere dirençlidir. DNA virüsleri genellikle nükleusta inklüzyon cisimciklerini oluştururken. konak hücre içinde mRNA gibi moleküler fonksiyon gösterirler. Bir RNA virüs olmasına rağmen retrovirüsler DNA oluşturarak çekirdeğe yerleşir. Poxvirüs sitoplazmada guarnieri cisimciklerini oluşturur. Negatif yapılı RNA virüsler ise infeksiyöz değildir. Aynı zamanda iyi bir antijendir. RNA virüsler ise bir mRNA gibi davranarak konak hücrenin sitoplazmasına yerleşirler. zarfın altındaki matriks proteinleri ile üstündeki karbonhidrat antijenler virüsün kendi yapılarıdır. Bu tabaka konak hücre membranından meydana gelir virüsün kendi yapısı değildir.1 İnsan enfeksiyonlarından sorumlu virüsler Nükleik asit yapısı DNA Kapsid simetrisi İkozahedral Virion Çıplak Nükleik asit tipi Tek sarmal Çift sarmal sirküler Çift sarmal Zarflı Kompleks İkozahedral Kompleks zarf Çıplak Çift sarmal sirküler Çift sarmal Çift sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Çift sarmal segmente Zarflı Kompleks veya bilinmeyen Zarflı Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal diploid Helikal Zarflı Tek sarmal segmente Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Virüsler Parvovirüsler Papovavirüsler Adenovirüsler Hepadnavirüsler Herpesvirüsler Poxvirüsler Picornavirüsler Astrovirüsler Calicivirüsler Reovirüsler Togavirüsler Flavivirüsler Arenavirüsler Coronavirüsler Retrovirüsler Bunyavirüsler Orthomyxovirüsler Paramyxovirüsler Rhabdovirüsler Bornavirüsler Filovirüsler Viral lipidler : Virüslerin iipid tabakası zarf üzerinde bulunur. 119 . Zarfsız virüsler (polio gibi) endositoz yoluyla (viropeksi) hücre içine girerler ve sitoplazmada bir endozom içinde görülürler. Glikoproteinlerin asıl görevi hedef hücre üzerindeki reseptörlere tutunmaktır. Tablo 3. virüs tarafından yapılırlar. Zarfın İipid tabakasından farklı olarak konak hücreden alınmaz. nötralizan antikorların hedefi konumundadır. Zarflı virüsler ise plazma membranını virion zarflarının plazma membranına füzyonu ile konak hücreye direkt olarak geçerler ve sitoplazmada serbest halde bulunurlar. bunu uygun reseptörlere tutunma izler. bu kopyalar mRNA gibi davranıp protein sentezleyebilir. Virüslerin konak hücreye tutunmasında ilk adım adsorbsiyon'dur. Viral Karbonhidratlar: Zarf üzerinde bulunurlar. Zarflı virüsler eter ve diğer organik çözücülere duyarlıdırlar.Pozitif yapılı RNA virüsleri. virionlarında taşıdıkları RNA polimeraz aracılığı ile pozitif kopyalarını yaparlar. Zarf konak hücrelerin membranlarından oluşmasına rağmen.

4'de görülmektedir. Tüm herpesvirüsler çift sarmal DNA'lı ve zarflıdırlar.5 Latent enfeksiyon yapabilen virüsler DNA virüsleri HSV VZV CMV EBV HHV-6 HHV-7 HHV-8 HPV Polyoma virüsler (JC.Tablo 3. Tablo 3.2 Bazı virüslerin ve tutundukları reseptörler Virüs HIV(gp 120) Kuduz virüsü Rhinovirüs infiuenza virüs (hemaglütinin) Parvovirüs B19 EBV HBV Polyovirüs Kızamık virüsü * B lenfosit yüzeyindeki C3 reseptörü Tutunduğu reseptör CD4 Asetil kolin reseptörü ICAM-1 Siyalik asid. Lenfositlerde enfeksiyon yapmaları nedeniyle (T lenfositler) gama-herpesvirus grubunda sayılmalarına rağmen.3 Virüslerde görülen inklüzyon cisimciklerinin yerleşimi Sitoplazmada Çiçek (Guarnieri) Kuduz (Negri) Parainfluenza Reovirüsler Nukleusta Herpes Simplex Virüs (Cowdry A) Varicella Zoster Virüs Adenovirüsler Poliyomavirüsler Cytomegalovirüs (baykuş gözü) Hem nukleus hem sitoplazmada Kızamık Kabakulak DNA VİRÜSLER Herpervirüsler Herpesvirüslerin ortak özellikleri insanlarda yaşam boyu yerleşik kalmaları ve periyodik hastalıklar ortaya çıkarmalarıdır. Genel özellikleri Tablo 3. Herpes simplex virüsler Dünyada yaygındır. İmmün sistemi baskılanmış hastalarda ağır enfeksiyonlar yapabilirler. BK virüs) RNA virüsleri Retrovirüsler (HTLV-1. moleküler yapıları beta herpesvirus grubuna uymaktadır. Herpesvirus grubu içindeki virüsler arasında antijenik benzerlik bulunmaz. Herpes simplex virüsleri nöronlarda latent kalırlar ve sık rekürrens yaparlar. İntranükleer inklüzyon cisimleri tanıda kullanılır. nöraminik asid Eritrosit P antijeni CD 21 (CR-2)* Ig A reseptörü Ig süperaile proteini CD46 Tablo 3. Çok değişik tipte hücreleri infekte edebilir ve farklı hayvanlarda enfeksiyon etkenidir. Bunların içinde human herpesvirus 6 ve 7'nin sınıflaması yayınlar arasında farklılık gösterir. Bunların içinde sadece herpes simplex virüs tip 1 ve 2 antijenleri arasında benzerlik vardır. HTLV-2) Kızamık (?) 120 .

Primer enfeksiyon Virüs mukozalardan veya bütünlüğü bozulmuş deriden bulaşır (sağlam deriden virüs bulaşmaz). kromatinin sınırlanması ve mültinükleer dev hücrelerinin gelişmesidir. Latent fazdaki virüsler uygun bir provokasyon ile aksonlar aracılığı ile periferik alana gider. Viral replikasyon çoğunlukla ilk bulaşma alanında olur. Aktif uçuk veya genital lezyonlar görülmeden de bulaşma olabilir. Rekürransların çoğu asemptomatiktir. sadece virüs yayılımı olur. Bu veziküler sıvı bol miktarda virüssüz hücreler. inflamasyon hücreleri ihtiva eder. HSV-1 ile HSV-2 arasındaki antijenik farklılıktan sorumludur. HSV-2 seksüel yol ile yayılır ve yetişkinlerde genital. Tablo 3. Primer HSV enfeksiyonlarının çoğu asemptomatik ya da hafif enfeksiyon şeklindedir. HSV-2 ise genital yol ile bulaşır. Membranlarda ise veziküller rüptüre olduktan sonra ülserler görülür. insanların %80'inden fazlası latent virüs taşımalarına karşın bunların çok az bir kısmında rekürrens oluşmaktadır. Bunlardan Glukoprotein G (gG) tipe özgüldür. Virüs buradan lokal sinirlere geçer. Sekiz adet glukoprotein antijeni vardır. Latent Enfeksiyon Virüsler ganglionlarda replikatif değildir. HSV-1 enfeksiyonları genellikle orofarenkste sınırlıdır ve virüs ya damlacık enfeksiyonu şeklinde veya infekte tükrükler aracılığı ile bulaşır. HSV-1 tükrük yoluyla yayılırken. retrograd aksonal akış ganglionlara gider ve burada ikinci bir replikasyon ile latent dönem başlar. bezler. Sıvı absorbe olduktan sonra lezyon skarsız iyileşir. UV ışınlarına maruz kalma sonucu olabilir. Cowdry A (Tzank hücreleri de denir) tipi intranükleer inklüzyon cisimcikleri oluşturmaları. fiziksel veya emosyonel stres.İki farklı tip herpes simplex vardır (HSV-1. Reaktivasyonların moleküler etkisi bilinmemektedir. Patogenez HSV-1 ve HSV-2'nin deri ve mukozalardaki lezyonları aynı. Nadiren sistemik hastalık gelişebilir. Ödem sıvısı epidermis ve dermal tabaka arasında birikir. Bu iki virüs serolojik olarak çarpraz reaksiyon verebilir. monositler Lenfoid dokular ve lenfositler Human herpesvirus 5 Human herpesvirus 4 Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Genel isim Herpes simplex virüs tip 1 Herpes simplex virüs tip 2 Varicella-zoster virüs Cytomegalovirus Epstein-Barr virüs Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Histopatolojik özellikleri infekte hücrelerde balonlaşma. ancak ateş. 121 . deri ve mukozalarda replikasyon başlar. Varicella zoster'inki ise benzerdir. HSV-1 enfeksiyonlarının semptomatik rekürrensleri genellikle dudak kenarında olur. genital HSV -2'nin ise sakral ganglionlardır.4 Herpesvirüslerin latent kaldıkları yerlere göre sınıflandırılması Subgrup Alfaherpesvirinae Latent enfeksiyon Nöronlar İsim Human herpesvirus 1 Human herpesvirus 2 Human herpesvirus 3 Betaherpesvirinae Gamaherpesvirinae Böbrekler. HSV-2).2). Orofarengeal HSV-1 enfeksiyonlarının latent kaldığı yer trigeminal ganglionlar (Şekil 3. ayrıca yenidoğan enfeksiyonlarına sebep olabilir.

Klinik Bulgular Primer cilt enfeksiyonlarında veziküller ayrı ayrı bulunurlar, rekürrenslerde ise birleşmeye eğilimlidir. Primer enfeksiyonlarda bölgesel lenfadenomegali bulunur. Orofarengeal hastalıklar: Primer HSV-1 enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Semptomatik hastalık genellikle 1-5 yaşındaki çocuklarda görülür. Gingivitis bu yaş grubunda en sık görülen bulgudur, yetişkinlerde primer enfeksiyon genellikle farenjit ve tonsillit şeklindedir. Keratokonjonktivit: Primer enfeksiyon ciddi keratokonjonktivit olarak başlayabilir. Genellikle asemptomatiktir. Semptomatik enfeksiyonda göz kapağında veziküllerin görülmesi ile tanı konulur. Fluoresan boyama ile dendritik ülserler görülebilir. Yenidoğandaki göz enfeksiyonlarından HSV2 sorumludur. Gözün rekürren enfeksiyonlarında dendritik keratit (Şekil 3.3), korneal ülserler veya göz kapaklarında veziküller görülebilir. Çoğunlukla tek taraflıdır. Rekürrensler sırasında körlük görülebilir.

Genital herpes: Genital hastalıklarda asıl etken HSV-2'dir. Primer genital herpes enfeksiyonları ciddi seyididir, yaklaşık olarak 3 hafta sürer. Genital bölgede veziküloülseratif lezyonların görülmesi ile karakterizedir. Kadında ülserleşen daha ağır bir tablo varken, erkeklerde genelde asemptomatik enfeksiyon tarzındadır. Ateş, dizüri, lenfadenopati bu klinik tabloya eşlik edebilir. Sistemik komplikasyonlar görülebilir, ekstragenital lezyonlar ve aseptik menenjit görülebilir.

122

Genital herpetik enfeksiyonların rekürransı sık görülür ancak hafif seyirlidir. Hastalık ortalama 10 gün kadar sürer. Virüs bulaştırılması primer olgulardaki gibi uzun süreli değildir. Kadınlarda daha sık görülür. Perianal enfeksiyonlar: Homoseksüellerde görülür. Anal bölgede veziküllerin gelişimi ile tanı konur, inguinal LAP tanıya yardımcıdır. Deri enfeksiyonları: Sağlam deri HSV'ye karşı dirençlidir. Sağlıklı kişilerde enfeksiyon görülmez. Virüs ancak deri bütünlüğünün bozulduğu durumlarda bulaşabilir (travmatik herpes). Sekonder enfeksiyon yoksa sikatris bırakmadan iyileşir. Bu lezyonlar diş hekimleri ve hastane personelinin parmaklarında (herpetik whitlow) (Şekil 3.4), veya güreşçilerin vücutlarında (herpetik gladiatorum) görülebilir.

Ekzema veya yanık üzerinde oluşan primer herpes enfeksiyonları ağır seyirlidir ve hayati önemi vardır. Ekzema herpetikum kronik ekzema zemininde gelişir, fatal seyredebilir.

123

Ensefalit : HSV-1 enfeksiyonları çocuklardaki sporadik, fatal ensefalitlerin en sık sebeplerinden birisidir. Lezyonlar temporal bölgededir (Şekil 3.6). EEG'de anormal spike'lar, zemin aktivitede yavaşlama, BOS'ta eritmosit görülür. Kesin tanı için beyin biyopsisi yapılmalıdır. Mortalite oranı yüksektir, iyileşenlerde nörolojik bozukluklar sık görülür. Genellikle primer enfeksiyonlarda görülür.

Menenjit: Ensefalitten farkı selim seyirli olmasıdır. Genellikle genital herpese sekonder olarak gelişir. Kural olarak HSV-1 ile ensefalit, HSV-2 ile menenjit meydana gelir. Neonatal Herpes : En çok görülen bulaşma şekli doğum sırasında herpetik lezyonlu doğum kanalından olanıdır. HSV-2 ile meydana gelir. Genital herpesli gebe kadınlarda sezaryen endikasyonu vardır. Neonatal herpes postnatal HSV-1, HSV-2 hastane personeli ve anne tarafından bulaştırılabilir. Neonatal herpes enfeksiyonları hemen daima semptomatiktir. Tedavi edilmeyen olgularda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. Üç kategoride incelenir; 1) lezyonlar deri, göz ve ağızda lokalizedir. 2) lokalize deri lezyonları ile veya yalnız başına ensefalit vardır. 3) merkezi sinir sistemi bulgularının yanında multi-organ tutulumu vardır. Fetusun transplasental enfeksiyonlarında konjenital malformasyonlar görülebilir, ancak çok nadirdir. İmmünsuprese hastalar: Renal, kardiak ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda ciddi herpes enfeksiyonları görülür. Hematolojik malinitesi olanlarda ve AlDS'li hastalarda daha da ağır infeksiyonlar olur.

Laboratuvar tanı
Virüsü izole etmek kesin tanıyı koydurur. Herpetik lezyonlarda multinükleer dev hücrelerin gösterilmesi faydalıdır ancak diagnostik değildir. Asidofilik intranükleer inklüzyon cisimlerinin (Cowdry A) gösterilmesi ile tanı konulabilir. Ensefalitlerde erken tedaviye başlamak için, hızlı tanı amacıyla biyopsi materyallerinde fluoresan antikor testleri uygulanabilir. Antikorlar 2-4 hafta içinde pik yaparlar. Sekonder anamnestik reaksiyonlar nedeniyle tanı değerli değildir. Tedavi Antiviral ilaçlar viral DNA sentezini inhibe ederler. Tedavi sonrasında klinik bulgular düzelebilir ancak, HSV'nin latent kalmasını engellemez. Asiklovir HSV enfeksiyonlarında en etkin kullanılan antiviraldir. infekte hücrelere selektiftir. Latent enfeksiyonlarda tedavi uygulanmaz.

Varicella-Zoster Virüs (VZV)
Hastalık Primer hastalığı suçiçeği (varicella) (Şekil 3.7), rekürren enfeksiyonu zona (gece yanığı)'dır (Şekil 3.8).

124

Önemli Bilgiler Sadece insanlarda hastalık yapar. Yapı ve morfolojik olarak diğer hepresvirüslere benzemesine rağmen antijenik olarak farklıdır.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Virüs damlacık enfeksiyonu ile ve lezyonlar ile direkt temas ile bulaşır. Zonalı hastaların vezikülü ile temas edenlerde varicella gelişir. Herpesvirüslerden farkı çocuklarda çok enfeksiyöz olmasıdır. Dünyada yaygındır.

Patogenez ve İmmünoloji
VZV üst solunum yolu mukozasını infekte eder, sonra kan yoluyla deriye yayılır, bunun sonucunda tipik veziküler döküntüler oluşur. Lezyonların tabanında intranükleer inklüzyonlu multinükleer dev hücreler görülür. İyileşmenin ardından virüsler latent hale geçer, dorsal kök ganglionlarına otururlar. Yaşamın ilerleyen dönemlerinde sıklıkla immünsistem yetmezliğinde veya lokal travmalar sonucunda, virüs aktifleşir ve ağrılı zoster deri döküntülerini yapar. Varicellaya karşı gelişen immünite ömür boyu kalıcıdır, insanlar sadece bir kez suçiçeği geçirir, ancak zona zoster meydana gelebilir.

125

Klinik Bulgular

Varicella
14-21 günlük bir periyodun ardından, ateş ve titreme ile karakterize prodromal semptomlar başlar. Vezikülopapüler lezyonlar gövdeden başlayarak baş ve ekstremitelere yayılır. Döküntüler papüllerden veziküllere, buradan püstüllere dönüşür ve sonunda kabuklanır. Lezyonlar polimorfizm gösterir. Kaşıntı en önemli semptomdur. Çocuklarda hafif seyirli iken erişkinlerde ciddi enfeksiyonlar yapar. Majör komplikasyonları pnömoni ve ensefalittir. Reye sendromu ensefalopati ve karaciğer dejenerasyonu ile karakterize özellikle çocuklara aspirin verilmesi ile ortaya çıkan bir tablodur. EBV, influenza B, Rubeola ile beraber olabilir. Varicella pnömonisi özellikle gebeliğin ikinci ve üçüncü trimestirinde ağır seyirli olabilir. Gebeliğin ilk üç ayında kongenital varisella sendromu (organ hipoplazileri, kortikal atrofi, koriyoretinit) gelişebilir. Ganglion geniculate'yi tutmuşsa Rumsey Hunt Sendromu (Yüz felci, dış kulakta veziküller, 8. Sinir tutulum) gelişebilir. Tablo 3 6 Konjenital Varicella Sendromu
Mikrosefali Hidrosefali Mikroftalmi Optik atrofi Kortikal atrofi Alt ekstremite hipoplazi Mental retardasyon

Zona Zoster
Duyusal sinirlerin innerve ettiği alanlarda ağrılı veziküller ile karakterize bir tablodur. Ağrı haftalarca sürebilir ve postzoster nevralji olabilir. İmmün yetersizlikli hastalarda, pnömoni gibi hayatı tehdit eder nitelikte dissemine enfeksiyonlara sebep olabilir. Laboratuvar Bulgular Tanı klinik bulgular ile konulur. Tzank smear hazırlanarak HSV lezyonlarındaki gibi multinükleer dev hücreler görülebilir. Ayırıcı tanı virüs hücre kültürleri ile konulabilir, spesifik antiserumlar ile idantifikasyon yapılabilir. Laboratuvar hayvanlarında üretilemez. Tedavi Normal hastalarda hem suçiçeği hem de zona da tedavi gerekmez. Sistemik hastalığı olan immün yetersizliği olan hastalarda asiklovir, asiklovire dirençli suşlarda foskarnet kullanılır.

Korunma
İmmünyetmezlikli hastalarda korunma amacıyla Asiklovir kullanılabilir. Profilakside varicellazoster immunglobulin (VZIG) kullanılabilir. Canlı, attenue VZV içeren aşı 1995 yılından beri kullanılmaktadır. Aşı varicella'nın oluşumunu engeller ancak, zona'ya etkili değildir. 1 ile 12 yaşındaki çocuklara tek doz uygulanır. Hastalık geçirmemiş yetişkinlere iki doz uygulanır.

Cytomegalovirüs (CMV)
Hastalık Yenidoğanlarda sitomegalik inklüzyon hastalığı etkenidir. Konjenital anomalilerin en sık sebeplerinden biridir. Heterofil antikorlar negatif mononükleozis, ayrıca immün yetersizliği olanlarda pnömoni yapabilir.

126

Küçük çocuklarda en önemli bulaşma yolu tükrüktür. İnsanlar tek doğal konaklarıdır. Ancak en önemli bulaşma yolu transfüzyon ve organ transplantasyonudur. sarılık ve purpura belirtileri olan sitomegalik inklüzyon hastalığı gelişebilir. Patogenez ve İmmünoloji Fetüste multinükleer dev hücreler ile karakterize sitomegalik inklüzyon hastalığı yapar. Konak CMV enfeksiyonlarına karşı hem antikorlar aracılığı ile hem de hücresel immünite aracılığı ile defans yapar. Birçok organ etkilenir ve konjenital anomaliler görülür. Enfekte çocuklar yıllarca idrarla CMV çıkarırlar. bayılma. CMV lökositlerde latent kalır ve hücresel immünyetmezliği olanlarda reaktive olur. En büyük (genetik içerik olarak) herpesvirüsdür. Hücresel immünite sistemik hastalıkları baskıladığı için daha önemlidir. Sadece tek bir serotipi vardır. sağırlık. Bulaşma ve Epidemiyoloji Yaşamın ilk dönemlerinde plasenta. Böbrek ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda pnomoni ve hepatit 127 . Yaşamın ilerleyen yıllarında cinsel yol ile bulaşır. doğum kanalı ve anne sütü ile bulaşabilir. antijenik olarak farklıdır. İmmün yetersizlikli yetişkinlerde ateş. CMV dünyada yaygındır. Klinik Bulgular CMV ile infekte olan süt çocuklarının yaklaşık %20 kadarında mikrosefali. İmmün yetersizlikli hastalar dışında çocuklar ve yetişkinlerdeki enfeksiyonları genellikle asemptomatik seyreder. "Cytomegalo" denilen dev hücreler meydana gelir. Konjenital anomaliler ilk trimesterdeki enfeksiyonlarda gelişir. CMV enfeksiyonları T hücreleri inhibe ederek bir immünsüpresif etki yapabilir. Hepatosplenomegali en genel bulgudur. Annede daha önceden antikorlar varsa fetüs genellikle etkilenmez. hayvanlardaki CMV suşları insanları infekte etmez. CMV aynı zamanda yıllarca böbreklerde kalabilir.Önemli Bilgiler Morfolojik ve yapısal olarak diğer hepresvirüslere benzer ancak. yetişkinlerin yaklaşık %80'inde antikorları bulunur. laterji ve periferik kan yaymasında atipik lenfositler ile karakterize heterofil negatif mononükleoz meydana gelir. Gebe kadında primer enfeksiyon gelişir ise fetüs hastalanır.

1.bulgularının ön planda olduğu sistemik CMV enfeksiyonu görülebilir. Sitomegalik inklüzyon hastalığı olan infantlar idrarları ile virüsü diğer infantlara bulaştırabilirler. Tedavi AIDS’li hastalarda retinit ve pnömoni tedavisinve foskarnetde gansiklovir etkilidir. ileri ülkelerde ise ileri yaşlarda (lise çağı) virüs ile bulaşma olur ve enfeksiyöz mononükleoz yapar. Aynı zamanda Burkitt lenfoması. İmmunfluoresans yöntemler ile virüs gösterilebilir. diğer B hücreli lenfomalar ve nazofarengeal karsinomanın da etkenidir. Önemli Bilgiler Virüs oral ve farenks mukoza hücrelerinde ve B lenfositlerde bulunan CD21 reseptörlerine bağlanabilme özelliğindedir. Şeffaf bir hale ile çevrelenmiş koyu renkli bir inklüzyon cisimcikleri görülür.VCA (Viral kapsid antijeni): Replikasyonun başlaması ile gelişen virüslere ait yapısal antijendir. körlük ile sonuçlanabilen retinit gelişebilir. Bulaşma ve Epidemiyoloji EBV başlıca tükürük ile bulaşır (kissing disease). AIDS'li hastalarda retiniti önlemek amacıyla gansiklovir kullanılabilir. İnsanlar doğal konaklarıdır. HSV ve VZV'den farklı olarak asiklovire dirençlidir. Aynı zamanda AIDS'li hastalarda 'hairy cell' lökoplakia meydana gelebilir. geç dönemde ortaya çıkan antijendir. Periferik yaymada görülen atipik lenfositler bu T hücrelerdir. Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde virüs. En önemli antijenidir (VCA). 5. Gansiklovire dirençli olgularda foskarnet kullanılabilir. ancak daha çok bilineni. intranükleerdir ve oval baykuş gözü şeklinde görünümü vardır (Şekil 3. Korunma Aşısı yoktur. 1-2 haftada üretilebilir. 4. Antijenleri.LMP (Latent membran proteini): EBNA ile aynı özellikleri taşır. çünkü tanı testi olarak kullanılır.EA (Early Antijen): Yapısal olmayan erken dönemde enfekte hücrelerde belirlenen antijenlerdir. EBV B 128 . Patogenez ve İmmünoloji Enfeksiyon başlangıçta orofarenkstedir. Yenidoğanlara kan transfüzyonu yapılacağı zaman CMV negatif olanlar seçilmelidir. Eğer mümkünse organ transplantasyonlarında da CMV negatif donörler seçilmelidir. AIDS'li hastalarda.10). sonra kan yoluyla yayılır.EBNA (Nükleer antijen): Latent dönemde infekte hücrelerce üretilen sitotoksisite uyarıcı antijenidir 2. Sitotoksik T lenfositler B lenfositlere karşı reaksiyona girer. bu dönemde B lenfositler infekte olur. inatçı diyare görülebilir. 3. Terminal dönemte fatal seyirli enfeksiyöz mononükleoz görülebilir. Epstin-Barr Virüs (EBV) Hastalık EBV enfeksiyöz mononükleoz etkenidir.MA (Membranöz antijen): Yapısal olan. Düşük sosyoekonomik gruplarda erken yaşlarda enfeksiyon görülür ve genellikle asemptomatiktir.

Burkitt lenfomasında EA saptanabilir. Heterofil antikorlar 6 ay kadar sonra serumda tespit edilemediğinden tedavinin kontrolü amacıyla kullanılır. lenfadenopati ve splenomegali karakteristik bulgularıdır.7 Atipik lenfosit EPSTEİN-BARR VİRUS • CMV • Toksoplasma gondii • Kızamıkçık virusu • Kabakulak virusu • Viral hepatitler • İlaç reaksiyonları Lenfositleri infekte edebilen virüsler • CMV • HHV 7 • HIV • EBV • HBV HTLV • HHV6 • Kızamık 129 . 1. Nazofarengeal karsinoma (Çin). EBV'ye spesifik antikorların ölçülmesi özellikle tanı zorluğu çekilen olgularda kullanılır. İmmünolojik bulgular. Korunma Aşısı yoktur. Heterofil antikorlar koyun veya at eritrositlerini aglutine eder. Bu antikorların EBV enfeksiyonu için spesifik olmadığı. Hepatit sık görülürken. bunu VCA IgG'ler takip eder ve ömür boyu kalıcıdır. Tükrük gibi klinik örneklerden EBV izole edilebilir. daha spesifik. EBV enfeksiyonuna karşı immün yanıt ilk olarak VCA IgM antikorlarıdır. Asiklovir EBV'ye karşı zayıf aktivite gösterir. ensefalit de gelişebilir. sıklıkla fatal seyirli X'e bağlı immunoproliferatif sendrom gelişebilir. hastalarda lenfositoz vardır. formül lökositte %30'un üzerinde atipik lenfosit saptanır. Kanser ile İlişki Lenfoid orijinli kanserler ile ilişkilidir. Bunlar geniş lobuler nükleusa ve vakuollü bazofilik sitoplazmaya sahip sitotoksik T lenfositlerdir. Bu amaçla tüp testine (Paul Bunnel) göre daha ucuz. Burkitt lenfoması ve diğer B hücreli lenfomalar (Afrikalı çocuklarda). Hematolojik bulgular. EBV'nin kanser oluşumundaki rolü halen açıklığa kavuşmamıştır. Laboratuvar Tanı Başlıca iki tip laboratuvar bulgusu vardır. çünkü ortalama 2 hafta içinde pozitifleşir. immunglobulinler korunmada etkisizdir. EBNA'da geçirilmiş enfeksiyonların tanısı açısından faydalıdır. boğaz ağrısı. Nükleer antijenler fluoresan antikor boyama yöntemi ile gösterilebilir. Akut enfeksiyonlarda IgM antikorları kullanılır. İmmün yetmezliği olanlarda ciddi. IgG ise eski enfeksiyonların göstergesidir. Splenomegalinin nadir komplikasyonlarından olan dalak rüptürü özellikle sportif egzersizler sırasında meydana gelebilir. Spesifik antikorlara ek olarak nonspesifik heterofil antikorlar da saptanabilir. hayatı tehdit eden enfeksiyonlarda yüksek doz verilebilir. 2. Anoreksi ve letarji de sıklıkla bulunur. yalancı aglutinasyon önlenir. EBV DNA'nın birkaç kopyası hücre genomuna integre olurken. Tablo 3. VCA IgG ise hafif enfeksiyonların tanısında kullanılır. Çapraz reaksiyon veren Forssman antikorları fare böbrek ekstresi ile adsorbe edilip. Tedavi Komplikasyonsuz hastalara antiviral tedavi gereksizdir. sirküler yapıdaki birçok kopya sitoplazmada bulunur. Hastalığın erken dönemlerinde VCA IgM antikorları ölçülür. hepatit B ve serum hastalığında da bulunabildiği unutulmamalıdır. Timik karsinoma (USA) EBV ile ilişkisi ispatlananlardır. İyileşmeden sonra çok kısa bir süre içinde serumda kaybolduğundan hafif enfeksiyonlarda faydalı değildir. Genellikle 2-3 hafta içinde spontan iyileşme olur. daha duyarlı olan Mono test kullanılır.lenfositler içinde latent kalır. ancak teknik olarak zor uygulamalardır. Klinik Bulgular Ateş. heterofil antikor testi ile infeksiyoz mononükleozun erken tanısı konulur.

130 .

HHV 6 aynı zamanda çocuklarda döküntülü enfeksiyona sebep olur (roseola veya exanthema subitum) (Şekil 3. Nazofarinks karsinomu. Bu virüsler hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Lezyonlarda Guernieri inklüzyon cisimcikleri yaparlar.Timus karsinomu Primer hepatosellüler karsinom (x proteini) Selim cilt tümörü Servikal karsinom İlişkili olduğu kanser Diğer herpesvirüsler Human Herpesvirüs 6 ve 7 T lenfositlerini infekte eder. 31 EBV Hepatit B virüsü Molluskum kontagiosum virüsü HSV-2 RNA virüsleri HTLV-1 HTLV-2 HCV Erişkin akut T hücreli lenfoma Tüylü hücreli lösemi Primer hepatosellüler karsinom Servikal kanser (E6 ve E7 proteini) Burkitt lenfoma. ancak HHV 6'nın lenfoproliferatif hastalıklara neden olduğu saptanmıştır. vaccinia virüsü ve molluscum contagiosum virüsüdür. Vaccinia virüs. Bu virüsün DNA yapısı daha çok EBV'ye benzer ve bu nedenle primer hedefinin lenfositler olduğu düşünülmektedir. Variola virüsü dünyadan silen canlı atenüe aşının içindeki virüsdür.18. tüm döküntüler aynı dönemdedir. Medikal önemi olanlar çiçek virüsü (smalpox). skatris bırakarak iyileşirler. Poksivirüs Poksivirüsler en büyük ve kompleks yapılı virüslerdir. Bu nedenle Kaposi sarkomu ile ilişkili herpesvirüs (KSHV) olarak isimlendirilir. çok odacıklıdır. Smalpox (çiçek): Etkili aşılama sonucunda dünyadan eradike edilmiştir. B ve T hücreli lenfoma Hodgkin lenfoma.12). Biyolojik silah olarak önemi vardır. 131 . HHV 8'in AlDS'li homoseksüellerde epidemik olarak bulunduğu ve Kaposi sarkomu ile ilişkisi bilinmektedir. DNA virüs olmasına karşın intrasitoplazmik replikasyon gösterirler.Tablo 3. Su çiçeğinden farklı olarak cilt lezyonları.8 İnsan tümör virüsleri ve ilişkili olduğu tümörler Virüs tipi DNA virüsleri Human papilloma virüs tip 16 .

Lezyonlar krater tarzındadır ve içinde beyaz renkli bir içerik taşır. konjunktivit ve pnömoni gibi üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurlar.13). Virionlarından ayrılan fiberlerin insan hücreleri için toksik olduğu gösterilmiştir. Örneğin. hemorajik büllöz lezyonlarla karakterize bir hastalıktır (Koyun kaşıntılı hastalığı). Tedavi lezyonların küretajı ile yapılır. ancak insanlarda tümör oluşumu ile ilişkisi gösterilememiştir. Fiber proteinleri (hemaglutinin) tipe spesifik antijenleridir ve bugüne kadar 41 değişik antijenik tipi gösterilmiştir. Adenovirüsler Hastalık Adenovirüsler farenjit. Sistemik tedavisi yoktur. özellikle askerler gibi sıkışık yaşamda salgınlar yapabilirler. hemorajik sistit ve gastroenterit de sorumlu olduğu enfeksiyonlar arasındadır. Bazı serotipleri (özellikle 12. 8 ve 9 epidemik keratokonjunktivit. Yakın temas ile bulaşır (seksüel temas dahil). Nötralizan antikorlara bağlı gelişen immünite tipe sipesifiktir ve yaşam boyu devam eder. siğil tarzında bening tümörleridir. 132 . 7. Keratokonjunktivit. Fiberler organlara tutunmada görevi olan hemaglutininlerdir. Özellikle çocuklar arasında yaygındır. folliküler konjunktivit. İmmün yetersizliği olan hastalarda adenovirüsler herpesvirüsler kadar başbelasıdır. fekal-oral yol ve konjunktivalara direk inokülasyon gibi değişik yollarla bulaşabilir. ve 21 solunum sistemi hastalıkları.Molluscum contagiosum: Deri ve mukozaların küçük. papüler. İmmün sistemi sağlam olanlarda birkaç ay içinde kendi kendine iyileşir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Adenovirüsler aerosoller. pembe. tip 11 ve 21 akut hemorajik sistit ve tip 40 ve 41 infantil gastroenterit etkenleridir. Hayvanlarda hastalık yapan adenovirüsler insanlara bulaşmazlar. Özellikle transplant hastalarında fatal seyirli pnömoniler yapabilir. Patogenez ve İmmünoloji Adenovirüsler solunum sistemi. Fekal-oral yol çocuklardaki en yaygın görülen bulaşma şeklidir. 3. Orf: Koyunlardan bulaşan. Bazı serotiplerinin özel hastalıklardan sorumlu olduğu gösterilmiştir. Kapsidinin her 12 alt biriminden bir fiber çıkar. Adenovirüslerin insan enfeksiyonlarına spesifik antijenleri hexon proteinleri üzerinde lokalizedir (Şekil 3. gastrointestinal sistem ve konjunktivalar gibi birçok organın mukozalarının enfeksiyonudur. 4. 18 ve 31) farelerde sarkom oluşturur. Önemli Bilgiler Adenovirüsler kapsülsüz çift sarmal lineer DNA ve izosahedral nükleokapsid yapısına sahiptirler. Adenovirüsler dünyada yaygındır.

HPV 16 yüksek. Laboratuvar Tanı Tanı için hücre kültürlerinde virüsün üretilmesi veya spesifik antikorların iki hafta ara ile 4 kat arttığının gösterilmesi gerekmektedir. HPV-16-18 gibi bazı tipleri serviks kanseri etkenidir. Epidemik keratokonjunktivit iatrojenik hastalıktır. HPV'nin 100'den fazla serotipi vardır. Papovavirüsler Serolojik açıdan papillomavirüsler ile polyomavirüsler olmak üzere iki farklı cins altında toplanırlar. genital siğillerden en sık HPV-6 ve HPV-11 sorumludur. Tedavi semptomatiktir. farengokonjunktival ateş ve akut respiratuvar hastalık yaparlar.Klinik Bulgular Farenjit. Alt solunum yollarında ise bronşit ve atipik pnömoni etkenidir. Hemorajik sistitte hematüri ve dizüri belirgin semptomlardır. Enfeksiyonların yarısından çoğu da asemptomatiktir. Siğiller beningdir ve malignleşmez.14). Ancak bazı serotipleri belirli dokularda enfeksiyon yaparlar. E6 ve E7 genleri kansinojeniktir. Tedavi Bilinen antiviral tedavisi yoktur. Önemli Bilgiler Papovavirüs ailesindendir ve polyomavirüsler ile SV40 virüslere benzerler fakat daha büyük genoma sahiptir. 133 . HPV 18 çok yüksek riske sahiptir. Bu vakuoller patognomoniktir. İki yaşın altındaki çocuklarda kan bulunmayan gastroenteritler yaparlar. Patogenez ve İmmünoloji Papillomavirüsler skuamoz epitel hücrelerini enfekte eder karakteristik sitoplazmik vakuoller (koilositoz) oluşturur. 7 ve 21 suşları için canlı atenue olmayan aşısı vardır ancak sadece orduda kullanılmaktadır. Papillomavirüsler Hastalık Papillomavirüsler siğiller gibi skuamöz hücrelerin bening tümörleri olan papilloma etkenidir. özellikle göz muayeneleri sırasında aseptik şartlara uyulması ve ellerin yıkanması ile bulaşma önlenebilir. Korunma 4. derideki siğillerden HPV-1-4 sorumlu iken (Şekil 3. Adenovirüs enfeksiyonlarının çoğu kendi kendine iyileşir. Örneğin. Ancak serviks ve penis üzerindeki HPV enfeksiyonları kanserleşebilir (Condyloma acuminata).

15). Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur.Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma deri-deri teması ile olur (seksüel geçiş). ileri yaşlarda geriler. Tedavi lezyonlara cerrahi veya topikal asetilsalisilik asit uygulanması ile yapılır. Derideki siğiller çocuklar ve genç erişkinlerde daha yaygın iken. 134 . Hayvanlardaki siğiller insanlar için bulaştırıcı değildir. Lezyonlarda koilositozun görülmesi tanıyı kesinleştirir. Genital siğiller en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıklardır (Şekil 3. BK virüs solunum yolu enfeksiyonları ile böbrek epitel hücrelerini enfekte etme özelliği vardır. Tanı genellikle klinik olarak konulur. JC virüs Progresif multifokal lökoansefalopati (PML) etkenidir. Polyomavirüsler Bu grup içinde simian virüsü 40 (SV40) ve insan virüsleri olan BK ve JC virüsleri bulunur.

9 Virüsler ve insanlarda oluşturdukları kanserler Virüs ailesi Papovavirüsler Virüs Human papillomavirüs İnsanda meydana getirdiği kanser Genital tümörler Skuamoz hücreli karsinom Orofarengeal karsinom Herpesvirüsler EB virüs Nazofarenks karsinom Afrika Burkitt lenfoması B hücreli lenfoma Hepadnavirüsler Retrovirüsler Flavivirüsler Hepatit B virüs HTL virüs Hepatit C virüs Hepatosellüler karsinom Yetişkinin T hücreli lösemisi Hepatoselüler karsinom 135 . Kan donörleri de önemli bir kaynaktır. Virüs detektif bir parvovirüsdir. 3. hayvanlarda enfeksiyon yapan suşlar insanlara bulaşmaz. Transplasental bulaşmada görülebilir. aplastik kriz (özellikle orak hücreli anemililerde) ve hidrops fötalis (Fetal enfeksiyon) etkenidir. Bunlardan birincisi kemik iliğinde eritrositlerin prekürsör hücreleridir ve aplastik krizlere neden olur. Bir diğeride kan damarlarındaki endotel hücreleridir. Fetal enfeksiyonlar: Gebe kadın birinci ve ikinci trimesterde enfekte olursa. Önemli Bilgiler Çok küçük tek sarmal DNA virüsüdür. Eklem bulguları romatoid artriti taklit edebilir. Dünyada yaygındır. virüs plasentaya geçip fetusu enfekte eder. Klinik Bulgular Dört klinik tipi vardır 1. Tablo 3. Bulaşma ve Epidemiyoloji Başlıca solunum sistemi yoluyla bulaşır. B19 ile enfekte olan yetişkinlerdeki immünkompleksler döküntü ve artritleri meydana getirir. Virüs boğaz sürüntüsünden elde edilebilir ancak sık kullanılan bir yöntem değildir. Genom negatif DNA'dır. Tedavi Spesifik tedavisi yoktur. Aplastik krizler: Orak hücreli anemi. Eritema infeksiyozum (tokatlanmış çocuk sendromu. Eritema infeksiyozum (Beşinci hastalık). Üçüncü trimesterde meydana gelen enfeksiyon klinik tablo yaratmaz.Parvovirüsler Hastalık Parvovirüslerin insanlardan enfeksiyon yapan tek suşu Parvovirüs B19'dur. artropati yıllarca sürebilir. İnsanlar tek kaynaktır. bu da eritema infeksiyozumdaki döküntülerin sebebidir. 2. Fetal ölüm ve hidrops fetalis meydana gelebilir. talassemililer ve sferositozu olanlarda geçici ciddi aplastik anemi olur. adenovirüs varlığında gelişebilir. Parvovirüs B19'un konjenital anomali yaptığı gösterilememiştir. Artrit ve atrofatiler ile karakterizedir. Sadece tek serotipi vardır. eller ve dirsekler olmak üzere eklem tutulumları önemlidir. Sorumlu olduğu enfeksiyon gösterilememiştir. Patogenez ve İmmünoloji B19 başlıca iki tip hücreyi enfekte eder. Kronik B19 enfeksiyonu: Özellikle HIV enfeksiyonlularda olmak üzere immün yetersizliği olanlarda meydana gelir. Son yıllarda Adenoassociated virüs denilen bir parvovirüs insanlarda rastlantısal olarak tespit edilmiştir. Yüzde tipik döküntü. beşinci hastalık). Standart immunglobulinler immünyetmezliği olan hastalarda faydalı olabilir. Laboratuvar Tanı B19'a karşı gelişen IgM antikorlarının tespit edilmesi ile tanı konur. 4. Özellikle okul yaşındaki çocukları tutar.

Hepadnavirus ailesinin üyesidir. Kor içinde DNA bağımlı DNA polimeraz (revers transkriptaz) vardır. HBcAg ve HBeAg 3. Eksik olan + zincir (S zinciri) replikasyon sırasında tamamlanır.S bölgesi. Zarflı ancak etere dirençlidir.17). Replikasyon Virüsün genomu tamamlanmamış çift sarmal DNA dan yapılmıştır. Kısmi çift sarmal DNA yapısındadır. 1. DNA polimeraz 4. 42 nm çapındaki ise infektif partikülleridir (Dane partikülü) (Şekil 3. Genomda dört önemli gen bölgesi bulunmaktadır (Şekil .18). Bunlardan 22nm çapında sferik ve 22nm çapında flamenter yapıda olanlar infektif olmayan. Replikasyon sonrasında ise yeni viryonun genomuna ait S zinciri tamamlanamadan genomun kapsidi yapısını tamamlar ve böylece yeni virüslerinde S zincirleri eksik kalır. Zarfı yüzey antijen denilen (HBsAg) bir protein taşır. HBxAg 136 .P bölgesi. HBsAg 2. Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal konaklarıdır. Virüs eksik zincirini enfeksiyon alanında tamamlamak için reverse transkriptaz taşır.X bölgesi.Hepatit B Virüsü Hastalık B tipi viral hepatit etkenidir.C bölgesi . Hasta serumları incelendiğinde üç değişik partikül görülür.

Middle (M). ancak karaciğer iğne biyopsisi ile gösterilebilir. konjunktival girişimler bulaşmada önemli faktörlerdir. Serumda saptanamaz. HBcAg: HBV'nin "core" bölgesinin antijenidir. Bulaştırıcılığın göstergesidir. kan ve kan ürünü transfüzyonu. Aile içi. Aynı gen bölgesini kullanmaları nedeniyle HBcAg'nin serumdaki göstergesidir denebilir. Hem Dane partiküllerinin hem de infektif olmayan partiküllerin üzerinde bulunur. Replikasyonun sürdüğü kronik olgularda HBeAg pozitifliğini korur. akut dönemdeki hepatit B'li bir hastanın kronikleşme riskinin az olduğu yönünde bir bulgudur. ana okulları. Eğer hastaların hücresel immünitesi iyi ise infekte hepatositler yıkılır ve virüs temizlenir. r determinatlarından oluşmaktadır. Böylece akut hepatit tablosu ortaya çıkar.Tablo 3.10 Hepatit virüslerinin özellikleri HAV Genom Aile Bulaşma RNA Heparnavirüs Fekooral HBV DNA Hepadnavirus Cinsel Parenteral HCV RNA Flavivirü s Parenter al Cinsel? 1-6 ay Sinsi Var Düşük Yok Yok HDV RNA Deltavir üs Parente ral Cinsel? 1-2 ay Ani Var Yüksek Yok Yok HEV RNA Calisivirüs Fekooral Kuluçka devri Başlangıç Kronikleşme Fulminan hepatit riski Pasif bağışıklık Aşı 2-6 hafta Ani Yok Düşük Standart immünglobulin Ölü 2-6 ay Sinsi Var Düşük Hiper immünglobulin Rekombinant 2-6 hafta Ani Yok Gebelerde yüksek Yok Yok HBsAg: ilk pozitifleşen marker HBsAg'dir. Vertikal yol: Perinatal bulaşmada transplasental bulaşma nadirdir. Anti-Pre-S2 antikorları HBsAg negatifleşmeden pozitifleştiği için. L ve M proteinlerinin hepatositlere bağlanmada rolü olduğu gösterilmiştir. Ancak yetersiz yanıt varsa. hemodiyaliz. w. Bulaşma ve Epidemiyoloji Hepatit B'nin başlıca bulaşma yolları. tatuaj. Ayrı başlangıç noktalarından kodlanmalarına bağlı olarak Large (L). HBeAg MHC class I antijenler tarafından sunulan antijendir. Genomun Pre-S1 geni L proteinini. Bunu antikor yanıtının gelişmesi (Anti-HBs) izler ve hastaların çoğu iyileşir. akupunktur. Bunlarda bulaştırıcılık fazladır. Patogenez ve İmmünoloji Sitotoksik T hücrelerin aktivitesi sonucunda. y. CD8 T lenfositlerinin hedefi bu hücrelerdir. 137 . Seksüel temas: Cinsel ilişki ile bulaşır. Türkiye'deki en sık görülen bulaşma yoludur. hepatositler parçalanır ve hepatit gelişir. uyuşturucu bağımlıları (intravenöz). Horizontal yol: Aralarında cinsel temas veya kan teması bulunmayan sıkışık yaşam şartlarındakilerde gelişen bir yoldur. Small (S) proteinlerden oluşur. Parenteral yol: Kan ve kan ürünleri aracılığı ile bulaşır. Bunların bir kısmı hepatositlerin endoplazmik retikulumunda değişikliğe uğraması ile suda eriyebilir HBeAg oluşur. kışlalar en önemli örneklerdir. İyileşen olgularda Anti-HBe gelişmeye başlar. partner sayısı arttıkça hastalığın bulaşma ihtimali de artar. yaşlı bakım evleri. Bu antijen de C geninin Pre-C başlangıç noktasından başlayarak yapılır. HBsAg'nin glikoproteini a. d. S geni ise S proteinini kodlar. Özellikle homoseksüel ilişki ile sıklığı artar. HBsAg'de en çok bulunan proteindir. Bulaşma doğum sırasında meydana gelir. HBsAg'nin 6 aydan uzun süre pozitifliğinin devam etmesi kronik hastalık lehinedir. HBeAg pozitif gebelerde bulaşma hemen hemen kaçınılmazdır. S proteini. Pre-S2 geni M proteinini. hastaneler. Pre-S2 bölgesinin karaciğer hücreleri üzerindeki polimerize human serum albumin reseptörlerine bağlandığı bilinmektedir. Ancak tüm HBV suşlarında a determinantı bulunması nedeniyle aşıların hepsi ile immünizasyon sağlanmaktadır. manikür. Bu determinantlar nedeniyle serotipler oluşmaktadır. Kontamine iğneler. hastalık kronik hale geçer. Subklinik ve anikterik akut enfeksiyon geçirenlerde kronikleşme daha sık görülür. HBsAg üç farklı proteinden oluşur.

Derin ikteri olan hastalarda kaşıntı bulanabilir. Laboratuvar Bulgular ALT seviyesi üst sınırının 10 katını aşanlar ve deRitis oranı (AST/ALT) 1'den küçük olanlar akut hepatitli kabul edilirler. artrit gelişebilir. kemik iliği. Ekstrahepatik bulgular sıktır. Özellikle ürtiker.21 gösterilmiştir. İkterik olgularda hem direkt hem de indirekt bilirubin yükselir. HBV karaciğer dışında monositler. dalak. üre normalin altına iner. eklem ağrıları. Klinik Bulgular İnkübasyonu 6 aya kadar uzayabilir. ancak çok güvenilir değildir. Olguların sadece 1/4 kadarı ikterik enfeksiyon geçirir. Hepatit B bir karaciğer hastalığıdır. Hastalarda akut karaciğer nekrozu ve ensefalopati vardır.HBeAg viral replikasyonun göstergelerinden biridir (HBV-DNA. amonyak artar ve PTZ yükselir. HBcAg gibi). Gastrointestinal sistem bulguları ön plandadır. Çok yüksek olan ALT ve AST değerleri hızla düşer.11 Hepatit B serolojisi Başlang ıç HBsAg Anti-HBs Anti-HBc IgM Anti-HBc-lgG HBeAg Anti-HBe ALT Pozitif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Çok yüksek Pencere Negatif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Belki biraz İyileş me Negati f Pozitif Negati f Pozitif Negati f Pozitif Norm al Kronik Aktif Persistan Pozitif Negatif Negatif Pozitif Pozitif Negatif Yüksek Kronik Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Az yüksek Taşıyıcı Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Normal Aşılı Negatif Pozitif Negatif Negatif Negatif Negatif Negatif 138 . pankreas. Olguların ortalama %1 kadarında fulminan hepatit görülür. Akut enfeksiyonda genellikle başlangıç hepatit A kadar gürültülü değildir. DNA polimeraz. safra kanalı epitellerinde de enfeksiyon oluşturur ancak buralarda replike olamaz. Hastanın serolojisi tablo 6'da ve şekil 3. Tablo 3. böbrek. hastalarda konstipasyon görülür. ancak ekstrahepatik bulgularda gösterir.

139 .

Delta Hepatiti (HDV) HDV dünyada yaygındır ancak özellikle Afrika. enfeksiyonları sırasında hepatit B markerları azalır. HDV enfeksiyonu HBV replikasyonuna (HBsAg üretilmesi) bağlıdır. Multipl transfüzyon alanlar. intravenöz uyuşturucu bağımlıları ve bunlarla yakın temasta olanlar yüksek risk grubunu oluşturur. İnkübasyon periyodu 2-12 haftadır. 140 . ancak süperinfeksiyonları sırasında daha da kısa olabilir. Primer bulaşma yollarının HBV ile benzerlik gösterdiği görülmektedir. HDV. Orta Doğu ve Güney Amerika ülkelerinde prevalansı yüksektir. HBV gen üretimi ile yarıştığı için. HBsAg delta virüsü için bir zarf gibi davranır.

%10 kadarı kronikleşir. hastalarda iki defa ALT piki oluşur. 1 yıl ve 2 yıllık sürelerde kullanılır. Tedavi Erişkinlerde tüm HBV'li hastaların yaklaşık olarak %90'ı iyileşirken.İki tür HDV enfeksiyonu vardır. hastaların büyük bölümü iyileşir. Dünyada iki tip HDV enfeksiyonu epidemiyolojisi vardır. Şişmanlarda. İnterferon ya tek olarak veya bazı tedavi protokollerinde Lamivudin ile kombine edilerek kullanılabilir. ikincisi ise özellikle ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerinde kan ve kan ürünleri ile bulaşma şeklidir. hastaların büyük çoğunluğu kroniklesin HDV enfeksiyonu tanısı hastalarda anti-HDV IgM antikorlarının gösterilmesi ile konulur. Çocuklarda bu oran tersinedir. tek ALT piki oluşur. 6. erkeklerde ve yaşı ileri olanlarda immünite sağlanamayabilir. Kronik hepatit kronik aktif ve kronik persistan olmak üzere ikiye ayrılır. sigara içenlerde. Son yıllarda Lamivudin'in tek olarak kullanıldığı protokoller de uygulanmaktadır. Mümkün olduğunca herkes aşılanmalıdır. Süperenfeksiyon kronik hepatit B'li hastalarda görülür. Koenfeksiyon hastalarda akut viral enfeksiyonun ardından gelişir. Korunma Plazma kaynaklı veya rekombinan aşılar 0. hastada klinik bulguların bulunmadığı sadece HBsAg taşıyıcılığı ile karakterize kronik taşıyıcılarda vardır. 1. aylarda uygulanır ise %95 üzerinde koruyuculuk sağlar. Tedavide interferon alfa 6 ay. Karaciğer enzimlerinin normal olduğu. Hepatit aşıları içinde sadece HBsAg bulunduğundan gebeler de dahil olmak üzere herkese uygulanabilir. hepatit B'li hastalarda yakın temas ile bulaşma. 141 . Birincisi Akdeniz ülkelerinde görülen. Yenidoğanlarda anne HBsAg'li ise hem aşı hem de hiperimmunglobulin uygulanır.

patojenitesi yüksek kuş gribi çok daha önceden. A grup antijenidir. Önemli bilgiler Zarflı. genomda majör değişimdir ve her 10-11 yılda bir meydana gelen büyük salgınlardan sorumludur. Göçmen kuşlar da virusu uzaklara taşıyabilir. bir grip pandemisinin başlangıcı da olacaktır. Zaman içinde daha çok insan infekte olup bunlar bir de insana ve kuşa özgü influenzavirus suşlarıyla aynı anda infekte olurlarsa. kümes hayvanları arasında yayıldıktan sonra geçirdikleri mutasyonlarla yüksek patojenite kazandıkları kabul edilmektedir. Paramyxovirüslerden segmenter RNA'ları bulunması ile ayrılırlar. ülkeden ülkeye canlı kümes hayvanlarının ticareti aracılığıyla yayılabilir. kontrol altına alınması çok güç olabilir. pnömoni. Antijenik shift. Büyük pandemilerden inluenza A sorumludur. göz infeksiyonları. segmenter tek sarmal RNA virüslerdir. bakteriyel superenfeksiyonlar eklenirse yaşlılarda ölümler görülebilir. ilk kez 1878'de italya'da tanımlanmıştır. özellikle gelişmekte olan ülkelerde kümes hayvanları endüstrisi ve çiftlik sahipleri üzerindeki etkileri son derece yıkıcı olabilir. geçmişteki patojenitesi yüksek kuş gribinin uluslararası yayılımı böyle açıklanmaktadır. akut sıkıntılı solunum sendromu (ARDS). atlar. yeşilbaş ördeklerdir ve enfeksiyona en dayanıklı olan kuşlar da bunlardır. Kuş gribi virusunun doğal rezervuarı. öksürük ve kas ağrıları). Hastalık. nöraminidaz ise koruyucu mukus tabakayı sulandırarak. kümes hayvanları arasında patojenitesi yüksek kuş gribi salgınlarıyla eşzamanlı olarak görülmektedir. gerekse kronik tıbbi sorunları olanları etkilemiştir. İnfluenzavirus A H5N1. bu insanlar insandan insana kolayca bulaşmayı sağlayacak insan genlerine sahip olan yepyeni bir alt tipin yoğrulduğu bir hamur teknesi gibi işlev görebilir. Kuş gribinin. hindiler. Patojenitesi yüksek olan kuş gribi viruslarının yabanıl kuş topluluklarında bulunmadığı. Kuş gribi salgınları bir ülkenin içine yayılacak olursa. tavukçuluk yapanlar ve tavuk imha ekiplerinde çalışanlarda insandan insana çok sınırlı bir biçimde de olsa bulaşabildiği anlaşılmaktadır. Salgın. aile bireyleri. bölgesel enfeksiyonlardan sorumludur. İnsandaki olgular. boğaz ağrısı. "Myxo" denilince musinler (glikoprotein) ile etkileşen virüsler anlamını taşır. İnfluenza B'de salgın yapabilir ancak influenza C salgın yapmaz. tavuklar. çoğul organ yetersizliği. Grip özellikle kış aylarında meydana gelir. Kuşa özgü influenzavirus H5N1 ile oluşan insan infeksiyonunun klinik gidişine ilişkin yayımlanmış bilgiler sınırlıdır. 142 . ancak her yıl farklı ülkelerde salgınlar yapabilir. lenfopeni. Zarflarının üzerinde iki farklı çıkıntı vardır. karaciğer enzim düzeylerinde yükselmeler ve pıhtılaşma bozuklukları gibi belirti ve bulgular bildirilmiştir.RNA VİRÜSLER İnfluenzae Virüsler Ortomyxovirus grubundandırlar. İnfluenzae A ile pandemiler her 10 ile 20 yılda bir meydana gelir. Hemaglutinin konak hücrelere tutunmayı sağlarken. Daha sonrakiler virüsün izole edildiği yer ve zamanı gösterir. helikal yapıda nukleokapsidi olan. yalnızca hafif ve kısa süren bir hastalık geçirirler. Bulaşma ve epidemiyoloji Virüs damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. H5N1 suşunun sağlık çalışanları. iki tip antijen değişimi vardır. H5 ya da H7 alt tipindeki patojenitesi düşük olan kuş gribi viruslarının. 1997 Hong Kong salgınında hastalananlarda gripteki gibi tipik belirtiler (ateş. H3N2 ise hemaglutinin ve nöraminidaz'ın tipleridir. gerek önceden sağlıklı erişkin ve çocukları. ilk kez 1961'de Güney Afrika'da balıkçıllardan izole edilmiş olmakla birlikte. Dünyadaki büyük epidemiler virüsün yüzeyindeki bu reseptörleri değiştirmesi sonucunda ortaya çıkar. Kuş gribi: Bu hastalık. minör değişiklikleri gösterir. Virusları çok uzaklara taşıyabilmelerine ve dışkılarıyla çıkarmalarına karşılık. domuzlar) influenza A virüsünü taşırlar ve insanlarda büyük epidemilerin oluşmasını sağlayan antijenik değişimlerin kaynağıdırlar. influenzavirus A'ya bağlı olarak genellikle kuşlarda ortaya çıkar. A/Johannesburg/94 (H3N2) influenza virüsünün yazılışını gösterir. Evcil ördeklerdeki infeksiyon ise tıpkı tavuklar. kazlar ve benzeri kümes hayvanlarındaki gibi öldürücüdür. Birçok hayvan (kuşlar. Hemaglutinin ve nöraminidaz. Antijenik drift. Böyle bir olay. özellikle patojenitesi yüksek formla oluşan salgınların. Hastalık Dünyada grip pandemileri yapan virüslerdir. H1N1 ve H3N2 influenza A'nın en bilinen suşlarıdır ve son zamanlardaki aşılarda sıkça kullanılmaktadır. reseptörler ortaya çıkarır.

PPD deri testi negatifleşebilir ve tüberküloz reaktivasyonu görülebilir. 143 . Önemli Bilgiler Paramyxovirüs ailesindendir. Ayrıca sekonder bakteriyel enfeksiyonlar. Multinükleer dev hücreler (Warthin Finkeldey dev hücreleri) lezyonlarda görülür. Birkaç gün sonra yüzden başlayarak aşağıya doğru yayılan döküntüler görülür (Şekil 3. Bulantı ve kusma da eşlik edebilir. Burada antikora bağımlı vaskülitin rolü vardır. yaşlı ve immün sistemi bozuk olanlardır. Korunma ortalama 6 ay kadardır. Patogenez ve İmmünite Üst solunum yollarının enfeksiyonunun ardından virüs kana geçer ve RES hücrelerini infekte eder. Tek bir serotipi vardır.Patogenez ve İmmünite Enfeksiyon üst ve alt solunum yollarında lokalize kalır. Nadir olarak subklinik kızamık görülebilir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma prodromal dönem ile döküntünün başladığı birkaç gün içinde damlacık enfeksiyonu yoluyla olur. Korunma Ölü influenza A ve B aşıları kullanılmaktadır. Döküntüler sitotoksik T hücrelerinin kızamık ile infekte olmuş derideki vasküler endotel hücrelerini etkilemesi sonucunda gelişir. Başlıca endikasyonu bilinci kapalı. burada tekrar replike olur. Tedavi Amantadin hem tedavi hem de korunmada kullanılmaktadır. Kızamık Virüsü(MEASLES) Kızamık etkenidir. Sitotoksik T hücrelerin de koruyucu etkisi vardır. Gelişmekte olan ülkelerde malnütrisyonlu çocuklardaki enfeksiyonlar sağlıklı olanlara göre daha ağır seyirlidir. AIDS gibi hücresel immün sistem bozukluğu olanlarda hastalık ölümcül seyreder. Bir müddet sonra döküntüler ortaya çıkar. IgG gelişir ancak koruyucu özelliği azdır. Bakteriyel superenfeksiyon gelişmemiş ise semptomlar spontan olarak 4-7 günde geriler. Koplik lekeleri tanıda önemli bir bulgudur. İmmünite salgısal IgA'ya bağlıdır. sistemik bulgulara rağmen nadiren viremi olur. 2-3 yılda bir büyük epidemiler yapar. böylece hücresel immün sistemde baskılanma görülür. konjunktivit (fotofobi). Hastalığı geçirenlerde yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. Laboratuvar tanı Tanı büyük çoğunlukla klinik bulgular ile konulur. Klinik bulgular 24-48 saatlik inkübasyonun ardından.22). hücresel immünite daha önemlidir. miyalji. Miyalji gibi sistemik bulgular dolaşan sitokinlere bağlıdır. İnfluenza B ve suçiçeği gibi viral enfeksiyonlarda ateşin düşürülmesi için kullanılan aspirin patogenezde rol oynar. Kızamık virüsü makrofajların yüzeyinde bulunan IL-12 üretiminden sorumlu olan CD46 reseptörlerine bağlanır. öksürük ile karakterize prodromal şikayetler görülür. Anneden antikorların plasenta aracılığı ile geçmesi nedeniyle infantlar 6 ay süresince korunma altındadır. burun akıntısı. Virüsün hedef hücreye penetrasyonunu veya virüsün kılıfından soyulmasını engeller. Nadir görülen komplikasyonu ensefalopati ve karaciğerde dejenerasyon ile karakterize Reye sendromudur. influenza virüse bağlı pnömoni interstisyel tiptedir. ateş. Enfeksiyon sırasında geçici hücresel immünite depresyonu görülür. Aşı her yıl yeniden formüle edilir. Klinik Bulgular Ortalama 2 haftalık bir inkübasyon periyodunun ardından ateş. Amantadin sadece influenza A'ya etkilidir. Daha sonra kan yoluyla deriye yayılır. Solunum yollarında nekroza yol açmaz. Guillain-Barre sendromu görülebilir. IgG tipi antikorlar viremi sırasında virüslerin nötralizasyonunda rol oynarsa da. Her aşıda 3 suş bulunur. korunmanın sürekli olması için her yıl aşılamanın yapılması gerekmektedir. bunlardan ikisinin A birinin B susu olmasına dikkat edilir. Dünyada yaygındır. influenzae A ve B'ye birlikte etkili olan oseltamavir'dir. Hücre kültürleri ve antikor titresindeki yüksekliklerin gösterilmesi de gerçek tanının konması için yardımcıdır. baş ağrısı ve öksürük gelişir. Zarfının üzerinde hemaglutinin ve hemolitik aktivite gösteren iki tip antijeni bulunur.

İmmünitenin azalmasını önlemek amacıyla rapel dozlar tavsiye edilir. Genellikle 15 aylık çocuklara rubella ve mumps aşısı ile birlikte yapılır. Dokularda intranükleer ve intrasitoplazmik inklüzyon cisimcikleri oluştururlar. 15 aydan daha küçük çocuklara aşı yapılmaz. Kızamığa bağlı primer dev hücreli veya sekonder bakteriyel pnömoni gelişebilir. Hasta bulaştırın değildir ve virüs izolasyonu yapılamaz. Tablo 3. Her 1000 olguda bir ensefalit görülebilir. Hastalıktan birkaç yıl sonra MSS'nin fatal seyirli hastalığı olan subakut sklerozan panensefalit (SSPE) gelişebilir. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. attenüe aşılar ile korunma sağlanır. Aşı ile etkili korunma sağlanır ve yan etkisi çok azdır. Hücre kültürlerinde virüsün izolasyonu mümkündür ancak. Ölü aşıların kullanılmamasından artık atipik kızamık yetişkinlerde görülmemektedir. kalıcı sekel oranı ise %40'tır.12 Yavaş virüs enfeksiyonları Yavaş virüs enfeksiyonları Subakut sklerozan panensefalit Progresif multifokal lökoensefalopati Progresif Rubella ensefaliti HIV ensefalopatisi Virüs tipi Kızamık Polyoma JC Kızamıkçık HIV Ölü aşı verilmiş veya hafif enfeksiyon geçirmiş kişilerde atipik kızamık gelişir. Mumps Virüs Kabakulak etkenidir 144 . Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. Mortalite %10. Enkübasyon periyodunun erken dönemlerinde immünize olmamışlarda standart immünglobulin kullanılabilir.Ciddi komplikasyonları vardır. Canlı. tanıda güçlük çekilen olgularda antikor fitresinin iki hafta içinde 4 kat artması değerli bulgudur. Ölü aşılar artık kullanılmamaktadır. Günlerce süren ciddi bir klinik tablo oluşturur. Koplik lekeleri olmaksızın atipik döküntüler ile karakterizedir. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetersizliği olanlar ile gebelere uygulanmaz. çünkü maternal antikorlar virüsü nötralize eder ve immün yanıt düşebilir. Anneden geçen antikorlar nedeniyle halen korunma altında olan bebeklerde ve enfeksiyonun hemen öncesinde hiperimmün kızamık immünglobulini veya normal gama globulin preparatlarının uygulandığı kişilerde ortaya çıkan hafif kızamık tablosuna modifiye kızamık denir.

Sinsitia denilen bu dev hücreler virüse de ismini verir. bulantı ve bunu takiben parotis bezinde unilateral veya bilateral şişme meydana gelir. Tek taraflı orşitlerde sterilite olmaz. respiratuvar sistem hücrelerinde harabiyete sebep olabilir. Patogenez ve İmmünite Virüs solunum sistemi yoluyla enfeksiyonu meydana getirdikten sonra dolaşım yoluyla parotis bezlerine. füzyon proteinleri bulunur. Klinik Bulgular Ortalama 3 haftalık bir inkübasyon döneminin ardından. İntrasitoplazmik ve intranükleer inklüzyon cisimciklerine sebep olur. Bu salgınlar hastane personeli tarafından meydana getirilir. Hemaglutinin ve nöraminidaz antijenlerine V Ag'ni denir. Hastanedeki süt çocukları arasındaki salgınları önemlidir. 3 yaşın altındakilerde görülür. Kış aylarında salgınlar oluşturur. Hastalık benign seyirlidir. Aşı uzun süreli (en azından 10 yıl) immünite sağlar. pankreasa ve meninkslere yerleşir. testislere. iştahsızlık. Sounum Sinsisyumu Virüsü (RSV) Süt çocuklarında pnömoni ve bronşiolit etkeni önemli bir virüsdür. Ödemi engellemek amacıyla semptomatik tedavi yapılır. Patogenez ve İmmünite İnfantlarda daha ciddi seyirlidir. Ömür boyu kalıcıdır. Canlı attenüe aşı ile korunma sağlanır. overlere. Puberte dönemindeki erkeklerde bilateral testis tutulması sonucu sterilite meydana gelebilir. Antikor tarama testlerinde 4 katlık artış tanı açısından değerlidir. Çocukların %30 kadarı klinik bulgular göstermeksizin enfeksiyonu geçirir. Anneden geçen antikorlar virüs ile reaksiyona girerek. spontan olarak bir hafta içinde düzelir. Önemli Bilgiler Yüzeylerinde hemaglutinin ve nöraminidazları yoktur. yetişkinlerde üst solunum yolu enfeksiyonları yaparken. Bunlar hedef hücrelere tutunmaya yarar ve multinükleer dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. BOS veya idrardan hücre kültürleri ile virüs elde edilebilir. 145 . Solunum sisteminde lokalizedir. İnfantlardaki ciddi enfeksiyonlarında bir immunopatojenik mekanizma gelişebilir. ateş. Tüm kabakulak olgularının yaklaşık %15'inde gelişir. kendiliğinden sekelsiz iyileşir. bilinen bir serotipi vardır. Parotis bezine Stenon kanalı yoluyla yanak mukozasından da ulaşabilir.Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal kaynaklarıdır. Dünyada yaygındır. Measles ve Rubella ile birlikte 15 aylık çocuklara uygulanır. Tedavi ve Korunma Spesifik tedavisi yoktur. Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. Tükrük. Standart immunglobulinler hastalıktan korunmada ve orşit gelişmesinde koruyucu değildir. Dünyada yaygındır. Diğer önemli komplikasyonu menenjittir. infantlarda alt solunum yollarını tutar. S Ag'ni pozitifliği erken tanı kriteri olarak kullanılır. kış aylarında insidensi artar. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetmezliği olanlar ile gebe kadınlara kullanılmaz. Tunica albuginia'nın fibröz hal alması nedeniyle testisler üzerine baskı olur ve bu da spermatozitlerin nekrozu ile sonuçlanır. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. Genellikle selim seyirli. viremi olmaz. Önemli iki komplikasyonu vardır. el yıkama veya eldiven kullanma gibi basit önlemler ile önlenebilir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile veya kontamine ellerin ağız-buruna dokunulması ile bulaşır. Karakteristik özelliği limon yedirildiği zaman parotisde ağrı meydana gelmesidir.

Önemli Bilgiler Togavirüs ailesindendir. farenjit. Parainfluenzae virüs tip 1 ve 2 en sık enfeksiyon yapan suşlarıdır. Sekonder bakteri enfeksiyonları nadir görülür. Her 6-9 yılda bir büyük epidemiler yapar. Ancak özellikle nazal sekresyondaki IgA tipindeki sekretuvar antikorların reenfeksiyona karşı koruyucu olduğu düşünülmektedir. Aşısı yoktur. Ribavirin'in hiperimmünglobulin ile birlikte kullanılması daha etkilidir. hayvan enfeksiyonu yapanlar insanları etkilemez. Hayvanlarda ve insanlarda enfeksiyon yapan tipleri olmasına rağmen. nörominidaz ve füzyon proteinleri bulunur. Grip. Özellikle gebeler tehlike altındadır. Bulaşma ve Epidemiyoloji Dünyada yaygındır. Tanıda spesifik antikorların 4 kat artması anlamlı bir bulgudur. Rubella Virüs Kızamıkçık ve konjenitai rubella sendromu etkenidir. Parainfluenza Virüs Çocuklarda akut larengotrakeobronşit ve pnömoni etkeni iken. kış aylarında epidemiler yapar ve başlıca damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşır. Enfeksiyonların çoğu subklinik seyirlidir. antikorların 4 kat artmasının gösterilmesi de ayırıcı tanıda kullanılabilir. 146 . 4 tipi vardır. Hem serum hem de sekretuvar antikorlar RSV yanıtında önemlidir. bronşit ve pnömoni de yapabilir. insanlar doğal konaklarıdır. Laboratuvar Tanı Solunum yolundan alınan materyalde immunfluoresans yöntemler ile veya hücre kültürleri ile virüs gösterilebilir. Dünyada yaygındır. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. yetişkinlerde grip benzeri enfeksiyondan sorumludur. Önemli Bilgiler Virüs yüzeyinde hemaglutinin. alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları yaparlar. Büyük çocuklarda ve yetişkinlerde ise üst solunum yolu enfeksiyonu şeklindedir. Laboratuvar Tanı Tanı klinik olarak konur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Tedavi ve Korunma Hastanede yatan infantların ciddi hastalıklarında aerosol tarzında ribavirin kullanılır. Klinik Bulgular Beş yaş altındaki çocukların krup etkenidir. Hücre kültürlerinde virüsün izole edilmesi. Füzyon proteinleri dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. Klinik Bulgular İnfantlarda bronşiolit ve pnömoni etkenidir. Multinükleer dev hücreler şeklindeki sitopatik etkisi tanı koydurucudur. Patogenez ve İmmünite Viremi yapmaksızın.İmmün sistemin rolü tam olarak tespit edilememiştir.

1. gözlerde (katarakt). antijen-antikor kompleksine bağlı vaskülit olabileceği öne sürülmektedir.Patogenez ve İmmünite Başlangıçta virüs nazofarenkste ve lokal lenf bezlerinde replike olur. Kan yoluyla iç organlara ve deriye yayılır. Prodromal belirtilerin ardından makulopapüler döküntüler yüzden başlayarak ekstremitelere yayılır (Şekil 3. 147 . Önemli Bilgiler Mermi şeklinde kapsidi vardır. Antikor fitresinin 4 kat artması tanı açısından değerlidir. maternal viremi ve fetal enfeksiyon sonucunda konjenitai malformasyonlar görülebilir. attenüe aşısı ile korunma sağlanabilir. Rhabdovirus ailesindendir. Negatif RNA'sı bulunması nedeniyle RNA bağımlı RNA polimeraz taşır (Şekil 3. Döküntüler 3 gün içinde kaybolur. Aşı ortalama 10 yıl kadar koruyucudur. 3 ay süresince kontrasepsiyon uygulanır. Gebe kadın ilk trimesterde akut enfeksiyon geçirirse (özellikle ilk ayında). Konjenitai rubella sendromu : Rubella virüs teratojendir. 15 aylık çocuklara MMR aşısı şeklinde yapılır. IgG'nin 1:8 ve daha üstündeki fitreleri gebe kadını koruyacaktır. Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde üretilebilir. Yetişkin rubellasında özellikle kadınlarda immünkomplekslere bağlı poliartritler görülebilir. Rabies Virüs Kuduz virüsüdür.24). 2. Rubella: Hafif seyididir. bunun da etrafı zarf ile çevrilidir. Genç kadınlara yapılan aşıların ardından.24). Başlıca kalpte (patent ductus arteriosus). IgM artışı akut enfeksiyonu gösterir. ancak sitopatik etkisi yoktur. Posterior auriküler lenfadenopati önemli bir bulgusudur. Döküntünün nedeni halen kesin olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Canlı. ve beyinde (mental retardasyon) malformasyonlar görülür. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Klinik Bulgular İki tip enfeksiyonu vardır. Gebe kadında rubella virüs ile karşılaştığında.

Alınan virüsün sayısı çok fazla ise direkt duyu sinirlerine ulaşma görülür. Genel enfeksiyon bulguları görülebilir.İnkübasyon dönemi: Yaranın büyüklüğüne. Semple aşısındaki virüsdür 3. ajitasyon. kaçma. hipokampus'un ammon boynuzunda görülür. Isırık yerindeki ağrı. farenks ve diyafragmada spontan veya yutkunma gibi uyaranlarla ağrılı spazmlar başlar. kaşıntı ve parestezi kuduzun spesifik ilk bulgusudur. çakal gibi yabani hayvanlar bulaştırıcılıkta sorumlu iken. Dünyada tilki. Burada konak hücrede tipik intrasitoplazmik inklüzyon cisimciklerini yapar (Negri cisimcikleri). Günde ortalama 2 cm hızla periferik duyusal sinirde aksoplazmik yoldan ilerler ve spinal korda ve oradan da merkezi sinir sistemine ulaşır.Sabit virüs: Sokak virüsünün tavşan beyninde pasajlanması ile elde edilir. EEG ile tipik ensefalit bulguları görülür.Sokak virüsü: Kuduz yapan virüsdür 2. Burada replike olur. Larenks. Otonom sinir sistemi etkilenmesine bağlı hipertermi. halusinasyonlar görür. 5. Saldırganlık. İrritabilite görülebilir. Yeterli sayıya ulaşınca duyu sinirlerine gelir. serebellumda. hayvan aşıları elde etmekte kullanılır. Hidrofobiye fotofobi ve aerofobi eşlik eder. Baş ve boyun bölgelerinden ısırılmalarda daha kısadır.Çok geniş konak grubu vardır.Nörolojik dönem: Hasta kızgın görünümlü. tırmalama yolu ile bulaşma riski %1'dir. yaşadıkları mağaralarda taşıdıkları virüslerin inhalasyonu ile insanlara bulaştırabilirler. Üç ayrı tip virüs vardır. Generalize konvülziyonlar görülür. kurt. Hastalar asfiksi veya diğer komplikasyonlar ile ex olurlar. Klinik Bulgular 1. hipertansiyon ve hipersalivasyon görülür. Yarasalar.Koma dönemi : Genelde semptomlardan sonra bir haftalık dönem içinde görülür. 2. Hastalar nöbetler sırasında kaybedilebilir. Gerçek tanı beyin biyopsisi ile konulur.Flury suşu: Sokak virüsünün embriyonlu yumurtada pasajlanması ile elde edilir. İnsan aşılarından farklı olarak hayvan aşıları canlı virüs aşısıdır. Türkiye'de sokak köpeklerinden bulaşma görülür. 148 . 3. Hidrofobi gelişir. ısırıkları ile hayvanlara. ajitedir.Ölüm Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. 1. Patogenez ve İmmünite Virüs ısırık bölgesinde sitoplazmik membrandaki asetil kolin reseptörlerine yapışır. fare ısırığı ile kuduz bulaşmaz. kendileri hastalanmazlar. virüs miktarına ve yaranın beyne yakın olmasına göre değişir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma hayvan ısırıkları ile olur. Farelerde tükrük bezlerine virüs ulaşmadan hayvan öldüğü için. Kuduz bir hayvan tarafından ısırılma sonucunda kuduz gelişme riski %30-40 iken. Beyin dokusunda Negri cisimciklerinin gösterilmesi önemli bir bulgudur. MR normaldir. taşikardi. ısırma ve sakin dönemler kısa aralıklarla birbirini izler. En çok omurilikte. 4.Prodromal dönem: Semptomlar virüsün merkezi sinir sistemine girmesi ile başlar. bazı memelilerin enfeksiyonu insan bulaşlarında önemlidir.

Virüs kültürleri ile kesin tanı konulur. Ölen şüpheli hayvanların başı kesilir, gliserinli-tuzlu su ile ıslatılmış bezler ile laboratuvara gönderilir. Burada Negri cisimcikleri araştırılır. Tedavi ve Korunma Semptomlar başladıktan sonra tedavi imkanı yoktur. Önemli olan hastalığın meydana gelmesini engellemektir. Bu nedenle aşı kullanılır. İnsan diploid hücrelerinden üretilmiş aşılar kullanılmaktadır (HDCV). Semple tipi aşılar, yavru fare beyin dokusu aşısı ve kanatlı fare beyin dokusu aşıları artık kullanılmamaktadır. Aşı uygulamasının sonucunda serumda koruyucu nötralizan antikor düzeyleri yaklaşık olarak bir hafta sonra gelişmektedir. Kafa ve boyundan ısırıklarda aşı ile birlikte kuduz için spesifik immünglobulin kullanılmalıdır. Bunlar ya hayvan kaynaklı antirabies serum (ARS) veya insan kaynaklı rabies hiperimmunglobulindir (RHIG). RHIG'de anafilaksi veya serum hastalığı riski yoktur ve daha etkilidir. 20 İÜ/kg uygulanır. ARS etkili olması için iki kat fazla dozda uygulanır. Hiperimmünglobulinler ilk bir hafta içinde uygulanmalıdır, daha sonraki günlerde yapılmasının bir faydası yoktur. Aşı ile ayrı enjektörlerde ve ayrı bölgelerde aynı anda uygulanabilirler. Isıran hayvan, ısırdıktan sonra 10 gün yaşamışsa hastada aşılama kesilir.

Korunma
Evcil hayvanlar Flury suşu ile hazırlanmış canlı attenüe aşılar ile aşılanır. Temas öncesi: 0, 7, 21/28 nci günlerde HDCV hayvancılıkla uğraşanlara, laboratuvar çalışanlarına, veterinerlere, kırsal kesimlere çıkacaklara uygulanır. Bu aşı 2 yıl koruma sağlar, ancak sürekli risk altındakilere 6 ayda bir veya yılda bir booster aşılama yapılır. Temas sonrası: Temas sonrası korunmanın ilk kademesi yaranın sabunlu su ile yıkanmasıdır. Kuduz sadece bu uygulama ile %80'in üzerinde önlenmektedir. Semple aşısı ile ağır yaralanmalarda 20 gün, hafif yaralanmalarda ise 14 gün süresince karın derisi altına uygulanır. HDCV; 0, 3, 7, 14, 28'inci günlerde deltoid kasına intramusküler uygulanır. Aynı zamanda gerekli görülür ise RHIG 'de yapılır. Isıran hayvan 10 gün süresince sağ ise aşı kesilir. Son yıl içinde aşı yapılmışlara 0 ve 3. günlerde iki doz aşı yapılması yeterli olmaktadır.

Picornaviruslar
Medikal önemi olan picornavirüsler enterovirüsler ve rhinovirüsler olmak üzere ikiye ayrılır (Tablo 3.13); Enterovirüslerin konağa giriş yolu GİS iken, rhinovirüslerin giriş yolu burun ve boğaz dır. Enterovirüsler 37°C'de ürerken, rhinovirüsler 33°C'de üremeyi severler. Enterovirüsler aside dayanıklıdır.

Tablo 3.13 Pıcornavirüs ailesi ve serotipleri
Enterovirüsler 31 Echovirüs 23 Coxsackie A 6 Coxsackie B 4 Enterovirüs 3 Poliovirüs 1 Hepatit A

Rhinovirüsler

100 serotip

149

ENTEROVİRÜSLER Poliovirüsler
Poliovirüslerin üç antijenik tipi vardır, en epidemik olanı tip 1'dir.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Pastörize edilmemiş süt, krema ve dondurma ile bulaşır. Oral yoldan alındıktan sonra, tonsillalar, lenf bezleri, farenks, mide ve barsaklarda replike olurlar.

Patogenez ve İmmünite
Merkezi sinir sistemine ulaşan virüsler, sinir hücrelerinde reversibl harabiyet yaparlar. Medulla spinalis ön boynuz hücreleri, beyinde vestibüler sistem ve serebellum tutulur. Miyokardit, peyer plak ülserleri ve lenfoid hiperplaziye yol açar. Klinik Bulgular Klinik formları dört değişik şekilde görülür; 1. Asemptomatik inaparan enfeksiyon: Hastalığa yakalananların %90'ında görülür. 2. Minör hastalık: Grip benzeri semptomlar görülür. 3. Aseptik menenjit: Olguların %1-2 kadarında görülür, minör hastalık semptomlarına menenjit bulguları eklenir, iyi seyirlidir 4. Paralitik poliomyelit (Majör hastalık): Olguların ortalama %1 kadarında görülür. Aşağı motor nöronların hasarı sonucu gelişen flask tipte paraliziler hastalığın tipik bulgularıdır. Hastalığın ağır formu olan bulber poliomyelitte farenks, kord vokaller ve respiratuvar kaslar etkilenir. Hastalar kaybedilmezse tam iyileşme görülür. Guillain-Barre sendromu ile karşılaştırıldığında, ekstremite paralizileri asimetriktir, BOS proteini ve hücre sayısı aseptik menenjit bulguları verir, ateş yüksektir. Hastalığın ardından 6 ay gibi uzun bir sürede iyileşme görülür. Ağır olgularda sekel kalabilir. Sensoryel tutulum nadirdir. Olguların büyük bir bölümünde postpolio sendromu görülür.

Laboratuvar Tanı
Virüsün boğaz, dışkı ve BOS'tan izolasyonu veya antikor titresindeki artış ile tanı konur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Korunmada oral attenüe-canlı sabin aşısı veya İM inaktive ölü Saik aşısı kullanılmaktadır. Sabin aşısının, viremi ve 1:1 milyon kişide paralitik hastalık geliştirme riski nedeniyle özellikle erişkinlere, gebelere ve doğumsal immün yetersizliği olanlara Saik aşısı uygulanmalıdır.

Coxsackievirüsler
New York'ta Coxsackie kasabasında ilk olarak izole edilmiştir, ismini de oradan alır. Önemli Bilgiler Değişik hastalıkların etkenidir. A ve B grubuna ayrılır. Gruplaşma farelerdeki etkisine bağlıdır. Grup A virüsler yaygın miyozit, flask paraliziler yaparken, grup B virüsler jeneralize, kalpte, pankreasta ve merkezi sinir sisteminde daha az ciddi lezyonlara ve fokal miyozite sebep olur. Şimdiye kadar 24 A serotipi, 6 B serotipi bulunmuştur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Temel bulaşma yolu fekal-oral yoldur, ancak aerosollerin respiratuar sistem yoluyla da bulaşmayı gerçekleştirdiği bilinmektedir. İnsanlar tek doğal konaklarıdır.

Patogenez ve İmmünite
Grup A virüsler deri ve mukozaları tercih ederken B tipi virüsler kalp, plevra, pankreas, karaciğer gibi organlarda enfeksiyon yapar. Her ikiside meninksleri ve motor nöronları etkileyerek paralizi yapabilirler. Orofarenks ve gastrointestinal sistemde replike olmalarına rağmen kan dolaşımı yoluyla yayılırlar. İmmünite enfeksiyon geçirenlerde IgG tipi antikorlar ile sağlanır.

150

Klinik Bulgular (Tablo 3.14) Grup A spesifik hastalıklar: Herpangina; yüksek ateş, boğaz ağrısı, anoreksi, bulantı kusma ile orofarenkste veziküller ile karakterizedir. El-ayak-ağız hastalığı özellikle çocuklarda el, ayakta veziküler lezyonlar ve ağızda ülserasyon ile karakterizedir. Grup B Spesifik hastalıklar: Plörodini (Bronholm hastalığı, epidemik miyalji) Ateş ve ciddi plörezi tipinde ağrı ile karakterizedir. Miyokardit ve perikardit gelişebilir. Coxsackievirus B4 ile farelerde pankreas hasarına bağlı Diabetes mellitus gelişmektedir. Bu virüsün insanlarda jüvenil diabet etkeni olabileceği düşünülmektedir. Her ikisinin birlikte yaptıkları hastalıklar: Aseptik menenjit, hafif parezi ve geçici paraliziler yaparlar.

Laboratuvar Tanı
Hücre kültürlerinde virüsü izole etmek veya antikor fitresinin 4 kat artması tanı koydurucudur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Tablo 3.14 Coxsackievirüslerın hastalık tabloları
Hastalık Coxsackievirus Grup A Tip 124 Nörolojik Aseptik menenjit Paralizi Ensefalit Deri ve mukoza Herpangina El-ayak-ağız Ekzantemler Kardiak ve kas Plörodini Miyokardit, perikardit Solunum Grip Pnömoni Oküler Akut hemorajik konjunktivit GİS Diyare Hepatit Diğerleri Ateş (tanımlanmamış) Diabet 1-6 . 3,4 18, 20-22, 24 4,9 5 24 21,24 9, 16 1, 3, 4, 5 4, 5 5-Jan 5-Jan 2-6, 8, 10 5, 10, 16 Bir çok 5 Bir çok 9-Jul 2, 5-7, 9 6-Jan 5-Feb 5-Jan Grup B Tip 16

Echovirüslar
Grip benzeri hastalık, viral menenjit, çocuk diyareleri, yazın görülen aseptik menenjit gibi spesifik olmayan hastalıklardan sorumludur.

Diğer Enterovirüsler
Maymun hücre kültürlerinde üretilmiş (68-71) dört enterovirüsden üç tanesi insanlarda hastalık etkeni olarak tespit edilmiştir.

151

Enterovirüs 68 bronşiolitli ve pnömonili çocukların solunum sisteminden izole edilmiştir. Enterovirüs 70 akut hemorajik konjunktivitin ana sebebidir. Pandemiler yapar. Etkili bir tedavi yoktur, tamamen iyileşir. Enterovirüs 71 menenjit, ensefalit ve polio benzeri paralizisi olan hastalarda izole edilmiştir.

Rhinovirüsler
33°C'de replike olması virüse has bir özelliktir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının önemli etkenlerinden birisidir. Bazı yayınlara göre rinitin en sık sebebidir. Hafif seyirli enfeksiyonlar yaparlar. Aside duyarlıdır gastrointestinal sistemde replike olmazlar, bu özellikleri ile enterovirüslerden ayrılırlar. Nazal sekresyon yapması, üst solunum yolu epitel hücrelerinden histamin ve bradikinin salınımı da hastalığa özel bulgulardır. Tedavide nazal interferon-alfa uygulanır. 100 den fazla serotipinin olması aşı geliştirilmesini engellemektedir.

Reovirüsler
Respiratory Enteric Orphan; Virüs bulunduğunda hem respiratuvar hem de enterik dokulardan izole edilmiş ancak belirgin bir hastalığı bulunamamıştır. Çift tabakalı kapsid içinde 10-12 segment içeren çift sarmal RNA genom içerir. Rotavirus bu ailenin en önemli insan patojenidir.

Rotavirus
Segmente çift sarmal RNA'ya sahip tek virüsdür. Viryon RNA bağımlı RNA polimeraz taşır. Bu polimeraz ikinci sarmalın yapımı için kullanılır. Zarfsız tekerlek görünümündedir. Küçük çocukların en sık görülen gastroenterit etkenidir. Isıtmaya, aside ve etere dayanıklıdır, mide asidini kolaylıkla geçebilir. Kış aylarında epidemiler yapar. Virüs dış ortamlara dirençli olması nedeniyle oyuncaklarda uzun süre canlılığını korur ve anaokulu gibi yerlerde kolayca çocuk ishal salgınlarına sebep olabilir. Virüs oral yoldan alındıktan sonra ince barsağın erişkin epitel hücreleri içinde replike olur, bunların transport mekanizmalarını bozar ve ayrıca absorptif etkinlik gösteren erişkin epitel hücrelerinin dökülmesine yol açar. Böylece villusların genç, ancak absorpsiyon yeteneği yeterince gelişmemiş epitel hücrelerince donatılmasına yol açar. Sonuçla barsak lümenine bol miktarda sıvı geçer ve ozmotik ishaller görülür. İnfant ve küçük çocuklarda daha ağır seyirlidir. 40°C'yi bulan yüksek ateş, şiddetli bulantı-kusma, karın ağrısı ve ishal vardır. Dışkıda eritrosit ve lökosit yoktur, inflamasyon bulunmaz.İmmünite IgA'nın gelişmesine bağlıdır. Anne sütü, kolostrum ve inek sütü anti-Rotavirüs antikorları içerdiğinden pasif korunma sağlarlar.

HEPATİT VİRÜSLER Hepatit A virüs
A tipi viral hepatit etkenidir. Önemli Bilgiler Enterovirüslerin bütün özelliklerini gösterir. Enterovirüs 72 olarak da bilinir. Dünyada sadece tek serotipi vardır. Diğer hepatit virüsleri ile antijenik benzerliği yoktur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Fekal-oral yol ile bulaşır. İnsanlar tek rezervuardır. Virüsün dışkı ile saçılımı semptomların başlaması ile biter, böylece bu hastalara karantina uygulanmasının anlamı yoktur. Asıl etkilenenler çocuklardır, epidemileri yaz kamplarında veya okullarda görülebilir. Asıl bulaşma dışkı ile kirlenmiş suların içilmesi ile olur. Deniz suyunda 10 aya kadar yaşayabilir, midye ile bulaşabilir. Nadir de olsa kan ve kan ürünleri ile bulaşabilir.

152

Patogenez ve İmmünite
Gastrointestinal sistemden kana geçen virüs karaciğere gelir, burada sitopatik etkisi olmadan replike olur ve interferon yapımını indükler. Bunun sonucunda replikasyon baskılanır ve naturel killer aktivitesi tetiklenir. Virüse spesifik antikorlar, kompleman, sitotoksik T hücreler ve Naturel killer hücreler aracılığı ile hepatositler yıkılır ve virüsün üremesi önlenir. Bu yıkım sırasında da klinik bulgular ortaya çıkar. Klinik Bulgular Hepatit B'de olduğu gibi viral hepatit bulguları vardır. Çocukların yaklaşık olarak 1/10'unda ikter görülürken, yetişkinlerde bu oran 2/3'tür. Klinik belirtiler B ve C tipi hepatite göre daha gürültülüdür. Yetişkinlerde; fulminan, kolestatik ve relapslı formları görülebilir. Kronikleşmez

Laboratuvar Tanı
Tanı Anti-HAV IgM antikorlarının tespit edilmesi ile konulur. Pozitiflik 6 ay kadar sürebilir. IgG tipi antikorlar ise ömür boyu pozitif kalır. Hepatit A virüs ile enfeksiyon geçirenler IgG antikorları ile ayırt edilebilir.

153

Bulaşma ve Epidemiyoloji 154 . Türkiye'de hepatit denilince HBV anlaşılır ancak. Dünya nüfusunun %2'si kronik hepatit C infeksiyonudur. Hepatit C Virüs C tipi viral hepatit etkenidir. Diğer flavivirüslerden farklı olarak artropodlar aracılığı ile bulaşmaz. Formalin ile inaktive edilmiş aşısı vardır. pozitif RNA. Semptomlar başladıktan sonra bile uygulanabilir. zarflı virüsdür. Standart Ig koruyuculuğu 4-6 ay kadar sürer. Türkiye'de 20 yaş üzerindekilerde %95'den fazla IgG antikor pozitifliği bulunduğu için. Hastalık geçirilse bile hafif seyirlidir. dünyada kronik hepatit etkeni HCV'dir. bu nedenle endemik bölgeye seyahat edeceklere antikor negatif olanlara önerilir.Tedavi ve Korunma Bulaşmadan sonraki 2 hafta içinde İM olarak 0. Özellikle ilk 5 yaş içinde 0. aşı yapılacaklara mutlaka antikor tarama testleri uygulanmalıdır. Tek sarmallı. 6 ncı aylarda uygulanır. Önemli Bilgiler Flavivirüs ailesindendir.02 ml/kg dozunda verilen standart Ig preparatları büyük oranda koruyucudur. 1.

HBV'de olduğu gibi kronikleşebilir. Hepatosellüler karsinomanın en önemli etkenlerinden birisidir. Doğrulama için RIBA (Recombinant ımmunoblot assay) kullanılır. Patogenez ve İmmünite Başlıca hepatositleri infekte eder. Kan donörlerinde ortalama olarak %1 kadar pozitiflik saptanır. Klinik Bulgular Akut viral hepatit C diğerlerine göre daha hafif seyirlidir. HCV enfeksiyonlarının birçoğu asemptomatik seyirlidir ve rastgele tanı konulur. Kronik hepatitlerin ortalama olarak %10 kadarında kronik aktif hepatit ve siroza gidiş görülür. Kan. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında bulaşma yüksek orandadır. Ancak HCV için gerçek tanı PCR ile HCV RNA'nın gösterilmesi ile olur. Virüsün indüklediği sitopatik etki gösterilememiştir. Hepatositlerdeki harabiyet sitotoksik T hücrelerinin etkisine bağlıdır. Laboratuvar Tanı HCV enfeksiyonu tanısı HCV antikorlarının ELISA ile konulur. Altın standart testtir. immünite gelişmesine rağmen relapsların görülmesinin sebebi henüz anlaşılamamıştır. Endüstriyel hazırlanmış kan ürünleri genellikle güvenlidir. seksüel temas ve anneden çocuğa bulaşabilir. vertikal mi olduğu kesin bilinmemektedir. Tedavi ve Korunma Kronik hepatit C tedavisinde interferon alfa ve ribavirin kullanılır. Maternal bulaşmanın. Ortalama inkübasyon periyodu 8 haftadır. HCV'ye karşı gelişen antikorlar kronikleşmeyi engelleyememektedir. ancak çok miktarda bulaşma gösterilmiştir. 155 . Hastalık relapslar ile sürer.İnsanlar HCV için rezervuardırlar. Transfüzyonla bulaşan hepatit deyince ilk akla gelendir. plasenta aracılığı ile mi yoksa. Aşısı ve hiperimmunglobulini yoktur.

Hepatit A virüsüne göre daha fatal seyreder. Profilakside standart immunglobulin kullanımı hastalığı önleyebilir. Gebelerde enfeksiyona daha fazla rastlanır ve daha ağır seyreder. Hepatit G Virüs (HGV) Flavivirüs grubunda parenteral bulaşan virüstür. Kronikleşmez. Fekal oral yol ile bulaşır. Gebeliğin üçüncü trimestrinde %25 oranında mortalite bulunur. 156 . Özellikle hemodiyaliz hastaları ve İV uyuşturucu bağımlılarında kronikleştiği belirtilmektedir. Calicivirus grubundandır.Hepatit E Virüs (HEV) Hepatit A virüs özelliklerini gösterir.

env geni ise gp160 antijenini kodlar. Revers transkriptazın ikinci bir etkiside ribonükleaz H aktivitesi göstermesidir. Bunun sonucunda hücresel immünitede zayıflık başlar ve konakta fırsatçı enfeksiyonlar oluşur. HIV gp120 farklılığına göre A I'ya kadar alt sınıflara ayrılır. HIV RNA'sı birbirinin aynı iki adet olan tek sarmal RNA'dır. HIV-2 sadece Batı Afrika'da bulunmaktadır. Retroviral genlerden olan gag. Bunlardan B subtipi öncelikli olarak mononükleer hücreleri infekte eder ve anal seks ile bulaşır.Transfusion Transmitted Virüs (TTV) Tek sarmal DNA virüsüdür. Önemli Bilgiler İnsan T hücre lenfotropik retrovirüsüdür (HTLV-3). Özellikle hemodiyaliz hastalarında ve organ transplantasyonu yapılanlarda görülür. Makrofajlar ve monositler de yüzeylerinde CD4 reseptörleri taşıdığından bunlar da infekte olurlar. Virion revers transkriptazını pol geni kodlar. Önemi nedeniyle HIV-1 özelliklerinden bahsedilecek. Bunlardan en önemlisi serolojik testlerde de kullanılan p24 antijenidir. Transkriptaz retrovirüslerin adını veren RNA bağımlı DNA polimerazdır. Retrovirüslerin lentivirüs alt grubundan olan HIV uzun inkübasyon periyotlu yavaş (slow) enfeksiyonlar yapar. Bu enzim RNA genomundan proviral DNA oluşturur. Bu antijen önemli zarf proteinleri olan gp120 ile gp41'in prekürsör proteinleridir. Virionda transkriptaz. HIV-1 ve HIV-2 adlarında antijenik olarak iki farklı virüs aynı klinik tabloyu yaparlar. İnternal kor proteinleri gag geni kodlar. HIV genomu retrovirüslerin en karmaşık yapılı olanıdır. Bu nedenle diploid olarak isimlendirilir. Subtip E ise kadın genital hücrelerini enfekte eder ve öncelikli olarak vajinal seks ile bulaşır. Bu Viral RNA genomunu degrade eder. pol ve env yapısal proteinleri kodlarken. Human İmmunodeficiency Virüs (HIV) HIV AIDS etkenidir. HIV öncelikle CD4 T lenfositleri infekte eder ve öldürür. integraz ve proteaz isimlerinde üç önemli enzimi bulunur. Viral RNA'nın 157 . genom RNA'sı düzenleyici genler de bulundurur. Virüse spesifik gp120 ve gp41 glikoproteinleri taşıyan bir zarf ve içinde de çubuk şeklinde RNA'sı vardır. HIV-1 dünyada yaygın iken.

Bunun sonucunda fırsatçı enfeksiyonlar ile Kaposi sarkomu ve lenfomalar gibi malign hastalıklar ortaya çıkar. Bu virüsler yapısal olarak HlV'e benzerler ancak AIDS yapmazlar. Anneden bebeğe bulaşma hem doğumda hem de süt ile mümkündür. HlV'in önemli antijenleri gp120 ve gp41 tipe özgü zarf glikoproteinleridir. Gruba spesifik antijen olan p24 ise core bölgesinde lokalizedir ve değişmez. gp120 hücre yüzeyindeki CD4 reseptörleri ile ilişkiye girer. HIV ile infekte hücrelerin ölümü sitotoksik CD8 T hücrelerinin aktivasyonu ile olur. Ancak günümüzde özellikle Afrika'da en önemli bulaşma yollarından birisidir. HIV beyin monosit ve makrofajlarını da infekte eder. Viral proteaz da önemli proteinlerin prekürsörüdür. Patogenez ve İmmünite HIV helper T lenfositleri infekte eder ve onları öldürür. Bulaşma ve Epidemiyoloji HIV için başlıca bulaşma yolu seksüel temas ve kan ürünleridir. HlV'in doğal konağı insandır. multinükleer dev hücreler ve merkezi sinir sistemi semptomlarının gelişmesine sebep olur. Enfeksiyon hem HIV ile infekte hücrelerin alınması hem de serbest HIV virüsleri ile gerçekleşebilir. ancak ondan farklı olarak daha fazla virüs ile bulaşma gerçekleşmektedir.degrade olması çift sarmal proviral DNA oluşmasının birinci aşamasıdır. HHV8'in DNA'sı Kaposi sarkomu hücrelerinde bulunmuştur. 158 . Heteroseksüel geçiş nadir idi. Ancak virüsün tat geni MHC class I proteininin yapımını engeller ve virüs ile infekte hücreler hücresel immüniteden kendilerini koruyabilirler. p24'e karşı gelişen antikorlar virüsü nötralize etmez ancak enfeksiyonun önemli bir serolojik markeridir. Genel olarak bulaşması hepatit B gibidir. gp41 ise virüsün hücre içine girmesini sağlar. İntegraz proviral DNA'nın konak hücre DNA'sına integrasyonunu sağlar. aşı geliştirilmesini engeller. intravenöz uyuşturucu bağımlılarının ve hemofilililerin hastalığı olarak bilinirdi. Sürekli antijenik yapısını değiştiren gp120 antijenik farklılıkların sebebidir. HTLVIV'de T hücreleri infekte eder ancak hastalık oluşturmaz. Kanserlerde yapılan çalışmalarda HIV geninin kanser hücrelerinde bulunmadığı tespit edilmiştir. bunun sonucunda hücresel immünitede baskılanma meydana gelir. Vücut sıvılarında az miktarda HIV gösterilmiş olmasına rağmen bunların bulaşmada önemli olmadığı bildirilmektedir. Simian immunodeficiency virüs (SIV) maymunlarda AIDS benzeri hastalık yapar. Parenteral yol ile hastane personeline bulaşmalar ile ilgili çok miktarda yayın bulunmaktadır. 1980'lerde ABD ve Avrupa'da AIDS homoseksüellerin.

Antikorların tanısal değeri vardır. Klinik Bulgular HIV enfeksiyonunun kliniği erken akut dönem. Böylece otoimmün hastalıklar ortaya çıkar.HIV ile infekte insanların ortalama olarak %90 kadarında anti HIV antikorlar gelişir. B hücrelerinde poliklonal aktivasyon gelişir ve immunglobulin seviyesi yükselir. bunların virüsü nötralize etmesi zayıftır. orta latent dönem ve geç immün yetersizlik dönemi olmak üzere üç bölümde incelenir. Akut retroviral sendrom . T hücrelerinin etkilenmesine bağlı olarak anormal B hücreleri de gelişir.A GRUBU • Asemptomatik dönem . 1. Persistan jeneralize lenfadenopati 159 . Antikor gelişenler korunmuş anlamı taşımaz. Centers for Diseases Control (CDC) sınıflamasına göre.

zona görülebilir. Hastalar bu şekilde 4-8 yıl kadar idare ederler ancak immün yetmezliğin artmasına bağlı olarak semptomlar daha belirgin olmaya başlar. inguinal bölge dışında 2 veya daha fazla bölgeder 1 cm. CD4 T lenfosit sayısında azalma. koksidioidomikoz gibi derin mikozlar 160 . Asemptomatik seyirli olabildiği gibi halsizlik. Bulaşmadan ortalama olarak 2 ay içinde p24 pozitiflesin Bu dönem asemptomatiktir. Bu sınıflamalara çocuklar alınmaz. p24 artması. persistan ateş. düşkünlük. Akut dönemin ardından 2 ile 6 ay arasında anti-HIV pozitiflesin Bu dönemde en önemli bulgu persistan jeneralize lenfadenomegalidir. den büyük ve 3 aydan uzun süreli lenfadenomegalinin tespit edilmesi tablo tanısını koydurur. yorgunluk ve yaygın lenfadenopati bu tablonun bulgularıdır.32) • Kaposi sarkomu • Mukokutanöz kandidoz • Mikobakteri enfeksiyonları (en sık M. Aşağıdaki bulgulardan herhangi birisinin görülmesi hastanın AIDS dönemine girdiğinin göstergesidir. Bu değişikliklerin ardından hastalar AIDS ile ilişkili hastalıklar (ARC) dönemine girer. ateş yükselmesi. bazen akut retroviral sendrom denilen infeksiyöz mononükleoz benzeri tablo görülebilir. kilo kaybı. lökopeni. diyare. oral saçlı lökoplaki. periferik nöropatiler.B GRUBU (Semptomatik dönem) 3. avium) • Histoplazmoz. ateş. 15 aydan önce tespit edilen HIV antikorları büyük yaşlarda da teyit edilmelidir. anti-p24'ün azalması tablonun kötüleştiğini gösterir. en sık ölüm sebebi) (Şekil 3. kronik diyareler. Bundan sonra uzunca bir latent dönem başlar. Pneumocystis carinii pnömonisi (Hastalarda en sık gelişen enfeksiyon. mukokutanöz kandidoz. Kilo kaybı.2. kilo kaybı.C GRUBU (AIDS) olarak sınıflandırılır. Özofagus kandidozu. lenfopeni.

161 .• • • • • • • • • CMV ve HSV'nin persistan enfeksiyonları HIV ensefalopatisi Primer beyin lenfoması (Çocuklarda en sık gelişen tümör) Beyin toksoplazmozu (En sık gelişen protozoon en feksiyonu) (Şekil 3.33) Cryptosporidium ishali Ekstrapulmoner kriptokok enfeksiyonu (Beyin) Lenfoid interstisyel pnömoni (çocuklar) Non-hodgkin lenfomalar (homoseksüeller dışındakilerde en sık gelişen malinite) 3 CD4 TL sayısı 200/mm altına düşünce hangi klinik olursa olsun hasta AIDS dir.

ddC. 2. AZT. lamivudin. Bazı kişilerde antikor gelişmemektedir. 1. CD4T lenfosit sayısının 500/mm3 ten az olması ilaç kullanma endikasyonudur. Böyle hastalarda p24 antijen yakalama testleri kullanılabilir. 3. İnfekte hücrelerin içinde HIV DNA'sının PCR yöntemi ile gösterilmesi çok duyarlı ve spesifik bir tekniktir. 162 .Fırsatçı enfeksiyonların tedavisi Korunma amacıyla aşı çalışmaları devam etmektedir. foskarnet revers transkriptaza karşı kullanılır.İndinavir. Tedavi ve Korunma Tedavi stratejisinde birkaç faktör göz önüne alınır.Kaposi sarkomunda AZT ile interferon alfa kombinasyonu mRNA inhibisyonunu önlemek amacıyla kullanılır. ddA.Laboratuvar Tanı HIV tanısı öncelikle ELISA testi ile antikorların gösterilmesi ile konulur. 4. Bunlar. HIV klinik örneklerden hücre kültürleri aracılığı ile üretilebilmektedir. Ortalama olarak ilk iki ay içinde antikor negatif kalabilir. ancak bugün için aşısı yoktur. ddl. Hastaya önceden kullanılmış revers transkriptaz inhibitörlerine karşı direnç gelişmiş ise bu ilaçlar ile kombine edilir. bunların tanısında mutlaka PCR'dan yararlanılmalıdır. Ancak bu yöntem çok özel merkezlerde uygulanmaktadır.Antiretroviral tedavi : Revers transkriptaz ve viral proteaz inhibitörleri kullanılır. Yalancı pozitif sonuçların görülmesi nedeniyle bu sonuçlar Westem Blot testi ile doğrulanmalıdır. Kemik iliğinde depresyon yapar. Viral yükün azaltılması hedeflenir. sakunavir ve ritonavir viral proteaz inhibitörüdür. Dirençli olgularda lamivudin ile kombine edilir.

Avrupa. Asya'daki çeşitli ülkelerde endemik olgular gösterilmiştir. Cezayir. Hastalar Sağlık Bakanlığı'nda bu konuda oluşturulmuş özel birimlere bildirilmelidir. Hayvan infeksiyonları insanlarda daha fazla görülür. Olguların çoğunda lenfopeni görülmektedir. Fatalite oranı ortalama %10'dur. Dünya Sağlık Örgütünün yoğun çabaları sonucunda genel infeksiyon kontrol önlemleri uygulanarak. 3) Olguların hemen hepsinin SARS salgınının görüldüğü bölgeler ile ilişkisi vardır. 2) Hastaların çoğu ciddi olgulardır ve hospitalizasyon gerekmektedir. Pakistan ve Güney Afrika'da salgınlar yapmıştır. 2003 salgını sonucunda üç önemli çıkarım elde edilmiştir. Klinik bulgular İnkübasyon periyodu 2-10 gündür. Flukonazol. 1) Öksürük ve aksırığı olanların ağız ve burunlarının maske ile kapatılması 2) Solunum sekresyonları bulaşmış eşya ve dokuların dezenfeksiyonu 3) Kontamine obje veya respiratuvar sekresyonlar ile temas etmişlerin el hijyenine dikkat etmesi gerekir. Hastane infeksiyonları şeklinde de görülebilir. Kırım Kongo Hemorajik Ateşi Virüsü Kırım-Kongo hemorajik ateş etkeni virüs (CCHF) bir çeşit ateşli döküntülü hastalık yapar.Tablo 3. Hastalığın 7-10. SARS tespit edilen hastalar bakanlığın genelgesi üzerine donanımlı hastanelere nakledilmeli. Sert keneler ile yayıldığı için hastalık bunların bulunduğu yerlerde sık görülür. 2001 yılında Afrika. Korunma Hasta insanların solunum sekresyonlarının kontaminasyonunu önlemek amacıyla. 1) Hastaların çoğunda radyografik pnömoni bulguları tespit edilmiştir.15 AlDSte fırsatçı ınfeksıyonların tedavisi Fırsatçı Patojen Pneumocystis carinii Candida HSV ve VZV CMV Toxoplasma gondii M. Özellikle zoonozdur. Bunun dışında Kosova. İnsan insan bulaşması dışında Güney Çin'de iki olguda laboratuar bulaşıda gerçekleşmiştir. kontaminasyon riskine karşı başka kliniklerde tutulmamalıdır. Hızla yayılan mortalitesi ve morbiditesi yüksek olan bu hastalığa karşı nasıl bir tedavi uygulanacağını kimse bilmemektedir. Amfoterisin B Asiklovir Gansiklovir Sulfodiyazin + Primetamin Klaritromisin + Rifabutin + Etambutol Amfoterisin B + . Üst solunum yolu enfeksiyonu olmaksızın 2-7 gün içinde kuru öksürük ve solunum sıkıntısı erken sistemik semptomlarıdır.flusitozin Profilaksi Trimetoprim sulfometoksazol Klotrimazol Asiklovir Gansiklovir Trimetoprim sulfometoksazol Klaritromisin (rifabutin) Flukonazol DİĞER VİRÜSLER Sars Ciddi akut respiratory sendrom (SARS) ilk olarak dünya gündemini Şubat 2003 tarihinde Çin'deki 305 olgu ile işgal etmiştir. Bunu takiben dünyanın çeşitli bölgelerinden 29 ülkeden 8000 üzerinde olgu ve 780 ölüm bildirilmiştir. hastalığın önüne geçilmiştir. Yapılan çalışmalarda coronavirüslere bağlı insan-insan bulaşmasının önemli olduğu SARS hastalığı tanımlanmıştır. günlerinde radyografik olarakta tespit edilebilen pnömoni gelişmektedir. 163 . Hastalık ilk olarak 1944 yılında Kırım'da tespit edilmiş ve Kırım hemorajik ateş adını almıştır. İnsanlarda ciddi hastalık ve yüksek mortaliteye sahiptir. avium kompleksi Cryptococcus neoformans İlaç Trimetoprim sulfometoksazol Pentamidin Nistatin. iran. 1956'da Kongo'da bir hastadan virüsün izole edilmesi üzerine ismi iki ülkeyi'de içine alacak şekilde Kırım Kongo hemorajik ateş olarak değiştirilmiştir. ancak 60 yaşın üzerinde bu oran %50'nin üzerine çıkmaktadır. sporadik olgular ve bazen salgınlar da yapar.

Farelerin idrarları ile veya aerosol yolu ile bulaşır. Bufissür tarzında ödem massif proteinüri. Endemik bölgelere gideceklere aşısı yapılır. Sarı Humma Virüsü(FLAVIVIRIDAE) Aedes sivrisineklerince bulaştırılır. lökopeni ve trombositopeni. Ebola Virüs Zairedeki bir nehirden adını alan virüs hemorajik ateş etkenidir. Tedavi ve korunması yoktur. Maymun bakıcılarında ve hücre kültürleri ile çalışanlarda görülür. Nairovirüslerin 32 alt grubuda keneler ile bulaşır. Marburg Virüs ve Lassa Fever Virüs Ebola virüs gibi hemorajik ateş etkenleridir. Viremiden sonra antikor yanıtı gelişir. Ateş. Subkutan yapılan aşı yapıldıktan 10 gün sonra korumaya başlar. Hayvanlar arasında Hyalomma sert keneleri ile bulaşır. Bulaşma hastaların kan veya sekresyonları ile temas sonrasında (hastane bulaşı) gerçekleşir. şok ve DİC bu tabloyu takip edebilir. akut böbrek yetersizliği. yaygın vücut ve baş ağrısı. halsizlik. Hantavirüs Bunyaviridae ailesindendir. İnsanlara bu hayvanların çıkartılarından direkt temas ile de bulaşabilir Klinik Bulgular Kırsal kesimde yaşayan veya son bir ay içinde kırsal kesime seyahat öyküsü. HSV-1'e karşı gelişen antikorlar herpes B virüsü etkilemez. Uygun şartlarda PCR testi uygulanabilir. Kore hemorajik ateşi etkeni Hantaan virüsün bir prototipidir. Özellikle büyükbaş hayvanlar risklidir. üşüme titreme. başağrısı. Nadir ancak fatal seyirli ensefalit etkenidir. Gelişen immunkompleksler renal harabiyet ve kapiller permeabilite artışına sebep olur. ne olduğu bilinmemektedir. Bunların içinden CCHF en önemli insan patojenidir. Renal sendromlu hemorajik ateş etkenidir. ateş. Dikkat edilecek konu kolera aşısı ile birlikte yapılmamalıdır. bulantı. Maymunlar infektedir ancak rezervuar olarak Antiviral tedavisi yoktur. kas ve karaciğer enzim yüksekliği klinik bulgularını oluşturur. Rezervuar ve Vektörleri Hem vahşi hem de evcil hayvanları infekte edebilir. Bu virüs ile mortalite oranı %100'e kadar çıkabilir. Yüksek otların bulunduğu yerlerde hastalık daha sık görülür. kırgınlık. kusma ve diyare ile karakterize hastalık yapar. Dört aydan küçük çocuklar için de kontrendikedir. Birçok kuş infeksiyona karşı dirençlidir. Virüsün doğal kaynağının düşünülmemektedir. Ardından GİS kanaması görülür. 10 yıl süresince koruyucudur. HSV-1 ile antijenik olarak çarpraz reaksiyon göstermesine rağmen. hipovolemi pulmoner ödem ve multisistem organ yetersizliği belirtileri ile hemorajiler oluşur. Hastalığı karaciğer ve böbrekleri tutar. Afrika ülkelerinde kırsal kesimde yaşayanlarda görülür. 164 . Tanı Tanı ELISA yöntemi ile yüksek IgM ve IgG antikorlarının gösterilmesi ile yapılır. Salgın sırasında gebelere uygulanabilen tek canlı aşıdır. Ağır seyirlidirler. Hastaların çıkartı ve kanları ile temas etmemek bilinen en önemli korunma yöntemidir.CCHF Virus Virüs Bunyavirüs ailesinin beş alt grubundan olan Nairovirüs grubundandır. Herpes B Virüs Maymun B virüsüdür.

İnsandan insana bulaşmaz. büyük bölümü asemptomatik geçer. Genelde hafif seyirli hastalıktır. Menenjitli olgularda beyin omurilik sıvısında lenfosit sayısının 2000 mm3 den fazla olması tipik bir bulgudur. ciddi olgularda menenjit tablosu vardır.Lenfositik Koriyomenenjit (LCM) Arenaviridae ailesindendir. Bir bölümünde merkezi sinir sistemi tutulumu belirtileri görülür. Nadiren solunum sistemi yoluyla da bulaşabilir. Fare idrarının ev eşyalarına veya yiyeceklere bulaşması sonucunda direkt temas ile bulaşır. Parazitoloji • Protozoonlar • Ürogenital Parazitler • Kan ve Doku Parazitleri • Diğer Protozoonlar • Diğer Cestodlar • Trematodlar • İntestinal Nematodlar • Doku Nematodları • İnsanda Lavraları Hastalık Yapan Nematodlar 165 .

Kistleri taşıyan yiyecek veya suların oral alınması ile bulaşır (Şekil 4. homoseksüellerde ve kötü yaşam koşullarındakilerde enfeksiyona yakalanma oranı yüksektir. Entamoeba histolytica amipli dizanteri ve amebiyazis etkenidir. İçerdikleri histolitik 166 . Katepsin. enfeksiyonun göstergesi trofozoitlerdir. Genellikle asemptomatiktir ve kolit yapmaz. kollajenaz nöraminidaz gibi proteolitik enzimleri aracılığı ile kolon mukozasına penetre olurlar. Yapılan çalışmalarda zimodem enzimi taşıyan kistlerin bulaştırmadan sorumlu olduğu bulunmuştur. Platihelmintler de kendi içlerinde trematodlar ve sestodlar olmak üzere ikiye ayrılır. Önemli Bilgiler Barsakta saptanması kesin olarak patolojiktir.1). Özellikle endemik bölgelere seyahat edenlerde. Patogenez ve Epidemiyoloji Dünya nüfusunun yaklaşık %10'u Entamoeba histolytica taşıyıcısıdır. Aside dirençli olan ve böylece mideyi rahatlıkla geçebilen kistler kolona ulaşır ve trofozoit haline geçer. Ara konağı yoktur. Kist ve trofozoit olmak üzere iki formu vardır. Sporozoa (Sporozoonlar).BÖLÜM 4: PARAZİTOLOJİ PROTOZOONLAR Parazitler başlıca tek hücreliler (protozoonlar) ve çok hücreliler (helmintler) olarak ikiye ayrılırlar. helmintler ise platihelmintler (düz helmintler) ve nemathelmintler (yuvarlak helmintler) olarak ikiye ayrılır. dispar ancak ileri laboratuar yöntemler ile E. Medikal önemi olan protozoonlar kendi içinde Sarcodina (amipler). Bulaşmadan kistler sorumludur. Protozoonlar İNTESTİNAL VE ÜROGENİTAL PARAZİTLER İNTESTİNAL PARAZİTLER ENTAMOEBA HISTOLYTICA Hastalık Dünyada çok bulunan Entamoeba türlerinden çok azı insanlarda hastalık yapar. histolytica'dan ayrılabilir. ileri ülkelerde bu oran %4'lere düşmektedir. Mastigophora (Silialılar) ve Ciliata (siliatlar) olmak üzere dörde. E.

Mikroskobik incelemede bol eritrosit ile amip kist ve trofozoitleri görülür. mortalite oranı yüksektir. Ortalama %1 olguda gelişir. Semptomatik enfeksiyon: Gastroenterit şeklinde seyreder Amipli dizanteri: inkübasyon döneminin ardından gelişen kanlı mukuslu. Hastada öksürük ve sağ akciğer tabanında railer bulunabilir. Kanlı mukuslu ishal 3. sağ omuz ağrısı veya her ikisi birden 2. konjestif kalp yetmezliği ve tamponad ile karakterize perikardit 2. Genellikle akciğere. Ateş. Dışkıda amip her zaman tespit edilmeyebilir. Ameboma 4. Hastalara kortizon başlanmadan veya cerrahi müdahale öncesi klinik tablonun düzgün değerlendirilmesi gerekir. Diyare 2. şiddetli karın ağrısı. tedavide total kolektomi uygulamak gerekebilir.1) İntestinal Amebiyazis Asemptomatik enfeksiyon: Bulaştırıcılıkta önemlidir. Ülseratif kolit benzeri bir tablo ortaya koyar. Tedavi edilmeyen bu olgularda relaps ve reinfeksiyonlar sık görülür. Asemptomatik %90 2. Bu nedenle basilli dizanteriye göre dışkıda az lökosit bulunur. Ağrılı ülserler ile karakterize genitoüriner hastalık Ekstrahepatik 1. ilk iki haftada ateş 3.1 Amebiyazis'de klinik bulgular İntestinal Sık gelişen 1. Abdominal ağrı Nadir gelişen 1. kolon nekrozu ve perforasyonu eşlik eder. Bir yaşından küçük çocuklarda ekstraintestinal yayılım daha sık görülür. Mental değişiklikler. Tablo 4. Akciğer amebiyazisi: Komşuluk yoluyla geçmesi nedeniyle çoğunlukla karaciğer amip apsesine sekonderdir. Diyare olguların yaklaşık 1/3'ünde tespit edilmiştir. Toksik megakolon : Uzun süreli kortizon kullananlarda görülür. periton irritasyon bulguları ve hipotansiyon vardır. Ateş 2. Olguların %50'sinde hepatomegali vardır. Dışkıda kan mukus vardır ancak püy yoktur. Yüksek ateş. Hepatobronşiyal fistül gelişen hastaların balgamında amip tespit edilebilir. Abse gelişimi erkeklerde 9 kat daha fazladır. ayırıcı tanıda biyopsi faydalıdır. bulaşma gerçekleşen %90 kadar olguda bu form gelişir. ikinci olarak peritona yayılım olur. ancak ağrılı da olabilir. Megakolon 5. Kuvvet kaybı 4. Fulminan amebik kolit: immün sistemi yetmezliği olanlarda nadir görülen.enzimleri ile de nötrofilleri lizise uğratır. Abdominal ağrı ile karakterize peritonit Kronik nondizanterik sendrom: Hecmelerle seyreden mukuslu diyare. Ülserler bazen peritonit yapabilir. Volüm kaybı 3. Ameboma: Kolon halka şeklinde daralmıştır. Jöle görünümünde berrak parlak kırmızı renkte dışkı görünümü vardır. Pulmoner hastalık 1. 167 . Yüksek ateş. fatal seyirli enfeksiyonudur. Öksürük ve göğüs ağrısı ile karakterize plörezi 2. kilo kaybı ve dispeptik yakınmalar ile kronik inflamatuvar barsak hastalıklarına benzer bir tablo çizer. Amebik ampiyem materyali plevral aralığı rüptüre olursa mortalite oranı artar. kanlı-mukuslu ve şiddetli diyare. Hastalar sadece kistleri taşırlar klinik şikayetleri yoktur. göğüs ağrısı. Genellikle görüntüleme yöntemleri ile malign lezyonlar ile karıştırılır. Mortalite oranı %50'lerdedir. Nadiren sarılık görülür. Karaciğer amip apseleri daha sıklıkla sağ lobda meydana gelir. Ekstraintestinal Amebiyazis Karaciğer amip apsesi: Genelde asemptomatik enfeksiyonu olanlarda görülür. Sağ üst kadranda ağrı. fokal nörolojik bulgular ile karakterize ensefalit 3. Hepatomegali 1. lökositoz. Portal ven aracılığı ile karaciğerde amip apseleri gelişebilir. Perforasyon Hepatik 1. Tedavisi cerrahi yaklaşımla yapılır. Genellikle çekum veya inen kolonda görülen kronik lokalize amip enfeksiyonudur. Submukozaya kadar ilerleyen kolon eksenine paralel dar ağızlı şişe tarzında ülserler gelişir. Bu tabloya genellikle karaciğer apsesi. Genellikle asemptomatiktir. karın ağrısı ve çoğunlukla sağ omuz ağrısı görülür. Klinik Bulgular (Tablo 4. genelde ateşsiz toksik tablonun eşlik ettiği klinik şeklidir.

168 . Direkt mikroskopi yanında metilen-mavisi ve lugol ile de boyama yapılmalıdır. Perikardial amebiyazis: Karaciğer amip apsesinin nadir ancak ciddi komplikasyonudur.Peritoneal amebiyazis: Karaciğer amip apselerinin ikinci büyük komplikasyonudur. Kültür yöntemleri deneysel çalışmalarda kullanılır. hızlı ve fatal seyreder. Perkütan drenaj da uygulanabilir. Bol akıntılı ağrılı ülserler ile karakterizedir. E. Dışkıda fazlaca Charcot Leyden kristali görülebilir. Anti-amip antikorlar IHA. coli trofozoitlerinden ayırt edici özelliğidir. Drene edilmelidir. göğüs ağrısı.2). Laboratuvar Bulgular Dışkının mikroskobik incelemesinde amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanıyı koydurtturur (Şekil 4. Trofozoitler süratli parçalandıkları için dışkı alındıktan sonra 20 dakika içinde bakılmalıdır. histolytica trofozoitleri eritrosit içerir. duvarda boldur. Endoskopi ile ülser tabanından örnek alınması daha kesin tanı koydurucudur. Kistleri 4 nükleusludur. Çoğunlukla genital lezyonlar karaciğer veya kolon hastalıklarının fistülü sonucunda gelişir. rutinde kullanılmaz Karaciğer absesinde AST ve ALT ile alkalen fosfataz seviyeleri yükselir. Bu özelliği normal florada bulunabilen E. ilerleyici konjestif kalp yetersizliği. Karaciğer amip apsesinin tedavisi tıbbidir. Olguların ortalama %2-7'sinde görülür. Serebral amebiyazis: Ani başlar. Peritonitte önce tıbbi tedavi uygulanmalı. Abse sıvısında amip nadiren gösterilebilirken. Genelikle karaciğer sol lobunun rüptürü sonucunda gelişir. Boyamalarda kistler aranır. Ürogenital amebiyazis: Renal enfeksiyon direkt karaciğerden veya kan ya da lenfatik yayılım ile gelişebilir. Cerrahi tedavi beyin apsesinde endikedir. IFAT veya ELISA testleri ile aranır. tamponad ve şok ortaya çıkabilir. Ateş. cerrahi tedavi sona bırakılmalıdır. Barsak dışı amebiyazis olgularında görüntüleme yöntemleri uygulanabilir. Mental değişiklikler ve fokal nörolojik bulgular ile seyreder. İnvazyon yapmış kolon hastalığında trofozoitlerin içinde eritrositlerin görülmesi önemlidir. Tedavi Amipli dizanteri ve karaciğer apsesi 10 günlük metronidazol veya tinidazol ile tedavi edilir. Serolojik testler karaciğer amip apsesi veya invazyon yapmış kolon hastalığında ve doku amebiyazisinde kullanılır.

Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 1-4 haftadır. Trofozoitler duodenumdaki intestinal villuslara yapışır. 10 adet kist bile enfeksiyonun gelişmesi için yeterlidir. Giardia lamblia. Giardia intestinalis veya Giardia duodenalis olarak da bilinir.Giardia Giardiasis etkenidir. Kolona ilerleyen trofozoitler kist halini alır. GİS'in başka bölgelerinde bulunmaz ve invazyon yapmaz. E. Zoomastigophorea sınıfından flagellalı enterik protozoondur. Retrograt yolla kolesistit ve pankreatit yapabilir. D. Bulaşma kistlerin dışkı ile kirlenmiş yiyecekler ile alınması. sağ hipokondrium ağrısı ve yağlı dışkılarına görülür. Olguların yarısı asemptomatiktir. kistleri klorlamaya ve mide asiditesine dayanıklıdır. Safra kesesinde kronik forma dönüşür. Hem akut hem de kronik enfeksiyon yapar (Tablo 4. G. 169 . böylece çoğunlukla dışkı mikroskobisinde sadece kistleri görülür. infekte eller veya homoseksüellerde oral-anal yolla olur (Şekil 4. lamblia kistleri soğuk sularda bulunur. Giardiasis kliniği Duodenuma yerleştikleri için yağ emilimi bozulur. Uzun süreli enfeksiyonlarında vitamin eksiklikleri görülebilir. Önemli Bilgiler Bulaşmadan kistler sorumludur. A. ara konağı yoktur.2).3). Trofozoitlerinin iki nükleusu ve iki adet emici diski bulunur ve armut şeklindedir. Gelişmekte olan ülkelerde 10 yaş altı çocukların %15-20'sinde görülür. K gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimi bozulur. Olguların %30-50'si kronik giardiasise dönüşür.

Dışkıda amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanı koydurucudur. 170 . Safra kesesi portörlerinin belirlenmesi için nadir kullanılan daha invazif yöntemler olan safra tubajı veya ip testi yapılabilir. Tanı için E. sadece kistlerin gösterilmesi ile tanı konulabilir. Laboratuvar Bulgular Hastalara 3 gün içinde birbirini izleyen dışkı mikroskopisi yapılmalıdır.2 Giardia enfeksiyonları Akut Daha sık karşılaşılan • Diyare • Karın ağrıları • Psikolojik bozukluklar Kronik • Diyare • Birbirini takip eden konstipasyon ve diyare atakları • Yemekten sonra abdominal ağrı • Malaise • Psikolojik bozukluklar Daha nadir görülenler • Bulantı • Kilo kaybı • Kusma • Ürtiker • Malabsorbsiyon • Makrositer anemi • Laktoz intoleransı • Kilo kaybı • Baş ağrısı İntestinal divertikülü veya IgA yetersizliği olanlarda inatçı enfeksiyonlar yapar.Tablo 4. Histolytica'daki gibi trofozoit aranmaz.

Klinik Bulgular Enterik kriptosporidyoz en sık görülen klinik tablodur. intrasellüler ancak ekstrasitoplazmik yerleşirler. fakat mukus vardır. Enfeksiyon AIDS hastalarında ve immün sistemi gelişmemiş 2 yaşından küçük çocuklarda görülür. B12 vitamin emilimi bozulur.4). Profilaktik ilaç veya aşısı yoktur. Endemik bölgelerde sular kaynatılmalı veya filtre edilmelidir.3). 10 gün tedavi edilmelidir (Tablo 4. bunların bir kısmı tekrar başka hücrelere invaze olarak enfeksiyon odaklarını geliştirirler. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde genellikle eritrosit ve lökosit görülmez. Merontlar merozoite ilerleyerek lümene salınır. kanlı ve pürülan görünümlü diyare. kolesistit ve solunum sistemi semptomları da bulunabilir.4). ve bunlardan ookistler oluşur. 171 . Bazı merozoitler gametositlere değişir.Tedavi ve Korunma Tedavide metronidazol veya kinakrin hidroklorid kullanılır. bir vakuol içine alınırlar. nemli ortamlar veya yüzey sularda uzun süre canlılığını korurlar. Gelişmiş ülkelerde %1-3. yüksek ateş ve enfeksiyon belirtileri görülür. Ookistler soğuk. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon geliştirebilmek için 132 ookist yeterlidir. yağ .3 Gıardıasıs tedavisi Yetişkin İlk seçim Metronidazol veya Tinidazol veya Kinakrin İkinci seçim Furazolidon veya Paromomisin Çocuklar Metronidazol Veya Furazolidon likid Gebeler Mümkünse tedavi doğum sonrasına bırakılır Metronidazol ilk trimestrden sonra kullanılabilir Paromomisin'de denenebilir. Hücresel immün sistemi yetmezliği olanlarda fulminan diyare ile ölüme kadar giden ağır bir klinik tablo gelişebilir. Vakuol içinde üreyen parazitler merontlara dönüşür. Tablo 4. Uzun süreli hastalıkta. Lökositoz ve eozinofili nadirdir. Fekal oral yoldan alınan kistler sindirim enzimleri ile açılır. İmmün yetersizliği olan hastalarda kolesistit veya solunum yolu infeksiyonları görülebilir (Tablo 4. inkübasyon süresi 5-7 gündür. Önemli Bilgiler AlDS'li hastalarda gelişen ishallerde ilk akla gelecek etkendir. Parazit ookistlerin içindeki sporozoitlerin oral yoldan alındığı tek bir canlıda evrimini tamamlar (Şekil 4. mukuslu. Malabsorbsiyon. yan yana 4 muz halinde görünen hareketli sporozoitler serbestleşir. Sulu. İntestinal epitel hücreler yapışan sporozoitler sitoplazma dışında. gelişmekte olanlarda ise %5-10 dışkıda Cryptosporidium gösterilebilir. Cryptosporidium Hastalık Cryptosporidiosis etkenidir. Ookistlerin bir kısmı dışarı atılırken. bazıları barsağın ilerleyen bölümlerinde yeni enfeksiyon odakları meydana getirirler.

immünyetmezlik durumları 2. paramomisin. Kotrimaksazol. Duodenal veya solunum sistemi aspirasyonu ile de elde edilen materyalde ARB pozitif ookistler benzer yöntemler ile gösterilebilir. parvum'un gösterilmesidir. daraprim. Sulu diyare 2. Hırıltılı solunum Tablo 4. Sağ üst kadran ağrısı 3. Laringotrakeobronşit Solunum sistemi 1. Tedavi ve Korunma Tedavi için hastanın immün sisteminin düzeltilmesi gerekir. ikincide %100'dür. AIDS hastalarında 2.4 Cryptosoporidiosis sendromu Enterik Sık görülen 1. Dışkı %10 formalin ile tespit edilmelidir. Ateş 4. Abdominal ağrı 3. Miyalji 3. AlDS'li hastalarda birinci örnekte tanı koyma olasılığı %96.Asıl tanı yöntemi dışkıda C. Tablo 4. Malabsorbsiyon Kolesistit 1.5). Ateş Nadir görülen 1. Tedavide etkili bir ilaç yoktur. Sinüzit 2. Tanı için dört dışkı örneğinin incelenmesi tavsiye edilir. Yüksek alkalen fosfataz 1. makrolidler tedavide kullanılabilir (Tablo 4. Ciddi immün yetersizliği olanlarda tedavi güçtür. Bulantı 4. Bulantı/kusma 5. Baş ağrısı 4. Yüksek bilirubin 1. Kilo kaybı 2.5 Cryptosporidium tedavisinde seçenekler Yetişkin İlk seçim İkinci seçim Paromomisin Azitromisin Çocuk Paromomisin - 172 . Kusma 5. Öksürük 3. Dispne 4. Diyare 2. Ookistler dışkının modifiye ARB boyanması ile gösterilebilir.

173 .

Gözle bile görülebilecek büyüklüktedir.Balantidium coli Amipli dizanteri etkenlerindendir. Tedavisi tetrasiklin ile yapılır. Nadir ishal etkenidir (Şekil 4. silialıdır ve sitostom denilen ağız benzeri yapıları vardır. İnsanlara bulaşması domuz dışkısı ile kirlenmiş yiyecekler aracılığı ile olur.6). kistleri yoktur Bulaşma Enterobius vermicularis gibi helmintlerin yumurtaları ile olur. Ara konağı yoktur (Şekil 5). 174 . Dientamoeba fragilis Flajellalıdır. Domuz dışkısında bulunur. Trofozoitleri bulunur. Metronidazol de kullanılabilir.

Laboratuvar Bulgular Vajinal veya prostatik sekresyonlarda hareketli trofozoitlerin gösterilmesi ile tanı konur. Sadece trofozoitleri vardır. trofozoit olmasına rağmen indirekt olarak klozetlerle de bulaşabilir (Şekil 4. Sadece cinsel temas ile değil. kaşıntı vardır. Patogenez ve Epidemiyoloji Kadınların vajeninde veya erkek uretrası ile prostat sıvılarında bulunur. Cinsel ortaklar beraber tedavi edilmelidir. Ondüle membranı 2/3'ünü kaplar. Klinik Bulgular Kadınlarda genellikle sulu.7). Erkeklerde ise asemptomatik enfeksiyon görülür (Gonore'nin aksine). 175 . Nadiren üretrit ve prostatit yapabilir. yeşilimsi vajinal akıntı. kötü kokulu. Vajenin pH'ının düşük tutulması yardımcıdır. Tedavi Primer ilacı metronidazoldür. kistleri bulunmaz. Profilaktik ilacı ve aşısı yoktur.ÜROGENİTAL PARAZİTLER Trichomonas vaginalis Hastalık Trichomoniasis etkenidir Önemli Bilgiler Merkezi nukleusu ve önünde dört adet flagellası vardır. Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanılması bulaşmayı önler.

hastanın kanındaki dişi (makrogametosit) ve erkek (mikrogametosit)'leri emerler. insanlardaki ise aseksüel (Şizogoni. Dişi anofelde seksüel (Sporogoni. P. insanlarda sıtma etkeni olarak görülen parazitlerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon zinciri insan-anofel-insan şeklindedir. vivax ve P. eşeyli üreme). Önemli Bilgiler P. malana. vivax görülür. İnsanları sokan dişi anofeller. P. P. falciparum diğerlerinden daha yaygındır.KAN VE DOKU PARAZİTLERİ Plasmodium Hastalık Sıtma etkenidir. vivax. falciparum. Ülkemizde sadece P. eşeysiz üreme) üreme görülür. P. 176 . ovale.

177 . • Duffy kan grubu P. glikoprotein değişikliği • Orak hücreli anemi gibi anomalilerde plasmodium enfeksiyonları görülmez. Ookinet mide duvarını geçerek ookist halini alır. Mikrogametler makrogameti döller. Bu döneme ekzoeritrositer (hepatik şizogoni) dönem denir. Hipnozoiti olanlar sağlıklı insanlardır. Sporokist parçalanır ve içindeki sporozoitler anofelin vücut boşluğuna dağılır ve bu arada tükrük bezlerine de gelir. tanı ancak karaciğer iğne biyopsisi ile konur (Şekil 4.Anofel midesinde her bir mikrogametositten 4 mikro-gamet. ovale. İyi tedavi edilmemiş olgularda nükslerden sorumludur. yıllarca hipnozoit olarak karaciğerde kalabilir. periferik kan örneklerinde parazit saptanamaz.8). (Şekil 4. İnsanları sokan sivrisinekler aracılığı ile sporozoitler bulaştırılır. P. örneğin. vivax ve P. HbS gibi anormal hemoglobin yapıları • Siyaloprotein. vivax için reseptördür • G6PD eksikliği P. falciparum'a karşı koruyucudur • Yaşlılık • HbF. Hepatik merozoitler 1-2 hafta sonunda karaciğerden dolaşıma geçerler. makrogametositten ise bir makrogamet oluşur. Oo kist bölünerek içinde birçok sporozoit bulunan sporokistleri yapar.9). eritrositlerin yapısal veya metabolik anormallikleri var ise doğal olarak sıtmaya karşı dirençlidirler. oluşan zigottan ookinet meydana gelir. Dolaşıma geçen parazitler eritrositer şizogoni evresini başlatır. Kan dolaşımına geçen sporozoitler ortalama 1 saat içinde karaciğere gelir ve yüzeylerindeki circumsporozoit protein yardımıyla karaciğer parenkim hücrelerine girerler. Plasmodiumlar sağlam eritrositleri severler.

• P. malana yaşlı eritrositleri 178 . ovale retikülositleri • P.Ayrıca eritrositlerin yaşının da önemi vardır. vivax ve P.

• P. A. falciparum'da 48 saat (tersiyan) sürer. maculopennis. Bazı trofozoitler ise farklı bir evrim geçirerek makro ve mikrogametositler haline gelirler. 1. P. P. P. Bunun tanınması için kolay yöntemler geliştirilmiştir. 2. superpictus. P. Örneğin bir eritrosit içinde birden daha çok taşlı yüzük bulunur. Bulaşmadan sadece sivrisinekler değil.malaria ise 72 saat'de bir (Kuartan) eritrositleri parçalayarak nöbetleri oluşturur. falciparum olup olmaması önemlidir. Oluşan bu merozoitler eritrositleri çatlatarak. Birkaç plasmodium türünün enfeksiyon yaptığı ülkelerde bunların ayrımı için boyama özelliklerinden faydalanılır. ayrıca. Vivax 3. sacharovi'dir. P. 179 . Ring formu önce. birden fazla nükleer materyali nedeniyle Walkman kulaklığı şeklinde. Klinik Bulgular Kliniğin gelişmesinden sorumlu olan patojenik mekanizmalar şunlardır. • Ateş • Anemi • Mikrosirkülasyon bozukluklarına bağlı hipoksi • İmmünopatolojik olaylar Ateş parazitin eksojen pirojen etkisine bağlıdır. sitoplazmalar da bölününce olgun şizont oluşmaktadır. yenilerinin infekte etmek üzere kana dökülürler.10). asemptomatik taşıyıcıların kan ve kan ürünleride sorumlu olabilmektedir. daha sonra da olgun trofozoitlere dönüşürler. P. malarla Schüffner (Kahverengi) Ziemann granülleri görülür (Şekil 4. gametositleri muz şeklinde görülebilir. falciparum Maurer (Siyah) Eritrositlerin içindeki olgun şizontun içinde de türe göre değişen sayıda eritrositer merozoit gelişir. Eritrositlerin içine giren merozoitler genç trofozoitlere dönüşürler. Ülkemizde sıtma yapabilen anofeller. A. falciparum'a ise malign tersiyan (subtersiyan) denir. falciparum ise her türlü eritrositi infekte edebilir. Çekirdek bölününce genç şizont. Eritrositer şizogoni dönemi P. vivax"a bening tersiyan. ameboid forma. P. vivax. ovale ve P. Plasmodium enfeksiyonlarında etkenin P. A.

• Anemi • Serebral malarya • Hiperpireksi • Algid Malarya • Karasu ateşi • Akut böbrek yetmezliği • Akciğer ödemi • DIC • Hipersplenizm • Tropikal splenomegali • Hipoglisemi görülebilir. Laboratuvar Bulgular Plasmodiumların eritrosit içeren sentetik besiyerleri vardır. tropikal splenomegaliler gelişebilir. vivax. Klorokin direnci olan bölgelerde ise meflokin 1 tablet / hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. Endemik bölgelerde dalak çok büyüyebilir. rulo formasyon (eritrositlerin para şeklinde dizilmesi) oluşmasını sağlarlar. Malaria tanısını koymak için kalın damla kullanılır. ülkemizde görülen tek sıtma tipidir. En sık komplikasyon bu formda görülür. Parazitler eritrositlerin yüzeyindeki negatif elektrik yükünü bozarak. P. orada kaldığı sürece ve 4 hafta sonrasına kadar klorokin 2 tablet/ hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. Tedavide iki tip ilaç kullanılır. Ayrıca gametositler için primakin 15 mg 1x3 kullanılır. Komplikasyonları P. P. malaria'da 3 gün klorokin kullanılır. falciparum periferik yaymasında sadece taşlı yüzük formu ve muz şeklindeki game-tosit formları görülebilir. Gebelerde ve transfüzyon sonrası gelişen enfeksiyonlarda klorokin kullanılır. ancak sadece deneysel amaçlı kullanılırlar. falciparum ciddi klinik seyir gösterir. Hastalarda eozinofili görülmez. Mikrosirkülasyon bozuklukları. 180 . Tanıda periferik kandan hazırlanan kalın damla ve periferik yayma preparatları kullanılır.Klorokin: Eritrositer seri hücrelere etki eder 2. bazen hipersiplenizm ve pansitopeni oluşabilir. Klorokin direnci var ise meflokin veya kinin doksisiklin kombinasyonu kullanılır. Tedavi P. malaria'nın rozet şeklindeki merozoitlerinin görülmesi tanıda değerlidir.Anemi paraziteminin şiddetine bağlıdır. Klorokin direnci olmayan bölgelerde P. İnkübasyon periyodu: Hepatik dönem ve birinci eritrositer şizogoni dönemidir. Özellikle kan merkezlerinde serolojik yöntemler ile tanı konulabilir. Hastalarda anemi en önemli bulgudur. rutinde kullanılmaz. Malarya nöbetleri başlıca. • Titreme • Ateşli kuru dönem • Terleme dönemleri olarak sınıflandırılır. İnfekte eritrositlerin parçalanması. Korunmada sirkumsporozoit aşılar kullanılmaktadır. Bu tıkaçlar küçük damarlarda tıkanmalara sebep olurlar.Primakin: Hipnozoitleri ortadan kaldırmak için kullanılır. periferik preparatlar ile de hangi tip olduğu tanımlanır. Eritrositlerin sekestre edildiği dalak büyür. En ağır formu beyin damarlarının etkilenmesine bağlı olarak gelişen serebral malarya'dır. Kemoprofilaksi: Endemik bölgelere seyahat edeceklere bir hafta öncesinden başlayarak. 1. dalakta eritrositlerin sekestre olması ve otoimmün mekanizmalar anemi sebebidir. falciparum ve P.

Vücuttaki tüm dokularda ve organlarda küçük kistler oluşturur (bradizoit). Akut olgularda organ nekrozları görülebilir. Enteroepitelyal seksüel siklus kedilerin ince barsaklarında gerçekleşir. Patogenez ve Epidemiyoloji İki önemli bulaşma yolu vardır. göz. Gebeliği sırasında infekte olan veya daha önceden infekte olanlarda immün yetmezlik gelişir ise parazitler fetüse transplasental olarak geçer. Kronik olgularda beyin. Barsakta açılan kistlerden takizoitler çıkar ve vücuttaki tüm hücre ve dokulara yayılır. korunma. 2) Enfeksiyonun gelişmesi için gebenin gestasyonal yaşın önemi vardır.Toksoplazma Hastalık Toxoplasma gondii bir zoonozdur. tanı ve tedavi yöntemlerinin belirlenmiş olması gerekir. Kandaki trofozoitlerine takizoit denir (Şekil 4. İnfekte hayvanların doku kistlerinin veya parazit taşıyan hayvanların dışkılarındaki sporokistlerin oral yoldan alınması ile bulaşır (Şekil 4.12). Asıl problemli klinik tablolar gebelerde oluşur. Kistlerin içindeki bradizoitler metabolizması yavaşlamış parazitlerdir. 181 . Subakut olgularda beyin ve göz lezyonları görülebilir.13). veya gebelerde fetusa geçerek konjenital toksoplazmoz oluşması. Konjenital toksoplazmoz gelişmesi için üç önemli faktör vardır. hem diğer hayvanlarda (rastlantısal olarak insanlarda) gerçekleşir. Parazitin iki siklusu vardır. toksoplazmosis etkenidir. 3) Hastalığın görülmesinde toplumdaki bilinç. çizgili kas ve sürrenallerde psödokistler oluşur. 1) Kadın gebeliği sırasında ilk kez enfeksiyon geçirmelidir. ekstraintestinal aseksüel siklus ise hem kedilerde. Bunlardan birincisi oral yoldan kedi dışkısınaki ookistlerin alınarak yetişkinlerde akut toksoplazmoz gelişmesi.

Klinik bulgular olanlarda serum IgG negatifliği kural olarak erken dönem bulaşmayı gösterir. CD4 ve CD8 hücreler. Gerçek negatif IgM olgularının en azından 6 ay önce enfeksiyon geçirdiği veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunun olmadığı ile ilişkilidir. %30-50 oranında toksoplazma gelişme riski vardır. veya 182 . Genetik faktörlerin de etkisi vardır. Profilaksi uygulanmayan HIV pozitif kişilerde CD4 T lenfosit sayısı 100/mm3'ün altına düşerse. IgG pozitifliği belirgin olarak yüksekse ya edinsel enfeksiyonu veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunu gösterir. Laboratuvar Bulgular Hastaların kedi ile ilgili anamnezlerinin bulunmaması toksoplazma tanısından uzaklaştırmaz.Klinik Bulgular Akkiz toksoplazmoz: Olguların çoğu asemptomatiktir immün sistemi normal olanlarda enfeksiyöz mononükleoz benzeri bir enfeksiyon tablosu gelişir. CD4 T lenfosit sayısı. antitoksoplazma ve antiretroviral tedavi kullanımı beyin toksoplazmozu gelişimini etkiler. intrauterin enfeksiyon gebeliğinin ikinci veya üçüncü dekadında olanlarda görülür. bazen ciltte makülopapüler ve eritematöz döküntüler görülebilir. Konjenital toksoplazmoz: Gebeliği sırasında enfekte olan anneden çocuğa parazitin geçme olasılığı %40 kadardır. Granülomatöz inflamasyon nekrotizan retinite sekonder olarak gelişir. hidrosefali. Vücut sıvıları Giemsa ile. Lenfadenomegali çoğunlukla posterior servikal bölgede tek ve büyük olarak bulunur ve aylar boyunca devam edebilir. doğal katil hücreler ve sitokinler parazit-konak ilişkisini düzenlerler. Kültür yöntemleri uygulanabilir ancak sık kullanılmaz. Hücresel immün yetersizliklerde gelişen toksoplazmoz: HIV ile infekte hastalarda fırsatçı enfeksiyon şeklinde görülür. Antitoksoplazma antikorlarının varlığı. Tanı etkenin gösterilmesi ile yapılır (Şekil 4. immünyetersizzliği olanlarda gelişen oküler tutulumda ciddi inflamasyon ve nekroz ile karakterize akut koryoretinit gelişir. Toksoplazmada immünite: immün sistemi sağlam olanlarda yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. böbrek ve kemik iliği transplantlılarda da toksoplazma ensefaliti gelişme riski yüksektir. Bilateral koryoretinit. Gebeliğin ilk üç ayında abortus olur. kalp. 2) Bazı olgularda 5 yıl süresince IgM pozitifliği devam edebilir. Sadece HIV enfeksiyonlular değil aynı zamanda T hücre yetmezli olan. Oküler toksoplazmoz: Konjenital olanda bilateral. akciğer. Beyinde hücresel immünite humoral olandan daha önemlidir. posterior servikal lenfadenomegali ve hepatosplenomegali'dir. 40 yaşından sonra nadirdir. 1) Yeni oluşmuş edinsel enfeksiyonu. serebral kalsifikasyonlar (toksoplazmoz triadı) görülür. geç dönemde geçirilen akut enfeksiyonlarda ise fetüs etkilenir. Nadir de olsa tokosplazmik koryoretinit ve toksoplazma ensefalopatisi gelişenlerde IgG negatifliği gösterilmiştir.12). organ kesitleri ise Hematoksilen-Eozin boyası ile boyanır. DQ1 olanlar daha dirençlidirler. Pozitif T. HLA antijen yapısı DQ3 olan AIDS hastaları toksoplazma ensefaliti gelişmesine daha duyarlı iken. gondii IgM antikorları. Bazen meningoensefalit. Toksoplazma tanısında en önemli birinci adım hastanın parazit ile karşılaşıp kaşlılaşmadığının gösterilmesidir. Hodgkin hastalığı. En sık görülen tablo ateş. akkiz gelişen olgularda ise tek taraflı koriyoretinit görülür.

Aktif koryoretinit. Sulfonamid alerjisi olanlarda sulfodiazin yerine klindamisin kullanılabilir. gondii infeksiyonu Muhtemelen akut enfeksiyon. Yeni bir serum alınıp çalışılmalı veya IgG için başka bir test yöntemi kullanılmalı Ortada bir sonuç.6 Gebe kadının Toksoplazma serolojisinin anlamı (FDA'ya göre) IgG sonucu Negatif Negatif Şüpheli Şüpheli Şüpheli Pozitif Pozitif IgM sonucu Negatif Şüpheli veya pozitif Negatif Şüpheli Pozitif Negatif Şüpheli veya pozitif Yorum T. hem immünyetmezliği olanlar.3) yalancı pozitifliğin bulgularıdır (Tablo 4. polyomyozit bulguları olanlar hem erişkin. Yeni bir serum alınıp hem IgG hem de IgM tekrar çalışılmalı Muhtemelen akut infeksiyon. Aktivite testlerin ile tokso IgM pozitifliği değerlenirilir. Hastanın serumu referans laboratuarında kontrol edilmelidir Ortada bir sonuç. Gebeliği sırasında akut enfeksiyon gelişenlerde amniyotik sıvıda PCR negatifleşinceye veya gebelik sonlanıncaya kadar 3g/gün spiramisin kullanılır. miyokardit. gondii infeksiyonu göstergesi serolojik bulgu yok Akut infeksiyon veya yalancı pozitif IgM. hem de çocuklarda primetamin + sulfodiazin + folinik asit ve endikasyon var ise kortikosteroid verilir. Serum örneğini referans laboratuarına gönderin Tedavi İmmün sistemi sağlam olanlarda ve lenfadenit bulgularında tedavi gerektirmez. Tablo 4. Doku kistlerinin alınmasının önlenmesi . Çiğ etler ile temas edildikten sonra eller güzelce yıkanmalıdır • Çiğ etler ile temas edildikten sonra mukozalara dokunulmamalıdır • Çiğ et ile temas eden mutfak yüzeyleri güzelce temizlenmelidir .6. Etler iyi pişirilmelidir • Tütsülenmiş etlerin yenmesinden kaçınılmalıdır Ookistlerin alınmasının önlenmesi • Meyve ve sebzeler iyi yıkanmalıdır • Kedi dışkısı ile kontamine olduğundan şüphelenilen yiyeceklerin tüketilmesinden kaçınılmalıdır 183 . 6 aydan uzun süredir T. Tablo 4. Korunma Korunmada bulaşmadan sorumlu olan çiğ etler ve kedi dışkısındaki ookistlerin alınmasının önlenmesi için çaba gösterilmelidir. Gebeliğin 18'inci haftasından büyük olanlarda amniyotik sıvı PCR testi pozitif ise primetamin + sulfodiazin + folinik asit immünyetmezlikli hastalara verilen dozlarda başlanabilir.7).

Hücresel immünyetersizlik olduğu zaman hastalık yapıcı hale geçer. Trofozoitler pulmoner epitel hücrelerin yüzeylerinde ekstrasellüler olarak ürerler (Şekil 4. Riskli hastalarda yüksek ateş ve akciğer bulguları hastalığı düşündürmelidir. Klinik Bulgular Çoğu insanda asemptomatik olarak normal florada bulunur. • Kedilere çiğ et verilmemelidir.• Bahçe işlerinde çalışırken veya kedi kumu boşaltırken eldiven kullanılmalıdır • Kedi kumu atılmadan önce kaynayan suda 5 dakika bekletilmelidir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bulaşma inhalasyon yolu iledir.13). AlDS'li hastalardaki pnömonilerde ilk akla gelecek etkendir. 184 . koyun ve fareler gibi bazı hayvanlarda tespit edilmesine karşın insan enfeksiyonlarında bunların öneminin ne kadar olduğu bilinmemektedir. Enfeksiyon akciğerlerdedir. Mitokondrial DNA ve değişik enzimler ile yapılan çalışmalar bu fikri desteklemektedir. bunlardan da trofozoitler gelişir. Pneumocystis Hastalık İmmünyetmezliği olan hastalarda pnömoni etkenidir Önemli Bilgiler Pneumocystis'in sınıflandırması biraz karışıktır. Dünyada yaygındır. Mantar kültürlerinde ürememekte ve antimikotiklere yanıt vermemektedir. Kistlerden sporozoitler. 1988 yılında rRNA analizlerine göre mantar sınıfına (Saccharomyces cerevisiae gibi) sokulmuştur. Ancak medikal olarak protozoon gibi davranmaktadır. Ağır solunum yetersizliği gelişebilir. Amerika'da yapılan bir çalışmada sağlıklı çocukların %70'inde antikorları tespit edilmiştir. At.

İmmün sistemi sağlan olanlarda normal flora kabul edilebilir. 185 . Fluoresans antikor boyama yöntemleri de kullanılabilir. Trypanosoma Medikal önemi olan üç Trypanosoma vardır. köpekler.Laboratuvar Bulgular Akciğer filminde hilustan yayılan infiltrasyon ve akciğerde buzlu cam manzarası görülür. Latin Amerika ülkelerinin hastalığıdır. Trypanosoma cruzi Hastalık Chagas (Amerikan tripanosomiyazisi) hastalığı etkenidir. kemiriciler doğal rezervuarlarıdır. serolojik testlerinin olmadığı. T. gambiense ise Afrika uyku hastalığı etkenidir. alternatif olarak pentamidin kullanılır. rhodesiense ve T. ancak AIDS gibi immünyetmezliği olanlarda pozitifliği anlamlıdır. cruzi Chagas. bronkoalveoler lavaj sıvısı veya akciğer endoskopik biyopsi örneklerinde Giemsa boyaması ile kist ve trofozoitler görülebilir. AIDS'li hastalarda bu ilaçlar profilaktik olarak kullanılır. T. Önemli Bilgiler Kediler. Tedavi Tedavide trimetoprim-sulfametaksazol. Organizmanın Gram ile iyi boyanmadığı. kültür yöntemlerinin etkili olmadığı unutulmamalıdır. Balgamda. Trypanosomalar insanda ve vektörlerde morfolojik ve fizyolojik olarak farklılıklar gösterirler.

Gastrointestinal sistemde otonom ganglionlar harap olur ve megaözofagus ile megakolon görülür. Vektörlerde kamçılı tripamostigot.15). Kardiak hastalığın tipik bulguları biventriküler hipertrofi ve aritmilerdir. 186 . insanlarda ise kamçısız amastigot formundadır. Rutin kullanıma girmemesine rağmen PCR testi kullanılabilir. En sık kulanılan yöntem ELISA testleridir. Klinik Bulgular Chagas hastalığının klinik bulguları akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır. laysmayoz ve diğer parazitler ile çarpraz reaksiyon göstermesi nedeniyle yalancı pozitiflik sık görülür. hematojen chagomalar denilen ağrılı subkutan nodüller. periorbital ödem ile karakterize Romana işareti (Şekil 4. ateş. Kana geçen parazitler başlıca monositler. Ölüm konjestif kalp yetersizliği veya aritmilere bağlıdır. lenfadenopati. malarya. Laboratuvar Bulgular Kalın damla veya yayma preparatlarda etken aranır. Kronik dönemin önemli bulguları kardiak ve gastrointestinal sistemi ilgilendirenleridir. Kongenital chagas hastalığı hepatosplenomegali. myokardit ve hepatit ile karakterizedir. periferik nöronlar ve merkezi sinir sistemini infekte ederler. Chagas hastalığında %40 oranında ani ölüm görülür. olguların önemli bölümünde reaktivasyona bağlı serebral abseler görülebilir. Birkaç hafta veya ay sonra hastalar kronik döneme girerler. sepsis. Ancak unutulmamalıdır ki kongenital Chagas ortalama 2/3'ü asemptomatiktir. Sifiliz. geçici deri döküntüleri.14). hepatosplenomegali. HIV pozitif hastalarda fatal seyirlidir. yüz ve ekstremitelerde ödem gelişir. Akut enfeksiyonda deride eritematöz lezyonlar (chagoma).Patogenez ve Epidemiyoloji Trypanosoma cruzi'nin tahtakurusu (reduviid bug) veya kene dışkısı ile kontamine ellerle gözlerin kaşınması veya bütünlüğü bozulmuş deri yolu ile bulaşır (Şekil 4.

Önemli Bilgiler Birçok etkeni hayvanları infekte eder ancak. Tablo 4. Tedavi Akut olgularda seçilecek primer ilaç nifurtimokstur. 187 .8). insanlarda hastalık yapanlar T. Deriden bulaşmanın ardından hastanın immün sisteminin gücüne bağlı olarak kana ve lenf dolaşımına. Ancak insandan insana bulaşma da gösterilmiştir. brucei gambiense ve T. oradan da beyine geçer. brucei rhodesiense'dir. Bu ilaç tripomastigotları kan içinde öldürebilir ancak doku içindeki amastigotlara çok etkili değildir (Tablo 4. Hastalığın kliniğinde üç dönem vardır. Çeçe sineği en önemli vektörüdür. rhodesiense sadece insan değil aynı zamanda evcil hayvanlar ve vahşi hayvanlarda da enfeksiyon etkenidir. T. Kronik klinik tablolarda tedavinin etkinliği yoktur.Şüpheli serumlar referans laboratuarlarına gönderilmelidir.8 Chagas hastalığının tedavisi Yetişkin İlk seçenek Nifurtimoks Günde 4 defa 8-10 mg/kg/gû'n 120 gün Alternatif Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Pediatrik Nifortimoks Günde 4 defa 15 mg/kg/gün 120 gün Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Trypanosoma gambiense ve rhodesiense Hastalık Afrika uyku hastalığı etkenidir.

koroid pleksus ve subaraknoid aralığa yayılarak meningoensefalit gelişimi. Tedavi parazitin başlıca enzimi olan ornitin dekarboksilazı inhibe eden Eflornitin kullanılır.Başlangıçta enfeksiyon alanı olan deride üç hafta kadar süren şankrlar görülür. Relaps olgularında aynı tedavi uygulanır.1. Visseral Leishmaniasis (Kalaazar): L. Örnekler ateşli dönemlerde alınmalıdır. tropica 3. Mukokutanöz Leishmaniasis: L. T. Korunmada Çeçe sinekleri ile mücadele edilmelidir. rhodesiense'de daha fazla parazit bulunması nedeniyle tanı daha kolaydır. Parazitemi olgularında BOS'ta kontrol edilmelidir.Uyku hastalığı dönemi. gambiense'de ise sık sık tanı yöntemleri tekrarlanmalıdır. Erken ve geç dönem MSS infeksiyonlarında etkilidir. Kutanöz Leishmaniasis (Şark çıbanı): L.16). Korunma amacıyla kemoprofilaksi uygulanamaz ve immunoprofilaksiler etkili değildir. 2. gambiense'de kronik enfeksiyon şeklinde iken. T. Suraminde tedavide etkilidir. Pentamidin alternatif ilaç olarak kullanılabilir.Kanla veya lenf yoluyla yayılma dönemi. T. Uyku hastalığında relapslar uygun tedaviye rağmen sık görülür. 188 . rhodesiense'de ise birkaç ay içinde ölümle sonuçlanan daha akut bir enfeksiyon tablosu görülür. Organizma şankr veya kemik iliğinin aspirasyonu ile de gösterilebilir. donovani 2. brasiliensis Leishmaniasis tatarcıkların (phlebotom) vektörlük yaptığı ve memelilerin rezervuar olduğu bir zoonozdur. Leishmania Başlıca üç tip hastalık yaparlar 1. Leishmania donovani Hastalık Kala azar (visseral leishmaniasis) etkenidir. Klinik gidiş T. 3. Tanı kanda direkt mikroskopi ile hareketli parazitlerin görülmesi ile veya periferik yayma preparatın Giemsa veya Wright yöntemi ile boyanması ile konulur (Şekil 4.

Bu durum sekonder enfeksiyonların gelişmesine ve kanama diyatezine sebep olur. Tatarcıktaki yaşam siklusu ortalama 10 gün kadardır. infekte hayvandan kan emen flebotom amastigot (insanlardaki kamçısız formu) içeren makrofajları emer. 189 . lökopeni ve trombositopeni görülebilir. Patogenez ve Epidemiyoloji Amastigotlar deri.17).Önemli Bilgiler Yaşam siklusu içinde tatarcıkların önemli bir yeri vardır. Daha sonra amastigotlar makrofajları terk ederek. Enfeksiyon hastalıkları içinde dalağı en çok büyüten hastalıktır (Şekil 4. tatarcığın midesinde promastigot'a (tatarcıkta kamçılı formu) dönüşürler. En ciddi etkilenen organlar karaciğer. Sadece dişi flebotomlar taşıyıcıdırlar (Şekil 4. dalak ve kemik iliği gibi retiküloendotelyal sistem organlarıdır. Köpek.18). Kemik iliği aktivitesindeki düşüklük ve dalaktaki hücresel yıkım nedeniyle anemi. fagositer ve diğer retiküloendotelyal orjinli hücreleri infekte edebilirler. Barsaklarda çoğalarak farenkse göç ederler ve bir sonraki ısırıkta bulaşırlar. tilki ve fareler gibi memeliler rezervuardırlar.

19).9 Cryptcsoporidiosis sendromu İnfeksiyonlar Bakteriyel Kutanöz • Tularemi • Furonkül/karbonkül • Sellülit • Yaws • Sitiliz • Atipik tüberküloz • Tüberküloz • Lepra Mantar • Histoplazmoz • Sporotrichosis • Lobomycosis • Coccidioidomycosis • Blastomycosis • Chromomycosis Viral Protozoon • Orf • Dracunculiasis • infeksiyoz mononükleoz • Akut Chagas hastalığı • Schistosomiasis • Karaciğer amip apsesi • Malaria Diğer (noninfeksiyöz sebepler) • Bazal veya squamoz cell carsınoma • Lenfoma veya metastatik kanserler • Discoid lupus • Sarkoidoz • Insect bite • Ektima • Kerion • Piyojenik granuloma • Yabancı cisim granuloması • Bazal cell karsinoma • Wegener granulomatosis'i • Sarkoidoz • Lenfoma • Histoplasmosis • Paracoccidiodomycosis • Rhinosporidiosis • Histoplasmosis Mukokutanöz • Yaws • Sitiliz Visseral • Bruselloz • Tifo • Tüberküloz Tanı genellikle kemik iliği. Hastalık yıllarca sürebilir. Laboratuvar Bulgular Tanıda ilk adım anamnezdir. Çok büyük dalak karakteristik özelliğidir. Açık renkli hastalarda hiperpigmentasyon görülür (Kara hastalık). kilo kaybıdır. Güney Rusya ve Çin'in bazı kısımlarında ana rezervuar köpekler ve tilkilerdir. Klinik Bulgular Semptomlar intermittan ateş. ancak anemi lökopeni ve trombositopeni hastalığı ağırlaştırır. Başlangıçta hastalar ateşi tolere edebilir. Kalaazar hipoalbuminemi ve hipergammaglobulinemi ile karakterize bir hastalıktır. Tablo 4. epiteloid hücreler ve makrofajların içinde tipik Leishman-Donovan cisimcikleri görülür (Şekil 4. kuvvetsizlik. Amastigotlar lökositler. Afrika'da fare gibi kemiriciler. Kalaazar'da üç farklı epidemiyolojik bölge vardır. Hindistan ve Kenya'da ise ana rezervuar insanlardır. Tedavi bening tabiatlı olmadığı için ayırıcı tanıda diğer hastalıkların ekarte edilmesi önemlidir (Tablo 4. 190 .Hastalarda spesifikliği ve koruyuculuğu olmayan IgG artışı bulunur.9). Tedavi edilmeyen olgular genellikle sekonder enfeksiyonlar ile kaybedilirler. dalak veya lenf bezi biyopsilerinde amastigotların gösterilmesi ile konulur. Orta-Doğu.

ülserleşir. Tedavi Sodyum stiboglukonat ilk seçilecek ilaçtır. genelde yüzdedir ve 1 yılda iyileşir. Lenf bezleri de olaya karışır.ancak tanıda faydalıdır. Hasta serumuna bir damla formalin damlatılınca serumda katılaşma görülür. İkincisi sadece Amerika'da bulunurken.21).Kültür alınabilir. Hipergamaglobulinemiyi gösteren Formoljel testi spesifik değildir. L. Leishmanmia tropica. Uygun tedavi ile mortalite oranı %5'in altındadır. 191 . Yaş tip: Etken L. iyileşmişlerde ise pozitif olabileceği unutulmamalıdır. braziliensis Hastalık L tropica ve L mexicana kutanöz layşmonyoz etkenidir. Laboratuvar Bulgular Lezyonun krut yanındaki ödemli kısım ile sağlam cilt sınırından enjektörle alınan eksüdada Giemsa veya lesihman boyası ile etken görülebilir. 1. İyileşme kalıcı immünite ile sonuçlanır. braziliensis'de Güney Amerika'da mukokotanöz layşmonyoz etkenidir (Şekil 4.10). krutlanarak ve depigmente sikatris bırakarak iyileşir. Kuru tip: L tropica minör etkenidir. mexicana. Önemli Bilgiler L. tropica majördür. Ancak tedavi her zaman başarılı değildir. Deri testlerinin aktif hastalık sırasında negatif. Hastaların çoğunda indirekt immünfloresans yöntemi ile pozitif bulunur.20). L. Tedavi Tedavide en önemli ilaç bir beş değerli antimon bileşiği olan sodyum stiboglukonat'dır (Tablo 4.tropica tüm dünyada yaygındır. 6 ayda iyileşir (Şekil 4. donovanide olduğu gibi tatarcıklar etkendir. Yavaş ve hafif lezyonlara yol açar. İnkübasyon periyodunun ardından ısırık yerinde kırmızı renkli bir papül. daha sonra da yayılarak nekrozlar oluşturur. Patogenez ve Epidemiyoloji Flebotomların ısırması ile bulaşır. Promastigotlardan hazırlanmış deri testleri bulunur. İki tiptir.

Tablo 4. Alternatifler • L tropica majör veya L mexicana enfeksiyonlarında stibogluconate'ın intralezyonal injeksiyonu her gün 8/24 injeksiyon kullanılabilir.10 Leishmaniasis tedavisi İlk seçim Kutanöz • Meglumin antimonat (glukantim) 10 gün 20 mg/kg/gün • Stibogukonat mg/kg/gün Mukokutanöz Visseral • Stiboglukonat 20 mg/kg/gün IV veya İM iki eşit dozda 30 gün • Stiboglukonat 20mg/kg/gün İv veya İM iki eşit • Dirençli olgularda: pentamidin. 4 mg/kg haftada 3 kez 5 hafta veya • Amfoterisin B. 192 . 1 mg/kg IV bir gün arayla 20 gün • Tedaviye paromomisin eklemek tedavi süresini 28 günden 15 güne düşürecektir.

Primer meningoensefalit etkenidir. Deri lezyonları mantar enfeksiyonlarını taklit eder.22). Tedavi edilen hastalarda dahi prognoz kötüdür. Fokal nörolojik bulgulardan görme bozuklukları ve ataksi önemli semptomlarıdır (Şekil 4.23). Acanthamoeba solunum yolu veya deri travmalarından ardından immün yetersizlikli hastalarda gelişen granülomatöz ensefalit etkenidir. Tanı biyopsi ile konulur. Tedavide intravenöz ve intratekal amfoterisin B kullanılır. Kistler dirençlidir. Ancak hızlı ilerler ve fatal seyirlidir. Tanı için pürülan BOS'da bakteri görülmezse direkt preparatlarda amip aranmalıdır. kontamine sularda kornea travmasına maruz kalanlarda keratit yapar. toprakta bulunur. ancak amfoterisin B kullanılabilir. Etkili tedavisi yoktur. Naegleria trofozoitleri genellikle ılık sularda yüzme veya dalma sırasında burun mukozasından girer. Hastalık körlük yapabilir. klorlama ile ortadan kaldırılamaz. Organizmalar ılık suları olan göllerde ve su birikintilerinde. Hem trofozoitleri hemde kistleri vardır. 193 . Mukozaya penetrasyon sonunda. keratit etkeni olan serbest yaşayan amiplerdir. pürülan menenjit ve ensefalit tablosu ile hastalarda fatal bir tablo yaratır (Şekil 4. Acanthomeba kontakt lens takanlarda keratit etkeni olabilir.DİĞER PROTOZOONLAR Acanthamoeba ve Naegleria Meningoensefalit. Hastalık sıklıkla H5V veya bakteriyel keratitler ile karıştırılır. Acanthamoeba kontakt lens kullananlar. Etkili bir tedavi yöntemi yoktur. Granülomatöz ensefalit gelişen olgular ortalama 40 gün içinde ex olurlar. Tanı BOS'da amiplerin gösterilmesi ile konur.

Özellikle AIDS'li (immün yetersizlikli) hastalarda görülür. Splenektomi yapılan hastalar daha ağır enfeksiyon geçirirler. Falciparum gibi birden çok taşlı yüzük formu vardır. Kenelerle bulaşır. Plasmodiumlardan farklı olarak intraeritrositer pigmentasyon görülmez.24). Diyareler intermittan ve relapslıdır. Kırsal bölgelerde endemik olarak bulunur. Cyclospora Cydospora cayetanensis intestinal prozotoondur ve immün yetersizlikli hastalarda sulu diyareler yapar. Tanı dışkı incelemesinde tipik ookistlerin görülmesiyle konur. Tanı intraeritrositer taşlı yüzük şeklindeki parazitlerin gösterilmesi ile konulur. Sestodlar Sestodlar scolex denilen bir başa ve proglottid denilen multipl segmentlere sahiptirler. X şeklinde şizontları vardır (Şekil 4. Hayvanlarda rezervuarı yoktur. bol sulu diyare görülür.Babesia Babesia microti babezyoz etkenidir. Isospora Isospora belli diyare etkeni intestinal protozoondur. Tedavide kinin ve klindamisin ile kombine tedavi daha etkilidir. 194 . Sestodlar skolekslerinin arkasına ürettikleri proglottidleri aracılığı ile büyürler. Diyarenin patogenizi bilinmemektedir. Sıtma gibi eritrosit parazitidir. Sıtmadan farklı olarak karaciğer dönemi yoktur. Tedavide trimethoprim-sulfometaksazol kullanılır. Eritrositlerin içinde P. İmmün yetersizliği olan hastalarda kronik. Skoleksler parazitin barsak duvarına tutundukları organelleridir. Etken fekal-oral yolla alınır.

195 . Hareketli proglottidlerin dışkıda. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. hatta dışkı yapılmaksızın düşürülmesi önemli bulgudur. Taenia saginata Hastalık Teniasis etkenidir. CT. Medikal önemi olan sestodların özellikleri Tablo 4. seroloji Praziquantel Diphyllobothrium latum Echinococcus granulosus Yumuşakçalar ve balık Koyun GİS Praziquantel Karaciğer.11 Medikal önemi olan sestodlar ve özellikleri Sestod Taenia solium Bulaşma (A) İyi pişmemiş etler (B) İnsan dışkısı ile kirlenmiş besinlerden yumurtaların alınması Taenia saginata İyi pişmemiş etlerden larvaların alınması İyi pişmemiş balıktan larvaların alınması Köpek dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerle yumurtaların alınması Sığır Ara konak Domuz İnsanda yerleşim yeri GİS Beyin ve gözler (Sistiserkozis) Tanı Dışkıda proglottidler Biyopsi.Distal proglottid birçok yumurta içerir ve dışkı ile dışarı atılır. Tablo 4. 3 ay içinde 10 metre uzunluğa erişebilir. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda 15-20 uterus dalı bulunan hareketli proglottidlerin görülmesi ile konur. Önemli Bilgiler T. T. Apendisit yapabilir. Parazit ince barsağın duvarına tutunur. iştahsızlık ve karın krampları görülebilir. İnsanlar iyi pişmemiş sığır etlerinin içindeki larvaların (sistiserkus) yenilmesi ile infekte olurlar (Şekil 4. Bazı hastalarda bulantı. Sığırlarda sistiserkus bovis gelişir. İnsanlar genellikle iyi pişmemiş etlerde bulunan larvaların yenilmesi ile infekte olurlar. Böylece başka hayvanların ve insanların enfeksiyonunda rol oynar. Yumurtalar proglottidlerden daha az görülür. Patogenez ve Epidemiyoloji İnce barsaklarda hafif bir hasar olabilir. Yumurtaları morfolojik olarak birbirinden farklı değildir. akciğer ve beyin (hidatik kist) Albendazol veya cerrahi tedavi ile kistin çıkartılması Taenia 1. 15-25 arasında uterus dallanması vardır.25). CT Tedavi Praziquantel Praziquantel veya cerrahi tedavi ile kistlerin alınması GİS Dışkıda proglottidler Dışkıda kapaklı yumurtalar Biyopsi. T. saginata'nın 4 adet vantuzu vardır. solium'da bu sayı 5-10 arasındadır. Hastalık dünyada yaygın olarak bulunur. Sisteserkozis ve hidatik kist gibi bazı durumlarda yumurtalar alınır ve kistik hastalıklar oluşabilir. solium'dan farklı olarak insanlarda sistiserkus gelişmez.11'de açıklanmıştır. insanda larvaları sistiserkozis yapmaz. tacı yoktur.

ancak ölürlerse salgıladıkları maddeler ile inflamatuvar yanıt oluştururlar. Laboratuvar Bulgular Dışkıda proglottidlerin görülmesi ile tanı konur. Klinik Bulgular Genellikle asemptomatiktir. Önemli Bilgiler Dört adet vantuzu ve tacı vardır. 196 . domuzlar ise ara konaktır (Şekil 4. Canlı sistiserkuslar inflamasyon yapmazlar. T. Patogenez ve Epidemiyoloji İntestinal yerleşimli şeritler barsaklarda az hasar yaparlar. kusma ve bayılma yapabilir. Parazit ince barsak duvarına tutunur.Tedavi Praziquantel tedavide seçenektir. Tedavi Primer ilaç prazikuanteldir. Asemptomatik hastalarda yumurtaları yutarak otoinfeksiyona sebep olabilecekleri için tedavi edilmelidir. infekte kişilerden çıkarılan proglottidlerin hayvanlar tarafından yenilmesine engel olunmalıdır Taenia solium Hastalık Taeniasis etkenidir. İnsanlar tarafından yenilinceye kadar stabil olarak kalır. bazı hastalarda anoreksi veishal görülebilir. 5-10 arasında dallanan uterusu bulunan proglottidleri bulunur. Böyle durumlarda sistiserkuslar kalsifiye olur ve röntgen ile görülebilirler. Bazılarında dışkıda proglottidler görülebilir. Beyindeki sistiserkoz başağrısı. solium larvaları insanlarda sistiserkozis yaparlar. Cerrahi tedavi gerekebilir. İnsanlar iyi pişmemiş sistiserkuslu domuz etleri yiyerek infekte olurlar. Dışarı atılan proglottidler rastlantısal olarak domuzlar tarafından yenilir. özellikle beyinde büyük lezyonlar yapabilirler. Yumurtadan altı adet çengeli olan embriyo (onkosfer) domuzun barsağına tutunur.25). Sistiserkozislerin tanısı görüntüleme yöntemleri ile konulabilir. Alternatif olarak albendazol önerilebilir. Kaslar içinde sistiserkus gelişir. 3 ay içinde 5 metre büyüklüğe ulaşır. bazen de vitreusda yüzen larvalar görülebilir. Sistiserkuslar ise çok geniş olabilir. Korunmada hayvan etlerinin iyi pişirilmeden yenilemesine. Gözde olursa üveit ve retinit. İnsanlar hem ara hem son konak. Buradan kan damarlarına geçer ve iskelet kaslarına yerleşir.

30 yıldan uzun yaşayabilir.Diphyllobothrium Hastalık Difilobotriyoz etkenidir. En uzun sestoddur. Hastalık özellikle iskandinavya. Bazı hastalarda parazitin B12 vitaminini kullanmasına bağlı olarak megaloblastik anemiler meydana gelebilir. 197 . sarı-kahverengi boyanan. Proglottidinin genişliği uzunluğundan daha fazladır. Yumurtaları diğer sestodlardan farklı olarak ovaldir ve kapaklıdır. Boyu 13 metreden uzun olabilir. Serolojik testi yoktur. kapaklı tipik yumurtalarının görülmesi tanı koydurucudur. Japonya ve Kanada'da endemiktir. latum enfeksiyonu ince barsaklarda hafif bir inflamasyon yapar. Patogenez ve Epidemiyoloji D. Abdominal ağrıları ve diyaresi olanlara rastlanılır. Kuzey Rusya. Önemli Bilgiler İnsanlara larva içeren balıkların iyi pişirilmeden yenmesi ile bulaşır. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. Laboratuvar Bulgular Dışkıda oval.26). Bir kişide birden çok parazit bulunabilir. İnce barsaklarda erişkin hale gelir (Şekil 4.

granulosis bir skoleks ve sadece üç adet proglottid'den oluşmuştur. köpeklerin barsağındaki parazit tarafından binlerce yumurta üretilir ve bunlar koyunlar veya insanlar tarafından yenilir. multiloküler hidatik kist etkenidir. En küçük tenyadır.Tedavi Tedavide ilk seçenek prazikuantel'dir. akciğer. Yaşam siklusunda. Köpekler en bilinen son konaklarıdır. alveolaris ise nadir görülür. Önemli Bilgiler E. 198 . Onkosfer embriyolar ince barsakta meydana gelir ve başlıca karaciğer. Koyunlar ara konaktırlar.27). E. Echinococcus Hastalık Echinococcus granulosus hidatik kist etkenidir. kemik ve beyine göç ederler. insanlar rastlantısal ara konaktır (Şekil 4. Embriyolar bu dokularda içi su dolu hidatik kistler halini alırlar.

granulosis bol sıvılı unisellüler kist üretir. 199 .Patogenez ve Epidemiyoloji E. Bu kistlerde binlerce skoleks bulunur ve geniş kistin içinde birçok yavru kistler (kız kist) oluşturur.

200 . Akciğer kistleri kanlı balgam. Artık sadece tarihsel önemi olan iki test Casoni ve Weinberg'dir. Erişkin formu insanlarda bulunan en küçük sestoddur.. granulosis ile aynıdır. Hipertonik tuzlu sular gibi protoskolisida ajanlar kist içine injekte edilir.29).30). Ancak son konak tilki. boyutlarına kadar ulaşabilir. Karaciğer kistleri hepatik fonksiyonlarda bozulma yaratabilir. Laboratuvar Bulgular Tanı görüntüleme yöntemleri ile multipl protoskoleks taşıyan kapsülün gösterilmesi ve bunun mikroskobik incelenmesi veya indirekt hemaglutinasyon test gibi serolojik yöntemlerdir. Klinik Bulgular Hidatik kistli hastaların çoğunun kliniği asemptomatiktir. ara konaklar ise farelerdir. Buna cerrahi tedavi eklenebilir. serebral kistler de baş ağrısı ve nörolojik bulgular oluşturabilir. Casoni kist sıvısı ile yapılan cilt testidir. Sadece 3-5 cm.28). Buradaki amaç kistin patlaması durumunda parazitlerin dolaşıma geçmesinin engellenmesidir. alveolaris için ise %90 karaciğerdedir (Şekil 4. Önemli özellik Weinberg ile antikor aranmadan önce Casoni testinin yapılması halinde yalancı pozitiflik ortaya çıkabilir. Ara konakları yoktur (Şekil 4. Hymenolepis nana Cüce sestoddur.E. DİĞER CESTODLAR Echinococcus alveolaris (multilocularis) Birçok özelliği E. Diğer sestodlardan farklı olarak yumurtaları insanları direkt olarak infekte edebilir. Çok yüksek oranda karaciğere yerleşir (Şekil 4. Tedavi Tıbbi tedavi albendazoldür. Kistin rüptüre olması anafilaktik reaksiyonlar meydana getirebilir. E. granulosis için yerleşim %60. İnsanlar rastlantısal ara konaktır.

Hastalığın önlenmesi personel hiyjenine dikkat edilmesi.31). Çocuklarda enfeksiyon sıklığı fazladır. Diğer sestodlardan farklı olarak bir kişide yüzlerce H. Proglottidleri dışarı atılmak için parazitten ayrıldıklarında barsakta açılır ve otoinfeksiyonlara sebep olurlar. nana bulunabilir.Duodenuma geldiklerinde sistiserkoid larvalara ve sonrasında da yetişkin forma dönerler. enterit. 201 . sinir sistemi belirtileri ve konvulsiyonlar bulunabilir. Tanı dışkıda bipolar saçaklı yumurtalarının görülmesi ile konulur (Şekil 4. Karın ağrısı. kontamine yiyecek ve sulardan uzak durulması ile konulur. Tedavi prazikuantel ile yapılır. anemi. asteni.

insanlar çatal kuyruklu serkaryaların deriye penetre olmaları ile infekte olurlar. S. S. Schistosomalar diğerlerinden farklı olarak erişkin döneminde erkek ve dişi olarak ayrılır ve dişi erkeğin karın oluğunda (gynecophoric kanal) yaşar (Şekil 32). mansonive japonicum'un yetişkinleri mezenter venlerinde yaşarken.33). 202 . mansonive S. Üçününde kendine has yumurtaları bulunur. mansoni lateral dikene sahipken. S. Mezenter arterden. S. S. Shistosomalar damar içi (kan) paraziti olarak tanınırlar.haematobium idrar kesesinde yaşar. Önemli Bilgiler Trematotlar hermafrodittirler. Yumurtalar dışkı veya idrar ile atılır ve dışarda tekrar serkaryaları oluştururlar. haematobium üriner sistem infeksiyonu yaparken. S. Böylece sürekli yumurtaları döller. portal dolaşım aracılığı ile karaciğere gelir ve yetişkin parazitleri oluştururlar. japonicum çok küçük lateral diken ve S.TREMATODLAR Schistosoma Hastalık Schistosomiasis etkenidir. Buradan kana geçer ve venler aracılığı ile arteriyel dolaşıma çıkarlar. Sonrada kendi alanlarına yerleşirler (Şekil 4. haematobium yumurtalarının ise terminal dikeni vardır. japonicum gastrointestinal sistemde etkilidir.

Penetrasyonun olduğu yerde kaşıntı. bunu takip eden 2-3 hafta sonra ateş. barsak veya mesane duvarına birçok patolojik etkisi vardır. diyare. Karaciğerde granulomlar. En genel ölüm sebebi özofagus varis kanamalarıdır. S.haemotobium mesane duvarında granulom ve fibrozis oluşturduğu için mesane karsinomlarına sebep olabilir. hepatomegali ve massif splenomegali gelişebilir. Yumurtaların antijenlerine karşı gelişen immün yanıt granulomların sebebidir. lenfadenopati ve hepatosplenomegali görülebilir. Tedavi Praziquantel primer ilaçtır.Patogenez ve Epidemiyoloji Yumurtaların karaciğer. japonicum yumurtaları hem ince barsak hem de kalın barsak duvarında (üst ve alt mezenter ven) hasar oluştururlar. Orta yükseklikte eozinofili görülebilir. Hepatositler sağlam kaldığından genellikle karaciğer fonksiyon testleri bozulmaz. Bazı göllerde meydana gelen yüzücü kaşıntısı insanları infekte etmeyen schistosomalar tarafından meydana gelmektedir. Bakteriyel süper infeksiyonlar görülebilir. Kronik enfeksiyonlar semptomatik olabilir. Portal hipertansiyon splenomegali yapabilir. Kronik hastalık morbidite ve mortaliteye sebep olabilir.34. S.35). 203 . Serolojik testler kullanışlı değildir. Laboratuvar Bulgular Karakteristik yumurtaların dışkıda veya idrarda gösterilmesi ile tanı konulur (Şekil 4. Eozinofili görülebilir.mansoni yumurtaları distal kolon duvarında (alt mezenter ven) hasar oluştururken S. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. fibrozis. S. hepatomegali ve portal hipertansiyon yapabilir. titreme. Gastrointestinal hemoraji. 4. dalak. haemotobium enfeksiyonlarının en belirgin semptomu hematüridir.

Paragonimus Hastalık Paragonimyaz denilen akciğer infeksiyonunu yapar.36). Praziguantel primer ilaçtır. İmmatür parazit ince barsaklardan akciğere yerleşir (Şekil 4. 204 . Tanı tipik kapaklı yumurtalarının balgam veya feçesde tespit edilmesi ile konulur. Önemli Bilgiler İnsanlara az pişmiş veya çiğ yenen metaserkarya bulunduran yengeç etinden bulaşır (Şekil 4.38).

yetişkin olur.Clonorchis Hastalık Clonorchis sinensis klonorşiyaz (Oriental karaciğer yassı solucan infeksiyonu) etkenidir. ancak safra yollarında hiperplazi ve fibrozis yapabilir. Sıklıkla asemptomatik seyreder. Boyu yaklaşık 3 cm. 205 . kadar olan yaprak şeklinde bir parazittir. (Şekil 4. Praziquantel primer ilaçtır. Fasciola Fasciola hepatica koyun karaciğeri yassı solucanıdır.38). tipik kapaklı yumurtalarının dışkıda tespit edilmesi ile konulur. kahverengi. Önemli Bilgiler İnsanlar az pişmiş veya çiğ yenen balık etindeki metaserkaryalar aracılığı ile infekte olurlar. Duodenumda kistindan çözüldükten sonra immatür parazit safra yollarına yerleşir. Tanı küçük.

39). Eozinofili görülür. Doku nematodlarının erişkinleri insan vücudunda yaşarlar. Oncho-cerca ve Loa filarial nematodlar olarak bilinir. insandan insana kan emen sinekler aracılığı ile bulaşır. mekanik etki ile hepatomegali kolanjit. filariform larvalar infeksiyözdür. bunlardan serkaryalar oluşur ve kistik hale gelen parazitler su bitkilerinin üzerine tutunurlar. Trichuris ve Ascaris yumurtalarının oral yoldan alınması ile bulaşırken. Doku nematodlarından Dracunculus diğerlerinden farklı olarak tatlı sulardaki yumuşakçalarda yaşar ve insanlara içme suları aracılığı ile bulaşır. diğer intestinal nematodlar larvaları ile bulaşırlar. Tanı. 206 . çünkü kan ve doku sıvılarında mikrofilaria denilen hareketli embriyoları vardır. Yumurtalar tatlı sulara karışır. Vücutları kütikül denilen çok dirençli hücre içermeyen bir yapı ile kaplıdır. Önemli doku nematodlarından Wuchereria. dışkıda kapaklı yumurtaların görülmesi ile konulur. sadece Strongyloides toprakta da yaşayabilir. Tablo 4. Bu bitkileri yiyen koyun veya insanlarda tipik enfeksiyonlarını oluştururlar (Şekil 4. Koyun karaciğeri yiyenlerde dışkı mikroskopisinde parazit yumurtalarını görebilirsiniz (yalancı perazitlik). mirasidyalar tatlı su yumuşakçalarına geçer.12). Nematodlar Nematodlar (nemathelmintler) silindirik vücuda ve ağız ile anüsü de içeren sindirim sistemlerine sahiptirler. Serolojik testi yoktur. Dişileri erkeklerine göre genellikle daha büyüktür. Bunlar. Portal siroz gelişebilir. sarılık ve ishale neden olurlar. Yetişkin parazitler safra yollarına yerleşir. Rhabditiform larvalar yiyecekler ile bulaşırken. barsak duvarına penetre olurlar ve karaciğere ulaşırlar ve burada yetişkin hale gelirler. Medikal önemi olanlar intestinal ve doku nematodları olarak iki önemli gruba ayrılırlar (Tablo 4. Necator americanus • Strongyloides stercoralis • Trichuris trichiura • Capillaria philippinensis • Trichostrongylus • Anisakiasis Doku nematodları Filariasis • Wuchereria türleri (lenfatik filariasis) • Brugia türleri (lenfatik filariasis) • Loa loa (Afrika göz nematodu) • Mansonella türleri • Onchocerca volvulus Diğer doku nematodları • Dracunculus medinensis • Trichinella spiralis • Toxocara türleri (visseral larva migrans) • Angiostrongylus cantonensis (menenjit) Enterobius.12 İnsanlarda hastalık yapan nematodlar İntestinal nematodlar • Ascaris lumbricoides • Enterobius vermicularis • Ancylostoma duodenale. Prazikuental ve bitional etkili ilaçlarıdır. Duodenumda kistleri açılan parazitler. Safra yollarında yumurta üreten hermafrodit yetişkinler feçese bunları dökerler.İnsanlar larvalar ile kontamine su terelerini yiyerek infekte olurlar.

Parazitlerin dokulara migrasyonunu olaylaştıran sistein proteaz üretimi IL-5 üretimini stimüle eder. daha hafif seyididir.Nematodlardan bir kısmı insanlarda larvaları ile enfeksiyon yaparlar. IgE aracılığı ile parazitin yüzeyine tutunur. Kaşınma sonucunda sekonder bakteriyel enfeksiyonlar görülebilir. Bunlardan en ciddi olanları visseral larva migrans etkeni. Önemli Bilgiler Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. Strongyloides. Yetişkin erkek ve dişi parazitler kolonda oturur. köpek askarisi larvası olan. Bunların kaşınma sonucu parmaklara gelmesi ile reenfeksiyon gerçekleşebilir. İNTESTİNAL NEMATODLAR Enterobiu vermiculariss Hastalık Kıl kurdu (oksiyür) enfeksiyonu etkenidir. 207 . Patogenez ve Klinik Bulgular Perianal kaşıntı en sık görülen semptomdur. Köpek ve kedilerin kancalı kurdunun larvası olan Ancylostoma caninum kutanöz larva migrans etkenidir. Ascaris ve Ancylostoma ile Necator enfeksiyonları sırasında dokularda migrasyon yaparlar. Eozinofiller organizmayı fagosite etmezler. Helmintlere karşı konak immün yanıtı T hücrelerin alt tipi olan Th-2'ler aracılığı ile olur. Bir üçüncü nematod da iyi pişmemiş deniz ürünlerinden bulaşan anisakiasis'dir (Anisakis simplex). Trichinella. eozinofilik granüllerinde bulunan sitotoksik enzimlerini parazitin üzerine sekrete ederler. Eozinofili önemli bir bulgudur. Bulaşma yumurtaların oral yoldan alınması ile olur. Toxocara canis'dir. Geceleri dişi anüse gider ve perianal deri üzerine binlerce fertilize yumurta boşaltır. 12 yaş altında dünyada en sık görülen parazittir. larvalar kolona ilerler. 6 saat içinde yumurtalarda larvalar gelişir ve enfeksiyon yapıcı hale gelebilir (Şekil 41). IgE üretimi interlökin-4 aracılığı ile artar ve eozinofiller interlökin-5 aracılığı ile artarlar. Yumurtalar ince barsaklarda açılır.

13) . beyaz kıl kurtlarını görmek mümkün olabilir. Serolojik testi yoktur. Reenfeksiyon yaygındır. Ayrıca evde kalan herkes tedavi altına alınmalıdır. Kolonda bulunan parazitler binlerce yumurta çıkartır (Şekil 4. Embriyone yumurtalar bulaşmadan sorumludur. 208 . mebendazol. İkinci seçenek olarak pivinium pamoat tercih edilebilir. Önemli Bilgiler İnsanlar. albendazol tedavide kullanılabilir. İnce barsaklara ulaşan yumurta. Tedavi Pirantel pamoat. dışkı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile infekte olurlar. Kolonda parazit enfeksiyonu yapar. 2 hafta sonra tedavi tekrar edilmelidir (Tablo 4. Bu ilaçlar yetişkin parazitleri öldürebilirken yumurtalara etkisizdir.Laboratuvar Bulgular Tanıda perianal deri üzerindeki yumurtaları görebilmek için selofan bant yöntemi uygulanır (Şekil 42).42). Diğer nematodlardan farklı olarak dışkıda yumurtası görülmez. immatür yetişkin parazitler olan larvalara dönüşür. Trichuris Hastalık Etken Trichuris trichura'dır. Küçük çocukların anüsünde veya dışkısında küçük. Bunlar kolona gelir ve olgunlaşır.

Küçük çocuklarda irritasyona bağlı ıkınma hissi oluşur ve prolapsus ani'ye sebep olabilir. Laboratuvar Bulgular Limon şeklindeki tipik yumurtalarının dışkıda görülmesiyle tanı konur (Şekil 4.43). genellikle asemptomatiktir. Klinik Bulgular Kancalı kurtlar gibi anemiye sebep olmaz. Ascaris Hastalık Ascariasis etkenidir. Bazı hastalarda diyare yapabilir. Tedavi Albendazol ve mebendazol ilk seçilecek ilaçlardır (Tablo 4.Patogenez ve Epidemiyoloji Kıl gibi ince olan ön tarafı ile intestinal mukozaya tutunur.13) . 209 .

Bazen dışkıda parazitin kendisi de gösterilebilir Tedavi Tedavide pirantel pamoat.'ye kadar büyüyebilir).13). larva barsak duvarından kan dolaşımına buradan da akciğerlere gider. Alveol içinden bronşlara ve sonra trakeaya geçer. mebendazol veya albendazol kullanılır. Bol miktarda parazit taşıyanlarda (özellikle çocuklar) malnütrisyon sebebi olabilir. barsak içindeki yiyecekler ile beslenir (Şekil 4. Ascaris topakları ile obstrüksiyonlar gelişebilir (Şekil 4. Doku reaksiyonlarının olduğu en önemli yer larva antijenlerine karşı gelişen eozinofilik eksüdalı inflamasyonun olduğu akciğerlerdir. Ilık nemli topraklarda embriyolar meydana gelir. öksürük ve eozinofili vardır. Barsak lümeninde bulunur. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde yumurtalarının görülmesi ile tanı konur (Şekil 4.46). Abdominal ağrı. Yumurtalar ince barsaklarda açılır. Bu embriyolu yumurtaların alınması ile siklus tekrar oluşur. İnce barsaklara geldiğinde yetişkin olmuştur. 210 . Patogenez ve Epidemiyoloji Başlıca hasar migrasyon sırasında akciğerlerde meydana gelir. Ascaris pnömonisi (Löffler pnömonisi) ateş. Klinik Bulgular Enfeksiyonların çoğu asemptomatiktir. Ivermektin. piperazin ve levamizoller ikinci seçenektir (Tablo 4.Önemli Bilgiler İnsan dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile bulaşır. Yetişkinleri en büyük intestinal nematodtur (25 cm. duvarlara tutunmaz.44). Yumurtalar oval ve düzensiz yüzeylidir.45). Binlerce yumurta dışkı ile atılır. buradan farenkse gelen larva yutularak tekrar gastrointestinal sisteme döner.

47). İntestinal villusların kapillerlerinden kan emerek beslenirler (Şekil 4. sonra broşlardan yutağa gelirler ve tekrar yutulurlar. İnce barsaklara gelen parazitler barsak duvarına tutunurlar. Önemli Bilgiler İnsanlar genellikle ayak veya bacaklarının derisinden nemli topraklar üzerinde bulunan filariform larvaların direk deriyi delmeleri aracılığı ile infekte olurlar. 211 . Larvalar kan damarları aracılığı ile akciğerlerde alveollere.Ancylostoma ve Nerator (Kancalı kurtlar) Hastalık Ancylostoma duodenale ve Necator americanus kancalı kurt enfeksiyonu yaparlar.

eozinofili hemen daima bulunur. Demir eksikliği olan hastalara demir replasmanı yapılmalıdır. mebendazol ve albendazol kullanılır (Tablo 4.48). Larvanın deri üzerindeki giriş deliğinde kaşıntılı papül veya veziküller meydana gelebilir. Hastalarda dışkıda gizli kan görülebilir.13). 212 . Tedavi Tedavide pirantel pamoat. Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatik olduğu için tam bir eradikasyon için 2 hafta sonra tekrarlanmalıdır. Laboratuvar Bulgular Dışkıda mikroskobik olarak safra ile boyanmayan yumurtaların görülmesi tanı koydurucudur (Şekil 4.Patogenez ve Epidemiyoloji Majör hasar parazitin tutunduğu ince barsaklardan kan kaybına bağlı olarak gelişir. Klinik Bulgular Kan kaybı mikrositer anemi yapar ve bunun sonunda solukluk ve halsizlik şikayetleri oluşur. Larvanın akciğerlere migrasyonu sırasında eozinofilili meydana gelebilir.

Barsak duvarındaki yetişkin parazit inflamasyon ve sulu ishal yapar.49). Tedavi Albendazol ve ivermektin ilk seçilecek ilaçlardır. immün yetersizliği olanlarda. Migrasyon yapan tüm nematodların ortak özelliği belirgin eozinofilinin görülmesidir. immün sistemi sağlam olanlarda genellikle asemptomatik seyirli enfeksiyon görülürken. Otoinfeksiyonlar sonucunda enterik bakterilerin yol açtığı sepsis olguları görülmüştür. Trichinella Hastalık Trichinella spiralis trichinosis etkenidir. diğeri toprakta olmak üzere İki farklı yaşam siklusu vardır. hematolojik malinitesi olanlarda hiperenfeksiyon sendromu denilen masif otoinjeksiyonla karakterize ağır klinik gidiş vardır. 213 . AIDS'li hastalarda. Serolojik testler faydalı değildir. Alveollerden bronşlara. Larvalar birçok organlara yerleşerek fatal seyir gösterirler. İnsan vücudundaki yaşam siklusu deriye penetrasyonu ile başlar. Larvanın vücuda girdiği yerde kaşıntı görülür. İnce barsaklara geldiğinde larva yetişkin hale dönüşür ve mukoza içine girerek yumurta üretmeye başlar. Akciğerlerdeki larvalar Ascaris'de olduğu gibi pnömoniler yaparlar. sonrada trakea yoluyla yutağa gelir ve tekrar yutulur. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda larvaların gösterilmesi ile konulur (Şekil 4. İnfeksiyöz flariform larvalar özellikle ayak derisinden vücuda girer ve akciğerlere migrasyon yapar. kortizon tedavisi alanlarda. Önemli Bilgiler Birisi insan vücudunda.Strongyloides Hastalık Strongyloides stercoralis strongyloidiasis etkenidir. Thiabendazol ikinci seçenek olarak tercih edilebilir (Tablo 4. Patogenez ve Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir.13). Yumurtalar genellikle mukoza içinde açılır ve dışkı ile larvalar atılır. organ transplantasyonu yapılanlarda. Hiperinfeksiyon sendromu sepsis ve bakteriyemileri taklit edebilir. Bu larvalardan bazıları direkt olarak tekrar mukoza içine girerek yeni enfeksiyonları başlatır ve akciğerlere gider (otoinfeksiyon).

Önemli Bilgiler Memelilerin hepsi infekte olabilirken. İnsanlar kasların içindeki kistik yapılarda bulunan larvaların pişirilmeden veya az pişmiş olarak yenmesi ile infekte olurlar. Yetişkin form parazit ince barsaklara yerleşir.50). yıllarca canlı kalırlar ancak sonunda kalsifiye olurlar (Şekil 4. Larvaları içeren kasların yenilmesi ile bulaşma meydana gelir. özellikle domuzlarda görülür. Kaslarda oturan larvalar bir fibröz kapsül içinde kistik yapılar halini alırlar. 214 . infektif larvalar ince barsaklardan kana ve buradan kaslara yayılır.

10 mg/kg tek doz Mebendazol. 10 mg/kg tek doz • Mebendazol 200-500 mg tek doz (hafif enfeksiyonlar) veya 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz hafif enfeksiyonlar. bulantı.51). 60 gün). mebendazol (200-400 mg günde 3 kez 3 gün. Kaslara yerleşmeyi önleyecek bir tedavi yöntemi de yoktur. 5 mg/kg tek doz. kusma şeklinde gastrointestinal semptomlar ön plandadır.13 İntentinal nematodların tedavi seçenekleri İlk seçenek Ascariasis • Pirantel pamoat. 75 mg günde tek doz 2 gün Patogenez ve Klinik Bulgular Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatiktir. Karakteristik bulgusu periorbital ödemdir. 400 mg/gün tek doz veya günde iki kez 3-7 gün. Tedavi Trichininosis'in tedavisi başlıca destekleyici tedavidir. 215 . 15 mg/kg tek doz • Thiabendazol. Laboratuvar Bulgular Çizgili kas biyopsilerinde larvaların görülmesi ile tanı konulur (Şekil 4. 200 pg/kg günde tek doz 2 gün Trichuriasis • Albendazol. 2 hafta tekrar et Kancalı kurtlar Pirantel pamoat. miyalji gibi sistemik bulgular takip eder. 600 mg tek doz • Mebendazol. 100 mg günde iki doz 3 gün • Oksantel pamoat. 25 mg/kg günde iki doz 3 gün dissemine enfeksiyonlarda 5-7 gün devam et • Levamizol. 100 mg tek doz. özellikle kalp yetmezliğinden meydana gelir. 150 mg tek doz • Pivinium pamoate. Nadiren miyokardit veya ensefalit görülebilir. 100-200 pg/kg günde tek doz 32 gün • Piperazin. Serum kreatin fosfokinaz ve laktik dehidrogenaz konsantrasyonları miyozitin göstergesidir. 400 mg tek doz. Ölüm nadirdir. Bunu ateş. sonra 400-500 mg 3 kez 10 gün) veya thiabendazol (25 mg/kg/gün 1 hafta) enfeksiyonu önleyebilir. Trichinella serolojisi ortalama 3 haftadan sonra pozitifleşmeye başlar. Semptomlar 4-8 hafta sürer. 2 hafta tekrar et • Albendazol. Kaslara yerleşmiş olan larvalar için faydalı bir tedavi yöntemi yoktur.Tablo 4. 10 mg/kg tek doz. 2 hafta tekrar et İkinci seçenek • Ivermektin. 1 hafta sonra tekrarla • Ivermektin. 24 saat içinde enfeksiyonun alındığı bilinir ise alben dazol (400 mg günde iki kez. Onuncu günden sonra eozinofili ve IgE yüksekliği görülür. 400 mg tek doz 3 gün Enterobiasis Pirantel pamoat. Erken dönemde (1 hafta içinde) diyare. 3 gün • Mebendazol 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz (Ancylostoma) veya 400 mg tek doz 3 gün (Necator) Strongyloides • Albendazol.

Dietilkarbamazin sülfat sadece mikrofilaryalara karşı etkilidir. ürtiker veya lenfanjit gibi alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Erken enfeksiyonları asemptomatiktir. Tedavi sırasında ateş. Mikrofilaryalar semptom vermez. 216 . Sivrisinekler içinde bunlar infektif larvalar haline dönüşürler ve yeni bir ısırık ile transfer edilirler. sellülit gelişir. Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitler lenf nodları içinde inflamasyon meydana getirirler ve lenfatik damarlarda obstrüksiyon oluşturup. Tedavi Akut filarial lenfanjitin semptomatik tedavisinde semptomların azaltılması için antihistaminikler ve aspirin kullanılabilir. Serolojik testleri yoktur. Laboratuvar Bulgular Gece alınan kalın damla yaymalarında mikrofilaryaların görülmesi ile tanı konulur. Uzun bir süreç sonucunda elefantiyazis gelişir (Şekil 4. Bunlar özellikle geceleri kan dolaşımına geçerler ve tekrar sivrisinekler tarafından alınırlar.DOKU NEMATODLARI Wuchereria Hastalık Wuchereria bancrofti filariasis etkenidir. Larva deriye penetre olur. Önemli Bilgiler İnsanlara dişi sivrisineklerin (özellikle Anopheles ve Culex türleri) ısırması ile bulaşır. Yetişkin parazitler için tedavi yoktur. lenf nodlarına geçer ve ortalama bir yıl sonra yetişkin hale erişip mikrofilaryalar üretir.52). Ateş. Obstrüksiyon sonucunda bacaklarda ve genital bölgelerde ödem meydana gelir. ödeme sebep olurlar. lenfanjit.

genellikle dermal nodüller içindedir (Şekil 4. 217 .Onchocerca Hastalık Onchocerca volvulus onchocerciasis etkenidir.53). Larvalar yara yerinden girer ve subkutan dokulara ilerler ve burada yetişkin hale gelir. Önemli Bilgiler İnsanlar Simulium cinsi dişi karasineklerin ısırması ile infekte olurlar.

Tedavi İvermektin mikrofilaryalara karşı etkilidir ancak yetişkin parazitlere etkisizdir. nehir körlüğü etkenidir Laboratuvar Bulgular Dokulardan alınan biyopsi örneklerinde mikrofilaryaların gösterilmesi ile tanı konulur. Kanda parazit aranması iyi bir yöntem değildir. ancak endemik bölgelerde yeni nodüllerin oluşabileceği unutulmamalıdır. Serolojik testler de yardımcı değildir. özellikle göz hastalıklarında kullanılır. çünkü mikrofilaryalar kanda bulunmaz.54). Suramin yetişkin formları öldürür ancak çok toksiktir. 218 . Deri nodülleri cerrahi yöntemle çıkarılabilir. Özellikle gözdeki dokularda oturmayı severler ve lezyonlar körlüğe sebep olabilir.Dişiler mikrofilaryaları üretir ve bunlarda başka sinekler tarafından alınarak bulaştırılır (Şekil 4. Patogenez ve Klinik Bulgular Subkutan dokularda inflamasyon ve kaşıntılı papül ve nodüller meydana gelir. Afrika ve Amerika'da endemiktir.

Dişi parazitler mikrofilaryaları üretirler. Hastalık sadece merkezi Afrika'da sineğin yaşadığı bölgelerde görülür. Laboratuvar Bulgular Tanı kan yaymalarında mikrofilaryaların gösterilmesi ile konulur. 219 .Loa loa Hastalık Loa loa loaiasis etkenidir. kızarık olmayan. Önemli Bilgiler İnsanlara geyik sineğinin (mongofly) ısırması ile bulaşır. Larva ısırık yerinden kana geçer ve yetişkin forma dönüşür. Patogenez ve Klinik Bulgular Mikrofilaryalara karşı geçici.6). Serolojik testi yoktur.55). Kan emen diğer sinekler aracılığı ile bunlar başkalarına bulaştırılır (Şekil 4. lokalize. En dramatik bulgu yetişkin parazitin yavaş yavaş konjonktiva boyunca göze ilerlemesidir (Şekil 4. subkutan ödem (Kalabar ödemi) meydana gelir.

yetişkin parazitleri de öldürebilir. Gözdeki parazitler cerrahi müdahale ile çıkarılmalıdır. 220 . Dracunculus Hastalık Dracunculus medinensis dracunculiasis etkenidir.Tedavi Dietilkarbamazepin mikrofilaryalara karşı etkilidir.

Önemli Bilgiler İnsanlara bulaşma infekte larvalar içeren içme sularının kullanılmasıyla olur (Şekil 4. Laboratuvar Bulgular Tanı ülserlerden parazitlerin çıkarılması ile konulur. 221 .57). Buralardan hareketli larvalar sulara bırakılır (Şekil 4.58). özellikle alt ekstremitelerde deride ülserler meydana getirebilir. İnflame papüller kaşıntılıdır. Metrelerce uzunluğunda yetişkin dişi parazitler deri ülserlerine sebep olur. Laboratuvarın tanı açısından önemli bir rolü yoktur. ülserler sekonder olarak infekte olabilirler. Larva ince barsaklardan vücut içine girer ve yetişkin forma dönüşür. Tedavi Asıl tedavi derideki lezyonlardan parazitlerin çıkarılmasıdır. Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitlerlerin salgıladığı maddeler inflamasyon.

İNSANDA LARVALARI HASTALIK YAPAN NEMATODLAR Toxocara canis Visseral larva migrans'ın majör etkenidir. Ancylostoma caninum Köpek kancalı kurdu Ancylostoma caninum ve kedi kancalı kurdu Ancylostoma braziliense kutanöz larva migrans etkenidirler. T. Akut enfeksiyonu appendisit. İlaç tedavisi yoktur. Mikoloji • Yapı ve Büyüme Özellikleri • Fungal Toksinler ve Allerji • Sınıflama • Fırsatçı Mikozlar 222 . kronik enfeksiyonu da gastrointestinal kanseri taklit eder. Anisakis İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. eozinofili ve kanlı dışkılama görülür. Gastroenterit. Köpeklerin askarisi'dir. İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. Anisakis simplex'in larvaları mide ve barsakların submukozasına penetre olur. Angiostrongylus Fare akciğer nematodu olan Angiostrongylus cantonensis eozinofilik menenjit etkenidir. endoskopi ile larvaların temizlenmesi gerekir. cati'de etken olabilir.

Farklı ısılarda farklı yapılarda bulunur. Mayalar aseksüel tomurcuklanma ile eşeysiz ürerler. Ürerken hiflerin uzaması ve dallanması ile küf kolonileri yani miçelyumlar oluşur (Şekil 1). Ancak duvar antibiyotiklerinden etkilenmez 2. Binlerce mantar türü olmasına rağmen insanlarda 100 kadarı enfeksiyon etkenidir. bu yapı insan hücrelerindeki kolesterol'den farklıdır. bazıları fakültatif anaerob olabilir. 1. Mantar hücre membranı ergosterol ve zymosterol bulundurur. Mantarların çoğu zorunlu aerobdur. Bazı hiflerin transvers duvarları bulunur (septalı hif). Küfler ise hif denilen uzun filamentlerden oluşmuştur. İnsan ökaryotik hücrelerinden ayrılan iki önemli yapıları bulunur. Küfler ve mayalar olmak üzere iki tip mantar bulunur. bazılarında ise bu duvar bulunmaz (septasız hif). Mantar ilaçlarının çoğunun hedefi bu yapıdır. 223 . Medikal önemi olan birçok mantar termal dimorfiktir. Mantarlar kitin denilen (N-asetil glukozamin'in bir homopolimeridir) hücre duvarına sahiptir. Sadece dermatofitler ve Candida türleri insandan insana bulaşırlar. Bazı mantarlar seksüel sporlar yaparak ürerler. Bunlar genellikle doğada küf şeklinde iken insan vücudunda maya şeklinde bulunur. Candida albicans dışında (endojendir) mantarların doğal kaynağı tabiattır.BÖLÜM 5: MİKOLOJİ YAPI VE BÜYÜME ÖZELLİKLERİ Mantarlar (küfler ve mayalar) ökaryotik organizmalardır. Septasız hifler multinükleerdir (coencytic). ancak hiçbiri zorunlu anaerob değildir.

Candida antijenleri ile yapılan deri testleri immünitesi normal olanlarda negatif çıkmaktadır. Coccidioidomycosis. albicans) 4. Mantarlar hücre duvar yapılarında endotoksin bulundurmazlar ve ayrıca bakteriler gibi ekzotoksin üretmezler. Artrosporlar (Coccidioides immitis) 2. Medikal önemi olan mantarların çoğu aseksüel spor olan konidyalar yaparak ürerler. Oospor Seksüel sporlardır. blastomycosis gibi birçok majör sistemik mantar granülomlar yaparak hastalık oluştururlar. Sistemik ve subkutan mantarlar coğrafi lokalizasyon gösterir. Askospor 3. Zigospor 2. Sporangiosporlar (Rhizopus ve Mucor) Medikal olarak önemli mantarlar dışında yiyeceklerin bozulmasına sağlayan mantarlar da bulunur.1. Bazı mantar antijenleri intradermal enjekte edilirler ise gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonu oluşturabilir. Basidiospor 4. Seksüel spor yapmayan mantarlara fungi imperfecti denir. Negatif deri testlerinin immün yetersizlikli hastalarda bulunabileceği unutulmamalıdır. 224 . insanlar normal floralarında Candida taşımalarına rağ men. Ancak akut enfeksiyonun göstergesi olamaz. Pozitif deri testleri anlamlıdır. 1. Aspergillosis ve Sporotrichosis gibi bazı mantar hastalıklarında nötrofillerin hakim olduğu akut süpüratif enfeksiyonlarda gözlenebilir. rengi ve bulunduğu yer mantarların tanısında kullanılır. Patogenez Mantarların çoğu granülomatöz enfeksiyon yaparlar. Konidyaların şekli. Hücresel tip aşırı duyarlılık reaksiyonları granulom oluşmasının sebebidir. Klamidosporlar (Candida albicans) 3. Çok nadir olarak klinik öneme sahiptirler. histoplasmosis. Blastosporlar (C.

Mantar toksinlerinin yenmesi ile oluşan mikotoksikoz (Şekil 5.3). Derinin ve mükoz membranların normal florası da mantarların üremesini baskılar. Coccidioides immitis sferülleri ve Cryptococcus neoformans'ın kapsülü çini mürekkebi ile boyanarak gösterilebilir (Şekil 5. Laboratuvar tanı Mantar enfeksiyonlarının tanısında dört yöntem uygulanır . Ergotism vasküler ve nörolojik etkiler yaratır. Aflotoksinler ise Aspergillus fumigatus tarafından üretilir ve karaciğer hasarı. 1. Aspergillus sporlarının oluşturduğu allerji ise duyarlı kişilerde astım krizlerine sebep olabilir.3) 2. akciğer biyopsi materyali ve deri kazıntılarında karakteristik mantar özelliklerinin %10'luk KOH ile muamele edildikten sonra ışık mikroskobunda görülmesi ile tanı konur (Şekil 5. 1. 225 .4). Fungal sporların sebep olduğu allerji Amanita mantarlarının ürettiği beş toksinden ikisi (amanitin ve phalloidin) bilinen en ağır hepatotoksinlerdir. korunmada hücresel immün sistem önemlidir. Yağ asitleri dermatofitlerin üremesini baskılar. ancak deri bütünlüğü bozulunca mantar enfeksiyonları görülebilir. hayvanlarda tümör oluşturur (insanlarda hepatik karsinoma etkenlerinden birisi olduğu düşünülmektedir). Respiratuvar sistemde nazofarengeal mukoz membranlar ve alveolar makrofajlar önemli konak defans mekanizmalarıdır. Mantar duvarının kalkoflor beyazı (floresan boya) ile boyanarak gösterilmesi doku örneklerinde faydalıdır. Mantar enfeksiyonları sırasında oluşan IgG ve IgM'in tanısal değeri vardır. pubertede olduğu gibi hormanlara bağlı derideki değişiklikler Tricophytonların saçlı deride enfeksiyon yapmasını engellerler.Sağlam deri mantarların çoğuna karşı konak defansı görevini görür. FUNGAL TOKSİNLER VE ALLERJİ Mikotik enfeksiyonlara ek olarak mantarların sebep olduğu iki hastalık daha vardır. Ancak antibiyotikler ile normal flora bozulursa mantar enfeksiyonları görülmeye başlayabilir. Direkt mikroskobik inceleme : Balgam.

histoplasmosis ve blastomycosis için geliştirilmiş kompleman fiksasyon yöntemleri. Serolojik testler: Mantarlara karşı oluşmuş antikorların hastaların serumunda ve BOS'unda gösterilmesi sistemik mikozların tanısında değerlidir. ayrıca Kriptokok menenjiti için kapsül antijenine karşı geliştirilmiş lateks aglutinasyon yöntemleri (BOS) kullanılmaktadır. 1. Besiyerinde kullanılan antibiyotikler bakterilerin üremesini engellemiştir. Miçelyum ve aseksüel sporların gösterilmesi tanı açısından yeterlidir. Blastomyces ve Cryptococcus için geliştirilmiş hızlı tanı yöntemleridir. Subkutanöz 3.2. Coccidioidomycosis. Kültür: Mantarlar Sabouraud besiyerinde kolaylıkla ürerler. Kutanöz 2. 4. Fırsatçı (opportunistik) 226 . Histoplasma. 3. Antifungal ilaçlara direnç gösterilememiştir. SINIFLAMA Medikal önemi olan mikozlar 4 grupta incelenir. ancak her mantar enfeksiyonunda kullanılmaz. Bunun sebebi mantarların bakteriler gibi prokaryot olmamasındandır. Sistemik 4. DNA testleri: Coccidioides. Antifungallerin çoğunun etki ettiği ergosterol bakterilerde bulunmaz. Antifungal tedavi Bakterilere etkili antibiyotikler mantarları tedavi edemez.

aşırı giyinme. mentagrophytes. hayvan (zoofilik) ve toprak (jeofilik) kaynaklı olabilir. infekte kişilerden direkt temas sonucunda yayılır. dış sınırı ise kırmızı renktedir (Şekil 5.1 Dermatofit enfeksiyonları Hastalık Tinea corporis Tinea pedis (atlet ayağı) Bulunduğu bölge Saçsız. Önemli dermatofitler Fungi imperfecti sınıfından olan. Kırsal kesimde gözlenen jeofilik enfeksiyonlar en nadir görülenleridir. T. kaşıntılı ve ciltten kabarıktır. T. rubrum. mentagrophytes. T. T. tırnak) enfeksiyon oluştururlar. rubrum. Genetik. T.2 Dermatofıtlerın önemli özellikleri Etken Microsporum Trichophyton Makrokonidi Mekik şeklinde Kalem şeklinde Mikrokonidi Var Var Yerleştiği doku Saç.6). rubrum. mentagrophytes T. saç. floccosum Tinea capitis Tinea barbae Tinea ungiunim (Onikomikoz) Saçlı deri : Endotriks ve Ektotriks Sakal Tırnak M. T.1). Sekonder bakteri enfeksiyonları olabilir. T. canis. Dermatofitlerin 40'tan fazla türü olmasına rağmen. floccosum Dermatofitid (İd reaksiyonu) Genellikle parmakların kenarında ve avuç içinde Lezyonlarda mantar görülmez. ancak uzun süreli tedaviye dirençli enfeksiyonlar meydana gelir. Trichophyton diğer dermatofitlerden farklı olarak yetişkinlerin çoğunda tüberkülin benzeri reaksiyon oluşturur. derin dokulara invazyon yapmazlar. Böyle enfeksiyonlarda reenfeksiyon gelişmez. deri Saç. Microsporum Dermatofitler. bunların ancak 15 kadarı insan enfeksiyonlarına sebep olurlar (Tablo 5. E. Pullanmış. infektivite. yumuşak deri Ayakkabı giyenlerin ayak parmak araları En sık görülen etken Microsporum canis.Kutanöz ve Subkutanöz Mikoz Kutanöz Mikozlar Dermatofitler Dermatofitler içerdikleri keratinazlar nedeniyle sadece yüzeyel keratinli dokularda (deri. mentagrophytes ve T. insan (antropofilik). Epidermophyton 2. morfoloji ve patojenlik olarak bir farkları yoktur. tonsurans T. deri ve tırnak Floresans Yeşil Yok (Favus'ta mat yeşil) 227 . Tipik dermatofitoz lezyonuna "tinea" denir. Ayrıca atopik dermatit dermatofit enfeksiyonları için hazırlayıcı faktördür. Tablo 5. sürekli çizme giyme gibi konak faktörleri enfeksiyonlarda önemlidir. Trichophyton 3. rubrum. T. flococcosum Tinea cruris Kasık T. mentagrophytes. men tagrophytes. E. Lezyonun ortasında çok az inflamasyon vardır. inflamasyon ve hatta püstüller ile seyredenlere ise "kerion "denir. verrucosum önemli kerion etkenleridir. Dünyada dramatik olarak enfeksiyonları artan Trichophyton rubrum tinea pedis ve tinea cruris etkenidir. Klinik Antropofilik enfeksiyonlar konak ile antijenik benzerlikleri nedeniyle diğerlerine göre daha hafif immün yanıt oluşturur. Microsporum suşları aynı zamanda kedi ve köpek gibi hayvanlarla yayılırlar. 1. E. Tablo 5.

canis enfeksiyonlarında kerion meydana gelir. T. Trichophyton tonsurans çocuklardaki en yaygın tinea capitis etkenidir. Atlet ayağı da denilen T. inflamasyon veya siyah renkli alopesi çok nadirdir. endotrix tarzında enfeksiyon yapar. Endotriks enfeksiyonunda saçlı deri enfekte olmuştur. Seboreik dermatit benzeri bir tablo ile karşılaşılır. Favus etkeni T. rubrum en sık görülen tinea capitis etkenidir. barbea etkenidir. Ektotriks enfeksiyonlarında da inflamasyon görülmez.Epidermophyton Candida Lobut (raket) şeklinde Yok Yok Yok Deri ve tırnak Deri ve tırnak Yok Yok Tinea capitis endotriks. 228 . nadiren skrotum tutulur (skrotum tutulumunda Candida düşünülür). gri renkli alopesi ile karakterizedir. ektotriks ve favus olmak üzere üç farklı klinik formda görülür. Tinea cruris genellikle erkeklerde perine bölgesinde meydana gelir. kafatasında kabuklar görülür (Şekil 5. Özellikle M. mentagrophytes ve T. Favus kalıcı alopesi yapan en ciddi saç enfeksiyonudur. Enfeksiyon genellikle hastanın ayaklarından genital bölgesine bulaşır. pedis dünyada en sık görülen mantar enfeksiyonudur ve an önemli etkeni bir anthropofilik mantar olan Tinea rubrum'dur (Şekil 5. verrucosum en sık T. capitis'den farklı olarak bakteriyel süperenfeksiyonları sıktır ve tedaviye dirençlidir. Tinea corporis başlıca vücudun kılsız bölgelerinde gelişir.7). Alopesi ile karakterize gri alanlar görülür. T.8). T. Tinea barbea sakalların mantar enfeksiyonudur. schoenleinii'dir.

schoenleinii enfeksiyonları Wood ışığı altında parlak yeşil floresan verir.9). sırt.10). sararma. Dermatofitler sıcak ve nemli bölgelerde kronik enfeksiyonlar yaparlar. Tablo 5. özellikle güneş yanıklarının ardından göğüs. kalkoflour beyazı ile incelenmesinde mikroskopta hifler görülebilir.3 Mantarlarda Tanı Yönteleri • • • • • KOH: Keratinize doku eritmede kullanılır Laktofenol pamuk mavisi: Kültürde üreyen mantar boyama Calcoflour beyazı: Mantar duvarında kitin boyama Çini mürekkebi: Cryptococcus neofrmans Giemsa: Histoplasma capsulatum Tedavi lokal antifungal kremler (mikonazol. İdlezyonları dolaşan fungal antijenlere karşı gelişen bir yanıttır. tedavi seçeneği değişmez. Tırnakta opaklaşma. Tinea versicolor Malassezia furfur tarafından oluşturulan yüzeyel deri enfeksiyonudur. Genellikle sıcak 229 . lezyonlarda hifler bulunmaz Deri ve tırnaktan kazınarak alınan örneklerin %10'luk KOH.Tinea ungiunim veya onikomikoz tırnakların enfeksiyonudur. Lipofilik mantarlar denir. kolay kırılan saçlar ve ince kırılan tırnaklar en belirgin özellikleridir (Şekil 5. E. Lezyonlar genellikle hipopigmente alanlarda dikkati çeker. Sabouraud agar kültüründe oda ısısında tipik hif ve konidyalar ürer. Etken normal flora üyesi küf mantarıdır. tolnaftat) veya oral griseofulvin iledir. boyun ve omuzlarda oluşur (Şekil 5. Kaşıntılı papüller ve veziküller. parmaklarda veziküller görülür. yağlı ortamlarda üremeyi severler. Onikomikoz yapan mantarların tiplendirilmesi önemli değildir. Enfeksiyonun önlenmesi için keratin içeren dokular kuru ve soğuk tutulmalıdır. floccosum saç enfeksiyonu yapmaz Microsporum türleri de tırnak enfeksiyonu yapmazlar. Bazı enfekte kişilerde dermatofitlere karşı aşırı duyarlılık reaksiyonu gelişir "id reaksiyonu veya dermatofitid". kalınlaşma ve şekil bozukluğu meydana gelir. Microsporum'a bağlı Tinea capitis lezyonları ve T.

Kutanöz sporotrikoz en sık görülen klinik formudur. kullanılır ancak hastalarda duyarlılık olması nedeniyle reenfeksiyon sıktır. Şahsilik asit gibi topikal keratolitik ilaçların kullanılması ile tedavi edilir. Farklı türlerinde pigment oluşumu görülebilir. Bunun dışında gebelik. fareler. Yaralanmış deriden bulaştıktan sonra lenfatikler boyunca uzanan tipik zemini nekrotik nodüllü lokal püstül veya ülserler oluşturur. Sporların inhalasyonu yoluyla primer pulmoner enfeksiyonları da gelişebilmektedir. Köpekler. oral kontraseptif kullanımı. Başlangıçta organizma lokal yerleşir. atlar gibi birçok hayvanda görülebilir Zoonotik bulaşmaların yanı sıra insan-insan bulaşması da gösterilmiştir Olguların çoğunda bulaş yaralanmış deriden olur. Klinik Kutanöz. Sporotrikoz Sporothrix schenckii bitkilerde bulunan dimorfik bir mantardır (Çiçekçi hastalığı). Piedra Piedraia hortae saçlı deride sert siyah nodüller (siyah-piedra) oluşturur. Genellikle üst ekstremitelerdedir. Cushing hastalığı. Lenfanjitik kutanöz sporotrikozda lezyonlar direkt inokülasyonun meydana geldiği dokularda görülür. bakteriyel enfeksiyonlar ve yabancı cisim granulomları ile ayırıcı tanı yapılmalıdır (Şekil 5. Sistemik hastalık oluşturabilir. pubis ve saçlı deride yumuşak açık kahverengi nodüller (beyaz piedra) meydana getirir.11). Etken Cladosporium werneckii. Hitlerinde melanin benzeri pigmentinin bulunması nedeniyle kahverengi lezyonlar şeklinde görülür. kortizon tedavisi görenler ve diğer immünsupresyon yapıcı hastalıklarda da lezyonlar ortaya çıkabilir. Tanı genellikle KOH ile konur. Tedavide topikal mikonazol. sonra lenfatikler boyunca ilerler. Tinea nigra Derinin keratinize dokularının enfeksiyonudur. Lezyonlar hem tomurcuklanan hücreler hem de hifler içerir. Olguların çoğu sporadiktir. insanlara travma ile bulaşıp subkutan dokularında yavaş seyirli (Sporothrix hariç) enfeksiyon yapar. Tanı mikroskobik inceleme veya deri kazıntılarından alınan kültür ile konulur. toprakta bulunur ve yaralanma ile geçer. kültür yapılmaz. Enfeksiyon genellikle asemptomatik geçer ancak. Diğer deri mantarı enfeksiyonları. malnutrisyon. Subkutan Mikozlar Bu mantarlar toprakta ve bitkilerde bulunur. bazen hafif bir kaşıntı ve kızarıklık görülebilir. ekstrakutanöz ve dissemine sporotrikoz olmak üzere üç farklı tipte klinik gösterir. nadirde olsa epidemileri yayınlanmıştır. Trichosporon beigelii ise aksiller. Lezyonlar kronikleşebilir. 230 . tüberküloz. yanık.nemli havalarda görülür.

vd. lokal cerrahi girişim gerekebilir. Sporotrikoz menenjit tedavisinde intravenöz amfoterisin B kullanılır. ancak eller. Tropikal ve subtropikal bölgelerin hastalığıdır. Botrymomyces caespitosus. Phialophora verrucosa. İnsan-insan bulaşması görülmez. Madura ayağı). el ve sırta bulaşır ve içinden püy akan sinüslerle karakterize abseler yaparlar. Aylar. İnkübasyondan 3-5 gün sonra başlangıçta beyaz. Kutanöz hastalıklarda mekanizması tam olarak bilinmese de oral potasyum iodür kullanılır. Fonsecaea compactum. Lenfokutanöz sporotrikozun tedavisinde pirimer seçilecek antimikotik itrakonazol'dür. cerrahi tedavi tavsiye edilir. Tedaviye 3-6 ay kadar devam edilir. Mantarlar için etkili bir tedavi yöntemi yoktur. kollar ve bacaklarda da görülebilir. Phialophora. Bir alilamin antifungal olan Terbinafin lenfokutanöz sporotrikoz tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Sklerotik cisimlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. akciğerler ve merkezi sinir sistemidir. Osteoartiküler sporotrikoz tedavisinde itrakonazol veya amfoterisin B kullanılır ancak relaps sık görülür. Laboratuvarda. Tedaviye deri lezyonları iyileşinceye kadar devam edilir. Hastalar genellikle immün yetersizliği olanlardır.Sporotrikozun en sık ekstrakutanöz yerleşimi eklemler. Exophiala spinifera diğer etkenleridir. Cladosorium. Mycetoma Toprakta yaşayan mantarlar {Petriellidium. Doz hastanın maksimum tolere edebileceği seviyeye kadar yavaş yavaş arttırılır. 231 . AIDS'li ve hematolojik malinitesi olanlar ile immünsuprese kişilerde multiorgan tutulumu ve geniş kutanöz hastalık ile karakterize dissemine sporotrikoz görülür. Deri testleri epidemiyolojik çalışmalar açısından değerlidir. Rhinodadiella aquaspersa. Lenfatikler boyunca siğil benzeri verrüköz lezyonlar yaparlar (karnıbahar tarzı). sonra kahverengi siyah pigmentli kolonileri görülür. Deri ve eklem kültürlerinde mikroorganizmanın üretilmesi tanı açısından çok değerlidir. biyopside lökositler ve dev hücreler içinde siyah kahverengi ve yuvarlak fungal hücreler görülür. Tedavi Hastalığın ciddiyetine göre lokal. Kromomikoz Farklı toprak mantarları tarafından (Fonsecae. Hastalık oral flusitozin veya tiabendazol ile tedavi edilebilir. Bu mantarlar melanin benzeri pigmentleri ile tanınırlar. Cladosporium carrionii. 37°C'de doku örneklerinde ve kültürde yuvarlak sigara şeklinde tomurcuklanan mayalar görülür. Kan kültürleri pozitif olabilir. sistemik ve cerrahi tedavi uygulanabilir. Hastalıkların en sık etkeni Fonsecaea pedrosoi'dir. Laboratuvar tanıda. En sık ayaklarda meydana gelir. Deriye travma yolu ile bulaşır. Nocardia'larda benzer lezyonlar oluşturur (aktinomikotik miçetoma). Madurella) yaralardan ayak (Maduromikoz. Chromoblastomycosis olarakta bilinir.) genellikle ayakta oluşturulan yavaş ilerleyen granülomatöz enfeksiyonlar yaparlar. yıllar içinde gelişen kronik deri ve yumuşak doku enfeksiyonudur.

4 Sistemik mikozlar ve hastalıkları Hastalık Çöl romatizması vadi ateşi Histoplazmoz Blastomikoz Güney Amerika blastomikozu Organizma Coccidioides immitis Histoplasma capsulatum Blastomyces dermatitidis Paracoccdioides brasiliensis Dimorfizm 20°C→37°C Hif → Sferül Hif→Maya Hif→Maya Hif → Maya Yerleşim yeri Pulmoner. Toprağın kuru olduğu ve nemsiz havalarda risk artmaktadır. RES Coccidioides Hastalık Coccidioides immitis coccidioidomycosis etkenidir. "çöl romatizması" etkenidir. Enfeksiyonun kontrolünde T lenfositler önemli rol oynar.12). "Vadi ateşi" (San Joaquin ateşi). Özellikle endemik bölgeye seyahat öyküsü olanlarda dikkatle araştırılmalıdır. 232 . Disseminasyonun bulunması hastada immün yetersizlik olduğunu gösterir. kemik Pulmoner. dokularda ise sferüller şeklindedir (Şekil 9). Akciğerlere ulaştıklarında. Granülomatöz lezyonlar özellikle kemikler ve MSS'de bulunur. Bulaşma Çöl ortamı bulunan Amerika'nın güneybatısında endemiktir. endosporlar açığa çıkar ve yeni sferüller oluşturur. Eğer hastalık veya ilaçlar nedeniyle hücresel immünite baskılanırsa. Çoğu enfeksiyon asemptomatiktir ve kendi kendine iyileşir. Meninksler.Sistemik Mikozlar Bu enfeksiyonlar dimorfik mantarların toprakta yaşayan küflerinin inhalasyon yoluyla alınması ile bulaşır (Şekil 5. Ancak immünsistemi baskılanmış hastalarda diğer organlara da yayılan ağır bir tablo ile hastalar kaybedilebilir (Tablo 5. sporlar mayalara farklılaşır. Pozitif deri testi hastalığın tekrarlayabileceğini gösterir.4). Toprakta yaşayan dimorfik mantardır. doğada küf şeklinde. Tablo 5. reenfeksiyon gelişebilir. Tozlardaki artrosporlar rüzgarla taşınarak inhalasyon yoluyla akciğerleri infekte eder. Depremlerde ve fırtınalarda hasta sayısı artmaktadır. RES Deri Deri. Başlıca gelişen immün yanıt hücreseldir. Sferüllerin duvarları yıkılınca. Patogenez Artrosporlar akciğerlere ulaşınca sferüller oluşur ve bunlar endosporlar ile doludur. Organizma bir kişiye direkt temas veya kan yoluyla geçer.

İnfekte kişilerde coccidioidin veya sferülin deri testleri ile. ateş. Deri testlerinin negatifleşmesi veya antikor fitrelerinin çok yükselmesi relaps açısından risk taşır. immünyetmezliği olanlarda daha ileri yıllarda ortaya çıkabilir. Olguların yaklaşık %5'inde disseminasyon görülebilir. Semptomatik hastalarda genellikle öksürük. Spesifik eritrema denilen hem eritema nodosum hem de eritema multiforme bulunması beklenir. çocuk ve gençlerde görülme sıklığı fazladır. 233 . balgam çıkarma. Primer enfeksiyonda deri döküntüleri hemen daima bulunur. protein yüksektir. • Ateşi 1 aydan uzun sürenler • Ağır ve ilerleyici pulmoner hastalığı olanlar • İmmünyetmezliği olan hastalar • HIV hastaları • Gebeler • Dissemine hastalık gelişenler tedavi edilmelidir. Doku örneklerinde mikroskobik olarak sferüller görülür (Şekil 5. immün yetersizliği olanlar. disseminasyon varsa negatifleşir. Tedavi 12-18 ay gibi uzun sürelidir. Menenjit normalde akut enfeksiyonu takiben 6 ay içinde gelişirken. septik artrit. Gebeler. Hastaların çoğunda eozinofili görülür. Laboratuvar tanı Endemik bölgelere seyahat edenlerde pulmoner sendrom var ise hastalık düşünülmelidir. Flukonazol ve itrakonazol aynı etkiyi gösterir. zenciler. osteomyelit veya menenjit'tir. Kültürlerde 2-5 gün içinde oda ısısında (25°C) artrosporlu hifler görülür. Asemptomatik hastaların çoğunda tanı deri testleri ile konulur. yıllarca pozitif kalır. Ekstrapulmoner hastalık granülomatöz deri lezyonları. deri testi veya serolojik yöntemler ile tanı konulur. Genç hastalarda kaviter akciğer hastalığı gelişebilir. subkutan abseler. Sıklıkla asemptomatiktir ve 2 yıl içinde kendi kendine iyileşir. Tedavide hastanın durumuna göre amfoterisin B ve oral azol antifungaller kullanılır. 48 saat içinde 5 mm üzerinde endurasyon görülmesi ile tanı koydurur. Laboratuvarda üretilmesi önemlidir ancak teknisyenler için tehlikeli olduğu unutulmamalıdır. Dissemine hastaların ortalama yarısında menenjit görülür. %50 akciğer filiminde değişiklikler görülür. Tedavi Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonlarda tedavi gerekmez. bazı hastalarda yaşam boyu sürebilir. Endemik alanlara seyahat edecekler için bir korunma önlemi yoktur. başağrısı ve göğüs ağrısı gibi nonspesifik bulgular görülür. BOS'ta mononükleer hücre hakimiyeti vardır. Deri testleri 2-4 hafta içinde pozitifleşir.Klinik Bulgular Çoğunlukla asemptomatiktir. Sıklıkla glukoz düşük. Tipik hastalık tablosu pnömonidir ve kendi kendine iyileşir. LP tanı için değerli tanı yöntemidir.13).

H. ülseratif gastroenterit lezyonları veya MSS enfeksiyonları şeklinde dissemine enfeksiyonları görülebilir (Tablo 5.Histoplasma Hastalık Histoplasma capsulatum histoplazmoz etkenidir. titreme. Lezyonlar apikal veya subapikal bölgelerde lokalizedir. Yoğun mikroorganizma alınırsa klinik bulgular veren pnömoni görülebilir. Patogenez ve Klinik bulgular İnhale edilen miçeller makrofajlar tarafından fagosite edilir ve bunların içinde mayalar gelişir. Mediastinal granulomatoz: Akciğer enfeksiyonlarının iyileşmesi granülomatöz inflamatuvar yanıt ile sonuçlanır. Tablo 5. Prodüktif öksürük. Küçük granülomatöz odaklar kalsifiye olurlar. Kronik pulmoner histoplazmoz: Progressif fokal konsolidasyon ve kavitasyon ile karakterize kronik obstrüktif pulmoner hastalıktır. yarasalar infekte olabilir. Dokularda. Bazı hastalarda iyileşme sırasında lenf nodlarında fibrozis meydana gelebilir. Bulaşma Bu mantarlar dünyanın birçok yerinde görülebilir. Böylece makrofajlarda yapı ve fonksiyon bozukluğuna sebep olur. Özellikle kuş dışkısının (güvercin) kirlettiği topraklarda bol miktarda bulunur. nonprodüktif öksürük. Bunun sonucunda öksürük. lenf ve kan yoluyla (özellikle karaciğer ve dalak) yayılır ancak genellikle asemptomatiktir. Hastaların çoğu tedavisiz iyileşir. göğüs ağrısı ve halsizlik şikayetleri ile karakterize akut enfeksiyon görülür. İnce duvarlı 2-4 mm çapında oval mayalar dokularda bulunan patojen formu oluşturur. Mağalara yapılacak gezilerden veya çalışmalardan histoplazmoz salgınları görülebilir. Organizma tüm vücuda. Fibrozis çevre dokularda yapışıklıklar ve kompresyonlara sebep olabilir. özofagopulmoner fistül. Akciğer grafisindehiler ve mediastinal lenfadenopati ve fokal infiltrasyon görülür. disfaji. Kuşlar enfekte değildir. postobstrüktif pnömoni veya bronşektazi meydana gelebilir. capsulatum makrofajların içinde oval tomurcuklanan mayalar şeklinde bulunur ve burada çoğalır (Şekil 5. Daha nadir olarak adrenaller tutulumu. kilo kaybı ana semptomlarıdır.5 Histoplazmozda klinik sendromlar Sık enfeksiyonları Nadir enfeksiyonları Akut primer pulmoner histoplazmoz • Dissemine histoplazmoz • Kronik pulmoner histoplazmoz • Mediastinal granulomatozis • Fibroz mediastinit Akut primer histoplazmoz: Ateş. diğer %10'unda ise artrit ve eritema nodosum görülebilir. Hastalarda anemi ve lökositoz görülebilir. Özelikle tüberküloz ile karışabilir. ancak immünyetmezliği olanlarda aylar süren dispne ve hipoksi meydana gelebilir. Hastaların yaklaşık %10'unda perikardit.14). halsizlik. Organizma infektif doku veya kan kültürlerinden izole edilebilir.5). 234 .

7). yıllarca pozitif olarak kalır.7-1. iskelet sistemini tutan. Histoplazmoza bağlı fibroz mediastinit süperior vena cava sendromunun maliniteden bile daha çok olmak üzere en sık sebebidir. kemik ve diğer alanlardaki ülserli granülomlardan olur (Tablo 5. Ancak granulomların içinde mayalar uzun süre canlılığını korurlar. İlerleyici akciğer enfeksiyonlarında oral itrakonazol faydalıdır. bilinen endemik bölgesi Kuzey Amerika'dır. Akciğerlerde mantar mayalara dönüşür. Blastomyces Blastomyces dermatitidis blastomycosis etkenidir. Türkiye'de bulunmaz. Enfeksiyon başlangıcı respiratuvar sistemde olur. genitoüriner ve MSS olmak üzere ekstrapulmoner şekilde görülür (Şekil 5.7 Yetişkin ve çocuklarda blastomikoz klinik sendromları En sık Daha nadir • Pulmoner • Kutanöz • İskelet sistemi • Genitoüriner Ender • MSS • Dissemine 235 . Kalın duvarlı yuvarlak mayalar dokularda görülür. Enfeksiyondan 2-3 hafta sonra 5 mm üzerinde endürasyon gösteren histoplazmin deri testi pozitif olarak değerlendirilir. 200-400 mg gün PO.Fibroz mediastinit: Nadir olgularda iyileşme sonucunda fibrozis mediastinal yapılar. Enfeksiyon başlıca kan dolaşımı veya lenfatik sistem aracılığı ile uzak dokulara yayılır. Spesifik T hücre immünitesi 2-4 hafta içinde gelişir. Başlangıçtaki polimorfonükleer lökosit infiltrasyonu daha sonra makrofaj infiltrasyonuna ve granülamatöz dokulara dönüşür. Dissemine hastalıklarda Amfoterisin-B kullanılır (Tablo 5. Hastalık hem pulmoner hem de kutanöz. dokularda maya şeklinde bulunan dimorfik mantardır.6). Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonları nadiren tespit edilebilir. Serolojik testlerinde 1:32 titrasyon üzeri tanı açısından anlamlıdır. Yayılma deri. Hücresel immünite başlıca korunma sistemidir. 200-400 mg gün PO Nonmeningeal.7-1. 200 mg oral Amfoterisin B 0.0 mg/kg günlük İtrakonazol. Granülamotöz lezyonlar zamanla kalsifiye olarak iyileşir.7-1. Tablo 5. Yalancı pozitif ve yalancı negatif sonuçların bulunabileceği unutulmamalıdır. özofagus. Tablo 5. Laboratuvar tanı Doku biyopsilerinde veya kemik iliği aspirasyonlarında makrofajlar içinde mantar hücrelerinin görülmesi hızlı tanı açısından değerlidir.0 mg/kg günlük Itrakonazol. Tozlardaki miçellerin inhalasyonu yoluyla bulaşır. hayatı tehdit eden hastalık İtrakonazol. Deri testleri özellikle epidemiyolojik çalışmalarda kullanılır. Tedavi Asemptomatik ve hafif enfeksiyonu olanlara tedavi gerekmez. 200-400 mg/gün 6-12 saatte bir İtrakonazol.0 mg/kg 14 gün İdame için İtrakonazol. trakea ve vasküler yapıları sıkıştırabilir. Doğada küf.6 Histoplazmoz tedavisi İmmünyetmezlikli hastalar İlk seçim İkinci seçim Amfoterisin B 0. Sabouraud dekstroz agarda karakteristik tüberküloid makrokonidiyalı ve mikrokonidyalı hifleri görülür.15). Blastomycosis gibi diğer mantarlar ile çapraz reaksiyon görülebilir.0 mg/kg günlük AIDS'li hastalar Amfoterisin B 0.7-1. 200-400 mg gün PO MSS hastalığı Amfoterisin B 0.

Epidemiyoloji Normal flora üyesidir. glabrata da diğer sık rastlanan Candida suşlarından birisidir. İtrakonazol. krusei flukonazole direnci ile tanınır. Candida'nın gerçek enfeksiyon alanı mukozalardır. ancak enfeksiyon immün yetmezlik geliştiğinde ortaya çıkar. C. krusei nadir etkenlerden birisidir. C. oküler enfeksiyon. Bugüne kadar tespit edilmiş 150'den fazla Candida suşu vardır. Pamukçuk. C. Candida hastanelerde alınan kan kültürlerinde dördüncü sıklıkta tespit edilen etkendir.Tanı doku biyopsilerinden alınan örneklerden kalın duvarlı mayaların gösterilmesi ile konulur. Candida Hastalık Candida albicans. glabrata. rugosa insan enfeksiyonlarında saptanmış önemli suşlardır. uzun süreli kateter kullanımı ve parenteral nutrisyonel beslenme olarak sıralanabilir. deri de etkilenebilir. Flukonazol de denenebilir. glabrata enfeksiyonlarında dokularda pseudohif örülmez. Candida enfeksiyonlarında başlıca etken C. Fırsatçı mantar enfeksiyonları için mutlaka altta yatan bir sebep vardır. 236 . C. C. Candida sepsisi için spesifik risk faktörleri antibiyotik kullanımı. krusei. ancak özellikle immün yetersizliği olanlarda düşünülmelidir. guilliermondii. lusitaniae ve C. C. Hem solunum sistemi yoluyla hem de diğer hazırlayıcı faktörler aracılığı ile enfeksiyon meydana getirebilirler. gastrointestinal ve kadınların genital sisteminin normal florasında bulunur. C. genellikle hastalık etkeni değildir. pseudotropicalis. MSS enfeksiyonları ve AIDS'li hastalarda amfoterisin B ilk seçilecek ilaçtır. C. C. Candida enfeksiyonlarının gelişmesi için normal flora'nın değişime uğraması gerekir. Bu mantarlar dünyanın her yerinde yaygındır. pseudohif denir. Genellikle tek tomurcuklanan oval mayalardır. endokardit ve renal hastalıklar gibi özel alan enfeksiyonlarında tespit edilebilir. diabet ve immün yetmezlik olarak özetlenebilir. gelişme faktörleri vajinit ile aynıdır. tropicalis. endemik değildir. Kutanöz enfeksiyonlar gibi hafif olgularda ilk seçenek itrakonazoldür. albicans. C. parapsilosis. önemli özelliği flukonazole orta düzeyde dirençlidir. Tedavide hayatı tehdit eden enfeksiyonlar. C. İnsanlarda üst solunum yolu. krusei kandidemi. gebelik. Ketokonazol. Risk faktörleri antibiyotik kullanımı. oral mukozada gelişen Candida enfeksiyonudur. C. vajinit ve kronik mukokotanöz kandidiyaz etkenidir. Kadınların 3/4 ünün yaşamlarında en azından birkez Candida vajiniti geçirdiği bildirilmektedir. Dokularda küfler gibi görünürler. albicans'tır. uzamış nötropeni. pamukçuk. Dokuların mantar kültüründen etken üretilebilir. FIRSATÇI MİKOZLAR Fırsatçı mantarlar doğada ve normal insan florasında bulunabilir. oral kontraseptif kullanımı. bunların içinde C.

eksternal dizüri. oral kontraseptif kullanımı. nötropeni yapan kemoterapi alınması. endotel. kasıklar. HIV enfeksiyonu ve nötropeni yaratan kemoterapi gibi faktörler Candida enfeksiyonlarının gelişmesine neden olur. Candida ürettiği proteinler aracılığı ile epitel hücreleri. Normal floranın bozulmasına sebep olan iki önemli faktör antibiyotik kullanımı ve deri maserasyonudur. trombosit ve fibrin plaklarına. kateter. Oral candidiasis genellikle asemptomatiktir veya yanma hissi ile karakterizedir. bulantı. ancak dizüri görülebilir (Tablo 5. yumuşak damak. GIS cerrahisi. kusma ve hematemez görülür. yumuşak damak ve farenks üzerinde beyaz plaklar Özophegeal • Asemptomatik • Disfaji • Epigastrik ağrı • Bulantı kusma Hematemez • Eşlik eden oral pamukçuk • Beyaz plaklar olmaksızın dil ve yumuşak damakta eritematöz mukoza • Mukozada eritem ve ödem • Eritematöz tabanda dil üzerinde kaldırılamayan beyaz plaklar • Kesikler • Perforasyon GI • Benign ülserlerde enfeksiyon • Barsaklarda ülserasyon ve pseudomemban gelişmesi Vulvovaginal • Vulva kaşıntısı • Vajinal akıntı • Hafif koku • Vulvada yanma • Eritematöz mukozada beyaz plakların görülmesi Nadir • Generalize deri tutulumu • Generalize deri tutulumu • Tek veya multipl 5-10 mm'lik papüller • Candida granüloması • Midenin diffüz tutulumu • Derin ülserler • Hemoraji • Perforasyon Candida'nın idrarda gösterilmesi enfeksiyon işareti değildir. Tipik tablo vulva kaşıntısı ve vajinal akıntıdır. 237 . Diğerlerinde dispne. tırnak altları ve aksillalar gibi nemli alanlarında meydana gelir. diğer oral mukozada pamukçuk veya pseudomembranöz kandidiyaz şeklindedir. Hipoparatiroidizm ve adrenal yetersizlik ile karakterize otoimmün endokrin yetmezliğin eşlik etmesi ile poliglandular otoimmün sendrom tip I meydana gelebilir.8). Tablo 5. Hafif bir koku bulunabilir. geniş spektrumlu uzun süreli antibiyotik kullanımı gibi hazırlayıcı faktörler bulunur. klasik tanı yöntemi serumda 90 dakika içinde germinasyon tüpleri oluşturmasıdır. DM. Ancak antibiyotik kullanımı. Hastalarda sıklıkla oral pamukçuk ta vardır. epigastrik ağrı. plastik malzemeye tutunabilir. Hastalar sıklıkla asemptomatiktir. Özofagial candidisis'in yaklaşık %50'si asemptomatiktir.8 Dermatolojik ve Mukozal Candidiasis Dermatit S ık görülenler • Eritematöz. candida sistiti veya üriner sistem kandidiasisi gelişmesi için predispozan faktördür. Candida vulvovajinitinde risk faktörü olarak gebelik. Vulvada yanma. GİS cerrahisi. yanık. Ateş yüksek olabilir. vajinal irritasyon gibi bulgular da bulunabilir.Mikrobiyolojik özellikler Candida başlıca maya şeklindedir. Hastalarda genellikle malinite. derinin göğüs altları. HIV enfeksiyonu ve antimikrobiyal terapi gösterilmesine rağmen olguların büyük bir bölümünde bunlar yoktur.8-9) Candida dermatiti. ancak dokularda hem maya hem küf şeklinde bulunur. masere deri • Derinin nemli alanları • Paronişya • Onikomikosis Oral • Eritematöz mukozada dil. organ transplantasyonu. Maya hücreleri 4-6 um çapındadır ve tomurcuklanma ('budding' blastospor) ile çoğalır. Kronik mukokutanöz candidiasis immün yetmezliği olanlarda antifungal tedaviye rağmen deri ve mukozaları tutan ağır bir enfeksiyondur. Candida kültürlerde yumuşak beyaz koloniler şeklinde ürer. Ayrıca ürettiği proteazlar ile fosfolipazları organizmanın konak defansının önlemesi ve mukozaya invazyonunda kullanır Klinik (Tablo 5. Tipik bulgu dil. üriner kateter kullanımı ve DM candidüri. Patogenez ve Klinik Bulgular Normal flora üyesi olduğu için hastalıkları ancak lokal veya sistemik defans mekanizmaları bozulduğu zaman ortaya çıkar. Candidemi asemptomatikten fulminan sepsise kadar değişen klinik tablolarla karşımıza gelebilir.

Sıcak. 37°C'de germinasyon tüpleri (Şekil 5. albicans için tipiktir.9).16) oluşturur. albicans'ın ağızda üremesi beyaz plaklar yapar (pamukçuk). göz gibi birçok organda multipl abseler ile karakterize bir klinik tablodur (Tablo 5. Kültür ortamında özel tipte mayalar görülür. C. Su ile çalışan kimselerde (çamaşırcı veya bulaşıkçı gibi) tırnak ve parmak enfeksiyonları görülebilir.9 Derin doku candida enfeksiyonu Üriner sistem S ık görülenler • Asemptomatik • Hastalarda risk faktörleri vardır Candidemi ve Dissemine candidiasis • Hastalarda risk faktörleri vardır • Asemptomatikten septik şoka kadar klinik tablo • Pozitif kan kültürü • Multipl organlarda çoğul abseler Nadir • Dizüri • Piyüri • Renal parenkim ve üreter tutulumu • Negatif kan kültürü (dissemine enfeksiyonu ekarte ettirmez • Kapak perforasyonu • Kongestif kalp yetmezliği • Miyokardit Endokardit • Hastalarda risk faktörleri vardır • Ateş. tomurcuklanan mayalar (blastosporlar) ve pseudohiflerin görülmesi ile konulur. nemli bölgelerde deri invazyonu görülebilir. Klamidospor (Şekil 5.Dissemine candidiasis karaciğer. ancak diğer Candida'larda görülmez. Serolojik testler nadiren faydalıdır.17) oluşumu C. dalak. Laboratuvar tanı Tanı eksüda veya dokularda. diabet veya antibiyotik kullanımı ile ortaya çıkan vajinit kaşıntı ve akıntı ile karakterizedir. Tablo 5. İmmunsuprese kişilerde Candida bir çok organa dissemine olabilir ve kronik mukokotanöz kandidiyaz meydana getirebilir. Yüksek pH. titreme ve kilo kaybı • Emboli bulguları 238 .

diğer testler denenmez. Üriner sistoskopide kandida sistiti olanlarda mukozada beyaz plaklar görülebilir. Bu hastalarda da idrar sondası varsa çıkartılmalıdır. Gerekmedikçe hastalara antibiyotik verilmemelidir. Dissemine candidiasis tedavisinde erişkinde birinci seçenek flukonazol 400-800 mg PO/IV klinik bulguların gerilemesi.Candida antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği kişinin hücresel immünitesi için bir göstergedir. itrakonazol 200mg PO. Tedavi Oral kandidiasis tedavisinde nistatin süspansiyon 7-10 gün süresince günde 4-6 mL 6 kez topikal olarak kullanılır. Akıntının direkt incelenmesinde mantar elemanları gösterilmesine rağmen abondan lökosit yoktur. mikonazol veya terkonazol ile tedavi oranı %75-90 arasındadır.3-0. Candida vajinitinde vajinal pH normaldir (< 4. Derin kandidiasisde kan kültürü alınmalıdır. Mantar topları veya geniş bölgede perinefritik abse var ise cerrahi girişim yapılabilir.6 mg/kg/gün IV sistemik olarak kullanılabilir. Candida vulvovajiniti için hem topikal hem de oral birçok antimikotik kullanılabilir.0mg/kg/gün IV kullanılabilir. flukonazol 10 gün 200mg PO. Sistemik tedavide flukonazol 10-14 gün 100 mg PO veya itrakonazol.8-1. Özefagus enfeksiyonlarında baryumlu özofagus filmleri ve endoskopi yararlıdır.5). KOH preparatları tanı için değerlidir. Krem veya vajinal tabletlerin birbirine bir üstünlüğü yoktur. Aşısı yoktur. Hasta serumunda mannan antijenleri gösterilebilir. Asemptomatik kandidüri olgularında varsa idrar sondası çıkartılmalıdır. ancak bunun normal florada da bulunabileceği unutulmamalıdır. Alternatif tedavi olarak amphoterisinB 0.8-1. Kültürde sıklıkla Candida üretilir. Üst üriner sistem enfeksiyonlarında ise flukonazol 400-800 mg PO/IV. amfoterisin-B 0. 200 mg PO verilebilir. Tedavi klinik bulguların gerilemesi. Tomurcuklanan mayalar ve hiflerin gösterilmesi tanı koydurucudur. amfoterisin B 0. Gerek görülürse amfoterisinB ile irrigasyon yapılabilir. Oral azoller olan flukonazol 150 mg PO veya itrakonazol 400 mg ile topikal tedaviye destek olunabilir. Deri testleri anerjik olan bir kişide. Flukonazol kullanılan hastalara amfoterisin B ile 1 litre steril suya 50 mg karıştırılarak saatte 40 ml gidecek şekilde devamlı infüzyon/direnaj yapılabilir. Oral azoller gebelerde kullanılmamalıdır. end organ tutulumu gözlem altında bulundurulmalıdır. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. dissemine candidiasis gelişebileceği unutulmamalıdır. Varsa idrar sondası çıkartılmalı.0 mg/kg/gün IV ve/veya 5-FC 10 mg/kg/gün IV kullanılmalıdır. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. Topikal azol preparatları olan klotrimazol. Kan kültürünün negatif olması bizi tanıdan uzaklaştırmaz. Candida özofajitinde nistatin suspansiyon 10-30 ml 4 kez 10 gün topikal olarak. Gebelerde relaps sıktır. Flukonazol 200 mg başlangıçta ve sonra 100 mg PO 4 gün kullanılabilir. 239 .

Rutin laboratuvar testler sıklıkla normaldir. 240 . Testin Romatoid faktör pozitifliğinde ve Trichosporon beigelii enfeksiyonlarında yalancı pozitiflik verdiği unutulmamalıdır. flusitozin kombinasyonu ile tedavi edilir. Hastalığın gelişmesini önlemek için spesifik önlemler bulunmaz. Bunun gösterilmesi tanı yöntemi olarak kullanılır. fenoloksidaz enzimi ve 37°C'de üreyebilme yeteneğidir. Özellikle CD4 T lenfosit sayısı <100/mm3 olanlarda fungal enfeksiyonlar görülmektedir.5). AIDS'li hastalarda Kriptokok enfeksiyonu görülme sıklığı çalışmalara göre %6-10 arasındadır. etkenidir. mukoid yumuşak koloniler şeklinde sonuç verir. Mantarın virülansında ana faktörler polisakkarid kapsülü. gatti tropikal iklimlerde bulunur ve okaliptus ağaçları aracılığı ile bulaşır. Hastalık özellikle immün yetmezliği olanlarda (AIDS) gibi görülür. Akciğer grafisinde alt loblarda multipl alanlarda infiltrasyon gösterilebilir. ancak immünyetmezliği olanlarda akciğer enfeksiyonları görülebilir. AIDS'li hastalarda gelişen menenjitte BOS lenfosit sayısı sıklıkla düşüktür. Kriptokok menenjitin uzun süreli supresyonu için AIDS hastalarında flukonazol kullanılır. Karakteristik özelliği kapsülünde fenol oksidaz enzimi bulundurmasıdır. Pulmoner hastalık hemen daima bulunur. tomurcuklanan mayalardır. Tedavi Pulmoner enfeksiyonlarda birinci seçenek flukonazoldür. Olguların yaklaşık 1/3 ünde ateş bulunmaz. kapsül antijeni lateks partikül aglutinasyon testi ile pozitif sonuç verir. Son 25 yılda AIDS ve immünsupressif ilaçların kullanımı C. infekte BOS'ta. Patogenez İnsanlara kuş dışkılarının inhalasyonu ile bulaşır. bazen pnömoni yapabilir (Şekil 5.18). Kuşlar enfekte değildir. Alveollere ulaşan mantarlar makrofajlar tarafından fagosite edilir.Cryptococcus Genel özellikler Cryptococcus neoformans kriptokokkoz. özellikle kuş (güvercin) dışkısı ile kirlenmiş toprakta bulunur. etrafında geniş polisakkarid kapsülleri bulunur. Bir diğer suşu olan C. MSS ve diğer organlara yayılır . Menenjit ve diğer dissemine enfeksiyonlar Amfoterisin-B. Ayırıcı tanıda kullanılan mantar kültürü 37°C'de ortalama 72 saatte beyaz. Kapsül boyanmaz. Serumda Kriptokok antijeni gösterilmesi en duyarlı yöntemdir. Epidemiyoloji Mantar doğada yaygındır. Akciğer enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. İnsandan insana bulaşma yoktur. Bu oran Afrika'da %30'ların üzerine çıkmakta ve erkeklerin kadınlara göre 3 kat fazla hastalandığı dikkati çekmektedir. neoformans'a bağlı enfeksiyonların gelişmesinde dramatik artış görülmesine sebep olmuştur. Referans laboratuvarlarında PCR yöntemi gibi moleküler yöntemler kullanılır. Kriptokoklar oval. Organizma genellikle bu aşamada ortadan kaldırılır. Bununla birlikte Kriptokok menenjiti geçirenlerin hemen yarısında immün yetmezlik tespit edilememiştir. Lateks aglutinasyon yöntemi ile antijenin gösterilmesi kültür ve çini mürekkep yöntemine göre daha duyarlıdır. İnsan enfeksiyonları inhalasyon ile bulaşır. Laboratuvar tanı Çini mürekkebi ile boyanan BOS'ta maya hücreleri etrafında geniş kapsül olguların ancak %50'sinde gösterilebilir (Şekil 5.

kemoterapi. terretus'da nadir enfeksiyon etkenidir. BOS'da lökosit sayısının azlığı ve glukoz miktarının düşüklüğü prognozu olumsuz etkileyen faktörlerdir. yaralar. akciğerlerde mantar topları. niger. Aspergillus türleri dimorfik değildir.19). 60 yaşın üzerinde olma. Pulmoner makrofajlar konidiyalara karşı ilk defans elemanlarıdır. göz. Ciddi immün yetersizliği olan hospitalize hastalarda nosokomial enfeksiyonları önemlidir. Özellikle nemli topraklarda ürerler. AIDS'li hastalarda flukonazol kullanımı ile kriptokok gelişme olasılığı %7'den %1'e düşürülmüştür. flavus ve A. BOS ve kanda yüksek fitrelerde kriptokok antijenin gösterilmesi. İnsandan insana bulaşmaz. Konidiyaların hava yoluyla alınması ile bulaşır. Hastaların çoğunun immünyetmezliği olması nedeniyle IgG tipi antikorların tanıda fazla değeri yoktur. evlerde. A. A. yanık. Hiflerinin 45°'lik açılar ile dallanması diğer mantarlardan ayıran önemli özelliğidir (Şekil 5. Kronik granulomatöz hastalığı olan çocuklar ve kontrolsüz diabeti olanlarda risk altındadır. dış kulak yolu veya paranazal sinüslere invazyon yapar. Nötrofillerde onlara yardımcı olur. deri. fumigatus en sık görülen insan patojenidir. Diğer hastalarda tedavi oranı %2530'lardadır. 241 . Doğada yaygındır ve çok çeşitli şartlarda üreyebilir. Bulaşma 500'den fazla Aspergillus suşu olmasına karşın insanlarda enfeksiyon yapan sadece birkaç tanesidir. Nötropeni meydana getiren lösemi. özellikle Aspergillus fumigatus. kulak. Patogenez ve Klinik Bulgular Kolonize olmuş Aspergillus fumigatus deri. Özellikle çiçekler önemli kaynaklardır. Özellikle nötropenisi olan immün yetmezlikli hastalarda akciğerlerde granülomlar ve hemoptizi görülür. kriptokoksemi.allerjik bronkopulmoner aspergilloz etkenidir. Aspergillus Hastalık Aspergillus türleri. Profilaktik olarak alınacak fazla bir önlem yoktur. Havaya yayılan konidyalar ısıya ve ekstrem şartlara dirençlidir. kornea. Kavite duvarında yüzeyel enfeksiyonları olur disseminasyon nadirdir (Tablo 5. A.Prognoz ve Korunma AIDS'li hastaların MSS kriptokok enfeksiyonları çoğunlukla fatal seyirlidir. Fagositoz ve sellüler yetmezlik invazif enfeksiyonun gelişmesi için önemli faktörlerdir. Filtre edilmemiş hastane havasında sporları bulunur. kemik iliği transplantasyonu veya aplastik anemi bilinen en önemli risk faktörleridir. Mental retardasyon.10). Kaviter lezyonlarında aspergilloma veya fungus topları görülür. işyerlerinde ve hastanelerde saksıların topraklan önemli kaynaklardır. karakteristik septalı hifleri ile sadece küf formu vardır. Kapsül aşılarının korunmada başarılı olmadığı gösterilmiştir.

Dissemine aspergillozis immün yetersizlikli hastalarda fatal seyirli bir klinik tablodur. Bunu anormal akciğer grafisi bulguları ve balgam kültürü pozitifliği takip eder. Astım benzeri semptomları vardır. silikozis ve bronşektazi gibi kaviter hastalıkların varlığında gelişen akciğer enfeksiyonuna aspergilloma denir. Damar invazyonu dissemine enfeksiyonun gelişmesinde önemli faktördür. Bunlara ek olarak Aspergillus fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin tespit edilmesi. Alerjik bronkopulmoner aspergillus alerjik astım şikayeti olanlarda veya kistik fibrozislilerde gelişen eozinofilik pnömoni veya hipersensitivite reaksiyonudur. MSS tutulumunda ise ani bayılmalara sebep olabilir. IgE yüksekliği gösterilebilir.10 Aspergillus enfeksiyonları Çocuklar Sık enfeksiyonları • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz Yetişkinler • Çiftçi akciğeri • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz • Aspergillus sinüziti Nadir enfeksiyonları • Osteomyelit • Endokardit • Endoftalmit • Endoftalmit • Osteomyelit • Disk enfeksiyonu • Endokardit • Osteomyelit • Aspergillus trakeobronşiti İnhalasyon ile alınan conidialar. Tablo 5. sarkoidoz. Tüberküloz. Bu durum pulmoner tutulumda hemoptizi. ciddi olgularda cerrahi tedavi yapılmalıdır. Kan kültürü nadiren pozitif olur. organ transplantasyonu sonucunda akut rejeksiyon. Laboratuar tanısında balgam kültürü kullanılır. nonprodüktif öksürük. uygun konaklarda bronşlara ve damarlara invaze olur. Dokularda hemorajik infarktlar ve nekrozlar oluşturur. kemik iliği transfüzyonu sonucunda gelişen graft versus host hastalığı. Tipik bir klinik bulgusu yoktur.11 Alerjik bronkopulmoner aspergillozisin tanı kriterleri Tanı kriterleri • Astım bronşiyale • Periferik eozinofili • Aspergillus fumigatus antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği • Akciğer grafisinde pulmoner infiltrasyon • Fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin varlığı • Serum IgE yüksekliği • Santral bronşektazi Spesifik destekleyici kriterler • Kahverengi balgam • Balgam kültüründe A.11). İnvazyon gelişen doku veya organ ile ilişkili bulgular vardır. İtrakonazol'ün inatçı olgularda etkili olduğu bildirilmektedir. Tanı balgam kültüründe aspergillusun üretilmesi ile konulur. Ateş. Mantar topları veya miçetoma da denilen bu klinik tablo kavitelerde ağır aspergillus kolonizasyonudur. kortizon tedavisi. En sık klinik bulgu hemoptizidir. Hemoptizinin görülmesi invazif pulmoner aspergillusun en önemli bulgusudur. karaciğer böbrekler ve gastrointestinal sisteme olur. ileri dönemlerde AIDS ve kontrolsüz diabetik hastalarının önemli aspergillus enfeksiyonudur. Periferik eozinofili alerjik bronkopulmoner aspergillusun en önemli işaretidir. İnvazif pulmoner aspergilloz nötropeni. fumigatus üremesi • Spesifik IgG ve IgE yüksekliği 242 .Tablo 5. Hastalık başlangıçta asemptomatiktir. İnhale kortizon tedavisinin etkisi yoktur. Diğer eozinofilik pnömoniler ayırıcı tanıda göz önüne alınmalıdır (Tablo 5. transplantasyon sonrası gelişen sitomegalovirüs enfeksiyonu. Sistemik antifungal tedavinin etkisi yoktur. dispne ve göğüs ağrısı görülür. deri. Disseminasyon MSS. Tanı multiorgan yetmezliği olan kişilerde kan veya doku kültürlerinde aspergillusun izolasyonu ile konulur. Kortizon tedavisi uygulamak gerekir.

akciğerler infekte olur (Şekil 5. inflamatuvar hastalıklar ve bakteriyel enfeksiyonlar ile karıştırılabilir. Aspergillus ciddi immün yetersizliği olanlarda ve nötropeniklerde sinüzit oluşturabilir. Laboratuvar tanı Biyopsi örneklerinde dokulara invaze olmuş septalı hiflerin gösterilmesi ile tanı konulur. normalde de kolonizasyon olabileceği için herzaman enfeksiyonu göstermez. Absidia gibi) saprofitik küfler tarafından meydana gelir. Nötrofili görülebilir ancak tipik bulgu eozinofilinin bulunmamasıdır. Tablo 5. nazal konjesyon. Nazal sekresyon kültürleri genellikle pozitiftir. Tedavi İnvazif aspergillozis amphoterisin-B ile tedavi edilir. Bu organizmalar immün sistemi düşük olan kişilerde aseksüel sporları ile hava yoluyla bulaşır ve dokulara invazyon yapar. Noninvazif sinüzitler neoplazi. Sinüs veya pulmoner kavitede gelişen mantar topları cerrahi olarak tedavi edilir. Allerjik hastalarda steroidler ile antifungal ilaçlar beraber kullanılır (Tablo 5.5 mg/kg/gün 400 mg PO Lokalize Hastalıklarda denenebilir 1-1. Biyopsi materyalinde septasız dik açı ile dallanan hiflerin görülmesi ile tanı konulur. Kültür pozitifliği. Eğer erken tanı konulursa.12). altta yatan hastalık. 243 . cerrahi eksizyon ve drenaj gerekebilir Mucor Mukormikozis doğada yaygın olarak bulunan (Mucor. Semptomlar 6-8 saat içinde gelişen öksürük ve derin soluk alamamak olarak özetlenebilir. yanıklarda ve lösemililerde sorun çıkarır.5 mg/kg Hayır Debridman. özellikle paranazal sinüsler. Diabetik ketoasidozlu hastalarda.0-1. Kan damarları. Tıkanan damarlar nedeniyle dokularda nekrozlar oluşturur. Hastalık çoğu zaman kendi kendine iyileşir. diş ağrısı. nekrotik dokuların cerrahi tedavisi beraber uygulanır.Çiftçi akciğeri Aspergillus sporlarının inhalasyonu ile bir alerjik reaksiyon olan alerjik alveolit veya hipersensitivite pnömonisidir. İnvazif aspergillozisli kişilerin serumlarında yüksek titrede galaktomannan tespit edilir.20). pürülan nazal akıntı. Başağrısı. sinüs veya göz ağrısı klinik bulguları oluşturur. Rhizopus.12 Aspergillus enfeksiyonlarında tedavi Tedavi seçenekleri Çiftçi akciğeri Alerjik Bronkopulmoner aspergillus Aspergilloma İnvazif pulmoner aspergillozis ve dissemine aspergillozis Kesinlikle kontrendike Aspergillus sinütizi Kortikosteroidler Uzamış subakut veya kronik semptomları olanlarda kullanılır Hayır Hayır Hayır Uzamış hastalarda prednizolon Hayır No Amfoterisin B İtrakonazol Cerrahi Hayır Araştırma aşamasında Hayır Hayır Hayır Selektif olgularda 1. amfoterisin-B.

244 .

İmmünoloji • İmmünoloji • Spesifik immün Yanıt • Aktif ve Pasif immünite • Antijenler • Yaş ve immün Yanıt 245 .

Makrofajlar her doku için özelleşmiş hücrelerdir. Örneğin.2). mantar ve parazit gibi mikroorganizmalar tarafından oluşturulan enfeksiyonları önlemek veya sınırlandırmaktır.2). mikroorganizmalar veya virüsle infekte hücrelere karşı katil hücreler (Tablo 6.BÖLÜM 6: İMMÜNOLOJİ İmmün sistem hücreler ve eriyebilen komponentin meydana getirdiği bir ağdır.1'de görülmektedir. diğeri ise özellikle tümör hücreleri. eklemlerde sinovial hücreler. Deri ve mide asidi gibi kimyasal bariyerleri mikroorganizmalar için ilk engellerdir.1) (Şekil 6. Nonspesifik immünite Nonspesifik immünite doğumda başlar. Hem konağın kendisinin hem de yabancı antijenlere karşı yanıt verebilir. Doğal immünitenin eriyebilen komponentini ise kompleman proteinleri. Bunlardan birincisi fagositer sistem. Doğal ve edinsel immünitenin hümoral ve hücresel immünite ile ilişkisini sağlayan hücreler Tablo 6. Fagositer sistem denince kandaki nötrofiller ile monositler. İmmünite Nonspesifik ve spesifik immünite olarak ikiye ayrılır. akciğerlerde alveoler makrofajlar. akut faz reaktanları ve sitokinler oluşturur. Bunun dışında iki önemli hücresel komponenti vardır. 246 . İmmün sistemin tüm komponentleri pluripotent kök hücrelerden gelişirler (Şekil 6. dokularda da makrofajlar anlaşılır (Şekil 6. karaciğer sinüzoidlerinde Kupffer hücreleri. MSS'de perivasküler mikroglial hücreler ve böbreklerdeki mesengial fagositer hücreler.2'de görülmektedir. Bu ağın çalışmasından sorumlu immün sistem organları Şekil 6. önceden antijen ile karşılaşmaksızın işlev görür ve hafıza hücreleri bulunmaz (Şekil 6. İmmün sistemin başlıca görevi bakteri. virüs.3).2).

kolon ve vajenin normal florası Vajen ve midedeki düşük pH Yüzey fagositleri Mikroorganizmaların vücutta üremelerinin sınırlandırılması Naturel killer hücreler Fagositerler İnterferonlar Transferrin ve laktoferrin Kompleman sistemi Vücut ısısının yükselmesi inflamatuvar yanıt 247 .1 Doğal immünite Mekanizma Mikroorganizmanın girişinin sınırlandırılması Faktörler Sağlam derinin keratin tabakası Gözyaşı ve diğer sekresyonlardakı lizozim Derinin yağ asitleri Respiratuvar silialar Boğaz.Tablo 6.

Sitokinler inflamasyonun ve immün yanıtın etkisini arttırırlar.2 Doğal ve Edinsel immünite hücreleri Humoral immünite Doğal Kompleman Sitokinler Edinsel B hücreler Plazma hücresi Antikorlar Hücresel immünite Makrofajlar Nötrofiller Doğal katil hücreler Yardımcı T hücreleri Sitotoksik T hücreler Ig'ler ikişer adet ağır ve hafif zincirlerden meydana gelir. Ig üzerinde kalıcı ve değişken alanlar vardır. adapte edilebilir ve hafıza sistemini geliştirir. antijene spesifik değildir. Bu sistemin hücresel komponenti lenfositler. TCR CD3 molekülü ile bir kompleks yapı oluşturur. 248 . böylece doğal ve edinsel immünite arasında köprü görevi görür. buna TCR/CD3 kompleksi denir. Lenfositler timusta olgunlaşanlar (T hücreler) ve kemik iliğinde olgunlaşanlar (B hücreler) olmak üzere ikiye ayrılır. Spesifik olarak sınırsız antijen tanıma kapasitesine sahiptirler. endotoksin diğer sitokinler gibi) sonucunda aktifleşen monositler ve lenfositler tarafından sekrete edilen immunglobulin olmayan polipeptidlerdir. B hücrelerinin antijen tanıma fonksiyonu yüzey immunglobulinleri aracılığı ile sağlanır.Sitokinler spesifik antijen. Günümüzde 166 adet CD tanımlanmıştır. eriyebilir komponenti ise immunglobulinlerdir. Ag değişken alanlara bağlanır. Yüzey immunglobulinieri ile erimiş antijenleri tanır ve spesifik antikorları salgılarlar. Yüzey markerlarına clusters of differentiation (CD) denir. Sitokinlerin sekresyonu spesifik antijen ile aktifleşen lenfositler tarafından tetiklenmesine rağmen. T hücreler yüzeylerinde Ig bulundurmazlar. Spesifik immünite Spesifik immünite öğrenilir. nonspesifik antijen veya bir nonspesifik eriyebilen stimülus (örneğin. Lenfositler fonksiyonları ve yüzey marker'larına göre CD4 ve CD8 olmak üzere ikiye ayrılırlar. TCR Ig ler ile aynı gen familyasına sahiptirler. Ag'i T hücre reseptörleri (TCR) aracılığı ile tanırlar. Tablo 6.

ve . asıl MHC/Ag kompleksine etki gösterir. -DR. MHC Class I proteinleri ile CD4 hücreler. Bir koaktivasyon sinyaline daha ihtiyaç vardır.. Kemotaksis ve lökosit migrasyonunu indükleyen sitokin grubuna kemokin'ler denir. Sitokinler interferonlar (IFN -alfa. beta ve gama). MHC Class II proteinleri ile ise CD8 hücreler birleşebilir. T hücreleri nadiren bunu yapabilir. IL-2. MHC Class II taşıyan hücrelere antijen sunan hücreler (APC) denir. IL-2'nin sekresyonunu indükler. ayrıca IgE sekresyonunu indüklerler. onların kaynakları ve majör etkileri Tablo 6. Class I MHC proteinleri HLA-A. -B. IL-8). IL-4 ve IL-6 sitotoksik T lenfositlerin gelişimi için sinerjizm gösterirler.3'te gösterilmiştir.. IL-4 ve IFN-gama B hücrelerinin class II ekspresyonunun indüksiyonunda birbirlerinin etkilerini arttırırlar... Class II MHC proteinleri ise HLA-D. B hücreleri eriyebilen antijenler ile reaksiyona girerken. TCR'nin MHC/Ag kompleksine bağlanması T hücre aktivasyonu için yeterli değildir. dendritik hücreler. tümör nekroze edici faktör (TNF-alfa ve beta). Sitokinlerin farklı etkileri vardır. -DP ve -DQ'dan oluşur. kromozom üzerindeki majör histocompatibilite kompleksi genleri aracılığı ile olmaktadır. IL-1. 249 . tüm çekirdekli hücreler ile trombositlerin yüzeyinde bulunur. Kemokinlerin bazı reseptörleri HlV'in monosit/makrofajların içine girmesine aracılık yaparlar. Langerhans hücreleri ve aktifleşmiş (ancak aktifleşmemişlerde yok) T hücrelerinde bulunur. B hücreleri. CD28/ CD80CD86 yokluğunda T hücreler anerjik veya toleran olabilirler. Sitokinler Sitokinler spesifik hücre reseptörlerine bağlanır ve etkilerini böyle gösterirler. transforme edici büyüme faktörleri ve hematopoetik koloni stimülan faktörler (CSF) olmak üzere bir çok gruba ayrılırlar. makrofajlar. Örneğin..C'den oluşur.. Bu ikinci sinyal T hücre yüzeyindeki CD28 ile APC'Ier üzerindeki CD80 veya CD86'lardır. Majör sitokinler.Majör Histocompatibility Complex İmmün sistemin kendinden olanlar ile olmayanları tanıması 6. İnterlökinler (IL-1.

Yardımcı T hücreleri (T. IL-2. sitokinlere yanıtları ve salgıladıkları sitokinlere göre iki majör kategoriye ayrılır. Başlangıç stimülasyonunda. Sitokinlere bağlı olarak ThO Th1 ve Th2'den birine dönüşür. and IL-10 gibi bir çok sitokin salgılarlar. Bu antijenleri uzun süre hafızalarında saklarlar ve spesifik etki gösterirler. Hem hücresel hem de humoral immünitenin üç önemli özelliği vardır. IL-4. IL-4 ve IL-10 ise Th2 gelişiminde önemli sitokinlerdir. böylece antijene karşı spesifik tepkime yaparlar. Tüm matür T hücreler yüzeylerinde CD4 veya CD8 reseptörleri taşırlar. bu hücreler ThO hücrelere dönüşürler ve IFN-gama . Th hücreler prekürsör hücreler halini alınca IL-2 salgılarlar. Burada pozitif ve negatif seleksiyondan geçirilirler ve bu ayrımdan eksiksiz geçen hücreler artık dolaşıma ve lenfoid dokulara çıkabilir. IL-5. yani milyonlarca farklı antijeni tanıyabilirler.helperjh) Yüzeylerinde CD4 taşıyan hücreler T yardımcı (Th) lenfositleri olarak tanınırlar. 250 . Farklılığı kolaylıkla algılayabilirler. IFN-° and IL-12 Th1 gelişiminde.T hücreleri ve sellüler immünite Sitotoksik T hücrelerinin olgunlaşması. fonksiyonel özelliklerini kazanması ve konak özelliklerini öğrenmesi timusta olur. Bunlar fonksiyonları.

GRO-alfa. MSS • TNF-alfa (kaşektin) • TNF-beta • Koloni-stimülan faktörler (örn GM-CSF) • IL-2 •IL-3 • IL-4 • IL-5 T Hücreler. IP-10. normal T expressed and secreted. NK : Natural killer.TH1) CD4 T hücreler. T ve B Fibroblastlar. B. inflamasyonun gelişimi TH1 yanıtını artırır ve TH2 yanıtını inhibe eder Inflamatuar ve akut faz yanıtını arttırır.Tablo 6. fibroblastlar Epitelyum hücreleri Endotel hücreleri IL-1 benzeri T hücreler T hücreler.beta • Interferon . tümör ölümü. makrofajlar Kematoksis. Lenfotoksin. keratinositler CD4 fTH0. tümörler PMN aktivasyonu Stem cell IL-1 benzeri. RANTES : regulated on aktivaiton.gama KAYNAK Lökositler. Bir çok hücre Nörtofiller. İler. T ve NK hücrelerin ve makrofajların immün supresyonu Oral toleransın gelişimi. TNF : tümör nekroz faktör. İP : interferon-alfa protein. TNF : tümör nekroz faktör.alfa Interferon . TH2) T hücreler CD4 TH2 hücreler • IL-1 alfa IL-1 beta T hücreler. ateş T hücrelerin aktivasyonu PMN. antitümör ve kaşeksikilo kaybı gibi fonks. epitelyem hücreleri. PMN : polimorfonükleer lökositler. GR-&) • Beta-kemokinler: C-C kemokinler (MCP)-). GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin. MCP : monosit kemoattraktant protein.3 Başlıca stokinler ve önemli fonksiyonları FAKTÖR • Interferon . GM-CSF : granulositmakrofaj k mülan faktör. GRObeta. hepatositler •IL-7 • IL-10 Prekürsör hücreler ve stem cell B hücreler. timosit. PMN : polimorfonükleer lökositler. fibroblastlar HEDEF HÜCRE Virüsle infekte hücreler Tümör hücreleri Makrofajlar T hücreler FONKSİYON Antiviral aktiviteyi indükler. ateş. MlPalfa. normal T expressed and secreted. İnflamatuvar protein. Ig sekresyonu. aktivasyon • Alfa-kemokinler: C-X-C kemokinler-bir amino asit aracılığı ile iki sisteine ayrılır ayrılır (IL-8. eozinofil üretimi. B hücreler NK hücreler Stem cell B ve T hücreler B hücreler. T hücreler ve sitotoksik lenfositlerin gelişimi B hücrelerin gelişimi. yara iyileşmesi Kematoksis. B hücreler PMN. İL: interlökin.beta Aktivasyon IgA üretimi. Spesifik hücre tiplerinin gelişme ve farklılaşması T ve B hücrelerin gelişimi Farklılaşma B hücre gelişimi ve farklılaşması. NK hücreleri aktifleştirir Hücresi imnüniteyi geliştirir Makrofajların aktivasyonu. aktivasyon alfa protein. eozinofiller •IL-6 Makrofajlar. B hücre gelişimi ve farklılaşması Pre-B hücreler. CD4TH1 hücreler B hücreler • IL-12 • TGF. T hücreler Birçok hücreler Bazofiller oloni sti. İP : interferon-MCP : monosit MIP : makrofa NK : Naturai k T hücreler. CD4 TH1 hücreler NK hücreleri Makrofaj. RANTES : regulated on aktivaiton. endotel hücreleri Kemik iliği. stroma CD4 TH2 hücreler hücreler Makrofaj CD4T3 hücreler T hücreler ve B hücreler. MIP : makrofaj inflamatuvar protein. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin. kemoattraktant protein. alerjik yanıtlar Akut faz ve inflamatuvar yanıtın stimülasyonu. stromal hücreler CD4 T hücreler (TH0. GM-CSF : granulosit-makrofaj koloni stimülan faktör. dokular. 251 . CD4TH1 TH1 yanıtının inhibisyonu NK hücreler.İL: interlökin. Ig üretimi TH2 yanıtını gelişimi B hücre gelişimi ve farklılaşması ve IgE üretimi.

252 .

bunlara T hücrelerinden bağımsız antijenler denmektedir. bunların içinde en önemlileri interlökin-1 (makrofajlar tarafından salınır) ve interlökin-2 (lenfositler tarafından salınır) dir. Ayrıca T helper hücreler tarafından salgılanan IL-2 bu hücrelerin klonlaşmasını ve çoğalmasını sağlar. Bu faktörler B hücrelerini antijene spesifik antikor üretebilecek şekilde aktif hale geçirir. ancak. Humoral İmmün Sistem Antikor sentezi. Aktifleşmiş yardımcı T hücreleri. bakteri polisakkaridleri gibi bazı antijenler T hücrelerin yardımı olmaksızın B hücreleri aktif hale geçirebilmektedir. Böylece bu antijene spesifik yardımcı T hücrelerde aktivasyon ve klonal proliferasyon gelişir. Sitotoksik T lenfositler hücresel immün sistemin spesifik uygulayıcıdırlar. Makrofajların parçalama işleminden sonra. Antikor oluşumu genellikle helper T hücrelere bağlıdır. yardımcı T lenfositleri ve B lenfositlerinin koordineli çalışmasına bağlıdır.SPESİFİK İMMÜN YANIT Hücresel immün sistem Bir bakteri konağa girer ve bir makrofaj tarafından yakalanırsa parçalanır. Antikorların etkisi toksin ve virüslerin nötralizasyonu. bu parçalara antijen denir. Antijen veya epitopları makrofajların yüzeyinde Class II majör histocompatibilite kompleksi (MHC) proteinleri aracılığı ile görülür. Antijen-class II MHC kompleksine yardımcı T hücrelerin spesifik reseptörleri bağlanır ve bundan sonra IL-2 (T hücre büyüme faktör). bakterilerin öldürülmelerini kolaylaştırmak için opsonizasyon yapması ve komplemanı aktifleştirmek olarak özetlenebilir (Şekil 6. IL-4 (B hücre büyüme faktörü) ve IL-5 (B hücre diferansiasyon faktörü) salgılanır.6) 253 . makrofajlar. Örneğin infuenza virüs respiratuvar sistemde bir hücreyi infekte ettiğinde viral zarf glikoproteinleri infekte hücrenin yüzeyinde class I MHC proteinler yardımıyla görülürler. sonuçta interlökinler salgılanır. yüzeydeki Class II MHC proteinlerinde antijen görülür. Aktifleşmiş B lenfositler prolifere olur ve yüksek miktarlarda immünglobulin (antikor) salgılayabilecek plazma hücrelerine dönüşürler (Tablo 6. bu etkilerini virüs ile infekte hücrelere karşı meydana getirirler. Sitotoksik T lenfosit antijene spesifik reseptörleri aracılığıyla viral antijen-class I MHC protein kompleksine bağlanır. Antijen-Class II MHC kompleksi yardımcı T lenfositlerinin yüzeyinde bulunan antijene spesifik reseptörler tarafından algılanır. aktifleşmiş makrofajlara yardım ederler ve M.4). tuberculosiste karşı spesifik olan gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu meydana gelir.

Tablo 6. Bu karşılaşma klinik veya subklinik infeksiyonu geçirmek. Kontakt dermatit Doku ve tümör rejeksiyonu Antikor yanıtının düzenlenmesi (yardım ve supresyon) AKTİF VE PASİF İMMÜNİTE Aktif immünite yabana antijen ile karşılaşma sonrasında indüklenen dirençtir. bazılarında ise tamamen belirtisiz (çocuk felci aşısında) seyir göster. Özellikle bazı atenüe virüs aşıları (örn. mantar ve virüsler) Allerji. kızamık. Bazı örnekler aşağıda verilmiştir. fenol. • Canlı (atenüe) bakteri aşıları: BCG Verem Aşısı • Canlı (atenüe) virüs aşıları: Sabin tipi çocuk felci aşısı. örn. Aşı hastalığı da denen bu infeksiyon bazı aşılarda açıkça görülebildiği halde (BCG aşısında). canlı veya ölü mikroorganizmalar. meningitidis'in hücre duvar polisakkariti gibi) hazırlanan aşıların daha iyi koruyucu etki yaptığı araştırmalarla gösterilmektedir. kızamıkçık. onların antijenleri veya toksinleri ile aşılanmak şeklinde olabilir. Canlı mikrop aşıları daha çok hücresel bağışık yanıt oluştururlar ve koruyuculuk süreleri de daha uzundur.4 T ve B hücrelerinin ana fonksiyonları Antikora bağımlı immünite (B hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (opsonizasyon. Dört çeşit aşı vardır. kuduz. sessiz veya çok hafif seyirli bir infeksiyon oluşturarak doğal infeksiyona benzer nitelikte bir bağışıklık oluştururlar. ultraviyole gibi etki veya maddelerle öldürülürler. hastalandırıcılık özelliği (virülansı) ortadan kaldırılan veya virülansı yavaşlatılan mikroplardan hazırlanan bu aşılara canlı atenüe aşılar denir. toksin ve virüslerin nötralizasyonu Allerji. Canlı (atenüe) mikrop aşıları Antijenik niteliği bozulmadan. Bakteri veya virüslar laboratuvarlarda üretildikten sonra 1 cm3 sıvıda belirli sayıda mikrop olacak şekilde sulandırılarak ısı. formaldehit. Atenüe aşılar organizmaya çeşitli yollarla verilebilirler. fakat antijen yapısı bozulmamış toksoidler (anatoksin) aşı olarak kullanılır. Mikrop ürünlerinden hazirlanan aşılar Toksoid (Anatoksin) aşılar: Difteri ve tetanoz gibi bakteri toksinleriyle meydana gelen hastalıklardan korunmada kullanılan aşılardır. aseton. etken mikrobun belirli bir parçasından (örneğin HBs Ag partikülleri. Yüksek ateş Otoimmünite Hücresel immünite (T hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (özellikle tüberküloz. Toksoid aşılar daha çok hümoral bağışık yanıt oluşturarak antikorlarla (= antitoksinlerle) koruma sağlarlar. kabakulak. Sarı ateş . Bakteri toksini saf olarak elde edilir ve daha sonra ısı veya formol ile muamele edilerek (%0.3 0. N. 254 . kızamık. • Cansız (ölü) mikrop aşıları • Canlı (atenüe) mikrop aşıları • Mikrop ürünlerinden hazırlanan aşılar • Biyoteknolojik aşılar Cansız (ölü) mikrop aşıları Çeşitli yöntemlerle öldürülmüş bakteriler ile inaktive edilmiş virüs aşılarıdır. Tüm bu şartlarda konak antikorlar aktifleşmiş yardımcı T ve sitotoksik T hücrelerinden oluşan bir immün yanıt oluşturur. kabakulak gibi) tek bir doz ile ömür boyu bağışıklık sağlayabilirler. örn. influenza (Grip) aşıları gibi. • İnaktive virüs aşıları : Çocuk felci (Salk tipi). Mikropların belirli bir kısmından hazırlanan aşılar: Bazı infeksiyon hastalıklarında. Bu tip aşılar organizmada. kızamıkçık.4 oranında formol eklenerek 37°C'de 3-4 hafta bekletilir) zehir etkisi giderilmiş. bazı aşılarda hafif bir hastalık (kızamıkçık aşısında). Bu öldürülme veya inaktivasyon işleminde genellikle mikrop bütünlüğü ve antijenik yapı bozulmaz. Aşağıda cansız mikrop aşılarına birkaç örnek verilmiştir.

Örneğin Hepatit B virüsünün yüzey antijenini (HBsAg) kodlayan gen bir maya hücresine aktarılarak çokça elde edilir ve aşı olarak kullanılır (Rekombinant HBV aşısı). Rekombinant DNA tekniğinin bir başka uygulaması. Örneğin. ancak sialik asit yapılı kapsülü immunojen değildir • Salgınları sırasında antibiyotik profilaksisi de uygulanır • Askerlere rutinde kullanılır Salmonella typhi (ty21 a) • Endemik alanlara seyahat edenlere uygulanan attenue bakteri aşısıdır. daha etkili ve yan etkileri daha az olan aşıların elde edilmesi için yeni. elde edilen "aşı geni"nin taşıyıcı bir virusa (örneğin herpes viruslara) rekombine edilmesidir. • Anti idiotip aşılar: Antikorlar aracılığı ile gerçekleştirilen yeni bir aşı tekniğidir.cholerae bakterisinde toksini kodlayan genin yok edilmesi gibi. 255 . influenzae b tipi kapsülüne difteri toksoidi ve N. pertussis içeriği • Pertussis toksoidi • ± Flamentöz hemaglutinin • ± Pertactin (Adhesin) • Difteri toksoidi • Tetanoz toksoidi DTP DTaP ile aynıdır. meningitidis dış membranı konjuge edilmiştir. Örneğin V. HIB H. Bakteri aşıları Çocukluk çağı aşıları DTaP • Tümüyle asellülerdir • B. moleküler biyoteknoloji kullanılmaktadır. • Sentetik peptid aşıları: Bu teknikle. • Mutant aşılar: Canlı mikrop aşıları hazırlanırken uygulanan eski virulans azaltma yöntemleri yerine. Asplenikler Streptococcus pneumoniae: 23 farklı Pnömokok suşundan hazırlanmış kapsül aşısı Sınırlı kullanımı olanlar Neisseria meningitidis • A ve C kapsül polisakkaridi ile hazırlanır • B serotipi enfeksiyonların önemli bir kısmından sorumludur. Yersinia pestis • İçinde F1 antijen bulunan ölü bakteri aşısıdır • Endemik alanlarda askerlere ve Y. streptokok M proteini aşıları gibi. kolera toksini. orada bol miktarda sentezlettirilirler. bağışıklıkta etkili olan proteinlerin. Bu tekniklerle hazırlanan aşılar: • Rekombinant DNA aşıları: Bu teknikle mikropların bağışıklıkta etkili olan proteinlerini kodlayan genleri ayırdedilir ve bu genler bir taşıyıcı hücreye aktarılarak. biyoteknoloji ile patojen mikroplardaki virulans genleri yok edilerek "avirulan mutant" suşlar ile atenüe aşılar hazırlanabilmektedir. pestis ile çalışan laboratuar personeline uygulanır. toksin yoktur.Biyoteknolojik aşılar Aşılamada bazı sorunların yaşandığı infeksiyon hastalıklarında. ancak pertussis komponenti ölü bakteri içerir. Sorudaki sıklardan polisakkarit izolasyonu ve purifikasyon yöntemi ile viral aşıları hazırlama tekniği yukarıda da anlatıldığı şekilde viral aşıları hazırlamada kullanılan yöntemler değildir. böylece infantlara uygulanabilir. aminoasit sıralaması belirlenir ve bu proteinler laboratuvarda sentetik olarak sentezlettirilirler.

kabakulak. botulizm gibi enfeksiyonlara karşı hazırlanan antitoksin çok kısa bir sürede bol miktarda toksini inhibe edebilir. • Kızamıkçık aşısından sonraki üç ay içinde gebe kalınmaması gerekir. Gebe kadınların çocuklarına aşı yapılmasının teratojenik etkisi gösterilememiştir. kızamıkçık.Bacillus anthracis • Purifiye proteinlerin supernatantından hazırlanır • Askerlere ve risk altındakiler uygulanır BCG • Attenue M. Fakat pahalıdır. İlk doz gecikmiş ise iki doz arasındaki aralık1 aya kadar indirilebilir. hepatit A ve hepatit B gibi virüslere karşı hazırlanan antikorlar inkübasyon periyodunda viral multiplikasyonunu önleyebilir. bovis suşlarıdır • Pulmoner tüberkülozdan korumaz ancak yayılmayı önler. Boğmaca aşısının teratojenik ekisi yoktur fakat erken doğuma neden olur. Aktif immünitenin başlıca avantajı uzun süreli kalıcı olmasıdır (Tablo 6. Zorunlu durumlarda (salgınınlarda bulaşma riski yüksek ise) annelere gebeliğin üçüncü ayından sonra oral polio aşısı (Sabin) yapılabilir. tetanoz. Diğerleri için teratojenik etki gösterilememiştir. Çok zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır Tetanoz aşısı gebelikte iki doz şeklinde yapılır. Kızamıkçık aşısının teratojenik etkili olması yüksek bir olasılıktır. Tablo 6. İkinci doz en geç beklenen doğum tarihinden 2 hafta önce yapılmalıdır. • İnaktive polio (Saik) aşısı her zaman yapılabilir. Bunun yanında rabies. özellikle primer yanıtın zayıf olmasıdır. Pasif immünitenin diğer bir formu ise anneden çocuğa plasenta yoluyla geçen IgG ve enzirme yoluyla yenidoğana geçen IgA antikorlarıdır. polio) teratojenik olabileceği düşüncesi ile yapılması önerilmemektedir. İlk dozun gebeliğin erken döneminde yapılır. Passif immünizasyonunun başlıca avantajı uygun miktarda antikoru verebilmektir.5 Aktif ve pasif immünitenin özellikleri Mediatörler Aktif immünite Pasif immünite Antikor ve T hücreler Antikorlar Avantajları Uzun süreli (yıllar) Anında etki Dezavantajları Yavaş başlangıç Kısa süreli (aylar) Gebelik ve aşılar Gebelikte kural olarak canlı virüs aşılarının (kızamık. Pasif immünite başka konakta hazırlanan antikorlara bağlı olarak gelişen dirençtir. dezavantajı ise kısa yarı ömürleridir. Bu durumda antitüberkülo ilaçlar verilir. Ayrıca başka canlı türlerinde hazırlanan antikorların kullanımı ile hipersensitivite reaksiyonları meydana gelebilir. Difteri. Gebelikte aşılar Tehlikesizce uygulanabilecek aşılar • İnfluenza • Pnömokok • Tetanoz • HBV • İPV (Salk) • Kuduz (HDCV) • Kolera • İmmünglobulinler (spesifik ve nonspesifik) 256 . Başlıca dezavantajı ise yavaş gelişmesi. Anneden geçen antikorlar bebeği 1-2 ay kadar hastalıktan korur. zararlı etkisi gösterilmemişse de gebelikte yapılması tavsiye edilmez. BCG'nin.5). İlk doz ile ikinci doz arası uzun tutulmalıdır.

Karaciğerdeki sentez mikroorganizma ile karşılaşan makrofajlar tarafından salınan IL-1. Buradaki amaç kısa sürede pasif immüniteden faydalanmak.7). TNF gibi bazı sitokinler tarafından indüklenir.Ancak riskli durumlarda uygulanan aşılar • Difteri • Meningokok • Boğmaca • OPV • Kuduz (Semple) Kesinlikle uygulanmayan aşılar • Kızamık • Kızamıkçık • Kabakulak • Su çiçeği Pasif-aktif immünizasyon aynı anda uygulanabilmektedir.6) (Şekil 6. kuduz ve hepatit B'de uygulamalar verilebilir Akut faz yanıtı C-reaktif protein ve mannozbinding protein gibi değişik plazma proteinlerinin miktarının çok artmasıdır. bu nedenle mikroorganizmaların tanısında diagnostik test olarak kullanılabilir. Örnek olarak tetanoz. IL-6. Bir antijen ile antikor arasındaki etkileşme çok spesifiktir. Bazı akut faz proteinleri bakteri yüzeyine bağlanarak komplemanı aktifleştirir ve bakterinin ölümüne sebep olur (Tablo 6. 257 . Bu proteinler karaciğer tarafından sentezlenirler ve mikroorganizmalara ve doku yıkımına karşı bir nonspesifik yanıt oluştururlar. ardından daha sonra gelişecek olan aktif immüniteden uzun süreli olarak yararlanabilmektir.

Haptenlerin bu özelliği MHC proteinlerine bağlanamamalarından kaynaklanmaktadır. Bir molekülün immünojenliği aşağıdaki faktörlere bağlıdır. Bunun yerine kullanılan immünojen ise immün sistemde yanıt oluşturabilir moleküllerdir. haptenlerde olduğu gibi. Hapten gibi bazı küçük moleküller ise başka moleküllere bağlandıkları zaman immunojenik özellik gösterebilirler.6 Akut faz yanıtı Organ veya hücre tipi Hipotalamus Beyin Hipofiz Otonom sinir sistemi Karaciğer Etkisi Prostaglandin sentezi yoluyla ateş Somnolans. nonspesifik opsoninler. endorfinlerin salınımı ACTH. Molekül büyüklüğü: En etkili immunojenler yüksek molekül ağırlıklı (özellikle 100 000 üzerindekiler) proteinlerdir. Oysa. 1. 4. Antijenik determinantları (epitoplar): Epitoplar antijenler üzerinde bulunan antikor ile reaksiyona girmeyi kolaylaştıran küçük kimyasal gruplardır. Proliferasyon kollajen sentezi Aktivasyon sitokin sekresyonu adhezyon Nötrofillerin. MHC proteinleri tarafından sadece polipeptidler sunulabilirler. Haptenler küçük moleküllerdir. fibronektin. Antijenlerin çoğu birçok determinanta sahiptir ve bunlara multivalan denir. haptenler polipeptid değildirler. Yabancılık: Normal şartlarda organizmalar kendilerine ait olan antijenleri tanırlar ve onlar immonojenik değildir. salınımı ve aktivasyonu artar Sitokin sekresyonu blastogenez spesifik antijene bağlı yanıt Antimikrobik defanstaki yeri Mikrobiyal replikasyonun inhibisyonu Kasların gevşemesi ve uyuma adaptif yanıt olabilir Adrenokortikoidler vücudun strese uyumunu sağlar inflamasyona kardiovasküler ve pulmoner adaptasyon infeksiyona generalize metabolik adaptasyon. ancak bazen yüksek molekül ağırlıklı nükleikasitlerde hapten özelliği gösterebilirler. CRP. bunların da altında olan amino asitler ise immunojenik değildir. İmmünojenik olabilmek için önemli şartlardan birisi molekülün yabancı olmasıdır. Böylece haptenler ne primer ne de sekonder yanıt oluşturmazlar ancak bir taşıyıcı proteine kovalent bağ ile bağlanırlarsa antijenik özellik kazanırlar. 258 . bazı önemli farklılıkları vardır. Bunlar kimyasal yapı olarak immunojenden farklıdırlar ancak nonspesifik olarak immünreaktif hücreleri aktifleştirirler veya immunojenin yavaş yavaş ortama salınmasını sağlarlar. LPSbinding protein. inflamasyon aracılığı ile gelişen doku yıkımının azaltılması İskelet kasları Fibroblastlar Endotel hücreleri Kemik iliği Lenfositler immün sistem hücreleri tarafından protein sentezi için substrattır Yara iyileşmesi inflamasyon alanına lökositlerin akışına yardımcı olur Pyojenik infeksiyonlarda efektör hücrelerdir Antimikrobiyal immün yanıt ANTİJENLER Antijen antikor yanıtı oluşturabilen moleküllerdir. proteinaz inhibitörleri. 5. 3. amyloid A proteini. Antijenin dozu. Birçok ilaç ve dermatit etkeni olan bitki yağı katekol bir haptendir. Molekül ağırlıkları 10000 altında olanlar zayıf immunojeniktirler. TSH salınımı Nörotransmitterlerin salınımı Albumin sentezi düşer Akut faz proteinleri (fibrinojen. Haptenler immünojenik değildir. Haptenler univalandırlar ve multivalan antijenler gibi B hücreleri aktifleştirmezler. Bazı aşılarda adjuvan olarak alguminyum hidroksit veya lipidler bulunurlar. haptoglobulin) yükselir Proteolizis böylece dolaşım sistemine serbest aminoasidler salınır. üretimi. yolu ve verilme zamanı: Adjuvanlar bir immunojenin immün yanıtını arttırırlar. 2.Tablo 6. Fakat çoğu zaman aynı amaçla kullanılmaktadırlar. komplemanlar. Hapten kendisi immünojenik olmayan ancak spesifik antikor yanıtı oluşturabilen bir moleküldür. Karışık kimyasal yapı: iki veya üç farklı aminoasit içeren bazı heteropolimerler homopolimer aminoasitlerden daha fazla immunojeniktirler. Genelde bir determinant düzenli 5 aminoasit veya şeker'den oluşur. çünkü helper T hücrelerini aktifleştirmezler. seruloplazmin.

YAŞ VE İMMÜN YANIT İmmünite yaşamın başında ve sonunda (yenidoğan ve yaşlılar) sınırlıdır. Bu genellikle konjenital infeksiyon lehinedir (örneğin Sy'de Treponema pallidum'a karşı). Postnatal dönemde ise kök hücreler (stem celi) kemik iliği kaynaklıdır. zayıf T hücre ve zayıf gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu gözlenebilir. Yenidoğandaki immün yetersizliğin sebebi bilinmemektedir ancak T hücre fonksiyonlarının yetişkinlere göre çok düşük olduğu tesbit edilmiştir. Otoimmün hastalık sıklığı yaşlılarda artmıştır. CD4 ve CD8 molekülleri yoktur. Başlangıçta CD4 ve CD8 negatif olan (double negatif) stem hücrelerde ilk olarak CD4 ve CD8 beraber pozitifleşir (double pozitif). Bazı protein antijenlere karşıda yanıt iyidir böylece poliovirus immunizasyonu 2 aylıkken başlayabilir. Double pozitif hücre eğer üzerinde MHC II proteinler varsa CD4 pozitif hücre halini alır. Fetusta bazen IgM yanıtı gelişebilir. IL-4.7). Stem hücrelerin antijen reseptörleri ve yüzeylerinde CD3. Maternal antikorlar ilk 3-6 aydan sonra çok azalır ve çocuklar infeksiyon açısından çok riskli bir grupturlar. Daha sonraki gelişme ise lenfositlerin T ve B hücreler olarak farklılaşmasıdır (Tablo 6. IL-5 ve IFN gama sentezi Hücresel immünite etkisi Timusta olgunlaşma Bursa veya onun eşdeğeri organlarda olgunlaşma T hücre Var Yok Var Var Yok Var Var Var Var Yok B hücre Var Var Yok Var Var Yok Yok Yok Yok Var 259 . IgG ve IgA doğumdan kısa bir süre sonra yapılmaya başlar. Tablo 6. Daha sonra bunlar timusu terk eder. otoreaktif T hücre proliferasyonuna bağlıdır. Bu düzenleyici T hücre sayısının azalmasına bağlı olarak. Oysa çocukluk döneminde polisakkarid antijenlere karşı yanıt zayıftır S. fakat timus içinde farklılaşırken bu glikoproteinler yüzeyde görülürler. T hücrelerinin B hücrelerine oranı yaklaşık olarak 3:1 dir. T hücre prekürsörleri timus içinde farklılaşır. İmmün yanıtı meydana getiren hücreler İmmün hücrelerin orijini İmmünolojik yanıt başlıca lenfoid hücreler ile meydana gelir. pneumoniae gibi bazı mikroorganizmalara karşı aşılama 18-24 aylık oluncaya kadar yapılmamalıdır.7 T ve B hücrelerin farkları Bulgular Yüzeyde antijen reseptörleri Yüzeyde IgM Yüzeyde CD3 proteinleri Spesifik antijenlerle karşılaştığında klonal artış immunglobulin sentezi Antikor sentezinin düzenlenmesi IL-2. daha sonra CD4 veya CD8'in ikisinden birisi pozitif kalır. Double negatif ve double pozitif hücreler timusun korteksinde lokalize iken single pozitif hücreler medullasında bulunurlar. Kolostrum özellikle IgA olmak üzere antikor bulundurur ve bu da çocukları değişik respiratuvar ve intestinal infeksiyonlardan korur. Kök hücreler eritroid. Bazı antijenlere karşı düşük IgG yanıtı. Embriyonik gelişme süresince kan hücreleri fetal karaciğer ve yolk sak'ta yapılır. Yenidoğanda antikorlar genellikle anneden plasenta yoluyla geçen IgG antikorlarıdır. eğer üzerinde MHC I proteinleri varsa CD8 hücre halini alır. Yaşlılarda immünite genellikle düşüktür. myeloid ve lenfoid seri hücrelere farklılaşır.

CD11c veya ad ile birlikte p zinciri olarak CD18'İ kullanırlar. T hücreler bu şekilde milyonlarca antijene karşı farklılaşırlar. B hücre prekürsörleri kemik iliğinde farklılaşırlar. İkinci aile olan beta1 integrinler ise beta zinciri olarak CD29'u kullanırlar. timus eğitimi denilen bu süreç sonrasında her double pozitif T hücre farklı spefisik bir antijen reseptörü sentezler. asla timusa gitmezler. P2-integrinler CD11a. Selektinler (CD62. B hücrelerin klonal delesyon alanları timusta değildir. CD3. E. Lenfositler yüzeylerinde farklı familyalardan yüzey reseptörleri taşırlar. CD2. tipik olarak CD44. L ve P) lökositler üzerinde bulunur ve endotel hücreleri ile trombositleri (E ve P) aktifleştirirler. CD28. Bunların dışında diğer diğer familyalar • Tumor nekroz faktör (TNF) ve nerve grovth factor (NGF) reseptör ailesi 260 . CD8. p150. chondrotin sülfat için).95 ve adp2 yüzey moleküllerini meydana getirir. ve ekstrasellüler matrik yapıların bağlanması için (tipik olarak hyaluronik asit) alanlar içerir. birçok glikosaminoglikan (GAG) bağlayan (örneğin.CD4.Timus içinde. bilinmeyen bir yerde gerçekleşir. Bunların bir kısmı diğer lökositler üzerinde de bulunabilir. Bu kombinasyonlar lenfosit fonksiyon antijenleri olan LFA-1. her biri kendine has zinciri içerirler. Mac-1 (CR3). Bunların her birinde aynı . CD11b. zinciri bulunurken. Majör familyalar • İmmunglobulin superfamilyası • İntegrin familyası • Selectinler • Proteoglikanlar İmmunglobulin superfamilyası adından da anlaşılacağı gibi yapısal olarak immunglobulinlere benzer. Membran glikoproteinleridir (CD43) Proteoglikanlar. MHC Class I ve MHC Class II bunları içerir İntegrin familyası alfa ve beta zincirli moleküllerin heterodimerik yapılarını içerir.

261 . Yüzeylerinde CD16 ve CD56 reseptörlerini taşırlar (Şekil 6. Yüzeylerinde yardımcı T hücrelere antijen sunma rolünü üstlenen MHC class II proteinleri bulundurur. dört membran spanning segmentli (tm4) superailedir. Virüs ile infekte veya tümör hücrelerini MHC class I veya class II proteinleri ile sunulmaksızın tanır ve öldürürler. Makrofajlar. timusa gitmezler.• C tip lektin superailesi • Yedi transmembran segmentli reseptörlerin ailesi (tm7) • Tetraspaninler. (örneğin. CD20) Doğal katil (NK) hücreler büyük granüllü lenfositlerdir (LGL). B hücreler ve NK hücrelerden farklı olarak miyeloid prekürsörden farklılaşır.9). antijen reseptörleri taşımazlar ve CD4 veya CD8 proteinleri bulunmaz. Olgunlaşmak amacıyla timusa gitmezler ve antijen reseptörleri taşımazlar. Makrofajlar fagositoz ve antijen tanıma fonksiyona sahiptir. Antikora bağımlı hücresel sitotoksisiteden sorumludur. lenfoid seriden oluşan T hücreler.

T hücreler üzerlerinde bulunan yüzey proteinlere göre iki ana kategoriye ayrılırlar. CD4 ve CD8 gibi glikoproteinler bulundururlar.T hücreler T hücreler başlıca regülatör ve efektör olarak adlandırılan iki ana yapı üzerinde birçok önemli fonksiyona sahiptirler. CD4 lenfositler helper fonksiyonunu görürler. Th-1 hücreler IL-2 ve gama interferonun yardımıyla gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonundan (Şekil 6. 262 . ancak her ikisi birden bulunmaz. Tüm T hücreler CD3 reseptörlerini yüzeylerinde taşırlar (T hücre reseptörü). CD4 T hücreler periferik hücrelerin yaklaşık olarak %65'ini oluştururlar. CD8 T hücrelerin aktif sitotoksik T hücreler haline gelmelerine ve makrofajların gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonları göstermelerine yardımcı olurlar. Matür T hücreler CD4 veya CD8 yüzey reseptörlerinden birini bulundururlar.12). Diğer önemli regülatör ise Th-2 üretimini inhibe eden gama interferondur. Efektör fonksiyonunu ise başlıca tümör hücreleri. IL-2 CD4 ve CD8 hücrelerini aktifleştirir. Bu fonksiyonlar CD4 hücrelerin 2 ayrı gruba ayrılması ile meydana gelir. Th-2 hücreler ise IL-4 ve IL-5 yardımıyla B hücre aktivasyonundan sorumludurlar (Şekil 6. Bu hücreler CD3. tonsillerde ve kanda bulunurlar. Regülatör fonksiyonu interlökinler aracılığı ile yardımcı (CD4) T hücreleri tarafından gerçekleştirilir. allografleri ve virüs ile infekte hücreleri öldüren sitotoksik (CD8 pozitif) hücreler gerçekleştirir. gama interferon ise intrasellüler organizmalara karşı gelişen gecikmiş tip hipersensitivite'den sorumlu makrofajları aktifleştirir.8). Th-1 ve Th-2 hücreler arasında ayarlamayı yapan önemli bir mediatör makrofajlar tarafından salgılanan IL-12'dir. CD4 ve CD8 T hücreler : Timus içinde muhtemelen dış kortikal epitel hücrelerinde.11). timosinler ve timopoietinler gibi timus hormonlarının etkisiyle T hücre progenitorlerinden farklılaşırlar. Örneğin yardımcı T hücreleri tarafından yapılan IL-4 ve IL-5 B hücrelerinden antikor üretimine yardımcı olurlar. Bunlar B hücrelerinin antikor üreten plazma hücreleri haline gelmelerine. özellikle timus medullasında. IL12 Th-1 hücreleri arttırır (Tablo 6.

Öldürme işlemini iki yöntemle yaparlar. ancak B hücreler. tümör hücreleri ve allograft hücrelerin öldürülmesinden sorumludur. Makrofajların sitoplazmasında yabancı protein küçük peptidlere ayrılır ve MHC class II proteinler ile birleşir. T hücrelerin aktivasyonu (Şekil 30): Helper T hücrelerin aktivasyonu makrofajlar gibi antijen sunan hücrelerin (APC) yüzeylerindeki kompleks yapıyı (Antijen + Class II MHC protein) tanımalarına bağlıdır. Virüs ile infekte hücrelerde de aynı olaylar meydana gelir. Bu yapı da CD8 pozitif sitotoksik hücrelerin reseptörleri tarafından algılanır (Şekil 6.CD8 T hücreler sitotoksik fonksiyondan sorumludur ve özellikle virüs ile infekte hücreler. Makrofajlar en önemli APC hücrelerdir. Bu kompleks yapı makrofajların yüzeyine çıkar ve CD4 pozitif helper hücrelerin reseptörlerine sunulur.12). ancak farklı olarak class I proteinler kompleks oluştururlar. Aktivasyon olaylarında birinci adım antijen için spesifik olan T hücre reseptörünün (TCR) antijen ile birleşmesidir. Örneğin. TCR ile antijen birleşmesi sırasında CD4 protein MHC Class II proteini ile birleşir. hem CD4 hem de CD8 hücrelerin yüzeylerinde bulunan LFA-1 proteinleri APC hücreleri yüzeylerindeki ICAM-1 proteini ile birleşir. Makrofajlar tarafından salgılanan IL-1 etkili yardımcı T hücre aktivasyonu için gereklidir. Bu birleşmeye başka proteinlerin birleşmesi de eklenebilir. dalaktaki dendritik hücreler ve derideki Langerhans hücreleri de yüzeylerindeki Class II proteinler vasıtasıyla APC özelliği gösterirler. 263 . Bunlardan birincisi hücreden salınan perforinlerin hedef hücrenin membranında delik açması iledir veya apoptozis denilen programlanmış konak hücre ölümüdür.

264 .

Bunlardan biri APC üzerindeki B7 proteini ile helper T hücrelerin yüzeyindeki CD28 proteininin birleşmesidir. bir epitopa karşı gelişen anerji diğerlerini etkilemez. IL-6 ve IL-10 üretimi Hücresel immünite ve gecikmiş tip hipersensitiviteden sorumluluk Başlıca antikor üretiminden sorumlu IL-12 ile stimülasyon IL-4 ile stimülasyon Th-1 hücre Var Yok Var Yok Var Yok Th-2 hücre Yok Var Yok Var Yok Var Helper T hücrelerin tam olarak aktifleşebilmesi için bir kostimülatöre ihtiyaç vardır.Tablo 6. IL-5. T hücreler sadece polipeptid antijenleri tanırlar. Eğer bu birleşme gerçekleşir ise helper T hücrelerden IL-2 salgılanır ve bu hücrelerin regulatuar. Bunlarında MHC proteinleri tarafından sunulmuş olması gerekir. Bu olaya MHC restriction denilir. Anerji epitoplar için spesifiktir. effektör ve memory fonksiyonlarının işleve geçirilmesini sağlar. 265 .8 T helper hücrelerin özellikleri Fonksiyon IL-2 ve gama interferon üretimi IL-4. Eğer T hücre reseptörleri antijen ile birleşirse (epitop) kostimülatörler meydana gelmez ve anerji denilen cevapsızlık durumu meydana gelir.

Bazı retrovirüsler ile CMV ve EBV'nin de süperantijen özelliği gösterdiği bulunmuştur. bazıları da IgD tipinde. Bunlar CD8 pozitif sitotoksik T hücreleri aktive etmezler. Bunlar antijenler için spesifik birer reseptördürler. immunglobulinler taşırlar. Normal şartlarda bir antijen ile bir T helper aktifleştirirken. T hücrelerin sadece peptid tanıyan antijen reseptörlerinden farklı olarak. polisakkaridler. çünkü virüs hücre içinde replike olmadığı için viral epitoplar class I MHC proteinleri tarafından sunulmaz. T hücrelerinin fonksiyonları Gecikmiş tip hipersensitivite: Bu reaksiyon hücre içi yaşayan bazı bakteri ve mantarlara karşı gelişir. Sitotoksisite: Sitotoksik yanıt virüs ile infekte olmuş hücreler. viral proteinler. nükleik asidler ve penisilin gibi antijenleri tanıyabilecek farklı birçok yüzey reseptörlerine sahiptirler. B hücreler plazma hücrelerine dönüşür ve immunglobulin salgılarlar. yüzey immunglobulinleri (IgM ve IgD) ile antijenlerle direkt ilişkiye girerler. Bunun önemli bir istisnası ölü viral aşılardır. bakteri proteinleri sunarlar. Bu interlökinler toksinler tarafından oluşturulan Stafilokok infeksiyonlarının temelini oluşturur. Örneğin toksik şok sendromu toksini antijen sunumu olmaksızın direk olarak APC'Ierin class II MHC proteinleri ile T helperlerin TCR'lerini nonspesifik olarak birbirine bağlar.16). Böylece yoğun sitokin salgılanması olur ve hastanın kliniği ağırlaşır. B hücrelerinde antijen bulunduğu zaman helper T hücreleri ile yüzeylerinde bulunan class II MHC proteinleri ile ilişki kurarlar. örneğin. Antijenler T hücrelerde olduğu gibi B hücrelerde class II MHC proteinleri yoluyla sunulmazlar. B hücreleri peptidler. Antijenler için T hücre reseptörü CD3 proteinleridir.Şöyle bir genelleme yapacak olursak. Bir antijen B lenfositler ile ilişkiye girince. Makrofajlar ve CD4 hücreler rol oynarlar. class I MHC proteinleri endojen kaynaklı antijenleri. Makrofaj activating faktör (MAF) ve Makrofaj migrasyon inhibitör faktör (MİF)' in bu oluşumda rolleri olduğu bilinmektedir. B hücreler immunglobulinlerin Fc kısmı için ve bazı kompleman komponentleri için de yüzey reseptörleridir. 266 . Antikorlar B lenfositler yüzeylerinde IgM tipinde. Süperantijen Stafilokok ve Streptokokların antijenleri gibi bazı proteinler süperantijen özelliği gösterir. B hücreler. Bunun sonucunda T hücrelerinden IL-2 ve makrofajlardan IL-1 salgılanır (Şekil 6. Gama interferon. MHC class II proteinleri ise fagosite edilmiş ekstrasellüler mikroorganizmaları. tümör hücreleri ile graft rejeksiyonunda meydana gelir. örneğin. süperantijenler birden çok T helper'ı aktifleştirir.

Antikor yapısı ve fonksiyonu Plazma proteinlerinin yaklaşık olarak %20 kadarını antikorlar oluşturur. L ve H zincirleri değişebilir (variabl) ve sabit (constant) bölümlerden oluşur.17). Bütün immunglobulin molekülleri hafif ve ağır polipeptid zincirlerinden oluşur.Antikor oluşmasının birinci basamağı antijenin makrofajlar tarafından fagosite edilmesi ve bunların T hücrelerine sunulmasıdır. İlişkiye girilen B hücreler plazma hücrelerine döner ve spesifik antikorları salgılarlar. Hafif zincirler Kappa (K) ve lambda (λ) olarak iki tipte bulunmasına rağmen her bir immungulobulin bunlardan sadece birini bulundurur. Aktifleşmiş T hücreler B hücreleri ile ilişkiye girer. sabit alan ise biyolojik aktivitelerden sorumludur. epsilon (ε) olmak üzere farklı yapıdadır. iki antijen bağlama alanı olması nedeniyle divalent olarak isimlendirilir. Değişebilir alan antikor yakalama. Ağır zincir her bir immunglobulinde gamma (γ). H zincirin amino terminal ucu antijen bağlar. alfa (α). Basit bir antikor molekülü γ şeklindedir ve birbirlerine disülfid bağları ile bağlı iki H iki L tipi zincir taşır (Şekil 6.18) IgG: iki H iki L zinciri vardır (H2L2). delta (δ). İmmunglobulinler (Şekil 6. mu ((µ). 267 . karboksi terminal ucu ise Fc bölgesidir. Papain gibi pretolitik enzimler ile muamele edilirse antikor menteşe bölgesinden (hinge region) parçalanır.

9 Ig G alt grupları Ig G2 lgG3 lgG3 Ig G3 Ig G4 Plasentadan en az geçen.5 IgA1 α1 160 2.5 IgE ε 188 0.lgG1 lgG4 olmak üzere 4 alt sınıfı vardır.0 lgA2 α2 160 0. Tablo 6. plasentayı geçebilen tek antikordur ve böylece yenidoğanda tespit edilebilen en önemli antikordur.10 İmmünglobulınlerın özellikleri IgM Ağır zincir Moleküler ağırlık Erişkinde serum seviyesi mg/ml Fonksiyon Nötralizasyon Opsonizasyon NK hücresine duyarlık Mast hücresine duyarlık Kompleman sisteminin aktivasyonu Özellikleri Epiteli geçebilme Plasentaya geçebilme Ekstravasküler alana difüzyon + +/+++ +++ + +++ ++ +++ +/+++ +++ (dimer) ++ (mono mer) + + +++ ++ +++ ++ + +++ ++ + +++ ++ ++ ++ + ++ + + ++ + +++ µ 970 1. Tablo 6.5 IgD δ 184 0. kapsüllü bakterilere etkili Yarılanma: 7 gün (diğerleri: 20-21) En güçlü kompleman uyarıcı (IgM) Protein A ile bağlanmaz Komplemana bağlanmaz IgG sekonder yanıtın antikorudur. lgG2 polisakkarid antijenlere karşı direk etki gösterir. kapsüllü bakterilere karşı defansta önemli yeri vardır.0000 5 268 .03 IgG1 γ 146 9 lgG2 γ2 146 3 lgG3 γ3 165 1 IgG4 γ4 146 0. lgG1 total IgG'lerin %65'idir.

Aglutinasyon. Bu bağlanma ile antijen antikor kompleksinin tetiklediği anafilaktik reaksiyonları meydana getirir. Monomerik IgM B hücrelerinin yüzeyinde bulunur (Şekil 6.19). Serum IgE tipik olarak helmint infeksiyonlarında yükselir. IgA serumda monomerik yapıdadır.IgM: Erken immun yanıtın antikorudur. IgE: Fc kısmı mast hücreleri ve bazofillerin yüzeyindeki reseptörlere bağlanır. gözyaşı ile respiratuvar. tükrük. IgD: Bazı B lenfositlerin yüzeyinde antijen reseptörü olarak görev yapar. 269 . IgA: Süt. kompleman bağlama ve antijen antikor reaksiyonlarının en etkili immunglobulinidir. Fetus'da ancak infeksiyon var ise bulunur. intestinal ve genital sekresyonlarda bulunan immunglobulindir. Bakteri ve virüslerden mukozaları korur. Serumda eser miktarda bulunur. Pentamer yapının total 10 tane antijen bağlama alanı vardır. Birbirlerine J zinciri ile bağlı iki adet H2L2'den oluşmuştur. Serumda bulunan IgM birbirine J zinciri ile bağlı 5 H2L2 ünitesinden oluşmuştur. IgA dimer molekülleri sekretuvar komponent denilen antikorun mukoza epitel hücrelerine geçişini kolaylaştıran protein taşırlar.

kromozom üzerinde lokalizedir. dozuna ve tipine bağlı olarak günler veya haftalar içinde antikor gelişir. IgM çok az yükselir. MHC insanlarda 6. Yanıtın şiddeti primer yanıttan sonra meydana gelen memory hücrelerinin miktarına ve duyarlılığına bağlıdır. HLA (Human lökosit antijen) olarak da bilinen MHC genlerinin en önemlileri class I ve class II MHC proteinlerini kodlar.Antikora Bağlı Hümoral İmmünite Primer yanıt: Bir kişi antijen ile ilk karşılaştığında antijenin veriliş yoluna. IgA ve diğerleri izler. 270 . Class I proteinleri HLA-A.20). T hücre reseptörleri antikorlardan farklıdır.21). Serum antikor konsantrasyonu birkaç hafta devam eder ve sonra düşer. Class I molekülleri tüm çekirdekli hücrelerde bulunur (Şekil 6. Majör histocompatibilite kompleksi (MHc) MHC moleküller protein antijenlere bağlanır ve bunları T hücrelere sunarlar. Antikorlar antijen ile doğrudan ilişkiye girebilir ancak T hücre reseptörleri antijen sunan hücrelerin MHC molekülleri tarafından sunulan antijenlere afinite gösterir. Antikor yanıtı IgM olarak başlar bunu IgG. Sekonder yanıt: Primer yanıttan aylar veya yıllar sonra aynı antijen ile karşılaşıldığında antikor yanıtının daha hızlı ve daha yüksek olduğu görülür. HLA-B ve HLA-C genleri tarafından kodlanır. (Şekil 6. IgG'de ise belirli bir yükseklik vardır.

Diğer hücrelerde ortaya çıkması interferon tarafından indüklenebilir. Kompleman sistemi Serum ve membran yüzeylerindeki birtakım proteinlerdir. Aktivasyon antijen-antikor komplekslerine veya bazı nonimmunolojik moleküllere bağlıdır. İmmünglobulin sentezinde artış: C3b komponenti immünglobulin sentezinde artış sağlar. B hücreler ve diğer antijen sunan hücrelerde bulunur. Bu proteinler makrofajlar.23). Bu bölgeninde DP. DQ ve DR bölgeleri vardır. Aktivasyon başlıca iki yolla olur (Şekil 6. Sitoliz: C5b6789 kompleksinin hücre yüzeyine oturması ile bakteri. Isıya duyarlıdır.Class II proteinleri ise HLA-D alanında kodlanır. Kemotaksis: C5a nötrofillerin hareketlerini stimüle eder. MHC genleri polimorfizm gösterir.22). antijen-antikor kompleksleri ve diğer partiküller C3b'nin varlığında daha iyi fagosite edilebilirler. Opsonizasyon: Hücreler. 4. 1. 3. Mediatörlerin salınımı ile vasküler permeabilite artar ve düz kaslarda kasılma meydana gelir. Majör biyolojik etkileri (Şekil 16. Çünkü bir çok fagositer hücrenin yüzeyinde C3b reseptörleri bulunur. Böylece toplumda birbirinden çok farklı MHC genleri bulunur. 271 . 2. Kompleman proteinleri karaciğer ve fagositer hücreler tarafından üretilir. eritrosit ve tümör hücreleri gibi hücrelerin lizisi meydana gelir. 56C'de inaktive edilebilir (bu ısıda immunglobulinler inaktive edilemez) Kompleman komponentlerinin birçoğu proenzimlerdir. C4a ve C5a mast hücrelerinin degranülasyonunu sağlarlar. Kişiler kendi genlerini anne babalarından alırlar. 5. Anafilotoksinler: C3a.

272 .

Antikorların Fc kısımlarına bağlanan C1. İsograft (syngeneic graft) transfer genetik olarak birbirine yakın (örneğin ikizler) arasındaki doku alışverişidir. Homograft (allograft) aynı türden olan ancak genetik olarak farklı organizmalar arasındaki transferdir (örneğin. İmmünsupresyon yapıcı ilaçlar verilmez ise genellikle alıcılarda red reaksiyonları görülür. Bunlardan IgG ve IgM'nin Fc kısmına C1q bağlanır. bu da C4 ile C2'den C4b2b'yi meydana getirir. C3b ise C4b2b ile birleşerek C5 konvertazı meydana getirir. Alternatif C3 konvertaz daha çok C3b meydana getirir. C1r ve C1s olmak üzere üç proteinden oluşur. lgG4 bu yolu kullanmaz. C1q. C5a bir anafilotoksin ve bir kemotaktik faktördür. Allograft red: immünsupressif ilaçlar alınmadıkça meydana gelecek red olaylarına allograft reaksiyon denir. Bunun etkisi ile C5'den C5a ve C5b meydana gelir. IgG'lerin IgG 1. C2 eksikliğinde ciddi piyojenik bakteri enfeksiyonları. Antijen-antikor kompleksi C1s'i aktifleştirir. alternatif C5 konvertaz oluşturur ve bunlarla gelişen C5b membrana atak kompleksi oluşturur. C3. Alternatif yolda properdin yetersizliğinde meningokok İnfeksiyonları sık görülür. Alternatif yol: Bir çok madde (endotoksin. Kompleman yetersizliğinin klinik tabloları Komplemanların genetik eksikliği birçok infeksiyon hastalığına zemin hazırlar. Buna daha sonra C8 bağlanır. D ve proper-din aracılığı ile C3bBb'ye ayrılır. C3 konvertaz görevindeki faktör B. 2 ve 3 alt sınıfları aktifleştirebilirken. Transplantasyon Daima tercih edilen otograft (kişinin kendi dokusu) transplantasyondur. Heterograft (xenograft) farklı canlılar arasındaki transferdir.Klasik yol: Sadece IgM ve IgG aktifleştirebilir. parazitler gibi) farklı bir alternatif yoldan komplemanı aktifleştirebilir. insanlar arasında). bunun sonucunda nekroz olur. oluşan komplekse Cg'da bağlanarık membrana atak kompleksi oluşur. hemen daima red edilir. C5b ise C6 ve C/ye bağlanır. Kemik iliği transplantasyonunda antikorlarda bu oluşuma yardımcı olurlar. 273 . Daha sonra C3 konvertas'dan C3a ve C3b meydana gelir. Bunlarla meydana gelen C3bBbC3b. MAC eksikliğinde Neisseria enfeksiyonları. Akut allograft reaksiyonda yabana dokunun vaskülarizasyonu başlangıçta normaldir ancak 11-14 günler arasında dolaşım bozulur ve mononükleer infiltrasyon gelişir. Buna pirimer reaksiyon denir. C3a bir anafilotoksindir. Deri ve dokularda meydana gelen ana reaksiyon budur ve T hücreler rol oynar.

Hiperakut doku reddi. Clr veya Cls C4 C2* Enfeksiyonlar Piyojenik Piyojenik Asemptomatik Bazen piyojenik Alternatif yol C3 Piyojenik (stafilokok) Membran atak komplakesi C5 C6 C7 C8 C9 Neisseria Neisseria Neisseria Neisseria Asemptomatik Kontrol proteinleri Cl inhibitör 1 proteini H proteini Bozulma hızlandırıcı faktör * En sık görülen kompleman eksikliği Anjiyoödem Piyojenik Hemolitik üremik sendrom Paroksismal noktümal hemogiübinüri Bunun dışında iki ayrı tip gref reddi gelişebilir: 1. Buna hızlanmış (accelerated) reaksiyon denir. Her bölüm birbiriyle ilişkili veya bağımsız olarak yetmezliğe girebilir.11 Kompleman komponentlerının eksiklikleri Komponent Klasik yol Clq. Yeni doku daha önceden gelişmiş antikorlar nedeniyle çok kısa sürede red edilir (örneğin anti ABO antikorlar) 2. İmmün yetersizlik kongenital. İmmün yetersizliğinin mekanizması İmmün sistem B hücreleri. Aynı kişiye ikinci bir allograft uygulanırsa. yıllar sonra gelişebilir. fagositer sistem ve kompleman sistemi olarak dört önemli bölümden oluşur. edinsel.12) 274 . daha önceden duyarlı hale gelmiş T hücreler aracılığı ile doku reddi 5-6 günde gelişir. embriyolojik anormallik veya enzim defekti sonucunda ya da bilinmeyen nedenlere bağlı olarak gelişebilir (Tablo 6.Tablo 6. T hücreleri. Minör MHC benzemezlik nedeniyle aylar. Kronik doku reddi.

Sekestre antijenlerin salimimi Tablo 6. Normal proteinlerde değişme 3. Th1 ve Th2 hücreler hücresel veya antikora bağlı otoimmün reaksiyonları ortaya çıkarabilir.13 Önemli otoimmün hastalıklar İmmün yanıtın tipi Reseptörlere karşı gelişen antikorlar Otoimmün hastalık Myasthenia gravis Graves hastalığı insüline dirençli diabet Lambert-Eaton myasthenia Diğer hücre komponentlerine karşı gelişen antikorlar Sistemik Lupus Erythematosus Romatoid artrit Romatizmal ateş Hemolitik anemi İdiopatik trombositopenik purpura Goodpasture's sendromu Pernisiyöz anemi Hashimoto tiroiditi insüline bağımlı DM Addison hastalığı Akut glomerulonefrit Periarteritis nodosa Guillain-Barre sendromu Hücresel immünite (T hücreler ve makrofajlar) Allerjik ensefalomyelit Hedef Asetilkolin resep. Bu gelişimin en önemli adımı kendi dokularına karşı duyarlılık kazanmış CD4 T lenfositlerin ortaya çıkmasıdır. (Tablo 6. IV ise hücresel tiptedir. TSH reseptörleri insülin reseptörleri Calsiyum kanal reseptörleri DsDNA. histonlar Eklemlerde IgG Kalp ve eklem dokuları Eritrosit membranları Trombosit membranlan Böbrek ve akciğer bazam membran.12 Immünyetmezliğin nedenleri Genetik Otozomal resessif Otozomal dominant X'e bağlı Biyokimyasal ve metabolik yetmezlik Adenozin deaminaz yetmezliği Otoimmün hastalıklar Bazen yetişkinlerde kendi antijenlerine immün reaksiyon gelişir ve otoimmün hastalıklar ile sonuçlanabilir. intrinsic faktör ve parietal hücreler Thyroglobulin İslet hücreleri Adrenal korteks Glomerüler bazal membran Küçük ve orta boy arterler Myelin proteini Myelin proteinlerinin reaksiyonu Hipersensitivite (Aşırı duyarlılık) Hipersensitivite veya allerji. Bunlardan I. immün yanıtın abartılması veya uygun olmayan reaksiyonların meydana gelmesi ile konağa zarar vermesidir. 275 . Moleküler benzerlik 2. Böyle reaksiyonlar genellikle antijen ile ikinci defa karşılaşmada meydana gelir. 1.13) Otoimmün hastalıkların gelişiminde üç ana mekanizma rol oynamaktadır. Başlıca 4 tip aşırı duyarlılık reaksiyonu vardır. Otoimmün hastalıkların çoğu antikora bağımlı olanlarıdır. II ve III antikora bağımlı.Tablo 6.

Bu reaksiyonu spesifik IgE ile bağlanan antijen oluşturur. Bunun sonucunda histamin. lökotrienler. ayrıca IL-3. IgE antikorunun Fc kısmı mast hücrelerine bağlanır. eozinofil ve nötrofil kematoktik faktör. 5 ve GM-CSF salgılanır (Şekil 6. 276 .Tip I hipersensitivite (Anafilaktik tip) Anafilaksi düz kasların kasılması ve kapillerlerin dilatasyonudur. 4.26. platelet aktivating faktör.

277 .Allerjenlerin inhale edilmesi sonucunda oluşan allerjik hastalıklarda yüksek ateş ve astım krizleri görülür. Tedavide en iyi yöntem mümkünse allerjenden uzak durmaktır. Ayrıca desentizasyon da uygulanabilir. Ayrıca birçok yiyecek de allerji yaparak tip I aşırı duyarlılığa sebep olabilir.

ödem ve eritem görülmesi arthus reaksiyonu adıyla anılır. Tip III. Hücreler ya fagositerler tarafından (IgG + C3B) ya da komplemanın MAC etkisi ile lizise uğratılır. İmmün komplekslere bağlı hipersensitivite Antijen-antikor kompleksleri aracılığı ile meydana gelir. kan elemanlarına ve böbrek glomerul bazal membranına karşı gelişen otoimmün reaksiyonlar. Çiftçi akciğeri. antikora bağlı graft reddi. 278 . eritrosit ve trombositlerin ilaca bağlı olarak gelişen hipersensitiviteleri önemli örneklerdir. İmmünkompleksler ya kompleman aktivasyonu yoluyla polimorfonükleer lökositlerin dokuları parçalar. yenidoğanın Rh uygunsuzluğuna bağlı hemolitik hastalık. pulmoner aspergilloz gibi durumlarda inhale edilen antijen yüksek oranlarda antikor meydana getirir. Transfüzyon reaksiyonları. Maksimal 3-8 saat içinde deride pilomorfonükleer infiltrasyon. sitotoksik hipersensitivite Doku yüzeylerindeki antijenlere antikorların bağlanması ile hücre ölümü meydana gelir. ya da trombosit aggregasyonu yoluyla mikrotrombüsleri ve vazoaktif aminlerin salınımını indüklerler.Tip II hipersensitivite: Antikora bağımlı. Yüksek miktarlarda yabancı proteinlerin injekte edildiği durumlarda serum hastalığı meydana gelir.

279 .

topikal kullanılan ilaçlar ve bazı kozmetikler. Pozitif deri testi yanıtı kemoterapi'de destekleyici olarak kullanılabilir. Nikel. Antijen sunan hücrelerin. Sistemik mantar infeksiyonlarında deri testleri enfeksiyon etkeninin tanınmasında yardımcıdır. Kontakt hipersensitivitesi. Gecikmiş yanıt temaston sonra saatler (bazen günler) ile ifade edilen sürede meydana gelir ve günlerce sürebilir. sabunların kullanımı sonucunda meydana gelir. formaldehid gibi bazı kimyasallar. konak proteinlere bağlanınca antijenik özellik kazanır. kaşıntı. antijen ile T hücrelerinin primer etkileşmesi sonucunda meydana gelir. Aynı madde ile tekrar karşılaşınca duyarlı kişilerde 12-24 saat içinde eritem. Deri içine az miktarda verilen tüberkülin 24-72 saatte kızarıklık ve endürasyon yapar. Pozitif deri testi kişilerin infekte olduğunu gösterir. Tüberkülin tipi hipersensitivite. ekzema ve deri nekrozları meydana gelir. İki grupta incelenir. 280 . veziküller. En iyi örneği tüberkülin testidir. ancak bu hastalıklarda tanı daha çok serolojik olarak konulur. ancak akut infeksiyonu göstermez. CD4 T lenfositler ile birbirini etkileyen epidermis'in Langerhans hücreleri olduğu düşünülmektedir. bitkiler. Küçük moleküller deriye girer ve hapten etkisi yapar.Tip IV: hücresel tip veya gecikmiş tip hipersensitivite Antikora bağımlı değildir. Lepra'da pozitif lepromin testi tüberküloid lepra lehinedir. Hücresel hipersensitivite herpes simplex ve mumps gibi viral infeksiyonlarda da gelişebilir.

281 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful