TUMER MİKROBİYOLOJİ KONU KİTABI 5.

BASKI- 2009

1

TEMEL MİKROBİYOLOJİ
MİKROORGANİZMALAR
Mikroorganizmalar sellüler ve asellüler olmak üzere iki ana grupta incelenirler. Sellüler mikroorganizmalar replikasyonları ve yaşamları için gerekli olan tüm enzim ve biyolojik yapıları bulundururlar. Daha açık bir tanımlama ile protein sentezi yapabilecek DNA ve RNA yapılarına sahiptirler. Ökaryotlar ve prokaryotlar olarak ikiye ayrılırlar (Tablo 1.1) (Şekil 1.1). Tek hücreli ökaryotlar sınıfına protistler denir. Algler, protozonlar, mantarlar ve slime moldlar bu grubun üyesidirler. Gerçek hücre yapısı ve metabolizmaları bulunmayan, bir konak hücreye girerek onun genetik yapısındaymış gibi davranan, böylece kendisi için gerekli olan proteinleri sentezlettiren, bu arada içinde bulunduğu konak hücrenin fonksiyonlarını bozarak onlarda hastalık meydana getirebilen basit yapılı canlılara asellüler mikroorganizmalar denir. Virüsler, viroidler ve prionlar asellüler mikroorganizmalar sınıfındandır.

Tablo 1.1 Medikal önemi olan mikroorganizmaların karakteristik özellikleri
Özellik Hücre yapısı Nükleik asit Nukleus tipi Ribozom Mitokondri Dış yüzey yapısı Hareket Replikasyon Virüsler Yok DNA veya RNA Yok Yok Yok Protein kapsid ve lipoporotein zarf Yok Hücre içinde çoğalma Bakteriler Var Hem DNA hem RNA Prokaryot 70S Yok Peptidoglikan hücre duvarı (Mycoplasma hariç) Var Binary fission Mantarlar Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Kitin yapısında sert duvar Yok Budding veya mitoz Protozoon ve helmintler Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Fleksibi membran

Var Mitoz

İnsanlarda hastalık yapan mikroorganizmalar bakteriler, mantarlar, protozoonlar, helmintler ve virüsler olmak üzere beş ana bölümde incelenir. Virüsler nonsellüler, bakteriler prokaryot, diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir. Bakteriler prokaryot, virüsler ise nonsellüler grubun üyesidir. Diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir.

Virüsler
Virüs partikülü bir kapsid ile çevrili DNA veya RNA'dan oluşmuştur (nukleokapsid). Kapsid nükleik asidi korur ve konak hücreye tutunma ve penetrasyon işlerinde görevlidir. Kapsid üzerindeki proteinler (daha çok glikoprotein) virüs ile konak hücre arasındaki ilişkiyi açıklar. Bazı virüsler ayrıca lipid yapılı bir zarf ile çevrilidir.

Viroid
Tek sarmal, küçük, çıplak, RNA molekülleridir. Kapsidi yoktur, insanlarda enfeksiyonları gösterilememiştir, bitki hastalıkları yapmaktadırlar. Hücreler arasındaki bulaşmanın hangi mekanizma ile olduğu bilinmemektedir.

Prionlar
Nükleik asitleri olmayan, protein yapısında nukleazları olmayan infektif partiküllerdir. Proteazlara ve sterilizasyon yöntemlerine dirençli olmaları önemli özellikleridir. Uzun inkübasyon periyotlu yavaş virüs enfeksiyonları oluştururlar. Hastalığın belirgin özelliği nöronlarda vakuolizasyon ve amiloid plaklar geliştirmeleridir. İlk defa scrapie hastalığında tespit edilmişlerdir. Bulaşıcı özelliği olan prion proteinleri (PrP) konağın kromozamal DNA'sında kodlanır. İnsanlarda Kuru, Jacobs-Creutzfeld (Şekil 1.2) , fatal familial insomnia etkenidirler. Deli Dana (bovine spongioform encephalo-pathy-BSE) hastalığı hayvan ölümlerinden sorumlu prionların meydana getirdiği güncel hastalıktır. Hastalığın tanısında tarama testi olarak kullanılabilecek serolojik bir yöntem geliştirilememiştir. İntrasellüler yaşayan organizmaya karşı immün yanıt kötüdür. Biyopsi ile tanı konulur. Prionların iki formu vardır,

2

infeksiyöz form bulaşıcı olup, BSE, iatrojenik CJB ve kuru hastalığı etkenidir. Kalıtsal geçen prionlar ise bulaşıcı değildir, PrP'nin gen mutasyonuna bağlı familial CJB, fatal familial insomnia etkeni olarak görülür. Sellüler hücreler ökaryotlar ve prokaryotlar olmak üzere başlıca iki önemli yapıdadır. Her ikisi de hücresel mikroorganizma olmasına rağmen aralarında temel farklar bulunmaktadır (Tablo 1.2) (Şekil 1.2, 1.5). Prokaryotlar denince bakteriler anlaşılır.

3

4

ÖKARYOTLAR VE PROKARYOTLAR Prokaryotlar (Bakteriler)
Ökaryotlardan başlıca farkı nukleus membranı ve nukleolusunun bulunmamasıdır. Her zaman tek kromozom bulundurur ve histon proteinleri içermez. Prokaryotların çekirdeğine özel yapısından dolayı nukleoid denmektedir. Mitokondri, endoplazmik retikulum, golgi cihazı, plastidler ve lizozom gibi organelleri bulunmaz, ökaryotlardan daha küçük ribozoma (70S) sahiptirler. Prokaryotların bir çoğu etraflarında peptidoglikan hücre duvarı bulundurur (Mcoplasma hariç). Ökaryotlarda böyle bir tabaka bulunmaz. Mantarlarda kitin denilen N-asetilglukozamin yapısında sert bir tabaka vardır, ancak bakteri hücre duvarının özelliklerini taşımaz. Protozoonlar ve bazı bakteriler hareketli olabilirken virüsler ve mantarlar hareketsizdir.

Ökaryot sitoplazmik membranında sterol bulunur, prokaryotlarda Mycoplasmalar (kolesterol) dışında bulunmaz. Bakterilere şekillerini hücre duvarları verir. Şekillerine göre iki grupta incelenirler; Atipik şekilliler: Bu gruptaki bakterilerin belirli bir şekli yoktur (Mikoplazmalar gibi). Gerçek şekilliler; Kromozom kontrolü altında belirli şekle sahiptirler, üç grup altında toplanırlar (Şekil 1.4); 1. Koklar 2. Basiller 3. Spiriller

5

Biyotiplendirme 4. Plazmid analizi 5. Tüm bakteride protein analizi 4. parazit. Faj tiplendirmesi Analitik sınıflandırma 1. analitik ve genotipik sınıflandırma yapılır. DNA hibridizasyon 3. Serotiplendirme 5. Kromozomal DNA yapı ve parçalarının incelenmesi 6 . Mikroskobik yapıları 2. Antibiyogram duyarlılıkları 6. Hücre duvarı yağ asitleri analizi 2. Ribotyping 6. Makroskobik yapıları 3. Guanin/sitozin oranı 2.2 Prokaryot ve ökaryot hücrelerin özellikleri Özellik Gerçek çekirdek Mitotik bölünme Histonlarla eşleşmiş DNA Kromozom sayısı Mitokondri Endoplazmik retikulum Lizozom Ribozomun büyüklüğü Peptidoglikan hücre duvarı Solunum Hücre zarında sterol Çekirdek zarı Prokaryot Hücre (Bakteri) Yok yok yok Tek (Haploid) yok yok yok 70 S (50S+30S) Var Hücre zarı ile Yok (mikoplazma hariç) yok Ökaryot Hücre (Mantar. Hücre enzimlerinin elektroforezi Genotipik sınıflandırma 1. insan hücresi) Var Var Var Birden fazla (Diploid) var var var 80S (60S+40S) yok Mitokondrilerle var Var Bakterileri birbirinden ayırmak için fenotipik. Nükleik asit sekans analizi 4.Tablo 1. Tüm bakteride lipid analizi 3. Bakterilerin sınıflandırılması Fentipik sınıflandırma 1.

rRNA'nın mutasyondan en az etkilenen genetik materyal olması nedeniyle hibridizasyonda en duyarlı yöntem DNA ile ribozomal RNA (rRNA) karşılaştırmasıdır. genellikle saptama duyarlılığını arttırmak için amplifikasyon gerekmektedir. Klasik kantitatif PCR yöntemlerinde. yüksek ısı gibi anormal şartlarda yaşayabilen bakterilerdir. özgül viral DNA'nın kantitatif analizi ile belirlenebilmektedir. katı faz hibridizasyon testleri (Dot blot. antibiyotik duyarlılık testleri. Northern blot. Filogenetik analizler a. Subtiplendirme biyotiplendirme. dallı DNA testlerinde DNA araştırılırken. Doğrudan hibridizasyon yöntemi ile serumdaki serbest virüs. Tedavi etkinliğinin izlenmesi 6. İnfeksiyon etkeninin saptanması ve tanımlanması 2. transkripsiyona dayalı amplifikasyon yöntemlerinde (TMA. prob veya sinyal çoğaltılmaktadır. yüksek tuz. Hibridizasyon yöntemleri: Hedef nükleik asit dizilerine karşılık gelen nükleik asit dizileri (prob) ile doğrudan hibridizasyon yapılmaktadır. Viral nükleik asit testlerinde kullanılan yöntemler Moleküler biyolojik yöntemler genel olarak amplifikasyon ve hibridizasyon yöntemleridir. Epidemiyolojik çalışmalar Kantitatif viral NAT Kantitatif yöntemler. bakteriofaj tiplendirme ve bakteriosin tiplendirme yöntemleri ile yapılabilir. kalıp DNA sarmalının karşısına gelecek oligonükleotid dizileri (primerler. Q-beta replikaz. en büyük virüsden (Poxvirüs) bile daha küçüktür. miktarı tayin edilmeye çalışılmaktadır. Gerçekzamanlı PCR: Hedef DNA'nın amplifikasyonunu ve amplifikasyon ürünlerini prob ile saptama basamaklarını aynı kapalı tüp içinde birleştirmektedir. Gerçek zamanlı PCR ile nükleik asit miktarı belirlenir (viral yük). antiviral tedavinin izlenmesinde de çok faydalıdır. Hibridizasyon testlerinde araştırılan genetik materyalin saptanabilmesi için belli bir düzeyde hedef nükleik asit miktarına gerek vardır. Bakterilerin özel tiplerine (epidemi yapanlar gibi) subtipleri denir. Tedaviye direnç genlerinin araştırılması 5. Bu yöntemler arasında sıvı faz hibridizasyon testleri.a. antijenik substratlar veya kemilüminesans veya floresans veren moleküller ile işaretlenmiş özgüllüğü yüksek DNA veya RNA segmentleridir. Öncül olarak özgül oligonükleotitler kullanıldığı için. 3SR. DNA polimeraz enzimi ile her sarmalın karşısında. İnsanlarda hastalık yapan bakteriler öbakteri sınıfındandır. NASBA. komplementer DNA sentezlenmekte ve ısı döngüleri yinelenerek DNA kopyaları çoğaltılmaktadır (PRC ürünleri ampliconlar). Arkebakterilerin öbakterilerden farkı peptidoglikan tabakalarının bulunmamasıdır. TAS gibi) RNA molekülleri çoğaltılmaktadır. Problar radyoizotoplar. RT-PCR: RNA araştırılacaksa önce revers transkriptaz enzimi ile komplementer DNA sentezlenir ve ardından PCR uygulanır. Klinik viroloji laboratuarlarında nükleik asit testlerinin kullanım araçları : 1. Hedef nükleik asitlerin çoğaltıldığı yöntemler Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR): Klasik yöntemdir. öncüller) bağlanmakta. Thermus aquaticus'dan (Taq polymerase) elde edilen DNA polimeraz PCR testinde kullanılır. Hibridizasyon yöntemine göre (Şekil 4) iki mikroorganizma arasındaki homoloji >%70 ise aynı tür olduklarına karar verilir. Southern blot.Bakteriler öbakteri ve arkebakteri olmak üzere iki grupta incelenir. serotiplendirme. Amplifikasyon yöntemleri: Hedef. Klasik polimeraz zincir reaksiyonun yanı sıra ligaz zincir reaksiyonu. Nükleik asit kimyasının anlaşılması ile birlikte nükleik asit prob teknolojisi ortaya çıkmıştır. insitu hibridizasyon) bulunmaktadır. mikroorganizma nükleik asitlerinin morfolojik olarak yerleşimi incelenebilmektedir. infeksiyon hastalıklarının ilerlemesi hakkında fikir vermenin yanı sıra. Hastalık prognozunun belirlenmesi 3. Geçmiş yüzyılda mikroorganizmalar morfolojileri ve biyokimyasal özelliklerine göre tanımlanıyordu. İn-situ hibridizasyonda mikroskop lamlarına fiske edilmiş hücre veya doku kesitleri üzerinde hibdirizasyon yapıldığından. Sindirim sisteminde simbiyotik olarak yaşarlar. amplifikasyon sonrası elde edilen ürün miktarından orijinal örnekteki n. İnfeksiyon kaynağının izinin sürülmesi b. 7 . enzimler. Bunun için çift sarmadı DNA dizisine bağlanan florejenik moleküller kullanılarak hibrid yakalanır. Tedaviye yanıt şansının değerlendirilmesi 4. En küçük bakteri mikoplazmadır. Bu yöntemde DNA ısı ile denatüre edilerek sarmallar ayrılmakta. sadece araştırılan nükleik asitler saptanabilmektedir. Klinik örnekte mikroorganizmaların bol olduğu durumlarda hibridizasyon yeterli olabilirken. Virusların genotiplerinin belirlenmesi 7. Yeterli miktarda hedef nükleik asit dizisinin bulunmadığı durumlarda testlerin duyarlılığının arttırılması gerekir.

8 .

Q-beta replikaz: Sistemde bir RNA polimeraz enzimi. revers transkriptaz ve '17 RNA polimeraz enzimleri kullanılır.PCR'a alternatif diğer amplifikasyon yöntemleri: Benzer şekilde hedef nükleik asitleri çoğaltan nükleik asit dizisen bağlı amplifikasyon (NASBA) tek ısıda uygulanır. Hedef ve prob çoğaltma yöntemlerine göre daha stabil testlerdir. 9 . Sinyal çoğaltma yöntemleri: Hedef nükleik asit. RNAz H. Q-beta replikaz tarafından çoğaltılabilecek dizileri de taşıyan özgül problar kullanılır. kontaminasyona bağlı yalancı pozititif olma riski daha azdır. Bu yöntemlerde hedef RNA molekülüdür. prob miktarları artmaz. hedef nükleik aside bağlanan işaretli moleküllerin çok sayıda olması ile testlerin duyarlılığı arttırılmaktadır. özgül problar bağlanır ve ligaz enzimi ile bu oligonükleotitler yapıştırılarak yeni diziler elde edilir. LCR: Denatüre olmuş DNA sarmallarına. Transkripsiyona dayalı amplifikasyon (TMA) da benzer bir yöntemdir.

10 .

Hücre duvarının sağlamlığını ve direncini sağlayan peptidoglikan (murein. Yapı olarak ökaryotlara benzemelerine rağmen daha fazla fonksiyona sahiptir. Prokaryotlar ökaryotlardan farklı olarak çekirdek zarı ve nukleolus içermezler. sülfür granülleri olabilir. Işık mikroskobu ile homojen bir sıvı olarak görünür. Bunların içinde en bilinenleri Corynebacterium bakterileri içinde bulunan fosfat bağları taşıyan Ernst-Babes (volutin) granülleridir. Bakteriyi iç basınca karşı korur. Mikoplazmalar bu özellikleri nedeni ile sterol içeren besiyerlerinde ürerler. Peptidoglikanın ana yapısını n-asetil muramik asit 11 . Eğer görünür başka yapılar varsa bunlar enerji için gerekli depo granüllerdir. Sitoplazmik membrana mezozom aracılığı ile tutunur. DNA replikasyonları da birçok noktada aynı anda sürdürülür. teikoik asit sentezini inhibe eder. farklı eksternal yapılara sahiptirler. Sitoplazmik membranın görevleri 1. Nukleotidler intron denen baz sıraları ile birbirlerine bağlanırlar.BAKTERİNİN YAPISI Sitoplazma Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler benzer internal. Hücre duvarı polimerlerinin sentezi 5. Mikoplazmalar dışında diğer prokaryotlar sitoplazmik membranlarında sterol içermezler. Gram pozitif bakterilerde daha kalındır. ayrıca ekzotoksinler) 4. gram pozitifler ise kristal violet ile morlacivert boyanır (Tablo 4). Lipofilik ve hidrofilik madde içeren deterjanların hedef dokusu sitoplazmik membrandır. mRNA. Bakteri ribozomları 70 Svedberg (S) büyüklüğündedir (50S ve 30S subünitleri vardır). Arkebakterilerde buna benzer psödomurein (psödoglikan) bulunur. hem de penisilinaz gibi direnç enzimleri. Polisakkarid. Ökaryotlarda görülen mikrotubüler yapılar prokaryotlarda görülmez. Sitoplazma başlıca DNA kromozomu. Bakterinin protein sentezinde görevleri vardır. Bazı Cyanobacteriler thylakoid denilen fotosentetik yapılar. Hücre zarfı'nın (sitoplazmik membran. Novobiosin DNA sentezinin inhibisyonu dışında. hücre bölünmesinin başladığı yerdir. Sitoplazmik membran Ökaryot ve prokaryot hücreler arasında yapı olarak birbirlerine en benzeyen bölüm burasıdır. Polimiksinler de deterjanlar ile yapısal benzerlikleri ile sitoplazmik membranın yapısında bulunan fosfatidil-etanolamini selektif olarak tahrip ederek hücre ölümüne sebep olurlar. proteinler ve metabolitlerden oluşmuştur. ökaryotlarda ise 80S (60S ve 40s subünitleri vardır) büyüklüğünde ribozom vardır. Elektron mikroskobu ile incelediğinizde görülen en önemli partiküller ribozomlardır. Bakteri DNA'sı Borrelia burgdorferi (lineer yapıda) ve bazı Streptomyces türleri dışında sirküler yapıdadır. Bakterinin organellerinden sadece nukleoidini görürsünüz. Ökaryotlarda ise birçok DNA (kromozom) bulunur ve birbirlerine histon proteinleri aracılığı ile bağlanırlar. Çekirdek hücrenin ortasında veya bir kenarında bulunabilir. Hücre duvarı Mikoplazmalar dışında tüm prokaryotlarda bulunur. Mezozomun septal kısmı. ribozomlar. Son basamakta kullanılan fuksin ile gram negatif bakteriler pembeye. bazıları da gaz vezikülleri içerir. Bakteriler gram boyamasına göre gram pozitif ve gram negatif olmak üzere iki önemli grupta toplanırlar. Prokaryotların boyanma özelliğini sağlayan yapı burasıdır. Kemotaksi ve duyusal reseptörlerin bulunduğu yer sitoplazmik membrandır. Birçok antibiyotik bakteri ribozomlarına etkili iken insan hücrelerindeki protein sentezini etkilemezler. Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları tabloda gösterilmiştir. Ozmotik basıncın düzenlenmesi (selektif permeabilite ve transport) 2. Lateral mezozom ise spor oluşumunun başladığı (sporlu bakterilerde) ve konjugasyonda pilusun bağlandığı yerdir. Enzim sentezi (Hem maddeleri parçalayıcı hidrolitik enzimler. mukopeptid) tabakadır (Şekil 6). Nukleoid Işık mikroskobu ile hücreler içinde görülebilen en büyük yapı çekirdektir. lipid. Dış ortamdaki maddelerin girişine izin veren seçici olmayan 1-2 nm çapında porlar bulundurur. ancak bağımsızdır. Hem şekli hem de sağlamlığı sağlayan iskeletidir. iki lipid ve bunların arasında bir protein tabakadan oluşmuştur. hücre duvarı ve kapsül) en içte kalan tabakasıdır (Tablo 3). Solunum (sitokromlar bu yapı içindedir) 3. DNA giraz enzimi bakterinin boyunun ortalama 1000 katı uzunluğundaki DNA'sının süpersarmal haline gelip bakterinin içine sığmasını ve açılmasını sağlar. Her bakteride çift sarmallı tek bir DNA ipçiği bulunur.

glikozamin. L-alanin. Çarpraz bağlarda gram pozitiflerdeki Lizin'in yerine gram negatiflerde diaminopimelik asit bulunur. 12 . D-alanin. gram negatiflerde ise %10 kadarını peptidoglikan tabaka oluşturur. L-Lizin. pentaglisin köprülerini oluşturur. diaminopimelik asit. Gram pozitif bakterilerde hücre duvarının ortalama %50. Bu iki ana yapı birtakım proteinler aracılığı ile birbirlerine bağlanırlar.ve n-asetil glukozamin isimli şekerler oluşturur. Hem gram negatifler. hem de gram pozitiflerin bir birine benzer peptidoglikan yapıları vardır. Muramik asit. D-glutamik asit.

C. gram negatifler pembe. Lipoprotein tabaka dış membran ile peptidoglikan tabakayı birbirine bağlar 13 .4 Gram ve ARB boyama aşamaları Gram boyama 1. Böylece Klamidyalar lizozime dirençlidir ve mukoza infeksiyonu yaparlar. Özellik Dış zar Hücre duvarı Lipopolisakkarit Teikoik asit Spor Kapsül Lizozime duyarlılık Ekzotoksin üretimi Penisilin hassasiyeti Gram pozitif Yok Kalın Yok Var Bazılarında var Bazılarında var Duyarlı Bazılarında var Daha duyarlı Gram negatif Var İnce Var Yok Yok Bazılarında var Dirençli Bazılarında var Daha dirençli Memelilerin salgılarında bulunan lizozimin ana hedefi peptidoglikan tabakadır. teikoik asit bulunmayabilir. Alkol ile dekolorizasyon. sadece gram pozitifler mor kalır 4. porinler. Asti-alkol ile dekolorizasyon. yapışma elemanıdır. Safranın ile boyama. diphtheriae. Potasyum iyodür ile tespit 3.5 Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları. Gram negatif bakterilerin hücre duvarının üç temel yapısı.3 Bakteri zarfının yapıları ve görevleri Fonksiyon Dayanıklılığı veren yapılar İç yapıların korunması Geçirgenlik ve bariyerler Metabolik geçirgenlik Enerji üretimi Konak hücreye yapışma Konağın immün tanıması Konak immün yanıtına Antibiyotik duyarlılık Antibiyotik direnci Hareket Yapışma Yapı Hepsi Hepsi Dış membran veya plazma membranı Membranlar ve periplazmik transport proteinleri. asteroides gibi). lipoprotein. Streptococcus pyogenes'i M proteini de lipoteikoik asittir. diğerleri mavi boyanır Tablo 1.tuberculosis. N. ribitol ve gliserolden yapılı majör antijenidir. Kristal violet ile boyama 2. Teikoik asit hücre duvarından kaynaklanırken. Tüm Gram pozitif bakterilerde lipoteikoik asit bulunurken. Gram negatif bakterilerde bulunmaz. permeazlar Plazma membranı Pili. Pnömokokların teikoik asitleri Forssman antijeni olarak isimlendirilir. dış membran ve lipopolisakkarid'dir. Bazı bakterilerde hücre duvarında yağ bulunur (M. Klamidyalarda gram negatif bakteri duvar yapısı bulunmasına rağmen peptidoglikan tabaka bulunmaz. teikoik asit Tüm dış yapılar Kapsül. M proteini karşı koyma Peptidoglikan sentetik enzimleri Dış membran Flajella Pili Tablo 1. proteinler. Metilen mavisi ile kalanların boyanması. lipoteikoik asit'in kaynağı sitoplazmik membrandır.Tabo 1. Teikoik ve lipoteikoik asit gram pozitif bakterilerin içinde dağınık halde bulunan. gram pozitifler ise mor boyanır ARB boyama 1. Karbol fuksin ile ısıtarak boyama (kırmızı) 2. aside dirençliler kırmızı. aside dirençliler kırmızı kalır 3.

Hipertonik ortamda yaşayabilen ve bölünebilen duvarsız bakterilere L formu (Lister formu) bakteriler denir (Şekil 1. Lipopolisakkarid (LPS) yapı immün sistemin güçlü bir stimülatörüdür. heterojen. Bol miktarda endotoksinin kana dökülmesi ile Shwartzman reaksiyonu (dissemine intravasküler koagülasyon) gelişir. interlökin-6. gonorrhoeae gibi bazı bakterilerde lipooligosakkarid tabaka bulunur. Bu tabakanın en dışında kor polisakkaridi ve hidrofilik özellikteki O Ag'inden oluşan majör antijenik yapı vardır. hücreyi dış ortamın safra tuzu ve hidrolitik enzimlerinden korur. LPS B hücrelerini aktifleştirir ve makrofajlar gibi hücreleri indükleyerek interlökin-1. gram negatifler ise dış membranlarını korudukları için sferoplast adını alırlar. tümör nekroze edici faktör ve diğer faktörlerin salınmasını sağlar. O Ag'inin alt bölümünde bulunan lipid A ise bakterinin endotoksinini oluşturur. LPS ateş ve şok meydana getirir. endopeptidaz ve karboksipeptidaz gibi protein yapılar (penisilin bağlayan proteinler PBP) bulunmaktadır. metabolik. Kapsül Bakterilerin hücre dışına salgıladıkları mukoid yapılı maddelere denir. Bunların birçoğu transmembran proteinleridir ve porin olarak isimlendirilir. Gram negatif bakterilerin dış membranları üzerinde çeşitli proteinler bulunur. nazal sekresyonlarda bulunan lizozim peptidoglikan tabakayı hidrolize eder. Metabolizma enzimleri hücre dışından alınan ve belirli bir iriliğe kadar küçültülmüş molekülleri hücre metabolizmasında kullanılabilecek boyutlara kadar parçalarlar. Tükrük.Gram negatif bakterilerin hücre duvarının dış kısmını fosfolipid tabaka (dış membran) oluşturur. göz yaşı. Porinler 700Da'dan daha küçük hidrofilik moleküllerin difüzyonunu sağlarlar. Bu yapı homojen ve belirli bir şekle sahip ise kapsül. Bazı bakteriler spontan veya antibiyotiklere bağlı olarak L formu haline gelebilir. N.13). hipertonik ortamlarda bakteriler hücre duvarlarını kaybedebilirler. 14 . bu durum konakta kronik enfeksiyon geliştirebilir. Ancak. gram negatif boyanırlar. Periplazmik aralık Gram negatif bakterilerin iç ve dış membranları arasında bulunan. Gram pozitif bakteriler tüm duvarını kaybettikleri için protoplast. Bu bölgede penisilinlerin bağlanma bölgesi olan transpeptidaz. Bu yapı üzerinde por proteinleri (porinler) bulunur. gevşek yapılı ve yapışkan ise slime tabaka (glikokaliks) adını alır. Lizozim ile karşılaşan bakteriler düşük ozmotik basınçlı ortamlarda lizise uğrarlar. direnç enzimleri ile virülans faktörlerinin etkisini gösterdiği yapıdır. L formu bakteriler penisilinlere dirençlidirler. Bu bölümde bulunan beta laktamazlar gram pozitiflere göre daha iyi korunmaktadır. Bunlar bazı büyük antibiyotiklerin hücre içine geçişlerini engellerler.

Şeker yapılı kapsüle sahip bakterilerde tip tayini için kapsül şişme testi (Quellung testi) uygulanabilir (Şekil 1.pyogenes'de ise hiyaluronik asit yapısındadır. kateterlere. Kapsül zayıf antijenik yapıya sahiptir.anthracis'de protein. Kapsülün ana yapısı sudur. Bakterilerin virülansında kapsülün önemli bir yeri vardır. Medikal önemi olan kapsüllü bakteriler • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Haemophilus influenzae Neisseria meningitidis Klebsiella spp Escherichia coli Salmonella typhi (Vi antijeni) Bacillus anthracis (poly-d-glutamik asit) Streptococcus pyogenes (hyaluronik asit) Streptococcus agalactia (sialik asit) Bacteroides fragilis 15 . B. Kapsüller negatif boyama yöntemleri kullanılarak görünür hale getirilirler. Diğer kısmı genellikle polisakkarittir. kapsüllü bakteriler antikapsüler antikorlar ile kaplanmadıkça fagositoza karşı koyarlar. slime tabaka ise prostetik malzemelere.14).Kapsül fagositoza karşı koymada. kontakt lenslere ve diş gibi sert dokulara yapışma görevi olan bakteri organelidir. S.

Bazı hastalıklarda serolojik yöntemlerle gelişen antikorlar tanı testi olarak kullanılır (H antijen).Flagella (kirpik) Bakterinin hareket organelidir. Protein yapısında flajellin denilen subünitlerden oluşur. Protein yapılı olduklarından iyi antijendirler. Ancak tannik asit tuzları ile hazırlanan boyalar ile daha iyi görünür hale gelirler. Işık mikroskobu ile iyi görünür. Destek üniteleri olan blefaroplast ile flajellalar sitoplazmik membrana tutunurlar. 16 .

özellikle E. böğlece antikorların varlığında bile konak yüzeylere tutunabilir. Lofotrikoz (Püskül şeklinde) 3. (Tablo 1. Sporlu bakteriler vegetatif hallerindeki aktivitelerini gösteremezler.16). Monotrikoz (Tek flajellalı) 2.gonorrhoeae farklı antijenik tipte pili oluşturur.15). Piluslar ile (seks pilusu) iki bakteri arasındaki yapışmadan sorumludur.Bakterilerin flagellaları bulundukları yerlere göre üçe ayrılır (Şekil 1. Normal ışık mikroskobu ile görülemez. ancak elektron mikroskobi ile tesbit edilebilir. Spor fiziksel etmenlere çok dirençlidir.coli ve Gonokoklar fimbriaları ile konak hücrelere tutulup hastalık yapabilirler. Peritrikoz ( Bakteriyi çepeçevre saran) Fimbria (Pili) Flajellalardan daha kısa ve küçük olup bir bakteride yüzlerce bulunabilir (Şekil 1. N. Bunlardan Bacillus grubu aerop. Böylece konjugasyon gerçekleşir. Fimbrialar genellikle gram negatif bakterilerde bulunur. Lipoteikoik asit ile birlikte konağın epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur. bir diğer bakteriye veya yüzeylere yapışmada önemlidir. radyasyon.17). Fimbria'sını kaybeden bu bakteriler enfeksiyon meydana oluşturamazlar. Clostridium grubu ise anaeropdur. bazı kimyasal maddeler ile karşılaşma ve kötü beslenme. Hem fimbria hem de pilus'a pili denmektedir. Sporlu bakterilerin metabolizmaları minimuma inmiştir. Gram pozitif koklardan streptokokların M proteinleri de fimbriadır. Önemli yüzey virülans faktörlerinin bakteri patogenezindeki yeri tabloda açıklanmıştır. Bakterinin yapışma elemanıdır.6) Endospor (Spor) Bazı bakteriler ısı. Hareket organeli değildir. Fimbriaların virulans ile direk ilişkileri vardır. 17 . Fimbria'lar konak memeli hücresine. 1. kötü soluma şartları gibi uygun olmayan durumlarda hücre duvarlarını kalsiyum (Ca) ve dipikolinik asit ile güçlendirerek (kalsiyum-dipikolinat) kendileri için önemli organellerini koruma altına alırlar (Şekil 1. ancak hiçbir zaman metabolizmaları durmaz. Medikal önemi olan iki gram pozitif basil sporludur.

18 . Her bir bakterinin sadece tek sporu vardır. Bakterilerin sporları onların tanınmasında ve özelliklerinin belirlenmesinde kullanılır. typhi Y.Tablo 1. B. gonorrhoeae S. pyogenes S. C. Uygun şartları bulduğu zaman bakteri tekrar vegetatif haline döner (germinasyon). Diğer salmonella tiplerinde önemi yok. Dokulara yapışmayı sağlar. Kromozom kontrolü altında olduğu için bakteriler sporlarını her defasında hücrenin aynı yerinde yaparlar. Polisakkarit kapsül M proteini Protein A Var Yok Yok Serotiplemede kullanılır. Serotiplemede kullanılır. pneumonia S. Polipeptid kapsül (D Glu) Yok Polisakkarit kapsül Var Serotiplemede kullanılır. C. tetani sporu terminal. İnfluenza K. Mantarlardaki sporlar gibi üreme ile ilişkileri yoktur. Malaşit yeşili veya karbolfuksin ile boyanır hale getirilir. 6 Bakteriyel patogenezde önemli yüzey virulans faktörleri Bakteri Gr (+) koklar S. Bu yapı komplemanı Fc kısmından bağlar böylece opsonizasyonu engellemiş olur. Meningititis Gr (+) basiller B. coli N. Anthracis Gr (-) basiller H. aureus Gr (-) koklar N. Pestis Polisakkarit kapsül Polisakkarit kapsül Protein pili Protein pili Polisakkarit kapsül V-W faktör Var Yok Yok Yok Yok Yok Dokulara yapışmayı sağlar. pneumonia E. Serotiplemede kullanılır. perfringens sporu ise subterminaldir. Sporlar intrasellüler boyanmayan yapılardır. Virulans faktör Aşı olarak kullanımı Açıklama Bunların dışında bazı kitaplarda Sporosarcina ve Coxiella burnetti (muhtemelen) endospor yapar denir. anthracis sporu santral.

30-37° C'de üreyenlere mezofil. İndirgeyici olarak bir elektron vericisi olan NADPH kullanılır. Kültür yöntemleri Genel besiyerleri: Genelde bakterilerin yetiştirilebildiği besiyerleridir Selektif besiyerleri: Bakterinin yetiştirilebildiği özel suplement ve/veya antibiyotikler eklenmiş besiyerleridir. Bakterilerin çoğu organotroftur. Ayırtedici besiyerleri: Koloni yapısı ve rengi ile diğer bakterilerden ayırt edilebildiği besiyerleridir. C. optimal üreme için CO2'e İhtiyaç gösterdiği İçin kapnofilik bakteri denir. Katabolizma: Bakteriler. metabolizma ve protein sentezi için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Solunum tiplerine göre bakteriler dört grupta incelenir. yüksek ozmotik basınç altında üreyebilenlere ise osmofilik bakteriler denir.18). M. Anabolizma: Enzimler ve ATP'den elde edilen enerji yardımı ile katabolizma sonucu oluşan basit ön maddeler kompleks proteinlere dönüştürülür. yüksek enerji fosfat bağları (ADP'den TP'ye dönüşüm) ve Asetil Koenzim A şeklinde depolanır.Bakterilerin Metabolizması Bakteri hücresinde gelişen kimyasal reaksiyonlar enerji sağlayan (katabolik) ve enerji gerektiren (anabolik) reaksiyonlar olmak üzere ikiye ayrılır. sitoplazmik membran tarafından yönetilerek ya pasif diffüzyon veya aktif transport ile içeri alınırlar. Solunum Bakteriler tarafından sıklıkla kullanılan eksternal elektron akseptörü moleküler oksijendir. Anabolizma genel olarak kimyasal redüksiyonlar zinciridir. enerjilerini organik bileşiklerden (şekerler. 1 mol glikozun fermentasyonu ile ortalama 31. Bakterilerin çoğu şeker. enerjilerini azot-demir-sülfür içeren inorganik maddelerden sağlarlar.2 cal. Yüksek tuz konsantrasyonunda üreyen bakterilere halofilik. Örneğin C. su ve değişik iyonlara ihtiyacı vardır. Mikroaerofil: Çok az miktardaki O2 ve yüksek CO2 düzeylerinde üreyebilen bakterilerdir. bir enerji kaynağı. Bazı bakteriler litotroftur. Bir bakterinin gelişebilmesi için karbon. Bir sıvı besiyerinde bakterinin üreme eğrisi altı dönemden oluşur (Şekil 1. diptheriae verilebilir. cholerae. İçeri alınanlarda endo-enzimler ile oksidasyon gerçekleşir ve sonuçta oluşan enerji. Zorunlu aerop bakterilere örnek olarak V. hareket etme. Bakteriler üreme. tuberculosis. klamidyalar ve riketsiyalar canlı hücre kültürlerinde ürerler. ortaya çıkar. pallidum gibi bazı bakteriler ise hem canlı hücre kültürlerinde hem de sentetik besiyerlerinde üretilemezler. Adinomyces gösterilebilir. Zorunlu anaerop: Zorunlu anaerop bakterilerde oksijenli solunum sonucunda ortaya çıkan H2O2'nin zararlı etkilerini ortadan kaldıran katalaz ve süperoksit anyonlarının (O2-) zararlı etkilerini önleyen süperoksit dismutaz enzimleri + bulunmamaktadır. Jejuni en iyi %5 O2 + %10 CO2'li ortamda üreyebilir. Bir mol glukoz oksijenasyonu sonucunda 688. Bakteriler 'binary fission' (ikiye bölünme) yoluyla. eşeysiz olarak ürerler. bir kısmı da organik moleküllerdeki karbonu (heterotrof bakteriler) karbon kaynağı olarak kullanırlar. azot. aminoasitler) alırlar. Clostridium. aminoasit gibi organik maddeleri parçalayarak enerji elde ederler.5 cal. Elde edilen enerji ve yapı taşları. Tüm mikroorganizmaların karbon kaynaklarına gereksinimleri vardır. Zorunlu aerop: Son H+ alıcısı havadaki O2'dir. bakteri hücresi için gerekli maddelerin yapımında (anabolizma) kullanılır. leprae ve T. Mikroorganizmaların bir kısmı inorganik karbonu karbondioksidi (ototrof bakteriler). Düşük ısılarda üreyebilen bakterilere (15-20°C) psikrofil. 19 . 50-60°C'de üreyebilenlere ise termofil bakteriler denir. Zorunlu anaerop bakterilere örnek olarak Bacteroides. Organik maddeler hücre dışına salınan ekzoenzimler aracılığı ile yapı taşlarına kadar parçalanır. sağlanır. M. organik maddeleri yıkarak enerji sağlayan organotrof canlılardır. azot ve sülfür kullanılmaktadır. Anaerob bakterilerde son H alıcısı olarak karbon. Fakültatif anaerop: Hem O2'li ortamda hem de O2'siz ortamda fermentasyon yapabilen bakterilerdir. Isı Bakterilerin üremeleri için farklı ısılar gerekebilir. Bakterilerin Üremeleri Virüsler. Fungus ve bazı bakteriler heterotrof iken bitkiler ototrofturlar.

7 Selektif (S) ve ayırt edici (A) besiyerleri Organizma Anaeroblar Corynebacterium Enterik bakteriler Enterik patojenler Vibrio cholerae Legionella Mycobacterium Steril alandan elde edilen Neisseria Haemophilus Normal floradan elde edilen Neisseria Besiyeri Tiaglikolatlı besiyeri Löfflerin koagüle serumlu besiyeri (S) Tellürit agar (A) Eozin metilen mavisi (A) Mac Conkey agar (A) Hektoen enterik agar (D) TCBS (S) Charcoal-yeast ektract agar (CYE agar) (S) Löwenstein-Jensen medium (S) Çikolotamsı agar Thayer-Martin agar (S)* *Thayer-Martin agar normal florayı inhibe eden vankomisin. Bakteri bu dönemde en küçüktür. Ölüm dönemi: Ölüm oranı artar. C. Akselerasyon (hızlanma) dönemi: Üreme başlamıştır. Legionella. B. Pasteurella Haemophilus influenzae A. Antiseptik ve antibiyotiklere en duyarlı olduğu dönemdir. nistatin ve kolistin içerir Tablo 1. lag) dönemi: Üreme hızı sıfırdır. Logaritmik (eksponansiyel) dönem: En hızlı üreme dönemidir. Brucella. Çoğalmanın durması dönemi: Toksik metabolitler bakterinin üremesine izin vermez. Gizli (latent. Bakterinin ortama alışma dönemidir. Bakteri sayısı hızla azalır. purin ve pirimidinler Sistein X (protoporfirin) ve V (NAD) Mycoplasma Francisella. Yavaşlama (retardasyon) dönemi: Ortamda metabolitlerin artmasına bağlı olarak bakterinin üreme hızı yavaşlar. E. Bakterilerin içinden bazıları aylarca canlılıklarını koruyabilirler. D. 20 .8 Özel suplement içeren besiyerleri Kolesterol.Tablo 1. F.

cholerae. Bazen (örneğin. 3. Her bakteri sadece tek bir faj ile infekte edilebilir. E. A. R plazmidleri: Antibiyotik direncini aktaran plazmidlerdir. boyun kısmı ile duvar üzerinde bir delik açar ve nükleik materyalini bakteri içine gönderir. coli'nin F plazmidi) bakteri kromozomu ile birleşebilir. C. F fajları DNA. 100SC civarında ısıtılması ile iki ipçiği birbirinden ayrılır. Fajlar ayakları ile reseptörü bulunan bakterinin yüzey yapılarına tutunur. Stafilokok plazmidleri 4. Plazmidler bakterilerin yapısal olmayan. IS elementleri replikondur. Virülans plazmidleri Bakterileri infekte eden virüslere faj (bakteriofaj) denir (Şekil 14). Çember şeklinde çift iplikli ekstrakromozomal DNA yapılarıdır (Borrelia burgdorferi'de lineer). Bazen tek bir antibiyotik bazen de çoklu antibiyotik direnci bulundururlar. Bunun en bilinen örneği. böyle durumlarda epizom adını alır. Bakteri içinde üremeden bekleyen fajlara ılımlı faj. Sınıf 1 plazmidlerinde antibiyotik direnç genleri ile transfer faktör (RTF) beraberdir. plazmidler. Fajların medikal önemi ekzotoksinlerin üretimidir. Bakteri DNA'sının çoğaltılabilir özellikte olması hibridizasyon tekniklerinin gelişmesine sebep olmuştur. bunları taşıyan bakterilere de lizojen bakteri adı verilir. Konjugasyon yolunu kullanarak hücre dışına aktarırılır. Bakteriofajlar resimde de görüldüğü gibi bakterileri infekte eden uzay aracı gibi virüslerdir. Bunları içlerindeki rezistans transfer faktör (RTF)'leri aracılığı ile yaparlar. Plazmidlerin medikal önemi ilaç direncidir. B. Kol plazmidi: Bakteriosin'leri salgılatan plazmidlerdir. D. Corynebacterium dipthena'nır) ekzotoksininin üretiminde Corynephage beta fajının rolü vardır. E fajı ise RNA nükleus yapısına sahiptir. transpozonlar. Sınıf 2'de ise RTF ayrı antibiyotik direnç genleri ayrıdır. ancak onlar için önemli avantaj sağlayan özelliklerin genetik materyalidir. 21 .Bakteri Genetiği Replikon Bir DNA ipçiğinin (polinükleotidinin) eskiden karşısında bulunan ipçiğin aynısı olan yeni bir polinükleotid ipçiğini sentezletme yeteneği vardır. Bakteriyofajlar. botulinum ve S. pyogenes (kızıldır. bu özelliği nedeni ile replikon olarak adlandırılır. Büyük plazmidler (20-120 kb) konjugasyon sırasında kendi transferlerini kontrol edebilirler. Bilinen bir DNA ile bakterinin ayrılan ipçiği karşılaştırıldığında saptanan birleşme oranları bakterinin benzerliğini ortaya koyar. Diğer küçük plazmidler ise genellikle transformasyon veya transdüksiyon yoluyla transfer edilebilirler. Plazmidler bakteri kromozomundan bağımsız olarak replike olabilen genetik materyaldir. Bakterileri infekte eden bakteriofajlar hücre içinde replike olarak sayıları artar ve lizis sonucunda bakteri dışına çıkarlar (litik enfeksiyon) veya konak genomuna integre olarak (profaj) konağı parçalamaksızın yaşamına devam edebilir (lizojenlik). Fajlar spesifikliği nedeniyle bakterilerin tiplendirilmesinde kullanılmaktadır. Önemli plazmidler 1. Diğer önemli lizojen bakteriler V. 2. Plazmid: Bakterilerin çoğunun sitoplazmasında bulunur. Profaj bağımsız olarak üremez ve ancak bakteri üreyince yeni bakterilere geçirilir. C. Isıtılan DNA'nın.

Transpozonlar bazen gen içine girer ve bu geni inaktive eder. Böylesine gen gruplarına patojenite veya virülans adacıkları denir.Hücre duvarı üzerine oturduktan sonra boyunlarını bir matkap gibi kullanarak bakteri duvar üzerinde delik açıp nükleik asitlerini bakterinin içine gönderirler. Kompleks yapılı olan transpozonlar antibiyotik direnci gibi spontan mutasyonda yer alır. Ulaşabileceğiniz mikrobiyoloji kitaplarında "bakteriofajlar bakteri hücre duvarları üzerindeki reseptörler üzerine oturur" diye yazar. gram pozitiflerde ise teikoik asit veya peptidoglikan tabakadır" Transpozonlar ve IS elementleri Transpozonlar DNA'nın farklı genetik molekülleri arasında hareket edebilen genetik elementlerdir (Şekil 15). LPS veya dış membran proteini. T3 T2 T1. 22 . ısı gibi çeşitli çevre faktörleri ile tetiklenebilir ve bakteriye virülans kazandırabilir. Peptidoglikan tabaka gram pozitif bakterilerin. Faj T4. MS2 SP-50 bakteriler) Reseptör LPS core polisakkarid OMP. gram pozitif Faj tutunma alanlarının hem teikoik asit hem de peptidoglikan olabilir. "Faj tutunma alanları gram negatiflerde pili. Virüslerin bakteriler ile ilişkiye girmelerini sağlayan reseptörler bu tabaka üzerinde bulunur. dış zar ise gram negatif bakterilerin en dış kısmında bulunan tabakadır. F porin protein Ton A ferrichrome transport protein Tsx nucleoside transport protein Lam B maltose transport protein Flagellum (Salmonella) F-pilus Teikoik asit (Bacillus. Bazı patojen bakteriler bu mekanizma ile virülans faktörlerini harekete geçirebilirler. Bu genetik yapılar pH. Fajlar için belirlenmiş reseptörler. T5 T6 Lambda Chi F1. Örneğin Salmonella'nın SPI1 adacığı fagositer olmayan hücreler içine bakterinin girmesini sağlayan 25 kadar geni içerir. Basit yapılı olanlara IS (insertion sequence) elementleri denir. Böyle durumlarda gen esensiyal proteinleri sentezleyemeyeceği için hücre ölümü gözlenebilir.

23 .

ancak önemli farkları vardır. Mutasyon Transformasyon Parçalanmış bakterinin erimiş DNA'sının başka bir bakteri tarafından alınıp genetik materyal olarak kullanılmasıdır (Şekil 16). birbirine benzer diğer bakteriler arasında da olabilir.bakteriye bağlanır ve plazmidinin bir kopyasını verir. Böyle bir geçişin gerçekleşebilmesi için alıcı bakterinin kompetans faktör denilen eksojen DNA alabilme yeteneğinin olması gerekir. Transformasyon ve transdüksiyon birbirine çok benzer. Konjugasyon İlk olarak 1942 yılında Lederberg ve Tatum tarafından iki mutant suş olan E. F plazmidi bakteri içindeki büyük plazmidlerdir ve üzerlerinde RTF denilen transfer faktörlerini bulundurur. 24 . Bu bir konjugasyon geçişidir. Streptokoklar. Bacillus suşları ve Neisseria suşları gibi hem gram negatif hem de gram pozitifler arasında gerçekleştiği gösterilmiştir. Konjugasyon sadece aynı bakteriler arasında değil.MİKROORGANİZMA DEĞİŞİKLİKLERİ Modifikasyon (fenotipik) Genetik değişim yoktur. Yeni gelişen canlıya mutant denir. Faj ile geçen spesifik bir gen parçası ise spesiyal. kapsül veya hücre duvarı kaybı gibi bakterilerdeki reversibl değişikliklerdir. Bağlantı seks pilusu aracılığı ile yapılır. bakteri DNA'sının tümü geçmiş ise generalize transdüksiyon denir (Şekil 17). coli K12 arasında seks benzeri bir geçiş gösterilmiştir. Konjugasyon iki canlı bakteri arasında hücre-hücre teması olarak plazmid aktarımıdır. X ışınları. parçalanmış kapsüllü Pnömokoklar ile karıştırıldıklarında kapsüllü hale geçmesini göstermiştir. Transformasyon bakteriler arasında ilk tespit edilen genetik geçiş şeklidir. coli ile.hücre plazmid geçişinin ardından kesinlikle F+ haline geçerken Hfr hücrelerde F. Bacteroides.olarak kalabilir (Şekil 18). Konjugasyonda plazmidin bir kopyası geçerken (F). F plazmidi taşıyan bakteri pilusu ile F. High frequency of recombination (Hfr) hücreler F plasmidi bakteri DNA'sına integre olmuş hücrelerdir (epizom). Transformasyonda erimiş bakteri DNA'sı direkt olarak alınırken. Transdüksiyon Bir bakteriofajın kendi hücreyi parçalaması sırasında kendi DNA'sı yerine bakteri DNA'sını alarak bir başka bakteriye gitmesi ve böylece genetik materyali taşımasına transdüksiyon denir. Streptomyces ve Clostridium bakterileri arasında konjugasyon gerçekleşebilir. İlk olarak 1928 yılında Griffith kapsülsüz Pnömokokların. akridin oranj gibi kimyasal maddeler mutasyon yapabilirler. Sreptococcus pneumoniae. Örneğin E. kirpik. Transdüksiyondan sorumlu faja pseudovirüs denir. Her ikisinde de verici bakteri ölür ve geçiş rastlantısaldır. Ultraviyole ışınlar. Hfr hücrelerde plazmid ile birlikte bakteri DNA'sından da bir parça geçer (F'). Hfr hücrelerde epizom şeklindedir. Konjugasyonda F. Bu geçişin Haemophilus influenzae. Bunlardan birincisi konjugasyonda F plazmidi plazmid olarak bulunurken. transdüksiyonda geçişten bir faj sorumludur. Mutasyon (genotipik) DNA üzerindeki nukleotid çiftlerinin sıra veya yapısı kalıcı olarak değişmiştir.

25 .

26 .

27 .

coli Sulu ishal (ETEC) Kanlı ishal (EHEC. Toksoid haline getirilebilir. Isıya ve proteolitik enzimlere duyarlıdırlar. Ekzotoksin A ADP ribolizasyonu ile EF-2'yi inaktive eder Adenilat siklazı uyarır Adenilat siklazı uyarır Yok Yok Var Yok Yok Difteri Tetanoz Botulizm Pseudomembranöz enterokolit Gazlı gangren Şarbon Toksik şok sendromu Kızıl İshal ADP ribolizasyonu ile EF-2 inaktivasyonu Glisin salınımının inhibisyonu Asetil kolin salınmasının inhibisyonu Ekzotoksin B entorositler için toksiktir (sitotoksin). Çok toksiktirler (potent). enterotoksin süperantijendir.9 Onemli ekzotoksinler ve etki mekanizmaları Bakteri Gram pozitif Corynebacterium diphteriae Clostridium tetani Clostridium botulinum Clostridium difficile C. Etkileri spesifiktir (Tablo 5. Bazı ekzotoksinlerin etki mekanizmaları tabloda belirtilmiştir.BAKTERİ TOKSİNLERİ Ekzotoksinler Hem gram pozitif. botulinum toksini ısıya dirençlidir. Adenilat siklazın uyarılması IL-1 ve IL-2 uyarılması. Alfa toksin bir lesitinazdır. Verotoksin enterositler için toksiktir (sitotoksin). anthracis hariç).25). Etkileri sırasında ateş meydana getirmezler (süper-antijenler hariç). süperantijen IL-1 ve IL-2 uyarılması. Stabil toksin guanilat siklazı uyarır. A subünitleri ile etki gösterirler (fi. antitoksinleri hazırlanabilir. Ekzotoksinler antijeniktir. hem de gram negatif bakteriler tarafından salgılanır. B subünitleri ile spesifik reseptörlerine tutunurken. aeruginosa Vibrio cholereae Bordetella pertussis Doku hasarı Kolera Boğmaca Labil toksin adenilat siklazı. süperantijen HLET adenilat siklazı uyarır Var Var Var Yok Yok Yok Yok Yok Yok Hastalık Etki Şekli Toksoid aşı 28 . Tablo 1. 6).0157:H7) P. iyi pişirilmeden yenen yiyeceklerle enfeksiyon meydana gelebilir. perfringens Bacillus anthracis Staphliococcus aureus Streptococcus pyogenes Bacillus cereus Gram negatif E. Salınım bakteri canlı iken yapılır ve ekzotoksinler saf protein yapısındadır. A ve B subünitlerinden meydana gelirler (Şekil 1.aureus enterotoksini. Besin zehirlenmesine yol açan S.

IL-6. Dolaşıma geçtiklerinde makrofajlar.Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvar yapısında bulunan Lipid-A'nın bakteri ölümü ile açığa çıkması sonucunda endotoksin etkisi başlar. abortus gibi). Isı ve proteolitik enzimlere dirençlidir. C3 aktivasyonu. IL-8 gibi sitokinler sepsis patogenezinde önemli bir rol oynamaktadır (Şekil 1. peteşiler. Endotoksinler tarafından uyarılan makrofajlardan salınan TNF-alfa. Etkileri geneldir (ateş. IL-1.26). kardiyovasküler kollaps. hipotansiyon. DIC. ishal. hipoglisemi. monositer hücreler ve diğer retiküloendotelyal hücreler üzerindeki reseptörler ile reaksiyona giren proteinler ile ilişkiye girer. 29 . lökopeni. solunum güçlüğü.

10 Ekzotoksinlerin etki mekanizmaları Tip Ekstrasellüler sitotoksinler (hücrelere direkt zehir etkisi) Örnek Streptokoksik hyaluronidaz Pseudomona aeruginosaekzotoksin A Transmembran sitotoksinler (Hücre içine bir reseptör veya transport molekülü aracılığı ile girenler) Membran hasarı yapan toksinler (hemolize veya sitolize sebep olanlar) Escherichia coli verotoksin Shiga toksin difteri toksini Streptolizin O Clostridium perfringens alfatoksin Staphylococcus aureus lökosidin Regülasyonu bozanlar (aşırı çalışma ile tuvar mekanizmaları arttıranlar) İnhibitörler ile yarışanlar (Doğal transmitterlerin blokerleri yarışanlar) E. aşı gibi maddelerdeki sporlu bakterilerin düşük ısıda steril edilmesi için kullanılan bir yöntemdir. cerrahi metal veya pamuklu aletlerin sterilizasyonu 160170°C'de 1 saat tutulması ile sağlanır. Pasteur fırınında (kuru hava sterilizatör) cam eşyaların. 60°C üstünde ısıtmakla toksik etkisini kaybetmeden saatlerce dayanır. Genellikle konakta ateş yapmaz Sıklıkla ekstrakromozomal genlerle yönetilir (Örnek: Plazmid). Zayıf immünojendir antikorlar antitoksik ve koruyucudur. Tetanus toksoidi). Tindalizasyon: Serum. Isıya dayanıksızdır. Isıya kısmen dayanıklıdır. Sadece Gram negatif bakterilerde vardır. öldürenlere ise bakterisid denir. Hücrelerde spesifik reseptörleri bulunmaz. Bakterilerin üremelerini durduran antimikrobiyotiklere bakteriostatik. Kuvvetli toksiktir. Hastalıktan korunma ile antikor fitreleri arasındaki ilişki ekzotoksinlerdeki gibi açık değildir.13) denir.11 Ekzotoksin ve endotoksinlerin (lipopolisakkarıt) özellikleri Ekzotoksinler Canlı hücrelerden salınır.12) denir. İnterlökin-1 ve diğer mediyatörlerin salınması ile konakta ateş yapar. Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler tarafından yapılır. Kromozomal genlerle yönetilir. Antitoksin. toksini nötralize eder. toksik olmayan forma döner. Toksoid hale dönmez Orta derecede toksiktir 10-100 mikrogramı hayvanlar için öldürücüdür. kan. Polipeptid yapısındadır. Hayvanlarda mikrogram ve daha az düzeylerde öldürücüdür. 60°C üstünde ısıtmakla hızla harap olur Antijenik özelliği kuvvetlidir. Tüm gram negatiflerde aynı etki türüne sahiptir. Serbest salınımı yoktur.000'dir. asit ve ısı ile antijenik. Yüksek titrede antitoksin yapımını stimüle eder. LPS kompleksinin lipid A bölümü etkilidir. Bakteri cinsine özel etki türü vardır. Dezenfeksiyon-Sterilizasyon Bir sterilizasyon işlemi sonrasında ortamdaki tüm mikroorganizmaların öldürülmesine sterilizasyon (Tablo 1. 30 . bakteriyofaj veya plazmid t Serbest salınımı vardır. Protein yapısındadır (Polipeptid). Molekül ağırlığı 10. 15 dakikada sporlu bakterilerde dahil olmak üzere tüm mikroorganizmalar öldürülebilir.000-900. coli ısıya duyarlı toksini Kolera sekretoksini Botulinum toksini Tetanus toksini Tablo 1. Kromozom. Toksoidler aşılamada kullanılır (Örnek. Hedef madde üzerinde hastalandıran mikroorganizmaların ortadan kaldırılmasına ise dezenfeksiyon (Tablo 1. Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvarlarının bir parçasıdır. Otoklavlama'da 15 lb/sq atmosfer basıncı ile 121 °C elde edilir. Bakterinin ölümünden sonra ya da bakteri ürerken ortaya çıkar. Lipopolisakkarid yapıdadır. Formalin.Tablo 1. Sadece kromozom tarafından kodlanır. Genellikle hücrelerdeki spesifik reseptörlere bağlanır.

Filtreler ile süzme 3.2 %2 29°C İLE 65°C arasında 450 ile 1200mg/L dozunda 2-5 saat 60°C ile 80°C 55°C ile 60°C Yüksek iyonize hidrojen peroksit gazı Değişken 121°C veya 132°C'de değişik zamanlar 171°C'de 1 saat. 121°C'de 16 saat 0.Günümüzde kullanılan sterilizasyon yöntemleri 1. 160°C'de 2 saat. 12 Sterilizasyon yöntemleri Yöntem Fiziksel yöntemler Basınçlı buhar Kuru hava Filtrasyon Ultraviyole radyasyon İyonize radyasyon Gaz-buhar sterilizasyonu Etilen oksid Formaldehit buharı arasında % 2-%5 Hidrojen peroksit arasında %30 Plazma gaz Klorin dioksit gaz Kimyasal maddeler ile sterilizasyon Parasetik asit Gluteraldehid % 0. Isı a) Yakma b) Kuru hava c) Nemli ısı Buhar Basınçlı (Otoklav) Basınçsız d) Sıcak su Kaynatma Tindalizasyon 2. Kimyasal maddeler 4. Işınlama Tablo 1.22 ile 45 um arasında değişen delikleri olan filtreler veya HEPA filtreleri 254 nm dalga boyun da değişik süreler Mikrodalga veya gama radyasyon ile dalga boyları Konsantrasyon veya seviye 31 .

Genellikle sülfidril gruplar ile kombine edilerek düşük konsantrasyonlarda kullanılır. Bacillus stretothrermophilus. Ultraviyole ışınlar ve iyonize radyasyon değişik cihazların sterilizasyonu amacıyla kullanılabilir. Alkollerin %70'lik konsantrasyonları protein denatürasyonuna sebep olmaları nedeniyle genellikle kullanılır. Sterilizasyon işleminin denetlenmesi amacıyla.13 Dezenfeksiyon yöntemleri Yöntem Isı Sıvı Gluteraldehid Hidrojen peroksid Formaldehit Klorin dioksid Parasetik asit Klor bileşikleri Alkol (etil. bakteriler (Bacillus subtilis var. Ancak insan dokuları için zararlıdır. Filtrasyon solüsyonların sterilizasyonunda en çok tercih edilen yöntemdir. Chamberland gibi). sonra süratle oda ısısına kadar soğutulur. %1-2'lik konsantrasyonları proteinleri denatüre ederek etki ederler. Sterilizasyon amacıyla sellüloz asetat ve sellüloz nitrat yapılı membran filtreler kullanılır. bakır ve gümüş tuzları proteinleri denatüre ederler. Kimyasal Maddeler Alkoller Yüksek konsantrasyonlarda toksiktirler. isopropil) Fenol bileşikleri İodofor bileşikleri Kuaterner amonyum bileşikleri % 2 (yüksek) % 3-%25 (yüksek) % 3-% 8 (yüksek/orta) Değişken (yüksek) Değişken (yüksek) Serbest klorün 100 ile ile 1000 ppm arası konsantrasyonu (yüksek) % 70-%95 (orta-düşük) % 0.4-%1. Ağır metal iyonları Yüksek konsantrasyonlarda civa. Oksidanlar Hidrojen peroksit.6(düşük) Konsantrasyon (Aktivite Derecesi) 75°C ile 100°C arası (yüksek) Pastörizasyon ise sıvıların dezenfeksiyonu için kullanılan bir yöntemdir. hipoklorid. Seitz. Genellikle etil alkol veya isopropil alkol kullanılır. Bacillus pumilus).4-%5 (orta-düşük) Serbest iodin 30-50 ppm/L konstrasyonu (orta) %0. Bunların dışında daha kalın partiküller ve bakteriler için kullanılan toprak yapılı filtreler de vardır (Berkefeld. Brown tüpleri kullanılır. sterilizasyon bantları. Fenol Fenol ve birçok fenolik bileşikler güçlü antibakteriyel maddelerdir. niger. iyod.Tablo 1. Sıvılar bu ısıya kadar ısıtılır. klor serbest sülfidril gruplarını okside ederek hücreleri inaktive ederler. 32 .22 um büyüklüğünde porları olan nitrosellüloz filtreler kullanılmaktadır. Sıvı 71-72°C'de 15 saniye tutulur ve süratle soğutulur. En çok 0. Ancak süt için bu süre 3-5 saniyedir. Isı ile sterilizasyonun başlıca etkisi protein ve nükleik asitlerin denatüre edilmesi veya hücre membranının bozulmasıdır.

Kromozomal mutasyon ile antibiyotiğin bağlandığı reseptörler değişebilir veya ilaca karşı geçirgenlik azalabilir. Isıya dayanmayan özel vakumlanmış cerrahi malzemelerin sterilizasyonunda kullanılır.Alkilleyici ajanlar Sterilizasyon amacıyla formaldehit (formalin'in %37 solüsyonu satılır) ve etilen oksit kullanılır. Kimyasal maddelere göre mikroorganizmaların direnç sınıflaması tabloda gösterilmiştir. mikrorganizmanın metabolik aktivitesi ve pH'a göre etkileri değişir. 33 . Antimikrobiyal kemoterapi Antimikrobiyotikler mikroorganizmaları öldürüp. Enfeksiyon alanları. örneğin L formu bakterilerin hücre duvarlarının olmaması Genetik mekanizma: Kromozomal veya ekstrakromozomal direnç gelişebilir. Bakteriostatik ilaçlar arasında sinerjistik kombinasyonlar sağlanabilir (örneğin trimetoprim ve sulfonamid). konak dokulara zarar vermezler (selektif toksisite). ilacın inkübasyon periyodunun uzunluğu. mikroorganizma sayısı. Bir R plazmid aracılığı ile betalaktamaz gibi enzimler sentezlenebilir. İaçların antimikrobik aktiviteleri dilüsyon ve difüzyon testleri ile ölçülebilir. İlaç direnci Genetik olmayan mekanizma: Bakterinin spesifik hedef yapıları bulunmaz. Bazı bakteriler genetik veya nongenetik olarak ilaçlara dirençlidirler. R plazmidleri transpozonlar veya bir plazmidin füzyonu sonucunda meydana gelirler. Deterjanlar Bakterilerin lipid içeren hücre membranına etkilidirler. Antibiyotiklerin in vitro ve in vivo etkileri farklıdır. Bakteriostatik (üremeyi engelleyen) ve bakterisidal (bakteriyi öldüren) etkili olabilirler. Etilen oksit gazı %90 CO2 veya bir florokorbon ile karıştırılarak patlayıcılık özelliği kaybettirilir. Minimal inhibitör konsantrasyon ile kantitatif ölçüm yapılabilir.

Beta laktam olanlar (penisilinler. Sadece hücre duvarı olan bakterilere etkilidirler. Daha çok penisilin alerjisi olanlarda kullanılabilirler. Ancak beraber kullanılırsa sinerjistik etki gösterir. Gram pozitif ve gram negatif bakterilere etkilidirler. trimethoprim. Örneğin sülfonamidler ve trimetoprim'in her biri bakteri üzerine inhibitör etkiye sahiptir. a. basitrasin membranda bata laktamlar ise hücre duvarında gösterirler. Spesifik enzimlerin etkilerini inhibe ederler. Antimetabolitler Bakteriostatik (sulfonamid. Tedavinin sonunda L formu bakteriler gelişebilir. Sikloserin etkisini sitoplazmada. Betalaktam halkası betalaktamaz salgılayan bakteriler tarafından parçalanabilir.Antibiyotiklerin etki mekanizmaları (Tablo 1. Penisilin bağlayan proteinler ile reaksiyona girer. Penisilinler Hücre duvar sentezinde önemi olan transpeptidasyon enzimlerini inhibe ederler.15) 1. Sikloserin. Hem gram pozitif hem de negatiflere etkilidirler. Hücre duvar sentezi inhibitörleri Bakterisidaldirler. sefalosporinler ve karbapenemler) peptidoglikanın transpeptidasyonunu (çapraz bağlar) inhibe ederler. basitrasin ve vankomisin ise peptidoglikanın sentezini inhibe ederler. 2. paraamino-salisilik asit ve bakterisidal (izoniazid) olabilirler. 34 . Sefalosporinler Etki mekanizmaları penisilinlere benzer. Bazı beta latamazlar ile inhibe edilebilen beta laktam halkaları vardır. Kombine kullanıldıklarında bakterisidal etkiye ulaşabilirler. b.

böylece beta laktamazlara dirençlidir. 35 . c. Renal ve VIII. 16 Antibiyotiklerin etki mekanizmaları Antibiyotik Etki mekanizması Beta . lizis Aminoglikozidler-Protein sentezi inhibitörleri Streptomisin Kanamisin Neomyisn Gentamisin Amikasin Tobramisin Diğer protein sentez inhibitörleri Kloramfenikol Eritromisin Linkomisin Fusidik asit RNA sentez inhibitörleri Rifampin DNA sentez inhibitörleri Nitrofuranlar Metronidazol Nalidiksik asit Novobiosin Siprofloksasin ve diğer kinolonlar Civa tuzları Sülfidril grupları aracılığı ile protein fonksiyonlarını inhibe ederler DNA girazı inhibe ederek engeller Bakteri RNA'ya bağlanarak transkripsiyonu başlangıç aşamasında engeller Solubl elongasyon faktör G (translokasyon faktör) ile etkileşerek protein sentezini bloke eder Ribozomun 50S subünitine bağlanır. Karbapenemler Etki mekanizmaları penisilinler gibidir.Tablo 1. Protein sentezi inhibitörleri Geniş spektrumlu antibiyotiklerdir. a. protein sentezini bozarak bakterinin ölümüne sebep olur. tetrahidrofolat sentezinin bloke edilmesi Ökaryotik hücre membranındaki sterole bağlanır. neomisin. En önemli üyeleri aminoglikozidler ve linkomisinler'dir.Folat antagonistleri Sulfanilamid Dihidropteroat sentezinin kompetitif inhibitörü. otoliz Polienler . Gram negatif bakterilerin 30S ribozomal subünitine bağlanarak bakterisidal etki gösterirler. protein sentezini inhibe eder Ribozumun 30S subünitine bağlanır. kanamisin ve gentamisin bu grubun üyeleridir. etkilerini gösterebilmeleri için bakterilerin üremeleri gerekir. sinir toksisitesi (işitme kaybı) önemli yan etkileridir. Beta laktam halkasına beş karbonlu halka eklenmiştir. 3.laktamlar-Murein sentez inhibitörleri Penisilinler ve Sefalosporinler Penisilin bağlayan proteinler aracılığı ile hücre duvarı sentezinin inhibisyonu.Membran fonksiyonlarının inhibitörleri Amfoterisin B Sulfonamidler . Anaeroblar ve intrasellüler bakterilere karşı etkili değildirler. Aminoglikozidler Streptomisin.

R plazmidi ile taşınabilen kloramfenikol asetil-transferaz enzimi ile inaktive edilebilir. ketokonazol) fungal membranın lipid sentezini inhibe ederler. streptokoklar. b. Kloramfenikol Gram pozitif. c. 3) İlaçlara karşı bakterinin geçirgenliğinin azalması. rifampin ise RNA sentezini inhibe eder. Teikoplanin yapı olarak vankomisine benzeyen bir glikopeptiddir. linkomisin ve klindamisin (linkomisin) bakteriostatik etkilidir. e. enterokoklar ve diğer gram pozitif bakteriler için kullanılır. oksitetrasiklin ve klortetrasiklin 30S ribozomal subünite bağlanan bakteriostatik etkili antibiyotiklerdir. 50S ribozomal subünit'de 23S RNA'ya bağlanarak translokasyonu bloke eder. Tüm kinolonlar ve florokinolonlar DNA girazı bloke ederek bakteri DNA sentezini inhibe ederler. riketsia ve klamidyalara etkili bakteriostatik antibiyotiktir. aureus). 2) Kromozomal mutasyon. gram negatif. Nükleik asit sentez inhibitörleri Kinolonlar. Tetrasiklinler Tetrasiklin. 6. d.Aminoglikozidlere karşı direnç üç mekanizma ile gelişir. önemli özellikleri ökaryotik hücrelere çok toksik olmalarıdır. adenilaz ve asetilaz enzimleri aracılığı ile (en önemli direnç mekanizması). Spesifik tetrasiklin R plazmidleri içeren hücrelerden plazmid aracılığı ile protein aktarımı yoluyla diğer bakterilere geçer. Bakterisidal etkilidir. Mikrotübül oluşumunu engelleyerek hücre bölünmesini bloke eder. mikobakterilerin mikolik asit sentezini inhibe eden bakterisidal antibiyotiktir. Sitoplazmik membran inhibitörleri Polimiksin ve polienler plazma membranının ozmotik yapısını değiştirirler. 5. Stafilokoklar (özellikle metisilin rezistan S. Polimiksin bazı gram negatif bakterilerin ve sterol içeren mikoplazmaların tedavisinde. Diş ve kemikte depolanabilir. nalidiksik asit DNA. Antibiyotiklerin toksik etkileri ve diğer ilaçlar ile etkileşimleri Tablo 10 ve 11 'de gösterilmiştir. Griseofulvin Fungistatik etkilidir. Makrolidler ve linkomisin Eritromisin (makrolid). 1) Plazmid kontrolündeki fosforilaz. Enterobacteriacea ve Pseudomonas gibi gram negatif bakterilere etkilidir. Aztreonam önemli monobaktamlardan birisidir. 4. Azoller ise (mikonazol. polienler (nistatin ve amfoterisin B) ise fungal efeksiyonlarda kullanılır. Mikolik asit sentez inhibitörü İzoniazid. 50S ribozomal subünitlere bağlanarak peptid bağların gelişimini engeller. gram pozitifler ve anaeroblara etkili değildir. 36 .

Tablo 1. digitalis toksisitesi artar Aktiviteyi arttırır (immunsupresyon) 37 .17 Antibiyotikler ve toksık etkileri Antibiyotik Aminoglikozid Etkileştiği ilaç Anestetikler Etakrinik asit Ampisilin Oral kontraseptifler Antasidler Eritromisin Terfenadin Dijital Teofilin Siklosporin Rifampin Antikoagülanlar Digitoksin Beta blokerler Oral kontraseptifler Ketokonazol Kortikosteroid İzoniazid Sulfonamidler Ketokanazol Antikoagülanlar Methotrexate Tetrasiklinler Dijital Oral kontraseptifler Amfoterisin B İmidazoller Dijital Siklosporin Etki Nöromusküler blokaj Ototoksisite Gl absorbsiyonun azalması Gl absorbsiyonun azalması Fatal kardiak aritmiler Konsantrasyon ve toksisite artışı Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Absorbsiyonu düşürür Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Konsantrasyon ve toksisite artar Gİ absorbsiyon azalır Potasyum konsantrasyonu azalır.

17 Antibiyotiklerin dıger ilaçlar ile etkileşimleri Toksisite tipi Renal toksisite Örnek ilaçlar Uzun etkili sülfonamidler obstrüktif nefropati. birinci generasyon sefalosporinler tübüllerde mikrokristaller oluşturarak renal toksisite meydana getirebilir. Amfoterisin distal tubuler lezyon ve glomerul filtrasyon hızında azalma meydana getirebilir Tetrasiklinler farklı mekanizmalar ile renal toksisite meydana getirebilir Hepatosellüler hasar En iyi bilinenleri izoniazid ve rifampisin'dir. Akut anafilaksi hapten özelliği gösteren ilaçların yol açtığı tip I hipersensitivite reaksiyonudur. Çok nadir olarak yeni monobaktamların da böyle bir etkisi vardır. Deri reaksiyonları Sülfonamidler. Granülomatözhepatit Aplastik anemi Metabolik kemik iliği depresyonu Granülositopeni Uzun süreli kinin tedavisinin komplikasyonudur Uzun süreli kloramfenikol kullanımı sonucunda gelişebilir Gansiklovir ve sulfonamidlerin komplikasyonudur Sülfonamidler ve sülfon tedavisinin bir sonucudur. penisilinler ve sefalosporinler hafif kaşıntılı ürtikeryal deri lezyonları yapmaktadır.Tablo 1. yüksek doz ampisilin ve fluklosasilin kullanımında da meydana gelebilir. Nadir olarak yüksek doz benzil penisilin tedavisinde de meydana gelebilir. Hepatit komplikasyonu eritromisin. Çapraz reaksiyon ile sefalosporinlerde de bulunabilir. Penisilinlerde gorulur. Ayrıca bütün ilaçlar anafilaktikreaksiyon sonucunda hipotansiyona bağlı akut tübüler nekroz oluşturabilir Aminoglikozidler proksimal tubuluslere toksik etkilidir. pirazinamid ve etionamid. parenteral tetrasiklin. 38 .

mürein. üzüm salkımı şeklinde koklar Deri. hiyaluronik asit. el teması Kana geçen bakterinin hasarlı kalp kapaklarında kolonizasyonu Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. murein). kızıl. enterotoksinleri) ve hücre yüzey komponentleri (kapsül. dış membran proteinleri Gram negatif diplokok Genital sistem (taşıyıcı. lgA1 proteaz'a bağlıdır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. pili ve yüzey proteinlerinin adhezyonu. bazıları asemptomatik) Sekresyonları cinsel temas ile bulaşması Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. el teması Boğaz (taşıyıcı) i nhalasyon. kemik iliği. menenjit. ekstrasellüler enzimlerine (hemolizin. C5a peptidaz. streptokinaz. gonorrhoeae) Haemophilus influenzae Pozitif zincir yapan koklar Pozitif zincir yapan koklar Pozitif a hemolitik diplokoklar Gram negatif diplokok Kolon. menenjit Boğaz. lgA1 proteaz. vajina Neonatal septisemi ve menenjit Bakteriyel endokardit ve nadiren diğer hastalıklar Pnömoni. glomerulonefrit Diğer Beta hemolitik streptokoklar α hemolitik streptokoklar Pnömokoklar (S. pelvik inflamatuvar hastalık Gram negatif küçük basillerdir Menenjit (3 ay ile 2 yaş arası). el teması Üretrit. teikoik asit. protein A) aracılığı ile abse oluşumu Slime tabakası aracılığı ile protez ve intravenöz kateterlere aderans ve kolonizasyon Piyojenik enfeksiyonlar ve birçok organda (örneğin subkutan dokular. ampiyem.1 . deri (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan. pneumoniae) Meningokoklar (Neisseria meningitidis) Gonokoklar (N. endotoksin İnflamasyonu endotoksin. impetigo). toksik şok toksini. sellülit 39 . toksik şok. septisemi. salpenjit. pirojenik eksotoksinler) bağlı enflamasyon Postinfeksiyöz klinik tablolar Kapsüle bağlı enflamasyon Deri hastalıkları (erizipel. endokard) abseler. solunum yolu enfeksiyonları. toksin içeren besinlerin yenilmesiyle bulaşır Patojenite mekanizmasI Özel hastalık tablosu Staphylococcu s aureus Akut enflamasyon ve birçok ekstrasellüler toksinleri (koagülaz. barsaklar (normal flora) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır immünyetersizlikli hastalarda cihazlara implantasyonuna bağlı enfeksiyonlar Grup A Streptokoklar Pozitif zincir yapan koklar Boğaz (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır Hücre yüzey komponentlerine (M proteini. lökosidin. katalaz. endotoksin. kolon ve genitoüriner sistem Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. besin zehirlenmesi Staphylococcu s epidermidis Pozitif. üzüm salkımı şeklinde koklar Normalde bulunduğu yer ve vücuda girişi Burun. romatizmal ateş. endokardit Septisemi. septisemi. tonsillit. pili.Tablo 2. lipoteikoik asidleri.A İnsanlarda hastalık etkeni önemli bakterilerin özellikleri Bakteri Gram Boyama. Morfoloji Pozitif.

insan-insan teması ile fekal kontaminasyon (az miktarda inokulum yeterlidir) Genellikle. yüksek pH'da daha iyi ürer Muhtemelen fekal kontaminasyon İnflamasyon. bunun yanında bilinmeyen bir çok patojenite faktörü vardır. diabetiklerde piyojenik enfeksiyonlar kistik fibrozis de akciğer enfeksiyonları 40 . Endotoksininin de etkisi vardır Pnömoni.B Bacteroides spp. Tifo. endotoksin. dizanteri. bulaşma enfekte suların içilmesi ile olur Dışkı bakterisidir. sıklıkla mikst enfeksiyon Sekretuvar diyare (turist diaresi). kistik fibrozis de aljinat Kolera Salmonella spp. menenjit Klebsiella pneumoniae Geniş kapsûllü Gram negatif basil Fagositoza direnci (kapsülü) enflamasyonu kolaylaştırır. genellikle üriner sistemde Vibrio cholerae Gram negatif. 1 . EPEC. anaerob Barsak. bazı suşları hayvansal besinlerin alınması ile bulaşır Kolera toksinine bağlı masif sulu diyare Makrofajların içinde çoğalır. septisemi. Bazen üriner sistem taşları da eşlik edebilir Proteus spp. sadece zorunlu aeroptur Su. elastaz. paratifo. Gram negatif basil. EHEC gibi) Su. toprak. Shiga benzeri toksin. birçok suşu patojenik (ETEC. Diyare muhtemelen toksinlerine bağlıdır Toksinleri (toksin A. Gram negatif basil. akciğerlerde).Tablo 2. eksotoksin. Üre pozitif. kıvrık bakteri Gram negatif basil Suda yaşar. yiyecekler. vajina (normal flora) Escherichia coli Gram negatif basil. gastroenterit. immünyetersizlikli hastalarda diğer enfeksiyonlar Üriner sistemde inflamatuvar hastalık. septisemi Pseudomonas Aeruginosa Gram negatif basil. oral floradan inhalasyon yoluyla bulaşır İnce barsak mukozasına Shiga toksin ve adezinlerin ile invazyon yapar Dizanteri (inflamatuvar hastalık) Abseler (periton. yiyecekler İnhalasyon. Yiyecekler. kişisel temas. İnsan-insan teması ile fekal kontaminasyon Barsaklardan veya oral floradan organizmanın girişinin ardından duyarlı alanlarda enflamasyon Enterotoksinlerine bağlı değişik tipte diyareler. adezinler Bu faktörlerden bazıları derin doku enfeksiyonlarına sebep olabilir Shigella spp Gram negatif basil Su. sistit. endotoksin). yiyecekler. veya epitellerin bozulması ile penetrasyon yapar Yanık hastalarında. adhesinler.

Gastrit. bovis) toprak. Citrobacter. Yersinia) Helicobacter pylori Gram negatif basil Değişik diyareler. tuberculosis). adenilat siklaz. sporlu basil. bazıları küçük kemiriciler (fare) aracılığı ile bulaşır Sıklıkla midede bulunur Pertussis toksini. su (M. sitokin salınımı. sporlu basil. sporlu basil. sitokin salınımı Pnömoni. avium intracellulare vd. gazlı gangren Legionella pneumophila Gram negatif küçük zorunlu hücre içi basillerdir Su (air condition. peptik ülser Gram negatif basil Clostridium difficile Clostridium botulinum Gram pozitif. barsaklar deri bütünlüğünün bozulması. kontamine yiyecekler. sistem enfeksiyonları Mycobacterium tuberculosis ve diğerleri Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). İnsan sekresyonları Bilinmeyen mekanizmalar ile patojenitesini özellikle hücresel immün yetersizliği olanlarda gösterir Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. anaerop Lesitinaz C. soğutma sistemleri. sporlu basil. hayvansal ürünler (M.1 –C Borda tella pertussis Gram negatif küçük basillerdir Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon ve el teması ile bulaşır Genellikle fekal kontaminasyon. yavaş üreyen. kontamine yiyecekler. infant ve yara botulizmi Clostridium tetani Gram pozitif. adezinler Virülans faktörleri kesin olarak bilinmemektedir. Campylobacter. avium intracellulare vd). adjuvan etki Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. yavaş üreyen. Bazıları sistemik hastalık. ince barsaklar hastalık toksinin alınması ile oluşur Toprak. bazıları da lokal enflamasyonlar yapar. trakeal sitotoksin. diğer hidrolitik enzimler miyonekroz. Serratia. dizanteri. anaerop Gram pozitif. özellikle AIDS hastalarını infekte eder Tüberküloid ve lepromatöz lepra Mycobacterium leprae 41 . anaerop Barsak (normal flora ?) Toprak. muhtemelen endotoksine bağlıdır İnflamasyonunun patogenezi tam olarak bilinmemektedir Toksinleri Botulinum toksini Boğmaca Diğer enterik bakteriler (Enterobacter. sulu sistemler). anaerop Tetanospazmin Tetanolizin Tetanus (spastik paralizi) Clostridium perfringens ve diğerleri Gram pozitif. inhalasyon. yiyecekler İnsan sekresyonları (M. yaralar Toprak. kontamine yiyecekler yara kontaminasyonu Pseudomembranöz kolit Botulizm (flask paralizi). ince basiller Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). M.Tablo 2. ince basiller Primer ve sekonder tüberküloz.

insanlar ve hayvanlar taşıyıcıdır Özellikle genç erişkinlerde bronkopnömoni. spiril basillerdir. lenfogranuloma. basiller angiomatosis PID. Organizmanın üremesine bağlı vasküler endotel yapıda hasar meydana gelir. Zorunlu intrasellüler bakteridir. muhtemelen hidrojen peroksit içeren metabolitlerine bağlıdır Tifüs tipleri. artropodlar vektördür. zorunlu intrasellüler bakteridir. Epidemik tifüste muhtemel taşıyıcılar insanlardır. silier fonksiyonunun kaybolması. virülans faktörleri bilinmemektedir Enfeksiyonun sifilise benzer üç dönemi vardır. sentetik besiyerlerinde üretilemez Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır.1 . Böylece vital organlarda hasar gelişir. hücre duvarı olmayan bakterilerdir. ince. spiril yapılı basillerdir Rezervuar hayvanlardan insanlara sert keneler aracılığı ile bulaşır Lyme hastalığı Bartonella hanselae Küçük.Tablo 2. ince. Solunum epitelinde hasar. gram ile boyanamayan. Elementer cisim ve retiküler cisim olmak üzere iki yapıda bulunur. Q ateşi Mycoplasma spp.pnö moni. üçüncü dönemde ise kronik enflamasyon ve otoimmün benzeri bulgular. ikinci dönemde akut enflamasyon. genital ve intrauterin enfeksiyonlar 42 . gram negatif zorunlu hücre içi basillerdir Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. hareketlidir ve kültürde çoğaltılamaz İnfekte kişilerin sekresyonları ile temas Birinci dönemde şankr. neonatal konjunktivit Chlamydia trachomatis İnsanlar doğal konaklarıdır. genital veya diğer sekresyonlardaki elementer cisimler aracılığı ile bulaşırlar Rickettsia spp Hayvanlar rezervuar.D Treponema pallidum Gram ile boyanamayan. Virülans faktörleri bilinmemektedir ancak beyin gangliozidlerine yapıştığına dair bilgiler vardır Granülomatöz ve süpüratif yanıt oluşturur İntrasellüler yaşayan retiküler cisimciklerin konak hücre harabiyetine bağlı enflamasyon yapar Sifiliz Borrelia burgdorferi Gram ile boyanamayan. sentetik besiyerlerinde üretilemez Küçük. Bazılarının üremesi için sterol gerekir Kedi tırmığı Kedi tırmığı hastalığı.

