TUMER MİKROBİYOLOJİ KONU KİTABI 5.

BASKI- 2009

1

TEMEL MİKROBİYOLOJİ
MİKROORGANİZMALAR
Mikroorganizmalar sellüler ve asellüler olmak üzere iki ana grupta incelenirler. Sellüler mikroorganizmalar replikasyonları ve yaşamları için gerekli olan tüm enzim ve biyolojik yapıları bulundururlar. Daha açık bir tanımlama ile protein sentezi yapabilecek DNA ve RNA yapılarına sahiptirler. Ökaryotlar ve prokaryotlar olarak ikiye ayrılırlar (Tablo 1.1) (Şekil 1.1). Tek hücreli ökaryotlar sınıfına protistler denir. Algler, protozonlar, mantarlar ve slime moldlar bu grubun üyesidirler. Gerçek hücre yapısı ve metabolizmaları bulunmayan, bir konak hücreye girerek onun genetik yapısındaymış gibi davranan, böylece kendisi için gerekli olan proteinleri sentezlettiren, bu arada içinde bulunduğu konak hücrenin fonksiyonlarını bozarak onlarda hastalık meydana getirebilen basit yapılı canlılara asellüler mikroorganizmalar denir. Virüsler, viroidler ve prionlar asellüler mikroorganizmalar sınıfındandır.

Tablo 1.1 Medikal önemi olan mikroorganizmaların karakteristik özellikleri
Özellik Hücre yapısı Nükleik asit Nukleus tipi Ribozom Mitokondri Dış yüzey yapısı Hareket Replikasyon Virüsler Yok DNA veya RNA Yok Yok Yok Protein kapsid ve lipoporotein zarf Yok Hücre içinde çoğalma Bakteriler Var Hem DNA hem RNA Prokaryot 70S Yok Peptidoglikan hücre duvarı (Mycoplasma hariç) Var Binary fission Mantarlar Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Kitin yapısında sert duvar Yok Budding veya mitoz Protozoon ve helmintler Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Fleksibi membran

Var Mitoz

İnsanlarda hastalık yapan mikroorganizmalar bakteriler, mantarlar, protozoonlar, helmintler ve virüsler olmak üzere beş ana bölümde incelenir. Virüsler nonsellüler, bakteriler prokaryot, diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir. Bakteriler prokaryot, virüsler ise nonsellüler grubun üyesidir. Diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir.

Virüsler
Virüs partikülü bir kapsid ile çevrili DNA veya RNA'dan oluşmuştur (nukleokapsid). Kapsid nükleik asidi korur ve konak hücreye tutunma ve penetrasyon işlerinde görevlidir. Kapsid üzerindeki proteinler (daha çok glikoprotein) virüs ile konak hücre arasındaki ilişkiyi açıklar. Bazı virüsler ayrıca lipid yapılı bir zarf ile çevrilidir.

Viroid
Tek sarmal, küçük, çıplak, RNA molekülleridir. Kapsidi yoktur, insanlarda enfeksiyonları gösterilememiştir, bitki hastalıkları yapmaktadırlar. Hücreler arasındaki bulaşmanın hangi mekanizma ile olduğu bilinmemektedir.

Prionlar
Nükleik asitleri olmayan, protein yapısında nukleazları olmayan infektif partiküllerdir. Proteazlara ve sterilizasyon yöntemlerine dirençli olmaları önemli özellikleridir. Uzun inkübasyon periyotlu yavaş virüs enfeksiyonları oluştururlar. Hastalığın belirgin özelliği nöronlarda vakuolizasyon ve amiloid plaklar geliştirmeleridir. İlk defa scrapie hastalığında tespit edilmişlerdir. Bulaşıcı özelliği olan prion proteinleri (PrP) konağın kromozamal DNA'sında kodlanır. İnsanlarda Kuru, Jacobs-Creutzfeld (Şekil 1.2) , fatal familial insomnia etkenidirler. Deli Dana (bovine spongioform encephalo-pathy-BSE) hastalığı hayvan ölümlerinden sorumlu prionların meydana getirdiği güncel hastalıktır. Hastalığın tanısında tarama testi olarak kullanılabilecek serolojik bir yöntem geliştirilememiştir. İntrasellüler yaşayan organizmaya karşı immün yanıt kötüdür. Biyopsi ile tanı konulur. Prionların iki formu vardır,

2

infeksiyöz form bulaşıcı olup, BSE, iatrojenik CJB ve kuru hastalığı etkenidir. Kalıtsal geçen prionlar ise bulaşıcı değildir, PrP'nin gen mutasyonuna bağlı familial CJB, fatal familial insomnia etkeni olarak görülür. Sellüler hücreler ökaryotlar ve prokaryotlar olmak üzere başlıca iki önemli yapıdadır. Her ikisi de hücresel mikroorganizma olmasına rağmen aralarında temel farklar bulunmaktadır (Tablo 1.2) (Şekil 1.2, 1.5). Prokaryotlar denince bakteriler anlaşılır.

3

4

ÖKARYOTLAR VE PROKARYOTLAR Prokaryotlar (Bakteriler)
Ökaryotlardan başlıca farkı nukleus membranı ve nukleolusunun bulunmamasıdır. Her zaman tek kromozom bulundurur ve histon proteinleri içermez. Prokaryotların çekirdeğine özel yapısından dolayı nukleoid denmektedir. Mitokondri, endoplazmik retikulum, golgi cihazı, plastidler ve lizozom gibi organelleri bulunmaz, ökaryotlardan daha küçük ribozoma (70S) sahiptirler. Prokaryotların bir çoğu etraflarında peptidoglikan hücre duvarı bulundurur (Mcoplasma hariç). Ökaryotlarda böyle bir tabaka bulunmaz. Mantarlarda kitin denilen N-asetilglukozamin yapısında sert bir tabaka vardır, ancak bakteri hücre duvarının özelliklerini taşımaz. Protozoonlar ve bazı bakteriler hareketli olabilirken virüsler ve mantarlar hareketsizdir.

Ökaryot sitoplazmik membranında sterol bulunur, prokaryotlarda Mycoplasmalar (kolesterol) dışında bulunmaz. Bakterilere şekillerini hücre duvarları verir. Şekillerine göre iki grupta incelenirler; Atipik şekilliler: Bu gruptaki bakterilerin belirli bir şekli yoktur (Mikoplazmalar gibi). Gerçek şekilliler; Kromozom kontrolü altında belirli şekle sahiptirler, üç grup altında toplanırlar (Şekil 1.4); 1. Koklar 2. Basiller 3. Spiriller

5

Tüm bakteride protein analizi 4. Nükleik asit sekans analizi 4.2 Prokaryot ve ökaryot hücrelerin özellikleri Özellik Gerçek çekirdek Mitotik bölünme Histonlarla eşleşmiş DNA Kromozom sayısı Mitokondri Endoplazmik retikulum Lizozom Ribozomun büyüklüğü Peptidoglikan hücre duvarı Solunum Hücre zarında sterol Çekirdek zarı Prokaryot Hücre (Bakteri) Yok yok yok Tek (Haploid) yok yok yok 70 S (50S+30S) Var Hücre zarı ile Yok (mikoplazma hariç) yok Ökaryot Hücre (Mantar.Tablo 1. Tüm bakteride lipid analizi 3. Makroskobik yapıları 3. Biyotiplendirme 4. parazit. Antibiyogram duyarlılıkları 6. Serotiplendirme 5. Mikroskobik yapıları 2. Hücre enzimlerinin elektroforezi Genotipik sınıflandırma 1. Hücre duvarı yağ asitleri analizi 2. Faj tiplendirmesi Analitik sınıflandırma 1. analitik ve genotipik sınıflandırma yapılır. Bakterilerin sınıflandırılması Fentipik sınıflandırma 1. DNA hibridizasyon 3. insan hücresi) Var Var Var Birden fazla (Diploid) var var var 80S (60S+40S) yok Mitokondrilerle var Var Bakterileri birbirinden ayırmak için fenotipik. Ribotyping 6. Guanin/sitozin oranı 2. Plazmid analizi 5. Kromozomal DNA yapı ve parçalarının incelenmesi 6 .

Hibridizasyon yöntemine göre (Şekil 4) iki mikroorganizma arasındaki homoloji >%70 ise aynı tür olduklarına karar verilir.a. antibiyotik duyarlılık testleri. insitu hibridizasyon) bulunmaktadır. Geçmiş yüzyılda mikroorganizmalar morfolojileri ve biyokimyasal özelliklerine göre tanımlanıyordu. bakteriofaj tiplendirme ve bakteriosin tiplendirme yöntemleri ile yapılabilir. Filogenetik analizler a. Thermus aquaticus'dan (Taq polymerase) elde edilen DNA polimeraz PCR testinde kullanılır. Klinik örnekte mikroorganizmaların bol olduğu durumlarda hibridizasyon yeterli olabilirken. TAS gibi) RNA molekülleri çoğaltılmaktadır. Klinik viroloji laboratuarlarında nükleik asit testlerinin kullanım araçları : 1. Bunun için çift sarmadı DNA dizisine bağlanan florejenik moleküller kullanılarak hibrid yakalanır. Bu yöntemde DNA ısı ile denatüre edilerek sarmallar ayrılmakta. İn-situ hibridizasyonda mikroskop lamlarına fiske edilmiş hücre veya doku kesitleri üzerinde hibdirizasyon yapıldığından. 3SR. Nükleik asit kimyasının anlaşılması ile birlikte nükleik asit prob teknolojisi ortaya çıkmıştır. öncüller) bağlanmakta. Hibridizasyon yöntemleri: Hedef nükleik asit dizilerine karşılık gelen nükleik asit dizileri (prob) ile doğrudan hibridizasyon yapılmaktadır. DNA polimeraz enzimi ile her sarmalın karşısında. Gerçek zamanlı PCR ile nükleik asit miktarı belirlenir (viral yük). Northern blot.Bakteriler öbakteri ve arkebakteri olmak üzere iki grupta incelenir. Hedef nükleik asitlerin çoğaltıldığı yöntemler Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR): Klasik yöntemdir. Epidemiyolojik çalışmalar Kantitatif viral NAT Kantitatif yöntemler. Southern blot. Klasik kantitatif PCR yöntemlerinde. komplementer DNA sentezlenmekte ve ısı döngüleri yinelenerek DNA kopyaları çoğaltılmaktadır (PRC ürünleri ampliconlar). 7 . Q-beta replikaz. İnfeksiyon kaynağının izinin sürülmesi b. amplifikasyon sonrası elde edilen ürün miktarından orijinal örnekteki n. transkripsiyona dayalı amplifikasyon yöntemlerinde (TMA. Hibridizasyon testlerinde araştırılan genetik materyalin saptanabilmesi için belli bir düzeyde hedef nükleik asit miktarına gerek vardır. Yeterli miktarda hedef nükleik asit dizisinin bulunmadığı durumlarda testlerin duyarlılığının arttırılması gerekir. Doğrudan hibridizasyon yöntemi ile serumdaki serbest virüs. En küçük bakteri mikoplazmadır. RT-PCR: RNA araştırılacaksa önce revers transkriptaz enzimi ile komplementer DNA sentezlenir ve ardından PCR uygulanır. miktarı tayin edilmeye çalışılmaktadır. Amplifikasyon yöntemleri: Hedef. rRNA'nın mutasyondan en az etkilenen genetik materyal olması nedeniyle hibridizasyonda en duyarlı yöntem DNA ile ribozomal RNA (rRNA) karşılaştırmasıdır. Tedavi etkinliğinin izlenmesi 6. antijenik substratlar veya kemilüminesans veya floresans veren moleküller ile işaretlenmiş özgüllüğü yüksek DNA veya RNA segmentleridir. infeksiyon hastalıklarının ilerlemesi hakkında fikir vermenin yanı sıra. özgül viral DNA'nın kantitatif analizi ile belirlenebilmektedir. Gerçekzamanlı PCR: Hedef DNA'nın amplifikasyonunu ve amplifikasyon ürünlerini prob ile saptama basamaklarını aynı kapalı tüp içinde birleştirmektedir. Öncül olarak özgül oligonükleotitler kullanıldığı için. antiviral tedavinin izlenmesinde de çok faydalıdır. Subtiplendirme biyotiplendirme. Sindirim sisteminde simbiyotik olarak yaşarlar. genellikle saptama duyarlılığını arttırmak için amplifikasyon gerekmektedir. Virusların genotiplerinin belirlenmesi 7. enzimler. prob veya sinyal çoğaltılmaktadır. kalıp DNA sarmalının karşısına gelecek oligonükleotid dizileri (primerler. en büyük virüsden (Poxvirüs) bile daha küçüktür. serotiplendirme. yüksek ısı gibi anormal şartlarda yaşayabilen bakterilerdir. Tedaviye yanıt şansının değerlendirilmesi 4. sadece araştırılan nükleik asitler saptanabilmektedir. katı faz hibridizasyon testleri (Dot blot. Bakterilerin özel tiplerine (epidemi yapanlar gibi) subtipleri denir. Bu yöntemler arasında sıvı faz hibridizasyon testleri. mikroorganizma nükleik asitlerinin morfolojik olarak yerleşimi incelenebilmektedir. İnfeksiyon etkeninin saptanması ve tanımlanması 2. Klasik polimeraz zincir reaksiyonun yanı sıra ligaz zincir reaksiyonu. Tedaviye direnç genlerinin araştırılması 5. yüksek tuz. İnsanlarda hastalık yapan bakteriler öbakteri sınıfındandır. Problar radyoizotoplar. Arkebakterilerin öbakterilerden farkı peptidoglikan tabakalarının bulunmamasıdır. Hastalık prognozunun belirlenmesi 3. Viral nükleik asit testlerinde kullanılan yöntemler Moleküler biyolojik yöntemler genel olarak amplifikasyon ve hibridizasyon yöntemleridir. dallı DNA testlerinde DNA araştırılırken. NASBA.

8 .

hedef nükleik aside bağlanan işaretli moleküllerin çok sayıda olması ile testlerin duyarlılığı arttırılmaktadır. RNAz H.PCR'a alternatif diğer amplifikasyon yöntemleri: Benzer şekilde hedef nükleik asitleri çoğaltan nükleik asit dizisen bağlı amplifikasyon (NASBA) tek ısıda uygulanır. Q-beta replikaz: Sistemde bir RNA polimeraz enzimi. Hedef ve prob çoğaltma yöntemlerine göre daha stabil testlerdir. 9 . kontaminasyona bağlı yalancı pozititif olma riski daha azdır. özgül problar bağlanır ve ligaz enzimi ile bu oligonükleotitler yapıştırılarak yeni diziler elde edilir. prob miktarları artmaz. Transkripsiyona dayalı amplifikasyon (TMA) da benzer bir yöntemdir. Sinyal çoğaltma yöntemleri: Hedef nükleik asit. revers transkriptaz ve '17 RNA polimeraz enzimleri kullanılır. LCR: Denatüre olmuş DNA sarmallarına. Bu yöntemlerde hedef RNA molekülüdür. Q-beta replikaz tarafından çoğaltılabilecek dizileri de taşıyan özgül problar kullanılır.

10 .

Lipofilik ve hidrofilik madde içeren deterjanların hedef dokusu sitoplazmik membrandır. Peptidoglikanın ana yapısını n-asetil muramik asit 11 . Solunum (sitokromlar bu yapı içindedir) 3. proteinler ve metabolitlerden oluşmuştur. Sitoplazma başlıca DNA kromozomu. Bakteriyi iç basınca karşı korur. lipid. hücre bölünmesinin başladığı yerdir. Novobiosin DNA sentezinin inhibisyonu dışında. Bakteri ribozomları 70 Svedberg (S) büyüklüğündedir (50S ve 30S subünitleri vardır). bazıları da gaz vezikülleri içerir. Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları tabloda gösterilmiştir. Ökaryotlarda görülen mikrotubüler yapılar prokaryotlarda görülmez. Son basamakta kullanılan fuksin ile gram negatif bakteriler pembeye. Elektron mikroskobu ile incelediğinizde görülen en önemli partiküller ribozomlardır. DNA replikasyonları da birçok noktada aynı anda sürdürülür. Sitoplazmik membran Ökaryot ve prokaryot hücreler arasında yapı olarak birbirlerine en benzeyen bölüm burasıdır. Lateral mezozom ise spor oluşumunun başladığı (sporlu bakterilerde) ve konjugasyonda pilusun bağlandığı yerdir. Gram pozitif bakterilerde daha kalındır. Prokaryotlar ökaryotlardan farklı olarak çekirdek zarı ve nukleolus içermezler. Enzim sentezi (Hem maddeleri parçalayıcı hidrolitik enzimler. Mikoplazmalar dışında diğer prokaryotlar sitoplazmik membranlarında sterol içermezler. Sitoplazmik membranın görevleri 1.BAKTERİNİN YAPISI Sitoplazma Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler benzer internal. Birçok antibiyotik bakteri ribozomlarına etkili iken insan hücrelerindeki protein sentezini etkilemezler. Bazı Cyanobacteriler thylakoid denilen fotosentetik yapılar. Arkebakterilerde buna benzer psödomurein (psödoglikan) bulunur. ökaryotlarda ise 80S (60S ve 40s subünitleri vardır) büyüklüğünde ribozom vardır. Nukleoid Işık mikroskobu ile hücreler içinde görülebilen en büyük yapı çekirdektir. Bakterinin protein sentezinde görevleri vardır. Hem şekli hem de sağlamlığı sağlayan iskeletidir. Mikoplazmalar bu özellikleri nedeni ile sterol içeren besiyerlerinde ürerler. Bakteriler gram boyamasına göre gram pozitif ve gram negatif olmak üzere iki önemli grupta toplanırlar. ancak bağımsızdır. Prokaryotların boyanma özelliğini sağlayan yapı burasıdır. sülfür granülleri olabilir. Bakterinin organellerinden sadece nukleoidini görürsünüz. DNA giraz enzimi bakterinin boyunun ortalama 1000 katı uzunluğundaki DNA'sının süpersarmal haline gelip bakterinin içine sığmasını ve açılmasını sağlar. Bunların içinde en bilinenleri Corynebacterium bakterileri içinde bulunan fosfat bağları taşıyan Ernst-Babes (volutin) granülleridir. teikoik asit sentezini inhibe eder. ayrıca ekzotoksinler) 4. Yapı olarak ökaryotlara benzemelerine rağmen daha fazla fonksiyona sahiptir. Hücre duvarının sağlamlığını ve direncini sağlayan peptidoglikan (murein. Mezozomun septal kısmı. Dış ortamdaki maddelerin girişine izin veren seçici olmayan 1-2 nm çapında porlar bulundurur. hem de penisilinaz gibi direnç enzimleri. Ökaryotlarda ise birçok DNA (kromozom) bulunur ve birbirlerine histon proteinleri aracılığı ile bağlanırlar. Eğer görünür başka yapılar varsa bunlar enerji için gerekli depo granüllerdir. ribozomlar. Bakteri DNA'sı Borrelia burgdorferi (lineer yapıda) ve bazı Streptomyces türleri dışında sirküler yapıdadır. Nukleotidler intron denen baz sıraları ile birbirlerine bağlanırlar. Sitoplazmik membrana mezozom aracılığı ile tutunur. iki lipid ve bunların arasında bir protein tabakadan oluşmuştur. hücre duvarı ve kapsül) en içte kalan tabakasıdır (Tablo 3). Kemotaksi ve duyusal reseptörlerin bulunduğu yer sitoplazmik membrandır. mRNA. Hücre duvarı polimerlerinin sentezi 5. Ozmotik basıncın düzenlenmesi (selektif permeabilite ve transport) 2. Her bakteride çift sarmallı tek bir DNA ipçiği bulunur. mukopeptid) tabakadır (Şekil 6). Işık mikroskobu ile homojen bir sıvı olarak görünür. Polimiksinler de deterjanlar ile yapısal benzerlikleri ile sitoplazmik membranın yapısında bulunan fosfatidil-etanolamini selektif olarak tahrip ederek hücre ölümüne sebep olurlar. Polisakkarid. gram pozitifler ise kristal violet ile morlacivert boyanır (Tablo 4). farklı eksternal yapılara sahiptirler. Hücre duvarı Mikoplazmalar dışında tüm prokaryotlarda bulunur. Çekirdek hücrenin ortasında veya bir kenarında bulunabilir. Hücre zarfı'nın (sitoplazmik membran.

Çarpraz bağlarda gram pozitiflerdeki Lizin'in yerine gram negatiflerde diaminopimelik asit bulunur. D-alanin.ve n-asetil glukozamin isimli şekerler oluşturur. Bu iki ana yapı birtakım proteinler aracılığı ile birbirlerine bağlanırlar. L-Lizin. L-alanin. Gram pozitif bakterilerde hücre duvarının ortalama %50. glikozamin. pentaglisin köprülerini oluşturur. Hem gram negatifler. Muramik asit. D-glutamik asit. hem de gram pozitiflerin bir birine benzer peptidoglikan yapıları vardır. 12 . diaminopimelik asit. gram negatiflerde ise %10 kadarını peptidoglikan tabaka oluşturur.

Asti-alkol ile dekolorizasyon. M proteini karşı koyma Peptidoglikan sentetik enzimleri Dış membran Flajella Pili Tablo 1. C. N.Tabo 1. Pnömokokların teikoik asitleri Forssman antijeni olarak isimlendirilir. sadece gram pozitifler mor kalır 4. gram pozitifler ise mor boyanır ARB boyama 1. Bazı bakterilerde hücre duvarında yağ bulunur (M. Potasyum iyodür ile tespit 3. Streptococcus pyogenes'i M proteini de lipoteikoik asittir. gram negatifler pembe. Özellik Dış zar Hücre duvarı Lipopolisakkarit Teikoik asit Spor Kapsül Lizozime duyarlılık Ekzotoksin üretimi Penisilin hassasiyeti Gram pozitif Yok Kalın Yok Var Bazılarında var Bazılarında var Duyarlı Bazılarında var Daha duyarlı Gram negatif Var İnce Var Yok Yok Bazılarında var Dirençli Bazılarında var Daha dirençli Memelilerin salgılarında bulunan lizozimin ana hedefi peptidoglikan tabakadır. Tüm Gram pozitif bakterilerde lipoteikoik asit bulunurken. permeazlar Plazma membranı Pili. proteinler.tuberculosis. lipoprotein. ribitol ve gliserolden yapılı majör antijenidir. asteroides gibi). Böylece Klamidyalar lizozime dirençlidir ve mukoza infeksiyonu yaparlar. Metilen mavisi ile kalanların boyanması. Gram negatif bakterilerde bulunmaz. Teikoik asit hücre duvarından kaynaklanırken. Klamidyalarda gram negatif bakteri duvar yapısı bulunmasına rağmen peptidoglikan tabaka bulunmaz. diphtheriae. aside dirençliler kırmızı. Kristal violet ile boyama 2. lipoteikoik asit'in kaynağı sitoplazmik membrandır. Teikoik ve lipoteikoik asit gram pozitif bakterilerin içinde dağınık halde bulunan. Karbol fuksin ile ısıtarak boyama (kırmızı) 2.3 Bakteri zarfının yapıları ve görevleri Fonksiyon Dayanıklılığı veren yapılar İç yapıların korunması Geçirgenlik ve bariyerler Metabolik geçirgenlik Enerji üretimi Konak hücreye yapışma Konağın immün tanıması Konak immün yanıtına Antibiyotik duyarlılık Antibiyotik direnci Hareket Yapışma Yapı Hepsi Hepsi Dış membran veya plazma membranı Membranlar ve periplazmik transport proteinleri.5 Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları. Alkol ile dekolorizasyon. Safranın ile boyama. Lipoprotein tabaka dış membran ile peptidoglikan tabakayı birbirine bağlar 13 . yapışma elemanıdır. aside dirençliler kırmızı kalır 3. porinler. Gram negatif bakterilerin hücre duvarının üç temel yapısı. teikoik asit bulunmayabilir. diğerleri mavi boyanır Tablo 1. dış membran ve lipopolisakkarid'dir.4 Gram ve ARB boyama aşamaları Gram boyama 1. teikoik asit Tüm dış yapılar Kapsül.

Lizozim ile karşılaşan bakteriler düşük ozmotik basınçlı ortamlarda lizise uğrarlar. LPS B hücrelerini aktifleştirir ve makrofajlar gibi hücreleri indükleyerek interlökin-1. Porinler 700Da'dan daha küçük hidrofilik moleküllerin difüzyonunu sağlarlar. Bu tabakanın en dışında kor polisakkaridi ve hidrofilik özellikteki O Ag'inden oluşan majör antijenik yapı vardır. Bunların birçoğu transmembran proteinleridir ve porin olarak isimlendirilir. heterojen. Periplazmik aralık Gram negatif bakterilerin iç ve dış membranları arasında bulunan. Bu yapı homojen ve belirli bir şekle sahip ise kapsül. hipertonik ortamlarda bakteriler hücre duvarlarını kaybedebilirler. Bu bölümde bulunan beta laktamazlar gram pozitiflere göre daha iyi korunmaktadır. N. endopeptidaz ve karboksipeptidaz gibi protein yapılar (penisilin bağlayan proteinler PBP) bulunmaktadır. O Ag'inin alt bölümünde bulunan lipid A ise bakterinin endotoksinini oluşturur. Bu bölgede penisilinlerin bağlanma bölgesi olan transpeptidaz. tümör nekroze edici faktör ve diğer faktörlerin salınmasını sağlar. Ancak. Bu yapı üzerinde por proteinleri (porinler) bulunur. 14 . L formu bakteriler penisilinlere dirençlidirler. gram negatifler ise dış membranlarını korudukları için sferoplast adını alırlar. gonorrhoeae gibi bazı bakterilerde lipooligosakkarid tabaka bulunur. gram negatif boyanırlar. Kapsül Bakterilerin hücre dışına salgıladıkları mukoid yapılı maddelere denir. LPS ateş ve şok meydana getirir.Gram negatif bakterilerin hücre duvarının dış kısmını fosfolipid tabaka (dış membran) oluşturur. nazal sekresyonlarda bulunan lizozim peptidoglikan tabakayı hidrolize eder.13). hücreyi dış ortamın safra tuzu ve hidrolitik enzimlerinden korur. interlökin-6. bu durum konakta kronik enfeksiyon geliştirebilir. Metabolizma enzimleri hücre dışından alınan ve belirli bir iriliğe kadar küçültülmüş molekülleri hücre metabolizmasında kullanılabilecek boyutlara kadar parçalarlar. gevşek yapılı ve yapışkan ise slime tabaka (glikokaliks) adını alır. Bunlar bazı büyük antibiyotiklerin hücre içine geçişlerini engellerler. Bazı bakteriler spontan veya antibiyotiklere bağlı olarak L formu haline gelebilir. Bol miktarda endotoksinin kana dökülmesi ile Shwartzman reaksiyonu (dissemine intravasküler koagülasyon) gelişir. Gram pozitif bakteriler tüm duvarını kaybettikleri için protoplast. Lipopolisakkarid (LPS) yapı immün sistemin güçlü bir stimülatörüdür. direnç enzimleri ile virülans faktörlerinin etkisini gösterdiği yapıdır. Gram negatif bakterilerin dış membranları üzerinde çeşitli proteinler bulunur. Tükrük. göz yaşı. metabolik. Hipertonik ortamda yaşayabilen ve bölünebilen duvarsız bakterilere L formu (Lister formu) bakteriler denir (Şekil 1.

Medikal önemi olan kapsüllü bakteriler • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Haemophilus influenzae Neisseria meningitidis Klebsiella spp Escherichia coli Salmonella typhi (Vi antijeni) Bacillus anthracis (poly-d-glutamik asit) Streptococcus pyogenes (hyaluronik asit) Streptococcus agalactia (sialik asit) Bacteroides fragilis 15 . S.pyogenes'de ise hiyaluronik asit yapısındadır. B. kapsüllü bakteriler antikapsüler antikorlar ile kaplanmadıkça fagositoza karşı koyarlar.14).Kapsül fagositoza karşı koymada. Kapsül zayıf antijenik yapıya sahiptir. slime tabaka ise prostetik malzemelere. Kapsüller negatif boyama yöntemleri kullanılarak görünür hale getirilirler. Şeker yapılı kapsüle sahip bakterilerde tip tayini için kapsül şişme testi (Quellung testi) uygulanabilir (Şekil 1. Kapsülün ana yapısı sudur.anthracis'de protein. Diğer kısmı genellikle polisakkarittir. Bakterilerin virülansında kapsülün önemli bir yeri vardır. kateterlere. kontakt lenslere ve diş gibi sert dokulara yapışma görevi olan bakteri organelidir.

Ancak tannik asit tuzları ile hazırlanan boyalar ile daha iyi görünür hale gelirler. Işık mikroskobu ile iyi görünür. Protein yapılı olduklarından iyi antijendirler.Flagella (kirpik) Bakterinin hareket organelidir. Bazı hastalıklarda serolojik yöntemlerle gelişen antikorlar tanı testi olarak kullanılır (H antijen). 16 . Protein yapısında flajellin denilen subünitlerden oluşur. Destek üniteleri olan blefaroplast ile flajellalar sitoplazmik membrana tutunurlar.

bazı kimyasal maddeler ile karşılaşma ve kötü beslenme. Bunlardan Bacillus grubu aerop. Peritrikoz ( Bakteriyi çepeçevre saran) Fimbria (Pili) Flajellalardan daha kısa ve küçük olup bir bakteride yüzlerce bulunabilir (Şekil 1. Önemli yüzey virülans faktörlerinin bakteri patogenezindeki yeri tabloda açıklanmıştır. Sporlu bakteriler vegetatif hallerindeki aktivitelerini gösteremezler. 17 . Monotrikoz (Tek flajellalı) 2. Gram pozitif koklardan streptokokların M proteinleri de fimbriadır. Bakterinin yapışma elemanıdır. Hem fimbria hem de pilus'a pili denmektedir. Fimbrialar genellikle gram negatif bakterilerde bulunur. (Tablo 1. ancak hiçbir zaman metabolizmaları durmaz. kötü soluma şartları gibi uygun olmayan durumlarda hücre duvarlarını kalsiyum (Ca) ve dipikolinik asit ile güçlendirerek (kalsiyum-dipikolinat) kendileri için önemli organellerini koruma altına alırlar (Şekil 1. Fimbriaların virulans ile direk ilişkileri vardır. Lofotrikoz (Püskül şeklinde) 3. ancak elektron mikroskobi ile tesbit edilebilir.17). Fimbria'sını kaybeden bu bakteriler enfeksiyon meydana oluşturamazlar.16). Medikal önemi olan iki gram pozitif basil sporludur.Bakterilerin flagellaları bulundukları yerlere göre üçe ayrılır (Şekil 1. Sporlu bakterilerin metabolizmaları minimuma inmiştir. Clostridium grubu ise anaeropdur. Fimbria'lar konak memeli hücresine. böğlece antikorların varlığında bile konak yüzeylere tutunabilir. 1. radyasyon. bir diğer bakteriye veya yüzeylere yapışmada önemlidir.15).coli ve Gonokoklar fimbriaları ile konak hücrelere tutulup hastalık yapabilirler. Normal ışık mikroskobu ile görülemez. Hareket organeli değildir. Spor fiziksel etmenlere çok dirençlidir. Böylece konjugasyon gerçekleşir.gonorrhoeae farklı antijenik tipte pili oluşturur. N. Piluslar ile (seks pilusu) iki bakteri arasındaki yapışmadan sorumludur.6) Endospor (Spor) Bazı bakteriler ısı. Lipoteikoik asit ile birlikte konağın epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur. özellikle E.

Anthracis Gr (-) basiller H. C. pneumonia E. typhi Y. 18 . Malaşit yeşili veya karbolfuksin ile boyanır hale getirilir. Uygun şartları bulduğu zaman bakteri tekrar vegetatif haline döner (germinasyon). Virulans faktör Aşı olarak kullanımı Açıklama Bunların dışında bazı kitaplarda Sporosarcina ve Coxiella burnetti (muhtemelen) endospor yapar denir. 6 Bakteriyel patogenezde önemli yüzey virulans faktörleri Bakteri Gr (+) koklar S. C. tetani sporu terminal. Pestis Polisakkarit kapsül Polisakkarit kapsül Protein pili Protein pili Polisakkarit kapsül V-W faktör Var Yok Yok Yok Yok Yok Dokulara yapışmayı sağlar. gonorrhoeae S. Her bir bakterinin sadece tek sporu vardır. coli N. Serotiplemede kullanılır. B. İnfluenza K. Serotiplemede kullanılır. perfringens sporu ise subterminaldir.Tablo 1. anthracis sporu santral. Mantarlardaki sporlar gibi üreme ile ilişkileri yoktur. pyogenes S. Bakterilerin sporları onların tanınmasında ve özelliklerinin belirlenmesinde kullanılır. pneumonia S. Polipeptid kapsül (D Glu) Yok Polisakkarit kapsül Var Serotiplemede kullanılır. Meningititis Gr (+) basiller B. Polisakkarit kapsül M proteini Protein A Var Yok Yok Serotiplemede kullanılır. Sporlar intrasellüler boyanmayan yapılardır. Kromozom kontrolü altında olduğu için bakteriler sporlarını her defasında hücrenin aynı yerinde yaparlar. Dokulara yapışmayı sağlar. Diğer salmonella tiplerinde önemi yok. Bu yapı komplemanı Fc kısmından bağlar böylece opsonizasyonu engellemiş olur. aureus Gr (-) koklar N.

Zorunlu aerop: Son H+ alıcısı havadaki O2'dir. bir kısmı da organik moleküllerdeki karbonu (heterotrof bakteriler) karbon kaynağı olarak kullanırlar. C.18). su ve değişik iyonlara ihtiyacı vardır. Solunum Bakteriler tarafından sıklıkla kullanılan eksternal elektron akseptörü moleküler oksijendir. Jejuni en iyi %5 O2 + %10 CO2'li ortamda üreyebilir. Mikroorganizmaların bir kısmı inorganik karbonu karbondioksidi (ototrof bakteriler). İçeri alınanlarda endo-enzimler ile oksidasyon gerçekleşir ve sonuçta oluşan enerji. 50-60°C'de üreyebilenlere ise termofil bakteriler denir. Bakterilerin Üremeleri Virüsler. Zorunlu aerop bakterilere örnek olarak V. Katabolizma: Bakteriler. Fungus ve bazı bakteriler heterotrof iken bitkiler ototrofturlar. organik maddeleri yıkarak enerji sağlayan organotrof canlılardır. bir enerji kaynağı.5 cal. Elde edilen enerji ve yapı taşları. pallidum gibi bazı bakteriler ise hem canlı hücre kültürlerinde hem de sentetik besiyerlerinde üretilemezler. sağlanır. M. yüksek enerji fosfat bağları (ADP'den TP'ye dönüşüm) ve Asetil Koenzim A şeklinde depolanır. Isı Bakterilerin üremeleri için farklı ısılar gerekebilir. Düşük ısılarda üreyebilen bakterilere (15-20°C) psikrofil. 30-37° C'de üreyenlere mezofil. Bazı bakteriler litotroftur. 19 .2 cal. Bir sıvı besiyerinde bakterinin üreme eğrisi altı dönemden oluşur (Şekil 1. Bakterilerin çoğu şeker. sitoplazmik membran tarafından yönetilerek ya pasif diffüzyon veya aktif transport ile içeri alınırlar. tuberculosis. bakteri hücresi için gerekli maddelerin yapımında (anabolizma) kullanılır. yüksek ozmotik basınç altında üreyebilenlere ise osmofilik bakteriler denir. Clostridium. aminoasit gibi organik maddeleri parçalayarak enerji elde ederler. Fakültatif anaerop: Hem O2'li ortamda hem de O2'siz ortamda fermentasyon yapabilen bakterilerdir. Zorunlu anaerop bakterilere örnek olarak Bacteroides. cholerae. 1 mol glikozun fermentasyonu ile ortalama 31. diptheriae verilebilir. Örneğin C. M. Anabolizma: Enzimler ve ATP'den elde edilen enerji yardımı ile katabolizma sonucu oluşan basit ön maddeler kompleks proteinlere dönüştürülür. azot ve sülfür kullanılmaktadır. optimal üreme için CO2'e İhtiyaç gösterdiği İçin kapnofilik bakteri denir. Tüm mikroorganizmaların karbon kaynaklarına gereksinimleri vardır. klamidyalar ve riketsiyalar canlı hücre kültürlerinde ürerler. Adinomyces gösterilebilir. Anabolizma genel olarak kimyasal redüksiyonlar zinciridir. Bakteriler 'binary fission' (ikiye bölünme) yoluyla. Kültür yöntemleri Genel besiyerleri: Genelde bakterilerin yetiştirilebildiği besiyerleridir Selektif besiyerleri: Bakterinin yetiştirilebildiği özel suplement ve/veya antibiyotikler eklenmiş besiyerleridir. Bir mol glukoz oksijenasyonu sonucunda 688. azot. Bir bakterinin gelişebilmesi için karbon.Bakterilerin Metabolizması Bakteri hücresinde gelişen kimyasal reaksiyonlar enerji sağlayan (katabolik) ve enerji gerektiren (anabolik) reaksiyonlar olmak üzere ikiye ayrılır. Organik maddeler hücre dışına salınan ekzoenzimler aracılığı ile yapı taşlarına kadar parçalanır. Solunum tiplerine göre bakteriler dört grupta incelenir. İndirgeyici olarak bir elektron vericisi olan NADPH kullanılır. Anaerob bakterilerde son H alıcısı olarak karbon. Mikroaerofil: Çok az miktardaki O2 ve yüksek CO2 düzeylerinde üreyebilen bakterilerdir. enerjilerini organik bileşiklerden (şekerler. Ayırtedici besiyerleri: Koloni yapısı ve rengi ile diğer bakterilerden ayırt edilebildiği besiyerleridir. enerjilerini azot-demir-sülfür içeren inorganik maddelerden sağlarlar. hareket etme. ortaya çıkar. metabolizma ve protein sentezi için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Bakterilerin çoğu organotroftur. Bakteriler üreme. eşeysiz olarak ürerler. aminoasitler) alırlar. Yüksek tuz konsantrasyonunda üreyen bakterilere halofilik. leprae ve T. Zorunlu anaerop: Zorunlu anaerop bakterilerde oksijenli solunum sonucunda ortaya çıkan H2O2'nin zararlı etkilerini ortadan kaldıran katalaz ve süperoksit anyonlarının (O2-) zararlı etkilerini önleyen süperoksit dismutaz enzimleri + bulunmamaktadır.

Pasteurella Haemophilus influenzae A. nistatin ve kolistin içerir Tablo 1. Bakterinin ortama alışma dönemidir. Gizli (latent. Logaritmik (eksponansiyel) dönem: En hızlı üreme dönemidir. D. Legionella. Bakterilerin içinden bazıları aylarca canlılıklarını koruyabilirler. Brucella. F. 20 . Ölüm dönemi: Ölüm oranı artar. C.8 Özel suplement içeren besiyerleri Kolesterol. Antiseptik ve antibiyotiklere en duyarlı olduğu dönemdir. Çoğalmanın durması dönemi: Toksik metabolitler bakterinin üremesine izin vermez. E.Tablo 1. lag) dönemi: Üreme hızı sıfırdır. Yavaşlama (retardasyon) dönemi: Ortamda metabolitlerin artmasına bağlı olarak bakterinin üreme hızı yavaşlar. purin ve pirimidinler Sistein X (protoporfirin) ve V (NAD) Mycoplasma Francisella. Bakteri sayısı hızla azalır.7 Selektif (S) ve ayırt edici (A) besiyerleri Organizma Anaeroblar Corynebacterium Enterik bakteriler Enterik patojenler Vibrio cholerae Legionella Mycobacterium Steril alandan elde edilen Neisseria Haemophilus Normal floradan elde edilen Neisseria Besiyeri Tiaglikolatlı besiyeri Löfflerin koagüle serumlu besiyeri (S) Tellürit agar (A) Eozin metilen mavisi (A) Mac Conkey agar (A) Hektoen enterik agar (D) TCBS (S) Charcoal-yeast ektract agar (CYE agar) (S) Löwenstein-Jensen medium (S) Çikolotamsı agar Thayer-Martin agar (S)* *Thayer-Martin agar normal florayı inhibe eden vankomisin. Bakteri bu dönemde en küçüktür. B. Akselerasyon (hızlanma) dönemi: Üreme başlamıştır.

coli'nin F plazmidi) bakteri kromozomu ile birleşebilir. Çember şeklinde çift iplikli ekstrakromozomal DNA yapılarıdır (Borrelia burgdorferi'de lineer). 3. Fajlar ayakları ile reseptörü bulunan bakterinin yüzey yapılarına tutunur. IS elementleri replikondur. Plazmid: Bakterilerin çoğunun sitoplazmasında bulunur. Virülans plazmidleri Bakterileri infekte eden virüslere faj (bakteriofaj) denir (Şekil 14). bunları taşıyan bakterilere de lizojen bakteri adı verilir. Büyük plazmidler (20-120 kb) konjugasyon sırasında kendi transferlerini kontrol edebilirler. 21 . ancak onlar için önemli avantaj sağlayan özelliklerin genetik materyalidir. C. Fajlar spesifikliği nedeniyle bakterilerin tiplendirilmesinde kullanılmaktadır. Bazen (örneğin. R plazmidleri: Antibiyotik direncini aktaran plazmidlerdir. Bilinen bir DNA ile bakterinin ayrılan ipçiği karşılaştırıldığında saptanan birleşme oranları bakterinin benzerliğini ortaya koyar. Konjugasyon yolunu kullanarak hücre dışına aktarırılır.Bakteri Genetiği Replikon Bir DNA ipçiğinin (polinükleotidinin) eskiden karşısında bulunan ipçiğin aynısı olan yeni bir polinükleotid ipçiğini sentezletme yeteneği vardır. Sınıf 1 plazmidlerinde antibiyotik direnç genleri ile transfer faktör (RTF) beraberdir. Corynebacterium dipthena'nır) ekzotoksininin üretiminde Corynephage beta fajının rolü vardır. bu özelliği nedeni ile replikon olarak adlandırılır. plazmidler. böyle durumlarda epizom adını alır. E fajı ise RNA nükleus yapısına sahiptir. Bazen tek bir antibiyotik bazen de çoklu antibiyotik direnci bulundururlar. Profaj bağımsız olarak üremez ve ancak bakteri üreyince yeni bakterilere geçirilir. boyun kısmı ile duvar üzerinde bir delik açar ve nükleik materyalini bakteri içine gönderir. Bakteriofajlar resimde de görüldüğü gibi bakterileri infekte eden uzay aracı gibi virüslerdir. D. Fajların medikal önemi ekzotoksinlerin üretimidir. Diğer önemli lizojen bakteriler V. Önemli plazmidler 1. B. Stafilokok plazmidleri 4. Bakteri içinde üremeden bekleyen fajlara ılımlı faj. F fajları DNA. Kol plazmidi: Bakteriosin'leri salgılatan plazmidlerdir. Plazmidler bakterilerin yapısal olmayan. Bunun en bilinen örneği. 100SC civarında ısıtılması ile iki ipçiği birbirinden ayrılır. A. Bakteriyofajlar. Plazmidler bakteri kromozomundan bağımsız olarak replike olabilen genetik materyaldir. transpozonlar. Sınıf 2'de ise RTF ayrı antibiyotik direnç genleri ayrıdır. Diğer küçük plazmidler ise genellikle transformasyon veya transdüksiyon yoluyla transfer edilebilirler. pyogenes (kızıldır. botulinum ve S.cholerae. Bakteri DNA'sının çoğaltılabilir özellikte olması hibridizasyon tekniklerinin gelişmesine sebep olmuştur. E. Plazmidlerin medikal önemi ilaç direncidir. 2. Bunları içlerindeki rezistans transfer faktör (RTF)'leri aracılığı ile yaparlar. Isıtılan DNA'nın. Bakterileri infekte eden bakteriofajlar hücre içinde replike olarak sayıları artar ve lizis sonucunda bakteri dışına çıkarlar (litik enfeksiyon) veya konak genomuna integre olarak (profaj) konağı parçalamaksızın yaşamına devam edebilir (lizojenlik). Her bakteri sadece tek bir faj ile infekte edilebilir. C.

F porin protein Ton A ferrichrome transport protein Tsx nucleoside transport protein Lam B maltose transport protein Flagellum (Salmonella) F-pilus Teikoik asit (Bacillus. gram pozitiflerde ise teikoik asit veya peptidoglikan tabakadır" Transpozonlar ve IS elementleri Transpozonlar DNA'nın farklı genetik molekülleri arasında hareket edebilen genetik elementlerdir (Şekil 15). Bu genetik yapılar pH. Bazı patojen bakteriler bu mekanizma ile virülans faktörlerini harekete geçirebilirler. ısı gibi çeşitli çevre faktörleri ile tetiklenebilir ve bakteriye virülans kazandırabilir. 22 . dış zar ise gram negatif bakterilerin en dış kısmında bulunan tabakadır. Faj T4. T3 T2 T1. gram pozitif Faj tutunma alanlarının hem teikoik asit hem de peptidoglikan olabilir. Böylesine gen gruplarına patojenite veya virülans adacıkları denir. Kompleks yapılı olan transpozonlar antibiyotik direnci gibi spontan mutasyonda yer alır. LPS veya dış membran proteini. Böyle durumlarda gen esensiyal proteinleri sentezleyemeyeceği için hücre ölümü gözlenebilir. Fajlar için belirlenmiş reseptörler. MS2 SP-50 bakteriler) Reseptör LPS core polisakkarid OMP. Virüslerin bakteriler ile ilişkiye girmelerini sağlayan reseptörler bu tabaka üzerinde bulunur. T5 T6 Lambda Chi F1. Ulaşabileceğiniz mikrobiyoloji kitaplarında "bakteriofajlar bakteri hücre duvarları üzerindeki reseptörler üzerine oturur" diye yazar.Hücre duvarı üzerine oturduktan sonra boyunlarını bir matkap gibi kullanarak bakteri duvar üzerinde delik açıp nükleik asitlerini bakterinin içine gönderirler. Peptidoglikan tabaka gram pozitif bakterilerin. Basit yapılı olanlara IS (insertion sequence) elementleri denir. Örneğin Salmonella'nın SPI1 adacığı fagositer olmayan hücreler içine bakterinin girmesini sağlayan 25 kadar geni içerir. Transpozonlar bazen gen içine girer ve bu geni inaktive eder. "Faj tutunma alanları gram negatiflerde pili.

23 .

Transdüksiyondan sorumlu faja pseudovirüs denir. Streptokoklar. Transformasyon ve transdüksiyon birbirine çok benzer. kirpik. kapsül veya hücre duvarı kaybı gibi bakterilerdeki reversibl değişikliklerdir. Hfr hücrelerde plazmid ile birlikte bakteri DNA'sından da bir parça geçer (F'). parçalanmış kapsüllü Pnömokoklar ile karıştırıldıklarında kapsüllü hale geçmesini göstermiştir. Bunlardan birincisi konjugasyonda F plazmidi plazmid olarak bulunurken. Örneğin E. Bağlantı seks pilusu aracılığı ile yapılır. Yeni gelişen canlıya mutant denir. Konjugasyon sadece aynı bakteriler arasında değil.MİKROORGANİZMA DEĞİŞİKLİKLERİ Modifikasyon (fenotipik) Genetik değişim yoktur.olarak kalabilir (Şekil 18). Faj ile geçen spesifik bir gen parçası ise spesiyal. coli K12 arasında seks benzeri bir geçiş gösterilmiştir. akridin oranj gibi kimyasal maddeler mutasyon yapabilirler. Mutasyon Transformasyon Parçalanmış bakterinin erimiş DNA'sının başka bir bakteri tarafından alınıp genetik materyal olarak kullanılmasıdır (Şekil 16). bakteri DNA'sının tümü geçmiş ise generalize transdüksiyon denir (Şekil 17). Streptomyces ve Clostridium bakterileri arasında konjugasyon gerçekleşebilir. Konjugasyon İlk olarak 1942 yılında Lederberg ve Tatum tarafından iki mutant suş olan E. F plazmidi taşıyan bakteri pilusu ile F. Hfr hücrelerde epizom şeklindedir. Transformasyon bakteriler arasında ilk tespit edilen genetik geçiş şeklidir. High frequency of recombination (Hfr) hücreler F plasmidi bakteri DNA'sına integre olmuş hücrelerdir (epizom). transdüksiyonda geçişten bir faj sorumludur. Bacteroides.hücre plazmid geçişinin ardından kesinlikle F+ haline geçerken Hfr hücrelerde F. F plazmidi bakteri içindeki büyük plazmidlerdir ve üzerlerinde RTF denilen transfer faktörlerini bulundurur. birbirine benzer diğer bakteriler arasında da olabilir. Transformasyonda erimiş bakteri DNA'sı direkt olarak alınırken. İlk olarak 1928 yılında Griffith kapsülsüz Pnömokokların. Bacillus suşları ve Neisseria suşları gibi hem gram negatif hem de gram pozitifler arasında gerçekleştiği gösterilmiştir. Bu geçişin Haemophilus influenzae. 24 . Sreptococcus pneumoniae. Bu bir konjugasyon geçişidir. Konjugasyonda plazmidin bir kopyası geçerken (F).bakteriye bağlanır ve plazmidinin bir kopyasını verir. Mutasyon (genotipik) DNA üzerindeki nukleotid çiftlerinin sıra veya yapısı kalıcı olarak değişmiştir. Transdüksiyon Bir bakteriofajın kendi hücreyi parçalaması sırasında kendi DNA'sı yerine bakteri DNA'sını alarak bir başka bakteriye gitmesi ve böylece genetik materyali taşımasına transdüksiyon denir. Konjugasyon iki canlı bakteri arasında hücre-hücre teması olarak plazmid aktarımıdır. coli ile. Konjugasyonda F. Ultraviyole ışınlar. X ışınları. Her ikisinde de verici bakteri ölür ve geçiş rastlantısaldır. Böyle bir geçişin gerçekleşebilmesi için alıcı bakterinin kompetans faktör denilen eksojen DNA alabilme yeteneğinin olması gerekir. ancak önemli farkları vardır.

25 .

26 .

27 .

25). Toksoid haline getirilebilir. A ve B subünitlerinden meydana gelirler (Şekil 1.BAKTERİ TOKSİNLERİ Ekzotoksinler Hem gram pozitif. hem de gram negatif bakteriler tarafından salgılanır. B subünitleri ile spesifik reseptörlerine tutunurken. Adenilat siklazın uyarılması IL-1 ve IL-2 uyarılması. Salınım bakteri canlı iken yapılır ve ekzotoksinler saf protein yapısındadır. Alfa toksin bir lesitinazdır. 6). Tablo 1. Stabil toksin guanilat siklazı uyarır. Isıya ve proteolitik enzimlere duyarlıdırlar.aureus enterotoksini. anthracis hariç). coli Sulu ishal (ETEC) Kanlı ishal (EHEC. süperantijen IL-1 ve IL-2 uyarılması. botulinum toksini ısıya dirençlidir. Verotoksin enterositler için toksiktir (sitotoksin). Ekzotoksin A ADP ribolizasyonu ile EF-2'yi inaktive eder Adenilat siklazı uyarır Adenilat siklazı uyarır Yok Yok Var Yok Yok Difteri Tetanoz Botulizm Pseudomembranöz enterokolit Gazlı gangren Şarbon Toksik şok sendromu Kızıl İshal ADP ribolizasyonu ile EF-2 inaktivasyonu Glisin salınımının inhibisyonu Asetil kolin salınmasının inhibisyonu Ekzotoksin B entorositler için toksiktir (sitotoksin). antitoksinleri hazırlanabilir. Bazı ekzotoksinlerin etki mekanizmaları tabloda belirtilmiştir. Ekzotoksinler antijeniktir.0157:H7) P. Etkileri sırasında ateş meydana getirmezler (süper-antijenler hariç). Çok toksiktirler (potent). Besin zehirlenmesine yol açan S. Etkileri spesifiktir (Tablo 5. A subünitleri ile etki gösterirler (fi.9 Onemli ekzotoksinler ve etki mekanizmaları Bakteri Gram pozitif Corynebacterium diphteriae Clostridium tetani Clostridium botulinum Clostridium difficile C. aeruginosa Vibrio cholereae Bordetella pertussis Doku hasarı Kolera Boğmaca Labil toksin adenilat siklazı. perfringens Bacillus anthracis Staphliococcus aureus Streptococcus pyogenes Bacillus cereus Gram negatif E. iyi pişirilmeden yenen yiyeceklerle enfeksiyon meydana gelebilir. enterotoksin süperantijendir. süperantijen HLET adenilat siklazı uyarır Var Var Var Yok Yok Yok Yok Yok Yok Hastalık Etki Şekli Toksoid aşı 28 .

kardiyovasküler kollaps. IL-6. abortus gibi). Endotoksinler tarafından uyarılan makrofajlardan salınan TNF-alfa. Dolaşıma geçtiklerinde makrofajlar. lökopeni. monositer hücreler ve diğer retiküloendotelyal hücreler üzerindeki reseptörler ile reaksiyona giren proteinler ile ilişkiye girer. DIC. IL-8 gibi sitokinler sepsis patogenezinde önemli bir rol oynamaktadır (Şekil 1. Etkileri geneldir (ateş. ishal.26). hipotansiyon. solunum güçlüğü. IL-1. Isı ve proteolitik enzimlere dirençlidir. C3 aktivasyonu. hipoglisemi.Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvar yapısında bulunan Lipid-A'nın bakteri ölümü ile açığa çıkması sonucunda endotoksin etkisi başlar. 29 . peteşiler.

15 dakikada sporlu bakterilerde dahil olmak üzere tüm mikroorganizmalar öldürülebilir. Genellikle hücrelerdeki spesifik reseptörlere bağlanır. cerrahi metal veya pamuklu aletlerin sterilizasyonu 160170°C'de 1 saat tutulması ile sağlanır. Hedef madde üzerinde hastalandıran mikroorganizmaların ortadan kaldırılmasına ise dezenfeksiyon (Tablo 1. asit ve ısı ile antijenik. İnterlökin-1 ve diğer mediyatörlerin salınması ile konakta ateş yapar. Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvarlarının bir parçasıdır.Tablo 1. Sadece Gram negatif bakterilerde vardır.000'dir. coli ısıya duyarlı toksini Kolera sekretoksini Botulinum toksini Tetanus toksini Tablo 1. Hücrelerde spesifik reseptörleri bulunmaz. Polipeptid yapısındadır. Otoklavlama'da 15 lb/sq atmosfer basıncı ile 121 °C elde edilir. Formalin. Isıya kısmen dayanıklıdır. kan. Bakteri cinsine özel etki türü vardır. Toksoidler aşılamada kullanılır (Örnek. Bakterilerin üremelerini durduran antimikrobiyotiklere bakteriostatik.10 Ekzotoksinlerin etki mekanizmaları Tip Ekstrasellüler sitotoksinler (hücrelere direkt zehir etkisi) Örnek Streptokoksik hyaluronidaz Pseudomona aeruginosaekzotoksin A Transmembran sitotoksinler (Hücre içine bir reseptör veya transport molekülü aracılığı ile girenler) Membran hasarı yapan toksinler (hemolize veya sitolize sebep olanlar) Escherichia coli verotoksin Shiga toksin difteri toksini Streptolizin O Clostridium perfringens alfatoksin Staphylococcus aureus lökosidin Regülasyonu bozanlar (aşırı çalışma ile tuvar mekanizmaları arttıranlar) İnhibitörler ile yarışanlar (Doğal transmitterlerin blokerleri yarışanlar) E. 60°C üstünde ısıtmakla hızla harap olur Antijenik özelliği kuvvetlidir. Kuvvetli toksiktir. Sadece kromozom tarafından kodlanır. toksik olmayan forma döner. Zayıf immünojendir antikorlar antitoksik ve koruyucudur. aşı gibi maddelerdeki sporlu bakterilerin düşük ısıda steril edilmesi için kullanılan bir yöntemdir. Molekül ağırlığı 10. 30 . Bakterinin ölümünden sonra ya da bakteri ürerken ortaya çıkar.11 Ekzotoksin ve endotoksinlerin (lipopolisakkarıt) özellikleri Ekzotoksinler Canlı hücrelerden salınır.000-900. Tüm gram negatiflerde aynı etki türüne sahiptir. Toksoid hale dönmez Orta derecede toksiktir 10-100 mikrogramı hayvanlar için öldürücüdür.12) denir. öldürenlere ise bakterisid denir. toksini nötralize eder. Hastalıktan korunma ile antikor fitreleri arasındaki ilişki ekzotoksinlerdeki gibi açık değildir. Pasteur fırınında (kuru hava sterilizatör) cam eşyaların. 60°C üstünde ısıtmakla toksik etkisini kaybetmeden saatlerce dayanır. Yüksek titrede antitoksin yapımını stimüle eder. Serbest salınımı yoktur. Protein yapısındadır (Polipeptid). Kromozomal genlerle yönetilir. Tetanus toksoidi). Tindalizasyon: Serum. Genellikle konakta ateş yapmaz Sıklıkla ekstrakromozomal genlerle yönetilir (Örnek: Plazmid). Antitoksin. Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler tarafından yapılır. Lipopolisakkarid yapıdadır. Hayvanlarda mikrogram ve daha az düzeylerde öldürücüdür.13) denir. LPS kompleksinin lipid A bölümü etkilidir. Isıya dayanıksızdır. Dezenfeksiyon-Sterilizasyon Bir sterilizasyon işlemi sonrasında ortamdaki tüm mikroorganizmaların öldürülmesine sterilizasyon (Tablo 1. Kromozom. bakteriyofaj veya plazmid t Serbest salınımı vardır.

121°C'de 16 saat 0. 160°C'de 2 saat.2 %2 29°C İLE 65°C arasında 450 ile 1200mg/L dozunda 2-5 saat 60°C ile 80°C 55°C ile 60°C Yüksek iyonize hidrojen peroksit gazı Değişken 121°C veya 132°C'de değişik zamanlar 171°C'de 1 saat. Filtreler ile süzme 3. Kimyasal maddeler 4. Isı a) Yakma b) Kuru hava c) Nemli ısı Buhar Basınçlı (Otoklav) Basınçsız d) Sıcak su Kaynatma Tindalizasyon 2.22 ile 45 um arasında değişen delikleri olan filtreler veya HEPA filtreleri 254 nm dalga boyun da değişik süreler Mikrodalga veya gama radyasyon ile dalga boyları Konsantrasyon veya seviye 31 . 12 Sterilizasyon yöntemleri Yöntem Fiziksel yöntemler Basınçlı buhar Kuru hava Filtrasyon Ultraviyole radyasyon İyonize radyasyon Gaz-buhar sterilizasyonu Etilen oksid Formaldehit buharı arasında % 2-%5 Hidrojen peroksit arasında %30 Plazma gaz Klorin dioksit gaz Kimyasal maddeler ile sterilizasyon Parasetik asit Gluteraldehid % 0.Günümüzde kullanılan sterilizasyon yöntemleri 1. Işınlama Tablo 1.

Ultraviyole ışınlar ve iyonize radyasyon değişik cihazların sterilizasyonu amacıyla kullanılabilir. Kimyasal Maddeler Alkoller Yüksek konsantrasyonlarda toksiktirler. iyod.Tablo 1. Genellikle sülfidril gruplar ile kombine edilerek düşük konsantrasyonlarda kullanılır. Sterilizasyon işleminin denetlenmesi amacıyla. %1-2'lik konsantrasyonları proteinleri denatüre ederek etki ederler. bakteriler (Bacillus subtilis var. Oksidanlar Hidrojen peroksit.22 um büyüklüğünde porları olan nitrosellüloz filtreler kullanılmaktadır. Sıvılar bu ısıya kadar ısıtılır. isopropil) Fenol bileşikleri İodofor bileşikleri Kuaterner amonyum bileşikleri % 2 (yüksek) % 3-%25 (yüksek) % 3-% 8 (yüksek/orta) Değişken (yüksek) Değişken (yüksek) Serbest klorün 100 ile ile 1000 ppm arası konsantrasyonu (yüksek) % 70-%95 (orta-düşük) % 0. Filtrasyon solüsyonların sterilizasyonunda en çok tercih edilen yöntemdir. bakır ve gümüş tuzları proteinleri denatüre ederler. Bunların dışında daha kalın partiküller ve bakteriler için kullanılan toprak yapılı filtreler de vardır (Berkefeld. klor serbest sülfidril gruplarını okside ederek hücreleri inaktive ederler. Chamberland gibi). Bacillus stretothrermophilus. 32 . Bacillus pumilus). Genellikle etil alkol veya isopropil alkol kullanılır. Alkollerin %70'lik konsantrasyonları protein denatürasyonuna sebep olmaları nedeniyle genellikle kullanılır.4-%5 (orta-düşük) Serbest iodin 30-50 ppm/L konstrasyonu (orta) %0. Ancak süt için bu süre 3-5 saniyedir.4-%1. niger. sterilizasyon bantları. sonra süratle oda ısısına kadar soğutulur. hipoklorid.13 Dezenfeksiyon yöntemleri Yöntem Isı Sıvı Gluteraldehid Hidrojen peroksid Formaldehit Klorin dioksid Parasetik asit Klor bileşikleri Alkol (etil. Ancak insan dokuları için zararlıdır. Ağır metal iyonları Yüksek konsantrasyonlarda civa.6(düşük) Konsantrasyon (Aktivite Derecesi) 75°C ile 100°C arası (yüksek) Pastörizasyon ise sıvıların dezenfeksiyonu için kullanılan bir yöntemdir. Isı ile sterilizasyonun başlıca etkisi protein ve nükleik asitlerin denatüre edilmesi veya hücre membranının bozulmasıdır. En çok 0. Sıvı 71-72°C'de 15 saniye tutulur ve süratle soğutulur. Seitz. Sterilizasyon amacıyla sellüloz asetat ve sellüloz nitrat yapılı membran filtreler kullanılır. Brown tüpleri kullanılır. Fenol Fenol ve birçok fenolik bileşikler güçlü antibakteriyel maddelerdir.

mikrorganizmanın metabolik aktivitesi ve pH'a göre etkileri değişir. Deterjanlar Bakterilerin lipid içeren hücre membranına etkilidirler. Enfeksiyon alanları. Isıya dayanmayan özel vakumlanmış cerrahi malzemelerin sterilizasyonunda kullanılır. Bazı bakteriler genetik veya nongenetik olarak ilaçlara dirençlidirler. İaçların antimikrobik aktiviteleri dilüsyon ve difüzyon testleri ile ölçülebilir. Etilen oksit gazı %90 CO2 veya bir florokorbon ile karıştırılarak patlayıcılık özelliği kaybettirilir. R plazmidleri transpozonlar veya bir plazmidin füzyonu sonucunda meydana gelirler. Bakteriostatik (üremeyi engelleyen) ve bakterisidal (bakteriyi öldüren) etkili olabilirler. Antibiyotiklerin in vitro ve in vivo etkileri farklıdır. 33 . konak dokulara zarar vermezler (selektif toksisite). Antimikrobiyal kemoterapi Antimikrobiyotikler mikroorganizmaları öldürüp. Minimal inhibitör konsantrasyon ile kantitatif ölçüm yapılabilir. Kimyasal maddelere göre mikroorganizmaların direnç sınıflaması tabloda gösterilmiştir. ilacın inkübasyon periyodunun uzunluğu. Kromozomal mutasyon ile antibiyotiğin bağlandığı reseptörler değişebilir veya ilaca karşı geçirgenlik azalabilir. Bakteriostatik ilaçlar arasında sinerjistik kombinasyonlar sağlanabilir (örneğin trimetoprim ve sulfonamid).Alkilleyici ajanlar Sterilizasyon amacıyla formaldehit (formalin'in %37 solüsyonu satılır) ve etilen oksit kullanılır. İlaç direnci Genetik olmayan mekanizma: Bakterinin spesifik hedef yapıları bulunmaz. Bir R plazmid aracılığı ile betalaktamaz gibi enzimler sentezlenebilir. mikroorganizma sayısı. örneğin L formu bakterilerin hücre duvarlarının olmaması Genetik mekanizma: Kromozomal veya ekstrakromozomal direnç gelişebilir.

15) 1. Hem gram pozitif hem de negatiflere etkilidirler. Sefalosporinler Etki mekanizmaları penisilinlere benzer. Gram pozitif ve gram negatif bakterilere etkilidirler. Daha çok penisilin alerjisi olanlarda kullanılabilirler. Sikloserin etkisini sitoplazmada. paraamino-salisilik asit ve bakterisidal (izoniazid) olabilirler. Beta laktam olanlar (penisilinler. Bazı beta latamazlar ile inhibe edilebilen beta laktam halkaları vardır. Örneğin sülfonamidler ve trimetoprim'in her biri bakteri üzerine inhibitör etkiye sahiptir. basitrasin ve vankomisin ise peptidoglikanın sentezini inhibe ederler. Sikloserin. a. Betalaktam halkası betalaktamaz salgılayan bakteriler tarafından parçalanabilir. 34 .Antibiyotiklerin etki mekanizmaları (Tablo 1. Kombine kullanıldıklarında bakterisidal etkiye ulaşabilirler. Tedavinin sonunda L formu bakteriler gelişebilir. Penisilin bağlayan proteinler ile reaksiyona girer. Hücre duvar sentezi inhibitörleri Bakterisidaldirler. Antimetabolitler Bakteriostatik (sulfonamid. Penisilinler Hücre duvar sentezinde önemi olan transpeptidasyon enzimlerini inhibe ederler. Sadece hücre duvarı olan bakterilere etkilidirler. b. trimethoprim. 2. basitrasin membranda bata laktamlar ise hücre duvarında gösterirler. Spesifik enzimlerin etkilerini inhibe ederler. sefalosporinler ve karbapenemler) peptidoglikanın transpeptidasyonunu (çapraz bağlar) inhibe ederler. Ancak beraber kullanılırsa sinerjistik etki gösterir.

otoliz Polienler . Gram negatif bakterilerin 30S ribozomal subünitine bağlanarak bakterisidal etki gösterirler.Tablo 1. 3. lizis Aminoglikozidler-Protein sentezi inhibitörleri Streptomisin Kanamisin Neomyisn Gentamisin Amikasin Tobramisin Diğer protein sentez inhibitörleri Kloramfenikol Eritromisin Linkomisin Fusidik asit RNA sentez inhibitörleri Rifampin DNA sentez inhibitörleri Nitrofuranlar Metronidazol Nalidiksik asit Novobiosin Siprofloksasin ve diğer kinolonlar Civa tuzları Sülfidril grupları aracılığı ile protein fonksiyonlarını inhibe ederler DNA girazı inhibe ederek engeller Bakteri RNA'ya bağlanarak transkripsiyonu başlangıç aşamasında engeller Solubl elongasyon faktör G (translokasyon faktör) ile etkileşerek protein sentezini bloke eder Ribozomun 50S subünitine bağlanır. Aminoglikozidler Streptomisin. neomisin. 16 Antibiyotiklerin etki mekanizmaları Antibiyotik Etki mekanizması Beta . protein sentezini inhibe eder Ribozumun 30S subünitine bağlanır. Renal ve VIII.Folat antagonistleri Sulfanilamid Dihidropteroat sentezinin kompetitif inhibitörü. protein sentezini bozarak bakterinin ölümüne sebep olur.laktamlar-Murein sentez inhibitörleri Penisilinler ve Sefalosporinler Penisilin bağlayan proteinler aracılığı ile hücre duvarı sentezinin inhibisyonu. 35 . etkilerini gösterebilmeleri için bakterilerin üremeleri gerekir. En önemli üyeleri aminoglikozidler ve linkomisinler'dir.Membran fonksiyonlarının inhibitörleri Amfoterisin B Sulfonamidler . kanamisin ve gentamisin bu grubun üyeleridir. böylece beta laktamazlara dirençlidir. Anaeroblar ve intrasellüler bakterilere karşı etkili değildirler. tetrahidrofolat sentezinin bloke edilmesi Ökaryotik hücre membranındaki sterole bağlanır. Beta laktam halkasına beş karbonlu halka eklenmiştir. sinir toksisitesi (işitme kaybı) önemli yan etkileridir. Protein sentezi inhibitörleri Geniş spektrumlu antibiyotiklerdir. Karbapenemler Etki mekanizmaları penisilinler gibidir. a. c.

Bakterisidal etkilidir. d. Polimiksin bazı gram negatif bakterilerin ve sterol içeren mikoplazmaların tedavisinde. Makrolidler ve linkomisin Eritromisin (makrolid). streptokoklar. Sitoplazmik membran inhibitörleri Polimiksin ve polienler plazma membranının ozmotik yapısını değiştirirler. linkomisin ve klindamisin (linkomisin) bakteriostatik etkilidir. ketokonazol) fungal membranın lipid sentezini inhibe ederler. 50S ribozomal subünitlere bağlanarak peptid bağların gelişimini engeller. 5. Aztreonam önemli monobaktamlardan birisidir. Antibiyotiklerin toksik etkileri ve diğer ilaçlar ile etkileşimleri Tablo 10 ve 11 'de gösterilmiştir. polienler (nistatin ve amfoterisin B) ise fungal efeksiyonlarda kullanılır. nalidiksik asit DNA. gram negatif. Mikrotübül oluşumunu engelleyerek hücre bölünmesini bloke eder. 6. Stafilokoklar (özellikle metisilin rezistan S. 1) Plazmid kontrolündeki fosforilaz. önemli özellikleri ökaryotik hücrelere çok toksik olmalarıdır. aureus). rifampin ise RNA sentezini inhibe eder. 4. b. adenilaz ve asetilaz enzimleri aracılığı ile (en önemli direnç mekanizması).Aminoglikozidlere karşı direnç üç mekanizma ile gelişir. c. Spesifik tetrasiklin R plazmidleri içeren hücrelerden plazmid aracılığı ile protein aktarımı yoluyla diğer bakterilere geçer. 50S ribozomal subünit'de 23S RNA'ya bağlanarak translokasyonu bloke eder. riketsia ve klamidyalara etkili bakteriostatik antibiyotiktir. mikobakterilerin mikolik asit sentezini inhibe eden bakterisidal antibiyotiktir. Griseofulvin Fungistatik etkilidir. Kloramfenikol Gram pozitif. Enterobacteriacea ve Pseudomonas gibi gram negatif bakterilere etkilidir. Tüm kinolonlar ve florokinolonlar DNA girazı bloke ederek bakteri DNA sentezini inhibe ederler. 2) Kromozomal mutasyon. enterokoklar ve diğer gram pozitif bakteriler için kullanılır. Azoller ise (mikonazol. 36 . Nükleik asit sentez inhibitörleri Kinolonlar. e. Diş ve kemikte depolanabilir. oksitetrasiklin ve klortetrasiklin 30S ribozomal subünite bağlanan bakteriostatik etkili antibiyotiklerdir. Tetrasiklinler Tetrasiklin. Teikoplanin yapı olarak vankomisine benzeyen bir glikopeptiddir. Mikolik asit sentez inhibitörü İzoniazid. gram pozitifler ve anaeroblara etkili değildir. 3) İlaçlara karşı bakterinin geçirgenliğinin azalması. R plazmidi ile taşınabilen kloramfenikol asetil-transferaz enzimi ile inaktive edilebilir.

digitalis toksisitesi artar Aktiviteyi arttırır (immunsupresyon) 37 .Tablo 1.17 Antibiyotikler ve toksık etkileri Antibiyotik Aminoglikozid Etkileştiği ilaç Anestetikler Etakrinik asit Ampisilin Oral kontraseptifler Antasidler Eritromisin Terfenadin Dijital Teofilin Siklosporin Rifampin Antikoagülanlar Digitoksin Beta blokerler Oral kontraseptifler Ketokonazol Kortikosteroid İzoniazid Sulfonamidler Ketokanazol Antikoagülanlar Methotrexate Tetrasiklinler Dijital Oral kontraseptifler Amfoterisin B İmidazoller Dijital Siklosporin Etki Nöromusküler blokaj Ototoksisite Gl absorbsiyonun azalması Gl absorbsiyonun azalması Fatal kardiak aritmiler Konsantrasyon ve toksisite artışı Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Absorbsiyonu düşürür Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Konsantrasyon ve toksisite artar Gİ absorbsiyon azalır Potasyum konsantrasyonu azalır.

Deri reaksiyonları Sülfonamidler. penisilinler ve sefalosporinler hafif kaşıntılı ürtikeryal deri lezyonları yapmaktadır. Amfoterisin distal tubuler lezyon ve glomerul filtrasyon hızında azalma meydana getirebilir Tetrasiklinler farklı mekanizmalar ile renal toksisite meydana getirebilir Hepatosellüler hasar En iyi bilinenleri izoniazid ve rifampisin'dir.Tablo 1. Hepatit komplikasyonu eritromisin. yüksek doz ampisilin ve fluklosasilin kullanımında da meydana gelebilir. birinci generasyon sefalosporinler tübüllerde mikrokristaller oluşturarak renal toksisite meydana getirebilir. Penisilinlerde gorulur. Akut anafilaksi hapten özelliği gösteren ilaçların yol açtığı tip I hipersensitivite reaksiyonudur. parenteral tetrasiklin.17 Antibiyotiklerin dıger ilaçlar ile etkileşimleri Toksisite tipi Renal toksisite Örnek ilaçlar Uzun etkili sülfonamidler obstrüktif nefropati. pirazinamid ve etionamid. Granülomatözhepatit Aplastik anemi Metabolik kemik iliği depresyonu Granülositopeni Uzun süreli kinin tedavisinin komplikasyonudur Uzun süreli kloramfenikol kullanımı sonucunda gelişebilir Gansiklovir ve sulfonamidlerin komplikasyonudur Sülfonamidler ve sülfon tedavisinin bir sonucudur. Çok nadir olarak yeni monobaktamların da böyle bir etkisi vardır. Ayrıca bütün ilaçlar anafilaktikreaksiyon sonucunda hipotansiyona bağlı akut tübüler nekroz oluşturabilir Aminoglikozidler proksimal tubuluslere toksik etkilidir. Çapraz reaksiyon ile sefalosporinlerde de bulunabilir. 38 . Nadir olarak yüksek doz benzil penisilin tedavisinde de meydana gelebilir.

protein A) aracılığı ile abse oluşumu Slime tabakası aracılığı ile protez ve intravenöz kateterlere aderans ve kolonizasyon Piyojenik enfeksiyonlar ve birçok organda (örneğin subkutan dokular. mürein. pili ve yüzey proteinlerinin adhezyonu. pirojenik eksotoksinler) bağlı enflamasyon Postinfeksiyöz klinik tablolar Kapsüle bağlı enflamasyon Deri hastalıkları (erizipel. toksik şok. besin zehirlenmesi Staphylococcu s epidermidis Pozitif. el teması Boğaz (taşıyıcı) i nhalasyon. ampiyem. menenjit. teikoik asit. hiyaluronik asit. ekstrasellüler enzimlerine (hemolizin. menenjit Boğaz. pneumoniae) Meningokoklar (Neisseria meningitidis) Gonokoklar (N. endotoksin.A İnsanlarda hastalık etkeni önemli bakterilerin özellikleri Bakteri Gram Boyama. enterotoksinleri) ve hücre yüzey komponentleri (kapsül. kızıl. murein). streptokinaz. toksin içeren besinlerin yenilmesiyle bulaşır Patojenite mekanizmasI Özel hastalık tablosu Staphylococcu s aureus Akut enflamasyon ve birçok ekstrasellüler toksinleri (koagülaz. gonorrhoeae) Haemophilus influenzae Pozitif zincir yapan koklar Pozitif zincir yapan koklar Pozitif a hemolitik diplokoklar Gram negatif diplokok Kolon. endotoksin İnflamasyonu endotoksin. üzüm salkımı şeklinde koklar Normalde bulunduğu yer ve vücuda girişi Burun. salpenjit. bazıları asemptomatik) Sekresyonları cinsel temas ile bulaşması Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. kolon ve genitoüriner sistem Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. barsaklar (normal flora) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır immünyetersizlikli hastalarda cihazlara implantasyonuna bağlı enfeksiyonlar Grup A Streptokoklar Pozitif zincir yapan koklar Boğaz (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır Hücre yüzey komponentlerine (M proteini. üzüm salkımı şeklinde koklar Deri. el teması Kana geçen bakterinin hasarlı kalp kapaklarında kolonizasyonu Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. C5a peptidaz. toksik şok toksini. lipoteikoik asidleri. solunum yolu enfeksiyonları. endokard) abseler. tonsillit. Morfoloji Pozitif. dış membran proteinleri Gram negatif diplokok Genital sistem (taşıyıcı. lökosidin. vajina Neonatal septisemi ve menenjit Bakteriyel endokardit ve nadiren diğer hastalıklar Pnömoni. glomerulonefrit Diğer Beta hemolitik streptokoklar α hemolitik streptokoklar Pnömokoklar (S. lgA1 proteaz. endokardit Septisemi. sellülit 39 . septisemi.Tablo 2.1 . lgA1 proteaz'a bağlıdır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. el teması Üretrit. impetigo). pili. septisemi. katalaz. kemik iliği. romatizmal ateş. pelvik inflamatuvar hastalık Gram negatif küçük basillerdir Menenjit (3 ay ile 2 yaş arası). deri (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan.

Bazen üriner sistem taşları da eşlik edebilir Proteus spp. akciğerlerde). Gram negatif basil. EPEC. menenjit Klebsiella pneumoniae Geniş kapsûllü Gram negatif basil Fagositoza direnci (kapsülü) enflamasyonu kolaylaştırır. EHEC gibi) Su. adezinler Bu faktörlerden bazıları derin doku enfeksiyonlarına sebep olabilir Shigella spp Gram negatif basil Su. diabetiklerde piyojenik enfeksiyonlar kistik fibrozis de akciğer enfeksiyonları 40 .B Bacteroides spp. birçok suşu patojenik (ETEC. Shiga benzeri toksin. Endotoksininin de etkisi vardır Pnömoni. septisemi Pseudomonas Aeruginosa Gram negatif basil. septisemi. yiyecekler İnhalasyon. oral floradan inhalasyon yoluyla bulaşır İnce barsak mukozasına Shiga toksin ve adezinlerin ile invazyon yapar Dizanteri (inflamatuvar hastalık) Abseler (periton. kıvrık bakteri Gram negatif basil Suda yaşar. bulaşma enfekte suların içilmesi ile olur Dışkı bakterisidir. İnsan-insan teması ile fekal kontaminasyon Barsaklardan veya oral floradan organizmanın girişinin ardından duyarlı alanlarda enflamasyon Enterotoksinlerine bağlı değişik tipte diyareler. kistik fibrozis de aljinat Kolera Salmonella spp. immünyetersizlikli hastalarda diğer enfeksiyonlar Üriner sistemde inflamatuvar hastalık.Tablo 2. vajina (normal flora) Escherichia coli Gram negatif basil. genellikle üriner sistemde Vibrio cholerae Gram negatif. eksotoksin. yüksek pH'da daha iyi ürer Muhtemelen fekal kontaminasyon İnflamasyon. endotoksin. Tifo. veya epitellerin bozulması ile penetrasyon yapar Yanık hastalarında. Diyare muhtemelen toksinlerine bağlıdır Toksinleri (toksin A. yiyecekler. dizanteri. endotoksin). Üre pozitif. yiyecekler. gastroenterit. toprak. anaerob Barsak. sadece zorunlu aeroptur Su. paratifo. Yiyecekler. sıklıkla mikst enfeksiyon Sekretuvar diyare (turist diaresi). adhesinler. bunun yanında bilinmeyen bir çok patojenite faktörü vardır. 1 . elastaz. Gram negatif basil. insan-insan teması ile fekal kontaminasyon (az miktarda inokulum yeterlidir) Genellikle. sistit. bazı suşları hayvansal besinlerin alınması ile bulaşır Kolera toksinine bağlı masif sulu diyare Makrofajların içinde çoğalır. kişisel temas.

soğutma sistemleri. yavaş üreyen. diğer hidrolitik enzimler miyonekroz. Citrobacter. bazıları da lokal enflamasyonlar yapar. anaerop Barsak (normal flora ?) Toprak. sistem enfeksiyonları Mycobacterium tuberculosis ve diğerleri Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). Bazıları sistemik hastalık. anaerop Lesitinaz C. avium intracellulare vd). sitokin salınımı. peptik ülser Gram negatif basil Clostridium difficile Clostridium botulinum Gram pozitif. sitokin salınımı Pnömoni. bazıları küçük kemiriciler (fare) aracılığı ile bulaşır Sıklıkla midede bulunur Pertussis toksini. sporlu basil.Tablo 2. anaerop Gram pozitif.1 –C Borda tella pertussis Gram negatif küçük basillerdir Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon ve el teması ile bulaşır Genellikle fekal kontaminasyon. bovis) toprak. sporlu basil. kontamine yiyecekler. kontamine yiyecekler yara kontaminasyonu Pseudomembranöz kolit Botulizm (flask paralizi). kontamine yiyecekler. özellikle AIDS hastalarını infekte eder Tüberküloid ve lepromatöz lepra Mycobacterium leprae 41 . ince basiller Primer ve sekonder tüberküloz. infant ve yara botulizmi Clostridium tetani Gram pozitif. M. su (M. trakeal sitotoksin. yiyecekler İnsan sekresyonları (M. adjuvan etki Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. avium intracellulare vd. yaralar Toprak. ince barsaklar hastalık toksinin alınması ile oluşur Toprak. Gastrit. tuberculosis). Serratia. sulu sistemler). muhtemelen endotoksine bağlıdır İnflamasyonunun patogenezi tam olarak bilinmemektedir Toksinleri Botulinum toksini Boğmaca Diğer enterik bakteriler (Enterobacter. sporlu basil. inhalasyon. ince basiller Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). İnsan sekresyonları Bilinmeyen mekanizmalar ile patojenitesini özellikle hücresel immün yetersizliği olanlarda gösterir Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. barsaklar deri bütünlüğünün bozulması. sporlu basil. adenilat siklaz. gazlı gangren Legionella pneumophila Gram negatif küçük zorunlu hücre içi basillerdir Su (air condition. adezinler Virülans faktörleri kesin olarak bilinmemektedir. yavaş üreyen. hayvansal ürünler (M. dizanteri. anaerop Tetanospazmin Tetanolizin Tetanus (spastik paralizi) Clostridium perfringens ve diğerleri Gram pozitif. Campylobacter. Yersinia) Helicobacter pylori Gram negatif basil Değişik diyareler.

üçüncü dönemde ise kronik enflamasyon ve otoimmün benzeri bulgular.Tablo 2. Böylece vital organlarda hasar gelişir. basiller angiomatosis PID. gram ile boyanamayan. zorunlu intrasellüler bakteridir. gram negatif zorunlu hücre içi basillerdir Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. lenfogranuloma. silier fonksiyonunun kaybolması.pnö moni.1 . sentetik besiyerlerinde üretilemez Küçük. Organizmanın üremesine bağlı vasküler endotel yapıda hasar meydana gelir. insanlar ve hayvanlar taşıyıcıdır Özellikle genç erişkinlerde bronkopnömoni. ince.D Treponema pallidum Gram ile boyanamayan. hareketlidir ve kültürde çoğaltılamaz İnfekte kişilerin sekresyonları ile temas Birinci dönemde şankr. Q ateşi Mycoplasma spp. spiril basillerdir. neonatal konjunktivit Chlamydia trachomatis İnsanlar doğal konaklarıdır. Solunum epitelinde hasar. genital ve intrauterin enfeksiyonlar 42 . ince. hücre duvarı olmayan bakterilerdir. sentetik besiyerlerinde üretilemez Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. Elementer cisim ve retiküler cisim olmak üzere iki yapıda bulunur. Epidemik tifüste muhtemel taşıyıcılar insanlardır. Bazılarının üremesi için sterol gerekir Kedi tırmığı Kedi tırmığı hastalığı. virülans faktörleri bilinmemektedir Enfeksiyonun sifilise benzer üç dönemi vardır. genital veya diğer sekresyonlardaki elementer cisimler aracılığı ile bulaşırlar Rickettsia spp Hayvanlar rezervuar. muhtemelen hidrojen peroksit içeren metabolitlerine bağlıdır Tifüs tipleri. spiril yapılı basillerdir Rezervuar hayvanlardan insanlara sert keneler aracılığı ile bulaşır Lyme hastalığı Bartonella hanselae Küçük. ikinci dönemde akut enflamasyon. Virülans faktörleri bilinmemektedir ancak beyin gangliozidlerine yapıştığına dair bilgiler vardır Granülomatöz ve süpüratif yanıt oluşturur İntrasellüler yaşayan retiküler cisimciklerin konak hücre harabiyetine bağlı enflamasyon yapar Sifiliz Borrelia burgdorferi Gram ile boyanamayan. Zorunlu intrasellüler bakteridir. artropodlar vektördür.

Bakteriyoloji • Normal Flora • Sporlu Gram Pozitif Basiller • Clastridiumlar • Gram Pozitif Koklar • Gram Negatif Koklar • Sporsuz Gram Pozitif Basiller • Enterik Gram Negatif Basiller • İntestinal Sistem içinde ve Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem içinde Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Solunum Sistemi ile İlişkili Gram Negatif Basiller • Hayvan Kaynaklı Gram Negatif Koklar (Zoonozlar) • Mikrobakteriler • Diğer Bakteriler 43 .

Örneğin Streptococcus pyogenes üst solunum yollarının normal flora üyesidir. organizmalar daha sonra yiyeceklerle kolonize olur. Mide asidi bakterileri minimuma indirir. Vajinada doğumdan sonra laktobasiller kolonize olur. Doğumda barsaklar sterildir. Anterior uretra dışında. Virüsler normal flora üyesi değildirler. Ancak sekresyonların yapıldığı anatomik alanlarda kalıcı flora bulunur. difteroidler ve bazen laktobasiller eklenir. Moraxella catarrhalis. Ureaplasma urealyticum. Normal floranın organizma için önemi. Bir peptostreptokok olan Streptococcus mutans diş plaklarının ve çürüklerinin sebebidir. Küçük bronşlar ve alveoller sterildir. Ağız ve farenksin mukozaları doğumda sterildir. Kalıcı flora organizmanın fonksiyonlarına yardımcıdır. sebase sekresyonların yapıldığı alanlarda (genital ve dış kulak yolu) nonpatojenik mikobakteriler bulunur. Gardnerella vaginalis. uretra sterildir. enterokoklar. Duodenumdan kolona indikçe bakteri miktarı artar. Anne sütü alan çocukta laktik asit streptokokları ve laktobasiller bulunur. Farenks ve trakeada da benzer flora bulunur. Bacteriodes fragilis'de kolonun normal flora üyesidir. Kolonun anaerop florası abse oluşumunda başlıca rolü oynar. yıkanma veya değişik antiseptiklerin kullanımı ile normal flora bakterilerin miktarı azaltılabilir. • Enfeksiyon kaynağı olabilir • İmmün stimülasyon için yardımcıdır • Aynı reseptörleri kullanarak patojen mikroorganizmaların enfeksiyon yapmalarını engelerler • Sindirim ve metabolizmada rolleri vardır • Karsinojenlerin kaynağı olabilir İnsanlarda normal viral flora demek anormal bir durumdur. Daha ileri dönemlerde karışık flora vardır. aerop ve anaerop stafilokoklar. mayalar. Dışkıda 100'den fazla çeşit bakteri bulunur. intestinal floranın K vitamini sentezinde rolü vardır. alfa hemolitik streptokoklar. anaeroplar. bronşlarda çok az miktarda bakteri vardır. Baskın olarak difteroid basiller. 4-12 saat sonra viridans streptokoklar kolonize olmaya başlar.BAKTERİYOLOJİ NORMAL FLORA Sağlıklı kişilerin deri ve mukozalarında yaşayan mikroorganizmalara normal mikrobiyal flora denir. ancak kolonizasyonu artarsa hastalık yapabilir. Örneğin. Normal vajen florasında Grup B streptokoklar. ancak iç organlara geçerse patojen olur. Kalıcı ve geçici flora olarak ikiye ayrılır. Kalıcı floranın herhangi bir şekilde azalması durumunda geçici floranın hastalık yapma olasılığı vardır. Normal yetişkinlerde özofagus ağız florası bakterilerini ihtiva eder. Terleme. Kolonun %96-99'u anaerop bakterileri içerir (Özellikle Bacteroides fragilis). Daha sonraki dönemlerde stafilokoklar. Ağızda ek olarak candida suşları bulunur. Mukoza ve derideki flora bakterileri patojen bakterilerin üremesini engeller (bakteriyel interferans). İnsan vücudunda bakterinin bol olarak bulunduğu alanlar: • • • • • Deri Solunum sistemi Sindirim sistemi Üriner sistem Genital sistem Özellikle nemli alanlar Burun ve orofarenks Ağız ve kolon Anterior üretha Vajina Bazı normal flora üyeleri fırsatını bulduğu zaman patojen olabilir. Derinin normal florası genellikle geçici tiptedir. bazen Listeria veya Mobilincus bulunur. sporlu aerop basiller. 44 . Servikal mukus antibakteriyel aktivite ve lizozim içerir. ancak süratle flora yerine gelir.

pnömoni.1). Nadiren gastrointestial ve inhalasyon yolu ile (woolsorter's disesase) enfeksiyon yaptığı gösterilmiştir. Bu bakteriler önemli spesifik enfeksiyonların etkenleridir. Bacillus anthracis (ŞARBON) Şarbon başlıca koyun. Bakteri tren vagonu veya bambu kamışı şeklinde kaba zincirler yapan gram pozitif merkezi sporu olan basildir (Şekil 2. eğer bakteri protektif antijen üretmezse diğer toksinlerde etki göstermezler. doğada ise sporlu kapsülsüzdür. Sporlar dokularda germinasyona uğrar. İnhalasyon yolu ile bulaşma hemorajik mediastinit. Bakterinin poli-D-glutamik asit yapısındaki kapsülü bir haptendir. asıl virülansı toksinine bağlıdır. Antraks toksini diğer ekzotoksinlerden farklı olarak A ve B subünitlerden meydana gelmez. Zorunlu aerobdur. 45 . Kromatografik olarak üç alt gruba ayrılır 1. Enfeksiyon sağlam olmayan deri veya mukozalardan sporların alınması ile bulaşır (Tablo 2. zorunlu anaeroplar Clostridium'\ar olmak üzere ikiye ayrılır. vejetatif organizmalar ödem ve konjesyon ile karakterize hastalık yapar. sığır. Letal faktör Protektif antijen reseptör görevi görür. İnsanlar nadiren infekte olurlar. Hem kapsül hem de toksinler farklı plazmidlerin kontrolü altındadır .2). menenjit ve sepsis gibi hızlı seyirli fatal enfeksiyonlar ile sonlanır. Ödem faktör 3. at gibi hayvanların hastalığıdır. Kanlı agarda iyi ürer. cereus swarming tarzında ürer). Kapsülü fagositoza karşı koymak amacıyla üretilir. ondüle saç görünümünde R tipi koloni yapar. Hareketsizdir (B.SPORLU GRAM POZİTİF BASİLLER Gram pozitif spor yapan basiller aeroplar Bacillus. ARB boyama ile sporları kırmızı renkte görülür. Protektif antijen 2. Klinik örneklerden izole edilen bakteriler kapsüllü sporsuz.

microsporum Afipia felis Mantar Gram negatif basil Köpek.2). özellikle giriş yerinde jelatinöz ödeme sebep olur (habis püstül) (Şekil 2.Tablo 2. balık Fareler. canis Erizipeloid Leptospiroz Melioidoz Ruam Tularemi Virüsler Foot and mouth Orf (Ektima kontagiosum) Veziküler stomatit Parazit Kutanöz larva migrans Erysipelothrix rhusiopahtiae Leptospıra interrogans Pseudomonas pseudomallei Pseudomonas mallei Francisella tularensis Aphthovirus Parapox virüs Vesicular stomatitis virüs Ancylostoma caninum Ancylostoma braziliense Mantar Bilinmeyen Dermatofitler Kedi tırmığı Zoofilik trichophytonlar.2 Deri yaralanması ile bulaşan zoonozlar Hastalık Etken Bakteriler Şarbon Bruselloz Organizma ismi Bacillus anthracis Brucella melitensis B. at Kedi. aerop Gram negatif basil Hayvan Evcil hayvanlar Koyun. 46 . köpek. etoburlar Klinik Dokulara geçen sporlu bakteri germinasyona uğrar. sporlu. fareler Sığır Koyun. sığır Kedi. Daha sonra lenfatikler ve kan dolaşımı aracılığı ile yayılan vejetatif bakteriler ağır bir sepsis tablosuna sebep olurlar. köpek Grampozitif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Gram negatif basil Picomavirus ailesinden Poxvirus ailesinden Rhabdovirus ailesinden Nematod Grup Gram pozitif. keçi Sığır Domuz Köpek Domuz. kedi. keçi Sığır. kümes hayvanları. tilki. evcil hayvanlar Fareler Evcil hayvanlar Tavşanlar. aburtus B. suis B.

aşı yapılmayanlarda ise 8 hafta siprofloksasin veya doksisiklin uygulanır. Sulu diyareye. Bunlardan biri pirinçli yiyeceklerden geçen emetik form.Sporların oral yoldan alınması ile gelişen gastrointestinal sistem şarbonu hayvanlarda yaygın iken insanlarda nadiren görülür.cereus ciddi keratit. Diğer Bacillus türleri (B. ateş ve kusma eşlik eder. lentimorbus) böcekler için patojendir. bunlardan bazıları böcek ilacı olarak kullanılır. İnhalasyon ile alınan şarbon dışında penisilin genellikle ilk seçenektir. B. Bakterinin besin üzerinde tespit edilmesi tanı açısından değerlidir. Diyare formunda ise inkübasyon periyodu 1-24 saattir. Spesifik antraks gama bakteriofaj ile lizis olması tanıda yardımcıdır. sphaericus.cereus'un dışkıda tespit edilmesinin tanı açısından değeri yoktur. Biyolojik silah olarak kullanılan B. Tedavide vankomisin. thuringiensis. Normal florada da bulunabilir. anthracis ile karşılaşmalarda aşı yapılırsa 4 hafta. aminoglikozidler ve karbapenemler denenmelidir. B. Hayvanlara kapsül. klindamycin ve eritromisin de denenebilir. İnhalasyon antraksı nadir görülür. insanlara protektif antijen aşıları uygulanmaktadır. larvae ve B. Enterotoksin barsakta sentezlenir. kusma. B. 47 . B. Bacillus cereus Besin zehirlenmesi etkeni olan B. Presipitasyon veya hemaglutinasyon testleri ile antikorlar aranabilir. siprofloksasin. Hastalık genellikle 24 saat içinde kendi kendine düzelir. B. Ancak önemli olan tedaviye erken başlanmasıdır. Tanı Anamnez ve cilt lezyonunun görülmesi genellikle tanı için yeterlidir. koruyucu elbiselerin giyilmesi ve hayvanların aşılanması ile sağlanabilir. popilliae. kalın gram pozitif basillerin gösterilmesi. Tedavi Şarbon'a karşı birçok antibiyotik kullanılabilir. Tanı için şarbon yarasından alınan materyalde sporsuz. Korunma Korunma hayvan çıkartıları ile temas edilmemesi. abdominal kramplar ve nadiren ishal olur. B. abdominal kramplar. Pirinçli yiyeceklerin yenmesinden sonra 1-5 saat içinde başlar. Biyolojik savaş nedeniyle gündemdedir. Nadir de olsa intravenöz uyuşturucu bağımlılarında.cereus'lu hastaların dışkıları bakteriyolojik inceleme açısından yeterli bilgi vermez. Emetik formda bulantı. cereus iki farklı tipte ekzotoksin salgılar (Tablo 2. Tedavi Bacillus cereus beta laktamaz ürettiği için penisilin ve diğer beta laktam antibiyotiklere dirençlidir.3). veya kanlı agarda gri nonhemolitik koloni yapısı (Medusa başı görünümü) ile merkezi sporları gösterilebilir. Akciğer şarbonunda siprofloksasin tercih edilir. Virülan antraks suşları intraperitoneal injeksiyon ile fareleri öldürürler. osteomyelit veya pnömoni gibi sistemik enfeksiyonların etkeni olarak tespit edilebilir. menenjit. besiyerlerinde swarming tarzında ürer. Tetrasiklin. klindamisin. şarbondan ölen hayvanların yakılması veya derin gömülmesi. Hareketlidir. diğeri ise etli (soslu) yiyeceklerden bulaşan diyare tipi besin zehirlenmesi yapar. yapay tıbbi malzeme kullananlarda endokardit. Hemorajik mediastinit ve şok tablosu tablosu içinde hastaların hemen tamamı birkaç gün içinde ex olurlar. Özellikle travma veya göze yabancı cisim kaçması ile enfeksiyon meydana gelir. endoftalmit ve panoftalmitgibi göz enfeksiyonlarına sebep olur.

Isıya duyarlı toksin Salmonella Campylobacter V. 100 °C'ye 3-5 saat kadar dayanabilir. Organizmanın sporları ısıya çok dirençlidir. A (en potenti) ve B her türlü yiyecekte bulunurken. süt Tavuk. onların innerve ettiği nöromusküler plağa getirilir. Toksinler benzer etki gösteren nörotoksik proteinlerdir. Botulizm.Isıya dirençli toksin . gazlı gan-gren ve pseudomembranoz kolit gibi spesifik önemli enfeksiyonlar yaparlar. diyare Ateş. Toksin üretimi bakteriyofaj kontrolündedir. perfringens Toksin İnkübasyon periyodu (saat) 1-6 1-16 8-24 16-48 16-48 16-72 16-72 16-72 16-48 8-12 Bulaşma Salam. 100°C'de ortalama 20 dakikada parçalanırlar. Sadece anaerobik ortamlarda ürerler. Toprakta ve hayvan dışkılarında bulunan bir bakteridir. aureus B.Isıya dirençli toksin . kaba basillerdir. Gevşek paraliziler yapar. inkübasyon periyodu bulaşmadan sorumlu yiyecekler ve klinikleri Organizma S. diyare Diyare Diyare Ateş. toprakta. Clostridium botulinum Botulizm etkenidir. kırmızı et. yumurta. kümes hayvanları.3). dışkıda bulunurlar. anaerob. Clostridiumların sporları genellikle basilin çapından daha geniştir. süt Deniz kabukluları Süt Salatalar Kırmızı et Kırmızı et. soslar Klinik bulgu Kusma Kusma Diyare Ateş. Toksinin 8 antijenik tipi vardır (A-G). Santral. botulinum toksinleri son derece toksiktir. pasta. C. C. Ortak antijenik yapıları bulunmakla birlikte. kan veya lenf dolaşımı ile kolinerjik sinirlere. E özellikle balık ürünlerinde vardır. Özellikle A. coli İnvazyon İnvazyon İnvazyon (toksin ?) İnvazyon (toksin ?) Toksin O157:H7 (verotoksin) C. cereus Mekanizma . genellikle her bakterinin kendi antijenik yapısı vardır. B ve E (bazen F) zehirlenme lerden sorumludur. parahaemolyticus Y. subterminal ve terminal olmak üzere sporun basil üzerindeki yeri değişik olabilir. ısıtılmış yiyecekler Pirinçli yiyecekler Soslu yiyecekler Tavuk. elektromiyogram bulguları tipiktir. vakumla paketlenmiş yiyecekler veya konserveler aracılığı ile bulaşır. Toksin gastrik epitel hücrelerinden emilir. tütsülenmiş. Isı direnci asit pH'da yada çok tuzlu ortamlarda düşürülebilir. bir çoğu peritriş flagellalara sahiptir. botulinum toksini hem bakteri ürerken hem de parçalanırken ortama salınır. Baharatlı. tetanoz. endositoz ile plağa girer ve asetil kolin deşarjını önleyerek çizgili kas paralizilerine yol açar (Şekil 2.3 Besin zehirlenmesi etkenleri. diyare Diyare CLOSTRİDİUMLAR Gram pozitif. enterocolitica E. 1-2 (xg insanlar için öldürücüdür. Doğada. 48 .Tablo 2. diyare Ateş.

Peritriş flajellaları ile hareketli. İyileşmiş hastalarda antitoksin oluşmaz. Toksin üretimi plazmid kontrolündedir. Sadece kültür ortamlarında ve doğada sporlu. Vejetatif bakteriler tarafından üretilir. Bulber paralizi. terminal sporlu (davul çomağı. Ölüme kadar hastanın bilinci yerindedir. Tüm Clostridium tipleri aynı antijenik tipte tetanospazmin (nörotoksin) salgılar. Gerekirse mekanik ventilatörler ile ventilasyon desteği sağlanır. Doğada. Süt çocuklarında (ilk bir yaş) toksin ile kontamine yiyeceklerin (bal) yedirilmesi ile infantil botulizm görülebilir (gevşek bebek). İinsan vücudunda. Tamamen iyileşme 3 ay ile bir yıl arasında sürebilir. Sporların germinasyonu için nekrotik dokuların olması. Bu hastalarda toksin dışkıda tespit edilir. Kapağı şişmiş konserveler tüketilmemelidir. özellikle bakteri lizise uğrayınca salgılanır. Ciddi olgularda 4 saatte bir tekrarlanır. Enfeksiyon anaerob dokularda lokalize kalır. Evde yapılan konserveler tehlikelidir. Toksin serum ve yiyeceklerde gösterilebilir. yutma güçlüğü. çift görme) ilk bulgulardır. konuşma bozukluğu da görülebilir. Sanayide üretilen konserveler. E) antitoksin süratle intravenöz verilir. botulinum doğada yaygındır ve yiyecekleri kontamine edebilir. gastrointestinal sistem bulguları bulunmaz. Tedavi Trivalan (A. tenis raketi) bakterilerdir. bu özellikleri taşıyan dokulara tetanojen dokular denir. Mortalite oranı yüksektir. kanda ise bulunmaz. dokuların kanlanmasının bozulması ve ortamda Ca bulunması gerekmektedir. Şüpheli yiyecekler en azından 20 dakika süreyle kaynatılmalıdır. Sadece semptomatik tedavi uygulanır.Klinik bulgular Kontamine yiyeceklerin alınmasından 18-24 saat sonra ortaya çıkar. Clostridium tetani Tetanoz etkenidir. özellikle insan ve hayvan dışkılarında bulunur. canlı dokularda ise vejetatif formdadır. yuvarlak. perfringens'e göre daha güçlükle ürerler. Ateş yoktur. Hayvan deneyleri yapılabilir. Anatomik ++ 49 . Korunma C. usulüne uygun hazırlanmışsa botulizm gelişmez. Patogenez İnvazyon yapmaz. C. B. Toksin Hemolizden sorumlu tetanolizin ve istem dışı kasılmalardan sorumlu tetanospazmin üretir. Tanı Klinik bulgular ve EMG ile konulur. Ciddi bir bakım ile ölüm oranı %65'den %25'e düşürülebilir. solunum paralizisi ve kalp durması geliştiğinde ölümle sonuçlanabilir. Ani ölüm sebebidir. Görme ile ilgili bulgular (göz kaslarında koordinasyon bozukluğu.

Kasılmalar. Kraniyal sinirlerin (özellikle 7. Yaradan alınan preparatlarda gram pozitif sporsuz basillerin görülmesi tanıda önemlidir. Bunların dışında septik şartlarda göbek kordununun kesilmesine bağlı yenidoğan tetanozu (yedinci gün hastalığı). Tanı Klinik bulgular ile konulur. kollar fleksiyon. Daha sonra generalize forma da dönüşebilir. iyi irrige ve debride edilmemiş yara ve yanıklardır. İlk tutulan kas masseter kasıdır. zaten hiperirritabl haldeki hastanın dış uyaranlarla her uyarılışında gelişir. BOS normaldir. Sefalik tetanoz: Özellikle kulaklarda olmak üzere (otitis media) primer enfeksiyon bölgesinin başta olduğu durumlardır. Klinik İnkübasyon 4-5 günden birkaç haftaya kadar değişebilir. Hastalarda sık görülen komplikasyonu aspirasyon pnömonisidir. Lockjaw) gelişir. Ortamda aerop bakterilerin (S. aureus. hatta iyileşme sonrasında aylarca süren en uzun seyirli bulgudur. Ateş yoktur. aritmiler ve arteriyel kan basıncı oynamaları görülür. Toksin başlangıçta motor nöronların presinaptik membranlarındaki reseptörlere bağlanır. Tetanospazmin merkezi sinir sistemine birkaç yoldan etkilidir. Bunun sonucunda. Kasılmalar enerjiden bağımsızdır. İnkübasyon periyodu kısa. 50 . sinir) tek tek veya kombine tutulduğu görülür. Yaranın merkezi sinir sistemine uzaklığı bu süreyi etkiler.boşluk bırakılarak sütüre edilmiş. Herhangi bir eksternal stimulus kasılmaları başlatabilir. Kobaya injekte edilen BOS insandakinin aksine assendan tarzda tetanoz geliştirir.4). donuk yüz (risus sardonicus) görülmeye başlanır. Vejetatif organizmalardan salınan toksin retrograt aksonal iletişim veya kan dolaşımı yoluyla merkezi sinir sistemine ulaşabilir. prognoz kötüdür. olgunun seyri boyunca. Bunu izleyen dönemde. Otonom sinir sistemi tutulumuna bağlı olarak terleme. nöbetler esnasında paravertebral kas spazmına bağlı olarak hastanın gövde ve başı hiperekstansiyon. Generalize tetanoz: Tipik tetanoz tablosudur. Generalize tetanozun ilk bulgusu sayılır. Prognoz çok iyidir. taşikardi. Ayırıcı tanıda striknin zehirlenmesine dikkate alınmalıdır. Sfinkter spazmı nedeniyle konstipasyon ve idrar retansiyonu görülür. Asetil kolinin salınımını inhibe eder ve böylece nöromusküler geçişi engeller. ancak olguların 1/3 kadarında görülebilir. Daha sonra diğer yüz kasları da tutulur. Tüm etkilerini ekzotoksinleri aracılığı ile yaparlar. İlk kasılmalar yara yerinde başlar. Lokalize tetanoz: Çok nadiren hastalık yaralanma bölgesi ile sınırlı kalabilir. yabancı cisim ve koagulum içeren lezyonlar. Pseudomonas aeruginosa) bulunması ile oksijen tüketimi hızlanır ve üremeleri daha kolaylaşır. interkostal adelelerin olaya katılması ile gelişen asfiksi en sık ölüm sebebidir. hastanın bilinci terminal döneme kadar açıktır. Ancak başka bir enfeksiyon varlığında veya ölüme yakın dönemlerde gelişen aspirasyon pnömonisi gibi sekonder enfeksiyonlara bağlı olarak ateş yükselir. eller hiçbir zaman hastalığa katılmaz. uygunsuz düşük girişimleri sonucunda puerperal tetanoz görülebilir. Laboratuvar kesin tanı için kullanılır. Ağır olgularda konvülsiyonlar gözlenir. bacaklar ise ekstansiyon halini alır (opistotonus (Şekil 2. Hastalık tonik kas kasılmaları ile karakterizedir. hiperrefleksi ve kas spazmları meydana gelir. İlk bulgu ile generalize spazmlar arasındaki dönem 2 günden kısa ise hastalık ciddidir. Trismus (Çene kilitlenmesi.

Gazlı gangren denince de bu bakteri akla gelir. Tüm bireylere aktif immünizasyon şeması uygulanmalıdır. septicum. novyi gibi yaklaşık 30 susun gazlı gangren gibi invaziv enfeksiyonlar yaptığı bilinmektedir. Sporlar dokularda vejetatif hale geçtikten sonra gaz üretirler. aylarda birer doz. Korunma Tetanoza karşı ilk yapılacak işlem yara temizliğidir. Clostridium perfringens C. Toksinleri Tip A'nın salgıladığı alfa toksin lesitinaz C'dir. C. Dokularda kalabilecek bakterilere karşı antibiyotik uygulanır. 6. Tanı Klinik bulgular ile konulur. Tablo 2. Nöronlardaki toksinin nötralizasyonunda etkisizdir. Hücre membranınındaki lesitini parçalar. Beraberinde aşı yapılır ve penisilin tedavisi başlanır. histolyticum. Travma ile başvuran hastalarda önce yara temizliği ve debridman uygulanır. Gazlı gangren kural olarak mikst enfeksiyondur. böylece 6-18 saatte ortaya çıkan. perfringens'in bazı suşları güçlü enterotoksin üretir. sonra 10 yılda bir booster (hatırlatma) dozu uygulanmalıdır. tetanus toksoidi yapılır. 51 . Yenidoğan tetanozunda hiperimmunglobulin hayat kurtarıcıdır (gerçek endikasyon).4 C. ancak yine de tetanoz düşünülen her hastaya uygulanmalıdır. Hastalık bu haliyle B. cereusfun gastroentenit tarzı besin zehirlenmelerine benzer. Yara yerinden hazırlanan preparatlarda gram pozitif sporsuz (bazen sporlu) bakterilerin gösterilmesi. ayrıca lökosit sayısının azlığı tanı açısından destekleyicidir. C. C. aşırı su ve elektrolit kaybı olan diyareler görülebilir. Yaraya debridman uygulanır. Ortamda Clostridiumlar dışında koklar ve gram negatif basiller de bulunur. Hiperimmunglobulin dolaşan serbest toksini nötralize eder. Kolonilerinin çevresinde çok sayıda hemoliz zonu gelişir. Yara geniş bir alanı kapsıyor ve kontamine ise tetanus immunglobulin uygulanır. perfringensm neden olduğu hastalıklar Hastalık Gazlı Gangren Nekrotizan Enterokolit (NEC) Besin Zehirlenmesi Tipi Tip A Tip C Tip A Toksin Alfa toksin Beta Toksin Enterotoksin Patogenez Clostridial sporlar dokulara travmatize dokuların kontaminasyonu (toprak. Genellikle travma sonucunda gelişir. alternatif olarak metronidazol verilebilir. Hibernasyon amacıyla yüksek dozda diazepam verilir. Kanlı agarda çift hemoliz zonu yapar Miyonekroz olmaksızın sellülit. Mevcut yaranın çevresinde pis kokulu nekroze dokular gelişir. Özellikle etli yiyeceklerde oluşan bu toksin jejenum ve ileum'dan hipersekresyon yapar. Kaslarda ve yumuşak dokularda nekroz. Penisilin ilk seçilecek antibiyotiktir. anemi ve toksemi ile karakterize hastalık tablosu yapar. 2. Tetanoz hiperimmunglobulininin hem korunmada hem de tedavideki yeri tartışmalıdır. Tetanoz immunglobulini atlardan hazırlanmış ise hastalarda serum hastalığı gelişebileceği unutulmamalıdır. Palpasyonla krepitasyon alınması tipik klinik bulgudur. subkutan dokuların kollajen tabakasını ve kasları sindirir. Beta toksin hemolitik ve nekrotizan etkiye sahiptir ancak lesitinaz değildir. feçes) veya intestinal yol ile ulaşır. 4. ancak bunların %90'ından Clostridium perfringens sorumludur.Tedavi Hasta sakin bir odaya alınır. DNase ve hyaluronidase. ayrıca radyolojik olarak da izlenebilen gaz birikimine neden olur. bir kollajenazdır. ve 18. gaz birikimi ve süpürasyon ile özelleşen yumuşak doku enfeksiyonlarına sebep olabilir.

52 . kolonoskopi ile psödomembranların tespiti değerlidir. Antibiyotiklerin hemen hepsi (özellikle ampisilin. Tablo 2. GRAM POZİTİF KOKLAR Stafilokoklar ve Streptokoklar medikal önemi olan gram pozitif koklardır.7) gösterilmiştir. Hareketsiz ve sporsuzdurlar. antibiyotik ve hiperbarik oksijen tedavisi uygulanır. bakteri kolonizasyonunun artmasını sağlarlar. vankomisin dirençli enterokokları geliştirmesi nedeniyle artık birinci tercih değildir. dörtlü veya sekizli paketler halindedirler. toksik şok sendromu. bu özelliği Streptokoklardan ayrımında kullanılır. ancak bunlardan üçü medikal önemlidir (Tablo 2.Besin zehirlenmesine sebep olabilir. epidermidis endokardit ve S. difficile'nin virülans faktörleri ve etkileri Virülans Faktörü Toksin A (Enterotoksin) Toksin B (Sitotoksin) Spor Etkisi İshal Pseudomembran oluşumu Çevre şartlarına direnç Klinik Orta derecede diyareden toksik megakolona kadar değişen klinik tablo gelişebilir. Nosokomial diyarelerin en sık etkenidir. S. C tipi bakterinin salgıladığı beta toksin sorumludur. Stafilokoklar Hastalık Üzüm salgımı görünümünde gram pozitif koklardır. Stafilokoklarda ayırt edici özellikleri (Tablo 2. Penisilin G ilk tercih edilecek antibiyotiktir. aureus abseler. klindamisin ve sefalosporinler) ile kemoterapötikler normal florayı azaltarak.5 C. besin zehirlenmesi. kanlı diyare. Karın ağrısı. İki tip toksin üretir. karakteristik özelliği psödomembranlar bulunmasıdır. Stafilokokların otuzdan fazla serotipi vardır. Dirençli veya metronidazol yan etkisi olan hastalarda kullanılabilir. Clostridium difficile Antibiyotiğe bağlı kolit (psödomembranöz kolit) etkenidir. Tanı Toksinin varlığının gösterilmesi. Bu mikroorganizma yenidoğanların barsak florasında %50 oranında bulunur. doğada yaygın olarak bulunurlar.6). morfolojik olarak Stafilokoklara benzerler. böylece apoptozis gelişir ve enterositler ölür. Oral vankomisin tedavisi. şok ve peritonit ile kendini gösteren nekrotizan enterit etkenidir. Dışkı kültürünün tanısa I değeri yoktur. Mikrokoklar da Stafilokoklara benzerler. Ekzotoksin A ve B aktinin depolimerizasyonuna sebep olur. S. Tüm Stafilokoklar katalaz pozitiftir. Peptostreptokoklar anaerobik koklardır. Ateş sıktır . Tedavi Debridman. saprophyticus ise üriner sistem enfeksiyonu etkenleridir. endokardit ve osteomiyelit gibi değişik piyojenik enfeksiyonlar. Bu oran iki yaş civarında %4'lere düşer. Tedavi Oral metronidazol primer tedavisidir.

Plazmidler tetrasiklin. eritromisin ve aminoglikozidler gibi birçok antibiyotiğe direnç taşıyabilir. Bunlardan en önemlisi plazmid kontrolündeki beta laktamaz üretimidir. süpüratif enfeksiyonlar yapar Katalaz pozitif. Epidemiyolojik çalışmalarda faj tiplendirmesi ile suşlar belirlenebilir. IgG'lerin (lgG3 hariç) Fc kısmına affinite gösterir. Opsonizasyon ve fagositozu önler. aureus'a bağlı endokarditlerde tanı olarak kullanılabilir. epidermidis S. novobiosine dirençli. Tolerans bir antibiyotiğin Stafilokokların üretimini inhibe etmesi ancak onları öldürememesidir. novobiosine duyarlı. komplemana karşı etkinlik gösteren bir proteindir. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden oluşur. yüzeyinde Protein A bulundurur. Protein A bazı aglutinasyon testlerinde tanı yöntemi olarak kullanılabilir (koaglutinasyon). saprophyticus Önemli bilgiler Katalaz pozitif. Peptidoglikan tabakaya bağlı halde bulunan Protein A.hemoliz yapması • Mannitolü parçalaması (Chapman besiyerini sarartması) • Polimiksin'li besiyerinde üremesi • Novobiosin'e duyarlılığı Tablo 2. aureus'un birçok antijen ve hücre duvar komponenti vardır. Antijenik yapıdadır. üriner sistem enfeksiyonları etkeni Tablo 2. beta hemoliz yapmaz. beta hemoliz yapmaz. aureus DNAase Mannitol Hemoliz Protein A Lipaz Novobiosine duyarlılık Yaptığı Hastalık (+) (+) Beta Var Tamamında var Duyarlı Süpüratif hastalıklar Koagülaz negatif S.6 Medikal önemi olan Stafilokoklar Bakteri S. koagülaz pozitif.7 Stafilokokların ayırıcı özellikleri Özellik Koagülaz pozitif S. Beta hemolitik. Koagülaz negatif Stafilokoklarda Protein A yoktur. Stafilokokların yüzey reseptörleri bazı fajlar için reseptör görevi görür. koagülaz negatif. 53 . aureus S. epidermidis (-) (-) Yok Yok % 30 + Duyarlı Yabancı cisim enfeksiyonları 5. Teikoik asit Stafilokokların hücre duvarında bulunur. kemotaktik. aureus'a patojenliğini veren ayırıcı tanısal özellikler • Koagülaz pozitiftir • Kanlı agarda altın sarısı (aureus latincede altın demektir) koloniler yapması • Beta.Stafilokoklar birçok antibiyotiğe dirençlidir. mukoza hücrelerine yapışmasını sağlar. koagülaz negatif. antiteikoik asit antikorları S. saprophyticus (-) (-) Yok Yok % 30 + Dirençli Üriner infeksiyon S. ancak bütün Stafilokoklar vankomisin'e duyarlıdır. Staphylococcus aureus Önemli Bilgiler S. Metisilin (nafsilin) direnci de beta laktamaz üretimine bağlıdır. normal deri florası bakterisi Katalaz pozitif.

karbonkul. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında lokalize bir lezyondan sepsis meydana gelebilir. 30 dakikadan az kaynatmaya dirençlidir. 54 .B ise stafilokoksik psödomembranöz enterokolite yol açar. S. epidermidis deri ve mukozaların normal florasında bulunur. Hyalüronidaz: Bağ dokusunu hidrolize eder. Vagende %5 oranında bulunabilir. Antiteikoik asit antikorları. panaris. follikülit. toksik şok gelişmesinde önemlidir. Koagülaz üretimi patojenlik ile iş anlamlı kullanılır. hordeolum. S. Lipazlar: Deri. Böyle suşlara metisilin rezistan S.8) İnflamatuvar enfeksiyonlar Deri-mukoza lezyonları: Abse. Klinik Bulgular (Tablo 2. Normal kapaklılarda özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında sağ kalp endokarditi yapar. yayılma faktörüdür. Kısa inkübasyon periyodlu (1/2 . hidradenit. Bakterilerin %70'inden fazlası böyledir. Toksik Şok Sendromu Toksini (TSST-1): İntravaginal tampon kullanan kadınlarda ve tampon kullanılan yaralarda toksik şok sendromu'na yol açar. Enzimleri Koagülaz: Plazmayı koagüle etme özelliğindedir. S. toksinin bu özelliğinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle özellikle burun/nazofarenks portörlerinden oluşan gıda üreticilerinin kontamine ettiği krema ve mayonez gibi besinlerle oluşan besin zehirlenmeleri. hücre duvarı proteinleri. kan dolaşımına karışır. Enterotoksin . İçlerinde en önemlisi alfa toksindir. Beta laktamaz enzimleri penisilin ve birçok birinci generasyon sefalosporinleri inhibe eder. S. deride nekroz ve hemoliz yapar. Toplumda %40. derialtı yayılımını sağlar. Toksinleri Lökosidinler: İn vivo dokulardaki nekrozdan sorumludur. Taşıyıcılarda problem oluşturmayan bakteri hastane enfeksiyonlarının önemli kaynağını oluşturabilir. hastane personelinde %70'ler civarında nasal taşıyıcılığı bulunabilir. Isıya. Bakteri bu enzim sayesinde çevresini fibrin tabakası ile sararak savunma elemanlarından korunur. Akut endokardit etkenidir. antijen sunumuna gereksinim duymadan CD4+ T lenfositlere direkt olarak bağlanan (süper-antijen) bir toksindir. flegmon. Stafilokinaz (fibrinoliz) Penisilinaz (beta laktamaz): Beta-laktam halkasının siklik amid bağını hidrolize eder. Patogenez Stafilokoklar toksinleri ve doku enflamasyonu yoluyla hastalık oluştururlar. Eksfoliatif Toksin: Epidermolitik toksin de denmektedir. Nötrofil ve makrofajları eritir. aureus'un tipik lezyonu abse'dir. epidermidis'dir. Haşlanmış Deri Sendromu'ndan sorumludur. Prostatik kapak endokarditlerinde etken S. fibrinojeni fibrine dönüştürür. Enterotoksin A ile E arasında 6 değişik tiptedir. Lokal büllöz eritemlere yol açmaktadır. jel difüzyon yöntemi ile S.6 saat) emetik tarzda besin zehirlenmesi etkenidir. aureusların yaklaşık %5-25 kadarı TSST taşır. Teikoik asit.Bulaşma Stafilokoklar normal insan florasında bulunurlar. Katalaz: Streptokoklardan ayrımında kullanılır. Stafilokokların hücre duvarı üzerinde bulunan polisakkarid ve protein oluşumlu antijenik yapıları kapsül.aureus'un. aureus burun ve deri üzerinde (özellikle sağlık çalışanları) bulunabilir. peptidoglikanteikoik asit kompleksi ve protein A'dır. Toksin lokal olarak üretilir. aureus'a bağlı endokarditli hastalarda tespit edilebilir. aureus denir (MRSA). gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden yapılı peptidoglikan bağlarıdır ve antijenik olabilir. S.

S. Toksik şok sendromu. Şiddetli epigastrik ağrı. saprophyticus ise vajenin normal flora bakterisidir. Haşlanmış deri sendromu ateş.8 Stafilokokların etken olduğu enfeksiyonlar Deri ve yumuşak doku enfeksiyonları Furonkül. S. epidermisin sıklıkla etken olduğu hastalıklar: • Devamlı ayaktan periton diyalizi (CAPD) peritonitleri • Nozokomiyal bakteriyemi • Protez kapak endokarditi • IV katater infeksiyonlar 55 . yüzeylere yapışma özelliği vardır (kateter. Hem travmatik hem de hematojen yayılım gösterebilir. Bulantı önlenmemeli. kremalı pasta. MSS. Özellikle postoperatif veya viral enfeksiyonların ardından (örneğin influenzae) ampiyem veya akciğer abseleri meydana gelir. Saç ve tırnaklar dökülebilir. böbrekler. Bakteriyemi sonucunda abseler meydana gelir (metastatik abseler). Karaciğer. Besin zehirlenmesi: Kısa inkübasyon periyotlu emetik tarzda besin zehirlenmesidir. Jambon. ateş. Nosokomial pnömonilerin en önemli etkenlerinden birisidir. şant. S. aureus'tan farkı) S.Gram pozitif koklar . prostetik eklem enfeksiyonları gelişir. kusma görülür. hipotansiyon. 24 saatten önce. Birkaç saat içinde. dondurma gibi oda ısısında kalmış yiyeceklere enterotoksinin bulaşması ile gelişen bir intoksikasyondur. Genellikle küçük çocuklarda görülür. geniş büller. kendiliğinden geçer. cerrahi) Sellülit İmpetigo Bakteriyemi Endokardit Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları Beyin apzesi Menenjit (nadir) Epidural apze Pulmoner enfeksiyonlar Embolik Aspirasyon İskelet sistemi hastalıkları Osteomiyelit Artrit Üriner sistem enfeksiyonları Renal karbonkül Alt solunum yolu enfeksiyonları Toksinlere bağlı enfeksiyonlar Toksik şok sendromu Haşlanmış deri sendromu Besin zehirlenmesi (Daha çok metastik apzeler) Osteomiyelit ve septik artrit etkenidir. S. güneş yanığı şeklinde deri döküntüsü ile karakterizedir.Tablo 2. bulantı. sıvı elektrolit replasmanı uygulanmalıdır. epidermidis ve S. karbonkül Yara enfeksiyonları (travmatik.Kolonilerinde hemoliz yoktur . epidermidis'de yapışıcı bir yüzey (Slime) tabaka bulunur. GİS. epidermidis derinin. kaslar tutulur.Kolonileri gri veya beyazdır Mikroskopta üzüm salkımı gibi görünürler Katalaz pozitifliği Streptokoklardan farkını gösterir Koagülaz enzimi bulunmaz (S. Koagülaz negatif Stafilokoklar Esas tanı . eritematöz maküler döküntüler ile karakterizedir. saprophyticus Normal flora bakterileridir.

Böyle olgularda ilaç kombinasyonları kullanılabilir. Hastalardaki intravenöz kateterler çıkartılmalıdır. Stafilokoklarda vankomisin direnci gösterilememiştir. coli'den sonra ikinci) etkenidir. epidermidis yenidoğanda ve diyalize bağlı gelişen peritonitlerde en sık görülen etkendir. agalactia (grup B) E. epidermidis'de yüksek antibiyotik direnci vardır. Streptokoklar Hastalık Streptokoklar farenjitten sellülit ve sepsis'e kadar bir çok enfeksiyonun sebebi olabilir. Ayrıca romatizmal ateş ve glomerulonefrit gibi immünolojik hastalıkların tetikleyicisidir. Yüksek düzeyde dirençli bakteriler için Streptograminler kullanılabilir. saprophyticus özellikle seksüel olarak aktif kadınlarda üriner sistem enfeksiyonu (£. aureus'ların %90'ından çoğu penisilin G'ye dirençlidir. farenjit Sepsis Kızıl Toksik şok Romatizmal ateş Akut glomerulonefrit Yeni doğan sepsisi menenjit Üriner sistem enfeksiyonu. Bazı stafilokok suşları tolerans gösterebilir.aureus'\a birlikte) • Ameliyat sonrası endoftalmit S. Bu bakterilerin özellikle hastane enfeksiyonları yaptığı bilinmektedir. aureus koagülaz pozitiftir. otitis media. S. Böyle olgularda seçilecek tek antibiyotik vankomisin'dir. Burun taşıyıcılığı intranazal mupirosin ile önlenebilir. Bu bakteriler için seçilecek primer antibiyotik vankomisindir (gerekli görülürse gentamisin eklenebilir). Bakterilerin birçoğu betalaktamaz üretir ve önemli bir kısmı da metisiline dirençlidir.bovis (grup D) S. S. kloksasilin.Farenks (H) İmpetigo.aureus'la birlikte) • Vasküler greft infeksiyonları (S. yani antibiyotikler ile inhibe edilebilir ancak öldürülemez. eklemler (H) Böbrekler (H) S. Üriner sistem enfeksiyonlarında kinolon veya trimetoprim sulfametaksazol kullanılabilir. sellülit. Sistitli kadınların yaklaşık olarak %15 kadarında izole edilmiştir. Apze olgularında mutlaka drenaj uygulanmalıdır. bazı sefalosporinler ve vankomisin ile tedavi edilebilir. fecalis (grup D) S. Beta laktamaza duyarlı antibiyotikler ile beta laktamaz inhibitörleri kombine edilir (Amoxicillin + klavulonik asit).saprophyticus antibiyotiklere duyarlıdır. ancak enterokoklara vankomisin direncinin taşınmasında rolleri vardır. nonsupüratif) S.• BOS şantı olan hastada menenjit • Ortopedik protez infeksiyonları (S. S. Antibiyotik dirençli Stafilokoklarda taşıyıcılar hastane personelidir. Beta laktamaz üretenlerin çoğu plazmid kontrolü altındadır.9 Streptokok infeksıyonlarında patogenez özellikleri Oganizma Patogenez Tipi Tipik Hastalık Hastalık bölgesi (H). aureus susunun metisiline karşı (veya nafsilin) dirençli olduğu (MRSA) ve bunu penisilin bağlayan proteinlerin değişikliği sonucunda kazandığı gösterilmiştir.pyogenes (grup A) Piyojenik Lokal Dissemine Toksijenik immün aracılı (poststreptokokal. Kolonizasyon (K). inotropik ilaçlar. menenjit Endokardit Kan dolaşımı (D) Kan dolaşımı (D) Deri (H) Kalp.9) Tablo 2. S. bakteriye karşı ise beta laktamaz dirençli penisilinler (örneğin nafsilin) verilmesi tamponun çıkarılması ve enfekte alanın debridmanı gerekebilir. Ortalama %20 S. Toksik şok tedavisinde sıvı replasmanı. Laboratuvar Bulgular Stafilokok lezyonlarından alınan yaymalarda üzüm salkımı gibi gram pozitif bakterilerin görülmesi ve kültür ile tanı konulur.viridans Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Vajen (K) Kolon (NF) Kolon (NF) Orofarenks (K) Orofarenks (NF) 56 . Tedavi ve Korunma S. S.pneumoniae S. Nafsilin. endokardit Endokardit Pnömoni. saprophyticus novobiosine dirençli olması ile diğer koagülaz negatif stafılokoklardan ayırdedilir. Normal Flora (NF) Deri (H) . (Tablo 2.

5 NaCI'de ürer üremez Safrada erir. erizipel. Oral. V harfleri altında gruplandınlmıştır. viridans streptokoklar ve S. milleri Yaptğı hastalıklar Akut farenjit. faecalis S. B. dysgalactiae S. agalactiae Gama hemoliz: Hemoliz yapmayan Streptokoklar için kullanılır. Zon içinde tam olmayan hemoliz vardır (S.11 Beta hemolitik Streptokoklar ve hastalıkları Grup A Suş Streptococcus pyogenes S. M. hippuratı hidrolize eder % 6. S.Önemli Bilgiler Streptokoklar katalaz negatif zincir yapan gram pozitif koklardır. pyogenes farenjit ve sellülit. zooepidemicus S. agalactiae S. pyogenes S. romatizmal ateş. milleri B C S. bovis S. E.10 Medıkal önemi olan Streptokoklar Suş Hemoliz tipi S. postsreptokoksik glomerulonefrit Metastatik süpüratif enfeksiyonlar Neotanal sepsis. Fakültatif anaeropturlar.. equi S. Heterojen bir gruptur.11). Hücre duvarı karbonhidratları (C polisakkaridi) esas alınarak Lancefield sınıflaması ile streptokoklar A.pneumoniae).viridans. optokin duyarlı Safrada erimez. bovis S. agalactiae neonatal sepsis ve menenjit. . Enterokok. C. Beta hemoliz bakterinin streptolizin O ve streptolizin S üretimine bağlıdır (Tablo 2. Yeni türler). Halen tüm gereksinimleri karşılayan bir sınıflama yapılamamıştır. beta veya gamma Alfa veya gama Alfa Alfa Basitrasin duyarlı Basitrasin dirençli CAMP pozitif. S. D F Kolon kanserlerinde endokardit ve bakteriyemi Metastatik süpüratif enfeksiyon ve dental sepsis 57 . A. kızıl. bovis'de endokardit etkenin en önemli etkenlerindendir (Tablo 2. menenjit pnömoni Nadir deri sepsisleri ve endokartidler. böylece fagositozdan korunurlar.5 NaCI'de ürer % 6. Streptokokların laboratuvar özellikleri tablo 2. B ve C grubu streptokokların hiyaluronik asit yapılı kapsülü vardır.10). Laktik. equisimilis S. Koyun kanlı agarda yaptıklara hemolize göre şöyle sınıflandırılırlar (Brown sınıflaması) Alfa hemoliz: Koloni çevresinde yeşil renkte hemoliz zonu vardır. Beta hemoliz: Koloni çevresinde tam. Tablo 2. Postinfeksiyöz glomerulonefrit bildirilmiştir. otitis media. *S.. Diğerleri. Sınıflama Materyalde kısa. eritrositler tamamiyle hemoliz olmuştur. agalactie E. S. Bu yapı. sinerjistik gangren. insan bağ dokusunda da bulunduğu için immünojenik değildir. T ve R proteinleri ile de serotiplere ayrılır.12'dadır. pneumoniae Viridans grubu Diagnostik özelliği Beta Beta Alfa. En gelişkin sınıflama Jones sınıflamasıdır (Piyojen.. şeffaf renkli hemoliz zonu vardır. Bazıları normal flora bakterisidir.. Anaerop. faecalis nosokomial üriner sistem enfeksiyonu ve endokardit. pyogenes *S. kolonide uzun zincirler yapar. optokine dirençli Tablo 2. daha çok bu sınıflama kullanılır. gruplandırmada güçlükler bulunur.

irinin koyuluğunu açma gibi amaçlarla kullanılır. en sık A tipi görülür. Süperantijen özelliğindedir. Ekzotoksin B ise nekrotizan fasciitis'e sebep olan doku yıkımından sorumlu proteazdır. T ve R proteinlerinin virülansta önemi yoktur. sitotoksiktir.12 Streptokokların laboratuar özellikleri Duyarlılık Organizma Basitra sin Optokin CAMP Hidroliz Hippura t Eskulin Büyüme Safra %6. Streptokinaz (Fibrinolizin): A grubu beta hemolitik streptokokların birçoğunda bulunur.5 NaCl Safra ile lizis Beta-hemolitik Streptokok Grup A Grup B Grup C. F proteini ise ökaryotik hücredeki fibronektin molekülleri için reseptör görevi yapar ve bakterinin konak hücreye (epitel. trombositleri ve eritrositleri eritir. M proteini olmayanlar virülan değildir. Bu antikorun titre si yakın dönemde geçirilmiş streptokok enfeksiyonunun göstergesi olabilir. Pulmoner emboli. Streptolizin O salgılayan streptokoklar ile enfekte olmuş kişilerde antistreptolizin O (ASO) antikorları gelişir. Tüm S. Bu antikorlar streptolizin O tarafından meydana gelen hemolizi bloke ederler. Yapışıklık açılması. antijenik olarak farklıdırlar. 58 . diğerlerinden farklı olarak Basitrasin'e duyarlıdır. Plazminojeni plazmine çevirerek fibrinoliz yapar. Lökositleri. Bir skarlatiniform döküntünün eritrojenik toksine bağlı olup olmadığının anlaşılması için ise Schultz-Charlton sönme reaksiyonu kullanılır. C. kişi kızıl olabilir. Pirojenik. A. farinks ve deri) yapışmasını sağlar. Toksinleri Eritrojenik (pirojenik ekzotoksin) toksin: A grubu Beta hemolitik Streptokoklarda bulunur.Tablo 2. F. 80'den fazla M proteini tipi vardır. Hyalüronidaz üreten suşların enfeksiyonlarında serumda spesifik antikorlar tespit edilebilir. fagositozdan korunmasına yardımcıdır. endotoksinlerinin etkisini potansiyalize eder. pyogenes suşları penisiline duyarlıdır. DNaz (Streptodornaz): DNA'yı depolimerize eder. Pirojenik ekzotoksin A streptokoksik toksik şok sendromu yapan toksinidir. pyogenes. koroner arter ve venöz tromboz tedavilerinde kullanılır. bakterinin tip spesifikliğini belirler. Eğer kızarıklık oluyorsa organizmada antitoksin yoktur. Streptolizin-S: Antijenik değildir. ortamı akıcılaştırır. komplemanın bakteriye yapışmasını önler. Derialtı enjeksiyonlarının yayılması için kullanılır. Hyaluronik asit yapısında kapsülü vardır. Streptolizin-O: Derin hemolizden sorumludur ve Grup A. G Viridans streptokok Streptococcus pneumonia Enterekok + + + + + + + + - Streptococcus pyogenes S. böylece yayılır. Diğer ekzotoksinlerden farklı olarak ısıya dirençlidir. Bunun altında. Kültür plağı yüzeyindeki ve insan vücudundaki hemolizden sorumludur. hücre duvarı dışına bir saç gibi uzanan fimbriyaların uç kısmını oluşturan M proteini bulunur. M proteini önemli virülans faktörüdür. Kızıl ve Streptokoksik toksik şok sendromu hastalıklarından sorumludur. Bunu üretenler lizojenik suşlardır. G streptokoklarda bulunan kuvvetli antijeniktir. Dick testi ile (cilde eritrojenik toksin vererek) duyarlılık araştırılır. Hiyalüronidaz: Yayılım faktörüdür. B ve C olmak üzere üç ayrı antijenik tipi vardır. hastalık kızıldır. Enzimleri İnflamasyondan sorumlu üç önemli enzimi vardır. Sönme varsa.

Karditin tipik bulguları kapaklarda kalınlaşma ve deformasyon ile miyokardda perivasküler granülomlardır (Aschoff nodülleri). bakteriyeminin varlığı ve buna kalp. ciltten kabarık sellülit ve buna eşlik eden lenfanjit tablosudur. 59 . yüzeysel dokuları tutan. Çocuklarda subakut seyirli olabilir. Piyojen enfeksiyonlar • Farenjit • Kızıl (scarlet fever) • Erizipel • Streptokoksik Toksik Şok Sendromu • Piyodermi • Puerperal sepsis • Akut infektif endokardit • Pnömoni. impetigo gibi deri enfeksiyonlarından ortalama üç hafta kadar sonra meydana gelir. Pirojenik ekzotoksin A-C ile meydana gelir. streptolizin cilt lipitlerince inaktive edildiğinden. proteinüri. Diğer benzer tablolar C. akciğer gibi çoğul organ belirtilerinin eşlik etmesidir. Hastalık haftalarca sürebilir.aureus tarafından da oluşturulur. Daha çok 2-5 yaş grubu çocuklarda görülür. %30 civarında ölümle sonuçlanır. Boğaz ağrısı. böbrek. Direkt temas veya böcek sokması ile bulaşırlar. lizojenik S. Streptokoksik toksik şok sendromu. bakteriyemi tabloyu ağırlaştırır. Farenjitten 3 hafta sonra artralji ve poliartrit ile seyreden poststreptokoksik toksik bir komplikasyondur. pirojenik ekzotoksin A salgılayan S. Travmanın ardından nekrotizan fasciitis gelişir. M57 streptokokların. Hastaların büyük çoğunluğu tamamen iyileşir. Akut glomerulonefrit: Nefritojenik tipteki M49. Jones kriterleri : Majör kriterler: Kardit. skarlatiniform) bir döküntü belirir. 5-15 yaşlarda en sık. Ağız çevresinde döküntü yoktur (circum oral pallor).Klinik Bulgular 1. lenfanjit • Sepsis 2. Streptokoksik toksik şok sendromu. Hipertansiyon. Eritrojenik antitoksin oluşmuş kişilerde kızıl gelişmezse de enfeksiyon gelişebilir. ödem gelişir. PR uzaması. Hastada farenjitin gelişiminden 1-2 gün sonra omuzlar ve göğüste eritematöz (fırça ile sürülmüş gibi. Piyodermililerde. CRP). ateş ve baş ağrısı vardır. Bulaşma Streptokokların birçoğu normal flora üyesidir. Piyodermi yaz aylarında daha sık görülen cilt enfeksiyonlarıdır. dil önceleri beyaz bir tabaka ile kaplı iken sonra kırmızı (çilek dili) hal alır. Kıvrım ve bası yerlerinde ise döküntü yoğundur (Pastia çizgileri). Minör kriterler: Artralji. solunum ve multiorgan yetersizliği ile karakterize bir tablodur. Erizipel genelde A. Sydenham koresi. poliartrit. Bakterilerin sitoplazmik membran antijenleri ile glomerül bazal membranının antijenik benzerliği sorumludur. ASO yükselmez. ateş. Pnömoni nadir görülür. stafilokoksik olanı ile benzerlik gösterir. eksüda ve servikal LAP görülür. Diğer streptokoklar ve cilt enfeksiyonu etkenleri bu tabloya yol açmaz. eritema marginatum. şok. kırmızı. Hipotansiyon ve hipoalbüminemi vardır. pyogenes'in immünitesi uygun bir konakta gelişen farenjitin komplikasyonudur. olgularda (stafilokoksik olandan farklı olarak) ciddi ve yaygın cilt enfeksiyonlarının. enfeksiyon bakterinin doku veya kana ulaşması ile meydana gelir. Öksürük ve göz yaşarması varlığında ise daha çok viral etkenler (Adenovirüs) düşünülmelidir. Kızıl. bakteriyemi. pyogenes'lerdir. hematüri. daha küçük yaşlarda nadirdir. de ri soyulur. genellikle viral enfeksiyonlara sekonder olarak gelişir. Çocuklarda ve yaşlılarda genelde yüz ve ekstremitelerde görülen. Döküntüler deskuamasyon bırakarak bir haftada kaybolur. Sorumlu bakteriler. Kalbin bütün katmanlarını tutabilir. Önemli özellik. Farinks hiperemisi. Piyojen olmayan streptokok hastalıkları • Akut Eklem Romatizması (A-ER) • Akut Glomerülonefrit (AGN) Streptokoksik farenjitlerin en önemli sebebi beta hemolitiklerdir. Lenfadenomegali bulunur. subkutan nodüller. nadiren C ve G grubu streptokoklarca oluşturulur. akut faz protein yüksekliği (sedimantasyon. Poststreptokoksik enfeksiyonlar Akut Eklem Romatizması: AGBHS'ların M3 ve M18 kökenlerinin sitoplazmik membranı ve M protein antijenlerinin kalp sarkolemması ve sinoviyal membranının yapısına benzemesi nedeniyle gelişen ciddi bir tablodur. G gruplarınca ve S.

İmmün yetersizliği olan. S. Viridans streptokoklar (S. bağışıklık sistemi bozuk olanlarda fırsatçı enfeksiyonlar yapabilir. Atkins ve Munch-Petersen) testi (+)'dir. Doğumdan birkaç saat sonra başlar. Enterokoklar (S. Basitrasin ve trimetoprim-sulfametaksazol'e dirençlidir içerdikleri CAMP faktörü ile S. tedavide dirençli olduğu görülür. S. Birçok antibiyotiğe doğal dirençlidirler. 24 gün içinde neonatal dönemde geç dönem enfeksiyonları görülür. CAMP (Christie.5 NaCI'li ortamda üreyebilir. Son yıllarda vankomisin dirençli enterokoklar önemli bir sorundur. Kültür negatif endokarditlerde en sık görülen viridans streptokoklar Abiotrophia defectiva ve Abiotrophia adjacens'dir.aureus'un hemoliz yeteneğini arttırır. Özellikle idrar sondaları predispozan faktördür. Eskülin'i hidrolize etme özellikleri ile diğerlerinden ayrılırlar. tıbbi cihazlar veya bakıcılar aracılığı ile yayılırlar. S.faecium) % 6. nazofarenks ve GIS florasında bulunurlar. romatik veya aterosklerotik deformasyon vardır. Subakut infektif endokardit gelişenlerde kalp kapaklarında konjenital. Boğaz. bazen non-hemolitiktir. sepsis. Normal genital. S. Üriner sistem. Enterokokların asıl önemi üriner ve nosokomial enfeksiyonlardır. safra yolları enfeksiyonları ve bakteriyemi şeklinde görülür. (Tablo 2. En azından 12 tip enterokok suşu vardır.13) Erişkinde postpartum endometrit. Hastalar. pelvik alan. Diş kökü enfeksiyonu ve subakut infektif endokardit etkenidir. intermedius. ikili veya kısa zincirler şeklinde bulunabilir.B Grubu streptokoklar (S. Enterococcus faecium daha az görülür ancak antibiyotiklere dirençlidir.mutans. Subakut infektif endokarditlerin en sık iki etkeni viridans ve enterokoklardır. kompleman düzeyi düşük olan yenidoğanlarda menenjit veya puerperal enfeksiyonlara sebep olur. 60 . Grup D streptokoklar (Enterokoklar) Enterokoklar doğada yaygın olarak bulunurlar. Hippuratı hidrolize ederler. pnömoni ve menenjittir. Hastalık tabloları Yenidoğanda: erken dönem enfeksiyonları bakteriyemi.sanguis) İnsan ve hayvanların üst solunum yollarının normal flora bakterisidir. Optokin dirençlidir.agalactiae) Önemli özellikleri Fakültatif gram pozitif diplokoklardır Koyun kanlı agarda dar bir beta hemoliz zonu olan gri beyaz koloniler yaparlar. Aminoglikozidlere ya doğal yada yanlış kullanıma bağlı olarak direnç gelişebilir. Sefalosporinler başta olmak üzere antibiyotiklere dirençlidirler.faecalis. Slime tabakası vardır. Enterokoklar şekil olarak pnömokoklara benzer. Çoğu alfa. Doğum sırasındaki (vertikal) bulaşma nedeniyle. Beta laktamaz üretimini de gerçekleştirebilir. doktorlar. Fakültatif anaerob bakterilerdir. doğum yaraları enfeksiyonu.anginosus. Enterococcus faecalis en sık görüleni. pyogenes kadar olmasa da penisiline duyarlıdır. S. başlıca insan ve hayvanların barsak florası bakterisidir. Penisilin + aminoglikozid kullanılması tavsiye edilir. Sefalosporinler. Non-enterokoklardan ayrımında en önemli test yöntemidir. vajen ve perine bölgesinde de bulunabilir. penisilinaza dirençli penisilinler ve monobaktamlara doğal dirençlidir. Mikrobiyoloji Tek tek. Trimetoprim sulfametaksazol'e invitro testlerde duyarlı görülmesine rağmen. Bakteriyemili menenjit sıklıkla görülen tablodur. yoğun bakım hastalarında vankomisin dirençli enterokoklar başbelasıdır.

Akut romatizmal ateşin en önemli bulgularından birisidir. Hastalık Pnömokoklar pnömoni. Anti-DNaz ve antihyaluronidaz deri enfeksiyonlarında yükselir ve akut glomerulonefrit'in önemli bir indikatörüdür. Streptococcus pneumoniae Önemli bilgiler Pnömoni. bovis sorumludur. Psödomonaslar 3. sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olur. ateş. hem toplumdan kazanılmış hem de hastane enfeksiyonu yapar. Pnömoni: Prodüktif öksürük. menenjit. Diş çekimi gibi normal floralı boşluklara uygulanacak girişimlerden önce profilaktik antibiyotik kullanılmalıdır. Penisilin allerjisi bulunanlarda eritromisin denenmelidir. S. diş çekimi gibi flora bakterilerini kana karıştırıcı bir hazırlayıcı faktör vardır. Diğer türler vankomisin'e duyarlıdır. balgamda dip dibe mumu alevi gibi diplokoklar görülür. Deri ve yara lezyonlarında ise kullanılabilir. Artritte aspirin. Bacteroides başta olmak üzere diğer anaeroblar ile birlikte beyin. Ciddi olgularda aminoglikozitlerle kombine edilerek kullanılmalıdır. ağız ve barsakların normal flora bakterisidir. Grup B Beta-hemolitik streptokoklar (en sık) 2. Tedavi ve korunma S. dispne. Anaerobik streptokoklar (Peptostreptococcus) kadın genital organlar. Farenjit gelişiminden itibaren 10 gün içinde antimikrobiyal tedavi uygulanması. Grup D streptokoklar safra varlığında eskülini hidrolize ederler. Laboratuvar bulguları Viridans streptokoklar normal boğaz florası üyesi oldukları için direk preparatların gram ile boyanması boğaz enfeksiyonlarında kullanılan bir yöntem değildir.13 Yenidoğan sepsisi etkenleri Gram (+) koklar 1. Boğaz kültüründe beta hemolitik streptokok kolonilerinin görülmesi anlamlıdır. Kolon kanserli olgulardaki endokarditlerden ise nadir bir streptokok olan S. bakteriyemi. Bu grubun içindeki Lactobasiller ile Pediococcus ve Leuconostoc suşları vankomisine dirençlidir.5) NaCI'de üreyebilirken. aureus 3. Klebsiellalar Mantarlar Virüsler Nadir Çok nadir Ağız içi girişimler. coli (ikinci en sık) 2. Enterokoklar hipertonik (%6. balgam. akciğer. 61 . terleme. ileri yaş ve immün sistemi baskılayan hastalıklar predispozan faktörlerdir.pyogenes enfeksiyonlarında penisilin ilk seçenektir. abdominal ve pelvik süpüratif enfeksiyonlar meydana getirirler. Grup A streptokoklar basitrasin ile inhibe olurlar. A grubu streptokok enfeksiyonlarında bir müddet sonra ASO yükselir. akut eklem romatizması gelişimini önlemektedir. Poststreptokoksik enfeksiyonlarda antibiyotik kullanılmaz. S. Farinks taşıyıcılarının tedavisi gerekmez. kalp. E. nonenterokok olanlar üreyemezler. Eepidermidis Gram (+) basiller Gram (-) çomaklar Listeria monocytogenes 1. Penisiline direnç söz konusu değildir. Grup B streptokoklar hippuratı hidrolize ederler ve CAMP testi pozitiftir. Diğer katalaz negatif streptokoklar Morfolojik ve büyüme özellikleri ile viridans streptokoklara benzerler. Bu durum akut glomerulonefrit için geçerli değildir. kan ve plevral sıvıda pnömokok üretilir. Aminoglikozidler (özellikle enterokoklarda) penisilinin etkisini potansiyalize ederler. menenjit.Tablo 2. karditte kortikosteroid kullanılır. otit. sinüzit ve otitis media'da en sık karşılaşılan mikrorganizmadır. Üst solunum yollarının normal flora bakterisidir. röntgende lober tutulum. Grup B streptokoklar da penisilinlere duyarlıdır. Tedavi 10 gün sürdürülmelidir. Vajinal taşıyıcı gebelerde doğuma yakın tedavi ile bebek enfeksiyonları önlenebilmektedir.

Alveoler aralığa gelen bakteriler burada ürerler. Bakteriyel pnömonilerin en sık etkenidir. balgamın yapısını oluşturur. Ancak enfeksiyona yol açan türler. anerjiye yol açan kızamık gibi viral enfeksiyonların varlığı. Kapsül yapılarına göre immünolojik olarak 80'den fazla serotipi vardır. Rahimiçi araç kullanan kadınlarda hiçbir enfeksiyon olmaksızın yüksek oranda bulunduğu için yanılgılara yol açabilmektedir. tüm pnömokoklarda bulunan C karbonhidratı. Hastalık materyalini sarımsı yeşil renge boyar. göğüs ağrısı ile beliren tipik pnömoni bulgularının yanında menenjit. alkol kullanımı. Tablo 2. Lober pnömoni yapar.Önemli bilgiler Bazı özellikleri nedeniyle streptokoklardan ayrı olarak sınıflandırılırlar.14). Tanıda (Klebsiellalarda olduğu gibi) kapsül şişme testi önemlidir. dolaşım problemleri ve direncin kırılmasına yol açan patolojik gelişimler. endokardit ve septik artrit komplikasyonu ile de seyredebilir. kanlı. Risk gruplarında bronkopnömoni görülmesi nadir değildir. dip dibe iki mum alevi (lanset şeklinde) gibi görünürler. Bakterinin iki somatik antijeni bulunur: M proteini. Tablo 2. Karbonhidrat yapısında kapsülleri vardır. Farenks florasında bulunan veya eklenen bakterinin aspirasyonu başlıca enfeksiyon nedenidir.pürülan balgam. Ancak. daha önce florada bulunanlardan çok yeni bulaşmış kökenlerdir. bu zararsız gibi görülen bakterilerin enfeksiyon oluşturmasına neden olurlar. Ani başlayan titreme. Diğer farklar: İnülini hidrolize etmesi. pnömokokların C karbonhidratı ile reaksiyon verir. Patogenez . kapsülsüz türler hastalığa yol açmazlar (Tablo 2. Aspirasyon sonrasında geliştiği için lokalize ve alveoler aralığı ilgilendiren bir enfeksiyondur. Bazen zincir yaparlar. kronik solunum yolu patolojileri.14 Kapsülü ile önemli mikroorganizmalar Bakteri • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Streptococcus pyogenes Staphylococcus aureus Neisseria meningitidis Bacillus anthracis Haemophilus influenzae Klebsiella pneumoniae Escherichia coli Bacteroides fragilis Cryptococcus neoformans Mantar Bulaşma Farenksin normal florasında bulunur. Gr (+). İnsan organizmasında akut olgularda sedimantasyon artışından da erken dönemde konsantrasyonu artan bir akut faz yanıtı proteini olan C Reaktif Protein (CRP). ateş yükselmesi. sekresyonların aspirasyonu artar Respiratuvar sistem anomalileri Pulmoner hipertansiyon veya kalp yetersizliği gibi dolaşım bozuklukları Splenektomi Orak hücreli anemi gibi kronik hastalıklar BOS kaçaklarına sebep olan kafa travmaları 62 . Kapsül virülans ile yakından ilgilidir. Koyun kanlı agarda alfa hemolitik koloniler yaparlar. düşük konsantrasyondaki optokin ortamında dahi üremelerinin inhibe olması ve safrada erimeleridir. prognostik değeri olan ve karaciğerde sentezlenen beta-globulin yapısında bir proteindir. Yaşlılarda serotip 3 enfeksiyonlarının mortalitesi fazladır. (C karbonhidratı). % 5-10 CO2'li ortamı sever. özellikle splenektomize olgularda ciddi bir tablo çizebilirler (Tablo 2. Erkenden belirir ve akut enfeksiyon düzelince çabucak normale iner ve dolayısıyla da bakteriyel enfeksiyonlarda ve tümör olgularında tanısal.15 Pnömokok enfeksiyonları için predispozan faktörler • • • • • • Alkol veya uyuşturucu kullanımı öksürük refleksini azaltır. Ortama nötrofillerin migrasyonu sonucunda kanlı ve pürülan bir eksüda birikir. silier aktiviteyi bozan influenza.klinik bulgular Toksini yoktur.15).

3) immunglobulin A proteaz. İmmün yetersizliği olanlarda ve 2 yaşın altındakilerde aşı ile yeterli immünite sağlanamaz. Kafa tabanı kırıkları. meningitidis'in endotoksini diğer gram negatif bakterilerde olduğu gibi lipopolisakkarid yapısında iken. betalaktamaz ve DNaz içeren bakteridir. gonorrhoeae • N. Tedavi İlk seçilecek ilaç penisilin olmalıdır. bu nedenle penisilin profilaksisi uygulanmalıdır. Penisilin bağlayan proteinlerdeki değişikliğe bağlı olarak %20'lerde penisilin direnci görünmektedir. Spesifik hastalığı yoktur. Menenjit olgularında çok sık. sıklıkla subdural efüzyonla karşılaşılmaktadır. Ciddi pnömokok enfeksiyonlarında penisilin G. meningitidis • H. Damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşırlar. 2) endotoksin. Kaynak genellikle bilinmez ve bu grup hastalarda en temel etken Streptococcus pneumoniae'dır. N. Dış membranlarında endotoksin bulundururlar. Neisseria meningitidis Doğal konakları insanlardır. Meningokoklar kapsüllüdür. 1) polisakkarid kapsül. orta şiddettekilerde penisilin V kullanılır. Bu grubun içinde medikal önemi olan N. Bu risk gruplarının aşılanması gereklidir. Kapsüllü. Bazı laboratuar testleri ile birbirlerinden ayrılabilirler. bronşit. Sinüzit ve otitlerde bakteriyemi görülmez. Beta laktamaz üretmezler. gonorrhoeae dışında Moraxella Acinetobacter ve Kingella grubu bakterileri içerir. Spontan bakteriyel peritonit (primer peritonit) genellikle 10 yaş altı kız çocuklarında görülür. lgA1 proteaz salgılayan bakteriler: • N. Üç önemli virülans faktörü vardır. bakteriyel pnömonide %90 koruyucudur. meningitidis. Moraxella (Branhamella) catarrhalis Normalde nazofarinks mukozasında bulunan immün yetersizliği olanlarda sinüzit. N. Maltoz (+) olması ile gonokoklardan ayrılır. Çikolata agarda daha iyi ürerler. gonorrhoeae endotoksini lipooligosakkarid yapısındadır (Tablo 2. Korunma Kapsül aşısı vardır. gonokokların çoğunda bulunur. Pnömokoksik menenjitlerde diğer bakteriyel etkenlerle olanlara göre 20 kat daha fazla nörolojik defisit ve sekeller gelişmekte. 1983 yılından beri 23 serotipli aşılar kullanılmaktadır. Neisseria'lar oksidaz pozitiftir. Gram negatif basiller nadiren görülür. pnömoni yapan. gonokoklarda da fimbria önemlidir.16). influenzae 63 . Gonokoklar ve meningokoklar %70 homoloji gösterirler. GRAM NEGATİF KOKLAR Neisseria'lar Neisserialar gram negatif fasülye görünümünde diplokoklardır. otit. % 5 CO2li ortamda İyi ürerler (mikroaerofilik). mastoidit kaynaklı (otojen) veya kafa içine açılan anatomik patolojiler nedeniyle gelişen tekrarlayan menenjitlerde ve erişkin yaşta karşılaşılan akut pürülan menenjitlerde ilk sırayı alan etkendir. Orak hücreli anemisi olanlarda veya splenektomili hastalarda pnömokok enfeksiyonu riski fazladır. Yakın temas içinde yaşayanlar riskli grubu oluşturur. Meningokokların plazmidi yokken. pnömonilerde ise 1/3 olguda bakteriyemi gelişmektedir.Paranazal sinüzit ve otitis media olgularının da en sık nedenidir. Direnç tespit edilen ve menenjit gibi hayati öneme sahip hastalıklarda ilk seçenek vankomisin olmalıdır. Gram (-) diplokoklardır. N. Fizik-şimik dış etkenlere çok hassastır ve bu nedenle kültürleri karanlıkta tutulur. Taşıyıcılar asemptomatiktir.

endokardit. epiglottit. mastoidit. splenektomi. Normal görünümlü nazofarinks taşıyıcıları epidemilerde yayılırından sorumludur. epidermidis Gram negatif basiller 64 .• S pneumoniae Prevotella melaninogenica ve dental hastalıklardan sorumlu bazı streptokokların da bu enzimi salgıladığı bilinmektedir. diabet. böbrek nakli. C5. Yaşlara göre akut bakteriyel menenjit etkenleri Yaş Yenidoğan 2 ay-6 Yaş 6-50 Yaş >50 Yaş Etken Gr (-) basil (E. 8 eksikliği. otitis media. alkolizm. malignite. properdin eksikliği Pnömoni. sinüzit. 7. kronik böbrek ve karaciğer yetmezliği. aureus ve S. Damlacık enfeksiyonu olup. beyin cerrahisi. splenektomi. Tablo 2.16 Medikal önemi olan Neisseria'ların özellikleri Özellikler Giriş Kapsül Maltoz fermantasyonu Beta laktamaz üretimi Oksidaz Aşı Meningokok Solunum sistem (+) (+) Yok (+) (+) Gonokok Genital sistem (-) (-) Bazen (+) (-) Tablo 2. 6. Komplemanın 5-9 arası (MAC) komponentinin eksikliğinde tekrarlayan Neisseria enfeksiyonları meydana gelir. Patogenez ve Epidemiyoloji İnsan patojenidirler.coli) Grup B Streptokok Hib Pnömokok Pnömokok Menenjit etkeni bakterilerde risk faktörleri tablo 2. hipogamaglobulinemi. monositogenes Grup B streptokok S. hipogamaglobulinemi Epidemiler. menengitidis S. otitis media. alkolzim. influenzae N. Epidemik menenjit etkenidir.17'dadır. nazofarinks taşıyıcılığı. rinore ve otoreli kafa travması.17 Menenjit etkenlerinin risk faktörleri Etken H. kontamine süt ve peynirin yenilip içilmesi Erken membran rüptürü. Wiskott-AIdrich sendromu ve kafa travması Yenidoğan ve yaşlılık dönemleri. düşük doğum tartısı Açık kafa travması. pneumoniae Risk faktörleri Sinüzit. kapalı ortam ve sıkışık yaşam koşulları önemli risk faktörleridir. alkolizm. immün süpresyon. multipl myelom. şant takılması Beyin cerrahisi L.

dissemine intravasküler koagülasyon ve adrenal yetersizlik ile seyreden fatal klinik tablodur. Önce kalitatif (% 10 fenik asit. sonra kantitatif protein miktarı tayini 4. 5. Antifagostik aktivite ile virülansı arttırır. Neisseria gonorrhoeae Gonokoklar sadece glukozu fermente ederler. Temas sonrasında ise rifampisin ve siprofloksasin verilir.18 Menenjitte kapsülün rolü 1.18). 6. İndirekt tanısal prosedürlerin kullanılması: BOS süpernatanında C-reaktif protein. bu özelliği diğer neisserialar ile farkını belirler. transparan kolonilerde ise bulunmaz. Laboratuvar Bulgular BOS Bulguları Temel laboratuar prosedürü kan ve BOS örnekleri üzerinde çalışmaktır. Gonokoklar insanların majör mukozal immunglobulini olan IgA1'i inaktive eden 65 . Brudzinski pozitifliği. Klinik Bulgular Meningokoksemi ve menenjit yapar. Besiyerlerinde opak koloni yapanlarda opa proteinleri vardır. sitokinler. Meninks irritasyon belirtileri hipertonik sıvılar verilince kaybolur. Üç yıl kadar korumaktadır. 2. Enterik gram negatif basilerden farklı olarak O antijenleri uzun zincirler şeklinde değildir ve lipooligosakkarid LOS adını alır.Akut bakteriyel menenjit dışında. yaygın purpura. En önemli antijenik yapıları fimbria (pili)larıdır. Opa proteinleri de gonokokların konak hücrelere tutunmasını sağlar. rengi. Yaymaların incelenmesi: Gram negatif diplokokların gösterilmesidir. meningokoksemiye yol açmaktadır. en iyi tanı yöntemidir. Direnç gösterilememiştir. Waterhouse-Friderichsen sendromu ateş. Korunma Meningokoklarda temas öncesi korunmada A+C kapsül aşıları kullanılır. Basıncı. bunlara patolojik refleksler iştirak edebilir. Meningokoklarda sulfonamid direnci. şok. BOS bulguları . Tablo 2. İçerdiği kan hücreleri (BK ve/veya KK) 3. Besiyerlerine ekim: Kültür alındıktan hemen sonra tüp karbon kağıdı ile sarılır. • Yüksek ateş • Baş ağrısı • Bilinç değişikliği • Bulantı/Kusma • Herpes labialis • Peteşiler • Patolojik refleksler Meninks irritasyon bulguları Kerning. santrifüjlenir ve tek koloni ekimi yapılır. Serolojik grupların tanımlanmasında kullanılan antijendir 3. Menenjitte BOS'ta antien olarak aranır 4. hücre ve biyokimyasal değişikliğin gelişmemesi durumudur. güneş çarpması. Tüm suşlarında bulunur ve antijenik farklılığını gösterir. Bakteriyel menenjit bulguları. görünümü (berrak/bulanık) 2. Meningismus (Menenjizm): LP sonrası. Pandy solüsyo nu). 1. lateks aglutinasyon yöntemi ile kapsüler antijenlerin aranması güvenilir bir çabuk tanı yöntemidir (Tablo 2. kafa travması gibi nedenlerle sadece BOS basıncının artması. Aşıda kullanılan antijendir Tedavi ve Korunma Penisilin G tek seçilecek ilaçtır. Fimbriaları dışında hücre membranları üzerinde bulunan porları da antjenik olarak farklı yapıdadır ve serolojik tiplendirmede kullanılır. Gonokok enfeksiyonlarının toksisitesi büyük oranda LOS'un endotoksik etkisine bağlıdır. Bakteriyemi gerek klinik tabloyu oluşturur.

Bu plazmidler konjugasyon yoluyla hem diğer gonokoklara hem de Haemophilus gibi benzer gram negatif bakterilere aktarılmaktadır. Uzun süreli infeksiyonlarında kronik enflamasyon ve fibrozis gelişir. Mikst enfeksiyonları nedeniyle C. dizde daha sık görülen septik monoartrit ile de seyredebilir. özgüllüğü ise %98'dir. trachomatis için tetrasiklin de eklenebilir. İntrasellüler yaşamayı severler. Klinik Bulgular Gonokokların sadece fimbrialı olanları patojendir. Penisilin alerjisi olanlarda siprofloksasin kullanılabilir.lgA1 proteaz salgılarlar. Gonore kısa inkübasyon periyottu cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Bu olgular yüksek ateş. Uretral ve endoservikal eksüdanın Gram boyanmasında nötrofillerin içinde ve dışında bol miktarda gram negatif diplokoklar görülür. Hastalık epididimit'e ilerleyebilir. Bakteri cinsel temasla bulaşır. 66 . kompleman ve nötrofillerdir. Son yıllarda siprofloksasin dirençli suşların görülmesi dikkat çekicidir. Yenidoğana doğum sonrasında % 1 AgNO3 damlatılır. konjunktiva. Salpenjit. akıntı yayması. Ancak 1976 yılında penisilinaz üreten suşlar gösterildi. Endoservikal akıntıdan yapılan boyalı preparatlarda Glukozu oksidatif olarak metabolize eder. Kadınlarda. Laboratuvar Tanı Uretra. laktoz. Kronik gonokoksik servisit ve proktit çoğunlukla asemptomatiktir. Dissemine enfeksiyonların gelişmesinde C5-C9 kompleman eksikliğinin rolü vardır. Genitoüriner sistem. Metilen mavisi ile boyanan akıntı yaymasında lökositler içerisinde. Başlangıçta gonokoklar penisiline duyarlı idiler. Tedavi edilmemiş olgularda fibrozis'e bağlı üretral darlık gelişebilir. fibrozis ve tüplerde daralma meydana gelebilir. sukroz gibi diğerlerini ise metabolize etmez. gonokoksik ophthalmia neonatorum'a yol açabilir. Sporlu gram pozitif basillerden farkı ince yapılı olmaları ve zincir şeklinde değilde ayrı ayrı bulunmalarıdır. Mukozalara tutunmadan fimbriaları. rektum. rektum ve boğazın mukozalarında akut süpürasyonlu doku invazyonu yapan enfeksiyonlar meydana getirir. ancak anorektal ve farenks enfeksiyonlarda görülebilir. SPORSUZ GRAM POZİTİF BASİLLER Bu grupta Corynebacterium ve Listeria bulunur. Kan kültürü sistemik hastalıklarda faydalıdır. Ancak. mukopürülan akıntılı endoservisit görülür. Gram boyamanın duyarlılığı >%90. Tedavi ve Korunma Komplikasyon olmayan gonokok enfeksiyonlarında seçilecek ilaç seftriaksondur. Taşıyıcı anneden doğum sırasında bebeğe de bulaşarak. ciltte peteşiler belirir (gonokoksemi). Patogenez ve Epidemiyoloji Yalnızca insanda hastalık oluştururlar. Maltoz. Hafif bir klinik tablodur. boğaz ve sinoviyal sıvı kültür ve yayması incelenir. trimethoprim ve nistatin bulunan çukulatamsı agar) ve çukulata agarda üretilebilirler. Gonokoklara karşı gelişen antikorların ELISA veya PCR yöntemi ile ölçülmesiyle de tanı konulabilir. yenidoğan doğum kanalından infekte olabilir. spesifitesi ise %99'dur. göz. Vajina ve uretra da enfeksiyona eşlik edebilir. Fimbrialardaki antijenik değişiklikler nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonları görülebilir. Bazı hastalarda meningokokları taklit eden göz enfeksiyonları ve menenjit gelişebilir. Gonokoklarda çok miktarda plazmid bulunur. akıntıdan direkt olarak alınır. serviks. Kültür hasta başında. Meningokoklar ise glukoza ek olarak maltozu da metabolize ederler. Gonoreli kadınlarda % 1-3 olasılıkla dissemine gonokok enfeksiyonu gelişebilir. anccak seyirli PID göstergesidir. Nadir de olsa asemptomatik olabilir. toksisitesinden endotoksinleri sorumludur. Hemokültürde ve gonokok artritli hastaların ortalama %30'unda bakteri izole edilebilir. Gonokoksik salpenjitin ardından yaklaşık %20 kadında infertilite gelişebilir. Asemptomatiklerde ve kadınlarda tanı güçtür. Lenfatik iletim ile. Erkeklerde bu testin sensitivitesi ortalama %90. Modifiye Thayer-Martin jeloz (vankomisin. Gonokoklara karşı konak savunma mekanizması antikorlar (IgA ve IgG). Erkeklerde dizüri şikayeti ile karakterize koyu krem şeklinde akıntılı üretrit olguların yaklaşık %95'inde görülür. gram boyamasında ise gram (-). sadece karaciğer enzimlerinde hafif bir yükselme görülür. Penisilinaz üreten suşların ortalama %10 civarında olduğu tahmin edilmektedir. perihepatite yol açabilirler (Fitz-HughCurtis Sendromu). En sık genital sistem enfeksiyonları gelişir. Sarılık yoktur. ancak betalaktamaz plazmidleri de bulunmaktadır. Gram ile boyalı preparatlarında Çin alfabesi şeklinde görülürler. Bunlardan bir kısmının fonksiyonu bilinmemektedir. tenosinovit. Dünyada penisilin dirençli gonokoklar süratle yayılmaktadır. erken tanı açısından önemlidir. diplokoklar görülmesi tipiktir ve kesin tanı koydurur. kolistin.

miyokardit ve dolaşım kollapsı.Corynebacterium diphtheriae Hastalık C. Sistemik semptomlar nadiren görülür. rekürren larenks paralizisi. Toksin tüm ökaryotik hücreleri etkilerken. diphtheriae''nın doğal konaklarıdır. Deri enfeksiyonlarına da sebep olabilir. Komplikasyonları Larenks ve trakea obstrüksiyonları. Kutanöz difteri gri membran ile çevrili ülsere lezyonlardır. Toksin üreten suşlar bir faj ile infekte lizojenik bakterilerdir. Antikorlar gelişmemiş ise 4-7 gün sonra injeksiyon alanında enflamasyon gelişir. Bakterinin boğaza invazyon yapması gerekmektedir. Patogenez Ekzotoksin üretimi başlıca patojenite faktörüdür. Klinik Bulgular Tonsiller üzerinde ve boğazda gri. Ateş. 67 . prokaryotikleri etkilemez. boğaz ağrısı ve servikal adenopati nonspesifik bulgularıdır. 2) toksine karşı gelişen antikorlar B parçasını inhibe ederler. Difteroidler ise normal flora bakterileridir ve fırsatçı enfeksiyonlardan sorumludurlar. Sıklıkla çevre dokulara invazyon yapmazlar. diphtheriae difteri etkenidir. kalın pseudomembranlar görülür. Bulaşma İnsanlar C. Standart purifiye toksin 0. Mavi boyanan bakterilerde kırmızı olarak görünürler. periferik nöropati görülebilir. Difteri toksini elongasyon faktör 2 inhibisyonu aracılığı ile protein sentezini inhibe eder. Hem toksin üretenler hem de üretmeyenler üst solunum yollarında bulunur ve damlacık enfeksiyonu yolu ile bulaşır. Kişilerin difteriye karşı immun yanıtı Schick testi ile ölçülür.1 mL intradermal injekte edilir.5). böylece konak hücreye tutunmayı önlerler. Önemli Bilgiler Corynebacteria'lar gram pozitif basillerdir V ve L şeklinde veya Çin alfabesi şeklinde görülürler Metakromatik boyanan yüksek enerji taşıyan fosfat granülleri vardır (Babest-Ernst cisimcikleri) (Şekil 2. Bakteri 1) psödomembranlarla karakterize lokal enflamasyon yapar.

Laboratuvar Tanı Hem bakterinin izolasyonu hem de toksinin gösterilmesi ile konur. Organizma listerioliz O üretir. Önemli Bilgiler Corynebacteriumlar gibi V ve L şeklinde küçük gram pozitif basillerdir. Organizma hayvanlar. Listeria monocytogenes Hastalık Yenidoğanlarda ve immün yetersizliği olanlarda menenjit ve sepsis etkenidir. at. Taşıyıcılarında tedavilerinde eritromisin kulllanılır. Amerika'da pastörize edilmemiş yiyeceklerle bulaşan en önemli hastalıktır. 4. intrasellüler enfeksiyon yapması nedeniyle hücresel immünitenin sağlam olması daha önemlidir.Tablo 2. ince Çin alfabesi gibi bakterilerin gösterilmesi tanı için değerlidir. Buzdolabında üreyebilmesi önemli özelliğidir. penisilin direnci olanlarda eritromisin etkilidir. yaşlarda booster aşılama yapılır. İnsanlara hayvanlardan direkt temas veya pastörize edilmemiş sütlerle. bunu takiben 1 ve 6. sığır veya koyundan hazırlanmıştır. Löffler'in metilen mavisi ile boyama metakromatik cisimlerin gösterilmesi nedeniyle tercih edilmektedir. Boğaz sürüntüsü Löffler'in sığır serumlu buyyonu. Hareketli olması ile ayrılır. Kanlı agarda kolonileri dar bir beta hemoliz zonu yapar. Bunlardan birincisi fetus ve yenidoğanlarda plasentayı geçerek meydana gelen granulomatosis infantiseptica. Korunma Toksinden elde edilmiş toksoid aşıları ile yapılır. Hücre membranları üzerinde delikler açar. Patogenezini mononükleer fagositik hücrelere invazyon ile yapar (Şekil 2. diğeride özellikle renal transplantasyon hastalarında olmak üzere (immunsüprese yetişkinlerde) meydana gelen sepsisdir. 6. bunun Streptolizin O gibi hemolizin etkisi vardır. Aşılı kişiler difterinin tipik toksemik klinik tablolarından korunurlar. bitkiler ve toprakta yaygın olarak bulunur. PCR ile toksin genlerinin gösterilmesi tanıda kullanılabilir. tellüritli agar ve kanlı agara ekilir.19 Gram pozitif çomakların önemli özellikleri Özellik Hemoliz Hareket Katalaz H2S Corynebacterium Değişken Yok (+) (-) Listeria Beta Var* (+) (-) Erisipelothrix Alfa Yok (-) (+) * 22°C'de hareketli 37°C'de hareketsizdir. Antitoksin heterolog yapıdadır. Boğaz sürüntüsünün gram ve metilen mavisi ile boyanması ile gram pozitif. Erken olgularda penisilin. kontamine sebzeler ile bulaşır. ancak infekte olmaktan korunamazlar. Bu nedenle anafilaksi riski taşımaktadır.6). Tedavi ve Korunma Mümkün olan en kısa sürede antitoksin uygulanır. 68 . aylarda yapılır. Patogenez Listeria enfeksiyonlarının iki klinik tipi vardır. Aşı 2. ancak kesin tanıyı koydurtmaz. Bakteri izole edilirse hayvan deneyleri veya jel diffüzyon presipitin testi ile toksin üretimi araştırılır. Bu hastalara toksin verilmemelidir.

Tedavi ve Korunma Ampisilin primer ilacıdır. fagolizozom oluşumunun engellenmesi Antikomplemanter aktivite Monosit ve nötrofillerin sitokinlere yanıtının inhibisyonu. Aşısı yoktur. Dirençli suşları nadirdir. Bu organizma sağlıklı kişilerde besin zehirlenmelerine sebep olabilir.20 Fakültatıf hücre içi organizmaların kaçaş mekanizmaları Organizma Listeria monocytogenes Neisseria gonorrhoeae Mycobacterium avium Mycobacterium tuberculosis Mycobacterium leprae Legionella pneumophilila Yersinia pestis Leishmania Trypanosoma cruzi Toxoplasma gondii Kaçış Mekanizması Fagozomdan kaçış. IL-4 ve IL10 salgılayan baskılayıcı T lenfositlerinin indüklenmesi Solunumsal patlamanın inhibisyonu. hücreden hücreye yayılım. bebekte sepsis meydana gelebilir. katalaz yapımı. katalaz sentezinin arttırılması. Kontamine hayvansal ürünler ile salgınlar bildirilmiştir. 69 . proteolitik enzimlere direnç Lizozom füzyonundan önce fagozomdan kaçar Fagolizozom oluşumunun inhibisyonu Enfeksiyon gebelerde abortus ile sonuçlanabilir ya da prematüre doğum. beraberinde gentamisin'de kullanılabilir. İnterferon-Â'nın etkilerinin inhibisyonu.Tablo 2. fagolizozomal H2O2'nin nötralizasyonu Fagozom içeriğinin asidifikasyonunun inhibisyonu Fagozom oluşumu. Yenidoğanda 1-4 hafta sonra menenjit meydana gelebilir. Kültürde üretilen bakteriye genel görünümü dışında şeker testleri ile biyoşimi yapılır. İnfekte annede asemptomatik veya influenza benzeri bir hastalık olabilir. İmmünyetersizliği olanların yiyeceklerine dikkat edilmelidir. Trimethoprim-sulfametaksazol de etkilidir. Sulu diyare şeklinde gastroenterit etkenidir. asidifikasyon ve lizozomal tuberculosis enzimlerin difüzyonunun inhibisyonu Serbest oksijen radikallerinin temizlenmesi. Laboratuvar Tanı Tanıda gram boyama ve kültür yöntemleri kullanılır. IL-10 sentezinin uyarılması Koruyucu kapsül.

ENTERİK GRAM NEGATİF BASİLLER Diyare etkeni enterik bakteriler Enterobacteriaceae ve Vibrionacea olarak ikiye ayrılır. coli gibi bazıları normal flora bakterisidir ve rastlantısal hastalık yaparken. Enterobacteriacea normal floranın üyesi olarak bulunabilir. Gram negatif enterik bakterilerin bir kısmı hem intestinal hem de ekstraintestinal hastalık yaparken. Campylobacter ve Yersinia) Reiter sendromu gibi otoimmün hastalıklara sebep olabilirler. Polisakkarid yapısında olduğu için organizmada IgM yapısında antikorların oluşmasına sebep olur. diğerlerinin bu özelliği yoktur. asit veya asit-gaz yaparlar Laktoz negatif olanlar patojendir (Salmonella. parahemolyticus Campylobacter jejuni + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + ± + + + + ± ± Diyare Kanlı diyare İleit Kolit 70 . Bu grupların üyeleri diyare'den kolite kadar çok değişik türde ishal tiplerine sebep olabilir (Tablo 2. formole duyarlıdır. Katalaz (+) tirler Nitratları nitritlere indirgerler ECA denilen ortak antijenleri vardır. Campylobacter jejuni enfeksiyonlarında bunlara ek olarak Guillain-Barre sendromu gelişebilir. coli genellikle üriner sistem enfeksiyonu etkeni olarak bilinirken. coli gelişmekte olan ülkelerde en sık ishal etkenidir. Salmonella ve Shigella insan için kesin patojendir.21).21 Diyare. • Somatik O Antijeni: Isıya dirençli. Salmonella. Tablo 2. Shigella) (Tablo 2. Enterotoksijenik E. Enterik patojenlerden bazıları (Shigella. Toplum sağlığı açısından değeri vardır. ancak diğerleri patojendir. genelde fakültatif anaeropturlar Hareketlidirler (Klebsiella. kanlı diyare ve dizanteri etkeni Gram negatif basiller Dizanteri Etken Enterobacteriacea ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Shigella Salmonella enteriti Salmonella typhi Yersinia enterocolitica Diğerleri Vibrionaceae Vibrio cholerae V. E. Ortak özellikleri Oksidaz (-). Enterobacteriacea İnsan ve hayvan barsaklarında bulunan heterojen gram negatif basillerdir. kanalizasyonun içme sularına karıştığının göstergesi koliform bakterilerdir. Akut enfeksiyon göstergesidir.22). Shigella ve Salmonelladan iki tanesi hariç) Glükoz (+) tir. başka bir kısmı ise sadece ekstraintestinal enfeksiyonları ile bilinirler. bir kısmı sadece intestinal. E. Koliform bakteriler diye adlandırılırlar.

S fimbriası yenidoğan sepsis ve menenjitlerinde rol oynarlar. Klebsiella ve Salmonella izolatlarında da gösterilmiştir. polisakkarid yapıdadır. IgM olmaksızın sadece IgG yapısında antikorlar yüksek olarak tespit edilirse geçirilmiş enfeksiyon yorumu yapılır. V.23). Vi Ag'i Salmonella typhi'nin K Ag'idir.Enterobakterilerin çoğunda E. fagositozu ve antikor bağlanmasını önlerler. • H Flagella antijeni: Isı ve alkole duyarlıdır. barsak epitel hücrelerinde adenilat siklaz aktivasyonu ile cAMP artışına yol açar. İntestinal Enfeksiyonlar ETEC (Enterotoksijenik): Plazmid kontrolünde olan iki tür toksini vardır. Klinik Bulgular E. coli'nin bası suşları spesifik hastalık tabloları meydana getirirler (Tablo 2. E. Pseudomonas Vibrio. Önemli bilgiler GİS florasını oluşturan doğal üyelerdendir. ise guanilat siklaz aktivasyonu ile cGMP artışına yol açar. coli'nin K1 Ag'ni yenidoğan menenjiti yapar. • K Kapsül antijeni (Vi yüzey Ag): E. Bu floranın %99'unu anaerobik bakteriler (Bacteroides türleri) oluştururlar. Klebsiella. İmmünitesi normal olan kişilerde E. cholerae ekzotoksini benzeri olan Termolabil Toksin (LT). 71 . Stabil Toksin (ST). ETEC turist diyaresinin en sık etkenidir. coli enfeksiyonları virülan kökenlerce. Bunlar diğer suşların üremelerini engeller. Patogenez Üriner sistem enfeksiyonuna neden olanların. coli'nin 014 antijeni bulunur. Bakteriosinler bakteri tiplendirilmesinde kullanılabilir. enterocolitica ve Citrobacter türlerinde görülür. Enterobacter Shigella. E. oportunistik (fırsatçı) enfeksiyon etkenidir. Bu ise Y. IgG yapısında antikor oluşumuna neden olurlar. Vi antijenine karşı oluşmuş antikorların gösterilmesi tarama testi olarak kullanılabilir. Tablo 2. coli GİS sistem dışında vücudun başka herhangi bir yerinde tespit edilirse patolojik olarak kabul edilir. Virülans ile ilişkilidir. P fimbriası eritrositlerdeki P kan grubu Ag'lerine ve üroepitelyal hücrelerdeki P Ag'lerine afinite göstererek piyelonefritlere yol açarlar. Bu antijen ile serogruplandırma yapılır. Serratia İNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE VE DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Escherichia Coli Hastalık Üriner sistem enfeksiyonu ve gram negatif basil sepsislerinin en sık görülen etkenleridir. 100-1200C'de 1 saatte inaktive olur. P ve S fimbriaları ile Kolisin-V içerdikleri gösterilmiştir. GİS ve üriner sistemde gelişir. • Kolisin (bakteriosin): Gram negatif organizmaların birçoğu bakteriosin üretir. Diğer sistemlerin E. coli ve Klebsiella gibi kapsüllü enterik bakterilerde bulunur. Bu yapının aynısı Citrobacter'de de bulunur.coli K 100 antijeni Haemophilus influenzae tip b ile çarpraz reaksiyon gösterir. Proteus.22 Enterik bakterilerde laktoz fermantasyonu Fermantasyon Fermente edenler Etmeyenler Yavaş edenler Bakteriler Escherichia. formole dirençlidir. E. Salmonella. coli enfeksiyonları fırsatçı niteliktedir. ancak kesin tanı dışkı kültürü ile konulur.

TTP Epidemiyoloji Dünyada yaygın İnfant< 1 yaş İnfant < 6 ay.bifidus'un ürettiği asetik asit ve laktik asit dışkı pH'sını düşürür böylece E. Shiga ekzotoksini benzeri toksini vardır (Verotoksin). coli ise bunların %40'ından sorumludur. üriner sistem enfeksiyonları (en sık). Ampisilin ve kotrimoksazol'a dirençlidirler. coli 0157:H7 suşudur. Enterotoksijenik ve enteropatojenik E. persistan diyare Kanlı diyare Kanlı diyare. hemolitik üremik send. AIDS hastaları Endemik Batı ülkeleri Ekstraintestinal Hastalık Tabloları Sepsis. özel serumlara ihtiyaç vardır. coli hastane dışında edinilmiş üriner sistem enfeksiyonlarının >%80'inden. hemorajik kolit. İyi pişmemiş sığır etinden bulaşır. coli suşlarının sınıflandırılması Grup ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Semptomlar Sulu diyare (turist diyaresi) Sulu daire Sulu diyare. Bu tabloların gelişmesinde kapsül ve endotoksinin rolü vardır. H Ag negatiftir. Diğerlerinden ayrımı (Sereny testi) ile yapılır (kültür süzüntüsü tavşanda keratokonjunktivit yapar). Enterobacteriacea üyesi bakteriler. E. tüm sepsislerin 1/3'ünden. Hemorajik kolit..Hamburgerler önemli kaynaklardır. Bu nedenle anne sütü alan çocuklarda otitis media. coli laktoz pozitif olması nedeniyle renkli koloniler yapar. yüksek ateşle seyreden) diyare etkenidir. E. antibiyogram sonuçlarının beklenemeyeceği acil durumlarda. 72 . Patogenezi tam olarak aydınlatılamamıştır. Sulu diyare yapar. Tablo 2. Bifidus faktörü (methyl-N-acetyl D-glucosamine) Lactobacillus bifidus üremesi sırasında oluşan spesifik bir faktördür. EAggEC (Enteroaggregatif): Turist diyaresinin diğer bir etkenidir. EHEC (Enterohemorajik): E. nozokomiyal enfeksiyonlar. yara enfeksiyonu ve kolesistitler ekstraintestinal hastalık tablolarıdır. coli gibi potansiyel patojenlerin üremesini inhibe eder. yenidoğan menenjitleri. L. hastane kaynaklıların ise %40-50'sinden sorumludur. çocuklarda hemolitik üremik sendrom ve trombotik trombositopenik purpura' dan (TTP) sorumludur. sefalosporinler veya aminoglikozidler tercih edilir. Laboratuvar tanı Gram negatif basil elde edildiği zaman EMB agar gibi laktoz bulunduran besiyerlerine ekilirler.23 Patojenik E. akut diare gibi enfeksiyonlar daha az görülür. enfeksiyon bölgesine göre değiştirilebilmekle birlikte tedavide. coli'lerin ayrımı rutin laboratuvarlarda yapılmaz. Az gelişmiş ülkelerde 5 yaşından küçük çocukların ishal etkenidir. EPEC (Enteropatojenik): Bakıcı kaynaklı süt çocuğu sürgünlerinden sorumludur. febril üst solunum yolu enfeksiyonları. Tedavi ve korunma Antibiyotik direnci büyük değişiklikler göstermekle birlikte.EIEC (Enteroinvazif): Şigelloz gibi dizanteriform (kanlı-mukuslu. E. kinolonlar. Bifidus faktör insan sütünde bulunur ama inek sütünde bulunmaz.

tifo. S. H antijenine göre faz 1 ve 2'ye ayrılır. O antijenine göre A-I'ya. cinsel aktif kadınlar) Diğer enterobacteriacea'lar Enterokoklar Tablo 2. Tablo 2. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel enterokolitlerin en önemli etkenlerinden birisidir. Laktozu fermente etmezler. typhi'nin antifagositik virülans faktörüdür. Üriner kateter Escherichia coli Streptococcus faecalis Pseudomonas aeruginosa Klebsiella spp. Kümes hayvanlarında enfeksiyon etkeni olan S. H2S üretirler.25 Hastane enfeksiyonlarında en sık karşılaşılan patojenler Enfeksiyon tipi Yara enfeksiyonları En sık karşılaşılan organizmalar Staphylococcus aureus Escherichia coli Streptococcus faecalis Akciğer enfeksiyonları Klebsiella pneumoniae Pseudomonas aeruginosa Staphylococcus aureus Enterobacter spp. insanlarda besin zehirlenmesi yapar. pullorum hareketsiz bunların dışındakiler hareketlidir. 73 . 20°C'de (oda ısısında) rahatlıkla üreyebilmeleri besin zehirlenmesi açısından anlamlıdır. Önemli Bilgiler DNA benzerlikleri açısından tüm Salmonellalar S. 2000 civarında serotipi vardır. typhi. sepsis ve fokal organ enfeksiyonları. Vi antijeni kapsüler polisakkarid antijenidir. S. S. enteritidis kemirici ve farelerin primer etkenleridir. Epidemiyoloji Salmonella bakterilerin çoğu zoonozdur ancak. saprophyticus (genç. Esherichia coli İntravenöz kateter Staphylococcus epidermidis Staphylococcus auereus Streptococcus faecalis Candida spp. asemptomatik taşıyıcılık yaparlar. gallinorum ve S. Salmonella Hastalık Gastroenterit. cholerasuis'dir.24 Piyelonefrit nedenleri Çocuklar Sıklıkla Daha nadir Escherichia coli Diğer enterobacteriacealar Enterokoklar Streptococcus agalactiae Yetişkinler Escherichia coli S. insanlarda ise besin zehirlenmelerine neden olurlar.Aktif ve pasif korunma yoktur. S ve C sadece insan enfeksiyonlarından sorumludur. Salmonella suşları hayvanlar ile insanlarda farklı enfeksiyonlara neden olabilmektedirler. paratyphi A. S. typhimirum'da farelerde tifo benzeri bir enfeksiyon yaparken. S.

İnce ve kalın barsağın epitel ve subepitel dokularını invaze eder. Baş ağrısı sıktır. Salmonella ile Şigella arasındaki önemli farklar Tablo 2. baş ağrıları (tipiktir) gibi genel enfeksiyon belirtilerine birkaç gün içinde yüksek ateş. Laboratuvar Tanı Kısa süreli lökositozdan sonra derin lökopeni. Klinik Bulgular Salmonella enterokoliti En sık karşılaşılan salmonella kliniğidir. endarterit (aort anevrizmalarına oturabilir) ve osteomiyelit (orak hücreli anemi olgularında) gibi lokal yerleşimli enfeksiyonlar gelişir. Kontamine besinin yenmesinden kısa süre sonra basiller kana karışır. choleraesuis'dir. S. karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma. Özellikle orak hücreli anemi veya kanser gibi altta yatan immün yetersizlik yaratıcı hastalığı olanlarda görülür. diskordans (relatif bradikardi. tifodan ayırıcı tanıda önemlidir. Şigella'nın aksine hastalığın ortaya çıkması için çok sayıda bakterinin (1-100 milyon bakteri) yutulması gerekmektedir. Gastroenterit yapan suşlardan farklı olarak hemokültür (+) tir. barsak lenfatiklerine ulaşır. periferik kanda eozinofil kaybı. İndirekt tanı yöntemlerinden Gruber -Widal testinde 0 ve H Ag'ine karşı gelişen antikorların titrasyonu tespit edilir. pnömoni. Bir-iki haftalık inkübasyon periyodundan sonra. bazı olgularda silendirüri.26'de görülmektedir. mental konfüzyon. Dışkı kültürünün hemen başlangıçtan itibaren (+) bulunması. İmmün yetersizliği olanların dışında bakteriyemi gelişmez. menenjit (infantlarda). B. stupor veya koma gibi bilinç bozuklukları ile toksik tablo eklenir. Kolera gibi seyrederse Kolera nostras denir. C ile paratifo meydana gelir. makrofajlarca fagosite edilseler de öldürülemezler (oksidatif mekanizmalara dirençlidirler). enteritidis!dir (tavuk etinden veya infekte çiğ yumurta yenilmesi ile insana bulaşır). endokardit. Yüksek ateş. Daha sonra lenfohematojen yayılan Salmonellalar. ağır olgularda ve böbrek tutulumlarında üre ve kreatinin 74 . diyare. Bulaşma kontamine besinler aracılığı ile olmaktadır. GIS bulgusu yoktur veya çok hafiftir. sorun olan. Tifo S. Lağım suları gibi karışık floralı ortamdan izolasyon için Mueller-Kaufman'ın Tetratiyonat'lı buyyonu kullanılır. burada ürerler. her 10°C ateş artışında nabzın ortalama 20 vuru/dakika yükselmesi beklenirken. bakteriyemi çok nadir görülür. genel durum bozukluğu. Makrofaj fagositozu ve barsak epitel hücrelerini infekte etmeleri. Uzun inkübasyon periyotlu (8-48 saat) besin zehirlenmesi etkenidir. Bakteriyemi Etkeni S. karışık floralı ortamlarda izolasyonudur. Bakteriler kontamine besinler ile alındıktan sonra ince barsaklardan. bakteriyi nötrofil fagositozundan korumaktadır. typhi ile tifo. bulantı. özellikle ileum submukozal lenf bezlerine (Peyer plakları) oturur. paratyphi A. Hepatosplenomegali vardır. yükselmemesi). birkaç günde kendiliğinden iyileşir. Hemokültür (-) negatiftir. deoksikolat ve tetratiyonat gibi inhibitör maddeler eklenir. Birinci haftanın sonundan itibaren birkaç hafta süre ile göğüs cildinde makülopapüler döküntü (rose spot) gözlenebilir. En çok izole edilen bakteriler S. Ancak. febril proteinüri. İshal beklenirken kabızlık görülür.Basit besiyerlerinde kolaylıkla ürerler. typhimurium ve S. kusma ve karın ağrısı ile seyreder. lenfomonositoz. hastada gelişen halsizlik. Ancak tüm Salmonella türlerince oluşturulan enfeksiyonların seyrinde de gelişebilmektedir. Besiyerlerine Salmonellaların dirençli olduğu Brillant yeşili. Lenfohematojen yayılım sonucunda bakteri.

tıbbi tedaviye dirençli safra taşlı olgularda kolesistektomi uygulanır. Hücresel immünite defekte olanlarda Anti-O veya Anti-H pozitifleşse dahi relaps veya reenfeksiyon gelişebilmektedir (AIDS). özellikle Schistosomiasis olgularında görülür. nontifoid enfeksiyon geçirenlerin ise <%1 'inde 1 yılı aşkın süreyle dışkı veya nadiren de idrar ile basil saçılımı gözlenebilir. Kloramfenikol ile tedaviye 21 gün. Parenteral (TAB) 2-40 yaş arası yüksek risk grubuna yapılır ancak çok etkili değildir. Hastaya taşıyıcı tanısı konabilmek için bir yıldan uzun süre dışkıda bakterinin gösteriliyor olması gerekir. IgG yapısındadırlar. Tifo gibi intrasellüler enfeksiyonlarda gerçek koruyucu immünite hücresel olanıdır. Bunlarda tifo ile beraber parazit tedavisi de yapılmalıdır. Endokarditlerde ampisilin ve seftriakson kullanılır. Ağır olgularda antibiyotik kullanılabilir. Grup Aglutinasyon ile 1. Taşıyıcılar: 4 hafta süre ile kinolon verilir. Tifo ve bakteriyemi: ilk seçenek kinolonlardır. 1. Tedavi prensibi olarak ilk dozlar düşük olmalıdır. hafta 4. Kısa sürede bakteri öldürülmesi çok miktarda endotoksinin açığa çıkmasına yol açacak ve endotoksik şok tehlikesi meydana gelecektir (Herxheimer reaksiyonu). 1:160 titrenin üzerindeki pozitiflik enfeksiyon lehinedir. Kloramfenikol allerjik ve toksik komplikasyonları nedeniyle artık ilk seçenek değildir. H antijenine karşı antikorlar ise 2. Aşı: Canlı.26). 1) glukozun fermentasyonundan gaz çıkarmaz. Taşıyıcılık: Tifo geçirenlerin %1-5. Aşı sadece riskli bölgelere seyahat edeceklere önerilir. Günümüzde tarihsel önemi vardır. kinolonlar ile ise 14 gün devam edilir. Hafta sonundan itibaren Anti-0 antikorlar pozitifleşir. Ancak 2 hafta sonra tekrarlandığında 4 kat pozitiflik devam ediyor ise enfeksiyon lehine bir bulgudur.düzeylerinde artmalar görülür. idrar kültürü ve dışkı kültürü alınır. Ancak haftalara göre üreme ihtimali değişiktir. Taşıyıcılığı arttırdığı için antibiyotik kullanımından kaçınılır. Salmonellalardan başlıca üç kriter ile ayrılırlar. GASTROİNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE ENFEKSİYON YAPANLAR Shigella Hastalık Basilli dizanteri etkenidir (Tablo 2. diğerine göre daha koruyucudur. Tedavi ve koruma Gastroenterit: Sadece sıvı-elektrolit replasmanı yapılması çoğu zaman yeterlidir. Hastalardan hemokültür. 2) H2S üretmez 3) hareketsizdir. hafta Hemokültür Dışkı kültürü İdrar kültürü Safra kültürü Tifo geçiren hastalarda 2 ile 4 ay kadar dışkıda bakteri izole edilebilir. IgM yapısındadır. hafta 2. zayıflatılmış oral aşı (Ty2la) ve Vi Ag aşısının yan etkileri çok azdır. Anti-H antikorlarının tek başına pozitifliği anlamlı değildir. hafta sonlarına doğru pozitifleşir. Kadınlarda taşıyıcılık erkeklerden daha fazladır. 75 .Reenfeksiyon. Önemli Bilgiler Laktozu fermente etmezler. hafta 3.

Klinik Bulgular 1-4 günlük inkübasyon periyodunun ardından ateş ve abdominal kramp ve bunu takiben diyare gelişir. Dışkı sulu ancak kan ve mukusludur.26 İnce barsak ve kolon tipi diyarelerin özellikleri İnce barsak Patojenler V. Başlıca kaynak kirli kontamine eller ve bunlarla kirletilmiş besin maddeleridir. dünyada en yaygın Shigella suşudur. 76 . flexneri. Tür ayrımında kullanılan Mannitol testi A grubunda (-) diğerlerinde (+) dir. coli (ETEC) Rotavirus Norwalk ajanı Giardia Cryptosporidium Cyclospora Ağrının lokalizasyonu Dışkının volümü Dışkının tipi Dışkıda kan Dışkıda lökosit Proktoskopi Orta abdomen Bol Sulu Nadir Nadir Normal Alt abdomen. Çok az sayıda (100-200) bakteri ile bulaşma gerçekleşebilir. boydii D grubu: S. Serogrup 1 (Shiga basili): Ekzotoksini koleragen toksini benzeri enteronöroeksotoksindir.27 Salmonella ve Shigellanın önemli özelliklerinin karşılaştırılması Özellikler Rezervuar Laktoz fermentasyonu H2S Üretimi Enfeksiyon dozu (ID50) Diare Kan dolaşımı invazyonu Kronik taşıyıcılık Aşı Shigella insan Hayır Hayır Düşük Evet Hayır Hayır Hayır Salmonella typhi dışı Salmonellalar Hayvanlar Hayır Evet Yüksek Evet Evet Nadiren Hayır S. sonnei dünyada en yaygın görülen suştur. B grubu: S. En ağır tabloyu S. Diyare 2-3 günde kendi kendine iyileşir. rektum Az Mukoid Bol Bol (amebiasis hariç) Mukozal ülserler hemorajik mukoza Kolon Shigella E. A grubu: S. typhi İnsan Hayır Evet Yüksek Hayır Evet Evet Evet O antijenine göre başlıca 4 grupta incelenir. Küçük çocuklarda diyareleri konvülsiyonlar ile seyreder. sonnei hafif hastalık tablosu oluşturan. bomba koloniler yapar. immün yetersizliklilerde. ancak en dirençli tür budur. Ülkemizdeki enfeksiyonların çoğundan sorumludur. Hastalık bakterinin tipine veya hastanın yaşına göre ağır seyirli olabilir. nörolojik bulgularla seyreden İkari Sendromu'na sebep olabilir. Memeli hücresinin 60S ribozom subünitesini irreversibl olarak inaktive eder.Tablo 2. dysenteriae. Fimbrialı'dır.coli (EIEC veya invazif) Campylobacter Entamoeba histolytica Tablo 2. bebekler ve yaşlılarda ağır seyirli. dysenteriae yapar. Enfeksiyonunda en hafif kliniğe sahiptir. Kolonda mukoza ile sınırlı abseler ve ülserler yapar. Patogenez ve Epidemiyoloji Şigelloz gelişmekte olan ülkelerde küçük çocukların hastalığıdır. C grubu: S. derin dokulara invazyon yapmazlar. Eğer bakteri bol sulu yiyeceklerle alınmış veya herhangi bir sebeple mide pH'sı azalmışsa enfeksiyonun gelişmesi kolaylaşır. cholerae E. S. hücre protein sentezi yapamaz ve ölür.

büyük çoğunluğu kolera toksini salgılamayan non-01 V. Fekal-oral bulaşı engelleyecek önlemlerin alınması başlıca korunma yöntemidir. Aeromonas. aside ısı ve klora çok duyarlıdır. Kültür buradan alınır. Vibrionacea Vibrio.6) kolaylıkla ürerler.4-9. çocuklarda ise nalidiksik asit verilmelidir. Tedavi ve korunma Hastalığın kendi kendini iyileşmesi nedeniyle antibiyotik kullanımı risk grupları ve taşıyıcılar dışında engellenmelidir. Direkt mikroskopide dışkıda bol miktarda lökosit ve eritrosit bulunur. Campylobacterler evcil hayvanların bakterisidir. Temiz sularda kirli olanlara göre daha uzun süre yaşarlar. Bactrim. En azından 139 değişik tipte O antijeni vardır. Campylobacter jejuni insanlarda enteritin en önemli etkenlerinden birisidir. B ve C determinantlarına göre 3 farklı serotipi vardır. Önemli Bilgiler V. epidemilere yol açmayan diyare. polar flajellası ile çok hızlı (balık sürüsü gibi) hareketli. Bu biyotipler arasındaki fark ancak referans laboratuarlarında gösterilebilir. dışkı üzerine yapışmış kanlı mukuslarda bol basil bulunur. virgül şekilli. Voges Proskauer test pozitiftir ve polimiksin B'ye dirençlidir. sert vücutlu.cholerae biyotip eltor El Tor biyotipi bir hemolizin üretir. (V. Dışkının makroskopik ve mikroskobik görünümü Kolera dışında anlamlı değildir. Aeromonaslar ve Plesiomonaslar ise insanlarda nadiren ishal etkenidir. Plesiomonaslar hem soğuk kanlı hem de sıcak kanlı hayvanların bakterisidir. Vibrio cholerae ürettiği enterotoksini aracılığı ile kolera yapar. ampisilin'e karşı yüksek direnç vardır.cholerae serotipleri ise genelde farklı enterotoksinlerle hafif. Aeromonaslar taze suların ve ara sıra soğuk kanlı hayvanların bakterisidir.cholerae biyotip cholerae (klasik tip) • V. H antijenlerine karşı karşı gelişen antikorlar muhtemelen koruyucu değildir. Kuruluğa ve fenollü dezenfektanlara dayanıksızdır. V. Özellikle içme suları aracılığı ile bulaşır.comma). Antijenik yapı V. Vibriolar aeromonaslardan farklı olarak %6'lık NaCI'de ürerler. Plesiomonas.Laboratuvar Tanı Basilli dizanterinin dışkısı sulu ve şekilsizdir. Vibrio cholerae Hastalık Vibrio cholerae bu genusun tek önemli hastalığı olan kolera etkenidir. Campylobacter ve Helicobacter suşları doğada yaygın olarak bulunan gram negatif kıvrık basillerdir. C antijenlerinin A. Bakteriler besiyerlerinde uzun süre kaldıklarında diğer gram negatif basiller gibi görünürler.cholerae. Oksidaz (+)'dir ve alkali besiyerlerinde (pH 7. • Ogawa (A+B) • Inaba (A+C) • Hikojima (A+B+C) V. 77 . Vibriolar denizler ve yüzeyel sularda bulunur. cholerae'nın 0:1 ve 0:139 serotipleri klasik kolera yaparken. ortaktır. Gr (-) bir bakteridir. yara enfeksiyonları ve bakteriyemi gibi ekstraintestinal tablolara yol açabilirler.cholerae'nın tüm kökenlerinde ısıya duyarlı H Ag'leri. Helicobacter pylori ise gastrit ve duodenal ülser hastalıkları ile ilişkilidir. Hastalık bol sulu diyare ve bunun meydana getirdiği dehidratasyon ve ölüm ile karakterizedir. Eğer antibiyotik kullanılacak ise yetişkinlerde doksisiklin veya kinolonlar.cholerae 01 'in farklı iki biyotipi vardır • V.

İnce barsak epitel hücrelerinde cAMP artar. yayılmadan sorumludur. barsak hücresi içine girer ve Adenilat siklazın inhibisyonunu önler. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu semptomların geliştiği olgularda 1-4 gündür. Uzamış hipovolemi nedeniyle akut tübüler nekroz (ATN) ve akut böbrek yetersizliği de tabloya eklenir. sinsi ve uzun sürelidir. aktive eder ve günde litrelerce sıvı ve buna bağlı olarak elektrolitlerin kaybına yol açar. kontamine su ile alındıktan sonra mide asidini aşabilirse. potasyum ve su sekresyonu gelişir. Hastada hipovolemik şok. Ciddi olgularda 20-30 L/gün sıvı kaybedilir. 5B ve 2A subünitinden oluşmaktadır. Yaşlılarda kronik safra kesesi portörlüğü (%1-20) söz konusudur. Ancak toksin ve bakteriyel antikorların korunmadaki rolü tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Normal mide asidinde bulaşma için en azından 1010 bakteri gerekirken. kardiyovasküler kollaps. A1 subüniti. Kolera enterotoksininin kaynağı bakteri kromozomudur. belirtisizdir. Bakteri. aşırı sıvı ve elektrolit kaybıdır. 78 . metabolik asidoz. Asemptomatik enfeksiyon: Dışkı izolasyonu ile anlaşılır. kripta hücrelerinden aşırı klor. dehidratasyon. Mukozayla temas etse de hiçbir enflamasyon veya nekroza yol açamaz. Kolera enterotoksininin antijenik olarak Escherichia coli LT'i ile antijenik benzerlik gösterdiği ve nötralizan antikorların gelişiminde rolü olduğu gösterilmiştir. Portörlük süresi değişkenlik göstermekle birlikte. Büyük salgınlar su kaynaklı olarak gerçekleşmektedir. genelde 1 hafta kadardır. Safra kesesi portörlüğü oranının yüksek olduğu eltor kolerasında yayılım klasik tipten daha süratlidir. sıvı ve elektrolit kaybını arttırır. Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. kusma ve abdominal kramplar ile karakterize bol sulu dışkılamadır. Koleradaki tüm klinik bulguların nedeni. aktif hareketleri ile ince barsak kriptaları arasına girer ve müsinaz enzimi ile mukozal bariyeri aşar. Eltor kolerası daha az gürültülü. aklorhidrililerde 1000 kadarı yeterlidir. Enterotoksin Enterotoksin yapısındaki ekzotoksin CHOLERAGEN). 1. HCO3. hemo konsantrasyona bağlı patolojiler (miyokard infarktüsü gibi) ve bulgular gelişmektedir. Klinik bulgular ani başlayan bulantı.Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon ılıman iklimlerde düşük sosyo-ekonomik düzeydeki toplumlarda içme ve kullanma sularının dışkı ile kontamine olduğu ülkelerde daha sık görülür. Direkt insan-insan bulaşı oldukça nadirdir. ekzotoksin salgılar. Toksinin gastrik sinir uçlarını irrite etmesi ile gelişen kusma.

2-3 gün süren. İmmünite Gastrik asit kolera vibrioları için önemli bir korunma faktörüdür. sterilizasyon gerektirmediğinden oldukça kullanışlıdır. Kolera geçiren hastalarda immünite gelişmektedir. Çok miktarda sıvı barsak lumenine dolar. ancak bunun koruma süresi bilinmemektedir. Tifoid form: Çocuklarda rastlanan. Cholerae polivalan 0:1 veya 0:139 antiserum ile agglütinasyon gelişir Transport besiyerleri: 1. 5. Tetrasiklin ilk tercih edilecek ilaçtır. TCBS. hafif şiddetli bir ishal ile nonspesifik gastroenterite benzeyen bir tablo halindedir. Kolerin: Tipik kolera belirtilerinin daha hafif ve kısa süreli olduğu tablodur. Suların klor ile dezenfeksiyonu. sukroz) agar 2. mukus. Klasik klinik form olan kolera gravis'de.2. Metabolik asidoz ile uyumlu kan gazı bulguları elde edilir. Sıvı ve elektrolitler intravenöz ve oral olarak verilir. Tedavi edilmemiş olgularda mortalite oranı %25-50 arasındadır Laboratuvar tanı • • • • • • • Eritrosit ve lökosit sayısı fazla bulunur. 79 . Kolera gravis: Tipik kolera tablosudur. • V. 1:20 üzerindeki vibrio antikorunun kolonizasyon ve hastalıktan koruyucu olduğu düşünülmektedir. Alkali peptonlu su 2. Sıvı ve elektrolit kaybına ait belirti ve bulgular • Dehidratasyonun klasik cilt ve KVS bulguları • Hipotermi • Hemokonsantrasyon (yaşlılarda miyokard infarktüsü) • Oligüri/anüri • Ses kısıklığı. Antitoksin antikorlarının koruyuculuğu konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Venkatraman-Ramakrishnan Plak besiyeri 1. bunlar için kinolonlar kullanılır. safra. Kolera diyaresi: Ayakta geçirilen. bulantı ve öğürtüsüz kusma 3. Karanlık alan mikroskopisinde çok hareketli bakteriler vardır. dışkı hijyeni. 4. TCBS (Tiyosülfat. Kolera sicca: Çok akut bir başlangıç ile birden kollaps gelişir en ağır formdur. yeşil besiyeri üzerinde sarı renkli koloniler oluşur. 3. sitrat. tek doz doksisik-lin/kinolon ile kemoprofılaksi uygulanabilir. kas krampları • Kanda üre ve kreatinin değerlerinde artma gelişir. Deney hayvanlarında spesifik IgA antikorların geliştiği gösterilmiştir. ancak Hindistan'da dirençli formlar bildirilmektedir. Durdurulamayan. 1. yayılırından asıl sorumlu olan ve "Hasta Sayısı X 10" sayıdaki portörlerin belirlenmesi ve tedavisi. epitel hücreleri ve bol miktarda bakteriye bağlı pirinç suyu dışkılarına. Vibrio parahaemolyticus Kontamine deniz ürünlerinin pişirilmeden yenmesi ile akut gastroenterit oluşturur. yüksek üre ve kreatinin düzeyleri belirlenir. Dışkı pirinç suyu görünümündedir. Karın ağrısı ve tenezm olmaksızın. ishale zaman kalmadan hipovolemi ile ölüm gelişir. yüksek ateş ve konfüzyonlu tablodur. Tedavi ve korunma Enfeksiyon hastalıklarının en önemli acillerinden birisidir. eritrosit ve lökosit görülmez. Süratle rehidratasyon tedavisine başlanır. hematokrit yükselir (hemokonsantrasyon) İdrar dansitesi artar Hipoglisemi. 2. Benzer antikorlar serumda da gelişir ancak birkaç ay sürebilir. Tetrasikline oldukça duyarlıdır. 6. cholerae non-0 1 enfeksiyonları hafiftir ve yaşamı tehdit etmez.

Campylobacterler lipopolisakkaridleri ile endotoksik aktivite gösterirler. Aeromonaslar hemolizin üretir. TCBS agarda mavi-yeşil koloniler oluşturur. kedi. Aeromonas Taksonomide Vibrionaceae ailesinden görülen aeromonadaceace grubundan bakteriler olan Aeromonasların üç suşu insanlarda enfeksiyon etkenidir: A. Dışkıda lökosit bulunur. Bu bakteriler Salmonella ve Shigella kadar enfeksiyonlardan sorumludur. veronii Koloni yapıları enterik gram negatif bakterilere benzer. sığır. Hem deniz ürünleri hem de birçok hayvandan izole edilmiştir. Campylobacter Hastalık Campylobacterler entorokolit ve nadiren sistemik hastalık etkenidir. Sadece su ve elektrolit dengesi sağlanarak başka bir tedavi vermeksizin 1-4 günde kendi kendine iyileşir. ateş ve sulu diyare oluşturur. köpek ve kümes hayvanlarının florasında bulunurlar ve patojen hale gelip abortus ve infertiliteye yol açabilirler. Ancak bu faktörleri bulundurmayan bakterilerde insanlarda gastroenterit etkeni olarak gösterilmiştir. olguların %50'si kaybedilir. abdominal kramp. Bazı suşlarının enterotoksini vardır. Kanlı agarda geniş bir hemoliz zonu oluşturur. coli sorumludur. virgül / S / martı kanadı şeklinde. Katalaz ve oksidaz (+)'dir. DNaz pozitifliği ise Aeromonaslardan ayrımında kullanılır. bakteriyemi ve gastroenterit etkenidir Normal veya immün yetersizliği olanlarda kontamine sular ile temas edenlerde. polar flajellası ile hareketli bakterilerdir. A. Bazı Plesiomonas suşları Shigella sonnei ile antijenik benzerlik gösterir. Tedavide tetrasiklin seçilecek primer antibiyotiktir. Tetrasiklin. Önemli bilgiler Sert vücutlu. jejuni genellikle izole edilirken. Plesiomonas Plesiomonas shigelloides polar flajellası olan gram negatif bakteridir. kanlı agarda daha kolay ürer. İnsanlarda diyare etkenidir. İki önemli etkenden C. Karbonhidratları okside veya fermente etmezler. Bakteriyemi ciddi bir tablodur. nadiren de hasta insanlardan temas yolu etkili ekzotoksinleri ve 80 . Sitotoksin ve doku invazyon faktörleri gösterilmiştir. Vibrio vulnificus Ciddi yara enfeksiyonları. özellikle çocuklarda bakteriyemi yapar. hydrophila. Bakteri Salmonella ve shigella gibi spesifik besiyerlerinde üremez. İnsanlara ise kontamine yemekler. Mikroaerofil üreme özellikleri vardır. yara enfeksiyonları gelişir. caviae ve A. Tropikal ve subtropikal bölgelerin bakterisidir. Enterotoksini yoktur. İnvitro çalışmalarda siprofloksasin etkili bulunmuştur. Sitopatik enterotoksinleri gösterilmiştir ancak insan enfeksiyonlarındaki önemi bilinmemektedir. Küçük ve ince olduğu için bakteri filtrelerinden geçebilirler. insan hastalıklarının yaklaşık %5-10 kadarından C. su veya süt ile. Plesiomonaslar Shigella'lardan oksidaz pozitifliği ile ayrılır. aminoglikozid ve sefalosporinlere duyarlıdır. Bakteri TCBS'de yeşil koloniler yaparak ürer.12-24 saatlik bir inkübasyonun ardından kusma. Patogenez ve Epidemiyoloji Esasen koyun.

kanlı bol sulu diyare. fetus immün yetersizlikli hastalarda sistemik enfeksiyon etkenidir. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel ishallerin en sık etkenidir. ancak epitel alanındaki pH 7. atılmış ok gibi hareket eder. Kan yoluyla yayılması ile tifo benzeri bir tablo gelişir. başağrısı olur. abse ve ülserler gelişir. H.ile bulaşırlar. Önemli Bilgiler Bir çok özelikleri ile Campylobacterlere benzerler. Campylobacter jejuni C. 81 . Helicobacter pylori Hastalık Spiral yapılı Gram negatif basildir. Fare deneylerinde yüzey kapsül benzeri yapıda S proteininin bulunması hayvanların ölümüne sebep olmaktadır. 25°C'de üremesi durur. Laboratuvar Tanı Diyareli hastaların dışkıları antibiyotikli (vankomisin. fetus'un aksine özellikle genç erişkin ve çocuklarda hastalık tablolarına yol açar. Tedavi ve Korunma Sistemik enfeksiyon gelişmemişse tedavide ilk seçenek eritromisin. Gastrit ve peptik ülser etkenidir. Patogenez ve Epidemiyoloji Gastrik lümen içinde pH 6. pylori enfeksiyonu mide kanserleri için risk faktörüdür. gelişenlerde ise aminoglikozidler kullanılır. Klinik Akut başlangıçlı kramp tarzında abdominal ağrı.0 gibi düşüktür. oksidaz pozitiftir ve nalidiksik asite duyarlıdır. yüksek ateşli ve dizanteriform (kanlı mukuslu) diyarelere yol açar. Hipogammaglobulinemililerde ağır seyreden. polimiksin B ve trimethoprim) kanlı agara (Skirrow medium) ekilir. Gastrik alanda lümen içindeki pH1. jejuni 42°C'da mikroaerofilik ortamda ürer. Campylobacter fetus C. ancak farklı olarak üreaz da pozitiftir. Hayvan dışkısı ile kirlenmiş süt ve et gibi besinlerle özellikle bulaşır.0 ve 7. Onlar gibi katalaz ve oksidaz pozitiftir. Bakteri yüzeyinde birçok yüzey proteininden oluşmuş kapsül benzeri bir yapı bulunur. Hastalık genellikle 5-8 gün içinde kendi kendine iyileşir.4'tür. Bir delikten çıkan multipl flajellası ile çok hareketlidir. Karakteristik S veya martı kanadı şeklinde bakterilerin gösterilmesi ile tanı konulur. pylori ürettiği güçlü üreaz aktivitesi ile asidi nötralize eder.0-2. ateş. ileum olmak üzere kolona da invaze olur. C. H. Hareketleri sayesinde mukustan epitel alana geçer. Mide asidine duyarlıdır bu nedenle enfeksiyon gelişebilmesi için 104 bakteriye ihtiyaç vardır. Özellikle jejunum. Bakterinin giriş kapısı GİS'dir. Nadiren (% 1) bakteriyemi gelişebilir.0'da ürer. %5 oksijen %10'luk karbondioksitli ortamda iyi ürer.

İnsanlarda H. Bulantı kusma. Kolonizasyonun ardından H. In vivo üreaz aktivitesine de bakılabilir. Klinik Bulgular Peptik ülser bulguları vardır. Antimikrobiyal tedavi sonrasında duodenal ülser ve gastrit iyileşmektedir. Yada bu örneklerde direkt boyama yöntemleri ile ince kıvrık bakteriler aranabilir. ancak bunların aktif enfeksiyon ile geçirilmiş olanların ayrımı yapılamadığı için akut enfeksiyonlar için çok değerli değildir. Histolojik olarak gastrit kronik ve aktif enflamasyon ile karakterizedir.9). Serum antikorlarına bakılabilir. pylori 82 . pylori aynı zamanda gastrik karsinoma ve lenfoma etyolojisinde de önemlidir. Hızlı test için H. Polimorfonükleer ve mononükleer hücre infiltrasyonu epitel ile lamina propria arasında görülmektedir. Campylobacterler gibi skirrow besiyerine ekim yapılabilir. Duodenal ülser ile H. Bakterinin mukozal enflamasyonu ve meydana getirdiği hasar tam olarak tanımlanamamıştır. pylori'nin alınması gastrit ve hipoklorhidrinin gelişmesi ile sonuçlanır. GİS kanamaları görülebilir. pylori mikroaerofilik ortamda 3-6 günde ürer. ateş ve üst gastrointestinal bölgesinde ağrı gibi akut enfeksiyon bulguları vardır. pylori enfeksiyonu yıllarca (hatta ömür boyu) devam eder. Akut semptomlar 1-2 hafta sürebilir. pylori enfeksiyonları arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur. 13C veya 14C ile işaretli üre hastaya içirilir. 1-2 mm çapında yarı mat kolonileri olur. H. H. Genellikle epitel hücreleri bozulmuş ve glandular atrofi meydana gelmiştir (Şekil 2. pylori örneklerinde üreaz aktivitesine bakılabilir. Laboratuvar Tanı Mide biyopsisi örneklerinde histolojik çalışmalar yapılabilir. H. Bakteriyemi ve dissemine enfeksiyonlar görülmez.

rhinoscleromatis burun ve farenkste granuloma (rinoskleroma) etkenidirler. 83 . hareketsiz ve laktoz (+)'dir. % 60-80 mortaliteli lober pnömonilere (Friedlander pnömonisi) yol açar. Yoğun bakımlarda nebulazitörlerde üreyerek Serratia pnömoni salgınları görülür. K. Aşısı ve spesifik koruyucu önlemi yoktur. Proton pompası inhibitörleri direkt üreaz inhibitörleridir. amoksisilin veya tetrasiklin kombinasyonunun 14 günlük kullanımı %70-95 hastada H. pneumoniae ve K. K. GASTROİNTESTİNAL SİSTEM DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Bu gruptaki bakteriler enterik gram negatif bakterilerdir ancak E. Bazı suşları kırmızı koloniler yaparlar. Fırsatçı nosokomiyal enfeksiyonlardan sorumludur. 2 yaşından küçük çocuklarda ve immün yetersizlikli olanlarda.varsa solunumla çıkarılan CO2 ölçülür. Serratia marcescens En küçük enterik bakteridir. İmmün yetersizliği olanlarda patojen hale gelir. K. kaviteleşmeye ve abseleşmeye eğilimli. nekrotizan. bizmut tuzları. pylori enfeksiyonunu eradike eder. Hem tanıda hem de tedavinin takibinde kullanılır. Virülans faktörleri geniş kapsülü ve endotoksinidir. Çoğunlukla antibiyotiklere dirençlidir. Geniş kapsüllü. kanlı balgama yol açan. K pneumoniae üst solunum yolunun normal flora üyesidir. Bakteriyel pnömonilerin yaklaşık olarak % 2-5. hastane enfeksiyonlarının %10"undan sorumludur. Özellikle alkoliklerde. Ülser iyileşmesi için 4-6 hafta asit supressörleri kullanılabilir. atrofik rinit (ozena). üst solunum yolu içeriğinin aspire edilmesine bağlı olarak akut. Nosokomial ve fırsatçı enfeksiyon etkenidir. Klebsiella pneumoniae E. Bir hafta süreli proton pompasi inhibitörü artı amoksisilin ve klaritromisin son derece etkili bir tedavidir. pylori antijenleri de tanımlanabilir. Tedavi ve Korunma Tek başına antibiyotikler yetersizdir. ağır seyirli. Multipl antibiyotik direncine sahiptirler.coli gibi normal barsak ve üst solunum yolu florasında bulunabilir. KOAH'lılarda. diabetiklerde. oxytoca hastane enfeksiyonu etkenidir. hemorajik. Metronidazol. Dışkıda H. Son zamanlarda en önemli noninvazif tanı testi olarak kullanılmaktadır. coli gibi ekstraintestinal enfeksiyonlara sebep olurlar. ozenae.

cepacia'nın antiseptik ve deterjanlarda üremesi hastane enfeksiyonu gelişmesinde önemli faktördür. Providencia. fagositoz ve kompleman etkinlikleri azalır. Deri üzerinde nemli ortamlarda bulunurlar ve hospitalize hastalarda üst solunum yollarında kolonize olabilirler. insanların ortalama %10 kadarı normal florasında taşırlar.Enterobacter cloaca Hastane enfeksiyonu etkenidir. Üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. bu nedenle katı besiyerlerinde 4 saatte bir olmak üzere halkalar halinde hızla yayılarak ürerler (Swarming). çoğu antibiyotiklere dirençlidir. Patogenez ve Epidemiyoloji P. Patogenezi endotoksin. Üreyi parçaladığı için pH yükselir. Kistik fibrozisli hastalarda izole edilen P. entübasyon. antiseptikler ve deterjanlar en çok üredikleri yerlerdir. Çok hareketlidir. Ancak zorunlu aerobdurlar. böylece kolaylıkla üriner sistem enfeksiyonları meydana getirebilir. Magnezyum-amonyum-hidroksid taşlarının gelişmesine neden olur. Morganella Diğer enterobacteriacea grubundan fenilalanin deaminaz enzimi üretmeleri ile ayrılırlar. intravenöz sıvılarda ve distile sularda ürerler. İntravenöz kateterizasyon. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. Pseudomonas Hastalık Pseudomonas aeruginosa konak savunma mekanizması azalmış hastalarda başlıca sepsis. • Proteus vulgaris 0X19 ile Rickettsia prowazeki antijenleri arasında ve • Proteus vulgaris 0X2 ile Rickettsia conori arasında çapraz reaksiyon vardır. Sadece insanda enfeksiyon yapar. aeruginosa başlıca toprakta ve sularda bulunur. aeruginosa suşlarının slime tabakası vardır. Bazı suşların O antijenleri bazı riketsiya suşları ile çapraz reaksiyon verir ve riketsiyal hastalıkların tanısında kullanılır (Weil-Felix testi) Weil-Felix reaksiyonu . Providencia Providencia suşları normal intestinal flora üyesidir. P. bu nedenle nonfermenter olarak tanınırlar. aeruginosa piyosiyanin üreten tek suştur. anestezi ekipmanında. Citrobacter Citrobacter suşları'da üriner sistem enfeksiyonları ve sepsis etkenidir. Glukozu fermente etmezler. P. Pseudomonas cepacia (yeni adı Burkholderia cepacia) ve Pseudomonas maltophilia (yeni adı Xanthomonas maltophilia veya Stenotrophomonas maltophilia)'da daha nadir olmakla birlikte aynı türde enfeksiyon yaparlar. 1) Yara yerini ve abse materyalini mavi-yeşil renge boyayan piyosiyanin 2) Yanıklı hastalarda deri enfeksiyonlarının kolaylıkla tespit edilmesini sağlayan ultraviyole ışık altında floresan veren sarı-yeşil pigment olan piyoverdin (florescein). idrar sondası bulunan hastanede yatan hastalarda sepsise yol açar. Klinik ve laboratuvar önemi olan iki pigment üretirler. Respiratuvar terapi sistemlerinde. Besiyerlerinde çok pis koku çıkarırlar. Dezenfektanlardan heksaklorofen bulunduran sabunlar. P. Önemli Bilgiler Enterobacteriacea üyelerine benzeyen gram negatif basillerdir. Klebsiella ve serratia gibi kolon bakterisidir ancak ekstraintestinal hastalık yapar. Laboratuvarda besiyerlerinde de meydana gelen aynı pigmentleri tanı amacıyla kullanılır. Ürettikleri Ekzotoksin A ile insan hücresi ribozomlarındaki olgunlaşmamış peptid zincirlerinin uzaması (tamamlanması) için gerekli olan Elongasyon Faktör (EF)-2'yi (difteri toksini gibi) inhibe ederek protein sentezini önler ve dokularda nekrozlara yol açar. üroepitel deprese olur. Bu tabakası aracılığı ile respiratuvar sistemde mukozalara organizmanın tutunması sağlanır ve bakteriye antikorların bağlanmasını engeller. aeruginosa başlıca. ekzotoksin ve enzimlerine bağlıdır. Ureaz (+)'dir. aeruginosa ve P. Daha önemlisi oksidaz pozitiftir. 84 . Su ihtiva eden her yerde üreyebilirler. Proteus.

influenzae Moraxella catarrhalis Staphylococcus aureus Klebsiella pneumoniae P. Organizma buralardan kana karışarak sepsise sebep olabilir. yara enfeksiyonları (yanık) en sık görülenleridir. Sepsisli hastalarda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. Staphylococcus aureus ile birlikte. aureus) İmmün sistemi bozulmuşların Nötrofil sayısı 500/ml altında olanların Kateteri olanların Hospitalize edilmiş hastaların fırsatçı enfeksiyon etkenidir. influenzae S. diabetiklerde habis otitis eksterna ve diğer deri lezyonları (follikülit) oluşabilir. Klinik Bulgular Vücudun heryerinde bulunmasına rağmen özellikle üriner sistem enfeksiyonları. fagositozun önlenmesi Sepsis Ektima gangrenozum etkeni Protein sentezinin inhibisyonu (EF-2 inhibisyonu. pnömoni (özellikle kistik fibrozisli hastalar).28 Pseudomonasların virülans faktörleri Virülans faktörü Pili Kapsül Endotoksin Elastaz Ekzotoksin A Biyolojik Etkileri Epitele yapışma Epitele yapışma (Özellikle kistik fiProziste). Hastane enfeksiyonlarının %10-20'sinden sorumludur Kistik fibrozisde akciğer enfeksiyonlara neden olan mikroorganizmalar tablo 2. Oksidaz pozitiftir.• • • • • • • Yanık hastalarının Derinin konak savunma sistemleri bozulmuşların Kistik fibrozisli hastaların (ilk 3 yaşta S. Laboratuvar Tanı EMB agarda laktoz negatif koloniler yaparlar. aeruginosa Enterobakter suşları Serratia marcescens Nadir Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları Yetişkin P. aeruginosa Acinetobacter suşları Enterobacter suşları Burkholderia (Ralstonia) cepacia Stenotrophomonas maltophilia Achromobacter xylosoxidans K. Kontakt lens kullananlarda korneal enfeksiyonlar görülebilir. 85 . pneumoniae S. Deri lezyonlarına ektima gangrenozum denir. Mavi-yeşil pigmentleri ve kolonilerinin meyve kokusu kendine has özellikleridir.30'da gösterilmiştir. Bakteriyofaj ve piyosiyanin tiplendirmesi ile ayırıcı tanı yapılır. aureus Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları İnfluenzae A/B virüsleri Klorlama yeterli değilse yüzme havuzlarından bulaşan ciddi otitis eksterna. Tablo 2. Pseudomonas endokarditlerinde genelde tutulan kapak triküspit kapaktır. difteri toksinine benzer etki) Tablo 2. uyuşturucu bağımlılarında gelişen endokarditlerin ve artritlerin en sık nedenlerindendir.29 Kistik fibroziste akciğer enfeksiyonlarına neden olan mikroorganizmalar Çocuklar S ık İnfuenzae A/B virüs Streptococcus pneumoniae H. Spor ayakkabılarından meydana gelen ayak yaralanmalarındaki osteokondritlerin en sık etkenidir. pneumoniae H.

Tedavi ve Korunma Bakteri bir çok antibiyotiğe dirençlidir. Bu nedenle antibiyogram yapılarak tedavi düzenlenmelidir. Ampirik tedavilerde antipseudomonal penisilinler (tikarsilin veya piperasillin) aminoglikozidler ile kombine edilerek kullanılmalıdır. Burkholderia cepacia ve Stenotrophomonas maltophilia enfeksiyonlarının tedavisinde seçilecek ilaç trimetoprim-sulfamethoksazoldür.

Pseudomonas mallei
Ruam hastalığının etkenidir. Endotoksini ile hastalık yapar. Akut Ruam; hasta hayvan salgıları ile temas etmiş ellerin deri/mukozalara sürülmesi ile, mikro çatlaklardan vücuda girer. İlk lezyon daha çok burunda görülür. Burun mukozası şişer, püstüller gelişir, 5-7 günde ekzantemler ve derialtında hamur kıvamında, irinli Ruam Düğmecikleri, bölgesel LAP ve genel durum bozukluğu ile karakterize, yüksek ateşle seyreden bir hastalıktır. Tedavide ise streptomisin, sulfadiazin, kloramfenikol veya tetrasiklin kullanılır. Hastalığın kronik formu, yaygın abselerle karakterizedir.

Pseudomonas pseudomallei
Melioidosis etkenidir. Çoğunlukla asemptomatik olsalar da temas bölgelerinde lokalize suppuratif cilt lezyonları ve bölgesel lenfadenit gelişimine yol açabilirler. Vietnam savaşından sonra tekrar önemi artmıştır. Nadiren kaviter forma kadar ilerleyebilen pulmoner enfeksiyonlarına neden olabilirler. Burkholderia pseudomallei de denir.

Bacteroides
Hastalık Bacteroides sepsis, peritonit ve abselerdeki mikst anaerobik enfeksiyonların etkenidir. Bacteroides fragilis anaerob enfeksiyonların en sık sorumlusudur (Tablo 2.30). Önemli Bilgiler Zorunlu anaerop, hareketsiz, polisakkarid yapıda kapsülü olan bakterilerdir. Gr (-) bakteri hücre duvar yapısına sahip olmakla birlikte, LPS tabakasının Lipid-A komponenti yapısal farklılık gösterdiği için endotoksik aktivite göstermez. İçerdiği çok sayıda enzimleri sayesinde aerotolerans ve doku obstrüksiyonu oluşturma, antikor inaktivasyonu gibi yetenekler kazanmıştır. Tablo 2.30 Medikal önemi olan anaerob bakteriler
Yapı Sporlu basiller Sporsuz basiller Gram boyama Pozitif Negatif Pozitif Negatif Sporsuz koklar Pozitif Negatif Bakteri Clostridium Yok Actinomyces, Bifidobacterium, Eubacterium, Lactobacillus, Propionibacterium Bacteroides, Fusobacterium Peptococcus, Peptostreptococcus, Streptococcus Veillonella

Anaerop metabolizma sırasında açığa çıkan kısa zincirli yağ asitleri fagositozdaki degranülasyonu önler. Yumuşak dokuda en çok enfeksiyona neden olan anaerop bakteridir. Abse formundaki intraabdominal enfeksiyonlardan ve Gr (-) anaerobik sepsislerin % 75-80'inden sorumludur. Kolonun normal florasının >% 95'i anaeroptur ve bunların da büyük kısmını S. fragilis oluşturur, Buradaki Bacteroides sayısı, E.coli'nin 1000 katı kadardır. fi. melaninogenicus (Prevotella melaninogenica diye de isimlendirilir) ve B. corrodens primer olarak ağız florasının üyesidir.

86

Patogenez ve Epidemiyoloji Genelde endojen ve abse formunda enfeksiyonlara yol açar. Önceki bir batın travması veya operasyonuna sekonder olarak gelişen apendisit, peritonit, akciğer ve beyin abseleri, üriner sistem enfeksiyonu ve yara/yumuşak doku enfeksiyonlarına neden olur. Klinik Bulgular Peritonit veya lokal abseler ile karakterize intraabdominal enfeksiyonlar görülür. Bunun sonucunda pelvik abseler ve bakteriyemiler de gelişebilir. Oral, farengeal ve pulmoner abseler daha sıklıkla fi. melaninogenicus ile meydana gelir. B. fragilis diyafragmanın altından, fi. melaninogenicus ise üstündeki abselerden sorumludur.

Laboratuvar Tanı
Kanamisin ve vankomisin içeren kanlı agarda anaerobik ortamlarda üretilirlebilirlerr. Siyah koloniler B. melaninogenicus'un karakteristik özelliğidir. Tedavi ve Korunma Birçok suşu beta laktamaz üretir bu nedenle tedavide beta laktamaz inhibitörlü sefalosporinler, veya kloramfenikol kullanılmalıdır. Tedavide seçilecek diğer bir seçenek metronidazoldür. Klindamisine her geçen gün artan oranlarda direnç söz konusudur.

SOLUNUM SİSTEMİ İLE İLİŞKİLİ GRAM NEGATİF BASİLLER
Haemophilus influenzae, Legionella pneumophila ve Bordatella pertussis solunum sistemi ile ilişkili gram negatif basillerdir. L. pneumophila su kaynaklarından bulaşması ile ayrılır, diğerleri insandan insana bulaşır.

Haemophilus influenzae
Hastalık Çocuklardaki başlıca menenjit etkenidir. Ancak son zamanlarda özellikle Avrupa ve Amerika'da aşılamaya bağlı olarak etken sıklığı azalmaktadır. Menenjit dışında çocuklarda otit, sinüzit ve epiglottit gibi üst solunum sistemi enfeksiyonları ve sepsis etkeni olarak da görülmektedir. KOAH'lı yetişkinlerde pnömoni yapabilir. Önemli Bilgiler Gram ile zor da olsa, mavi-menekşe renkte, Yersinia'lar gibi kutupsal ve (-) boyanırlar. Hareketsiz, bazen pleomorfik olabilen, kapsüllü kokobasillerdir. Kapsül poliribozil ribitol fosfat (PRP) yapısında olup, virulans ile yakından ilgilidir, bakteriyi fagositozdan korur. Ayrıca, pnömokok ve meningokoklar gibi, lgA1 proteaz enzimi ile salgısal IgA'nın koruyucu etkisini kaldırır. Kapsülüne göre 6 farklı antijenik serotipe ayrılmıştır. Tip b (Hib), invazif tüm H. influenzae türlerinin >% 95 'inden sorumludur.

Patogenez
Sadece insan enfeksiyonları yapar, hayvan rezervuarı yoktur. Üst solunum yolu enfeksiyonları, otitis media, sinüzit veya pnömoni etkenidir. Patogenezi endotoksin ve kapsüle bağlıdır, ekzotoksini yoktur. Enfeksiyonları 6 ay ile 6 yaş arası çocuklarda görülür. Ancak ilk 1 yaş içinde daha sık enfeksiyonu görülür. Klinik Bulgular Akut menenjit etkenidir. Hava yolunda yabancı cisim obstrüksiyonuna bağlı nadiren epiglottit yapar. Kapsüllü türlere duyarlılık, özellikle kapsüler Ag'lere antikor yanıtının yetersiz olduğu çocukluk, splenektomi sonrası ve immünite defektlerinde fazladır. Erişkin ve yaşlı enfeksiyonlarından ise daha çok kapsülsüz türler sorumludur. Daha çok var olan bir kronik akciğer hastalığı zemininde akut alevlenmeler şeklinde kendini gösterir. Akut otitis media ve sinüzitlerin pnömokoklardan sonraki en sık ikinci etkenidir.

Laboratuvar Tanı
Adi besiyerlerinde üretilemezler. Üremeleri için besiyerinde hemin (faktör X) ve NAD (faktör V)'e gereksinimi vardır. Bakteri taze koyun kanlı agarda üremez. Eritrosit eklendikten sonra hafifçe ısıtılarak hemolize edilmiş kanlı agarda (çukulata agarda) ise iyi ürerler; şebnem tanesi gibi koloniler oluşur.

87

Bakterinin diğer bir üretme yöntemi, Staphylococcus aureus ile birlikte ekilmeleridir. Bu amaçla; materyal tüm kanlı agar yüzeyine sürüldükten sonra ortaya 5. aureus çizgi ekimi yapılır. Böylece, beta hemoliz oluşan çizgi ekim bölgesinde H. influenzae için gerekli faktörler aracılığı ile ürerler (süt anne / satellit belirtisi). Menenjit olgularında BOS'da kapsüler antijenlere karşı hazırlanmış lateks aglütinasyon testi kullanılır. Tedavi ve Korunma Bakterilerin ortalama l/4'ünde plazmid ile aktarılabilir betalaktamaz üretimi belirlenen günümüzde, ampisilin, ampirik tedavi için uygun bir seçenek değildir. Kloramfenikol ise halen uygun seçenek olarak kabul edilmektedir. Özellikle menenjit olgularında daha modern seçenekler tercih edilmelidir. Bu olgularda, BOS'a iyi penetre olabilen 3. kuşak sefalosporinler (özellikle sefotaksim ve seftriakson) en uygun antimikrobiyallerdir. Sinüzit ve otit gibi daha hafif enfeksiyonlarda ise sefaklor veya kotrimoksazol uygulanabilir. Polisakkarid kapsül, tetanoz ve difteri toksoidi veya N.meningitidis dış membran proteini (OMP) gibi büyük protein yapılara hapten olarak bağlandığında hem IgM ve hem de IgG yapısında ve uzun süreli Ab sentezi sağlayabilir. Bu teknikle "konjuge Hib aşıları" geliştirilmiştir (PRP-T, PRP-D, PRP-. OMP aşıları). Bu aşılarla çocuklarda güçlü antikor yanıtı ve iyi bir koruyuculuk sağlanmıştır. Hastalarla temaslılara 4 gün süre ile 10 mg/kg dozda rifampisin verilmesi ile kemoprofilaksi sağlanmış olur.

Legionella
Hastalık Legionella pneumophila hem toplumdan kazanılmış, hem de nosokomiyal pnömoni yapar. Pnömoni şeklinde seyreden Lejyoner hastalığının etkenidir. Önemli Bilgiler Standart gram boyama yöntemleri ile iyi boyanmayan gram negatif basildir. Pnömonilerinden genellikle L. pneumophila sorumludur, nadir olarak L. micdadei ve L. bozemanii'de etken olarak saptanabilir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri su kaynaklarından bulaşır. Hastane kaynaklı salgınlarda havalandırma sistemleri, banyolar ve buhar cihazları sorumludur. Giriş akciğerlerdir ve asıl bulgu pnömonidir. Ağır seyirli atipik pnömoni tablolarına yol açar, tedavisiz olgularda mortalite % 20-40'lara çıkmaktadır. Ancak vasküler hasar nedeniyle beyin ve böbrekler gibi multiorgan enfeksiyonları görülür. İntrasellüler yaşama özelliğindedir, makrofajların içinde yaşamlarını sürdürebilirler, fagolizozomu engellerler. Hücresel immünite asıl defans mekanizmasını oluşturur. AIDS'li hastalar, kanserliler, transplantasyonlular veya kortikosteroid alanlarda ağır seyirli ve fataldır. Klinik Bulgular Hafif influenza benzeri enfeksiyondan (Pontiac hastalığı) ağır seyirli pnömonilere kadar değişen tablo ile seyreder. Hiponatreminin olması diğer atipik pnömonilerden farkıdır. Enfeksiyonların çoğu 7-10 günde spontan iyileşir, fakat immünyetersizliklilerde fatal seyi rlidir. Mycoplasma pnömonisi, viral pnömoniler, psittakoz, Q ateşi ve klamidya pnömonisi gibi atipik pnömoniler ayırıcı tanıda dikkate alınmalıdır. Tablo 2.31 Atıpik pnömoni etkenleri ve özellikleri
Mycoplasma pneumoniae Legionella pneumophila Chlamydia psittaci Chlamydia trachomatit CoKİella burnetti Hafif, Üsye ile birlikte, gençlerde, soğuk aglütinin pozitif Yaşlılarda, ağır tablo, klima, ishal, hiponatremi, baş ağrısı Kuşlardan, splenomegali Yenidoğan, konjuktivit Çiftlik hayvanları, kedi/köpek teması, splenomegali, hepatit

88

Laboratuvar Tanı
Balgamda nötrofilleri görülür ancak bakteri yoktur. Balgam veya kandan standart besiyerlerinde üretilemez. Demir ve sistein içeren besiyerlerine ekmek gerekir. Tanı daha çok antikor titrelerindeki artış ile konulur. Tedavi ve Korunma Tedavisinde öncelikle eritromisin seçilmelidir, rifampisin ile kombine edilebilir. Pontiac hastalığında tedavi gerekmez. Beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. Korunmada sigara ve alkol kullanımının önüne geçilmesi hastalık açısından önemlidir. Ayrıca aerosol tarzında su kaynaklarının önüne geçilmelidir.

Bordatella
Hastalık Bordatella pertussis boğmaca etkenidir. Gram negatif, kapsüllü kokobasillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Tek konakçısı insandır. Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Organizma üst solunum yollarının epiteline tutunur ancak dokulara invazyon yapmaz. Patogenezinde siliya epitellerinin nekrozu önemli bir bulgudur. Toksinleri aracılığı ile boğmacaya yol açar. Başlıca virülans faktörleri ipsi hemaglütininleri (epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur) ve toksinleridir. Başlıca toksinleri ; 1. Pertussijen toksin adenilat siklazı stimüle eder. Lenfositoz geliştiren faktör veya histamine duyarlılık faktörü de denmektedir. Lenfositik lökositoza yol açar, bakterilerin siliyalı epitel hücrelerine yapışmasından sorumludur, antijeniktir. Bu etkinliklerden başka insülin salgılatma ve hipoglisemi geliştirme özelliği de vardır. 2. Adenilat siklaz toksini: Lökositlerin kemotaksisini, fagositoz ile öldürme yeteneğini, alveoler makrofajların oksidatif mekanizmalarını ve doğal katil hücre (NK) aktivitesini bozar. 3. Trakeal sitotoksin: Hücre duvarı yapısında bulunan bir peptidoglikan monomeridir. Siliyer hücrelere etki ile siliyer hareketleri durdurur ve epitel hücrelerinin yapısını bozar. Klinik Bulgular Boğmaca 4 yaşın altındaki çocuklarda gelişen akut trakeobronşittir. Boğmaca uzun süren bir çocukluk dönemi hastalığıdır. Boğmaca krizleri 4 hafta kadar sürebilir, hastalığın ciddiyetine rağmen bakteriyi solunum ve kan kültürlerinden izole edemezsiniz. Uzun süreli olmasının nedeni, trakeal sitotoksinin siliyer hücrelerde oluşturduğu paralizi ve dejenere olan epitel hücrelerinin rejenerasyonunu yavaşlatmasıdır. Inkübasyon periyodu 1-3 haftadır. Hastalık dönemleri; 1. Dönem (kataral): İki hafta süreli nezle, düşük dereceli ateş görülür. Bulaştırıcılığın en fazla olduğu dönemdir. 2. Dönem (spazmodik öksürük): iki hafta ile iki ay arasında sürebilen kentöz öksürükle özel bir dönemdir. Siliyer aktivite bozukluğu nedeni ile koyu olan balgam çıkarılamaz, öksürük, sonunda kusma, konvülsiyonlar görülür. Konjunktival kanamalar ve epistaksis gelişebilir. 3. Dönem (İyileşme): İyileşme uzun sürer. Bu dönemde sekonder bakteriyel pnömoniler, nöbetler sırasındaki beyin hipoksisi ve küçük kanamalara bağlı ensefalopati ve epilepsi gibi komplikasyonlar bu dönemde gelişir.

Laboratuvar Tanı
Zorunlu aerop, Gr (-) basildir. Bordet Gengou (Patates + gliserinli Agar) besiyerinde ürer. Ekim yapılacağında tavşan kanı eklenir. Kültür materyali nazofarenksten eküvyon ile alınır veya hasta plağa öksürtülür. 3-4 günde cıva damlası gibi, hemoliz yapmış koloniler oluşur. Tipik laboratuvar bulgusu: 20-30 bin/mm3 lenfositik lökositoz Tedavi ve Korunma Erken dönemde seçilecek ilk ilaç eritromisin'dir. Diğer seçenekler; ampisilin, kloramfenikol, tetrasiklin'dir. >10 gün sürdürülmelidir. İlk günlerden sonra antibiyotiklerin etkisi sınırlıdır, sadece bulaştırıcılığı azaltır. Halen inaktive bakteri süspansiyonundan hazırlanan aşı (DBT) ve sadece toksinlerinden hazırlanmış asellüler aşıları vardır. Aşılamadan sonra lokal ve hafif sistemik belirtiler çıkabilir.

89

HAYVAN KAYNAKLI GRAM NEGATİF KOKLAR (ZOONOZLAR)
Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak bölgesel lenfatiklere ilerler. Daha sonra bakteriyemi ile dalak, karaciğer, kemik iliği, böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar, endotoksinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2.11). Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır.

Brusella
Hastalık Brusella suşları bruselloz (Malta humması, ondülan ateş) etkenidir. Önemli Bilgiler Zoonozdur. Kapsülsüz küçük gram negatif basillerdir. insanlarda hastalık yapanlar; B. abortus, B. melitensis, B. suis ve B. canis'dir. Brucella bakterileri gram negatif, aerop nonmotil kokobasillerdir. Zenginleştirilmiş besiyerlerinde 2-5 günde konveks, düz koloniler yapar. Brucella bakterileri intrasellüler yerleşimlidir. B. abortus diğerlerinden farklı olarak %5-10 CO2'li ortamda ürerler. Dört suşunda da katalaz ve oksidaz pozitiftir. Isı ve asiditeye orta derecede duyarlıdırlar ve pastörizasyon ile öldürülebilirler. Patogenez ve Epidemiyoloji Hastalık insanlara 1. Kontamine süt veya süt ürünleri (özellikle pastori ze edilmemiş süt ile yapılan peynir) (Tablo 2.34) 2. Enfekte hayvan vücut sıvılarının, bütünlüğü bozulmuş deri veya konjunktivaya direkt teması 3. İnfeksiyöz aerosollerin inhalasyonu 4. Konjunktivalar yoluyla bulaşır. (Şekil 2.10)

Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak

90

Ring testi ise sütte antikorların araştırılması için uygulanır (Şekil 2. Kronik enfeksiyon Laboratuvar Tanı B. Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar. böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. ancak Wright Aglütinasyonu (-) bulunmuş bireylerde test. RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). Rose Bengal (lam aglütinasyonu) ve tam kan ile yapılan Spot test (lam aglütinasyonu) ile gelişen antikorlar araştırılır. 91 .abortus diğerlerinden farklı olarak % 10 CO2li ortamda üreyebilir (mikroaerofil). Wright Aglütinasyonu B.12).32) Tekrarlayan bruselloz olgularında 2-merkaptoetanol ile tanımlanabilir. İnsanlara bulaşmada. Akut enfeksiyon 3. kemik iliği. karaciğer. İrin gibi kontamine materyal özel besiyerlerine (Brucella Agar gibi) ekilir. Subakut enfeksiyon (Ondülan tip) 4. Daha sonra bakteriyemi ile dalak. Klinik olarak Bruselloz düşünülen. endotok-sinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2. Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır. İnsan plasentasında eritriol bulunmaması nedeniyle düşük görülmez. Gelişen antikorlar inkomplet blokan özellikte olabilir. B. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 6-20 gün kadardır. (Tablo 2. Coombs serumu ile tekrarlanmalıdır. Titre >1/160 ise aktivasyon vardır. periton ve plevral sıvılardan da ekimler yapılabilir.bölgesel lenfatiklere ilerler. canis enfeksiyonlarında Wright aglutinasyon testi negatif bulunur. abortus 99S kökeninin kolonilerinden alınan inaktive edilmiş bakteriler kullanılır. İdrar. mastitli meme dokusundan alınan süt çok önemlidir. 1. Bruselloz için 1/160 pozitiflik anlamlıdır. Bakteri izolasyonu kan veya kemik iliği materyali ile Brain-Heart infüzyon agarda yapılır. Serolojik (immünolojik) Testler: Hasta serumu ile yapılan Wright Agglütinasyonu (tüp aglütinasyonu ). Brusella bakterileri eritriolün bol miktarda bulunduğu hayvan plasentasında üreyebildiği için sığırlarda düşük yapar. Asemptomatik enfeksiyon 2.11).

Wright testini yalancı pozitif yapan durumlar
• Tularemi geçirenler • Kolera aşısı yapılanlar • Tüberkülozlular • Lenfomalılar • Y. enterocolitica enfeksiyonu geçirenler Tedavi ve Korunma Kombine antibiyotik kullanılmalıdır. Bu nedenle erişkinlerde tetrasiklin ve rifampisin kombinasyonu kullanılmaktadır; Rifampisin yerine streptomisin (1 g/gün, i.m., 21 gün) de kullanılabilir.

Komplikasyonları
Brusella tüm sistemleri tutabilir. Genellikle selim tabiatlıdır. Brusella endokarditi fatal seyirli olabilir. Daha çok aort kapağı tutulur. Tanısı gecikmiş, eski olgularda gelişir. Ölüm, progressif konjestif kalp yetersizliğindendir. Tıbbi tedaviye ek olarak kapak replasmanı yapılır.

92

Tablo 2.32 Wright testinin yorumlanması
Sonuç Negatif Negatif Pozitif Prozon 1/20 + + 1/40 + + 1/80 + + 1/160 + 1/320 (+/-) + + 1/640 1/1280

Tablo 2.33 Yiyeceklerin kontaminasyonu aracılığı ile bulaşan zoonozlar
Cins Bakteri Hastalık Brusella Etken Brucella melitensis B. abortus Campylobacter jejuni Listeria monocytogenes Salmonella suşları (S. typhi hariç) Mycobacterium bovis Lassa virüs Giardia lamblia Cryptosporidium Toxoplasma gondii Taenia saginata Taenia solium Sestod Sestod Grup Gram negatif basil Gram negatif basil Gram pozitif Gram negatif basil Aside dirençli bakteri Arenavirüs Hayvan Keçi, sığır Kontamine yiyecek Süt ürünleri

Campylobacter enfeksiyonu Listeryoz Salmonelloz

evcil hayvanlar Evcil hayvanlar, kemiriciler, kuşlar Evcil hayvanlar, kaplumbağa Sığır

Süt, su, et, kümes ürünleri Sebze, su, peynir Süt, yumurta, et, kabuklu ürünler Süt

Tüberküloz

Virüs Protozoo n

Lassa humması Giardiasis Cryptosporidiosi s Toxoplazmoz

Fare Vahşi hayvanlar Buzağı Kedi

Kontamine yiyecekler Suda kistler Ookistler Kedi dışkısındaki ookistler, iyi pişmemiş etlerdeki doku kistleri İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus) İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus), topraktaki yumurtalar İyi pişmemiş balıktaki larva Yumurta İyi pişmemiş balıktaki larva Larval kistler

Helmintle r

Tenialar

Sığır Domuz

Diphyllobothriu m latum Echinococcus Anisakiasis Trichinosis Anisakis Trichinella spiralis

Sestod Sestod Nematod Nematod

Balık Köpek, koyun, geyik, tilki Balık Domuz, evcil memeliler, vahşi memeliler, kemirgenler Köpek

Visseral larva migrans

Toxocara canis

Nematod

Topraktaki yumurtalar

Francisella
Hastalık Tularemi etkenidir. Önemli Bilgiler Çok küçük, intrasellüler üreyebilen Gr (-) kokobasillerdir. Hayvanlar arasında artropodlarla yayılır. İnsanlara infekte vahşi hayvanlardan yaralanmış deriden direkt kontakt ile, besinlerle, vektör kenelerle veya inhalasyon yolu ile bulaşır.

93

Çok az sayıda (10 tane dahi) bakterinin bir artropod ısırığı veya deriye temas ile bulaşması yeterlidir. İnhalasyonla 50 adet, oral yoldan ise yüz milyonlarca bakteri gerekir. Klinik Bulgular En sık ülseroglandüler şeklidir (Şekil 13). Diğerleri; tifo benzeri, oküloglandüler, glandüler, pnömoni, menenjit şekilleridir. Fistülleşme görülür.

Laboratuvar Tanı
Francis besiyerinde üretilebilir. Laboratuvar bulaşma dikkat edilmelidir. Sıklıkla kullanılan tanı yöntemi serumda antikor titrelerine bakmaktır. Tedavi ve Korunma Tedavide streptomisin seçilecek ilk ilaçtır. Diğerleri ise gentamisin ve tetrasiklindir. Ülserde tıbbi tedavi yetmeyebilir, cerrahi tedavi uygulanır.

Yersinia spp.
Hastalık Yersinia pestis veba etkenidir. Diğer suşlar olan Y. enterocolitica ve Y. pseudotuberculosis gastroenterit etkeni bakterilerdir, besin zehirlenmesi yaparlar. Kutupsal boyanan kokobasillerdir. Taze kültürlerde kapsüllüdür. Soğuk ortamda üremeleri daha kolay olduğu için Yersinia'ların diğer enterik bakterilerden ayırmak için ikili (22 ve 37°C) ekimler yapılır. Laktoz (-) dir.

Yersinia pestis
Bipolar boyanan, hareketsiz, buyyon ve jelöz gibi adi besiyerlerinde kolaylıkla üreyebilen bir bakteridir. Buyyonda zar yapar. Bakterinin 5 virülans faktörü vardır. 1) F-1 olarak adlandırılan zarf antijeni fagositoza karşı koyar 2) Endotoksin, 3) Ekzotoksin, 4) V antijen, 5) W antijen. Son üç proteinin etkileri bilinmemektedir.

Klinik
Pireler aracılığı ile kemiricilerden insanlara bulaşır (Tablo 2.34). Bubonik veba en sık görülen klinik formudur, pirenin ısırdığı yerde ağrı ve innerve ettiği lenf bezinde ağrılı sert şişlik vardır.

94

Bubonlar vebanın karakteristik bulgusudur. Septik şok ve pnömoni ağır enfeksiyonlarıdır. Pnömonik veba hastaların akciğer sekresyonlarının inhale edilmesi ile de bulaşabilir. DIC, kutanöz hemoraji endotoksin ile gelişir, fatal seyirlidir (kara ölüm). Laboratuvar Bubondan hazırlanan yayma ve kan veya abse kültürü en iyi tanı materyalidir. İşlem sırasında sıçrayan partiküller ile konjunktivadan bulaşma gelişebilir. Giemsa veya Wayson boyası ile Gram'dan daha iyi sonuç alınır. Ateşli dönemde çift ekimli hemokültür, balgam var ise direkt inceleme ve çift ekimler yapılmalıdır. Kanlı agarda saçlı koloniler yaparlar (şarbondaki gibi). Tedavi Tedavide seçim streptomisin ile tetrasiklinin kombinasyonu olmalıdır, ancak streptomisin tek olarak ta verilebilir. Bilinen antibiyotik direnci yoktur. Diğer seçenekler tetrasiklin ve kloramfenikol'dür. Bubonların insizyonu ve drenajı gereksizdir. Tedavisiz olgularda ölüm oranı yüksektir. Aşısı vardır. Tablo 2.34 Artropod vektörler aracılığı ile bulaşan etkenler
Tür Bakteri Hastalık Lyme hastalığı Veba (bubonik) Rekürren ateş Tularemi (İnhalasyon, yiyecekler ve direkt deriden de bulaşabilir) Kayalık dağlar benekli ateşi Çalılık ateşi Murin tifüs Rickettsial pox Ehrlichiosis Virüsler Sarı humma Ensefalitler Eastern Equine Westem Equine Venezuelan Equ. Rift Valley fever Kırım-Kongo Hemorajik ateş Colorado kene ateşi Protozoonl ar Babezyoz Layşmanyaz (Kalaazar, kutanöz layşmanyaz) Amerikan trypanosomiasis Vektör Sert kene Pire Sert kene Kene, pire Organizma Borrelia burgdorferi Yersinia pestis Borrelia recurrentis Francisella tularensis Rickettsia rickettsii Rickettsia tsutsugamushi Rickettsia typhi Rickettsia akari Ehrlichia canis Flavivirus Alphavirus Mikrobial grup Spiroket Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Rickettsia Rickettsia Rickettsia Rickettsia Ehrlichia Togavirus ailesi Togavirus ailesi Bunyavirus ailesi Bunyavirus ailesi Reovirus ailesi Rezervuar Hayvan Kemirgenler, geyik Tarla fareleri, kemirgenler Kemirgenler, vahşi memeliler Kemirgenler, vahşi memeliler, kuşlar Vahşi kemirgenler, köpekler Vahşi kemirgenler, fareler Fareler Fare Köpekler Primatlar Kuşlar, atlar

Kene Akar (mite) Pire Akar (mite) Kene Sivrisinek Sivrisinek

Sivrisinek Kene Kene Kene Felebotom

Bunyavirüs Bunyavirus Orbivirüs Babesia spp Leishmania suşları

Koyun, keçi, sığır Evcil hayvanlar, kemirgenler Kemirgenler Evcil ve vahşi hayvanlar Köpekler, tilki, kemirgenler ve memeliler Köpek, kedi, armodilla, vahşi memeliler Sürüngenler, Sığırlar, vahşi hayvanlar

Reduviid bug (kissing bug) Çe çe sineği (Tsetse)

Trypanosoma cruzi

Afrika uyku hastalığı

Trypanosoma suşları

95

Yersinia enterocolitica
25°C'de peritriş kirpikleri ile hareketli, 37°C'de ise hareketsizdir. Buzdolabı ekimleri ayırıcı tanı açısından önemlidir. Y enterocolitica 0:9 ile B. abortus arasında antijenik benzerlikler vardır. Tanıda karışıklıklara neden olabilir. Kış aylarında daha çok olmak üzere besin zehirlenmesi etkenidir. Bunlarda da V ve W antijenleri vardır. Hastalıklardan sorumlu olan başlıca serotipler Amerika'da 0:8, Avrupa'da 0:3 ve 0:9'dur.Bakterinin kendisine bağlı olarak meydana gelen hastalıklar gastroenterit ve enterokolit, sepsis, mezenter lenfadenit (Pseudoapendisit), terminal ileit'tir. HLA-B27 Ag ve bakteri Ag'lerinin benzerliği sonucunda oluşan otoantikorlar sıklıkla gastroenteritin başlangıcından birkaç hafta sonra (ortalama 1 ay) gelişir. Reaktif artrit en sık orta ve küçük eklemlerde görülür. Bunun dışında tenosinovit, eritema nodosum, konjunktivit, miyokardit perikardit, glomerülonefrit, temporal arterit, Henoch Schönlein purpurası, Reiter Sendromu 'da gelişebilir. Tanı spesifik besiyenine (CİN agar) +4, 22 ve 37°C'de ekimler ve aglütinasyon testleri ile konulur.

Pasteurella
Hastalık Kedi ve köpek ısırıklarından sonra gelişen yara infeksiyonları yapar (Tablo 2.35). Önemli Bilgiler Bipolar boyanan küçük kapsüllü gram negatif basillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri köpek, kedi gibi evcil hayvanların ağız florasında bulunur, hayvanlarda sepsise neden olabilir. Hayvanların insanları ısırması sonucunda yara enfeksiyonlarına, sellülit, lenfadenit ve abselere yol açabildiği gibi; menenjitlere, immün supresse hastalarda sistemik enfeksiyonlara ve KOAH'lılarda nadiren pnömoniye neden olabilir. Tablo 2.36 Bazı zoonozların bulaşma yolları
İnsan ısırığı Kedi-köpek ısırığı Kedi tırmığı Fare ısırığı Eikenella corrodens Pasteurella multoci dea, Capnocytophaga canimorsus (özellikle splenektomi sonrası) Afipia felis, Bartonella henselea Streptobacillus moniliformis, Spirillum minus

Tedavi ve Korunma Penisilin G tedavide ilk seçenektir. Antibiyotiklere direnci gösterilememiştir. Kedi veya köpek ısırıklarında korunma amacıyla ampisilin kullanılır. Tablo 2.35 Hayvan ısırığı ile bulaşan enfeksiyonlar
Tür Bakteri Hastalık Pasteurellosis Fare ısırığı hastalığı Etken Pasteurella multocida Spirillum minus Streptobacillus moniliformis "DF-2" Virüsler Rabies Herpes B ensefomyeliti Mantar Blastomycosis Capnocytophaga canimorsus Rabies virüs Herpesvirus simiae (Maymun pox virüs) Blastomyces dermatitis Grup Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Rhabdovirus Herpesvirus Hayvan Köpek, kedi, kuş ve vahşi memeliler Fare, kedi Fare, kemirici, hindi Köpek Evcil memeliler, tilki, köpek, kedi, yarasa, sığır Maymun Köpek

96

böylece kurumuş balgamlarda uzun süre canlı kalabilir. zorunlu aerop bakterilerdir. Klinik materyalleri konsantre etmek için NaOH kullanılır. leprae üretilemez. Hücre duvarında birçok kompleks lipid içerir. bovis enfeksiyonları da önemlidir. Vücutta başlıca RES hücreleri içinde (özellikle makrofajlar) bulunurlar. Genellikle önce akciğer enfeksiyonu şeklinde başlar. Patogenez M. M. Gelişmekte olan ülkelerde M. Basil kuruluğa dirençlidir. leprae. bovis (sığır patojeni. pastörizasyon işlemi hatalı yapılırsa insanlarda gastrointestinal tüberküloza neden olur.14). uzun zincirli yağ asitleri olan mikolik asit organizmanın ARB boyanmasını sağlar. Bakteri. M. gliserole duyarlı. Bulaşma ve Epidemiyoloji M. Tüberküloz basili dışı mycobacteriler (M.Jensen [Yumurta + Patates + Mineraller + inhibitör (Malaşit Yeşili)] Middlebrook 7H [14C kullanılarak yapılan hızlı tanı yöntemleridir] kullanılan besiyerleridir. tuberculosis'in ortalama yarılanma ömrü 18 saattir. Hiçbir mikobakteri toksin üretmez. M. böbrek gibi) yerleşmeyi sever. Duvar yapısının özelliğinden dolayı Gram ile kötü boyanırlar. Fosfatidler kazeifikasyon nekrozu oluşumunda rol oynarlar.MİKROBAKTERİLER Mycobacteria Aside rezistan. M. . tuberculosis kültürde üretilebilirken. gliserole dirençli) M. tuberculosis'in ekzotoksini ve endotoksini yoktur. Virülan suşlarda kord faktör benzeri "serpentin" bulunur. Löwenstein . Bu proteinler PPD (purified protein derivative) deri testindeki antijenlerdir. bu durum aerosollerle bulaşmada önemlidir. M. 97 . inhibitör boyalar diğer bakterilerin üremelerini engeller. tuberculosis (insan patojeni. Hücre duvarındaki lipidler yüzünden (duvarın %60'ı) aside rezistan boyanır (ARB). M. tuberculosis zorunlu aeroptur. İnsanlar doğal kaynaklarıdır. Kord faktör ise organizmanın virülansı ile ilişkilidir. lezyonlar organizmanın varlığına ve konağın yanıtına bağlıdır. Bunlardan. Wax D'nin antijenlere karşı immün yanıtı arttırdığı gösterilmiştir. inek sütlerinde bulunur. avium intracellulare gibi) Mycobacterium tuberculosis Hastalık Tüberküloz etkenidir. yapı olarak Gram pozitiftirler. süt enfeksiyonu) . tuberculosis asit ve alkalilere dirençlidir. Ayrıca organizmada birçok protein daha bulunur. Bunlar Waxlar ile kombine edildiğinde gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonlarına sebep olurlar. Bu nedenle yüksek oksijen bulunan dokulara (akciğer. Kültürde görülebilir kolonilerinin oluşması için 6-8 hafta süre gerekir. tuberculosis insanlara damlacık enfeksiyonu ile bulaşır (Şekil 2. Önemli Bilgiler M. hayvan enfeksiyonları görülmez.

Akciğerde akut. Lenfatik yayılım sonucunda akciğer hiier lenf bezlerinin de olaya katılması ile Ghon odağı gelişir. basiller.37 PPD testi >5mm indurasyonların (+) kabul edildiği kişiler • infekte kişilerle kontakt kurmuş bireyler • Anormal göğüs grafisine sahip kişiler • HIV infekte ve diğer immunsüpresif kişiler >10mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Yüksek prevalansa sahip bölgelerden göç etmiş yabancılar • Sağlık personeli • Toplu yaşanılan yerlerde kalanlar (Yurtlar.15).Koch fenomeni: Organizma bir antijenle uygun dozlarda karşılaştıktan sonra bellek T lenfositleri aracılığı ile bir duyarlılık gelişir. bakteriyel pnömonide olduğu gibi bir enflamasyon oluşur. bazen de mediastinal lenf bezlerinden hematojen yayılımla akciğer apeksine (Simon odağı). immünite gelişmemiştir. basillerin ve konağın bazı özelliklerine ve karşılıklı etkileşimlerine göre farklılıklar gösterebilmektedir: ilk karşılaşmada alveollere yerleşen basile karşı ilk olarak nötrofil yanıtı gelişir. Tbc. Böylece intrasellüler olarak üremeye başlarlar ve enfeksiyon başlar. bakımevleri) • Diğer medikal risk faktörleri olan kişiler >15 mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Risk faktörü olmayan kişiler 98 . Basillerin makrofajlarca mediastinal hiler lenf bezlerine taşınması sonucunda. havada uzun süre asılı damlacık halinde bulunabilen ve herbiri 1-3 basil içeren küçük. Dolayısıyla. Primer enfeksiyonun seyri. kemik iliği ve MSS (Rich odağı) gibi organ ve dokulara da yayılabilirler. Antijenle daha sonraki karşılaşmalarda ise karşılaştığı bölgede. Tablo 2. Zamanla üredikleri makrofajları parçalayarak serbestleşirler ve bunu fagositoz-intrasellüler üremelizis döngüleri izler. Infekte olmuş makrofajlar. lokalize. aerosoller alveollere kadar ulaşabilmektedir (Şekil 2. çevreye saçılan. ortalama 2-6 hafta sonra gelişmeye başlayan hücresel inımünite sonucunda PPD pozitifleşir. içlerindeki basilleri bölgesel (hilermediastinal) lenf bezlerine lenfatik yolla ulaştırabildikleri gibi (Ghon odağı). buralarda odaklaşırlar (milier tbc). bu etkinlik basillerin öldürülmesi için yeterli değildir. karaciğer. kemik. süt çocuğu ve küçük çocuklarda çoğunlukla primer enfeksiyon şeklindedir ve milier formun görülmesi de nadir değildir. solunum yollarındaki silier aktiviteye takılırken veya havada uzun süre kalamazken. bölgeye toplanan nötrofiller ve sitokinlerce aktive edilememiş alveoler makrofajlarca fagosite edilirlerse de. Basil saçan insanların öksürerek çevreye saçtıkları iri tükrük damlacıkları. şiddetli bir enflamasyon ile sınırlandırılarak yayılması engellenir (Tip IV Aşırı Duyarlılık benzeri). dalak. Basiller fagolizozom gelişimini önleyerek bunların zararlı etkilerinden korunurlar. Bölgedeki makrofajlanın birbirine füzyonu sonucunda basillerin çevresinde multinükleer dev hücreler (Langhans) oluşur. Organizma basil ile daha önceden karşılaşmamışsa.

Basil miktarının fazla olduğu daha nadir olgularda ise akciğerde >5 mm nekroz odakları oluşur. basil bu şekilde sınırlandırılır. bölgedeki doku yıkımını arttırır. Bu büyük lezyonların sınırlandırılması sırasında çevredeki kalın fibrin dokusu lezyon içine yeterli sayıda makrofajların girişini engeller. Bu arada makrofajlarca salınan prokoagülan faktörler koagülasyon faktörlerini aktifleştirir ve böylece kan damarlarında trombüsler gelişir. reaktif oksijen metabolitleri ve basilin kord faktörü gibi toksik ürünler. Ardından. İlk eksüdatif lezyon 3 mm'den küçük bir odak halinde fibroze olmuşsa. fibroblastlar. Basilleri çevreleyen multinükleer dev hücrelerin de çevresinde. granülomun çevresine fibröz doku oturur. 99 . monosit ve lenfositlerden ibaret kalın bir yapı oluşturulur. Sonuçta lezyonun santral bölgesinde kazeifikasyon nekrozu gelişir. Böylece basil öldürülemez. Eğer basil sayısı az ise aktifleşmiş makrofajlar minimal doku hasarı ile basili sınırlayacaktır. Hiler lenf bezlerinde de sınırlı bir kazeifikasyon nekrozu ve kalsifikasyon oluştuktan sonra rezolüsyon gelişerek birey tamamen iyileşebilir. epiteloid hücreler. salgıladıkları sitokinler aracılığı ile dolaşımdaki makrofajları aktifleştirirler.CD4+T lenfositler. makrofajlar basilleri öldürebilir. Basil sayısının çok fazla olduğu durumlarda ise sınırlandırılamaz ve makrofajlarda bulunan TNF-. Buna granülom adı verilmektedir.alfa. Bu yapıya tüberkül adı verilmektedir.

Bronşa açılım sonucunda akciğer içi yayılımla tbc bronkopnömoni veya lenfohematojen yolla milier tbc gelişebilir. genç bir kişide serozaların inıflamasyonunda tbc ve kollajen doku hastalıkları başta düşünülmelidir. çevresi bağ dokusundan ibaret kavern gelişir. Kural olarak. Primer enfeksiyonun yayılırını sırasında basil beyine de ulaşabilir ve özellikle de pO2si yüksek olan bazal bölgeye.Basil ile ilk kez karşılaşmış kişilerin primer enfeksiyonlarında gelişmiş olan tüberkül de sınırlayıcı olamayabilir. Primer kompleks plevraya yakınsa plevral efüzyon gelişebilir. 100 . Orta bölgedeki kazeumun bronşa açılması ile ortası kaviteli. Tbc çocuklarda saptanan plevral efüzyonların en önemli nedenlerindendir. Bu patolojik yapı da fibrozis veya kalsifikasyon ile iyileşir.

Sekonder ekzojen enfeksiyon (reenfeksiyon) genellikde akciğerde apeks bölgesindedir. değişik bölgelerde tbc lenfadenit. influenza. Organizmada ilk karşılaşma ile edinilmiş olan geç tip ADR nedeniyle. eklem ve kemik tbc. primer enfeksiyon sırasında hematojen yayılımla çeşitli organlara yerleşmiş ve gelişen anti-tbc immünite ile ilk basillerin tekrar aktifleşmesi ile reaktivasyon denir. dalak. Primer enfeksiyon %90 şifa bulur. menenjit. özellikle submandibuler servikal ve akciğer hiler lenf bezleri tutulur. immüno-süpres-sif tedavi. malnutrisyon. granulom tüberkül ve kavern gelişimi ile sonuçlanır. granulomatöz hepatit. boğmaca gibi) veya ilaçlar nedeniyle meydana gelen supresyon sonucunda gelişmektedir. dalak gibi primer enfeksiyonun dağıldığı bölgelerde) enflamasyon oluşur. plasenta veya amniyotik sıvı yoluyla fetusa da geçebilmekte ve konjenital enfeksiyonlara yol açabilmektedir. ürogenital tbc. Diabetlilerde ise atipik lokalizasyonlarla karşılaşılabilir. Ancak konak akciğerinde ve daha çok hiler lenf bezinde sınırlandırılmış konumda sessiz ancak canlı basil taşıyabilir. Sekonder enfeksiyon: Tbc basilleriyle 2. Hiler lenf bezinden komşuluk yolu ile akciğer ve plevra tbc. Renal tbc'de hematüri önemli bir bulgudur. Reaktivasyonda etkili faktörler. ikinci karşılaşma bölgesinde (çoğunlukla akciğerde) veya reaktivasyonun geliştiği bölgede (beyin. Bu kez hiler lenf bezleri olaya katılmaz Sekonder enfeksiyondaki doku yanıtı prodüktif niteliktedir. kemik. deri tbc gibi organ/doku tbc veya venalara açılım ile milier tbc gelişebilir. alkolizm. Tbc lenfadenit daha çok çocuklarda görülür. tbc menenjit tablosuna yol açabilir. kez karşılaşma ile ekzojen olarak meydana gelmişse reenfeksiyon. 101 . Açılım pulmoner venaya olmuşsa milier tbc gelişebilir. Dışarıdan basilin alınması büyük çoğunlukla solunum yolundan gerçekleşir. böbrek. habasetler ve HİV enfeksiyonu gibi enfeksiyon hastalıkları. Sekonder endojen enfeksiyon (reaktivasyon) immün sistemde viral hastalıklar (rubeola. Basil. Tüberkül bronşa boşalırsa bronkojen yayılım oluşur.subkortikal beyin dokusuna yerleşir. Fistülize olarak cilde açılabilirler. Gelişen immüniteyle burada sınırlandırılabilir veya daha çok çocuklarda görüldüğü gibi. kontrol altına alınamamış diabet ve gebeliktir.

BCG aşısı. Tedavi Multipl ilaç tedavisi 6-9 ay süresince uygulanır. Korunma PPD deri testi pozitifleşen asemptomatik enfeksiyonlularda. Aşı uygulandıktan sonraki karşılaşmalarda. gece terlemesi ve kilo kaybı en çok görülen bulgulardır. pirazinamid 2 ay kullanılır. M. M leprae'ya karşı bağışıklığı güçlendirir.İmmünite ve Hipersensitivite İmmünite BCG (Bacille de Calmette-. Pulmoner tbc'de öksürük ve hemoptizi olur. 4-6. bakteri. İzoniazid gibi ilaçlara direnç nedeniyle duyarlılık testleri uygulanabilir. BACTEC besiyerinde radyoaktif metabolitler vardır ve üreme 2 hafta içinde gösterilebilir. immunsupresyondaki PPD pozitifleşmiş hastalara INH ile 6-9 aylık kemoprofilaksi uygulanır. rifampin ve pirazinamid üçlü tedavisi uygulanır. Milier tbc yaygın lezyonlar ile karakterizedir. Bu aşının yapıldığı kişide. semptomatik tbc enfeksiyonlu ailelerin çocuklarına.18). Klinik Bulgular Basil ile birçok organ tutulabilir. tuberculosis hem de M. halsizlik. bazen de 10 hafta sonra PPD testi pozitifleşir ve aşı yerinde hızla iyileşen küçük bir doku reaksiyonu gelişir. Scrofula'da ağrısız genellikle tek taraflı servikal lenfadenit görülür. tedavide kullanılan ana ilaçtır. İzoniazid bakterisidaldir. Büyüme ve pigment oluşturma yeteneklerine göre dört grupta incelenirler. Ateş. Auramin boyaması ile floresan görünümlü bakteriler daha kolay tanınabilir. İmin ün yetersizliği ve ilaç direnci olanlarda etambutol eklenir ve bu dörtlü tedavi 9-12 ay devam eder. diğer tbc basillerinden ayrımında kullanılır. Değerlendirme 8 haftalık bir süreçte yapılmalıdır (Şekil 2. Hem M. duyarlılara göre daha kolay sınırlandırılmaktadır. tuberculosis niasin üretir. scrofulaceum scrofula etkenidir. INH'ın hepatotoksik olduğu unutulmamalıdır. Pulmoner tbc'de INH. En hızlı test için DNA amplifikasyon yöntemleri kullanılabilir (PCR gibi). Dissemine tbc'nin en önemli klinik formları tbc menenjit ve vertebral osteomyelit (Pott hastalığı) dır. NaOH ile konsantre edilen materyal Löwenstein Jensen agara ekilir. virüs ve lösemi/karsinom gibi tümör hücrelerine karşı immunstimülasyon sağlamaktadır. Hastanın balgamı 2-3 hafta içinde noninfeksiyöz olmasına rağmen tedavinin normal süresince devam ettirilmesi gerekir. Ayrıca.Guerin) aşısı ile sağlanır. Laboratuvar Tanı Klinik materyallerin ARB ile boyanması ilk yapılan laboratuvar testtir. basil. Atipik Mycobacteria Doğal ortamda çok yaygın bulunan bu bakteriler immün sistemi normal olanlarda enfeksiyon etkeni olmazlar. INH ve rifampin 6 ay. 102 .

Bakteriyolojik. İnsan leprasından nazal kazıntı ile elde edilen materyal armodillalarda yaygın lepromatöz lepra geliştirmektedir. Tüberküloid lepra: Leprid denilen makül veya plak şeklinde lezyonlar görülmektedir. Nörolojik bulgular deri lezyonlarından önce gelişir.38). kansasii. Hastalığın rezervuarı tedavi edilmemiş insanlardır. • Grup IV (hızlı üreyenler) organizmalar. marinum). fortuitum-chelonei complex) Mycobacterium leprae Hastalık Hansen tarafından tanımlanan M. burunda septum ülseri ve çökmelere neden olur. ileri dönemlerde sinir lezyonlarında simetrik genişlemeler ve bu sinirlerin innerve ettikleri alanlarda yavaş ilerleyen duyu ve motor bozukluklar gelişir (Şekil 2. leprae 1873'den beri sentetik besiyerlerinde üretilememiştir. Basile karşı koruyucu mekanizma hücresel immünitedir. Önemli Bilgiler EZN ile koyu kırmızı boyanan globi denilen kümeler tarzında görülen basillerdir. kepekli bir görünümü vardır ve duyu kaybı gelişir. Profilaksi uygulanmazsa basille karşılaşan çocukların ortalama %10 kadarı hastalığa yakalanmaktadır. Sınırları belirgin. Mikobakteriler içinde DOPA aktivitesi gösteren tek türdür. M. Hastalığın anerji safhasıdır. yaralanma ayrıca yiyeceklerle veya inhalasyonla bulaştığı kabul edilmektedir. Basil taşıyan makrofajlara Virchow hücreleri (lepra köpük hücreleri) denir. Cüzzam (lepra) etkenidir. deri lezyonlarına leprom denir.• Grup I (Fotokromojen) organizmalar ışık altında sarı portakal renkli pigment kolonileri oluştururlar (M. eritematöz veya bakır renginde olabilir. Deri sıyrıkları. 103 . Lepromatöz lepra: Bakteriyemi vardır. diğerlerinin aksine 7 gün içinde ürerler (M. Globi içeren hücrelere lepra hücresi denilmektedir. hipopigmente.19). Hücresel immünitedeki bozukluk derecesine göre hastalığın klinik gidişi etkilenir. Klinik Bulgular Lepranın başlangıcı sinsidir. • Grup II (Scotokromojen) organizmalar başlıca karanlıkta pigment oluştururlar (M. genellikle dokunun serin bölgelerini tutarlar. Lepram yüzde görünü bozukluğuna (aslan yüzü). avium-intracellulare complex). dövme. Bulaşın ancak küçük yaşlarda az miktarda basille uzun süre temastan sonra gerçekleştiği düşünülmektedir. Bulaşma yolu tam olarak bilinmemektedir. scroufulaceum) • Grup III (nonkromojen) organizmalar pigment oluşturmazlar (çok az oluşturabilirler) (M. Patogenez Duyarlı kişilerde vücuda giren basil kan dolaşımı ile deri ve sinirlere yayılır. immünolojik ve histokimyasal bulgular göz önüne alınarak bir uçta tüberküloid lepra diğer uçta da hastalığın en ciddi formu olan lepromatöz lepra yer alır (Tablo 2.

asteroides sorumludur. rahim içi araç (kontrolsüz uzun süreli) kullanımı da pelvik tip için başlangıç travmalarıdır. Toprak ve sularda yaygın olarak bulunurlar. Hücresel immünitenin ölçülmesi için Lepromin veya Mitsuda deri testleri yapılır.Laboratuvar Tanı Lezyonlardan hazırlanan preparatlarda basilin gösterilmesi tanıyı kesinleştirir. Hasta örneğinde ve kültürlerde farklı morfolojik özelliklere sahiptir. Pozitif testler kişinin dirençli olduğunu gösterir. 104 . Akut döneminde sellülit olur. günde 100 mg dapson 6 ay süreyle verilir. insan enfeksiyonlarında en sık rastlanan suşu A. abdominal ve pelvik tipte olmak üzere dört klinik şekli vardır. basil sayısı az olanlarda ise ayda 600 mg rifampin. israelii'dir. Cerrahi eksizyon ve drenaj faydalı olabilir. Besiyerlerinde kavuniçi koloniler yaparlar. Püyleri sarı sülfür granülleri içerir ve bakteri filamentöz yapıdadır. Olguların %90'ından N. Nokardiyalar Gram pozitiftir ve çoğu aside dirençlidir. Basit besiyerlerinde üreyebilirler. aspirasyon akciğer enfeksiyonları için. Actinomyces Zorunlu anaeroptur. Kültürlerde ise gram pozitif basiller şeklindedir R tipi koloniler yaparak ürerler.38 Tüberküloid lepra ile lepromatöz lepra arasındaki farklar Özellik Hücresel immünite Lezyonlarda basil Humoral immünite Hafif klinik tablo Lepromlar ile karakterize ağır klinik tablo Sürekli bakteriyemi Aslan yüz görünümü Lepromin deri testi Ciltte lenfosit infiltrasyonu Tüberküloid lepra İyi Az Kötü (+) (-) (-) (-) (+) CD4 T Helper Lepromatöz lepra Kötü Çok İyi (-) (+) (+) (+) (-) CD8 T supressor Actinomycetes Actinomyces türleri Mantar benzeri bakterilerdir. Tedavi yüksek dozda ve uzun süre uygulanmalıdır. ancak daha sonraki dönemlerde ağrısız. Çocuklarda nadir olmakla beraber hemen her zaman insan ağız ve barsak florasında üretilebilir. günde 100 mg dapson ve 50 mg klofazimin tedavisi iki yıl süresince. Tablo 2. İnsanda normal florada bulunmazlar. Tedavi ve Korunma Basil sayısı çok olanlarda ayda bir 600 mg rifampin ve 300 mg klofazimin. doku harabiyeti kalıcı olabilir. sindirim kanalı cerrahisi. Sıklıkla kontamine tozların inhale edilmesiyle akciğer yerleşimli veya daha az olarak deri altına travmatik girişle aktinomikotik miçetoma şeklinde seyreder. yaralanma abdominal tip için. Lepromatöz lepralıların eşleri ve çocukları dapson ile kemoproflaksiye alınır. Actinomyces kelime anlamı "ışınsal mantar"dır. anaerop olanlar ise normal mukoza florasında yer alırlar. Bulaşma için travma önemli bir faktördür. Oral-servikofasiyal. Tedavi Penisilin. Çoğu aerop olup toprakta yaşarlar. ARB ile daha iyi boyanırlar. aktinomikozda ilk seçilecek ilaçtır. Genetik çalışmalar sonucunda bakteri olarak kabul edilmişlerdir. torasik. Diş abseleri servikofasiyal tip için. kızarık olmayan granülomatöz tabiatlı (ortası abseli) doku lezyonları gelişir. Nocardia Aeroptur. Sinir biyopsisi alınması tavsiye edilmektedir. Bakteri sentetik besiyerleri ve canlı hücre kültürlerinde üretilemez.

üçte bir olguda ampiyem görülür. kalsifikasyon nadirdir. M. Relaps görülebilir. pneumophila lejyoner hastalığı etkenidir. Tüberküloz benzeri tablo oluşturur ancak. en sık görülen etkeni N. Genelde süpürasyonu bol. Atipik pnömoni etkenidir. sauna gibi buharlaşmanın çok olduğu yerlerden bulaşır. L.39). Doğada serbest yaşayabilen ve laboratuvarda sentetik besiyerlerinde üretilebilen en küçük mikroorganizmadır. braziliensis'dir. Pulmoner enfeksiyonun aksine immünitesi normal olanlarda da görülebilir. granülom yoktur. bitişik apse paketleri halindedir. nodül veya kitleler halinde görülebilir. Mikoplazmalar Mikoplazmalar atipik şekilli küçük duvarsız mikroorganizmalardır (Şekil 2.Sıvı besiyerlerinde mikobakteriler gibi yüzeyel zar oluştururlar.39 Tanısında Aside rezistan boyama (ARB) kullanılan mikrobiyolojik etkenler • Mycobacterium spp • Nocardia asteroides • Bacillus anthracis'in sporu • Legionella micdadei • Cryptosporidium parvum Tedavi Tüm klinik şekillerde sülfonamidler en etkili ilaçlardır. Kavitasyon veya endobronşiyal lezyon olabilir. Zayıf ve düzensiz boyanmaları nedeniyle boncuklu filamanlar şeklindedir. havalandırma sistemleri. Primer kutanöz enfeksiyon daha çok tropikal iklimlerde görülür. Steroid kullanımı yayılımı körükleyen en önemli etkendir.20). klimalar veya banyo. çok sayıda ve birbiriyle ilişkili. Tablo 2. Nokardiyozda tipik lezyon apsedir. pneumoniae en önemli patojenidir. ağır seyirli 105 . Besiyerlerinde ortalama 4 haftada ürerler. Pulmoner nokardiyoz röntgente tek veya çoğul apse. Pulmoner nokardiyoz veya miçetoma etkenidir. Tanı ARB boyanırlar (Tablo 2. Özellikle hücresel immün sistem yetersizliği olgularında enfeksiyon gelişmesi ve yayılması önemlidir. Atipik pnömoni etkenleri • Mycoplasma pneumoniae • Legionella pneumophila • Chlamydia pneumoniae • Chlamydia psittaci • Coxiella burnetti Mycoplasma pneumoniae primer atipik pnömoni etkenidir.

pneumoniae (TWAR ajanı) sıkışık yaşam şartlarında epidemiler yapar. beyin. çevreye doğru açılan pnömonik inflltrasyonlar ve beklenenden daha az railerin alındığı. hastalığın ikinci epizodları görülebilir. 106 . Laboratuvar Tanı Spesifik laboratuvar bulgusu. Mycoplasma pneumoniae (Eaton ajanı) Hastalık Atipik pnömoni etkenidir. Sadece bir serotipi vardır ve antijenik olarak diğerlerinden farklıdır. burnetti ise zoonozdur.21). üremesi için ortamda sterol olmalıdır. akciğer ve karaciğer hücrelerine karşı otoantikorlar meydana gelir (soğuk aglutininler). osmotik şoka dirençli olmaları ve hiçbir zaman hücre duvarı oluşturmamaları ile ayrılırlar.40). C. Mycoplasma'lara karşı gelişen antikorların eritrositlerin yüzeyindeki "i" antijenleri ile reaksiyona girmesi ve bunları soğuk ortamda agglütine etmeleridir. Kültür ortalama bir haftada sonuçlandığından erken tanıda faydalı değildir. Katı besiyerindeki kolonileri sahanda pişmiş yumurta şeklindedir (Şekil 2. Önemli Bilgiler Mycoplasma'ların. M. sitoplazmik membranlarında da sterol bulunur. Klinik Bulgular Primer atipik pnömoniye neden olur. zorunlu aeropturlar. psittaci ile C. Solunum mukozasına invazyon göstermez ancak siliyer aktiviteyi inhibe eder ve epitelde nekroz oluşur. Daha çok 5-30 yaş hastalığı olup. pnömoni dışında sistemik bulgular da görülür. Bunun nedeni. İmmünite kalıcı değildir.pnömoni yapar. Yakın temas içindeki insanlarda pnömoni salgınları yapar. daha hafif bir lökositoz ile seyreden (atipik) bir tablodur. C. aile içi enfeksiyonlara yol açar. Tipik olarak tek taraf akciğer orta-alt lobların ortası kondanse. Oksidaz enzimleri sitoplazmadadır. Bakterilerin L formundan. solunum sekresyonlarıyla ile bulaşır. damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. % 50-70 olguda belirlenen >1/32 titrede soğuk agglütinasyon pozitifliğidir. Enfeksiyon sırasında eritrosit. Bakteri filtrelerinden geçebilirler (Tablo 2. pneumoniae enflamasyon mekanizması halen anlaşılamamıştır. Dünyada yaygındır ve kış aylarında insidensi artar. Patogenez ve Epidemiyoloji Sadece insanlar için patojendir.

%1-4 Oksijenli ortamda daha iyi ürer. Proteus'lar gibi üriner sistem enfeksiyonlarına yol açarlar. Treponema pallidum Hastalık Frenklerden yayılması nedeniyle ülkemizde Frengi olarak bilinir. Tablo 2. üremeleri için sterol gerekmez. Borrelia'lar daha kalındır. T. ancak yarılanma ömrü (30 saat gibi) uzun olduğu için inaktive olması uzun sürer. menenjit. miyelit. üretritlerde ise bunlar veya kinolonlar kullanılır. T-mycoplasma) ise farklı olarak daha küçük koloniler yapar. aksiyal filament ve dış membran olmak üzere üç ana yapıdan oluşmuştur. civa ve bizmut ile kolaylıkla inaktive edilebilir. Bakteri buzdolabında ortalama 24 saat içinde infektivitesini kaybeder. Protoplazmik silindir. Direkt incelemede uzun ekseni etrafında burgu şeklinde dönmesi. Reiter suşları) in vitro anaerobik kültürlerde üretilebilir. Soğuk uygulama yapılmamalıdır. hareketli basillerdir. Treponema pallidum 6-14 kıvrımlı patojen türleri ile enfeksiyonlara neden olan spiril bakteridir. Antijenik yapıları özellik arz eder. pallidum mikroaerobik bakteridir. İnsanlarda hastalık yapan 3 bakteri vardır. çoğunlukla cinsel ilişki (Tablo 2. Hücrelerinin yüzeyindeki glikolipid antijenler insanlardaki bazı glikolipid yapılı maddeler içeren (beyin dokusu gibi) dokularla benzerlik gösterir. Nongonokoksik üretrit olgularının %20'si ureoplasmalar ile gelişir. DİC. hominis ve ureaplasmalar PID etkenidir. Arsenik.Tedavi ve Korunma Tedavide tetrasiklin ve/veya eritromisin kullanılır. Penisiline direnç gösterilememiştir. Aksiyal filamentleri (endoflagella) aracılığı ile hareketlidir. Spiroketler İnce duvarlı. Bulaşma insandan insana. Kuruluk ve 42°C üzerindeki ısıya dayanıklı değildir. Betalaktam antibiyotikler etkisizdir. Borrelia ve Leptospira. Kadın/erkek oranı 1:1'dir. Akıntı ile karakterize genital enfeksiyonlar yaparlar. boyunun birkaç misli yer değiştirmesi ve bir uçtan diğer uca dalgalanma hareketi göstermesi karakteristik özelliğidir. Diğer Mikoplazmalar M. T. kıvrık. Antimikoplazma antikorlar burada oturarak. koagülopati. Treponema ve leptospiralar çok incedir.41) ve anneden çocuğa olur. pallidum doku kültürleri ile besiyerlerinde üretilememiştir.40 Bakteri filtrelerinden geçebilen klinik önemi olan bakteriler • Mycoplasma pneumoniae • L formu bakteriler • Coxiella burnetti • Campylobacter jejuni • Acinetobacter baumanii Ureaplasma'lar (Minik Mikoplazmalar. Giemsa ve diğer boyalar ile boyanabilir. ancak karanlık alan mikroskopları aracılığı ile görülebilir. kardit. Kan bankasında 0-4°C'de 3-5 günde torba kanın içinde bakterinin infektif olamayacağı kabul edilir. Nonpatojenik Treponema türleri (örn. artrit (Reiter Sendromu) gibi immun kompleks hastalıkları yaparlar. Treponema. içerdikleri üreaz enzimi ile üreyi parçalayarak enerji kaynağı olarak kullanırlar. Penisiline duyarlıdır. 107 .

Spiroketler giriş alanında çoğalır ve bir müddet sonra lenf bezlerine ve kan dolaşımına geçer. lenfadenopati Ateş. Primer lezyon 2-10 hafta içinde kendiliğinden iyileşir ancak bundan sonra ikinci dönem sifiliz bulguları başlar. nefrit (immün kompleks tipi) ve periostit eşlik eder. Sekonder sifiliz de kendiliğinden iyileşir.42 Sifilizte evreler ve klinik bulgular Evre Erken dönem Primer Sekonder Latent Geç dönem Erken Geç Bening Kardiyovasküler Nörosifiliz Konjenital sifiliz Erken Geç Zaman 3 hafta 2 hafta-6 ay 1 yıldan az 1 yıldan çok Aylar. Hutchinson dişleri. hepatosplenomegali. tabes dorsalis. Enfeksiyondan 2-10 hafta sonra giriş bölgesinde bir papül gelişir. aort kapak yetersizliği gibi) olur.Tablo 2. yıllar 10-30 yıl 2-20 yıl 0-2 yıl 2 yıldan sonra Semptomlar Şankr. bu sert kenarlı temiz ağrısız bir ülser izler (sert şankr). Avuç içi ve ayak tabanları da dahil olmak üzere vücudun her yerinde makulopapüler döküntüler görülür. Olguların %10-20'sinde primer lezyon rektal. kemikler ve karaciğerde granulomlar (gomlar). Kalanlar ise tersiyer döneme girerler. kondüloma lata. optik atrofi. Tablo 2. demans Mukokutanöz lezyonlar. Klinik Sifilizin oluştuğu döneme göre konjenital sifiliz ve edinsel sifiliz. menenjit Asemptomatik Asemptomatik Gomlar Aort anevrizması. Anogenital bölge. hepatit. latent sifiliz ve geç sifiliz şeklinde sınıflandırılır. korioretinit. lenfadenopati.Tedavi edilmeyen olguların %30'u kendiliğinden iyileşir. pallidum sağlam mukoza ve travmatize deriden kolayca girer. anogenital kanser Trikhomoniyaz AIDS Şankroid Sifiliz Lenfogranuloma venereum Candidiasis Bakteriyel vaginosis Etken Chlamydia trachomatis (L haricindeki tüm serotipler) Neisseria gonorrhoeae Herpes simplex virüs tip II Human papillomavirus Trichomonas vaginalis HIV Haemophilus ducreyi Treponema pallidum Chlamydia trachomatis (L serotipleri) Candida albicans Gardnerella vaginalis T. aort anvrizması. lenf ve kan yoluyla vücuda yayılır. Bu dönemde deri. ciltte multipl lezyonlar. lenfadenopati. aksillalar ve ağızda Condylomalar ortaya çıkar. perianal veya oral olabilir. alopesi. kemik tutulumu. A. nörosifiliz Anemi. %30'luk bir hasta topluluğu serolojik olarak pozitif ancak klinik bulguların görülmediği latent dönem sifilize geçer. Hem primer hem de sekonder sifiliz spiroketlerden zengindir ve çok infeksiyozdur.41 Cinsel yolla bulaşan hastalıklar Hastalık Klamidya enfeksiyonu Gonore Genital herpes Siğil. Erişkin tip sifiliz: Sadece insan enfeksiyonları görülür. hastalığın dönemlerine göre ise erken sifiliz. ostekondrit. keratit 108 . Bulaşma cinsel temas ile genital mukozalar veya yaralanmış deriden olur. inkübasyon süresi 3-90 gündür. aort yetersizliği Parezi. merkezi sinir sisteminde dejeneratif değişiklikler veya kardiovasküler lezyonlar (aortit. Bunlara sifilitik menenjit.

T. Tedavi bitiminde antikor fitresi düşer. Tedavi İlk seçenek penisilindir. Tanı Primer. pallidum'u fetus'a gestasyonun 10-15. B. multipl transfüzyon yapılanlar. Tanı testi olarak kullanılır. FTA-ABS: En duyarlı testlerdendir. Doğrulama testi olarak kullanılır. Diğer treponemalar T. İlaca karşı direnç bildirilmemiştir. Birinci ve ikinci dönem sifilizde yüksek duyarlılıkları vardır. Nontreponemal testler: Enfeksiyondan 4-8 hafta sonra pozitifleşir. periostit ve değişik merkezi sinir sistemi anomalileri görülür. ancak kalanları zamanında doğar. otoimmün hastalıklarda. pallidum'un gösterilmesi ve Fetal IgM pozitifliği ile tanı konulur. Buradan alınan materyallerde hareketli spiroketlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. Meningovasküler sifilizde BOS'ta VDRL ve TPHA pozitifliğe anlamlıdır. TPI: Canlı treponemalar kullanıldığı için ancak araştırma laboratuarlarında uygulanabilen bir testtir. Bunlar nonspesifik IgM ve IgG tipinde antikorlardır. Tedavi takibinde kullanılır. Bu testlerin en önemli sorunu yalancı pozitiflik yaşanmasıdır. Tablo 2. malinitesi olanlarda pozitiflik saptanabilir. Tedavi sonucunda uzun süreler. Bu testler kardiyolipinlesitin-kolesterol antijenine yönelik antikorları ortaya çıkarır. Bunların bir kısmı düşükle sonlanır. careteum pinta. Hutchinson's dişleri. Penisilin alerjisi varsa doksisiklin veya tetrasiklin tercih edilir. Laboratuar hataları dışında. Tarama amaçlı kullanılan testlerdir. sekonder veya konjenital sifiliz deri lezyonarından alınan eksuda karanlık alan mikroskopisi ile hızlı tanıda kullanılabilir (Tablo 2.43). narkotik ilaç kullananlar. endemicum ise bejel hastalığı etkenidir 109 . hamileler. Konjenital sifilizli bebeklerde interstisial keratit. Prenatal dönemde amniotik sıvıda PCR ile T. Sifilizli bebeklerin kanında reajin antikorları yükselebilir ancak enfeksiyon yok ise anneden geçen antikorlar kısa bir süre içinde düşer. yaşlılar. Ancak unutulmamalıdır ki bu dönemde de göz ve merkezi sinir sisteminde hala bakteri bulunabilir (Tablo 2.42). bakteriyel ve viral enfeksiyonlar. Oral spiroketler tanıda karışıklığa sebep olabilir. Kongenital sifiliz: Sifilizli gebe kadın T. bazen yaşam boyu pozitif kalabilir. Kongenital enfeksiyon tanısı için bebekte antitreponemal IgM antikorları aranmalıdır. TPHA: Ucuz ve spesifik bir testtir.43 Sıfilizdeki tanı testleri Test tipi Mikroskopi Kültür Seroloji Yöntem Karanlık alan Direkt floresan antikor Üretilemez Nontreponemal testler VDRL RPR Treponemal testler FTA-ABS MHA-TP Oral lezyonların tanıda değeri yoktur. Treponemal testler: Özgüllüğü ve duyarlılığı yüksek. bakteriye spesifik testlerdir. Sifilizli gebelerin uygun tedavisi ile konjenital sifiliz önlenebilir. pertenue yaws. kemer burun. kondiloma lata ve mukoza lezyonları bol miktarda mikroorganizma içerir. Venereal Disease Research Laboratory (VDRL) ve Rapid Plasma Reagin (RPR) aglutinasyon testleri en sık kullanılanlarıdır. Primer şankr.Tüm tersiyer lezyonlarda treponemalar nadirdir ve lezyonların çoğu hipersensitivite reaksiyonlarına bağlıdır. ci haftalarında bulaştırabilir. T. Altın standarttır. Serolojik olarak nonspesifik reajinik antikorların ve spesifik antitreponemal antikorların araştırılması ile tanı konulabilir.

miyalji görülür. Birinci dönem: Isırık yerinin çevresinde eritema kronikum migrans gelişir. Serum veya doku örneklerinden bakteriyi üretebilirsiniz. B. Ciddi formlarda ve geç dönemde penisilin G veya seftriakson daha etkilidir. Normal floradaki spiroketler ile çarpraz reaksiyon sık görüldüğü için tanı PCR ile doğrulanmalıdır. radikülonörit). Serumlu kültürlerde üretilebilirler. miyoperikardit konjestif kalp yetersizliği) gelişir. Fareler başta olmak üzere diğer kemiriciler ve evcil hayvanları infekte edebilir. Borrelia burgdorferi (LYME HASTALIĞI) lxodes tipi kenelerin vektörlüğü ile bulaşır. boyalar ile boyanmazlar. Isırıktan 3-30 gün sonra hastalık tablosu gelişir. Tedavi Birinci dönem ve hafif enfeksiyonlar için doksisiklin veya amoksisilin kullanılır. insanlar tek konaklarıdır. Kalp kapakları tutulmaz. hastalık iyileşiyor gibi olur. Korunmada artropodlara karşı önlem almak en iyi yöntemdir. ensefalit. Spiroketler birçok dokuda çoğalabilir. Ancak tanı için fazla kullanılmaz. Özel besiyerlerinde üretilebilir. EIA ve IFAT ile hastada yükselen IgM antikorları gösterilir. titreme. Ateş. İnsan enfeksiyonları bu suları kullananlar veya infekte 110 . Borrelia recurrentis B. yeni antijenleri ile tekrar akut enfeksiyon başlar. IgG antikorları ise 30 gün sonra belirgin olarak pozitifleşir. Tedavi edilmezse aylarca sürebilen latent döneme geçer. Leptospira Leptospiralar az kıvrımlı spiroketlerdir. kardit (AV blok. B. artralji. recurrentis bitler aracılığı ile bulaşır. Hastalığın gelişebilmesi için kenenin 24-48 saat konak üzerinde kalması gerekir. Septik tarzdadır. İki önemli hastalık yaparlar. Serolojik testler sık kullanılmaz. Antikor fitresi yükseldiği zaman atak iyileşir. kranial nörit. L. 3-4 hafta sürer. Hastalık üç dönemden oluşur. Hastalık süresince ortalama 3-10 kez bu ataklar devam eder. Ortalama 2 hafta sonra pozitifleşir.Borelia Giemsa ile kolaylıkla boyanabilir. Köpekler önemli rezervuardır. Borrelia'lar bit ve kene gibi artropodlar ile bulaşırlar. Leptospiroz etkeni Leptospira interrogans'tır. Ateşli dönemde yapılırsa. Kronik progressif MSS enfeksiyonu eşlik edebilir. recurrentis. Ekzotoksin. ancak rutin kültürlerde genellikle üremez. hermsii ve diğer suşlar tekrarlayan ateş etkenidir. B. dönem gelişir. baş ağrısı ve multiorgan yetersizliği görülebilir. Antijenlere karşı antikor gelişir. Bu suşların transovarian geçmesi ile doğada hastalık süreklilik kazanır.karanlık alan mikroskopide görülebilirler. bakteri lizisi nedeniyle Herxheimer reaksiyonu meydana gelebilmektedir. Kan ürünlerinde varsa buzdolabında 6 hafta canlı kalırlar. Tanı Zor da olsa modifiye Kelly besiyerinde üretilebilirler. hermsii ise keneler ile bulaşır. Üçüncü dönem: 2. İkinci dönem: kardiyolojik ve nörolojik hastalık tabloları (menenjit. aspirine yanıt vermeyen ağrı tipiktir. Tanı özellikle ateşli dönemde periferik kan yaymasında spiroketlerin gösterilmesi ile konulur. Grip benzeri enfeksiyon belirtileri. Daha sonra 2. Lyme borreliyozu da denir. Bunlarda fareler ve diğer kemiriciler reverzuardır. dönemden aylar veya yıllarca sonra genellikle tek taraflı ve dizde fazla olmak üzere büyük eklemlerde artrit gelişir. Geyik gibi büyük memeliler rezervuardır. Hayvanlar idrarları ile su veya toprağı kontamine ederler. Ateşsiz dönemlerde tetrasiklin hastalığın erken dönemlerinde relapslan önler. Dünyada yaygındır. Enfeksiyonları süresince bakterinin antijenleri değişir. Lyme ve Rekürren ateş. icterrohaemorrhagia Weil hastalığının etkenidir. antikoagülanları enerji kaynağı olarak kullanabilirler. enzimler ve diğer önemli virülans faktörleri tespit edilememiştir.

Ateş. Bu hastalıkta. Klinik bifaziktir. proktit. Antibiyotik direnci bildirilmemiştir. Spirillum minus Spiril bakteriler içinde yer alan ve fare ısırığı hastalığının iki etkeninden birisi olan spiral yapılı bir bakteridir. servisit. Korunma için kontamine sular ile temastan çekinmelidir. C. epididimit. bölgesel lenf bezlerinde büyüme ve enflamasyon görülür. İnsan enfeksiyonları leptospiraların mukoza veya deri ile teması sonucunda gelişir. trahom. Kan dolaşımına geçen bakteri bir çok dokuda çoğalır. infertilite. üst solunum yolu enfeksiyonu. Tedavide penisilin G seçilir. artrit Psittakoz. Streptobacillus moniliformis'in neden olduğu Haverhill hastalığında da görülmektedir. hepatit nedeniyle sarılık. Chlamydia trachomatis göz. ektopik gebelik. solunum yolu ve genital sistem enfeksiyonları etkenidir. prostatit. Kontamine sulardan salgınlar gelişebilir. İnsandan insana bulaşma nadirdir. Önemli Bilgiler Zorunlu intrasellüler bakteridir. Psittakoz.yiyecekleri yiyenlerde gelişir. C. Bir Gr (-) hücre duvarı olmasına rağmen peptidoglikan tabakası yoktur. Tanı anamnez. ciddi hepatit ve böbrek yetersizliği görülür.böbrek tutulumu sonucunda üremi. sendrom Trahom. artrit LGV Chlamydia pneumoniae Chlamydia psittaci L1-L3 111 . Sodoku hastalığı da denen bir cins fare ısırığı hastalığından sorumludur. Kan ve idrar kültürlerinde (Cox besiyeri) üretilebilir. psittaci ve C. Chlamydiae Zorunlu intrasellüler parazittir. PID. endometrit. trachomatis'in en azından 15 serotipi vardır. İkinci dönem immünolojik etkiler ile gelişir. lenfogranuloma venereum ve diğer enfeksiyonların etkenidir. klinik bulgular ve belirgin IgM yüksekliği ile konulur. konjunktivit Üretrit. Hastalık Chlamiydia psittaci psittakoz. Erken dönemde ateş. Bu tablonun ardından bakteri kandan çekilir.44 İnsanlarda Klamidya hastalıkları Türü Chlamydia trachomatis Biovaryant Trahom Serovaryant A-C D-K Hastalık. Çiftçiler. kalp doku hasarı. artrit infant konjunktiviti ve pnömoni Lymphogranuloma venereum Pnömoni. titreme ve şiddetli başağrısı görülür. Kardiovasküler hastalık. Chlamydia pneumoniae (TWAR ajanı) atipik pnömoni etkenidir (Tablo 2. Tablo 2. aseptik menenjit. Benzer bir hastalık tablosu. Kendi başına enerji üretme işlemini başaramayan bakteri ancak konak içinde üreyebilir. akciğerlerde hemoraji ve aseptik menenjit gelişir.44). salpenjit. pneumoniae bir immunotipe sahipken. lağım ile uğraşanlar ve lağım suları ile temas edenler risk altındadır. düşük. yüksek ateş ile birlikte ısırık yerinde şişlik. Tüm klamidyalar grup spesifik lipopolisakkarid antijenlere sahiptir. Temas düşünülen hastalarda doksisiklin korunma amaçlı verilebilir.

Salpenjit ve PID'nin tekrarlayan enfeksiyonlarında 112 . ancak sistemik enfeksiyon yapmaz. C. epididimit ve prostatit yapabilir. Nadiren göz veya solunum sistemini tutabilir. Bu organizma ile meydana gelen hastalıklar dünyada yaygındır.Tablo 2. Replikasyon sırasında hücre içinde oluşturduğu inklüzyon cisimcikleri boyanarak mikroskobik olarak görülebilir (Şekil 2. Trypanosoma spp. Patogenez ve Klinik Bulgular Klamidyalar başlıca mukozaların epitel hücrelerini ve akciğerleri infekte eder. pneumoniae genç erişkinlerde bronşit ve pnömoni gibi alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olabilir (Tablo 2. C. Afrika ve Asya'da sık görülür. Bulaşmada asemptomatik genital enfeksiyonlular önemli bir rezervuardır. C. Bunlar tanıda değerlidir. A. B ve C trahom etkenidir. Legionella pneumophilia Mycobacterium tuberculosis/lepra Replikasyonu diğer bakterilerden farklıdır. Erkeklerde nongonokoksik üretritlerin en sık etkenidir. Ancak trahom gelişmekte olan ülkelerin sorunudur. Kadınlarda servisit gelişir ve salpenjit. trachomatis 15'den fazla serotipe sahiptir (A-L). pneumoniae sadece insanlarda enfeksiyon yapar. Fakültatif hücre içi bakteri Brucella mellitensis Francisella tularensis Yersinia pestis Listeria monositogenes Salmonella spp. C. D-K serotipleri genital sistem enfeksiyonları yaparlar. Körlüğe sebep olabilir. psittaci kuşları ve bazı hayvanları infekte eder. spor benzeri elementer cisimler hücrelere girer ve hücre içinde daha geniş inisyel (reticulate body) cisimlere dönerler.45 Bazı fakültatıf ve zorunlu hücre içi mikroorganizmalar Zorunlu hücre içi bakteri Riketsiya Klamidya Fakültatif hücre içi mantar Histoplasma capsulatum Fakültatif hücre içi parazit Toksoplasma gondi Leishmania spp. insanlara damlacık enfeksiyon tarzında bulaşır. anneden çocuğa geçiş gibi yakın temas ile bulaşır. C. trachomatis sadece insanları infekte eder ve seksüel temas. Nadiren invazyon ve dissemine enfeksiyon yapar. Trahom'da parmak-göz teması bulaşmada önemlidir.46). Enfeksiyon sadece antikor titrelerinden tanınabilecek şekilde asemptomatik veya yüksek ateş ve pnömoni ile birlikte olabilir. Bulaşma ve Epidemiyoloji C. psittaci başlıca solunum yolundan bulaşan akciğer enfeksiyonu etkenidir. Nongonokoksik üretritler gonore'den farklı olarak genellikle yüksek sosyoekonomik toplulukların hastalığıdır.22). Ekstrasellüler. insanlar başlıca kurumuş kuş feçesinin inhalasyonu yolu ile bakteriyi alırlar. Binary fission yoluyla yeni elementer cisimler oluşur ve bunlar hücre dışına salınırlar. PID yapabilir.

infekte anneden doğanlarda neonatal inklüzyonlu konjunktivit ve pnömoni meydana gelebilir. C. Sitoplazmada karakteristik morulalar oluşturur. Gram negatif hücre duvarları bulunmasına rağmen. Bunların dışında epidemik. sporlu basil Aside dirençli bakteri Rickettsia Chlamydia Rezervuar hayvan Koyun. yarasalar Fare ve diğer kemiriciler Ricketsiae Riketsiyalar zorunlu intrasellüler bakterilerdir. C. Önemli Bilgiler Riketsiyalar çok küçük basillerdir. Kişisel ve çevre sağlığı açısından gerekenler yapılmalıdır. Sadece hücre kültürlerinde. Birinci hastalık Türkiye'de yoktur. trachomatis genital enfeksiyonlu hastalarda Reiter Sendromu (üretrit. Klamidyalar ancak hücre kültürlerinde üretilebilir.infertilite ve ektopik gebelik riski vardır. ELISA yöntemi ile eksuda veya idrarda klamidya antijenleri araştırılabilir. hindi. Ayrıca Ehrlichia chafeensis insan monositik erlihyoz'undan sorumludur. Gram ile kötü boyanırlar. Klamidyal hastalıklara karşı aşı geliştirilememiştir. aerop. ışık mikroskobunda zor görülürler. Zorunlu intrasellüler parazitlerdir. Gram boyama faydalı değildir. Tablo 2. Hastalıklar Kitaplarda iki önemli riketsiya'dan bahsedilir. Ekstrasellüler replikasyon için enerji üretme yetenekleri yoktur. kuş Kuşlar. Tifüs.46 İnhalasyon yolu ile bulaşan zoonozlar Tür Bakteri Hastalık Anthrax (Woolsorter's disease) Tüberküloz Mycobacterium tuberculosis Coxiella burnetti Chlamydia psittaci Histoplasma capsulatum Lenfositik choriomeningitis virüsü (LCM) Arenavirüs ailesi Etken Bacillus anthracis Grup Gram pozitif. Ancak organizmaya karşı kalıcı immünite gelişmez. Seksüel temas ile geçen bu hastalıkta genital lezyonlar ve lenf nodlarının büyümesi klinik tabloyu oluşturur. Tedavi ve Korunma Tüm klamidya suşları tetrasiklin ve eritromisine duyarlıdır. hastalık tekrarlayabilir. artrit ve üveit) görülebilir. 113 . C. PCR veya DNA hibridizasyon teknikleri kullanılabilir. yumurta embriyonunda ve deney hayvanlarında üretilebilirler. L1. keçi İnhale edilen Hayvan yünündeki sporlar Evcil hayvanlar Kontamine respiratuvar sekresyonlar Hayvan sekresyonları ile toprak ve toz infekte kuşların kurumuş çıkartıları Kontamine topraktaki mikrokonidialar Enfekte aerosoller Q ateşi Psittakoz (ornitoz) Mantar Virüsler Histoplazmoz Lenfositik koriomenenjit (deri penetrasyonu ve hayvan ısırığı ile de bulaşabilir) Evcil hayvanlar Papağan. trachomatis'e karşı gelişen enfeksiyon hümoral ve hücresel immünitenin işbirliği sonucunda iyileştirilir. Tedavi semptom ve bulguları geriletebilir ancak bakteriyi tam olarak eradike edemez. endemik tifüs ile çalılık ateşi gelişmekte olan ülkelerde önemli hastalık etkenlerindendir. benekli ateş ve Q ateşi etkenidir. Rickettsia rickettsii'nin etkeni olduğu kayalık dağlar benekli ateşi ve Coxiella bumetti'nin etkeni olduğu Q ateşi. Laboratuvar Tanı Giemsa boyama ve immünfloresan yöntemi ile sitoplazmik inklüzyon cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konur. trachomatis'in seksüel yolla bulaşan enfeksiyon türlerinde azitromisin kullanılır. Riketsiya çiçeği (rickettsialpox) nadir hastalıklardan birisidir. L2 ve L3 serotipleri lenfogranuloma venereum etkenidir.

Deri damarlarındaki hasara bağlı olarak karakteristik döküntüler. riketsiyalar binary fission yoluyla çoğalırlar. Patogenez Riketsiya enfeksiyonlarının tipik lezyonu vaskülittir. Riketsiya enfeksiyonları coğrafi lokalizasyon gösterir. rickettsii gibi bir çok suş Proteus vulgaris'in OX suşları ile çarpraz reaksiyon verirler. prognozu en kötü olan riketsiya **** : inhalasyonla bulaşır. ancak ekzotoksin ve sitolitik enzimleri gösterilememiştir. Proteuslar ile riketsiyal antikorların çapraz aglutinasyon vermesi temeline dayanan testin adı Weil-Felix'dir. tsutsugamushive R. Tablo 2. epidemik tifüs ise insan bitleri ile bulaşır ve sadece insan enfeksiyonları olur. provazekii*** R. koyun.Klamidyaların özel (vakuoler) üreme şekilleri olmasına rağmen. Hastalıkta endotoksinlerin de rolü vardır. guintana***** Yok (bazen kene) Bit Sığır. rickettsii* R. akan** Kene Akar Köpek.47 Riketsiyaların gruplandırılması ve genel özellikleri Hastalık Lekeli Ateş Kayalık dağlar ateşi Riketsiya çiçeği Tifüs grubu Epidemik tifüs Endemik tifüs Çalılık ateşi Diğerleri Q ateşi Siper ateşi * : Çekirdekte çoğalan tek riketsiya ** : Veziküler döküntü yapan tek riketsiya *** : Bit tifüsü ve Brill Zinser hastağının etkeni. tsutsugamushi Bit Pire Akar insan Fare Kemirgen R. prowazekii. Tüm riketsiyalar zoonozdur. ödem ve artan kapiler permeabiliteye bağlı olarak hemoraji görülür. döküntüye neden olmaz. Bulaşma İnsanlara artropodların ısırması ile bulaşırlar. typhi R. Tek farklı olan Q ateşi aerosollerin inhalasyonu ile bulaşır. granülomatöz hepatit ve pnömoni yapar ***** : Suni besiyerinde üretilebilir C. R. Bu organizmanın patogenezi halen bilinmemektedir. keçi insan R. kemirgenler Fare Riketsiya Artropod vektör Rezervuar 114 . burnetti**** B. R.

ciddi başağrısı. Pnömoni hastaların yarısında görülür. damardan zengin tüm organlar hastalık tablosuna semptom verebilir. Antibiyotik tedavisi kullanılmasa bile kendiliğinden iyileşebilir. Beyin beslenmesi bozulduğu için bilinç bulanır. B. ancak insanlara bulaşmasında etkisi yoktur. Laboratuar tanı Seroloji organizmanın üretilmesinden daha çok kullanılır. dışkı. 115 . Riketsiyalar hücre kültürlerinde üretilebilir. Sensitivite ve spesifitesi yeni testlere göre çok düşüktür. Pastörizasyon ile organizma öldürülebilir. Kedi tırmığı veya ısırması en sık bulaşma yoludur. Hastalık daha çok kırsal kesimde görülür. Bartonella Bartonella suşları pleomorfik gram negatif basillerdir. el ve ayak ayalarında bulunmaz. halüsinasyonlar. sekonder olarak kloramfenikol seçilebilir. kış aylarında epidemilerle seyreder. Prodrom belirtilerinden ve ateşin remittan. Kuluçka dönemi 8-14 gündür. Hepatit pnömoniye eşlik eder. Gövdede sıktır. Döküntü diğer riketsiyal hastalıklara karşın nadirdir. nadir görülen kronik Q ateşinde fatal seyirli endokardit gelişebilir. Hayvanların idrar. sağlıklı insanı ısırınca bitin dışkısı buradan dokulara penetre olur. infekte insanın kanını emdikten 3-5 gün sonra bulaştıncı hale gelir. Q ateşi insanlara artropodlar olmaksızın bulaşır. iç organ kapillerleri. 50 yıl sonra bile hastalık tekrarlayabilir. Tedavi Riketsiya enfeksiyonları için primer ilaç tetrasiklindir. Kediler arasındaki bulaşmadan sivrisinekler sorumludur.Klinik bulgular Tifüs R. B. birinci haftanın sonlarında sırt ve omuzdan başlayan makülopapüler döküntüler tipiktir. öksürük ve grip benzeri semptomlar görülür. Ani yükselen ateş. Pediculus corporis. Weil-Felix testinin tarihsel önemi vardır. cilt kurudur. Rickettsia'ların irritatif etkileri ile damar endotellerinde mitoz ve bu nedenle proliferasyonla endarteritis nodosa (Fraenkel nodülleri) ve sonuçta oklüzyon ile nekrozlar gelişir. burada da aynı olaylar gerçekleşir. Mortalite salgınlarda % 10-40 kadardır. ajitasyon ve şiddetli baş ağrısı gelişir. henselae (eski adı Rochalimea henselae) basiller anjiomatozis ve kedi tırmığı etkenidir. Basiller anjiomatozis AIDS gibi immünyetersizliği olan hastalarda görülür. Organizma kedi oral florası üyesidir. İnsanlara aerosoller ile bulaşır. burada ürer ve hücreyi parçalayarak genel dolaşıma katılır. Yalnız insanda hastalık yaparlar. arteriol ve venüllerin endotel hücrelerine girerler. Antikor titresinin iki hafta ara ile 4 kat artması ile akut enfeksiyon tanısı konulur. Tekrarlayan şekline Brill-Zinsser Hastalığı denmektedir. inek sütü ile de bulaşabilir. bacilliformis Oroya ateşi ve verruga peruana denilen iki nadir hastalık etkenidir. Koyun ve sığırlar insan enfeksiyonları için rezervuardır. plasenta ve amniotik sıvılarında yüksek konsantrasyonlarda bakteriyi gösterebilirsiniz. ancak bulaşma riski nedeniyle standart labarotuvarlarda kullanılmaz. Bartonella quintana (eski adı Rochalimea quintana) siper ateşi etkenidir. sonra da intermittan olarak yükselmesinden ve 40-41 °C'da kontinü hal almasından sonra. Q ateşi Diğer riketsiyalardan farklı olarak akciğer enfeksiyonları yaparlar. prowazekii (epidemik tifüs) Hastalık. öncelikle delinen damarın endotel hücrelerinin sitoplazması içine girer. Deri ve iç organlarda Kaposi sarkomu benzeri vasküler lezyonlar görülür.

kanlanmanın bozulduğu. Acinetobacter Gram negatif kokobasillerdir. kolon ve kadın genital sistem florası bakterileridir. Tropikal ülkelerde görülür. Küçük olan etken. Haemophilus ducreyi Seksüel yolla bulaşan Şankroid (yumuşak şankr) etkeni gram negatif basildir. bakteri filtrelerinden geçebilir. Katalaz. periton. Erysipelothrix rhusiopathiae Erizipeloid etkenidir. immünyetersizlikli hastalarda fırsatçı enfeksiyonlar yapar. Kötü kokulu vajinal sekresyonlarda ipucu hücrelerinin gösterilmesi ile tanı konur (Üzerini bakteri kaplamış vajinal epitel hücreleri). pelvis abseleri). Cinsel yolla bulaşır. Balıkçılar. fare ısırığı etkenlerinden birisidir. • Karışık bakteri enfeksiyonları meydana getirirler. Fusobacterium suşları Anaerobik gram negatif ince uçlu basillerdir. balık temizleyenler. Bakteri gram pozitif hücre duvarına sahip olmasına rağmen. Lezyondan hazırlanan preparatlarda makrofajların içinde Donovan cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konulur. • Anaerobik enfeksiyonlar. Gardnerella vaginalis Bakteriyel vajinosis etkeni gram labil boyanan bakteridir. Mobilincus sıklıkla bu bakteri ile beraber görülür. • Kültür alınırken. ince peptidoglikan tabakası nedeniyle gram negatif bolanır. Toprakta ve sularda bol miktarda bulunur. anaerob taşıma ve bakteri izolasyon tekniklerine dikkat etmek gerekir. influenzae'da olduğu gibi V faktör istemez. oksidaz ve indol negatiftir. ağrılı. Yumuşar şankr benzeri lezyonlar yapar ancak ağrısızdır. • Bacteroides ve bazı prevotella suşları dışında penisiline duyarlıdırlar. Sepsis. Calymmatobacterium granulomatis Granuloma inguinale etkenidir. Streptobacillus moniliformis Gram negatif basildir. • Abseleri pis kokuludur. • Enfeksiyonları abse ile karakterizedir (örneğin. kasaplar risk altındadır. beyin. yumuşak kenarlı. akciğer. Diğer anaeroblarla birlikte mikst enfeksiyonlar yapabilir. Deri enfeksiyonu streptokokların yaptığı erizipel'e çok benzer. nekrotik alanların bulunduğu ve antibiyotiklerin ulaşamadığı yerlerde meydana gelir. Ülserleri. Normal ağız. Anaeroblar doku veya vücut sıvılarına geçerlerse enfeksiyon oluşturabilirler Anaerobların kendine has özellikleri • Mukoza alanlarında normal florayı oluştururlar. Ayırıcı tanıda özellikle hayvanlarla temas önemlidir. Organizma üreme için X faktöre ihtiyaç gösterir ancak H. iltihaplı. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonları en sık görülenleridir. 116 . insan normal florasında da bulunabilir. çok ve ağrılı lenfadenomegali ile birliktedir. TSİ agarda hidrojen sülfid üreterek besiyerini siyaha boyar. Bakteri deniz hayvanlarında bulunur. Fusobacterium nucleatum Vincent anjinası etkenidir.DİĞER BAKTERİLER Anaeroplar İnsan normal florasında bulunan bakterilerin çoğunu anaeroblar meydana getirir.

Halen daha bu konu tartışılmaktadır. Bakteri duodenal lezyonlarda bir aktinomikoz olarak üretilmiştir. Viroloji • Genel Viroloji • DNA Virüsler • RNA Virüsler • Enterovirüsler • Hepatit Virüsler • Diğer Virüsler 117 .Tropheryma whippelii Whipple hastalığı etkenidir.

bunyavirüs ve reovirüsler diğerlerinden farklı olarak segmenter yapıda RNA virionu içerirler. arenavirüs. Adenovirüs. Viral proteinler: Virüslerin yapısal proteinleri önemli fonksiyonlara sahiptirler. Bazı virüsler içlerinde protein yapılı enzimler taşırlar (örneğin polimerazlar). Virüsler sadece canlı hücreler içinde canlılıklarını sürdürebilirler. Poksvirüsler bu gruba girmezler. Nükleokapsid: Kapsid ile çevrili nükleik asit Yapısal üniteler: Kapsidi oluşturan temel proteinlerdir. Herpesvirüslerden CMV ve EBV. Zarflı virüslerde ise nükleokapsid + zarf yapısını anlatır. İnsanlarda enfeksiyon yapan virüslerin yapıları Tablo 3. Viral nükleik asitler: Virüslerin taşıdığı DNA-RNA'lar tek veya çift sarmal olabilir.BÖLÜM 3: VİROLOJİ GENEL VİROLOJİ Terminoloji Kapsid : Nükleik asitten yapılı genomu çevreleyen protein kılıf. Kapsomerler'de daha küçük peptomerlerden oluşmuştur.1'de sıralanmıştır. Kapsidlerin simetrik yapılarını meydana getiren daha küçük birimlere kapsomer denir. İcosahedral ve helical. Virion : Tam bir virüs yapısına denir. Bazı virüsler süperantijen özelliği gösteren proteinler taşırlar. bu nedenle çıplak virüsler denatürasyona dirençlidirler. 118 . Zarf: Bazı viral partikülleri çevreleyen lipid tabakalar. kompleks kapsid yapılı virüsler diye bilinirler. Viral kapsid proteinleri genetik materyalin korunmasından ve virüsün konak hücre üzerindeki spesifik reseptörlere yapışmasından sorumludur. Virüsün tam replikasyonuna olanak tanıyan hücreler permisif olarak nitelendirilir. Virüsler genom olarak sadece tek bir nükleik asit taşıyan (DNA veya RNA) en küçük mikroorganizmalardır.1). Bu temel yapıya nükleokapsid denir. Kural olarak DNA virüsler Parvovirüs B19 dışında çift sarmaldır. bitkiler ve bakteriler için de önemli patojendirler. Kapsomerler kapsid yapısı iki temel simetrik şekilde oluşur. Protein kapsid. Kapsomer: ikozahedral viral partikûllerin yüzeyinde elektron mikroskop ile görülen protein ana yapısında morfolojik yapılardır. Replikasyon sırasında boş kapsidler bulunabilir. Sadece insanlar için değil. Bakterileri infekte eden virüslere bakteriofaj denir. hayvanlar. Ayrıca virüslerin antijenik özelliklerini belirlerler. Metabolizmalarını kontrol edebilmeleri için başka virüslere ihtiyaçları vardır. Zarflı virüslerin bazılarında virüse spesifik zarf proteinleri "Matriks proteinleri" zarf ile kapsid arasında ilişkileri düzenler.picornavirüs gibi bazı virüslerde nükleokapsid ile aynı anlam dadır. Nükleik asitler tek veya çok segmentli genom şeklinde olabilir. bazen bunları lipid yapılı bir membran çevreler (zarf) (Şekil 3. Ortomiyovirüs. Protein yapılı nükleik asitler (nukleus) bir protein kılıf (kapsid) ile çevrilidir. sert bir koruyucu tabaka oluşturur. Öncelikle konak hücreye nükleik asidin geçirilmesini organize ederler. retrovirüslerden Mouse mamary tumor virüs bu grubun iki önemli üyesidir. RNA virüsler ise Reovirüsler dışında tek sarmallıdır. Detektif virüs : Fonksiyonel olarak eksikliği olan virüslerdir.

virionlarında taşıdıkları RNA polimeraz aracılığı ile pozitif kopyalarını yaparlar. Zarfsız virüslerin hepsi genellikle etere dirençlidir. Negatif yapılı RNA virüsler ise infeksiyöz değildir. nötralizan antikorların hedefi konumundadır. Zarfsız virüsler (polio gibi) endositoz yoluyla (viropeksi) hücre içine girerler ve sitoplazmada bir endozom içinde görülürler.1 İnsan enfeksiyonlarından sorumlu virüsler Nükleik asit yapısı DNA Kapsid simetrisi İkozahedral Virion Çıplak Nükleik asit tipi Tek sarmal Çift sarmal sirküler Çift sarmal Zarflı Kompleks İkozahedral Kompleks zarf Çıplak Çift sarmal sirküler Çift sarmal Çift sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Çift sarmal segmente Zarflı Kompleks veya bilinmeyen Zarflı Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal diploid Helikal Zarflı Tek sarmal segmente Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Virüsler Parvovirüsler Papovavirüsler Adenovirüsler Hepadnavirüsler Herpesvirüsler Poxvirüsler Picornavirüsler Astrovirüsler Calicivirüsler Reovirüsler Togavirüsler Flavivirüsler Arenavirüsler Coronavirüsler Retrovirüsler Bunyavirüsler Orthomyxovirüsler Paramyxovirüsler Rhabdovirüsler Bornavirüsler Filovirüsler Viral lipidler : Virüslerin iipid tabakası zarf üzerinde bulunur. DNA virüsleri genellikle nükleusta inklüzyon cisimciklerini oluştururken. virüs tarafından yapılırlar. Tablo 3. Bir RNA virüs olmasına rağmen retrovirüsler DNA oluşturarak çekirdeğe yerleşir. Poxvirüs sitoplazmada guarnieri cisimciklerini oluşturur. Zarflı virüsler ise plazma membranını virion zarflarının plazma membranına füzyonu ile konak hücreye direkt olarak geçerler ve sitoplazmada serbest halde bulunurlar. DNA virüsleri konak hücrenin nükleik asitleri ile birleşirler ve mRNA'larını meydana getirirler. Zarfın İipid tabakasından farklı olarak konak hücreden alınmaz. RNA virüsler ise bir mRNA gibi davranarak konak hücrenin sitoplazmasına yerleşirler. Viral glikoproteinlerinin gösterilmesi virüsün yetişkin olduğunun göstergesidir. Zarflı virüsler eter ve diğer organik çözücülere duyarlıdırlar. Virüslerin konak hücreye tutunmasında ilk adım adsorbsiyon'dur. Zarf konak hücrelerin membranlarından oluşmasına rağmen. Bu tabaka konak hücre membranından meydana gelir virüsün kendi yapısı değildir.Pozitif yapılı RNA virüsleri. Glikoproteinlerin asıl görevi hedef hücre üzerindeki reseptörlere tutunmaktır. konak hücre içinde mRNA gibi moleküler fonksiyon gösterirler. zarfın altındaki matriks proteinleri ile üstündeki karbonhidrat antijenler virüsün kendi yapılarıdır. bu kopyalar mRNA gibi davranıp protein sentezleyebilir. 119 . bunu uygun reseptörlere tutunma izler. Viral Karbonhidratlar: Zarf üzerinde bulunurlar. Aynı zamanda iyi bir antijendir.

Çok değişik tipte hücreleri infekte edebilir ve farklı hayvanlarda enfeksiyon etkenidir. Bunların içinde sadece herpes simplex virüs tip 1 ve 2 antijenleri arasında benzerlik vardır. Tüm herpesvirüsler çift sarmal DNA'lı ve zarflıdırlar. İntranükleer inklüzyon cisimleri tanıda kullanılır. Lenfositlerde enfeksiyon yapmaları nedeniyle (T lenfositler) gama-herpesvirus grubunda sayılmalarına rağmen.5 Latent enfeksiyon yapabilen virüsler DNA virüsleri HSV VZV CMV EBV HHV-6 HHV-7 HHV-8 HPV Polyoma virüsler (JC. Genel özellikleri Tablo 3. Bunların içinde human herpesvirus 6 ve 7'nin sınıflaması yayınlar arasında farklılık gösterir.Tablo 3. HTLV-2) Kızamık (?) 120 . BK virüs) RNA virüsleri Retrovirüsler (HTLV-1. Tablo 3. Herpes simplex virüsler Dünyada yaygındır. nöraminik asid Eritrosit P antijeni CD 21 (CR-2)* Ig A reseptörü Ig süperaile proteini CD46 Tablo 3.4'de görülmektedir.2 Bazı virüslerin ve tutundukları reseptörler Virüs HIV(gp 120) Kuduz virüsü Rhinovirüs infiuenza virüs (hemaglütinin) Parvovirüs B19 EBV HBV Polyovirüs Kızamık virüsü * B lenfosit yüzeyindeki C3 reseptörü Tutunduğu reseptör CD4 Asetil kolin reseptörü ICAM-1 Siyalik asid. Herpesvirus grubu içindeki virüsler arasında antijenik benzerlik bulunmaz. Herpes simplex virüsleri nöronlarda latent kalırlar ve sık rekürrens yaparlar. moleküler yapıları beta herpesvirus grubuna uymaktadır.3 Virüslerde görülen inklüzyon cisimciklerinin yerleşimi Sitoplazmada Çiçek (Guarnieri) Kuduz (Negri) Parainfluenza Reovirüsler Nukleusta Herpes Simplex Virüs (Cowdry A) Varicella Zoster Virüs Adenovirüsler Poliyomavirüsler Cytomegalovirüs (baykuş gözü) Hem nukleus hem sitoplazmada Kızamık Kabakulak DNA VİRÜSLER Herpervirüsler Herpesvirüslerin ortak özellikleri insanlarda yaşam boyu yerleşik kalmaları ve periyodik hastalıklar ortaya çıkarmalarıdır. İmmün sistemi baskılanmış hastalarda ağır enfeksiyonlar yapabilirler.

Viral replikasyon çoğunlukla ilk bulaşma alanında olur. Rekürransların çoğu asemptomatiktir. ancak ateş. HSV-1 tükrük yoluyla yayılırken. HSV-1 enfeksiyonlarının semptomatik rekürrensleri genellikle dudak kenarında olur. Sekiz adet glukoprotein antijeni vardır. genital HSV -2'nin ise sakral ganglionlardır. Bu veziküler sıvı bol miktarda virüssüz hücreler. kromatinin sınırlanması ve mültinükleer dev hücrelerinin gelişmesidir.İki farklı tip herpes simplex vardır (HSV-1. Primer HSV enfeksiyonlarının çoğu asemptomatik ya da hafif enfeksiyon şeklindedir. Bunlardan Glukoprotein G (gG) tipe özgüldür. Virüs buradan lokal sinirlere geçer.4 Herpesvirüslerin latent kaldıkları yerlere göre sınıflandırılması Subgrup Alfaherpesvirinae Latent enfeksiyon Nöronlar İsim Human herpesvirus 1 Human herpesvirus 2 Human herpesvirus 3 Betaherpesvirinae Gamaherpesvirinae Böbrekler.2). Patogenez HSV-1 ve HSV-2'nin deri ve mukozalardaki lezyonları aynı. Primer enfeksiyon Virüs mukozalardan veya bütünlüğü bozulmuş deriden bulaşır (sağlam deriden virüs bulaşmaz). deri ve mukozalarda replikasyon başlar. Latent Enfeksiyon Virüsler ganglionlarda replikatif değildir. fiziksel veya emosyonel stres. insanların %80'inden fazlası latent virüs taşımalarına karşın bunların çok az bir kısmında rekürrens oluşmaktadır. HSV-2 seksüel yol ile yayılır ve yetişkinlerde genital. Sıvı absorbe olduktan sonra lezyon skarsız iyileşir. inflamasyon hücreleri ihtiva eder. 121 . HSV-1 ile HSV-2 arasındaki antijenik farklılıktan sorumludur. bezler. monositler Lenfoid dokular ve lenfositler Human herpesvirus 5 Human herpesvirus 4 Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Genel isim Herpes simplex virüs tip 1 Herpes simplex virüs tip 2 Varicella-zoster virüs Cytomegalovirus Epstein-Barr virüs Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Histopatolojik özellikleri infekte hücrelerde balonlaşma. sadece virüs yayılımı olur. Latent fazdaki virüsler uygun bir provokasyon ile aksonlar aracılığı ile periferik alana gider. ayrıca yenidoğan enfeksiyonlarına sebep olabilir. Membranlarda ise veziküller rüptüre olduktan sonra ülserler görülür. Ödem sıvısı epidermis ve dermal tabaka arasında birikir. HSV-2). Reaktivasyonların moleküler etkisi bilinmemektedir. retrograd aksonal akış ganglionlara gider ve burada ikinci bir replikasyon ile latent dönem başlar. Varicella zoster'inki ise benzerdir. UV ışınlarına maruz kalma sonucu olabilir. Orofarengeal HSV-1 enfeksiyonlarının latent kaldığı yer trigeminal ganglionlar (Şekil 3. Tablo 3. Nadiren sistemik hastalık gelişebilir. HSV-2 ise genital yol ile bulaşır. Bu iki virüs serolojik olarak çarpraz reaksiyon verebilir. Cowdry A (Tzank hücreleri de denir) tipi intranükleer inklüzyon cisimcikleri oluşturmaları. HSV-1 enfeksiyonları genellikle orofarenkste sınırlıdır ve virüs ya damlacık enfeksiyonu şeklinde veya infekte tükrükler aracılığı ile bulaşır. Aktif uçuk veya genital lezyonlar görülmeden de bulaşma olabilir.

Klinik Bulgular Primer cilt enfeksiyonlarında veziküller ayrı ayrı bulunurlar, rekürrenslerde ise birleşmeye eğilimlidir. Primer enfeksiyonlarda bölgesel lenfadenomegali bulunur. Orofarengeal hastalıklar: Primer HSV-1 enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Semptomatik hastalık genellikle 1-5 yaşındaki çocuklarda görülür. Gingivitis bu yaş grubunda en sık görülen bulgudur, yetişkinlerde primer enfeksiyon genellikle farenjit ve tonsillit şeklindedir. Keratokonjonktivit: Primer enfeksiyon ciddi keratokonjonktivit olarak başlayabilir. Genellikle asemptomatiktir. Semptomatik enfeksiyonda göz kapağında veziküllerin görülmesi ile tanı konulur. Fluoresan boyama ile dendritik ülserler görülebilir. Yenidoğandaki göz enfeksiyonlarından HSV2 sorumludur. Gözün rekürren enfeksiyonlarında dendritik keratit (Şekil 3.3), korneal ülserler veya göz kapaklarında veziküller görülebilir. Çoğunlukla tek taraflıdır. Rekürrensler sırasında körlük görülebilir.

Genital herpes: Genital hastalıklarda asıl etken HSV-2'dir. Primer genital herpes enfeksiyonları ciddi seyididir, yaklaşık olarak 3 hafta sürer. Genital bölgede veziküloülseratif lezyonların görülmesi ile karakterizedir. Kadında ülserleşen daha ağır bir tablo varken, erkeklerde genelde asemptomatik enfeksiyon tarzındadır. Ateş, dizüri, lenfadenopati bu klinik tabloya eşlik edebilir. Sistemik komplikasyonlar görülebilir, ekstragenital lezyonlar ve aseptik menenjit görülebilir.

122

Genital herpetik enfeksiyonların rekürransı sık görülür ancak hafif seyirlidir. Hastalık ortalama 10 gün kadar sürer. Virüs bulaştırılması primer olgulardaki gibi uzun süreli değildir. Kadınlarda daha sık görülür. Perianal enfeksiyonlar: Homoseksüellerde görülür. Anal bölgede veziküllerin gelişimi ile tanı konur, inguinal LAP tanıya yardımcıdır. Deri enfeksiyonları: Sağlam deri HSV'ye karşı dirençlidir. Sağlıklı kişilerde enfeksiyon görülmez. Virüs ancak deri bütünlüğünün bozulduğu durumlarda bulaşabilir (travmatik herpes). Sekonder enfeksiyon yoksa sikatris bırakmadan iyileşir. Bu lezyonlar diş hekimleri ve hastane personelinin parmaklarında (herpetik whitlow) (Şekil 3.4), veya güreşçilerin vücutlarında (herpetik gladiatorum) görülebilir.

Ekzema veya yanık üzerinde oluşan primer herpes enfeksiyonları ağır seyirlidir ve hayati önemi vardır. Ekzema herpetikum kronik ekzema zemininde gelişir, fatal seyredebilir.

123

Ensefalit : HSV-1 enfeksiyonları çocuklardaki sporadik, fatal ensefalitlerin en sık sebeplerinden birisidir. Lezyonlar temporal bölgededir (Şekil 3.6). EEG'de anormal spike'lar, zemin aktivitede yavaşlama, BOS'ta eritmosit görülür. Kesin tanı için beyin biyopsisi yapılmalıdır. Mortalite oranı yüksektir, iyileşenlerde nörolojik bozukluklar sık görülür. Genellikle primer enfeksiyonlarda görülür.

Menenjit: Ensefalitten farkı selim seyirli olmasıdır. Genellikle genital herpese sekonder olarak gelişir. Kural olarak HSV-1 ile ensefalit, HSV-2 ile menenjit meydana gelir. Neonatal Herpes : En çok görülen bulaşma şekli doğum sırasında herpetik lezyonlu doğum kanalından olanıdır. HSV-2 ile meydana gelir. Genital herpesli gebe kadınlarda sezaryen endikasyonu vardır. Neonatal herpes postnatal HSV-1, HSV-2 hastane personeli ve anne tarafından bulaştırılabilir. Neonatal herpes enfeksiyonları hemen daima semptomatiktir. Tedavi edilmeyen olgularda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. Üç kategoride incelenir; 1) lezyonlar deri, göz ve ağızda lokalizedir. 2) lokalize deri lezyonları ile veya yalnız başına ensefalit vardır. 3) merkezi sinir sistemi bulgularının yanında multi-organ tutulumu vardır. Fetusun transplasental enfeksiyonlarında konjenital malformasyonlar görülebilir, ancak çok nadirdir. İmmünsuprese hastalar: Renal, kardiak ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda ciddi herpes enfeksiyonları görülür. Hematolojik malinitesi olanlarda ve AlDS'li hastalarda daha da ağır infeksiyonlar olur.

Laboratuvar tanı
Virüsü izole etmek kesin tanıyı koydurur. Herpetik lezyonlarda multinükleer dev hücrelerin gösterilmesi faydalıdır ancak diagnostik değildir. Asidofilik intranükleer inklüzyon cisimlerinin (Cowdry A) gösterilmesi ile tanı konulabilir. Ensefalitlerde erken tedaviye başlamak için, hızlı tanı amacıyla biyopsi materyallerinde fluoresan antikor testleri uygulanabilir. Antikorlar 2-4 hafta içinde pik yaparlar. Sekonder anamnestik reaksiyonlar nedeniyle tanı değerli değildir. Tedavi Antiviral ilaçlar viral DNA sentezini inhibe ederler. Tedavi sonrasında klinik bulgular düzelebilir ancak, HSV'nin latent kalmasını engellemez. Asiklovir HSV enfeksiyonlarında en etkin kullanılan antiviraldir. infekte hücrelere selektiftir. Latent enfeksiyonlarda tedavi uygulanmaz.

Varicella-Zoster Virüs (VZV)
Hastalık Primer hastalığı suçiçeği (varicella) (Şekil 3.7), rekürren enfeksiyonu zona (gece yanığı)'dır (Şekil 3.8).

124

Önemli Bilgiler Sadece insanlarda hastalık yapar. Yapı ve morfolojik olarak diğer hepresvirüslere benzemesine rağmen antijenik olarak farklıdır.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Virüs damlacık enfeksiyonu ile ve lezyonlar ile direkt temas ile bulaşır. Zonalı hastaların vezikülü ile temas edenlerde varicella gelişir. Herpesvirüslerden farkı çocuklarda çok enfeksiyöz olmasıdır. Dünyada yaygındır.

Patogenez ve İmmünoloji
VZV üst solunum yolu mukozasını infekte eder, sonra kan yoluyla deriye yayılır, bunun sonucunda tipik veziküler döküntüler oluşur. Lezyonların tabanında intranükleer inklüzyonlu multinükleer dev hücreler görülür. İyileşmenin ardından virüsler latent hale geçer, dorsal kök ganglionlarına otururlar. Yaşamın ilerleyen dönemlerinde sıklıkla immünsistem yetmezliğinde veya lokal travmalar sonucunda, virüs aktifleşir ve ağrılı zoster deri döküntülerini yapar. Varicellaya karşı gelişen immünite ömür boyu kalıcıdır, insanlar sadece bir kez suçiçeği geçirir, ancak zona zoster meydana gelebilir.

125

Klinik Bulgular

Varicella
14-21 günlük bir periyodun ardından, ateş ve titreme ile karakterize prodromal semptomlar başlar. Vezikülopapüler lezyonlar gövdeden başlayarak baş ve ekstremitelere yayılır. Döküntüler papüllerden veziküllere, buradan püstüllere dönüşür ve sonunda kabuklanır. Lezyonlar polimorfizm gösterir. Kaşıntı en önemli semptomdur. Çocuklarda hafif seyirli iken erişkinlerde ciddi enfeksiyonlar yapar. Majör komplikasyonları pnömoni ve ensefalittir. Reye sendromu ensefalopati ve karaciğer dejenerasyonu ile karakterize özellikle çocuklara aspirin verilmesi ile ortaya çıkan bir tablodur. EBV, influenza B, Rubeola ile beraber olabilir. Varicella pnömonisi özellikle gebeliğin ikinci ve üçüncü trimestirinde ağır seyirli olabilir. Gebeliğin ilk üç ayında kongenital varisella sendromu (organ hipoplazileri, kortikal atrofi, koriyoretinit) gelişebilir. Ganglion geniculate'yi tutmuşsa Rumsey Hunt Sendromu (Yüz felci, dış kulakta veziküller, 8. Sinir tutulum) gelişebilir. Tablo 3 6 Konjenital Varicella Sendromu
Mikrosefali Hidrosefali Mikroftalmi Optik atrofi Kortikal atrofi Alt ekstremite hipoplazi Mental retardasyon

Zona Zoster
Duyusal sinirlerin innerve ettiği alanlarda ağrılı veziküller ile karakterize bir tablodur. Ağrı haftalarca sürebilir ve postzoster nevralji olabilir. İmmün yetersizlikli hastalarda, pnömoni gibi hayatı tehdit eder nitelikte dissemine enfeksiyonlara sebep olabilir. Laboratuvar Bulgular Tanı klinik bulgular ile konulur. Tzank smear hazırlanarak HSV lezyonlarındaki gibi multinükleer dev hücreler görülebilir. Ayırıcı tanı virüs hücre kültürleri ile konulabilir, spesifik antiserumlar ile idantifikasyon yapılabilir. Laboratuvar hayvanlarında üretilemez. Tedavi Normal hastalarda hem suçiçeği hem de zona da tedavi gerekmez. Sistemik hastalığı olan immün yetersizliği olan hastalarda asiklovir, asiklovire dirençli suşlarda foskarnet kullanılır.

Korunma
İmmünyetmezlikli hastalarda korunma amacıyla Asiklovir kullanılabilir. Profilakside varicellazoster immunglobulin (VZIG) kullanılabilir. Canlı, attenue VZV içeren aşı 1995 yılından beri kullanılmaktadır. Aşı varicella'nın oluşumunu engeller ancak, zona'ya etkili değildir. 1 ile 12 yaşındaki çocuklara tek doz uygulanır. Hastalık geçirmemiş yetişkinlere iki doz uygulanır.

Cytomegalovirüs (CMV)
Hastalık Yenidoğanlarda sitomegalik inklüzyon hastalığı etkenidir. Konjenital anomalilerin en sık sebeplerinden biridir. Heterofil antikorlar negatif mononükleozis, ayrıca immün yetersizliği olanlarda pnömoni yapabilir.

126

laterji ve periferik kan yaymasında atipik lenfositler ile karakterize heterofil negatif mononükleoz meydana gelir. hayvanlardaki CMV suşları insanları infekte etmez. "Cytomegalo" denilen dev hücreler meydana gelir. Konjenital anomaliler ilk trimesterdeki enfeksiyonlarda gelişir. sarılık ve purpura belirtileri olan sitomegalik inklüzyon hastalığı gelişebilir. En büyük (genetik içerik olarak) herpesvirüsdür. bayılma. antijenik olarak farklıdır. yetişkinlerin yaklaşık %80'inde antikorları bulunur. İmmün yetersizlikli hastalar dışında çocuklar ve yetişkinlerdeki enfeksiyonları genellikle asemptomatik seyreder. Böbrek ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda pnomoni ve hepatit 127 . CMV aynı zamanda yıllarca böbreklerde kalabilir. Klinik Bulgular CMV ile infekte olan süt çocuklarının yaklaşık %20 kadarında mikrosefali. doğum kanalı ve anne sütü ile bulaşabilir. Gebe kadında primer enfeksiyon gelişir ise fetüs hastalanır. CMV enfeksiyonları T hücreleri inhibe ederek bir immünsüpresif etki yapabilir. Hepatosplenomegali en genel bulgudur. Yaşamın ilerleyen yıllarında cinsel yol ile bulaşır. İnsanlar tek doğal konaklarıdır. Ancak en önemli bulaşma yolu transfüzyon ve organ transplantasyonudur. Hücresel immünite sistemik hastalıkları baskıladığı için daha önemlidir.Önemli Bilgiler Morfolojik ve yapısal olarak diğer hepresvirüslere benzer ancak. Birçok organ etkilenir ve konjenital anomaliler görülür. CMV dünyada yaygındır. Küçük çocuklarda en önemli bulaşma yolu tükrüktür. Bulaşma ve Epidemiyoloji Yaşamın ilk dönemlerinde plasenta. Enfekte çocuklar yıllarca idrarla CMV çıkarırlar. CMV lökositlerde latent kalır ve hücresel immünyetmezliği olanlarda reaktive olur. Konak CMV enfeksiyonlarına karşı hem antikorlar aracılığı ile hem de hücresel immünite aracılığı ile defans yapar. sağırlık. Sadece tek bir serotipi vardır. Annede daha önceden antikorlar varsa fetüs genellikle etkilenmez. Patogenez ve İmmünoloji Fetüste multinükleer dev hücreler ile karakterize sitomegalik inklüzyon hastalığı yapar. İmmün yetersizlikli yetişkinlerde ateş.

Gansiklovire dirençli olgularda foskarnet kullanılabilir. geç dönemde ortaya çıkan antijendir. inatçı diyare görülebilir. Sitotoksik T lenfositler B lenfositlere karşı reaksiyona girer. Eğer mümkünse organ transplantasyonlarında da CMV negatif donörler seçilmelidir. Terminal dönemte fatal seyirli enfeksiyöz mononükleoz görülebilir. ileri ülkelerde ise ileri yaşlarda (lise çağı) virüs ile bulaşma olur ve enfeksiyöz mononükleoz yapar. çünkü tanı testi olarak kullanılır. 3. 5. ancak daha çok bilineni.bulgularının ön planda olduğu sistemik CMV enfeksiyonu görülebilir. Tedavi AIDS’li hastalarda retinit ve pnömoni tedavisinve foskarnetde gansiklovir etkilidir. bu dönemde B lenfositler infekte olur. EBV B 128 . Önemli Bilgiler Virüs oral ve farenks mukoza hücrelerinde ve B lenfositlerde bulunan CD21 reseptörlerine bağlanabilme özelliğindedir. Sitomegalik inklüzyon hastalığı olan infantlar idrarları ile virüsü diğer infantlara bulaştırabilirler. Bulaşma ve Epidemiyoloji EBV başlıca tükürük ile bulaşır (kissing disease). 4. Epstin-Barr Virüs (EBV) Hastalık EBV enfeksiyöz mononükleoz etkenidir.MA (Membranöz antijen): Yapısal olan.10). 1. sonra kan yoluyla yayılır. Yenidoğanlara kan transfüzyonu yapılacağı zaman CMV negatif olanlar seçilmelidir. Aynı zamanda Burkitt lenfoması. Şeffaf bir hale ile çevrelenmiş koyu renkli bir inklüzyon cisimcikleri görülür. İnsanlar doğal konaklarıdır. intranükleerdir ve oval baykuş gözü şeklinde görünümü vardır (Şekil 3. AIDS'li hastalarda. Patogenez ve İmmünoloji Enfeksiyon başlangıçta orofarenkstedir. Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde virüs. İmmunfluoresans yöntemler ile virüs gösterilebilir. diğer B hücreli lenfomalar ve nazofarengeal karsinomanın da etkenidir.LMP (Latent membran proteini): EBNA ile aynı özellikleri taşır. Düşük sosyoekonomik gruplarda erken yaşlarda enfeksiyon görülür ve genellikle asemptomatiktir. Aynı zamanda AIDS'li hastalarda 'hairy cell' lökoplakia meydana gelebilir. Periferik yaymada görülen atipik lenfositler bu T hücrelerdir.EBNA (Nükleer antijen): Latent dönemde infekte hücrelerce üretilen sitotoksisite uyarıcı antijenidir 2. AIDS'li hastalarda retiniti önlemek amacıyla gansiklovir kullanılabilir.VCA (Viral kapsid antijeni): Replikasyonun başlaması ile gelişen virüslere ait yapısal antijendir. körlük ile sonuçlanabilen retinit gelişebilir. En önemli antijenidir (VCA).EA (Early Antijen): Yapısal olmayan erken dönemde enfekte hücrelerde belirlenen antijenlerdir. Antijenleri. 1-2 haftada üretilebilir. HSV ve VZV'den farklı olarak asiklovire dirençlidir. Korunma Aşısı yoktur.

Laboratuvar Tanı Başlıca iki tip laboratuvar bulgusu vardır. Tükrük gibi klinik örneklerden EBV izole edilebilir. hastalarda lenfositoz vardır. İmmün yetmezliği olanlarda ciddi. çünkü ortalama 2 hafta içinde pozitifleşir.7 Atipik lenfosit EPSTEİN-BARR VİRUS • CMV • Toksoplasma gondii • Kızamıkçık virusu • Kabakulak virusu • Viral hepatitler • İlaç reaksiyonları Lenfositleri infekte edebilen virüsler • CMV • HHV 7 • HIV • EBV • HBV HTLV • HHV6 • Kızamık 129 . Burkitt lenfoması ve diğer B hücreli lenfomalar (Afrikalı çocuklarda). Klinik Bulgular Ateş. yalancı aglutinasyon önlenir. İyileşmeden sonra çok kısa bir süre içinde serumda kaybolduğundan hafif enfeksiyonlarda faydalı değildir. hayatı tehdit eden enfeksiyonlarda yüksek doz verilebilir. Akut enfeksiyonlarda IgM antikorları kullanılır. Bu antikorların EBV enfeksiyonu için spesifik olmadığı. Burkitt lenfomasında EA saptanabilir. immunglobulinler korunmada etkisizdir. İmmünolojik bulgular. ensefalit de gelişebilir. bunu VCA IgG'ler takip eder ve ömür boyu kalıcıdır. EBNA'da geçirilmiş enfeksiyonların tanısı açısından faydalıdır. Hematolojik bulgular. Tablo 3. Bunlar geniş lobuler nükleusa ve vakuollü bazofilik sitoplazmaya sahip sitotoksik T lenfositlerdir. hepatit B ve serum hastalığında da bulunabildiği unutulmamalıdır. Nükleer antijenler fluoresan antikor boyama yöntemi ile gösterilebilir. daha duyarlı olan Mono test kullanılır. Splenomegalinin nadir komplikasyonlarından olan dalak rüptürü özellikle sportif egzersizler sırasında meydana gelebilir. heterofil antikor testi ile infeksiyoz mononükleozun erken tanısı konulur. formül lökositte %30'un üzerinde atipik lenfosit saptanır. sirküler yapıdaki birçok kopya sitoplazmada bulunur. Çapraz reaksiyon veren Forssman antikorları fare böbrek ekstresi ile adsorbe edilip. EBV'ye spesifik antikorların ölçülmesi özellikle tanı zorluğu çekilen olgularda kullanılır. 2. Nazofarengeal karsinoma (Çin). lenfadenopati ve splenomegali karakteristik bulgularıdır. Heterofil antikorlar 6 ay kadar sonra serumda tespit edilemediğinden tedavinin kontrolü amacıyla kullanılır. IgG ise eski enfeksiyonların göstergesidir. EBV DNA'nın birkaç kopyası hücre genomuna integre olurken. Heterofil antikorlar koyun veya at eritrositlerini aglutine eder. Anoreksi ve letarji de sıklıkla bulunur. Korunma Aşısı yoktur. VCA IgG ise hafif enfeksiyonların tanısında kullanılır. 1. EBV enfeksiyonuna karşı immün yanıt ilk olarak VCA IgM antikorlarıdır. Tedavi Komplikasyonsuz hastalara antiviral tedavi gereksizdir. sıklıkla fatal seyirli X'e bağlı immunoproliferatif sendrom gelişebilir. ancak teknik olarak zor uygulamalardır. Genellikle 2-3 hafta içinde spontan iyileşme olur. boğaz ağrısı.lenfositler içinde latent kalır. Asiklovir EBV'ye karşı zayıf aktivite gösterir. daha spesifik. Timik karsinoma (USA) EBV ile ilişkisi ispatlananlardır. Hepatit sık görülürken. Kanser ile İlişki Lenfoid orijinli kanserler ile ilişkilidir. Hastalığın erken dönemlerinde VCA IgM antikorları ölçülür. Bu amaçla tüp testine (Paul Bunnel) göre daha ucuz. Spesifik antikorlara ek olarak nonspesifik heterofil antikorlar da saptanabilir. EBV'nin kanser oluşumundaki rolü halen açıklığa kavuşmamıştır.

130 .

12). skatris bırakarak iyileşirler. HHV 8'in AlDS'li homoseksüellerde epidemik olarak bulunduğu ve Kaposi sarkomu ile ilişkisi bilinmektedir. Nazofarinks karsinomu. Bu nedenle Kaposi sarkomu ile ilişkili herpesvirüs (KSHV) olarak isimlendirilir. Su çiçeğinden farklı olarak cilt lezyonları. B ve T hücreli lenfoma Hodgkin lenfoma. 131 . ancak HHV 6'nın lenfoproliferatif hastalıklara neden olduğu saptanmıştır. Poksivirüs Poksivirüsler en büyük ve kompleks yapılı virüslerdir.8 İnsan tümör virüsleri ve ilişkili olduğu tümörler Virüs tipi DNA virüsleri Human papilloma virüs tip 16 . 31 EBV Hepatit B virüsü Molluskum kontagiosum virüsü HSV-2 RNA virüsleri HTLV-1 HTLV-2 HCV Erişkin akut T hücreli lenfoma Tüylü hücreli lösemi Primer hepatosellüler karsinom Servikal kanser (E6 ve E7 proteini) Burkitt lenfoma. Smalpox (çiçek): Etkili aşılama sonucunda dünyadan eradike edilmiştir. Biyolojik silah olarak önemi vardır. Lezyonlarda Guernieri inklüzyon cisimcikleri yaparlar. Bu virüsün DNA yapısı daha çok EBV'ye benzer ve bu nedenle primer hedefinin lenfositler olduğu düşünülmektedir. Vaccinia virüs.Timus karsinomu Primer hepatosellüler karsinom (x proteini) Selim cilt tümörü Servikal karsinom İlişkili olduğu kanser Diğer herpesvirüsler Human Herpesvirüs 6 ve 7 T lenfositlerini infekte eder.Tablo 3. çok odacıklıdır. Medikal önemi olanlar çiçek virüsü (smalpox).18. HHV 6 aynı zamanda çocuklarda döküntülü enfeksiyona sebep olur (roseola veya exanthema subitum) (Şekil 3. vaccinia virüsü ve molluscum contagiosum virüsüdür. Bu virüsler hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Variola virüsü dünyadan silen canlı atenüe aşının içindeki virüsdür. DNA virüs olmasına karşın intrasitoplazmik replikasyon gösterirler. tüm döküntüler aynı dönemdedir.

gastrointestinal sistem ve konjunktivalar gibi birçok organın mukozalarının enfeksiyonudur. İmmün sistemi sağlam olanlarda birkaç ay içinde kendi kendine iyileşir. Fiberler organlara tutunmada görevi olan hemaglutininlerdir. 8 ve 9 epidemik keratokonjunktivit. Fiber proteinleri (hemaglutinin) tipe spesifik antijenleridir ve bugüne kadar 41 değişik antijenik tipi gösterilmiştir. Patogenez ve İmmünoloji Adenovirüsler solunum sistemi. 3. Bazı serotiplerinin özel hastalıklardan sorumlu olduğu gösterilmiştir. Tedavi lezyonların küretajı ile yapılır. Önemli Bilgiler Adenovirüsler kapsülsüz çift sarmal lineer DNA ve izosahedral nükleokapsid yapısına sahiptirler. Özellikle transplant hastalarında fatal seyirli pnömoniler yapabilir. Keratokonjunktivit. pembe. Orf: Koyunlardan bulaşan. Adenovirüslerin insan enfeksiyonlarına spesifik antijenleri hexon proteinleri üzerinde lokalizedir (Şekil 3.Molluscum contagiosum: Deri ve mukozaların küçük. Hayvanlarda hastalık yapan adenovirüsler insanlara bulaşmazlar. 4. konjunktivit ve pnömoni gibi üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurlar. Fekal-oral yol çocuklardaki en yaygın görülen bulaşma şeklidir. Adenovirüsler dünyada yaygındır. Nötralizan antikorlara bağlı gelişen immünite tipe sipesifiktir ve yaşam boyu devam eder. ve 21 solunum sistemi hastalıkları. Örneğin. Kapsidinin her 12 alt biriminden bir fiber çıkar. 7.13). Özellikle çocuklar arasında yaygındır. İmmün yetersizliği olan hastalarda adenovirüsler herpesvirüsler kadar başbelasıdır. hemorajik sistit ve gastroenterit de sorumlu olduğu enfeksiyonlar arasındadır. 18 ve 31) farelerde sarkom oluşturur. folliküler konjunktivit. Virionlarından ayrılan fiberlerin insan hücreleri için toksik olduğu gösterilmiştir. Lezyonlar krater tarzındadır ve içinde beyaz renkli bir içerik taşır. Yakın temas ile bulaşır (seksüel temas dahil). Adenovirüsler Hastalık Adenovirüsler farenjit. siğil tarzında bening tümörleridir. Bazı serotipleri (özellikle 12. 132 . tip 11 ve 21 akut hemorajik sistit ve tip 40 ve 41 infantil gastroenterit etkenleridir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Adenovirüsler aerosoller. papüler. fekal-oral yol ve konjunktivalara direk inokülasyon gibi değişik yollarla bulaşabilir. hemorajik büllöz lezyonlarla karakterize bir hastalıktır (Koyun kaşıntılı hastalığı). Sistemik tedavisi yoktur. ancak insanlarda tümör oluşumu ile ilişkisi gösterilememiştir. özellikle askerler gibi sıkışık yaşamda salgınlar yapabilirler.

HPV-16-18 gibi bazı tipleri serviks kanseri etkenidir. HPV 18 çok yüksek riske sahiptir. Alt solunum yollarında ise bronşit ve atipik pnömoni etkenidir. Tedavi semptomatiktir. Ancak bazı serotipleri belirli dokularda enfeksiyon yaparlar. 133 . Laboratuvar Tanı Tanı için hücre kültürlerinde virüsün üretilmesi veya spesifik antikorların iki hafta ara ile 4 kat arttığının gösterilmesi gerekmektedir. Papovavirüsler Serolojik açıdan papillomavirüsler ile polyomavirüsler olmak üzere iki farklı cins altında toplanırlar. Papillomavirüsler Hastalık Papillomavirüsler siğiller gibi skuamöz hücrelerin bening tümörleri olan papilloma etkenidir. Patogenez ve İmmünoloji Papillomavirüsler skuamoz epitel hücrelerini enfekte eder karakteristik sitoplazmik vakuoller (koilositoz) oluşturur. Bu vakuoller patognomoniktir. Epidemik keratokonjunktivit iatrojenik hastalıktır. farengokonjunktival ateş ve akut respiratuvar hastalık yaparlar. Hemorajik sistitte hematüri ve dizüri belirgin semptomlardır. özellikle göz muayeneleri sırasında aseptik şartlara uyulması ve ellerin yıkanması ile bulaşma önlenebilir.Klinik Bulgular Farenjit.14). Siğiller beningdir ve malignleşmez. Enfeksiyonların yarısından çoğu da asemptomatiktir. genital siğillerden en sık HPV-6 ve HPV-11 sorumludur. Örneğin.HPV 16 yüksek. İki yaşın altındaki çocuklarda kan bulunmayan gastroenteritler yaparlar. derideki siğillerden HPV-1-4 sorumlu iken (Şekil 3. Korunma 4. HPV'nin 100'den fazla serotipi vardır. 7 ve 21 suşları için canlı atenue olmayan aşısı vardır ancak sadece orduda kullanılmaktadır. Ancak serviks ve penis üzerindeki HPV enfeksiyonları kanserleşebilir (Condyloma acuminata). Tedavi Bilinen antiviral tedavisi yoktur. E6 ve E7 genleri kansinojeniktir. Adenovirüs enfeksiyonlarının çoğu kendi kendine iyileşir. Önemli Bilgiler Papovavirüs ailesindendir ve polyomavirüsler ile SV40 virüslere benzerler fakat daha büyük genoma sahiptir.

Hayvanlardaki siğiller insanlar için bulaştırıcı değildir. Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. ileri yaşlarda geriler. Tanı genellikle klinik olarak konulur. Polyomavirüsler Bu grup içinde simian virüsü 40 (SV40) ve insan virüsleri olan BK ve JC virüsleri bulunur. Derideki siğiller çocuklar ve genç erişkinlerde daha yaygın iken.Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma deri-deri teması ile olur (seksüel geçiş). JC virüs Progresif multifokal lökoansefalopati (PML) etkenidir. BK virüs solunum yolu enfeksiyonları ile böbrek epitel hücrelerini enfekte etme özelliği vardır. Genital siğiller en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıklardır (Şekil 3. Lezyonlarda koilositozun görülmesi tanıyı kesinleştirir. Tedavi lezyonlara cerrahi veya topikal asetilsalisilik asit uygulanması ile yapılır. 134 .15).

Kan donörleri de önemli bir kaynaktır. Fetal ölüm ve hidrops fetalis meydana gelebilir. beşinci hastalık). Parvovirüs B19'un konjenital anomali yaptığı gösterilememiştir. Fetal enfeksiyonlar: Gebe kadın birinci ve ikinci trimesterde enfekte olursa. aplastik kriz (özellikle orak hücreli anemililerde) ve hidrops fötalis (Fetal enfeksiyon) etkenidir. Özellikle okul yaşındaki çocukları tutar.Parvovirüsler Hastalık Parvovirüslerin insanlardan enfeksiyon yapan tek suşu Parvovirüs B19'dur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Başlıca solunum sistemi yoluyla bulaşır. İnsanlar tek kaynaktır. Artrit ve atrofatiler ile karakterizedir. B19 ile enfekte olan yetişkinlerdeki immünkompleksler döküntü ve artritleri meydana getirir. Kronik B19 enfeksiyonu: Özellikle HIV enfeksiyonlularda olmak üzere immün yetersizliği olanlarda meydana gelir. adenovirüs varlığında gelişebilir. Klinik Bulgular Dört klinik tipi vardır 1. virüs plasentaya geçip fetusu enfekte eder. Eritema infeksiyozum (tokatlanmış çocuk sendromu. hayvanlarda enfeksiyon yapan suşlar insanlara bulaşmaz. 3. Sorumlu olduğu enfeksiyon gösterilememiştir. Son yıllarda Adenoassociated virüs denilen bir parvovirüs insanlarda rastlantısal olarak tespit edilmiştir. Virüs boğaz sürüntüsünden elde edilebilir ancak sık kullanılan bir yöntem değildir. Bir diğeride kan damarlarındaki endotel hücreleridir. talassemililer ve sferositozu olanlarda geçici ciddi aplastik anemi olur. Tedavi Spesifik tedavisi yoktur. Dünyada yaygındır. Eritema infeksiyozum (Beşinci hastalık). Transplasental bulaşmada görülebilir. Üçüncü trimesterde meydana gelen enfeksiyon klinik tablo yaratmaz. Sadece tek serotipi vardır. Tablo 3. Laboratuvar Tanı B19'a karşı gelişen IgM antikorlarının tespit edilmesi ile tanı konur. eller ve dirsekler olmak üzere eklem tutulumları önemlidir.9 Virüsler ve insanlarda oluşturdukları kanserler Virüs ailesi Papovavirüsler Virüs Human papillomavirüs İnsanda meydana getirdiği kanser Genital tümörler Skuamoz hücreli karsinom Orofarengeal karsinom Herpesvirüsler EB virüs Nazofarenks karsinom Afrika Burkitt lenfoması B hücreli lenfoma Hepadnavirüsler Retrovirüsler Flavivirüsler Hepatit B virüs HTL virüs Hepatit C virüs Hepatosellüler karsinom Yetişkinin T hücreli lösemisi Hepatoselüler karsinom 135 . artropati yıllarca sürebilir. bu da eritema infeksiyozumdaki döküntülerin sebebidir. Aplastik krizler: Orak hücreli anemi. Yüzde tipik döküntü. Önemli Bilgiler Çok küçük tek sarmal DNA virüsüdür. Bunlardan birincisi kemik iliğinde eritrositlerin prekürsör hücreleridir ve aplastik krizlere neden olur. Patogenez ve İmmünoloji B19 başlıca iki tip hücreyi enfekte eder. Eklem bulguları romatoid artriti taklit edebilir. 4. Genom negatif DNA'dır. 2. Standart immunglobulinler immünyetmezliği olan hastalarda faydalı olabilir. Virüs detektif bir parvovirüsdir.

HBsAg 2. Hepadnavirus ailesinin üyesidir. DNA polimeraz 4. Kısmi çift sarmal DNA yapısındadır.18). Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal konaklarıdır.P bölgesi. Bunlardan 22nm çapında sferik ve 22nm çapında flamenter yapıda olanlar infektif olmayan. Genomda dört önemli gen bölgesi bulunmaktadır (Şekil . Replikasyon sonrasında ise yeni viryonun genomuna ait S zinciri tamamlanamadan genomun kapsidi yapısını tamamlar ve böylece yeni virüslerinde S zincirleri eksik kalır.S bölgesi. Zarflı ancak etere dirençlidir.X bölgesi. HBcAg ve HBeAg 3.17). 42 nm çapındaki ise infektif partikülleridir (Dane partikülü) (Şekil 3. Hasta serumları incelendiğinde üç değişik partikül görülür. Eksik olan + zincir (S zinciri) replikasyon sırasında tamamlanır. Virüs eksik zincirini enfeksiyon alanında tamamlamak için reverse transkriptaz taşır.Hepatit B Virüsü Hastalık B tipi viral hepatit etkenidir. Zarfı yüzey antijen denilen (HBsAg) bir protein taşır. Kor içinde DNA bağımlı DNA polimeraz (revers transkriptaz) vardır. 1. Replikasyon Virüsün genomu tamamlanmamış çift sarmal DNA dan yapılmıştır. HBxAg 136 .C bölgesi .

Bulaşma doğum sırasında meydana gelir. Seksüel temas: Cinsel ilişki ile bulaşır. partner sayısı arttıkça hastalığın bulaşma ihtimali de artar. Bunların bir kısmı hepatositlerin endoplazmik retikulumunda değişikliğe uğraması ile suda eriyebilir HBeAg oluşur. Aynı gen bölgesini kullanmaları nedeniyle HBcAg'nin serumdaki göstergesidir denebilir. Bunu antikor yanıtının gelişmesi (Anti-HBs) izler ve hastaların çoğu iyileşir. HBsAg'nin glikoproteini a. HBcAg: HBV'nin "core" bölgesinin antijenidir. HBeAg pozitif gebelerde bulaşma hemen hemen kaçınılmazdır. akupunktur. konjunktival girişimler bulaşmada önemli faktörlerdir. hastalık kronik hale geçer.Tablo 3. Subklinik ve anikterik akut enfeksiyon geçirenlerde kronikleşme daha sık görülür. S proteini. Middle (M). Pre-S2 bölgesinin karaciğer hücreleri üzerindeki polimerize human serum albumin reseptörlerine bağlandığı bilinmektedir. Bunlarda bulaştırıcılık fazladır. Parenteral yol: Kan ve kan ürünleri aracılığı ile bulaşır. Bulaştırıcılığın göstergesidir. kan ve kan ürünü transfüzyonu. Hem Dane partiküllerinin hem de infektif olmayan partiküllerin üzerinde bulunur. Genomun Pre-S1 geni L proteinini. d. Bu antijen de C geninin Pre-C başlangıç noktasından başlayarak yapılır. CD8 T lenfositlerinin hedefi bu hücrelerdir. Ancak yetersiz yanıt varsa. y. Small (S) proteinlerden oluşur. Serumda saptanamaz. Böylece akut hepatit tablosu ortaya çıkar. uyuşturucu bağımlıları (intravenöz). Replikasyonun sürdüğü kronik olgularda HBeAg pozitifliğini korur. kışlalar en önemli örneklerdir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Hepatit B'nin başlıca bulaşma yolları. Türkiye'deki en sık görülen bulaşma yoludur. Pre-S2 geni M proteinini. hastaneler. Anti-Pre-S2 antikorları HBsAg negatifleşmeden pozitifleştiği için. Ancak tüm HBV suşlarında a determinantı bulunması nedeniyle aşıların hepsi ile immünizasyon sağlanmaktadır. Vertikal yol: Perinatal bulaşmada transplasental bulaşma nadirdir. manikür. ancak karaciğer iğne biyopsisi ile gösterilebilir. hepatositler parçalanır ve hepatit gelişir. yaşlı bakım evleri. r determinatlarından oluşmaktadır.10 Hepatit virüslerinin özellikleri HAV Genom Aile Bulaşma RNA Heparnavirüs Fekooral HBV DNA Hepadnavirus Cinsel Parenteral HCV RNA Flavivirü s Parenter al Cinsel? 1-6 ay Sinsi Var Düşük Yok Yok HDV RNA Deltavir üs Parente ral Cinsel? 1-2 ay Ani Var Yüksek Yok Yok HEV RNA Calisivirüs Fekooral Kuluçka devri Başlangıç Kronikleşme Fulminan hepatit riski Pasif bağışıklık Aşı 2-6 hafta Ani Yok Düşük Standart immünglobulin Ölü 2-6 ay Sinsi Var Düşük Hiper immünglobulin Rekombinant 2-6 hafta Ani Yok Gebelerde yüksek Yok Yok HBsAg: ilk pozitifleşen marker HBsAg'dir. ana okulları. L ve M proteinlerinin hepatositlere bağlanmada rolü olduğu gösterilmiştir. Bu determinantlar nedeniyle serotipler oluşmaktadır. hemodiyaliz. w. HBeAg MHC class I antijenler tarafından sunulan antijendir. HBsAg üç farklı proteinden oluşur. Patogenez ve İmmünoloji Sitotoksik T hücrelerin aktivitesi sonucunda. S geni ise S proteinini kodlar. HBsAg'nin 6 aydan uzun süre pozitifliğinin devam etmesi kronik hastalık lehinedir. Eğer hastaların hücresel immünitesi iyi ise infekte hepatositler yıkılır ve virüs temizlenir. HBsAg'de en çok bulunan proteindir. Özellikle homoseksüel ilişki ile sıklığı artar. İyileşen olgularda Anti-HBe gelişmeye başlar. Horizontal yol: Aralarında cinsel temas veya kan teması bulunmayan sıkışık yaşam şartlarındakilerde gelişen bir yoldur. Ayrı başlangıç noktalarından kodlanmalarına bağlı olarak Large (L). akut dönemdeki hepatit B'li bir hastanın kronikleşme riskinin az olduğu yönünde bir bulgudur. Aile içi. 137 . Kontamine iğneler. tatuaj.

DNA polimeraz. amonyak artar ve PTZ yükselir. ancak çok güvenilir değildir. Hastalarda akut karaciğer nekrozu ve ensefalopati vardır. eklem ağrıları. artrit gelişebilir. hastalarda konstipasyon görülür. ancak ekstrahepatik bulgularda gösterir. HBV karaciğer dışında monositler. HBcAg gibi). Olguların sadece 1/4 kadarı ikterik enfeksiyon geçirir. Ekstrahepatik bulgular sıktır. Gastrointestinal sistem bulguları ön plandadır. Tablo 3. dalak. Çok yüksek olan ALT ve AST değerleri hızla düşer. Laboratuvar Bulgular ALT seviyesi üst sınırının 10 katını aşanlar ve deRitis oranı (AST/ALT) 1'den küçük olanlar akut hepatitli kabul edilirler. kemik iliği.HBeAg viral replikasyonun göstergelerinden biridir (HBV-DNA. Klinik Bulgular İnkübasyonu 6 aya kadar uzayabilir.11 Hepatit B serolojisi Başlang ıç HBsAg Anti-HBs Anti-HBc IgM Anti-HBc-lgG HBeAg Anti-HBe ALT Pozitif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Çok yüksek Pencere Negatif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Belki biraz İyileş me Negati f Pozitif Negati f Pozitif Negati f Pozitif Norm al Kronik Aktif Persistan Pozitif Negatif Negatif Pozitif Pozitif Negatif Yüksek Kronik Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Az yüksek Taşıyıcı Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Normal Aşılı Negatif Pozitif Negatif Negatif Negatif Negatif Negatif 138 . safra kanalı epitellerinde de enfeksiyon oluşturur ancak buralarda replike olamaz. Hepatit B bir karaciğer hastalığıdır. Derin ikteri olan hastalarda kaşıntı bulanabilir. Olguların ortalama %1 kadarında fulminan hepatit görülür. üre normalin altına iner. İkterik olgularda hem direkt hem de indirekt bilirubin yükselir.21 gösterilmiştir. Akut enfeksiyonda genellikle başlangıç hepatit A kadar gürültülü değildir. Hastanın serolojisi tablo 6'da ve şekil 3. böbrek. pankreas. Özellikle ürtiker.

139 .

Multipl transfüzyon alanlar. Primer bulaşma yollarının HBV ile benzerlik gösterdiği görülmektedir. enfeksiyonları sırasında hepatit B markerları azalır. HDV.Delta Hepatiti (HDV) HDV dünyada yaygındır ancak özellikle Afrika. HBV gen üretimi ile yarıştığı için. HBsAg delta virüsü için bir zarf gibi davranır. İnkübasyon periyodu 2-12 haftadır. 140 . ancak süperinfeksiyonları sırasında daha da kısa olabilir. Orta Doğu ve Güney Amerika ülkelerinde prevalansı yüksektir. HDV enfeksiyonu HBV replikasyonuna (HBsAg üretilmesi) bağlıdır. intravenöz uyuşturucu bağımlıları ve bunlarla yakın temasta olanlar yüksek risk grubunu oluşturur.

hepatit B'li hastalarda yakın temas ile bulaşma. Hepatit aşıları içinde sadece HBsAg bulunduğundan gebeler de dahil olmak üzere herkese uygulanabilir. 141 .İki tür HDV enfeksiyonu vardır. erkeklerde ve yaşı ileri olanlarda immünite sağlanamayabilir. Birincisi Akdeniz ülkelerinde görülen. hastalarda iki defa ALT piki oluşur. Şişmanlarda. 1. Korunma Plazma kaynaklı veya rekombinan aşılar 0. %10 kadarı kronikleşir. Son yıllarda Lamivudin'in tek olarak kullanıldığı protokoller de uygulanmaktadır. hastaların büyük bölümü iyileşir. 1 yıl ve 2 yıllık sürelerde kullanılır. Tedavide interferon alfa 6 ay. Yenidoğanlarda anne HBsAg'li ise hem aşı hem de hiperimmunglobulin uygulanır. Karaciğer enzimlerinin normal olduğu. Dünyada iki tip HDV enfeksiyonu epidemiyolojisi vardır. aylarda uygulanır ise %95 üzerinde koruyuculuk sağlar. tek ALT piki oluşur. Kronik hepatit kronik aktif ve kronik persistan olmak üzere ikiye ayrılır. Çocuklarda bu oran tersinedir. 6. Süperenfeksiyon kronik hepatit B'li hastalarda görülür. Mümkün olduğunca herkes aşılanmalıdır. Tedavi Erişkinlerde tüm HBV'li hastaların yaklaşık olarak %90'ı iyileşirken. hastaların büyük çoğunluğu kroniklesin HDV enfeksiyonu tanısı hastalarda anti-HDV IgM antikorlarının gösterilmesi ile konulur. Koenfeksiyon hastalarda akut viral enfeksiyonun ardından gelişir. hastada klinik bulguların bulunmadığı sadece HBsAg taşıyıcılığı ile karakterize kronik taşıyıcılarda vardır. İnterferon ya tek olarak veya bazı tedavi protokollerinde Lamivudin ile kombine edilerek kullanılabilir. ikincisi ise özellikle ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerinde kan ve kan ürünleri ile bulaşma şeklidir. sigara içenlerde.

tavukçuluk yapanlar ve tavuk imha ekiplerinde çalışanlarda insandan insana çok sınırlı bir biçimde de olsa bulaşabildiği anlaşılmaktadır. influenzavirus A'ya bağlı olarak genellikle kuşlarda ortaya çıkar. segmenter tek sarmal RNA virüslerdir. H5 ya da H7 alt tipindeki patojenitesi düşük olan kuş gribi viruslarının. gerek önceden sağlıklı erişkin ve çocukları. pnömoni. A/Johannesburg/94 (H3N2) influenza virüsünün yazılışını gösterir. A grup antijenidir. gerekse kronik tıbbi sorunları olanları etkilemiştir. Kuş gribi salgınları bir ülkenin içine yayılacak olursa. boğaz ağrısı. Kuş gribinin. Hastalık. İnfluenzavirus A H5N1. atlar. öksürük ve kas ağrıları). helikal yapıda nukleokapsidi olan. bu insanlar insandan insana kolayca bulaşmayı sağlayacak insan genlerine sahip olan yepyeni bir alt tipin yoğrulduğu bir hamur teknesi gibi işlev görebilir. Kuşa özgü influenzavirus H5N1 ile oluşan insan infeksiyonunun klinik gidişine ilişkin yayımlanmış bilgiler sınırlıdır. kontrol altına alınması çok güç olabilir. ilk kez 1961'de Güney Afrika'da balıkçıllardan izole edilmiş olmakla birlikte. lenfopeni. kümes hayvanları arasında patojenitesi yüksek kuş gribi salgınlarıyla eşzamanlı olarak görülmektedir. bölgesel enfeksiyonlardan sorumludur. kümes hayvanları arasında yayıldıktan sonra geçirdikleri mutasyonlarla yüksek patojenite kazandıkları kabul edilmektedir. Göçmen kuşlar da virusu uzaklara taşıyabilir. aile bireyleri. yeşilbaş ördeklerdir ve enfeksiyona en dayanıklı olan kuşlar da bunlardır. Virusları çok uzaklara taşıyabilmelerine ve dışkılarıyla çıkarmalarına karşılık. İnfluenzae A ile pandemiler her 10 ile 20 yılda bir meydana gelir. Kuş gribi: Bu hastalık. patojenitesi yüksek kuş gribi çok daha önceden. Kuş gribi virusunun doğal rezervuarı. H5N1 suşunun sağlık çalışanları. özellikle gelişmekte olan ülkelerde kümes hayvanları endüstrisi ve çiftlik sahipleri üzerindeki etkileri son derece yıkıcı olabilir. ancak her yıl farklı ülkelerde salgınlar yapabilir. çoğul organ yetersizliği. genomda majör değişimdir ve her 10-11 yılda bir meydana gelen büyük salgınlardan sorumludur. Birçok hayvan (kuşlar. geçmişteki patojenitesi yüksek kuş gribinin uluslararası yayılımı böyle açıklanmaktadır. Bulaşma ve epidemiyoloji Virüs damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. akut sıkıntılı solunum sendromu (ARDS). minör değişiklikleri gösterir. Paramyxovirüslerden segmenter RNA'ları bulunması ile ayrılırlar. tavuklar. bir grip pandemisinin başlangıcı da olacaktır. Hemaglutinin ve nöraminidaz. Evcil ördeklerdeki infeksiyon ise tıpkı tavuklar. Grip özellikle kış aylarında meydana gelir. reseptörler ortaya çıkarır. domuzlar) influenza A virüsünü taşırlar ve insanlarda büyük epidemilerin oluşmasını sağlayan antijenik değişimlerin kaynağıdırlar. Önemli bilgiler Zarflı. ülkeden ülkeye canlı kümes hayvanlarının ticareti aracılığıyla yayılabilir. Patojenitesi yüksek olan kuş gribi viruslarının yabanıl kuş topluluklarında bulunmadığı. 1997 Hong Kong salgınında hastalananlarda gripteki gibi tipik belirtiler (ateş. Daha sonrakiler virüsün izole edildiği yer ve zamanı gösterir. İnsandaki olgular. Hemaglutinin konak hücrelere tutunmayı sağlarken. özellikle patojenitesi yüksek formla oluşan salgınların. Dünyadaki büyük epidemiler virüsün yüzeyindeki bu reseptörleri değiştirmesi sonucunda ortaya çıkar. Salgın. Antijenik shift. hindiler. Zaman içinde daha çok insan infekte olup bunlar bir de insana ve kuşa özgü influenzavirus suşlarıyla aynı anda infekte olurlarsa. H3N2 ise hemaglutinin ve nöraminidaz'ın tipleridir. 142 . İnfluenza B'de salgın yapabilir ancak influenza C salgın yapmaz. karaciğer enzim düzeylerinde yükselmeler ve pıhtılaşma bozuklukları gibi belirti ve bulgular bildirilmiştir.RNA VİRÜSLER İnfluenzae Virüsler Ortomyxovirus grubundandırlar. Zarflarının üzerinde iki farklı çıkıntı vardır. "Myxo" denilince musinler (glikoprotein) ile etkileşen virüsler anlamını taşır. Antijenik drift. Büyük pandemilerden inluenza A sorumludur. iki tip antijen değişimi vardır. Hastalık Dünyada grip pandemileri yapan virüslerdir. nöraminidaz ise koruyucu mukus tabakayı sulandırarak. Böyle bir olay. göz infeksiyonları. bakteriyel superenfeksiyonlar eklenirse yaşlılarda ölümler görülebilir. yalnızca hafif ve kısa süren bir hastalık geçirirler. kazlar ve benzeri kümes hayvanlarındaki gibi öldürücüdür. H1N1 ve H3N2 influenza A'nın en bilinen suşlarıdır ve son zamanlardaki aşılarda sıkça kullanılmaktadır. ilk kez 1878'de italya'da tanımlanmıştır.

Enfeksiyon sırasında geçici hücresel immünite depresyonu görülür. Bulantı ve kusma da eşlik edebilir.22). IgG tipi antikorlar viremi sırasında virüslerin nötralizasyonunda rol oynarsa da. Klinik Bulgular Ortalama 2 haftalık bir inkübasyon periyodunun ardından ateş. korunmanın sürekli olması için her yıl aşılamanın yapılması gerekmektedir. Hastalığı geçirenlerde yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. Nadir olarak subklinik kızamık görülebilir. Guillain-Barre sendromu görülebilir. Her aşıda 3 suş bulunur. Tek bir serotipi vardır. 143 . Hücre kültürleri ve antikor titresindeki yüksekliklerin gösterilmesi de gerçek tanının konması için yardımcıdır. hücresel immünite daha önemlidir. influenzae A ve B'ye birlikte etkili olan oseltamavir'dir. Bakteriyel superenfeksiyon gelişmemiş ise semptomlar spontan olarak 4-7 günde geriler. Klinik bulgular 24-48 saatlik inkübasyonun ardından. Birkaç gün sonra yüzden başlayarak aşağıya doğru yayılan döküntüler görülür (Şekil 3. böylece hücresel immün sistemde baskılanma görülür. Önemli Bilgiler Paramyxovirüs ailesindendir. Tedavi Amantadin hem tedavi hem de korunmada kullanılmaktadır. yaşlı ve immün sistemi bozuk olanlardır. Laboratuvar tanı Tanı büyük çoğunlukla klinik bulgular ile konulur. öksürük ile karakterize prodromal şikayetler görülür.Patogenez ve İmmünite Enfeksiyon üst ve alt solunum yollarında lokalize kalır. konjunktivit (fotofobi). baş ağrısı ve öksürük gelişir. Korunma Ölü influenza A ve B aşıları kullanılmaktadır. AIDS gibi hücresel immün sistem bozukluğu olanlarda hastalık ölümcül seyreder. Burada antikora bağımlı vaskülitin rolü vardır. Korunma ortalama 6 ay kadardır. Gelişmekte olan ülkelerde malnütrisyonlu çocuklardaki enfeksiyonlar sağlıklı olanlara göre daha ağır seyirlidir. burada tekrar replike olur. burun akıntısı. Nadir görülen komplikasyonu ensefalopati ve karaciğerde dejenerasyon ile karakterize Reye sendromudur. miyalji. Anneden antikorların plasenta aracılığı ile geçmesi nedeniyle infantlar 6 ay süresince korunma altındadır. Miyalji gibi sistemik bulgular dolaşan sitokinlere bağlıdır. Sitotoksik T hücrelerin de koruyucu etkisi vardır. influenza virüse bağlı pnömoni interstisyel tiptedir. IgG gelişir ancak koruyucu özelliği azdır. Multinükleer dev hücreler (Warthin Finkeldey dev hücreleri) lezyonlarda görülür. Amantadin sadece influenza A'ya etkilidir. Zarfının üzerinde hemaglutinin ve hemolitik aktivite gösteren iki tip antijeni bulunur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma prodromal dönem ile döküntünün başladığı birkaç gün içinde damlacık enfeksiyonu yoluyla olur. Virüsün hedef hücreye penetrasyonunu veya virüsün kılıfından soyulmasını engeller. 2-3 yılda bir büyük epidemiler yapar. Aşı her yıl yeniden formüle edilir. sistemik bulgulara rağmen nadiren viremi olur. Ayrıca sekonder bakteriyel enfeksiyonlar. Patogenez ve İmmünite Üst solunum yollarının enfeksiyonunun ardından virüs kana geçer ve RES hücrelerini infekte eder. bunlardan ikisinin A birinin B susu olmasına dikkat edilir. İnfluenza B ve suçiçeği gibi viral enfeksiyonlarda ateşin düşürülmesi için kullanılan aspirin patogenezde rol oynar. Döküntüler sitotoksik T hücrelerinin kızamık ile infekte olmuş derideki vasküler endotel hücrelerini etkilemesi sonucunda gelişir. Bir müddet sonra döküntüler ortaya çıkar. ateş. İmmünite salgısal IgA'ya bağlıdır. Kızamık virüsü makrofajların yüzeyinde bulunan IL-12 üretiminden sorumlu olan CD46 reseptörlerine bağlanır. Dünyada yaygındır. PPD deri testi negatifleşebilir ve tüberküloz reaktivasyonu görülebilir. Koplik lekeleri tanıda önemli bir bulgudur. Kızamık Virüsü(MEASLES) Kızamık etkenidir. Başlıca endikasyonu bilinci kapalı. Daha sonra kan yoluyla deriye yayılır. Solunum yollarında nekroza yol açmaz.

Dokularda intranükleer ve intrasitoplazmik inklüzyon cisimcikleri oluştururlar. attenüe aşılar ile korunma sağlanır. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Her 1000 olguda bir ensefalit görülebilir. Ölü aşıların kullanılmamasından artık atipik kızamık yetişkinlerde görülmemektedir. Hasta bulaştırın değildir ve virüs izolasyonu yapılamaz. Mumps Virüs Kabakulak etkenidir 144 . Anneden geçen antikorlar nedeniyle halen korunma altında olan bebeklerde ve enfeksiyonun hemen öncesinde hiperimmün kızamık immünglobulini veya normal gama globulin preparatlarının uygulandığı kişilerde ortaya çıkan hafif kızamık tablosuna modifiye kızamık denir.Ciddi komplikasyonları vardır. tanıda güçlük çekilen olgularda antikor fitresinin iki hafta içinde 4 kat artması değerli bulgudur. Ölü aşılar artık kullanılmamaktadır. Kızamığa bağlı primer dev hücreli veya sekonder bakteriyel pnömoni gelişebilir. Aşı ile etkili korunma sağlanır ve yan etkisi çok azdır. Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. Hücre kültürlerinde virüsün izolasyonu mümkündür ancak. Koplik lekeleri olmaksızın atipik döküntüler ile karakterizedir. Enkübasyon periyodunun erken dönemlerinde immünize olmamışlarda standart immünglobulin kullanılabilir. Tablo 3. kalıcı sekel oranı ise %40'tır. çünkü maternal antikorlar virüsü nötralize eder ve immün yanıt düşebilir. İmmünitenin azalmasını önlemek amacıyla rapel dozlar tavsiye edilir. Günlerce süren ciddi bir klinik tablo oluşturur. Hastalıktan birkaç yıl sonra MSS'nin fatal seyirli hastalığı olan subakut sklerozan panensefalit (SSPE) gelişebilir. Genellikle 15 aylık çocuklara rubella ve mumps aşısı ile birlikte yapılır. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetersizliği olanlar ile gebelere uygulanmaz. 15 aydan daha küçük çocuklara aşı yapılmaz.12 Yavaş virüs enfeksiyonları Yavaş virüs enfeksiyonları Subakut sklerozan panensefalit Progresif multifokal lökoensefalopati Progresif Rubella ensefaliti HIV ensefalopatisi Virüs tipi Kızamık Polyoma JC Kızamıkçık HIV Ölü aşı verilmiş veya hafif enfeksiyon geçirmiş kişilerde atipik kızamık gelişir. Canlı. Mortalite %10.

yetişkinlerde üst solunum yolu enfeksiyonları yaparken. Tunica albuginia'nın fibröz hal alması nedeniyle testisler üzerine baskı olur ve bu da spermatozitlerin nekrozu ile sonuçlanır. pankreasa ve meninkslere yerleşir. İnfantlardaki ciddi enfeksiyonlarında bir immunopatojenik mekanizma gelişebilir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. infantlarda alt solunum yollarını tutar. viremi olmaz. Bunlar hedef hücrelere tutunmaya yarar ve multinükleer dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. respiratuvar sistem hücrelerinde harabiyete sebep olabilir. Patogenez ve İmmünite İnfantlarda daha ciddi seyirlidir. İntrasitoplazmik ve intranükleer inklüzyon cisimciklerine sebep olur. spontan olarak bir hafta içinde düzelir. Dünyada yaygındır. iştahsızlık. Measles ve Rubella ile birlikte 15 aylık çocuklara uygulanır. Ödemi engellemek amacıyla semptomatik tedavi yapılır. Anneden geçen antikorlar virüs ile reaksiyona girerek. Aşı uzun süreli (en azından 10 yıl) immünite sağlar. Standart immunglobulinler hastalıktan korunmada ve orşit gelişmesinde koruyucu değildir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile veya kontamine ellerin ağız-buruna dokunulması ile bulaşır. Çocukların %30 kadarı klinik bulgular göstermeksizin enfeksiyonu geçirir. Tedavi ve Korunma Spesifik tedavisi yoktur. Sinsitia denilen bu dev hücreler virüse de ismini verir. Canlı attenüe aşı ile korunma sağlanır. el yıkama veya eldiven kullanma gibi basit önlemler ile önlenebilir. Hastanedeki süt çocukları arasındaki salgınları önemlidir. ateş. BOS veya idrardan hücre kültürleri ile virüs elde edilebilir. bilinen bir serotipi vardır. Patogenez ve İmmünite Virüs solunum sistemi yoluyla enfeksiyonu meydana getirdikten sonra dolaşım yoluyla parotis bezlerine. Parotis bezine Stenon kanalı yoluyla yanak mukozasından da ulaşabilir. Hastalık benign seyirlidir. S Ag'ni pozitifliği erken tanı kriteri olarak kullanılır. Sounum Sinsisyumu Virüsü (RSV) Süt çocuklarında pnömoni ve bronşiolit etkeni önemli bir virüsdür. Hemaglutinin ve nöraminidaz antijenlerine V Ag'ni denir. Diğer önemli komplikasyonu menenjittir. Klinik Bulgular Ortalama 3 haftalık bir inkübasyon döneminin ardından.Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal kaynaklarıdır. Tükrük. 145 . Canlı aşı olması nedeniyle immün yetmezliği olanlar ile gebe kadınlara kullanılmaz. Tüm kabakulak olgularının yaklaşık %15'inde gelişir. Bu salgınlar hastane personeli tarafından meydana getirilir. kış aylarında insidensi artar. Dünyada yaygındır. Önemli iki komplikasyonu vardır. Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. Genellikle selim seyirli. overlere. kendiliğinden sekelsiz iyileşir. Önemli Bilgiler Yüzeylerinde hemaglutinin ve nöraminidazları yoktur. testislere. Ömür boyu kalıcıdır. bulantı ve bunu takiben parotis bezinde unilateral veya bilateral şişme meydana gelir. 3 yaşın altındakilerde görülür. Puberte dönemindeki erkeklerde bilateral testis tutulması sonucu sterilite meydana gelebilir. Solunum sisteminde lokalizedir. Tek taraflı orşitlerde sterilite olmaz. Karakteristik özelliği limon yedirildiği zaman parotisde ağrı meydana gelmesidir. Kış aylarında salgınlar oluşturur. füzyon proteinleri bulunur. Antikor tarama testlerinde 4 katlık artış tanı açısından değerlidir.

Füzyon proteinleri dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. bronşit ve pnömoni de yapabilir. Klinik Bulgular Beş yaş altındaki çocukların krup etkenidir. Özellikle gebeler tehlike altındadır. 4 tipi vardır. Patogenez ve İmmünite Viremi yapmaksızın. Tanıda spesifik antikorların 4 kat artması anlamlı bir bulgudur. Hem serum hem de sekretuvar antikorlar RSV yanıtında önemlidir. Dünyada yaygındır. 146 . Önemli Bilgiler Togavirüs ailesindendir. yetişkinlerde grip benzeri enfeksiyondan sorumludur. Aşısı yoktur. Laboratuvar Tanı Tanı klinik olarak konur. Tedavi ve Korunma Hastanede yatan infantların ciddi hastalıklarında aerosol tarzında ribavirin kullanılır. Büyük çocuklarda ve yetişkinlerde ise üst solunum yolu enfeksiyonu şeklindedir. Parainfluenzae virüs tip 1 ve 2 en sık enfeksiyon yapan suşlarıdır. Ancak özellikle nazal sekresyondaki IgA tipindeki sekretuvar antikorların reenfeksiyona karşı koruyucu olduğu düşünülmektedir. Hayvanlarda ve insanlarda enfeksiyon yapan tipleri olmasına rağmen. Laboratuvar Tanı Solunum yolundan alınan materyalde immunfluoresans yöntemler ile veya hücre kültürleri ile virüs gösterilebilir. Sekonder bakteri enfeksiyonları nadir görülür. Önemli Bilgiler Virüs yüzeyinde hemaglutinin. alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları yaparlar. Grip. antikorların 4 kat artmasının gösterilmesi de ayırıcı tanıda kullanılabilir. nörominidaz ve füzyon proteinleri bulunur.İmmün sistemin rolü tam olarak tespit edilememiştir. Hücre kültürlerinde virüsün izole edilmesi. Her 6-9 yılda bir büyük epidemiler yapar. insanlar doğal konaklarıdır. Enfeksiyonların çoğu subklinik seyirlidir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Multinükleer dev hücreler şeklindeki sitopatik etkisi tanı koydurucudur. Klinik Bulgular İnfantlarda bronşiolit ve pnömoni etkenidir. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. hayvan enfeksiyonu yapanlar insanları etkilemez. kış aylarında epidemiler yapar ve başlıca damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşır. Rubella Virüs Kızamıkçık ve konjenitai rubella sendromu etkenidir. Parainfluenza Virüs Çocuklarda akut larengotrakeobronşit ve pnömoni etkeni iken. Ribavirin'in hiperimmünglobulin ile birlikte kullanılması daha etkilidir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Dünyada yaygındır. farenjit.

Rabies Virüs Kuduz virüsüdür. Rubella: Hafif seyididir. Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde üretilebilir. Antikor fitresinin 4 kat artması tanı açısından değerlidir. Rhabdovirus ailesindendir. IgG'nin 1:8 ve daha üstündeki fitreleri gebe kadını koruyacaktır. Önemli Bilgiler Mermi şeklinde kapsidi vardır. ancak sitopatik etkisi yoktur. Aşı ortalama 10 yıl kadar koruyucudur. 15 aylık çocuklara MMR aşısı şeklinde yapılır. IgM artışı akut enfeksiyonu gösterir. Gebe kadında rubella virüs ile karşılaştığında. Posterior auriküler lenfadenopati önemli bir bulgusudur. 147 . Canlı. attenüe aşısı ile korunma sağlanabilir. Yetişkin rubellasında özellikle kadınlarda immünkomplekslere bağlı poliartritler görülebilir. Gebe kadın ilk trimesterde akut enfeksiyon geçirirse (özellikle ilk ayında). Döküntüler 3 gün içinde kaybolur. bunun da etrafı zarf ile çevrilidir. gözlerde (katarakt). Negatif RNA'sı bulunması nedeniyle RNA bağımlı RNA polimeraz taşır (Şekil 3.24).Patogenez ve İmmünite Başlangıçta virüs nazofarenkste ve lokal lenf bezlerinde replike olur. ve beyinde (mental retardasyon) malformasyonlar görülür. antijen-antikor kompleksine bağlı vaskülit olabileceği öne sürülmektedir. Döküntünün nedeni halen kesin olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. 1. Genç kadınlara yapılan aşıların ardından.24). maternal viremi ve fetal enfeksiyon sonucunda konjenitai malformasyonlar görülebilir. Prodromal belirtilerin ardından makulopapüler döküntüler yüzden başlayarak ekstremitelere yayılır (Şekil 3. 3 ay süresince kontrasepsiyon uygulanır. Başlıca kalpte (patent ductus arteriosus). Konjenitai rubella sendromu : Rubella virüs teratojendir. Klinik Bulgular İki tip enfeksiyonu vardır. Kan yoluyla iç organlara ve deriye yayılır. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. 2.

tırmalama yolu ile bulaşma riski %1'dir.Sabit virüs: Sokak virüsünün tavşan beyninde pasajlanması ile elde edilir. Yeterli sayıya ulaşınca duyu sinirlerine gelir. çakal gibi yabani hayvanlar bulaştırıcılıkta sorumlu iken. Genel enfeksiyon bulguları görülebilir. ajitedir. Burada replike olur. kaşıntı ve parestezi kuduzun spesifik ilk bulgusudur. Otonom sinir sistemi etkilenmesine bağlı hipertermi. kurt. Klinik Bulgular 1. Baş ve boyun bölgelerinden ısırılmalarda daha kısadır. Türkiye'de sokak köpeklerinden bulaşma görülür.Koma dönemi : Genelde semptomlardan sonra bir haftalık dönem içinde görülür. hayvan aşıları elde etmekte kullanılır. Hastalar asfiksi veya diğer komplikasyonlar ile ex olurlar. bazı memelilerin enfeksiyonu insan bulaşlarında önemlidir. İnsan aşılarından farklı olarak hayvan aşıları canlı virüs aşısıdır. farenks ve diyafragmada spontan veya yutkunma gibi uyaranlarla ağrılı spazmlar başlar. Gerçek tanı beyin biyopsisi ile konulur. serebellumda. Larenks. Günde ortalama 2 cm hızla periferik duyusal sinirde aksoplazmik yoldan ilerler ve spinal korda ve oradan da merkezi sinir sistemine ulaşır. Patogenez ve İmmünite Virüs ısırık bölgesinde sitoplazmik membrandaki asetil kolin reseptörlerine yapışır. Burada konak hücrede tipik intrasitoplazmik inklüzyon cisimciklerini yapar (Negri cisimcikleri). Generalize konvülziyonlar görülür. 3. Isırık yerindeki ağrı. Hidrofobiye fotofobi ve aerofobi eşlik eder. Hastalar nöbetler sırasında kaybedilebilir. 1. Dünyada tilki. Farelerde tükrük bezlerine virüs ulaşmadan hayvan öldüğü için. Kuduz bir hayvan tarafından ısırılma sonucunda kuduz gelişme riski %30-40 iken. Yarasalar. Üç ayrı tip virüs vardır. hipertansiyon ve hipersalivasyon görülür. 2. halusinasyonlar görür. ajitasyon.Flury suşu: Sokak virüsünün embriyonlu yumurtada pasajlanması ile elde edilir. Alınan virüsün sayısı çok fazla ise direkt duyu sinirlerine ulaşma görülür.Sokak virüsü: Kuduz yapan virüsdür 2. kendileri hastalanmazlar. ısırıkları ile hayvanlara. Semple aşısındaki virüsdür 3.Ölüm Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. En çok omurilikte.Prodromal dönem: Semptomlar virüsün merkezi sinir sistemine girmesi ile başlar. fare ısırığı ile kuduz bulaşmaz.İnkübasyon dönemi: Yaranın büyüklüğüne. hipokampus'un ammon boynuzunda görülür. yaşadıkları mağaralarda taşıdıkları virüslerin inhalasyonu ile insanlara bulaştırabilirler. Hidrofobi gelişir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma hayvan ısırıkları ile olur. EEG ile tipik ensefalit bulguları görülür. kaçma. virüs miktarına ve yaranın beyne yakın olmasına göre değişir. taşikardi. Beyin dokusunda Negri cisimciklerinin gösterilmesi önemli bir bulgudur. MR normaldir.Çok geniş konak grubu vardır. 5. ısırma ve sakin dönemler kısa aralıklarla birbirini izler. Saldırganlık.Nörolojik dönem: Hasta kızgın görünümlü. 4. 148 . İrritabilite görülebilir.

Virüs kültürleri ile kesin tanı konulur. Ölen şüpheli hayvanların başı kesilir, gliserinli-tuzlu su ile ıslatılmış bezler ile laboratuvara gönderilir. Burada Negri cisimcikleri araştırılır. Tedavi ve Korunma Semptomlar başladıktan sonra tedavi imkanı yoktur. Önemli olan hastalığın meydana gelmesini engellemektir. Bu nedenle aşı kullanılır. İnsan diploid hücrelerinden üretilmiş aşılar kullanılmaktadır (HDCV). Semple tipi aşılar, yavru fare beyin dokusu aşısı ve kanatlı fare beyin dokusu aşıları artık kullanılmamaktadır. Aşı uygulamasının sonucunda serumda koruyucu nötralizan antikor düzeyleri yaklaşık olarak bir hafta sonra gelişmektedir. Kafa ve boyundan ısırıklarda aşı ile birlikte kuduz için spesifik immünglobulin kullanılmalıdır. Bunlar ya hayvan kaynaklı antirabies serum (ARS) veya insan kaynaklı rabies hiperimmunglobulindir (RHIG). RHIG'de anafilaksi veya serum hastalığı riski yoktur ve daha etkilidir. 20 İÜ/kg uygulanır. ARS etkili olması için iki kat fazla dozda uygulanır. Hiperimmünglobulinler ilk bir hafta içinde uygulanmalıdır, daha sonraki günlerde yapılmasının bir faydası yoktur. Aşı ile ayrı enjektörlerde ve ayrı bölgelerde aynı anda uygulanabilirler. Isıran hayvan, ısırdıktan sonra 10 gün yaşamışsa hastada aşılama kesilir.

Korunma
Evcil hayvanlar Flury suşu ile hazırlanmış canlı attenüe aşılar ile aşılanır. Temas öncesi: 0, 7, 21/28 nci günlerde HDCV hayvancılıkla uğraşanlara, laboratuvar çalışanlarına, veterinerlere, kırsal kesimlere çıkacaklara uygulanır. Bu aşı 2 yıl koruma sağlar, ancak sürekli risk altındakilere 6 ayda bir veya yılda bir booster aşılama yapılır. Temas sonrası: Temas sonrası korunmanın ilk kademesi yaranın sabunlu su ile yıkanmasıdır. Kuduz sadece bu uygulama ile %80'in üzerinde önlenmektedir. Semple aşısı ile ağır yaralanmalarda 20 gün, hafif yaralanmalarda ise 14 gün süresince karın derisi altına uygulanır. HDCV; 0, 3, 7, 14, 28'inci günlerde deltoid kasına intramusküler uygulanır. Aynı zamanda gerekli görülür ise RHIG 'de yapılır. Isıran hayvan 10 gün süresince sağ ise aşı kesilir. Son yıl içinde aşı yapılmışlara 0 ve 3. günlerde iki doz aşı yapılması yeterli olmaktadır.

Picornaviruslar
Medikal önemi olan picornavirüsler enterovirüsler ve rhinovirüsler olmak üzere ikiye ayrılır (Tablo 3.13); Enterovirüslerin konağa giriş yolu GİS iken, rhinovirüslerin giriş yolu burun ve boğaz dır. Enterovirüsler 37°C'de ürerken, rhinovirüsler 33°C'de üremeyi severler. Enterovirüsler aside dayanıklıdır.

Tablo 3.13 Pıcornavirüs ailesi ve serotipleri
Enterovirüsler 31 Echovirüs 23 Coxsackie A 6 Coxsackie B 4 Enterovirüs 3 Poliovirüs 1 Hepatit A

Rhinovirüsler

100 serotip

149

ENTEROVİRÜSLER Poliovirüsler
Poliovirüslerin üç antijenik tipi vardır, en epidemik olanı tip 1'dir.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Pastörize edilmemiş süt, krema ve dondurma ile bulaşır. Oral yoldan alındıktan sonra, tonsillalar, lenf bezleri, farenks, mide ve barsaklarda replike olurlar.

Patogenez ve İmmünite
Merkezi sinir sistemine ulaşan virüsler, sinir hücrelerinde reversibl harabiyet yaparlar. Medulla spinalis ön boynuz hücreleri, beyinde vestibüler sistem ve serebellum tutulur. Miyokardit, peyer plak ülserleri ve lenfoid hiperplaziye yol açar. Klinik Bulgular Klinik formları dört değişik şekilde görülür; 1. Asemptomatik inaparan enfeksiyon: Hastalığa yakalananların %90'ında görülür. 2. Minör hastalık: Grip benzeri semptomlar görülür. 3. Aseptik menenjit: Olguların %1-2 kadarında görülür, minör hastalık semptomlarına menenjit bulguları eklenir, iyi seyirlidir 4. Paralitik poliomyelit (Majör hastalık): Olguların ortalama %1 kadarında görülür. Aşağı motor nöronların hasarı sonucu gelişen flask tipte paraliziler hastalığın tipik bulgularıdır. Hastalığın ağır formu olan bulber poliomyelitte farenks, kord vokaller ve respiratuvar kaslar etkilenir. Hastalar kaybedilmezse tam iyileşme görülür. Guillain-Barre sendromu ile karşılaştırıldığında, ekstremite paralizileri asimetriktir, BOS proteini ve hücre sayısı aseptik menenjit bulguları verir, ateş yüksektir. Hastalığın ardından 6 ay gibi uzun bir sürede iyileşme görülür. Ağır olgularda sekel kalabilir. Sensoryel tutulum nadirdir. Olguların büyük bir bölümünde postpolio sendromu görülür.

Laboratuvar Tanı
Virüsün boğaz, dışkı ve BOS'tan izolasyonu veya antikor titresindeki artış ile tanı konur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Korunmada oral attenüe-canlı sabin aşısı veya İM inaktive ölü Saik aşısı kullanılmaktadır. Sabin aşısının, viremi ve 1:1 milyon kişide paralitik hastalık geliştirme riski nedeniyle özellikle erişkinlere, gebelere ve doğumsal immün yetersizliği olanlara Saik aşısı uygulanmalıdır.

Coxsackievirüsler
New York'ta Coxsackie kasabasında ilk olarak izole edilmiştir, ismini de oradan alır. Önemli Bilgiler Değişik hastalıkların etkenidir. A ve B grubuna ayrılır. Gruplaşma farelerdeki etkisine bağlıdır. Grup A virüsler yaygın miyozit, flask paraliziler yaparken, grup B virüsler jeneralize, kalpte, pankreasta ve merkezi sinir sisteminde daha az ciddi lezyonlara ve fokal miyozite sebep olur. Şimdiye kadar 24 A serotipi, 6 B serotipi bulunmuştur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Temel bulaşma yolu fekal-oral yoldur, ancak aerosollerin respiratuar sistem yoluyla da bulaşmayı gerçekleştirdiği bilinmektedir. İnsanlar tek doğal konaklarıdır.

Patogenez ve İmmünite
Grup A virüsler deri ve mukozaları tercih ederken B tipi virüsler kalp, plevra, pankreas, karaciğer gibi organlarda enfeksiyon yapar. Her ikiside meninksleri ve motor nöronları etkileyerek paralizi yapabilirler. Orofarenks ve gastrointestinal sistemde replike olmalarına rağmen kan dolaşımı yoluyla yayılırlar. İmmünite enfeksiyon geçirenlerde IgG tipi antikorlar ile sağlanır.

150

Klinik Bulgular (Tablo 3.14) Grup A spesifik hastalıklar: Herpangina; yüksek ateş, boğaz ağrısı, anoreksi, bulantı kusma ile orofarenkste veziküller ile karakterizedir. El-ayak-ağız hastalığı özellikle çocuklarda el, ayakta veziküler lezyonlar ve ağızda ülserasyon ile karakterizedir. Grup B Spesifik hastalıklar: Plörodini (Bronholm hastalığı, epidemik miyalji) Ateş ve ciddi plörezi tipinde ağrı ile karakterizedir. Miyokardit ve perikardit gelişebilir. Coxsackievirus B4 ile farelerde pankreas hasarına bağlı Diabetes mellitus gelişmektedir. Bu virüsün insanlarda jüvenil diabet etkeni olabileceği düşünülmektedir. Her ikisinin birlikte yaptıkları hastalıklar: Aseptik menenjit, hafif parezi ve geçici paraliziler yaparlar.

Laboratuvar Tanı
Hücre kültürlerinde virüsü izole etmek veya antikor fitresinin 4 kat artması tanı koydurucudur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Tablo 3.14 Coxsackievirüslerın hastalık tabloları
Hastalık Coxsackievirus Grup A Tip 124 Nörolojik Aseptik menenjit Paralizi Ensefalit Deri ve mukoza Herpangina El-ayak-ağız Ekzantemler Kardiak ve kas Plörodini Miyokardit, perikardit Solunum Grip Pnömoni Oküler Akut hemorajik konjunktivit GİS Diyare Hepatit Diğerleri Ateş (tanımlanmamış) Diabet 1-6 . 3,4 18, 20-22, 24 4,9 5 24 21,24 9, 16 1, 3, 4, 5 4, 5 5-Jan 5-Jan 2-6, 8, 10 5, 10, 16 Bir çok 5 Bir çok 9-Jul 2, 5-7, 9 6-Jan 5-Feb 5-Jan Grup B Tip 16

Echovirüslar
Grip benzeri hastalık, viral menenjit, çocuk diyareleri, yazın görülen aseptik menenjit gibi spesifik olmayan hastalıklardan sorumludur.

Diğer Enterovirüsler
Maymun hücre kültürlerinde üretilmiş (68-71) dört enterovirüsden üç tanesi insanlarda hastalık etkeni olarak tespit edilmiştir.

151

Enterovirüs 68 bronşiolitli ve pnömonili çocukların solunum sisteminden izole edilmiştir. Enterovirüs 70 akut hemorajik konjunktivitin ana sebebidir. Pandemiler yapar. Etkili bir tedavi yoktur, tamamen iyileşir. Enterovirüs 71 menenjit, ensefalit ve polio benzeri paralizisi olan hastalarda izole edilmiştir.

Rhinovirüsler
33°C'de replike olması virüse has bir özelliktir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının önemli etkenlerinden birisidir. Bazı yayınlara göre rinitin en sık sebebidir. Hafif seyirli enfeksiyonlar yaparlar. Aside duyarlıdır gastrointestinal sistemde replike olmazlar, bu özellikleri ile enterovirüslerden ayrılırlar. Nazal sekresyon yapması, üst solunum yolu epitel hücrelerinden histamin ve bradikinin salınımı da hastalığa özel bulgulardır. Tedavide nazal interferon-alfa uygulanır. 100 den fazla serotipinin olması aşı geliştirilmesini engellemektedir.

Reovirüsler
Respiratory Enteric Orphan; Virüs bulunduğunda hem respiratuvar hem de enterik dokulardan izole edilmiş ancak belirgin bir hastalığı bulunamamıştır. Çift tabakalı kapsid içinde 10-12 segment içeren çift sarmal RNA genom içerir. Rotavirus bu ailenin en önemli insan patojenidir.

Rotavirus
Segmente çift sarmal RNA'ya sahip tek virüsdür. Viryon RNA bağımlı RNA polimeraz taşır. Bu polimeraz ikinci sarmalın yapımı için kullanılır. Zarfsız tekerlek görünümündedir. Küçük çocukların en sık görülen gastroenterit etkenidir. Isıtmaya, aside ve etere dayanıklıdır, mide asidini kolaylıkla geçebilir. Kış aylarında epidemiler yapar. Virüs dış ortamlara dirençli olması nedeniyle oyuncaklarda uzun süre canlılığını korur ve anaokulu gibi yerlerde kolayca çocuk ishal salgınlarına sebep olabilir. Virüs oral yoldan alındıktan sonra ince barsağın erişkin epitel hücreleri içinde replike olur, bunların transport mekanizmalarını bozar ve ayrıca absorptif etkinlik gösteren erişkin epitel hücrelerinin dökülmesine yol açar. Böylece villusların genç, ancak absorpsiyon yeteneği yeterince gelişmemiş epitel hücrelerince donatılmasına yol açar. Sonuçla barsak lümenine bol miktarda sıvı geçer ve ozmotik ishaller görülür. İnfant ve küçük çocuklarda daha ağır seyirlidir. 40°C'yi bulan yüksek ateş, şiddetli bulantı-kusma, karın ağrısı ve ishal vardır. Dışkıda eritrosit ve lökosit yoktur, inflamasyon bulunmaz.İmmünite IgA'nın gelişmesine bağlıdır. Anne sütü, kolostrum ve inek sütü anti-Rotavirüs antikorları içerdiğinden pasif korunma sağlarlar.

HEPATİT VİRÜSLER Hepatit A virüs
A tipi viral hepatit etkenidir. Önemli Bilgiler Enterovirüslerin bütün özelliklerini gösterir. Enterovirüs 72 olarak da bilinir. Dünyada sadece tek serotipi vardır. Diğer hepatit virüsleri ile antijenik benzerliği yoktur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Fekal-oral yol ile bulaşır. İnsanlar tek rezervuardır. Virüsün dışkı ile saçılımı semptomların başlaması ile biter, böylece bu hastalara karantina uygulanmasının anlamı yoktur. Asıl etkilenenler çocuklardır, epidemileri yaz kamplarında veya okullarda görülebilir. Asıl bulaşma dışkı ile kirlenmiş suların içilmesi ile olur. Deniz suyunda 10 aya kadar yaşayabilir, midye ile bulaşabilir. Nadir de olsa kan ve kan ürünleri ile bulaşabilir.

152

Patogenez ve İmmünite
Gastrointestinal sistemden kana geçen virüs karaciğere gelir, burada sitopatik etkisi olmadan replike olur ve interferon yapımını indükler. Bunun sonucunda replikasyon baskılanır ve naturel killer aktivitesi tetiklenir. Virüse spesifik antikorlar, kompleman, sitotoksik T hücreler ve Naturel killer hücreler aracılığı ile hepatositler yıkılır ve virüsün üremesi önlenir. Bu yıkım sırasında da klinik bulgular ortaya çıkar. Klinik Bulgular Hepatit B'de olduğu gibi viral hepatit bulguları vardır. Çocukların yaklaşık olarak 1/10'unda ikter görülürken, yetişkinlerde bu oran 2/3'tür. Klinik belirtiler B ve C tipi hepatite göre daha gürültülüdür. Yetişkinlerde; fulminan, kolestatik ve relapslı formları görülebilir. Kronikleşmez

Laboratuvar Tanı
Tanı Anti-HAV IgM antikorlarının tespit edilmesi ile konulur. Pozitiflik 6 ay kadar sürebilir. IgG tipi antikorlar ise ömür boyu pozitif kalır. Hepatit A virüs ile enfeksiyon geçirenler IgG antikorları ile ayırt edilebilir.

153

Önemli Bilgiler Flavivirüs ailesindendir. Dünya nüfusunun %2'si kronik hepatit C infeksiyonudur. aşı yapılacaklara mutlaka antikor tarama testleri uygulanmalıdır. bu nedenle endemik bölgeye seyahat edeceklere antikor negatif olanlara önerilir. 1.02 ml/kg dozunda verilen standart Ig preparatları büyük oranda koruyucudur. pozitif RNA. Diğer flavivirüslerden farklı olarak artropodlar aracılığı ile bulaşmaz. Türkiye'de 20 yaş üzerindekilerde %95'den fazla IgG antikor pozitifliği bulunduğu için. zarflı virüsdür. dünyada kronik hepatit etkeni HCV'dir. Türkiye'de hepatit denilince HBV anlaşılır ancak. Semptomlar başladıktan sonra bile uygulanabilir. Bulaşma ve Epidemiyoloji 154 . Formalin ile inaktive edilmiş aşısı vardır. Özellikle ilk 5 yaş içinde 0. 6 ncı aylarda uygulanır.Tedavi ve Korunma Bulaşmadan sonraki 2 hafta içinde İM olarak 0. Tek sarmallı. Hepatit C Virüs C tipi viral hepatit etkenidir. Standart Ig koruyuculuğu 4-6 ay kadar sürer. Hastalık geçirilse bile hafif seyirlidir.

Doğrulama için RIBA (Recombinant ımmunoblot assay) kullanılır. Laboratuvar Tanı HCV enfeksiyonu tanısı HCV antikorlarının ELISA ile konulur. Virüsün indüklediği sitopatik etki gösterilememiştir. Aşısı ve hiperimmunglobulini yoktur.İnsanlar HCV için rezervuardırlar. 155 . Tedavi ve Korunma Kronik hepatit C tedavisinde interferon alfa ve ribavirin kullanılır. Kan. HBV'de olduğu gibi kronikleşebilir. plasenta aracılığı ile mi yoksa. Hepatositlerdeki harabiyet sitotoksik T hücrelerinin etkisine bağlıdır. Kronik hepatitlerin ortalama olarak %10 kadarında kronik aktif hepatit ve siroza gidiş görülür. Patogenez ve İmmünite Başlıca hepatositleri infekte eder. vertikal mi olduğu kesin bilinmemektedir. Hepatosellüler karsinomanın en önemli etkenlerinden birisidir. ancak çok miktarda bulaşma gösterilmiştir. HCV enfeksiyonlarının birçoğu asemptomatik seyirlidir ve rastgele tanı konulur. HCV'ye karşı gelişen antikorlar kronikleşmeyi engelleyememektedir. Endüstriyel hazırlanmış kan ürünleri genellikle güvenlidir. Ortalama inkübasyon periyodu 8 haftadır. Hastalık relapslar ile sürer. Ancak HCV için gerçek tanı PCR ile HCV RNA'nın gösterilmesi ile olur. Transfüzyonla bulaşan hepatit deyince ilk akla gelendir. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında bulaşma yüksek orandadır. seksüel temas ve anneden çocuğa bulaşabilir. Maternal bulaşmanın. Kan donörlerinde ortalama olarak %1 kadar pozitiflik saptanır. Klinik Bulgular Akut viral hepatit C diğerlerine göre daha hafif seyirlidir. immünite gelişmesine rağmen relapsların görülmesinin sebebi henüz anlaşılamamıştır. Altın standart testtir.

Profilakside standart immunglobulin kullanımı hastalığı önleyebilir. Fekal oral yol ile bulaşır. Kronikleşmez. Calicivirus grubundandır. Gebeliğin üçüncü trimestrinde %25 oranında mortalite bulunur.Hepatit E Virüs (HEV) Hepatit A virüs özelliklerini gösterir. Hepatit G Virüs (HGV) Flavivirüs grubunda parenteral bulaşan virüstür. Hepatit A virüsüne göre daha fatal seyreder. 156 . Gebelerde enfeksiyona daha fazla rastlanır ve daha ağır seyreder. Özellikle hemodiyaliz hastaları ve İV uyuşturucu bağımlılarında kronikleştiği belirtilmektedir.

HIV-1 ve HIV-2 adlarında antijenik olarak iki farklı virüs aynı klinik tabloyu yaparlar. Bu nedenle diploid olarak isimlendirilir. Retroviral genlerden olan gag. Bu Viral RNA genomunu degrade eder. HIV-2 sadece Batı Afrika'da bulunmaktadır. genom RNA'sı düzenleyici genler de bulundurur. Retrovirüslerin lentivirüs alt grubundan olan HIV uzun inkübasyon periyotlu yavaş (slow) enfeksiyonlar yapar. Makrofajlar ve monositler de yüzeylerinde CD4 reseptörleri taşıdığından bunlar da infekte olurlar. HIV gp120 farklılığına göre A I'ya kadar alt sınıflara ayrılır. Virüse spesifik gp120 ve gp41 glikoproteinleri taşıyan bir zarf ve içinde de çubuk şeklinde RNA'sı vardır. Human İmmunodeficiency Virüs (HIV) HIV AIDS etkenidir. HIV-1 dünyada yaygın iken. Virion revers transkriptazını pol geni kodlar. Viral RNA'nın 157 . Özellikle hemodiyaliz hastalarında ve organ transplantasyonu yapılanlarda görülür. HIV genomu retrovirüslerin en karmaşık yapılı olanıdır. Virionda transkriptaz. Bu enzim RNA genomundan proviral DNA oluşturur. integraz ve proteaz isimlerinde üç önemli enzimi bulunur.Transfusion Transmitted Virüs (TTV) Tek sarmal DNA virüsüdür. pol ve env yapısal proteinleri kodlarken. HIV öncelikle CD4 T lenfositleri infekte eder ve öldürür. Önemi nedeniyle HIV-1 özelliklerinden bahsedilecek. Önemli Bilgiler İnsan T hücre lenfotropik retrovirüsüdür (HTLV-3). Revers transkriptazın ikinci bir etkiside ribonükleaz H aktivitesi göstermesidir. İnternal kor proteinleri gag geni kodlar. Bunlardan en önemlisi serolojik testlerde de kullanılan p24 antijenidir. env geni ise gp160 antijenini kodlar. Transkriptaz retrovirüslerin adını veren RNA bağımlı DNA polimerazdır. Bunlardan B subtipi öncelikli olarak mononükleer hücreleri infekte eder ve anal seks ile bulaşır. Bu antijen önemli zarf proteinleri olan gp120 ile gp41'in prekürsör proteinleridir. Bunun sonucunda hücresel immünitede zayıflık başlar ve konakta fırsatçı enfeksiyonlar oluşur. Subtip E ise kadın genital hücrelerini enfekte eder ve öncelikli olarak vajinal seks ile bulaşır. HIV RNA'sı birbirinin aynı iki adet olan tek sarmal RNA'dır.

Simian immunodeficiency virüs (SIV) maymunlarda AIDS benzeri hastalık yapar. Genel olarak bulaşması hepatit B gibidir. Kanserlerde yapılan çalışmalarda HIV geninin kanser hücrelerinde bulunmadığı tespit edilmiştir. bunun sonucunda hücresel immünitede baskılanma meydana gelir. Ancak virüsün tat geni MHC class I proteininin yapımını engeller ve virüs ile infekte hücreler hücresel immüniteden kendilerini koruyabilirler. HIV beyin monosit ve makrofajlarını da infekte eder. HTLVIV'de T hücreleri infekte eder ancak hastalık oluşturmaz. intravenöz uyuşturucu bağımlılarının ve hemofilililerin hastalığı olarak bilinirdi. aşı geliştirilmesini engeller. 1980'lerde ABD ve Avrupa'da AIDS homoseksüellerin. ancak ondan farklı olarak daha fazla virüs ile bulaşma gerçekleşmektedir. Enfeksiyon hem HIV ile infekte hücrelerin alınması hem de serbest HIV virüsleri ile gerçekleşebilir. HIV ile infekte hücrelerin ölümü sitotoksik CD8 T hücrelerinin aktivasyonu ile olur. HlV'in önemli antijenleri gp120 ve gp41 tipe özgü zarf glikoproteinleridir. Ancak günümüzde özellikle Afrika'da en önemli bulaşma yollarından birisidir. gp120 hücre yüzeyindeki CD4 reseptörleri ile ilişkiye girer. Bulaşma ve Epidemiyoloji HIV için başlıca bulaşma yolu seksüel temas ve kan ürünleridir. multinükleer dev hücreler ve merkezi sinir sistemi semptomlarının gelişmesine sebep olur. Bunun sonucunda fırsatçı enfeksiyonlar ile Kaposi sarkomu ve lenfomalar gibi malign hastalıklar ortaya çıkar. HlV'in doğal konağı insandır. Viral proteaz da önemli proteinlerin prekürsörüdür. Patogenez ve İmmünite HIV helper T lenfositleri infekte eder ve onları öldürür. 158 . Sürekli antijenik yapısını değiştiren gp120 antijenik farklılıkların sebebidir. Vücut sıvılarında az miktarda HIV gösterilmiş olmasına rağmen bunların bulaşmada önemli olmadığı bildirilmektedir. p24'e karşı gelişen antikorlar virüsü nötralize etmez ancak enfeksiyonun önemli bir serolojik markeridir.degrade olması çift sarmal proviral DNA oluşmasının birinci aşamasıdır. gp41 ise virüsün hücre içine girmesini sağlar. Anneden bebeğe bulaşma hem doğumda hem de süt ile mümkündür. HHV8'in DNA'sı Kaposi sarkomu hücrelerinde bulunmuştur. Gruba spesifik antijen olan p24 ise core bölgesinde lokalizedir ve değişmez. Heteroseksüel geçiş nadir idi. İntegraz proviral DNA'nın konak hücre DNA'sına integrasyonunu sağlar. Parenteral yol ile hastane personeline bulaşmalar ile ilgili çok miktarda yayın bulunmaktadır. Bu virüsler yapısal olarak HlV'e benzerler ancak AIDS yapmazlar.

1.A GRUBU • Asemptomatik dönem . Persistan jeneralize lenfadenopati 159 . bunların virüsü nötralize etmesi zayıftır. Centers for Diseases Control (CDC) sınıflamasına göre. Klinik Bulgular HIV enfeksiyonunun kliniği erken akut dönem. T hücrelerinin etkilenmesine bağlı olarak anormal B hücreleri de gelişir. Antikor gelişenler korunmuş anlamı taşımaz. Böylece otoimmün hastalıklar ortaya çıkar. Akut retroviral sendrom . orta latent dönem ve geç immün yetersizlik dönemi olmak üzere üç bölümde incelenir. B hücrelerinde poliklonal aktivasyon gelişir ve immunglobulin seviyesi yükselir. Antikorların tanısal değeri vardır.HIV ile infekte insanların ortalama olarak %90 kadarında anti HIV antikorlar gelişir.

periferik nöropatiler. kilo kaybı. koksidioidomikoz gibi derin mikozlar 160 . CD4 T lenfosit sayısında azalma.32) • Kaposi sarkomu • Mukokutanöz kandidoz • Mikobakteri enfeksiyonları (en sık M. Bu değişikliklerin ardından hastalar AIDS ile ilişkili hastalıklar (ARC) dönemine girer. Bu sınıflamalara çocuklar alınmaz. kronik diyareler. bazen akut retroviral sendrom denilen infeksiyöz mononükleoz benzeri tablo görülebilir. en sık ölüm sebebi) (Şekil 3. diyare. oral saçlı lökoplaki. Bulaşmadan ortalama olarak 2 ay içinde p24 pozitiflesin Bu dönem asemptomatiktir. yorgunluk ve yaygın lenfadenopati bu tablonun bulgularıdır. 15 aydan önce tespit edilen HIV antikorları büyük yaşlarda da teyit edilmelidir.C GRUBU (AIDS) olarak sınıflandırılır. Hastalar bu şekilde 4-8 yıl kadar idare ederler ancak immün yetmezliğin artmasına bağlı olarak semptomlar daha belirgin olmaya başlar.2. avium) • Histoplazmoz. Kilo kaybı. den büyük ve 3 aydan uzun süreli lenfadenomegalinin tespit edilmesi tablo tanısını koydurur. zona görülebilir. ateş. Akut dönemin ardından 2 ile 6 ay arasında anti-HIV pozitiflesin Bu dönemde en önemli bulgu persistan jeneralize lenfadenomegalidir. Bundan sonra uzunca bir latent dönem başlar. Asemptomatik seyirli olabildiği gibi halsizlik. kilo kaybı. mukokutanöz kandidoz. anti-p24'ün azalması tablonun kötüleştiğini gösterir. Pneumocystis carinii pnömonisi (Hastalarda en sık gelişen enfeksiyon. inguinal bölge dışında 2 veya daha fazla bölgeder 1 cm. Aşağıdaki bulgulardan herhangi birisinin görülmesi hastanın AIDS dönemine girdiğinin göstergesidir. ateş yükselmesi. p24 artması.B GRUBU (Semptomatik dönem) 3. lökopeni. lenfopeni. persistan ateş. Özofagus kandidozu. düşkünlük.

161 .• • • • • • • • • CMV ve HSV'nin persistan enfeksiyonları HIV ensefalopatisi Primer beyin lenfoması (Çocuklarda en sık gelişen tümör) Beyin toksoplazmozu (En sık gelişen protozoon en feksiyonu) (Şekil 3.33) Cryptosporidium ishali Ekstrapulmoner kriptokok enfeksiyonu (Beyin) Lenfoid interstisyel pnömoni (çocuklar) Non-hodgkin lenfomalar (homoseksüeller dışındakilerde en sık gelişen malinite) 3 CD4 TL sayısı 200/mm altına düşünce hangi klinik olursa olsun hasta AIDS dir.

Hastaya önceden kullanılmış revers transkriptaz inhibitörlerine karşı direnç gelişmiş ise bu ilaçlar ile kombine edilir.Kaposi sarkomunda AZT ile interferon alfa kombinasyonu mRNA inhibisyonunu önlemek amacıyla kullanılır. 3. Tedavi ve Korunma Tedavi stratejisinde birkaç faktör göz önüne alınır. lamivudin. bunların tanısında mutlaka PCR'dan yararlanılmalıdır. Ancak bu yöntem çok özel merkezlerde uygulanmaktadır. 4. 2.Antiretroviral tedavi : Revers transkriptaz ve viral proteaz inhibitörleri kullanılır. ddC. Viral yükün azaltılması hedeflenir. İnfekte hücrelerin içinde HIV DNA'sının PCR yöntemi ile gösterilmesi çok duyarlı ve spesifik bir tekniktir. CD4T lenfosit sayısının 500/mm3 ten az olması ilaç kullanma endikasyonudur. 1. foskarnet revers transkriptaza karşı kullanılır. Bunlar. ancak bugün için aşısı yoktur. ddl. HIV klinik örneklerden hücre kültürleri aracılığı ile üretilebilmektedir. AZT. Kemik iliğinde depresyon yapar.İndinavir.Fırsatçı enfeksiyonların tedavisi Korunma amacıyla aşı çalışmaları devam etmektedir. Ortalama olarak ilk iki ay içinde antikor negatif kalabilir. Yalancı pozitif sonuçların görülmesi nedeniyle bu sonuçlar Westem Blot testi ile doğrulanmalıdır.Laboratuvar Tanı HIV tanısı öncelikle ELISA testi ile antikorların gösterilmesi ile konulur. 162 . ddA. Dirençli olgularda lamivudin ile kombine edilir. sakunavir ve ritonavir viral proteaz inhibitörüdür. Bazı kişilerde antikor gelişmemektedir. Böyle hastalarda p24 antijen yakalama testleri kullanılabilir.

Sert keneler ile yayıldığı için hastalık bunların bulunduğu yerlerde sık görülür. Hastalık ilk olarak 1944 yılında Kırım'da tespit edilmiş ve Kırım hemorajik ateş adını almıştır. 2001 yılında Afrika. sporadik olgular ve bazen salgınlar da yapar. 1) Öksürük ve aksırığı olanların ağız ve burunlarının maske ile kapatılması 2) Solunum sekresyonları bulaşmış eşya ve dokuların dezenfeksiyonu 3) Kontamine obje veya respiratuvar sekresyonlar ile temas etmişlerin el hijyenine dikkat etmesi gerekir. 1956'da Kongo'da bir hastadan virüsün izole edilmesi üzerine ismi iki ülkeyi'de içine alacak şekilde Kırım Kongo hemorajik ateş olarak değiştirilmiştir.flusitozin Profilaksi Trimetoprim sulfometoksazol Klotrimazol Asiklovir Gansiklovir Trimetoprim sulfometoksazol Klaritromisin (rifabutin) Flukonazol DİĞER VİRÜSLER Sars Ciddi akut respiratory sendrom (SARS) ilk olarak dünya gündemini Şubat 2003 tarihinde Çin'deki 305 olgu ile işgal etmiştir. 1) Hastaların çoğunda radyografik pnömoni bulguları tespit edilmiştir. Bunu takiben dünyanın çeşitli bölgelerinden 29 ülkeden 8000 üzerinde olgu ve 780 ölüm bildirilmiştir. 3) Olguların hemen hepsinin SARS salgınının görüldüğü bölgeler ile ilişkisi vardır. Fatalite oranı ortalama %10'dur. Olguların çoğunda lenfopeni görülmektedir. Hayvan infeksiyonları insanlarda daha fazla görülür.Tablo 3. Klinik bulgular İnkübasyon periyodu 2-10 gündür. Hızla yayılan mortalitesi ve morbiditesi yüksek olan bu hastalığa karşı nasıl bir tedavi uygulanacağını kimse bilmemektedir. Hastane infeksiyonları şeklinde de görülebilir. Flukonazol. 2003 salgını sonucunda üç önemli çıkarım elde edilmiştir. Cezayir. günlerinde radyografik olarakta tespit edilebilen pnömoni gelişmektedir. iran. kontaminasyon riskine karşı başka kliniklerde tutulmamalıdır. Amfoterisin B Asiklovir Gansiklovir Sulfodiyazin + Primetamin Klaritromisin + Rifabutin + Etambutol Amfoterisin B + . avium kompleksi Cryptococcus neoformans İlaç Trimetoprim sulfometoksazol Pentamidin Nistatin. Bunun dışında Kosova. İnsan insan bulaşması dışında Güney Çin'de iki olguda laboratuar bulaşıda gerçekleşmiştir. Avrupa. Özellikle zoonozdur. SARS tespit edilen hastalar bakanlığın genelgesi üzerine donanımlı hastanelere nakledilmeli. Kırım Kongo Hemorajik Ateşi Virüsü Kırım-Kongo hemorajik ateş etkeni virüs (CCHF) bir çeşit ateşli döküntülü hastalık yapar. Dünya Sağlık Örgütünün yoğun çabaları sonucunda genel infeksiyon kontrol önlemleri uygulanarak. Hastalar Sağlık Bakanlığı'nda bu konuda oluşturulmuş özel birimlere bildirilmelidir.15 AlDSte fırsatçı ınfeksıyonların tedavisi Fırsatçı Patojen Pneumocystis carinii Candida HSV ve VZV CMV Toxoplasma gondii M. 163 . Üst solunum yolu enfeksiyonu olmaksızın 2-7 gün içinde kuru öksürük ve solunum sıkıntısı erken sistemik semptomlarıdır. Hastalığın 7-10. 2) Hastaların çoğu ciddi olgulardır ve hospitalizasyon gerekmektedir. Asya'daki çeşitli ülkelerde endemik olgular gösterilmiştir. ancak 60 yaşın üzerinde bu oran %50'nin üzerine çıkmaktadır. Pakistan ve Güney Afrika'da salgınlar yapmıştır. Korunma Hasta insanların solunum sekresyonlarının kontaminasyonunu önlemek amacıyla. İnsanlarda ciddi hastalık ve yüksek mortaliteye sahiptir. hastalığın önüne geçilmiştir. Yapılan çalışmalarda coronavirüslere bağlı insan-insan bulaşmasının önemli olduğu SARS hastalığı tanımlanmıştır.

şok ve DİC bu tabloyu takip edebilir. ateş. Nadir ancak fatal seyirli ensefalit etkenidir. Hastaların çıkartı ve kanları ile temas etmemek bilinen en önemli korunma yöntemidir. Ağır seyirlidirler. halsizlik. Subkutan yapılan aşı yapıldıktan 10 gün sonra korumaya başlar. Endemik bölgelere gideceklere aşısı yapılır. Tedavi ve korunması yoktur. Renal sendromlu hemorajik ateş etkenidir. Sarı Humma Virüsü(FLAVIVIRIDAE) Aedes sivrisineklerince bulaştırılır. kusma ve diyare ile karakterize hastalık yapar. Salgın sırasında gebelere uygulanabilen tek canlı aşıdır. Dört aydan küçük çocuklar için de kontrendikedir. Yüksek otların bulunduğu yerlerde hastalık daha sık görülür. Bufissür tarzında ödem massif proteinüri.CCHF Virus Virüs Bunyavirüs ailesinin beş alt grubundan olan Nairovirüs grubundandır. Maymunlar infektedir ancak rezervuar olarak Antiviral tedavisi yoktur. akut böbrek yetersizliği. Dikkat edilecek konu kolera aşısı ile birlikte yapılmamalıdır. Rezervuar ve Vektörleri Hem vahşi hem de evcil hayvanları infekte edebilir. başağrısı. Ateş. Bu virüs ile mortalite oranı %100'e kadar çıkabilir. Kore hemorajik ateşi etkeni Hantaan virüsün bir prototipidir. Uygun şartlarda PCR testi uygulanabilir. yaygın vücut ve baş ağrısı. Birçok kuş infeksiyona karşı dirençlidir. Maymun bakıcılarında ve hücre kültürleri ile çalışanlarda görülür. Nairovirüslerin 32 alt grubuda keneler ile bulaşır. İnsanlara bu hayvanların çıkartılarından direkt temas ile de bulaşabilir Klinik Bulgular Kırsal kesimde yaşayan veya son bir ay içinde kırsal kesime seyahat öyküsü. Ebola Virüs Zairedeki bir nehirden adını alan virüs hemorajik ateş etkenidir. Bunların içinden CCHF en önemli insan patojenidir. Hayvanlar arasında Hyalomma sert keneleri ile bulaşır. HSV-1 ile antijenik olarak çarpraz reaksiyon göstermesine rağmen. Gelişen immunkompleksler renal harabiyet ve kapiller permeabilite artışına sebep olur. Bulaşma hastaların kan veya sekresyonları ile temas sonrasında (hastane bulaşı) gerçekleşir. bulantı. üşüme titreme. HSV-1'e karşı gelişen antikorlar herpes B virüsü etkilemez. Özellikle büyükbaş hayvanlar risklidir. Hantavirüs Bunyaviridae ailesindendir. ne olduğu bilinmemektedir. 164 . Tanı Tanı ELISA yöntemi ile yüksek IgM ve IgG antikorlarının gösterilmesi ile yapılır. Ardından GİS kanaması görülür. 10 yıl süresince koruyucudur. kırgınlık. hipovolemi pulmoner ödem ve multisistem organ yetersizliği belirtileri ile hemorajiler oluşur. Farelerin idrarları ile veya aerosol yolu ile bulaşır. Afrika ülkelerinde kırsal kesimde yaşayanlarda görülür. Herpes B Virüs Maymun B virüsüdür. Marburg Virüs ve Lassa Fever Virüs Ebola virüs gibi hemorajik ateş etkenleridir. Hastalığı karaciğer ve böbrekleri tutar. kas ve karaciğer enzim yüksekliği klinik bulgularını oluşturur. Virüsün doğal kaynağının düşünülmemektedir. lökopeni ve trombositopeni. Viremiden sonra antikor yanıtı gelişir.

büyük bölümü asemptomatik geçer. İnsandan insana bulaşmaz. Menenjitli olgularda beyin omurilik sıvısında lenfosit sayısının 2000 mm3 den fazla olması tipik bir bulgudur. Nadiren solunum sistemi yoluyla da bulaşabilir. Parazitoloji • Protozoonlar • Ürogenital Parazitler • Kan ve Doku Parazitleri • Diğer Protozoonlar • Diğer Cestodlar • Trematodlar • İntestinal Nematodlar • Doku Nematodları • İnsanda Lavraları Hastalık Yapan Nematodlar 165 . Fare idrarının ev eşyalarına veya yiyeceklere bulaşması sonucunda direkt temas ile bulaşır. ciddi olgularda menenjit tablosu vardır. Bir bölümünde merkezi sinir sistemi tutulumu belirtileri görülür. Genelde hafif seyirli hastalıktır.Lenfositik Koriyomenenjit (LCM) Arenaviridae ailesindendir.

İçerdikleri histolitik 166 . dispar ancak ileri laboratuar yöntemler ile E. Katepsin. kollajenaz nöraminidaz gibi proteolitik enzimleri aracılığı ile kolon mukozasına penetre olurlar. Ara konağı yoktur. homoseksüellerde ve kötü yaşam koşullarındakilerde enfeksiyona yakalanma oranı yüksektir. Yapılan çalışmalarda zimodem enzimi taşıyan kistlerin bulaştırmadan sorumlu olduğu bulunmuştur. Özellikle endemik bölgelere seyahat edenlerde. Kist ve trofozoit olmak üzere iki formu vardır. Genellikle asemptomatiktir ve kolit yapmaz. ileri ülkelerde bu oran %4'lere düşmektedir. histolytica'dan ayrılabilir. Medikal önemi olan protozoonlar kendi içinde Sarcodina (amipler). Aside dirençli olan ve böylece mideyi rahatlıkla geçebilen kistler kolona ulaşır ve trofozoit haline geçer. Patogenez ve Epidemiyoloji Dünya nüfusunun yaklaşık %10'u Entamoeba histolytica taşıyıcısıdır. Protozoonlar İNTESTİNAL VE ÜROGENİTAL PARAZİTLER İNTESTİNAL PARAZİTLER ENTAMOEBA HISTOLYTICA Hastalık Dünyada çok bulunan Entamoeba türlerinden çok azı insanlarda hastalık yapar. Entamoeba histolytica amipli dizanteri ve amebiyazis etkenidir. Platihelmintler de kendi içlerinde trematodlar ve sestodlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bulaşmadan kistler sorumludur.BÖLÜM 4: PARAZİTOLOJİ PROTOZOONLAR Parazitler başlıca tek hücreliler (protozoonlar) ve çok hücreliler (helmintler) olarak ikiye ayrılırlar.1). E. helmintler ise platihelmintler (düz helmintler) ve nemathelmintler (yuvarlak helmintler) olarak ikiye ayrılır. Önemli Bilgiler Barsakta saptanması kesin olarak patolojiktir. Sporozoa (Sporozoonlar). Kistleri taşıyan yiyecek veya suların oral alınması ile bulaşır (Şekil 4. Mastigophora (Silialılar) ve Ciliata (siliatlar) olmak üzere dörde. enfeksiyonun göstergesi trofozoitlerdir.

Yüksek ateş. Bu tabloya genellikle karaciğer apsesi. kilo kaybı ve dispeptik yakınmalar ile kronik inflamatuvar barsak hastalıklarına benzer bir tablo çizer. Jöle görünümünde berrak parlak kırmızı renkte dışkı görünümü vardır. periton irritasyon bulguları ve hipotansiyon vardır. Semptomatik enfeksiyon: Gastroenterit şeklinde seyreder Amipli dizanteri: inkübasyon döneminin ardından gelişen kanlı mukuslu. Nadiren sarılık görülür. Fulminan amebik kolit: immün sistemi yetmezliği olanlarda nadir görülen. şiddetli karın ağrısı. Genellikle çekum veya inen kolonda görülen kronik lokalize amip enfeksiyonudur. Megakolon 5. Dışkıda kan mukus vardır ancak püy yoktur. Genellikle görüntüleme yöntemleri ile malign lezyonlar ile karıştırılır. Asemptomatik %90 2. Perforasyon Hepatik 1. Bir yaşından küçük çocuklarda ekstraintestinal yayılım daha sık görülür.1 Amebiyazis'de klinik bulgular İntestinal Sık gelişen 1. Mental değişiklikler. Ağrılı ülserler ile karakterize genitoüriner hastalık Ekstrahepatik 1. Hepatobronşiyal fistül gelişen hastaların balgamında amip tespit edilebilir. Ameboma: Kolon halka şeklinde daralmıştır. 167 . Ameboma 4. Tedavi edilmeyen bu olgularda relaps ve reinfeksiyonlar sık görülür. ayırıcı tanıda biyopsi faydalıdır. karın ağrısı ve çoğunlukla sağ omuz ağrısı görülür. kolon nekrozu ve perforasyonu eşlik eder. Genellikle akciğere. Mikroskobik incelemede bol eritrosit ile amip kist ve trofozoitleri görülür. Genellikle asemptomatiktir. Karaciğer amip apseleri daha sıklıkla sağ lobda meydana gelir. Kanlı mukuslu ishal 3. Hastalara kortizon başlanmadan veya cerrahi müdahale öncesi klinik tablonun düzgün değerlendirilmesi gerekir. Klinik Bulgular (Tablo 4. Hastada öksürük ve sağ akciğer tabanında railer bulunabilir. Amebik ampiyem materyali plevral aralığı rüptüre olursa mortalite oranı artar. Ekstraintestinal Amebiyazis Karaciğer amip apsesi: Genelde asemptomatik enfeksiyonu olanlarda görülür. Kuvvet kaybı 4. kanlı-mukuslu ve şiddetli diyare. Tedavisi cerrahi yaklaşımla yapılır. Ülseratif kolit benzeri bir tablo ortaya koyar. konjestif kalp yetmezliği ve tamponad ile karakterize perikardit 2. mortalite oranı yüksektir.enzimleri ile de nötrofilleri lizise uğratır. lökositoz. tedavide total kolektomi uygulamak gerekebilir. Abdominal ağrı ile karakterize peritonit Kronik nondizanterik sendrom: Hecmelerle seyreden mukuslu diyare.1) İntestinal Amebiyazis Asemptomatik enfeksiyon: Bulaştırıcılıkta önemlidir. ancak ağrılı da olabilir. bulaşma gerçekleşen %90 kadar olguda bu form gelişir. fokal nörolojik bulgular ile karakterize ensefalit 3. Yüksek ateş. Ortalama %1 olguda gelişir. Tablo 4. Abdominal ağrı Nadir gelişen 1. genelde ateşsiz toksik tablonun eşlik ettiği klinik şeklidir. ikinci olarak peritona yayılım olur. Submukozaya kadar ilerleyen kolon eksenine paralel dar ağızlı şişe tarzında ülserler gelişir. Volüm kaybı 3. göğüs ağrısı. Ateş 2. Öksürük ve göğüs ağrısı ile karakterize plörezi 2. Sağ üst kadranda ağrı. Pulmoner hastalık 1. Akciğer amebiyazisi: Komşuluk yoluyla geçmesi nedeniyle çoğunlukla karaciğer amip apsesine sekonderdir. Ateş. Portal ven aracılığı ile karaciğerde amip apseleri gelişebilir. Abse gelişimi erkeklerde 9 kat daha fazladır. sağ omuz ağrısı veya her ikisi birden 2. Hastalar sadece kistleri taşırlar klinik şikayetleri yoktur. Diyare 2. Olguların %50'sinde hepatomegali vardır. ilk iki haftada ateş 3. fatal seyirli enfeksiyonudur. Ülserler bazen peritonit yapabilir. Mortalite oranı %50'lerdedir. Toksik megakolon : Uzun süreli kortizon kullananlarda görülür. Dışkıda amip her zaman tespit edilmeyebilir. Diyare olguların yaklaşık 1/3'ünde tespit edilmiştir. Bu nedenle basilli dizanteriye göre dışkıda az lökosit bulunur. Hepatomegali 1.

Bu özelliği normal florada bulunabilen E. cerrahi tedavi sona bırakılmalıdır. Cerrahi tedavi beyin apsesinde endikedir. Dışkıda fazlaca Charcot Leyden kristali görülebilir. tamponad ve şok ortaya çıkabilir. Serebral amebiyazis: Ani başlar. ilerleyici konjestif kalp yetersizliği. Direkt mikroskopi yanında metilen-mavisi ve lugol ile de boyama yapılmalıdır. İnvazyon yapmış kolon hastalığında trofozoitlerin içinde eritrositlerin görülmesi önemlidir. Serolojik testler karaciğer amip apsesi veya invazyon yapmış kolon hastalığında ve doku amebiyazisinde kullanılır. Olguların ortalama %2-7'sinde görülür. göğüs ağrısı. Kültür yöntemleri deneysel çalışmalarda kullanılır. Laboratuvar Bulgular Dışkının mikroskobik incelemesinde amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanıyı koydurtturur (Şekil 4. Tedavi Amipli dizanteri ve karaciğer apsesi 10 günlük metronidazol veya tinidazol ile tedavi edilir.Peritoneal amebiyazis: Karaciğer amip apselerinin ikinci büyük komplikasyonudur. coli trofozoitlerinden ayırt edici özelliğidir. Abse sıvısında amip nadiren gösterilebilirken. Genelikle karaciğer sol lobunun rüptürü sonucunda gelişir. Bol akıntılı ağrılı ülserler ile karakterizedir. Boyamalarda kistler aranır. Mental değişiklikler ve fokal nörolojik bulgular ile seyreder. duvarda boldur. IFAT veya ELISA testleri ile aranır. Drene edilmelidir. Endoskopi ile ülser tabanından örnek alınması daha kesin tanı koydurucudur. Kistleri 4 nükleusludur.2). E. Ürogenital amebiyazis: Renal enfeksiyon direkt karaciğerden veya kan ya da lenfatik yayılım ile gelişebilir. Peritonitte önce tıbbi tedavi uygulanmalı. rutinde kullanılmaz Karaciğer absesinde AST ve ALT ile alkalen fosfataz seviyeleri yükselir. Barsak dışı amebiyazis olgularında görüntüleme yöntemleri uygulanabilir. Çoğunlukla genital lezyonlar karaciğer veya kolon hastalıklarının fistülü sonucunda gelişir. Trofozoitler süratli parçalandıkları için dışkı alındıktan sonra 20 dakika içinde bakılmalıdır. Perikardial amebiyazis: Karaciğer amip apsesinin nadir ancak ciddi komplikasyonudur. Anti-amip antikorlar IHA. Ateş. hızlı ve fatal seyreder. 168 . histolytica trofozoitleri eritrosit içerir. Perkütan drenaj da uygulanabilir. Karaciğer amip apsesinin tedavisi tıbbidir.

Giardia intestinalis veya Giardia duodenalis olarak da bilinir. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 1-4 haftadır. GİS'in başka bölgelerinde bulunmaz ve invazyon yapmaz. Olguların yarısı asemptomatiktir. Bulaşma kistlerin dışkı ile kirlenmiş yiyecekler ile alınması. Kolona ilerleyen trofozoitler kist halini alır. böylece çoğunlukla dışkı mikroskobisinde sadece kistleri görülür. Trofozoitlerinin iki nükleusu ve iki adet emici diski bulunur ve armut şeklindedir. ara konağı yoktur. Giardiasis kliniği Duodenuma yerleştikleri için yağ emilimi bozulur.Giardia Giardiasis etkenidir. 169 . kistleri klorlamaya ve mide asiditesine dayanıklıdır. Gelişmekte olan ülkelerde 10 yaş altı çocukların %15-20'sinde görülür. Önemli Bilgiler Bulaşmadan kistler sorumludur.2). Olguların %30-50'si kronik giardiasise dönüşür. D. K gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimi bozulur. Zoomastigophorea sınıfından flagellalı enterik protozoondur. lamblia kistleri soğuk sularda bulunur. G.3). A. E. Uzun süreli enfeksiyonlarında vitamin eksiklikleri görülebilir. Safra kesesinde kronik forma dönüşür. Trofozoitler duodenumdaki intestinal villuslara yapışır. 10 adet kist bile enfeksiyonun gelişmesi için yeterlidir. infekte eller veya homoseksüellerde oral-anal yolla olur (Şekil 4. Retrograt yolla kolesistit ve pankreatit yapabilir. sağ hipokondrium ağrısı ve yağlı dışkılarına görülür. Giardia lamblia. Hem akut hem de kronik enfeksiyon yapar (Tablo 4.

Dışkıda amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanı koydurucudur. 170 . Histolytica'daki gibi trofozoit aranmaz. Safra kesesi portörlerinin belirlenmesi için nadir kullanılan daha invazif yöntemler olan safra tubajı veya ip testi yapılabilir. Laboratuvar Bulgular Hastalara 3 gün içinde birbirini izleyen dışkı mikroskopisi yapılmalıdır. sadece kistlerin gösterilmesi ile tanı konulabilir.Tablo 4. Tanı için E.2 Giardia enfeksiyonları Akut Daha sık karşılaşılan • Diyare • Karın ağrıları • Psikolojik bozukluklar Kronik • Diyare • Birbirini takip eden konstipasyon ve diyare atakları • Yemekten sonra abdominal ağrı • Malaise • Psikolojik bozukluklar Daha nadir görülenler • Bulantı • Kilo kaybı • Kusma • Ürtiker • Malabsorbsiyon • Makrositer anemi • Laktoz intoleransı • Kilo kaybı • Baş ağrısı İntestinal divertikülü veya IgA yetersizliği olanlarda inatçı enfeksiyonlar yapar.

yağ . Merontlar merozoite ilerleyerek lümene salınır. Uzun süreli hastalıkta. yan yana 4 muz halinde görünen hareketli sporozoitler serbestleşir. 10 gün tedavi edilmelidir (Tablo 4. Sulu. nemli ortamlar veya yüzey sularda uzun süre canlılığını korurlar. bir vakuol içine alınırlar. mukuslu. kolesistit ve solunum sistemi semptomları da bulunabilir. Gelişmiş ülkelerde %1-3.3). yüksek ateş ve enfeksiyon belirtileri görülür. kanlı ve pürülan görünümlü diyare.Tedavi ve Korunma Tedavide metronidazol veya kinakrin hidroklorid kullanılır. Ookistlerin bir kısmı dışarı atılırken. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde genellikle eritrosit ve lökosit görülmez. Tablo 4.4). Önemli Bilgiler AlDS'li hastalarda gelişen ishallerde ilk akla gelecek etkendir. Vakuol içinde üreyen parazitler merontlara dönüşür. Malabsorbsiyon. 171 . Fekal oral yoldan alınan kistler sindirim enzimleri ile açılır. İntestinal epitel hücreler yapışan sporozoitler sitoplazma dışında. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon geliştirebilmek için 132 ookist yeterlidir. Endemik bölgelerde sular kaynatılmalı veya filtre edilmelidir. Ookistler soğuk. fakat mukus vardır. Profilaktik ilaç veya aşısı yoktur. Bazı merozoitler gametositlere değişir. intrasellüler ancak ekstrasitoplazmik yerleşirler. B12 vitamin emilimi bozulur. Hücresel immün sistemi yetmezliği olanlarda fulminan diyare ile ölüme kadar giden ağır bir klinik tablo gelişebilir. Klinik Bulgular Enterik kriptosporidyoz en sık görülen klinik tablodur.4).3 Gıardıasıs tedavisi Yetişkin İlk seçim Metronidazol veya Tinidazol veya Kinakrin İkinci seçim Furazolidon veya Paromomisin Çocuklar Metronidazol Veya Furazolidon likid Gebeler Mümkünse tedavi doğum sonrasına bırakılır Metronidazol ilk trimestrden sonra kullanılabilir Paromomisin'de denenebilir. bunların bir kısmı tekrar başka hücrelere invaze olarak enfeksiyon odaklarını geliştirirler. Lökositoz ve eozinofili nadirdir. İmmün yetersizliği olan hastalarda kolesistit veya solunum yolu infeksiyonları görülebilir (Tablo 4. inkübasyon süresi 5-7 gündür. Parazit ookistlerin içindeki sporozoitlerin oral yoldan alındığı tek bir canlıda evrimini tamamlar (Şekil 4. gelişmekte olanlarda ise %5-10 dışkıda Cryptosporidium gösterilebilir. bazıları barsağın ilerleyen bölümlerinde yeni enfeksiyon odakları meydana getirirler. ve bunlardan ookistler oluşur. Cryptosporidium Hastalık Cryptosporidiosis etkenidir. Enfeksiyon AIDS hastalarında ve immün sistemi gelişmemiş 2 yaşından küçük çocuklarda görülür.

5). Yüksek bilirubin 1.4 Cryptosoporidiosis sendromu Enterik Sık görülen 1. Baş ağrısı 4. Abdominal ağrı 3. Bulantı 4. Sulu diyare 2. Sağ üst kadran ağrısı 3. Dispne 4. Malabsorbsiyon Kolesistit 1. Diyare 2. makrolidler tedavide kullanılabilir (Tablo 4. Sinüzit 2.5 Cryptosporidium tedavisinde seçenekler Yetişkin İlk seçim İkinci seçim Paromomisin Azitromisin Çocuk Paromomisin - 172 . Ookistler dışkının modifiye ARB boyanması ile gösterilebilir. Ateş 4. ikincide %100'dür. Kilo kaybı 2. AIDS hastalarında 2. Kotrimaksazol. daraprim. Yüksek alkalen fosfataz 1. Kusma 5. Tablo 4. Tanı için dört dışkı örneğinin incelenmesi tavsiye edilir. Tedavide etkili bir ilaç yoktur. Öksürük 3. Dışkı %10 formalin ile tespit edilmelidir. parvum'un gösterilmesidir.Asıl tanı yöntemi dışkıda C. immünyetmezlik durumları 2. Ciddi immün yetersizliği olanlarda tedavi güçtür. AlDS'li hastalarda birinci örnekte tanı koyma olasılığı %96. Laringotrakeobronşit Solunum sistemi 1. Tedavi ve Korunma Tedavi için hastanın immün sisteminin düzeltilmesi gerekir. Ateş Nadir görülen 1. Bulantı/kusma 5. paramomisin. Duodenal veya solunum sistemi aspirasyonu ile de elde edilen materyalde ARB pozitif ookistler benzer yöntemler ile gösterilebilir. Hırıltılı solunum Tablo 4. Miyalji 3.

173 .

Domuz dışkısında bulunur. İnsanlara bulaşması domuz dışkısı ile kirlenmiş yiyecekler aracılığı ile olur. Gözle bile görülebilecek büyüklüktedir. kistleri yoktur Bulaşma Enterobius vermicularis gibi helmintlerin yumurtaları ile olur. silialıdır ve sitostom denilen ağız benzeri yapıları vardır. Ara konağı yoktur (Şekil 5).Balantidium coli Amipli dizanteri etkenlerindendir. Trofozoitleri bulunur.6). 174 . Tedavisi tetrasiklin ile yapılır. Dientamoeba fragilis Flajellalıdır. Nadir ishal etkenidir (Şekil 4. Metronidazol de kullanılabilir.

Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanılması bulaşmayı önler. kistleri bulunmaz. kötü kokulu.7). Sadece cinsel temas ile değil. Patogenez ve Epidemiyoloji Kadınların vajeninde veya erkek uretrası ile prostat sıvılarında bulunur. 175 . Ondüle membranı 2/3'ünü kaplar. Sadece trofozoitleri vardır. Vajenin pH'ının düşük tutulması yardımcıdır. Tedavi Primer ilacı metronidazoldür. Klinik Bulgular Kadınlarda genellikle sulu. Cinsel ortaklar beraber tedavi edilmelidir. Laboratuvar Bulgular Vajinal veya prostatik sekresyonlarda hareketli trofozoitlerin gösterilmesi ile tanı konur. yeşilimsi vajinal akıntı. kaşıntı vardır. Erkeklerde ise asemptomatik enfeksiyon görülür (Gonore'nin aksine). Nadiren üretrit ve prostatit yapabilir. trofozoit olmasına rağmen indirekt olarak klozetlerle de bulaşabilir (Şekil 4. Profilaktik ilacı ve aşısı yoktur.ÜROGENİTAL PARAZİTLER Trichomonas vaginalis Hastalık Trichomoniasis etkenidir Önemli Bilgiler Merkezi nukleusu ve önünde dört adet flagellası vardır.

Ülkemizde sadece P.KAN VE DOKU PARAZİTLERİ Plasmodium Hastalık Sıtma etkenidir. P. P. vivax. ovale. falciparum. Dişi anofelde seksüel (Sporogoni. P. vivax ve P. P. falciparum diğerlerinden daha yaygındır. Önemli Bilgiler P. İnsanları sokan dişi anofeller. eşeysiz üreme) üreme görülür. insanlarda sıtma etkeni olarak görülen parazitlerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon zinciri insan-anofel-insan şeklindedir. 176 . malana. hastanın kanındaki dişi (makrogametosit) ve erkek (mikrogametosit)'leri emerler. insanlardaki ise aseksüel (Şizogoni. eşeyli üreme). vivax görülür.

Dolaşıma geçen parazitler eritrositer şizogoni evresini başlatır. falciparum'a karşı koruyucudur • Yaşlılık • HbF. glikoprotein değişikliği • Orak hücreli anemi gibi anomalilerde plasmodium enfeksiyonları görülmez. yıllarca hipnozoit olarak karaciğerde kalabilir. Mikrogametler makrogameti döller. Ookinet mide duvarını geçerek ookist halini alır. eritrositlerin yapısal veya metabolik anormallikleri var ise doğal olarak sıtmaya karşı dirençlidirler. örneğin. İnsanları sokan sivrisinekler aracılığı ile sporozoitler bulaştırılır. Sporokist parçalanır ve içindeki sporozoitler anofelin vücut boşluğuna dağılır ve bu arada tükrük bezlerine de gelir. • Duffy kan grubu P. vivax için reseptördür • G6PD eksikliği P. tanı ancak karaciğer iğne biyopsisi ile konur (Şekil 4. makrogametositten ise bir makrogamet oluşur. 177 . vivax ve P. ovale. Hepatik merozoitler 1-2 hafta sonunda karaciğerden dolaşıma geçerler.Anofel midesinde her bir mikrogametositten 4 mikro-gamet. Bu döneme ekzoeritrositer (hepatik şizogoni) dönem denir. İyi tedavi edilmemiş olgularda nükslerden sorumludur. periferik kan örneklerinde parazit saptanamaz. P. HbS gibi anormal hemoglobin yapıları • Siyaloprotein. (Şekil 4. Kan dolaşımına geçen sporozoitler ortalama 1 saat içinde karaciğere gelir ve yüzeylerindeki circumsporozoit protein yardımıyla karaciğer parenkim hücrelerine girerler.8). Oo kist bölünerek içinde birçok sporozoit bulunan sporokistleri yapar.9). oluşan zigottan ookinet meydana gelir. Plasmodiumlar sağlam eritrositleri severler. Hipnozoiti olanlar sağlıklı insanlardır.

ovale retikülositleri • P. vivax ve P.Ayrıca eritrositlerin yaşının da önemi vardır. malana yaşlı eritrositleri 178 . • P.

P. falciparum'da 48 saat (tersiyan) sürer. P. ovale ve P. Ülkemizde sıtma yapabilen anofeller. A. Bunun tanınması için kolay yöntemler geliştirilmiştir. Bazı trofozoitler ise farklı bir evrim geçirerek makro ve mikrogametositler haline gelirler. P. Klinik Bulgular Kliniğin gelişmesinden sorumlu olan patojenik mekanizmalar şunlardır. Vivax 3. Eritrositlerin içine giren merozoitler genç trofozoitlere dönüşürler. A. falciparum Maurer (Siyah) Eritrositlerin içindeki olgun şizontun içinde de türe göre değişen sayıda eritrositer merozoit gelişir. sacharovi'dir. P. daha sonra da olgun trofozoitlere dönüşürler. falciparum ise her türlü eritrositi infekte edebilir.malaria ise 72 saat'de bir (Kuartan) eritrositleri parçalayarak nöbetleri oluşturur. vivax"a bening tersiyan. P. Oluşan bu merozoitler eritrositleri çatlatarak. superpictus. Eritrositer şizogoni dönemi P. P. 179 . ayrıca. yenilerinin infekte etmek üzere kana dökülürler. A. birden fazla nükleer materyali nedeniyle Walkman kulaklığı şeklinde. asemptomatik taşıyıcıların kan ve kan ürünleride sorumlu olabilmektedir. Bulaşmadan sadece sivrisinekler değil. falciparum olup olmaması önemlidir. Birkaç plasmodium türünün enfeksiyon yaptığı ülkelerde bunların ayrımı için boyama özelliklerinden faydalanılır. Plasmodium enfeksiyonlarında etkenin P. P. 1. sitoplazmalar da bölününce olgun şizont oluşmaktadır. falciparum'a ise malign tersiyan (subtersiyan) denir. Çekirdek bölününce genç şizont. • Ateş • Anemi • Mikrosirkülasyon bozukluklarına bağlı hipoksi • İmmünopatolojik olaylar Ateş parazitin eksojen pirojen etkisine bağlıdır. gametositleri muz şeklinde görülebilir.• P. 2. Örneğin bir eritrosit içinde birden daha çok taşlı yüzük bulunur.10). Ring formu önce. malarla Schüffner (Kahverengi) Ziemann granülleri görülür (Şekil 4. vivax. maculopennis. ameboid forma.

falciparum periferik yaymasında sadece taşlı yüzük formu ve muz şeklindeki game-tosit formları görülebilir. En sık komplikasyon bu formda görülür. Tedavi P. rulo formasyon (eritrositlerin para şeklinde dizilmesi) oluşmasını sağlarlar. Klorokin direnci olan bölgelerde ise meflokin 1 tablet / hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. İnfekte eritrositlerin parçalanması.Primakin: Hipnozoitleri ortadan kaldırmak için kullanılır. Mikrosirkülasyon bozuklukları. Hastalarda eozinofili görülmez. P. Klorokin direnci var ise meflokin veya kinin doksisiklin kombinasyonu kullanılır. İnkübasyon periyodu: Hepatik dönem ve birinci eritrositer şizogoni dönemidir. orada kaldığı sürece ve 4 hafta sonrasına kadar klorokin 2 tablet/ hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. • Anemi • Serebral malarya • Hiperpireksi • Algid Malarya • Karasu ateşi • Akut böbrek yetmezliği • Akciğer ödemi • DIC • Hipersplenizm • Tropikal splenomegali • Hipoglisemi görülebilir. ancak sadece deneysel amaçlı kullanılırlar. Kemoprofilaksi: Endemik bölgelere seyahat edeceklere bir hafta öncesinden başlayarak. periferik preparatlar ile de hangi tip olduğu tanımlanır. malaria'da 3 gün klorokin kullanılır. Hastalarda anemi en önemli bulgudur. falciparum ve P. Özellikle kan merkezlerinde serolojik yöntemler ile tanı konulabilir. Korunmada sirkumsporozoit aşılar kullanılmaktadır. Bu tıkaçlar küçük damarlarda tıkanmalara sebep olurlar. Malarya nöbetleri başlıca. tropikal splenomegaliler gelişebilir. Laboratuvar Bulgular Plasmodiumların eritrosit içeren sentetik besiyerleri vardır. rutinde kullanılmaz. P. Komplikasyonları P. 1. bazen hipersiplenizm ve pansitopeni oluşabilir. malaria'nın rozet şeklindeki merozoitlerinin görülmesi tanıda değerlidir. Klorokin direnci olmayan bölgelerde P.Klorokin: Eritrositer seri hücrelere etki eder 2. • Titreme • Ateşli kuru dönem • Terleme dönemleri olarak sınıflandırılır. falciparum ciddi klinik seyir gösterir. Tanıda periferik kandan hazırlanan kalın damla ve periferik yayma preparatları kullanılır. En ağır formu beyin damarlarının etkilenmesine bağlı olarak gelişen serebral malarya'dır. Gebelerde ve transfüzyon sonrası gelişen enfeksiyonlarda klorokin kullanılır. ülkemizde görülen tek sıtma tipidir. Endemik bölgelerde dalak çok büyüyebilir. Eritrositlerin sekestre edildiği dalak büyür. 180 .Anemi paraziteminin şiddetine bağlıdır. Ayrıca gametositler için primakin 15 mg 1x3 kullanılır. Malaria tanısını koymak için kalın damla kullanılır. Parazitler eritrositlerin yüzeyindeki negatif elektrik yükünü bozarak. dalakta eritrositlerin sekestre olması ve otoimmün mekanizmalar anemi sebebidir. vivax. Tedavide iki tip ilaç kullanılır.

çizgili kas ve sürrenallerde psödokistler oluşur. ekstraintestinal aseksüel siklus ise hem kedilerde. 181 . Enteroepitelyal seksüel siklus kedilerin ince barsaklarında gerçekleşir. 2) Enfeksiyonun gelişmesi için gebenin gestasyonal yaşın önemi vardır. hem diğer hayvanlarda (rastlantısal olarak insanlarda) gerçekleşir.12). Kronik olgularda beyin. Kandaki trofozoitlerine takizoit denir (Şekil 4. 3) Hastalığın görülmesinde toplumdaki bilinç. Subakut olgularda beyin ve göz lezyonları görülebilir. tanı ve tedavi yöntemlerinin belirlenmiş olması gerekir. toksoplazmosis etkenidir. 1) Kadın gebeliği sırasında ilk kez enfeksiyon geçirmelidir. Konjenital toksoplazmoz gelişmesi için üç önemli faktör vardır. Vücuttaki tüm dokularda ve organlarda küçük kistler oluşturur (bradizoit). Akut olgularda organ nekrozları görülebilir. İnfekte hayvanların doku kistlerinin veya parazit taşıyan hayvanların dışkılarındaki sporokistlerin oral yoldan alınması ile bulaşır (Şekil 4. Gebeliği sırasında infekte olan veya daha önceden infekte olanlarda immün yetmezlik gelişir ise parazitler fetüse transplasental olarak geçer. Barsakta açılan kistlerden takizoitler çıkar ve vücuttaki tüm hücre ve dokulara yayılır. göz. Asıl problemli klinik tablolar gebelerde oluşur. Bunlardan birincisi oral yoldan kedi dışkısınaki ookistlerin alınarak yetişkinlerde akut toksoplazmoz gelişmesi. Parazitin iki siklusu vardır. Kistlerin içindeki bradizoitler metabolizması yavaşlamış parazitlerdir.Toksoplazma Hastalık Toxoplasma gondii bir zoonozdur.13). Patogenez ve Epidemiyoloji İki önemli bulaşma yolu vardır. veya gebelerde fetusa geçerek konjenital toksoplazmoz oluşması. korunma.

akkiz gelişen olgularda ise tek taraflı koriyoretinit görülür. Bilateral koryoretinit. gondii IgM antikorları. doğal katil hücreler ve sitokinler parazit-konak ilişkisini düzenlerler. Sadece HIV enfeksiyonlular değil aynı zamanda T hücre yetmezli olan. veya 182 . HLA antijen yapısı DQ3 olan AIDS hastaları toksoplazma ensefaliti gelişmesine daha duyarlı iken. Beyinde hücresel immünite humoral olandan daha önemlidir. akciğer. intrauterin enfeksiyon gebeliğinin ikinci veya üçüncü dekadında olanlarda görülür.Klinik Bulgular Akkiz toksoplazmoz: Olguların çoğu asemptomatiktir immün sistemi normal olanlarda enfeksiyöz mononükleoz benzeri bir enfeksiyon tablosu gelişir. serebral kalsifikasyonlar (toksoplazmoz triadı) görülür. organ kesitleri ise Hematoksilen-Eozin boyası ile boyanır. Oküler toksoplazmoz: Konjenital olanda bilateral. DQ1 olanlar daha dirençlidirler. böbrek ve kemik iliği transplantlılarda da toksoplazma ensefaliti gelişme riski yüksektir. Bazen meningoensefalit. Hücresel immün yetersizliklerde gelişen toksoplazmoz: HIV ile infekte hastalarda fırsatçı enfeksiyon şeklinde görülür.12). Toksoplazmada immünite: immün sistemi sağlam olanlarda yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. immünyetersizzliği olanlarda gelişen oküler tutulumda ciddi inflamasyon ve nekroz ile karakterize akut koryoretinit gelişir. %30-50 oranında toksoplazma gelişme riski vardır. Laboratuvar Bulgular Hastaların kedi ile ilgili anamnezlerinin bulunmaması toksoplazma tanısından uzaklaştırmaz. antitoksoplazma ve antiretroviral tedavi kullanımı beyin toksoplazmozu gelişimini etkiler. bazen ciltte makülopapüler ve eritematöz döküntüler görülebilir. Hodgkin hastalığı. Konjenital toksoplazmoz: Gebeliği sırasında enfekte olan anneden çocuğa parazitin geçme olasılığı %40 kadardır. CD4 T lenfosit sayısı. 2) Bazı olgularda 5 yıl süresince IgM pozitifliği devam edebilir. posterior servikal lenfadenomegali ve hepatosplenomegali'dir. Pozitif T. Profilaksi uygulanmayan HIV pozitif kişilerde CD4 T lenfosit sayısı 100/mm3'ün altına düşerse. Klinik bulgular olanlarda serum IgG negatifliği kural olarak erken dönem bulaşmayı gösterir. Toksoplazma tanısında en önemli birinci adım hastanın parazit ile karşılaşıp kaşlılaşmadığının gösterilmesidir. hidrosefali. IgG pozitifliği belirgin olarak yüksekse ya edinsel enfeksiyonu veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunu gösterir. Granülomatöz inflamasyon nekrotizan retinite sekonder olarak gelişir. Genetik faktörlerin de etkisi vardır. 1) Yeni oluşmuş edinsel enfeksiyonu. Kültür yöntemleri uygulanabilir ancak sık kullanılmaz. Lenfadenomegali çoğunlukla posterior servikal bölgede tek ve büyük olarak bulunur ve aylar boyunca devam edebilir. Tanı etkenin gösterilmesi ile yapılır (Şekil 4. Gerçek negatif IgM olgularının en azından 6 ay önce enfeksiyon geçirdiği veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunun olmadığı ile ilişkilidir. Nadir de olsa tokosplazmik koryoretinit ve toksoplazma ensefalopatisi gelişenlerde IgG negatifliği gösterilmiştir. CD4 ve CD8 hücreler. geç dönemde geçirilen akut enfeksiyonlarda ise fetüs etkilenir. En sık görülen tablo ateş. 40 yaşından sonra nadirdir. Gebeliğin ilk üç ayında abortus olur. Vücut sıvıları Giemsa ile. Antitoksoplazma antikorlarının varlığı. kalp.

Hastanın serumu referans laboratuarında kontrol edilmelidir Ortada bir sonuç. Korunma Korunmada bulaşmadan sorumlu olan çiğ etler ve kedi dışkısındaki ookistlerin alınmasının önlenmesi için çaba gösterilmelidir. Serum örneğini referans laboratuarına gönderin Tedavi İmmün sistemi sağlam olanlarda ve lenfadenit bulgularında tedavi gerektirmez. Aktivite testlerin ile tokso IgM pozitifliği değerlenirilir. Tablo 4. Yeni bir serum alınıp çalışılmalı veya IgG için başka bir test yöntemi kullanılmalı Ortada bir sonuç. Doku kistlerinin alınmasının önlenmesi . Yeni bir serum alınıp hem IgG hem de IgM tekrar çalışılmalı Muhtemelen akut infeksiyon. Aktif koryoretinit. Tablo 4.6 Gebe kadının Toksoplazma serolojisinin anlamı (FDA'ya göre) IgG sonucu Negatif Negatif Şüpheli Şüpheli Şüpheli Pozitif Pozitif IgM sonucu Negatif Şüpheli veya pozitif Negatif Şüpheli Pozitif Negatif Şüpheli veya pozitif Yorum T.6. polyomyozit bulguları olanlar hem erişkin.3) yalancı pozitifliğin bulgularıdır (Tablo 4. miyokardit. hem de çocuklarda primetamin + sulfodiazin + folinik asit ve endikasyon var ise kortikosteroid verilir. Gebeliğin 18'inci haftasından büyük olanlarda amniyotik sıvı PCR testi pozitif ise primetamin + sulfodiazin + folinik asit immünyetmezlikli hastalara verilen dozlarda başlanabilir. Etler iyi pişirilmelidir • Tütsülenmiş etlerin yenmesinden kaçınılmalıdır Ookistlerin alınmasının önlenmesi • Meyve ve sebzeler iyi yıkanmalıdır • Kedi dışkısı ile kontamine olduğundan şüphelenilen yiyeceklerin tüketilmesinden kaçınılmalıdır 183 . gondii infeksiyonu Muhtemelen akut enfeksiyon. hem immünyetmezliği olanlar. Gebeliği sırasında akut enfeksiyon gelişenlerde amniyotik sıvıda PCR negatifleşinceye veya gebelik sonlanıncaya kadar 3g/gün spiramisin kullanılır. Sulfonamid alerjisi olanlarda sulfodiazin yerine klindamisin kullanılabilir. gondii infeksiyonu göstergesi serolojik bulgu yok Akut infeksiyon veya yalancı pozitif IgM.7). Çiğ etler ile temas edildikten sonra eller güzelce yıkanmalıdır • Çiğ etler ile temas edildikten sonra mukozalara dokunulmamalıdır • Çiğ et ile temas eden mutfak yüzeyleri güzelce temizlenmelidir . 6 aydan uzun süredir T.

Trofozoitler pulmoner epitel hücrelerin yüzeylerinde ekstrasellüler olarak ürerler (Şekil 4. Mantar kültürlerinde ürememekte ve antimikotiklere yanıt vermemektedir. Riskli hastalarda yüksek ateş ve akciğer bulguları hastalığı düşündürmelidir. Amerika'da yapılan bir çalışmada sağlıklı çocukların %70'inde antikorları tespit edilmiştir. 1988 yılında rRNA analizlerine göre mantar sınıfına (Saccharomyces cerevisiae gibi) sokulmuştur. At.13). Dünyada yaygındır. koyun ve fareler gibi bazı hayvanlarda tespit edilmesine karşın insan enfeksiyonlarında bunların öneminin ne kadar olduğu bilinmemektedir. Mitokondrial DNA ve değişik enzimler ile yapılan çalışmalar bu fikri desteklemektedir. Pneumocystis Hastalık İmmünyetmezliği olan hastalarda pnömoni etkenidir Önemli Bilgiler Pneumocystis'in sınıflandırması biraz karışıktır. Patogenez ve Epidemiyoloji Bulaşma inhalasyon yolu iledir. • Kedilere çiğ et verilmemelidir. bunlardan da trofozoitler gelişir. Enfeksiyon akciğerlerdedir. Ancak medikal olarak protozoon gibi davranmaktadır. Klinik Bulgular Çoğu insanda asemptomatik olarak normal florada bulunur. Ağır solunum yetersizliği gelişebilir.• Bahçe işlerinde çalışırken veya kedi kumu boşaltırken eldiven kullanılmalıdır • Kedi kumu atılmadan önce kaynayan suda 5 dakika bekletilmelidir. 184 . Hücresel immünyetersizlik olduğu zaman hastalık yapıcı hale geçer. Kistlerden sporozoitler. AlDS'li hastalardaki pnömonilerde ilk akla gelecek etkendir.

T. alternatif olarak pentamidin kullanılır. serolojik testlerinin olmadığı. kültür yöntemlerinin etkili olmadığı unutulmamalıdır. Tedavi Tedavide trimetoprim-sulfametaksazol. ancak AIDS gibi immünyetmezliği olanlarda pozitifliği anlamlıdır. 185 . gambiense ise Afrika uyku hastalığı etkenidir. Trypanosoma Medikal önemi olan üç Trypanosoma vardır. kemiriciler doğal rezervuarlarıdır. cruzi Chagas. Önemli Bilgiler Kediler. Latin Amerika ülkelerinin hastalığıdır. Balgamda. Trypanosoma cruzi Hastalık Chagas (Amerikan tripanosomiyazisi) hastalığı etkenidir.Laboratuvar Bulgular Akciğer filminde hilustan yayılan infiltrasyon ve akciğerde buzlu cam manzarası görülür. Trypanosomalar insanda ve vektörlerde morfolojik ve fizyolojik olarak farklılıklar gösterirler. AIDS'li hastalarda bu ilaçlar profilaktik olarak kullanılır. bronkoalveoler lavaj sıvısı veya akciğer endoskopik biyopsi örneklerinde Giemsa boyaması ile kist ve trofozoitler görülebilir. Fluoresans antikor boyama yöntemleri de kullanılabilir. Organizmanın Gram ile iyi boyanmadığı. İmmün sistemi sağlan olanlarda normal flora kabul edilebilir. T. köpekler. rhodesiense ve T.

hepatosplenomegali.15). Kongenital chagas hastalığı hepatosplenomegali. Klinik Bulgular Chagas hastalığının klinik bulguları akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır.14). 186 . olguların önemli bölümünde reaktivasyona bağlı serebral abseler görülebilir. Birkaç hafta veya ay sonra hastalar kronik döneme girerler.Patogenez ve Epidemiyoloji Trypanosoma cruzi'nin tahtakurusu (reduviid bug) veya kene dışkısı ile kontamine ellerle gözlerin kaşınması veya bütünlüğü bozulmuş deri yolu ile bulaşır (Şekil 4. Akut enfeksiyonda deride eritematöz lezyonlar (chagoma). Ancak unutulmamalıdır ki kongenital Chagas ortalama 2/3'ü asemptomatiktir. geçici deri döküntüleri. HIV pozitif hastalarda fatal seyirlidir. periorbital ödem ile karakterize Romana işareti (Şekil 4. Laboratuvar Bulgular Kalın damla veya yayma preparatlarda etken aranır. malarya. ateş. Chagas hastalığında %40 oranında ani ölüm görülür. yüz ve ekstremitelerde ödem gelişir. lenfadenopati. insanlarda ise kamçısız amastigot formundadır. Kana geçen parazitler başlıca monositler. Kardiak hastalığın tipik bulguları biventriküler hipertrofi ve aritmilerdir. Sifiliz. En sık kulanılan yöntem ELISA testleridir. periferik nöronlar ve merkezi sinir sistemini infekte ederler. sepsis. Ölüm konjestif kalp yetersizliği veya aritmilere bağlıdır. myokardit ve hepatit ile karakterizedir. hematojen chagomalar denilen ağrılı subkutan nodüller. Rutin kullanıma girmemesine rağmen PCR testi kullanılabilir. Vektörlerde kamçılı tripamostigot. Gastrointestinal sistemde otonom ganglionlar harap olur ve megaözofagus ile megakolon görülür. laysmayoz ve diğer parazitler ile çarpraz reaksiyon göstermesi nedeniyle yalancı pozitiflik sık görülür. Kronik dönemin önemli bulguları kardiak ve gastrointestinal sistemi ilgilendirenleridir.

Bu ilaç tripomastigotları kan içinde öldürebilir ancak doku içindeki amastigotlara çok etkili değildir (Tablo 4. Hastalığın kliniğinde üç dönem vardır. T. Kronik klinik tablolarda tedavinin etkinliği yoktur. insanlarda hastalık yapanlar T. Tablo 4. Deriden bulaşmanın ardından hastanın immün sisteminin gücüne bağlı olarak kana ve lenf dolaşımına. Önemli Bilgiler Birçok etkeni hayvanları infekte eder ancak.Şüpheli serumlar referans laboratuarlarına gönderilmelidir. oradan da beyine geçer. rhodesiense sadece insan değil aynı zamanda evcil hayvanlar ve vahşi hayvanlarda da enfeksiyon etkenidir.8 Chagas hastalığının tedavisi Yetişkin İlk seçenek Nifurtimoks Günde 4 defa 8-10 mg/kg/gû'n 120 gün Alternatif Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Pediatrik Nifortimoks Günde 4 defa 15 mg/kg/gün 120 gün Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Trypanosoma gambiense ve rhodesiense Hastalık Afrika uyku hastalığı etkenidir. Çeçe sineği en önemli vektörüdür. brucei rhodesiense'dir. Tedavi Akut olgularda seçilecek primer ilaç nifurtimokstur. brucei gambiense ve T.8). 187 . Ancak insandan insana bulaşma da gösterilmiştir.

Korunmada Çeçe sinekleri ile mücadele edilmelidir. Tedavi parazitin başlıca enzimi olan ornitin dekarboksilazı inhibe eden Eflornitin kullanılır. koroid pleksus ve subaraknoid aralığa yayılarak meningoensefalit gelişimi. Tanı kanda direkt mikroskopi ile hareketli parazitlerin görülmesi ile veya periferik yayma preparatın Giemsa veya Wright yöntemi ile boyanması ile konulur (Şekil 4. tropica 3. rhodesiense'de ise birkaç ay içinde ölümle sonuçlanan daha akut bir enfeksiyon tablosu görülür. Korunma amacıyla kemoprofilaksi uygulanamaz ve immunoprofilaksiler etkili değildir. 3. T. Klinik gidiş T. Suraminde tedavide etkilidir. 188 .Başlangıçta enfeksiyon alanı olan deride üç hafta kadar süren şankrlar görülür.Kanla veya lenf yoluyla yayılma dönemi. Pentamidin alternatif ilaç olarak kullanılabilir. Leishmania donovani Hastalık Kala azar (visseral leishmaniasis) etkenidir. Parazitemi olgularında BOS'ta kontrol edilmelidir. Erken ve geç dönem MSS infeksiyonlarında etkilidir. T. Relaps olgularında aynı tedavi uygulanır. Örnekler ateşli dönemlerde alınmalıdır. gambiense'de ise sık sık tanı yöntemleri tekrarlanmalıdır. Visseral Leishmaniasis (Kalaazar): L.16). brasiliensis Leishmaniasis tatarcıkların (phlebotom) vektörlük yaptığı ve memelilerin rezervuar olduğu bir zoonozdur.Uyku hastalığı dönemi. 2. Leishmania Başlıca üç tip hastalık yaparlar 1. donovani 2. Kutanöz Leishmaniasis (Şark çıbanı): L. Mukokutanöz Leishmaniasis: L. T. Uyku hastalığında relapslar uygun tedaviye rağmen sık görülür. gambiense'de kronik enfeksiyon şeklinde iken. rhodesiense'de daha fazla parazit bulunması nedeniyle tanı daha kolaydır. Organizma şankr veya kemik iliğinin aspirasyonu ile de gösterilebilir.1.

Bu durum sekonder enfeksiyonların gelişmesine ve kanama diyatezine sebep olur. infekte hayvandan kan emen flebotom amastigot (insanlardaki kamçısız formu) içeren makrofajları emer.17). 189 .Önemli Bilgiler Yaşam siklusu içinde tatarcıkların önemli bir yeri vardır. En ciddi etkilenen organlar karaciğer. Köpek. Enfeksiyon hastalıkları içinde dalağı en çok büyüten hastalıktır (Şekil 4. Tatarcıktaki yaşam siklusu ortalama 10 gün kadardır. tilki ve fareler gibi memeliler rezervuardırlar. Patogenez ve Epidemiyoloji Amastigotlar deri. Sadece dişi flebotomlar taşıyıcıdırlar (Şekil 4.18). Kemik iliği aktivitesindeki düşüklük ve dalaktaki hücresel yıkım nedeniyle anemi. lökopeni ve trombositopeni görülebilir. Daha sonra amastigotlar makrofajları terk ederek. dalak ve kemik iliği gibi retiküloendotelyal sistem organlarıdır. tatarcığın midesinde promastigot'a (tatarcıkta kamçılı formu) dönüşürler. fagositer ve diğer retiküloendotelyal orjinli hücreleri infekte edebilirler. Barsaklarda çoğalarak farenkse göç ederler ve bir sonraki ısırıkta bulaşırlar.

Laboratuvar Bulgular Tanıda ilk adım anamnezdir. epiteloid hücreler ve makrofajların içinde tipik Leishman-Donovan cisimcikleri görülür (Şekil 4. Tedavi bening tabiatlı olmadığı için ayırıcı tanıda diğer hastalıkların ekarte edilmesi önemlidir (Tablo 4. Kalaazar hipoalbuminemi ve hipergammaglobulinemi ile karakterize bir hastalıktır. Hindistan ve Kenya'da ise ana rezervuar insanlardır. Kalaazar'da üç farklı epidemiyolojik bölge vardır.Hastalarda spesifikliği ve koruyuculuğu olmayan IgG artışı bulunur. ancak anemi lökopeni ve trombositopeni hastalığı ağırlaştırır.19). kilo kaybıdır. Hastalık yıllarca sürebilir. Çok büyük dalak karakteristik özelliğidir. Tablo 4.9). Orta-Doğu. Açık renkli hastalarda hiperpigmentasyon görülür (Kara hastalık). Afrika'da fare gibi kemiriciler.9 Cryptcsoporidiosis sendromu İnfeksiyonlar Bakteriyel Kutanöz • Tularemi • Furonkül/karbonkül • Sellülit • Yaws • Sitiliz • Atipik tüberküloz • Tüberküloz • Lepra Mantar • Histoplazmoz • Sporotrichosis • Lobomycosis • Coccidioidomycosis • Blastomycosis • Chromomycosis Viral Protozoon • Orf • Dracunculiasis • infeksiyoz mononükleoz • Akut Chagas hastalığı • Schistosomiasis • Karaciğer amip apsesi • Malaria Diğer (noninfeksiyöz sebepler) • Bazal veya squamoz cell carsınoma • Lenfoma veya metastatik kanserler • Discoid lupus • Sarkoidoz • Insect bite • Ektima • Kerion • Piyojenik granuloma • Yabancı cisim granuloması • Bazal cell karsinoma • Wegener granulomatosis'i • Sarkoidoz • Lenfoma • Histoplasmosis • Paracoccidiodomycosis • Rhinosporidiosis • Histoplasmosis Mukokutanöz • Yaws • Sitiliz Visseral • Bruselloz • Tifo • Tüberküloz Tanı genellikle kemik iliği. Güney Rusya ve Çin'in bazı kısımlarında ana rezervuar köpekler ve tilkilerdir. Başlangıçta hastalar ateşi tolere edebilir. Klinik Bulgular Semptomlar intermittan ateş. kuvvetsizlik. 190 . dalak veya lenf bezi biyopsilerinde amastigotların gösterilmesi ile konulur. Amastigotlar lökositler. Tedavi edilmeyen olgular genellikle sekonder enfeksiyonlar ile kaybedilirler.

braziliensis Hastalık L tropica ve L mexicana kutanöz layşmonyoz etkenidir. Yaş tip: Etken L.20). Yavaş ve hafif lezyonlara yol açar. ülserleşir. Patogenez ve Epidemiyoloji Flebotomların ısırması ile bulaşır. L. Laboratuvar Bulgular Lezyonun krut yanındaki ödemli kısım ile sağlam cilt sınırından enjektörle alınan eksüdada Giemsa veya lesihman boyası ile etken görülebilir. Önemli Bilgiler L. genelde yüzdedir ve 1 yılda iyileşir.tropica tüm dünyada yaygındır. donovanide olduğu gibi tatarcıklar etkendir. tropica majördür. 1. Leishmanmia tropica. Hastaların çoğunda indirekt immünfloresans yöntemi ile pozitif bulunur. Lenf bezleri de olaya karışır.21).10).Kültür alınabilir. Ancak tedavi her zaman başarılı değildir. L. 6 ayda iyileşir (Şekil 4. İyileşme kalıcı immünite ile sonuçlanır. braziliensis'de Güney Amerika'da mukokotanöz layşmonyoz etkenidir (Şekil 4. iyileşmişlerde ise pozitif olabileceği unutulmamalıdır. İnkübasyon periyodunun ardından ısırık yerinde kırmızı renkli bir papül. Tedavi Tedavide en önemli ilaç bir beş değerli antimon bileşiği olan sodyum stiboglukonat'dır (Tablo 4. 191 . İkincisi sadece Amerika'da bulunurken. Hipergamaglobulinemiyi gösteren Formoljel testi spesifik değildir. mexicana. Kuru tip: L tropica minör etkenidir. Hasta serumuna bir damla formalin damlatılınca serumda katılaşma görülür. krutlanarak ve depigmente sikatris bırakarak iyileşir. İki tiptir. Tedavi Sodyum stiboglukonat ilk seçilecek ilaçtır. Deri testlerinin aktif hastalık sırasında negatif.ancak tanıda faydalıdır. Uygun tedavi ile mortalite oranı %5'in altındadır. daha sonra da yayılarak nekrozlar oluşturur. Promastigotlardan hazırlanmış deri testleri bulunur.

4 mg/kg haftada 3 kez 5 hafta veya • Amfoterisin B. Alternatifler • L tropica majör veya L mexicana enfeksiyonlarında stibogluconate'ın intralezyonal injeksiyonu her gün 8/24 injeksiyon kullanılabilir.10 Leishmaniasis tedavisi İlk seçim Kutanöz • Meglumin antimonat (glukantim) 10 gün 20 mg/kg/gün • Stibogukonat mg/kg/gün Mukokutanöz Visseral • Stiboglukonat 20 mg/kg/gün IV veya İM iki eşit dozda 30 gün • Stiboglukonat 20mg/kg/gün İv veya İM iki eşit • Dirençli olgularda: pentamidin. 1 mg/kg IV bir gün arayla 20 gün • Tedaviye paromomisin eklemek tedavi süresini 28 günden 15 güne düşürecektir.Tablo 4. 192 .

Kistler dirençlidir. ancak amfoterisin B kullanılabilir. Acanthamoeba kontakt lens kullananlar. Tanı biyopsi ile konulur. Mukozaya penetrasyon sonunda. Tedavi edilen hastalarda dahi prognoz kötüdür. pürülan menenjit ve ensefalit tablosu ile hastalarda fatal bir tablo yaratır (Şekil 4. Etkili tedavisi yoktur. 193 . Ancak hızlı ilerler ve fatal seyirlidir. Acanthamoeba solunum yolu veya deri travmalarından ardından immün yetersizlikli hastalarda gelişen granülomatöz ensefalit etkenidir. Tedavide intravenöz ve intratekal amfoterisin B kullanılır. Primer meningoensefalit etkenidir. Organizmalar ılık suları olan göllerde ve su birikintilerinde. keratit etkeni olan serbest yaşayan amiplerdir.22). Hastalık sıklıkla H5V veya bakteriyel keratitler ile karıştırılır.23). Tanı BOS'da amiplerin gösterilmesi ile konur. toprakta bulunur. Fokal nörolojik bulgulardan görme bozuklukları ve ataksi önemli semptomlarıdır (Şekil 4. Etkili bir tedavi yöntemi yoktur. Deri lezyonları mantar enfeksiyonlarını taklit eder.DİĞER PROTOZOONLAR Acanthamoeba ve Naegleria Meningoensefalit. Hastalık körlük yapabilir. kontamine sularda kornea travmasına maruz kalanlarda keratit yapar. Hem trofozoitleri hemde kistleri vardır. Tanı için pürülan BOS'da bakteri görülmezse direkt preparatlarda amip aranmalıdır. Granülomatöz ensefalit gelişen olgular ortalama 40 gün içinde ex olurlar. Naegleria trofozoitleri genellikle ılık sularda yüzme veya dalma sırasında burun mukozasından girer. Acanthomeba kontakt lens takanlarda keratit etkeni olabilir. klorlama ile ortadan kaldırılamaz.

Sıtma gibi eritrosit parazitidir. Falciparum gibi birden çok taşlı yüzük formu vardır. Kırsal bölgelerde endemik olarak bulunur. Plasmodiumlardan farklı olarak intraeritrositer pigmentasyon görülmez. Kenelerle bulaşır. Özellikle AIDS'li (immün yetersizlikli) hastalarda görülür. bol sulu diyare görülür. Sıtmadan farklı olarak karaciğer dönemi yoktur. Tedavide trimethoprim-sulfometaksazol kullanılır. Eritrositlerin içinde P. X şeklinde şizontları vardır (Şekil 4. Tedavide kinin ve klindamisin ile kombine tedavi daha etkilidir. Sestodlar skolekslerinin arkasına ürettikleri proglottidleri aracılığı ile büyürler. Tanı dışkı incelemesinde tipik ookistlerin görülmesiyle konur. Cyclospora Cydospora cayetanensis intestinal prozotoondur ve immün yetersizlikli hastalarda sulu diyareler yapar.24). Sestodlar Sestodlar scolex denilen bir başa ve proglottid denilen multipl segmentlere sahiptirler. Hayvanlarda rezervuarı yoktur. 194 . Isospora Isospora belli diyare etkeni intestinal protozoondur. Diyarenin patogenizi bilinmemektedir.Babesia Babesia microti babezyoz etkenidir. Splenektomi yapılan hastalar daha ağır enfeksiyon geçirirler. Etken fekal-oral yolla alınır. Skoleksler parazitin barsak duvarına tutundukları organelleridir. Tanı intraeritrositer taşlı yüzük şeklindeki parazitlerin gösterilmesi ile konulur. Diyareler intermittan ve relapslıdır. İmmün yetersizliği olan hastalarda kronik.

akciğer ve beyin (hidatik kist) Albendazol veya cerrahi tedavi ile kistin çıkartılması Taenia 1. Bazı hastalarda bulantı. Önemli Bilgiler T. Hareketli proglottidlerin dışkıda. İnsanlar genellikle iyi pişmemiş etlerde bulunan larvaların yenilmesi ile infekte olurlar. saginata'nın 4 adet vantuzu vardır. insanda larvaları sistiserkozis yapmaz. CT. solium'dan farklı olarak insanlarda sistiserkus gelişmez. 15-25 arasında uterus dallanması vardır. Medikal önemi olan sestodların özellikleri Tablo 4. İnsanlar iyi pişmemiş sığır etlerinin içindeki larvaların (sistiserkus) yenilmesi ile infekte olurlar (Şekil 4. 195 . Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir.25). Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda 15-20 uterus dalı bulunan hareketli proglottidlerin görülmesi ile konur.11 Medikal önemi olan sestodlar ve özellikleri Sestod Taenia solium Bulaşma (A) İyi pişmemiş etler (B) İnsan dışkısı ile kirlenmiş besinlerden yumurtaların alınması Taenia saginata İyi pişmemiş etlerden larvaların alınması İyi pişmemiş balıktan larvaların alınması Köpek dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerle yumurtaların alınması Sığır Ara konak Domuz İnsanda yerleşim yeri GİS Beyin ve gözler (Sistiserkozis) Tanı Dışkıda proglottidler Biyopsi. T. Böylece başka hayvanların ve insanların enfeksiyonunda rol oynar. 3 ay içinde 10 metre uzunluğa erişebilir. Apendisit yapabilir. Yumurtaları morfolojik olarak birbirinden farklı değildir. solium'da bu sayı 5-10 arasındadır.11'de açıklanmıştır. iştahsızlık ve karın krampları görülebilir. tacı yoktur. Parazit ince barsağın duvarına tutunur. hatta dışkı yapılmaksızın düşürülmesi önemli bulgudur. Tablo 4. Yumurtalar proglottidlerden daha az görülür. Sığırlarda sistiserkus bovis gelişir. Hastalık dünyada yaygın olarak bulunur. seroloji Praziquantel Diphyllobothrium latum Echinococcus granulosus Yumuşakçalar ve balık Koyun GİS Praziquantel Karaciğer. CT Tedavi Praziquantel Praziquantel veya cerrahi tedavi ile kistlerin alınması GİS Dışkıda proglottidler Dışkıda kapaklı yumurtalar Biyopsi. Sisteserkozis ve hidatik kist gibi bazı durumlarda yumurtalar alınır ve kistik hastalıklar oluşabilir.Distal proglottid birçok yumurta içerir ve dışkı ile dışarı atılır. Taenia saginata Hastalık Teniasis etkenidir. Patogenez ve Epidemiyoloji İnce barsaklarda hafif bir hasar olabilir. T.

25). Patogenez ve Epidemiyoloji İntestinal yerleşimli şeritler barsaklarda az hasar yaparlar. 196 . Parazit ince barsak duvarına tutunur. domuzlar ise ara konaktır (Şekil 4. Yumurtadan altı adet çengeli olan embriyo (onkosfer) domuzun barsağına tutunur. Canlı sistiserkuslar inflamasyon yapmazlar. Korunmada hayvan etlerinin iyi pişirilmeden yenilemesine. Tedavi Primer ilaç prazikuanteldir. T. Gözde olursa üveit ve retinit. Asemptomatik hastalarda yumurtaları yutarak otoinfeksiyona sebep olabilecekleri için tedavi edilmelidir. Böyle durumlarda sistiserkuslar kalsifiye olur ve röntgen ile görülebilirler. solium larvaları insanlarda sistiserkozis yaparlar. İnsanlar tarafından yenilinceye kadar stabil olarak kalır. Cerrahi tedavi gerekebilir. bazı hastalarda anoreksi veishal görülebilir. 5-10 arasında dallanan uterusu bulunan proglottidleri bulunur.Tedavi Praziquantel tedavide seçenektir. Laboratuvar Bulgular Dışkıda proglottidlerin görülmesi ile tanı konur. Dışarı atılan proglottidler rastlantısal olarak domuzlar tarafından yenilir. özellikle beyinde büyük lezyonlar yapabilirler. Sistiserkuslar ise çok geniş olabilir. Kaslar içinde sistiserkus gelişir. Alternatif olarak albendazol önerilebilir. Önemli Bilgiler Dört adet vantuzu ve tacı vardır. İnsanlar iyi pişmemiş sistiserkuslu domuz etleri yiyerek infekte olurlar. İnsanlar hem ara hem son konak. infekte kişilerden çıkarılan proglottidlerin hayvanlar tarafından yenilmesine engel olunmalıdır Taenia solium Hastalık Taeniasis etkenidir. Bazılarında dışkıda proglottidler görülebilir. Beyindeki sistiserkoz başağrısı. kusma ve bayılma yapabilir. 3 ay içinde 5 metre büyüklüğe ulaşır. bazen de vitreusda yüzen larvalar görülebilir. Buradan kan damarlarına geçer ve iskelet kaslarına yerleşir. Klinik Bulgular Genellikle asemptomatiktir. ancak ölürlerse salgıladıkları maddeler ile inflamatuvar yanıt oluştururlar. Sistiserkozislerin tanısı görüntüleme yöntemleri ile konulabilir.

26). latum enfeksiyonu ince barsaklarda hafif bir inflamasyon yapar. Japonya ve Kanada'da endemiktir. Laboratuvar Bulgular Dışkıda oval. Abdominal ağrıları ve diyaresi olanlara rastlanılır. 197 . Patogenez ve Epidemiyoloji D. sarı-kahverengi boyanan.Diphyllobothrium Hastalık Difilobotriyoz etkenidir. Kuzey Rusya. En uzun sestoddur. 30 yıldan uzun yaşayabilir. Yumurtaları diğer sestodlardan farklı olarak ovaldir ve kapaklıdır. Bazı hastalarda parazitin B12 vitaminini kullanmasına bağlı olarak megaloblastik anemiler meydana gelebilir. Boyu 13 metreden uzun olabilir. kapaklı tipik yumurtalarının görülmesi tanı koydurucudur. Bir kişide birden çok parazit bulunabilir. İnce barsaklarda erişkin hale gelir (Şekil 4. Proglottidinin genişliği uzunluğundan daha fazladır. Önemli Bilgiler İnsanlara larva içeren balıkların iyi pişirilmeden yenmesi ile bulaşır. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. Serolojik testi yoktur. Hastalık özellikle iskandinavya.

Yaşam siklusunda. En küçük tenyadır. multiloküler hidatik kist etkenidir. köpeklerin barsağındaki parazit tarafından binlerce yumurta üretilir ve bunlar koyunlar veya insanlar tarafından yenilir. Önemli Bilgiler E.27). Koyunlar ara konaktırlar.Tedavi Tedavide ilk seçenek prazikuantel'dir. granulosis bir skoleks ve sadece üç adet proglottid'den oluşmuştur. alveolaris ise nadir görülür. 198 . Echinococcus Hastalık Echinococcus granulosus hidatik kist etkenidir. kemik ve beyine göç ederler. insanlar rastlantısal ara konaktır (Şekil 4. E. Köpekler en bilinen son konaklarıdır. akciğer. Onkosfer embriyolar ince barsakta meydana gelir ve başlıca karaciğer. Embriyolar bu dokularda içi su dolu hidatik kistler halini alırlar.

Bu kistlerde binlerce skoleks bulunur ve geniş kistin içinde birçok yavru kistler (kız kist) oluşturur. 199 . granulosis bol sıvılı unisellüler kist üretir.Patogenez ve Epidemiyoloji E.

Artık sadece tarihsel önemi olan iki test Casoni ve Weinberg'dir. Erişkin formu insanlarda bulunan en küçük sestoddur. alveolaris için ise %90 karaciğerdedir (Şekil 4. Ara konakları yoktur (Şekil 4. 200 . Çok yüksek oranda karaciğere yerleşir (Şekil 4. granulosis için yerleşim %60. E. DİĞER CESTODLAR Echinococcus alveolaris (multilocularis) Birçok özelliği E. Karaciğer kistleri hepatik fonksiyonlarda bozulma yaratabilir. Kistin rüptüre olması anafilaktik reaksiyonlar meydana getirebilir. Akciğer kistleri kanlı balgam. Buradaki amaç kistin patlaması durumunda parazitlerin dolaşıma geçmesinin engellenmesidir. Hymenolepis nana Cüce sestoddur.. boyutlarına kadar ulaşabilir. Hipertonik tuzlu sular gibi protoskolisida ajanlar kist içine injekte edilir.29). serebral kistler de baş ağrısı ve nörolojik bulgular oluşturabilir. Laboratuvar Bulgular Tanı görüntüleme yöntemleri ile multipl protoskoleks taşıyan kapsülün gösterilmesi ve bunun mikroskobik incelenmesi veya indirekt hemaglutinasyon test gibi serolojik yöntemlerdir.30). Diğer sestodlardan farklı olarak yumurtaları insanları direkt olarak infekte edebilir. Buna cerrahi tedavi eklenebilir. Sadece 3-5 cm. granulosis ile aynıdır. Klinik Bulgular Hidatik kistli hastaların çoğunun kliniği asemptomatiktir.28). Ancak son konak tilki. İnsanlar rastlantısal ara konaktır. ara konaklar ise farelerdir. Casoni kist sıvısı ile yapılan cilt testidir. Önemli özellik Weinberg ile antikor aranmadan önce Casoni testinin yapılması halinde yalancı pozitiflik ortaya çıkabilir.E. Tedavi Tıbbi tedavi albendazoldür.

201 . asteni. Proglottidleri dışarı atılmak için parazitten ayrıldıklarında barsakta açılır ve otoinfeksiyonlara sebep olurlar.Duodenuma geldiklerinde sistiserkoid larvalara ve sonrasında da yetişkin forma dönerler. sinir sistemi belirtileri ve konvulsiyonlar bulunabilir. Tanı dışkıda bipolar saçaklı yumurtalarının görülmesi ile konulur (Şekil 4. enterit. Çocuklarda enfeksiyon sıklığı fazladır. Hastalığın önlenmesi personel hiyjenine dikkat edilmesi.31). kontamine yiyecek ve sulardan uzak durulması ile konulur. Tedavi prazikuantel ile yapılır. Diğer sestodlardan farklı olarak bir kişide yüzlerce H. anemi. Karın ağrısı. nana bulunabilir.

33). S. portal dolaşım aracılığı ile karaciğere gelir ve yetişkin parazitleri oluştururlar. Schistosomalar diğerlerinden farklı olarak erişkin döneminde erkek ve dişi olarak ayrılır ve dişi erkeğin karın oluğunda (gynecophoric kanal) yaşar (Şekil 32). Yumurtalar dışkı veya idrar ile atılır ve dışarda tekrar serkaryaları oluştururlar. mansonive japonicum'un yetişkinleri mezenter venlerinde yaşarken. Shistosomalar damar içi (kan) paraziti olarak tanınırlar. S. S. mansonive S. S. Buradan kana geçer ve venler aracılığı ile arteriyel dolaşıma çıkarlar. Önemli Bilgiler Trematotlar hermafrodittirler. Üçününde kendine has yumurtaları bulunur. S. haematobium üriner sistem infeksiyonu yaparken. japonicum çok küçük lateral diken ve S. S.TREMATODLAR Schistosoma Hastalık Schistosomiasis etkenidir.haematobium idrar kesesinde yaşar. Mezenter arterden. japonicum gastrointestinal sistemde etkilidir. mansoni lateral dikene sahipken. Böylece sürekli yumurtaları döller. 202 . haematobium yumurtalarının ise terminal dikeni vardır. insanlar çatal kuyruklu serkaryaların deriye penetre olmaları ile infekte olurlar. Sonrada kendi alanlarına yerleşirler (Şekil 4.

S. fibrozis.mansoni yumurtaları distal kolon duvarında (alt mezenter ven) hasar oluştururken S. titreme. Tedavi Praziquantel primer ilaçtır.haemotobium mesane duvarında granulom ve fibrozis oluşturduğu için mesane karsinomlarına sebep olabilir. dalak. hepatomegali ve massif splenomegali gelişebilir. 203 .Patogenez ve Epidemiyoloji Yumurtaların karaciğer. Gastrointestinal hemoraji.34. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. S. Hepatositler sağlam kaldığından genellikle karaciğer fonksiyon testleri bozulmaz. haemotobium enfeksiyonlarının en belirgin semptomu hematüridir. Kronik enfeksiyonlar semptomatik olabilir. bunu takip eden 2-3 hafta sonra ateş. Laboratuvar Bulgular Karakteristik yumurtaların dışkıda veya idrarda gösterilmesi ile tanı konulur (Şekil 4. Serolojik testler kullanışlı değildir. S. japonicum yumurtaları hem ince barsak hem de kalın barsak duvarında (üst ve alt mezenter ven) hasar oluştururlar. Eozinofili görülebilir. hepatomegali ve portal hipertansiyon yapabilir. barsak veya mesane duvarına birçok patolojik etkisi vardır. Kronik hastalık morbidite ve mortaliteye sebep olabilir. 4. Bakteriyel süper infeksiyonlar görülebilir.35). Karaciğerde granulomlar. Yumurtaların antijenlerine karşı gelişen immün yanıt granulomların sebebidir. Bazı göllerde meydana gelen yüzücü kaşıntısı insanları infekte etmeyen schistosomalar tarafından meydana gelmektedir. En genel ölüm sebebi özofagus varis kanamalarıdır. Portal hipertansiyon splenomegali yapabilir. lenfadenopati ve hepatosplenomegali görülebilir. Orta yükseklikte eozinofili görülebilir. diyare. Penetrasyonun olduğu yerde kaşıntı.

38). Praziguantel primer ilaçtır. İmmatür parazit ince barsaklardan akciğere yerleşir (Şekil 4. 204 . Önemli Bilgiler İnsanlara az pişmiş veya çiğ yenen metaserkarya bulunduran yengeç etinden bulaşır (Şekil 4. Tanı tipik kapaklı yumurtalarının balgam veya feçesde tespit edilmesi ile konulur.36).Paragonimus Hastalık Paragonimyaz denilen akciğer infeksiyonunu yapar.

Tanı küçük.Clonorchis Hastalık Clonorchis sinensis klonorşiyaz (Oriental karaciğer yassı solucan infeksiyonu) etkenidir. ancak safra yollarında hiperplazi ve fibrozis yapabilir. Boyu yaklaşık 3 cm. Duodenumda kistindan çözüldükten sonra immatür parazit safra yollarına yerleşir. Sıklıkla asemptomatik seyreder. Fasciola Fasciola hepatica koyun karaciğeri yassı solucanıdır. tipik kapaklı yumurtalarının dışkıda tespit edilmesi ile konulur. yetişkin olur. Praziquantel primer ilaçtır. kadar olan yaprak şeklinde bir parazittir. kahverengi. (Şekil 4.38). Önemli Bilgiler İnsanlar az pişmiş veya çiğ yenen balık etindeki metaserkaryalar aracılığı ile infekte olurlar. 205 .

İnsanlar larvalar ile kontamine su terelerini yiyerek infekte olurlar. çünkü kan ve doku sıvılarında mikrofilaria denilen hareketli embriyoları vardır. Portal siroz gelişebilir. Safra yollarında yumurta üreten hermafrodit yetişkinler feçese bunları dökerler. mekanik etki ile hepatomegali kolanjit. Tablo 4.12). filariform larvalar infeksiyözdür. Bu bitkileri yiyen koyun veya insanlarda tipik enfeksiyonlarını oluştururlar (Şekil 4. Tanı. Trichuris ve Ascaris yumurtalarının oral yoldan alınması ile bulaşırken. insandan insana kan emen sinekler aracılığı ile bulaşır. Rhabditiform larvalar yiyecekler ile bulaşırken. Medikal önemi olanlar intestinal ve doku nematodları olarak iki önemli gruba ayrılırlar (Tablo 4. Duodenumda kistleri açılan parazitler. Koyun karaciğeri yiyenlerde dışkı mikroskopisinde parazit yumurtalarını görebilirsiniz (yalancı perazitlik). Oncho-cerca ve Loa filarial nematodlar olarak bilinir. Bunlar. mirasidyalar tatlı su yumuşakçalarına geçer. Serolojik testi yoktur. Necator americanus • Strongyloides stercoralis • Trichuris trichiura • Capillaria philippinensis • Trichostrongylus • Anisakiasis Doku nematodları Filariasis • Wuchereria türleri (lenfatik filariasis) • Brugia türleri (lenfatik filariasis) • Loa loa (Afrika göz nematodu) • Mansonella türleri • Onchocerca volvulus Diğer doku nematodları • Dracunculus medinensis • Trichinella spiralis • Toxocara türleri (visseral larva migrans) • Angiostrongylus cantonensis (menenjit) Enterobius.39). sarılık ve ishale neden olurlar. Prazikuental ve bitional etkili ilaçlarıdır. Dişileri erkeklerine göre genellikle daha büyüktür. Önemli doku nematodlarından Wuchereria. 206 . Doku nematodlarından Dracunculus diğerlerinden farklı olarak tatlı sulardaki yumuşakçalarda yaşar ve insanlara içme suları aracılığı ile bulaşır. Doku nematodlarının erişkinleri insan vücudunda yaşarlar. Nematodlar Nematodlar (nemathelmintler) silindirik vücuda ve ağız ile anüsü de içeren sindirim sistemlerine sahiptirler.12 İnsanlarda hastalık yapan nematodlar İntestinal nematodlar • Ascaris lumbricoides • Enterobius vermicularis • Ancylostoma duodenale. bunlardan serkaryalar oluşur ve kistik hale gelen parazitler su bitkilerinin üzerine tutunurlar. dışkıda kapaklı yumurtaların görülmesi ile konulur. Vücutları kütikül denilen çok dirençli hücre içermeyen bir yapı ile kaplıdır. barsak duvarına penetre olurlar ve karaciğere ulaşırlar ve burada yetişkin hale gelirler. Yumurtalar tatlı sulara karışır. Yetişkin parazitler safra yollarına yerleşir. Eozinofili görülür. diğer intestinal nematodlar larvaları ile bulaşırlar. sadece Strongyloides toprakta da yaşayabilir.

Parazitlerin dokulara migrasyonunu olaylaştıran sistein proteaz üretimi IL-5 üretimini stimüle eder. daha hafif seyididir. Bir üçüncü nematod da iyi pişmemiş deniz ürünlerinden bulaşan anisakiasis'dir (Anisakis simplex). Yumurtalar ince barsaklarda açılır. Kaşınma sonucunda sekonder bakteriyel enfeksiyonlar görülebilir. Bunlardan en ciddi olanları visseral larva migrans etkeni. Eozinofili önemli bir bulgudur. Bulaşma yumurtaların oral yoldan alınması ile olur. larvalar kolona ilerler. IgE aracılığı ile parazitin yüzeyine tutunur. 6 saat içinde yumurtalarda larvalar gelişir ve enfeksiyon yapıcı hale gelebilir (Şekil 41). köpek askarisi larvası olan. Eozinofiller organizmayı fagosite etmezler. Toxocara canis'dir. 12 yaş altında dünyada en sık görülen parazittir. Ascaris ve Ancylostoma ile Necator enfeksiyonları sırasında dokularda migrasyon yaparlar. İNTESTİNAL NEMATODLAR Enterobiu vermiculariss Hastalık Kıl kurdu (oksiyür) enfeksiyonu etkenidir. Yetişkin erkek ve dişi parazitler kolonda oturur. Önemli Bilgiler Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. Trichinella. Helmintlere karşı konak immün yanıtı T hücrelerin alt tipi olan Th-2'ler aracılığı ile olur. Köpek ve kedilerin kancalı kurdunun larvası olan Ancylostoma caninum kutanöz larva migrans etkenidir. Geceleri dişi anüse gider ve perianal deri üzerine binlerce fertilize yumurta boşaltır. IgE üretimi interlökin-4 aracılığı ile artar ve eozinofiller interlökin-5 aracılığı ile artarlar. Bunların kaşınma sonucu parmaklara gelmesi ile reenfeksiyon gerçekleşebilir.Nematodlardan bir kısmı insanlarda larvaları ile enfeksiyon yaparlar. 207 . Strongyloides. eozinofilik granüllerinde bulunan sitotoksik enzimlerini parazitin üzerine sekrete ederler. Patogenez ve Klinik Bulgular Perianal kaşıntı en sık görülen semptomdur.

immatür yetişkin parazitler olan larvalara dönüşür. 208 . Serolojik testi yoktur. Kolonda parazit enfeksiyonu yapar. Bunlar kolona gelir ve olgunlaşır. Kolonda bulunan parazitler binlerce yumurta çıkartır (Şekil 4. Diğer nematodlardan farklı olarak dışkıda yumurtası görülmez.42). Bu ilaçlar yetişkin parazitleri öldürebilirken yumurtalara etkisizdir. Ayrıca evde kalan herkes tedavi altına alınmalıdır. Embriyone yumurtalar bulaşmadan sorumludur. albendazol tedavide kullanılabilir. İnce barsaklara ulaşan yumurta. beyaz kıl kurtlarını görmek mümkün olabilir. Reenfeksiyon yaygındır. İkinci seçenek olarak pivinium pamoat tercih edilebilir. Küçük çocukların anüsünde veya dışkısında küçük.Laboratuvar Bulgular Tanıda perianal deri üzerindeki yumurtaları görebilmek için selofan bant yöntemi uygulanır (Şekil 42). mebendazol. 2 hafta sonra tedavi tekrar edilmelidir (Tablo 4.13) . dışkı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile infekte olurlar. Önemli Bilgiler İnsanlar. Trichuris Hastalık Etken Trichuris trichura'dır. Tedavi Pirantel pamoat.

Patogenez ve Epidemiyoloji Kıl gibi ince olan ön tarafı ile intestinal mukozaya tutunur. Küçük çocuklarda irritasyona bağlı ıkınma hissi oluşur ve prolapsus ani'ye sebep olabilir.43). Tedavi Albendazol ve mebendazol ilk seçilecek ilaçlardır (Tablo 4. Ascaris Hastalık Ascariasis etkenidir. 209 . Laboratuvar Bulgular Limon şeklindeki tipik yumurtalarının dışkıda görülmesiyle tanı konur (Şekil 4. Klinik Bulgular Kancalı kurtlar gibi anemiye sebep olmaz. Bazı hastalarda diyare yapabilir. genellikle asemptomatiktir.13) .

Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde yumurtalarının görülmesi ile tanı konur (Şekil 4. Patogenez ve Epidemiyoloji Başlıca hasar migrasyon sırasında akciğerlerde meydana gelir. Ivermektin. Ascaris topakları ile obstrüksiyonlar gelişebilir (Şekil 4. larva barsak duvarından kan dolaşımına buradan da akciğerlere gider.44).46). Ascaris pnömonisi (Löffler pnömonisi) ateş.45). Binlerce yumurta dışkı ile atılır. Bol miktarda parazit taşıyanlarda (özellikle çocuklar) malnütrisyon sebebi olabilir. Bazen dışkıda parazitin kendisi de gösterilebilir Tedavi Tedavide pirantel pamoat.'ye kadar büyüyebilir). Yumurtalar ince barsaklarda açılır. Doku reaksiyonlarının olduğu en önemli yer larva antijenlerine karşı gelişen eozinofilik eksüdalı inflamasyonun olduğu akciğerlerdir. Yetişkinleri en büyük intestinal nematodtur (25 cm. Abdominal ağrı. Klinik Bulgular Enfeksiyonların çoğu asemptomatiktir. İnce barsaklara geldiğinde yetişkin olmuştur.13). piperazin ve levamizoller ikinci seçenektir (Tablo 4.Önemli Bilgiler İnsan dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile bulaşır. Barsak lümeninde bulunur. barsak içindeki yiyecekler ile beslenir (Şekil 4. Alveol içinden bronşlara ve sonra trakeaya geçer. Yumurtalar oval ve düzensiz yüzeylidir. duvarlara tutunmaz. öksürük ve eozinofili vardır. 210 . buradan farenkse gelen larva yutularak tekrar gastrointestinal sisteme döner. Bu embriyolu yumurtaların alınması ile siklus tekrar oluşur. Ilık nemli topraklarda embriyolar meydana gelir. mebendazol veya albendazol kullanılır.

Ancylostoma ve Nerator (Kancalı kurtlar) Hastalık Ancylostoma duodenale ve Necator americanus kancalı kurt enfeksiyonu yaparlar. Önemli Bilgiler İnsanlar genellikle ayak veya bacaklarının derisinden nemli topraklar üzerinde bulunan filariform larvaların direk deriyi delmeleri aracılığı ile infekte olurlar. Larvalar kan damarları aracılığı ile akciğerlerde alveollere. 211 . İnce barsaklara gelen parazitler barsak duvarına tutunurlar. sonra broşlardan yutağa gelirler ve tekrar yutulurlar. İntestinal villusların kapillerlerinden kan emerek beslenirler (Şekil 4.47).

Demir eksikliği olan hastalara demir replasmanı yapılmalıdır. Laboratuvar Bulgular Dışkıda mikroskobik olarak safra ile boyanmayan yumurtaların görülmesi tanı koydurucudur (Şekil 4.Patogenez ve Epidemiyoloji Majör hasar parazitin tutunduğu ince barsaklardan kan kaybına bağlı olarak gelişir. Hastalarda dışkıda gizli kan görülebilir. Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatik olduğu için tam bir eradikasyon için 2 hafta sonra tekrarlanmalıdır. Larvanın deri üzerindeki giriş deliğinde kaşıntılı papül veya veziküller meydana gelebilir. Larvanın akciğerlere migrasyonu sırasında eozinofilili meydana gelebilir.13). Tedavi Tedavide pirantel pamoat.48). eozinofili hemen daima bulunur. mebendazol ve albendazol kullanılır (Tablo 4. 212 . Klinik Bulgular Kan kaybı mikrositer anemi yapar ve bunun sonunda solukluk ve halsizlik şikayetleri oluşur.

Patogenez ve Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir.49). Migrasyon yapan tüm nematodların ortak özelliği belirgin eozinofilinin görülmesidir. Tedavi Albendazol ve ivermektin ilk seçilecek ilaçlardır. organ transplantasyonu yapılanlarda. sonrada trakea yoluyla yutağa gelir ve tekrar yutulur. Otoinfeksiyonlar sonucunda enterik bakterilerin yol açtığı sepsis olguları görülmüştür. İnsan vücudundaki yaşam siklusu deriye penetrasyonu ile başlar. Thiabendazol ikinci seçenek olarak tercih edilebilir (Tablo 4. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda larvaların gösterilmesi ile konulur (Şekil 4. Larvalar birçok organlara yerleşerek fatal seyir gösterirler. Serolojik testler faydalı değildir. Alveollerden bronşlara. kortizon tedavisi alanlarda.13). İnfeksiyöz flariform larvalar özellikle ayak derisinden vücuda girer ve akciğerlere migrasyon yapar. AIDS'li hastalarda.Strongyloides Hastalık Strongyloides stercoralis strongyloidiasis etkenidir. immün yetersizliği olanlarda. immün sistemi sağlam olanlarda genellikle asemptomatik seyirli enfeksiyon görülürken. Trichinella Hastalık Trichinella spiralis trichinosis etkenidir. diğeri toprakta olmak üzere İki farklı yaşam siklusu vardır. hematolojik malinitesi olanlarda hiperenfeksiyon sendromu denilen masif otoinjeksiyonla karakterize ağır klinik gidiş vardır. Önemli Bilgiler Birisi insan vücudunda. Akciğerlerdeki larvalar Ascaris'de olduğu gibi pnömoniler yaparlar. Larvanın vücuda girdiği yerde kaşıntı görülür. Bu larvalardan bazıları direkt olarak tekrar mukoza içine girerek yeni enfeksiyonları başlatır ve akciğerlere gider (otoinfeksiyon). Hiperinfeksiyon sendromu sepsis ve bakteriyemileri taklit edebilir. Yumurtalar genellikle mukoza içinde açılır ve dışkı ile larvalar atılır. Barsak duvarındaki yetişkin parazit inflamasyon ve sulu ishal yapar. İnce barsaklara geldiğinde larva yetişkin hale dönüşür ve mukoza içine girerek yumurta üretmeye başlar. 213 .

İnsanlar kasların içindeki kistik yapılarda bulunan larvaların pişirilmeden veya az pişmiş olarak yenmesi ile infekte olurlar.Önemli Bilgiler Memelilerin hepsi infekte olabilirken. 214 . yıllarca canlı kalırlar ancak sonunda kalsifiye olurlar (Şekil 4. infektif larvalar ince barsaklardan kana ve buradan kaslara yayılır. Larvaları içeren kasların yenilmesi ile bulaşma meydana gelir.50). özellikle domuzlarda görülür. Kaslarda oturan larvalar bir fibröz kapsül içinde kistik yapılar halini alırlar. Yetişkin form parazit ince barsaklara yerleşir.

60 gün). 10 mg/kg tek doz Mebendazol. Ölüm nadirdir. kusma şeklinde gastrointestinal semptomlar ön plandadır. 100 mg günde iki doz 3 gün • Oksantel pamoat. Laboratuvar Bulgular Çizgili kas biyopsilerinde larvaların görülmesi ile tanı konulur (Şekil 4. 2 hafta tekrar et İkinci seçenek • Ivermektin. 100-200 pg/kg günde tek doz 32 gün • Piperazin. 215 . 10 mg/kg tek doz. 15 mg/kg tek doz • Thiabendazol. 10 mg/kg tek doz • Mebendazol 200-500 mg tek doz (hafif enfeksiyonlar) veya 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz hafif enfeksiyonlar. Tedavi Trichininosis'in tedavisi başlıca destekleyici tedavidir. 2 hafta tekrar et • Albendazol. 400 mg tek doz 3 gün Enterobiasis Pirantel pamoat. Serum kreatin fosfokinaz ve laktik dehidrogenaz konsantrasyonları miyozitin göstergesidir.51). 75 mg günde tek doz 2 gün Patogenez ve Klinik Bulgular Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatiktir.13 İntentinal nematodların tedavi seçenekleri İlk seçenek Ascariasis • Pirantel pamoat. Semptomlar 4-8 hafta sürer. 3 gün • Mebendazol 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz (Ancylostoma) veya 400 mg tek doz 3 gün (Necator) Strongyloides • Albendazol. mebendazol (200-400 mg günde 3 kez 3 gün. 400 mg/gün tek doz veya günde iki kez 3-7 gün. 25 mg/kg günde iki doz 3 gün dissemine enfeksiyonlarda 5-7 gün devam et • Levamizol. miyalji gibi sistemik bulgular takip eder. Kaslara yerleşmiş olan larvalar için faydalı bir tedavi yöntemi yoktur.Tablo 4. 200 pg/kg günde tek doz 2 gün Trichuriasis • Albendazol. 100 mg tek doz. Kaslara yerleşmeyi önleyecek bir tedavi yöntemi de yoktur. Karakteristik bulgusu periorbital ödemdir. 5 mg/kg tek doz. 150 mg tek doz • Pivinium pamoate. sonra 400-500 mg 3 kez 10 gün) veya thiabendazol (25 mg/kg/gün 1 hafta) enfeksiyonu önleyebilir. bulantı. Nadiren miyokardit veya ensefalit görülebilir. Trichinella serolojisi ortalama 3 haftadan sonra pozitifleşmeye başlar. Onuncu günden sonra eozinofili ve IgE yüksekliği görülür. Erken dönemde (1 hafta içinde) diyare. Bunu ateş. 1 hafta sonra tekrarla • Ivermektin. 24 saat içinde enfeksiyonun alındığı bilinir ise alben dazol (400 mg günde iki kez. 400 mg tek doz. 2 hafta tekrar et Kancalı kurtlar Pirantel pamoat. 600 mg tek doz • Mebendazol. özellikle kalp yetmezliğinden meydana gelir.

ürtiker veya lenfanjit gibi alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitler lenf nodları içinde inflamasyon meydana getirirler ve lenfatik damarlarda obstrüksiyon oluşturup. Tedavi Akut filarial lenfanjitin semptomatik tedavisinde semptomların azaltılması için antihistaminikler ve aspirin kullanılabilir. sellülit gelişir. 216 . Erken enfeksiyonları asemptomatiktir. lenfanjit.DOKU NEMATODLARI Wuchereria Hastalık Wuchereria bancrofti filariasis etkenidir. Uzun bir süreç sonucunda elefantiyazis gelişir (Şekil 4. Önemli Bilgiler İnsanlara dişi sivrisineklerin (özellikle Anopheles ve Culex türleri) ısırması ile bulaşır. lenf nodlarına geçer ve ortalama bir yıl sonra yetişkin hale erişip mikrofilaryalar üretir. Yetişkin parazitler için tedavi yoktur. Mikrofilaryalar semptom vermez. Bunlar özellikle geceleri kan dolaşımına geçerler ve tekrar sivrisinekler tarafından alınırlar. Ateş. Dietilkarbamazin sülfat sadece mikrofilaryalara karşı etkilidir. Sivrisinekler içinde bunlar infektif larvalar haline dönüşürler ve yeni bir ısırık ile transfer edilirler. Tedavi sırasında ateş. Serolojik testleri yoktur.52). ödeme sebep olurlar. Larva deriye penetre olur. Laboratuvar Bulgular Gece alınan kalın damla yaymalarında mikrofilaryaların görülmesi ile tanı konulur. Obstrüksiyon sonucunda bacaklarda ve genital bölgelerde ödem meydana gelir.

genellikle dermal nodüller içindedir (Şekil 4. Önemli Bilgiler İnsanlar Simulium cinsi dişi karasineklerin ısırması ile infekte olurlar.53). 217 . Larvalar yara yerinden girer ve subkutan dokulara ilerler ve burada yetişkin hale gelir.Onchocerca Hastalık Onchocerca volvulus onchocerciasis etkenidir.

54).Dişiler mikrofilaryaları üretir ve bunlarda başka sinekler tarafından alınarak bulaştırılır (Şekil 4. nehir körlüğü etkenidir Laboratuvar Bulgular Dokulardan alınan biyopsi örneklerinde mikrofilaryaların gösterilmesi ile tanı konulur. çünkü mikrofilaryalar kanda bulunmaz. Patogenez ve Klinik Bulgular Subkutan dokularda inflamasyon ve kaşıntılı papül ve nodüller meydana gelir. Serolojik testler de yardımcı değildir. Tedavi İvermektin mikrofilaryalara karşı etkilidir ancak yetişkin parazitlere etkisizdir. Afrika ve Amerika'da endemiktir. özellikle göz hastalıklarında kullanılır. Özellikle gözdeki dokularda oturmayı severler ve lezyonlar körlüğe sebep olabilir. 218 . Kanda parazit aranması iyi bir yöntem değildir. ancak endemik bölgelerde yeni nodüllerin oluşabileceği unutulmamalıdır. Deri nodülleri cerrahi yöntemle çıkarılabilir. Suramin yetişkin formları öldürür ancak çok toksiktir.

Patogenez ve Klinik Bulgular Mikrofilaryalara karşı geçici. Laboratuvar Bulgular Tanı kan yaymalarında mikrofilaryaların gösterilmesi ile konulur.6). Larva ısırık yerinden kana geçer ve yetişkin forma dönüşür. Kan emen diğer sinekler aracılığı ile bunlar başkalarına bulaştırılır (Şekil 4. 219 . En dramatik bulgu yetişkin parazitin yavaş yavaş konjonktiva boyunca göze ilerlemesidir (Şekil 4.55). lokalize. Hastalık sadece merkezi Afrika'da sineğin yaşadığı bölgelerde görülür. Serolojik testi yoktur. Önemli Bilgiler İnsanlara geyik sineğinin (mongofly) ısırması ile bulaşır. Dişi parazitler mikrofilaryaları üretirler.Loa loa Hastalık Loa loa loaiasis etkenidir. kızarık olmayan. subkutan ödem (Kalabar ödemi) meydana gelir.

Tedavi Dietilkarbamazepin mikrofilaryalara karşı etkilidir. Dracunculus Hastalık Dracunculus medinensis dracunculiasis etkenidir. 220 . Gözdeki parazitler cerrahi müdahale ile çıkarılmalıdır. yetişkin parazitleri de öldürebilir.

Laboratuvar Bulgular Tanı ülserlerden parazitlerin çıkarılması ile konulur. Tedavi Asıl tedavi derideki lezyonlardan parazitlerin çıkarılmasıdır. Metrelerce uzunluğunda yetişkin dişi parazitler deri ülserlerine sebep olur. 221 .Önemli Bilgiler İnsanlara bulaşma infekte larvalar içeren içme sularının kullanılmasıyla olur (Şekil 4. ülserler sekonder olarak infekte olabilirler.57). Larva ince barsaklardan vücut içine girer ve yetişkin forma dönüşür. özellikle alt ekstremitelerde deride ülserler meydana getirebilir. Laboratuvarın tanı açısından önemli bir rolü yoktur.58). İnflame papüller kaşıntılıdır. Buralardan hareketli larvalar sulara bırakılır (Şekil 4. Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitlerlerin salgıladığı maddeler inflamasyon.

Köpeklerin askarisi'dir. Anisakis İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. Gastroenterit. İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. İlaç tedavisi yoktur. Mikoloji • Yapı ve Büyüme Özellikleri • Fungal Toksinler ve Allerji • Sınıflama • Fırsatçı Mikozlar 222 . Anisakis simplex'in larvaları mide ve barsakların submukozasına penetre olur. eozinofili ve kanlı dışkılama görülür.İNSANDA LARVALARI HASTALIK YAPAN NEMATODLAR Toxocara canis Visseral larva migrans'ın majör etkenidir. Ancylostoma caninum Köpek kancalı kurdu Ancylostoma caninum ve kedi kancalı kurdu Ancylostoma braziliense kutanöz larva migrans etkenidirler. cati'de etken olabilir. endoskopi ile larvaların temizlenmesi gerekir. kronik enfeksiyonu da gastrointestinal kanseri taklit eder. Angiostrongylus Fare akciğer nematodu olan Angiostrongylus cantonensis eozinofilik menenjit etkenidir. Akut enfeksiyonu appendisit. T.

Bazı hiflerin transvers duvarları bulunur (septalı hif). 223 . Farklı ısılarda farklı yapılarda bulunur. Mantar hücre membranı ergosterol ve zymosterol bulundurur. Medikal önemi olan birçok mantar termal dimorfiktir. bazıları fakültatif anaerob olabilir. Ancak duvar antibiyotiklerinden etkilenmez 2. Küfler ise hif denilen uzun filamentlerden oluşmuştur. Küfler ve mayalar olmak üzere iki tip mantar bulunur. Bunlar genellikle doğada küf şeklinde iken insan vücudunda maya şeklinde bulunur. Mantarların çoğu zorunlu aerobdur. Mantarlar kitin denilen (N-asetil glukozamin'in bir homopolimeridir) hücre duvarına sahiptir. ancak hiçbiri zorunlu anaerob değildir. İnsan ökaryotik hücrelerinden ayrılan iki önemli yapıları bulunur. Septasız hifler multinükleerdir (coencytic). Bazı mantarlar seksüel sporlar yaparak ürerler. bazılarında ise bu duvar bulunmaz (septasız hif).BÖLÜM 5: MİKOLOJİ YAPI VE BÜYÜME ÖZELLİKLERİ Mantarlar (küfler ve mayalar) ökaryotik organizmalardır. Binlerce mantar türü olmasına rağmen insanlarda 100 kadarı enfeksiyon etkenidir. Candida albicans dışında (endojendir) mantarların doğal kaynağı tabiattır. Sadece dermatofitler ve Candida türleri insandan insana bulaşırlar. Mantar ilaçlarının çoğunun hedefi bu yapıdır. 1. Ürerken hiflerin uzaması ve dallanması ile küf kolonileri yani miçelyumlar oluşur (Şekil 1). Mayalar aseksüel tomurcuklanma ile eşeysiz ürerler. bu yapı insan hücrelerindeki kolesterol'den farklıdır.

Klamidosporlar (Candida albicans) 3. Artrosporlar (Coccidioides immitis) 2. Sporangiosporlar (Rhizopus ve Mucor) Medikal olarak önemli mantarlar dışında yiyeceklerin bozulmasına sağlayan mantarlar da bulunur. 1.1. insanlar normal floralarında Candida taşımalarına rağ men. histoplasmosis. Mantarlar hücre duvar yapılarında endotoksin bulundurmazlar ve ayrıca bakteriler gibi ekzotoksin üretmezler. Ancak akut enfeksiyonun göstergesi olamaz. Basidiospor 4. rengi ve bulunduğu yer mantarların tanısında kullanılır. albicans) 4. Coccidioidomycosis. Pozitif deri testleri anlamlıdır. Negatif deri testlerinin immün yetersizlikli hastalarda bulunabileceği unutulmamalıdır. Blastosporlar (C. Çok nadir olarak klinik öneme sahiptirler. Zigospor 2. blastomycosis gibi birçok majör sistemik mantar granülomlar yaparak hastalık oluştururlar. Konidyaların şekli. Patogenez Mantarların çoğu granülomatöz enfeksiyon yaparlar. Hücresel tip aşırı duyarlılık reaksiyonları granulom oluşmasının sebebidir. Medikal önemi olan mantarların çoğu aseksüel spor olan konidyalar yaparak ürerler. 224 . Sistemik ve subkutan mantarlar coğrafi lokalizasyon gösterir. Seksüel spor yapmayan mantarlara fungi imperfecti denir. Aspergillosis ve Sporotrichosis gibi bazı mantar hastalıklarında nötrofillerin hakim olduğu akut süpüratif enfeksiyonlarda gözlenebilir. Oospor Seksüel sporlardır. Askospor 3. Bazı mantar antijenleri intradermal enjekte edilirler ise gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonu oluşturabilir. Candida antijenleri ile yapılan deri testleri immünitesi normal olanlarda negatif çıkmaktadır.

ancak deri bütünlüğü bozulunca mantar enfeksiyonları görülebilir.3) 2. Direkt mikroskobik inceleme : Balgam. Mantar enfeksiyonları sırasında oluşan IgG ve IgM'in tanısal değeri vardır. Derinin ve mükoz membranların normal florası da mantarların üremesini baskılar. pubertede olduğu gibi hormanlara bağlı derideki değişiklikler Tricophytonların saçlı deride enfeksiyon yapmasını engellerler. 1. hayvanlarda tümör oluşturur (insanlarda hepatik karsinoma etkenlerinden birisi olduğu düşünülmektedir).3). Mantar duvarının kalkoflor beyazı (floresan boya) ile boyanarak gösterilmesi doku örneklerinde faydalıdır.4). Mantar toksinlerinin yenmesi ile oluşan mikotoksikoz (Şekil 5. Yağ asitleri dermatofitlerin üremesini baskılar. 225 .Sağlam deri mantarların çoğuna karşı konak defansı görevini görür. Fungal sporların sebep olduğu allerji Amanita mantarlarının ürettiği beş toksinden ikisi (amanitin ve phalloidin) bilinen en ağır hepatotoksinlerdir. Aflotoksinler ise Aspergillus fumigatus tarafından üretilir ve karaciğer hasarı. Coccidioides immitis sferülleri ve Cryptococcus neoformans'ın kapsülü çini mürekkebi ile boyanarak gösterilebilir (Şekil 5. korunmada hücresel immün sistem önemlidir. akciğer biyopsi materyali ve deri kazıntılarında karakteristik mantar özelliklerinin %10'luk KOH ile muamele edildikten sonra ışık mikroskobunda görülmesi ile tanı konur (Şekil 5. FUNGAL TOKSİNLER VE ALLERJİ Mikotik enfeksiyonlara ek olarak mantarların sebep olduğu iki hastalık daha vardır. Ergotism vasküler ve nörolojik etkiler yaratır. Laboratuvar tanı Mantar enfeksiyonlarının tanısında dört yöntem uygulanır . 1. Ancak antibiyotikler ile normal flora bozulursa mantar enfeksiyonları görülmeye başlayabilir. Respiratuvar sistemde nazofarengeal mukoz membranlar ve alveolar makrofajlar önemli konak defans mekanizmalarıdır. Aspergillus sporlarının oluşturduğu allerji ise duyarlı kişilerde astım krizlerine sebep olabilir.

Sistemik 4. Serolojik testler: Mantarlara karşı oluşmuş antikorların hastaların serumunda ve BOS'unda gösterilmesi sistemik mikozların tanısında değerlidir.2. Antifungal ilaçlara direnç gösterilememiştir. Kutanöz 2. Histoplasma. histoplasmosis ve blastomycosis için geliştirilmiş kompleman fiksasyon yöntemleri. Subkutanöz 3. 3. ayrıca Kriptokok menenjiti için kapsül antijenine karşı geliştirilmiş lateks aglutinasyon yöntemleri (BOS) kullanılmaktadır. 1. Kültür: Mantarlar Sabouraud besiyerinde kolaylıkla ürerler. ancak her mantar enfeksiyonunda kullanılmaz. SINIFLAMA Medikal önemi olan mikozlar 4 grupta incelenir. Besiyerinde kullanılan antibiyotikler bakterilerin üremesini engellemiştir. Bunun sebebi mantarların bakteriler gibi prokaryot olmamasındandır. Antifungal tedavi Bakterilere etkili antibiyotikler mantarları tedavi edemez. Blastomyces ve Cryptococcus için geliştirilmiş hızlı tanı yöntemleridir. Antifungallerin çoğunun etki ettiği ergosterol bakterilerde bulunmaz. 4. DNA testleri: Coccidioides. Coccidioidomycosis. Fırsatçı (opportunistik) 226 . Miçelyum ve aseksüel sporların gösterilmesi tanı açısından yeterlidir.

Tablo 5. T. floccosum Dermatofitid (İd reaksiyonu) Genellikle parmakların kenarında ve avuç içinde Lezyonlarda mantar görülmez. E. T. Trichophyton diğer dermatofitlerden farklı olarak yetişkinlerin çoğunda tüberkülin benzeri reaksiyon oluşturur. mentagrophytes T. Epidermophyton 2. tırnak) enfeksiyon oluştururlar. Tipik dermatofitoz lezyonuna "tinea" denir. Dünyada dramatik olarak enfeksiyonları artan Trichophyton rubrum tinea pedis ve tinea cruris etkenidir. Microsporum Dermatofitler. mentagrophytes. Genetik. Pullanmış. flococcosum Tinea cruris Kasık T. infekte kişilerden direkt temas sonucunda yayılır. E.Kutanöz ve Subkutanöz Mikoz Kutanöz Mikozlar Dermatofitler Dermatofitler içerdikleri keratinazlar nedeniyle sadece yüzeyel keratinli dokularda (deri. T. infektivite.6). Kırsal kesimde gözlenen jeofilik enfeksiyonlar en nadir görülenleridir. men tagrophytes. Sekonder bakteri enfeksiyonları olabilir. 1. Önemli dermatofitler Fungi imperfecti sınıfından olan. tonsurans T. floccosum Tinea capitis Tinea barbae Tinea ungiunim (Onikomikoz) Saçlı deri : Endotriks ve Ektotriks Sakal Tırnak M. canis. rubrum. T. mentagrophytes. Ayrıca atopik dermatit dermatofit enfeksiyonları için hazırlayıcı faktördür. rubrum. Microsporum suşları aynı zamanda kedi ve köpek gibi hayvanlarla yayılırlar. bunların ancak 15 kadarı insan enfeksiyonlarına sebep olurlar (Tablo 5.1 Dermatofit enfeksiyonları Hastalık Tinea corporis Tinea pedis (atlet ayağı) Bulunduğu bölge Saçsız. T.1). E. aşırı giyinme. Dermatofitlerin 40'tan fazla türü olmasına rağmen. mentagrophytes ve T. kaşıntılı ve ciltten kabarıktır. verrucosum önemli kerion etkenleridir. rubrum. sürekli çizme giyme gibi konak faktörleri enfeksiyonlarda önemlidir. T. deri ve tırnak Floresans Yeşil Yok (Favus'ta mat yeşil) 227 . dış sınırı ise kırmızı renktedir (Şekil 5. hayvan (zoofilik) ve toprak (jeofilik) kaynaklı olabilir.2 Dermatofıtlerın önemli özellikleri Etken Microsporum Trichophyton Makrokonidi Mekik şeklinde Kalem şeklinde Mikrokonidi Var Var Yerleştiği doku Saç. yumuşak deri Ayakkabı giyenlerin ayak parmak araları En sık görülen etken Microsporum canis. ancak uzun süreli tedaviye dirençli enfeksiyonlar meydana gelir. Lezyonun ortasında çok az inflamasyon vardır. T. mentagrophytes. saç. Böyle enfeksiyonlarda reenfeksiyon gelişmez. inflamasyon ve hatta püstüller ile seyredenlere ise "kerion "denir. morfoloji ve patojenlik olarak bir farkları yoktur. derin dokulara invazyon yapmazlar. Tablo 5. insan (antropofilik). rubrum. deri Saç. Klinik Antropofilik enfeksiyonlar konak ile antijenik benzerlikleri nedeniyle diğerlerine göre daha hafif immün yanıt oluşturur. Trichophyton 3. T.

Tinea cruris genellikle erkeklerde perine bölgesinde meydana gelir. 228 . Özellikle M.8). pedis dünyada en sık görülen mantar enfeksiyonudur ve an önemli etkeni bir anthropofilik mantar olan Tinea rubrum'dur (Şekil 5. Tinea corporis başlıca vücudun kılsız bölgelerinde gelişir. T. T. Alopesi ile karakterize gri alanlar görülür. Enfeksiyon genellikle hastanın ayaklarından genital bölgesine bulaşır. T. verrucosum en sık T. rubrum en sık görülen tinea capitis etkenidir. inflamasyon veya siyah renkli alopesi çok nadirdir. capitis'den farklı olarak bakteriyel süperenfeksiyonları sıktır ve tedaviye dirençlidir. Atlet ayağı da denilen T. nadiren skrotum tutulur (skrotum tutulumunda Candida düşünülür). Endotriks enfeksiyonunda saçlı deri enfekte olmuştur. endotrix tarzında enfeksiyon yapar. Favus kalıcı alopesi yapan en ciddi saç enfeksiyonudur. Tinea barbea sakalların mantar enfeksiyonudur. mentagrophytes ve T.Epidermophyton Candida Lobut (raket) şeklinde Yok Yok Yok Deri ve tırnak Deri ve tırnak Yok Yok Tinea capitis endotriks. schoenleinii'dir. barbea etkenidir. Favus etkeni T.7). Seboreik dermatit benzeri bir tablo ile karşılaşılır. Ektotriks enfeksiyonlarında da inflamasyon görülmez. Trichophyton tonsurans çocuklardaki en yaygın tinea capitis etkenidir. canis enfeksiyonlarında kerion meydana gelir. kafatasında kabuklar görülür (Şekil 5. ektotriks ve favus olmak üzere üç farklı klinik formda görülür. gri renkli alopesi ile karakterizedir.

sırt. Lipofilik mantarlar denir. boyun ve omuzlarda oluşur (Şekil 5. Sabouraud agar kültüründe oda ısısında tipik hif ve konidyalar ürer.10). kolay kırılan saçlar ve ince kırılan tırnaklar en belirgin özellikleridir (Şekil 5. Lezyonlar genellikle hipopigmente alanlarda dikkati çeker. Genellikle sıcak 229 . kalkoflour beyazı ile incelenmesinde mikroskopta hifler görülebilir. schoenleinii enfeksiyonları Wood ışığı altında parlak yeşil floresan verir. tolnaftat) veya oral griseofulvin iledir. Onikomikoz yapan mantarların tiplendirilmesi önemli değildir.9). İdlezyonları dolaşan fungal antijenlere karşı gelişen bir yanıttır. Microsporum'a bağlı Tinea capitis lezyonları ve T. E. parmaklarda veziküller görülür. Tırnakta opaklaşma. floccosum saç enfeksiyonu yapmaz Microsporum türleri de tırnak enfeksiyonu yapmazlar. kalınlaşma ve şekil bozukluğu meydana gelir. Tinea versicolor Malassezia furfur tarafından oluşturulan yüzeyel deri enfeksiyonudur. özellikle güneş yanıklarının ardından göğüs. tedavi seçeneği değişmez. Etken normal flora üyesi küf mantarıdır. yağlı ortamlarda üremeyi severler. lezyonlarda hifler bulunmaz Deri ve tırnaktan kazınarak alınan örneklerin %10'luk KOH. Kaşıntılı papüller ve veziküller. Tablo 5. Dermatofitler sıcak ve nemli bölgelerde kronik enfeksiyonlar yaparlar. sararma. Enfeksiyonun önlenmesi için keratin içeren dokular kuru ve soğuk tutulmalıdır. Bazı enfekte kişilerde dermatofitlere karşı aşırı duyarlılık reaksiyonu gelişir "id reaksiyonu veya dermatofitid".3 Mantarlarda Tanı Yönteleri • • • • • KOH: Keratinize doku eritmede kullanılır Laktofenol pamuk mavisi: Kültürde üreyen mantar boyama Calcoflour beyazı: Mantar duvarında kitin boyama Çini mürekkebi: Cryptococcus neofrmans Giemsa: Histoplasma capsulatum Tedavi lokal antifungal kremler (mikonazol.Tinea ungiunim veya onikomikoz tırnakların enfeksiyonudur.

Olguların çoğu sporadiktir. sonra lenfatikler boyunca ilerler. Yaralanmış deriden bulaştıktan sonra lenfatikler boyunca uzanan tipik zemini nekrotik nodüllü lokal püstül veya ülserler oluşturur. Subkutan Mikozlar Bu mantarlar toprakta ve bitkilerde bulunur. atlar gibi birçok hayvanda görülebilir Zoonotik bulaşmaların yanı sıra insan-insan bulaşması da gösterilmiştir Olguların çoğunda bulaş yaralanmış deriden olur. oral kontraseptif kullanımı. Köpekler. malnutrisyon. kültür yapılmaz. tüberküloz. Klinik Kutanöz. Lezyonlar hem tomurcuklanan hücreler hem de hifler içerir.11). Tedavide topikal mikonazol. bakteriyel enfeksiyonlar ve yabancı cisim granulomları ile ayırıcı tanı yapılmalıdır (Şekil 5. Cushing hastalığı. Şahsilik asit gibi topikal keratolitik ilaçların kullanılması ile tedavi edilir. Sistemik hastalık oluşturabilir. Tinea nigra Derinin keratinize dokularının enfeksiyonudur. yanık. Trichosporon beigelii ise aksiller. Sporların inhalasyonu yoluyla primer pulmoner enfeksiyonları da gelişebilmektedir. Sporotrikoz Sporothrix schenckii bitkilerde bulunan dimorfik bir mantardır (Çiçekçi hastalığı). nadirde olsa epidemileri yayınlanmıştır. pubis ve saçlı deride yumuşak açık kahverengi nodüller (beyaz piedra) meydana getirir. Tanı mikroskobik inceleme veya deri kazıntılarından alınan kültür ile konulur. Piedra Piedraia hortae saçlı deride sert siyah nodüller (siyah-piedra) oluşturur. Farklı türlerinde pigment oluşumu görülebilir. Kutanöz sporotrikoz en sık görülen klinik formudur. kortizon tedavisi görenler ve diğer immünsupresyon yapıcı hastalıklarda da lezyonlar ortaya çıkabilir. Bunun dışında gebelik. Diğer deri mantarı enfeksiyonları. Başlangıçta organizma lokal yerleşir. Tanı genellikle KOH ile konur. Hitlerinde melanin benzeri pigmentinin bulunması nedeniyle kahverengi lezyonlar şeklinde görülür. Lezyonlar kronikleşebilir. 230 . ekstrakutanöz ve dissemine sporotrikoz olmak üzere üç farklı tipte klinik gösterir. fareler. bazen hafif bir kaşıntı ve kızarıklık görülebilir. Enfeksiyon genellikle asemptomatik geçer ancak. Lenfanjitik kutanöz sporotrikozda lezyonlar direkt inokülasyonun meydana geldiği dokularda görülür. Etken Cladosporium werneckii. insanlara travma ile bulaşıp subkutan dokularında yavaş seyirli (Sporothrix hariç) enfeksiyon yapar. kullanılır ancak hastalarda duyarlılık olması nedeniyle reenfeksiyon sıktır. toprakta bulunur ve yaralanma ile geçer. Genellikle üst ekstremitelerdedir.nemli havalarda görülür.

Sporotrikozun en sık ekstrakutanöz yerleşimi eklemler. vd. Cladosporium carrionii. Hastalar genellikle immün yetersizliği olanlardır. Doz hastanın maksimum tolere edebileceği seviyeye kadar yavaş yavaş arttırılır. lokal cerrahi girişim gerekebilir. Fonsecaea compactum. Bir alilamin antifungal olan Terbinafin lenfokutanöz sporotrikoz tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Phialophora. Tedaviye deri lezyonları iyileşinceye kadar devam edilir. Cladosorium. Kromomikoz Farklı toprak mantarları tarafından (Fonsecae. Botrymomyces caespitosus. Mycetoma Toprakta yaşayan mantarlar {Petriellidium. cerrahi tedavi tavsiye edilir. Kutanöz hastalıklarda mekanizması tam olarak bilinmese de oral potasyum iodür kullanılır. Mantarlar için etkili bir tedavi yöntemi yoktur. el ve sırta bulaşır ve içinden püy akan sinüslerle karakterize abseler yaparlar. Nocardia'larda benzer lezyonlar oluşturur (aktinomikotik miçetoma). Sporotrikoz menenjit tedavisinde intravenöz amfoterisin B kullanılır. Deri testleri epidemiyolojik çalışmalar açısından değerlidir.) genellikle ayakta oluşturulan yavaş ilerleyen granülomatöz enfeksiyonlar yaparlar. Laboratuvarda. biyopside lökositler ve dev hücreler içinde siyah kahverengi ve yuvarlak fungal hücreler görülür. Deri ve eklem kültürlerinde mikroorganizmanın üretilmesi tanı açısından çok değerlidir. Exophiala spinifera diğer etkenleridir. Rhinodadiella aquaspersa. sonra kahverengi siyah pigmentli kolonileri görülür. 231 . Madurella) yaralardan ayak (Maduromikoz. En sık ayaklarda meydana gelir. Tedaviye 3-6 ay kadar devam edilir. Madura ayağı). 37°C'de doku örneklerinde ve kültürde yuvarlak sigara şeklinde tomurcuklanan mayalar görülür. İnkübasyondan 3-5 gün sonra başlangıçta beyaz. Hastalıkların en sık etkeni Fonsecaea pedrosoi'dir. Hastalık oral flusitozin veya tiabendazol ile tedavi edilebilir. Aylar. İnsan-insan bulaşması görülmez. sistemik ve cerrahi tedavi uygulanabilir. AIDS'li ve hematolojik malinitesi olanlar ile immünsuprese kişilerde multiorgan tutulumu ve geniş kutanöz hastalık ile karakterize dissemine sporotrikoz görülür. kollar ve bacaklarda da görülebilir. akciğerler ve merkezi sinir sistemidir. Chromoblastomycosis olarakta bilinir. Phialophora verrucosa. ancak eller. Tedavi Hastalığın ciddiyetine göre lokal. Kan kültürleri pozitif olabilir. Tropikal ve subtropikal bölgelerin hastalığıdır. Lenfatikler boyunca siğil benzeri verrüköz lezyonlar yaparlar (karnıbahar tarzı). Lenfokutanöz sporotrikozun tedavisinde pirimer seçilecek antimikotik itrakonazol'dür. Laboratuvar tanıda. Deriye travma yolu ile bulaşır. Osteoartiküler sporotrikoz tedavisinde itrakonazol veya amfoterisin B kullanılır ancak relaps sık görülür. Sklerotik cisimlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. yıllar içinde gelişen kronik deri ve yumuşak doku enfeksiyonudur. Bu mantarlar melanin benzeri pigmentleri ile tanınırlar.

endosporlar açığa çıkar ve yeni sferüller oluşturur. reenfeksiyon gelişebilir.4). Toprağın kuru olduğu ve nemsiz havalarda risk artmaktadır. "Vadi ateşi" (San Joaquin ateşi). Granülomatöz lezyonlar özellikle kemikler ve MSS'de bulunur. doğada küf şeklinde.Sistemik Mikozlar Bu enfeksiyonlar dimorfik mantarların toprakta yaşayan küflerinin inhalasyon yoluyla alınması ile bulaşır (Şekil 5. Ancak immünsistemi baskılanmış hastalarda diğer organlara da yayılan ağır bir tablo ile hastalar kaybedilebilir (Tablo 5. 232 . Disseminasyonun bulunması hastada immün yetersizlik olduğunu gösterir. Patogenez Artrosporlar akciğerlere ulaşınca sferüller oluşur ve bunlar endosporlar ile doludur. Başlıca gelişen immün yanıt hücreseldir. Organizma bir kişiye direkt temas veya kan yoluyla geçer. "çöl romatizması" etkenidir. Özellikle endemik bölgeye seyahat öyküsü olanlarda dikkatle araştırılmalıdır. RES Coccidioides Hastalık Coccidioides immitis coccidioidomycosis etkenidir. Tozlardaki artrosporlar rüzgarla taşınarak inhalasyon yoluyla akciğerleri infekte eder. dokularda ise sferüller şeklindedir (Şekil 9). Depremlerde ve fırtınalarda hasta sayısı artmaktadır. Akciğerlere ulaştıklarında. Meninksler. Toprakta yaşayan dimorfik mantardır. Enfeksiyonun kontrolünde T lenfositler önemli rol oynar. Bulaşma Çöl ortamı bulunan Amerika'nın güneybatısında endemiktir. Çoğu enfeksiyon asemptomatiktir ve kendi kendine iyileşir.4 Sistemik mikozlar ve hastalıkları Hastalık Çöl romatizması vadi ateşi Histoplazmoz Blastomikoz Güney Amerika blastomikozu Organizma Coccidioides immitis Histoplasma capsulatum Blastomyces dermatitidis Paracoccdioides brasiliensis Dimorfizm 20°C→37°C Hif → Sferül Hif→Maya Hif→Maya Hif → Maya Yerleşim yeri Pulmoner. kemik Pulmoner. sporlar mayalara farklılaşır. Tablo 5. Pozitif deri testi hastalığın tekrarlayabileceğini gösterir. Eğer hastalık veya ilaçlar nedeniyle hücresel immünite baskılanırsa. RES Deri Deri. Sferüllerin duvarları yıkılınca.12).

Sıklıkla glukoz düşük. Laboratuvar tanı Endemik bölgelere seyahat edenlerde pulmoner sendrom var ise hastalık düşünülmelidir. Olguların yaklaşık %5'inde disseminasyon görülebilir. yıllarca pozitif kalır. %50 akciğer filiminde değişiklikler görülür. Gebeler. Ekstrapulmoner hastalık granülomatöz deri lezyonları. Deri testleri 2-4 hafta içinde pozitifleşir. Genç hastalarda kaviter akciğer hastalığı gelişebilir. • Ateşi 1 aydan uzun sürenler • Ağır ve ilerleyici pulmoner hastalığı olanlar • İmmünyetmezliği olan hastalar • HIV hastaları • Gebeler • Dissemine hastalık gelişenler tedavi edilmelidir. Deri testlerinin negatifleşmesi veya antikor fitrelerinin çok yükselmesi relaps açısından risk taşır. zenciler. İnfekte kişilerde coccidioidin veya sferülin deri testleri ile. protein yüksektir. Flukonazol ve itrakonazol aynı etkiyi gösterir. 233 . çocuk ve gençlerde görülme sıklığı fazladır. immünyetmezliği olanlarda daha ileri yıllarda ortaya çıkabilir. subkutan abseler. Menenjit normalde akut enfeksiyonu takiben 6 ay içinde gelişirken. Doku örneklerinde mikroskobik olarak sferüller görülür (Şekil 5. BOS'ta mononükleer hücre hakimiyeti vardır. osteomyelit veya menenjit'tir. immün yetersizliği olanlar. Tedavide hastanın durumuna göre amfoterisin B ve oral azol antifungaller kullanılır. disseminasyon varsa negatifleşir. Asemptomatik hastaların çoğunda tanı deri testleri ile konulur. Semptomatik hastalarda genellikle öksürük. bazı hastalarda yaşam boyu sürebilir. Tedavi 12-18 ay gibi uzun sürelidir. Spesifik eritrema denilen hem eritema nodosum hem de eritema multiforme bulunması beklenir. Endemik alanlara seyahat edecekler için bir korunma önlemi yoktur. Primer enfeksiyonda deri döküntüleri hemen daima bulunur. Laboratuvarda üretilmesi önemlidir ancak teknisyenler için tehlikeli olduğu unutulmamalıdır. Kültürlerde 2-5 gün içinde oda ısısında (25°C) artrosporlu hifler görülür. 48 saat içinde 5 mm üzerinde endurasyon görülmesi ile tanı koydurur. başağrısı ve göğüs ağrısı gibi nonspesifik bulgular görülür. septik artrit. deri testi veya serolojik yöntemler ile tanı konulur. balgam çıkarma.13). Hastaların çoğunda eozinofili görülür. Tipik hastalık tablosu pnömonidir ve kendi kendine iyileşir. LP tanı için değerli tanı yöntemidir. Dissemine hastaların ortalama yarısında menenjit görülür. Sıklıkla asemptomatiktir ve 2 yıl içinde kendi kendine iyileşir.Klinik Bulgular Çoğunlukla asemptomatiktir. ateş. Tedavi Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonlarda tedavi gerekmez.

234 . halsizlik. capsulatum makrofajların içinde oval tomurcuklanan mayalar şeklinde bulunur ve burada çoğalır (Şekil 5. İnce duvarlı 2-4 mm çapında oval mayalar dokularda bulunan patojen formu oluşturur. Böylece makrofajlarda yapı ve fonksiyon bozukluğuna sebep olur. yarasalar infekte olabilir. H. Tablo 5. Dokularda. Kuşlar enfekte değildir. Patogenez ve Klinik bulgular İnhale edilen miçeller makrofajlar tarafından fagosite edilir ve bunların içinde mayalar gelişir. Küçük granülomatöz odaklar kalsifiye olurlar. kilo kaybı ana semptomlarıdır. Bulaşma Bu mantarlar dünyanın birçok yerinde görülebilir. diğer %10'unda ise artrit ve eritema nodosum görülebilir. ülseratif gastroenterit lezyonları veya MSS enfeksiyonları şeklinde dissemine enfeksiyonları görülebilir (Tablo 5. Akciğer grafisindehiler ve mediastinal lenfadenopati ve fokal infiltrasyon görülür.5 Histoplazmozda klinik sendromlar Sık enfeksiyonları Nadir enfeksiyonları Akut primer pulmoner histoplazmoz • Dissemine histoplazmoz • Kronik pulmoner histoplazmoz • Mediastinal granulomatozis • Fibroz mediastinit Akut primer histoplazmoz: Ateş. Organizma tüm vücuda. Organizma infektif doku veya kan kültürlerinden izole edilebilir. Mediastinal granulomatoz: Akciğer enfeksiyonlarının iyileşmesi granülomatöz inflamatuvar yanıt ile sonuçlanır. Hastaların çoğu tedavisiz iyileşir. lenf ve kan yoluyla (özellikle karaciğer ve dalak) yayılır ancak genellikle asemptomatiktir. Hastalarda anemi ve lökositoz görülebilir.14). Özelikle tüberküloz ile karışabilir. Prodüktif öksürük. ancak immünyetmezliği olanlarda aylar süren dispne ve hipoksi meydana gelebilir. disfaji.Histoplasma Hastalık Histoplasma capsulatum histoplazmoz etkenidir. Özellikle kuş dışkısının (güvercin) kirlettiği topraklarda bol miktarda bulunur. Hastaların yaklaşık %10'unda perikardit. titreme. Lezyonlar apikal veya subapikal bölgelerde lokalizedir. postobstrüktif pnömoni veya bronşektazi meydana gelebilir. Mağalara yapılacak gezilerden veya çalışmalardan histoplazmoz salgınları görülebilir. nonprodüktif öksürük. göğüs ağrısı ve halsizlik şikayetleri ile karakterize akut enfeksiyon görülür.5). Yoğun mikroorganizma alınırsa klinik bulgular veren pnömoni görülebilir. Bazı hastalarda iyileşme sırasında lenf nodlarında fibrozis meydana gelebilir. Fibrozis çevre dokularda yapışıklıklar ve kompresyonlara sebep olabilir. Daha nadir olarak adrenaller tutulumu. Bunun sonucunda öksürük. özofagopulmoner fistül. Kronik pulmoner histoplazmoz: Progressif fokal konsolidasyon ve kavitasyon ile karakterize kronik obstrüktif pulmoner hastalıktır.

Laboratuvar tanı Doku biyopsilerinde veya kemik iliği aspirasyonlarında makrofajlar içinde mantar hücrelerinin görülmesi hızlı tanı açısından değerlidir. İlerleyici akciğer enfeksiyonlarında oral itrakonazol faydalıdır. 200 mg oral Amfoterisin B 0. Tablo 5. Histoplazmoza bağlı fibroz mediastinit süperior vena cava sendromunun maliniteden bile daha çok olmak üzere en sık sebebidir. Tablo 5. yıllarca pozitif olarak kalır. 200-400 mg gün PO. bilinen endemik bölgesi Kuzey Amerika'dır. Kalın duvarlı yuvarlak mayalar dokularda görülür. Dissemine hastalıklarda Amfoterisin-B kullanılır (Tablo 5. Tozlardaki miçellerin inhalasyonu yoluyla bulaşır.0 mg/kg günlük Itrakonazol. 200-400 mg gün PO MSS hastalığı Amfoterisin B 0. Yalancı pozitif ve yalancı negatif sonuçların bulunabileceği unutulmamalıdır. Enfeksiyon başlıca kan dolaşımı veya lenfatik sistem aracılığı ile uzak dokulara yayılır. Serolojik testlerinde 1:32 titrasyon üzeri tanı açısından anlamlıdır. Ancak granulomların içinde mayalar uzun süre canlılığını korurlar. Spesifik T hücre immünitesi 2-4 hafta içinde gelişir. dokularda maya şeklinde bulunan dimorfik mantardır. 200-400 mg gün PO Nonmeningeal. iskelet sistemini tutan.0 mg/kg günlük AIDS'li hastalar Amfoterisin B 0.7-1. özofagus. Türkiye'de bulunmaz. trakea ve vasküler yapıları sıkıştırabilir. Granülamotöz lezyonlar zamanla kalsifiye olarak iyileşir. Yayılma deri.7 Yetişkin ve çocuklarda blastomikoz klinik sendromları En sık Daha nadir • Pulmoner • Kutanöz • İskelet sistemi • Genitoüriner Ender • MSS • Dissemine 235 . Enfeksiyondan 2-3 hafta sonra 5 mm üzerinde endürasyon gösteren histoplazmin deri testi pozitif olarak değerlendirilir.6). Hastalık hem pulmoner hem de kutanöz.7-1. hayatı tehdit eden hastalık İtrakonazol. genitoüriner ve MSS olmak üzere ekstrapulmoner şekilde görülür (Şekil 5.15). kemik ve diğer alanlardaki ülserli granülomlardan olur (Tablo 5.0 mg/kg 14 gün İdame için İtrakonazol. 200-400 mg/gün 6-12 saatte bir İtrakonazol. Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonları nadiren tespit edilebilir.7-1. Akciğerlerde mantar mayalara dönüşür.7). Blastomycosis gibi diğer mantarlar ile çapraz reaksiyon görülebilir. Hücresel immünite başlıca korunma sistemidir.0 mg/kg günlük İtrakonazol.7-1.Fibroz mediastinit: Nadir olgularda iyileşme sonucunda fibrozis mediastinal yapılar. Başlangıçtaki polimorfonükleer lökosit infiltrasyonu daha sonra makrofaj infiltrasyonuna ve granülamatöz dokulara dönüşür.6 Histoplazmoz tedavisi İmmünyetmezlikli hastalar İlk seçim İkinci seçim Amfoterisin B 0. Sabouraud dekstroz agarda karakteristik tüberküloid makrokonidiyalı ve mikrokonidyalı hifleri görülür. Deri testleri özellikle epidemiyolojik çalışmalarda kullanılır. Blastomyces Blastomyces dermatitidis blastomycosis etkenidir. Doğada küf. Tedavi Asemptomatik ve hafif enfeksiyonu olanlara tedavi gerekmez. Enfeksiyon başlangıcı respiratuvar sistemde olur.

C. parapsilosis. Candida enfeksiyonlarında başlıca etken C. krusei flukonazole direnci ile tanınır. rugosa insan enfeksiyonlarında saptanmış önemli suşlardır. İnsanlarda üst solunum yolu. endemik değildir. Candida enfeksiyonlarının gelişmesi için normal flora'nın değişime uğraması gerekir. Fırsatçı mantar enfeksiyonları için mutlaka altta yatan bir sebep vardır. albicans'tır. C. Pamukçuk. uzun süreli kateter kullanımı ve parenteral nutrisyonel beslenme olarak sıralanabilir. glabrata enfeksiyonlarında dokularda pseudohif örülmez. C. C. bunların içinde C. krusei. gelişme faktörleri vajinit ile aynıdır. ancak özellikle immün yetersizliği olanlarda düşünülmelidir. gastrointestinal ve kadınların genital sisteminin normal florasında bulunur. Hem solunum sistemi yoluyla hem de diğer hazırlayıcı faktörler aracılığı ile enfeksiyon meydana getirebilirler. Candida hastanelerde alınan kan kültürlerinde dördüncü sıklıkta tespit edilen etkendir. glabrata da diğer sık rastlanan Candida suşlarından birisidir. diabet ve immün yetmezlik olarak özetlenebilir. FIRSATÇI MİKOZLAR Fırsatçı mantarlar doğada ve normal insan florasında bulunabilir. deri de etkilenebilir. Genellikle tek tomurcuklanan oval mayalardır. uzamış nötropeni. MSS enfeksiyonları ve AIDS'li hastalarda amfoterisin B ilk seçilecek ilaçtır. vajinit ve kronik mukokotanöz kandidiyaz etkenidir. C. albicans. gebelik. Bu mantarlar dünyanın her yerinde yaygındır. oral mukozada gelişen Candida enfeksiyonudur. C. C. İtrakonazol. Kadınların 3/4 ünün yaşamlarında en azından birkez Candida vajiniti geçirdiği bildirilmektedir. Dokularda küfler gibi görünürler. Flukonazol de denenebilir. genellikle hastalık etkeni değildir. pseudohif denir. C. 236 . tropicalis. endokardit ve renal hastalıklar gibi özel alan enfeksiyonlarında tespit edilebilir. Bugüne kadar tespit edilmiş 150'den fazla Candida suşu vardır. Epidemiyoloji Normal flora üyesidir. Candida sepsisi için spesifik risk faktörleri antibiyotik kullanımı. oral kontraseptif kullanımı. lusitaniae ve C. glabrata. C. krusei nadir etkenlerden birisidir. krusei kandidemi. Candida'nın gerçek enfeksiyon alanı mukozalardır. Risk faktörleri antibiyotik kullanımı. C. pseudotropicalis. Kutanöz enfeksiyonlar gibi hafif olgularda ilk seçenek itrakonazoldür. Tedavide hayatı tehdit eden enfeksiyonlar. Candida Hastalık Candida albicans. Ketokonazol. ancak enfeksiyon immün yetmezlik geliştiğinde ortaya çıkar. Dokuların mantar kültüründen etken üretilebilir. C. guilliermondii.Tanı doku biyopsilerinden alınan örneklerden kalın duvarlı mayaların gösterilmesi ile konulur. C. pamukçuk. oküler enfeksiyon. önemli özelliği flukonazole orta düzeyde dirençlidir.

Candidemi asemptomatikten fulminan sepsise kadar değişen klinik tablolarla karşımıza gelebilir. bulantı. Patogenez ve Klinik Bulgular Normal flora üyesi olduğu için hastalıkları ancak lokal veya sistemik defans mekanizmaları bozulduğu zaman ortaya çıkar.Mikrobiyolojik özellikler Candida başlıca maya şeklindedir. endotel. Candida kültürlerde yumuşak beyaz koloniler şeklinde ürer. trombosit ve fibrin plaklarına. tırnak altları ve aksillalar gibi nemli alanlarında meydana gelir. nötropeni yapan kemoterapi alınması. kasıklar. Candida vulvovajinitinde risk faktörü olarak gebelik. diğer oral mukozada pamukçuk veya pseudomembranöz kandidiyaz şeklindedir. 237 . yumuşak damak. HIV enfeksiyonu ve nötropeni yaratan kemoterapi gibi faktörler Candida enfeksiyonlarının gelişmesine neden olur. HIV enfeksiyonu ve antimikrobiyal terapi gösterilmesine rağmen olguların büyük bir bölümünde bunlar yoktur. Hastalarda sıklıkla oral pamukçuk ta vardır. Candida ürettiği proteinler aracılığı ile epitel hücreleri. Ancak antibiyotik kullanımı.8-9) Candida dermatiti. Hastalar sıklıkla asemptomatiktir. Vulvada yanma. yanık. Diğerlerinde dispne. epigastrik ağrı. kateter. Oral candidiasis genellikle asemptomatiktir veya yanma hissi ile karakterizedir. kusma ve hematemez görülür. Hastalarda genellikle malinite. vajinal irritasyon gibi bulgular da bulunabilir. plastik malzemeye tutunabilir. organ transplantasyonu. Normal floranın bozulmasına sebep olan iki önemli faktör antibiyotik kullanımı ve deri maserasyonudur.8 Dermatolojik ve Mukozal Candidiasis Dermatit S ık görülenler • Eritematöz. masere deri • Derinin nemli alanları • Paronişya • Onikomikosis Oral • Eritematöz mukozada dil. eksternal dizüri. Tipik bulgu dil. klasik tanı yöntemi serumda 90 dakika içinde germinasyon tüpleri oluşturmasıdır. yumuşak damak ve farenks üzerinde beyaz plaklar Özophegeal • Asemptomatik • Disfaji • Epigastrik ağrı • Bulantı kusma Hematemez • Eşlik eden oral pamukçuk • Beyaz plaklar olmaksızın dil ve yumuşak damakta eritematöz mukoza • Mukozada eritem ve ödem • Eritematöz tabanda dil üzerinde kaldırılamayan beyaz plaklar • Kesikler • Perforasyon GI • Benign ülserlerde enfeksiyon • Barsaklarda ülserasyon ve pseudomemban gelişmesi Vulvovaginal • Vulva kaşıntısı • Vajinal akıntı • Hafif koku • Vulvada yanma • Eritematöz mukozada beyaz plakların görülmesi Nadir • Generalize deri tutulumu • Generalize deri tutulumu • Tek veya multipl 5-10 mm'lik papüller • Candida granüloması • Midenin diffüz tutulumu • Derin ülserler • Hemoraji • Perforasyon Candida'nın idrarda gösterilmesi enfeksiyon işareti değildir. candida sistiti veya üriner sistem kandidiasisi gelişmesi için predispozan faktördür. Hafif bir koku bulunabilir.8). Ateş yüksek olabilir. Maya hücreleri 4-6 um çapındadır ve tomurcuklanma ('budding' blastospor) ile çoğalır. oral kontraseptif kullanımı. ancak dokularda hem maya hem küf şeklinde bulunur. Tablo 5. geniş spektrumlu uzun süreli antibiyotik kullanımı gibi hazırlayıcı faktörler bulunur. Kronik mukokutanöz candidiasis immün yetmezliği olanlarda antifungal tedaviye rağmen deri ve mukozaları tutan ağır bir enfeksiyondur. Tipik tablo vulva kaşıntısı ve vajinal akıntıdır. Ayrıca ürettiği proteazlar ile fosfolipazları organizmanın konak defansının önlemesi ve mukozaya invazyonunda kullanır Klinik (Tablo 5. Özofagial candidisis'in yaklaşık %50'si asemptomatiktir. Hipoparatiroidizm ve adrenal yetersizlik ile karakterize otoimmün endokrin yetmezliğin eşlik etmesi ile poliglandular otoimmün sendrom tip I meydana gelebilir. GIS cerrahisi. derinin göğüs altları. DM. ancak dizüri görülebilir (Tablo 5. üriner kateter kullanımı ve DM candidüri. GİS cerrahisi.

albicans için tipiktir.17) oluşumu C. albicans'ın ağızda üremesi beyaz plaklar yapar (pamukçuk). titreme ve kilo kaybı • Emboli bulguları 238 . 37°C'de germinasyon tüpleri (Şekil 5. C. Laboratuvar tanı Tanı eksüda veya dokularda. dalak.9 Derin doku candida enfeksiyonu Üriner sistem S ık görülenler • Asemptomatik • Hastalarda risk faktörleri vardır Candidemi ve Dissemine candidiasis • Hastalarda risk faktörleri vardır • Asemptomatikten septik şoka kadar klinik tablo • Pozitif kan kültürü • Multipl organlarda çoğul abseler Nadir • Dizüri • Piyüri • Renal parenkim ve üreter tutulumu • Negatif kan kültürü (dissemine enfeksiyonu ekarte ettirmez • Kapak perforasyonu • Kongestif kalp yetmezliği • Miyokardit Endokardit • Hastalarda risk faktörleri vardır • Ateş. ancak diğer Candida'larda görülmez.16) oluşturur. tomurcuklanan mayalar (blastosporlar) ve pseudohiflerin görülmesi ile konulur. Serolojik testler nadiren faydalıdır. Sıcak. diabet veya antibiyotik kullanımı ile ortaya çıkan vajinit kaşıntı ve akıntı ile karakterizedir. İmmunsuprese kişilerde Candida bir çok organa dissemine olabilir ve kronik mukokotanöz kandidiyaz meydana getirebilir.9). Su ile çalışan kimselerde (çamaşırcı veya bulaşıkçı gibi) tırnak ve parmak enfeksiyonları görülebilir. Kültür ortamında özel tipte mayalar görülür. Tablo 5. Klamidospor (Şekil 5. göz gibi birçok organda multipl abseler ile karakterize bir klinik tablodur (Tablo 5. Yüksek pH.Dissemine candidiasis karaciğer. nemli bölgelerde deri invazyonu görülebilir.

Derin kandidiasisde kan kültürü alınmalıdır. Mantar topları veya geniş bölgede perinefritik abse var ise cerrahi girişim yapılabilir. Üriner sistoskopide kandida sistiti olanlarda mukozada beyaz plaklar görülebilir. KOH preparatları tanı için değerlidir. Dissemine candidiasis tedavisinde erişkinde birinci seçenek flukonazol 400-800 mg PO/IV klinik bulguların gerilemesi. Bu hastalarda da idrar sondası varsa çıkartılmalıdır.0mg/kg/gün IV kullanılabilir. Oral azoller olan flukonazol 150 mg PO veya itrakonazol 400 mg ile topikal tedaviye destek olunabilir. Kültürde sıklıkla Candida üretilir.6 mg/kg/gün IV sistemik olarak kullanılabilir.0 mg/kg/gün IV ve/veya 5-FC 10 mg/kg/gün IV kullanılmalıdır. Topikal azol preparatları olan klotrimazol. Candida vajinitinde vajinal pH normaldir (< 4. amfoterisin B 0.5). Akıntının direkt incelenmesinde mantar elemanları gösterilmesine rağmen abondan lökosit yoktur.Candida antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği kişinin hücresel immünitesi için bir göstergedir. Krem veya vajinal tabletlerin birbirine bir üstünlüğü yoktur. Tedavi klinik bulguların gerilemesi. Asemptomatik kandidüri olgularında varsa idrar sondası çıkartılmalıdır. ancak bunun normal florada da bulunabileceği unutulmamalıdır. Gerekmedikçe hastalara antibiyotik verilmemelidir. Sistemik tedavide flukonazol 10-14 gün 100 mg PO veya itrakonazol. Flukonazol 200 mg başlangıçta ve sonra 100 mg PO 4 gün kullanılabilir. Üst üriner sistem enfeksiyonlarında ise flukonazol 400-800 mg PO/IV. Hasta serumunda mannan antijenleri gösterilebilir.8-1. dissemine candidiasis gelişebileceği unutulmamalıdır. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. Kan kültürünün negatif olması bizi tanıdan uzaklaştırmaz. flukonazol 10 gün 200mg PO. mikonazol veya terkonazol ile tedavi oranı %75-90 arasındadır. end organ tutulumu gözlem altında bulundurulmalıdır. Gebelerde relaps sıktır. Candida özofajitinde nistatin suspansiyon 10-30 ml 4 kez 10 gün topikal olarak. Deri testleri anerjik olan bir kişide. Oral azoller gebelerde kullanılmamalıdır. Candida vulvovajiniti için hem topikal hem de oral birçok antimikotik kullanılabilir. Özefagus enfeksiyonlarında baryumlu özofagus filmleri ve endoskopi yararlıdır. Varsa idrar sondası çıkartılmalı. diğer testler denenmez.3-0. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. Tedavi Oral kandidiasis tedavisinde nistatin süspansiyon 7-10 gün süresince günde 4-6 mL 6 kez topikal olarak kullanılır. Alternatif tedavi olarak amphoterisinB 0.8-1. amfoterisin-B 0. Aşısı yoktur. 239 . Gerek görülürse amfoterisinB ile irrigasyon yapılabilir. itrakonazol 200mg PO. Flukonazol kullanılan hastalara amfoterisin B ile 1 litre steril suya 50 mg karıştırılarak saatte 40 ml gidecek şekilde devamlı infüzyon/direnaj yapılabilir. Tomurcuklanan mayalar ve hiflerin gösterilmesi tanı koydurucudur. 200 mg PO verilebilir.

Tedavi Pulmoner enfeksiyonlarda birinci seçenek flukonazoldür. Bunun gösterilmesi tanı yöntemi olarak kullanılır. Akciğer grafisinde alt loblarda multipl alanlarda infiltrasyon gösterilebilir. Kapsül boyanmaz. Menenjit ve diğer dissemine enfeksiyonlar Amfoterisin-B. Laboratuvar tanı Çini mürekkebi ile boyanan BOS'ta maya hücreleri etrafında geniş kapsül olguların ancak %50'sinde gösterilebilir (Şekil 5. ancak immünyetmezliği olanlarda akciğer enfeksiyonları görülebilir. Özellikle CD4 T lenfosit sayısı <100/mm3 olanlarda fungal enfeksiyonlar görülmektedir. Olguların yaklaşık 1/3 ünde ateş bulunmaz. fenoloksidaz enzimi ve 37°C'de üreyebilme yeteneğidir. MSS ve diğer organlara yayılır . neoformans'a bağlı enfeksiyonların gelişmesinde dramatik artış görülmesine sebep olmuştur.18). İnsan enfeksiyonları inhalasyon ile bulaşır. bazen pnömoni yapabilir (Şekil 5. İnsandan insana bulaşma yoktur. AIDS'li hastalarda gelişen menenjitte BOS lenfosit sayısı sıklıkla düşüktür. Organizma genellikle bu aşamada ortadan kaldırılır. Bununla birlikte Kriptokok menenjiti geçirenlerin hemen yarısında immün yetmezlik tespit edilememiştir. infekte BOS'ta. Epidemiyoloji Mantar doğada yaygındır.5). flusitozin kombinasyonu ile tedavi edilir. Bir diğer suşu olan C. Testin Romatoid faktör pozitifliğinde ve Trichosporon beigelii enfeksiyonlarında yalancı pozitiflik verdiği unutulmamalıdır.Cryptococcus Genel özellikler Cryptococcus neoformans kriptokokkoz. Kuşlar enfekte değildir. Alveollere ulaşan mantarlar makrofajlar tarafından fagosite edilir. Son 25 yılda AIDS ve immünsupressif ilaçların kullanımı C. Pulmoner hastalık hemen daima bulunur. özellikle kuş (güvercin) dışkısı ile kirlenmiş toprakta bulunur. Bu oran Afrika'da %30'ların üzerine çıkmakta ve erkeklerin kadınlara göre 3 kat fazla hastalandığı dikkati çekmektedir. Kriptokoklar oval. kapsül antijeni lateks partikül aglutinasyon testi ile pozitif sonuç verir. Rutin laboratuvar testler sıklıkla normaldir. Lateks aglutinasyon yöntemi ile antijenin gösterilmesi kültür ve çini mürekkep yöntemine göre daha duyarlıdır. Ayırıcı tanıda kullanılan mantar kültürü 37°C'de ortalama 72 saatte beyaz. Referans laboratuvarlarında PCR yöntemi gibi moleküler yöntemler kullanılır. Hastalık özellikle immün yetmezliği olanlarda (AIDS) gibi görülür. AIDS'li hastalarda Kriptokok enfeksiyonu görülme sıklığı çalışmalara göre %6-10 arasındadır. etrafında geniş polisakkarid kapsülleri bulunur. tomurcuklanan mayalardır. Hastalığın gelişmesini önlemek için spesifik önlemler bulunmaz. gatti tropikal iklimlerde bulunur ve okaliptus ağaçları aracılığı ile bulaşır. mukoid yumuşak koloniler şeklinde sonuç verir. Mantarın virülansında ana faktörler polisakkarid kapsülü. Akciğer enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Karakteristik özelliği kapsülünde fenol oksidaz enzimi bulundurmasıdır. Kriptokok menenjitin uzun süreli supresyonu için AIDS hastalarında flukonazol kullanılır. Patogenez İnsanlara kuş dışkılarının inhalasyonu ile bulaşır. Serumda Kriptokok antijeni gösterilmesi en duyarlı yöntemdir. etkenidir. 240 .

Aspergillus türleri dimorfik değildir. işyerlerinde ve hastanelerde saksıların topraklan önemli kaynaklardır. Bulaşma 500'den fazla Aspergillus suşu olmasına karşın insanlarda enfeksiyon yapan sadece birkaç tanesidir. Profilaktik olarak alınacak fazla bir önlem yoktur. kemoterapi. AIDS'li hastalarda flukonazol kullanımı ile kriptokok gelişme olasılığı %7'den %1'e düşürülmüştür. Nötropeni meydana getiren lösemi. A. akciğerlerde mantar topları. göz. karakteristik septalı hifleri ile sadece küf formu vardır. Kaviter lezyonlarında aspergilloma veya fungus topları görülür.Prognoz ve Korunma AIDS'li hastaların MSS kriptokok enfeksiyonları çoğunlukla fatal seyirlidir. Ciddi immün yetersizliği olan hospitalize hastalarda nosokomial enfeksiyonları önemlidir. yaralar. terretus'da nadir enfeksiyon etkenidir. Aspergillus Hastalık Aspergillus türleri. flavus ve A. Kronik granulomatöz hastalığı olan çocuklar ve kontrolsüz diabeti olanlarda risk altındadır.10). Doğada yaygındır ve çok çeşitli şartlarda üreyebilir. Filtre edilmemiş hastane havasında sporları bulunur. Nötrofillerde onlara yardımcı olur. kemik iliği transplantasyonu veya aplastik anemi bilinen en önemli risk faktörleridir. kornea. kulak.19). Hastaların çoğunun immünyetmezliği olması nedeniyle IgG tipi antikorların tanıda fazla değeri yoktur. dış kulak yolu veya paranazal sinüslere invazyon yapar. Konidiyaların hava yoluyla alınması ile bulaşır. Özellikle çiçekler önemli kaynaklardır. Özellikle nemli topraklarda ürerler. 60 yaşın üzerinde olma. Hiflerinin 45°'lik açılar ile dallanması diğer mantarlardan ayıran önemli özelliğidir (Şekil 5. A. BOS'da lökosit sayısının azlığı ve glukoz miktarının düşüklüğü prognozu olumsuz etkileyen faktörlerdir. Patogenez ve Klinik Bulgular Kolonize olmuş Aspergillus fumigatus deri. Fagositoz ve sellüler yetmezlik invazif enfeksiyonun gelişmesi için önemli faktörlerdir. Kavite duvarında yüzeyel enfeksiyonları olur disseminasyon nadirdir (Tablo 5. Kapsül aşılarının korunmada başarılı olmadığı gösterilmiştir. fumigatus en sık görülen insan patojenidir. Mental retardasyon. niger. BOS ve kanda yüksek fitrelerde kriptokok antijenin gösterilmesi. yanık. A. kriptokoksemi. Özellikle nötropenisi olan immün yetmezlikli hastalarda akciğerlerde granülomlar ve hemoptizi görülür. 241 . Pulmoner makrofajlar konidiyalara karşı ilk defans elemanlarıdır. deri. İnsandan insana bulaşmaz. evlerde. Diğer hastalarda tedavi oranı %2530'lardadır.allerjik bronkopulmoner aspergilloz etkenidir. özellikle Aspergillus fumigatus. Havaya yayılan konidyalar ısıya ve ekstrem şartlara dirençlidir.

dispne ve göğüs ağrısı görülür. karaciğer böbrekler ve gastrointestinal sisteme olur. Bunu anormal akciğer grafisi bulguları ve balgam kültürü pozitifliği takip eder. kemik iliği transfüzyonu sonucunda gelişen graft versus host hastalığı.11 Alerjik bronkopulmoner aspergillozisin tanı kriterleri Tanı kriterleri • Astım bronşiyale • Periferik eozinofili • Aspergillus fumigatus antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği • Akciğer grafisinde pulmoner infiltrasyon • Fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin varlığı • Serum IgE yüksekliği • Santral bronşektazi Spesifik destekleyici kriterler • Kahverengi balgam • Balgam kültüründe A. Bunlara ek olarak Aspergillus fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin tespit edilmesi. Kan kültürü nadiren pozitif olur. En sık klinik bulgu hemoptizidir. nonprodüktif öksürük. İtrakonazol'ün inatçı olgularda etkili olduğu bildirilmektedir. MSS tutulumunda ise ani bayılmalara sebep olabilir. sarkoidoz. Astım benzeri semptomları vardır. uygun konaklarda bronşlara ve damarlara invaze olur. Tüberküloz. Ateş. IgE yüksekliği gösterilebilir. Dokularda hemorajik infarktlar ve nekrozlar oluşturur. Bu durum pulmoner tutulumda hemoptizi. Hastalık başlangıçta asemptomatiktir. Tanı balgam kültüründe aspergillusun üretilmesi ile konulur. Laboratuar tanısında balgam kültürü kullanılır. Sistemik antifungal tedavinin etkisi yoktur. kortizon tedavisi. İnhale kortizon tedavisinin etkisi yoktur. İnvazyon gelişen doku veya organ ile ilişkili bulgular vardır. organ transplantasyonu sonucunda akut rejeksiyon. Disseminasyon MSS. transplantasyon sonrası gelişen sitomegalovirüs enfeksiyonu. Tipik bir klinik bulgusu yoktur. Mantar topları veya miçetoma da denilen bu klinik tablo kavitelerde ağır aspergillus kolonizasyonudur. Alerjik bronkopulmoner aspergillus alerjik astım şikayeti olanlarda veya kistik fibrozislilerde gelişen eozinofilik pnömoni veya hipersensitivite reaksiyonudur. deri.10 Aspergillus enfeksiyonları Çocuklar Sık enfeksiyonları • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz Yetişkinler • Çiftçi akciğeri • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz • Aspergillus sinüziti Nadir enfeksiyonları • Osteomyelit • Endokardit • Endoftalmit • Endoftalmit • Osteomyelit • Disk enfeksiyonu • Endokardit • Osteomyelit • Aspergillus trakeobronşiti İnhalasyon ile alınan conidialar. İnvazif pulmoner aspergilloz nötropeni. Dissemine aspergillozis immün yetersizlikli hastalarda fatal seyirli bir klinik tablodur.Tablo 5. ciddi olgularda cerrahi tedavi yapılmalıdır. Kortizon tedavisi uygulamak gerekir. Damar invazyonu dissemine enfeksiyonun gelişmesinde önemli faktördür. ileri dönemlerde AIDS ve kontrolsüz diabetik hastalarının önemli aspergillus enfeksiyonudur. Periferik eozinofili alerjik bronkopulmoner aspergillusun en önemli işaretidir. Hemoptizinin görülmesi invazif pulmoner aspergillusun en önemli bulgusudur. Diğer eozinofilik pnömoniler ayırıcı tanıda göz önüne alınmalıdır (Tablo 5. Tablo 5. Tanı multiorgan yetmezliği olan kişilerde kan veya doku kültürlerinde aspergillusun izolasyonu ile konulur. silikozis ve bronşektazi gibi kaviter hastalıkların varlığında gelişen akciğer enfeksiyonuna aspergilloma denir.11). fumigatus üremesi • Spesifik IgG ve IgE yüksekliği 242 .

Hastalık çoğu zaman kendi kendine iyileşir. cerrahi eksizyon ve drenaj gerekebilir Mucor Mukormikozis doğada yaygın olarak bulunan (Mucor.5 mg/kg/gün 400 mg PO Lokalize Hastalıklarda denenebilir 1-1. Başağrısı. yanıklarda ve lösemililerde sorun çıkarır.20). diş ağrısı. Biyopsi materyalinde septasız dik açı ile dallanan hiflerin görülmesi ile tanı konulur. özellikle paranazal sinüsler.12).0-1. Bu organizmalar immün sistemi düşük olan kişilerde aseksüel sporları ile hava yoluyla bulaşır ve dokulara invazyon yapar. Nazal sekresyon kültürleri genellikle pozitiftir.12 Aspergillus enfeksiyonlarında tedavi Tedavi seçenekleri Çiftçi akciğeri Alerjik Bronkopulmoner aspergillus Aspergilloma İnvazif pulmoner aspergillozis ve dissemine aspergillozis Kesinlikle kontrendike Aspergillus sinütizi Kortikosteroidler Uzamış subakut veya kronik semptomları olanlarda kullanılır Hayır Hayır Hayır Uzamış hastalarda prednizolon Hayır No Amfoterisin B İtrakonazol Cerrahi Hayır Araştırma aşamasında Hayır Hayır Hayır Selektif olgularda 1. Nötrofili görülebilir ancak tipik bulgu eozinofilinin bulunmamasıdır. Tablo 5. inflamatuvar hastalıklar ve bakteriyel enfeksiyonlar ile karıştırılabilir. Noninvazif sinüzitler neoplazi. amfoterisin-B. 243 . altta yatan hastalık. Tıkanan damarlar nedeniyle dokularda nekrozlar oluşturur. Tedavi İnvazif aspergillozis amphoterisin-B ile tedavi edilir. akciğerler infekte olur (Şekil 5. Allerjik hastalarda steroidler ile antifungal ilaçlar beraber kullanılır (Tablo 5.5 mg/kg Hayır Debridman. Kültür pozitifliği. sinüs veya göz ağrısı klinik bulguları oluşturur. Laboratuvar tanı Biyopsi örneklerinde dokulara invaze olmuş septalı hiflerin gösterilmesi ile tanı konulur. Rhizopus. Aspergillus ciddi immün yetersizliği olanlarda ve nötropeniklerde sinüzit oluşturabilir. Sinüs veya pulmoner kavitede gelişen mantar topları cerrahi olarak tedavi edilir. normalde de kolonizasyon olabileceği için herzaman enfeksiyonu göstermez. pürülan nazal akıntı. Diabetik ketoasidozlu hastalarda. Eğer erken tanı konulursa. nekrotik dokuların cerrahi tedavisi beraber uygulanır. Kan damarları. nazal konjesyon. Semptomlar 6-8 saat içinde gelişen öksürük ve derin soluk alamamak olarak özetlenebilir.Çiftçi akciğeri Aspergillus sporlarının inhalasyonu ile bir alerjik reaksiyon olan alerjik alveolit veya hipersensitivite pnömonisidir. Absidia gibi) saprofitik küfler tarafından meydana gelir. İnvazif aspergillozisli kişilerin serumlarında yüksek titrede galaktomannan tespit edilir.

244 .

İmmünoloji • İmmünoloji • Spesifik immün Yanıt • Aktif ve Pasif immünite • Antijenler • Yaş ve immün Yanıt 245 .

Bunlardan birincisi fagositer sistem. akut faz reaktanları ve sitokinler oluşturur. eklemlerde sinovial hücreler. mikroorganizmalar veya virüsle infekte hücrelere karşı katil hücreler (Tablo 6. akciğerlerde alveoler makrofajlar. önceden antijen ile karşılaşmaksızın işlev görür ve hafıza hücreleri bulunmaz (Şekil 6. virüs. 246 . dokularda da makrofajlar anlaşılır (Şekil 6. diğeri ise özellikle tümör hücreleri. MSS'de perivasküler mikroglial hücreler ve böbreklerdeki mesengial fagositer hücreler. Nonspesifik immünite Nonspesifik immünite doğumda başlar.2). İmmün sistemin başlıca görevi bakteri.BÖLÜM 6: İMMÜNOLOJİ İmmün sistem hücreler ve eriyebilen komponentin meydana getirdiği bir ağdır.1'de görülmektedir. Bunun dışında iki önemli hücresel komponenti vardır.3).2'de görülmektedir. Makrofajlar her doku için özelleşmiş hücrelerdir. İmmünite Nonspesifik ve spesifik immünite olarak ikiye ayrılır. Doğal immünitenin eriyebilen komponentini ise kompleman proteinleri. Doğal ve edinsel immünitenin hümoral ve hücresel immünite ile ilişkisini sağlayan hücreler Tablo 6. Bu ağın çalışmasından sorumlu immün sistem organları Şekil 6.2).1) (Şekil 6. Fagositer sistem denince kandaki nötrofiller ile monositler. Deri ve mide asidi gibi kimyasal bariyerleri mikroorganizmalar için ilk engellerdir. mantar ve parazit gibi mikroorganizmalar tarafından oluşturulan enfeksiyonları önlemek veya sınırlandırmaktır. Örneğin. Hem konağın kendisinin hem de yabancı antijenlere karşı yanıt verebilir.2). İmmün sistemin tüm komponentleri pluripotent kök hücrelerden gelişirler (Şekil 6. karaciğer sinüzoidlerinde Kupffer hücreleri.

Tablo 6.1 Doğal immünite Mekanizma Mikroorganizmanın girişinin sınırlandırılması Faktörler Sağlam derinin keratin tabakası Gözyaşı ve diğer sekresyonlardakı lizozim Derinin yağ asitleri Respiratuvar silialar Boğaz. kolon ve vajenin normal florası Vajen ve midedeki düşük pH Yüzey fagositleri Mikroorganizmaların vücutta üremelerinin sınırlandırılması Naturel killer hücreler Fagositerler İnterferonlar Transferrin ve laktoferrin Kompleman sistemi Vücut ısısının yükselmesi inflamatuvar yanıt 247 .

TCR Ig ler ile aynı gen familyasına sahiptirler. eriyebilir komponenti ise immunglobulinlerdir. endotoksin diğer sitokinler gibi) sonucunda aktifleşen monositler ve lenfositler tarafından sekrete edilen immunglobulin olmayan polipeptidlerdir. TCR CD3 molekülü ile bir kompleks yapı oluşturur. buna TCR/CD3 kompleksi denir. Tablo 6. böylece doğal ve edinsel immünite arasında köprü görevi görür. T hücreler yüzeylerinde Ig bulundurmazlar. B hücrelerinin antijen tanıma fonksiyonu yüzey immunglobulinleri aracılığı ile sağlanır. Yüzey markerlarına clusters of differentiation (CD) denir. nonspesifik antijen veya bir nonspesifik eriyebilen stimülus (örneğin. Ig üzerinde kalıcı ve değişken alanlar vardır. antijene spesifik değildir. Lenfositler timusta olgunlaşanlar (T hücreler) ve kemik iliğinde olgunlaşanlar (B hücreler) olmak üzere ikiye ayrılır. 248 . Sitokinlerin sekresyonu spesifik antijen ile aktifleşen lenfositler tarafından tetiklenmesine rağmen. Spesifik olarak sınırsız antijen tanıma kapasitesine sahiptirler. Lenfositler fonksiyonları ve yüzey marker'larına göre CD4 ve CD8 olmak üzere ikiye ayrılırlar. Sitokinler inflamasyonun ve immün yanıtın etkisini arttırırlar.2 Doğal ve Edinsel immünite hücreleri Humoral immünite Doğal Kompleman Sitokinler Edinsel B hücreler Plazma hücresi Antikorlar Hücresel immünite Makrofajlar Nötrofiller Doğal katil hücreler Yardımcı T hücreleri Sitotoksik T hücreler Ig'ler ikişer adet ağır ve hafif zincirlerden meydana gelir. Günümüzde 166 adet CD tanımlanmıştır. Ag değişken alanlara bağlanır.Sitokinler spesifik antijen. Yüzey immunglobulinieri ile erimiş antijenleri tanır ve spesifik antikorları salgılarlar. adapte edilebilir ve hafıza sistemini geliştirir. Bu sistemin hücresel komponenti lenfositler. Ag'i T hücre reseptörleri (TCR) aracılığı ile tanırlar. Spesifik immünite Spesifik immünite öğrenilir.

Majör sitokinler. TCR'nin MHC/Ag kompleksine bağlanması T hücre aktivasyonu için yeterli değildir.. Sitokinlerin farklı etkileri vardır.C'den oluşur. IL-4 ve IL-6 sitotoksik T lenfositlerin gelişimi için sinerjizm gösterirler. Class II MHC proteinleri ise HLA-D. asıl MHC/Ag kompleksine etki gösterir.. Örneğin. Langerhans hücreleri ve aktifleşmiş (ancak aktifleşmemişlerde yok) T hücrelerinde bulunur.. onların kaynakları ve majör etkileri Tablo 6. IL-8). Bir koaktivasyon sinyaline daha ihtiyaç vardır. -DP ve -DQ'dan oluşur. makrofajlar. -DR. beta ve gama).. Kemokinlerin bazı reseptörleri HlV'in monosit/makrofajların içine girmesine aracılık yaparlar. Kemotaksis ve lökosit migrasyonunu indükleyen sitokin grubuna kemokin'ler denir. MHC Class II proteinleri ile ise CD8 hücreler birleşebilir. ayrıca IgE sekresyonunu indüklerler. B hücreleri. tümör nekroze edici faktör (TNF-alfa ve beta). IL-4 ve IFN-gama B hücrelerinin class II ekspresyonunun indüksiyonunda birbirlerinin etkilerini arttırırlar. -B.. ve . Class I MHC proteinleri HLA-A..Majör Histocompatibility Complex İmmün sistemin kendinden olanlar ile olmayanları tanıması 6. CD28/ CD80CD86 yokluğunda T hücreler anerjik veya toleran olabilirler. IL-1. B hücreleri eriyebilen antijenler ile reaksiyona girerken. MHC Class II taşıyan hücrelere antijen sunan hücreler (APC) denir. kromozom üzerindeki majör histocompatibilite kompleksi genleri aracılığı ile olmaktadır. Bu ikinci sinyal T hücre yüzeyindeki CD28 ile APC'Ier üzerindeki CD80 veya CD86'lardır. Sitokinler Sitokinler spesifik hücre reseptörlerine bağlanır ve etkilerini böyle gösterirler. 249 .3'te gösterilmiştir. T hücreleri nadiren bunu yapabilir. MHC Class I proteinleri ile CD4 hücreler. IL-2. Sitokinler interferonlar (IFN -alfa. IL-2'nin sekresyonunu indükler. dendritik hücreler. tüm çekirdekli hücreler ile trombositlerin yüzeyinde bulunur. transforme edici büyüme faktörleri ve hematopoetik koloni stimülan faktörler (CSF) olmak üzere bir çok gruba ayrılırlar. İnterlökinler (IL-1.

Farklılığı kolaylıkla algılayabilirler. bu hücreler ThO hücrelere dönüşürler ve IFN-gama . Tüm matür T hücreler yüzeylerinde CD4 veya CD8 reseptörleri taşırlar. and IL-10 gibi bir çok sitokin salgılarlar. IL-4 ve IL-10 ise Th2 gelişiminde önemli sitokinlerdir. Bu antijenleri uzun süre hafızalarında saklarlar ve spesifik etki gösterirler.T hücreleri ve sellüler immünite Sitotoksik T hücrelerinin olgunlaşması. Sitokinlere bağlı olarak ThO Th1 ve Th2'den birine dönüşür. Bunlar fonksiyonları. IL-2. Yardımcı T hücreleri (T.helperjh) Yüzeylerinde CD4 taşıyan hücreler T yardımcı (Th) lenfositleri olarak tanınırlar. Başlangıç stimülasyonunda. IL-5. yani milyonlarca farklı antijeni tanıyabilirler. böylece antijene karşı spesifik tepkime yaparlar. sitokinlere yanıtları ve salgıladıkları sitokinlere göre iki majör kategoriye ayrılır. Hem hücresel hem de humoral immünitenin üç önemli özelliği vardır. IFN-° and IL-12 Th1 gelişiminde. 250 . Th hücreler prekürsör hücreler halini alınca IL-2 salgılarlar. fonksiyonel özelliklerini kazanması ve konak özelliklerini öğrenmesi timusta olur. IL-4. Burada pozitif ve negatif seleksiyondan geçirilirler ve bu ayrımdan eksiksiz geçen hücreler artık dolaşıma ve lenfoid dokulara çıkabilir.

yara iyileşmesi Kematoksis. fibroblastlar HEDEF HÜCRE Virüsle infekte hücreler Tümör hücreleri Makrofajlar T hücreler FONKSİYON Antiviral aktiviteyi indükler. MCP : monosit kemoattraktant protein. CD4TH1 hücreler B hücreler • IL-12 • TGF. Ig üretimi TH2 yanıtını gelişimi B hücre gelişimi ve farklılaşması ve IgE üretimi. 251 . B hücre gelişimi ve farklılaşması Pre-B hücreler.alfa Interferon . antitümör ve kaşeksikilo kaybı gibi fonks.TH1) CD4 T hücreler. PMN : polimorfonükleer lökositler. aktivasyon • Alfa-kemokinler: C-X-C kemokinler-bir amino asit aracılığı ile iki sisteine ayrılır ayrılır (IL-8. makrofajlar Kematoksis. fibroblastlar Epitelyum hücreleri Endotel hücreleri IL-1 benzeri T hücreler T hücreler.Tablo 6. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin. RANTES : regulated on aktivaiton.gama KAYNAK Lökositler. ateş T hücrelerin aktivasyonu PMN.beta Aktivasyon IgA üretimi. IP-10. normal T expressed and secreted. PMN : polimorfonükleer lökositler. NK hücreleri aktifleştirir Hücresi imnüniteyi geliştirir Makrofajların aktivasyonu. Lenfotoksin. ateş. GM-CSF : granulositmakrofaj k mülan faktör.beta • Interferon . TNF : tümör nekroz faktör. RANTES : regulated on aktivaiton. tümör ölümü. Spesifik hücre tiplerinin gelişme ve farklılaşması T ve B hücrelerin gelişimi Farklılaşma B hücre gelişimi ve farklılaşması. TH2) T hücreler CD4 TH2 hücreler • IL-1 alfa IL-1 beta T hücreler. Ig sekresyonu. GM-CSF : granulosit-makrofaj koloni stimülan faktör. MIP : makrofaj inflamatuvar protein. T hücreler Birçok hücreler Bazofiller oloni sti. dokular.3 Başlıca stokinler ve önemli fonksiyonları FAKTÖR • Interferon . hepatositler •IL-7 • IL-10 Prekürsör hücreler ve stem cell B hücreler. GRObeta. inflamasyonun gelişimi TH1 yanıtını artırır ve TH2 yanıtını inhibe eder Inflamatuar ve akut faz yanıtını arttırır. TNF : tümör nekroz faktör. T ve B Fibroblastlar. İP : interferon-alfa protein. stroma CD4 TH2 hücreler hücreler Makrofaj CD4T3 hücreler T hücreler ve B hücreler. NK : Natural killer.İL: interlökin. MlPalfa. eozinofil üretimi. Bir çok hücre Nörtofiller. CD4 TH1 hücreler NK hücreleri Makrofaj. GR-&) • Beta-kemokinler: C-C kemokinler (MCP)-). T hücreler ve sitotoksik lenfositlerin gelişimi B hücrelerin gelişimi. B hücreler PMN. tümörler PMN aktivasyonu Stem cell IL-1 benzeri. keratinositler CD4 fTH0. GRO-alfa. İler. timosit. İL: interlökin. endotel hücreleri Kemik iliği. MSS • TNF-alfa (kaşektin) • TNF-beta • Koloni-stimülan faktörler (örn GM-CSF) • IL-2 •IL-3 • IL-4 • IL-5 T Hücreler. epitelyem hücreleri. kemoattraktant protein. T ve NK hücrelerin ve makrofajların immün supresyonu Oral toleransın gelişimi. eozinofiller •IL-6 Makrofajlar. İnflamatuvar protein. stromal hücreler CD4 T hücreler (TH0. İP : interferon-MCP : monosit MIP : makrofa NK : Naturai k T hücreler. B. normal T expressed and secreted. alerjik yanıtlar Akut faz ve inflamatuvar yanıtın stimülasyonu. B hücreler NK hücreler Stem cell B ve T hücreler B hücreler. CD4TH1 TH1 yanıtının inhibisyonu NK hücreler. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin. aktivasyon alfa protein.

252 .

6) 253 . bunlara T hücrelerinden bağımsız antijenler denmektedir. Antijen veya epitopları makrofajların yüzeyinde Class II majör histocompatibilite kompleksi (MHC) proteinleri aracılığı ile görülür. sonuçta interlökinler salgılanır. Antijen-class II MHC kompleksine yardımcı T hücrelerin spesifik reseptörleri bağlanır ve bundan sonra IL-2 (T hücre büyüme faktör). bu parçalara antijen denir.4). IL-4 (B hücre büyüme faktörü) ve IL-5 (B hücre diferansiasyon faktörü) salgılanır. Bu faktörler B hücrelerini antijene spesifik antikor üretebilecek şekilde aktif hale geçirir. Örneğin infuenza virüs respiratuvar sistemde bir hücreyi infekte ettiğinde viral zarf glikoproteinleri infekte hücrenin yüzeyinde class I MHC proteinler yardımıyla görülürler. Antikorların etkisi toksin ve virüslerin nötralizasyonu. ancak. bu etkilerini virüs ile infekte hücrelere karşı meydana getirirler. Böylece bu antijene spesifik yardımcı T hücrelerde aktivasyon ve klonal proliferasyon gelişir. Makrofajların parçalama işleminden sonra. Humoral İmmün Sistem Antikor sentezi. Antijen-Class II MHC kompleksi yardımcı T lenfositlerinin yüzeyinde bulunan antijene spesifik reseptörler tarafından algılanır. tuberculosiste karşı spesifik olan gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu meydana gelir. yüzeydeki Class II MHC proteinlerinde antijen görülür. Aktifleşmiş B lenfositler prolifere olur ve yüksek miktarlarda immünglobulin (antikor) salgılayabilecek plazma hücrelerine dönüşürler (Tablo 6. makrofajlar.SPESİFİK İMMÜN YANIT Hücresel immün sistem Bir bakteri konağa girer ve bir makrofaj tarafından yakalanırsa parçalanır. Ayrıca T helper hücreler tarafından salgılanan IL-2 bu hücrelerin klonlaşmasını ve çoğalmasını sağlar. aktifleşmiş makrofajlara yardım ederler ve M. yardımcı T lenfositleri ve B lenfositlerinin koordineli çalışmasına bağlıdır. Sitotoksik T lenfosit antijene spesifik reseptörleri aracılığıyla viral antijen-class I MHC protein kompleksine bağlanır. bunların içinde en önemlileri interlökin-1 (makrofajlar tarafından salınır) ve interlökin-2 (lenfositler tarafından salınır) dir. Aktifleşmiş yardımcı T hücreleri. bakteri polisakkaridleri gibi bazı antijenler T hücrelerin yardımı olmaksızın B hücreleri aktif hale geçirebilmektedir. bakterilerin öldürülmelerini kolaylaştırmak için opsonizasyon yapması ve komplemanı aktifleştirmek olarak özetlenebilir (Şekil 6. Sitotoksik T lenfositler hücresel immün sistemin spesifik uygulayıcıdırlar. Antikor oluşumu genellikle helper T hücrelere bağlıdır.

3 0. 254 . Bakteri veya virüslar laboratuvarlarda üretildikten sonra 1 cm3 sıvıda belirli sayıda mikrop olacak şekilde sulandırılarak ısı. Aşağıda cansız mikrop aşılarına birkaç örnek verilmiştir. Atenüe aşılar organizmaya çeşitli yollarla verilebilirler. Sarı ateş .4 oranında formol eklenerek 37°C'de 3-4 hafta bekletilir) zehir etkisi giderilmiş. aseton. Canlı mikrop aşıları daha çok hücresel bağışık yanıt oluştururlar ve koruyuculuk süreleri de daha uzundur. sessiz veya çok hafif seyirli bir infeksiyon oluşturarak doğal infeksiyona benzer nitelikte bir bağışıklık oluştururlar. Mikrop ürünlerinden hazirlanan aşılar Toksoid (Anatoksin) aşılar: Difteri ve tetanoz gibi bakteri toksinleriyle meydana gelen hastalıklardan korunmada kullanılan aşılardır. kabakulak. ultraviyole gibi etki veya maddelerle öldürülürler. • Canlı (atenüe) bakteri aşıları: BCG Verem Aşısı • Canlı (atenüe) virüs aşıları: Sabin tipi çocuk felci aşısı. fakat antijen yapısı bozulmamış toksoidler (anatoksin) aşı olarak kullanılır. meningitidis'in hücre duvar polisakkariti gibi) hazırlanan aşıların daha iyi koruyucu etki yaptığı araştırmalarla gösterilmektedir. Aşı hastalığı da denen bu infeksiyon bazı aşılarda açıkça görülebildiği halde (BCG aşısında). fenol. Bakteri toksini saf olarak elde edilir ve daha sonra ısı veya formol ile muamele edilerek (%0. Kontakt dermatit Doku ve tümör rejeksiyonu Antikor yanıtının düzenlenmesi (yardım ve supresyon) AKTİF VE PASİF İMMÜNİTE Aktif immünite yabana antijen ile karşılaşma sonrasında indüklenen dirençtir.Tablo 6. • Cansız (ölü) mikrop aşıları • Canlı (atenüe) mikrop aşıları • Mikrop ürünlerinden hazırlanan aşılar • Biyoteknolojik aşılar Cansız (ölü) mikrop aşıları Çeşitli yöntemlerle öldürülmüş bakteriler ile inaktive edilmiş virüs aşılarıdır. • İnaktive virüs aşıları : Çocuk felci (Salk tipi). örn. etken mikrobun belirli bir parçasından (örneğin HBs Ag partikülleri. Tüm bu şartlarda konak antikorlar aktifleşmiş yardımcı T ve sitotoksik T hücrelerinden oluşan bir immün yanıt oluşturur. Mikropların belirli bir kısmından hazırlanan aşılar: Bazı infeksiyon hastalıklarında. Bu karşılaşma klinik veya subklinik infeksiyonu geçirmek. mantar ve virüsler) Allerji. Bu tip aşılar organizmada. Dört çeşit aşı vardır. bazılarında ise tamamen belirtisiz (çocuk felci aşısında) seyir göster. Bazı örnekler aşağıda verilmiştir. bazı aşılarda hafif bir hastalık (kızamıkçık aşısında). kuduz. kabakulak gibi) tek bir doz ile ömür boyu bağışıklık sağlayabilirler. canlı veya ölü mikroorganizmalar. hastalandırıcılık özelliği (virülansı) ortadan kaldırılan veya virülansı yavaşlatılan mikroplardan hazırlanan bu aşılara canlı atenüe aşılar denir. kızamıkçık. toksin ve virüslerin nötralizasyonu Allerji. kızamık. Canlı (atenüe) mikrop aşıları Antijenik niteliği bozulmadan. kızamık. formaldehit. Yüksek ateş Otoimmünite Hücresel immünite (T hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (özellikle tüberküloz. influenza (Grip) aşıları gibi. onların antijenleri veya toksinleri ile aşılanmak şeklinde olabilir. kızamıkçık.4 T ve B hücrelerinin ana fonksiyonları Antikora bağımlı immünite (B hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (opsonizasyon. Toksoid aşılar daha çok hümoral bağışık yanıt oluşturarak antikorlarla (= antitoksinlerle) koruma sağlarlar. örn. N. Bu öldürülme veya inaktivasyon işleminde genellikle mikrop bütünlüğü ve antijenik yapı bozulmaz. Özellikle bazı atenüe virüs aşıları (örn.

böylece infantlara uygulanabilir. Örneğin. • Anti idiotip aşılar: Antikorlar aracılığı ile gerçekleştirilen yeni bir aşı tekniğidir. kolera toksini. moleküler biyoteknoloji kullanılmaktadır. pestis ile çalışan laboratuar personeline uygulanır. aminoasit sıralaması belirlenir ve bu proteinler laboratuvarda sentetik olarak sentezlettirilirler. ancak pertussis komponenti ölü bakteri içerir. biyoteknoloji ile patojen mikroplardaki virulans genleri yok edilerek "avirulan mutant" suşlar ile atenüe aşılar hazırlanabilmektedir. elde edilen "aşı geni"nin taşıyıcı bir virusa (örneğin herpes viruslara) rekombine edilmesidir. Rekombinant DNA tekniğinin bir başka uygulaması. daha etkili ve yan etkileri daha az olan aşıların elde edilmesi için yeni. Sorudaki sıklardan polisakkarit izolasyonu ve purifikasyon yöntemi ile viral aşıları hazırlama tekniği yukarıda da anlatıldığı şekilde viral aşıları hazırlamada kullanılan yöntemler değildir. Örneğin V. toksin yoktur. • Sentetik peptid aşıları: Bu teknikle. meningitidis dış membranı konjuge edilmiştir. pertussis içeriği • Pertussis toksoidi • ± Flamentöz hemaglutinin • ± Pertactin (Adhesin) • Difteri toksoidi • Tetanoz toksoidi DTP DTaP ile aynıdır. Bakteri aşıları Çocukluk çağı aşıları DTaP • Tümüyle asellülerdir • B. HIB H. bağışıklıkta etkili olan proteinlerin. Yersinia pestis • İçinde F1 antijen bulunan ölü bakteri aşısıdır • Endemik alanlarda askerlere ve Y. streptokok M proteini aşıları gibi.cholerae bakterisinde toksini kodlayan genin yok edilmesi gibi. ancak sialik asit yapılı kapsülü immunojen değildir • Salgınları sırasında antibiyotik profilaksisi de uygulanır • Askerlere rutinde kullanılır Salmonella typhi (ty21 a) • Endemik alanlara seyahat edenlere uygulanan attenue bakteri aşısıdır. influenzae b tipi kapsülüne difteri toksoidi ve N. Asplenikler Streptococcus pneumoniae: 23 farklı Pnömokok suşundan hazırlanmış kapsül aşısı Sınırlı kullanımı olanlar Neisseria meningitidis • A ve C kapsül polisakkaridi ile hazırlanır • B serotipi enfeksiyonların önemli bir kısmından sorumludur. • Mutant aşılar: Canlı mikrop aşıları hazırlanırken uygulanan eski virulans azaltma yöntemleri yerine. 255 . Bu tekniklerle hazırlanan aşılar: • Rekombinant DNA aşıları: Bu teknikle mikropların bağışıklıkta etkili olan proteinlerini kodlayan genleri ayırdedilir ve bu genler bir taşıyıcı hücreye aktarılarak. Örneğin Hepatit B virüsünün yüzey antijenini (HBsAg) kodlayan gen bir maya hücresine aktarılarak çokça elde edilir ve aşı olarak kullanılır (Rekombinant HBV aşısı). orada bol miktarda sentezlettirilirler.Biyoteknolojik aşılar Aşılamada bazı sorunların yaşandığı infeksiyon hastalıklarında.

bovis suşlarıdır • Pulmoner tüberkülozdan korumaz ancak yayılmayı önler. Pasif immünite başka konakta hazırlanan antikorlara bağlı olarak gelişen dirençtir. özellikle primer yanıtın zayıf olmasıdır. İkinci doz en geç beklenen doğum tarihinden 2 hafta önce yapılmalıdır. Başlıca dezavantajı ise yavaş gelişmesi. botulizm gibi enfeksiyonlara karşı hazırlanan antitoksin çok kısa bir sürede bol miktarda toksini inhibe edebilir. Zorunlu durumlarda (salgınınlarda bulaşma riski yüksek ise) annelere gebeliğin üçüncü ayından sonra oral polio aşısı (Sabin) yapılabilir.Bacillus anthracis • Purifiye proteinlerin supernatantından hazırlanır • Askerlere ve risk altındakiler uygulanır BCG • Attenue M. hepatit A ve hepatit B gibi virüslere karşı hazırlanan antikorlar inkübasyon periyodunda viral multiplikasyonunu önleyebilir. tetanoz. Tablo 6. Fakat pahalıdır. Bunun yanında rabies. Passif immünizasyonunun başlıca avantajı uygun miktarda antikoru verebilmektir. Gebelikte aşılar Tehlikesizce uygulanabilecek aşılar • İnfluenza • Pnömokok • Tetanoz • HBV • İPV (Salk) • Kuduz (HDCV) • Kolera • İmmünglobulinler (spesifik ve nonspesifik) 256 . Difteri. BCG'nin. • Kızamıkçık aşısından sonraki üç ay içinde gebe kalınmaması gerekir. polio) teratojenik olabileceği düşüncesi ile yapılması önerilmemektedir. Çok zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır Tetanoz aşısı gebelikte iki doz şeklinde yapılır. Diğerleri için teratojenik etki gösterilememiştir. İlk doz gecikmiş ise iki doz arasındaki aralık1 aya kadar indirilebilir. İlk doz ile ikinci doz arası uzun tutulmalıdır. dezavantajı ise kısa yarı ömürleridir. Boğmaca aşısının teratojenik ekisi yoktur fakat erken doğuma neden olur. Bu durumda antitüberkülo ilaçlar verilir. kızamıkçık. zararlı etkisi gösterilmemişse de gebelikte yapılması tavsiye edilmez. Ayrıca başka canlı türlerinde hazırlanan antikorların kullanımı ile hipersensitivite reaksiyonları meydana gelebilir. • İnaktive polio (Saik) aşısı her zaman yapılabilir. Aktif immünitenin başlıca avantajı uzun süreli kalıcı olmasıdır (Tablo 6. Anneden geçen antikorlar bebeği 1-2 ay kadar hastalıktan korur. Pasif immünitenin diğer bir formu ise anneden çocuğa plasenta yoluyla geçen IgG ve enzirme yoluyla yenidoğana geçen IgA antikorlarıdır.5). kabakulak. İlk dozun gebeliğin erken döneminde yapılır. Gebe kadınların çocuklarına aşı yapılmasının teratojenik etkisi gösterilememiştir. Kızamıkçık aşısının teratojenik etkili olması yüksek bir olasılıktır.5 Aktif ve pasif immünitenin özellikleri Mediatörler Aktif immünite Pasif immünite Antikor ve T hücreler Antikorlar Avantajları Uzun süreli (yıllar) Anında etki Dezavantajları Yavaş başlangıç Kısa süreli (aylar) Gebelik ve aşılar Gebelikte kural olarak canlı virüs aşılarının (kızamık.

Örnek olarak tetanoz. Karaciğerdeki sentez mikroorganizma ile karşılaşan makrofajlar tarafından salınan IL-1. Bazı akut faz proteinleri bakteri yüzeyine bağlanarak komplemanı aktifleştirir ve bakterinin ölümüne sebep olur (Tablo 6. ardından daha sonra gelişecek olan aktif immüniteden uzun süreli olarak yararlanabilmektir. Bir antijen ile antikor arasındaki etkileşme çok spesifiktir. 257 . kuduz ve hepatit B'de uygulamalar verilebilir Akut faz yanıtı C-reaktif protein ve mannozbinding protein gibi değişik plazma proteinlerinin miktarının çok artmasıdır. TNF gibi bazı sitokinler tarafından indüklenir.6) (Şekil 6.Ancak riskli durumlarda uygulanan aşılar • Difteri • Meningokok • Boğmaca • OPV • Kuduz (Semple) Kesinlikle uygulanmayan aşılar • Kızamık • Kızamıkçık • Kabakulak • Su çiçeği Pasif-aktif immünizasyon aynı anda uygulanabilmektedir. Bu proteinler karaciğer tarafından sentezlenirler ve mikroorganizmalara ve doku yıkımına karşı bir nonspesifik yanıt oluştururlar. IL-6. bu nedenle mikroorganizmaların tanısında diagnostik test olarak kullanılabilir. Buradaki amaç kısa sürede pasif immüniteden faydalanmak.7).

MHC proteinleri tarafından sadece polipeptidler sunulabilirler. endorfinlerin salınımı ACTH. Haptenler univalandırlar ve multivalan antijenler gibi B hücreleri aktifleştirmezler. Karışık kimyasal yapı: iki veya üç farklı aminoasit içeren bazı heteropolimerler homopolimer aminoasitlerden daha fazla immunojeniktirler. 258 . Haptenler immünojenik değildir. CRP. 4. Bir molekülün immünojenliği aşağıdaki faktörlere bağlıdır. bazı önemli farklılıkları vardır. 1. seruloplazmin. TSH salınımı Nörotransmitterlerin salınımı Albumin sentezi düşer Akut faz proteinleri (fibrinojen. Molekül ağırlıkları 10000 altında olanlar zayıf immunojeniktirler. Bunun yerine kullanılan immünojen ise immün sistemde yanıt oluşturabilir moleküllerdir. Bunlar kimyasal yapı olarak immunojenden farklıdırlar ancak nonspesifik olarak immünreaktif hücreleri aktifleştirirler veya immunojenin yavaş yavaş ortama salınmasını sağlarlar. nonspesifik opsoninler. Antijenlerin çoğu birçok determinanta sahiptir ve bunlara multivalan denir. haptoglobulin) yükselir Proteolizis böylece dolaşım sistemine serbest aminoasidler salınır. çünkü helper T hücrelerini aktifleştirmezler. Böylece haptenler ne primer ne de sekonder yanıt oluşturmazlar ancak bir taşıyıcı proteine kovalent bağ ile bağlanırlarsa antijenik özellik kazanırlar. Genelde bir determinant düzenli 5 aminoasit veya şeker'den oluşur. Fakat çoğu zaman aynı amaçla kullanılmaktadırlar. inflamasyon aracılığı ile gelişen doku yıkımının azaltılması İskelet kasları Fibroblastlar Endotel hücreleri Kemik iliği Lenfositler immün sistem hücreleri tarafından protein sentezi için substrattır Yara iyileşmesi inflamasyon alanına lökositlerin akışına yardımcı olur Pyojenik infeksiyonlarda efektör hücrelerdir Antimikrobiyal immün yanıt ANTİJENLER Antijen antikor yanıtı oluşturabilen moleküllerdir. Oysa. İmmünojenik olabilmek için önemli şartlardan birisi molekülün yabancı olmasıdır. Hapten kendisi immünojenik olmayan ancak spesifik antikor yanıtı oluşturabilen bir moleküldür. Haptenler küçük moleküllerdir. Molekül büyüklüğü: En etkili immunojenler yüksek molekül ağırlıklı (özellikle 100 000 üzerindekiler) proteinlerdir. Yabancılık: Normal şartlarda organizmalar kendilerine ait olan antijenleri tanırlar ve onlar immonojenik değildir. LPSbinding protein. 5. salınımı ve aktivasyonu artar Sitokin sekresyonu blastogenez spesifik antijene bağlı yanıt Antimikrobik defanstaki yeri Mikrobiyal replikasyonun inhibisyonu Kasların gevşemesi ve uyuma adaptif yanıt olabilir Adrenokortikoidler vücudun strese uyumunu sağlar inflamasyona kardiovasküler ve pulmoner adaptasyon infeksiyona generalize metabolik adaptasyon.6 Akut faz yanıtı Organ veya hücre tipi Hipotalamus Beyin Hipofiz Otonom sinir sistemi Karaciğer Etkisi Prostaglandin sentezi yoluyla ateş Somnolans. haptenlerde olduğu gibi. haptenler polipeptid değildirler. Bazı aşılarda adjuvan olarak alguminyum hidroksit veya lipidler bulunurlar. Antijenin dozu. bunların da altında olan amino asitler ise immunojenik değildir. Hapten gibi bazı küçük moleküller ise başka moleküllere bağlandıkları zaman immunojenik özellik gösterebilirler. 2. üretimi. Haptenlerin bu özelliği MHC proteinlerine bağlanamamalarından kaynaklanmaktadır.Tablo 6. yolu ve verilme zamanı: Adjuvanlar bir immunojenin immün yanıtını arttırırlar. Antijenik determinantları (epitoplar): Epitoplar antijenler üzerinde bulunan antikor ile reaksiyona girmeyi kolaylaştıran küçük kimyasal gruplardır. Proliferasyon kollajen sentezi Aktivasyon sitokin sekresyonu adhezyon Nötrofillerin. komplemanlar. fibronektin. Birçok ilaç ve dermatit etkeni olan bitki yağı katekol bir haptendir. 3. proteinaz inhibitörleri. ancak bazen yüksek molekül ağırlıklı nükleikasitlerde hapten özelliği gösterebilirler. amyloid A proteini.

Yenidoğanda antikorlar genellikle anneden plasenta yoluyla geçen IgG antikorlarıdır. T hücrelerinin B hücrelerine oranı yaklaşık olarak 3:1 dir. T hücre prekürsörleri timus içinde farklılaşır. myeloid ve lenfoid seri hücrelere farklılaşır.7 T ve B hücrelerin farkları Bulgular Yüzeyde antijen reseptörleri Yüzeyde IgM Yüzeyde CD3 proteinleri Spesifik antijenlerle karşılaştığında klonal artış immunglobulin sentezi Antikor sentezinin düzenlenmesi IL-2. Başlangıçta CD4 ve CD8 negatif olan (double negatif) stem hücrelerde ilk olarak CD4 ve CD8 beraber pozitifleşir (double pozitif). Bu genellikle konjenital infeksiyon lehinedir (örneğin Sy'de Treponema pallidum'a karşı). otoreaktif T hücre proliferasyonuna bağlıdır. Fetusta bazen IgM yanıtı gelişebilir. fakat timus içinde farklılaşırken bu glikoproteinler yüzeyde görülürler. zayıf T hücre ve zayıf gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu gözlenebilir. Oysa çocukluk döneminde polisakkarid antijenlere karşı yanıt zayıftır S. Postnatal dönemde ise kök hücreler (stem celi) kemik iliği kaynaklıdır. Maternal antikorlar ilk 3-6 aydan sonra çok azalır ve çocuklar infeksiyon açısından çok riskli bir grupturlar. Tablo 6. Daha sonra bunlar timusu terk eder. Bazı antijenlere karşı düşük IgG yanıtı. Stem hücrelerin antijen reseptörleri ve yüzeylerinde CD3. İmmün yanıtı meydana getiren hücreler İmmün hücrelerin orijini İmmünolojik yanıt başlıca lenfoid hücreler ile meydana gelir. Kolostrum özellikle IgA olmak üzere antikor bulundurur ve bu da çocukları değişik respiratuvar ve intestinal infeksiyonlardan korur. Yenidoğandaki immün yetersizliğin sebebi bilinmemektedir ancak T hücre fonksiyonlarının yetişkinlere göre çok düşük olduğu tesbit edilmiştir. CD4 ve CD8 molekülleri yoktur. Bu düzenleyici T hücre sayısının azalmasına bağlı olarak. Yaşlılarda immünite genellikle düşüktür. Daha sonraki gelişme ise lenfositlerin T ve B hücreler olarak farklılaşmasıdır (Tablo 6. Otoimmün hastalık sıklığı yaşlılarda artmıştır. IL-4. IL-5 ve IFN gama sentezi Hücresel immünite etkisi Timusta olgunlaşma Bursa veya onun eşdeğeri organlarda olgunlaşma T hücre Var Yok Var Var Yok Var Var Var Var Yok B hücre Var Var Yok Var Var Yok Yok Yok Yok Var 259 . Bazı protein antijenlere karşıda yanıt iyidir böylece poliovirus immunizasyonu 2 aylıkken başlayabilir. Double negatif ve double pozitif hücreler timusun korteksinde lokalize iken single pozitif hücreler medullasında bulunurlar.7). Double pozitif hücre eğer üzerinde MHC II proteinler varsa CD4 pozitif hücre halini alır. Embriyonik gelişme süresince kan hücreleri fetal karaciğer ve yolk sak'ta yapılır.YAŞ VE İMMÜN YANIT İmmünite yaşamın başında ve sonunda (yenidoğan ve yaşlılar) sınırlıdır. daha sonra CD4 veya CD8'in ikisinden birisi pozitif kalır. IgG ve IgA doğumdan kısa bir süre sonra yapılmaya başlar. pneumoniae gibi bazı mikroorganizmalara karşı aşılama 18-24 aylık oluncaya kadar yapılmamalıdır. Kök hücreler eritroid. eğer üzerinde MHC I proteinleri varsa CD8 hücre halini alır.

Membran glikoproteinleridir (CD43) Proteoglikanlar. E. P2-integrinler CD11a.CD4. her biri kendine has zinciri içerirler. Bunların dışında diğer diğer familyalar • Tumor nekroz faktör (TNF) ve nerve grovth factor (NGF) reseptör ailesi 260 . Mac-1 (CR3).Timus içinde. MHC Class I ve MHC Class II bunları içerir İntegrin familyası alfa ve beta zincirli moleküllerin heterodimerik yapılarını içerir. CD28. timus eğitimi denilen bu süreç sonrasında her double pozitif T hücre farklı spefisik bir antijen reseptörü sentezler. birçok glikosaminoglikan (GAG) bağlayan (örneğin. Selektinler (CD62. p150. Majör familyalar • İmmunglobulin superfamilyası • İntegrin familyası • Selectinler • Proteoglikanlar İmmunglobulin superfamilyası adından da anlaşılacağı gibi yapısal olarak immunglobulinlere benzer. CD11c veya ad ile birlikte p zinciri olarak CD18'İ kullanırlar. İkinci aile olan beta1 integrinler ise beta zinciri olarak CD29'u kullanırlar. CD2. B hücre prekürsörleri kemik iliğinde farklılaşırlar. chondrotin sülfat için). CD8.95 ve adp2 yüzey moleküllerini meydana getirir. CD3. Bu kombinasyonlar lenfosit fonksiyon antijenleri olan LFA-1. tipik olarak CD44. bilinmeyen bir yerde gerçekleşir. T hücreler bu şekilde milyonlarca antijene karşı farklılaşırlar. B hücrelerin klonal delesyon alanları timusta değildir. asla timusa gitmezler. L ve P) lökositler üzerinde bulunur ve endotel hücreleri ile trombositleri (E ve P) aktifleştirirler. Lenfositler yüzeylerinde farklı familyalardan yüzey reseptörleri taşırlar. CD11b. ve ekstrasellüler matrik yapıların bağlanması için (tipik olarak hyaluronik asit) alanlar içerir. Bunların bir kısmı diğer lökositler üzerinde de bulunabilir. Bunların her birinde aynı . zinciri bulunurken.

timusa gitmezler. Yüzeylerinde CD16 ve CD56 reseptörlerini taşırlar (Şekil 6. CD20) Doğal katil (NK) hücreler büyük granüllü lenfositlerdir (LGL). dört membran spanning segmentli (tm4) superailedir. (örneğin.9). Yüzeylerinde yardımcı T hücrelere antijen sunma rolünü üstlenen MHC class II proteinleri bulundurur. Virüs ile infekte veya tümör hücrelerini MHC class I veya class II proteinleri ile sunulmaksızın tanır ve öldürürler. antijen reseptörleri taşımazlar ve CD4 veya CD8 proteinleri bulunmaz. Makrofajlar. Antikora bağımlı hücresel sitotoksisiteden sorumludur. B hücreler ve NK hücrelerden farklı olarak miyeloid prekürsörden farklılaşır.• C tip lektin superailesi • Yedi transmembran segmentli reseptörlerin ailesi (tm7) • Tetraspaninler. Olgunlaşmak amacıyla timusa gitmezler ve antijen reseptörleri taşımazlar. Makrofajlar fagositoz ve antijen tanıma fonksiyona sahiptir. lenfoid seriden oluşan T hücreler. 261 .

Tüm T hücreler CD3 reseptörlerini yüzeylerinde taşırlar (T hücre reseptörü). ancak her ikisi birden bulunmaz. Matür T hücreler CD4 veya CD8 yüzey reseptörlerinden birini bulundururlar. tonsillerde ve kanda bulunurlar. Bu fonksiyonlar CD4 hücrelerin 2 ayrı gruba ayrılması ile meydana gelir. Th-2 hücreler ise IL-4 ve IL-5 yardımıyla B hücre aktivasyonundan sorumludurlar (Şekil 6. Efektör fonksiyonunu ise başlıca tümör hücreleri. CD4 T hücreler periferik hücrelerin yaklaşık olarak %65'ini oluştururlar. gama interferon ise intrasellüler organizmalara karşı gelişen gecikmiş tip hipersensitivite'den sorumlu makrofajları aktifleştirir. CD4 ve CD8 gibi glikoproteinler bulundururlar. Bunlar B hücrelerinin antikor üreten plazma hücreleri haline gelmelerine. Bu hücreler CD3.12).11). timosinler ve timopoietinler gibi timus hormonlarının etkisiyle T hücre progenitorlerinden farklılaşırlar. Regülatör fonksiyonu interlökinler aracılığı ile yardımcı (CD4) T hücreleri tarafından gerçekleştirilir. CD4 ve CD8 T hücreler : Timus içinde muhtemelen dış kortikal epitel hücrelerinde. T hücreler üzerlerinde bulunan yüzey proteinlere göre iki ana kategoriye ayrılırlar. CD8 T hücrelerin aktif sitotoksik T hücreler haline gelmelerine ve makrofajların gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonları göstermelerine yardımcı olurlar. IL-2 CD4 ve CD8 hücrelerini aktifleştirir. CD4 lenfositler helper fonksiyonunu görürler. 262 . Örneğin yardımcı T hücreleri tarafından yapılan IL-4 ve IL-5 B hücrelerinden antikor üretimine yardımcı olurlar. Th-1 hücreler IL-2 ve gama interferonun yardımıyla gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonundan (Şekil 6. Th-1 ve Th-2 hücreler arasında ayarlamayı yapan önemli bir mediatör makrofajlar tarafından salgılanan IL-12'dir. özellikle timus medullasında. IL12 Th-1 hücreleri arttırır (Tablo 6. allografleri ve virüs ile infekte hücreleri öldüren sitotoksik (CD8 pozitif) hücreler gerçekleştirir.T hücreler T hücreler başlıca regülatör ve efektör olarak adlandırılan iki ana yapı üzerinde birçok önemli fonksiyona sahiptirler. Diğer önemli regülatör ise Th-2 üretimini inhibe eden gama interferondur.8).

tümör hücreleri ve allograft hücrelerin öldürülmesinden sorumludur. Öldürme işlemini iki yöntemle yaparlar. Bu birleşmeye başka proteinlerin birleşmesi de eklenebilir. Makrofajlar en önemli APC hücrelerdir. hem CD4 hem de CD8 hücrelerin yüzeylerinde bulunan LFA-1 proteinleri APC hücreleri yüzeylerindeki ICAM-1 proteini ile birleşir.CD8 T hücreler sitotoksik fonksiyondan sorumludur ve özellikle virüs ile infekte hücreler. ancak B hücreler. Bunlardan birincisi hücreden salınan perforinlerin hedef hücrenin membranında delik açması iledir veya apoptozis denilen programlanmış konak hücre ölümüdür. Örneğin. Virüs ile infekte hücrelerde de aynı olaylar meydana gelir. Bu kompleks yapı makrofajların yüzeyine çıkar ve CD4 pozitif helper hücrelerin reseptörlerine sunulur. Aktivasyon olaylarında birinci adım antijen için spesifik olan T hücre reseptörünün (TCR) antijen ile birleşmesidir.12). dalaktaki dendritik hücreler ve derideki Langerhans hücreleri de yüzeylerindeki Class II proteinler vasıtasıyla APC özelliği gösterirler. TCR ile antijen birleşmesi sırasında CD4 protein MHC Class II proteini ile birleşir. Bu yapı da CD8 pozitif sitotoksik hücrelerin reseptörleri tarafından algılanır (Şekil 6. Makrofajların sitoplazmasında yabancı protein küçük peptidlere ayrılır ve MHC class II proteinler ile birleşir. 263 . T hücrelerin aktivasyonu (Şekil 30): Helper T hücrelerin aktivasyonu makrofajlar gibi antijen sunan hücrelerin (APC) yüzeylerindeki kompleks yapıyı (Antijen + Class II MHC protein) tanımalarına bağlıdır. Makrofajlar tarafından salgılanan IL-1 etkili yardımcı T hücre aktivasyonu için gereklidir. ancak farklı olarak class I proteinler kompleks oluştururlar.

264 .

IL-6 ve IL-10 üretimi Hücresel immünite ve gecikmiş tip hipersensitiviteden sorumluluk Başlıca antikor üretiminden sorumlu IL-12 ile stimülasyon IL-4 ile stimülasyon Th-1 hücre Var Yok Var Yok Var Yok Th-2 hücre Yok Var Yok Var Yok Var Helper T hücrelerin tam olarak aktifleşebilmesi için bir kostimülatöre ihtiyaç vardır. effektör ve memory fonksiyonlarının işleve geçirilmesini sağlar. IL-5. Bunlardan biri APC üzerindeki B7 proteini ile helper T hücrelerin yüzeyindeki CD28 proteininin birleşmesidir.8 T helper hücrelerin özellikleri Fonksiyon IL-2 ve gama interferon üretimi IL-4. T hücreler sadece polipeptid antijenleri tanırlar. bir epitopa karşı gelişen anerji diğerlerini etkilemez. Eğer bu birleşme gerçekleşir ise helper T hücrelerden IL-2 salgılanır ve bu hücrelerin regulatuar. Anerji epitoplar için spesifiktir. Bu olaya MHC restriction denilir. 265 .Tablo 6. Bunlarında MHC proteinleri tarafından sunulmuş olması gerekir. Eğer T hücre reseptörleri antijen ile birleşirse (epitop) kostimülatörler meydana gelmez ve anerji denilen cevapsızlık durumu meydana gelir.

B hücreler plazma hücrelerine dönüşür ve immunglobulin salgılarlar. T hücrelerinin fonksiyonları Gecikmiş tip hipersensitivite: Bu reaksiyon hücre içi yaşayan bazı bakteri ve mantarlara karşı gelişir. B hücreleri peptidler. B hücreler. Bunun sonucunda T hücrelerinden IL-2 ve makrofajlardan IL-1 salgılanır (Şekil 6. T hücrelerin sadece peptid tanıyan antijen reseptörlerinden farklı olarak. Makrofajlar ve CD4 hücreler rol oynarlar. immunglobulinler taşırlar. nükleik asidler ve penisilin gibi antijenleri tanıyabilecek farklı birçok yüzey reseptörlerine sahiptirler. tümör hücreleri ile graft rejeksiyonunda meydana gelir. bazıları da IgD tipinde. Sitotoksisite: Sitotoksik yanıt virüs ile infekte olmuş hücreler. Gama interferon. örneğin. MHC class II proteinleri ise fagosite edilmiş ekstrasellüler mikroorganizmaları. Bu interlökinler toksinler tarafından oluşturulan Stafilokok infeksiyonlarının temelini oluşturur. Normal şartlarda bir antijen ile bir T helper aktifleştirirken. Antikorlar B lenfositler yüzeylerinde IgM tipinde. Süperantijen Stafilokok ve Streptokokların antijenleri gibi bazı proteinler süperantijen özelliği gösterir. B hücreler immunglobulinlerin Fc kısmı için ve bazı kompleman komponentleri için de yüzey reseptörleridir. bakteri proteinleri sunarlar. viral proteinler. Bunlar antijenler için spesifik birer reseptördürler.Şöyle bir genelleme yapacak olursak. Makrofaj activating faktör (MAF) ve Makrofaj migrasyon inhibitör faktör (MİF)' in bu oluşumda rolleri olduğu bilinmektedir. 266 . çünkü virüs hücre içinde replike olmadığı için viral epitoplar class I MHC proteinleri tarafından sunulmaz. Antijenler için T hücre reseptörü CD3 proteinleridir. polisakkaridler. örneğin. Bazı retrovirüsler ile CMV ve EBV'nin de süperantijen özelliği gösterdiği bulunmuştur. class I MHC proteinleri endojen kaynaklı antijenleri. Antijenler T hücrelerde olduğu gibi B hücrelerde class II MHC proteinleri yoluyla sunulmazlar. B hücrelerinde antijen bulunduğu zaman helper T hücreleri ile yüzeylerinde bulunan class II MHC proteinleri ile ilişki kurarlar. Bunun önemli bir istisnası ölü viral aşılardır. Böylece yoğun sitokin salgılanması olur ve hastanın kliniği ağırlaşır. Bunlar CD8 pozitif sitotoksik T hücreleri aktive etmezler. süperantijenler birden çok T helper'ı aktifleştirir. Örneğin toksik şok sendromu toksini antijen sunumu olmaksızın direk olarak APC'Ierin class II MHC proteinleri ile T helperlerin TCR'lerini nonspesifik olarak birbirine bağlar. Bir antijen B lenfositler ile ilişkiye girince. yüzey immunglobulinleri (IgM ve IgD) ile antijenlerle direkt ilişkiye girerler.16).

Hafif zincirler Kappa (K) ve lambda (λ) olarak iki tipte bulunmasına rağmen her bir immungulobulin bunlardan sadece birini bulundurur.18) IgG: iki H iki L zinciri vardır (H2L2). Ağır zincir her bir immunglobulinde gamma (γ). Aktifleşmiş T hücreler B hücreleri ile ilişkiye girer. Bütün immunglobulin molekülleri hafif ve ağır polipeptid zincirlerinden oluşur. mu ((µ). epsilon (ε) olmak üzere farklı yapıdadır. Değişebilir alan antikor yakalama. L ve H zincirleri değişebilir (variabl) ve sabit (constant) bölümlerden oluşur. Papain gibi pretolitik enzimler ile muamele edilirse antikor menteşe bölgesinden (hinge region) parçalanır. sabit alan ise biyolojik aktivitelerden sorumludur. 267 . İlişkiye girilen B hücreler plazma hücrelerine döner ve spesifik antikorları salgılarlar.17). karboksi terminal ucu ise Fc bölgesidir. Antikor yapısı ve fonksiyonu Plazma proteinlerinin yaklaşık olarak %20 kadarını antikorlar oluşturur. H zincirin amino terminal ucu antijen bağlar.Antikor oluşmasının birinci basamağı antijenin makrofajlar tarafından fagosite edilmesi ve bunların T hücrelerine sunulmasıdır. alfa (α). delta (δ). İmmunglobulinler (Şekil 6. Basit bir antikor molekülü γ şeklindedir ve birbirlerine disülfid bağları ile bağlı iki H iki L tipi zincir taşır (Şekil 6. iki antijen bağlama alanı olması nedeniyle divalent olarak isimlendirilir.

03 IgG1 γ 146 9 lgG2 γ2 146 3 lgG3 γ3 165 1 IgG4 γ4 146 0.5 IgE ε 188 0.10 İmmünglobulınlerın özellikleri IgM Ağır zincir Moleküler ağırlık Erişkinde serum seviyesi mg/ml Fonksiyon Nötralizasyon Opsonizasyon NK hücresine duyarlık Mast hücresine duyarlık Kompleman sisteminin aktivasyonu Özellikleri Epiteli geçebilme Plasentaya geçebilme Ekstravasküler alana difüzyon + +/+++ +++ + +++ ++ +++ +/+++ +++ (dimer) ++ (mono mer) + + +++ ++ +++ ++ + +++ ++ + +++ ++ ++ ++ + ++ + + ++ + +++ µ 970 1.lgG1 lgG4 olmak üzere 4 alt sınıfı vardır. lgG1 total IgG'lerin %65'idir.9 Ig G alt grupları Ig G2 lgG3 lgG3 Ig G3 Ig G4 Plasentadan en az geçen. kapsüllü bakterilere karşı defansta önemli yeri vardır.0 lgA2 α2 160 0. plasentayı geçebilen tek antikordur ve böylece yenidoğanda tespit edilebilen en önemli antikordur. Tablo 6. Tablo 6.5 IgA1 α1 160 2. kapsüllü bakterilere etkili Yarılanma: 7 gün (diğerleri: 20-21) En güçlü kompleman uyarıcı (IgM) Protein A ile bağlanmaz Komplemana bağlanmaz IgG sekonder yanıtın antikorudur. lgG2 polisakkarid antijenlere karşı direk etki gösterir.5 IgD δ 184 0.0000 5 268 .

intestinal ve genital sekresyonlarda bulunan immunglobulindir.19). Bakteri ve virüslerden mukozaları korur. 269 . Serum IgE tipik olarak helmint infeksiyonlarında yükselir. Bu bağlanma ile antijen antikor kompleksinin tetiklediği anafilaktik reaksiyonları meydana getirir. Serumda eser miktarda bulunur. IgA dimer molekülleri sekretuvar komponent denilen antikorun mukoza epitel hücrelerine geçişini kolaylaştıran protein taşırlar. IgA: Süt. kompleman bağlama ve antijen antikor reaksiyonlarının en etkili immunglobulinidir. Aglutinasyon. Serumda bulunan IgM birbirine J zinciri ile bağlı 5 H2L2 ünitesinden oluşmuştur. Pentamer yapının total 10 tane antijen bağlama alanı vardır. IgE: Fc kısmı mast hücreleri ve bazofillerin yüzeyindeki reseptörlere bağlanır. Fetus'da ancak infeksiyon var ise bulunur. gözyaşı ile respiratuvar. Monomerik IgM B hücrelerinin yüzeyinde bulunur (Şekil 6.IgM: Erken immun yanıtın antikorudur. IgA serumda monomerik yapıdadır. Birbirlerine J zinciri ile bağlı iki adet H2L2'den oluşmuştur. tükrük. IgD: Bazı B lenfositlerin yüzeyinde antijen reseptörü olarak görev yapar.

dozuna ve tipine bağlı olarak günler veya haftalar içinde antikor gelişir. Class I molekülleri tüm çekirdekli hücrelerde bulunur (Şekil 6. Antikor yanıtı IgM olarak başlar bunu IgG. T hücre reseptörleri antikorlardan farklıdır. Class I proteinleri HLA-A. kromozom üzerinde lokalizedir. Sekonder yanıt: Primer yanıttan aylar veya yıllar sonra aynı antijen ile karşılaşıldığında antikor yanıtının daha hızlı ve daha yüksek olduğu görülür. HLA (Human lökosit antijen) olarak da bilinen MHC genlerinin en önemlileri class I ve class II MHC proteinlerini kodlar. IgG'de ise belirli bir yükseklik vardır.21). Serum antikor konsantrasyonu birkaç hafta devam eder ve sonra düşer. IgM çok az yükselir. (Şekil 6. MHC insanlarda 6.20).Antikora Bağlı Hümoral İmmünite Primer yanıt: Bir kişi antijen ile ilk karşılaştığında antijenin veriliş yoluna. IgA ve diğerleri izler. Majör histocompatibilite kompleksi (MHc) MHC moleküller protein antijenlere bağlanır ve bunları T hücrelere sunarlar. 270 . Yanıtın şiddeti primer yanıttan sonra meydana gelen memory hücrelerinin miktarına ve duyarlılığına bağlıdır. Antikorlar antijen ile doğrudan ilişkiye girebilir ancak T hücre reseptörleri antijen sunan hücrelerin MHC molekülleri tarafından sunulan antijenlere afinite gösterir. HLA-B ve HLA-C genleri tarafından kodlanır.

Majör biyolojik etkileri (Şekil 16.Class II proteinleri ise HLA-D alanında kodlanır. Aktivasyon başlıca iki yolla olur (Şekil 6. 271 . Opsonizasyon: Hücreler. Kompleman sistemi Serum ve membran yüzeylerindeki birtakım proteinlerdir. C4a ve C5a mast hücrelerinin degranülasyonunu sağlarlar. 56C'de inaktive edilebilir (bu ısıda immunglobulinler inaktive edilemez) Kompleman komponentlerinin birçoğu proenzimlerdir. antijen-antikor kompleksleri ve diğer partiküller C3b'nin varlığında daha iyi fagosite edilebilirler. Kemotaksis: C5a nötrofillerin hareketlerini stimüle eder. 1. Bu bölgeninde DP. Anafilotoksinler: C3a. Böylece toplumda birbirinden çok farklı MHC genleri bulunur. Çünkü bir çok fagositer hücrenin yüzeyinde C3b reseptörleri bulunur. 3. İmmünglobulin sentezinde artış: C3b komponenti immünglobulin sentezinde artış sağlar. Kişiler kendi genlerini anne babalarından alırlar. DQ ve DR bölgeleri vardır. Isıya duyarlıdır. 5. Mediatörlerin salınımı ile vasküler permeabilite artar ve düz kaslarda kasılma meydana gelir. Bu proteinler makrofajlar. 4.23).22). eritrosit ve tümör hücreleri gibi hücrelerin lizisi meydana gelir. Diğer hücrelerde ortaya çıkması interferon tarafından indüklenebilir. Kompleman proteinleri karaciğer ve fagositer hücreler tarafından üretilir. Sitoliz: C5b6789 kompleksinin hücre yüzeyine oturması ile bakteri. B hücreler ve diğer antijen sunan hücrelerde bulunur. MHC genleri polimorfizm gösterir. 2. Aktivasyon antijen-antikor komplekslerine veya bazı nonimmunolojik moleküllere bağlıdır.

272 .

bu da C4 ile C2'den C4b2b'yi meydana getirir. parazitler gibi) farklı bir alternatif yoldan komplemanı aktifleştirebilir. Antikorların Fc kısımlarına bağlanan C1. İsograft (syngeneic graft) transfer genetik olarak birbirine yakın (örneğin ikizler) arasındaki doku alışverişidir. C1r ve C1s olmak üzere üç proteinden oluşur. Kemik iliği transplantasyonunda antikorlarda bu oluşuma yardımcı olurlar. Allograft red: immünsupressif ilaçlar alınmadıkça meydana gelecek red olaylarına allograft reaksiyon denir.Klasik yol: Sadece IgM ve IgG aktifleştirebilir. C5a bir anafilotoksin ve bir kemotaktik faktördür. lgG4 bu yolu kullanmaz. Alternatif yolda properdin yetersizliğinde meningokok İnfeksiyonları sık görülür. C3 konvertaz görevindeki faktör B. Buna pirimer reaksiyon denir. İmmünsupresyon yapıcı ilaçlar verilmez ise genellikle alıcılarda red reaksiyonları görülür. oluşan komplekse Cg'da bağlanarık membrana atak kompleksi oluşur. Alternatif C3 konvertaz daha çok C3b meydana getirir. Bunlarla meydana gelen C3bBbC3b. bunun sonucunda nekroz olur. C3a bir anafilotoksindir. C2 eksikliğinde ciddi piyojenik bakteri enfeksiyonları. 273 . Deri ve dokularda meydana gelen ana reaksiyon budur ve T hücreler rol oynar. Alternatif yol: Bir çok madde (endotoksin. C5b ise C6 ve C/ye bağlanır. Transplantasyon Daima tercih edilen otograft (kişinin kendi dokusu) transplantasyondur. C3. C1q. IgG'lerin IgG 1. Antijen-antikor kompleksi C1s'i aktifleştirir. insanlar arasında). hemen daima red edilir. C3b ise C4b2b ile birleşerek C5 konvertazı meydana getirir. Kompleman yetersizliğinin klinik tabloları Komplemanların genetik eksikliği birçok infeksiyon hastalığına zemin hazırlar. Buna daha sonra C8 bağlanır. Akut allograft reaksiyonda yabana dokunun vaskülarizasyonu başlangıçta normaldir ancak 11-14 günler arasında dolaşım bozulur ve mononükleer infiltrasyon gelişir. Bunlardan IgG ve IgM'nin Fc kısmına C1q bağlanır. Heterograft (xenograft) farklı canlılar arasındaki transferdir. D ve proper-din aracılığı ile C3bBb'ye ayrılır. Daha sonra C3 konvertas'dan C3a ve C3b meydana gelir. Homograft (allograft) aynı türden olan ancak genetik olarak farklı organizmalar arasındaki transferdir (örneğin. Bunun etkisi ile C5'den C5a ve C5b meydana gelir. MAC eksikliğinde Neisseria enfeksiyonları. 2 ve 3 alt sınıfları aktifleştirebilirken. alternatif C5 konvertaz oluşturur ve bunlarla gelişen C5b membrana atak kompleksi oluşturur.

fagositer sistem ve kompleman sistemi olarak dört önemli bölümden oluşur. T hücreleri.12) 274 . Hiperakut doku reddi. daha önceden duyarlı hale gelmiş T hücreler aracılığı ile doku reddi 5-6 günde gelişir. Kronik doku reddi. Aynı kişiye ikinci bir allograft uygulanırsa. yıllar sonra gelişebilir. Clr veya Cls C4 C2* Enfeksiyonlar Piyojenik Piyojenik Asemptomatik Bazen piyojenik Alternatif yol C3 Piyojenik (stafilokok) Membran atak komplakesi C5 C6 C7 C8 C9 Neisseria Neisseria Neisseria Neisseria Asemptomatik Kontrol proteinleri Cl inhibitör 1 proteini H proteini Bozulma hızlandırıcı faktör * En sık görülen kompleman eksikliği Anjiyoödem Piyojenik Hemolitik üremik sendrom Paroksismal noktümal hemogiübinüri Bunun dışında iki ayrı tip gref reddi gelişebilir: 1.11 Kompleman komponentlerının eksiklikleri Komponent Klasik yol Clq. Buna hızlanmış (accelerated) reaksiyon denir. İmmün yetersizlik kongenital. İmmün yetersizliğinin mekanizması İmmün sistem B hücreleri.Tablo 6. Yeni doku daha önceden gelişmiş antikorlar nedeniyle çok kısa sürede red edilir (örneğin anti ABO antikorlar) 2. Minör MHC benzemezlik nedeniyle aylar. edinsel. Her bölüm birbiriyle ilişkili veya bağımsız olarak yetmezliğe girebilir. embriyolojik anormallik veya enzim defekti sonucunda ya da bilinmeyen nedenlere bağlı olarak gelişebilir (Tablo 6.

275 .12 Immünyetmezliğin nedenleri Genetik Otozomal resessif Otozomal dominant X'e bağlı Biyokimyasal ve metabolik yetmezlik Adenozin deaminaz yetmezliği Otoimmün hastalıklar Bazen yetişkinlerde kendi antijenlerine immün reaksiyon gelişir ve otoimmün hastalıklar ile sonuçlanabilir. Bunlardan I. intrinsic faktör ve parietal hücreler Thyroglobulin İslet hücreleri Adrenal korteks Glomerüler bazal membran Küçük ve orta boy arterler Myelin proteini Myelin proteinlerinin reaksiyonu Hipersensitivite (Aşırı duyarlılık) Hipersensitivite veya allerji. (Tablo 6. Otoimmün hastalıkların çoğu antikora bağımlı olanlarıdır. immün yanıtın abartılması veya uygun olmayan reaksiyonların meydana gelmesi ile konağa zarar vermesidir.13) Otoimmün hastalıkların gelişiminde üç ana mekanizma rol oynamaktadır. Böyle reaksiyonlar genellikle antijen ile ikinci defa karşılaşmada meydana gelir. Bu gelişimin en önemli adımı kendi dokularına karşı duyarlılık kazanmış CD4 T lenfositlerin ortaya çıkmasıdır. IV ise hücresel tiptedir. II ve III antikora bağımlı. Sekestre antijenlerin salimimi Tablo 6.13 Önemli otoimmün hastalıklar İmmün yanıtın tipi Reseptörlere karşı gelişen antikorlar Otoimmün hastalık Myasthenia gravis Graves hastalığı insüline dirençli diabet Lambert-Eaton myasthenia Diğer hücre komponentlerine karşı gelişen antikorlar Sistemik Lupus Erythematosus Romatoid artrit Romatizmal ateş Hemolitik anemi İdiopatik trombositopenik purpura Goodpasture's sendromu Pernisiyöz anemi Hashimoto tiroiditi insüline bağımlı DM Addison hastalığı Akut glomerulonefrit Periarteritis nodosa Guillain-Barre sendromu Hücresel immünite (T hücreler ve makrofajlar) Allerjik ensefalomyelit Hedef Asetilkolin resep.Tablo 6. Normal proteinlerde değişme 3. histonlar Eklemlerde IgG Kalp ve eklem dokuları Eritrosit membranları Trombosit membranlan Böbrek ve akciğer bazam membran. Th1 ve Th2 hücreler hücresel veya antikora bağlı otoimmün reaksiyonları ortaya çıkarabilir. Moleküler benzerlik 2. Başlıca 4 tip aşırı duyarlılık reaksiyonu vardır. TSH reseptörleri insülin reseptörleri Calsiyum kanal reseptörleri DsDNA. 1.

Tip I hipersensitivite (Anafilaktik tip) Anafilaksi düz kasların kasılması ve kapillerlerin dilatasyonudur. 5 ve GM-CSF salgılanır (Şekil 6. Bunun sonucunda histamin. platelet aktivating faktör. 276 .26. lökotrienler. 4. IgE antikorunun Fc kısmı mast hücrelerine bağlanır. Bu reaksiyonu spesifik IgE ile bağlanan antijen oluşturur. ayrıca IL-3. eozinofil ve nötrofil kematoktik faktör.

Ayrıca birçok yiyecek de allerji yaparak tip I aşırı duyarlılığa sebep olabilir.Allerjenlerin inhale edilmesi sonucunda oluşan allerjik hastalıklarda yüksek ateş ve astım krizleri görülür. Ayrıca desentizasyon da uygulanabilir. 277 . Tedavide en iyi yöntem mümkünse allerjenden uzak durmaktır.

Maksimal 3-8 saat içinde deride pilomorfonükleer infiltrasyon. İmmünkompleksler ya kompleman aktivasyonu yoluyla polimorfonükleer lökositlerin dokuları parçalar. ödem ve eritem görülmesi arthus reaksiyonu adıyla anılır. Hücreler ya fagositerler tarafından (IgG + C3B) ya da komplemanın MAC etkisi ile lizise uğratılır. yenidoğanın Rh uygunsuzluğuna bağlı hemolitik hastalık. Tip III. ya da trombosit aggregasyonu yoluyla mikrotrombüsleri ve vazoaktif aminlerin salınımını indüklerler. Yüksek miktarlarda yabancı proteinlerin injekte edildiği durumlarda serum hastalığı meydana gelir.Tip II hipersensitivite: Antikora bağımlı. kan elemanlarına ve böbrek glomerul bazal membranına karşı gelişen otoimmün reaksiyonlar. eritrosit ve trombositlerin ilaca bağlı olarak gelişen hipersensitiviteleri önemli örneklerdir. İmmün komplekslere bağlı hipersensitivite Antijen-antikor kompleksleri aracılığı ile meydana gelir. Transfüzyon reaksiyonları. antikora bağlı graft reddi. sitotoksik hipersensitivite Doku yüzeylerindeki antijenlere antikorların bağlanması ile hücre ölümü meydana gelir. 278 . Çiftçi akciğeri. pulmoner aspergilloz gibi durumlarda inhale edilen antijen yüksek oranlarda antikor meydana getirir.

279 .

kaşıntı. Hücresel hipersensitivite herpes simplex ve mumps gibi viral infeksiyonlarda da gelişebilir.Tip IV: hücresel tip veya gecikmiş tip hipersensitivite Antikora bağımlı değildir. antijen ile T hücrelerinin primer etkileşmesi sonucunda meydana gelir. Kontakt hipersensitivitesi. Sistemik mantar infeksiyonlarında deri testleri enfeksiyon etkeninin tanınmasında yardımcıdır. Pozitif deri testi kişilerin infekte olduğunu gösterir. Tüberkülin tipi hipersensitivite. topikal kullanılan ilaçlar ve bazı kozmetikler. ancak akut infeksiyonu göstermez. CD4 T lenfositler ile birbirini etkileyen epidermis'in Langerhans hücreleri olduğu düşünülmektedir. En iyi örneği tüberkülin testidir. Lepra'da pozitif lepromin testi tüberküloid lepra lehinedir. Gecikmiş yanıt temaston sonra saatler (bazen günler) ile ifade edilen sürede meydana gelir ve günlerce sürebilir. 280 . veziküller. konak proteinlere bağlanınca antijenik özellik kazanır. bitkiler. İki grupta incelenir. Antijen sunan hücrelerin. Pozitif deri testi yanıtı kemoterapi'de destekleyici olarak kullanılabilir. ancak bu hastalıklarda tanı daha çok serolojik olarak konulur. formaldehid gibi bazı kimyasallar. ekzema ve deri nekrozları meydana gelir. Küçük moleküller deriye girer ve hapten etkisi yapar. Deri içine az miktarda verilen tüberkülin 24-72 saatte kızarıklık ve endürasyon yapar. sabunların kullanımı sonucunda meydana gelir. Nikel. Aynı madde ile tekrar karşılaşınca duyarlı kişilerde 12-24 saat içinde eritem.

281 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful