P. 1
mikrobiyolojikonukitabi.pdf

mikrobiyolojikonukitabi.pdf

|Views: 408|Likes:
Yayınlayan: Nalan Rim

More info:

Published by: Nalan Rim on Mar 16, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

11/19/2014

pdf

text

original

TUMER MİKROBİYOLOJİ KONU KİTABI 5.

BASKI- 2009

1

TEMEL MİKROBİYOLOJİ
MİKROORGANİZMALAR
Mikroorganizmalar sellüler ve asellüler olmak üzere iki ana grupta incelenirler. Sellüler mikroorganizmalar replikasyonları ve yaşamları için gerekli olan tüm enzim ve biyolojik yapıları bulundururlar. Daha açık bir tanımlama ile protein sentezi yapabilecek DNA ve RNA yapılarına sahiptirler. Ökaryotlar ve prokaryotlar olarak ikiye ayrılırlar (Tablo 1.1) (Şekil 1.1). Tek hücreli ökaryotlar sınıfına protistler denir. Algler, protozonlar, mantarlar ve slime moldlar bu grubun üyesidirler. Gerçek hücre yapısı ve metabolizmaları bulunmayan, bir konak hücreye girerek onun genetik yapısındaymış gibi davranan, böylece kendisi için gerekli olan proteinleri sentezlettiren, bu arada içinde bulunduğu konak hücrenin fonksiyonlarını bozarak onlarda hastalık meydana getirebilen basit yapılı canlılara asellüler mikroorganizmalar denir. Virüsler, viroidler ve prionlar asellüler mikroorganizmalar sınıfındandır.

Tablo 1.1 Medikal önemi olan mikroorganizmaların karakteristik özellikleri
Özellik Hücre yapısı Nükleik asit Nukleus tipi Ribozom Mitokondri Dış yüzey yapısı Hareket Replikasyon Virüsler Yok DNA veya RNA Yok Yok Yok Protein kapsid ve lipoporotein zarf Yok Hücre içinde çoğalma Bakteriler Var Hem DNA hem RNA Prokaryot 70S Yok Peptidoglikan hücre duvarı (Mycoplasma hariç) Var Binary fission Mantarlar Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Kitin yapısında sert duvar Yok Budding veya mitoz Protozoon ve helmintler Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Fleksibi membran

Var Mitoz

İnsanlarda hastalık yapan mikroorganizmalar bakteriler, mantarlar, protozoonlar, helmintler ve virüsler olmak üzere beş ana bölümde incelenir. Virüsler nonsellüler, bakteriler prokaryot, diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir. Bakteriler prokaryot, virüsler ise nonsellüler grubun üyesidir. Diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir.

Virüsler
Virüs partikülü bir kapsid ile çevrili DNA veya RNA'dan oluşmuştur (nukleokapsid). Kapsid nükleik asidi korur ve konak hücreye tutunma ve penetrasyon işlerinde görevlidir. Kapsid üzerindeki proteinler (daha çok glikoprotein) virüs ile konak hücre arasındaki ilişkiyi açıklar. Bazı virüsler ayrıca lipid yapılı bir zarf ile çevrilidir.

Viroid
Tek sarmal, küçük, çıplak, RNA molekülleridir. Kapsidi yoktur, insanlarda enfeksiyonları gösterilememiştir, bitki hastalıkları yapmaktadırlar. Hücreler arasındaki bulaşmanın hangi mekanizma ile olduğu bilinmemektedir.

Prionlar
Nükleik asitleri olmayan, protein yapısında nukleazları olmayan infektif partiküllerdir. Proteazlara ve sterilizasyon yöntemlerine dirençli olmaları önemli özellikleridir. Uzun inkübasyon periyotlu yavaş virüs enfeksiyonları oluştururlar. Hastalığın belirgin özelliği nöronlarda vakuolizasyon ve amiloid plaklar geliştirmeleridir. İlk defa scrapie hastalığında tespit edilmişlerdir. Bulaşıcı özelliği olan prion proteinleri (PrP) konağın kromozamal DNA'sında kodlanır. İnsanlarda Kuru, Jacobs-Creutzfeld (Şekil 1.2) , fatal familial insomnia etkenidirler. Deli Dana (bovine spongioform encephalo-pathy-BSE) hastalığı hayvan ölümlerinden sorumlu prionların meydana getirdiği güncel hastalıktır. Hastalığın tanısında tarama testi olarak kullanılabilecek serolojik bir yöntem geliştirilememiştir. İntrasellüler yaşayan organizmaya karşı immün yanıt kötüdür. Biyopsi ile tanı konulur. Prionların iki formu vardır,

2

infeksiyöz form bulaşıcı olup, BSE, iatrojenik CJB ve kuru hastalığı etkenidir. Kalıtsal geçen prionlar ise bulaşıcı değildir, PrP'nin gen mutasyonuna bağlı familial CJB, fatal familial insomnia etkeni olarak görülür. Sellüler hücreler ökaryotlar ve prokaryotlar olmak üzere başlıca iki önemli yapıdadır. Her ikisi de hücresel mikroorganizma olmasına rağmen aralarında temel farklar bulunmaktadır (Tablo 1.2) (Şekil 1.2, 1.5). Prokaryotlar denince bakteriler anlaşılır.

3

4

ÖKARYOTLAR VE PROKARYOTLAR Prokaryotlar (Bakteriler)
Ökaryotlardan başlıca farkı nukleus membranı ve nukleolusunun bulunmamasıdır. Her zaman tek kromozom bulundurur ve histon proteinleri içermez. Prokaryotların çekirdeğine özel yapısından dolayı nukleoid denmektedir. Mitokondri, endoplazmik retikulum, golgi cihazı, plastidler ve lizozom gibi organelleri bulunmaz, ökaryotlardan daha küçük ribozoma (70S) sahiptirler. Prokaryotların bir çoğu etraflarında peptidoglikan hücre duvarı bulundurur (Mcoplasma hariç). Ökaryotlarda böyle bir tabaka bulunmaz. Mantarlarda kitin denilen N-asetilglukozamin yapısında sert bir tabaka vardır, ancak bakteri hücre duvarının özelliklerini taşımaz. Protozoonlar ve bazı bakteriler hareketli olabilirken virüsler ve mantarlar hareketsizdir.

Ökaryot sitoplazmik membranında sterol bulunur, prokaryotlarda Mycoplasmalar (kolesterol) dışında bulunmaz. Bakterilere şekillerini hücre duvarları verir. Şekillerine göre iki grupta incelenirler; Atipik şekilliler: Bu gruptaki bakterilerin belirli bir şekli yoktur (Mikoplazmalar gibi). Gerçek şekilliler; Kromozom kontrolü altında belirli şekle sahiptirler, üç grup altında toplanırlar (Şekil 1.4); 1. Koklar 2. Basiller 3. Spiriller

5

DNA hibridizasyon 3. Kromozomal DNA yapı ve parçalarının incelenmesi 6 . analitik ve genotipik sınıflandırma yapılır. Hücre enzimlerinin elektroforezi Genotipik sınıflandırma 1. Tüm bakteride lipid analizi 3. Bakterilerin sınıflandırılması Fentipik sınıflandırma 1. Guanin/sitozin oranı 2. Mikroskobik yapıları 2.Tablo 1. Ribotyping 6. Nükleik asit sekans analizi 4. Biyotiplendirme 4. Hücre duvarı yağ asitleri analizi 2. Plazmid analizi 5.2 Prokaryot ve ökaryot hücrelerin özellikleri Özellik Gerçek çekirdek Mitotik bölünme Histonlarla eşleşmiş DNA Kromozom sayısı Mitokondri Endoplazmik retikulum Lizozom Ribozomun büyüklüğü Peptidoglikan hücre duvarı Solunum Hücre zarında sterol Çekirdek zarı Prokaryot Hücre (Bakteri) Yok yok yok Tek (Haploid) yok yok yok 70 S (50S+30S) Var Hücre zarı ile Yok (mikoplazma hariç) yok Ökaryot Hücre (Mantar. Serotiplendirme 5. Tüm bakteride protein analizi 4. Makroskobik yapıları 3. insan hücresi) Var Var Var Birden fazla (Diploid) var var var 80S (60S+40S) yok Mitokondrilerle var Var Bakterileri birbirinden ayırmak için fenotipik. Faj tiplendirmesi Analitik sınıflandırma 1. Antibiyogram duyarlılıkları 6. parazit.

Q-beta replikaz. antiviral tedavinin izlenmesinde de çok faydalıdır. 3SR. Amplifikasyon yöntemleri: Hedef. Problar radyoizotoplar. en büyük virüsden (Poxvirüs) bile daha küçüktür. yüksek tuz. Klinik viroloji laboratuarlarında nükleik asit testlerinin kullanım araçları : 1. Tedaviye yanıt şansının değerlendirilmesi 4. katı faz hibridizasyon testleri (Dot blot. İnsanlarda hastalık yapan bakteriler öbakteri sınıfındandır. Hastalık prognozunun belirlenmesi 3. öncüller) bağlanmakta. Southern blot. 7 . Hibridizasyon yöntemine göre (Şekil 4) iki mikroorganizma arasındaki homoloji >%70 ise aynı tür olduklarına karar verilir. antijenik substratlar veya kemilüminesans veya floresans veren moleküller ile işaretlenmiş özgüllüğü yüksek DNA veya RNA segmentleridir. Klinik örnekte mikroorganizmaların bol olduğu durumlarda hibridizasyon yeterli olabilirken. NASBA. mikroorganizma nükleik asitlerinin morfolojik olarak yerleşimi incelenebilmektedir. bakteriofaj tiplendirme ve bakteriosin tiplendirme yöntemleri ile yapılabilir. Nükleik asit kimyasının anlaşılması ile birlikte nükleik asit prob teknolojisi ortaya çıkmıştır. Thermus aquaticus'dan (Taq polymerase) elde edilen DNA polimeraz PCR testinde kullanılır. RT-PCR: RNA araştırılacaksa önce revers transkriptaz enzimi ile komplementer DNA sentezlenir ve ardından PCR uygulanır. Filogenetik analizler a. serotiplendirme. Viral nükleik asit testlerinde kullanılan yöntemler Moleküler biyolojik yöntemler genel olarak amplifikasyon ve hibridizasyon yöntemleridir. Bu yöntemde DNA ısı ile denatüre edilerek sarmallar ayrılmakta. Virusların genotiplerinin belirlenmesi 7. enzimler. Hibridizasyon testlerinde araştırılan genetik materyalin saptanabilmesi için belli bir düzeyde hedef nükleik asit miktarına gerek vardır. Yeterli miktarda hedef nükleik asit dizisinin bulunmadığı durumlarda testlerin duyarlılığının arttırılması gerekir. Klasik kantitatif PCR yöntemlerinde. Tedaviye direnç genlerinin araştırılması 5. transkripsiyona dayalı amplifikasyon yöntemlerinde (TMA. amplifikasyon sonrası elde edilen ürün miktarından orijinal örnekteki n. rRNA'nın mutasyondan en az etkilenen genetik materyal olması nedeniyle hibridizasyonda en duyarlı yöntem DNA ile ribozomal RNA (rRNA) karşılaştırmasıdır. yüksek ısı gibi anormal şartlarda yaşayabilen bakterilerdir. DNA polimeraz enzimi ile her sarmalın karşısında. Hedef nükleik asitlerin çoğaltıldığı yöntemler Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR): Klasik yöntemdir. insitu hibridizasyon) bulunmaktadır.a. antibiyotik duyarlılık testleri. En küçük bakteri mikoplazmadır. genellikle saptama duyarlılığını arttırmak için amplifikasyon gerekmektedir. Bunun için çift sarmadı DNA dizisine bağlanan florejenik moleküller kullanılarak hibrid yakalanır. Tedavi etkinliğinin izlenmesi 6. Doğrudan hibridizasyon yöntemi ile serumdaki serbest virüs. prob veya sinyal çoğaltılmaktadır. Hibridizasyon yöntemleri: Hedef nükleik asit dizilerine karşılık gelen nükleik asit dizileri (prob) ile doğrudan hibridizasyon yapılmaktadır.Bakteriler öbakteri ve arkebakteri olmak üzere iki grupta incelenir. kalıp DNA sarmalının karşısına gelecek oligonükleotid dizileri (primerler. Bu yöntemler arasında sıvı faz hibridizasyon testleri. Öncül olarak özgül oligonükleotitler kullanıldığı için. komplementer DNA sentezlenmekte ve ısı döngüleri yinelenerek DNA kopyaları çoğaltılmaktadır (PRC ürünleri ampliconlar). infeksiyon hastalıklarının ilerlemesi hakkında fikir vermenin yanı sıra. Gerçek zamanlı PCR ile nükleik asit miktarı belirlenir (viral yük). dallı DNA testlerinde DNA araştırılırken. Arkebakterilerin öbakterilerden farkı peptidoglikan tabakalarının bulunmamasıdır. TAS gibi) RNA molekülleri çoğaltılmaktadır. İnfeksiyon etkeninin saptanması ve tanımlanması 2. Geçmiş yüzyılda mikroorganizmalar morfolojileri ve biyokimyasal özelliklerine göre tanımlanıyordu. İn-situ hibridizasyonda mikroskop lamlarına fiske edilmiş hücre veya doku kesitleri üzerinde hibdirizasyon yapıldığından. Subtiplendirme biyotiplendirme. Northern blot. Epidemiyolojik çalışmalar Kantitatif viral NAT Kantitatif yöntemler. Sindirim sisteminde simbiyotik olarak yaşarlar. Gerçekzamanlı PCR: Hedef DNA'nın amplifikasyonunu ve amplifikasyon ürünlerini prob ile saptama basamaklarını aynı kapalı tüp içinde birleştirmektedir. Klasik polimeraz zincir reaksiyonun yanı sıra ligaz zincir reaksiyonu. özgül viral DNA'nın kantitatif analizi ile belirlenebilmektedir. miktarı tayin edilmeye çalışılmaktadır. İnfeksiyon kaynağının izinin sürülmesi b. sadece araştırılan nükleik asitler saptanabilmektedir. Bakterilerin özel tiplerine (epidemi yapanlar gibi) subtipleri denir.

8 .

LCR: Denatüre olmuş DNA sarmallarına. özgül problar bağlanır ve ligaz enzimi ile bu oligonükleotitler yapıştırılarak yeni diziler elde edilir. Transkripsiyona dayalı amplifikasyon (TMA) da benzer bir yöntemdir. hedef nükleik aside bağlanan işaretli moleküllerin çok sayıda olması ile testlerin duyarlılığı arttırılmaktadır.PCR'a alternatif diğer amplifikasyon yöntemleri: Benzer şekilde hedef nükleik asitleri çoğaltan nükleik asit dizisen bağlı amplifikasyon (NASBA) tek ısıda uygulanır. Bu yöntemlerde hedef RNA molekülüdür. Sinyal çoğaltma yöntemleri: Hedef nükleik asit. Hedef ve prob çoğaltma yöntemlerine göre daha stabil testlerdir. prob miktarları artmaz. Q-beta replikaz: Sistemde bir RNA polimeraz enzimi. revers transkriptaz ve '17 RNA polimeraz enzimleri kullanılır. RNAz H. 9 . kontaminasyona bağlı yalancı pozititif olma riski daha azdır. Q-beta replikaz tarafından çoğaltılabilecek dizileri de taşıyan özgül problar kullanılır.

10 .

bazıları da gaz vezikülleri içerir. gram pozitifler ise kristal violet ile morlacivert boyanır (Tablo 4). Nukleotidler intron denen baz sıraları ile birbirlerine bağlanırlar. proteinler ve metabolitlerden oluşmuştur. ancak bağımsızdır. Bakteriler gram boyamasına göre gram pozitif ve gram negatif olmak üzere iki önemli grupta toplanırlar. Bakteri DNA'sı Borrelia burgdorferi (lineer yapıda) ve bazı Streptomyces türleri dışında sirküler yapıdadır. Sitoplazma başlıca DNA kromozomu. farklı eksternal yapılara sahiptirler. Mikoplazmalar dışında diğer prokaryotlar sitoplazmik membranlarında sterol içermezler. Sitoplazmik membranın görevleri 1. ayrıca ekzotoksinler) 4. Hücre zarfı'nın (sitoplazmik membran. Bakterinin protein sentezinde görevleri vardır. DNA replikasyonları da birçok noktada aynı anda sürdürülür. Lateral mezozom ise spor oluşumunun başladığı (sporlu bakterilerde) ve konjugasyonda pilusun bağlandığı yerdir. Arkebakterilerde buna benzer psödomurein (psödoglikan) bulunur. ribozomlar.BAKTERİNİN YAPISI Sitoplazma Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler benzer internal. Bakteriyi iç basınca karşı korur. Bakterinin organellerinden sadece nukleoidini görürsünüz. Elektron mikroskobu ile incelediğinizde görülen en önemli partiküller ribozomlardır. Lipofilik ve hidrofilik madde içeren deterjanların hedef dokusu sitoplazmik membrandır. hücre duvarı ve kapsül) en içte kalan tabakasıdır (Tablo 3). Hem şekli hem de sağlamlığı sağlayan iskeletidir. Ökaryotlarda ise birçok DNA (kromozom) bulunur ve birbirlerine histon proteinleri aracılığı ile bağlanırlar. teikoik asit sentezini inhibe eder. Hücre duvarı polimerlerinin sentezi 5. Novobiosin DNA sentezinin inhibisyonu dışında. hücre bölünmesinin başladığı yerdir. Enzim sentezi (Hem maddeleri parçalayıcı hidrolitik enzimler. Prokaryotlar ökaryotlardan farklı olarak çekirdek zarı ve nukleolus içermezler. iki lipid ve bunların arasında bir protein tabakadan oluşmuştur. Sitoplazmik membrana mezozom aracılığı ile tutunur. Eğer görünür başka yapılar varsa bunlar enerji için gerekli depo granüllerdir. Bunların içinde en bilinenleri Corynebacterium bakterileri içinde bulunan fosfat bağları taşıyan Ernst-Babes (volutin) granülleridir. Işık mikroskobu ile homojen bir sıvı olarak görünür. Ökaryotlarda görülen mikrotubüler yapılar prokaryotlarda görülmez. Bazı Cyanobacteriler thylakoid denilen fotosentetik yapılar. mukopeptid) tabakadır (Şekil 6). Nukleoid Işık mikroskobu ile hücreler içinde görülebilen en büyük yapı çekirdektir. mRNA. Kemotaksi ve duyusal reseptörlerin bulunduğu yer sitoplazmik membrandır. Hücre duvarı Mikoplazmalar dışında tüm prokaryotlarda bulunur. hem de penisilinaz gibi direnç enzimleri. Sitoplazmik membran Ökaryot ve prokaryot hücreler arasında yapı olarak birbirlerine en benzeyen bölüm burasıdır. Son basamakta kullanılan fuksin ile gram negatif bakteriler pembeye. Prokaryotların boyanma özelliğini sağlayan yapı burasıdır. ökaryotlarda ise 80S (60S ve 40s subünitleri vardır) büyüklüğünde ribozom vardır. Yapı olarak ökaryotlara benzemelerine rağmen daha fazla fonksiyona sahiptir. Ozmotik basıncın düzenlenmesi (selektif permeabilite ve transport) 2. DNA giraz enzimi bakterinin boyunun ortalama 1000 katı uzunluğundaki DNA'sının süpersarmal haline gelip bakterinin içine sığmasını ve açılmasını sağlar. Dış ortamdaki maddelerin girişine izin veren seçici olmayan 1-2 nm çapında porlar bulundurur. Bakteri ribozomları 70 Svedberg (S) büyüklüğündedir (50S ve 30S subünitleri vardır). Birçok antibiyotik bakteri ribozomlarına etkili iken insan hücrelerindeki protein sentezini etkilemezler. Polimiksinler de deterjanlar ile yapısal benzerlikleri ile sitoplazmik membranın yapısında bulunan fosfatidil-etanolamini selektif olarak tahrip ederek hücre ölümüne sebep olurlar. lipid. Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları tabloda gösterilmiştir. Solunum (sitokromlar bu yapı içindedir) 3. Peptidoglikanın ana yapısını n-asetil muramik asit 11 . Çekirdek hücrenin ortasında veya bir kenarında bulunabilir. Gram pozitif bakterilerde daha kalındır. sülfür granülleri olabilir. Polisakkarid. Mikoplazmalar bu özellikleri nedeni ile sterol içeren besiyerlerinde ürerler. Hücre duvarının sağlamlığını ve direncini sağlayan peptidoglikan (murein. Mezozomun septal kısmı. Her bakteride çift sarmallı tek bir DNA ipçiği bulunur.

L-Lizin. Bu iki ana yapı birtakım proteinler aracılığı ile birbirlerine bağlanırlar. pentaglisin köprülerini oluşturur. Çarpraz bağlarda gram pozitiflerdeki Lizin'in yerine gram negatiflerde diaminopimelik asit bulunur.ve n-asetil glukozamin isimli şekerler oluşturur. diaminopimelik asit. D-glutamik asit. Hem gram negatifler. gram negatiflerde ise %10 kadarını peptidoglikan tabaka oluşturur. Gram pozitif bakterilerde hücre duvarının ortalama %50. L-alanin. Muramik asit. 12 . D-alanin. glikozamin. hem de gram pozitiflerin bir birine benzer peptidoglikan yapıları vardır.

Asti-alkol ile dekolorizasyon. sadece gram pozitifler mor kalır 4. aside dirençliler kırmızı kalır 3. aside dirençliler kırmızı. porinler. N. Metilen mavisi ile kalanların boyanması. yapışma elemanıdır.tuberculosis. Bazı bakterilerde hücre duvarında yağ bulunur (M. Alkol ile dekolorizasyon. Gram negatif bakterilerde bulunmaz. Karbol fuksin ile ısıtarak boyama (kırmızı) 2. teikoik asit Tüm dış yapılar Kapsül. lipoteikoik asit'in kaynağı sitoplazmik membrandır. M proteini karşı koyma Peptidoglikan sentetik enzimleri Dış membran Flajella Pili Tablo 1. asteroides gibi). C. Teikoik asit hücre duvarından kaynaklanırken. Teikoik ve lipoteikoik asit gram pozitif bakterilerin içinde dağınık halde bulunan. Tüm Gram pozitif bakterilerde lipoteikoik asit bulunurken. Lipoprotein tabaka dış membran ile peptidoglikan tabakayı birbirine bağlar 13 . gram negatifler pembe. diphtheriae.4 Gram ve ARB boyama aşamaları Gram boyama 1. Böylece Klamidyalar lizozime dirençlidir ve mukoza infeksiyonu yaparlar. diğerleri mavi boyanır Tablo 1. permeazlar Plazma membranı Pili. proteinler. Streptococcus pyogenes'i M proteini de lipoteikoik asittir. Pnömokokların teikoik asitleri Forssman antijeni olarak isimlendirilir. ribitol ve gliserolden yapılı majör antijenidir. Özellik Dış zar Hücre duvarı Lipopolisakkarit Teikoik asit Spor Kapsül Lizozime duyarlılık Ekzotoksin üretimi Penisilin hassasiyeti Gram pozitif Yok Kalın Yok Var Bazılarında var Bazılarında var Duyarlı Bazılarında var Daha duyarlı Gram negatif Var İnce Var Yok Yok Bazılarında var Dirençli Bazılarında var Daha dirençli Memelilerin salgılarında bulunan lizozimin ana hedefi peptidoglikan tabakadır.Tabo 1.3 Bakteri zarfının yapıları ve görevleri Fonksiyon Dayanıklılığı veren yapılar İç yapıların korunması Geçirgenlik ve bariyerler Metabolik geçirgenlik Enerji üretimi Konak hücreye yapışma Konağın immün tanıması Konak immün yanıtına Antibiyotik duyarlılık Antibiyotik direnci Hareket Yapışma Yapı Hepsi Hepsi Dış membran veya plazma membranı Membranlar ve periplazmik transport proteinleri. Potasyum iyodür ile tespit 3. Klamidyalarda gram negatif bakteri duvar yapısı bulunmasına rağmen peptidoglikan tabaka bulunmaz. dış membran ve lipopolisakkarid'dir. lipoprotein.5 Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları. Safranın ile boyama. teikoik asit bulunmayabilir. Gram negatif bakterilerin hücre duvarının üç temel yapısı. gram pozitifler ise mor boyanır ARB boyama 1. Kristal violet ile boyama 2.

Gram pozitif bakteriler tüm duvarını kaybettikleri için protoplast. LPS B hücrelerini aktifleştirir ve makrofajlar gibi hücreleri indükleyerek interlökin-1. Metabolizma enzimleri hücre dışından alınan ve belirli bir iriliğe kadar küçültülmüş molekülleri hücre metabolizmasında kullanılabilecek boyutlara kadar parçalarlar. interlökin-6. bu durum konakta kronik enfeksiyon geliştirebilir. Bunlar bazı büyük antibiyotiklerin hücre içine geçişlerini engellerler. Bu yapı homojen ve belirli bir şekle sahip ise kapsül. N. gram negatifler ise dış membranlarını korudukları için sferoplast adını alırlar. endopeptidaz ve karboksipeptidaz gibi protein yapılar (penisilin bağlayan proteinler PBP) bulunmaktadır. 14 . Bu yapı üzerinde por proteinleri (porinler) bulunur. L formu bakteriler penisilinlere dirençlidirler. Periplazmik aralık Gram negatif bakterilerin iç ve dış membranları arasında bulunan. Kapsül Bakterilerin hücre dışına salgıladıkları mukoid yapılı maddelere denir. direnç enzimleri ile virülans faktörlerinin etkisini gösterdiği yapıdır. LPS ateş ve şok meydana getirir.13). Porinler 700Da'dan daha küçük hidrofilik moleküllerin difüzyonunu sağlarlar. Bunların birçoğu transmembran proteinleridir ve porin olarak isimlendirilir. hipertonik ortamlarda bakteriler hücre duvarlarını kaybedebilirler. gram negatif boyanırlar. Hipertonik ortamda yaşayabilen ve bölünebilen duvarsız bakterilere L formu (Lister formu) bakteriler denir (Şekil 1. O Ag'inin alt bölümünde bulunan lipid A ise bakterinin endotoksinini oluşturur. Ancak. gevşek yapılı ve yapışkan ise slime tabaka (glikokaliks) adını alır. hücreyi dış ortamın safra tuzu ve hidrolitik enzimlerinden korur. Bol miktarda endotoksinin kana dökülmesi ile Shwartzman reaksiyonu (dissemine intravasküler koagülasyon) gelişir. gonorrhoeae gibi bazı bakterilerde lipooligosakkarid tabaka bulunur. Lipopolisakkarid (LPS) yapı immün sistemin güçlü bir stimülatörüdür. Lizozim ile karşılaşan bakteriler düşük ozmotik basınçlı ortamlarda lizise uğrarlar. heterojen. Tükrük. göz yaşı. Bazı bakteriler spontan veya antibiyotiklere bağlı olarak L formu haline gelebilir. tümör nekroze edici faktör ve diğer faktörlerin salınmasını sağlar. Gram negatif bakterilerin dış membranları üzerinde çeşitli proteinler bulunur. Bu bölgede penisilinlerin bağlanma bölgesi olan transpeptidaz.Gram negatif bakterilerin hücre duvarının dış kısmını fosfolipid tabaka (dış membran) oluşturur. Bu bölümde bulunan beta laktamazlar gram pozitiflere göre daha iyi korunmaktadır. Bu tabakanın en dışında kor polisakkaridi ve hidrofilik özellikteki O Ag'inden oluşan majör antijenik yapı vardır. nazal sekresyonlarda bulunan lizozim peptidoglikan tabakayı hidrolize eder. metabolik.

Kapsül fagositoza karşı koymada. Şeker yapılı kapsüle sahip bakterilerde tip tayini için kapsül şişme testi (Quellung testi) uygulanabilir (Şekil 1. B. slime tabaka ise prostetik malzemelere. Bakterilerin virülansında kapsülün önemli bir yeri vardır.anthracis'de protein. Medikal önemi olan kapsüllü bakteriler • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Haemophilus influenzae Neisseria meningitidis Klebsiella spp Escherichia coli Salmonella typhi (Vi antijeni) Bacillus anthracis (poly-d-glutamik asit) Streptococcus pyogenes (hyaluronik asit) Streptococcus agalactia (sialik asit) Bacteroides fragilis 15 .14). Diğer kısmı genellikle polisakkarittir. Kapsülün ana yapısı sudur. S.pyogenes'de ise hiyaluronik asit yapısındadır. kateterlere. kapsüllü bakteriler antikapsüler antikorlar ile kaplanmadıkça fagositoza karşı koyarlar. kontakt lenslere ve diş gibi sert dokulara yapışma görevi olan bakteri organelidir. Kapsül zayıf antijenik yapıya sahiptir. Kapsüller negatif boyama yöntemleri kullanılarak görünür hale getirilirler.

Bazı hastalıklarda serolojik yöntemlerle gelişen antikorlar tanı testi olarak kullanılır (H antijen). Protein yapısında flajellin denilen subünitlerden oluşur.Flagella (kirpik) Bakterinin hareket organelidir. Ancak tannik asit tuzları ile hazırlanan boyalar ile daha iyi görünür hale gelirler. Protein yapılı olduklarından iyi antijendirler. Işık mikroskobu ile iyi görünür. 16 . Destek üniteleri olan blefaroplast ile flajellalar sitoplazmik membrana tutunurlar.

N. radyasyon. özellikle E. Hareket organeli değildir. Gram pozitif koklardan streptokokların M proteinleri de fimbriadır. Spor fiziksel etmenlere çok dirençlidir. Sporlu bakterilerin metabolizmaları minimuma inmiştir. Bakterinin yapışma elemanıdır. Hem fimbria hem de pilus'a pili denmektedir. Fimbriaların virulans ile direk ilişkileri vardır. Piluslar ile (seks pilusu) iki bakteri arasındaki yapışmadan sorumludur. (Tablo 1. 17 . 1. ancak elektron mikroskobi ile tesbit edilebilir. Bunlardan Bacillus grubu aerop. Böylece konjugasyon gerçekleşir.gonorrhoeae farklı antijenik tipte pili oluşturur. Peritrikoz ( Bakteriyi çepeçevre saran) Fimbria (Pili) Flajellalardan daha kısa ve küçük olup bir bakteride yüzlerce bulunabilir (Şekil 1. Fimbrialar genellikle gram negatif bakterilerde bulunur.coli ve Gonokoklar fimbriaları ile konak hücrelere tutulup hastalık yapabilirler. Monotrikoz (Tek flajellalı) 2. Önemli yüzey virülans faktörlerinin bakteri patogenezindeki yeri tabloda açıklanmıştır. Sporlu bakteriler vegetatif hallerindeki aktivitelerini gösteremezler. Clostridium grubu ise anaeropdur. böğlece antikorların varlığında bile konak yüzeylere tutunabilir. kötü soluma şartları gibi uygun olmayan durumlarda hücre duvarlarını kalsiyum (Ca) ve dipikolinik asit ile güçlendirerek (kalsiyum-dipikolinat) kendileri için önemli organellerini koruma altına alırlar (Şekil 1.6) Endospor (Spor) Bazı bakteriler ısı. ancak hiçbir zaman metabolizmaları durmaz.17). bir diğer bakteriye veya yüzeylere yapışmada önemlidir. Fimbria'lar konak memeli hücresine.16). bazı kimyasal maddeler ile karşılaşma ve kötü beslenme. Lipoteikoik asit ile birlikte konağın epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur. Lofotrikoz (Püskül şeklinde) 3. Medikal önemi olan iki gram pozitif basil sporludur.15). Fimbria'sını kaybeden bu bakteriler enfeksiyon meydana oluşturamazlar. Normal ışık mikroskobu ile görülemez.Bakterilerin flagellaları bulundukları yerlere göre üçe ayrılır (Şekil 1.

Malaşit yeşili veya karbolfuksin ile boyanır hale getirilir. pneumonia S. pyogenes S. Anthracis Gr (-) basiller H. typhi Y. Uygun şartları bulduğu zaman bakteri tekrar vegetatif haline döner (germinasyon). C. gonorrhoeae S. Pestis Polisakkarit kapsül Polisakkarit kapsül Protein pili Protein pili Polisakkarit kapsül V-W faktör Var Yok Yok Yok Yok Yok Dokulara yapışmayı sağlar. Sporlar intrasellüler boyanmayan yapılardır. Her bir bakterinin sadece tek sporu vardır.Tablo 1. Polipeptid kapsül (D Glu) Yok Polisakkarit kapsül Var Serotiplemede kullanılır. Bu yapı komplemanı Fc kısmından bağlar böylece opsonizasyonu engellemiş olur. coli N. Serotiplemede kullanılır. Mantarlardaki sporlar gibi üreme ile ilişkileri yoktur. perfringens sporu ise subterminaldir. aureus Gr (-) koklar N. tetani sporu terminal. 18 . pneumonia E. 6 Bakteriyel patogenezde önemli yüzey virulans faktörleri Bakteri Gr (+) koklar S. anthracis sporu santral. Diğer salmonella tiplerinde önemi yok. İnfluenza K. Serotiplemede kullanılır. Meningititis Gr (+) basiller B. C. Polisakkarit kapsül M proteini Protein A Var Yok Yok Serotiplemede kullanılır. Virulans faktör Aşı olarak kullanımı Açıklama Bunların dışında bazı kitaplarda Sporosarcina ve Coxiella burnetti (muhtemelen) endospor yapar denir. Bakterilerin sporları onların tanınmasında ve özelliklerinin belirlenmesinde kullanılır. B. Kromozom kontrolü altında olduğu için bakteriler sporlarını her defasında hücrenin aynı yerinde yaparlar. Dokulara yapışmayı sağlar.

azot ve sülfür kullanılmaktadır. sitoplazmik membran tarafından yönetilerek ya pasif diffüzyon veya aktif transport ile içeri alınırlar. İndirgeyici olarak bir elektron vericisi olan NADPH kullanılır. ortaya çıkar. Katabolizma: Bakteriler. Elde edilen enerji ve yapı taşları. tuberculosis. Örneğin C. Zorunlu aerop bakterilere örnek olarak V. Jejuni en iyi %5 O2 + %10 CO2'li ortamda üreyebilir. Fakültatif anaerop: Hem O2'li ortamda hem de O2'siz ortamda fermentasyon yapabilen bakterilerdir. organik maddeleri yıkarak enerji sağlayan organotrof canlılardır. bakteri hücresi için gerekli maddelerin yapımında (anabolizma) kullanılır. Clostridium. Bir sıvı besiyerinde bakterinin üreme eğrisi altı dönemden oluşur (Şekil 1. hareket etme. Organik maddeler hücre dışına salınan ekzoenzimler aracılığı ile yapı taşlarına kadar parçalanır. Bir bakterinin gelişebilmesi için karbon. Tüm mikroorganizmaların karbon kaynaklarına gereksinimleri vardır. Bir mol glukoz oksijenasyonu sonucunda 688.18). eşeysiz olarak ürerler. bir enerji kaynağı. yüksek ozmotik basınç altında üreyebilenlere ise osmofilik bakteriler denir. pallidum gibi bazı bakteriler ise hem canlı hücre kültürlerinde hem de sentetik besiyerlerinde üretilemezler. Ayırtedici besiyerleri: Koloni yapısı ve rengi ile diğer bakterilerden ayırt edilebildiği besiyerleridir. M. Anabolizma genel olarak kimyasal redüksiyonlar zinciridir. Solunum Bakteriler tarafından sıklıkla kullanılan eksternal elektron akseptörü moleküler oksijendir. Bakterilerin çoğu şeker. Anabolizma: Enzimler ve ATP'den elde edilen enerji yardımı ile katabolizma sonucu oluşan basit ön maddeler kompleks proteinlere dönüştürülür. Zorunlu anaerop bakterilere örnek olarak Bacteroides. enerjilerini azot-demir-sülfür içeren inorganik maddelerden sağlarlar. Anaerob bakterilerde son H alıcısı olarak karbon. cholerae. sağlanır. Bakteriler 'binary fission' (ikiye bölünme) yoluyla.2 cal. su ve değişik iyonlara ihtiyacı vardır. yüksek enerji fosfat bağları (ADP'den TP'ye dönüşüm) ve Asetil Koenzim A şeklinde depolanır. Düşük ısılarda üreyebilen bakterilere (15-20°C) psikrofil. C. İçeri alınanlarda endo-enzimler ile oksidasyon gerçekleşir ve sonuçta oluşan enerji. bir kısmı da organik moleküllerdeki karbonu (heterotrof bakteriler) karbon kaynağı olarak kullanırlar. diptheriae verilebilir.5 cal. klamidyalar ve riketsiyalar canlı hücre kültürlerinde ürerler. Adinomyces gösterilebilir. Bakteriler üreme. 1 mol glikozun fermentasyonu ile ortalama 31. Mikroorganizmaların bir kısmı inorganik karbonu karbondioksidi (ototrof bakteriler). Isı Bakterilerin üremeleri için farklı ısılar gerekebilir. aminoasit gibi organik maddeleri parçalayarak enerji elde ederler. metabolizma ve protein sentezi için enerjiye ihtiyaç duyarlar. leprae ve T. 19 . optimal üreme için CO2'e İhtiyaç gösterdiği İçin kapnofilik bakteri denir. Bakterilerin çoğu organotroftur. 50-60°C'de üreyebilenlere ise termofil bakteriler denir. azot. Fungus ve bazı bakteriler heterotrof iken bitkiler ototrofturlar. Bazı bakteriler litotroftur. enerjilerini organik bileşiklerden (şekerler. Zorunlu aerop: Son H+ alıcısı havadaki O2'dir. M. 30-37° C'de üreyenlere mezofil. Bakterilerin Üremeleri Virüsler. Yüksek tuz konsantrasyonunda üreyen bakterilere halofilik. aminoasitler) alırlar. Mikroaerofil: Çok az miktardaki O2 ve yüksek CO2 düzeylerinde üreyebilen bakterilerdir. Zorunlu anaerop: Zorunlu anaerop bakterilerde oksijenli solunum sonucunda ortaya çıkan H2O2'nin zararlı etkilerini ortadan kaldıran katalaz ve süperoksit anyonlarının (O2-) zararlı etkilerini önleyen süperoksit dismutaz enzimleri + bulunmamaktadır. Kültür yöntemleri Genel besiyerleri: Genelde bakterilerin yetiştirilebildiği besiyerleridir Selektif besiyerleri: Bakterinin yetiştirilebildiği özel suplement ve/veya antibiyotikler eklenmiş besiyerleridir. Solunum tiplerine göre bakteriler dört grupta incelenir.Bakterilerin Metabolizması Bakteri hücresinde gelişen kimyasal reaksiyonlar enerji sağlayan (katabolik) ve enerji gerektiren (anabolik) reaksiyonlar olmak üzere ikiye ayrılır.

7 Selektif (S) ve ayırt edici (A) besiyerleri Organizma Anaeroblar Corynebacterium Enterik bakteriler Enterik patojenler Vibrio cholerae Legionella Mycobacterium Steril alandan elde edilen Neisseria Haemophilus Normal floradan elde edilen Neisseria Besiyeri Tiaglikolatlı besiyeri Löfflerin koagüle serumlu besiyeri (S) Tellürit agar (A) Eozin metilen mavisi (A) Mac Conkey agar (A) Hektoen enterik agar (D) TCBS (S) Charcoal-yeast ektract agar (CYE agar) (S) Löwenstein-Jensen medium (S) Çikolotamsı agar Thayer-Martin agar (S)* *Thayer-Martin agar normal florayı inhibe eden vankomisin. B. E. Yavaşlama (retardasyon) dönemi: Ortamda metabolitlerin artmasına bağlı olarak bakterinin üreme hızı yavaşlar. Bakterilerin içinden bazıları aylarca canlılıklarını koruyabilirler. purin ve pirimidinler Sistein X (protoporfirin) ve V (NAD) Mycoplasma Francisella. Pasteurella Haemophilus influenzae A. D.8 Özel suplement içeren besiyerleri Kolesterol.Tablo 1. Antiseptik ve antibiyotiklere en duyarlı olduğu dönemdir. Gizli (latent. Bakterinin ortama alışma dönemidir. C. F. Bakteri sayısı hızla azalır. Bakteri bu dönemde en küçüktür. Brucella. Ölüm dönemi: Ölüm oranı artar. Logaritmik (eksponansiyel) dönem: En hızlı üreme dönemidir. Legionella. lag) dönemi: Üreme hızı sıfırdır. 20 . Akselerasyon (hızlanma) dönemi: Üreme başlamıştır. nistatin ve kolistin içerir Tablo 1. Çoğalmanın durması dönemi: Toksik metabolitler bakterinin üremesine izin vermez.

Plazmid: Bakterilerin çoğunun sitoplazmasında bulunur. D. Bazen tek bir antibiyotik bazen de çoklu antibiyotik direnci bulundururlar. Bazen (örneğin. R plazmidleri: Antibiyotik direncini aktaran plazmidlerdir. pyogenes (kızıldır. Bakteri içinde üremeden bekleyen fajlara ılımlı faj. Diğer küçük plazmidler ise genellikle transformasyon veya transdüksiyon yoluyla transfer edilebilirler. Fajlar ayakları ile reseptörü bulunan bakterinin yüzey yapılarına tutunur. IS elementleri replikondur. Çember şeklinde çift iplikli ekstrakromozomal DNA yapılarıdır (Borrelia burgdorferi'de lineer). Stafilokok plazmidleri 4. Önemli plazmidler 1. Bunun en bilinen örneği. plazmidler. A. bunları taşıyan bakterilere de lizojen bakteri adı verilir. Bilinen bir DNA ile bakterinin ayrılan ipçiği karşılaştırıldığında saptanan birleşme oranları bakterinin benzerliğini ortaya koyar. E. 21 . Virülans plazmidleri Bakterileri infekte eden virüslere faj (bakteriofaj) denir (Şekil 14). Konjugasyon yolunu kullanarak hücre dışına aktarırılır. Bakteriyofajlar. Plazmidler bakterilerin yapısal olmayan. Sınıf 1 plazmidlerinde antibiyotik direnç genleri ile transfer faktör (RTF) beraberdir. B. böyle durumlarda epizom adını alır. C. Corynebacterium dipthena'nır) ekzotoksininin üretiminde Corynephage beta fajının rolü vardır. boyun kısmı ile duvar üzerinde bir delik açar ve nükleik materyalini bakteri içine gönderir. Sınıf 2'de ise RTF ayrı antibiyotik direnç genleri ayrıdır. Kol plazmidi: Bakteriosin'leri salgılatan plazmidlerdir. transpozonlar. Plazmidlerin medikal önemi ilaç direncidir. Bakteri DNA'sının çoğaltılabilir özellikte olması hibridizasyon tekniklerinin gelişmesine sebep olmuştur. Plazmidler bakteri kromozomundan bağımsız olarak replike olabilen genetik materyaldir. 2. Profaj bağımsız olarak üremez ve ancak bakteri üreyince yeni bakterilere geçirilir. coli'nin F plazmidi) bakteri kromozomu ile birleşebilir.Bakteri Genetiği Replikon Bir DNA ipçiğinin (polinükleotidinin) eskiden karşısında bulunan ipçiğin aynısı olan yeni bir polinükleotid ipçiğini sentezletme yeteneği vardır. Fajlar spesifikliği nedeniyle bakterilerin tiplendirilmesinde kullanılmaktadır. 100SC civarında ısıtılması ile iki ipçiği birbirinden ayrılır. bu özelliği nedeni ile replikon olarak adlandırılır. 3. Bakteriofajlar resimde de görüldüğü gibi bakterileri infekte eden uzay aracı gibi virüslerdir. botulinum ve S. Bunları içlerindeki rezistans transfer faktör (RTF)'leri aracılığı ile yaparlar. Fajların medikal önemi ekzotoksinlerin üretimidir. E fajı ise RNA nükleus yapısına sahiptir.cholerae. Isıtılan DNA'nın. Her bakteri sadece tek bir faj ile infekte edilebilir. C. F fajları DNA. Bakterileri infekte eden bakteriofajlar hücre içinde replike olarak sayıları artar ve lizis sonucunda bakteri dışına çıkarlar (litik enfeksiyon) veya konak genomuna integre olarak (profaj) konağı parçalamaksızın yaşamına devam edebilir (lizojenlik). Büyük plazmidler (20-120 kb) konjugasyon sırasında kendi transferlerini kontrol edebilirler. Diğer önemli lizojen bakteriler V. ancak onlar için önemli avantaj sağlayan özelliklerin genetik materyalidir.

Kompleks yapılı olan transpozonlar antibiyotik direnci gibi spontan mutasyonda yer alır. Böylesine gen gruplarına patojenite veya virülans adacıkları denir. 22 . Ulaşabileceğiniz mikrobiyoloji kitaplarında "bakteriofajlar bakteri hücre duvarları üzerindeki reseptörler üzerine oturur" diye yazar. Fajlar için belirlenmiş reseptörler. dış zar ise gram negatif bakterilerin en dış kısmında bulunan tabakadır. Peptidoglikan tabaka gram pozitif bakterilerin.Hücre duvarı üzerine oturduktan sonra boyunlarını bir matkap gibi kullanarak bakteri duvar üzerinde delik açıp nükleik asitlerini bakterinin içine gönderirler. Bu genetik yapılar pH. Basit yapılı olanlara IS (insertion sequence) elementleri denir. Faj T4. Böyle durumlarda gen esensiyal proteinleri sentezleyemeyeceği için hücre ölümü gözlenebilir. ısı gibi çeşitli çevre faktörleri ile tetiklenebilir ve bakteriye virülans kazandırabilir. F porin protein Ton A ferrichrome transport protein Tsx nucleoside transport protein Lam B maltose transport protein Flagellum (Salmonella) F-pilus Teikoik asit (Bacillus. "Faj tutunma alanları gram negatiflerde pili. Virüslerin bakteriler ile ilişkiye girmelerini sağlayan reseptörler bu tabaka üzerinde bulunur. Bazı patojen bakteriler bu mekanizma ile virülans faktörlerini harekete geçirebilirler. T3 T2 T1. gram pozitiflerde ise teikoik asit veya peptidoglikan tabakadır" Transpozonlar ve IS elementleri Transpozonlar DNA'nın farklı genetik molekülleri arasında hareket edebilen genetik elementlerdir (Şekil 15). gram pozitif Faj tutunma alanlarının hem teikoik asit hem de peptidoglikan olabilir. LPS veya dış membran proteini. T5 T6 Lambda Chi F1. MS2 SP-50 bakteriler) Reseptör LPS core polisakkarid OMP. Transpozonlar bazen gen içine girer ve bu geni inaktive eder. Örneğin Salmonella'nın SPI1 adacığı fagositer olmayan hücreler içine bakterinin girmesini sağlayan 25 kadar geni içerir.

23 .

bakteriye bağlanır ve plazmidinin bir kopyasını verir. Faj ile geçen spesifik bir gen parçası ise spesiyal. Yeni gelişen canlıya mutant denir. Transformasyonda erimiş bakteri DNA'sı direkt olarak alınırken. Hfr hücrelerde epizom şeklindedir. Transdüksiyon Bir bakteriofajın kendi hücreyi parçalaması sırasında kendi DNA'sı yerine bakteri DNA'sını alarak bir başka bakteriye gitmesi ve böylece genetik materyali taşımasına transdüksiyon denir. F plazmidi bakteri içindeki büyük plazmidlerdir ve üzerlerinde RTF denilen transfer faktörlerini bulundurur. Böyle bir geçişin gerçekleşebilmesi için alıcı bakterinin kompetans faktör denilen eksojen DNA alabilme yeteneğinin olması gerekir. Transdüksiyondan sorumlu faja pseudovirüs denir. Bu bir konjugasyon geçişidir. İlk olarak 1928 yılında Griffith kapsülsüz Pnömokokların. Mutasyon Transformasyon Parçalanmış bakterinin erimiş DNA'sının başka bir bakteri tarafından alınıp genetik materyal olarak kullanılmasıdır (Şekil 16). X ışınları.MİKROORGANİZMA DEĞİŞİKLİKLERİ Modifikasyon (fenotipik) Genetik değişim yoktur. coli ile. High frequency of recombination (Hfr) hücreler F plasmidi bakteri DNA'sına integre olmuş hücrelerdir (epizom). Konjugasyonda plazmidin bir kopyası geçerken (F). coli K12 arasında seks benzeri bir geçiş gösterilmiştir. Bağlantı seks pilusu aracılığı ile yapılır. ancak önemli farkları vardır. Streptokoklar. akridin oranj gibi kimyasal maddeler mutasyon yapabilirler. Transformasyon ve transdüksiyon birbirine çok benzer. Her ikisinde de verici bakteri ölür ve geçiş rastlantısaldır. kirpik. Ultraviyole ışınlar. bakteri DNA'sının tümü geçmiş ise generalize transdüksiyon denir (Şekil 17). Örneğin E. Sreptococcus pneumoniae. Bacillus suşları ve Neisseria suşları gibi hem gram negatif hem de gram pozitifler arasında gerçekleştiği gösterilmiştir. Konjugasyon sadece aynı bakteriler arasında değil.hücre plazmid geçişinin ardından kesinlikle F+ haline geçerken Hfr hücrelerde F.olarak kalabilir (Şekil 18). Streptomyces ve Clostridium bakterileri arasında konjugasyon gerçekleşebilir. 24 . birbirine benzer diğer bakteriler arasında da olabilir. parçalanmış kapsüllü Pnömokoklar ile karıştırıldıklarında kapsüllü hale geçmesini göstermiştir. Konjugasyonda F. Bunlardan birincisi konjugasyonda F plazmidi plazmid olarak bulunurken. F plazmidi taşıyan bakteri pilusu ile F. kapsül veya hücre duvarı kaybı gibi bakterilerdeki reversibl değişikliklerdir. Transformasyon bakteriler arasında ilk tespit edilen genetik geçiş şeklidir. Bacteroides. Konjugasyon iki canlı bakteri arasında hücre-hücre teması olarak plazmid aktarımıdır. transdüksiyonda geçişten bir faj sorumludur. Hfr hücrelerde plazmid ile birlikte bakteri DNA'sından da bir parça geçer (F'). Bu geçişin Haemophilus influenzae. Mutasyon (genotipik) DNA üzerindeki nukleotid çiftlerinin sıra veya yapısı kalıcı olarak değişmiştir. Konjugasyon İlk olarak 1942 yılında Lederberg ve Tatum tarafından iki mutant suş olan E.

25 .

26 .

27 .

hem de gram negatif bakteriler tarafından salgılanır. aeruginosa Vibrio cholereae Bordetella pertussis Doku hasarı Kolera Boğmaca Labil toksin adenilat siklazı.0157:H7) P. Besin zehirlenmesine yol açan S. perfringens Bacillus anthracis Staphliococcus aureus Streptococcus pyogenes Bacillus cereus Gram negatif E. süperantijen IL-1 ve IL-2 uyarılması.9 Onemli ekzotoksinler ve etki mekanizmaları Bakteri Gram pozitif Corynebacterium diphteriae Clostridium tetani Clostridium botulinum Clostridium difficile C. Tablo 1. Stabil toksin guanilat siklazı uyarır. Verotoksin enterositler için toksiktir (sitotoksin). enterotoksin süperantijendir. süperantijen HLET adenilat siklazı uyarır Var Var Var Yok Yok Yok Yok Yok Yok Hastalık Etki Şekli Toksoid aşı 28 . 6). A ve B subünitlerinden meydana gelirler (Şekil 1. antitoksinleri hazırlanabilir. Etkileri spesifiktir (Tablo 5. anthracis hariç). Salınım bakteri canlı iken yapılır ve ekzotoksinler saf protein yapısındadır. A subünitleri ile etki gösterirler (fi.BAKTERİ TOKSİNLERİ Ekzotoksinler Hem gram pozitif. B subünitleri ile spesifik reseptörlerine tutunurken. Ekzotoksinler antijeniktir.aureus enterotoksini. botulinum toksini ısıya dirençlidir. Bazı ekzotoksinlerin etki mekanizmaları tabloda belirtilmiştir. Adenilat siklazın uyarılması IL-1 ve IL-2 uyarılması. Ekzotoksin A ADP ribolizasyonu ile EF-2'yi inaktive eder Adenilat siklazı uyarır Adenilat siklazı uyarır Yok Yok Var Yok Yok Difteri Tetanoz Botulizm Pseudomembranöz enterokolit Gazlı gangren Şarbon Toksik şok sendromu Kızıl İshal ADP ribolizasyonu ile EF-2 inaktivasyonu Glisin salınımının inhibisyonu Asetil kolin salınmasının inhibisyonu Ekzotoksin B entorositler için toksiktir (sitotoksin). Alfa toksin bir lesitinazdır. Çok toksiktirler (potent). Isıya ve proteolitik enzimlere duyarlıdırlar. coli Sulu ishal (ETEC) Kanlı ishal (EHEC. Etkileri sırasında ateş meydana getirmezler (süper-antijenler hariç). Toksoid haline getirilebilir. iyi pişirilmeden yenen yiyeceklerle enfeksiyon meydana gelebilir.25).

kardiyovasküler kollaps. hipotansiyon.Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvar yapısında bulunan Lipid-A'nın bakteri ölümü ile açığa çıkması sonucunda endotoksin etkisi başlar. Endotoksinler tarafından uyarılan makrofajlardan salınan TNF-alfa. IL-6. hipoglisemi. DIC. Isı ve proteolitik enzimlere dirençlidir. IL-8 gibi sitokinler sepsis patogenezinde önemli bir rol oynamaktadır (Şekil 1. 29 . IL-1. Etkileri geneldir (ateş. Dolaşıma geçtiklerinde makrofajlar. ishal. solunum güçlüğü. abortus gibi). peteşiler. monositer hücreler ve diğer retiküloendotelyal hücreler üzerindeki reseptörler ile reaksiyona giren proteinler ile ilişkiye girer.26). lökopeni. C3 aktivasyonu.

Antitoksin. Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvarlarının bir parçasıdır. aşı gibi maddelerdeki sporlu bakterilerin düşük ısıda steril edilmesi için kullanılan bir yöntemdir. Protein yapısındadır (Polipeptid). 15 dakikada sporlu bakterilerde dahil olmak üzere tüm mikroorganizmalar öldürülebilir. Isıya dayanıksızdır. asit ve ısı ile antijenik. coli ısıya duyarlı toksini Kolera sekretoksini Botulinum toksini Tetanus toksini Tablo 1. Bakterilerin üremelerini durduran antimikrobiyotiklere bakteriostatik.10 Ekzotoksinlerin etki mekanizmaları Tip Ekstrasellüler sitotoksinler (hücrelere direkt zehir etkisi) Örnek Streptokoksik hyaluronidaz Pseudomona aeruginosaekzotoksin A Transmembran sitotoksinler (Hücre içine bir reseptör veya transport molekülü aracılığı ile girenler) Membran hasarı yapan toksinler (hemolize veya sitolize sebep olanlar) Escherichia coli verotoksin Shiga toksin difteri toksini Streptolizin O Clostridium perfringens alfatoksin Staphylococcus aureus lökosidin Regülasyonu bozanlar (aşırı çalışma ile tuvar mekanizmaları arttıranlar) İnhibitörler ile yarışanlar (Doğal transmitterlerin blokerleri yarışanlar) E. Otoklavlama'da 15 lb/sq atmosfer basıncı ile 121 °C elde edilir. Toksoid hale dönmez Orta derecede toksiktir 10-100 mikrogramı hayvanlar için öldürücüdür. Kromozom. Genellikle hücrelerdeki spesifik reseptörlere bağlanır. Hastalıktan korunma ile antikor fitreleri arasındaki ilişki ekzotoksinlerdeki gibi açık değildir. Serbest salınımı yoktur. Yüksek titrede antitoksin yapımını stimüle eder. toksik olmayan forma döner. LPS kompleksinin lipid A bölümü etkilidir. Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler tarafından yapılır. Hayvanlarda mikrogram ve daha az düzeylerde öldürücüdür. 30 . Polipeptid yapısındadır. Hedef madde üzerinde hastalandıran mikroorganizmaların ortadan kaldırılmasına ise dezenfeksiyon (Tablo 1. Hücrelerde spesifik reseptörleri bulunmaz. Genellikle konakta ateş yapmaz Sıklıkla ekstrakromozomal genlerle yönetilir (Örnek: Plazmid).13) denir.000'dir. Zayıf immünojendir antikorlar antitoksik ve koruyucudur. cerrahi metal veya pamuklu aletlerin sterilizasyonu 160170°C'de 1 saat tutulması ile sağlanır. 60°C üstünde ısıtmakla hızla harap olur Antijenik özelliği kuvvetlidir. Sadece kromozom tarafından kodlanır. Bakterinin ölümünden sonra ya da bakteri ürerken ortaya çıkar.Tablo 1.000-900.12) denir. Pasteur fırınında (kuru hava sterilizatör) cam eşyaların.11 Ekzotoksin ve endotoksinlerin (lipopolisakkarıt) özellikleri Ekzotoksinler Canlı hücrelerden salınır. 60°C üstünde ısıtmakla toksik etkisini kaybetmeden saatlerce dayanır. toksini nötralize eder. kan. Kromozomal genlerle yönetilir. Tetanus toksoidi). Molekül ağırlığı 10. Isıya kısmen dayanıklıdır. Tindalizasyon: Serum. Dezenfeksiyon-Sterilizasyon Bir sterilizasyon işlemi sonrasında ortamdaki tüm mikroorganizmaların öldürülmesine sterilizasyon (Tablo 1. Formalin. Kuvvetli toksiktir. İnterlökin-1 ve diğer mediyatörlerin salınması ile konakta ateş yapar. öldürenlere ise bakterisid denir. Lipopolisakkarid yapıdadır. Tüm gram negatiflerde aynı etki türüne sahiptir. Toksoidler aşılamada kullanılır (Örnek. Bakteri cinsine özel etki türü vardır. bakteriyofaj veya plazmid t Serbest salınımı vardır. Sadece Gram negatif bakterilerde vardır.

160°C'de 2 saat. Işınlama Tablo 1.22 ile 45 um arasında değişen delikleri olan filtreler veya HEPA filtreleri 254 nm dalga boyun da değişik süreler Mikrodalga veya gama radyasyon ile dalga boyları Konsantrasyon veya seviye 31 .2 %2 29°C İLE 65°C arasında 450 ile 1200mg/L dozunda 2-5 saat 60°C ile 80°C 55°C ile 60°C Yüksek iyonize hidrojen peroksit gazı Değişken 121°C veya 132°C'de değişik zamanlar 171°C'de 1 saat. 121°C'de 16 saat 0. Isı a) Yakma b) Kuru hava c) Nemli ısı Buhar Basınçlı (Otoklav) Basınçsız d) Sıcak su Kaynatma Tindalizasyon 2. 12 Sterilizasyon yöntemleri Yöntem Fiziksel yöntemler Basınçlı buhar Kuru hava Filtrasyon Ultraviyole radyasyon İyonize radyasyon Gaz-buhar sterilizasyonu Etilen oksid Formaldehit buharı arasında % 2-%5 Hidrojen peroksit arasında %30 Plazma gaz Klorin dioksit gaz Kimyasal maddeler ile sterilizasyon Parasetik asit Gluteraldehid % 0. Filtreler ile süzme 3.Günümüzde kullanılan sterilizasyon yöntemleri 1. Kimyasal maddeler 4.

Chamberland gibi). Genellikle etil alkol veya isopropil alkol kullanılır. Isı ile sterilizasyonun başlıca etkisi protein ve nükleik asitlerin denatüre edilmesi veya hücre membranının bozulmasıdır. Fenol Fenol ve birçok fenolik bileşikler güçlü antibakteriyel maddelerdir. bakır ve gümüş tuzları proteinleri denatüre ederler. Ağır metal iyonları Yüksek konsantrasyonlarda civa. Ancak süt için bu süre 3-5 saniyedir. Genellikle sülfidril gruplar ile kombine edilerek düşük konsantrasyonlarda kullanılır. Bacillus pumilus). Sıvılar bu ısıya kadar ısıtılır. Brown tüpleri kullanılır. Filtrasyon solüsyonların sterilizasyonunda en çok tercih edilen yöntemdir. bakteriler (Bacillus subtilis var. %1-2'lik konsantrasyonları proteinleri denatüre ederek etki ederler. Bacillus stretothrermophilus. 32 . klor serbest sülfidril gruplarını okside ederek hücreleri inaktive ederler. Seitz. iyod. isopropil) Fenol bileşikleri İodofor bileşikleri Kuaterner amonyum bileşikleri % 2 (yüksek) % 3-%25 (yüksek) % 3-% 8 (yüksek/orta) Değişken (yüksek) Değişken (yüksek) Serbest klorün 100 ile ile 1000 ppm arası konsantrasyonu (yüksek) % 70-%95 (orta-düşük) % 0. Ultraviyole ışınlar ve iyonize radyasyon değişik cihazların sterilizasyonu amacıyla kullanılabilir. hipoklorid. Bunların dışında daha kalın partiküller ve bakteriler için kullanılan toprak yapılı filtreler de vardır (Berkefeld. Kimyasal Maddeler Alkoller Yüksek konsantrasyonlarda toksiktirler.22 um büyüklüğünde porları olan nitrosellüloz filtreler kullanılmaktadır. Ancak insan dokuları için zararlıdır.13 Dezenfeksiyon yöntemleri Yöntem Isı Sıvı Gluteraldehid Hidrojen peroksid Formaldehit Klorin dioksid Parasetik asit Klor bileşikleri Alkol (etil.Tablo 1.4-%5 (orta-düşük) Serbest iodin 30-50 ppm/L konstrasyonu (orta) %0. Sterilizasyon işleminin denetlenmesi amacıyla. Alkollerin %70'lik konsantrasyonları protein denatürasyonuna sebep olmaları nedeniyle genellikle kullanılır.6(düşük) Konsantrasyon (Aktivite Derecesi) 75°C ile 100°C arası (yüksek) Pastörizasyon ise sıvıların dezenfeksiyonu için kullanılan bir yöntemdir. sterilizasyon bantları. En çok 0. Sterilizasyon amacıyla sellüloz asetat ve sellüloz nitrat yapılı membran filtreler kullanılır. sonra süratle oda ısısına kadar soğutulur. Oksidanlar Hidrojen peroksit.4-%1. Sıvı 71-72°C'de 15 saniye tutulur ve süratle soğutulur. niger.

ilacın inkübasyon periyodunun uzunluğu. konak dokulara zarar vermezler (selektif toksisite). Etilen oksit gazı %90 CO2 veya bir florokorbon ile karıştırılarak patlayıcılık özelliği kaybettirilir. mikrorganizmanın metabolik aktivitesi ve pH'a göre etkileri değişir. Bakteriostatik (üremeyi engelleyen) ve bakterisidal (bakteriyi öldüren) etkili olabilirler. Antibiyotiklerin in vitro ve in vivo etkileri farklıdır. Bakteriostatik ilaçlar arasında sinerjistik kombinasyonlar sağlanabilir (örneğin trimetoprim ve sulfonamid). R plazmidleri transpozonlar veya bir plazmidin füzyonu sonucunda meydana gelirler. 33 . Enfeksiyon alanları. Kromozomal mutasyon ile antibiyotiğin bağlandığı reseptörler değişebilir veya ilaca karşı geçirgenlik azalabilir. Isıya dayanmayan özel vakumlanmış cerrahi malzemelerin sterilizasyonunda kullanılır. örneğin L formu bakterilerin hücre duvarlarının olmaması Genetik mekanizma: Kromozomal veya ekstrakromozomal direnç gelişebilir. Bir R plazmid aracılığı ile betalaktamaz gibi enzimler sentezlenebilir. mikroorganizma sayısı. Minimal inhibitör konsantrasyon ile kantitatif ölçüm yapılabilir.Alkilleyici ajanlar Sterilizasyon amacıyla formaldehit (formalin'in %37 solüsyonu satılır) ve etilen oksit kullanılır. İaçların antimikrobik aktiviteleri dilüsyon ve difüzyon testleri ile ölçülebilir. Bazı bakteriler genetik veya nongenetik olarak ilaçlara dirençlidirler. Kimyasal maddelere göre mikroorganizmaların direnç sınıflaması tabloda gösterilmiştir. Deterjanlar Bakterilerin lipid içeren hücre membranına etkilidirler. Antimikrobiyal kemoterapi Antimikrobiyotikler mikroorganizmaları öldürüp. İlaç direnci Genetik olmayan mekanizma: Bakterinin spesifik hedef yapıları bulunmaz.

Antimetabolitler Bakteriostatik (sulfonamid. Daha çok penisilin alerjisi olanlarda kullanılabilirler. Betalaktam halkası betalaktamaz salgılayan bakteriler tarafından parçalanabilir. Penisilin bağlayan proteinler ile reaksiyona girer. paraamino-salisilik asit ve bakterisidal (izoniazid) olabilirler. Beta laktam olanlar (penisilinler. Örneğin sülfonamidler ve trimetoprim'in her biri bakteri üzerine inhibitör etkiye sahiptir. 34 . 2. Gram pozitif ve gram negatif bakterilere etkilidirler. Kombine kullanıldıklarında bakterisidal etkiye ulaşabilirler.15) 1.Antibiyotiklerin etki mekanizmaları (Tablo 1. Sikloserin. Sikloserin etkisini sitoplazmada. a. Hücre duvar sentezi inhibitörleri Bakterisidaldirler. Tedavinin sonunda L formu bakteriler gelişebilir. trimethoprim. b. Sefalosporinler Etki mekanizmaları penisilinlere benzer. Hem gram pozitif hem de negatiflere etkilidirler. Ancak beraber kullanılırsa sinerjistik etki gösterir. Spesifik enzimlerin etkilerini inhibe ederler. Bazı beta latamazlar ile inhibe edilebilen beta laktam halkaları vardır. basitrasin ve vankomisin ise peptidoglikanın sentezini inhibe ederler. sefalosporinler ve karbapenemler) peptidoglikanın transpeptidasyonunu (çapraz bağlar) inhibe ederler. basitrasin membranda bata laktamlar ise hücre duvarında gösterirler. Sadece hücre duvarı olan bakterilere etkilidirler. Penisilinler Hücre duvar sentezinde önemi olan transpeptidasyon enzimlerini inhibe ederler.

kanamisin ve gentamisin bu grubun üyeleridir. lizis Aminoglikozidler-Protein sentezi inhibitörleri Streptomisin Kanamisin Neomyisn Gentamisin Amikasin Tobramisin Diğer protein sentez inhibitörleri Kloramfenikol Eritromisin Linkomisin Fusidik asit RNA sentez inhibitörleri Rifampin DNA sentez inhibitörleri Nitrofuranlar Metronidazol Nalidiksik asit Novobiosin Siprofloksasin ve diğer kinolonlar Civa tuzları Sülfidril grupları aracılığı ile protein fonksiyonlarını inhibe ederler DNA girazı inhibe ederek engeller Bakteri RNA'ya bağlanarak transkripsiyonu başlangıç aşamasında engeller Solubl elongasyon faktör G (translokasyon faktör) ile etkileşerek protein sentezini bloke eder Ribozomun 50S subünitine bağlanır. c. tetrahidrofolat sentezinin bloke edilmesi Ökaryotik hücre membranındaki sterole bağlanır. protein sentezini inhibe eder Ribozumun 30S subünitine bağlanır. Gram negatif bakterilerin 30S ribozomal subünitine bağlanarak bakterisidal etki gösterirler.Tablo 1. 35 . Beta laktam halkasına beş karbonlu halka eklenmiştir. 16 Antibiyotiklerin etki mekanizmaları Antibiyotik Etki mekanizması Beta . Karbapenemler Etki mekanizmaları penisilinler gibidir. etkilerini gösterebilmeleri için bakterilerin üremeleri gerekir. sinir toksisitesi (işitme kaybı) önemli yan etkileridir. protein sentezini bozarak bakterinin ölümüne sebep olur. Anaeroblar ve intrasellüler bakterilere karşı etkili değildirler.laktamlar-Murein sentez inhibitörleri Penisilinler ve Sefalosporinler Penisilin bağlayan proteinler aracılığı ile hücre duvarı sentezinin inhibisyonu. Renal ve VIII. Protein sentezi inhibitörleri Geniş spektrumlu antibiyotiklerdir. 3. Aminoglikozidler Streptomisin. otoliz Polienler . böylece beta laktamazlara dirençlidir.Membran fonksiyonlarının inhibitörleri Amfoterisin B Sulfonamidler . En önemli üyeleri aminoglikozidler ve linkomisinler'dir. neomisin. a.Folat antagonistleri Sulfanilamid Dihidropteroat sentezinin kompetitif inhibitörü.

R plazmidi ile taşınabilen kloramfenikol asetil-transferaz enzimi ile inaktive edilebilir. nalidiksik asit DNA. Polimiksin bazı gram negatif bakterilerin ve sterol içeren mikoplazmaların tedavisinde. Antibiyotiklerin toksik etkileri ve diğer ilaçlar ile etkileşimleri Tablo 10 ve 11 'de gösterilmiştir. Mikrotübül oluşumunu engelleyerek hücre bölünmesini bloke eder. Tüm kinolonlar ve florokinolonlar DNA girazı bloke ederek bakteri DNA sentezini inhibe ederler. Bakterisidal etkilidir. c. Mikolik asit sentez inhibitörü İzoniazid. Spesifik tetrasiklin R plazmidleri içeren hücrelerden plazmid aracılığı ile protein aktarımı yoluyla diğer bakterilere geçer. Kloramfenikol Gram pozitif. aureus). 5. adenilaz ve asetilaz enzimleri aracılığı ile (en önemli direnç mekanizması).Aminoglikozidlere karşı direnç üç mekanizma ile gelişir. Stafilokoklar (özellikle metisilin rezistan S. Aztreonam önemli monobaktamlardan birisidir. ketokonazol) fungal membranın lipid sentezini inhibe ederler. b. Sitoplazmik membran inhibitörleri Polimiksin ve polienler plazma membranının ozmotik yapısını değiştirirler. streptokoklar. linkomisin ve klindamisin (linkomisin) bakteriostatik etkilidir. Nükleik asit sentez inhibitörleri Kinolonlar. Azoller ise (mikonazol. Diş ve kemikte depolanabilir. 50S ribozomal subünitlere bağlanarak peptid bağların gelişimini engeller. gram pozitifler ve anaeroblara etkili değildir. enterokoklar ve diğer gram pozitif bakteriler için kullanılır. d. 3) İlaçlara karşı bakterinin geçirgenliğinin azalması. 36 . 6. Tetrasiklinler Tetrasiklin. 1) Plazmid kontrolündeki fosforilaz. Makrolidler ve linkomisin Eritromisin (makrolid). 2) Kromozomal mutasyon. e. polienler (nistatin ve amfoterisin B) ise fungal efeksiyonlarda kullanılır. riketsia ve klamidyalara etkili bakteriostatik antibiyotiktir. rifampin ise RNA sentezini inhibe eder. Teikoplanin yapı olarak vankomisine benzeyen bir glikopeptiddir. Enterobacteriacea ve Pseudomonas gibi gram negatif bakterilere etkilidir. 50S ribozomal subünit'de 23S RNA'ya bağlanarak translokasyonu bloke eder. önemli özellikleri ökaryotik hücrelere çok toksik olmalarıdır. 4. Griseofulvin Fungistatik etkilidir. oksitetrasiklin ve klortetrasiklin 30S ribozomal subünite bağlanan bakteriostatik etkili antibiyotiklerdir. gram negatif. mikobakterilerin mikolik asit sentezini inhibe eden bakterisidal antibiyotiktir.

17 Antibiyotikler ve toksık etkileri Antibiyotik Aminoglikozid Etkileştiği ilaç Anestetikler Etakrinik asit Ampisilin Oral kontraseptifler Antasidler Eritromisin Terfenadin Dijital Teofilin Siklosporin Rifampin Antikoagülanlar Digitoksin Beta blokerler Oral kontraseptifler Ketokonazol Kortikosteroid İzoniazid Sulfonamidler Ketokanazol Antikoagülanlar Methotrexate Tetrasiklinler Dijital Oral kontraseptifler Amfoterisin B İmidazoller Dijital Siklosporin Etki Nöromusküler blokaj Ototoksisite Gl absorbsiyonun azalması Gl absorbsiyonun azalması Fatal kardiak aritmiler Konsantrasyon ve toksisite artışı Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Absorbsiyonu düşürür Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Konsantrasyon ve toksisite artar Gİ absorbsiyon azalır Potasyum konsantrasyonu azalır. digitalis toksisitesi artar Aktiviteyi arttırır (immunsupresyon) 37 .Tablo 1.

parenteral tetrasiklin. Granülomatözhepatit Aplastik anemi Metabolik kemik iliği depresyonu Granülositopeni Uzun süreli kinin tedavisinin komplikasyonudur Uzun süreli kloramfenikol kullanımı sonucunda gelişebilir Gansiklovir ve sulfonamidlerin komplikasyonudur Sülfonamidler ve sülfon tedavisinin bir sonucudur.Tablo 1. 38 . Nadir olarak yüksek doz benzil penisilin tedavisinde de meydana gelebilir.17 Antibiyotiklerin dıger ilaçlar ile etkileşimleri Toksisite tipi Renal toksisite Örnek ilaçlar Uzun etkili sülfonamidler obstrüktif nefropati. Hepatit komplikasyonu eritromisin. Çapraz reaksiyon ile sefalosporinlerde de bulunabilir. Akut anafilaksi hapten özelliği gösteren ilaçların yol açtığı tip I hipersensitivite reaksiyonudur. penisilinler ve sefalosporinler hafif kaşıntılı ürtikeryal deri lezyonları yapmaktadır. Amfoterisin distal tubuler lezyon ve glomerul filtrasyon hızında azalma meydana getirebilir Tetrasiklinler farklı mekanizmalar ile renal toksisite meydana getirebilir Hepatosellüler hasar En iyi bilinenleri izoniazid ve rifampisin'dir. Çok nadir olarak yeni monobaktamların da böyle bir etkisi vardır. Deri reaksiyonları Sülfonamidler. Ayrıca bütün ilaçlar anafilaktikreaksiyon sonucunda hipotansiyona bağlı akut tübüler nekroz oluşturabilir Aminoglikozidler proksimal tubuluslere toksik etkilidir. yüksek doz ampisilin ve fluklosasilin kullanımında da meydana gelebilir. birinci generasyon sefalosporinler tübüllerde mikrokristaller oluşturarak renal toksisite meydana getirebilir. pirazinamid ve etionamid. Penisilinlerde gorulur.

teikoik asit. deri (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan. sellülit 39 . mürein. toksik şok toksini. kolon ve genitoüriner sistem Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon.A İnsanlarda hastalık etkeni önemli bakterilerin özellikleri Bakteri Gram Boyama. dış membran proteinleri Gram negatif diplokok Genital sistem (taşıyıcı. enterotoksinleri) ve hücre yüzey komponentleri (kapsül. pneumoniae) Meningokoklar (Neisseria meningitidis) Gonokoklar (N. pili. vajina Neonatal septisemi ve menenjit Bakteriyel endokardit ve nadiren diğer hastalıklar Pnömoni. lgA1 proteaz. murein). solunum yolu enfeksiyonları. septisemi. gonorrhoeae) Haemophilus influenzae Pozitif zincir yapan koklar Pozitif zincir yapan koklar Pozitif a hemolitik diplokoklar Gram negatif diplokok Kolon. ampiyem. el teması Kana geçen bakterinin hasarlı kalp kapaklarında kolonizasyonu Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. kemik iliği. el teması Üretrit. el teması Boğaz (taşıyıcı) i nhalasyon. C5a peptidaz. pelvik inflamatuvar hastalık Gram negatif küçük basillerdir Menenjit (3 ay ile 2 yaş arası). septisemi. endotoksin İnflamasyonu endotoksin. lökosidin.1 . pirojenik eksotoksinler) bağlı enflamasyon Postinfeksiyöz klinik tablolar Kapsüle bağlı enflamasyon Deri hastalıkları (erizipel. menenjit Boğaz. kızıl. endotoksin. üzüm salkımı şeklinde koklar Deri. menenjit. endokardit Septisemi. bazıları asemptomatik) Sekresyonları cinsel temas ile bulaşması Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. impetigo). endokard) abseler.Tablo 2. salpenjit. protein A) aracılığı ile abse oluşumu Slime tabakası aracılığı ile protez ve intravenöz kateterlere aderans ve kolonizasyon Piyojenik enfeksiyonlar ve birçok organda (örneğin subkutan dokular. üzüm salkımı şeklinde koklar Normalde bulunduğu yer ve vücuda girişi Burun. tonsillit. Morfoloji Pozitif. pili ve yüzey proteinlerinin adhezyonu. besin zehirlenmesi Staphylococcu s epidermidis Pozitif. barsaklar (normal flora) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır immünyetersizlikli hastalarda cihazlara implantasyonuna bağlı enfeksiyonlar Grup A Streptokoklar Pozitif zincir yapan koklar Boğaz (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır Hücre yüzey komponentlerine (M proteini. romatizmal ateş. ekstrasellüler enzimlerine (hemolizin. lipoteikoik asidleri. streptokinaz. lgA1 proteaz'a bağlıdır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. toksik şok. glomerulonefrit Diğer Beta hemolitik streptokoklar α hemolitik streptokoklar Pnömokoklar (S. katalaz. hiyaluronik asit. toksin içeren besinlerin yenilmesiyle bulaşır Patojenite mekanizmasI Özel hastalık tablosu Staphylococcu s aureus Akut enflamasyon ve birçok ekstrasellüler toksinleri (koagülaz.

genellikle üriner sistemde Vibrio cholerae Gram negatif. kistik fibrozis de aljinat Kolera Salmonella spp.B Bacteroides spp. Tifo. sistit. İnsan-insan teması ile fekal kontaminasyon Barsaklardan veya oral floradan organizmanın girişinin ardından duyarlı alanlarda enflamasyon Enterotoksinlerine bağlı değişik tipte diyareler. toprak. immünyetersizlikli hastalarda diğer enfeksiyonlar Üriner sistemde inflamatuvar hastalık. veya epitellerin bozulması ile penetrasyon yapar Yanık hastalarında. kişisel temas. elastaz. Shiga benzeri toksin. akciğerlerde). dizanteri. sadece zorunlu aeroptur Su. diabetiklerde piyojenik enfeksiyonlar kistik fibrozis de akciğer enfeksiyonları 40 . sıklıkla mikst enfeksiyon Sekretuvar diyare (turist diaresi). EHEC gibi) Su.Tablo 2. adezinler Bu faktörlerden bazıları derin doku enfeksiyonlarına sebep olabilir Shigella spp Gram negatif basil Su. kıvrık bakteri Gram negatif basil Suda yaşar. endotoksin). insan-insan teması ile fekal kontaminasyon (az miktarda inokulum yeterlidir) Genellikle. bazı suşları hayvansal besinlerin alınması ile bulaşır Kolera toksinine bağlı masif sulu diyare Makrofajların içinde çoğalır. Üre pozitif. Diyare muhtemelen toksinlerine bağlıdır Toksinleri (toksin A. eksotoksin. EPEC. yiyecekler. menenjit Klebsiella pneumoniae Geniş kapsûllü Gram negatif basil Fagositoza direnci (kapsülü) enflamasyonu kolaylaştırır. Gram negatif basil. paratifo. septisemi Pseudomonas Aeruginosa Gram negatif basil. bunun yanında bilinmeyen bir çok patojenite faktörü vardır. anaerob Barsak. gastroenterit. 1 . yüksek pH'da daha iyi ürer Muhtemelen fekal kontaminasyon İnflamasyon. oral floradan inhalasyon yoluyla bulaşır İnce barsak mukozasına Shiga toksin ve adezinlerin ile invazyon yapar Dizanteri (inflamatuvar hastalık) Abseler (periton. Gram negatif basil. vajina (normal flora) Escherichia coli Gram negatif basil. bulaşma enfekte suların içilmesi ile olur Dışkı bakterisidir. adhesinler. endotoksin. septisemi. Yiyecekler. Endotoksininin de etkisi vardır Pnömoni. yiyecekler İnhalasyon. birçok suşu patojenik (ETEC. Bazen üriner sistem taşları da eşlik edebilir Proteus spp. yiyecekler.

sporlu basil. muhtemelen endotoksine bağlıdır İnflamasyonunun patogenezi tam olarak bilinmemektedir Toksinleri Botulinum toksini Boğmaca Diğer enterik bakteriler (Enterobacter. yaralar Toprak. infant ve yara botulizmi Clostridium tetani Gram pozitif. kontamine yiyecekler. avium intracellulare vd. soğutma sistemleri. dizanteri. su (M. peptik ülser Gram negatif basil Clostridium difficile Clostridium botulinum Gram pozitif. anaerop Gram pozitif. ince basiller Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). sitokin salınımı. diğer hidrolitik enzimler miyonekroz. anaerop Tetanospazmin Tetanolizin Tetanus (spastik paralizi) Clostridium perfringens ve diğerleri Gram pozitif.Tablo 2. ince basiller Primer ve sekonder tüberküloz. adezinler Virülans faktörleri kesin olarak bilinmemektedir. bazıları da lokal enflamasyonlar yapar. Yersinia) Helicobacter pylori Gram negatif basil Değişik diyareler. M. sporlu basil. hayvansal ürünler (M. kontamine yiyecekler. adenilat siklaz. Gastrit.1 –C Borda tella pertussis Gram negatif küçük basillerdir Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon ve el teması ile bulaşır Genellikle fekal kontaminasyon. avium intracellulare vd). Bazıları sistemik hastalık. barsaklar deri bütünlüğünün bozulması. sporlu basil. özellikle AIDS hastalarını infekte eder Tüberküloid ve lepromatöz lepra Mycobacterium leprae 41 . gazlı gangren Legionella pneumophila Gram negatif küçük zorunlu hücre içi basillerdir Su (air condition. sistem enfeksiyonları Mycobacterium tuberculosis ve diğerleri Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). Serratia. kontamine yiyecekler yara kontaminasyonu Pseudomembranöz kolit Botulizm (flask paralizi). Campylobacter. Citrobacter. sulu sistemler). yavaş üreyen. İnsan sekresyonları Bilinmeyen mekanizmalar ile patojenitesini özellikle hücresel immün yetersizliği olanlarda gösterir Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. inhalasyon. yiyecekler İnsan sekresyonları (M. bazıları küçük kemiriciler (fare) aracılığı ile bulaşır Sıklıkla midede bulunur Pertussis toksini. trakeal sitotoksin. anaerop Barsak (normal flora ?) Toprak. tuberculosis). ince barsaklar hastalık toksinin alınması ile oluşur Toprak. anaerop Lesitinaz C. bovis) toprak. sporlu basil. sitokin salınımı Pnömoni. adjuvan etki Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. yavaş üreyen.

silier fonksiyonunun kaybolması. genital veya diğer sekresyonlardaki elementer cisimler aracılığı ile bulaşırlar Rickettsia spp Hayvanlar rezervuar. virülans faktörleri bilinmemektedir Enfeksiyonun sifilise benzer üç dönemi vardır. hareketlidir ve kültürde çoğaltılamaz İnfekte kişilerin sekresyonları ile temas Birinci dönemde şankr.pnö moni. ince. Bazılarının üremesi için sterol gerekir Kedi tırmığı Kedi tırmığı hastalığı. Organizmanın üremesine bağlı vasküler endotel yapıda hasar meydana gelir. üçüncü dönemde ise kronik enflamasyon ve otoimmün benzeri bulgular. ikinci dönemde akut enflamasyon. basiller angiomatosis PID. muhtemelen hidrojen peroksit içeren metabolitlerine bağlıdır Tifüs tipleri. Epidemik tifüste muhtemel taşıyıcılar insanlardır. Elementer cisim ve retiküler cisim olmak üzere iki yapıda bulunur. spiril basillerdir. artropodlar vektördür. Zorunlu intrasellüler bakteridir. ince. gram negatif zorunlu hücre içi basillerdir Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. sentetik besiyerlerinde üretilemez Küçük. gram ile boyanamayan. Böylece vital organlarda hasar gelişir. genital ve intrauterin enfeksiyonlar 42 .1 . lenfogranuloma. neonatal konjunktivit Chlamydia trachomatis İnsanlar doğal konaklarıdır. Q ateşi Mycoplasma spp.D Treponema pallidum Gram ile boyanamayan. insanlar ve hayvanlar taşıyıcıdır Özellikle genç erişkinlerde bronkopnömoni. spiril yapılı basillerdir Rezervuar hayvanlardan insanlara sert keneler aracılığı ile bulaşır Lyme hastalığı Bartonella hanselae Küçük. hücre duvarı olmayan bakterilerdir. sentetik besiyerlerinde üretilemez Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. zorunlu intrasellüler bakteridir. Virülans faktörleri bilinmemektedir ancak beyin gangliozidlerine yapıştığına dair bilgiler vardır Granülomatöz ve süpüratif yanıt oluşturur İntrasellüler yaşayan retiküler cisimciklerin konak hücre harabiyetine bağlı enflamasyon yapar Sifiliz Borrelia burgdorferi Gram ile boyanamayan. Solunum epitelinde hasar.Tablo 2.

Bakteriyoloji • Normal Flora • Sporlu Gram Pozitif Basiller • Clastridiumlar • Gram Pozitif Koklar • Gram Negatif Koklar • Sporsuz Gram Pozitif Basiller • Enterik Gram Negatif Basiller • İntestinal Sistem içinde ve Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem içinde Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Solunum Sistemi ile İlişkili Gram Negatif Basiller • Hayvan Kaynaklı Gram Negatif Koklar (Zoonozlar) • Mikrobakteriler • Diğer Bakteriler 43 .

Ancak sekresyonların yapıldığı anatomik alanlarda kalıcı flora bulunur. Kalıcı floranın herhangi bir şekilde azalması durumunda geçici floranın hastalık yapma olasılığı vardır. • Enfeksiyon kaynağı olabilir • İmmün stimülasyon için yardımcıdır • Aynı reseptörleri kullanarak patojen mikroorganizmaların enfeksiyon yapmalarını engelerler • Sindirim ve metabolizmada rolleri vardır • Karsinojenlerin kaynağı olabilir İnsanlarda normal viral flora demek anormal bir durumdur. sebase sekresyonların yapıldığı alanlarda (genital ve dış kulak yolu) nonpatojenik mikobakteriler bulunur. mayalar. sporlu aerop basiller. Virüsler normal flora üyesi değildirler. enterokoklar. Anne sütü alan çocukta laktik asit streptokokları ve laktobasiller bulunur. Farenks ve trakeada da benzer flora bulunur. intestinal floranın K vitamini sentezinde rolü vardır. uretra sterildir. İnsan vücudunda bakterinin bol olarak bulunduğu alanlar: • • • • • Deri Solunum sistemi Sindirim sistemi Üriner sistem Genital sistem Özellikle nemli alanlar Burun ve orofarenks Ağız ve kolon Anterior üretha Vajina Bazı normal flora üyeleri fırsatını bulduğu zaman patojen olabilir. Duodenumdan kolona indikçe bakteri miktarı artar.BAKTERİYOLOJİ NORMAL FLORA Sağlıklı kişilerin deri ve mukozalarında yaşayan mikroorganizmalara normal mikrobiyal flora denir. yıkanma veya değişik antiseptiklerin kullanımı ile normal flora bakterilerin miktarı azaltılabilir. ancak kolonizasyonu artarsa hastalık yapabilir. Moraxella catarrhalis. Servikal mukus antibakteriyel aktivite ve lizozim içerir. Derinin normal florası genellikle geçici tiptedir. Örneğin. Normal yetişkinlerde özofagus ağız florası bakterilerini ihtiva eder. ancak süratle flora yerine gelir. ancak iç organlara geçerse patojen olur. bazen Listeria veya Mobilincus bulunur. 4-12 saat sonra viridans streptokoklar kolonize olmaya başlar. Küçük bronşlar ve alveoller sterildir. Daha sonraki dönemlerde stafilokoklar. Mukoza ve derideki flora bakterileri patojen bakterilerin üremesini engeller (bakteriyel interferans). Ağızda ek olarak candida suşları bulunur. Örneğin Streptococcus pyogenes üst solunum yollarının normal flora üyesidir. Doğumda barsaklar sterildir. Kolonun %96-99'u anaerop bakterileri içerir (Özellikle Bacteroides fragilis). alfa hemolitik streptokoklar. Normal vajen florasında Grup B streptokoklar. 44 . Bir peptostreptokok olan Streptococcus mutans diş plaklarının ve çürüklerinin sebebidir. Ureaplasma urealyticum. Gardnerella vaginalis. bronşlarda çok az miktarda bakteri vardır. Terleme. Kalıcı ve geçici flora olarak ikiye ayrılır. Anterior uretra dışında. Normal floranın organizma için önemi. aerop ve anaerop stafilokoklar. Kolonun anaerop florası abse oluşumunda başlıca rolü oynar. Vajinada doğumdan sonra laktobasiller kolonize olur. organizmalar daha sonra yiyeceklerle kolonize olur. Bacteriodes fragilis'de kolonun normal flora üyesidir. anaeroplar. Dışkıda 100'den fazla çeşit bakteri bulunur. Mide asidi bakterileri minimuma indirir. Ağız ve farenksin mukozaları doğumda sterildir. Baskın olarak difteroid basiller. difteroidler ve bazen laktobasiller eklenir. Kalıcı flora organizmanın fonksiyonlarına yardımcıdır. Daha ileri dönemlerde karışık flora vardır.

Klinik örneklerden izole edilen bakteriler kapsüllü sporsuz. pnömoni. Kanlı agarda iyi ürer. Kromatografik olarak üç alt gruba ayrılır 1. Enfeksiyon sağlam olmayan deri veya mukozalardan sporların alınması ile bulaşır (Tablo 2. Letal faktör Protektif antijen reseptör görevi görür. ondüle saç görünümünde R tipi koloni yapar. Zorunlu aerobdur. asıl virülansı toksinine bağlıdır. 45 . eğer bakteri protektif antijen üretmezse diğer toksinlerde etki göstermezler. vejetatif organizmalar ödem ve konjesyon ile karakterize hastalık yapar. Bakteri tren vagonu veya bambu kamışı şeklinde kaba zincirler yapan gram pozitif merkezi sporu olan basildir (Şekil 2. Bacillus anthracis (ŞARBON) Şarbon başlıca koyun. ARB boyama ile sporları kırmızı renkte görülür. at gibi hayvanların hastalığıdır. doğada ise sporlu kapsülsüzdür. zorunlu anaeroplar Clostridium'\ar olmak üzere ikiye ayrılır. Hem kapsül hem de toksinler farklı plazmidlerin kontrolü altındadır . sığır. İnsanlar nadiren infekte olurlar.SPORLU GRAM POZİTİF BASİLLER Gram pozitif spor yapan basiller aeroplar Bacillus. Bu bakteriler önemli spesifik enfeksiyonların etkenleridir. Protektif antijen 2. Ödem faktör 3. cereus swarming tarzında ürer). Bakterinin poli-D-glutamik asit yapısındaki kapsülü bir haptendir. Kapsülü fagositoza karşı koymak amacıyla üretilir.1). Hareketsizdir (B. menenjit ve sepsis gibi hızlı seyirli fatal enfeksiyonlar ile sonlanır. İnhalasyon yolu ile bulaşma hemorajik mediastinit. Antraks toksini diğer ekzotoksinlerden farklı olarak A ve B subünitlerden meydana gelmez. Nadiren gastrointestial ve inhalasyon yolu ile (woolsorter's disesase) enfeksiyon yaptığı gösterilmiştir.2). Sporlar dokularda germinasyona uğrar.

kümes hayvanları. sporlu. tilki. özellikle giriş yerinde jelatinöz ödeme sebep olur (habis püstül) (Şekil 2. keçi Sığır. suis B. evcil hayvanlar Fareler Evcil hayvanlar Tavşanlar. aerop Gram negatif basil Hayvan Evcil hayvanlar Koyun. köpek Grampozitif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Gram negatif basil Picomavirus ailesinden Poxvirus ailesinden Rhabdovirus ailesinden Nematod Grup Gram pozitif. aburtus B. canis Erizipeloid Leptospiroz Melioidoz Ruam Tularemi Virüsler Foot and mouth Orf (Ektima kontagiosum) Veziküler stomatit Parazit Kutanöz larva migrans Erysipelothrix rhusiopahtiae Leptospıra interrogans Pseudomonas pseudomallei Pseudomonas mallei Francisella tularensis Aphthovirus Parapox virüs Vesicular stomatitis virüs Ancylostoma caninum Ancylostoma braziliense Mantar Bilinmeyen Dermatofitler Kedi tırmığı Zoofilik trichophytonlar. sığır Kedi.Tablo 2. köpek.2 Deri yaralanması ile bulaşan zoonozlar Hastalık Etken Bakteriler Şarbon Bruselloz Organizma ismi Bacillus anthracis Brucella melitensis B. fareler Sığır Koyun. at Kedi. keçi Sığır Domuz Köpek Domuz. 46 . etoburlar Klinik Dokulara geçen sporlu bakteri germinasyona uğrar. microsporum Afipia felis Mantar Gram negatif basil Köpek. balık Fareler. kedi. Daha sonra lenfatikler ve kan dolaşımı aracılığı ile yayılan vejetatif bakteriler ağır bir sepsis tablosuna sebep olurlar.2).

insanlara protektif antijen aşıları uygulanmaktadır. Bunlardan biri pirinçli yiyeceklerden geçen emetik form. Tedavi Şarbon'a karşı birçok antibiyotik kullanılabilir. Bakterinin besin üzerinde tespit edilmesi tanı açısından değerlidir. siprofloksasin. Tedavi Bacillus cereus beta laktamaz ürettiği için penisilin ve diğer beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. Özellikle travma veya göze yabancı cisim kaçması ile enfeksiyon meydana gelir. ateş ve kusma eşlik eder. Akciğer şarbonunda siprofloksasin tercih edilir. aminoglikozidler ve karbapenemler denenmelidir. B. B. larvae ve B. lentimorbus) böcekler için patojendir. sphaericus. Pirinçli yiyeceklerin yenmesinden sonra 1-5 saat içinde başlar. menenjit. kalın gram pozitif basillerin gösterilmesi. şarbondan ölen hayvanların yakılması veya derin gömülmesi. B. anthracis ile karşılaşmalarda aşı yapılırsa 4 hafta. thuringiensis. Spesifik antraks gama bakteriofaj ile lizis olması tanıda yardımcıdır. Virülan antraks suşları intraperitoneal injeksiyon ile fareleri öldürürler. Diyare formunda ise inkübasyon periyodu 1-24 saattir. İnhalasyon antraksı nadir görülür. klindamisin. Enterotoksin barsakta sentezlenir. Biyolojik savaş nedeniyle gündemdedir.cereus'un dışkıda tespit edilmesinin tanı açısından değeri yoktur. veya kanlı agarda gri nonhemolitik koloni yapısı (Medusa başı görünümü) ile merkezi sporları gösterilebilir.cereus'lu hastaların dışkıları bakteriyolojik inceleme açısından yeterli bilgi vermez. bunlardan bazıları böcek ilacı olarak kullanılır. abdominal kramplar. Tanı Anamnez ve cilt lezyonunun görülmesi genellikle tanı için yeterlidir. Sulu diyareye.Sporların oral yoldan alınması ile gelişen gastrointestinal sistem şarbonu hayvanlarda yaygın iken insanlarda nadiren görülür. cereus iki farklı tipte ekzotoksin salgılar (Tablo 2. koruyucu elbiselerin giyilmesi ve hayvanların aşılanması ile sağlanabilir. B. Emetik formda bulantı. B. yapay tıbbi malzeme kullananlarda endokardit. Hastalık genellikle 24 saat içinde kendi kendine düzelir. 47 . besiyerlerinde swarming tarzında ürer. Korunma Korunma hayvan çıkartıları ile temas edilmemesi. Tanı için şarbon yarasından alınan materyalde sporsuz. Diğer Bacillus türleri (B. Presipitasyon veya hemaglutinasyon testleri ile antikorlar aranabilir. aşı yapılmayanlarda ise 8 hafta siprofloksasin veya doksisiklin uygulanır. B.3). Hayvanlara kapsül. popilliae. Tedavide vankomisin. Biyolojik silah olarak kullanılan B. Hemorajik mediastinit ve şok tablosu tablosu içinde hastaların hemen tamamı birkaç gün içinde ex olurlar.cereus ciddi keratit. Bacillus cereus Besin zehirlenmesi etkeni olan B. endoftalmit ve panoftalmitgibi göz enfeksiyonlarına sebep olur. Hareketlidir. klindamycin ve eritromisin de denenebilir. Nadir de olsa intravenöz uyuşturucu bağımlılarında. kusma. diğeri ise etli (soslu) yiyeceklerden bulaşan diyare tipi besin zehirlenmesi yapar. Ancak önemli olan tedaviye erken başlanmasıdır. İnhalasyon ile alınan şarbon dışında penisilin genellikle ilk seçenektir. Tetrasiklin. abdominal kramplar ve nadiren ishal olur. Normal florada da bulunabilir. osteomyelit veya pnömoni gibi sistemik enfeksiyonların etkeni olarak tespit edilebilir.

Toksinler benzer etki gösteren nörotoksik proteinlerdir. genellikle her bakterinin kendi antijenik yapısı vardır.Tablo 2. toprakta. Botulizm. Santral. diyare Ateş. E özellikle balık ürünlerinde vardır. diyare Ateş.Isıya dirençli toksin . B ve E (bazen F) zehirlenme lerden sorumludur. kaba basillerdir. botulinum toksini hem bakteri ürerken hem de parçalanırken ortama salınır. Sadece anaerobik ortamlarda ürerler. coli İnvazyon İnvazyon İnvazyon (toksin ?) İnvazyon (toksin ?) Toksin O157:H7 (verotoksin) C. gazlı gan-gren ve pseudomembranoz kolit gibi spesifik önemli enfeksiyonlar yaparlar. tütsülenmiş. Toksin üretimi bakteriyofaj kontrolündedir. Toksin gastrik epitel hücrelerinden emilir. inkübasyon periyodu bulaşmadan sorumlu yiyecekler ve klinikleri Organizma S. 1-2 (xg insanlar için öldürücüdür. subterminal ve terminal olmak üzere sporun basil üzerindeki yeri değişik olabilir.3). Clostridium botulinum Botulizm etkenidir. kırmızı et. Organizmanın sporları ısıya çok dirençlidir. parahaemolyticus Y. 100 °C'ye 3-5 saat kadar dayanabilir. Doğada. kümes hayvanları. C. A (en potenti) ve B her türlü yiyecekte bulunurken. botulinum toksinleri son derece toksiktir. süt Deniz kabukluları Süt Salatalar Kırmızı et Kırmızı et. yumurta. süt Tavuk. soslar Klinik bulgu Kusma Kusma Diyare Ateş. pasta. Toksinin 8 antijenik tipi vardır (A-G). kan veya lenf dolaşımı ile kolinerjik sinirlere. anaerob. Gevşek paraliziler yapar. 48 . endositoz ile plağa girer ve asetil kolin deşarjını önleyerek çizgili kas paralizilerine yol açar (Şekil 2. cereus Mekanizma . Clostridiumların sporları genellikle basilin çapından daha geniştir. enterocolitica E. dışkıda bulunurlar. vakumla paketlenmiş yiyecekler veya konserveler aracılığı ile bulaşır. diyare Diyare CLOSTRİDİUMLAR Gram pozitif. diyare Diyare Diyare Ateş. Isı direnci asit pH'da yada çok tuzlu ortamlarda düşürülebilir. Baharatlı. aureus B. onların innerve ettiği nöromusküler plağa getirilir. Ortak antijenik yapıları bulunmakla birlikte. C. Özellikle A. elektromiyogram bulguları tipiktir. perfringens Toksin İnkübasyon periyodu (saat) 1-6 1-16 8-24 16-48 16-48 16-72 16-72 16-72 16-48 8-12 Bulaşma Salam.3 Besin zehirlenmesi etkenleri. bir çoğu peritriş flagellalara sahiptir.Isıya duyarlı toksin Salmonella Campylobacter V.Isıya dirençli toksin . 100°C'de ortalama 20 dakikada parçalanırlar. ısıtılmış yiyecekler Pirinçli yiyecekler Soslu yiyecekler Tavuk. tetanoz. Toprakta ve hayvan dışkılarında bulunan bir bakteridir.

Patogenez İnvazyon yapmaz. botulinum doğada yaygındır ve yiyecekleri kontamine edebilir. kanda ise bulunmaz. çift görme) ilk bulgulardır. yuvarlak. Bu hastalarda toksin dışkıda tespit edilir. Toksin üretimi plazmid kontrolündedir. İinsan vücudunda. Clostridium tetani Tetanoz etkenidir. Doğada. Toksin Hemolizden sorumlu tetanolizin ve istem dışı kasılmalardan sorumlu tetanospazmin üretir. bu özellikleri taşıyan dokulara tetanojen dokular denir. Anatomik ++ 49 . Ciddi olgularda 4 saatte bir tekrarlanır. özellikle insan ve hayvan dışkılarında bulunur. B. yutma güçlüğü. tenis raketi) bakterilerdir. C. İyileşmiş hastalarda antitoksin oluşmaz. Tamamen iyileşme 3 ay ile bir yıl arasında sürebilir. Görme ile ilgili bulgular (göz kaslarında koordinasyon bozukluğu. Toksin serum ve yiyeceklerde gösterilebilir. Süt çocuklarında (ilk bir yaş) toksin ile kontamine yiyeceklerin (bal) yedirilmesi ile infantil botulizm görülebilir (gevşek bebek). canlı dokularda ise vejetatif formdadır. Tedavi Trivalan (A. Bulber paralizi. Tanı Klinik bulgular ve EMG ile konulur. Enfeksiyon anaerob dokularda lokalize kalır.Klinik bulgular Kontamine yiyeceklerin alınmasından 18-24 saat sonra ortaya çıkar. Kapağı şişmiş konserveler tüketilmemelidir. Ciddi bir bakım ile ölüm oranı %65'den %25'e düşürülebilir. Ani ölüm sebebidir. Sadece semptomatik tedavi uygulanır. solunum paralizisi ve kalp durması geliştiğinde ölümle sonuçlanabilir. özellikle bakteri lizise uğrayınca salgılanır. Mortalite oranı yüksektir. Korunma C. usulüne uygun hazırlanmışsa botulizm gelişmez. Ateş yoktur. dokuların kanlanmasının bozulması ve ortamda Ca bulunması gerekmektedir. konuşma bozukluğu da görülebilir. E) antitoksin süratle intravenöz verilir. Şüpheli yiyecekler en azından 20 dakika süreyle kaynatılmalıdır. Sadece kültür ortamlarında ve doğada sporlu. Tüm Clostridium tipleri aynı antijenik tipte tetanospazmin (nörotoksin) salgılar. gastrointestinal sistem bulguları bulunmaz. Gerekirse mekanik ventilatörler ile ventilasyon desteği sağlanır. Peritriş flajellaları ile hareketli. Ölüme kadar hastanın bilinci yerindedir. perfringens'e göre daha güçlükle ürerler. Sporların germinasyonu için nekrotik dokuların olması. terminal sporlu (davul çomağı. Vejetatif bakteriler tarafından üretilir. Hayvan deneyleri yapılabilir. Evde yapılan konserveler tehlikelidir. Sanayide üretilen konserveler.

interkostal adelelerin olaya katılması ile gelişen asfiksi en sık ölüm sebebidir. bacaklar ise ekstansiyon halini alır (opistotonus (Şekil 2. İlk tutulan kas masseter kasıdır. yabancı cisim ve koagulum içeren lezyonlar. Herhangi bir eksternal stimulus kasılmaları başlatabilir. Kraniyal sinirlerin (özellikle 7. Vejetatif organizmalardan salınan toksin retrograt aksonal iletişim veya kan dolaşımı yoluyla merkezi sinir sistemine ulaşabilir. Ağır olgularda konvülsiyonlar gözlenir. Pseudomonas aeruginosa) bulunması ile oksijen tüketimi hızlanır ve üremeleri daha kolaylaşır. Tetanospazmin merkezi sinir sistemine birkaç yoldan etkilidir. ancak olguların 1/3 kadarında görülebilir. İlk bulgu ile generalize spazmlar arasındaki dönem 2 günden kısa ise hastalık ciddidir. Daha sonra diğer yüz kasları da tutulur.4). Prognoz çok iyidir. Generalize tetanoz: Tipik tetanoz tablosudur. Hastalarda sık görülen komplikasyonu aspirasyon pnömonisidir. Generalize tetanozun ilk bulgusu sayılır. hiperrefleksi ve kas spazmları meydana gelir. Bunların dışında septik şartlarda göbek kordununun kesilmesine bağlı yenidoğan tetanozu (yedinci gün hastalığı). Daha sonra generalize forma da dönüşebilir. Kasılmalar. uygunsuz düşük girişimleri sonucunda puerperal tetanoz görülebilir.boşluk bırakılarak sütüre edilmiş. Klinik İnkübasyon 4-5 günden birkaç haftaya kadar değişebilir. 50 . Bunun sonucunda. eller hiçbir zaman hastalığa katılmaz. Tüm etkilerini ekzotoksinleri aracılığı ile yaparlar. Lockjaw) gelişir. Otonom sinir sistemi tutulumuna bağlı olarak terleme. Asetil kolinin salınımını inhibe eder ve böylece nöromusküler geçişi engeller. Bunu izleyen dönemde. Kasılmalar enerjiden bağımsızdır. Sfinkter spazmı nedeniyle konstipasyon ve idrar retansiyonu görülür. hatta iyileşme sonrasında aylarca süren en uzun seyirli bulgudur. taşikardi. olgunun seyri boyunca. aritmiler ve arteriyel kan basıncı oynamaları görülür. prognoz kötüdür. İlk kasılmalar yara yerinde başlar. Ayırıcı tanıda striknin zehirlenmesine dikkate alınmalıdır. Toksin başlangıçta motor nöronların presinaptik membranlarındaki reseptörlere bağlanır. Laboratuvar kesin tanı için kullanılır. Kobaya injekte edilen BOS insandakinin aksine assendan tarzda tetanoz geliştirir. Ateş yoktur. hastanın bilinci terminal döneme kadar açıktır. sinir) tek tek veya kombine tutulduğu görülür. kollar fleksiyon. Lokalize tetanoz: Çok nadiren hastalık yaralanma bölgesi ile sınırlı kalabilir. Sefalik tetanoz: Özellikle kulaklarda olmak üzere (otitis media) primer enfeksiyon bölgesinin başta olduğu durumlardır. Hastalık tonik kas kasılmaları ile karakterizedir. Tanı Klinik bulgular ile konulur. iyi irrige ve debride edilmemiş yara ve yanıklardır. Ortamda aerop bakterilerin (S. BOS normaldir. İnkübasyon periyodu kısa. Yaradan alınan preparatlarda gram pozitif sporsuz basillerin görülmesi tanıda önemlidir. nöbetler esnasında paravertebral kas spazmına bağlı olarak hastanın gövde ve başı hiperekstansiyon. aureus. Yaranın merkezi sinir sistemine uzaklığı bu süreyi etkiler. Ancak başka bir enfeksiyon varlığında veya ölüme yakın dönemlerde gelişen aspirasyon pnömonisi gibi sekonder enfeksiyonlara bağlı olarak ateş yükselir. donuk yüz (risus sardonicus) görülmeye başlanır. Trismus (Çene kilitlenmesi. zaten hiperirritabl haldeki hastanın dış uyaranlarla her uyarılışında gelişir.

4 C. Yara geniş bir alanı kapsıyor ve kontamine ise tetanus immunglobulin uygulanır. Tüm bireylere aktif immünizasyon şeması uygulanmalıdır. perfringens'in bazı suşları güçlü enterotoksin üretir. Kolonilerinin çevresinde çok sayıda hemoliz zonu gelişir. Tanı Klinik bulgular ile konulur. Kaslarda ve yumuşak dokularda nekroz. ayrıca radyolojik olarak da izlenebilen gaz birikimine neden olur. Penisilin ilk seçilecek antibiyotiktir. bir kollajenazdır. Toksinleri Tip A'nın salgıladığı alfa toksin lesitinaz C'dir. Hastalık bu haliyle B. Clostridium perfringens C. DNase ve hyaluronidase. C. gaz birikimi ve süpürasyon ile özelleşen yumuşak doku enfeksiyonlarına sebep olabilir. Gazlı gangren kural olarak mikst enfeksiyondur.Tedavi Hasta sakin bir odaya alınır. subkutan dokuların kollajen tabakasını ve kasları sindirir. feçes) veya intestinal yol ile ulaşır. Yaraya debridman uygulanır. Tablo 2. Hiperimmunglobulin dolaşan serbest toksini nötralize eder. Tetanoz hiperimmunglobulininin hem korunmada hem de tedavideki yeri tartışmalıdır. Ortamda Clostridiumlar dışında koklar ve gram negatif basiller de bulunur. alternatif olarak metronidazol verilebilir. cereusfun gastroentenit tarzı besin zehirlenmelerine benzer. 4. böylece 6-18 saatte ortaya çıkan. anemi ve toksemi ile karakterize hastalık tablosu yapar. Mevcut yaranın çevresinde pis kokulu nekroze dokular gelişir. Genellikle travma sonucunda gelişir. ancak yine de tetanoz düşünülen her hastaya uygulanmalıdır. aşırı su ve elektrolit kaybı olan diyareler görülebilir. 51 . Dokularda kalabilecek bakterilere karşı antibiyotik uygulanır. Gazlı gangren denince de bu bakteri akla gelir. ve 18. Korunma Tetanoza karşı ilk yapılacak işlem yara temizliğidir. perfringensm neden olduğu hastalıklar Hastalık Gazlı Gangren Nekrotizan Enterokolit (NEC) Besin Zehirlenmesi Tipi Tip A Tip C Tip A Toksin Alfa toksin Beta Toksin Enterotoksin Patogenez Clostridial sporlar dokulara travmatize dokuların kontaminasyonu (toprak. sonra 10 yılda bir booster (hatırlatma) dozu uygulanmalıdır. Tetanoz immunglobulini atlardan hazırlanmış ise hastalarda serum hastalığı gelişebileceği unutulmamalıdır. C. Yara yerinden hazırlanan preparatlarda gram pozitif sporsuz (bazen sporlu) bakterilerin gösterilmesi. ancak bunların %90'ından Clostridium perfringens sorumludur. Kanlı agarda çift hemoliz zonu yapar Miyonekroz olmaksızın sellülit. Palpasyonla krepitasyon alınması tipik klinik bulgudur. C. ayrıca lökosit sayısının azlığı tanı açısından destekleyicidir. Yenidoğan tetanozunda hiperimmunglobulin hayat kurtarıcıdır (gerçek endikasyon). 2. Beraberinde aşı yapılır ve penisilin tedavisi başlanır. septicum. histolyticum. Sporlar dokularda vejetatif hale geçtikten sonra gaz üretirler. 6. Özellikle etli yiyeceklerde oluşan bu toksin jejenum ve ileum'dan hipersekresyon yapar. Travma ile başvuran hastalarda önce yara temizliği ve debridman uygulanır. Hücre membranınındaki lesitini parçalar. aylarda birer doz. tetanus toksoidi yapılır. Nöronlardaki toksinin nötralizasyonunda etkisizdir. novyi gibi yaklaşık 30 susun gazlı gangren gibi invaziv enfeksiyonlar yaptığı bilinmektedir. Beta toksin hemolitik ve nekrotizan etkiye sahiptir ancak lesitinaz değildir. Hibernasyon amacıyla yüksek dozda diazepam verilir.

kolonoskopi ile psödomembranların tespiti değerlidir.6). Nosokomial diyarelerin en sık etkenidir. Tüm Stafilokoklar katalaz pozitiftir. Dışkı kültürünün tanısa I değeri yoktur.7) gösterilmiştir. saprophyticus ise üriner sistem enfeksiyonu etkenleridir.5 C. S. böylece apoptozis gelişir ve enterositler ölür. 52 . endokardit ve osteomiyelit gibi değişik piyojenik enfeksiyonlar. şok ve peritonit ile kendini gösteren nekrotizan enterit etkenidir. Tablo 2. Stafilokoklarda ayırt edici özellikleri (Tablo 2. Clostridium difficile Antibiyotiğe bağlı kolit (psödomembranöz kolit) etkenidir. S. Bu mikroorganizma yenidoğanların barsak florasında %50 oranında bulunur. doğada yaygın olarak bulunurlar. aureus abseler. karakteristik özelliği psödomembranlar bulunmasıdır. dörtlü veya sekizli paketler halindedirler.Besin zehirlenmesine sebep olabilir. Stafilokoklar Hastalık Üzüm salgımı görünümünde gram pozitif koklardır. kanlı diyare. Stafilokokların otuzdan fazla serotipi vardır. antibiyotik ve hiperbarik oksijen tedavisi uygulanır. Ateş sıktır . Penisilin G ilk tercih edilecek antibiyotiktir. besin zehirlenmesi. Peptostreptokoklar anaerobik koklardır. bakteri kolonizasyonunun artmasını sağlarlar. Ekzotoksin A ve B aktinin depolimerizasyonuna sebep olur. morfolojik olarak Stafilokoklara benzerler. İki tip toksin üretir. Mikrokoklar da Stafilokoklara benzerler. Hareketsiz ve sporsuzdurlar. Oral vankomisin tedavisi. Tedavi Debridman. klindamisin ve sefalosporinler) ile kemoterapötikler normal florayı azaltarak. bu özelliği Streptokoklardan ayrımında kullanılır. Karın ağrısı. Tanı Toksinin varlığının gösterilmesi. GRAM POZİTİF KOKLAR Stafilokoklar ve Streptokoklar medikal önemi olan gram pozitif koklardır. toksik şok sendromu. ancak bunlardan üçü medikal önemlidir (Tablo 2. Bu oran iki yaş civarında %4'lere düşer. vankomisin dirençli enterokokları geliştirmesi nedeniyle artık birinci tercih değildir. difficile'nin virülans faktörleri ve etkileri Virülans Faktörü Toksin A (Enterotoksin) Toksin B (Sitotoksin) Spor Etkisi İshal Pseudomembran oluşumu Çevre şartlarına direnç Klinik Orta derecede diyareden toksik megakolona kadar değişen klinik tablo gelişebilir. epidermidis endokardit ve S. C tipi bakterinin salgıladığı beta toksin sorumludur. Tedavi Oral metronidazol primer tedavisidir. Dirençli veya metronidazol yan etkisi olan hastalarda kullanılabilir. Antibiyotiklerin hemen hepsi (özellikle ampisilin.

hemoliz yapması • Mannitolü parçalaması (Chapman besiyerini sarartması) • Polimiksin'li besiyerinde üremesi • Novobiosin'e duyarlılığı Tablo 2. koagülaz negatif. saprophyticus (-) (-) Yok Yok % 30 + Dirençli Üriner infeksiyon S. Opsonizasyon ve fagositozu önler. üriner sistem enfeksiyonları etkeni Tablo 2. koagülaz pozitif. komplemana karşı etkinlik gösteren bir proteindir. 53 . aureus S. Plazmidler tetrasiklin. Antijenik yapıdadır. eritromisin ve aminoglikozidler gibi birçok antibiyotiğe direnç taşıyabilir. Staphylococcus aureus Önemli Bilgiler S.Stafilokoklar birçok antibiyotiğe dirençlidir. normal deri florası bakterisi Katalaz pozitif. saprophyticus Önemli bilgiler Katalaz pozitif.6 Medikal önemi olan Stafilokoklar Bakteri S. beta hemoliz yapmaz. Stafilokokların yüzey reseptörleri bazı fajlar için reseptör görevi görür. aureus'a patojenliğini veren ayırıcı tanısal özellikler • Koagülaz pozitiftir • Kanlı agarda altın sarısı (aureus latincede altın demektir) koloniler yapması • Beta. Protein A bazı aglutinasyon testlerinde tanı yöntemi olarak kullanılabilir (koaglutinasyon). Bunlardan en önemlisi plazmid kontrolündeki beta laktamaz üretimidir.7 Stafilokokların ayırıcı özellikleri Özellik Koagülaz pozitif S. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden oluşur. yüzeyinde Protein A bulundurur. epidermidis (-) (-) Yok Yok % 30 + Duyarlı Yabancı cisim enfeksiyonları 5. Tolerans bir antibiyotiğin Stafilokokların üretimini inhibe etmesi ancak onları öldürememesidir. aureus'a bağlı endokarditlerde tanı olarak kullanılabilir. ancak bütün Stafilokoklar vankomisin'e duyarlıdır. Koagülaz negatif Stafilokoklarda Protein A yoktur. aureus DNAase Mannitol Hemoliz Protein A Lipaz Novobiosine duyarlılık Yaptığı Hastalık (+) (+) Beta Var Tamamında var Duyarlı Süpüratif hastalıklar Koagülaz negatif S. beta hemoliz yapmaz. Metisilin (nafsilin) direnci de beta laktamaz üretimine bağlıdır. Beta hemolitik. aureus'un birçok antijen ve hücre duvar komponenti vardır. Peptidoglikan tabakaya bağlı halde bulunan Protein A. epidermidis S. Epidemiyolojik çalışmalarda faj tiplendirmesi ile suşlar belirlenebilir. süpüratif enfeksiyonlar yapar Katalaz pozitif. novobiosine dirençli. novobiosine duyarlı. antiteikoik asit antikorları S. IgG'lerin (lgG3 hariç) Fc kısmına affinite gösterir. mukoza hücrelerine yapışmasını sağlar. Teikoik asit Stafilokokların hücre duvarında bulunur. kemotaktik. koagülaz negatif.

S. Katalaz: Streptokoklardan ayrımında kullanılır. Bakterilerin %70'inden fazlası böyledir.B ise stafilokoksik psödomembranöz enterokolite yol açar. Vagende %5 oranında bulunabilir. Prostatik kapak endokarditlerinde etken S. epidermidis deri ve mukozaların normal florasında bulunur. Toksik Şok Sendromu Toksini (TSST-1): İntravaginal tampon kullanan kadınlarda ve tampon kullanılan yaralarda toksik şok sendromu'na yol açar. fibrinojeni fibrine dönüştürür. Teikoik asit. aureusların yaklaşık %5-25 kadarı TSST taşır. S. Toksin lokal olarak üretilir. peptidoglikanteikoik asit kompleksi ve protein A'dır. Normal kapaklılarda özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında sağ kalp endokarditi yapar. flegmon.Bulaşma Stafilokoklar normal insan florasında bulunurlar. Isıya. hordeolum. Enterotoksin A ile E arasında 6 değişik tiptedir. yayılma faktörüdür. S. S. derialtı yayılımını sağlar. hastane personelinde %70'ler civarında nasal taşıyıcılığı bulunabilir. karbonkul. follikülit. Eksfoliatif Toksin: Epidermolitik toksin de denmektedir. aureus'un tipik lezyonu abse'dir. Klinik Bulgular (Tablo 2. hidradenit. İçlerinde en önemlisi alfa toksindir. Toplumda %40. aureus'a bağlı endokarditli hastalarda tespit edilebilir. 54 . S. toksik şok gelişmesinde önemlidir. Böyle suşlara metisilin rezistan S.6 saat) emetik tarzda besin zehirlenmesi etkenidir. aureus denir (MRSA). Lokal büllöz eritemlere yol açmaktadır. antijen sunumuna gereksinim duymadan CD4+ T lenfositlere direkt olarak bağlanan (süper-antijen) bir toksindir. Akut endokardit etkenidir. Enzimleri Koagülaz: Plazmayı koagüle etme özelliğindedir. toksinin bu özelliğinden kaynaklanmaktadır.8) İnflamatuvar enfeksiyonlar Deri-mukoza lezyonları: Abse. deride nekroz ve hemoliz yapar. Hyalüronidaz: Bağ dokusunu hidrolize eder. Patogenez Stafilokoklar toksinleri ve doku enflamasyonu yoluyla hastalık oluştururlar. Bakteri bu enzim sayesinde çevresini fibrin tabakası ile sararak savunma elemanlarından korunur. hücre duvarı proteinleri. Beta laktamaz enzimleri penisilin ve birçok birinci generasyon sefalosporinleri inhibe eder. Kısa inkübasyon periyodlu (1/2 . Koagülaz üretimi patojenlik ile iş anlamlı kullanılır. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında lokalize bir lezyondan sepsis meydana gelebilir. jel difüzyon yöntemi ile S. epidermidis'dir.aureus'un. Stafilokinaz (fibrinoliz) Penisilinaz (beta laktamaz): Beta-laktam halkasının siklik amid bağını hidrolize eder. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden yapılı peptidoglikan bağlarıdır ve antijenik olabilir. 30 dakikadan az kaynatmaya dirençlidir. panaris. Toksinleri Lökosidinler: İn vivo dokulardaki nekrozdan sorumludur. Bu nedenle özellikle burun/nazofarenks portörlerinden oluşan gıda üreticilerinin kontamine ettiği krema ve mayonez gibi besinlerle oluşan besin zehirlenmeleri. Antiteikoik asit antikorları. Haşlanmış Deri Sendromu'ndan sorumludur. Stafilokokların hücre duvarı üzerinde bulunan polisakkarid ve protein oluşumlu antijenik yapıları kapsül. Taşıyıcılarda problem oluşturmayan bakteri hastane enfeksiyonlarının önemli kaynağını oluşturabilir. aureus burun ve deri üzerinde (özellikle sağlık çalışanları) bulunabilir. Enterotoksin . kan dolaşımına karışır. Lipazlar: Deri. Nötrofil ve makrofajları eritir.

Besin zehirlenmesi: Kısa inkübasyon periyotlu emetik tarzda besin zehirlenmesidir.Kolonileri gri veya beyazdır Mikroskopta üzüm salkımı gibi görünürler Katalaz pozitifliği Streptokoklardan farkını gösterir Koagülaz enzimi bulunmaz (S. 24 saatten önce. MSS. Nosokomial pnömonilerin en önemli etkenlerinden birisidir. Haşlanmış deri sendromu ateş. kendiliğinden geçer. şant. bulantı. kaslar tutulur.8 Stafilokokların etken olduğu enfeksiyonlar Deri ve yumuşak doku enfeksiyonları Furonkül. yüzeylere yapışma özelliği vardır (kateter. epidermidis'de yapışıcı bir yüzey (Slime) tabaka bulunur. hipotansiyon. Karaciğer. Bakteriyemi sonucunda abseler meydana gelir (metastatik abseler). Koagülaz negatif Stafilokoklar Esas tanı . epidermidis ve S. dondurma gibi oda ısısında kalmış yiyeceklere enterotoksinin bulaşması ile gelişen bir intoksikasyondur. aureus'tan farkı) S. karbonkül Yara enfeksiyonları (travmatik. Hem travmatik hem de hematojen yayılım gösterebilir. eritematöz maküler döküntüler ile karakterizedir. S. güneş yanığı şeklinde deri döküntüsü ile karakterizedir.Kolonilerinde hemoliz yoktur . prostetik eklem enfeksiyonları gelişir. Birkaç saat içinde.Tablo 2. ateş. saprophyticus Normal flora bakterileridir. Genellikle küçük çocuklarda görülür. Jambon. Saç ve tırnaklar dökülebilir. Toksik şok sendromu. böbrekler. Özellikle postoperatif veya viral enfeksiyonların ardından (örneğin influenzae) ampiyem veya akciğer abseleri meydana gelir. kremalı pasta. epidermisin sıklıkla etken olduğu hastalıklar: • Devamlı ayaktan periton diyalizi (CAPD) peritonitleri • Nozokomiyal bakteriyemi • Protez kapak endokarditi • IV katater infeksiyonlar 55 . cerrahi) Sellülit İmpetigo Bakteriyemi Endokardit Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları Beyin apzesi Menenjit (nadir) Epidural apze Pulmoner enfeksiyonlar Embolik Aspirasyon İskelet sistemi hastalıkları Osteomiyelit Artrit Üriner sistem enfeksiyonları Renal karbonkül Alt solunum yolu enfeksiyonları Toksinlere bağlı enfeksiyonlar Toksik şok sendromu Haşlanmış deri sendromu Besin zehirlenmesi (Daha çok metastik apzeler) Osteomiyelit ve septik artrit etkenidir. geniş büller. S. S. GİS. S. sıvı elektrolit replasmanı uygulanmalıdır. Bulantı önlenmemeli. epidermidis derinin.Gram pozitif koklar . Şiddetli epigastrik ağrı. saprophyticus ise vajenin normal flora bakterisidir. kusma görülür.

aureus'\a birlikte) • Ameliyat sonrası endoftalmit S. eklemler (H) Böbrekler (H) S. agalactia (grup B) E. Hastalardaki intravenöz kateterler çıkartılmalıdır. S. Apze olgularında mutlaka drenaj uygulanmalıdır. sellülit. Bakterilerin birçoğu betalaktamaz üretir ve önemli bir kısmı da metisiline dirençlidir. Antibiyotik dirençli Stafilokoklarda taşıyıcılar hastane personelidir.viridans Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Vajen (K) Kolon (NF) Kolon (NF) Orofarenks (K) Orofarenks (NF) 56 . S. Ayrıca romatizmal ateş ve glomerulonefrit gibi immünolojik hastalıkların tetikleyicisidir. aureus'ların %90'ından çoğu penisilin G'ye dirençlidir. Burun taşıyıcılığı intranazal mupirosin ile önlenebilir. epidermidis yenidoğanda ve diyalize bağlı gelişen peritonitlerde en sık görülen etkendir. Yüksek düzeyde dirençli bakteriler için Streptograminler kullanılabilir. Ortalama %20 S. (Tablo 2. aureus koagülaz pozitiftir. yani antibiyotikler ile inhibe edilebilir ancak öldürülemez. S. fecalis (grup D) S.aureus'la birlikte) • Vasküler greft infeksiyonları (S. S. bakteriye karşı ise beta laktamaz dirençli penisilinler (örneğin nafsilin) verilmesi tamponun çıkarılması ve enfekte alanın debridmanı gerekebilir. aureus susunun metisiline karşı (veya nafsilin) dirençli olduğu (MRSA) ve bunu penisilin bağlayan proteinlerin değişikliği sonucunda kazandığı gösterilmiştir. saprophyticus özellikle seksüel olarak aktif kadınlarda üriner sistem enfeksiyonu (£. Kolonizasyon (K). inotropik ilaçlar. Beta laktamaza duyarlı antibiyotikler ile beta laktamaz inhibitörleri kombine edilir (Amoxicillin + klavulonik asit). otitis media. Bu bakterilerin özellikle hastane enfeksiyonları yaptığı bilinmektedir. farenjit Sepsis Kızıl Toksik şok Romatizmal ateş Akut glomerulonefrit Yeni doğan sepsisi menenjit Üriner sistem enfeksiyonu. Toksik şok tedavisinde sıvı replasmanı.Farenks (H) İmpetigo.• BOS şantı olan hastada menenjit • Ortopedik protez infeksiyonları (S. Stafilokoklarda vankomisin direnci gösterilememiştir. Beta laktamaz üretenlerin çoğu plazmid kontrolü altındadır. bazı sefalosporinler ve vankomisin ile tedavi edilebilir. saprophyticus novobiosine dirençli olması ile diğer koagülaz negatif stafılokoklardan ayırdedilir. Normal Flora (NF) Deri (H) . ancak enterokoklara vankomisin direncinin taşınmasında rolleri vardır.9) Tablo 2.bovis (grup D) S. epidermidis'de yüksek antibiyotik direnci vardır. nonsupüratif) S.9 Streptokok infeksıyonlarında patogenez özellikleri Oganizma Patogenez Tipi Tipik Hastalık Hastalık bölgesi (H).saprophyticus antibiyotiklere duyarlıdır. Tedavi ve Korunma S. coli'den sonra ikinci) etkenidir. Böyle olgularda ilaç kombinasyonları kullanılabilir. Sistitli kadınların yaklaşık olarak %15 kadarında izole edilmiştir.pyogenes (grup A) Piyojenik Lokal Dissemine Toksijenik immün aracılı (poststreptokokal. Bu bakteriler için seçilecek primer antibiyotik vankomisindir (gerekli görülürse gentamisin eklenebilir). kloksasilin. endokardit Endokardit Pnömoni. Laboratuvar Bulgular Stafilokok lezyonlarından alınan yaymalarda üzüm salkımı gibi gram pozitif bakterilerin görülmesi ve kültür ile tanı konulur. Streptokoklar Hastalık Streptokoklar farenjitten sellülit ve sepsis'e kadar bir çok enfeksiyonun sebebi olabilir. S. menenjit Endokardit Kan dolaşımı (D) Kan dolaşımı (D) Deri (H) Kalp. Nafsilin. Üriner sistem enfeksiyonlarında kinolon veya trimetoprim sulfametaksazol kullanılabilir.pneumoniae S. Böyle olgularda seçilecek tek antibiyotik vankomisin'dir. Bazı stafilokok suşları tolerans gösterebilir.

Fakültatif anaeropturlar. milleri Yaptğı hastalıklar Akut farenjit. kızıl. beta veya gamma Alfa veya gama Alfa Alfa Basitrasin duyarlı Basitrasin dirençli CAMP pozitif. dysgalactiae S. A. bovis'de endokardit etkenin en önemli etkenlerindendir (Tablo 2. Bu yapı. Hücre duvarı karbonhidratları (C polisakkaridi) esas alınarak Lancefield sınıflaması ile streptokoklar A. V harfleri altında gruplandınlmıştır. bovis S. Oral.5 NaCI'de ürer % 6.. D F Kolon kanserlerinde endokardit ve bakteriyemi Metastatik süpüratif enfeksiyon ve dental sepsis 57 .10 Medıkal önemi olan Streptokoklar Suş Hemoliz tipi S. postsreptokoksik glomerulonefrit Metastatik süpüratif enfeksiyonlar Neotanal sepsis. Heterojen bir gruptur. optokine dirençli Tablo 2. Bazıları normal flora bakterisidir. S. equi S. insan bağ dokusunda da bulunduğu için immünojenik değildir. eritrositler tamamiyle hemoliz olmuştur. En gelişkin sınıflama Jones sınıflamasıdır (Piyojen. kolonide uzun zincirler yapar. Beta hemoliz: Koloni çevresinde tam. C. Beta hemoliz bakterinin streptolizin O ve streptolizin S üretimine bağlıdır (Tablo 2. E. Diğerleri. S.. pneumoniae Viridans grubu Diagnostik özelliği Beta Beta Alfa. S.11). faecalis nosokomial üriner sistem enfeksiyonu ve endokardit. erizipel.pneumoniae). pyogenes S. Anaerop..11 Beta hemolitik Streptokoklar ve hastalıkları Grup A Suş Streptococcus pyogenes S. Halen tüm gereksinimleri karşılayan bir sınıflama yapılamamıştır. Koyun kanlı agarda yaptıklara hemolize göre şöyle sınıflandırılırlar (Brown sınıflaması) Alfa hemoliz: Koloni çevresinde yeşil renkte hemoliz zonu vardır. daha çok bu sınıflama kullanılır. Streptokokların laboratuvar özellikleri tablo 2. şeffaf renkli hemoliz zonu vardır. zooepidemicus S. optokin duyarlı Safrada erimez. böylece fagositozdan korunurlar. hippuratı hidrolize eder % 6. Laktik. gruplandırmada güçlükler bulunur. agalactiae neonatal sepsis ve menenjit. Sınıflama Materyalde kısa. B ve C grubu streptokokların hiyaluronik asit yapılı kapsülü vardır. Postinfeksiyöz glomerulonefrit bildirilmiştir.12'dadır. bovis S..5 NaCI'de ürer üremez Safrada erir. menenjit pnömoni Nadir deri sepsisleri ve endokartidler. milleri B C S. M. agalactie E.Önemli Bilgiler Streptokoklar katalaz negatif zincir yapan gram pozitif koklardır. Zon içinde tam olmayan hemoliz vardır (S. agalactiae S. romatizmal ateş.10). Enterokok. pyogenes farenjit ve sellülit. . Yeni türler). *S. Tablo 2. agalactiae Gama hemoliz: Hemoliz yapmayan Streptokoklar için kullanılır. equisimilis S.viridans. otitis media. faecalis S. T ve R proteinleri ile de serotiplere ayrılır. sinerjistik gangren. viridans streptokoklar ve S. pyogenes *S. B.

Toksinleri Eritrojenik (pirojenik ekzotoksin) toksin: A grubu Beta hemolitik Streptokoklarda bulunur. Süperantijen özelliğindedir. F proteini ise ökaryotik hücredeki fibronektin molekülleri için reseptör görevi yapar ve bakterinin konak hücreye (epitel. Enzimleri İnflamasyondan sorumlu üç önemli enzimi vardır. Pulmoner emboli. Hyaluronik asit yapısında kapsülü vardır. diğerlerinden farklı olarak Basitrasin'e duyarlıdır. C. Bu antikorlar streptolizin O tarafından meydana gelen hemolizi bloke ederler. Hiyalüronidaz: Yayılım faktörüdür. hastalık kızıldır. Eğer kızarıklık oluyorsa organizmada antitoksin yoktur. A. 80'den fazla M proteini tipi vardır. Pirojenik. Kültür plağı yüzeyindeki ve insan vücudundaki hemolizden sorumludur. M proteini önemli virülans faktörüdür. Bunun altında. sitotoksiktir. kişi kızıl olabilir. Yapışıklık açılması. fagositozdan korunmasına yardımcıdır. Plazminojeni plazmine çevirerek fibrinoliz yapar. Streptokinaz (Fibrinolizin): A grubu beta hemolitik streptokokların birçoğunda bulunur. Streptolizin-S: Antijenik değildir. komplemanın bakteriye yapışmasını önler. Derialtı enjeksiyonlarının yayılması için kullanılır. Streptolizin O salgılayan streptokoklar ile enfekte olmuş kişilerde antistreptolizin O (ASO) antikorları gelişir. Dick testi ile (cilde eritrojenik toksin vererek) duyarlılık araştırılır. T ve R proteinlerinin virülansta önemi yoktur. Hyalüronidaz üreten suşların enfeksiyonlarında serumda spesifik antikorlar tespit edilebilir. endotoksinlerinin etkisini potansiyalize eder. G Viridans streptokok Streptococcus pneumonia Enterekok + + + + + + + + - Streptococcus pyogenes S. 58 . Bu antikorun titre si yakın dönemde geçirilmiş streptokok enfeksiyonunun göstergesi olabilir. DNaz (Streptodornaz): DNA'yı depolimerize eder. farinks ve deri) yapışmasını sağlar. B ve C olmak üzere üç ayrı antijenik tipi vardır.5 NaCl Safra ile lizis Beta-hemolitik Streptokok Grup A Grup B Grup C. ortamı akıcılaştırır. böylece yayılır.Tablo 2. Bunu üretenler lizojenik suşlardır. Sönme varsa. bakterinin tip spesifikliğini belirler. pyogenes. Diğer ekzotoksinlerden farklı olarak ısıya dirençlidir. hücre duvarı dışına bir saç gibi uzanan fimbriyaların uç kısmını oluşturan M proteini bulunur. Pirojenik ekzotoksin A streptokoksik toksik şok sendromu yapan toksinidir. Lökositleri. Streptolizin-O: Derin hemolizden sorumludur ve Grup A. trombositleri ve eritrositleri eritir. koroner arter ve venöz tromboz tedavilerinde kullanılır. G streptokoklarda bulunan kuvvetli antijeniktir. Kızıl ve Streptokoksik toksik şok sendromu hastalıklarından sorumludur. F. antijenik olarak farklıdırlar.12 Streptokokların laboratuar özellikleri Duyarlılık Organizma Basitra sin Optokin CAMP Hidroliz Hippura t Eskulin Büyüme Safra %6. en sık A tipi görülür. Bir skarlatiniform döküntünün eritrojenik toksine bağlı olup olmadığının anlaşılması için ise Schultz-Charlton sönme reaksiyonu kullanılır. Ekzotoksin B ise nekrotizan fasciitis'e sebep olan doku yıkımından sorumlu proteazdır. irinin koyuluğunu açma gibi amaçlarla kullanılır. Tüm S. pyogenes suşları penisiline duyarlıdır. M proteini olmayanlar virülan değildir.

lizojenik S. ödem gelişir. Poststreptokoksik enfeksiyonlar Akut Eklem Romatizması: AGBHS'ların M3 ve M18 kökenlerinin sitoplazmik membranı ve M protein antijenlerinin kalp sarkolemması ve sinoviyal membranının yapısına benzemesi nedeniyle gelişen ciddi bir tablodur. hematüri. Hastalık haftalarca sürebilir. de ri soyulur. Farinks hiperemisi. Farenjitten 3 hafta sonra artralji ve poliartrit ile seyreden poststreptokoksik toksik bir komplikasyondur. Diğer benzer tablolar C. ciltten kabarık sellülit ve buna eşlik eden lenfanjit tablosudur. bakteriyemi. Direkt temas veya böcek sokması ile bulaşırlar. Akut glomerulonefrit: Nefritojenik tipteki M49. akut faz protein yüksekliği (sedimantasyon. subkutan nodüller. pyogenes'in immünitesi uygun bir konakta gelişen farenjitin komplikasyonudur. impetigo gibi deri enfeksiyonlarından ortalama üç hafta kadar sonra meydana gelir. Çocuklarda subakut seyirli olabilir. daha küçük yaşlarda nadirdir. solunum ve multiorgan yetersizliği ile karakterize bir tablodur. lenfanjit • Sepsis 2. dil önceleri beyaz bir tabaka ile kaplı iken sonra kırmızı (çilek dili) hal alır. skarlatiniform) bir döküntü belirir. Çocuklarda ve yaşlılarda genelde yüz ve ekstremitelerde görülen. M57 streptokokların. Karditin tipik bulguları kapaklarda kalınlaşma ve deformasyon ile miyokardda perivasküler granülomlardır (Aschoff nodülleri). Bakterilerin sitoplazmik membran antijenleri ile glomerül bazal membranının antijenik benzerliği sorumludur. nadiren C ve G grubu streptokoklarca oluşturulur. Piyojen enfeksiyonlar • Farenjit • Kızıl (scarlet fever) • Erizipel • Streptokoksik Toksik Şok Sendromu • Piyodermi • Puerperal sepsis • Akut infektif endokardit • Pnömoni. eritema marginatum. Travmanın ardından nekrotizan fasciitis gelişir. 5-15 yaşlarda en sık. Piyojen olmayan streptokok hastalıkları • Akut Eklem Romatizması (A-ER) • Akut Glomerülonefrit (AGN) Streptokoksik farenjitlerin en önemli sebebi beta hemolitiklerdir. Hastaların büyük çoğunluğu tamamen iyileşir. poliartrit. Minör kriterler: Artralji. akciğer gibi çoğul organ belirtilerinin eşlik etmesidir. Döküntüler deskuamasyon bırakarak bir haftada kaybolur. Ağız çevresinde döküntü yoktur (circum oral pallor). şok. pirojenik ekzotoksin A salgılayan S. Bulaşma Streptokokların birçoğu normal flora üyesidir. CRP). Erizipel genelde A. Streptokoksik toksik şok sendromu. Sorumlu bakteriler. Hastada farenjitin gelişiminden 1-2 gün sonra omuzlar ve göğüste eritematöz (fırça ile sürülmüş gibi. Lenfadenomegali bulunur. Eritrojenik antitoksin oluşmuş kişilerde kızıl gelişmezse de enfeksiyon gelişebilir. 59 . %30 civarında ölümle sonuçlanır. bakteriyeminin varlığı ve buna kalp.aureus tarafından da oluşturulur. Kıvrım ve bası yerlerinde ise döküntü yoğundur (Pastia çizgileri). Hipertansiyon. ASO yükselmez. stafilokoksik olanı ile benzerlik gösterir. enfeksiyon bakterinin doku veya kana ulaşması ile meydana gelir. PR uzaması. böbrek. Kalbin bütün katmanlarını tutabilir. yüzeysel dokuları tutan. Daha çok 2-5 yaş grubu çocuklarda görülür. Diğer streptokoklar ve cilt enfeksiyonu etkenleri bu tabloya yol açmaz. Sydenham koresi. pyogenes'lerdir. Öksürük ve göz yaşarması varlığında ise daha çok viral etkenler (Adenovirüs) düşünülmelidir. proteinüri. Hipotansiyon ve hipoalbüminemi vardır. ateş. Kızıl. Jones kriterleri : Majör kriterler: Kardit. genellikle viral enfeksiyonlara sekonder olarak gelişir. Piyodermi yaz aylarında daha sık görülen cilt enfeksiyonlarıdır. Pnömoni nadir görülür. Streptokoksik toksik şok sendromu. eksüda ve servikal LAP görülür. Önemli özellik. streptolizin cilt lipitlerince inaktive edildiğinden.Klinik Bulgular 1. Piyodermililerde. kırmızı. Pirojenik ekzotoksin A-C ile meydana gelir. olgularda (stafilokoksik olandan farklı olarak) ciddi ve yaygın cilt enfeksiyonlarının. G gruplarınca ve S. bakteriyemi tabloyu ağırlaştırır. Boğaz ağrısı. ateş ve baş ağrısı vardır.

tıbbi cihazlar veya bakıcılar aracılığı ile yayılırlar. Doğum sırasındaki (vertikal) bulaşma nedeniyle. yoğun bakım hastalarında vankomisin dirençli enterokoklar başbelasıdır. pnömoni ve menenjittir. pyogenes kadar olmasa da penisiline duyarlıdır. Son yıllarda vankomisin dirençli enterokoklar önemli bir sorundur. Enterokoklar şekil olarak pnömokoklara benzer. S. Boğaz. Hastalar.faecium) % 6. Fakültatif anaerob bakterilerdir. pelvik alan.anginosus.13) Erişkinde postpartum endometrit. Subakut infektif endokardit gelişenlerde kalp kapaklarında konjenital. Trimetoprim sulfametaksazol'e invitro testlerde duyarlı görülmesine rağmen. Sefalosporinler. Slime tabakası vardır.aureus'un hemoliz yeteneğini arttırır. 24 gün içinde neonatal dönemde geç dönem enfeksiyonları görülür. Basitrasin ve trimetoprim-sulfametaksazol'e dirençlidir içerdikleri CAMP faktörü ile S. Sefalosporinler başta olmak üzere antibiyotiklere dirençlidirler. Optokin dirençlidir. Çoğu alfa. safra yolları enfeksiyonları ve bakteriyemi şeklinde görülür. S. Bakteriyemili menenjit sıklıkla görülen tablodur. bağışıklık sistemi bozuk olanlarda fırsatçı enfeksiyonlar yapabilir. tedavide dirençli olduğu görülür. vajen ve perine bölgesinde de bulunabilir.mutans. S. Subakut infektif endokarditlerin en sık iki etkeni viridans ve enterokoklardır. Viridans streptokoklar (S. Kültür negatif endokarditlerde en sık görülen viridans streptokoklar Abiotrophia defectiva ve Abiotrophia adjacens'dir.5 NaCI'li ortamda üreyebilir. Doğumdan birkaç saat sonra başlar. Enterococcus faecium daha az görülür ancak antibiyotiklere dirençlidir. Hastalık tabloları Yenidoğanda: erken dönem enfeksiyonları bakteriyemi. Atkins ve Munch-Petersen) testi (+)'dir. CAMP (Christie. 60 . İmmün yetersizliği olan. Enterokoklar (S. Penisilin + aminoglikozid kullanılması tavsiye edilir. başlıca insan ve hayvanların barsak florası bakterisidir. sepsis.agalactiae) Önemli özellikleri Fakültatif gram pozitif diplokoklardır Koyun kanlı agarda dar bir beta hemoliz zonu olan gri beyaz koloniler yaparlar.B Grubu streptokoklar (S. S. Özellikle idrar sondaları predispozan faktördür. penisilinaza dirençli penisilinler ve monobaktamlara doğal dirençlidir. (Tablo 2. Non-enterokoklardan ayrımında en önemli test yöntemidir. kompleman düzeyi düşük olan yenidoğanlarda menenjit veya puerperal enfeksiyonlara sebep olur. Birçok antibiyotiğe doğal dirençlidirler. En azından 12 tip enterokok suşu vardır. Diş kökü enfeksiyonu ve subakut infektif endokardit etkenidir. nazofarenks ve GIS florasında bulunurlar. romatik veya aterosklerotik deformasyon vardır.sanguis) İnsan ve hayvanların üst solunum yollarının normal flora bakterisidir. doktorlar. bazen non-hemolitiktir. S. Enterokokların asıl önemi üriner ve nosokomial enfeksiyonlardır. Mikrobiyoloji Tek tek. Üriner sistem. Grup D streptokoklar (Enterokoklar) Enterokoklar doğada yaygın olarak bulunurlar. ikili veya kısa zincirler şeklinde bulunabilir. intermedius. doğum yaraları enfeksiyonu. Aminoglikozidlere ya doğal yada yanlış kullanıma bağlı olarak direnç gelişebilir. Eskülin'i hidrolize etme özellikleri ile diğerlerinden ayrılırlar. Hippuratı hidrolize ederler. Enterococcus faecalis en sık görüleni. Beta laktamaz üretimini de gerçekleştirebilir. Normal genital.faecalis.

Penisilin allerjisi bulunanlarda eritromisin denenmelidir. Streptococcus pneumoniae Önemli bilgiler Pnömoni. Psödomonaslar 3. Deri ve yara lezyonlarında ise kullanılabilir. Artritte aspirin. aureus 3. otit. balgamda dip dibe mumu alevi gibi diplokoklar görülür. Penisiline direnç söz konusu değildir. Üst solunum yollarının normal flora bakterisidir. Bu grubun içindeki Lactobasiller ile Pediococcus ve Leuconostoc suşları vankomisine dirençlidir. Tedavi ve korunma S. A grubu streptokok enfeksiyonlarında bir müddet sonra ASO yükselir. ileri yaş ve immün sistemi baskılayan hastalıklar predispozan faktörlerdir. Kolon kanserli olgulardaki endokarditlerden ise nadir bir streptokok olan S. Grup B streptokoklar da penisilinlere duyarlıdır. Farenjit gelişiminden itibaren 10 gün içinde antimikrobiyal tedavi uygulanması. akciğer. Ciddi olgularda aminoglikozitlerle kombine edilerek kullanılmalıdır.13 Yenidoğan sepsisi etkenleri Gram (+) koklar 1. Tedavi 10 gün sürdürülmelidir. Laboratuvar bulguları Viridans streptokoklar normal boğaz florası üyesi oldukları için direk preparatların gram ile boyanması boğaz enfeksiyonlarında kullanılan bir yöntem değildir. menenjit. Eepidermidis Gram (+) basiller Gram (-) çomaklar Listeria monocytogenes 1. 61 . E. Grup D streptokoklar safra varlığında eskülini hidrolize ederler. terleme. Vajinal taşıyıcı gebelerde doğuma yakın tedavi ile bebek enfeksiyonları önlenebilmektedir. coli (ikinci en sık) 2.pyogenes enfeksiyonlarında penisilin ilk seçenektir. nonenterokok olanlar üreyemezler. Diş çekimi gibi normal floralı boşluklara uygulanacak girişimlerden önce profilaktik antibiyotik kullanılmalıdır. ağız ve barsakların normal flora bakterisidir. Hastalık Pnömokoklar pnömoni. kalp. Boğaz kültüründe beta hemolitik streptokok kolonilerinin görülmesi anlamlıdır. Aminoglikozidler (özellikle enterokoklarda) penisilinin etkisini potansiyalize ederler. Enterokoklar hipertonik (%6. Bacteroides başta olmak üzere diğer anaeroblar ile birlikte beyin. Anaerobik streptokoklar (Peptostreptococcus) kadın genital organlar. Grup B streptokoklar hippuratı hidrolize ederler ve CAMP testi pozitiftir. Diğer katalaz negatif streptokoklar Morfolojik ve büyüme özellikleri ile viridans streptokoklara benzerler. S. sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olur.Tablo 2. abdominal ve pelvik süpüratif enfeksiyonlar meydana getirirler. Grup A streptokoklar basitrasin ile inhibe olurlar. akut eklem romatizması gelişimini önlemektedir. sinüzit ve otitis media'da en sık karşılaşılan mikrorganizmadır. dispne. ateş. bakteriyemi. menenjit. hem toplumdan kazanılmış hem de hastane enfeksiyonu yapar. Anti-DNaz ve antihyaluronidaz deri enfeksiyonlarında yükselir ve akut glomerulonefrit'in önemli bir indikatörüdür. Poststreptokoksik enfeksiyonlarda antibiyotik kullanılmaz. S. kan ve plevral sıvıda pnömokok üretilir. Farinks taşıyıcılarının tedavisi gerekmez. karditte kortikosteroid kullanılır. Bu durum akut glomerulonefrit için geçerli değildir. röntgende lober tutulum. Pnömoni: Prodüktif öksürük. Diğer türler vankomisin'e duyarlıdır. Klebsiellalar Mantarlar Virüsler Nadir Çok nadir Ağız içi girişimler. diş çekimi gibi flora bakterilerini kana karıştırıcı bir hazırlayıcı faktör vardır. bovis sorumludur. Grup B Beta-hemolitik streptokoklar (en sık) 2.5) NaCI'de üreyebilirken. Akut romatizmal ateşin en önemli bulgularından birisidir. balgam.

14).pürülan balgam. tüm pnömokoklarda bulunan C karbonhidratı. Farenks florasında bulunan veya eklenen bakterinin aspirasyonu başlıca enfeksiyon nedenidir. Bakterinin iki somatik antijeni bulunur: M proteini. Patogenez . endokardit ve septik artrit komplikasyonu ile de seyredebilir. göğüs ağrısı ile beliren tipik pnömoni bulgularının yanında menenjit. Kapsül yapılarına göre immünolojik olarak 80'den fazla serotipi vardır.14 Kapsülü ile önemli mikroorganizmalar Bakteri • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Streptococcus pyogenes Staphylococcus aureus Neisseria meningitidis Bacillus anthracis Haemophilus influenzae Klebsiella pneumoniae Escherichia coli Bacteroides fragilis Cryptococcus neoformans Mantar Bulaşma Farenksin normal florasında bulunur. özellikle splenektomize olgularda ciddi bir tablo çizebilirler (Tablo 2.15 Pnömokok enfeksiyonları için predispozan faktörler • • • • • • Alkol veya uyuşturucu kullanımı öksürük refleksini azaltır. Ancak. Ancak enfeksiyona yol açan türler. Diğer farklar: İnülini hidrolize etmesi. Erkenden belirir ve akut enfeksiyon düzelince çabucak normale iner ve dolayısıyla da bakteriyel enfeksiyonlarda ve tümör olgularında tanısal. silier aktiviteyi bozan influenza. İnsan organizmasında akut olgularda sedimantasyon artışından da erken dönemde konsantrasyonu artan bir akut faz yanıtı proteini olan C Reaktif Protein (CRP). alkol kullanımı. Ortama nötrofillerin migrasyonu sonucunda kanlı ve pürülan bir eksüda birikir. dolaşım problemleri ve direncin kırılmasına yol açan patolojik gelişimler. Kapsül virülans ile yakından ilgilidir. Bakteriyel pnömonilerin en sık etkenidir. Bazen zincir yaparlar. Hastalık materyalini sarımsı yeşil renge boyar. Tablo 2. Risk gruplarında bronkopnömoni görülmesi nadir değildir. pnömokokların C karbonhidratı ile reaksiyon verir. kapsülsüz türler hastalığa yol açmazlar (Tablo 2. Tanıda (Klebsiellalarda olduğu gibi) kapsül şişme testi önemlidir. balgamın yapısını oluşturur. Tablo 2. daha önce florada bulunanlardan çok yeni bulaşmış kökenlerdir. Koyun kanlı agarda alfa hemolitik koloniler yaparlar. Karbonhidrat yapısında kapsülleri vardır.klinik bulgular Toksini yoktur. dip dibe iki mum alevi (lanset şeklinde) gibi görünürler. ateş yükselmesi. % 5-10 CO2'li ortamı sever. bu zararsız gibi görülen bakterilerin enfeksiyon oluşturmasına neden olurlar. Yaşlılarda serotip 3 enfeksiyonlarının mortalitesi fazladır. Ani başlayan titreme. anerjiye yol açan kızamık gibi viral enfeksiyonların varlığı.Önemli bilgiler Bazı özellikleri nedeniyle streptokoklardan ayrı olarak sınıflandırılırlar. Gr (+). kronik solunum yolu patolojileri. kanlı. Lober pnömoni yapar.15). (C karbonhidratı). sekresyonların aspirasyonu artar Respiratuvar sistem anomalileri Pulmoner hipertansiyon veya kalp yetersizliği gibi dolaşım bozuklukları Splenektomi Orak hücreli anemi gibi kronik hastalıklar BOS kaçaklarına sebep olan kafa travmaları 62 . Aspirasyon sonrasında geliştiği için lokalize ve alveoler aralığı ilgilendiren bir enfeksiyondur. Alveoler aralığa gelen bakteriler burada ürerler. düşük konsantrasyondaki optokin ortamında dahi üremelerinin inhibe olması ve safrada erimeleridir. prognostik değeri olan ve karaciğerde sentezlenen beta-globulin yapısında bir proteindir. Rahimiçi araç kullanan kadınlarda hiçbir enfeksiyon olmaksızın yüksek oranda bulunduğu için yanılgılara yol açabilmektedir.

İmmün yetersizliği olanlarda ve 2 yaşın altındakilerde aşı ile yeterli immünite sağlanamaz. gonorrhoeae dışında Moraxella Acinetobacter ve Kingella grubu bakterileri içerir. N. Orak hücreli anemisi olanlarda veya splenektomili hastalarda pnömokok enfeksiyonu riski fazladır. Gram (-) diplokoklardır. Korunma Kapsül aşısı vardır. gonokokların çoğunda bulunur. pnömonilerde ise 1/3 olguda bakteriyemi gelişmektedir. Gonokoklar ve meningokoklar %70 homoloji gösterirler. Spontan bakteriyel peritonit (primer peritonit) genellikle 10 yaş altı kız çocuklarında görülür. Kafa tabanı kırıkları. Taşıyıcılar asemptomatiktir.16). bronşit. Direnç tespit edilen ve menenjit gibi hayati öneme sahip hastalıklarda ilk seçenek vankomisin olmalıdır. 3) immunglobulin A proteaz. GRAM NEGATİF KOKLAR Neisseria'lar Neisserialar gram negatif fasülye görünümünde diplokoklardır. Yakın temas içinde yaşayanlar riskli grubu oluşturur. Kaynak genellikle bilinmez ve bu grup hastalarda en temel etken Streptococcus pneumoniae'dır. Moraxella (Branhamella) catarrhalis Normalde nazofarinks mukozasında bulunan immün yetersizliği olanlarda sinüzit. betalaktamaz ve DNaz içeren bakteridir. otit. N. % 5 CO2li ortamda İyi ürerler (mikroaerofilik). Sinüzit ve otitlerde bakteriyemi görülmez. lgA1 proteaz salgılayan bakteriler: • N.Paranazal sinüzit ve otitis media olgularının da en sık nedenidir. Penisilin bağlayan proteinlerdeki değişikliğe bağlı olarak %20'lerde penisilin direnci görünmektedir. gonorrhoeae endotoksini lipooligosakkarid yapısındadır (Tablo 2. Neisseria'lar oksidaz pozitiftir. Maltoz (+) olması ile gonokoklardan ayrılır. Beta laktamaz üretmezler. Neisseria meningitidis Doğal konakları insanlardır. meningitidis. Spesifik hastalığı yoktur. 1) polisakkarid kapsül. Gram negatif basiller nadiren görülür. Bazı laboratuar testleri ile birbirlerinden ayrılabilirler. N. meningitidis'in endotoksini diğer gram negatif bakterilerde olduğu gibi lipopolisakkarid yapısında iken. meningitidis • H. 1983 yılından beri 23 serotipli aşılar kullanılmaktadır. Dış membranlarında endotoksin bulundururlar. Meningokoklar kapsüllüdür. influenzae 63 . Ciddi pnömokok enfeksiyonlarında penisilin G. Tedavi İlk seçilecek ilaç penisilin olmalıdır. mastoidit kaynaklı (otojen) veya kafa içine açılan anatomik patolojiler nedeniyle gelişen tekrarlayan menenjitlerde ve erişkin yaşta karşılaşılan akut pürülan menenjitlerde ilk sırayı alan etkendir. Pnömokoksik menenjitlerde diğer bakteriyel etkenlerle olanlara göre 20 kat daha fazla nörolojik defisit ve sekeller gelişmekte. Damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşırlar. bakteriyel pnömonide %90 koruyucudur. Bu grubun içinde medikal önemi olan N. Çikolata agarda daha iyi ürerler. gonorrhoeae • N. orta şiddettekilerde penisilin V kullanılır. Üç önemli virülans faktörü vardır. Kapsüllü. Meningokokların plazmidi yokken. Bu risk gruplarının aşılanması gereklidir. bu nedenle penisilin profilaksisi uygulanmalıdır. Menenjit olgularında çok sık. sıklıkla subdural efüzyonla karşılaşılmaktadır. 2) endotoksin. Fizik-şimik dış etkenlere çok hassastır ve bu nedenle kültürleri karanlıkta tutulur. pnömoni yapan. gonokoklarda da fimbria önemlidir.

properdin eksikliği Pnömoni. diabet.coli) Grup B Streptokok Hib Pnömokok Pnömokok Menenjit etkeni bakterilerde risk faktörleri tablo 2. monositogenes Grup B streptokok S. beyin cerrahisi.17 Menenjit etkenlerinin risk faktörleri Etken H. aureus ve S. multipl myelom. Wiskott-AIdrich sendromu ve kafa travması Yenidoğan ve yaşlılık dönemleri. hipogamaglobulinemi Epidemiler. alkolzim. malignite. C5. Damlacık enfeksiyonu olup.16 Medikal önemi olan Neisseria'ların özellikleri Özellikler Giriş Kapsül Maltoz fermantasyonu Beta laktamaz üretimi Oksidaz Aşı Meningokok Solunum sistem (+) (+) Yok (+) (+) Gonokok Genital sistem (-) (-) Bazen (+) (-) Tablo 2. alkolizm. hipogamaglobulinemi. nazofarinks taşıyıcılığı. splenektomi. epidermidis Gram negatif basiller 64 . Epidemik menenjit etkenidir. immün süpresyon. Normal görünümlü nazofarinks taşıyıcıları epidemilerde yayılırından sorumludur. 6. kronik böbrek ve karaciğer yetmezliği. düşük doğum tartısı Açık kafa travması. rinore ve otoreli kafa travması. Komplemanın 5-9 arası (MAC) komponentinin eksikliğinde tekrarlayan Neisseria enfeksiyonları meydana gelir.17'dadır. splenektomi. sinüzit. 8 eksikliği. endokardit. böbrek nakli. influenzae N. mastoidit.• S pneumoniae Prevotella melaninogenica ve dental hastalıklardan sorumlu bazı streptokokların da bu enzimi salgıladığı bilinmektedir. Tablo 2. alkolizm. epiglottit. Patogenez ve Epidemiyoloji İnsan patojenidirler. otitis media. kontamine süt ve peynirin yenilip içilmesi Erken membran rüptürü. kapalı ortam ve sıkışık yaşam koşulları önemli risk faktörleridir. otitis media. menengitidis S. şant takılması Beyin cerrahisi L. Yaşlara göre akut bakteriyel menenjit etkenleri Yaş Yenidoğan 2 ay-6 Yaş 6-50 Yaş >50 Yaş Etken Gr (-) basil (E. 7. pneumoniae Risk faktörleri Sinüzit.

Opa proteinleri de gonokokların konak hücrelere tutunmasını sağlar. Enterik gram negatif basilerden farklı olarak O antijenleri uzun zincirler şeklinde değildir ve lipooligosakkarid LOS adını alır. Üç yıl kadar korumaktadır. lateks aglutinasyon yöntemi ile kapsüler antijenlerin aranması güvenilir bir çabuk tanı yöntemidir (Tablo 2. Klinik Bulgular Meningokoksemi ve menenjit yapar. bu özelliği diğer neisserialar ile farkını belirler.18 Menenjitte kapsülün rolü 1. hücre ve biyokimyasal değişikliğin gelişmemesi durumudur. Brudzinski pozitifliği. Direnç gösterilememiştir. Laboratuvar Bulgular BOS Bulguları Temel laboratuar prosedürü kan ve BOS örnekleri üzerinde çalışmaktır. Waterhouse-Friderichsen sendromu ateş. 5. Yaymaların incelenmesi: Gram negatif diplokokların gösterilmesidir. Basıncı. Fimbriaları dışında hücre membranları üzerinde bulunan porları da antjenik olarak farklı yapıdadır ve serolojik tiplendirmede kullanılır. dissemine intravasküler koagülasyon ve adrenal yetersizlik ile seyreden fatal klinik tablodur. en iyi tanı yöntemidir. sitokinler. BOS bulguları . Meningokoklarda sulfonamid direnci. • Yüksek ateş • Baş ağrısı • Bilinç değişikliği • Bulantı/Kusma • Herpes labialis • Peteşiler • Patolojik refleksler Meninks irritasyon bulguları Kerning. Temas sonrasında ise rifampisin ve siprofloksasin verilir. Gonokok enfeksiyonlarının toksisitesi büyük oranda LOS'un endotoksik etkisine bağlıdır. Besiyerlerine ekim: Kültür alındıktan hemen sonra tüp karbon kağıdı ile sarılır. Meninks irritasyon belirtileri hipertonik sıvılar verilince kaybolur. rengi. Bakteriyemi gerek klinik tabloyu oluşturur. Menenjitte BOS'ta antien olarak aranır 4. Serolojik grupların tanımlanmasında kullanılan antijendir 3. Aşıda kullanılan antijendir Tedavi ve Korunma Penisilin G tek seçilecek ilaçtır. Antifagostik aktivite ile virülansı arttırır. Tüm suşlarında bulunur ve antijenik farklılığını gösterir. İçerdiği kan hücreleri (BK ve/veya KK) 3. yaygın purpura. 6. transparan kolonilerde ise bulunmaz. kafa travması gibi nedenlerle sadece BOS basıncının artması. Tablo 2. Gonokoklar insanların majör mukozal immunglobulini olan IgA1'i inaktive eden 65 . santrifüjlenir ve tek koloni ekimi yapılır. Önce kalitatif (% 10 fenik asit.18). Neisseria gonorrhoeae Gonokoklar sadece glukozu fermente ederler. Pandy solüsyo nu). 1. En önemli antijenik yapıları fimbria (pili)larıdır. Besiyerlerinde opak koloni yapanlarda opa proteinleri vardır. Meningismus (Menenjizm): LP sonrası. güneş çarpması. meningokoksemiye yol açmaktadır. Korunma Meningokoklarda temas öncesi korunmada A+C kapsül aşıları kullanılır. Bakteriyel menenjit bulguları. İndirekt tanısal prosedürlerin kullanılması: BOS süpernatanında C-reaktif protein. şok. sonra kantitatif protein miktarı tayini 4.Akut bakteriyel menenjit dışında. görünümü (berrak/bulanık) 2. bunlara patolojik refleksler iştirak edebilir. 2.

Patogenez ve Epidemiyoloji Yalnızca insanda hastalık oluştururlar. Modifiye Thayer-Martin jeloz (vankomisin. Bu olgular yüksek ateş. anccak seyirli PID göstergesidir. Klinik Bulgular Gonokokların sadece fimbrialı olanları patojendir. Gonoreli kadınlarda % 1-3 olasılıkla dissemine gonokok enfeksiyonu gelişebilir. Kültür hasta başında. akıntı yayması. Lenfatik iletim ile. Nadir de olsa asemptomatik olabilir. Kadınlarda. Ancak. trimethoprim ve nistatin bulunan çukulatamsı agar) ve çukulata agarda üretilebilirler. ancak betalaktamaz plazmidleri de bulunmaktadır. Genitoüriner sistem. Sporlu gram pozitif basillerden farkı ince yapılı olmaları ve zincir şeklinde değilde ayrı ayrı bulunmalarıdır. Uzun süreli infeksiyonlarında kronik enflamasyon ve fibrozis gelişir. ciltte peteşiler belirir (gonokoksemi). Erkeklerde bu testin sensitivitesi ortalama %90. SPORSUZ GRAM POZİTİF BASİLLER Bu grupta Corynebacterium ve Listeria bulunur. Hemokültürde ve gonokok artritli hastaların ortalama %30'unda bakteri izole edilebilir. gram boyamasında ise gram (-). Asemptomatiklerde ve kadınlarda tanı güçtür. fibrozis ve tüplerde daralma meydana gelebilir. Gonore kısa inkübasyon periyottu cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Tedavi edilmemiş olgularda fibrozis'e bağlı üretral darlık gelişebilir. Bunlardan bir kısmının fonksiyonu bilinmemektedir. boğaz ve sinoviyal sıvı kültür ve yayması incelenir. Yenidoğana doğum sonrasında % 1 AgNO3 damlatılır. Maltoz. kolistin. sukroz gibi diğerlerini ise metabolize etmez. Dissemine enfeksiyonların gelişmesinde C5-C9 kompleman eksikliğinin rolü vardır. kompleman ve nötrofillerdir. Erkeklerde dizüri şikayeti ile karakterize koyu krem şeklinde akıntılı üretrit olguların yaklaşık %95'inde görülür. konjunktiva. Bazı hastalarda meningokokları taklit eden göz enfeksiyonları ve menenjit gelişebilir. diplokoklar görülmesi tipiktir ve kesin tanı koydurur. ancak anorektal ve farenks enfeksiyonlarda görülebilir. Vajina ve uretra da enfeksiyona eşlik edebilir. Bakteri cinsel temasla bulaşır. Gram ile boyalı preparatlarında Çin alfabesi şeklinde görülürler. Gonokoksik salpenjitin ardından yaklaşık %20 kadında infertilite gelişebilir. Son yıllarda siprofloksasin dirençli suşların görülmesi dikkat çekicidir. Sarılık yoktur. Başlangıçta gonokoklar penisiline duyarlı idiler. Mikst enfeksiyonları nedeniyle C. dizde daha sık görülen septik monoartrit ile de seyredebilir. Bu plazmidler konjugasyon yoluyla hem diğer gonokoklara hem de Haemophilus gibi benzer gram negatif bakterilere aktarılmaktadır. Hafif bir klinik tablodur. Taşıyıcı anneden doğum sırasında bebeğe de bulaşarak. Gram boyamanın duyarlılığı >%90. erken tanı açısından önemlidir. serviks. yenidoğan doğum kanalından infekte olabilir. En sık genital sistem enfeksiyonları gelişir. rektum ve boğazın mukozalarında akut süpürasyonlu doku invazyonu yapan enfeksiyonlar meydana getirir. Penisilin alerjisi olanlarda siprofloksasin kullanılabilir. Endoservikal akıntıdan yapılan boyalı preparatlarda Glukozu oksidatif olarak metabolize eder. gonokoksik ophthalmia neonatorum'a yol açabilir. Penisilinaz üreten suşların ortalama %10 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Fimbrialardaki antijenik değişiklikler nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonları görülebilir. İntrasellüler yaşamayı severler. trachomatis için tetrasiklin de eklenebilir. rektum. laktoz. tenosinovit. Dünyada penisilin dirençli gonokoklar süratle yayılmaktadır. Laboratuvar Tanı Uretra. sadece karaciğer enzimlerinde hafif bir yükselme görülür. göz. özgüllüğü ise %98'dir. Hastalık epididimit'e ilerleyebilir. Kronik gonokoksik servisit ve proktit çoğunlukla asemptomatiktir. Gonokoklarda çok miktarda plazmid bulunur. Mukozalara tutunmadan fimbriaları. Uretral ve endoservikal eksüdanın Gram boyanmasında nötrofillerin içinde ve dışında bol miktarda gram negatif diplokoklar görülür. akıntıdan direkt olarak alınır. spesifitesi ise %99'dur. Kan kültürü sistemik hastalıklarda faydalıdır. perihepatite yol açabilirler (Fitz-HughCurtis Sendromu). 66 . Meningokoklar ise glukoza ek olarak maltozu da metabolize ederler. Ancak 1976 yılında penisilinaz üreten suşlar gösterildi. Gonokoklara karşı gelişen antikorların ELISA veya PCR yöntemi ile ölçülmesiyle de tanı konulabilir. toksisitesinden endotoksinleri sorumludur. Tedavi ve Korunma Komplikasyon olmayan gonokok enfeksiyonlarında seçilecek ilaç seftriaksondur. mukopürülan akıntılı endoservisit görülür. Metilen mavisi ile boyanan akıntı yaymasında lökositler içerisinde. Salpenjit.lgA1 proteaz salgılarlar. Gonokoklara karşı konak savunma mekanizması antikorlar (IgA ve IgG).

boğaz ağrısı ve servikal adenopati nonspesifik bulgularıdır. rekürren larenks paralizisi. Patogenez Ekzotoksin üretimi başlıca patojenite faktörüdür. Bulaşma İnsanlar C. 67 . Toksin üreten suşlar bir faj ile infekte lizojenik bakterilerdir. periferik nöropati görülebilir. Antikorlar gelişmemiş ise 4-7 gün sonra injeksiyon alanında enflamasyon gelişir. Ateş. kalın pseudomembranlar görülür. 2) toksine karşı gelişen antikorlar B parçasını inhibe ederler. Bakterinin boğaza invazyon yapması gerekmektedir. Kutanöz difteri gri membran ile çevrili ülsere lezyonlardır. Bakteri 1) psödomembranlarla karakterize lokal enflamasyon yapar. Komplikasyonları Larenks ve trakea obstrüksiyonları. Difteri toksini elongasyon faktör 2 inhibisyonu aracılığı ile protein sentezini inhibe eder. Hem toksin üretenler hem de üretmeyenler üst solunum yollarında bulunur ve damlacık enfeksiyonu yolu ile bulaşır. Sıklıkla çevre dokulara invazyon yapmazlar. prokaryotikleri etkilemez. böylece konak hücreye tutunmayı önlerler. Deri enfeksiyonlarına da sebep olabilir. miyokardit ve dolaşım kollapsı. Önemli Bilgiler Corynebacteria'lar gram pozitif basillerdir V ve L şeklinde veya Çin alfabesi şeklinde görülürler Metakromatik boyanan yüksek enerji taşıyan fosfat granülleri vardır (Babest-Ernst cisimcikleri) (Şekil 2.1 mL intradermal injekte edilir. diphtheriae difteri etkenidir. diphtheriae''nın doğal konaklarıdır. Toksin tüm ökaryotik hücreleri etkilerken. Mavi boyanan bakterilerde kırmızı olarak görünürler. Standart purifiye toksin 0. Sistemik semptomlar nadiren görülür. Klinik Bulgular Tonsiller üzerinde ve boğazda gri. Difteroidler ise normal flora bakterileridir ve fırsatçı enfeksiyonlardan sorumludurlar.5). Kişilerin difteriye karşı immun yanıtı Schick testi ile ölçülür.Corynebacterium diphtheriae Hastalık C.

Organizma hayvanlar. Listeria monocytogenes Hastalık Yenidoğanlarda ve immün yetersizliği olanlarda menenjit ve sepsis etkenidir. İnsanlara hayvanlardan direkt temas veya pastörize edilmemiş sütlerle. Buzdolabında üreyebilmesi önemli özelliğidir. Kanlı agarda kolonileri dar bir beta hemoliz zonu yapar. 68 . Boğaz sürüntüsü Löffler'in sığır serumlu buyyonu. Organizma listerioliz O üretir. Aşılı kişiler difterinin tipik toksemik klinik tablolarından korunurlar. Bakteri izole edilirse hayvan deneyleri veya jel diffüzyon presipitin testi ile toksin üretimi araştırılır. PCR ile toksin genlerinin gösterilmesi tanıda kullanılabilir. ince Çin alfabesi gibi bakterilerin gösterilmesi tanı için değerlidir.Tablo 2. Önemli Bilgiler Corynebacteriumlar gibi V ve L şeklinde küçük gram pozitif basillerdir. ancak infekte olmaktan korunamazlar. ancak kesin tanıyı koydurtmaz. bunun Streptolizin O gibi hemolizin etkisi vardır. Löffler'in metilen mavisi ile boyama metakromatik cisimlerin gösterilmesi nedeniyle tercih edilmektedir. diğeride özellikle renal transplantasyon hastalarında olmak üzere (immunsüprese yetişkinlerde) meydana gelen sepsisdir.19 Gram pozitif çomakların önemli özellikleri Özellik Hemoliz Hareket Katalaz H2S Corynebacterium Değişken Yok (+) (-) Listeria Beta Var* (+) (-) Erisipelothrix Alfa Yok (-) (+) * 22°C'de hareketli 37°C'de hareketsizdir. intrasellüler enfeksiyon yapması nedeniyle hücresel immünitenin sağlam olması daha önemlidir. Hücre membranları üzerinde delikler açar. Erken olgularda penisilin. penisilin direnci olanlarda eritromisin etkilidir.6). Hareketli olması ile ayrılır. aylarda yapılır. bitkiler ve toprakta yaygın olarak bulunur. bunu takiben 1 ve 6. Boğaz sürüntüsünün gram ve metilen mavisi ile boyanması ile gram pozitif. Antitoksin heterolog yapıdadır. Patogenezini mononükleer fagositik hücrelere invazyon ile yapar (Şekil 2. Amerika'da pastörize edilmemiş yiyeceklerle bulaşan en önemli hastalıktır. Tedavi ve Korunma Mümkün olan en kısa sürede antitoksin uygulanır. at. Patogenez Listeria enfeksiyonlarının iki klinik tipi vardır. Korunma Toksinden elde edilmiş toksoid aşıları ile yapılır. Bunlardan birincisi fetus ve yenidoğanlarda plasentayı geçerek meydana gelen granulomatosis infantiseptica. kontamine sebzeler ile bulaşır. Bu nedenle anafilaksi riski taşımaktadır. Aşı 2. Taşıyıcılarında tedavilerinde eritromisin kulllanılır. 4. Bu hastalara toksin verilmemelidir. sığır veya koyundan hazırlanmıştır. yaşlarda booster aşılama yapılır. tellüritli agar ve kanlı agara ekilir. Laboratuvar Tanı Hem bakterinin izolasyonu hem de toksinin gösterilmesi ile konur. 6.

İnfekte annede asemptomatik veya influenza benzeri bir hastalık olabilir. Yenidoğanda 1-4 hafta sonra menenjit meydana gelebilir. IL-4 ve IL10 salgılayan baskılayıcı T lenfositlerinin indüklenmesi Solunumsal patlamanın inhibisyonu. asidifikasyon ve lizozomal tuberculosis enzimlerin difüzyonunun inhibisyonu Serbest oksijen radikallerinin temizlenmesi. Sulu diyare şeklinde gastroenterit etkenidir. Kontamine hayvansal ürünler ile salgınlar bildirilmiştir. beraberinde gentamisin'de kullanılabilir. Aşısı yoktur.20 Fakültatıf hücre içi organizmaların kaçaş mekanizmaları Organizma Listeria monocytogenes Neisseria gonorrhoeae Mycobacterium avium Mycobacterium tuberculosis Mycobacterium leprae Legionella pneumophilila Yersinia pestis Leishmania Trypanosoma cruzi Toxoplasma gondii Kaçış Mekanizması Fagozomdan kaçış. Tedavi ve Korunma Ampisilin primer ilacıdır. Laboratuvar Tanı Tanıda gram boyama ve kültür yöntemleri kullanılır. Kültürde üretilen bakteriye genel görünümü dışında şeker testleri ile biyoşimi yapılır. katalaz sentezinin arttırılması. Dirençli suşları nadirdir. hücreden hücreye yayılım. IL-10 sentezinin uyarılması Koruyucu kapsül. fagolizozomal H2O2'nin nötralizasyonu Fagozom içeriğinin asidifikasyonunun inhibisyonu Fagozom oluşumu. Trimethoprim-sulfametaksazol de etkilidir. Bu organizma sağlıklı kişilerde besin zehirlenmelerine sebep olabilir. proteolitik enzimlere direnç Lizozom füzyonundan önce fagozomdan kaçar Fagolizozom oluşumunun inhibisyonu Enfeksiyon gebelerde abortus ile sonuçlanabilir ya da prematüre doğum. 69 . fagolizozom oluşumunun engellenmesi Antikomplemanter aktivite Monosit ve nötrofillerin sitokinlere yanıtının inhibisyonu.Tablo 2. İmmünyetersizliği olanların yiyeceklerine dikkat edilmelidir. bebekte sepsis meydana gelebilir. katalaz yapımı. İnterferon-Â'nın etkilerinin inhibisyonu.

Toplum sağlığı açısından değeri vardır. Katalaz (+) tirler Nitratları nitritlere indirgerler ECA denilen ortak antijenleri vardır. Enterik patojenlerden bazıları (Shigella. Gram negatif enterik bakterilerin bir kısmı hem intestinal hem de ekstraintestinal hastalık yaparken. Salmonella. başka bir kısmı ise sadece ekstraintestinal enfeksiyonları ile bilinirler. E. Polisakkarid yapısında olduğu için organizmada IgM yapısında antikorların oluşmasına sebep olur. coli genellikle üriner sistem enfeksiyonu etkeni olarak bilinirken.ENTERİK GRAM NEGATİF BASİLLER Diyare etkeni enterik bakteriler Enterobacteriaceae ve Vibrionacea olarak ikiye ayrılır.21 Diyare. coli gelişmekte olan ülkelerde en sık ishal etkenidir. kanlı diyare ve dizanteri etkeni Gram negatif basiller Dizanteri Etken Enterobacteriacea ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Shigella Salmonella enteriti Salmonella typhi Yersinia enterocolitica Diğerleri Vibrionaceae Vibrio cholerae V. Shigella ve Salmonelladan iki tanesi hariç) Glükoz (+) tir. Salmonella ve Shigella insan için kesin patojendir. • Somatik O Antijeni: Isıya dirençli. E. Campylobacter ve Yersinia) Reiter sendromu gibi otoimmün hastalıklara sebep olabilirler. Bu grupların üyeleri diyare'den kolite kadar çok değişik türde ishal tiplerine sebep olabilir (Tablo 2. bir kısmı sadece intestinal. ancak diğerleri patojendir. asit veya asit-gaz yaparlar Laktoz negatif olanlar patojendir (Salmonella. formole duyarlıdır. genelde fakültatif anaeropturlar Hareketlidirler (Klebsiella. Koliform bakteriler diye adlandırılırlar. parahemolyticus Campylobacter jejuni + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + ± + + + + ± ± Diyare Kanlı diyare İleit Kolit 70 . Shigella) (Tablo 2. Enterotoksijenik E. Tablo 2. coli gibi bazıları normal flora bakterisidir ve rastlantısal hastalık yaparken. Enterobacteriacea normal floranın üyesi olarak bulunabilir. Ortak özellikleri Oksidaz (-). kanalizasyonun içme sularına karıştığının göstergesi koliform bakterilerdir. diğerlerinin bu özelliği yoktur. Enterobacteriacea İnsan ve hayvan barsaklarında bulunan heterojen gram negatif basillerdir. Akut enfeksiyon göstergesidir. Campylobacter jejuni enfeksiyonlarında bunlara ek olarak Guillain-Barre sendromu gelişebilir.22).21).

fagositozu ve antikor bağlanmasını önlerler. Önemli bilgiler GİS florasını oluşturan doğal üyelerdendir. coli'nin K1 Ag'ni yenidoğan menenjiti yapar. coli ve Klebsiella gibi kapsüllü enterik bakterilerde bulunur. Bu yapının aynısı Citrobacter'de de bulunur. P ve S fimbriaları ile Kolisin-V içerdikleri gösterilmiştir. Virülans ile ilişkilidir. oportunistik (fırsatçı) enfeksiyon etkenidir. E. V. Proteus.Enterobakterilerin çoğunda E. IgM olmaksızın sadece IgG yapısında antikorlar yüksek olarak tespit edilirse geçirilmiş enfeksiyon yorumu yapılır. coli GİS sistem dışında vücudun başka herhangi bir yerinde tespit edilirse patolojik olarak kabul edilir. coli enfeksiyonları virülan kökenlerce. Bu antijen ile serogruplandırma yapılır. 100-1200C'de 1 saatte inaktive olur. P fimbriası eritrositlerdeki P kan grubu Ag'lerine ve üroepitelyal hücrelerdeki P Ag'lerine afinite göstererek piyelonefritlere yol açarlar. Bu ise Y. Serratia İNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE VE DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Escherichia Coli Hastalık Üriner sistem enfeksiyonu ve gram negatif basil sepsislerinin en sık görülen etkenleridir. Enterobacter Shigella. Tablo 2. coli enfeksiyonları fırsatçı niteliktedir. coli'nin 014 antijeni bulunur. GİS ve üriner sistemde gelişir. Diğer sistemlerin E. Salmonella. enterocolitica ve Citrobacter türlerinde görülür. coli'nin bası suşları spesifik hastalık tabloları meydana getirirler (Tablo 2. Bu floranın %99'unu anaerobik bakteriler (Bacteroides türleri) oluştururlar. Patogenez Üriner sistem enfeksiyonuna neden olanların. Bunlar diğer suşların üremelerini engeller. Bakteriosinler bakteri tiplendirilmesinde kullanılabilir. İntestinal Enfeksiyonlar ETEC (Enterotoksijenik): Plazmid kontrolünde olan iki tür toksini vardır. ETEC turist diyaresinin en sık etkenidir. • K Kapsül antijeni (Vi yüzey Ag): E. • Kolisin (bakteriosin): Gram negatif organizmaların birçoğu bakteriosin üretir. IgG yapısında antikor oluşumuna neden olurlar. ancak kesin tanı dışkı kültürü ile konulur.23). E. İmmünitesi normal olan kişilerde E. S fimbriası yenidoğan sepsis ve menenjitlerinde rol oynarlar. formole dirençlidir. Vi antijenine karşı oluşmuş antikorların gösterilmesi tarama testi olarak kullanılabilir.coli K 100 antijeni Haemophilus influenzae tip b ile çarpraz reaksiyon gösterir. Stabil Toksin (ST). • H Flagella antijeni: Isı ve alkole duyarlıdır. 71 . barsak epitel hücrelerinde adenilat siklaz aktivasyonu ile cAMP artışına yol açar. Vi Ag'i Salmonella typhi'nin K Ag'idir.22 Enterik bakterilerde laktoz fermantasyonu Fermantasyon Fermente edenler Etmeyenler Yavaş edenler Bakteriler Escherichia. Klebsiella. ise guanilat siklaz aktivasyonu ile cGMP artışına yol açar. Klinik Bulgular E. cholerae ekzotoksini benzeri olan Termolabil Toksin (LT). Pseudomonas Vibrio. E. Klebsiella ve Salmonella izolatlarında da gösterilmiştir. polisakkarid yapıdadır.

coli'lerin ayrımı rutin laboratuvarlarda yapılmaz. Enterobacteriacea üyesi bakteriler. Az gelişmiş ülkelerde 5 yaşından küçük çocukların ishal etkenidir. Laboratuvar tanı Gram negatif basil elde edildiği zaman EMB agar gibi laktoz bulunduran besiyerlerine ekilirler. Tedavi ve korunma Antibiyotik direnci büyük değişiklikler göstermekle birlikte. febril üst solunum yolu enfeksiyonları. üriner sistem enfeksiyonları (en sık). yenidoğan menenjitleri. EPEC (Enteropatojenik): Bakıcı kaynaklı süt çocuğu sürgünlerinden sorumludur. özel serumlara ihtiyaç vardır.. hemorajik kolit. Diğerlerinden ayrımı (Sereny testi) ile yapılır (kültür süzüntüsü tavşanda keratokonjunktivit yapar). Enterotoksijenik ve enteropatojenik E. coli laktoz pozitif olması nedeniyle renkli koloniler yapar. E. E. coli hastane dışında edinilmiş üriner sistem enfeksiyonlarının >%80'inden. Bifidus faktör insan sütünde bulunur ama inek sütünde bulunmaz.EIEC (Enteroinvazif): Şigelloz gibi dizanteriform (kanlı-mukuslu. coli gibi potansiyel patojenlerin üremesini inhibe eder. coli 0157:H7 suşudur. hemolitik üremik send. Patogenezi tam olarak aydınlatılamamıştır. L. Shiga ekzotoksini benzeri toksini vardır (Verotoksin). hastane kaynaklıların ise %40-50'sinden sorumludur.Hamburgerler önemli kaynaklardır. nozokomiyal enfeksiyonlar. Ampisilin ve kotrimoksazol'a dirençlidirler. coli ise bunların %40'ından sorumludur. Sulu diyare yapar. Tablo 2. enfeksiyon bölgesine göre değiştirilebilmekle birlikte tedavide. H Ag negatiftir. coli suşlarının sınıflandırılması Grup ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Semptomlar Sulu diyare (turist diyaresi) Sulu daire Sulu diyare. akut diare gibi enfeksiyonlar daha az görülür. yara enfeksiyonu ve kolesistitler ekstraintestinal hastalık tablolarıdır.bifidus'un ürettiği asetik asit ve laktik asit dışkı pH'sını düşürür böylece E. EAggEC (Enteroaggregatif): Turist diyaresinin diğer bir etkenidir. 72 . kinolonlar. Hemorajik kolit. TTP Epidemiyoloji Dünyada yaygın İnfant< 1 yaş İnfant < 6 ay. çocuklarda hemolitik üremik sendrom ve trombotik trombositopenik purpura' dan (TTP) sorumludur. Bu tabloların gelişmesinde kapsül ve endotoksinin rolü vardır. yüksek ateşle seyreden) diyare etkenidir. antibiyogram sonuçlarının beklenemeyeceği acil durumlarda. İyi pişmemiş sığır etinden bulaşır. E.23 Patojenik E. sefalosporinler veya aminoglikozidler tercih edilir. EHEC (Enterohemorajik): E. Bu nedenle anne sütü alan çocuklarda otitis media. persistan diyare Kanlı diyare Kanlı diyare. AIDS hastaları Endemik Batı ülkeleri Ekstraintestinal Hastalık Tabloları Sepsis. tüm sepsislerin 1/3'ünden. Bifidus faktörü (methyl-N-acetyl D-glucosamine) Lactobacillus bifidus üremesi sırasında oluşan spesifik bir faktördür.

saprophyticus (genç. S ve C sadece insan enfeksiyonlarından sorumludur. O antijenine göre A-I'ya. Salmonella suşları hayvanlar ile insanlarda farklı enfeksiyonlara neden olabilmektedirler. cholerasuis'dir. asemptomatik taşıyıcılık yaparlar. H2S üretirler. 73 . Tablo 2. paratyphi A. cinsel aktif kadınlar) Diğer enterobacteriacea'lar Enterokoklar Tablo 2. S. typhi. S. Önemli Bilgiler DNA benzerlikleri açısından tüm Salmonellalar S. Kümes hayvanlarında enfeksiyon etkeni olan S. pullorum hareketsiz bunların dışındakiler hareketlidir. Vi antijeni kapsüler polisakkarid antijenidir. S. 20°C'de (oda ısısında) rahatlıkla üreyebilmeleri besin zehirlenmesi açısından anlamlıdır.Aktif ve pasif korunma yoktur. Epidemiyoloji Salmonella bakterilerin çoğu zoonozdur ancak. Salmonella Hastalık Gastroenterit. Esherichia coli İntravenöz kateter Staphylococcus epidermidis Staphylococcus auereus Streptococcus faecalis Candida spp. gallinorum ve S. tifo. typhimirum'da farelerde tifo benzeri bir enfeksiyon yaparken. insanlarda ise besin zehirlenmelerine neden olurlar. enteritidis kemirici ve farelerin primer etkenleridir.25 Hastane enfeksiyonlarında en sık karşılaşılan patojenler Enfeksiyon tipi Yara enfeksiyonları En sık karşılaşılan organizmalar Staphylococcus aureus Escherichia coli Streptococcus faecalis Akciğer enfeksiyonları Klebsiella pneumoniae Pseudomonas aeruginosa Staphylococcus aureus Enterobacter spp. Laktozu fermente etmezler. typhi'nin antifagositik virülans faktörüdür. H antijenine göre faz 1 ve 2'ye ayrılır.24 Piyelonefrit nedenleri Çocuklar Sıklıkla Daha nadir Escherichia coli Diğer enterobacteriacealar Enterokoklar Streptococcus agalactiae Yetişkinler Escherichia coli S. sepsis ve fokal organ enfeksiyonları. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel enterokolitlerin en önemli etkenlerinden birisidir. S. S. 2000 civarında serotipi vardır. insanlarda besin zehirlenmesi yapar. Üriner kateter Escherichia coli Streptococcus faecalis Pseudomonas aeruginosa Klebsiella spp.

Tifo S. Kontamine besinin yenmesinden kısa süre sonra basiller kana karışır. Birinci haftanın sonundan itibaren birkaç hafta süre ile göğüs cildinde makülopapüler döküntü (rose spot) gözlenebilir. deoksikolat ve tetratiyonat gibi inhibitör maddeler eklenir. sorun olan. Özellikle orak hücreli anemi veya kanser gibi altta yatan immün yetersizlik yaratıcı hastalığı olanlarda görülür. bakteriyemi çok nadir görülür. İmmün yetersizliği olanların dışında bakteriyemi gelişmez. stupor veya koma gibi bilinç bozuklukları ile toksik tablo eklenir. Bir-iki haftalık inkübasyon periyodundan sonra. Daha sonra lenfohematojen yayılan Salmonellalar. Yüksek ateş. C ile paratifo meydana gelir. Bakteriler kontamine besinler ile alındıktan sonra ince barsaklardan. baş ağrıları (tipiktir) gibi genel enfeksiyon belirtilerine birkaç gün içinde yüksek ateş. bakteriyi nötrofil fagositozundan korumaktadır. Salmonella ile Şigella arasındaki önemli farklar Tablo 2. barsak lenfatiklerine ulaşır. İndirekt tanı yöntemlerinden Gruber -Widal testinde 0 ve H Ag'ine karşı gelişen antikorların titrasyonu tespit edilir. diyare. Besiyerlerine Salmonellaların dirençli olduğu Brillant yeşili. endokardit. karışık floralı ortamlarda izolasyonudur. diskordans (relatif bradikardi. Gastroenterit yapan suşlardan farklı olarak hemokültür (+) tir. bazı olgularda silendirüri. Baş ağrısı sıktır. İshal beklenirken kabızlık görülür. febril proteinüri. özellikle ileum submukozal lenf bezlerine (Peyer plakları) oturur. En çok izole edilen bakteriler S. lenfomonositoz. birkaç günde kendiliğinden iyileşir. Hemokültür (-) negatiftir. Ancak. Dışkı kültürünün hemen başlangıçtan itibaren (+) bulunması. Kolera gibi seyrederse Kolera nostras denir. yükselmemesi). Bulaşma kontamine besinler aracılığı ile olmaktadır. GIS bulgusu yoktur veya çok hafiftir. kusma ve karın ağrısı ile seyreder. menenjit (infantlarda). burada ürerler. pnömoni. mental konfüzyon. genel durum bozukluğu. Hepatosplenomegali vardır. Ancak tüm Salmonella türlerince oluşturulan enfeksiyonların seyrinde de gelişebilmektedir. Laboratuvar Tanı Kısa süreli lökositozdan sonra derin lökopeni. Makrofaj fagositozu ve barsak epitel hücrelerini infekte etmeleri.26'de görülmektedir. choleraesuis'dir. tifodan ayırıcı tanıda önemlidir. İnce ve kalın barsağın epitel ve subepitel dokularını invaze eder. Bakteriyemi Etkeni S. Lağım suları gibi karışık floralı ortamdan izolasyon için Mueller-Kaufman'ın Tetratiyonat'lı buyyonu kullanılır. Şigella'nın aksine hastalığın ortaya çıkması için çok sayıda bakterinin (1-100 milyon bakteri) yutulması gerekmektedir. endarterit (aort anevrizmalarına oturabilir) ve osteomiyelit (orak hücreli anemi olgularında) gibi lokal yerleşimli enfeksiyonlar gelişir. paratyphi A. Uzun inkübasyon periyotlu (8-48 saat) besin zehirlenmesi etkenidir. typhimurium ve S. enteritidis!dir (tavuk etinden veya infekte çiğ yumurta yenilmesi ile insana bulaşır). typhi ile tifo. her 10°C ateş artışında nabzın ortalama 20 vuru/dakika yükselmesi beklenirken. Klinik Bulgular Salmonella enterokoliti En sık karşılaşılan salmonella kliniğidir. B. hastada gelişen halsizlik. Lenfohematojen yayılım sonucunda bakteri. karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma. periferik kanda eozinofil kaybı.Basit besiyerlerinde kolaylıkla ürerler. S. ağır olgularda ve böbrek tutulumlarında üre ve kreatinin 74 . makrofajlarca fagosite edilseler de öldürülemezler (oksidatif mekanizmalara dirençlidirler). bulantı.

Tifo gibi intrasellüler enfeksiyonlarda gerçek koruyucu immünite hücresel olanıdır. Endokarditlerde ampisilin ve seftriakson kullanılır. Ancak haftalara göre üreme ihtimali değişiktir. Tedavi prensibi olarak ilk dozlar düşük olmalıdır. Taşıyıcılık: Tifo geçirenlerin %1-5. Ancak 2 hafta sonra tekrarlandığında 4 kat pozitiflik devam ediyor ise enfeksiyon lehine bir bulgudur. Parenteral (TAB) 2-40 yaş arası yüksek risk grubuna yapılır ancak çok etkili değildir. Anti-H antikorlarının tek başına pozitifliği anlamlı değildir. Aşı: Canlı. 1:160 titrenin üzerindeki pozitiflik enfeksiyon lehinedir. diğerine göre daha koruyucudur. hafta Hemokültür Dışkı kültürü İdrar kültürü Safra kültürü Tifo geçiren hastalarda 2 ile 4 ay kadar dışkıda bakteri izole edilebilir. Önemli Bilgiler Laktozu fermente etmezler. 75 . Ağır olgularda antibiyotik kullanılabilir. idrar kültürü ve dışkı kültürü alınır. Hastalardan hemokültür. Bunlarda tifo ile beraber parazit tedavisi de yapılmalıdır. IgM yapısındadır.Reenfeksiyon. Kloramfenikol ile tedaviye 21 gün. kinolonlar ile ise 14 gün devam edilir. 1) glukozun fermentasyonundan gaz çıkarmaz. Taşıyıcılığı arttırdığı için antibiyotik kullanımından kaçınılır. hafta 4. Hafta sonundan itibaren Anti-0 antikorlar pozitifleşir. Hücresel immünite defekte olanlarda Anti-O veya Anti-H pozitifleşse dahi relaps veya reenfeksiyon gelişebilmektedir (AIDS). Kadınlarda taşıyıcılık erkeklerden daha fazladır. zayıflatılmış oral aşı (Ty2la) ve Vi Ag aşısının yan etkileri çok azdır. Hastaya taşıyıcı tanısı konabilmek için bir yıldan uzun süre dışkıda bakterinin gösteriliyor olması gerekir. Tifo ve bakteriyemi: ilk seçenek kinolonlardır. hafta sonlarına doğru pozitifleşir. hafta 3. Kloramfenikol allerjik ve toksik komplikasyonları nedeniyle artık ilk seçenek değildir.26). Aşı sadece riskli bölgelere seyahat edeceklere önerilir. Tedavi ve koruma Gastroenterit: Sadece sıvı-elektrolit replasmanı yapılması çoğu zaman yeterlidir. Günümüzde tarihsel önemi vardır. nontifoid enfeksiyon geçirenlerin ise <%1 'inde 1 yılı aşkın süreyle dışkı veya nadiren de idrar ile basil saçılımı gözlenebilir. 1. hafta 2. GASTROİNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE ENFEKSİYON YAPANLAR Shigella Hastalık Basilli dizanteri etkenidir (Tablo 2. IgG yapısındadırlar. Taşıyıcılar: 4 hafta süre ile kinolon verilir. Salmonellalardan başlıca üç kriter ile ayrılırlar. tıbbi tedaviye dirençli safra taşlı olgularda kolesistektomi uygulanır.düzeylerinde artmalar görülür. Kısa sürede bakteri öldürülmesi çok miktarda endotoksinin açığa çıkmasına yol açacak ve endotoksik şok tehlikesi meydana gelecektir (Herxheimer reaksiyonu). 2) H2S üretmez 3) hareketsizdir. özellikle Schistosomiasis olgularında görülür. H antijenine karşı antikorlar ise 2. Grup Aglutinasyon ile 1.

flexneri. C grubu: S.coli (EIEC veya invazif) Campylobacter Entamoeba histolytica Tablo 2. bomba koloniler yapar. Başlıca kaynak kirli kontamine eller ve bunlarla kirletilmiş besin maddeleridir. S. cholerae E. A grubu: S. dünyada en yaygın Shigella suşudur. coli (ETEC) Rotavirus Norwalk ajanı Giardia Cryptosporidium Cyclospora Ağrının lokalizasyonu Dışkının volümü Dışkının tipi Dışkıda kan Dışkıda lökosit Proktoskopi Orta abdomen Bol Sulu Nadir Nadir Normal Alt abdomen. Enfeksiyonunda en hafif kliniğe sahiptir. Çok az sayıda (100-200) bakteri ile bulaşma gerçekleşebilir. typhi İnsan Hayır Evet Yüksek Hayır Evet Evet Evet O antijenine göre başlıca 4 grupta incelenir. boydii D grubu: S. Patogenez ve Epidemiyoloji Şigelloz gelişmekte olan ülkelerde küçük çocukların hastalığıdır. hücre protein sentezi yapamaz ve ölür. Fimbrialı'dır. Ülkemizdeki enfeksiyonların çoğundan sorumludur. B grubu: S. ancak en dirençli tür budur. Tür ayrımında kullanılan Mannitol testi A grubunda (-) diğerlerinde (+) dir. Küçük çocuklarda diyareleri konvülsiyonlar ile seyreder. Memeli hücresinin 60S ribozom subünitesini irreversibl olarak inaktive eder. dysenteriae yapar. Klinik Bulgular 1-4 günlük inkübasyon periyodunun ardından ateş ve abdominal kramp ve bunu takiben diyare gelişir. dysenteriae. 76 . derin dokulara invazyon yapmazlar. sonnei dünyada en yaygın görülen suştur. Serogrup 1 (Shiga basili): Ekzotoksini koleragen toksini benzeri enteronöroeksotoksindir.26 İnce barsak ve kolon tipi diyarelerin özellikleri İnce barsak Patojenler V. En ağır tabloyu S.27 Salmonella ve Shigellanın önemli özelliklerinin karşılaştırılması Özellikler Rezervuar Laktoz fermentasyonu H2S Üretimi Enfeksiyon dozu (ID50) Diare Kan dolaşımı invazyonu Kronik taşıyıcılık Aşı Shigella insan Hayır Hayır Düşük Evet Hayır Hayır Hayır Salmonella typhi dışı Salmonellalar Hayvanlar Hayır Evet Yüksek Evet Evet Nadiren Hayır S. Diyare 2-3 günde kendi kendine iyileşir.Tablo 2. Eğer bakteri bol sulu yiyeceklerle alınmış veya herhangi bir sebeple mide pH'sı azalmışsa enfeksiyonun gelişmesi kolaylaşır. rektum Az Mukoid Bol Bol (amebiasis hariç) Mukozal ülserler hemorajik mukoza Kolon Shigella E. Kolonda mukoza ile sınırlı abseler ve ülserler yapar. Dışkı sulu ancak kan ve mukusludur. sonnei hafif hastalık tablosu oluşturan. immün yetersizliklilerde. bebekler ve yaşlılarda ağır seyirli. nörolojik bulgularla seyreden İkari Sendromu'na sebep olabilir. Hastalık bakterinin tipine veya hastanın yaşına göre ağır seyirli olabilir.

Temiz sularda kirli olanlara göre daha uzun süre yaşarlar.cholerae 01 'in farklı iki biyotipi vardır • V. Hastalık bol sulu diyare ve bunun meydana getirdiği dehidratasyon ve ölüm ile karakterizedir.cholerae. V. Vibriolar denizler ve yüzeyel sularda bulunur. aside ısı ve klora çok duyarlıdır.cholerae biyotip eltor El Tor biyotipi bir hemolizin üretir. Voges Proskauer test pozitiftir ve polimiksin B'ye dirençlidir. En azından 139 değişik tipte O antijeni vardır. Campylobacter ve Helicobacter suşları doğada yaygın olarak bulunan gram negatif kıvrık basillerdir. Vibrionacea Vibrio. Vibriolar aeromonaslardan farklı olarak %6'lık NaCI'de ürerler. Plesiomonas. Direkt mikroskopide dışkıda bol miktarda lökosit ve eritrosit bulunur.cholerae biyotip cholerae (klasik tip) • V. büyük çoğunluğu kolera toksini salgılamayan non-01 V. Fekal-oral bulaşı engelleyecek önlemlerin alınması başlıca korunma yöntemidir. ortaktır. B ve C determinantlarına göre 3 farklı serotipi vardır. Plesiomonaslar hem soğuk kanlı hem de sıcak kanlı hayvanların bakterisidir. ampisilin'e karşı yüksek direnç vardır. C antijenlerinin A. Bu biyotipler arasındaki fark ancak referans laboratuarlarında gösterilebilir. sert vücutlu. Campylobacterler evcil hayvanların bakterisidir. Özellikle içme suları aracılığı ile bulaşır. Tedavi ve korunma Hastalığın kendi kendini iyileşmesi nedeniyle antibiyotik kullanımı risk grupları ve taşıyıcılar dışında engellenmelidir. Dışkının makroskopik ve mikroskobik görünümü Kolera dışında anlamlı değildir. Aeromonaslar taze suların ve ara sıra soğuk kanlı hayvanların bakterisidir. Kültür buradan alınır. polar flajellası ile çok hızlı (balık sürüsü gibi) hareketli. Helicobacter pylori ise gastrit ve duodenal ülser hastalıkları ile ilişkilidir.cholerae'nın tüm kökenlerinde ısıya duyarlı H Ag'leri. epidemilere yol açmayan diyare. Antijenik yapı V. Campylobacter jejuni insanlarda enteritin en önemli etkenlerinden birisidir. 77 . Eğer antibiyotik kullanılacak ise yetişkinlerde doksisiklin veya kinolonlar. Önemli Bilgiler V. Oksidaz (+)'dir ve alkali besiyerlerinde (pH 7. virgül şekilli.cholerae serotipleri ise genelde farklı enterotoksinlerle hafif. Aeromonas. yara enfeksiyonları ve bakteriyemi gibi ekstraintestinal tablolara yol açabilirler. Vibrio cholerae ürettiği enterotoksini aracılığı ile kolera yapar.6) kolaylıkla ürerler. H antijenlerine karşı karşı gelişen antikorlar muhtemelen koruyucu değildir. Bakteriler besiyerlerinde uzun süre kaldıklarında diğer gram negatif basiller gibi görünürler. Aeromonaslar ve Plesiomonaslar ise insanlarda nadiren ishal etkenidir. dışkı üzerine yapışmış kanlı mukuslarda bol basil bulunur. (V. çocuklarda ise nalidiksik asit verilmelidir.Laboratuvar Tanı Basilli dizanterinin dışkısı sulu ve şekilsizdir. cholerae'nın 0:1 ve 0:139 serotipleri klasik kolera yaparken. Vibrio cholerae Hastalık Vibrio cholerae bu genusun tek önemli hastalığı olan kolera etkenidir. Bactrim. Kuruluğa ve fenollü dezenfektanlara dayanıksızdır.comma). Gr (-) bir bakteridir. • Ogawa (A+B) • Inaba (A+C) • Hikojima (A+B+C) V.4-9.

aklorhidrililerde 1000 kadarı yeterlidir. 5B ve 2A subünitinden oluşmaktadır. Büyük salgınlar su kaynaklı olarak gerçekleşmektedir. Enterotoksin Enterotoksin yapısındaki ekzotoksin CHOLERAGEN). metabolik asidoz. Uzamış hipovolemi nedeniyle akut tübüler nekroz (ATN) ve akut böbrek yetersizliği de tabloya eklenir. kusma ve abdominal kramplar ile karakterize bol sulu dışkılamadır. 1. Kolera enterotoksininin antijenik olarak Escherichia coli LT'i ile antijenik benzerlik gösterdiği ve nötralizan antikorların gelişiminde rolü olduğu gösterilmiştir. Direkt insan-insan bulaşı oldukça nadirdir. A1 subüniti. genelde 1 hafta kadardır. aşırı sıvı ve elektrolit kaybıdır. Safra kesesi portörlüğü oranının yüksek olduğu eltor kolerasında yayılım klasik tipten daha süratlidir. 78 . Ciddi olgularda 20-30 L/gün sıvı kaybedilir. HCO3. Eltor kolerası daha az gürültülü. yayılmadan sorumludur. Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. potasyum ve su sekresyonu gelişir. Klinik bulgular ani başlayan bulantı. İnce barsak epitel hücrelerinde cAMP artar. sıvı ve elektrolit kaybını arttırır. Toksinin gastrik sinir uçlarını irrite etmesi ile gelişen kusma. Yaşlılarda kronik safra kesesi portörlüğü (%1-20) söz konusudur. kontamine su ile alındıktan sonra mide asidini aşabilirse. aktive eder ve günde litrelerce sıvı ve buna bağlı olarak elektrolitlerin kaybına yol açar. kripta hücrelerinden aşırı klor. Portörlük süresi değişkenlik göstermekle birlikte. Koleradaki tüm klinik bulguların nedeni.Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon ılıman iklimlerde düşük sosyo-ekonomik düzeydeki toplumlarda içme ve kullanma sularının dışkı ile kontamine olduğu ülkelerde daha sık görülür. Asemptomatik enfeksiyon: Dışkı izolasyonu ile anlaşılır. Ancak toksin ve bakteriyel antikorların korunmadaki rolü tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Normal mide asidinde bulaşma için en azından 1010 bakteri gerekirken. Mukozayla temas etse de hiçbir enflamasyon veya nekroza yol açamaz. dehidratasyon. hemo konsantrasyona bağlı patolojiler (miyokard infarktüsü gibi) ve bulgular gelişmektedir. kardiyovasküler kollaps. Bakteri. belirtisizdir. Kolera enterotoksininin kaynağı bakteri kromozomudur. sinsi ve uzun sürelidir. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu semptomların geliştiği olgularda 1-4 gündür. ekzotoksin salgılar. aktif hareketleri ile ince barsak kriptaları arasına girer ve müsinaz enzimi ile mukozal bariyeri aşar. barsak hücresi içine girer ve Adenilat siklazın inhibisyonunu önler. Hastada hipovolemik şok.

Durdurulamayan. Kolera geçiren hastalarda immünite gelişmektedir. Dışkı pirinç suyu görünümündedir. cholerae non-0 1 enfeksiyonları hafiftir ve yaşamı tehdit etmez. 3. 2-3 gün süren. yüksek üre ve kreatinin düzeyleri belirlenir. Süratle rehidratasyon tedavisine başlanır. yeşil besiyeri üzerinde sarı renkli koloniler oluşur. Sıvı ve elektrolitler intravenöz ve oral olarak verilir. Tetrasikline oldukça duyarlıdır. Tedavi edilmemiş olgularda mortalite oranı %25-50 arasındadır Laboratuvar tanı • • • • • • • Eritrosit ve lökosit sayısı fazla bulunur. Çok miktarda sıvı barsak lumenine dolar. ancak Hindistan'da dirençli formlar bildirilmektedir. Venkatraman-Ramakrishnan Plak besiyeri 1. TCBS (Tiyosülfat. Karanlık alan mikroskopisinde çok hareketli bakteriler vardır. Kolera diyaresi: Ayakta geçirilen. bulantı ve öğürtüsüz kusma 3. epitel hücreleri ve bol miktarda bakteriye bağlı pirinç suyu dışkılarına. ishale zaman kalmadan hipovolemi ile ölüm gelişir. hafif şiddetli bir ishal ile nonspesifik gastroenterite benzeyen bir tablo halindedir. eritrosit ve lökosit görülmez. hematokrit yükselir (hemokonsantrasyon) İdrar dansitesi artar Hipoglisemi. TCBS. Deney hayvanlarında spesifik IgA antikorların geliştiği gösterilmiştir. 1:20 üzerindeki vibrio antikorunun kolonizasyon ve hastalıktan koruyucu olduğu düşünülmektedir.2. dışkı hijyeni. • V. Suların klor ile dezenfeksiyonu. ancak bunun koruma süresi bilinmemektedir. sitrat. 5. Tedavi ve korunma Enfeksiyon hastalıklarının en önemli acillerinden birisidir. 6. tek doz doksisik-lin/kinolon ile kemoprofılaksi uygulanabilir. Karın ağrısı ve tenezm olmaksızın. 1. Kolera sicca: Çok akut bir başlangıç ile birden kollaps gelişir en ağır formdur. 79 . Tetrasiklin ilk tercih edilecek ilaçtır. Benzer antikorlar serumda da gelişir ancak birkaç ay sürebilir. 2. Sıvı ve elektrolit kaybına ait belirti ve bulgular • Dehidratasyonun klasik cilt ve KVS bulguları • Hipotermi • Hemokonsantrasyon (yaşlılarda miyokard infarktüsü) • Oligüri/anüri • Ses kısıklığı. Tifoid form: Çocuklarda rastlanan. Antitoksin antikorlarının koruyuculuğu konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Alkali peptonlu su 2. yüksek ateş ve konfüzyonlu tablodur. Vibrio parahaemolyticus Kontamine deniz ürünlerinin pişirilmeden yenmesi ile akut gastroenterit oluşturur. safra. 4. yayılırından asıl sorumlu olan ve "Hasta Sayısı X 10" sayıdaki portörlerin belirlenmesi ve tedavisi. sterilizasyon gerektirmediğinden oldukça kullanışlıdır. Cholerae polivalan 0:1 veya 0:139 antiserum ile agglütinasyon gelişir Transport besiyerleri: 1. mukus. sukroz) agar 2. Metabolik asidoz ile uyumlu kan gazı bulguları elde edilir. Kolerin: Tipik kolera belirtilerinin daha hafif ve kısa süreli olduğu tablodur. İmmünite Gastrik asit kolera vibrioları için önemli bir korunma faktörüdür. Klasik klinik form olan kolera gravis'de. Kolera gravis: Tipik kolera tablosudur. kas krampları • Kanda üre ve kreatinin değerlerinde artma gelişir. bunlar için kinolonlar kullanılır.

12-24 saatlik bir inkübasyonun ardından kusma. hydrophila. veronii Koloni yapıları enterik gram negatif bakterilere benzer. kedi. DNaz pozitifliği ise Aeromonaslardan ayrımında kullanılır. Sitotoksin ve doku invazyon faktörleri gösterilmiştir. Hem deniz ürünleri hem de birçok hayvandan izole edilmiştir. polar flajellası ile hareketli bakterilerdir. İnvitro çalışmalarda siprofloksasin etkili bulunmuştur. Aeromonaslar hemolizin üretir. abdominal kramp. Vibrio vulnificus Ciddi yara enfeksiyonları. Enterotoksini yoktur. Bakteri TCBS'de yeşil koloniler yaparak ürer. köpek ve kümes hayvanlarının florasında bulunurlar ve patojen hale gelip abortus ve infertiliteye yol açabilirler. virgül / S / martı kanadı şeklinde. Küçük ve ince olduğu için bakteri filtrelerinden geçebilirler. yara enfeksiyonları gelişir. İnsanlarda diyare etkenidir. A. Campylobacterler lipopolisakkaridleri ile endotoksik aktivite gösterirler. nadiren de hasta insanlardan temas yolu etkili ekzotoksinleri ve 80 . Bakteri Salmonella ve shigella gibi spesifik besiyerlerinde üremez. su veya süt ile. Plesiomonas Plesiomonas shigelloides polar flajellası olan gram negatif bakteridir. Plesiomonaslar Shigella'lardan oksidaz pozitifliği ile ayrılır. Tetrasiklin. İnsanlara ise kontamine yemekler. Sadece su ve elektrolit dengesi sağlanarak başka bir tedavi vermeksizin 1-4 günde kendi kendine iyileşir. Tedavide tetrasiklin seçilecek primer antibiyotiktir. coli sorumludur. kanlı agarda daha kolay ürer. Önemli bilgiler Sert vücutlu. Tropikal ve subtropikal bölgelerin bakterisidir. insan hastalıklarının yaklaşık %5-10 kadarından C. ateş ve sulu diyare oluşturur. jejuni genellikle izole edilirken. özellikle çocuklarda bakteriyemi yapar. Patogenez ve Epidemiyoloji Esasen koyun. aminoglikozid ve sefalosporinlere duyarlıdır. Sitopatik enterotoksinleri gösterilmiştir ancak insan enfeksiyonlarındaki önemi bilinmemektedir. bakteriyemi ve gastroenterit etkenidir Normal veya immün yetersizliği olanlarda kontamine sular ile temas edenlerde. Mikroaerofil üreme özellikleri vardır. Bazı suşlarının enterotoksini vardır. caviae ve A. Bazı Plesiomonas suşları Shigella sonnei ile antijenik benzerlik gösterir. Karbonhidratları okside veya fermente etmezler. Katalaz ve oksidaz (+)'dir. sığır. Bakteriyemi ciddi bir tablodur. Dışkıda lökosit bulunur. olguların %50'si kaybedilir. Ancak bu faktörleri bulundurmayan bakterilerde insanlarda gastroenterit etkeni olarak gösterilmiştir. İki önemli etkenden C. Aeromonas Taksonomide Vibrionaceae ailesinden görülen aeromonadaceace grubundan bakteriler olan Aeromonasların üç suşu insanlarda enfeksiyon etkenidir: A. TCBS agarda mavi-yeşil koloniler oluşturur. Campylobacter Hastalık Campylobacterler entorokolit ve nadiren sistemik hastalık etkenidir. Kanlı agarda geniş bir hemoliz zonu oluşturur. Bu bakteriler Salmonella ve Shigella kadar enfeksiyonlardan sorumludur.

0-2. pylori ürettiği güçlü üreaz aktivitesi ile asidi nötralize eder. Hastalık genellikle 5-8 gün içinde kendi kendine iyileşir. H.0 ve 7. Nadiren (% 1) bakteriyemi gelişebilir. H.0 gibi düşüktür. %5 oksijen %10'luk karbondioksitli ortamda iyi ürer. Mide asidine duyarlıdır bu nedenle enfeksiyon gelişebilmesi için 104 bakteriye ihtiyaç vardır. ateş. Laboratuvar Tanı Diyareli hastaların dışkıları antibiyotikli (vankomisin. fetus'un aksine özellikle genç erişkin ve çocuklarda hastalık tablolarına yol açar.0'da ürer. Hareketleri sayesinde mukustan epitel alana geçer. oksidaz pozitiftir ve nalidiksik asite duyarlıdır. ancak epitel alanındaki pH 7. Klinik Akut başlangıçlı kramp tarzında abdominal ağrı. polimiksin B ve trimethoprim) kanlı agara (Skirrow medium) ekilir. abse ve ülserler gelişir. Karakteristik S veya martı kanadı şeklinde bakterilerin gösterilmesi ile tanı konulur.ile bulaşırlar. 81 . Gastrik alanda lümen içindeki pH1. Hayvan dışkısı ile kirlenmiş süt ve et gibi besinlerle özellikle bulaşır. Önemli Bilgiler Bir çok özelikleri ile Campylobacterlere benzerler. Tedavi ve Korunma Sistemik enfeksiyon gelişmemişse tedavide ilk seçenek eritromisin. gelişenlerde ise aminoglikozidler kullanılır. Bir delikten çıkan multipl flajellası ile çok hareketlidir. jejuni 42°C'da mikroaerofilik ortamda ürer. Hipogammaglobulinemililerde ağır seyreden. ileum olmak üzere kolona da invaze olur. ancak farklı olarak üreaz da pozitiftir. kanlı bol sulu diyare. C. pylori enfeksiyonu mide kanserleri için risk faktörüdür. Fare deneylerinde yüzey kapsül benzeri yapıda S proteininin bulunması hayvanların ölümüne sebep olmaktadır. 25°C'de üremesi durur. Bakterinin giriş kapısı GİS'dir.4'tür. Campylobacter fetus C. Campylobacter jejuni C. Gastrit ve peptik ülser etkenidir. yüksek ateşli ve dizanteriform (kanlı mukuslu) diyarelere yol açar. Özellikle jejunum. Helicobacter pylori Hastalık Spiral yapılı Gram negatif basildir. fetus immün yetersizlikli hastalarda sistemik enfeksiyon etkenidir. Bakteri yüzeyinde birçok yüzey proteininden oluşmuş kapsül benzeri bir yapı bulunur. başağrısı olur. Onlar gibi katalaz ve oksidaz pozitiftir. atılmış ok gibi hareket eder. Patogenez ve Epidemiyoloji Gastrik lümen içinde pH 6. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel ishallerin en sık etkenidir. Kan yoluyla yayılması ile tifo benzeri bir tablo gelişir.

Hızlı test için H. Kolonizasyonun ardından H. Genellikle epitel hücreleri bozulmuş ve glandular atrofi meydana gelmiştir (Şekil 2.9). 13C veya 14C ile işaretli üre hastaya içirilir. GİS kanamaları görülebilir. pylori'nin alınması gastrit ve hipoklorhidrinin gelişmesi ile sonuçlanır. pylori 82 . Bakterinin mukozal enflamasyonu ve meydana getirdiği hasar tam olarak tanımlanamamıştır. In vivo üreaz aktivitesine de bakılabilir. ateş ve üst gastrointestinal bölgesinde ağrı gibi akut enfeksiyon bulguları vardır. Klinik Bulgular Peptik ülser bulguları vardır. Serum antikorlarına bakılabilir. Antimikrobiyal tedavi sonrasında duodenal ülser ve gastrit iyileşmektedir. Akut semptomlar 1-2 hafta sürebilir. H. Bakteriyemi ve dissemine enfeksiyonlar görülmez. 1-2 mm çapında yarı mat kolonileri olur. H. ancak bunların aktif enfeksiyon ile geçirilmiş olanların ayrımı yapılamadığı için akut enfeksiyonlar için çok değerli değildir. pylori aynı zamanda gastrik karsinoma ve lenfoma etyolojisinde de önemlidir. pylori örneklerinde üreaz aktivitesine bakılabilir. Bulantı kusma. Campylobacterler gibi skirrow besiyerine ekim yapılabilir. Polimorfonükleer ve mononükleer hücre infiltrasyonu epitel ile lamina propria arasında görülmektedir. Yada bu örneklerde direkt boyama yöntemleri ile ince kıvrık bakteriler aranabilir. Histolojik olarak gastrit kronik ve aktif enflamasyon ile karakterizedir. Laboratuvar Tanı Mide biyopsisi örneklerinde histolojik çalışmalar yapılabilir. H. pylori enfeksiyonu yıllarca (hatta ömür boyu) devam eder.İnsanlarda H. pylori mikroaerofilik ortamda 3-6 günde ürer. Duodenal ülser ile H. pylori enfeksiyonları arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur.

hareketsiz ve laktoz (+)'dir. üst solunum yolu içeriğinin aspire edilmesine bağlı olarak akut. ozenae. Yoğun bakımlarda nebulazitörlerde üreyerek Serratia pnömoni salgınları görülür. KOAH'lılarda. hastane enfeksiyonlarının %10"undan sorumludur. Proton pompası inhibitörleri direkt üreaz inhibitörleridir. Özellikle alkoliklerde. pylori antijenleri de tanımlanabilir. Serratia marcescens En küçük enterik bakteridir. K pneumoniae üst solunum yolunun normal flora üyesidir. nekrotizan. Ülser iyileşmesi için 4-6 hafta asit supressörleri kullanılabilir. Dışkıda H. Bazı suşları kırmızı koloniler yaparlar. oxytoca hastane enfeksiyonu etkenidir. K. Bakteriyel pnömonilerin yaklaşık olarak % 2-5. diabetiklerde. K. amoksisilin veya tetrasiklin kombinasyonunun 14 günlük kullanımı %70-95 hastada H. Hem tanıda hem de tedavinin takibinde kullanılır. rhinoscleromatis burun ve farenkste granuloma (rinoskleroma) etkenidirler.coli gibi normal barsak ve üst solunum yolu florasında bulunabilir. K. İmmün yetersizliği olanlarda patojen hale gelir. pneumoniae ve K. Fırsatçı nosokomiyal enfeksiyonlardan sorumludur. Aşısı ve spesifik koruyucu önlemi yoktur. Tedavi ve Korunma Tek başına antibiyotikler yetersizdir. Çoğunlukla antibiyotiklere dirençlidir. kaviteleşmeye ve abseleşmeye eğilimli. pylori enfeksiyonunu eradike eder. % 60-80 mortaliteli lober pnömonilere (Friedlander pnömonisi) yol açar. Klebsiella pneumoniae E. Bir hafta süreli proton pompasi inhibitörü artı amoksisilin ve klaritromisin son derece etkili bir tedavidir. bizmut tuzları. ağır seyirli. Nosokomial ve fırsatçı enfeksiyon etkenidir. coli gibi ekstraintestinal enfeksiyonlara sebep olurlar.varsa solunumla çıkarılan CO2 ölçülür. 2 yaşından küçük çocuklarda ve immün yetersizlikli olanlarda. Son zamanlarda en önemli noninvazif tanı testi olarak kullanılmaktadır. Geniş kapsüllü. kanlı balgama yol açan. Virülans faktörleri geniş kapsülü ve endotoksinidir. 83 . Metronidazol. hemorajik. atrofik rinit (ozena). GASTROİNTESTİNAL SİSTEM DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Bu gruptaki bakteriler enterik gram negatif bakterilerdir ancak E. Multipl antibiyotik direncine sahiptirler.

insanların ortalama %10 kadarı normal florasında taşırlar. P. Klebsiella ve serratia gibi kolon bakterisidir ancak ekstraintestinal hastalık yapar. Kistik fibrozisli hastalarda izole edilen P. • Proteus vulgaris 0X19 ile Rickettsia prowazeki antijenleri arasında ve • Proteus vulgaris 0X2 ile Rickettsia conori arasında çapraz reaksiyon vardır. İntravenöz kateterizasyon. Sadece insanda enfeksiyon yapar. Üreyi parçaladığı için pH yükselir. aeruginosa piyosiyanin üreten tek suştur. Pseudomonas Hastalık Pseudomonas aeruginosa konak savunma mekanizması azalmış hastalarda başlıca sepsis. aeruginosa başlıca. idrar sondası bulunan hastanede yatan hastalarda sepsise yol açar. 84 . bu nedenle katı besiyerlerinde 4 saatte bir olmak üzere halkalar halinde hızla yayılarak ürerler (Swarming). pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. Su ihtiva eden her yerde üreyebilirler. Magnezyum-amonyum-hidroksid taşlarının gelişmesine neden olur.Enterobacter cloaca Hastane enfeksiyonu etkenidir. Ürettikleri Ekzotoksin A ile insan hücresi ribozomlarındaki olgunlaşmamış peptid zincirlerinin uzaması (tamamlanması) için gerekli olan Elongasyon Faktör (EF)-2'yi (difteri toksini gibi) inhibe ederek protein sentezini önler ve dokularda nekrozlara yol açar. üroepitel deprese olur. anestezi ekipmanında. ekzotoksin ve enzimlerine bağlıdır. Besiyerlerinde çok pis koku çıkarırlar. Citrobacter Citrobacter suşları'da üriner sistem enfeksiyonları ve sepsis etkenidir. Klinik ve laboratuvar önemi olan iki pigment üretirler. P. Ancak zorunlu aerobdurlar. Patogenezi endotoksin. Deri üzerinde nemli ortamlarda bulunurlar ve hospitalize hastalarda üst solunum yollarında kolonize olabilirler. Ureaz (+)'dir. Respiratuvar terapi sistemlerinde. Üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. Önemli Bilgiler Enterobacteriacea üyelerine benzeyen gram negatif basillerdir. 1) Yara yerini ve abse materyalini mavi-yeşil renge boyayan piyosiyanin 2) Yanıklı hastalarda deri enfeksiyonlarının kolaylıkla tespit edilmesini sağlayan ultraviyole ışık altında floresan veren sarı-yeşil pigment olan piyoverdin (florescein). Pseudomonas cepacia (yeni adı Burkholderia cepacia) ve Pseudomonas maltophilia (yeni adı Xanthomonas maltophilia veya Stenotrophomonas maltophilia)'da daha nadir olmakla birlikte aynı türde enfeksiyon yaparlar. intravenöz sıvılarda ve distile sularda ürerler. Morganella Diğer enterobacteriacea grubundan fenilalanin deaminaz enzimi üretmeleri ile ayrılırlar. P. aeruginosa başlıca toprakta ve sularda bulunur. Patogenez ve Epidemiyoloji P. cepacia'nın antiseptik ve deterjanlarda üremesi hastane enfeksiyonu gelişmesinde önemli faktördür. entübasyon. Çok hareketlidir. böylece kolaylıkla üriner sistem enfeksiyonları meydana getirebilir. Bazı suşların O antijenleri bazı riketsiya suşları ile çapraz reaksiyon verir ve riketsiyal hastalıkların tanısında kullanılır (Weil-Felix testi) Weil-Felix reaksiyonu . fagositoz ve kompleman etkinlikleri azalır. aeruginosa suşlarının slime tabakası vardır. Providencia. Proteus. Glukozu fermente etmezler. çoğu antibiyotiklere dirençlidir. Dezenfektanlardan heksaklorofen bulunduran sabunlar. bu nedenle nonfermenter olarak tanınırlar. antiseptikler ve deterjanlar en çok üredikleri yerlerdir. Providencia Providencia suşları normal intestinal flora üyesidir. aeruginosa ve P. Daha önemlisi oksidaz pozitiftir. Laboratuvarda besiyerlerinde de meydana gelen aynı pigmentleri tanı amacıyla kullanılır. Bu tabakası aracılığı ile respiratuvar sistemde mukozalara organizmanın tutunması sağlanır ve bakteriye antikorların bağlanmasını engeller.

Hastane enfeksiyonlarının %10-20'sinden sorumludur Kistik fibrozisde akciğer enfeksiyonlara neden olan mikroorganizmalar tablo 2. 85 . Mavi-yeşil pigmentleri ve kolonilerinin meyve kokusu kendine has özellikleridir. influenzae S. aeruginosa Enterobakter suşları Serratia marcescens Nadir Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları Yetişkin P. Klinik Bulgular Vücudun heryerinde bulunmasına rağmen özellikle üriner sistem enfeksiyonları. Bakteriyofaj ve piyosiyanin tiplendirmesi ile ayırıcı tanı yapılır. Laboratuvar Tanı EMB agarda laktoz negatif koloniler yaparlar. aureus) İmmün sistemi bozulmuşların Nötrofil sayısı 500/ml altında olanların Kateteri olanların Hospitalize edilmiş hastaların fırsatçı enfeksiyon etkenidir. aeruginosa Acinetobacter suşları Enterobacter suşları Burkholderia (Ralstonia) cepacia Stenotrophomonas maltophilia Achromobacter xylosoxidans K. Staphylococcus aureus ile birlikte. uyuşturucu bağımlılarında gelişen endokarditlerin ve artritlerin en sık nedenlerindendir. yara enfeksiyonları (yanık) en sık görülenleridir. pneumoniae H. difteri toksinine benzer etki) Tablo 2. Organizma buralardan kana karışarak sepsise sebep olabilir.• • • • • • • Yanık hastalarının Derinin konak savunma sistemleri bozulmuşların Kistik fibrozisli hastaların (ilk 3 yaşta S. Pseudomonas endokarditlerinde genelde tutulan kapak triküspit kapaktır. fagositozun önlenmesi Sepsis Ektima gangrenozum etkeni Protein sentezinin inhibisyonu (EF-2 inhibisyonu.28 Pseudomonasların virülans faktörleri Virülans faktörü Pili Kapsül Endotoksin Elastaz Ekzotoksin A Biyolojik Etkileri Epitele yapışma Epitele yapışma (Özellikle kistik fiProziste).29 Kistik fibroziste akciğer enfeksiyonlarına neden olan mikroorganizmalar Çocuklar S ık İnfuenzae A/B virüs Streptococcus pneumoniae H. Deri lezyonlarına ektima gangrenozum denir. aureus Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları İnfluenzae A/B virüsleri Klorlama yeterli değilse yüzme havuzlarından bulaşan ciddi otitis eksterna. Tablo 2. Spor ayakkabılarından meydana gelen ayak yaralanmalarındaki osteokondritlerin en sık etkenidir. influenzae Moraxella catarrhalis Staphylococcus aureus Klebsiella pneumoniae P. Sepsisli hastalarda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. diabetiklerde habis otitis eksterna ve diğer deri lezyonları (follikülit) oluşabilir.30'da gösterilmiştir. pneumoniae S. pnömoni (özellikle kistik fibrozisli hastalar). Oksidaz pozitiftir. Kontakt lens kullananlarda korneal enfeksiyonlar görülebilir.

Tedavi ve Korunma Bakteri bir çok antibiyotiğe dirençlidir. Bu nedenle antibiyogram yapılarak tedavi düzenlenmelidir. Ampirik tedavilerde antipseudomonal penisilinler (tikarsilin veya piperasillin) aminoglikozidler ile kombine edilerek kullanılmalıdır. Burkholderia cepacia ve Stenotrophomonas maltophilia enfeksiyonlarının tedavisinde seçilecek ilaç trimetoprim-sulfamethoksazoldür.

Pseudomonas mallei
Ruam hastalığının etkenidir. Endotoksini ile hastalık yapar. Akut Ruam; hasta hayvan salgıları ile temas etmiş ellerin deri/mukozalara sürülmesi ile, mikro çatlaklardan vücuda girer. İlk lezyon daha çok burunda görülür. Burun mukozası şişer, püstüller gelişir, 5-7 günde ekzantemler ve derialtında hamur kıvamında, irinli Ruam Düğmecikleri, bölgesel LAP ve genel durum bozukluğu ile karakterize, yüksek ateşle seyreden bir hastalıktır. Tedavide ise streptomisin, sulfadiazin, kloramfenikol veya tetrasiklin kullanılır. Hastalığın kronik formu, yaygın abselerle karakterizedir.

Pseudomonas pseudomallei
Melioidosis etkenidir. Çoğunlukla asemptomatik olsalar da temas bölgelerinde lokalize suppuratif cilt lezyonları ve bölgesel lenfadenit gelişimine yol açabilirler. Vietnam savaşından sonra tekrar önemi artmıştır. Nadiren kaviter forma kadar ilerleyebilen pulmoner enfeksiyonlarına neden olabilirler. Burkholderia pseudomallei de denir.

Bacteroides
Hastalık Bacteroides sepsis, peritonit ve abselerdeki mikst anaerobik enfeksiyonların etkenidir. Bacteroides fragilis anaerob enfeksiyonların en sık sorumlusudur (Tablo 2.30). Önemli Bilgiler Zorunlu anaerop, hareketsiz, polisakkarid yapıda kapsülü olan bakterilerdir. Gr (-) bakteri hücre duvar yapısına sahip olmakla birlikte, LPS tabakasının Lipid-A komponenti yapısal farklılık gösterdiği için endotoksik aktivite göstermez. İçerdiği çok sayıda enzimleri sayesinde aerotolerans ve doku obstrüksiyonu oluşturma, antikor inaktivasyonu gibi yetenekler kazanmıştır. Tablo 2.30 Medikal önemi olan anaerob bakteriler
Yapı Sporlu basiller Sporsuz basiller Gram boyama Pozitif Negatif Pozitif Negatif Sporsuz koklar Pozitif Negatif Bakteri Clostridium Yok Actinomyces, Bifidobacterium, Eubacterium, Lactobacillus, Propionibacterium Bacteroides, Fusobacterium Peptococcus, Peptostreptococcus, Streptococcus Veillonella

Anaerop metabolizma sırasında açığa çıkan kısa zincirli yağ asitleri fagositozdaki degranülasyonu önler. Yumuşak dokuda en çok enfeksiyona neden olan anaerop bakteridir. Abse formundaki intraabdominal enfeksiyonlardan ve Gr (-) anaerobik sepsislerin % 75-80'inden sorumludur. Kolonun normal florasının >% 95'i anaeroptur ve bunların da büyük kısmını S. fragilis oluşturur, Buradaki Bacteroides sayısı, E.coli'nin 1000 katı kadardır. fi. melaninogenicus (Prevotella melaninogenica diye de isimlendirilir) ve B. corrodens primer olarak ağız florasının üyesidir.

86

Patogenez ve Epidemiyoloji Genelde endojen ve abse formunda enfeksiyonlara yol açar. Önceki bir batın travması veya operasyonuna sekonder olarak gelişen apendisit, peritonit, akciğer ve beyin abseleri, üriner sistem enfeksiyonu ve yara/yumuşak doku enfeksiyonlarına neden olur. Klinik Bulgular Peritonit veya lokal abseler ile karakterize intraabdominal enfeksiyonlar görülür. Bunun sonucunda pelvik abseler ve bakteriyemiler de gelişebilir. Oral, farengeal ve pulmoner abseler daha sıklıkla fi. melaninogenicus ile meydana gelir. B. fragilis diyafragmanın altından, fi. melaninogenicus ise üstündeki abselerden sorumludur.

Laboratuvar Tanı
Kanamisin ve vankomisin içeren kanlı agarda anaerobik ortamlarda üretilirlebilirlerr. Siyah koloniler B. melaninogenicus'un karakteristik özelliğidir. Tedavi ve Korunma Birçok suşu beta laktamaz üretir bu nedenle tedavide beta laktamaz inhibitörlü sefalosporinler, veya kloramfenikol kullanılmalıdır. Tedavide seçilecek diğer bir seçenek metronidazoldür. Klindamisine her geçen gün artan oranlarda direnç söz konusudur.

SOLUNUM SİSTEMİ İLE İLİŞKİLİ GRAM NEGATİF BASİLLER
Haemophilus influenzae, Legionella pneumophila ve Bordatella pertussis solunum sistemi ile ilişkili gram negatif basillerdir. L. pneumophila su kaynaklarından bulaşması ile ayrılır, diğerleri insandan insana bulaşır.

Haemophilus influenzae
Hastalık Çocuklardaki başlıca menenjit etkenidir. Ancak son zamanlarda özellikle Avrupa ve Amerika'da aşılamaya bağlı olarak etken sıklığı azalmaktadır. Menenjit dışında çocuklarda otit, sinüzit ve epiglottit gibi üst solunum sistemi enfeksiyonları ve sepsis etkeni olarak da görülmektedir. KOAH'lı yetişkinlerde pnömoni yapabilir. Önemli Bilgiler Gram ile zor da olsa, mavi-menekşe renkte, Yersinia'lar gibi kutupsal ve (-) boyanırlar. Hareketsiz, bazen pleomorfik olabilen, kapsüllü kokobasillerdir. Kapsül poliribozil ribitol fosfat (PRP) yapısında olup, virulans ile yakından ilgilidir, bakteriyi fagositozdan korur. Ayrıca, pnömokok ve meningokoklar gibi, lgA1 proteaz enzimi ile salgısal IgA'nın koruyucu etkisini kaldırır. Kapsülüne göre 6 farklı antijenik serotipe ayrılmıştır. Tip b (Hib), invazif tüm H. influenzae türlerinin >% 95 'inden sorumludur.

Patogenez
Sadece insan enfeksiyonları yapar, hayvan rezervuarı yoktur. Üst solunum yolu enfeksiyonları, otitis media, sinüzit veya pnömoni etkenidir. Patogenezi endotoksin ve kapsüle bağlıdır, ekzotoksini yoktur. Enfeksiyonları 6 ay ile 6 yaş arası çocuklarda görülür. Ancak ilk 1 yaş içinde daha sık enfeksiyonu görülür. Klinik Bulgular Akut menenjit etkenidir. Hava yolunda yabancı cisim obstrüksiyonuna bağlı nadiren epiglottit yapar. Kapsüllü türlere duyarlılık, özellikle kapsüler Ag'lere antikor yanıtının yetersiz olduğu çocukluk, splenektomi sonrası ve immünite defektlerinde fazladır. Erişkin ve yaşlı enfeksiyonlarından ise daha çok kapsülsüz türler sorumludur. Daha çok var olan bir kronik akciğer hastalığı zemininde akut alevlenmeler şeklinde kendini gösterir. Akut otitis media ve sinüzitlerin pnömokoklardan sonraki en sık ikinci etkenidir.

Laboratuvar Tanı
Adi besiyerlerinde üretilemezler. Üremeleri için besiyerinde hemin (faktör X) ve NAD (faktör V)'e gereksinimi vardır. Bakteri taze koyun kanlı agarda üremez. Eritrosit eklendikten sonra hafifçe ısıtılarak hemolize edilmiş kanlı agarda (çukulata agarda) ise iyi ürerler; şebnem tanesi gibi koloniler oluşur.

87

Bakterinin diğer bir üretme yöntemi, Staphylococcus aureus ile birlikte ekilmeleridir. Bu amaçla; materyal tüm kanlı agar yüzeyine sürüldükten sonra ortaya 5. aureus çizgi ekimi yapılır. Böylece, beta hemoliz oluşan çizgi ekim bölgesinde H. influenzae için gerekli faktörler aracılığı ile ürerler (süt anne / satellit belirtisi). Menenjit olgularında BOS'da kapsüler antijenlere karşı hazırlanmış lateks aglütinasyon testi kullanılır. Tedavi ve Korunma Bakterilerin ortalama l/4'ünde plazmid ile aktarılabilir betalaktamaz üretimi belirlenen günümüzde, ampisilin, ampirik tedavi için uygun bir seçenek değildir. Kloramfenikol ise halen uygun seçenek olarak kabul edilmektedir. Özellikle menenjit olgularında daha modern seçenekler tercih edilmelidir. Bu olgularda, BOS'a iyi penetre olabilen 3. kuşak sefalosporinler (özellikle sefotaksim ve seftriakson) en uygun antimikrobiyallerdir. Sinüzit ve otit gibi daha hafif enfeksiyonlarda ise sefaklor veya kotrimoksazol uygulanabilir. Polisakkarid kapsül, tetanoz ve difteri toksoidi veya N.meningitidis dış membran proteini (OMP) gibi büyük protein yapılara hapten olarak bağlandığında hem IgM ve hem de IgG yapısında ve uzun süreli Ab sentezi sağlayabilir. Bu teknikle "konjuge Hib aşıları" geliştirilmiştir (PRP-T, PRP-D, PRP-. OMP aşıları). Bu aşılarla çocuklarda güçlü antikor yanıtı ve iyi bir koruyuculuk sağlanmıştır. Hastalarla temaslılara 4 gün süre ile 10 mg/kg dozda rifampisin verilmesi ile kemoprofilaksi sağlanmış olur.

Legionella
Hastalık Legionella pneumophila hem toplumdan kazanılmış, hem de nosokomiyal pnömoni yapar. Pnömoni şeklinde seyreden Lejyoner hastalığının etkenidir. Önemli Bilgiler Standart gram boyama yöntemleri ile iyi boyanmayan gram negatif basildir. Pnömonilerinden genellikle L. pneumophila sorumludur, nadir olarak L. micdadei ve L. bozemanii'de etken olarak saptanabilir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri su kaynaklarından bulaşır. Hastane kaynaklı salgınlarda havalandırma sistemleri, banyolar ve buhar cihazları sorumludur. Giriş akciğerlerdir ve asıl bulgu pnömonidir. Ağır seyirli atipik pnömoni tablolarına yol açar, tedavisiz olgularda mortalite % 20-40'lara çıkmaktadır. Ancak vasküler hasar nedeniyle beyin ve böbrekler gibi multiorgan enfeksiyonları görülür. İntrasellüler yaşama özelliğindedir, makrofajların içinde yaşamlarını sürdürebilirler, fagolizozomu engellerler. Hücresel immünite asıl defans mekanizmasını oluşturur. AIDS'li hastalar, kanserliler, transplantasyonlular veya kortikosteroid alanlarda ağır seyirli ve fataldır. Klinik Bulgular Hafif influenza benzeri enfeksiyondan (Pontiac hastalığı) ağır seyirli pnömonilere kadar değişen tablo ile seyreder. Hiponatreminin olması diğer atipik pnömonilerden farkıdır. Enfeksiyonların çoğu 7-10 günde spontan iyileşir, fakat immünyetersizliklilerde fatal seyi rlidir. Mycoplasma pnömonisi, viral pnömoniler, psittakoz, Q ateşi ve klamidya pnömonisi gibi atipik pnömoniler ayırıcı tanıda dikkate alınmalıdır. Tablo 2.31 Atıpik pnömoni etkenleri ve özellikleri
Mycoplasma pneumoniae Legionella pneumophila Chlamydia psittaci Chlamydia trachomatit CoKİella burnetti Hafif, Üsye ile birlikte, gençlerde, soğuk aglütinin pozitif Yaşlılarda, ağır tablo, klima, ishal, hiponatremi, baş ağrısı Kuşlardan, splenomegali Yenidoğan, konjuktivit Çiftlik hayvanları, kedi/köpek teması, splenomegali, hepatit

88

Laboratuvar Tanı
Balgamda nötrofilleri görülür ancak bakteri yoktur. Balgam veya kandan standart besiyerlerinde üretilemez. Demir ve sistein içeren besiyerlerine ekmek gerekir. Tanı daha çok antikor titrelerindeki artış ile konulur. Tedavi ve Korunma Tedavisinde öncelikle eritromisin seçilmelidir, rifampisin ile kombine edilebilir. Pontiac hastalığında tedavi gerekmez. Beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. Korunmada sigara ve alkol kullanımının önüne geçilmesi hastalık açısından önemlidir. Ayrıca aerosol tarzında su kaynaklarının önüne geçilmelidir.

Bordatella
Hastalık Bordatella pertussis boğmaca etkenidir. Gram negatif, kapsüllü kokobasillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Tek konakçısı insandır. Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Organizma üst solunum yollarının epiteline tutunur ancak dokulara invazyon yapmaz. Patogenezinde siliya epitellerinin nekrozu önemli bir bulgudur. Toksinleri aracılığı ile boğmacaya yol açar. Başlıca virülans faktörleri ipsi hemaglütininleri (epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur) ve toksinleridir. Başlıca toksinleri ; 1. Pertussijen toksin adenilat siklazı stimüle eder. Lenfositoz geliştiren faktör veya histamine duyarlılık faktörü de denmektedir. Lenfositik lökositoza yol açar, bakterilerin siliyalı epitel hücrelerine yapışmasından sorumludur, antijeniktir. Bu etkinliklerden başka insülin salgılatma ve hipoglisemi geliştirme özelliği de vardır. 2. Adenilat siklaz toksini: Lökositlerin kemotaksisini, fagositoz ile öldürme yeteneğini, alveoler makrofajların oksidatif mekanizmalarını ve doğal katil hücre (NK) aktivitesini bozar. 3. Trakeal sitotoksin: Hücre duvarı yapısında bulunan bir peptidoglikan monomeridir. Siliyer hücrelere etki ile siliyer hareketleri durdurur ve epitel hücrelerinin yapısını bozar. Klinik Bulgular Boğmaca 4 yaşın altındaki çocuklarda gelişen akut trakeobronşittir. Boğmaca uzun süren bir çocukluk dönemi hastalığıdır. Boğmaca krizleri 4 hafta kadar sürebilir, hastalığın ciddiyetine rağmen bakteriyi solunum ve kan kültürlerinden izole edemezsiniz. Uzun süreli olmasının nedeni, trakeal sitotoksinin siliyer hücrelerde oluşturduğu paralizi ve dejenere olan epitel hücrelerinin rejenerasyonunu yavaşlatmasıdır. Inkübasyon periyodu 1-3 haftadır. Hastalık dönemleri; 1. Dönem (kataral): İki hafta süreli nezle, düşük dereceli ateş görülür. Bulaştırıcılığın en fazla olduğu dönemdir. 2. Dönem (spazmodik öksürük): iki hafta ile iki ay arasında sürebilen kentöz öksürükle özel bir dönemdir. Siliyer aktivite bozukluğu nedeni ile koyu olan balgam çıkarılamaz, öksürük, sonunda kusma, konvülsiyonlar görülür. Konjunktival kanamalar ve epistaksis gelişebilir. 3. Dönem (İyileşme): İyileşme uzun sürer. Bu dönemde sekonder bakteriyel pnömoniler, nöbetler sırasındaki beyin hipoksisi ve küçük kanamalara bağlı ensefalopati ve epilepsi gibi komplikasyonlar bu dönemde gelişir.

Laboratuvar Tanı
Zorunlu aerop, Gr (-) basildir. Bordet Gengou (Patates + gliserinli Agar) besiyerinde ürer. Ekim yapılacağında tavşan kanı eklenir. Kültür materyali nazofarenksten eküvyon ile alınır veya hasta plağa öksürtülür. 3-4 günde cıva damlası gibi, hemoliz yapmış koloniler oluşur. Tipik laboratuvar bulgusu: 20-30 bin/mm3 lenfositik lökositoz Tedavi ve Korunma Erken dönemde seçilecek ilk ilaç eritromisin'dir. Diğer seçenekler; ampisilin, kloramfenikol, tetrasiklin'dir. >10 gün sürdürülmelidir. İlk günlerden sonra antibiyotiklerin etkisi sınırlıdır, sadece bulaştırıcılığı azaltır. Halen inaktive bakteri süspansiyonundan hazırlanan aşı (DBT) ve sadece toksinlerinden hazırlanmış asellüler aşıları vardır. Aşılamadan sonra lokal ve hafif sistemik belirtiler çıkabilir.

89

HAYVAN KAYNAKLI GRAM NEGATİF KOKLAR (ZOONOZLAR)
Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak bölgesel lenfatiklere ilerler. Daha sonra bakteriyemi ile dalak, karaciğer, kemik iliği, böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar, endotoksinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2.11). Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır.

Brusella
Hastalık Brusella suşları bruselloz (Malta humması, ondülan ateş) etkenidir. Önemli Bilgiler Zoonozdur. Kapsülsüz küçük gram negatif basillerdir. insanlarda hastalık yapanlar; B. abortus, B. melitensis, B. suis ve B. canis'dir. Brucella bakterileri gram negatif, aerop nonmotil kokobasillerdir. Zenginleştirilmiş besiyerlerinde 2-5 günde konveks, düz koloniler yapar. Brucella bakterileri intrasellüler yerleşimlidir. B. abortus diğerlerinden farklı olarak %5-10 CO2'li ortamda ürerler. Dört suşunda da katalaz ve oksidaz pozitiftir. Isı ve asiditeye orta derecede duyarlıdırlar ve pastörizasyon ile öldürülebilirler. Patogenez ve Epidemiyoloji Hastalık insanlara 1. Kontamine süt veya süt ürünleri (özellikle pastori ze edilmemiş süt ile yapılan peynir) (Tablo 2.34) 2. Enfekte hayvan vücut sıvılarının, bütünlüğü bozulmuş deri veya konjunktivaya direkt teması 3. İnfeksiyöz aerosollerin inhalasyonu 4. Konjunktivalar yoluyla bulaşır. (Şekil 2.10)

Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak

90

abortus 99S kökeninin kolonilerinden alınan inaktive edilmiş bakteriler kullanılır. (Tablo 2. B. periton ve plevral sıvılardan da ekimler yapılabilir. canis enfeksiyonlarında Wright aglutinasyon testi negatif bulunur. endotok-sinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2. İnsanlara bulaşmada. 1. Titre >1/160 ise aktivasyon vardır. Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar. Coombs serumu ile tekrarlanmalıdır. Klinik olarak Bruselloz düşünülen. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 6-20 gün kadardır. Bakteri izolasyonu kan veya kemik iliği materyali ile Brain-Heart infüzyon agarda yapılır. kemik iliği. Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır. Serolojik (immünolojik) Testler: Hasta serumu ile yapılan Wright Agglütinasyonu (tüp aglütinasyonu ). İdrar. ancak Wright Aglütinasyonu (-) bulunmuş bireylerde test.12).abortus diğerlerinden farklı olarak % 10 CO2li ortamda üreyebilir (mikroaerofil). Wright Aglütinasyonu B. 91 .11). karaciğer.32) Tekrarlayan bruselloz olgularında 2-merkaptoetanol ile tanımlanabilir. Brusella bakterileri eritriolün bol miktarda bulunduğu hayvan plasentasında üreyebildiği için sığırlarda düşük yapar. böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). Gelişen antikorlar inkomplet blokan özellikte olabilir. İrin gibi kontamine materyal özel besiyerlerine (Brucella Agar gibi) ekilir. Akut enfeksiyon 3. mastitli meme dokusundan alınan süt çok önemlidir. Ring testi ise sütte antikorların araştırılması için uygulanır (Şekil 2. Kronik enfeksiyon Laboratuvar Tanı B. Subakut enfeksiyon (Ondülan tip) 4.bölgesel lenfatiklere ilerler. Daha sonra bakteriyemi ile dalak. İnsan plasentasında eritriol bulunmaması nedeniyle düşük görülmez. Bruselloz için 1/160 pozitiflik anlamlıdır. Asemptomatik enfeksiyon 2. Rose Bengal (lam aglütinasyonu) ve tam kan ile yapılan Spot test (lam aglütinasyonu) ile gelişen antikorlar araştırılır.

Wright testini yalancı pozitif yapan durumlar
• Tularemi geçirenler • Kolera aşısı yapılanlar • Tüberkülozlular • Lenfomalılar • Y. enterocolitica enfeksiyonu geçirenler Tedavi ve Korunma Kombine antibiyotik kullanılmalıdır. Bu nedenle erişkinlerde tetrasiklin ve rifampisin kombinasyonu kullanılmaktadır; Rifampisin yerine streptomisin (1 g/gün, i.m., 21 gün) de kullanılabilir.

Komplikasyonları
Brusella tüm sistemleri tutabilir. Genellikle selim tabiatlıdır. Brusella endokarditi fatal seyirli olabilir. Daha çok aort kapağı tutulur. Tanısı gecikmiş, eski olgularda gelişir. Ölüm, progressif konjestif kalp yetersizliğindendir. Tıbbi tedaviye ek olarak kapak replasmanı yapılır.

92

Tablo 2.32 Wright testinin yorumlanması
Sonuç Negatif Negatif Pozitif Prozon 1/20 + + 1/40 + + 1/80 + + 1/160 + 1/320 (+/-) + + 1/640 1/1280

Tablo 2.33 Yiyeceklerin kontaminasyonu aracılığı ile bulaşan zoonozlar
Cins Bakteri Hastalık Brusella Etken Brucella melitensis B. abortus Campylobacter jejuni Listeria monocytogenes Salmonella suşları (S. typhi hariç) Mycobacterium bovis Lassa virüs Giardia lamblia Cryptosporidium Toxoplasma gondii Taenia saginata Taenia solium Sestod Sestod Grup Gram negatif basil Gram negatif basil Gram pozitif Gram negatif basil Aside dirençli bakteri Arenavirüs Hayvan Keçi, sığır Kontamine yiyecek Süt ürünleri

Campylobacter enfeksiyonu Listeryoz Salmonelloz

evcil hayvanlar Evcil hayvanlar, kemiriciler, kuşlar Evcil hayvanlar, kaplumbağa Sığır

Süt, su, et, kümes ürünleri Sebze, su, peynir Süt, yumurta, et, kabuklu ürünler Süt

Tüberküloz

Virüs Protozoo n

Lassa humması Giardiasis Cryptosporidiosi s Toxoplazmoz

Fare Vahşi hayvanlar Buzağı Kedi

Kontamine yiyecekler Suda kistler Ookistler Kedi dışkısındaki ookistler, iyi pişmemiş etlerdeki doku kistleri İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus) İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus), topraktaki yumurtalar İyi pişmemiş balıktaki larva Yumurta İyi pişmemiş balıktaki larva Larval kistler

Helmintle r

Tenialar

Sığır Domuz

Diphyllobothriu m latum Echinococcus Anisakiasis Trichinosis Anisakis Trichinella spiralis

Sestod Sestod Nematod Nematod

Balık Köpek, koyun, geyik, tilki Balık Domuz, evcil memeliler, vahşi memeliler, kemirgenler Köpek

Visseral larva migrans

Toxocara canis

Nematod

Topraktaki yumurtalar

Francisella
Hastalık Tularemi etkenidir. Önemli Bilgiler Çok küçük, intrasellüler üreyebilen Gr (-) kokobasillerdir. Hayvanlar arasında artropodlarla yayılır. İnsanlara infekte vahşi hayvanlardan yaralanmış deriden direkt kontakt ile, besinlerle, vektör kenelerle veya inhalasyon yolu ile bulaşır.

93

Çok az sayıda (10 tane dahi) bakterinin bir artropod ısırığı veya deriye temas ile bulaşması yeterlidir. İnhalasyonla 50 adet, oral yoldan ise yüz milyonlarca bakteri gerekir. Klinik Bulgular En sık ülseroglandüler şeklidir (Şekil 13). Diğerleri; tifo benzeri, oküloglandüler, glandüler, pnömoni, menenjit şekilleridir. Fistülleşme görülür.

Laboratuvar Tanı
Francis besiyerinde üretilebilir. Laboratuvar bulaşma dikkat edilmelidir. Sıklıkla kullanılan tanı yöntemi serumda antikor titrelerine bakmaktır. Tedavi ve Korunma Tedavide streptomisin seçilecek ilk ilaçtır. Diğerleri ise gentamisin ve tetrasiklindir. Ülserde tıbbi tedavi yetmeyebilir, cerrahi tedavi uygulanır.

Yersinia spp.
Hastalık Yersinia pestis veba etkenidir. Diğer suşlar olan Y. enterocolitica ve Y. pseudotuberculosis gastroenterit etkeni bakterilerdir, besin zehirlenmesi yaparlar. Kutupsal boyanan kokobasillerdir. Taze kültürlerde kapsüllüdür. Soğuk ortamda üremeleri daha kolay olduğu için Yersinia'ların diğer enterik bakterilerden ayırmak için ikili (22 ve 37°C) ekimler yapılır. Laktoz (-) dir.

Yersinia pestis
Bipolar boyanan, hareketsiz, buyyon ve jelöz gibi adi besiyerlerinde kolaylıkla üreyebilen bir bakteridir. Buyyonda zar yapar. Bakterinin 5 virülans faktörü vardır. 1) F-1 olarak adlandırılan zarf antijeni fagositoza karşı koyar 2) Endotoksin, 3) Ekzotoksin, 4) V antijen, 5) W antijen. Son üç proteinin etkileri bilinmemektedir.

Klinik
Pireler aracılığı ile kemiricilerden insanlara bulaşır (Tablo 2.34). Bubonik veba en sık görülen klinik formudur, pirenin ısırdığı yerde ağrı ve innerve ettiği lenf bezinde ağrılı sert şişlik vardır.

94

Bubonlar vebanın karakteristik bulgusudur. Septik şok ve pnömoni ağır enfeksiyonlarıdır. Pnömonik veba hastaların akciğer sekresyonlarının inhale edilmesi ile de bulaşabilir. DIC, kutanöz hemoraji endotoksin ile gelişir, fatal seyirlidir (kara ölüm). Laboratuvar Bubondan hazırlanan yayma ve kan veya abse kültürü en iyi tanı materyalidir. İşlem sırasında sıçrayan partiküller ile konjunktivadan bulaşma gelişebilir. Giemsa veya Wayson boyası ile Gram'dan daha iyi sonuç alınır. Ateşli dönemde çift ekimli hemokültür, balgam var ise direkt inceleme ve çift ekimler yapılmalıdır. Kanlı agarda saçlı koloniler yaparlar (şarbondaki gibi). Tedavi Tedavide seçim streptomisin ile tetrasiklinin kombinasyonu olmalıdır, ancak streptomisin tek olarak ta verilebilir. Bilinen antibiyotik direnci yoktur. Diğer seçenekler tetrasiklin ve kloramfenikol'dür. Bubonların insizyonu ve drenajı gereksizdir. Tedavisiz olgularda ölüm oranı yüksektir. Aşısı vardır. Tablo 2.34 Artropod vektörler aracılığı ile bulaşan etkenler
Tür Bakteri Hastalık Lyme hastalığı Veba (bubonik) Rekürren ateş Tularemi (İnhalasyon, yiyecekler ve direkt deriden de bulaşabilir) Kayalık dağlar benekli ateşi Çalılık ateşi Murin tifüs Rickettsial pox Ehrlichiosis Virüsler Sarı humma Ensefalitler Eastern Equine Westem Equine Venezuelan Equ. Rift Valley fever Kırım-Kongo Hemorajik ateş Colorado kene ateşi Protozoonl ar Babezyoz Layşmanyaz (Kalaazar, kutanöz layşmanyaz) Amerikan trypanosomiasis Vektör Sert kene Pire Sert kene Kene, pire Organizma Borrelia burgdorferi Yersinia pestis Borrelia recurrentis Francisella tularensis Rickettsia rickettsii Rickettsia tsutsugamushi Rickettsia typhi Rickettsia akari Ehrlichia canis Flavivirus Alphavirus Mikrobial grup Spiroket Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Rickettsia Rickettsia Rickettsia Rickettsia Ehrlichia Togavirus ailesi Togavirus ailesi Bunyavirus ailesi Bunyavirus ailesi Reovirus ailesi Rezervuar Hayvan Kemirgenler, geyik Tarla fareleri, kemirgenler Kemirgenler, vahşi memeliler Kemirgenler, vahşi memeliler, kuşlar Vahşi kemirgenler, köpekler Vahşi kemirgenler, fareler Fareler Fare Köpekler Primatlar Kuşlar, atlar

Kene Akar (mite) Pire Akar (mite) Kene Sivrisinek Sivrisinek

Sivrisinek Kene Kene Kene Felebotom

Bunyavirüs Bunyavirus Orbivirüs Babesia spp Leishmania suşları

Koyun, keçi, sığır Evcil hayvanlar, kemirgenler Kemirgenler Evcil ve vahşi hayvanlar Köpekler, tilki, kemirgenler ve memeliler Köpek, kedi, armodilla, vahşi memeliler Sürüngenler, Sığırlar, vahşi hayvanlar

Reduviid bug (kissing bug) Çe çe sineği (Tsetse)

Trypanosoma cruzi

Afrika uyku hastalığı

Trypanosoma suşları

95

Yersinia enterocolitica
25°C'de peritriş kirpikleri ile hareketli, 37°C'de ise hareketsizdir. Buzdolabı ekimleri ayırıcı tanı açısından önemlidir. Y enterocolitica 0:9 ile B. abortus arasında antijenik benzerlikler vardır. Tanıda karışıklıklara neden olabilir. Kış aylarında daha çok olmak üzere besin zehirlenmesi etkenidir. Bunlarda da V ve W antijenleri vardır. Hastalıklardan sorumlu olan başlıca serotipler Amerika'da 0:8, Avrupa'da 0:3 ve 0:9'dur.Bakterinin kendisine bağlı olarak meydana gelen hastalıklar gastroenterit ve enterokolit, sepsis, mezenter lenfadenit (Pseudoapendisit), terminal ileit'tir. HLA-B27 Ag ve bakteri Ag'lerinin benzerliği sonucunda oluşan otoantikorlar sıklıkla gastroenteritin başlangıcından birkaç hafta sonra (ortalama 1 ay) gelişir. Reaktif artrit en sık orta ve küçük eklemlerde görülür. Bunun dışında tenosinovit, eritema nodosum, konjunktivit, miyokardit perikardit, glomerülonefrit, temporal arterit, Henoch Schönlein purpurası, Reiter Sendromu 'da gelişebilir. Tanı spesifik besiyenine (CİN agar) +4, 22 ve 37°C'de ekimler ve aglütinasyon testleri ile konulur.

Pasteurella
Hastalık Kedi ve köpek ısırıklarından sonra gelişen yara infeksiyonları yapar (Tablo 2.35). Önemli Bilgiler Bipolar boyanan küçük kapsüllü gram negatif basillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri köpek, kedi gibi evcil hayvanların ağız florasında bulunur, hayvanlarda sepsise neden olabilir. Hayvanların insanları ısırması sonucunda yara enfeksiyonlarına, sellülit, lenfadenit ve abselere yol açabildiği gibi; menenjitlere, immün supresse hastalarda sistemik enfeksiyonlara ve KOAH'lılarda nadiren pnömoniye neden olabilir. Tablo 2.36 Bazı zoonozların bulaşma yolları
İnsan ısırığı Kedi-köpek ısırığı Kedi tırmığı Fare ısırığı Eikenella corrodens Pasteurella multoci dea, Capnocytophaga canimorsus (özellikle splenektomi sonrası) Afipia felis, Bartonella henselea Streptobacillus moniliformis, Spirillum minus

Tedavi ve Korunma Penisilin G tedavide ilk seçenektir. Antibiyotiklere direnci gösterilememiştir. Kedi veya köpek ısırıklarında korunma amacıyla ampisilin kullanılır. Tablo 2.35 Hayvan ısırığı ile bulaşan enfeksiyonlar
Tür Bakteri Hastalık Pasteurellosis Fare ısırığı hastalığı Etken Pasteurella multocida Spirillum minus Streptobacillus moniliformis "DF-2" Virüsler Rabies Herpes B ensefomyeliti Mantar Blastomycosis Capnocytophaga canimorsus Rabies virüs Herpesvirus simiae (Maymun pox virüs) Blastomyces dermatitis Grup Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Rhabdovirus Herpesvirus Hayvan Köpek, kedi, kuş ve vahşi memeliler Fare, kedi Fare, kemirici, hindi Köpek Evcil memeliler, tilki, köpek, kedi, yarasa, sığır Maymun Köpek

96

İnsanlar doğal kaynaklarıdır. avium intracellulare gibi) Mycobacterium tuberculosis Hastalık Tüberküloz etkenidir.Jensen [Yumurta + Patates + Mineraller + inhibitör (Malaşit Yeşili)] Middlebrook 7H [14C kullanılarak yapılan hızlı tanı yöntemleridir] kullanılan besiyerleridir. inek sütlerinde bulunur. Bakteri. böbrek gibi) yerleşmeyi sever. zorunlu aerop bakterilerdir. Bulaşma ve Epidemiyoloji M. M. tuberculosis zorunlu aeroptur. Genellikle önce akciğer enfeksiyonu şeklinde başlar. leprae üretilemez. Klinik materyalleri konsantre etmek için NaOH kullanılır. Kültürde görülebilir kolonilerinin oluşması için 6-8 hafta süre gerekir. Vücutta başlıca RES hücreleri içinde (özellikle makrofajlar) bulunurlar. Wax D'nin antijenlere karşı immün yanıtı arttırdığı gösterilmiştir. bovis (sığır patojeni. Önemli Bilgiler M. tuberculosis insanlara damlacık enfeksiyonu ile bulaşır (Şekil 2. Virülan suşlarda kord faktör benzeri "serpentin" bulunur. Basil kuruluğa dirençlidir. Ayrıca organizmada birçok protein daha bulunur. M. Hücre duvarında birçok kompleks lipid içerir. leprae. 97 . M. Hücre duvarındaki lipidler yüzünden (duvarın %60'ı) aside rezistan boyanır (ARB). M. . süt enfeksiyonu) . gliserole duyarlı. yapı olarak Gram pozitiftirler. pastörizasyon işlemi hatalı yapılırsa insanlarda gastrointestinal tüberküloza neden olur.MİKROBAKTERİLER Mycobacteria Aside rezistan. Fosfatidler kazeifikasyon nekrozu oluşumunda rol oynarlar. Löwenstein . Bu nedenle yüksek oksijen bulunan dokulara (akciğer. bu durum aerosollerle bulaşmada önemlidir. tuberculosis (insan patojeni. Gelişmekte olan ülkelerde M. tuberculosis'in ekzotoksini ve endotoksini yoktur. lezyonlar organizmanın varlığına ve konağın yanıtına bağlıdır. tuberculosis asit ve alkalilere dirençlidir. tuberculosis'in ortalama yarılanma ömrü 18 saattir. gliserole dirençli) M. böylece kurumuş balgamlarda uzun süre canlı kalabilir. Duvar yapısının özelliğinden dolayı Gram ile kötü boyanırlar. M. tuberculosis kültürde üretilebilirken. Kord faktör ise organizmanın virülansı ile ilişkilidir. Tüberküloz basili dışı mycobacteriler (M. Bunlar Waxlar ile kombine edildiğinde gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonlarına sebep olurlar. Bunlardan. Patogenez M. hayvan enfeksiyonları görülmez. Hiçbir mikobakteri toksin üretmez. Bu proteinler PPD (purified protein derivative) deri testindeki antijenlerdir.14). M. uzun zincirli yağ asitleri olan mikolik asit organizmanın ARB boyanmasını sağlar. bovis enfeksiyonları da önemlidir. inhibitör boyalar diğer bakterilerin üremelerini engeller.

Antijenle daha sonraki karşılaşmalarda ise karşılaştığı bölgede. dalak. çevreye saçılan. süt çocuğu ve küçük çocuklarda çoğunlukla primer enfeksiyon şeklindedir ve milier formun görülmesi de nadir değildir.37 PPD testi >5mm indurasyonların (+) kabul edildiği kişiler • infekte kişilerle kontakt kurmuş bireyler • Anormal göğüs grafisine sahip kişiler • HIV infekte ve diğer immunsüpresif kişiler >10mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Yüksek prevalansa sahip bölgelerden göç etmiş yabancılar • Sağlık personeli • Toplu yaşanılan yerlerde kalanlar (Yurtlar. aerosoller alveollere kadar ulaşabilmektedir (Şekil 2. Akciğerde akut. kemik. lokalize. solunum yollarındaki silier aktiviteye takılırken veya havada uzun süre kalamazken. Bölgedeki makrofajlanın birbirine füzyonu sonucunda basillerin çevresinde multinükleer dev hücreler (Langhans) oluşur. bu etkinlik basillerin öldürülmesi için yeterli değildir. karaciğer. Lenfatik yayılım sonucunda akciğer hiier lenf bezlerinin de olaya katılması ile Ghon odağı gelişir. havada uzun süre asılı damlacık halinde bulunabilen ve herbiri 1-3 basil içeren küçük. basillerin ve konağın bazı özelliklerine ve karşılıklı etkileşimlerine göre farklılıklar gösterebilmektedir: ilk karşılaşmada alveollere yerleşen basile karşı ilk olarak nötrofil yanıtı gelişir. buralarda odaklaşırlar (milier tbc). Infekte olmuş makrofajlar. kemik iliği ve MSS (Rich odağı) gibi organ ve dokulara da yayılabilirler. Dolayısıyla. Basil saçan insanların öksürerek çevreye saçtıkları iri tükrük damlacıkları. bölgeye toplanan nötrofiller ve sitokinlerce aktive edilememiş alveoler makrofajlarca fagosite edilirlerse de. bakımevleri) • Diğer medikal risk faktörleri olan kişiler >15 mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Risk faktörü olmayan kişiler 98 . bazen de mediastinal lenf bezlerinden hematojen yayılımla akciğer apeksine (Simon odağı). şiddetli bir enflamasyon ile sınırlandırılarak yayılması engellenir (Tip IV Aşırı Duyarlılık benzeri). basiller. Primer enfeksiyonun seyri. ortalama 2-6 hafta sonra gelişmeye başlayan hücresel inımünite sonucunda PPD pozitifleşir. Basiller fagolizozom gelişimini önleyerek bunların zararlı etkilerinden korunurlar.15). Basillerin makrofajlarca mediastinal hiler lenf bezlerine taşınması sonucunda. Zamanla üredikleri makrofajları parçalayarak serbestleşirler ve bunu fagositoz-intrasellüler üremelizis döngüleri izler. Böylece intrasellüler olarak üremeye başlarlar ve enfeksiyon başlar. Tablo 2. Tbc. Organizma basil ile daha önceden karşılaşmamışsa. bakteriyel pnömonide olduğu gibi bir enflamasyon oluşur. içlerindeki basilleri bölgesel (hilermediastinal) lenf bezlerine lenfatik yolla ulaştırabildikleri gibi (Ghon odağı). immünite gelişmemiştir.Koch fenomeni: Organizma bir antijenle uygun dozlarda karşılaştıktan sonra bellek T lenfositleri aracılığı ile bir duyarlılık gelişir.

epiteloid hücreler. salgıladıkları sitokinler aracılığı ile dolaşımdaki makrofajları aktifleştirirler. Buna granülom adı verilmektedir. fibroblastlar. Bu büyük lezyonların sınırlandırılması sırasında çevredeki kalın fibrin dokusu lezyon içine yeterli sayıda makrofajların girişini engeller. Bu arada makrofajlarca salınan prokoagülan faktörler koagülasyon faktörlerini aktifleştirir ve böylece kan damarlarında trombüsler gelişir. Hiler lenf bezlerinde de sınırlı bir kazeifikasyon nekrozu ve kalsifikasyon oluştuktan sonra rezolüsyon gelişerek birey tamamen iyileşebilir. Ardından. 99 . monosit ve lenfositlerden ibaret kalın bir yapı oluşturulur. Basilleri çevreleyen multinükleer dev hücrelerin de çevresinde. Basil sayısının çok fazla olduğu durumlarda ise sınırlandırılamaz ve makrofajlarda bulunan TNF-. granülomun çevresine fibröz doku oturur. Sonuçta lezyonun santral bölgesinde kazeifikasyon nekrozu gelişir. basil bu şekilde sınırlandırılır. İlk eksüdatif lezyon 3 mm'den küçük bir odak halinde fibroze olmuşsa. reaktif oksijen metabolitleri ve basilin kord faktörü gibi toksik ürünler.CD4+T lenfositler. bölgedeki doku yıkımını arttırır. Bu yapıya tüberkül adı verilmektedir.alfa. makrofajlar basilleri öldürebilir. Basil miktarının fazla olduğu daha nadir olgularda ise akciğerde >5 mm nekroz odakları oluşur. Eğer basil sayısı az ise aktifleşmiş makrofajlar minimal doku hasarı ile basili sınırlayacaktır. Böylece basil öldürülemez.

Kural olarak. genç bir kişide serozaların inıflamasyonunda tbc ve kollajen doku hastalıkları başta düşünülmelidir. Orta bölgedeki kazeumun bronşa açılması ile ortası kaviteli. Primer enfeksiyonun yayılırını sırasında basil beyine de ulaşabilir ve özellikle de pO2si yüksek olan bazal bölgeye.Basil ile ilk kez karşılaşmış kişilerin primer enfeksiyonlarında gelişmiş olan tüberkül de sınırlayıcı olamayabilir. Tbc çocuklarda saptanan plevral efüzyonların en önemli nedenlerindendir. Bronşa açılım sonucunda akciğer içi yayılımla tbc bronkopnömoni veya lenfohematojen yolla milier tbc gelişebilir. 100 . çevresi bağ dokusundan ibaret kavern gelişir. Primer kompleks plevraya yakınsa plevral efüzyon gelişebilir. Bu patolojik yapı da fibrozis veya kalsifikasyon ile iyileşir.

ürogenital tbc. menenjit. Basil. tbc menenjit tablosuna yol açabilir. alkolizm. Primer enfeksiyon %90 şifa bulur. ikinci karşılaşma bölgesinde (çoğunlukla akciğerde) veya reaktivasyonun geliştiği bölgede (beyin. Diabetlilerde ise atipik lokalizasyonlarla karşılaşılabilir. primer enfeksiyon sırasında hematojen yayılımla çeşitli organlara yerleşmiş ve gelişen anti-tbc immünite ile ilk basillerin tekrar aktifleşmesi ile reaktivasyon denir. Organizmada ilk karşılaşma ile edinilmiş olan geç tip ADR nedeniyle. 101 . kontrol altına alınamamış diabet ve gebeliktir. boğmaca gibi) veya ilaçlar nedeniyle meydana gelen supresyon sonucunda gelişmektedir. granulom tüberkül ve kavern gelişimi ile sonuçlanır. Sekonder endojen enfeksiyon (reaktivasyon) immün sistemde viral hastalıklar (rubeola. Dışarıdan basilin alınması büyük çoğunlukla solunum yolundan gerçekleşir. Tüberkül bronşa boşalırsa bronkojen yayılım oluşur. Renal tbc'de hematüri önemli bir bulgudur. Gelişen immüniteyle burada sınırlandırılabilir veya daha çok çocuklarda görüldüğü gibi. Bu kez hiler lenf bezleri olaya katılmaz Sekonder enfeksiyondaki doku yanıtı prodüktif niteliktedir. Ancak konak akciğerinde ve daha çok hiler lenf bezinde sınırlandırılmış konumda sessiz ancak canlı basil taşıyabilir. Sekonder enfeksiyon: Tbc basilleriyle 2. plasenta veya amniyotik sıvı yoluyla fetusa da geçebilmekte ve konjenital enfeksiyonlara yol açabilmektedir. böbrek. Tbc lenfadenit daha çok çocuklarda görülür. özellikle submandibuler servikal ve akciğer hiler lenf bezleri tutulur. Hiler lenf bezinden komşuluk yolu ile akciğer ve plevra tbc. immüno-süpres-sif tedavi. Sekonder ekzojen enfeksiyon (reenfeksiyon) genellikde akciğerde apeks bölgesindedir. kez karşılaşma ile ekzojen olarak meydana gelmişse reenfeksiyon. Fistülize olarak cilde açılabilirler. dalak gibi primer enfeksiyonun dağıldığı bölgelerde) enflamasyon oluşur. dalak. habasetler ve HİV enfeksiyonu gibi enfeksiyon hastalıkları. eklem ve kemik tbc. deri tbc gibi organ/doku tbc veya venalara açılım ile milier tbc gelişebilir. değişik bölgelerde tbc lenfadenit. kemik. influenza. Açılım pulmoner venaya olmuşsa milier tbc gelişebilir. Reaktivasyonda etkili faktörler. malnutrisyon.subkortikal beyin dokusuna yerleşir. granulomatöz hepatit.

Bu aşının yapıldığı kişide. Milier tbc yaygın lezyonlar ile karakterizedir. Dissemine tbc'nin en önemli klinik formları tbc menenjit ve vertebral osteomyelit (Pott hastalığı) dır. gece terlemesi ve kilo kaybı en çok görülen bulgulardır. Auramin boyaması ile floresan görünümlü bakteriler daha kolay tanınabilir. Tedavi Multipl ilaç tedavisi 6-9 ay süresince uygulanır. diğer tbc basillerinden ayrımında kullanılır. tedavide kullanılan ana ilaçtır. NaOH ile konsantre edilen materyal Löwenstein Jensen agara ekilir. INH'ın hepatotoksik olduğu unutulmamalıdır. Değerlendirme 8 haftalık bir süreçte yapılmalıdır (Şekil 2. Pulmoner tbc'de INH. Atipik Mycobacteria Doğal ortamda çok yaygın bulunan bu bakteriler immün sistemi normal olanlarda enfeksiyon etkeni olmazlar. Ateş. bazen de 10 hafta sonra PPD testi pozitifleşir ve aşı yerinde hızla iyileşen küçük bir doku reaksiyonu gelişir. İmin ün yetersizliği ve ilaç direnci olanlarda etambutol eklenir ve bu dörtlü tedavi 9-12 ay devam eder. Laboratuvar Tanı Klinik materyallerin ARB ile boyanması ilk yapılan laboratuvar testtir. semptomatik tbc enfeksiyonlu ailelerin çocuklarına. İzoniazid gibi ilaçlara direnç nedeniyle duyarlılık testleri uygulanabilir. Scrofula'da ağrısız genellikle tek taraflı servikal lenfadenit görülür. scrofulaceum scrofula etkenidir.İmmünite ve Hipersensitivite İmmünite BCG (Bacille de Calmette-. INH ve rifampin 6 ay. İzoniazid bakterisidaldir. 4-6. 102 .Guerin) aşısı ile sağlanır. virüs ve lösemi/karsinom gibi tümör hücrelerine karşı immunstimülasyon sağlamaktadır. immunsupresyondaki PPD pozitifleşmiş hastalara INH ile 6-9 aylık kemoprofilaksi uygulanır. Büyüme ve pigment oluşturma yeteneklerine göre dört grupta incelenirler. basil. halsizlik. tuberculosis niasin üretir.18). tuberculosis hem de M. BACTEC besiyerinde radyoaktif metabolitler vardır ve üreme 2 hafta içinde gösterilebilir. duyarlılara göre daha kolay sınırlandırılmaktadır. pirazinamid 2 ay kullanılır. BCG aşısı. Ayrıca. bakteri. M leprae'ya karşı bağışıklığı güçlendirir. Hastanın balgamı 2-3 hafta içinde noninfeksiyöz olmasına rağmen tedavinin normal süresince devam ettirilmesi gerekir. Pulmoner tbc'de öksürük ve hemoptizi olur. rifampin ve pirazinamid üçlü tedavisi uygulanır. Aşı uygulandıktan sonraki karşılaşmalarda. Hem M. Klinik Bulgular Basil ile birçok organ tutulabilir. Korunma PPD deri testi pozitifleşen asemptomatik enfeksiyonlularda. M. En hızlı test için DNA amplifikasyon yöntemleri kullanılabilir (PCR gibi).

38). Nörolojik bulgular deri lezyonlarından önce gelişir. Hastalığın rezervuarı tedavi edilmemiş insanlardır. Basile karşı koruyucu mekanizma hücresel immünitedir. leprae 1873'den beri sentetik besiyerlerinde üretilememiştir. Deri sıyrıkları. Hastalığın anerji safhasıdır. diğerlerinin aksine 7 gün içinde ürerler (M. deri lezyonlarına leprom denir. Globi içeren hücrelere lepra hücresi denilmektedir. Bulaşın ancak küçük yaşlarda az miktarda basille uzun süre temastan sonra gerçekleştiği düşünülmektedir. Sınırları belirgin. 103 . fortuitum-chelonei complex) Mycobacterium leprae Hastalık Hansen tarafından tanımlanan M. burunda septum ülseri ve çökmelere neden olur. • Grup II (Scotokromojen) organizmalar başlıca karanlıkta pigment oluştururlar (M.• Grup I (Fotokromojen) organizmalar ışık altında sarı portakal renkli pigment kolonileri oluştururlar (M. Patogenez Duyarlı kişilerde vücuda giren basil kan dolaşımı ile deri ve sinirlere yayılır. Basil taşıyan makrofajlara Virchow hücreleri (lepra köpük hücreleri) denir. Önemli Bilgiler EZN ile koyu kırmızı boyanan globi denilen kümeler tarzında görülen basillerdir. eritematöz veya bakır renginde olabilir. M. İnsan leprasından nazal kazıntı ile elde edilen materyal armodillalarda yaygın lepromatöz lepra geliştirmektedir. ileri dönemlerde sinir lezyonlarında simetrik genişlemeler ve bu sinirlerin innerve ettikleri alanlarda yavaş ilerleyen duyu ve motor bozukluklar gelişir (Şekil 2. Klinik Bulgular Lepranın başlangıcı sinsidir. dövme. Bulaşma yolu tam olarak bilinmemektedir. marinum). avium-intracellulare complex). Lepram yüzde görünü bozukluğuna (aslan yüzü). yaralanma ayrıca yiyeceklerle veya inhalasyonla bulaştığı kabul edilmektedir. Tüberküloid lepra: Leprid denilen makül veya plak şeklinde lezyonlar görülmektedir. Bakteriyolojik. kansasii. Mikobakteriler içinde DOPA aktivitesi gösteren tek türdür. Cüzzam (lepra) etkenidir. hipopigmente. Lepromatöz lepra: Bakteriyemi vardır. scroufulaceum) • Grup III (nonkromojen) organizmalar pigment oluşturmazlar (çok az oluşturabilirler) (M. Hücresel immünitedeki bozukluk derecesine göre hastalığın klinik gidişi etkilenir. Profilaksi uygulanmazsa basille karşılaşan çocukların ortalama %10 kadarı hastalığa yakalanmaktadır.19). genellikle dokunun serin bölgelerini tutarlar. • Grup IV (hızlı üreyenler) organizmalar. immünolojik ve histokimyasal bulgular göz önüne alınarak bir uçta tüberküloid lepra diğer uçta da hastalığın en ciddi formu olan lepromatöz lepra yer alır (Tablo 2. kepekli bir görünümü vardır ve duyu kaybı gelişir.

günde 100 mg dapson 6 ay süreyle verilir. günde 100 mg dapson ve 50 mg klofazimin tedavisi iki yıl süresince. Genetik çalışmalar sonucunda bakteri olarak kabul edilmişlerdir. israelii'dir. Actinomyces kelime anlamı "ışınsal mantar"dır. Cerrahi eksizyon ve drenaj faydalı olabilir. kızarık olmayan granülomatöz tabiatlı (ortası abseli) doku lezyonları gelişir. Besiyerlerinde kavuniçi koloniler yaparlar. insan enfeksiyonlarında en sık rastlanan suşu A. ancak daha sonraki dönemlerde ağrısız. Hasta örneğinde ve kültürlerde farklı morfolojik özelliklere sahiptir. 104 . Basit besiyerlerinde üreyebilirler. Oral-servikofasiyal. Pozitif testler kişinin dirençli olduğunu gösterir. Sinir biyopsisi alınması tavsiye edilmektedir. anaerop olanlar ise normal mukoza florasında yer alırlar. İnsanda normal florada bulunmazlar. Çoğu aerop olup toprakta yaşarlar.Laboratuvar Tanı Lezyonlardan hazırlanan preparatlarda basilin gösterilmesi tanıyı kesinleştirir. Çocuklarda nadir olmakla beraber hemen her zaman insan ağız ve barsak florasında üretilebilir. Bakteri sentetik besiyerleri ve canlı hücre kültürlerinde üretilemez. Diş abseleri servikofasiyal tip için.38 Tüberküloid lepra ile lepromatöz lepra arasındaki farklar Özellik Hücresel immünite Lezyonlarda basil Humoral immünite Hafif klinik tablo Lepromlar ile karakterize ağır klinik tablo Sürekli bakteriyemi Aslan yüz görünümü Lepromin deri testi Ciltte lenfosit infiltrasyonu Tüberküloid lepra İyi Az Kötü (+) (-) (-) (-) (+) CD4 T Helper Lepromatöz lepra Kötü Çok İyi (-) (+) (+) (+) (-) CD8 T supressor Actinomycetes Actinomyces türleri Mantar benzeri bakterilerdir. Kültürlerde ise gram pozitif basiller şeklindedir R tipi koloniler yaparak ürerler. Bulaşma için travma önemli bir faktördür. Hücresel immünitenin ölçülmesi için Lepromin veya Mitsuda deri testleri yapılır. Akut döneminde sellülit olur. Actinomyces Zorunlu anaeroptur. aktinomikozda ilk seçilecek ilaçtır. asteroides sorumludur. Sıklıkla kontamine tozların inhale edilmesiyle akciğer yerleşimli veya daha az olarak deri altına travmatik girişle aktinomikotik miçetoma şeklinde seyreder. Lepromatöz lepralıların eşleri ve çocukları dapson ile kemoproflaksiye alınır. sindirim kanalı cerrahisi. Tedavi ve Korunma Basil sayısı çok olanlarda ayda bir 600 mg rifampin ve 300 mg klofazimin. torasik. Tedavi yüksek dozda ve uzun süre uygulanmalıdır. basil sayısı az olanlarda ise ayda 600 mg rifampin. abdominal ve pelvik tipte olmak üzere dört klinik şekli vardır. Nocardia Aeroptur. ARB ile daha iyi boyanırlar. Toprak ve sularda yaygın olarak bulunurlar. Tedavi Penisilin. Tablo 2. yaralanma abdominal tip için. rahim içi araç (kontrolsüz uzun süreli) kullanımı da pelvik tip için başlangıç travmalarıdır. Nokardiyalar Gram pozitiftir ve çoğu aside dirençlidir. aspirasyon akciğer enfeksiyonları için. Olguların %90'ından N. Püyleri sarı sülfür granülleri içerir ve bakteri filamentöz yapıdadır. doku harabiyeti kalıcı olabilir.

braziliensis'dir. M.39 Tanısında Aside rezistan boyama (ARB) kullanılan mikrobiyolojik etkenler • Mycobacterium spp • Nocardia asteroides • Bacillus anthracis'in sporu • Legionella micdadei • Cryptosporidium parvum Tedavi Tüm klinik şekillerde sülfonamidler en etkili ilaçlardır. Özellikle hücresel immün sistem yetersizliği olgularında enfeksiyon gelişmesi ve yayılması önemlidir. havalandırma sistemleri. bitişik apse paketleri halindedir. Tüberküloz benzeri tablo oluşturur ancak. Nokardiyozda tipik lezyon apsedir. sauna gibi buharlaşmanın çok olduğu yerlerden bulaşır.20). Primer kutanöz enfeksiyon daha çok tropikal iklimlerde görülür. ağır seyirli 105 . Genelde süpürasyonu bol.Sıvı besiyerlerinde mikobakteriler gibi yüzeyel zar oluştururlar. granülom yoktur. Atipik pnömoni etkenidir. L. kalsifikasyon nadirdir. çok sayıda ve birbiriyle ilişkili. klimalar veya banyo.39). Pulmoner enfeksiyonun aksine immünitesi normal olanlarda da görülebilir. Doğada serbest yaşayabilen ve laboratuvarda sentetik besiyerlerinde üretilebilen en küçük mikroorganizmadır. pneumophila lejyoner hastalığı etkenidir. Atipik pnömoni etkenleri • Mycoplasma pneumoniae • Legionella pneumophila • Chlamydia pneumoniae • Chlamydia psittaci • Coxiella burnetti Mycoplasma pneumoniae primer atipik pnömoni etkenidir. Besiyerlerinde ortalama 4 haftada ürerler. nodül veya kitleler halinde görülebilir. pneumoniae en önemli patojenidir. Pulmoner nokardiyoz röntgente tek veya çoğul apse. Tanı ARB boyanırlar (Tablo 2. Steroid kullanımı yayılımı körükleyen en önemli etkendir. Relaps görülebilir. Mikoplazmalar Mikoplazmalar atipik şekilli küçük duvarsız mikroorganizmalardır (Şekil 2. Zayıf ve düzensiz boyanmaları nedeniyle boncuklu filamanlar şeklindedir. Tablo 2. üçte bir olguda ampiyem görülür. Pulmoner nokardiyoz veya miçetoma etkenidir. en sık görülen etkeni N. Kavitasyon veya endobronşiyal lezyon olabilir.

C. pneumoniae (TWAR ajanı) sıkışık yaşam şartlarında epidemiler yapar. burnetti ise zoonozdur. Laboratuvar Tanı Spesifik laboratuvar bulgusu. C. Kültür ortalama bir haftada sonuçlandığından erken tanıda faydalı değildir. hastalığın ikinci epizodları görülebilir. Mycoplasma pneumoniae (Eaton ajanı) Hastalık Atipik pnömoni etkenidir. çevreye doğru açılan pnömonik inflltrasyonlar ve beklenenden daha az railerin alındığı. sitoplazmik membranlarında da sterol bulunur. Önemli Bilgiler Mycoplasma'ların.40). psittaci ile C. Yakın temas içindeki insanlarda pnömoni salgınları yapar. Patogenez ve Epidemiyoloji Sadece insanlar için patojendir. Bakterilerin L formundan. pnömoni dışında sistemik bulgular da görülür. Solunum mukozasına invazyon göstermez ancak siliyer aktiviteyi inhibe eder ve epitelde nekroz oluşur. Enfeksiyon sırasında eritrosit. osmotik şoka dirençli olmaları ve hiçbir zaman hücre duvarı oluşturmamaları ile ayrılırlar. Daha çok 5-30 yaş hastalığı olup. Tipik olarak tek taraf akciğer orta-alt lobların ortası kondanse. üremesi için ortamda sterol olmalıdır. Bakteri filtrelerinden geçebilirler (Tablo 2.21). Mycoplasma'lara karşı gelişen antikorların eritrositlerin yüzeyindeki "i" antijenleri ile reaksiyona girmesi ve bunları soğuk ortamda agglütine etmeleridir. M. 106 . % 50-70 olguda belirlenen >1/32 titrede soğuk agglütinasyon pozitifliğidir. Katı besiyerindeki kolonileri sahanda pişmiş yumurta şeklindedir (Şekil 2. aile içi enfeksiyonlara yol açar. akciğer ve karaciğer hücrelerine karşı otoantikorlar meydana gelir (soğuk aglutininler). Bunun nedeni. damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. Sadece bir serotipi vardır ve antijenik olarak diğerlerinden farklıdır. İmmünite kalıcı değildir. Klinik Bulgular Primer atipik pnömoniye neden olur. daha hafif bir lökositoz ile seyreden (atipik) bir tablodur. pneumoniae enflamasyon mekanizması halen anlaşılamamıştır. solunum sekresyonlarıyla ile bulaşır. Dünyada yaygındır ve kış aylarında insidensi artar. zorunlu aeropturlar. Oksidaz enzimleri sitoplazmadadır. beyin.pnömoni yapar.

%1-4 Oksijenli ortamda daha iyi ürer. pallidum mikroaerobik bakteridir. Bulaşma insandan insana. kardit.41) ve anneden çocuğa olur. Arsenik. Nonpatojenik Treponema türleri (örn. Antijenik yapıları özellik arz eder. menenjit. Betalaktam antibiyotikler etkisizdir. ancak karanlık alan mikroskopları aracılığı ile görülebilir. Treponema pallidum Hastalık Frenklerden yayılması nedeniyle ülkemizde Frengi olarak bilinir. Tablo 2. Soğuk uygulama yapılmamalıdır. İnsanlarda hastalık yapan 3 bakteri vardır. boyunun birkaç misli yer değiştirmesi ve bir uçtan diğer uca dalgalanma hareketi göstermesi karakteristik özelliğidir. Treponema ve leptospiralar çok incedir. T.40 Bakteri filtrelerinden geçebilen klinik önemi olan bakteriler • Mycoplasma pneumoniae • L formu bakteriler • Coxiella burnetti • Campylobacter jejuni • Acinetobacter baumanii Ureaplasma'lar (Minik Mikoplazmalar. Borrelia ve Leptospira. koagülopati. Treponema. aksiyal filament ve dış membran olmak üzere üç ana yapıdan oluşmuştur. Reiter suşları) in vitro anaerobik kültürlerde üretilebilir. Protoplazmik silindir. Nongonokoksik üretrit olgularının %20'si ureoplasmalar ile gelişir. üremeleri için sterol gerekmez. Spiroketler İnce duvarlı. Treponema pallidum 6-14 kıvrımlı patojen türleri ile enfeksiyonlara neden olan spiril bakteridir. Bakteri buzdolabında ortalama 24 saat içinde infektivitesini kaybeder. Kadın/erkek oranı 1:1'dir. Penisiline duyarlıdır. Direkt incelemede uzun ekseni etrafında burgu şeklinde dönmesi. kıvrık. artrit (Reiter Sendromu) gibi immun kompleks hastalıkları yaparlar. Diğer Mikoplazmalar M. Aksiyal filamentleri (endoflagella) aracılığı ile hareketlidir. Akıntı ile karakterize genital enfeksiyonlar yaparlar. hominis ve ureaplasmalar PID etkenidir. Antimikoplazma antikorlar burada oturarak. üretritlerde ise bunlar veya kinolonlar kullanılır. Kuruluk ve 42°C üzerindeki ısıya dayanıklı değildir. T. miyelit. Penisiline direnç gösterilememiştir. DİC. Hücrelerinin yüzeyindeki glikolipid antijenler insanlardaki bazı glikolipid yapılı maddeler içeren (beyin dokusu gibi) dokularla benzerlik gösterir. Giemsa ve diğer boyalar ile boyanabilir. Borrelia'lar daha kalındır. ancak yarılanma ömrü (30 saat gibi) uzun olduğu için inaktive olması uzun sürer. 107 . Kan bankasında 0-4°C'de 3-5 günde torba kanın içinde bakterinin infektif olamayacağı kabul edilir. Proteus'lar gibi üriner sistem enfeksiyonlarına yol açarlar. T-mycoplasma) ise farklı olarak daha küçük koloniler yapar. civa ve bizmut ile kolaylıkla inaktive edilebilir. pallidum doku kültürleri ile besiyerlerinde üretilememiştir.Tedavi ve Korunma Tedavide tetrasiklin ve/veya eritromisin kullanılır. çoğunlukla cinsel ilişki (Tablo 2. hareketli basillerdir. içerdikleri üreaz enzimi ile üreyi parçalayarak enerji kaynağı olarak kullanırlar.

aort yetersizliği Parezi. kondüloma lata. Spiroketler giriş alanında çoğalır ve bir müddet sonra lenf bezlerine ve kan dolaşımına geçer.41 Cinsel yolla bulaşan hastalıklar Hastalık Klamidya enfeksiyonu Gonore Genital herpes Siğil. hepatit. kemikler ve karaciğerde granulomlar (gomlar). demans Mukokutanöz lezyonlar. alopesi. perianal veya oral olabilir. Tablo 2.Tablo 2. yıllar 10-30 yıl 2-20 yıl 0-2 yıl 2 yıldan sonra Semptomlar Şankr. tabes dorsalis. aksillalar ve ağızda Condylomalar ortaya çıkar. anogenital kanser Trikhomoniyaz AIDS Şankroid Sifiliz Lenfogranuloma venereum Candidiasis Bakteriyel vaginosis Etken Chlamydia trachomatis (L haricindeki tüm serotipler) Neisseria gonorrhoeae Herpes simplex virüs tip II Human papillomavirus Trichomonas vaginalis HIV Haemophilus ducreyi Treponema pallidum Chlamydia trachomatis (L serotipleri) Candida albicans Gardnerella vaginalis T. Hem primer hem de sekonder sifiliz spiroketlerden zengindir ve çok infeksiyozdur. Olguların %10-20'sinde primer lezyon rektal. latent sifiliz ve geç sifiliz şeklinde sınıflandırılır. merkezi sinir sisteminde dejeneratif değişiklikler veya kardiovasküler lezyonlar (aortit. hastalığın dönemlerine göre ise erken sifiliz. kemik tutulumu. Primer lezyon 2-10 hafta içinde kendiliğinden iyileşir ancak bundan sonra ikinci dönem sifiliz bulguları başlar. hepatosplenomegali. Enfeksiyondan 2-10 hafta sonra giriş bölgesinde bir papül gelişir. Sekonder sifiliz de kendiliğinden iyileşir. Bu dönemde deri. pallidum sağlam mukoza ve travmatize deriden kolayca girer. A. lenf ve kan yoluyla vücuda yayılır. optik atrofi. lenfadenopati. lenfadenopati. Anogenital bölge. ostekondrit. Avuç içi ve ayak tabanları da dahil olmak üzere vücudun her yerinde makulopapüler döküntüler görülür. ciltte multipl lezyonlar. korioretinit.42 Sifilizte evreler ve klinik bulgular Evre Erken dönem Primer Sekonder Latent Geç dönem Erken Geç Bening Kardiyovasküler Nörosifiliz Konjenital sifiliz Erken Geç Zaman 3 hafta 2 hafta-6 ay 1 yıldan az 1 yıldan çok Aylar. lenfadenopati Ateş. Kalanlar ise tersiyer döneme girerler. Hutchinson dişleri. keratit 108 . nefrit (immün kompleks tipi) ve periostit eşlik eder. %30'luk bir hasta topluluğu serolojik olarak pozitif ancak klinik bulguların görülmediği latent dönem sifilize geçer. inkübasyon süresi 3-90 gündür. Bunlara sifilitik menenjit. nörosifiliz Anemi. aort kapak yetersizliği gibi) olur.Tedavi edilmeyen olguların %30'u kendiliğinden iyileşir. bu sert kenarlı temiz ağrısız bir ülser izler (sert şankr). Bulaşma cinsel temas ile genital mukozalar veya yaralanmış deriden olur. Klinik Sifilizin oluştuğu döneme göre konjenital sifiliz ve edinsel sifiliz. Erişkin tip sifiliz: Sadece insan enfeksiyonları görülür. menenjit Asemptomatik Asemptomatik Gomlar Aort anevrizması. aort anvrizması.

kondiloma lata ve mukoza lezyonları bol miktarda mikroorganizma içerir. Bu testler kardiyolipinlesitin-kolesterol antijenine yönelik antikorları ortaya çıkarır.43 Sıfilizdeki tanı testleri Test tipi Mikroskopi Kültür Seroloji Yöntem Karanlık alan Direkt floresan antikor Üretilemez Nontreponemal testler VDRL RPR Treponemal testler FTA-ABS MHA-TP Oral lezyonların tanıda değeri yoktur. Venereal Disease Research Laboratory (VDRL) ve Rapid Plasma Reagin (RPR) aglutinasyon testleri en sık kullanılanlarıdır. Tedavi İlk seçenek penisilindir. Altın standarttır. Tarama amaçlı kullanılan testlerdir. bakteriye spesifik testlerdir. Diğer treponemalar T. TPHA: Ucuz ve spesifik bir testtir.Tüm tersiyer lezyonlarda treponemalar nadirdir ve lezyonların çoğu hipersensitivite reaksiyonlarına bağlıdır. Penisilin alerjisi varsa doksisiklin veya tetrasiklin tercih edilir. endemicum ise bejel hastalığı etkenidir 109 . Nontreponemal testler: Enfeksiyondan 4-8 hafta sonra pozitifleşir. Sifilizli bebeklerin kanında reajin antikorları yükselebilir ancak enfeksiyon yok ise anneden geçen antikorlar kısa bir süre içinde düşer. Tedavi sonucunda uzun süreler. Konjenital sifilizli bebeklerde interstisial keratit. Buradan alınan materyallerde hareketli spiroketlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. Tablo 2. pallidum'un gösterilmesi ve Fetal IgM pozitifliği ile tanı konulur. Oral spiroketler tanıda karışıklığa sebep olabilir. FTA-ABS: En duyarlı testlerdendir. ci haftalarında bulaştırabilir. Treponemal testler: Özgüllüğü ve duyarlılığı yüksek. Ancak unutulmamalıdır ki bu dönemde de göz ve merkezi sinir sisteminde hala bakteri bulunabilir (Tablo 2. pallidum'u fetus'a gestasyonun 10-15. Prenatal dönemde amniotik sıvıda PCR ile T.43). ancak kalanları zamanında doğar. kemer burun. Tanı Primer.42). Meningovasküler sifilizde BOS'ta VDRL ve TPHA pozitifliğe anlamlıdır. Sifilizli gebelerin uygun tedavisi ile konjenital sifiliz önlenebilir. pertenue yaws. Tanı testi olarak kullanılır. TPI: Canlı treponemalar kullanıldığı için ancak araştırma laboratuarlarında uygulanabilen bir testtir. Bunlar nonspesifik IgM ve IgG tipinde antikorlardır. hamileler. multipl transfüzyon yapılanlar. Hutchinson's dişleri. T. careteum pinta. bazen yaşam boyu pozitif kalabilir. yaşlılar. Tedavi bitiminde antikor fitresi düşer. Kongenital sifiliz: Sifilizli gebe kadın T. Primer şankr. Kongenital enfeksiyon tanısı için bebekte antitreponemal IgM antikorları aranmalıdır. periostit ve değişik merkezi sinir sistemi anomalileri görülür. narkotik ilaç kullananlar. sekonder veya konjenital sifiliz deri lezyonarından alınan eksuda karanlık alan mikroskopisi ile hızlı tanıda kullanılabilir (Tablo 2. bakteriyel ve viral enfeksiyonlar. Doğrulama testi olarak kullanılır. T. Serolojik olarak nonspesifik reajinik antikorların ve spesifik antitreponemal antikorların araştırılması ile tanı konulabilir. İlaca karşı direnç bildirilmemiştir. malinitesi olanlarda pozitiflik saptanabilir. B. Birinci ve ikinci dönem sifilizde yüksek duyarlılıkları vardır. Tedavi takibinde kullanılır. Laboratuar hataları dışında. otoimmün hastalıklarda. Bu testlerin en önemli sorunu yalancı pozitiflik yaşanmasıdır. Bunların bir kısmı düşükle sonlanır.

Özel besiyerlerinde üretilebilir. Antijenlere karşı antikor gelişir. İki önemli hastalık yaparlar. İkinci dönem: kardiyolojik ve nörolojik hastalık tabloları (menenjit. Leptospiroz etkeni Leptospira interrogans'tır. insanlar tek konaklarıdır. Köpekler önemli rezervuardır. radikülonörit). Kalp kapakları tutulmaz. Ateşsiz dönemlerde tetrasiklin hastalığın erken dönemlerinde relapslan önler. hermsii ve diğer suşlar tekrarlayan ateş etkenidir. L. baş ağrısı ve multiorgan yetersizliği görülebilir. Septik tarzdadır. Leptospira Leptospiralar az kıvrımlı spiroketlerdir. hastalık iyileşiyor gibi olur. Lyme ve Rekürren ateş. Hastalığın gelişebilmesi için kenenin 24-48 saat konak üzerinde kalması gerekir. Hastalık süresince ortalama 3-10 kez bu ataklar devam eder. Tedavi edilmezse aylarca sürebilen latent döneme geçer. 3-4 hafta sürer. Normal floradaki spiroketler ile çarpraz reaksiyon sık görüldüğü için tanı PCR ile doğrulanmalıdır. Borrelia'lar bit ve kene gibi artropodlar ile bulaşırlar. recurrentis.karanlık alan mikroskopide görülebilirler. Enfeksiyonları süresince bakterinin antijenleri değişir. Tanı Zor da olsa modifiye Kelly besiyerinde üretilebilirler. Lyme borreliyozu da denir. kranial nörit. Antikor fitresi yükseldiği zaman atak iyileşir. Ciddi formlarda ve geç dönemde penisilin G veya seftriakson daha etkilidir. dönem gelişir. bakteri lizisi nedeniyle Herxheimer reaksiyonu meydana gelebilmektedir. B. enzimler ve diğer önemli virülans faktörleri tespit edilememiştir. Borrelia recurrentis B. Ateşli dönemde yapılırsa. EIA ve IFAT ile hastada yükselen IgM antikorları gösterilir. Ateş. Bunlarda fareler ve diğer kemiriciler reverzuardır. Serum veya doku örneklerinden bakteriyi üretebilirsiniz. Ancak tanı için fazla kullanılmaz. Tanı özellikle ateşli dönemde periferik kan yaymasında spiroketlerin gösterilmesi ile konulur. Üçüncü dönem: 2. recurrentis bitler aracılığı ile bulaşır. ensefalit. icterrohaemorrhagia Weil hastalığının etkenidir. titreme. Dünyada yaygındır. Grip benzeri enfeksiyon belirtileri. kardit (AV blok. aspirine yanıt vermeyen ağrı tipiktir. Daha sonra 2. Kronik progressif MSS enfeksiyonu eşlik edebilir. miyoperikardit konjestif kalp yetersizliği) gelişir. yeni antijenleri ile tekrar akut enfeksiyon başlar. hermsii ise keneler ile bulaşır. miyalji görülür. Geyik gibi büyük memeliler rezervuardır. Serolojik testler sık kullanılmaz. B. Serumlu kültürlerde üretilebilirler. dönemden aylar veya yıllarca sonra genellikle tek taraflı ve dizde fazla olmak üzere büyük eklemlerde artrit gelişir. Fareler başta olmak üzere diğer kemiriciler ve evcil hayvanları infekte edebilir. Spiroketler birçok dokuda çoğalabilir. Ortalama 2 hafta sonra pozitifleşir. Hayvanlar idrarları ile su veya toprağı kontamine ederler. Isırıktan 3-30 gün sonra hastalık tablosu gelişir. artralji. Ekzotoksin. ancak rutin kültürlerde genellikle üremez. İnsan enfeksiyonları bu suları kullananlar veya infekte 110 . Tedavi Birinci dönem ve hafif enfeksiyonlar için doksisiklin veya amoksisilin kullanılır. Hastalık üç dönemden oluşur. Kan ürünlerinde varsa buzdolabında 6 hafta canlı kalırlar. Bu suşların transovarian geçmesi ile doğada hastalık süreklilik kazanır. B. IgG antikorları ise 30 gün sonra belirgin olarak pozitifleşir. Borrelia burgdorferi (LYME HASTALIĞI) lxodes tipi kenelerin vektörlüğü ile bulaşır. Birinci dönem: Isırık yerinin çevresinde eritema kronikum migrans gelişir.Borelia Giemsa ile kolaylıkla boyanabilir. Korunmada artropodlara karşı önlem almak en iyi yöntemdir. boyalar ile boyanmazlar. antikoagülanları enerji kaynağı olarak kullanabilirler.

Önemli Bilgiler Zorunlu intrasellüler bakteridir. İkinci dönem immünolojik etkiler ile gelişir. trachomatis'in en azından 15 serotipi vardır. hepatit nedeniyle sarılık. Bu hastalıkta. titreme ve şiddetli başağrısı görülür. artrit infant konjunktiviti ve pnömoni Lymphogranuloma venereum Pnömoni. servisit. Kendi başına enerji üretme işlemini başaramayan bakteri ancak konak içinde üreyebilir. lenfogranuloma venereum ve diğer enfeksiyonların etkenidir. Benzer bir hastalık tablosu. artrit LGV Chlamydia pneumoniae Chlamydia psittaci L1-L3 111 . Chlamydia trachomatis göz. proktit. pneumoniae bir immunotipe sahipken. Streptobacillus moniliformis'in neden olduğu Haverhill hastalığında da görülmektedir. ektopik gebelik. Kontamine sulardan salgınlar gelişebilir. artrit Psittakoz. trahom.44). Kardiovasküler hastalık. Tedavide penisilin G seçilir. Korunma için kontamine sular ile temastan çekinmelidir. Kan dolaşımına geçen bakteri bir çok dokuda çoğalır. PID. Tüm klamidyalar grup spesifik lipopolisakkarid antijenlere sahiptir. Chlamydiae Zorunlu intrasellüler parazittir. C. prostatit. salpenjit. Sodoku hastalığı da denen bir cins fare ısırığı hastalığından sorumludur. Erken dönemde ateş. düşük. Temas düşünülen hastalarda doksisiklin korunma amaçlı verilebilir. İnsandan insana bulaşma nadirdir. psittaci ve C. Tanı anamnez. İnsan enfeksiyonları leptospiraların mukoza veya deri ile teması sonucunda gelişir.yiyecekleri yiyenlerde gelişir. klinik bulgular ve belirgin IgM yüksekliği ile konulur. Klinik bifaziktir. C. Bir Gr (-) hücre duvarı olmasına rağmen peptidoglikan tabakası yoktur. Kan ve idrar kültürlerinde (Cox besiyeri) üretilebilir. Ateş. aseptik menenjit. sendrom Trahom. yüksek ateş ile birlikte ısırık yerinde şişlik. epididimit. Antibiyotik direnci bildirilmemiştir.böbrek tutulumu sonucunda üremi. ciddi hepatit ve böbrek yetersizliği görülür. Psittakoz. akciğerlerde hemoraji ve aseptik menenjit gelişir. Tablo 2. Bu tablonun ardından bakteri kandan çekilir. endometrit.44 İnsanlarda Klamidya hastalıkları Türü Chlamydia trachomatis Biovaryant Trahom Serovaryant A-C D-K Hastalık. Chlamydia pneumoniae (TWAR ajanı) atipik pnömoni etkenidir (Tablo 2. üst solunum yolu enfeksiyonu. Hastalık Chlamiydia psittaci psittakoz. konjunktivit Üretrit. infertilite. lağım ile uğraşanlar ve lağım suları ile temas edenler risk altındadır. kalp doku hasarı. solunum yolu ve genital sistem enfeksiyonları etkenidir. Spirillum minus Spiril bakteriler içinde yer alan ve fare ısırığı hastalığının iki etkeninden birisi olan spiral yapılı bir bakteridir. bölgesel lenf bezlerinde büyüme ve enflamasyon görülür. Çiftçiler.

Ancak trahom gelişmekte olan ülkelerin sorunudur. Salpenjit ve PID'nin tekrarlayan enfeksiyonlarında 112 . trachomatis 15'den fazla serotipe sahiptir (A-L). Legionella pneumophilia Mycobacterium tuberculosis/lepra Replikasyonu diğer bakterilerden farklıdır. Bulaşma ve Epidemiyoloji C. D-K serotipleri genital sistem enfeksiyonları yaparlar. Nadiren göz veya solunum sistemini tutabilir. Nadiren invazyon ve dissemine enfeksiyon yapar. Patogenez ve Klinik Bulgular Klamidyalar başlıca mukozaların epitel hücrelerini ve akciğerleri infekte eder. C. insanlara damlacık enfeksiyon tarzında bulaşır.46). Enfeksiyon sadece antikor titrelerinden tanınabilecek şekilde asemptomatik veya yüksek ateş ve pnömoni ile birlikte olabilir. A. psittaci kuşları ve bazı hayvanları infekte eder. ancak sistemik enfeksiyon yapmaz. epididimit ve prostatit yapabilir. C.22). Trahom'da parmak-göz teması bulaşmada önemlidir. Erkeklerde nongonokoksik üretritlerin en sık etkenidir. spor benzeri elementer cisimler hücrelere girer ve hücre içinde daha geniş inisyel (reticulate body) cisimlere dönerler. Ekstrasellüler. C. Binary fission yoluyla yeni elementer cisimler oluşur ve bunlar hücre dışına salınırlar. B ve C trahom etkenidir. Fakültatif hücre içi bakteri Brucella mellitensis Francisella tularensis Yersinia pestis Listeria monositogenes Salmonella spp. Körlüğe sebep olabilir. Bunlar tanıda değerlidir. anneden çocuğa geçiş gibi yakın temas ile bulaşır. psittaci başlıca solunum yolundan bulaşan akciğer enfeksiyonu etkenidir. trachomatis sadece insanları infekte eder ve seksüel temas. pneumoniae genç erişkinlerde bronşit ve pnömoni gibi alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olabilir (Tablo 2. Kadınlarda servisit gelişir ve salpenjit. Bu organizma ile meydana gelen hastalıklar dünyada yaygındır. pneumoniae sadece insanlarda enfeksiyon yapar. Afrika ve Asya'da sık görülür. PID yapabilir.45 Bazı fakültatıf ve zorunlu hücre içi mikroorganizmalar Zorunlu hücre içi bakteri Riketsiya Klamidya Fakültatif hücre içi mantar Histoplasma capsulatum Fakültatif hücre içi parazit Toksoplasma gondi Leishmania spp. insanlar başlıca kurumuş kuş feçesinin inhalasyonu yolu ile bakteriyi alırlar. Trypanosoma spp. Nongonokoksik üretritler gonore'den farklı olarak genellikle yüksek sosyoekonomik toplulukların hastalığıdır. C. Bulaşmada asemptomatik genital enfeksiyonlular önemli bir rezervuardır. C.Tablo 2. Replikasyon sırasında hücre içinde oluşturduğu inklüzyon cisimcikleri boyanarak mikroskobik olarak görülebilir (Şekil 2.

Ayrıca Ehrlichia chafeensis insan monositik erlihyoz'undan sorumludur. Klamidyalar ancak hücre kültürlerinde üretilebilir. trachomatis genital enfeksiyonlu hastalarda Reiter Sendromu (üretrit. artrit ve üveit) görülebilir. C. hastalık tekrarlayabilir. Gram boyama faydalı değildir. Sadece hücre kültürlerinde. kuş Kuşlar. Hastalıklar Kitaplarda iki önemli riketsiya'dan bahsedilir. Rickettsia rickettsii'nin etkeni olduğu kayalık dağlar benekli ateşi ve Coxiella bumetti'nin etkeni olduğu Q ateşi.46 İnhalasyon yolu ile bulaşan zoonozlar Tür Bakteri Hastalık Anthrax (Woolsorter's disease) Tüberküloz Mycobacterium tuberculosis Coxiella burnetti Chlamydia psittaci Histoplasma capsulatum Lenfositik choriomeningitis virüsü (LCM) Arenavirüs ailesi Etken Bacillus anthracis Grup Gram pozitif. Klamidyal hastalıklara karşı aşı geliştirilememiştir. keçi İnhale edilen Hayvan yünündeki sporlar Evcil hayvanlar Kontamine respiratuvar sekresyonlar Hayvan sekresyonları ile toprak ve toz infekte kuşların kurumuş çıkartıları Kontamine topraktaki mikrokonidialar Enfekte aerosoller Q ateşi Psittakoz (ornitoz) Mantar Virüsler Histoplazmoz Lenfositik koriomenenjit (deri penetrasyonu ve hayvan ısırığı ile de bulaşabilir) Evcil hayvanlar Papağan. hindi. aerop. C. Sitoplazmada karakteristik morulalar oluşturur. L2 ve L3 serotipleri lenfogranuloma venereum etkenidir. Seksüel temas ile geçen bu hastalıkta genital lezyonlar ve lenf nodlarının büyümesi klinik tabloyu oluşturur. yumurta embriyonunda ve deney hayvanlarında üretilebilirler. trachomatis'e karşı gelişen enfeksiyon hümoral ve hücresel immünitenin işbirliği sonucunda iyileştirilir. Kişisel ve çevre sağlığı açısından gerekenler yapılmalıdır. PCR veya DNA hibridizasyon teknikleri kullanılabilir. L1. Laboratuvar Tanı Giemsa boyama ve immünfloresan yöntemi ile sitoplazmik inklüzyon cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konur. Tifüs. Ekstrasellüler replikasyon için enerji üretme yetenekleri yoktur. Riketsiya çiçeği (rickettsialpox) nadir hastalıklardan birisidir. Birinci hastalık Türkiye'de yoktur. Önemli Bilgiler Riketsiyalar çok küçük basillerdir. benekli ateş ve Q ateşi etkenidir. Tedavi ve Korunma Tüm klamidya suşları tetrasiklin ve eritromisine duyarlıdır. infekte anneden doğanlarda neonatal inklüzyonlu konjunktivit ve pnömoni meydana gelebilir. sporlu basil Aside dirençli bakteri Rickettsia Chlamydia Rezervuar hayvan Koyun. Zorunlu intrasellüler parazitlerdir. ışık mikroskobunda zor görülürler. Gram negatif hücre duvarları bulunmasına rağmen. Gram ile kötü boyanırlar. Tedavi semptom ve bulguları geriletebilir ancak bakteriyi tam olarak eradike edemez. ELISA yöntemi ile eksuda veya idrarda klamidya antijenleri araştırılabilir. C. trachomatis'in seksüel yolla bulaşan enfeksiyon türlerinde azitromisin kullanılır. yarasalar Fare ve diğer kemiriciler Ricketsiae Riketsiyalar zorunlu intrasellüler bakterilerdir. Ancak organizmaya karşı kalıcı immünite gelişmez. endemik tifüs ile çalılık ateşi gelişmekte olan ülkelerde önemli hastalık etkenlerindendir. Tablo 2. 113 . Bunların dışında epidemik.infertilite ve ektopik gebelik riski vardır.

R. rickettsii* R. tsutsugamushi Bit Pire Akar insan Fare Kemirgen R. prognozu en kötü olan riketsiya **** : inhalasyonla bulaşır. Tek farklı olan Q ateşi aerosollerin inhalasyonu ile bulaşır. Hastalıkta endotoksinlerin de rolü vardır. Tablo 2. granülomatöz hepatit ve pnömoni yapar ***** : Suni besiyerinde üretilebilir C. kemirgenler Fare Riketsiya Artropod vektör Rezervuar 114 . epidemik tifüs ise insan bitleri ile bulaşır ve sadece insan enfeksiyonları olur. Riketsiya enfeksiyonları coğrafi lokalizasyon gösterir. ancak ekzotoksin ve sitolitik enzimleri gösterilememiştir. burnetti**** B.47 Riketsiyaların gruplandırılması ve genel özellikleri Hastalık Lekeli Ateş Kayalık dağlar ateşi Riketsiya çiçeği Tifüs grubu Epidemik tifüs Endemik tifüs Çalılık ateşi Diğerleri Q ateşi Siper ateşi * : Çekirdekte çoğalan tek riketsiya ** : Veziküler döküntü yapan tek riketsiya *** : Bit tifüsü ve Brill Zinser hastağının etkeni. Bu organizmanın patogenezi halen bilinmemektedir. ödem ve artan kapiler permeabiliteye bağlı olarak hemoraji görülür. akan** Kene Akar Köpek. guintana***** Yok (bazen kene) Bit Sığır. döküntüye neden olmaz. keçi insan R. Tüm riketsiyalar zoonozdur. Deri damarlarındaki hasara bağlı olarak karakteristik döküntüler. R. koyun. tsutsugamushive R. Patogenez Riketsiya enfeksiyonlarının tipik lezyonu vaskülittir. Bulaşma İnsanlara artropodların ısırması ile bulaşırlar. riketsiyalar binary fission yoluyla çoğalırlar. Proteuslar ile riketsiyal antikorların çapraz aglutinasyon vermesi temeline dayanan testin adı Weil-Felix'dir. prowazekii.Klamidyaların özel (vakuoler) üreme şekilleri olmasına rağmen. rickettsii gibi bir çok suş Proteus vulgaris'in OX suşları ile çarpraz reaksiyon verirler. provazekii*** R. typhi R.

Kediler arasındaki bulaşmadan sivrisinekler sorumludur. Kuluçka dönemi 8-14 gündür. Kedi tırmığı veya ısırması en sık bulaşma yoludur. Deri ve iç organlarda Kaposi sarkomu benzeri vasküler lezyonlar görülür. öksürük ve grip benzeri semptomlar görülür. Riketsiyalar hücre kültürlerinde üretilebilir. öncelikle delinen damarın endotel hücrelerinin sitoplazması içine girer. plasenta ve amniotik sıvılarında yüksek konsantrasyonlarda bakteriyi gösterebilirsiniz. sonra da intermittan olarak yükselmesinden ve 40-41 °C'da kontinü hal almasından sonra. Weil-Felix testinin tarihsel önemi vardır. Beyin beslenmesi bozulduğu için bilinç bulanır. Hepatit pnömoniye eşlik eder. ancak insanlara bulaşmasında etkisi yoktur. sağlıklı insanı ısırınca bitin dışkısı buradan dokulara penetre olur. Ani yükselen ateş. Bartonella quintana (eski adı Rochalimea quintana) siper ateşi etkenidir. dışkı. Hayvanların idrar. Antibiyotik tedavisi kullanılmasa bile kendiliğinden iyileşebilir. Bartonella Bartonella suşları pleomorfik gram negatif basillerdir. infekte insanın kanını emdikten 3-5 gün sonra bulaştıncı hale gelir. 115 . ajitasyon ve şiddetli baş ağrısı gelişir. henselae (eski adı Rochalimea henselae) basiller anjiomatozis ve kedi tırmığı etkenidir. Tekrarlayan şekline Brill-Zinsser Hastalığı denmektedir. B. Antikor titresinin iki hafta ara ile 4 kat artması ile akut enfeksiyon tanısı konulur. bacilliformis Oroya ateşi ve verruga peruana denilen iki nadir hastalık etkenidir.Klinik bulgular Tifüs R. Tedavi Riketsiya enfeksiyonları için primer ilaç tetrasiklindir. kış aylarında epidemilerle seyreder. Organizma kedi oral florası üyesidir. Gövdede sıktır. Q ateşi Diğer riketsiyalardan farklı olarak akciğer enfeksiyonları yaparlar. burada ürer ve hücreyi parçalayarak genel dolaşıma katılır. Hastalık daha çok kırsal kesimde görülür. B. İnsanlara aerosoller ile bulaşır. birinci haftanın sonlarında sırt ve omuzdan başlayan makülopapüler döküntüler tipiktir. Basiller anjiomatozis AIDS gibi immünyetersizliği olan hastalarda görülür. halüsinasyonlar. damardan zengin tüm organlar hastalık tablosuna semptom verebilir. Koyun ve sığırlar insan enfeksiyonları için rezervuardır. Döküntü diğer riketsiyal hastalıklara karşın nadirdir. Pnömoni hastaların yarısında görülür. Mortalite salgınlarda % 10-40 kadardır. Rickettsia'ların irritatif etkileri ile damar endotellerinde mitoz ve bu nedenle proliferasyonla endarteritis nodosa (Fraenkel nodülleri) ve sonuçta oklüzyon ile nekrozlar gelişir. iç organ kapillerleri. Yalnız insanda hastalık yaparlar. prowazekii (epidemik tifüs) Hastalık. Pastörizasyon ile organizma öldürülebilir. cilt kurudur. Pediculus corporis. sekonder olarak kloramfenikol seçilebilir. inek sütü ile de bulaşabilir. el ve ayak ayalarında bulunmaz. ancak bulaşma riski nedeniyle standart labarotuvarlarda kullanılmaz. Q ateşi insanlara artropodlar olmaksızın bulaşır. ciddi başağrısı. nadir görülen kronik Q ateşinde fatal seyirli endokardit gelişebilir. 50 yıl sonra bile hastalık tekrarlayabilir. arteriol ve venüllerin endotel hücrelerine girerler. Laboratuar tanı Seroloji organizmanın üretilmesinden daha çok kullanılır. Sensitivite ve spesifitesi yeni testlere göre çok düşüktür. Prodrom belirtilerinden ve ateşin remittan. burada da aynı olaylar gerçekleşir.

• Abseleri pis kokuludur. Cinsel yolla bulaşır. Kötü kokulu vajinal sekresyonlarda ipucu hücrelerinin gösterilmesi ile tanı konur (Üzerini bakteri kaplamış vajinal epitel hücreleri). • Enfeksiyonları abse ile karakterizedir (örneğin. • Kültür alınırken. Calymmatobacterium granulomatis Granuloma inguinale etkenidir. Haemophilus ducreyi Seksüel yolla bulaşan Şankroid (yumuşak şankr) etkeni gram negatif basildir. Balıkçılar. influenzae'da olduğu gibi V faktör istemez. Ayırıcı tanıda özellikle hayvanlarla temas önemlidir. kasaplar risk altındadır. kanlanmanın bozulduğu. Küçük olan etken. Toprakta ve sularda bol miktarda bulunur. yumuşak kenarlı. • Anaerobik enfeksiyonlar. çok ve ağrılı lenfadenomegali ile birliktedir. oksidaz ve indol negatiftir. 116 . Ülserleri. • Karışık bakteri enfeksiyonları meydana getirirler. periton. Acinetobacter Gram negatif kokobasillerdir. balık temizleyenler. Yumuşar şankr benzeri lezyonlar yapar ancak ağrısızdır. Erysipelothrix rhusiopathiae Erizipeloid etkenidir. fare ısırığı etkenlerinden birisidir. beyin. Fusobacterium nucleatum Vincent anjinası etkenidir. pelvis abseleri). Katalaz. Bakteri gram pozitif hücre duvarına sahip olmasına rağmen. ağrılı. Tropikal ülkelerde görülür. • Bacteroides ve bazı prevotella suşları dışında penisiline duyarlıdırlar. akciğer. Lezyondan hazırlanan preparatlarda makrofajların içinde Donovan cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konulur. nekrotik alanların bulunduğu ve antibiyotiklerin ulaşamadığı yerlerde meydana gelir. Gardnerella vaginalis Bakteriyel vajinosis etkeni gram labil boyanan bakteridir. ince peptidoglikan tabakası nedeniyle gram negatif bolanır. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonları en sık görülenleridir. Diğer anaeroblarla birlikte mikst enfeksiyonlar yapabilir. Streptobacillus moniliformis Gram negatif basildir. Deri enfeksiyonu streptokokların yaptığı erizipel'e çok benzer. TSİ agarda hidrojen sülfid üreterek besiyerini siyaha boyar. kolon ve kadın genital sistem florası bakterileridir. Mobilincus sıklıkla bu bakteri ile beraber görülür. Organizma üreme için X faktöre ihtiyaç gösterir ancak H. insan normal florasında da bulunabilir. immünyetersizlikli hastalarda fırsatçı enfeksiyonlar yapar. Anaeroblar doku veya vücut sıvılarına geçerlerse enfeksiyon oluşturabilirler Anaerobların kendine has özellikleri • Mukoza alanlarında normal florayı oluştururlar. Sepsis. Fusobacterium suşları Anaerobik gram negatif ince uçlu basillerdir.DİĞER BAKTERİLER Anaeroplar İnsan normal florasında bulunan bakterilerin çoğunu anaeroblar meydana getirir. iltihaplı. Normal ağız. Bakteri deniz hayvanlarında bulunur. bakteri filtrelerinden geçebilir. anaerob taşıma ve bakteri izolasyon tekniklerine dikkat etmek gerekir.

Viroloji • Genel Viroloji • DNA Virüsler • RNA Virüsler • Enterovirüsler • Hepatit Virüsler • Diğer Virüsler 117 . Halen daha bu konu tartışılmaktadır.Tropheryma whippelii Whipple hastalığı etkenidir. Bakteri duodenal lezyonlarda bir aktinomikoz olarak üretilmiştir.

Metabolizmalarını kontrol edebilmeleri için başka virüslere ihtiyaçları vardır. hayvanlar. Bu temel yapıya nükleokapsid denir.1'de sıralanmıştır.picornavirüs gibi bazı virüslerde nükleokapsid ile aynı anlam dadır.BÖLÜM 3: VİROLOJİ GENEL VİROLOJİ Terminoloji Kapsid : Nükleik asitten yapılı genomu çevreleyen protein kılıf. Bakterileri infekte eden virüslere bakteriofaj denir. Bazı virüsler içlerinde protein yapılı enzimler taşırlar (örneğin polimerazlar). Poksvirüsler bu gruba girmezler. Viral nükleik asitler: Virüslerin taşıdığı DNA-RNA'lar tek veya çift sarmal olabilir. Virüsler sadece canlı hücreler içinde canlılıklarını sürdürebilirler. arenavirüs. Sadece insanlar için değil. kompleks kapsid yapılı virüsler diye bilinirler. Kapsomer: ikozahedral viral partikûllerin yüzeyinde elektron mikroskop ile görülen protein ana yapısında morfolojik yapılardır. İcosahedral ve helical. Detektif virüs : Fonksiyonel olarak eksikliği olan virüslerdir. Öncelikle konak hücreye nükleik asidin geçirilmesini organize ederler. bitkiler ve bakteriler için de önemli patojendirler. Zarf: Bazı viral partikülleri çevreleyen lipid tabakalar. Protein yapılı nükleik asitler (nukleus) bir protein kılıf (kapsid) ile çevrilidir. retrovirüslerden Mouse mamary tumor virüs bu grubun iki önemli üyesidir. Ayrıca virüslerin antijenik özelliklerini belirlerler. bunyavirüs ve reovirüsler diğerlerinden farklı olarak segmenter yapıda RNA virionu içerirler. Virüsün tam replikasyonuna olanak tanıyan hücreler permisif olarak nitelendirilir. Zarflı virüslerin bazılarında virüse spesifik zarf proteinleri "Matriks proteinleri" zarf ile kapsid arasında ilişkileri düzenler. 118 . Nükleokapsid: Kapsid ile çevrili nükleik asit Yapısal üniteler: Kapsidi oluşturan temel proteinlerdir. bu nedenle çıplak virüsler denatürasyona dirençlidirler. Kapsidlerin simetrik yapılarını meydana getiren daha küçük birimlere kapsomer denir. Virüsler genom olarak sadece tek bir nükleik asit taşıyan (DNA veya RNA) en küçük mikroorganizmalardır. Virion : Tam bir virüs yapısına denir. Kapsomerler kapsid yapısı iki temel simetrik şekilde oluşur. RNA virüsler ise Reovirüsler dışında tek sarmallıdır. Replikasyon sırasında boş kapsidler bulunabilir. bazen bunları lipid yapılı bir membran çevreler (zarf) (Şekil 3. Protein kapsid. Zarflı virüslerde ise nükleokapsid + zarf yapısını anlatır. sert bir koruyucu tabaka oluşturur. İnsanlarda enfeksiyon yapan virüslerin yapıları Tablo 3. Herpesvirüslerden CMV ve EBV. Viral kapsid proteinleri genetik materyalin korunmasından ve virüsün konak hücre üzerindeki spesifik reseptörlere yapışmasından sorumludur. Nükleik asitler tek veya çok segmentli genom şeklinde olabilir. Kural olarak DNA virüsler Parvovirüs B19 dışında çift sarmaldır. Viral proteinler: Virüslerin yapısal proteinleri önemli fonksiyonlara sahiptirler. Ortomiyovirüs.1). Adenovirüs. Bazı virüsler süperantijen özelliği gösteren proteinler taşırlar. Kapsomerler'de daha küçük peptomerlerden oluşmuştur.

bu kopyalar mRNA gibi davranıp protein sentezleyebilir. Zarfsız virüsler (polio gibi) endositoz yoluyla (viropeksi) hücre içine girerler ve sitoplazmada bir endozom içinde görülürler. Tablo 3. Zarflı virüsler eter ve diğer organik çözücülere duyarlıdırlar. RNA virüsler ise bir mRNA gibi davranarak konak hücrenin sitoplazmasına yerleşirler. Negatif yapılı RNA virüsler ise infeksiyöz değildir. Bu tabaka konak hücre membranından meydana gelir virüsün kendi yapısı değildir. Glikoproteinlerin asıl görevi hedef hücre üzerindeki reseptörlere tutunmaktır. virüs tarafından yapılırlar. Viral glikoproteinlerinin gösterilmesi virüsün yetişkin olduğunun göstergesidir. Aynı zamanda iyi bir antijendir. Poxvirüs sitoplazmada guarnieri cisimciklerini oluşturur. Zarf konak hücrelerin membranlarından oluşmasına rağmen. virionlarında taşıdıkları RNA polimeraz aracılığı ile pozitif kopyalarını yaparlar. Viral Karbonhidratlar: Zarf üzerinde bulunurlar. Bir RNA virüs olmasına rağmen retrovirüsler DNA oluşturarak çekirdeğe yerleşir. konak hücre içinde mRNA gibi moleküler fonksiyon gösterirler.1 İnsan enfeksiyonlarından sorumlu virüsler Nükleik asit yapısı DNA Kapsid simetrisi İkozahedral Virion Çıplak Nükleik asit tipi Tek sarmal Çift sarmal sirküler Çift sarmal Zarflı Kompleks İkozahedral Kompleks zarf Çıplak Çift sarmal sirküler Çift sarmal Çift sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Çift sarmal segmente Zarflı Kompleks veya bilinmeyen Zarflı Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal diploid Helikal Zarflı Tek sarmal segmente Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Virüsler Parvovirüsler Papovavirüsler Adenovirüsler Hepadnavirüsler Herpesvirüsler Poxvirüsler Picornavirüsler Astrovirüsler Calicivirüsler Reovirüsler Togavirüsler Flavivirüsler Arenavirüsler Coronavirüsler Retrovirüsler Bunyavirüsler Orthomyxovirüsler Paramyxovirüsler Rhabdovirüsler Bornavirüsler Filovirüsler Viral lipidler : Virüslerin iipid tabakası zarf üzerinde bulunur. 119 . Zarflı virüsler ise plazma membranını virion zarflarının plazma membranına füzyonu ile konak hücreye direkt olarak geçerler ve sitoplazmada serbest halde bulunurlar. DNA virüsleri genellikle nükleusta inklüzyon cisimciklerini oluştururken. Virüslerin konak hücreye tutunmasında ilk adım adsorbsiyon'dur. bunu uygun reseptörlere tutunma izler. nötralizan antikorların hedefi konumundadır. zarfın altındaki matriks proteinleri ile üstündeki karbonhidrat antijenler virüsün kendi yapılarıdır. Zarfın İipid tabakasından farklı olarak konak hücreden alınmaz. Zarfsız virüslerin hepsi genellikle etere dirençlidir.Pozitif yapılı RNA virüsleri. DNA virüsleri konak hücrenin nükleik asitleri ile birleşirler ve mRNA'larını meydana getirirler.

Tablo 3. moleküler yapıları beta herpesvirus grubuna uymaktadır. İntranükleer inklüzyon cisimleri tanıda kullanılır. Genel özellikleri Tablo 3. HTLV-2) Kızamık (?) 120 . Tablo 3.2 Bazı virüslerin ve tutundukları reseptörler Virüs HIV(gp 120) Kuduz virüsü Rhinovirüs infiuenza virüs (hemaglütinin) Parvovirüs B19 EBV HBV Polyovirüs Kızamık virüsü * B lenfosit yüzeyindeki C3 reseptörü Tutunduğu reseptör CD4 Asetil kolin reseptörü ICAM-1 Siyalik asid. Herpesvirus grubu içindeki virüsler arasında antijenik benzerlik bulunmaz.5 Latent enfeksiyon yapabilen virüsler DNA virüsleri HSV VZV CMV EBV HHV-6 HHV-7 HHV-8 HPV Polyoma virüsler (JC. Çok değişik tipte hücreleri infekte edebilir ve farklı hayvanlarda enfeksiyon etkenidir.3 Virüslerde görülen inklüzyon cisimciklerinin yerleşimi Sitoplazmada Çiçek (Guarnieri) Kuduz (Negri) Parainfluenza Reovirüsler Nukleusta Herpes Simplex Virüs (Cowdry A) Varicella Zoster Virüs Adenovirüsler Poliyomavirüsler Cytomegalovirüs (baykuş gözü) Hem nukleus hem sitoplazmada Kızamık Kabakulak DNA VİRÜSLER Herpervirüsler Herpesvirüslerin ortak özellikleri insanlarda yaşam boyu yerleşik kalmaları ve periyodik hastalıklar ortaya çıkarmalarıdır. BK virüs) RNA virüsleri Retrovirüsler (HTLV-1. nöraminik asid Eritrosit P antijeni CD 21 (CR-2)* Ig A reseptörü Ig süperaile proteini CD46 Tablo 3. Herpes simplex virüsler Dünyada yaygındır. Bunların içinde human herpesvirus 6 ve 7'nin sınıflaması yayınlar arasında farklılık gösterir.4'de görülmektedir. Lenfositlerde enfeksiyon yapmaları nedeniyle (T lenfositler) gama-herpesvirus grubunda sayılmalarına rağmen. İmmün sistemi baskılanmış hastalarda ağır enfeksiyonlar yapabilirler. Tüm herpesvirüsler çift sarmal DNA'lı ve zarflıdırlar. Bunların içinde sadece herpes simplex virüs tip 1 ve 2 antijenleri arasında benzerlik vardır. Herpes simplex virüsleri nöronlarda latent kalırlar ve sık rekürrens yaparlar.

Bu veziküler sıvı bol miktarda virüssüz hücreler. Sıvı absorbe olduktan sonra lezyon skarsız iyileşir. Primer HSV enfeksiyonlarının çoğu asemptomatik ya da hafif enfeksiyon şeklindedir. inflamasyon hücreleri ihtiva eder. Varicella zoster'inki ise benzerdir. retrograd aksonal akış ganglionlara gider ve burada ikinci bir replikasyon ile latent dönem başlar. kromatinin sınırlanması ve mültinükleer dev hücrelerinin gelişmesidir. genital HSV -2'nin ise sakral ganglionlardır. insanların %80'inden fazlası latent virüs taşımalarına karşın bunların çok az bir kısmında rekürrens oluşmaktadır. Sekiz adet glukoprotein antijeni vardır. Latent fazdaki virüsler uygun bir provokasyon ile aksonlar aracılığı ile periferik alana gider. bezler. Nadiren sistemik hastalık gelişebilir. Latent Enfeksiyon Virüsler ganglionlarda replikatif değildir.2). HSV-2 seksüel yol ile yayılır ve yetişkinlerde genital. Orofarengeal HSV-1 enfeksiyonlarının latent kaldığı yer trigeminal ganglionlar (Şekil 3. Membranlarda ise veziküller rüptüre olduktan sonra ülserler görülür. HSV-2 ise genital yol ile bulaşır. Cowdry A (Tzank hücreleri de denir) tipi intranükleer inklüzyon cisimcikleri oluşturmaları. Viral replikasyon çoğunlukla ilk bulaşma alanında olur. HSV-1 tükrük yoluyla yayılırken. Patogenez HSV-1 ve HSV-2'nin deri ve mukozalardaki lezyonları aynı. HSV-1 enfeksiyonları genellikle orofarenkste sınırlıdır ve virüs ya damlacık enfeksiyonu şeklinde veya infekte tükrükler aracılığı ile bulaşır. ayrıca yenidoğan enfeksiyonlarına sebep olabilir. ancak ateş. 121 . Rekürransların çoğu asemptomatiktir. Reaktivasyonların moleküler etkisi bilinmemektedir. Aktif uçuk veya genital lezyonlar görülmeden de bulaşma olabilir. Primer enfeksiyon Virüs mukozalardan veya bütünlüğü bozulmuş deriden bulaşır (sağlam deriden virüs bulaşmaz).İki farklı tip herpes simplex vardır (HSV-1. UV ışınlarına maruz kalma sonucu olabilir. HSV-1 ile HSV-2 arasındaki antijenik farklılıktan sorumludur. Tablo 3. sadece virüs yayılımı olur. deri ve mukozalarda replikasyon başlar. Bunlardan Glukoprotein G (gG) tipe özgüldür. fiziksel veya emosyonel stres. Bu iki virüs serolojik olarak çarpraz reaksiyon verebilir.4 Herpesvirüslerin latent kaldıkları yerlere göre sınıflandırılması Subgrup Alfaherpesvirinae Latent enfeksiyon Nöronlar İsim Human herpesvirus 1 Human herpesvirus 2 Human herpesvirus 3 Betaherpesvirinae Gamaherpesvirinae Böbrekler. Virüs buradan lokal sinirlere geçer. HSV-1 enfeksiyonlarının semptomatik rekürrensleri genellikle dudak kenarında olur. HSV-2). Ödem sıvısı epidermis ve dermal tabaka arasında birikir. monositler Lenfoid dokular ve lenfositler Human herpesvirus 5 Human herpesvirus 4 Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Genel isim Herpes simplex virüs tip 1 Herpes simplex virüs tip 2 Varicella-zoster virüs Cytomegalovirus Epstein-Barr virüs Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Histopatolojik özellikleri infekte hücrelerde balonlaşma.

Klinik Bulgular Primer cilt enfeksiyonlarında veziküller ayrı ayrı bulunurlar, rekürrenslerde ise birleşmeye eğilimlidir. Primer enfeksiyonlarda bölgesel lenfadenomegali bulunur. Orofarengeal hastalıklar: Primer HSV-1 enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Semptomatik hastalık genellikle 1-5 yaşındaki çocuklarda görülür. Gingivitis bu yaş grubunda en sık görülen bulgudur, yetişkinlerde primer enfeksiyon genellikle farenjit ve tonsillit şeklindedir. Keratokonjonktivit: Primer enfeksiyon ciddi keratokonjonktivit olarak başlayabilir. Genellikle asemptomatiktir. Semptomatik enfeksiyonda göz kapağında veziküllerin görülmesi ile tanı konulur. Fluoresan boyama ile dendritik ülserler görülebilir. Yenidoğandaki göz enfeksiyonlarından HSV2 sorumludur. Gözün rekürren enfeksiyonlarında dendritik keratit (Şekil 3.3), korneal ülserler veya göz kapaklarında veziküller görülebilir. Çoğunlukla tek taraflıdır. Rekürrensler sırasında körlük görülebilir.

Genital herpes: Genital hastalıklarda asıl etken HSV-2'dir. Primer genital herpes enfeksiyonları ciddi seyididir, yaklaşık olarak 3 hafta sürer. Genital bölgede veziküloülseratif lezyonların görülmesi ile karakterizedir. Kadında ülserleşen daha ağır bir tablo varken, erkeklerde genelde asemptomatik enfeksiyon tarzındadır. Ateş, dizüri, lenfadenopati bu klinik tabloya eşlik edebilir. Sistemik komplikasyonlar görülebilir, ekstragenital lezyonlar ve aseptik menenjit görülebilir.

122

Genital herpetik enfeksiyonların rekürransı sık görülür ancak hafif seyirlidir. Hastalık ortalama 10 gün kadar sürer. Virüs bulaştırılması primer olgulardaki gibi uzun süreli değildir. Kadınlarda daha sık görülür. Perianal enfeksiyonlar: Homoseksüellerde görülür. Anal bölgede veziküllerin gelişimi ile tanı konur, inguinal LAP tanıya yardımcıdır. Deri enfeksiyonları: Sağlam deri HSV'ye karşı dirençlidir. Sağlıklı kişilerde enfeksiyon görülmez. Virüs ancak deri bütünlüğünün bozulduğu durumlarda bulaşabilir (travmatik herpes). Sekonder enfeksiyon yoksa sikatris bırakmadan iyileşir. Bu lezyonlar diş hekimleri ve hastane personelinin parmaklarında (herpetik whitlow) (Şekil 3.4), veya güreşçilerin vücutlarında (herpetik gladiatorum) görülebilir.

Ekzema veya yanık üzerinde oluşan primer herpes enfeksiyonları ağır seyirlidir ve hayati önemi vardır. Ekzema herpetikum kronik ekzema zemininde gelişir, fatal seyredebilir.

123

Ensefalit : HSV-1 enfeksiyonları çocuklardaki sporadik, fatal ensefalitlerin en sık sebeplerinden birisidir. Lezyonlar temporal bölgededir (Şekil 3.6). EEG'de anormal spike'lar, zemin aktivitede yavaşlama, BOS'ta eritmosit görülür. Kesin tanı için beyin biyopsisi yapılmalıdır. Mortalite oranı yüksektir, iyileşenlerde nörolojik bozukluklar sık görülür. Genellikle primer enfeksiyonlarda görülür.

Menenjit: Ensefalitten farkı selim seyirli olmasıdır. Genellikle genital herpese sekonder olarak gelişir. Kural olarak HSV-1 ile ensefalit, HSV-2 ile menenjit meydana gelir. Neonatal Herpes : En çok görülen bulaşma şekli doğum sırasında herpetik lezyonlu doğum kanalından olanıdır. HSV-2 ile meydana gelir. Genital herpesli gebe kadınlarda sezaryen endikasyonu vardır. Neonatal herpes postnatal HSV-1, HSV-2 hastane personeli ve anne tarafından bulaştırılabilir. Neonatal herpes enfeksiyonları hemen daima semptomatiktir. Tedavi edilmeyen olgularda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. Üç kategoride incelenir; 1) lezyonlar deri, göz ve ağızda lokalizedir. 2) lokalize deri lezyonları ile veya yalnız başına ensefalit vardır. 3) merkezi sinir sistemi bulgularının yanında multi-organ tutulumu vardır. Fetusun transplasental enfeksiyonlarında konjenital malformasyonlar görülebilir, ancak çok nadirdir. İmmünsuprese hastalar: Renal, kardiak ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda ciddi herpes enfeksiyonları görülür. Hematolojik malinitesi olanlarda ve AlDS'li hastalarda daha da ağır infeksiyonlar olur.

Laboratuvar tanı
Virüsü izole etmek kesin tanıyı koydurur. Herpetik lezyonlarda multinükleer dev hücrelerin gösterilmesi faydalıdır ancak diagnostik değildir. Asidofilik intranükleer inklüzyon cisimlerinin (Cowdry A) gösterilmesi ile tanı konulabilir. Ensefalitlerde erken tedaviye başlamak için, hızlı tanı amacıyla biyopsi materyallerinde fluoresan antikor testleri uygulanabilir. Antikorlar 2-4 hafta içinde pik yaparlar. Sekonder anamnestik reaksiyonlar nedeniyle tanı değerli değildir. Tedavi Antiviral ilaçlar viral DNA sentezini inhibe ederler. Tedavi sonrasında klinik bulgular düzelebilir ancak, HSV'nin latent kalmasını engellemez. Asiklovir HSV enfeksiyonlarında en etkin kullanılan antiviraldir. infekte hücrelere selektiftir. Latent enfeksiyonlarda tedavi uygulanmaz.

Varicella-Zoster Virüs (VZV)
Hastalık Primer hastalığı suçiçeği (varicella) (Şekil 3.7), rekürren enfeksiyonu zona (gece yanığı)'dır (Şekil 3.8).

124

Önemli Bilgiler Sadece insanlarda hastalık yapar. Yapı ve morfolojik olarak diğer hepresvirüslere benzemesine rağmen antijenik olarak farklıdır.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Virüs damlacık enfeksiyonu ile ve lezyonlar ile direkt temas ile bulaşır. Zonalı hastaların vezikülü ile temas edenlerde varicella gelişir. Herpesvirüslerden farkı çocuklarda çok enfeksiyöz olmasıdır. Dünyada yaygındır.

Patogenez ve İmmünoloji
VZV üst solunum yolu mukozasını infekte eder, sonra kan yoluyla deriye yayılır, bunun sonucunda tipik veziküler döküntüler oluşur. Lezyonların tabanında intranükleer inklüzyonlu multinükleer dev hücreler görülür. İyileşmenin ardından virüsler latent hale geçer, dorsal kök ganglionlarına otururlar. Yaşamın ilerleyen dönemlerinde sıklıkla immünsistem yetmezliğinde veya lokal travmalar sonucunda, virüs aktifleşir ve ağrılı zoster deri döküntülerini yapar. Varicellaya karşı gelişen immünite ömür boyu kalıcıdır, insanlar sadece bir kez suçiçeği geçirir, ancak zona zoster meydana gelebilir.

125

Klinik Bulgular

Varicella
14-21 günlük bir periyodun ardından, ateş ve titreme ile karakterize prodromal semptomlar başlar. Vezikülopapüler lezyonlar gövdeden başlayarak baş ve ekstremitelere yayılır. Döküntüler papüllerden veziküllere, buradan püstüllere dönüşür ve sonunda kabuklanır. Lezyonlar polimorfizm gösterir. Kaşıntı en önemli semptomdur. Çocuklarda hafif seyirli iken erişkinlerde ciddi enfeksiyonlar yapar. Majör komplikasyonları pnömoni ve ensefalittir. Reye sendromu ensefalopati ve karaciğer dejenerasyonu ile karakterize özellikle çocuklara aspirin verilmesi ile ortaya çıkan bir tablodur. EBV, influenza B, Rubeola ile beraber olabilir. Varicella pnömonisi özellikle gebeliğin ikinci ve üçüncü trimestirinde ağır seyirli olabilir. Gebeliğin ilk üç ayında kongenital varisella sendromu (organ hipoplazileri, kortikal atrofi, koriyoretinit) gelişebilir. Ganglion geniculate'yi tutmuşsa Rumsey Hunt Sendromu (Yüz felci, dış kulakta veziküller, 8. Sinir tutulum) gelişebilir. Tablo 3 6 Konjenital Varicella Sendromu
Mikrosefali Hidrosefali Mikroftalmi Optik atrofi Kortikal atrofi Alt ekstremite hipoplazi Mental retardasyon

Zona Zoster
Duyusal sinirlerin innerve ettiği alanlarda ağrılı veziküller ile karakterize bir tablodur. Ağrı haftalarca sürebilir ve postzoster nevralji olabilir. İmmün yetersizlikli hastalarda, pnömoni gibi hayatı tehdit eder nitelikte dissemine enfeksiyonlara sebep olabilir. Laboratuvar Bulgular Tanı klinik bulgular ile konulur. Tzank smear hazırlanarak HSV lezyonlarındaki gibi multinükleer dev hücreler görülebilir. Ayırıcı tanı virüs hücre kültürleri ile konulabilir, spesifik antiserumlar ile idantifikasyon yapılabilir. Laboratuvar hayvanlarında üretilemez. Tedavi Normal hastalarda hem suçiçeği hem de zona da tedavi gerekmez. Sistemik hastalığı olan immün yetersizliği olan hastalarda asiklovir, asiklovire dirençli suşlarda foskarnet kullanılır.

Korunma
İmmünyetmezlikli hastalarda korunma amacıyla Asiklovir kullanılabilir. Profilakside varicellazoster immunglobulin (VZIG) kullanılabilir. Canlı, attenue VZV içeren aşı 1995 yılından beri kullanılmaktadır. Aşı varicella'nın oluşumunu engeller ancak, zona'ya etkili değildir. 1 ile 12 yaşındaki çocuklara tek doz uygulanır. Hastalık geçirmemiş yetişkinlere iki doz uygulanır.

Cytomegalovirüs (CMV)
Hastalık Yenidoğanlarda sitomegalik inklüzyon hastalığı etkenidir. Konjenital anomalilerin en sık sebeplerinden biridir. Heterofil antikorlar negatif mononükleozis, ayrıca immün yetersizliği olanlarda pnömoni yapabilir.

126

Klinik Bulgular CMV ile infekte olan süt çocuklarının yaklaşık %20 kadarında mikrosefali. "Cytomegalo" denilen dev hücreler meydana gelir. Yaşamın ilerleyen yıllarında cinsel yol ile bulaşır. Birçok organ etkilenir ve konjenital anomaliler görülür. İmmün yetersizlikli hastalar dışında çocuklar ve yetişkinlerdeki enfeksiyonları genellikle asemptomatik seyreder. sarılık ve purpura belirtileri olan sitomegalik inklüzyon hastalığı gelişebilir.Önemli Bilgiler Morfolojik ve yapısal olarak diğer hepresvirüslere benzer ancak. Konak CMV enfeksiyonlarına karşı hem antikorlar aracılığı ile hem de hücresel immünite aracılığı ile defans yapar. Hücresel immünite sistemik hastalıkları baskıladığı için daha önemlidir. Patogenez ve İmmünoloji Fetüste multinükleer dev hücreler ile karakterize sitomegalik inklüzyon hastalığı yapar. sağırlık. bayılma. CMV aynı zamanda yıllarca böbreklerde kalabilir. İnsanlar tek doğal konaklarıdır. Ancak en önemli bulaşma yolu transfüzyon ve organ transplantasyonudur. Gebe kadında primer enfeksiyon gelişir ise fetüs hastalanır. laterji ve periferik kan yaymasında atipik lenfositler ile karakterize heterofil negatif mononükleoz meydana gelir. CMV enfeksiyonları T hücreleri inhibe ederek bir immünsüpresif etki yapabilir. CMV dünyada yaygındır. antijenik olarak farklıdır. En büyük (genetik içerik olarak) herpesvirüsdür. Böbrek ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda pnomoni ve hepatit 127 . hayvanlardaki CMV suşları insanları infekte etmez. Enfekte çocuklar yıllarca idrarla CMV çıkarırlar. doğum kanalı ve anne sütü ile bulaşabilir. Hepatosplenomegali en genel bulgudur. Konjenital anomaliler ilk trimesterdeki enfeksiyonlarda gelişir. CMV lökositlerde latent kalır ve hücresel immünyetmezliği olanlarda reaktive olur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Yaşamın ilk dönemlerinde plasenta. İmmün yetersizlikli yetişkinlerde ateş. yetişkinlerin yaklaşık %80'inde antikorları bulunur. Sadece tek bir serotipi vardır. Annede daha önceden antikorlar varsa fetüs genellikle etkilenmez. Küçük çocuklarda en önemli bulaşma yolu tükrüktür.

Patogenez ve İmmünoloji Enfeksiyon başlangıçta orofarenkstedir. Sitomegalik inklüzyon hastalığı olan infantlar idrarları ile virüsü diğer infantlara bulaştırabilirler. Düşük sosyoekonomik gruplarda erken yaşlarda enfeksiyon görülür ve genellikle asemptomatiktir. bu dönemde B lenfositler infekte olur. AIDS'li hastalarda. Korunma Aşısı yoktur. Önemli Bilgiler Virüs oral ve farenks mukoza hücrelerinde ve B lenfositlerde bulunan CD21 reseptörlerine bağlanabilme özelliğindedir. Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde virüs. AIDS'li hastalarda retiniti önlemek amacıyla gansiklovir kullanılabilir. İmmunfluoresans yöntemler ile virüs gösterilebilir. 4. Eğer mümkünse organ transplantasyonlarında da CMV negatif donörler seçilmelidir. Antijenleri. İnsanlar doğal konaklarıdır.bulgularının ön planda olduğu sistemik CMV enfeksiyonu görülebilir.EBNA (Nükleer antijen): Latent dönemde infekte hücrelerce üretilen sitotoksisite uyarıcı antijenidir 2. 3. Tedavi AIDS’li hastalarda retinit ve pnömoni tedavisinve foskarnetde gansiklovir etkilidir.VCA (Viral kapsid antijeni): Replikasyonun başlaması ile gelişen virüslere ait yapısal antijendir. Epstin-Barr Virüs (EBV) Hastalık EBV enfeksiyöz mononükleoz etkenidir. inatçı diyare görülebilir. körlük ile sonuçlanabilen retinit gelişebilir. Aynı zamanda Burkitt lenfoması. ileri ülkelerde ise ileri yaşlarda (lise çağı) virüs ile bulaşma olur ve enfeksiyöz mononükleoz yapar. intranükleerdir ve oval baykuş gözü şeklinde görünümü vardır (Şekil 3. ancak daha çok bilineni. Periferik yaymada görülen atipik lenfositler bu T hücrelerdir.MA (Membranöz antijen): Yapısal olan.EA (Early Antijen): Yapısal olmayan erken dönemde enfekte hücrelerde belirlenen antijenlerdir. çünkü tanı testi olarak kullanılır. Yenidoğanlara kan transfüzyonu yapılacağı zaman CMV negatif olanlar seçilmelidir. sonra kan yoluyla yayılır. Terminal dönemte fatal seyirli enfeksiyöz mononükleoz görülebilir. 1. En önemli antijenidir (VCA). EBV B 128 . geç dönemde ortaya çıkan antijendir. Bulaşma ve Epidemiyoloji EBV başlıca tükürük ile bulaşır (kissing disease). 1-2 haftada üretilebilir. Gansiklovire dirençli olgularda foskarnet kullanılabilir. Aynı zamanda AIDS'li hastalarda 'hairy cell' lökoplakia meydana gelebilir.LMP (Latent membran proteini): EBNA ile aynı özellikleri taşır. 5. HSV ve VZV'den farklı olarak asiklovire dirençlidir. Sitotoksik T lenfositler B lenfositlere karşı reaksiyona girer. Şeffaf bir hale ile çevrelenmiş koyu renkli bir inklüzyon cisimcikleri görülür. diğer B hücreli lenfomalar ve nazofarengeal karsinomanın da etkenidir.10).

Bu antikorların EBV enfeksiyonu için spesifik olmadığı. Burkitt lenfoması ve diğer B hücreli lenfomalar (Afrikalı çocuklarda). Korunma Aşısı yoktur. Heterofil antikorlar 6 ay kadar sonra serumda tespit edilemediğinden tedavinin kontrolü amacıyla kullanılır.7 Atipik lenfosit EPSTEİN-BARR VİRUS • CMV • Toksoplasma gondii • Kızamıkçık virusu • Kabakulak virusu • Viral hepatitler • İlaç reaksiyonları Lenfositleri infekte edebilen virüsler • CMV • HHV 7 • HIV • EBV • HBV HTLV • HHV6 • Kızamık 129 . EBV DNA'nın birkaç kopyası hücre genomuna integre olurken. Heterofil antikorlar koyun veya at eritrositlerini aglutine eder. 2. Tedavi Komplikasyonsuz hastalara antiviral tedavi gereksizdir. Laboratuvar Tanı Başlıca iki tip laboratuvar bulgusu vardır. EBV enfeksiyonuna karşı immün yanıt ilk olarak VCA IgM antikorlarıdır. Tükrük gibi klinik örneklerden EBV izole edilebilir. hepatit B ve serum hastalığında da bulunabildiği unutulmamalıdır. Hematolojik bulgular. VCA IgG ise hafif enfeksiyonların tanısında kullanılır. Kanser ile İlişki Lenfoid orijinli kanserler ile ilişkilidir. sirküler yapıdaki birçok kopya sitoplazmada bulunur. EBV'ye spesifik antikorların ölçülmesi özellikle tanı zorluğu çekilen olgularda kullanılır. lenfadenopati ve splenomegali karakteristik bulgularıdır. immunglobulinler korunmada etkisizdir. Bu amaçla tüp testine (Paul Bunnel) göre daha ucuz. EBV'nin kanser oluşumundaki rolü halen açıklığa kavuşmamıştır. Nükleer antijenler fluoresan antikor boyama yöntemi ile gösterilebilir. ancak teknik olarak zor uygulamalardır. boğaz ağrısı. çünkü ortalama 2 hafta içinde pozitifleşir. daha duyarlı olan Mono test kullanılır. Akut enfeksiyonlarda IgM antikorları kullanılır. Splenomegalinin nadir komplikasyonlarından olan dalak rüptürü özellikle sportif egzersizler sırasında meydana gelebilir.lenfositler içinde latent kalır. Timik karsinoma (USA) EBV ile ilişkisi ispatlananlardır. Anoreksi ve letarji de sıklıkla bulunur. sıklıkla fatal seyirli X'e bağlı immunoproliferatif sendrom gelişebilir. bunu VCA IgG'ler takip eder ve ömür boyu kalıcıdır. Genellikle 2-3 hafta içinde spontan iyileşme olur. IgG ise eski enfeksiyonların göstergesidir. Hastalığın erken dönemlerinde VCA IgM antikorları ölçülür. Asiklovir EBV'ye karşı zayıf aktivite gösterir. İmmünolojik bulgular. hastalarda lenfositoz vardır. EBNA'da geçirilmiş enfeksiyonların tanısı açısından faydalıdır. Bunlar geniş lobuler nükleusa ve vakuollü bazofilik sitoplazmaya sahip sitotoksik T lenfositlerdir. ensefalit de gelişebilir. Klinik Bulgular Ateş. Hepatit sık görülürken. Tablo 3. Spesifik antikorlara ek olarak nonspesifik heterofil antikorlar da saptanabilir. Burkitt lenfomasında EA saptanabilir. yalancı aglutinasyon önlenir. hayatı tehdit eden enfeksiyonlarda yüksek doz verilebilir. İmmün yetmezliği olanlarda ciddi. heterofil antikor testi ile infeksiyoz mononükleozun erken tanısı konulur. Nazofarengeal karsinoma (Çin). Çapraz reaksiyon veren Forssman antikorları fare böbrek ekstresi ile adsorbe edilip. İyileşmeden sonra çok kısa bir süre içinde serumda kaybolduğundan hafif enfeksiyonlarda faydalı değildir. 1. formül lökositte %30'un üzerinde atipik lenfosit saptanır. daha spesifik.

130 .

Vaccinia virüs.Timus karsinomu Primer hepatosellüler karsinom (x proteini) Selim cilt tümörü Servikal karsinom İlişkili olduğu kanser Diğer herpesvirüsler Human Herpesvirüs 6 ve 7 T lenfositlerini infekte eder. Smalpox (çiçek): Etkili aşılama sonucunda dünyadan eradike edilmiştir. HHV 8'in AlDS'li homoseksüellerde epidemik olarak bulunduğu ve Kaposi sarkomu ile ilişkisi bilinmektedir. B ve T hücreli lenfoma Hodgkin lenfoma. ancak HHV 6'nın lenfoproliferatif hastalıklara neden olduğu saptanmıştır. DNA virüs olmasına karşın intrasitoplazmik replikasyon gösterirler. Su çiçeğinden farklı olarak cilt lezyonları. tüm döküntüler aynı dönemdedir.18. Nazofarinks karsinomu. HHV 6 aynı zamanda çocuklarda döküntülü enfeksiyona sebep olur (roseola veya exanthema subitum) (Şekil 3. Bu nedenle Kaposi sarkomu ile ilişkili herpesvirüs (KSHV) olarak isimlendirilir. Bu virüsler hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Biyolojik silah olarak önemi vardır. Lezyonlarda Guernieri inklüzyon cisimcikleri yaparlar.Tablo 3. Bu virüsün DNA yapısı daha çok EBV'ye benzer ve bu nedenle primer hedefinin lenfositler olduğu düşünülmektedir. Poksivirüs Poksivirüsler en büyük ve kompleks yapılı virüslerdir. vaccinia virüsü ve molluscum contagiosum virüsüdür.8 İnsan tümör virüsleri ve ilişkili olduğu tümörler Virüs tipi DNA virüsleri Human papilloma virüs tip 16 . Medikal önemi olanlar çiçek virüsü (smalpox). çok odacıklıdır. 31 EBV Hepatit B virüsü Molluskum kontagiosum virüsü HSV-2 RNA virüsleri HTLV-1 HTLV-2 HCV Erişkin akut T hücreli lenfoma Tüylü hücreli lösemi Primer hepatosellüler karsinom Servikal kanser (E6 ve E7 proteini) Burkitt lenfoma. Variola virüsü dünyadan silen canlı atenüe aşının içindeki virüsdür. skatris bırakarak iyileşirler. 131 .12).

siğil tarzında bening tümörleridir. konjunktivit ve pnömoni gibi üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurlar. papüler. Keratokonjunktivit. 18 ve 31) farelerde sarkom oluşturur. 4. Tedavi lezyonların küretajı ile yapılır. İmmün sistemi sağlam olanlarda birkaç ay içinde kendi kendine iyileşir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Adenovirüsler aerosoller. Kapsidinin her 12 alt biriminden bir fiber çıkar. Bazı serotiplerinin özel hastalıklardan sorumlu olduğu gösterilmiştir. hemorajik büllöz lezyonlarla karakterize bir hastalıktır (Koyun kaşıntılı hastalığı). Adenovirüslerin insan enfeksiyonlarına spesifik antijenleri hexon proteinleri üzerinde lokalizedir (Şekil 3. Fekal-oral yol çocuklardaki en yaygın görülen bulaşma şeklidir. hemorajik sistit ve gastroenterit de sorumlu olduğu enfeksiyonlar arasındadır.13). fekal-oral yol ve konjunktivalara direk inokülasyon gibi değişik yollarla bulaşabilir. Patogenez ve İmmünoloji Adenovirüsler solunum sistemi. özellikle askerler gibi sıkışık yaşamda salgınlar yapabilirler. pembe. Örneğin. Hayvanlarda hastalık yapan adenovirüsler insanlara bulaşmazlar. Adenovirüsler dünyada yaygındır. 132 . ve 21 solunum sistemi hastalıkları. tip 11 ve 21 akut hemorajik sistit ve tip 40 ve 41 infantil gastroenterit etkenleridir. gastrointestinal sistem ve konjunktivalar gibi birçok organın mukozalarının enfeksiyonudur. 7. folliküler konjunktivit. 3. 8 ve 9 epidemik keratokonjunktivit. Önemli Bilgiler Adenovirüsler kapsülsüz çift sarmal lineer DNA ve izosahedral nükleokapsid yapısına sahiptirler. Bazı serotipleri (özellikle 12. Özellikle çocuklar arasında yaygındır. Lezyonlar krater tarzındadır ve içinde beyaz renkli bir içerik taşır. Özellikle transplant hastalarında fatal seyirli pnömoniler yapabilir. Sistemik tedavisi yoktur. Yakın temas ile bulaşır (seksüel temas dahil). İmmün yetersizliği olan hastalarda adenovirüsler herpesvirüsler kadar başbelasıdır. Virionlarından ayrılan fiberlerin insan hücreleri için toksik olduğu gösterilmiştir. Adenovirüsler Hastalık Adenovirüsler farenjit.Molluscum contagiosum: Deri ve mukozaların küçük. Orf: Koyunlardan bulaşan. ancak insanlarda tümör oluşumu ile ilişkisi gösterilememiştir. Fiber proteinleri (hemaglutinin) tipe spesifik antijenleridir ve bugüne kadar 41 değişik antijenik tipi gösterilmiştir. Nötralizan antikorlara bağlı gelişen immünite tipe sipesifiktir ve yaşam boyu devam eder. Fiberler organlara tutunmada görevi olan hemaglutininlerdir.

Papillomavirüsler Hastalık Papillomavirüsler siğiller gibi skuamöz hücrelerin bening tümörleri olan papilloma etkenidir. HPV 18 çok yüksek riske sahiptir. Örneğin. Bu vakuoller patognomoniktir. derideki siğillerden HPV-1-4 sorumlu iken (Şekil 3. Korunma 4. Epidemik keratokonjunktivit iatrojenik hastalıktır. Önemli Bilgiler Papovavirüs ailesindendir ve polyomavirüsler ile SV40 virüslere benzerler fakat daha büyük genoma sahiptir. Ancak serviks ve penis üzerindeki HPV enfeksiyonları kanserleşebilir (Condyloma acuminata). genital siğillerden en sık HPV-6 ve HPV-11 sorumludur. Papovavirüsler Serolojik açıdan papillomavirüsler ile polyomavirüsler olmak üzere iki farklı cins altında toplanırlar.Klinik Bulgular Farenjit. Alt solunum yollarında ise bronşit ve atipik pnömoni etkenidir. Ancak bazı serotipleri belirli dokularda enfeksiyon yaparlar. Siğiller beningdir ve malignleşmez. Patogenez ve İmmünoloji Papillomavirüsler skuamoz epitel hücrelerini enfekte eder karakteristik sitoplazmik vakuoller (koilositoz) oluşturur. Hemorajik sistitte hematüri ve dizüri belirgin semptomlardır. E6 ve E7 genleri kansinojeniktir. farengokonjunktival ateş ve akut respiratuvar hastalık yaparlar. HPV-16-18 gibi bazı tipleri serviks kanseri etkenidir. HPV'nin 100'den fazla serotipi vardır.HPV 16 yüksek. özellikle göz muayeneleri sırasında aseptik şartlara uyulması ve ellerin yıkanması ile bulaşma önlenebilir. 7 ve 21 suşları için canlı atenue olmayan aşısı vardır ancak sadece orduda kullanılmaktadır. Tedavi semptomatiktir. Enfeksiyonların yarısından çoğu da asemptomatiktir.14). Tedavi Bilinen antiviral tedavisi yoktur. 133 . Adenovirüs enfeksiyonlarının çoğu kendi kendine iyileşir. İki yaşın altındaki çocuklarda kan bulunmayan gastroenteritler yaparlar. Laboratuvar Tanı Tanı için hücre kültürlerinde virüsün üretilmesi veya spesifik antikorların iki hafta ara ile 4 kat arttığının gösterilmesi gerekmektedir.

JC virüs Progresif multifokal lökoansefalopati (PML) etkenidir. Tanı genellikle klinik olarak konulur. 134 . Lezyonlarda koilositozun görülmesi tanıyı kesinleştirir. Tedavi lezyonlara cerrahi veya topikal asetilsalisilik asit uygulanması ile yapılır.15). Derideki siğiller çocuklar ve genç erişkinlerde daha yaygın iken. Hayvanlardaki siğiller insanlar için bulaştırıcı değildir.Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma deri-deri teması ile olur (seksüel geçiş). Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. BK virüs solunum yolu enfeksiyonları ile böbrek epitel hücrelerini enfekte etme özelliği vardır. Polyomavirüsler Bu grup içinde simian virüsü 40 (SV40) ve insan virüsleri olan BK ve JC virüsleri bulunur. ileri yaşlarda geriler. Genital siğiller en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıklardır (Şekil 3.

talassemililer ve sferositozu olanlarda geçici ciddi aplastik anemi olur. virüs plasentaya geçip fetusu enfekte eder. 4. artropati yıllarca sürebilir. Özellikle okul yaşındaki çocukları tutar. 3. 2. Sadece tek serotipi vardır. aplastik kriz (özellikle orak hücreli anemililerde) ve hidrops fötalis (Fetal enfeksiyon) etkenidir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Başlıca solunum sistemi yoluyla bulaşır. eller ve dirsekler olmak üzere eklem tutulumları önemlidir. Eklem bulguları romatoid artriti taklit edebilir. Fetal ölüm ve hidrops fetalis meydana gelebilir. Eritema infeksiyozum (Beşinci hastalık). Bir diğeride kan damarlarındaki endotel hücreleridir. Transplasental bulaşmada görülebilir. Son yıllarda Adenoassociated virüs denilen bir parvovirüs insanlarda rastlantısal olarak tespit edilmiştir. Tedavi Spesifik tedavisi yoktur.Parvovirüsler Hastalık Parvovirüslerin insanlardan enfeksiyon yapan tek suşu Parvovirüs B19'dur. hayvanlarda enfeksiyon yapan suşlar insanlara bulaşmaz. İnsanlar tek kaynaktır. Üçüncü trimesterde meydana gelen enfeksiyon klinik tablo yaratmaz. Önemli Bilgiler Çok küçük tek sarmal DNA virüsüdür. Kronik B19 enfeksiyonu: Özellikle HIV enfeksiyonlularda olmak üzere immün yetersizliği olanlarda meydana gelir. Virüs detektif bir parvovirüsdir. Standart immunglobulinler immünyetmezliği olan hastalarda faydalı olabilir. Kan donörleri de önemli bir kaynaktır. adenovirüs varlığında gelişebilir. beşinci hastalık). Yüzde tipik döküntü. Dünyada yaygındır. Fetal enfeksiyonlar: Gebe kadın birinci ve ikinci trimesterde enfekte olursa. Artrit ve atrofatiler ile karakterizedir. bu da eritema infeksiyozumdaki döküntülerin sebebidir. Sorumlu olduğu enfeksiyon gösterilememiştir. Klinik Bulgular Dört klinik tipi vardır 1. Aplastik krizler: Orak hücreli anemi. B19 ile enfekte olan yetişkinlerdeki immünkompleksler döküntü ve artritleri meydana getirir. Patogenez ve İmmünoloji B19 başlıca iki tip hücreyi enfekte eder. Bunlardan birincisi kemik iliğinde eritrositlerin prekürsör hücreleridir ve aplastik krizlere neden olur.9 Virüsler ve insanlarda oluşturdukları kanserler Virüs ailesi Papovavirüsler Virüs Human papillomavirüs İnsanda meydana getirdiği kanser Genital tümörler Skuamoz hücreli karsinom Orofarengeal karsinom Herpesvirüsler EB virüs Nazofarenks karsinom Afrika Burkitt lenfoması B hücreli lenfoma Hepadnavirüsler Retrovirüsler Flavivirüsler Hepatit B virüs HTL virüs Hepatit C virüs Hepatosellüler karsinom Yetişkinin T hücreli lösemisi Hepatoselüler karsinom 135 . Genom negatif DNA'dır. Parvovirüs B19'un konjenital anomali yaptığı gösterilememiştir. Eritema infeksiyozum (tokatlanmış çocuk sendromu. Tablo 3. Virüs boğaz sürüntüsünden elde edilebilir ancak sık kullanılan bir yöntem değildir. Laboratuvar Tanı B19'a karşı gelişen IgM antikorlarının tespit edilmesi ile tanı konur.

S bölgesi. 42 nm çapındaki ise infektif partikülleridir (Dane partikülü) (Şekil 3. Genomda dört önemli gen bölgesi bulunmaktadır (Şekil .18). HBcAg ve HBeAg 3. Replikasyon sonrasında ise yeni viryonun genomuna ait S zinciri tamamlanamadan genomun kapsidi yapısını tamamlar ve böylece yeni virüslerinde S zincirleri eksik kalır. Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal konaklarıdır.C bölgesi . Bunlardan 22nm çapında sferik ve 22nm çapında flamenter yapıda olanlar infektif olmayan. Replikasyon Virüsün genomu tamamlanmamış çift sarmal DNA dan yapılmıştır.P bölgesi. Zarflı ancak etere dirençlidir. HBxAg 136 . Eksik olan + zincir (S zinciri) replikasyon sırasında tamamlanır. Virüs eksik zincirini enfeksiyon alanında tamamlamak için reverse transkriptaz taşır.Hepatit B Virüsü Hastalık B tipi viral hepatit etkenidir. Hasta serumları incelendiğinde üç değişik partikül görülür. Kısmi çift sarmal DNA yapısındadır. Kor içinde DNA bağımlı DNA polimeraz (revers transkriptaz) vardır. DNA polimeraz 4.17). HBsAg 2. Zarfı yüzey antijen denilen (HBsAg) bir protein taşır. 1.X bölgesi. Hepadnavirus ailesinin üyesidir.

uyuşturucu bağımlıları (intravenöz). İyileşen olgularda Anti-HBe gelişmeye başlar. Serumda saptanamaz. kan ve kan ürünü transfüzyonu. tatuaj. Seksüel temas: Cinsel ilişki ile bulaşır. Middle (M). d. HBsAg'de en çok bulunan proteindir. manikür. Bulaşma doğum sırasında meydana gelir. Pre-S2 geni M proteinini. Bu antijen de C geninin Pre-C başlangıç noktasından başlayarak yapılır. Ancak tüm HBV suşlarında a determinantı bulunması nedeniyle aşıların hepsi ile immünizasyon sağlanmaktadır. Ayrı başlangıç noktalarından kodlanmalarına bağlı olarak Large (L). y. Replikasyonun sürdüğü kronik olgularda HBeAg pozitifliğini korur.Tablo 3. Bulaşma ve Epidemiyoloji Hepatit B'nin başlıca bulaşma yolları. yaşlı bakım evleri. Özellikle homoseksüel ilişki ile sıklığı artar. r determinatlarından oluşmaktadır. Horizontal yol: Aralarında cinsel temas veya kan teması bulunmayan sıkışık yaşam şartlarındakilerde gelişen bir yoldur. Pre-S2 bölgesinin karaciğer hücreleri üzerindeki polimerize human serum albumin reseptörlerine bağlandığı bilinmektedir. Türkiye'deki en sık görülen bulaşma yoludur. ancak karaciğer iğne biyopsisi ile gösterilebilir. HBeAg pozitif gebelerde bulaşma hemen hemen kaçınılmazdır. hepatositler parçalanır ve hepatit gelişir. ana okulları. kışlalar en önemli örneklerdir. L ve M proteinlerinin hepatositlere bağlanmada rolü olduğu gösterilmiştir. konjunktival girişimler bulaşmada önemli faktörlerdir. Bulaştırıcılığın göstergesidir. hemodiyaliz. CD8 T lenfositlerinin hedefi bu hücrelerdir. S proteini. hastaneler. akupunktur. Ancak yetersiz yanıt varsa. Small (S) proteinlerden oluşur. partner sayısı arttıkça hastalığın bulaşma ihtimali de artar. Aile içi. HBsAg'nin 6 aydan uzun süre pozitifliğinin devam etmesi kronik hastalık lehinedir. Subklinik ve anikterik akut enfeksiyon geçirenlerde kronikleşme daha sık görülür. Aynı gen bölgesini kullanmaları nedeniyle HBcAg'nin serumdaki göstergesidir denebilir. Genomun Pre-S1 geni L proteinini. 137 . HBcAg: HBV'nin "core" bölgesinin antijenidir. Bunlarda bulaştırıcılık fazladır. Patogenez ve İmmünoloji Sitotoksik T hücrelerin aktivitesi sonucunda. Hem Dane partiküllerinin hem de infektif olmayan partiküllerin üzerinde bulunur. Bunu antikor yanıtının gelişmesi (Anti-HBs) izler ve hastaların çoğu iyileşir. Anti-Pre-S2 antikorları HBsAg negatifleşmeden pozitifleştiği için. Kontamine iğneler. Bunların bir kısmı hepatositlerin endoplazmik retikulumunda değişikliğe uğraması ile suda eriyebilir HBeAg oluşur. w. HBsAg'nin glikoproteini a. hastalık kronik hale geçer. Vertikal yol: Perinatal bulaşmada transplasental bulaşma nadirdir. akut dönemdeki hepatit B'li bir hastanın kronikleşme riskinin az olduğu yönünde bir bulgudur. Parenteral yol: Kan ve kan ürünleri aracılığı ile bulaşır. Eğer hastaların hücresel immünitesi iyi ise infekte hepatositler yıkılır ve virüs temizlenir. S geni ise S proteinini kodlar. HBeAg MHC class I antijenler tarafından sunulan antijendir. Böylece akut hepatit tablosu ortaya çıkar.10 Hepatit virüslerinin özellikleri HAV Genom Aile Bulaşma RNA Heparnavirüs Fekooral HBV DNA Hepadnavirus Cinsel Parenteral HCV RNA Flavivirü s Parenter al Cinsel? 1-6 ay Sinsi Var Düşük Yok Yok HDV RNA Deltavir üs Parente ral Cinsel? 1-2 ay Ani Var Yüksek Yok Yok HEV RNA Calisivirüs Fekooral Kuluçka devri Başlangıç Kronikleşme Fulminan hepatit riski Pasif bağışıklık Aşı 2-6 hafta Ani Yok Düşük Standart immünglobulin Ölü 2-6 ay Sinsi Var Düşük Hiper immünglobulin Rekombinant 2-6 hafta Ani Yok Gebelerde yüksek Yok Yok HBsAg: ilk pozitifleşen marker HBsAg'dir. Bu determinantlar nedeniyle serotipler oluşmaktadır. HBsAg üç farklı proteinden oluşur.

HBeAg viral replikasyonun göstergelerinden biridir (HBV-DNA. Özellikle ürtiker. eklem ağrıları. HBV karaciğer dışında monositler. İkterik olgularda hem direkt hem de indirekt bilirubin yükselir. Gastrointestinal sistem bulguları ön plandadır. Derin ikteri olan hastalarda kaşıntı bulanabilir. böbrek. Olguların sadece 1/4 kadarı ikterik enfeksiyon geçirir. Laboratuvar Bulgular ALT seviyesi üst sınırının 10 katını aşanlar ve deRitis oranı (AST/ALT) 1'den küçük olanlar akut hepatitli kabul edilirler. Hastanın serolojisi tablo 6'da ve şekil 3. Klinik Bulgular İnkübasyonu 6 aya kadar uzayabilir. amonyak artar ve PTZ yükselir. Hastalarda akut karaciğer nekrozu ve ensefalopati vardır. artrit gelişebilir. üre normalin altına iner. dalak. ancak çok güvenilir değildir.21 gösterilmiştir.11 Hepatit B serolojisi Başlang ıç HBsAg Anti-HBs Anti-HBc IgM Anti-HBc-lgG HBeAg Anti-HBe ALT Pozitif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Çok yüksek Pencere Negatif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Belki biraz İyileş me Negati f Pozitif Negati f Pozitif Negati f Pozitif Norm al Kronik Aktif Persistan Pozitif Negatif Negatif Pozitif Pozitif Negatif Yüksek Kronik Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Az yüksek Taşıyıcı Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Normal Aşılı Negatif Pozitif Negatif Negatif Negatif Negatif Negatif 138 . ancak ekstrahepatik bulgularda gösterir. Hepatit B bir karaciğer hastalığıdır. safra kanalı epitellerinde de enfeksiyon oluşturur ancak buralarda replike olamaz. hastalarda konstipasyon görülür. pankreas. Tablo 3. DNA polimeraz. Ekstrahepatik bulgular sıktır. Çok yüksek olan ALT ve AST değerleri hızla düşer. HBcAg gibi). Olguların ortalama %1 kadarında fulminan hepatit görülür. Akut enfeksiyonda genellikle başlangıç hepatit A kadar gürültülü değildir. kemik iliği.

139 .

enfeksiyonları sırasında hepatit B markerları azalır. İnkübasyon periyodu 2-12 haftadır. HBV gen üretimi ile yarıştığı için. HDV enfeksiyonu HBV replikasyonuna (HBsAg üretilmesi) bağlıdır. ancak süperinfeksiyonları sırasında daha da kısa olabilir. Primer bulaşma yollarının HBV ile benzerlik gösterdiği görülmektedir.Delta Hepatiti (HDV) HDV dünyada yaygındır ancak özellikle Afrika. HBsAg delta virüsü için bir zarf gibi davranır. Orta Doğu ve Güney Amerika ülkelerinde prevalansı yüksektir. Multipl transfüzyon alanlar. 140 . intravenöz uyuşturucu bağımlıları ve bunlarla yakın temasta olanlar yüksek risk grubunu oluşturur. HDV.

141 . Kronik hepatit kronik aktif ve kronik persistan olmak üzere ikiye ayrılır. Birincisi Akdeniz ülkelerinde görülen. 6. Karaciğer enzimlerinin normal olduğu. hastalarda iki defa ALT piki oluşur. hepatit B'li hastalarda yakın temas ile bulaşma. Şişmanlarda.İki tür HDV enfeksiyonu vardır. Dünyada iki tip HDV enfeksiyonu epidemiyolojisi vardır. Tedavi Erişkinlerde tüm HBV'li hastaların yaklaşık olarak %90'ı iyileşirken. Hepatit aşıları içinde sadece HBsAg bulunduğundan gebeler de dahil olmak üzere herkese uygulanabilir. 1 yıl ve 2 yıllık sürelerde kullanılır. %10 kadarı kronikleşir. Korunma Plazma kaynaklı veya rekombinan aşılar 0. Mümkün olduğunca herkes aşılanmalıdır. tek ALT piki oluşur. aylarda uygulanır ise %95 üzerinde koruyuculuk sağlar. Çocuklarda bu oran tersinedir. Tedavide interferon alfa 6 ay. hastaların büyük bölümü iyileşir. Yenidoğanlarda anne HBsAg'li ise hem aşı hem de hiperimmunglobulin uygulanır. 1. ikincisi ise özellikle ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerinde kan ve kan ürünleri ile bulaşma şeklidir. Süperenfeksiyon kronik hepatit B'li hastalarda görülür. Son yıllarda Lamivudin'in tek olarak kullanıldığı protokoller de uygulanmaktadır. hastada klinik bulguların bulunmadığı sadece HBsAg taşıyıcılığı ile karakterize kronik taşıyıcılarda vardır. Koenfeksiyon hastalarda akut viral enfeksiyonun ardından gelişir. erkeklerde ve yaşı ileri olanlarda immünite sağlanamayabilir. İnterferon ya tek olarak veya bazı tedavi protokollerinde Lamivudin ile kombine edilerek kullanılabilir. hastaların büyük çoğunluğu kroniklesin HDV enfeksiyonu tanısı hastalarda anti-HDV IgM antikorlarının gösterilmesi ile konulur. sigara içenlerde.

Antijenik drift. pnömoni. bu insanlar insandan insana kolayca bulaşmayı sağlayacak insan genlerine sahip olan yepyeni bir alt tipin yoğrulduğu bir hamur teknesi gibi işlev görebilir. H5N1 suşunun sağlık çalışanları. gerek önceden sağlıklı erişkin ve çocukları. Bulaşma ve epidemiyoloji Virüs damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. Böyle bir olay. karaciğer enzim düzeylerinde yükselmeler ve pıhtılaşma bozuklukları gibi belirti ve bulgular bildirilmiştir. İnfluenzavirus A H5N1. öksürük ve kas ağrıları). hindiler. akut sıkıntılı solunum sendromu (ARDS). 142 . Antijenik shift. kümes hayvanları arasında yayıldıktan sonra geçirdikleri mutasyonlarla yüksek patojenite kazandıkları kabul edilmektedir. Zarflarının üzerinde iki farklı çıkıntı vardır. Birçok hayvan (kuşlar. Virusları çok uzaklara taşıyabilmelerine ve dışkılarıyla çıkarmalarına karşılık. özellikle patojenitesi yüksek formla oluşan salgınların. gerekse kronik tıbbi sorunları olanları etkilemiştir. H5 ya da H7 alt tipindeki patojenitesi düşük olan kuş gribi viruslarının. Kuşa özgü influenzavirus H5N1 ile oluşan insan infeksiyonunun klinik gidişine ilişkin yayımlanmış bilgiler sınırlıdır. yeşilbaş ördeklerdir ve enfeksiyona en dayanıklı olan kuşlar da bunlardır. Grip özellikle kış aylarında meydana gelir. Salgın.RNA VİRÜSLER İnfluenzae Virüsler Ortomyxovirus grubundandırlar. kümes hayvanları arasında patojenitesi yüksek kuş gribi salgınlarıyla eşzamanlı olarak görülmektedir. ilk kez 1878'de italya'da tanımlanmıştır. A grup antijenidir. ülkeden ülkeye canlı kümes hayvanlarının ticareti aracılığıyla yayılabilir. Büyük pandemilerden inluenza A sorumludur. göz infeksiyonları. reseptörler ortaya çıkarır. çoğul organ yetersizliği. ancak her yıl farklı ülkelerde salgınlar yapabilir. 1997 Hong Kong salgınında hastalananlarda gripteki gibi tipik belirtiler (ateş. Hemaglutinin konak hücrelere tutunmayı sağlarken. boğaz ağrısı. Kuş gribi salgınları bir ülkenin içine yayılacak olursa. A/Johannesburg/94 (H3N2) influenza virüsünün yazılışını gösterir. nöraminidaz ise koruyucu mukus tabakayı sulandırarak. iki tip antijen değişimi vardır. segmenter tek sarmal RNA virüslerdir. patojenitesi yüksek kuş gribi çok daha önceden. Hemaglutinin ve nöraminidaz. Daha sonrakiler virüsün izole edildiği yer ve zamanı gösterir. "Myxo" denilince musinler (glikoprotein) ile etkileşen virüsler anlamını taşır. İnfluenza B'de salgın yapabilir ancak influenza C salgın yapmaz. lenfopeni. Paramyxovirüslerden segmenter RNA'ları bulunması ile ayrılırlar. tavukçuluk yapanlar ve tavuk imha ekiplerinde çalışanlarda insandan insana çok sınırlı bir biçimde de olsa bulaşabildiği anlaşılmaktadır. Önemli bilgiler Zarflı. domuzlar) influenza A virüsünü taşırlar ve insanlarda büyük epidemilerin oluşmasını sağlayan antijenik değişimlerin kaynağıdırlar. Kuş gribi virusunun doğal rezervuarı. influenzavirus A'ya bağlı olarak genellikle kuşlarda ortaya çıkar. geçmişteki patojenitesi yüksek kuş gribinin uluslararası yayılımı böyle açıklanmaktadır. kontrol altına alınması çok güç olabilir. Hastalık Dünyada grip pandemileri yapan virüslerdir. minör değişiklikleri gösterir. kazlar ve benzeri kümes hayvanlarındaki gibi öldürücüdür. Kuş gribinin. genomda majör değişimdir ve her 10-11 yılda bir meydana gelen büyük salgınlardan sorumludur. Patojenitesi yüksek olan kuş gribi viruslarının yabanıl kuş topluluklarında bulunmadığı. Hastalık. İnsandaki olgular. helikal yapıda nukleokapsidi olan. İnfluenzae A ile pandemiler her 10 ile 20 yılda bir meydana gelir. yalnızca hafif ve kısa süren bir hastalık geçirirler. aile bireyleri. Dünyadaki büyük epidemiler virüsün yüzeyindeki bu reseptörleri değiştirmesi sonucunda ortaya çıkar. atlar. tavuklar. özellikle gelişmekte olan ülkelerde kümes hayvanları endüstrisi ve çiftlik sahipleri üzerindeki etkileri son derece yıkıcı olabilir. bölgesel enfeksiyonlardan sorumludur. Kuş gribi: Bu hastalık. bir grip pandemisinin başlangıcı da olacaktır. H1N1 ve H3N2 influenza A'nın en bilinen suşlarıdır ve son zamanlardaki aşılarda sıkça kullanılmaktadır. Zaman içinde daha çok insan infekte olup bunlar bir de insana ve kuşa özgü influenzavirus suşlarıyla aynı anda infekte olurlarsa. Göçmen kuşlar da virusu uzaklara taşıyabilir. H3N2 ise hemaglutinin ve nöraminidaz'ın tipleridir. Evcil ördeklerdeki infeksiyon ise tıpkı tavuklar. ilk kez 1961'de Güney Afrika'da balıkçıllardan izole edilmiş olmakla birlikte. bakteriyel superenfeksiyonlar eklenirse yaşlılarda ölümler görülebilir.

Dünyada yaygındır. Kızamık Virüsü(MEASLES) Kızamık etkenidir. Aşı her yıl yeniden formüle edilir. Hücre kültürleri ve antikor titresindeki yüksekliklerin gösterilmesi de gerçek tanının konması için yardımcıdır. İnfluenza B ve suçiçeği gibi viral enfeksiyonlarda ateşin düşürülmesi için kullanılan aspirin patogenezde rol oynar. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma prodromal dönem ile döküntünün başladığı birkaç gün içinde damlacık enfeksiyonu yoluyla olur. Hastalığı geçirenlerde yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. AIDS gibi hücresel immün sistem bozukluğu olanlarda hastalık ölümcül seyreder. Koplik lekeleri tanıda önemli bir bulgudur.Patogenez ve İmmünite Enfeksiyon üst ve alt solunum yollarında lokalize kalır. Nadir görülen komplikasyonu ensefalopati ve karaciğerde dejenerasyon ile karakterize Reye sendromudur. hücresel immünite daha önemlidir. Önemli Bilgiler Paramyxovirüs ailesindendir. Birkaç gün sonra yüzden başlayarak aşağıya doğru yayılan döküntüler görülür (Şekil 3. Virüsün hedef hücreye penetrasyonunu veya virüsün kılıfından soyulmasını engeller. Korunma Ölü influenza A ve B aşıları kullanılmaktadır. Bulantı ve kusma da eşlik edebilir. influenzae A ve B'ye birlikte etkili olan oseltamavir'dir. Guillain-Barre sendromu görülebilir. Tek bir serotipi vardır. IgG gelişir ancak koruyucu özelliği azdır. Sitotoksik T hücrelerin de koruyucu etkisi vardır. 2-3 yılda bir büyük epidemiler yapar. Ayrıca sekonder bakteriyel enfeksiyonlar. öksürük ile karakterize prodromal şikayetler görülür. korunmanın sürekli olması için her yıl aşılamanın yapılması gerekmektedir. Multinükleer dev hücreler (Warthin Finkeldey dev hücreleri) lezyonlarda görülür. influenza virüse bağlı pnömoni interstisyel tiptedir. Korunma ortalama 6 ay kadardır. Solunum yollarında nekroza yol açmaz. baş ağrısı ve öksürük gelişir. 143 . Daha sonra kan yoluyla deriye yayılır. burada tekrar replike olur. konjunktivit (fotofobi). Bakteriyel superenfeksiyon gelişmemiş ise semptomlar spontan olarak 4-7 günde geriler.22). miyalji. Nadir olarak subklinik kızamık görülebilir. burun akıntısı. Döküntüler sitotoksik T hücrelerinin kızamık ile infekte olmuş derideki vasküler endotel hücrelerini etkilemesi sonucunda gelişir. sistemik bulgulara rağmen nadiren viremi olur. Laboratuvar tanı Tanı büyük çoğunlukla klinik bulgular ile konulur. Tedavi Amantadin hem tedavi hem de korunmada kullanılmaktadır. bunlardan ikisinin A birinin B susu olmasına dikkat edilir. Başlıca endikasyonu bilinci kapalı. böylece hücresel immün sistemde baskılanma görülür. Zarfının üzerinde hemaglutinin ve hemolitik aktivite gösteren iki tip antijeni bulunur. Amantadin sadece influenza A'ya etkilidir. Gelişmekte olan ülkelerde malnütrisyonlu çocuklardaki enfeksiyonlar sağlıklı olanlara göre daha ağır seyirlidir. Bir müddet sonra döküntüler ortaya çıkar. Patogenez ve İmmünite Üst solunum yollarının enfeksiyonunun ardından virüs kana geçer ve RES hücrelerini infekte eder. Her aşıda 3 suş bulunur. İmmünite salgısal IgA'ya bağlıdır. PPD deri testi negatifleşebilir ve tüberküloz reaktivasyonu görülebilir. Miyalji gibi sistemik bulgular dolaşan sitokinlere bağlıdır. Klinik bulgular 24-48 saatlik inkübasyonun ardından. Klinik Bulgular Ortalama 2 haftalık bir inkübasyon periyodunun ardından ateş. Enfeksiyon sırasında geçici hücresel immünite depresyonu görülür. yaşlı ve immün sistemi bozuk olanlardır. ateş. IgG tipi antikorlar viremi sırasında virüslerin nötralizasyonunda rol oynarsa da. Burada antikora bağımlı vaskülitin rolü vardır. Kızamık virüsü makrofajların yüzeyinde bulunan IL-12 üretiminden sorumlu olan CD46 reseptörlerine bağlanır. Anneden antikorların plasenta aracılığı ile geçmesi nedeniyle infantlar 6 ay süresince korunma altındadır.

Koplik lekeleri olmaksızın atipik döküntüler ile karakterizedir. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. attenüe aşılar ile korunma sağlanır. Hücre kültürlerinde virüsün izolasyonu mümkündür ancak. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetersizliği olanlar ile gebelere uygulanmaz. Anneden geçen antikorlar nedeniyle halen korunma altında olan bebeklerde ve enfeksiyonun hemen öncesinde hiperimmün kızamık immünglobulini veya normal gama globulin preparatlarının uygulandığı kişilerde ortaya çıkan hafif kızamık tablosuna modifiye kızamık denir. Dokularda intranükleer ve intrasitoplazmik inklüzyon cisimcikleri oluştururlar. Her 1000 olguda bir ensefalit görülebilir. Hasta bulaştırın değildir ve virüs izolasyonu yapılamaz. çünkü maternal antikorlar virüsü nötralize eder ve immün yanıt düşebilir. İmmünitenin azalmasını önlemek amacıyla rapel dozlar tavsiye edilir. Hastalıktan birkaç yıl sonra MSS'nin fatal seyirli hastalığı olan subakut sklerozan panensefalit (SSPE) gelişebilir. Enkübasyon periyodunun erken dönemlerinde immünize olmamışlarda standart immünglobulin kullanılabilir. Ölü aşıların kullanılmamasından artık atipik kızamık yetişkinlerde görülmemektedir. Kızamığa bağlı primer dev hücreli veya sekonder bakteriyel pnömoni gelişebilir. Mumps Virüs Kabakulak etkenidir 144 .12 Yavaş virüs enfeksiyonları Yavaş virüs enfeksiyonları Subakut sklerozan panensefalit Progresif multifokal lökoensefalopati Progresif Rubella ensefaliti HIV ensefalopatisi Virüs tipi Kızamık Polyoma JC Kızamıkçık HIV Ölü aşı verilmiş veya hafif enfeksiyon geçirmiş kişilerde atipik kızamık gelişir. Mortalite %10. Ölü aşılar artık kullanılmamaktadır. Aşı ile etkili korunma sağlanır ve yan etkisi çok azdır. Tablo 3.Ciddi komplikasyonları vardır. Günlerce süren ciddi bir klinik tablo oluşturur. Canlı. tanıda güçlük çekilen olgularda antikor fitresinin iki hafta içinde 4 kat artması değerli bulgudur. Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. Genellikle 15 aylık çocuklara rubella ve mumps aşısı ile birlikte yapılır. 15 aydan daha küçük çocuklara aşı yapılmaz. kalıcı sekel oranı ise %40'tır.

Tükrük. bulantı ve bunu takiben parotis bezinde unilateral veya bilateral şişme meydana gelir. Tek taraflı orşitlerde sterilite olmaz. overlere. füzyon proteinleri bulunur. Tüm kabakulak olgularının yaklaşık %15'inde gelişir. bilinen bir serotipi vardır. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. İnfantlardaki ciddi enfeksiyonlarında bir immunopatojenik mekanizma gelişebilir. Hastalık benign seyirlidir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile veya kontamine ellerin ağız-buruna dokunulması ile bulaşır. viremi olmaz. Standart immunglobulinler hastalıktan korunmada ve orşit gelişmesinde koruyucu değildir. Puberte dönemindeki erkeklerde bilateral testis tutulması sonucu sterilite meydana gelebilir. Antikor tarama testlerinde 4 katlık artış tanı açısından değerlidir. Aşı uzun süreli (en azından 10 yıl) immünite sağlar. Patogenez ve İmmünite Virüs solunum sistemi yoluyla enfeksiyonu meydana getirdikten sonra dolaşım yoluyla parotis bezlerine. Sounum Sinsisyumu Virüsü (RSV) Süt çocuklarında pnömoni ve bronşiolit etkeni önemli bir virüsdür. 145 . testislere. kendiliğinden sekelsiz iyileşir. Çocukların %30 kadarı klinik bulgular göstermeksizin enfeksiyonu geçirir. infantlarda alt solunum yollarını tutar. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetmezliği olanlar ile gebe kadınlara kullanılmaz. Klinik Bulgular Ortalama 3 haftalık bir inkübasyon döneminin ardından. 3 yaşın altındakilerde görülür. Ömür boyu kalıcıdır. Patogenez ve İmmünite İnfantlarda daha ciddi seyirlidir. Önemli iki komplikasyonu vardır. ateş. Measles ve Rubella ile birlikte 15 aylık çocuklara uygulanır. pankreasa ve meninkslere yerleşir. Tunica albuginia'nın fibröz hal alması nedeniyle testisler üzerine baskı olur ve bu da spermatozitlerin nekrozu ile sonuçlanır. Ödemi engellemek amacıyla semptomatik tedavi yapılır. Diğer önemli komplikasyonu menenjittir. Kış aylarında salgınlar oluşturur. Bu salgınlar hastane personeli tarafından meydana getirilir. spontan olarak bir hafta içinde düzelir. Hastanedeki süt çocukları arasındaki salgınları önemlidir. kış aylarında insidensi artar. respiratuvar sistem hücrelerinde harabiyete sebep olabilir. iştahsızlık. Canlı attenüe aşı ile korunma sağlanır.Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal kaynaklarıdır. Parotis bezine Stenon kanalı yoluyla yanak mukozasından da ulaşabilir. yetişkinlerde üst solunum yolu enfeksiyonları yaparken. Bunlar hedef hücrelere tutunmaya yarar ve multinükleer dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. BOS veya idrardan hücre kültürleri ile virüs elde edilebilir. İntrasitoplazmik ve intranükleer inklüzyon cisimciklerine sebep olur. el yıkama veya eldiven kullanma gibi basit önlemler ile önlenebilir. Dünyada yaygındır. Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. Tedavi ve Korunma Spesifik tedavisi yoktur. S Ag'ni pozitifliği erken tanı kriteri olarak kullanılır. Genellikle selim seyirli. Sinsitia denilen bu dev hücreler virüse de ismini verir. Anneden geçen antikorlar virüs ile reaksiyona girerek. Dünyada yaygındır. Karakteristik özelliği limon yedirildiği zaman parotisde ağrı meydana gelmesidir. Önemli Bilgiler Yüzeylerinde hemaglutinin ve nöraminidazları yoktur. Solunum sisteminde lokalizedir. Hemaglutinin ve nöraminidaz antijenlerine V Ag'ni denir.

İmmün sistemin rolü tam olarak tespit edilememiştir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Dünyada yaygındır. Enfeksiyonların çoğu subklinik seyirlidir. Tanıda spesifik antikorların 4 kat artması anlamlı bir bulgudur. antikorların 4 kat artmasının gösterilmesi de ayırıcı tanıda kullanılabilir. Grip. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Laboratuvar Tanı Solunum yolundan alınan materyalde immunfluoresans yöntemler ile veya hücre kültürleri ile virüs gösterilebilir. Rubella Virüs Kızamıkçık ve konjenitai rubella sendromu etkenidir. bronşit ve pnömoni de yapabilir. Hücre kültürlerinde virüsün izole edilmesi. Klinik Bulgular Beş yaş altındaki çocukların krup etkenidir. Her 6-9 yılda bir büyük epidemiler yapar. 146 . insanlar doğal konaklarıdır. Ribavirin'in hiperimmünglobulin ile birlikte kullanılması daha etkilidir. Aşısı yoktur. Önemli Bilgiler Togavirüs ailesindendir. 4 tipi vardır. Tedavi ve Korunma Hastanede yatan infantların ciddi hastalıklarında aerosol tarzında ribavirin kullanılır. Multinükleer dev hücreler şeklindeki sitopatik etkisi tanı koydurucudur. Büyük çocuklarda ve yetişkinlerde ise üst solunum yolu enfeksiyonu şeklindedir. hayvan enfeksiyonu yapanlar insanları etkilemez. yetişkinlerde grip benzeri enfeksiyondan sorumludur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. farenjit. Hem serum hem de sekretuvar antikorlar RSV yanıtında önemlidir. Dünyada yaygındır. Özellikle gebeler tehlike altındadır. Ancak özellikle nazal sekresyondaki IgA tipindeki sekretuvar antikorların reenfeksiyona karşı koruyucu olduğu düşünülmektedir. Hayvanlarda ve insanlarda enfeksiyon yapan tipleri olmasına rağmen. Parainfluenzae virüs tip 1 ve 2 en sık enfeksiyon yapan suşlarıdır. Parainfluenza Virüs Çocuklarda akut larengotrakeobronşit ve pnömoni etkeni iken. Patogenez ve İmmünite Viremi yapmaksızın. Klinik Bulgular İnfantlarda bronşiolit ve pnömoni etkenidir. kış aylarında epidemiler yapar ve başlıca damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşır. Sekonder bakteri enfeksiyonları nadir görülür. Füzyon proteinleri dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. nörominidaz ve füzyon proteinleri bulunur. Laboratuvar Tanı Tanı klinik olarak konur. alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları yaparlar. Önemli Bilgiler Virüs yüzeyinde hemaglutinin.

2. IgG'nin 1:8 ve daha üstündeki fitreleri gebe kadını koruyacaktır. Posterior auriküler lenfadenopati önemli bir bulgusudur. Konjenitai rubella sendromu : Rubella virüs teratojendir. 147 . Gebe kadında rubella virüs ile karşılaştığında. Rabies Virüs Kuduz virüsüdür. ve beyinde (mental retardasyon) malformasyonlar görülür. maternal viremi ve fetal enfeksiyon sonucunda konjenitai malformasyonlar görülebilir. ancak sitopatik etkisi yoktur. Rhabdovirus ailesindendir. Canlı. Antikor fitresinin 4 kat artması tanı açısından değerlidir. Klinik Bulgular İki tip enfeksiyonu vardır. IgM artışı akut enfeksiyonu gösterir. Döküntünün nedeni halen kesin olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. attenüe aşısı ile korunma sağlanabilir. 3 ay süresince kontrasepsiyon uygulanır. 15 aylık çocuklara MMR aşısı şeklinde yapılır. Prodromal belirtilerin ardından makulopapüler döküntüler yüzden başlayarak ekstremitelere yayılır (Şekil 3. Rubella: Hafif seyididir. Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde üretilebilir.24). Önemli Bilgiler Mermi şeklinde kapsidi vardır. bunun da etrafı zarf ile çevrilidir. Döküntüler 3 gün içinde kaybolur. Başlıca kalpte (patent ductus arteriosus). Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Negatif RNA'sı bulunması nedeniyle RNA bağımlı RNA polimeraz taşır (Şekil 3. antijen-antikor kompleksine bağlı vaskülit olabileceği öne sürülmektedir. Gebe kadın ilk trimesterde akut enfeksiyon geçirirse (özellikle ilk ayında). Aşı ortalama 10 yıl kadar koruyucudur. Genç kadınlara yapılan aşıların ardından. gözlerde (katarakt).24). 1.Patogenez ve İmmünite Başlangıçta virüs nazofarenkste ve lokal lenf bezlerinde replike olur. Kan yoluyla iç organlara ve deriye yayılır. Yetişkin rubellasında özellikle kadınlarda immünkomplekslere bağlı poliartritler görülebilir.

Flury suşu: Sokak virüsünün embriyonlu yumurtada pasajlanması ile elde edilir. En çok omurilikte. Hidrofobiye fotofobi ve aerofobi eşlik eder. taşikardi. 3. Dünyada tilki. hayvan aşıları elde etmekte kullanılır. çakal gibi yabani hayvanlar bulaştırıcılıkta sorumlu iken. Kuduz bir hayvan tarafından ısırılma sonucunda kuduz gelişme riski %30-40 iken. Hastalar asfiksi veya diğer komplikasyonlar ile ex olurlar. Gerçek tanı beyin biyopsisi ile konulur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma hayvan ısırıkları ile olur.Nörolojik dönem: Hasta kızgın görünümlü. Hastalar nöbetler sırasında kaybedilebilir. 148 . Beyin dokusunda Negri cisimciklerinin gösterilmesi önemli bir bulgudur. 5. Üç ayrı tip virüs vardır. kaçma. Otonom sinir sistemi etkilenmesine bağlı hipertermi. MR normaldir. fare ısırığı ile kuduz bulaşmaz. bazı memelilerin enfeksiyonu insan bulaşlarında önemlidir. kurt. Patogenez ve İmmünite Virüs ısırık bölgesinde sitoplazmik membrandaki asetil kolin reseptörlerine yapışır. yaşadıkları mağaralarda taşıdıkları virüslerin inhalasyonu ile insanlara bulaştırabilirler. hipokampus'un ammon boynuzunda görülür. Yeterli sayıya ulaşınca duyu sinirlerine gelir. Farelerde tükrük bezlerine virüs ulaşmadan hayvan öldüğü için. Klinik Bulgular 1. halusinasyonlar görür. tırmalama yolu ile bulaşma riski %1'dir.Koma dönemi : Genelde semptomlardan sonra bir haftalık dönem içinde görülür.Sokak virüsü: Kuduz yapan virüsdür 2. Türkiye'de sokak köpeklerinden bulaşma görülür. Yarasalar. hipertansiyon ve hipersalivasyon görülür. Genel enfeksiyon bulguları görülebilir. Günde ortalama 2 cm hızla periferik duyusal sinirde aksoplazmik yoldan ilerler ve spinal korda ve oradan da merkezi sinir sistemine ulaşır. 1. 4. farenks ve diyafragmada spontan veya yutkunma gibi uyaranlarla ağrılı spazmlar başlar. Burada replike olur. Semple aşısındaki virüsdür 3. 2. serebellumda. kaşıntı ve parestezi kuduzun spesifik ilk bulgusudur. ajitedir. Hidrofobi gelişir. virüs miktarına ve yaranın beyne yakın olmasına göre değişir.Ölüm Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. kendileri hastalanmazlar. ajitasyon. Baş ve boyun bölgelerinden ısırılmalarda daha kısadır.Prodromal dönem: Semptomlar virüsün merkezi sinir sistemine girmesi ile başlar. Larenks. ısırma ve sakin dönemler kısa aralıklarla birbirini izler. Saldırganlık. Alınan virüsün sayısı çok fazla ise direkt duyu sinirlerine ulaşma görülür.Çok geniş konak grubu vardır. EEG ile tipik ensefalit bulguları görülür.İnkübasyon dönemi: Yaranın büyüklüğüne. Burada konak hücrede tipik intrasitoplazmik inklüzyon cisimciklerini yapar (Negri cisimcikleri).Sabit virüs: Sokak virüsünün tavşan beyninde pasajlanması ile elde edilir. İnsan aşılarından farklı olarak hayvan aşıları canlı virüs aşısıdır. ısırıkları ile hayvanlara. Isırık yerindeki ağrı. Generalize konvülziyonlar görülür. İrritabilite görülebilir.

Virüs kültürleri ile kesin tanı konulur. Ölen şüpheli hayvanların başı kesilir, gliserinli-tuzlu su ile ıslatılmış bezler ile laboratuvara gönderilir. Burada Negri cisimcikleri araştırılır. Tedavi ve Korunma Semptomlar başladıktan sonra tedavi imkanı yoktur. Önemli olan hastalığın meydana gelmesini engellemektir. Bu nedenle aşı kullanılır. İnsan diploid hücrelerinden üretilmiş aşılar kullanılmaktadır (HDCV). Semple tipi aşılar, yavru fare beyin dokusu aşısı ve kanatlı fare beyin dokusu aşıları artık kullanılmamaktadır. Aşı uygulamasının sonucunda serumda koruyucu nötralizan antikor düzeyleri yaklaşık olarak bir hafta sonra gelişmektedir. Kafa ve boyundan ısırıklarda aşı ile birlikte kuduz için spesifik immünglobulin kullanılmalıdır. Bunlar ya hayvan kaynaklı antirabies serum (ARS) veya insan kaynaklı rabies hiperimmunglobulindir (RHIG). RHIG'de anafilaksi veya serum hastalığı riski yoktur ve daha etkilidir. 20 İÜ/kg uygulanır. ARS etkili olması için iki kat fazla dozda uygulanır. Hiperimmünglobulinler ilk bir hafta içinde uygulanmalıdır, daha sonraki günlerde yapılmasının bir faydası yoktur. Aşı ile ayrı enjektörlerde ve ayrı bölgelerde aynı anda uygulanabilirler. Isıran hayvan, ısırdıktan sonra 10 gün yaşamışsa hastada aşılama kesilir.

Korunma
Evcil hayvanlar Flury suşu ile hazırlanmış canlı attenüe aşılar ile aşılanır. Temas öncesi: 0, 7, 21/28 nci günlerde HDCV hayvancılıkla uğraşanlara, laboratuvar çalışanlarına, veterinerlere, kırsal kesimlere çıkacaklara uygulanır. Bu aşı 2 yıl koruma sağlar, ancak sürekli risk altındakilere 6 ayda bir veya yılda bir booster aşılama yapılır. Temas sonrası: Temas sonrası korunmanın ilk kademesi yaranın sabunlu su ile yıkanmasıdır. Kuduz sadece bu uygulama ile %80'in üzerinde önlenmektedir. Semple aşısı ile ağır yaralanmalarda 20 gün, hafif yaralanmalarda ise 14 gün süresince karın derisi altına uygulanır. HDCV; 0, 3, 7, 14, 28'inci günlerde deltoid kasına intramusküler uygulanır. Aynı zamanda gerekli görülür ise RHIG 'de yapılır. Isıran hayvan 10 gün süresince sağ ise aşı kesilir. Son yıl içinde aşı yapılmışlara 0 ve 3. günlerde iki doz aşı yapılması yeterli olmaktadır.

Picornaviruslar
Medikal önemi olan picornavirüsler enterovirüsler ve rhinovirüsler olmak üzere ikiye ayrılır (Tablo 3.13); Enterovirüslerin konağa giriş yolu GİS iken, rhinovirüslerin giriş yolu burun ve boğaz dır. Enterovirüsler 37°C'de ürerken, rhinovirüsler 33°C'de üremeyi severler. Enterovirüsler aside dayanıklıdır.

Tablo 3.13 Pıcornavirüs ailesi ve serotipleri
Enterovirüsler 31 Echovirüs 23 Coxsackie A 6 Coxsackie B 4 Enterovirüs 3 Poliovirüs 1 Hepatit A

Rhinovirüsler

100 serotip

149

ENTEROVİRÜSLER Poliovirüsler
Poliovirüslerin üç antijenik tipi vardır, en epidemik olanı tip 1'dir.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Pastörize edilmemiş süt, krema ve dondurma ile bulaşır. Oral yoldan alındıktan sonra, tonsillalar, lenf bezleri, farenks, mide ve barsaklarda replike olurlar.

Patogenez ve İmmünite
Merkezi sinir sistemine ulaşan virüsler, sinir hücrelerinde reversibl harabiyet yaparlar. Medulla spinalis ön boynuz hücreleri, beyinde vestibüler sistem ve serebellum tutulur. Miyokardit, peyer plak ülserleri ve lenfoid hiperplaziye yol açar. Klinik Bulgular Klinik formları dört değişik şekilde görülür; 1. Asemptomatik inaparan enfeksiyon: Hastalığa yakalananların %90'ında görülür. 2. Minör hastalık: Grip benzeri semptomlar görülür. 3. Aseptik menenjit: Olguların %1-2 kadarında görülür, minör hastalık semptomlarına menenjit bulguları eklenir, iyi seyirlidir 4. Paralitik poliomyelit (Majör hastalık): Olguların ortalama %1 kadarında görülür. Aşağı motor nöronların hasarı sonucu gelişen flask tipte paraliziler hastalığın tipik bulgularıdır. Hastalığın ağır formu olan bulber poliomyelitte farenks, kord vokaller ve respiratuvar kaslar etkilenir. Hastalar kaybedilmezse tam iyileşme görülür. Guillain-Barre sendromu ile karşılaştırıldığında, ekstremite paralizileri asimetriktir, BOS proteini ve hücre sayısı aseptik menenjit bulguları verir, ateş yüksektir. Hastalığın ardından 6 ay gibi uzun bir sürede iyileşme görülür. Ağır olgularda sekel kalabilir. Sensoryel tutulum nadirdir. Olguların büyük bir bölümünde postpolio sendromu görülür.

Laboratuvar Tanı
Virüsün boğaz, dışkı ve BOS'tan izolasyonu veya antikor titresindeki artış ile tanı konur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Korunmada oral attenüe-canlı sabin aşısı veya İM inaktive ölü Saik aşısı kullanılmaktadır. Sabin aşısının, viremi ve 1:1 milyon kişide paralitik hastalık geliştirme riski nedeniyle özellikle erişkinlere, gebelere ve doğumsal immün yetersizliği olanlara Saik aşısı uygulanmalıdır.

Coxsackievirüsler
New York'ta Coxsackie kasabasında ilk olarak izole edilmiştir, ismini de oradan alır. Önemli Bilgiler Değişik hastalıkların etkenidir. A ve B grubuna ayrılır. Gruplaşma farelerdeki etkisine bağlıdır. Grup A virüsler yaygın miyozit, flask paraliziler yaparken, grup B virüsler jeneralize, kalpte, pankreasta ve merkezi sinir sisteminde daha az ciddi lezyonlara ve fokal miyozite sebep olur. Şimdiye kadar 24 A serotipi, 6 B serotipi bulunmuştur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Temel bulaşma yolu fekal-oral yoldur, ancak aerosollerin respiratuar sistem yoluyla da bulaşmayı gerçekleştirdiği bilinmektedir. İnsanlar tek doğal konaklarıdır.

Patogenez ve İmmünite
Grup A virüsler deri ve mukozaları tercih ederken B tipi virüsler kalp, plevra, pankreas, karaciğer gibi organlarda enfeksiyon yapar. Her ikiside meninksleri ve motor nöronları etkileyerek paralizi yapabilirler. Orofarenks ve gastrointestinal sistemde replike olmalarına rağmen kan dolaşımı yoluyla yayılırlar. İmmünite enfeksiyon geçirenlerde IgG tipi antikorlar ile sağlanır.

150

Klinik Bulgular (Tablo 3.14) Grup A spesifik hastalıklar: Herpangina; yüksek ateş, boğaz ağrısı, anoreksi, bulantı kusma ile orofarenkste veziküller ile karakterizedir. El-ayak-ağız hastalığı özellikle çocuklarda el, ayakta veziküler lezyonlar ve ağızda ülserasyon ile karakterizedir. Grup B Spesifik hastalıklar: Plörodini (Bronholm hastalığı, epidemik miyalji) Ateş ve ciddi plörezi tipinde ağrı ile karakterizedir. Miyokardit ve perikardit gelişebilir. Coxsackievirus B4 ile farelerde pankreas hasarına bağlı Diabetes mellitus gelişmektedir. Bu virüsün insanlarda jüvenil diabet etkeni olabileceği düşünülmektedir. Her ikisinin birlikte yaptıkları hastalıklar: Aseptik menenjit, hafif parezi ve geçici paraliziler yaparlar.

Laboratuvar Tanı
Hücre kültürlerinde virüsü izole etmek veya antikor fitresinin 4 kat artması tanı koydurucudur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Tablo 3.14 Coxsackievirüslerın hastalık tabloları
Hastalık Coxsackievirus Grup A Tip 124 Nörolojik Aseptik menenjit Paralizi Ensefalit Deri ve mukoza Herpangina El-ayak-ağız Ekzantemler Kardiak ve kas Plörodini Miyokardit, perikardit Solunum Grip Pnömoni Oküler Akut hemorajik konjunktivit GİS Diyare Hepatit Diğerleri Ateş (tanımlanmamış) Diabet 1-6 . 3,4 18, 20-22, 24 4,9 5 24 21,24 9, 16 1, 3, 4, 5 4, 5 5-Jan 5-Jan 2-6, 8, 10 5, 10, 16 Bir çok 5 Bir çok 9-Jul 2, 5-7, 9 6-Jan 5-Feb 5-Jan Grup B Tip 16

Echovirüslar
Grip benzeri hastalık, viral menenjit, çocuk diyareleri, yazın görülen aseptik menenjit gibi spesifik olmayan hastalıklardan sorumludur.

Diğer Enterovirüsler
Maymun hücre kültürlerinde üretilmiş (68-71) dört enterovirüsden üç tanesi insanlarda hastalık etkeni olarak tespit edilmiştir.

151

Enterovirüs 68 bronşiolitli ve pnömonili çocukların solunum sisteminden izole edilmiştir. Enterovirüs 70 akut hemorajik konjunktivitin ana sebebidir. Pandemiler yapar. Etkili bir tedavi yoktur, tamamen iyileşir. Enterovirüs 71 menenjit, ensefalit ve polio benzeri paralizisi olan hastalarda izole edilmiştir.

Rhinovirüsler
33°C'de replike olması virüse has bir özelliktir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının önemli etkenlerinden birisidir. Bazı yayınlara göre rinitin en sık sebebidir. Hafif seyirli enfeksiyonlar yaparlar. Aside duyarlıdır gastrointestinal sistemde replike olmazlar, bu özellikleri ile enterovirüslerden ayrılırlar. Nazal sekresyon yapması, üst solunum yolu epitel hücrelerinden histamin ve bradikinin salınımı da hastalığa özel bulgulardır. Tedavide nazal interferon-alfa uygulanır. 100 den fazla serotipinin olması aşı geliştirilmesini engellemektedir.

Reovirüsler
Respiratory Enteric Orphan; Virüs bulunduğunda hem respiratuvar hem de enterik dokulardan izole edilmiş ancak belirgin bir hastalığı bulunamamıştır. Çift tabakalı kapsid içinde 10-12 segment içeren çift sarmal RNA genom içerir. Rotavirus bu ailenin en önemli insan patojenidir.

Rotavirus
Segmente çift sarmal RNA'ya sahip tek virüsdür. Viryon RNA bağımlı RNA polimeraz taşır. Bu polimeraz ikinci sarmalın yapımı için kullanılır. Zarfsız tekerlek görünümündedir. Küçük çocukların en sık görülen gastroenterit etkenidir. Isıtmaya, aside ve etere dayanıklıdır, mide asidini kolaylıkla geçebilir. Kış aylarında epidemiler yapar. Virüs dış ortamlara dirençli olması nedeniyle oyuncaklarda uzun süre canlılığını korur ve anaokulu gibi yerlerde kolayca çocuk ishal salgınlarına sebep olabilir. Virüs oral yoldan alındıktan sonra ince barsağın erişkin epitel hücreleri içinde replike olur, bunların transport mekanizmalarını bozar ve ayrıca absorptif etkinlik gösteren erişkin epitel hücrelerinin dökülmesine yol açar. Böylece villusların genç, ancak absorpsiyon yeteneği yeterince gelişmemiş epitel hücrelerince donatılmasına yol açar. Sonuçla barsak lümenine bol miktarda sıvı geçer ve ozmotik ishaller görülür. İnfant ve küçük çocuklarda daha ağır seyirlidir. 40°C'yi bulan yüksek ateş, şiddetli bulantı-kusma, karın ağrısı ve ishal vardır. Dışkıda eritrosit ve lökosit yoktur, inflamasyon bulunmaz.İmmünite IgA'nın gelişmesine bağlıdır. Anne sütü, kolostrum ve inek sütü anti-Rotavirüs antikorları içerdiğinden pasif korunma sağlarlar.

HEPATİT VİRÜSLER Hepatit A virüs
A tipi viral hepatit etkenidir. Önemli Bilgiler Enterovirüslerin bütün özelliklerini gösterir. Enterovirüs 72 olarak da bilinir. Dünyada sadece tek serotipi vardır. Diğer hepatit virüsleri ile antijenik benzerliği yoktur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Fekal-oral yol ile bulaşır. İnsanlar tek rezervuardır. Virüsün dışkı ile saçılımı semptomların başlaması ile biter, böylece bu hastalara karantina uygulanmasının anlamı yoktur. Asıl etkilenenler çocuklardır, epidemileri yaz kamplarında veya okullarda görülebilir. Asıl bulaşma dışkı ile kirlenmiş suların içilmesi ile olur. Deniz suyunda 10 aya kadar yaşayabilir, midye ile bulaşabilir. Nadir de olsa kan ve kan ürünleri ile bulaşabilir.

152

Patogenez ve İmmünite
Gastrointestinal sistemden kana geçen virüs karaciğere gelir, burada sitopatik etkisi olmadan replike olur ve interferon yapımını indükler. Bunun sonucunda replikasyon baskılanır ve naturel killer aktivitesi tetiklenir. Virüse spesifik antikorlar, kompleman, sitotoksik T hücreler ve Naturel killer hücreler aracılığı ile hepatositler yıkılır ve virüsün üremesi önlenir. Bu yıkım sırasında da klinik bulgular ortaya çıkar. Klinik Bulgular Hepatit B'de olduğu gibi viral hepatit bulguları vardır. Çocukların yaklaşık olarak 1/10'unda ikter görülürken, yetişkinlerde bu oran 2/3'tür. Klinik belirtiler B ve C tipi hepatite göre daha gürültülüdür. Yetişkinlerde; fulminan, kolestatik ve relapslı formları görülebilir. Kronikleşmez

Laboratuvar Tanı
Tanı Anti-HAV IgM antikorlarının tespit edilmesi ile konulur. Pozitiflik 6 ay kadar sürebilir. IgG tipi antikorlar ise ömür boyu pozitif kalır. Hepatit A virüs ile enfeksiyon geçirenler IgG antikorları ile ayırt edilebilir.

153

Standart Ig koruyuculuğu 4-6 ay kadar sürer. aşı yapılacaklara mutlaka antikor tarama testleri uygulanmalıdır.Tedavi ve Korunma Bulaşmadan sonraki 2 hafta içinde İM olarak 0.02 ml/kg dozunda verilen standart Ig preparatları büyük oranda koruyucudur. Semptomlar başladıktan sonra bile uygulanabilir. Önemli Bilgiler Flavivirüs ailesindendir. Türkiye'de 20 yaş üzerindekilerde %95'den fazla IgG antikor pozitifliği bulunduğu için. 1. Hepatit C Virüs C tipi viral hepatit etkenidir. Özellikle ilk 5 yaş içinde 0. Hastalık geçirilse bile hafif seyirlidir. Bulaşma ve Epidemiyoloji 154 . Diğer flavivirüslerden farklı olarak artropodlar aracılığı ile bulaşmaz. pozitif RNA. zarflı virüsdür. Dünya nüfusunun %2'si kronik hepatit C infeksiyonudur. Formalin ile inaktive edilmiş aşısı vardır. Türkiye'de hepatit denilince HBV anlaşılır ancak. bu nedenle endemik bölgeye seyahat edeceklere antikor negatif olanlara önerilir. 6 ncı aylarda uygulanır. Tek sarmallı. dünyada kronik hepatit etkeni HCV'dir.

Virüsün indüklediği sitopatik etki gösterilememiştir.İnsanlar HCV için rezervuardırlar. Kronik hepatitlerin ortalama olarak %10 kadarında kronik aktif hepatit ve siroza gidiş görülür. Maternal bulaşmanın. vertikal mi olduğu kesin bilinmemektedir. ancak çok miktarda bulaşma gösterilmiştir. seksüel temas ve anneden çocuğa bulaşabilir. Ancak HCV için gerçek tanı PCR ile HCV RNA'nın gösterilmesi ile olur. plasenta aracılığı ile mi yoksa. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında bulaşma yüksek orandadır. Kan donörlerinde ortalama olarak %1 kadar pozitiflik saptanır. Kan. Hepatositlerdeki harabiyet sitotoksik T hücrelerinin etkisine bağlıdır. Transfüzyonla bulaşan hepatit deyince ilk akla gelendir. immünite gelişmesine rağmen relapsların görülmesinin sebebi henüz anlaşılamamıştır. Hepatosellüler karsinomanın en önemli etkenlerinden birisidir. Tedavi ve Korunma Kronik hepatit C tedavisinde interferon alfa ve ribavirin kullanılır. Endüstriyel hazırlanmış kan ürünleri genellikle güvenlidir. HBV'de olduğu gibi kronikleşebilir. Hastalık relapslar ile sürer. Patogenez ve İmmünite Başlıca hepatositleri infekte eder. Laboratuvar Tanı HCV enfeksiyonu tanısı HCV antikorlarının ELISA ile konulur. 155 . Altın standart testtir. Aşısı ve hiperimmunglobulini yoktur. Klinik Bulgular Akut viral hepatit C diğerlerine göre daha hafif seyirlidir. Ortalama inkübasyon periyodu 8 haftadır. Doğrulama için RIBA (Recombinant ımmunoblot assay) kullanılır. HCV enfeksiyonlarının birçoğu asemptomatik seyirlidir ve rastgele tanı konulur. HCV'ye karşı gelişen antikorlar kronikleşmeyi engelleyememektedir.

Hepatit A virüsüne göre daha fatal seyreder. Gebeliğin üçüncü trimestrinde %25 oranında mortalite bulunur.Hepatit E Virüs (HEV) Hepatit A virüs özelliklerini gösterir. Fekal oral yol ile bulaşır. 156 . Profilakside standart immunglobulin kullanımı hastalığı önleyebilir. Gebelerde enfeksiyona daha fazla rastlanır ve daha ağır seyreder. Calicivirus grubundandır. Hepatit G Virüs (HGV) Flavivirüs grubunda parenteral bulaşan virüstür. Özellikle hemodiyaliz hastaları ve İV uyuşturucu bağımlılarında kronikleştiği belirtilmektedir. Kronikleşmez.

env geni ise gp160 antijenini kodlar. Retroviral genlerden olan gag. Virion revers transkriptazını pol geni kodlar. HIV RNA'sı birbirinin aynı iki adet olan tek sarmal RNA'dır. Virionda transkriptaz. Transkriptaz retrovirüslerin adını veren RNA bağımlı DNA polimerazdır. İnternal kor proteinleri gag geni kodlar. Önemi nedeniyle HIV-1 özelliklerinden bahsedilecek. Bu Viral RNA genomunu degrade eder. Virüse spesifik gp120 ve gp41 glikoproteinleri taşıyan bir zarf ve içinde de çubuk şeklinde RNA'sı vardır. Bu nedenle diploid olarak isimlendirilir.Transfusion Transmitted Virüs (TTV) Tek sarmal DNA virüsüdür. Bu antijen önemli zarf proteinleri olan gp120 ile gp41'in prekürsör proteinleridir. Viral RNA'nın 157 . pol ve env yapısal proteinleri kodlarken. Retrovirüslerin lentivirüs alt grubundan olan HIV uzun inkübasyon periyotlu yavaş (slow) enfeksiyonlar yapar. HIV-2 sadece Batı Afrika'da bulunmaktadır. HIV öncelikle CD4 T lenfositleri infekte eder ve öldürür. Bu enzim RNA genomundan proviral DNA oluşturur. HIV gp120 farklılığına göre A I'ya kadar alt sınıflara ayrılır. Human İmmunodeficiency Virüs (HIV) HIV AIDS etkenidir. HIV genomu retrovirüslerin en karmaşık yapılı olanıdır. Makrofajlar ve monositler de yüzeylerinde CD4 reseptörleri taşıdığından bunlar da infekte olurlar. HIV-1 dünyada yaygın iken. Bunlardan B subtipi öncelikli olarak mononükleer hücreleri infekte eder ve anal seks ile bulaşır. Bunun sonucunda hücresel immünitede zayıflık başlar ve konakta fırsatçı enfeksiyonlar oluşur. integraz ve proteaz isimlerinde üç önemli enzimi bulunur. Önemli Bilgiler İnsan T hücre lenfotropik retrovirüsüdür (HTLV-3). Subtip E ise kadın genital hücrelerini enfekte eder ve öncelikli olarak vajinal seks ile bulaşır. HIV-1 ve HIV-2 adlarında antijenik olarak iki farklı virüs aynı klinik tabloyu yaparlar. Revers transkriptazın ikinci bir etkiside ribonükleaz H aktivitesi göstermesidir. Bunlardan en önemlisi serolojik testlerde de kullanılan p24 antijenidir. Özellikle hemodiyaliz hastalarında ve organ transplantasyonu yapılanlarda görülür. genom RNA'sı düzenleyici genler de bulundurur.

gp41 ise virüsün hücre içine girmesini sağlar. Enfeksiyon hem HIV ile infekte hücrelerin alınması hem de serbest HIV virüsleri ile gerçekleşebilir. Gruba spesifik antijen olan p24 ise core bölgesinde lokalizedir ve değişmez. Kanserlerde yapılan çalışmalarda HIV geninin kanser hücrelerinde bulunmadığı tespit edilmiştir. Genel olarak bulaşması hepatit B gibidir. HIV beyin monosit ve makrofajlarını da infekte eder. HHV8'in DNA'sı Kaposi sarkomu hücrelerinde bulunmuştur. Ancak virüsün tat geni MHC class I proteininin yapımını engeller ve virüs ile infekte hücreler hücresel immüniteden kendilerini koruyabilirler. HlV'in önemli antijenleri gp120 ve gp41 tipe özgü zarf glikoproteinleridir. gp120 hücre yüzeyindeki CD4 reseptörleri ile ilişkiye girer. Sürekli antijenik yapısını değiştiren gp120 antijenik farklılıkların sebebidir. Ancak günümüzde özellikle Afrika'da en önemli bulaşma yollarından birisidir. aşı geliştirilmesini engeller. Patogenez ve İmmünite HIV helper T lenfositleri infekte eder ve onları öldürür. bunun sonucunda hücresel immünitede baskılanma meydana gelir. 1980'lerde ABD ve Avrupa'da AIDS homoseksüellerin. Bu virüsler yapısal olarak HlV'e benzerler ancak AIDS yapmazlar. multinükleer dev hücreler ve merkezi sinir sistemi semptomlarının gelişmesine sebep olur. Anneden bebeğe bulaşma hem doğumda hem de süt ile mümkündür. Simian immunodeficiency virüs (SIV) maymunlarda AIDS benzeri hastalık yapar. HlV'in doğal konağı insandır. 158 . Bulaşma ve Epidemiyoloji HIV için başlıca bulaşma yolu seksüel temas ve kan ürünleridir. intravenöz uyuşturucu bağımlılarının ve hemofilililerin hastalığı olarak bilinirdi. Bunun sonucunda fırsatçı enfeksiyonlar ile Kaposi sarkomu ve lenfomalar gibi malign hastalıklar ortaya çıkar. ancak ondan farklı olarak daha fazla virüs ile bulaşma gerçekleşmektedir. HTLVIV'de T hücreleri infekte eder ancak hastalık oluşturmaz. Vücut sıvılarında az miktarda HIV gösterilmiş olmasına rağmen bunların bulaşmada önemli olmadığı bildirilmektedir. HIV ile infekte hücrelerin ölümü sitotoksik CD8 T hücrelerinin aktivasyonu ile olur.degrade olması çift sarmal proviral DNA oluşmasının birinci aşamasıdır. Viral proteaz da önemli proteinlerin prekürsörüdür. p24'e karşı gelişen antikorlar virüsü nötralize etmez ancak enfeksiyonun önemli bir serolojik markeridir. Parenteral yol ile hastane personeline bulaşmalar ile ilgili çok miktarda yayın bulunmaktadır. Heteroseksüel geçiş nadir idi. İntegraz proviral DNA'nın konak hücre DNA'sına integrasyonunu sağlar.

Antikorların tanısal değeri vardır. Klinik Bulgular HIV enfeksiyonunun kliniği erken akut dönem. 1. orta latent dönem ve geç immün yetersizlik dönemi olmak üzere üç bölümde incelenir. T hücrelerinin etkilenmesine bağlı olarak anormal B hücreleri de gelişir.A GRUBU • Asemptomatik dönem .HIV ile infekte insanların ortalama olarak %90 kadarında anti HIV antikorlar gelişir. B hücrelerinde poliklonal aktivasyon gelişir ve immunglobulin seviyesi yükselir. Centers for Diseases Control (CDC) sınıflamasına göre. Böylece otoimmün hastalıklar ortaya çıkar. Antikor gelişenler korunmuş anlamı taşımaz. bunların virüsü nötralize etmesi zayıftır. Akut retroviral sendrom . Persistan jeneralize lenfadenopati 159 .

lökopeni. ateş yükselmesi.B GRUBU (Semptomatik dönem) 3. bazen akut retroviral sendrom denilen infeksiyöz mononükleoz benzeri tablo görülebilir. avium) • Histoplazmoz. lenfopeni.32) • Kaposi sarkomu • Mukokutanöz kandidoz • Mikobakteri enfeksiyonları (en sık M. Özofagus kandidozu. oral saçlı lökoplaki. Pneumocystis carinii pnömonisi (Hastalarda en sık gelişen enfeksiyon. 15 aydan önce tespit edilen HIV antikorları büyük yaşlarda da teyit edilmelidir. kilo kaybı. koksidioidomikoz gibi derin mikozlar 160 . anti-p24'ün azalması tablonun kötüleştiğini gösterir. düşkünlük. en sık ölüm sebebi) (Şekil 3.C GRUBU (AIDS) olarak sınıflandırılır. Akut dönemin ardından 2 ile 6 ay arasında anti-HIV pozitiflesin Bu dönemde en önemli bulgu persistan jeneralize lenfadenomegalidir. Hastalar bu şekilde 4-8 yıl kadar idare ederler ancak immün yetmezliğin artmasına bağlı olarak semptomlar daha belirgin olmaya başlar. den büyük ve 3 aydan uzun süreli lenfadenomegalinin tespit edilmesi tablo tanısını koydurur. inguinal bölge dışında 2 veya daha fazla bölgeder 1 cm. zona görülebilir. periferik nöropatiler. Bundan sonra uzunca bir latent dönem başlar. Bulaşmadan ortalama olarak 2 ay içinde p24 pozitiflesin Bu dönem asemptomatiktir. yorgunluk ve yaygın lenfadenopati bu tablonun bulgularıdır. ateş. Asemptomatik seyirli olabildiği gibi halsizlik. Kilo kaybı. kilo kaybı.2. CD4 T lenfosit sayısında azalma. p24 artması. kronik diyareler. Bu değişikliklerin ardından hastalar AIDS ile ilişkili hastalıklar (ARC) dönemine girer. Bu sınıflamalara çocuklar alınmaz. mukokutanöz kandidoz. diyare. persistan ateş. Aşağıdaki bulgulardan herhangi birisinin görülmesi hastanın AIDS dönemine girdiğinin göstergesidir.

161 .33) Cryptosporidium ishali Ekstrapulmoner kriptokok enfeksiyonu (Beyin) Lenfoid interstisyel pnömoni (çocuklar) Non-hodgkin lenfomalar (homoseksüeller dışındakilerde en sık gelişen malinite) 3 CD4 TL sayısı 200/mm altına düşünce hangi klinik olursa olsun hasta AIDS dir.• • • • • • • • • CMV ve HSV'nin persistan enfeksiyonları HIV ensefalopatisi Primer beyin lenfoması (Çocuklarda en sık gelişen tümör) Beyin toksoplazmozu (En sık gelişen protozoon en feksiyonu) (Şekil 3.

AZT. sakunavir ve ritonavir viral proteaz inhibitörüdür.Antiretroviral tedavi : Revers transkriptaz ve viral proteaz inhibitörleri kullanılır. 2. ddC. Hastaya önceden kullanılmış revers transkriptaz inhibitörlerine karşı direnç gelişmiş ise bu ilaçlar ile kombine edilir. Tedavi ve Korunma Tedavi stratejisinde birkaç faktör göz önüne alınır. CD4T lenfosit sayısının 500/mm3 ten az olması ilaç kullanma endikasyonudur. bunların tanısında mutlaka PCR'dan yararlanılmalıdır. Bunlar.İndinavir.Fırsatçı enfeksiyonların tedavisi Korunma amacıyla aşı çalışmaları devam etmektedir. ddl. 1. ddA. İnfekte hücrelerin içinde HIV DNA'sının PCR yöntemi ile gösterilmesi çok duyarlı ve spesifik bir tekniktir.Kaposi sarkomunda AZT ile interferon alfa kombinasyonu mRNA inhibisyonunu önlemek amacıyla kullanılır. Böyle hastalarda p24 antijen yakalama testleri kullanılabilir. Ortalama olarak ilk iki ay içinde antikor negatif kalabilir.Laboratuvar Tanı HIV tanısı öncelikle ELISA testi ile antikorların gösterilmesi ile konulur. ancak bugün için aşısı yoktur. Dirençli olgularda lamivudin ile kombine edilir. lamivudin. Bazı kişilerde antikor gelişmemektedir. Kemik iliğinde depresyon yapar. 4. 162 . Ancak bu yöntem çok özel merkezlerde uygulanmaktadır. 3. Yalancı pozitif sonuçların görülmesi nedeniyle bu sonuçlar Westem Blot testi ile doğrulanmalıdır. foskarnet revers transkriptaza karşı kullanılır. HIV klinik örneklerden hücre kültürleri aracılığı ile üretilebilmektedir. Viral yükün azaltılması hedeflenir.

Hastane infeksiyonları şeklinde de görülebilir. SARS tespit edilen hastalar bakanlığın genelgesi üzerine donanımlı hastanelere nakledilmeli. Hastalar Sağlık Bakanlığı'nda bu konuda oluşturulmuş özel birimlere bildirilmelidir. Yapılan çalışmalarda coronavirüslere bağlı insan-insan bulaşmasının önemli olduğu SARS hastalığı tanımlanmıştır. İnsan insan bulaşması dışında Güney Çin'de iki olguda laboratuar bulaşıda gerçekleşmiştir. Asya'daki çeşitli ülkelerde endemik olgular gösterilmiştir. 1) Öksürük ve aksırığı olanların ağız ve burunlarının maske ile kapatılması 2) Solunum sekresyonları bulaşmış eşya ve dokuların dezenfeksiyonu 3) Kontamine obje veya respiratuvar sekresyonlar ile temas etmişlerin el hijyenine dikkat etmesi gerekir. Üst solunum yolu enfeksiyonu olmaksızın 2-7 gün içinde kuru öksürük ve solunum sıkıntısı erken sistemik semptomlarıdır. Hayvan infeksiyonları insanlarda daha fazla görülür. 3) Olguların hemen hepsinin SARS salgınının görüldüğü bölgeler ile ilişkisi vardır. Avrupa. Hastalık ilk olarak 1944 yılında Kırım'da tespit edilmiş ve Kırım hemorajik ateş adını almıştır. ancak 60 yaşın üzerinde bu oran %50'nin üzerine çıkmaktadır. Cezayir. Olguların çoğunda lenfopeni görülmektedir. 1956'da Kongo'da bir hastadan virüsün izole edilmesi üzerine ismi iki ülkeyi'de içine alacak şekilde Kırım Kongo hemorajik ateş olarak değiştirilmiştir.Tablo 3.flusitozin Profilaksi Trimetoprim sulfometoksazol Klotrimazol Asiklovir Gansiklovir Trimetoprim sulfometoksazol Klaritromisin (rifabutin) Flukonazol DİĞER VİRÜSLER Sars Ciddi akut respiratory sendrom (SARS) ilk olarak dünya gündemini Şubat 2003 tarihinde Çin'deki 305 olgu ile işgal etmiştir. Bunu takiben dünyanın çeşitli bölgelerinden 29 ülkeden 8000 üzerinde olgu ve 780 ölüm bildirilmiştir. Pakistan ve Güney Afrika'da salgınlar yapmıştır. günlerinde radyografik olarakta tespit edilebilen pnömoni gelişmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün yoğun çabaları sonucunda genel infeksiyon kontrol önlemleri uygulanarak.15 AlDSte fırsatçı ınfeksıyonların tedavisi Fırsatçı Patojen Pneumocystis carinii Candida HSV ve VZV CMV Toxoplasma gondii M. Sert keneler ile yayıldığı için hastalık bunların bulunduğu yerlerde sık görülür. kontaminasyon riskine karşı başka kliniklerde tutulmamalıdır. avium kompleksi Cryptococcus neoformans İlaç Trimetoprim sulfometoksazol Pentamidin Nistatin. Klinik bulgular İnkübasyon periyodu 2-10 gündür. 2003 salgını sonucunda üç önemli çıkarım elde edilmiştir. hastalığın önüne geçilmiştir. iran. Amfoterisin B Asiklovir Gansiklovir Sulfodiyazin + Primetamin Klaritromisin + Rifabutin + Etambutol Amfoterisin B + . Özellikle zoonozdur. 2) Hastaların çoğu ciddi olgulardır ve hospitalizasyon gerekmektedir. Korunma Hasta insanların solunum sekresyonlarının kontaminasyonunu önlemek amacıyla. 163 . Kırım Kongo Hemorajik Ateşi Virüsü Kırım-Kongo hemorajik ateş etkeni virüs (CCHF) bir çeşit ateşli döküntülü hastalık yapar. 2001 yılında Afrika. Hastalığın 7-10. sporadik olgular ve bazen salgınlar da yapar. 1) Hastaların çoğunda radyografik pnömoni bulguları tespit edilmiştir. Bunun dışında Kosova. Flukonazol. Fatalite oranı ortalama %10'dur. Hızla yayılan mortalitesi ve morbiditesi yüksek olan bu hastalığa karşı nasıl bir tedavi uygulanacağını kimse bilmemektedir. İnsanlarda ciddi hastalık ve yüksek mortaliteye sahiptir.

Ağır seyirlidirler. ateş. Tanı Tanı ELISA yöntemi ile yüksek IgM ve IgG antikorlarının gösterilmesi ile yapılır. Maymunlar infektedir ancak rezervuar olarak Antiviral tedavisi yoktur. Tedavi ve korunması yoktur. Rezervuar ve Vektörleri Hem vahşi hem de evcil hayvanları infekte edebilir. Nairovirüslerin 32 alt grubuda keneler ile bulaşır. Salgın sırasında gebelere uygulanabilen tek canlı aşıdır. Marburg Virüs ve Lassa Fever Virüs Ebola virüs gibi hemorajik ateş etkenleridir. Renal sendromlu hemorajik ateş etkenidir. 10 yıl süresince koruyucudur. Sarı Humma Virüsü(FLAVIVIRIDAE) Aedes sivrisineklerince bulaştırılır. Hastaların çıkartı ve kanları ile temas etmemek bilinen en önemli korunma yöntemidir. kusma ve diyare ile karakterize hastalık yapar. Viremiden sonra antikor yanıtı gelişir. Uygun şartlarda PCR testi uygulanabilir. Ateş. Hantavirüs Bunyaviridae ailesindendir. bulantı. Ebola Virüs Zairedeki bir nehirden adını alan virüs hemorajik ateş etkenidir. Dört aydan küçük çocuklar için de kontrendikedir. üşüme titreme. şok ve DİC bu tabloyu takip edebilir. Dikkat edilecek konu kolera aşısı ile birlikte yapılmamalıdır. HSV-1'e karşı gelişen antikorlar herpes B virüsü etkilemez. Bulaşma hastaların kan veya sekresyonları ile temas sonrasında (hastane bulaşı) gerçekleşir. yaygın vücut ve baş ağrısı. Kore hemorajik ateşi etkeni Hantaan virüsün bir prototipidir. halsizlik. başağrısı. ne olduğu bilinmemektedir. Bu virüs ile mortalite oranı %100'e kadar çıkabilir. Virüsün doğal kaynağının düşünülmemektedir. Gelişen immunkompleksler renal harabiyet ve kapiller permeabilite artışına sebep olur. Hastalığı karaciğer ve böbrekleri tutar. kas ve karaciğer enzim yüksekliği klinik bulgularını oluşturur. Yüksek otların bulunduğu yerlerde hastalık daha sık görülür. kırgınlık. hipovolemi pulmoner ödem ve multisistem organ yetersizliği belirtileri ile hemorajiler oluşur. 164 . İnsanlara bu hayvanların çıkartılarından direkt temas ile de bulaşabilir Klinik Bulgular Kırsal kesimde yaşayan veya son bir ay içinde kırsal kesime seyahat öyküsü. Özellikle büyükbaş hayvanlar risklidir. Hayvanlar arasında Hyalomma sert keneleri ile bulaşır. akut böbrek yetersizliği. Nadir ancak fatal seyirli ensefalit etkenidir. HSV-1 ile antijenik olarak çarpraz reaksiyon göstermesine rağmen.CCHF Virus Virüs Bunyavirüs ailesinin beş alt grubundan olan Nairovirüs grubundandır. lökopeni ve trombositopeni. Bufissür tarzında ödem massif proteinüri. Birçok kuş infeksiyona karşı dirençlidir. Endemik bölgelere gideceklere aşısı yapılır. Subkutan yapılan aşı yapıldıktan 10 gün sonra korumaya başlar. Afrika ülkelerinde kırsal kesimde yaşayanlarda görülür. Ardından GİS kanaması görülür. Maymun bakıcılarında ve hücre kültürleri ile çalışanlarda görülür. Farelerin idrarları ile veya aerosol yolu ile bulaşır. Herpes B Virüs Maymun B virüsüdür. Bunların içinden CCHF en önemli insan patojenidir.

İnsandan insana bulaşmaz. Fare idrarının ev eşyalarına veya yiyeceklere bulaşması sonucunda direkt temas ile bulaşır. Bir bölümünde merkezi sinir sistemi tutulumu belirtileri görülür. Nadiren solunum sistemi yoluyla da bulaşabilir. Parazitoloji • Protozoonlar • Ürogenital Parazitler • Kan ve Doku Parazitleri • Diğer Protozoonlar • Diğer Cestodlar • Trematodlar • İntestinal Nematodlar • Doku Nematodları • İnsanda Lavraları Hastalık Yapan Nematodlar 165 . Menenjitli olgularda beyin omurilik sıvısında lenfosit sayısının 2000 mm3 den fazla olması tipik bir bulgudur. Genelde hafif seyirli hastalıktır. büyük bölümü asemptomatik geçer.Lenfositik Koriyomenenjit (LCM) Arenaviridae ailesindendir. ciddi olgularda menenjit tablosu vardır.

Genellikle asemptomatiktir ve kolit yapmaz. Bulaşmadan kistler sorumludur. homoseksüellerde ve kötü yaşam koşullarındakilerde enfeksiyona yakalanma oranı yüksektir. kollajenaz nöraminidaz gibi proteolitik enzimleri aracılığı ile kolon mukozasına penetre olurlar. Aside dirençli olan ve böylece mideyi rahatlıkla geçebilen kistler kolona ulaşır ve trofozoit haline geçer. Katepsin.BÖLÜM 4: PARAZİTOLOJİ PROTOZOONLAR Parazitler başlıca tek hücreliler (protozoonlar) ve çok hücreliler (helmintler) olarak ikiye ayrılırlar. E. Entamoeba histolytica amipli dizanteri ve amebiyazis etkenidir. Özellikle endemik bölgelere seyahat edenlerde. Ara konağı yoktur. helmintler ise platihelmintler (düz helmintler) ve nemathelmintler (yuvarlak helmintler) olarak ikiye ayrılır. Mastigophora (Silialılar) ve Ciliata (siliatlar) olmak üzere dörde. Kist ve trofozoit olmak üzere iki formu vardır.1). Sporozoa (Sporozoonlar). enfeksiyonun göstergesi trofozoitlerdir. histolytica'dan ayrılabilir. dispar ancak ileri laboratuar yöntemler ile E. Önemli Bilgiler Barsakta saptanması kesin olarak patolojiktir. Protozoonlar İNTESTİNAL VE ÜROGENİTAL PARAZİTLER İNTESTİNAL PARAZİTLER ENTAMOEBA HISTOLYTICA Hastalık Dünyada çok bulunan Entamoeba türlerinden çok azı insanlarda hastalık yapar. ileri ülkelerde bu oran %4'lere düşmektedir. Medikal önemi olan protozoonlar kendi içinde Sarcodina (amipler). İçerdikleri histolitik 166 . Platihelmintler de kendi içlerinde trematodlar ve sestodlar olmak üzere ikiye ayrılır. Yapılan çalışmalarda zimodem enzimi taşıyan kistlerin bulaştırmadan sorumlu olduğu bulunmuştur. Kistleri taşıyan yiyecek veya suların oral alınması ile bulaşır (Şekil 4. Patogenez ve Epidemiyoloji Dünya nüfusunun yaklaşık %10'u Entamoeba histolytica taşıyıcısıdır.

fatal seyirli enfeksiyonudur. karın ağrısı ve çoğunlukla sağ omuz ağrısı görülür. Kuvvet kaybı 4. Portal ven aracılığı ile karaciğerde amip apseleri gelişebilir. Sağ üst kadranda ağrı. şiddetli karın ağrısı. Ateş. Yüksek ateş.1) İntestinal Amebiyazis Asemptomatik enfeksiyon: Bulaştırıcılıkta önemlidir.1 Amebiyazis'de klinik bulgular İntestinal Sık gelişen 1. 167 . Mental değişiklikler. Ekstraintestinal Amebiyazis Karaciğer amip apsesi: Genelde asemptomatik enfeksiyonu olanlarda görülür. Submukozaya kadar ilerleyen kolon eksenine paralel dar ağızlı şişe tarzında ülserler gelişir. Genellikle akciğere. Ateş 2. kanlı-mukuslu ve şiddetli diyare. Toksik megakolon : Uzun süreli kortizon kullananlarda görülür. Ameboma: Kolon halka şeklinde daralmıştır. Amebik ampiyem materyali plevral aralığı rüptüre olursa mortalite oranı artar. Ülseratif kolit benzeri bir tablo ortaya koyar. Tablo 4. konjestif kalp yetmezliği ve tamponad ile karakterize perikardit 2. Jöle görünümünde berrak parlak kırmızı renkte dışkı görünümü vardır. Hepatobronşiyal fistül gelişen hastaların balgamında amip tespit edilebilir. Abdominal ağrı ile karakterize peritonit Kronik nondizanterik sendrom: Hecmelerle seyreden mukuslu diyare. kolon nekrozu ve perforasyonu eşlik eder. genelde ateşsiz toksik tablonun eşlik ettiği klinik şeklidir. Abdominal ağrı Nadir gelişen 1. Akciğer amebiyazisi: Komşuluk yoluyla geçmesi nedeniyle çoğunlukla karaciğer amip apsesine sekonderdir. Genellikle görüntüleme yöntemleri ile malign lezyonlar ile karıştırılır. Yüksek ateş. Dışkıda amip her zaman tespit edilmeyebilir.enzimleri ile de nötrofilleri lizise uğratır. Bir yaşından küçük çocuklarda ekstraintestinal yayılım daha sık görülür. Nadiren sarılık görülür. Dışkıda kan mukus vardır ancak püy yoktur. ayırıcı tanıda biyopsi faydalıdır. fokal nörolojik bulgular ile karakterize ensefalit 3. Tedavisi cerrahi yaklaşımla yapılır. Ağrılı ülserler ile karakterize genitoüriner hastalık Ekstrahepatik 1. Genellikle asemptomatiktir. Diyare 2. bulaşma gerçekleşen %90 kadar olguda bu form gelişir. Bu nedenle basilli dizanteriye göre dışkıda az lökosit bulunur. ancak ağrılı da olabilir. Genellikle çekum veya inen kolonda görülen kronik lokalize amip enfeksiyonudur. Abse gelişimi erkeklerde 9 kat daha fazladır. Karaciğer amip apseleri daha sıklıkla sağ lobda meydana gelir. Olguların %50'sinde hepatomegali vardır. Megakolon 5. göğüs ağrısı. lökositoz. kilo kaybı ve dispeptik yakınmalar ile kronik inflamatuvar barsak hastalıklarına benzer bir tablo çizer. Volüm kaybı 3. Ortalama %1 olguda gelişir. Öksürük ve göğüs ağrısı ile karakterize plörezi 2. Hepatomegali 1. Ülserler bazen peritonit yapabilir. Klinik Bulgular (Tablo 4. periton irritasyon bulguları ve hipotansiyon vardır. Tedavi edilmeyen bu olgularda relaps ve reinfeksiyonlar sık görülür. mortalite oranı yüksektir. Diyare olguların yaklaşık 1/3'ünde tespit edilmiştir. Perforasyon Hepatik 1. sağ omuz ağrısı veya her ikisi birden 2. Pulmoner hastalık 1. Semptomatik enfeksiyon: Gastroenterit şeklinde seyreder Amipli dizanteri: inkübasyon döneminin ardından gelişen kanlı mukuslu. Hastalara kortizon başlanmadan veya cerrahi müdahale öncesi klinik tablonun düzgün değerlendirilmesi gerekir. Hastada öksürük ve sağ akciğer tabanında railer bulunabilir. Ameboma 4. ikinci olarak peritona yayılım olur. ilk iki haftada ateş 3. Fulminan amebik kolit: immün sistemi yetmezliği olanlarda nadir görülen. tedavide total kolektomi uygulamak gerekebilir. Bu tabloya genellikle karaciğer apsesi. Asemptomatik %90 2. Mortalite oranı %50'lerdedir. Kanlı mukuslu ishal 3. Hastalar sadece kistleri taşırlar klinik şikayetleri yoktur. Mikroskobik incelemede bol eritrosit ile amip kist ve trofozoitleri görülür.

duvarda boldur. Anti-amip antikorlar IHA. Dışkıda fazlaca Charcot Leyden kristali görülebilir. Drene edilmelidir. Ürogenital amebiyazis: Renal enfeksiyon direkt karaciğerden veya kan ya da lenfatik yayılım ile gelişebilir. Trofozoitler süratli parçalandıkları için dışkı alındıktan sonra 20 dakika içinde bakılmalıdır. IFAT veya ELISA testleri ile aranır. Perikardial amebiyazis: Karaciğer amip apsesinin nadir ancak ciddi komplikasyonudur. Abse sıvısında amip nadiren gösterilebilirken. göğüs ağrısı. Kistleri 4 nükleusludur. Bol akıntılı ağrılı ülserler ile karakterizedir. Serolojik testler karaciğer amip apsesi veya invazyon yapmış kolon hastalığında ve doku amebiyazisinde kullanılır. ilerleyici konjestif kalp yetersizliği. Genelikle karaciğer sol lobunun rüptürü sonucunda gelişir. Direkt mikroskopi yanında metilen-mavisi ve lugol ile de boyama yapılmalıdır. histolytica trofozoitleri eritrosit içerir. İnvazyon yapmış kolon hastalığında trofozoitlerin içinde eritrositlerin görülmesi önemlidir. hızlı ve fatal seyreder. Serebral amebiyazis: Ani başlar. Bu özelliği normal florada bulunabilen E.Peritoneal amebiyazis: Karaciğer amip apselerinin ikinci büyük komplikasyonudur. Perkütan drenaj da uygulanabilir. Peritonitte önce tıbbi tedavi uygulanmalı. Karaciğer amip apsesinin tedavisi tıbbidir. cerrahi tedavi sona bırakılmalıdır. Çoğunlukla genital lezyonlar karaciğer veya kolon hastalıklarının fistülü sonucunda gelişir. Cerrahi tedavi beyin apsesinde endikedir.2). Boyamalarda kistler aranır. E. 168 . Laboratuvar Bulgular Dışkının mikroskobik incelemesinde amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanıyı koydurtturur (Şekil 4. rutinde kullanılmaz Karaciğer absesinde AST ve ALT ile alkalen fosfataz seviyeleri yükselir. Tedavi Amipli dizanteri ve karaciğer apsesi 10 günlük metronidazol veya tinidazol ile tedavi edilir. coli trofozoitlerinden ayırt edici özelliğidir. Barsak dışı amebiyazis olgularında görüntüleme yöntemleri uygulanabilir. tamponad ve şok ortaya çıkabilir. Endoskopi ile ülser tabanından örnek alınması daha kesin tanı koydurucudur. Olguların ortalama %2-7'sinde görülür. Ateş. Mental değişiklikler ve fokal nörolojik bulgular ile seyreder. Kültür yöntemleri deneysel çalışmalarda kullanılır.

böylece çoğunlukla dışkı mikroskobisinde sadece kistleri görülür. Giardia intestinalis veya Giardia duodenalis olarak da bilinir.3). 169 . Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 1-4 haftadır. infekte eller veya homoseksüellerde oral-anal yolla olur (Şekil 4. Giardia lamblia. Bulaşma kistlerin dışkı ile kirlenmiş yiyecekler ile alınması. lamblia kistleri soğuk sularda bulunur. Safra kesesinde kronik forma dönüşür. Retrograt yolla kolesistit ve pankreatit yapabilir. sağ hipokondrium ağrısı ve yağlı dışkılarına görülür. Olguların yarısı asemptomatiktir. Kolona ilerleyen trofozoitler kist halini alır. Hem akut hem de kronik enfeksiyon yapar (Tablo 4. E. Trofozoitlerinin iki nükleusu ve iki adet emici diski bulunur ve armut şeklindedir. kistleri klorlamaya ve mide asiditesine dayanıklıdır. Uzun süreli enfeksiyonlarında vitamin eksiklikleri görülebilir.Giardia Giardiasis etkenidir. Olguların %30-50'si kronik giardiasise dönüşür. Giardiasis kliniği Duodenuma yerleştikleri için yağ emilimi bozulur. A. K gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimi bozulur. GİS'in başka bölgelerinde bulunmaz ve invazyon yapmaz. D. Zoomastigophorea sınıfından flagellalı enterik protozoondur. ara konağı yoktur. Önemli Bilgiler Bulaşmadan kistler sorumludur. Trofozoitler duodenumdaki intestinal villuslara yapışır.2). Gelişmekte olan ülkelerde 10 yaş altı çocukların %15-20'sinde görülür. 10 adet kist bile enfeksiyonun gelişmesi için yeterlidir. G.

sadece kistlerin gösterilmesi ile tanı konulabilir. Safra kesesi portörlerinin belirlenmesi için nadir kullanılan daha invazif yöntemler olan safra tubajı veya ip testi yapılabilir. Dışkıda amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanı koydurucudur. Laboratuvar Bulgular Hastalara 3 gün içinde birbirini izleyen dışkı mikroskopisi yapılmalıdır. Histolytica'daki gibi trofozoit aranmaz. Tanı için E.Tablo 4. 170 .2 Giardia enfeksiyonları Akut Daha sık karşılaşılan • Diyare • Karın ağrıları • Psikolojik bozukluklar Kronik • Diyare • Birbirini takip eden konstipasyon ve diyare atakları • Yemekten sonra abdominal ağrı • Malaise • Psikolojik bozukluklar Daha nadir görülenler • Bulantı • Kilo kaybı • Kusma • Ürtiker • Malabsorbsiyon • Makrositer anemi • Laktoz intoleransı • Kilo kaybı • Baş ağrısı İntestinal divertikülü veya IgA yetersizliği olanlarda inatçı enfeksiyonlar yapar.

Tablo 4. Gelişmiş ülkelerde %1-3. yan yana 4 muz halinde görünen hareketli sporozoitler serbestleşir. Malabsorbsiyon. Profilaktik ilaç veya aşısı yoktur. Ookistlerin bir kısmı dışarı atılırken.Tedavi ve Korunma Tedavide metronidazol veya kinakrin hidroklorid kullanılır. intrasellüler ancak ekstrasitoplazmik yerleşirler. kolesistit ve solunum sistemi semptomları da bulunabilir. Vakuol içinde üreyen parazitler merontlara dönüşür. İmmün yetersizliği olan hastalarda kolesistit veya solunum yolu infeksiyonları görülebilir (Tablo 4. bazıları barsağın ilerleyen bölümlerinde yeni enfeksiyon odakları meydana getirirler. 171 . İntestinal epitel hücreler yapışan sporozoitler sitoplazma dışında. Klinik Bulgular Enterik kriptosporidyoz en sık görülen klinik tablodur. Önemli Bilgiler AlDS'li hastalarda gelişen ishallerde ilk akla gelecek etkendir. Sulu.4). yüksek ateş ve enfeksiyon belirtileri görülür. Enfeksiyon AIDS hastalarında ve immün sistemi gelişmemiş 2 yaşından küçük çocuklarda görülür. Fekal oral yoldan alınan kistler sindirim enzimleri ile açılır. Hücresel immün sistemi yetmezliği olanlarda fulminan diyare ile ölüme kadar giden ağır bir klinik tablo gelişebilir. Lökositoz ve eozinofili nadirdir.4). mukuslu. Parazit ookistlerin içindeki sporozoitlerin oral yoldan alındığı tek bir canlıda evrimini tamamlar (Şekil 4. 10 gün tedavi edilmelidir (Tablo 4. kanlı ve pürülan görünümlü diyare. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon geliştirebilmek için 132 ookist yeterlidir. Bazı merozoitler gametositlere değişir. Ookistler soğuk. ve bunlardan ookistler oluşur. B12 vitamin emilimi bozulur. Uzun süreli hastalıkta. yağ . bunların bir kısmı tekrar başka hücrelere invaze olarak enfeksiyon odaklarını geliştirirler. bir vakuol içine alınırlar. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde genellikle eritrosit ve lökosit görülmez.3).3 Gıardıasıs tedavisi Yetişkin İlk seçim Metronidazol veya Tinidazol veya Kinakrin İkinci seçim Furazolidon veya Paromomisin Çocuklar Metronidazol Veya Furazolidon likid Gebeler Mümkünse tedavi doğum sonrasına bırakılır Metronidazol ilk trimestrden sonra kullanılabilir Paromomisin'de denenebilir. inkübasyon süresi 5-7 gündür. Endemik bölgelerde sular kaynatılmalı veya filtre edilmelidir. gelişmekte olanlarda ise %5-10 dışkıda Cryptosporidium gösterilebilir. Merontlar merozoite ilerleyerek lümene salınır. Cryptosporidium Hastalık Cryptosporidiosis etkenidir. nemli ortamlar veya yüzey sularda uzun süre canlılığını korurlar. fakat mukus vardır.

Yüksek bilirubin 1. Kilo kaybı 2. Dispne 4. ikincide %100'dür. Laringotrakeobronşit Solunum sistemi 1. Abdominal ağrı 3. Bulantı 4. paramomisin. parvum'un gösterilmesidir.Asıl tanı yöntemi dışkıda C. Hırıltılı solunum Tablo 4. Yüksek alkalen fosfataz 1. AlDS'li hastalarda birinci örnekte tanı koyma olasılığı %96. Sulu diyare 2. Bulantı/kusma 5. Malabsorbsiyon Kolesistit 1. Baş ağrısı 4. Tedavi ve Korunma Tedavi için hastanın immün sisteminin düzeltilmesi gerekir.5 Cryptosporidium tedavisinde seçenekler Yetişkin İlk seçim İkinci seçim Paromomisin Azitromisin Çocuk Paromomisin - 172 . Tablo 4. Öksürük 3.5). Sağ üst kadran ağrısı 3. Sinüzit 2. Ateş 4. AIDS hastalarında 2.4 Cryptosoporidiosis sendromu Enterik Sık görülen 1. makrolidler tedavide kullanılabilir (Tablo 4. Miyalji 3. Kusma 5. Dışkı %10 formalin ile tespit edilmelidir. Tanı için dört dışkı örneğinin incelenmesi tavsiye edilir. Ciddi immün yetersizliği olanlarda tedavi güçtür. Diyare 2. immünyetmezlik durumları 2. daraprim. Ookistler dışkının modifiye ARB boyanması ile gösterilebilir. Tedavide etkili bir ilaç yoktur. Duodenal veya solunum sistemi aspirasyonu ile de elde edilen materyalde ARB pozitif ookistler benzer yöntemler ile gösterilebilir. Ateş Nadir görülen 1. Kotrimaksazol.

173 .

Balantidium coli Amipli dizanteri etkenlerindendir. Trofozoitleri bulunur. Nadir ishal etkenidir (Şekil 4. Metronidazol de kullanılabilir. Tedavisi tetrasiklin ile yapılır.6). 174 . kistleri yoktur Bulaşma Enterobius vermicularis gibi helmintlerin yumurtaları ile olur. İnsanlara bulaşması domuz dışkısı ile kirlenmiş yiyecekler aracılığı ile olur. Domuz dışkısında bulunur. Gözle bile görülebilecek büyüklüktedir. Dientamoeba fragilis Flajellalıdır. silialıdır ve sitostom denilen ağız benzeri yapıları vardır. Ara konağı yoktur (Şekil 5).

Cinsel ortaklar beraber tedavi edilmelidir. kötü kokulu. Sadece trofozoitleri vardır. Patogenez ve Epidemiyoloji Kadınların vajeninde veya erkek uretrası ile prostat sıvılarında bulunur. Vajenin pH'ının düşük tutulması yardımcıdır. Sadece cinsel temas ile değil. kaşıntı vardır. trofozoit olmasına rağmen indirekt olarak klozetlerle de bulaşabilir (Şekil 4. Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanılması bulaşmayı önler.ÜROGENİTAL PARAZİTLER Trichomonas vaginalis Hastalık Trichomoniasis etkenidir Önemli Bilgiler Merkezi nukleusu ve önünde dört adet flagellası vardır. Laboratuvar Bulgular Vajinal veya prostatik sekresyonlarda hareketli trofozoitlerin gösterilmesi ile tanı konur. Ondüle membranı 2/3'ünü kaplar. yeşilimsi vajinal akıntı.7). kistleri bulunmaz. Tedavi Primer ilacı metronidazoldür. Erkeklerde ise asemptomatik enfeksiyon görülür (Gonore'nin aksine). Nadiren üretrit ve prostatit yapabilir. Profilaktik ilacı ve aşısı yoktur. 175 . Klinik Bulgular Kadınlarda genellikle sulu.

vivax. malana. Önemli Bilgiler P. hastanın kanındaki dişi (makrogametosit) ve erkek (mikrogametosit)'leri emerler. eşeyli üreme). falciparum diğerlerinden daha yaygındır. P. falciparum. P. Dişi anofelde seksüel (Sporogoni. ovale. İnsanları sokan dişi anofeller. insanlarda sıtma etkeni olarak görülen parazitlerdir. vivax görülür. P. P. 176 . vivax ve P. insanlardaki ise aseksüel (Şizogoni. Ülkemizde sadece P.KAN VE DOKU PARAZİTLERİ Plasmodium Hastalık Sıtma etkenidir. eşeysiz üreme) üreme görülür. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon zinciri insan-anofel-insan şeklindedir.

eritrositlerin yapısal veya metabolik anormallikleri var ise doğal olarak sıtmaya karşı dirençlidirler. vivax için reseptördür • G6PD eksikliği P. İnsanları sokan sivrisinekler aracılığı ile sporozoitler bulaştırılır. tanı ancak karaciğer iğne biyopsisi ile konur (Şekil 4. Mikrogametler makrogameti döller. glikoprotein değişikliği • Orak hücreli anemi gibi anomalilerde plasmodium enfeksiyonları görülmez. İyi tedavi edilmemiş olgularda nükslerden sorumludur.Anofel midesinde her bir mikrogametositten 4 mikro-gamet. 177 . vivax ve P. (Şekil 4. Kan dolaşımına geçen sporozoitler ortalama 1 saat içinde karaciğere gelir ve yüzeylerindeki circumsporozoit protein yardımıyla karaciğer parenkim hücrelerine girerler. Ookinet mide duvarını geçerek ookist halini alır. HbS gibi anormal hemoglobin yapıları • Siyaloprotein.8). örneğin. Oo kist bölünerek içinde birçok sporozoit bulunan sporokistleri yapar. Hepatik merozoitler 1-2 hafta sonunda karaciğerden dolaşıma geçerler. P. Bu döneme ekzoeritrositer (hepatik şizogoni) dönem denir. Hipnozoiti olanlar sağlıklı insanlardır. periferik kan örneklerinde parazit saptanamaz. Dolaşıma geçen parazitler eritrositer şizogoni evresini başlatır. Sporokist parçalanır ve içindeki sporozoitler anofelin vücut boşluğuna dağılır ve bu arada tükrük bezlerine de gelir.9). ovale. • Duffy kan grubu P. Plasmodiumlar sağlam eritrositleri severler. yıllarca hipnozoit olarak karaciğerde kalabilir. makrogametositten ise bir makrogamet oluşur. oluşan zigottan ookinet meydana gelir. falciparum'a karşı koruyucudur • Yaşlılık • HbF.

• P. malana yaşlı eritrositleri 178 .Ayrıca eritrositlerin yaşının da önemi vardır. ovale retikülositleri • P. vivax ve P.

Bunun tanınması için kolay yöntemler geliştirilmiştir. P. birden fazla nükleer materyali nedeniyle Walkman kulaklığı şeklinde. daha sonra da olgun trofozoitlere dönüşürler. falciparum'da 48 saat (tersiyan) sürer. P. falciparum olup olmaması önemlidir. ovale ve P. malarla Schüffner (Kahverengi) Ziemann granülleri görülür (Şekil 4. P.malaria ise 72 saat'de bir (Kuartan) eritrositleri parçalayarak nöbetleri oluşturur. ayrıca. A. P. maculopennis. P. falciparum Maurer (Siyah) Eritrositlerin içindeki olgun şizontun içinde de türe göre değişen sayıda eritrositer merozoit gelişir. Bazı trofozoitler ise farklı bir evrim geçirerek makro ve mikrogametositler haline gelirler. Oluşan bu merozoitler eritrositleri çatlatarak. • Ateş • Anemi • Mikrosirkülasyon bozukluklarına bağlı hipoksi • İmmünopatolojik olaylar Ateş parazitin eksojen pirojen etkisine bağlıdır. Ring formu önce. ameboid forma. P. Eritrositer şizogoni dönemi P. falciparum ise her türlü eritrositi infekte edebilir.10).• P. P. sacharovi'dir. superpictus. 179 . A. vivax. Ülkemizde sıtma yapabilen anofeller. Vivax 3. Eritrositlerin içine giren merozoitler genç trofozoitlere dönüşürler. Çekirdek bölününce genç şizont. asemptomatik taşıyıcıların kan ve kan ürünleride sorumlu olabilmektedir. yenilerinin infekte etmek üzere kana dökülürler. sitoplazmalar da bölününce olgun şizont oluşmaktadır. 1. 2. falciparum'a ise malign tersiyan (subtersiyan) denir. Örneğin bir eritrosit içinde birden daha çok taşlı yüzük bulunur. A. gametositleri muz şeklinde görülebilir. Plasmodium enfeksiyonlarında etkenin P. Bulaşmadan sadece sivrisinekler değil. Klinik Bulgular Kliniğin gelişmesinden sorumlu olan patojenik mekanizmalar şunlardır. vivax"a bening tersiyan. Birkaç plasmodium türünün enfeksiyon yaptığı ülkelerde bunların ayrımı için boyama özelliklerinden faydalanılır.

İnfekte eritrositlerin parçalanması. Laboratuvar Bulgular Plasmodiumların eritrosit içeren sentetik besiyerleri vardır. Klorokin direnci olmayan bölgelerde P. Hastalarda eozinofili görülmez. • Anemi • Serebral malarya • Hiperpireksi • Algid Malarya • Karasu ateşi • Akut böbrek yetmezliği • Akciğer ödemi • DIC • Hipersplenizm • Tropikal splenomegali • Hipoglisemi görülebilir. Endemik bölgelerde dalak çok büyüyebilir. Tedavi P. Hastalarda anemi en önemli bulgudur. En sık komplikasyon bu formda görülür.Primakin: Hipnozoitleri ortadan kaldırmak için kullanılır. falciparum ciddi klinik seyir gösterir. dalakta eritrositlerin sekestre olması ve otoimmün mekanizmalar anemi sebebidir. Özellikle kan merkezlerinde serolojik yöntemler ile tanı konulabilir. Klorokin direnci var ise meflokin veya kinin doksisiklin kombinasyonu kullanılır. Tanıda periferik kandan hazırlanan kalın damla ve periferik yayma preparatları kullanılır. rulo formasyon (eritrositlerin para şeklinde dizilmesi) oluşmasını sağlarlar.Klorokin: Eritrositer seri hücrelere etki eder 2. 180 . periferik preparatlar ile de hangi tip olduğu tanımlanır. En ağır formu beyin damarlarının etkilenmesine bağlı olarak gelişen serebral malarya'dır. Eritrositlerin sekestre edildiği dalak büyür. malaria'da 3 gün klorokin kullanılır. Malarya nöbetleri başlıca. tropikal splenomegaliler gelişebilir. malaria'nın rozet şeklindeki merozoitlerinin görülmesi tanıda değerlidir. Bu tıkaçlar küçük damarlarda tıkanmalara sebep olurlar. Korunmada sirkumsporozoit aşılar kullanılmaktadır. Gebelerde ve transfüzyon sonrası gelişen enfeksiyonlarda klorokin kullanılır. ancak sadece deneysel amaçlı kullanılırlar. P. İnkübasyon periyodu: Hepatik dönem ve birinci eritrositer şizogoni dönemidir. Kemoprofilaksi: Endemik bölgelere seyahat edeceklere bir hafta öncesinden başlayarak. P. Ayrıca gametositler için primakin 15 mg 1x3 kullanılır. bazen hipersiplenizm ve pansitopeni oluşabilir. Parazitler eritrositlerin yüzeyindeki negatif elektrik yükünü bozarak. Malaria tanısını koymak için kalın damla kullanılır. rutinde kullanılmaz. Tedavide iki tip ilaç kullanılır. orada kaldığı sürece ve 4 hafta sonrasına kadar klorokin 2 tablet/ hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır.Anemi paraziteminin şiddetine bağlıdır. Komplikasyonları P. ülkemizde görülen tek sıtma tipidir. vivax. Klorokin direnci olan bölgelerde ise meflokin 1 tablet / hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. falciparum ve P. Mikrosirkülasyon bozuklukları. • Titreme • Ateşli kuru dönem • Terleme dönemleri olarak sınıflandırılır. falciparum periferik yaymasında sadece taşlı yüzük formu ve muz şeklindeki game-tosit formları görülebilir. 1.

hem diğer hayvanlarda (rastlantısal olarak insanlarda) gerçekleşir. Subakut olgularda beyin ve göz lezyonları görülebilir. ekstraintestinal aseksüel siklus ise hem kedilerde. Patogenez ve Epidemiyoloji İki önemli bulaşma yolu vardır.12). Parazitin iki siklusu vardır. çizgili kas ve sürrenallerde psödokistler oluşur. veya gebelerde fetusa geçerek konjenital toksoplazmoz oluşması. 1) Kadın gebeliği sırasında ilk kez enfeksiyon geçirmelidir. Asıl problemli klinik tablolar gebelerde oluşur. Enteroepitelyal seksüel siklus kedilerin ince barsaklarında gerçekleşir. korunma. Konjenital toksoplazmoz gelişmesi için üç önemli faktör vardır. Gebeliği sırasında infekte olan veya daha önceden infekte olanlarda immün yetmezlik gelişir ise parazitler fetüse transplasental olarak geçer. 3) Hastalığın görülmesinde toplumdaki bilinç. Barsakta açılan kistlerden takizoitler çıkar ve vücuttaki tüm hücre ve dokulara yayılır. 181 . Vücuttaki tüm dokularda ve organlarda küçük kistler oluşturur (bradizoit).13). Kandaki trofozoitlerine takizoit denir (Şekil 4. İnfekte hayvanların doku kistlerinin veya parazit taşıyan hayvanların dışkılarındaki sporokistlerin oral yoldan alınması ile bulaşır (Şekil 4.Toksoplazma Hastalık Toxoplasma gondii bir zoonozdur. tanı ve tedavi yöntemlerinin belirlenmiş olması gerekir. toksoplazmosis etkenidir. 2) Enfeksiyonun gelişmesi için gebenin gestasyonal yaşın önemi vardır. Kronik olgularda beyin. göz. Bunlardan birincisi oral yoldan kedi dışkısınaki ookistlerin alınarak yetişkinlerde akut toksoplazmoz gelişmesi. Akut olgularda organ nekrozları görülebilir. Kistlerin içindeki bradizoitler metabolizması yavaşlamış parazitlerdir.

%30-50 oranında toksoplazma gelişme riski vardır. bazen ciltte makülopapüler ve eritematöz döküntüler görülebilir. 40 yaşından sonra nadirdir. Gerçek negatif IgM olgularının en azından 6 ay önce enfeksiyon geçirdiği veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunun olmadığı ile ilişkilidir. Laboratuvar Bulgular Hastaların kedi ile ilgili anamnezlerinin bulunmaması toksoplazma tanısından uzaklaştırmaz. CD4 T lenfosit sayısı.Klinik Bulgular Akkiz toksoplazmoz: Olguların çoğu asemptomatiktir immün sistemi normal olanlarda enfeksiyöz mononükleoz benzeri bir enfeksiyon tablosu gelişir. Sadece HIV enfeksiyonlular değil aynı zamanda T hücre yetmezli olan. akciğer. doğal katil hücreler ve sitokinler parazit-konak ilişkisini düzenlerler. Konjenital toksoplazmoz: Gebeliği sırasında enfekte olan anneden çocuğa parazitin geçme olasılığı %40 kadardır. Gebeliğin ilk üç ayında abortus olur. gondii IgM antikorları. HLA antijen yapısı DQ3 olan AIDS hastaları toksoplazma ensefaliti gelişmesine daha duyarlı iken. Profilaksi uygulanmayan HIV pozitif kişilerde CD4 T lenfosit sayısı 100/mm3'ün altına düşerse. Genetik faktörlerin de etkisi vardır. akkiz gelişen olgularda ise tek taraflı koriyoretinit görülür. Hücresel immün yetersizliklerde gelişen toksoplazmoz: HIV ile infekte hastalarda fırsatçı enfeksiyon şeklinde görülür. kalp. Oküler toksoplazmoz: Konjenital olanda bilateral. Beyinde hücresel immünite humoral olandan daha önemlidir. antitoksoplazma ve antiretroviral tedavi kullanımı beyin toksoplazmozu gelişimini etkiler. Vücut sıvıları Giemsa ile. immünyetersizzliği olanlarda gelişen oküler tutulumda ciddi inflamasyon ve nekroz ile karakterize akut koryoretinit gelişir. En sık görülen tablo ateş. organ kesitleri ise Hematoksilen-Eozin boyası ile boyanır. Nadir de olsa tokosplazmik koryoretinit ve toksoplazma ensefalopatisi gelişenlerde IgG negatifliği gösterilmiştir. posterior servikal lenfadenomegali ve hepatosplenomegali'dir. 1) Yeni oluşmuş edinsel enfeksiyonu. Lenfadenomegali çoğunlukla posterior servikal bölgede tek ve büyük olarak bulunur ve aylar boyunca devam edebilir. Kültür yöntemleri uygulanabilir ancak sık kullanılmaz. Klinik bulgular olanlarda serum IgG negatifliği kural olarak erken dönem bulaşmayı gösterir. DQ1 olanlar daha dirençlidirler. veya 182 . Bilateral koryoretinit.12). intrauterin enfeksiyon gebeliğinin ikinci veya üçüncü dekadında olanlarda görülür. Granülomatöz inflamasyon nekrotizan retinite sekonder olarak gelişir. Antitoksoplazma antikorlarının varlığı. Bazen meningoensefalit. Hodgkin hastalığı. Toksoplazma tanısında en önemli birinci adım hastanın parazit ile karşılaşıp kaşlılaşmadığının gösterilmesidir. Pozitif T. hidrosefali. IgG pozitifliği belirgin olarak yüksekse ya edinsel enfeksiyonu veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunu gösterir. Tanı etkenin gösterilmesi ile yapılır (Şekil 4. CD4 ve CD8 hücreler. geç dönemde geçirilen akut enfeksiyonlarda ise fetüs etkilenir. 2) Bazı olgularda 5 yıl süresince IgM pozitifliği devam edebilir. serebral kalsifikasyonlar (toksoplazmoz triadı) görülür. böbrek ve kemik iliği transplantlılarda da toksoplazma ensefaliti gelişme riski yüksektir. Toksoplazmada immünite: immün sistemi sağlam olanlarda yaşam boyu kalıcı immünite gelişir.

Tablo 4. hem de çocuklarda primetamin + sulfodiazin + folinik asit ve endikasyon var ise kortikosteroid verilir. 6 aydan uzun süredir T.7).3) yalancı pozitifliğin bulgularıdır (Tablo 4. gondii infeksiyonu göstergesi serolojik bulgu yok Akut infeksiyon veya yalancı pozitif IgM. Yeni bir serum alınıp hem IgG hem de IgM tekrar çalışılmalı Muhtemelen akut infeksiyon. Sulfonamid alerjisi olanlarda sulfodiazin yerine klindamisin kullanılabilir. Etler iyi pişirilmelidir • Tütsülenmiş etlerin yenmesinden kaçınılmalıdır Ookistlerin alınmasının önlenmesi • Meyve ve sebzeler iyi yıkanmalıdır • Kedi dışkısı ile kontamine olduğundan şüphelenilen yiyeceklerin tüketilmesinden kaçınılmalıdır 183 . miyokardit. Aktivite testlerin ile tokso IgM pozitifliği değerlenirilir. Çiğ etler ile temas edildikten sonra eller güzelce yıkanmalıdır • Çiğ etler ile temas edildikten sonra mukozalara dokunulmamalıdır • Çiğ et ile temas eden mutfak yüzeyleri güzelce temizlenmelidir . Gebeliği sırasında akut enfeksiyon gelişenlerde amniyotik sıvıda PCR negatifleşinceye veya gebelik sonlanıncaya kadar 3g/gün spiramisin kullanılır. Tablo 4.6. Korunma Korunmada bulaşmadan sorumlu olan çiğ etler ve kedi dışkısındaki ookistlerin alınmasının önlenmesi için çaba gösterilmelidir. Gebeliğin 18'inci haftasından büyük olanlarda amniyotik sıvı PCR testi pozitif ise primetamin + sulfodiazin + folinik asit immünyetmezlikli hastalara verilen dozlarda başlanabilir. polyomyozit bulguları olanlar hem erişkin. Yeni bir serum alınıp çalışılmalı veya IgG için başka bir test yöntemi kullanılmalı Ortada bir sonuç. Hastanın serumu referans laboratuarında kontrol edilmelidir Ortada bir sonuç. gondii infeksiyonu Muhtemelen akut enfeksiyon. hem immünyetmezliği olanlar. Aktif koryoretinit.6 Gebe kadının Toksoplazma serolojisinin anlamı (FDA'ya göre) IgG sonucu Negatif Negatif Şüpheli Şüpheli Şüpheli Pozitif Pozitif IgM sonucu Negatif Şüpheli veya pozitif Negatif Şüpheli Pozitif Negatif Şüpheli veya pozitif Yorum T. Doku kistlerinin alınmasının önlenmesi . Serum örneğini referans laboratuarına gönderin Tedavi İmmün sistemi sağlam olanlarda ve lenfadenit bulgularında tedavi gerektirmez.

Klinik Bulgular Çoğu insanda asemptomatik olarak normal florada bulunur. Amerika'da yapılan bir çalışmada sağlıklı çocukların %70'inde antikorları tespit edilmiştir. Mantar kültürlerinde ürememekte ve antimikotiklere yanıt vermemektedir. Hücresel immünyetersizlik olduğu zaman hastalık yapıcı hale geçer. Pneumocystis Hastalık İmmünyetmezliği olan hastalarda pnömoni etkenidir Önemli Bilgiler Pneumocystis'in sınıflandırması biraz karışıktır. Ağır solunum yetersizliği gelişebilir. AlDS'li hastalardaki pnömonilerde ilk akla gelecek etkendir. Ancak medikal olarak protozoon gibi davranmaktadır. At. 184 .• Bahçe işlerinde çalışırken veya kedi kumu boşaltırken eldiven kullanılmalıdır • Kedi kumu atılmadan önce kaynayan suda 5 dakika bekletilmelidir. Riskli hastalarda yüksek ateş ve akciğer bulguları hastalığı düşündürmelidir. Trofozoitler pulmoner epitel hücrelerin yüzeylerinde ekstrasellüler olarak ürerler (Şekil 4. Enfeksiyon akciğerlerdedir. koyun ve fareler gibi bazı hayvanlarda tespit edilmesine karşın insan enfeksiyonlarında bunların öneminin ne kadar olduğu bilinmemektedir. 1988 yılında rRNA analizlerine göre mantar sınıfına (Saccharomyces cerevisiae gibi) sokulmuştur. Dünyada yaygındır.13). • Kedilere çiğ et verilmemelidir. Kistlerden sporozoitler. Patogenez ve Epidemiyoloji Bulaşma inhalasyon yolu iledir. Mitokondrial DNA ve değişik enzimler ile yapılan çalışmalar bu fikri desteklemektedir. bunlardan da trofozoitler gelişir.

Önemli Bilgiler Kediler. köpekler. T. Fluoresans antikor boyama yöntemleri de kullanılabilir. rhodesiense ve T. Organizmanın Gram ile iyi boyanmadığı. Trypanosoma cruzi Hastalık Chagas (Amerikan tripanosomiyazisi) hastalığı etkenidir. gambiense ise Afrika uyku hastalığı etkenidir. T. 185 . İmmün sistemi sağlan olanlarda normal flora kabul edilebilir. serolojik testlerinin olmadığı. Trypanosoma Medikal önemi olan üç Trypanosoma vardır.Laboratuvar Bulgular Akciğer filminde hilustan yayılan infiltrasyon ve akciğerde buzlu cam manzarası görülür. kültür yöntemlerinin etkili olmadığı unutulmamalıdır. Tedavi Tedavide trimetoprim-sulfametaksazol. Latin Amerika ülkelerinin hastalığıdır. bronkoalveoler lavaj sıvısı veya akciğer endoskopik biyopsi örneklerinde Giemsa boyaması ile kist ve trofozoitler görülebilir. cruzi Chagas. kemiriciler doğal rezervuarlarıdır. Balgamda. Trypanosomalar insanda ve vektörlerde morfolojik ve fizyolojik olarak farklılıklar gösterirler. AIDS'li hastalarda bu ilaçlar profilaktik olarak kullanılır. ancak AIDS gibi immünyetmezliği olanlarda pozitifliği anlamlıdır. alternatif olarak pentamidin kullanılır.

HIV pozitif hastalarda fatal seyirlidir. laysmayoz ve diğer parazitler ile çarpraz reaksiyon göstermesi nedeniyle yalancı pozitiflik sık görülür. Klinik Bulgular Chagas hastalığının klinik bulguları akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır. sepsis. Kongenital chagas hastalığı hepatosplenomegali. Kronik dönemin önemli bulguları kardiak ve gastrointestinal sistemi ilgilendirenleridir. Akut enfeksiyonda deride eritematöz lezyonlar (chagoma). Chagas hastalığında %40 oranında ani ölüm görülür. Kardiak hastalığın tipik bulguları biventriküler hipertrofi ve aritmilerdir. hepatosplenomegali. olguların önemli bölümünde reaktivasyona bağlı serebral abseler görülebilir. Ölüm konjestif kalp yetersizliği veya aritmilere bağlıdır. periorbital ödem ile karakterize Romana işareti (Şekil 4. En sık kulanılan yöntem ELISA testleridir. Gastrointestinal sistemde otonom ganglionlar harap olur ve megaözofagus ile megakolon görülür.Patogenez ve Epidemiyoloji Trypanosoma cruzi'nin tahtakurusu (reduviid bug) veya kene dışkısı ile kontamine ellerle gözlerin kaşınması veya bütünlüğü bozulmuş deri yolu ile bulaşır (Şekil 4. ateş. Rutin kullanıma girmemesine rağmen PCR testi kullanılabilir.14). Sifiliz. Ancak unutulmamalıdır ki kongenital Chagas ortalama 2/3'ü asemptomatiktir. myokardit ve hepatit ile karakterizedir. Laboratuvar Bulgular Kalın damla veya yayma preparatlarda etken aranır. geçici deri döküntüleri. periferik nöronlar ve merkezi sinir sistemini infekte ederler.15). malarya. Birkaç hafta veya ay sonra hastalar kronik döneme girerler. lenfadenopati. Kana geçen parazitler başlıca monositler. Vektörlerde kamçılı tripamostigot. hematojen chagomalar denilen ağrılı subkutan nodüller. 186 . insanlarda ise kamçısız amastigot formundadır. yüz ve ekstremitelerde ödem gelişir.

brucei rhodesiense'dir.Şüpheli serumlar referans laboratuarlarına gönderilmelidir. Kronik klinik tablolarda tedavinin etkinliği yoktur. Hastalığın kliniğinde üç dönem vardır. insanlarda hastalık yapanlar T. oradan da beyine geçer. Bu ilaç tripomastigotları kan içinde öldürebilir ancak doku içindeki amastigotlara çok etkili değildir (Tablo 4. rhodesiense sadece insan değil aynı zamanda evcil hayvanlar ve vahşi hayvanlarda da enfeksiyon etkenidir.8 Chagas hastalığının tedavisi Yetişkin İlk seçenek Nifurtimoks Günde 4 defa 8-10 mg/kg/gû'n 120 gün Alternatif Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Pediatrik Nifortimoks Günde 4 defa 15 mg/kg/gün 120 gün Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Trypanosoma gambiense ve rhodesiense Hastalık Afrika uyku hastalığı etkenidir.8). Çeçe sineği en önemli vektörüdür. 187 . brucei gambiense ve T. T. Ancak insandan insana bulaşma da gösterilmiştir. Önemli Bilgiler Birçok etkeni hayvanları infekte eder ancak. Tedavi Akut olgularda seçilecek primer ilaç nifurtimokstur. Tablo 4. Deriden bulaşmanın ardından hastanın immün sisteminin gücüne bağlı olarak kana ve lenf dolaşımına.

koroid pleksus ve subaraknoid aralığa yayılarak meningoensefalit gelişimi. Örnekler ateşli dönemlerde alınmalıdır. Leishmania donovani Hastalık Kala azar (visseral leishmaniasis) etkenidir. T. Suraminde tedavide etkilidir. gambiense'de ise sık sık tanı yöntemleri tekrarlanmalıdır. Klinik gidiş T. T. Korunma amacıyla kemoprofilaksi uygulanamaz ve immunoprofilaksiler etkili değildir.16).Kanla veya lenf yoluyla yayılma dönemi. 3. Erken ve geç dönem MSS infeksiyonlarında etkilidir. Organizma şankr veya kemik iliğinin aspirasyonu ile de gösterilebilir.Başlangıçta enfeksiyon alanı olan deride üç hafta kadar süren şankrlar görülür. Pentamidin alternatif ilaç olarak kullanılabilir. 188 . T. Kutanöz Leishmaniasis (Şark çıbanı): L. Mukokutanöz Leishmaniasis: L. Visseral Leishmaniasis (Kalaazar): L. Parazitemi olgularında BOS'ta kontrol edilmelidir. tropica 3. rhodesiense'de daha fazla parazit bulunması nedeniyle tanı daha kolaydır.Uyku hastalığı dönemi. 2. brasiliensis Leishmaniasis tatarcıkların (phlebotom) vektörlük yaptığı ve memelilerin rezervuar olduğu bir zoonozdur. Relaps olgularında aynı tedavi uygulanır. Leishmania Başlıca üç tip hastalık yaparlar 1.1. Uyku hastalığında relapslar uygun tedaviye rağmen sık görülür. rhodesiense'de ise birkaç ay içinde ölümle sonuçlanan daha akut bir enfeksiyon tablosu görülür. Tedavi parazitin başlıca enzimi olan ornitin dekarboksilazı inhibe eden Eflornitin kullanılır. Tanı kanda direkt mikroskopi ile hareketli parazitlerin görülmesi ile veya periferik yayma preparatın Giemsa veya Wright yöntemi ile boyanması ile konulur (Şekil 4. Korunmada Çeçe sinekleri ile mücadele edilmelidir. donovani 2. gambiense'de kronik enfeksiyon şeklinde iken.

Tatarcıktaki yaşam siklusu ortalama 10 gün kadardır. Daha sonra amastigotlar makrofajları terk ederek. Sadece dişi flebotomlar taşıyıcıdırlar (Şekil 4.17). Kemik iliği aktivitesindeki düşüklük ve dalaktaki hücresel yıkım nedeniyle anemi. tatarcığın midesinde promastigot'a (tatarcıkta kamçılı formu) dönüşürler.18). Bu durum sekonder enfeksiyonların gelişmesine ve kanama diyatezine sebep olur. dalak ve kemik iliği gibi retiküloendotelyal sistem organlarıdır. Patogenez ve Epidemiyoloji Amastigotlar deri. fagositer ve diğer retiküloendotelyal orjinli hücreleri infekte edebilirler. Enfeksiyon hastalıkları içinde dalağı en çok büyüten hastalıktır (Şekil 4. lökopeni ve trombositopeni görülebilir.Önemli Bilgiler Yaşam siklusu içinde tatarcıkların önemli bir yeri vardır. Köpek. Barsaklarda çoğalarak farenkse göç ederler ve bir sonraki ısırıkta bulaşırlar. tilki ve fareler gibi memeliler rezervuardırlar. infekte hayvandan kan emen flebotom amastigot (insanlardaki kamçısız formu) içeren makrofajları emer. En ciddi etkilenen organlar karaciğer. 189 .

Klinik Bulgular Semptomlar intermittan ateş. Kalaazar'da üç farklı epidemiyolojik bölge vardır. Hastalık yıllarca sürebilir. Tablo 4. kilo kaybıdır.19). dalak veya lenf bezi biyopsilerinde amastigotların gösterilmesi ile konulur. Güney Rusya ve Çin'in bazı kısımlarında ana rezervuar köpekler ve tilkilerdir. Tedavi edilmeyen olgular genellikle sekonder enfeksiyonlar ile kaybedilirler.9). Afrika'da fare gibi kemiriciler.9 Cryptcsoporidiosis sendromu İnfeksiyonlar Bakteriyel Kutanöz • Tularemi • Furonkül/karbonkül • Sellülit • Yaws • Sitiliz • Atipik tüberküloz • Tüberküloz • Lepra Mantar • Histoplazmoz • Sporotrichosis • Lobomycosis • Coccidioidomycosis • Blastomycosis • Chromomycosis Viral Protozoon • Orf • Dracunculiasis • infeksiyoz mononükleoz • Akut Chagas hastalığı • Schistosomiasis • Karaciğer amip apsesi • Malaria Diğer (noninfeksiyöz sebepler) • Bazal veya squamoz cell carsınoma • Lenfoma veya metastatik kanserler • Discoid lupus • Sarkoidoz • Insect bite • Ektima • Kerion • Piyojenik granuloma • Yabancı cisim granuloması • Bazal cell karsinoma • Wegener granulomatosis'i • Sarkoidoz • Lenfoma • Histoplasmosis • Paracoccidiodomycosis • Rhinosporidiosis • Histoplasmosis Mukokutanöz • Yaws • Sitiliz Visseral • Bruselloz • Tifo • Tüberküloz Tanı genellikle kemik iliği. Açık renkli hastalarda hiperpigmentasyon görülür (Kara hastalık). kuvvetsizlik. Laboratuvar Bulgular Tanıda ilk adım anamnezdir. Orta-Doğu. Amastigotlar lökositler.Hastalarda spesifikliği ve koruyuculuğu olmayan IgG artışı bulunur. Tedavi bening tabiatlı olmadığı için ayırıcı tanıda diğer hastalıkların ekarte edilmesi önemlidir (Tablo 4. 190 . Çok büyük dalak karakteristik özelliğidir. Kalaazar hipoalbuminemi ve hipergammaglobulinemi ile karakterize bir hastalıktır. Başlangıçta hastalar ateşi tolere edebilir. epiteloid hücreler ve makrofajların içinde tipik Leishman-Donovan cisimcikleri görülür (Şekil 4. ancak anemi lökopeni ve trombositopeni hastalığı ağırlaştırır. Hindistan ve Kenya'da ise ana rezervuar insanlardır.

genelde yüzdedir ve 1 yılda iyileşir. Yaş tip: Etken L. İyileşme kalıcı immünite ile sonuçlanır. Hastaların çoğunda indirekt immünfloresans yöntemi ile pozitif bulunur. Kuru tip: L tropica minör etkenidir. braziliensis Hastalık L tropica ve L mexicana kutanöz layşmonyoz etkenidir. Patogenez ve Epidemiyoloji Flebotomların ısırması ile bulaşır. 191 . tropica majördür.ancak tanıda faydalıdır.21). Uygun tedavi ile mortalite oranı %5'in altındadır. braziliensis'de Güney Amerika'da mukokotanöz layşmonyoz etkenidir (Şekil 4. Leishmanmia tropica.tropica tüm dünyada yaygındır. Promastigotlardan hazırlanmış deri testleri bulunur. İki tiptir. Tedavi Sodyum stiboglukonat ilk seçilecek ilaçtır. krutlanarak ve depigmente sikatris bırakarak iyileşir.10). İkincisi sadece Amerika'da bulunurken. 1. Yavaş ve hafif lezyonlara yol açar. iyileşmişlerde ise pozitif olabileceği unutulmamalıdır. Hasta serumuna bir damla formalin damlatılınca serumda katılaşma görülür. Önemli Bilgiler L. Tedavi Tedavide en önemli ilaç bir beş değerli antimon bileşiği olan sodyum stiboglukonat'dır (Tablo 4.Kültür alınabilir.20). donovanide olduğu gibi tatarcıklar etkendir. ülserleşir. Ancak tedavi her zaman başarılı değildir. L. Laboratuvar Bulgular Lezyonun krut yanındaki ödemli kısım ile sağlam cilt sınırından enjektörle alınan eksüdada Giemsa veya lesihman boyası ile etken görülebilir. Lenf bezleri de olaya karışır. 6 ayda iyileşir (Şekil 4. mexicana. L. Deri testlerinin aktif hastalık sırasında negatif. daha sonra da yayılarak nekrozlar oluşturur. Hipergamaglobulinemiyi gösteren Formoljel testi spesifik değildir. İnkübasyon periyodunun ardından ısırık yerinde kırmızı renkli bir papül.

1 mg/kg IV bir gün arayla 20 gün • Tedaviye paromomisin eklemek tedavi süresini 28 günden 15 güne düşürecektir.10 Leishmaniasis tedavisi İlk seçim Kutanöz • Meglumin antimonat (glukantim) 10 gün 20 mg/kg/gün • Stibogukonat mg/kg/gün Mukokutanöz Visseral • Stiboglukonat 20 mg/kg/gün IV veya İM iki eşit dozda 30 gün • Stiboglukonat 20mg/kg/gün İv veya İM iki eşit • Dirençli olgularda: pentamidin. 192 .Tablo 4. Alternatifler • L tropica majör veya L mexicana enfeksiyonlarında stibogluconate'ın intralezyonal injeksiyonu her gün 8/24 injeksiyon kullanılabilir. 4 mg/kg haftada 3 kez 5 hafta veya • Amfoterisin B.

Tanı için pürülan BOS'da bakteri görülmezse direkt preparatlarda amip aranmalıdır. Granülomatöz ensefalit gelişen olgular ortalama 40 gün içinde ex olurlar. toprakta bulunur. Etkili tedavisi yoktur. Acanthamoeba kontakt lens kullananlar. Tedavi edilen hastalarda dahi prognoz kötüdür. Tedavide intravenöz ve intratekal amfoterisin B kullanılır. keratit etkeni olan serbest yaşayan amiplerdir. Mukozaya penetrasyon sonunda.23). Hem trofozoitleri hemde kistleri vardır. kontamine sularda kornea travmasına maruz kalanlarda keratit yapar. Ancak hızlı ilerler ve fatal seyirlidir.22). Hastalık körlük yapabilir. Deri lezyonları mantar enfeksiyonlarını taklit eder. Acanthomeba kontakt lens takanlarda keratit etkeni olabilir. pürülan menenjit ve ensefalit tablosu ile hastalarda fatal bir tablo yaratır (Şekil 4. klorlama ile ortadan kaldırılamaz. Primer meningoensefalit etkenidir. Organizmalar ılık suları olan göllerde ve su birikintilerinde. 193 . Etkili bir tedavi yöntemi yoktur. ancak amfoterisin B kullanılabilir. Naegleria trofozoitleri genellikle ılık sularda yüzme veya dalma sırasında burun mukozasından girer. Hastalık sıklıkla H5V veya bakteriyel keratitler ile karıştırılır. Kistler dirençlidir. Fokal nörolojik bulgulardan görme bozuklukları ve ataksi önemli semptomlarıdır (Şekil 4. Acanthamoeba solunum yolu veya deri travmalarından ardından immün yetersizlikli hastalarda gelişen granülomatöz ensefalit etkenidir. Tanı biyopsi ile konulur.DİĞER PROTOZOONLAR Acanthamoeba ve Naegleria Meningoensefalit. Tanı BOS'da amiplerin gösterilmesi ile konur.

Diyarenin patogenizi bilinmemektedir. Isospora Isospora belli diyare etkeni intestinal protozoondur. bol sulu diyare görülür. Skoleksler parazitin barsak duvarına tutundukları organelleridir. Kenelerle bulaşır. Tedavide trimethoprim-sulfometaksazol kullanılır. 194 . X şeklinde şizontları vardır (Şekil 4. Özellikle AIDS'li (immün yetersizlikli) hastalarda görülür. Kırsal bölgelerde endemik olarak bulunur. Falciparum gibi birden çok taşlı yüzük formu vardır. Tedavide kinin ve klindamisin ile kombine tedavi daha etkilidir. Etken fekal-oral yolla alınır. Tanı dışkı incelemesinde tipik ookistlerin görülmesiyle konur. Eritrositlerin içinde P. Sestodlar skolekslerinin arkasına ürettikleri proglottidleri aracılığı ile büyürler. Sıtmadan farklı olarak karaciğer dönemi yoktur. Sıtma gibi eritrosit parazitidir. Hayvanlarda rezervuarı yoktur. Cyclospora Cydospora cayetanensis intestinal prozotoondur ve immün yetersizlikli hastalarda sulu diyareler yapar. Diyareler intermittan ve relapslıdır. İmmün yetersizliği olan hastalarda kronik.24). Tanı intraeritrositer taşlı yüzük şeklindeki parazitlerin gösterilmesi ile konulur. Plasmodiumlardan farklı olarak intraeritrositer pigmentasyon görülmez. Splenektomi yapılan hastalar daha ağır enfeksiyon geçirirler.Babesia Babesia microti babezyoz etkenidir. Sestodlar Sestodlar scolex denilen bir başa ve proglottid denilen multipl segmentlere sahiptirler.

Yumurtalar proglottidlerden daha az görülür. 15-25 arasında uterus dallanması vardır. Hastalık dünyada yaygın olarak bulunur. tacı yoktur. Patogenez ve Epidemiyoloji İnce barsaklarda hafif bir hasar olabilir. Parazit ince barsağın duvarına tutunur. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda 15-20 uterus dalı bulunan hareketli proglottidlerin görülmesi ile konur. akciğer ve beyin (hidatik kist) Albendazol veya cerrahi tedavi ile kistin çıkartılması Taenia 1. Hareketli proglottidlerin dışkıda. T. Böylece başka hayvanların ve insanların enfeksiyonunda rol oynar. iştahsızlık ve karın krampları görülebilir. Taenia saginata Hastalık Teniasis etkenidir. hatta dışkı yapılmaksızın düşürülmesi önemli bulgudur. solium'da bu sayı 5-10 arasındadır. İnsanlar genellikle iyi pişmemiş etlerde bulunan larvaların yenilmesi ile infekte olurlar. CT. saginata'nın 4 adet vantuzu vardır.11 Medikal önemi olan sestodlar ve özellikleri Sestod Taenia solium Bulaşma (A) İyi pişmemiş etler (B) İnsan dışkısı ile kirlenmiş besinlerden yumurtaların alınması Taenia saginata İyi pişmemiş etlerden larvaların alınması İyi pişmemiş balıktan larvaların alınması Köpek dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerle yumurtaların alınması Sığır Ara konak Domuz İnsanda yerleşim yeri GİS Beyin ve gözler (Sistiserkozis) Tanı Dışkıda proglottidler Biyopsi. T. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. solium'dan farklı olarak insanlarda sistiserkus gelişmez.11'de açıklanmıştır.Distal proglottid birçok yumurta içerir ve dışkı ile dışarı atılır. insanda larvaları sistiserkozis yapmaz. seroloji Praziquantel Diphyllobothrium latum Echinococcus granulosus Yumuşakçalar ve balık Koyun GİS Praziquantel Karaciğer. 3 ay içinde 10 metre uzunluğa erişebilir. Bazı hastalarda bulantı. Tablo 4. Sisteserkozis ve hidatik kist gibi bazı durumlarda yumurtalar alınır ve kistik hastalıklar oluşabilir. 195 . İnsanlar iyi pişmemiş sığır etlerinin içindeki larvaların (sistiserkus) yenilmesi ile infekte olurlar (Şekil 4. Apendisit yapabilir.25). CT Tedavi Praziquantel Praziquantel veya cerrahi tedavi ile kistlerin alınması GİS Dışkıda proglottidler Dışkıda kapaklı yumurtalar Biyopsi. Önemli Bilgiler T. Medikal önemi olan sestodların özellikleri Tablo 4. Sığırlarda sistiserkus bovis gelişir. Yumurtaları morfolojik olarak birbirinden farklı değildir.

Parazit ince barsak duvarına tutunur. Canlı sistiserkuslar inflamasyon yapmazlar. ancak ölürlerse salgıladıkları maddeler ile inflamatuvar yanıt oluştururlar. 5-10 arasında dallanan uterusu bulunan proglottidleri bulunur. Gözde olursa üveit ve retinit. Buradan kan damarlarına geçer ve iskelet kaslarına yerleşir. Yumurtadan altı adet çengeli olan embriyo (onkosfer) domuzun barsağına tutunur. domuzlar ise ara konaktır (Şekil 4. Alternatif olarak albendazol önerilebilir.Tedavi Praziquantel tedavide seçenektir. infekte kişilerden çıkarılan proglottidlerin hayvanlar tarafından yenilmesine engel olunmalıdır Taenia solium Hastalık Taeniasis etkenidir. Tedavi Primer ilaç prazikuanteldir. Önemli Bilgiler Dört adet vantuzu ve tacı vardır. Asemptomatik hastalarda yumurtaları yutarak otoinfeksiyona sebep olabilecekleri için tedavi edilmelidir.25). solium larvaları insanlarda sistiserkozis yaparlar. kusma ve bayılma yapabilir. Cerrahi tedavi gerekebilir. Böyle durumlarda sistiserkuslar kalsifiye olur ve röntgen ile görülebilirler. İnsanlar tarafından yenilinceye kadar stabil olarak kalır. Dışarı atılan proglottidler rastlantısal olarak domuzlar tarafından yenilir. bazı hastalarda anoreksi veishal görülebilir. T. Bazılarında dışkıda proglottidler görülebilir. Laboratuvar Bulgular Dışkıda proglottidlerin görülmesi ile tanı konur. özellikle beyinde büyük lezyonlar yapabilirler. İnsanlar hem ara hem son konak. Beyindeki sistiserkoz başağrısı. 196 . Patogenez ve Epidemiyoloji İntestinal yerleşimli şeritler barsaklarda az hasar yaparlar. Klinik Bulgular Genellikle asemptomatiktir. Sistiserkuslar ise çok geniş olabilir. Kaslar içinde sistiserkus gelişir. bazen de vitreusda yüzen larvalar görülebilir. 3 ay içinde 5 metre büyüklüğe ulaşır. İnsanlar iyi pişmemiş sistiserkuslu domuz etleri yiyerek infekte olurlar. Sistiserkozislerin tanısı görüntüleme yöntemleri ile konulabilir. Korunmada hayvan etlerinin iyi pişirilmeden yenilemesine.

sarı-kahverengi boyanan. Yumurtaları diğer sestodlardan farklı olarak ovaldir ve kapaklıdır. Önemli Bilgiler İnsanlara larva içeren balıkların iyi pişirilmeden yenmesi ile bulaşır.Diphyllobothrium Hastalık Difilobotriyoz etkenidir. 197 . latum enfeksiyonu ince barsaklarda hafif bir inflamasyon yapar. Japonya ve Kanada'da endemiktir. Bazı hastalarda parazitin B12 vitaminini kullanmasına bağlı olarak megaloblastik anemiler meydana gelebilir. kapaklı tipik yumurtalarının görülmesi tanı koydurucudur. İnce barsaklarda erişkin hale gelir (Şekil 4. Proglottidinin genişliği uzunluğundan daha fazladır. Kuzey Rusya. Laboratuvar Bulgular Dışkıda oval. Abdominal ağrıları ve diyaresi olanlara rastlanılır. Bir kişide birden çok parazit bulunabilir. Hastalık özellikle iskandinavya. Serolojik testi yoktur. 30 yıldan uzun yaşayabilir. Patogenez ve Epidemiyoloji D. Boyu 13 metreden uzun olabilir. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir.26). En uzun sestoddur.

multiloküler hidatik kist etkenidir. insanlar rastlantısal ara konaktır (Şekil 4.Tedavi Tedavide ilk seçenek prazikuantel'dir. En küçük tenyadır. köpeklerin barsağındaki parazit tarafından binlerce yumurta üretilir ve bunlar koyunlar veya insanlar tarafından yenilir. Onkosfer embriyolar ince barsakta meydana gelir ve başlıca karaciğer. Echinococcus Hastalık Echinococcus granulosus hidatik kist etkenidir. Yaşam siklusunda. Embriyolar bu dokularda içi su dolu hidatik kistler halini alırlar. Köpekler en bilinen son konaklarıdır. 198 .27). Önemli Bilgiler E. akciğer. kemik ve beyine göç ederler. E. Koyunlar ara konaktırlar. alveolaris ise nadir görülür. granulosis bir skoleks ve sadece üç adet proglottid'den oluşmuştur.

Patogenez ve Epidemiyoloji E. granulosis bol sıvılı unisellüler kist üretir. 199 . Bu kistlerde binlerce skoleks bulunur ve geniş kistin içinde birçok yavru kistler (kız kist) oluşturur.

DİĞER CESTODLAR Echinococcus alveolaris (multilocularis) Birçok özelliği E.29). Hipertonik tuzlu sular gibi protoskolisida ajanlar kist içine injekte edilir. Sadece 3-5 cm. Diğer sestodlardan farklı olarak yumurtaları insanları direkt olarak infekte edebilir. Önemli özellik Weinberg ile antikor aranmadan önce Casoni testinin yapılması halinde yalancı pozitiflik ortaya çıkabilir. Buna cerrahi tedavi eklenebilir.28). Ancak son konak tilki. Klinik Bulgular Hidatik kistli hastaların çoğunun kliniği asemptomatiktir. boyutlarına kadar ulaşabilir. Erişkin formu insanlarda bulunan en küçük sestoddur. Ara konakları yoktur (Şekil 4. Buradaki amaç kistin patlaması durumunda parazitlerin dolaşıma geçmesinin engellenmesidir. Akciğer kistleri kanlı balgam. serebral kistler de baş ağrısı ve nörolojik bulgular oluşturabilir.. İnsanlar rastlantısal ara konaktır. Tedavi Tıbbi tedavi albendazoldür.30). Çok yüksek oranda karaciğere yerleşir (Şekil 4. Artık sadece tarihsel önemi olan iki test Casoni ve Weinberg'dir. Laboratuvar Bulgular Tanı görüntüleme yöntemleri ile multipl protoskoleks taşıyan kapsülün gösterilmesi ve bunun mikroskobik incelenmesi veya indirekt hemaglutinasyon test gibi serolojik yöntemlerdir. 200 . granulosis için yerleşim %60. granulosis ile aynıdır. ara konaklar ise farelerdir. Casoni kist sıvısı ile yapılan cilt testidir. alveolaris için ise %90 karaciğerdedir (Şekil 4. Hymenolepis nana Cüce sestoddur.E. Karaciğer kistleri hepatik fonksiyonlarda bozulma yaratabilir. Kistin rüptüre olması anafilaktik reaksiyonlar meydana getirebilir. E.

anemi. kontamine yiyecek ve sulardan uzak durulması ile konulur. asteni. Tedavi prazikuantel ile yapılır. Hastalığın önlenmesi personel hiyjenine dikkat edilmesi. Diğer sestodlardan farklı olarak bir kişide yüzlerce H. Tanı dışkıda bipolar saçaklı yumurtalarının görülmesi ile konulur (Şekil 4. Çocuklarda enfeksiyon sıklığı fazladır. sinir sistemi belirtileri ve konvulsiyonlar bulunabilir. Karın ağrısı. 201 .31).Duodenuma geldiklerinde sistiserkoid larvalara ve sonrasında da yetişkin forma dönerler. enterit. Proglottidleri dışarı atılmak için parazitten ayrıldıklarında barsakta açılır ve otoinfeksiyonlara sebep olurlar. nana bulunabilir.

mansonive japonicum'un yetişkinleri mezenter venlerinde yaşarken. Schistosomalar diğerlerinden farklı olarak erişkin döneminde erkek ve dişi olarak ayrılır ve dişi erkeğin karın oluğunda (gynecophoric kanal) yaşar (Şekil 32). 202 . S. Üçününde kendine has yumurtaları bulunur. Önemli Bilgiler Trematotlar hermafrodittirler. portal dolaşım aracılığı ile karaciğere gelir ve yetişkin parazitleri oluştururlar. Yumurtalar dışkı veya idrar ile atılır ve dışarda tekrar serkaryaları oluştururlar. S. Shistosomalar damar içi (kan) paraziti olarak tanınırlar. japonicum gastrointestinal sistemde etkilidir.haematobium idrar kesesinde yaşar. mansonive S. Böylece sürekli yumurtaları döller. haematobium üriner sistem infeksiyonu yaparken. japonicum çok küçük lateral diken ve S.TREMATODLAR Schistosoma Hastalık Schistosomiasis etkenidir. S. haematobium yumurtalarının ise terminal dikeni vardır. Buradan kana geçer ve venler aracılığı ile arteriyel dolaşıma çıkarlar. S.33). Sonrada kendi alanlarına yerleşirler (Şekil 4. mansoni lateral dikene sahipken. insanlar çatal kuyruklu serkaryaların deriye penetre olmaları ile infekte olurlar. S. S. Mezenter arterden.

japonicum yumurtaları hem ince barsak hem de kalın barsak duvarında (üst ve alt mezenter ven) hasar oluştururlar. Yumurtaların antijenlerine karşı gelişen immün yanıt granulomların sebebidir. hepatomegali ve portal hipertansiyon yapabilir. Hepatositler sağlam kaldığından genellikle karaciğer fonksiyon testleri bozulmaz.35). barsak veya mesane duvarına birçok patolojik etkisi vardır. Serolojik testler kullanışlı değildir. lenfadenopati ve hepatosplenomegali görülebilir. haemotobium enfeksiyonlarının en belirgin semptomu hematüridir. Penetrasyonun olduğu yerde kaşıntı. Gastrointestinal hemoraji. En genel ölüm sebebi özofagus varis kanamalarıdır. fibrozis. dalak. 4.haemotobium mesane duvarında granulom ve fibrozis oluşturduğu için mesane karsinomlarına sebep olabilir.34. titreme. Laboratuvar Bulgular Karakteristik yumurtaların dışkıda veya idrarda gösterilmesi ile tanı konulur (Şekil 4.Patogenez ve Epidemiyoloji Yumurtaların karaciğer. Tedavi Praziquantel primer ilaçtır. hepatomegali ve massif splenomegali gelişebilir. Bakteriyel süper infeksiyonlar görülebilir. Karaciğerde granulomlar. S. Bazı göllerde meydana gelen yüzücü kaşıntısı insanları infekte etmeyen schistosomalar tarafından meydana gelmektedir. S. bunu takip eden 2-3 hafta sonra ateş. diyare.mansoni yumurtaları distal kolon duvarında (alt mezenter ven) hasar oluştururken S. Kronik hastalık morbidite ve mortaliteye sebep olabilir. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. Orta yükseklikte eozinofili görülebilir. S. 203 . Portal hipertansiyon splenomegali yapabilir. Kronik enfeksiyonlar semptomatik olabilir. Eozinofili görülebilir.

İmmatür parazit ince barsaklardan akciğere yerleşir (Şekil 4.36). 204 . Önemli Bilgiler İnsanlara az pişmiş veya çiğ yenen metaserkarya bulunduran yengeç etinden bulaşır (Şekil 4. Praziguantel primer ilaçtır.38). Tanı tipik kapaklı yumurtalarının balgam veya feçesde tespit edilmesi ile konulur.Paragonimus Hastalık Paragonimyaz denilen akciğer infeksiyonunu yapar.

Önemli Bilgiler İnsanlar az pişmiş veya çiğ yenen balık etindeki metaserkaryalar aracılığı ile infekte olurlar. kahverengi. Fasciola Fasciola hepatica koyun karaciğeri yassı solucanıdır. Praziquantel primer ilaçtır. (Şekil 4. tipik kapaklı yumurtalarının dışkıda tespit edilmesi ile konulur. 205 .38).Clonorchis Hastalık Clonorchis sinensis klonorşiyaz (Oriental karaciğer yassı solucan infeksiyonu) etkenidir. Tanı küçük. Duodenumda kistindan çözüldükten sonra immatür parazit safra yollarına yerleşir. Sıklıkla asemptomatik seyreder. yetişkin olur. Boyu yaklaşık 3 cm. ancak safra yollarında hiperplazi ve fibrozis yapabilir. kadar olan yaprak şeklinde bir parazittir.

mekanik etki ile hepatomegali kolanjit. Yumurtalar tatlı sulara karışır. Tanı. Dişileri erkeklerine göre genellikle daha büyüktür. Bu bitkileri yiyen koyun veya insanlarda tipik enfeksiyonlarını oluştururlar (Şekil 4. Prazikuental ve bitional etkili ilaçlarıdır. filariform larvalar infeksiyözdür.12 İnsanlarda hastalık yapan nematodlar İntestinal nematodlar • Ascaris lumbricoides • Enterobius vermicularis • Ancylostoma duodenale. 206 . sarılık ve ishale neden olurlar.12). Vücutları kütikül denilen çok dirençli hücre içermeyen bir yapı ile kaplıdır. Doku nematodlarından Dracunculus diğerlerinden farklı olarak tatlı sulardaki yumuşakçalarda yaşar ve insanlara içme suları aracılığı ile bulaşır. Serolojik testi yoktur. Trichuris ve Ascaris yumurtalarının oral yoldan alınması ile bulaşırken. Duodenumda kistleri açılan parazitler. Koyun karaciğeri yiyenlerde dışkı mikroskopisinde parazit yumurtalarını görebilirsiniz (yalancı perazitlik). Safra yollarında yumurta üreten hermafrodit yetişkinler feçese bunları dökerler. dışkıda kapaklı yumurtaların görülmesi ile konulur. Bunlar. Oncho-cerca ve Loa filarial nematodlar olarak bilinir. mirasidyalar tatlı su yumuşakçalarına geçer. Tablo 4. Önemli doku nematodlarından Wuchereria.39). Portal siroz gelişebilir. Doku nematodlarının erişkinleri insan vücudunda yaşarlar. Yetişkin parazitler safra yollarına yerleşir. insandan insana kan emen sinekler aracılığı ile bulaşır. Medikal önemi olanlar intestinal ve doku nematodları olarak iki önemli gruba ayrılırlar (Tablo 4. Rhabditiform larvalar yiyecekler ile bulaşırken. bunlardan serkaryalar oluşur ve kistik hale gelen parazitler su bitkilerinin üzerine tutunurlar. diğer intestinal nematodlar larvaları ile bulaşırlar. Eozinofili görülür. barsak duvarına penetre olurlar ve karaciğere ulaşırlar ve burada yetişkin hale gelirler. çünkü kan ve doku sıvılarında mikrofilaria denilen hareketli embriyoları vardır. Nematodlar Nematodlar (nemathelmintler) silindirik vücuda ve ağız ile anüsü de içeren sindirim sistemlerine sahiptirler. Necator americanus • Strongyloides stercoralis • Trichuris trichiura • Capillaria philippinensis • Trichostrongylus • Anisakiasis Doku nematodları Filariasis • Wuchereria türleri (lenfatik filariasis) • Brugia türleri (lenfatik filariasis) • Loa loa (Afrika göz nematodu) • Mansonella türleri • Onchocerca volvulus Diğer doku nematodları • Dracunculus medinensis • Trichinella spiralis • Toxocara türleri (visseral larva migrans) • Angiostrongylus cantonensis (menenjit) Enterobius. sadece Strongyloides toprakta da yaşayabilir.İnsanlar larvalar ile kontamine su terelerini yiyerek infekte olurlar.

Helmintlere karşı konak immün yanıtı T hücrelerin alt tipi olan Th-2'ler aracılığı ile olur. Eozinofiller organizmayı fagosite etmezler. Bunlardan en ciddi olanları visseral larva migrans etkeni. Köpek ve kedilerin kancalı kurdunun larvası olan Ancylostoma caninum kutanöz larva migrans etkenidir. Önemli Bilgiler Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. Bir üçüncü nematod da iyi pişmemiş deniz ürünlerinden bulaşan anisakiasis'dir (Anisakis simplex). Eozinofili önemli bir bulgudur. 207 . 12 yaş altında dünyada en sık görülen parazittir. Ascaris ve Ancylostoma ile Necator enfeksiyonları sırasında dokularda migrasyon yaparlar. Yetişkin erkek ve dişi parazitler kolonda oturur. Patogenez ve Klinik Bulgular Perianal kaşıntı en sık görülen semptomdur. Yumurtalar ince barsaklarda açılır. Toxocara canis'dir. IgE aracılığı ile parazitin yüzeyine tutunur. eozinofilik granüllerinde bulunan sitotoksik enzimlerini parazitin üzerine sekrete ederler. IgE üretimi interlökin-4 aracılığı ile artar ve eozinofiller interlökin-5 aracılığı ile artarlar. Geceleri dişi anüse gider ve perianal deri üzerine binlerce fertilize yumurta boşaltır. Bunların kaşınma sonucu parmaklara gelmesi ile reenfeksiyon gerçekleşebilir. Strongyloides. daha hafif seyididir. larvalar kolona ilerler. Trichinella.Nematodlardan bir kısmı insanlarda larvaları ile enfeksiyon yaparlar. Bulaşma yumurtaların oral yoldan alınması ile olur. 6 saat içinde yumurtalarda larvalar gelişir ve enfeksiyon yapıcı hale gelebilir (Şekil 41). Parazitlerin dokulara migrasyonunu olaylaştıran sistein proteaz üretimi IL-5 üretimini stimüle eder. İNTESTİNAL NEMATODLAR Enterobiu vermiculariss Hastalık Kıl kurdu (oksiyür) enfeksiyonu etkenidir. Kaşınma sonucunda sekonder bakteriyel enfeksiyonlar görülebilir. köpek askarisi larvası olan.

Bunlar kolona gelir ve olgunlaşır. Diğer nematodlardan farklı olarak dışkıda yumurtası görülmez. Reenfeksiyon yaygındır. 208 . Trichuris Hastalık Etken Trichuris trichura'dır. Küçük çocukların anüsünde veya dışkısında küçük. beyaz kıl kurtlarını görmek mümkün olabilir.13) . dışkı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile infekte olurlar. Kolonda parazit enfeksiyonu yapar.Laboratuvar Bulgular Tanıda perianal deri üzerindeki yumurtaları görebilmek için selofan bant yöntemi uygulanır (Şekil 42). Serolojik testi yoktur. immatür yetişkin parazitler olan larvalara dönüşür. Ayrıca evde kalan herkes tedavi altına alınmalıdır. Önemli Bilgiler İnsanlar. İnce barsaklara ulaşan yumurta. Bu ilaçlar yetişkin parazitleri öldürebilirken yumurtalara etkisizdir. İkinci seçenek olarak pivinium pamoat tercih edilebilir. 2 hafta sonra tedavi tekrar edilmelidir (Tablo 4. albendazol tedavide kullanılabilir. mebendazol. Embriyone yumurtalar bulaşmadan sorumludur.42). Tedavi Pirantel pamoat. Kolonda bulunan parazitler binlerce yumurta çıkartır (Şekil 4.

Bazı hastalarda diyare yapabilir.Patogenez ve Epidemiyoloji Kıl gibi ince olan ön tarafı ile intestinal mukozaya tutunur. Klinik Bulgular Kancalı kurtlar gibi anemiye sebep olmaz. Ascaris Hastalık Ascariasis etkenidir.43).13) . 209 . genellikle asemptomatiktir. Küçük çocuklarda irritasyona bağlı ıkınma hissi oluşur ve prolapsus ani'ye sebep olabilir. Tedavi Albendazol ve mebendazol ilk seçilecek ilaçlardır (Tablo 4. Laboratuvar Bulgular Limon şeklindeki tipik yumurtalarının dışkıda görülmesiyle tanı konur (Şekil 4.

Ascaris topakları ile obstrüksiyonlar gelişebilir (Şekil 4. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde yumurtalarının görülmesi ile tanı konur (Şekil 4. buradan farenkse gelen larva yutularak tekrar gastrointestinal sisteme döner. Yumurtalar ince barsaklarda açılır. Klinik Bulgular Enfeksiyonların çoğu asemptomatiktir.Önemli Bilgiler İnsan dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile bulaşır. 210 .46). larva barsak duvarından kan dolaşımına buradan da akciğerlere gider. Alveol içinden bronşlara ve sonra trakeaya geçer. Ilık nemli topraklarda embriyolar meydana gelir. piperazin ve levamizoller ikinci seçenektir (Tablo 4. Yetişkinleri en büyük intestinal nematodtur (25 cm.13). mebendazol veya albendazol kullanılır. Binlerce yumurta dışkı ile atılır. Barsak lümeninde bulunur. Ivermektin. Bol miktarda parazit taşıyanlarda (özellikle çocuklar) malnütrisyon sebebi olabilir. Yumurtalar oval ve düzensiz yüzeylidir. barsak içindeki yiyecekler ile beslenir (Şekil 4.45). duvarlara tutunmaz. Patogenez ve Epidemiyoloji Başlıca hasar migrasyon sırasında akciğerlerde meydana gelir. Ascaris pnömonisi (Löffler pnömonisi) ateş.'ye kadar büyüyebilir). Bu embriyolu yumurtaların alınması ile siklus tekrar oluşur. öksürük ve eozinofili vardır. Doku reaksiyonlarının olduğu en önemli yer larva antijenlerine karşı gelişen eozinofilik eksüdalı inflamasyonun olduğu akciğerlerdir. Bazen dışkıda parazitin kendisi de gösterilebilir Tedavi Tedavide pirantel pamoat. Abdominal ağrı. İnce barsaklara geldiğinde yetişkin olmuştur.44).

Ancylostoma ve Nerator (Kancalı kurtlar) Hastalık Ancylostoma duodenale ve Necator americanus kancalı kurt enfeksiyonu yaparlar. İntestinal villusların kapillerlerinden kan emerek beslenirler (Şekil 4.47). sonra broşlardan yutağa gelirler ve tekrar yutulurlar. 211 . İnce barsaklara gelen parazitler barsak duvarına tutunurlar. Larvalar kan damarları aracılığı ile akciğerlerde alveollere. Önemli Bilgiler İnsanlar genellikle ayak veya bacaklarının derisinden nemli topraklar üzerinde bulunan filariform larvaların direk deriyi delmeleri aracılığı ile infekte olurlar.

Klinik Bulgular Kan kaybı mikrositer anemi yapar ve bunun sonunda solukluk ve halsizlik şikayetleri oluşur. eozinofili hemen daima bulunur. Larvanın akciğerlere migrasyonu sırasında eozinofilili meydana gelebilir.Patogenez ve Epidemiyoloji Majör hasar parazitin tutunduğu ince barsaklardan kan kaybına bağlı olarak gelişir.13). Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatik olduğu için tam bir eradikasyon için 2 hafta sonra tekrarlanmalıdır. Tedavi Tedavide pirantel pamoat. Larvanın deri üzerindeki giriş deliğinde kaşıntılı papül veya veziküller meydana gelebilir. 212 . Laboratuvar Bulgular Dışkıda mikroskobik olarak safra ile boyanmayan yumurtaların görülmesi tanı koydurucudur (Şekil 4.48). Demir eksikliği olan hastalara demir replasmanı yapılmalıdır. Hastalarda dışkıda gizli kan görülebilir. mebendazol ve albendazol kullanılır (Tablo 4.

sonrada trakea yoluyla yutağa gelir ve tekrar yutulur. kortizon tedavisi alanlarda. Larvanın vücuda girdiği yerde kaşıntı görülür.13). Trichinella Hastalık Trichinella spiralis trichinosis etkenidir. İnce barsaklara geldiğinde larva yetişkin hale dönüşür ve mukoza içine girerek yumurta üretmeye başlar. immün yetersizliği olanlarda. İnfeksiyöz flariform larvalar özellikle ayak derisinden vücuda girer ve akciğerlere migrasyon yapar. Barsak duvarındaki yetişkin parazit inflamasyon ve sulu ishal yapar. Otoinfeksiyonlar sonucunda enterik bakterilerin yol açtığı sepsis olguları görülmüştür. AIDS'li hastalarda. Alveollerden bronşlara. hematolojik malinitesi olanlarda hiperenfeksiyon sendromu denilen masif otoinjeksiyonla karakterize ağır klinik gidiş vardır. Thiabendazol ikinci seçenek olarak tercih edilebilir (Tablo 4. Larvalar birçok organlara yerleşerek fatal seyir gösterirler. Hiperinfeksiyon sendromu sepsis ve bakteriyemileri taklit edebilir. Migrasyon yapan tüm nematodların ortak özelliği belirgin eozinofilinin görülmesidir. Serolojik testler faydalı değildir. Tedavi Albendazol ve ivermektin ilk seçilecek ilaçlardır. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda larvaların gösterilmesi ile konulur (Şekil 4. Yumurtalar genellikle mukoza içinde açılır ve dışkı ile larvalar atılır. Önemli Bilgiler Birisi insan vücudunda. 213 . Patogenez ve Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. İnsan vücudundaki yaşam siklusu deriye penetrasyonu ile başlar.49). diğeri toprakta olmak üzere İki farklı yaşam siklusu vardır. Akciğerlerdeki larvalar Ascaris'de olduğu gibi pnömoniler yaparlar. Bu larvalardan bazıları direkt olarak tekrar mukoza içine girerek yeni enfeksiyonları başlatır ve akciğerlere gider (otoinfeksiyon). organ transplantasyonu yapılanlarda. immün sistemi sağlam olanlarda genellikle asemptomatik seyirli enfeksiyon görülürken.Strongyloides Hastalık Strongyloides stercoralis strongyloidiasis etkenidir.

yıllarca canlı kalırlar ancak sonunda kalsifiye olurlar (Şekil 4. İnsanlar kasların içindeki kistik yapılarda bulunan larvaların pişirilmeden veya az pişmiş olarak yenmesi ile infekte olurlar. Kaslarda oturan larvalar bir fibröz kapsül içinde kistik yapılar halini alırlar.Önemli Bilgiler Memelilerin hepsi infekte olabilirken. Yetişkin form parazit ince barsaklara yerleşir. infektif larvalar ince barsaklardan kana ve buradan kaslara yayılır. Larvaları içeren kasların yenilmesi ile bulaşma meydana gelir. özellikle domuzlarda görülür. 214 .50).

Bunu ateş. 600 mg tek doz • Mebendazol. 1 hafta sonra tekrarla • Ivermektin. 75 mg günde tek doz 2 gün Patogenez ve Klinik Bulgular Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatiktir. Nadiren miyokardit veya ensefalit görülebilir. mebendazol (200-400 mg günde 3 kez 3 gün. sonra 400-500 mg 3 kez 10 gün) veya thiabendazol (25 mg/kg/gün 1 hafta) enfeksiyonu önleyebilir. Semptomlar 4-8 hafta sürer. 100-200 pg/kg günde tek doz 32 gün • Piperazin. 3 gün • Mebendazol 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz (Ancylostoma) veya 400 mg tek doz 3 gün (Necator) Strongyloides • Albendazol. 10 mg/kg tek doz Mebendazol. 25 mg/kg günde iki doz 3 gün dissemine enfeksiyonlarda 5-7 gün devam et • Levamizol. Kaslara yerleşmeyi önleyecek bir tedavi yöntemi de yoktur. 215 . 2 hafta tekrar et • Albendazol. Karakteristik bulgusu periorbital ödemdir. kusma şeklinde gastrointestinal semptomlar ön plandadır. Erken dönemde (1 hafta içinde) diyare. 15 mg/kg tek doz • Thiabendazol. 100 mg günde iki doz 3 gün • Oksantel pamoat. 5 mg/kg tek doz. 200 pg/kg günde tek doz 2 gün Trichuriasis • Albendazol. Serum kreatin fosfokinaz ve laktik dehidrogenaz konsantrasyonları miyozitin göstergesidir. miyalji gibi sistemik bulgular takip eder. 400 mg tek doz 3 gün Enterobiasis Pirantel pamoat. 150 mg tek doz • Pivinium pamoate.51).13 İntentinal nematodların tedavi seçenekleri İlk seçenek Ascariasis • Pirantel pamoat. 100 mg tek doz. 2 hafta tekrar et İkinci seçenek • Ivermektin. Ölüm nadirdir. 10 mg/kg tek doz. Onuncu günden sonra eozinofili ve IgE yüksekliği görülür. 10 mg/kg tek doz • Mebendazol 200-500 mg tek doz (hafif enfeksiyonlar) veya 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz hafif enfeksiyonlar. bulantı. 60 gün). özellikle kalp yetmezliğinden meydana gelir. Laboratuvar Bulgular Çizgili kas biyopsilerinde larvaların görülmesi ile tanı konulur (Şekil 4. 400 mg/gün tek doz veya günde iki kez 3-7 gün. Tedavi Trichininosis'in tedavisi başlıca destekleyici tedavidir. 24 saat içinde enfeksiyonun alındığı bilinir ise alben dazol (400 mg günde iki kez. 2 hafta tekrar et Kancalı kurtlar Pirantel pamoat. Kaslara yerleşmiş olan larvalar için faydalı bir tedavi yöntemi yoktur. Trichinella serolojisi ortalama 3 haftadan sonra pozitifleşmeye başlar.Tablo 4. 400 mg tek doz.

Larva deriye penetre olur. Tedavi Akut filarial lenfanjitin semptomatik tedavisinde semptomların azaltılması için antihistaminikler ve aspirin kullanılabilir. lenfanjit. sellülit gelişir. 216 . Tedavi sırasında ateş. Bunlar özellikle geceleri kan dolaşımına geçerler ve tekrar sivrisinekler tarafından alınırlar. Sivrisinekler içinde bunlar infektif larvalar haline dönüşürler ve yeni bir ısırık ile transfer edilirler. Uzun bir süreç sonucunda elefantiyazis gelişir (Şekil 4. Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitler lenf nodları içinde inflamasyon meydana getirirler ve lenfatik damarlarda obstrüksiyon oluşturup. Erken enfeksiyonları asemptomatiktir. Yetişkin parazitler için tedavi yoktur. lenf nodlarına geçer ve ortalama bir yıl sonra yetişkin hale erişip mikrofilaryalar üretir. ödeme sebep olurlar. Dietilkarbamazin sülfat sadece mikrofilaryalara karşı etkilidir. Ateş.DOKU NEMATODLARI Wuchereria Hastalık Wuchereria bancrofti filariasis etkenidir. Önemli Bilgiler İnsanlara dişi sivrisineklerin (özellikle Anopheles ve Culex türleri) ısırması ile bulaşır. Serolojik testleri yoktur. Mikrofilaryalar semptom vermez.52). ürtiker veya lenfanjit gibi alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Laboratuvar Bulgular Gece alınan kalın damla yaymalarında mikrofilaryaların görülmesi ile tanı konulur. Obstrüksiyon sonucunda bacaklarda ve genital bölgelerde ödem meydana gelir.

217 .Onchocerca Hastalık Onchocerca volvulus onchocerciasis etkenidir. genellikle dermal nodüller içindedir (Şekil 4.53). Önemli Bilgiler İnsanlar Simulium cinsi dişi karasineklerin ısırması ile infekte olurlar. Larvalar yara yerinden girer ve subkutan dokulara ilerler ve burada yetişkin hale gelir.

ancak endemik bölgelerde yeni nodüllerin oluşabileceği unutulmamalıdır. 218 .54). Afrika ve Amerika'da endemiktir. çünkü mikrofilaryalar kanda bulunmaz. nehir körlüğü etkenidir Laboratuvar Bulgular Dokulardan alınan biyopsi örneklerinde mikrofilaryaların gösterilmesi ile tanı konulur. Deri nodülleri cerrahi yöntemle çıkarılabilir. Suramin yetişkin formları öldürür ancak çok toksiktir. Tedavi İvermektin mikrofilaryalara karşı etkilidir ancak yetişkin parazitlere etkisizdir. Serolojik testler de yardımcı değildir. Özellikle gözdeki dokularda oturmayı severler ve lezyonlar körlüğe sebep olabilir. özellikle göz hastalıklarında kullanılır. Patogenez ve Klinik Bulgular Subkutan dokularda inflamasyon ve kaşıntılı papül ve nodüller meydana gelir.Dişiler mikrofilaryaları üretir ve bunlarda başka sinekler tarafından alınarak bulaştırılır (Şekil 4. Kanda parazit aranması iyi bir yöntem değildir.

Dişi parazitler mikrofilaryaları üretirler.55). Larva ısırık yerinden kana geçer ve yetişkin forma dönüşür. Serolojik testi yoktur. En dramatik bulgu yetişkin parazitin yavaş yavaş konjonktiva boyunca göze ilerlemesidir (Şekil 4. Önemli Bilgiler İnsanlara geyik sineğinin (mongofly) ısırması ile bulaşır.Loa loa Hastalık Loa loa loaiasis etkenidir. subkutan ödem (Kalabar ödemi) meydana gelir.6). Hastalık sadece merkezi Afrika'da sineğin yaşadığı bölgelerde görülür. kızarık olmayan. 219 . Kan emen diğer sinekler aracılığı ile bunlar başkalarına bulaştırılır (Şekil 4. Laboratuvar Bulgular Tanı kan yaymalarında mikrofilaryaların gösterilmesi ile konulur. Patogenez ve Klinik Bulgular Mikrofilaryalara karşı geçici. lokalize.

Gözdeki parazitler cerrahi müdahale ile çıkarılmalıdır. 220 . Dracunculus Hastalık Dracunculus medinensis dracunculiasis etkenidir. yetişkin parazitleri de öldürebilir.Tedavi Dietilkarbamazepin mikrofilaryalara karşı etkilidir.

Laboratuvar Bulgular Tanı ülserlerden parazitlerin çıkarılması ile konulur.Önemli Bilgiler İnsanlara bulaşma infekte larvalar içeren içme sularının kullanılmasıyla olur (Şekil 4. Buralardan hareketli larvalar sulara bırakılır (Şekil 4. Metrelerce uzunluğunda yetişkin dişi parazitler deri ülserlerine sebep olur. özellikle alt ekstremitelerde deride ülserler meydana getirebilir. Larva ince barsaklardan vücut içine girer ve yetişkin forma dönüşür. Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitlerlerin salgıladığı maddeler inflamasyon. 221 .57). İnflame papüller kaşıntılıdır. Tedavi Asıl tedavi derideki lezyonlardan parazitlerin çıkarılmasıdır.58). ülserler sekonder olarak infekte olabilirler. Laboratuvarın tanı açısından önemli bir rolü yoktur.

Köpeklerin askarisi'dir. T.İNSANDA LARVALARI HASTALIK YAPAN NEMATODLAR Toxocara canis Visseral larva migrans'ın majör etkenidir. İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. Gastroenterit. eozinofili ve kanlı dışkılama görülür. Mikoloji • Yapı ve Büyüme Özellikleri • Fungal Toksinler ve Allerji • Sınıflama • Fırsatçı Mikozlar 222 . Anisakis İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. Anisakis simplex'in larvaları mide ve barsakların submukozasına penetre olur. Ancylostoma caninum Köpek kancalı kurdu Ancylostoma caninum ve kedi kancalı kurdu Ancylostoma braziliense kutanöz larva migrans etkenidirler. cati'de etken olabilir. endoskopi ile larvaların temizlenmesi gerekir. İlaç tedavisi yoktur. Angiostrongylus Fare akciğer nematodu olan Angiostrongylus cantonensis eozinofilik menenjit etkenidir. kronik enfeksiyonu da gastrointestinal kanseri taklit eder. Akut enfeksiyonu appendisit.

İnsan ökaryotik hücrelerinden ayrılan iki önemli yapıları bulunur. Mayalar aseksüel tomurcuklanma ile eşeysiz ürerler. Farklı ısılarda farklı yapılarda bulunur. Küfler ve mayalar olmak üzere iki tip mantar bulunur. Bunlar genellikle doğada küf şeklinde iken insan vücudunda maya şeklinde bulunur. bazılarında ise bu duvar bulunmaz (septasız hif). 223 . Mantarların çoğu zorunlu aerobdur. Bazı hiflerin transvers duvarları bulunur (septalı hif). Mantarlar kitin denilen (N-asetil glukozamin'in bir homopolimeridir) hücre duvarına sahiptir. Sadece dermatofitler ve Candida türleri insandan insana bulaşırlar. Mantar ilaçlarının çoğunun hedefi bu yapıdır. bu yapı insan hücrelerindeki kolesterol'den farklıdır. Küfler ise hif denilen uzun filamentlerden oluşmuştur. Mantar hücre membranı ergosterol ve zymosterol bulundurur. bazıları fakültatif anaerob olabilir. Ürerken hiflerin uzaması ve dallanması ile küf kolonileri yani miçelyumlar oluşur (Şekil 1). Binlerce mantar türü olmasına rağmen insanlarda 100 kadarı enfeksiyon etkenidir. Bazı mantarlar seksüel sporlar yaparak ürerler. Septasız hifler multinükleerdir (coencytic). ancak hiçbiri zorunlu anaerob değildir. Ancak duvar antibiyotiklerinden etkilenmez 2. Medikal önemi olan birçok mantar termal dimorfiktir. Candida albicans dışında (endojendir) mantarların doğal kaynağı tabiattır.BÖLÜM 5: MİKOLOJİ YAPI VE BÜYÜME ÖZELLİKLERİ Mantarlar (küfler ve mayalar) ökaryotik organizmalardır. 1.

blastomycosis gibi birçok majör sistemik mantar granülomlar yaparak hastalık oluştururlar. Blastosporlar (C. Ancak akut enfeksiyonun göstergesi olamaz. Aspergillosis ve Sporotrichosis gibi bazı mantar hastalıklarında nötrofillerin hakim olduğu akut süpüratif enfeksiyonlarda gözlenebilir. Candida antijenleri ile yapılan deri testleri immünitesi normal olanlarda negatif çıkmaktadır. Çok nadir olarak klinik öneme sahiptirler. Klamidosporlar (Candida albicans) 3. Bazı mantar antijenleri intradermal enjekte edilirler ise gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonu oluşturabilir. Oospor Seksüel sporlardır. histoplasmosis. Askospor 3. Sporangiosporlar (Rhizopus ve Mucor) Medikal olarak önemli mantarlar dışında yiyeceklerin bozulmasına sağlayan mantarlar da bulunur. Medikal önemi olan mantarların çoğu aseksüel spor olan konidyalar yaparak ürerler. Sistemik ve subkutan mantarlar coğrafi lokalizasyon gösterir. Pozitif deri testleri anlamlıdır. Artrosporlar (Coccidioides immitis) 2. albicans) 4. Coccidioidomycosis. insanlar normal floralarında Candida taşımalarına rağ men. Hücresel tip aşırı duyarlılık reaksiyonları granulom oluşmasının sebebidir. Mantarlar hücre duvar yapılarında endotoksin bulundurmazlar ve ayrıca bakteriler gibi ekzotoksin üretmezler. Negatif deri testlerinin immün yetersizlikli hastalarda bulunabileceği unutulmamalıdır. 1. Basidiospor 4. Seksüel spor yapmayan mantarlara fungi imperfecti denir. Patogenez Mantarların çoğu granülomatöz enfeksiyon yaparlar.1. 224 . Konidyaların şekli. Zigospor 2. rengi ve bulunduğu yer mantarların tanısında kullanılır.

1.3). Direkt mikroskobik inceleme : Balgam. Aspergillus sporlarının oluşturduğu allerji ise duyarlı kişilerde astım krizlerine sebep olabilir.Sağlam deri mantarların çoğuna karşı konak defansı görevini görür.4). Mantar toksinlerinin yenmesi ile oluşan mikotoksikoz (Şekil 5. FUNGAL TOKSİNLER VE ALLERJİ Mikotik enfeksiyonlara ek olarak mantarların sebep olduğu iki hastalık daha vardır. Laboratuvar tanı Mantar enfeksiyonlarının tanısında dört yöntem uygulanır . Ergotism vasküler ve nörolojik etkiler yaratır. 225 . ancak deri bütünlüğü bozulunca mantar enfeksiyonları görülebilir. Coccidioides immitis sferülleri ve Cryptococcus neoformans'ın kapsülü çini mürekkebi ile boyanarak gösterilebilir (Şekil 5. Aflotoksinler ise Aspergillus fumigatus tarafından üretilir ve karaciğer hasarı. pubertede olduğu gibi hormanlara bağlı derideki değişiklikler Tricophytonların saçlı deride enfeksiyon yapmasını engellerler. Yağ asitleri dermatofitlerin üremesini baskılar. akciğer biyopsi materyali ve deri kazıntılarında karakteristik mantar özelliklerinin %10'luk KOH ile muamele edildikten sonra ışık mikroskobunda görülmesi ile tanı konur (Şekil 5. hayvanlarda tümör oluşturur (insanlarda hepatik karsinoma etkenlerinden birisi olduğu düşünülmektedir). Respiratuvar sistemde nazofarengeal mukoz membranlar ve alveolar makrofajlar önemli konak defans mekanizmalarıdır. Fungal sporların sebep olduğu allerji Amanita mantarlarının ürettiği beş toksinden ikisi (amanitin ve phalloidin) bilinen en ağır hepatotoksinlerdir. Mantar duvarının kalkoflor beyazı (floresan boya) ile boyanarak gösterilmesi doku örneklerinde faydalıdır. korunmada hücresel immün sistem önemlidir. 1. Mantar enfeksiyonları sırasında oluşan IgG ve IgM'in tanısal değeri vardır.3) 2. Ancak antibiyotikler ile normal flora bozulursa mantar enfeksiyonları görülmeye başlayabilir. Derinin ve mükoz membranların normal florası da mantarların üremesini baskılar.

Fırsatçı (opportunistik) 226 . Antifungallerin çoğunun etki ettiği ergosterol bakterilerde bulunmaz. ayrıca Kriptokok menenjiti için kapsül antijenine karşı geliştirilmiş lateks aglutinasyon yöntemleri (BOS) kullanılmaktadır. Bunun sebebi mantarların bakteriler gibi prokaryot olmamasındandır. Coccidioidomycosis. DNA testleri: Coccidioides. ancak her mantar enfeksiyonunda kullanılmaz. Antifungal tedavi Bakterilere etkili antibiyotikler mantarları tedavi edemez. Besiyerinde kullanılan antibiyotikler bakterilerin üremesini engellemiştir. 3. Kültür: Mantarlar Sabouraud besiyerinde kolaylıkla ürerler. Antifungal ilaçlara direnç gösterilememiştir. Kutanöz 2.2. Histoplasma. SINIFLAMA Medikal önemi olan mikozlar 4 grupta incelenir. Subkutanöz 3. 4. Sistemik 4. Blastomyces ve Cryptococcus için geliştirilmiş hızlı tanı yöntemleridir. 1. Miçelyum ve aseksüel sporların gösterilmesi tanı açısından yeterlidir. histoplasmosis ve blastomycosis için geliştirilmiş kompleman fiksasyon yöntemleri. Serolojik testler: Mantarlara karşı oluşmuş antikorların hastaların serumunda ve BOS'unda gösterilmesi sistemik mikozların tanısında değerlidir.

Dünyada dramatik olarak enfeksiyonları artan Trichophyton rubrum tinea pedis ve tinea cruris etkenidir. E. infekte kişilerden direkt temas sonucunda yayılır. T. T. T. Tipik dermatofitoz lezyonuna "tinea" denir. T. Ayrıca atopik dermatit dermatofit enfeksiyonları için hazırlayıcı faktördür. T. T. Önemli dermatofitler Fungi imperfecti sınıfından olan. canis. flococcosum Tinea cruris Kasık T. saç. bunların ancak 15 kadarı insan enfeksiyonlarına sebep olurlar (Tablo 5. insan (antropofilik). Trichophyton 3.6). yumuşak deri Ayakkabı giyenlerin ayak parmak araları En sık görülen etken Microsporum canis. deri Saç.Kutanöz ve Subkutanöz Mikoz Kutanöz Mikozlar Dermatofitler Dermatofitler içerdikleri keratinazlar nedeniyle sadece yüzeyel keratinli dokularda (deri. Kırsal kesimde gözlenen jeofilik enfeksiyonlar en nadir görülenleridir. T. mentagrophytes. mentagrophytes. floccosum Tinea capitis Tinea barbae Tinea ungiunim (Onikomikoz) Saçlı deri : Endotriks ve Ektotriks Sakal Tırnak M. T. Tablo 5. men tagrophytes. rubrum. deri ve tırnak Floresans Yeşil Yok (Favus'ta mat yeşil) 227 . verrucosum önemli kerion etkenleridir. Trichophyton diğer dermatofitlerden farklı olarak yetişkinlerin çoğunda tüberkülin benzeri reaksiyon oluşturur. Böyle enfeksiyonlarda reenfeksiyon gelişmez. dış sınırı ise kırmızı renktedir (Şekil 5. E.2 Dermatofıtlerın önemli özellikleri Etken Microsporum Trichophyton Makrokonidi Mekik şeklinde Kalem şeklinde Mikrokonidi Var Var Yerleştiği doku Saç. inflamasyon ve hatta püstüller ile seyredenlere ise "kerion "denir. Microsporum Dermatofitler. rubrum. hayvan (zoofilik) ve toprak (jeofilik) kaynaklı olabilir. Microsporum suşları aynı zamanda kedi ve köpek gibi hayvanlarla yayılırlar. mentagrophytes ve T. derin dokulara invazyon yapmazlar. infektivite. E. tonsurans T. tırnak) enfeksiyon oluştururlar. Tablo 5. Sekonder bakteri enfeksiyonları olabilir. Dermatofitlerin 40'tan fazla türü olmasına rağmen. Klinik Antropofilik enfeksiyonlar konak ile antijenik benzerlikleri nedeniyle diğerlerine göre daha hafif immün yanıt oluşturur. kaşıntılı ve ciltten kabarıktır. mentagrophytes. Epidermophyton 2. rubrum. sürekli çizme giyme gibi konak faktörleri enfeksiyonlarda önemlidir. aşırı giyinme. 1. Lezyonun ortasında çok az inflamasyon vardır.1 Dermatofit enfeksiyonları Hastalık Tinea corporis Tinea pedis (atlet ayağı) Bulunduğu bölge Saçsız. floccosum Dermatofitid (İd reaksiyonu) Genellikle parmakların kenarında ve avuç içinde Lezyonlarda mantar görülmez.1). Genetik. ancak uzun süreli tedaviye dirençli enfeksiyonlar meydana gelir. rubrum. mentagrophytes T. morfoloji ve patojenlik olarak bir farkları yoktur. Pullanmış.

nadiren skrotum tutulur (skrotum tutulumunda Candida düşünülür).8). T. barbea etkenidir. Ektotriks enfeksiyonlarında da inflamasyon görülmez. Tinea barbea sakalların mantar enfeksiyonudur.7). verrucosum en sık T. mentagrophytes ve T. Favus etkeni T. gri renkli alopesi ile karakterizedir. inflamasyon veya siyah renkli alopesi çok nadirdir. Özellikle M. Trichophyton tonsurans çocuklardaki en yaygın tinea capitis etkenidir. rubrum en sık görülen tinea capitis etkenidir. endotrix tarzında enfeksiyon yapar. Favus kalıcı alopesi yapan en ciddi saç enfeksiyonudur. Tinea corporis başlıca vücudun kılsız bölgelerinde gelişir.Epidermophyton Candida Lobut (raket) şeklinde Yok Yok Yok Deri ve tırnak Deri ve tırnak Yok Yok Tinea capitis endotriks. Alopesi ile karakterize gri alanlar görülür. T. Tinea cruris genellikle erkeklerde perine bölgesinde meydana gelir. Atlet ayağı da denilen T. T. Seboreik dermatit benzeri bir tablo ile karşılaşılır. Endotriks enfeksiyonunda saçlı deri enfekte olmuştur. schoenleinii'dir. ektotriks ve favus olmak üzere üç farklı klinik formda görülür. canis enfeksiyonlarında kerion meydana gelir. 228 . Enfeksiyon genellikle hastanın ayaklarından genital bölgesine bulaşır. pedis dünyada en sık görülen mantar enfeksiyonudur ve an önemli etkeni bir anthropofilik mantar olan Tinea rubrum'dur (Şekil 5. capitis'den farklı olarak bakteriyel süperenfeksiyonları sıktır ve tedaviye dirençlidir. kafatasında kabuklar görülür (Şekil 5.

parmaklarda veziküller görülür. Etken normal flora üyesi küf mantarıdır. kolay kırılan saçlar ve ince kırılan tırnaklar en belirgin özellikleridir (Şekil 5. özellikle güneş yanıklarının ardından göğüs. Dermatofitler sıcak ve nemli bölgelerde kronik enfeksiyonlar yaparlar. Kaşıntılı papüller ve veziküller. kalınlaşma ve şekil bozukluğu meydana gelir. boyun ve omuzlarda oluşur (Şekil 5. yağlı ortamlarda üremeyi severler. Lezyonlar genellikle hipopigmente alanlarda dikkati çeker. Bazı enfekte kişilerde dermatofitlere karşı aşırı duyarlılık reaksiyonu gelişir "id reaksiyonu veya dermatofitid". lezyonlarda hifler bulunmaz Deri ve tırnaktan kazınarak alınan örneklerin %10'luk KOH.9). Tırnakta opaklaşma. kalkoflour beyazı ile incelenmesinde mikroskopta hifler görülebilir. Onikomikoz yapan mantarların tiplendirilmesi önemli değildir. floccosum saç enfeksiyonu yapmaz Microsporum türleri de tırnak enfeksiyonu yapmazlar. schoenleinii enfeksiyonları Wood ışığı altında parlak yeşil floresan verir. E. tolnaftat) veya oral griseofulvin iledir. tedavi seçeneği değişmez.Tinea ungiunim veya onikomikoz tırnakların enfeksiyonudur. İdlezyonları dolaşan fungal antijenlere karşı gelişen bir yanıttır.3 Mantarlarda Tanı Yönteleri • • • • • KOH: Keratinize doku eritmede kullanılır Laktofenol pamuk mavisi: Kültürde üreyen mantar boyama Calcoflour beyazı: Mantar duvarında kitin boyama Çini mürekkebi: Cryptococcus neofrmans Giemsa: Histoplasma capsulatum Tedavi lokal antifungal kremler (mikonazol. sararma. Lipofilik mantarlar denir. Enfeksiyonun önlenmesi için keratin içeren dokular kuru ve soğuk tutulmalıdır. Tablo 5. Microsporum'a bağlı Tinea capitis lezyonları ve T. Sabouraud agar kültüründe oda ısısında tipik hif ve konidyalar ürer.10). sırt. Genellikle sıcak 229 . Tinea versicolor Malassezia furfur tarafından oluşturulan yüzeyel deri enfeksiyonudur.

malnutrisyon.11). Tanı mikroskobik inceleme veya deri kazıntılarından alınan kültür ile konulur. Şahsilik asit gibi topikal keratolitik ilaçların kullanılması ile tedavi edilir. Başlangıçta organizma lokal yerleşir. Subkutan Mikozlar Bu mantarlar toprakta ve bitkilerde bulunur. Genellikle üst ekstremitelerdedir. bazen hafif bir kaşıntı ve kızarıklık görülebilir. Lezyonlar hem tomurcuklanan hücreler hem de hifler içerir. Piedra Piedraia hortae saçlı deride sert siyah nodüller (siyah-piedra) oluşturur. fareler. kullanılır ancak hastalarda duyarlılık olması nedeniyle reenfeksiyon sıktır. Tinea nigra Derinin keratinize dokularının enfeksiyonudur. Farklı türlerinde pigment oluşumu görülebilir. Köpekler. nadirde olsa epidemileri yayınlanmıştır. Lenfanjitik kutanöz sporotrikozda lezyonlar direkt inokülasyonun meydana geldiği dokularda görülür. Bunun dışında gebelik. 230 . atlar gibi birçok hayvanda görülebilir Zoonotik bulaşmaların yanı sıra insan-insan bulaşması da gösterilmiştir Olguların çoğunda bulaş yaralanmış deriden olur. Sistemik hastalık oluşturabilir. Trichosporon beigelii ise aksiller. Etken Cladosporium werneckii. Olguların çoğu sporadiktir. Enfeksiyon genellikle asemptomatik geçer ancak. Lezyonlar kronikleşebilir.nemli havalarda görülür. Hitlerinde melanin benzeri pigmentinin bulunması nedeniyle kahverengi lezyonlar şeklinde görülür. Tanı genellikle KOH ile konur. insanlara travma ile bulaşıp subkutan dokularında yavaş seyirli (Sporothrix hariç) enfeksiyon yapar. bakteriyel enfeksiyonlar ve yabancı cisim granulomları ile ayırıcı tanı yapılmalıdır (Şekil 5. Yaralanmış deriden bulaştıktan sonra lenfatikler boyunca uzanan tipik zemini nekrotik nodüllü lokal püstül veya ülserler oluşturur. Tedavide topikal mikonazol. ekstrakutanöz ve dissemine sporotrikoz olmak üzere üç farklı tipte klinik gösterir. Klinik Kutanöz. Cushing hastalığı. oral kontraseptif kullanımı. toprakta bulunur ve yaralanma ile geçer. pubis ve saçlı deride yumuşak açık kahverengi nodüller (beyaz piedra) meydana getirir. Kutanöz sporotrikoz en sık görülen klinik formudur. sonra lenfatikler boyunca ilerler. Sporların inhalasyonu yoluyla primer pulmoner enfeksiyonları da gelişebilmektedir. kortizon tedavisi görenler ve diğer immünsupresyon yapıcı hastalıklarda da lezyonlar ortaya çıkabilir. tüberküloz. kültür yapılmaz. Diğer deri mantarı enfeksiyonları. yanık. Sporotrikoz Sporothrix schenckii bitkilerde bulunan dimorfik bir mantardır (Çiçekçi hastalığı).

Tedavi Hastalığın ciddiyetine göre lokal. el ve sırta bulaşır ve içinden püy akan sinüslerle karakterize abseler yaparlar. Rhinodadiella aquaspersa. Doz hastanın maksimum tolere edebileceği seviyeye kadar yavaş yavaş arttırılır. Hastalar genellikle immün yetersizliği olanlardır. Laboratuvarda. cerrahi tedavi tavsiye edilir. Deri testleri epidemiyolojik çalışmalar açısından değerlidir. Cladosporium carrionii. Botrymomyces caespitosus. Tedaviye deri lezyonları iyileşinceye kadar devam edilir. 37°C'de doku örneklerinde ve kültürde yuvarlak sigara şeklinde tomurcuklanan mayalar görülür. 231 . Sporotrikoz menenjit tedavisinde intravenöz amfoterisin B kullanılır. Mantarlar için etkili bir tedavi yöntemi yoktur. Exophiala spinifera diğer etkenleridir. Kutanöz hastalıklarda mekanizması tam olarak bilinmese de oral potasyum iodür kullanılır. Cladosorium. Kan kültürleri pozitif olabilir. ancak eller. Deriye travma yolu ile bulaşır. Mycetoma Toprakta yaşayan mantarlar {Petriellidium. Osteoartiküler sporotrikoz tedavisinde itrakonazol veya amfoterisin B kullanılır ancak relaps sık görülür.) genellikle ayakta oluşturulan yavaş ilerleyen granülomatöz enfeksiyonlar yaparlar. Fonsecaea compactum. Nocardia'larda benzer lezyonlar oluşturur (aktinomikotik miçetoma). Deri ve eklem kültürlerinde mikroorganizmanın üretilmesi tanı açısından çok değerlidir. Aylar. akciğerler ve merkezi sinir sistemidir. sonra kahverengi siyah pigmentli kolonileri görülür. İnsan-insan bulaşması görülmez. AIDS'li ve hematolojik malinitesi olanlar ile immünsuprese kişilerde multiorgan tutulumu ve geniş kutanöz hastalık ile karakterize dissemine sporotrikoz görülür. En sık ayaklarda meydana gelir. Lenfatikler boyunca siğil benzeri verrüköz lezyonlar yaparlar (karnıbahar tarzı). sistemik ve cerrahi tedavi uygulanabilir. lokal cerrahi girişim gerekebilir. Sklerotik cisimlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. Phialophora verrucosa. vd. Phialophora. Lenfokutanöz sporotrikozun tedavisinde pirimer seçilecek antimikotik itrakonazol'dür. biyopside lökositler ve dev hücreler içinde siyah kahverengi ve yuvarlak fungal hücreler görülür. yıllar içinde gelişen kronik deri ve yumuşak doku enfeksiyonudur. Bir alilamin antifungal olan Terbinafin lenfokutanöz sporotrikoz tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. kollar ve bacaklarda da görülebilir. Tedaviye 3-6 ay kadar devam edilir. Kromomikoz Farklı toprak mantarları tarafından (Fonsecae. Laboratuvar tanıda. Madura ayağı). Bu mantarlar melanin benzeri pigmentleri ile tanınırlar. İnkübasyondan 3-5 gün sonra başlangıçta beyaz. Tropikal ve subtropikal bölgelerin hastalığıdır. Hastalıkların en sık etkeni Fonsecaea pedrosoi'dir. Hastalık oral flusitozin veya tiabendazol ile tedavi edilebilir.Sporotrikozun en sık ekstrakutanöz yerleşimi eklemler. Madurella) yaralardan ayak (Maduromikoz. Chromoblastomycosis olarakta bilinir.

RES Coccidioides Hastalık Coccidioides immitis coccidioidomycosis etkenidir. Bulaşma Çöl ortamı bulunan Amerika'nın güneybatısında endemiktir. Organizma bir kişiye direkt temas veya kan yoluyla geçer. sporlar mayalara farklılaşır. Disseminasyonun bulunması hastada immün yetersizlik olduğunu gösterir. Granülomatöz lezyonlar özellikle kemikler ve MSS'de bulunur. "Vadi ateşi" (San Joaquin ateşi). Meninksler. Çoğu enfeksiyon asemptomatiktir ve kendi kendine iyileşir.Sistemik Mikozlar Bu enfeksiyonlar dimorfik mantarların toprakta yaşayan küflerinin inhalasyon yoluyla alınması ile bulaşır (Şekil 5. endosporlar açığa çıkar ve yeni sferüller oluşturur. Enfeksiyonun kontrolünde T lenfositler önemli rol oynar.4 Sistemik mikozlar ve hastalıkları Hastalık Çöl romatizması vadi ateşi Histoplazmoz Blastomikoz Güney Amerika blastomikozu Organizma Coccidioides immitis Histoplasma capsulatum Blastomyces dermatitidis Paracoccdioides brasiliensis Dimorfizm 20°C→37°C Hif → Sferül Hif→Maya Hif→Maya Hif → Maya Yerleşim yeri Pulmoner. RES Deri Deri. Tablo 5. Başlıca gelişen immün yanıt hücreseldir.12). "çöl romatizması" etkenidir. Pozitif deri testi hastalığın tekrarlayabileceğini gösterir. Tozlardaki artrosporlar rüzgarla taşınarak inhalasyon yoluyla akciğerleri infekte eder. Toprağın kuru olduğu ve nemsiz havalarda risk artmaktadır. Eğer hastalık veya ilaçlar nedeniyle hücresel immünite baskılanırsa. Sferüllerin duvarları yıkılınca. Depremlerde ve fırtınalarda hasta sayısı artmaktadır. doğada küf şeklinde. Ancak immünsistemi baskılanmış hastalarda diğer organlara da yayılan ağır bir tablo ile hastalar kaybedilebilir (Tablo 5. 232 . Toprakta yaşayan dimorfik mantardır. Akciğerlere ulaştıklarında. Patogenez Artrosporlar akciğerlere ulaşınca sferüller oluşur ve bunlar endosporlar ile doludur. kemik Pulmoner. reenfeksiyon gelişebilir. Özellikle endemik bölgeye seyahat öyküsü olanlarda dikkatle araştırılmalıdır. dokularda ise sferüller şeklindedir (Şekil 9).4).

septik artrit. Menenjit normalde akut enfeksiyonu takiben 6 ay içinde gelişirken. disseminasyon varsa negatifleşir. Deri testlerinin negatifleşmesi veya antikor fitrelerinin çok yükselmesi relaps açısından risk taşır. Spesifik eritrema denilen hem eritema nodosum hem de eritema multiforme bulunması beklenir. Genç hastalarda kaviter akciğer hastalığı gelişebilir. Olguların yaklaşık %5'inde disseminasyon görülebilir. deri testi veya serolojik yöntemler ile tanı konulur. balgam çıkarma. protein yüksektir. Sıklıkla glukoz düşük. Deri testleri 2-4 hafta içinde pozitifleşir. Doku örneklerinde mikroskobik olarak sferüller görülür (Şekil 5. 233 . Ekstrapulmoner hastalık granülomatöz deri lezyonları. LP tanı için değerli tanı yöntemidir. ateş. İnfekte kişilerde coccidioidin veya sferülin deri testleri ile. Flukonazol ve itrakonazol aynı etkiyi gösterir.13). Hastaların çoğunda eozinofili görülür. Tedavi Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonlarda tedavi gerekmez. Tedavi 12-18 ay gibi uzun sürelidir. zenciler. subkutan abseler. Semptomatik hastalarda genellikle öksürük. immünyetmezliği olanlarda daha ileri yıllarda ortaya çıkabilir. Tedavide hastanın durumuna göre amfoterisin B ve oral azol antifungaller kullanılır. Sıklıkla asemptomatiktir ve 2 yıl içinde kendi kendine iyileşir. BOS'ta mononükleer hücre hakimiyeti vardır. immün yetersizliği olanlar. çocuk ve gençlerde görülme sıklığı fazladır. bazı hastalarda yaşam boyu sürebilir. Primer enfeksiyonda deri döküntüleri hemen daima bulunur. yıllarca pozitif kalır. Tipik hastalık tablosu pnömonidir ve kendi kendine iyileşir. Asemptomatik hastaların çoğunda tanı deri testleri ile konulur. Kültürlerde 2-5 gün içinde oda ısısında (25°C) artrosporlu hifler görülür.Klinik Bulgular Çoğunlukla asemptomatiktir. Endemik alanlara seyahat edecekler için bir korunma önlemi yoktur. • Ateşi 1 aydan uzun sürenler • Ağır ve ilerleyici pulmoner hastalığı olanlar • İmmünyetmezliği olan hastalar • HIV hastaları • Gebeler • Dissemine hastalık gelişenler tedavi edilmelidir. 48 saat içinde 5 mm üzerinde endurasyon görülmesi ile tanı koydurur. %50 akciğer filiminde değişiklikler görülür. Gebeler. osteomyelit veya menenjit'tir. başağrısı ve göğüs ağrısı gibi nonspesifik bulgular görülür. Laboratuvarda üretilmesi önemlidir ancak teknisyenler için tehlikeli olduğu unutulmamalıdır. Laboratuvar tanı Endemik bölgelere seyahat edenlerde pulmoner sendrom var ise hastalık düşünülmelidir. Dissemine hastaların ortalama yarısında menenjit görülür.

Organizma infektif doku veya kan kültürlerinden izole edilebilir. Bazı hastalarda iyileşme sırasında lenf nodlarında fibrozis meydana gelebilir. Kuşlar enfekte değildir. diğer %10'unda ise artrit ve eritema nodosum görülebilir. Hastalarda anemi ve lökositoz görülebilir. ancak immünyetmezliği olanlarda aylar süren dispne ve hipoksi meydana gelebilir. Yoğun mikroorganizma alınırsa klinik bulgular veren pnömoni görülebilir.5). İnce duvarlı 2-4 mm çapında oval mayalar dokularda bulunan patojen formu oluşturur. Organizma tüm vücuda. Prodüktif öksürük. Daha nadir olarak adrenaller tutulumu. Patogenez ve Klinik bulgular İnhale edilen miçeller makrofajlar tarafından fagosite edilir ve bunların içinde mayalar gelişir. Hastaların yaklaşık %10'unda perikardit. capsulatum makrofajların içinde oval tomurcuklanan mayalar şeklinde bulunur ve burada çoğalır (Şekil 5. titreme. lenf ve kan yoluyla (özellikle karaciğer ve dalak) yayılır ancak genellikle asemptomatiktir. Fibrozis çevre dokularda yapışıklıklar ve kompresyonlara sebep olabilir.14). disfaji. Hastaların çoğu tedavisiz iyileşir. Bulaşma Bu mantarlar dünyanın birçok yerinde görülebilir. Kronik pulmoner histoplazmoz: Progressif fokal konsolidasyon ve kavitasyon ile karakterize kronik obstrüktif pulmoner hastalıktır. Böylece makrofajlarda yapı ve fonksiyon bozukluğuna sebep olur. Dokularda.Histoplasma Hastalık Histoplasma capsulatum histoplazmoz etkenidir. 234 . halsizlik. nonprodüktif öksürük. göğüs ağrısı ve halsizlik şikayetleri ile karakterize akut enfeksiyon görülür.5 Histoplazmozda klinik sendromlar Sık enfeksiyonları Nadir enfeksiyonları Akut primer pulmoner histoplazmoz • Dissemine histoplazmoz • Kronik pulmoner histoplazmoz • Mediastinal granulomatozis • Fibroz mediastinit Akut primer histoplazmoz: Ateş. Mağalara yapılacak gezilerden veya çalışmalardan histoplazmoz salgınları görülebilir. Bunun sonucunda öksürük. yarasalar infekte olabilir. özofagopulmoner fistül. postobstrüktif pnömoni veya bronşektazi meydana gelebilir. ülseratif gastroenterit lezyonları veya MSS enfeksiyonları şeklinde dissemine enfeksiyonları görülebilir (Tablo 5. Lezyonlar apikal veya subapikal bölgelerde lokalizedir. Küçük granülomatöz odaklar kalsifiye olurlar. kilo kaybı ana semptomlarıdır. Özellikle kuş dışkısının (güvercin) kirlettiği topraklarda bol miktarda bulunur. H. Akciğer grafisindehiler ve mediastinal lenfadenopati ve fokal infiltrasyon görülür. Mediastinal granulomatoz: Akciğer enfeksiyonlarının iyileşmesi granülomatöz inflamatuvar yanıt ile sonuçlanır. Tablo 5. Özelikle tüberküloz ile karışabilir.

Tablo 5. Tablo 5. Laboratuvar tanı Doku biyopsilerinde veya kemik iliği aspirasyonlarında makrofajlar içinde mantar hücrelerinin görülmesi hızlı tanı açısından değerlidir. Enfeksiyondan 2-3 hafta sonra 5 mm üzerinde endürasyon gösteren histoplazmin deri testi pozitif olarak değerlendirilir. Sabouraud dekstroz agarda karakteristik tüberküloid makrokonidiyalı ve mikrokonidyalı hifleri görülür. Yalancı pozitif ve yalancı negatif sonuçların bulunabileceği unutulmamalıdır. Başlangıçtaki polimorfonükleer lökosit infiltrasyonu daha sonra makrofaj infiltrasyonuna ve granülamatöz dokulara dönüşür. Deri testleri özellikle epidemiyolojik çalışmalarda kullanılır. bilinen endemik bölgesi Kuzey Amerika'dır. genitoüriner ve MSS olmak üzere ekstrapulmoner şekilde görülür (Şekil 5. Kalın duvarlı yuvarlak mayalar dokularda görülür. kemik ve diğer alanlardaki ülserli granülomlardan olur (Tablo 5. Hastalık hem pulmoner hem de kutanöz. trakea ve vasküler yapıları sıkıştırabilir.Fibroz mediastinit: Nadir olgularda iyileşme sonucunda fibrozis mediastinal yapılar. Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonları nadiren tespit edilebilir.15). Türkiye'de bulunmaz. 200 mg oral Amfoterisin B 0. İlerleyici akciğer enfeksiyonlarında oral itrakonazol faydalıdır. Tedavi Asemptomatik ve hafif enfeksiyonu olanlara tedavi gerekmez. Hücresel immünite başlıca korunma sistemidir. Enfeksiyon başlıca kan dolaşımı veya lenfatik sistem aracılığı ile uzak dokulara yayılır.6). Histoplazmoza bağlı fibroz mediastinit süperior vena cava sendromunun maliniteden bile daha çok olmak üzere en sık sebebidir. Akciğerlerde mantar mayalara dönüşür. iskelet sistemini tutan. Spesifik T hücre immünitesi 2-4 hafta içinde gelişir.7-1. hayatı tehdit eden hastalık İtrakonazol. Dissemine hastalıklarda Amfoterisin-B kullanılır (Tablo 5. Doğada küf. 200-400 mg gün PO MSS hastalığı Amfoterisin B 0. Serolojik testlerinde 1:32 titrasyon üzeri tanı açısından anlamlıdır. Ancak granulomların içinde mayalar uzun süre canlılığını korurlar. Enfeksiyon başlangıcı respiratuvar sistemde olur. 200-400 mg gün PO Nonmeningeal.0 mg/kg 14 gün İdame için İtrakonazol.6 Histoplazmoz tedavisi İmmünyetmezlikli hastalar İlk seçim İkinci seçim Amfoterisin B 0. Granülamotöz lezyonlar zamanla kalsifiye olarak iyileşir.0 mg/kg günlük Itrakonazol. Blastomyces Blastomyces dermatitidis blastomycosis etkenidir.0 mg/kg günlük AIDS'li hastalar Amfoterisin B 0. 200-400 mg gün PO. dokularda maya şeklinde bulunan dimorfik mantardır.7 Yetişkin ve çocuklarda blastomikoz klinik sendromları En sık Daha nadir • Pulmoner • Kutanöz • İskelet sistemi • Genitoüriner Ender • MSS • Dissemine 235 . Blastomycosis gibi diğer mantarlar ile çapraz reaksiyon görülebilir.0 mg/kg günlük İtrakonazol. özofagus.7-1.7). yıllarca pozitif olarak kalır. 200-400 mg/gün 6-12 saatte bir İtrakonazol.7-1.7-1. Yayılma deri. Tozlardaki miçellerin inhalasyonu yoluyla bulaşır.

FIRSATÇI MİKOZLAR Fırsatçı mantarlar doğada ve normal insan florasında bulunabilir. İtrakonazol. vajinit ve kronik mukokotanöz kandidiyaz etkenidir. gastrointestinal ve kadınların genital sisteminin normal florasında bulunur. pseudohif denir. Fırsatçı mantar enfeksiyonları için mutlaka altta yatan bir sebep vardır. bunların içinde C. krusei kandidemi. parapsilosis. Candida'nın gerçek enfeksiyon alanı mukozalardır. endokardit ve renal hastalıklar gibi özel alan enfeksiyonlarında tespit edilebilir. ancak enfeksiyon immün yetmezlik geliştiğinde ortaya çıkar. Bugüne kadar tespit edilmiş 150'den fazla Candida suşu vardır. C. Kutanöz enfeksiyonlar gibi hafif olgularda ilk seçenek itrakonazoldür. genellikle hastalık etkeni değildir. Bu mantarlar dünyanın her yerinde yaygındır. C. pseudotropicalis. endemik değildir. lusitaniae ve C. önemli özelliği flukonazole orta düzeyde dirençlidir. C. deri de etkilenebilir.Tanı doku biyopsilerinden alınan örneklerden kalın duvarlı mayaların gösterilmesi ile konulur. uzamış nötropeni. C. oral kontraseptif kullanımı. gelişme faktörleri vajinit ile aynıdır. oküler enfeksiyon. rugosa insan enfeksiyonlarında saptanmış önemli suşlardır. C. Dokularda küfler gibi görünürler. Candida enfeksiyonlarının gelişmesi için normal flora'nın değişime uğraması gerekir. Hem solunum sistemi yoluyla hem de diğer hazırlayıcı faktörler aracılığı ile enfeksiyon meydana getirebilirler. C. C. Epidemiyoloji Normal flora üyesidir. 236 . Flukonazol de denenebilir. Pamukçuk. C. Ketokonazol. glabrata enfeksiyonlarında dokularda pseudohif örülmez. C. MSS enfeksiyonları ve AIDS'li hastalarda amfoterisin B ilk seçilecek ilaçtır. tropicalis. Kadınların 3/4 ünün yaşamlarında en azından birkez Candida vajiniti geçirdiği bildirilmektedir. Tedavide hayatı tehdit eden enfeksiyonlar. uzun süreli kateter kullanımı ve parenteral nutrisyonel beslenme olarak sıralanabilir. C. albicans. guilliermondii. İnsanlarda üst solunum yolu. Genellikle tek tomurcuklanan oval mayalardır. oral mukozada gelişen Candida enfeksiyonudur. krusei flukonazole direnci ile tanınır. C. pamukçuk. Candida sepsisi için spesifik risk faktörleri antibiyotik kullanımı. Dokuların mantar kültüründen etken üretilebilir. glabrata. Candida hastanelerde alınan kan kültürlerinde dördüncü sıklıkta tespit edilen etkendir. albicans'tır. krusei. ancak özellikle immün yetersizliği olanlarda düşünülmelidir. diabet ve immün yetmezlik olarak özetlenebilir. Candida enfeksiyonlarında başlıca etken C. C. krusei nadir etkenlerden birisidir. Risk faktörleri antibiyotik kullanımı. Candida Hastalık Candida albicans. glabrata da diğer sık rastlanan Candida suşlarından birisidir. gebelik.

yumuşak damak ve farenks üzerinde beyaz plaklar Özophegeal • Asemptomatik • Disfaji • Epigastrik ağrı • Bulantı kusma Hematemez • Eşlik eden oral pamukçuk • Beyaz plaklar olmaksızın dil ve yumuşak damakta eritematöz mukoza • Mukozada eritem ve ödem • Eritematöz tabanda dil üzerinde kaldırılamayan beyaz plaklar • Kesikler • Perforasyon GI • Benign ülserlerde enfeksiyon • Barsaklarda ülserasyon ve pseudomemban gelişmesi Vulvovaginal • Vulva kaşıntısı • Vajinal akıntı • Hafif koku • Vulvada yanma • Eritematöz mukozada beyaz plakların görülmesi Nadir • Generalize deri tutulumu • Generalize deri tutulumu • Tek veya multipl 5-10 mm'lik papüller • Candida granüloması • Midenin diffüz tutulumu • Derin ülserler • Hemoraji • Perforasyon Candida'nın idrarda gösterilmesi enfeksiyon işareti değildir. Vulvada yanma. plastik malzemeye tutunabilir. Diğerlerinde dispne. endotel. kusma ve hematemez görülür. Tablo 5. tırnak altları ve aksillalar gibi nemli alanlarında meydana gelir.Mikrobiyolojik özellikler Candida başlıca maya şeklindedir. vajinal irritasyon gibi bulgular da bulunabilir. Candidemi asemptomatikten fulminan sepsise kadar değişen klinik tablolarla karşımıza gelebilir. Özofagial candidisis'in yaklaşık %50'si asemptomatiktir. Hafif bir koku bulunabilir. masere deri • Derinin nemli alanları • Paronişya • Onikomikosis Oral • Eritematöz mukozada dil. Candida vulvovajinitinde risk faktörü olarak gebelik. Ateş yüksek olabilir. Hastalar sıklıkla asemptomatiktir. Tipik tablo vulva kaşıntısı ve vajinal akıntıdır. Candida kültürlerde yumuşak beyaz koloniler şeklinde ürer. derinin göğüs altları. Tipik bulgu dil. kateter. diğer oral mukozada pamukçuk veya pseudomembranöz kandidiyaz şeklindedir. Normal floranın bozulmasına sebep olan iki önemli faktör antibiyotik kullanımı ve deri maserasyonudur. candida sistiti veya üriner sistem kandidiasisi gelişmesi için predispozan faktördür. HIV enfeksiyonu ve nötropeni yaratan kemoterapi gibi faktörler Candida enfeksiyonlarının gelişmesine neden olur. Hastalarda genellikle malinite.8-9) Candida dermatiti. epigastrik ağrı. trombosit ve fibrin plaklarına. Patogenez ve Klinik Bulgular Normal flora üyesi olduğu için hastalıkları ancak lokal veya sistemik defans mekanizmaları bozulduğu zaman ortaya çıkar. Oral candidiasis genellikle asemptomatiktir veya yanma hissi ile karakterizedir. GİS cerrahisi. nötropeni yapan kemoterapi alınması. GIS cerrahisi. Maya hücreleri 4-6 um çapındadır ve tomurcuklanma ('budding' blastospor) ile çoğalır. kasıklar. DM. 237 . eksternal dizüri. Ancak antibiyotik kullanımı. üriner kateter kullanımı ve DM candidüri. Ayrıca ürettiği proteazlar ile fosfolipazları organizmanın konak defansının önlemesi ve mukozaya invazyonunda kullanır Klinik (Tablo 5.8). Kronik mukokutanöz candidiasis immün yetmezliği olanlarda antifungal tedaviye rağmen deri ve mukozaları tutan ağır bir enfeksiyondur. oral kontraseptif kullanımı. Hastalarda sıklıkla oral pamukçuk ta vardır.8 Dermatolojik ve Mukozal Candidiasis Dermatit S ık görülenler • Eritematöz. ancak dokularda hem maya hem küf şeklinde bulunur. Candida ürettiği proteinler aracılığı ile epitel hücreleri. HIV enfeksiyonu ve antimikrobiyal terapi gösterilmesine rağmen olguların büyük bir bölümünde bunlar yoktur. organ transplantasyonu. yumuşak damak. klasik tanı yöntemi serumda 90 dakika içinde germinasyon tüpleri oluşturmasıdır. geniş spektrumlu uzun süreli antibiyotik kullanımı gibi hazırlayıcı faktörler bulunur. bulantı. Hipoparatiroidizm ve adrenal yetersizlik ile karakterize otoimmün endokrin yetmezliğin eşlik etmesi ile poliglandular otoimmün sendrom tip I meydana gelebilir. yanık. ancak dizüri görülebilir (Tablo 5.

17) oluşumu C. albicans'ın ağızda üremesi beyaz plaklar yapar (pamukçuk). C. dalak. tomurcuklanan mayalar (blastosporlar) ve pseudohiflerin görülmesi ile konulur.9 Derin doku candida enfeksiyonu Üriner sistem S ık görülenler • Asemptomatik • Hastalarda risk faktörleri vardır Candidemi ve Dissemine candidiasis • Hastalarda risk faktörleri vardır • Asemptomatikten septik şoka kadar klinik tablo • Pozitif kan kültürü • Multipl organlarda çoğul abseler Nadir • Dizüri • Piyüri • Renal parenkim ve üreter tutulumu • Negatif kan kültürü (dissemine enfeksiyonu ekarte ettirmez • Kapak perforasyonu • Kongestif kalp yetmezliği • Miyokardit Endokardit • Hastalarda risk faktörleri vardır • Ateş. Serolojik testler nadiren faydalıdır. İmmunsuprese kişilerde Candida bir çok organa dissemine olabilir ve kronik mukokotanöz kandidiyaz meydana getirebilir. Sıcak. Kültür ortamında özel tipte mayalar görülür.9). Yüksek pH. titreme ve kilo kaybı • Emboli bulguları 238 . Su ile çalışan kimselerde (çamaşırcı veya bulaşıkçı gibi) tırnak ve parmak enfeksiyonları görülebilir. Laboratuvar tanı Tanı eksüda veya dokularda.Dissemine candidiasis karaciğer. albicans için tipiktir. göz gibi birçok organda multipl abseler ile karakterize bir klinik tablodur (Tablo 5. Tablo 5. nemli bölgelerde deri invazyonu görülebilir. diabet veya antibiyotik kullanımı ile ortaya çıkan vajinit kaşıntı ve akıntı ile karakterizedir. ancak diğer Candida'larda görülmez. Klamidospor (Şekil 5.16) oluşturur. 37°C'de germinasyon tüpleri (Şekil 5.

Üst üriner sistem enfeksiyonlarında ise flukonazol 400-800 mg PO/IV. Oral azoller olan flukonazol 150 mg PO veya itrakonazol 400 mg ile topikal tedaviye destek olunabilir. Üriner sistoskopide kandida sistiti olanlarda mukozada beyaz plaklar görülebilir. Varsa idrar sondası çıkartılmalı. Gebelerde relaps sıktır. Mantar topları veya geniş bölgede perinefritik abse var ise cerrahi girişim yapılabilir. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. Tedavi klinik bulguların gerilemesi. Gerekmedikçe hastalara antibiyotik verilmemelidir. KOH preparatları tanı için değerlidir. Özefagus enfeksiyonlarında baryumlu özofagus filmleri ve endoskopi yararlıdır. Topikal azol preparatları olan klotrimazol. Dissemine candidiasis tedavisinde erişkinde birinci seçenek flukonazol 400-800 mg PO/IV klinik bulguların gerilemesi. Oral azoller gebelerde kullanılmamalıdır. Tomurcuklanan mayalar ve hiflerin gösterilmesi tanı koydurucudur.5). Bu hastalarda da idrar sondası varsa çıkartılmalıdır. flukonazol 10 gün 200mg PO. Gerek görülürse amfoterisinB ile irrigasyon yapılabilir.0mg/kg/gün IV kullanılabilir. Candida vulvovajiniti için hem topikal hem de oral birçok antimikotik kullanılabilir. Hasta serumunda mannan antijenleri gösterilebilir. 239 . mikonazol veya terkonazol ile tedavi oranı %75-90 arasındadır. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. Flukonazol kullanılan hastalara amfoterisin B ile 1 litre steril suya 50 mg karıştırılarak saatte 40 ml gidecek şekilde devamlı infüzyon/direnaj yapılabilir. Kültürde sıklıkla Candida üretilir.8-1. 200 mg PO verilebilir. diğer testler denenmez. Sistemik tedavide flukonazol 10-14 gün 100 mg PO veya itrakonazol. Akıntının direkt incelenmesinde mantar elemanları gösterilmesine rağmen abondan lökosit yoktur. Tedavi Oral kandidiasis tedavisinde nistatin süspansiyon 7-10 gün süresince günde 4-6 mL 6 kez topikal olarak kullanılır. Flukonazol 200 mg başlangıçta ve sonra 100 mg PO 4 gün kullanılabilir. Aşısı yoktur. end organ tutulumu gözlem altında bulundurulmalıdır. Candida vajinitinde vajinal pH normaldir (< 4. Kan kültürünün negatif olması bizi tanıdan uzaklaştırmaz. Candida özofajitinde nistatin suspansiyon 10-30 ml 4 kez 10 gün topikal olarak. Asemptomatik kandidüri olgularında varsa idrar sondası çıkartılmalıdır.6 mg/kg/gün IV sistemik olarak kullanılabilir.3-0.8-1. itrakonazol 200mg PO.0 mg/kg/gün IV ve/veya 5-FC 10 mg/kg/gün IV kullanılmalıdır. Deri testleri anerjik olan bir kişide.Candida antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği kişinin hücresel immünitesi için bir göstergedir. dissemine candidiasis gelişebileceği unutulmamalıdır. ancak bunun normal florada da bulunabileceği unutulmamalıdır. Krem veya vajinal tabletlerin birbirine bir üstünlüğü yoktur. Alternatif tedavi olarak amphoterisinB 0. Derin kandidiasisde kan kültürü alınmalıdır. amfoterisin-B 0. amfoterisin B 0.

Özellikle CD4 T lenfosit sayısı <100/mm3 olanlarda fungal enfeksiyonlar görülmektedir. MSS ve diğer organlara yayılır . Kapsül boyanmaz. Epidemiyoloji Mantar doğada yaygındır. Olguların yaklaşık 1/3 ünde ateş bulunmaz. Lateks aglutinasyon yöntemi ile antijenin gösterilmesi kültür ve çini mürekkep yöntemine göre daha duyarlıdır.5). Referans laboratuvarlarında PCR yöntemi gibi moleküler yöntemler kullanılır. Kriptokok menenjitin uzun süreli supresyonu için AIDS hastalarında flukonazol kullanılır. Tedavi Pulmoner enfeksiyonlarda birinci seçenek flukonazoldür. mukoid yumuşak koloniler şeklinde sonuç verir. Serumda Kriptokok antijeni gösterilmesi en duyarlı yöntemdir. Kriptokoklar oval. İnsandan insana bulaşma yoktur. Pulmoner hastalık hemen daima bulunur. Organizma genellikle bu aşamada ortadan kaldırılır. 240 . özellikle kuş (güvercin) dışkısı ile kirlenmiş toprakta bulunur. İnsan enfeksiyonları inhalasyon ile bulaşır. Son 25 yılda AIDS ve immünsupressif ilaçların kullanımı C. Alveollere ulaşan mantarlar makrofajlar tarafından fagosite edilir. Rutin laboratuvar testler sıklıkla normaldir. kapsül antijeni lateks partikül aglutinasyon testi ile pozitif sonuç verir. fenoloksidaz enzimi ve 37°C'de üreyebilme yeteneğidir. Karakteristik özelliği kapsülünde fenol oksidaz enzimi bulundurmasıdır. Akciğer enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Hastalığın gelişmesini önlemek için spesifik önlemler bulunmaz. etkenidir. AIDS'li hastalarda gelişen menenjitte BOS lenfosit sayısı sıklıkla düşüktür. Hastalık özellikle immün yetmezliği olanlarda (AIDS) gibi görülür. Laboratuvar tanı Çini mürekkebi ile boyanan BOS'ta maya hücreleri etrafında geniş kapsül olguların ancak %50'sinde gösterilebilir (Şekil 5. ancak immünyetmezliği olanlarda akciğer enfeksiyonları görülebilir. neoformans'a bağlı enfeksiyonların gelişmesinde dramatik artış görülmesine sebep olmuştur.Cryptococcus Genel özellikler Cryptococcus neoformans kriptokokkoz. Bunun gösterilmesi tanı yöntemi olarak kullanılır. Mantarın virülansında ana faktörler polisakkarid kapsülü. flusitozin kombinasyonu ile tedavi edilir. Ayırıcı tanıda kullanılan mantar kültürü 37°C'de ortalama 72 saatte beyaz. Patogenez İnsanlara kuş dışkılarının inhalasyonu ile bulaşır. Testin Romatoid faktör pozitifliğinde ve Trichosporon beigelii enfeksiyonlarında yalancı pozitiflik verdiği unutulmamalıdır. AIDS'li hastalarda Kriptokok enfeksiyonu görülme sıklığı çalışmalara göre %6-10 arasındadır. Akciğer grafisinde alt loblarda multipl alanlarda infiltrasyon gösterilebilir. Bununla birlikte Kriptokok menenjiti geçirenlerin hemen yarısında immün yetmezlik tespit edilememiştir. Menenjit ve diğer dissemine enfeksiyonlar Amfoterisin-B. Bu oran Afrika'da %30'ların üzerine çıkmakta ve erkeklerin kadınlara göre 3 kat fazla hastalandığı dikkati çekmektedir. gatti tropikal iklimlerde bulunur ve okaliptus ağaçları aracılığı ile bulaşır. etrafında geniş polisakkarid kapsülleri bulunur. Kuşlar enfekte değildir.18). bazen pnömoni yapabilir (Şekil 5. tomurcuklanan mayalardır. Bir diğer suşu olan C. infekte BOS'ta.

Kapsül aşılarının korunmada başarılı olmadığı gösterilmiştir. Kronik granulomatöz hastalığı olan çocuklar ve kontrolsüz diabeti olanlarda risk altındadır. Fagositoz ve sellüler yetmezlik invazif enfeksiyonun gelişmesi için önemli faktörlerdir. kriptokoksemi. BOS'da lökosit sayısının azlığı ve glukoz miktarının düşüklüğü prognozu olumsuz etkileyen faktörlerdir. kemik iliği transplantasyonu veya aplastik anemi bilinen en önemli risk faktörleridir. Diğer hastalarda tedavi oranı %2530'lardadır. Patogenez ve Klinik Bulgular Kolonize olmuş Aspergillus fumigatus deri. İnsandan insana bulaşmaz. A. Özellikle nötropenisi olan immün yetmezlikli hastalarda akciğerlerde granülomlar ve hemoptizi görülür. kornea. flavus ve A. AIDS'li hastalarda flukonazol kullanımı ile kriptokok gelişme olasılığı %7'den %1'e düşürülmüştür. Nötrofillerde onlara yardımcı olur. fumigatus en sık görülen insan patojenidir.allerjik bronkopulmoner aspergilloz etkenidir. Bulaşma 500'den fazla Aspergillus suşu olmasına karşın insanlarda enfeksiyon yapan sadece birkaç tanesidir. yaralar. Pulmoner makrofajlar konidiyalara karşı ilk defans elemanlarıdır. Filtre edilmemiş hastane havasında sporları bulunur. Doğada yaygındır ve çok çeşitli şartlarda üreyebilir. göz. Konidiyaların hava yoluyla alınması ile bulaşır. Nötropeni meydana getiren lösemi. Hastaların çoğunun immünyetmezliği olması nedeniyle IgG tipi antikorların tanıda fazla değeri yoktur. akciğerlerde mantar topları. Aspergillus türleri dimorfik değildir. A. Aspergillus Hastalık Aspergillus türleri. A. yanık. Özellikle nemli topraklarda ürerler. Kaviter lezyonlarında aspergilloma veya fungus topları görülür. Hiflerinin 45°'lik açılar ile dallanması diğer mantarlardan ayıran önemli özelliğidir (Şekil 5. 60 yaşın üzerinde olma. kulak. Profilaktik olarak alınacak fazla bir önlem yoktur.Prognoz ve Korunma AIDS'li hastaların MSS kriptokok enfeksiyonları çoğunlukla fatal seyirlidir. 241 . niger. işyerlerinde ve hastanelerde saksıların topraklan önemli kaynaklardır. Ciddi immün yetersizliği olan hospitalize hastalarda nosokomial enfeksiyonları önemlidir.10). Havaya yayılan konidyalar ısıya ve ekstrem şartlara dirençlidir. Kavite duvarında yüzeyel enfeksiyonları olur disseminasyon nadirdir (Tablo 5. özellikle Aspergillus fumigatus. kemoterapi. Özellikle çiçekler önemli kaynaklardır. evlerde. Mental retardasyon.19). dış kulak yolu veya paranazal sinüslere invazyon yapar. karakteristik septalı hifleri ile sadece küf formu vardır. terretus'da nadir enfeksiyon etkenidir. BOS ve kanda yüksek fitrelerde kriptokok antijenin gösterilmesi. deri.

İnvazyon gelişen doku veya organ ile ilişkili bulgular vardır. Laboratuar tanısında balgam kültürü kullanılır.11 Alerjik bronkopulmoner aspergillozisin tanı kriterleri Tanı kriterleri • Astım bronşiyale • Periferik eozinofili • Aspergillus fumigatus antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği • Akciğer grafisinde pulmoner infiltrasyon • Fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin varlığı • Serum IgE yüksekliği • Santral bronşektazi Spesifik destekleyici kriterler • Kahverengi balgam • Balgam kültüründe A. En sık klinik bulgu hemoptizidir.10 Aspergillus enfeksiyonları Çocuklar Sık enfeksiyonları • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz Yetişkinler • Çiftçi akciğeri • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz • Aspergillus sinüziti Nadir enfeksiyonları • Osteomyelit • Endokardit • Endoftalmit • Endoftalmit • Osteomyelit • Disk enfeksiyonu • Endokardit • Osteomyelit • Aspergillus trakeobronşiti İnhalasyon ile alınan conidialar. Disseminasyon MSS. Diğer eozinofilik pnömoniler ayırıcı tanıda göz önüne alınmalıdır (Tablo 5. nonprodüktif öksürük. kemik iliği transfüzyonu sonucunda gelişen graft versus host hastalığı. Astım benzeri semptomları vardır. İnvazif pulmoner aspergilloz nötropeni. sarkoidoz. Dokularda hemorajik infarktlar ve nekrozlar oluşturur. IgE yüksekliği gösterilebilir. İtrakonazol'ün inatçı olgularda etkili olduğu bildirilmektedir. fumigatus üremesi • Spesifik IgG ve IgE yüksekliği 242 . Tablo 5. İnhale kortizon tedavisinin etkisi yoktur. Tüberküloz. Bu durum pulmoner tutulumda hemoptizi. Tanı multiorgan yetmezliği olan kişilerde kan veya doku kültürlerinde aspergillusun izolasyonu ile konulur. uygun konaklarda bronşlara ve damarlara invaze olur. Bunu anormal akciğer grafisi bulguları ve balgam kültürü pozitifliği takip eder.Tablo 5. deri. Tipik bir klinik bulgusu yoktur. Ateş. dispne ve göğüs ağrısı görülür. ileri dönemlerde AIDS ve kontrolsüz diabetik hastalarının önemli aspergillus enfeksiyonudur. karaciğer böbrekler ve gastrointestinal sisteme olur. Sistemik antifungal tedavinin etkisi yoktur. Dissemine aspergillozis immün yetersizlikli hastalarda fatal seyirli bir klinik tablodur. Kortizon tedavisi uygulamak gerekir. Bunlara ek olarak Aspergillus fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin tespit edilmesi. Hastalık başlangıçta asemptomatiktir. Hemoptizinin görülmesi invazif pulmoner aspergillusun en önemli bulgusudur. silikozis ve bronşektazi gibi kaviter hastalıkların varlığında gelişen akciğer enfeksiyonuna aspergilloma denir. Damar invazyonu dissemine enfeksiyonun gelişmesinde önemli faktördür.11). Mantar topları veya miçetoma da denilen bu klinik tablo kavitelerde ağır aspergillus kolonizasyonudur. MSS tutulumunda ise ani bayılmalara sebep olabilir. Tanı balgam kültüründe aspergillusun üretilmesi ile konulur. ciddi olgularda cerrahi tedavi yapılmalıdır. Periferik eozinofili alerjik bronkopulmoner aspergillusun en önemli işaretidir. Alerjik bronkopulmoner aspergillus alerjik astım şikayeti olanlarda veya kistik fibrozislilerde gelişen eozinofilik pnömoni veya hipersensitivite reaksiyonudur. transplantasyon sonrası gelişen sitomegalovirüs enfeksiyonu. organ transplantasyonu sonucunda akut rejeksiyon. kortizon tedavisi. Kan kültürü nadiren pozitif olur.

Biyopsi materyalinde septasız dik açı ile dallanan hiflerin görülmesi ile tanı konulur. Tedavi İnvazif aspergillozis amphoterisin-B ile tedavi edilir. Başağrısı. Kan damarları. Tıkanan damarlar nedeniyle dokularda nekrozlar oluşturur. özellikle paranazal sinüsler. Tablo 5. yanıklarda ve lösemililerde sorun çıkarır. Eğer erken tanı konulursa.5 mg/kg/gün 400 mg PO Lokalize Hastalıklarda denenebilir 1-1.12). İnvazif aspergillozisli kişilerin serumlarında yüksek titrede galaktomannan tespit edilir.20). Kültür pozitifliği.0-1. Hastalık çoğu zaman kendi kendine iyileşir. nazal konjesyon. sinüs veya göz ağrısı klinik bulguları oluşturur. 243 .Çiftçi akciğeri Aspergillus sporlarının inhalasyonu ile bir alerjik reaksiyon olan alerjik alveolit veya hipersensitivite pnömonisidir. diş ağrısı. altta yatan hastalık. Nazal sekresyon kültürleri genellikle pozitiftir.12 Aspergillus enfeksiyonlarında tedavi Tedavi seçenekleri Çiftçi akciğeri Alerjik Bronkopulmoner aspergillus Aspergilloma İnvazif pulmoner aspergillozis ve dissemine aspergillozis Kesinlikle kontrendike Aspergillus sinütizi Kortikosteroidler Uzamış subakut veya kronik semptomları olanlarda kullanılır Hayır Hayır Hayır Uzamış hastalarda prednizolon Hayır No Amfoterisin B İtrakonazol Cerrahi Hayır Araştırma aşamasında Hayır Hayır Hayır Selektif olgularda 1. Sinüs veya pulmoner kavitede gelişen mantar topları cerrahi olarak tedavi edilir. Noninvazif sinüzitler neoplazi. normalde de kolonizasyon olabileceği için herzaman enfeksiyonu göstermez. akciğerler infekte olur (Şekil 5. nekrotik dokuların cerrahi tedavisi beraber uygulanır. pürülan nazal akıntı. Rhizopus. Nötrofili görülebilir ancak tipik bulgu eozinofilinin bulunmamasıdır. Laboratuvar tanı Biyopsi örneklerinde dokulara invaze olmuş septalı hiflerin gösterilmesi ile tanı konulur. Allerjik hastalarda steroidler ile antifungal ilaçlar beraber kullanılır (Tablo 5.5 mg/kg Hayır Debridman. amfoterisin-B. Diabetik ketoasidozlu hastalarda. inflamatuvar hastalıklar ve bakteriyel enfeksiyonlar ile karıştırılabilir. Absidia gibi) saprofitik küfler tarafından meydana gelir. Aspergillus ciddi immün yetersizliği olanlarda ve nötropeniklerde sinüzit oluşturabilir. Bu organizmalar immün sistemi düşük olan kişilerde aseksüel sporları ile hava yoluyla bulaşır ve dokulara invazyon yapar. cerrahi eksizyon ve drenaj gerekebilir Mucor Mukormikozis doğada yaygın olarak bulunan (Mucor. Semptomlar 6-8 saat içinde gelişen öksürük ve derin soluk alamamak olarak özetlenebilir.

244 .

İmmünoloji • İmmünoloji • Spesifik immün Yanıt • Aktif ve Pasif immünite • Antijenler • Yaş ve immün Yanıt 245 .

Doğal immünitenin eriyebilen komponentini ise kompleman proteinleri.2). önceden antijen ile karşılaşmaksızın işlev görür ve hafıza hücreleri bulunmaz (Şekil 6.2'de görülmektedir. mikroorganizmalar veya virüsle infekte hücrelere karşı katil hücreler (Tablo 6. akciğerlerde alveoler makrofajlar.2). Hem konağın kendisinin hem de yabancı antijenlere karşı yanıt verebilir. Deri ve mide asidi gibi kimyasal bariyerleri mikroorganizmalar için ilk engellerdir. Bunlardan birincisi fagositer sistem. Bunun dışında iki önemli hücresel komponenti vardır. akut faz reaktanları ve sitokinler oluşturur. eklemlerde sinovial hücreler. mantar ve parazit gibi mikroorganizmalar tarafından oluşturulan enfeksiyonları önlemek veya sınırlandırmaktır.2). İmmün sistemin tüm komponentleri pluripotent kök hücrelerden gelişirler (Şekil 6. Doğal ve edinsel immünitenin hümoral ve hücresel immünite ile ilişkisini sağlayan hücreler Tablo 6.3). MSS'de perivasküler mikroglial hücreler ve böbreklerdeki mesengial fagositer hücreler. diğeri ise özellikle tümör hücreleri. İmmünite Nonspesifik ve spesifik immünite olarak ikiye ayrılır.1) (Şekil 6. Makrofajlar her doku için özelleşmiş hücrelerdir. Örneğin. 246 . Nonspesifik immünite Nonspesifik immünite doğumda başlar. Bu ağın çalışmasından sorumlu immün sistem organları Şekil 6.BÖLÜM 6: İMMÜNOLOJİ İmmün sistem hücreler ve eriyebilen komponentin meydana getirdiği bir ağdır. virüs. dokularda da makrofajlar anlaşılır (Şekil 6. İmmün sistemin başlıca görevi bakteri.1'de görülmektedir. karaciğer sinüzoidlerinde Kupffer hücreleri. Fagositer sistem denince kandaki nötrofiller ile monositler.

Tablo 6.1 Doğal immünite Mekanizma Mikroorganizmanın girişinin sınırlandırılması Faktörler Sağlam derinin keratin tabakası Gözyaşı ve diğer sekresyonlardakı lizozim Derinin yağ asitleri Respiratuvar silialar Boğaz. kolon ve vajenin normal florası Vajen ve midedeki düşük pH Yüzey fagositleri Mikroorganizmaların vücutta üremelerinin sınırlandırılması Naturel killer hücreler Fagositerler İnterferonlar Transferrin ve laktoferrin Kompleman sistemi Vücut ısısının yükselmesi inflamatuvar yanıt 247 .

eriyebilir komponenti ise immunglobulinlerdir. TCR Ig ler ile aynı gen familyasına sahiptirler. nonspesifik antijen veya bir nonspesifik eriyebilen stimülus (örneğin. böylece doğal ve edinsel immünite arasında köprü görevi görür. T hücreler yüzeylerinde Ig bulundurmazlar. B hücrelerinin antijen tanıma fonksiyonu yüzey immunglobulinleri aracılığı ile sağlanır. endotoksin diğer sitokinler gibi) sonucunda aktifleşen monositler ve lenfositler tarafından sekrete edilen immunglobulin olmayan polipeptidlerdir. Ig üzerinde kalıcı ve değişken alanlar vardır. Tablo 6.Sitokinler spesifik antijen. Sitokinlerin sekresyonu spesifik antijen ile aktifleşen lenfositler tarafından tetiklenmesine rağmen. Ag değişken alanlara bağlanır. adapte edilebilir ve hafıza sistemini geliştirir. buna TCR/CD3 kompleksi denir. Spesifik immünite Spesifik immünite öğrenilir. TCR CD3 molekülü ile bir kompleks yapı oluşturur. 248 . Yüzey markerlarına clusters of differentiation (CD) denir. Günümüzde 166 adet CD tanımlanmıştır. antijene spesifik değildir. Bu sistemin hücresel komponenti lenfositler. Yüzey immunglobulinieri ile erimiş antijenleri tanır ve spesifik antikorları salgılarlar. Lenfositler timusta olgunlaşanlar (T hücreler) ve kemik iliğinde olgunlaşanlar (B hücreler) olmak üzere ikiye ayrılır. Ag'i T hücre reseptörleri (TCR) aracılığı ile tanırlar. Lenfositler fonksiyonları ve yüzey marker'larına göre CD4 ve CD8 olmak üzere ikiye ayrılırlar. Spesifik olarak sınırsız antijen tanıma kapasitesine sahiptirler.2 Doğal ve Edinsel immünite hücreleri Humoral immünite Doğal Kompleman Sitokinler Edinsel B hücreler Plazma hücresi Antikorlar Hücresel immünite Makrofajlar Nötrofiller Doğal katil hücreler Yardımcı T hücreleri Sitotoksik T hücreler Ig'ler ikişer adet ağır ve hafif zincirlerden meydana gelir. Sitokinler inflamasyonun ve immün yanıtın etkisini arttırırlar.

Bu ikinci sinyal T hücre yüzeyindeki CD28 ile APC'Ier üzerindeki CD80 veya CD86'lardır.. Majör sitokinler. dendritik hücreler. Class I MHC proteinleri HLA-A. asıl MHC/Ag kompleksine etki gösterir. Sitokinler Sitokinler spesifik hücre reseptörlerine bağlanır ve etkilerini böyle gösterirler. -DR.. IL-2'nin sekresyonunu indükler. CD28/ CD80CD86 yokluğunda T hücreler anerjik veya toleran olabilirler. Sitokinler interferonlar (IFN -alfa. ve .. Kemokinlerin bazı reseptörleri HlV'in monosit/makrofajların içine girmesine aracılık yaparlar. T hücreleri nadiren bunu yapabilir. IL-1.C'den oluşur.. Örneğin. kromozom üzerindeki majör histocompatibilite kompleksi genleri aracılığı ile olmaktadır. Bir koaktivasyon sinyaline daha ihtiyaç vardır. Sitokinlerin farklı etkileri vardır. onların kaynakları ve majör etkileri Tablo 6. B hücreleri eriyebilen antijenler ile reaksiyona girerken.3'te gösterilmiştir. tümör nekroze edici faktör (TNF-alfa ve beta). IL-2.Majör Histocompatibility Complex İmmün sistemin kendinden olanlar ile olmayanları tanıması 6. IL-4 ve IFN-gama B hücrelerinin class II ekspresyonunun indüksiyonunda birbirlerinin etkilerini arttırırlar. Kemotaksis ve lökosit migrasyonunu indükleyen sitokin grubuna kemokin'ler denir. -B. IL-8).. ayrıca IgE sekresyonunu indüklerler. MHC Class II taşıyan hücrelere antijen sunan hücreler (APC) denir. tüm çekirdekli hücreler ile trombositlerin yüzeyinde bulunur. İnterlökinler (IL-1. Class II MHC proteinleri ise HLA-D.. MHC Class I proteinleri ile CD4 hücreler. makrofajlar. 249 . MHC Class II proteinleri ile ise CD8 hücreler birleşebilir. beta ve gama). IL-4 ve IL-6 sitotoksik T lenfositlerin gelişimi için sinerjizm gösterirler. transforme edici büyüme faktörleri ve hematopoetik koloni stimülan faktörler (CSF) olmak üzere bir çok gruba ayrılırlar. -DP ve -DQ'dan oluşur. Langerhans hücreleri ve aktifleşmiş (ancak aktifleşmemişlerde yok) T hücrelerinde bulunur. TCR'nin MHC/Ag kompleksine bağlanması T hücre aktivasyonu için yeterli değildir. B hücreleri.

and IL-10 gibi bir çok sitokin salgılarlar. Farklılığı kolaylıkla algılayabilirler. böylece antijene karşı spesifik tepkime yaparlar. Bu antijenleri uzun süre hafızalarında saklarlar ve spesifik etki gösterirler. bu hücreler ThO hücrelere dönüşürler ve IFN-gama . sitokinlere yanıtları ve salgıladıkları sitokinlere göre iki majör kategoriye ayrılır. 250 . IL-4. fonksiyonel özelliklerini kazanması ve konak özelliklerini öğrenmesi timusta olur. IL-5. yani milyonlarca farklı antijeni tanıyabilirler. Burada pozitif ve negatif seleksiyondan geçirilirler ve bu ayrımdan eksiksiz geçen hücreler artık dolaşıma ve lenfoid dokulara çıkabilir. Hem hücresel hem de humoral immünitenin üç önemli özelliği vardır. Sitokinlere bağlı olarak ThO Th1 ve Th2'den birine dönüşür. IL-4 ve IL-10 ise Th2 gelişiminde önemli sitokinlerdir.helperjh) Yüzeylerinde CD4 taşıyan hücreler T yardımcı (Th) lenfositleri olarak tanınırlar. Th hücreler prekürsör hücreler halini alınca IL-2 salgılarlar. Bunlar fonksiyonları. Yardımcı T hücreleri (T. IL-2. Başlangıç stimülasyonunda. IFN-° and IL-12 Th1 gelişiminde. Tüm matür T hücreler yüzeylerinde CD4 veya CD8 reseptörleri taşırlar.T hücreleri ve sellüler immünite Sitotoksik T hücrelerinin olgunlaşması.

CD4TH1 TH1 yanıtının inhibisyonu NK hücreler. T hücreler ve sitotoksik lenfositlerin gelişimi B hücrelerin gelişimi. PMN : polimorfonükleer lökositler. stroma CD4 TH2 hücreler hücreler Makrofaj CD4T3 hücreler T hücreler ve B hücreler. TH2) T hücreler CD4 TH2 hücreler • IL-1 alfa IL-1 beta T hücreler. fibroblastlar Epitelyum hücreleri Endotel hücreleri IL-1 benzeri T hücreler T hücreler. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin.gama KAYNAK Lökositler. alerjik yanıtlar Akut faz ve inflamatuvar yanıtın stimülasyonu. T ve NK hücrelerin ve makrofajların immün supresyonu Oral toleransın gelişimi.İL: interlökin. eozinofil üretimi. yara iyileşmesi Kematoksis. B hücre gelişimi ve farklılaşması Pre-B hücreler. epitelyem hücreleri. normal T expressed and secreted. stromal hücreler CD4 T hücreler (TH0. aktivasyon alfa protein. MIP : makrofaj inflamatuvar protein. GM-CSF : granulositmakrofaj k mülan faktör. Ig sekresyonu. CD4 TH1 hücreler NK hücreleri Makrofaj. dokular. İnflamatuvar protein.3 Başlıca stokinler ve önemli fonksiyonları FAKTÖR • Interferon . Spesifik hücre tiplerinin gelişme ve farklılaşması T ve B hücrelerin gelişimi Farklılaşma B hücre gelişimi ve farklılaşması. RANTES : regulated on aktivaiton. GR-&) • Beta-kemokinler: C-C kemokinler (MCP)-). T hücreler Birçok hücreler Bazofiller oloni sti. keratinositler CD4 fTH0. Lenfotoksin. GM-CSF : granulosit-makrofaj koloni stimülan faktör. eozinofiller •IL-6 Makrofajlar.beta • Interferon . T ve B Fibroblastlar. inflamasyonun gelişimi TH1 yanıtını artırır ve TH2 yanıtını inhibe eder Inflamatuar ve akut faz yanıtını arttırır. tümör ölümü. İP : interferon-alfa protein. B hücreler PMN. NK hücreleri aktifleştirir Hücresi imnüniteyi geliştirir Makrofajların aktivasyonu. kemoattraktant protein. ateş. antitümör ve kaşeksikilo kaybı gibi fonks. MlPalfa. MSS • TNF-alfa (kaşektin) • TNF-beta • Koloni-stimülan faktörler (örn GM-CSF) • IL-2 •IL-3 • IL-4 • IL-5 T Hücreler. normal T expressed and secreted. IP-10. hepatositler •IL-7 • IL-10 Prekürsör hücreler ve stem cell B hücreler. aktivasyon • Alfa-kemokinler: C-X-C kemokinler-bir amino asit aracılığı ile iki sisteine ayrılır ayrılır (IL-8.alfa Interferon .Tablo 6. makrofajlar Kematoksis. ateş T hücrelerin aktivasyonu PMN. fibroblastlar HEDEF HÜCRE Virüsle infekte hücreler Tümör hücreleri Makrofajlar T hücreler FONKSİYON Antiviral aktiviteyi indükler. GRO-alfa. TNF : tümör nekroz faktör. PMN : polimorfonükleer lökositler.beta Aktivasyon IgA üretimi. İler. 251 .TH1) CD4 T hücreler. B. Bir çok hücre Nörtofiller. MCP : monosit kemoattraktant protein. RANTES : regulated on aktivaiton. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin. TNF : tümör nekroz faktör. tümörler PMN aktivasyonu Stem cell IL-1 benzeri. endotel hücreleri Kemik iliği. Ig üretimi TH2 yanıtını gelişimi B hücre gelişimi ve farklılaşması ve IgE üretimi. timosit. NK : Natural killer. GRObeta. İP : interferon-MCP : monosit MIP : makrofa NK : Naturai k T hücreler. İL: interlökin. CD4TH1 hücreler B hücreler • IL-12 • TGF. B hücreler NK hücreler Stem cell B ve T hücreler B hücreler.

252 .

Aktifleşmiş B lenfositler prolifere olur ve yüksek miktarlarda immünglobulin (antikor) salgılayabilecek plazma hücrelerine dönüşürler (Tablo 6.4). yardımcı T lenfositleri ve B lenfositlerinin koordineli çalışmasına bağlıdır. Antijen veya epitopları makrofajların yüzeyinde Class II majör histocompatibilite kompleksi (MHC) proteinleri aracılığı ile görülür.SPESİFİK İMMÜN YANIT Hücresel immün sistem Bir bakteri konağa girer ve bir makrofaj tarafından yakalanırsa parçalanır. ancak. Örneğin infuenza virüs respiratuvar sistemde bir hücreyi infekte ettiğinde viral zarf glikoproteinleri infekte hücrenin yüzeyinde class I MHC proteinler yardımıyla görülürler. Antijen-class II MHC kompleksine yardımcı T hücrelerin spesifik reseptörleri bağlanır ve bundan sonra IL-2 (T hücre büyüme faktör). Antikorların etkisi toksin ve virüslerin nötralizasyonu. bakteri polisakkaridleri gibi bazı antijenler T hücrelerin yardımı olmaksızın B hücreleri aktif hale geçirebilmektedir. Aktifleşmiş yardımcı T hücreleri. aktifleşmiş makrofajlara yardım ederler ve M. yüzeydeki Class II MHC proteinlerinde antijen görülür. bakterilerin öldürülmelerini kolaylaştırmak için opsonizasyon yapması ve komplemanı aktifleştirmek olarak özetlenebilir (Şekil 6. Böylece bu antijene spesifik yardımcı T hücrelerde aktivasyon ve klonal proliferasyon gelişir. Humoral İmmün Sistem Antikor sentezi. tuberculosiste karşı spesifik olan gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu meydana gelir. Sitotoksik T lenfositler hücresel immün sistemin spesifik uygulayıcıdırlar.6) 253 . Sitotoksik T lenfosit antijene spesifik reseptörleri aracılığıyla viral antijen-class I MHC protein kompleksine bağlanır. bu etkilerini virüs ile infekte hücrelere karşı meydana getirirler. Makrofajların parçalama işleminden sonra. Ayrıca T helper hücreler tarafından salgılanan IL-2 bu hücrelerin klonlaşmasını ve çoğalmasını sağlar. bu parçalara antijen denir. makrofajlar. sonuçta interlökinler salgılanır. bunların içinde en önemlileri interlökin-1 (makrofajlar tarafından salınır) ve interlökin-2 (lenfositler tarafından salınır) dir. Bu faktörler B hücrelerini antijene spesifik antikor üretebilecek şekilde aktif hale geçirir. IL-4 (B hücre büyüme faktörü) ve IL-5 (B hücre diferansiasyon faktörü) salgılanır. bunlara T hücrelerinden bağımsız antijenler denmektedir. Antijen-Class II MHC kompleksi yardımcı T lenfositlerinin yüzeyinde bulunan antijene spesifik reseptörler tarafından algılanır. Antikor oluşumu genellikle helper T hücrelere bağlıdır.

Bazı örnekler aşağıda verilmiştir. Canlı (atenüe) mikrop aşıları Antijenik niteliği bozulmadan. Kontakt dermatit Doku ve tümör rejeksiyonu Antikor yanıtının düzenlenmesi (yardım ve supresyon) AKTİF VE PASİF İMMÜNİTE Aktif immünite yabana antijen ile karşılaşma sonrasında indüklenen dirençtir. • Cansız (ölü) mikrop aşıları • Canlı (atenüe) mikrop aşıları • Mikrop ürünlerinden hazırlanan aşılar • Biyoteknolojik aşılar Cansız (ölü) mikrop aşıları Çeşitli yöntemlerle öldürülmüş bakteriler ile inaktive edilmiş virüs aşılarıdır. • İnaktive virüs aşıları : Çocuk felci (Salk tipi). mantar ve virüsler) Allerji. kızamık. Aşı hastalığı da denen bu infeksiyon bazı aşılarda açıkça görülebildiği halde (BCG aşısında). aseton. influenza (Grip) aşıları gibi. Sarı ateş . sessiz veya çok hafif seyirli bir infeksiyon oluşturarak doğal infeksiyona benzer nitelikte bir bağışıklık oluştururlar. toksin ve virüslerin nötralizasyonu Allerji.4 T ve B hücrelerinin ana fonksiyonları Antikora bağımlı immünite (B hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (opsonizasyon. Aşağıda cansız mikrop aşılarına birkaç örnek verilmiştir. canlı veya ölü mikroorganizmalar. Dört çeşit aşı vardır. kabakulak gibi) tek bir doz ile ömür boyu bağışıklık sağlayabilirler. örn. etken mikrobun belirli bir parçasından (örneğin HBs Ag partikülleri. fakat antijen yapısı bozulmamış toksoidler (anatoksin) aşı olarak kullanılır.Tablo 6. Mikropların belirli bir kısmından hazırlanan aşılar: Bazı infeksiyon hastalıklarında.3 0. 254 . Yüksek ateş Otoimmünite Hücresel immünite (T hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (özellikle tüberküloz. kızamıkçık. meningitidis'in hücre duvar polisakkariti gibi) hazırlanan aşıların daha iyi koruyucu etki yaptığı araştırmalarla gösterilmektedir. N. ultraviyole gibi etki veya maddelerle öldürülürler. Mikrop ürünlerinden hazirlanan aşılar Toksoid (Anatoksin) aşılar: Difteri ve tetanoz gibi bakteri toksinleriyle meydana gelen hastalıklardan korunmada kullanılan aşılardır. Bakteri toksini saf olarak elde edilir ve daha sonra ısı veya formol ile muamele edilerek (%0. örn. fenol. kabakulak. bazı aşılarda hafif bir hastalık (kızamıkçık aşısında). hastalandırıcılık özelliği (virülansı) ortadan kaldırılan veya virülansı yavaşlatılan mikroplardan hazırlanan bu aşılara canlı atenüe aşılar denir. bazılarında ise tamamen belirtisiz (çocuk felci aşısında) seyir göster. • Canlı (atenüe) bakteri aşıları: BCG Verem Aşısı • Canlı (atenüe) virüs aşıları: Sabin tipi çocuk felci aşısı. Canlı mikrop aşıları daha çok hücresel bağışık yanıt oluştururlar ve koruyuculuk süreleri de daha uzundur. kızamık. Bakteri veya virüslar laboratuvarlarda üretildikten sonra 1 cm3 sıvıda belirli sayıda mikrop olacak şekilde sulandırılarak ısı. onların antijenleri veya toksinleri ile aşılanmak şeklinde olabilir. formaldehit. Bu öldürülme veya inaktivasyon işleminde genellikle mikrop bütünlüğü ve antijenik yapı bozulmaz. Toksoid aşılar daha çok hümoral bağışık yanıt oluşturarak antikorlarla (= antitoksinlerle) koruma sağlarlar.4 oranında formol eklenerek 37°C'de 3-4 hafta bekletilir) zehir etkisi giderilmiş. Özellikle bazı atenüe virüs aşıları (örn. kuduz. Atenüe aşılar organizmaya çeşitli yollarla verilebilirler. Bu tip aşılar organizmada. Tüm bu şartlarda konak antikorlar aktifleşmiş yardımcı T ve sitotoksik T hücrelerinden oluşan bir immün yanıt oluşturur. Bu karşılaşma klinik veya subklinik infeksiyonu geçirmek. kızamıkçık.

biyoteknoloji ile patojen mikroplardaki virulans genleri yok edilerek "avirulan mutant" suşlar ile atenüe aşılar hazırlanabilmektedir. • Sentetik peptid aşıları: Bu teknikle. Örneğin. Örneğin V. pestis ile çalışan laboratuar personeline uygulanır. • Anti idiotip aşılar: Antikorlar aracılığı ile gerçekleştirilen yeni bir aşı tekniğidir. meningitidis dış membranı konjuge edilmiştir. Asplenikler Streptococcus pneumoniae: 23 farklı Pnömokok suşundan hazırlanmış kapsül aşısı Sınırlı kullanımı olanlar Neisseria meningitidis • A ve C kapsül polisakkaridi ile hazırlanır • B serotipi enfeksiyonların önemli bir kısmından sorumludur. moleküler biyoteknoloji kullanılmaktadır. Bakteri aşıları Çocukluk çağı aşıları DTaP • Tümüyle asellülerdir • B. böylece infantlara uygulanabilir. pertussis içeriği • Pertussis toksoidi • ± Flamentöz hemaglutinin • ± Pertactin (Adhesin) • Difteri toksoidi • Tetanoz toksoidi DTP DTaP ile aynıdır. ancak sialik asit yapılı kapsülü immunojen değildir • Salgınları sırasında antibiyotik profilaksisi de uygulanır • Askerlere rutinde kullanılır Salmonella typhi (ty21 a) • Endemik alanlara seyahat edenlere uygulanan attenue bakteri aşısıdır. HIB H.Biyoteknolojik aşılar Aşılamada bazı sorunların yaşandığı infeksiyon hastalıklarında. Sorudaki sıklardan polisakkarit izolasyonu ve purifikasyon yöntemi ile viral aşıları hazırlama tekniği yukarıda da anlatıldığı şekilde viral aşıları hazırlamada kullanılan yöntemler değildir. toksin yoktur. orada bol miktarda sentezlettirilirler. daha etkili ve yan etkileri daha az olan aşıların elde edilmesi için yeni. 255 .cholerae bakterisinde toksini kodlayan genin yok edilmesi gibi. influenzae b tipi kapsülüne difteri toksoidi ve N. kolera toksini. bağışıklıkta etkili olan proteinlerin. Örneğin Hepatit B virüsünün yüzey antijenini (HBsAg) kodlayan gen bir maya hücresine aktarılarak çokça elde edilir ve aşı olarak kullanılır (Rekombinant HBV aşısı). Bu tekniklerle hazırlanan aşılar: • Rekombinant DNA aşıları: Bu teknikle mikropların bağışıklıkta etkili olan proteinlerini kodlayan genleri ayırdedilir ve bu genler bir taşıyıcı hücreye aktarılarak. • Mutant aşılar: Canlı mikrop aşıları hazırlanırken uygulanan eski virulans azaltma yöntemleri yerine. aminoasit sıralaması belirlenir ve bu proteinler laboratuvarda sentetik olarak sentezlettirilirler. Yersinia pestis • İçinde F1 antijen bulunan ölü bakteri aşısıdır • Endemik alanlarda askerlere ve Y. ancak pertussis komponenti ölü bakteri içerir. streptokok M proteini aşıları gibi. Rekombinant DNA tekniğinin bir başka uygulaması. elde edilen "aşı geni"nin taşıyıcı bir virusa (örneğin herpes viruslara) rekombine edilmesidir.

bovis suşlarıdır • Pulmoner tüberkülozdan korumaz ancak yayılmayı önler. Gebelikte aşılar Tehlikesizce uygulanabilecek aşılar • İnfluenza • Pnömokok • Tetanoz • HBV • İPV (Salk) • Kuduz (HDCV) • Kolera • İmmünglobulinler (spesifik ve nonspesifik) 256 . Pasif immünite başka konakta hazırlanan antikorlara bağlı olarak gelişen dirençtir. botulizm gibi enfeksiyonlara karşı hazırlanan antitoksin çok kısa bir sürede bol miktarda toksini inhibe edebilir. Bu durumda antitüberkülo ilaçlar verilir. İlk doz gecikmiş ise iki doz arasındaki aralık1 aya kadar indirilebilir. • Kızamıkçık aşısından sonraki üç ay içinde gebe kalınmaması gerekir. Diğerleri için teratojenik etki gösterilememiştir. İlk doz ile ikinci doz arası uzun tutulmalıdır.5 Aktif ve pasif immünitenin özellikleri Mediatörler Aktif immünite Pasif immünite Antikor ve T hücreler Antikorlar Avantajları Uzun süreli (yıllar) Anında etki Dezavantajları Yavaş başlangıç Kısa süreli (aylar) Gebelik ve aşılar Gebelikte kural olarak canlı virüs aşılarının (kızamık. polio) teratojenik olabileceği düşüncesi ile yapılması önerilmemektedir. dezavantajı ise kısa yarı ömürleridir. özellikle primer yanıtın zayıf olmasıdır. İlk dozun gebeliğin erken döneminde yapılır. Difteri. Anneden geçen antikorlar bebeği 1-2 ay kadar hastalıktan korur. hepatit A ve hepatit B gibi virüslere karşı hazırlanan antikorlar inkübasyon periyodunda viral multiplikasyonunu önleyebilir. Passif immünizasyonunun başlıca avantajı uygun miktarda antikoru verebilmektir. tetanoz. İkinci doz en geç beklenen doğum tarihinden 2 hafta önce yapılmalıdır. BCG'nin. Kızamıkçık aşısının teratojenik etkili olması yüksek bir olasılıktır. Bunun yanında rabies. Aktif immünitenin başlıca avantajı uzun süreli kalıcı olmasıdır (Tablo 6. Ayrıca başka canlı türlerinde hazırlanan antikorların kullanımı ile hipersensitivite reaksiyonları meydana gelebilir.Bacillus anthracis • Purifiye proteinlerin supernatantından hazırlanır • Askerlere ve risk altındakiler uygulanır BCG • Attenue M. • İnaktive polio (Saik) aşısı her zaman yapılabilir. kabakulak. kızamıkçık. Tablo 6. Başlıca dezavantajı ise yavaş gelişmesi. Fakat pahalıdır. Pasif immünitenin diğer bir formu ise anneden çocuğa plasenta yoluyla geçen IgG ve enzirme yoluyla yenidoğana geçen IgA antikorlarıdır.5). zararlı etkisi gösterilmemişse de gebelikte yapılması tavsiye edilmez. Çok zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır Tetanoz aşısı gebelikte iki doz şeklinde yapılır. Boğmaca aşısının teratojenik ekisi yoktur fakat erken doğuma neden olur. Gebe kadınların çocuklarına aşı yapılmasının teratojenik etkisi gösterilememiştir. Zorunlu durumlarda (salgınınlarda bulaşma riski yüksek ise) annelere gebeliğin üçüncü ayından sonra oral polio aşısı (Sabin) yapılabilir.

Bu proteinler karaciğer tarafından sentezlenirler ve mikroorganizmalara ve doku yıkımına karşı bir nonspesifik yanıt oluştururlar. bu nedenle mikroorganizmaların tanısında diagnostik test olarak kullanılabilir. Bir antijen ile antikor arasındaki etkileşme çok spesifiktir.6) (Şekil 6. ardından daha sonra gelişecek olan aktif immüniteden uzun süreli olarak yararlanabilmektir. IL-6.7). TNF gibi bazı sitokinler tarafından indüklenir. Bazı akut faz proteinleri bakteri yüzeyine bağlanarak komplemanı aktifleştirir ve bakterinin ölümüne sebep olur (Tablo 6. Örnek olarak tetanoz. 257 . kuduz ve hepatit B'de uygulamalar verilebilir Akut faz yanıtı C-reaktif protein ve mannozbinding protein gibi değişik plazma proteinlerinin miktarının çok artmasıdır. Buradaki amaç kısa sürede pasif immüniteden faydalanmak.Ancak riskli durumlarda uygulanan aşılar • Difteri • Meningokok • Boğmaca • OPV • Kuduz (Semple) Kesinlikle uygulanmayan aşılar • Kızamık • Kızamıkçık • Kabakulak • Su çiçeği Pasif-aktif immünizasyon aynı anda uygulanabilmektedir. Karaciğerdeki sentez mikroorganizma ile karşılaşan makrofajlar tarafından salınan IL-1.

Bir molekülün immünojenliği aşağıdaki faktörlere bağlıdır. Haptenler immünojenik değildir. Haptenler univalandırlar ve multivalan antijenler gibi B hücreleri aktifleştirmezler. seruloplazmin. ancak bazen yüksek molekül ağırlıklı nükleikasitlerde hapten özelliği gösterebilirler.Tablo 6.6 Akut faz yanıtı Organ veya hücre tipi Hipotalamus Beyin Hipofiz Otonom sinir sistemi Karaciğer Etkisi Prostaglandin sentezi yoluyla ateş Somnolans. 4. haptenlerde olduğu gibi. amyloid A proteini. Karışık kimyasal yapı: iki veya üç farklı aminoasit içeren bazı heteropolimerler homopolimer aminoasitlerden daha fazla immunojeniktirler. Fakat çoğu zaman aynı amaçla kullanılmaktadırlar. 1. fibronektin. Oysa. Bazı aşılarda adjuvan olarak alguminyum hidroksit veya lipidler bulunurlar. Yabancılık: Normal şartlarda organizmalar kendilerine ait olan antijenleri tanırlar ve onlar immonojenik değildir. bunların da altında olan amino asitler ise immunojenik değildir. 2. proteinaz inhibitörleri. Böylece haptenler ne primer ne de sekonder yanıt oluşturmazlar ancak bir taşıyıcı proteine kovalent bağ ile bağlanırlarsa antijenik özellik kazanırlar. Bunun yerine kullanılan immünojen ise immün sistemde yanıt oluşturabilir moleküllerdir. 5. nonspesifik opsoninler. Hapten kendisi immünojenik olmayan ancak spesifik antikor yanıtı oluşturabilen bir moleküldür. çünkü helper T hücrelerini aktifleştirmezler. MHC proteinleri tarafından sadece polipeptidler sunulabilirler. 3. Proliferasyon kollajen sentezi Aktivasyon sitokin sekresyonu adhezyon Nötrofillerin. Antijenin dozu. Hapten gibi bazı küçük moleküller ise başka moleküllere bağlandıkları zaman immunojenik özellik gösterebilirler. endorfinlerin salınımı ACTH. Antijenlerin çoğu birçok determinanta sahiptir ve bunlara multivalan denir. Birçok ilaç ve dermatit etkeni olan bitki yağı katekol bir haptendir. Bunlar kimyasal yapı olarak immunojenden farklıdırlar ancak nonspesifik olarak immünreaktif hücreleri aktifleştirirler veya immunojenin yavaş yavaş ortama salınmasını sağlarlar. salınımı ve aktivasyonu artar Sitokin sekresyonu blastogenez spesifik antijene bağlı yanıt Antimikrobik defanstaki yeri Mikrobiyal replikasyonun inhibisyonu Kasların gevşemesi ve uyuma adaptif yanıt olabilir Adrenokortikoidler vücudun strese uyumunu sağlar inflamasyona kardiovasküler ve pulmoner adaptasyon infeksiyona generalize metabolik adaptasyon. Haptenler küçük moleküllerdir. yolu ve verilme zamanı: Adjuvanlar bir immunojenin immün yanıtını arttırırlar. LPSbinding protein. İmmünojenik olabilmek için önemli şartlardan birisi molekülün yabancı olmasıdır. Haptenlerin bu özelliği MHC proteinlerine bağlanamamalarından kaynaklanmaktadır. Genelde bir determinant düzenli 5 aminoasit veya şeker'den oluşur. haptenler polipeptid değildirler. Antijenik determinantları (epitoplar): Epitoplar antijenler üzerinde bulunan antikor ile reaksiyona girmeyi kolaylaştıran küçük kimyasal gruplardır. TSH salınımı Nörotransmitterlerin salınımı Albumin sentezi düşer Akut faz proteinleri (fibrinojen. inflamasyon aracılığı ile gelişen doku yıkımının azaltılması İskelet kasları Fibroblastlar Endotel hücreleri Kemik iliği Lenfositler immün sistem hücreleri tarafından protein sentezi için substrattır Yara iyileşmesi inflamasyon alanına lökositlerin akışına yardımcı olur Pyojenik infeksiyonlarda efektör hücrelerdir Antimikrobiyal immün yanıt ANTİJENLER Antijen antikor yanıtı oluşturabilen moleküllerdir. Molekül ağırlıkları 10000 altında olanlar zayıf immunojeniktirler. komplemanlar. üretimi. Molekül büyüklüğü: En etkili immunojenler yüksek molekül ağırlıklı (özellikle 100 000 üzerindekiler) proteinlerdir. 258 . bazı önemli farklılıkları vardır. haptoglobulin) yükselir Proteolizis böylece dolaşım sistemine serbest aminoasidler salınır. CRP.

Fetusta bazen IgM yanıtı gelişebilir. otoreaktif T hücre proliferasyonuna bağlıdır. myeloid ve lenfoid seri hücrelere farklılaşır. Kök hücreler eritroid. IL-5 ve IFN gama sentezi Hücresel immünite etkisi Timusta olgunlaşma Bursa veya onun eşdeğeri organlarda olgunlaşma T hücre Var Yok Var Var Yok Var Var Var Var Yok B hücre Var Var Yok Var Var Yok Yok Yok Yok Var 259 . Yenidoğanda antikorlar genellikle anneden plasenta yoluyla geçen IgG antikorlarıdır. Kolostrum özellikle IgA olmak üzere antikor bulundurur ve bu da çocukları değişik respiratuvar ve intestinal infeksiyonlardan korur. Double negatif ve double pozitif hücreler timusun korteksinde lokalize iken single pozitif hücreler medullasında bulunurlar. Bu düzenleyici T hücre sayısının azalmasına bağlı olarak. pneumoniae gibi bazı mikroorganizmalara karşı aşılama 18-24 aylık oluncaya kadar yapılmamalıdır. Bazı antijenlere karşı düşük IgG yanıtı. Bu genellikle konjenital infeksiyon lehinedir (örneğin Sy'de Treponema pallidum'a karşı). Double pozitif hücre eğer üzerinde MHC II proteinler varsa CD4 pozitif hücre halini alır. Maternal antikorlar ilk 3-6 aydan sonra çok azalır ve çocuklar infeksiyon açısından çok riskli bir grupturlar. eğer üzerinde MHC I proteinleri varsa CD8 hücre halini alır. Postnatal dönemde ise kök hücreler (stem celi) kemik iliği kaynaklıdır. T hücrelerinin B hücrelerine oranı yaklaşık olarak 3:1 dir. daha sonra CD4 veya CD8'in ikisinden birisi pozitif kalır. IgG ve IgA doğumdan kısa bir süre sonra yapılmaya başlar. Oysa çocukluk döneminde polisakkarid antijenlere karşı yanıt zayıftır S.7 T ve B hücrelerin farkları Bulgular Yüzeyde antijen reseptörleri Yüzeyde IgM Yüzeyde CD3 proteinleri Spesifik antijenlerle karşılaştığında klonal artış immunglobulin sentezi Antikor sentezinin düzenlenmesi IL-2. IL-4. Tablo 6. Embriyonik gelişme süresince kan hücreleri fetal karaciğer ve yolk sak'ta yapılır.YAŞ VE İMMÜN YANIT İmmünite yaşamın başında ve sonunda (yenidoğan ve yaşlılar) sınırlıdır. CD4 ve CD8 molekülleri yoktur. Başlangıçta CD4 ve CD8 negatif olan (double negatif) stem hücrelerde ilk olarak CD4 ve CD8 beraber pozitifleşir (double pozitif). zayıf T hücre ve zayıf gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu gözlenebilir. Stem hücrelerin antijen reseptörleri ve yüzeylerinde CD3. fakat timus içinde farklılaşırken bu glikoproteinler yüzeyde görülürler. Daha sonra bunlar timusu terk eder. T hücre prekürsörleri timus içinde farklılaşır. Yenidoğandaki immün yetersizliğin sebebi bilinmemektedir ancak T hücre fonksiyonlarının yetişkinlere göre çok düşük olduğu tesbit edilmiştir. Yaşlılarda immünite genellikle düşüktür. Daha sonraki gelişme ise lenfositlerin T ve B hücreler olarak farklılaşmasıdır (Tablo 6.7). Otoimmün hastalık sıklığı yaşlılarda artmıştır. İmmün yanıtı meydana getiren hücreler İmmün hücrelerin orijini İmmünolojik yanıt başlıca lenfoid hücreler ile meydana gelir. Bazı protein antijenlere karşıda yanıt iyidir böylece poliovirus immunizasyonu 2 aylıkken başlayabilir.

B hücrelerin klonal delesyon alanları timusta değildir. bilinmeyen bir yerde gerçekleşir. p150. Mac-1 (CR3).95 ve adp2 yüzey moleküllerini meydana getirir. İkinci aile olan beta1 integrinler ise beta zinciri olarak CD29'u kullanırlar. tipik olarak CD44. Selektinler (CD62.Timus içinde. CD3. zinciri bulunurken. MHC Class I ve MHC Class II bunları içerir İntegrin familyası alfa ve beta zincirli moleküllerin heterodimerik yapılarını içerir. L ve P) lökositler üzerinde bulunur ve endotel hücreleri ile trombositleri (E ve P) aktifleştirirler. CD11b.CD4. Lenfositler yüzeylerinde farklı familyalardan yüzey reseptörleri taşırlar. CD8. CD2. timus eğitimi denilen bu süreç sonrasında her double pozitif T hücre farklı spefisik bir antijen reseptörü sentezler. Bu kombinasyonlar lenfosit fonksiyon antijenleri olan LFA-1. ve ekstrasellüler matrik yapıların bağlanması için (tipik olarak hyaluronik asit) alanlar içerir. asla timusa gitmezler. chondrotin sülfat için). B hücre prekürsörleri kemik iliğinde farklılaşırlar. Bunların bir kısmı diğer lökositler üzerinde de bulunabilir. birçok glikosaminoglikan (GAG) bağlayan (örneğin. Bunların her birinde aynı . Majör familyalar • İmmunglobulin superfamilyası • İntegrin familyası • Selectinler • Proteoglikanlar İmmunglobulin superfamilyası adından da anlaşılacağı gibi yapısal olarak immunglobulinlere benzer. Membran glikoproteinleridir (CD43) Proteoglikanlar. CD28. her biri kendine has zinciri içerirler. E. T hücreler bu şekilde milyonlarca antijene karşı farklılaşırlar. Bunların dışında diğer diğer familyalar • Tumor nekroz faktör (TNF) ve nerve grovth factor (NGF) reseptör ailesi 260 . CD11c veya ad ile birlikte p zinciri olarak CD18'İ kullanırlar. P2-integrinler CD11a.

Olgunlaşmak amacıyla timusa gitmezler ve antijen reseptörleri taşımazlar. timusa gitmezler.• C tip lektin superailesi • Yedi transmembran segmentli reseptörlerin ailesi (tm7) • Tetraspaninler. Makrofajlar fagositoz ve antijen tanıma fonksiyona sahiptir. (örneğin. Makrofajlar. Virüs ile infekte veya tümör hücrelerini MHC class I veya class II proteinleri ile sunulmaksızın tanır ve öldürürler. B hücreler ve NK hücrelerden farklı olarak miyeloid prekürsörden farklılaşır. Yüzeylerinde CD16 ve CD56 reseptörlerini taşırlar (Şekil 6. dört membran spanning segmentli (tm4) superailedir. lenfoid seriden oluşan T hücreler. antijen reseptörleri taşımazlar ve CD4 veya CD8 proteinleri bulunmaz. 261 . Antikora bağımlı hücresel sitotoksisiteden sorumludur. CD20) Doğal katil (NK) hücreler büyük granüllü lenfositlerdir (LGL).9). Yüzeylerinde yardımcı T hücrelere antijen sunma rolünü üstlenen MHC class II proteinleri bulundurur.

timosinler ve timopoietinler gibi timus hormonlarının etkisiyle T hücre progenitorlerinden farklılaşırlar. gama interferon ise intrasellüler organizmalara karşı gelişen gecikmiş tip hipersensitivite'den sorumlu makrofajları aktifleştirir. IL-2 CD4 ve CD8 hücrelerini aktifleştirir. ancak her ikisi birden bulunmaz. Th-1 hücreler IL-2 ve gama interferonun yardımıyla gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonundan (Şekil 6. Bu fonksiyonlar CD4 hücrelerin 2 ayrı gruba ayrılması ile meydana gelir. Bunlar B hücrelerinin antikor üreten plazma hücreleri haline gelmelerine. özellikle timus medullasında.8). 262 . Tüm T hücreler CD3 reseptörlerini yüzeylerinde taşırlar (T hücre reseptörü). Th-2 hücreler ise IL-4 ve IL-5 yardımıyla B hücre aktivasyonundan sorumludurlar (Şekil 6. T hücreler üzerlerinde bulunan yüzey proteinlere göre iki ana kategoriye ayrılırlar. CD4 ve CD8 gibi glikoproteinler bulundururlar. Bu hücreler CD3. Th-1 ve Th-2 hücreler arasında ayarlamayı yapan önemli bir mediatör makrofajlar tarafından salgılanan IL-12'dir. CD4 ve CD8 T hücreler : Timus içinde muhtemelen dış kortikal epitel hücrelerinde.T hücreler T hücreler başlıca regülatör ve efektör olarak adlandırılan iki ana yapı üzerinde birçok önemli fonksiyona sahiptirler. Örneğin yardımcı T hücreleri tarafından yapılan IL-4 ve IL-5 B hücrelerinden antikor üretimine yardımcı olurlar. Diğer önemli regülatör ise Th-2 üretimini inhibe eden gama interferondur. Efektör fonksiyonunu ise başlıca tümör hücreleri. Regülatör fonksiyonu interlökinler aracılığı ile yardımcı (CD4) T hücreleri tarafından gerçekleştirilir.12).11). CD4 T hücreler periferik hücrelerin yaklaşık olarak %65'ini oluştururlar. Matür T hücreler CD4 veya CD8 yüzey reseptörlerinden birini bulundururlar. IL12 Th-1 hücreleri arttırır (Tablo 6. CD4 lenfositler helper fonksiyonunu görürler. allografleri ve virüs ile infekte hücreleri öldüren sitotoksik (CD8 pozitif) hücreler gerçekleştirir. tonsillerde ve kanda bulunurlar. CD8 T hücrelerin aktif sitotoksik T hücreler haline gelmelerine ve makrofajların gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonları göstermelerine yardımcı olurlar.

TCR ile antijen birleşmesi sırasında CD4 protein MHC Class II proteini ile birleşir. Örneğin. tümör hücreleri ve allograft hücrelerin öldürülmesinden sorumludur. Öldürme işlemini iki yöntemle yaparlar. 263 . Aktivasyon olaylarında birinci adım antijen için spesifik olan T hücre reseptörünün (TCR) antijen ile birleşmesidir. Bunlardan birincisi hücreden salınan perforinlerin hedef hücrenin membranında delik açması iledir veya apoptozis denilen programlanmış konak hücre ölümüdür. hem CD4 hem de CD8 hücrelerin yüzeylerinde bulunan LFA-1 proteinleri APC hücreleri yüzeylerindeki ICAM-1 proteini ile birleşir.CD8 T hücreler sitotoksik fonksiyondan sorumludur ve özellikle virüs ile infekte hücreler. Bu kompleks yapı makrofajların yüzeyine çıkar ve CD4 pozitif helper hücrelerin reseptörlerine sunulur. ancak B hücreler. Makrofajların sitoplazmasında yabancı protein küçük peptidlere ayrılır ve MHC class II proteinler ile birleşir. Bu yapı da CD8 pozitif sitotoksik hücrelerin reseptörleri tarafından algılanır (Şekil 6. T hücrelerin aktivasyonu (Şekil 30): Helper T hücrelerin aktivasyonu makrofajlar gibi antijen sunan hücrelerin (APC) yüzeylerindeki kompleks yapıyı (Antijen + Class II MHC protein) tanımalarına bağlıdır. Bu birleşmeye başka proteinlerin birleşmesi de eklenebilir. ancak farklı olarak class I proteinler kompleks oluştururlar. Virüs ile infekte hücrelerde de aynı olaylar meydana gelir.12). dalaktaki dendritik hücreler ve derideki Langerhans hücreleri de yüzeylerindeki Class II proteinler vasıtasıyla APC özelliği gösterirler. Makrofajlar en önemli APC hücrelerdir. Makrofajlar tarafından salgılanan IL-1 etkili yardımcı T hücre aktivasyonu için gereklidir.

264 .

effektör ve memory fonksiyonlarının işleve geçirilmesini sağlar. Bunlardan biri APC üzerindeki B7 proteini ile helper T hücrelerin yüzeyindeki CD28 proteininin birleşmesidir. Bu olaya MHC restriction denilir. T hücreler sadece polipeptid antijenleri tanırlar. Eğer bu birleşme gerçekleşir ise helper T hücrelerden IL-2 salgılanır ve bu hücrelerin regulatuar.Tablo 6. Bunlarında MHC proteinleri tarafından sunulmuş olması gerekir. IL-6 ve IL-10 üretimi Hücresel immünite ve gecikmiş tip hipersensitiviteden sorumluluk Başlıca antikor üretiminden sorumlu IL-12 ile stimülasyon IL-4 ile stimülasyon Th-1 hücre Var Yok Var Yok Var Yok Th-2 hücre Yok Var Yok Var Yok Var Helper T hücrelerin tam olarak aktifleşebilmesi için bir kostimülatöre ihtiyaç vardır. 265 . Anerji epitoplar için spesifiktir. IL-5. bir epitopa karşı gelişen anerji diğerlerini etkilemez. Eğer T hücre reseptörleri antijen ile birleşirse (epitop) kostimülatörler meydana gelmez ve anerji denilen cevapsızlık durumu meydana gelir.8 T helper hücrelerin özellikleri Fonksiyon IL-2 ve gama interferon üretimi IL-4.

B hücreler plazma hücrelerine dönüşür ve immunglobulin salgılarlar. Bunlar antijenler için spesifik birer reseptördürler. çünkü virüs hücre içinde replike olmadığı için viral epitoplar class I MHC proteinleri tarafından sunulmaz. Makrofajlar ve CD4 hücreler rol oynarlar. Bazı retrovirüsler ile CMV ve EBV'nin de süperantijen özelliği gösterdiği bulunmuştur. örneğin. Bunun sonucunda T hücrelerinden IL-2 ve makrofajlardan IL-1 salgılanır (Şekil 6. B hücreler. T hücrelerinin fonksiyonları Gecikmiş tip hipersensitivite: Bu reaksiyon hücre içi yaşayan bazı bakteri ve mantarlara karşı gelişir. Antijenler T hücrelerde olduğu gibi B hücrelerde class II MHC proteinleri yoluyla sunulmazlar.Şöyle bir genelleme yapacak olursak. Antijenler için T hücre reseptörü CD3 proteinleridir. MHC class II proteinleri ise fagosite edilmiş ekstrasellüler mikroorganizmaları. Bunun önemli bir istisnası ölü viral aşılardır. Bu interlökinler toksinler tarafından oluşturulan Stafilokok infeksiyonlarının temelini oluşturur. Normal şartlarda bir antijen ile bir T helper aktifleştirirken. bazıları da IgD tipinde. B hücreleri peptidler. bakteri proteinleri sunarlar. Örneğin toksik şok sendromu toksini antijen sunumu olmaksızın direk olarak APC'Ierin class II MHC proteinleri ile T helperlerin TCR'lerini nonspesifik olarak birbirine bağlar. yüzey immunglobulinleri (IgM ve IgD) ile antijenlerle direkt ilişkiye girerler. nükleik asidler ve penisilin gibi antijenleri tanıyabilecek farklı birçok yüzey reseptörlerine sahiptirler.16). Sitotoksisite: Sitotoksik yanıt virüs ile infekte olmuş hücreler. Süperantijen Stafilokok ve Streptokokların antijenleri gibi bazı proteinler süperantijen özelliği gösterir. örneğin. viral proteinler. Bir antijen B lenfositler ile ilişkiye girince. T hücrelerin sadece peptid tanıyan antijen reseptörlerinden farklı olarak. Antikorlar B lenfositler yüzeylerinde IgM tipinde. Bunlar CD8 pozitif sitotoksik T hücreleri aktive etmezler. immunglobulinler taşırlar. 266 . tümör hücreleri ile graft rejeksiyonunda meydana gelir. B hücreler immunglobulinlerin Fc kısmı için ve bazı kompleman komponentleri için de yüzey reseptörleridir. polisakkaridler. süperantijenler birden çok T helper'ı aktifleştirir. B hücrelerinde antijen bulunduğu zaman helper T hücreleri ile yüzeylerinde bulunan class II MHC proteinleri ile ilişki kurarlar. Gama interferon. Böylece yoğun sitokin salgılanması olur ve hastanın kliniği ağırlaşır. Makrofaj activating faktör (MAF) ve Makrofaj migrasyon inhibitör faktör (MİF)' in bu oluşumda rolleri olduğu bilinmektedir. class I MHC proteinleri endojen kaynaklı antijenleri.

17). Papain gibi pretolitik enzimler ile muamele edilirse antikor menteşe bölgesinden (hinge region) parçalanır. 267 . sabit alan ise biyolojik aktivitelerden sorumludur. Ağır zincir her bir immunglobulinde gamma (γ). karboksi terminal ucu ise Fc bölgesidir. delta (δ). İmmunglobulinler (Şekil 6. L ve H zincirleri değişebilir (variabl) ve sabit (constant) bölümlerden oluşur. alfa (α). epsilon (ε) olmak üzere farklı yapıdadır. Hafif zincirler Kappa (K) ve lambda (λ) olarak iki tipte bulunmasına rağmen her bir immungulobulin bunlardan sadece birini bulundurur. İlişkiye girilen B hücreler plazma hücrelerine döner ve spesifik antikorları salgılarlar. H zincirin amino terminal ucu antijen bağlar. Değişebilir alan antikor yakalama. Bütün immunglobulin molekülleri hafif ve ağır polipeptid zincirlerinden oluşur. iki antijen bağlama alanı olması nedeniyle divalent olarak isimlendirilir.Antikor oluşmasının birinci basamağı antijenin makrofajlar tarafından fagosite edilmesi ve bunların T hücrelerine sunulmasıdır.18) IgG: iki H iki L zinciri vardır (H2L2). Basit bir antikor molekülü γ şeklindedir ve birbirlerine disülfid bağları ile bağlı iki H iki L tipi zincir taşır (Şekil 6. Antikor yapısı ve fonksiyonu Plazma proteinlerinin yaklaşık olarak %20 kadarını antikorlar oluşturur. Aktifleşmiş T hücreler B hücreleri ile ilişkiye girer. mu ((µ).

kapsüllü bakterilere etkili Yarılanma: 7 gün (diğerleri: 20-21) En güçlü kompleman uyarıcı (IgM) Protein A ile bağlanmaz Komplemana bağlanmaz IgG sekonder yanıtın antikorudur. Tablo 6.lgG1 lgG4 olmak üzere 4 alt sınıfı vardır. plasentayı geçebilen tek antikordur ve böylece yenidoğanda tespit edilebilen en önemli antikordur.0000 5 268 .10 İmmünglobulınlerın özellikleri IgM Ağır zincir Moleküler ağırlık Erişkinde serum seviyesi mg/ml Fonksiyon Nötralizasyon Opsonizasyon NK hücresine duyarlık Mast hücresine duyarlık Kompleman sisteminin aktivasyonu Özellikleri Epiteli geçebilme Plasentaya geçebilme Ekstravasküler alana difüzyon + +/+++ +++ + +++ ++ +++ +/+++ +++ (dimer) ++ (mono mer) + + +++ ++ +++ ++ + +++ ++ + +++ ++ ++ ++ + ++ + + ++ + +++ µ 970 1.5 IgA1 α1 160 2. Tablo 6.9 Ig G alt grupları Ig G2 lgG3 lgG3 Ig G3 Ig G4 Plasentadan en az geçen.5 IgD δ 184 0.03 IgG1 γ 146 9 lgG2 γ2 146 3 lgG3 γ3 165 1 IgG4 γ4 146 0.5 IgE ε 188 0. lgG1 total IgG'lerin %65'idir.0 lgA2 α2 160 0. kapsüllü bakterilere karşı defansta önemli yeri vardır. lgG2 polisakkarid antijenlere karşı direk etki gösterir.

Bakteri ve virüslerden mukozaları korur.19). 269 .IgM: Erken immun yanıtın antikorudur. IgA dimer molekülleri sekretuvar komponent denilen antikorun mukoza epitel hücrelerine geçişini kolaylaştıran protein taşırlar. Serumda eser miktarda bulunur. Bu bağlanma ile antijen antikor kompleksinin tetiklediği anafilaktik reaksiyonları meydana getirir. Birbirlerine J zinciri ile bağlı iki adet H2L2'den oluşmuştur. Serumda bulunan IgM birbirine J zinciri ile bağlı 5 H2L2 ünitesinden oluşmuştur. tükrük. IgD: Bazı B lenfositlerin yüzeyinde antijen reseptörü olarak görev yapar. IgA serumda monomerik yapıdadır. Monomerik IgM B hücrelerinin yüzeyinde bulunur (Şekil 6. kompleman bağlama ve antijen antikor reaksiyonlarının en etkili immunglobulinidir. IgE: Fc kısmı mast hücreleri ve bazofillerin yüzeyindeki reseptörlere bağlanır. Serum IgE tipik olarak helmint infeksiyonlarında yükselir. intestinal ve genital sekresyonlarda bulunan immunglobulindir. Fetus'da ancak infeksiyon var ise bulunur. Aglutinasyon. gözyaşı ile respiratuvar. Pentamer yapının total 10 tane antijen bağlama alanı vardır. IgA: Süt.

Sekonder yanıt: Primer yanıttan aylar veya yıllar sonra aynı antijen ile karşılaşıldığında antikor yanıtının daha hızlı ve daha yüksek olduğu görülür. MHC insanlarda 6. HLA-B ve HLA-C genleri tarafından kodlanır. Yanıtın şiddeti primer yanıttan sonra meydana gelen memory hücrelerinin miktarına ve duyarlılığına bağlıdır. HLA (Human lökosit antijen) olarak da bilinen MHC genlerinin en önemlileri class I ve class II MHC proteinlerini kodlar.21).Antikora Bağlı Hümoral İmmünite Primer yanıt: Bir kişi antijen ile ilk karşılaştığında antijenin veriliş yoluna. Class I proteinleri HLA-A. IgA ve diğerleri izler. Serum antikor konsantrasyonu birkaç hafta devam eder ve sonra düşer. Majör histocompatibilite kompleksi (MHc) MHC moleküller protein antijenlere bağlanır ve bunları T hücrelere sunarlar. (Şekil 6. 270 . Class I molekülleri tüm çekirdekli hücrelerde bulunur (Şekil 6. IgG'de ise belirli bir yükseklik vardır. kromozom üzerinde lokalizedir. T hücre reseptörleri antikorlardan farklıdır.20). Antikorlar antijen ile doğrudan ilişkiye girebilir ancak T hücre reseptörleri antijen sunan hücrelerin MHC molekülleri tarafından sunulan antijenlere afinite gösterir. IgM çok az yükselir. dozuna ve tipine bağlı olarak günler veya haftalar içinde antikor gelişir. Antikor yanıtı IgM olarak başlar bunu IgG.

23). Aktivasyon başlıca iki yolla olur (Şekil 6. Çünkü bir çok fagositer hücrenin yüzeyinde C3b reseptörleri bulunur. DQ ve DR bölgeleri vardır. C4a ve C5a mast hücrelerinin degranülasyonunu sağlarlar. Kompleman proteinleri karaciğer ve fagositer hücreler tarafından üretilir. Sitoliz: C5b6789 kompleksinin hücre yüzeyine oturması ile bakteri. Diğer hücrelerde ortaya çıkması interferon tarafından indüklenebilir.22). Kemotaksis: C5a nötrofillerin hareketlerini stimüle eder. 5. 3. 2. antijen-antikor kompleksleri ve diğer partiküller C3b'nin varlığında daha iyi fagosite edilebilirler. 1. 56C'de inaktive edilebilir (bu ısıda immunglobulinler inaktive edilemez) Kompleman komponentlerinin birçoğu proenzimlerdir. eritrosit ve tümör hücreleri gibi hücrelerin lizisi meydana gelir. Majör biyolojik etkileri (Şekil 16. Isıya duyarlıdır. Mediatörlerin salınımı ile vasküler permeabilite artar ve düz kaslarda kasılma meydana gelir. İmmünglobulin sentezinde artış: C3b komponenti immünglobulin sentezinde artış sağlar. B hücreler ve diğer antijen sunan hücrelerde bulunur. Aktivasyon antijen-antikor komplekslerine veya bazı nonimmunolojik moleküllere bağlıdır. 271 . Opsonizasyon: Hücreler. MHC genleri polimorfizm gösterir. Kompleman sistemi Serum ve membran yüzeylerindeki birtakım proteinlerdir. Bu proteinler makrofajlar. Kişiler kendi genlerini anne babalarından alırlar. Bu bölgeninde DP. Böylece toplumda birbirinden çok farklı MHC genleri bulunur. Anafilotoksinler: C3a. 4.Class II proteinleri ise HLA-D alanında kodlanır.

272 .

Deri ve dokularda meydana gelen ana reaksiyon budur ve T hücreler rol oynar. bunun sonucunda nekroz olur. Akut allograft reaksiyonda yabana dokunun vaskülarizasyonu başlangıçta normaldir ancak 11-14 günler arasında dolaşım bozulur ve mononükleer infiltrasyon gelişir. C2 eksikliğinde ciddi piyojenik bakteri enfeksiyonları. İsograft (syngeneic graft) transfer genetik olarak birbirine yakın (örneğin ikizler) arasındaki doku alışverişidir. Heterograft (xenograft) farklı canlılar arasındaki transferdir. lgG4 bu yolu kullanmaz. Antijen-antikor kompleksi C1s'i aktifleştirir. C3b ise C4b2b ile birleşerek C5 konvertazı meydana getirir. Allograft red: immünsupressif ilaçlar alınmadıkça meydana gelecek red olaylarına allograft reaksiyon denir. Kemik iliği transplantasyonunda antikorlarda bu oluşuma yardımcı olurlar. C3a bir anafilotoksindir. İmmünsupresyon yapıcı ilaçlar verilmez ise genellikle alıcılarda red reaksiyonları görülür. alternatif C5 konvertaz oluşturur ve bunlarla gelişen C5b membrana atak kompleksi oluşturur. Bunun etkisi ile C5'den C5a ve C5b meydana gelir. MAC eksikliğinde Neisseria enfeksiyonları. insanlar arasında). Antikorların Fc kısımlarına bağlanan C1. Buna daha sonra C8 bağlanır. C3. Alternatif C3 konvertaz daha çok C3b meydana getirir. Homograft (allograft) aynı türden olan ancak genetik olarak farklı organizmalar arasındaki transferdir (örneğin. hemen daima red edilir. Daha sonra C3 konvertas'dan C3a ve C3b meydana gelir. bu da C4 ile C2'den C4b2b'yi meydana getirir. Buna pirimer reaksiyon denir. Bunlarla meydana gelen C3bBbC3b. Bunlardan IgG ve IgM'nin Fc kısmına C1q bağlanır. Transplantasyon Daima tercih edilen otograft (kişinin kendi dokusu) transplantasyondur. parazitler gibi) farklı bir alternatif yoldan komplemanı aktifleştirebilir. C5b ise C6 ve C/ye bağlanır.Klasik yol: Sadece IgM ve IgG aktifleştirebilir. Alternatif yol: Bir çok madde (endotoksin. oluşan komplekse Cg'da bağlanarık membrana atak kompleksi oluşur. C1r ve C1s olmak üzere üç proteinden oluşur. D ve proper-din aracılığı ile C3bBb'ye ayrılır. IgG'lerin IgG 1. 273 . C1q. Alternatif yolda properdin yetersizliğinde meningokok İnfeksiyonları sık görülür. 2 ve 3 alt sınıfları aktifleştirebilirken. Kompleman yetersizliğinin klinik tabloları Komplemanların genetik eksikliği birçok infeksiyon hastalığına zemin hazırlar. C3 konvertaz görevindeki faktör B. C5a bir anafilotoksin ve bir kemotaktik faktördür.

daha önceden duyarlı hale gelmiş T hücreler aracılığı ile doku reddi 5-6 günde gelişir. Hiperakut doku reddi. Aynı kişiye ikinci bir allograft uygulanırsa. İmmün yetersizlik kongenital. fagositer sistem ve kompleman sistemi olarak dört önemli bölümden oluşur.Tablo 6. embriyolojik anormallik veya enzim defekti sonucunda ya da bilinmeyen nedenlere bağlı olarak gelişebilir (Tablo 6. İmmün yetersizliğinin mekanizması İmmün sistem B hücreleri. Buna hızlanmış (accelerated) reaksiyon denir. Minör MHC benzemezlik nedeniyle aylar. yıllar sonra gelişebilir. T hücreleri. Her bölüm birbiriyle ilişkili veya bağımsız olarak yetmezliğe girebilir.11 Kompleman komponentlerının eksiklikleri Komponent Klasik yol Clq. Yeni doku daha önceden gelişmiş antikorlar nedeniyle çok kısa sürede red edilir (örneğin anti ABO antikorlar) 2. Clr veya Cls C4 C2* Enfeksiyonlar Piyojenik Piyojenik Asemptomatik Bazen piyojenik Alternatif yol C3 Piyojenik (stafilokok) Membran atak komplakesi C5 C6 C7 C8 C9 Neisseria Neisseria Neisseria Neisseria Asemptomatik Kontrol proteinleri Cl inhibitör 1 proteini H proteini Bozulma hızlandırıcı faktör * En sık görülen kompleman eksikliği Anjiyoödem Piyojenik Hemolitik üremik sendrom Paroksismal noktümal hemogiübinüri Bunun dışında iki ayrı tip gref reddi gelişebilir: 1. edinsel. Kronik doku reddi.12) 274 .

275 . TSH reseptörleri insülin reseptörleri Calsiyum kanal reseptörleri DsDNA. IV ise hücresel tiptedir. immün yanıtın abartılması veya uygun olmayan reaksiyonların meydana gelmesi ile konağa zarar vermesidir. intrinsic faktör ve parietal hücreler Thyroglobulin İslet hücreleri Adrenal korteks Glomerüler bazal membran Küçük ve orta boy arterler Myelin proteini Myelin proteinlerinin reaksiyonu Hipersensitivite (Aşırı duyarlılık) Hipersensitivite veya allerji. Normal proteinlerde değişme 3. Bu gelişimin en önemli adımı kendi dokularına karşı duyarlılık kazanmış CD4 T lenfositlerin ortaya çıkmasıdır.12 Immünyetmezliğin nedenleri Genetik Otozomal resessif Otozomal dominant X'e bağlı Biyokimyasal ve metabolik yetmezlik Adenozin deaminaz yetmezliği Otoimmün hastalıklar Bazen yetişkinlerde kendi antijenlerine immün reaksiyon gelişir ve otoimmün hastalıklar ile sonuçlanabilir. Böyle reaksiyonlar genellikle antijen ile ikinci defa karşılaşmada meydana gelir. 1.Tablo 6. II ve III antikora bağımlı. Başlıca 4 tip aşırı duyarlılık reaksiyonu vardır. Sekestre antijenlerin salimimi Tablo 6.13 Önemli otoimmün hastalıklar İmmün yanıtın tipi Reseptörlere karşı gelişen antikorlar Otoimmün hastalık Myasthenia gravis Graves hastalığı insüline dirençli diabet Lambert-Eaton myasthenia Diğer hücre komponentlerine karşı gelişen antikorlar Sistemik Lupus Erythematosus Romatoid artrit Romatizmal ateş Hemolitik anemi İdiopatik trombositopenik purpura Goodpasture's sendromu Pernisiyöz anemi Hashimoto tiroiditi insüline bağımlı DM Addison hastalığı Akut glomerulonefrit Periarteritis nodosa Guillain-Barre sendromu Hücresel immünite (T hücreler ve makrofajlar) Allerjik ensefalomyelit Hedef Asetilkolin resep. Otoimmün hastalıkların çoğu antikora bağımlı olanlarıdır. Moleküler benzerlik 2.13) Otoimmün hastalıkların gelişiminde üç ana mekanizma rol oynamaktadır. histonlar Eklemlerde IgG Kalp ve eklem dokuları Eritrosit membranları Trombosit membranlan Böbrek ve akciğer bazam membran. Th1 ve Th2 hücreler hücresel veya antikora bağlı otoimmün reaksiyonları ortaya çıkarabilir. Bunlardan I. (Tablo 6.

eozinofil ve nötrofil kematoktik faktör. 5 ve GM-CSF salgılanır (Şekil 6.26. platelet aktivating faktör. 276 . Bu reaksiyonu spesifik IgE ile bağlanan antijen oluşturur. IgE antikorunun Fc kısmı mast hücrelerine bağlanır.Tip I hipersensitivite (Anafilaktik tip) Anafilaksi düz kasların kasılması ve kapillerlerin dilatasyonudur. 4. ayrıca IL-3. lökotrienler. Bunun sonucunda histamin.

Allerjenlerin inhale edilmesi sonucunda oluşan allerjik hastalıklarda yüksek ateş ve astım krizleri görülür. 277 . Tedavide en iyi yöntem mümkünse allerjenden uzak durmaktır. Ayrıca birçok yiyecek de allerji yaparak tip I aşırı duyarlılığa sebep olabilir. Ayrıca desentizasyon da uygulanabilir.

Transfüzyon reaksiyonları. Tip III. Maksimal 3-8 saat içinde deride pilomorfonükleer infiltrasyon. ödem ve eritem görülmesi arthus reaksiyonu adıyla anılır.Tip II hipersensitivite: Antikora bağımlı. 278 . yenidoğanın Rh uygunsuzluğuna bağlı hemolitik hastalık. eritrosit ve trombositlerin ilaca bağlı olarak gelişen hipersensitiviteleri önemli örneklerdir. İmmün komplekslere bağlı hipersensitivite Antijen-antikor kompleksleri aracılığı ile meydana gelir. Yüksek miktarlarda yabancı proteinlerin injekte edildiği durumlarda serum hastalığı meydana gelir. pulmoner aspergilloz gibi durumlarda inhale edilen antijen yüksek oranlarda antikor meydana getirir. Çiftçi akciğeri. Hücreler ya fagositerler tarafından (IgG + C3B) ya da komplemanın MAC etkisi ile lizise uğratılır. antikora bağlı graft reddi. ya da trombosit aggregasyonu yoluyla mikrotrombüsleri ve vazoaktif aminlerin salınımını indüklerler. İmmünkompleksler ya kompleman aktivasyonu yoluyla polimorfonükleer lökositlerin dokuları parçalar. kan elemanlarına ve böbrek glomerul bazal membranına karşı gelişen otoimmün reaksiyonlar. sitotoksik hipersensitivite Doku yüzeylerindeki antijenlere antikorların bağlanması ile hücre ölümü meydana gelir.

279 .

En iyi örneği tüberkülin testidir. kaşıntı. Sistemik mantar infeksiyonlarında deri testleri enfeksiyon etkeninin tanınmasında yardımcıdır. formaldehid gibi bazı kimyasallar. Lepra'da pozitif lepromin testi tüberküloid lepra lehinedir. antijen ile T hücrelerinin primer etkileşmesi sonucunda meydana gelir. Aynı madde ile tekrar karşılaşınca duyarlı kişilerde 12-24 saat içinde eritem. bitkiler. 280 . topikal kullanılan ilaçlar ve bazı kozmetikler. Küçük moleküller deriye girer ve hapten etkisi yapar. veziküller. Hücresel hipersensitivite herpes simplex ve mumps gibi viral infeksiyonlarda da gelişebilir. Deri içine az miktarda verilen tüberkülin 24-72 saatte kızarıklık ve endürasyon yapar. Nikel. konak proteinlere bağlanınca antijenik özellik kazanır. ancak akut infeksiyonu göstermez. Tüberkülin tipi hipersensitivite.Tip IV: hücresel tip veya gecikmiş tip hipersensitivite Antikora bağımlı değildir. ekzema ve deri nekrozları meydana gelir. Kontakt hipersensitivitesi. İki grupta incelenir. Antijen sunan hücrelerin. sabunların kullanımı sonucunda meydana gelir. Pozitif deri testi yanıtı kemoterapi'de destekleyici olarak kullanılabilir. Pozitif deri testi kişilerin infekte olduğunu gösterir. ancak bu hastalıklarda tanı daha çok serolojik olarak konulur. CD4 T lenfositler ile birbirini etkileyen epidermis'in Langerhans hücreleri olduğu düşünülmektedir. Gecikmiş yanıt temaston sonra saatler (bazen günler) ile ifade edilen sürede meydana gelir ve günlerce sürebilir.

281 .

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->