Bakteriyoloji • Normal Flora • Sporlu Gram Pozitif Basiller • Clastridiumlar • Gram Pozitif Koklar • Gram Negatif Koklar • Sporsuz Gram Pozitif Basiller • Enterik Gram Negatif Basiller • İntestinal Sistem içinde ve Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem içinde Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Solunum Sistemi ile İlişkili Gram Negatif Basiller • Hayvan Kaynaklı Gram Negatif Koklar (Zoonozlar) • Mikrobakteriler • Diğer Bakteriler 43 .

bronşlarda çok az miktarda bakteri vardır. Ağız ve farenksin mukozaları doğumda sterildir. Daha ileri dönemlerde karışık flora vardır. Daha sonraki dönemlerde stafilokoklar. Normal yetişkinlerde özofagus ağız florası bakterilerini ihtiva eder. mayalar. intestinal floranın K vitamini sentezinde rolü vardır. Mukoza ve derideki flora bakterileri patojen bakterilerin üremesini engeller (bakteriyel interferans). sebase sekresyonların yapıldığı alanlarda (genital ve dış kulak yolu) nonpatojenik mikobakteriler bulunur. Ancak sekresyonların yapıldığı anatomik alanlarda kalıcı flora bulunur. Doğumda barsaklar sterildir. Kalıcı flora organizmanın fonksiyonlarına yardımcıdır. Anne sütü alan çocukta laktik asit streptokokları ve laktobasiller bulunur. uretra sterildir. Kalıcı ve geçici flora olarak ikiye ayrılır. Vajinada doğumdan sonra laktobasiller kolonize olur. Terleme. Baskın olarak difteroid basiller. ancak süratle flora yerine gelir. ancak kolonizasyonu artarsa hastalık yapabilir. Dışkıda 100'den fazla çeşit bakteri bulunur. 44 . Kolonun anaerop florası abse oluşumunda başlıca rolü oynar. bazen Listeria veya Mobilincus bulunur. Duodenumdan kolona indikçe bakteri miktarı artar. Mide asidi bakterileri minimuma indirir. Bacteriodes fragilis'de kolonun normal flora üyesidir. enterokoklar. Örneğin. Moraxella catarrhalis. sporlu aerop basiller. Örneğin Streptococcus pyogenes üst solunum yollarının normal flora üyesidir. 4-12 saat sonra viridans streptokoklar kolonize olmaya başlar. Ureaplasma urealyticum.BAKTERİYOLOJİ NORMAL FLORA Sağlıklı kişilerin deri ve mukozalarında yaşayan mikroorganizmalara normal mikrobiyal flora denir. Normal vajen florasında Grup B streptokoklar. Gardnerella vaginalis. • Enfeksiyon kaynağı olabilir • İmmün stimülasyon için yardımcıdır • Aynı reseptörleri kullanarak patojen mikroorganizmaların enfeksiyon yapmalarını engelerler • Sindirim ve metabolizmada rolleri vardır • Karsinojenlerin kaynağı olabilir İnsanlarda normal viral flora demek anormal bir durumdur. organizmalar daha sonra yiyeceklerle kolonize olur. İnsan vücudunda bakterinin bol olarak bulunduğu alanlar: • • • • • Deri Solunum sistemi Sindirim sistemi Üriner sistem Genital sistem Özellikle nemli alanlar Burun ve orofarenks Ağız ve kolon Anterior üretha Vajina Bazı normal flora üyeleri fırsatını bulduğu zaman patojen olabilir. Derinin normal florası genellikle geçici tiptedir. Küçük bronşlar ve alveoller sterildir. Servikal mukus antibakteriyel aktivite ve lizozim içerir. alfa hemolitik streptokoklar. aerop ve anaerop stafilokoklar. anaeroplar. Kolonun %96-99'u anaerop bakterileri içerir (Özellikle Bacteroides fragilis). Bir peptostreptokok olan Streptococcus mutans diş plaklarının ve çürüklerinin sebebidir. Virüsler normal flora üyesi değildirler. Anterior uretra dışında. ancak iç organlara geçerse patojen olur. difteroidler ve bazen laktobasiller eklenir. Farenks ve trakeada da benzer flora bulunur. Ağızda ek olarak candida suşları bulunur. Normal floranın organizma için önemi. Kalıcı floranın herhangi bir şekilde azalması durumunda geçici floranın hastalık yapma olasılığı vardır. yıkanma veya değişik antiseptiklerin kullanımı ile normal flora bakterilerin miktarı azaltılabilir.

Kapsülü fagositoza karşı koymak amacıyla üretilir. Bu bakteriler önemli spesifik enfeksiyonların etkenleridir. Sporlar dokularda germinasyona uğrar. asıl virülansı toksinine bağlıdır. Protektif antijen 2. Hem kapsül hem de toksinler farklı plazmidlerin kontrolü altındadır . Antraks toksini diğer ekzotoksinlerden farklı olarak A ve B subünitlerden meydana gelmez. ondüle saç görünümünde R tipi koloni yapar.1). Hareketsizdir (B. İnsanlar nadiren infekte olurlar. Nadiren gastrointestial ve inhalasyon yolu ile (woolsorter's disesase) enfeksiyon yaptığı gösterilmiştir. Klinik örneklerden izole edilen bakteriler kapsüllü sporsuz. eğer bakteri protektif antijen üretmezse diğer toksinlerde etki göstermezler. menenjit ve sepsis gibi hızlı seyirli fatal enfeksiyonlar ile sonlanır. doğada ise sporlu kapsülsüzdür. Bacillus anthracis (ŞARBON) Şarbon başlıca koyun. cereus swarming tarzında ürer). ARB boyama ile sporları kırmızı renkte görülür. zorunlu anaeroplar Clostridium'\ar olmak üzere ikiye ayrılır. Zorunlu aerobdur. 45 . Bakteri tren vagonu veya bambu kamışı şeklinde kaba zincirler yapan gram pozitif merkezi sporu olan basildir (Şekil 2. vejetatif organizmalar ödem ve konjesyon ile karakterize hastalık yapar.SPORLU GRAM POZİTİF BASİLLER Gram pozitif spor yapan basiller aeroplar Bacillus. Enfeksiyon sağlam olmayan deri veya mukozalardan sporların alınması ile bulaşır (Tablo 2. Bakterinin poli-D-glutamik asit yapısındaki kapsülü bir haptendir. pnömoni. sığır. Ödem faktör 3. Letal faktör Protektif antijen reseptör görevi görür.2). at gibi hayvanların hastalığıdır. Kromatografik olarak üç alt gruba ayrılır 1. Kanlı agarda iyi ürer. İnhalasyon yolu ile bulaşma hemorajik mediastinit.

özellikle giriş yerinde jelatinöz ödeme sebep olur (habis püstül) (Şekil 2.2). canis Erizipeloid Leptospiroz Melioidoz Ruam Tularemi Virüsler Foot and mouth Orf (Ektima kontagiosum) Veziküler stomatit Parazit Kutanöz larva migrans Erysipelothrix rhusiopahtiae Leptospıra interrogans Pseudomonas pseudomallei Pseudomonas mallei Francisella tularensis Aphthovirus Parapox virüs Vesicular stomatitis virüs Ancylostoma caninum Ancylostoma braziliense Mantar Bilinmeyen Dermatofitler Kedi tırmığı Zoofilik trichophytonlar. tilki.Tablo 2. etoburlar Klinik Dokulara geçen sporlu bakteri germinasyona uğrar. fareler Sığır Koyun. köpek. suis B. sporlu. balık Fareler.2 Deri yaralanması ile bulaşan zoonozlar Hastalık Etken Bakteriler Şarbon Bruselloz Organizma ismi Bacillus anthracis Brucella melitensis B. microsporum Afipia felis Mantar Gram negatif basil Köpek. sığır Kedi. aerop Gram negatif basil Hayvan Evcil hayvanlar Koyun. aburtus B. evcil hayvanlar Fareler Evcil hayvanlar Tavşanlar. keçi Sığır. köpek Grampozitif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Gram negatif basil Picomavirus ailesinden Poxvirus ailesinden Rhabdovirus ailesinden Nematod Grup Gram pozitif. at Kedi. kedi. Daha sonra lenfatikler ve kan dolaşımı aracılığı ile yayılan vejetatif bakteriler ağır bir sepsis tablosuna sebep olurlar. keçi Sığır Domuz Köpek Domuz. 46 . kümes hayvanları.

Tedavi Bacillus cereus beta laktamaz ürettiği için penisilin ve diğer beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. Tanı Anamnez ve cilt lezyonunun görülmesi genellikle tanı için yeterlidir. larvae ve B. B. B. Ancak önemli olan tedaviye erken başlanmasıdır. osteomyelit veya pnömoni gibi sistemik enfeksiyonların etkeni olarak tespit edilebilir. Normal florada da bulunabilir. Emetik formda bulantı. bunlardan bazıları böcek ilacı olarak kullanılır. kusma. diğeri ise etli (soslu) yiyeceklerden bulaşan diyare tipi besin zehirlenmesi yapar. Özellikle travma veya göze yabancı cisim kaçması ile enfeksiyon meydana gelir. abdominal kramplar ve nadiren ishal olur. 47 . Bacillus cereus Besin zehirlenmesi etkeni olan B. endoftalmit ve panoftalmitgibi göz enfeksiyonlarına sebep olur. B. ateş ve kusma eşlik eder. Tedavi Şarbon'a karşı birçok antibiyotik kullanılabilir. veya kanlı agarda gri nonhemolitik koloni yapısı (Medusa başı görünümü) ile merkezi sporları gösterilebilir. aşı yapılmayanlarda ise 8 hafta siprofloksasin veya doksisiklin uygulanır. cereus iki farklı tipte ekzotoksin salgılar (Tablo 2. Biyolojik savaş nedeniyle gündemdedir. kalın gram pozitif basillerin gösterilmesi. Virülan antraks suşları intraperitoneal injeksiyon ile fareleri öldürürler. abdominal kramplar. yapay tıbbi malzeme kullananlarda endokardit. İnhalasyon antraksı nadir görülür. Hareketlidir. Bakterinin besin üzerinde tespit edilmesi tanı açısından değerlidir. koruyucu elbiselerin giyilmesi ve hayvanların aşılanması ile sağlanabilir. Korunma Korunma hayvan çıkartıları ile temas edilmemesi. klindamisin.cereus ciddi keratit.cereus'un dışkıda tespit edilmesinin tanı açısından değeri yoktur. lentimorbus) böcekler için patojendir. klindamycin ve eritromisin de denenebilir. Diyare formunda ise inkübasyon periyodu 1-24 saattir. sphaericus. aminoglikozidler ve karbapenemler denenmelidir. Tetrasiklin. Sulu diyareye. B. Biyolojik silah olarak kullanılan B.cereus'lu hastaların dışkıları bakteriyolojik inceleme açısından yeterli bilgi vermez. şarbondan ölen hayvanların yakılması veya derin gömülmesi. İnhalasyon ile alınan şarbon dışında penisilin genellikle ilk seçenektir. Hastalık genellikle 24 saat içinde kendi kendine düzelir. menenjit. Hayvanlara kapsül. Nadir de olsa intravenöz uyuşturucu bağımlılarında. Diğer Bacillus türleri (B. Akciğer şarbonunda siprofloksasin tercih edilir. Tedavide vankomisin. Tanı için şarbon yarasından alınan materyalde sporsuz. Pirinçli yiyeceklerin yenmesinden sonra 1-5 saat içinde başlar. besiyerlerinde swarming tarzında ürer. insanlara protektif antijen aşıları uygulanmaktadır. siprofloksasin. Spesifik antraks gama bakteriofaj ile lizis olması tanıda yardımcıdır. anthracis ile karşılaşmalarda aşı yapılırsa 4 hafta.3). Hemorajik mediastinit ve şok tablosu tablosu içinde hastaların hemen tamamı birkaç gün içinde ex olurlar. Enterotoksin barsakta sentezlenir. popilliae. B. thuringiensis. Bunlardan biri pirinçli yiyeceklerden geçen emetik form. B. Presipitasyon veya hemaglutinasyon testleri ile antikorlar aranabilir.Sporların oral yoldan alınması ile gelişen gastrointestinal sistem şarbonu hayvanlarda yaygın iken insanlarda nadiren görülür.

soslar Klinik bulgu Kusma Kusma Diyare Ateş. enterocolitica E.Tablo 2. C.Isıya dirençli toksin . perfringens Toksin İnkübasyon periyodu (saat) 1-6 1-16 8-24 16-48 16-48 16-72 16-72 16-72 16-48 8-12 Bulaşma Salam. Toksinler benzer etki gösteren nörotoksik proteinlerdir. ısıtılmış yiyecekler Pirinçli yiyecekler Soslu yiyecekler Tavuk. kan veya lenf dolaşımı ile kolinerjik sinirlere. 48 . elektromiyogram bulguları tipiktir. Santral.Isıya dirençli toksin . Toksin gastrik epitel hücrelerinden emilir. süt Tavuk. Gevşek paraliziler yapar. Isı direnci asit pH'da yada çok tuzlu ortamlarda düşürülebilir. diyare Ateş. E özellikle balık ürünlerinde vardır. Sadece anaerobik ortamlarda ürerler. subterminal ve terminal olmak üzere sporun basil üzerindeki yeri değişik olabilir. süt Deniz kabukluları Süt Salatalar Kırmızı et Kırmızı et. Botulizm. Özellikle A. onların innerve ettiği nöromusküler plağa getirilir. bir çoğu peritriş flagellalara sahiptir. gazlı gan-gren ve pseudomembranoz kolit gibi spesifik önemli enfeksiyonlar yaparlar. Clostridiumların sporları genellikle basilin çapından daha geniştir. toprakta. 100 °C'ye 3-5 saat kadar dayanabilir. parahaemolyticus Y. kaba basillerdir. kümes hayvanları. Baharatlı. diyare Diyare CLOSTRİDİUMLAR Gram pozitif. botulinum toksini hem bakteri ürerken hem de parçalanırken ortama salınır. diyare Diyare Diyare Ateş. A (en potenti) ve B her türlü yiyecekte bulunurken. pasta. dışkıda bulunurlar. botulinum toksinleri son derece toksiktir. endositoz ile plağa girer ve asetil kolin deşarjını önleyerek çizgili kas paralizilerine yol açar (Şekil 2.3 Besin zehirlenmesi etkenleri. Organizmanın sporları ısıya çok dirençlidir. 100°C'de ortalama 20 dakikada parçalanırlar. coli İnvazyon İnvazyon İnvazyon (toksin ?) İnvazyon (toksin ?) Toksin O157:H7 (verotoksin) C. Ortak antijenik yapıları bulunmakla birlikte. Toksin üretimi bakteriyofaj kontrolündedir. inkübasyon periyodu bulaşmadan sorumlu yiyecekler ve klinikleri Organizma S.3). Doğada. tütsülenmiş.Isıya duyarlı toksin Salmonella Campylobacter V. vakumla paketlenmiş yiyecekler veya konserveler aracılığı ile bulaşır. C. anaerob. genellikle her bakterinin kendi antijenik yapısı vardır. 1-2 (xg insanlar için öldürücüdür. yumurta. Toksinin 8 antijenik tipi vardır (A-G). cereus Mekanizma . kırmızı et. tetanoz. Toprakta ve hayvan dışkılarında bulunan bir bakteridir. diyare Ateş. aureus B. Clostridium botulinum Botulizm etkenidir. B ve E (bazen F) zehirlenme lerden sorumludur.

bu özellikleri taşıyan dokulara tetanojen dokular denir. Enfeksiyon anaerob dokularda lokalize kalır. Toksin üretimi plazmid kontrolündedir. Toksin Hemolizden sorumlu tetanolizin ve istem dışı kasılmalardan sorumlu tetanospazmin üretir. perfringens'e göre daha güçlükle ürerler. Anatomik ++ 49 . C. Vejetatif bakteriler tarafından üretilir.Klinik bulgular Kontamine yiyeceklerin alınmasından 18-24 saat sonra ortaya çıkar. İyileşmiş hastalarda antitoksin oluşmaz. Ciddi bir bakım ile ölüm oranı %65'den %25'e düşürülebilir. Doğada. Bulber paralizi. Ani ölüm sebebidir. Sanayide üretilen konserveler. Tedavi Trivalan (A. Ateş yoktur. Tanı Klinik bulgular ve EMG ile konulur. E) antitoksin süratle intravenöz verilir. Görme ile ilgili bulgular (göz kaslarında koordinasyon bozukluğu. Toksin serum ve yiyeceklerde gösterilebilir. Peritriş flajellaları ile hareketli. usulüne uygun hazırlanmışsa botulizm gelişmez. B. Clostridium tetani Tetanoz etkenidir. Ölüme kadar hastanın bilinci yerindedir. Tamamen iyileşme 3 ay ile bir yıl arasında sürebilir. Mortalite oranı yüksektir. Ciddi olgularda 4 saatte bir tekrarlanır. Kapağı şişmiş konserveler tüketilmemelidir. Hayvan deneyleri yapılabilir. yuvarlak. solunum paralizisi ve kalp durması geliştiğinde ölümle sonuçlanabilir. Sadece semptomatik tedavi uygulanır. Sadece kültür ortamlarında ve doğada sporlu. Tüm Clostridium tipleri aynı antijenik tipte tetanospazmin (nörotoksin) salgılar. yutma güçlüğü. Gerekirse mekanik ventilatörler ile ventilasyon desteği sağlanır. İinsan vücudunda. özellikle insan ve hayvan dışkılarında bulunur. Patogenez İnvazyon yapmaz. özellikle bakteri lizise uğrayınca salgılanır. kanda ise bulunmaz. Süt çocuklarında (ilk bir yaş) toksin ile kontamine yiyeceklerin (bal) yedirilmesi ile infantil botulizm görülebilir (gevşek bebek). Evde yapılan konserveler tehlikelidir. Şüpheli yiyecekler en azından 20 dakika süreyle kaynatılmalıdır. canlı dokularda ise vejetatif formdadır. botulinum doğada yaygındır ve yiyecekleri kontamine edebilir. Korunma C. Bu hastalarda toksin dışkıda tespit edilir. çift görme) ilk bulgulardır. gastrointestinal sistem bulguları bulunmaz. tenis raketi) bakterilerdir. konuşma bozukluğu da görülebilir. Sporların germinasyonu için nekrotik dokuların olması. terminal sporlu (davul çomağı. dokuların kanlanmasının bozulması ve ortamda Ca bulunması gerekmektedir.

ancak olguların 1/3 kadarında görülebilir. Asetil kolinin salınımını inhibe eder ve böylece nöromusküler geçişi engeller. Trismus (Çene kilitlenmesi. Pseudomonas aeruginosa) bulunması ile oksijen tüketimi hızlanır ve üremeleri daha kolaylaşır. Kraniyal sinirlerin (özellikle 7. Daha sonra generalize forma da dönüşebilir. İnkübasyon periyodu kısa. Tüm etkilerini ekzotoksinleri aracılığı ile yaparlar. prognoz kötüdür. aritmiler ve arteriyel kan basıncı oynamaları görülür. olgunun seyri boyunca. hiperrefleksi ve kas spazmları meydana gelir. Toksin başlangıçta motor nöronların presinaptik membranlarındaki reseptörlere bağlanır. Ortamda aerop bakterilerin (S. Kasılmalar enerjiden bağımsızdır. İlk tutulan kas masseter kasıdır. Daha sonra diğer yüz kasları da tutulur. Kobaya injekte edilen BOS insandakinin aksine assendan tarzda tetanoz geliştirir. İlk bulgu ile generalize spazmlar arasındaki dönem 2 günden kısa ise hastalık ciddidir. Ancak başka bir enfeksiyon varlığında veya ölüme yakın dönemlerde gelişen aspirasyon pnömonisi gibi sekonder enfeksiyonlara bağlı olarak ateş yükselir. bacaklar ise ekstansiyon halini alır (opistotonus (Şekil 2. eller hiçbir zaman hastalığa katılmaz. Otonom sinir sistemi tutulumuna bağlı olarak terleme. Yaradan alınan preparatlarda gram pozitif sporsuz basillerin görülmesi tanıda önemlidir. hatta iyileşme sonrasında aylarca süren en uzun seyirli bulgudur. nöbetler esnasında paravertebral kas spazmına bağlı olarak hastanın gövde ve başı hiperekstansiyon. Vejetatif organizmalardan salınan toksin retrograt aksonal iletişim veya kan dolaşımı yoluyla merkezi sinir sistemine ulaşabilir. sinir) tek tek veya kombine tutulduğu görülür. uygunsuz düşük girişimleri sonucunda puerperal tetanoz görülebilir.boşluk bırakılarak sütüre edilmiş. Hastalarda sık görülen komplikasyonu aspirasyon pnömonisidir. Generalize tetanozun ilk bulgusu sayılır. Klinik İnkübasyon 4-5 günden birkaç haftaya kadar değişebilir. Bunun sonucunda. kollar fleksiyon. Yaranın merkezi sinir sistemine uzaklığı bu süreyi etkiler. Generalize tetanoz: Tipik tetanoz tablosudur. Ayırıcı tanıda striknin zehirlenmesine dikkate alınmalıdır. Lockjaw) gelişir. BOS normaldir.4). Kasılmalar. Laboratuvar kesin tanı için kullanılır. Sefalik tetanoz: Özellikle kulaklarda olmak üzere (otitis media) primer enfeksiyon bölgesinin başta olduğu durumlardır. zaten hiperirritabl haldeki hastanın dış uyaranlarla her uyarılışında gelişir. hastanın bilinci terminal döneme kadar açıktır. Bunu izleyen dönemde. Tetanospazmin merkezi sinir sistemine birkaç yoldan etkilidir. Prognoz çok iyidir. Ağır olgularda konvülsiyonlar gözlenir. Bunların dışında septik şartlarda göbek kordununun kesilmesine bağlı yenidoğan tetanozu (yedinci gün hastalığı). 50 . taşikardi. yabancı cisim ve koagulum içeren lezyonlar. interkostal adelelerin olaya katılması ile gelişen asfiksi en sık ölüm sebebidir. İlk kasılmalar yara yerinde başlar. Lokalize tetanoz: Çok nadiren hastalık yaralanma bölgesi ile sınırlı kalabilir. aureus. Herhangi bir eksternal stimulus kasılmaları başlatabilir. Ateş yoktur. Hastalık tonik kas kasılmaları ile karakterizedir. iyi irrige ve debride edilmemiş yara ve yanıklardır. Tanı Klinik bulgular ile konulur. Sfinkter spazmı nedeniyle konstipasyon ve idrar retansiyonu görülür. donuk yüz (risus sardonicus) görülmeye başlanır.

DNase ve hyaluronidase. Yara geniş bir alanı kapsıyor ve kontamine ise tetanus immunglobulin uygulanır. Dokularda kalabilecek bakterilere karşı antibiyotik uygulanır. Hücre membranınındaki lesitini parçalar. Sporlar dokularda vejetatif hale geçtikten sonra gaz üretirler. subkutan dokuların kollajen tabakasını ve kasları sindirir. tetanus toksoidi yapılır. Kolonilerinin çevresinde çok sayıda hemoliz zonu gelişir. Kaslarda ve yumuşak dokularda nekroz. Gazlı gangren kural olarak mikst enfeksiyondur. cereusfun gastroentenit tarzı besin zehirlenmelerine benzer. aşırı su ve elektrolit kaybı olan diyareler görülebilir. ayrıca lökosit sayısının azlığı tanı açısından destekleyicidir. Genellikle travma sonucunda gelişir. Travma ile başvuran hastalarda önce yara temizliği ve debridman uygulanır. Toksinleri Tip A'nın salgıladığı alfa toksin lesitinaz C'dir. Tablo 2. ancak yine de tetanoz düşünülen her hastaya uygulanmalıdır. ancak bunların %90'ından Clostridium perfringens sorumludur. Yara yerinden hazırlanan preparatlarda gram pozitif sporsuz (bazen sporlu) bakterilerin gösterilmesi. anemi ve toksemi ile karakterize hastalık tablosu yapar. 4. Tetanoz hiperimmunglobulininin hem korunmada hem de tedavideki yeri tartışmalıdır. histolyticum. Hibernasyon amacıyla yüksek dozda diazepam verilir. Mevcut yaranın çevresinde pis kokulu nekroze dokular gelişir. 51 . alternatif olarak metronidazol verilebilir.Tedavi Hasta sakin bir odaya alınır. perfringensm neden olduğu hastalıklar Hastalık Gazlı Gangren Nekrotizan Enterokolit (NEC) Besin Zehirlenmesi Tipi Tip A Tip C Tip A Toksin Alfa toksin Beta Toksin Enterotoksin Patogenez Clostridial sporlar dokulara travmatize dokuların kontaminasyonu (toprak. Nöronlardaki toksinin nötralizasyonunda etkisizdir. C. feçes) veya intestinal yol ile ulaşır. bir kollajenazdır. Tüm bireylere aktif immünizasyon şeması uygulanmalıdır. ayrıca radyolojik olarak da izlenebilen gaz birikimine neden olur. 2. sonra 10 yılda bir booster (hatırlatma) dozu uygulanmalıdır. Clostridium perfringens C. Tanı Klinik bulgular ile konulur. Beraberinde aşı yapılır ve penisilin tedavisi başlanır. Yaraya debridman uygulanır. Özellikle etli yiyeceklerde oluşan bu toksin jejenum ve ileum'dan hipersekresyon yapar. Tetanoz immunglobulini atlardan hazırlanmış ise hastalarda serum hastalığı gelişebileceği unutulmamalıdır. Ortamda Clostridiumlar dışında koklar ve gram negatif basiller de bulunur. gaz birikimi ve süpürasyon ile özelleşen yumuşak doku enfeksiyonlarına sebep olabilir. Hiperimmunglobulin dolaşan serbest toksini nötralize eder. Beta toksin hemolitik ve nekrotizan etkiye sahiptir ancak lesitinaz değildir. Korunma Tetanoza karşı ilk yapılacak işlem yara temizliğidir. aylarda birer doz. ve 18. C. Penisilin ilk seçilecek antibiyotiktir. C.4 C. Gazlı gangren denince de bu bakteri akla gelir. Palpasyonla krepitasyon alınması tipik klinik bulgudur. Yenidoğan tetanozunda hiperimmunglobulin hayat kurtarıcıdır (gerçek endikasyon). Kanlı agarda çift hemoliz zonu yapar Miyonekroz olmaksızın sellülit. septicum. novyi gibi yaklaşık 30 susun gazlı gangren gibi invaziv enfeksiyonlar yaptığı bilinmektedir. böylece 6-18 saatte ortaya çıkan. Hastalık bu haliyle B. perfringens'in bazı suşları güçlü enterotoksin üretir. 6.

Bu mikroorganizma yenidoğanların barsak florasında %50 oranında bulunur. Stafilokokların otuzdan fazla serotipi vardır. bu özelliği Streptokoklardan ayrımında kullanılır. epidermidis endokardit ve S.5 C. böylece apoptozis gelişir ve enterositler ölür. Stafilokoklarda ayırt edici özellikleri (Tablo 2. Tüm Stafilokoklar katalaz pozitiftir. Mikrokoklar da Stafilokoklara benzerler. morfolojik olarak Stafilokoklara benzerler. GRAM POZİTİF KOKLAR Stafilokoklar ve Streptokoklar medikal önemi olan gram pozitif koklardır. Ateş sıktır . Dışkı kültürünün tanısa I değeri yoktur. Hareketsiz ve sporsuzdurlar. S. dörtlü veya sekizli paketler halindedirler. klindamisin ve sefalosporinler) ile kemoterapötikler normal florayı azaltarak. Dirençli veya metronidazol yan etkisi olan hastalarda kullanılabilir. Penisilin G ilk tercih edilecek antibiyotiktir. C tipi bakterinin salgıladığı beta toksin sorumludur.7) gösterilmiştir. S. Karın ağrısı. şok ve peritonit ile kendini gösteren nekrotizan enterit etkenidir. Tedavi Debridman. difficile'nin virülans faktörleri ve etkileri Virülans Faktörü Toksin A (Enterotoksin) Toksin B (Sitotoksin) Spor Etkisi İshal Pseudomembran oluşumu Çevre şartlarına direnç Klinik Orta derecede diyareden toksik megakolona kadar değişen klinik tablo gelişebilir. Bu oran iki yaş civarında %4'lere düşer. Oral vankomisin tedavisi. Antibiyotiklerin hemen hepsi (özellikle ampisilin. vankomisin dirençli enterokokları geliştirmesi nedeniyle artık birinci tercih değildir. toksik şok sendromu. Tedavi Oral metronidazol primer tedavisidir. Stafilokoklar Hastalık Üzüm salgımı görünümünde gram pozitif koklardır. bakteri kolonizasyonunun artmasını sağlarlar.6). kanlı diyare. 52 . antibiyotik ve hiperbarik oksijen tedavisi uygulanır. Clostridium difficile Antibiyotiğe bağlı kolit (psödomembranöz kolit) etkenidir. Ekzotoksin A ve B aktinin depolimerizasyonuna sebep olur. besin zehirlenmesi. kolonoskopi ile psödomembranların tespiti değerlidir.Besin zehirlenmesine sebep olabilir. Peptostreptokoklar anaerobik koklardır. saprophyticus ise üriner sistem enfeksiyonu etkenleridir. Tablo 2. Tanı Toksinin varlığının gösterilmesi. doğada yaygın olarak bulunurlar. Nosokomial diyarelerin en sık etkenidir. İki tip toksin üretir. ancak bunlardan üçü medikal önemlidir (Tablo 2. endokardit ve osteomiyelit gibi değişik piyojenik enfeksiyonlar. aureus abseler. karakteristik özelliği psödomembranlar bulunmasıdır.

süpüratif enfeksiyonlar yapar Katalaz pozitif. yüzeyinde Protein A bulundurur. Koagülaz negatif Stafilokoklarda Protein A yoktur. novobiosine duyarlı.hemoliz yapması • Mannitolü parçalaması (Chapman besiyerini sarartması) • Polimiksin'li besiyerinde üremesi • Novobiosin'e duyarlılığı Tablo 2. üriner sistem enfeksiyonları etkeni Tablo 2. Metisilin (nafsilin) direnci de beta laktamaz üretimine bağlıdır. beta hemoliz yapmaz. normal deri florası bakterisi Katalaz pozitif. saprophyticus Önemli bilgiler Katalaz pozitif. aureus DNAase Mannitol Hemoliz Protein A Lipaz Novobiosine duyarlılık Yaptığı Hastalık (+) (+) Beta Var Tamamında var Duyarlı Süpüratif hastalıklar Koagülaz negatif S. koagülaz negatif. Stafilokokların yüzey reseptörleri bazı fajlar için reseptör görevi görür. Protein A bazı aglutinasyon testlerinde tanı yöntemi olarak kullanılabilir (koaglutinasyon). novobiosine dirençli. Beta hemolitik. Antijenik yapıdadır. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden oluşur. aureus'a bağlı endokarditlerde tanı olarak kullanılabilir. antiteikoik asit antikorları S. Staphylococcus aureus Önemli Bilgiler S. komplemana karşı etkinlik gösteren bir proteindir. Peptidoglikan tabakaya bağlı halde bulunan Protein A. Plazmidler tetrasiklin. aureus'un birçok antijen ve hücre duvar komponenti vardır.7 Stafilokokların ayırıcı özellikleri Özellik Koagülaz pozitif S. koagülaz negatif. kemotaktik. Tolerans bir antibiyotiğin Stafilokokların üretimini inhibe etmesi ancak onları öldürememesidir. aureus S. Opsonizasyon ve fagositozu önler. saprophyticus (-) (-) Yok Yok % 30 + Dirençli Üriner infeksiyon S. epidermidis (-) (-) Yok Yok % 30 + Duyarlı Yabancı cisim enfeksiyonları 5. koagülaz pozitif. Epidemiyolojik çalışmalarda faj tiplendirmesi ile suşlar belirlenebilir. eritromisin ve aminoglikozidler gibi birçok antibiyotiğe direnç taşıyabilir. IgG'lerin (lgG3 hariç) Fc kısmına affinite gösterir. 53 . aureus'a patojenliğini veren ayırıcı tanısal özellikler • Koagülaz pozitiftir • Kanlı agarda altın sarısı (aureus latincede altın demektir) koloniler yapması • Beta.6 Medikal önemi olan Stafilokoklar Bakteri S. beta hemoliz yapmaz. Teikoik asit Stafilokokların hücre duvarında bulunur.Stafilokoklar birçok antibiyotiğe dirençlidir. Bunlardan en önemlisi plazmid kontrolündeki beta laktamaz üretimidir. mukoza hücrelerine yapışmasını sağlar. ancak bütün Stafilokoklar vankomisin'e duyarlıdır. epidermidis S.

Prostatik kapak endokarditlerinde etken S. follikülit. Kısa inkübasyon periyodlu (1/2 . Beta laktamaz enzimleri penisilin ve birçok birinci generasyon sefalosporinleri inhibe eder. Vagende %5 oranında bulunabilir. Haşlanmış Deri Sendromu'ndan sorumludur. toksinin bu özelliğinden kaynaklanmaktadır. Böyle suşlara metisilin rezistan S. Toksik Şok Sendromu Toksini (TSST-1): İntravaginal tampon kullanan kadınlarda ve tampon kullanılan yaralarda toksik şok sendromu'na yol açar. deride nekroz ve hemoliz yapar. S. Isıya. S. S. Lipazlar: Deri. Eksfoliatif Toksin: Epidermolitik toksin de denmektedir. Toksinleri Lökosidinler: İn vivo dokulardaki nekrozdan sorumludur. hücre duvarı proteinleri. derialtı yayılımını sağlar. Lokal büllöz eritemlere yol açmaktadır. Teikoik asit. antijen sunumuna gereksinim duymadan CD4+ T lenfositlere direkt olarak bağlanan (süper-antijen) bir toksindir. epidermidis'dir.8) İnflamatuvar enfeksiyonlar Deri-mukoza lezyonları: Abse. kan dolaşımına karışır. Koagülaz üretimi patojenlik ile iş anlamlı kullanılır. Enterotoksin . Antiteikoik asit antikorları.aureus'un. Stafilokinaz (fibrinoliz) Penisilinaz (beta laktamaz): Beta-laktam halkasının siklik amid bağını hidrolize eder. Bu nedenle özellikle burun/nazofarenks portörlerinden oluşan gıda üreticilerinin kontamine ettiği krema ve mayonez gibi besinlerle oluşan besin zehirlenmeleri. S. Toksin lokal olarak üretilir. Akut endokardit etkenidir. aureus'a bağlı endokarditli hastalarda tespit edilebilir. Nötrofil ve makrofajları eritir.B ise stafilokoksik psödomembranöz enterokolite yol açar.Bulaşma Stafilokoklar normal insan florasında bulunurlar. hordeolum. toksik şok gelişmesinde önemlidir. Stafilokokların hücre duvarı üzerinde bulunan polisakkarid ve protein oluşumlu antijenik yapıları kapsül. İçlerinde en önemlisi alfa toksindir. aureus denir (MRSA).6 saat) emetik tarzda besin zehirlenmesi etkenidir. 54 . hidradenit. aureus burun ve deri üzerinde (özellikle sağlık çalışanları) bulunabilir. flegmon. S. Hyalüronidaz: Bağ dokusunu hidrolize eder. yayılma faktörüdür. fibrinojeni fibrine dönüştürür. jel difüzyon yöntemi ile S. Bakterilerin %70'inden fazlası böyledir. karbonkul. Enterotoksin A ile E arasında 6 değişik tiptedir. peptidoglikanteikoik asit kompleksi ve protein A'dır. Normal kapaklılarda özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında sağ kalp endokarditi yapar. hastane personelinde %70'ler civarında nasal taşıyıcılığı bulunabilir. panaris. Patogenez Stafilokoklar toksinleri ve doku enflamasyonu yoluyla hastalık oluştururlar. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden yapılı peptidoglikan bağlarıdır ve antijenik olabilir. epidermidis deri ve mukozaların normal florasında bulunur. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında lokalize bir lezyondan sepsis meydana gelebilir. Bakteri bu enzim sayesinde çevresini fibrin tabakası ile sararak savunma elemanlarından korunur. aureus'un tipik lezyonu abse'dir. Toplumda %40. Katalaz: Streptokoklardan ayrımında kullanılır. 30 dakikadan az kaynatmaya dirençlidir. Enzimleri Koagülaz: Plazmayı koagüle etme özelliğindedir. Klinik Bulgular (Tablo 2. Taşıyıcılarda problem oluşturmayan bakteri hastane enfeksiyonlarının önemli kaynağını oluşturabilir. aureusların yaklaşık %5-25 kadarı TSST taşır.

güneş yanığı şeklinde deri döküntüsü ile karakterizedir. Karaciğer. S. geniş büller. dondurma gibi oda ısısında kalmış yiyeceklere enterotoksinin bulaşması ile gelişen bir intoksikasyondur. Genellikle küçük çocuklarda görülür. sıvı elektrolit replasmanı uygulanmalıdır. epidermisin sıklıkla etken olduğu hastalıklar: • Devamlı ayaktan periton diyalizi (CAPD) peritonitleri • Nozokomiyal bakteriyemi • Protez kapak endokarditi • IV katater infeksiyonlar 55 . Besin zehirlenmesi: Kısa inkübasyon periyotlu emetik tarzda besin zehirlenmesidir. hipotansiyon. Bakteriyemi sonucunda abseler meydana gelir (metastatik abseler). kremalı pasta. 24 saatten önce. Koagülaz negatif Stafilokoklar Esas tanı . MSS.Kolonileri gri veya beyazdır Mikroskopta üzüm salkımı gibi görünürler Katalaz pozitifliği Streptokoklardan farkını gösterir Koagülaz enzimi bulunmaz (S. kendiliğinden geçer. Hem travmatik hem de hematojen yayılım gösterebilir. S. yüzeylere yapışma özelliği vardır (kateter. GİS. saprophyticus ise vajenin normal flora bakterisidir. saprophyticus Normal flora bakterileridir. şant. Haşlanmış deri sendromu ateş. cerrahi) Sellülit İmpetigo Bakteriyemi Endokardit Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları Beyin apzesi Menenjit (nadir) Epidural apze Pulmoner enfeksiyonlar Embolik Aspirasyon İskelet sistemi hastalıkları Osteomiyelit Artrit Üriner sistem enfeksiyonları Renal karbonkül Alt solunum yolu enfeksiyonları Toksinlere bağlı enfeksiyonlar Toksik şok sendromu Haşlanmış deri sendromu Besin zehirlenmesi (Daha çok metastik apzeler) Osteomiyelit ve septik artrit etkenidir.Kolonilerinde hemoliz yoktur . Şiddetli epigastrik ağrı.Tablo 2. böbrekler. Birkaç saat içinde. Saç ve tırnaklar dökülebilir. kusma görülür. eritematöz maküler döküntüler ile karakterizedir. ateş. prostetik eklem enfeksiyonları gelişir. S. epidermidis derinin. S. epidermidis ve S.8 Stafilokokların etken olduğu enfeksiyonlar Deri ve yumuşak doku enfeksiyonları Furonkül. aureus'tan farkı) S. epidermidis'de yapışıcı bir yüzey (Slime) tabaka bulunur. Toksik şok sendromu. kaslar tutulur. Nosokomial pnömonilerin en önemli etkenlerinden birisidir. Jambon. bulantı. Bulantı önlenmemeli.Gram pozitif koklar . Özellikle postoperatif veya viral enfeksiyonların ardından (örneğin influenzae) ampiyem veya akciğer abseleri meydana gelir. karbonkül Yara enfeksiyonları (travmatik.

viridans Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Vajen (K) Kolon (NF) Kolon (NF) Orofarenks (K) Orofarenks (NF) 56 . saprophyticus novobiosine dirençli olması ile diğer koagülaz negatif stafılokoklardan ayırdedilir. Yüksek düzeyde dirençli bakteriler için Streptograminler kullanılabilir. Ortalama %20 S. Hastalardaki intravenöz kateterler çıkartılmalıdır. epidermidis'de yüksek antibiyotik direnci vardır. Bu bakterilerin özellikle hastane enfeksiyonları yaptığı bilinmektedir.9) Tablo 2. Böyle olgularda ilaç kombinasyonları kullanılabilir.• BOS şantı olan hastada menenjit • Ortopedik protez infeksiyonları (S. aureus koagülaz pozitiftir. inotropik ilaçlar. Antibiyotik dirençli Stafilokoklarda taşıyıcılar hastane personelidir. Beta laktamaza duyarlı antibiyotikler ile beta laktamaz inhibitörleri kombine edilir (Amoxicillin + klavulonik asit). Burun taşıyıcılığı intranazal mupirosin ile önlenebilir. S. Streptokoklar Hastalık Streptokoklar farenjitten sellülit ve sepsis'e kadar bir çok enfeksiyonun sebebi olabilir. Bu bakteriler için seçilecek primer antibiyotik vankomisindir (gerekli görülürse gentamisin eklenebilir). S. sellülit.pyogenes (grup A) Piyojenik Lokal Dissemine Toksijenik immün aracılı (poststreptokokal. Ayrıca romatizmal ateş ve glomerulonefrit gibi immünolojik hastalıkların tetikleyicisidir.9 Streptokok infeksıyonlarında patogenez özellikleri Oganizma Patogenez Tipi Tipik Hastalık Hastalık bölgesi (H). S. eklemler (H) Böbrekler (H) S. Beta laktamaz üretenlerin çoğu plazmid kontrolü altındadır. Apze olgularında mutlaka drenaj uygulanmalıdır. coli'den sonra ikinci) etkenidir. menenjit Endokardit Kan dolaşımı (D) Kan dolaşımı (D) Deri (H) Kalp.Farenks (H) İmpetigo. Stafilokoklarda vankomisin direnci gösterilememiştir. farenjit Sepsis Kızıl Toksik şok Romatizmal ateş Akut glomerulonefrit Yeni doğan sepsisi menenjit Üriner sistem enfeksiyonu. Üriner sistem enfeksiyonlarında kinolon veya trimetoprim sulfametaksazol kullanılabilir. agalactia (grup B) E. bazı sefalosporinler ve vankomisin ile tedavi edilebilir.bovis (grup D) S. S. Nafsilin.aureus'la birlikte) • Vasküler greft infeksiyonları (S. ancak enterokoklara vankomisin direncinin taşınmasında rolleri vardır. kloksasilin. saprophyticus özellikle seksüel olarak aktif kadınlarda üriner sistem enfeksiyonu (£.aureus'\a birlikte) • Ameliyat sonrası endoftalmit S.saprophyticus antibiyotiklere duyarlıdır. otitis media. aureus susunun metisiline karşı (veya nafsilin) dirençli olduğu (MRSA) ve bunu penisilin bağlayan proteinlerin değişikliği sonucunda kazandığı gösterilmiştir. endokardit Endokardit Pnömoni. Sistitli kadınların yaklaşık olarak %15 kadarında izole edilmiştir. yani antibiyotikler ile inhibe edilebilir ancak öldürülemez. Laboratuvar Bulgular Stafilokok lezyonlarından alınan yaymalarda üzüm salkımı gibi gram pozitif bakterilerin görülmesi ve kültür ile tanı konulur. Toksik şok tedavisinde sıvı replasmanı. epidermidis yenidoğanda ve diyalize bağlı gelişen peritonitlerde en sık görülen etkendir. fecalis (grup D) S. S. Bazı stafilokok suşları tolerans gösterebilir. bakteriye karşı ise beta laktamaz dirençli penisilinler (örneğin nafsilin) verilmesi tamponun çıkarılması ve enfekte alanın debridmanı gerekebilir. Kolonizasyon (K). aureus'ların %90'ından çoğu penisilin G'ye dirençlidir. Tedavi ve Korunma S.pneumoniae S. Bakterilerin birçoğu betalaktamaz üretir ve önemli bir kısmı da metisiline dirençlidir. Böyle olgularda seçilecek tek antibiyotik vankomisin'dir. (Tablo 2. nonsupüratif) S. Normal Flora (NF) Deri (H) .

. menenjit pnömoni Nadir deri sepsisleri ve endokartidler.5 NaCI'de ürer üremez Safrada erir. Heterojen bir gruptur. zooepidemicus S. Beta hemoliz: Koloni çevresinde tam.pneumoniae). Halen tüm gereksinimleri karşılayan bir sınıflama yapılamamıştır. equisimilis S. pneumoniae Viridans grubu Diagnostik özelliği Beta Beta Alfa. bovis'de endokardit etkenin en önemli etkenlerindendir (Tablo 2. E.10 Medıkal önemi olan Streptokoklar Suş Hemoliz tipi S. beta veya gamma Alfa veya gama Alfa Alfa Basitrasin duyarlı Basitrasin dirençli CAMP pozitif. böylece fagositozdan korunurlar. Postinfeksiyöz glomerulonefrit bildirilmiştir. Beta hemoliz bakterinin streptolizin O ve streptolizin S üretimine bağlıdır (Tablo 2. B ve C grubu streptokokların hiyaluronik asit yapılı kapsülü vardır. Sınıflama Materyalde kısa. Tablo 2. milleri Yaptğı hastalıklar Akut farenjit. Bazıları normal flora bakterisidir. kızıl. viridans streptokoklar ve S. Streptokokların laboratuvar özellikleri tablo 2. bovis S. agalactie E. V harfleri altında gruplandınlmıştır. D F Kolon kanserlerinde endokardit ve bakteriyemi Metastatik süpüratif enfeksiyon ve dental sepsis 57 .. faecalis nosokomial üriner sistem enfeksiyonu ve endokardit.12'dadır.11). Oral. C. Anaerop. agalactiae neonatal sepsis ve menenjit. Enterokok. eritrositler tamamiyle hemoliz olmuştur. pyogenes *S. . Fakültatif anaeropturlar. Koyun kanlı agarda yaptıklara hemolize göre şöyle sınıflandırılırlar (Brown sınıflaması) Alfa hemoliz: Koloni çevresinde yeşil renkte hemoliz zonu vardır.Önemli Bilgiler Streptokoklar katalaz negatif zincir yapan gram pozitif koklardır. Diğerleri. agalactiae S. S. A. erizipel. otitis media. milleri B C S. En gelişkin sınıflama Jones sınıflamasıdır (Piyojen. equi S.11 Beta hemolitik Streptokoklar ve hastalıkları Grup A Suş Streptococcus pyogenes S. Hücre duvarı karbonhidratları (C polisakkaridi) esas alınarak Lancefield sınıflaması ile streptokoklar A. Bu yapı. M. faecalis S. *S. T ve R proteinleri ile de serotiplere ayrılır. S.5 NaCI'de ürer % 6.. dysgalactiae S. gruplandırmada güçlükler bulunur. pyogenes farenjit ve sellülit. daha çok bu sınıflama kullanılır. postsreptokoksik glomerulonefrit Metastatik süpüratif enfeksiyonlar Neotanal sepsis. B.. hippuratı hidrolize eder % 6. kolonide uzun zincirler yapar. Zon içinde tam olmayan hemoliz vardır (S. S. Yeni türler). agalactiae Gama hemoliz: Hemoliz yapmayan Streptokoklar için kullanılır. optokine dirençli Tablo 2.10). bovis S.viridans. Laktik. optokin duyarlı Safrada erimez. şeffaf renkli hemoliz zonu vardır. insan bağ dokusunda da bulunduğu için immünojenik değildir. romatizmal ateş. sinerjistik gangren. pyogenes S.

5 NaCl Safra ile lizis Beta-hemolitik Streptokok Grup A Grup B Grup C. farinks ve deri) yapışmasını sağlar. diğerlerinden farklı olarak Basitrasin'e duyarlıdır. Sönme varsa. G streptokoklarda bulunan kuvvetli antijeniktir. en sık A tipi görülür. hücre duvarı dışına bir saç gibi uzanan fimbriyaların uç kısmını oluşturan M proteini bulunur. irinin koyuluğunu açma gibi amaçlarla kullanılır. G Viridans streptokok Streptococcus pneumonia Enterekok + + + + + + + + - Streptococcus pyogenes S. Ekzotoksin B ise nekrotizan fasciitis'e sebep olan doku yıkımından sorumlu proteazdır. Eğer kızarıklık oluyorsa organizmada antitoksin yoktur. komplemanın bakteriye yapışmasını önler. Süperantijen özelliğindedir. Hiyalüronidaz: Yayılım faktörüdür. Pirojenik ekzotoksin A streptokoksik toksik şok sendromu yapan toksinidir. Diğer ekzotoksinlerden farklı olarak ısıya dirençlidir. B ve C olmak üzere üç ayrı antijenik tipi vardır. Hyalüronidaz üreten suşların enfeksiyonlarında serumda spesifik antikorlar tespit edilebilir. Bu antikorlar streptolizin O tarafından meydana gelen hemolizi bloke ederler. pyogenes. Kültür plağı yüzeyindeki ve insan vücudundaki hemolizden sorumludur. Tüm S. Derialtı enjeksiyonlarının yayılması için kullanılır. böylece yayılır. koroner arter ve venöz tromboz tedavilerinde kullanılır. Lökositleri. antijenik olarak farklıdırlar. kişi kızıl olabilir. M proteini önemli virülans faktörüdür. Streptokinaz (Fibrinolizin): A grubu beta hemolitik streptokokların birçoğunda bulunur. 80'den fazla M proteini tipi vardır. Pulmoner emboli. Bunun altında. hastalık kızıldır. Streptolizin O salgılayan streptokoklar ile enfekte olmuş kişilerde antistreptolizin O (ASO) antikorları gelişir. Hyaluronik asit yapısında kapsülü vardır. Plazminojeni plazmine çevirerek fibrinoliz yapar. Kızıl ve Streptokoksik toksik şok sendromu hastalıklarından sorumludur. A. sitotoksiktir. trombositleri ve eritrositleri eritir. T ve R proteinlerinin virülansta önemi yoktur.12 Streptokokların laboratuar özellikleri Duyarlılık Organizma Basitra sin Optokin CAMP Hidroliz Hippura t Eskulin Büyüme Safra %6. Bu antikorun titre si yakın dönemde geçirilmiş streptokok enfeksiyonunun göstergesi olabilir. M proteini olmayanlar virülan değildir. bakterinin tip spesifikliğini belirler. Pirojenik.Tablo 2. DNaz (Streptodornaz): DNA'yı depolimerize eder. fagositozdan korunmasına yardımcıdır. F. Streptolizin-S: Antijenik değildir. Yapışıklık açılması. pyogenes suşları penisiline duyarlıdır. 58 . Streptolizin-O: Derin hemolizden sorumludur ve Grup A. Enzimleri İnflamasyondan sorumlu üç önemli enzimi vardır. Toksinleri Eritrojenik (pirojenik ekzotoksin) toksin: A grubu Beta hemolitik Streptokoklarda bulunur. Bunu üretenler lizojenik suşlardır. Bir skarlatiniform döküntünün eritrojenik toksine bağlı olup olmadığının anlaşılması için ise Schultz-Charlton sönme reaksiyonu kullanılır. endotoksinlerinin etkisini potansiyalize eder. F proteini ise ökaryotik hücredeki fibronektin molekülleri için reseptör görevi yapar ve bakterinin konak hücreye (epitel. ortamı akıcılaştırır. C. Dick testi ile (cilde eritrojenik toksin vererek) duyarlılık araştırılır.

Streptokoksik toksik şok sendromu.aureus tarafından da oluşturulur. Jones kriterleri : Majör kriterler: Kardit. Sydenham koresi. Çocuklarda subakut seyirli olabilir. ateş. 5-15 yaşlarda en sık. ateş ve baş ağrısı vardır. ciltten kabarık sellülit ve buna eşlik eden lenfanjit tablosudur. dil önceleri beyaz bir tabaka ile kaplı iken sonra kırmızı (çilek dili) hal alır. Erizipel genelde A. Direkt temas veya böcek sokması ile bulaşırlar. bakteriyeminin varlığı ve buna kalp. Piyojen enfeksiyonlar • Farenjit • Kızıl (scarlet fever) • Erizipel • Streptokoksik Toksik Şok Sendromu • Piyodermi • Puerperal sepsis • Akut infektif endokardit • Pnömoni. Piyodermililerde. yüzeysel dokuları tutan. Ağız çevresinde döküntü yoktur (circum oral pallor). M57 streptokokların. şok. kırmızı. lenfanjit • Sepsis 2. Farenjitten 3 hafta sonra artralji ve poliartrit ile seyreden poststreptokoksik toksik bir komplikasyondur. Döküntüler deskuamasyon bırakarak bir haftada kaybolur. proteinüri. bakteriyemi tabloyu ağırlaştırır. nadiren C ve G grubu streptokoklarca oluşturulur. Bakterilerin sitoplazmik membran antijenleri ile glomerül bazal membranının antijenik benzerliği sorumludur. Kalbin bütün katmanlarını tutabilir. olgularda (stafilokoksik olandan farklı olarak) ciddi ve yaygın cilt enfeksiyonlarının. enfeksiyon bakterinin doku veya kana ulaşması ile meydana gelir. Eritrojenik antitoksin oluşmuş kişilerde kızıl gelişmezse de enfeksiyon gelişebilir. ödem gelişir. pyogenes'lerdir. hematüri. genellikle viral enfeksiyonlara sekonder olarak gelişir. Daha çok 2-5 yaş grubu çocuklarda görülür. G gruplarınca ve S. Lenfadenomegali bulunur. akut faz protein yüksekliği (sedimantasyon. Diğer streptokoklar ve cilt enfeksiyonu etkenleri bu tabloya yol açmaz. Kıvrım ve bası yerlerinde ise döküntü yoğundur (Pastia çizgileri). Hastaların büyük çoğunluğu tamamen iyileşir. poliartrit. stafilokoksik olanı ile benzerlik gösterir. böbrek. impetigo gibi deri enfeksiyonlarından ortalama üç hafta kadar sonra meydana gelir. lizojenik S. Piyodermi yaz aylarında daha sık görülen cilt enfeksiyonlarıdır. CRP). eritema marginatum. Kızıl. Boğaz ağrısı. solunum ve multiorgan yetersizliği ile karakterize bir tablodur. Minör kriterler: Artralji. Hastada farenjitin gelişiminden 1-2 gün sonra omuzlar ve göğüste eritematöz (fırça ile sürülmüş gibi. Bulaşma Streptokokların birçoğu normal flora üyesidir. streptolizin cilt lipitlerince inaktive edildiğinden. de ri soyulur. Piyojen olmayan streptokok hastalıkları • Akut Eklem Romatizması (A-ER) • Akut Glomerülonefrit (AGN) Streptokoksik farenjitlerin en önemli sebebi beta hemolitiklerdir. bakteriyemi. 59 . %30 civarında ölümle sonuçlanır. Hastalık haftalarca sürebilir. Akut glomerulonefrit: Nefritojenik tipteki M49. skarlatiniform) bir döküntü belirir. PR uzaması. eksüda ve servikal LAP görülür. Travmanın ardından nekrotizan fasciitis gelişir. daha küçük yaşlarda nadirdir. Pirojenik ekzotoksin A-C ile meydana gelir. Farinks hiperemisi. Karditin tipik bulguları kapaklarda kalınlaşma ve deformasyon ile miyokardda perivasküler granülomlardır (Aschoff nodülleri). Hipotansiyon ve hipoalbüminemi vardır. subkutan nodüller. ASO yükselmez. Sorumlu bakteriler. Çocuklarda ve yaşlılarda genelde yüz ve ekstremitelerde görülen. akciğer gibi çoğul organ belirtilerinin eşlik etmesidir. Streptokoksik toksik şok sendromu. Öksürük ve göz yaşarması varlığında ise daha çok viral etkenler (Adenovirüs) düşünülmelidir. Önemli özellik. Poststreptokoksik enfeksiyonlar Akut Eklem Romatizması: AGBHS'ların M3 ve M18 kökenlerinin sitoplazmik membranı ve M protein antijenlerinin kalp sarkolemması ve sinoviyal membranının yapısına benzemesi nedeniyle gelişen ciddi bir tablodur. pyogenes'in immünitesi uygun bir konakta gelişen farenjitin komplikasyonudur.Klinik Bulgular 1. Hipertansiyon. Pnömoni nadir görülür. Diğer benzer tablolar C. pirojenik ekzotoksin A salgılayan S.

aureus'un hemoliz yeteneğini arttırır. ikili veya kısa zincirler şeklinde bulunabilir. Enterococcus faecalis en sık görüleni. Hippuratı hidrolize ederler.faecalis. vajen ve perine bölgesinde de bulunabilir. penisilinaza dirençli penisilinler ve monobaktamlara doğal dirençlidir. Doğum sırasındaki (vertikal) bulaşma nedeniyle. doktorlar. Enterococcus faecium daha az görülür ancak antibiyotiklere dirençlidir. Diş kökü enfeksiyonu ve subakut infektif endokardit etkenidir. Birçok antibiyotiğe doğal dirençlidirler. 24 gün içinde neonatal dönemde geç dönem enfeksiyonları görülür. Normal genital. Penisilin + aminoglikozid kullanılması tavsiye edilir. En azından 12 tip enterokok suşu vardır. Bakteriyemili menenjit sıklıkla görülen tablodur. Subakut infektif endokardit gelişenlerde kalp kapaklarında konjenital.agalactiae) Önemli özellikleri Fakültatif gram pozitif diplokoklardır Koyun kanlı agarda dar bir beta hemoliz zonu olan gri beyaz koloniler yaparlar. bağışıklık sistemi bozuk olanlarda fırsatçı enfeksiyonlar yapabilir. S. romatik veya aterosklerotik deformasyon vardır. Özellikle idrar sondaları predispozan faktördür. Enterokoklar (S. Hastalık tabloları Yenidoğanda: erken dönem enfeksiyonları bakteriyemi. Aminoglikozidlere ya doğal yada yanlış kullanıma bağlı olarak direnç gelişebilir. İmmün yetersizliği olan. pelvik alan. S. CAMP (Christie. Boğaz. Trimetoprim sulfametaksazol'e invitro testlerde duyarlı görülmesine rağmen. nazofarenks ve GIS florasında bulunurlar. intermedius. Doğumdan birkaç saat sonra başlar. tedavide dirençli olduğu görülür.5 NaCI'li ortamda üreyebilir. safra yolları enfeksiyonları ve bakteriyemi şeklinde görülür. Son yıllarda vankomisin dirençli enterokoklar önemli bir sorundur. Çoğu alfa. sepsis. Beta laktamaz üretimini de gerçekleştirebilir. başlıca insan ve hayvanların barsak florası bakterisidir. Sefalosporinler. Mikrobiyoloji Tek tek.mutans. (Tablo 2. Optokin dirençlidir.anginosus. pyogenes kadar olmasa da penisiline duyarlıdır. bazen non-hemolitiktir. Subakut infektif endokarditlerin en sık iki etkeni viridans ve enterokoklardır. Slime tabakası vardır. Enterokokların asıl önemi üriner ve nosokomial enfeksiyonlardır. Fakültatif anaerob bakterilerdir. doğum yaraları enfeksiyonu. Grup D streptokoklar (Enterokoklar) Enterokoklar doğada yaygın olarak bulunurlar. Basitrasin ve trimetoprim-sulfametaksazol'e dirençlidir içerdikleri CAMP faktörü ile S. S. Viridans streptokoklar (S. Non-enterokoklardan ayrımında en önemli test yöntemidir. S. Sefalosporinler başta olmak üzere antibiyotiklere dirençlidirler. kompleman düzeyi düşük olan yenidoğanlarda menenjit veya puerperal enfeksiyonlara sebep olur. tıbbi cihazlar veya bakıcılar aracılığı ile yayılırlar. Atkins ve Munch-Petersen) testi (+)'dir. Hastalar.B Grubu streptokoklar (S. S. Üriner sistem. yoğun bakım hastalarında vankomisin dirençli enterokoklar başbelasıdır.faecium) % 6. pnömoni ve menenjittir. Eskülin'i hidrolize etme özellikleri ile diğerlerinden ayrılırlar.13) Erişkinde postpartum endometrit.sanguis) İnsan ve hayvanların üst solunum yollarının normal flora bakterisidir. 60 . Kültür negatif endokarditlerde en sık görülen viridans streptokoklar Abiotrophia defectiva ve Abiotrophia adjacens'dir. Enterokoklar şekil olarak pnömokoklara benzer.

Diğer türler vankomisin'e duyarlıdır. balgam. Artritte aspirin. bakteriyemi. Grup B streptokoklar hippuratı hidrolize ederler ve CAMP testi pozitiftir. kalp. otit. Grup A streptokoklar basitrasin ile inhibe olurlar. Anaerobik streptokoklar (Peptostreptococcus) kadın genital organlar. Penisilin allerjisi bulunanlarda eritromisin denenmelidir. Bu grubun içindeki Lactobasiller ile Pediococcus ve Leuconostoc suşları vankomisine dirençlidir. Grup B streptokoklar da penisilinlere duyarlıdır. Boğaz kültüründe beta hemolitik streptokok kolonilerinin görülmesi anlamlıdır. röntgende lober tutulum. ileri yaş ve immün sistemi baskılayan hastalıklar predispozan faktörlerdir.Tablo 2. coli (ikinci en sık) 2. Bu durum akut glomerulonefrit için geçerli değildir. Enterokoklar hipertonik (%6. nonenterokok olanlar üreyemezler. menenjit. ateş. Vajinal taşıyıcı gebelerde doğuma yakın tedavi ile bebek enfeksiyonları önlenebilmektedir. kan ve plevral sıvıda pnömokok üretilir. Poststreptokoksik enfeksiyonlarda antibiyotik kullanılmaz. Klebsiellalar Mantarlar Virüsler Nadir Çok nadir Ağız içi girişimler. Laboratuvar bulguları Viridans streptokoklar normal boğaz florası üyesi oldukları için direk preparatların gram ile boyanması boğaz enfeksiyonlarında kullanılan bir yöntem değildir. Penisiline direnç söz konusu değildir. akciğer. Anti-DNaz ve antihyaluronidaz deri enfeksiyonlarında yükselir ve akut glomerulonefrit'in önemli bir indikatörüdür. sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olur. Diğer katalaz negatif streptokoklar Morfolojik ve büyüme özellikleri ile viridans streptokoklara benzerler. Grup D streptokoklar safra varlığında eskülini hidrolize ederler. diş çekimi gibi flora bakterilerini kana karıştırıcı bir hazırlayıcı faktör vardır. Psödomonaslar 3. akut eklem romatizması gelişimini önlemektedir.13 Yenidoğan sepsisi etkenleri Gram (+) koklar 1. Hastalık Pnömokoklar pnömoni. Akut romatizmal ateşin en önemli bulgularından birisidir. menenjit. Grup B Beta-hemolitik streptokoklar (en sık) 2. S.pyogenes enfeksiyonlarında penisilin ilk seçenektir. Deri ve yara lezyonlarında ise kullanılabilir. Tedavi 10 gün sürdürülmelidir. Eepidermidis Gram (+) basiller Gram (-) çomaklar Listeria monocytogenes 1. dispne. Üst solunum yollarının normal flora bakterisidir. Kolon kanserli olgulardaki endokarditlerden ise nadir bir streptokok olan S.5) NaCI'de üreyebilirken. Aminoglikozidler (özellikle enterokoklarda) penisilinin etkisini potansiyalize ederler. bovis sorumludur. terleme. Farinks taşıyıcılarının tedavisi gerekmez. balgamda dip dibe mumu alevi gibi diplokoklar görülür. abdominal ve pelvik süpüratif enfeksiyonlar meydana getirirler. Bacteroides başta olmak üzere diğer anaeroblar ile birlikte beyin. Tedavi ve korunma S. Ciddi olgularda aminoglikozitlerle kombine edilerek kullanılmalıdır. Streptococcus pneumoniae Önemli bilgiler Pnömoni. E. sinüzit ve otitis media'da en sık karşılaşılan mikrorganizmadır. Diş çekimi gibi normal floralı boşluklara uygulanacak girişimlerden önce profilaktik antibiyotik kullanılmalıdır. ağız ve barsakların normal flora bakterisidir. Pnömoni: Prodüktif öksürük. aureus 3. 61 . Farenjit gelişiminden itibaren 10 gün içinde antimikrobiyal tedavi uygulanması. karditte kortikosteroid kullanılır. A grubu streptokok enfeksiyonlarında bir müddet sonra ASO yükselir. hem toplumdan kazanılmış hem de hastane enfeksiyonu yapar. S.

Ancak enfeksiyona yol açan türler. Farenks florasında bulunan veya eklenen bakterinin aspirasyonu başlıca enfeksiyon nedenidir. İnsan organizmasında akut olgularda sedimantasyon artışından da erken dönemde konsantrasyonu artan bir akut faz yanıtı proteini olan C Reaktif Protein (CRP). Diğer farklar: İnülini hidrolize etmesi. Alveoler aralığa gelen bakteriler burada ürerler. Ancak. dolaşım problemleri ve direncin kırılmasına yol açan patolojik gelişimler.15). ateş yükselmesi. göğüs ağrısı ile beliren tipik pnömoni bulgularının yanında menenjit. Ortama nötrofillerin migrasyonu sonucunda kanlı ve pürülan bir eksüda birikir. silier aktiviteyi bozan influenza.Önemli bilgiler Bazı özellikleri nedeniyle streptokoklardan ayrı olarak sınıflandırılırlar. Tablo 2. pnömokokların C karbonhidratı ile reaksiyon verir. Tablo 2. düşük konsantrasyondaki optokin ortamında dahi üremelerinin inhibe olması ve safrada erimeleridir. Aspirasyon sonrasında geliştiği için lokalize ve alveoler aralığı ilgilendiren bir enfeksiyondur. Lober pnömoni yapar. anerjiye yol açan kızamık gibi viral enfeksiyonların varlığı. sekresyonların aspirasyonu artar Respiratuvar sistem anomalileri Pulmoner hipertansiyon veya kalp yetersizliği gibi dolaşım bozuklukları Splenektomi Orak hücreli anemi gibi kronik hastalıklar BOS kaçaklarına sebep olan kafa travmaları 62 . kronik solunum yolu patolojileri. Bakterinin iki somatik antijeni bulunur: M proteini. prognostik değeri olan ve karaciğerde sentezlenen beta-globulin yapısında bir proteindir. Patogenez .14). Koyun kanlı agarda alfa hemolitik koloniler yaparlar. Kapsül yapılarına göre immünolojik olarak 80'den fazla serotipi vardır. kanlı. Erkenden belirir ve akut enfeksiyon düzelince çabucak normale iner ve dolayısıyla da bakteriyel enfeksiyonlarda ve tümör olgularında tanısal. özellikle splenektomize olgularda ciddi bir tablo çizebilirler (Tablo 2. Kapsül virülans ile yakından ilgilidir. endokardit ve septik artrit komplikasyonu ile de seyredebilir.14 Kapsülü ile önemli mikroorganizmalar Bakteri • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Streptococcus pyogenes Staphylococcus aureus Neisseria meningitidis Bacillus anthracis Haemophilus influenzae Klebsiella pneumoniae Escherichia coli Bacteroides fragilis Cryptococcus neoformans Mantar Bulaşma Farenksin normal florasında bulunur. balgamın yapısını oluşturur. (C karbonhidratı).klinik bulgular Toksini yoktur. daha önce florada bulunanlardan çok yeni bulaşmış kökenlerdir. Gr (+). Yaşlılarda serotip 3 enfeksiyonlarının mortalitesi fazladır.pürülan balgam. Bakteriyel pnömonilerin en sık etkenidir. kapsülsüz türler hastalığa yol açmazlar (Tablo 2. alkol kullanımı. dip dibe iki mum alevi (lanset şeklinde) gibi görünürler. Rahimiçi araç kullanan kadınlarda hiçbir enfeksiyon olmaksızın yüksek oranda bulunduğu için yanılgılara yol açabilmektedir. Hastalık materyalini sarımsı yeşil renge boyar. tüm pnömokoklarda bulunan C karbonhidratı. Risk gruplarında bronkopnömoni görülmesi nadir değildir.15 Pnömokok enfeksiyonları için predispozan faktörler • • • • • • Alkol veya uyuşturucu kullanımı öksürük refleksini azaltır. Tanıda (Klebsiellalarda olduğu gibi) kapsül şişme testi önemlidir. Karbonhidrat yapısında kapsülleri vardır. bu zararsız gibi görülen bakterilerin enfeksiyon oluşturmasına neden olurlar. Ani başlayan titreme. % 5-10 CO2'li ortamı sever. Bazen zincir yaparlar.

Direnç tespit edilen ve menenjit gibi hayati öneme sahip hastalıklarda ilk seçenek vankomisin olmalıdır. Kaynak genellikle bilinmez ve bu grup hastalarda en temel etken Streptococcus pneumoniae'dır. Gonokoklar ve meningokoklar %70 homoloji gösterirler. Spontan bakteriyel peritonit (primer peritonit) genellikle 10 yaş altı kız çocuklarında görülür. Bu risk gruplarının aşılanması gereklidir. otit. Korunma Kapsül aşısı vardır. Moraxella (Branhamella) catarrhalis Normalde nazofarinks mukozasında bulunan immün yetersizliği olanlarda sinüzit.Paranazal sinüzit ve otitis media olgularının da en sık nedenidir. Meningokokların plazmidi yokken. gonokokların çoğunda bulunur. Pnömokoksik menenjitlerde diğer bakteriyel etkenlerle olanlara göre 20 kat daha fazla nörolojik defisit ve sekeller gelişmekte. Bazı laboratuar testleri ile birbirlerinden ayrılabilirler. N. influenzae 63 . bu nedenle penisilin profilaksisi uygulanmalıdır. N. meningitidis. % 5 CO2li ortamda İyi ürerler (mikroaerofilik). mastoidit kaynaklı (otojen) veya kafa içine açılan anatomik patolojiler nedeniyle gelişen tekrarlayan menenjitlerde ve erişkin yaşta karşılaşılan akut pürülan menenjitlerde ilk sırayı alan etkendir.16). meningitidis • H. meningitidis'in endotoksini diğer gram negatif bakterilerde olduğu gibi lipopolisakkarid yapısında iken. sıklıkla subdural efüzyonla karşılaşılmaktadır. Beta laktamaz üretmezler. Çikolata agarda daha iyi ürerler. orta şiddettekilerde penisilin V kullanılır. Bu grubun içinde medikal önemi olan N. 3) immunglobulin A proteaz. Taşıyıcılar asemptomatiktir. Fizik-şimik dış etkenlere çok hassastır ve bu nedenle kültürleri karanlıkta tutulur. gonorrhoeae dışında Moraxella Acinetobacter ve Kingella grubu bakterileri içerir. GRAM NEGATİF KOKLAR Neisseria'lar Neisserialar gram negatif fasülye görünümünde diplokoklardır. Dış membranlarında endotoksin bulundururlar. pnömoni yapan. Gram (-) diplokoklardır. gonorrhoeae endotoksini lipooligosakkarid yapısındadır (Tablo 2. Menenjit olgularında çok sık. bronşit. 2) endotoksin. gonorrhoeae • N. Meningokoklar kapsüllüdür. Kapsüllü. gonokoklarda da fimbria önemlidir. Sinüzit ve otitlerde bakteriyemi görülmez. pnömonilerde ise 1/3 olguda bakteriyemi gelişmektedir. Kafa tabanı kırıkları. Maltoz (+) olması ile gonokoklardan ayrılır. Gram negatif basiller nadiren görülür. bakteriyel pnömonide %90 koruyucudur. 1) polisakkarid kapsül. Üç önemli virülans faktörü vardır. Spesifik hastalığı yoktur. N. lgA1 proteaz salgılayan bakteriler: • N. 1983 yılından beri 23 serotipli aşılar kullanılmaktadır. İmmün yetersizliği olanlarda ve 2 yaşın altındakilerde aşı ile yeterli immünite sağlanamaz. Damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşırlar. Neisseria meningitidis Doğal konakları insanlardır. Neisseria'lar oksidaz pozitiftir. Yakın temas içinde yaşayanlar riskli grubu oluşturur. Penisilin bağlayan proteinlerdeki değişikliğe bağlı olarak %20'lerde penisilin direnci görünmektedir. Ciddi pnömokok enfeksiyonlarında penisilin G. betalaktamaz ve DNaz içeren bakteridir. Tedavi İlk seçilecek ilaç penisilin olmalıdır. Orak hücreli anemisi olanlarda veya splenektomili hastalarda pnömokok enfeksiyonu riski fazladır.

otitis media. Patogenez ve Epidemiyoloji İnsan patojenidirler. C5. hipogamaglobulinemi Epidemiler.• S pneumoniae Prevotella melaninogenica ve dental hastalıklardan sorumlu bazı streptokokların da bu enzimi salgıladığı bilinmektedir. alkolzim. Tablo 2. alkolizm. malignite. endokardit. influenzae N. 7. properdin eksikliği Pnömoni.16 Medikal önemi olan Neisseria'ların özellikleri Özellikler Giriş Kapsül Maltoz fermantasyonu Beta laktamaz üretimi Oksidaz Aşı Meningokok Solunum sistem (+) (+) Yok (+) (+) Gonokok Genital sistem (-) (-) Bazen (+) (-) Tablo 2. Yaşlara göre akut bakteriyel menenjit etkenleri Yaş Yenidoğan 2 ay-6 Yaş 6-50 Yaş >50 Yaş Etken Gr (-) basil (E. monositogenes Grup B streptokok S. sinüzit. böbrek nakli.17 Menenjit etkenlerinin risk faktörleri Etken H. kontamine süt ve peynirin yenilip içilmesi Erken membran rüptürü. nazofarinks taşıyıcılığı. menengitidis S. epiglottit. otitis media. diabet. splenektomi. kronik böbrek ve karaciğer yetmezliği. aureus ve S. beyin cerrahisi. epidermidis Gram negatif basiller 64 . immün süpresyon. 6. şant takılması Beyin cerrahisi L. splenektomi. Komplemanın 5-9 arası (MAC) komponentinin eksikliğinde tekrarlayan Neisseria enfeksiyonları meydana gelir. 8 eksikliği. düşük doğum tartısı Açık kafa travması. kapalı ortam ve sıkışık yaşam koşulları önemli risk faktörleridir. Wiskott-AIdrich sendromu ve kafa travması Yenidoğan ve yaşlılık dönemleri. Epidemik menenjit etkenidir. hipogamaglobulinemi. multipl myelom. Damlacık enfeksiyonu olup. alkolizm.17'dadır. rinore ve otoreli kafa travması.coli) Grup B Streptokok Hib Pnömokok Pnömokok Menenjit etkeni bakterilerde risk faktörleri tablo 2. mastoidit. Normal görünümlü nazofarinks taşıyıcıları epidemilerde yayılırından sorumludur. pneumoniae Risk faktörleri Sinüzit.

rengi. İçerdiği kan hücreleri (BK ve/veya KK) 3. Besiyerlerinde opak koloni yapanlarda opa proteinleri vardır. hücre ve biyokimyasal değişikliğin gelişmemesi durumudur. sonra kantitatif protein miktarı tayini 4.Akut bakteriyel menenjit dışında.18 Menenjitte kapsülün rolü 1. güneş çarpması. En önemli antijenik yapıları fimbria (pili)larıdır. Gonokoklar insanların majör mukozal immunglobulini olan IgA1'i inaktive eden 65 . 6. sitokinler. Bakteriyemi gerek klinik tabloyu oluşturur. meningokoksemiye yol açmaktadır. Aşıda kullanılan antijendir Tedavi ve Korunma Penisilin G tek seçilecek ilaçtır. dissemine intravasküler koagülasyon ve adrenal yetersizlik ile seyreden fatal klinik tablodur. Korunma Meningokoklarda temas öncesi korunmada A+C kapsül aşıları kullanılır. görünümü (berrak/bulanık) 2. Menenjitte BOS'ta antien olarak aranır 4. kafa travması gibi nedenlerle sadece BOS basıncının artması. 2. Meningokoklarda sulfonamid direnci. İndirekt tanısal prosedürlerin kullanılması: BOS süpernatanında C-reaktif protein. şok. Gonokok enfeksiyonlarının toksisitesi büyük oranda LOS'un endotoksik etkisine bağlıdır.18). Besiyerlerine ekim: Kültür alındıktan hemen sonra tüp karbon kağıdı ile sarılır. Tüm suşlarında bulunur ve antijenik farklılığını gösterir. 5. Waterhouse-Friderichsen sendromu ateş. Meninks irritasyon belirtileri hipertonik sıvılar verilince kaybolur. Laboratuvar Bulgular BOS Bulguları Temel laboratuar prosedürü kan ve BOS örnekleri üzerinde çalışmaktır. Enterik gram negatif basilerden farklı olarak O antijenleri uzun zincirler şeklinde değildir ve lipooligosakkarid LOS adını alır. transparan kolonilerde ise bulunmaz. Tablo 2. Neisseria gonorrhoeae Gonokoklar sadece glukozu fermente ederler. Yaymaların incelenmesi: Gram negatif diplokokların gösterilmesidir. • Yüksek ateş • Baş ağrısı • Bilinç değişikliği • Bulantı/Kusma • Herpes labialis • Peteşiler • Patolojik refleksler Meninks irritasyon bulguları Kerning. lateks aglutinasyon yöntemi ile kapsüler antijenlerin aranması güvenilir bir çabuk tanı yöntemidir (Tablo 2. Pandy solüsyo nu). yaygın purpura. bunlara patolojik refleksler iştirak edebilir. Opa proteinleri de gonokokların konak hücrelere tutunmasını sağlar. BOS bulguları . Serolojik grupların tanımlanmasında kullanılan antijendir 3. Direnç gösterilememiştir. Antifagostik aktivite ile virülansı arttırır. Temas sonrasında ise rifampisin ve siprofloksasin verilir. 1. santrifüjlenir ve tek koloni ekimi yapılır. Basıncı. bu özelliği diğer neisserialar ile farkını belirler. Bakteriyel menenjit bulguları. Brudzinski pozitifliği. Üç yıl kadar korumaktadır. Fimbriaları dışında hücre membranları üzerinde bulunan porları da antjenik olarak farklı yapıdadır ve serolojik tiplendirmede kullanılır. Meningismus (Menenjizm): LP sonrası. Önce kalitatif (% 10 fenik asit. en iyi tanı yöntemidir. Klinik Bulgular Meningokoksemi ve menenjit yapar.

Patogenez ve Epidemiyoloji Yalnızca insanda hastalık oluştururlar. Bazı hastalarda meningokokları taklit eden göz enfeksiyonları ve menenjit gelişebilir. özgüllüğü ise %98'dir. Erkeklerde bu testin sensitivitesi ortalama %90. Kronik gonokoksik servisit ve proktit çoğunlukla asemptomatiktir. dizde daha sık görülen septik monoartrit ile de seyredebilir. Ancak. Penisilinaz üreten suşların ortalama %10 civarında olduğu tahmin edilmektedir. akıntı yayması. perihepatite yol açabilirler (Fitz-HughCurtis Sendromu). Fimbrialardaki antijenik değişiklikler nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonları görülebilir. Lenfatik iletim ile. tenosinovit. Gram ile boyalı preparatlarında Çin alfabesi şeklinde görülürler. Bakteri cinsel temasla bulaşır. İntrasellüler yaşamayı severler. Erkeklerde dizüri şikayeti ile karakterize koyu krem şeklinde akıntılı üretrit olguların yaklaşık %95'inde görülür. Bu plazmidler konjugasyon yoluyla hem diğer gonokoklara hem de Haemophilus gibi benzer gram negatif bakterilere aktarılmaktadır. Endoservikal akıntıdan yapılan boyalı preparatlarda Glukozu oksidatif olarak metabolize eder. kolistin. sadece karaciğer enzimlerinde hafif bir yükselme görülür. Tedavi ve Korunma Komplikasyon olmayan gonokok enfeksiyonlarında seçilecek ilaç seftriaksondur. Dünyada penisilin dirençli gonokoklar süratle yayılmaktadır. Gonokoklara karşı gelişen antikorların ELISA veya PCR yöntemi ile ölçülmesiyle de tanı konulabilir. Gram boyamanın duyarlılığı >%90. Bunlardan bir kısmının fonksiyonu bilinmemektedir. Son yıllarda siprofloksasin dirençli suşların görülmesi dikkat çekicidir. Hastalık epididimit'e ilerleyebilir. Başlangıçta gonokoklar penisiline duyarlı idiler. kompleman ve nötrofillerdir. spesifitesi ise %99'dur. Klinik Bulgular Gonokokların sadece fimbrialı olanları patojendir. konjunktiva. Salpenjit. Taşıyıcı anneden doğum sırasında bebeğe de bulaşarak.lgA1 proteaz salgılarlar. Mukozalara tutunmadan fimbriaları. diplokoklar görülmesi tipiktir ve kesin tanı koydurur. rektum ve boğazın mukozalarında akut süpürasyonlu doku invazyonu yapan enfeksiyonlar meydana getirir. SPORSUZ GRAM POZİTİF BASİLLER Bu grupta Corynebacterium ve Listeria bulunur. En sık genital sistem enfeksiyonları gelişir. laktoz. Penisilin alerjisi olanlarda siprofloksasin kullanılabilir. Gonokoklara karşı konak savunma mekanizması antikorlar (IgA ve IgG). serviks. mukopürülan akıntılı endoservisit görülür. anccak seyirli PID göstergesidir. gonokoksik ophthalmia neonatorum'a yol açabilir. Gonokoklarda çok miktarda plazmid bulunur. Maltoz. rektum. Gonokoksik salpenjitin ardından yaklaşık %20 kadında infertilite gelişebilir. Uzun süreli infeksiyonlarında kronik enflamasyon ve fibrozis gelişir. toksisitesinden endotoksinleri sorumludur. Yenidoğana doğum sonrasında % 1 AgNO3 damlatılır. erken tanı açısından önemlidir. Sporlu gram pozitif basillerden farkı ince yapılı olmaları ve zincir şeklinde değilde ayrı ayrı bulunmalarıdır. Tedavi edilmemiş olgularda fibrozis'e bağlı üretral darlık gelişebilir. Laboratuvar Tanı Uretra. Gonoreli kadınlarda % 1-3 olasılıkla dissemine gonokok enfeksiyonu gelişebilir. Hemokültürde ve gonokok artritli hastaların ortalama %30'unda bakteri izole edilebilir. yenidoğan doğum kanalından infekte olabilir. ciltte peteşiler belirir (gonokoksemi). Vajina ve uretra da enfeksiyona eşlik edebilir. Hafif bir klinik tablodur. ancak betalaktamaz plazmidleri de bulunmaktadır. gram boyamasında ise gram (-). Kan kültürü sistemik hastalıklarda faydalıdır. Kadınlarda. Sarılık yoktur. sukroz gibi diğerlerini ise metabolize etmez. Nadir de olsa asemptomatik olabilir. trachomatis için tetrasiklin de eklenebilir. Mikst enfeksiyonları nedeniyle C. Uretral ve endoservikal eksüdanın Gram boyanmasında nötrofillerin içinde ve dışında bol miktarda gram negatif diplokoklar görülür. Meningokoklar ise glukoza ek olarak maltozu da metabolize ederler. Gonore kısa inkübasyon periyottu cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Genitoüriner sistem. göz. ancak anorektal ve farenks enfeksiyonlarda görülebilir. Dissemine enfeksiyonların gelişmesinde C5-C9 kompleman eksikliğinin rolü vardır. Modifiye Thayer-Martin jeloz (vankomisin. Kültür hasta başında. fibrozis ve tüplerde daralma meydana gelebilir. Ancak 1976 yılında penisilinaz üreten suşlar gösterildi. 66 . Bu olgular yüksek ateş. Asemptomatiklerde ve kadınlarda tanı güçtür. trimethoprim ve nistatin bulunan çukulatamsı agar) ve çukulata agarda üretilebilirler. boğaz ve sinoviyal sıvı kültür ve yayması incelenir. akıntıdan direkt olarak alınır. Metilen mavisi ile boyanan akıntı yaymasında lökositler içerisinde.

Hem toksin üretenler hem de üretmeyenler üst solunum yollarında bulunur ve damlacık enfeksiyonu yolu ile bulaşır. böylece konak hücreye tutunmayı önlerler. Mavi boyanan bakterilerde kırmızı olarak görünürler. Standart purifiye toksin 0. 2) toksine karşı gelişen antikorlar B parçasını inhibe ederler. Klinik Bulgular Tonsiller üzerinde ve boğazda gri. Deri enfeksiyonlarına da sebep olabilir. Patogenez Ekzotoksin üretimi başlıca patojenite faktörüdür. Difteroidler ise normal flora bakterileridir ve fırsatçı enfeksiyonlardan sorumludurlar. Ateş. boğaz ağrısı ve servikal adenopati nonspesifik bulgularıdır. Kişilerin difteriye karşı immun yanıtı Schick testi ile ölçülür. Sıklıkla çevre dokulara invazyon yapmazlar. periferik nöropati görülebilir. Difteri toksini elongasyon faktör 2 inhibisyonu aracılığı ile protein sentezini inhibe eder. prokaryotikleri etkilemez. Antikorlar gelişmemiş ise 4-7 gün sonra injeksiyon alanında enflamasyon gelişir. Toksin üreten suşlar bir faj ile infekte lizojenik bakterilerdir. Kutanöz difteri gri membran ile çevrili ülsere lezyonlardır. rekürren larenks paralizisi. Önemli Bilgiler Corynebacteria'lar gram pozitif basillerdir V ve L şeklinde veya Çin alfabesi şeklinde görülürler Metakromatik boyanan yüksek enerji taşıyan fosfat granülleri vardır (Babest-Ernst cisimcikleri) (Şekil 2.5).Corynebacterium diphtheriae Hastalık C. Bakterinin boğaza invazyon yapması gerekmektedir. miyokardit ve dolaşım kollapsı. diphtheriae difteri etkenidir.1 mL intradermal injekte edilir. kalın pseudomembranlar görülür. Toksin tüm ökaryotik hücreleri etkilerken. Sistemik semptomlar nadiren görülür. Bakteri 1) psödomembranlarla karakterize lokal enflamasyon yapar. Bulaşma İnsanlar C. Komplikasyonları Larenks ve trakea obstrüksiyonları. diphtheriae''nın doğal konaklarıdır. 67 .

Erken olgularda penisilin.Tablo 2. Laboratuvar Tanı Hem bakterinin izolasyonu hem de toksinin gösterilmesi ile konur. İnsanlara hayvanlardan direkt temas veya pastörize edilmemiş sütlerle. Buzdolabında üreyebilmesi önemli özelliğidir. Korunma Toksinden elde edilmiş toksoid aşıları ile yapılır. Löffler'in metilen mavisi ile boyama metakromatik cisimlerin gösterilmesi nedeniyle tercih edilmektedir. Organizma hayvanlar. intrasellüler enfeksiyon yapması nedeniyle hücresel immünitenin sağlam olması daha önemlidir. Organizma listerioliz O üretir. ince Çin alfabesi gibi bakterilerin gösterilmesi tanı için değerlidir. Bunlardan birincisi fetus ve yenidoğanlarda plasentayı geçerek meydana gelen granulomatosis infantiseptica. 6. Patogenez Listeria enfeksiyonlarının iki klinik tipi vardır. Kanlı agarda kolonileri dar bir beta hemoliz zonu yapar. Antitoksin heterolog yapıdadır. Aşı 2. penisilin direnci olanlarda eritromisin etkilidir. aylarda yapılır. Aşılı kişiler difterinin tipik toksemik klinik tablolarından korunurlar. Boğaz sürüntüsünün gram ve metilen mavisi ile boyanması ile gram pozitif. diğeride özellikle renal transplantasyon hastalarında olmak üzere (immunsüprese yetişkinlerde) meydana gelen sepsisdir.19 Gram pozitif çomakların önemli özellikleri Özellik Hemoliz Hareket Katalaz H2S Corynebacterium Değişken Yok (+) (-) Listeria Beta Var* (+) (-) Erisipelothrix Alfa Yok (-) (+) * 22°C'de hareketli 37°C'de hareketsizdir. at.6). kontamine sebzeler ile bulaşır. Hareketli olması ile ayrılır. Önemli Bilgiler Corynebacteriumlar gibi V ve L şeklinde küçük gram pozitif basillerdir. Bu hastalara toksin verilmemelidir. bunun Streptolizin O gibi hemolizin etkisi vardır. Bakteri izole edilirse hayvan deneyleri veya jel diffüzyon presipitin testi ile toksin üretimi araştırılır. 68 . Patogenezini mononükleer fagositik hücrelere invazyon ile yapar (Şekil 2. Taşıyıcılarında tedavilerinde eritromisin kulllanılır. sığır veya koyundan hazırlanmıştır. Listeria monocytogenes Hastalık Yenidoğanlarda ve immün yetersizliği olanlarda menenjit ve sepsis etkenidir. Tedavi ve Korunma Mümkün olan en kısa sürede antitoksin uygulanır. yaşlarda booster aşılama yapılır. 4. ancak infekte olmaktan korunamazlar. bitkiler ve toprakta yaygın olarak bulunur. bunu takiben 1 ve 6. Boğaz sürüntüsü Löffler'in sığır serumlu buyyonu. Bu nedenle anafilaksi riski taşımaktadır. ancak kesin tanıyı koydurtmaz. Amerika'da pastörize edilmemiş yiyeceklerle bulaşan en önemli hastalıktır. PCR ile toksin genlerinin gösterilmesi tanıda kullanılabilir. tellüritli agar ve kanlı agara ekilir. Hücre membranları üzerinde delikler açar.

Yenidoğanda 1-4 hafta sonra menenjit meydana gelebilir. İnfekte annede asemptomatik veya influenza benzeri bir hastalık olabilir. IL-4 ve IL10 salgılayan baskılayıcı T lenfositlerinin indüklenmesi Solunumsal patlamanın inhibisyonu. Aşısı yoktur. bebekte sepsis meydana gelebilir. İnterferon-Â'nın etkilerinin inhibisyonu. asidifikasyon ve lizozomal tuberculosis enzimlerin difüzyonunun inhibisyonu Serbest oksijen radikallerinin temizlenmesi. İmmünyetersizliği olanların yiyeceklerine dikkat edilmelidir. katalaz sentezinin arttırılması. Tedavi ve Korunma Ampisilin primer ilacıdır.20 Fakültatıf hücre içi organizmaların kaçaş mekanizmaları Organizma Listeria monocytogenes Neisseria gonorrhoeae Mycobacterium avium Mycobacterium tuberculosis Mycobacterium leprae Legionella pneumophilila Yersinia pestis Leishmania Trypanosoma cruzi Toxoplasma gondii Kaçış Mekanizması Fagozomdan kaçış. Trimethoprim-sulfametaksazol de etkilidir. katalaz yapımı. proteolitik enzimlere direnç Lizozom füzyonundan önce fagozomdan kaçar Fagolizozom oluşumunun inhibisyonu Enfeksiyon gebelerde abortus ile sonuçlanabilir ya da prematüre doğum. Kontamine hayvansal ürünler ile salgınlar bildirilmiştir. Laboratuvar Tanı Tanıda gram boyama ve kültür yöntemleri kullanılır. fagolizozom oluşumunun engellenmesi Antikomplemanter aktivite Monosit ve nötrofillerin sitokinlere yanıtının inhibisyonu. beraberinde gentamisin'de kullanılabilir.Tablo 2. hücreden hücreye yayılım. IL-10 sentezinin uyarılması Koruyucu kapsül. 69 . Kültürde üretilen bakteriye genel görünümü dışında şeker testleri ile biyoşimi yapılır. Bu organizma sağlıklı kişilerde besin zehirlenmelerine sebep olabilir. Sulu diyare şeklinde gastroenterit etkenidir. fagolizozomal H2O2'nin nötralizasyonu Fagozom içeriğinin asidifikasyonunun inhibisyonu Fagozom oluşumu. Dirençli suşları nadirdir.

Ortak özellikleri Oksidaz (-). kanlı diyare ve dizanteri etkeni Gram negatif basiller Dizanteri Etken Enterobacteriacea ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Shigella Salmonella enteriti Salmonella typhi Yersinia enterocolitica Diğerleri Vibrionaceae Vibrio cholerae V. ancak diğerleri patojendir. Enterotoksijenik E. Campylobacter jejuni enfeksiyonlarında bunlara ek olarak Guillain-Barre sendromu gelişebilir. coli gelişmekte olan ülkelerde en sık ishal etkenidir. formole duyarlıdır. asit veya asit-gaz yaparlar Laktoz negatif olanlar patojendir (Salmonella. bir kısmı sadece intestinal. Salmonella.ENTERİK GRAM NEGATİF BASİLLER Diyare etkeni enterik bakteriler Enterobacteriaceae ve Vibrionacea olarak ikiye ayrılır. kanalizasyonun içme sularına karıştığının göstergesi koliform bakterilerdir. Enterik patojenlerden bazıları (Shigella. Salmonella ve Shigella insan için kesin patojendir. genelde fakültatif anaeropturlar Hareketlidirler (Klebsiella. Polisakkarid yapısında olduğu için organizmada IgM yapısında antikorların oluşmasına sebep olur.22). başka bir kısmı ise sadece ekstraintestinal enfeksiyonları ile bilinirler. diğerlerinin bu özelliği yoktur. Katalaz (+) tirler Nitratları nitritlere indirgerler ECA denilen ortak antijenleri vardır. E. Enterobacteriacea İnsan ve hayvan barsaklarında bulunan heterojen gram negatif basillerdir. Toplum sağlığı açısından değeri vardır. Gram negatif enterik bakterilerin bir kısmı hem intestinal hem de ekstraintestinal hastalık yaparken. coli gibi bazıları normal flora bakterisidir ve rastlantısal hastalık yaparken. Tablo 2. Akut enfeksiyon göstergesidir. parahemolyticus Campylobacter jejuni + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + ± + + + + ± ± Diyare Kanlı diyare İleit Kolit 70 . coli genellikle üriner sistem enfeksiyonu etkeni olarak bilinirken. Shigella ve Salmonelladan iki tanesi hariç) Glükoz (+) tir. Shigella) (Tablo 2. Enterobacteriacea normal floranın üyesi olarak bulunabilir. Bu grupların üyeleri diyare'den kolite kadar çok değişik türde ishal tiplerine sebep olabilir (Tablo 2.21). Campylobacter ve Yersinia) Reiter sendromu gibi otoimmün hastalıklara sebep olabilirler. Koliform bakteriler diye adlandırılırlar. • Somatik O Antijeni: Isıya dirençli. E.21 Diyare.

Vi Ag'i Salmonella typhi'nin K Ag'idir. Bu yapının aynısı Citrobacter'de de bulunur.22 Enterik bakterilerde laktoz fermantasyonu Fermantasyon Fermente edenler Etmeyenler Yavaş edenler Bakteriler Escherichia. P fimbriası eritrositlerdeki P kan grubu Ag'lerine ve üroepitelyal hücrelerdeki P Ag'lerine afinite göstererek piyelonefritlere yol açarlar. IgM olmaksızın sadece IgG yapısında antikorlar yüksek olarak tespit edilirse geçirilmiş enfeksiyon yorumu yapılır. Klinik Bulgular E. Proteus. Klebsiella ve Salmonella izolatlarında da gösterilmiştir. Bu antijen ile serogruplandırma yapılır. 100-1200C'de 1 saatte inaktive olur. S fimbriası yenidoğan sepsis ve menenjitlerinde rol oynarlar.23). ancak kesin tanı dışkı kültürü ile konulur. Klebsiella. barsak epitel hücrelerinde adenilat siklaz aktivasyonu ile cAMP artışına yol açar. • H Flagella antijeni: Isı ve alkole duyarlıdır. Diğer sistemlerin E. Enterobacter Shigella. Patogenez Üriner sistem enfeksiyonuna neden olanların. GİS ve üriner sistemde gelişir. Stabil Toksin (ST). P ve S fimbriaları ile Kolisin-V içerdikleri gösterilmiştir. coli enfeksiyonları fırsatçı niteliktedir. Vi antijenine karşı oluşmuş antikorların gösterilmesi tarama testi olarak kullanılabilir.coli K 100 antijeni Haemophilus influenzae tip b ile çarpraz reaksiyon gösterir. oportunistik (fırsatçı) enfeksiyon etkenidir. İmmünitesi normal olan kişilerde E. E. • Kolisin (bakteriosin): Gram negatif organizmaların birçoğu bakteriosin üretir. polisakkarid yapıdadır. • K Kapsül antijeni (Vi yüzey Ag): E. coli GİS sistem dışında vücudun başka herhangi bir yerinde tespit edilirse patolojik olarak kabul edilir. fagositozu ve antikor bağlanmasını önlerler. Pseudomonas Vibrio. coli'nin bası suşları spesifik hastalık tabloları meydana getirirler (Tablo 2. ETEC turist diyaresinin en sık etkenidir. enterocolitica ve Citrobacter türlerinde görülür.Enterobakterilerin çoğunda E. Bu ise Y. E. Tablo 2. Virülans ile ilişkilidir. Bu floranın %99'unu anaerobik bakteriler (Bacteroides türleri) oluştururlar. Serratia İNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE VE DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Escherichia Coli Hastalık Üriner sistem enfeksiyonu ve gram negatif basil sepsislerinin en sık görülen etkenleridir. coli'nin 014 antijeni bulunur. ise guanilat siklaz aktivasyonu ile cGMP artışına yol açar. İntestinal Enfeksiyonlar ETEC (Enterotoksijenik): Plazmid kontrolünde olan iki tür toksini vardır. IgG yapısında antikor oluşumuna neden olurlar. formole dirençlidir. V. Önemli bilgiler GİS florasını oluşturan doğal üyelerdendir. Bakteriosinler bakteri tiplendirilmesinde kullanılabilir. Bunlar diğer suşların üremelerini engeller. coli'nin K1 Ag'ni yenidoğan menenjiti yapar. coli ve Klebsiella gibi kapsüllü enterik bakterilerde bulunur. cholerae ekzotoksini benzeri olan Termolabil Toksin (LT). E. coli enfeksiyonları virülan kökenlerce. 71 . Salmonella.

Sulu diyare yapar. Az gelişmiş ülkelerde 5 yaşından küçük çocukların ishal etkenidir. Enterotoksijenik ve enteropatojenik E. AIDS hastaları Endemik Batı ülkeleri Ekstraintestinal Hastalık Tabloları Sepsis. coli'lerin ayrımı rutin laboratuvarlarda yapılmaz. Shiga ekzotoksini benzeri toksini vardır (Verotoksin). Bifidus faktörü (methyl-N-acetyl D-glucosamine) Lactobacillus bifidus üremesi sırasında oluşan spesifik bir faktördür. hemorajik kolit. coli ise bunların %40'ından sorumludur. çocuklarda hemolitik üremik sendrom ve trombotik trombositopenik purpura' dan (TTP) sorumludur. Laboratuvar tanı Gram negatif basil elde edildiği zaman EMB agar gibi laktoz bulunduran besiyerlerine ekilirler. H Ag negatiftir. EAggEC (Enteroaggregatif): Turist diyaresinin diğer bir etkenidir. antibiyogram sonuçlarının beklenemeyeceği acil durumlarda. İyi pişmemiş sığır etinden bulaşır. hastane kaynaklıların ise %40-50'sinden sorumludur. E.23 Patojenik E. Enterobacteriacea üyesi bakteriler. coli laktoz pozitif olması nedeniyle renkli koloniler yapar. nozokomiyal enfeksiyonlar. akut diare gibi enfeksiyonlar daha az görülür. yüksek ateşle seyreden) diyare etkenidir. özel serumlara ihtiyaç vardır. Patogenezi tam olarak aydınlatılamamıştır. E.Hamburgerler önemli kaynaklardır.. coli 0157:H7 suşudur. sefalosporinler veya aminoglikozidler tercih edilir.EIEC (Enteroinvazif): Şigelloz gibi dizanteriform (kanlı-mukuslu. Hemorajik kolit. Tedavi ve korunma Antibiyotik direnci büyük değişiklikler göstermekle birlikte. 72 . enfeksiyon bölgesine göre değiştirilebilmekle birlikte tedavide. yara enfeksiyonu ve kolesistitler ekstraintestinal hastalık tablolarıdır. persistan diyare Kanlı diyare Kanlı diyare. hemolitik üremik send. Ampisilin ve kotrimoksazol'a dirençlidirler. TTP Epidemiyoloji Dünyada yaygın İnfant< 1 yaş İnfant < 6 ay. coli gibi potansiyel patojenlerin üremesini inhibe eder. EHEC (Enterohemorajik): E. EPEC (Enteropatojenik): Bakıcı kaynaklı süt çocuğu sürgünlerinden sorumludur. tüm sepsislerin 1/3'ünden. kinolonlar.bifidus'un ürettiği asetik asit ve laktik asit dışkı pH'sını düşürür böylece E. üriner sistem enfeksiyonları (en sık). Diğerlerinden ayrımı (Sereny testi) ile yapılır (kültür süzüntüsü tavşanda keratokonjunktivit yapar). Bu nedenle anne sütü alan çocuklarda otitis media. E. yenidoğan menenjitleri. coli hastane dışında edinilmiş üriner sistem enfeksiyonlarının >%80'inden. coli suşlarının sınıflandırılması Grup ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Semptomlar Sulu diyare (turist diyaresi) Sulu daire Sulu diyare. Bifidus faktör insan sütünde bulunur ama inek sütünde bulunmaz. Bu tabloların gelişmesinde kapsül ve endotoksinin rolü vardır. L. febril üst solunum yolu enfeksiyonları. Tablo 2.

Önemli Bilgiler DNA benzerlikleri açısından tüm Salmonellalar S. paratyphi A. 73 . saprophyticus (genç. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel enterokolitlerin en önemli etkenlerinden birisidir. insanlarda besin zehirlenmesi yapar.25 Hastane enfeksiyonlarında en sık karşılaşılan patojenler Enfeksiyon tipi Yara enfeksiyonları En sık karşılaşılan organizmalar Staphylococcus aureus Escherichia coli Streptococcus faecalis Akciğer enfeksiyonları Klebsiella pneumoniae Pseudomonas aeruginosa Staphylococcus aureus Enterobacter spp. Epidemiyoloji Salmonella bakterilerin çoğu zoonozdur ancak. typhimirum'da farelerde tifo benzeri bir enfeksiyon yaparken. H2S üretirler. insanlarda ise besin zehirlenmelerine neden olurlar. cinsel aktif kadınlar) Diğer enterobacteriacea'lar Enterokoklar Tablo 2. pullorum hareketsiz bunların dışındakiler hareketlidir. S. Üriner kateter Escherichia coli Streptococcus faecalis Pseudomonas aeruginosa Klebsiella spp. S. S. enteritidis kemirici ve farelerin primer etkenleridir. Esherichia coli İntravenöz kateter Staphylococcus epidermidis Staphylococcus auereus Streptococcus faecalis Candida spp. Salmonella Hastalık Gastroenterit. gallinorum ve S.Aktif ve pasif korunma yoktur. Salmonella suşları hayvanlar ile insanlarda farklı enfeksiyonlara neden olabilmektedirler. S ve C sadece insan enfeksiyonlarından sorumludur. S. Vi antijeni kapsüler polisakkarid antijenidir. asemptomatik taşıyıcılık yaparlar. typhi'nin antifagositik virülans faktörüdür. tifo. Kümes hayvanlarında enfeksiyon etkeni olan S. Laktozu fermente etmezler. 20°C'de (oda ısısında) rahatlıkla üreyebilmeleri besin zehirlenmesi açısından anlamlıdır. H antijenine göre faz 1 ve 2'ye ayrılır. typhi. Tablo 2. S. cholerasuis'dir. O antijenine göre A-I'ya. 2000 civarında serotipi vardır. sepsis ve fokal organ enfeksiyonları.24 Piyelonefrit nedenleri Çocuklar Sıklıkla Daha nadir Escherichia coli Diğer enterobacteriacealar Enterokoklar Streptococcus agalactiae Yetişkinler Escherichia coli S.

Kontamine besinin yenmesinden kısa süre sonra basiller kana karışır. Klinik Bulgular Salmonella enterokoliti En sık karşılaşılan salmonella kliniğidir. pnömoni. Ancak. bakteriyi nötrofil fagositozundan korumaktadır. S. bazı olgularda silendirüri. barsak lenfatiklerine ulaşır. Lenfohematojen yayılım sonucunda bakteri. Bakteriler kontamine besinler ile alındıktan sonra ince barsaklardan. Baş ağrısı sıktır. Bir-iki haftalık inkübasyon periyodundan sonra. Kolera gibi seyrederse Kolera nostras denir. diyare. Laboratuvar Tanı Kısa süreli lökositozdan sonra derin lökopeni. İnce ve kalın barsağın epitel ve subepitel dokularını invaze eder. Şigella'nın aksine hastalığın ortaya çıkması için çok sayıda bakterinin (1-100 milyon bakteri) yutulması gerekmektedir. choleraesuis'dir. GIS bulgusu yoktur veya çok hafiftir.26'de görülmektedir. karışık floralı ortamlarda izolasyonudur. diskordans (relatif bradikardi. bakteriyemi çok nadir görülür. baş ağrıları (tipiktir) gibi genel enfeksiyon belirtilerine birkaç gün içinde yüksek ateş. menenjit (infantlarda). Daha sonra lenfohematojen yayılan Salmonellalar. hastada gelişen halsizlik. periferik kanda eozinofil kaybı. sorun olan. Yüksek ateş. İmmün yetersizliği olanların dışında bakteriyemi gelişmez. İndirekt tanı yöntemlerinden Gruber -Widal testinde 0 ve H Ag'ine karşı gelişen antikorların titrasyonu tespit edilir. ağır olgularda ve böbrek tutulumlarında üre ve kreatinin 74 . paratyphi A. enteritidis!dir (tavuk etinden veya infekte çiğ yumurta yenilmesi ile insana bulaşır). Özellikle orak hücreli anemi veya kanser gibi altta yatan immün yetersizlik yaratıcı hastalığı olanlarda görülür. kusma ve karın ağrısı ile seyreder. Makrofaj fagositozu ve barsak epitel hücrelerini infekte etmeleri. Bulaşma kontamine besinler aracılığı ile olmaktadır. karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma. Hepatosplenomegali vardır. Dışkı kültürünün hemen başlangıçtan itibaren (+) bulunması. Tifo S. stupor veya koma gibi bilinç bozuklukları ile toksik tablo eklenir. burada ürerler. endarterit (aort anevrizmalarına oturabilir) ve osteomiyelit (orak hücreli anemi olgularında) gibi lokal yerleşimli enfeksiyonlar gelişir.Basit besiyerlerinde kolaylıkla ürerler. deoksikolat ve tetratiyonat gibi inhibitör maddeler eklenir. lenfomonositoz. tifodan ayırıcı tanıda önemlidir. Lağım suları gibi karışık floralı ortamdan izolasyon için Mueller-Kaufman'ın Tetratiyonat'lı buyyonu kullanılır. B. her 10°C ateş artışında nabzın ortalama 20 vuru/dakika yükselmesi beklenirken. Ancak tüm Salmonella türlerince oluşturulan enfeksiyonların seyrinde de gelişebilmektedir. genel durum bozukluğu. endokardit. Uzun inkübasyon periyotlu (8-48 saat) besin zehirlenmesi etkenidir. bulantı. Besiyerlerine Salmonellaların dirençli olduğu Brillant yeşili. febril proteinüri. mental konfüzyon. birkaç günde kendiliğinden iyileşir. yükselmemesi). makrofajlarca fagosite edilseler de öldürülemezler (oksidatif mekanizmalara dirençlidirler). C ile paratifo meydana gelir. Hemokültür (-) negatiftir. Birinci haftanın sonundan itibaren birkaç hafta süre ile göğüs cildinde makülopapüler döküntü (rose spot) gözlenebilir. İshal beklenirken kabızlık görülür. Bakteriyemi Etkeni S. Salmonella ile Şigella arasındaki önemli farklar Tablo 2. Gastroenterit yapan suşlardan farklı olarak hemokültür (+) tir. typhi ile tifo. özellikle ileum submukozal lenf bezlerine (Peyer plakları) oturur. typhimurium ve S. En çok izole edilen bakteriler S.

Grup Aglutinasyon ile 1. Aşı: Canlı. Hastaya taşıyıcı tanısı konabilmek için bir yıldan uzun süre dışkıda bakterinin gösteriliyor olması gerekir. hafta 4. Taşıyıcılık: Tifo geçirenlerin %1-5. Anti-H antikorlarının tek başına pozitifliği anlamlı değildir. Salmonellalardan başlıca üç kriter ile ayrılırlar. 1) glukozun fermentasyonundan gaz çıkarmaz. Tedavi prensibi olarak ilk dozlar düşük olmalıdır. tıbbi tedaviye dirençli safra taşlı olgularda kolesistektomi uygulanır. nontifoid enfeksiyon geçirenlerin ise <%1 'inde 1 yılı aşkın süreyle dışkı veya nadiren de idrar ile basil saçılımı gözlenebilir. idrar kültürü ve dışkı kültürü alınır. Tifo ve bakteriyemi: ilk seçenek kinolonlardır. Günümüzde tarihsel önemi vardır. Kadınlarda taşıyıcılık erkeklerden daha fazladır. kinolonlar ile ise 14 gün devam edilir.26). özellikle Schistosomiasis olgularında görülür.düzeylerinde artmalar görülür. 75 . Ancak haftalara göre üreme ihtimali değişiktir. Hafta sonundan itibaren Anti-0 antikorlar pozitifleşir. diğerine göre daha koruyucudur. 2) H2S üretmez 3) hareketsizdir. hafta 3. Taşıyıcılar: 4 hafta süre ile kinolon verilir. 1:160 titrenin üzerindeki pozitiflik enfeksiyon lehinedir. Aşı sadece riskli bölgelere seyahat edeceklere önerilir. GASTROİNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE ENFEKSİYON YAPANLAR Shigella Hastalık Basilli dizanteri etkenidir (Tablo 2. Taşıyıcılığı arttırdığı için antibiyotik kullanımından kaçınılır. Bunlarda tifo ile beraber parazit tedavisi de yapılmalıdır. IgG yapısındadırlar. 1. Parenteral (TAB) 2-40 yaş arası yüksek risk grubuna yapılır ancak çok etkili değildir. H antijenine karşı antikorlar ise 2. Tifo gibi intrasellüler enfeksiyonlarda gerçek koruyucu immünite hücresel olanıdır. IgM yapısındadır. hafta Hemokültür Dışkı kültürü İdrar kültürü Safra kültürü Tifo geçiren hastalarda 2 ile 4 ay kadar dışkıda bakteri izole edilebilir. Önemli Bilgiler Laktozu fermente etmezler. Ancak 2 hafta sonra tekrarlandığında 4 kat pozitiflik devam ediyor ise enfeksiyon lehine bir bulgudur.Reenfeksiyon. Tedavi ve koruma Gastroenterit: Sadece sıvı-elektrolit replasmanı yapılması çoğu zaman yeterlidir. Kloramfenikol allerjik ve toksik komplikasyonları nedeniyle artık ilk seçenek değildir. Endokarditlerde ampisilin ve seftriakson kullanılır. Kısa sürede bakteri öldürülmesi çok miktarda endotoksinin açığa çıkmasına yol açacak ve endotoksik şok tehlikesi meydana gelecektir (Herxheimer reaksiyonu). hafta sonlarına doğru pozitifleşir. Kloramfenikol ile tedaviye 21 gün. Hastalardan hemokültür. Hücresel immünite defekte olanlarda Anti-O veya Anti-H pozitifleşse dahi relaps veya reenfeksiyon gelişebilmektedir (AIDS). hafta 2. Ağır olgularda antibiyotik kullanılabilir. zayıflatılmış oral aşı (Ty2la) ve Vi Ag aşısının yan etkileri çok azdır.

A grubu: S.Tablo 2. nörolojik bulgularla seyreden İkari Sendromu'na sebep olabilir. B grubu: S. ancak en dirençli tür budur. 76 . sonnei dünyada en yaygın görülen suştur. Serogrup 1 (Shiga basili): Ekzotoksini koleragen toksini benzeri enteronöroeksotoksindir.26 İnce barsak ve kolon tipi diyarelerin özellikleri İnce barsak Patojenler V. Küçük çocuklarda diyareleri konvülsiyonlar ile seyreder. Dışkı sulu ancak kan ve mukusludur. C grubu: S. hücre protein sentezi yapamaz ve ölür. rektum Az Mukoid Bol Bol (amebiasis hariç) Mukozal ülserler hemorajik mukoza Kolon Shigella E. dünyada en yaygın Shigella suşudur. dysenteriae. Başlıca kaynak kirli kontamine eller ve bunlarla kirletilmiş besin maddeleridir. Diyare 2-3 günde kendi kendine iyileşir. Kolonda mukoza ile sınırlı abseler ve ülserler yapar. S. Fimbrialı'dır. immün yetersizliklilerde. boydii D grubu: S.coli (EIEC veya invazif) Campylobacter Entamoeba histolytica Tablo 2. Ülkemizdeki enfeksiyonların çoğundan sorumludur. Patogenez ve Epidemiyoloji Şigelloz gelişmekte olan ülkelerde küçük çocukların hastalığıdır. Çok az sayıda (100-200) bakteri ile bulaşma gerçekleşebilir. Tür ayrımında kullanılan Mannitol testi A grubunda (-) diğerlerinde (+) dir. coli (ETEC) Rotavirus Norwalk ajanı Giardia Cryptosporidium Cyclospora Ağrının lokalizasyonu Dışkının volümü Dışkının tipi Dışkıda kan Dışkıda lökosit Proktoskopi Orta abdomen Bol Sulu Nadir Nadir Normal Alt abdomen. cholerae E. En ağır tabloyu S. bomba koloniler yapar. dysenteriae yapar. Klinik Bulgular 1-4 günlük inkübasyon periyodunun ardından ateş ve abdominal kramp ve bunu takiben diyare gelişir. sonnei hafif hastalık tablosu oluşturan. Enfeksiyonunda en hafif kliniğe sahiptir. derin dokulara invazyon yapmazlar. bebekler ve yaşlılarda ağır seyirli. flexneri. Hastalık bakterinin tipine veya hastanın yaşına göre ağır seyirli olabilir.27 Salmonella ve Shigellanın önemli özelliklerinin karşılaştırılması Özellikler Rezervuar Laktoz fermentasyonu H2S Üretimi Enfeksiyon dozu (ID50) Diare Kan dolaşımı invazyonu Kronik taşıyıcılık Aşı Shigella insan Hayır Hayır Düşük Evet Hayır Hayır Hayır Salmonella typhi dışı Salmonellalar Hayvanlar Hayır Evet Yüksek Evet Evet Nadiren Hayır S. typhi İnsan Hayır Evet Yüksek Hayır Evet Evet Evet O antijenine göre başlıca 4 grupta incelenir. Memeli hücresinin 60S ribozom subünitesini irreversibl olarak inaktive eder. Eğer bakteri bol sulu yiyeceklerle alınmış veya herhangi bir sebeple mide pH'sı azalmışsa enfeksiyonun gelişmesi kolaylaşır.

Bactrim. çocuklarda ise nalidiksik asit verilmelidir. • Ogawa (A+B) • Inaba (A+C) • Hikojima (A+B+C) V.cholerae'nın tüm kökenlerinde ısıya duyarlı H Ag'leri. epidemilere yol açmayan diyare. Plesiomonas. Hastalık bol sulu diyare ve bunun meydana getirdiği dehidratasyon ve ölüm ile karakterizedir. aside ısı ve klora çok duyarlıdır. Campylobacterler evcil hayvanların bakterisidir. Oksidaz (+)'dir ve alkali besiyerlerinde (pH 7. V. Campylobacter ve Helicobacter suşları doğada yaygın olarak bulunan gram negatif kıvrık basillerdir. Özellikle içme suları aracılığı ile bulaşır. Gr (-) bir bakteridir.cholerae biyotip eltor El Tor biyotipi bir hemolizin üretir. Dışkının makroskopik ve mikroskobik görünümü Kolera dışında anlamlı değildir. Kuruluğa ve fenollü dezenfektanlara dayanıksızdır. Campylobacter jejuni insanlarda enteritin en önemli etkenlerinden birisidir. Aeromonas. cholerae'nın 0:1 ve 0:139 serotipleri klasik kolera yaparken. C antijenlerinin A.cholerae biyotip cholerae (klasik tip) • V.cholerae serotipleri ise genelde farklı enterotoksinlerle hafif.6) kolaylıkla ürerler. yara enfeksiyonları ve bakteriyemi gibi ekstraintestinal tablolara yol açabilirler. dışkı üzerine yapışmış kanlı mukuslarda bol basil bulunur. büyük çoğunluğu kolera toksini salgılamayan non-01 V.4-9. sert vücutlu. Temiz sularda kirli olanlara göre daha uzun süre yaşarlar. polar flajellası ile çok hızlı (balık sürüsü gibi) hareketli. Antijenik yapı V. Tedavi ve korunma Hastalığın kendi kendini iyileşmesi nedeniyle antibiyotik kullanımı risk grupları ve taşıyıcılar dışında engellenmelidir. Bu biyotipler arasındaki fark ancak referans laboratuarlarında gösterilebilir. Plesiomonaslar hem soğuk kanlı hem de sıcak kanlı hayvanların bakterisidir.cholerae 01 'in farklı iki biyotipi vardır • V. Bakteriler besiyerlerinde uzun süre kaldıklarında diğer gram negatif basiller gibi görünürler.comma). H antijenlerine karşı karşı gelişen antikorlar muhtemelen koruyucu değildir. ortaktır. En azından 139 değişik tipte O antijeni vardır. (V. Kültür buradan alınır. Önemli Bilgiler V.Laboratuvar Tanı Basilli dizanterinin dışkısı sulu ve şekilsizdir. 77 . Vibriolar aeromonaslardan farklı olarak %6'lık NaCI'de ürerler. Vibrio cholerae ürettiği enterotoksini aracılığı ile kolera yapar. Voges Proskauer test pozitiftir ve polimiksin B'ye dirençlidir. B ve C determinantlarına göre 3 farklı serotipi vardır. Fekal-oral bulaşı engelleyecek önlemlerin alınması başlıca korunma yöntemidir. Aeromonaslar taze suların ve ara sıra soğuk kanlı hayvanların bakterisidir. Vibrio cholerae Hastalık Vibrio cholerae bu genusun tek önemli hastalığı olan kolera etkenidir. Direkt mikroskopide dışkıda bol miktarda lökosit ve eritrosit bulunur. ampisilin'e karşı yüksek direnç vardır. virgül şekilli. Vibrionacea Vibrio. Vibriolar denizler ve yüzeyel sularda bulunur. Aeromonaslar ve Plesiomonaslar ise insanlarda nadiren ishal etkenidir. Helicobacter pylori ise gastrit ve duodenal ülser hastalıkları ile ilişkilidir.cholerae. Eğer antibiyotik kullanılacak ise yetişkinlerde doksisiklin veya kinolonlar.

Hastada hipovolemik şok. Safra kesesi portörlüğü oranının yüksek olduğu eltor kolerasında yayılım klasik tipten daha süratlidir. sıvı ve elektrolit kaybını arttırır. aktif hareketleri ile ince barsak kriptaları arasına girer ve müsinaz enzimi ile mukozal bariyeri aşar. 1. Direkt insan-insan bulaşı oldukça nadirdir. A1 subüniti. yayılmadan sorumludur. belirtisizdir. Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. Ciddi olgularda 20-30 L/gün sıvı kaybedilir. kripta hücrelerinden aşırı klor. Normal mide asidinde bulaşma için en azından 1010 bakteri gerekirken. 5B ve 2A subünitinden oluşmaktadır. Ancak toksin ve bakteriyel antikorların korunmadaki rolü tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır.Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon ılıman iklimlerde düşük sosyo-ekonomik düzeydeki toplumlarda içme ve kullanma sularının dışkı ile kontamine olduğu ülkelerde daha sık görülür. kontamine su ile alındıktan sonra mide asidini aşabilirse. Koleradaki tüm klinik bulguların nedeni. Kolera enterotoksininin antijenik olarak Escherichia coli LT'i ile antijenik benzerlik gösterdiği ve nötralizan antikorların gelişiminde rolü olduğu gösterilmiştir. dehidratasyon. İnce barsak epitel hücrelerinde cAMP artar. Büyük salgınlar su kaynaklı olarak gerçekleşmektedir. Toksinin gastrik sinir uçlarını irrite etmesi ile gelişen kusma. Uzamış hipovolemi nedeniyle akut tübüler nekroz (ATN) ve akut böbrek yetersizliği de tabloya eklenir. Klinik bulgular ani başlayan bulantı. barsak hücresi içine girer ve Adenilat siklazın inhibisyonunu önler. HCO3. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu semptomların geliştiği olgularda 1-4 gündür. metabolik asidoz. Kolera enterotoksininin kaynağı bakteri kromozomudur. aklorhidrililerde 1000 kadarı yeterlidir. Enterotoksin Enterotoksin yapısındaki ekzotoksin CHOLERAGEN). aktive eder ve günde litrelerce sıvı ve buna bağlı olarak elektrolitlerin kaybına yol açar. potasyum ve su sekresyonu gelişir. 78 . Yaşlılarda kronik safra kesesi portörlüğü (%1-20) söz konusudur. sinsi ve uzun sürelidir. Eltor kolerası daha az gürültülü. aşırı sıvı ve elektrolit kaybıdır. ekzotoksin salgılar. hemo konsantrasyona bağlı patolojiler (miyokard infarktüsü gibi) ve bulgular gelişmektedir. Mukozayla temas etse de hiçbir enflamasyon veya nekroza yol açamaz. kardiyovasküler kollaps. genelde 1 hafta kadardır. Portörlük süresi değişkenlik göstermekle birlikte. Asemptomatik enfeksiyon: Dışkı izolasyonu ile anlaşılır. kusma ve abdominal kramplar ile karakterize bol sulu dışkılamadır. Bakteri.

Deney hayvanlarında spesifik IgA antikorların geliştiği gösterilmiştir. İmmünite Gastrik asit kolera vibrioları için önemli bir korunma faktörüdür. ancak bunun koruma süresi bilinmemektedir.2. cholerae non-0 1 enfeksiyonları hafiftir ve yaşamı tehdit etmez. Alkali peptonlu su 2. Venkatraman-Ramakrishnan Plak besiyeri 1. bunlar için kinolonlar kullanılır. eritrosit ve lökosit görülmez. safra. ishale zaman kalmadan hipovolemi ile ölüm gelişir. 1. 4. kas krampları • Kanda üre ve kreatinin değerlerinde artma gelişir. 2. Tetrasiklin ilk tercih edilecek ilaçtır. sukroz) agar 2. hafif şiddetli bir ishal ile nonspesifik gastroenterite benzeyen bir tablo halindedir. Sıvı ve elektrolit kaybına ait belirti ve bulgular • Dehidratasyonun klasik cilt ve KVS bulguları • Hipotermi • Hemokonsantrasyon (yaşlılarda miyokard infarktüsü) • Oligüri/anüri • Ses kısıklığı. Süratle rehidratasyon tedavisine başlanır. Kolerin: Tipik kolera belirtilerinin daha hafif ve kısa süreli olduğu tablodur. 79 . Suların klor ile dezenfeksiyonu. 6. Klasik klinik form olan kolera gravis'de. Karın ağrısı ve tenezm olmaksızın. Antitoksin antikorlarının koruyuculuğu konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. yeşil besiyeri üzerinde sarı renkli koloniler oluşur. Benzer antikorlar serumda da gelişir ancak birkaç ay sürebilir. Sıvı ve elektrolitler intravenöz ve oral olarak verilir. Tedavi ve korunma Enfeksiyon hastalıklarının en önemli acillerinden birisidir. mukus. Tetrasikline oldukça duyarlıdır. 1:20 üzerindeki vibrio antikorunun kolonizasyon ve hastalıktan koruyucu olduğu düşünülmektedir. hematokrit yükselir (hemokonsantrasyon) İdrar dansitesi artar Hipoglisemi. Dışkı pirinç suyu görünümündedir. yayılırından asıl sorumlu olan ve "Hasta Sayısı X 10" sayıdaki portörlerin belirlenmesi ve tedavisi. bulantı ve öğürtüsüz kusma 3. sterilizasyon gerektirmediğinden oldukça kullanışlıdır. 5. Tedavi edilmemiş olgularda mortalite oranı %25-50 arasındadır Laboratuvar tanı • • • • • • • Eritrosit ve lökosit sayısı fazla bulunur. Vibrio parahaemolyticus Kontamine deniz ürünlerinin pişirilmeden yenmesi ile akut gastroenterit oluşturur. Kolera diyaresi: Ayakta geçirilen. Cholerae polivalan 0:1 veya 0:139 antiserum ile agglütinasyon gelişir Transport besiyerleri: 1. Kolera sicca: Çok akut bir başlangıç ile birden kollaps gelişir en ağır formdur. Durdurulamayan. yüksek ateş ve konfüzyonlu tablodur. Karanlık alan mikroskopisinde çok hareketli bakteriler vardır. tek doz doksisik-lin/kinolon ile kemoprofılaksi uygulanabilir. Metabolik asidoz ile uyumlu kan gazı bulguları elde edilir. dışkı hijyeni. Tifoid form: Çocuklarda rastlanan. • V. TCBS (Tiyosülfat. 2-3 gün süren. TCBS. sitrat. Kolera gravis: Tipik kolera tablosudur. ancak Hindistan'da dirençli formlar bildirilmektedir. yüksek üre ve kreatinin düzeyleri belirlenir. epitel hücreleri ve bol miktarda bakteriye bağlı pirinç suyu dışkılarına. Çok miktarda sıvı barsak lumenine dolar. Kolera geçiren hastalarda immünite gelişmektedir. 3.

Kanlı agarda geniş bir hemoliz zonu oluşturur. Enterotoksini yoktur. su veya süt ile. İki önemli etkenden C. Bu bakteriler Salmonella ve Shigella kadar enfeksiyonlardan sorumludur. Tropikal ve subtropikal bölgelerin bakterisidir. Tedavide tetrasiklin seçilecek primer antibiyotiktir. ateş ve sulu diyare oluşturur. Bakteri TCBS'de yeşil koloniler yaparak ürer. caviae ve A. hydrophila. abdominal kramp. Önemli bilgiler Sert vücutlu. aminoglikozid ve sefalosporinlere duyarlıdır. özellikle çocuklarda bakteriyemi yapar.12-24 saatlik bir inkübasyonun ardından kusma. İnsanlara ise kontamine yemekler. yara enfeksiyonları gelişir. Vibrio vulnificus Ciddi yara enfeksiyonları. veronii Koloni yapıları enterik gram negatif bakterilere benzer. bakteriyemi ve gastroenterit etkenidir Normal veya immün yetersizliği olanlarda kontamine sular ile temas edenlerde. jejuni genellikle izole edilirken. olguların %50'si kaybedilir. Katalaz ve oksidaz (+)'dir. Aeromonas Taksonomide Vibrionaceae ailesinden görülen aeromonadaceace grubundan bakteriler olan Aeromonasların üç suşu insanlarda enfeksiyon etkenidir: A. DNaz pozitifliği ise Aeromonaslardan ayrımında kullanılır. virgül / S / martı kanadı şeklinde. insan hastalıklarının yaklaşık %5-10 kadarından C. TCBS agarda mavi-yeşil koloniler oluşturur. Küçük ve ince olduğu için bakteri filtrelerinden geçebilirler. Ancak bu faktörleri bulundurmayan bakterilerde insanlarda gastroenterit etkeni olarak gösterilmiştir. Bazı Plesiomonas suşları Shigella sonnei ile antijenik benzerlik gösterir. köpek ve kümes hayvanlarının florasında bulunurlar ve patojen hale gelip abortus ve infertiliteye yol açabilirler. kedi. Plesiomonaslar Shigella'lardan oksidaz pozitifliği ile ayrılır. İnsanlarda diyare etkenidir. kanlı agarda daha kolay ürer. Sitopatik enterotoksinleri gösterilmiştir ancak insan enfeksiyonlarındaki önemi bilinmemektedir. Dışkıda lökosit bulunur. Aeromonaslar hemolizin üretir. Campylobacter Hastalık Campylobacterler entorokolit ve nadiren sistemik hastalık etkenidir. Plesiomonas Plesiomonas shigelloides polar flajellası olan gram negatif bakteridir. Sitotoksin ve doku invazyon faktörleri gösterilmiştir. Sadece su ve elektrolit dengesi sağlanarak başka bir tedavi vermeksizin 1-4 günde kendi kendine iyileşir. sığır. Tetrasiklin. İnvitro çalışmalarda siprofloksasin etkili bulunmuştur. Karbonhidratları okside veya fermente etmezler. Hem deniz ürünleri hem de birçok hayvandan izole edilmiştir. Campylobacterler lipopolisakkaridleri ile endotoksik aktivite gösterirler. A. nadiren de hasta insanlardan temas yolu etkili ekzotoksinleri ve 80 . polar flajellası ile hareketli bakterilerdir. Mikroaerofil üreme özellikleri vardır. Bazı suşlarının enterotoksini vardır. Patogenez ve Epidemiyoloji Esasen koyun. coli sorumludur. Bakteriyemi ciddi bir tablodur. Bakteri Salmonella ve shigella gibi spesifik besiyerlerinde üremez.

Özellikle jejunum.0-2. Hareketleri sayesinde mukustan epitel alana geçer. H. fetus immün yetersizlikli hastalarda sistemik enfeksiyon etkenidir. 25°C'de üremesi durur. H. gelişenlerde ise aminoglikozidler kullanılır. Hayvan dışkısı ile kirlenmiş süt ve et gibi besinlerle özellikle bulaşır. Hipogammaglobulinemililerde ağır seyreden. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel ishallerin en sık etkenidir. ancak farklı olarak üreaz da pozitiftir.0 gibi düşüktür. Önemli Bilgiler Bir çok özelikleri ile Campylobacterlere benzerler.0 ve 7. Mide asidine duyarlıdır bu nedenle enfeksiyon gelişebilmesi için 104 bakteriye ihtiyaç vardır. Helicobacter pylori Hastalık Spiral yapılı Gram negatif basildir. abse ve ülserler gelişir. Hastalık genellikle 5-8 gün içinde kendi kendine iyileşir. ateş. kanlı bol sulu diyare. Campylobacter jejuni C.ile bulaşırlar. jejuni 42°C'da mikroaerofilik ortamda ürer. Patogenez ve Epidemiyoloji Gastrik lümen içinde pH 6. yüksek ateşli ve dizanteriform (kanlı mukuslu) diyarelere yol açar. başağrısı olur. Tedavi ve Korunma Sistemik enfeksiyon gelişmemişse tedavide ilk seçenek eritromisin. Fare deneylerinde yüzey kapsül benzeri yapıda S proteininin bulunması hayvanların ölümüne sebep olmaktadır. oksidaz pozitiftir ve nalidiksik asite duyarlıdır. Klinik Akut başlangıçlı kramp tarzında abdominal ağrı. %5 oksijen %10'luk karbondioksitli ortamda iyi ürer. ancak epitel alanındaki pH 7.0'da ürer. Bakterinin giriş kapısı GİS'dir. Laboratuvar Tanı Diyareli hastaların dışkıları antibiyotikli (vankomisin. 81 . Campylobacter fetus C. fetus'un aksine özellikle genç erişkin ve çocuklarda hastalık tablolarına yol açar. Onlar gibi katalaz ve oksidaz pozitiftir. pylori ürettiği güçlü üreaz aktivitesi ile asidi nötralize eder. Bir delikten çıkan multipl flajellası ile çok hareketlidir. Bakteri yüzeyinde birçok yüzey proteininden oluşmuş kapsül benzeri bir yapı bulunur.4'tür. Gastrit ve peptik ülser etkenidir. pylori enfeksiyonu mide kanserleri için risk faktörüdür. Karakteristik S veya martı kanadı şeklinde bakterilerin gösterilmesi ile tanı konulur. atılmış ok gibi hareket eder. ileum olmak üzere kolona da invaze olur. Nadiren (% 1) bakteriyemi gelişebilir. C. Kan yoluyla yayılması ile tifo benzeri bir tablo gelişir. polimiksin B ve trimethoprim) kanlı agara (Skirrow medium) ekilir. Gastrik alanda lümen içindeki pH1.

pylori aynı zamanda gastrik karsinoma ve lenfoma etyolojisinde de önemlidir. H. Histolojik olarak gastrit kronik ve aktif enflamasyon ile karakterizedir. Hızlı test için H. Antimikrobiyal tedavi sonrasında duodenal ülser ve gastrit iyileşmektedir. pylori örneklerinde üreaz aktivitesine bakılabilir. Laboratuvar Tanı Mide biyopsisi örneklerinde histolojik çalışmalar yapılabilir.9). ateş ve üst gastrointestinal bölgesinde ağrı gibi akut enfeksiyon bulguları vardır. GİS kanamaları görülebilir. pylori 82 . pylori'nin alınması gastrit ve hipoklorhidrinin gelişmesi ile sonuçlanır. 13C veya 14C ile işaretli üre hastaya içirilir. Yada bu örneklerde direkt boyama yöntemleri ile ince kıvrık bakteriler aranabilir. pylori mikroaerofilik ortamda 3-6 günde ürer. ancak bunların aktif enfeksiyon ile geçirilmiş olanların ayrımı yapılamadığı için akut enfeksiyonlar için çok değerli değildir. In vivo üreaz aktivitesine de bakılabilir. Polimorfonükleer ve mononükleer hücre infiltrasyonu epitel ile lamina propria arasında görülmektedir. Akut semptomlar 1-2 hafta sürebilir. 1-2 mm çapında yarı mat kolonileri olur. H. pylori enfeksiyonu yıllarca (hatta ömür boyu) devam eder. Serum antikorlarına bakılabilir. Bakterinin mukozal enflamasyonu ve meydana getirdiği hasar tam olarak tanımlanamamıştır. H. pylori enfeksiyonları arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur. Kolonizasyonun ardından H. Genellikle epitel hücreleri bozulmuş ve glandular atrofi meydana gelmiştir (Şekil 2. Bulantı kusma. Campylobacterler gibi skirrow besiyerine ekim yapılabilir.İnsanlarda H. Klinik Bulgular Peptik ülser bulguları vardır. Duodenal ülser ile H. Bakteriyemi ve dissemine enfeksiyonlar görülmez.

hemorajik.varsa solunumla çıkarılan CO2 ölçülür. Proton pompası inhibitörleri direkt üreaz inhibitörleridir. Tedavi ve Korunma Tek başına antibiyotikler yetersizdir. Hem tanıda hem de tedavinin takibinde kullanılır. pneumoniae ve K. Serratia marcescens En küçük enterik bakteridir. atrofik rinit (ozena). rhinoscleromatis burun ve farenkste granuloma (rinoskleroma) etkenidirler. 83 . Metronidazol. Geniş kapsüllü. kanlı balgama yol açan. Multipl antibiyotik direncine sahiptirler. ağır seyirli. pylori enfeksiyonunu eradike eder. Son zamanlarda en önemli noninvazif tanı testi olarak kullanılmaktadır. GASTROİNTESTİNAL SİSTEM DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Bu gruptaki bakteriler enterik gram negatif bakterilerdir ancak E. İmmün yetersizliği olanlarda patojen hale gelir. Bazı suşları kırmızı koloniler yaparlar. Dışkıda H. K. KOAH'lılarda.coli gibi normal barsak ve üst solunum yolu florasında bulunabilir. hareketsiz ve laktoz (+)'dir. Ülser iyileşmesi için 4-6 hafta asit supressörleri kullanılabilir. oxytoca hastane enfeksiyonu etkenidir. Çoğunlukla antibiyotiklere dirençlidir. pylori antijenleri de tanımlanabilir. Aşısı ve spesifik koruyucu önlemi yoktur. K pneumoniae üst solunum yolunun normal flora üyesidir. Bir hafta süreli proton pompasi inhibitörü artı amoksisilin ve klaritromisin son derece etkili bir tedavidir. coli gibi ekstraintestinal enfeksiyonlara sebep olurlar. % 60-80 mortaliteli lober pnömonilere (Friedlander pnömonisi) yol açar. hastane enfeksiyonlarının %10"undan sorumludur. Klebsiella pneumoniae E. Yoğun bakımlarda nebulazitörlerde üreyerek Serratia pnömoni salgınları görülür. Özellikle alkoliklerde. Nosokomial ve fırsatçı enfeksiyon etkenidir. diabetiklerde. ozenae. nekrotizan. Bakteriyel pnömonilerin yaklaşık olarak % 2-5. K. kaviteleşmeye ve abseleşmeye eğilimli. K. amoksisilin veya tetrasiklin kombinasyonunun 14 günlük kullanımı %70-95 hastada H. Fırsatçı nosokomiyal enfeksiyonlardan sorumludur. üst solunum yolu içeriğinin aspire edilmesine bağlı olarak akut. Virülans faktörleri geniş kapsülü ve endotoksinidir. 2 yaşından küçük çocuklarda ve immün yetersizlikli olanlarda. bizmut tuzları.

Klebsiella ve serratia gibi kolon bakterisidir ancak ekstraintestinal hastalık yapar. Providencia. idrar sondası bulunan hastanede yatan hastalarda sepsise yol açar. üroepitel deprese olur. aeruginosa başlıca toprakta ve sularda bulunur. Citrobacter Citrobacter suşları'da üriner sistem enfeksiyonları ve sepsis etkenidir. Laboratuvarda besiyerlerinde de meydana gelen aynı pigmentleri tanı amacıyla kullanılır. bu nedenle nonfermenter olarak tanınırlar. entübasyon.Enterobacter cloaca Hastane enfeksiyonu etkenidir. aeruginosa başlıca. böylece kolaylıkla üriner sistem enfeksiyonları meydana getirebilir. P. Morganella Diğer enterobacteriacea grubundan fenilalanin deaminaz enzimi üretmeleri ile ayrılırlar. İntravenöz kateterizasyon. P. 1) Yara yerini ve abse materyalini mavi-yeşil renge boyayan piyosiyanin 2) Yanıklı hastalarda deri enfeksiyonlarının kolaylıkla tespit edilmesini sağlayan ultraviyole ışık altında floresan veren sarı-yeşil pigment olan piyoverdin (florescein). Üreyi parçaladığı için pH yükselir. aeruginosa suşlarının slime tabakası vardır. fagositoz ve kompleman etkinlikleri azalır. Üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. Bu tabakası aracılığı ile respiratuvar sistemde mukozalara organizmanın tutunması sağlanır ve bakteriye antikorların bağlanmasını engeller. Ürettikleri Ekzotoksin A ile insan hücresi ribozomlarındaki olgunlaşmamış peptid zincirlerinin uzaması (tamamlanması) için gerekli olan Elongasyon Faktör (EF)-2'yi (difteri toksini gibi) inhibe ederek protein sentezini önler ve dokularda nekrozlara yol açar. Pseudomonas Hastalık Pseudomonas aeruginosa konak savunma mekanizması azalmış hastalarda başlıca sepsis. Ureaz (+)'dir. antiseptikler ve deterjanlar en çok üredikleri yerlerdir. Klinik ve laboratuvar önemi olan iki pigment üretirler. anestezi ekipmanında. Sadece insanda enfeksiyon yapar. aeruginosa ve P. Deri üzerinde nemli ortamlarda bulunurlar ve hospitalize hastalarda üst solunum yollarında kolonize olabilirler. Su ihtiva eden her yerde üreyebilirler. Magnezyum-amonyum-hidroksid taşlarının gelişmesine neden olur. 84 . Daha önemlisi oksidaz pozitiftir. Çok hareketlidir. bu nedenle katı besiyerlerinde 4 saatte bir olmak üzere halkalar halinde hızla yayılarak ürerler (Swarming). insanların ortalama %10 kadarı normal florasında taşırlar. Providencia Providencia suşları normal intestinal flora üyesidir. aeruginosa piyosiyanin üreten tek suştur. Dezenfektanlardan heksaklorofen bulunduran sabunlar. • Proteus vulgaris 0X19 ile Rickettsia prowazeki antijenleri arasında ve • Proteus vulgaris 0X2 ile Rickettsia conori arasında çapraz reaksiyon vardır. Ancak zorunlu aerobdurlar. Glukozu fermente etmezler. P. çoğu antibiyotiklere dirençlidir. Kistik fibrozisli hastalarda izole edilen P. ekzotoksin ve enzimlerine bağlıdır. Patogenezi endotoksin. Patogenez ve Epidemiyoloji P. Proteus. Pseudomonas cepacia (yeni adı Burkholderia cepacia) ve Pseudomonas maltophilia (yeni adı Xanthomonas maltophilia veya Stenotrophomonas maltophilia)'da daha nadir olmakla birlikte aynı türde enfeksiyon yaparlar. Besiyerlerinde çok pis koku çıkarırlar. cepacia'nın antiseptik ve deterjanlarda üremesi hastane enfeksiyonu gelişmesinde önemli faktördür. Önemli Bilgiler Enterobacteriacea üyelerine benzeyen gram negatif basillerdir. Respiratuvar terapi sistemlerinde. Bazı suşların O antijenleri bazı riketsiya suşları ile çapraz reaksiyon verir ve riketsiyal hastalıkların tanısında kullanılır (Weil-Felix testi) Weil-Felix reaksiyonu . intravenöz sıvılarda ve distile sularda ürerler.

aureus Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları İnfluenzae A/B virüsleri Klorlama yeterli değilse yüzme havuzlarından bulaşan ciddi otitis eksterna. pnömoni (özellikle kistik fibrozisli hastalar). aeruginosa Acinetobacter suşları Enterobacter suşları Burkholderia (Ralstonia) cepacia Stenotrophomonas maltophilia Achromobacter xylosoxidans K. aeruginosa Enterobakter suşları Serratia marcescens Nadir Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları Yetişkin P. uyuşturucu bağımlılarında gelişen endokarditlerin ve artritlerin en sık nedenlerindendir. Staphylococcus aureus ile birlikte. Pseudomonas endokarditlerinde genelde tutulan kapak triküspit kapaktır. Organizma buralardan kana karışarak sepsise sebep olabilir. Kontakt lens kullananlarda korneal enfeksiyonlar görülebilir. fagositozun önlenmesi Sepsis Ektima gangrenozum etkeni Protein sentezinin inhibisyonu (EF-2 inhibisyonu. Mavi-yeşil pigmentleri ve kolonilerinin meyve kokusu kendine has özellikleridir.• • • • • • • Yanık hastalarının Derinin konak savunma sistemleri bozulmuşların Kistik fibrozisli hastaların (ilk 3 yaşta S. Laboratuvar Tanı EMB agarda laktoz negatif koloniler yaparlar. Hastane enfeksiyonlarının %10-20'sinden sorumludur Kistik fibrozisde akciğer enfeksiyonlara neden olan mikroorganizmalar tablo 2. Deri lezyonlarına ektima gangrenozum denir. Spor ayakkabılarından meydana gelen ayak yaralanmalarındaki osteokondritlerin en sık etkenidir. influenzae S. Sepsisli hastalarda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. 85 . difteri toksinine benzer etki) Tablo 2.30'da gösterilmiştir. diabetiklerde habis otitis eksterna ve diğer deri lezyonları (follikülit) oluşabilir. aureus) İmmün sistemi bozulmuşların Nötrofil sayısı 500/ml altında olanların Kateteri olanların Hospitalize edilmiş hastaların fırsatçı enfeksiyon etkenidir. yara enfeksiyonları (yanık) en sık görülenleridir.29 Kistik fibroziste akciğer enfeksiyonlarına neden olan mikroorganizmalar Çocuklar S ık İnfuenzae A/B virüs Streptococcus pneumoniae H. Oksidaz pozitiftir. Bakteriyofaj ve piyosiyanin tiplendirmesi ile ayırıcı tanı yapılır. pneumoniae H. pneumoniae S. influenzae Moraxella catarrhalis Staphylococcus aureus Klebsiella pneumoniae P.28 Pseudomonasların virülans faktörleri Virülans faktörü Pili Kapsül Endotoksin Elastaz Ekzotoksin A Biyolojik Etkileri Epitele yapışma Epitele yapışma (Özellikle kistik fiProziste). Klinik Bulgular Vücudun heryerinde bulunmasına rağmen özellikle üriner sistem enfeksiyonları. Tablo 2.

Tedavi ve Korunma Bakteri bir çok antibiyotiğe dirençlidir. Bu nedenle antibiyogram yapılarak tedavi düzenlenmelidir. Ampirik tedavilerde antipseudomonal penisilinler (tikarsilin veya piperasillin) aminoglikozidler ile kombine edilerek kullanılmalıdır. Burkholderia cepacia ve Stenotrophomonas maltophilia enfeksiyonlarının tedavisinde seçilecek ilaç trimetoprim-sulfamethoksazoldür.

Pseudomonas mallei
Ruam hastalığının etkenidir. Endotoksini ile hastalık yapar. Akut Ruam; hasta hayvan salgıları ile temas etmiş ellerin deri/mukozalara sürülmesi ile, mikro çatlaklardan vücuda girer. İlk lezyon daha çok burunda görülür. Burun mukozası şişer, püstüller gelişir, 5-7 günde ekzantemler ve derialtında hamur kıvamında, irinli Ruam Düğmecikleri, bölgesel LAP ve genel durum bozukluğu ile karakterize, yüksek ateşle seyreden bir hastalıktır. Tedavide ise streptomisin, sulfadiazin, kloramfenikol veya tetrasiklin kullanılır. Hastalığın kronik formu, yaygın abselerle karakterizedir.

Pseudomonas pseudomallei
Melioidosis etkenidir. Çoğunlukla asemptomatik olsalar da temas bölgelerinde lokalize suppuratif cilt lezyonları ve bölgesel lenfadenit gelişimine yol açabilirler. Vietnam savaşından sonra tekrar önemi artmıştır. Nadiren kaviter forma kadar ilerleyebilen pulmoner enfeksiyonlarına neden olabilirler. Burkholderia pseudomallei de denir.

Bacteroides
Hastalık Bacteroides sepsis, peritonit ve abselerdeki mikst anaerobik enfeksiyonların etkenidir. Bacteroides fragilis anaerob enfeksiyonların en sık sorumlusudur (Tablo 2.30). Önemli Bilgiler Zorunlu anaerop, hareketsiz, polisakkarid yapıda kapsülü olan bakterilerdir. Gr (-) bakteri hücre duvar yapısına sahip olmakla birlikte, LPS tabakasının Lipid-A komponenti yapısal farklılık gösterdiği için endotoksik aktivite göstermez. İçerdiği çok sayıda enzimleri sayesinde aerotolerans ve doku obstrüksiyonu oluşturma, antikor inaktivasyonu gibi yetenekler kazanmıştır. Tablo 2.30 Medikal önemi olan anaerob bakteriler
Yapı Sporlu basiller Sporsuz basiller Gram boyama Pozitif Negatif Pozitif Negatif Sporsuz koklar Pozitif Negatif Bakteri Clostridium Yok Actinomyces, Bifidobacterium, Eubacterium, Lactobacillus, Propionibacterium Bacteroides, Fusobacterium Peptococcus, Peptostreptococcus, Streptococcus Veillonella

Anaerop metabolizma sırasında açığa çıkan kısa zincirli yağ asitleri fagositozdaki degranülasyonu önler. Yumuşak dokuda en çok enfeksiyona neden olan anaerop bakteridir. Abse formundaki intraabdominal enfeksiyonlardan ve Gr (-) anaerobik sepsislerin % 75-80'inden sorumludur. Kolonun normal florasının >% 95'i anaeroptur ve bunların da büyük kısmını S. fragilis oluşturur, Buradaki Bacteroides sayısı, E.coli'nin 1000 katı kadardır. fi. melaninogenicus (Prevotella melaninogenica diye de isimlendirilir) ve B. corrodens primer olarak ağız florasının üyesidir.

86

Patogenez ve Epidemiyoloji Genelde endojen ve abse formunda enfeksiyonlara yol açar. Önceki bir batın travması veya operasyonuna sekonder olarak gelişen apendisit, peritonit, akciğer ve beyin abseleri, üriner sistem enfeksiyonu ve yara/yumuşak doku enfeksiyonlarına neden olur. Klinik Bulgular Peritonit veya lokal abseler ile karakterize intraabdominal enfeksiyonlar görülür. Bunun sonucunda pelvik abseler ve bakteriyemiler de gelişebilir. Oral, farengeal ve pulmoner abseler daha sıklıkla fi. melaninogenicus ile meydana gelir. B. fragilis diyafragmanın altından, fi. melaninogenicus ise üstündeki abselerden sorumludur.

Laboratuvar Tanı
Kanamisin ve vankomisin içeren kanlı agarda anaerobik ortamlarda üretilirlebilirlerr. Siyah koloniler B. melaninogenicus'un karakteristik özelliğidir. Tedavi ve Korunma Birçok suşu beta laktamaz üretir bu nedenle tedavide beta laktamaz inhibitörlü sefalosporinler, veya kloramfenikol kullanılmalıdır. Tedavide seçilecek diğer bir seçenek metronidazoldür. Klindamisine her geçen gün artan oranlarda direnç söz konusudur.

SOLUNUM SİSTEMİ İLE İLİŞKİLİ GRAM NEGATİF BASİLLER
Haemophilus influenzae, Legionella pneumophila ve Bordatella pertussis solunum sistemi ile ilişkili gram negatif basillerdir. L. pneumophila su kaynaklarından bulaşması ile ayrılır, diğerleri insandan insana bulaşır.

Haemophilus influenzae
Hastalık Çocuklardaki başlıca menenjit etkenidir. Ancak son zamanlarda özellikle Avrupa ve Amerika'da aşılamaya bağlı olarak etken sıklığı azalmaktadır. Menenjit dışında çocuklarda otit, sinüzit ve epiglottit gibi üst solunum sistemi enfeksiyonları ve sepsis etkeni olarak da görülmektedir. KOAH'lı yetişkinlerde pnömoni yapabilir. Önemli Bilgiler Gram ile zor da olsa, mavi-menekşe renkte, Yersinia'lar gibi kutupsal ve (-) boyanırlar. Hareketsiz, bazen pleomorfik olabilen, kapsüllü kokobasillerdir. Kapsül poliribozil ribitol fosfat (PRP) yapısında olup, virulans ile yakından ilgilidir, bakteriyi fagositozdan korur. Ayrıca, pnömokok ve meningokoklar gibi, lgA1 proteaz enzimi ile salgısal IgA'nın koruyucu etkisini kaldırır. Kapsülüne göre 6 farklı antijenik serotipe ayrılmıştır. Tip b (Hib), invazif tüm H. influenzae türlerinin >% 95 'inden sorumludur.

Patogenez
Sadece insan enfeksiyonları yapar, hayvan rezervuarı yoktur. Üst solunum yolu enfeksiyonları, otitis media, sinüzit veya pnömoni etkenidir. Patogenezi endotoksin ve kapsüle bağlıdır, ekzotoksini yoktur. Enfeksiyonları 6 ay ile 6 yaş arası çocuklarda görülür. Ancak ilk 1 yaş içinde daha sık enfeksiyonu görülür. Klinik Bulgular Akut menenjit etkenidir. Hava yolunda yabancı cisim obstrüksiyonuna bağlı nadiren epiglottit yapar. Kapsüllü türlere duyarlılık, özellikle kapsüler Ag'lere antikor yanıtının yetersiz olduğu çocukluk, splenektomi sonrası ve immünite defektlerinde fazladır. Erişkin ve yaşlı enfeksiyonlarından ise daha çok kapsülsüz türler sorumludur. Daha çok var olan bir kronik akciğer hastalığı zemininde akut alevlenmeler şeklinde kendini gösterir. Akut otitis media ve sinüzitlerin pnömokoklardan sonraki en sık ikinci etkenidir.

Laboratuvar Tanı
Adi besiyerlerinde üretilemezler. Üremeleri için besiyerinde hemin (faktör X) ve NAD (faktör V)'e gereksinimi vardır. Bakteri taze koyun kanlı agarda üremez. Eritrosit eklendikten sonra hafifçe ısıtılarak hemolize edilmiş kanlı agarda (çukulata agarda) ise iyi ürerler; şebnem tanesi gibi koloniler oluşur.

87

Bakterinin diğer bir üretme yöntemi, Staphylococcus aureus ile birlikte ekilmeleridir. Bu amaçla; materyal tüm kanlı agar yüzeyine sürüldükten sonra ortaya 5. aureus çizgi ekimi yapılır. Böylece, beta hemoliz oluşan çizgi ekim bölgesinde H. influenzae için gerekli faktörler aracılığı ile ürerler (süt anne / satellit belirtisi). Menenjit olgularında BOS'da kapsüler antijenlere karşı hazırlanmış lateks aglütinasyon testi kullanılır. Tedavi ve Korunma Bakterilerin ortalama l/4'ünde plazmid ile aktarılabilir betalaktamaz üretimi belirlenen günümüzde, ampisilin, ampirik tedavi için uygun bir seçenek değildir. Kloramfenikol ise halen uygun seçenek olarak kabul edilmektedir. Özellikle menenjit olgularında daha modern seçenekler tercih edilmelidir. Bu olgularda, BOS'a iyi penetre olabilen 3. kuşak sefalosporinler (özellikle sefotaksim ve seftriakson) en uygun antimikrobiyallerdir. Sinüzit ve otit gibi daha hafif enfeksiyonlarda ise sefaklor veya kotrimoksazol uygulanabilir. Polisakkarid kapsül, tetanoz ve difteri toksoidi veya N.meningitidis dış membran proteini (OMP) gibi büyük protein yapılara hapten olarak bağlandığında hem IgM ve hem de IgG yapısında ve uzun süreli Ab sentezi sağlayabilir. Bu teknikle "konjuge Hib aşıları" geliştirilmiştir (PRP-T, PRP-D, PRP-. OMP aşıları). Bu aşılarla çocuklarda güçlü antikor yanıtı ve iyi bir koruyuculuk sağlanmıştır. Hastalarla temaslılara 4 gün süre ile 10 mg/kg dozda rifampisin verilmesi ile kemoprofilaksi sağlanmış olur.

Legionella
Hastalık Legionella pneumophila hem toplumdan kazanılmış, hem de nosokomiyal pnömoni yapar. Pnömoni şeklinde seyreden Lejyoner hastalığının etkenidir. Önemli Bilgiler Standart gram boyama yöntemleri ile iyi boyanmayan gram negatif basildir. Pnömonilerinden genellikle L. pneumophila sorumludur, nadir olarak L. micdadei ve L. bozemanii'de etken olarak saptanabilir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri su kaynaklarından bulaşır. Hastane kaynaklı salgınlarda havalandırma sistemleri, banyolar ve buhar cihazları sorumludur. Giriş akciğerlerdir ve asıl bulgu pnömonidir. Ağır seyirli atipik pnömoni tablolarına yol açar, tedavisiz olgularda mortalite % 20-40'lara çıkmaktadır. Ancak vasküler hasar nedeniyle beyin ve böbrekler gibi multiorgan enfeksiyonları görülür. İntrasellüler yaşama özelliğindedir, makrofajların içinde yaşamlarını sürdürebilirler, fagolizozomu engellerler. Hücresel immünite asıl defans mekanizmasını oluşturur. AIDS'li hastalar, kanserliler, transplantasyonlular veya kortikosteroid alanlarda ağır seyirli ve fataldır. Klinik Bulgular Hafif influenza benzeri enfeksiyondan (Pontiac hastalığı) ağır seyirli pnömonilere kadar değişen tablo ile seyreder. Hiponatreminin olması diğer atipik pnömonilerden farkıdır. Enfeksiyonların çoğu 7-10 günde spontan iyileşir, fakat immünyetersizliklilerde fatal seyi rlidir. Mycoplasma pnömonisi, viral pnömoniler, psittakoz, Q ateşi ve klamidya pnömonisi gibi atipik pnömoniler ayırıcı tanıda dikkate alınmalıdır. Tablo 2.31 Atıpik pnömoni etkenleri ve özellikleri
Mycoplasma pneumoniae Legionella pneumophila Chlamydia psittaci Chlamydia trachomatit CoKİella burnetti Hafif, Üsye ile birlikte, gençlerde, soğuk aglütinin pozitif Yaşlılarda, ağır tablo, klima, ishal, hiponatremi, baş ağrısı Kuşlardan, splenomegali Yenidoğan, konjuktivit Çiftlik hayvanları, kedi/köpek teması, splenomegali, hepatit

88

Laboratuvar Tanı
Balgamda nötrofilleri görülür ancak bakteri yoktur. Balgam veya kandan standart besiyerlerinde üretilemez. Demir ve sistein içeren besiyerlerine ekmek gerekir. Tanı daha çok antikor titrelerindeki artış ile konulur. Tedavi ve Korunma Tedavisinde öncelikle eritromisin seçilmelidir, rifampisin ile kombine edilebilir. Pontiac hastalığında tedavi gerekmez. Beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. Korunmada sigara ve alkol kullanımının önüne geçilmesi hastalık açısından önemlidir. Ayrıca aerosol tarzında su kaynaklarının önüne geçilmelidir.

Bordatella
Hastalık Bordatella pertussis boğmaca etkenidir. Gram negatif, kapsüllü kokobasillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Tek konakçısı insandır. Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Organizma üst solunum yollarının epiteline tutunur ancak dokulara invazyon yapmaz. Patogenezinde siliya epitellerinin nekrozu önemli bir bulgudur. Toksinleri aracılığı ile boğmacaya yol açar. Başlıca virülans faktörleri ipsi hemaglütininleri (epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur) ve toksinleridir. Başlıca toksinleri ; 1. Pertussijen toksin adenilat siklazı stimüle eder. Lenfositoz geliştiren faktör veya histamine duyarlılık faktörü de denmektedir. Lenfositik lökositoza yol açar, bakterilerin siliyalı epitel hücrelerine yapışmasından sorumludur, antijeniktir. Bu etkinliklerden başka insülin salgılatma ve hipoglisemi geliştirme özelliği de vardır. 2. Adenilat siklaz toksini: Lökositlerin kemotaksisini, fagositoz ile öldürme yeteneğini, alveoler makrofajların oksidatif mekanizmalarını ve doğal katil hücre (NK) aktivitesini bozar. 3. Trakeal sitotoksin: Hücre duvarı yapısında bulunan bir peptidoglikan monomeridir. Siliyer hücrelere etki ile siliyer hareketleri durdurur ve epitel hücrelerinin yapısını bozar. Klinik Bulgular Boğmaca 4 yaşın altındaki çocuklarda gelişen akut trakeobronşittir. Boğmaca uzun süren bir çocukluk dönemi hastalığıdır. Boğmaca krizleri 4 hafta kadar sürebilir, hastalığın ciddiyetine rağmen bakteriyi solunum ve kan kültürlerinden izole edemezsiniz. Uzun süreli olmasının nedeni, trakeal sitotoksinin siliyer hücrelerde oluşturduğu paralizi ve dejenere olan epitel hücrelerinin rejenerasyonunu yavaşlatmasıdır. Inkübasyon periyodu 1-3 haftadır. Hastalık dönemleri; 1. Dönem (kataral): İki hafta süreli nezle, düşük dereceli ateş görülür. Bulaştırıcılığın en fazla olduğu dönemdir. 2. Dönem (spazmodik öksürük): iki hafta ile iki ay arasında sürebilen kentöz öksürükle özel bir dönemdir. Siliyer aktivite bozukluğu nedeni ile koyu olan balgam çıkarılamaz, öksürük, sonunda kusma, konvülsiyonlar görülür. Konjunktival kanamalar ve epistaksis gelişebilir. 3. Dönem (İyileşme): İyileşme uzun sürer. Bu dönemde sekonder bakteriyel pnömoniler, nöbetler sırasındaki beyin hipoksisi ve küçük kanamalara bağlı ensefalopati ve epilepsi gibi komplikasyonlar bu dönemde gelişir.

Laboratuvar Tanı
Zorunlu aerop, Gr (-) basildir. Bordet Gengou (Patates + gliserinli Agar) besiyerinde ürer. Ekim yapılacağında tavşan kanı eklenir. Kültür materyali nazofarenksten eküvyon ile alınır veya hasta plağa öksürtülür. 3-4 günde cıva damlası gibi, hemoliz yapmış koloniler oluşur. Tipik laboratuvar bulgusu: 20-30 bin/mm3 lenfositik lökositoz Tedavi ve Korunma Erken dönemde seçilecek ilk ilaç eritromisin'dir. Diğer seçenekler; ampisilin, kloramfenikol, tetrasiklin'dir. >10 gün sürdürülmelidir. İlk günlerden sonra antibiyotiklerin etkisi sınırlıdır, sadece bulaştırıcılığı azaltır. Halen inaktive bakteri süspansiyonundan hazırlanan aşı (DBT) ve sadece toksinlerinden hazırlanmış asellüler aşıları vardır. Aşılamadan sonra lokal ve hafif sistemik belirtiler çıkabilir.

89

HAYVAN KAYNAKLI GRAM NEGATİF KOKLAR (ZOONOZLAR)
Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak bölgesel lenfatiklere ilerler. Daha sonra bakteriyemi ile dalak, karaciğer, kemik iliği, böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar, endotoksinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2.11). Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır.

Brusella
Hastalık Brusella suşları bruselloz (Malta humması, ondülan ateş) etkenidir. Önemli Bilgiler Zoonozdur. Kapsülsüz küçük gram negatif basillerdir. insanlarda hastalık yapanlar; B. abortus, B. melitensis, B. suis ve B. canis'dir. Brucella bakterileri gram negatif, aerop nonmotil kokobasillerdir. Zenginleştirilmiş besiyerlerinde 2-5 günde konveks, düz koloniler yapar. Brucella bakterileri intrasellüler yerleşimlidir. B. abortus diğerlerinden farklı olarak %5-10 CO2'li ortamda ürerler. Dört suşunda da katalaz ve oksidaz pozitiftir. Isı ve asiditeye orta derecede duyarlıdırlar ve pastörizasyon ile öldürülebilirler. Patogenez ve Epidemiyoloji Hastalık insanlara 1. Kontamine süt veya süt ürünleri (özellikle pastori ze edilmemiş süt ile yapılan peynir) (Tablo 2.34) 2. Enfekte hayvan vücut sıvılarının, bütünlüğü bozulmuş deri veya konjunktivaya direkt teması 3. İnfeksiyöz aerosollerin inhalasyonu 4. Konjunktivalar yoluyla bulaşır. (Şekil 2.10)

Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak

90

Klinik olarak Bruselloz düşünülen. canis enfeksiyonlarında Wright aglutinasyon testi negatif bulunur. Bakteri izolasyonu kan veya kemik iliği materyali ile Brain-Heart infüzyon agarda yapılır.32) Tekrarlayan bruselloz olgularında 2-merkaptoetanol ile tanımlanabilir. kemik iliği. Wright Aglütinasyonu B. Gelişen antikorlar inkomplet blokan özellikte olabilir. RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). abortus 99S kökeninin kolonilerinden alınan inaktive edilmiş bakteriler kullanılır. Brusella bakterileri eritriolün bol miktarda bulunduğu hayvan plasentasında üreyebildiği için sığırlarda düşük yapar. İrin gibi kontamine materyal özel besiyerlerine (Brucella Agar gibi) ekilir. Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar. Titre >1/160 ise aktivasyon vardır. karaciğer. Ring testi ise sütte antikorların araştırılması için uygulanır (Şekil 2. 1. Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır. Akut enfeksiyon 3. B. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 6-20 gün kadardır. endotok-sinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2.11). İnsan plasentasında eritriol bulunmaması nedeniyle düşük görülmez. periton ve plevral sıvılardan da ekimler yapılabilir. (Tablo 2. İnsanlara bulaşmada.bölgesel lenfatiklere ilerler.12). Asemptomatik enfeksiyon 2. İdrar. Subakut enfeksiyon (Ondülan tip) 4. 91 . ancak Wright Aglütinasyonu (-) bulunmuş bireylerde test. Bruselloz için 1/160 pozitiflik anlamlıdır. mastitli meme dokusundan alınan süt çok önemlidir.abortus diğerlerinden farklı olarak % 10 CO2li ortamda üreyebilir (mikroaerofil). böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. Daha sonra bakteriyemi ile dalak. Rose Bengal (lam aglütinasyonu) ve tam kan ile yapılan Spot test (lam aglütinasyonu) ile gelişen antikorlar araştırılır. Coombs serumu ile tekrarlanmalıdır. Serolojik (immünolojik) Testler: Hasta serumu ile yapılan Wright Agglütinasyonu (tüp aglütinasyonu ). Kronik enfeksiyon Laboratuvar Tanı B.

Wright testini yalancı pozitif yapan durumlar
• Tularemi geçirenler • Kolera aşısı yapılanlar • Tüberkülozlular • Lenfomalılar • Y. enterocolitica enfeksiyonu geçirenler Tedavi ve Korunma Kombine antibiyotik kullanılmalıdır. Bu nedenle erişkinlerde tetrasiklin ve rifampisin kombinasyonu kullanılmaktadır; Rifampisin yerine streptomisin (1 g/gün, i.m., 21 gün) de kullanılabilir.

Komplikasyonları
Brusella tüm sistemleri tutabilir. Genellikle selim tabiatlıdır. Brusella endokarditi fatal seyirli olabilir. Daha çok aort kapağı tutulur. Tanısı gecikmiş, eski olgularda gelişir. Ölüm, progressif konjestif kalp yetersizliğindendir. Tıbbi tedaviye ek olarak kapak replasmanı yapılır.

92

Tablo 2.32 Wright testinin yorumlanması
Sonuç Negatif Negatif Pozitif Prozon 1/20 + + 1/40 + + 1/80 + + 1/160 + 1/320 (+/-) + + 1/640 1/1280

Tablo 2.33 Yiyeceklerin kontaminasyonu aracılığı ile bulaşan zoonozlar
Cins Bakteri Hastalık Brusella Etken Brucella melitensis B. abortus Campylobacter jejuni Listeria monocytogenes Salmonella suşları (S. typhi hariç) Mycobacterium bovis Lassa virüs Giardia lamblia Cryptosporidium Toxoplasma gondii Taenia saginata Taenia solium Sestod Sestod Grup Gram negatif basil Gram negatif basil Gram pozitif Gram negatif basil Aside dirençli bakteri Arenavirüs Hayvan Keçi, sığır Kontamine yiyecek Süt ürünleri

Campylobacter enfeksiyonu Listeryoz Salmonelloz

evcil hayvanlar Evcil hayvanlar, kemiriciler, kuşlar Evcil hayvanlar, kaplumbağa Sığır

Süt, su, et, kümes ürünleri Sebze, su, peynir Süt, yumurta, et, kabuklu ürünler Süt

Tüberküloz

Virüs Protozoo n

Lassa humması Giardiasis Cryptosporidiosi s Toxoplazmoz

Fare Vahşi hayvanlar Buzağı Kedi

Kontamine yiyecekler Suda kistler Ookistler Kedi dışkısındaki ookistler, iyi pişmemiş etlerdeki doku kistleri İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus) İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus), topraktaki yumurtalar İyi pişmemiş balıktaki larva Yumurta İyi pişmemiş balıktaki larva Larval kistler

Helmintle r

Tenialar

Sığır Domuz

Diphyllobothriu m latum Echinococcus Anisakiasis Trichinosis Anisakis Trichinella spiralis

Sestod Sestod Nematod Nematod

Balık Köpek, koyun, geyik, tilki Balık Domuz, evcil memeliler, vahşi memeliler, kemirgenler Köpek

Visseral larva migrans

Toxocara canis

Nematod

Topraktaki yumurtalar

Francisella
Hastalık Tularemi etkenidir. Önemli Bilgiler Çok küçük, intrasellüler üreyebilen Gr (-) kokobasillerdir. Hayvanlar arasında artropodlarla yayılır. İnsanlara infekte vahşi hayvanlardan yaralanmış deriden direkt kontakt ile, besinlerle, vektör kenelerle veya inhalasyon yolu ile bulaşır.

93

Çok az sayıda (10 tane dahi) bakterinin bir artropod ısırığı veya deriye temas ile bulaşması yeterlidir. İnhalasyonla 50 adet, oral yoldan ise yüz milyonlarca bakteri gerekir. Klinik Bulgular En sık ülseroglandüler şeklidir (Şekil 13). Diğerleri; tifo benzeri, oküloglandüler, glandüler, pnömoni, menenjit şekilleridir. Fistülleşme görülür.

Laboratuvar Tanı
Francis besiyerinde üretilebilir. Laboratuvar bulaşma dikkat edilmelidir. Sıklıkla kullanılan tanı yöntemi serumda antikor titrelerine bakmaktır. Tedavi ve Korunma Tedavide streptomisin seçilecek ilk ilaçtır. Diğerleri ise gentamisin ve tetrasiklindir. Ülserde tıbbi tedavi yetmeyebilir, cerrahi tedavi uygulanır.

Yersinia spp.
Hastalık Yersinia pestis veba etkenidir. Diğer suşlar olan Y. enterocolitica ve Y. pseudotuberculosis gastroenterit etkeni bakterilerdir, besin zehirlenmesi yaparlar. Kutupsal boyanan kokobasillerdir. Taze kültürlerde kapsüllüdür. Soğuk ortamda üremeleri daha kolay olduğu için Yersinia'ların diğer enterik bakterilerden ayırmak için ikili (22 ve 37°C) ekimler yapılır. Laktoz (-) dir.

Yersinia pestis
Bipolar boyanan, hareketsiz, buyyon ve jelöz gibi adi besiyerlerinde kolaylıkla üreyebilen bir bakteridir. Buyyonda zar yapar. Bakterinin 5 virülans faktörü vardır. 1) F-1 olarak adlandırılan zarf antijeni fagositoza karşı koyar 2) Endotoksin, 3) Ekzotoksin, 4) V antijen, 5) W antijen. Son üç proteinin etkileri bilinmemektedir.

Klinik
Pireler aracılığı ile kemiricilerden insanlara bulaşır (Tablo 2.34). Bubonik veba en sık görülen klinik formudur, pirenin ısırdığı yerde ağrı ve innerve ettiği lenf bezinde ağrılı sert şişlik vardır.

94

Bubonlar vebanın karakteristik bulgusudur. Septik şok ve pnömoni ağır enfeksiyonlarıdır. Pnömonik veba hastaların akciğer sekresyonlarının inhale edilmesi ile de bulaşabilir. DIC, kutanöz hemoraji endotoksin ile gelişir, fatal seyirlidir (kara ölüm). Laboratuvar Bubondan hazırlanan yayma ve kan veya abse kültürü en iyi tanı materyalidir. İşlem sırasında sıçrayan partiküller ile konjunktivadan bulaşma gelişebilir. Giemsa veya Wayson boyası ile Gram'dan daha iyi sonuç alınır. Ateşli dönemde çift ekimli hemokültür, balgam var ise direkt inceleme ve çift ekimler yapılmalıdır. Kanlı agarda saçlı koloniler yaparlar (şarbondaki gibi). Tedavi Tedavide seçim streptomisin ile tetrasiklinin kombinasyonu olmalıdır, ancak streptomisin tek olarak ta verilebilir. Bilinen antibiyotik direnci yoktur. Diğer seçenekler tetrasiklin ve kloramfenikol'dür. Bubonların insizyonu ve drenajı gereksizdir. Tedavisiz olgularda ölüm oranı yüksektir. Aşısı vardır. Tablo 2.34 Artropod vektörler aracılığı ile bulaşan etkenler
Tür Bakteri Hastalık Lyme hastalığı Veba (bubonik) Rekürren ateş Tularemi (İnhalasyon, yiyecekler ve direkt deriden de bulaşabilir) Kayalık dağlar benekli ateşi Çalılık ateşi Murin tifüs Rickettsial pox Ehrlichiosis Virüsler Sarı humma Ensefalitler Eastern Equine Westem Equine Venezuelan Equ. Rift Valley fever Kırım-Kongo Hemorajik ateş Colorado kene ateşi Protozoonl ar Babezyoz Layşmanyaz (Kalaazar, kutanöz layşmanyaz) Amerikan trypanosomiasis Vektör Sert kene Pire Sert kene Kene, pire Organizma Borrelia burgdorferi Yersinia pestis Borrelia recurrentis Francisella tularensis Rickettsia rickettsii Rickettsia tsutsugamushi Rickettsia typhi Rickettsia akari Ehrlichia canis Flavivirus Alphavirus Mikrobial grup Spiroket Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Rickettsia Rickettsia Rickettsia Rickettsia Ehrlichia Togavirus ailesi Togavirus ailesi Bunyavirus ailesi Bunyavirus ailesi Reovirus ailesi Rezervuar Hayvan Kemirgenler, geyik Tarla fareleri, kemirgenler Kemirgenler, vahşi memeliler Kemirgenler, vahşi memeliler, kuşlar Vahşi kemirgenler, köpekler Vahşi kemirgenler, fareler Fareler Fare Köpekler Primatlar Kuşlar, atlar

Kene Akar (mite) Pire Akar (mite) Kene Sivrisinek Sivrisinek

Sivrisinek Kene Kene Kene Felebotom

Bunyavirüs Bunyavirus Orbivirüs Babesia spp Leishmania suşları

Koyun, keçi, sığır Evcil hayvanlar, kemirgenler Kemirgenler Evcil ve vahşi hayvanlar Köpekler, tilki, kemirgenler ve memeliler Köpek, kedi, armodilla, vahşi memeliler Sürüngenler, Sığırlar, vahşi hayvanlar

Reduviid bug (kissing bug) Çe çe sineği (Tsetse)

Trypanosoma cruzi

Afrika uyku hastalığı

Trypanosoma suşları

95

Yersinia enterocolitica
25°C'de peritriş kirpikleri ile hareketli, 37°C'de ise hareketsizdir. Buzdolabı ekimleri ayırıcı tanı açısından önemlidir. Y enterocolitica 0:9 ile B. abortus arasında antijenik benzerlikler vardır. Tanıda karışıklıklara neden olabilir. Kış aylarında daha çok olmak üzere besin zehirlenmesi etkenidir. Bunlarda da V ve W antijenleri vardır. Hastalıklardan sorumlu olan başlıca serotipler Amerika'da 0:8, Avrupa'da 0:3 ve 0:9'dur.Bakterinin kendisine bağlı olarak meydana gelen hastalıklar gastroenterit ve enterokolit, sepsis, mezenter lenfadenit (Pseudoapendisit), terminal ileit'tir. HLA-B27 Ag ve bakteri Ag'lerinin benzerliği sonucunda oluşan otoantikorlar sıklıkla gastroenteritin başlangıcından birkaç hafta sonra (ortalama 1 ay) gelişir. Reaktif artrit en sık orta ve küçük eklemlerde görülür. Bunun dışında tenosinovit, eritema nodosum, konjunktivit, miyokardit perikardit, glomerülonefrit, temporal arterit, Henoch Schönlein purpurası, Reiter Sendromu 'da gelişebilir. Tanı spesifik besiyenine (CİN agar) +4, 22 ve 37°C'de ekimler ve aglütinasyon testleri ile konulur.

Pasteurella
Hastalık Kedi ve köpek ısırıklarından sonra gelişen yara infeksiyonları yapar (Tablo 2.35). Önemli Bilgiler Bipolar boyanan küçük kapsüllü gram negatif basillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri köpek, kedi gibi evcil hayvanların ağız florasında bulunur, hayvanlarda sepsise neden olabilir. Hayvanların insanları ısırması sonucunda yara enfeksiyonlarına, sellülit, lenfadenit ve abselere yol açabildiği gibi; menenjitlere, immün supresse hastalarda sistemik enfeksiyonlara ve KOAH'lılarda nadiren pnömoniye neden olabilir. Tablo 2.36 Bazı zoonozların bulaşma yolları
İnsan ısırığı Kedi-köpek ısırığı Kedi tırmığı Fare ısırığı Eikenella corrodens Pasteurella multoci dea, Capnocytophaga canimorsus (özellikle splenektomi sonrası) Afipia felis, Bartonella henselea Streptobacillus moniliformis, Spirillum minus

Tedavi ve Korunma Penisilin G tedavide ilk seçenektir. Antibiyotiklere direnci gösterilememiştir. Kedi veya köpek ısırıklarında korunma amacıyla ampisilin kullanılır. Tablo 2.35 Hayvan ısırığı ile bulaşan enfeksiyonlar
Tür Bakteri Hastalık Pasteurellosis Fare ısırığı hastalığı Etken Pasteurella multocida Spirillum minus Streptobacillus moniliformis "DF-2" Virüsler Rabies Herpes B ensefomyeliti Mantar Blastomycosis Capnocytophaga canimorsus Rabies virüs Herpesvirus simiae (Maymun pox virüs) Blastomyces dermatitis Grup Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Rhabdovirus Herpesvirus Hayvan Köpek, kedi, kuş ve vahşi memeliler Fare, kedi Fare, kemirici, hindi Köpek Evcil memeliler, tilki, köpek, kedi, yarasa, sığır Maymun Köpek

96

M. Kord faktör ise organizmanın virülansı ile ilişkilidir. Patogenez M. Bu proteinler PPD (purified protein derivative) deri testindeki antijenlerdir. Bulaşma ve Epidemiyoloji M. Bunlardan. yapı olarak Gram pozitiftirler. Önemli Bilgiler M. Duvar yapısının özelliğinden dolayı Gram ile kötü boyanırlar. Vücutta başlıca RES hücreleri içinde (özellikle makrofajlar) bulunurlar. bu durum aerosollerle bulaşmada önemlidir.Jensen [Yumurta + Patates + Mineraller + inhibitör (Malaşit Yeşili)] Middlebrook 7H [14C kullanılarak yapılan hızlı tanı yöntemleridir] kullanılan besiyerleridir. bovis (sığır patojeni. lezyonlar organizmanın varlığına ve konağın yanıtına bağlıdır. hayvan enfeksiyonları görülmez. Bunlar Waxlar ile kombine edildiğinde gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonlarına sebep olurlar. tuberculosis zorunlu aeroptur. Virülan suşlarda kord faktör benzeri "serpentin" bulunur. bovis enfeksiyonları da önemlidir. tuberculosis'in ortalama yarılanma ömrü 18 saattir. gliserole duyarlı. Bakteri. Kültürde görülebilir kolonilerinin oluşması için 6-8 hafta süre gerekir. Bu nedenle yüksek oksijen bulunan dokulara (akciğer. tuberculosis asit ve alkalilere dirençlidir. Tüberküloz basili dışı mycobacteriler (M. zorunlu aerop bakterilerdir. süt enfeksiyonu) . Wax D'nin antijenlere karşı immün yanıtı arttırdığı gösterilmiştir. inhibitör boyalar diğer bakterilerin üremelerini engeller. M. Löwenstein .MİKROBAKTERİLER Mycobacteria Aside rezistan. leprae üretilemez. Hücre duvarında birçok kompleks lipid içerir. gliserole dirençli) M. uzun zincirli yağ asitleri olan mikolik asit organizmanın ARB boyanmasını sağlar. Klinik materyalleri konsantre etmek için NaOH kullanılır. tuberculosis'in ekzotoksini ve endotoksini yoktur. Gelişmekte olan ülkelerde M. pastörizasyon işlemi hatalı yapılırsa insanlarda gastrointestinal tüberküloza neden olur. Fosfatidler kazeifikasyon nekrozu oluşumunda rol oynarlar. avium intracellulare gibi) Mycobacterium tuberculosis Hastalık Tüberküloz etkenidir. Genellikle önce akciğer enfeksiyonu şeklinde başlar. Ayrıca organizmada birçok protein daha bulunur. M. M. böbrek gibi) yerleşmeyi sever. Hiçbir mikobakteri toksin üretmez.14). Hücre duvarındaki lipidler yüzünden (duvarın %60'ı) aside rezistan boyanır (ARB). Basil kuruluğa dirençlidir. böylece kurumuş balgamlarda uzun süre canlı kalabilir. inek sütlerinde bulunur. . tuberculosis (insan patojeni. İnsanlar doğal kaynaklarıdır. 97 . leprae. M. tuberculosis insanlara damlacık enfeksiyonu ile bulaşır (Şekil 2. M. tuberculosis kültürde üretilebilirken.

immünite gelişmemiştir. Lenfatik yayılım sonucunda akciğer hiier lenf bezlerinin de olaya katılması ile Ghon odağı gelişir. bakımevleri) • Diğer medikal risk faktörleri olan kişiler >15 mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Risk faktörü olmayan kişiler 98 . karaciğer. Zamanla üredikleri makrofajları parçalayarak serbestleşirler ve bunu fagositoz-intrasellüler üremelizis döngüleri izler.Koch fenomeni: Organizma bir antijenle uygun dozlarda karşılaştıktan sonra bellek T lenfositleri aracılığı ile bir duyarlılık gelişir. Böylece intrasellüler olarak üremeye başlarlar ve enfeksiyon başlar. Primer enfeksiyonun seyri. Dolayısıyla. aerosoller alveollere kadar ulaşabilmektedir (Şekil 2. Basiller fagolizozom gelişimini önleyerek bunların zararlı etkilerinden korunurlar. bölgeye toplanan nötrofiller ve sitokinlerce aktive edilememiş alveoler makrofajlarca fagosite edilirlerse de.15). basillerin ve konağın bazı özelliklerine ve karşılıklı etkileşimlerine göre farklılıklar gösterebilmektedir: ilk karşılaşmada alveollere yerleşen basile karşı ilk olarak nötrofil yanıtı gelişir. kemik iliği ve MSS (Rich odağı) gibi organ ve dokulara da yayılabilirler.37 PPD testi >5mm indurasyonların (+) kabul edildiği kişiler • infekte kişilerle kontakt kurmuş bireyler • Anormal göğüs grafisine sahip kişiler • HIV infekte ve diğer immunsüpresif kişiler >10mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Yüksek prevalansa sahip bölgelerden göç etmiş yabancılar • Sağlık personeli • Toplu yaşanılan yerlerde kalanlar (Yurtlar. bazen de mediastinal lenf bezlerinden hematojen yayılımla akciğer apeksine (Simon odağı). bu etkinlik basillerin öldürülmesi için yeterli değildir. Tbc. lokalize. solunum yollarındaki silier aktiviteye takılırken veya havada uzun süre kalamazken. kemik. süt çocuğu ve küçük çocuklarda çoğunlukla primer enfeksiyon şeklindedir ve milier formun görülmesi de nadir değildir. içlerindeki basilleri bölgesel (hilermediastinal) lenf bezlerine lenfatik yolla ulaştırabildikleri gibi (Ghon odağı). Akciğerde akut. Tablo 2. buralarda odaklaşırlar (milier tbc). havada uzun süre asılı damlacık halinde bulunabilen ve herbiri 1-3 basil içeren küçük. Organizma basil ile daha önceden karşılaşmamışsa. basiller. Basillerin makrofajlarca mediastinal hiler lenf bezlerine taşınması sonucunda. Basil saçan insanların öksürerek çevreye saçtıkları iri tükrük damlacıkları. Bölgedeki makrofajlanın birbirine füzyonu sonucunda basillerin çevresinde multinükleer dev hücreler (Langhans) oluşur. Infekte olmuş makrofajlar. ortalama 2-6 hafta sonra gelişmeye başlayan hücresel inımünite sonucunda PPD pozitifleşir. Antijenle daha sonraki karşılaşmalarda ise karşılaştığı bölgede. şiddetli bir enflamasyon ile sınırlandırılarak yayılması engellenir (Tip IV Aşırı Duyarlılık benzeri). bakteriyel pnömonide olduğu gibi bir enflamasyon oluşur. çevreye saçılan. dalak.

Bu yapıya tüberkül adı verilmektedir. makrofajlar basilleri öldürebilir. Bu arada makrofajlarca salınan prokoagülan faktörler koagülasyon faktörlerini aktifleştirir ve böylece kan damarlarında trombüsler gelişir. Böylece basil öldürülemez. reaktif oksijen metabolitleri ve basilin kord faktörü gibi toksik ürünler. Hiler lenf bezlerinde de sınırlı bir kazeifikasyon nekrozu ve kalsifikasyon oluştuktan sonra rezolüsyon gelişerek birey tamamen iyileşebilir. salgıladıkları sitokinler aracılığı ile dolaşımdaki makrofajları aktifleştirirler. epiteloid hücreler. Sonuçta lezyonun santral bölgesinde kazeifikasyon nekrozu gelişir. İlk eksüdatif lezyon 3 mm'den küçük bir odak halinde fibroze olmuşsa. Ardından. bölgedeki doku yıkımını arttırır. monosit ve lenfositlerden ibaret kalın bir yapı oluşturulur.alfa. 99 . Basil sayısının çok fazla olduğu durumlarda ise sınırlandırılamaz ve makrofajlarda bulunan TNF-. Bu büyük lezyonların sınırlandırılması sırasında çevredeki kalın fibrin dokusu lezyon içine yeterli sayıda makrofajların girişini engeller. granülomun çevresine fibröz doku oturur. Buna granülom adı verilmektedir. Eğer basil sayısı az ise aktifleşmiş makrofajlar minimal doku hasarı ile basili sınırlayacaktır. basil bu şekilde sınırlandırılır.CD4+T lenfositler. Basil miktarının fazla olduğu daha nadir olgularda ise akciğerde >5 mm nekroz odakları oluşur. fibroblastlar. Basilleri çevreleyen multinükleer dev hücrelerin de çevresinde.

genç bir kişide serozaların inıflamasyonunda tbc ve kollajen doku hastalıkları başta düşünülmelidir.Basil ile ilk kez karşılaşmış kişilerin primer enfeksiyonlarında gelişmiş olan tüberkül de sınırlayıcı olamayabilir. 100 . Bu patolojik yapı da fibrozis veya kalsifikasyon ile iyileşir. Primer enfeksiyonun yayılırını sırasında basil beyine de ulaşabilir ve özellikle de pO2si yüksek olan bazal bölgeye. çevresi bağ dokusundan ibaret kavern gelişir. Tbc çocuklarda saptanan plevral efüzyonların en önemli nedenlerindendir. Kural olarak. Primer kompleks plevraya yakınsa plevral efüzyon gelişebilir. Bronşa açılım sonucunda akciğer içi yayılımla tbc bronkopnömoni veya lenfohematojen yolla milier tbc gelişebilir. Orta bölgedeki kazeumun bronşa açılması ile ortası kaviteli.

Hiler lenf bezinden komşuluk yolu ile akciğer ve plevra tbc. Ancak konak akciğerinde ve daha çok hiler lenf bezinde sınırlandırılmış konumda sessiz ancak canlı basil taşıyabilir. tbc menenjit tablosuna yol açabilir. immüno-süpres-sif tedavi. Renal tbc'de hematüri önemli bir bulgudur. Sekonder enfeksiyon: Tbc basilleriyle 2. Sekonder endojen enfeksiyon (reaktivasyon) immün sistemde viral hastalıklar (rubeola. malnutrisyon. boğmaca gibi) veya ilaçlar nedeniyle meydana gelen supresyon sonucunda gelişmektedir. menenjit. granulomatöz hepatit. ürogenital tbc. Organizmada ilk karşılaşma ile edinilmiş olan geç tip ADR nedeniyle. ikinci karşılaşma bölgesinde (çoğunlukla akciğerde) veya reaktivasyonun geliştiği bölgede (beyin. deri tbc gibi organ/doku tbc veya venalara açılım ile milier tbc gelişebilir. Tbc lenfadenit daha çok çocuklarda görülür. primer enfeksiyon sırasında hematojen yayılımla çeşitli organlara yerleşmiş ve gelişen anti-tbc immünite ile ilk basillerin tekrar aktifleşmesi ile reaktivasyon denir.subkortikal beyin dokusuna yerleşir. granulom tüberkül ve kavern gelişimi ile sonuçlanır. Tüberkül bronşa boşalırsa bronkojen yayılım oluşur. Gelişen immüniteyle burada sınırlandırılabilir veya daha çok çocuklarda görüldüğü gibi. Açılım pulmoner venaya olmuşsa milier tbc gelişebilir. Basil. özellikle submandibuler servikal ve akciğer hiler lenf bezleri tutulur. Fistülize olarak cilde açılabilirler. dalak. Bu kez hiler lenf bezleri olaya katılmaz Sekonder enfeksiyondaki doku yanıtı prodüktif niteliktedir. kez karşılaşma ile ekzojen olarak meydana gelmişse reenfeksiyon. Diabetlilerde ise atipik lokalizasyonlarla karşılaşılabilir. influenza. kontrol altına alınamamış diabet ve gebeliktir. değişik bölgelerde tbc lenfadenit. dalak gibi primer enfeksiyonun dağıldığı bölgelerde) enflamasyon oluşur. plasenta veya amniyotik sıvı yoluyla fetusa da geçebilmekte ve konjenital enfeksiyonlara yol açabilmektedir. eklem ve kemik tbc. Reaktivasyonda etkili faktörler. 101 . böbrek. kemik. alkolizm. Dışarıdan basilin alınması büyük çoğunlukla solunum yolundan gerçekleşir. Primer enfeksiyon %90 şifa bulur. habasetler ve HİV enfeksiyonu gibi enfeksiyon hastalıkları. Sekonder ekzojen enfeksiyon (reenfeksiyon) genellikde akciğerde apeks bölgesindedir.

BCG aşısı. Atipik Mycobacteria Doğal ortamda çok yaygın bulunan bu bakteriler immün sistemi normal olanlarda enfeksiyon etkeni olmazlar. Tedavi Multipl ilaç tedavisi 6-9 ay süresince uygulanır. Değerlendirme 8 haftalık bir süreçte yapılmalıdır (Şekil 2. semptomatik tbc enfeksiyonlu ailelerin çocuklarına.18). gece terlemesi ve kilo kaybı en çok görülen bulgulardır. diğer tbc basillerinden ayrımında kullanılır. En hızlı test için DNA amplifikasyon yöntemleri kullanılabilir (PCR gibi). Dissemine tbc'nin en önemli klinik formları tbc menenjit ve vertebral osteomyelit (Pott hastalığı) dır. tuberculosis niasin üretir. rifampin ve pirazinamid üçlü tedavisi uygulanır. Pulmoner tbc'de öksürük ve hemoptizi olur. Scrofula'da ağrısız genellikle tek taraflı servikal lenfadenit görülür. M. duyarlılara göre daha kolay sınırlandırılmaktadır. Aşı uygulandıktan sonraki karşılaşmalarda. Hem M. Hastanın balgamı 2-3 hafta içinde noninfeksiyöz olmasına rağmen tedavinin normal süresince devam ettirilmesi gerekir. virüs ve lösemi/karsinom gibi tümör hücrelerine karşı immunstimülasyon sağlamaktadır. tedavide kullanılan ana ilaçtır. Büyüme ve pigment oluşturma yeteneklerine göre dört grupta incelenirler. 102 . Auramin boyaması ile floresan görünümlü bakteriler daha kolay tanınabilir. Laboratuvar Tanı Klinik materyallerin ARB ile boyanması ilk yapılan laboratuvar testtir. basil. tuberculosis hem de M. halsizlik. INH ve rifampin 6 ay. bakteri. pirazinamid 2 ay kullanılır.Guerin) aşısı ile sağlanır. İzoniazid gibi ilaçlara direnç nedeniyle duyarlılık testleri uygulanabilir. İmin ün yetersizliği ve ilaç direnci olanlarda etambutol eklenir ve bu dörtlü tedavi 9-12 ay devam eder. immunsupresyondaki PPD pozitifleşmiş hastalara INH ile 6-9 aylık kemoprofilaksi uygulanır. İzoniazid bakterisidaldir. INH'ın hepatotoksik olduğu unutulmamalıdır. bazen de 10 hafta sonra PPD testi pozitifleşir ve aşı yerinde hızla iyileşen küçük bir doku reaksiyonu gelişir. Ayrıca. Ateş. NaOH ile konsantre edilen materyal Löwenstein Jensen agara ekilir.İmmünite ve Hipersensitivite İmmünite BCG (Bacille de Calmette-. BACTEC besiyerinde radyoaktif metabolitler vardır ve üreme 2 hafta içinde gösterilebilir. Pulmoner tbc'de INH. Bu aşının yapıldığı kişide. 4-6. scrofulaceum scrofula etkenidir. Korunma PPD deri testi pozitifleşen asemptomatik enfeksiyonlularda. M leprae'ya karşı bağışıklığı güçlendirir. Klinik Bulgular Basil ile birçok organ tutulabilir. Milier tbc yaygın lezyonlar ile karakterizedir.

deri lezyonlarına leprom denir. eritematöz veya bakır renginde olabilir. Nörolojik bulgular deri lezyonlarından önce gelişir. Patogenez Duyarlı kişilerde vücuda giren basil kan dolaşımı ile deri ve sinirlere yayılır. dövme. • Grup II (Scotokromojen) organizmalar başlıca karanlıkta pigment oluştururlar (M. leprae 1873'den beri sentetik besiyerlerinde üretilememiştir. marinum). M. Cüzzam (lepra) etkenidir. Önemli Bilgiler EZN ile koyu kırmızı boyanan globi denilen kümeler tarzında görülen basillerdir. Bulaşın ancak küçük yaşlarda az miktarda basille uzun süre temastan sonra gerçekleştiği düşünülmektedir.19). İnsan leprasından nazal kazıntı ile elde edilen materyal armodillalarda yaygın lepromatöz lepra geliştirmektedir. Bakteriyolojik.• Grup I (Fotokromojen) organizmalar ışık altında sarı portakal renkli pigment kolonileri oluştururlar (M. Basile karşı koruyucu mekanizma hücresel immünitedir. Lepram yüzde görünü bozukluğuna (aslan yüzü). fortuitum-chelonei complex) Mycobacterium leprae Hastalık Hansen tarafından tanımlanan M. Hastalığın rezervuarı tedavi edilmemiş insanlardır. Globi içeren hücrelere lepra hücresi denilmektedir. Hücresel immünitedeki bozukluk derecesine göre hastalığın klinik gidişi etkilenir. hipopigmente. Tüberküloid lepra: Leprid denilen makül veya plak şeklinde lezyonlar görülmektedir. Lepromatöz lepra: Bakteriyemi vardır. Bulaşma yolu tam olarak bilinmemektedir. 103 . kepekli bir görünümü vardır ve duyu kaybı gelişir. scroufulaceum) • Grup III (nonkromojen) organizmalar pigment oluşturmazlar (çok az oluşturabilirler) (M. yaralanma ayrıca yiyeceklerle veya inhalasyonla bulaştığı kabul edilmektedir. Profilaksi uygulanmazsa basille karşılaşan çocukların ortalama %10 kadarı hastalığa yakalanmaktadır. Basil taşıyan makrofajlara Virchow hücreleri (lepra köpük hücreleri) denir. Hastalığın anerji safhasıdır. genellikle dokunun serin bölgelerini tutarlar. • Grup IV (hızlı üreyenler) organizmalar. kansasii. burunda septum ülseri ve çökmelere neden olur. avium-intracellulare complex). diğerlerinin aksine 7 gün içinde ürerler (M. immünolojik ve histokimyasal bulgular göz önüne alınarak bir uçta tüberküloid lepra diğer uçta da hastalığın en ciddi formu olan lepromatöz lepra yer alır (Tablo 2. Sınırları belirgin. ileri dönemlerde sinir lezyonlarında simetrik genişlemeler ve bu sinirlerin innerve ettikleri alanlarda yavaş ilerleyen duyu ve motor bozukluklar gelişir (Şekil 2. Klinik Bulgular Lepranın başlangıcı sinsidir.38). Deri sıyrıkları. Mikobakteriler içinde DOPA aktivitesi gösteren tek türdür.

Tablo 2. sindirim kanalı cerrahisi. israelii'dir. aspirasyon akciğer enfeksiyonları için. ARB ile daha iyi boyanırlar. Akut döneminde sellülit olur. ancak daha sonraki dönemlerde ağrısız. Sıklıkla kontamine tozların inhale edilmesiyle akciğer yerleşimli veya daha az olarak deri altına travmatik girişle aktinomikotik miçetoma şeklinde seyreder. Hücresel immünitenin ölçülmesi için Lepromin veya Mitsuda deri testleri yapılır. Diş abseleri servikofasiyal tip için. asteroides sorumludur. Sinir biyopsisi alınması tavsiye edilmektedir. anaerop olanlar ise normal mukoza florasında yer alırlar. kızarık olmayan granülomatöz tabiatlı (ortası abseli) doku lezyonları gelişir. Hasta örneğinde ve kültürlerde farklı morfolojik özelliklere sahiptir. Lepromatöz lepralıların eşleri ve çocukları dapson ile kemoproflaksiye alınır. günde 100 mg dapson 6 ay süreyle verilir. Toprak ve sularda yaygın olarak bulunurlar.Laboratuvar Tanı Lezyonlardan hazırlanan preparatlarda basilin gösterilmesi tanıyı kesinleştirir. Tedavi Penisilin. Basit besiyerlerinde üreyebilirler. Nocardia Aeroptur. rahim içi araç (kontrolsüz uzun süreli) kullanımı da pelvik tip için başlangıç travmalarıdır. Çoğu aerop olup toprakta yaşarlar. Nokardiyalar Gram pozitiftir ve çoğu aside dirençlidir. abdominal ve pelvik tipte olmak üzere dört klinik şekli vardır. Çocuklarda nadir olmakla beraber hemen her zaman insan ağız ve barsak florasında üretilebilir. Actinomyces kelime anlamı "ışınsal mantar"dır. basil sayısı az olanlarda ise ayda 600 mg rifampin. Besiyerlerinde kavuniçi koloniler yaparlar. Genetik çalışmalar sonucunda bakteri olarak kabul edilmişlerdir. Cerrahi eksizyon ve drenaj faydalı olabilir. 104 . Tedavi ve Korunma Basil sayısı çok olanlarda ayda bir 600 mg rifampin ve 300 mg klofazimin. Actinomyces Zorunlu anaeroptur. Kültürlerde ise gram pozitif basiller şeklindedir R tipi koloniler yaparak ürerler. Püyleri sarı sülfür granülleri içerir ve bakteri filamentöz yapıdadır. Pozitif testler kişinin dirençli olduğunu gösterir. Bakteri sentetik besiyerleri ve canlı hücre kültürlerinde üretilemez. günde 100 mg dapson ve 50 mg klofazimin tedavisi iki yıl süresince. Tedavi yüksek dozda ve uzun süre uygulanmalıdır. aktinomikozda ilk seçilecek ilaçtır.38 Tüberküloid lepra ile lepromatöz lepra arasındaki farklar Özellik Hücresel immünite Lezyonlarda basil Humoral immünite Hafif klinik tablo Lepromlar ile karakterize ağır klinik tablo Sürekli bakteriyemi Aslan yüz görünümü Lepromin deri testi Ciltte lenfosit infiltrasyonu Tüberküloid lepra İyi Az Kötü (+) (-) (-) (-) (+) CD4 T Helper Lepromatöz lepra Kötü Çok İyi (-) (+) (+) (+) (-) CD8 T supressor Actinomycetes Actinomyces türleri Mantar benzeri bakterilerdir. Oral-servikofasiyal. torasik. Olguların %90'ından N. Bulaşma için travma önemli bir faktördür. yaralanma abdominal tip için. İnsanda normal florada bulunmazlar. insan enfeksiyonlarında en sık rastlanan suşu A. doku harabiyeti kalıcı olabilir.

nodül veya kitleler halinde görülebilir. Doğada serbest yaşayabilen ve laboratuvarda sentetik besiyerlerinde üretilebilen en küçük mikroorganizmadır. pneumophila lejyoner hastalığı etkenidir. Tüberküloz benzeri tablo oluşturur ancak. üçte bir olguda ampiyem görülür. Genelde süpürasyonu bol. granülom yoktur. Relaps görülebilir. Mikoplazmalar Mikoplazmalar atipik şekilli küçük duvarsız mikroorganizmalardır (Şekil 2. bitişik apse paketleri halindedir.Sıvı besiyerlerinde mikobakteriler gibi yüzeyel zar oluştururlar. M. havalandırma sistemleri.39 Tanısında Aside rezistan boyama (ARB) kullanılan mikrobiyolojik etkenler • Mycobacterium spp • Nocardia asteroides • Bacillus anthracis'in sporu • Legionella micdadei • Cryptosporidium parvum Tedavi Tüm klinik şekillerde sülfonamidler en etkili ilaçlardır. en sık görülen etkeni N. Atipik pnömoni etkenleri • Mycoplasma pneumoniae • Legionella pneumophila • Chlamydia pneumoniae • Chlamydia psittaci • Coxiella burnetti Mycoplasma pneumoniae primer atipik pnömoni etkenidir. Atipik pnömoni etkenidir. klimalar veya banyo. Zayıf ve düzensiz boyanmaları nedeniyle boncuklu filamanlar şeklindedir. Pulmoner enfeksiyonun aksine immünitesi normal olanlarda da görülebilir. Tablo 2. Pulmoner nokardiyoz röntgente tek veya çoğul apse. Özellikle hücresel immün sistem yetersizliği olgularında enfeksiyon gelişmesi ve yayılması önemlidir. Besiyerlerinde ortalama 4 haftada ürerler. Primer kutanöz enfeksiyon daha çok tropikal iklimlerde görülür.20).39). Tanı ARB boyanırlar (Tablo 2. pneumoniae en önemli patojenidir. Steroid kullanımı yayılımı körükleyen en önemli etkendir. kalsifikasyon nadirdir. çok sayıda ve birbiriyle ilişkili. Kavitasyon veya endobronşiyal lezyon olabilir. sauna gibi buharlaşmanın çok olduğu yerlerden bulaşır. L. Nokardiyozda tipik lezyon apsedir. braziliensis'dir. Pulmoner nokardiyoz veya miçetoma etkenidir. ağır seyirli 105 .

Önemli Bilgiler Mycoplasma'ların. akciğer ve karaciğer hücrelerine karşı otoantikorlar meydana gelir (soğuk aglutininler). C. daha hafif bir lökositoz ile seyreden (atipik) bir tablodur. Tipik olarak tek taraf akciğer orta-alt lobların ortası kondanse. solunum sekresyonlarıyla ile bulaşır. hastalığın ikinci epizodları görülebilir. Bakterilerin L formundan. 106 . Solunum mukozasına invazyon göstermez ancak siliyer aktiviteyi inhibe eder ve epitelde nekroz oluşur. pnömoni dışında sistemik bulgular da görülür. çevreye doğru açılan pnömonik inflltrasyonlar ve beklenenden daha az railerin alındığı. beyin. Yakın temas içindeki insanlarda pnömoni salgınları yapar. Laboratuvar Tanı Spesifik laboratuvar bulgusu. sitoplazmik membranlarında da sterol bulunur. damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. M. Bakteri filtrelerinden geçebilirler (Tablo 2. psittaci ile C.pnömoni yapar. Sadece bir serotipi vardır ve antijenik olarak diğerlerinden farklıdır. Klinik Bulgular Primer atipik pnömoniye neden olur. üremesi için ortamda sterol olmalıdır.40). Daha çok 5-30 yaş hastalığı olup. zorunlu aeropturlar. Patogenez ve Epidemiyoloji Sadece insanlar için patojendir.21). pneumoniae enflamasyon mekanizması halen anlaşılamamıştır. Dünyada yaygındır ve kış aylarında insidensi artar. C. Bunun nedeni. Kültür ortalama bir haftada sonuçlandığından erken tanıda faydalı değildir. Katı besiyerindeki kolonileri sahanda pişmiş yumurta şeklindedir (Şekil 2. Oksidaz enzimleri sitoplazmadadır. aile içi enfeksiyonlara yol açar. burnetti ise zoonozdur. osmotik şoka dirençli olmaları ve hiçbir zaman hücre duvarı oluşturmamaları ile ayrılırlar. % 50-70 olguda belirlenen >1/32 titrede soğuk agglütinasyon pozitifliğidir. Mycoplasma'lara karşı gelişen antikorların eritrositlerin yüzeyindeki "i" antijenleri ile reaksiyona girmesi ve bunları soğuk ortamda agglütine etmeleridir. pneumoniae (TWAR ajanı) sıkışık yaşam şartlarında epidemiler yapar. Enfeksiyon sırasında eritrosit. Mycoplasma pneumoniae (Eaton ajanı) Hastalık Atipik pnömoni etkenidir. İmmünite kalıcı değildir.

Aksiyal filamentleri (endoflagella) aracılığı ile hareketlidir. üremeleri için sterol gerekmez. Bulaşma insandan insana. hominis ve ureaplasmalar PID etkenidir. T. Kan bankasında 0-4°C'de 3-5 günde torba kanın içinde bakterinin infektif olamayacağı kabul edilir. içerdikleri üreaz enzimi ile üreyi parçalayarak enerji kaynağı olarak kullanırlar. ancak yarılanma ömrü (30 saat gibi) uzun olduğu için inaktive olması uzun sürer. Antijenik yapıları özellik arz eder. pallidum doku kültürleri ile besiyerlerinde üretilememiştir. Arsenik. Nongonokoksik üretrit olgularının %20'si ureoplasmalar ile gelişir. civa ve bizmut ile kolaylıkla inaktive edilebilir. koagülopati. Protoplazmik silindir. Antimikoplazma antikorlar burada oturarak. kıvrık. üretritlerde ise bunlar veya kinolonlar kullanılır. artrit (Reiter Sendromu) gibi immun kompleks hastalıkları yaparlar. T. menenjit. Treponema pallidum 6-14 kıvrımlı patojen türleri ile enfeksiyonlara neden olan spiril bakteridir. Kadın/erkek oranı 1:1'dir.40 Bakteri filtrelerinden geçebilen klinik önemi olan bakteriler • Mycoplasma pneumoniae • L formu bakteriler • Coxiella burnetti • Campylobacter jejuni • Acinetobacter baumanii Ureaplasma'lar (Minik Mikoplazmalar. Akıntı ile karakterize genital enfeksiyonlar yaparlar. Spiroketler İnce duvarlı. Penisiline duyarlıdır. Betalaktam antibiyotikler etkisizdir. Soğuk uygulama yapılmamalıdır. 107 . miyelit. pallidum mikroaerobik bakteridir. boyunun birkaç misli yer değiştirmesi ve bir uçtan diğer uca dalgalanma hareketi göstermesi karakteristik özelliğidir.41) ve anneden çocuğa olur. Borrelia'lar daha kalındır. hareketli basillerdir. İnsanlarda hastalık yapan 3 bakteri vardır. Bakteri buzdolabında ortalama 24 saat içinde infektivitesini kaybeder. Penisiline direnç gösterilememiştir. Treponema. ancak karanlık alan mikroskopları aracılığı ile görülebilir. DİC. çoğunlukla cinsel ilişki (Tablo 2. Reiter suşları) in vitro anaerobik kültürlerde üretilebilir. Nonpatojenik Treponema türleri (örn. kardit. Diğer Mikoplazmalar M. Hücrelerinin yüzeyindeki glikolipid antijenler insanlardaki bazı glikolipid yapılı maddeler içeren (beyin dokusu gibi) dokularla benzerlik gösterir. Treponema pallidum Hastalık Frenklerden yayılması nedeniyle ülkemizde Frengi olarak bilinir. Borrelia ve Leptospira. %1-4 Oksijenli ortamda daha iyi ürer. Kuruluk ve 42°C üzerindeki ısıya dayanıklı değildir. Proteus'lar gibi üriner sistem enfeksiyonlarına yol açarlar. Giemsa ve diğer boyalar ile boyanabilir. aksiyal filament ve dış membran olmak üzere üç ana yapıdan oluşmuştur. T-mycoplasma) ise farklı olarak daha küçük koloniler yapar.Tedavi ve Korunma Tedavide tetrasiklin ve/veya eritromisin kullanılır. Direkt incelemede uzun ekseni etrafında burgu şeklinde dönmesi. Tablo 2. Treponema ve leptospiralar çok incedir.

kondüloma lata. Enfeksiyondan 2-10 hafta sonra giriş bölgesinde bir papül gelişir. Erişkin tip sifiliz: Sadece insan enfeksiyonları görülür. anogenital kanser Trikhomoniyaz AIDS Şankroid Sifiliz Lenfogranuloma venereum Candidiasis Bakteriyel vaginosis Etken Chlamydia trachomatis (L haricindeki tüm serotipler) Neisseria gonorrhoeae Herpes simplex virüs tip II Human papillomavirus Trichomonas vaginalis HIV Haemophilus ducreyi Treponema pallidum Chlamydia trachomatis (L serotipleri) Candida albicans Gardnerella vaginalis T. Hem primer hem de sekonder sifiliz spiroketlerden zengindir ve çok infeksiyozdur. latent sifiliz ve geç sifiliz şeklinde sınıflandırılır. aksillalar ve ağızda Condylomalar ortaya çıkar. perianal veya oral olabilir. Kalanlar ise tersiyer döneme girerler. lenf ve kan yoluyla vücuda yayılır. Anogenital bölge. Bunlara sifilitik menenjit.Tedavi edilmeyen olguların %30'u kendiliğinden iyileşir. menenjit Asemptomatik Asemptomatik Gomlar Aort anevrizması. Hutchinson dişleri. A. hepatosplenomegali. alopesi. kemikler ve karaciğerde granulomlar (gomlar). nörosifiliz Anemi. lenfadenopati. Bu dönemde deri. bu sert kenarlı temiz ağrısız bir ülser izler (sert şankr). Tablo 2. hastalığın dönemlerine göre ise erken sifiliz. aort yetersizliği Parezi. Primer lezyon 2-10 hafta içinde kendiliğinden iyileşir ancak bundan sonra ikinci dönem sifiliz bulguları başlar. lenfadenopati Ateş. kemik tutulumu. inkübasyon süresi 3-90 gündür. Sekonder sifiliz de kendiliğinden iyileşir. pallidum sağlam mukoza ve travmatize deriden kolayca girer. aort anvrizması. Klinik Sifilizin oluştuğu döneme göre konjenital sifiliz ve edinsel sifiliz. Olguların %10-20'sinde primer lezyon rektal. nefrit (immün kompleks tipi) ve periostit eşlik eder. ciltte multipl lezyonlar. hepatit.42 Sifilizte evreler ve klinik bulgular Evre Erken dönem Primer Sekonder Latent Geç dönem Erken Geç Bening Kardiyovasküler Nörosifiliz Konjenital sifiliz Erken Geç Zaman 3 hafta 2 hafta-6 ay 1 yıldan az 1 yıldan çok Aylar. yıllar 10-30 yıl 2-20 yıl 0-2 yıl 2 yıldan sonra Semptomlar Şankr. merkezi sinir sisteminde dejeneratif değişiklikler veya kardiovasküler lezyonlar (aortit. korioretinit. ostekondrit.Tablo 2.41 Cinsel yolla bulaşan hastalıklar Hastalık Klamidya enfeksiyonu Gonore Genital herpes Siğil. keratit 108 . demans Mukokutanöz lezyonlar. lenfadenopati. aort kapak yetersizliği gibi) olur. Spiroketler giriş alanında çoğalır ve bir müddet sonra lenf bezlerine ve kan dolaşımına geçer. %30'luk bir hasta topluluğu serolojik olarak pozitif ancak klinik bulguların görülmediği latent dönem sifilize geçer. tabes dorsalis. Bulaşma cinsel temas ile genital mukozalar veya yaralanmış deriden olur. Avuç içi ve ayak tabanları da dahil olmak üzere vücudun her yerinde makulopapüler döküntüler görülür. optik atrofi.

Kongenital sifiliz: Sifilizli gebe kadın T. Nontreponemal testler: Enfeksiyondan 4-8 hafta sonra pozitifleşir. Serolojik olarak nonspesifik reajinik antikorların ve spesifik antitreponemal antikorların araştırılması ile tanı konulabilir. Tedavi İlk seçenek penisilindir. hamileler. narkotik ilaç kullananlar. Tablo 2. Treponemal testler: Özgüllüğü ve duyarlılığı yüksek. Konjenital sifilizli bebeklerde interstisial keratit. bakteriye spesifik testlerdir. Doğrulama testi olarak kullanılır. pallidum'u fetus'a gestasyonun 10-15.43). kondiloma lata ve mukoza lezyonları bol miktarda mikroorganizma içerir. TPHA: Ucuz ve spesifik bir testtir. Bunlar nonspesifik IgM ve IgG tipinde antikorlardır. Hutchinson's dişleri. T. Buradan alınan materyallerde hareketli spiroketlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. periostit ve değişik merkezi sinir sistemi anomalileri görülür.Tüm tersiyer lezyonlarda treponemalar nadirdir ve lezyonların çoğu hipersensitivite reaksiyonlarına bağlıdır. kemer burun. careteum pinta. İlaca karşı direnç bildirilmemiştir.42). yaşlılar. Altın standarttır. Tarama amaçlı kullanılan testlerdir. Kongenital enfeksiyon tanısı için bebekte antitreponemal IgM antikorları aranmalıdır. multipl transfüzyon yapılanlar. Sifilizli gebelerin uygun tedavisi ile konjenital sifiliz önlenebilir. B. Prenatal dönemde amniotik sıvıda PCR ile T. Bunların bir kısmı düşükle sonlanır. Tedavi takibinde kullanılır. Sifilizli bebeklerin kanında reajin antikorları yükselebilir ancak enfeksiyon yok ise anneden geçen antikorlar kısa bir süre içinde düşer. Tedavi bitiminde antikor fitresi düşer. Penisilin alerjisi varsa doksisiklin veya tetrasiklin tercih edilir. Tedavi sonucunda uzun süreler. Tanı Primer. pertenue yaws. TPI: Canlı treponemalar kullanıldığı için ancak araştırma laboratuarlarında uygulanabilen bir testtir. sekonder veya konjenital sifiliz deri lezyonarından alınan eksuda karanlık alan mikroskopisi ile hızlı tanıda kullanılabilir (Tablo 2. bazen yaşam boyu pozitif kalabilir. Bu testlerin en önemli sorunu yalancı pozitiflik yaşanmasıdır. FTA-ABS: En duyarlı testlerdendir. pallidum'un gösterilmesi ve Fetal IgM pozitifliği ile tanı konulur. Bu testler kardiyolipinlesitin-kolesterol antijenine yönelik antikorları ortaya çıkarır. endemicum ise bejel hastalığı etkenidir 109 . Diğer treponemalar T. Venereal Disease Research Laboratory (VDRL) ve Rapid Plasma Reagin (RPR) aglutinasyon testleri en sık kullanılanlarıdır. Primer şankr. bakteriyel ve viral enfeksiyonlar. Ancak unutulmamalıdır ki bu dönemde de göz ve merkezi sinir sisteminde hala bakteri bulunabilir (Tablo 2. Oral spiroketler tanıda karışıklığa sebep olabilir. ci haftalarında bulaştırabilir. Laboratuar hataları dışında. malinitesi olanlarda pozitiflik saptanabilir. Birinci ve ikinci dönem sifilizde yüksek duyarlılıkları vardır. Tanı testi olarak kullanılır. otoimmün hastalıklarda. T. ancak kalanları zamanında doğar. Meningovasküler sifilizde BOS'ta VDRL ve TPHA pozitifliğe anlamlıdır.43 Sıfilizdeki tanı testleri Test tipi Mikroskopi Kültür Seroloji Yöntem Karanlık alan Direkt floresan antikor Üretilemez Nontreponemal testler VDRL RPR Treponemal testler FTA-ABS MHA-TP Oral lezyonların tanıda değeri yoktur.

Daha sonra 2. IgG antikorları ise 30 gün sonra belirgin olarak pozitifleşir. Serum veya doku örneklerinden bakteriyi üretebilirsiniz. Bu suşların transovarian geçmesi ile doğada hastalık süreklilik kazanır. ensefalit. Özel besiyerlerinde üretilebilir. artralji. Korunmada artropodlara karşı önlem almak en iyi yöntemdir. Dünyada yaygındır. Kronik progressif MSS enfeksiyonu eşlik edebilir. Kalp kapakları tutulmaz. İnsan enfeksiyonları bu suları kullananlar veya infekte 110 . 3-4 hafta sürer. kardit (AV blok. hermsii ve diğer suşlar tekrarlayan ateş etkenidir. kranial nörit. miyalji görülür. Enfeksiyonları süresince bakterinin antijenleri değişir. Ekzotoksin. Tanı Zor da olsa modifiye Kelly besiyerinde üretilebilirler. hastalık iyileşiyor gibi olur. Geyik gibi büyük memeliler rezervuardır. Borrelia'lar bit ve kene gibi artropodlar ile bulaşırlar. Hastalığın gelişebilmesi için kenenin 24-48 saat konak üzerinde kalması gerekir.Borelia Giemsa ile kolaylıkla boyanabilir. Tedavi edilmezse aylarca sürebilen latent döneme geçer. Lyme ve Rekürren ateş. dönem gelişir. B. dönemden aylar veya yıllarca sonra genellikle tek taraflı ve dizde fazla olmak üzere büyük eklemlerde artrit gelişir. B. Hastalık süresince ortalama 3-10 kez bu ataklar devam eder. Fareler başta olmak üzere diğer kemiriciler ve evcil hayvanları infekte edebilir. Spiroketler birçok dokuda çoğalabilir. L. ancak rutin kültürlerde genellikle üremez. baş ağrısı ve multiorgan yetersizliği görülebilir. Tanı özellikle ateşli dönemde periferik kan yaymasında spiroketlerin gösterilmesi ile konulur. boyalar ile boyanmazlar. icterrohaemorrhagia Weil hastalığının etkenidir. bakteri lizisi nedeniyle Herxheimer reaksiyonu meydana gelebilmektedir. Köpekler önemli rezervuardır. Lyme borreliyozu da denir. Borrelia burgdorferi (LYME HASTALIĞI) lxodes tipi kenelerin vektörlüğü ile bulaşır. yeni antijenleri ile tekrar akut enfeksiyon başlar. hermsii ise keneler ile bulaşır. miyoperikardit konjestif kalp yetersizliği) gelişir. Ancak tanı için fazla kullanılmaz. titreme. Leptospiroz etkeni Leptospira interrogans'tır. radikülonörit). EIA ve IFAT ile hastada yükselen IgM antikorları gösterilir. recurrentis. Hastalık üç dönemden oluşur. Hayvanlar idrarları ile su veya toprağı kontamine ederler. Grip benzeri enfeksiyon belirtileri. Leptospira Leptospiralar az kıvrımlı spiroketlerdir. Tedavi Birinci dönem ve hafif enfeksiyonlar için doksisiklin veya amoksisilin kullanılır. Antikor fitresi yükseldiği zaman atak iyileşir. recurrentis bitler aracılığı ile bulaşır. İki önemli hastalık yaparlar.karanlık alan mikroskopide görülebilirler. Serolojik testler sık kullanılmaz. Ateşsiz dönemlerde tetrasiklin hastalığın erken dönemlerinde relapslan önler. Üçüncü dönem: 2. insanlar tek konaklarıdır. Septik tarzdadır. Ortalama 2 hafta sonra pozitifleşir. aspirine yanıt vermeyen ağrı tipiktir. Antijenlere karşı antikor gelişir. antikoagülanları enerji kaynağı olarak kullanabilirler. B. Birinci dönem: Isırık yerinin çevresinde eritema kronikum migrans gelişir. Kan ürünlerinde varsa buzdolabında 6 hafta canlı kalırlar. Normal floradaki spiroketler ile çarpraz reaksiyon sık görüldüğü için tanı PCR ile doğrulanmalıdır. Borrelia recurrentis B. Serumlu kültürlerde üretilebilirler. enzimler ve diğer önemli virülans faktörleri tespit edilememiştir. İkinci dönem: kardiyolojik ve nörolojik hastalık tabloları (menenjit. Ateşli dönemde yapılırsa. Ciddi formlarda ve geç dönemde penisilin G veya seftriakson daha etkilidir. Isırıktan 3-30 gün sonra hastalık tablosu gelişir. Ateş. Bunlarda fareler ve diğer kemiriciler reverzuardır.

Bu hastalıkta. aseptik menenjit. C. Kontamine sulardan salgınlar gelişebilir. C. sendrom Trahom. Spirillum minus Spiril bakteriler içinde yer alan ve fare ısırığı hastalığının iki etkeninden birisi olan spiral yapılı bir bakteridir. Korunma için kontamine sular ile temastan çekinmelidir. trachomatis'in en azından 15 serotipi vardır.44 İnsanlarda Klamidya hastalıkları Türü Chlamydia trachomatis Biovaryant Trahom Serovaryant A-C D-K Hastalık. yüksek ateş ile birlikte ısırık yerinde şişlik. PID. Psittakoz. bölgesel lenf bezlerinde büyüme ve enflamasyon görülür. endometrit. Temas düşünülen hastalarda doksisiklin korunma amaçlı verilebilir. artrit LGV Chlamydia pneumoniae Chlamydia psittaci L1-L3 111 . Önemli Bilgiler Zorunlu intrasellüler bakteridir. Tedavide penisilin G seçilir. artrit Psittakoz. ektopik gebelik. artrit infant konjunktiviti ve pnömoni Lymphogranuloma venereum Pnömoni. Tanı anamnez. Kardiovasküler hastalık. solunum yolu ve genital sistem enfeksiyonları etkenidir. lenfogranuloma venereum ve diğer enfeksiyonların etkenidir. akciğerlerde hemoraji ve aseptik menenjit gelişir. Tüm klamidyalar grup spesifik lipopolisakkarid antijenlere sahiptir. Chlamydia trachomatis göz. İnsan enfeksiyonları leptospiraların mukoza veya deri ile teması sonucunda gelişir. prostatit. Antibiyotik direnci bildirilmemiştir. epididimit. Chlamydiae Zorunlu intrasellüler parazittir. Streptobacillus moniliformis'in neden olduğu Haverhill hastalığında da görülmektedir.yiyecekleri yiyenlerde gelişir. İkinci dönem immünolojik etkiler ile gelişir. üst solunum yolu enfeksiyonu. Kan ve idrar kültürlerinde (Cox besiyeri) üretilebilir. konjunktivit Üretrit. İnsandan insana bulaşma nadirdir. Hastalık Chlamiydia psittaci psittakoz. kalp doku hasarı. ciddi hepatit ve böbrek yetersizliği görülür. Chlamydia pneumoniae (TWAR ajanı) atipik pnömoni etkenidir (Tablo 2. pneumoniae bir immunotipe sahipken. Benzer bir hastalık tablosu. düşük.44). Ateş. titreme ve şiddetli başağrısı görülür.böbrek tutulumu sonucunda üremi. Tablo 2. klinik bulgular ve belirgin IgM yüksekliği ile konulur. infertilite. psittaci ve C. Bir Gr (-) hücre duvarı olmasına rağmen peptidoglikan tabakası yoktur. Çiftçiler. lağım ile uğraşanlar ve lağım suları ile temas edenler risk altındadır. Erken dönemde ateş. salpenjit. servisit. hepatit nedeniyle sarılık. trahom. Kendi başına enerji üretme işlemini başaramayan bakteri ancak konak içinde üreyebilir. Bu tablonun ardından bakteri kandan çekilir. Klinik bifaziktir. Kan dolaşımına geçen bakteri bir çok dokuda çoğalır. proktit. Sodoku hastalığı da denen bir cins fare ısırığı hastalığından sorumludur.

epididimit ve prostatit yapabilir. Nadiren invazyon ve dissemine enfeksiyon yapar. Replikasyon sırasında hücre içinde oluşturduğu inklüzyon cisimcikleri boyanarak mikroskobik olarak görülebilir (Şekil 2. Ancak trahom gelişmekte olan ülkelerin sorunudur. Nadiren göz veya solunum sistemini tutabilir. A. Fakültatif hücre içi bakteri Brucella mellitensis Francisella tularensis Yersinia pestis Listeria monositogenes Salmonella spp. C. psittaci kuşları ve bazı hayvanları infekte eder. Bulaşma ve Epidemiyoloji C. PID yapabilir. Bulaşmada asemptomatik genital enfeksiyonlular önemli bir rezervuardır. Binary fission yoluyla yeni elementer cisimler oluşur ve bunlar hücre dışına salınırlar. trachomatis sadece insanları infekte eder ve seksüel temas. Ekstrasellüler. trachomatis 15'den fazla serotipe sahiptir (A-L). Trypanosoma spp. Kadınlarda servisit gelişir ve salpenjit. pneumoniae genç erişkinlerde bronşit ve pnömoni gibi alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olabilir (Tablo 2. B ve C trahom etkenidir. Körlüğe sebep olabilir.22). Legionella pneumophilia Mycobacterium tuberculosis/lepra Replikasyonu diğer bakterilerden farklıdır. insanlara damlacık enfeksiyon tarzında bulaşır.Tablo 2. insanlar başlıca kurumuş kuş feçesinin inhalasyonu yolu ile bakteriyi alırlar. D-K serotipleri genital sistem enfeksiyonları yaparlar. C. Enfeksiyon sadece antikor titrelerinden tanınabilecek şekilde asemptomatik veya yüksek ateş ve pnömoni ile birlikte olabilir. C. Trahom'da parmak-göz teması bulaşmada önemlidir. Erkeklerde nongonokoksik üretritlerin en sık etkenidir. Salpenjit ve PID'nin tekrarlayan enfeksiyonlarında 112 . psittaci başlıca solunum yolundan bulaşan akciğer enfeksiyonu etkenidir. spor benzeri elementer cisimler hücrelere girer ve hücre içinde daha geniş inisyel (reticulate body) cisimlere dönerler. Afrika ve Asya'da sık görülür. Nongonokoksik üretritler gonore'den farklı olarak genellikle yüksek sosyoekonomik toplulukların hastalığıdır.46). Bu organizma ile meydana gelen hastalıklar dünyada yaygındır.45 Bazı fakültatıf ve zorunlu hücre içi mikroorganizmalar Zorunlu hücre içi bakteri Riketsiya Klamidya Fakültatif hücre içi mantar Histoplasma capsulatum Fakültatif hücre içi parazit Toksoplasma gondi Leishmania spp. anneden çocuğa geçiş gibi yakın temas ile bulaşır. C. pneumoniae sadece insanlarda enfeksiyon yapar. C. Patogenez ve Klinik Bulgular Klamidyalar başlıca mukozaların epitel hücrelerini ve akciğerleri infekte eder. ancak sistemik enfeksiyon yapmaz. Bunlar tanıda değerlidir.

46 İnhalasyon yolu ile bulaşan zoonozlar Tür Bakteri Hastalık Anthrax (Woolsorter's disease) Tüberküloz Mycobacterium tuberculosis Coxiella burnetti Chlamydia psittaci Histoplasma capsulatum Lenfositik choriomeningitis virüsü (LCM) Arenavirüs ailesi Etken Bacillus anthracis Grup Gram pozitif. keçi İnhale edilen Hayvan yünündeki sporlar Evcil hayvanlar Kontamine respiratuvar sekresyonlar Hayvan sekresyonları ile toprak ve toz infekte kuşların kurumuş çıkartıları Kontamine topraktaki mikrokonidialar Enfekte aerosoller Q ateşi Psittakoz (ornitoz) Mantar Virüsler Histoplazmoz Lenfositik koriomenenjit (deri penetrasyonu ve hayvan ısırığı ile de bulaşabilir) Evcil hayvanlar Papağan. yarasalar Fare ve diğer kemiriciler Ricketsiae Riketsiyalar zorunlu intrasellüler bakterilerdir. Ancak organizmaya karşı kalıcı immünite gelişmez. hindi. yumurta embriyonunda ve deney hayvanlarında üretilebilirler. Tedavi semptom ve bulguları geriletebilir ancak bakteriyi tam olarak eradike edemez. aerop. Gram boyama faydalı değildir. Hastalıklar Kitaplarda iki önemli riketsiya'dan bahsedilir. L1. Birinci hastalık Türkiye'de yoktur. PCR veya DNA hibridizasyon teknikleri kullanılabilir. C. Rickettsia rickettsii'nin etkeni olduğu kayalık dağlar benekli ateşi ve Coxiella bumetti'nin etkeni olduğu Q ateşi. Önemli Bilgiler Riketsiyalar çok küçük basillerdir. infekte anneden doğanlarda neonatal inklüzyonlu konjunktivit ve pnömoni meydana gelebilir. Tifüs. ışık mikroskobunda zor görülürler. Seksüel temas ile geçen bu hastalıkta genital lezyonlar ve lenf nodlarının büyümesi klinik tabloyu oluşturur. Klamidyalar ancak hücre kültürlerinde üretilebilir. Ekstrasellüler replikasyon için enerji üretme yetenekleri yoktur. Zorunlu intrasellüler parazitlerdir. trachomatis'in seksüel yolla bulaşan enfeksiyon türlerinde azitromisin kullanılır. Gram ile kötü boyanırlar. ELISA yöntemi ile eksuda veya idrarda klamidya antijenleri araştırılabilir. Laboratuvar Tanı Giemsa boyama ve immünfloresan yöntemi ile sitoplazmik inklüzyon cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konur. C. artrit ve üveit) görülebilir. Tablo 2. endemik tifüs ile çalılık ateşi gelişmekte olan ülkelerde önemli hastalık etkenlerindendir. C. kuş Kuşlar. Riketsiya çiçeği (rickettsialpox) nadir hastalıklardan birisidir. Sitoplazmada karakteristik morulalar oluşturur. Kişisel ve çevre sağlığı açısından gerekenler yapılmalıdır. 113 . sporlu basil Aside dirençli bakteri Rickettsia Chlamydia Rezervuar hayvan Koyun. benekli ateş ve Q ateşi etkenidir. trachomatis genital enfeksiyonlu hastalarda Reiter Sendromu (üretrit. Klamidyal hastalıklara karşı aşı geliştirilememiştir. Gram negatif hücre duvarları bulunmasına rağmen. trachomatis'e karşı gelişen enfeksiyon hümoral ve hücresel immünitenin işbirliği sonucunda iyileştirilir.infertilite ve ektopik gebelik riski vardır. Tedavi ve Korunma Tüm klamidya suşları tetrasiklin ve eritromisine duyarlıdır. L2 ve L3 serotipleri lenfogranuloma venereum etkenidir. hastalık tekrarlayabilir. Ayrıca Ehrlichia chafeensis insan monositik erlihyoz'undan sorumludur. Sadece hücre kültürlerinde. Bunların dışında epidemik.

Tüm riketsiyalar zoonozdur. epidemik tifüs ise insan bitleri ile bulaşır ve sadece insan enfeksiyonları olur. rickettsii* R. prowazekii. Tablo 2. granülomatöz hepatit ve pnömoni yapar ***** : Suni besiyerinde üretilebilir C. Riketsiya enfeksiyonları coğrafi lokalizasyon gösterir. provazekii*** R. tsutsugamushive R. koyun. prognozu en kötü olan riketsiya **** : inhalasyonla bulaşır. döküntüye neden olmaz. riketsiyalar binary fission yoluyla çoğalırlar. rickettsii gibi bir çok suş Proteus vulgaris'in OX suşları ile çarpraz reaksiyon verirler.47 Riketsiyaların gruplandırılması ve genel özellikleri Hastalık Lekeli Ateş Kayalık dağlar ateşi Riketsiya çiçeği Tifüs grubu Epidemik tifüs Endemik tifüs Çalılık ateşi Diğerleri Q ateşi Siper ateşi * : Çekirdekte çoğalan tek riketsiya ** : Veziküler döküntü yapan tek riketsiya *** : Bit tifüsü ve Brill Zinser hastağının etkeni. Hastalıkta endotoksinlerin de rolü vardır. guintana***** Yok (bazen kene) Bit Sığır. Patogenez Riketsiya enfeksiyonlarının tipik lezyonu vaskülittir. typhi R. keçi insan R. tsutsugamushi Bit Pire Akar insan Fare Kemirgen R. R. R.Klamidyaların özel (vakuoler) üreme şekilleri olmasına rağmen. Proteuslar ile riketsiyal antikorların çapraz aglutinasyon vermesi temeline dayanan testin adı Weil-Felix'dir. Bulaşma İnsanlara artropodların ısırması ile bulaşırlar. Deri damarlarındaki hasara bağlı olarak karakteristik döküntüler. akan** Kene Akar Köpek. ödem ve artan kapiler permeabiliteye bağlı olarak hemoraji görülür. burnetti**** B. Tek farklı olan Q ateşi aerosollerin inhalasyonu ile bulaşır. ancak ekzotoksin ve sitolitik enzimleri gösterilememiştir. kemirgenler Fare Riketsiya Artropod vektör Rezervuar 114 . Bu organizmanın patogenezi halen bilinmemektedir.

Ani yükselen ateş. Antikor titresinin iki hafta ara ile 4 kat artması ile akut enfeksiyon tanısı konulur. bacilliformis Oroya ateşi ve verruga peruana denilen iki nadir hastalık etkenidir. Laboratuar tanı Seroloji organizmanın üretilmesinden daha çok kullanılır. burada ürer ve hücreyi parçalayarak genel dolaşıma katılır. plasenta ve amniotik sıvılarında yüksek konsantrasyonlarda bakteriyi gösterebilirsiniz. İnsanlara aerosoller ile bulaşır. ciddi başağrısı. burada da aynı olaylar gerçekleşir. ancak bulaşma riski nedeniyle standart labarotuvarlarda kullanılmaz. Hastalık daha çok kırsal kesimde görülür. Pastörizasyon ile organizma öldürülebilir. Yalnız insanda hastalık yaparlar. Pnömoni hastaların yarısında görülür. Weil-Felix testinin tarihsel önemi vardır. Basiller anjiomatozis AIDS gibi immünyetersizliği olan hastalarda görülür. öksürük ve grip benzeri semptomlar görülür. prowazekii (epidemik tifüs) Hastalık. Q ateşi insanlara artropodlar olmaksızın bulaşır. Deri ve iç organlarda Kaposi sarkomu benzeri vasküler lezyonlar görülür. sekonder olarak kloramfenikol seçilebilir. Pediculus corporis. arteriol ve venüllerin endotel hücrelerine girerler. iç organ kapillerleri. Prodrom belirtilerinden ve ateşin remittan. Mortalite salgınlarda % 10-40 kadardır. Döküntü diğer riketsiyal hastalıklara karşın nadirdir. Q ateşi Diğer riketsiyalardan farklı olarak akciğer enfeksiyonları yaparlar. kış aylarında epidemilerle seyreder. Kediler arasındaki bulaşmadan sivrisinekler sorumludur. Hayvanların idrar. Rickettsia'ların irritatif etkileri ile damar endotellerinde mitoz ve bu nedenle proliferasyonla endarteritis nodosa (Fraenkel nodülleri) ve sonuçta oklüzyon ile nekrozlar gelişir. 115 . Organizma kedi oral florası üyesidir. Kuluçka dönemi 8-14 gündür. B. damardan zengin tüm organlar hastalık tablosuna semptom verebilir. Bartonella Bartonella suşları pleomorfik gram negatif basillerdir. Kedi tırmığı veya ısırması en sık bulaşma yoludur. Sensitivite ve spesifitesi yeni testlere göre çok düşüktür. el ve ayak ayalarında bulunmaz. sağlıklı insanı ısırınca bitin dışkısı buradan dokulara penetre olur. nadir görülen kronik Q ateşinde fatal seyirli endokardit gelişebilir. Antibiyotik tedavisi kullanılmasa bile kendiliğinden iyileşebilir. Bartonella quintana (eski adı Rochalimea quintana) siper ateşi etkenidir. inek sütü ile de bulaşabilir. Tedavi Riketsiya enfeksiyonları için primer ilaç tetrasiklindir. ajitasyon ve şiddetli baş ağrısı gelişir. infekte insanın kanını emdikten 3-5 gün sonra bulaştıncı hale gelir. Beyin beslenmesi bozulduğu için bilinç bulanır. henselae (eski adı Rochalimea henselae) basiller anjiomatozis ve kedi tırmığı etkenidir. cilt kurudur. 50 yıl sonra bile hastalık tekrarlayabilir. dışkı. ancak insanlara bulaşmasında etkisi yoktur. B. sonra da intermittan olarak yükselmesinden ve 40-41 °C'da kontinü hal almasından sonra. Hepatit pnömoniye eşlik eder. halüsinasyonlar. öncelikle delinen damarın endotel hücrelerinin sitoplazması içine girer. Riketsiyalar hücre kültürlerinde üretilebilir. Tekrarlayan şekline Brill-Zinsser Hastalığı denmektedir. birinci haftanın sonlarında sırt ve omuzdan başlayan makülopapüler döküntüler tipiktir. Koyun ve sığırlar insan enfeksiyonları için rezervuardır.Klinik bulgular Tifüs R. Gövdede sıktır.

ağrılı. Bakteri deniz hayvanlarında bulunur. akciğer. TSİ agarda hidrojen sülfid üreterek besiyerini siyaha boyar. kolon ve kadın genital sistem florası bakterileridir. Anaeroblar doku veya vücut sıvılarına geçerlerse enfeksiyon oluşturabilirler Anaerobların kendine has özellikleri • Mukoza alanlarında normal florayı oluştururlar. Streptobacillus moniliformis Gram negatif basildir. Toprakta ve sularda bol miktarda bulunur. Küçük olan etken. Gardnerella vaginalis Bakteriyel vajinosis etkeni gram labil boyanan bakteridir. Katalaz. Mobilincus sıklıkla bu bakteri ile beraber görülür. Fusobacterium nucleatum Vincent anjinası etkenidir. • Karışık bakteri enfeksiyonları meydana getirirler. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonları en sık görülenleridir. • Kültür alınırken. fare ısırığı etkenlerinden birisidir. nekrotik alanların bulunduğu ve antibiyotiklerin ulaşamadığı yerlerde meydana gelir. Diğer anaeroblarla birlikte mikst enfeksiyonlar yapabilir. beyin. Tropikal ülkelerde görülür. • Bacteroides ve bazı prevotella suşları dışında penisiline duyarlıdırlar. çok ve ağrılı lenfadenomegali ile birliktedir. pelvis abseleri). kasaplar risk altındadır. ince peptidoglikan tabakası nedeniyle gram negatif bolanır. immünyetersizlikli hastalarda fırsatçı enfeksiyonlar yapar. Acinetobacter Gram negatif kokobasillerdir. balık temizleyenler. Ayırıcı tanıda özellikle hayvanlarla temas önemlidir. Yumuşar şankr benzeri lezyonlar yapar ancak ağrısızdır. bakteri filtrelerinden geçebilir. Bakteri gram pozitif hücre duvarına sahip olmasına rağmen. kanlanmanın bozulduğu. Cinsel yolla bulaşır. influenzae'da olduğu gibi V faktör istemez. insan normal florasında da bulunabilir. Calymmatobacterium granulomatis Granuloma inguinale etkenidir. 116 . iltihaplı. Lezyondan hazırlanan preparatlarda makrofajların içinde Donovan cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konulur. Deri enfeksiyonu streptokokların yaptığı erizipel'e çok benzer. Balıkçılar. • Anaerobik enfeksiyonlar. oksidaz ve indol negatiftir. • Enfeksiyonları abse ile karakterizedir (örneğin.DİĞER BAKTERİLER Anaeroplar İnsan normal florasında bulunan bakterilerin çoğunu anaeroblar meydana getirir. Ülserleri. Erysipelothrix rhusiopathiae Erizipeloid etkenidir. Normal ağız. Organizma üreme için X faktöre ihtiyaç gösterir ancak H. periton. Kötü kokulu vajinal sekresyonlarda ipucu hücrelerinin gösterilmesi ile tanı konur (Üzerini bakteri kaplamış vajinal epitel hücreleri). anaerob taşıma ve bakteri izolasyon tekniklerine dikkat etmek gerekir. Sepsis. Fusobacterium suşları Anaerobik gram negatif ince uçlu basillerdir. • Abseleri pis kokuludur. Haemophilus ducreyi Seksüel yolla bulaşan Şankroid (yumuşak şankr) etkeni gram negatif basildir. yumuşak kenarlı.

Viroloji • Genel Viroloji • DNA Virüsler • RNA Virüsler • Enterovirüsler • Hepatit Virüsler • Diğer Virüsler 117 . Bakteri duodenal lezyonlarda bir aktinomikoz olarak üretilmiştir. Halen daha bu konu tartışılmaktadır.Tropheryma whippelii Whipple hastalığı etkenidir.

Virüsler sadece canlı hücreler içinde canlılıklarını sürdürebilirler. Virion : Tam bir virüs yapısına denir. Zarflı virüslerin bazılarında virüse spesifik zarf proteinleri "Matriks proteinleri" zarf ile kapsid arasında ilişkileri düzenler. Bazı virüsler içlerinde protein yapılı enzimler taşırlar (örneğin polimerazlar). Protein kapsid. Virüsün tam replikasyonuna olanak tanıyan hücreler permisif olarak nitelendirilir. Metabolizmalarını kontrol edebilmeleri için başka virüslere ihtiyaçları vardır. Ayrıca virüslerin antijenik özelliklerini belirlerler. bazen bunları lipid yapılı bir membran çevreler (zarf) (Şekil 3. Virüsler genom olarak sadece tek bir nükleik asit taşıyan (DNA veya RNA) en küçük mikroorganizmalardır.1). Zarflı virüslerde ise nükleokapsid + zarf yapısını anlatır. bu nedenle çıplak virüsler denatürasyona dirençlidirler. RNA virüsler ise Reovirüsler dışında tek sarmallıdır. İnsanlarda enfeksiyon yapan virüslerin yapıları Tablo 3. bunyavirüs ve reovirüsler diğerlerinden farklı olarak segmenter yapıda RNA virionu içerirler. Kapsomer: ikozahedral viral partikûllerin yüzeyinde elektron mikroskop ile görülen protein ana yapısında morfolojik yapılardır. Replikasyon sırasında boş kapsidler bulunabilir. Kapsidlerin simetrik yapılarını meydana getiren daha küçük birimlere kapsomer denir. retrovirüslerden Mouse mamary tumor virüs bu grubun iki önemli üyesidir. Viral kapsid proteinleri genetik materyalin korunmasından ve virüsün konak hücre üzerindeki spesifik reseptörlere yapışmasından sorumludur. Bu temel yapıya nükleokapsid denir. kompleks kapsid yapılı virüsler diye bilinirler. Ortomiyovirüs. 118 .picornavirüs gibi bazı virüslerde nükleokapsid ile aynı anlam dadır. Öncelikle konak hücreye nükleik asidin geçirilmesini organize ederler. Nükleik asitler tek veya çok segmentli genom şeklinde olabilir. Viral nükleik asitler: Virüslerin taşıdığı DNA-RNA'lar tek veya çift sarmal olabilir. Viral proteinler: Virüslerin yapısal proteinleri önemli fonksiyonlara sahiptirler. Adenovirüs. sert bir koruyucu tabaka oluşturur. Poksvirüsler bu gruba girmezler. Kural olarak DNA virüsler Parvovirüs B19 dışında çift sarmaldır. Bazı virüsler süperantijen özelliği gösteren proteinler taşırlar. hayvanlar.1'de sıralanmıştır.BÖLÜM 3: VİROLOJİ GENEL VİROLOJİ Terminoloji Kapsid : Nükleik asitten yapılı genomu çevreleyen protein kılıf. Sadece insanlar için değil. bitkiler ve bakteriler için de önemli patojendirler. Bakterileri infekte eden virüslere bakteriofaj denir. Kapsomerler'de daha küçük peptomerlerden oluşmuştur. Nükleokapsid: Kapsid ile çevrili nükleik asit Yapısal üniteler: Kapsidi oluşturan temel proteinlerdir. Zarf: Bazı viral partikülleri çevreleyen lipid tabakalar. İcosahedral ve helical. Kapsomerler kapsid yapısı iki temel simetrik şekilde oluşur. Protein yapılı nükleik asitler (nukleus) bir protein kılıf (kapsid) ile çevrilidir. Detektif virüs : Fonksiyonel olarak eksikliği olan virüslerdir. arenavirüs. Herpesvirüslerden CMV ve EBV.

Zarfsız virüslerin hepsi genellikle etere dirençlidir. konak hücre içinde mRNA gibi moleküler fonksiyon gösterirler. Glikoproteinlerin asıl görevi hedef hücre üzerindeki reseptörlere tutunmaktır. Negatif yapılı RNA virüsler ise infeksiyöz değildir. bunu uygun reseptörlere tutunma izler. Zarflı virüsler eter ve diğer organik çözücülere duyarlıdırlar. Zarflı virüsler ise plazma membranını virion zarflarının plazma membranına füzyonu ile konak hücreye direkt olarak geçerler ve sitoplazmada serbest halde bulunurlar. DNA virüsleri konak hücrenin nükleik asitleri ile birleşirler ve mRNA'larını meydana getirirler. Aynı zamanda iyi bir antijendir. zarfın altındaki matriks proteinleri ile üstündeki karbonhidrat antijenler virüsün kendi yapılarıdır. nötralizan antikorların hedefi konumundadır. DNA virüsleri genellikle nükleusta inklüzyon cisimciklerini oluştururken. Zarfın İipid tabakasından farklı olarak konak hücreden alınmaz. Tablo 3. bu kopyalar mRNA gibi davranıp protein sentezleyebilir. RNA virüsler ise bir mRNA gibi davranarak konak hücrenin sitoplazmasına yerleşirler. 119 .Pozitif yapılı RNA virüsleri. Zarf konak hücrelerin membranlarından oluşmasına rağmen. virüs tarafından yapılırlar. Viral glikoproteinlerinin gösterilmesi virüsün yetişkin olduğunun göstergesidir.1 İnsan enfeksiyonlarından sorumlu virüsler Nükleik asit yapısı DNA Kapsid simetrisi İkozahedral Virion Çıplak Nükleik asit tipi Tek sarmal Çift sarmal sirküler Çift sarmal Zarflı Kompleks İkozahedral Kompleks zarf Çıplak Çift sarmal sirküler Çift sarmal Çift sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Çift sarmal segmente Zarflı Kompleks veya bilinmeyen Zarflı Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal diploid Helikal Zarflı Tek sarmal segmente Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Virüsler Parvovirüsler Papovavirüsler Adenovirüsler Hepadnavirüsler Herpesvirüsler Poxvirüsler Picornavirüsler Astrovirüsler Calicivirüsler Reovirüsler Togavirüsler Flavivirüsler Arenavirüsler Coronavirüsler Retrovirüsler Bunyavirüsler Orthomyxovirüsler Paramyxovirüsler Rhabdovirüsler Bornavirüsler Filovirüsler Viral lipidler : Virüslerin iipid tabakası zarf üzerinde bulunur. Bir RNA virüs olmasına rağmen retrovirüsler DNA oluşturarak çekirdeğe yerleşir. virionlarında taşıdıkları RNA polimeraz aracılığı ile pozitif kopyalarını yaparlar. Virüslerin konak hücreye tutunmasında ilk adım adsorbsiyon'dur. Viral Karbonhidratlar: Zarf üzerinde bulunurlar. Zarfsız virüsler (polio gibi) endositoz yoluyla (viropeksi) hücre içine girerler ve sitoplazmada bir endozom içinde görülürler. Poxvirüs sitoplazmada guarnieri cisimciklerini oluşturur. Bu tabaka konak hücre membranından meydana gelir virüsün kendi yapısı değildir.

Tablo 3.3 Virüslerde görülen inklüzyon cisimciklerinin yerleşimi Sitoplazmada Çiçek (Guarnieri) Kuduz (Negri) Parainfluenza Reovirüsler Nukleusta Herpes Simplex Virüs (Cowdry A) Varicella Zoster Virüs Adenovirüsler Poliyomavirüsler Cytomegalovirüs (baykuş gözü) Hem nukleus hem sitoplazmada Kızamık Kabakulak DNA VİRÜSLER Herpervirüsler Herpesvirüslerin ortak özellikleri insanlarda yaşam boyu yerleşik kalmaları ve periyodik hastalıklar ortaya çıkarmalarıdır. Herpes simplex virüsleri nöronlarda latent kalırlar ve sık rekürrens yaparlar.4'de görülmektedir. Bunların içinde human herpesvirus 6 ve 7'nin sınıflaması yayınlar arasında farklılık gösterir. moleküler yapıları beta herpesvirus grubuna uymaktadır. Tablo 3. Çok değişik tipte hücreleri infekte edebilir ve farklı hayvanlarda enfeksiyon etkenidir. İmmün sistemi baskılanmış hastalarda ağır enfeksiyonlar yapabilirler. HTLV-2) Kızamık (?) 120 . Lenfositlerde enfeksiyon yapmaları nedeniyle (T lenfositler) gama-herpesvirus grubunda sayılmalarına rağmen. İntranükleer inklüzyon cisimleri tanıda kullanılır.5 Latent enfeksiyon yapabilen virüsler DNA virüsleri HSV VZV CMV EBV HHV-6 HHV-7 HHV-8 HPV Polyoma virüsler (JC. BK virüs) RNA virüsleri Retrovirüsler (HTLV-1. Genel özellikleri Tablo 3. Bunların içinde sadece herpes simplex virüs tip 1 ve 2 antijenleri arasında benzerlik vardır. Herpes simplex virüsler Dünyada yaygındır. nöraminik asid Eritrosit P antijeni CD 21 (CR-2)* Ig A reseptörü Ig süperaile proteini CD46 Tablo 3.2 Bazı virüslerin ve tutundukları reseptörler Virüs HIV(gp 120) Kuduz virüsü Rhinovirüs infiuenza virüs (hemaglütinin) Parvovirüs B19 EBV HBV Polyovirüs Kızamık virüsü * B lenfosit yüzeyindeki C3 reseptörü Tutunduğu reseptör CD4 Asetil kolin reseptörü ICAM-1 Siyalik asid. Tüm herpesvirüsler çift sarmal DNA'lı ve zarflıdırlar. Herpesvirus grubu içindeki virüsler arasında antijenik benzerlik bulunmaz.

4 Herpesvirüslerin latent kaldıkları yerlere göre sınıflandırılması Subgrup Alfaherpesvirinae Latent enfeksiyon Nöronlar İsim Human herpesvirus 1 Human herpesvirus 2 Human herpesvirus 3 Betaherpesvirinae Gamaherpesvirinae Böbrekler. Nadiren sistemik hastalık gelişebilir. insanların %80'inden fazlası latent virüs taşımalarına karşın bunların çok az bir kısmında rekürrens oluşmaktadır. Membranlarda ise veziküller rüptüre olduktan sonra ülserler görülür. Orofarengeal HSV-1 enfeksiyonlarının latent kaldığı yer trigeminal ganglionlar (Şekil 3. genital HSV -2'nin ise sakral ganglionlardır. ancak ateş. Reaktivasyonların moleküler etkisi bilinmemektedir. UV ışınlarına maruz kalma sonucu olabilir. Sekiz adet glukoprotein antijeni vardır. retrograd aksonal akış ganglionlara gider ve burada ikinci bir replikasyon ile latent dönem başlar. Latent Enfeksiyon Virüsler ganglionlarda replikatif değildir.İki farklı tip herpes simplex vardır (HSV-1. HSV-2).2). Sıvı absorbe olduktan sonra lezyon skarsız iyileşir. Bu iki virüs serolojik olarak çarpraz reaksiyon verebilir. Aktif uçuk veya genital lezyonlar görülmeden de bulaşma olabilir. HSV-1 ile HSV-2 arasındaki antijenik farklılıktan sorumludur. Primer HSV enfeksiyonlarının çoğu asemptomatik ya da hafif enfeksiyon şeklindedir. deri ve mukozalarda replikasyon başlar. Tablo 3. inflamasyon hücreleri ihtiva eder. ayrıca yenidoğan enfeksiyonlarına sebep olabilir. Ödem sıvısı epidermis ve dermal tabaka arasında birikir. Virüs buradan lokal sinirlere geçer. Bunlardan Glukoprotein G (gG) tipe özgüldür. bezler. fiziksel veya emosyonel stres. HSV-1 tükrük yoluyla yayılırken. HSV-1 enfeksiyonları genellikle orofarenkste sınırlıdır ve virüs ya damlacık enfeksiyonu şeklinde veya infekte tükrükler aracılığı ile bulaşır. 121 . sadece virüs yayılımı olur. Bu veziküler sıvı bol miktarda virüssüz hücreler. Viral replikasyon çoğunlukla ilk bulaşma alanında olur. HSV-2 seksüel yol ile yayılır ve yetişkinlerde genital. HSV-1 enfeksiyonlarının semptomatik rekürrensleri genellikle dudak kenarında olur. Primer enfeksiyon Virüs mukozalardan veya bütünlüğü bozulmuş deriden bulaşır (sağlam deriden virüs bulaşmaz). monositler Lenfoid dokular ve lenfositler Human herpesvirus 5 Human herpesvirus 4 Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Genel isim Herpes simplex virüs tip 1 Herpes simplex virüs tip 2 Varicella-zoster virüs Cytomegalovirus Epstein-Barr virüs Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Histopatolojik özellikleri infekte hücrelerde balonlaşma. kromatinin sınırlanması ve mültinükleer dev hücrelerinin gelişmesidir. Patogenez HSV-1 ve HSV-2'nin deri ve mukozalardaki lezyonları aynı. Latent fazdaki virüsler uygun bir provokasyon ile aksonlar aracılığı ile periferik alana gider. Rekürransların çoğu asemptomatiktir. Cowdry A (Tzank hücreleri de denir) tipi intranükleer inklüzyon cisimcikleri oluşturmaları. Varicella zoster'inki ise benzerdir. HSV-2 ise genital yol ile bulaşır.

Klinik Bulgular Primer cilt enfeksiyonlarında veziküller ayrı ayrı bulunurlar, rekürrenslerde ise birleşmeye eğilimlidir. Primer enfeksiyonlarda bölgesel lenfadenomegali bulunur. Orofarengeal hastalıklar: Primer HSV-1 enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Semptomatik hastalık genellikle 1-5 yaşındaki çocuklarda görülür. Gingivitis bu yaş grubunda en sık görülen bulgudur, yetişkinlerde primer enfeksiyon genellikle farenjit ve tonsillit şeklindedir. Keratokonjonktivit: Primer enfeksiyon ciddi keratokonjonktivit olarak başlayabilir. Genellikle asemptomatiktir. Semptomatik enfeksiyonda göz kapağında veziküllerin görülmesi ile tanı konulur. Fluoresan boyama ile dendritik ülserler görülebilir. Yenidoğandaki göz enfeksiyonlarından HSV2 sorumludur. Gözün rekürren enfeksiyonlarında dendritik keratit (Şekil 3.3), korneal ülserler veya göz kapaklarında veziküller görülebilir. Çoğunlukla tek taraflıdır. Rekürrensler sırasında körlük görülebilir.

Genital herpes: Genital hastalıklarda asıl etken HSV-2'dir. Primer genital herpes enfeksiyonları ciddi seyididir, yaklaşık olarak 3 hafta sürer. Genital bölgede veziküloülseratif lezyonların görülmesi ile karakterizedir. Kadında ülserleşen daha ağır bir tablo varken, erkeklerde genelde asemptomatik enfeksiyon tarzındadır. Ateş, dizüri, lenfadenopati bu klinik tabloya eşlik edebilir. Sistemik komplikasyonlar görülebilir, ekstragenital lezyonlar ve aseptik menenjit görülebilir.

122

Genital herpetik enfeksiyonların rekürransı sık görülür ancak hafif seyirlidir. Hastalık ortalama 10 gün kadar sürer. Virüs bulaştırılması primer olgulardaki gibi uzun süreli değildir. Kadınlarda daha sık görülür. Perianal enfeksiyonlar: Homoseksüellerde görülür. Anal bölgede veziküllerin gelişimi ile tanı konur, inguinal LAP tanıya yardımcıdır. Deri enfeksiyonları: Sağlam deri HSV'ye karşı dirençlidir. Sağlıklı kişilerde enfeksiyon görülmez. Virüs ancak deri bütünlüğünün bozulduğu durumlarda bulaşabilir (travmatik herpes). Sekonder enfeksiyon yoksa sikatris bırakmadan iyileşir. Bu lezyonlar diş hekimleri ve hastane personelinin parmaklarında (herpetik whitlow) (Şekil 3.4), veya güreşçilerin vücutlarında (herpetik gladiatorum) görülebilir.

Ekzema veya yanık üzerinde oluşan primer herpes enfeksiyonları ağır seyirlidir ve hayati önemi vardır. Ekzema herpetikum kronik ekzema zemininde gelişir, fatal seyredebilir.

123

Ensefalit : HSV-1 enfeksiyonları çocuklardaki sporadik, fatal ensefalitlerin en sık sebeplerinden birisidir. Lezyonlar temporal bölgededir (Şekil 3.6). EEG'de anormal spike'lar, zemin aktivitede yavaşlama, BOS'ta eritmosit görülür. Kesin tanı için beyin biyopsisi yapılmalıdır. Mortalite oranı yüksektir, iyileşenlerde nörolojik bozukluklar sık görülür. Genellikle primer enfeksiyonlarda görülür.

Menenjit: Ensefalitten farkı selim seyirli olmasıdır. Genellikle genital herpese sekonder olarak gelişir. Kural olarak HSV-1 ile ensefalit, HSV-2 ile menenjit meydana gelir. Neonatal Herpes : En çok görülen bulaşma şekli doğum sırasında herpetik lezyonlu doğum kanalından olanıdır. HSV-2 ile meydana gelir. Genital herpesli gebe kadınlarda sezaryen endikasyonu vardır. Neonatal herpes postnatal HSV-1, HSV-2 hastane personeli ve anne tarafından bulaştırılabilir. Neonatal herpes enfeksiyonları hemen daima semptomatiktir. Tedavi edilmeyen olgularda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. Üç kategoride incelenir; 1) lezyonlar deri, göz ve ağızda lokalizedir. 2) lokalize deri lezyonları ile veya yalnız başına ensefalit vardır. 3) merkezi sinir sistemi bulgularının yanında multi-organ tutulumu vardır. Fetusun transplasental enfeksiyonlarında konjenital malformasyonlar görülebilir, ancak çok nadirdir. İmmünsuprese hastalar: Renal, kardiak ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda ciddi herpes enfeksiyonları görülür. Hematolojik malinitesi olanlarda ve AlDS'li hastalarda daha da ağır infeksiyonlar olur.

Laboratuvar tanı
Virüsü izole etmek kesin tanıyı koydurur. Herpetik lezyonlarda multinükleer dev hücrelerin gösterilmesi faydalıdır ancak diagnostik değildir. Asidofilik intranükleer inklüzyon cisimlerinin (Cowdry A) gösterilmesi ile tanı konulabilir. Ensefalitlerde erken tedaviye başlamak için, hızlı tanı amacıyla biyopsi materyallerinde fluoresan antikor testleri uygulanabilir. Antikorlar 2-4 hafta içinde pik yaparlar. Sekonder anamnestik reaksiyonlar nedeniyle tanı değerli değildir. Tedavi Antiviral ilaçlar viral DNA sentezini inhibe ederler. Tedavi sonrasında klinik bulgular düzelebilir ancak, HSV'nin latent kalmasını engellemez. Asiklovir HSV enfeksiyonlarında en etkin kullanılan antiviraldir. infekte hücrelere selektiftir. Latent enfeksiyonlarda tedavi uygulanmaz.

Varicella-Zoster Virüs (VZV)
Hastalık Primer hastalığı suçiçeği (varicella) (Şekil 3.7), rekürren enfeksiyonu zona (gece yanığı)'dır (Şekil 3.8).

124

Önemli Bilgiler Sadece insanlarda hastalık yapar. Yapı ve morfolojik olarak diğer hepresvirüslere benzemesine rağmen antijenik olarak farklıdır.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Virüs damlacık enfeksiyonu ile ve lezyonlar ile direkt temas ile bulaşır. Zonalı hastaların vezikülü ile temas edenlerde varicella gelişir. Herpesvirüslerden farkı çocuklarda çok enfeksiyöz olmasıdır. Dünyada yaygındır.

Patogenez ve İmmünoloji
VZV üst solunum yolu mukozasını infekte eder, sonra kan yoluyla deriye yayılır, bunun sonucunda tipik veziküler döküntüler oluşur. Lezyonların tabanında intranükleer inklüzyonlu multinükleer dev hücreler görülür. İyileşmenin ardından virüsler latent hale geçer, dorsal kök ganglionlarına otururlar. Yaşamın ilerleyen dönemlerinde sıklıkla immünsistem yetmezliğinde veya lokal travmalar sonucunda, virüs aktifleşir ve ağrılı zoster deri döküntülerini yapar. Varicellaya karşı gelişen immünite ömür boyu kalıcıdır, insanlar sadece bir kez suçiçeği geçirir, ancak zona zoster meydana gelebilir.

125

Klinik Bulgular

Varicella
14-21 günlük bir periyodun ardından, ateş ve titreme ile karakterize prodromal semptomlar başlar. Vezikülopapüler lezyonlar gövdeden başlayarak baş ve ekstremitelere yayılır. Döküntüler papüllerden veziküllere, buradan püstüllere dönüşür ve sonunda kabuklanır. Lezyonlar polimorfizm gösterir. Kaşıntı en önemli semptomdur. Çocuklarda hafif seyirli iken erişkinlerde ciddi enfeksiyonlar yapar. Majör komplikasyonları pnömoni ve ensefalittir. Reye sendromu ensefalopati ve karaciğer dejenerasyonu ile karakterize özellikle çocuklara aspirin verilmesi ile ortaya çıkan bir tablodur. EBV, influenza B, Rubeola ile beraber olabilir. Varicella pnömonisi özellikle gebeliğin ikinci ve üçüncü trimestirinde ağır seyirli olabilir. Gebeliğin ilk üç ayında kongenital varisella sendromu (organ hipoplazileri, kortikal atrofi, koriyoretinit) gelişebilir. Ganglion geniculate'yi tutmuşsa Rumsey Hunt Sendromu (Yüz felci, dış kulakta veziküller, 8. Sinir tutulum) gelişebilir. Tablo 3 6 Konjenital Varicella Sendromu
Mikrosefali Hidrosefali Mikroftalmi Optik atrofi Kortikal atrofi Alt ekstremite hipoplazi Mental retardasyon

Zona Zoster
Duyusal sinirlerin innerve ettiği alanlarda ağrılı veziküller ile karakterize bir tablodur. Ağrı haftalarca sürebilir ve postzoster nevralji olabilir. İmmün yetersizlikli hastalarda, pnömoni gibi hayatı tehdit eder nitelikte dissemine enfeksiyonlara sebep olabilir. Laboratuvar Bulgular Tanı klinik bulgular ile konulur. Tzank smear hazırlanarak HSV lezyonlarındaki gibi multinükleer dev hücreler görülebilir. Ayırıcı tanı virüs hücre kültürleri ile konulabilir, spesifik antiserumlar ile idantifikasyon yapılabilir. Laboratuvar hayvanlarında üretilemez. Tedavi Normal hastalarda hem suçiçeği hem de zona da tedavi gerekmez. Sistemik hastalığı olan immün yetersizliği olan hastalarda asiklovir, asiklovire dirençli suşlarda foskarnet kullanılır.

Korunma
İmmünyetmezlikli hastalarda korunma amacıyla Asiklovir kullanılabilir. Profilakside varicellazoster immunglobulin (VZIG) kullanılabilir. Canlı, attenue VZV içeren aşı 1995 yılından beri kullanılmaktadır. Aşı varicella'nın oluşumunu engeller ancak, zona'ya etkili değildir. 1 ile 12 yaşındaki çocuklara tek doz uygulanır. Hastalık geçirmemiş yetişkinlere iki doz uygulanır.

Cytomegalovirüs (CMV)
Hastalık Yenidoğanlarda sitomegalik inklüzyon hastalığı etkenidir. Konjenital anomalilerin en sık sebeplerinden biridir. Heterofil antikorlar negatif mononükleozis, ayrıca immün yetersizliği olanlarda pnömoni yapabilir.

126

"Cytomegalo" denilen dev hücreler meydana gelir. Böbrek ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda pnomoni ve hepatit 127 . sağırlık. yetişkinlerin yaklaşık %80'inde antikorları bulunur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Yaşamın ilk dönemlerinde plasenta. Konjenital anomaliler ilk trimesterdeki enfeksiyonlarda gelişir. laterji ve periferik kan yaymasında atipik lenfositler ile karakterize heterofil negatif mononükleoz meydana gelir.Önemli Bilgiler Morfolojik ve yapısal olarak diğer hepresvirüslere benzer ancak. Enfekte çocuklar yıllarca idrarla CMV çıkarırlar. Hücresel immünite sistemik hastalıkları baskıladığı için daha önemlidir. antijenik olarak farklıdır. Konak CMV enfeksiyonlarına karşı hem antikorlar aracılığı ile hem de hücresel immünite aracılığı ile defans yapar. bayılma. Sadece tek bir serotipi vardır. Klinik Bulgular CMV ile infekte olan süt çocuklarının yaklaşık %20 kadarında mikrosefali. Yaşamın ilerleyen yıllarında cinsel yol ile bulaşır. Gebe kadında primer enfeksiyon gelişir ise fetüs hastalanır. CMV dünyada yaygındır. CMV aynı zamanda yıllarca böbreklerde kalabilir. doğum kanalı ve anne sütü ile bulaşabilir. İnsanlar tek doğal konaklarıdır. Küçük çocuklarda en önemli bulaşma yolu tükrüktür. Ancak en önemli bulaşma yolu transfüzyon ve organ transplantasyonudur. Patogenez ve İmmünoloji Fetüste multinükleer dev hücreler ile karakterize sitomegalik inklüzyon hastalığı yapar. İmmün yetersizlikli yetişkinlerde ateş. Birçok organ etkilenir ve konjenital anomaliler görülür. En büyük (genetik içerik olarak) herpesvirüsdür. CMV lökositlerde latent kalır ve hücresel immünyetmezliği olanlarda reaktive olur. Hepatosplenomegali en genel bulgudur. Annede daha önceden antikorlar varsa fetüs genellikle etkilenmez. hayvanlardaki CMV suşları insanları infekte etmez. sarılık ve purpura belirtileri olan sitomegalik inklüzyon hastalığı gelişebilir. İmmün yetersizlikli hastalar dışında çocuklar ve yetişkinlerdeki enfeksiyonları genellikle asemptomatik seyreder. CMV enfeksiyonları T hücreleri inhibe ederek bir immünsüpresif etki yapabilir.

bu dönemde B lenfositler infekte olur. Aynı zamanda AIDS'li hastalarda 'hairy cell' lökoplakia meydana gelebilir. sonra kan yoluyla yayılır. EBV B 128 . AIDS'li hastalarda retiniti önlemek amacıyla gansiklovir kullanılabilir. Periferik yaymada görülen atipik lenfositler bu T hücrelerdir. çünkü tanı testi olarak kullanılır. AIDS'li hastalarda. geç dönemde ortaya çıkan antijendir. 3. Bulaşma ve Epidemiyoloji EBV başlıca tükürük ile bulaşır (kissing disease). Gansiklovire dirençli olgularda foskarnet kullanılabilir. 4.MA (Membranöz antijen): Yapısal olan. Terminal dönemte fatal seyirli enfeksiyöz mononükleoz görülebilir. körlük ile sonuçlanabilen retinit gelişebilir. Aynı zamanda Burkitt lenfoması. Yenidoğanlara kan transfüzyonu yapılacağı zaman CMV negatif olanlar seçilmelidir. İmmunfluoresans yöntemler ile virüs gösterilebilir. Tedavi AIDS’li hastalarda retinit ve pnömoni tedavisinve foskarnetde gansiklovir etkilidir.10). 1-2 haftada üretilebilir. diğer B hücreli lenfomalar ve nazofarengeal karsinomanın da etkenidir.EA (Early Antijen): Yapısal olmayan erken dönemde enfekte hücrelerde belirlenen antijenlerdir. Düşük sosyoekonomik gruplarda erken yaşlarda enfeksiyon görülür ve genellikle asemptomatiktir. Korunma Aşısı yoktur. ancak daha çok bilineni. Şeffaf bir hale ile çevrelenmiş koyu renkli bir inklüzyon cisimcikleri görülür. Patogenez ve İmmünoloji Enfeksiyon başlangıçta orofarenkstedir. 5. 1. Önemli Bilgiler Virüs oral ve farenks mukoza hücrelerinde ve B lenfositlerde bulunan CD21 reseptörlerine bağlanabilme özelliğindedir.VCA (Viral kapsid antijeni): Replikasyonun başlaması ile gelişen virüslere ait yapısal antijendir. ileri ülkelerde ise ileri yaşlarda (lise çağı) virüs ile bulaşma olur ve enfeksiyöz mononükleoz yapar. intranükleerdir ve oval baykuş gözü şeklinde görünümü vardır (Şekil 3. inatçı diyare görülebilir. Sitomegalik inklüzyon hastalığı olan infantlar idrarları ile virüsü diğer infantlara bulaştırabilirler. Antijenleri. İnsanlar doğal konaklarıdır. En önemli antijenidir (VCA).bulgularının ön planda olduğu sistemik CMV enfeksiyonu görülebilir. Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde virüs.LMP (Latent membran proteini): EBNA ile aynı özellikleri taşır. Sitotoksik T lenfositler B lenfositlere karşı reaksiyona girer. Eğer mümkünse organ transplantasyonlarında da CMV negatif donörler seçilmelidir.EBNA (Nükleer antijen): Latent dönemde infekte hücrelerce üretilen sitotoksisite uyarıcı antijenidir 2. Epstin-Barr Virüs (EBV) Hastalık EBV enfeksiyöz mononükleoz etkenidir. HSV ve VZV'den farklı olarak asiklovire dirençlidir.

heterofil antikor testi ile infeksiyoz mononükleozun erken tanısı konulur. hastalarda lenfositoz vardır. Hastalığın erken dönemlerinde VCA IgM antikorları ölçülür. sirküler yapıdaki birçok kopya sitoplazmada bulunur. 2. EBV'ye spesifik antikorların ölçülmesi özellikle tanı zorluğu çekilen olgularda kullanılır. EBV DNA'nın birkaç kopyası hücre genomuna integre olurken. formül lökositte %30'un üzerinde atipik lenfosit saptanır. Burkitt lenfomasında EA saptanabilir. immunglobulinler korunmada etkisizdir. IgG ise eski enfeksiyonların göstergesidir. VCA IgG ise hafif enfeksiyonların tanısında kullanılır. Tedavi Komplikasyonsuz hastalara antiviral tedavi gereksizdir. 1. Kanser ile İlişki Lenfoid orijinli kanserler ile ilişkilidir. hepatit B ve serum hastalığında da bulunabildiği unutulmamalıdır. EBNA'da geçirilmiş enfeksiyonların tanısı açısından faydalıdır. Asiklovir EBV'ye karşı zayıf aktivite gösterir. Anoreksi ve letarji de sıklıkla bulunur. Tükrük gibi klinik örneklerden EBV izole edilebilir. sıklıkla fatal seyirli X'e bağlı immunoproliferatif sendrom gelişebilir. Hepatit sık görülürken. Splenomegalinin nadir komplikasyonlarından olan dalak rüptürü özellikle sportif egzersizler sırasında meydana gelebilir. Heterofil antikorlar 6 ay kadar sonra serumda tespit edilemediğinden tedavinin kontrolü amacıyla kullanılır. İyileşmeden sonra çok kısa bir süre içinde serumda kaybolduğundan hafif enfeksiyonlarda faydalı değildir. Akut enfeksiyonlarda IgM antikorları kullanılır. EBV enfeksiyonuna karşı immün yanıt ilk olarak VCA IgM antikorlarıdır. Genellikle 2-3 hafta içinde spontan iyileşme olur. hayatı tehdit eden enfeksiyonlarda yüksek doz verilebilir. Laboratuvar Tanı Başlıca iki tip laboratuvar bulgusu vardır. Bunlar geniş lobuler nükleusa ve vakuollü bazofilik sitoplazmaya sahip sitotoksik T lenfositlerdir. çünkü ortalama 2 hafta içinde pozitifleşir. Spesifik antikorlara ek olarak nonspesifik heterofil antikorlar da saptanabilir.lenfositler içinde latent kalır. yalancı aglutinasyon önlenir. Tablo 3. Çapraz reaksiyon veren Forssman antikorları fare böbrek ekstresi ile adsorbe edilip. Hematolojik bulgular. Burkitt lenfoması ve diğer B hücreli lenfomalar (Afrikalı çocuklarda). boğaz ağrısı. Nükleer antijenler fluoresan antikor boyama yöntemi ile gösterilebilir. ancak teknik olarak zor uygulamalardır. Heterofil antikorlar koyun veya at eritrositlerini aglutine eder. Korunma Aşısı yoktur. Timik karsinoma (USA) EBV ile ilişkisi ispatlananlardır. Bu antikorların EBV enfeksiyonu için spesifik olmadığı. lenfadenopati ve splenomegali karakteristik bulgularıdır.7 Atipik lenfosit EPSTEİN-BARR VİRUS • CMV • Toksoplasma gondii • Kızamıkçık virusu • Kabakulak virusu • Viral hepatitler • İlaç reaksiyonları Lenfositleri infekte edebilen virüsler • CMV • HHV 7 • HIV • EBV • HBV HTLV • HHV6 • Kızamık 129 . Klinik Bulgular Ateş. İmmün yetmezliği olanlarda ciddi. daha spesifik. daha duyarlı olan Mono test kullanılır. İmmünolojik bulgular. Nazofarengeal karsinoma (Çin). bunu VCA IgG'ler takip eder ve ömür boyu kalıcıdır. EBV'nin kanser oluşumundaki rolü halen açıklığa kavuşmamıştır. ensefalit de gelişebilir. Bu amaçla tüp testine (Paul Bunnel) göre daha ucuz.

130 .

18.Timus karsinomu Primer hepatosellüler karsinom (x proteini) Selim cilt tümörü Servikal karsinom İlişkili olduğu kanser Diğer herpesvirüsler Human Herpesvirüs 6 ve 7 T lenfositlerini infekte eder. Su çiçeğinden farklı olarak cilt lezyonları.8 İnsan tümör virüsleri ve ilişkili olduğu tümörler Virüs tipi DNA virüsleri Human papilloma virüs tip 16 . Bu virüsün DNA yapısı daha çok EBV'ye benzer ve bu nedenle primer hedefinin lenfositler olduğu düşünülmektedir. 131 . HHV 8'in AlDS'li homoseksüellerde epidemik olarak bulunduğu ve Kaposi sarkomu ile ilişkisi bilinmektedir. HHV 6 aynı zamanda çocuklarda döküntülü enfeksiyona sebep olur (roseola veya exanthema subitum) (Şekil 3. DNA virüs olmasına karşın intrasitoplazmik replikasyon gösterirler. 31 EBV Hepatit B virüsü Molluskum kontagiosum virüsü HSV-2 RNA virüsleri HTLV-1 HTLV-2 HCV Erişkin akut T hücreli lenfoma Tüylü hücreli lösemi Primer hepatosellüler karsinom Servikal kanser (E6 ve E7 proteini) Burkitt lenfoma. ancak HHV 6'nın lenfoproliferatif hastalıklara neden olduğu saptanmıştır. Lezyonlarda Guernieri inklüzyon cisimcikleri yaparlar. vaccinia virüsü ve molluscum contagiosum virüsüdür. tüm döküntüler aynı dönemdedir. Poksivirüs Poksivirüsler en büyük ve kompleks yapılı virüslerdir. Smalpox (çiçek): Etkili aşılama sonucunda dünyadan eradike edilmiştir. Medikal önemi olanlar çiçek virüsü (smalpox). B ve T hücreli lenfoma Hodgkin lenfoma. skatris bırakarak iyileşirler.Tablo 3. Nazofarinks karsinomu. çok odacıklıdır. Biyolojik silah olarak önemi vardır.12). Variola virüsü dünyadan silen canlı atenüe aşının içindeki virüsdür. Vaccinia virüs. Bu virüsler hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Bu nedenle Kaposi sarkomu ile ilişkili herpesvirüs (KSHV) olarak isimlendirilir.

8 ve 9 epidemik keratokonjunktivit. Örneğin. hemorajik büllöz lezyonlarla karakterize bir hastalıktır (Koyun kaşıntılı hastalığı). Fekal-oral yol çocuklardaki en yaygın görülen bulaşma şeklidir. siğil tarzında bening tümörleridir. Fiber proteinleri (hemaglutinin) tipe spesifik antijenleridir ve bugüne kadar 41 değişik antijenik tipi gösterilmiştir. 3. Keratokonjunktivit. 4. Önemli Bilgiler Adenovirüsler kapsülsüz çift sarmal lineer DNA ve izosahedral nükleokapsid yapısına sahiptirler. Tedavi lezyonların küretajı ile yapılır. Patogenez ve İmmünoloji Adenovirüsler solunum sistemi. Sistemik tedavisi yoktur. Virionlarından ayrılan fiberlerin insan hücreleri için toksik olduğu gösterilmiştir. Bazı serotiplerinin özel hastalıklardan sorumlu olduğu gösterilmiştir.13). İmmün sistemi sağlam olanlarda birkaç ay içinde kendi kendine iyileşir. Bazı serotipleri (özellikle 12. Kapsidinin her 12 alt biriminden bir fiber çıkar. Adenovirüsler Hastalık Adenovirüsler farenjit. 18 ve 31) farelerde sarkom oluşturur.Molluscum contagiosum: Deri ve mukozaların küçük. folliküler konjunktivit. hemorajik sistit ve gastroenterit de sorumlu olduğu enfeksiyonlar arasındadır. İmmün yetersizliği olan hastalarda adenovirüsler herpesvirüsler kadar başbelasıdır. 132 . Bulaşma ve Epidemiyoloji Adenovirüsler aerosoller. Adenovirüslerin insan enfeksiyonlarına spesifik antijenleri hexon proteinleri üzerinde lokalizedir (Şekil 3. Orf: Koyunlardan bulaşan. fekal-oral yol ve konjunktivalara direk inokülasyon gibi değişik yollarla bulaşabilir. pembe. gastrointestinal sistem ve konjunktivalar gibi birçok organın mukozalarının enfeksiyonudur. konjunktivit ve pnömoni gibi üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurlar. ve 21 solunum sistemi hastalıkları. özellikle askerler gibi sıkışık yaşamda salgınlar yapabilirler. 7. tip 11 ve 21 akut hemorajik sistit ve tip 40 ve 41 infantil gastroenterit etkenleridir. Nötralizan antikorlara bağlı gelişen immünite tipe sipesifiktir ve yaşam boyu devam eder. Lezyonlar krater tarzındadır ve içinde beyaz renkli bir içerik taşır. Yakın temas ile bulaşır (seksüel temas dahil). papüler. ancak insanlarda tümör oluşumu ile ilişkisi gösterilememiştir. Hayvanlarda hastalık yapan adenovirüsler insanlara bulaşmazlar. Özellikle çocuklar arasında yaygındır. Adenovirüsler dünyada yaygındır. Fiberler organlara tutunmada görevi olan hemaglutininlerdir. Özellikle transplant hastalarında fatal seyirli pnömoniler yapabilir.

farengokonjunktival ateş ve akut respiratuvar hastalık yaparlar. Korunma 4. HPV'nin 100'den fazla serotipi vardır. Papovavirüsler Serolojik açıdan papillomavirüsler ile polyomavirüsler olmak üzere iki farklı cins altında toplanırlar. Laboratuvar Tanı Tanı için hücre kültürlerinde virüsün üretilmesi veya spesifik antikorların iki hafta ara ile 4 kat arttığının gösterilmesi gerekmektedir. özellikle göz muayeneleri sırasında aseptik şartlara uyulması ve ellerin yıkanması ile bulaşma önlenebilir.Klinik Bulgular Farenjit. Tedavi Bilinen antiviral tedavisi yoktur. Ancak serviks ve penis üzerindeki HPV enfeksiyonları kanserleşebilir (Condyloma acuminata). Bu vakuoller patognomoniktir. Epidemik keratokonjunktivit iatrojenik hastalıktır. Adenovirüs enfeksiyonlarının çoğu kendi kendine iyileşir. Patogenez ve İmmünoloji Papillomavirüsler skuamoz epitel hücrelerini enfekte eder karakteristik sitoplazmik vakuoller (koilositoz) oluşturur. derideki siğillerden HPV-1-4 sorumlu iken (Şekil 3. HPV-16-18 gibi bazı tipleri serviks kanseri etkenidir. Papillomavirüsler Hastalık Papillomavirüsler siğiller gibi skuamöz hücrelerin bening tümörleri olan papilloma etkenidir. Ancak bazı serotipleri belirli dokularda enfeksiyon yaparlar. 133 . Siğiller beningdir ve malignleşmez. Alt solunum yollarında ise bronşit ve atipik pnömoni etkenidir. Tedavi semptomatiktir. Hemorajik sistitte hematüri ve dizüri belirgin semptomlardır. HPV 18 çok yüksek riske sahiptir.HPV 16 yüksek.14). Önemli Bilgiler Papovavirüs ailesindendir ve polyomavirüsler ile SV40 virüslere benzerler fakat daha büyük genoma sahiptir. Örneğin. Enfeksiyonların yarısından çoğu da asemptomatiktir. genital siğillerden en sık HPV-6 ve HPV-11 sorumludur. 7 ve 21 suşları için canlı atenue olmayan aşısı vardır ancak sadece orduda kullanılmaktadır. İki yaşın altındaki çocuklarda kan bulunmayan gastroenteritler yaparlar. E6 ve E7 genleri kansinojeniktir.

Hayvanlardaki siğiller insanlar için bulaştırıcı değildir. JC virüs Progresif multifokal lökoansefalopati (PML) etkenidir. Tedavi lezyonlara cerrahi veya topikal asetilsalisilik asit uygulanması ile yapılır. ileri yaşlarda geriler. BK virüs solunum yolu enfeksiyonları ile böbrek epitel hücrelerini enfekte etme özelliği vardır. 134 . Derideki siğiller çocuklar ve genç erişkinlerde daha yaygın iken. Tanı genellikle klinik olarak konulur.15). Lezyonlarda koilositozun görülmesi tanıyı kesinleştirir.Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma deri-deri teması ile olur (seksüel geçiş). Genital siğiller en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıklardır (Şekil 3. Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Polyomavirüsler Bu grup içinde simian virüsü 40 (SV40) ve insan virüsleri olan BK ve JC virüsleri bulunur.

Sadece tek serotipi vardır. Eklem bulguları romatoid artriti taklit edebilir. Genom negatif DNA'dır. aplastik kriz (özellikle orak hücreli anemililerde) ve hidrops fötalis (Fetal enfeksiyon) etkenidir. Parvovirüs B19'un konjenital anomali yaptığı gösterilememiştir. Fetal enfeksiyonlar: Gebe kadın birinci ve ikinci trimesterde enfekte olursa. Sorumlu olduğu enfeksiyon gösterilememiştir. Dünyada yaygındır. Bulaşma ve Epidemiyoloji Başlıca solunum sistemi yoluyla bulaşır. Virüs detektif bir parvovirüsdir. eller ve dirsekler olmak üzere eklem tutulumları önemlidir. Yüzde tipik döküntü. Son yıllarda Adenoassociated virüs denilen bir parvovirüs insanlarda rastlantısal olarak tespit edilmiştir.Parvovirüsler Hastalık Parvovirüslerin insanlardan enfeksiyon yapan tek suşu Parvovirüs B19'dur. Standart immunglobulinler immünyetmezliği olan hastalarda faydalı olabilir. B19 ile enfekte olan yetişkinlerdeki immünkompleksler döküntü ve artritleri meydana getirir. Kronik B19 enfeksiyonu: Özellikle HIV enfeksiyonlularda olmak üzere immün yetersizliği olanlarda meydana gelir. Transplasental bulaşmada görülebilir. 4. Klinik Bulgular Dört klinik tipi vardır 1. adenovirüs varlığında gelişebilir. artropati yıllarca sürebilir. Kan donörleri de önemli bir kaynaktır. bu da eritema infeksiyozumdaki döküntülerin sebebidir. İnsanlar tek kaynaktır. Artrit ve atrofatiler ile karakterizedir. Tedavi Spesifik tedavisi yoktur. Tablo 3. Bunlardan birincisi kemik iliğinde eritrositlerin prekürsör hücreleridir ve aplastik krizlere neden olur. Bir diğeride kan damarlarındaki endotel hücreleridir. Fetal ölüm ve hidrops fetalis meydana gelebilir. Eritema infeksiyozum (tokatlanmış çocuk sendromu.9 Virüsler ve insanlarda oluşturdukları kanserler Virüs ailesi Papovavirüsler Virüs Human papillomavirüs İnsanda meydana getirdiği kanser Genital tümörler Skuamoz hücreli karsinom Orofarengeal karsinom Herpesvirüsler EB virüs Nazofarenks karsinom Afrika Burkitt lenfoması B hücreli lenfoma Hepadnavirüsler Retrovirüsler Flavivirüsler Hepatit B virüs HTL virüs Hepatit C virüs Hepatosellüler karsinom Yetişkinin T hücreli lösemisi Hepatoselüler karsinom 135 . Eritema infeksiyozum (Beşinci hastalık). 2. 3. virüs plasentaya geçip fetusu enfekte eder. hayvanlarda enfeksiyon yapan suşlar insanlara bulaşmaz. Laboratuvar Tanı B19'a karşı gelişen IgM antikorlarının tespit edilmesi ile tanı konur. Üçüncü trimesterde meydana gelen enfeksiyon klinik tablo yaratmaz. talassemililer ve sferositozu olanlarda geçici ciddi aplastik anemi olur. Özellikle okul yaşındaki çocukları tutar. beşinci hastalık). Virüs boğaz sürüntüsünden elde edilebilir ancak sık kullanılan bir yöntem değildir. Önemli Bilgiler Çok küçük tek sarmal DNA virüsüdür. Patogenez ve İmmünoloji B19 başlıca iki tip hücreyi enfekte eder. Aplastik krizler: Orak hücreli anemi.

HBsAg 2. Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal konaklarıdır. DNA polimeraz 4.17). Zarfı yüzey antijen denilen (HBsAg) bir protein taşır. Virüs eksik zincirini enfeksiyon alanında tamamlamak için reverse transkriptaz taşır.18).S bölgesi. Replikasyon Virüsün genomu tamamlanmamış çift sarmal DNA dan yapılmıştır. Kısmi çift sarmal DNA yapısındadır. HBcAg ve HBeAg 3. 42 nm çapındaki ise infektif partikülleridir (Dane partikülü) (Şekil 3. Hasta serumları incelendiğinde üç değişik partikül görülür. Zarflı ancak etere dirençlidir. 1.P bölgesi. Replikasyon sonrasında ise yeni viryonun genomuna ait S zinciri tamamlanamadan genomun kapsidi yapısını tamamlar ve böylece yeni virüslerinde S zincirleri eksik kalır.C bölgesi . Kor içinde DNA bağımlı DNA polimeraz (revers transkriptaz) vardır.Hepatit B Virüsü Hastalık B tipi viral hepatit etkenidir. Eksik olan + zincir (S zinciri) replikasyon sırasında tamamlanır. Bunlardan 22nm çapında sferik ve 22nm çapında flamenter yapıda olanlar infektif olmayan. Hepadnavirus ailesinin üyesidir. HBxAg 136 .X bölgesi. Genomda dört önemli gen bölgesi bulunmaktadır (Şekil .

uyuşturucu bağımlıları (intravenöz). HBsAg'nin 6 aydan uzun süre pozitifliğinin devam etmesi kronik hastalık lehinedir. L ve M proteinlerinin hepatositlere bağlanmada rolü olduğu gösterilmiştir. Hem Dane partiküllerinin hem de infektif olmayan partiküllerin üzerinde bulunur. Small (S) proteinlerden oluşur. Subklinik ve anikterik akut enfeksiyon geçirenlerde kronikleşme daha sık görülür. ana okulları. HBcAg: HBV'nin "core" bölgesinin antijenidir. S proteini. Eğer hastaların hücresel immünitesi iyi ise infekte hepatositler yıkılır ve virüs temizlenir. Horizontal yol: Aralarında cinsel temas veya kan teması bulunmayan sıkışık yaşam şartlarındakilerde gelişen bir yoldur. Vertikal yol: Perinatal bulaşmada transplasental bulaşma nadirdir. Kontamine iğneler. Bunların bir kısmı hepatositlerin endoplazmik retikulumunda değişikliğe uğraması ile suda eriyebilir HBeAg oluşur. Türkiye'deki en sık görülen bulaşma yoludur. Bunu antikor yanıtının gelişmesi (Anti-HBs) izler ve hastaların çoğu iyileşir. Ancak yetersiz yanıt varsa. r determinatlarından oluşmaktadır. Aynı gen bölgesini kullanmaları nedeniyle HBcAg'nin serumdaki göstergesidir denebilir. yaşlı bakım evleri. Pre-S2 bölgesinin karaciğer hücreleri üzerindeki polimerize human serum albumin reseptörlerine bağlandığı bilinmektedir. Aile içi. partner sayısı arttıkça hastalığın bulaşma ihtimali de artar. S geni ise S proteinini kodlar. 137 . kan ve kan ürünü transfüzyonu. HBeAg pozitif gebelerde bulaşma hemen hemen kaçınılmazdır. w. Pre-S2 geni M proteinini. Böylece akut hepatit tablosu ortaya çıkar. Replikasyonun sürdüğü kronik olgularda HBeAg pozitifliğini korur. Ayrı başlangıç noktalarından kodlanmalarına bağlı olarak Large (L). y. kışlalar en önemli örneklerdir. Bunlarda bulaştırıcılık fazladır. tatuaj. İyileşen olgularda Anti-HBe gelişmeye başlar. hastalık kronik hale geçer. HBsAg üç farklı proteinden oluşur. akupunktur.10 Hepatit virüslerinin özellikleri HAV Genom Aile Bulaşma RNA Heparnavirüs Fekooral HBV DNA Hepadnavirus Cinsel Parenteral HCV RNA Flavivirü s Parenter al Cinsel? 1-6 ay Sinsi Var Düşük Yok Yok HDV RNA Deltavir üs Parente ral Cinsel? 1-2 ay Ani Var Yüksek Yok Yok HEV RNA Calisivirüs Fekooral Kuluçka devri Başlangıç Kronikleşme Fulminan hepatit riski Pasif bağışıklık Aşı 2-6 hafta Ani Yok Düşük Standart immünglobulin Ölü 2-6 ay Sinsi Var Düşük Hiper immünglobulin Rekombinant 2-6 hafta Ani Yok Gebelerde yüksek Yok Yok HBsAg: ilk pozitifleşen marker HBsAg'dir. Bulaşma doğum sırasında meydana gelir. d. hemodiyaliz. Bulaştırıcılığın göstergesidir. Bu determinantlar nedeniyle serotipler oluşmaktadır. Özellikle homoseksüel ilişki ile sıklığı artar. Parenteral yol: Kan ve kan ürünleri aracılığı ile bulaşır. Anti-Pre-S2 antikorları HBsAg negatifleşmeden pozitifleştiği için. HBsAg'de en çok bulunan proteindir. Serumda saptanamaz. Genomun Pre-S1 geni L proteinini. konjunktival girişimler bulaşmada önemli faktörlerdir. akut dönemdeki hepatit B'li bir hastanın kronikleşme riskinin az olduğu yönünde bir bulgudur. Bu antijen de C geninin Pre-C başlangıç noktasından başlayarak yapılır. CD8 T lenfositlerinin hedefi bu hücrelerdir. Seksüel temas: Cinsel ilişki ile bulaşır.Tablo 3. hastaneler. Middle (M). HBsAg'nin glikoproteini a. Bulaşma ve Epidemiyoloji Hepatit B'nin başlıca bulaşma yolları. Ancak tüm HBV suşlarında a determinantı bulunması nedeniyle aşıların hepsi ile immünizasyon sağlanmaktadır. ancak karaciğer iğne biyopsisi ile gösterilebilir. manikür. HBeAg MHC class I antijenler tarafından sunulan antijendir. hepatositler parçalanır ve hepatit gelişir. Patogenez ve İmmünoloji Sitotoksik T hücrelerin aktivitesi sonucunda.

üre normalin altına iner. artrit gelişebilir. HBV karaciğer dışında monositler. pankreas. Çok yüksek olan ALT ve AST değerleri hızla düşer. HBcAg gibi).21 gösterilmiştir. Hepatit B bir karaciğer hastalığıdır. Hastanın serolojisi tablo 6'da ve şekil 3. amonyak artar ve PTZ yükselir.11 Hepatit B serolojisi Başlang ıç HBsAg Anti-HBs Anti-HBc IgM Anti-HBc-lgG HBeAg Anti-HBe ALT Pozitif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Çok yüksek Pencere Negatif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Belki biraz İyileş me Negati f Pozitif Negati f Pozitif Negati f Pozitif Norm al Kronik Aktif Persistan Pozitif Negatif Negatif Pozitif Pozitif Negatif Yüksek Kronik Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Az yüksek Taşıyıcı Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Normal Aşılı Negatif Pozitif Negatif Negatif Negatif Negatif Negatif 138 . Klinik Bulgular İnkübasyonu 6 aya kadar uzayabilir. İkterik olgularda hem direkt hem de indirekt bilirubin yükselir. böbrek. Olguların ortalama %1 kadarında fulminan hepatit görülür. hastalarda konstipasyon görülür. Ekstrahepatik bulgular sıktır. safra kanalı epitellerinde de enfeksiyon oluşturur ancak buralarda replike olamaz. Hastalarda akut karaciğer nekrozu ve ensefalopati vardır. Gastrointestinal sistem bulguları ön plandadır. kemik iliği. eklem ağrıları. ancak çok güvenilir değildir. Özellikle ürtiker. dalak. Derin ikteri olan hastalarda kaşıntı bulanabilir. DNA polimeraz. Olguların sadece 1/4 kadarı ikterik enfeksiyon geçirir. Tablo 3. Akut enfeksiyonda genellikle başlangıç hepatit A kadar gürültülü değildir.HBeAg viral replikasyonun göstergelerinden biridir (HBV-DNA. Laboratuvar Bulgular ALT seviyesi üst sınırının 10 katını aşanlar ve deRitis oranı (AST/ALT) 1'den küçük olanlar akut hepatitli kabul edilirler. ancak ekstrahepatik bulgularda gösterir.

139 .

intravenöz uyuşturucu bağımlıları ve bunlarla yakın temasta olanlar yüksek risk grubunu oluşturur. HDV. İnkübasyon periyodu 2-12 haftadır.Delta Hepatiti (HDV) HDV dünyada yaygındır ancak özellikle Afrika. HDV enfeksiyonu HBV replikasyonuna (HBsAg üretilmesi) bağlıdır. enfeksiyonları sırasında hepatit B markerları azalır. HBsAg delta virüsü için bir zarf gibi davranır. ancak süperinfeksiyonları sırasında daha da kısa olabilir. Primer bulaşma yollarının HBV ile benzerlik gösterdiği görülmektedir. Orta Doğu ve Güney Amerika ülkelerinde prevalansı yüksektir. 140 . Multipl transfüzyon alanlar. HBV gen üretimi ile yarıştığı için.

hastalarda iki defa ALT piki oluşur. Hepatit aşıları içinde sadece HBsAg bulunduğundan gebeler de dahil olmak üzere herkese uygulanabilir. Korunma Plazma kaynaklı veya rekombinan aşılar 0. hastaların büyük çoğunluğu kroniklesin HDV enfeksiyonu tanısı hastalarda anti-HDV IgM antikorlarının gösterilmesi ile konulur. Kronik hepatit kronik aktif ve kronik persistan olmak üzere ikiye ayrılır. Son yıllarda Lamivudin'in tek olarak kullanıldığı protokoller de uygulanmaktadır. hepatit B'li hastalarda yakın temas ile bulaşma. Mümkün olduğunca herkes aşılanmalıdır. Çocuklarda bu oran tersinedir.İki tür HDV enfeksiyonu vardır. ikincisi ise özellikle ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerinde kan ve kan ürünleri ile bulaşma şeklidir. Tedavi Erişkinlerde tüm HBV'li hastaların yaklaşık olarak %90'ı iyileşirken. 1 yıl ve 2 yıllık sürelerde kullanılır. Yenidoğanlarda anne HBsAg'li ise hem aşı hem de hiperimmunglobulin uygulanır. 141 . 6. hastaların büyük bölümü iyileşir. tek ALT piki oluşur. Şişmanlarda. sigara içenlerde. Birincisi Akdeniz ülkelerinde görülen. İnterferon ya tek olarak veya bazı tedavi protokollerinde Lamivudin ile kombine edilerek kullanılabilir. 1. Tedavide interferon alfa 6 ay. Karaciğer enzimlerinin normal olduğu. Süperenfeksiyon kronik hepatit B'li hastalarda görülür. aylarda uygulanır ise %95 üzerinde koruyuculuk sağlar. Koenfeksiyon hastalarda akut viral enfeksiyonun ardından gelişir. hastada klinik bulguların bulunmadığı sadece HBsAg taşıyıcılığı ile karakterize kronik taşıyıcılarda vardır. erkeklerde ve yaşı ileri olanlarda immünite sağlanamayabilir. %10 kadarı kronikleşir. Dünyada iki tip HDV enfeksiyonu epidemiyolojisi vardır.

İnfluenza B'de salgın yapabilir ancak influenza C salgın yapmaz. Göçmen kuşlar da virusu uzaklara taşıyabilir. Kuş gribi: Bu hastalık. ancak her yıl farklı ülkelerde salgınlar yapabilir. Zaman içinde daha çok insan infekte olup bunlar bir de insana ve kuşa özgü influenzavirus suşlarıyla aynı anda infekte olurlarsa. Evcil ördeklerdeki infeksiyon ise tıpkı tavuklar. Hemaglutinin ve nöraminidaz. Paramyxovirüslerden segmenter RNA'ları bulunması ile ayrılırlar. ilk kez 1878'de italya'da tanımlanmıştır. özellikle gelişmekte olan ülkelerde kümes hayvanları endüstrisi ve çiftlik sahipleri üzerindeki etkileri son derece yıkıcı olabilir. H3N2 ise hemaglutinin ve nöraminidaz'ın tipleridir.RNA VİRÜSLER İnfluenzae Virüsler Ortomyxovirus grubundandırlar. helikal yapıda nukleokapsidi olan. Hastalık. yeşilbaş ördeklerdir ve enfeksiyona en dayanıklı olan kuşlar da bunlardır. A/Johannesburg/94 (H3N2) influenza virüsünün yazılışını gösterir. boğaz ağrısı. gerekse kronik tıbbi sorunları olanları etkilemiştir. Virusları çok uzaklara taşıyabilmelerine ve dışkılarıyla çıkarmalarına karşılık. pnömoni. yalnızca hafif ve kısa süren bir hastalık geçirirler. Dünyadaki büyük epidemiler virüsün yüzeyindeki bu reseptörleri değiştirmesi sonucunda ortaya çıkar. Büyük pandemilerden inluenza A sorumludur. nöraminidaz ise koruyucu mukus tabakayı sulandırarak. influenzavirus A'ya bağlı olarak genellikle kuşlarda ortaya çıkar. Birçok hayvan (kuşlar. lenfopeni. Hemaglutinin konak hücrelere tutunmayı sağlarken. H5 ya da H7 alt tipindeki patojenitesi düşük olan kuş gribi viruslarının. Zarflarının üzerinde iki farklı çıkıntı vardır. segmenter tek sarmal RNA virüslerdir. 142 . kümes hayvanları arasında yayıldıktan sonra geçirdikleri mutasyonlarla yüksek patojenite kazandıkları kabul edilmektedir. 1997 Hong Kong salgınında hastalananlarda gripteki gibi tipik belirtiler (ateş. tavuklar. çoğul organ yetersizliği. Grip özellikle kış aylarında meydana gelir. Antijenik shift. İnsandaki olgular. Antijenik drift. kümes hayvanları arasında patojenitesi yüksek kuş gribi salgınlarıyla eşzamanlı olarak görülmektedir. İnfluenzavirus A H5N1. ülkeden ülkeye canlı kümes hayvanlarının ticareti aracılığıyla yayılabilir. akut sıkıntılı solunum sendromu (ARDS). atlar. bölgesel enfeksiyonlardan sorumludur. Bulaşma ve epidemiyoloji Virüs damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. iki tip antijen değişimi vardır. gerek önceden sağlıklı erişkin ve çocukları. öksürük ve kas ağrıları). "Myxo" denilince musinler (glikoprotein) ile etkileşen virüsler anlamını taşır. karaciğer enzim düzeylerinde yükselmeler ve pıhtılaşma bozuklukları gibi belirti ve bulgular bildirilmiştir. Kuş gribinin. göz infeksiyonları. Hastalık Dünyada grip pandemileri yapan virüslerdir. Böyle bir olay. minör değişiklikleri gösterir. bakteriyel superenfeksiyonlar eklenirse yaşlılarda ölümler görülebilir. patojenitesi yüksek kuş gribi çok daha önceden. Daha sonrakiler virüsün izole edildiği yer ve zamanı gösterir. A grup antijenidir. Patojenitesi yüksek olan kuş gribi viruslarının yabanıl kuş topluluklarında bulunmadığı. Kuş gribi virusunun doğal rezervuarı. genomda majör değişimdir ve her 10-11 yılda bir meydana gelen büyük salgınlardan sorumludur. kazlar ve benzeri kümes hayvanlarındaki gibi öldürücüdür. aile bireyleri. bir grip pandemisinin başlangıcı da olacaktır. H5N1 suşunun sağlık çalışanları. İnfluenzae A ile pandemiler her 10 ile 20 yılda bir meydana gelir. kontrol altına alınması çok güç olabilir. domuzlar) influenza A virüsünü taşırlar ve insanlarda büyük epidemilerin oluşmasını sağlayan antijenik değişimlerin kaynağıdırlar. geçmişteki patojenitesi yüksek kuş gribinin uluslararası yayılımı böyle açıklanmaktadır. Önemli bilgiler Zarflı. özellikle patojenitesi yüksek formla oluşan salgınların. reseptörler ortaya çıkarır. ilk kez 1961'de Güney Afrika'da balıkçıllardan izole edilmiş olmakla birlikte. hindiler. H1N1 ve H3N2 influenza A'nın en bilinen suşlarıdır ve son zamanlardaki aşılarda sıkça kullanılmaktadır. bu insanlar insandan insana kolayca bulaşmayı sağlayacak insan genlerine sahip olan yepyeni bir alt tipin yoğrulduğu bir hamur teknesi gibi işlev görebilir. tavukçuluk yapanlar ve tavuk imha ekiplerinde çalışanlarda insandan insana çok sınırlı bir biçimde de olsa bulaşabildiği anlaşılmaktadır. Salgın. Kuşa özgü influenzavirus H5N1 ile oluşan insan infeksiyonunun klinik gidişine ilişkin yayımlanmış bilgiler sınırlıdır. Kuş gribi salgınları bir ülkenin içine yayılacak olursa.

Enfeksiyon sırasında geçici hücresel immünite depresyonu görülür. Guillain-Barre sendromu görülebilir. influenzae A ve B'ye birlikte etkili olan oseltamavir'dir. yaşlı ve immün sistemi bozuk olanlardır. Bir müddet sonra döküntüler ortaya çıkar. Bulantı ve kusma da eşlik edebilir. ateş. burada tekrar replike olur. Sitotoksik T hücrelerin de koruyucu etkisi vardır. Solunum yollarında nekroza yol açmaz. öksürük ile karakterize prodromal şikayetler görülür.22). Klinik bulgular 24-48 saatlik inkübasyonun ardından. Anneden antikorların plasenta aracılığı ile geçmesi nedeniyle infantlar 6 ay süresince korunma altındadır. 2-3 yılda bir büyük epidemiler yapar. Dünyada yaygındır. Ayrıca sekonder bakteriyel enfeksiyonlar. miyalji. Amantadin sadece influenza A'ya etkilidir. burun akıntısı. Gelişmekte olan ülkelerde malnütrisyonlu çocuklardaki enfeksiyonlar sağlıklı olanlara göre daha ağır seyirlidir. Önemli Bilgiler Paramyxovirüs ailesindendir. baş ağrısı ve öksürük gelişir.Patogenez ve İmmünite Enfeksiyon üst ve alt solunum yollarında lokalize kalır. PPD deri testi negatifleşebilir ve tüberküloz reaktivasyonu görülebilir. Her aşıda 3 suş bulunur. böylece hücresel immün sistemde baskılanma görülür. Tedavi Amantadin hem tedavi hem de korunmada kullanılmaktadır. Bakteriyel superenfeksiyon gelişmemiş ise semptomlar spontan olarak 4-7 günde geriler. Kızamık Virüsü(MEASLES) Kızamık etkenidir. korunmanın sürekli olması için her yıl aşılamanın yapılması gerekmektedir. Hücre kültürleri ve antikor titresindeki yüksekliklerin gösterilmesi de gerçek tanının konması için yardımcıdır. Döküntüler sitotoksik T hücrelerinin kızamık ile infekte olmuş derideki vasküler endotel hücrelerini etkilemesi sonucunda gelişir. 143 . Nadir görülen komplikasyonu ensefalopati ve karaciğerde dejenerasyon ile karakterize Reye sendromudur. Burada antikora bağımlı vaskülitin rolü vardır. Birkaç gün sonra yüzden başlayarak aşağıya doğru yayılan döküntüler görülür (Şekil 3. influenza virüse bağlı pnömoni interstisyel tiptedir. Laboratuvar tanı Tanı büyük çoğunlukla klinik bulgular ile konulur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma prodromal dönem ile döküntünün başladığı birkaç gün içinde damlacık enfeksiyonu yoluyla olur. Virüsün hedef hücreye penetrasyonunu veya virüsün kılıfından soyulmasını engeller. IgG tipi antikorlar viremi sırasında virüslerin nötralizasyonunda rol oynarsa da. Başlıca endikasyonu bilinci kapalı. Kızamık virüsü makrofajların yüzeyinde bulunan IL-12 üretiminden sorumlu olan CD46 reseptörlerine bağlanır. Klinik Bulgular Ortalama 2 haftalık bir inkübasyon periyodunun ardından ateş. Tek bir serotipi vardır. Koplik lekeleri tanıda önemli bir bulgudur. Nadir olarak subklinik kızamık görülebilir. Hastalığı geçirenlerde yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. Patogenez ve İmmünite Üst solunum yollarının enfeksiyonunun ardından virüs kana geçer ve RES hücrelerini infekte eder. sistemik bulgulara rağmen nadiren viremi olur. İmmünite salgısal IgA'ya bağlıdır. Korunma Ölü influenza A ve B aşıları kullanılmaktadır. Korunma ortalama 6 ay kadardır. hücresel immünite daha önemlidir. AIDS gibi hücresel immün sistem bozukluğu olanlarda hastalık ölümcül seyreder. Daha sonra kan yoluyla deriye yayılır. Miyalji gibi sistemik bulgular dolaşan sitokinlere bağlıdır. İnfluenza B ve suçiçeği gibi viral enfeksiyonlarda ateşin düşürülmesi için kullanılan aspirin patogenezde rol oynar. Zarfının üzerinde hemaglutinin ve hemolitik aktivite gösteren iki tip antijeni bulunur. bunlardan ikisinin A birinin B susu olmasına dikkat edilir. IgG gelişir ancak koruyucu özelliği azdır. Multinükleer dev hücreler (Warthin Finkeldey dev hücreleri) lezyonlarda görülür. Aşı her yıl yeniden formüle edilir. konjunktivit (fotofobi).

Mortalite %10. Anneden geçen antikorlar nedeniyle halen korunma altında olan bebeklerde ve enfeksiyonun hemen öncesinde hiperimmün kızamık immünglobulini veya normal gama globulin preparatlarının uygulandığı kişilerde ortaya çıkan hafif kızamık tablosuna modifiye kızamık denir. Koplik lekeleri olmaksızın atipik döküntüler ile karakterizedir. Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. attenüe aşılar ile korunma sağlanır. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetersizliği olanlar ile gebelere uygulanmaz. Hasta bulaştırın değildir ve virüs izolasyonu yapılamaz. Günlerce süren ciddi bir klinik tablo oluşturur. çünkü maternal antikorlar virüsü nötralize eder ve immün yanıt düşebilir. Hücre kültürlerinde virüsün izolasyonu mümkündür ancak.12 Yavaş virüs enfeksiyonları Yavaş virüs enfeksiyonları Subakut sklerozan panensefalit Progresif multifokal lökoensefalopati Progresif Rubella ensefaliti HIV ensefalopatisi Virüs tipi Kızamık Polyoma JC Kızamıkçık HIV Ölü aşı verilmiş veya hafif enfeksiyon geçirmiş kişilerde atipik kızamık gelişir. tanıda güçlük çekilen olgularda antikor fitresinin iki hafta içinde 4 kat artması değerli bulgudur. Ölü aşılar artık kullanılmamaktadır. Genellikle 15 aylık çocuklara rubella ve mumps aşısı ile birlikte yapılır. Canlı. kalıcı sekel oranı ise %40'tır. Ölü aşıların kullanılmamasından artık atipik kızamık yetişkinlerde görülmemektedir. Her 1000 olguda bir ensefalit görülebilir. Hastalıktan birkaç yıl sonra MSS'nin fatal seyirli hastalığı olan subakut sklerozan panensefalit (SSPE) gelişebilir. 15 aydan daha küçük çocuklara aşı yapılmaz. İmmünitenin azalmasını önlemek amacıyla rapel dozlar tavsiye edilir. Mumps Virüs Kabakulak etkenidir 144 .Ciddi komplikasyonları vardır. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Kızamığa bağlı primer dev hücreli veya sekonder bakteriyel pnömoni gelişebilir. Dokularda intranükleer ve intrasitoplazmik inklüzyon cisimcikleri oluştururlar. Aşı ile etkili korunma sağlanır ve yan etkisi çok azdır. Enkübasyon periyodunun erken dönemlerinde immünize olmamışlarda standart immünglobulin kullanılabilir. Tablo 3.

infantlarda alt solunum yollarını tutar. Önemli iki komplikasyonu vardır. Genellikle selim seyirli. Measles ve Rubella ile birlikte 15 aylık çocuklara uygulanır. Tükrük. Ödemi engellemek amacıyla semptomatik tedavi yapılır.Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal kaynaklarıdır. Önemli Bilgiler Yüzeylerinde hemaglutinin ve nöraminidazları yoktur. Hastanedeki süt çocukları arasındaki salgınları önemlidir. bilinen bir serotipi vardır. Tunica albuginia'nın fibröz hal alması nedeniyle testisler üzerine baskı olur ve bu da spermatozitlerin nekrozu ile sonuçlanır. Tek taraflı orşitlerde sterilite olmaz. Antikor tarama testlerinde 4 katlık artış tanı açısından değerlidir. iştahsızlık. overlere. pankreasa ve meninkslere yerleşir. İntrasitoplazmik ve intranükleer inklüzyon cisimciklerine sebep olur. kendiliğinden sekelsiz iyileşir. testislere. Hastalık benign seyirlidir. yetişkinlerde üst solunum yolu enfeksiyonları yaparken. Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. Bunlar hedef hücrelere tutunmaya yarar ve multinükleer dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. Dünyada yaygındır. ateş. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetmezliği olanlar ile gebe kadınlara kullanılmaz. respiratuvar sistem hücrelerinde harabiyete sebep olabilir. kış aylarında insidensi artar. Solunum sisteminde lokalizedir. Anneden geçen antikorlar virüs ile reaksiyona girerek. Canlı attenüe aşı ile korunma sağlanır. Sinsitia denilen bu dev hücreler virüse de ismini verir. Parotis bezine Stenon kanalı yoluyla yanak mukozasından da ulaşabilir. Patogenez ve İmmünite Virüs solunum sistemi yoluyla enfeksiyonu meydana getirdikten sonra dolaşım yoluyla parotis bezlerine. Aşı uzun süreli (en azından 10 yıl) immünite sağlar. Ömür boyu kalıcıdır. Dünyada yaygındır. Çocukların %30 kadarı klinik bulgular göstermeksizin enfeksiyonu geçirir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. Standart immunglobulinler hastalıktan korunmada ve orşit gelişmesinde koruyucu değildir. spontan olarak bir hafta içinde düzelir. el yıkama veya eldiven kullanma gibi basit önlemler ile önlenebilir. Tüm kabakulak olgularının yaklaşık %15'inde gelişir. Kış aylarında salgınlar oluşturur. İnfantlardaki ciddi enfeksiyonlarında bir immunopatojenik mekanizma gelişebilir. Karakteristik özelliği limon yedirildiği zaman parotisde ağrı meydana gelmesidir. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile veya kontamine ellerin ağız-buruna dokunulması ile bulaşır. S Ag'ni pozitifliği erken tanı kriteri olarak kullanılır. füzyon proteinleri bulunur. Puberte dönemindeki erkeklerde bilateral testis tutulması sonucu sterilite meydana gelebilir. 145 . Diğer önemli komplikasyonu menenjittir. Sounum Sinsisyumu Virüsü (RSV) Süt çocuklarında pnömoni ve bronşiolit etkeni önemli bir virüsdür. 3 yaşın altındakilerde görülür. Bu salgınlar hastane personeli tarafından meydana getirilir. Hemaglutinin ve nöraminidaz antijenlerine V Ag'ni denir. Patogenez ve İmmünite İnfantlarda daha ciddi seyirlidir. bulantı ve bunu takiben parotis bezinde unilateral veya bilateral şişme meydana gelir. BOS veya idrardan hücre kültürleri ile virüs elde edilebilir. viremi olmaz. Tedavi ve Korunma Spesifik tedavisi yoktur. Klinik Bulgular Ortalama 3 haftalık bir inkübasyon döneminin ardından.

alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları yaparlar. Hayvanlarda ve insanlarda enfeksiyon yapan tipleri olmasına rağmen. 4 tipi vardır. Patogenez ve İmmünite Viremi yapmaksızın. Önemli Bilgiler Virüs yüzeyinde hemaglutinin. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Ribavirin'in hiperimmünglobulin ile birlikte kullanılması daha etkilidir. Aşısı yoktur. Klinik Bulgular Beş yaş altındaki çocukların krup etkenidir. Laboratuvar Tanı Tanı klinik olarak konur. Özellikle gebeler tehlike altındadır. Grip. Tedavi ve Korunma Hastanede yatan infantların ciddi hastalıklarında aerosol tarzında ribavirin kullanılır. Parainfluenza Virüs Çocuklarda akut larengotrakeobronşit ve pnömoni etkeni iken. nörominidaz ve füzyon proteinleri bulunur. antikorların 4 kat artmasının gösterilmesi de ayırıcı tanıda kullanılabilir.İmmün sistemin rolü tam olarak tespit edilememiştir. Multinükleer dev hücreler şeklindeki sitopatik etkisi tanı koydurucudur. Hem serum hem de sekretuvar antikorlar RSV yanıtında önemlidir. Füzyon proteinleri dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. hayvan enfeksiyonu yapanlar insanları etkilemez. bronşit ve pnömoni de yapabilir. Her 6-9 yılda bir büyük epidemiler yapar. yetişkinlerde grip benzeri enfeksiyondan sorumludur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Parainfluenzae virüs tip 1 ve 2 en sık enfeksiyon yapan suşlarıdır. Laboratuvar Tanı Solunum yolundan alınan materyalde immunfluoresans yöntemler ile veya hücre kültürleri ile virüs gösterilebilir. insanlar doğal konaklarıdır. Tanıda spesifik antikorların 4 kat artması anlamlı bir bulgudur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Dünyada yaygındır. Ancak özellikle nazal sekresyondaki IgA tipindeki sekretuvar antikorların reenfeksiyona karşı koruyucu olduğu düşünülmektedir. Önemli Bilgiler Togavirüs ailesindendir. Dünyada yaygındır. Enfeksiyonların çoğu subklinik seyirlidir. Büyük çocuklarda ve yetişkinlerde ise üst solunum yolu enfeksiyonu şeklindedir. kış aylarında epidemiler yapar ve başlıca damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşır. Sekonder bakteri enfeksiyonları nadir görülür. Rubella Virüs Kızamıkçık ve konjenitai rubella sendromu etkenidir. Klinik Bulgular İnfantlarda bronşiolit ve pnömoni etkenidir. 146 . farenjit. Hücre kültürlerinde virüsün izole edilmesi.

Prodromal belirtilerin ardından makulopapüler döküntüler yüzden başlayarak ekstremitelere yayılır (Şekil 3. attenüe aşısı ile korunma sağlanabilir. Posterior auriküler lenfadenopati önemli bir bulgusudur. 15 aylık çocuklara MMR aşısı şeklinde yapılır. Döküntünün nedeni halen kesin olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. antijen-antikor kompleksine bağlı vaskülit olabileceği öne sürülmektedir. maternal viremi ve fetal enfeksiyon sonucunda konjenitai malformasyonlar görülebilir. Kan yoluyla iç organlara ve deriye yayılır.24). Yetişkin rubellasında özellikle kadınlarda immünkomplekslere bağlı poliartritler görülebilir. Konjenitai rubella sendromu : Rubella virüs teratojendir. 1. Rhabdovirus ailesindendir. Başlıca kalpte (patent ductus arteriosus). ancak sitopatik etkisi yoktur. Genç kadınlara yapılan aşıların ardından. Aşı ortalama 10 yıl kadar koruyucudur. 147 . Rabies Virüs Kuduz virüsüdür. 2. bunun da etrafı zarf ile çevrilidir. gözlerde (katarakt). Rubella: Hafif seyididir. 3 ay süresince kontrasepsiyon uygulanır. Antikor fitresinin 4 kat artması tanı açısından değerlidir. Gebe kadında rubella virüs ile karşılaştığında.Patogenez ve İmmünite Başlangıçta virüs nazofarenkste ve lokal lenf bezlerinde replike olur. Canlı. Döküntüler 3 gün içinde kaybolur. IgM artışı akut enfeksiyonu gösterir. ve beyinde (mental retardasyon) malformasyonlar görülür. Önemli Bilgiler Mermi şeklinde kapsidi vardır. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Negatif RNA'sı bulunması nedeniyle RNA bağımlı RNA polimeraz taşır (Şekil 3. Klinik Bulgular İki tip enfeksiyonu vardır.24). Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde üretilebilir. IgG'nin 1:8 ve daha üstündeki fitreleri gebe kadını koruyacaktır. Gebe kadın ilk trimesterde akut enfeksiyon geçirirse (özellikle ilk ayında).

hipertansiyon ve hipersalivasyon görülür. virüs miktarına ve yaranın beyne yakın olmasına göre değişir. Yarasalar. kendileri hastalanmazlar. En çok omurilikte. 1.Çok geniş konak grubu vardır. Larenks. kaşıntı ve parestezi kuduzun spesifik ilk bulgusudur. ajitedir. fare ısırığı ile kuduz bulaşmaz. İnsan aşılarından farklı olarak hayvan aşıları canlı virüs aşısıdır. ısırma ve sakin dönemler kısa aralıklarla birbirini izler. bazı memelilerin enfeksiyonu insan bulaşlarında önemlidir. Patogenez ve İmmünite Virüs ısırık bölgesinde sitoplazmik membrandaki asetil kolin reseptörlerine yapışır. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma hayvan ısırıkları ile olur. MR normaldir. hayvan aşıları elde etmekte kullanılır. Hastalar nöbetler sırasında kaybedilebilir. Baş ve boyun bölgelerinden ısırılmalarda daha kısadır. 148 . İrritabilite görülebilir. Gerçek tanı beyin biyopsisi ile konulur. Üç ayrı tip virüs vardır. farenks ve diyafragmada spontan veya yutkunma gibi uyaranlarla ağrılı spazmlar başlar. EEG ile tipik ensefalit bulguları görülür. Saldırganlık. Yeterli sayıya ulaşınca duyu sinirlerine gelir. Burada konak hücrede tipik intrasitoplazmik inklüzyon cisimciklerini yapar (Negri cisimcikleri). 2. serebellumda.Ölüm Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur.İnkübasyon dönemi: Yaranın büyüklüğüne. hipokampus'un ammon boynuzunda görülür. Kuduz bir hayvan tarafından ısırılma sonucunda kuduz gelişme riski %30-40 iken. taşikardi. çakal gibi yabani hayvanlar bulaştırıcılıkta sorumlu iken. Genel enfeksiyon bulguları görülebilir. Otonom sinir sistemi etkilenmesine bağlı hipertermi. kurt. Dünyada tilki. 4. Hidrofobiye fotofobi ve aerofobi eşlik eder. kaçma. yaşadıkları mağaralarda taşıdıkları virüslerin inhalasyonu ile insanlara bulaştırabilirler.Sokak virüsü: Kuduz yapan virüsdür 2. Farelerde tükrük bezlerine virüs ulaşmadan hayvan öldüğü için. Hidrofobi gelişir. Isırık yerindeki ağrı. Hastalar asfiksi veya diğer komplikasyonlar ile ex olurlar. Klinik Bulgular 1. Beyin dokusunda Negri cisimciklerinin gösterilmesi önemli bir bulgudur. 3. halusinasyonlar görür.Sabit virüs: Sokak virüsünün tavşan beyninde pasajlanması ile elde edilir. 5.Flury suşu: Sokak virüsünün embriyonlu yumurtada pasajlanması ile elde edilir. Generalize konvülziyonlar görülür. Burada replike olur.Koma dönemi : Genelde semptomlardan sonra bir haftalık dönem içinde görülür. tırmalama yolu ile bulaşma riski %1'dir. Türkiye'de sokak köpeklerinden bulaşma görülür.Nörolojik dönem: Hasta kızgın görünümlü. Alınan virüsün sayısı çok fazla ise direkt duyu sinirlerine ulaşma görülür. ısırıkları ile hayvanlara. Semple aşısındaki virüsdür 3.Prodromal dönem: Semptomlar virüsün merkezi sinir sistemine girmesi ile başlar. Günde ortalama 2 cm hızla periferik duyusal sinirde aksoplazmik yoldan ilerler ve spinal korda ve oradan da merkezi sinir sistemine ulaşır. ajitasyon.

Virüs kültürleri ile kesin tanı konulur. Ölen şüpheli hayvanların başı kesilir, gliserinli-tuzlu su ile ıslatılmış bezler ile laboratuvara gönderilir. Burada Negri cisimcikleri araştırılır. Tedavi ve Korunma Semptomlar başladıktan sonra tedavi imkanı yoktur. Önemli olan hastalığın meydana gelmesini engellemektir. Bu nedenle aşı kullanılır. İnsan diploid hücrelerinden üretilmiş aşılar kullanılmaktadır (HDCV). Semple tipi aşılar, yavru fare beyin dokusu aşısı ve kanatlı fare beyin dokusu aşıları artık kullanılmamaktadır. Aşı uygulamasının sonucunda serumda koruyucu nötralizan antikor düzeyleri yaklaşık olarak bir hafta sonra gelişmektedir. Kafa ve boyundan ısırıklarda aşı ile birlikte kuduz için spesifik immünglobulin kullanılmalıdır. Bunlar ya hayvan kaynaklı antirabies serum (ARS) veya insan kaynaklı rabies hiperimmunglobulindir (RHIG). RHIG'de anafilaksi veya serum hastalığı riski yoktur ve daha etkilidir. 20 İÜ/kg uygulanır. ARS etkili olması için iki kat fazla dozda uygulanır. Hiperimmünglobulinler ilk bir hafta içinde uygulanmalıdır, daha sonraki günlerde yapılmasının bir faydası yoktur. Aşı ile ayrı enjektörlerde ve ayrı bölgelerde aynı anda uygulanabilirler. Isıran hayvan, ısırdıktan sonra 10 gün yaşamışsa hastada aşılama kesilir.

Korunma
Evcil hayvanlar Flury suşu ile hazırlanmış canlı attenüe aşılar ile aşılanır. Temas öncesi: 0, 7, 21/28 nci günlerde HDCV hayvancılıkla uğraşanlara, laboratuvar çalışanlarına, veterinerlere, kırsal kesimlere çıkacaklara uygulanır. Bu aşı 2 yıl koruma sağlar, ancak sürekli risk altındakilere 6 ayda bir veya yılda bir booster aşılama yapılır. Temas sonrası: Temas sonrası korunmanın ilk kademesi yaranın sabunlu su ile yıkanmasıdır. Kuduz sadece bu uygulama ile %80'in üzerinde önlenmektedir. Semple aşısı ile ağır yaralanmalarda 20 gün, hafif yaralanmalarda ise 14 gün süresince karın derisi altına uygulanır. HDCV; 0, 3, 7, 14, 28'inci günlerde deltoid kasına intramusküler uygulanır. Aynı zamanda gerekli görülür ise RHIG 'de yapılır. Isıran hayvan 10 gün süresince sağ ise aşı kesilir. Son yıl içinde aşı yapılmışlara 0 ve 3. günlerde iki doz aşı yapılması yeterli olmaktadır.

Picornaviruslar
Medikal önemi olan picornavirüsler enterovirüsler ve rhinovirüsler olmak üzere ikiye ayrılır (Tablo 3.13); Enterovirüslerin konağa giriş yolu GİS iken, rhinovirüslerin giriş yolu burun ve boğaz dır. Enterovirüsler 37°C'de ürerken, rhinovirüsler 33°C'de üremeyi severler. Enterovirüsler aside dayanıklıdır.

Tablo 3.13 Pıcornavirüs ailesi ve serotipleri
Enterovirüsler 31 Echovirüs 23 Coxsackie A 6 Coxsackie B 4 Enterovirüs 3 Poliovirüs 1 Hepatit A

Rhinovirüsler

100 serotip

149

ENTEROVİRÜSLER Poliovirüsler
Poliovirüslerin üç antijenik tipi vardır, en epidemik olanı tip 1'dir.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Pastörize edilmemiş süt, krema ve dondurma ile bulaşır. Oral yoldan alındıktan sonra, tonsillalar, lenf bezleri, farenks, mide ve barsaklarda replike olurlar.

Patogenez ve İmmünite
Merkezi sinir sistemine ulaşan virüsler, sinir hücrelerinde reversibl harabiyet yaparlar. Medulla spinalis ön boynuz hücreleri, beyinde vestibüler sistem ve serebellum tutulur. Miyokardit, peyer plak ülserleri ve lenfoid hiperplaziye yol açar. Klinik Bulgular Klinik formları dört değişik şekilde görülür; 1. Asemptomatik inaparan enfeksiyon: Hastalığa yakalananların %90'ında görülür. 2. Minör hastalık: Grip benzeri semptomlar görülür. 3. Aseptik menenjit: Olguların %1-2 kadarında görülür, minör hastalık semptomlarına menenjit bulguları eklenir, iyi seyirlidir 4. Paralitik poliomyelit (Majör hastalık): Olguların ortalama %1 kadarında görülür. Aşağı motor nöronların hasarı sonucu gelişen flask tipte paraliziler hastalığın tipik bulgularıdır. Hastalığın ağır formu olan bulber poliomyelitte farenks, kord vokaller ve respiratuvar kaslar etkilenir. Hastalar kaybedilmezse tam iyileşme görülür. Guillain-Barre sendromu ile karşılaştırıldığında, ekstremite paralizileri asimetriktir, BOS proteini ve hücre sayısı aseptik menenjit bulguları verir, ateş yüksektir. Hastalığın ardından 6 ay gibi uzun bir sürede iyileşme görülür. Ağır olgularda sekel kalabilir. Sensoryel tutulum nadirdir. Olguların büyük bir bölümünde postpolio sendromu görülür.

Laboratuvar Tanı
Virüsün boğaz, dışkı ve BOS'tan izolasyonu veya antikor titresindeki artış ile tanı konur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Korunmada oral attenüe-canlı sabin aşısı veya İM inaktive ölü Saik aşısı kullanılmaktadır. Sabin aşısının, viremi ve 1:1 milyon kişide paralitik hastalık geliştirme riski nedeniyle özellikle erişkinlere, gebelere ve doğumsal immün yetersizliği olanlara Saik aşısı uygulanmalıdır.

Coxsackievirüsler
New York'ta Coxsackie kasabasında ilk olarak izole edilmiştir, ismini de oradan alır. Önemli Bilgiler Değişik hastalıkların etkenidir. A ve B grubuna ayrılır. Gruplaşma farelerdeki etkisine bağlıdır. Grup A virüsler yaygın miyozit, flask paraliziler yaparken, grup B virüsler jeneralize, kalpte, pankreasta ve merkezi sinir sisteminde daha az ciddi lezyonlara ve fokal miyozite sebep olur. Şimdiye kadar 24 A serotipi, 6 B serotipi bulunmuştur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Temel bulaşma yolu fekal-oral yoldur, ancak aerosollerin respiratuar sistem yoluyla da bulaşmayı gerçekleştirdiği bilinmektedir. İnsanlar tek doğal konaklarıdır.

Patogenez ve İmmünite
Grup A virüsler deri ve mukozaları tercih ederken B tipi virüsler kalp, plevra, pankreas, karaciğer gibi organlarda enfeksiyon yapar. Her ikiside meninksleri ve motor nöronları etkileyerek paralizi yapabilirler. Orofarenks ve gastrointestinal sistemde replike olmalarına rağmen kan dolaşımı yoluyla yayılırlar. İmmünite enfeksiyon geçirenlerde IgG tipi antikorlar ile sağlanır.

150

Klinik Bulgular (Tablo 3.14) Grup A spesifik hastalıklar: Herpangina; yüksek ateş, boğaz ağrısı, anoreksi, bulantı kusma ile orofarenkste veziküller ile karakterizedir. El-ayak-ağız hastalığı özellikle çocuklarda el, ayakta veziküler lezyonlar ve ağızda ülserasyon ile karakterizedir. Grup B Spesifik hastalıklar: Plörodini (Bronholm hastalığı, epidemik miyalji) Ateş ve ciddi plörezi tipinde ağrı ile karakterizedir. Miyokardit ve perikardit gelişebilir. Coxsackievirus B4 ile farelerde pankreas hasarına bağlı Diabetes mellitus gelişmektedir. Bu virüsün insanlarda jüvenil diabet etkeni olabileceği düşünülmektedir. Her ikisinin birlikte yaptıkları hastalıklar: Aseptik menenjit, hafif parezi ve geçici paraliziler yaparlar.

Laboratuvar Tanı
Hücre kültürlerinde virüsü izole etmek veya antikor fitresinin 4 kat artması tanı koydurucudur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Tablo 3.14 Coxsackievirüslerın hastalık tabloları
Hastalık Coxsackievirus Grup A Tip 124 Nörolojik Aseptik menenjit Paralizi Ensefalit Deri ve mukoza Herpangina El-ayak-ağız Ekzantemler Kardiak ve kas Plörodini Miyokardit, perikardit Solunum Grip Pnömoni Oküler Akut hemorajik konjunktivit GİS Diyare Hepatit Diğerleri Ateş (tanımlanmamış) Diabet 1-6 . 3,4 18, 20-22, 24 4,9 5 24 21,24 9, 16 1, 3, 4, 5 4, 5 5-Jan 5-Jan 2-6, 8, 10 5, 10, 16 Bir çok 5 Bir çok 9-Jul 2, 5-7, 9 6-Jan 5-Feb 5-Jan Grup B Tip 16

Echovirüslar
Grip benzeri hastalık, viral menenjit, çocuk diyareleri, yazın görülen aseptik menenjit gibi spesifik olmayan hastalıklardan sorumludur.

Diğer Enterovirüsler
Maymun hücre kültürlerinde üretilmiş (68-71) dört enterovirüsden üç tanesi insanlarda hastalık etkeni olarak tespit edilmiştir.

151

Enterovirüs 68 bronşiolitli ve pnömonili çocukların solunum sisteminden izole edilmiştir. Enterovirüs 70 akut hemorajik konjunktivitin ana sebebidir. Pandemiler yapar. Etkili bir tedavi yoktur, tamamen iyileşir. Enterovirüs 71 menenjit, ensefalit ve polio benzeri paralizisi olan hastalarda izole edilmiştir.

Rhinovirüsler
33°C'de replike olması virüse has bir özelliktir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının önemli etkenlerinden birisidir. Bazı yayınlara göre rinitin en sık sebebidir. Hafif seyirli enfeksiyonlar yaparlar. Aside duyarlıdır gastrointestinal sistemde replike olmazlar, bu özellikleri ile enterovirüslerden ayrılırlar. Nazal sekresyon yapması, üst solunum yolu epitel hücrelerinden histamin ve bradikinin salınımı da hastalığa özel bulgulardır. Tedavide nazal interferon-alfa uygulanır. 100 den fazla serotipinin olması aşı geliştirilmesini engellemektedir.

Reovirüsler
Respiratory Enteric Orphan; Virüs bulunduğunda hem respiratuvar hem de enterik dokulardan izole edilmiş ancak belirgin bir hastalığı bulunamamıştır. Çift tabakalı kapsid içinde 10-12 segment içeren çift sarmal RNA genom içerir. Rotavirus bu ailenin en önemli insan patojenidir.

Rotavirus
Segmente çift sarmal RNA'ya sahip tek virüsdür. Viryon RNA bağımlı RNA polimeraz taşır. Bu polimeraz ikinci sarmalın yapımı için kullanılır. Zarfsız tekerlek görünümündedir. Küçük çocukların en sık görülen gastroenterit etkenidir. Isıtmaya, aside ve etere dayanıklıdır, mide asidini kolaylıkla geçebilir. Kış aylarında epidemiler yapar. Virüs dış ortamlara dirençli olması nedeniyle oyuncaklarda uzun süre canlılığını korur ve anaokulu gibi yerlerde kolayca çocuk ishal salgınlarına sebep olabilir. Virüs oral yoldan alındıktan sonra ince barsağın erişkin epitel hücreleri içinde replike olur, bunların transport mekanizmalarını bozar ve ayrıca absorptif etkinlik gösteren erişkin epitel hücrelerinin dökülmesine yol açar. Böylece villusların genç, ancak absorpsiyon yeteneği yeterince gelişmemiş epitel hücrelerince donatılmasına yol açar. Sonuçla barsak lümenine bol miktarda sıvı geçer ve ozmotik ishaller görülür. İnfant ve küçük çocuklarda daha ağır seyirlidir. 40°C'yi bulan yüksek ateş, şiddetli bulantı-kusma, karın ağrısı ve ishal vardır. Dışkıda eritrosit ve lökosit yoktur, inflamasyon bulunmaz.İmmünite IgA'nın gelişmesine bağlıdır. Anne sütü, kolostrum ve inek sütü anti-Rotavirüs antikorları içerdiğinden pasif korunma sağlarlar.

HEPATİT VİRÜSLER Hepatit A virüs
A tipi viral hepatit etkenidir. Önemli Bilgiler Enterovirüslerin bütün özelliklerini gösterir. Enterovirüs 72 olarak da bilinir. Dünyada sadece tek serotipi vardır. Diğer hepatit virüsleri ile antijenik benzerliği yoktur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Fekal-oral yol ile bulaşır. İnsanlar tek rezervuardır. Virüsün dışkı ile saçılımı semptomların başlaması ile biter, böylece bu hastalara karantina uygulanmasının anlamı yoktur. Asıl etkilenenler çocuklardır, epidemileri yaz kamplarında veya okullarda görülebilir. Asıl bulaşma dışkı ile kirlenmiş suların içilmesi ile olur. Deniz suyunda 10 aya kadar yaşayabilir, midye ile bulaşabilir. Nadir de olsa kan ve kan ürünleri ile bulaşabilir.

152

Patogenez ve İmmünite
Gastrointestinal sistemden kana geçen virüs karaciğere gelir, burada sitopatik etkisi olmadan replike olur ve interferon yapımını indükler. Bunun sonucunda replikasyon baskılanır ve naturel killer aktivitesi tetiklenir. Virüse spesifik antikorlar, kompleman, sitotoksik T hücreler ve Naturel killer hücreler aracılığı ile hepatositler yıkılır ve virüsün üremesi önlenir. Bu yıkım sırasında da klinik bulgular ortaya çıkar. Klinik Bulgular Hepatit B'de olduğu gibi viral hepatit bulguları vardır. Çocukların yaklaşık olarak 1/10'unda ikter görülürken, yetişkinlerde bu oran 2/3'tür. Klinik belirtiler B ve C tipi hepatite göre daha gürültülüdür. Yetişkinlerde; fulminan, kolestatik ve relapslı formları görülebilir. Kronikleşmez

Laboratuvar Tanı
Tanı Anti-HAV IgM antikorlarının tespit edilmesi ile konulur. Pozitiflik 6 ay kadar sürebilir. IgG tipi antikorlar ise ömür boyu pozitif kalır. Hepatit A virüs ile enfeksiyon geçirenler IgG antikorları ile ayırt edilebilir.

153

dünyada kronik hepatit etkeni HCV'dir. Semptomlar başladıktan sonra bile uygulanabilir. Diğer flavivirüslerden farklı olarak artropodlar aracılığı ile bulaşmaz. Hastalık geçirilse bile hafif seyirlidir. Standart Ig koruyuculuğu 4-6 ay kadar sürer.02 ml/kg dozunda verilen standart Ig preparatları büyük oranda koruyucudur. Özellikle ilk 5 yaş içinde 0. Formalin ile inaktive edilmiş aşısı vardır. bu nedenle endemik bölgeye seyahat edeceklere antikor negatif olanlara önerilir. Türkiye'de hepatit denilince HBV anlaşılır ancak. Tek sarmallı. Önemli Bilgiler Flavivirüs ailesindendir. pozitif RNA. Bulaşma ve Epidemiyoloji 154 . Dünya nüfusunun %2'si kronik hepatit C infeksiyonudur. 6 ncı aylarda uygulanır. zarflı virüsdür. 1. aşı yapılacaklara mutlaka antikor tarama testleri uygulanmalıdır.Tedavi ve Korunma Bulaşmadan sonraki 2 hafta içinde İM olarak 0. Hepatit C Virüs C tipi viral hepatit etkenidir. Türkiye'de 20 yaş üzerindekilerde %95'den fazla IgG antikor pozitifliği bulunduğu için.

vertikal mi olduğu kesin bilinmemektedir. Altın standart testtir.İnsanlar HCV için rezervuardırlar. ancak çok miktarda bulaşma gösterilmiştir. Laboratuvar Tanı HCV enfeksiyonu tanısı HCV antikorlarının ELISA ile konulur. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında bulaşma yüksek orandadır. Ortalama inkübasyon periyodu 8 haftadır. Kronik hepatitlerin ortalama olarak %10 kadarında kronik aktif hepatit ve siroza gidiş görülür. HBV'de olduğu gibi kronikleşebilir. 155 . Hepatosellüler karsinomanın en önemli etkenlerinden birisidir. Maternal bulaşmanın. Endüstriyel hazırlanmış kan ürünleri genellikle güvenlidir. Kan donörlerinde ortalama olarak %1 kadar pozitiflik saptanır. Transfüzyonla bulaşan hepatit deyince ilk akla gelendir. Tedavi ve Korunma Kronik hepatit C tedavisinde interferon alfa ve ribavirin kullanılır. seksüel temas ve anneden çocuğa bulaşabilir. HCV enfeksiyonlarının birçoğu asemptomatik seyirlidir ve rastgele tanı konulur. Doğrulama için RIBA (Recombinant ımmunoblot assay) kullanılır. immünite gelişmesine rağmen relapsların görülmesinin sebebi henüz anlaşılamamıştır. Patogenez ve İmmünite Başlıca hepatositleri infekte eder. Klinik Bulgular Akut viral hepatit C diğerlerine göre daha hafif seyirlidir. Virüsün indüklediği sitopatik etki gösterilememiştir. Aşısı ve hiperimmunglobulini yoktur. HCV'ye karşı gelişen antikorlar kronikleşmeyi engelleyememektedir. Ancak HCV için gerçek tanı PCR ile HCV RNA'nın gösterilmesi ile olur. Hepatositlerdeki harabiyet sitotoksik T hücrelerinin etkisine bağlıdır. plasenta aracılığı ile mi yoksa. Kan. Hastalık relapslar ile sürer.

Profilakside standart immunglobulin kullanımı hastalığı önleyebilir. Gebeliğin üçüncü trimestrinde %25 oranında mortalite bulunur. 156 . Gebelerde enfeksiyona daha fazla rastlanır ve daha ağır seyreder. Kronikleşmez. Fekal oral yol ile bulaşır. Özellikle hemodiyaliz hastaları ve İV uyuşturucu bağımlılarında kronikleştiği belirtilmektedir.Hepatit E Virüs (HEV) Hepatit A virüs özelliklerini gösterir. Calicivirus grubundandır. Hepatit G Virüs (HGV) Flavivirüs grubunda parenteral bulaşan virüstür. Hepatit A virüsüne göre daha fatal seyreder.

Retrovirüslerin lentivirüs alt grubundan olan HIV uzun inkübasyon periyotlu yavaş (slow) enfeksiyonlar yapar. genom RNA'sı düzenleyici genler de bulundurur. Revers transkriptazın ikinci bir etkiside ribonükleaz H aktivitesi göstermesidir. Bunun sonucunda hücresel immünitede zayıflık başlar ve konakta fırsatçı enfeksiyonlar oluşur. Makrofajlar ve monositler de yüzeylerinde CD4 reseptörleri taşıdığından bunlar da infekte olurlar. Virüse spesifik gp120 ve gp41 glikoproteinleri taşıyan bir zarf ve içinde de çubuk şeklinde RNA'sı vardır. İnternal kor proteinleri gag geni kodlar. Bunlardan en önemlisi serolojik testlerde de kullanılan p24 antijenidir. Virionda transkriptaz. Bunlardan B subtipi öncelikli olarak mononükleer hücreleri infekte eder ve anal seks ile bulaşır. Human İmmunodeficiency Virüs (HIV) HIV AIDS etkenidir. env geni ise gp160 antijenini kodlar. HIV gp120 farklılığına göre A I'ya kadar alt sınıflara ayrılır. Subtip E ise kadın genital hücrelerini enfekte eder ve öncelikli olarak vajinal seks ile bulaşır. pol ve env yapısal proteinleri kodlarken. HIV öncelikle CD4 T lenfositleri infekte eder ve öldürür. Önemi nedeniyle HIV-1 özelliklerinden bahsedilecek. Bu Viral RNA genomunu degrade eder. Bu antijen önemli zarf proteinleri olan gp120 ile gp41'in prekürsör proteinleridir. Virion revers transkriptazını pol geni kodlar. HIV genomu retrovirüslerin en karmaşık yapılı olanıdır. HIV-1 ve HIV-2 adlarında antijenik olarak iki farklı virüs aynı klinik tabloyu yaparlar. Özellikle hemodiyaliz hastalarında ve organ transplantasyonu yapılanlarda görülür.Transfusion Transmitted Virüs (TTV) Tek sarmal DNA virüsüdür. HIV-2 sadece Batı Afrika'da bulunmaktadır. Önemli Bilgiler İnsan T hücre lenfotropik retrovirüsüdür (HTLV-3). Transkriptaz retrovirüslerin adını veren RNA bağımlı DNA polimerazdır. integraz ve proteaz isimlerinde üç önemli enzimi bulunur. Viral RNA'nın 157 . HIV RNA'sı birbirinin aynı iki adet olan tek sarmal RNA'dır. Retroviral genlerden olan gag. Bu nedenle diploid olarak isimlendirilir. HIV-1 dünyada yaygın iken. Bu enzim RNA genomundan proviral DNA oluşturur.

HIV ile infekte hücrelerin ölümü sitotoksik CD8 T hücrelerinin aktivasyonu ile olur. Ancak virüsün tat geni MHC class I proteininin yapımını engeller ve virüs ile infekte hücreler hücresel immüniteden kendilerini koruyabilirler. Enfeksiyon hem HIV ile infekte hücrelerin alınması hem de serbest HIV virüsleri ile gerçekleşebilir.degrade olması çift sarmal proviral DNA oluşmasının birinci aşamasıdır. HIV beyin monosit ve makrofajlarını da infekte eder. gp120 hücre yüzeyindeki CD4 reseptörleri ile ilişkiye girer. aşı geliştirilmesini engeller. Anneden bebeğe bulaşma hem doğumda hem de süt ile mümkündür. ancak ondan farklı olarak daha fazla virüs ile bulaşma gerçekleşmektedir. İntegraz proviral DNA'nın konak hücre DNA'sına integrasyonunu sağlar. intravenöz uyuşturucu bağımlılarının ve hemofilililerin hastalığı olarak bilinirdi. Ancak günümüzde özellikle Afrika'da en önemli bulaşma yollarından birisidir. Bu virüsler yapısal olarak HlV'e benzerler ancak AIDS yapmazlar. bunun sonucunda hücresel immünitede baskılanma meydana gelir. Bunun sonucunda fırsatçı enfeksiyonlar ile Kaposi sarkomu ve lenfomalar gibi malign hastalıklar ortaya çıkar. Vücut sıvılarında az miktarda HIV gösterilmiş olmasına rağmen bunların bulaşmada önemli olmadığı bildirilmektedir. Patogenez ve İmmünite HIV helper T lenfositleri infekte eder ve onları öldürür. HlV'in doğal konağı insandır. Bulaşma ve Epidemiyoloji HIV için başlıca bulaşma yolu seksüel temas ve kan ürünleridir. 1980'lerde ABD ve Avrupa'da AIDS homoseksüellerin. Kanserlerde yapılan çalışmalarda HIV geninin kanser hücrelerinde bulunmadığı tespit edilmiştir. multinükleer dev hücreler ve merkezi sinir sistemi semptomlarının gelişmesine sebep olur. Simian immunodeficiency virüs (SIV) maymunlarda AIDS benzeri hastalık yapar. Heteroseksüel geçiş nadir idi. HlV'in önemli antijenleri gp120 ve gp41 tipe özgü zarf glikoproteinleridir. Gruba spesifik antijen olan p24 ise core bölgesinde lokalizedir ve değişmez. HHV8'in DNA'sı Kaposi sarkomu hücrelerinde bulunmuştur. HTLVIV'de T hücreleri infekte eder ancak hastalık oluşturmaz. Genel olarak bulaşması hepatit B gibidir. p24'e karşı gelişen antikorlar virüsü nötralize etmez ancak enfeksiyonun önemli bir serolojik markeridir. 158 . Parenteral yol ile hastane personeline bulaşmalar ile ilgili çok miktarda yayın bulunmaktadır. Viral proteaz da önemli proteinlerin prekürsörüdür. gp41 ise virüsün hücre içine girmesini sağlar. Sürekli antijenik yapısını değiştiren gp120 antijenik farklılıkların sebebidir.

Klinik Bulgular HIV enfeksiyonunun kliniği erken akut dönem.A GRUBU • Asemptomatik dönem . 1.HIV ile infekte insanların ortalama olarak %90 kadarında anti HIV antikorlar gelişir. bunların virüsü nötralize etmesi zayıftır. Persistan jeneralize lenfadenopati 159 . Akut retroviral sendrom . Antikor gelişenler korunmuş anlamı taşımaz. Böylece otoimmün hastalıklar ortaya çıkar. B hücrelerinde poliklonal aktivasyon gelişir ve immunglobulin seviyesi yükselir. Centers for Diseases Control (CDC) sınıflamasına göre. T hücrelerinin etkilenmesine bağlı olarak anormal B hücreleri de gelişir. Antikorların tanısal değeri vardır. orta latent dönem ve geç immün yetersizlik dönemi olmak üzere üç bölümde incelenir.

ateş. lökopeni. kronik diyareler. kilo kaybı.32) • Kaposi sarkomu • Mukokutanöz kandidoz • Mikobakteri enfeksiyonları (en sık M. Bundan sonra uzunca bir latent dönem başlar. persistan ateş. 15 aydan önce tespit edilen HIV antikorları büyük yaşlarda da teyit edilmelidir. kilo kaybı. diyare. Bulaşmadan ortalama olarak 2 ay içinde p24 pozitiflesin Bu dönem asemptomatiktir. Kilo kaybı. zona görülebilir. lenfopeni. mukokutanöz kandidoz. koksidioidomikoz gibi derin mikozlar 160 . CD4 T lenfosit sayısında azalma.2. bazen akut retroviral sendrom denilen infeksiyöz mononükleoz benzeri tablo görülebilir.B GRUBU (Semptomatik dönem) 3. Bu değişikliklerin ardından hastalar AIDS ile ilişkili hastalıklar (ARC) dönemine girer. düşkünlük. en sık ölüm sebebi) (Şekil 3. periferik nöropatiler. inguinal bölge dışında 2 veya daha fazla bölgeder 1 cm. yorgunluk ve yaygın lenfadenopati bu tablonun bulgularıdır. ateş yükselmesi. avium) • Histoplazmoz. Özofagus kandidozu. p24 artması.C GRUBU (AIDS) olarak sınıflandırılır. Aşağıdaki bulgulardan herhangi birisinin görülmesi hastanın AIDS dönemine girdiğinin göstergesidir. Hastalar bu şekilde 4-8 yıl kadar idare ederler ancak immün yetmezliğin artmasına bağlı olarak semptomlar daha belirgin olmaya başlar. Akut dönemin ardından 2 ile 6 ay arasında anti-HIV pozitiflesin Bu dönemde en önemli bulgu persistan jeneralize lenfadenomegalidir. Asemptomatik seyirli olabildiği gibi halsizlik. oral saçlı lökoplaki. Bu sınıflamalara çocuklar alınmaz. den büyük ve 3 aydan uzun süreli lenfadenomegalinin tespit edilmesi tablo tanısını koydurur. anti-p24'ün azalması tablonun kötüleştiğini gösterir. Pneumocystis carinii pnömonisi (Hastalarda en sık gelişen enfeksiyon.

33) Cryptosporidium ishali Ekstrapulmoner kriptokok enfeksiyonu (Beyin) Lenfoid interstisyel pnömoni (çocuklar) Non-hodgkin lenfomalar (homoseksüeller dışındakilerde en sık gelişen malinite) 3 CD4 TL sayısı 200/mm altına düşünce hangi klinik olursa olsun hasta AIDS dir. 161 .• • • • • • • • • CMV ve HSV'nin persistan enfeksiyonları HIV ensefalopatisi Primer beyin lenfoması (Çocuklarda en sık gelişen tümör) Beyin toksoplazmozu (En sık gelişen protozoon en feksiyonu) (Şekil 3.

ddC. Bunlar. ddl. Yalancı pozitif sonuçların görülmesi nedeniyle bu sonuçlar Westem Blot testi ile doğrulanmalıdır. Viral yükün azaltılması hedeflenir. Ancak bu yöntem çok özel merkezlerde uygulanmaktadır. sakunavir ve ritonavir viral proteaz inhibitörüdür. Böyle hastalarda p24 antijen yakalama testleri kullanılabilir.Kaposi sarkomunda AZT ile interferon alfa kombinasyonu mRNA inhibisyonunu önlemek amacıyla kullanılır. CD4T lenfosit sayısının 500/mm3 ten az olması ilaç kullanma endikasyonudur. Hastaya önceden kullanılmış revers transkriptaz inhibitörlerine karşı direnç gelişmiş ise bu ilaçlar ile kombine edilir. ddA. Dirençli olgularda lamivudin ile kombine edilir.İndinavir. HIV klinik örneklerden hücre kültürleri aracılığı ile üretilebilmektedir. Kemik iliğinde depresyon yapar. Ortalama olarak ilk iki ay içinde antikor negatif kalabilir. bunların tanısında mutlaka PCR'dan yararlanılmalıdır. lamivudin. Tedavi ve Korunma Tedavi stratejisinde birkaç faktör göz önüne alınır. foskarnet revers transkriptaza karşı kullanılır.Fırsatçı enfeksiyonların tedavisi Korunma amacıyla aşı çalışmaları devam etmektedir. 3. 1.Laboratuvar Tanı HIV tanısı öncelikle ELISA testi ile antikorların gösterilmesi ile konulur.Antiretroviral tedavi : Revers transkriptaz ve viral proteaz inhibitörleri kullanılır. AZT. 4. İnfekte hücrelerin içinde HIV DNA'sının PCR yöntemi ile gösterilmesi çok duyarlı ve spesifik bir tekniktir. Bazı kişilerde antikor gelişmemektedir. ancak bugün için aşısı yoktur. 2. 162 .

hastalığın önüne geçilmiştir.flusitozin Profilaksi Trimetoprim sulfometoksazol Klotrimazol Asiklovir Gansiklovir Trimetoprim sulfometoksazol Klaritromisin (rifabutin) Flukonazol DİĞER VİRÜSLER Sars Ciddi akut respiratory sendrom (SARS) ilk olarak dünya gündemini Şubat 2003 tarihinde Çin'deki 305 olgu ile işgal etmiştir. Bunu takiben dünyanın çeşitli bölgelerinden 29 ülkeden 8000 üzerinde olgu ve 780 ölüm bildirilmiştir. Yapılan çalışmalarda coronavirüslere bağlı insan-insan bulaşmasının önemli olduğu SARS hastalığı tanımlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütünün yoğun çabaları sonucunda genel infeksiyon kontrol önlemleri uygulanarak. 1) Hastaların çoğunda radyografik pnömoni bulguları tespit edilmiştir. 1956'da Kongo'da bir hastadan virüsün izole edilmesi üzerine ismi iki ülkeyi'de içine alacak şekilde Kırım Kongo hemorajik ateş olarak değiştirilmiştir. Hastane infeksiyonları şeklinde de görülebilir. Özellikle zoonozdur. Avrupa. Klinik bulgular İnkübasyon periyodu 2-10 gündür. Flukonazol. 2) Hastaların çoğu ciddi olgulardır ve hospitalizasyon gerekmektedir. Olguların çoğunda lenfopeni görülmektedir. Hastalık ilk olarak 1944 yılında Kırım'da tespit edilmiş ve Kırım hemorajik ateş adını almıştır. Korunma Hasta insanların solunum sekresyonlarının kontaminasyonunu önlemek amacıyla. Asya'daki çeşitli ülkelerde endemik olgular gösterilmiştir. iran. SARS tespit edilen hastalar bakanlığın genelgesi üzerine donanımlı hastanelere nakledilmeli. Üst solunum yolu enfeksiyonu olmaksızın 2-7 gün içinde kuru öksürük ve solunum sıkıntısı erken sistemik semptomlarıdır. 3) Olguların hemen hepsinin SARS salgınının görüldüğü bölgeler ile ilişkisi vardır. Kırım Kongo Hemorajik Ateşi Virüsü Kırım-Kongo hemorajik ateş etkeni virüs (CCHF) bir çeşit ateşli döküntülü hastalık yapar. 2003 salgını sonucunda üç önemli çıkarım elde edilmiştir. Sert keneler ile yayıldığı için hastalık bunların bulunduğu yerlerde sık görülür. Amfoterisin B Asiklovir Gansiklovir Sulfodiyazin + Primetamin Klaritromisin + Rifabutin + Etambutol Amfoterisin B + . ancak 60 yaşın üzerinde bu oran %50'nin üzerine çıkmaktadır. günlerinde radyografik olarakta tespit edilebilen pnömoni gelişmektedir. 1) Öksürük ve aksırığı olanların ağız ve burunlarının maske ile kapatılması 2) Solunum sekresyonları bulaşmış eşya ve dokuların dezenfeksiyonu 3) Kontamine obje veya respiratuvar sekresyonlar ile temas etmişlerin el hijyenine dikkat etmesi gerekir.15 AlDSte fırsatçı ınfeksıyonların tedavisi Fırsatçı Patojen Pneumocystis carinii Candida HSV ve VZV CMV Toxoplasma gondii M. Hastalığın 7-10. 2001 yılında Afrika. İnsanlarda ciddi hastalık ve yüksek mortaliteye sahiptir. Bunun dışında Kosova. 163 . Hızla yayılan mortalitesi ve morbiditesi yüksek olan bu hastalığa karşı nasıl bir tedavi uygulanacağını kimse bilmemektedir. kontaminasyon riskine karşı başka kliniklerde tutulmamalıdır. Pakistan ve Güney Afrika'da salgınlar yapmıştır. İnsan insan bulaşması dışında Güney Çin'de iki olguda laboratuar bulaşıda gerçekleşmiştir. Hayvan infeksiyonları insanlarda daha fazla görülür.Tablo 3. Fatalite oranı ortalama %10'dur. Cezayir. avium kompleksi Cryptococcus neoformans İlaç Trimetoprim sulfometoksazol Pentamidin Nistatin. Hastalar Sağlık Bakanlığı'nda bu konuda oluşturulmuş özel birimlere bildirilmelidir. sporadik olgular ve bazen salgınlar da yapar.

Ağır seyirlidirler. Bulaşma hastaların kan veya sekresyonları ile temas sonrasında (hastane bulaşı) gerçekleşir. Nadir ancak fatal seyirli ensefalit etkenidir. ne olduğu bilinmemektedir. Viremiden sonra antikor yanıtı gelişir. akut böbrek yetersizliği. Kore hemorajik ateşi etkeni Hantaan virüsün bir prototipidir. Renal sendromlu hemorajik ateş etkenidir. ateş. Birçok kuş infeksiyona karşı dirençlidir. 164 . Ebola Virüs Zairedeki bir nehirden adını alan virüs hemorajik ateş etkenidir. halsizlik. kas ve karaciğer enzim yüksekliği klinik bulgularını oluşturur. Tedavi ve korunması yoktur. Bunların içinden CCHF en önemli insan patojenidir. başağrısı. Gelişen immunkompleksler renal harabiyet ve kapiller permeabilite artışına sebep olur. Afrika ülkelerinde kırsal kesimde yaşayanlarda görülür. kusma ve diyare ile karakterize hastalık yapar. Ateş. Marburg Virüs ve Lassa Fever Virüs Ebola virüs gibi hemorajik ateş etkenleridir. Herpes B Virüs Maymun B virüsüdür. Hastaların çıkartı ve kanları ile temas etmemek bilinen en önemli korunma yöntemidir. Dört aydan küçük çocuklar için de kontrendikedir. Maymunlar infektedir ancak rezervuar olarak Antiviral tedavisi yoktur. HSV-1 ile antijenik olarak çarpraz reaksiyon göstermesine rağmen. üşüme titreme. Hantavirüs Bunyaviridae ailesindendir. Rezervuar ve Vektörleri Hem vahşi hem de evcil hayvanları infekte edebilir. yaygın vücut ve baş ağrısı. Farelerin idrarları ile veya aerosol yolu ile bulaşır. Yüksek otların bulunduğu yerlerde hastalık daha sık görülür. şok ve DİC bu tabloyu takip edebilir.CCHF Virus Virüs Bunyavirüs ailesinin beş alt grubundan olan Nairovirüs grubundandır. bulantı. Tanı Tanı ELISA yöntemi ile yüksek IgM ve IgG antikorlarının gösterilmesi ile yapılır. hipovolemi pulmoner ödem ve multisistem organ yetersizliği belirtileri ile hemorajiler oluşur. HSV-1'e karşı gelişen antikorlar herpes B virüsü etkilemez. kırgınlık. Maymun bakıcılarında ve hücre kültürleri ile çalışanlarda görülür. Subkutan yapılan aşı yapıldıktan 10 gün sonra korumaya başlar. Özellikle büyükbaş hayvanlar risklidir. Bufissür tarzında ödem massif proteinüri. Salgın sırasında gebelere uygulanabilen tek canlı aşıdır. Nairovirüslerin 32 alt grubuda keneler ile bulaşır. Hastalığı karaciğer ve böbrekleri tutar. Virüsün doğal kaynağının düşünülmemektedir. Hayvanlar arasında Hyalomma sert keneleri ile bulaşır. 10 yıl süresince koruyucudur. Sarı Humma Virüsü(FLAVIVIRIDAE) Aedes sivrisineklerince bulaştırılır. Ardından GİS kanaması görülür. Uygun şartlarda PCR testi uygulanabilir. Endemik bölgelere gideceklere aşısı yapılır. Bu virüs ile mortalite oranı %100'e kadar çıkabilir. İnsanlara bu hayvanların çıkartılarından direkt temas ile de bulaşabilir Klinik Bulgular Kırsal kesimde yaşayan veya son bir ay içinde kırsal kesime seyahat öyküsü. lökopeni ve trombositopeni. Dikkat edilecek konu kolera aşısı ile birlikte yapılmamalıdır.

Menenjitli olgularda beyin omurilik sıvısında lenfosit sayısının 2000 mm3 den fazla olması tipik bir bulgudur.Lenfositik Koriyomenenjit (LCM) Arenaviridae ailesindendir. Bir bölümünde merkezi sinir sistemi tutulumu belirtileri görülür. ciddi olgularda menenjit tablosu vardır. İnsandan insana bulaşmaz. Genelde hafif seyirli hastalıktır. Fare idrarının ev eşyalarına veya yiyeceklere bulaşması sonucunda direkt temas ile bulaşır. Nadiren solunum sistemi yoluyla da bulaşabilir. büyük bölümü asemptomatik geçer. Parazitoloji • Protozoonlar • Ürogenital Parazitler • Kan ve Doku Parazitleri • Diğer Protozoonlar • Diğer Cestodlar • Trematodlar • İntestinal Nematodlar • Doku Nematodları • İnsanda Lavraları Hastalık Yapan Nematodlar 165 .

enfeksiyonun göstergesi trofozoitlerdir. dispar ancak ileri laboratuar yöntemler ile E. histolytica'dan ayrılabilir. Patogenez ve Epidemiyoloji Dünya nüfusunun yaklaşık %10'u Entamoeba histolytica taşıyıcısıdır. helmintler ise platihelmintler (düz helmintler) ve nemathelmintler (yuvarlak helmintler) olarak ikiye ayrılır. Aside dirençli olan ve böylece mideyi rahatlıkla geçebilen kistler kolona ulaşır ve trofozoit haline geçer. İçerdikleri histolitik 166 . kollajenaz nöraminidaz gibi proteolitik enzimleri aracılığı ile kolon mukozasına penetre olurlar. E.1). Ara konağı yoktur. ileri ülkelerde bu oran %4'lere düşmektedir. Sporozoa (Sporozoonlar). Mastigophora (Silialılar) ve Ciliata (siliatlar) olmak üzere dörde. Bulaşmadan kistler sorumludur. homoseksüellerde ve kötü yaşam koşullarındakilerde enfeksiyona yakalanma oranı yüksektir.BÖLÜM 4: PARAZİTOLOJİ PROTOZOONLAR Parazitler başlıca tek hücreliler (protozoonlar) ve çok hücreliler (helmintler) olarak ikiye ayrılırlar. Önemli Bilgiler Barsakta saptanması kesin olarak patolojiktir. Genellikle asemptomatiktir ve kolit yapmaz. Platihelmintler de kendi içlerinde trematodlar ve sestodlar olmak üzere ikiye ayrılır. Özellikle endemik bölgelere seyahat edenlerde. Yapılan çalışmalarda zimodem enzimi taşıyan kistlerin bulaştırmadan sorumlu olduğu bulunmuştur. Medikal önemi olan protozoonlar kendi içinde Sarcodina (amipler). Kistleri taşıyan yiyecek veya suların oral alınması ile bulaşır (Şekil 4. Kist ve trofozoit olmak üzere iki formu vardır. Katepsin. Entamoeba histolytica amipli dizanteri ve amebiyazis etkenidir. Protozoonlar İNTESTİNAL VE ÜROGENİTAL PARAZİTLER İNTESTİNAL PARAZİTLER ENTAMOEBA HISTOLYTICA Hastalık Dünyada çok bulunan Entamoeba türlerinden çok azı insanlarda hastalık yapar.

Tablo 4. Ameboma: Kolon halka şeklinde daralmıştır. Asemptomatik %90 2. kilo kaybı ve dispeptik yakınmalar ile kronik inflamatuvar barsak hastalıklarına benzer bir tablo çizer. kolon nekrozu ve perforasyonu eşlik eder. 167 . Abdominal ağrı ile karakterize peritonit Kronik nondizanterik sendrom: Hecmelerle seyreden mukuslu diyare. Sağ üst kadranda ağrı. Bu tabloya genellikle karaciğer apsesi. Ağrılı ülserler ile karakterize genitoüriner hastalık Ekstrahepatik 1. Amebik ampiyem materyali plevral aralığı rüptüre olursa mortalite oranı artar. Ülserler bazen peritonit yapabilir. Klinik Bulgular (Tablo 4. Pulmoner hastalık 1. Ekstraintestinal Amebiyazis Karaciğer amip apsesi: Genelde asemptomatik enfeksiyonu olanlarda görülür. kanlı-mukuslu ve şiddetli diyare. Karaciğer amip apseleri daha sıklıkla sağ lobda meydana gelir. Diyare olguların yaklaşık 1/3'ünde tespit edilmiştir. Yüksek ateş. Ülseratif kolit benzeri bir tablo ortaya koyar. fokal nörolojik bulgular ile karakterize ensefalit 3. Dışkıda amip her zaman tespit edilmeyebilir. periton irritasyon bulguları ve hipotansiyon vardır. Megakolon 5. Perforasyon Hepatik 1.1) İntestinal Amebiyazis Asemptomatik enfeksiyon: Bulaştırıcılıkta önemlidir. ilk iki haftada ateş 3. Hastada öksürük ve sağ akciğer tabanında railer bulunabilir. Semptomatik enfeksiyon: Gastroenterit şeklinde seyreder Amipli dizanteri: inkübasyon döneminin ardından gelişen kanlı mukuslu. Nadiren sarılık görülür. ayırıcı tanıda biyopsi faydalıdır. Volüm kaybı 3. Abdominal ağrı Nadir gelişen 1. ikinci olarak peritona yayılım olur. tedavide total kolektomi uygulamak gerekebilir. Öksürük ve göğüs ağrısı ile karakterize plörezi 2. Toksik megakolon : Uzun süreli kortizon kullananlarda görülür.enzimleri ile de nötrofilleri lizise uğratır. Genellikle asemptomatiktir. Diyare 2. sağ omuz ağrısı veya her ikisi birden 2. Bir yaşından küçük çocuklarda ekstraintestinal yayılım daha sık görülür.1 Amebiyazis'de klinik bulgular İntestinal Sık gelişen 1. Portal ven aracılığı ile karaciğerde amip apseleri gelişebilir. konjestif kalp yetmezliği ve tamponad ile karakterize perikardit 2. Kuvvet kaybı 4. Genellikle çekum veya inen kolonda görülen kronik lokalize amip enfeksiyonudur. ancak ağrılı da olabilir. Hepatomegali 1. Ameboma 4. Fulminan amebik kolit: immün sistemi yetmezliği olanlarda nadir görülen. Ateş 2. Yüksek ateş. Genellikle akciğere. Dışkıda kan mukus vardır ancak püy yoktur. göğüs ağrısı. Hastalara kortizon başlanmadan veya cerrahi müdahale öncesi klinik tablonun düzgün değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle basilli dizanteriye göre dışkıda az lökosit bulunur. Abse gelişimi erkeklerde 9 kat daha fazladır. Tedavisi cerrahi yaklaşımla yapılır. bulaşma gerçekleşen %90 kadar olguda bu form gelişir. fatal seyirli enfeksiyonudur. Akciğer amebiyazisi: Komşuluk yoluyla geçmesi nedeniyle çoğunlukla karaciğer amip apsesine sekonderdir. Submukozaya kadar ilerleyen kolon eksenine paralel dar ağızlı şişe tarzında ülserler gelişir. Mikroskobik incelemede bol eritrosit ile amip kist ve trofozoitleri görülür. Jöle görünümünde berrak parlak kırmızı renkte dışkı görünümü vardır. Hastalar sadece kistleri taşırlar klinik şikayetleri yoktur. Hepatobronşiyal fistül gelişen hastaların balgamında amip tespit edilebilir. lökositoz. Mortalite oranı %50'lerdedir. genelde ateşsiz toksik tablonun eşlik ettiği klinik şeklidir. karın ağrısı ve çoğunlukla sağ omuz ağrısı görülür. Kanlı mukuslu ishal 3. Tedavi edilmeyen bu olgularda relaps ve reinfeksiyonlar sık görülür. Mental değişiklikler. Ateş. Olguların %50'sinde hepatomegali vardır. şiddetli karın ağrısı. Ortalama %1 olguda gelişir. mortalite oranı yüksektir. Genellikle görüntüleme yöntemleri ile malign lezyonlar ile karıştırılır.

histolytica trofozoitleri eritrosit içerir. cerrahi tedavi sona bırakılmalıdır. Kistleri 4 nükleusludur. Endoskopi ile ülser tabanından örnek alınması daha kesin tanı koydurucudur. Dışkıda fazlaca Charcot Leyden kristali görülebilir. Çoğunlukla genital lezyonlar karaciğer veya kolon hastalıklarının fistülü sonucunda gelişir. coli trofozoitlerinden ayırt edici özelliğidir.2). İnvazyon yapmış kolon hastalığında trofozoitlerin içinde eritrositlerin görülmesi önemlidir. Anti-amip antikorlar IHA. ilerleyici konjestif kalp yetersizliği. Serolojik testler karaciğer amip apsesi veya invazyon yapmış kolon hastalığında ve doku amebiyazisinde kullanılır. Drene edilmelidir. Direkt mikroskopi yanında metilen-mavisi ve lugol ile de boyama yapılmalıdır. Perikardial amebiyazis: Karaciğer amip apsesinin nadir ancak ciddi komplikasyonudur. duvarda boldur. Kültür yöntemleri deneysel çalışmalarda kullanılır. E. Barsak dışı amebiyazis olgularında görüntüleme yöntemleri uygulanabilir. Laboratuvar Bulgular Dışkının mikroskobik incelemesinde amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanıyı koydurtturur (Şekil 4. Bu özelliği normal florada bulunabilen E. Tedavi Amipli dizanteri ve karaciğer apsesi 10 günlük metronidazol veya tinidazol ile tedavi edilir. tamponad ve şok ortaya çıkabilir. Perkütan drenaj da uygulanabilir.Peritoneal amebiyazis: Karaciğer amip apselerinin ikinci büyük komplikasyonudur. IFAT veya ELISA testleri ile aranır. rutinde kullanılmaz Karaciğer absesinde AST ve ALT ile alkalen fosfataz seviyeleri yükselir. göğüs ağrısı. Bol akıntılı ağrılı ülserler ile karakterizedir. Cerrahi tedavi beyin apsesinde endikedir. Karaciğer amip apsesinin tedavisi tıbbidir. Peritonitte önce tıbbi tedavi uygulanmalı. Abse sıvısında amip nadiren gösterilebilirken. Trofozoitler süratli parçalandıkları için dışkı alındıktan sonra 20 dakika içinde bakılmalıdır. 168 . Ateş. Serebral amebiyazis: Ani başlar. Ürogenital amebiyazis: Renal enfeksiyon direkt karaciğerden veya kan ya da lenfatik yayılım ile gelişebilir. Mental değişiklikler ve fokal nörolojik bulgular ile seyreder. hızlı ve fatal seyreder. Genelikle karaciğer sol lobunun rüptürü sonucunda gelişir. Olguların ortalama %2-7'sinde görülür. Boyamalarda kistler aranır.

E. Bulaşma kistlerin dışkı ile kirlenmiş yiyecekler ile alınması. 10 adet kist bile enfeksiyonun gelişmesi için yeterlidir. infekte eller veya homoseksüellerde oral-anal yolla olur (Şekil 4.3). Retrograt yolla kolesistit ve pankreatit yapabilir. Safra kesesinde kronik forma dönüşür. 169 . Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 1-4 haftadır. Giardia lamblia.2). Giardiasis kliniği Duodenuma yerleştikleri için yağ emilimi bozulur. Gelişmekte olan ülkelerde 10 yaş altı çocukların %15-20'sinde görülür. GİS'in başka bölgelerinde bulunmaz ve invazyon yapmaz. lamblia kistleri soğuk sularda bulunur. Kolona ilerleyen trofozoitler kist halini alır. D. kistleri klorlamaya ve mide asiditesine dayanıklıdır. Olguların %30-50'si kronik giardiasise dönüşür. Giardia intestinalis veya Giardia duodenalis olarak da bilinir. G. Hem akut hem de kronik enfeksiyon yapar (Tablo 4. Olguların yarısı asemptomatiktir. A.Giardia Giardiasis etkenidir. sağ hipokondrium ağrısı ve yağlı dışkılarına görülür. K gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimi bozulur. Zoomastigophorea sınıfından flagellalı enterik protozoondur. Önemli Bilgiler Bulaşmadan kistler sorumludur. Uzun süreli enfeksiyonlarında vitamin eksiklikleri görülebilir. ara konağı yoktur. böylece çoğunlukla dışkı mikroskobisinde sadece kistleri görülür. Trofozoitler duodenumdaki intestinal villuslara yapışır. Trofozoitlerinin iki nükleusu ve iki adet emici diski bulunur ve armut şeklindedir.

Laboratuvar Bulgular Hastalara 3 gün içinde birbirini izleyen dışkı mikroskopisi yapılmalıdır.Tablo 4. Histolytica'daki gibi trofozoit aranmaz. Safra kesesi portörlerinin belirlenmesi için nadir kullanılan daha invazif yöntemler olan safra tubajı veya ip testi yapılabilir. sadece kistlerin gösterilmesi ile tanı konulabilir. Tanı için E.2 Giardia enfeksiyonları Akut Daha sık karşılaşılan • Diyare • Karın ağrıları • Psikolojik bozukluklar Kronik • Diyare • Birbirini takip eden konstipasyon ve diyare atakları • Yemekten sonra abdominal ağrı • Malaise • Psikolojik bozukluklar Daha nadir görülenler • Bulantı • Kilo kaybı • Kusma • Ürtiker • Malabsorbsiyon • Makrositer anemi • Laktoz intoleransı • Kilo kaybı • Baş ağrısı İntestinal divertikülü veya IgA yetersizliği olanlarda inatçı enfeksiyonlar yapar. 170 . Dışkıda amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanı koydurucudur.

Endemik bölgelerde sular kaynatılmalı veya filtre edilmelidir. Sulu. Vakuol içinde üreyen parazitler merontlara dönüşür. İntestinal epitel hücreler yapışan sporozoitler sitoplazma dışında. Lökositoz ve eozinofili nadirdir. Tablo 4. İmmün yetersizliği olan hastalarda kolesistit veya solunum yolu infeksiyonları görülebilir (Tablo 4.3 Gıardıasıs tedavisi Yetişkin İlk seçim Metronidazol veya Tinidazol veya Kinakrin İkinci seçim Furazolidon veya Paromomisin Çocuklar Metronidazol Veya Furazolidon likid Gebeler Mümkünse tedavi doğum sonrasına bırakılır Metronidazol ilk trimestrden sonra kullanılabilir Paromomisin'de denenebilir. bazıları barsağın ilerleyen bölümlerinde yeni enfeksiyon odakları meydana getirirler. 10 gün tedavi edilmelidir (Tablo 4. kolesistit ve solunum sistemi semptomları da bulunabilir. Klinik Bulgular Enterik kriptosporidyoz en sık görülen klinik tablodur. Fekal oral yoldan alınan kistler sindirim enzimleri ile açılır.3). Profilaktik ilaç veya aşısı yoktur.Tedavi ve Korunma Tedavide metronidazol veya kinakrin hidroklorid kullanılır. Ookistlerin bir kısmı dışarı atılırken. Malabsorbsiyon. gelişmekte olanlarda ise %5-10 dışkıda Cryptosporidium gösterilebilir. Cryptosporidium Hastalık Cryptosporidiosis etkenidir. yağ . kanlı ve pürülan görünümlü diyare. 171 . Enfeksiyon AIDS hastalarında ve immün sistemi gelişmemiş 2 yaşından küçük çocuklarda görülür. ve bunlardan ookistler oluşur. nemli ortamlar veya yüzey sularda uzun süre canlılığını korurlar. Hücresel immün sistemi yetmezliği olanlarda fulminan diyare ile ölüme kadar giden ağır bir klinik tablo gelişebilir. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde genellikle eritrosit ve lökosit görülmez. yan yana 4 muz halinde görünen hareketli sporozoitler serbestleşir. fakat mukus vardır. intrasellüler ancak ekstrasitoplazmik yerleşirler. Önemli Bilgiler AlDS'li hastalarda gelişen ishallerde ilk akla gelecek etkendir. Ookistler soğuk. Parazit ookistlerin içindeki sporozoitlerin oral yoldan alındığı tek bir canlıda evrimini tamamlar (Şekil 4. bunların bir kısmı tekrar başka hücrelere invaze olarak enfeksiyon odaklarını geliştirirler. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon geliştirebilmek için 132 ookist yeterlidir.4).4). inkübasyon süresi 5-7 gündür. Gelişmiş ülkelerde %1-3. yüksek ateş ve enfeksiyon belirtileri görülür. Uzun süreli hastalıkta. B12 vitamin emilimi bozulur. Bazı merozoitler gametositlere değişir. Merontlar merozoite ilerleyerek lümene salınır. mukuslu. bir vakuol içine alınırlar.

Ciddi immün yetersizliği olanlarda tedavi güçtür. Dışkı %10 formalin ile tespit edilmelidir. Kotrimaksazol. Tanı için dört dışkı örneğinin incelenmesi tavsiye edilir. parvum'un gösterilmesidir. Ookistler dışkının modifiye ARB boyanması ile gösterilebilir. Dispne 4. paramomisin. makrolidler tedavide kullanılabilir (Tablo 4. Diyare 2.4 Cryptosoporidiosis sendromu Enterik Sık görülen 1. Miyalji 3. AIDS hastalarında 2. Bulantı/kusma 5. Kilo kaybı 2. Sulu diyare 2. Sağ üst kadran ağrısı 3. Ateş 4. Kusma 5. Abdominal ağrı 3. immünyetmezlik durumları 2.Asıl tanı yöntemi dışkıda C. Tedavide etkili bir ilaç yoktur.5).5 Cryptosporidium tedavisinde seçenekler Yetişkin İlk seçim İkinci seçim Paromomisin Azitromisin Çocuk Paromomisin - 172 . Baş ağrısı 4. Bulantı 4. Malabsorbsiyon Kolesistit 1. Sinüzit 2. Öksürük 3. ikincide %100'dür. Tedavi ve Korunma Tedavi için hastanın immün sisteminin düzeltilmesi gerekir. AlDS'li hastalarda birinci örnekte tanı koyma olasılığı %96. Hırıltılı solunum Tablo 4. Tablo 4. Duodenal veya solunum sistemi aspirasyonu ile de elde edilen materyalde ARB pozitif ookistler benzer yöntemler ile gösterilebilir. Laringotrakeobronşit Solunum sistemi 1. daraprim. Yüksek bilirubin 1. Yüksek alkalen fosfataz 1. Ateş Nadir görülen 1.

173 .

Ara konağı yoktur (Şekil 5). Dientamoeba fragilis Flajellalıdır. Domuz dışkısında bulunur. İnsanlara bulaşması domuz dışkısı ile kirlenmiş yiyecekler aracılığı ile olur. Gözle bile görülebilecek büyüklüktedir. kistleri yoktur Bulaşma Enterobius vermicularis gibi helmintlerin yumurtaları ile olur.Balantidium coli Amipli dizanteri etkenlerindendir. 174 . Nadir ishal etkenidir (Şekil 4.6). Trofozoitleri bulunur. Tedavisi tetrasiklin ile yapılır. Metronidazol de kullanılabilir. silialıdır ve sitostom denilen ağız benzeri yapıları vardır.

Cinsel ortaklar beraber tedavi edilmelidir. Sadece trofozoitleri vardır. Sadece cinsel temas ile değil. Nadiren üretrit ve prostatit yapabilir. Tedavi Primer ilacı metronidazoldür. Patogenez ve Epidemiyoloji Kadınların vajeninde veya erkek uretrası ile prostat sıvılarında bulunur. 175 . Laboratuvar Bulgular Vajinal veya prostatik sekresyonlarda hareketli trofozoitlerin gösterilmesi ile tanı konur. kaşıntı vardır. Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanılması bulaşmayı önler.ÜROGENİTAL PARAZİTLER Trichomonas vaginalis Hastalık Trichomoniasis etkenidir Önemli Bilgiler Merkezi nukleusu ve önünde dört adet flagellası vardır. Profilaktik ilacı ve aşısı yoktur. trofozoit olmasına rağmen indirekt olarak klozetlerle de bulaşabilir (Şekil 4. Klinik Bulgular Kadınlarda genellikle sulu. Erkeklerde ise asemptomatik enfeksiyon görülür (Gonore'nin aksine). Vajenin pH'ının düşük tutulması yardımcıdır. yeşilimsi vajinal akıntı. kistleri bulunmaz.7). Ondüle membranı 2/3'ünü kaplar. kötü kokulu.

insanlardaki ise aseksüel (Şizogoni. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon zinciri insan-anofel-insan şeklindedir. eşeyli üreme). Dişi anofelde seksüel (Sporogoni. vivax ve P. P. P. vivax. hastanın kanındaki dişi (makrogametosit) ve erkek (mikrogametosit)'leri emerler.KAN VE DOKU PARAZİTLERİ Plasmodium Hastalık Sıtma etkenidir. 176 . falciparum. Ülkemizde sadece P. Önemli Bilgiler P. P. ovale. falciparum diğerlerinden daha yaygındır. P. insanlarda sıtma etkeni olarak görülen parazitlerdir. vivax görülür. eşeysiz üreme) üreme görülür. malana. İnsanları sokan dişi anofeller.

177 . Bu döneme ekzoeritrositer (hepatik şizogoni) dönem denir. vivax ve P. Dolaşıma geçen parazitler eritrositer şizogoni evresini başlatır. Ookinet mide duvarını geçerek ookist halini alır. P. ovale. makrogametositten ise bir makrogamet oluşur. Sporokist parçalanır ve içindeki sporozoitler anofelin vücut boşluğuna dağılır ve bu arada tükrük bezlerine de gelir. örneğin. tanı ancak karaciğer iğne biyopsisi ile konur (Şekil 4.Anofel midesinde her bir mikrogametositten 4 mikro-gamet. eritrositlerin yapısal veya metabolik anormallikleri var ise doğal olarak sıtmaya karşı dirençlidirler. Oo kist bölünerek içinde birçok sporozoit bulunan sporokistleri yapar. yıllarca hipnozoit olarak karaciğerde kalabilir.9). Hipnozoiti olanlar sağlıklı insanlardır. vivax için reseptördür • G6PD eksikliği P. • Duffy kan grubu P. İyi tedavi edilmemiş olgularda nükslerden sorumludur. glikoprotein değişikliği • Orak hücreli anemi gibi anomalilerde plasmodium enfeksiyonları görülmez. periferik kan örneklerinde parazit saptanamaz. Kan dolaşımına geçen sporozoitler ortalama 1 saat içinde karaciğere gelir ve yüzeylerindeki circumsporozoit protein yardımıyla karaciğer parenkim hücrelerine girerler. Plasmodiumlar sağlam eritrositleri severler. oluşan zigottan ookinet meydana gelir. (Şekil 4. falciparum'a karşı koruyucudur • Yaşlılık • HbF. HbS gibi anormal hemoglobin yapıları • Siyaloprotein. Mikrogametler makrogameti döller.8). Hepatik merozoitler 1-2 hafta sonunda karaciğerden dolaşıma geçerler. İnsanları sokan sivrisinekler aracılığı ile sporozoitler bulaştırılır.

ovale retikülositleri • P.Ayrıca eritrositlerin yaşının da önemi vardır. • P. vivax ve P. malana yaşlı eritrositleri 178 .

Eritrositlerin içine giren merozoitler genç trofozoitlere dönüşürler. A. P. Oluşan bu merozoitler eritrositleri çatlatarak. falciparum Maurer (Siyah) Eritrositlerin içindeki olgun şizontun içinde de türe göre değişen sayıda eritrositer merozoit gelişir. ovale ve P. falciparum ise her türlü eritrositi infekte edebilir. Vivax 3. Klinik Bulgular Kliniğin gelişmesinden sorumlu olan patojenik mekanizmalar şunlardır.• P. vivax.10). daha sonra da olgun trofozoitlere dönüşürler. Çekirdek bölününce genç şizont. gametositleri muz şeklinde görülebilir. 1. falciparum'a ise malign tersiyan (subtersiyan) denir. 2.malaria ise 72 saat'de bir (Kuartan) eritrositleri parçalayarak nöbetleri oluşturur. yenilerinin infekte etmek üzere kana dökülürler. P. superpictus. 179 . Ring formu önce. falciparum olup olmaması önemlidir. ayrıca. P. • Ateş • Anemi • Mikrosirkülasyon bozukluklarına bağlı hipoksi • İmmünopatolojik olaylar Ateş parazitin eksojen pirojen etkisine bağlıdır. Eritrositer şizogoni dönemi P. Birkaç plasmodium türünün enfeksiyon yaptığı ülkelerde bunların ayrımı için boyama özelliklerinden faydalanılır. ameboid forma. Bulaşmadan sadece sivrisinekler değil. Örneğin bir eritrosit içinde birden daha çok taşlı yüzük bulunur. Bazı trofozoitler ise farklı bir evrim geçirerek makro ve mikrogametositler haline gelirler. vivax"a bening tersiyan. asemptomatik taşıyıcıların kan ve kan ürünleride sorumlu olabilmektedir. falciparum'da 48 saat (tersiyan) sürer. P. Plasmodium enfeksiyonlarında etkenin P. sitoplazmalar da bölününce olgun şizont oluşmaktadır. malarla Schüffner (Kahverengi) Ziemann granülleri görülür (Şekil 4. Ülkemizde sıtma yapabilen anofeller. P. A. maculopennis. birden fazla nükleer materyali nedeniyle Walkman kulaklığı şeklinde. A. P. P. Bunun tanınması için kolay yöntemler geliştirilmiştir. sacharovi'dir.

Bu tıkaçlar küçük damarlarda tıkanmalara sebep olurlar. En sık komplikasyon bu formda görülür. P. Mikrosirkülasyon bozuklukları. Malaria tanısını koymak için kalın damla kullanılır. Eritrositlerin sekestre edildiği dalak büyür.Anemi paraziteminin şiddetine bağlıdır. 1. İnfekte eritrositlerin parçalanması. Özellikle kan merkezlerinde serolojik yöntemler ile tanı konulabilir. Klorokin direnci olmayan bölgelerde P. Endemik bölgelerde dalak çok büyüyebilir. Kemoprofilaksi: Endemik bölgelere seyahat edeceklere bir hafta öncesinden başlayarak. malaria'nın rozet şeklindeki merozoitlerinin görülmesi tanıda değerlidir. Hastalarda eozinofili görülmez. Hastalarda anemi en önemli bulgudur. Laboratuvar Bulgular Plasmodiumların eritrosit içeren sentetik besiyerleri vardır. • Anemi • Serebral malarya • Hiperpireksi • Algid Malarya • Karasu ateşi • Akut böbrek yetmezliği • Akciğer ödemi • DIC • Hipersplenizm • Tropikal splenomegali • Hipoglisemi görülebilir. Malarya nöbetleri başlıca. falciparum ciddi klinik seyir gösterir. Parazitler eritrositlerin yüzeyindeki negatif elektrik yükünü bozarak. Tedavide iki tip ilaç kullanılır. Korunmada sirkumsporozoit aşılar kullanılmaktadır. bazen hipersiplenizm ve pansitopeni oluşabilir. Ayrıca gametositler için primakin 15 mg 1x3 kullanılır. En ağır formu beyin damarlarının etkilenmesine bağlı olarak gelişen serebral malarya'dır. • Titreme • Ateşli kuru dönem • Terleme dönemleri olarak sınıflandırılır.Primakin: Hipnozoitleri ortadan kaldırmak için kullanılır. rulo formasyon (eritrositlerin para şeklinde dizilmesi) oluşmasını sağlarlar. 180 . Klorokin direnci olan bölgelerde ise meflokin 1 tablet / hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. rutinde kullanılmaz. Gebelerde ve transfüzyon sonrası gelişen enfeksiyonlarda klorokin kullanılır. İnkübasyon periyodu: Hepatik dönem ve birinci eritrositer şizogoni dönemidir. falciparum periferik yaymasında sadece taşlı yüzük formu ve muz şeklindeki game-tosit formları görülebilir. periferik preparatlar ile de hangi tip olduğu tanımlanır. Klorokin direnci var ise meflokin veya kinin doksisiklin kombinasyonu kullanılır. orada kaldığı sürece ve 4 hafta sonrasına kadar klorokin 2 tablet/ hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. malaria'da 3 gün klorokin kullanılır. vivax. ülkemizde görülen tek sıtma tipidir. Tanıda periferik kandan hazırlanan kalın damla ve periferik yayma preparatları kullanılır. dalakta eritrositlerin sekestre olması ve otoimmün mekanizmalar anemi sebebidir. tropikal splenomegaliler gelişebilir. falciparum ve P. Tedavi P. ancak sadece deneysel amaçlı kullanılırlar. Komplikasyonları P. P.Klorokin: Eritrositer seri hücrelere etki eder 2.

veya gebelerde fetusa geçerek konjenital toksoplazmoz oluşması. 3) Hastalığın görülmesinde toplumdaki bilinç. toksoplazmosis etkenidir. Akut olgularda organ nekrozları görülebilir. Kistlerin içindeki bradizoitler metabolizması yavaşlamış parazitlerdir. Gebeliği sırasında infekte olan veya daha önceden infekte olanlarda immün yetmezlik gelişir ise parazitler fetüse transplasental olarak geçer. Asıl problemli klinik tablolar gebelerde oluşur. hem diğer hayvanlarda (rastlantısal olarak insanlarda) gerçekleşir. 181 . Konjenital toksoplazmoz gelişmesi için üç önemli faktör vardır. Parazitin iki siklusu vardır. tanı ve tedavi yöntemlerinin belirlenmiş olması gerekir. İnfekte hayvanların doku kistlerinin veya parazit taşıyan hayvanların dışkılarındaki sporokistlerin oral yoldan alınması ile bulaşır (Şekil 4. Vücuttaki tüm dokularda ve organlarda küçük kistler oluşturur (bradizoit). göz.13). Subakut olgularda beyin ve göz lezyonları görülebilir.12). 2) Enfeksiyonun gelişmesi için gebenin gestasyonal yaşın önemi vardır. Bunlardan birincisi oral yoldan kedi dışkısınaki ookistlerin alınarak yetişkinlerde akut toksoplazmoz gelişmesi. korunma. Kandaki trofozoitlerine takizoit denir (Şekil 4. çizgili kas ve sürrenallerde psödokistler oluşur. Patogenez ve Epidemiyoloji İki önemli bulaşma yolu vardır. ekstraintestinal aseksüel siklus ise hem kedilerde. Barsakta açılan kistlerden takizoitler çıkar ve vücuttaki tüm hücre ve dokulara yayılır. Enteroepitelyal seksüel siklus kedilerin ince barsaklarında gerçekleşir.Toksoplazma Hastalık Toxoplasma gondii bir zoonozdur. Kronik olgularda beyin. 1) Kadın gebeliği sırasında ilk kez enfeksiyon geçirmelidir.

CD4 T lenfosit sayısı. gondii IgM antikorları. immünyetersizzliği olanlarda gelişen oküler tutulumda ciddi inflamasyon ve nekroz ile karakterize akut koryoretinit gelişir. Genetik faktörlerin de etkisi vardır. 2) Bazı olgularda 5 yıl süresince IgM pozitifliği devam edebilir. Antitoksoplazma antikorlarının varlığı. antitoksoplazma ve antiretroviral tedavi kullanımı beyin toksoplazmozu gelişimini etkiler. serebral kalsifikasyonlar (toksoplazmoz triadı) görülür. Gebeliğin ilk üç ayında abortus olur. veya 182 . Bilateral koryoretinit. IgG pozitifliği belirgin olarak yüksekse ya edinsel enfeksiyonu veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunu gösterir. Granülomatöz inflamasyon nekrotizan retinite sekonder olarak gelişir. En sık görülen tablo ateş. HLA antijen yapısı DQ3 olan AIDS hastaları toksoplazma ensefaliti gelişmesine daha duyarlı iken. organ kesitleri ise Hematoksilen-Eozin boyası ile boyanır. Profilaksi uygulanmayan HIV pozitif kişilerde CD4 T lenfosit sayısı 100/mm3'ün altına düşerse. Lenfadenomegali çoğunlukla posterior servikal bölgede tek ve büyük olarak bulunur ve aylar boyunca devam edebilir. Sadece HIV enfeksiyonlular değil aynı zamanda T hücre yetmezli olan. Kültür yöntemleri uygulanabilir ancak sık kullanılmaz. doğal katil hücreler ve sitokinler parazit-konak ilişkisini düzenlerler. Hücresel immün yetersizliklerde gelişen toksoplazmoz: HIV ile infekte hastalarda fırsatçı enfeksiyon şeklinde görülür. Toksoplazmada immünite: immün sistemi sağlam olanlarda yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. Bazen meningoensefalit. kalp. Hodgkin hastalığı. Tanı etkenin gösterilmesi ile yapılır (Şekil 4. Beyinde hücresel immünite humoral olandan daha önemlidir. böbrek ve kemik iliği transplantlılarda da toksoplazma ensefaliti gelişme riski yüksektir. %30-50 oranında toksoplazma gelişme riski vardır. Pozitif T. Toksoplazma tanısında en önemli birinci adım hastanın parazit ile karşılaşıp kaşlılaşmadığının gösterilmesidir. 40 yaşından sonra nadirdir. Laboratuvar Bulgular Hastaların kedi ile ilgili anamnezlerinin bulunmaması toksoplazma tanısından uzaklaştırmaz. geç dönemde geçirilen akut enfeksiyonlarda ise fetüs etkilenir. hidrosefali. DQ1 olanlar daha dirençlidirler.Klinik Bulgular Akkiz toksoplazmoz: Olguların çoğu asemptomatiktir immün sistemi normal olanlarda enfeksiyöz mononükleoz benzeri bir enfeksiyon tablosu gelişir. akciğer. Vücut sıvıları Giemsa ile. Oküler toksoplazmoz: Konjenital olanda bilateral. akkiz gelişen olgularda ise tek taraflı koriyoretinit görülür. CD4 ve CD8 hücreler. Konjenital toksoplazmoz: Gebeliği sırasında enfekte olan anneden çocuğa parazitin geçme olasılığı %40 kadardır. bazen ciltte makülopapüler ve eritematöz döküntüler görülebilir. Nadir de olsa tokosplazmik koryoretinit ve toksoplazma ensefalopatisi gelişenlerde IgG negatifliği gösterilmiştir. Gerçek negatif IgM olgularının en azından 6 ay önce enfeksiyon geçirdiği veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunun olmadığı ile ilişkilidir. Klinik bulgular olanlarda serum IgG negatifliği kural olarak erken dönem bulaşmayı gösterir.12). intrauterin enfeksiyon gebeliğinin ikinci veya üçüncü dekadında olanlarda görülür. 1) Yeni oluşmuş edinsel enfeksiyonu. posterior servikal lenfadenomegali ve hepatosplenomegali'dir.

6. Yeni bir serum alınıp çalışılmalı veya IgG için başka bir test yöntemi kullanılmalı Ortada bir sonuç. miyokardit. Serum örneğini referans laboratuarına gönderin Tedavi İmmün sistemi sağlam olanlarda ve lenfadenit bulgularında tedavi gerektirmez. polyomyozit bulguları olanlar hem erişkin. Gebeliğin 18'inci haftasından büyük olanlarda amniyotik sıvı PCR testi pozitif ise primetamin + sulfodiazin + folinik asit immünyetmezlikli hastalara verilen dozlarda başlanabilir.7). gondii infeksiyonu Muhtemelen akut enfeksiyon.3) yalancı pozitifliğin bulgularıdır (Tablo 4. Doku kistlerinin alınmasının önlenmesi .6 Gebe kadının Toksoplazma serolojisinin anlamı (FDA'ya göre) IgG sonucu Negatif Negatif Şüpheli Şüpheli Şüpheli Pozitif Pozitif IgM sonucu Negatif Şüpheli veya pozitif Negatif Şüpheli Pozitif Negatif Şüpheli veya pozitif Yorum T. hem immünyetmezliği olanlar. Çiğ etler ile temas edildikten sonra eller güzelce yıkanmalıdır • Çiğ etler ile temas edildikten sonra mukozalara dokunulmamalıdır • Çiğ et ile temas eden mutfak yüzeyleri güzelce temizlenmelidir . Tablo 4. Gebeliği sırasında akut enfeksiyon gelişenlerde amniyotik sıvıda PCR negatifleşinceye veya gebelik sonlanıncaya kadar 3g/gün spiramisin kullanılır. Etler iyi pişirilmelidir • Tütsülenmiş etlerin yenmesinden kaçınılmalıdır Ookistlerin alınmasının önlenmesi • Meyve ve sebzeler iyi yıkanmalıdır • Kedi dışkısı ile kontamine olduğundan şüphelenilen yiyeceklerin tüketilmesinden kaçınılmalıdır 183 . Sulfonamid alerjisi olanlarda sulfodiazin yerine klindamisin kullanılabilir. Hastanın serumu referans laboratuarında kontrol edilmelidir Ortada bir sonuç. gondii infeksiyonu göstergesi serolojik bulgu yok Akut infeksiyon veya yalancı pozitif IgM. Yeni bir serum alınıp hem IgG hem de IgM tekrar çalışılmalı Muhtemelen akut infeksiyon. hem de çocuklarda primetamin + sulfodiazin + folinik asit ve endikasyon var ise kortikosteroid verilir. Tablo 4. Aktivite testlerin ile tokso IgM pozitifliği değerlenirilir. Aktif koryoretinit. 6 aydan uzun süredir T. Korunma Korunmada bulaşmadan sorumlu olan çiğ etler ve kedi dışkısındaki ookistlerin alınmasının önlenmesi için çaba gösterilmelidir.

At. 184 . Enfeksiyon akciğerlerdedir. Trofozoitler pulmoner epitel hücrelerin yüzeylerinde ekstrasellüler olarak ürerler (Şekil 4. Dünyada yaygındır. Patogenez ve Epidemiyoloji Bulaşma inhalasyon yolu iledir. Mantar kültürlerinde ürememekte ve antimikotiklere yanıt vermemektedir. Pneumocystis Hastalık İmmünyetmezliği olan hastalarda pnömoni etkenidir Önemli Bilgiler Pneumocystis'in sınıflandırması biraz karışıktır. Ancak medikal olarak protozoon gibi davranmaktadır. bunlardan da trofozoitler gelişir. Mitokondrial DNA ve değişik enzimler ile yapılan çalışmalar bu fikri desteklemektedir. Ağır solunum yetersizliği gelişebilir. Klinik Bulgular Çoğu insanda asemptomatik olarak normal florada bulunur. Hücresel immünyetersizlik olduğu zaman hastalık yapıcı hale geçer. AlDS'li hastalardaki pnömonilerde ilk akla gelecek etkendir. 1988 yılında rRNA analizlerine göre mantar sınıfına (Saccharomyces cerevisiae gibi) sokulmuştur. Riskli hastalarda yüksek ateş ve akciğer bulguları hastalığı düşündürmelidir. Kistlerden sporozoitler. Amerika'da yapılan bir çalışmada sağlıklı çocukların %70'inde antikorları tespit edilmiştir.• Bahçe işlerinde çalışırken veya kedi kumu boşaltırken eldiven kullanılmalıdır • Kedi kumu atılmadan önce kaynayan suda 5 dakika bekletilmelidir. • Kedilere çiğ et verilmemelidir. koyun ve fareler gibi bazı hayvanlarda tespit edilmesine karşın insan enfeksiyonlarında bunların öneminin ne kadar olduğu bilinmemektedir.13).

Laboratuvar Bulgular Akciğer filminde hilustan yayılan infiltrasyon ve akciğerde buzlu cam manzarası görülür. Trypanosomalar insanda ve vektörlerde morfolojik ve fizyolojik olarak farklılıklar gösterirler. gambiense ise Afrika uyku hastalığı etkenidir. Trypanosoma Medikal önemi olan üç Trypanosoma vardır. Fluoresans antikor boyama yöntemleri de kullanılabilir. Tedavi Tedavide trimetoprim-sulfametaksazol. Latin Amerika ülkelerinin hastalığıdır. serolojik testlerinin olmadığı. rhodesiense ve T. bronkoalveoler lavaj sıvısı veya akciğer endoskopik biyopsi örneklerinde Giemsa boyaması ile kist ve trofozoitler görülebilir. Trypanosoma cruzi Hastalık Chagas (Amerikan tripanosomiyazisi) hastalığı etkenidir. İmmün sistemi sağlan olanlarda normal flora kabul edilebilir. ancak AIDS gibi immünyetmezliği olanlarda pozitifliği anlamlıdır. kemiriciler doğal rezervuarlarıdır. AIDS'li hastalarda bu ilaçlar profilaktik olarak kullanılır. T. Organizmanın Gram ile iyi boyanmadığı. 185 . Önemli Bilgiler Kediler. kültür yöntemlerinin etkili olmadığı unutulmamalıdır. Balgamda. köpekler. cruzi Chagas. T. alternatif olarak pentamidin kullanılır.

Laboratuvar Bulgular Kalın damla veya yayma preparatlarda etken aranır. geçici deri döküntüleri. Vektörlerde kamçılı tripamostigot. Gastrointestinal sistemde otonom ganglionlar harap olur ve megaözofagus ile megakolon görülür. hematojen chagomalar denilen ağrılı subkutan nodüller. Ölüm konjestif kalp yetersizliği veya aritmilere bağlıdır.14). olguların önemli bölümünde reaktivasyona bağlı serebral abseler görülebilir. Kana geçen parazitler başlıca monositler. laysmayoz ve diğer parazitler ile çarpraz reaksiyon göstermesi nedeniyle yalancı pozitiflik sık görülür. Sifiliz. myokardit ve hepatit ile karakterizedir. Kronik dönemin önemli bulguları kardiak ve gastrointestinal sistemi ilgilendirenleridir. Klinik Bulgular Chagas hastalığının klinik bulguları akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır. Birkaç hafta veya ay sonra hastalar kronik döneme girerler.15). 186 . sepsis. Ancak unutulmamalıdır ki kongenital Chagas ortalama 2/3'ü asemptomatiktir. Akut enfeksiyonda deride eritematöz lezyonlar (chagoma). ateş. Chagas hastalığında %40 oranında ani ölüm görülür. yüz ve ekstremitelerde ödem gelişir. En sık kulanılan yöntem ELISA testleridir. insanlarda ise kamçısız amastigot formundadır. periferik nöronlar ve merkezi sinir sistemini infekte ederler.Patogenez ve Epidemiyoloji Trypanosoma cruzi'nin tahtakurusu (reduviid bug) veya kene dışkısı ile kontamine ellerle gözlerin kaşınması veya bütünlüğü bozulmuş deri yolu ile bulaşır (Şekil 4. lenfadenopati. malarya. Rutin kullanıma girmemesine rağmen PCR testi kullanılabilir. hepatosplenomegali. HIV pozitif hastalarda fatal seyirlidir. periorbital ödem ile karakterize Romana işareti (Şekil 4. Kongenital chagas hastalığı hepatosplenomegali. Kardiak hastalığın tipik bulguları biventriküler hipertrofi ve aritmilerdir.

Kronik klinik tablolarda tedavinin etkinliği yoktur. rhodesiense sadece insan değil aynı zamanda evcil hayvanlar ve vahşi hayvanlarda da enfeksiyon etkenidir. 187 . Tedavi Akut olgularda seçilecek primer ilaç nifurtimokstur. Ancak insandan insana bulaşma da gösterilmiştir. brucei gambiense ve T. Hastalığın kliniğinde üç dönem vardır. T. insanlarda hastalık yapanlar T. Çeçe sineği en önemli vektörüdür. brucei rhodesiense'dir.8). Deriden bulaşmanın ardından hastanın immün sisteminin gücüne bağlı olarak kana ve lenf dolaşımına. Tablo 4. Bu ilaç tripomastigotları kan içinde öldürebilir ancak doku içindeki amastigotlara çok etkili değildir (Tablo 4.8 Chagas hastalığının tedavisi Yetişkin İlk seçenek Nifurtimoks Günde 4 defa 8-10 mg/kg/gû'n 120 gün Alternatif Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Pediatrik Nifortimoks Günde 4 defa 15 mg/kg/gün 120 gün Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Trypanosoma gambiense ve rhodesiense Hastalık Afrika uyku hastalığı etkenidir. Önemli Bilgiler Birçok etkeni hayvanları infekte eder ancak.Şüpheli serumlar referans laboratuarlarına gönderilmelidir. oradan da beyine geçer.

tropica 3. Uyku hastalığında relapslar uygun tedaviye rağmen sık görülür. brasiliensis Leishmaniasis tatarcıkların (phlebotom) vektörlük yaptığı ve memelilerin rezervuar olduğu bir zoonozdur. T. Kutanöz Leishmaniasis (Şark çıbanı): L. Mukokutanöz Leishmaniasis: L. rhodesiense'de ise birkaç ay içinde ölümle sonuçlanan daha akut bir enfeksiyon tablosu görülür. rhodesiense'de daha fazla parazit bulunması nedeniyle tanı daha kolaydır. 2.Kanla veya lenf yoluyla yayılma dönemi. Visseral Leishmaniasis (Kalaazar): L. Pentamidin alternatif ilaç olarak kullanılabilir. gambiense'de kronik enfeksiyon şeklinde iken. Parazitemi olgularında BOS'ta kontrol edilmelidir.16). Korunma amacıyla kemoprofilaksi uygulanamaz ve immunoprofilaksiler etkili değildir. T. Leishmania Başlıca üç tip hastalık yaparlar 1. donovani 2.Başlangıçta enfeksiyon alanı olan deride üç hafta kadar süren şankrlar görülür. Örnekler ateşli dönemlerde alınmalıdır. koroid pleksus ve subaraknoid aralığa yayılarak meningoensefalit gelişimi. Leishmania donovani Hastalık Kala azar (visseral leishmaniasis) etkenidir.Uyku hastalığı dönemi. Relaps olgularında aynı tedavi uygulanır. T. gambiense'de ise sık sık tanı yöntemleri tekrarlanmalıdır. Suraminde tedavide etkilidir. Organizma şankr veya kemik iliğinin aspirasyonu ile de gösterilebilir. Tedavi parazitin başlıca enzimi olan ornitin dekarboksilazı inhibe eden Eflornitin kullanılır. 3. 188 . Klinik gidiş T. Korunmada Çeçe sinekleri ile mücadele edilmelidir.1. Erken ve geç dönem MSS infeksiyonlarında etkilidir. Tanı kanda direkt mikroskopi ile hareketli parazitlerin görülmesi ile veya periferik yayma preparatın Giemsa veya Wright yöntemi ile boyanması ile konulur (Şekil 4.

189 . tilki ve fareler gibi memeliler rezervuardırlar. fagositer ve diğer retiküloendotelyal orjinli hücreleri infekte edebilirler. En ciddi etkilenen organlar karaciğer. Köpek. Barsaklarda çoğalarak farenkse göç ederler ve bir sonraki ısırıkta bulaşırlar. Kemik iliği aktivitesindeki düşüklük ve dalaktaki hücresel yıkım nedeniyle anemi. Enfeksiyon hastalıkları içinde dalağı en çok büyüten hastalıktır (Şekil 4. Bu durum sekonder enfeksiyonların gelişmesine ve kanama diyatezine sebep olur. Sadece dişi flebotomlar taşıyıcıdırlar (Şekil 4.17). infekte hayvandan kan emen flebotom amastigot (insanlardaki kamçısız formu) içeren makrofajları emer. Tatarcıktaki yaşam siklusu ortalama 10 gün kadardır.Önemli Bilgiler Yaşam siklusu içinde tatarcıkların önemli bir yeri vardır. Patogenez ve Epidemiyoloji Amastigotlar deri.18). dalak ve kemik iliği gibi retiküloendotelyal sistem organlarıdır. lökopeni ve trombositopeni görülebilir. tatarcığın midesinde promastigot'a (tatarcıkta kamçılı formu) dönüşürler. Daha sonra amastigotlar makrofajları terk ederek.

19). Amastigotlar lökositler. Kalaazar hipoalbuminemi ve hipergammaglobulinemi ile karakterize bir hastalıktır. ancak anemi lökopeni ve trombositopeni hastalığı ağırlaştırır. Orta-Doğu. Hastalık yıllarca sürebilir. kuvvetsizlik. Tablo 4. Klinik Bulgular Semptomlar intermittan ateş. Hindistan ve Kenya'da ise ana rezervuar insanlardır. Başlangıçta hastalar ateşi tolere edebilir. Açık renkli hastalarda hiperpigmentasyon görülür (Kara hastalık). Tedavi edilmeyen olgular genellikle sekonder enfeksiyonlar ile kaybedilirler. 190 . Çok büyük dalak karakteristik özelliğidir. epiteloid hücreler ve makrofajların içinde tipik Leishman-Donovan cisimcikleri görülür (Şekil 4. Tedavi bening tabiatlı olmadığı için ayırıcı tanıda diğer hastalıkların ekarte edilmesi önemlidir (Tablo 4. kilo kaybıdır. Güney Rusya ve Çin'in bazı kısımlarında ana rezervuar köpekler ve tilkilerdir. Kalaazar'da üç farklı epidemiyolojik bölge vardır. Laboratuvar Bulgular Tanıda ilk adım anamnezdir.9 Cryptcsoporidiosis sendromu İnfeksiyonlar Bakteriyel Kutanöz • Tularemi • Furonkül/karbonkül • Sellülit • Yaws • Sitiliz • Atipik tüberküloz • Tüberküloz • Lepra Mantar • Histoplazmoz • Sporotrichosis • Lobomycosis • Coccidioidomycosis • Blastomycosis • Chromomycosis Viral Protozoon • Orf • Dracunculiasis • infeksiyoz mononükleoz • Akut Chagas hastalığı • Schistosomiasis • Karaciğer amip apsesi • Malaria Diğer (noninfeksiyöz sebepler) • Bazal veya squamoz cell carsınoma • Lenfoma veya metastatik kanserler • Discoid lupus • Sarkoidoz • Insect bite • Ektima • Kerion • Piyojenik granuloma • Yabancı cisim granuloması • Bazal cell karsinoma • Wegener granulomatosis'i • Sarkoidoz • Lenfoma • Histoplasmosis • Paracoccidiodomycosis • Rhinosporidiosis • Histoplasmosis Mukokutanöz • Yaws • Sitiliz Visseral • Bruselloz • Tifo • Tüberküloz Tanı genellikle kemik iliği. dalak veya lenf bezi biyopsilerinde amastigotların gösterilmesi ile konulur. Afrika'da fare gibi kemiriciler.Hastalarda spesifikliği ve koruyuculuğu olmayan IgG artışı bulunur.9).

braziliensis'de Güney Amerika'da mukokotanöz layşmonyoz etkenidir (Şekil 4. Yaş tip: Etken L.ancak tanıda faydalıdır. Uygun tedavi ile mortalite oranı %5'in altındadır.tropica tüm dünyada yaygındır. Promastigotlardan hazırlanmış deri testleri bulunur. L. Hastaların çoğunda indirekt immünfloresans yöntemi ile pozitif bulunur. Hasta serumuna bir damla formalin damlatılınca serumda katılaşma görülür. İyileşme kalıcı immünite ile sonuçlanır. Lenf bezleri de olaya karışır. İki tiptir.10). mexicana. Deri testlerinin aktif hastalık sırasında negatif. 1. ülserleşir. L.Kültür alınabilir. Tedavi Tedavide en önemli ilaç bir beş değerli antimon bileşiği olan sodyum stiboglukonat'dır (Tablo 4. tropica majördür. Tedavi Sodyum stiboglukonat ilk seçilecek ilaçtır. donovanide olduğu gibi tatarcıklar etkendir. Leishmanmia tropica.20). Yavaş ve hafif lezyonlara yol açar. Patogenez ve Epidemiyoloji Flebotomların ısırması ile bulaşır. krutlanarak ve depigmente sikatris bırakarak iyileşir. Ancak tedavi her zaman başarılı değildir. Önemli Bilgiler L. daha sonra da yayılarak nekrozlar oluşturur. 6 ayda iyileşir (Şekil 4. Kuru tip: L tropica minör etkenidir. Hipergamaglobulinemiyi gösteren Formoljel testi spesifik değildir.21). Laboratuvar Bulgular Lezyonun krut yanındaki ödemli kısım ile sağlam cilt sınırından enjektörle alınan eksüdada Giemsa veya lesihman boyası ile etken görülebilir. İkincisi sadece Amerika'da bulunurken. genelde yüzdedir ve 1 yılda iyileşir. braziliensis Hastalık L tropica ve L mexicana kutanöz layşmonyoz etkenidir. İnkübasyon periyodunun ardından ısırık yerinde kırmızı renkli bir papül. 191 . iyileşmişlerde ise pozitif olabileceği unutulmamalıdır.

10 Leishmaniasis tedavisi İlk seçim Kutanöz • Meglumin antimonat (glukantim) 10 gün 20 mg/kg/gün • Stibogukonat mg/kg/gün Mukokutanöz Visseral • Stiboglukonat 20 mg/kg/gün IV veya İM iki eşit dozda 30 gün • Stiboglukonat 20mg/kg/gün İv veya İM iki eşit • Dirençli olgularda: pentamidin. 4 mg/kg haftada 3 kez 5 hafta veya • Amfoterisin B. 192 .Tablo 4. 1 mg/kg IV bir gün arayla 20 gün • Tedaviye paromomisin eklemek tedavi süresini 28 günden 15 güne düşürecektir. Alternatifler • L tropica majör veya L mexicana enfeksiyonlarında stibogluconate'ın intralezyonal injeksiyonu her gün 8/24 injeksiyon kullanılabilir.

22). Ancak hızlı ilerler ve fatal seyirlidir. Organizmalar ılık suları olan göllerde ve su birikintilerinde. Granülomatöz ensefalit gelişen olgular ortalama 40 gün içinde ex olurlar. 193 . Acanthamoeba kontakt lens kullananlar. Hastalık sıklıkla H5V veya bakteriyel keratitler ile karıştırılır. Tedavide intravenöz ve intratekal amfoterisin B kullanılır. kontamine sularda kornea travmasına maruz kalanlarda keratit yapar. Primer meningoensefalit etkenidir. Tanı için pürülan BOS'da bakteri görülmezse direkt preparatlarda amip aranmalıdır. Acanthomeba kontakt lens takanlarda keratit etkeni olabilir. ancak amfoterisin B kullanılabilir. Fokal nörolojik bulgulardan görme bozuklukları ve ataksi önemli semptomlarıdır (Şekil 4. Kistler dirençlidir. pürülan menenjit ve ensefalit tablosu ile hastalarda fatal bir tablo yaratır (Şekil 4. klorlama ile ortadan kaldırılamaz. Tanı biyopsi ile konulur. Hem trofozoitleri hemde kistleri vardır. Tedavi edilen hastalarda dahi prognoz kötüdür. Hastalık körlük yapabilir. Naegleria trofozoitleri genellikle ılık sularda yüzme veya dalma sırasında burun mukozasından girer. Deri lezyonları mantar enfeksiyonlarını taklit eder. toprakta bulunur. Etkili tedavisi yoktur.23).DİĞER PROTOZOONLAR Acanthamoeba ve Naegleria Meningoensefalit. Acanthamoeba solunum yolu veya deri travmalarından ardından immün yetersizlikli hastalarda gelişen granülomatöz ensefalit etkenidir. Tanı BOS'da amiplerin gösterilmesi ile konur. Etkili bir tedavi yöntemi yoktur. keratit etkeni olan serbest yaşayan amiplerdir. Mukozaya penetrasyon sonunda.

Etken fekal-oral yolla alınır. 194 . Splenektomi yapılan hastalar daha ağır enfeksiyon geçirirler. Cyclospora Cydospora cayetanensis intestinal prozotoondur ve immün yetersizlikli hastalarda sulu diyareler yapar. X şeklinde şizontları vardır (Şekil 4. Tanı dışkı incelemesinde tipik ookistlerin görülmesiyle konur. Tedavide kinin ve klindamisin ile kombine tedavi daha etkilidir. Falciparum gibi birden çok taşlı yüzük formu vardır. İmmün yetersizliği olan hastalarda kronik. Eritrositlerin içinde P. Isospora Isospora belli diyare etkeni intestinal protozoondur. bol sulu diyare görülür. Diyarenin patogenizi bilinmemektedir. Plasmodiumlardan farklı olarak intraeritrositer pigmentasyon görülmez. Özellikle AIDS'li (immün yetersizlikli) hastalarda görülür. Sıtmadan farklı olarak karaciğer dönemi yoktur. Hayvanlarda rezervuarı yoktur.Babesia Babesia microti babezyoz etkenidir. Diyareler intermittan ve relapslıdır. Tanı intraeritrositer taşlı yüzük şeklindeki parazitlerin gösterilmesi ile konulur. Skoleksler parazitin barsak duvarına tutundukları organelleridir. Sıtma gibi eritrosit parazitidir. Sestodlar Sestodlar scolex denilen bir başa ve proglottid denilen multipl segmentlere sahiptirler. Kırsal bölgelerde endemik olarak bulunur. Kenelerle bulaşır. Sestodlar skolekslerinin arkasına ürettikleri proglottidleri aracılığı ile büyürler. Tedavide trimethoprim-sulfometaksazol kullanılır.24).

Hareketli proglottidlerin dışkıda. solium'da bu sayı 5-10 arasındadır. Önemli Bilgiler T. hatta dışkı yapılmaksızın düşürülmesi önemli bulgudur. Bazı hastalarda bulantı.25). CT. CT Tedavi Praziquantel Praziquantel veya cerrahi tedavi ile kistlerin alınması GİS Dışkıda proglottidler Dışkıda kapaklı yumurtalar Biyopsi. Parazit ince barsağın duvarına tutunur. insanda larvaları sistiserkozis yapmaz. Patogenez ve Epidemiyoloji İnce barsaklarda hafif bir hasar olabilir. Apendisit yapabilir. T. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. Taenia saginata Hastalık Teniasis etkenidir. saginata'nın 4 adet vantuzu vardır. Böylece başka hayvanların ve insanların enfeksiyonunda rol oynar. Hastalık dünyada yaygın olarak bulunur.11 Medikal önemi olan sestodlar ve özellikleri Sestod Taenia solium Bulaşma (A) İyi pişmemiş etler (B) İnsan dışkısı ile kirlenmiş besinlerden yumurtaların alınması Taenia saginata İyi pişmemiş etlerden larvaların alınması İyi pişmemiş balıktan larvaların alınması Köpek dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerle yumurtaların alınması Sığır Ara konak Domuz İnsanda yerleşim yeri GİS Beyin ve gözler (Sistiserkozis) Tanı Dışkıda proglottidler Biyopsi. 15-25 arasında uterus dallanması vardır.11'de açıklanmıştır. solium'dan farklı olarak insanlarda sistiserkus gelişmez. Sığırlarda sistiserkus bovis gelişir. Yumurtaları morfolojik olarak birbirinden farklı değildir.Distal proglottid birçok yumurta içerir ve dışkı ile dışarı atılır. 195 . akciğer ve beyin (hidatik kist) Albendazol veya cerrahi tedavi ile kistin çıkartılması Taenia 1. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda 15-20 uterus dalı bulunan hareketli proglottidlerin görülmesi ile konur. İnsanlar genellikle iyi pişmemiş etlerde bulunan larvaların yenilmesi ile infekte olurlar. İnsanlar iyi pişmemiş sığır etlerinin içindeki larvaların (sistiserkus) yenilmesi ile infekte olurlar (Şekil 4. iştahsızlık ve karın krampları görülebilir. Sisteserkozis ve hidatik kist gibi bazı durumlarda yumurtalar alınır ve kistik hastalıklar oluşabilir. seroloji Praziquantel Diphyllobothrium latum Echinococcus granulosus Yumuşakçalar ve balık Koyun GİS Praziquantel Karaciğer. Yumurtalar proglottidlerden daha az görülür. T. Tablo 4. tacı yoktur. Medikal önemi olan sestodların özellikleri Tablo 4. 3 ay içinde 10 metre uzunluğa erişebilir.

196 . ancak ölürlerse salgıladıkları maddeler ile inflamatuvar yanıt oluştururlar. Beyindeki sistiserkoz başağrısı. bazen de vitreusda yüzen larvalar görülebilir. 3 ay içinde 5 metre büyüklüğe ulaşır.25). Laboratuvar Bulgular Dışkıda proglottidlerin görülmesi ile tanı konur. Alternatif olarak albendazol önerilebilir. infekte kişilerden çıkarılan proglottidlerin hayvanlar tarafından yenilmesine engel olunmalıdır Taenia solium Hastalık Taeniasis etkenidir. 5-10 arasında dallanan uterusu bulunan proglottidleri bulunur. T. özellikle beyinde büyük lezyonlar yapabilirler. Önemli Bilgiler Dört adet vantuzu ve tacı vardır. bazı hastalarda anoreksi veishal görülebilir. İnsanlar iyi pişmemiş sistiserkuslu domuz etleri yiyerek infekte olurlar. Parazit ince barsak duvarına tutunur. solium larvaları insanlarda sistiserkozis yaparlar. Cerrahi tedavi gerekebilir. domuzlar ise ara konaktır (Şekil 4. Böyle durumlarda sistiserkuslar kalsifiye olur ve röntgen ile görülebilirler. Sistiserkuslar ise çok geniş olabilir. İnsanlar hem ara hem son konak. Asemptomatik hastalarda yumurtaları yutarak otoinfeksiyona sebep olabilecekleri için tedavi edilmelidir. Dışarı atılan proglottidler rastlantısal olarak domuzlar tarafından yenilir.Tedavi Praziquantel tedavide seçenektir. Buradan kan damarlarına geçer ve iskelet kaslarına yerleşir. Patogenez ve Epidemiyoloji İntestinal yerleşimli şeritler barsaklarda az hasar yaparlar. Korunmada hayvan etlerinin iyi pişirilmeden yenilemesine. kusma ve bayılma yapabilir. Bazılarında dışkıda proglottidler görülebilir. Kaslar içinde sistiserkus gelişir. Yumurtadan altı adet çengeli olan embriyo (onkosfer) domuzun barsağına tutunur. Gözde olursa üveit ve retinit. İnsanlar tarafından yenilinceye kadar stabil olarak kalır. Sistiserkozislerin tanısı görüntüleme yöntemleri ile konulabilir. Tedavi Primer ilaç prazikuanteldir. Klinik Bulgular Genellikle asemptomatiktir. Canlı sistiserkuslar inflamasyon yapmazlar.

Abdominal ağrıları ve diyaresi olanlara rastlanılır. kapaklı tipik yumurtalarının görülmesi tanı koydurucudur. 30 yıldan uzun yaşayabilir. Laboratuvar Bulgular Dışkıda oval. 197 . En uzun sestoddur. Hastalık özellikle iskandinavya. Bazı hastalarda parazitin B12 vitaminini kullanmasına bağlı olarak megaloblastik anemiler meydana gelebilir. Yumurtaları diğer sestodlardan farklı olarak ovaldir ve kapaklıdır. latum enfeksiyonu ince barsaklarda hafif bir inflamasyon yapar. Bir kişide birden çok parazit bulunabilir. İnce barsaklarda erişkin hale gelir (Şekil 4. Japonya ve Kanada'da endemiktir. Proglottidinin genişliği uzunluğundan daha fazladır. Boyu 13 metreden uzun olabilir.26). Patogenez ve Epidemiyoloji D.Diphyllobothrium Hastalık Difilobotriyoz etkenidir. sarı-kahverengi boyanan. Önemli Bilgiler İnsanlara larva içeren balıkların iyi pişirilmeden yenmesi ile bulaşır. Kuzey Rusya. Serolojik testi yoktur. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir.

kemik ve beyine göç ederler. Echinococcus Hastalık Echinococcus granulosus hidatik kist etkenidir. multiloküler hidatik kist etkenidir. Embriyolar bu dokularda içi su dolu hidatik kistler halini alırlar. alveolaris ise nadir görülür. akciğer. Koyunlar ara konaktırlar. En küçük tenyadır. granulosis bir skoleks ve sadece üç adet proglottid'den oluşmuştur.27). Köpekler en bilinen son konaklarıdır. Önemli Bilgiler E. köpeklerin barsağındaki parazit tarafından binlerce yumurta üretilir ve bunlar koyunlar veya insanlar tarafından yenilir. E. 198 . Onkosfer embriyolar ince barsakta meydana gelir ve başlıca karaciğer.Tedavi Tedavide ilk seçenek prazikuantel'dir. Yaşam siklusunda. insanlar rastlantısal ara konaktır (Şekil 4.

granulosis bol sıvılı unisellüler kist üretir. 199 .Patogenez ve Epidemiyoloji E. Bu kistlerde binlerce skoleks bulunur ve geniş kistin içinde birçok yavru kistler (kız kist) oluşturur.

İnsanlar rastlantısal ara konaktır. Çok yüksek oranda karaciğere yerleşir (Şekil 4. Hipertonik tuzlu sular gibi protoskolisida ajanlar kist içine injekte edilir. Laboratuvar Bulgular Tanı görüntüleme yöntemleri ile multipl protoskoleks taşıyan kapsülün gösterilmesi ve bunun mikroskobik incelenmesi veya indirekt hemaglutinasyon test gibi serolojik yöntemlerdir. Ancak son konak tilki. Buna cerrahi tedavi eklenebilir. boyutlarına kadar ulaşabilir. Buradaki amaç kistin patlaması durumunda parazitlerin dolaşıma geçmesinin engellenmesidir.29). E.30).E. Hymenolepis nana Cüce sestoddur. Karaciğer kistleri hepatik fonksiyonlarda bozulma yaratabilir.28). granulosis ile aynıdır. DİĞER CESTODLAR Echinococcus alveolaris (multilocularis) Birçok özelliği E. Akciğer kistleri kanlı balgam.. Klinik Bulgular Hidatik kistli hastaların çoğunun kliniği asemptomatiktir. Ara konakları yoktur (Şekil 4. Diğer sestodlardan farklı olarak yumurtaları insanları direkt olarak infekte edebilir. Artık sadece tarihsel önemi olan iki test Casoni ve Weinberg'dir. Kistin rüptüre olması anafilaktik reaksiyonlar meydana getirebilir. Casoni kist sıvısı ile yapılan cilt testidir. alveolaris için ise %90 karaciğerdedir (Şekil 4. serebral kistler de baş ağrısı ve nörolojik bulgular oluşturabilir. Sadece 3-5 cm. 200 . Önemli özellik Weinberg ile antikor aranmadan önce Casoni testinin yapılması halinde yalancı pozitiflik ortaya çıkabilir. Erişkin formu insanlarda bulunan en küçük sestoddur. ara konaklar ise farelerdir. Tedavi Tıbbi tedavi albendazoldür. granulosis için yerleşim %60.

Karın ağrısı. 201 . asteni. enterit. Diğer sestodlardan farklı olarak bir kişide yüzlerce H.31).Duodenuma geldiklerinde sistiserkoid larvalara ve sonrasında da yetişkin forma dönerler. kontamine yiyecek ve sulardan uzak durulması ile konulur. Tedavi prazikuantel ile yapılır. anemi. Proglottidleri dışarı atılmak için parazitten ayrıldıklarında barsakta açılır ve otoinfeksiyonlara sebep olurlar. Tanı dışkıda bipolar saçaklı yumurtalarının görülmesi ile konulur (Şekil 4. nana bulunabilir. Çocuklarda enfeksiyon sıklığı fazladır. Hastalığın önlenmesi personel hiyjenine dikkat edilmesi. sinir sistemi belirtileri ve konvulsiyonlar bulunabilir.

insanlar çatal kuyruklu serkaryaların deriye penetre olmaları ile infekte olurlar.haematobium idrar kesesinde yaşar. S. portal dolaşım aracılığı ile karaciğere gelir ve yetişkin parazitleri oluştururlar. S. mansonive japonicum'un yetişkinleri mezenter venlerinde yaşarken. japonicum çok küçük lateral diken ve S. Önemli Bilgiler Trematotlar hermafrodittirler. Buradan kana geçer ve venler aracılığı ile arteriyel dolaşıma çıkarlar. S. Böylece sürekli yumurtaları döller. Sonrada kendi alanlarına yerleşirler (Şekil 4. Üçününde kendine has yumurtaları bulunur. mansonive S. 202 . Yumurtalar dışkı veya idrar ile atılır ve dışarda tekrar serkaryaları oluştururlar. haematobium üriner sistem infeksiyonu yaparken.TREMATODLAR Schistosoma Hastalık Schistosomiasis etkenidir. mansoni lateral dikene sahipken. Mezenter arterden. japonicum gastrointestinal sistemde etkilidir. Schistosomalar diğerlerinden farklı olarak erişkin döneminde erkek ve dişi olarak ayrılır ve dişi erkeğin karın oluğunda (gynecophoric kanal) yaşar (Şekil 32). S. haematobium yumurtalarının ise terminal dikeni vardır. S.33). S. Shistosomalar damar içi (kan) paraziti olarak tanınırlar.

Tedavi Praziquantel primer ilaçtır. Kronik enfeksiyonlar semptomatik olabilir. Portal hipertansiyon splenomegali yapabilir.mansoni yumurtaları distal kolon duvarında (alt mezenter ven) hasar oluştururken S. Penetrasyonun olduğu yerde kaşıntı. Gastrointestinal hemoraji. S. dalak. Yumurtaların antijenlerine karşı gelişen immün yanıt granulomların sebebidir. japonicum yumurtaları hem ince barsak hem de kalın barsak duvarında (üst ve alt mezenter ven) hasar oluştururlar. Karaciğerde granulomlar. haemotobium enfeksiyonlarının en belirgin semptomu hematüridir. S. Hepatositler sağlam kaldığından genellikle karaciğer fonksiyon testleri bozulmaz. Serolojik testler kullanışlı değildir. 203 .Patogenez ve Epidemiyoloji Yumurtaların karaciğer.34. Eozinofili görülebilir. Kronik hastalık morbidite ve mortaliteye sebep olabilir. 4. S. hepatomegali ve massif splenomegali gelişebilir. diyare.35). bunu takip eden 2-3 hafta sonra ateş. titreme. barsak veya mesane duvarına birçok patolojik etkisi vardır. Laboratuvar Bulgular Karakteristik yumurtaların dışkıda veya idrarda gösterilmesi ile tanı konulur (Şekil 4. En genel ölüm sebebi özofagus varis kanamalarıdır. Bazı göllerde meydana gelen yüzücü kaşıntısı insanları infekte etmeyen schistosomalar tarafından meydana gelmektedir. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. Bakteriyel süper infeksiyonlar görülebilir. Orta yükseklikte eozinofili görülebilir. hepatomegali ve portal hipertansiyon yapabilir. fibrozis.haemotobium mesane duvarında granulom ve fibrozis oluşturduğu için mesane karsinomlarına sebep olabilir. lenfadenopati ve hepatosplenomegali görülebilir.

36).Paragonimus Hastalık Paragonimyaz denilen akciğer infeksiyonunu yapar. Praziguantel primer ilaçtır. Önemli Bilgiler İnsanlara az pişmiş veya çiğ yenen metaserkarya bulunduran yengeç etinden bulaşır (Şekil 4. İmmatür parazit ince barsaklardan akciğere yerleşir (Şekil 4. Tanı tipik kapaklı yumurtalarının balgam veya feçesde tespit edilmesi ile konulur. 204 .38).

205 . yetişkin olur. (Şekil 4. kadar olan yaprak şeklinde bir parazittir. Praziquantel primer ilaçtır. Boyu yaklaşık 3 cm. Sıklıkla asemptomatik seyreder. tipik kapaklı yumurtalarının dışkıda tespit edilmesi ile konulur. kahverengi. Fasciola Fasciola hepatica koyun karaciğeri yassı solucanıdır. Önemli Bilgiler İnsanlar az pişmiş veya çiğ yenen balık etindeki metaserkaryalar aracılığı ile infekte olurlar. ancak safra yollarında hiperplazi ve fibrozis yapabilir.38). Tanı küçük. Duodenumda kistindan çözüldükten sonra immatür parazit safra yollarına yerleşir.Clonorchis Hastalık Clonorchis sinensis klonorşiyaz (Oriental karaciğer yassı solucan infeksiyonu) etkenidir.

Portal siroz gelişebilir. Nematodlar Nematodlar (nemathelmintler) silindirik vücuda ve ağız ile anüsü de içeren sindirim sistemlerine sahiptirler. Bu bitkileri yiyen koyun veya insanlarda tipik enfeksiyonlarını oluştururlar (Şekil 4. Medikal önemi olanlar intestinal ve doku nematodları olarak iki önemli gruba ayrılırlar (Tablo 4. sarılık ve ishale neden olurlar. Duodenumda kistleri açılan parazitler. Tablo 4. mirasidyalar tatlı su yumuşakçalarına geçer. Oncho-cerca ve Loa filarial nematodlar olarak bilinir. Koyun karaciğeri yiyenlerde dışkı mikroskopisinde parazit yumurtalarını görebilirsiniz (yalancı perazitlik).39). Yetişkin parazitler safra yollarına yerleşir. barsak duvarına penetre olurlar ve karaciğere ulaşırlar ve burada yetişkin hale gelirler. Safra yollarında yumurta üreten hermafrodit yetişkinler feçese bunları dökerler. Yumurtalar tatlı sulara karışır. filariform larvalar infeksiyözdür. bunlardan serkaryalar oluşur ve kistik hale gelen parazitler su bitkilerinin üzerine tutunurlar. Tanı.12 İnsanlarda hastalık yapan nematodlar İntestinal nematodlar • Ascaris lumbricoides • Enterobius vermicularis • Ancylostoma duodenale. Vücutları kütikül denilen çok dirençli hücre içermeyen bir yapı ile kaplıdır. insandan insana kan emen sinekler aracılığı ile bulaşır. diğer intestinal nematodlar larvaları ile bulaşırlar. Necator americanus • Strongyloides stercoralis • Trichuris trichiura • Capillaria philippinensis • Trichostrongylus • Anisakiasis Doku nematodları Filariasis • Wuchereria türleri (lenfatik filariasis) • Brugia türleri (lenfatik filariasis) • Loa loa (Afrika göz nematodu) • Mansonella türleri • Onchocerca volvulus Diğer doku nematodları • Dracunculus medinensis • Trichinella spiralis • Toxocara türleri (visseral larva migrans) • Angiostrongylus cantonensis (menenjit) Enterobius. Eozinofili görülür.İnsanlar larvalar ile kontamine su terelerini yiyerek infekte olurlar. Doku nematodlarından Dracunculus diğerlerinden farklı olarak tatlı sulardaki yumuşakçalarda yaşar ve insanlara içme suları aracılığı ile bulaşır. Doku nematodlarının erişkinleri insan vücudunda yaşarlar. mekanik etki ile hepatomegali kolanjit.12). Dişileri erkeklerine göre genellikle daha büyüktür. sadece Strongyloides toprakta da yaşayabilir. Rhabditiform larvalar yiyecekler ile bulaşırken. 206 . Trichuris ve Ascaris yumurtalarının oral yoldan alınması ile bulaşırken. Prazikuental ve bitional etkili ilaçlarıdır. Serolojik testi yoktur. Bunlar. Önemli doku nematodlarından Wuchereria. çünkü kan ve doku sıvılarında mikrofilaria denilen hareketli embriyoları vardır. dışkıda kapaklı yumurtaların görülmesi ile konulur.

eozinofilik granüllerinde bulunan sitotoksik enzimlerini parazitin üzerine sekrete ederler. İNTESTİNAL NEMATODLAR Enterobiu vermiculariss Hastalık Kıl kurdu (oksiyür) enfeksiyonu etkenidir. daha hafif seyididir. 207 . IgE aracılığı ile parazitin yüzeyine tutunur. Helmintlere karşı konak immün yanıtı T hücrelerin alt tipi olan Th-2'ler aracılığı ile olur.Nematodlardan bir kısmı insanlarda larvaları ile enfeksiyon yaparlar. Patogenez ve Klinik Bulgular Perianal kaşıntı en sık görülen semptomdur. Yumurtalar ince barsaklarda açılır. Toxocara canis'dir. Eozinofili önemli bir bulgudur. Bunların kaşınma sonucu parmaklara gelmesi ile reenfeksiyon gerçekleşebilir. Trichinella. Ascaris ve Ancylostoma ile Necator enfeksiyonları sırasında dokularda migrasyon yaparlar. Kaşınma sonucunda sekonder bakteriyel enfeksiyonlar görülebilir. 12 yaş altında dünyada en sık görülen parazittir. köpek askarisi larvası olan. Köpek ve kedilerin kancalı kurdunun larvası olan Ancylostoma caninum kutanöz larva migrans etkenidir. Bulaşma yumurtaların oral yoldan alınması ile olur. Strongyloides. Geceleri dişi anüse gider ve perianal deri üzerine binlerce fertilize yumurta boşaltır. IgE üretimi interlökin-4 aracılığı ile artar ve eozinofiller interlökin-5 aracılığı ile artarlar. Eozinofiller organizmayı fagosite etmezler. 6 saat içinde yumurtalarda larvalar gelişir ve enfeksiyon yapıcı hale gelebilir (Şekil 41). Parazitlerin dokulara migrasyonunu olaylaştıran sistein proteaz üretimi IL-5 üretimini stimüle eder. Önemli Bilgiler Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. larvalar kolona ilerler. Yetişkin erkek ve dişi parazitler kolonda oturur. Bunlardan en ciddi olanları visseral larva migrans etkeni. Bir üçüncü nematod da iyi pişmemiş deniz ürünlerinden bulaşan anisakiasis'dir (Anisakis simplex).

dışkı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile infekte olurlar. Bunlar kolona gelir ve olgunlaşır. İnce barsaklara ulaşan yumurta.42). Küçük çocukların anüsünde veya dışkısında küçük. immatür yetişkin parazitler olan larvalara dönüşür. Kolonda parazit enfeksiyonu yapar. Diğer nematodlardan farklı olarak dışkıda yumurtası görülmez. Embriyone yumurtalar bulaşmadan sorumludur. Trichuris Hastalık Etken Trichuris trichura'dır. mebendazol. Serolojik testi yoktur. Kolonda bulunan parazitler binlerce yumurta çıkartır (Şekil 4. İkinci seçenek olarak pivinium pamoat tercih edilebilir. 2 hafta sonra tedavi tekrar edilmelidir (Tablo 4. albendazol tedavide kullanılabilir. Bu ilaçlar yetişkin parazitleri öldürebilirken yumurtalara etkisizdir. Tedavi Pirantel pamoat.13) .Laboratuvar Bulgular Tanıda perianal deri üzerindeki yumurtaları görebilmek için selofan bant yöntemi uygulanır (Şekil 42). beyaz kıl kurtlarını görmek mümkün olabilir. Önemli Bilgiler İnsanlar. 208 . Reenfeksiyon yaygındır. Ayrıca evde kalan herkes tedavi altına alınmalıdır.

genellikle asemptomatiktir.Patogenez ve Epidemiyoloji Kıl gibi ince olan ön tarafı ile intestinal mukozaya tutunur. Klinik Bulgular Kancalı kurtlar gibi anemiye sebep olmaz.43).13) . Tedavi Albendazol ve mebendazol ilk seçilecek ilaçlardır (Tablo 4. Bazı hastalarda diyare yapabilir. 209 . Ascaris Hastalık Ascariasis etkenidir. Küçük çocuklarda irritasyona bağlı ıkınma hissi oluşur ve prolapsus ani'ye sebep olabilir. Laboratuvar Bulgular Limon şeklindeki tipik yumurtalarının dışkıda görülmesiyle tanı konur (Şekil 4.

Binlerce yumurta dışkı ile atılır. duvarlara tutunmaz. mebendazol veya albendazol kullanılır. İnce barsaklara geldiğinde yetişkin olmuştur. larva barsak duvarından kan dolaşımına buradan da akciğerlere gider. Yetişkinleri en büyük intestinal nematodtur (25 cm.45). buradan farenkse gelen larva yutularak tekrar gastrointestinal sisteme döner. öksürük ve eozinofili vardır. Yumurtalar oval ve düzensiz yüzeylidir. Barsak lümeninde bulunur.44). Ascaris pnömonisi (Löffler pnömonisi) ateş. Bazen dışkıda parazitin kendisi de gösterilebilir Tedavi Tedavide pirantel pamoat.46).'ye kadar büyüyebilir). 210 . Bol miktarda parazit taşıyanlarda (özellikle çocuklar) malnütrisyon sebebi olabilir. barsak içindeki yiyecekler ile beslenir (Şekil 4. Abdominal ağrı. Klinik Bulgular Enfeksiyonların çoğu asemptomatiktir. Doku reaksiyonlarının olduğu en önemli yer larva antijenlerine karşı gelişen eozinofilik eksüdalı inflamasyonun olduğu akciğerlerdir.Önemli Bilgiler İnsan dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile bulaşır. piperazin ve levamizoller ikinci seçenektir (Tablo 4. Ilık nemli topraklarda embriyolar meydana gelir. Patogenez ve Epidemiyoloji Başlıca hasar migrasyon sırasında akciğerlerde meydana gelir. Bu embriyolu yumurtaların alınması ile siklus tekrar oluşur. Ascaris topakları ile obstrüksiyonlar gelişebilir (Şekil 4. Ivermektin. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde yumurtalarının görülmesi ile tanı konur (Şekil 4. Alveol içinden bronşlara ve sonra trakeaya geçer.13). Yumurtalar ince barsaklarda açılır.

İntestinal villusların kapillerlerinden kan emerek beslenirler (Şekil 4.47). sonra broşlardan yutağa gelirler ve tekrar yutulurlar. 211 . Larvalar kan damarları aracılığı ile akciğerlerde alveollere. Önemli Bilgiler İnsanlar genellikle ayak veya bacaklarının derisinden nemli topraklar üzerinde bulunan filariform larvaların direk deriyi delmeleri aracılığı ile infekte olurlar.Ancylostoma ve Nerator (Kancalı kurtlar) Hastalık Ancylostoma duodenale ve Necator americanus kancalı kurt enfeksiyonu yaparlar. İnce barsaklara gelen parazitler barsak duvarına tutunurlar.

13). Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatik olduğu için tam bir eradikasyon için 2 hafta sonra tekrarlanmalıdır. Laboratuvar Bulgular Dışkıda mikroskobik olarak safra ile boyanmayan yumurtaların görülmesi tanı koydurucudur (Şekil 4.48). Demir eksikliği olan hastalara demir replasmanı yapılmalıdır. 212 . Larvanın deri üzerindeki giriş deliğinde kaşıntılı papül veya veziküller meydana gelebilir. Larvanın akciğerlere migrasyonu sırasında eozinofilili meydana gelebilir. Hastalarda dışkıda gizli kan görülebilir. Klinik Bulgular Kan kaybı mikrositer anemi yapar ve bunun sonunda solukluk ve halsizlik şikayetleri oluşur. mebendazol ve albendazol kullanılır (Tablo 4. eozinofili hemen daima bulunur. Tedavi Tedavide pirantel pamoat.Patogenez ve Epidemiyoloji Majör hasar parazitin tutunduğu ince barsaklardan kan kaybına bağlı olarak gelişir.

Yumurtalar genellikle mukoza içinde açılır ve dışkı ile larvalar atılır. İnce barsaklara geldiğinde larva yetişkin hale dönüşür ve mukoza içine girerek yumurta üretmeye başlar. Otoinfeksiyonlar sonucunda enterik bakterilerin yol açtığı sepsis olguları görülmüştür. Alveollerden bronşlara. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda larvaların gösterilmesi ile konulur (Şekil 4. Hiperinfeksiyon sendromu sepsis ve bakteriyemileri taklit edebilir. Bu larvalardan bazıları direkt olarak tekrar mukoza içine girerek yeni enfeksiyonları başlatır ve akciğerlere gider (otoinfeksiyon). Serolojik testler faydalı değildir. İnfeksiyöz flariform larvalar özellikle ayak derisinden vücuda girer ve akciğerlere migrasyon yapar. Larvanın vücuda girdiği yerde kaşıntı görülür. Tedavi Albendazol ve ivermektin ilk seçilecek ilaçlardır. Patogenez ve Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir.Strongyloides Hastalık Strongyloides stercoralis strongyloidiasis etkenidir. Migrasyon yapan tüm nematodların ortak özelliği belirgin eozinofilinin görülmesidir.13). 213 . diğeri toprakta olmak üzere İki farklı yaşam siklusu vardır. Trichinella Hastalık Trichinella spiralis trichinosis etkenidir. immün sistemi sağlam olanlarda genellikle asemptomatik seyirli enfeksiyon görülürken. organ transplantasyonu yapılanlarda. Thiabendazol ikinci seçenek olarak tercih edilebilir (Tablo 4. Önemli Bilgiler Birisi insan vücudunda. AIDS'li hastalarda. Barsak duvarındaki yetişkin parazit inflamasyon ve sulu ishal yapar. Larvalar birçok organlara yerleşerek fatal seyir gösterirler. immün yetersizliği olanlarda. kortizon tedavisi alanlarda. sonrada trakea yoluyla yutağa gelir ve tekrar yutulur. Akciğerlerdeki larvalar Ascaris'de olduğu gibi pnömoniler yaparlar. İnsan vücudundaki yaşam siklusu deriye penetrasyonu ile başlar.49). hematolojik malinitesi olanlarda hiperenfeksiyon sendromu denilen masif otoinjeksiyonla karakterize ağır klinik gidiş vardır.

Larvaları içeren kasların yenilmesi ile bulaşma meydana gelir. Kaslarda oturan larvalar bir fibröz kapsül içinde kistik yapılar halini alırlar. infektif larvalar ince barsaklardan kana ve buradan kaslara yayılır.50). 214 . Yetişkin form parazit ince barsaklara yerleşir.Önemli Bilgiler Memelilerin hepsi infekte olabilirken. yıllarca canlı kalırlar ancak sonunda kalsifiye olurlar (Şekil 4. özellikle domuzlarda görülür. İnsanlar kasların içindeki kistik yapılarda bulunan larvaların pişirilmeden veya az pişmiş olarak yenmesi ile infekte olurlar.

Nadiren miyokardit veya ensefalit görülebilir. Semptomlar 4-8 hafta sürer. Kaslara yerleşmeyi önleyecek bir tedavi yöntemi de yoktur. Erken dönemde (1 hafta içinde) diyare. Kaslara yerleşmiş olan larvalar için faydalı bir tedavi yöntemi yoktur. 10 mg/kg tek doz • Mebendazol 200-500 mg tek doz (hafif enfeksiyonlar) veya 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz hafif enfeksiyonlar. miyalji gibi sistemik bulgular takip eder.Tablo 4. 600 mg tek doz • Mebendazol. Laboratuvar Bulgular Çizgili kas biyopsilerinde larvaların görülmesi ile tanı konulur (Şekil 4. 5 mg/kg tek doz. 15 mg/kg tek doz • Thiabendazol. 10 mg/kg tek doz. 200 pg/kg günde tek doz 2 gün Trichuriasis • Albendazol. 1 hafta sonra tekrarla • Ivermektin. sonra 400-500 mg 3 kez 10 gün) veya thiabendazol (25 mg/kg/gün 1 hafta) enfeksiyonu önleyebilir. bulantı. 100-200 pg/kg günde tek doz 32 gün • Piperazin. Tedavi Trichininosis'in tedavisi başlıca destekleyici tedavidir. 400 mg/gün tek doz veya günde iki kez 3-7 gün. Bunu ateş. Onuncu günden sonra eozinofili ve IgE yüksekliği görülür. 10 mg/kg tek doz Mebendazol. 25 mg/kg günde iki doz 3 gün dissemine enfeksiyonlarda 5-7 gün devam et • Levamizol. Ölüm nadirdir. 2 hafta tekrar et Kancalı kurtlar Pirantel pamoat. 2 hafta tekrar et İkinci seçenek • Ivermektin. Trichinella serolojisi ortalama 3 haftadan sonra pozitifleşmeye başlar.51). özellikle kalp yetmezliğinden meydana gelir. 24 saat içinde enfeksiyonun alındığı bilinir ise alben dazol (400 mg günde iki kez. mebendazol (200-400 mg günde 3 kez 3 gün. Karakteristik bulgusu periorbital ödemdir. 215 . 3 gün • Mebendazol 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz (Ancylostoma) veya 400 mg tek doz 3 gün (Necator) Strongyloides • Albendazol. 60 gün). 150 mg tek doz • Pivinium pamoate. 400 mg tek doz 3 gün Enterobiasis Pirantel pamoat. 400 mg tek doz.13 İntentinal nematodların tedavi seçenekleri İlk seçenek Ascariasis • Pirantel pamoat. 100 mg tek doz. Serum kreatin fosfokinaz ve laktik dehidrogenaz konsantrasyonları miyozitin göstergesidir. 75 mg günde tek doz 2 gün Patogenez ve Klinik Bulgular Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatiktir. 100 mg günde iki doz 3 gün • Oksantel pamoat. 2 hafta tekrar et • Albendazol. kusma şeklinde gastrointestinal semptomlar ön plandadır.

Erken enfeksiyonları asemptomatiktir. ödeme sebep olurlar. Dietilkarbamazin sülfat sadece mikrofilaryalara karşı etkilidir. Yetişkin parazitler için tedavi yoktur. sellülit gelişir. Laboratuvar Bulgular Gece alınan kalın damla yaymalarında mikrofilaryaların görülmesi ile tanı konulur. 216 . Önemli Bilgiler İnsanlara dişi sivrisineklerin (özellikle Anopheles ve Culex türleri) ısırması ile bulaşır. Sivrisinekler içinde bunlar infektif larvalar haline dönüşürler ve yeni bir ısırık ile transfer edilirler. Bunlar özellikle geceleri kan dolaşımına geçerler ve tekrar sivrisinekler tarafından alınırlar. Ateş. lenfanjit. lenf nodlarına geçer ve ortalama bir yıl sonra yetişkin hale erişip mikrofilaryalar üretir.DOKU NEMATODLARI Wuchereria Hastalık Wuchereria bancrofti filariasis etkenidir. Obstrüksiyon sonucunda bacaklarda ve genital bölgelerde ödem meydana gelir. Mikrofilaryalar semptom vermez. Uzun bir süreç sonucunda elefantiyazis gelişir (Şekil 4.52). Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitler lenf nodları içinde inflamasyon meydana getirirler ve lenfatik damarlarda obstrüksiyon oluşturup. ürtiker veya lenfanjit gibi alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Larva deriye penetre olur. Tedavi Akut filarial lenfanjitin semptomatik tedavisinde semptomların azaltılması için antihistaminikler ve aspirin kullanılabilir. Tedavi sırasında ateş. Serolojik testleri yoktur.

217 .53). Önemli Bilgiler İnsanlar Simulium cinsi dişi karasineklerin ısırması ile infekte olurlar. Larvalar yara yerinden girer ve subkutan dokulara ilerler ve burada yetişkin hale gelir. genellikle dermal nodüller içindedir (Şekil 4.Onchocerca Hastalık Onchocerca volvulus onchocerciasis etkenidir.

Özellikle gözdeki dokularda oturmayı severler ve lezyonlar körlüğe sebep olabilir. Kanda parazit aranması iyi bir yöntem değildir. Serolojik testler de yardımcı değildir. Deri nodülleri cerrahi yöntemle çıkarılabilir. Afrika ve Amerika'da endemiktir. Tedavi İvermektin mikrofilaryalara karşı etkilidir ancak yetişkin parazitlere etkisizdir. ancak endemik bölgelerde yeni nodüllerin oluşabileceği unutulmamalıdır. özellikle göz hastalıklarında kullanılır. nehir körlüğü etkenidir Laboratuvar Bulgular Dokulardan alınan biyopsi örneklerinde mikrofilaryaların gösterilmesi ile tanı konulur. çünkü mikrofilaryalar kanda bulunmaz. 218 .54). Suramin yetişkin formları öldürür ancak çok toksiktir.Dişiler mikrofilaryaları üretir ve bunlarda başka sinekler tarafından alınarak bulaştırılır (Şekil 4. Patogenez ve Klinik Bulgular Subkutan dokularda inflamasyon ve kaşıntılı papül ve nodüller meydana gelir.

55). Kan emen diğer sinekler aracılığı ile bunlar başkalarına bulaştırılır (Şekil 4. Hastalık sadece merkezi Afrika'da sineğin yaşadığı bölgelerde görülür. Dişi parazitler mikrofilaryaları üretirler. kızarık olmayan. Larva ısırık yerinden kana geçer ve yetişkin forma dönüşür. 219 . Serolojik testi yoktur. Önemli Bilgiler İnsanlara geyik sineğinin (mongofly) ısırması ile bulaşır. Laboratuvar Bulgular Tanı kan yaymalarında mikrofilaryaların gösterilmesi ile konulur. subkutan ödem (Kalabar ödemi) meydana gelir. lokalize.Loa loa Hastalık Loa loa loaiasis etkenidir. En dramatik bulgu yetişkin parazitin yavaş yavaş konjonktiva boyunca göze ilerlemesidir (Şekil 4.6). Patogenez ve Klinik Bulgular Mikrofilaryalara karşı geçici.

Tedavi Dietilkarbamazepin mikrofilaryalara karşı etkilidir. yetişkin parazitleri de öldürebilir. Dracunculus Hastalık Dracunculus medinensis dracunculiasis etkenidir. 220 . Gözdeki parazitler cerrahi müdahale ile çıkarılmalıdır.

221 . İnflame papüller kaşıntılıdır. Laboratuvarın tanı açısından önemli bir rolü yoktur. Buralardan hareketli larvalar sulara bırakılır (Şekil 4. Larva ince barsaklardan vücut içine girer ve yetişkin forma dönüşür. özellikle alt ekstremitelerde deride ülserler meydana getirebilir. Tedavi Asıl tedavi derideki lezyonlardan parazitlerin çıkarılmasıdır. Metrelerce uzunluğunda yetişkin dişi parazitler deri ülserlerine sebep olur.58). Laboratuvar Bulgular Tanı ülserlerden parazitlerin çıkarılması ile konulur.57). ülserler sekonder olarak infekte olabilirler. Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitlerlerin salgıladığı maddeler inflamasyon.Önemli Bilgiler İnsanlara bulaşma infekte larvalar içeren içme sularının kullanılmasıyla olur (Şekil 4.

cati'de etken olabilir. İlaç tedavisi yoktur. Köpeklerin askarisi'dir. kronik enfeksiyonu da gastrointestinal kanseri taklit eder.İNSANDA LARVALARI HASTALIK YAPAN NEMATODLAR Toxocara canis Visseral larva migrans'ın majör etkenidir. Anisakis İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. T. eozinofili ve kanlı dışkılama görülür. endoskopi ile larvaların temizlenmesi gerekir. Angiostrongylus Fare akciğer nematodu olan Angiostrongylus cantonensis eozinofilik menenjit etkenidir. Gastroenterit. Mikoloji • Yapı ve Büyüme Özellikleri • Fungal Toksinler ve Allerji • Sınıflama • Fırsatçı Mikozlar 222 . Anisakis simplex'in larvaları mide ve barsakların submukozasına penetre olur. Ancylostoma caninum Köpek kancalı kurdu Ancylostoma caninum ve kedi kancalı kurdu Ancylostoma braziliense kutanöz larva migrans etkenidirler. Akut enfeksiyonu appendisit.

Bazı mantarlar seksüel sporlar yaparak ürerler.BÖLÜM 5: MİKOLOJİ YAPI VE BÜYÜME ÖZELLİKLERİ Mantarlar (küfler ve mayalar) ökaryotik organizmalardır. Mantar hücre membranı ergosterol ve zymosterol bulundurur. Medikal önemi olan birçok mantar termal dimorfiktir. Ürerken hiflerin uzaması ve dallanması ile küf kolonileri yani miçelyumlar oluşur (Şekil 1). 223 . Bunlar genellikle doğada küf şeklinde iken insan vücudunda maya şeklinde bulunur. Küfler ve mayalar olmak üzere iki tip mantar bulunur. Mayalar aseksüel tomurcuklanma ile eşeysiz ürerler. Mantarlar kitin denilen (N-asetil glukozamin'in bir homopolimeridir) hücre duvarına sahiptir. bazıları fakültatif anaerob olabilir. Septasız hifler multinükleerdir (coencytic). Mantar ilaçlarının çoğunun hedefi bu yapıdır. bu yapı insan hücrelerindeki kolesterol'den farklıdır. Mantarların çoğu zorunlu aerobdur. 1. İnsan ökaryotik hücrelerinden ayrılan iki önemli yapıları bulunur. Bazı hiflerin transvers duvarları bulunur (septalı hif). Küfler ise hif denilen uzun filamentlerden oluşmuştur. Candida albicans dışında (endojendir) mantarların doğal kaynağı tabiattır. Sadece dermatofitler ve Candida türleri insandan insana bulaşırlar. bazılarında ise bu duvar bulunmaz (septasız hif). Binlerce mantar türü olmasına rağmen insanlarda 100 kadarı enfeksiyon etkenidir. Ancak duvar antibiyotiklerinden etkilenmez 2. ancak hiçbiri zorunlu anaerob değildir. Farklı ısılarda farklı yapılarda bulunur.

Oospor Seksüel sporlardır. Candida antijenleri ile yapılan deri testleri immünitesi normal olanlarda negatif çıkmaktadır. Bazı mantar antijenleri intradermal enjekte edilirler ise gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonu oluşturabilir. Zigospor 2. Artrosporlar (Coccidioides immitis) 2. Blastosporlar (C. Ancak akut enfeksiyonun göstergesi olamaz. Medikal önemi olan mantarların çoğu aseksüel spor olan konidyalar yaparak ürerler. 1. Klamidosporlar (Candida albicans) 3. Konidyaların şekli. Patogenez Mantarların çoğu granülomatöz enfeksiyon yaparlar. albicans) 4. Hücresel tip aşırı duyarlılık reaksiyonları granulom oluşmasının sebebidir. Negatif deri testlerinin immün yetersizlikli hastalarda bulunabileceği unutulmamalıdır. histoplasmosis. 224 . Sistemik ve subkutan mantarlar coğrafi lokalizasyon gösterir. Çok nadir olarak klinik öneme sahiptirler.1. insanlar normal floralarında Candida taşımalarına rağ men. blastomycosis gibi birçok majör sistemik mantar granülomlar yaparak hastalık oluştururlar. Sporangiosporlar (Rhizopus ve Mucor) Medikal olarak önemli mantarlar dışında yiyeceklerin bozulmasına sağlayan mantarlar da bulunur. rengi ve bulunduğu yer mantarların tanısında kullanılır. Mantarlar hücre duvar yapılarında endotoksin bulundurmazlar ve ayrıca bakteriler gibi ekzotoksin üretmezler. Seksüel spor yapmayan mantarlara fungi imperfecti denir. Pozitif deri testleri anlamlıdır. Basidiospor 4. Aspergillosis ve Sporotrichosis gibi bazı mantar hastalıklarında nötrofillerin hakim olduğu akut süpüratif enfeksiyonlarda gözlenebilir. Askospor 3. Coccidioidomycosis.

Aspergillus sporlarının oluşturduğu allerji ise duyarlı kişilerde astım krizlerine sebep olabilir. Ergotism vasküler ve nörolojik etkiler yaratır.4). 225 . Aflotoksinler ise Aspergillus fumigatus tarafından üretilir ve karaciğer hasarı. 1. 1.Sağlam deri mantarların çoğuna karşı konak defansı görevini görür. akciğer biyopsi materyali ve deri kazıntılarında karakteristik mantar özelliklerinin %10'luk KOH ile muamele edildikten sonra ışık mikroskobunda görülmesi ile tanı konur (Şekil 5. Laboratuvar tanı Mantar enfeksiyonlarının tanısında dört yöntem uygulanır . Ancak antibiyotikler ile normal flora bozulursa mantar enfeksiyonları görülmeye başlayabilir. FUNGAL TOKSİNLER VE ALLERJİ Mikotik enfeksiyonlara ek olarak mantarların sebep olduğu iki hastalık daha vardır. Direkt mikroskobik inceleme : Balgam. Fungal sporların sebep olduğu allerji Amanita mantarlarının ürettiği beş toksinden ikisi (amanitin ve phalloidin) bilinen en ağır hepatotoksinlerdir. Derinin ve mükoz membranların normal florası da mantarların üremesini baskılar.3) 2.3). hayvanlarda tümör oluşturur (insanlarda hepatik karsinoma etkenlerinden birisi olduğu düşünülmektedir). Mantar toksinlerinin yenmesi ile oluşan mikotoksikoz (Şekil 5. korunmada hücresel immün sistem önemlidir. pubertede olduğu gibi hormanlara bağlı derideki değişiklikler Tricophytonların saçlı deride enfeksiyon yapmasını engellerler. ancak deri bütünlüğü bozulunca mantar enfeksiyonları görülebilir. Respiratuvar sistemde nazofarengeal mukoz membranlar ve alveolar makrofajlar önemli konak defans mekanizmalarıdır. Coccidioides immitis sferülleri ve Cryptococcus neoformans'ın kapsülü çini mürekkebi ile boyanarak gösterilebilir (Şekil 5. Mantar enfeksiyonları sırasında oluşan IgG ve IgM'in tanısal değeri vardır. Mantar duvarının kalkoflor beyazı (floresan boya) ile boyanarak gösterilmesi doku örneklerinde faydalıdır. Yağ asitleri dermatofitlerin üremesini baskılar.

Kültür: Mantarlar Sabouraud besiyerinde kolaylıkla ürerler. ancak her mantar enfeksiyonunda kullanılmaz. Serolojik testler: Mantarlara karşı oluşmuş antikorların hastaların serumunda ve BOS'unda gösterilmesi sistemik mikozların tanısında değerlidir. 3. Histoplasma. histoplasmosis ve blastomycosis için geliştirilmiş kompleman fiksasyon yöntemleri. Besiyerinde kullanılan antibiyotikler bakterilerin üremesini engellemiştir. DNA testleri: Coccidioides. Antifungallerin çoğunun etki ettiği ergosterol bakterilerde bulunmaz. Subkutanöz 3. SINIFLAMA Medikal önemi olan mikozlar 4 grupta incelenir. Antifungal ilaçlara direnç gösterilememiştir. Bunun sebebi mantarların bakteriler gibi prokaryot olmamasındandır. Kutanöz 2. Fırsatçı (opportunistik) 226 . Miçelyum ve aseksüel sporların gösterilmesi tanı açısından yeterlidir. Blastomyces ve Cryptococcus için geliştirilmiş hızlı tanı yöntemleridir. ayrıca Kriptokok menenjiti için kapsül antijenine karşı geliştirilmiş lateks aglutinasyon yöntemleri (BOS) kullanılmaktadır. Sistemik 4. 1.2. Antifungal tedavi Bakterilere etkili antibiyotikler mantarları tedavi edemez. 4. Coccidioidomycosis.

bunların ancak 15 kadarı insan enfeksiyonlarına sebep olurlar (Tablo 5. verrucosum önemli kerion etkenleridir. deri Saç. ancak uzun süreli tedaviye dirençli enfeksiyonlar meydana gelir. infektivite.2 Dermatofıtlerın önemli özellikleri Etken Microsporum Trichophyton Makrokonidi Mekik şeklinde Kalem şeklinde Mikrokonidi Var Var Yerleştiği doku Saç. sürekli çizme giyme gibi konak faktörleri enfeksiyonlarda önemlidir. E. Ayrıca atopik dermatit dermatofit enfeksiyonları için hazırlayıcı faktördür. flococcosum Tinea cruris Kasık T. Microsporum suşları aynı zamanda kedi ve köpek gibi hayvanlarla yayılırlar. rubrum. derin dokulara invazyon yapmazlar. Dermatofitlerin 40'tan fazla türü olmasına rağmen. Epidermophyton 2. T. Dünyada dramatik olarak enfeksiyonları artan Trichophyton rubrum tinea pedis ve tinea cruris etkenidir.6). canis. mentagrophytes T. rubrum. T. hayvan (zoofilik) ve toprak (jeofilik) kaynaklı olabilir. Tablo 5. rubrum. T. Sekonder bakteri enfeksiyonları olabilir. morfoloji ve patojenlik olarak bir farkları yoktur. men tagrophytes. mentagrophytes. Böyle enfeksiyonlarda reenfeksiyon gelişmez. tırnak) enfeksiyon oluştururlar. tonsurans T. E. Lezyonun ortasında çok az inflamasyon vardır. floccosum Dermatofitid (İd reaksiyonu) Genellikle parmakların kenarında ve avuç içinde Lezyonlarda mantar görülmez. Pullanmış. Microsporum Dermatofitler. T. Klinik Antropofilik enfeksiyonlar konak ile antijenik benzerlikleri nedeniyle diğerlerine göre daha hafif immün yanıt oluşturur. kaşıntılı ve ciltten kabarıktır. Genetik. Trichophyton 3. E. Trichophyton diğer dermatofitlerden farklı olarak yetişkinlerin çoğunda tüberkülin benzeri reaksiyon oluşturur. T.Kutanöz ve Subkutanöz Mikoz Kutanöz Mikozlar Dermatofitler Dermatofitler içerdikleri keratinazlar nedeniyle sadece yüzeyel keratinli dokularda (deri. Kırsal kesimde gözlenen jeofilik enfeksiyonlar en nadir görülenleridir. 1. dış sınırı ise kırmızı renktedir (Şekil 5. mentagrophytes. insan (antropofilik). deri ve tırnak Floresans Yeşil Yok (Favus'ta mat yeşil) 227 . floccosum Tinea capitis Tinea barbae Tinea ungiunim (Onikomikoz) Saçlı deri : Endotriks ve Ektotriks Sakal Tırnak M. Tablo 5. Tipik dermatofitoz lezyonuna "tinea" denir. Önemli dermatofitler Fungi imperfecti sınıfından olan.1 Dermatofit enfeksiyonları Hastalık Tinea corporis Tinea pedis (atlet ayağı) Bulunduğu bölge Saçsız. rubrum. yumuşak deri Ayakkabı giyenlerin ayak parmak araları En sık görülen etken Microsporum canis. mentagrophytes ve T. infekte kişilerden direkt temas sonucunda yayılır. T. inflamasyon ve hatta püstüller ile seyredenlere ise "kerion "denir. saç. T. aşırı giyinme. T.1). mentagrophytes.

Tinea corporis başlıca vücudun kılsız bölgelerinde gelişir. Seboreik dermatit benzeri bir tablo ile karşılaşılır. Trichophyton tonsurans çocuklardaki en yaygın tinea capitis etkenidir. kafatasında kabuklar görülür (Şekil 5. Favus etkeni T. Ektotriks enfeksiyonlarında da inflamasyon görülmez. canis enfeksiyonlarında kerion meydana gelir. schoenleinii'dir. Alopesi ile karakterize gri alanlar görülür. Atlet ayağı da denilen T.Epidermophyton Candida Lobut (raket) şeklinde Yok Yok Yok Deri ve tırnak Deri ve tırnak Yok Yok Tinea capitis endotriks. Enfeksiyon genellikle hastanın ayaklarından genital bölgesine bulaşır. Favus kalıcı alopesi yapan en ciddi saç enfeksiyonudur. Özellikle M. T. Endotriks enfeksiyonunda saçlı deri enfekte olmuştur. ektotriks ve favus olmak üzere üç farklı klinik formda görülür. 228 .8). barbea etkenidir. capitis'den farklı olarak bakteriyel süperenfeksiyonları sıktır ve tedaviye dirençlidir. T. mentagrophytes ve T. gri renkli alopesi ile karakterizedir. pedis dünyada en sık görülen mantar enfeksiyonudur ve an önemli etkeni bir anthropofilik mantar olan Tinea rubrum'dur (Şekil 5.7). rubrum en sık görülen tinea capitis etkenidir. verrucosum en sık T. Tinea barbea sakalların mantar enfeksiyonudur. endotrix tarzında enfeksiyon yapar. Tinea cruris genellikle erkeklerde perine bölgesinde meydana gelir. T. inflamasyon veya siyah renkli alopesi çok nadirdir. nadiren skrotum tutulur (skrotum tutulumunda Candida düşünülür).

Etken normal flora üyesi küf mantarıdır.3 Mantarlarda Tanı Yönteleri • • • • • KOH: Keratinize doku eritmede kullanılır Laktofenol pamuk mavisi: Kültürde üreyen mantar boyama Calcoflour beyazı: Mantar duvarında kitin boyama Çini mürekkebi: Cryptococcus neofrmans Giemsa: Histoplasma capsulatum Tedavi lokal antifungal kremler (mikonazol. lezyonlarda hifler bulunmaz Deri ve tırnaktan kazınarak alınan örneklerin %10'luk KOH. sararma. yağlı ortamlarda üremeyi severler. Tırnakta opaklaşma. Tablo 5. İdlezyonları dolaşan fungal antijenlere karşı gelişen bir yanıttır. parmaklarda veziküller görülür. kalınlaşma ve şekil bozukluğu meydana gelir. Sabouraud agar kültüründe oda ısısında tipik hif ve konidyalar ürer. Kaşıntılı papüller ve veziküller. E. Tinea versicolor Malassezia furfur tarafından oluşturulan yüzeyel deri enfeksiyonudur. sırt. Onikomikoz yapan mantarların tiplendirilmesi önemli değildir. floccosum saç enfeksiyonu yapmaz Microsporum türleri de tırnak enfeksiyonu yapmazlar. Genellikle sıcak 229 .9). Bazı enfekte kişilerde dermatofitlere karşı aşırı duyarlılık reaksiyonu gelişir "id reaksiyonu veya dermatofitid".Tinea ungiunim veya onikomikoz tırnakların enfeksiyonudur. Lipofilik mantarlar denir. boyun ve omuzlarda oluşur (Şekil 5. schoenleinii enfeksiyonları Wood ışığı altında parlak yeşil floresan verir. kalkoflour beyazı ile incelenmesinde mikroskopta hifler görülebilir. Dermatofitler sıcak ve nemli bölgelerde kronik enfeksiyonlar yaparlar. Microsporum'a bağlı Tinea capitis lezyonları ve T. tedavi seçeneği değişmez. kolay kırılan saçlar ve ince kırılan tırnaklar en belirgin özellikleridir (Şekil 5. tolnaftat) veya oral griseofulvin iledir. Enfeksiyonun önlenmesi için keratin içeren dokular kuru ve soğuk tutulmalıdır. özellikle güneş yanıklarının ardından göğüs. Lezyonlar genellikle hipopigmente alanlarda dikkati çeker.10).

Lenfanjitik kutanöz sporotrikozda lezyonlar direkt inokülasyonun meydana geldiği dokularda görülür. yanık. Köpekler. Sporotrikoz Sporothrix schenckii bitkilerde bulunan dimorfik bir mantardır (Çiçekçi hastalığı). nadirde olsa epidemileri yayınlanmıştır. Bunun dışında gebelik. Klinik Kutanöz. Kutanöz sporotrikoz en sık görülen klinik formudur. kullanılır ancak hastalarda duyarlılık olması nedeniyle reenfeksiyon sıktır. Sistemik hastalık oluşturabilir. pubis ve saçlı deride yumuşak açık kahverengi nodüller (beyaz piedra) meydana getirir. sonra lenfatikler boyunca ilerler. Başlangıçta organizma lokal yerleşir. Genellikle üst ekstremitelerdedir. Tanı mikroskobik inceleme veya deri kazıntılarından alınan kültür ile konulur. kültür yapılmaz. Lezyonlar hem tomurcuklanan hücreler hem de hifler içerir. Cushing hastalığı. Sporların inhalasyonu yoluyla primer pulmoner enfeksiyonları da gelişebilmektedir. Enfeksiyon genellikle asemptomatik geçer ancak. Tedavide topikal mikonazol. Farklı türlerinde pigment oluşumu görülebilir. bakteriyel enfeksiyonlar ve yabancı cisim granulomları ile ayırıcı tanı yapılmalıdır (Şekil 5. Yaralanmış deriden bulaştıktan sonra lenfatikler boyunca uzanan tipik zemini nekrotik nodüllü lokal püstül veya ülserler oluşturur. Subkutan Mikozlar Bu mantarlar toprakta ve bitkilerde bulunur. atlar gibi birçok hayvanda görülebilir Zoonotik bulaşmaların yanı sıra insan-insan bulaşması da gösterilmiştir Olguların çoğunda bulaş yaralanmış deriden olur.11). toprakta bulunur ve yaralanma ile geçer. tüberküloz. Tinea nigra Derinin keratinize dokularının enfeksiyonudur. Hitlerinde melanin benzeri pigmentinin bulunması nedeniyle kahverengi lezyonlar şeklinde görülür. Şahsilik asit gibi topikal keratolitik ilaçların kullanılması ile tedavi edilir. ekstrakutanöz ve dissemine sporotrikoz olmak üzere üç farklı tipte klinik gösterir. kortizon tedavisi görenler ve diğer immünsupresyon yapıcı hastalıklarda da lezyonlar ortaya çıkabilir. Tanı genellikle KOH ile konur. 230 . fareler. Lezyonlar kronikleşebilir.nemli havalarda görülür. insanlara travma ile bulaşıp subkutan dokularında yavaş seyirli (Sporothrix hariç) enfeksiyon yapar. malnutrisyon. Trichosporon beigelii ise aksiller. Etken Cladosporium werneckii. Olguların çoğu sporadiktir. Diğer deri mantarı enfeksiyonları. oral kontraseptif kullanımı. bazen hafif bir kaşıntı ve kızarıklık görülebilir. Piedra Piedraia hortae saçlı deride sert siyah nodüller (siyah-piedra) oluşturur.

vd. Nocardia'larda benzer lezyonlar oluşturur (aktinomikotik miçetoma). Tropikal ve subtropikal bölgelerin hastalığıdır. sonra kahverengi siyah pigmentli kolonileri görülür. Laboratuvar tanıda. Fonsecaea compactum. lokal cerrahi girişim gerekebilir. Laboratuvarda. sistemik ve cerrahi tedavi uygulanabilir. biyopside lökositler ve dev hücreler içinde siyah kahverengi ve yuvarlak fungal hücreler görülür. Lenfatikler boyunca siğil benzeri verrüköz lezyonlar yaparlar (karnıbahar tarzı). Tedavi Hastalığın ciddiyetine göre lokal. Botrymomyces caespitosus.) genellikle ayakta oluşturulan yavaş ilerleyen granülomatöz enfeksiyonlar yaparlar. 231 . Bir alilamin antifungal olan Terbinafin lenfokutanöz sporotrikoz tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Tedaviye deri lezyonları iyileşinceye kadar devam edilir. Kan kültürleri pozitif olabilir. Lenfokutanöz sporotrikozun tedavisinde pirimer seçilecek antimikotik itrakonazol'dür. kollar ve bacaklarda da görülebilir. Deri ve eklem kültürlerinde mikroorganizmanın üretilmesi tanı açısından çok değerlidir. cerrahi tedavi tavsiye edilir. akciğerler ve merkezi sinir sistemidir. AIDS'li ve hematolojik malinitesi olanlar ile immünsuprese kişilerde multiorgan tutulumu ve geniş kutanöz hastalık ile karakterize dissemine sporotrikoz görülür. Hastalar genellikle immün yetersizliği olanlardır. el ve sırta bulaşır ve içinden püy akan sinüslerle karakterize abseler yaparlar. Phialophora. En sık ayaklarda meydana gelir. İnkübasyondan 3-5 gün sonra başlangıçta beyaz. Aylar.Sporotrikozun en sık ekstrakutanöz yerleşimi eklemler. Phialophora verrucosa. İnsan-insan bulaşması görülmez. Madurella) yaralardan ayak (Maduromikoz. Cladosporium carrionii. Osteoartiküler sporotrikoz tedavisinde itrakonazol veya amfoterisin B kullanılır ancak relaps sık görülür. Cladosorium. Kutanöz hastalıklarda mekanizması tam olarak bilinmese de oral potasyum iodür kullanılır. yıllar içinde gelişen kronik deri ve yumuşak doku enfeksiyonudur. Chromoblastomycosis olarakta bilinir. Deriye travma yolu ile bulaşır. Rhinodadiella aquaspersa. Deri testleri epidemiyolojik çalışmalar açısından değerlidir. Hastalıkların en sık etkeni Fonsecaea pedrosoi'dir. Exophiala spinifera diğer etkenleridir. Doz hastanın maksimum tolere edebileceği seviyeye kadar yavaş yavaş arttırılır. Mantarlar için etkili bir tedavi yöntemi yoktur. Tedaviye 3-6 ay kadar devam edilir. Sklerotik cisimlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. Kromomikoz Farklı toprak mantarları tarafından (Fonsecae. 37°C'de doku örneklerinde ve kültürde yuvarlak sigara şeklinde tomurcuklanan mayalar görülür. Bu mantarlar melanin benzeri pigmentleri ile tanınırlar. Sporotrikoz menenjit tedavisinde intravenöz amfoterisin B kullanılır. Madura ayağı). ancak eller. Mycetoma Toprakta yaşayan mantarlar {Petriellidium. Hastalık oral flusitozin veya tiabendazol ile tedavi edilebilir.

RES Coccidioides Hastalık Coccidioides immitis coccidioidomycosis etkenidir. reenfeksiyon gelişebilir.12). dokularda ise sferüller şeklindedir (Şekil 9). doğada küf şeklinde. Pozitif deri testi hastalığın tekrarlayabileceğini gösterir.Sistemik Mikozlar Bu enfeksiyonlar dimorfik mantarların toprakta yaşayan küflerinin inhalasyon yoluyla alınması ile bulaşır (Şekil 5. Toprakta yaşayan dimorfik mantardır. Depremlerde ve fırtınalarda hasta sayısı artmaktadır. Eğer hastalık veya ilaçlar nedeniyle hücresel immünite baskılanırsa. Ancak immünsistemi baskılanmış hastalarda diğer organlara da yayılan ağır bir tablo ile hastalar kaybedilebilir (Tablo 5. RES Deri Deri. Çoğu enfeksiyon asemptomatiktir ve kendi kendine iyileşir. Disseminasyonun bulunması hastada immün yetersizlik olduğunu gösterir. Başlıca gelişen immün yanıt hücreseldir. Enfeksiyonun kontrolünde T lenfositler önemli rol oynar. Patogenez Artrosporlar akciğerlere ulaşınca sferüller oluşur ve bunlar endosporlar ile doludur. "Vadi ateşi" (San Joaquin ateşi). Organizma bir kişiye direkt temas veya kan yoluyla geçer. Özellikle endemik bölgeye seyahat öyküsü olanlarda dikkatle araştırılmalıdır.4 Sistemik mikozlar ve hastalıkları Hastalık Çöl romatizması vadi ateşi Histoplazmoz Blastomikoz Güney Amerika blastomikozu Organizma Coccidioides immitis Histoplasma capsulatum Blastomyces dermatitidis Paracoccdioides brasiliensis Dimorfizm 20°C→37°C Hif → Sferül Hif→Maya Hif→Maya Hif → Maya Yerleşim yeri Pulmoner. sporlar mayalara farklılaşır. Granülomatöz lezyonlar özellikle kemikler ve MSS'de bulunur. 232 . "çöl romatizması" etkenidir.4). Toprağın kuru olduğu ve nemsiz havalarda risk artmaktadır. Meninksler. endosporlar açığa çıkar ve yeni sferüller oluşturur. Tozlardaki artrosporlar rüzgarla taşınarak inhalasyon yoluyla akciğerleri infekte eder. Sferüllerin duvarları yıkılınca. Tablo 5. kemik Pulmoner. Bulaşma Çöl ortamı bulunan Amerika'nın güneybatısında endemiktir. Akciğerlere ulaştıklarında.

immünyetmezliği olanlarda daha ileri yıllarda ortaya çıkabilir. başağrısı ve göğüs ağrısı gibi nonspesifik bulgular görülür. Dissemine hastaların ortalama yarısında menenjit görülür. BOS'ta mononükleer hücre hakimiyeti vardır. Laboratuvar tanı Endemik bölgelere seyahat edenlerde pulmoner sendrom var ise hastalık düşünülmelidir. İnfekte kişilerde coccidioidin veya sferülin deri testleri ile. immün yetersizliği olanlar. Doku örneklerinde mikroskobik olarak sferüller görülür (Şekil 5. balgam çıkarma. Asemptomatik hastaların çoğunda tanı deri testleri ile konulur. Endemik alanlara seyahat edecekler için bir korunma önlemi yoktur. çocuk ve gençlerde görülme sıklığı fazladır. 48 saat içinde 5 mm üzerinde endurasyon görülmesi ile tanı koydurur. Primer enfeksiyonda deri döküntüleri hemen daima bulunur. Deri testleri 2-4 hafta içinde pozitifleşir. ateş. septik artrit. Tedavi 12-18 ay gibi uzun sürelidir. yıllarca pozitif kalır. Menenjit normalde akut enfeksiyonu takiben 6 ay içinde gelişirken.13). 233 . %50 akciğer filiminde değişiklikler görülür. Spesifik eritrema denilen hem eritema nodosum hem de eritema multiforme bulunması beklenir. • Ateşi 1 aydan uzun sürenler • Ağır ve ilerleyici pulmoner hastalığı olanlar • İmmünyetmezliği olan hastalar • HIV hastaları • Gebeler • Dissemine hastalık gelişenler tedavi edilmelidir. LP tanı için değerli tanı yöntemidir. Tedavide hastanın durumuna göre amfoterisin B ve oral azol antifungaller kullanılır. Tedavi Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonlarda tedavi gerekmez. Deri testlerinin negatifleşmesi veya antikor fitrelerinin çok yükselmesi relaps açısından risk taşır.Klinik Bulgular Çoğunlukla asemptomatiktir. Sıklıkla asemptomatiktir ve 2 yıl içinde kendi kendine iyileşir. Kültürlerde 2-5 gün içinde oda ısısında (25°C) artrosporlu hifler görülür. Genç hastalarda kaviter akciğer hastalığı gelişebilir. protein yüksektir. Ekstrapulmoner hastalık granülomatöz deri lezyonları. zenciler. Hastaların çoğunda eozinofili görülür. bazı hastalarda yaşam boyu sürebilir. disseminasyon varsa negatifleşir. Tipik hastalık tablosu pnömonidir ve kendi kendine iyileşir. subkutan abseler. Olguların yaklaşık %5'inde disseminasyon görülebilir. osteomyelit veya menenjit'tir. Flukonazol ve itrakonazol aynı etkiyi gösterir. Laboratuvarda üretilmesi önemlidir ancak teknisyenler için tehlikeli olduğu unutulmamalıdır. deri testi veya serolojik yöntemler ile tanı konulur. Semptomatik hastalarda genellikle öksürük. Sıklıkla glukoz düşük. Gebeler.

H. ancak immünyetmezliği olanlarda aylar süren dispne ve hipoksi meydana gelebilir. Kronik pulmoner histoplazmoz: Progressif fokal konsolidasyon ve kavitasyon ile karakterize kronik obstrüktif pulmoner hastalıktır. Lezyonlar apikal veya subapikal bölgelerde lokalizedir. Hastaların çoğu tedavisiz iyileşir. Fibrozis çevre dokularda yapışıklıklar ve kompresyonlara sebep olabilir.14). Dokularda. 234 . Küçük granülomatöz odaklar kalsifiye olurlar. lenf ve kan yoluyla (özellikle karaciğer ve dalak) yayılır ancak genellikle asemptomatiktir. Hastaların yaklaşık %10'unda perikardit.5 Histoplazmozda klinik sendromlar Sık enfeksiyonları Nadir enfeksiyonları Akut primer pulmoner histoplazmoz • Dissemine histoplazmoz • Kronik pulmoner histoplazmoz • Mediastinal granulomatozis • Fibroz mediastinit Akut primer histoplazmoz: Ateş. kilo kaybı ana semptomlarıdır. Yoğun mikroorganizma alınırsa klinik bulgular veren pnömoni görülebilir. ülseratif gastroenterit lezyonları veya MSS enfeksiyonları şeklinde dissemine enfeksiyonları görülebilir (Tablo 5. özofagopulmoner fistül. Mağalara yapılacak gezilerden veya çalışmalardan histoplazmoz salgınları görülebilir. Akciğer grafisindehiler ve mediastinal lenfadenopati ve fokal infiltrasyon görülür. Tablo 5. Daha nadir olarak adrenaller tutulumu. yarasalar infekte olabilir. Özellikle kuş dışkısının (güvercin) kirlettiği topraklarda bol miktarda bulunur.5). diğer %10'unda ise artrit ve eritema nodosum görülebilir. Bunun sonucunda öksürük. disfaji. İnce duvarlı 2-4 mm çapında oval mayalar dokularda bulunan patojen formu oluşturur. Böylece makrofajlarda yapı ve fonksiyon bozukluğuna sebep olur. Organizma tüm vücuda. capsulatum makrofajların içinde oval tomurcuklanan mayalar şeklinde bulunur ve burada çoğalır (Şekil 5. Organizma infektif doku veya kan kültürlerinden izole edilebilir. Bazı hastalarda iyileşme sırasında lenf nodlarında fibrozis meydana gelebilir. titreme. Patogenez ve Klinik bulgular İnhale edilen miçeller makrofajlar tarafından fagosite edilir ve bunların içinde mayalar gelişir. nonprodüktif öksürük. postobstrüktif pnömoni veya bronşektazi meydana gelebilir. Kuşlar enfekte değildir. Hastalarda anemi ve lökositoz görülebilir.Histoplasma Hastalık Histoplasma capsulatum histoplazmoz etkenidir. Mediastinal granulomatoz: Akciğer enfeksiyonlarının iyileşmesi granülomatöz inflamatuvar yanıt ile sonuçlanır. halsizlik. Bulaşma Bu mantarlar dünyanın birçok yerinde görülebilir. Özelikle tüberküloz ile karışabilir. göğüs ağrısı ve halsizlik şikayetleri ile karakterize akut enfeksiyon görülür. Prodüktif öksürük.

Hücresel immünite başlıca korunma sistemidir. Kalın duvarlı yuvarlak mayalar dokularda görülür. Ancak granulomların içinde mayalar uzun süre canlılığını korurlar.0 mg/kg 14 gün İdame için İtrakonazol. 200-400 mg gün PO MSS hastalığı Amfoterisin B 0. 200-400 mg gün PO.7-1. Akciğerlerde mantar mayalara dönüşür. Enfeksiyon başlangıcı respiratuvar sistemde olur. Başlangıçtaki polimorfonükleer lökosit infiltrasyonu daha sonra makrofaj infiltrasyonuna ve granülamatöz dokulara dönüşür. trakea ve vasküler yapıları sıkıştırabilir. 200-400 mg gün PO Nonmeningeal.Fibroz mediastinit: Nadir olgularda iyileşme sonucunda fibrozis mediastinal yapılar. Histoplazmoza bağlı fibroz mediastinit süperior vena cava sendromunun maliniteden bile daha çok olmak üzere en sık sebebidir.6 Histoplazmoz tedavisi İmmünyetmezlikli hastalar İlk seçim İkinci seçim Amfoterisin B 0. Yalancı pozitif ve yalancı negatif sonuçların bulunabileceği unutulmamalıdır. Granülamotöz lezyonlar zamanla kalsifiye olarak iyileşir. yıllarca pozitif olarak kalır. genitoüriner ve MSS olmak üzere ekstrapulmoner şekilde görülür (Şekil 5. bilinen endemik bölgesi Kuzey Amerika'dır. Blastomyces Blastomyces dermatitidis blastomycosis etkenidir.7). Sabouraud dekstroz agarda karakteristik tüberküloid makrokonidiyalı ve mikrokonidyalı hifleri görülür. hayatı tehdit eden hastalık İtrakonazol.6). Doğada küf. Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonları nadiren tespit edilebilir.7-1. Enfeksiyondan 2-3 hafta sonra 5 mm üzerinde endürasyon gösteren histoplazmin deri testi pozitif olarak değerlendirilir.0 mg/kg günlük İtrakonazol. Blastomycosis gibi diğer mantarlar ile çapraz reaksiyon görülebilir.7-1. Türkiye'de bulunmaz. 200 mg oral Amfoterisin B 0. Spesifik T hücre immünitesi 2-4 hafta içinde gelişir. İlerleyici akciğer enfeksiyonlarında oral itrakonazol faydalıdır. Deri testleri özellikle epidemiyolojik çalışmalarda kullanılır. Hastalık hem pulmoner hem de kutanöz. iskelet sistemini tutan. dokularda maya şeklinde bulunan dimorfik mantardır. Tozlardaki miçellerin inhalasyonu yoluyla bulaşır.0 mg/kg günlük AIDS'li hastalar Amfoterisin B 0. Tedavi Asemptomatik ve hafif enfeksiyonu olanlara tedavi gerekmez.7 Yetişkin ve çocuklarda blastomikoz klinik sendromları En sık Daha nadir • Pulmoner • Kutanöz • İskelet sistemi • Genitoüriner Ender • MSS • Dissemine 235 . Dissemine hastalıklarda Amfoterisin-B kullanılır (Tablo 5. Yayılma deri. Serolojik testlerinde 1:32 titrasyon üzeri tanı açısından anlamlıdır.15). özofagus. 200-400 mg/gün 6-12 saatte bir İtrakonazol. Tablo 5. Laboratuvar tanı Doku biyopsilerinde veya kemik iliği aspirasyonlarında makrofajlar içinde mantar hücrelerinin görülmesi hızlı tanı açısından değerlidir. Tablo 5. Enfeksiyon başlıca kan dolaşımı veya lenfatik sistem aracılığı ile uzak dokulara yayılır.7-1.0 mg/kg günlük Itrakonazol. kemik ve diğer alanlardaki ülserli granülomlardan olur (Tablo 5.

C. glabrata. 236 . Fırsatçı mantar enfeksiyonları için mutlaka altta yatan bir sebep vardır. endemik değildir. deri de etkilenebilir. önemli özelliği flukonazole orta düzeyde dirençlidir. oral mukozada gelişen Candida enfeksiyonudur. vajinit ve kronik mukokotanöz kandidiyaz etkenidir. Bu mantarlar dünyanın her yerinde yaygındır. krusei flukonazole direnci ile tanınır. Dokuların mantar kültüründen etken üretilebilir. C. genellikle hastalık etkeni değildir. ancak enfeksiyon immün yetmezlik geliştiğinde ortaya çıkar. gelişme faktörleri vajinit ile aynıdır. Risk faktörleri antibiyotik kullanımı. Dokularda küfler gibi görünürler. Pamukçuk. lusitaniae ve C. endokardit ve renal hastalıklar gibi özel alan enfeksiyonlarında tespit edilebilir. krusei nadir etkenlerden birisidir. Candida'nın gerçek enfeksiyon alanı mukozalardır. İnsanlarda üst solunum yolu. Hem solunum sistemi yoluyla hem de diğer hazırlayıcı faktörler aracılığı ile enfeksiyon meydana getirebilirler. Epidemiyoloji Normal flora üyesidir. C. uzamış nötropeni. diabet ve immün yetmezlik olarak özetlenebilir. uzun süreli kateter kullanımı ve parenteral nutrisyonel beslenme olarak sıralanabilir. albicans. C. İtrakonazol. parapsilosis. Tedavide hayatı tehdit eden enfeksiyonlar. ancak özellikle immün yetersizliği olanlarda düşünülmelidir. pseudohif denir. Candida sepsisi için spesifik risk faktörleri antibiyotik kullanımı. gastrointestinal ve kadınların genital sisteminin normal florasında bulunur. C. glabrata enfeksiyonlarında dokularda pseudohif örülmez. krusei kandidemi. tropicalis. C. albicans'tır.Tanı doku biyopsilerinden alınan örneklerden kalın duvarlı mayaların gösterilmesi ile konulur. Candida hastanelerde alınan kan kültürlerinde dördüncü sıklıkta tespit edilen etkendir. MSS enfeksiyonları ve AIDS'li hastalarda amfoterisin B ilk seçilecek ilaçtır. Bugüne kadar tespit edilmiş 150'den fazla Candida suşu vardır. krusei. Kadınların 3/4 ünün yaşamlarında en azından birkez Candida vajiniti geçirdiği bildirilmektedir. Flukonazol de denenebilir. rugosa insan enfeksiyonlarında saptanmış önemli suşlardır. oküler enfeksiyon. pamukçuk. Kutanöz enfeksiyonlar gibi hafif olgularda ilk seçenek itrakonazoldür. Candida enfeksiyonlarında başlıca etken C. C. C. C. Candida Hastalık Candida albicans. Genellikle tek tomurcuklanan oval mayalardır. C. FIRSATÇI MİKOZLAR Fırsatçı mantarlar doğada ve normal insan florasında bulunabilir. C. Candida enfeksiyonlarının gelişmesi için normal flora'nın değişime uğraması gerekir. bunların içinde C. pseudotropicalis. C. oral kontraseptif kullanımı. glabrata da diğer sık rastlanan Candida suşlarından birisidir. guilliermondii. Ketokonazol. gebelik.

klasik tanı yöntemi serumda 90 dakika içinde germinasyon tüpleri oluşturmasıdır. Tablo 5. Candida vulvovajinitinde risk faktörü olarak gebelik. yumuşak damak ve farenks üzerinde beyaz plaklar Özophegeal • Asemptomatik • Disfaji • Epigastrik ağrı • Bulantı kusma Hematemez • Eşlik eden oral pamukçuk • Beyaz plaklar olmaksızın dil ve yumuşak damakta eritematöz mukoza • Mukozada eritem ve ödem • Eritematöz tabanda dil üzerinde kaldırılamayan beyaz plaklar • Kesikler • Perforasyon GI • Benign ülserlerde enfeksiyon • Barsaklarda ülserasyon ve pseudomemban gelişmesi Vulvovaginal • Vulva kaşıntısı • Vajinal akıntı • Hafif koku • Vulvada yanma • Eritematöz mukozada beyaz plakların görülmesi Nadir • Generalize deri tutulumu • Generalize deri tutulumu • Tek veya multipl 5-10 mm'lik papüller • Candida granüloması • Midenin diffüz tutulumu • Derin ülserler • Hemoraji • Perforasyon Candida'nın idrarda gösterilmesi enfeksiyon işareti değildir. Diğerlerinde dispne. Candidemi asemptomatikten fulminan sepsise kadar değişen klinik tablolarla karşımıza gelebilir. Vulvada yanma. HIV enfeksiyonu ve antimikrobiyal terapi gösterilmesine rağmen olguların büyük bir bölümünde bunlar yoktur.8-9) Candida dermatiti. oral kontraseptif kullanımı. HIV enfeksiyonu ve nötropeni yaratan kemoterapi gibi faktörler Candida enfeksiyonlarının gelişmesine neden olur. derinin göğüs altları. plastik malzemeye tutunabilir. DM. GİS cerrahisi. Hipoparatiroidizm ve adrenal yetersizlik ile karakterize otoimmün endokrin yetmezliğin eşlik etmesi ile poliglandular otoimmün sendrom tip I meydana gelebilir. geniş spektrumlu uzun süreli antibiyotik kullanımı gibi hazırlayıcı faktörler bulunur. Hastalar sıklıkla asemptomatiktir. endotel. Candida ürettiği proteinler aracılığı ile epitel hücreleri. Maya hücreleri 4-6 um çapındadır ve tomurcuklanma ('budding' blastospor) ile çoğalır. Hastalarda genellikle malinite. yanık. masere deri • Derinin nemli alanları • Paronişya • Onikomikosis Oral • Eritematöz mukozada dil.8 Dermatolojik ve Mukozal Candidiasis Dermatit S ık görülenler • Eritematöz. vajinal irritasyon gibi bulgular da bulunabilir. yumuşak damak. Hastalarda sıklıkla oral pamukçuk ta vardır. Kronik mukokutanöz candidiasis immün yetmezliği olanlarda antifungal tedaviye rağmen deri ve mukozaları tutan ağır bir enfeksiyondur. Oral candidiasis genellikle asemptomatiktir veya yanma hissi ile karakterizedir. kusma ve hematemez görülür.8). Tipik bulgu dil. candida sistiti veya üriner sistem kandidiasisi gelişmesi için predispozan faktördür. Özofagial candidisis'in yaklaşık %50'si asemptomatiktir. eksternal dizüri. Normal floranın bozulmasına sebep olan iki önemli faktör antibiyotik kullanımı ve deri maserasyonudur. ancak dokularda hem maya hem küf şeklinde bulunur. Ancak antibiyotik kullanımı.Mikrobiyolojik özellikler Candida başlıca maya şeklindedir. nötropeni yapan kemoterapi alınması. Hafif bir koku bulunabilir. Ateş yüksek olabilir. ancak dizüri görülebilir (Tablo 5. tırnak altları ve aksillalar gibi nemli alanlarında meydana gelir. Candida kültürlerde yumuşak beyaz koloniler şeklinde ürer. Ayrıca ürettiği proteazlar ile fosfolipazları organizmanın konak defansının önlemesi ve mukozaya invazyonunda kullanır Klinik (Tablo 5. bulantı. üriner kateter kullanımı ve DM candidüri. 237 . kasıklar. kateter. diğer oral mukozada pamukçuk veya pseudomembranöz kandidiyaz şeklindedir. epigastrik ağrı. Patogenez ve Klinik Bulgular Normal flora üyesi olduğu için hastalıkları ancak lokal veya sistemik defans mekanizmaları bozulduğu zaman ortaya çıkar. organ transplantasyonu. Tipik tablo vulva kaşıntısı ve vajinal akıntıdır. GIS cerrahisi. trombosit ve fibrin plaklarına.

Sıcak. Laboratuvar tanı Tanı eksüda veya dokularda. İmmunsuprese kişilerde Candida bir çok organa dissemine olabilir ve kronik mukokotanöz kandidiyaz meydana getirebilir. tomurcuklanan mayalar (blastosporlar) ve pseudohiflerin görülmesi ile konulur. diabet veya antibiyotik kullanımı ile ortaya çıkan vajinit kaşıntı ve akıntı ile karakterizedir. albicans için tipiktir. dalak. 37°C'de germinasyon tüpleri (Şekil 5. Su ile çalışan kimselerde (çamaşırcı veya bulaşıkçı gibi) tırnak ve parmak enfeksiyonları görülebilir.16) oluşturur.9 Derin doku candida enfeksiyonu Üriner sistem S ık görülenler • Asemptomatik • Hastalarda risk faktörleri vardır Candidemi ve Dissemine candidiasis • Hastalarda risk faktörleri vardır • Asemptomatikten septik şoka kadar klinik tablo • Pozitif kan kültürü • Multipl organlarda çoğul abseler Nadir • Dizüri • Piyüri • Renal parenkim ve üreter tutulumu • Negatif kan kültürü (dissemine enfeksiyonu ekarte ettirmez • Kapak perforasyonu • Kongestif kalp yetmezliği • Miyokardit Endokardit • Hastalarda risk faktörleri vardır • Ateş.9). C.17) oluşumu C. Yüksek pH. Klamidospor (Şekil 5. nemli bölgelerde deri invazyonu görülebilir. Tablo 5. Serolojik testler nadiren faydalıdır. göz gibi birçok organda multipl abseler ile karakterize bir klinik tablodur (Tablo 5. ancak diğer Candida'larda görülmez.Dissemine candidiasis karaciğer. Kültür ortamında özel tipte mayalar görülür. titreme ve kilo kaybı • Emboli bulguları 238 . albicans'ın ağızda üremesi beyaz plaklar yapar (pamukçuk).

Topikal azol preparatları olan klotrimazol. 239 .6 mg/kg/gün IV sistemik olarak kullanılabilir. Hasta serumunda mannan antijenleri gösterilebilir. Üst üriner sistem enfeksiyonlarında ise flukonazol 400-800 mg PO/IV. Candida vajinitinde vajinal pH normaldir (< 4. Flukonazol kullanılan hastalara amfoterisin B ile 1 litre steril suya 50 mg karıştırılarak saatte 40 ml gidecek şekilde devamlı infüzyon/direnaj yapılabilir. amfoterisin B 0. ancak bunun normal florada da bulunabileceği unutulmamalıdır. Tomurcuklanan mayalar ve hiflerin gösterilmesi tanı koydurucudur. Oral azoller olan flukonazol 150 mg PO veya itrakonazol 400 mg ile topikal tedaviye destek olunabilir.3-0. Asemptomatik kandidüri olgularında varsa idrar sondası çıkartılmalıdır. itrakonazol 200mg PO. Üriner sistoskopide kandida sistiti olanlarda mukozada beyaz plaklar görülebilir. Gebelerde relaps sıktır.8-1. Kültürde sıklıkla Candida üretilir.0 mg/kg/gün IV ve/veya 5-FC 10 mg/kg/gün IV kullanılmalıdır. Kan kültürünün negatif olması bizi tanıdan uzaklaştırmaz. flukonazol 10 gün 200mg PO. Akıntının direkt incelenmesinde mantar elemanları gösterilmesine rağmen abondan lökosit yoktur. Bu hastalarda da idrar sondası varsa çıkartılmalıdır. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. Özefagus enfeksiyonlarında baryumlu özofagus filmleri ve endoskopi yararlıdır. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. Alternatif tedavi olarak amphoterisinB 0. Tedavi klinik bulguların gerilemesi. Deri testleri anerjik olan bir kişide.Candida antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği kişinin hücresel immünitesi için bir göstergedir. Krem veya vajinal tabletlerin birbirine bir üstünlüğü yoktur. Dissemine candidiasis tedavisinde erişkinde birinci seçenek flukonazol 400-800 mg PO/IV klinik bulguların gerilemesi. mikonazol veya terkonazol ile tedavi oranı %75-90 arasındadır. Oral azoller gebelerde kullanılmamalıdır. dissemine candidiasis gelişebileceği unutulmamalıdır.5). Mantar topları veya geniş bölgede perinefritik abse var ise cerrahi girişim yapılabilir. Gerek görülürse amfoterisinB ile irrigasyon yapılabilir. Tedavi Oral kandidiasis tedavisinde nistatin süspansiyon 7-10 gün süresince günde 4-6 mL 6 kez topikal olarak kullanılır. end organ tutulumu gözlem altında bulundurulmalıdır. Derin kandidiasisde kan kültürü alınmalıdır.8-1. Aşısı yoktur. amfoterisin-B 0. 200 mg PO verilebilir. Candida özofajitinde nistatin suspansiyon 10-30 ml 4 kez 10 gün topikal olarak. Sistemik tedavide flukonazol 10-14 gün 100 mg PO veya itrakonazol. Gerekmedikçe hastalara antibiyotik verilmemelidir. Flukonazol 200 mg başlangıçta ve sonra 100 mg PO 4 gün kullanılabilir. KOH preparatları tanı için değerlidir. diğer testler denenmez.0mg/kg/gün IV kullanılabilir. Candida vulvovajiniti için hem topikal hem de oral birçok antimikotik kullanılabilir. Varsa idrar sondası çıkartılmalı.

Bir diğer suşu olan C. Rutin laboratuvar testler sıklıkla normaldir. Pulmoner hastalık hemen daima bulunur. Menenjit ve diğer dissemine enfeksiyonlar Amfoterisin-B. Kriptokok menenjitin uzun süreli supresyonu için AIDS hastalarında flukonazol kullanılır. Patogenez İnsanlara kuş dışkılarının inhalasyonu ile bulaşır. gatti tropikal iklimlerde bulunur ve okaliptus ağaçları aracılığı ile bulaşır. Testin Romatoid faktör pozitifliğinde ve Trichosporon beigelii enfeksiyonlarında yalancı pozitiflik verdiği unutulmamalıdır. fenoloksidaz enzimi ve 37°C'de üreyebilme yeteneğidir. flusitozin kombinasyonu ile tedavi edilir. Akciğer grafisinde alt loblarda multipl alanlarda infiltrasyon gösterilebilir. Akciğer enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Hastalık özellikle immün yetmezliği olanlarda (AIDS) gibi görülür. İnsandan insana bulaşma yoktur. Ayırıcı tanıda kullanılan mantar kültürü 37°C'de ortalama 72 saatte beyaz. mukoid yumuşak koloniler şeklinde sonuç verir. Bununla birlikte Kriptokok menenjiti geçirenlerin hemen yarısında immün yetmezlik tespit edilememiştir. İnsan enfeksiyonları inhalasyon ile bulaşır.Cryptococcus Genel özellikler Cryptococcus neoformans kriptokokkoz. Tedavi Pulmoner enfeksiyonlarda birinci seçenek flukonazoldür. Kriptokoklar oval. Bu oran Afrika'da %30'ların üzerine çıkmakta ve erkeklerin kadınlara göre 3 kat fazla hastalandığı dikkati çekmektedir. Laboratuvar tanı Çini mürekkebi ile boyanan BOS'ta maya hücreleri etrafında geniş kapsül olguların ancak %50'sinde gösterilebilir (Şekil 5.5). Serumda Kriptokok antijeni gösterilmesi en duyarlı yöntemdir. Referans laboratuvarlarında PCR yöntemi gibi moleküler yöntemler kullanılır. Özellikle CD4 T lenfosit sayısı <100/mm3 olanlarda fungal enfeksiyonlar görülmektedir. etkenidir. AIDS'li hastalarda Kriptokok enfeksiyonu görülme sıklığı çalışmalara göre %6-10 arasındadır. özellikle kuş (güvercin) dışkısı ile kirlenmiş toprakta bulunur. Kapsül boyanmaz. Bunun gösterilmesi tanı yöntemi olarak kullanılır. ancak immünyetmezliği olanlarda akciğer enfeksiyonları görülebilir. Karakteristik özelliği kapsülünde fenol oksidaz enzimi bulundurmasıdır. Son 25 yılda AIDS ve immünsupressif ilaçların kullanımı C. kapsül antijeni lateks partikül aglutinasyon testi ile pozitif sonuç verir. Kuşlar enfekte değildir. Organizma genellikle bu aşamada ortadan kaldırılır. neoformans'a bağlı enfeksiyonların gelişmesinde dramatik artış görülmesine sebep olmuştur. infekte BOS'ta. MSS ve diğer organlara yayılır . AIDS'li hastalarda gelişen menenjitte BOS lenfosit sayısı sıklıkla düşüktür. 240 . Olguların yaklaşık 1/3 ünde ateş bulunmaz. Epidemiyoloji Mantar doğada yaygındır. etrafında geniş polisakkarid kapsülleri bulunur. Alveollere ulaşan mantarlar makrofajlar tarafından fagosite edilir. Mantarın virülansında ana faktörler polisakkarid kapsülü. tomurcuklanan mayalardır. Hastalığın gelişmesini önlemek için spesifik önlemler bulunmaz.18). Lateks aglutinasyon yöntemi ile antijenin gösterilmesi kültür ve çini mürekkep yöntemine göre daha duyarlıdır. bazen pnömoni yapabilir (Şekil 5.

A. Kavite duvarında yüzeyel enfeksiyonları olur disseminasyon nadirdir (Tablo 5. Kronik granulomatöz hastalığı olan çocuklar ve kontrolsüz diabeti olanlarda risk altındadır. kemik iliği transplantasyonu veya aplastik anemi bilinen en önemli risk faktörleridir. kornea. Havaya yayılan konidyalar ısıya ve ekstrem şartlara dirençlidir. Hastaların çoğunun immünyetmezliği olması nedeniyle IgG tipi antikorların tanıda fazla değeri yoktur. akciğerlerde mantar topları. kulak.19). Patogenez ve Klinik Bulgular Kolonize olmuş Aspergillus fumigatus deri. karakteristik septalı hifleri ile sadece küf formu vardır. kemoterapi. Kapsül aşılarının korunmada başarılı olmadığı gösterilmiştir. göz. deri.Prognoz ve Korunma AIDS'li hastaların MSS kriptokok enfeksiyonları çoğunlukla fatal seyirlidir. Profilaktik olarak alınacak fazla bir önlem yoktur. 60 yaşın üzerinde olma. Doğada yaygındır ve çok çeşitli şartlarda üreyebilir. Nötrofillerde onlara yardımcı olur. fumigatus en sık görülen insan patojenidir. işyerlerinde ve hastanelerde saksıların topraklan önemli kaynaklardır. Özellikle çiçekler önemli kaynaklardır. Ciddi immün yetersizliği olan hospitalize hastalarda nosokomial enfeksiyonları önemlidir. AIDS'li hastalarda flukonazol kullanımı ile kriptokok gelişme olasılığı %7'den %1'e düşürülmüştür. Özellikle nötropenisi olan immün yetmezlikli hastalarda akciğerlerde granülomlar ve hemoptizi görülür. terretus'da nadir enfeksiyon etkenidir. Özellikle nemli topraklarda ürerler. yanık. kriptokoksemi. Fagositoz ve sellüler yetmezlik invazif enfeksiyonun gelişmesi için önemli faktörlerdir. Mental retardasyon. flavus ve A. Aspergillus Hastalık Aspergillus türleri. Bulaşma 500'den fazla Aspergillus suşu olmasına karşın insanlarda enfeksiyon yapan sadece birkaç tanesidir.allerjik bronkopulmoner aspergilloz etkenidir. Filtre edilmemiş hastane havasında sporları bulunur. A. 241 . İnsandan insana bulaşmaz. yaralar. niger. Pulmoner makrofajlar konidiyalara karşı ilk defans elemanlarıdır. A. BOS'da lökosit sayısının azlığı ve glukoz miktarının düşüklüğü prognozu olumsuz etkileyen faktörlerdir. dış kulak yolu veya paranazal sinüslere invazyon yapar. Hiflerinin 45°'lik açılar ile dallanması diğer mantarlardan ayıran önemli özelliğidir (Şekil 5. özellikle Aspergillus fumigatus. Kaviter lezyonlarında aspergilloma veya fungus topları görülür. evlerde.10). Nötropeni meydana getiren lösemi. Diğer hastalarda tedavi oranı %2530'lardadır. Konidiyaların hava yoluyla alınması ile bulaşır. BOS ve kanda yüksek fitrelerde kriptokok antijenin gösterilmesi. Aspergillus türleri dimorfik değildir.

Tanı multiorgan yetmezliği olan kişilerde kan veya doku kültürlerinde aspergillusun izolasyonu ile konulur.11). İtrakonazol'ün inatçı olgularda etkili olduğu bildirilmektedir. ciddi olgularda cerrahi tedavi yapılmalıdır. Tüberküloz.11 Alerjik bronkopulmoner aspergillozisin tanı kriterleri Tanı kriterleri • Astım bronşiyale • Periferik eozinofili • Aspergillus fumigatus antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği • Akciğer grafisinde pulmoner infiltrasyon • Fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin varlığı • Serum IgE yüksekliği • Santral bronşektazi Spesifik destekleyici kriterler • Kahverengi balgam • Balgam kültüründe A.Tablo 5. Hemoptizinin görülmesi invazif pulmoner aspergillusun en önemli bulgusudur. ileri dönemlerde AIDS ve kontrolsüz diabetik hastalarının önemli aspergillus enfeksiyonudur. Damar invazyonu dissemine enfeksiyonun gelişmesinde önemli faktördür. transplantasyon sonrası gelişen sitomegalovirüs enfeksiyonu. kortizon tedavisi. Bunu anormal akciğer grafisi bulguları ve balgam kültürü pozitifliği takip eder. Periferik eozinofili alerjik bronkopulmoner aspergillusun en önemli işaretidir. Ateş. Tanı balgam kültüründe aspergillusun üretilmesi ile konulur. sarkoidoz. Bu durum pulmoner tutulumda hemoptizi. Kan kültürü nadiren pozitif olur. dispne ve göğüs ağrısı görülür. İnhale kortizon tedavisinin etkisi yoktur. İnvazyon gelişen doku veya organ ile ilişkili bulgular vardır. Mantar topları veya miçetoma da denilen bu klinik tablo kavitelerde ağır aspergillus kolonizasyonudur. karaciğer böbrekler ve gastrointestinal sisteme olur. IgE yüksekliği gösterilebilir. En sık klinik bulgu hemoptizidir. Diğer eozinofilik pnömoniler ayırıcı tanıda göz önüne alınmalıdır (Tablo 5. Hastalık başlangıçta asemptomatiktir.10 Aspergillus enfeksiyonları Çocuklar Sık enfeksiyonları • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz Yetişkinler • Çiftçi akciğeri • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz • Aspergillus sinüziti Nadir enfeksiyonları • Osteomyelit • Endokardit • Endoftalmit • Endoftalmit • Osteomyelit • Disk enfeksiyonu • Endokardit • Osteomyelit • Aspergillus trakeobronşiti İnhalasyon ile alınan conidialar. uygun konaklarda bronşlara ve damarlara invaze olur. Kortizon tedavisi uygulamak gerekir. MSS tutulumunda ise ani bayılmalara sebep olabilir. Tipik bir klinik bulgusu yoktur. kemik iliği transfüzyonu sonucunda gelişen graft versus host hastalığı. İnvazif pulmoner aspergilloz nötropeni. Dissemine aspergillozis immün yetersizlikli hastalarda fatal seyirli bir klinik tablodur. Alerjik bronkopulmoner aspergillus alerjik astım şikayeti olanlarda veya kistik fibrozislilerde gelişen eozinofilik pnömoni veya hipersensitivite reaksiyonudur. Laboratuar tanısında balgam kültürü kullanılır. Disseminasyon MSS. Tablo 5. Sistemik antifungal tedavinin etkisi yoktur. Bunlara ek olarak Aspergillus fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin tespit edilmesi. Dokularda hemorajik infarktlar ve nekrozlar oluşturur. silikozis ve bronşektazi gibi kaviter hastalıkların varlığında gelişen akciğer enfeksiyonuna aspergilloma denir. Astım benzeri semptomları vardır. fumigatus üremesi • Spesifik IgG ve IgE yüksekliği 242 . deri. nonprodüktif öksürük. organ transplantasyonu sonucunda akut rejeksiyon.

pürülan nazal akıntı. Laboratuvar tanı Biyopsi örneklerinde dokulara invaze olmuş septalı hiflerin gösterilmesi ile tanı konulur. Nazal sekresyon kültürleri genellikle pozitiftir. Hastalık çoğu zaman kendi kendine iyileşir. 243 . Aspergillus ciddi immün yetersizliği olanlarda ve nötropeniklerde sinüzit oluşturabilir. cerrahi eksizyon ve drenaj gerekebilir Mucor Mukormikozis doğada yaygın olarak bulunan (Mucor. Sinüs veya pulmoner kavitede gelişen mantar topları cerrahi olarak tedavi edilir. yanıklarda ve lösemililerde sorun çıkarır. altta yatan hastalık. Biyopsi materyalinde septasız dik açı ile dallanan hiflerin görülmesi ile tanı konulur. Kan damarları. Noninvazif sinüzitler neoplazi. nazal konjesyon. Başağrısı.12). Eğer erken tanı konulursa. nekrotik dokuların cerrahi tedavisi beraber uygulanır. amfoterisin-B. Bu organizmalar immün sistemi düşük olan kişilerde aseksüel sporları ile hava yoluyla bulaşır ve dokulara invazyon yapar. Semptomlar 6-8 saat içinde gelişen öksürük ve derin soluk alamamak olarak özetlenebilir.12 Aspergillus enfeksiyonlarında tedavi Tedavi seçenekleri Çiftçi akciğeri Alerjik Bronkopulmoner aspergillus Aspergilloma İnvazif pulmoner aspergillozis ve dissemine aspergillozis Kesinlikle kontrendike Aspergillus sinütizi Kortikosteroidler Uzamış subakut veya kronik semptomları olanlarda kullanılır Hayır Hayır Hayır Uzamış hastalarda prednizolon Hayır No Amfoterisin B İtrakonazol Cerrahi Hayır Araştırma aşamasında Hayır Hayır Hayır Selektif olgularda 1. Nötrofili görülebilir ancak tipik bulgu eozinofilinin bulunmamasıdır.5 mg/kg/gün 400 mg PO Lokalize Hastalıklarda denenebilir 1-1.0-1. diş ağrısı. sinüs veya göz ağrısı klinik bulguları oluşturur. özellikle paranazal sinüsler. Kültür pozitifliği.Çiftçi akciğeri Aspergillus sporlarının inhalasyonu ile bir alerjik reaksiyon olan alerjik alveolit veya hipersensitivite pnömonisidir. Absidia gibi) saprofitik küfler tarafından meydana gelir. İnvazif aspergillozisli kişilerin serumlarında yüksek titrede galaktomannan tespit edilir. Tedavi İnvazif aspergillozis amphoterisin-B ile tedavi edilir. normalde de kolonizasyon olabileceği için herzaman enfeksiyonu göstermez. akciğerler infekte olur (Şekil 5. Allerjik hastalarda steroidler ile antifungal ilaçlar beraber kullanılır (Tablo 5. Diabetik ketoasidozlu hastalarda. Tıkanan damarlar nedeniyle dokularda nekrozlar oluşturur.20). Tablo 5. inflamatuvar hastalıklar ve bakteriyel enfeksiyonlar ile karıştırılabilir. Rhizopus.5 mg/kg Hayır Debridman.

244 .

İmmünoloji • İmmünoloji • Spesifik immün Yanıt • Aktif ve Pasif immünite • Antijenler • Yaş ve immün Yanıt 245 .

Fagositer sistem denince kandaki nötrofiller ile monositler.2).1'de görülmektedir. karaciğer sinüzoidlerinde Kupffer hücreleri. dokularda da makrofajlar anlaşılır (Şekil 6. 246 .2). Örneğin. Doğal ve edinsel immünitenin hümoral ve hücresel immünite ile ilişkisini sağlayan hücreler Tablo 6.3). Nonspesifik immünite Nonspesifik immünite doğumda başlar. Hem konağın kendisinin hem de yabancı antijenlere karşı yanıt verebilir. İmmün sistemin tüm komponentleri pluripotent kök hücrelerden gelişirler (Şekil 6. Makrofajlar her doku için özelleşmiş hücrelerdir. diğeri ise özellikle tümör hücreleri. Bunun dışında iki önemli hücresel komponenti vardır. akciğerlerde alveoler makrofajlar.1) (Şekil 6. Bu ağın çalışmasından sorumlu immün sistem organları Şekil 6. mikroorganizmalar veya virüsle infekte hücrelere karşı katil hücreler (Tablo 6. İmmün sistemin başlıca görevi bakteri. mantar ve parazit gibi mikroorganizmalar tarafından oluşturulan enfeksiyonları önlemek veya sınırlandırmaktır. önceden antijen ile karşılaşmaksızın işlev görür ve hafıza hücreleri bulunmaz (Şekil 6. İmmünite Nonspesifik ve spesifik immünite olarak ikiye ayrılır.2). MSS'de perivasküler mikroglial hücreler ve böbreklerdeki mesengial fagositer hücreler. Bunlardan birincisi fagositer sistem. eklemlerde sinovial hücreler. akut faz reaktanları ve sitokinler oluşturur. Deri ve mide asidi gibi kimyasal bariyerleri mikroorganizmalar için ilk engellerdir. virüs. Doğal immünitenin eriyebilen komponentini ise kompleman proteinleri.BÖLÜM 6: İMMÜNOLOJİ İmmün sistem hücreler ve eriyebilen komponentin meydana getirdiği bir ağdır.2'de görülmektedir.

1 Doğal immünite Mekanizma Mikroorganizmanın girişinin sınırlandırılması Faktörler Sağlam derinin keratin tabakası Gözyaşı ve diğer sekresyonlardakı lizozim Derinin yağ asitleri Respiratuvar silialar Boğaz. kolon ve vajenin normal florası Vajen ve midedeki düşük pH Yüzey fagositleri Mikroorganizmaların vücutta üremelerinin sınırlandırılması Naturel killer hücreler Fagositerler İnterferonlar Transferrin ve laktoferrin Kompleman sistemi Vücut ısısının yükselmesi inflamatuvar yanıt 247 .Tablo 6.

Sitokinler inflamasyonun ve immün yanıtın etkisini arttırırlar. nonspesifik antijen veya bir nonspesifik eriyebilen stimülus (örneğin. endotoksin diğer sitokinler gibi) sonucunda aktifleşen monositler ve lenfositler tarafından sekrete edilen immunglobulin olmayan polipeptidlerdir. 248 . T hücreler yüzeylerinde Ig bulundurmazlar. böylece doğal ve edinsel immünite arasında köprü görevi görür.Sitokinler spesifik antijen. Ag'i T hücre reseptörleri (TCR) aracılığı ile tanırlar. eriyebilir komponenti ise immunglobulinlerdir. Sitokinlerin sekresyonu spesifik antijen ile aktifleşen lenfositler tarafından tetiklenmesine rağmen. Lenfositler timusta olgunlaşanlar (T hücreler) ve kemik iliğinde olgunlaşanlar (B hücreler) olmak üzere ikiye ayrılır. Tablo 6. Lenfositler fonksiyonları ve yüzey marker'larına göre CD4 ve CD8 olmak üzere ikiye ayrılırlar. Ag değişken alanlara bağlanır. TCR Ig ler ile aynı gen familyasına sahiptirler. TCR CD3 molekülü ile bir kompleks yapı oluşturur. Spesifik immünite Spesifik immünite öğrenilir. Yüzey immunglobulinieri ile erimiş antijenleri tanır ve spesifik antikorları salgılarlar. Günümüzde 166 adet CD tanımlanmıştır. antijene spesifik değildir. Bu sistemin hücresel komponenti lenfositler. Ig üzerinde kalıcı ve değişken alanlar vardır. buna TCR/CD3 kompleksi denir.2 Doğal ve Edinsel immünite hücreleri Humoral immünite Doğal Kompleman Sitokinler Edinsel B hücreler Plazma hücresi Antikorlar Hücresel immünite Makrofajlar Nötrofiller Doğal katil hücreler Yardımcı T hücreleri Sitotoksik T hücreler Ig'ler ikişer adet ağır ve hafif zincirlerden meydana gelir. adapte edilebilir ve hafıza sistemini geliştirir. Spesifik olarak sınırsız antijen tanıma kapasitesine sahiptirler. B hücrelerinin antijen tanıma fonksiyonu yüzey immunglobulinleri aracılığı ile sağlanır. Yüzey markerlarına clusters of differentiation (CD) denir.

kromozom üzerindeki majör histocompatibilite kompleksi genleri aracılığı ile olmaktadır. -DP ve -DQ'dan oluşur. IL-2.. Sitokinler Sitokinler spesifik hücre reseptörlerine bağlanır ve etkilerini böyle gösterirler. beta ve gama). Kemokinlerin bazı reseptörleri HlV'in monosit/makrofajların içine girmesine aracılık yaparlar. Kemotaksis ve lökosit migrasyonunu indükleyen sitokin grubuna kemokin'ler denir. onların kaynakları ve majör etkileri Tablo 6. TCR'nin MHC/Ag kompleksine bağlanması T hücre aktivasyonu için yeterli değildir.. tümör nekroze edici faktör (TNF-alfa ve beta). -B. IL-1.Majör Histocompatibility Complex İmmün sistemin kendinden olanlar ile olmayanları tanıması 6. Sitokinlerin farklı etkileri vardır.. 249 . MHC Class II proteinleri ile ise CD8 hücreler birleşebilir. IL-2'nin sekresyonunu indükler. -DR. Class II MHC proteinleri ise HLA-D. Örneğin. ve ..3'te gösterilmiştir. Langerhans hücreleri ve aktifleşmiş (ancak aktifleşmemişlerde yok) T hücrelerinde bulunur. tüm çekirdekli hücreler ile trombositlerin yüzeyinde bulunur. T hücreleri nadiren bunu yapabilir.. IL-8). IL-4 ve IFN-gama B hücrelerinin class II ekspresyonunun indüksiyonunda birbirlerinin etkilerini arttırırlar. Bir koaktivasyon sinyaline daha ihtiyaç vardır. İnterlökinler (IL-1. MHC Class II taşıyan hücrelere antijen sunan hücreler (APC) denir. ayrıca IgE sekresyonunu indüklerler. B hücreleri. CD28/ CD80CD86 yokluğunda T hücreler anerjik veya toleran olabilirler.C'den oluşur.. makrofajlar. asıl MHC/Ag kompleksine etki gösterir. Class I MHC proteinleri HLA-A. B hücreleri eriyebilen antijenler ile reaksiyona girerken. MHC Class I proteinleri ile CD4 hücreler. Bu ikinci sinyal T hücre yüzeyindeki CD28 ile APC'Ier üzerindeki CD80 veya CD86'lardır. Sitokinler interferonlar (IFN -alfa. Majör sitokinler. IL-4 ve IL-6 sitotoksik T lenfositlerin gelişimi için sinerjizm gösterirler. transforme edici büyüme faktörleri ve hematopoetik koloni stimülan faktörler (CSF) olmak üzere bir çok gruba ayrılırlar. dendritik hücreler.

Yardımcı T hücreleri (T. Burada pozitif ve negatif seleksiyondan geçirilirler ve bu ayrımdan eksiksiz geçen hücreler artık dolaşıma ve lenfoid dokulara çıkabilir. bu hücreler ThO hücrelere dönüşürler ve IFN-gama . and IL-10 gibi bir çok sitokin salgılarlar. 250 . Tüm matür T hücreler yüzeylerinde CD4 veya CD8 reseptörleri taşırlar. Sitokinlere bağlı olarak ThO Th1 ve Th2'den birine dönüşür. yani milyonlarca farklı antijeni tanıyabilirler. Farklılığı kolaylıkla algılayabilirler. sitokinlere yanıtları ve salgıladıkları sitokinlere göre iki majör kategoriye ayrılır. IL-2. IL-4. Bu antijenleri uzun süre hafızalarında saklarlar ve spesifik etki gösterirler. IL-4 ve IL-10 ise Th2 gelişiminde önemli sitokinlerdir. böylece antijene karşı spesifik tepkime yaparlar. IL-5. Hem hücresel hem de humoral immünitenin üç önemli özelliği vardır. Bunlar fonksiyonları.T hücreleri ve sellüler immünite Sitotoksik T hücrelerinin olgunlaşması. Th hücreler prekürsör hücreler halini alınca IL-2 salgılarlar. IFN-° and IL-12 Th1 gelişiminde. fonksiyonel özelliklerini kazanması ve konak özelliklerini öğrenmesi timusta olur. Başlangıç stimülasyonunda.helperjh) Yüzeylerinde CD4 taşıyan hücreler T yardımcı (Th) lenfositleri olarak tanınırlar.

eozinofiller •IL-6 Makrofajlar. NK : Natural killer. GM-CSF : granulositmakrofaj k mülan faktör. aktivasyon alfa protein. ateş T hücrelerin aktivasyonu PMN. MCP : monosit kemoattraktant protein. fibroblastlar HEDEF HÜCRE Virüsle infekte hücreler Tümör hücreleri Makrofajlar T hücreler FONKSİYON Antiviral aktiviteyi indükler. MlPalfa. IP-10. T ve B Fibroblastlar. B hücreler PMN.alfa Interferon . dokular. Ig sekresyonu. tümörler PMN aktivasyonu Stem cell IL-1 benzeri. normal T expressed and secreted. fibroblastlar Epitelyum hücreleri Endotel hücreleri IL-1 benzeri T hücreler T hücreler.gama KAYNAK Lökositler. CD4 TH1 hücreler NK hücreleri Makrofaj. hepatositler •IL-7 • IL-10 Prekürsör hücreler ve stem cell B hücreler. stromal hücreler CD4 T hücreler (TH0. Lenfotoksin.İL: interlökin. İP : interferon-alfa protein. GR-&) • Beta-kemokinler: C-C kemokinler (MCP)-). eozinofil üretimi. timosit. stroma CD4 TH2 hücreler hücreler Makrofaj CD4T3 hücreler T hücreler ve B hücreler. T ve NK hücrelerin ve makrofajların immün supresyonu Oral toleransın gelişimi. ateş. TH2) T hücreler CD4 TH2 hücreler • IL-1 alfa IL-1 beta T hücreler. antitümör ve kaşeksikilo kaybı gibi fonks. MIP : makrofaj inflamatuvar protein. TNF : tümör nekroz faktör. normal T expressed and secreted. GM-CSF : granulosit-makrofaj koloni stimülan faktör. tümör ölümü. CD4TH1 TH1 yanıtının inhibisyonu NK hücreler.3 Başlıca stokinler ve önemli fonksiyonları FAKTÖR • Interferon . B hücre gelişimi ve farklılaşması Pre-B hücreler.beta Aktivasyon IgA üretimi. NK hücreleri aktifleştirir Hücresi imnüniteyi geliştirir Makrofajların aktivasyonu. İnflamatuvar protein. yara iyileşmesi Kematoksis. keratinositler CD4 fTH0. T hücreler ve sitotoksik lenfositlerin gelişimi B hücrelerin gelişimi. T hücreler Birçok hücreler Bazofiller oloni sti. Spesifik hücre tiplerinin gelişme ve farklılaşması T ve B hücrelerin gelişimi Farklılaşma B hücre gelişimi ve farklılaşması. aktivasyon • Alfa-kemokinler: C-X-C kemokinler-bir amino asit aracılığı ile iki sisteine ayrılır ayrılır (IL-8. İL: interlökin. inflamasyonun gelişimi TH1 yanıtını artırır ve TH2 yanıtını inhibe eder Inflamatuar ve akut faz yanıtını arttırır. endotel hücreleri Kemik iliği.Tablo 6. PMN : polimorfonükleer lökositler. TNF : tümör nekroz faktör. İP : interferon-MCP : monosit MIP : makrofa NK : Naturai k T hücreler. Ig üretimi TH2 yanıtını gelişimi B hücre gelişimi ve farklılaşması ve IgE üretimi. 251 . GRO-alfa. Bir çok hücre Nörtofiller. CD4TH1 hücreler B hücreler • IL-12 • TGF.beta • Interferon . B. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin. kemoattraktant protein. MSS • TNF-alfa (kaşektin) • TNF-beta • Koloni-stimülan faktörler (örn GM-CSF) • IL-2 •IL-3 • IL-4 • IL-5 T Hücreler.TH1) CD4 T hücreler. RANTES : regulated on aktivaiton. alerjik yanıtlar Akut faz ve inflamatuvar yanıtın stimülasyonu. B hücreler NK hücreler Stem cell B ve T hücreler B hücreler. RANTES : regulated on aktivaiton. PMN : polimorfonükleer lökositler. İler. epitelyem hücreleri. GRObeta. makrofajlar Kematoksis. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin.

252 .

Antijen-class II MHC kompleksine yardımcı T hücrelerin spesifik reseptörleri bağlanır ve bundan sonra IL-2 (T hücre büyüme faktör). Sitotoksik T lenfositler hücresel immün sistemin spesifik uygulayıcıdırlar. sonuçta interlökinler salgılanır.6) 253 . Aktifleşmiş yardımcı T hücreleri. Humoral İmmün Sistem Antikor sentezi. Antikorların etkisi toksin ve virüslerin nötralizasyonu. yardımcı T lenfositleri ve B lenfositlerinin koordineli çalışmasına bağlıdır. ancak.4). bunlara T hücrelerinden bağımsız antijenler denmektedir. Örneğin infuenza virüs respiratuvar sistemde bir hücreyi infekte ettiğinde viral zarf glikoproteinleri infekte hücrenin yüzeyinde class I MHC proteinler yardımıyla görülürler. Böylece bu antijene spesifik yardımcı T hücrelerde aktivasyon ve klonal proliferasyon gelişir. bakteri polisakkaridleri gibi bazı antijenler T hücrelerin yardımı olmaksızın B hücreleri aktif hale geçirebilmektedir. bunların içinde en önemlileri interlökin-1 (makrofajlar tarafından salınır) ve interlökin-2 (lenfositler tarafından salınır) dir. bakterilerin öldürülmelerini kolaylaştırmak için opsonizasyon yapması ve komplemanı aktifleştirmek olarak özetlenebilir (Şekil 6. makrofajlar. yüzeydeki Class II MHC proteinlerinde antijen görülür. Ayrıca T helper hücreler tarafından salgılanan IL-2 bu hücrelerin klonlaşmasını ve çoğalmasını sağlar. Antijen veya epitopları makrofajların yüzeyinde Class II majör histocompatibilite kompleksi (MHC) proteinleri aracılığı ile görülür. Makrofajların parçalama işleminden sonra. Aktifleşmiş B lenfositler prolifere olur ve yüksek miktarlarda immünglobulin (antikor) salgılayabilecek plazma hücrelerine dönüşürler (Tablo 6. bu etkilerini virüs ile infekte hücrelere karşı meydana getirirler. aktifleşmiş makrofajlara yardım ederler ve M. Bu faktörler B hücrelerini antijene spesifik antikor üretebilecek şekilde aktif hale geçirir. IL-4 (B hücre büyüme faktörü) ve IL-5 (B hücre diferansiasyon faktörü) salgılanır.SPESİFİK İMMÜN YANIT Hücresel immün sistem Bir bakteri konağa girer ve bir makrofaj tarafından yakalanırsa parçalanır. bu parçalara antijen denir. Antikor oluşumu genellikle helper T hücrelere bağlıdır. Antijen-Class II MHC kompleksi yardımcı T lenfositlerinin yüzeyinde bulunan antijene spesifik reseptörler tarafından algılanır. Sitotoksik T lenfosit antijene spesifik reseptörleri aracılığıyla viral antijen-class I MHC protein kompleksine bağlanır. tuberculosiste karşı spesifik olan gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu meydana gelir.

canlı veya ölü mikroorganizmalar. • İnaktive virüs aşıları : Çocuk felci (Salk tipi). Mikropların belirli bir kısmından hazırlanan aşılar: Bazı infeksiyon hastalıklarında. kızamıkçık. kabakulak. • Cansız (ölü) mikrop aşıları • Canlı (atenüe) mikrop aşıları • Mikrop ürünlerinden hazırlanan aşılar • Biyoteknolojik aşılar Cansız (ölü) mikrop aşıları Çeşitli yöntemlerle öldürülmüş bakteriler ile inaktive edilmiş virüs aşılarıdır. aseton. N. bazılarında ise tamamen belirtisiz (çocuk felci aşısında) seyir göster. Bakteri toksini saf olarak elde edilir ve daha sonra ısı veya formol ile muamele edilerek (%0.3 0. kuduz. toksin ve virüslerin nötralizasyonu Allerji. Kontakt dermatit Doku ve tümör rejeksiyonu Antikor yanıtının düzenlenmesi (yardım ve supresyon) AKTİF VE PASİF İMMÜNİTE Aktif immünite yabana antijen ile karşılaşma sonrasında indüklenen dirençtir. influenza (Grip) aşıları gibi. Sarı ateş . kızamık. fenol. onların antijenleri veya toksinleri ile aşılanmak şeklinde olabilir. formaldehit. Toksoid aşılar daha çok hümoral bağışık yanıt oluşturarak antikorlarla (= antitoksinlerle) koruma sağlarlar. kabakulak gibi) tek bir doz ile ömür boyu bağışıklık sağlayabilirler. Yüksek ateş Otoimmünite Hücresel immünite (T hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (özellikle tüberküloz. Bu öldürülme veya inaktivasyon işleminde genellikle mikrop bütünlüğü ve antijenik yapı bozulmaz. Tüm bu şartlarda konak antikorlar aktifleşmiş yardımcı T ve sitotoksik T hücrelerinden oluşan bir immün yanıt oluşturur. fakat antijen yapısı bozulmamış toksoidler (anatoksin) aşı olarak kullanılır. etken mikrobun belirli bir parçasından (örneğin HBs Ag partikülleri. Aşı hastalığı da denen bu infeksiyon bazı aşılarda açıkça görülebildiği halde (BCG aşısında). hastalandırıcılık özelliği (virülansı) ortadan kaldırılan veya virülansı yavaşlatılan mikroplardan hazırlanan bu aşılara canlı atenüe aşılar denir.Tablo 6. Canlı (atenüe) mikrop aşıları Antijenik niteliği bozulmadan. Atenüe aşılar organizmaya çeşitli yollarla verilebilirler. • Canlı (atenüe) bakteri aşıları: BCG Verem Aşısı • Canlı (atenüe) virüs aşıları: Sabin tipi çocuk felci aşısı. bazı aşılarda hafif bir hastalık (kızamıkçık aşısında).4 oranında formol eklenerek 37°C'de 3-4 hafta bekletilir) zehir etkisi giderilmiş. ultraviyole gibi etki veya maddelerle öldürülürler. Aşağıda cansız mikrop aşılarına birkaç örnek verilmiştir. örn. örn. Bu karşılaşma klinik veya subklinik infeksiyonu geçirmek. Bakteri veya virüslar laboratuvarlarda üretildikten sonra 1 cm3 sıvıda belirli sayıda mikrop olacak şekilde sulandırılarak ısı. 254 . meningitidis'in hücre duvar polisakkariti gibi) hazırlanan aşıların daha iyi koruyucu etki yaptığı araştırmalarla gösterilmektedir. Canlı mikrop aşıları daha çok hücresel bağışık yanıt oluştururlar ve koruyuculuk süreleri de daha uzundur. Dört çeşit aşı vardır. Mikrop ürünlerinden hazirlanan aşılar Toksoid (Anatoksin) aşılar: Difteri ve tetanoz gibi bakteri toksinleriyle meydana gelen hastalıklardan korunmada kullanılan aşılardır. sessiz veya çok hafif seyirli bir infeksiyon oluşturarak doğal infeksiyona benzer nitelikte bir bağışıklık oluştururlar. Bazı örnekler aşağıda verilmiştir. Özellikle bazı atenüe virüs aşıları (örn.4 T ve B hücrelerinin ana fonksiyonları Antikora bağımlı immünite (B hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (opsonizasyon. Bu tip aşılar organizmada. mantar ve virüsler) Allerji. kızamıkçık. kızamık.

ancak pertussis komponenti ölü bakteri içerir. böylece infantlara uygulanabilir. Rekombinant DNA tekniğinin bir başka uygulaması.Biyoteknolojik aşılar Aşılamada bazı sorunların yaşandığı infeksiyon hastalıklarında. 255 . HIB H. Bakteri aşıları Çocukluk çağı aşıları DTaP • Tümüyle asellülerdir • B. streptokok M proteini aşıları gibi. Bu tekniklerle hazırlanan aşılar: • Rekombinant DNA aşıları: Bu teknikle mikropların bağışıklıkta etkili olan proteinlerini kodlayan genleri ayırdedilir ve bu genler bir taşıyıcı hücreye aktarılarak. moleküler biyoteknoloji kullanılmaktadır. biyoteknoloji ile patojen mikroplardaki virulans genleri yok edilerek "avirulan mutant" suşlar ile atenüe aşılar hazırlanabilmektedir. bağışıklıkta etkili olan proteinlerin. Örneğin Hepatit B virüsünün yüzey antijenini (HBsAg) kodlayan gen bir maya hücresine aktarılarak çokça elde edilir ve aşı olarak kullanılır (Rekombinant HBV aşısı). pestis ile çalışan laboratuar personeline uygulanır. orada bol miktarda sentezlettirilirler. toksin yoktur. aminoasit sıralaması belirlenir ve bu proteinler laboratuvarda sentetik olarak sentezlettirilirler. daha etkili ve yan etkileri daha az olan aşıların elde edilmesi için yeni.cholerae bakterisinde toksini kodlayan genin yok edilmesi gibi. Sorudaki sıklardan polisakkarit izolasyonu ve purifikasyon yöntemi ile viral aşıları hazırlama tekniği yukarıda da anlatıldığı şekilde viral aşıları hazırlamada kullanılan yöntemler değildir. Asplenikler Streptococcus pneumoniae: 23 farklı Pnömokok suşundan hazırlanmış kapsül aşısı Sınırlı kullanımı olanlar Neisseria meningitidis • A ve C kapsül polisakkaridi ile hazırlanır • B serotipi enfeksiyonların önemli bir kısmından sorumludur. Örneğin. • Sentetik peptid aşıları: Bu teknikle. elde edilen "aşı geni"nin taşıyıcı bir virusa (örneğin herpes viruslara) rekombine edilmesidir. kolera toksini. Örneğin V. Yersinia pestis • İçinde F1 antijen bulunan ölü bakteri aşısıdır • Endemik alanlarda askerlere ve Y. pertussis içeriği • Pertussis toksoidi • ± Flamentöz hemaglutinin • ± Pertactin (Adhesin) • Difteri toksoidi • Tetanoz toksoidi DTP DTaP ile aynıdır. meningitidis dış membranı konjuge edilmiştir. influenzae b tipi kapsülüne difteri toksoidi ve N. • Anti idiotip aşılar: Antikorlar aracılığı ile gerçekleştirilen yeni bir aşı tekniğidir. • Mutant aşılar: Canlı mikrop aşıları hazırlanırken uygulanan eski virulans azaltma yöntemleri yerine. ancak sialik asit yapılı kapsülü immunojen değildir • Salgınları sırasında antibiyotik profilaksisi de uygulanır • Askerlere rutinde kullanılır Salmonella typhi (ty21 a) • Endemik alanlara seyahat edenlere uygulanan attenue bakteri aşısıdır.

5). İlk dozun gebeliğin erken döneminde yapılır. Bunun yanında rabies. Difteri. Pasif immünitenin diğer bir formu ise anneden çocuğa plasenta yoluyla geçen IgG ve enzirme yoluyla yenidoğana geçen IgA antikorlarıdır. kabakulak. Ayrıca başka canlı türlerinde hazırlanan antikorların kullanımı ile hipersensitivite reaksiyonları meydana gelebilir. botulizm gibi enfeksiyonlara karşı hazırlanan antitoksin çok kısa bir sürede bol miktarda toksini inhibe edebilir. İkinci doz en geç beklenen doğum tarihinden 2 hafta önce yapılmalıdır. Zorunlu durumlarda (salgınınlarda bulaşma riski yüksek ise) annelere gebeliğin üçüncü ayından sonra oral polio aşısı (Sabin) yapılabilir. Passif immünizasyonunun başlıca avantajı uygun miktarda antikoru verebilmektir. hepatit A ve hepatit B gibi virüslere karşı hazırlanan antikorlar inkübasyon periyodunda viral multiplikasyonunu önleyebilir. bovis suşlarıdır • Pulmoner tüberkülozdan korumaz ancak yayılmayı önler. Çok zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır Tetanoz aşısı gebelikte iki doz şeklinde yapılır. Fakat pahalıdır. Pasif immünite başka konakta hazırlanan antikorlara bağlı olarak gelişen dirençtir. zararlı etkisi gösterilmemişse de gebelikte yapılması tavsiye edilmez. Bu durumda antitüberkülo ilaçlar verilir. İlk doz ile ikinci doz arası uzun tutulmalıdır. Gebelikte aşılar Tehlikesizce uygulanabilecek aşılar • İnfluenza • Pnömokok • Tetanoz • HBV • İPV (Salk) • Kuduz (HDCV) • Kolera • İmmünglobulinler (spesifik ve nonspesifik) 256 . Başlıca dezavantajı ise yavaş gelişmesi. polio) teratojenik olabileceği düşüncesi ile yapılması önerilmemektedir. BCG'nin. dezavantajı ise kısa yarı ömürleridir. İlk doz gecikmiş ise iki doz arasındaki aralık1 aya kadar indirilebilir. kızamıkçık. Anneden geçen antikorlar bebeği 1-2 ay kadar hastalıktan korur. Gebe kadınların çocuklarına aşı yapılmasının teratojenik etkisi gösterilememiştir. Boğmaca aşısının teratojenik ekisi yoktur fakat erken doğuma neden olur. Tablo 6. Aktif immünitenin başlıca avantajı uzun süreli kalıcı olmasıdır (Tablo 6. • Kızamıkçık aşısından sonraki üç ay içinde gebe kalınmaması gerekir. Diğerleri için teratojenik etki gösterilememiştir. • İnaktive polio (Saik) aşısı her zaman yapılabilir.5 Aktif ve pasif immünitenin özellikleri Mediatörler Aktif immünite Pasif immünite Antikor ve T hücreler Antikorlar Avantajları Uzun süreli (yıllar) Anında etki Dezavantajları Yavaş başlangıç Kısa süreli (aylar) Gebelik ve aşılar Gebelikte kural olarak canlı virüs aşılarının (kızamık.Bacillus anthracis • Purifiye proteinlerin supernatantından hazırlanır • Askerlere ve risk altındakiler uygulanır BCG • Attenue M. tetanoz. Kızamıkçık aşısının teratojenik etkili olması yüksek bir olasılıktır. özellikle primer yanıtın zayıf olmasıdır.

Bir antijen ile antikor arasındaki etkileşme çok spesifiktir. Karaciğerdeki sentez mikroorganizma ile karşılaşan makrofajlar tarafından salınan IL-1. kuduz ve hepatit B'de uygulamalar verilebilir Akut faz yanıtı C-reaktif protein ve mannozbinding protein gibi değişik plazma proteinlerinin miktarının çok artmasıdır.Ancak riskli durumlarda uygulanan aşılar • Difteri • Meningokok • Boğmaca • OPV • Kuduz (Semple) Kesinlikle uygulanmayan aşılar • Kızamık • Kızamıkçık • Kabakulak • Su çiçeği Pasif-aktif immünizasyon aynı anda uygulanabilmektedir. 257 . ardından daha sonra gelişecek olan aktif immüniteden uzun süreli olarak yararlanabilmektir. bu nedenle mikroorganizmaların tanısında diagnostik test olarak kullanılabilir. Bazı akut faz proteinleri bakteri yüzeyine bağlanarak komplemanı aktifleştirir ve bakterinin ölümüne sebep olur (Tablo 6. Bu proteinler karaciğer tarafından sentezlenirler ve mikroorganizmalara ve doku yıkımına karşı bir nonspesifik yanıt oluştururlar. Buradaki amaç kısa sürede pasif immüniteden faydalanmak. Örnek olarak tetanoz.6) (Şekil 6.7). IL-6. TNF gibi bazı sitokinler tarafından indüklenir.

Haptenler küçük moleküllerdir. Haptenlerin bu özelliği MHC proteinlerine bağlanamamalarından kaynaklanmaktadır. Bir molekülün immünojenliği aşağıdaki faktörlere bağlıdır. 1. üretimi.Tablo 6. bunların da altında olan amino asitler ise immunojenik değildir. Molekül büyüklüğü: En etkili immunojenler yüksek molekül ağırlıklı (özellikle 100 000 üzerindekiler) proteinlerdir. Oysa. Yabancılık: Normal şartlarda organizmalar kendilerine ait olan antijenleri tanırlar ve onlar immonojenik değildir. Fakat çoğu zaman aynı amaçla kullanılmaktadırlar. haptenlerde olduğu gibi. Karışık kimyasal yapı: iki veya üç farklı aminoasit içeren bazı heteropolimerler homopolimer aminoasitlerden daha fazla immunojeniktirler. bazı önemli farklılıkları vardır. fibronektin.6 Akut faz yanıtı Organ veya hücre tipi Hipotalamus Beyin Hipofiz Otonom sinir sistemi Karaciğer Etkisi Prostaglandin sentezi yoluyla ateş Somnolans. Haptenler immünojenik değildir. komplemanlar. çünkü helper T hücrelerini aktifleştirmezler. haptenler polipeptid değildirler. TSH salınımı Nörotransmitterlerin salınımı Albumin sentezi düşer Akut faz proteinleri (fibrinojen. seruloplazmin. nonspesifik opsoninler. Haptenler univalandırlar ve multivalan antijenler gibi B hücreleri aktifleştirmezler. inflamasyon aracılığı ile gelişen doku yıkımının azaltılması İskelet kasları Fibroblastlar Endotel hücreleri Kemik iliği Lenfositler immün sistem hücreleri tarafından protein sentezi için substrattır Yara iyileşmesi inflamasyon alanına lökositlerin akışına yardımcı olur Pyojenik infeksiyonlarda efektör hücrelerdir Antimikrobiyal immün yanıt ANTİJENLER Antijen antikor yanıtı oluşturabilen moleküllerdir. Antijenin dozu. Antijenlerin çoğu birçok determinanta sahiptir ve bunlara multivalan denir. Bunun yerine kullanılan immünojen ise immün sistemde yanıt oluşturabilir moleküllerdir. salınımı ve aktivasyonu artar Sitokin sekresyonu blastogenez spesifik antijene bağlı yanıt Antimikrobik defanstaki yeri Mikrobiyal replikasyonun inhibisyonu Kasların gevşemesi ve uyuma adaptif yanıt olabilir Adrenokortikoidler vücudun strese uyumunu sağlar inflamasyona kardiovasküler ve pulmoner adaptasyon infeksiyona generalize metabolik adaptasyon. Molekül ağırlıkları 10000 altında olanlar zayıf immunojeniktirler. amyloid A proteini. Bazı aşılarda adjuvan olarak alguminyum hidroksit veya lipidler bulunurlar. İmmünojenik olabilmek için önemli şartlardan birisi molekülün yabancı olmasıdır. MHC proteinleri tarafından sadece polipeptidler sunulabilirler. LPSbinding protein. 4. 5. Hapten gibi bazı küçük moleküller ise başka moleküllere bağlandıkları zaman immunojenik özellik gösterebilirler. Böylece haptenler ne primer ne de sekonder yanıt oluşturmazlar ancak bir taşıyıcı proteine kovalent bağ ile bağlanırlarsa antijenik özellik kazanırlar. Antijenik determinantları (epitoplar): Epitoplar antijenler üzerinde bulunan antikor ile reaksiyona girmeyi kolaylaştıran küçük kimyasal gruplardır. 2. yolu ve verilme zamanı: Adjuvanlar bir immunojenin immün yanıtını arttırırlar. endorfinlerin salınımı ACTH. haptoglobulin) yükselir Proteolizis böylece dolaşım sistemine serbest aminoasidler salınır. 3. CRP. Proliferasyon kollajen sentezi Aktivasyon sitokin sekresyonu adhezyon Nötrofillerin. ancak bazen yüksek molekül ağırlıklı nükleikasitlerde hapten özelliği gösterebilirler. Hapten kendisi immünojenik olmayan ancak spesifik antikor yanıtı oluşturabilen bir moleküldür. Birçok ilaç ve dermatit etkeni olan bitki yağı katekol bir haptendir. Bunlar kimyasal yapı olarak immunojenden farklıdırlar ancak nonspesifik olarak immünreaktif hücreleri aktifleştirirler veya immunojenin yavaş yavaş ortama salınmasını sağlarlar. proteinaz inhibitörleri. Genelde bir determinant düzenli 5 aminoasit veya şeker'den oluşur. 258 .

İmmün yanıtı meydana getiren hücreler İmmün hücrelerin orijini İmmünolojik yanıt başlıca lenfoid hücreler ile meydana gelir. Bazı antijenlere karşı düşük IgG yanıtı. Stem hücrelerin antijen reseptörleri ve yüzeylerinde CD3. Oysa çocukluk döneminde polisakkarid antijenlere karşı yanıt zayıftır S. Kök hücreler eritroid. Double negatif ve double pozitif hücreler timusun korteksinde lokalize iken single pozitif hücreler medullasında bulunurlar. zayıf T hücre ve zayıf gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu gözlenebilir. Bu genellikle konjenital infeksiyon lehinedir (örneğin Sy'de Treponema pallidum'a karşı). Kolostrum özellikle IgA olmak üzere antikor bulundurur ve bu da çocukları değişik respiratuvar ve intestinal infeksiyonlardan korur. eğer üzerinde MHC I proteinleri varsa CD8 hücre halini alır. T hücre prekürsörleri timus içinde farklılaşır. daha sonra CD4 veya CD8'in ikisinden birisi pozitif kalır.YAŞ VE İMMÜN YANIT İmmünite yaşamın başında ve sonunda (yenidoğan ve yaşlılar) sınırlıdır. Otoimmün hastalık sıklığı yaşlılarda artmıştır. Daha sonra bunlar timusu terk eder.7 T ve B hücrelerin farkları Bulgular Yüzeyde antijen reseptörleri Yüzeyde IgM Yüzeyde CD3 proteinleri Spesifik antijenlerle karşılaştığında klonal artış immunglobulin sentezi Antikor sentezinin düzenlenmesi IL-2. CD4 ve CD8 molekülleri yoktur. IgG ve IgA doğumdan kısa bir süre sonra yapılmaya başlar. T hücrelerinin B hücrelerine oranı yaklaşık olarak 3:1 dir. IL-4. fakat timus içinde farklılaşırken bu glikoproteinler yüzeyde görülürler. Yenidoğanda antikorlar genellikle anneden plasenta yoluyla geçen IgG antikorlarıdır. Double pozitif hücre eğer üzerinde MHC II proteinler varsa CD4 pozitif hücre halini alır. Bu düzenleyici T hücre sayısının azalmasına bağlı olarak. otoreaktif T hücre proliferasyonuna bağlıdır. Başlangıçta CD4 ve CD8 negatif olan (double negatif) stem hücrelerde ilk olarak CD4 ve CD8 beraber pozitifleşir (double pozitif). Yenidoğandaki immün yetersizliğin sebebi bilinmemektedir ancak T hücre fonksiyonlarının yetişkinlere göre çok düşük olduğu tesbit edilmiştir. Yaşlılarda immünite genellikle düşüktür. Embriyonik gelişme süresince kan hücreleri fetal karaciğer ve yolk sak'ta yapılır.7). Postnatal dönemde ise kök hücreler (stem celi) kemik iliği kaynaklıdır. Maternal antikorlar ilk 3-6 aydan sonra çok azalır ve çocuklar infeksiyon açısından çok riskli bir grupturlar. myeloid ve lenfoid seri hücrelere farklılaşır. Bazı protein antijenlere karşıda yanıt iyidir böylece poliovirus immunizasyonu 2 aylıkken başlayabilir. IL-5 ve IFN gama sentezi Hücresel immünite etkisi Timusta olgunlaşma Bursa veya onun eşdeğeri organlarda olgunlaşma T hücre Var Yok Var Var Yok Var Var Var Var Yok B hücre Var Var Yok Var Var Yok Yok Yok Yok Var 259 . Daha sonraki gelişme ise lenfositlerin T ve B hücreler olarak farklılaşmasıdır (Tablo 6. pneumoniae gibi bazı mikroorganizmalara karşı aşılama 18-24 aylık oluncaya kadar yapılmamalıdır. Tablo 6. Fetusta bazen IgM yanıtı gelişebilir.

timus eğitimi denilen bu süreç sonrasında her double pozitif T hücre farklı spefisik bir antijen reseptörü sentezler.95 ve adp2 yüzey moleküllerini meydana getirir. Bunların her birinde aynı . E. Majör familyalar • İmmunglobulin superfamilyası • İntegrin familyası • Selectinler • Proteoglikanlar İmmunglobulin superfamilyası adından da anlaşılacağı gibi yapısal olarak immunglobulinlere benzer.Timus içinde. tipik olarak CD44. CD11b. chondrotin sülfat için). Mac-1 (CR3).CD4. L ve P) lökositler üzerinde bulunur ve endotel hücreleri ile trombositleri (E ve P) aktifleştirirler. CD3. T hücreler bu şekilde milyonlarca antijene karşı farklılaşırlar. B hücrelerin klonal delesyon alanları timusta değildir. zinciri bulunurken. Membran glikoproteinleridir (CD43) Proteoglikanlar. Bunların dışında diğer diğer familyalar • Tumor nekroz faktör (TNF) ve nerve grovth factor (NGF) reseptör ailesi 260 . Bu kombinasyonlar lenfosit fonksiyon antijenleri olan LFA-1. MHC Class I ve MHC Class II bunları içerir İntegrin familyası alfa ve beta zincirli moleküllerin heterodimerik yapılarını içerir. Bunların bir kısmı diğer lökositler üzerinde de bulunabilir. Lenfositler yüzeylerinde farklı familyalardan yüzey reseptörleri taşırlar. her biri kendine has zinciri içerirler. İkinci aile olan beta1 integrinler ise beta zinciri olarak CD29'u kullanırlar. ve ekstrasellüler matrik yapıların bağlanması için (tipik olarak hyaluronik asit) alanlar içerir. asla timusa gitmezler. bilinmeyen bir yerde gerçekleşir. CD28. Selektinler (CD62. birçok glikosaminoglikan (GAG) bağlayan (örneğin. B hücre prekürsörleri kemik iliğinde farklılaşırlar. CD11c veya ad ile birlikte p zinciri olarak CD18'İ kullanırlar. P2-integrinler CD11a. p150. CD8. CD2.

Virüs ile infekte veya tümör hücrelerini MHC class I veya class II proteinleri ile sunulmaksızın tanır ve öldürürler. Antikora bağımlı hücresel sitotoksisiteden sorumludur. CD20) Doğal katil (NK) hücreler büyük granüllü lenfositlerdir (LGL). Makrofajlar fagositoz ve antijen tanıma fonksiyona sahiptir. timusa gitmezler. Olgunlaşmak amacıyla timusa gitmezler ve antijen reseptörleri taşımazlar. Makrofajlar. Yüzeylerinde CD16 ve CD56 reseptörlerini taşırlar (Şekil 6.9).• C tip lektin superailesi • Yedi transmembran segmentli reseptörlerin ailesi (tm7) • Tetraspaninler. antijen reseptörleri taşımazlar ve CD4 veya CD8 proteinleri bulunmaz. dört membran spanning segmentli (tm4) superailedir. Yüzeylerinde yardımcı T hücrelere antijen sunma rolünü üstlenen MHC class II proteinleri bulundurur. 261 . lenfoid seriden oluşan T hücreler. B hücreler ve NK hücrelerden farklı olarak miyeloid prekürsörden farklılaşır. (örneğin.

IL-2 CD4 ve CD8 hücrelerini aktifleştirir. CD4 T hücreler periferik hücrelerin yaklaşık olarak %65'ini oluştururlar. tonsillerde ve kanda bulunurlar. Diğer önemli regülatör ise Th-2 üretimini inhibe eden gama interferondur. timosinler ve timopoietinler gibi timus hormonlarının etkisiyle T hücre progenitorlerinden farklılaşırlar. T hücreler üzerlerinde bulunan yüzey proteinlere göre iki ana kategoriye ayrılırlar. Matür T hücreler CD4 veya CD8 yüzey reseptörlerinden birini bulundururlar. Bunlar B hücrelerinin antikor üreten plazma hücreleri haline gelmelerine. 262 . CD4 lenfositler helper fonksiyonunu görürler. özellikle timus medullasında.11). CD8 T hücrelerin aktif sitotoksik T hücreler haline gelmelerine ve makrofajların gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonları göstermelerine yardımcı olurlar. IL12 Th-1 hücreleri arttırır (Tablo 6. Th-2 hücreler ise IL-4 ve IL-5 yardımıyla B hücre aktivasyonundan sorumludurlar (Şekil 6. Bu hücreler CD3. Th-1 ve Th-2 hücreler arasında ayarlamayı yapan önemli bir mediatör makrofajlar tarafından salgılanan IL-12'dir. CD4 ve CD8 gibi glikoproteinler bulundururlar. Tüm T hücreler CD3 reseptörlerini yüzeylerinde taşırlar (T hücre reseptörü). ancak her ikisi birden bulunmaz. allografleri ve virüs ile infekte hücreleri öldüren sitotoksik (CD8 pozitif) hücreler gerçekleştirir. Regülatör fonksiyonu interlökinler aracılığı ile yardımcı (CD4) T hücreleri tarafından gerçekleştirilir.8).12). Örneğin yardımcı T hücreleri tarafından yapılan IL-4 ve IL-5 B hücrelerinden antikor üretimine yardımcı olurlar. Efektör fonksiyonunu ise başlıca tümör hücreleri. gama interferon ise intrasellüler organizmalara karşı gelişen gecikmiş tip hipersensitivite'den sorumlu makrofajları aktifleştirir. Bu fonksiyonlar CD4 hücrelerin 2 ayrı gruba ayrılması ile meydana gelir.T hücreler T hücreler başlıca regülatör ve efektör olarak adlandırılan iki ana yapı üzerinde birçok önemli fonksiyona sahiptirler. CD4 ve CD8 T hücreler : Timus içinde muhtemelen dış kortikal epitel hücrelerinde. Th-1 hücreler IL-2 ve gama interferonun yardımıyla gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonundan (Şekil 6.

ancak farklı olarak class I proteinler kompleks oluştururlar. T hücrelerin aktivasyonu (Şekil 30): Helper T hücrelerin aktivasyonu makrofajlar gibi antijen sunan hücrelerin (APC) yüzeylerindeki kompleks yapıyı (Antijen + Class II MHC protein) tanımalarına bağlıdır. tümör hücreleri ve allograft hücrelerin öldürülmesinden sorumludur. Makrofajlar en önemli APC hücrelerdir.CD8 T hücreler sitotoksik fonksiyondan sorumludur ve özellikle virüs ile infekte hücreler. Bunlardan birincisi hücreden salınan perforinlerin hedef hücrenin membranında delik açması iledir veya apoptozis denilen programlanmış konak hücre ölümüdür. Makrofajların sitoplazmasında yabancı protein küçük peptidlere ayrılır ve MHC class II proteinler ile birleşir. hem CD4 hem de CD8 hücrelerin yüzeylerinde bulunan LFA-1 proteinleri APC hücreleri yüzeylerindeki ICAM-1 proteini ile birleşir. Makrofajlar tarafından salgılanan IL-1 etkili yardımcı T hücre aktivasyonu için gereklidir. Aktivasyon olaylarında birinci adım antijen için spesifik olan T hücre reseptörünün (TCR) antijen ile birleşmesidir. Virüs ile infekte hücrelerde de aynı olaylar meydana gelir. TCR ile antijen birleşmesi sırasında CD4 protein MHC Class II proteini ile birleşir. Bu yapı da CD8 pozitif sitotoksik hücrelerin reseptörleri tarafından algılanır (Şekil 6. dalaktaki dendritik hücreler ve derideki Langerhans hücreleri de yüzeylerindeki Class II proteinler vasıtasıyla APC özelliği gösterirler. Bu kompleks yapı makrofajların yüzeyine çıkar ve CD4 pozitif helper hücrelerin reseptörlerine sunulur. ancak B hücreler. 263 . Öldürme işlemini iki yöntemle yaparlar. Bu birleşmeye başka proteinlerin birleşmesi de eklenebilir. Örneğin.12).

264 .

Eğer T hücre reseptörleri antijen ile birleşirse (epitop) kostimülatörler meydana gelmez ve anerji denilen cevapsızlık durumu meydana gelir. Bu olaya MHC restriction denilir. Bunlardan biri APC üzerindeki B7 proteini ile helper T hücrelerin yüzeyindeki CD28 proteininin birleşmesidir. bir epitopa karşı gelişen anerji diğerlerini etkilemez.8 T helper hücrelerin özellikleri Fonksiyon IL-2 ve gama interferon üretimi IL-4. Eğer bu birleşme gerçekleşir ise helper T hücrelerden IL-2 salgılanır ve bu hücrelerin regulatuar. IL-5.Tablo 6. 265 . effektör ve memory fonksiyonlarının işleve geçirilmesini sağlar. IL-6 ve IL-10 üretimi Hücresel immünite ve gecikmiş tip hipersensitiviteden sorumluluk Başlıca antikor üretiminden sorumlu IL-12 ile stimülasyon IL-4 ile stimülasyon Th-1 hücre Var Yok Var Yok Var Yok Th-2 hücre Yok Var Yok Var Yok Var Helper T hücrelerin tam olarak aktifleşebilmesi için bir kostimülatöre ihtiyaç vardır. Anerji epitoplar için spesifiktir. T hücreler sadece polipeptid antijenleri tanırlar. Bunlarında MHC proteinleri tarafından sunulmuş olması gerekir.

Antijenler için T hücre reseptörü CD3 proteinleridir. Bu interlökinler toksinler tarafından oluşturulan Stafilokok infeksiyonlarının temelini oluşturur. Örneğin toksik şok sendromu toksini antijen sunumu olmaksızın direk olarak APC'Ierin class II MHC proteinleri ile T helperlerin TCR'lerini nonspesifik olarak birbirine bağlar. immunglobulinler taşırlar. class I MHC proteinleri endojen kaynaklı antijenleri. Bunlar CD8 pozitif sitotoksik T hücreleri aktive etmezler. Bunun önemli bir istisnası ölü viral aşılardır. tümör hücreleri ile graft rejeksiyonunda meydana gelir. Bir antijen B lenfositler ile ilişkiye girince. T hücrelerinin fonksiyonları Gecikmiş tip hipersensitivite: Bu reaksiyon hücre içi yaşayan bazı bakteri ve mantarlara karşı gelişir. B hücreler plazma hücrelerine dönüşür ve immunglobulin salgılarlar. MHC class II proteinleri ise fagosite edilmiş ekstrasellüler mikroorganizmaları. Makrofajlar ve CD4 hücreler rol oynarlar. polisakkaridler. süperantijenler birden çok T helper'ı aktifleştirir. bazıları da IgD tipinde. Antijenler T hücrelerde olduğu gibi B hücrelerde class II MHC proteinleri yoluyla sunulmazlar. nükleik asidler ve penisilin gibi antijenleri tanıyabilecek farklı birçok yüzey reseptörlerine sahiptirler. B hücreleri peptidler. Bazı retrovirüsler ile CMV ve EBV'nin de süperantijen özelliği gösterdiği bulunmuştur. çünkü virüs hücre içinde replike olmadığı için viral epitoplar class I MHC proteinleri tarafından sunulmaz. Bunun sonucunda T hücrelerinden IL-2 ve makrofajlardan IL-1 salgılanır (Şekil 6.Şöyle bir genelleme yapacak olursak. viral proteinler. B hücreler immunglobulinlerin Fc kısmı için ve bazı kompleman komponentleri için de yüzey reseptörleridir. T hücrelerin sadece peptid tanıyan antijen reseptörlerinden farklı olarak. 266 . örneğin. Makrofaj activating faktör (MAF) ve Makrofaj migrasyon inhibitör faktör (MİF)' in bu oluşumda rolleri olduğu bilinmektedir. B hücrelerinde antijen bulunduğu zaman helper T hücreleri ile yüzeylerinde bulunan class II MHC proteinleri ile ilişki kurarlar. Antikorlar B lenfositler yüzeylerinde IgM tipinde. Süperantijen Stafilokok ve Streptokokların antijenleri gibi bazı proteinler süperantijen özelliği gösterir. B hücreler. örneğin. Normal şartlarda bir antijen ile bir T helper aktifleştirirken. bakteri proteinleri sunarlar. Böylece yoğun sitokin salgılanması olur ve hastanın kliniği ağırlaşır. yüzey immunglobulinleri (IgM ve IgD) ile antijenlerle direkt ilişkiye girerler. Sitotoksisite: Sitotoksik yanıt virüs ile infekte olmuş hücreler. Bunlar antijenler için spesifik birer reseptördürler.16). Gama interferon.

Bütün immunglobulin molekülleri hafif ve ağır polipeptid zincirlerinden oluşur. iki antijen bağlama alanı olması nedeniyle divalent olarak isimlendirilir. mu ((µ). sabit alan ise biyolojik aktivitelerden sorumludur. Ağır zincir her bir immunglobulinde gamma (γ). İmmunglobulinler (Şekil 6. Antikor yapısı ve fonksiyonu Plazma proteinlerinin yaklaşık olarak %20 kadarını antikorlar oluşturur. İlişkiye girilen B hücreler plazma hücrelerine döner ve spesifik antikorları salgılarlar.18) IgG: iki H iki L zinciri vardır (H2L2). karboksi terminal ucu ise Fc bölgesidir. 267 .Antikor oluşmasının birinci basamağı antijenin makrofajlar tarafından fagosite edilmesi ve bunların T hücrelerine sunulmasıdır. Papain gibi pretolitik enzimler ile muamele edilirse antikor menteşe bölgesinden (hinge region) parçalanır. L ve H zincirleri değişebilir (variabl) ve sabit (constant) bölümlerden oluşur. Değişebilir alan antikor yakalama. delta (δ). epsilon (ε) olmak üzere farklı yapıdadır. Basit bir antikor molekülü γ şeklindedir ve birbirlerine disülfid bağları ile bağlı iki H iki L tipi zincir taşır (Şekil 6. H zincirin amino terminal ucu antijen bağlar. alfa (α). Hafif zincirler Kappa (K) ve lambda (λ) olarak iki tipte bulunmasına rağmen her bir immungulobulin bunlardan sadece birini bulundurur.17). Aktifleşmiş T hücreler B hücreleri ile ilişkiye girer.

0000 5 268 .5 IgD δ 184 0.5 IgA1 α1 160 2. lgG1 total IgG'lerin %65'idir.03 IgG1 γ 146 9 lgG2 γ2 146 3 lgG3 γ3 165 1 IgG4 γ4 146 0.0 lgA2 α2 160 0.5 IgE ε 188 0.lgG1 lgG4 olmak üzere 4 alt sınıfı vardır.9 Ig G alt grupları Ig G2 lgG3 lgG3 Ig G3 Ig G4 Plasentadan en az geçen. kapsüllü bakterilere karşı defansta önemli yeri vardır. Tablo 6.10 İmmünglobulınlerın özellikleri IgM Ağır zincir Moleküler ağırlık Erişkinde serum seviyesi mg/ml Fonksiyon Nötralizasyon Opsonizasyon NK hücresine duyarlık Mast hücresine duyarlık Kompleman sisteminin aktivasyonu Özellikleri Epiteli geçebilme Plasentaya geçebilme Ekstravasküler alana difüzyon + +/+++ +++ + +++ ++ +++ +/+++ +++ (dimer) ++ (mono mer) + + +++ ++ +++ ++ + +++ ++ + +++ ++ ++ ++ + ++ + + ++ + +++ µ 970 1. Tablo 6. plasentayı geçebilen tek antikordur ve böylece yenidoğanda tespit edilebilen en önemli antikordur. kapsüllü bakterilere etkili Yarılanma: 7 gün (diğerleri: 20-21) En güçlü kompleman uyarıcı (IgM) Protein A ile bağlanmaz Komplemana bağlanmaz IgG sekonder yanıtın antikorudur. lgG2 polisakkarid antijenlere karşı direk etki gösterir.

Birbirlerine J zinciri ile bağlı iki adet H2L2'den oluşmuştur. Aglutinasyon. Bakteri ve virüslerden mukozaları korur. IgE: Fc kısmı mast hücreleri ve bazofillerin yüzeyindeki reseptörlere bağlanır. Monomerik IgM B hücrelerinin yüzeyinde bulunur (Şekil 6. Serum IgE tipik olarak helmint infeksiyonlarında yükselir. Pentamer yapının total 10 tane antijen bağlama alanı vardır. 269 . Fetus'da ancak infeksiyon var ise bulunur. intestinal ve genital sekresyonlarda bulunan immunglobulindir. IgA serumda monomerik yapıdadır. IgD: Bazı B lenfositlerin yüzeyinde antijen reseptörü olarak görev yapar. Serumda eser miktarda bulunur. IgA: Süt. Bu bağlanma ile antijen antikor kompleksinin tetiklediği anafilaktik reaksiyonları meydana getirir.19). Serumda bulunan IgM birbirine J zinciri ile bağlı 5 H2L2 ünitesinden oluşmuştur. tükrük. gözyaşı ile respiratuvar. kompleman bağlama ve antijen antikor reaksiyonlarının en etkili immunglobulinidir.IgM: Erken immun yanıtın antikorudur. IgA dimer molekülleri sekretuvar komponent denilen antikorun mukoza epitel hücrelerine geçişini kolaylaştıran protein taşırlar.

T hücre reseptörleri antikorlardan farklıdır. Class I proteinleri HLA-A.21). Class I molekülleri tüm çekirdekli hücrelerde bulunur (Şekil 6. (Şekil 6. Majör histocompatibilite kompleksi (MHc) MHC moleküller protein antijenlere bağlanır ve bunları T hücrelere sunarlar. IgG'de ise belirli bir yükseklik vardır. HLA (Human lökosit antijen) olarak da bilinen MHC genlerinin en önemlileri class I ve class II MHC proteinlerini kodlar. HLA-B ve HLA-C genleri tarafından kodlanır. IgM çok az yükselir. Yanıtın şiddeti primer yanıttan sonra meydana gelen memory hücrelerinin miktarına ve duyarlılığına bağlıdır.20). Sekonder yanıt: Primer yanıttan aylar veya yıllar sonra aynı antijen ile karşılaşıldığında antikor yanıtının daha hızlı ve daha yüksek olduğu görülür. Antikor yanıtı IgM olarak başlar bunu IgG. IgA ve diğerleri izler. Antikorlar antijen ile doğrudan ilişkiye girebilir ancak T hücre reseptörleri antijen sunan hücrelerin MHC molekülleri tarafından sunulan antijenlere afinite gösterir. kromozom üzerinde lokalizedir. Serum antikor konsantrasyonu birkaç hafta devam eder ve sonra düşer.Antikora Bağlı Hümoral İmmünite Primer yanıt: Bir kişi antijen ile ilk karşılaştığında antijenin veriliş yoluna. 270 . dozuna ve tipine bağlı olarak günler veya haftalar içinde antikor gelişir. MHC insanlarda 6.

Sitoliz: C5b6789 kompleksinin hücre yüzeyine oturması ile bakteri. Majör biyolojik etkileri (Şekil 16. MHC genleri polimorfizm gösterir. C4a ve C5a mast hücrelerinin degranülasyonunu sağlarlar.23). Diğer hücrelerde ortaya çıkması interferon tarafından indüklenebilir. Böylece toplumda birbirinden çok farklı MHC genleri bulunur. Çünkü bir çok fagositer hücrenin yüzeyinde C3b reseptörleri bulunur. 56C'de inaktive edilebilir (bu ısıda immunglobulinler inaktive edilemez) Kompleman komponentlerinin birçoğu proenzimlerdir. 4. Kompleman sistemi Serum ve membran yüzeylerindeki birtakım proteinlerdir. 2. Kişiler kendi genlerini anne babalarından alırlar. 3. Bu proteinler makrofajlar. Aktivasyon antijen-antikor komplekslerine veya bazı nonimmunolojik moleküllere bağlıdır. 271 . 5.22). Aktivasyon başlıca iki yolla olur (Şekil 6. B hücreler ve diğer antijen sunan hücrelerde bulunur. Isıya duyarlıdır. 1.Class II proteinleri ise HLA-D alanında kodlanır. Kompleman proteinleri karaciğer ve fagositer hücreler tarafından üretilir. İmmünglobulin sentezinde artış: C3b komponenti immünglobulin sentezinde artış sağlar. Kemotaksis: C5a nötrofillerin hareketlerini stimüle eder. antijen-antikor kompleksleri ve diğer partiküller C3b'nin varlığında daha iyi fagosite edilebilirler. Opsonizasyon: Hücreler. Anafilotoksinler: C3a. Bu bölgeninde DP. DQ ve DR bölgeleri vardır. Mediatörlerin salınımı ile vasküler permeabilite artar ve düz kaslarda kasılma meydana gelir. eritrosit ve tümör hücreleri gibi hücrelerin lizisi meydana gelir.

272 .

273 . C1r ve C1s olmak üzere üç proteinden oluşur. Allograft red: immünsupressif ilaçlar alınmadıkça meydana gelecek red olaylarına allograft reaksiyon denir. Antikorların Fc kısımlarına bağlanan C1. Buna daha sonra C8 bağlanır. Alternatif yolda properdin yetersizliğinde meningokok İnfeksiyonları sık görülür. Heterograft (xenograft) farklı canlılar arasındaki transferdir. İsograft (syngeneic graft) transfer genetik olarak birbirine yakın (örneğin ikizler) arasındaki doku alışverişidir. alternatif C5 konvertaz oluşturur ve bunlarla gelişen C5b membrana atak kompleksi oluşturur. C3b ise C4b2b ile birleşerek C5 konvertazı meydana getirir. C3a bir anafilotoksindir. Bunlarla meydana gelen C3bBbC3b. oluşan komplekse Cg'da bağlanarık membrana atak kompleksi oluşur. hemen daima red edilir. Homograft (allograft) aynı türden olan ancak genetik olarak farklı organizmalar arasındaki transferdir (örneğin. Transplantasyon Daima tercih edilen otograft (kişinin kendi dokusu) transplantasyondur. Bunun etkisi ile C5'den C5a ve C5b meydana gelir. insanlar arasında). Buna pirimer reaksiyon denir. Deri ve dokularda meydana gelen ana reaksiyon budur ve T hücreler rol oynar. 2 ve 3 alt sınıfları aktifleştirebilirken. Akut allograft reaksiyonda yabana dokunun vaskülarizasyonu başlangıçta normaldir ancak 11-14 günler arasında dolaşım bozulur ve mononükleer infiltrasyon gelişir. Kompleman yetersizliğinin klinik tabloları Komplemanların genetik eksikliği birçok infeksiyon hastalığına zemin hazırlar. C1q. bunun sonucunda nekroz olur. D ve proper-din aracılığı ile C3bBb'ye ayrılır. Bunlardan IgG ve IgM'nin Fc kısmına C1q bağlanır. İmmünsupresyon yapıcı ilaçlar verilmez ise genellikle alıcılarda red reaksiyonları görülür. MAC eksikliğinde Neisseria enfeksiyonları. IgG'lerin IgG 1. C2 eksikliğinde ciddi piyojenik bakteri enfeksiyonları. parazitler gibi) farklı bir alternatif yoldan komplemanı aktifleştirebilir. Alternatif C3 konvertaz daha çok C3b meydana getirir. C3 konvertaz görevindeki faktör B. Alternatif yol: Bir çok madde (endotoksin. Daha sonra C3 konvertas'dan C3a ve C3b meydana gelir. Antijen-antikor kompleksi C1s'i aktifleştirir. lgG4 bu yolu kullanmaz. C5b ise C6 ve C/ye bağlanır. C5a bir anafilotoksin ve bir kemotaktik faktördür.Klasik yol: Sadece IgM ve IgG aktifleştirebilir. Kemik iliği transplantasyonunda antikorlarda bu oluşuma yardımcı olurlar. C3. bu da C4 ile C2'den C4b2b'yi meydana getirir.

yıllar sonra gelişebilir. Minör MHC benzemezlik nedeniyle aylar. Kronik doku reddi. fagositer sistem ve kompleman sistemi olarak dört önemli bölümden oluşur.11 Kompleman komponentlerının eksiklikleri Komponent Klasik yol Clq. Clr veya Cls C4 C2* Enfeksiyonlar Piyojenik Piyojenik Asemptomatik Bazen piyojenik Alternatif yol C3 Piyojenik (stafilokok) Membran atak komplakesi C5 C6 C7 C8 C9 Neisseria Neisseria Neisseria Neisseria Asemptomatik Kontrol proteinleri Cl inhibitör 1 proteini H proteini Bozulma hızlandırıcı faktör * En sık görülen kompleman eksikliği Anjiyoödem Piyojenik Hemolitik üremik sendrom Paroksismal noktümal hemogiübinüri Bunun dışında iki ayrı tip gref reddi gelişebilir: 1. daha önceden duyarlı hale gelmiş T hücreler aracılığı ile doku reddi 5-6 günde gelişir. Her bölüm birbiriyle ilişkili veya bağımsız olarak yetmezliğe girebilir. edinsel. Aynı kişiye ikinci bir allograft uygulanırsa. embriyolojik anormallik veya enzim defekti sonucunda ya da bilinmeyen nedenlere bağlı olarak gelişebilir (Tablo 6.12) 274 . T hücreleri. Yeni doku daha önceden gelişmiş antikorlar nedeniyle çok kısa sürede red edilir (örneğin anti ABO antikorlar) 2. İmmün yetersizliğinin mekanizması İmmün sistem B hücreleri.Tablo 6. Hiperakut doku reddi. İmmün yetersizlik kongenital. Buna hızlanmış (accelerated) reaksiyon denir.

TSH reseptörleri insülin reseptörleri Calsiyum kanal reseptörleri DsDNA. 275 . immün yanıtın abartılması veya uygun olmayan reaksiyonların meydana gelmesi ile konağa zarar vermesidir. Bu gelişimin en önemli adımı kendi dokularına karşı duyarlılık kazanmış CD4 T lenfositlerin ortaya çıkmasıdır. histonlar Eklemlerde IgG Kalp ve eklem dokuları Eritrosit membranları Trombosit membranlan Böbrek ve akciğer bazam membran.12 Immünyetmezliğin nedenleri Genetik Otozomal resessif Otozomal dominant X'e bağlı Biyokimyasal ve metabolik yetmezlik Adenozin deaminaz yetmezliği Otoimmün hastalıklar Bazen yetişkinlerde kendi antijenlerine immün reaksiyon gelişir ve otoimmün hastalıklar ile sonuçlanabilir.13) Otoimmün hastalıkların gelişiminde üç ana mekanizma rol oynamaktadır. (Tablo 6. Başlıca 4 tip aşırı duyarlılık reaksiyonu vardır. Otoimmün hastalıkların çoğu antikora bağımlı olanlarıdır. intrinsic faktör ve parietal hücreler Thyroglobulin İslet hücreleri Adrenal korteks Glomerüler bazal membran Küçük ve orta boy arterler Myelin proteini Myelin proteinlerinin reaksiyonu Hipersensitivite (Aşırı duyarlılık) Hipersensitivite veya allerji. Sekestre antijenlerin salimimi Tablo 6.Tablo 6. II ve III antikora bağımlı.13 Önemli otoimmün hastalıklar İmmün yanıtın tipi Reseptörlere karşı gelişen antikorlar Otoimmün hastalık Myasthenia gravis Graves hastalığı insüline dirençli diabet Lambert-Eaton myasthenia Diğer hücre komponentlerine karşı gelişen antikorlar Sistemik Lupus Erythematosus Romatoid artrit Romatizmal ateş Hemolitik anemi İdiopatik trombositopenik purpura Goodpasture's sendromu Pernisiyöz anemi Hashimoto tiroiditi insüline bağımlı DM Addison hastalığı Akut glomerulonefrit Periarteritis nodosa Guillain-Barre sendromu Hücresel immünite (T hücreler ve makrofajlar) Allerjik ensefalomyelit Hedef Asetilkolin resep. 1. IV ise hücresel tiptedir. Normal proteinlerde değişme 3. Th1 ve Th2 hücreler hücresel veya antikora bağlı otoimmün reaksiyonları ortaya çıkarabilir. Böyle reaksiyonlar genellikle antijen ile ikinci defa karşılaşmada meydana gelir. Bunlardan I. Moleküler benzerlik 2.

IgE antikorunun Fc kısmı mast hücrelerine bağlanır. Bu reaksiyonu spesifik IgE ile bağlanan antijen oluşturur. 5 ve GM-CSF salgılanır (Şekil 6. 4. Bunun sonucunda histamin. ayrıca IL-3. platelet aktivating faktör.Tip I hipersensitivite (Anafilaktik tip) Anafilaksi düz kasların kasılması ve kapillerlerin dilatasyonudur. lökotrienler. 276 . eozinofil ve nötrofil kematoktik faktör.26.

Ayrıca desentizasyon da uygulanabilir. Tedavide en iyi yöntem mümkünse allerjenden uzak durmaktır. 277 . Ayrıca birçok yiyecek de allerji yaparak tip I aşırı duyarlılığa sebep olabilir.Allerjenlerin inhale edilmesi sonucunda oluşan allerjik hastalıklarda yüksek ateş ve astım krizleri görülür.

eritrosit ve trombositlerin ilaca bağlı olarak gelişen hipersensitiviteleri önemli örneklerdir.Tip II hipersensitivite: Antikora bağımlı. Maksimal 3-8 saat içinde deride pilomorfonükleer infiltrasyon. kan elemanlarına ve böbrek glomerul bazal membranına karşı gelişen otoimmün reaksiyonlar. pulmoner aspergilloz gibi durumlarda inhale edilen antijen yüksek oranlarda antikor meydana getirir. ödem ve eritem görülmesi arthus reaksiyonu adıyla anılır. Çiftçi akciğeri. İmmün komplekslere bağlı hipersensitivite Antijen-antikor kompleksleri aracılığı ile meydana gelir. Tip III. Yüksek miktarlarda yabancı proteinlerin injekte edildiği durumlarda serum hastalığı meydana gelir. Transfüzyon reaksiyonları. yenidoğanın Rh uygunsuzluğuna bağlı hemolitik hastalık. ya da trombosit aggregasyonu yoluyla mikrotrombüsleri ve vazoaktif aminlerin salınımını indüklerler. 278 . sitotoksik hipersensitivite Doku yüzeylerindeki antijenlere antikorların bağlanması ile hücre ölümü meydana gelir. Hücreler ya fagositerler tarafından (IgG + C3B) ya da komplemanın MAC etkisi ile lizise uğratılır. İmmünkompleksler ya kompleman aktivasyonu yoluyla polimorfonükleer lökositlerin dokuları parçalar. antikora bağlı graft reddi.

279 .

Deri içine az miktarda verilen tüberkülin 24-72 saatte kızarıklık ve endürasyon yapar. veziküller.Tip IV: hücresel tip veya gecikmiş tip hipersensitivite Antikora bağımlı değildir. CD4 T lenfositler ile birbirini etkileyen epidermis'in Langerhans hücreleri olduğu düşünülmektedir. Pozitif deri testi kişilerin infekte olduğunu gösterir. Nikel. 280 . Hücresel hipersensitivite herpes simplex ve mumps gibi viral infeksiyonlarda da gelişebilir. Gecikmiş yanıt temaston sonra saatler (bazen günler) ile ifade edilen sürede meydana gelir ve günlerce sürebilir. En iyi örneği tüberkülin testidir. topikal kullanılan ilaçlar ve bazı kozmetikler. Aynı madde ile tekrar karşılaşınca duyarlı kişilerde 12-24 saat içinde eritem. formaldehid gibi bazı kimyasallar. ancak bu hastalıklarda tanı daha çok serolojik olarak konulur. Kontakt hipersensitivitesi. Pozitif deri testi yanıtı kemoterapi'de destekleyici olarak kullanılabilir. İki grupta incelenir. Küçük moleküller deriye girer ve hapten etkisi yapar. bitkiler. Tüberkülin tipi hipersensitivite. kaşıntı. konak proteinlere bağlanınca antijenik özellik kazanır. antijen ile T hücrelerinin primer etkileşmesi sonucunda meydana gelir. ekzema ve deri nekrozları meydana gelir. Sistemik mantar infeksiyonlarında deri testleri enfeksiyon etkeninin tanınmasında yardımcıdır. Lepra'da pozitif lepromin testi tüberküloid lepra lehinedir. Antijen sunan hücrelerin. sabunların kullanımı sonucunda meydana gelir. ancak akut infeksiyonu göstermez.

281 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful