TUMER MİKROBİYOLOJİ KONU KİTABI 5.

BASKI- 2009

1

TEMEL MİKROBİYOLOJİ
MİKROORGANİZMALAR
Mikroorganizmalar sellüler ve asellüler olmak üzere iki ana grupta incelenirler. Sellüler mikroorganizmalar replikasyonları ve yaşamları için gerekli olan tüm enzim ve biyolojik yapıları bulundururlar. Daha açık bir tanımlama ile protein sentezi yapabilecek DNA ve RNA yapılarına sahiptirler. Ökaryotlar ve prokaryotlar olarak ikiye ayrılırlar (Tablo 1.1) (Şekil 1.1). Tek hücreli ökaryotlar sınıfına protistler denir. Algler, protozonlar, mantarlar ve slime moldlar bu grubun üyesidirler. Gerçek hücre yapısı ve metabolizmaları bulunmayan, bir konak hücreye girerek onun genetik yapısındaymış gibi davranan, böylece kendisi için gerekli olan proteinleri sentezlettiren, bu arada içinde bulunduğu konak hücrenin fonksiyonlarını bozarak onlarda hastalık meydana getirebilen basit yapılı canlılara asellüler mikroorganizmalar denir. Virüsler, viroidler ve prionlar asellüler mikroorganizmalar sınıfındandır.

Tablo 1.1 Medikal önemi olan mikroorganizmaların karakteristik özellikleri
Özellik Hücre yapısı Nükleik asit Nukleus tipi Ribozom Mitokondri Dış yüzey yapısı Hareket Replikasyon Virüsler Yok DNA veya RNA Yok Yok Yok Protein kapsid ve lipoporotein zarf Yok Hücre içinde çoğalma Bakteriler Var Hem DNA hem RNA Prokaryot 70S Yok Peptidoglikan hücre duvarı (Mycoplasma hariç) Var Binary fission Mantarlar Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Kitin yapısında sert duvar Yok Budding veya mitoz Protozoon ve helmintler Var Hem DNA hem RNA Ökaryot 80S Var Fleksibi membran

Var Mitoz

İnsanlarda hastalık yapan mikroorganizmalar bakteriler, mantarlar, protozoonlar, helmintler ve virüsler olmak üzere beş ana bölümde incelenir. Virüsler nonsellüler, bakteriler prokaryot, diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir. Bakteriler prokaryot, virüsler ise nonsellüler grubun üyesidir. Diğerleri ise ökaryotik hücrelerdir.

Virüsler
Virüs partikülü bir kapsid ile çevrili DNA veya RNA'dan oluşmuştur (nukleokapsid). Kapsid nükleik asidi korur ve konak hücreye tutunma ve penetrasyon işlerinde görevlidir. Kapsid üzerindeki proteinler (daha çok glikoprotein) virüs ile konak hücre arasındaki ilişkiyi açıklar. Bazı virüsler ayrıca lipid yapılı bir zarf ile çevrilidir.

Viroid
Tek sarmal, küçük, çıplak, RNA molekülleridir. Kapsidi yoktur, insanlarda enfeksiyonları gösterilememiştir, bitki hastalıkları yapmaktadırlar. Hücreler arasındaki bulaşmanın hangi mekanizma ile olduğu bilinmemektedir.

Prionlar
Nükleik asitleri olmayan, protein yapısında nukleazları olmayan infektif partiküllerdir. Proteazlara ve sterilizasyon yöntemlerine dirençli olmaları önemli özellikleridir. Uzun inkübasyon periyotlu yavaş virüs enfeksiyonları oluştururlar. Hastalığın belirgin özelliği nöronlarda vakuolizasyon ve amiloid plaklar geliştirmeleridir. İlk defa scrapie hastalığında tespit edilmişlerdir. Bulaşıcı özelliği olan prion proteinleri (PrP) konağın kromozamal DNA'sında kodlanır. İnsanlarda Kuru, Jacobs-Creutzfeld (Şekil 1.2) , fatal familial insomnia etkenidirler. Deli Dana (bovine spongioform encephalo-pathy-BSE) hastalığı hayvan ölümlerinden sorumlu prionların meydana getirdiği güncel hastalıktır. Hastalığın tanısında tarama testi olarak kullanılabilecek serolojik bir yöntem geliştirilememiştir. İntrasellüler yaşayan organizmaya karşı immün yanıt kötüdür. Biyopsi ile tanı konulur. Prionların iki formu vardır,

2

infeksiyöz form bulaşıcı olup, BSE, iatrojenik CJB ve kuru hastalığı etkenidir. Kalıtsal geçen prionlar ise bulaşıcı değildir, PrP'nin gen mutasyonuna bağlı familial CJB, fatal familial insomnia etkeni olarak görülür. Sellüler hücreler ökaryotlar ve prokaryotlar olmak üzere başlıca iki önemli yapıdadır. Her ikisi de hücresel mikroorganizma olmasına rağmen aralarında temel farklar bulunmaktadır (Tablo 1.2) (Şekil 1.2, 1.5). Prokaryotlar denince bakteriler anlaşılır.

3

4

ÖKARYOTLAR VE PROKARYOTLAR Prokaryotlar (Bakteriler)
Ökaryotlardan başlıca farkı nukleus membranı ve nukleolusunun bulunmamasıdır. Her zaman tek kromozom bulundurur ve histon proteinleri içermez. Prokaryotların çekirdeğine özel yapısından dolayı nukleoid denmektedir. Mitokondri, endoplazmik retikulum, golgi cihazı, plastidler ve lizozom gibi organelleri bulunmaz, ökaryotlardan daha küçük ribozoma (70S) sahiptirler. Prokaryotların bir çoğu etraflarında peptidoglikan hücre duvarı bulundurur (Mcoplasma hariç). Ökaryotlarda böyle bir tabaka bulunmaz. Mantarlarda kitin denilen N-asetilglukozamin yapısında sert bir tabaka vardır, ancak bakteri hücre duvarının özelliklerini taşımaz. Protozoonlar ve bazı bakteriler hareketli olabilirken virüsler ve mantarlar hareketsizdir.

Ökaryot sitoplazmik membranında sterol bulunur, prokaryotlarda Mycoplasmalar (kolesterol) dışında bulunmaz. Bakterilere şekillerini hücre duvarları verir. Şekillerine göre iki grupta incelenirler; Atipik şekilliler: Bu gruptaki bakterilerin belirli bir şekli yoktur (Mikoplazmalar gibi). Gerçek şekilliler; Kromozom kontrolü altında belirli şekle sahiptirler, üç grup altında toplanırlar (Şekil 1.4); 1. Koklar 2. Basiller 3. Spiriller

5

Mikroskobik yapıları 2. Hücre enzimlerinin elektroforezi Genotipik sınıflandırma 1. parazit. Nükleik asit sekans analizi 4. Tüm bakteride protein analizi 4. Makroskobik yapıları 3. Tüm bakteride lipid analizi 3.Tablo 1. insan hücresi) Var Var Var Birden fazla (Diploid) var var var 80S (60S+40S) yok Mitokondrilerle var Var Bakterileri birbirinden ayırmak için fenotipik. Plazmid analizi 5.2 Prokaryot ve ökaryot hücrelerin özellikleri Özellik Gerçek çekirdek Mitotik bölünme Histonlarla eşleşmiş DNA Kromozom sayısı Mitokondri Endoplazmik retikulum Lizozom Ribozomun büyüklüğü Peptidoglikan hücre duvarı Solunum Hücre zarında sterol Çekirdek zarı Prokaryot Hücre (Bakteri) Yok yok yok Tek (Haploid) yok yok yok 70 S (50S+30S) Var Hücre zarı ile Yok (mikoplazma hariç) yok Ökaryot Hücre (Mantar. Kromozomal DNA yapı ve parçalarının incelenmesi 6 . DNA hibridizasyon 3. Antibiyogram duyarlılıkları 6. Faj tiplendirmesi Analitik sınıflandırma 1. Biyotiplendirme 4. Bakterilerin sınıflandırılması Fentipik sınıflandırma 1. Hücre duvarı yağ asitleri analizi 2. Guanin/sitozin oranı 2. Ribotyping 6. analitik ve genotipik sınıflandırma yapılır. Serotiplendirme 5.

yüksek ısı gibi anormal şartlarda yaşayabilen bakterilerdir. yüksek tuz. prob veya sinyal çoğaltılmaktadır. Gerçekzamanlı PCR: Hedef DNA'nın amplifikasyonunu ve amplifikasyon ürünlerini prob ile saptama basamaklarını aynı kapalı tüp içinde birleştirmektedir. Klasik polimeraz zincir reaksiyonun yanı sıra ligaz zincir reaksiyonu. Tedaviye yanıt şansının değerlendirilmesi 4. Problar radyoizotoplar. Klinik viroloji laboratuarlarında nükleik asit testlerinin kullanım araçları : 1. katı faz hibridizasyon testleri (Dot blot. Öncül olarak özgül oligonükleotitler kullanıldığı için. Subtiplendirme biyotiplendirme. Doğrudan hibridizasyon yöntemi ile serumdaki serbest virüs. Thermus aquaticus'dan (Taq polymerase) elde edilen DNA polimeraz PCR testinde kullanılır. Klinik örnekte mikroorganizmaların bol olduğu durumlarda hibridizasyon yeterli olabilirken. TAS gibi) RNA molekülleri çoğaltılmaktadır. Gerçek zamanlı PCR ile nükleik asit miktarı belirlenir (viral yük). Bakterilerin özel tiplerine (epidemi yapanlar gibi) subtipleri denir. Filogenetik analizler a. Tedavi etkinliğinin izlenmesi 6. Arkebakterilerin öbakterilerden farkı peptidoglikan tabakalarının bulunmamasıdır. Viral nükleik asit testlerinde kullanılan yöntemler Moleküler biyolojik yöntemler genel olarak amplifikasyon ve hibridizasyon yöntemleridir. antijenik substratlar veya kemilüminesans veya floresans veren moleküller ile işaretlenmiş özgüllüğü yüksek DNA veya RNA segmentleridir. serotiplendirme. enzimler. Sindirim sisteminde simbiyotik olarak yaşarlar. Hibridizasyon yöntemleri: Hedef nükleik asit dizilerine karşılık gelen nükleik asit dizileri (prob) ile doğrudan hibridizasyon yapılmaktadır. DNA polimeraz enzimi ile her sarmalın karşısında. En küçük bakteri mikoplazmadır. 7 . Tedaviye direnç genlerinin araştırılması 5. kalıp DNA sarmalının karşısına gelecek oligonükleotid dizileri (primerler. Nükleik asit kimyasının anlaşılması ile birlikte nükleik asit prob teknolojisi ortaya çıkmıştır. Southern blot. infeksiyon hastalıklarının ilerlemesi hakkında fikir vermenin yanı sıra. Hastalık prognozunun belirlenmesi 3. Bunun için çift sarmadı DNA dizisine bağlanan florejenik moleküller kullanılarak hibrid yakalanır. rRNA'nın mutasyondan en az etkilenen genetik materyal olması nedeniyle hibridizasyonda en duyarlı yöntem DNA ile ribozomal RNA (rRNA) karşılaştırmasıdır. 3SR. sadece araştırılan nükleik asitler saptanabilmektedir. Amplifikasyon yöntemleri: Hedef. RT-PCR: RNA araştırılacaksa önce revers transkriptaz enzimi ile komplementer DNA sentezlenir ve ardından PCR uygulanır. Hedef nükleik asitlerin çoğaltıldığı yöntemler Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR): Klasik yöntemdir. insitu hibridizasyon) bulunmaktadır. transkripsiyona dayalı amplifikasyon yöntemlerinde (TMA. Epidemiyolojik çalışmalar Kantitatif viral NAT Kantitatif yöntemler. İn-situ hibridizasyonda mikroskop lamlarına fiske edilmiş hücre veya doku kesitleri üzerinde hibdirizasyon yapıldığından. İnsanlarda hastalık yapan bakteriler öbakteri sınıfındandır. öncüller) bağlanmakta. Hibridizasyon yöntemine göre (Şekil 4) iki mikroorganizma arasındaki homoloji >%70 ise aynı tür olduklarına karar verilir. İnfeksiyon etkeninin saptanması ve tanımlanması 2. NASBA. Klasik kantitatif PCR yöntemlerinde. antiviral tedavinin izlenmesinde de çok faydalıdır. miktarı tayin edilmeye çalışılmaktadır. Virusların genotiplerinin belirlenmesi 7. Q-beta replikaz. en büyük virüsden (Poxvirüs) bile daha küçüktür. Bu yöntemde DNA ısı ile denatüre edilerek sarmallar ayrılmakta. Yeterli miktarda hedef nükleik asit dizisinin bulunmadığı durumlarda testlerin duyarlılığının arttırılması gerekir. Geçmiş yüzyılda mikroorganizmalar morfolojileri ve biyokimyasal özelliklerine göre tanımlanıyordu. genellikle saptama duyarlılığını arttırmak için amplifikasyon gerekmektedir.a. Hibridizasyon testlerinde araştırılan genetik materyalin saptanabilmesi için belli bir düzeyde hedef nükleik asit miktarına gerek vardır. Bu yöntemler arasında sıvı faz hibridizasyon testleri. özgül viral DNA'nın kantitatif analizi ile belirlenebilmektedir. amplifikasyon sonrası elde edilen ürün miktarından orijinal örnekteki n.Bakteriler öbakteri ve arkebakteri olmak üzere iki grupta incelenir. İnfeksiyon kaynağının izinin sürülmesi b. antibiyotik duyarlılık testleri. mikroorganizma nükleik asitlerinin morfolojik olarak yerleşimi incelenebilmektedir. bakteriofaj tiplendirme ve bakteriosin tiplendirme yöntemleri ile yapılabilir. komplementer DNA sentezlenmekte ve ısı döngüleri yinelenerek DNA kopyaları çoğaltılmaktadır (PRC ürünleri ampliconlar). Northern blot. dallı DNA testlerinde DNA araştırılırken.

8 .

prob miktarları artmaz. LCR: Denatüre olmuş DNA sarmallarına. Q-beta replikaz tarafından çoğaltılabilecek dizileri de taşıyan özgül problar kullanılır. RNAz H. Transkripsiyona dayalı amplifikasyon (TMA) da benzer bir yöntemdir. özgül problar bağlanır ve ligaz enzimi ile bu oligonükleotitler yapıştırılarak yeni diziler elde edilir. Q-beta replikaz: Sistemde bir RNA polimeraz enzimi.PCR'a alternatif diğer amplifikasyon yöntemleri: Benzer şekilde hedef nükleik asitleri çoğaltan nükleik asit dizisen bağlı amplifikasyon (NASBA) tek ısıda uygulanır. Bu yöntemlerde hedef RNA molekülüdür. Hedef ve prob çoğaltma yöntemlerine göre daha stabil testlerdir. hedef nükleik aside bağlanan işaretli moleküllerin çok sayıda olması ile testlerin duyarlılığı arttırılmaktadır. revers transkriptaz ve '17 RNA polimeraz enzimleri kullanılır. kontaminasyona bağlı yalancı pozititif olma riski daha azdır. 9 . Sinyal çoğaltma yöntemleri: Hedef nükleik asit.

10 .

bazıları da gaz vezikülleri içerir. Bakteriyi iç basınca karşı korur. ayrıca ekzotoksinler) 4. Birçok antibiyotik bakteri ribozomlarına etkili iken insan hücrelerindeki protein sentezini etkilemezler. Işık mikroskobu ile homojen bir sıvı olarak görünür. mukopeptid) tabakadır (Şekil 6). DNA giraz enzimi bakterinin boyunun ortalama 1000 katı uzunluğundaki DNA'sının süpersarmal haline gelip bakterinin içine sığmasını ve açılmasını sağlar. Bazı Cyanobacteriler thylakoid denilen fotosentetik yapılar. Sitoplazmik membranın görevleri 1. Ozmotik basıncın düzenlenmesi (selektif permeabilite ve transport) 2. Gram pozitif bakterilerde daha kalındır.BAKTERİNİN YAPISI Sitoplazma Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler benzer internal. Kemotaksi ve duyusal reseptörlerin bulunduğu yer sitoplazmik membrandır. ribozomlar. Bakteriler gram boyamasına göre gram pozitif ve gram negatif olmak üzere iki önemli grupta toplanırlar. Peptidoglikanın ana yapısını n-asetil muramik asit 11 . Novobiosin DNA sentezinin inhibisyonu dışında. sülfür granülleri olabilir. Mezozomun septal kısmı. Enzim sentezi (Hem maddeleri parçalayıcı hidrolitik enzimler. Bakterinin organellerinden sadece nukleoidini görürsünüz. mRNA. Ökaryotlarda ise birçok DNA (kromozom) bulunur ve birbirlerine histon proteinleri aracılığı ile bağlanırlar. gram pozitifler ise kristal violet ile morlacivert boyanır (Tablo 4). Hücre zarfı'nın (sitoplazmik membran. Mikoplazmalar dışında diğer prokaryotlar sitoplazmik membranlarında sterol içermezler. Her bakteride çift sarmallı tek bir DNA ipçiği bulunur. Polisakkarid. Çekirdek hücrenin ortasında veya bir kenarında bulunabilir. Bakteri DNA'sı Borrelia burgdorferi (lineer yapıda) ve bazı Streptomyces türleri dışında sirküler yapıdadır. Elektron mikroskobu ile incelediğinizde görülen en önemli partiküller ribozomlardır. Yapı olarak ökaryotlara benzemelerine rağmen daha fazla fonksiyona sahiptir. proteinler ve metabolitlerden oluşmuştur. Mikoplazmalar bu özellikleri nedeni ile sterol içeren besiyerlerinde ürerler. Eğer görünür başka yapılar varsa bunlar enerji için gerekli depo granüllerdir. hem de penisilinaz gibi direnç enzimleri. Bakterinin protein sentezinde görevleri vardır. Ökaryotlarda görülen mikrotubüler yapılar prokaryotlarda görülmez. Hücre duvarının sağlamlığını ve direncini sağlayan peptidoglikan (murein. DNA replikasyonları da birçok noktada aynı anda sürdürülür. farklı eksternal yapılara sahiptirler. Sitoplazmik membrana mezozom aracılığı ile tutunur. Sitoplazma başlıca DNA kromozomu. hücre bölünmesinin başladığı yerdir. Nukleotidler intron denen baz sıraları ile birbirlerine bağlanırlar. Solunum (sitokromlar bu yapı içindedir) 3. Son basamakta kullanılan fuksin ile gram negatif bakteriler pembeye. Hem şekli hem de sağlamlığı sağlayan iskeletidir. hücre duvarı ve kapsül) en içte kalan tabakasıdır (Tablo 3). Prokaryotlar ökaryotlardan farklı olarak çekirdek zarı ve nukleolus içermezler. Arkebakterilerde buna benzer psödomurein (psödoglikan) bulunur. Dış ortamdaki maddelerin girişine izin veren seçici olmayan 1-2 nm çapında porlar bulundurur. Lipofilik ve hidrofilik madde içeren deterjanların hedef dokusu sitoplazmik membrandır. Hücre duvarı polimerlerinin sentezi 5. Hücre duvarı Mikoplazmalar dışında tüm prokaryotlarda bulunur. Polimiksinler de deterjanlar ile yapısal benzerlikleri ile sitoplazmik membranın yapısında bulunan fosfatidil-etanolamini selektif olarak tahrip ederek hücre ölümüne sebep olurlar. teikoik asit sentezini inhibe eder. ancak bağımsızdır. Nukleoid Işık mikroskobu ile hücreler içinde görülebilen en büyük yapı çekirdektir. lipid. Sitoplazmik membran Ökaryot ve prokaryot hücreler arasında yapı olarak birbirlerine en benzeyen bölüm burasıdır. Bakteri ribozomları 70 Svedberg (S) büyüklüğündedir (50S ve 30S subünitleri vardır). Prokaryotların boyanma özelliğini sağlayan yapı burasıdır. Lateral mezozom ise spor oluşumunun başladığı (sporlu bakterilerde) ve konjugasyonda pilusun bağlandığı yerdir. Bunların içinde en bilinenleri Corynebacterium bakterileri içinde bulunan fosfat bağları taşıyan Ernst-Babes (volutin) granülleridir. ökaryotlarda ise 80S (60S ve 40s subünitleri vardır) büyüklüğünde ribozom vardır. Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları tabloda gösterilmiştir. iki lipid ve bunların arasında bir protein tabakadan oluşmuştur.

Bu iki ana yapı birtakım proteinler aracılığı ile birbirlerine bağlanırlar. D-glutamik asit. 12 . Muramik asit. pentaglisin köprülerini oluşturur. D-alanin. L-Lizin. diaminopimelik asit. Hem gram negatifler. gram negatiflerde ise %10 kadarını peptidoglikan tabaka oluşturur. Gram pozitif bakterilerde hücre duvarının ortalama %50. L-alanin. hem de gram pozitiflerin bir birine benzer peptidoglikan yapıları vardır. Çarpraz bağlarda gram pozitiflerdeki Lizin'in yerine gram negatiflerde diaminopimelik asit bulunur.ve n-asetil glukozamin isimli şekerler oluşturur. glikozamin.

Tabo 1. Teikoik ve lipoteikoik asit gram pozitif bakterilerin içinde dağınık halde bulunan.tuberculosis. Böylece Klamidyalar lizozime dirençlidir ve mukoza infeksiyonu yaparlar. Özellik Dış zar Hücre duvarı Lipopolisakkarit Teikoik asit Spor Kapsül Lizozime duyarlılık Ekzotoksin üretimi Penisilin hassasiyeti Gram pozitif Yok Kalın Yok Var Bazılarında var Bazılarında var Duyarlı Bazılarında var Daha duyarlı Gram negatif Var İnce Var Yok Yok Bazılarında var Dirençli Bazılarında var Daha dirençli Memelilerin salgılarında bulunan lizozimin ana hedefi peptidoglikan tabakadır. Alkol ile dekolorizasyon. diphtheriae. asteroides gibi). aside dirençliler kırmızı. diğerleri mavi boyanır Tablo 1. C. Gram negatif bakterilerin hücre duvarının üç temel yapısı.3 Bakteri zarfının yapıları ve görevleri Fonksiyon Dayanıklılığı veren yapılar İç yapıların korunması Geçirgenlik ve bariyerler Metabolik geçirgenlik Enerji üretimi Konak hücreye yapışma Konağın immün tanıması Konak immün yanıtına Antibiyotik duyarlılık Antibiyotik direnci Hareket Yapışma Yapı Hepsi Hepsi Dış membran veya plazma membranı Membranlar ve periplazmik transport proteinleri. N. Asti-alkol ile dekolorizasyon. Pnömokokların teikoik asitleri Forssman antijeni olarak isimlendirilir. ribitol ve gliserolden yapılı majör antijenidir. porinler. proteinler. Klamidyalarda gram negatif bakteri duvar yapısı bulunmasına rağmen peptidoglikan tabaka bulunmaz. Teikoik asit hücre duvarından kaynaklanırken. yapışma elemanıdır. gram negatifler pembe. lipoprotein. lipoteikoik asit'in kaynağı sitoplazmik membrandır. teikoik asit bulunmayabilir. dış membran ve lipopolisakkarid'dir.5 Gram pozitif ve gram negatif bakterilerin farkları. aside dirençliler kırmızı kalır 3. gram pozitifler ise mor boyanır ARB boyama 1. permeazlar Plazma membranı Pili. Safranın ile boyama. Kristal violet ile boyama 2. Gram negatif bakterilerde bulunmaz. M proteini karşı koyma Peptidoglikan sentetik enzimleri Dış membran Flajella Pili Tablo 1. Karbol fuksin ile ısıtarak boyama (kırmızı) 2. Streptococcus pyogenes'i M proteini de lipoteikoik asittir. Tüm Gram pozitif bakterilerde lipoteikoik asit bulunurken.4 Gram ve ARB boyama aşamaları Gram boyama 1. Lipoprotein tabaka dış membran ile peptidoglikan tabakayı birbirine bağlar 13 . teikoik asit Tüm dış yapılar Kapsül. Bazı bakterilerde hücre duvarında yağ bulunur (M. Metilen mavisi ile kalanların boyanması. sadece gram pozitifler mor kalır 4. Potasyum iyodür ile tespit 3.

tümör nekroze edici faktör ve diğer faktörlerin salınmasını sağlar. Bunların birçoğu transmembran proteinleridir ve porin olarak isimlendirilir. Porinler 700Da'dan daha küçük hidrofilik moleküllerin difüzyonunu sağlarlar. metabolik. endopeptidaz ve karboksipeptidaz gibi protein yapılar (penisilin bağlayan proteinler PBP) bulunmaktadır. O Ag'inin alt bölümünde bulunan lipid A ise bakterinin endotoksinini oluşturur. bu durum konakta kronik enfeksiyon geliştirebilir. Hipertonik ortamda yaşayabilen ve bölünebilen duvarsız bakterilere L formu (Lister formu) bakteriler denir (Şekil 1. Gram negatif bakterilerin dış membranları üzerinde çeşitli proteinler bulunur. interlökin-6. Bu tabakanın en dışında kor polisakkaridi ve hidrofilik özellikteki O Ag'inden oluşan majör antijenik yapı vardır. Bu yapı homojen ve belirli bir şekle sahip ise kapsül. 14 . Kapsül Bakterilerin hücre dışına salgıladıkları mukoid yapılı maddelere denir. Lipopolisakkarid (LPS) yapı immün sistemin güçlü bir stimülatörüdür. hücreyi dış ortamın safra tuzu ve hidrolitik enzimlerinden korur. Metabolizma enzimleri hücre dışından alınan ve belirli bir iriliğe kadar küçültülmüş molekülleri hücre metabolizmasında kullanılabilecek boyutlara kadar parçalarlar. L formu bakteriler penisilinlere dirençlidirler. gram negatifler ise dış membranlarını korudukları için sferoplast adını alırlar. gram negatif boyanırlar. Bu bölümde bulunan beta laktamazlar gram pozitiflere göre daha iyi korunmaktadır.13). Gram pozitif bakteriler tüm duvarını kaybettikleri için protoplast. gevşek yapılı ve yapışkan ise slime tabaka (glikokaliks) adını alır. göz yaşı. LPS ateş ve şok meydana getirir.Gram negatif bakterilerin hücre duvarının dış kısmını fosfolipid tabaka (dış membran) oluşturur. Bazı bakteriler spontan veya antibiyotiklere bağlı olarak L formu haline gelebilir. Bu yapı üzerinde por proteinleri (porinler) bulunur. Bunlar bazı büyük antibiyotiklerin hücre içine geçişlerini engellerler. Ancak. direnç enzimleri ile virülans faktörlerinin etkisini gösterdiği yapıdır. Bol miktarda endotoksinin kana dökülmesi ile Shwartzman reaksiyonu (dissemine intravasküler koagülasyon) gelişir. hipertonik ortamlarda bakteriler hücre duvarlarını kaybedebilirler. Periplazmik aralık Gram negatif bakterilerin iç ve dış membranları arasında bulunan. N. nazal sekresyonlarda bulunan lizozim peptidoglikan tabakayı hidrolize eder. Bu bölgede penisilinlerin bağlanma bölgesi olan transpeptidaz. gonorrhoeae gibi bazı bakterilerde lipooligosakkarid tabaka bulunur. heterojen. Tükrük. LPS B hücrelerini aktifleştirir ve makrofajlar gibi hücreleri indükleyerek interlökin-1. Lizozim ile karşılaşan bakteriler düşük ozmotik basınçlı ortamlarda lizise uğrarlar.

pyogenes'de ise hiyaluronik asit yapısındadır. Medikal önemi olan kapsüllü bakteriler • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Haemophilus influenzae Neisseria meningitidis Klebsiella spp Escherichia coli Salmonella typhi (Vi antijeni) Bacillus anthracis (poly-d-glutamik asit) Streptococcus pyogenes (hyaluronik asit) Streptococcus agalactia (sialik asit) Bacteroides fragilis 15 .14).anthracis'de protein. B. Şeker yapılı kapsüle sahip bakterilerde tip tayini için kapsül şişme testi (Quellung testi) uygulanabilir (Şekil 1. Bakterilerin virülansında kapsülün önemli bir yeri vardır. slime tabaka ise prostetik malzemelere. S. kapsüllü bakteriler antikapsüler antikorlar ile kaplanmadıkça fagositoza karşı koyarlar.Kapsül fagositoza karşı koymada. Kapsüller negatif boyama yöntemleri kullanılarak görünür hale getirilirler. Kapsülün ana yapısı sudur. Kapsül zayıf antijenik yapıya sahiptir. kontakt lenslere ve diş gibi sert dokulara yapışma görevi olan bakteri organelidir. kateterlere. Diğer kısmı genellikle polisakkarittir.

Flagella (kirpik) Bakterinin hareket organelidir. Ancak tannik asit tuzları ile hazırlanan boyalar ile daha iyi görünür hale gelirler. Bazı hastalıklarda serolojik yöntemlerle gelişen antikorlar tanı testi olarak kullanılır (H antijen). 16 . Protein yapısında flajellin denilen subünitlerden oluşur. Işık mikroskobu ile iyi görünür. Destek üniteleri olan blefaroplast ile flajellalar sitoplazmik membrana tutunurlar. Protein yapılı olduklarından iyi antijendirler.

Normal ışık mikroskobu ile görülemez.6) Endospor (Spor) Bazı bakteriler ısı. Sporlu bakteriler vegetatif hallerindeki aktivitelerini gösteremezler. 1. ancak hiçbir zaman metabolizmaları durmaz. Spor fiziksel etmenlere çok dirençlidir. Medikal önemi olan iki gram pozitif basil sporludur.coli ve Gonokoklar fimbriaları ile konak hücrelere tutulup hastalık yapabilirler. Fimbriaların virulans ile direk ilişkileri vardır.gonorrhoeae farklı antijenik tipte pili oluşturur.16). N. Fimbria'lar konak memeli hücresine. bazı kimyasal maddeler ile karşılaşma ve kötü beslenme. Gram pozitif koklardan streptokokların M proteinleri de fimbriadır. (Tablo 1. Peritrikoz ( Bakteriyi çepeçevre saran) Fimbria (Pili) Flajellalardan daha kısa ve küçük olup bir bakteride yüzlerce bulunabilir (Şekil 1. Bakterinin yapışma elemanıdır. Fimbria'sını kaybeden bu bakteriler enfeksiyon meydana oluşturamazlar. Bunlardan Bacillus grubu aerop. Piluslar ile (seks pilusu) iki bakteri arasındaki yapışmadan sorumludur.17). Önemli yüzey virülans faktörlerinin bakteri patogenezindeki yeri tabloda açıklanmıştır. Lofotrikoz (Püskül şeklinde) 3. Fimbrialar genellikle gram negatif bakterilerde bulunur. Clostridium grubu ise anaeropdur. Hem fimbria hem de pilus'a pili denmektedir. kötü soluma şartları gibi uygun olmayan durumlarda hücre duvarlarını kalsiyum (Ca) ve dipikolinik asit ile güçlendirerek (kalsiyum-dipikolinat) kendileri için önemli organellerini koruma altına alırlar (Şekil 1. Sporlu bakterilerin metabolizmaları minimuma inmiştir.15). radyasyon. ancak elektron mikroskobi ile tesbit edilebilir. özellikle E. Böylece konjugasyon gerçekleşir. Lipoteikoik asit ile birlikte konağın epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur. Hareket organeli değildir. 17 . Monotrikoz (Tek flajellalı) 2. böğlece antikorların varlığında bile konak yüzeylere tutunabilir.Bakterilerin flagellaları bulundukları yerlere göre üçe ayrılır (Şekil 1. bir diğer bakteriye veya yüzeylere yapışmada önemlidir.

Uygun şartları bulduğu zaman bakteri tekrar vegetatif haline döner (germinasyon). Serotiplemede kullanılır. C. Virulans faktör Aşı olarak kullanımı Açıklama Bunların dışında bazı kitaplarda Sporosarcina ve Coxiella burnetti (muhtemelen) endospor yapar denir. Polipeptid kapsül (D Glu) Yok Polisakkarit kapsül Var Serotiplemede kullanılır. Diğer salmonella tiplerinde önemi yok. pneumonia S. Polisakkarit kapsül M proteini Protein A Var Yok Yok Serotiplemede kullanılır. C. Sporlar intrasellüler boyanmayan yapılardır. Meningititis Gr (+) basiller B. anthracis sporu santral. aureus Gr (-) koklar N. Bakterilerin sporları onların tanınmasında ve özelliklerinin belirlenmesinde kullanılır. Dokulara yapışmayı sağlar. gonorrhoeae S. Her bir bakterinin sadece tek sporu vardır. İnfluenza K. typhi Y. perfringens sporu ise subterminaldir. Pestis Polisakkarit kapsül Polisakkarit kapsül Protein pili Protein pili Polisakkarit kapsül V-W faktör Var Yok Yok Yok Yok Yok Dokulara yapışmayı sağlar. pyogenes S. Anthracis Gr (-) basiller H. tetani sporu terminal. Serotiplemede kullanılır. 18 . 6 Bakteriyel patogenezde önemli yüzey virulans faktörleri Bakteri Gr (+) koklar S. coli N. B.Tablo 1. Bu yapı komplemanı Fc kısmından bağlar böylece opsonizasyonu engellemiş olur. Malaşit yeşili veya karbolfuksin ile boyanır hale getirilir. pneumonia E. Kromozom kontrolü altında olduğu için bakteriler sporlarını her defasında hücrenin aynı yerinde yaparlar. Mantarlardaki sporlar gibi üreme ile ilişkileri yoktur.

5 cal. pallidum gibi bazı bakteriler ise hem canlı hücre kültürlerinde hem de sentetik besiyerlerinde üretilemezler. İndirgeyici olarak bir elektron vericisi olan NADPH kullanılır. 50-60°C'de üreyebilenlere ise termofil bakteriler denir. klamidyalar ve riketsiyalar canlı hücre kültürlerinde ürerler. hareket etme. Bir sıvı besiyerinde bakterinin üreme eğrisi altı dönemden oluşur (Şekil 1. tuberculosis. yüksek enerji fosfat bağları (ADP'den TP'ye dönüşüm) ve Asetil Koenzim A şeklinde depolanır. Fakültatif anaerop: Hem O2'li ortamda hem de O2'siz ortamda fermentasyon yapabilen bakterilerdir. yüksek ozmotik basınç altında üreyebilenlere ise osmofilik bakteriler denir. Bakterilerin çoğu şeker. Katabolizma: Bakteriler. aminoasitler) alırlar. Bir bakterinin gelişebilmesi için karbon. Solunum Bakteriler tarafından sıklıkla kullanılan eksternal elektron akseptörü moleküler oksijendir. organik maddeleri yıkarak enerji sağlayan organotrof canlılardır. M. Solunum tiplerine göre bakteriler dört grupta incelenir. Bakterilerin Üremeleri Virüsler. optimal üreme için CO2'e İhtiyaç gösterdiği İçin kapnofilik bakteri denir. aminoasit gibi organik maddeleri parçalayarak enerji elde ederler. enerjilerini organik bileşiklerden (şekerler. diptheriae verilebilir. Anabolizma genel olarak kimyasal redüksiyonlar zinciridir. Bakterilerin çoğu organotroftur. Ayırtedici besiyerleri: Koloni yapısı ve rengi ile diğer bakterilerden ayırt edilebildiği besiyerleridir. Isı Bakterilerin üremeleri için farklı ısılar gerekebilir. su ve değişik iyonlara ihtiyacı vardır. M. 19 . bakteri hücresi için gerekli maddelerin yapımında (anabolizma) kullanılır. Bakteriler 'binary fission' (ikiye bölünme) yoluyla. Zorunlu aerop: Son H+ alıcısı havadaki O2'dir. metabolizma ve protein sentezi için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Organik maddeler hücre dışına salınan ekzoenzimler aracılığı ile yapı taşlarına kadar parçalanır. Zorunlu aerop bakterilere örnek olarak V. Örneğin C. sağlanır. Anabolizma: Enzimler ve ATP'den elde edilen enerji yardımı ile katabolizma sonucu oluşan basit ön maddeler kompleks proteinlere dönüştürülür. Anaerob bakterilerde son H alıcısı olarak karbon. C. Zorunlu anaerop: Zorunlu anaerop bakterilerde oksijenli solunum sonucunda ortaya çıkan H2O2'nin zararlı etkilerini ortadan kaldıran katalaz ve süperoksit anyonlarının (O2-) zararlı etkilerini önleyen süperoksit dismutaz enzimleri + bulunmamaktadır. Adinomyces gösterilebilir. İçeri alınanlarda endo-enzimler ile oksidasyon gerçekleşir ve sonuçta oluşan enerji. Jejuni en iyi %5 O2 + %10 CO2'li ortamda üreyebilir. Zorunlu anaerop bakterilere örnek olarak Bacteroides.Bakterilerin Metabolizması Bakteri hücresinde gelişen kimyasal reaksiyonlar enerji sağlayan (katabolik) ve enerji gerektiren (anabolik) reaksiyonlar olmak üzere ikiye ayrılır. enerjilerini azot-demir-sülfür içeren inorganik maddelerden sağlarlar. 1 mol glikozun fermentasyonu ile ortalama 31. Elde edilen enerji ve yapı taşları. azot. Düşük ısılarda üreyebilen bakterilere (15-20°C) psikrofil. Yüksek tuz konsantrasyonunda üreyen bakterilere halofilik. ortaya çıkar. bir enerji kaynağı. leprae ve T. azot ve sülfür kullanılmaktadır. Clostridium. 30-37° C'de üreyenlere mezofil. Bir mol glukoz oksijenasyonu sonucunda 688. Mikroaerofil: Çok az miktardaki O2 ve yüksek CO2 düzeylerinde üreyebilen bakterilerdir. Tüm mikroorganizmaların karbon kaynaklarına gereksinimleri vardır. Fungus ve bazı bakteriler heterotrof iken bitkiler ototrofturlar. Mikroorganizmaların bir kısmı inorganik karbonu karbondioksidi (ototrof bakteriler). Bazı bakteriler litotroftur. bir kısmı da organik moleküllerdeki karbonu (heterotrof bakteriler) karbon kaynağı olarak kullanırlar. Bakteriler üreme. eşeysiz olarak ürerler. sitoplazmik membran tarafından yönetilerek ya pasif diffüzyon veya aktif transport ile içeri alınırlar. Kültür yöntemleri Genel besiyerleri: Genelde bakterilerin yetiştirilebildiği besiyerleridir Selektif besiyerleri: Bakterinin yetiştirilebildiği özel suplement ve/veya antibiyotikler eklenmiş besiyerleridir. cholerae.2 cal.18).

Gizli (latent. Bakterilerin içinden bazıları aylarca canlılıklarını koruyabilirler. lag) dönemi: Üreme hızı sıfırdır. E. Akselerasyon (hızlanma) dönemi: Üreme başlamıştır. Brucella. B. purin ve pirimidinler Sistein X (protoporfirin) ve V (NAD) Mycoplasma Francisella. 20 .8 Özel suplement içeren besiyerleri Kolesterol. Çoğalmanın durması dönemi: Toksik metabolitler bakterinin üremesine izin vermez. D. Bakteri sayısı hızla azalır.7 Selektif (S) ve ayırt edici (A) besiyerleri Organizma Anaeroblar Corynebacterium Enterik bakteriler Enterik patojenler Vibrio cholerae Legionella Mycobacterium Steril alandan elde edilen Neisseria Haemophilus Normal floradan elde edilen Neisseria Besiyeri Tiaglikolatlı besiyeri Löfflerin koagüle serumlu besiyeri (S) Tellürit agar (A) Eozin metilen mavisi (A) Mac Conkey agar (A) Hektoen enterik agar (D) TCBS (S) Charcoal-yeast ektract agar (CYE agar) (S) Löwenstein-Jensen medium (S) Çikolotamsı agar Thayer-Martin agar (S)* *Thayer-Martin agar normal florayı inhibe eden vankomisin. F. Antiseptik ve antibiyotiklere en duyarlı olduğu dönemdir.Tablo 1. C. Yavaşlama (retardasyon) dönemi: Ortamda metabolitlerin artmasına bağlı olarak bakterinin üreme hızı yavaşlar. Logaritmik (eksponansiyel) dönem: En hızlı üreme dönemidir. Bakterinin ortama alışma dönemidir. Bakteri bu dönemde en küçüktür. Ölüm dönemi: Ölüm oranı artar. nistatin ve kolistin içerir Tablo 1. Legionella. Pasteurella Haemophilus influenzae A.

A. Plazmid: Bakterilerin çoğunun sitoplazmasında bulunur. Sınıf 2'de ise RTF ayrı antibiyotik direnç genleri ayrıdır. 21 . Fajların medikal önemi ekzotoksinlerin üretimidir. pyogenes (kızıldır. Bakteriofajlar resimde de görüldüğü gibi bakterileri infekte eden uzay aracı gibi virüslerdir. bunları taşıyan bakterilere de lizojen bakteri adı verilir. E fajı ise RNA nükleus yapısına sahiptir. Fajlar ayakları ile reseptörü bulunan bakterinin yüzey yapılarına tutunur. Kol plazmidi: Bakteriosin'leri salgılatan plazmidlerdir. Plazmidler bakterilerin yapısal olmayan. Isıtılan DNA'nın. Diğer küçük plazmidler ise genellikle transformasyon veya transdüksiyon yoluyla transfer edilebilirler. transpozonlar. 100SC civarında ısıtılması ile iki ipçiği birbirinden ayrılır. ancak onlar için önemli avantaj sağlayan özelliklerin genetik materyalidir. Bunun en bilinen örneği. Bakteri içinde üremeden bekleyen fajlara ılımlı faj. Her bakteri sadece tek bir faj ile infekte edilebilir.Bakteri Genetiği Replikon Bir DNA ipçiğinin (polinükleotidinin) eskiden karşısında bulunan ipçiğin aynısı olan yeni bir polinükleotid ipçiğini sentezletme yeteneği vardır. Bazen tek bir antibiyotik bazen de çoklu antibiyotik direnci bulundururlar. Bakteri DNA'sının çoğaltılabilir özellikte olması hibridizasyon tekniklerinin gelişmesine sebep olmuştur. Virülans plazmidleri Bakterileri infekte eden virüslere faj (bakteriofaj) denir (Şekil 14). Fajlar spesifikliği nedeniyle bakterilerin tiplendirilmesinde kullanılmaktadır. Stafilokok plazmidleri 4. F fajları DNA. plazmidler. B. botulinum ve S. 2. bu özelliği nedeni ile replikon olarak adlandırılır. Diğer önemli lizojen bakteriler V. Sınıf 1 plazmidlerinde antibiyotik direnç genleri ile transfer faktör (RTF) beraberdir. C. 3. Corynebacterium dipthena'nır) ekzotoksininin üretiminde Corynephage beta fajının rolü vardır. Büyük plazmidler (20-120 kb) konjugasyon sırasında kendi transferlerini kontrol edebilirler. Konjugasyon yolunu kullanarak hücre dışına aktarırılır. Bunları içlerindeki rezistans transfer faktör (RTF)'leri aracılığı ile yaparlar. C. Bakterileri infekte eden bakteriofajlar hücre içinde replike olarak sayıları artar ve lizis sonucunda bakteri dışına çıkarlar (litik enfeksiyon) veya konak genomuna integre olarak (profaj) konağı parçalamaksızın yaşamına devam edebilir (lizojenlik). Bilinen bir DNA ile bakterinin ayrılan ipçiği karşılaştırıldığında saptanan birleşme oranları bakterinin benzerliğini ortaya koyar. E. Plazmidler bakteri kromozomundan bağımsız olarak replike olabilen genetik materyaldir. coli'nin F plazmidi) bakteri kromozomu ile birleşebilir. Plazmidlerin medikal önemi ilaç direncidir. böyle durumlarda epizom adını alır. R plazmidleri: Antibiyotik direncini aktaran plazmidlerdir. Profaj bağımsız olarak üremez ve ancak bakteri üreyince yeni bakterilere geçirilir. Bakteriyofajlar.cholerae. IS elementleri replikondur. boyun kısmı ile duvar üzerinde bir delik açar ve nükleik materyalini bakteri içine gönderir. D. Bazen (örneğin. Önemli plazmidler 1. Çember şeklinde çift iplikli ekstrakromozomal DNA yapılarıdır (Borrelia burgdorferi'de lineer).

Böylesine gen gruplarına patojenite veya virülans adacıkları denir. Basit yapılı olanlara IS (insertion sequence) elementleri denir. F porin protein Ton A ferrichrome transport protein Tsx nucleoside transport protein Lam B maltose transport protein Flagellum (Salmonella) F-pilus Teikoik asit (Bacillus. 22 . dış zar ise gram negatif bakterilerin en dış kısmında bulunan tabakadır. Faj T4. Bu genetik yapılar pH. Bazı patojen bakteriler bu mekanizma ile virülans faktörlerini harekete geçirebilirler. gram pozitiflerde ise teikoik asit veya peptidoglikan tabakadır" Transpozonlar ve IS elementleri Transpozonlar DNA'nın farklı genetik molekülleri arasında hareket edebilen genetik elementlerdir (Şekil 15). Peptidoglikan tabaka gram pozitif bakterilerin. T5 T6 Lambda Chi F1. Virüslerin bakteriler ile ilişkiye girmelerini sağlayan reseptörler bu tabaka üzerinde bulunur. Transpozonlar bazen gen içine girer ve bu geni inaktive eder. "Faj tutunma alanları gram negatiflerde pili. MS2 SP-50 bakteriler) Reseptör LPS core polisakkarid OMP. LPS veya dış membran proteini. Böyle durumlarda gen esensiyal proteinleri sentezleyemeyeceği için hücre ölümü gözlenebilir.Hücre duvarı üzerine oturduktan sonra boyunlarını bir matkap gibi kullanarak bakteri duvar üzerinde delik açıp nükleik asitlerini bakterinin içine gönderirler. ısı gibi çeşitli çevre faktörleri ile tetiklenebilir ve bakteriye virülans kazandırabilir. Ulaşabileceğiniz mikrobiyoloji kitaplarında "bakteriofajlar bakteri hücre duvarları üzerindeki reseptörler üzerine oturur" diye yazar. T3 T2 T1. Örneğin Salmonella'nın SPI1 adacığı fagositer olmayan hücreler içine bakterinin girmesini sağlayan 25 kadar geni içerir. Fajlar için belirlenmiş reseptörler. gram pozitif Faj tutunma alanlarının hem teikoik asit hem de peptidoglikan olabilir. Kompleks yapılı olan transpozonlar antibiyotik direnci gibi spontan mutasyonda yer alır.

23 .

High frequency of recombination (Hfr) hücreler F plasmidi bakteri DNA'sına integre olmuş hücrelerdir (epizom). Transdüksiyondan sorumlu faja pseudovirüs denir. bakteri DNA'sının tümü geçmiş ise generalize transdüksiyon denir (Şekil 17). Konjugasyon iki canlı bakteri arasında hücre-hücre teması olarak plazmid aktarımıdır. Sreptococcus pneumoniae. Mutasyon Transformasyon Parçalanmış bakterinin erimiş DNA'sının başka bir bakteri tarafından alınıp genetik materyal olarak kullanılmasıdır (Şekil 16). Konjugasyonda plazmidin bir kopyası geçerken (F). Faj ile geçen spesifik bir gen parçası ise spesiyal. Transdüksiyon Bir bakteriofajın kendi hücreyi parçalaması sırasında kendi DNA'sı yerine bakteri DNA'sını alarak bir başka bakteriye gitmesi ve böylece genetik materyali taşımasına transdüksiyon denir. Streptokoklar. Hfr hücrelerde epizom şeklindedir.hücre plazmid geçişinin ardından kesinlikle F+ haline geçerken Hfr hücrelerde F. Konjugasyonda F. Bacillus suşları ve Neisseria suşları gibi hem gram negatif hem de gram pozitifler arasında gerçekleştiği gösterilmiştir. Streptomyces ve Clostridium bakterileri arasında konjugasyon gerçekleşebilir. coli K12 arasında seks benzeri bir geçiş gösterilmiştir. Her ikisinde de verici bakteri ölür ve geçiş rastlantısaldır. transdüksiyonda geçişten bir faj sorumludur. Mutasyon (genotipik) DNA üzerindeki nukleotid çiftlerinin sıra veya yapısı kalıcı olarak değişmiştir. Ultraviyole ışınlar. Hfr hücrelerde plazmid ile birlikte bakteri DNA'sından da bir parça geçer (F').MİKROORGANİZMA DEĞİŞİKLİKLERİ Modifikasyon (fenotipik) Genetik değişim yoktur. Transformasyon ve transdüksiyon birbirine çok benzer. Örneğin E. Bunlardan birincisi konjugasyonda F plazmidi plazmid olarak bulunurken. kirpik.bakteriye bağlanır ve plazmidinin bir kopyasını verir.olarak kalabilir (Şekil 18). Transformasyon bakteriler arasında ilk tespit edilen genetik geçiş şeklidir. 24 . X ışınları. akridin oranj gibi kimyasal maddeler mutasyon yapabilirler. Bu geçişin Haemophilus influenzae. F plazmidi taşıyan bakteri pilusu ile F. parçalanmış kapsüllü Pnömokoklar ile karıştırıldıklarında kapsüllü hale geçmesini göstermiştir. Transformasyonda erimiş bakteri DNA'sı direkt olarak alınırken. kapsül veya hücre duvarı kaybı gibi bakterilerdeki reversibl değişikliklerdir. birbirine benzer diğer bakteriler arasında da olabilir. Bacteroides. Yeni gelişen canlıya mutant denir. Bağlantı seks pilusu aracılığı ile yapılır. Konjugasyon İlk olarak 1942 yılında Lederberg ve Tatum tarafından iki mutant suş olan E. Böyle bir geçişin gerçekleşebilmesi için alıcı bakterinin kompetans faktör denilen eksojen DNA alabilme yeteneğinin olması gerekir. İlk olarak 1928 yılında Griffith kapsülsüz Pnömokokların. Bu bir konjugasyon geçişidir. F plazmidi bakteri içindeki büyük plazmidlerdir ve üzerlerinde RTF denilen transfer faktörlerini bulundurur. Konjugasyon sadece aynı bakteriler arasında değil. ancak önemli farkları vardır. coli ile.

25 .

26 .

27 .

Ekzotoksinler antijeniktir. Ekzotoksin A ADP ribolizasyonu ile EF-2'yi inaktive eder Adenilat siklazı uyarır Adenilat siklazı uyarır Yok Yok Var Yok Yok Difteri Tetanoz Botulizm Pseudomembranöz enterokolit Gazlı gangren Şarbon Toksik şok sendromu Kızıl İshal ADP ribolizasyonu ile EF-2 inaktivasyonu Glisin salınımının inhibisyonu Asetil kolin salınmasının inhibisyonu Ekzotoksin B entorositler için toksiktir (sitotoksin). antitoksinleri hazırlanabilir. A ve B subünitlerinden meydana gelirler (Şekil 1.25). Alfa toksin bir lesitinazdır.BAKTERİ TOKSİNLERİ Ekzotoksinler Hem gram pozitif. süperantijen HLET adenilat siklazı uyarır Var Var Var Yok Yok Yok Yok Yok Yok Hastalık Etki Şekli Toksoid aşı 28 .aureus enterotoksini. Salınım bakteri canlı iken yapılır ve ekzotoksinler saf protein yapısındadır. hem de gram negatif bakteriler tarafından salgılanır. aeruginosa Vibrio cholereae Bordetella pertussis Doku hasarı Kolera Boğmaca Labil toksin adenilat siklazı. botulinum toksini ısıya dirençlidir. anthracis hariç). Tablo 1. iyi pişirilmeden yenen yiyeceklerle enfeksiyon meydana gelebilir. Etkileri sırasında ateş meydana getirmezler (süper-antijenler hariç). perfringens Bacillus anthracis Staphliococcus aureus Streptococcus pyogenes Bacillus cereus Gram negatif E. Stabil toksin guanilat siklazı uyarır. Toksoid haline getirilebilir. B subünitleri ile spesifik reseptörlerine tutunurken. Verotoksin enterositler için toksiktir (sitotoksin). Etkileri spesifiktir (Tablo 5.0157:H7) P. Isıya ve proteolitik enzimlere duyarlıdırlar. enterotoksin süperantijendir. Çok toksiktirler (potent). 6). Adenilat siklazın uyarılması IL-1 ve IL-2 uyarılması. A subünitleri ile etki gösterirler (fi. Bazı ekzotoksinlerin etki mekanizmaları tabloda belirtilmiştir. süperantijen IL-1 ve IL-2 uyarılması.9 Onemli ekzotoksinler ve etki mekanizmaları Bakteri Gram pozitif Corynebacterium diphteriae Clostridium tetani Clostridium botulinum Clostridium difficile C. Besin zehirlenmesine yol açan S. coli Sulu ishal (ETEC) Kanlı ishal (EHEC.

ishal. IL-6. Isı ve proteolitik enzimlere dirençlidir. Endotoksinler tarafından uyarılan makrofajlardan salınan TNF-alfa. abortus gibi). Etkileri geneldir (ateş. IL-1. C3 aktivasyonu. lökopeni. solunum güçlüğü. Dolaşıma geçtiklerinde makrofajlar. 29 .26). kardiyovasküler kollaps. hipoglisemi. hipotansiyon.Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvar yapısında bulunan Lipid-A'nın bakteri ölümü ile açığa çıkması sonucunda endotoksin etkisi başlar. DIC. monositer hücreler ve diğer retiküloendotelyal hücreler üzerindeki reseptörler ile reaksiyona giren proteinler ile ilişkiye girer. IL-8 gibi sitokinler sepsis patogenezinde önemli bir rol oynamaktadır (Şekil 1. peteşiler.

60°C üstünde ısıtmakla toksik etkisini kaybetmeden saatlerce dayanır.000'dir. öldürenlere ise bakterisid denir. Bakterinin ölümünden sonra ya da bakteri ürerken ortaya çıkar.Tablo 1. Yüksek titrede antitoksin yapımını stimüle eder. Kromozom.13) denir.000-900. Genellikle hücrelerdeki spesifik reseptörlere bağlanır. Hedef madde üzerinde hastalandıran mikroorganizmaların ortadan kaldırılmasına ise dezenfeksiyon (Tablo 1. cerrahi metal veya pamuklu aletlerin sterilizasyonu 160170°C'de 1 saat tutulması ile sağlanır. kan. Tindalizasyon: Serum. Antitoksin. Toksoid hale dönmez Orta derecede toksiktir 10-100 mikrogramı hayvanlar için öldürücüdür. Protein yapısındadır (Polipeptid). Kuvvetli toksiktir. Pasteur fırınında (kuru hava sterilizatör) cam eşyaların. İnterlökin-1 ve diğer mediyatörlerin salınması ile konakta ateş yapar. Dezenfeksiyon-Sterilizasyon Bir sterilizasyon işlemi sonrasında ortamdaki tüm mikroorganizmaların öldürülmesine sterilizasyon (Tablo 1. Genellikle konakta ateş yapmaz Sıklıkla ekstrakromozomal genlerle yönetilir (Örnek: Plazmid). toksini nötralize eder. Tetanus toksoidi). Lipopolisakkarid yapıdadır. Molekül ağırlığı 10.12) denir. LPS kompleksinin lipid A bölümü etkilidir. Tüm gram negatiflerde aynı etki türüne sahiptir. aşı gibi maddelerdeki sporlu bakterilerin düşük ısıda steril edilmesi için kullanılan bir yöntemdir.11 Ekzotoksin ve endotoksinlerin (lipopolisakkarıt) özellikleri Ekzotoksinler Canlı hücrelerden salınır. Formalin.10 Ekzotoksinlerin etki mekanizmaları Tip Ekstrasellüler sitotoksinler (hücrelere direkt zehir etkisi) Örnek Streptokoksik hyaluronidaz Pseudomona aeruginosaekzotoksin A Transmembran sitotoksinler (Hücre içine bir reseptör veya transport molekülü aracılığı ile girenler) Membran hasarı yapan toksinler (hemolize veya sitolize sebep olanlar) Escherichia coli verotoksin Shiga toksin difteri toksini Streptolizin O Clostridium perfringens alfatoksin Staphylococcus aureus lökosidin Regülasyonu bozanlar (aşırı çalışma ile tuvar mekanizmaları arttıranlar) İnhibitörler ile yarışanlar (Doğal transmitterlerin blokerleri yarışanlar) E. Hayvanlarda mikrogram ve daha az düzeylerde öldürücüdür. asit ve ısı ile antijenik. toksik olmayan forma döner. Bakteri cinsine özel etki türü vardır. Isıya kısmen dayanıklıdır. Zayıf immünojendir antikorlar antitoksik ve koruyucudur. Toksoidler aşılamada kullanılır (Örnek. Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler tarafından yapılır. 60°C üstünde ısıtmakla hızla harap olur Antijenik özelliği kuvvetlidir. Polipeptid yapısındadır. Hastalıktan korunma ile antikor fitreleri arasındaki ilişki ekzotoksinlerdeki gibi açık değildir. coli ısıya duyarlı toksini Kolera sekretoksini Botulinum toksini Tetanus toksini Tablo 1. 30 . Kromozomal genlerle yönetilir. Sadece kromozom tarafından kodlanır. Isıya dayanıksızdır. Sadece Gram negatif bakterilerde vardır. Hücrelerde spesifik reseptörleri bulunmaz. Otoklavlama'da 15 lb/sq atmosfer basıncı ile 121 °C elde edilir. Bakterilerin üremelerini durduran antimikrobiyotiklere bakteriostatik. Serbest salınımı yoktur. 15 dakikada sporlu bakterilerde dahil olmak üzere tüm mikroorganizmalar öldürülebilir. bakteriyofaj veya plazmid t Serbest salınımı vardır. Endotoksinler Gram negatif bakterilerin hücre duvarlarının bir parçasıdır.

22 ile 45 um arasında değişen delikleri olan filtreler veya HEPA filtreleri 254 nm dalga boyun da değişik süreler Mikrodalga veya gama radyasyon ile dalga boyları Konsantrasyon veya seviye 31 . Kimyasal maddeler 4. 12 Sterilizasyon yöntemleri Yöntem Fiziksel yöntemler Basınçlı buhar Kuru hava Filtrasyon Ultraviyole radyasyon İyonize radyasyon Gaz-buhar sterilizasyonu Etilen oksid Formaldehit buharı arasında % 2-%5 Hidrojen peroksit arasında %30 Plazma gaz Klorin dioksit gaz Kimyasal maddeler ile sterilizasyon Parasetik asit Gluteraldehid % 0. Isı a) Yakma b) Kuru hava c) Nemli ısı Buhar Basınçlı (Otoklav) Basınçsız d) Sıcak su Kaynatma Tindalizasyon 2. Filtreler ile süzme 3. 121°C'de 16 saat 0.2 %2 29°C İLE 65°C arasında 450 ile 1200mg/L dozunda 2-5 saat 60°C ile 80°C 55°C ile 60°C Yüksek iyonize hidrojen peroksit gazı Değişken 121°C veya 132°C'de değişik zamanlar 171°C'de 1 saat.Günümüzde kullanılan sterilizasyon yöntemleri 1. 160°C'de 2 saat. Işınlama Tablo 1.

hipoklorid.13 Dezenfeksiyon yöntemleri Yöntem Isı Sıvı Gluteraldehid Hidrojen peroksid Formaldehit Klorin dioksid Parasetik asit Klor bileşikleri Alkol (etil. %1-2'lik konsantrasyonları proteinleri denatüre ederek etki ederler. Isı ile sterilizasyonun başlıca etkisi protein ve nükleik asitlerin denatüre edilmesi veya hücre membranının bozulmasıdır. Sıvı 71-72°C'de 15 saniye tutulur ve süratle soğutulur. isopropil) Fenol bileşikleri İodofor bileşikleri Kuaterner amonyum bileşikleri % 2 (yüksek) % 3-%25 (yüksek) % 3-% 8 (yüksek/orta) Değişken (yüksek) Değişken (yüksek) Serbest klorün 100 ile ile 1000 ppm arası konsantrasyonu (yüksek) % 70-%95 (orta-düşük) % 0. Ağır metal iyonları Yüksek konsantrasyonlarda civa. Genellikle etil alkol veya isopropil alkol kullanılır. sterilizasyon bantları. Fenol Fenol ve birçok fenolik bileşikler güçlü antibakteriyel maddelerdir. Bacillus stretothrermophilus.4-%1. Bacillus pumilus). Alkollerin %70'lik konsantrasyonları protein denatürasyonuna sebep olmaları nedeniyle genellikle kullanılır. bakteriler (Bacillus subtilis var. iyod. Bunların dışında daha kalın partiküller ve bakteriler için kullanılan toprak yapılı filtreler de vardır (Berkefeld. bakır ve gümüş tuzları proteinleri denatüre ederler. Chamberland gibi). Filtrasyon solüsyonların sterilizasyonunda en çok tercih edilen yöntemdir. Oksidanlar Hidrojen peroksit.4-%5 (orta-düşük) Serbest iodin 30-50 ppm/L konstrasyonu (orta) %0. klor serbest sülfidril gruplarını okside ederek hücreleri inaktive ederler.Tablo 1. Sıvılar bu ısıya kadar ısıtılır. sonra süratle oda ısısına kadar soğutulur. Ancak insan dokuları için zararlıdır. 32 . En çok 0. Ultraviyole ışınlar ve iyonize radyasyon değişik cihazların sterilizasyonu amacıyla kullanılabilir. Seitz. Sterilizasyon işleminin denetlenmesi amacıyla.6(düşük) Konsantrasyon (Aktivite Derecesi) 75°C ile 100°C arası (yüksek) Pastörizasyon ise sıvıların dezenfeksiyonu için kullanılan bir yöntemdir. Genellikle sülfidril gruplar ile kombine edilerek düşük konsantrasyonlarda kullanılır. Sterilizasyon amacıyla sellüloz asetat ve sellüloz nitrat yapılı membran filtreler kullanılır.22 um büyüklüğünde porları olan nitrosellüloz filtreler kullanılmaktadır. Ancak süt için bu süre 3-5 saniyedir. Kimyasal Maddeler Alkoller Yüksek konsantrasyonlarda toksiktirler. Brown tüpleri kullanılır. niger.

R plazmidleri transpozonlar veya bir plazmidin füzyonu sonucunda meydana gelirler. Kromozomal mutasyon ile antibiyotiğin bağlandığı reseptörler değişebilir veya ilaca karşı geçirgenlik azalabilir. Bakteriostatik (üremeyi engelleyen) ve bakterisidal (bakteriyi öldüren) etkili olabilirler. Bakteriostatik ilaçlar arasında sinerjistik kombinasyonlar sağlanabilir (örneğin trimetoprim ve sulfonamid). Enfeksiyon alanları.Alkilleyici ajanlar Sterilizasyon amacıyla formaldehit (formalin'in %37 solüsyonu satılır) ve etilen oksit kullanılır. 33 . Etilen oksit gazı %90 CO2 veya bir florokorbon ile karıştırılarak patlayıcılık özelliği kaybettirilir. örneğin L formu bakterilerin hücre duvarlarının olmaması Genetik mekanizma: Kromozomal veya ekstrakromozomal direnç gelişebilir. Minimal inhibitör konsantrasyon ile kantitatif ölçüm yapılabilir. Antibiyotiklerin in vitro ve in vivo etkileri farklıdır. Kimyasal maddelere göre mikroorganizmaların direnç sınıflaması tabloda gösterilmiştir. ilacın inkübasyon periyodunun uzunluğu. Antimikrobiyal kemoterapi Antimikrobiyotikler mikroorganizmaları öldürüp. Deterjanlar Bakterilerin lipid içeren hücre membranına etkilidirler. Bir R plazmid aracılığı ile betalaktamaz gibi enzimler sentezlenebilir. konak dokulara zarar vermezler (selektif toksisite). Bazı bakteriler genetik veya nongenetik olarak ilaçlara dirençlidirler. mikrorganizmanın metabolik aktivitesi ve pH'a göre etkileri değişir. İaçların antimikrobik aktiviteleri dilüsyon ve difüzyon testleri ile ölçülebilir. İlaç direnci Genetik olmayan mekanizma: Bakterinin spesifik hedef yapıları bulunmaz. Isıya dayanmayan özel vakumlanmış cerrahi malzemelerin sterilizasyonunda kullanılır. mikroorganizma sayısı.

basitrasin membranda bata laktamlar ise hücre duvarında gösterirler. Spesifik enzimlerin etkilerini inhibe ederler. Antimetabolitler Bakteriostatik (sulfonamid. paraamino-salisilik asit ve bakterisidal (izoniazid) olabilirler. Sefalosporinler Etki mekanizmaları penisilinlere benzer. Sikloserin etkisini sitoplazmada. Hem gram pozitif hem de negatiflere etkilidirler. Beta laktam olanlar (penisilinler. Ancak beraber kullanılırsa sinerjistik etki gösterir. Betalaktam halkası betalaktamaz salgılayan bakteriler tarafından parçalanabilir. sefalosporinler ve karbapenemler) peptidoglikanın transpeptidasyonunu (çapraz bağlar) inhibe ederler. 2.Antibiyotiklerin etki mekanizmaları (Tablo 1. Penisilinler Hücre duvar sentezinde önemi olan transpeptidasyon enzimlerini inhibe ederler. Hücre duvar sentezi inhibitörleri Bakterisidaldirler. basitrasin ve vankomisin ise peptidoglikanın sentezini inhibe ederler. 34 . Kombine kullanıldıklarında bakterisidal etkiye ulaşabilirler. b. Sadece hücre duvarı olan bakterilere etkilidirler. Sikloserin. Örneğin sülfonamidler ve trimetoprim'in her biri bakteri üzerine inhibitör etkiye sahiptir. Tedavinin sonunda L formu bakteriler gelişebilir. Daha çok penisilin alerjisi olanlarda kullanılabilirler. trimethoprim. Penisilin bağlayan proteinler ile reaksiyona girer.15) 1. Gram pozitif ve gram negatif bakterilere etkilidirler. a. Bazı beta latamazlar ile inhibe edilebilen beta laktam halkaları vardır.

Beta laktam halkasına beş karbonlu halka eklenmiştir. 35 . sinir toksisitesi (işitme kaybı) önemli yan etkileridir. böylece beta laktamazlara dirençlidir. Renal ve VIII. protein sentezini bozarak bakterinin ölümüne sebep olur. etkilerini gösterebilmeleri için bakterilerin üremeleri gerekir.laktamlar-Murein sentez inhibitörleri Penisilinler ve Sefalosporinler Penisilin bağlayan proteinler aracılığı ile hücre duvarı sentezinin inhibisyonu. Gram negatif bakterilerin 30S ribozomal subünitine bağlanarak bakterisidal etki gösterirler. kanamisin ve gentamisin bu grubun üyeleridir. Aminoglikozidler Streptomisin.Membran fonksiyonlarının inhibitörleri Amfoterisin B Sulfonamidler . 16 Antibiyotiklerin etki mekanizmaları Antibiyotik Etki mekanizması Beta . Protein sentezi inhibitörleri Geniş spektrumlu antibiyotiklerdir. protein sentezini inhibe eder Ribozumun 30S subünitine bağlanır. 3.Tablo 1. lizis Aminoglikozidler-Protein sentezi inhibitörleri Streptomisin Kanamisin Neomyisn Gentamisin Amikasin Tobramisin Diğer protein sentez inhibitörleri Kloramfenikol Eritromisin Linkomisin Fusidik asit RNA sentez inhibitörleri Rifampin DNA sentez inhibitörleri Nitrofuranlar Metronidazol Nalidiksik asit Novobiosin Siprofloksasin ve diğer kinolonlar Civa tuzları Sülfidril grupları aracılığı ile protein fonksiyonlarını inhibe ederler DNA girazı inhibe ederek engeller Bakteri RNA'ya bağlanarak transkripsiyonu başlangıç aşamasında engeller Solubl elongasyon faktör G (translokasyon faktör) ile etkileşerek protein sentezini bloke eder Ribozomun 50S subünitine bağlanır. Anaeroblar ve intrasellüler bakterilere karşı etkili değildirler.Folat antagonistleri Sulfanilamid Dihidropteroat sentezinin kompetitif inhibitörü. a. Karbapenemler Etki mekanizmaları penisilinler gibidir. neomisin. c. En önemli üyeleri aminoglikozidler ve linkomisinler'dir. otoliz Polienler . tetrahidrofolat sentezinin bloke edilmesi Ökaryotik hücre membranındaki sterole bağlanır.

Kloramfenikol Gram pozitif. Antibiyotiklerin toksik etkileri ve diğer ilaçlar ile etkileşimleri Tablo 10 ve 11 'de gösterilmiştir. Mikolik asit sentez inhibitörü İzoniazid. enterokoklar ve diğer gram pozitif bakteriler için kullanılır. aureus). adenilaz ve asetilaz enzimleri aracılığı ile (en önemli direnç mekanizması). 36 . Bakterisidal etkilidir. Teikoplanin yapı olarak vankomisine benzeyen bir glikopeptiddir. b. 1) Plazmid kontrolündeki fosforilaz. Makrolidler ve linkomisin Eritromisin (makrolid). 2) Kromozomal mutasyon. ketokonazol) fungal membranın lipid sentezini inhibe ederler. mikobakterilerin mikolik asit sentezini inhibe eden bakterisidal antibiyotiktir. Griseofulvin Fungistatik etkilidir. linkomisin ve klindamisin (linkomisin) bakteriostatik etkilidir. 50S ribozomal subünitlere bağlanarak peptid bağların gelişimini engeller. önemli özellikleri ökaryotik hücrelere çok toksik olmalarıdır. e. Mikrotübül oluşumunu engelleyerek hücre bölünmesini bloke eder. Polimiksin bazı gram negatif bakterilerin ve sterol içeren mikoplazmaların tedavisinde. 3) İlaçlara karşı bakterinin geçirgenliğinin azalması. c. Diş ve kemikte depolanabilir. d. Sitoplazmik membran inhibitörleri Polimiksin ve polienler plazma membranının ozmotik yapısını değiştirirler. gram pozitifler ve anaeroblara etkili değildir. Enterobacteriacea ve Pseudomonas gibi gram negatif bakterilere etkilidir. 4. 6. Stafilokoklar (özellikle metisilin rezistan S. oksitetrasiklin ve klortetrasiklin 30S ribozomal subünite bağlanan bakteriostatik etkili antibiyotiklerdir. nalidiksik asit DNA. R plazmidi ile taşınabilen kloramfenikol asetil-transferaz enzimi ile inaktive edilebilir. riketsia ve klamidyalara etkili bakteriostatik antibiyotiktir. Nükleik asit sentez inhibitörleri Kinolonlar. 50S ribozomal subünit'de 23S RNA'ya bağlanarak translokasyonu bloke eder. 5. Tüm kinolonlar ve florokinolonlar DNA girazı bloke ederek bakteri DNA sentezini inhibe ederler. Tetrasiklinler Tetrasiklin. rifampin ise RNA sentezini inhibe eder. Aztreonam önemli monobaktamlardan birisidir. polienler (nistatin ve amfoterisin B) ise fungal efeksiyonlarda kullanılır. streptokoklar.Aminoglikozidlere karşı direnç üç mekanizma ile gelişir. Spesifik tetrasiklin R plazmidleri içeren hücrelerden plazmid aracılığı ile protein aktarımı yoluyla diğer bakterilere geçer. Azoller ise (mikonazol. gram negatif.

digitalis toksisitesi artar Aktiviteyi arttırır (immunsupresyon) 37 .17 Antibiyotikler ve toksık etkileri Antibiyotik Aminoglikozid Etkileştiği ilaç Anestetikler Etakrinik asit Ampisilin Oral kontraseptifler Antasidler Eritromisin Terfenadin Dijital Teofilin Siklosporin Rifampin Antikoagülanlar Digitoksin Beta blokerler Oral kontraseptifler Ketokonazol Kortikosteroid İzoniazid Sulfonamidler Ketokanazol Antikoagülanlar Methotrexate Tetrasiklinler Dijital Oral kontraseptifler Amfoterisin B İmidazoller Dijital Siklosporin Etki Nöromusküler blokaj Ototoksisite Gl absorbsiyonun azalması Gl absorbsiyonun azalması Fatal kardiak aritmiler Konsantrasyon ve toksisite artışı Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Absorbsiyonu düşürür Aktiviteyi arttırır Aktiviteyi arttırır Konsantrasyon ve toksisite artar Gİ absorbsiyon azalır Potasyum konsantrasyonu azalır.Tablo 1.

Ayrıca bütün ilaçlar anafilaktikreaksiyon sonucunda hipotansiyona bağlı akut tübüler nekroz oluşturabilir Aminoglikozidler proksimal tubuluslere toksik etkilidir. Akut anafilaksi hapten özelliği gösteren ilaçların yol açtığı tip I hipersensitivite reaksiyonudur. penisilinler ve sefalosporinler hafif kaşıntılı ürtikeryal deri lezyonları yapmaktadır. pirazinamid ve etionamid. Deri reaksiyonları Sülfonamidler.17 Antibiyotiklerin dıger ilaçlar ile etkileşimleri Toksisite tipi Renal toksisite Örnek ilaçlar Uzun etkili sülfonamidler obstrüktif nefropati. birinci generasyon sefalosporinler tübüllerde mikrokristaller oluşturarak renal toksisite meydana getirebilir.Tablo 1. Granülomatözhepatit Aplastik anemi Metabolik kemik iliği depresyonu Granülositopeni Uzun süreli kinin tedavisinin komplikasyonudur Uzun süreli kloramfenikol kullanımı sonucunda gelişebilir Gansiklovir ve sulfonamidlerin komplikasyonudur Sülfonamidler ve sülfon tedavisinin bir sonucudur. Çok nadir olarak yeni monobaktamların da böyle bir etkisi vardır. Penisilinlerde gorulur. Amfoterisin distal tubuler lezyon ve glomerul filtrasyon hızında azalma meydana getirebilir Tetrasiklinler farklı mekanizmalar ile renal toksisite meydana getirebilir Hepatosellüler hasar En iyi bilinenleri izoniazid ve rifampisin'dir. Nadir olarak yüksek doz benzil penisilin tedavisinde de meydana gelebilir. yüksek doz ampisilin ve fluklosasilin kullanımında da meydana gelebilir. Hepatit komplikasyonu eritromisin. parenteral tetrasiklin. Çapraz reaksiyon ile sefalosporinlerde de bulunabilir. 38 .

lgA1 proteaz'a bağlıdır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. streptokinaz.Tablo 2. septisemi. pili. lgA1 proteaz. gonorrhoeae) Haemophilus influenzae Pozitif zincir yapan koklar Pozitif zincir yapan koklar Pozitif a hemolitik diplokoklar Gram negatif diplokok Kolon.1 . solunum yolu enfeksiyonları. C5a peptidaz. kızıl. glomerulonefrit Diğer Beta hemolitik streptokoklar α hemolitik streptokoklar Pnömokoklar (S. endokard) abseler. protein A) aracılığı ile abse oluşumu Slime tabakası aracılığı ile protez ve intravenöz kateterlere aderans ve kolonizasyon Piyojenik enfeksiyonlar ve birçok organda (örneğin subkutan dokular. teikoik asit. el teması Boğaz (taşıyıcı) i nhalasyon. toksik şok toksini. romatizmal ateş. menenjit Boğaz. pneumoniae) Meningokoklar (Neisseria meningitidis) Gonokoklar (N. üzüm salkımı şeklinde koklar Deri. enterotoksinleri) ve hücre yüzey komponentleri (kapsül. kemik iliği. ampiyem. murein). ekstrasellüler enzimlerine (hemolizin. endotoksin İnflamasyonu endotoksin. el teması Üretrit. bazıları asemptomatik) Sekresyonları cinsel temas ile bulaşması Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. pelvik inflamatuvar hastalık Gram negatif küçük basillerdir Menenjit (3 ay ile 2 yaş arası).A İnsanlarda hastalık etkeni önemli bakterilerin özellikleri Bakteri Gram Boyama. barsaklar (normal flora) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır immünyetersizlikli hastalarda cihazlara implantasyonuna bağlı enfeksiyonlar Grup A Streptokoklar Pozitif zincir yapan koklar Boğaz (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan bulaşır Hücre yüzey komponentlerine (M proteini. Morfoloji Pozitif. impetigo). hiyaluronik asit. toksik şok. kolon ve genitoüriner sistem Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon. mürein. deri (taşıyıcı) Bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan. tonsillit. besin zehirlenmesi Staphylococcu s epidermidis Pozitif. lipoteikoik asidleri. el teması Kana geçen bakterinin hasarlı kalp kapaklarında kolonizasyonu Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır Fagositoza direnç (kapsül) enflamasyonu kolaylaştırır. katalaz. sellülit 39 . pili ve yüzey proteinlerinin adhezyonu. salpenjit. endokardit Septisemi. toksin içeren besinlerin yenilmesiyle bulaşır Patojenite mekanizmasI Özel hastalık tablosu Staphylococcu s aureus Akut enflamasyon ve birçok ekstrasellüler toksinleri (koagülaz. menenjit. üzüm salkımı şeklinde koklar Normalde bulunduğu yer ve vücuda girişi Burun. dış membran proteinleri Gram negatif diplokok Genital sistem (taşıyıcı. septisemi. pirojenik eksotoksinler) bağlı enflamasyon Postinfeksiyöz klinik tablolar Kapsüle bağlı enflamasyon Deri hastalıkları (erizipel. endotoksin. vajina Neonatal septisemi ve menenjit Bakteriyel endokardit ve nadiren diğer hastalıklar Pnömoni. lökosidin.

septisemi. dizanteri. yiyecekler. sıklıkla mikst enfeksiyon Sekretuvar diyare (turist diaresi). kişisel temas. veya epitellerin bozulması ile penetrasyon yapar Yanık hastalarında. endotoksin). bulaşma enfekte suların içilmesi ile olur Dışkı bakterisidir. Üre pozitif. genellikle üriner sistemde Vibrio cholerae Gram negatif. Yiyecekler. septisemi Pseudomonas Aeruginosa Gram negatif basil. endotoksin. toprak. Tifo. EPEC. Endotoksininin de etkisi vardır Pnömoni. adezinler Bu faktörlerden bazıları derin doku enfeksiyonlarına sebep olabilir Shigella spp Gram negatif basil Su. eksotoksin.Tablo 2. bunun yanında bilinmeyen bir çok patojenite faktörü vardır. Shiga benzeri toksin. 1 . akciğerlerde). diabetiklerde piyojenik enfeksiyonlar kistik fibrozis de akciğer enfeksiyonları 40 . yiyecekler. immünyetersizlikli hastalarda diğer enfeksiyonlar Üriner sistemde inflamatuvar hastalık. anaerob Barsak. yiyecekler İnhalasyon. Diyare muhtemelen toksinlerine bağlıdır Toksinleri (toksin A. Gram negatif basil. menenjit Klebsiella pneumoniae Geniş kapsûllü Gram negatif basil Fagositoza direnci (kapsülü) enflamasyonu kolaylaştırır. paratifo.B Bacteroides spp. bazı suşları hayvansal besinlerin alınması ile bulaşır Kolera toksinine bağlı masif sulu diyare Makrofajların içinde çoğalır. kistik fibrozis de aljinat Kolera Salmonella spp. EHEC gibi) Su. elastaz. adhesinler. yüksek pH'da daha iyi ürer Muhtemelen fekal kontaminasyon İnflamasyon. kıvrık bakteri Gram negatif basil Suda yaşar. sistit. Bazen üriner sistem taşları da eşlik edebilir Proteus spp. oral floradan inhalasyon yoluyla bulaşır İnce barsak mukozasına Shiga toksin ve adezinlerin ile invazyon yapar Dizanteri (inflamatuvar hastalık) Abseler (periton. gastroenterit. insan-insan teması ile fekal kontaminasyon (az miktarda inokulum yeterlidir) Genellikle. sadece zorunlu aeroptur Su. birçok suşu patojenik (ETEC. İnsan-insan teması ile fekal kontaminasyon Barsaklardan veya oral floradan organizmanın girişinin ardından duyarlı alanlarda enflamasyon Enterotoksinlerine bağlı değişik tipte diyareler. vajina (normal flora) Escherichia coli Gram negatif basil. Gram negatif basil.

sitokin salınımı. adenilat siklaz. İnsan sekresyonları Bilinmeyen mekanizmalar ile patojenitesini özellikle hücresel immün yetersizliği olanlarda gösterir Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. sistem enfeksiyonları Mycobacterium tuberculosis ve diğerleri Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). yavaş üreyen. diğer hidrolitik enzimler miyonekroz. Citrobacter. avium intracellulare vd). ince basiller Aside dirençli boyanan (Gram ile iyi boyanmaz). ince basiller Primer ve sekonder tüberküloz. sporlu basil. bazıları da lokal enflamasyonlar yapar. ince barsaklar hastalık toksinin alınması ile oluşur Toprak. sulu sistemler). su (M. avium intracellulare vd. sitokin salınımı Pnömoni. adjuvan etki Makrofajlarda bakterilerin yaşamasına bağlı kronik enflamasyon. özellikle AIDS hastalarını infekte eder Tüberküloid ve lepromatöz lepra Mycobacterium leprae 41 . gazlı gangren Legionella pneumophila Gram negatif küçük zorunlu hücre içi basillerdir Su (air condition. muhtemelen endotoksine bağlıdır İnflamasyonunun patogenezi tam olarak bilinmemektedir Toksinleri Botulinum toksini Boğmaca Diğer enterik bakteriler (Enterobacter. soğutma sistemleri. bovis) toprak. Gastrit. sporlu basil. dizanteri. anaerop Barsak (normal flora ?) Toprak. bazıları küçük kemiriciler (fare) aracılığı ile bulaşır Sıklıkla midede bulunur Pertussis toksini. anaerop Lesitinaz C. infant ve yara botulizmi Clostridium tetani Gram pozitif.1 –C Borda tella pertussis Gram negatif küçük basillerdir Boğaz (taşıyıcı) İnhalasyon ve el teması ile bulaşır Genellikle fekal kontaminasyon. yiyecekler İnsan sekresyonları (M. hayvansal ürünler (M.Tablo 2. yavaş üreyen. Serratia. anaerop Gram pozitif. anaerop Tetanospazmin Tetanolizin Tetanus (spastik paralizi) Clostridium perfringens ve diğerleri Gram pozitif. inhalasyon. barsaklar deri bütünlüğünün bozulması. kontamine yiyecekler. Bazıları sistemik hastalık. sporlu basil. adezinler Virülans faktörleri kesin olarak bilinmemektedir. kontamine yiyecekler. M. peptik ülser Gram negatif basil Clostridium difficile Clostridium botulinum Gram pozitif. yaralar Toprak. kontamine yiyecekler yara kontaminasyonu Pseudomembranöz kolit Botulizm (flask paralizi). sporlu basil. Campylobacter. trakeal sitotoksin. Yersinia) Helicobacter pylori Gram negatif basil Değişik diyareler. tuberculosis).

hücre duvarı olmayan bakterilerdir. insanlar ve hayvanlar taşıyıcıdır Özellikle genç erişkinlerde bronkopnömoni. zorunlu intrasellüler bakteridir. ince. Epidemik tifüste muhtemel taşıyıcılar insanlardır. spiril yapılı basillerdir Rezervuar hayvanlardan insanlara sert keneler aracılığı ile bulaşır Lyme hastalığı Bartonella hanselae Küçük.pnö moni.1 . Böylece vital organlarda hasar gelişir. Solunum epitelinde hasar. sentetik besiyerlerinde üretilemez Küçük. hareketlidir ve kültürde çoğaltılamaz İnfekte kişilerin sekresyonları ile temas Birinci dönemde şankr. lenfogranuloma. sentetik besiyerlerinde üretilemez Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. ince. üçüncü dönemde ise kronik enflamasyon ve otoimmün benzeri bulgular. ikinci dönemde akut enflamasyon. gram negatif zorunlu hücre içi basillerdir Gram ile boyanamayan küçük organizmalardır. Virülans faktörleri bilinmemektedir ancak beyin gangliozidlerine yapıştığına dair bilgiler vardır Granülomatöz ve süpüratif yanıt oluşturur İntrasellüler yaşayan retiküler cisimciklerin konak hücre harabiyetine bağlı enflamasyon yapar Sifiliz Borrelia burgdorferi Gram ile boyanamayan. silier fonksiyonunun kaybolması. Organizmanın üremesine bağlı vasküler endotel yapıda hasar meydana gelir. spiril basillerdir. basiller angiomatosis PID. genital veya diğer sekresyonlardaki elementer cisimler aracılığı ile bulaşırlar Rickettsia spp Hayvanlar rezervuar.Tablo 2. Q ateşi Mycoplasma spp. Bazılarının üremesi için sterol gerekir Kedi tırmığı Kedi tırmığı hastalığı. muhtemelen hidrojen peroksit içeren metabolitlerine bağlıdır Tifüs tipleri. artropodlar vektördür. genital ve intrauterin enfeksiyonlar 42 . Zorunlu intrasellüler bakteridir. Elementer cisim ve retiküler cisim olmak üzere iki yapıda bulunur. gram ile boyanamayan.D Treponema pallidum Gram ile boyanamayan. virülans faktörleri bilinmemektedir Enfeksiyonun sifilise benzer üç dönemi vardır. neonatal konjunktivit Chlamydia trachomatis İnsanlar doğal konaklarıdır.

Bakteriyoloji • Normal Flora • Sporlu Gram Pozitif Basiller • Clastridiumlar • Gram Pozitif Koklar • Gram Negatif Koklar • Sporsuz Gram Pozitif Basiller • Enterik Gram Negatif Basiller • İntestinal Sistem içinde ve Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem içinde Enfeksiyon Yapanlar • Gastrointestinal Sistem Dışında Enfeksiyon Yapanlar • Solunum Sistemi ile İlişkili Gram Negatif Basiller • Hayvan Kaynaklı Gram Negatif Koklar (Zoonozlar) • Mikrobakteriler • Diğer Bakteriler 43 .

Duodenumdan kolona indikçe bakteri miktarı artar. intestinal floranın K vitamini sentezinde rolü vardır. ancak kolonizasyonu artarsa hastalık yapabilir. Derinin normal florası genellikle geçici tiptedir. ancak iç organlara geçerse patojen olur. Mukoza ve derideki flora bakterileri patojen bakterilerin üremesini engeller (bakteriyel interferans). Vajinada doğumdan sonra laktobasiller kolonize olur. aerop ve anaerop stafilokoklar. yıkanma veya değişik antiseptiklerin kullanımı ile normal flora bakterilerin miktarı azaltılabilir. Normal yetişkinlerde özofagus ağız florası bakterilerini ihtiva eder. Kolonun %96-99'u anaerop bakterileri içerir (Özellikle Bacteroides fragilis). Normal vajen florasında Grup B streptokoklar. Terleme. 44 . sporlu aerop basiller. enterokoklar. Bacteriodes fragilis'de kolonun normal flora üyesidir. mayalar. bazen Listeria veya Mobilincus bulunur. Farenks ve trakeada da benzer flora bulunur. Kalıcı flora organizmanın fonksiyonlarına yardımcıdır. Bir peptostreptokok olan Streptococcus mutans diş plaklarının ve çürüklerinin sebebidir. Dışkıda 100'den fazla çeşit bakteri bulunur. Örneğin. Doğumda barsaklar sterildir. • Enfeksiyon kaynağı olabilir • İmmün stimülasyon için yardımcıdır • Aynı reseptörleri kullanarak patojen mikroorganizmaların enfeksiyon yapmalarını engelerler • Sindirim ve metabolizmada rolleri vardır • Karsinojenlerin kaynağı olabilir İnsanlarda normal viral flora demek anormal bir durumdur. Ağız ve farenksin mukozaları doğumda sterildir. Örneğin Streptococcus pyogenes üst solunum yollarının normal flora üyesidir. alfa hemolitik streptokoklar. Daha sonraki dönemlerde stafilokoklar. Moraxella catarrhalis. ancak süratle flora yerine gelir. sebase sekresyonların yapıldığı alanlarda (genital ve dış kulak yolu) nonpatojenik mikobakteriler bulunur. Kalıcı floranın herhangi bir şekilde azalması durumunda geçici floranın hastalık yapma olasılığı vardır. anaeroplar. Baskın olarak difteroid basiller. bronşlarda çok az miktarda bakteri vardır. 4-12 saat sonra viridans streptokoklar kolonize olmaya başlar. Mide asidi bakterileri minimuma indirir. Küçük bronşlar ve alveoller sterildir. Virüsler normal flora üyesi değildirler. Normal floranın organizma için önemi. Anne sütü alan çocukta laktik asit streptokokları ve laktobasiller bulunur. Anterior uretra dışında. Kolonun anaerop florası abse oluşumunda başlıca rolü oynar.BAKTERİYOLOJİ NORMAL FLORA Sağlıklı kişilerin deri ve mukozalarında yaşayan mikroorganizmalara normal mikrobiyal flora denir. difteroidler ve bazen laktobasiller eklenir. Servikal mukus antibakteriyel aktivite ve lizozim içerir. Gardnerella vaginalis. Ancak sekresyonların yapıldığı anatomik alanlarda kalıcı flora bulunur. Ureaplasma urealyticum. Ağızda ek olarak candida suşları bulunur. organizmalar daha sonra yiyeceklerle kolonize olur. Daha ileri dönemlerde karışık flora vardır. Kalıcı ve geçici flora olarak ikiye ayrılır. uretra sterildir. İnsan vücudunda bakterinin bol olarak bulunduğu alanlar: • • • • • Deri Solunum sistemi Sindirim sistemi Üriner sistem Genital sistem Özellikle nemli alanlar Burun ve orofarenks Ağız ve kolon Anterior üretha Vajina Bazı normal flora üyeleri fırsatını bulduğu zaman patojen olabilir.

zorunlu anaeroplar Clostridium'\ar olmak üzere ikiye ayrılır. Enfeksiyon sağlam olmayan deri veya mukozalardan sporların alınması ile bulaşır (Tablo 2. Zorunlu aerobdur. Nadiren gastrointestial ve inhalasyon yolu ile (woolsorter's disesase) enfeksiyon yaptığı gösterilmiştir.2). at gibi hayvanların hastalığıdır. ARB boyama ile sporları kırmızı renkte görülür. Bacillus anthracis (ŞARBON) Şarbon başlıca koyun. Protektif antijen 2. pnömoni. Bu bakteriler önemli spesifik enfeksiyonların etkenleridir. Ödem faktör 3. 45 . doğada ise sporlu kapsülsüzdür. İnsanlar nadiren infekte olurlar. Bakterinin poli-D-glutamik asit yapısındaki kapsülü bir haptendir. Hareketsizdir (B.SPORLU GRAM POZİTİF BASİLLER Gram pozitif spor yapan basiller aeroplar Bacillus. menenjit ve sepsis gibi hızlı seyirli fatal enfeksiyonlar ile sonlanır. Kromatografik olarak üç alt gruba ayrılır 1. İnhalasyon yolu ile bulaşma hemorajik mediastinit. ondüle saç görünümünde R tipi koloni yapar. eğer bakteri protektif antijen üretmezse diğer toksinlerde etki göstermezler.1). Hem kapsül hem de toksinler farklı plazmidlerin kontrolü altındadır . vejetatif organizmalar ödem ve konjesyon ile karakterize hastalık yapar. Sporlar dokularda germinasyona uğrar. Bakteri tren vagonu veya bambu kamışı şeklinde kaba zincirler yapan gram pozitif merkezi sporu olan basildir (Şekil 2. Kanlı agarda iyi ürer. Kapsülü fagositoza karşı koymak amacıyla üretilir. Letal faktör Protektif antijen reseptör görevi görür. Antraks toksini diğer ekzotoksinlerden farklı olarak A ve B subünitlerden meydana gelmez. Klinik örneklerden izole edilen bakteriler kapsüllü sporsuz. cereus swarming tarzında ürer). sığır. asıl virülansı toksinine bağlıdır.

suis B. keçi Sığır. fareler Sığır Koyun. microsporum Afipia felis Mantar Gram negatif basil Köpek. Daha sonra lenfatikler ve kan dolaşımı aracılığı ile yayılan vejetatif bakteriler ağır bir sepsis tablosuna sebep olurlar. aburtus B. köpek Grampozitif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Gram negatif basil Picomavirus ailesinden Poxvirus ailesinden Rhabdovirus ailesinden Nematod Grup Gram pozitif.2). kedi. sığır Kedi. özellikle giriş yerinde jelatinöz ödeme sebep olur (habis püstül) (Şekil 2.2 Deri yaralanması ile bulaşan zoonozlar Hastalık Etken Bakteriler Şarbon Bruselloz Organizma ismi Bacillus anthracis Brucella melitensis B. sporlu. tilki.Tablo 2. canis Erizipeloid Leptospiroz Melioidoz Ruam Tularemi Virüsler Foot and mouth Orf (Ektima kontagiosum) Veziküler stomatit Parazit Kutanöz larva migrans Erysipelothrix rhusiopahtiae Leptospıra interrogans Pseudomonas pseudomallei Pseudomonas mallei Francisella tularensis Aphthovirus Parapox virüs Vesicular stomatitis virüs Ancylostoma caninum Ancylostoma braziliense Mantar Bilinmeyen Dermatofitler Kedi tırmığı Zoofilik trichophytonlar. aerop Gram negatif basil Hayvan Evcil hayvanlar Koyun. 46 . keçi Sığır Domuz Köpek Domuz. kümes hayvanları. at Kedi. köpek. etoburlar Klinik Dokulara geçen sporlu bakteri germinasyona uğrar. balık Fareler. evcil hayvanlar Fareler Evcil hayvanlar Tavşanlar.

klindamycin ve eritromisin de denenebilir. sphaericus. B.cereus ciddi keratit. şarbondan ölen hayvanların yakılması veya derin gömülmesi. aminoglikozidler ve karbapenemler denenmelidir. Emetik formda bulantı. Tedavi Bacillus cereus beta laktamaz ürettiği için penisilin ve diğer beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. Diyare formunda ise inkübasyon periyodu 1-24 saattir. abdominal kramplar. B. ateş ve kusma eşlik eder. Tedavi Şarbon'a karşı birçok antibiyotik kullanılabilir. diğeri ise etli (soslu) yiyeceklerden bulaşan diyare tipi besin zehirlenmesi yapar. Bunlardan biri pirinçli yiyeceklerden geçen emetik form. Biyolojik savaş nedeniyle gündemdedir. besiyerlerinde swarming tarzında ürer. Presipitasyon veya hemaglutinasyon testleri ile antikorlar aranabilir. klindamisin. Hayvanlara kapsül. bunlardan bazıları böcek ilacı olarak kullanılır. lentimorbus) böcekler için patojendir. B. B. İnhalasyon ile alınan şarbon dışında penisilin genellikle ilk seçenektir.cereus'lu hastaların dışkıları bakteriyolojik inceleme açısından yeterli bilgi vermez. endoftalmit ve panoftalmitgibi göz enfeksiyonlarına sebep olur.3). abdominal kramplar ve nadiren ishal olur. veya kanlı agarda gri nonhemolitik koloni yapısı (Medusa başı görünümü) ile merkezi sporları gösterilebilir. Bacillus cereus Besin zehirlenmesi etkeni olan B. B. siprofloksasin. B. Virülan antraks suşları intraperitoneal injeksiyon ile fareleri öldürürler. kusma. Tanı Anamnez ve cilt lezyonunun görülmesi genellikle tanı için yeterlidir. Tedavide vankomisin. Biyolojik silah olarak kullanılan B. Akciğer şarbonunda siprofloksasin tercih edilir. Normal florada da bulunabilir. anthracis ile karşılaşmalarda aşı yapılırsa 4 hafta. İnhalasyon antraksı nadir görülür. Enterotoksin barsakta sentezlenir. Pirinçli yiyeceklerin yenmesinden sonra 1-5 saat içinde başlar. Bakterinin besin üzerinde tespit edilmesi tanı açısından değerlidir. Tetrasiklin. koruyucu elbiselerin giyilmesi ve hayvanların aşılanması ile sağlanabilir. Özellikle travma veya göze yabancı cisim kaçması ile enfeksiyon meydana gelir. menenjit.cereus'un dışkıda tespit edilmesinin tanı açısından değeri yoktur. kalın gram pozitif basillerin gösterilmesi. Hastalık genellikle 24 saat içinde kendi kendine düzelir. Spesifik antraks gama bakteriofaj ile lizis olması tanıda yardımcıdır. insanlara protektif antijen aşıları uygulanmaktadır. Sulu diyareye. thuringiensis. Nadir de olsa intravenöz uyuşturucu bağımlılarında. Ancak önemli olan tedaviye erken başlanmasıdır. Tanı için şarbon yarasından alınan materyalde sporsuz. 47 . Diğer Bacillus türleri (B. aşı yapılmayanlarda ise 8 hafta siprofloksasin veya doksisiklin uygulanır. cereus iki farklı tipte ekzotoksin salgılar (Tablo 2. popilliae. larvae ve B. Hemorajik mediastinit ve şok tablosu tablosu içinde hastaların hemen tamamı birkaç gün içinde ex olurlar. yapay tıbbi malzeme kullananlarda endokardit. Korunma Korunma hayvan çıkartıları ile temas edilmemesi.Sporların oral yoldan alınması ile gelişen gastrointestinal sistem şarbonu hayvanlarda yaygın iken insanlarda nadiren görülür. Hareketlidir. osteomyelit veya pnömoni gibi sistemik enfeksiyonların etkeni olarak tespit edilebilir.

kaba basillerdir. Toksinler benzer etki gösteren nörotoksik proteinlerdir. anaerob. diyare Diyare CLOSTRİDİUMLAR Gram pozitif. endositoz ile plağa girer ve asetil kolin deşarjını önleyerek çizgili kas paralizilerine yol açar (Şekil 2. soslar Klinik bulgu Kusma Kusma Diyare Ateş. inkübasyon periyodu bulaşmadan sorumlu yiyecekler ve klinikleri Organizma S. Toksin gastrik epitel hücrelerinden emilir. tetanoz. toprakta. Ortak antijenik yapıları bulunmakla birlikte. cereus Mekanizma . enterocolitica E. bir çoğu peritriş flagellalara sahiptir. süt Deniz kabukluları Süt Salatalar Kırmızı et Kırmızı et. Isı direnci asit pH'da yada çok tuzlu ortamlarda düşürülebilir.Isıya dirençli toksin . aureus B. Baharatlı.3). kümes hayvanları. gazlı gan-gren ve pseudomembranoz kolit gibi spesifik önemli enfeksiyonlar yaparlar. tütsülenmiş. Clostridiumların sporları genellikle basilin çapından daha geniştir. genellikle her bakterinin kendi antijenik yapısı vardır. Organizmanın sporları ısıya çok dirençlidir.Isıya duyarlı toksin Salmonella Campylobacter V. Özellikle A. Santral. E özellikle balık ürünlerinde vardır. dışkıda bulunurlar. perfringens Toksin İnkübasyon periyodu (saat) 1-6 1-16 8-24 16-48 16-48 16-72 16-72 16-72 16-48 8-12 Bulaşma Salam. ısıtılmış yiyecekler Pirinçli yiyecekler Soslu yiyecekler Tavuk. Gevşek paraliziler yapar. kan veya lenf dolaşımı ile kolinerjik sinirlere. Toksinin 8 antijenik tipi vardır (A-G). diyare Diyare Diyare Ateş.Tablo 2. botulinum toksinleri son derece toksiktir. subterminal ve terminal olmak üzere sporun basil üzerindeki yeri değişik olabilir. 1-2 (xg insanlar için öldürücüdür. Doğada. Sadece anaerobik ortamlarda ürerler. onların innerve ettiği nöromusküler plağa getirilir.3 Besin zehirlenmesi etkenleri. C. diyare Ateş. Toprakta ve hayvan dışkılarında bulunan bir bakteridir. C. kırmızı et. 100 °C'ye 3-5 saat kadar dayanabilir. yumurta. elektromiyogram bulguları tipiktir. coli İnvazyon İnvazyon İnvazyon (toksin ?) İnvazyon (toksin ?) Toksin O157:H7 (verotoksin) C. Toksin üretimi bakteriyofaj kontrolündedir. A (en potenti) ve B her türlü yiyecekte bulunurken. 100°C'de ortalama 20 dakikada parçalanırlar. B ve E (bazen F) zehirlenme lerden sorumludur.Isıya dirençli toksin . 48 . Botulizm. diyare Ateş. Clostridium botulinum Botulizm etkenidir. botulinum toksini hem bakteri ürerken hem de parçalanırken ortama salınır. parahaemolyticus Y. vakumla paketlenmiş yiyecekler veya konserveler aracılığı ile bulaşır. süt Tavuk. pasta.

Ciddi olgularda 4 saatte bir tekrarlanır. Evde yapılan konserveler tehlikelidir. yutma güçlüğü. Korunma C. Enfeksiyon anaerob dokularda lokalize kalır. yuvarlak. Gerekirse mekanik ventilatörler ile ventilasyon desteği sağlanır. E) antitoksin süratle intravenöz verilir. usulüne uygun hazırlanmışsa botulizm gelişmez. bu özellikleri taşıyan dokulara tetanojen dokular denir. Ölüme kadar hastanın bilinci yerindedir. Patogenez İnvazyon yapmaz. perfringens'e göre daha güçlükle ürerler. Sanayide üretilen konserveler. B. Tüm Clostridium tipleri aynı antijenik tipte tetanospazmin (nörotoksin) salgılar. Kapağı şişmiş konserveler tüketilmemelidir. Tamamen iyileşme 3 ay ile bir yıl arasında sürebilir. Görme ile ilgili bulgular (göz kaslarında koordinasyon bozukluğu. Vejetatif bakteriler tarafından üretilir. Doğada. terminal sporlu (davul çomağı. gastrointestinal sistem bulguları bulunmaz. Clostridium tetani Tetanoz etkenidir. konuşma bozukluğu da görülebilir. Bulber paralizi. Peritriş flajellaları ile hareketli. canlı dokularda ise vejetatif formdadır. özellikle insan ve hayvan dışkılarında bulunur. çift görme) ilk bulgulardır. İinsan vücudunda. Toksin Hemolizden sorumlu tetanolizin ve istem dışı kasılmalardan sorumlu tetanospazmin üretir. botulinum doğada yaygındır ve yiyecekleri kontamine edebilir. Tedavi Trivalan (A.Klinik bulgular Kontamine yiyeceklerin alınmasından 18-24 saat sonra ortaya çıkar. Ateş yoktur. Sporların germinasyonu için nekrotik dokuların olması. solunum paralizisi ve kalp durması geliştiğinde ölümle sonuçlanabilir. Ani ölüm sebebidir. C. kanda ise bulunmaz. Süt çocuklarında (ilk bir yaş) toksin ile kontamine yiyeceklerin (bal) yedirilmesi ile infantil botulizm görülebilir (gevşek bebek). Sadece semptomatik tedavi uygulanır. Ciddi bir bakım ile ölüm oranı %65'den %25'e düşürülebilir. Mortalite oranı yüksektir. Sadece kültür ortamlarında ve doğada sporlu. Tanı Klinik bulgular ve EMG ile konulur. Hayvan deneyleri yapılabilir. dokuların kanlanmasının bozulması ve ortamda Ca bulunması gerekmektedir. İyileşmiş hastalarda antitoksin oluşmaz. Anatomik ++ 49 . özellikle bakteri lizise uğrayınca salgılanır. Toksin serum ve yiyeceklerde gösterilebilir. Şüpheli yiyecekler en azından 20 dakika süreyle kaynatılmalıdır. Bu hastalarda toksin dışkıda tespit edilir. Toksin üretimi plazmid kontrolündedir. tenis raketi) bakterilerdir.

Tetanospazmin merkezi sinir sistemine birkaç yoldan etkilidir. Kraniyal sinirlerin (özellikle 7. interkostal adelelerin olaya katılması ile gelişen asfiksi en sık ölüm sebebidir. Sefalik tetanoz: Özellikle kulaklarda olmak üzere (otitis media) primer enfeksiyon bölgesinin başta olduğu durumlardır. Ortamda aerop bakterilerin (S. hastanın bilinci terminal döneme kadar açıktır. yabancı cisim ve koagulum içeren lezyonlar. Toksin başlangıçta motor nöronların presinaptik membranlarındaki reseptörlere bağlanır. Bunun sonucunda.4). Ayırıcı tanıda striknin zehirlenmesine dikkate alınmalıdır. iyi irrige ve debride edilmemiş yara ve yanıklardır. Kobaya injekte edilen BOS insandakinin aksine assendan tarzda tetanoz geliştirir. 50 .boşluk bırakılarak sütüre edilmiş. Bunu izleyen dönemde. Tüm etkilerini ekzotoksinleri aracılığı ile yaparlar. İnkübasyon periyodu kısa. Bunların dışında septik şartlarda göbek kordununun kesilmesine bağlı yenidoğan tetanozu (yedinci gün hastalığı). Yaradan alınan preparatlarda gram pozitif sporsuz basillerin görülmesi tanıda önemlidir. Laboratuvar kesin tanı için kullanılır. aritmiler ve arteriyel kan basıncı oynamaları görülür. Kasılmalar enerjiden bağımsızdır. nöbetler esnasında paravertebral kas spazmına bağlı olarak hastanın gövde ve başı hiperekstansiyon. sinir) tek tek veya kombine tutulduğu görülür. Hastalarda sık görülen komplikasyonu aspirasyon pnömonisidir. Lokalize tetanoz: Çok nadiren hastalık yaralanma bölgesi ile sınırlı kalabilir. İlk bulgu ile generalize spazmlar arasındaki dönem 2 günden kısa ise hastalık ciddidir. Daha sonra diğer yüz kasları da tutulur. eller hiçbir zaman hastalığa katılmaz. BOS normaldir. aureus. Klinik İnkübasyon 4-5 günden birkaç haftaya kadar değişebilir. Hastalık tonik kas kasılmaları ile karakterizedir. uygunsuz düşük girişimleri sonucunda puerperal tetanoz görülebilir. Generalize tetanozun ilk bulgusu sayılır. Asetil kolinin salınımını inhibe eder ve böylece nöromusküler geçişi engeller. Ağır olgularda konvülsiyonlar gözlenir. taşikardi. kollar fleksiyon. Kasılmalar. Yaranın merkezi sinir sistemine uzaklığı bu süreyi etkiler. İlk kasılmalar yara yerinde başlar. Otonom sinir sistemi tutulumuna bağlı olarak terleme. Tanı Klinik bulgular ile konulur. bacaklar ise ekstansiyon halini alır (opistotonus (Şekil 2. hatta iyileşme sonrasında aylarca süren en uzun seyirli bulgudur. ancak olguların 1/3 kadarında görülebilir. İlk tutulan kas masseter kasıdır. Lockjaw) gelişir. prognoz kötüdür. Vejetatif organizmalardan salınan toksin retrograt aksonal iletişim veya kan dolaşımı yoluyla merkezi sinir sistemine ulaşabilir. Generalize tetanoz: Tipik tetanoz tablosudur. Daha sonra generalize forma da dönüşebilir. Pseudomonas aeruginosa) bulunması ile oksijen tüketimi hızlanır ve üremeleri daha kolaylaşır. hiperrefleksi ve kas spazmları meydana gelir. zaten hiperirritabl haldeki hastanın dış uyaranlarla her uyarılışında gelişir. olgunun seyri boyunca. donuk yüz (risus sardonicus) görülmeye başlanır. Prognoz çok iyidir. Herhangi bir eksternal stimulus kasılmaları başlatabilir. Ateş yoktur. Trismus (Çene kilitlenmesi. Sfinkter spazmı nedeniyle konstipasyon ve idrar retansiyonu görülür. Ancak başka bir enfeksiyon varlığında veya ölüme yakın dönemlerde gelişen aspirasyon pnömonisi gibi sekonder enfeksiyonlara bağlı olarak ateş yükselir.

aşırı su ve elektrolit kaybı olan diyareler görülebilir. ancak bunların %90'ından Clostridium perfringens sorumludur. ayrıca lökosit sayısının azlığı tanı açısından destekleyicidir. Yara yerinden hazırlanan preparatlarda gram pozitif sporsuz (bazen sporlu) bakterilerin gösterilmesi. Hastalık bu haliyle B. 2. perfringens'in bazı suşları güçlü enterotoksin üretir. Beta toksin hemolitik ve nekrotizan etkiye sahiptir ancak lesitinaz değildir. C. Hücre membranınındaki lesitini parçalar. Tüm bireylere aktif immünizasyon şeması uygulanmalıdır. Sporlar dokularda vejetatif hale geçtikten sonra gaz üretirler. Mevcut yaranın çevresinde pis kokulu nekroze dokular gelişir. Nöronlardaki toksinin nötralizasyonunda etkisizdir. ve 18. bir kollajenazdır. novyi gibi yaklaşık 30 susun gazlı gangren gibi invaziv enfeksiyonlar yaptığı bilinmektedir. Dokularda kalabilecek bakterilere karşı antibiyotik uygulanır. Kolonilerinin çevresinde çok sayıda hemoliz zonu gelişir. böylece 6-18 saatte ortaya çıkan. Penisilin ilk seçilecek antibiyotiktir. cereusfun gastroentenit tarzı besin zehirlenmelerine benzer. DNase ve hyaluronidase. septicum. ancak yine de tetanoz düşünülen her hastaya uygulanmalıdır. Yara geniş bir alanı kapsıyor ve kontamine ise tetanus immunglobulin uygulanır. Özellikle etli yiyeceklerde oluşan bu toksin jejenum ve ileum'dan hipersekresyon yapar. sonra 10 yılda bir booster (hatırlatma) dozu uygulanmalıdır. Hibernasyon amacıyla yüksek dozda diazepam verilir. ayrıca radyolojik olarak da izlenebilen gaz birikimine neden olur. subkutan dokuların kollajen tabakasını ve kasları sindirir. Tanı Klinik bulgular ile konulur. Kaslarda ve yumuşak dokularda nekroz. aylarda birer doz.4 C. Toksinleri Tip A'nın salgıladığı alfa toksin lesitinaz C'dir. feçes) veya intestinal yol ile ulaşır. 4. Gazlı gangren denince de bu bakteri akla gelir. Gazlı gangren kural olarak mikst enfeksiyondur. Palpasyonla krepitasyon alınması tipik klinik bulgudur. gaz birikimi ve süpürasyon ile özelleşen yumuşak doku enfeksiyonlarına sebep olabilir. C. histolyticum. Tetanoz immunglobulini atlardan hazırlanmış ise hastalarda serum hastalığı gelişebileceği unutulmamalıdır. Ortamda Clostridiumlar dışında koklar ve gram negatif basiller de bulunur. Genellikle travma sonucunda gelişir. 51 . alternatif olarak metronidazol verilebilir. C. 6.Tedavi Hasta sakin bir odaya alınır. Tablo 2. Yaraya debridman uygulanır. perfringensm neden olduğu hastalıklar Hastalık Gazlı Gangren Nekrotizan Enterokolit (NEC) Besin Zehirlenmesi Tipi Tip A Tip C Tip A Toksin Alfa toksin Beta Toksin Enterotoksin Patogenez Clostridial sporlar dokulara travmatize dokuların kontaminasyonu (toprak. Travma ile başvuran hastalarda önce yara temizliği ve debridman uygulanır. Clostridium perfringens C. Tetanoz hiperimmunglobulininin hem korunmada hem de tedavideki yeri tartışmalıdır. tetanus toksoidi yapılır. Beraberinde aşı yapılır ve penisilin tedavisi başlanır. Hiperimmunglobulin dolaşan serbest toksini nötralize eder. anemi ve toksemi ile karakterize hastalık tablosu yapar. Yenidoğan tetanozunda hiperimmunglobulin hayat kurtarıcıdır (gerçek endikasyon). Kanlı agarda çift hemoliz zonu yapar Miyonekroz olmaksızın sellülit. Korunma Tetanoza karşı ilk yapılacak işlem yara temizliğidir.

7) gösterilmiştir. Clostridium difficile Antibiyotiğe bağlı kolit (psödomembranöz kolit) etkenidir. epidermidis endokardit ve S. morfolojik olarak Stafilokoklara benzerler. endokardit ve osteomiyelit gibi değişik piyojenik enfeksiyonlar. vankomisin dirençli enterokokları geliştirmesi nedeniyle artık birinci tercih değildir. Antibiyotiklerin hemen hepsi (özellikle ampisilin. Oral vankomisin tedavisi. Bu mikroorganizma yenidoğanların barsak florasında %50 oranında bulunur.Besin zehirlenmesine sebep olabilir. klindamisin ve sefalosporinler) ile kemoterapötikler normal florayı azaltarak. kanlı diyare. Stafilokokların otuzdan fazla serotipi vardır. Peptostreptokoklar anaerobik koklardır. Karın ağrısı. ancak bunlardan üçü medikal önemlidir (Tablo 2. bu özelliği Streptokoklardan ayrımında kullanılır.6).5 C. difficile'nin virülans faktörleri ve etkileri Virülans Faktörü Toksin A (Enterotoksin) Toksin B (Sitotoksin) Spor Etkisi İshal Pseudomembran oluşumu Çevre şartlarına direnç Klinik Orta derecede diyareden toksik megakolona kadar değişen klinik tablo gelişebilir. GRAM POZİTİF KOKLAR Stafilokoklar ve Streptokoklar medikal önemi olan gram pozitif koklardır. besin zehirlenmesi. Hareketsiz ve sporsuzdurlar. toksik şok sendromu. Penisilin G ilk tercih edilecek antibiyotiktir. Mikrokoklar da Stafilokoklara benzerler. karakteristik özelliği psödomembranlar bulunmasıdır. Tüm Stafilokoklar katalaz pozitiftir. bakteri kolonizasyonunun artmasını sağlarlar. aureus abseler. Tedavi Debridman. Stafilokoklarda ayırt edici özellikleri (Tablo 2. şok ve peritonit ile kendini gösteren nekrotizan enterit etkenidir. İki tip toksin üretir. Tablo 2. Ekzotoksin A ve B aktinin depolimerizasyonuna sebep olur. Tedavi Oral metronidazol primer tedavisidir. Tanı Toksinin varlığının gösterilmesi. 52 . Stafilokoklar Hastalık Üzüm salgımı görünümünde gram pozitif koklardır. saprophyticus ise üriner sistem enfeksiyonu etkenleridir. antibiyotik ve hiperbarik oksijen tedavisi uygulanır. Ateş sıktır . Bu oran iki yaş civarında %4'lere düşer. böylece apoptozis gelişir ve enterositler ölür. doğada yaygın olarak bulunurlar. dörtlü veya sekizli paketler halindedirler. Dirençli veya metronidazol yan etkisi olan hastalarda kullanılabilir. Nosokomial diyarelerin en sık etkenidir. kolonoskopi ile psödomembranların tespiti değerlidir. C tipi bakterinin salgıladığı beta toksin sorumludur. Dışkı kültürünün tanısa I değeri yoktur. S. S.

beta hemoliz yapmaz. aureus S. 53 . beta hemoliz yapmaz. saprophyticus Önemli bilgiler Katalaz pozitif. Stafilokokların yüzey reseptörleri bazı fajlar için reseptör görevi görür. üriner sistem enfeksiyonları etkeni Tablo 2. koagülaz pozitif. mukoza hücrelerine yapışmasını sağlar. komplemana karşı etkinlik gösteren bir proteindir. süpüratif enfeksiyonlar yapar Katalaz pozitif. eritromisin ve aminoglikozidler gibi birçok antibiyotiğe direnç taşıyabilir.6 Medikal önemi olan Stafilokoklar Bakteri S. normal deri florası bakterisi Katalaz pozitif. aureus DNAase Mannitol Hemoliz Protein A Lipaz Novobiosine duyarlılık Yaptığı Hastalık (+) (+) Beta Var Tamamında var Duyarlı Süpüratif hastalıklar Koagülaz negatif S. antiteikoik asit antikorları S. Bunlardan en önemlisi plazmid kontrolündeki beta laktamaz üretimidir. aureus'a patojenliğini veren ayırıcı tanısal özellikler • Koagülaz pozitiftir • Kanlı agarda altın sarısı (aureus latincede altın demektir) koloniler yapması • Beta. Beta hemolitik. epidermidis S. novobiosine duyarlı. Antijenik yapıdadır. ancak bütün Stafilokoklar vankomisin'e duyarlıdır. koagülaz negatif. Koagülaz negatif Stafilokoklarda Protein A yoktur. Staphylococcus aureus Önemli Bilgiler S. saprophyticus (-) (-) Yok Yok % 30 + Dirençli Üriner infeksiyon S. aureus'a bağlı endokarditlerde tanı olarak kullanılabilir.7 Stafilokokların ayırıcı özellikleri Özellik Koagülaz pozitif S. IgG'lerin (lgG3 hariç) Fc kısmına affinite gösterir. Tolerans bir antibiyotiğin Stafilokokların üretimini inhibe etmesi ancak onları öldürememesidir. kemotaktik. Protein A bazı aglutinasyon testlerinde tanı yöntemi olarak kullanılabilir (koaglutinasyon). yüzeyinde Protein A bulundurur.Stafilokoklar birçok antibiyotiğe dirençlidir. aureus'un birçok antijen ve hücre duvar komponenti vardır. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden oluşur. koagülaz negatif. Epidemiyolojik çalışmalarda faj tiplendirmesi ile suşlar belirlenebilir. Plazmidler tetrasiklin. novobiosine dirençli.hemoliz yapması • Mannitolü parçalaması (Chapman besiyerini sarartması) • Polimiksin'li besiyerinde üremesi • Novobiosin'e duyarlılığı Tablo 2. Opsonizasyon ve fagositozu önler. Metisilin (nafsilin) direnci de beta laktamaz üretimine bağlıdır. Peptidoglikan tabakaya bağlı halde bulunan Protein A. Teikoik asit Stafilokokların hücre duvarında bulunur. epidermidis (-) (-) Yok Yok % 30 + Duyarlı Yabancı cisim enfeksiyonları 5.

aureus'a bağlı endokarditli hastalarda tespit edilebilir. İçlerinde en önemlisi alfa toksindir. panaris. Toksinleri Lökosidinler: İn vivo dokulardaki nekrozdan sorumludur.8) İnflamatuvar enfeksiyonlar Deri-mukoza lezyonları: Abse. Enterotoksin . Katalaz: Streptokoklardan ayrımında kullanılır. Enzimleri Koagülaz: Plazmayı koagüle etme özelliğindedir. Stafilokinaz (fibrinoliz) Penisilinaz (beta laktamaz): Beta-laktam halkasının siklik amid bağını hidrolize eder. Kısa inkübasyon periyodlu (1/2 . derialtı yayılımını sağlar. Beta laktamaz enzimleri penisilin ve birçok birinci generasyon sefalosporinleri inhibe eder.B ise stafilokoksik psödomembranöz enterokolite yol açar. kan dolaşımına karışır. Akut endokardit etkenidir. Koagülaz üretimi patojenlik ile iş anlamlı kullanılır. 54 . Isıya. S. Toplumda %40. Nötrofil ve makrofajları eritir. Teikoik asit. deride nekroz ve hemoliz yapar. S. Normal kapaklılarda özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında sağ kalp endokarditi yapar. aureus denir (MRSA).Bulaşma Stafilokoklar normal insan florasında bulunurlar. follikülit. toksinin bu özelliğinden kaynaklanmaktadır. Enterotoksin A ile E arasında 6 değişik tiptedir. S. Antiteikoik asit antikorları. aureusların yaklaşık %5-25 kadarı TSST taşır. S. Lipazlar: Deri. 30 dakikadan az kaynatmaya dirençlidir. hordeolum. Toksin lokal olarak üretilir.6 saat) emetik tarzda besin zehirlenmesi etkenidir. aureus'un tipik lezyonu abse'dir. Bu nedenle özellikle burun/nazofarenks portörlerinden oluşan gıda üreticilerinin kontamine ettiği krema ve mayonez gibi besinlerle oluşan besin zehirlenmeleri. Bakterilerin %70'inden fazlası böyledir. hidradenit.aureus'un. Toksik Şok Sendromu Toksini (TSST-1): İntravaginal tampon kullanan kadınlarda ve tampon kullanılan yaralarda toksik şok sendromu'na yol açar. Bakteri bu enzim sayesinde çevresini fibrin tabakası ile sararak savunma elemanlarından korunur. epidermidis deri ve mukozaların normal florasında bulunur. hastane personelinde %70'ler civarında nasal taşıyıcılığı bulunabilir. gliserol veya ribitol fosfat polimerlerinden yapılı peptidoglikan bağlarıdır ve antijenik olabilir. Lokal büllöz eritemlere yol açmaktadır. S. aureus burun ve deri üzerinde (özellikle sağlık çalışanları) bulunabilir. flegmon. Stafilokokların hücre duvarı üzerinde bulunan polisakkarid ve protein oluşumlu antijenik yapıları kapsül. karbonkul. antijen sunumuna gereksinim duymadan CD4+ T lenfositlere direkt olarak bağlanan (süper-antijen) bir toksindir. Patogenez Stafilokoklar toksinleri ve doku enflamasyonu yoluyla hastalık oluştururlar. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında lokalize bir lezyondan sepsis meydana gelebilir. hücre duvarı proteinleri. fibrinojeni fibrine dönüştürür. Böyle suşlara metisilin rezistan S. yayılma faktörüdür. Haşlanmış Deri Sendromu'ndan sorumludur. Taşıyıcılarda problem oluşturmayan bakteri hastane enfeksiyonlarının önemli kaynağını oluşturabilir. jel difüzyon yöntemi ile S. Hyalüronidaz: Bağ dokusunu hidrolize eder. Vagende %5 oranında bulunabilir. Eksfoliatif Toksin: Epidermolitik toksin de denmektedir. peptidoglikanteikoik asit kompleksi ve protein A'dır. Klinik Bulgular (Tablo 2. epidermidis'dir. toksik şok gelişmesinde önemlidir. Prostatik kapak endokarditlerinde etken S.

Saç ve tırnaklar dökülebilir. S.8 Stafilokokların etken olduğu enfeksiyonlar Deri ve yumuşak doku enfeksiyonları Furonkül. güneş yanığı şeklinde deri döküntüsü ile karakterizedir. Hem travmatik hem de hematojen yayılım gösterebilir. 24 saatten önce. Bakteriyemi sonucunda abseler meydana gelir (metastatik abseler). bulantı. Karaciğer. epidermidis ve S. GİS. S. aureus'tan farkı) S. Şiddetli epigastrik ağrı. Besin zehirlenmesi: Kısa inkübasyon periyotlu emetik tarzda besin zehirlenmesidir. Bulantı önlenmemeli. prostetik eklem enfeksiyonları gelişir. Toksik şok sendromu. hipotansiyon.Kolonileri gri veya beyazdır Mikroskopta üzüm salkımı gibi görünürler Katalaz pozitifliği Streptokoklardan farkını gösterir Koagülaz enzimi bulunmaz (S. Haşlanmış deri sendromu ateş. Koagülaz negatif Stafilokoklar Esas tanı . kaslar tutulur. S. ateş. S. Birkaç saat içinde.Gram pozitif koklar . epidermidis'de yapışıcı bir yüzey (Slime) tabaka bulunur. kremalı pasta. geniş büller. epidermisin sıklıkla etken olduğu hastalıklar: • Devamlı ayaktan periton diyalizi (CAPD) peritonitleri • Nozokomiyal bakteriyemi • Protez kapak endokarditi • IV katater infeksiyonlar 55 . Genellikle küçük çocuklarda görülür. cerrahi) Sellülit İmpetigo Bakteriyemi Endokardit Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları Beyin apzesi Menenjit (nadir) Epidural apze Pulmoner enfeksiyonlar Embolik Aspirasyon İskelet sistemi hastalıkları Osteomiyelit Artrit Üriner sistem enfeksiyonları Renal karbonkül Alt solunum yolu enfeksiyonları Toksinlere bağlı enfeksiyonlar Toksik şok sendromu Haşlanmış deri sendromu Besin zehirlenmesi (Daha çok metastik apzeler) Osteomiyelit ve septik artrit etkenidir. Nosokomial pnömonilerin en önemli etkenlerinden birisidir. Jambon. saprophyticus ise vajenin normal flora bakterisidir. şant. kusma görülür. yüzeylere yapışma özelliği vardır (kateter. eritematöz maküler döküntüler ile karakterizedir.Tablo 2. dondurma gibi oda ısısında kalmış yiyeceklere enterotoksinin bulaşması ile gelişen bir intoksikasyondur. karbonkül Yara enfeksiyonları (travmatik.Kolonilerinde hemoliz yoktur . epidermidis derinin. Özellikle postoperatif veya viral enfeksiyonların ardından (örneğin influenzae) ampiyem veya akciğer abseleri meydana gelir. saprophyticus Normal flora bakterileridir. MSS. sıvı elektrolit replasmanı uygulanmalıdır. kendiliğinden geçer. böbrekler.

Streptokoklar Hastalık Streptokoklar farenjitten sellülit ve sepsis'e kadar bir çok enfeksiyonun sebebi olabilir. S.aureus'\a birlikte) • Ameliyat sonrası endoftalmit S. S. Yüksek düzeyde dirençli bakteriler için Streptograminler kullanılabilir. inotropik ilaçlar. eklemler (H) Böbrekler (H) S. bazı sefalosporinler ve vankomisin ile tedavi edilebilir. Burun taşıyıcılığı intranazal mupirosin ile önlenebilir.bovis (grup D) S. agalactia (grup B) E. aureus koagülaz pozitiftir. Stafilokoklarda vankomisin direnci gösterilememiştir. Bu bakteriler için seçilecek primer antibiyotik vankomisindir (gerekli görülürse gentamisin eklenebilir). coli'den sonra ikinci) etkenidir.9 Streptokok infeksıyonlarında patogenez özellikleri Oganizma Patogenez Tipi Tipik Hastalık Hastalık bölgesi (H). endokardit Endokardit Pnömoni. Böyle olgularda ilaç kombinasyonları kullanılabilir.• BOS şantı olan hastada menenjit • Ortopedik protez infeksiyonları (S. Sistitli kadınların yaklaşık olarak %15 kadarında izole edilmiştir. saprophyticus özellikle seksüel olarak aktif kadınlarda üriner sistem enfeksiyonu (£. ancak enterokoklara vankomisin direncinin taşınmasında rolleri vardır. kloksasilin. S. bakteriye karşı ise beta laktamaz dirençli penisilinler (örneğin nafsilin) verilmesi tamponun çıkarılması ve enfekte alanın debridmanı gerekebilir. yani antibiyotikler ile inhibe edilebilir ancak öldürülemez. nonsupüratif) S. saprophyticus novobiosine dirençli olması ile diğer koagülaz negatif stafılokoklardan ayırdedilir. Apze olgularında mutlaka drenaj uygulanmalıdır. Normal Flora (NF) Deri (H) . menenjit Endokardit Kan dolaşımı (D) Kan dolaşımı (D) Deri (H) Kalp.viridans Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Piyojenik Vajen (K) Kolon (NF) Kolon (NF) Orofarenks (K) Orofarenks (NF) 56 .saprophyticus antibiyotiklere duyarlıdır. Ortalama %20 S.aureus'la birlikte) • Vasküler greft infeksiyonları (S. epidermidis yenidoğanda ve diyalize bağlı gelişen peritonitlerde en sık görülen etkendir.Farenks (H) İmpetigo. Üriner sistem enfeksiyonlarında kinolon veya trimetoprim sulfametaksazol kullanılabilir. Laboratuvar Bulgular Stafilokok lezyonlarından alınan yaymalarda üzüm salkımı gibi gram pozitif bakterilerin görülmesi ve kültür ile tanı konulur. Bu bakterilerin özellikle hastane enfeksiyonları yaptığı bilinmektedir. Böyle olgularda seçilecek tek antibiyotik vankomisin'dir. Nafsilin. (Tablo 2. Ayrıca romatizmal ateş ve glomerulonefrit gibi immünolojik hastalıkların tetikleyicisidir. farenjit Sepsis Kızıl Toksik şok Romatizmal ateş Akut glomerulonefrit Yeni doğan sepsisi menenjit Üriner sistem enfeksiyonu. sellülit. Beta laktamaza duyarlı antibiyotikler ile beta laktamaz inhibitörleri kombine edilir (Amoxicillin + klavulonik asit). S. otitis media.pneumoniae S. epidermidis'de yüksek antibiyotik direnci vardır. Tedavi ve Korunma S. Antibiyotik dirençli Stafilokoklarda taşıyıcılar hastane personelidir.9) Tablo 2. Beta laktamaz üretenlerin çoğu plazmid kontrolü altındadır.pyogenes (grup A) Piyojenik Lokal Dissemine Toksijenik immün aracılı (poststreptokokal. fecalis (grup D) S. Hastalardaki intravenöz kateterler çıkartılmalıdır. S. Bazı stafilokok suşları tolerans gösterebilir. aureus susunun metisiline karşı (veya nafsilin) dirençli olduğu (MRSA) ve bunu penisilin bağlayan proteinlerin değişikliği sonucunda kazandığı gösterilmiştir. Kolonizasyon (K). Bakterilerin birçoğu betalaktamaz üretir ve önemli bir kısmı da metisiline dirençlidir. Toksik şok tedavisinde sıvı replasmanı. aureus'ların %90'ından çoğu penisilin G'ye dirençlidir.

viridans. S.. En gelişkin sınıflama Jones sınıflamasıdır (Piyojen. beta veya gamma Alfa veya gama Alfa Alfa Basitrasin duyarlı Basitrasin dirençli CAMP pozitif. Zon içinde tam olmayan hemoliz vardır (S. bovis S. Tablo 2. kızıl. bovis S. pyogenes *S. pyogenes S.11). erizipel. agalactiae Gama hemoliz: Hemoliz yapmayan Streptokoklar için kullanılır. agalactiae neonatal sepsis ve menenjit. viridans streptokoklar ve S. menenjit pnömoni Nadir deri sepsisleri ve endokartidler. Postinfeksiyöz glomerulonefrit bildirilmiştir. Sınıflama Materyalde kısa. Fakültatif anaeropturlar.11 Beta hemolitik Streptokoklar ve hastalıkları Grup A Suş Streptococcus pyogenes S. Laktik.10 Medıkal önemi olan Streptokoklar Suş Hemoliz tipi S. optokin duyarlı Safrada erimez. pyogenes farenjit ve sellülit. *S. A. B. romatizmal ateş. kolonide uzun zincirler yapar.5 NaCI'de ürer üremez Safrada erir. Streptokokların laboratuvar özellikleri tablo 2. sinerjistik gangren. Diğerleri. postsreptokoksik glomerulonefrit Metastatik süpüratif enfeksiyonlar Neotanal sepsis. equi S.5 NaCI'de ürer % 6.pneumoniae). böylece fagositozdan korunurlar. faecalis S. Enterokok. şeffaf renkli hemoliz zonu vardır. eritrositler tamamiyle hemoliz olmuştur. Yeni türler). V harfleri altında gruplandınlmıştır. Beta hemoliz: Koloni çevresinde tam.Önemli Bilgiler Streptokoklar katalaz negatif zincir yapan gram pozitif koklardır. D F Kolon kanserlerinde endokardit ve bakteriyemi Metastatik süpüratif enfeksiyon ve dental sepsis 57 . Anaerop. milleri B C S. hippuratı hidrolize eder % 6. equisimilis S. Halen tüm gereksinimleri karşılayan bir sınıflama yapılamamıştır. E. S. C. Koyun kanlı agarda yaptıklara hemolize göre şöyle sınıflandırılırlar (Brown sınıflaması) Alfa hemoliz: Koloni çevresinde yeşil renkte hemoliz zonu vardır. dysgalactiae S. milleri Yaptğı hastalıklar Akut farenjit. zooepidemicus S. Heterojen bir gruptur. bovis'de endokardit etkenin en önemli etkenlerindendir (Tablo 2. Bu yapı. B ve C grubu streptokokların hiyaluronik asit yapılı kapsülü vardır. insan bağ dokusunda da bulunduğu için immünojenik değildir. pneumoniae Viridans grubu Diagnostik özelliği Beta Beta Alfa. optokine dirençli Tablo 2.10).. S. Beta hemoliz bakterinin streptolizin O ve streptolizin S üretimine bağlıdır (Tablo 2.12'dadır. otitis media. Hücre duvarı karbonhidratları (C polisakkaridi) esas alınarak Lancefield sınıflaması ile streptokoklar A. Bazıları normal flora bakterisidir. M. Oral. faecalis nosokomial üriner sistem enfeksiyonu ve endokardit.. agalactiae S. daha çok bu sınıflama kullanılır.. agalactie E. gruplandırmada güçlükler bulunur. . T ve R proteinleri ile de serotiplere ayrılır.

F proteini ise ökaryotik hücredeki fibronektin molekülleri için reseptör görevi yapar ve bakterinin konak hücreye (epitel. antijenik olarak farklıdırlar. Streptokinaz (Fibrinolizin): A grubu beta hemolitik streptokokların birçoğunda bulunur. Diğer ekzotoksinlerden farklı olarak ısıya dirençlidir. farinks ve deri) yapışmasını sağlar. fagositozdan korunmasına yardımcıdır. Streptolizin-O: Derin hemolizden sorumludur ve Grup A. en sık A tipi görülür. Kültür plağı yüzeyindeki ve insan vücudundaki hemolizden sorumludur. Tüm S.Tablo 2. endotoksinlerinin etkisini potansiyalize eder. pyogenes suşları penisiline duyarlıdır. Enzimleri İnflamasyondan sorumlu üç önemli enzimi vardır. sitotoksiktir. komplemanın bakteriye yapışmasını önler. DNaz (Streptodornaz): DNA'yı depolimerize eder. Süperantijen özelliğindedir. B ve C olmak üzere üç ayrı antijenik tipi vardır. G Viridans streptokok Streptococcus pneumonia Enterekok + + + + + + + + - Streptococcus pyogenes S. hücre duvarı dışına bir saç gibi uzanan fimbriyaların uç kısmını oluşturan M proteini bulunur. irinin koyuluğunu açma gibi amaçlarla kullanılır. Pulmoner emboli. T ve R proteinlerinin virülansta önemi yoktur. Bunu üretenler lizojenik suşlardır. M proteini olmayanlar virülan değildir. Bu antikorun titre si yakın dönemde geçirilmiş streptokok enfeksiyonunun göstergesi olabilir. koroner arter ve venöz tromboz tedavilerinde kullanılır. Streptolizin O salgılayan streptokoklar ile enfekte olmuş kişilerde antistreptolizin O (ASO) antikorları gelişir. trombositleri ve eritrositleri eritir. pyogenes. A. Derialtı enjeksiyonlarının yayılması için kullanılır. Sönme varsa. 58 . Bu antikorlar streptolizin O tarafından meydana gelen hemolizi bloke ederler. G streptokoklarda bulunan kuvvetli antijeniktir. Pirojenik. bakterinin tip spesifikliğini belirler. F. ortamı akıcılaştırır.5 NaCl Safra ile lizis Beta-hemolitik Streptokok Grup A Grup B Grup C. Pirojenik ekzotoksin A streptokoksik toksik şok sendromu yapan toksinidir. Hiyalüronidaz: Yayılım faktörüdür. diğerlerinden farklı olarak Basitrasin'e duyarlıdır. Bir skarlatiniform döküntünün eritrojenik toksine bağlı olup olmadığının anlaşılması için ise Schultz-Charlton sönme reaksiyonu kullanılır. Dick testi ile (cilde eritrojenik toksin vererek) duyarlılık araştırılır. Lökositleri. Streptolizin-S: Antijenik değildir. Kızıl ve Streptokoksik toksik şok sendromu hastalıklarından sorumludur. 80'den fazla M proteini tipi vardır. Toksinleri Eritrojenik (pirojenik ekzotoksin) toksin: A grubu Beta hemolitik Streptokoklarda bulunur. hastalık kızıldır. Hyaluronik asit yapısında kapsülü vardır. böylece yayılır. Hyalüronidaz üreten suşların enfeksiyonlarında serumda spesifik antikorlar tespit edilebilir. Ekzotoksin B ise nekrotizan fasciitis'e sebep olan doku yıkımından sorumlu proteazdır. kişi kızıl olabilir. C. Plazminojeni plazmine çevirerek fibrinoliz yapar. Yapışıklık açılması.12 Streptokokların laboratuar özellikleri Duyarlılık Organizma Basitra sin Optokin CAMP Hidroliz Hippura t Eskulin Büyüme Safra %6. M proteini önemli virülans faktörüdür. Eğer kızarıklık oluyorsa organizmada antitoksin yoktur. Bunun altında.

Önemli özellik.aureus tarafından da oluşturulur. eritema marginatum. Kalbin bütün katmanlarını tutabilir. lizojenik S. Piyojen olmayan streptokok hastalıkları • Akut Eklem Romatizması (A-ER) • Akut Glomerülonefrit (AGN) Streptokoksik farenjitlerin en önemli sebebi beta hemolitiklerdir. Akut glomerulonefrit: Nefritojenik tipteki M49. ateş. enfeksiyon bakterinin doku veya kana ulaşması ile meydana gelir. subkutan nodüller. 5-15 yaşlarda en sık. Farenjitten 3 hafta sonra artralji ve poliartrit ile seyreden poststreptokoksik toksik bir komplikasyondur. hematüri. Streptokoksik toksik şok sendromu. yüzeysel dokuları tutan. dil önceleri beyaz bir tabaka ile kaplı iken sonra kırmızı (çilek dili) hal alır. ASO yükselmez. lenfanjit • Sepsis 2. Travmanın ardından nekrotizan fasciitis gelişir. Ağız çevresinde döküntü yoktur (circum oral pallor). M57 streptokokların.Klinik Bulgular 1. solunum ve multiorgan yetersizliği ile karakterize bir tablodur. Bakterilerin sitoplazmik membran antijenleri ile glomerül bazal membranının antijenik benzerliği sorumludur. Kıvrım ve bası yerlerinde ise döküntü yoğundur (Pastia çizgileri). Hipotansiyon ve hipoalbüminemi vardır. pirojenik ekzotoksin A salgılayan S. kırmızı. Eritrojenik antitoksin oluşmuş kişilerde kızıl gelişmezse de enfeksiyon gelişebilir. proteinüri. Çocuklarda subakut seyirli olabilir. Çocuklarda ve yaşlılarda genelde yüz ve ekstremitelerde görülen. Poststreptokoksik enfeksiyonlar Akut Eklem Romatizması: AGBHS'ların M3 ve M18 kökenlerinin sitoplazmik membranı ve M protein antijenlerinin kalp sarkolemması ve sinoviyal membranının yapısına benzemesi nedeniyle gelişen ciddi bir tablodur. bakteriyemi. skarlatiniform) bir döküntü belirir. pyogenes'lerdir. Sydenham koresi. Bulaşma Streptokokların birçoğu normal flora üyesidir. şok. bakteriyeminin varlığı ve buna kalp. Daha çok 2-5 yaş grubu çocuklarda görülür. Pnömoni nadir görülür. de ri soyulur. PR uzaması. nadiren C ve G grubu streptokoklarca oluşturulur. bakteriyemi tabloyu ağırlaştırır. genellikle viral enfeksiyonlara sekonder olarak gelişir. Hastaların büyük çoğunluğu tamamen iyileşir. Piyodermi yaz aylarında daha sık görülen cilt enfeksiyonlarıdır. Hastada farenjitin gelişiminden 1-2 gün sonra omuzlar ve göğüste eritematöz (fırça ile sürülmüş gibi. akut faz protein yüksekliği (sedimantasyon. ciltten kabarık sellülit ve buna eşlik eden lenfanjit tablosudur. poliartrit. impetigo gibi deri enfeksiyonlarından ortalama üç hafta kadar sonra meydana gelir. pyogenes'in immünitesi uygun bir konakta gelişen farenjitin komplikasyonudur. olgularda (stafilokoksik olandan farklı olarak) ciddi ve yaygın cilt enfeksiyonlarının. Farinks hiperemisi. Direkt temas veya böcek sokması ile bulaşırlar. ateş ve baş ağrısı vardır. Piyojen enfeksiyonlar • Farenjit • Kızıl (scarlet fever) • Erizipel • Streptokoksik Toksik Şok Sendromu • Piyodermi • Puerperal sepsis • Akut infektif endokardit • Pnömoni. Erizipel genelde A. Diğer streptokoklar ve cilt enfeksiyonu etkenleri bu tabloya yol açmaz. streptolizin cilt lipitlerince inaktive edildiğinden. Döküntüler deskuamasyon bırakarak bir haftada kaybolur. Streptokoksik toksik şok sendromu. CRP). 59 . Piyodermililerde. Kızıl. Karditin tipik bulguları kapaklarda kalınlaşma ve deformasyon ile miyokardda perivasküler granülomlardır (Aschoff nodülleri). akciğer gibi çoğul organ belirtilerinin eşlik etmesidir. Öksürük ve göz yaşarması varlığında ise daha çok viral etkenler (Adenovirüs) düşünülmelidir. Hipertansiyon. ödem gelişir. Jones kriterleri : Majör kriterler: Kardit. daha küçük yaşlarda nadirdir. Minör kriterler: Artralji. Lenfadenomegali bulunur. böbrek. Diğer benzer tablolar C. eksüda ve servikal LAP görülür. Pirojenik ekzotoksin A-C ile meydana gelir. G gruplarınca ve S. Hastalık haftalarca sürebilir. %30 civarında ölümle sonuçlanır. Boğaz ağrısı. Sorumlu bakteriler. stafilokoksik olanı ile benzerlik gösterir.

CAMP (Christie. Fakültatif anaerob bakterilerdir. Boğaz. 60 . S. Slime tabakası vardır.5 NaCI'li ortamda üreyebilir. Özellikle idrar sondaları predispozan faktördür.sanguis) İnsan ve hayvanların üst solunum yollarının normal flora bakterisidir. Eskülin'i hidrolize etme özellikleri ile diğerlerinden ayrılırlar. (Tablo 2. Üriner sistem.B Grubu streptokoklar (S. S. Mikrobiyoloji Tek tek. Sefalosporinler. doğum yaraları enfeksiyonu. S. safra yolları enfeksiyonları ve bakteriyemi şeklinde görülür. pyogenes kadar olmasa da penisiline duyarlıdır. Normal genital. Enterococcus faecium daha az görülür ancak antibiyotiklere dirençlidir. yoğun bakım hastalarında vankomisin dirençli enterokoklar başbelasıdır. Enterokoklar şekil olarak pnömokoklara benzer. Trimetoprim sulfametaksazol'e invitro testlerde duyarlı görülmesine rağmen.aureus'un hemoliz yeteneğini arttırır. romatik veya aterosklerotik deformasyon vardır.faecium) % 6. Enterococcus faecalis en sık görüleni. Kültür negatif endokarditlerde en sık görülen viridans streptokoklar Abiotrophia defectiva ve Abiotrophia adjacens'dir. intermedius. penisilinaza dirençli penisilinler ve monobaktamlara doğal dirençlidir. kompleman düzeyi düşük olan yenidoğanlarda menenjit veya puerperal enfeksiyonlara sebep olur. tıbbi cihazlar veya bakıcılar aracılığı ile yayılırlar. Enterokokların asıl önemi üriner ve nosokomial enfeksiyonlardır. Bakteriyemili menenjit sıklıkla görülen tablodur. Hastalar. Çoğu alfa. En azından 12 tip enterokok suşu vardır. pnömoni ve menenjittir. Sefalosporinler başta olmak üzere antibiyotiklere dirençlidirler. sepsis. Optokin dirençlidir. Penisilin + aminoglikozid kullanılması tavsiye edilir. vajen ve perine bölgesinde de bulunabilir. Hippuratı hidrolize ederler. Non-enterokoklardan ayrımında en önemli test yöntemidir. S. ikili veya kısa zincirler şeklinde bulunabilir. Basitrasin ve trimetoprim-sulfametaksazol'e dirençlidir içerdikleri CAMP faktörü ile S. Son yıllarda vankomisin dirençli enterokoklar önemli bir sorundur. 24 gün içinde neonatal dönemde geç dönem enfeksiyonları görülür.agalactiae) Önemli özellikleri Fakültatif gram pozitif diplokoklardır Koyun kanlı agarda dar bir beta hemoliz zonu olan gri beyaz koloniler yaparlar. Enterokoklar (S. başlıca insan ve hayvanların barsak florası bakterisidir.13) Erişkinde postpartum endometrit.mutans. Beta laktamaz üretimini de gerçekleştirebilir. Subakut infektif endokarditlerin en sık iki etkeni viridans ve enterokoklardır. Birçok antibiyotiğe doğal dirençlidirler.faecalis. doktorlar. Grup D streptokoklar (Enterokoklar) Enterokoklar doğada yaygın olarak bulunurlar. Aminoglikozidlere ya doğal yada yanlış kullanıma bağlı olarak direnç gelişebilir. bağışıklık sistemi bozuk olanlarda fırsatçı enfeksiyonlar yapabilir. bazen non-hemolitiktir. İmmün yetersizliği olan. Viridans streptokoklar (S. Doğum sırasındaki (vertikal) bulaşma nedeniyle. tedavide dirençli olduğu görülür. Atkins ve Munch-Petersen) testi (+)'dir. Subakut infektif endokardit gelişenlerde kalp kapaklarında konjenital. Hastalık tabloları Yenidoğanda: erken dönem enfeksiyonları bakteriyemi.anginosus. nazofarenks ve GIS florasında bulunurlar. S. Diş kökü enfeksiyonu ve subakut infektif endokardit etkenidir. pelvik alan. Doğumdan birkaç saat sonra başlar.

Psödomonaslar 3. Anaerobik streptokoklar (Peptostreptococcus) kadın genital organlar. Eepidermidis Gram (+) basiller Gram (-) çomaklar Listeria monocytogenes 1. Grup D streptokoklar safra varlığında eskülini hidrolize ederler. Boğaz kültüründe beta hemolitik streptokok kolonilerinin görülmesi anlamlıdır. S. hem toplumdan kazanılmış hem de hastane enfeksiyonu yapar. Grup B streptokoklar da penisilinlere duyarlıdır. bakteriyemi. balgam. Akut romatizmal ateşin en önemli bulgularından birisidir. Poststreptokoksik enfeksiyonlarda antibiyotik kullanılmaz. Tedavi ve korunma S. abdominal ve pelvik süpüratif enfeksiyonlar meydana getirirler. akut eklem romatizması gelişimini önlemektedir. Artritte aspirin.13 Yenidoğan sepsisi etkenleri Gram (+) koklar 1. balgamda dip dibe mumu alevi gibi diplokoklar görülür. 61 . sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olur. Diğer katalaz negatif streptokoklar Morfolojik ve büyüme özellikleri ile viridans streptokoklara benzerler. Penisiline direnç söz konusu değildir. Bu durum akut glomerulonefrit için geçerli değildir. terleme. Grup A streptokoklar basitrasin ile inhibe olurlar. sinüzit ve otitis media'da en sık karşılaşılan mikrorganizmadır. Grup B Beta-hemolitik streptokoklar (en sık) 2. Bu grubun içindeki Lactobasiller ile Pediococcus ve Leuconostoc suşları vankomisine dirençlidir. Pnömoni: Prodüktif öksürük. ateş. menenjit. Farenjit gelişiminden itibaren 10 gün içinde antimikrobiyal tedavi uygulanması. kan ve plevral sıvıda pnömokok üretilir. Hastalık Pnömokoklar pnömoni. S. Aminoglikozidler (özellikle enterokoklarda) penisilinin etkisini potansiyalize ederler.Tablo 2. bovis sorumludur. aureus 3. Deri ve yara lezyonlarında ise kullanılabilir. Enterokoklar hipertonik (%6. Klebsiellalar Mantarlar Virüsler Nadir Çok nadir Ağız içi girişimler.5) NaCI'de üreyebilirken. Anti-DNaz ve antihyaluronidaz deri enfeksiyonlarında yükselir ve akut glomerulonefrit'in önemli bir indikatörüdür. dispne. Penisilin allerjisi bulunanlarda eritromisin denenmelidir. Diş çekimi gibi normal floralı boşluklara uygulanacak girişimlerden önce profilaktik antibiyotik kullanılmalıdır. E. Streptococcus pneumoniae Önemli bilgiler Pnömoni. ileri yaş ve immün sistemi baskılayan hastalıklar predispozan faktörlerdir. Tedavi 10 gün sürdürülmelidir. kalp. Farinks taşıyıcılarının tedavisi gerekmez. Laboratuvar bulguları Viridans streptokoklar normal boğaz florası üyesi oldukları için direk preparatların gram ile boyanması boğaz enfeksiyonlarında kullanılan bir yöntem değildir. menenjit.pyogenes enfeksiyonlarında penisilin ilk seçenektir. Ciddi olgularda aminoglikozitlerle kombine edilerek kullanılmalıdır. Kolon kanserli olgulardaki endokarditlerden ise nadir bir streptokok olan S. otit. coli (ikinci en sık) 2. Grup B streptokoklar hippuratı hidrolize ederler ve CAMP testi pozitiftir. karditte kortikosteroid kullanılır. Üst solunum yollarının normal flora bakterisidir. A grubu streptokok enfeksiyonlarında bir müddet sonra ASO yükselir. Vajinal taşıyıcı gebelerde doğuma yakın tedavi ile bebek enfeksiyonları önlenebilmektedir. Diğer türler vankomisin'e duyarlıdır. ağız ve barsakların normal flora bakterisidir. Bacteroides başta olmak üzere diğer anaeroblar ile birlikte beyin. diş çekimi gibi flora bakterilerini kana karıştırıcı bir hazırlayıcı faktör vardır. röntgende lober tutulum. akciğer. nonenterokok olanlar üreyemezler.

Tanıda (Klebsiellalarda olduğu gibi) kapsül şişme testi önemlidir. düşük konsantrasyondaki optokin ortamında dahi üremelerinin inhibe olması ve safrada erimeleridir. ateş yükselmesi.klinik bulgular Toksini yoktur. % 5-10 CO2'li ortamı sever. Kapsül virülans ile yakından ilgilidir. Lober pnömoni yapar. pnömokokların C karbonhidratı ile reaksiyon verir. (C karbonhidratı). Ortama nötrofillerin migrasyonu sonucunda kanlı ve pürülan bir eksüda birikir. anerjiye yol açan kızamık gibi viral enfeksiyonların varlığı. bu zararsız gibi görülen bakterilerin enfeksiyon oluşturmasına neden olurlar. prognostik değeri olan ve karaciğerde sentezlenen beta-globulin yapısında bir proteindir. balgamın yapısını oluşturur. Ancak. Diğer farklar: İnülini hidrolize etmesi. alkol kullanımı. Aspirasyon sonrasında geliştiği için lokalize ve alveoler aralığı ilgilendiren bir enfeksiyondur. Koyun kanlı agarda alfa hemolitik koloniler yaparlar. kapsülsüz türler hastalığa yol açmazlar (Tablo 2.pürülan balgam. Farenks florasında bulunan veya eklenen bakterinin aspirasyonu başlıca enfeksiyon nedenidir. Ancak enfeksiyona yol açan türler. Tablo 2. İnsan organizmasında akut olgularda sedimantasyon artışından da erken dönemde konsantrasyonu artan bir akut faz yanıtı proteini olan C Reaktif Protein (CRP). sekresyonların aspirasyonu artar Respiratuvar sistem anomalileri Pulmoner hipertansiyon veya kalp yetersizliği gibi dolaşım bozuklukları Splenektomi Orak hücreli anemi gibi kronik hastalıklar BOS kaçaklarına sebep olan kafa travmaları 62 .14).15). tüm pnömokoklarda bulunan C karbonhidratı. kanlı. Bakteriyel pnömonilerin en sık etkenidir. Bazen zincir yaparlar.15 Pnömokok enfeksiyonları için predispozan faktörler • • • • • • Alkol veya uyuşturucu kullanımı öksürük refleksini azaltır. Risk gruplarında bronkopnömoni görülmesi nadir değildir.Önemli bilgiler Bazı özellikleri nedeniyle streptokoklardan ayrı olarak sınıflandırılırlar. Tablo 2. Ani başlayan titreme. Erkenden belirir ve akut enfeksiyon düzelince çabucak normale iner ve dolayısıyla da bakteriyel enfeksiyonlarda ve tümör olgularında tanısal. Yaşlılarda serotip 3 enfeksiyonlarının mortalitesi fazladır. Kapsül yapılarına göre immünolojik olarak 80'den fazla serotipi vardır. dip dibe iki mum alevi (lanset şeklinde) gibi görünürler. göğüs ağrısı ile beliren tipik pnömoni bulgularının yanında menenjit. Hastalık materyalini sarımsı yeşil renge boyar. özellikle splenektomize olgularda ciddi bir tablo çizebilirler (Tablo 2. endokardit ve septik artrit komplikasyonu ile de seyredebilir. Patogenez . Alveoler aralığa gelen bakteriler burada ürerler. Rahimiçi araç kullanan kadınlarda hiçbir enfeksiyon olmaksızın yüksek oranda bulunduğu için yanılgılara yol açabilmektedir. dolaşım problemleri ve direncin kırılmasına yol açan patolojik gelişimler. Bakterinin iki somatik antijeni bulunur: M proteini. silier aktiviteyi bozan influenza. daha önce florada bulunanlardan çok yeni bulaşmış kökenlerdir.14 Kapsülü ile önemli mikroorganizmalar Bakteri • • • • • • • • • • Streptococcus pneumoniae Streptococcus pyogenes Staphylococcus aureus Neisseria meningitidis Bacillus anthracis Haemophilus influenzae Klebsiella pneumoniae Escherichia coli Bacteroides fragilis Cryptococcus neoformans Mantar Bulaşma Farenksin normal florasında bulunur. Karbonhidrat yapısında kapsülleri vardır. Gr (+). kronik solunum yolu patolojileri.

Penisilin bağlayan proteinlerdeki değişikliğe bağlı olarak %20'lerde penisilin direnci görünmektedir. Gonokoklar ve meningokoklar %70 homoloji gösterirler. meningitidis • H. Meningokoklar kapsüllüdür. pnömoni yapan. N. Kafa tabanı kırıkları. 1983 yılından beri 23 serotipli aşılar kullanılmaktadır. gonorrhoeae dışında Moraxella Acinetobacter ve Kingella grubu bakterileri içerir. otit. meningitidis. lgA1 proteaz salgılayan bakteriler: • N. gonorrhoeae endotoksini lipooligosakkarid yapısındadır (Tablo 2. Gram (-) diplokoklardır. Bu risk gruplarının aşılanması gereklidir. Üç önemli virülans faktörü vardır. 2) endotoksin. Neisseria meningitidis Doğal konakları insanlardır. Ciddi pnömokok enfeksiyonlarında penisilin G. Tedavi İlk seçilecek ilaç penisilin olmalıdır. Yakın temas içinde yaşayanlar riskli grubu oluşturur.16). bu nedenle penisilin profilaksisi uygulanmalıdır. Kaynak genellikle bilinmez ve bu grup hastalarda en temel etken Streptococcus pneumoniae'dır. Direnç tespit edilen ve menenjit gibi hayati öneme sahip hastalıklarda ilk seçenek vankomisin olmalıdır. betalaktamaz ve DNaz içeren bakteridir. gonorrhoeae • N. Neisseria'lar oksidaz pozitiftir. Kapsüllü. GRAM NEGATİF KOKLAR Neisseria'lar Neisserialar gram negatif fasülye görünümünde diplokoklardır. bakteriyel pnömonide %90 koruyucudur. Çikolata agarda daha iyi ürerler. Fizik-şimik dış etkenlere çok hassastır ve bu nedenle kültürleri karanlıkta tutulur. Gram negatif basiller nadiren görülür. pnömonilerde ise 1/3 olguda bakteriyemi gelişmektedir. N. bronşit. 3) immunglobulin A proteaz. meningitidis'in endotoksini diğer gram negatif bakterilerde olduğu gibi lipopolisakkarid yapısında iken. gonokoklarda da fimbria önemlidir. Sinüzit ve otitlerde bakteriyemi görülmez. influenzae 63 . Damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşırlar. Spontan bakteriyel peritonit (primer peritonit) genellikle 10 yaş altı kız çocuklarında görülür. Dış membranlarında endotoksin bulundururlar. orta şiddettekilerde penisilin V kullanılır. Pnömokoksik menenjitlerde diğer bakteriyel etkenlerle olanlara göre 20 kat daha fazla nörolojik defisit ve sekeller gelişmekte. Bazı laboratuar testleri ile birbirlerinden ayrılabilirler. gonokokların çoğunda bulunur. Korunma Kapsül aşısı vardır. İmmün yetersizliği olanlarda ve 2 yaşın altındakilerde aşı ile yeterli immünite sağlanamaz. Moraxella (Branhamella) catarrhalis Normalde nazofarinks mukozasında bulunan immün yetersizliği olanlarda sinüzit. Meningokokların plazmidi yokken. % 5 CO2li ortamda İyi ürerler (mikroaerofilik).Paranazal sinüzit ve otitis media olgularının da en sık nedenidir. Maltoz (+) olması ile gonokoklardan ayrılır. Bu grubun içinde medikal önemi olan N. Orak hücreli anemisi olanlarda veya splenektomili hastalarda pnömokok enfeksiyonu riski fazladır. Spesifik hastalığı yoktur. sıklıkla subdural efüzyonla karşılaşılmaktadır. Menenjit olgularında çok sık. Taşıyıcılar asemptomatiktir. 1) polisakkarid kapsül. mastoidit kaynaklı (otojen) veya kafa içine açılan anatomik patolojiler nedeniyle gelişen tekrarlayan menenjitlerde ve erişkin yaşta karşılaşılan akut pürülan menenjitlerde ilk sırayı alan etkendir. Beta laktamaz üretmezler. N.

kapalı ortam ve sıkışık yaşam koşulları önemli risk faktörleridir. alkolzim. nazofarinks taşıyıcılığı. multipl myelom.• S pneumoniae Prevotella melaninogenica ve dental hastalıklardan sorumlu bazı streptokokların da bu enzimi salgıladığı bilinmektedir. beyin cerrahisi. 6. Yaşlara göre akut bakteriyel menenjit etkenleri Yaş Yenidoğan 2 ay-6 Yaş 6-50 Yaş >50 Yaş Etken Gr (-) basil (E. Wiskott-AIdrich sendromu ve kafa travması Yenidoğan ve yaşlılık dönemleri. epidermidis Gram negatif basiller 64 . rinore ve otoreli kafa travması. epiglottit. otitis media. otitis media. splenektomi.16 Medikal önemi olan Neisseria'ların özellikleri Özellikler Giriş Kapsül Maltoz fermantasyonu Beta laktamaz üretimi Oksidaz Aşı Meningokok Solunum sistem (+) (+) Yok (+) (+) Gonokok Genital sistem (-) (-) Bazen (+) (-) Tablo 2.17 Menenjit etkenlerinin risk faktörleri Etken H. alkolizm. 8 eksikliği. Patogenez ve Epidemiyoloji İnsan patojenidirler. 7. endokardit. C5. alkolizm. Normal görünümlü nazofarinks taşıyıcıları epidemilerde yayılırından sorumludur. kronik böbrek ve karaciğer yetmezliği.17'dadır. influenzae N. şant takılması Beyin cerrahisi L. Damlacık enfeksiyonu olup. mastoidit. diabet. malignite. düşük doğum tartısı Açık kafa travması. Tablo 2. pneumoniae Risk faktörleri Sinüzit. menengitidis S. sinüzit. Epidemik menenjit etkenidir. hipogamaglobulinemi. böbrek nakli. immün süpresyon. Komplemanın 5-9 arası (MAC) komponentinin eksikliğinde tekrarlayan Neisseria enfeksiyonları meydana gelir. hipogamaglobulinemi Epidemiler.coli) Grup B Streptokok Hib Pnömokok Pnömokok Menenjit etkeni bakterilerde risk faktörleri tablo 2. monositogenes Grup B streptokok S. aureus ve S. kontamine süt ve peynirin yenilip içilmesi Erken membran rüptürü. splenektomi. properdin eksikliği Pnömoni.

Aşıda kullanılan antijendir Tedavi ve Korunma Penisilin G tek seçilecek ilaçtır. şok. meningokoksemiye yol açmaktadır. Waterhouse-Friderichsen sendromu ateş. Laboratuvar Bulgular BOS Bulguları Temel laboratuar prosedürü kan ve BOS örnekleri üzerinde çalışmaktır. Neisseria gonorrhoeae Gonokoklar sadece glukozu fermente ederler. Korunma Meningokoklarda temas öncesi korunmada A+C kapsül aşıları kullanılır. Menenjitte BOS'ta antien olarak aranır 4. Enterik gram negatif basilerden farklı olarak O antijenleri uzun zincirler şeklinde değildir ve lipooligosakkarid LOS adını alır. Gonokoklar insanların majör mukozal immunglobulini olan IgA1'i inaktive eden 65 . sitokinler. Bakteriyemi gerek klinik tabloyu oluşturur. hücre ve biyokimyasal değişikliğin gelişmemesi durumudur. Meningokoklarda sulfonamid direnci.18 Menenjitte kapsülün rolü 1. Gonokok enfeksiyonlarının toksisitesi büyük oranda LOS'un endotoksik etkisine bağlıdır. BOS bulguları . Antifagostik aktivite ile virülansı arttırır. en iyi tanı yöntemidir. • Yüksek ateş • Baş ağrısı • Bilinç değişikliği • Bulantı/Kusma • Herpes labialis • Peteşiler • Patolojik refleksler Meninks irritasyon bulguları Kerning. Önce kalitatif (% 10 fenik asit. Basıncı.18). Tablo 2. transparan kolonilerde ise bulunmaz. Direnç gösterilememiştir. Temas sonrasında ise rifampisin ve siprofloksasin verilir. Besiyerlerine ekim: Kültür alındıktan hemen sonra tüp karbon kağıdı ile sarılır. kafa travması gibi nedenlerle sadece BOS basıncının artması. güneş çarpması. Bakteriyel menenjit bulguları. İndirekt tanısal prosedürlerin kullanılması: BOS süpernatanında C-reaktif protein. Üç yıl kadar korumaktadır. Meningismus (Menenjizm): LP sonrası. sonra kantitatif protein miktarı tayini 4. En önemli antijenik yapıları fimbria (pili)larıdır. 2. bu özelliği diğer neisserialar ile farkını belirler. Fimbriaları dışında hücre membranları üzerinde bulunan porları da antjenik olarak farklı yapıdadır ve serolojik tiplendirmede kullanılır. 1. görünümü (berrak/bulanık) 2. santrifüjlenir ve tek koloni ekimi yapılır. lateks aglutinasyon yöntemi ile kapsüler antijenlerin aranması güvenilir bir çabuk tanı yöntemidir (Tablo 2. Brudzinski pozitifliği. 5. Besiyerlerinde opak koloni yapanlarda opa proteinleri vardır. Yaymaların incelenmesi: Gram negatif diplokokların gösterilmesidir. Klinik Bulgular Meningokoksemi ve menenjit yapar. Serolojik grupların tanımlanmasında kullanılan antijendir 3. 6. İçerdiği kan hücreleri (BK ve/veya KK) 3. dissemine intravasküler koagülasyon ve adrenal yetersizlik ile seyreden fatal klinik tablodur. Opa proteinleri de gonokokların konak hücrelere tutunmasını sağlar. rengi. yaygın purpura. bunlara patolojik refleksler iştirak edebilir. Meninks irritasyon belirtileri hipertonik sıvılar verilince kaybolur. Tüm suşlarında bulunur ve antijenik farklılığını gösterir.Akut bakteriyel menenjit dışında. Pandy solüsyo nu).

Klinik Bulgular Gonokokların sadece fimbrialı olanları patojendir. Mikst enfeksiyonları nedeniyle C. Salpenjit. Yenidoğana doğum sonrasında % 1 AgNO3 damlatılır. perihepatite yol açabilirler (Fitz-HughCurtis Sendromu). özgüllüğü ise %98'dir. Bazı hastalarda meningokokları taklit eden göz enfeksiyonları ve menenjit gelişebilir. fibrozis ve tüplerde daralma meydana gelebilir. Gonokoklarda çok miktarda plazmid bulunur. Başlangıçta gonokoklar penisiline duyarlı idiler. Tedavi edilmemiş olgularda fibrozis'e bağlı üretral darlık gelişebilir. Maltoz. Son yıllarda siprofloksasin dirençli suşların görülmesi dikkat çekicidir. Bunlardan bir kısmının fonksiyonu bilinmemektedir. kolistin. göz. kompleman ve nötrofillerdir. Hemokültürde ve gonokok artritli hastaların ortalama %30'unda bakteri izole edilebilir. diplokoklar görülmesi tipiktir ve kesin tanı koydurur. Tedavi ve Korunma Komplikasyon olmayan gonokok enfeksiyonlarında seçilecek ilaç seftriaksondur. sadece karaciğer enzimlerinde hafif bir yükselme görülür. sukroz gibi diğerlerini ise metabolize etmez. erken tanı açısından önemlidir. spesifitesi ise %99'dur. Gonore kısa inkübasyon periyottu cinsel yolla bulaşan hastalıktır. İntrasellüler yaşamayı severler. Kadınlarda. yenidoğan doğum kanalından infekte olabilir. Penisilinaz üreten suşların ortalama %10 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Gram boyamanın duyarlılığı >%90. Kronik gonokoksik servisit ve proktit çoğunlukla asemptomatiktir. Gonoreli kadınlarda % 1-3 olasılıkla dissemine gonokok enfeksiyonu gelişebilir. 66 . Sporlu gram pozitif basillerden farkı ince yapılı olmaları ve zincir şeklinde değilde ayrı ayrı bulunmalarıdır. Dissemine enfeksiyonların gelişmesinde C5-C9 kompleman eksikliğinin rolü vardır. Erkeklerde dizüri şikayeti ile karakterize koyu krem şeklinde akıntılı üretrit olguların yaklaşık %95'inde görülür. Patogenez ve Epidemiyoloji Yalnızca insanda hastalık oluştururlar. boğaz ve sinoviyal sıvı kültür ve yayması incelenir. akıntıdan direkt olarak alınır. Modifiye Thayer-Martin jeloz (vankomisin. rektum. Kan kültürü sistemik hastalıklarda faydalıdır. gonokoksik ophthalmia neonatorum'a yol açabilir. SPORSUZ GRAM POZİTİF BASİLLER Bu grupta Corynebacterium ve Listeria bulunur. Taşıyıcı anneden doğum sırasında bebeğe de bulaşarak. trimethoprim ve nistatin bulunan çukulatamsı agar) ve çukulata agarda üretilebilirler. Gonokoksik salpenjitin ardından yaklaşık %20 kadında infertilite gelişebilir. Metilen mavisi ile boyanan akıntı yaymasında lökositler içerisinde. Lenfatik iletim ile. Bu olgular yüksek ateş. Endoservikal akıntıdan yapılan boyalı preparatlarda Glukozu oksidatif olarak metabolize eder. Uretral ve endoservikal eksüdanın Gram boyanmasında nötrofillerin içinde ve dışında bol miktarda gram negatif diplokoklar görülür. Sarılık yoktur. gram boyamasında ise gram (-). Genitoüriner sistem. serviks. mukopürülan akıntılı endoservisit görülür. Gonokoklara karşı konak savunma mekanizması antikorlar (IgA ve IgG). Bakteri cinsel temasla bulaşır. Gonokoklara karşı gelişen antikorların ELISA veya PCR yöntemi ile ölçülmesiyle de tanı konulabilir. ancak betalaktamaz plazmidleri de bulunmaktadır. Meningokoklar ise glukoza ek olarak maltozu da metabolize ederler.lgA1 proteaz salgılarlar. ciltte peteşiler belirir (gonokoksemi). laktoz. Gram ile boyalı preparatlarında Çin alfabesi şeklinde görülürler. Hafif bir klinik tablodur. akıntı yayması. Mukozalara tutunmadan fimbriaları. toksisitesinden endotoksinleri sorumludur. Dünyada penisilin dirençli gonokoklar süratle yayılmaktadır. Vajina ve uretra da enfeksiyona eşlik edebilir. Uzun süreli infeksiyonlarında kronik enflamasyon ve fibrozis gelişir. Ancak. trachomatis için tetrasiklin de eklenebilir. dizde daha sık görülen septik monoartrit ile de seyredebilir. Nadir de olsa asemptomatik olabilir. Fimbrialardaki antijenik değişiklikler nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonları görülebilir. En sık genital sistem enfeksiyonları gelişir. Ancak 1976 yılında penisilinaz üreten suşlar gösterildi. tenosinovit. konjunktiva. anccak seyirli PID göstergesidir. rektum ve boğazın mukozalarında akut süpürasyonlu doku invazyonu yapan enfeksiyonlar meydana getirir. Bu plazmidler konjugasyon yoluyla hem diğer gonokoklara hem de Haemophilus gibi benzer gram negatif bakterilere aktarılmaktadır. Erkeklerde bu testin sensitivitesi ortalama %90. ancak anorektal ve farenks enfeksiyonlarda görülebilir. Kültür hasta başında. Penisilin alerjisi olanlarda siprofloksasin kullanılabilir. Laboratuvar Tanı Uretra. Hastalık epididimit'e ilerleyebilir. Asemptomatiklerde ve kadınlarda tanı güçtür.

Bakterinin boğaza invazyon yapması gerekmektedir. Toksin üreten suşlar bir faj ile infekte lizojenik bakterilerdir. Klinik Bulgular Tonsiller üzerinde ve boğazda gri. Önemli Bilgiler Corynebacteria'lar gram pozitif basillerdir V ve L şeklinde veya Çin alfabesi şeklinde görülürler Metakromatik boyanan yüksek enerji taşıyan fosfat granülleri vardır (Babest-Ernst cisimcikleri) (Şekil 2. prokaryotikleri etkilemez. Bakteri 1) psödomembranlarla karakterize lokal enflamasyon yapar.1 mL intradermal injekte edilir. Sistemik semptomlar nadiren görülür. Standart purifiye toksin 0. Komplikasyonları Larenks ve trakea obstrüksiyonları. Bulaşma İnsanlar C. Difteroidler ise normal flora bakterileridir ve fırsatçı enfeksiyonlardan sorumludurlar.Corynebacterium diphtheriae Hastalık C. Kişilerin difteriye karşı immun yanıtı Schick testi ile ölçülür. Toksin tüm ökaryotik hücreleri etkilerken. Antikorlar gelişmemiş ise 4-7 gün sonra injeksiyon alanında enflamasyon gelişir. boğaz ağrısı ve servikal adenopati nonspesifik bulgularıdır. kalın pseudomembranlar görülür. Sıklıkla çevre dokulara invazyon yapmazlar. Kutanöz difteri gri membran ile çevrili ülsere lezyonlardır. 67 . periferik nöropati görülebilir. 2) toksine karşı gelişen antikorlar B parçasını inhibe ederler. Difteri toksini elongasyon faktör 2 inhibisyonu aracılığı ile protein sentezini inhibe eder. böylece konak hücreye tutunmayı önlerler. miyokardit ve dolaşım kollapsı. Hem toksin üretenler hem de üretmeyenler üst solunum yollarında bulunur ve damlacık enfeksiyonu yolu ile bulaşır. Patogenez Ekzotoksin üretimi başlıca patojenite faktörüdür. Mavi boyanan bakterilerde kırmızı olarak görünürler. diphtheriae difteri etkenidir. Ateş. diphtheriae''nın doğal konaklarıdır. rekürren larenks paralizisi. Deri enfeksiyonlarına da sebep olabilir.5).

Organizma listerioliz O üretir. Laboratuvar Tanı Hem bakterinin izolasyonu hem de toksinin gösterilmesi ile konur. ancak kesin tanıyı koydurtmaz. yaşlarda booster aşılama yapılır. penisilin direnci olanlarda eritromisin etkilidir. Aşı 2. Hücre membranları üzerinde delikler açar. Taşıyıcılarında tedavilerinde eritromisin kulllanılır.Tablo 2. intrasellüler enfeksiyon yapması nedeniyle hücresel immünitenin sağlam olması daha önemlidir. Boğaz sürüntüsü Löffler'in sığır serumlu buyyonu. bunun Streptolizin O gibi hemolizin etkisi vardır. Tedavi ve Korunma Mümkün olan en kısa sürede antitoksin uygulanır. Antitoksin heterolog yapıdadır. PCR ile toksin genlerinin gösterilmesi tanıda kullanılabilir. ince Çin alfabesi gibi bakterilerin gösterilmesi tanı için değerlidir. Patogenezini mononükleer fagositik hücrelere invazyon ile yapar (Şekil 2. 68 . Bunlardan birincisi fetus ve yenidoğanlarda plasentayı geçerek meydana gelen granulomatosis infantiseptica. Amerika'da pastörize edilmemiş yiyeceklerle bulaşan en önemli hastalıktır. Hareketli olması ile ayrılır.6). 6. Listeria monocytogenes Hastalık Yenidoğanlarda ve immün yetersizliği olanlarda menenjit ve sepsis etkenidir. Erken olgularda penisilin. kontamine sebzeler ile bulaşır. tellüritli agar ve kanlı agara ekilir. diğeride özellikle renal transplantasyon hastalarında olmak üzere (immunsüprese yetişkinlerde) meydana gelen sepsisdir. Kanlı agarda kolonileri dar bir beta hemoliz zonu yapar. Korunma Toksinden elde edilmiş toksoid aşıları ile yapılır. bunu takiben 1 ve 6. Aşılı kişiler difterinin tipik toksemik klinik tablolarından korunurlar. Boğaz sürüntüsünün gram ve metilen mavisi ile boyanması ile gram pozitif. aylarda yapılır. Bu nedenle anafilaksi riski taşımaktadır. Organizma hayvanlar. İnsanlara hayvanlardan direkt temas veya pastörize edilmemiş sütlerle. at. Önemli Bilgiler Corynebacteriumlar gibi V ve L şeklinde küçük gram pozitif basillerdir. Bakteri izole edilirse hayvan deneyleri veya jel diffüzyon presipitin testi ile toksin üretimi araştırılır. Bu hastalara toksin verilmemelidir. Buzdolabında üreyebilmesi önemli özelliğidir. sığır veya koyundan hazırlanmıştır. ancak infekte olmaktan korunamazlar.19 Gram pozitif çomakların önemli özellikleri Özellik Hemoliz Hareket Katalaz H2S Corynebacterium Değişken Yok (+) (-) Listeria Beta Var* (+) (-) Erisipelothrix Alfa Yok (-) (+) * 22°C'de hareketli 37°C'de hareketsizdir. Löffler'in metilen mavisi ile boyama metakromatik cisimlerin gösterilmesi nedeniyle tercih edilmektedir. 4. bitkiler ve toprakta yaygın olarak bulunur. Patogenez Listeria enfeksiyonlarının iki klinik tipi vardır.

İmmünyetersizliği olanların yiyeceklerine dikkat edilmelidir. fagolizozom oluşumunun engellenmesi Antikomplemanter aktivite Monosit ve nötrofillerin sitokinlere yanıtının inhibisyonu. IL-10 sentezinin uyarılması Koruyucu kapsül. Bu organizma sağlıklı kişilerde besin zehirlenmelerine sebep olabilir. katalaz sentezinin arttırılması.20 Fakültatıf hücre içi organizmaların kaçaş mekanizmaları Organizma Listeria monocytogenes Neisseria gonorrhoeae Mycobacterium avium Mycobacterium tuberculosis Mycobacterium leprae Legionella pneumophilila Yersinia pestis Leishmania Trypanosoma cruzi Toxoplasma gondii Kaçış Mekanizması Fagozomdan kaçış. Sulu diyare şeklinde gastroenterit etkenidir. Trimethoprim-sulfametaksazol de etkilidir. Kültürde üretilen bakteriye genel görünümü dışında şeker testleri ile biyoşimi yapılır. Tedavi ve Korunma Ampisilin primer ilacıdır. Dirençli suşları nadirdir. İnterferon-Â'nın etkilerinin inhibisyonu. 69 . bebekte sepsis meydana gelebilir. asidifikasyon ve lizozomal tuberculosis enzimlerin difüzyonunun inhibisyonu Serbest oksijen radikallerinin temizlenmesi.Tablo 2. Laboratuvar Tanı Tanıda gram boyama ve kültür yöntemleri kullanılır. Yenidoğanda 1-4 hafta sonra menenjit meydana gelebilir. fagolizozomal H2O2'nin nötralizasyonu Fagozom içeriğinin asidifikasyonunun inhibisyonu Fagozom oluşumu. beraberinde gentamisin'de kullanılabilir. Kontamine hayvansal ürünler ile salgınlar bildirilmiştir. İnfekte annede asemptomatik veya influenza benzeri bir hastalık olabilir. hücreden hücreye yayılım. proteolitik enzimlere direnç Lizozom füzyonundan önce fagozomdan kaçar Fagolizozom oluşumunun inhibisyonu Enfeksiyon gebelerde abortus ile sonuçlanabilir ya da prematüre doğum. Aşısı yoktur. IL-4 ve IL10 salgılayan baskılayıcı T lenfositlerinin indüklenmesi Solunumsal patlamanın inhibisyonu. katalaz yapımı.

Shigella) (Tablo 2. başka bir kısmı ise sadece ekstraintestinal enfeksiyonları ile bilinirler. kanalizasyonun içme sularına karıştığının göstergesi koliform bakterilerdir. Enterik patojenlerden bazıları (Shigella. Polisakkarid yapısında olduğu için organizmada IgM yapısında antikorların oluşmasına sebep olur. parahemolyticus Campylobacter jejuni + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + + ± + + + + ± ± Diyare Kanlı diyare İleit Kolit 70 . coli genellikle üriner sistem enfeksiyonu etkeni olarak bilinirken. • Somatik O Antijeni: Isıya dirençli. kanlı diyare ve dizanteri etkeni Gram negatif basiller Dizanteri Etken Enterobacteriacea ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Shigella Salmonella enteriti Salmonella typhi Yersinia enterocolitica Diğerleri Vibrionaceae Vibrio cholerae V. ancak diğerleri patojendir. Enterobacteriacea normal floranın üyesi olarak bulunabilir. Campylobacter ve Yersinia) Reiter sendromu gibi otoimmün hastalıklara sebep olabilirler. Enterotoksijenik E. Enterobacteriacea İnsan ve hayvan barsaklarında bulunan heterojen gram negatif basillerdir. Toplum sağlığı açısından değeri vardır.22). asit veya asit-gaz yaparlar Laktoz negatif olanlar patojendir (Salmonella. coli gelişmekte olan ülkelerde en sık ishal etkenidir.ENTERİK GRAM NEGATİF BASİLLER Diyare etkeni enterik bakteriler Enterobacteriaceae ve Vibrionacea olarak ikiye ayrılır.21 Diyare. diğerlerinin bu özelliği yoktur. Shigella ve Salmonelladan iki tanesi hariç) Glükoz (+) tir. Campylobacter jejuni enfeksiyonlarında bunlara ek olarak Guillain-Barre sendromu gelişebilir. formole duyarlıdır. E. Akut enfeksiyon göstergesidir. Katalaz (+) tirler Nitratları nitritlere indirgerler ECA denilen ortak antijenleri vardır. genelde fakültatif anaeropturlar Hareketlidirler (Klebsiella.21). Tablo 2. E. Salmonella ve Shigella insan için kesin patojendir. Koliform bakteriler diye adlandırılırlar. Gram negatif enterik bakterilerin bir kısmı hem intestinal hem de ekstraintestinal hastalık yaparken. Bu grupların üyeleri diyare'den kolite kadar çok değişik türde ishal tiplerine sebep olabilir (Tablo 2. Salmonella. coli gibi bazıları normal flora bakterisidir ve rastlantısal hastalık yaparken. bir kısmı sadece intestinal. Ortak özellikleri Oksidaz (-).

ETEC turist diyaresinin en sık etkenidir. E. IgM olmaksızın sadece IgG yapısında antikorlar yüksek olarak tespit edilirse geçirilmiş enfeksiyon yorumu yapılır. Patogenez Üriner sistem enfeksiyonuna neden olanların. GİS ve üriner sistemde gelişir. E. • H Flagella antijeni: Isı ve alkole duyarlıdır. 71 . Stabil Toksin (ST). Klinik Bulgular E. Diğer sistemlerin E. enterocolitica ve Citrobacter türlerinde görülür. S fimbriası yenidoğan sepsis ve menenjitlerinde rol oynarlar. Önemli bilgiler GİS florasını oluşturan doğal üyelerdendir. Virülans ile ilişkilidir. İmmünitesi normal olan kişilerde E. Bakteriosinler bakteri tiplendirilmesinde kullanılabilir. Proteus.Enterobakterilerin çoğunda E. polisakkarid yapıdadır. coli ve Klebsiella gibi kapsüllü enterik bakterilerde bulunur. Bu ise Y. Klebsiella. barsak epitel hücrelerinde adenilat siklaz aktivasyonu ile cAMP artışına yol açar. Serratia İNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE VE DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Escherichia Coli Hastalık Üriner sistem enfeksiyonu ve gram negatif basil sepsislerinin en sık görülen etkenleridir. • Kolisin (bakteriosin): Gram negatif organizmaların birçoğu bakteriosin üretir. İntestinal Enfeksiyonlar ETEC (Enterotoksijenik): Plazmid kontrolünde olan iki tür toksini vardır.22 Enterik bakterilerde laktoz fermantasyonu Fermantasyon Fermente edenler Etmeyenler Yavaş edenler Bakteriler Escherichia. V. coli'nin K1 Ag'ni yenidoğan menenjiti yapar. Salmonella. coli'nin 014 antijeni bulunur. IgG yapısında antikor oluşumuna neden olurlar. Klebsiella ve Salmonella izolatlarında da gösterilmiştir. coli'nin bası suşları spesifik hastalık tabloları meydana getirirler (Tablo 2. P fimbriası eritrositlerdeki P kan grubu Ag'lerine ve üroepitelyal hücrelerdeki P Ag'lerine afinite göstererek piyelonefritlere yol açarlar. Vi Ag'i Salmonella typhi'nin K Ag'idir. • K Kapsül antijeni (Vi yüzey Ag): E. Pseudomonas Vibrio. 100-1200C'de 1 saatte inaktive olur. Bunlar diğer suşların üremelerini engeller. E. Bu antijen ile serogruplandırma yapılır. Tablo 2. Bu yapının aynısı Citrobacter'de de bulunur.coli K 100 antijeni Haemophilus influenzae tip b ile çarpraz reaksiyon gösterir. Enterobacter Shigella. coli enfeksiyonları fırsatçı niteliktedir.23). coli GİS sistem dışında vücudun başka herhangi bir yerinde tespit edilirse patolojik olarak kabul edilir. P ve S fimbriaları ile Kolisin-V içerdikleri gösterilmiştir. formole dirençlidir. oportunistik (fırsatçı) enfeksiyon etkenidir. ise guanilat siklaz aktivasyonu ile cGMP artışına yol açar. Vi antijenine karşı oluşmuş antikorların gösterilmesi tarama testi olarak kullanılabilir. ancak kesin tanı dışkı kültürü ile konulur. fagositozu ve antikor bağlanmasını önlerler. cholerae ekzotoksini benzeri olan Termolabil Toksin (LT). coli enfeksiyonları virülan kökenlerce. Bu floranın %99'unu anaerobik bakteriler (Bacteroides türleri) oluştururlar.

coli 0157:H7 suşudur.Hamburgerler önemli kaynaklardır. Bu nedenle anne sütü alan çocuklarda otitis media. Patogenezi tam olarak aydınlatılamamıştır. hemorajik kolit. antibiyogram sonuçlarının beklenemeyeceği acil durumlarda. hastane kaynaklıların ise %40-50'sinden sorumludur. 72 . akut diare gibi enfeksiyonlar daha az görülür. coli gibi potansiyel patojenlerin üremesini inhibe eder. EHEC (Enterohemorajik): E. kinolonlar. Tablo 2. persistan diyare Kanlı diyare Kanlı diyare.. çocuklarda hemolitik üremik sendrom ve trombotik trombositopenik purpura' dan (TTP) sorumludur. E. L. Shiga ekzotoksini benzeri toksini vardır (Verotoksin). Hemorajik kolit. Tedavi ve korunma Antibiyotik direnci büyük değişiklikler göstermekle birlikte. E. Bu tabloların gelişmesinde kapsül ve endotoksinin rolü vardır.bifidus'un ürettiği asetik asit ve laktik asit dışkı pH'sını düşürür böylece E. yara enfeksiyonu ve kolesistitler ekstraintestinal hastalık tablolarıdır. özel serumlara ihtiyaç vardır. tüm sepsislerin 1/3'ünden. febril üst solunum yolu enfeksiyonları. Bifidus faktör insan sütünde bulunur ama inek sütünde bulunmaz. Laboratuvar tanı Gram negatif basil elde edildiği zaman EMB agar gibi laktoz bulunduran besiyerlerine ekilirler. coli laktoz pozitif olması nedeniyle renkli koloniler yapar. TTP Epidemiyoloji Dünyada yaygın İnfant< 1 yaş İnfant < 6 ay. Sulu diyare yapar. Enterobacteriacea üyesi bakteriler.EIEC (Enteroinvazif): Şigelloz gibi dizanteriform (kanlı-mukuslu. EAggEC (Enteroaggregatif): Turist diyaresinin diğer bir etkenidir. yenidoğan menenjitleri. Az gelişmiş ülkelerde 5 yaşından küçük çocukların ishal etkenidir. sefalosporinler veya aminoglikozidler tercih edilir. Diğerlerinden ayrımı (Sereny testi) ile yapılır (kültür süzüntüsü tavşanda keratokonjunktivit yapar).23 Patojenik E. coli hastane dışında edinilmiş üriner sistem enfeksiyonlarının >%80'inden. Ampisilin ve kotrimoksazol'a dirençlidirler. Bifidus faktörü (methyl-N-acetyl D-glucosamine) Lactobacillus bifidus üremesi sırasında oluşan spesifik bir faktördür. üriner sistem enfeksiyonları (en sık). yüksek ateşle seyreden) diyare etkenidir. hemolitik üremik send. EPEC (Enteropatojenik): Bakıcı kaynaklı süt çocuğu sürgünlerinden sorumludur. coli ise bunların %40'ından sorumludur. coli suşlarının sınıflandırılması Grup ETEC EPEC EAggEC EIEC EHEC Semptomlar Sulu diyare (turist diyaresi) Sulu daire Sulu diyare. AIDS hastaları Endemik Batı ülkeleri Ekstraintestinal Hastalık Tabloları Sepsis. enfeksiyon bölgesine göre değiştirilebilmekle birlikte tedavide. coli'lerin ayrımı rutin laboratuvarlarda yapılmaz. Enterotoksijenik ve enteropatojenik E. İyi pişmemiş sığır etinden bulaşır. H Ag negatiftir. nozokomiyal enfeksiyonlar. E.

insanlarda ise besin zehirlenmelerine neden olurlar. O antijenine göre A-I'ya. pullorum hareketsiz bunların dışındakiler hareketlidir. cinsel aktif kadınlar) Diğer enterobacteriacea'lar Enterokoklar Tablo 2.24 Piyelonefrit nedenleri Çocuklar Sıklıkla Daha nadir Escherichia coli Diğer enterobacteriacealar Enterokoklar Streptococcus agalactiae Yetişkinler Escherichia coli S. Vi antijeni kapsüler polisakkarid antijenidir. S. S ve C sadece insan enfeksiyonlarından sorumludur. H2S üretirler. Önemli Bilgiler DNA benzerlikleri açısından tüm Salmonellalar S. S. H antijenine göre faz 1 ve 2'ye ayrılır. asemptomatik taşıyıcılık yaparlar. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel enterokolitlerin en önemli etkenlerinden birisidir. enteritidis kemirici ve farelerin primer etkenleridir. Salmonella Hastalık Gastroenterit. 20°C'de (oda ısısında) rahatlıkla üreyebilmeleri besin zehirlenmesi açısından anlamlıdır. tifo. insanlarda besin zehirlenmesi yapar. Epidemiyoloji Salmonella bakterilerin çoğu zoonozdur ancak. S. Salmonella suşları hayvanlar ile insanlarda farklı enfeksiyonlara neden olabilmektedirler. Laktozu fermente etmezler. Esherichia coli İntravenöz kateter Staphylococcus epidermidis Staphylococcus auereus Streptococcus faecalis Candida spp.25 Hastane enfeksiyonlarında en sık karşılaşılan patojenler Enfeksiyon tipi Yara enfeksiyonları En sık karşılaşılan organizmalar Staphylococcus aureus Escherichia coli Streptococcus faecalis Akciğer enfeksiyonları Klebsiella pneumoniae Pseudomonas aeruginosa Staphylococcus aureus Enterobacter spp. Üriner kateter Escherichia coli Streptococcus faecalis Pseudomonas aeruginosa Klebsiella spp. 73 . Tablo 2. 2000 civarında serotipi vardır. sepsis ve fokal organ enfeksiyonları. gallinorum ve S. cholerasuis'dir. S. typhimirum'da farelerde tifo benzeri bir enfeksiyon yaparken. typhi. paratyphi A. typhi'nin antifagositik virülans faktörüdür. saprophyticus (genç. Kümes hayvanlarında enfeksiyon etkeni olan S. S.Aktif ve pasif korunma yoktur.

bakteriyemi çok nadir görülür. Laboratuvar Tanı Kısa süreli lökositozdan sonra derin lökopeni. Lenfohematojen yayılım sonucunda bakteri. Yüksek ateş. sorun olan. Gastroenterit yapan suşlardan farklı olarak hemokültür (+) tir. choleraesuis'dir. yükselmemesi). karışık floralı ortamlarda izolasyonudur. menenjit (infantlarda). endokardit. Dışkı kültürünün hemen başlangıçtan itibaren (+) bulunması. Bakteriler kontamine besinler ile alındıktan sonra ince barsaklardan. baş ağrıları (tipiktir) gibi genel enfeksiyon belirtilerine birkaç gün içinde yüksek ateş. Tifo S. pnömoni. diskordans (relatif bradikardi. Bulaşma kontamine besinler aracılığı ile olmaktadır. En çok izole edilen bakteriler S. Bakteriyemi Etkeni S. C ile paratifo meydana gelir. febril proteinüri. birkaç günde kendiliğinden iyileşir. İshal beklenirken kabızlık görülür. özellikle ileum submukozal lenf bezlerine (Peyer plakları) oturur. Uzun inkübasyon periyotlu (8-48 saat) besin zehirlenmesi etkenidir. Besiyerlerine Salmonellaların dirençli olduğu Brillant yeşili. mental konfüzyon.Basit besiyerlerinde kolaylıkla ürerler. Baş ağrısı sıktır. typhi ile tifo. enteritidis!dir (tavuk etinden veya infekte çiğ yumurta yenilmesi ile insana bulaşır). Klinik Bulgular Salmonella enterokoliti En sık karşılaşılan salmonella kliniğidir. Kontamine besinin yenmesinden kısa süre sonra basiller kana karışır.26'de görülmektedir. İndirekt tanı yöntemlerinden Gruber -Widal testinde 0 ve H Ag'ine karşı gelişen antikorların titrasyonu tespit edilir. Salmonella ile Şigella arasındaki önemli farklar Tablo 2. hastada gelişen halsizlik. periferik kanda eozinofil kaybı. Daha sonra lenfohematojen yayılan Salmonellalar. Hepatosplenomegali vardır. deoksikolat ve tetratiyonat gibi inhibitör maddeler eklenir. Lağım suları gibi karışık floralı ortamdan izolasyon için Mueller-Kaufman'ın Tetratiyonat'lı buyyonu kullanılır. diyare. tifodan ayırıcı tanıda önemlidir. makrofajlarca fagosite edilseler de öldürülemezler (oksidatif mekanizmalara dirençlidirler). Özellikle orak hücreli anemi veya kanser gibi altta yatan immün yetersizlik yaratıcı hastalığı olanlarda görülür. Birinci haftanın sonundan itibaren birkaç hafta süre ile göğüs cildinde makülopapüler döküntü (rose spot) gözlenebilir. S. İnce ve kalın barsağın epitel ve subepitel dokularını invaze eder. Makrofaj fagositozu ve barsak epitel hücrelerini infekte etmeleri. Kolera gibi seyrederse Kolera nostras denir. Bir-iki haftalık inkübasyon periyodundan sonra. İmmün yetersizliği olanların dışında bakteriyemi gelişmez. Ancak tüm Salmonella türlerince oluşturulan enfeksiyonların seyrinde de gelişebilmektedir. ağır olgularda ve böbrek tutulumlarında üre ve kreatinin 74 . GIS bulgusu yoktur veya çok hafiftir. Şigella'nın aksine hastalığın ortaya çıkması için çok sayıda bakterinin (1-100 milyon bakteri) yutulması gerekmektedir. karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma. bulantı. genel durum bozukluğu. Ancak. Hemokültür (-) negatiftir. bakteriyi nötrofil fagositozundan korumaktadır. burada ürerler. barsak lenfatiklerine ulaşır. bazı olgularda silendirüri. typhimurium ve S. endarterit (aort anevrizmalarına oturabilir) ve osteomiyelit (orak hücreli anemi olgularında) gibi lokal yerleşimli enfeksiyonlar gelişir. stupor veya koma gibi bilinç bozuklukları ile toksik tablo eklenir. B. paratyphi A. lenfomonositoz. her 10°C ateş artışında nabzın ortalama 20 vuru/dakika yükselmesi beklenirken. kusma ve karın ağrısı ile seyreder.

Taşıyıcılığı arttırdığı için antibiyotik kullanımından kaçınılır. Tifo gibi intrasellüler enfeksiyonlarda gerçek koruyucu immünite hücresel olanıdır. Ancak 2 hafta sonra tekrarlandığında 4 kat pozitiflik devam ediyor ise enfeksiyon lehine bir bulgudur. Tifo ve bakteriyemi: ilk seçenek kinolonlardır. Kloramfenikol ile tedaviye 21 gün. Aşı: Canlı. idrar kültürü ve dışkı kültürü alınır. hafta Hemokültür Dışkı kültürü İdrar kültürü Safra kültürü Tifo geçiren hastalarda 2 ile 4 ay kadar dışkıda bakteri izole edilebilir. Aşı sadece riskli bölgelere seyahat edeceklere önerilir. nontifoid enfeksiyon geçirenlerin ise <%1 'inde 1 yılı aşkın süreyle dışkı veya nadiren de idrar ile basil saçılımı gözlenebilir. özellikle Schistosomiasis olgularında görülür. Endokarditlerde ampisilin ve seftriakson kullanılır. Hastaya taşıyıcı tanısı konabilmek için bir yıldan uzun süre dışkıda bakterinin gösteriliyor olması gerekir.Reenfeksiyon. Önemli Bilgiler Laktozu fermente etmezler. Tedavi ve koruma Gastroenterit: Sadece sıvı-elektrolit replasmanı yapılması çoğu zaman yeterlidir. Ancak haftalara göre üreme ihtimali değişiktir. Günümüzde tarihsel önemi vardır. 1) glukozun fermentasyonundan gaz çıkarmaz. Hücresel immünite defekte olanlarda Anti-O veya Anti-H pozitifleşse dahi relaps veya reenfeksiyon gelişebilmektedir (AIDS). Grup Aglutinasyon ile 1. Kısa sürede bakteri öldürülmesi çok miktarda endotoksinin açığa çıkmasına yol açacak ve endotoksik şok tehlikesi meydana gelecektir (Herxheimer reaksiyonu). Taşıyıcılar: 4 hafta süre ile kinolon verilir. IgG yapısındadırlar. Salmonellalardan başlıca üç kriter ile ayrılırlar. Kloramfenikol allerjik ve toksik komplikasyonları nedeniyle artık ilk seçenek değildir. tıbbi tedaviye dirençli safra taşlı olgularda kolesistektomi uygulanır. Tedavi prensibi olarak ilk dozlar düşük olmalıdır. hafta 3. Taşıyıcılık: Tifo geçirenlerin %1-5. H antijenine karşı antikorlar ise 2. hafta 4. 1. Bunlarda tifo ile beraber parazit tedavisi de yapılmalıdır. Kadınlarda taşıyıcılık erkeklerden daha fazladır. Ağır olgularda antibiyotik kullanılabilir. Hastalardan hemokültür. GASTROİNTESTİNAL SİSTEM İÇİNDE ENFEKSİYON YAPANLAR Shigella Hastalık Basilli dizanteri etkenidir (Tablo 2.26). Hafta sonundan itibaren Anti-0 antikorlar pozitifleşir. Parenteral (TAB) 2-40 yaş arası yüksek risk grubuna yapılır ancak çok etkili değildir. 2) H2S üretmez 3) hareketsizdir. kinolonlar ile ise 14 gün devam edilir.düzeylerinde artmalar görülür. 1:160 titrenin üzerindeki pozitiflik enfeksiyon lehinedir. hafta sonlarına doğru pozitifleşir. zayıflatılmış oral aşı (Ty2la) ve Vi Ag aşısının yan etkileri çok azdır. hafta 2. 75 . Anti-H antikorlarının tek başına pozitifliği anlamlı değildir. IgM yapısındadır. diğerine göre daha koruyucudur.

Hastalık bakterinin tipine veya hastanın yaşına göre ağır seyirli olabilir. C grubu: S. B grubu: S. Tür ayrımında kullanılan Mannitol testi A grubunda (-) diğerlerinde (+) dir. Ülkemizdeki enfeksiyonların çoğundan sorumludur. En ağır tabloyu S. sonnei hafif hastalık tablosu oluşturan. nörolojik bulgularla seyreden İkari Sendromu'na sebep olabilir. bebekler ve yaşlılarda ağır seyirli. 76 . cholerae E. Eğer bakteri bol sulu yiyeceklerle alınmış veya herhangi bir sebeple mide pH'sı azalmışsa enfeksiyonun gelişmesi kolaylaşır. typhi İnsan Hayır Evet Yüksek Hayır Evet Evet Evet O antijenine göre başlıca 4 grupta incelenir. bomba koloniler yapar. dysenteriae yapar. Enfeksiyonunda en hafif kliniğe sahiptir.Tablo 2. derin dokulara invazyon yapmazlar.coli (EIEC veya invazif) Campylobacter Entamoeba histolytica Tablo 2. Dışkı sulu ancak kan ve mukusludur.26 İnce barsak ve kolon tipi diyarelerin özellikleri İnce barsak Patojenler V. Kolonda mukoza ile sınırlı abseler ve ülserler yapar. A grubu: S. boydii D grubu: S. Patogenez ve Epidemiyoloji Şigelloz gelişmekte olan ülkelerde küçük çocukların hastalığıdır. dysenteriae. Fimbrialı'dır. immün yetersizliklilerde. coli (ETEC) Rotavirus Norwalk ajanı Giardia Cryptosporidium Cyclospora Ağrının lokalizasyonu Dışkının volümü Dışkının tipi Dışkıda kan Dışkıda lökosit Proktoskopi Orta abdomen Bol Sulu Nadir Nadir Normal Alt abdomen. S. Klinik Bulgular 1-4 günlük inkübasyon periyodunun ardından ateş ve abdominal kramp ve bunu takiben diyare gelişir. Küçük çocuklarda diyareleri konvülsiyonlar ile seyreder. Çok az sayıda (100-200) bakteri ile bulaşma gerçekleşebilir. Diyare 2-3 günde kendi kendine iyileşir. ancak en dirençli tür budur. Başlıca kaynak kirli kontamine eller ve bunlarla kirletilmiş besin maddeleridir. Serogrup 1 (Shiga basili): Ekzotoksini koleragen toksini benzeri enteronöroeksotoksindir. Memeli hücresinin 60S ribozom subünitesini irreversibl olarak inaktive eder. hücre protein sentezi yapamaz ve ölür. flexneri. sonnei dünyada en yaygın görülen suştur. rektum Az Mukoid Bol Bol (amebiasis hariç) Mukozal ülserler hemorajik mukoza Kolon Shigella E. dünyada en yaygın Shigella suşudur.27 Salmonella ve Shigellanın önemli özelliklerinin karşılaştırılması Özellikler Rezervuar Laktoz fermentasyonu H2S Üretimi Enfeksiyon dozu (ID50) Diare Kan dolaşımı invazyonu Kronik taşıyıcılık Aşı Shigella insan Hayır Hayır Düşük Evet Hayır Hayır Hayır Salmonella typhi dışı Salmonellalar Hayvanlar Hayır Evet Yüksek Evet Evet Nadiren Hayır S.

Hastalık bol sulu diyare ve bunun meydana getirdiği dehidratasyon ve ölüm ile karakterizedir. yara enfeksiyonları ve bakteriyemi gibi ekstraintestinal tablolara yol açabilirler. Oksidaz (+)'dir ve alkali besiyerlerinde (pH 7.cholerae'nın tüm kökenlerinde ısıya duyarlı H Ag'leri. Campylobacterler evcil hayvanların bakterisidir.cholerae serotipleri ise genelde farklı enterotoksinlerle hafif. Dışkının makroskopik ve mikroskobik görünümü Kolera dışında anlamlı değildir.Laboratuvar Tanı Basilli dizanterinin dışkısı sulu ve şekilsizdir. Kültür buradan alınır. Helicobacter pylori ise gastrit ve duodenal ülser hastalıkları ile ilişkilidir. ortaktır. Vibrionacea Vibrio. Aeromonas. cholerae'nın 0:1 ve 0:139 serotipleri klasik kolera yaparken. Campylobacter jejuni insanlarda enteritin en önemli etkenlerinden birisidir. Önemli Bilgiler V.cholerae. Temiz sularda kirli olanlara göre daha uzun süre yaşarlar. aside ısı ve klora çok duyarlıdır. B ve C determinantlarına göre 3 farklı serotipi vardır. • Ogawa (A+B) • Inaba (A+C) • Hikojima (A+B+C) V. Bactrim. 77 . epidemilere yol açmayan diyare. Plesiomonaslar hem soğuk kanlı hem de sıcak kanlı hayvanların bakterisidir. En azından 139 değişik tipte O antijeni vardır.cholerae 01 'in farklı iki biyotipi vardır • V. (V. çocuklarda ise nalidiksik asit verilmelidir. Aeromonaslar ve Plesiomonaslar ise insanlarda nadiren ishal etkenidir. Campylobacter ve Helicobacter suşları doğada yaygın olarak bulunan gram negatif kıvrık basillerdir. Fekal-oral bulaşı engelleyecek önlemlerin alınması başlıca korunma yöntemidir. Voges Proskauer test pozitiftir ve polimiksin B'ye dirençlidir. Kuruluğa ve fenollü dezenfektanlara dayanıksızdır. Antijenik yapı V. Direkt mikroskopide dışkıda bol miktarda lökosit ve eritrosit bulunur. C antijenlerinin A. dışkı üzerine yapışmış kanlı mukuslarda bol basil bulunur. Vibriolar denizler ve yüzeyel sularda bulunur. Aeromonaslar taze suların ve ara sıra soğuk kanlı hayvanların bakterisidir. Bu biyotipler arasındaki fark ancak referans laboratuarlarında gösterilebilir. sert vücutlu. Plesiomonas. büyük çoğunluğu kolera toksini salgılamayan non-01 V.comma).cholerae biyotip eltor El Tor biyotipi bir hemolizin üretir. Gr (-) bir bakteridir. Vibriolar aeromonaslardan farklı olarak %6'lık NaCI'de ürerler. Vibrio cholerae ürettiği enterotoksini aracılığı ile kolera yapar. Vibrio cholerae Hastalık Vibrio cholerae bu genusun tek önemli hastalığı olan kolera etkenidir. ampisilin'e karşı yüksek direnç vardır. Özellikle içme suları aracılığı ile bulaşır. Eğer antibiyotik kullanılacak ise yetişkinlerde doksisiklin veya kinolonlar. polar flajellası ile çok hızlı (balık sürüsü gibi) hareketli.cholerae biyotip cholerae (klasik tip) • V. Tedavi ve korunma Hastalığın kendi kendini iyileşmesi nedeniyle antibiyotik kullanımı risk grupları ve taşıyıcılar dışında engellenmelidir.4-9.6) kolaylıkla ürerler. V. H antijenlerine karşı karşı gelişen antikorlar muhtemelen koruyucu değildir. virgül şekilli. Bakteriler besiyerlerinde uzun süre kaldıklarında diğer gram negatif basiller gibi görünürler.

Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. 1. Koleradaki tüm klinik bulguların nedeni. yayılmadan sorumludur. aktive eder ve günde litrelerce sıvı ve buna bağlı olarak elektrolitlerin kaybına yol açar. kripta hücrelerinden aşırı klor. Normal mide asidinde bulaşma için en azından 1010 bakteri gerekirken. Kolera enterotoksininin antijenik olarak Escherichia coli LT'i ile antijenik benzerlik gösterdiği ve nötralizan antikorların gelişiminde rolü olduğu gösterilmiştir. Safra kesesi portörlüğü oranının yüksek olduğu eltor kolerasında yayılım klasik tipten daha süratlidir. sıvı ve elektrolit kaybını arttırır. metabolik asidoz. kardiyovasküler kollaps. Uzamış hipovolemi nedeniyle akut tübüler nekroz (ATN) ve akut böbrek yetersizliği de tabloya eklenir. aşırı sıvı ve elektrolit kaybıdır. 78 . aklorhidrililerde 1000 kadarı yeterlidir. sinsi ve uzun sürelidir. kusma ve abdominal kramplar ile karakterize bol sulu dışkılamadır. kontamine su ile alındıktan sonra mide asidini aşabilirse. Direkt insan-insan bulaşı oldukça nadirdir. Ciddi olgularda 20-30 L/gün sıvı kaybedilir. aktif hareketleri ile ince barsak kriptaları arasına girer ve müsinaz enzimi ile mukozal bariyeri aşar. hemo konsantrasyona bağlı patolojiler (miyokard infarktüsü gibi) ve bulgular gelişmektedir. genelde 1 hafta kadardır. Ancak toksin ve bakteriyel antikorların korunmadaki rolü tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. potasyum ve su sekresyonu gelişir. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu semptomların geliştiği olgularda 1-4 gündür. Kolera enterotoksininin kaynağı bakteri kromozomudur. Toksinin gastrik sinir uçlarını irrite etmesi ile gelişen kusma. Enterotoksin Enterotoksin yapısındaki ekzotoksin CHOLERAGEN). barsak hücresi içine girer ve Adenilat siklazın inhibisyonunu önler. İnce barsak epitel hücrelerinde cAMP artar. Mukozayla temas etse de hiçbir enflamasyon veya nekroza yol açamaz. dehidratasyon. Eltor kolerası daha az gürültülü.Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon ılıman iklimlerde düşük sosyo-ekonomik düzeydeki toplumlarda içme ve kullanma sularının dışkı ile kontamine olduğu ülkelerde daha sık görülür. belirtisizdir. Portörlük süresi değişkenlik göstermekle birlikte. Asemptomatik enfeksiyon: Dışkı izolasyonu ile anlaşılır. Yaşlılarda kronik safra kesesi portörlüğü (%1-20) söz konusudur. 5B ve 2A subünitinden oluşmaktadır. HCO3. Büyük salgınlar su kaynaklı olarak gerçekleşmektedir. A1 subüniti. Klinik bulgular ani başlayan bulantı. Bakteri. ekzotoksin salgılar. Hastada hipovolemik şok.

Antitoksin antikorlarının koruyuculuğu konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Dışkı pirinç suyu görünümündedir. Tetrasiklin ilk tercih edilecek ilaçtır. tek doz doksisik-lin/kinolon ile kemoprofılaksi uygulanabilir. Kolera geçiren hastalarda immünite gelişmektedir. Sıvı ve elektrolit kaybına ait belirti ve bulgular • Dehidratasyonun klasik cilt ve KVS bulguları • Hipotermi • Hemokonsantrasyon (yaşlılarda miyokard infarktüsü) • Oligüri/anüri • Ses kısıklığı. Karanlık alan mikroskopisinde çok hareketli bakteriler vardır. safra. yüksek üre ve kreatinin düzeyleri belirlenir. kas krampları • Kanda üre ve kreatinin değerlerinde artma gelişir. ancak bunun koruma süresi bilinmemektedir. Karın ağrısı ve tenezm olmaksızın. 1. Durdurulamayan. sterilizasyon gerektirmediğinden oldukça kullanışlıdır. 2. bunlar için kinolonlar kullanılır. ancak Hindistan'da dirençli formlar bildirilmektedir. yüksek ateş ve konfüzyonlu tablodur. sitrat. yeşil besiyeri üzerinde sarı renkli koloniler oluşur. cholerae non-0 1 enfeksiyonları hafiftir ve yaşamı tehdit etmez. dışkı hijyeni. eritrosit ve lökosit görülmez. yayılırından asıl sorumlu olan ve "Hasta Sayısı X 10" sayıdaki portörlerin belirlenmesi ve tedavisi. Klasik klinik form olan kolera gravis'de. Kolera gravis: Tipik kolera tablosudur. bulantı ve öğürtüsüz kusma 3. ishale zaman kalmadan hipovolemi ile ölüm gelişir. epitel hücreleri ve bol miktarda bakteriye bağlı pirinç suyu dışkılarına. Kolera sicca: Çok akut bir başlangıç ile birden kollaps gelişir en ağır formdur. Kolera diyaresi: Ayakta geçirilen. mukus. hafif şiddetli bir ishal ile nonspesifik gastroenterite benzeyen bir tablo halindedir. 79 . Tedavi ve korunma Enfeksiyon hastalıklarının en önemli acillerinden birisidir. Tifoid form: Çocuklarda rastlanan. TCBS. • V. İmmünite Gastrik asit kolera vibrioları için önemli bir korunma faktörüdür. 6. Tetrasikline oldukça duyarlıdır. Sıvı ve elektrolitler intravenöz ve oral olarak verilir. Metabolik asidoz ile uyumlu kan gazı bulguları elde edilir. Deney hayvanlarında spesifik IgA antikorların geliştiği gösterilmiştir. Benzer antikorlar serumda da gelişir ancak birkaç ay sürebilir. hematokrit yükselir (hemokonsantrasyon) İdrar dansitesi artar Hipoglisemi. Süratle rehidratasyon tedavisine başlanır. 1:20 üzerindeki vibrio antikorunun kolonizasyon ve hastalıktan koruyucu olduğu düşünülmektedir. Kolerin: Tipik kolera belirtilerinin daha hafif ve kısa süreli olduğu tablodur. Vibrio parahaemolyticus Kontamine deniz ürünlerinin pişirilmeden yenmesi ile akut gastroenterit oluşturur. sukroz) agar 2.2. Çok miktarda sıvı barsak lumenine dolar. 4. Alkali peptonlu su 2. 3. Tedavi edilmemiş olgularda mortalite oranı %25-50 arasındadır Laboratuvar tanı • • • • • • • Eritrosit ve lökosit sayısı fazla bulunur. 5. Venkatraman-Ramakrishnan Plak besiyeri 1. Cholerae polivalan 0:1 veya 0:139 antiserum ile agglütinasyon gelişir Transport besiyerleri: 1. 2-3 gün süren. Suların klor ile dezenfeksiyonu. TCBS (Tiyosülfat.

olguların %50'si kaybedilir. Vibrio vulnificus Ciddi yara enfeksiyonları. Önemli bilgiler Sert vücutlu. Bu bakteriler Salmonella ve Shigella kadar enfeksiyonlardan sorumludur. sığır. Sadece su ve elektrolit dengesi sağlanarak başka bir tedavi vermeksizin 1-4 günde kendi kendine iyileşir. yara enfeksiyonları gelişir. Tetrasiklin. İki önemli etkenden C. Bazı Plesiomonas suşları Shigella sonnei ile antijenik benzerlik gösterir.12-24 saatlik bir inkübasyonun ardından kusma. Aeromonaslar hemolizin üretir. Katalaz ve oksidaz (+)'dir. Sitotoksin ve doku invazyon faktörleri gösterilmiştir. Hem deniz ürünleri hem de birçok hayvandan izole edilmiştir. Patogenez ve Epidemiyoloji Esasen koyun. Küçük ve ince olduğu için bakteri filtrelerinden geçebilirler. Campylobacterler lipopolisakkaridleri ile endotoksik aktivite gösterirler. Ancak bu faktörleri bulundurmayan bakterilerde insanlarda gastroenterit etkeni olarak gösterilmiştir. Tropikal ve subtropikal bölgelerin bakterisidir. İnsanlarda diyare etkenidir. Karbonhidratları okside veya fermente etmezler. İnsanlara ise kontamine yemekler. Bakteriyemi ciddi bir tablodur. Kanlı agarda geniş bir hemoliz zonu oluşturur. Bakteri Salmonella ve shigella gibi spesifik besiyerlerinde üremez. TCBS agarda mavi-yeşil koloniler oluşturur. kanlı agarda daha kolay ürer. aminoglikozid ve sefalosporinlere duyarlıdır. Tedavide tetrasiklin seçilecek primer antibiyotiktir. virgül / S / martı kanadı şeklinde. İnvitro çalışmalarda siprofloksasin etkili bulunmuştur. ateş ve sulu diyare oluşturur. Enterotoksini yoktur. coli sorumludur. köpek ve kümes hayvanlarının florasında bulunurlar ve patojen hale gelip abortus ve infertiliteye yol açabilirler. veronii Koloni yapıları enterik gram negatif bakterilere benzer. hydrophila. Sitopatik enterotoksinleri gösterilmiştir ancak insan enfeksiyonlarındaki önemi bilinmemektedir. Mikroaerofil üreme özellikleri vardır. Dışkıda lökosit bulunur. Aeromonas Taksonomide Vibrionaceae ailesinden görülen aeromonadaceace grubundan bakteriler olan Aeromonasların üç suşu insanlarda enfeksiyon etkenidir: A. insan hastalıklarının yaklaşık %5-10 kadarından C. bakteriyemi ve gastroenterit etkenidir Normal veya immün yetersizliği olanlarda kontamine sular ile temas edenlerde. su veya süt ile. nadiren de hasta insanlardan temas yolu etkili ekzotoksinleri ve 80 . caviae ve A. kedi. polar flajellası ile hareketli bakterilerdir. Bazı suşlarının enterotoksini vardır. özellikle çocuklarda bakteriyemi yapar. Plesiomonas Plesiomonas shigelloides polar flajellası olan gram negatif bakteridir. abdominal kramp. Bakteri TCBS'de yeşil koloniler yaparak ürer. A. Plesiomonaslar Shigella'lardan oksidaz pozitifliği ile ayrılır. jejuni genellikle izole edilirken. DNaz pozitifliği ise Aeromonaslardan ayrımında kullanılır. Campylobacter Hastalık Campylobacterler entorokolit ve nadiren sistemik hastalık etkenidir.

Campylobacter jejuni C. Özellikle jejunum. gelişenlerde ise aminoglikozidler kullanılır. 81 . Hayvan dışkısı ile kirlenmiş süt ve et gibi besinlerle özellikle bulaşır. kanlı bol sulu diyare.ile bulaşırlar. yüksek ateşli ve dizanteriform (kanlı mukuslu) diyarelere yol açar. ateş. oksidaz pozitiftir ve nalidiksik asite duyarlıdır. Gastrit ve peptik ülser etkenidir. Karakteristik S veya martı kanadı şeklinde bakterilerin gösterilmesi ile tanı konulur.4'tür. Bakterinin giriş kapısı GİS'dir. Tedavi ve Korunma Sistemik enfeksiyon gelişmemişse tedavide ilk seçenek eritromisin. Önemli Bilgiler Bir çok özelikleri ile Campylobacterlere benzerler. Klinik Akut başlangıçlı kramp tarzında abdominal ağrı. Bir delikten çıkan multipl flajellası ile çok hareketlidir.0-2. pylori ürettiği güçlü üreaz aktivitesi ile asidi nötralize eder. Mide asidine duyarlıdır bu nedenle enfeksiyon gelişebilmesi için 104 bakteriye ihtiyaç vardır. Hastalık genellikle 5-8 gün içinde kendi kendine iyileşir.0 gibi düşüktür. ileum olmak üzere kolona da invaze olur. pylori enfeksiyonu mide kanserleri için risk faktörüdür. Onlar gibi katalaz ve oksidaz pozitiftir. Kan yoluyla yayılması ile tifo benzeri bir tablo gelişir. Helicobacter pylori Hastalık Spiral yapılı Gram negatif basildir. atılmış ok gibi hareket eder. abse ve ülserler gelişir. fetus immün yetersizlikli hastalarda sistemik enfeksiyon etkenidir. H. C. Hareketleri sayesinde mukustan epitel alana geçer. Laboratuvar Tanı Diyareli hastaların dışkıları antibiyotikli (vankomisin. ancak epitel alanındaki pH 7. polimiksin B ve trimethoprim) kanlı agara (Skirrow medium) ekilir. Bakteri yüzeyinde birçok yüzey proteininden oluşmuş kapsül benzeri bir yapı bulunur. Fare deneylerinde yüzey kapsül benzeri yapıda S proteininin bulunması hayvanların ölümüne sebep olmaktadır. jejuni 42°C'da mikroaerofilik ortamda ürer. 25°C'de üremesi durur.0 ve 7. %5 oksijen %10'luk karbondioksitli ortamda iyi ürer. fetus'un aksine özellikle genç erişkin ve çocuklarda hastalık tablolarına yol açar. Hipogammaglobulinemililerde ağır seyreden. Patogenez ve Epidemiyoloji Gastrik lümen içinde pH 6. Campylobacter fetus C. Gelişmiş ülkelerde bakteriyel ishallerin en sık etkenidir. Nadiren (% 1) bakteriyemi gelişebilir. başağrısı olur. ancak farklı olarak üreaz da pozitiftir. Gastrik alanda lümen içindeki pH1.0'da ürer. H.

Genellikle epitel hücreleri bozulmuş ve glandular atrofi meydana gelmiştir (Şekil 2.İnsanlarda H. Klinik Bulgular Peptik ülser bulguları vardır. Bakteriyemi ve dissemine enfeksiyonlar görülmez. Campylobacterler gibi skirrow besiyerine ekim yapılabilir. Bulantı kusma. pylori'nin alınması gastrit ve hipoklorhidrinin gelişmesi ile sonuçlanır. ateş ve üst gastrointestinal bölgesinde ağrı gibi akut enfeksiyon bulguları vardır. ancak bunların aktif enfeksiyon ile geçirilmiş olanların ayrımı yapılamadığı için akut enfeksiyonlar için çok değerli değildir.9). pylori örneklerinde üreaz aktivitesine bakılabilir. In vivo üreaz aktivitesine de bakılabilir. Yada bu örneklerde direkt boyama yöntemleri ile ince kıvrık bakteriler aranabilir. Kolonizasyonun ardından H. GİS kanamaları görülebilir. pylori enfeksiyonları arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur. H. H. pylori aynı zamanda gastrik karsinoma ve lenfoma etyolojisinde de önemlidir. Serum antikorlarına bakılabilir. pylori mikroaerofilik ortamda 3-6 günde ürer. H. pylori 82 . Duodenal ülser ile H. Hızlı test için H. Akut semptomlar 1-2 hafta sürebilir. 1-2 mm çapında yarı mat kolonileri olur. 13C veya 14C ile işaretli üre hastaya içirilir. Polimorfonükleer ve mononükleer hücre infiltrasyonu epitel ile lamina propria arasında görülmektedir. Antimikrobiyal tedavi sonrasında duodenal ülser ve gastrit iyileşmektedir. Laboratuvar Tanı Mide biyopsisi örneklerinde histolojik çalışmalar yapılabilir. Histolojik olarak gastrit kronik ve aktif enflamasyon ile karakterizedir. Bakterinin mukozal enflamasyonu ve meydana getirdiği hasar tam olarak tanımlanamamıştır. pylori enfeksiyonu yıllarca (hatta ömür boyu) devam eder.

bizmut tuzları. Tedavi ve Korunma Tek başına antibiyotikler yetersizdir. Aşısı ve spesifik koruyucu önlemi yoktur. Proton pompası inhibitörleri direkt üreaz inhibitörleridir. 83 . K. Metronidazol. K pneumoniae üst solunum yolunun normal flora üyesidir. üst solunum yolu içeriğinin aspire edilmesine bağlı olarak akut. Klebsiella pneumoniae E. pylori enfeksiyonunu eradike eder. Fırsatçı nosokomiyal enfeksiyonlardan sorumludur. pylori antijenleri de tanımlanabilir. pneumoniae ve K. ağır seyirli.coli gibi normal barsak ve üst solunum yolu florasında bulunabilir. İmmün yetersizliği olanlarda patojen hale gelir. K. Çoğunlukla antibiyotiklere dirençlidir. ozenae. Yoğun bakımlarda nebulazitörlerde üreyerek Serratia pnömoni salgınları görülür. KOAH'lılarda. Geniş kapsüllü. hareketsiz ve laktoz (+)'dir. diabetiklerde. atrofik rinit (ozena). Dışkıda H. Bazı suşları kırmızı koloniler yaparlar. Virülans faktörleri geniş kapsülü ve endotoksinidir. oxytoca hastane enfeksiyonu etkenidir. hastane enfeksiyonlarının %10"undan sorumludur. hemorajik. Serratia marcescens En küçük enterik bakteridir. coli gibi ekstraintestinal enfeksiyonlara sebep olurlar. Son zamanlarda en önemli noninvazif tanı testi olarak kullanılmaktadır. K. Multipl antibiyotik direncine sahiptirler. 2 yaşından küçük çocuklarda ve immün yetersizlikli olanlarda. Bir hafta süreli proton pompasi inhibitörü artı amoksisilin ve klaritromisin son derece etkili bir tedavidir. amoksisilin veya tetrasiklin kombinasyonunun 14 günlük kullanımı %70-95 hastada H. kaviteleşmeye ve abseleşmeye eğilimli. Hem tanıda hem de tedavinin takibinde kullanılır. Bakteriyel pnömonilerin yaklaşık olarak % 2-5. kanlı balgama yol açan. nekrotizan. Ülser iyileşmesi için 4-6 hafta asit supressörleri kullanılabilir. Nosokomial ve fırsatçı enfeksiyon etkenidir.varsa solunumla çıkarılan CO2 ölçülür. rhinoscleromatis burun ve farenkste granuloma (rinoskleroma) etkenidirler. GASTROİNTESTİNAL SİSTEM DIŞINDA ENFEKSİYON YAPANLAR Bu gruptaki bakteriler enterik gram negatif bakterilerdir ancak E. % 60-80 mortaliteli lober pnömonilere (Friedlander pnömonisi) yol açar. Özellikle alkoliklerde.

insanların ortalama %10 kadarı normal florasında taşırlar.Enterobacter cloaca Hastane enfeksiyonu etkenidir. Besiyerlerinde çok pis koku çıkarırlar. 84 . Morganella Diğer enterobacteriacea grubundan fenilalanin deaminaz enzimi üretmeleri ile ayrılırlar. aeruginosa ve P. Respiratuvar terapi sistemlerinde. Magnezyum-amonyum-hidroksid taşlarının gelişmesine neden olur. aeruginosa piyosiyanin üreten tek suştur. bu nedenle nonfermenter olarak tanınırlar. aeruginosa başlıca. Çok hareketlidir. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. intravenöz sıvılarda ve distile sularda ürerler. üroepitel deprese olur. Bazı suşların O antijenleri bazı riketsiya suşları ile çapraz reaksiyon verir ve riketsiyal hastalıkların tanısında kullanılır (Weil-Felix testi) Weil-Felix reaksiyonu . aeruginosa suşlarının slime tabakası vardır. idrar sondası bulunan hastanede yatan hastalarda sepsise yol açar. Proteus. Glukozu fermente etmezler. böylece kolaylıkla üriner sistem enfeksiyonları meydana getirebilir. Önemli Bilgiler Enterobacteriacea üyelerine benzeyen gram negatif basillerdir. antiseptikler ve deterjanlar en çok üredikleri yerlerdir. entübasyon. Citrobacter Citrobacter suşları'da üriner sistem enfeksiyonları ve sepsis etkenidir. çoğu antibiyotiklere dirençlidir. cepacia'nın antiseptik ve deterjanlarda üremesi hastane enfeksiyonu gelişmesinde önemli faktördür. Pseudomonas cepacia (yeni adı Burkholderia cepacia) ve Pseudomonas maltophilia (yeni adı Xanthomonas maltophilia veya Stenotrophomonas maltophilia)'da daha nadir olmakla birlikte aynı türde enfeksiyon yaparlar. fagositoz ve kompleman etkinlikleri azalır. Su ihtiva eden her yerde üreyebilirler. ekzotoksin ve enzimlerine bağlıdır. Klinik ve laboratuvar önemi olan iki pigment üretirler. 1) Yara yerini ve abse materyalini mavi-yeşil renge boyayan piyosiyanin 2) Yanıklı hastalarda deri enfeksiyonlarının kolaylıkla tespit edilmesini sağlayan ultraviyole ışık altında floresan veren sarı-yeşil pigment olan piyoverdin (florescein). Daha önemlisi oksidaz pozitiftir. Patogenezi endotoksin. İntravenöz kateterizasyon. Providencia. Providencia Providencia suşları normal intestinal flora üyesidir. anestezi ekipmanında. Ancak zorunlu aerobdurlar. P. Üreyi parçaladığı için pH yükselir. Patogenez ve Epidemiyoloji P. Laboratuvarda besiyerlerinde de meydana gelen aynı pigmentleri tanı amacıyla kullanılır. Dezenfektanlardan heksaklorofen bulunduran sabunlar. P. P. Ürettikleri Ekzotoksin A ile insan hücresi ribozomlarındaki olgunlaşmamış peptid zincirlerinin uzaması (tamamlanması) için gerekli olan Elongasyon Faktör (EF)-2'yi (difteri toksini gibi) inhibe ederek protein sentezini önler ve dokularda nekrozlara yol açar. Klebsiella ve serratia gibi kolon bakterisidir ancak ekstraintestinal hastalık yapar. • Proteus vulgaris 0X19 ile Rickettsia prowazeki antijenleri arasında ve • Proteus vulgaris 0X2 ile Rickettsia conori arasında çapraz reaksiyon vardır. Ureaz (+)'dir. Sadece insanda enfeksiyon yapar. Pseudomonas Hastalık Pseudomonas aeruginosa konak savunma mekanizması azalmış hastalarda başlıca sepsis. Bu tabakası aracılığı ile respiratuvar sistemde mukozalara organizmanın tutunması sağlanır ve bakteriye antikorların bağlanmasını engeller. Deri üzerinde nemli ortamlarda bulunurlar ve hospitalize hastalarda üst solunum yollarında kolonize olabilirler. bu nedenle katı besiyerlerinde 4 saatte bir olmak üzere halkalar halinde hızla yayılarak ürerler (Swarming). Üriner sistem enfeksiyonu etkenidir. aeruginosa başlıca toprakta ve sularda bulunur. Kistik fibrozisli hastalarda izole edilen P.

yara enfeksiyonları (yanık) en sık görülenleridir. pnömoni (özellikle kistik fibrozisli hastalar). diabetiklerde habis otitis eksterna ve diğer deri lezyonları (follikülit) oluşabilir. Klinik Bulgular Vücudun heryerinde bulunmasına rağmen özellikle üriner sistem enfeksiyonları.29 Kistik fibroziste akciğer enfeksiyonlarına neden olan mikroorganizmalar Çocuklar S ık İnfuenzae A/B virüs Streptococcus pneumoniae H. Oksidaz pozitiftir. aeruginosa Enterobakter suşları Serratia marcescens Nadir Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları Yetişkin P. uyuşturucu bağımlılarında gelişen endokarditlerin ve artritlerin en sık nedenlerindendir. Tablo 2. Pseudomonas endokarditlerinde genelde tutulan kapak triküspit kapaktır.30'da gösterilmiştir. Deri lezyonlarına ektima gangrenozum denir. influenzae Moraxella catarrhalis Staphylococcus aureus Klebsiella pneumoniae P. Staphylococcus aureus ile birlikte.28 Pseudomonasların virülans faktörleri Virülans faktörü Pili Kapsül Endotoksin Elastaz Ekzotoksin A Biyolojik Etkileri Epitele yapışma Epitele yapışma (Özellikle kistik fiProziste). Sepsisli hastalarda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. pneumoniae H. Bakteriyofaj ve piyosiyanin tiplendirmesi ile ayırıcı tanı yapılır.• • • • • • • Yanık hastalarının Derinin konak savunma sistemleri bozulmuşların Kistik fibrozisli hastaların (ilk 3 yaşta S. Kontakt lens kullananlarda korneal enfeksiyonlar görülebilir. aeruginosa Acinetobacter suşları Enterobacter suşları Burkholderia (Ralstonia) cepacia Stenotrophomonas maltophilia Achromobacter xylosoxidans K. pneumoniae S. influenzae S. aureus Mycobacterium avium intracellulare Aspergillus suşları İnfluenzae A/B virüsleri Klorlama yeterli değilse yüzme havuzlarından bulaşan ciddi otitis eksterna. Mavi-yeşil pigmentleri ve kolonilerinin meyve kokusu kendine has özellikleridir. difteri toksinine benzer etki) Tablo 2. Hastane enfeksiyonlarının %10-20'sinden sorumludur Kistik fibrozisde akciğer enfeksiyonlara neden olan mikroorganizmalar tablo 2. Laboratuvar Tanı EMB agarda laktoz negatif koloniler yaparlar. aureus) İmmün sistemi bozulmuşların Nötrofil sayısı 500/ml altında olanların Kateteri olanların Hospitalize edilmiş hastaların fırsatçı enfeksiyon etkenidir. Spor ayakkabılarından meydana gelen ayak yaralanmalarındaki osteokondritlerin en sık etkenidir. fagositozun önlenmesi Sepsis Ektima gangrenozum etkeni Protein sentezinin inhibisyonu (EF-2 inhibisyonu. Organizma buralardan kana karışarak sepsise sebep olabilir. 85 .

Tedavi ve Korunma Bakteri bir çok antibiyotiğe dirençlidir. Bu nedenle antibiyogram yapılarak tedavi düzenlenmelidir. Ampirik tedavilerde antipseudomonal penisilinler (tikarsilin veya piperasillin) aminoglikozidler ile kombine edilerek kullanılmalıdır. Burkholderia cepacia ve Stenotrophomonas maltophilia enfeksiyonlarının tedavisinde seçilecek ilaç trimetoprim-sulfamethoksazoldür.

Pseudomonas mallei
Ruam hastalığının etkenidir. Endotoksini ile hastalık yapar. Akut Ruam; hasta hayvan salgıları ile temas etmiş ellerin deri/mukozalara sürülmesi ile, mikro çatlaklardan vücuda girer. İlk lezyon daha çok burunda görülür. Burun mukozası şişer, püstüller gelişir, 5-7 günde ekzantemler ve derialtında hamur kıvamında, irinli Ruam Düğmecikleri, bölgesel LAP ve genel durum bozukluğu ile karakterize, yüksek ateşle seyreden bir hastalıktır. Tedavide ise streptomisin, sulfadiazin, kloramfenikol veya tetrasiklin kullanılır. Hastalığın kronik formu, yaygın abselerle karakterizedir.

Pseudomonas pseudomallei
Melioidosis etkenidir. Çoğunlukla asemptomatik olsalar da temas bölgelerinde lokalize suppuratif cilt lezyonları ve bölgesel lenfadenit gelişimine yol açabilirler. Vietnam savaşından sonra tekrar önemi artmıştır. Nadiren kaviter forma kadar ilerleyebilen pulmoner enfeksiyonlarına neden olabilirler. Burkholderia pseudomallei de denir.

Bacteroides
Hastalık Bacteroides sepsis, peritonit ve abselerdeki mikst anaerobik enfeksiyonların etkenidir. Bacteroides fragilis anaerob enfeksiyonların en sık sorumlusudur (Tablo 2.30). Önemli Bilgiler Zorunlu anaerop, hareketsiz, polisakkarid yapıda kapsülü olan bakterilerdir. Gr (-) bakteri hücre duvar yapısına sahip olmakla birlikte, LPS tabakasının Lipid-A komponenti yapısal farklılık gösterdiği için endotoksik aktivite göstermez. İçerdiği çok sayıda enzimleri sayesinde aerotolerans ve doku obstrüksiyonu oluşturma, antikor inaktivasyonu gibi yetenekler kazanmıştır. Tablo 2.30 Medikal önemi olan anaerob bakteriler
Yapı Sporlu basiller Sporsuz basiller Gram boyama Pozitif Negatif Pozitif Negatif Sporsuz koklar Pozitif Negatif Bakteri Clostridium Yok Actinomyces, Bifidobacterium, Eubacterium, Lactobacillus, Propionibacterium Bacteroides, Fusobacterium Peptococcus, Peptostreptococcus, Streptococcus Veillonella

Anaerop metabolizma sırasında açığa çıkan kısa zincirli yağ asitleri fagositozdaki degranülasyonu önler. Yumuşak dokuda en çok enfeksiyona neden olan anaerop bakteridir. Abse formundaki intraabdominal enfeksiyonlardan ve Gr (-) anaerobik sepsislerin % 75-80'inden sorumludur. Kolonun normal florasının >% 95'i anaeroptur ve bunların da büyük kısmını S. fragilis oluşturur, Buradaki Bacteroides sayısı, E.coli'nin 1000 katı kadardır. fi. melaninogenicus (Prevotella melaninogenica diye de isimlendirilir) ve B. corrodens primer olarak ağız florasının üyesidir.

86

Patogenez ve Epidemiyoloji Genelde endojen ve abse formunda enfeksiyonlara yol açar. Önceki bir batın travması veya operasyonuna sekonder olarak gelişen apendisit, peritonit, akciğer ve beyin abseleri, üriner sistem enfeksiyonu ve yara/yumuşak doku enfeksiyonlarına neden olur. Klinik Bulgular Peritonit veya lokal abseler ile karakterize intraabdominal enfeksiyonlar görülür. Bunun sonucunda pelvik abseler ve bakteriyemiler de gelişebilir. Oral, farengeal ve pulmoner abseler daha sıklıkla fi. melaninogenicus ile meydana gelir. B. fragilis diyafragmanın altından, fi. melaninogenicus ise üstündeki abselerden sorumludur.

Laboratuvar Tanı
Kanamisin ve vankomisin içeren kanlı agarda anaerobik ortamlarda üretilirlebilirlerr. Siyah koloniler B. melaninogenicus'un karakteristik özelliğidir. Tedavi ve Korunma Birçok suşu beta laktamaz üretir bu nedenle tedavide beta laktamaz inhibitörlü sefalosporinler, veya kloramfenikol kullanılmalıdır. Tedavide seçilecek diğer bir seçenek metronidazoldür. Klindamisine her geçen gün artan oranlarda direnç söz konusudur.

SOLUNUM SİSTEMİ İLE İLİŞKİLİ GRAM NEGATİF BASİLLER
Haemophilus influenzae, Legionella pneumophila ve Bordatella pertussis solunum sistemi ile ilişkili gram negatif basillerdir. L. pneumophila su kaynaklarından bulaşması ile ayrılır, diğerleri insandan insana bulaşır.

Haemophilus influenzae
Hastalık Çocuklardaki başlıca menenjit etkenidir. Ancak son zamanlarda özellikle Avrupa ve Amerika'da aşılamaya bağlı olarak etken sıklığı azalmaktadır. Menenjit dışında çocuklarda otit, sinüzit ve epiglottit gibi üst solunum sistemi enfeksiyonları ve sepsis etkeni olarak da görülmektedir. KOAH'lı yetişkinlerde pnömoni yapabilir. Önemli Bilgiler Gram ile zor da olsa, mavi-menekşe renkte, Yersinia'lar gibi kutupsal ve (-) boyanırlar. Hareketsiz, bazen pleomorfik olabilen, kapsüllü kokobasillerdir. Kapsül poliribozil ribitol fosfat (PRP) yapısında olup, virulans ile yakından ilgilidir, bakteriyi fagositozdan korur. Ayrıca, pnömokok ve meningokoklar gibi, lgA1 proteaz enzimi ile salgısal IgA'nın koruyucu etkisini kaldırır. Kapsülüne göre 6 farklı antijenik serotipe ayrılmıştır. Tip b (Hib), invazif tüm H. influenzae türlerinin >% 95 'inden sorumludur.

Patogenez
Sadece insan enfeksiyonları yapar, hayvan rezervuarı yoktur. Üst solunum yolu enfeksiyonları, otitis media, sinüzit veya pnömoni etkenidir. Patogenezi endotoksin ve kapsüle bağlıdır, ekzotoksini yoktur. Enfeksiyonları 6 ay ile 6 yaş arası çocuklarda görülür. Ancak ilk 1 yaş içinde daha sık enfeksiyonu görülür. Klinik Bulgular Akut menenjit etkenidir. Hava yolunda yabancı cisim obstrüksiyonuna bağlı nadiren epiglottit yapar. Kapsüllü türlere duyarlılık, özellikle kapsüler Ag'lere antikor yanıtının yetersiz olduğu çocukluk, splenektomi sonrası ve immünite defektlerinde fazladır. Erişkin ve yaşlı enfeksiyonlarından ise daha çok kapsülsüz türler sorumludur. Daha çok var olan bir kronik akciğer hastalığı zemininde akut alevlenmeler şeklinde kendini gösterir. Akut otitis media ve sinüzitlerin pnömokoklardan sonraki en sık ikinci etkenidir.

Laboratuvar Tanı
Adi besiyerlerinde üretilemezler. Üremeleri için besiyerinde hemin (faktör X) ve NAD (faktör V)'e gereksinimi vardır. Bakteri taze koyun kanlı agarda üremez. Eritrosit eklendikten sonra hafifçe ısıtılarak hemolize edilmiş kanlı agarda (çukulata agarda) ise iyi ürerler; şebnem tanesi gibi koloniler oluşur.

87

Bakterinin diğer bir üretme yöntemi, Staphylococcus aureus ile birlikte ekilmeleridir. Bu amaçla; materyal tüm kanlı agar yüzeyine sürüldükten sonra ortaya 5. aureus çizgi ekimi yapılır. Böylece, beta hemoliz oluşan çizgi ekim bölgesinde H. influenzae için gerekli faktörler aracılığı ile ürerler (süt anne / satellit belirtisi). Menenjit olgularında BOS'da kapsüler antijenlere karşı hazırlanmış lateks aglütinasyon testi kullanılır. Tedavi ve Korunma Bakterilerin ortalama l/4'ünde plazmid ile aktarılabilir betalaktamaz üretimi belirlenen günümüzde, ampisilin, ampirik tedavi için uygun bir seçenek değildir. Kloramfenikol ise halen uygun seçenek olarak kabul edilmektedir. Özellikle menenjit olgularında daha modern seçenekler tercih edilmelidir. Bu olgularda, BOS'a iyi penetre olabilen 3. kuşak sefalosporinler (özellikle sefotaksim ve seftriakson) en uygun antimikrobiyallerdir. Sinüzit ve otit gibi daha hafif enfeksiyonlarda ise sefaklor veya kotrimoksazol uygulanabilir. Polisakkarid kapsül, tetanoz ve difteri toksoidi veya N.meningitidis dış membran proteini (OMP) gibi büyük protein yapılara hapten olarak bağlandığında hem IgM ve hem de IgG yapısında ve uzun süreli Ab sentezi sağlayabilir. Bu teknikle "konjuge Hib aşıları" geliştirilmiştir (PRP-T, PRP-D, PRP-. OMP aşıları). Bu aşılarla çocuklarda güçlü antikor yanıtı ve iyi bir koruyuculuk sağlanmıştır. Hastalarla temaslılara 4 gün süre ile 10 mg/kg dozda rifampisin verilmesi ile kemoprofilaksi sağlanmış olur.

Legionella
Hastalık Legionella pneumophila hem toplumdan kazanılmış, hem de nosokomiyal pnömoni yapar. Pnömoni şeklinde seyreden Lejyoner hastalığının etkenidir. Önemli Bilgiler Standart gram boyama yöntemleri ile iyi boyanmayan gram negatif basildir. Pnömonilerinden genellikle L. pneumophila sorumludur, nadir olarak L. micdadei ve L. bozemanii'de etken olarak saptanabilir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri su kaynaklarından bulaşır. Hastane kaynaklı salgınlarda havalandırma sistemleri, banyolar ve buhar cihazları sorumludur. Giriş akciğerlerdir ve asıl bulgu pnömonidir. Ağır seyirli atipik pnömoni tablolarına yol açar, tedavisiz olgularda mortalite % 20-40'lara çıkmaktadır. Ancak vasküler hasar nedeniyle beyin ve böbrekler gibi multiorgan enfeksiyonları görülür. İntrasellüler yaşama özelliğindedir, makrofajların içinde yaşamlarını sürdürebilirler, fagolizozomu engellerler. Hücresel immünite asıl defans mekanizmasını oluşturur. AIDS'li hastalar, kanserliler, transplantasyonlular veya kortikosteroid alanlarda ağır seyirli ve fataldır. Klinik Bulgular Hafif influenza benzeri enfeksiyondan (Pontiac hastalığı) ağır seyirli pnömonilere kadar değişen tablo ile seyreder. Hiponatreminin olması diğer atipik pnömonilerden farkıdır. Enfeksiyonların çoğu 7-10 günde spontan iyileşir, fakat immünyetersizliklilerde fatal seyi rlidir. Mycoplasma pnömonisi, viral pnömoniler, psittakoz, Q ateşi ve klamidya pnömonisi gibi atipik pnömoniler ayırıcı tanıda dikkate alınmalıdır. Tablo 2.31 Atıpik pnömoni etkenleri ve özellikleri
Mycoplasma pneumoniae Legionella pneumophila Chlamydia psittaci Chlamydia trachomatit CoKİella burnetti Hafif, Üsye ile birlikte, gençlerde, soğuk aglütinin pozitif Yaşlılarda, ağır tablo, klima, ishal, hiponatremi, baş ağrısı Kuşlardan, splenomegali Yenidoğan, konjuktivit Çiftlik hayvanları, kedi/köpek teması, splenomegali, hepatit

88

Laboratuvar Tanı
Balgamda nötrofilleri görülür ancak bakteri yoktur. Balgam veya kandan standart besiyerlerinde üretilemez. Demir ve sistein içeren besiyerlerine ekmek gerekir. Tanı daha çok antikor titrelerindeki artış ile konulur. Tedavi ve Korunma Tedavisinde öncelikle eritromisin seçilmelidir, rifampisin ile kombine edilebilir. Pontiac hastalığında tedavi gerekmez. Beta laktam antibiyotiklere dirençlidir. Korunmada sigara ve alkol kullanımının önüne geçilmesi hastalık açısından önemlidir. Ayrıca aerosol tarzında su kaynaklarının önüne geçilmelidir.

Bordatella
Hastalık Bordatella pertussis boğmaca etkenidir. Gram negatif, kapsüllü kokobasillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Tek konakçısı insandır. Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Organizma üst solunum yollarının epiteline tutunur ancak dokulara invazyon yapmaz. Patogenezinde siliya epitellerinin nekrozu önemli bir bulgudur. Toksinleri aracılığı ile boğmacaya yol açar. Başlıca virülans faktörleri ipsi hemaglütininleri (epitel hücrelerine yapışmadan sorumludur) ve toksinleridir. Başlıca toksinleri ; 1. Pertussijen toksin adenilat siklazı stimüle eder. Lenfositoz geliştiren faktör veya histamine duyarlılık faktörü de denmektedir. Lenfositik lökositoza yol açar, bakterilerin siliyalı epitel hücrelerine yapışmasından sorumludur, antijeniktir. Bu etkinliklerden başka insülin salgılatma ve hipoglisemi geliştirme özelliği de vardır. 2. Adenilat siklaz toksini: Lökositlerin kemotaksisini, fagositoz ile öldürme yeteneğini, alveoler makrofajların oksidatif mekanizmalarını ve doğal katil hücre (NK) aktivitesini bozar. 3. Trakeal sitotoksin: Hücre duvarı yapısında bulunan bir peptidoglikan monomeridir. Siliyer hücrelere etki ile siliyer hareketleri durdurur ve epitel hücrelerinin yapısını bozar. Klinik Bulgular Boğmaca 4 yaşın altındaki çocuklarda gelişen akut trakeobronşittir. Boğmaca uzun süren bir çocukluk dönemi hastalığıdır. Boğmaca krizleri 4 hafta kadar sürebilir, hastalığın ciddiyetine rağmen bakteriyi solunum ve kan kültürlerinden izole edemezsiniz. Uzun süreli olmasının nedeni, trakeal sitotoksinin siliyer hücrelerde oluşturduğu paralizi ve dejenere olan epitel hücrelerinin rejenerasyonunu yavaşlatmasıdır. Inkübasyon periyodu 1-3 haftadır. Hastalık dönemleri; 1. Dönem (kataral): İki hafta süreli nezle, düşük dereceli ateş görülür. Bulaştırıcılığın en fazla olduğu dönemdir. 2. Dönem (spazmodik öksürük): iki hafta ile iki ay arasında sürebilen kentöz öksürükle özel bir dönemdir. Siliyer aktivite bozukluğu nedeni ile koyu olan balgam çıkarılamaz, öksürük, sonunda kusma, konvülsiyonlar görülür. Konjunktival kanamalar ve epistaksis gelişebilir. 3. Dönem (İyileşme): İyileşme uzun sürer. Bu dönemde sekonder bakteriyel pnömoniler, nöbetler sırasındaki beyin hipoksisi ve küçük kanamalara bağlı ensefalopati ve epilepsi gibi komplikasyonlar bu dönemde gelişir.

Laboratuvar Tanı
Zorunlu aerop, Gr (-) basildir. Bordet Gengou (Patates + gliserinli Agar) besiyerinde ürer. Ekim yapılacağında tavşan kanı eklenir. Kültür materyali nazofarenksten eküvyon ile alınır veya hasta plağa öksürtülür. 3-4 günde cıva damlası gibi, hemoliz yapmış koloniler oluşur. Tipik laboratuvar bulgusu: 20-30 bin/mm3 lenfositik lökositoz Tedavi ve Korunma Erken dönemde seçilecek ilk ilaç eritromisin'dir. Diğer seçenekler; ampisilin, kloramfenikol, tetrasiklin'dir. >10 gün sürdürülmelidir. İlk günlerden sonra antibiyotiklerin etkisi sınırlıdır, sadece bulaştırıcılığı azaltır. Halen inaktive bakteri süspansiyonundan hazırlanan aşı (DBT) ve sadece toksinlerinden hazırlanmış asellüler aşıları vardır. Aşılamadan sonra lokal ve hafif sistemik belirtiler çıkabilir.

89

HAYVAN KAYNAKLI GRAM NEGATİF KOKLAR (ZOONOZLAR)
Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak bölgesel lenfatiklere ilerler. Daha sonra bakteriyemi ile dalak, karaciğer, kemik iliği, böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali). Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar, endotoksinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2.11). Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır.

Brusella
Hastalık Brusella suşları bruselloz (Malta humması, ondülan ateş) etkenidir. Önemli Bilgiler Zoonozdur. Kapsülsüz küçük gram negatif basillerdir. insanlarda hastalık yapanlar; B. abortus, B. melitensis, B. suis ve B. canis'dir. Brucella bakterileri gram negatif, aerop nonmotil kokobasillerdir. Zenginleştirilmiş besiyerlerinde 2-5 günde konveks, düz koloniler yapar. Brucella bakterileri intrasellüler yerleşimlidir. B. abortus diğerlerinden farklı olarak %5-10 CO2'li ortamda ürerler. Dört suşunda da katalaz ve oksidaz pozitiftir. Isı ve asiditeye orta derecede duyarlıdırlar ve pastörizasyon ile öldürülebilirler. Patogenez ve Epidemiyoloji Hastalık insanlara 1. Kontamine süt veya süt ürünleri (özellikle pastori ze edilmemiş süt ile yapılan peynir) (Tablo 2.34) 2. Enfekte hayvan vücut sıvılarının, bütünlüğü bozulmuş deri veya konjunktivaya direkt teması 3. İnfeksiyöz aerosollerin inhalasyonu 4. Konjunktivalar yoluyla bulaşır. (Şekil 2.10)

Bakteri oral yoldan alındıktan sonra lenfatiklere girer. B. melitensis lizozomların fagozoma degranülasyonu önleyerek daha dirençli ve patojen bir tablo çizer. En hafif tablo ise B.abortus'a aittir. Nötrofil içinde korunarak

90

91 . Rose Bengal (lam aglütinasyonu) ve tam kan ile yapılan Spot test (lam aglütinasyonu) ile gelişen antikorlar araştırılır. Gelişen antikorlar inkomplet blokan özellikte olabilir. Wright Aglütinasyonu B. Coombs serumu ile tekrarlanmalıdır. Akut enfeksiyon 3. karaciğer.abortus diğerlerinden farklı olarak % 10 CO2li ortamda üreyebilir (mikroaerofil). İdrar. endotok-sinleri açığa çıkar ve sonuçta tipik klinik tablo gelişir (Şekil 2. canis enfeksiyonlarında Wright aglutinasyon testi negatif bulunur. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 6-20 gün kadardır. Ring testi ise sütte antikorların araştırılması için uygulanır (Şekil 2. Kronik enfeksiyon Laboratuvar Tanı B. mastitli meme dokusundan alınan süt çok önemlidir. abortus 99S kökeninin kolonilerinden alınan inaktive edilmiş bakteriler kullanılır. böbrek ve diğer lenfatiklere yerleşir. İnsan plasentasında eritriol bulunmaması nedeniyle düşük görülmez. Serolojik (immünolojik) Testler: Hasta serumu ile yapılan Wright Agglütinasyonu (tüp aglütinasyonu ). Klinik olarak Bruselloz düşünülen. İnsanlara bulaşmada. Brusella bakterileri eritriolün bol miktarda bulunduğu hayvan plasentasında üreyebildiği için sığırlarda düşük yapar. Zaman içinde makrofajlarca tanımlanmaya ve bunlara karşı öldürücü mekanizmalar işlemeye başlar. Tedavisiz olgularda kronikleşme fazladır. Titre >1/160 ise aktivasyon vardır. Asemptomatik enfeksiyon 2. Subakut enfeksiyon (Ondülan tip) 4. (Tablo 2.12). 1.11).bölgesel lenfatiklere ilerler. İrin gibi kontamine materyal özel besiyerlerine (Brucella Agar gibi) ekilir. Daha sonra bakteriyemi ile dalak.32) Tekrarlayan bruselloz olgularında 2-merkaptoetanol ile tanımlanabilir. B. kemik iliği. Bruselloz için 1/160 pozitiflik anlamlıdır. periton ve plevral sıvılardan da ekimler yapılabilir. ancak Wright Aglütinasyonu (-) bulunmuş bireylerde test. Bakteri izolasyonu kan veya kemik iliği materyali ile Brain-Heart infüzyon agarda yapılır. RES'de hücre proliferasyonu gelişir ve karaciğer ile dalağı büyütür (hepatosplenolenfadenomegali).

Wright testini yalancı pozitif yapan durumlar
• Tularemi geçirenler • Kolera aşısı yapılanlar • Tüberkülozlular • Lenfomalılar • Y. enterocolitica enfeksiyonu geçirenler Tedavi ve Korunma Kombine antibiyotik kullanılmalıdır. Bu nedenle erişkinlerde tetrasiklin ve rifampisin kombinasyonu kullanılmaktadır; Rifampisin yerine streptomisin (1 g/gün, i.m., 21 gün) de kullanılabilir.

Komplikasyonları
Brusella tüm sistemleri tutabilir. Genellikle selim tabiatlıdır. Brusella endokarditi fatal seyirli olabilir. Daha çok aort kapağı tutulur. Tanısı gecikmiş, eski olgularda gelişir. Ölüm, progressif konjestif kalp yetersizliğindendir. Tıbbi tedaviye ek olarak kapak replasmanı yapılır.

92

Tablo 2.32 Wright testinin yorumlanması
Sonuç Negatif Negatif Pozitif Prozon 1/20 + + 1/40 + + 1/80 + + 1/160 + 1/320 (+/-) + + 1/640 1/1280

Tablo 2.33 Yiyeceklerin kontaminasyonu aracılığı ile bulaşan zoonozlar
Cins Bakteri Hastalık Brusella Etken Brucella melitensis B. abortus Campylobacter jejuni Listeria monocytogenes Salmonella suşları (S. typhi hariç) Mycobacterium bovis Lassa virüs Giardia lamblia Cryptosporidium Toxoplasma gondii Taenia saginata Taenia solium Sestod Sestod Grup Gram negatif basil Gram negatif basil Gram pozitif Gram negatif basil Aside dirençli bakteri Arenavirüs Hayvan Keçi, sığır Kontamine yiyecek Süt ürünleri

Campylobacter enfeksiyonu Listeryoz Salmonelloz

evcil hayvanlar Evcil hayvanlar, kemiriciler, kuşlar Evcil hayvanlar, kaplumbağa Sığır

Süt, su, et, kümes ürünleri Sebze, su, peynir Süt, yumurta, et, kabuklu ürünler Süt

Tüberküloz

Virüs Protozoo n

Lassa humması Giardiasis Cryptosporidiosi s Toxoplazmoz

Fare Vahşi hayvanlar Buzağı Kedi

Kontamine yiyecekler Suda kistler Ookistler Kedi dışkısındaki ookistler, iyi pişmemiş etlerdeki doku kistleri İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus) İyi pişmemiş etlerdeki larva (cysticercus), topraktaki yumurtalar İyi pişmemiş balıktaki larva Yumurta İyi pişmemiş balıktaki larva Larval kistler

Helmintle r

Tenialar

Sığır Domuz

Diphyllobothriu m latum Echinococcus Anisakiasis Trichinosis Anisakis Trichinella spiralis

Sestod Sestod Nematod Nematod

Balık Köpek, koyun, geyik, tilki Balık Domuz, evcil memeliler, vahşi memeliler, kemirgenler Köpek

Visseral larva migrans

Toxocara canis

Nematod

Topraktaki yumurtalar

Francisella
Hastalık Tularemi etkenidir. Önemli Bilgiler Çok küçük, intrasellüler üreyebilen Gr (-) kokobasillerdir. Hayvanlar arasında artropodlarla yayılır. İnsanlara infekte vahşi hayvanlardan yaralanmış deriden direkt kontakt ile, besinlerle, vektör kenelerle veya inhalasyon yolu ile bulaşır.

93

Çok az sayıda (10 tane dahi) bakterinin bir artropod ısırığı veya deriye temas ile bulaşması yeterlidir. İnhalasyonla 50 adet, oral yoldan ise yüz milyonlarca bakteri gerekir. Klinik Bulgular En sık ülseroglandüler şeklidir (Şekil 13). Diğerleri; tifo benzeri, oküloglandüler, glandüler, pnömoni, menenjit şekilleridir. Fistülleşme görülür.

Laboratuvar Tanı
Francis besiyerinde üretilebilir. Laboratuvar bulaşma dikkat edilmelidir. Sıklıkla kullanılan tanı yöntemi serumda antikor titrelerine bakmaktır. Tedavi ve Korunma Tedavide streptomisin seçilecek ilk ilaçtır. Diğerleri ise gentamisin ve tetrasiklindir. Ülserde tıbbi tedavi yetmeyebilir, cerrahi tedavi uygulanır.

Yersinia spp.
Hastalık Yersinia pestis veba etkenidir. Diğer suşlar olan Y. enterocolitica ve Y. pseudotuberculosis gastroenterit etkeni bakterilerdir, besin zehirlenmesi yaparlar. Kutupsal boyanan kokobasillerdir. Taze kültürlerde kapsüllüdür. Soğuk ortamda üremeleri daha kolay olduğu için Yersinia'ların diğer enterik bakterilerden ayırmak için ikili (22 ve 37°C) ekimler yapılır. Laktoz (-) dir.

Yersinia pestis
Bipolar boyanan, hareketsiz, buyyon ve jelöz gibi adi besiyerlerinde kolaylıkla üreyebilen bir bakteridir. Buyyonda zar yapar. Bakterinin 5 virülans faktörü vardır. 1) F-1 olarak adlandırılan zarf antijeni fagositoza karşı koyar 2) Endotoksin, 3) Ekzotoksin, 4) V antijen, 5) W antijen. Son üç proteinin etkileri bilinmemektedir.

Klinik
Pireler aracılığı ile kemiricilerden insanlara bulaşır (Tablo 2.34). Bubonik veba en sık görülen klinik formudur, pirenin ısırdığı yerde ağrı ve innerve ettiği lenf bezinde ağrılı sert şişlik vardır.

94

Bubonlar vebanın karakteristik bulgusudur. Septik şok ve pnömoni ağır enfeksiyonlarıdır. Pnömonik veba hastaların akciğer sekresyonlarının inhale edilmesi ile de bulaşabilir. DIC, kutanöz hemoraji endotoksin ile gelişir, fatal seyirlidir (kara ölüm). Laboratuvar Bubondan hazırlanan yayma ve kan veya abse kültürü en iyi tanı materyalidir. İşlem sırasında sıçrayan partiküller ile konjunktivadan bulaşma gelişebilir. Giemsa veya Wayson boyası ile Gram'dan daha iyi sonuç alınır. Ateşli dönemde çift ekimli hemokültür, balgam var ise direkt inceleme ve çift ekimler yapılmalıdır. Kanlı agarda saçlı koloniler yaparlar (şarbondaki gibi). Tedavi Tedavide seçim streptomisin ile tetrasiklinin kombinasyonu olmalıdır, ancak streptomisin tek olarak ta verilebilir. Bilinen antibiyotik direnci yoktur. Diğer seçenekler tetrasiklin ve kloramfenikol'dür. Bubonların insizyonu ve drenajı gereksizdir. Tedavisiz olgularda ölüm oranı yüksektir. Aşısı vardır. Tablo 2.34 Artropod vektörler aracılığı ile bulaşan etkenler
Tür Bakteri Hastalık Lyme hastalığı Veba (bubonik) Rekürren ateş Tularemi (İnhalasyon, yiyecekler ve direkt deriden de bulaşabilir) Kayalık dağlar benekli ateşi Çalılık ateşi Murin tifüs Rickettsial pox Ehrlichiosis Virüsler Sarı humma Ensefalitler Eastern Equine Westem Equine Venezuelan Equ. Rift Valley fever Kırım-Kongo Hemorajik ateş Colorado kene ateşi Protozoonl ar Babezyoz Layşmanyaz (Kalaazar, kutanöz layşmanyaz) Amerikan trypanosomiasis Vektör Sert kene Pire Sert kene Kene, pire Organizma Borrelia burgdorferi Yersinia pestis Borrelia recurrentis Francisella tularensis Rickettsia rickettsii Rickettsia tsutsugamushi Rickettsia typhi Rickettsia akari Ehrlichia canis Flavivirus Alphavirus Mikrobial grup Spiroket Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Rickettsia Rickettsia Rickettsia Rickettsia Ehrlichia Togavirus ailesi Togavirus ailesi Bunyavirus ailesi Bunyavirus ailesi Reovirus ailesi Rezervuar Hayvan Kemirgenler, geyik Tarla fareleri, kemirgenler Kemirgenler, vahşi memeliler Kemirgenler, vahşi memeliler, kuşlar Vahşi kemirgenler, köpekler Vahşi kemirgenler, fareler Fareler Fare Köpekler Primatlar Kuşlar, atlar

Kene Akar (mite) Pire Akar (mite) Kene Sivrisinek Sivrisinek

Sivrisinek Kene Kene Kene Felebotom

Bunyavirüs Bunyavirus Orbivirüs Babesia spp Leishmania suşları

Koyun, keçi, sığır Evcil hayvanlar, kemirgenler Kemirgenler Evcil ve vahşi hayvanlar Köpekler, tilki, kemirgenler ve memeliler Köpek, kedi, armodilla, vahşi memeliler Sürüngenler, Sığırlar, vahşi hayvanlar

Reduviid bug (kissing bug) Çe çe sineği (Tsetse)

Trypanosoma cruzi

Afrika uyku hastalığı

Trypanosoma suşları

95

Yersinia enterocolitica
25°C'de peritriş kirpikleri ile hareketli, 37°C'de ise hareketsizdir. Buzdolabı ekimleri ayırıcı tanı açısından önemlidir. Y enterocolitica 0:9 ile B. abortus arasında antijenik benzerlikler vardır. Tanıda karışıklıklara neden olabilir. Kış aylarında daha çok olmak üzere besin zehirlenmesi etkenidir. Bunlarda da V ve W antijenleri vardır. Hastalıklardan sorumlu olan başlıca serotipler Amerika'da 0:8, Avrupa'da 0:3 ve 0:9'dur.Bakterinin kendisine bağlı olarak meydana gelen hastalıklar gastroenterit ve enterokolit, sepsis, mezenter lenfadenit (Pseudoapendisit), terminal ileit'tir. HLA-B27 Ag ve bakteri Ag'lerinin benzerliği sonucunda oluşan otoantikorlar sıklıkla gastroenteritin başlangıcından birkaç hafta sonra (ortalama 1 ay) gelişir. Reaktif artrit en sık orta ve küçük eklemlerde görülür. Bunun dışında tenosinovit, eritema nodosum, konjunktivit, miyokardit perikardit, glomerülonefrit, temporal arterit, Henoch Schönlein purpurası, Reiter Sendromu 'da gelişebilir. Tanı spesifik besiyenine (CİN agar) +4, 22 ve 37°C'de ekimler ve aglütinasyon testleri ile konulur.

Pasteurella
Hastalık Kedi ve köpek ısırıklarından sonra gelişen yara infeksiyonları yapar (Tablo 2.35). Önemli Bilgiler Bipolar boyanan küçük kapsüllü gram negatif basillerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bakteri köpek, kedi gibi evcil hayvanların ağız florasında bulunur, hayvanlarda sepsise neden olabilir. Hayvanların insanları ısırması sonucunda yara enfeksiyonlarına, sellülit, lenfadenit ve abselere yol açabildiği gibi; menenjitlere, immün supresse hastalarda sistemik enfeksiyonlara ve KOAH'lılarda nadiren pnömoniye neden olabilir. Tablo 2.36 Bazı zoonozların bulaşma yolları
İnsan ısırığı Kedi-köpek ısırığı Kedi tırmığı Fare ısırığı Eikenella corrodens Pasteurella multoci dea, Capnocytophaga canimorsus (özellikle splenektomi sonrası) Afipia felis, Bartonella henselea Streptobacillus moniliformis, Spirillum minus

Tedavi ve Korunma Penisilin G tedavide ilk seçenektir. Antibiyotiklere direnci gösterilememiştir. Kedi veya köpek ısırıklarında korunma amacıyla ampisilin kullanılır. Tablo 2.35 Hayvan ısırığı ile bulaşan enfeksiyonlar
Tür Bakteri Hastalık Pasteurellosis Fare ısırığı hastalığı Etken Pasteurella multocida Spirillum minus Streptobacillus moniliformis "DF-2" Virüsler Rabies Herpes B ensefomyeliti Mantar Blastomycosis Capnocytophaga canimorsus Rabies virüs Herpesvirus simiae (Maymun pox virüs) Blastomyces dermatitis Grup Gram negatif basil Spiroket Gram negatif basil Gram negatif basil Rhabdovirus Herpesvirus Hayvan Köpek, kedi, kuş ve vahşi memeliler Fare, kedi Fare, kemirici, hindi Köpek Evcil memeliler, tilki, köpek, kedi, yarasa, sığır Maymun Köpek

96

M. bu durum aerosollerle bulaşmada önemlidir. Bunlardan.Jensen [Yumurta + Patates + Mineraller + inhibitör (Malaşit Yeşili)] Middlebrook 7H [14C kullanılarak yapılan hızlı tanı yöntemleridir] kullanılan besiyerleridir. M. Duvar yapısının özelliğinden dolayı Gram ile kötü boyanırlar. Bu proteinler PPD (purified protein derivative) deri testindeki antijenlerdir. M. Bulaşma ve Epidemiyoloji M. Tüberküloz basili dışı mycobacteriler (M. Gelişmekte olan ülkelerde M.MİKROBAKTERİLER Mycobacteria Aside rezistan. Ayrıca organizmada birçok protein daha bulunur. zorunlu aerop bakterilerdir. bovis (sığır patojeni. tuberculosis kültürde üretilebilirken. Genellikle önce akciğer enfeksiyonu şeklinde başlar. Bunlar Waxlar ile kombine edildiğinde gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonlarına sebep olurlar. Kültürde görülebilir kolonilerinin oluşması için 6-8 hafta süre gerekir. leprae. Fosfatidler kazeifikasyon nekrozu oluşumunda rol oynarlar. Bu nedenle yüksek oksijen bulunan dokulara (akciğer. leprae üretilemez. inhibitör boyalar diğer bakterilerin üremelerini engeller. tuberculosis'in ekzotoksini ve endotoksini yoktur. 97 . yapı olarak Gram pozitiftirler. Kord faktör ise organizmanın virülansı ile ilişkilidir. gliserole duyarlı. pastörizasyon işlemi hatalı yapılırsa insanlarda gastrointestinal tüberküloza neden olur. . uzun zincirli yağ asitleri olan mikolik asit organizmanın ARB boyanmasını sağlar. Bakteri. lezyonlar organizmanın varlığına ve konağın yanıtına bağlıdır. böylece kurumuş balgamlarda uzun süre canlı kalabilir.14). gliserole dirençli) M. M. Vücutta başlıca RES hücreleri içinde (özellikle makrofajlar) bulunurlar. Wax D'nin antijenlere karşı immün yanıtı arttırdığı gösterilmiştir. M. Virülan suşlarda kord faktör benzeri "serpentin" bulunur. Klinik materyalleri konsantre etmek için NaOH kullanılır. hayvan enfeksiyonları görülmez. Hiçbir mikobakteri toksin üretmez. tuberculosis insanlara damlacık enfeksiyonu ile bulaşır (Şekil 2. Basil kuruluğa dirençlidir. Önemli Bilgiler M. süt enfeksiyonu) . tuberculosis (insan patojeni. bovis enfeksiyonları da önemlidir. Löwenstein . İnsanlar doğal kaynaklarıdır. tuberculosis zorunlu aeroptur. tuberculosis asit ve alkalilere dirençlidir. M. Hücre duvarındaki lipidler yüzünden (duvarın %60'ı) aside rezistan boyanır (ARB). inek sütlerinde bulunur. Hücre duvarında birçok kompleks lipid içerir. tuberculosis'in ortalama yarılanma ömrü 18 saattir. böbrek gibi) yerleşmeyi sever. avium intracellulare gibi) Mycobacterium tuberculosis Hastalık Tüberküloz etkenidir. Patogenez M.

Basil saçan insanların öksürerek çevreye saçtıkları iri tükrük damlacıkları. Organizma basil ile daha önceden karşılaşmamışsa. bu etkinlik basillerin öldürülmesi için yeterli değildir. bazen de mediastinal lenf bezlerinden hematojen yayılımla akciğer apeksine (Simon odağı). havada uzun süre asılı damlacık halinde bulunabilen ve herbiri 1-3 basil içeren küçük. solunum yollarındaki silier aktiviteye takılırken veya havada uzun süre kalamazken. immünite gelişmemiştir. süt çocuğu ve küçük çocuklarda çoğunlukla primer enfeksiyon şeklindedir ve milier formun görülmesi de nadir değildir. Basiller fagolizozom gelişimini önleyerek bunların zararlı etkilerinden korunurlar. lokalize. bakteriyel pnömonide olduğu gibi bir enflamasyon oluşur. çevreye saçılan. ortalama 2-6 hafta sonra gelişmeye başlayan hücresel inımünite sonucunda PPD pozitifleşir.Koch fenomeni: Organizma bir antijenle uygun dozlarda karşılaştıktan sonra bellek T lenfositleri aracılığı ile bir duyarlılık gelişir. bölgeye toplanan nötrofiller ve sitokinlerce aktive edilememiş alveoler makrofajlarca fagosite edilirlerse de. Zamanla üredikleri makrofajları parçalayarak serbestleşirler ve bunu fagositoz-intrasellüler üremelizis döngüleri izler. Antijenle daha sonraki karşılaşmalarda ise karşılaştığı bölgede. aerosoller alveollere kadar ulaşabilmektedir (Şekil 2. Böylece intrasellüler olarak üremeye başlarlar ve enfeksiyon başlar. Basillerin makrofajlarca mediastinal hiler lenf bezlerine taşınması sonucunda. Tbc. kemik iliği ve MSS (Rich odağı) gibi organ ve dokulara da yayılabilirler. Infekte olmuş makrofajlar. Bölgedeki makrofajlanın birbirine füzyonu sonucunda basillerin çevresinde multinükleer dev hücreler (Langhans) oluşur. dalak. Dolayısıyla. karaciğer. basillerin ve konağın bazı özelliklerine ve karşılıklı etkileşimlerine göre farklılıklar gösterebilmektedir: ilk karşılaşmada alveollere yerleşen basile karşı ilk olarak nötrofil yanıtı gelişir. Akciğerde akut. Lenfatik yayılım sonucunda akciğer hiier lenf bezlerinin de olaya katılması ile Ghon odağı gelişir. şiddetli bir enflamasyon ile sınırlandırılarak yayılması engellenir (Tip IV Aşırı Duyarlılık benzeri). kemik. bakımevleri) • Diğer medikal risk faktörleri olan kişiler >15 mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Risk faktörü olmayan kişiler 98 . Primer enfeksiyonun seyri. içlerindeki basilleri bölgesel (hilermediastinal) lenf bezlerine lenfatik yolla ulaştırabildikleri gibi (Ghon odağı).15).37 PPD testi >5mm indurasyonların (+) kabul edildiği kişiler • infekte kişilerle kontakt kurmuş bireyler • Anormal göğüs grafisine sahip kişiler • HIV infekte ve diğer immunsüpresif kişiler >10mm indurasyon (+) kabul edildiği kişiler • Yüksek prevalansa sahip bölgelerden göç etmiş yabancılar • Sağlık personeli • Toplu yaşanılan yerlerde kalanlar (Yurtlar. Tablo 2. basiller. buralarda odaklaşırlar (milier tbc).

Bu yapıya tüberkül adı verilmektedir.alfa. 99 .CD4+T lenfositler. monosit ve lenfositlerden ibaret kalın bir yapı oluşturulur. basil bu şekilde sınırlandırılır. Buna granülom adı verilmektedir. Basil miktarının fazla olduğu daha nadir olgularda ise akciğerde >5 mm nekroz odakları oluşur. reaktif oksijen metabolitleri ve basilin kord faktörü gibi toksik ürünler. Böylece basil öldürülemez. İlk eksüdatif lezyon 3 mm'den küçük bir odak halinde fibroze olmuşsa. bölgedeki doku yıkımını arttırır. Ardından. Basil sayısının çok fazla olduğu durumlarda ise sınırlandırılamaz ve makrofajlarda bulunan TNF-. Sonuçta lezyonun santral bölgesinde kazeifikasyon nekrozu gelişir. makrofajlar basilleri öldürebilir. fibroblastlar. epiteloid hücreler. Hiler lenf bezlerinde de sınırlı bir kazeifikasyon nekrozu ve kalsifikasyon oluştuktan sonra rezolüsyon gelişerek birey tamamen iyileşebilir. Bu arada makrofajlarca salınan prokoagülan faktörler koagülasyon faktörlerini aktifleştirir ve böylece kan damarlarında trombüsler gelişir. Bu büyük lezyonların sınırlandırılması sırasında çevredeki kalın fibrin dokusu lezyon içine yeterli sayıda makrofajların girişini engeller. granülomun çevresine fibröz doku oturur. salgıladıkları sitokinler aracılığı ile dolaşımdaki makrofajları aktifleştirirler. Basilleri çevreleyen multinükleer dev hücrelerin de çevresinde. Eğer basil sayısı az ise aktifleşmiş makrofajlar minimal doku hasarı ile basili sınırlayacaktır.

Bronşa açılım sonucunda akciğer içi yayılımla tbc bronkopnömoni veya lenfohematojen yolla milier tbc gelişebilir. Tbc çocuklarda saptanan plevral efüzyonların en önemli nedenlerindendir. 100 . Kural olarak. genç bir kişide serozaların inıflamasyonunda tbc ve kollajen doku hastalıkları başta düşünülmelidir. Bu patolojik yapı da fibrozis veya kalsifikasyon ile iyileşir. Orta bölgedeki kazeumun bronşa açılması ile ortası kaviteli. Primer kompleks plevraya yakınsa plevral efüzyon gelişebilir.Basil ile ilk kez karşılaşmış kişilerin primer enfeksiyonlarında gelişmiş olan tüberkül de sınırlayıcı olamayabilir. Primer enfeksiyonun yayılırını sırasında basil beyine de ulaşabilir ve özellikle de pO2si yüksek olan bazal bölgeye. çevresi bağ dokusundan ibaret kavern gelişir.

Renal tbc'de hematüri önemli bir bulgudur. boğmaca gibi) veya ilaçlar nedeniyle meydana gelen supresyon sonucunda gelişmektedir. eklem ve kemik tbc. Açılım pulmoner venaya olmuşsa milier tbc gelişebilir. tbc menenjit tablosuna yol açabilir. böbrek. influenza. granulom tüberkül ve kavern gelişimi ile sonuçlanır. Fistülize olarak cilde açılabilirler. Primer enfeksiyon %90 şifa bulur. değişik bölgelerde tbc lenfadenit. plasenta veya amniyotik sıvı yoluyla fetusa da geçebilmekte ve konjenital enfeksiyonlara yol açabilmektedir.subkortikal beyin dokusuna yerleşir. Basil. ikinci karşılaşma bölgesinde (çoğunlukla akciğerde) veya reaktivasyonun geliştiği bölgede (beyin. dalak. Hiler lenf bezinden komşuluk yolu ile akciğer ve plevra tbc. Sekonder ekzojen enfeksiyon (reenfeksiyon) genellikde akciğerde apeks bölgesindedir. Diabetlilerde ise atipik lokalizasyonlarla karşılaşılabilir. Gelişen immüniteyle burada sınırlandırılabilir veya daha çok çocuklarda görüldüğü gibi. 101 . malnutrisyon. Reaktivasyonda etkili faktörler. granulomatöz hepatit. Tbc lenfadenit daha çok çocuklarda görülür. kontrol altına alınamamış diabet ve gebeliktir. Dışarıdan basilin alınması büyük çoğunlukla solunum yolundan gerçekleşir. kemik. Ancak konak akciğerinde ve daha çok hiler lenf bezinde sınırlandırılmış konumda sessiz ancak canlı basil taşıyabilir. Sekonder enfeksiyon: Tbc basilleriyle 2. alkolizm. habasetler ve HİV enfeksiyonu gibi enfeksiyon hastalıkları. özellikle submandibuler servikal ve akciğer hiler lenf bezleri tutulur. immüno-süpres-sif tedavi. deri tbc gibi organ/doku tbc veya venalara açılım ile milier tbc gelişebilir. Organizmada ilk karşılaşma ile edinilmiş olan geç tip ADR nedeniyle. Tüberkül bronşa boşalırsa bronkojen yayılım oluşur. kez karşılaşma ile ekzojen olarak meydana gelmişse reenfeksiyon. ürogenital tbc. Bu kez hiler lenf bezleri olaya katılmaz Sekonder enfeksiyondaki doku yanıtı prodüktif niteliktedir. menenjit. dalak gibi primer enfeksiyonun dağıldığı bölgelerde) enflamasyon oluşur. primer enfeksiyon sırasında hematojen yayılımla çeşitli organlara yerleşmiş ve gelişen anti-tbc immünite ile ilk basillerin tekrar aktifleşmesi ile reaktivasyon denir. Sekonder endojen enfeksiyon (reaktivasyon) immün sistemde viral hastalıklar (rubeola.

Scrofula'da ağrısız genellikle tek taraflı servikal lenfadenit görülür. M leprae'ya karşı bağışıklığı güçlendirir. Ateş. immunsupresyondaki PPD pozitifleşmiş hastalara INH ile 6-9 aylık kemoprofilaksi uygulanır. tedavide kullanılan ana ilaçtır. tuberculosis niasin üretir. Dissemine tbc'nin en önemli klinik formları tbc menenjit ve vertebral osteomyelit (Pott hastalığı) dır. BCG aşısı. NaOH ile konsantre edilen materyal Löwenstein Jensen agara ekilir. bakteri. INH ve rifampin 6 ay. Hem M. Laboratuvar Tanı Klinik materyallerin ARB ile boyanması ilk yapılan laboratuvar testtir. scrofulaceum scrofula etkenidir. gece terlemesi ve kilo kaybı en çok görülen bulgulardır. Pulmoner tbc'de öksürük ve hemoptizi olur. duyarlılara göre daha kolay sınırlandırılmaktadır. Ayrıca. Klinik Bulgular Basil ile birçok organ tutulabilir.18).Guerin) aşısı ile sağlanır. virüs ve lösemi/karsinom gibi tümör hücrelerine karşı immunstimülasyon sağlamaktadır. M. rifampin ve pirazinamid üçlü tedavisi uygulanır. İzoniazid bakterisidaldir. INH'ın hepatotoksik olduğu unutulmamalıdır. Auramin boyaması ile floresan görünümlü bakteriler daha kolay tanınabilir. diğer tbc basillerinden ayrımında kullanılır. tuberculosis hem de M. bazen de 10 hafta sonra PPD testi pozitifleşir ve aşı yerinde hızla iyileşen küçük bir doku reaksiyonu gelişir. Korunma PPD deri testi pozitifleşen asemptomatik enfeksiyonlularda. Milier tbc yaygın lezyonlar ile karakterizedir. halsizlik. Bu aşının yapıldığı kişide. Tedavi Multipl ilaç tedavisi 6-9 ay süresince uygulanır. Atipik Mycobacteria Doğal ortamda çok yaygın bulunan bu bakteriler immün sistemi normal olanlarda enfeksiyon etkeni olmazlar. Aşı uygulandıktan sonraki karşılaşmalarda. Pulmoner tbc'de INH. İmin ün yetersizliği ve ilaç direnci olanlarda etambutol eklenir ve bu dörtlü tedavi 9-12 ay devam eder.İmmünite ve Hipersensitivite İmmünite BCG (Bacille de Calmette-. basil. En hızlı test için DNA amplifikasyon yöntemleri kullanılabilir (PCR gibi). 4-6. İzoniazid gibi ilaçlara direnç nedeniyle duyarlılık testleri uygulanabilir. BACTEC besiyerinde radyoaktif metabolitler vardır ve üreme 2 hafta içinde gösterilebilir. Hastanın balgamı 2-3 hafta içinde noninfeksiyöz olmasına rağmen tedavinin normal süresince devam ettirilmesi gerekir. 102 . pirazinamid 2 ay kullanılır. semptomatik tbc enfeksiyonlu ailelerin çocuklarına. Değerlendirme 8 haftalık bir süreçte yapılmalıdır (Şekil 2. Büyüme ve pigment oluşturma yeteneklerine göre dört grupta incelenirler.

Önemli Bilgiler EZN ile koyu kırmızı boyanan globi denilen kümeler tarzında görülen basillerdir. Cüzzam (lepra) etkenidir. Deri sıyrıkları. Basile karşı koruyucu mekanizma hücresel immünitedir. Lepromatöz lepra: Bakteriyemi vardır. avium-intracellulare complex). leprae 1873'den beri sentetik besiyerlerinde üretilememiştir. genellikle dokunun serin bölgelerini tutarlar.19). Sınırları belirgin. marinum). Hastalığın rezervuarı tedavi edilmemiş insanlardır. immünolojik ve histokimyasal bulgular göz önüne alınarak bir uçta tüberküloid lepra diğer uçta da hastalığın en ciddi formu olan lepromatöz lepra yer alır (Tablo 2. M. ileri dönemlerde sinir lezyonlarında simetrik genişlemeler ve bu sinirlerin innerve ettikleri alanlarda yavaş ilerleyen duyu ve motor bozukluklar gelişir (Şekil 2. Profilaksi uygulanmazsa basille karşılaşan çocukların ortalama %10 kadarı hastalığa yakalanmaktadır. Mikobakteriler içinde DOPA aktivitesi gösteren tek türdür. Bulaşın ancak küçük yaşlarda az miktarda basille uzun süre temastan sonra gerçekleştiği düşünülmektedir. Lepram yüzde görünü bozukluğuna (aslan yüzü). hipopigmente. İnsan leprasından nazal kazıntı ile elde edilen materyal armodillalarda yaygın lepromatöz lepra geliştirmektedir. 103 .38). eritematöz veya bakır renginde olabilir. deri lezyonlarına leprom denir. scroufulaceum) • Grup III (nonkromojen) organizmalar pigment oluşturmazlar (çok az oluşturabilirler) (M. burunda septum ülseri ve çökmelere neden olur. • Grup II (Scotokromojen) organizmalar başlıca karanlıkta pigment oluştururlar (M. yaralanma ayrıca yiyeceklerle veya inhalasyonla bulaştığı kabul edilmektedir. Patogenez Duyarlı kişilerde vücuda giren basil kan dolaşımı ile deri ve sinirlere yayılır. Bulaşma yolu tam olarak bilinmemektedir.• Grup I (Fotokromojen) organizmalar ışık altında sarı portakal renkli pigment kolonileri oluştururlar (M. • Grup IV (hızlı üreyenler) organizmalar. Hücresel immünitedeki bozukluk derecesine göre hastalığın klinik gidişi etkilenir. Tüberküloid lepra: Leprid denilen makül veya plak şeklinde lezyonlar görülmektedir. kepekli bir görünümü vardır ve duyu kaybı gelişir. kansasii. Nörolojik bulgular deri lezyonlarından önce gelişir. Bakteriyolojik. fortuitum-chelonei complex) Mycobacterium leprae Hastalık Hansen tarafından tanımlanan M. Globi içeren hücrelere lepra hücresi denilmektedir. Klinik Bulgular Lepranın başlangıcı sinsidir. Basil taşıyan makrofajlara Virchow hücreleri (lepra köpük hücreleri) denir. Hastalığın anerji safhasıdır. dövme. diğerlerinin aksine 7 gün içinde ürerler (M.

Pozitif testler kişinin dirençli olduğunu gösterir. Nocardia Aeroptur. Bulaşma için travma önemli bir faktördür. Hasta örneğinde ve kültürlerde farklı morfolojik özelliklere sahiptir. Çoğu aerop olup toprakta yaşarlar. Lepromatöz lepralıların eşleri ve çocukları dapson ile kemoproflaksiye alınır. yaralanma abdominal tip için. insan enfeksiyonlarında en sık rastlanan suşu A. abdominal ve pelvik tipte olmak üzere dört klinik şekli vardır. Çocuklarda nadir olmakla beraber hemen her zaman insan ağız ve barsak florasında üretilebilir. torasik. günde 100 mg dapson ve 50 mg klofazimin tedavisi iki yıl süresince. Tedavi yüksek dozda ve uzun süre uygulanmalıdır. İnsanda normal florada bulunmazlar. günde 100 mg dapson 6 ay süreyle verilir. Kültürlerde ise gram pozitif basiller şeklindedir R tipi koloniler yaparak ürerler. anaerop olanlar ise normal mukoza florasında yer alırlar. doku harabiyeti kalıcı olabilir. Nokardiyalar Gram pozitiftir ve çoğu aside dirençlidir. Püyleri sarı sülfür granülleri içerir ve bakteri filamentöz yapıdadır. 104 . Tablo 2.Laboratuvar Tanı Lezyonlardan hazırlanan preparatlarda basilin gösterilmesi tanıyı kesinleştirir. ARB ile daha iyi boyanırlar. basil sayısı az olanlarda ise ayda 600 mg rifampin. Toprak ve sularda yaygın olarak bulunurlar. aspirasyon akciğer enfeksiyonları için. Akut döneminde sellülit olur. Oral-servikofasiyal. Besiyerlerinde kavuniçi koloniler yaparlar. Actinomyces kelime anlamı "ışınsal mantar"dır. Sıklıkla kontamine tozların inhale edilmesiyle akciğer yerleşimli veya daha az olarak deri altına travmatik girişle aktinomikotik miçetoma şeklinde seyreder. Diş abseleri servikofasiyal tip için. Olguların %90'ından N. kızarık olmayan granülomatöz tabiatlı (ortası abseli) doku lezyonları gelişir. Hücresel immünitenin ölçülmesi için Lepromin veya Mitsuda deri testleri yapılır. aktinomikozda ilk seçilecek ilaçtır. ancak daha sonraki dönemlerde ağrısız. Tedavi ve Korunma Basil sayısı çok olanlarda ayda bir 600 mg rifampin ve 300 mg klofazimin. Cerrahi eksizyon ve drenaj faydalı olabilir. Sinir biyopsisi alınması tavsiye edilmektedir. Tedavi Penisilin. sindirim kanalı cerrahisi. rahim içi araç (kontrolsüz uzun süreli) kullanımı da pelvik tip için başlangıç travmalarıdır. asteroides sorumludur. Bakteri sentetik besiyerleri ve canlı hücre kültürlerinde üretilemez. Actinomyces Zorunlu anaeroptur. Basit besiyerlerinde üreyebilirler. Genetik çalışmalar sonucunda bakteri olarak kabul edilmişlerdir. israelii'dir.38 Tüberküloid lepra ile lepromatöz lepra arasındaki farklar Özellik Hücresel immünite Lezyonlarda basil Humoral immünite Hafif klinik tablo Lepromlar ile karakterize ağır klinik tablo Sürekli bakteriyemi Aslan yüz görünümü Lepromin deri testi Ciltte lenfosit infiltrasyonu Tüberküloid lepra İyi Az Kötü (+) (-) (-) (-) (+) CD4 T Helper Lepromatöz lepra Kötü Çok İyi (-) (+) (+) (+) (-) CD8 T supressor Actinomycetes Actinomyces türleri Mantar benzeri bakterilerdir.

Atipik pnömoni etkenidir. Pulmoner enfeksiyonun aksine immünitesi normal olanlarda da görülebilir. L. pneumoniae en önemli patojenidir. Relaps görülebilir. çok sayıda ve birbiriyle ilişkili. Steroid kullanımı yayılımı körükleyen en önemli etkendir.39). Özellikle hücresel immün sistem yetersizliği olgularında enfeksiyon gelişmesi ve yayılması önemlidir.39 Tanısında Aside rezistan boyama (ARB) kullanılan mikrobiyolojik etkenler • Mycobacterium spp • Nocardia asteroides • Bacillus anthracis'in sporu • Legionella micdadei • Cryptosporidium parvum Tedavi Tüm klinik şekillerde sülfonamidler en etkili ilaçlardır. bitişik apse paketleri halindedir. Genelde süpürasyonu bol. Doğada serbest yaşayabilen ve laboratuvarda sentetik besiyerlerinde üretilebilen en küçük mikroorganizmadır. sauna gibi buharlaşmanın çok olduğu yerlerden bulaşır. Tablo 2. en sık görülen etkeni N. klimalar veya banyo. Kavitasyon veya endobronşiyal lezyon olabilir. Pulmoner nokardiyoz veya miçetoma etkenidir. M. havalandırma sistemleri. Tanı ARB boyanırlar (Tablo 2. ağır seyirli 105 . braziliensis'dir. Mikoplazmalar Mikoplazmalar atipik şekilli küçük duvarsız mikroorganizmalardır (Şekil 2. Pulmoner nokardiyoz röntgente tek veya çoğul apse. Tüberküloz benzeri tablo oluşturur ancak.20). Primer kutanöz enfeksiyon daha çok tropikal iklimlerde görülür. Atipik pnömoni etkenleri • Mycoplasma pneumoniae • Legionella pneumophila • Chlamydia pneumoniae • Chlamydia psittaci • Coxiella burnetti Mycoplasma pneumoniae primer atipik pnömoni etkenidir. Nokardiyozda tipik lezyon apsedir. nodül veya kitleler halinde görülebilir. Zayıf ve düzensiz boyanmaları nedeniyle boncuklu filamanlar şeklindedir. granülom yoktur. üçte bir olguda ampiyem görülür.Sıvı besiyerlerinde mikobakteriler gibi yüzeyel zar oluştururlar. Besiyerlerinde ortalama 4 haftada ürerler. kalsifikasyon nadirdir. pneumophila lejyoner hastalığı etkenidir.

pneumoniae enflamasyon mekanizması halen anlaşılamamıştır. Tipik olarak tek taraf akciğer orta-alt lobların ortası kondanse. Mycoplasma'lara karşı gelişen antikorların eritrositlerin yüzeyindeki "i" antijenleri ile reaksiyona girmesi ve bunları soğuk ortamda agglütine etmeleridir. M. osmotik şoka dirençli olmaları ve hiçbir zaman hücre duvarı oluşturmamaları ile ayrılırlar. 106 . hastalığın ikinci epizodları görülebilir. Dünyada yaygındır ve kış aylarında insidensi artar. Klinik Bulgular Primer atipik pnömoniye neden olur. Sadece bir serotipi vardır ve antijenik olarak diğerlerinden farklıdır. C.21). çevreye doğru açılan pnömonik inflltrasyonlar ve beklenenden daha az railerin alındığı. Patogenez ve Epidemiyoloji Sadece insanlar için patojendir. Bunun nedeni. Mycoplasma pneumoniae (Eaton ajanı) Hastalık Atipik pnömoni etkenidir. Bakteri filtrelerinden geçebilirler (Tablo 2. psittaci ile C. Daha çok 5-30 yaş hastalığı olup. Yakın temas içindeki insanlarda pnömoni salgınları yapar. Katı besiyerindeki kolonileri sahanda pişmiş yumurta şeklindedir (Şekil 2. Bakterilerin L formundan. Solunum mukozasına invazyon göstermez ancak siliyer aktiviteyi inhibe eder ve epitelde nekroz oluşur. üremesi için ortamda sterol olmalıdır. beyin. damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. Kültür ortalama bir haftada sonuçlandığından erken tanıda faydalı değildir. solunum sekresyonlarıyla ile bulaşır. sitoplazmik membranlarında da sterol bulunur. % 50-70 olguda belirlenen >1/32 titrede soğuk agglütinasyon pozitifliğidir. akciğer ve karaciğer hücrelerine karşı otoantikorlar meydana gelir (soğuk aglutininler).pnömoni yapar. Önemli Bilgiler Mycoplasma'ların.40). zorunlu aeropturlar. aile içi enfeksiyonlara yol açar. İmmünite kalıcı değildir. Laboratuvar Tanı Spesifik laboratuvar bulgusu. C. pnömoni dışında sistemik bulgular da görülür. pneumoniae (TWAR ajanı) sıkışık yaşam şartlarında epidemiler yapar. daha hafif bir lökositoz ile seyreden (atipik) bir tablodur. burnetti ise zoonozdur. Enfeksiyon sırasında eritrosit. Oksidaz enzimleri sitoplazmadadır.

pallidum doku kültürleri ile besiyerlerinde üretilememiştir. İnsanlarda hastalık yapan 3 bakteri vardır. Borrelia'lar daha kalındır. Reiter suşları) in vitro anaerobik kültürlerde üretilebilir. hominis ve ureaplasmalar PID etkenidir. T. Penisiline duyarlıdır. miyelit. Borrelia ve Leptospira. Soğuk uygulama yapılmamalıdır. T-mycoplasma) ise farklı olarak daha küçük koloniler yapar. üretritlerde ise bunlar veya kinolonlar kullanılır. koagülopati. artrit (Reiter Sendromu) gibi immun kompleks hastalıkları yaparlar. Giemsa ve diğer boyalar ile boyanabilir.41) ve anneden çocuğa olur. Treponema pallidum 6-14 kıvrımlı patojen türleri ile enfeksiyonlara neden olan spiril bakteridir. Treponema ve leptospiralar çok incedir. Akıntı ile karakterize genital enfeksiyonlar yaparlar. Betalaktam antibiyotikler etkisizdir. çoğunlukla cinsel ilişki (Tablo 2. Direkt incelemede uzun ekseni etrafında burgu şeklinde dönmesi.Tedavi ve Korunma Tedavide tetrasiklin ve/veya eritromisin kullanılır. menenjit. Antimikoplazma antikorlar burada oturarak. Spiroketler İnce duvarlı. içerdikleri üreaz enzimi ile üreyi parçalayarak enerji kaynağı olarak kullanırlar. kıvrık. aksiyal filament ve dış membran olmak üzere üç ana yapıdan oluşmuştur. Hücrelerinin yüzeyindeki glikolipid antijenler insanlardaki bazı glikolipid yapılı maddeler içeren (beyin dokusu gibi) dokularla benzerlik gösterir. Protoplazmik silindir. DİC. Arsenik. boyunun birkaç misli yer değiştirmesi ve bir uçtan diğer uca dalgalanma hareketi göstermesi karakteristik özelliğidir. 107 . civa ve bizmut ile kolaylıkla inaktive edilebilir. Diğer Mikoplazmalar M. Kuruluk ve 42°C üzerindeki ısıya dayanıklı değildir. Antijenik yapıları özellik arz eder. %1-4 Oksijenli ortamda daha iyi ürer. ancak yarılanma ömrü (30 saat gibi) uzun olduğu için inaktive olması uzun sürer. Nongonokoksik üretrit olgularının %20'si ureoplasmalar ile gelişir. pallidum mikroaerobik bakteridir. Bakteri buzdolabında ortalama 24 saat içinde infektivitesini kaybeder. Kadın/erkek oranı 1:1'dir. ancak karanlık alan mikroskopları aracılığı ile görülebilir.40 Bakteri filtrelerinden geçebilen klinik önemi olan bakteriler • Mycoplasma pneumoniae • L formu bakteriler • Coxiella burnetti • Campylobacter jejuni • Acinetobacter baumanii Ureaplasma'lar (Minik Mikoplazmalar. hareketli basillerdir. Proteus'lar gibi üriner sistem enfeksiyonlarına yol açarlar. üremeleri için sterol gerekmez. Bulaşma insandan insana. T. Nonpatojenik Treponema türleri (örn. Treponema. Aksiyal filamentleri (endoflagella) aracılığı ile hareketlidir. Tablo 2. Kan bankasında 0-4°C'de 3-5 günde torba kanın içinde bakterinin infektif olamayacağı kabul edilir. kardit. Penisiline direnç gösterilememiştir. Treponema pallidum Hastalık Frenklerden yayılması nedeniyle ülkemizde Frengi olarak bilinir.

Avuç içi ve ayak tabanları da dahil olmak üzere vücudun her yerinde makulopapüler döküntüler görülür. Bunlara sifilitik menenjit. kondüloma lata.Tablo 2. hastalığın dönemlerine göre ise erken sifiliz. aksillalar ve ağızda Condylomalar ortaya çıkar. demans Mukokutanöz lezyonlar. lenfadenopati. perianal veya oral olabilir. Kalanlar ise tersiyer döneme girerler. lenfadenopati. aort kapak yetersizliği gibi) olur. lenf ve kan yoluyla vücuda yayılır. hepatit. ciltte multipl lezyonlar. nefrit (immün kompleks tipi) ve periostit eşlik eder. Sekonder sifiliz de kendiliğinden iyileşir. nörosifiliz Anemi. optik atrofi. alopesi. kemikler ve karaciğerde granulomlar (gomlar). aort yetersizliği Parezi. keratit 108 . A. Primer lezyon 2-10 hafta içinde kendiliğinden iyileşir ancak bundan sonra ikinci dönem sifiliz bulguları başlar. Bu dönemde deri. Bulaşma cinsel temas ile genital mukozalar veya yaralanmış deriden olur. merkezi sinir sisteminde dejeneratif değişiklikler veya kardiovasküler lezyonlar (aortit. lenfadenopati Ateş.42 Sifilizte evreler ve klinik bulgular Evre Erken dönem Primer Sekonder Latent Geç dönem Erken Geç Bening Kardiyovasküler Nörosifiliz Konjenital sifiliz Erken Geç Zaman 3 hafta 2 hafta-6 ay 1 yıldan az 1 yıldan çok Aylar. Anogenital bölge. Klinik Sifilizin oluştuğu döneme göre konjenital sifiliz ve edinsel sifiliz.41 Cinsel yolla bulaşan hastalıklar Hastalık Klamidya enfeksiyonu Gonore Genital herpes Siğil. Erişkin tip sifiliz: Sadece insan enfeksiyonları görülür. Olguların %10-20'sinde primer lezyon rektal. kemik tutulumu. Spiroketler giriş alanında çoğalır ve bir müddet sonra lenf bezlerine ve kan dolaşımına geçer. latent sifiliz ve geç sifiliz şeklinde sınıflandırılır. pallidum sağlam mukoza ve travmatize deriden kolayca girer. Enfeksiyondan 2-10 hafta sonra giriş bölgesinde bir papül gelişir. tabes dorsalis. %30'luk bir hasta topluluğu serolojik olarak pozitif ancak klinik bulguların görülmediği latent dönem sifilize geçer. Hem primer hem de sekonder sifiliz spiroketlerden zengindir ve çok infeksiyozdur. anogenital kanser Trikhomoniyaz AIDS Şankroid Sifiliz Lenfogranuloma venereum Candidiasis Bakteriyel vaginosis Etken Chlamydia trachomatis (L haricindeki tüm serotipler) Neisseria gonorrhoeae Herpes simplex virüs tip II Human papillomavirus Trichomonas vaginalis HIV Haemophilus ducreyi Treponema pallidum Chlamydia trachomatis (L serotipleri) Candida albicans Gardnerella vaginalis T. aort anvrizması. Tablo 2. yıllar 10-30 yıl 2-20 yıl 0-2 yıl 2 yıldan sonra Semptomlar Şankr. hepatosplenomegali. inkübasyon süresi 3-90 gündür. ostekondrit. korioretinit. bu sert kenarlı temiz ağrısız bir ülser izler (sert şankr). menenjit Asemptomatik Asemptomatik Gomlar Aort anevrizması. Hutchinson dişleri.Tedavi edilmeyen olguların %30'u kendiliğinden iyileşir.

Buradan alınan materyallerde hareketli spiroketlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. pallidum'un gösterilmesi ve Fetal IgM pozitifliği ile tanı konulur. narkotik ilaç kullananlar. kemer burun. Oral spiroketler tanıda karışıklığa sebep olabilir. B.Tüm tersiyer lezyonlarda treponemalar nadirdir ve lezyonların çoğu hipersensitivite reaksiyonlarına bağlıdır. Sifilizli gebelerin uygun tedavisi ile konjenital sifiliz önlenebilir. TPI: Canlı treponemalar kullanıldığı için ancak araştırma laboratuarlarında uygulanabilen bir testtir. Bu testler kardiyolipinlesitin-kolesterol antijenine yönelik antikorları ortaya çıkarır. Hutchinson's dişleri. Kongenital sifiliz: Sifilizli gebe kadın T. Konjenital sifilizli bebeklerde interstisial keratit. ci haftalarında bulaştırabilir. Tedavi İlk seçenek penisilindir. bakteriye spesifik testlerdir. Laboratuar hataları dışında. pallidum'u fetus'a gestasyonun 10-15. Tedavi sonucunda uzun süreler. Tedavi takibinde kullanılır. Nontreponemal testler: Enfeksiyondan 4-8 hafta sonra pozitifleşir. endemicum ise bejel hastalığı etkenidir 109 . Altın standarttır. T. bazen yaşam boyu pozitif kalabilir. otoimmün hastalıklarda.43). Penisilin alerjisi varsa doksisiklin veya tetrasiklin tercih edilir. TPHA: Ucuz ve spesifik bir testtir. Doğrulama testi olarak kullanılır. Tarama amaçlı kullanılan testlerdir. Tanı testi olarak kullanılır. Bunlar nonspesifik IgM ve IgG tipinde antikorlardır. sekonder veya konjenital sifiliz deri lezyonarından alınan eksuda karanlık alan mikroskopisi ile hızlı tanıda kullanılabilir (Tablo 2. multipl transfüzyon yapılanlar. Sifilizli bebeklerin kanında reajin antikorları yükselebilir ancak enfeksiyon yok ise anneden geçen antikorlar kısa bir süre içinde düşer. Bu testlerin en önemli sorunu yalancı pozitiflik yaşanmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki bu dönemde de göz ve merkezi sinir sisteminde hala bakteri bulunabilir (Tablo 2. malinitesi olanlarda pozitiflik saptanabilir. Tanı Primer. pertenue yaws. İlaca karşı direnç bildirilmemiştir.43 Sıfilizdeki tanı testleri Test tipi Mikroskopi Kültür Seroloji Yöntem Karanlık alan Direkt floresan antikor Üretilemez Nontreponemal testler VDRL RPR Treponemal testler FTA-ABS MHA-TP Oral lezyonların tanıda değeri yoktur. Bunların bir kısmı düşükle sonlanır. hamileler. Birinci ve ikinci dönem sifilizde yüksek duyarlılıkları vardır. Primer şankr. T. ancak kalanları zamanında doğar. Serolojik olarak nonspesifik reajinik antikorların ve spesifik antitreponemal antikorların araştırılması ile tanı konulabilir.42). Prenatal dönemde amniotik sıvıda PCR ile T. kondiloma lata ve mukoza lezyonları bol miktarda mikroorganizma içerir. Tablo 2. yaşlılar. Diğer treponemalar T. careteum pinta. FTA-ABS: En duyarlı testlerdendir. periostit ve değişik merkezi sinir sistemi anomalileri görülür. bakteriyel ve viral enfeksiyonlar. Treponemal testler: Özgüllüğü ve duyarlılığı yüksek. Kongenital enfeksiyon tanısı için bebekte antitreponemal IgM antikorları aranmalıdır. Meningovasküler sifilizde BOS'ta VDRL ve TPHA pozitifliğe anlamlıdır. Venereal Disease Research Laboratory (VDRL) ve Rapid Plasma Reagin (RPR) aglutinasyon testleri en sık kullanılanlarıdır. Tedavi bitiminde antikor fitresi düşer.

Geyik gibi büyük memeliler rezervuardır. recurrentis. Serum veya doku örneklerinden bakteriyi üretebilirsiniz. IgG antikorları ise 30 gün sonra belirgin olarak pozitifleşir. Üçüncü dönem: 2. hastalık iyileşiyor gibi olur. Leptospiroz etkeni Leptospira interrogans'tır. Daha sonra 2. yeni antijenleri ile tekrar akut enfeksiyon başlar. Dünyada yaygındır. Hayvanlar idrarları ile su veya toprağı kontamine ederler. Kalp kapakları tutulmaz. Grip benzeri enfeksiyon belirtileri. Tanı özellikle ateşli dönemde periferik kan yaymasında spiroketlerin gösterilmesi ile konulur. Spiroketler birçok dokuda çoğalabilir. Hastalık süresince ortalama 3-10 kez bu ataklar devam eder. Antikor fitresi yükseldiği zaman atak iyileşir. Borrelia recurrentis B. Ateş. baş ağrısı ve multiorgan yetersizliği görülebilir. Lyme borreliyozu da denir. Birinci dönem: Isırık yerinin çevresinde eritema kronikum migrans gelişir. Leptospira Leptospiralar az kıvrımlı spiroketlerdir. titreme. Borrelia burgdorferi (LYME HASTALIĞI) lxodes tipi kenelerin vektörlüğü ile bulaşır. artralji. dönem gelişir. Hastalığın gelişebilmesi için kenenin 24-48 saat konak üzerinde kalması gerekir. İki önemli hastalık yaparlar. ancak rutin kültürlerde genellikle üremez. Özel besiyerlerinde üretilebilir. miyoperikardit konjestif kalp yetersizliği) gelişir. icterrohaemorrhagia Weil hastalığının etkenidir. bakteri lizisi nedeniyle Herxheimer reaksiyonu meydana gelebilmektedir.Borelia Giemsa ile kolaylıkla boyanabilir. kranial nörit. Tedavi Birinci dönem ve hafif enfeksiyonlar için doksisiklin veya amoksisilin kullanılır. dönemden aylar veya yıllarca sonra genellikle tek taraflı ve dizde fazla olmak üzere büyük eklemlerde artrit gelişir. Bu suşların transovarian geçmesi ile doğada hastalık süreklilik kazanır. İnsan enfeksiyonları bu suları kullananlar veya infekte 110 . hermsii ise keneler ile bulaşır. Tanı Zor da olsa modifiye Kelly besiyerinde üretilebilirler. Ateşsiz dönemlerde tetrasiklin hastalığın erken dönemlerinde relapslan önler. Ortalama 2 hafta sonra pozitifleşir. Lyme ve Rekürren ateş. radikülonörit). hermsii ve diğer suşlar tekrarlayan ateş etkenidir. Bunlarda fareler ve diğer kemiriciler reverzuardır. Borrelia'lar bit ve kene gibi artropodlar ile bulaşırlar. ensefalit. Köpekler önemli rezervuardır. aspirine yanıt vermeyen ağrı tipiktir. L. Tedavi edilmezse aylarca sürebilen latent döneme geçer. B. Ancak tanı için fazla kullanılmaz. 3-4 hafta sürer. Serolojik testler sık kullanılmaz. Isırıktan 3-30 gün sonra hastalık tablosu gelişir. Septik tarzdadır. Hastalık üç dönemden oluşur. Kan ürünlerinde varsa buzdolabında 6 hafta canlı kalırlar. Korunmada artropodlara karşı önlem almak en iyi yöntemdir. miyalji görülür. Normal floradaki spiroketler ile çarpraz reaksiyon sık görüldüğü için tanı PCR ile doğrulanmalıdır. enzimler ve diğer önemli virülans faktörleri tespit edilememiştir. Ateşli dönemde yapılırsa. İkinci dönem: kardiyolojik ve nörolojik hastalık tabloları (menenjit. Serumlu kültürlerde üretilebilirler. B. insanlar tek konaklarıdır. Enfeksiyonları süresince bakterinin antijenleri değişir. Kronik progressif MSS enfeksiyonu eşlik edebilir. Antijenlere karşı antikor gelişir. recurrentis bitler aracılığı ile bulaşır. Fareler başta olmak üzere diğer kemiriciler ve evcil hayvanları infekte edebilir. antikoagülanları enerji kaynağı olarak kullanabilirler. EIA ve IFAT ile hastada yükselen IgM antikorları gösterilir. boyalar ile boyanmazlar.karanlık alan mikroskopide görülebilirler. kardit (AV blok. Ciddi formlarda ve geç dönemde penisilin G veya seftriakson daha etkilidir. Ekzotoksin. B.

epididimit. Temas düşünülen hastalarda doksisiklin korunma amaçlı verilebilir. solunum yolu ve genital sistem enfeksiyonları etkenidir. İkinci dönem immünolojik etkiler ile gelişir. üst solunum yolu enfeksiyonu.böbrek tutulumu sonucunda üremi. Kendi başına enerji üretme işlemini başaramayan bakteri ancak konak içinde üreyebilir. Kontamine sulardan salgınlar gelişebilir. düşük. İnsandan insana bulaşma nadirdir. sendrom Trahom. lağım ile uğraşanlar ve lağım suları ile temas edenler risk altındadır. endometrit. Psittakoz. Tüm klamidyalar grup spesifik lipopolisakkarid antijenlere sahiptir. Kan dolaşımına geçen bakteri bir çok dokuda çoğalır. Tedavide penisilin G seçilir. Chlamydia pneumoniae (TWAR ajanı) atipik pnömoni etkenidir (Tablo 2. infertilite. Çiftçiler. ektopik gebelik.44 İnsanlarda Klamidya hastalıkları Türü Chlamydia trachomatis Biovaryant Trahom Serovaryant A-C D-K Hastalık. Ateş. ciddi hepatit ve böbrek yetersizliği görülür. Hastalık Chlamiydia psittaci psittakoz. psittaci ve C. trahom. pneumoniae bir immunotipe sahipken. Tablo 2. Bu hastalıkta. Bir Gr (-) hücre duvarı olmasına rağmen peptidoglikan tabakası yoktur. akciğerlerde hemoraji ve aseptik menenjit gelişir. Chlamydiae Zorunlu intrasellüler parazittir. Tanı anamnez. Benzer bir hastalık tablosu. bölgesel lenf bezlerinde büyüme ve enflamasyon görülür.44). Streptobacillus moniliformis'in neden olduğu Haverhill hastalığında da görülmektedir. artrit infant konjunktiviti ve pnömoni Lymphogranuloma venereum Pnömoni. Antibiyotik direnci bildirilmemiştir. prostatit. Önemli Bilgiler Zorunlu intrasellüler bakteridir. Chlamydia trachomatis göz. Erken dönemde ateş. yüksek ateş ile birlikte ısırık yerinde şişlik. C. hepatit nedeniyle sarılık. Klinik bifaziktir. Kardiovasküler hastalık. salpenjit. servisit. konjunktivit Üretrit. titreme ve şiddetli başağrısı görülür. Korunma için kontamine sular ile temastan çekinmelidir. trachomatis'in en azından 15 serotipi vardır. aseptik menenjit. artrit Psittakoz. Sodoku hastalığı da denen bir cins fare ısırığı hastalığından sorumludur. klinik bulgular ve belirgin IgM yüksekliği ile konulur. lenfogranuloma venereum ve diğer enfeksiyonların etkenidir.yiyecekleri yiyenlerde gelişir. artrit LGV Chlamydia pneumoniae Chlamydia psittaci L1-L3 111 . C. PID. Spirillum minus Spiril bakteriler içinde yer alan ve fare ısırığı hastalığının iki etkeninden birisi olan spiral yapılı bir bakteridir. Bu tablonun ardından bakteri kandan çekilir. proktit. kalp doku hasarı. Kan ve idrar kültürlerinde (Cox besiyeri) üretilebilir. İnsan enfeksiyonları leptospiraların mukoza veya deri ile teması sonucunda gelişir.

trachomatis 15'den fazla serotipe sahiptir (A-L). Bulaşma ve Epidemiyoloji C. Enfeksiyon sadece antikor titrelerinden tanınabilecek şekilde asemptomatik veya yüksek ateş ve pnömoni ile birlikte olabilir. insanlar başlıca kurumuş kuş feçesinin inhalasyonu yolu ile bakteriyi alırlar. epididimit ve prostatit yapabilir. Replikasyon sırasında hücre içinde oluşturduğu inklüzyon cisimcikleri boyanarak mikroskobik olarak görülebilir (Şekil 2. C.22). Afrika ve Asya'da sık görülür. Patogenez ve Klinik Bulgular Klamidyalar başlıca mukozaların epitel hücrelerini ve akciğerleri infekte eder.46). pneumoniae sadece insanlarda enfeksiyon yapar. Salpenjit ve PID'nin tekrarlayan enfeksiyonlarında 112 . Kadınlarda servisit gelişir ve salpenjit. C. Bulaşmada asemptomatik genital enfeksiyonlular önemli bir rezervuardır. C. Legionella pneumophilia Mycobacterium tuberculosis/lepra Replikasyonu diğer bakterilerden farklıdır. Ekstrasellüler. spor benzeri elementer cisimler hücrelere girer ve hücre içinde daha geniş inisyel (reticulate body) cisimlere dönerler. anneden çocuğa geçiş gibi yakın temas ile bulaşır.Tablo 2. PID yapabilir. Erkeklerde nongonokoksik üretritlerin en sık etkenidir. Fakültatif hücre içi bakteri Brucella mellitensis Francisella tularensis Yersinia pestis Listeria monositogenes Salmonella spp. Nadiren göz veya solunum sistemini tutabilir. Körlüğe sebep olabilir. Binary fission yoluyla yeni elementer cisimler oluşur ve bunlar hücre dışına salınırlar. C.45 Bazı fakültatıf ve zorunlu hücre içi mikroorganizmalar Zorunlu hücre içi bakteri Riketsiya Klamidya Fakültatif hücre içi mantar Histoplasma capsulatum Fakültatif hücre içi parazit Toksoplasma gondi Leishmania spp. psittaci başlıca solunum yolundan bulaşan akciğer enfeksiyonu etkenidir. Bu organizma ile meydana gelen hastalıklar dünyada yaygındır. Nadiren invazyon ve dissemine enfeksiyon yapar. Nongonokoksik üretritler gonore'den farklı olarak genellikle yüksek sosyoekonomik toplulukların hastalığıdır. Bunlar tanıda değerlidir. trachomatis sadece insanları infekte eder ve seksüel temas. ancak sistemik enfeksiyon yapmaz. Trahom'da parmak-göz teması bulaşmada önemlidir. pneumoniae genç erişkinlerde bronşit ve pnömoni gibi alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olabilir (Tablo 2. D-K serotipleri genital sistem enfeksiyonları yaparlar. insanlara damlacık enfeksiyon tarzında bulaşır. Ancak trahom gelişmekte olan ülkelerin sorunudur. B ve C trahom etkenidir. C. psittaci kuşları ve bazı hayvanları infekte eder. Trypanosoma spp. A.

infertilite ve ektopik gebelik riski vardır. C. trachomatis genital enfeksiyonlu hastalarda Reiter Sendromu (üretrit. Sitoplazmada karakteristik morulalar oluşturur. infekte anneden doğanlarda neonatal inklüzyonlu konjunktivit ve pnömoni meydana gelebilir. L2 ve L3 serotipleri lenfogranuloma venereum etkenidir. Sadece hücre kültürlerinde. hastalık tekrarlayabilir. Kişisel ve çevre sağlığı açısından gerekenler yapılmalıdır. kuş Kuşlar. Tifüs. yarasalar Fare ve diğer kemiriciler Ricketsiae Riketsiyalar zorunlu intrasellüler bakterilerdir. Hastalıklar Kitaplarda iki önemli riketsiya'dan bahsedilir. trachomatis'in seksüel yolla bulaşan enfeksiyon türlerinde azitromisin kullanılır. keçi İnhale edilen Hayvan yünündeki sporlar Evcil hayvanlar Kontamine respiratuvar sekresyonlar Hayvan sekresyonları ile toprak ve toz infekte kuşların kurumuş çıkartıları Kontamine topraktaki mikrokonidialar Enfekte aerosoller Q ateşi Psittakoz (ornitoz) Mantar Virüsler Histoplazmoz Lenfositik koriomenenjit (deri penetrasyonu ve hayvan ısırığı ile de bulaşabilir) Evcil hayvanlar Papağan. L1. Tedavi ve Korunma Tüm klamidya suşları tetrasiklin ve eritromisine duyarlıdır. yumurta embriyonunda ve deney hayvanlarında üretilebilirler. Bunların dışında epidemik. Gram ile kötü boyanırlar. Ekstrasellüler replikasyon için enerji üretme yetenekleri yoktur. Klamidyal hastalıklara karşı aşı geliştirilememiştir. trachomatis'e karşı gelişen enfeksiyon hümoral ve hücresel immünitenin işbirliği sonucunda iyileştirilir. artrit ve üveit) görülebilir. Klamidyalar ancak hücre kültürlerinde üretilebilir. benekli ateş ve Q ateşi etkenidir. Birinci hastalık Türkiye'de yoktur. Gram boyama faydalı değildir. Seksüel temas ile geçen bu hastalıkta genital lezyonlar ve lenf nodlarının büyümesi klinik tabloyu oluşturur. PCR veya DNA hibridizasyon teknikleri kullanılabilir. aerop. Gram negatif hücre duvarları bulunmasına rağmen. Riketsiya çiçeği (rickettsialpox) nadir hastalıklardan birisidir. ışık mikroskobunda zor görülürler. hindi. Tablo 2. ELISA yöntemi ile eksuda veya idrarda klamidya antijenleri araştırılabilir. sporlu basil Aside dirençli bakteri Rickettsia Chlamydia Rezervuar hayvan Koyun. C. Önemli Bilgiler Riketsiyalar çok küçük basillerdir. Laboratuvar Tanı Giemsa boyama ve immünfloresan yöntemi ile sitoplazmik inklüzyon cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konur. endemik tifüs ile çalılık ateşi gelişmekte olan ülkelerde önemli hastalık etkenlerindendir. Rickettsia rickettsii'nin etkeni olduğu kayalık dağlar benekli ateşi ve Coxiella bumetti'nin etkeni olduğu Q ateşi. Ayrıca Ehrlichia chafeensis insan monositik erlihyoz'undan sorumludur. 113 . C. Tedavi semptom ve bulguları geriletebilir ancak bakteriyi tam olarak eradike edemez. Ancak organizmaya karşı kalıcı immünite gelişmez. Zorunlu intrasellüler parazitlerdir.46 İnhalasyon yolu ile bulaşan zoonozlar Tür Bakteri Hastalık Anthrax (Woolsorter's disease) Tüberküloz Mycobacterium tuberculosis Coxiella burnetti Chlamydia psittaci Histoplasma capsulatum Lenfositik choriomeningitis virüsü (LCM) Arenavirüs ailesi Etken Bacillus anthracis Grup Gram pozitif.

47 Riketsiyaların gruplandırılması ve genel özellikleri Hastalık Lekeli Ateş Kayalık dağlar ateşi Riketsiya çiçeği Tifüs grubu Epidemik tifüs Endemik tifüs Çalılık ateşi Diğerleri Q ateşi Siper ateşi * : Çekirdekte çoğalan tek riketsiya ** : Veziküler döküntü yapan tek riketsiya *** : Bit tifüsü ve Brill Zinser hastağının etkeni. Deri damarlarındaki hasara bağlı olarak karakteristik döküntüler. prowazekii. Tablo 2. Riketsiya enfeksiyonları coğrafi lokalizasyon gösterir. rickettsii* R. Bulaşma İnsanlara artropodların ısırması ile bulaşırlar. Hastalıkta endotoksinlerin de rolü vardır. riketsiyalar binary fission yoluyla çoğalırlar. prognozu en kötü olan riketsiya **** : inhalasyonla bulaşır. keçi insan R. ancak ekzotoksin ve sitolitik enzimleri gösterilememiştir. Patogenez Riketsiya enfeksiyonlarının tipik lezyonu vaskülittir. döküntüye neden olmaz. provazekii*** R. akan** Kene Akar Köpek. rickettsii gibi bir çok suş Proteus vulgaris'in OX suşları ile çarpraz reaksiyon verirler. tsutsugamushive R. R. Tek farklı olan Q ateşi aerosollerin inhalasyonu ile bulaşır. typhi R. Tüm riketsiyalar zoonozdur. kemirgenler Fare Riketsiya Artropod vektör Rezervuar 114 . tsutsugamushi Bit Pire Akar insan Fare Kemirgen R. burnetti**** B. guintana***** Yok (bazen kene) Bit Sığır. R. koyun. Proteuslar ile riketsiyal antikorların çapraz aglutinasyon vermesi temeline dayanan testin adı Weil-Felix'dir. ödem ve artan kapiler permeabiliteye bağlı olarak hemoraji görülür. epidemik tifüs ise insan bitleri ile bulaşır ve sadece insan enfeksiyonları olur. Bu organizmanın patogenezi halen bilinmemektedir.Klamidyaların özel (vakuoler) üreme şekilleri olmasına rağmen. granülomatöz hepatit ve pnömoni yapar ***** : Suni besiyerinde üretilebilir C.

B. Tedavi Riketsiya enfeksiyonları için primer ilaç tetrasiklindir. Döküntü diğer riketsiyal hastalıklara karşın nadirdir. ancak insanlara bulaşmasında etkisi yoktur. Yalnız insanda hastalık yaparlar. inek sütü ile de bulaşabilir. Kuluçka dönemi 8-14 gündür. nadir görülen kronik Q ateşinde fatal seyirli endokardit gelişebilir. ajitasyon ve şiddetli baş ağrısı gelişir. Deri ve iç organlarda Kaposi sarkomu benzeri vasküler lezyonlar görülür. İnsanlara aerosoller ile bulaşır. 115 . Prodrom belirtilerinden ve ateşin remittan. sağlıklı insanı ısırınca bitin dışkısı buradan dokulara penetre olur. Pediculus corporis. Hepatit pnömoniye eşlik eder. Gövdede sıktır. Q ateşi insanlara artropodlar olmaksızın bulaşır. Bartonella Bartonella suşları pleomorfik gram negatif basillerdir. el ve ayak ayalarında bulunmaz. birinci haftanın sonlarında sırt ve omuzdan başlayan makülopapüler döküntüler tipiktir. burada ürer ve hücreyi parçalayarak genel dolaşıma katılır. Antikor titresinin iki hafta ara ile 4 kat artması ile akut enfeksiyon tanısı konulur. infekte insanın kanını emdikten 3-5 gün sonra bulaştıncı hale gelir. Ani yükselen ateş. Sensitivite ve spesifitesi yeni testlere göre çok düşüktür. Pnömoni hastaların yarısında görülür. halüsinasyonlar. sonra da intermittan olarak yükselmesinden ve 40-41 °C'da kontinü hal almasından sonra. Kedi tırmığı veya ısırması en sık bulaşma yoludur. Bartonella quintana (eski adı Rochalimea quintana) siper ateşi etkenidir. Kediler arasındaki bulaşmadan sivrisinekler sorumludur. Rickettsia'ların irritatif etkileri ile damar endotellerinde mitoz ve bu nedenle proliferasyonla endarteritis nodosa (Fraenkel nodülleri) ve sonuçta oklüzyon ile nekrozlar gelişir. burada da aynı olaylar gerçekleşir. Laboratuar tanı Seroloji organizmanın üretilmesinden daha çok kullanılır. dışkı. 50 yıl sonra bile hastalık tekrarlayabilir. plasenta ve amniotik sıvılarında yüksek konsantrasyonlarda bakteriyi gösterebilirsiniz. Pastörizasyon ile organizma öldürülebilir. Beyin beslenmesi bozulduğu için bilinç bulanır. öksürük ve grip benzeri semptomlar görülür. arteriol ve venüllerin endotel hücrelerine girerler. ciddi başağrısı. Organizma kedi oral florası üyesidir. prowazekii (epidemik tifüs) Hastalık. Mortalite salgınlarda % 10-40 kadardır. kış aylarında epidemilerle seyreder. iç organ kapillerleri. Riketsiyalar hücre kültürlerinde üretilebilir. bacilliformis Oroya ateşi ve verruga peruana denilen iki nadir hastalık etkenidir. damardan zengin tüm organlar hastalık tablosuna semptom verebilir. sekonder olarak kloramfenikol seçilebilir. Q ateşi Diğer riketsiyalardan farklı olarak akciğer enfeksiyonları yaparlar. Weil-Felix testinin tarihsel önemi vardır. öncelikle delinen damarın endotel hücrelerinin sitoplazması içine girer. Tekrarlayan şekline Brill-Zinsser Hastalığı denmektedir.Klinik bulgular Tifüs R. cilt kurudur. ancak bulaşma riski nedeniyle standart labarotuvarlarda kullanılmaz. Hastalık daha çok kırsal kesimde görülür. Hayvanların idrar. Basiller anjiomatozis AIDS gibi immünyetersizliği olan hastalarda görülür. Koyun ve sığırlar insan enfeksiyonları için rezervuardır. B. Antibiyotik tedavisi kullanılmasa bile kendiliğinden iyileşebilir. henselae (eski adı Rochalimea henselae) basiller anjiomatozis ve kedi tırmığı etkenidir.

beyin. ağrılı. yumuşak kenarlı. Toprakta ve sularda bol miktarda bulunur. • Bacteroides ve bazı prevotella suşları dışında penisiline duyarlıdırlar. Acinetobacter Gram negatif kokobasillerdir. çok ve ağrılı lenfadenomegali ile birliktedir. anaerob taşıma ve bakteri izolasyon tekniklerine dikkat etmek gerekir. Calymmatobacterium granulomatis Granuloma inguinale etkenidir. oksidaz ve indol negatiftir. • Kültür alınırken. Erysipelothrix rhusiopathiae Erizipeloid etkenidir. Deri enfeksiyonu streptokokların yaptığı erizipel'e çok benzer. Sepsis. influenzae'da olduğu gibi V faktör istemez. pelvis abseleri). • Anaerobik enfeksiyonlar. Küçük olan etken. Balıkçılar. nekrotik alanların bulunduğu ve antibiyotiklerin ulaşamadığı yerlerde meydana gelir. • Enfeksiyonları abse ile karakterizedir (örneğin. pnömoni ve üriner sistem enfeksiyonları en sık görülenleridir. kasaplar risk altındadır. Ayırıcı tanıda özellikle hayvanlarla temas önemlidir. Tropikal ülkelerde görülür. insan normal florasında da bulunabilir. bakteri filtrelerinden geçebilir. Bakteri deniz hayvanlarında bulunur. Haemophilus ducreyi Seksüel yolla bulaşan Şankroid (yumuşak şankr) etkeni gram negatif basildir. Yumuşar şankr benzeri lezyonlar yapar ancak ağrısızdır. Gardnerella vaginalis Bakteriyel vajinosis etkeni gram labil boyanan bakteridir. 116 .DİĞER BAKTERİLER Anaeroplar İnsan normal florasında bulunan bakterilerin çoğunu anaeroblar meydana getirir. kanlanmanın bozulduğu. Fusobacterium nucleatum Vincent anjinası etkenidir. akciğer. Ülserleri. TSİ agarda hidrojen sülfid üreterek besiyerini siyaha boyar. Lezyondan hazırlanan preparatlarda makrofajların içinde Donovan cisimciklerinin gösterilmesi ile tanı konulur. iltihaplı. • Abseleri pis kokuludur. Cinsel yolla bulaşır. Katalaz. Organizma üreme için X faktöre ihtiyaç gösterir ancak H. Diğer anaeroblarla birlikte mikst enfeksiyonlar yapabilir. kolon ve kadın genital sistem florası bakterileridir. immünyetersizlikli hastalarda fırsatçı enfeksiyonlar yapar. • Karışık bakteri enfeksiyonları meydana getirirler. Bakteri gram pozitif hücre duvarına sahip olmasına rağmen. Anaeroblar doku veya vücut sıvılarına geçerlerse enfeksiyon oluşturabilirler Anaerobların kendine has özellikleri • Mukoza alanlarında normal florayı oluştururlar. Normal ağız. fare ısırığı etkenlerinden birisidir. ince peptidoglikan tabakası nedeniyle gram negatif bolanır. Mobilincus sıklıkla bu bakteri ile beraber görülür. balık temizleyenler. Kötü kokulu vajinal sekresyonlarda ipucu hücrelerinin gösterilmesi ile tanı konur (Üzerini bakteri kaplamış vajinal epitel hücreleri). Fusobacterium suşları Anaerobik gram negatif ince uçlu basillerdir. periton. Streptobacillus moniliformis Gram negatif basildir.

Bakteri duodenal lezyonlarda bir aktinomikoz olarak üretilmiştir. Viroloji • Genel Viroloji • DNA Virüsler • RNA Virüsler • Enterovirüsler • Hepatit Virüsler • Diğer Virüsler 117 . Halen daha bu konu tartışılmaktadır.Tropheryma whippelii Whipple hastalığı etkenidir.

retrovirüslerden Mouse mamary tumor virüs bu grubun iki önemli üyesidir. Kural olarak DNA virüsler Parvovirüs B19 dışında çift sarmaldır. Zarflı virüslerin bazılarında virüse spesifik zarf proteinleri "Matriks proteinleri" zarf ile kapsid arasında ilişkileri düzenler. Protein yapılı nükleik asitler (nukleus) bir protein kılıf (kapsid) ile çevrilidir. Nükleokapsid: Kapsid ile çevrili nükleik asit Yapısal üniteler: Kapsidi oluşturan temel proteinlerdir. kompleks kapsid yapılı virüsler diye bilinirler.1'de sıralanmıştır. Ayrıca virüslerin antijenik özelliklerini belirlerler. Kapsomerler kapsid yapısı iki temel simetrik şekilde oluşur. sert bir koruyucu tabaka oluşturur. Virüsler genom olarak sadece tek bir nükleik asit taşıyan (DNA veya RNA) en küçük mikroorganizmalardır. Kapsomer: ikozahedral viral partikûllerin yüzeyinde elektron mikroskop ile görülen protein ana yapısında morfolojik yapılardır. Sadece insanlar için değil. Protein kapsid. Poksvirüsler bu gruba girmezler. İcosahedral ve helical. Viral nükleik asitler: Virüslerin taşıdığı DNA-RNA'lar tek veya çift sarmal olabilir.BÖLÜM 3: VİROLOJİ GENEL VİROLOJİ Terminoloji Kapsid : Nükleik asitten yapılı genomu çevreleyen protein kılıf. Zarflı virüslerde ise nükleokapsid + zarf yapısını anlatır. Detektif virüs : Fonksiyonel olarak eksikliği olan virüslerdir. Herpesvirüslerden CMV ve EBV. İnsanlarda enfeksiyon yapan virüslerin yapıları Tablo 3. Bu temel yapıya nükleokapsid denir. Ortomiyovirüs. Zarf: Bazı viral partikülleri çevreleyen lipid tabakalar. Metabolizmalarını kontrol edebilmeleri için başka virüslere ihtiyaçları vardır. Bakterileri infekte eden virüslere bakteriofaj denir. Virion : Tam bir virüs yapısına denir. Bazı virüsler süperantijen özelliği gösteren proteinler taşırlar. 118 . Bazı virüsler içlerinde protein yapılı enzimler taşırlar (örneğin polimerazlar). RNA virüsler ise Reovirüsler dışında tek sarmallıdır. bitkiler ve bakteriler için de önemli patojendirler. Replikasyon sırasında boş kapsidler bulunabilir. Nükleik asitler tek veya çok segmentli genom şeklinde olabilir. bazen bunları lipid yapılı bir membran çevreler (zarf) (Şekil 3. bu nedenle çıplak virüsler denatürasyona dirençlidirler. hayvanlar. Kapsidlerin simetrik yapılarını meydana getiren daha küçük birimlere kapsomer denir. Virüsler sadece canlı hücreler içinde canlılıklarını sürdürebilirler.1). bunyavirüs ve reovirüsler diğerlerinden farklı olarak segmenter yapıda RNA virionu içerirler. arenavirüs.picornavirüs gibi bazı virüslerde nükleokapsid ile aynı anlam dadır. Kapsomerler'de daha küçük peptomerlerden oluşmuştur. Viral kapsid proteinleri genetik materyalin korunmasından ve virüsün konak hücre üzerindeki spesifik reseptörlere yapışmasından sorumludur. Virüsün tam replikasyonuna olanak tanıyan hücreler permisif olarak nitelendirilir. Viral proteinler: Virüslerin yapısal proteinleri önemli fonksiyonlara sahiptirler. Adenovirüs. Öncelikle konak hücreye nükleik asidin geçirilmesini organize ederler.

konak hücre içinde mRNA gibi moleküler fonksiyon gösterirler. Virüslerin konak hücreye tutunmasında ilk adım adsorbsiyon'dur. Negatif yapılı RNA virüsler ise infeksiyöz değildir. Viral glikoproteinlerinin gösterilmesi virüsün yetişkin olduğunun göstergesidir.1 İnsan enfeksiyonlarından sorumlu virüsler Nükleik asit yapısı DNA Kapsid simetrisi İkozahedral Virion Çıplak Nükleik asit tipi Tek sarmal Çift sarmal sirküler Çift sarmal Zarflı Kompleks İkozahedral Kompleks zarf Çıplak Çift sarmal sirküler Çift sarmal Çift sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Çift sarmal segmente Zarflı Kompleks veya bilinmeyen Zarflı Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal diploid Helikal Zarflı Tek sarmal segmente Tek sarmal segmente Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Tek sarmal Virüsler Parvovirüsler Papovavirüsler Adenovirüsler Hepadnavirüsler Herpesvirüsler Poxvirüsler Picornavirüsler Astrovirüsler Calicivirüsler Reovirüsler Togavirüsler Flavivirüsler Arenavirüsler Coronavirüsler Retrovirüsler Bunyavirüsler Orthomyxovirüsler Paramyxovirüsler Rhabdovirüsler Bornavirüsler Filovirüsler Viral lipidler : Virüslerin iipid tabakası zarf üzerinde bulunur. zarfın altındaki matriks proteinleri ile üstündeki karbonhidrat antijenler virüsün kendi yapılarıdır. Zarflı virüsler ise plazma membranını virion zarflarının plazma membranına füzyonu ile konak hücreye direkt olarak geçerler ve sitoplazmada serbest halde bulunurlar. virüs tarafından yapılırlar. Tablo 3. Aynı zamanda iyi bir antijendir. 119 . Viral Karbonhidratlar: Zarf üzerinde bulunurlar. Zarfsız virüslerin hepsi genellikle etere dirençlidir. RNA virüsler ise bir mRNA gibi davranarak konak hücrenin sitoplazmasına yerleşirler. virionlarında taşıdıkları RNA polimeraz aracılığı ile pozitif kopyalarını yaparlar.Pozitif yapılı RNA virüsleri. Bu tabaka konak hücre membranından meydana gelir virüsün kendi yapısı değildir. Zarfın İipid tabakasından farklı olarak konak hücreden alınmaz. Zarf konak hücrelerin membranlarından oluşmasına rağmen. DNA virüsleri genellikle nükleusta inklüzyon cisimciklerini oluştururken. bunu uygun reseptörlere tutunma izler. bu kopyalar mRNA gibi davranıp protein sentezleyebilir. DNA virüsleri konak hücrenin nükleik asitleri ile birleşirler ve mRNA'larını meydana getirirler. Zarflı virüsler eter ve diğer organik çözücülere duyarlıdırlar. Zarfsız virüsler (polio gibi) endositoz yoluyla (viropeksi) hücre içine girerler ve sitoplazmada bir endozom içinde görülürler. nötralizan antikorların hedefi konumundadır. Glikoproteinlerin asıl görevi hedef hücre üzerindeki reseptörlere tutunmaktır. Bir RNA virüs olmasına rağmen retrovirüsler DNA oluşturarak çekirdeğe yerleşir. Poxvirüs sitoplazmada guarnieri cisimciklerini oluşturur.

Genel özellikleri Tablo 3. Herpes simplex virüsler Dünyada yaygındır. İntranükleer inklüzyon cisimleri tanıda kullanılır. Herpesvirus grubu içindeki virüsler arasında antijenik benzerlik bulunmaz. Tüm herpesvirüsler çift sarmal DNA'lı ve zarflıdırlar. İmmün sistemi baskılanmış hastalarda ağır enfeksiyonlar yapabilirler. Çok değişik tipte hücreleri infekte edebilir ve farklı hayvanlarda enfeksiyon etkenidir. Tablo 3. BK virüs) RNA virüsleri Retrovirüsler (HTLV-1.5 Latent enfeksiyon yapabilen virüsler DNA virüsleri HSV VZV CMV EBV HHV-6 HHV-7 HHV-8 HPV Polyoma virüsler (JC. Lenfositlerde enfeksiyon yapmaları nedeniyle (T lenfositler) gama-herpesvirus grubunda sayılmalarına rağmen. Bunların içinde sadece herpes simplex virüs tip 1 ve 2 antijenleri arasında benzerlik vardır.4'de görülmektedir.Tablo 3. Herpes simplex virüsleri nöronlarda latent kalırlar ve sık rekürrens yaparlar. moleküler yapıları beta herpesvirus grubuna uymaktadır.3 Virüslerde görülen inklüzyon cisimciklerinin yerleşimi Sitoplazmada Çiçek (Guarnieri) Kuduz (Negri) Parainfluenza Reovirüsler Nukleusta Herpes Simplex Virüs (Cowdry A) Varicella Zoster Virüs Adenovirüsler Poliyomavirüsler Cytomegalovirüs (baykuş gözü) Hem nukleus hem sitoplazmada Kızamık Kabakulak DNA VİRÜSLER Herpervirüsler Herpesvirüslerin ortak özellikleri insanlarda yaşam boyu yerleşik kalmaları ve periyodik hastalıklar ortaya çıkarmalarıdır. HTLV-2) Kızamık (?) 120 . Bunların içinde human herpesvirus 6 ve 7'nin sınıflaması yayınlar arasında farklılık gösterir. nöraminik asid Eritrosit P antijeni CD 21 (CR-2)* Ig A reseptörü Ig süperaile proteini CD46 Tablo 3.2 Bazı virüslerin ve tutundukları reseptörler Virüs HIV(gp 120) Kuduz virüsü Rhinovirüs infiuenza virüs (hemaglütinin) Parvovirüs B19 EBV HBV Polyovirüs Kızamık virüsü * B lenfosit yüzeyindeki C3 reseptörü Tutunduğu reseptör CD4 Asetil kolin reseptörü ICAM-1 Siyalik asid.

genital HSV -2'nin ise sakral ganglionlardır. insanların %80'inden fazlası latent virüs taşımalarına karşın bunların çok az bir kısmında rekürrens oluşmaktadır. HSV-2). kromatinin sınırlanması ve mültinükleer dev hücrelerinin gelişmesidir. Sekiz adet glukoprotein antijeni vardır. Sıvı absorbe olduktan sonra lezyon skarsız iyileşir. ayrıca yenidoğan enfeksiyonlarına sebep olabilir. bezler. inflamasyon hücreleri ihtiva eder. Tablo 3. UV ışınlarına maruz kalma sonucu olabilir.4 Herpesvirüslerin latent kaldıkları yerlere göre sınıflandırılması Subgrup Alfaherpesvirinae Latent enfeksiyon Nöronlar İsim Human herpesvirus 1 Human herpesvirus 2 Human herpesvirus 3 Betaherpesvirinae Gamaherpesvirinae Böbrekler. Orofarengeal HSV-1 enfeksiyonlarının latent kaldığı yer trigeminal ganglionlar (Şekil 3. Bu iki virüs serolojik olarak çarpraz reaksiyon verebilir. HSV-1 ile HSV-2 arasındaki antijenik farklılıktan sorumludur. HSV-1 tükrük yoluyla yayılırken. HSV-2 seksüel yol ile yayılır ve yetişkinlerde genital. Bu veziküler sıvı bol miktarda virüssüz hücreler. Varicella zoster'inki ise benzerdir. deri ve mukozalarda replikasyon başlar. Rekürransların çoğu asemptomatiktir. sadece virüs yayılımı olur. HSV-2 ise genital yol ile bulaşır. Latent fazdaki virüsler uygun bir provokasyon ile aksonlar aracılığı ile periferik alana gider. 121 . ancak ateş. Nadiren sistemik hastalık gelişebilir. Patogenez HSV-1 ve HSV-2'nin deri ve mukozalardaki lezyonları aynı. Bunlardan Glukoprotein G (gG) tipe özgüldür. Ödem sıvısı epidermis ve dermal tabaka arasında birikir. Primer HSV enfeksiyonlarının çoğu asemptomatik ya da hafif enfeksiyon şeklindedir. retrograd aksonal akış ganglionlara gider ve burada ikinci bir replikasyon ile latent dönem başlar. Membranlarda ise veziküller rüptüre olduktan sonra ülserler görülür.İki farklı tip herpes simplex vardır (HSV-1. Virüs buradan lokal sinirlere geçer. Primer enfeksiyon Virüs mukozalardan veya bütünlüğü bozulmuş deriden bulaşır (sağlam deriden virüs bulaşmaz). monositler Lenfoid dokular ve lenfositler Human herpesvirus 5 Human herpesvirus 4 Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Genel isim Herpes simplex virüs tip 1 Herpes simplex virüs tip 2 Varicella-zoster virüs Cytomegalovirus Epstein-Barr virüs Human herpesvirus 6 Human herpesvirus 7 Human herpesvirus 8 Histopatolojik özellikleri infekte hücrelerde balonlaşma. Latent Enfeksiyon Virüsler ganglionlarda replikatif değildir. fiziksel veya emosyonel stres. Aktif uçuk veya genital lezyonlar görülmeden de bulaşma olabilir. Cowdry A (Tzank hücreleri de denir) tipi intranükleer inklüzyon cisimcikleri oluşturmaları. Reaktivasyonların moleküler etkisi bilinmemektedir. HSV-1 enfeksiyonları genellikle orofarenkste sınırlıdır ve virüs ya damlacık enfeksiyonu şeklinde veya infekte tükrükler aracılığı ile bulaşır. HSV-1 enfeksiyonlarının semptomatik rekürrensleri genellikle dudak kenarında olur.2). Viral replikasyon çoğunlukla ilk bulaşma alanında olur.

Klinik Bulgular Primer cilt enfeksiyonlarında veziküller ayrı ayrı bulunurlar, rekürrenslerde ise birleşmeye eğilimlidir. Primer enfeksiyonlarda bölgesel lenfadenomegali bulunur. Orofarengeal hastalıklar: Primer HSV-1 enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Semptomatik hastalık genellikle 1-5 yaşındaki çocuklarda görülür. Gingivitis bu yaş grubunda en sık görülen bulgudur, yetişkinlerde primer enfeksiyon genellikle farenjit ve tonsillit şeklindedir. Keratokonjonktivit: Primer enfeksiyon ciddi keratokonjonktivit olarak başlayabilir. Genellikle asemptomatiktir. Semptomatik enfeksiyonda göz kapağında veziküllerin görülmesi ile tanı konulur. Fluoresan boyama ile dendritik ülserler görülebilir. Yenidoğandaki göz enfeksiyonlarından HSV2 sorumludur. Gözün rekürren enfeksiyonlarında dendritik keratit (Şekil 3.3), korneal ülserler veya göz kapaklarında veziküller görülebilir. Çoğunlukla tek taraflıdır. Rekürrensler sırasında körlük görülebilir.

Genital herpes: Genital hastalıklarda asıl etken HSV-2'dir. Primer genital herpes enfeksiyonları ciddi seyididir, yaklaşık olarak 3 hafta sürer. Genital bölgede veziküloülseratif lezyonların görülmesi ile karakterizedir. Kadında ülserleşen daha ağır bir tablo varken, erkeklerde genelde asemptomatik enfeksiyon tarzındadır. Ateş, dizüri, lenfadenopati bu klinik tabloya eşlik edebilir. Sistemik komplikasyonlar görülebilir, ekstragenital lezyonlar ve aseptik menenjit görülebilir.

122

Genital herpetik enfeksiyonların rekürransı sık görülür ancak hafif seyirlidir. Hastalık ortalama 10 gün kadar sürer. Virüs bulaştırılması primer olgulardaki gibi uzun süreli değildir. Kadınlarda daha sık görülür. Perianal enfeksiyonlar: Homoseksüellerde görülür. Anal bölgede veziküllerin gelişimi ile tanı konur, inguinal LAP tanıya yardımcıdır. Deri enfeksiyonları: Sağlam deri HSV'ye karşı dirençlidir. Sağlıklı kişilerde enfeksiyon görülmez. Virüs ancak deri bütünlüğünün bozulduğu durumlarda bulaşabilir (travmatik herpes). Sekonder enfeksiyon yoksa sikatris bırakmadan iyileşir. Bu lezyonlar diş hekimleri ve hastane personelinin parmaklarında (herpetik whitlow) (Şekil 3.4), veya güreşçilerin vücutlarında (herpetik gladiatorum) görülebilir.

Ekzema veya yanık üzerinde oluşan primer herpes enfeksiyonları ağır seyirlidir ve hayati önemi vardır. Ekzema herpetikum kronik ekzema zemininde gelişir, fatal seyredebilir.

123

Ensefalit : HSV-1 enfeksiyonları çocuklardaki sporadik, fatal ensefalitlerin en sık sebeplerinden birisidir. Lezyonlar temporal bölgededir (Şekil 3.6). EEG'de anormal spike'lar, zemin aktivitede yavaşlama, BOS'ta eritmosit görülür. Kesin tanı için beyin biyopsisi yapılmalıdır. Mortalite oranı yüksektir, iyileşenlerde nörolojik bozukluklar sık görülür. Genellikle primer enfeksiyonlarda görülür.

Menenjit: Ensefalitten farkı selim seyirli olmasıdır. Genellikle genital herpese sekonder olarak gelişir. Kural olarak HSV-1 ile ensefalit, HSV-2 ile menenjit meydana gelir. Neonatal Herpes : En çok görülen bulaşma şekli doğum sırasında herpetik lezyonlu doğum kanalından olanıdır. HSV-2 ile meydana gelir. Genital herpesli gebe kadınlarda sezaryen endikasyonu vardır. Neonatal herpes postnatal HSV-1, HSV-2 hastane personeli ve anne tarafından bulaştırılabilir. Neonatal herpes enfeksiyonları hemen daima semptomatiktir. Tedavi edilmeyen olgularda mortalite oranı %50'nin üzerindedir. Üç kategoride incelenir; 1) lezyonlar deri, göz ve ağızda lokalizedir. 2) lokalize deri lezyonları ile veya yalnız başına ensefalit vardır. 3) merkezi sinir sistemi bulgularının yanında multi-organ tutulumu vardır. Fetusun transplasental enfeksiyonlarında konjenital malformasyonlar görülebilir, ancak çok nadirdir. İmmünsuprese hastalar: Renal, kardiak ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda ciddi herpes enfeksiyonları görülür. Hematolojik malinitesi olanlarda ve AlDS'li hastalarda daha da ağır infeksiyonlar olur.

Laboratuvar tanı
Virüsü izole etmek kesin tanıyı koydurur. Herpetik lezyonlarda multinükleer dev hücrelerin gösterilmesi faydalıdır ancak diagnostik değildir. Asidofilik intranükleer inklüzyon cisimlerinin (Cowdry A) gösterilmesi ile tanı konulabilir. Ensefalitlerde erken tedaviye başlamak için, hızlı tanı amacıyla biyopsi materyallerinde fluoresan antikor testleri uygulanabilir. Antikorlar 2-4 hafta içinde pik yaparlar. Sekonder anamnestik reaksiyonlar nedeniyle tanı değerli değildir. Tedavi Antiviral ilaçlar viral DNA sentezini inhibe ederler. Tedavi sonrasında klinik bulgular düzelebilir ancak, HSV'nin latent kalmasını engellemez. Asiklovir HSV enfeksiyonlarında en etkin kullanılan antiviraldir. infekte hücrelere selektiftir. Latent enfeksiyonlarda tedavi uygulanmaz.

Varicella-Zoster Virüs (VZV)
Hastalık Primer hastalığı suçiçeği (varicella) (Şekil 3.7), rekürren enfeksiyonu zona (gece yanığı)'dır (Şekil 3.8).

124

Önemli Bilgiler Sadece insanlarda hastalık yapar. Yapı ve morfolojik olarak diğer hepresvirüslere benzemesine rağmen antijenik olarak farklıdır.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Virüs damlacık enfeksiyonu ile ve lezyonlar ile direkt temas ile bulaşır. Zonalı hastaların vezikülü ile temas edenlerde varicella gelişir. Herpesvirüslerden farkı çocuklarda çok enfeksiyöz olmasıdır. Dünyada yaygındır.

Patogenez ve İmmünoloji
VZV üst solunum yolu mukozasını infekte eder, sonra kan yoluyla deriye yayılır, bunun sonucunda tipik veziküler döküntüler oluşur. Lezyonların tabanında intranükleer inklüzyonlu multinükleer dev hücreler görülür. İyileşmenin ardından virüsler latent hale geçer, dorsal kök ganglionlarına otururlar. Yaşamın ilerleyen dönemlerinde sıklıkla immünsistem yetmezliğinde veya lokal travmalar sonucunda, virüs aktifleşir ve ağrılı zoster deri döküntülerini yapar. Varicellaya karşı gelişen immünite ömür boyu kalıcıdır, insanlar sadece bir kez suçiçeği geçirir, ancak zona zoster meydana gelebilir.

125

Klinik Bulgular

Varicella
14-21 günlük bir periyodun ardından, ateş ve titreme ile karakterize prodromal semptomlar başlar. Vezikülopapüler lezyonlar gövdeden başlayarak baş ve ekstremitelere yayılır. Döküntüler papüllerden veziküllere, buradan püstüllere dönüşür ve sonunda kabuklanır. Lezyonlar polimorfizm gösterir. Kaşıntı en önemli semptomdur. Çocuklarda hafif seyirli iken erişkinlerde ciddi enfeksiyonlar yapar. Majör komplikasyonları pnömoni ve ensefalittir. Reye sendromu ensefalopati ve karaciğer dejenerasyonu ile karakterize özellikle çocuklara aspirin verilmesi ile ortaya çıkan bir tablodur. EBV, influenza B, Rubeola ile beraber olabilir. Varicella pnömonisi özellikle gebeliğin ikinci ve üçüncü trimestirinde ağır seyirli olabilir. Gebeliğin ilk üç ayında kongenital varisella sendromu (organ hipoplazileri, kortikal atrofi, koriyoretinit) gelişebilir. Ganglion geniculate'yi tutmuşsa Rumsey Hunt Sendromu (Yüz felci, dış kulakta veziküller, 8. Sinir tutulum) gelişebilir. Tablo 3 6 Konjenital Varicella Sendromu
Mikrosefali Hidrosefali Mikroftalmi Optik atrofi Kortikal atrofi Alt ekstremite hipoplazi Mental retardasyon

Zona Zoster
Duyusal sinirlerin innerve ettiği alanlarda ağrılı veziküller ile karakterize bir tablodur. Ağrı haftalarca sürebilir ve postzoster nevralji olabilir. İmmün yetersizlikli hastalarda, pnömoni gibi hayatı tehdit eder nitelikte dissemine enfeksiyonlara sebep olabilir. Laboratuvar Bulgular Tanı klinik bulgular ile konulur. Tzank smear hazırlanarak HSV lezyonlarındaki gibi multinükleer dev hücreler görülebilir. Ayırıcı tanı virüs hücre kültürleri ile konulabilir, spesifik antiserumlar ile idantifikasyon yapılabilir. Laboratuvar hayvanlarında üretilemez. Tedavi Normal hastalarda hem suçiçeği hem de zona da tedavi gerekmez. Sistemik hastalığı olan immün yetersizliği olan hastalarda asiklovir, asiklovire dirençli suşlarda foskarnet kullanılır.

Korunma
İmmünyetmezlikli hastalarda korunma amacıyla Asiklovir kullanılabilir. Profilakside varicellazoster immunglobulin (VZIG) kullanılabilir. Canlı, attenue VZV içeren aşı 1995 yılından beri kullanılmaktadır. Aşı varicella'nın oluşumunu engeller ancak, zona'ya etkili değildir. 1 ile 12 yaşındaki çocuklara tek doz uygulanır. Hastalık geçirmemiş yetişkinlere iki doz uygulanır.

Cytomegalovirüs (CMV)
Hastalık Yenidoğanlarda sitomegalik inklüzyon hastalığı etkenidir. Konjenital anomalilerin en sık sebeplerinden biridir. Heterofil antikorlar negatif mononükleozis, ayrıca immün yetersizliği olanlarda pnömoni yapabilir.

126

hayvanlardaki CMV suşları insanları infekte etmez. Sadece tek bir serotipi vardır. Böbrek ve kemik iliği transplantasyonu yapılanlarda pnomoni ve hepatit 127 . CMV lökositlerde latent kalır ve hücresel immünyetmezliği olanlarda reaktive olur. CMV dünyada yaygındır. Bulaşma ve Epidemiyoloji Yaşamın ilk dönemlerinde plasenta. antijenik olarak farklıdır. Küçük çocuklarda en önemli bulaşma yolu tükrüktür. bayılma. Konjenital anomaliler ilk trimesterdeki enfeksiyonlarda gelişir. Hepatosplenomegali en genel bulgudur. Konak CMV enfeksiyonlarına karşı hem antikorlar aracılığı ile hem de hücresel immünite aracılığı ile defans yapar. Birçok organ etkilenir ve konjenital anomaliler görülür. sağırlık. CMV aynı zamanda yıllarca böbreklerde kalabilir. İnsanlar tek doğal konaklarıdır. İmmün yetersizlikli yetişkinlerde ateş. İmmün yetersizlikli hastalar dışında çocuklar ve yetişkinlerdeki enfeksiyonları genellikle asemptomatik seyreder. sarılık ve purpura belirtileri olan sitomegalik inklüzyon hastalığı gelişebilir. Patogenez ve İmmünoloji Fetüste multinükleer dev hücreler ile karakterize sitomegalik inklüzyon hastalığı yapar. CMV enfeksiyonları T hücreleri inhibe ederek bir immünsüpresif etki yapabilir. laterji ve periferik kan yaymasında atipik lenfositler ile karakterize heterofil negatif mononükleoz meydana gelir. doğum kanalı ve anne sütü ile bulaşabilir. Gebe kadında primer enfeksiyon gelişir ise fetüs hastalanır. Hücresel immünite sistemik hastalıkları baskıladığı için daha önemlidir. Enfekte çocuklar yıllarca idrarla CMV çıkarırlar.Önemli Bilgiler Morfolojik ve yapısal olarak diğer hepresvirüslere benzer ancak. "Cytomegalo" denilen dev hücreler meydana gelir. Klinik Bulgular CMV ile infekte olan süt çocuklarının yaklaşık %20 kadarında mikrosefali. Ancak en önemli bulaşma yolu transfüzyon ve organ transplantasyonudur. En büyük (genetik içerik olarak) herpesvirüsdür. yetişkinlerin yaklaşık %80'inde antikorları bulunur. Annede daha önceden antikorlar varsa fetüs genellikle etkilenmez. Yaşamın ilerleyen yıllarında cinsel yol ile bulaşır.

bu dönemde B lenfositler infekte olur.10). Korunma Aşısı yoktur. Bulaşma ve Epidemiyoloji EBV başlıca tükürük ile bulaşır (kissing disease). Tedavi AIDS’li hastalarda retinit ve pnömoni tedavisinve foskarnetde gansiklovir etkilidir.VCA (Viral kapsid antijeni): Replikasyonun başlaması ile gelişen virüslere ait yapısal antijendir. intranükleerdir ve oval baykuş gözü şeklinde görünümü vardır (Şekil 3. Sitomegalik inklüzyon hastalığı olan infantlar idrarları ile virüsü diğer infantlara bulaştırabilirler. 1. geç dönemde ortaya çıkan antijendir. 3. Eğer mümkünse organ transplantasyonlarında da CMV negatif donörler seçilmelidir. İnsanlar doğal konaklarıdır. 4. HSV ve VZV'den farklı olarak asiklovire dirençlidir. Düşük sosyoekonomik gruplarda erken yaşlarda enfeksiyon görülür ve genellikle asemptomatiktir. En önemli antijenidir (VCA). sonra kan yoluyla yayılır. Periferik yaymada görülen atipik lenfositler bu T hücrelerdir. EBV B 128 . AIDS'li hastalarda.MA (Membranöz antijen): Yapısal olan. Yenidoğanlara kan transfüzyonu yapılacağı zaman CMV negatif olanlar seçilmelidir. Patogenez ve İmmünoloji Enfeksiyon başlangıçta orofarenkstedir. 1-2 haftada üretilebilir. diğer B hücreli lenfomalar ve nazofarengeal karsinomanın da etkenidir. Aynı zamanda AIDS'li hastalarda 'hairy cell' lökoplakia meydana gelebilir. 5. Gansiklovire dirençli olgularda foskarnet kullanılabilir. Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde virüs.EA (Early Antijen): Yapısal olmayan erken dönemde enfekte hücrelerde belirlenen antijenlerdir. İmmunfluoresans yöntemler ile virüs gösterilebilir. Epstin-Barr Virüs (EBV) Hastalık EBV enfeksiyöz mononükleoz etkenidir. körlük ile sonuçlanabilen retinit gelişebilir. Önemli Bilgiler Virüs oral ve farenks mukoza hücrelerinde ve B lenfositlerde bulunan CD21 reseptörlerine bağlanabilme özelliğindedir.EBNA (Nükleer antijen): Latent dönemde infekte hücrelerce üretilen sitotoksisite uyarıcı antijenidir 2. ancak daha çok bilineni. Aynı zamanda Burkitt lenfoması. Antijenleri. çünkü tanı testi olarak kullanılır. Şeffaf bir hale ile çevrelenmiş koyu renkli bir inklüzyon cisimcikleri görülür. AIDS'li hastalarda retiniti önlemek amacıyla gansiklovir kullanılabilir.bulgularının ön planda olduğu sistemik CMV enfeksiyonu görülebilir. inatçı diyare görülebilir. Terminal dönemte fatal seyirli enfeksiyöz mononükleoz görülebilir.LMP (Latent membran proteini): EBNA ile aynı özellikleri taşır. Sitotoksik T lenfositler B lenfositlere karşı reaksiyona girer. ileri ülkelerde ise ileri yaşlarda (lise çağı) virüs ile bulaşma olur ve enfeksiyöz mononükleoz yapar.

Genellikle 2-3 hafta içinde spontan iyileşme olur. EBV DNA'nın birkaç kopyası hücre genomuna integre olurken. boğaz ağrısı. hepatit B ve serum hastalığında da bulunabildiği unutulmamalıdır.lenfositler içinde latent kalır. Akut enfeksiyonlarda IgM antikorları kullanılır. VCA IgG ise hafif enfeksiyonların tanısında kullanılır. çünkü ortalama 2 hafta içinde pozitifleşir. Bunlar geniş lobuler nükleusa ve vakuollü bazofilik sitoplazmaya sahip sitotoksik T lenfositlerdir. Laboratuvar Tanı Başlıca iki tip laboratuvar bulgusu vardır. IgG ise eski enfeksiyonların göstergesidir.7 Atipik lenfosit EPSTEİN-BARR VİRUS • CMV • Toksoplasma gondii • Kızamıkçık virusu • Kabakulak virusu • Viral hepatitler • İlaç reaksiyonları Lenfositleri infekte edebilen virüsler • CMV • HHV 7 • HIV • EBV • HBV HTLV • HHV6 • Kızamık 129 . Nazofarengeal karsinoma (Çin). daha duyarlı olan Mono test kullanılır. ancak teknik olarak zor uygulamalardır. İmmün yetmezliği olanlarda ciddi. Hematolojik bulgular. sıklıkla fatal seyirli X'e bağlı immunoproliferatif sendrom gelişebilir. formül lökositte %30'un üzerinde atipik lenfosit saptanır. Korunma Aşısı yoktur. Tablo 3. 2. Asiklovir EBV'ye karşı zayıf aktivite gösterir. hayatı tehdit eden enfeksiyonlarda yüksek doz verilebilir. EBV'nin kanser oluşumundaki rolü halen açıklığa kavuşmamıştır. Splenomegalinin nadir komplikasyonlarından olan dalak rüptürü özellikle sportif egzersizler sırasında meydana gelebilir. Spesifik antikorlara ek olarak nonspesifik heterofil antikorlar da saptanabilir. Nükleer antijenler fluoresan antikor boyama yöntemi ile gösterilebilir. Klinik Bulgular Ateş. daha spesifik. bunu VCA IgG'ler takip eder ve ömür boyu kalıcıdır. Hepatit sık görülürken. İyileşmeden sonra çok kısa bir süre içinde serumda kaybolduğundan hafif enfeksiyonlarda faydalı değildir. EBV'ye spesifik antikorların ölçülmesi özellikle tanı zorluğu çekilen olgularda kullanılır. Timik karsinoma (USA) EBV ile ilişkisi ispatlananlardır. hastalarda lenfositoz vardır. Burkitt lenfoması ve diğer B hücreli lenfomalar (Afrikalı çocuklarda). Anoreksi ve letarji de sıklıkla bulunur. Heterofil antikorlar 6 ay kadar sonra serumda tespit edilemediğinden tedavinin kontrolü amacıyla kullanılır. ensefalit de gelişebilir. Tükrük gibi klinik örneklerden EBV izole edilebilir. Hastalığın erken dönemlerinde VCA IgM antikorları ölçülür. Çapraz reaksiyon veren Forssman antikorları fare böbrek ekstresi ile adsorbe edilip. heterofil antikor testi ile infeksiyoz mononükleozun erken tanısı konulur. İmmünolojik bulgular. Kanser ile İlişki Lenfoid orijinli kanserler ile ilişkilidir. Bu antikorların EBV enfeksiyonu için spesifik olmadığı. yalancı aglutinasyon önlenir. 1. sirküler yapıdaki birçok kopya sitoplazmada bulunur. Burkitt lenfomasında EA saptanabilir. Heterofil antikorlar koyun veya at eritrositlerini aglutine eder. immunglobulinler korunmada etkisizdir. EBNA'da geçirilmiş enfeksiyonların tanısı açısından faydalıdır. lenfadenopati ve splenomegali karakteristik bulgularıdır. EBV enfeksiyonuna karşı immün yanıt ilk olarak VCA IgM antikorlarıdır. Bu amaçla tüp testine (Paul Bunnel) göre daha ucuz. Tedavi Komplikasyonsuz hastalara antiviral tedavi gereksizdir.

130 .

Nazofarinks karsinomu. Biyolojik silah olarak önemi vardır. Poksivirüs Poksivirüsler en büyük ve kompleks yapılı virüslerdir. Su çiçeğinden farklı olarak cilt lezyonları. Vaccinia virüs. HHV 6 aynı zamanda çocuklarda döküntülü enfeksiyona sebep olur (roseola veya exanthema subitum) (Şekil 3. Bu virüsün DNA yapısı daha çok EBV'ye benzer ve bu nedenle primer hedefinin lenfositler olduğu düşünülmektedir. Variola virüsü dünyadan silen canlı atenüe aşının içindeki virüsdür. Bu virüsler hakkında çok az bilgi bulunmaktadır.Tablo 3. vaccinia virüsü ve molluscum contagiosum virüsüdür. 31 EBV Hepatit B virüsü Molluskum kontagiosum virüsü HSV-2 RNA virüsleri HTLV-1 HTLV-2 HCV Erişkin akut T hücreli lenfoma Tüylü hücreli lösemi Primer hepatosellüler karsinom Servikal kanser (E6 ve E7 proteini) Burkitt lenfoma. B ve T hücreli lenfoma Hodgkin lenfoma. 131 .Timus karsinomu Primer hepatosellüler karsinom (x proteini) Selim cilt tümörü Servikal karsinom İlişkili olduğu kanser Diğer herpesvirüsler Human Herpesvirüs 6 ve 7 T lenfositlerini infekte eder.18. çok odacıklıdır. DNA virüs olmasına karşın intrasitoplazmik replikasyon gösterirler. skatris bırakarak iyileşirler. ancak HHV 6'nın lenfoproliferatif hastalıklara neden olduğu saptanmıştır. tüm döküntüler aynı dönemdedir. Lezyonlarda Guernieri inklüzyon cisimcikleri yaparlar. Medikal önemi olanlar çiçek virüsü (smalpox). Bu nedenle Kaposi sarkomu ile ilişkili herpesvirüs (KSHV) olarak isimlendirilir.8 İnsan tümör virüsleri ve ilişkili olduğu tümörler Virüs tipi DNA virüsleri Human papilloma virüs tip 16 . Smalpox (çiçek): Etkili aşılama sonucunda dünyadan eradike edilmiştir.12). HHV 8'in AlDS'li homoseksüellerde epidemik olarak bulunduğu ve Kaposi sarkomu ile ilişkisi bilinmektedir.

İmmün yetersizliği olan hastalarda adenovirüsler herpesvirüsler kadar başbelasıdır. 18 ve 31) farelerde sarkom oluşturur. Bazı serotiplerinin özel hastalıklardan sorumlu olduğu gösterilmiştir. Örneğin. Yakın temas ile bulaşır (seksüel temas dahil). Fiber proteinleri (hemaglutinin) tipe spesifik antijenleridir ve bugüne kadar 41 değişik antijenik tipi gösterilmiştir. 8 ve 9 epidemik keratokonjunktivit. fekal-oral yol ve konjunktivalara direk inokülasyon gibi değişik yollarla bulaşabilir. 132 . siğil tarzında bening tümörleridir. papüler. ancak insanlarda tümör oluşumu ile ilişkisi gösterilememiştir. Tedavi lezyonların küretajı ile yapılır. Hayvanlarda hastalık yapan adenovirüsler insanlara bulaşmazlar. 7. Adenovirüsler Hastalık Adenovirüsler farenjit. Patogenez ve İmmünoloji Adenovirüsler solunum sistemi. ve 21 solunum sistemi hastalıkları. tip 11 ve 21 akut hemorajik sistit ve tip 40 ve 41 infantil gastroenterit etkenleridir. gastrointestinal sistem ve konjunktivalar gibi birçok organın mukozalarının enfeksiyonudur.Molluscum contagiosum: Deri ve mukozaların küçük. Adenovirüsler dünyada yaygındır. Nötralizan antikorlara bağlı gelişen immünite tipe sipesifiktir ve yaşam boyu devam eder. Kapsidinin her 12 alt biriminden bir fiber çıkar. hemorajik sistit ve gastroenterit de sorumlu olduğu enfeksiyonlar arasındadır. Özellikle çocuklar arasında yaygındır. Sistemik tedavisi yoktur. konjunktivit ve pnömoni gibi üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurlar. Fiberler organlara tutunmada görevi olan hemaglutininlerdir. Virionlarından ayrılan fiberlerin insan hücreleri için toksik olduğu gösterilmiştir. hemorajik büllöz lezyonlarla karakterize bir hastalıktır (Koyun kaşıntılı hastalığı). özellikle askerler gibi sıkışık yaşamda salgınlar yapabilirler. Bulaşma ve Epidemiyoloji Adenovirüsler aerosoller. Orf: Koyunlardan bulaşan. Lezyonlar krater tarzındadır ve içinde beyaz renkli bir içerik taşır. Önemli Bilgiler Adenovirüsler kapsülsüz çift sarmal lineer DNA ve izosahedral nükleokapsid yapısına sahiptirler. Keratokonjunktivit. İmmün sistemi sağlam olanlarda birkaç ay içinde kendi kendine iyileşir. pembe.13). 3. folliküler konjunktivit. Fekal-oral yol çocuklardaki en yaygın görülen bulaşma şeklidir. Adenovirüslerin insan enfeksiyonlarına spesifik antijenleri hexon proteinleri üzerinde lokalizedir (Şekil 3. Bazı serotipleri (özellikle 12. Özellikle transplant hastalarında fatal seyirli pnömoniler yapabilir. 4.

Alt solunum yollarında ise bronşit ve atipik pnömoni etkenidir. Hemorajik sistitte hematüri ve dizüri belirgin semptomlardır. Patogenez ve İmmünoloji Papillomavirüsler skuamoz epitel hücrelerini enfekte eder karakteristik sitoplazmik vakuoller (koilositoz) oluşturur.HPV 16 yüksek. Önemli Bilgiler Papovavirüs ailesindendir ve polyomavirüsler ile SV40 virüslere benzerler fakat daha büyük genoma sahiptir. 133 . Epidemik keratokonjunktivit iatrojenik hastalıktır. E6 ve E7 genleri kansinojeniktir. farengokonjunktival ateş ve akut respiratuvar hastalık yaparlar. Papillomavirüsler Hastalık Papillomavirüsler siğiller gibi skuamöz hücrelerin bening tümörleri olan papilloma etkenidir. Ancak bazı serotipleri belirli dokularda enfeksiyon yaparlar. HPV-16-18 gibi bazı tipleri serviks kanseri etkenidir.14). Bu vakuoller patognomoniktir. Ancak serviks ve penis üzerindeki HPV enfeksiyonları kanserleşebilir (Condyloma acuminata). Siğiller beningdir ve malignleşmez. özellikle göz muayeneleri sırasında aseptik şartlara uyulması ve ellerin yıkanması ile bulaşma önlenebilir. 7 ve 21 suşları için canlı atenue olmayan aşısı vardır ancak sadece orduda kullanılmaktadır. İki yaşın altındaki çocuklarda kan bulunmayan gastroenteritler yaparlar. Tedavi semptomatiktir. Adenovirüs enfeksiyonlarının çoğu kendi kendine iyileşir. derideki siğillerden HPV-1-4 sorumlu iken (Şekil 3. Papovavirüsler Serolojik açıdan papillomavirüsler ile polyomavirüsler olmak üzere iki farklı cins altında toplanırlar. HPV 18 çok yüksek riske sahiptir. Tedavi Bilinen antiviral tedavisi yoktur. Örneğin. Korunma 4. genital siğillerden en sık HPV-6 ve HPV-11 sorumludur.Klinik Bulgular Farenjit. HPV'nin 100'den fazla serotipi vardır. Enfeksiyonların yarısından çoğu da asemptomatiktir. Laboratuvar Tanı Tanı için hücre kültürlerinde virüsün üretilmesi veya spesifik antikorların iki hafta ara ile 4 kat arttığının gösterilmesi gerekmektedir.

BK virüs solunum yolu enfeksiyonları ile böbrek epitel hücrelerini enfekte etme özelliği vardır. Hayvanlardaki siğiller insanlar için bulaştırıcı değildir. Tanı genellikle klinik olarak konulur.Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma deri-deri teması ile olur (seksüel geçiş).15). Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Derideki siğiller çocuklar ve genç erişkinlerde daha yaygın iken. JC virüs Progresif multifokal lökoansefalopati (PML) etkenidir. Tedavi lezyonlara cerrahi veya topikal asetilsalisilik asit uygulanması ile yapılır. Polyomavirüsler Bu grup içinde simian virüsü 40 (SV40) ve insan virüsleri olan BK ve JC virüsleri bulunur. Lezyonlarda koilositozun görülmesi tanıyı kesinleştirir. 134 . ileri yaşlarda geriler. Genital siğiller en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıklardır (Şekil 3.

Önemli Bilgiler Çok küçük tek sarmal DNA virüsüdür. Eklem bulguları romatoid artriti taklit edebilir. bu da eritema infeksiyozumdaki döküntülerin sebebidir. Eritema infeksiyozum (tokatlanmış çocuk sendromu. Sadece tek serotipi vardır. Genom negatif DNA'dır. Tedavi Spesifik tedavisi yoktur. Parvovirüs B19'un konjenital anomali yaptığı gösterilememiştir. Virüs boğaz sürüntüsünden elde edilebilir ancak sık kullanılan bir yöntem değildir. aplastik kriz (özellikle orak hücreli anemililerde) ve hidrops fötalis (Fetal enfeksiyon) etkenidir. Yüzde tipik döküntü. Aplastik krizler: Orak hücreli anemi. Eritema infeksiyozum (Beşinci hastalık). beşinci hastalık). Artrit ve atrofatiler ile karakterizedir. Kan donörleri de önemli bir kaynaktır. Laboratuvar Tanı B19'a karşı gelişen IgM antikorlarının tespit edilmesi ile tanı konur. Dünyada yaygındır. talassemililer ve sferositozu olanlarda geçici ciddi aplastik anemi olur. Bir diğeride kan damarlarındaki endotel hücreleridir. Fetal enfeksiyonlar: Gebe kadın birinci ve ikinci trimesterde enfekte olursa. 2. Tablo 3. Virüs detektif bir parvovirüsdir. Klinik Bulgular Dört klinik tipi vardır 1.9 Virüsler ve insanlarda oluşturdukları kanserler Virüs ailesi Papovavirüsler Virüs Human papillomavirüs İnsanda meydana getirdiği kanser Genital tümörler Skuamoz hücreli karsinom Orofarengeal karsinom Herpesvirüsler EB virüs Nazofarenks karsinom Afrika Burkitt lenfoması B hücreli lenfoma Hepadnavirüsler Retrovirüsler Flavivirüsler Hepatit B virüs HTL virüs Hepatit C virüs Hepatosellüler karsinom Yetişkinin T hücreli lösemisi Hepatoselüler karsinom 135 . B19 ile enfekte olan yetişkinlerdeki immünkompleksler döküntü ve artritleri meydana getirir. Transplasental bulaşmada görülebilir. 4. Bulaşma ve Epidemiyoloji Başlıca solunum sistemi yoluyla bulaşır. Patogenez ve İmmünoloji B19 başlıca iki tip hücreyi enfekte eder. Bunlardan birincisi kemik iliğinde eritrositlerin prekürsör hücreleridir ve aplastik krizlere neden olur. hayvanlarda enfeksiyon yapan suşlar insanlara bulaşmaz. Standart immunglobulinler immünyetmezliği olan hastalarda faydalı olabilir. Fetal ölüm ve hidrops fetalis meydana gelebilir. Kronik B19 enfeksiyonu: Özellikle HIV enfeksiyonlularda olmak üzere immün yetersizliği olanlarda meydana gelir. Üçüncü trimesterde meydana gelen enfeksiyon klinik tablo yaratmaz. Son yıllarda Adenoassociated virüs denilen bir parvovirüs insanlarda rastlantısal olarak tespit edilmiştir. Özellikle okul yaşındaki çocukları tutar. İnsanlar tek kaynaktır. artropati yıllarca sürebilir. 3. eller ve dirsekler olmak üzere eklem tutulumları önemlidir. adenovirüs varlığında gelişebilir. virüs plasentaya geçip fetusu enfekte eder. Sorumlu olduğu enfeksiyon gösterilememiştir.Parvovirüsler Hastalık Parvovirüslerin insanlardan enfeksiyon yapan tek suşu Parvovirüs B19'dur.

C bölgesi . Replikasyon sonrasında ise yeni viryonun genomuna ait S zinciri tamamlanamadan genomun kapsidi yapısını tamamlar ve böylece yeni virüslerinde S zincirleri eksik kalır. Hepadnavirus ailesinin üyesidir.Hepatit B Virüsü Hastalık B tipi viral hepatit etkenidir.S bölgesi. HBxAg 136 . Zarflı ancak etere dirençlidir.X bölgesi.17). Eksik olan + zincir (S zinciri) replikasyon sırasında tamamlanır. Kısmi çift sarmal DNA yapısındadır. Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal konaklarıdır. 1. DNA polimeraz 4. 42 nm çapındaki ise infektif partikülleridir (Dane partikülü) (Şekil 3. HBsAg 2. Kor içinde DNA bağımlı DNA polimeraz (revers transkriptaz) vardır.18). Virüs eksik zincirini enfeksiyon alanında tamamlamak için reverse transkriptaz taşır.P bölgesi. HBcAg ve HBeAg 3. Hasta serumları incelendiğinde üç değişik partikül görülür. Genomda dört önemli gen bölgesi bulunmaktadır (Şekil . Zarfı yüzey antijen denilen (HBsAg) bir protein taşır. Bunlardan 22nm çapında sferik ve 22nm çapında flamenter yapıda olanlar infektif olmayan. Replikasyon Virüsün genomu tamamlanmamış çift sarmal DNA dan yapılmıştır.

İyileşen olgularda Anti-HBe gelişmeye başlar. Bunlarda bulaştırıcılık fazladır. uyuşturucu bağımlıları (intravenöz). S geni ise S proteinini kodlar. konjunktival girişimler bulaşmada önemli faktörlerdir. HBeAg pozitif gebelerde bulaşma hemen hemen kaçınılmazdır. HBsAg'nin glikoproteini a. Ancak tüm HBV suşlarında a determinantı bulunması nedeniyle aşıların hepsi ile immünizasyon sağlanmaktadır. Horizontal yol: Aralarında cinsel temas veya kan teması bulunmayan sıkışık yaşam şartlarındakilerde gelişen bir yoldur. yaşlı bakım evleri. Subklinik ve anikterik akut enfeksiyon geçirenlerde kronikleşme daha sık görülür. hemodiyaliz.Tablo 3. Parenteral yol: Kan ve kan ürünleri aracılığı ile bulaşır. Böylece akut hepatit tablosu ortaya çıkar. Bulaşma doğum sırasında meydana gelir. w. kışlalar en önemli örneklerdir. CD8 T lenfositlerinin hedefi bu hücrelerdir. Anti-Pre-S2 antikorları HBsAg negatifleşmeden pozitifleştiği için. partner sayısı arttıkça hastalığın bulaşma ihtimali de artar. hastaneler. Bu antijen de C geninin Pre-C başlangıç noktasından başlayarak yapılır. Pre-S2 bölgesinin karaciğer hücreleri üzerindeki polimerize human serum albumin reseptörlerine bağlandığı bilinmektedir. akut dönemdeki hepatit B'li bir hastanın kronikleşme riskinin az olduğu yönünde bir bulgudur. Vertikal yol: Perinatal bulaşmada transplasental bulaşma nadirdir. Ancak yetersiz yanıt varsa. Bulaştırıcılığın göstergesidir. Özellikle homoseksüel ilişki ile sıklığı artar. kan ve kan ürünü transfüzyonu. Small (S) proteinlerden oluşur. Patogenez ve İmmünoloji Sitotoksik T hücrelerin aktivitesi sonucunda. hepatositler parçalanır ve hepatit gelişir. HBeAg MHC class I antijenler tarafından sunulan antijendir. Türkiye'deki en sık görülen bulaşma yoludur. Aynı gen bölgesini kullanmaları nedeniyle HBcAg'nin serumdaki göstergesidir denebilir. Bunu antikor yanıtının gelişmesi (Anti-HBs) izler ve hastaların çoğu iyileşir. d. Middle (M). ancak karaciğer iğne biyopsisi ile gösterilebilir. HBsAg'nin 6 aydan uzun süre pozitifliğinin devam etmesi kronik hastalık lehinedir. Genomun Pre-S1 geni L proteinini. Serumda saptanamaz. Aile içi. Seksüel temas: Cinsel ilişki ile bulaşır. akupunktur. r determinatlarından oluşmaktadır. hastalık kronik hale geçer. y. ana okulları. HBsAg'de en çok bulunan proteindir. HBsAg üç farklı proteinden oluşur. Bu determinantlar nedeniyle serotipler oluşmaktadır. tatuaj. HBcAg: HBV'nin "core" bölgesinin antijenidir. 137 . Kontamine iğneler. Bunların bir kısmı hepatositlerin endoplazmik retikulumunda değişikliğe uğraması ile suda eriyebilir HBeAg oluşur. Hem Dane partiküllerinin hem de infektif olmayan partiküllerin üzerinde bulunur. Ayrı başlangıç noktalarından kodlanmalarına bağlı olarak Large (L). L ve M proteinlerinin hepatositlere bağlanmada rolü olduğu gösterilmiştir. Eğer hastaların hücresel immünitesi iyi ise infekte hepatositler yıkılır ve virüs temizlenir.10 Hepatit virüslerinin özellikleri HAV Genom Aile Bulaşma RNA Heparnavirüs Fekooral HBV DNA Hepadnavirus Cinsel Parenteral HCV RNA Flavivirü s Parenter al Cinsel? 1-6 ay Sinsi Var Düşük Yok Yok HDV RNA Deltavir üs Parente ral Cinsel? 1-2 ay Ani Var Yüksek Yok Yok HEV RNA Calisivirüs Fekooral Kuluçka devri Başlangıç Kronikleşme Fulminan hepatit riski Pasif bağışıklık Aşı 2-6 hafta Ani Yok Düşük Standart immünglobulin Ölü 2-6 ay Sinsi Var Düşük Hiper immünglobulin Rekombinant 2-6 hafta Ani Yok Gebelerde yüksek Yok Yok HBsAg: ilk pozitifleşen marker HBsAg'dir. Pre-S2 geni M proteinini. manikür. S proteini. Replikasyonun sürdüğü kronik olgularda HBeAg pozitifliğini korur. Bulaşma ve Epidemiyoloji Hepatit B'nin başlıca bulaşma yolları.

Olguların ortalama %1 kadarında fulminan hepatit görülür. HBcAg gibi).HBeAg viral replikasyonun göstergelerinden biridir (HBV-DNA. safra kanalı epitellerinde de enfeksiyon oluşturur ancak buralarda replike olamaz. Derin ikteri olan hastalarda kaşıntı bulanabilir. böbrek. Hastalarda akut karaciğer nekrozu ve ensefalopati vardır. amonyak artar ve PTZ yükselir. üre normalin altına iner. Ekstrahepatik bulgular sıktır. pankreas. DNA polimeraz. kemik iliği. Klinik Bulgular İnkübasyonu 6 aya kadar uzayabilir.21 gösterilmiştir. dalak. Akut enfeksiyonda genellikle başlangıç hepatit A kadar gürültülü değildir. İkterik olgularda hem direkt hem de indirekt bilirubin yükselir. Olguların sadece 1/4 kadarı ikterik enfeksiyon geçirir. eklem ağrıları. Laboratuvar Bulgular ALT seviyesi üst sınırının 10 katını aşanlar ve deRitis oranı (AST/ALT) 1'den küçük olanlar akut hepatitli kabul edilirler. ancak çok güvenilir değildir. Hastanın serolojisi tablo 6'da ve şekil 3. hastalarda konstipasyon görülür. Çok yüksek olan ALT ve AST değerleri hızla düşer. artrit gelişebilir. HBV karaciğer dışında monositler. ancak ekstrahepatik bulgularda gösterir.11 Hepatit B serolojisi Başlang ıç HBsAg Anti-HBs Anti-HBc IgM Anti-HBc-lgG HBeAg Anti-HBe ALT Pozitif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Çok yüksek Pencere Negatif Negatif Pozitif Pozitif Pozitif Negatif Belki biraz İyileş me Negati f Pozitif Negati f Pozitif Negati f Pozitif Norm al Kronik Aktif Persistan Pozitif Negatif Negatif Pozitif Pozitif Negatif Yüksek Kronik Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Az yüksek Taşıyıcı Pozitif Negatif Negatif Pozitif Negatif Pozitif Normal Aşılı Negatif Pozitif Negatif Negatif Negatif Negatif Negatif 138 . Özellikle ürtiker. Hepatit B bir karaciğer hastalığıdır. Tablo 3. Gastrointestinal sistem bulguları ön plandadır.

139 .

140 . HDV. HBV gen üretimi ile yarıştığı için. ancak süperinfeksiyonları sırasında daha da kısa olabilir. intravenöz uyuşturucu bağımlıları ve bunlarla yakın temasta olanlar yüksek risk grubunu oluşturur. enfeksiyonları sırasında hepatit B markerları azalır. Multipl transfüzyon alanlar. HDV enfeksiyonu HBV replikasyonuna (HBsAg üretilmesi) bağlıdır. Orta Doğu ve Güney Amerika ülkelerinde prevalansı yüksektir.Delta Hepatiti (HDV) HDV dünyada yaygındır ancak özellikle Afrika. İnkübasyon periyodu 2-12 haftadır. HBsAg delta virüsü için bir zarf gibi davranır. Primer bulaşma yollarının HBV ile benzerlik gösterdiği görülmektedir.

Mümkün olduğunca herkes aşılanmalıdır. Şişmanlarda.İki tür HDV enfeksiyonu vardır. hastalarda iki defa ALT piki oluşur. 141 . hepatit B'li hastalarda yakın temas ile bulaşma. Karaciğer enzimlerinin normal olduğu. hastaların büyük çoğunluğu kroniklesin HDV enfeksiyonu tanısı hastalarda anti-HDV IgM antikorlarının gösterilmesi ile konulur. hastaların büyük bölümü iyileşir. Kronik hepatit kronik aktif ve kronik persistan olmak üzere ikiye ayrılır. Yenidoğanlarda anne HBsAg'li ise hem aşı hem de hiperimmunglobulin uygulanır. Çocuklarda bu oran tersinedir. Süperenfeksiyon kronik hepatit B'li hastalarda görülür. Birincisi Akdeniz ülkelerinde görülen. tek ALT piki oluşur. Son yıllarda Lamivudin'in tek olarak kullanıldığı protokoller de uygulanmaktadır. %10 kadarı kronikleşir. aylarda uygulanır ise %95 üzerinde koruyuculuk sağlar. hastada klinik bulguların bulunmadığı sadece HBsAg taşıyıcılığı ile karakterize kronik taşıyıcılarda vardır. Korunma Plazma kaynaklı veya rekombinan aşılar 0. Tedavide interferon alfa 6 ay. Hepatit aşıları içinde sadece HBsAg bulunduğundan gebeler de dahil olmak üzere herkese uygulanabilir. Tedavi Erişkinlerde tüm HBV'li hastaların yaklaşık olarak %90'ı iyileşirken. sigara içenlerde. Dünyada iki tip HDV enfeksiyonu epidemiyolojisi vardır. 1. İnterferon ya tek olarak veya bazı tedavi protokollerinde Lamivudin ile kombine edilerek kullanılabilir. Koenfeksiyon hastalarda akut viral enfeksiyonun ardından gelişir. 6. erkeklerde ve yaşı ileri olanlarda immünite sağlanamayabilir. 1 yıl ve 2 yıllık sürelerde kullanılır. ikincisi ise özellikle ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerinde kan ve kan ürünleri ile bulaşma şeklidir.

Birçok hayvan (kuşlar. lenfopeni. Hemaglutinin konak hücrelere tutunmayı sağlarken. Dünyadaki büyük epidemiler virüsün yüzeyindeki bu reseptörleri değiştirmesi sonucunda ortaya çıkar. nöraminidaz ise koruyucu mukus tabakayı sulandırarak. genomda majör değişimdir ve her 10-11 yılda bir meydana gelen büyük salgınlardan sorumludur. çoğul organ yetersizliği. Evcil ördeklerdeki infeksiyon ise tıpkı tavuklar. Zarflarının üzerinde iki farklı çıkıntı vardır. 1997 Hong Kong salgınında hastalananlarda gripteki gibi tipik belirtiler (ateş. göz infeksiyonları. Antijenik drift. Salgın. Zaman içinde daha çok insan infekte olup bunlar bir de insana ve kuşa özgü influenzavirus suşlarıyla aynı anda infekte olurlarsa. gerekse kronik tıbbi sorunları olanları etkilemiştir. Kuş gribi salgınları bir ülkenin içine yayılacak olursa. özellikle gelişmekte olan ülkelerde kümes hayvanları endüstrisi ve çiftlik sahipleri üzerindeki etkileri son derece yıkıcı olabilir. Kuş gribi virusunun doğal rezervuarı. Hastalık. iki tip antijen değişimi vardır. ilk kez 1878'de italya'da tanımlanmıştır. İnfluenzae A ile pandemiler her 10 ile 20 yılda bir meydana gelir. patojenitesi yüksek kuş gribi çok daha önceden. A/Johannesburg/94 (H3N2) influenza virüsünün yazılışını gösterir. Kuş gribi: Bu hastalık. hindiler. segmenter tek sarmal RNA virüslerdir. domuzlar) influenza A virüsünü taşırlar ve insanlarda büyük epidemilerin oluşmasını sağlayan antijenik değişimlerin kaynağıdırlar. kazlar ve benzeri kümes hayvanlarındaki gibi öldürücüdür. H5 ya da H7 alt tipindeki patojenitesi düşük olan kuş gribi viruslarının. karaciğer enzim düzeylerinde yükselmeler ve pıhtılaşma bozuklukları gibi belirti ve bulgular bildirilmiştir. Grip özellikle kış aylarında meydana gelir. gerek önceden sağlıklı erişkin ve çocukları. Kuşa özgü influenzavirus H5N1 ile oluşan insan infeksiyonunun klinik gidişine ilişkin yayımlanmış bilgiler sınırlıdır. atlar. İnfluenza B'de salgın yapabilir ancak influenza C salgın yapmaz. Patojenitesi yüksek olan kuş gribi viruslarının yabanıl kuş topluluklarında bulunmadığı. Paramyxovirüslerden segmenter RNA'ları bulunması ile ayrılırlar. H1N1 ve H3N2 influenza A'nın en bilinen suşlarıdır ve son zamanlardaki aşılarda sıkça kullanılmaktadır. Kuş gribinin. yeşilbaş ördeklerdir ve enfeksiyona en dayanıklı olan kuşlar da bunlardır. bakteriyel superenfeksiyonlar eklenirse yaşlılarda ölümler görülebilir. ilk kez 1961'de Güney Afrika'da balıkçıllardan izole edilmiş olmakla birlikte. Önemli bilgiler Zarflı. bölgesel enfeksiyonlardan sorumludur. tavukçuluk yapanlar ve tavuk imha ekiplerinde çalışanlarda insandan insana çok sınırlı bir biçimde de olsa bulaşabildiği anlaşılmaktadır. H5N1 suşunun sağlık çalışanları. ülkeden ülkeye canlı kümes hayvanlarının ticareti aracılığıyla yayılabilir. ancak her yıl farklı ülkelerde salgınlar yapabilir. Virusları çok uzaklara taşıyabilmelerine ve dışkılarıyla çıkarmalarına karşılık. kümes hayvanları arasında yayıldıktan sonra geçirdikleri mutasyonlarla yüksek patojenite kazandıkları kabul edilmektedir. reseptörler ortaya çıkarır. Göçmen kuşlar da virusu uzaklara taşıyabilir. akut sıkıntılı solunum sendromu (ARDS).RNA VİRÜSLER İnfluenzae Virüsler Ortomyxovirus grubundandırlar. 142 . helikal yapıda nukleokapsidi olan. H3N2 ise hemaglutinin ve nöraminidaz'ın tipleridir. bu insanlar insandan insana kolayca bulaşmayı sağlayacak insan genlerine sahip olan yepyeni bir alt tipin yoğrulduğu bir hamur teknesi gibi işlev görebilir. İnfluenzavirus A H5N1. Bulaşma ve epidemiyoloji Virüs damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. kümes hayvanları arasında patojenitesi yüksek kuş gribi salgınlarıyla eşzamanlı olarak görülmektedir. bir grip pandemisinin başlangıcı da olacaktır. Büyük pandemilerden inluenza A sorumludur. kontrol altına alınması çok güç olabilir. yalnızca hafif ve kısa süren bir hastalık geçirirler. A grup antijenidir. Hastalık Dünyada grip pandemileri yapan virüslerdir. pnömoni. aile bireyleri. tavuklar. boğaz ağrısı. İnsandaki olgular. Böyle bir olay. öksürük ve kas ağrıları). geçmişteki patojenitesi yüksek kuş gribinin uluslararası yayılımı böyle açıklanmaktadır. minör değişiklikleri gösterir. Hemaglutinin ve nöraminidaz. Antijenik shift. Daha sonrakiler virüsün izole edildiği yer ve zamanı gösterir. özellikle patojenitesi yüksek formla oluşan salgınların. influenzavirus A'ya bağlı olarak genellikle kuşlarda ortaya çıkar. "Myxo" denilince musinler (glikoprotein) ile etkileşen virüsler anlamını taşır.

influenza virüse bağlı pnömoni interstisyel tiptedir. Her aşıda 3 suş bulunur. Bulantı ve kusma da eşlik edebilir. miyalji. Aşı her yıl yeniden formüle edilir. AIDS gibi hücresel immün sistem bozukluğu olanlarda hastalık ölümcül seyreder. Ayrıca sekonder bakteriyel enfeksiyonlar. hücresel immünite daha önemlidir. Kızamık virüsü makrofajların yüzeyinde bulunan IL-12 üretiminden sorumlu olan CD46 reseptörlerine bağlanır. Nadir olarak subklinik kızamık görülebilir. Klinik bulgular 24-48 saatlik inkübasyonun ardından. yaşlı ve immün sistemi bozuk olanlardır. Korunma Ölü influenza A ve B aşıları kullanılmaktadır. Laboratuvar tanı Tanı büyük çoğunlukla klinik bulgular ile konulur. burun akıntısı. Klinik Bulgular Ortalama 2 haftalık bir inkübasyon periyodunun ardından ateş. baş ağrısı ve öksürük gelişir. Birkaç gün sonra yüzden başlayarak aşağıya doğru yayılan döküntüler görülür (Şekil 3. IgG tipi antikorlar viremi sırasında virüslerin nötralizasyonunda rol oynarsa da. 2-3 yılda bir büyük epidemiler yapar. böylece hücresel immün sistemde baskılanma görülür. Gelişmekte olan ülkelerde malnütrisyonlu çocuklardaki enfeksiyonlar sağlıklı olanlara göre daha ağır seyirlidir. Multinükleer dev hücreler (Warthin Finkeldey dev hücreleri) lezyonlarda görülür. influenzae A ve B'ye birlikte etkili olan oseltamavir'dir. İmmünite salgısal IgA'ya bağlıdır. konjunktivit (fotofobi). İnfluenza B ve suçiçeği gibi viral enfeksiyonlarda ateşin düşürülmesi için kullanılan aspirin patogenezde rol oynar. PPD deri testi negatifleşebilir ve tüberküloz reaktivasyonu görülebilir. Miyalji gibi sistemik bulgular dolaşan sitokinlere bağlıdır. Virüsün hedef hücreye penetrasyonunu veya virüsün kılıfından soyulmasını engeller. bunlardan ikisinin A birinin B susu olmasına dikkat edilir. Tedavi Amantadin hem tedavi hem de korunmada kullanılmaktadır. Enfeksiyon sırasında geçici hücresel immünite depresyonu görülür. Kızamık Virüsü(MEASLES) Kızamık etkenidir. Koplik lekeleri tanıda önemli bir bulgudur. Döküntüler sitotoksik T hücrelerinin kızamık ile infekte olmuş derideki vasküler endotel hücrelerini etkilemesi sonucunda gelişir. ateş. burada tekrar replike olur. öksürük ile karakterize prodromal şikayetler görülür. Dünyada yaygındır. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma prodromal dönem ile döküntünün başladığı birkaç gün içinde damlacık enfeksiyonu yoluyla olur. korunmanın sürekli olması için her yıl aşılamanın yapılması gerekmektedir. Sitotoksik T hücrelerin de koruyucu etkisi vardır. Amantadin sadece influenza A'ya etkilidir. Başlıca endikasyonu bilinci kapalı. IgG gelişir ancak koruyucu özelliği azdır. Guillain-Barre sendromu görülebilir. Anneden antikorların plasenta aracılığı ile geçmesi nedeniyle infantlar 6 ay süresince korunma altındadır. Tek bir serotipi vardır. Nadir görülen komplikasyonu ensefalopati ve karaciğerde dejenerasyon ile karakterize Reye sendromudur. Korunma ortalama 6 ay kadardır.22). 143 . Zarfının üzerinde hemaglutinin ve hemolitik aktivite gösteren iki tip antijeni bulunur.Patogenez ve İmmünite Enfeksiyon üst ve alt solunum yollarında lokalize kalır. Bakteriyel superenfeksiyon gelişmemiş ise semptomlar spontan olarak 4-7 günde geriler. Bir müddet sonra döküntüler ortaya çıkar. Daha sonra kan yoluyla deriye yayılır. sistemik bulgulara rağmen nadiren viremi olur. Patogenez ve İmmünite Üst solunum yollarının enfeksiyonunun ardından virüs kana geçer ve RES hücrelerini infekte eder. Burada antikora bağımlı vaskülitin rolü vardır. Hücre kültürleri ve antikor titresindeki yüksekliklerin gösterilmesi de gerçek tanının konması için yardımcıdır. Solunum yollarında nekroza yol açmaz. Hastalığı geçirenlerde yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. Önemli Bilgiler Paramyxovirüs ailesindendir.

Genellikle 15 aylık çocuklara rubella ve mumps aşısı ile birlikte yapılır. Dokularda intranükleer ve intrasitoplazmik inklüzyon cisimcikleri oluştururlar. 15 aydan daha küçük çocuklara aşı yapılmaz. attenüe aşılar ile korunma sağlanır. Canlı. Koplik lekeleri olmaksızın atipik döküntüler ile karakterizedir. Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. Hasta bulaştırın değildir ve virüs izolasyonu yapılamaz. Anneden geçen antikorlar nedeniyle halen korunma altında olan bebeklerde ve enfeksiyonun hemen öncesinde hiperimmün kızamık immünglobulini veya normal gama globulin preparatlarının uygulandığı kişilerde ortaya çıkan hafif kızamık tablosuna modifiye kızamık denir. Enkübasyon periyodunun erken dönemlerinde immünize olmamışlarda standart immünglobulin kullanılabilir. Aşı ile etkili korunma sağlanır ve yan etkisi çok azdır. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetersizliği olanlar ile gebelere uygulanmaz. Mortalite %10. Ölü aşıların kullanılmamasından artık atipik kızamık yetişkinlerde görülmemektedir. Hastalıktan birkaç yıl sonra MSS'nin fatal seyirli hastalığı olan subakut sklerozan panensefalit (SSPE) gelişebilir. Mumps Virüs Kabakulak etkenidir 144 . Günlerce süren ciddi bir klinik tablo oluşturur. Hücre kültürlerinde virüsün izolasyonu mümkündür ancak. Tablo 3. Ölü aşılar artık kullanılmamaktadır. çünkü maternal antikorlar virüsü nötralize eder ve immün yanıt düşebilir.12 Yavaş virüs enfeksiyonları Yavaş virüs enfeksiyonları Subakut sklerozan panensefalit Progresif multifokal lökoensefalopati Progresif Rubella ensefaliti HIV ensefalopatisi Virüs tipi Kızamık Polyoma JC Kızamıkçık HIV Ölü aşı verilmiş veya hafif enfeksiyon geçirmiş kişilerde atipik kızamık gelişir. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Kızamığa bağlı primer dev hücreli veya sekonder bakteriyel pnömoni gelişebilir.Ciddi komplikasyonları vardır. kalıcı sekel oranı ise %40'tır. tanıda güçlük çekilen olgularda antikor fitresinin iki hafta içinde 4 kat artması değerli bulgudur. İmmünitenin azalmasını önlemek amacıyla rapel dozlar tavsiye edilir. Her 1000 olguda bir ensefalit görülebilir.

İntrasitoplazmik ve intranükleer inklüzyon cisimciklerine sebep olur. Anneden geçen antikorlar virüs ile reaksiyona girerek. Çocukların %30 kadarı klinik bulgular göstermeksizin enfeksiyonu geçirir. Diğer önemli komplikasyonu menenjittir. Tüm kabakulak olgularının yaklaşık %15'inde gelişir. Hemaglutinin ve nöraminidaz antijenlerine V Ag'ni denir. füzyon proteinleri bulunur. infantlarda alt solunum yollarını tutar. Ömür boyu kalıcıdır. Klinik Bulgular Ortalama 3 haftalık bir inkübasyon döneminin ardından. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile veya kontamine ellerin ağız-buruna dokunulması ile bulaşır. bilinen bir serotipi vardır. Canlı attenüe aşı ile korunma sağlanır. Bunlar hedef hücrelere tutunmaya yarar ve multinükleer dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. Hastanedeki süt çocukları arasındaki salgınları önemlidir. ateş. Patogenez ve İmmünite Virüs solunum sistemi yoluyla enfeksiyonu meydana getirdikten sonra dolaşım yoluyla parotis bezlerine. Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. iştahsızlık. Önemli Bilgiler Yüzeylerinde hemaglutinin ve nöraminidazları yoktur. kış aylarında insidensi artar. Patogenez ve İmmünite İnfantlarda daha ciddi seyirlidir. Antikor tarama testlerinde 4 katlık artış tanı açısından değerlidir. İnfantlardaki ciddi enfeksiyonlarında bir immunopatojenik mekanizma gelişebilir. viremi olmaz. Tek taraflı orşitlerde sterilite olmaz. Puberte dönemindeki erkeklerde bilateral testis tutulması sonucu sterilite meydana gelebilir. Parotis bezine Stenon kanalı yoluyla yanak mukozasından da ulaşabilir. respiratuvar sistem hücrelerinde harabiyete sebep olabilir. Sinsitia denilen bu dev hücreler virüse de ismini verir. Canlı aşı olması nedeniyle immün yetmezliği olanlar ile gebe kadınlara kullanılmaz. Karakteristik özelliği limon yedirildiği zaman parotisde ağrı meydana gelmesidir. Dünyada yaygındır. Sounum Sinsisyumu Virüsü (RSV) Süt çocuklarında pnömoni ve bronşiolit etkeni önemli bir virüsdür. Tedavi ve Korunma Spesifik tedavisi yoktur. Ödemi engellemek amacıyla semptomatik tedavi yapılır. spontan olarak bir hafta içinde düzelir. el yıkama veya eldiven kullanma gibi basit önlemler ile önlenebilir. Tunica albuginia'nın fibröz hal alması nedeniyle testisler üzerine baskı olur ve bu da spermatozitlerin nekrozu ile sonuçlanır. Aşı uzun süreli (en azından 10 yıl) immünite sağlar. Dünyada yaygındır. Measles ve Rubella ile birlikte 15 aylık çocuklara uygulanır. kendiliğinden sekelsiz iyileşir. 145 . Tükrük.Önemli Bilgiler İnsanlar tek doğal kaynaklarıdır. bulantı ve bunu takiben parotis bezinde unilateral veya bilateral şişme meydana gelir. Kış aylarında salgınlar oluşturur. Standart immunglobulinler hastalıktan korunmada ve orşit gelişmesinde koruyucu değildir. yetişkinlerde üst solunum yolu enfeksiyonları yaparken. 3 yaşın altındakilerde görülür. Önemli iki komplikasyonu vardır. testislere. pankreasa ve meninkslere yerleşir. Bu salgınlar hastane personeli tarafından meydana getirilir. Hastalık benign seyirlidir. overlere. Genellikle selim seyirli. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır. S Ag'ni pozitifliği erken tanı kriteri olarak kullanılır. Solunum sisteminde lokalizedir. BOS veya idrardan hücre kültürleri ile virüs elde edilebilir.

Hayvanlarda ve insanlarda enfeksiyon yapan tipleri olmasına rağmen. Parainfluenzae virüs tip 1 ve 2 en sık enfeksiyon yapan suşlarıdır. farenjit. Bulaşma ve Epidemiyoloji Dünyada yaygındır. Her 6-9 yılda bir büyük epidemiler yapar. Rubella Virüs Kızamıkçık ve konjenitai rubella sendromu etkenidir. alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları yaparlar. Bulaşma ve Epidemiyoloji Damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Önemli Bilgiler Togavirüs ailesindendir. Ribavirin'in hiperimmünglobulin ile birlikte kullanılması daha etkilidir. nörominidaz ve füzyon proteinleri bulunur. Önemli Bilgiler Virüs yüzeyinde hemaglutinin. 146 . Klinik Bulgular İnfantlarda bronşiolit ve pnömoni etkenidir. 4 tipi vardır. yetişkinlerde grip benzeri enfeksiyondan sorumludur. Parainfluenza Virüs Çocuklarda akut larengotrakeobronşit ve pnömoni etkeni iken. insanlar doğal konaklarıdır. hayvan enfeksiyonu yapanlar insanları etkilemez.İmmün sistemin rolü tam olarak tespit edilememiştir. Tedavi ve Korunma Hastanede yatan infantların ciddi hastalıklarında aerosol tarzında ribavirin kullanılır. Laboratuvar Tanı Solunum yolundan alınan materyalde immunfluoresans yöntemler ile veya hücre kültürleri ile virüs gösterilebilir. Laboratuvar Tanı Tanı klinik olarak konur. bronşit ve pnömoni de yapabilir. Patogenez ve İmmünite Viremi yapmaksızın. Enfeksiyonların çoğu subklinik seyirlidir. Büyük çocuklarda ve yetişkinlerde ise üst solunum yolu enfeksiyonu şeklindedir. Tanıda spesifik antikorların 4 kat artması anlamlı bir bulgudur. Klinik Bulgular Beş yaş altındaki çocukların krup etkenidir. Hem serum hem de sekretuvar antikorlar RSV yanıtında önemlidir. Füzyon proteinleri dev hücrelerin gelişmesine sebep olur. Ancak özellikle nazal sekresyondaki IgA tipindeki sekretuvar antikorların reenfeksiyona karşı koruyucu olduğu düşünülmektedir. Aşısı yoktur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Dünyada yaygındır. Multinükleer dev hücreler şeklindeki sitopatik etkisi tanı koydurucudur. Hücre kültürlerinde virüsün izole edilmesi. antikorların 4 kat artmasının gösterilmesi de ayırıcı tanıda kullanılabilir. Grip. Sekonder bakteri enfeksiyonları nadir görülür. Özellikle gebeler tehlike altındadır. kış aylarında epidemiler yapar ve başlıca damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşır.

IgM artışı akut enfeksiyonu gösterir. Gebe kadın ilk trimesterde akut enfeksiyon geçirirse (özellikle ilk ayında). Döküntünün nedeni halen kesin olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. 3 ay süresince kontrasepsiyon uygulanır. bunun da etrafı zarf ile çevrilidir. antijen-antikor kompleksine bağlı vaskülit olabileceği öne sürülmektedir. 15 aylık çocuklara MMR aşısı şeklinde yapılır. Rhabdovirus ailesindendir. Posterior auriküler lenfadenopati önemli bir bulgusudur. Kan yoluyla iç organlara ve deriye yayılır. Genç kadınlara yapılan aşıların ardından. IgG'nin 1:8 ve daha üstündeki fitreleri gebe kadını koruyacaktır. Canlı. Antikor fitresinin 4 kat artması tanı açısından değerlidir. Rabies Virüs Kuduz virüsüdür. Döküntüler 3 gün içinde kaybolur. ancak sitopatik etkisi yoktur. Rubella: Hafif seyididir. Prodromal belirtilerin ardından makulopapüler döküntüler yüzden başlayarak ekstremitelere yayılır (Şekil 3. Klinik Bulgular İki tip enfeksiyonu vardır. 2. maternal viremi ve fetal enfeksiyon sonucunda konjenitai malformasyonlar görülebilir. Yetişkin rubellasında özellikle kadınlarda immünkomplekslere bağlı poliartritler görülebilir. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Başlıca kalpte (patent ductus arteriosus). Konjenitai rubella sendromu : Rubella virüs teratojendir. 147 . Aşı ortalama 10 yıl kadar koruyucudur.Patogenez ve İmmünite Başlangıçta virüs nazofarenkste ve lokal lenf bezlerinde replike olur. 1. ve beyinde (mental retardasyon) malformasyonlar görülür. Önemli Bilgiler Mermi şeklinde kapsidi vardır. gözlerde (katarakt). Laboratuvar Tanı Hücre kültürlerinde üretilebilir. Negatif RNA'sı bulunması nedeniyle RNA bağımlı RNA polimeraz taşır (Şekil 3.24). Gebe kadında rubella virüs ile karşılaştığında. attenüe aşısı ile korunma sağlanabilir.24).

Otonom sinir sistemi etkilenmesine bağlı hipertermi. Dünyada tilki. halusinasyonlar görür. Klinik Bulgular 1. ajitasyon. Hastalar asfiksi veya diğer komplikasyonlar ile ex olurlar. Alınan virüsün sayısı çok fazla ise direkt duyu sinirlerine ulaşma görülür. 148 . Isırık yerindeki ağrı. MR normaldir.Sokak virüsü: Kuduz yapan virüsdür 2. Larenks. bazı memelilerin enfeksiyonu insan bulaşlarında önemlidir. kaşıntı ve parestezi kuduzun spesifik ilk bulgusudur. Hastalar nöbetler sırasında kaybedilebilir. Generalize konvülziyonlar görülür. 5. taşikardi.Çok geniş konak grubu vardır. Beyin dokusunda Negri cisimciklerinin gösterilmesi önemli bir bulgudur. Farelerde tükrük bezlerine virüs ulaşmadan hayvan öldüğü için. hipertansiyon ve hipersalivasyon görülür. kaçma. serebellumda. Saldırganlık.Prodromal dönem: Semptomlar virüsün merkezi sinir sistemine girmesi ile başlar. ısırıkları ile hayvanlara.İnkübasyon dönemi: Yaranın büyüklüğüne. ajitedir. hayvan aşıları elde etmekte kullanılır. Hidrofobiye fotofobi ve aerofobi eşlik eder. Türkiye'de sokak köpeklerinden bulaşma görülür. yaşadıkları mağaralarda taşıdıkları virüslerin inhalasyonu ile insanlara bulaştırabilirler. çakal gibi yabani hayvanlar bulaştırıcılıkta sorumlu iken. Patogenez ve İmmünite Virüs ısırık bölgesinde sitoplazmik membrandaki asetil kolin reseptörlerine yapışır. Hidrofobi gelişir. farenks ve diyafragmada spontan veya yutkunma gibi uyaranlarla ağrılı spazmlar başlar. Bulaşma ve Epidemiyoloji Bulaşma hayvan ısırıkları ile olur. tırmalama yolu ile bulaşma riski %1'dir. kendileri hastalanmazlar. 4. Gerçek tanı beyin biyopsisi ile konulur. Burada replike olur. İrritabilite görülebilir. hipokampus'un ammon boynuzunda görülür. 1. En çok omurilikte. Baş ve boyun bölgelerinden ısırılmalarda daha kısadır.Koma dönemi : Genelde semptomlardan sonra bir haftalık dönem içinde görülür. ısırma ve sakin dönemler kısa aralıklarla birbirini izler. Yeterli sayıya ulaşınca duyu sinirlerine gelir. Kuduz bir hayvan tarafından ısırılma sonucunda kuduz gelişme riski %30-40 iken. kurt. fare ısırığı ile kuduz bulaşmaz.Sabit virüs: Sokak virüsünün tavşan beyninde pasajlanması ile elde edilir. Günde ortalama 2 cm hızla periferik duyusal sinirde aksoplazmik yoldan ilerler ve spinal korda ve oradan da merkezi sinir sistemine ulaşır.Flury suşu: Sokak virüsünün embriyonlu yumurtada pasajlanması ile elde edilir. Yarasalar. Üç ayrı tip virüs vardır. 3.Nörolojik dönem: Hasta kızgın görünümlü. Burada konak hücrede tipik intrasitoplazmik inklüzyon cisimciklerini yapar (Negri cisimcikleri). Genel enfeksiyon bulguları görülebilir. İnsan aşılarından farklı olarak hayvan aşıları canlı virüs aşısıdır. virüs miktarına ve yaranın beyne yakın olmasına göre değişir. Semple aşısındaki virüsdür 3.Ölüm Laboratuvar Tanı Tanı klinik bulgular ile konulur. EEG ile tipik ensefalit bulguları görülür. 2.

Virüs kültürleri ile kesin tanı konulur. Ölen şüpheli hayvanların başı kesilir, gliserinli-tuzlu su ile ıslatılmış bezler ile laboratuvara gönderilir. Burada Negri cisimcikleri araştırılır. Tedavi ve Korunma Semptomlar başladıktan sonra tedavi imkanı yoktur. Önemli olan hastalığın meydana gelmesini engellemektir. Bu nedenle aşı kullanılır. İnsan diploid hücrelerinden üretilmiş aşılar kullanılmaktadır (HDCV). Semple tipi aşılar, yavru fare beyin dokusu aşısı ve kanatlı fare beyin dokusu aşıları artık kullanılmamaktadır. Aşı uygulamasının sonucunda serumda koruyucu nötralizan antikor düzeyleri yaklaşık olarak bir hafta sonra gelişmektedir. Kafa ve boyundan ısırıklarda aşı ile birlikte kuduz için spesifik immünglobulin kullanılmalıdır. Bunlar ya hayvan kaynaklı antirabies serum (ARS) veya insan kaynaklı rabies hiperimmunglobulindir (RHIG). RHIG'de anafilaksi veya serum hastalığı riski yoktur ve daha etkilidir. 20 İÜ/kg uygulanır. ARS etkili olması için iki kat fazla dozda uygulanır. Hiperimmünglobulinler ilk bir hafta içinde uygulanmalıdır, daha sonraki günlerde yapılmasının bir faydası yoktur. Aşı ile ayrı enjektörlerde ve ayrı bölgelerde aynı anda uygulanabilirler. Isıran hayvan, ısırdıktan sonra 10 gün yaşamışsa hastada aşılama kesilir.

Korunma
Evcil hayvanlar Flury suşu ile hazırlanmış canlı attenüe aşılar ile aşılanır. Temas öncesi: 0, 7, 21/28 nci günlerde HDCV hayvancılıkla uğraşanlara, laboratuvar çalışanlarına, veterinerlere, kırsal kesimlere çıkacaklara uygulanır. Bu aşı 2 yıl koruma sağlar, ancak sürekli risk altındakilere 6 ayda bir veya yılda bir booster aşılama yapılır. Temas sonrası: Temas sonrası korunmanın ilk kademesi yaranın sabunlu su ile yıkanmasıdır. Kuduz sadece bu uygulama ile %80'in üzerinde önlenmektedir. Semple aşısı ile ağır yaralanmalarda 20 gün, hafif yaralanmalarda ise 14 gün süresince karın derisi altına uygulanır. HDCV; 0, 3, 7, 14, 28'inci günlerde deltoid kasına intramusküler uygulanır. Aynı zamanda gerekli görülür ise RHIG 'de yapılır. Isıran hayvan 10 gün süresince sağ ise aşı kesilir. Son yıl içinde aşı yapılmışlara 0 ve 3. günlerde iki doz aşı yapılması yeterli olmaktadır.

Picornaviruslar
Medikal önemi olan picornavirüsler enterovirüsler ve rhinovirüsler olmak üzere ikiye ayrılır (Tablo 3.13); Enterovirüslerin konağa giriş yolu GİS iken, rhinovirüslerin giriş yolu burun ve boğaz dır. Enterovirüsler 37°C'de ürerken, rhinovirüsler 33°C'de üremeyi severler. Enterovirüsler aside dayanıklıdır.

Tablo 3.13 Pıcornavirüs ailesi ve serotipleri
Enterovirüsler 31 Echovirüs 23 Coxsackie A 6 Coxsackie B 4 Enterovirüs 3 Poliovirüs 1 Hepatit A

Rhinovirüsler

100 serotip

149

ENTEROVİRÜSLER Poliovirüsler
Poliovirüslerin üç antijenik tipi vardır, en epidemik olanı tip 1'dir.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Pastörize edilmemiş süt, krema ve dondurma ile bulaşır. Oral yoldan alındıktan sonra, tonsillalar, lenf bezleri, farenks, mide ve barsaklarda replike olurlar.

Patogenez ve İmmünite
Merkezi sinir sistemine ulaşan virüsler, sinir hücrelerinde reversibl harabiyet yaparlar. Medulla spinalis ön boynuz hücreleri, beyinde vestibüler sistem ve serebellum tutulur. Miyokardit, peyer plak ülserleri ve lenfoid hiperplaziye yol açar. Klinik Bulgular Klinik formları dört değişik şekilde görülür; 1. Asemptomatik inaparan enfeksiyon: Hastalığa yakalananların %90'ında görülür. 2. Minör hastalık: Grip benzeri semptomlar görülür. 3. Aseptik menenjit: Olguların %1-2 kadarında görülür, minör hastalık semptomlarına menenjit bulguları eklenir, iyi seyirlidir 4. Paralitik poliomyelit (Majör hastalık): Olguların ortalama %1 kadarında görülür. Aşağı motor nöronların hasarı sonucu gelişen flask tipte paraliziler hastalığın tipik bulgularıdır. Hastalığın ağır formu olan bulber poliomyelitte farenks, kord vokaller ve respiratuvar kaslar etkilenir. Hastalar kaybedilmezse tam iyileşme görülür. Guillain-Barre sendromu ile karşılaştırıldığında, ekstremite paralizileri asimetriktir, BOS proteini ve hücre sayısı aseptik menenjit bulguları verir, ateş yüksektir. Hastalığın ardından 6 ay gibi uzun bir sürede iyileşme görülür. Ağır olgularda sekel kalabilir. Sensoryel tutulum nadirdir. Olguların büyük bir bölümünde postpolio sendromu görülür.

Laboratuvar Tanı
Virüsün boğaz, dışkı ve BOS'tan izolasyonu veya antikor titresindeki artış ile tanı konur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi yoktur. Korunmada oral attenüe-canlı sabin aşısı veya İM inaktive ölü Saik aşısı kullanılmaktadır. Sabin aşısının, viremi ve 1:1 milyon kişide paralitik hastalık geliştirme riski nedeniyle özellikle erişkinlere, gebelere ve doğumsal immün yetersizliği olanlara Saik aşısı uygulanmalıdır.

Coxsackievirüsler
New York'ta Coxsackie kasabasında ilk olarak izole edilmiştir, ismini de oradan alır. Önemli Bilgiler Değişik hastalıkların etkenidir. A ve B grubuna ayrılır. Gruplaşma farelerdeki etkisine bağlıdır. Grup A virüsler yaygın miyozit, flask paraliziler yaparken, grup B virüsler jeneralize, kalpte, pankreasta ve merkezi sinir sisteminde daha az ciddi lezyonlara ve fokal miyozite sebep olur. Şimdiye kadar 24 A serotipi, 6 B serotipi bulunmuştur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Temel bulaşma yolu fekal-oral yoldur, ancak aerosollerin respiratuar sistem yoluyla da bulaşmayı gerçekleştirdiği bilinmektedir. İnsanlar tek doğal konaklarıdır.

Patogenez ve İmmünite
Grup A virüsler deri ve mukozaları tercih ederken B tipi virüsler kalp, plevra, pankreas, karaciğer gibi organlarda enfeksiyon yapar. Her ikiside meninksleri ve motor nöronları etkileyerek paralizi yapabilirler. Orofarenks ve gastrointestinal sistemde replike olmalarına rağmen kan dolaşımı yoluyla yayılırlar. İmmünite enfeksiyon geçirenlerde IgG tipi antikorlar ile sağlanır.

150

Klinik Bulgular (Tablo 3.14) Grup A spesifik hastalıklar: Herpangina; yüksek ateş, boğaz ağrısı, anoreksi, bulantı kusma ile orofarenkste veziküller ile karakterizedir. El-ayak-ağız hastalığı özellikle çocuklarda el, ayakta veziküler lezyonlar ve ağızda ülserasyon ile karakterizedir. Grup B Spesifik hastalıklar: Plörodini (Bronholm hastalığı, epidemik miyalji) Ateş ve ciddi plörezi tipinde ağrı ile karakterizedir. Miyokardit ve perikardit gelişebilir. Coxsackievirus B4 ile farelerde pankreas hasarına bağlı Diabetes mellitus gelişmektedir. Bu virüsün insanlarda jüvenil diabet etkeni olabileceği düşünülmektedir. Her ikisinin birlikte yaptıkları hastalıklar: Aseptik menenjit, hafif parezi ve geçici paraliziler yaparlar.

Laboratuvar Tanı
Hücre kültürlerinde virüsü izole etmek veya antikor fitresinin 4 kat artması tanı koydurucudur. Tedavi ve Korunma Antiviral tedavisi ve aşısı yoktur. Tablo 3.14 Coxsackievirüslerın hastalık tabloları
Hastalık Coxsackievirus Grup A Tip 124 Nörolojik Aseptik menenjit Paralizi Ensefalit Deri ve mukoza Herpangina El-ayak-ağız Ekzantemler Kardiak ve kas Plörodini Miyokardit, perikardit Solunum Grip Pnömoni Oküler Akut hemorajik konjunktivit GİS Diyare Hepatit Diğerleri Ateş (tanımlanmamış) Diabet 1-6 . 3,4 18, 20-22, 24 4,9 5 24 21,24 9, 16 1, 3, 4, 5 4, 5 5-Jan 5-Jan 2-6, 8, 10 5, 10, 16 Bir çok 5 Bir çok 9-Jul 2, 5-7, 9 6-Jan 5-Feb 5-Jan Grup B Tip 16

Echovirüslar
Grip benzeri hastalık, viral menenjit, çocuk diyareleri, yazın görülen aseptik menenjit gibi spesifik olmayan hastalıklardan sorumludur.

Diğer Enterovirüsler
Maymun hücre kültürlerinde üretilmiş (68-71) dört enterovirüsden üç tanesi insanlarda hastalık etkeni olarak tespit edilmiştir.

151

Enterovirüs 68 bronşiolitli ve pnömonili çocukların solunum sisteminden izole edilmiştir. Enterovirüs 70 akut hemorajik konjunktivitin ana sebebidir. Pandemiler yapar. Etkili bir tedavi yoktur, tamamen iyileşir. Enterovirüs 71 menenjit, ensefalit ve polio benzeri paralizisi olan hastalarda izole edilmiştir.

Rhinovirüsler
33°C'de replike olması virüse has bir özelliktir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının önemli etkenlerinden birisidir. Bazı yayınlara göre rinitin en sık sebebidir. Hafif seyirli enfeksiyonlar yaparlar. Aside duyarlıdır gastrointestinal sistemde replike olmazlar, bu özellikleri ile enterovirüslerden ayrılırlar. Nazal sekresyon yapması, üst solunum yolu epitel hücrelerinden histamin ve bradikinin salınımı da hastalığa özel bulgulardır. Tedavide nazal interferon-alfa uygulanır. 100 den fazla serotipinin olması aşı geliştirilmesini engellemektedir.

Reovirüsler
Respiratory Enteric Orphan; Virüs bulunduğunda hem respiratuvar hem de enterik dokulardan izole edilmiş ancak belirgin bir hastalığı bulunamamıştır. Çift tabakalı kapsid içinde 10-12 segment içeren çift sarmal RNA genom içerir. Rotavirus bu ailenin en önemli insan patojenidir.

Rotavirus
Segmente çift sarmal RNA'ya sahip tek virüsdür. Viryon RNA bağımlı RNA polimeraz taşır. Bu polimeraz ikinci sarmalın yapımı için kullanılır. Zarfsız tekerlek görünümündedir. Küçük çocukların en sık görülen gastroenterit etkenidir. Isıtmaya, aside ve etere dayanıklıdır, mide asidini kolaylıkla geçebilir. Kış aylarında epidemiler yapar. Virüs dış ortamlara dirençli olması nedeniyle oyuncaklarda uzun süre canlılığını korur ve anaokulu gibi yerlerde kolayca çocuk ishal salgınlarına sebep olabilir. Virüs oral yoldan alındıktan sonra ince barsağın erişkin epitel hücreleri içinde replike olur, bunların transport mekanizmalarını bozar ve ayrıca absorptif etkinlik gösteren erişkin epitel hücrelerinin dökülmesine yol açar. Böylece villusların genç, ancak absorpsiyon yeteneği yeterince gelişmemiş epitel hücrelerince donatılmasına yol açar. Sonuçla barsak lümenine bol miktarda sıvı geçer ve ozmotik ishaller görülür. İnfant ve küçük çocuklarda daha ağır seyirlidir. 40°C'yi bulan yüksek ateş, şiddetli bulantı-kusma, karın ağrısı ve ishal vardır. Dışkıda eritrosit ve lökosit yoktur, inflamasyon bulunmaz.İmmünite IgA'nın gelişmesine bağlıdır. Anne sütü, kolostrum ve inek sütü anti-Rotavirüs antikorları içerdiğinden pasif korunma sağlarlar.

HEPATİT VİRÜSLER Hepatit A virüs
A tipi viral hepatit etkenidir. Önemli Bilgiler Enterovirüslerin bütün özelliklerini gösterir. Enterovirüs 72 olarak da bilinir. Dünyada sadece tek serotipi vardır. Diğer hepatit virüsleri ile antijenik benzerliği yoktur.

Bulaşma ve Epidemiyoloji
Fekal-oral yol ile bulaşır. İnsanlar tek rezervuardır. Virüsün dışkı ile saçılımı semptomların başlaması ile biter, böylece bu hastalara karantina uygulanmasının anlamı yoktur. Asıl etkilenenler çocuklardır, epidemileri yaz kamplarında veya okullarda görülebilir. Asıl bulaşma dışkı ile kirlenmiş suların içilmesi ile olur. Deniz suyunda 10 aya kadar yaşayabilir, midye ile bulaşabilir. Nadir de olsa kan ve kan ürünleri ile bulaşabilir.

152

Patogenez ve İmmünite
Gastrointestinal sistemden kana geçen virüs karaciğere gelir, burada sitopatik etkisi olmadan replike olur ve interferon yapımını indükler. Bunun sonucunda replikasyon baskılanır ve naturel killer aktivitesi tetiklenir. Virüse spesifik antikorlar, kompleman, sitotoksik T hücreler ve Naturel killer hücreler aracılığı ile hepatositler yıkılır ve virüsün üremesi önlenir. Bu yıkım sırasında da klinik bulgular ortaya çıkar. Klinik Bulgular Hepatit B'de olduğu gibi viral hepatit bulguları vardır. Çocukların yaklaşık olarak 1/10'unda ikter görülürken, yetişkinlerde bu oran 2/3'tür. Klinik belirtiler B ve C tipi hepatite göre daha gürültülüdür. Yetişkinlerde; fulminan, kolestatik ve relapslı formları görülebilir. Kronikleşmez

Laboratuvar Tanı
Tanı Anti-HAV IgM antikorlarının tespit edilmesi ile konulur. Pozitiflik 6 ay kadar sürebilir. IgG tipi antikorlar ise ömür boyu pozitif kalır. Hepatit A virüs ile enfeksiyon geçirenler IgG antikorları ile ayırt edilebilir.

153

Tek sarmallı. Özellikle ilk 5 yaş içinde 0. Önemli Bilgiler Flavivirüs ailesindendir. Hepatit C Virüs C tipi viral hepatit etkenidir. zarflı virüsdür.02 ml/kg dozunda verilen standart Ig preparatları büyük oranda koruyucudur. Türkiye'de 20 yaş üzerindekilerde %95'den fazla IgG antikor pozitifliği bulunduğu için. Standart Ig koruyuculuğu 4-6 ay kadar sürer. Formalin ile inaktive edilmiş aşısı vardır. 1. aşı yapılacaklara mutlaka antikor tarama testleri uygulanmalıdır. Semptomlar başladıktan sonra bile uygulanabilir. Türkiye'de hepatit denilince HBV anlaşılır ancak. 6 ncı aylarda uygulanır. dünyada kronik hepatit etkeni HCV'dir.Tedavi ve Korunma Bulaşmadan sonraki 2 hafta içinde İM olarak 0. Diğer flavivirüslerden farklı olarak artropodlar aracılığı ile bulaşmaz. Bulaşma ve Epidemiyoloji 154 . Hastalık geçirilse bile hafif seyirlidir. pozitif RNA. Dünya nüfusunun %2'si kronik hepatit C infeksiyonudur. bu nedenle endemik bölgeye seyahat edeceklere antikor negatif olanlara önerilir.

plasenta aracılığı ile mi yoksa. seksüel temas ve anneden çocuğa bulaşabilir. Endüstriyel hazırlanmış kan ürünleri genellikle güvenlidir. Kronik hepatitlerin ortalama olarak %10 kadarında kronik aktif hepatit ve siroza gidiş görülür. Altın standart testtir. Klinik Bulgular Akut viral hepatit C diğerlerine göre daha hafif seyirlidir. Aşısı ve hiperimmunglobulini yoktur. Hepatosellüler karsinomanın en önemli etkenlerinden birisidir. Tedavi ve Korunma Kronik hepatit C tedavisinde interferon alfa ve ribavirin kullanılır. Kan donörlerinde ortalama olarak %1 kadar pozitiflik saptanır. immünite gelişmesine rağmen relapsların görülmesinin sebebi henüz anlaşılamamıştır. Patogenez ve İmmünite Başlıca hepatositleri infekte eder. Özellikle intravenöz uyuşturucu bağımlılarında bulaşma yüksek orandadır. Maternal bulaşmanın. 155 . vertikal mi olduğu kesin bilinmemektedir. Doğrulama için RIBA (Recombinant ımmunoblot assay) kullanılır. Ancak HCV için gerçek tanı PCR ile HCV RNA'nın gösterilmesi ile olur. Virüsün indüklediği sitopatik etki gösterilememiştir. Kan. HCV enfeksiyonlarının birçoğu asemptomatik seyirlidir ve rastgele tanı konulur. Transfüzyonla bulaşan hepatit deyince ilk akla gelendir. ancak çok miktarda bulaşma gösterilmiştir. Ortalama inkübasyon periyodu 8 haftadır. Hepatositlerdeki harabiyet sitotoksik T hücrelerinin etkisine bağlıdır. HBV'de olduğu gibi kronikleşebilir. Hastalık relapslar ile sürer. HCV'ye karşı gelişen antikorlar kronikleşmeyi engelleyememektedir.İnsanlar HCV için rezervuardırlar. Laboratuvar Tanı HCV enfeksiyonu tanısı HCV antikorlarının ELISA ile konulur.

Fekal oral yol ile bulaşır. Calicivirus grubundandır. Profilakside standart immunglobulin kullanımı hastalığı önleyebilir. Gebeliğin üçüncü trimestrinde %25 oranında mortalite bulunur. Hepatit A virüsüne göre daha fatal seyreder. 156 .Hepatit E Virüs (HEV) Hepatit A virüs özelliklerini gösterir. Kronikleşmez. Özellikle hemodiyaliz hastaları ve İV uyuşturucu bağımlılarında kronikleştiği belirtilmektedir. Gebelerde enfeksiyona daha fazla rastlanır ve daha ağır seyreder. Hepatit G Virüs (HGV) Flavivirüs grubunda parenteral bulaşan virüstür.

Virionda transkriptaz. HIV genomu retrovirüslerin en karmaşık yapılı olanıdır. pol ve env yapısal proteinleri kodlarken. Bunlardan en önemlisi serolojik testlerde de kullanılan p24 antijenidir. genom RNA'sı düzenleyici genler de bulundurur. Virüse spesifik gp120 ve gp41 glikoproteinleri taşıyan bir zarf ve içinde de çubuk şeklinde RNA'sı vardır. Bu Viral RNA genomunu degrade eder. Transkriptaz retrovirüslerin adını veren RNA bağımlı DNA polimerazdır. Bunlardan B subtipi öncelikli olarak mononükleer hücreleri infekte eder ve anal seks ile bulaşır. Bunun sonucunda hücresel immünitede zayıflık başlar ve konakta fırsatçı enfeksiyonlar oluşur.Transfusion Transmitted Virüs (TTV) Tek sarmal DNA virüsüdür. Bu nedenle diploid olarak isimlendirilir. HIV-2 sadece Batı Afrika'da bulunmaktadır. Viral RNA'nın 157 . Özellikle hemodiyaliz hastalarında ve organ transplantasyonu yapılanlarda görülür. İnternal kor proteinleri gag geni kodlar. env geni ise gp160 antijenini kodlar. Virion revers transkriptazını pol geni kodlar. integraz ve proteaz isimlerinde üç önemli enzimi bulunur. Önemi nedeniyle HIV-1 özelliklerinden bahsedilecek. Retroviral genlerden olan gag. Bu antijen önemli zarf proteinleri olan gp120 ile gp41'in prekürsör proteinleridir. HIV-1 ve HIV-2 adlarında antijenik olarak iki farklı virüs aynı klinik tabloyu yaparlar. Retrovirüslerin lentivirüs alt grubundan olan HIV uzun inkübasyon periyotlu yavaş (slow) enfeksiyonlar yapar. Önemli Bilgiler İnsan T hücre lenfotropik retrovirüsüdür (HTLV-3). HIV gp120 farklılığına göre A I'ya kadar alt sınıflara ayrılır. Human İmmunodeficiency Virüs (HIV) HIV AIDS etkenidir. Subtip E ise kadın genital hücrelerini enfekte eder ve öncelikli olarak vajinal seks ile bulaşır. HIV RNA'sı birbirinin aynı iki adet olan tek sarmal RNA'dır. HIV öncelikle CD4 T lenfositleri infekte eder ve öldürür. Bu enzim RNA genomundan proviral DNA oluşturur. HIV-1 dünyada yaygın iken. Revers transkriptazın ikinci bir etkiside ribonükleaz H aktivitesi göstermesidir. Makrofajlar ve monositler de yüzeylerinde CD4 reseptörleri taşıdığından bunlar da infekte olurlar.

Ancak günümüzde özellikle Afrika'da en önemli bulaşma yollarından birisidir. HlV'in önemli antijenleri gp120 ve gp41 tipe özgü zarf glikoproteinleridir. gp41 ise virüsün hücre içine girmesini sağlar. HlV'in doğal konağı insandır. Patogenez ve İmmünite HIV helper T lenfositleri infekte eder ve onları öldürür. Genel olarak bulaşması hepatit B gibidir. Bulaşma ve Epidemiyoloji HIV için başlıca bulaşma yolu seksüel temas ve kan ürünleridir. HTLVIV'de T hücreleri infekte eder ancak hastalık oluşturmaz. Bu virüsler yapısal olarak HlV'e benzerler ancak AIDS yapmazlar. aşı geliştirilmesini engeller. Ancak virüsün tat geni MHC class I proteininin yapımını engeller ve virüs ile infekte hücreler hücresel immüniteden kendilerini koruyabilirler. bunun sonucunda hücresel immünitede baskılanma meydana gelir. gp120 hücre yüzeyindeki CD4 reseptörleri ile ilişkiye girer. Gruba spesifik antijen olan p24 ise core bölgesinde lokalizedir ve değişmez. Parenteral yol ile hastane personeline bulaşmalar ile ilgili çok miktarda yayın bulunmaktadır. Viral proteaz da önemli proteinlerin prekürsörüdür. Enfeksiyon hem HIV ile infekte hücrelerin alınması hem de serbest HIV virüsleri ile gerçekleşebilir. intravenöz uyuşturucu bağımlılarının ve hemofilililerin hastalığı olarak bilinirdi. 1980'lerde ABD ve Avrupa'da AIDS homoseksüellerin. ancak ondan farklı olarak daha fazla virüs ile bulaşma gerçekleşmektedir. Sürekli antijenik yapısını değiştiren gp120 antijenik farklılıkların sebebidir. HHV8'in DNA'sı Kaposi sarkomu hücrelerinde bulunmuştur. p24'e karşı gelişen antikorlar virüsü nötralize etmez ancak enfeksiyonun önemli bir serolojik markeridir. Heteroseksüel geçiş nadir idi. İntegraz proviral DNA'nın konak hücre DNA'sına integrasyonunu sağlar. Vücut sıvılarında az miktarda HIV gösterilmiş olmasına rağmen bunların bulaşmada önemli olmadığı bildirilmektedir.degrade olması çift sarmal proviral DNA oluşmasının birinci aşamasıdır. 158 . Kanserlerde yapılan çalışmalarda HIV geninin kanser hücrelerinde bulunmadığı tespit edilmiştir. Anneden bebeğe bulaşma hem doğumda hem de süt ile mümkündür. HIV ile infekte hücrelerin ölümü sitotoksik CD8 T hücrelerinin aktivasyonu ile olur. Bunun sonucunda fırsatçı enfeksiyonlar ile Kaposi sarkomu ve lenfomalar gibi malign hastalıklar ortaya çıkar. Simian immunodeficiency virüs (SIV) maymunlarda AIDS benzeri hastalık yapar. multinükleer dev hücreler ve merkezi sinir sistemi semptomlarının gelişmesine sebep olur. HIV beyin monosit ve makrofajlarını da infekte eder.

T hücrelerinin etkilenmesine bağlı olarak anormal B hücreleri de gelişir. Klinik Bulgular HIV enfeksiyonunun kliniği erken akut dönem. Akut retroviral sendrom . 1.HIV ile infekte insanların ortalama olarak %90 kadarında anti HIV antikorlar gelişir. B hücrelerinde poliklonal aktivasyon gelişir ve immunglobulin seviyesi yükselir. orta latent dönem ve geç immün yetersizlik dönemi olmak üzere üç bölümde incelenir. Antikor gelişenler korunmuş anlamı taşımaz. bunların virüsü nötralize etmesi zayıftır. Böylece otoimmün hastalıklar ortaya çıkar. Centers for Diseases Control (CDC) sınıflamasına göre. Persistan jeneralize lenfadenopati 159 . Antikorların tanısal değeri vardır.A GRUBU • Asemptomatik dönem .

avium) • Histoplazmoz. Özofagus kandidozu. oral saçlı lökoplaki. Akut dönemin ardından 2 ile 6 ay arasında anti-HIV pozitiflesin Bu dönemde en önemli bulgu persistan jeneralize lenfadenomegalidir. ateş yükselmesi. inguinal bölge dışında 2 veya daha fazla bölgeder 1 cm. düşkünlük. Kilo kaybı. diyare. Bu sınıflamalara çocuklar alınmaz. 15 aydan önce tespit edilen HIV antikorları büyük yaşlarda da teyit edilmelidir. kilo kaybı.32) • Kaposi sarkomu • Mukokutanöz kandidoz • Mikobakteri enfeksiyonları (en sık M. lenfopeni. kronik diyareler. kilo kaybı. anti-p24'ün azalması tablonun kötüleştiğini gösterir.B GRUBU (Semptomatik dönem) 3. persistan ateş. Asemptomatik seyirli olabildiği gibi halsizlik. Bundan sonra uzunca bir latent dönem başlar. yorgunluk ve yaygın lenfadenopati bu tablonun bulgularıdır. p24 artması. CD4 T lenfosit sayısında azalma. Pneumocystis carinii pnömonisi (Hastalarda en sık gelişen enfeksiyon. Aşağıdaki bulgulardan herhangi birisinin görülmesi hastanın AIDS dönemine girdiğinin göstergesidir. ateş. bazen akut retroviral sendrom denilen infeksiyöz mononükleoz benzeri tablo görülebilir.C GRUBU (AIDS) olarak sınıflandırılır. Bulaşmadan ortalama olarak 2 ay içinde p24 pozitiflesin Bu dönem asemptomatiktir. koksidioidomikoz gibi derin mikozlar 160 . zona görülebilir. den büyük ve 3 aydan uzun süreli lenfadenomegalinin tespit edilmesi tablo tanısını koydurur. periferik nöropatiler.2. Bu değişikliklerin ardından hastalar AIDS ile ilişkili hastalıklar (ARC) dönemine girer. Hastalar bu şekilde 4-8 yıl kadar idare ederler ancak immün yetmezliğin artmasına bağlı olarak semptomlar daha belirgin olmaya başlar. mukokutanöz kandidoz. lökopeni. en sık ölüm sebebi) (Şekil 3.

161 .33) Cryptosporidium ishali Ekstrapulmoner kriptokok enfeksiyonu (Beyin) Lenfoid interstisyel pnömoni (çocuklar) Non-hodgkin lenfomalar (homoseksüeller dışındakilerde en sık gelişen malinite) 3 CD4 TL sayısı 200/mm altına düşünce hangi klinik olursa olsun hasta AIDS dir.• • • • • • • • • CMV ve HSV'nin persistan enfeksiyonları HIV ensefalopatisi Primer beyin lenfoması (Çocuklarda en sık gelişen tümör) Beyin toksoplazmozu (En sık gelişen protozoon en feksiyonu) (Şekil 3.

Ancak bu yöntem çok özel merkezlerde uygulanmaktadır. Böyle hastalarda p24 antijen yakalama testleri kullanılabilir. Dirençli olgularda lamivudin ile kombine edilir. İnfekte hücrelerin içinde HIV DNA'sının PCR yöntemi ile gösterilmesi çok duyarlı ve spesifik bir tekniktir. bunların tanısında mutlaka PCR'dan yararlanılmalıdır. Viral yükün azaltılması hedeflenir. ddA.Kaposi sarkomunda AZT ile interferon alfa kombinasyonu mRNA inhibisyonunu önlemek amacıyla kullanılır. Kemik iliğinde depresyon yapar. 3. foskarnet revers transkriptaza karşı kullanılır. Bunlar. ddl. Yalancı pozitif sonuçların görülmesi nedeniyle bu sonuçlar Westem Blot testi ile doğrulanmalıdır. sakunavir ve ritonavir viral proteaz inhibitörüdür. Ortalama olarak ilk iki ay içinde antikor negatif kalabilir. 1. Hastaya önceden kullanılmış revers transkriptaz inhibitörlerine karşı direnç gelişmiş ise bu ilaçlar ile kombine edilir. HIV klinik örneklerden hücre kültürleri aracılığı ile üretilebilmektedir.Fırsatçı enfeksiyonların tedavisi Korunma amacıyla aşı çalışmaları devam etmektedir.Antiretroviral tedavi : Revers transkriptaz ve viral proteaz inhibitörleri kullanılır. lamivudin. ancak bugün için aşısı yoktur. CD4T lenfosit sayısının 500/mm3 ten az olması ilaç kullanma endikasyonudur. Tedavi ve Korunma Tedavi stratejisinde birkaç faktör göz önüne alınır. ddC. AZT. 2.İndinavir. 162 . 4. Bazı kişilerde antikor gelişmemektedir.Laboratuvar Tanı HIV tanısı öncelikle ELISA testi ile antikorların gösterilmesi ile konulur.

Korunma Hasta insanların solunum sekresyonlarının kontaminasyonunu önlemek amacıyla. Yapılan çalışmalarda coronavirüslere bağlı insan-insan bulaşmasının önemli olduğu SARS hastalığı tanımlanmıştır. iran. sporadik olgular ve bazen salgınlar da yapar. hastalığın önüne geçilmiştir. avium kompleksi Cryptococcus neoformans İlaç Trimetoprim sulfometoksazol Pentamidin Nistatin. günlerinde radyografik olarakta tespit edilebilen pnömoni gelişmektedir. Asya'daki çeşitli ülkelerde endemik olgular gösterilmiştir. Pakistan ve Güney Afrika'da salgınlar yapmıştır. Olguların çoğunda lenfopeni görülmektedir. Flukonazol. Bunun dışında Kosova. Amfoterisin B Asiklovir Gansiklovir Sulfodiyazin + Primetamin Klaritromisin + Rifabutin + Etambutol Amfoterisin B + . Dünya Sağlık Örgütünün yoğun çabaları sonucunda genel infeksiyon kontrol önlemleri uygulanarak. kontaminasyon riskine karşı başka kliniklerde tutulmamalıdır. 2) Hastaların çoğu ciddi olgulardır ve hospitalizasyon gerekmektedir. Hastane infeksiyonları şeklinde de görülebilir. Fatalite oranı ortalama %10'dur. 2003 salgını sonucunda üç önemli çıkarım elde edilmiştir. Hızla yayılan mortalitesi ve morbiditesi yüksek olan bu hastalığa karşı nasıl bir tedavi uygulanacağını kimse bilmemektedir.flusitozin Profilaksi Trimetoprim sulfometoksazol Klotrimazol Asiklovir Gansiklovir Trimetoprim sulfometoksazol Klaritromisin (rifabutin) Flukonazol DİĞER VİRÜSLER Sars Ciddi akut respiratory sendrom (SARS) ilk olarak dünya gündemini Şubat 2003 tarihinde Çin'deki 305 olgu ile işgal etmiştir. Hayvan infeksiyonları insanlarda daha fazla görülür. SARS tespit edilen hastalar bakanlığın genelgesi üzerine donanımlı hastanelere nakledilmeli. Kırım Kongo Hemorajik Ateşi Virüsü Kırım-Kongo hemorajik ateş etkeni virüs (CCHF) bir çeşit ateşli döküntülü hastalık yapar.15 AlDSte fırsatçı ınfeksıyonların tedavisi Fırsatçı Patojen Pneumocystis carinii Candida HSV ve VZV CMV Toxoplasma gondii M. Sert keneler ile yayıldığı için hastalık bunların bulunduğu yerlerde sık görülür. Avrupa. 2001 yılında Afrika. Özellikle zoonozdur. 163 . İnsan insan bulaşması dışında Güney Çin'de iki olguda laboratuar bulaşıda gerçekleşmiştir. 1) Hastaların çoğunda radyografik pnömoni bulguları tespit edilmiştir. Hastalık ilk olarak 1944 yılında Kırım'da tespit edilmiş ve Kırım hemorajik ateş adını almıştır. 1956'da Kongo'da bir hastadan virüsün izole edilmesi üzerine ismi iki ülkeyi'de içine alacak şekilde Kırım Kongo hemorajik ateş olarak değiştirilmiştir.Tablo 3. Klinik bulgular İnkübasyon periyodu 2-10 gündür. İnsanlarda ciddi hastalık ve yüksek mortaliteye sahiptir. Cezayir. 1) Öksürük ve aksırığı olanların ağız ve burunlarının maske ile kapatılması 2) Solunum sekresyonları bulaşmış eşya ve dokuların dezenfeksiyonu 3) Kontamine obje veya respiratuvar sekresyonlar ile temas etmişlerin el hijyenine dikkat etmesi gerekir. Bunu takiben dünyanın çeşitli bölgelerinden 29 ülkeden 8000 üzerinde olgu ve 780 ölüm bildirilmiştir. Hastalar Sağlık Bakanlığı'nda bu konuda oluşturulmuş özel birimlere bildirilmelidir. ancak 60 yaşın üzerinde bu oran %50'nin üzerine çıkmaktadır. Üst solunum yolu enfeksiyonu olmaksızın 2-7 gün içinde kuru öksürük ve solunum sıkıntısı erken sistemik semptomlarıdır. Hastalığın 7-10. 3) Olguların hemen hepsinin SARS salgınının görüldüğü bölgeler ile ilişkisi vardır.

bulantı. Tanı Tanı ELISA yöntemi ile yüksek IgM ve IgG antikorlarının gösterilmesi ile yapılır. Marburg Virüs ve Lassa Fever Virüs Ebola virüs gibi hemorajik ateş etkenleridir. akut böbrek yetersizliği. Uygun şartlarda PCR testi uygulanabilir. Maymunlar infektedir ancak rezervuar olarak Antiviral tedavisi yoktur. Ebola Virüs Zairedeki bir nehirden adını alan virüs hemorajik ateş etkenidir. 164 . ne olduğu bilinmemektedir. kusma ve diyare ile karakterize hastalık yapar. ateş. Gelişen immunkompleksler renal harabiyet ve kapiller permeabilite artışına sebep olur. Rezervuar ve Vektörleri Hem vahşi hem de evcil hayvanları infekte edebilir. Ardından GİS kanaması görülür. kas ve karaciğer enzim yüksekliği klinik bulgularını oluşturur. Endemik bölgelere gideceklere aşısı yapılır. Birçok kuş infeksiyona karşı dirençlidir. Ağır seyirlidirler. Viremiden sonra antikor yanıtı gelişir. yaygın vücut ve baş ağrısı. halsizlik. kırgınlık. Maymun bakıcılarında ve hücre kültürleri ile çalışanlarda görülür. Farelerin idrarları ile veya aerosol yolu ile bulaşır. lökopeni ve trombositopeni. Kore hemorajik ateşi etkeni Hantaan virüsün bir prototipidir. İnsanlara bu hayvanların çıkartılarından direkt temas ile de bulaşabilir Klinik Bulgular Kırsal kesimde yaşayan veya son bir ay içinde kırsal kesime seyahat öyküsü. hipovolemi pulmoner ödem ve multisistem organ yetersizliği belirtileri ile hemorajiler oluşur. Hastalığı karaciğer ve böbrekleri tutar. Bufissür tarzında ödem massif proteinüri. şok ve DİC bu tabloyu takip edebilir. Afrika ülkelerinde kırsal kesimde yaşayanlarda görülür. Virüsün doğal kaynağının düşünülmemektedir. Hantavirüs Bunyaviridae ailesindendir. Salgın sırasında gebelere uygulanabilen tek canlı aşıdır. Renal sendromlu hemorajik ateş etkenidir. Bulaşma hastaların kan veya sekresyonları ile temas sonrasında (hastane bulaşı) gerçekleşir. Ateş. Dört aydan küçük çocuklar için de kontrendikedir. HSV-1 ile antijenik olarak çarpraz reaksiyon göstermesine rağmen. Hayvanlar arasında Hyalomma sert keneleri ile bulaşır. Nadir ancak fatal seyirli ensefalit etkenidir. Herpes B Virüs Maymun B virüsüdür. Özellikle büyükbaş hayvanlar risklidir. HSV-1'e karşı gelişen antikorlar herpes B virüsü etkilemez. başağrısı. üşüme titreme. Sarı Humma Virüsü(FLAVIVIRIDAE) Aedes sivrisineklerince bulaştırılır. 10 yıl süresince koruyucudur. Yüksek otların bulunduğu yerlerde hastalık daha sık görülür.CCHF Virus Virüs Bunyavirüs ailesinin beş alt grubundan olan Nairovirüs grubundandır. Dikkat edilecek konu kolera aşısı ile birlikte yapılmamalıdır. Nairovirüslerin 32 alt grubuda keneler ile bulaşır. Subkutan yapılan aşı yapıldıktan 10 gün sonra korumaya başlar. Hastaların çıkartı ve kanları ile temas etmemek bilinen en önemli korunma yöntemidir. Bunların içinden CCHF en önemli insan patojenidir. Tedavi ve korunması yoktur. Bu virüs ile mortalite oranı %100'e kadar çıkabilir.

Lenfositik Koriyomenenjit (LCM) Arenaviridae ailesindendir. Bir bölümünde merkezi sinir sistemi tutulumu belirtileri görülür. Menenjitli olgularda beyin omurilik sıvısında lenfosit sayısının 2000 mm3 den fazla olması tipik bir bulgudur. Nadiren solunum sistemi yoluyla da bulaşabilir. Fare idrarının ev eşyalarına veya yiyeceklere bulaşması sonucunda direkt temas ile bulaşır. Genelde hafif seyirli hastalıktır. büyük bölümü asemptomatik geçer. ciddi olgularda menenjit tablosu vardır. Parazitoloji • Protozoonlar • Ürogenital Parazitler • Kan ve Doku Parazitleri • Diğer Protozoonlar • Diğer Cestodlar • Trematodlar • İntestinal Nematodlar • Doku Nematodları • İnsanda Lavraları Hastalık Yapan Nematodlar 165 . İnsandan insana bulaşmaz.

homoseksüellerde ve kötü yaşam koşullarındakilerde enfeksiyona yakalanma oranı yüksektir. helmintler ise platihelmintler (düz helmintler) ve nemathelmintler (yuvarlak helmintler) olarak ikiye ayrılır. Önemli Bilgiler Barsakta saptanması kesin olarak patolojiktir. Yapılan çalışmalarda zimodem enzimi taşıyan kistlerin bulaştırmadan sorumlu olduğu bulunmuştur. Protozoonlar İNTESTİNAL VE ÜROGENİTAL PARAZİTLER İNTESTİNAL PARAZİTLER ENTAMOEBA HISTOLYTICA Hastalık Dünyada çok bulunan Entamoeba türlerinden çok azı insanlarda hastalık yapar. kollajenaz nöraminidaz gibi proteolitik enzimleri aracılığı ile kolon mukozasına penetre olurlar. İçerdikleri histolitik 166 . Medikal önemi olan protozoonlar kendi içinde Sarcodina (amipler). Mastigophora (Silialılar) ve Ciliata (siliatlar) olmak üzere dörde. Özellikle endemik bölgelere seyahat edenlerde. Ara konağı yoktur. dispar ancak ileri laboratuar yöntemler ile E.BÖLÜM 4: PARAZİTOLOJİ PROTOZOONLAR Parazitler başlıca tek hücreliler (protozoonlar) ve çok hücreliler (helmintler) olarak ikiye ayrılırlar. Kist ve trofozoit olmak üzere iki formu vardır. Sporozoa (Sporozoonlar). ileri ülkelerde bu oran %4'lere düşmektedir. E. Platihelmintler de kendi içlerinde trematodlar ve sestodlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bulaşmadan kistler sorumludur. histolytica'dan ayrılabilir. Patogenez ve Epidemiyoloji Dünya nüfusunun yaklaşık %10'u Entamoeba histolytica taşıyıcısıdır. Aside dirençli olan ve böylece mideyi rahatlıkla geçebilen kistler kolona ulaşır ve trofozoit haline geçer. Katepsin.1). Entamoeba histolytica amipli dizanteri ve amebiyazis etkenidir. Kistleri taşıyan yiyecek veya suların oral alınması ile bulaşır (Şekil 4. Genellikle asemptomatiktir ve kolit yapmaz. enfeksiyonun göstergesi trofozoitlerdir.

fatal seyirli enfeksiyonudur. Genellikle çekum veya inen kolonda görülen kronik lokalize amip enfeksiyonudur. Submukozaya kadar ilerleyen kolon eksenine paralel dar ağızlı şişe tarzında ülserler gelişir. Asemptomatik %90 2. Yüksek ateş. Ameboma: Kolon halka şeklinde daralmıştır. bulaşma gerçekleşen %90 kadar olguda bu form gelişir. kanlı-mukuslu ve şiddetli diyare. şiddetli karın ağrısı. Bu nedenle basilli dizanteriye göre dışkıda az lökosit bulunur. Öksürük ve göğüs ağrısı ile karakterize plörezi 2. Bir yaşından küçük çocuklarda ekstraintestinal yayılım daha sık görülür. Ağrılı ülserler ile karakterize genitoüriner hastalık Ekstrahepatik 1. sağ omuz ağrısı veya her ikisi birden 2. Klinik Bulgular (Tablo 4. Ülserler bazen peritonit yapabilir. tedavide total kolektomi uygulamak gerekebilir. Fulminan amebik kolit: immün sistemi yetmezliği olanlarda nadir görülen. Mortalite oranı %50'lerdedir. Diyare olguların yaklaşık 1/3'ünde tespit edilmiştir. karın ağrısı ve çoğunlukla sağ omuz ağrısı görülür. Karaciğer amip apseleri daha sıklıkla sağ lobda meydana gelir. ancak ağrılı da olabilir. mortalite oranı yüksektir. kolon nekrozu ve perforasyonu eşlik eder. fokal nörolojik bulgular ile karakterize ensefalit 3. kilo kaybı ve dispeptik yakınmalar ile kronik inflamatuvar barsak hastalıklarına benzer bir tablo çizer. Yüksek ateş. ilk iki haftada ateş 3. Dışkıda kan mukus vardır ancak püy yoktur. Perforasyon Hepatik 1. Portal ven aracılığı ile karaciğerde amip apseleri gelişebilir.1) İntestinal Amebiyazis Asemptomatik enfeksiyon: Bulaştırıcılıkta önemlidir.enzimleri ile de nötrofilleri lizise uğratır. Kanlı mukuslu ishal 3. Amebik ampiyem materyali plevral aralığı rüptüre olursa mortalite oranı artar. Sağ üst kadranda ağrı. Mikroskobik incelemede bol eritrosit ile amip kist ve trofozoitleri görülür. Hepatobronşiyal fistül gelişen hastaların balgamında amip tespit edilebilir. Olguların %50'sinde hepatomegali vardır. Ameboma 4.1 Amebiyazis'de klinik bulgular İntestinal Sık gelişen 1. konjestif kalp yetmezliği ve tamponad ile karakterize perikardit 2. lökositoz. Ortalama %1 olguda gelişir. Genellikle asemptomatiktir. periton irritasyon bulguları ve hipotansiyon vardır. Tedavisi cerrahi yaklaşımla yapılır. Akciğer amebiyazisi: Komşuluk yoluyla geçmesi nedeniyle çoğunlukla karaciğer amip apsesine sekonderdir. Abdominal ağrı ile karakterize peritonit Kronik nondizanterik sendrom: Hecmelerle seyreden mukuslu diyare. Dışkıda amip her zaman tespit edilmeyebilir. Abse gelişimi erkeklerde 9 kat daha fazladır. Ateş. ayırıcı tanıda biyopsi faydalıdır. Abdominal ağrı Nadir gelişen 1. Genellikle akciğere. Genellikle görüntüleme yöntemleri ile malign lezyonlar ile karıştırılır. göğüs ağrısı. Volüm kaybı 3. 167 . Semptomatik enfeksiyon: Gastroenterit şeklinde seyreder Amipli dizanteri: inkübasyon döneminin ardından gelişen kanlı mukuslu. Tablo 4. Ekstraintestinal Amebiyazis Karaciğer amip apsesi: Genelde asemptomatik enfeksiyonu olanlarda görülür. Ateş 2. Hastalar sadece kistleri taşırlar klinik şikayetleri yoktur. Toksik megakolon : Uzun süreli kortizon kullananlarda görülür. genelde ateşsiz toksik tablonun eşlik ettiği klinik şeklidir. Kuvvet kaybı 4. Tedavi edilmeyen bu olgularda relaps ve reinfeksiyonlar sık görülür. Diyare 2. Bu tabloya genellikle karaciğer apsesi. ikinci olarak peritona yayılım olur. Jöle görünümünde berrak parlak kırmızı renkte dışkı görünümü vardır. Hastalara kortizon başlanmadan veya cerrahi müdahale öncesi klinik tablonun düzgün değerlendirilmesi gerekir. Ülseratif kolit benzeri bir tablo ortaya koyar. Mental değişiklikler. Megakolon 5. Hepatomegali 1. Nadiren sarılık görülür. Hastada öksürük ve sağ akciğer tabanında railer bulunabilir. Pulmoner hastalık 1.

Perikardial amebiyazis: Karaciğer amip apsesinin nadir ancak ciddi komplikasyonudur. IFAT veya ELISA testleri ile aranır. Serolojik testler karaciğer amip apsesi veya invazyon yapmış kolon hastalığında ve doku amebiyazisinde kullanılır. İnvazyon yapmış kolon hastalığında trofozoitlerin içinde eritrositlerin görülmesi önemlidir. Abse sıvısında amip nadiren gösterilebilirken. Perkütan drenaj da uygulanabilir. Trofozoitler süratli parçalandıkları için dışkı alındıktan sonra 20 dakika içinde bakılmalıdır. Genelikle karaciğer sol lobunun rüptürü sonucunda gelişir.Peritoneal amebiyazis: Karaciğer amip apselerinin ikinci büyük komplikasyonudur. Endoskopi ile ülser tabanından örnek alınması daha kesin tanı koydurucudur. Bu özelliği normal florada bulunabilen E. Bol akıntılı ağrılı ülserler ile karakterizedir. cerrahi tedavi sona bırakılmalıdır. rutinde kullanılmaz Karaciğer absesinde AST ve ALT ile alkalen fosfataz seviyeleri yükselir. Serebral amebiyazis: Ani başlar. Olguların ortalama %2-7'sinde görülür. E. Barsak dışı amebiyazis olgularında görüntüleme yöntemleri uygulanabilir. Mental değişiklikler ve fokal nörolojik bulgular ile seyreder. Ürogenital amebiyazis: Renal enfeksiyon direkt karaciğerden veya kan ya da lenfatik yayılım ile gelişebilir. Çoğunlukla genital lezyonlar karaciğer veya kolon hastalıklarının fistülü sonucunda gelişir. Karaciğer amip apsesinin tedavisi tıbbidir. Peritonitte önce tıbbi tedavi uygulanmalı. hızlı ve fatal seyreder. Direkt mikroskopi yanında metilen-mavisi ve lugol ile de boyama yapılmalıdır. histolytica trofozoitleri eritrosit içerir. Drene edilmelidir. Tedavi Amipli dizanteri ve karaciğer apsesi 10 günlük metronidazol veya tinidazol ile tedavi edilir. Cerrahi tedavi beyin apsesinde endikedir. Kültür yöntemleri deneysel çalışmalarda kullanılır. Dışkıda fazlaca Charcot Leyden kristali görülebilir. ilerleyici konjestif kalp yetersizliği. Ateş. Kistleri 4 nükleusludur. coli trofozoitlerinden ayırt edici özelliğidir. tamponad ve şok ortaya çıkabilir. duvarda boldur.2). Anti-amip antikorlar IHA. göğüs ağrısı. 168 . Boyamalarda kistler aranır. Laboratuvar Bulgular Dışkının mikroskobik incelemesinde amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanıyı koydurtturur (Şekil 4.

Hem akut hem de kronik enfeksiyon yapar (Tablo 4.2). kistleri klorlamaya ve mide asiditesine dayanıklıdır. infekte eller veya homoseksüellerde oral-anal yolla olur (Şekil 4. Olguların %30-50'si kronik giardiasise dönüşür. Zoomastigophorea sınıfından flagellalı enterik protozoondur. Klinik Bulgular İnkübasyon periyodu 1-4 haftadır.3). Trofozoitler duodenumdaki intestinal villuslara yapışır. Retrograt yolla kolesistit ve pankreatit yapabilir. Giardia intestinalis veya Giardia duodenalis olarak da bilinir. D. Giardia lamblia. Giardiasis kliniği Duodenuma yerleştikleri için yağ emilimi bozulur. Önemli Bilgiler Bulaşmadan kistler sorumludur.Giardia Giardiasis etkenidir. Kolona ilerleyen trofozoitler kist halini alır. Trofozoitlerinin iki nükleusu ve iki adet emici diski bulunur ve armut şeklindedir. böylece çoğunlukla dışkı mikroskobisinde sadece kistleri görülür. 10 adet kist bile enfeksiyonun gelişmesi için yeterlidir. E. ara konağı yoktur. A. 169 . Gelişmekte olan ülkelerde 10 yaş altı çocukların %15-20'sinde görülür. GİS'in başka bölgelerinde bulunmaz ve invazyon yapmaz. Olguların yarısı asemptomatiktir. Bulaşma kistlerin dışkı ile kirlenmiş yiyecekler ile alınması. K gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimi bozulur. lamblia kistleri soğuk sularda bulunur. Uzun süreli enfeksiyonlarında vitamin eksiklikleri görülebilir. sağ hipokondrium ağrısı ve yağlı dışkılarına görülür. Safra kesesinde kronik forma dönüşür. G.

sadece kistlerin gösterilmesi ile tanı konulabilir. Dışkıda amip kist ve trofozoitlerinin görülmesi tanı koydurucudur. Safra kesesi portörlerinin belirlenmesi için nadir kullanılan daha invazif yöntemler olan safra tubajı veya ip testi yapılabilir. Laboratuvar Bulgular Hastalara 3 gün içinde birbirini izleyen dışkı mikroskopisi yapılmalıdır. Histolytica'daki gibi trofozoit aranmaz.2 Giardia enfeksiyonları Akut Daha sık karşılaşılan • Diyare • Karın ağrıları • Psikolojik bozukluklar Kronik • Diyare • Birbirini takip eden konstipasyon ve diyare atakları • Yemekten sonra abdominal ağrı • Malaise • Psikolojik bozukluklar Daha nadir görülenler • Bulantı • Kilo kaybı • Kusma • Ürtiker • Malabsorbsiyon • Makrositer anemi • Laktoz intoleransı • Kilo kaybı • Baş ağrısı İntestinal divertikülü veya IgA yetersizliği olanlarda inatçı enfeksiyonlar yapar. 170 . Tanı için E.Tablo 4.

4). bazıları barsağın ilerleyen bölümlerinde yeni enfeksiyon odakları meydana getirirler. ve bunlardan ookistler oluşur. İntestinal epitel hücreler yapışan sporozoitler sitoplazma dışında. kolesistit ve solunum sistemi semptomları da bulunabilir. Klinik Bulgular Enterik kriptosporidyoz en sık görülen klinik tablodur. Fekal oral yoldan alınan kistler sindirim enzimleri ile açılır. Parazit ookistlerin içindeki sporozoitlerin oral yoldan alındığı tek bir canlıda evrimini tamamlar (Şekil 4. Merontlar merozoite ilerleyerek lümene salınır. Ookistler soğuk. Bazı merozoitler gametositlere değişir. Tablo 4. gelişmekte olanlarda ise %5-10 dışkıda Cryptosporidium gösterilebilir. Vakuol içinde üreyen parazitler merontlara dönüşür. Uzun süreli hastalıkta. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde genellikle eritrosit ve lökosit görülmez. inkübasyon süresi 5-7 gündür. Önemli Bilgiler AlDS'li hastalarda gelişen ishallerde ilk akla gelecek etkendir. bir vakuol içine alınırlar. B12 vitamin emilimi bozulur. yüksek ateş ve enfeksiyon belirtileri görülür. kanlı ve pürülan görünümlü diyare. yan yana 4 muz halinde görünen hareketli sporozoitler serbestleşir. İmmün yetersizliği olan hastalarda kolesistit veya solunum yolu infeksiyonları görülebilir (Tablo 4.4). Endemik bölgelerde sular kaynatılmalı veya filtre edilmelidir. intrasellüler ancak ekstrasitoplazmik yerleşirler. Lökositoz ve eozinofili nadirdir. mukuslu. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon geliştirebilmek için 132 ookist yeterlidir. 171 . yağ . Profilaktik ilaç veya aşısı yoktur. Malabsorbsiyon.3). Cryptosporidium Hastalık Cryptosporidiosis etkenidir. Hücresel immün sistemi yetmezliği olanlarda fulminan diyare ile ölüme kadar giden ağır bir klinik tablo gelişebilir. fakat mukus vardır.Tedavi ve Korunma Tedavide metronidazol veya kinakrin hidroklorid kullanılır. bunların bir kısmı tekrar başka hücrelere invaze olarak enfeksiyon odaklarını geliştirirler. 10 gün tedavi edilmelidir (Tablo 4. Sulu. nemli ortamlar veya yüzey sularda uzun süre canlılığını korurlar. Enfeksiyon AIDS hastalarında ve immün sistemi gelişmemiş 2 yaşından küçük çocuklarda görülür.3 Gıardıasıs tedavisi Yetişkin İlk seçim Metronidazol veya Tinidazol veya Kinakrin İkinci seçim Furazolidon veya Paromomisin Çocuklar Metronidazol Veya Furazolidon likid Gebeler Mümkünse tedavi doğum sonrasına bırakılır Metronidazol ilk trimestrden sonra kullanılabilir Paromomisin'de denenebilir. Ookistlerin bir kısmı dışarı atılırken. Gelişmiş ülkelerde %1-3.

Tedavide etkili bir ilaç yoktur. Bulantı 4. Baş ağrısı 4. Sinüzit 2. immünyetmezlik durumları 2. Tablo 4. Dispne 4. Yüksek bilirubin 1. ikincide %100'dür. Ateş Nadir görülen 1. parvum'un gösterilmesidir. AIDS hastalarında 2. Malabsorbsiyon Kolesistit 1. Kusma 5. Ciddi immün yetersizliği olanlarda tedavi güçtür. daraprim.4 Cryptosoporidiosis sendromu Enterik Sık görülen 1. Kotrimaksazol. Ookistler dışkının modifiye ARB boyanması ile gösterilebilir. Yüksek alkalen fosfataz 1. AlDS'li hastalarda birinci örnekte tanı koyma olasılığı %96. Bulantı/kusma 5. paramomisin. Duodenal veya solunum sistemi aspirasyonu ile de elde edilen materyalde ARB pozitif ookistler benzer yöntemler ile gösterilebilir. makrolidler tedavide kullanılabilir (Tablo 4. Hırıltılı solunum Tablo 4. Miyalji 3. Sağ üst kadran ağrısı 3. Tedavi ve Korunma Tedavi için hastanın immün sisteminin düzeltilmesi gerekir. Laringotrakeobronşit Solunum sistemi 1.5). Abdominal ağrı 3. Tanı için dört dışkı örneğinin incelenmesi tavsiye edilir. Ateş 4. Sulu diyare 2.5 Cryptosporidium tedavisinde seçenekler Yetişkin İlk seçim İkinci seçim Paromomisin Azitromisin Çocuk Paromomisin - 172 . Kilo kaybı 2. Diyare 2. Öksürük 3.Asıl tanı yöntemi dışkıda C. Dışkı %10 formalin ile tespit edilmelidir.

173 .

kistleri yoktur Bulaşma Enterobius vermicularis gibi helmintlerin yumurtaları ile olur. Tedavisi tetrasiklin ile yapılır. silialıdır ve sitostom denilen ağız benzeri yapıları vardır. Trofozoitleri bulunur.Balantidium coli Amipli dizanteri etkenlerindendir. İnsanlara bulaşması domuz dışkısı ile kirlenmiş yiyecekler aracılığı ile olur. Domuz dışkısında bulunur. Ara konağı yoktur (Şekil 5). 174 . Metronidazol de kullanılabilir. Nadir ishal etkenidir (Şekil 4. Gözle bile görülebilecek büyüklüktedir. Dientamoeba fragilis Flajellalıdır.6).

Laboratuvar Bulgular Vajinal veya prostatik sekresyonlarda hareketli trofozoitlerin gösterilmesi ile tanı konur. kistleri bulunmaz. Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanılması bulaşmayı önler. Profilaktik ilacı ve aşısı yoktur. kaşıntı vardır.ÜROGENİTAL PARAZİTLER Trichomonas vaginalis Hastalık Trichomoniasis etkenidir Önemli Bilgiler Merkezi nukleusu ve önünde dört adet flagellası vardır.7). Erkeklerde ise asemptomatik enfeksiyon görülür (Gonore'nin aksine). yeşilimsi vajinal akıntı. Ondüle membranı 2/3'ünü kaplar. Tedavi Primer ilacı metronidazoldür. Sadece trofozoitleri vardır. Cinsel ortaklar beraber tedavi edilmelidir. Nadiren üretrit ve prostatit yapabilir. trofozoit olmasına rağmen indirekt olarak klozetlerle de bulaşabilir (Şekil 4. Vajenin pH'ının düşük tutulması yardımcıdır. 175 . kötü kokulu. Sadece cinsel temas ile değil. Patogenez ve Epidemiyoloji Kadınların vajeninde veya erkek uretrası ile prostat sıvılarında bulunur. Klinik Bulgular Kadınlarda genellikle sulu.

P. İnsanları sokan dişi anofeller. falciparum diğerlerinden daha yaygındır. vivax görülür. ovale. hastanın kanındaki dişi (makrogametosit) ve erkek (mikrogametosit)'leri emerler. insanlarda sıtma etkeni olarak görülen parazitlerdir. vivax ve P. 176 . insanlardaki ise aseksüel (Şizogoni. eşeysiz üreme) üreme görülür. P. Dişi anofelde seksüel (Sporogoni.KAN VE DOKU PARAZİTLERİ Plasmodium Hastalık Sıtma etkenidir. P. Ülkemizde sadece P. P. Patogenez ve Epidemiyoloji Enfeksiyon zinciri insan-anofel-insan şeklindedir. eşeyli üreme). Önemli Bilgiler P. falciparum. malana. vivax.

Anofel midesinde her bir mikrogametositten 4 mikro-gamet.8). vivax ve P.9). tanı ancak karaciğer iğne biyopsisi ile konur (Şekil 4. yıllarca hipnozoit olarak karaciğerde kalabilir. Dolaşıma geçen parazitler eritrositer şizogoni evresini başlatır. falciparum'a karşı koruyucudur • Yaşlılık • HbF. Bu döneme ekzoeritrositer (hepatik şizogoni) dönem denir. Hepatik merozoitler 1-2 hafta sonunda karaciğerden dolaşıma geçerler. İnsanları sokan sivrisinekler aracılığı ile sporozoitler bulaştırılır. eritrositlerin yapısal veya metabolik anormallikleri var ise doğal olarak sıtmaya karşı dirençlidirler. ovale. örneğin. 177 . Plasmodiumlar sağlam eritrositleri severler. HbS gibi anormal hemoglobin yapıları • Siyaloprotein. Sporokist parçalanır ve içindeki sporozoitler anofelin vücut boşluğuna dağılır ve bu arada tükrük bezlerine de gelir. Oo kist bölünerek içinde birçok sporozoit bulunan sporokistleri yapar. Hipnozoiti olanlar sağlıklı insanlardır. Ookinet mide duvarını geçerek ookist halini alır. P. İyi tedavi edilmemiş olgularda nükslerden sorumludur. Kan dolaşımına geçen sporozoitler ortalama 1 saat içinde karaciğere gelir ve yüzeylerindeki circumsporozoit protein yardımıyla karaciğer parenkim hücrelerine girerler. oluşan zigottan ookinet meydana gelir. makrogametositten ise bir makrogamet oluşur. glikoprotein değişikliği • Orak hücreli anemi gibi anomalilerde plasmodium enfeksiyonları görülmez. periferik kan örneklerinde parazit saptanamaz. Mikrogametler makrogameti döller. (Şekil 4. vivax için reseptördür • G6PD eksikliği P. • Duffy kan grubu P.

malana yaşlı eritrositleri 178 . • P.Ayrıca eritrositlerin yaşının da önemi vardır. vivax ve P. ovale retikülositleri • P.

falciparum Maurer (Siyah) Eritrositlerin içindeki olgun şizontun içinde de türe göre değişen sayıda eritrositer merozoit gelişir. P. asemptomatik taşıyıcıların kan ve kan ürünleride sorumlu olabilmektedir. Plasmodium enfeksiyonlarında etkenin P. Ring formu önce. superpictus. falciparum ise her türlü eritrositi infekte edebilir. falciparum'a ise malign tersiyan (subtersiyan) denir. Eritrositlerin içine giren merozoitler genç trofozoitlere dönüşürler. Örneğin bir eritrosit içinde birden daha çok taşlı yüzük bulunur. vivax. Ülkemizde sıtma yapabilen anofeller. A. birden fazla nükleer materyali nedeniyle Walkman kulaklığı şeklinde.malaria ise 72 saat'de bir (Kuartan) eritrositleri parçalayarak nöbetleri oluşturur. sacharovi'dir. P. • Ateş • Anemi • Mikrosirkülasyon bozukluklarına bağlı hipoksi • İmmünopatolojik olaylar Ateş parazitin eksojen pirojen etkisine bağlıdır. A.• P. P. daha sonra da olgun trofozoitlere dönüşürler. Çekirdek bölününce genç şizont. Bunun tanınması için kolay yöntemler geliştirilmiştir. falciparum'da 48 saat (tersiyan) sürer. Birkaç plasmodium türünün enfeksiyon yaptığı ülkelerde bunların ayrımı için boyama özelliklerinden faydalanılır. vivax"a bening tersiyan. Vivax 3. ovale ve P. maculopennis.10). sitoplazmalar da bölününce olgun şizont oluşmaktadır. A. P. Eritrositer şizogoni dönemi P. malarla Schüffner (Kahverengi) Ziemann granülleri görülür (Şekil 4. gametositleri muz şeklinde görülebilir. falciparum olup olmaması önemlidir. 1. Bulaşmadan sadece sivrisinekler değil. 2. ameboid forma. P. 179 . P. yenilerinin infekte etmek üzere kana dökülürler. Klinik Bulgular Kliniğin gelişmesinden sorumlu olan patojenik mekanizmalar şunlardır. ayrıca. Bazı trofozoitler ise farklı bir evrim geçirerek makro ve mikrogametositler haline gelirler. P. Oluşan bu merozoitler eritrositleri çatlatarak.

180 . falciparum periferik yaymasında sadece taşlı yüzük formu ve muz şeklindeki game-tosit formları görülebilir. vivax. orada kaldığı sürece ve 4 hafta sonrasına kadar klorokin 2 tablet/ hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. Laboratuvar Bulgular Plasmodiumların eritrosit içeren sentetik besiyerleri vardır. Ayrıca gametositler için primakin 15 mg 1x3 kullanılır. Klorokin direnci olan bölgelerde ise meflokin 1 tablet / hafta ve dönünce primakin 14 gün uygulanır. dalakta eritrositlerin sekestre olması ve otoimmün mekanizmalar anemi sebebidir. Endemik bölgelerde dalak çok büyüyebilir. Hastalarda anemi en önemli bulgudur. • Titreme • Ateşli kuru dönem • Terleme dönemleri olarak sınıflandırılır. En ağır formu beyin damarlarının etkilenmesine bağlı olarak gelişen serebral malarya'dır. Malaria tanısını koymak için kalın damla kullanılır. Eritrositlerin sekestre edildiği dalak büyür. Kemoprofilaksi: Endemik bölgelere seyahat edeceklere bir hafta öncesinden başlayarak. Tedavide iki tip ilaç kullanılır.Anemi paraziteminin şiddetine bağlıdır. İnfekte eritrositlerin parçalanması. rulo formasyon (eritrositlerin para şeklinde dizilmesi) oluşmasını sağlarlar. 1.Primakin: Hipnozoitleri ortadan kaldırmak için kullanılır. Korunmada sirkumsporozoit aşılar kullanılmaktadır. Komplikasyonları P. periferik preparatlar ile de hangi tip olduğu tanımlanır. Malarya nöbetleri başlıca.Klorokin: Eritrositer seri hücrelere etki eder 2. Mikrosirkülasyon bozuklukları. falciparum ciddi klinik seyir gösterir. falciparum ve P. malaria'da 3 gün klorokin kullanılır. ülkemizde görülen tek sıtma tipidir. rutinde kullanılmaz. Bu tıkaçlar küçük damarlarda tıkanmalara sebep olurlar. ancak sadece deneysel amaçlı kullanılırlar. Tanıda periferik kandan hazırlanan kalın damla ve periferik yayma preparatları kullanılır. Tedavi P. P. Parazitler eritrositlerin yüzeyindeki negatif elektrik yükünü bozarak. İnkübasyon periyodu: Hepatik dönem ve birinci eritrositer şizogoni dönemidir. Klorokin direnci var ise meflokin veya kinin doksisiklin kombinasyonu kullanılır. tropikal splenomegaliler gelişebilir. malaria'nın rozet şeklindeki merozoitlerinin görülmesi tanıda değerlidir. Hastalarda eozinofili görülmez. • Anemi • Serebral malarya • Hiperpireksi • Algid Malarya • Karasu ateşi • Akut böbrek yetmezliği • Akciğer ödemi • DIC • Hipersplenizm • Tropikal splenomegali • Hipoglisemi görülebilir. Özellikle kan merkezlerinde serolojik yöntemler ile tanı konulabilir. Klorokin direnci olmayan bölgelerde P. Gebelerde ve transfüzyon sonrası gelişen enfeksiyonlarda klorokin kullanılır. bazen hipersiplenizm ve pansitopeni oluşabilir. P. En sık komplikasyon bu formda görülür.

çizgili kas ve sürrenallerde psödokistler oluşur. Vücuttaki tüm dokularda ve organlarda küçük kistler oluşturur (bradizoit). tanı ve tedavi yöntemlerinin belirlenmiş olması gerekir. hem diğer hayvanlarda (rastlantısal olarak insanlarda) gerçekleşir. Kronik olgularda beyin. Parazitin iki siklusu vardır. Barsakta açılan kistlerden takizoitler çıkar ve vücuttaki tüm hücre ve dokulara yayılır. Kistlerin içindeki bradizoitler metabolizması yavaşlamış parazitlerdir. Patogenez ve Epidemiyoloji İki önemli bulaşma yolu vardır. Gebeliği sırasında infekte olan veya daha önceden infekte olanlarda immün yetmezlik gelişir ise parazitler fetüse transplasental olarak geçer. 1) Kadın gebeliği sırasında ilk kez enfeksiyon geçirmelidir. Bunlardan birincisi oral yoldan kedi dışkısınaki ookistlerin alınarak yetişkinlerde akut toksoplazmoz gelişmesi. Enteroepitelyal seksüel siklus kedilerin ince barsaklarında gerçekleşir. göz. 181 . toksoplazmosis etkenidir. veya gebelerde fetusa geçerek konjenital toksoplazmoz oluşması. ekstraintestinal aseksüel siklus ise hem kedilerde. 2) Enfeksiyonun gelişmesi için gebenin gestasyonal yaşın önemi vardır. Konjenital toksoplazmoz gelişmesi için üç önemli faktör vardır.Toksoplazma Hastalık Toxoplasma gondii bir zoonozdur. İnfekte hayvanların doku kistlerinin veya parazit taşıyan hayvanların dışkılarındaki sporokistlerin oral yoldan alınması ile bulaşır (Şekil 4.13). 3) Hastalığın görülmesinde toplumdaki bilinç. Akut olgularda organ nekrozları görülebilir. korunma. Asıl problemli klinik tablolar gebelerde oluşur. Kandaki trofozoitlerine takizoit denir (Şekil 4.12). Subakut olgularda beyin ve göz lezyonları görülebilir.

%30-50 oranında toksoplazma gelişme riski vardır. Konjenital toksoplazmoz: Gebeliği sırasında enfekte olan anneden çocuğa parazitin geçme olasılığı %40 kadardır. Gerçek negatif IgM olgularının en azından 6 ay önce enfeksiyon geçirdiği veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunun olmadığı ile ilişkilidir. Antitoksoplazma antikorlarının varlığı. kalp. Kültür yöntemleri uygulanabilir ancak sık kullanılmaz. Gebeliğin ilk üç ayında abortus olur. CD4 ve CD8 hücreler. Vücut sıvıları Giemsa ile. Genetik faktörlerin de etkisi vardır. Tanı etkenin gösterilmesi ile yapılır (Şekil 4. DQ1 olanlar daha dirençlidirler. Profilaksi uygulanmayan HIV pozitif kişilerde CD4 T lenfosit sayısı 100/mm3'ün altına düşerse. Lenfadenomegali çoğunlukla posterior servikal bölgede tek ve büyük olarak bulunur ve aylar boyunca devam edebilir. 1) Yeni oluşmuş edinsel enfeksiyonu. bazen ciltte makülopapüler ve eritematöz döküntüler görülebilir. Nadir de olsa tokosplazmik koryoretinit ve toksoplazma ensefalopatisi gelişenlerde IgG negatifliği gösterilmiştir. Pozitif T. IgG pozitifliği belirgin olarak yüksekse ya edinsel enfeksiyonu veya kronik enfeksiyonun reaktivasyonunu gösterir. Klinik bulgular olanlarda serum IgG negatifliği kural olarak erken dönem bulaşmayı gösterir. serebral kalsifikasyonlar (toksoplazmoz triadı) görülür. organ kesitleri ise Hematoksilen-Eozin boyası ile boyanır. gondii IgM antikorları. Beyinde hücresel immünite humoral olandan daha önemlidir. Sadece HIV enfeksiyonlular değil aynı zamanda T hücre yetmezli olan. veya 182 . Bilateral koryoretinit. geç dönemde geçirilen akut enfeksiyonlarda ise fetüs etkilenir. Toksoplazmada immünite: immün sistemi sağlam olanlarda yaşam boyu kalıcı immünite gelişir. immünyetersizzliği olanlarda gelişen oküler tutulumda ciddi inflamasyon ve nekroz ile karakterize akut koryoretinit gelişir. Hücresel immün yetersizliklerde gelişen toksoplazmoz: HIV ile infekte hastalarda fırsatçı enfeksiyon şeklinde görülür.12). Hodgkin hastalığı. Laboratuvar Bulgular Hastaların kedi ile ilgili anamnezlerinin bulunmaması toksoplazma tanısından uzaklaştırmaz. Granülomatöz inflamasyon nekrotizan retinite sekonder olarak gelişir. antitoksoplazma ve antiretroviral tedavi kullanımı beyin toksoplazmozu gelişimini etkiler. Oküler toksoplazmoz: Konjenital olanda bilateral. Bazen meningoensefalit. HLA antijen yapısı DQ3 olan AIDS hastaları toksoplazma ensefaliti gelişmesine daha duyarlı iken. Toksoplazma tanısında en önemli birinci adım hastanın parazit ile karşılaşıp kaşlılaşmadığının gösterilmesidir. posterior servikal lenfadenomegali ve hepatosplenomegali'dir. intrauterin enfeksiyon gebeliğinin ikinci veya üçüncü dekadında olanlarda görülür. CD4 T lenfosit sayısı. hidrosefali.Klinik Bulgular Akkiz toksoplazmoz: Olguların çoğu asemptomatiktir immün sistemi normal olanlarda enfeksiyöz mononükleoz benzeri bir enfeksiyon tablosu gelişir. 2) Bazı olgularda 5 yıl süresince IgM pozitifliği devam edebilir. akkiz gelişen olgularda ise tek taraflı koriyoretinit görülür. En sık görülen tablo ateş. doğal katil hücreler ve sitokinler parazit-konak ilişkisini düzenlerler. 40 yaşından sonra nadirdir. akciğer. böbrek ve kemik iliği transplantlılarda da toksoplazma ensefaliti gelişme riski yüksektir.

7). Hastanın serumu referans laboratuarında kontrol edilmelidir Ortada bir sonuç. gondii infeksiyonu göstergesi serolojik bulgu yok Akut infeksiyon veya yalancı pozitif IgM. Doku kistlerinin alınmasının önlenmesi . Etler iyi pişirilmelidir • Tütsülenmiş etlerin yenmesinden kaçınılmalıdır Ookistlerin alınmasının önlenmesi • Meyve ve sebzeler iyi yıkanmalıdır • Kedi dışkısı ile kontamine olduğundan şüphelenilen yiyeceklerin tüketilmesinden kaçınılmalıdır 183 . miyokardit. hem de çocuklarda primetamin + sulfodiazin + folinik asit ve endikasyon var ise kortikosteroid verilir. polyomyozit bulguları olanlar hem erişkin. Aktivite testlerin ile tokso IgM pozitifliği değerlenirilir. Sulfonamid alerjisi olanlarda sulfodiazin yerine klindamisin kullanılabilir. 6 aydan uzun süredir T. Aktif koryoretinit. Gebeliği sırasında akut enfeksiyon gelişenlerde amniyotik sıvıda PCR negatifleşinceye veya gebelik sonlanıncaya kadar 3g/gün spiramisin kullanılır.3) yalancı pozitifliğin bulgularıdır (Tablo 4. Korunma Korunmada bulaşmadan sorumlu olan çiğ etler ve kedi dışkısındaki ookistlerin alınmasının önlenmesi için çaba gösterilmelidir.6. gondii infeksiyonu Muhtemelen akut enfeksiyon. Tablo 4. Çiğ etler ile temas edildikten sonra eller güzelce yıkanmalıdır • Çiğ etler ile temas edildikten sonra mukozalara dokunulmamalıdır • Çiğ et ile temas eden mutfak yüzeyleri güzelce temizlenmelidir . Gebeliğin 18'inci haftasından büyük olanlarda amniyotik sıvı PCR testi pozitif ise primetamin + sulfodiazin + folinik asit immünyetmezlikli hastalara verilen dozlarda başlanabilir. Yeni bir serum alınıp hem IgG hem de IgM tekrar çalışılmalı Muhtemelen akut infeksiyon. Tablo 4. Serum örneğini referans laboratuarına gönderin Tedavi İmmün sistemi sağlam olanlarda ve lenfadenit bulgularında tedavi gerektirmez. Yeni bir serum alınıp çalışılmalı veya IgG için başka bir test yöntemi kullanılmalı Ortada bir sonuç. hem immünyetmezliği olanlar.6 Gebe kadının Toksoplazma serolojisinin anlamı (FDA'ya göre) IgG sonucu Negatif Negatif Şüpheli Şüpheli Şüpheli Pozitif Pozitif IgM sonucu Negatif Şüpheli veya pozitif Negatif Şüpheli Pozitif Negatif Şüpheli veya pozitif Yorum T.

Mantar kültürlerinde ürememekte ve antimikotiklere yanıt vermemektedir. Ağır solunum yetersizliği gelişebilir. Riskli hastalarda yüksek ateş ve akciğer bulguları hastalığı düşündürmelidir. Ancak medikal olarak protozoon gibi davranmaktadır. At. Amerika'da yapılan bir çalışmada sağlıklı çocukların %70'inde antikorları tespit edilmiştir. 184 .• Bahçe işlerinde çalışırken veya kedi kumu boşaltırken eldiven kullanılmalıdır • Kedi kumu atılmadan önce kaynayan suda 5 dakika bekletilmelidir. Patogenez ve Epidemiyoloji Bulaşma inhalasyon yolu iledir. Kistlerden sporozoitler. • Kedilere çiğ et verilmemelidir. Klinik Bulgular Çoğu insanda asemptomatik olarak normal florada bulunur. Trofozoitler pulmoner epitel hücrelerin yüzeylerinde ekstrasellüler olarak ürerler (Şekil 4. Mitokondrial DNA ve değişik enzimler ile yapılan çalışmalar bu fikri desteklemektedir.13). Hücresel immünyetersizlik olduğu zaman hastalık yapıcı hale geçer. 1988 yılında rRNA analizlerine göre mantar sınıfına (Saccharomyces cerevisiae gibi) sokulmuştur. koyun ve fareler gibi bazı hayvanlarda tespit edilmesine karşın insan enfeksiyonlarında bunların öneminin ne kadar olduğu bilinmemektedir. Enfeksiyon akciğerlerdedir. bunlardan da trofozoitler gelişir. Pneumocystis Hastalık İmmünyetmezliği olan hastalarda pnömoni etkenidir Önemli Bilgiler Pneumocystis'in sınıflandırması biraz karışıktır. Dünyada yaygındır. AlDS'li hastalardaki pnömonilerde ilk akla gelecek etkendir.

serolojik testlerinin olmadığı. Balgamda. T. Trypanosomalar insanda ve vektörlerde morfolojik ve fizyolojik olarak farklılıklar gösterirler. AIDS'li hastalarda bu ilaçlar profilaktik olarak kullanılır. alternatif olarak pentamidin kullanılır. Önemli Bilgiler Kediler. cruzi Chagas. ancak AIDS gibi immünyetmezliği olanlarda pozitifliği anlamlıdır. kültür yöntemlerinin etkili olmadığı unutulmamalıdır. İmmün sistemi sağlan olanlarda normal flora kabul edilebilir. gambiense ise Afrika uyku hastalığı etkenidir. Fluoresans antikor boyama yöntemleri de kullanılabilir. Latin Amerika ülkelerinin hastalığıdır. rhodesiense ve T.Laboratuvar Bulgular Akciğer filminde hilustan yayılan infiltrasyon ve akciğerde buzlu cam manzarası görülür. Trypanosoma cruzi Hastalık Chagas (Amerikan tripanosomiyazisi) hastalığı etkenidir. Organizmanın Gram ile iyi boyanmadığı. Tedavi Tedavide trimetoprim-sulfametaksazol. köpekler. Trypanosoma Medikal önemi olan üç Trypanosoma vardır. T. kemiriciler doğal rezervuarlarıdır. 185 . bronkoalveoler lavaj sıvısı veya akciğer endoskopik biyopsi örneklerinde Giemsa boyaması ile kist ve trofozoitler görülebilir.

14). Vektörlerde kamçılı tripamostigot. Gastrointestinal sistemde otonom ganglionlar harap olur ve megaözofagus ile megakolon görülür. Ancak unutulmamalıdır ki kongenital Chagas ortalama 2/3'ü asemptomatiktir. ateş. Klinik Bulgular Chagas hastalığının klinik bulguları akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır. lenfadenopati. Birkaç hafta veya ay sonra hastalar kronik döneme girerler. yüz ve ekstremitelerde ödem gelişir. HIV pozitif hastalarda fatal seyirlidir. Akut enfeksiyonda deride eritematöz lezyonlar (chagoma). myokardit ve hepatit ile karakterizedir. laysmayoz ve diğer parazitler ile çarpraz reaksiyon göstermesi nedeniyle yalancı pozitiflik sık görülür. Kardiak hastalığın tipik bulguları biventriküler hipertrofi ve aritmilerdir. sepsis. hematojen chagomalar denilen ağrılı subkutan nodüller. malarya. 186 . periorbital ödem ile karakterize Romana işareti (Şekil 4. Ölüm konjestif kalp yetersizliği veya aritmilere bağlıdır. Chagas hastalığında %40 oranında ani ölüm görülür. Kana geçen parazitler başlıca monositler. olguların önemli bölümünde reaktivasyona bağlı serebral abseler görülebilir. Laboratuvar Bulgular Kalın damla veya yayma preparatlarda etken aranır. Rutin kullanıma girmemesine rağmen PCR testi kullanılabilir. periferik nöronlar ve merkezi sinir sistemini infekte ederler.15). Kronik dönemin önemli bulguları kardiak ve gastrointestinal sistemi ilgilendirenleridir. Kongenital chagas hastalığı hepatosplenomegali. hepatosplenomegali. Sifiliz.Patogenez ve Epidemiyoloji Trypanosoma cruzi'nin tahtakurusu (reduviid bug) veya kene dışkısı ile kontamine ellerle gözlerin kaşınması veya bütünlüğü bozulmuş deri yolu ile bulaşır (Şekil 4. En sık kulanılan yöntem ELISA testleridir. insanlarda ise kamçısız amastigot formundadır. geçici deri döküntüleri.

Ancak insandan insana bulaşma da gösterilmiştir. Tablo 4. T. Önemli Bilgiler Birçok etkeni hayvanları infekte eder ancak. oradan da beyine geçer. Tedavi Akut olgularda seçilecek primer ilaç nifurtimokstur. brucei rhodesiense'dir.8). brucei gambiense ve T. Hastalığın kliniğinde üç dönem vardır.Şüpheli serumlar referans laboratuarlarına gönderilmelidir. Bu ilaç tripomastigotları kan içinde öldürebilir ancak doku içindeki amastigotlara çok etkili değildir (Tablo 4.8 Chagas hastalığının tedavisi Yetişkin İlk seçenek Nifurtimoks Günde 4 defa 8-10 mg/kg/gû'n 120 gün Alternatif Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Pediatrik Nifortimoks Günde 4 defa 15 mg/kg/gün 120 gün Benznidazol 5 mg/kg/gün PO 60 gün Trypanosoma gambiense ve rhodesiense Hastalık Afrika uyku hastalığı etkenidir. Kronik klinik tablolarda tedavinin etkinliği yoktur. rhodesiense sadece insan değil aynı zamanda evcil hayvanlar ve vahşi hayvanlarda da enfeksiyon etkenidir. Deriden bulaşmanın ardından hastanın immün sisteminin gücüne bağlı olarak kana ve lenf dolaşımına. Çeçe sineği en önemli vektörüdür. 187 . insanlarda hastalık yapanlar T.

Mukokutanöz Leishmaniasis: L. T. rhodesiense'de ise birkaç ay içinde ölümle sonuçlanan daha akut bir enfeksiyon tablosu görülür.Kanla veya lenf yoluyla yayılma dönemi. 3. T. Tanı kanda direkt mikroskopi ile hareketli parazitlerin görülmesi ile veya periferik yayma preparatın Giemsa veya Wright yöntemi ile boyanması ile konulur (Şekil 4. gambiense'de kronik enfeksiyon şeklinde iken. Örnekler ateşli dönemlerde alınmalıdır. brasiliensis Leishmaniasis tatarcıkların (phlebotom) vektörlük yaptığı ve memelilerin rezervuar olduğu bir zoonozdur. Relaps olgularında aynı tedavi uygulanır. Suraminde tedavide etkilidir. 2. Leishmania donovani Hastalık Kala azar (visseral leishmaniasis) etkenidir. Leishmania Başlıca üç tip hastalık yaparlar 1. Korunmada Çeçe sinekleri ile mücadele edilmelidir. T. Klinik gidiş T.Başlangıçta enfeksiyon alanı olan deride üç hafta kadar süren şankrlar görülür. Pentamidin alternatif ilaç olarak kullanılabilir. rhodesiense'de daha fazla parazit bulunması nedeniyle tanı daha kolaydır. Tedavi parazitin başlıca enzimi olan ornitin dekarboksilazı inhibe eden Eflornitin kullanılır.16). 188 . Uyku hastalığında relapslar uygun tedaviye rağmen sık görülür. Organizma şankr veya kemik iliğinin aspirasyonu ile de gösterilebilir. donovani 2. koroid pleksus ve subaraknoid aralığa yayılarak meningoensefalit gelişimi.1. Visseral Leishmaniasis (Kalaazar): L. Parazitemi olgularında BOS'ta kontrol edilmelidir. gambiense'de ise sık sık tanı yöntemleri tekrarlanmalıdır.Uyku hastalığı dönemi. Kutanöz Leishmaniasis (Şark çıbanı): L. Erken ve geç dönem MSS infeksiyonlarında etkilidir. tropica 3. Korunma amacıyla kemoprofilaksi uygulanamaz ve immunoprofilaksiler etkili değildir.

Önemli Bilgiler Yaşam siklusu içinde tatarcıkların önemli bir yeri vardır. 189 .17). lökopeni ve trombositopeni görülebilir. tatarcığın midesinde promastigot'a (tatarcıkta kamçılı formu) dönüşürler. Köpek. fagositer ve diğer retiküloendotelyal orjinli hücreleri infekte edebilirler. Patogenez ve Epidemiyoloji Amastigotlar deri. Bu durum sekonder enfeksiyonların gelişmesine ve kanama diyatezine sebep olur.18). Tatarcıktaki yaşam siklusu ortalama 10 gün kadardır. infekte hayvandan kan emen flebotom amastigot (insanlardaki kamçısız formu) içeren makrofajları emer. dalak ve kemik iliği gibi retiküloendotelyal sistem organlarıdır. Barsaklarda çoğalarak farenkse göç ederler ve bir sonraki ısırıkta bulaşırlar. Kemik iliği aktivitesindeki düşüklük ve dalaktaki hücresel yıkım nedeniyle anemi. Sadece dişi flebotomlar taşıyıcıdırlar (Şekil 4. Enfeksiyon hastalıkları içinde dalağı en çok büyüten hastalıktır (Şekil 4. En ciddi etkilenen organlar karaciğer. Daha sonra amastigotlar makrofajları terk ederek. tilki ve fareler gibi memeliler rezervuardırlar.

Kalaazar'da üç farklı epidemiyolojik bölge vardır. dalak veya lenf bezi biyopsilerinde amastigotların gösterilmesi ile konulur. 190 . Hastalık yıllarca sürebilir. kilo kaybıdır.9). Açık renkli hastalarda hiperpigmentasyon görülür (Kara hastalık). Çok büyük dalak karakteristik özelliğidir. Orta-Doğu. epiteloid hücreler ve makrofajların içinde tipik Leishman-Donovan cisimcikleri görülür (Şekil 4. Güney Rusya ve Çin'in bazı kısımlarında ana rezervuar köpekler ve tilkilerdir. Tedavi edilmeyen olgular genellikle sekonder enfeksiyonlar ile kaybedilirler.9 Cryptcsoporidiosis sendromu İnfeksiyonlar Bakteriyel Kutanöz • Tularemi • Furonkül/karbonkül • Sellülit • Yaws • Sitiliz • Atipik tüberküloz • Tüberküloz • Lepra Mantar • Histoplazmoz • Sporotrichosis • Lobomycosis • Coccidioidomycosis • Blastomycosis • Chromomycosis Viral Protozoon • Orf • Dracunculiasis • infeksiyoz mononükleoz • Akut Chagas hastalığı • Schistosomiasis • Karaciğer amip apsesi • Malaria Diğer (noninfeksiyöz sebepler) • Bazal veya squamoz cell carsınoma • Lenfoma veya metastatik kanserler • Discoid lupus • Sarkoidoz • Insect bite • Ektima • Kerion • Piyojenik granuloma • Yabancı cisim granuloması • Bazal cell karsinoma • Wegener granulomatosis'i • Sarkoidoz • Lenfoma • Histoplasmosis • Paracoccidiodomycosis • Rhinosporidiosis • Histoplasmosis Mukokutanöz • Yaws • Sitiliz Visseral • Bruselloz • Tifo • Tüberküloz Tanı genellikle kemik iliği. Klinik Bulgular Semptomlar intermittan ateş.Hastalarda spesifikliği ve koruyuculuğu olmayan IgG artışı bulunur. Başlangıçta hastalar ateşi tolere edebilir. Amastigotlar lökositler. Kalaazar hipoalbuminemi ve hipergammaglobulinemi ile karakterize bir hastalıktır. ancak anemi lökopeni ve trombositopeni hastalığı ağırlaştırır. kuvvetsizlik. Laboratuvar Bulgular Tanıda ilk adım anamnezdir. Afrika'da fare gibi kemiriciler. Tedavi bening tabiatlı olmadığı için ayırıcı tanıda diğer hastalıkların ekarte edilmesi önemlidir (Tablo 4. Hindistan ve Kenya'da ise ana rezervuar insanlardır.19). Tablo 4.

iyileşmişlerde ise pozitif olabileceği unutulmamalıdır. ülserleşir. Lenf bezleri de olaya karışır. braziliensis Hastalık L tropica ve L mexicana kutanöz layşmonyoz etkenidir. Leishmanmia tropica.ancak tanıda faydalıdır. 1.20). Ancak tedavi her zaman başarılı değildir. genelde yüzdedir ve 1 yılda iyileşir. Laboratuvar Bulgular Lezyonun krut yanındaki ödemli kısım ile sağlam cilt sınırından enjektörle alınan eksüdada Giemsa veya lesihman boyası ile etken görülebilir. İki tiptir. tropica majördür. Promastigotlardan hazırlanmış deri testleri bulunur. Tedavi Sodyum stiboglukonat ilk seçilecek ilaçtır.21). İnkübasyon periyodunun ardından ısırık yerinde kırmızı renkli bir papül. Hastaların çoğunda indirekt immünfloresans yöntemi ile pozitif bulunur.Kültür alınabilir. Uygun tedavi ile mortalite oranı %5'in altındadır. Hasta serumuna bir damla formalin damlatılınca serumda katılaşma görülür. Yaş tip: Etken L. Kuru tip: L tropica minör etkenidir.tropica tüm dünyada yaygındır. Hipergamaglobulinemiyi gösteren Formoljel testi spesifik değildir. 191 . mexicana. krutlanarak ve depigmente sikatris bırakarak iyileşir. L. Önemli Bilgiler L. L. Tedavi Tedavide en önemli ilaç bir beş değerli antimon bileşiği olan sodyum stiboglukonat'dır (Tablo 4. İkincisi sadece Amerika'da bulunurken. Patogenez ve Epidemiyoloji Flebotomların ısırması ile bulaşır. donovanide olduğu gibi tatarcıklar etkendir. daha sonra da yayılarak nekrozlar oluşturur. Yavaş ve hafif lezyonlara yol açar. İyileşme kalıcı immünite ile sonuçlanır. Deri testlerinin aktif hastalık sırasında negatif.10). 6 ayda iyileşir (Şekil 4. braziliensis'de Güney Amerika'da mukokotanöz layşmonyoz etkenidir (Şekil 4.

10 Leishmaniasis tedavisi İlk seçim Kutanöz • Meglumin antimonat (glukantim) 10 gün 20 mg/kg/gün • Stibogukonat mg/kg/gün Mukokutanöz Visseral • Stiboglukonat 20 mg/kg/gün IV veya İM iki eşit dozda 30 gün • Stiboglukonat 20mg/kg/gün İv veya İM iki eşit • Dirençli olgularda: pentamidin. 192 . Alternatifler • L tropica majör veya L mexicana enfeksiyonlarında stibogluconate'ın intralezyonal injeksiyonu her gün 8/24 injeksiyon kullanılabilir. 1 mg/kg IV bir gün arayla 20 gün • Tedaviye paromomisin eklemek tedavi süresini 28 günden 15 güne düşürecektir. 4 mg/kg haftada 3 kez 5 hafta veya • Amfoterisin B.Tablo 4.

23). Acanthamoeba kontakt lens kullananlar. Kistler dirençlidir. Hem trofozoitleri hemde kistleri vardır. Acanthomeba kontakt lens takanlarda keratit etkeni olabilir. Mukozaya penetrasyon sonunda. Tedavide intravenöz ve intratekal amfoterisin B kullanılır. pürülan menenjit ve ensefalit tablosu ile hastalarda fatal bir tablo yaratır (Şekil 4. Etkili tedavisi yoktur. klorlama ile ortadan kaldırılamaz. Deri lezyonları mantar enfeksiyonlarını taklit eder. Hastalık sıklıkla H5V veya bakteriyel keratitler ile karıştırılır. Fokal nörolojik bulgulardan görme bozuklukları ve ataksi önemli semptomlarıdır (Şekil 4. toprakta bulunur. Tanı biyopsi ile konulur. Tedavi edilen hastalarda dahi prognoz kötüdür. Naegleria trofozoitleri genellikle ılık sularda yüzme veya dalma sırasında burun mukozasından girer. kontamine sularda kornea travmasına maruz kalanlarda keratit yapar. Acanthamoeba solunum yolu veya deri travmalarından ardından immün yetersizlikli hastalarda gelişen granülomatöz ensefalit etkenidir. Etkili bir tedavi yöntemi yoktur. Primer meningoensefalit etkenidir. 193 . Hastalık körlük yapabilir. Granülomatöz ensefalit gelişen olgular ortalama 40 gün içinde ex olurlar. Ancak hızlı ilerler ve fatal seyirlidir. Organizmalar ılık suları olan göllerde ve su birikintilerinde. keratit etkeni olan serbest yaşayan amiplerdir. ancak amfoterisin B kullanılabilir. Tanı için pürülan BOS'da bakteri görülmezse direkt preparatlarda amip aranmalıdır.22).DİĞER PROTOZOONLAR Acanthamoeba ve Naegleria Meningoensefalit. Tanı BOS'da amiplerin gösterilmesi ile konur.

Kırsal bölgelerde endemik olarak bulunur. 194 . Tedavide kinin ve klindamisin ile kombine tedavi daha etkilidir. Özellikle AIDS'li (immün yetersizlikli) hastalarda görülür. Hayvanlarda rezervuarı yoktur. Tanı intraeritrositer taşlı yüzük şeklindeki parazitlerin gösterilmesi ile konulur. Plasmodiumlardan farklı olarak intraeritrositer pigmentasyon görülmez. Sestodlar skolekslerinin arkasına ürettikleri proglottidleri aracılığı ile büyürler. Tanı dışkı incelemesinde tipik ookistlerin görülmesiyle konur. Falciparum gibi birden çok taşlı yüzük formu vardır. Etken fekal-oral yolla alınır. Diyareler intermittan ve relapslıdır. Sıtma gibi eritrosit parazitidir. Eritrositlerin içinde P. Kenelerle bulaşır. Tedavide trimethoprim-sulfometaksazol kullanılır. İmmün yetersizliği olan hastalarda kronik. X şeklinde şizontları vardır (Şekil 4. Splenektomi yapılan hastalar daha ağır enfeksiyon geçirirler. Isospora Isospora belli diyare etkeni intestinal protozoondur.24).Babesia Babesia microti babezyoz etkenidir. bol sulu diyare görülür. Diyarenin patogenizi bilinmemektedir. Skoleksler parazitin barsak duvarına tutundukları organelleridir. Cyclospora Cydospora cayetanensis intestinal prozotoondur ve immün yetersizlikli hastalarda sulu diyareler yapar. Sıtmadan farklı olarak karaciğer dönemi yoktur. Sestodlar Sestodlar scolex denilen bir başa ve proglottid denilen multipl segmentlere sahiptirler.

insanda larvaları sistiserkozis yapmaz.11'de açıklanmıştır. Apendisit yapabilir. Medikal önemi olan sestodların özellikleri Tablo 4. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. Hastalık dünyada yaygın olarak bulunur. tacı yoktur. Sığırlarda sistiserkus bovis gelişir. CT Tedavi Praziquantel Praziquantel veya cerrahi tedavi ile kistlerin alınması GİS Dışkıda proglottidler Dışkıda kapaklı yumurtalar Biyopsi. Bazı hastalarda bulantı. seroloji Praziquantel Diphyllobothrium latum Echinococcus granulosus Yumuşakçalar ve balık Koyun GİS Praziquantel Karaciğer. solium'dan farklı olarak insanlarda sistiserkus gelişmez. Yumurtalar proglottidlerden daha az görülür. Parazit ince barsağın duvarına tutunur. saginata'nın 4 adet vantuzu vardır. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda 15-20 uterus dalı bulunan hareketli proglottidlerin görülmesi ile konur. Önemli Bilgiler T. Yumurtaları morfolojik olarak birbirinden farklı değildir.25). T. CT. iştahsızlık ve karın krampları görülebilir. İnsanlar iyi pişmemiş sığır etlerinin içindeki larvaların (sistiserkus) yenilmesi ile infekte olurlar (Şekil 4. Böylece başka hayvanların ve insanların enfeksiyonunda rol oynar. solium'da bu sayı 5-10 arasındadır. T. hatta dışkı yapılmaksızın düşürülmesi önemli bulgudur. Patogenez ve Epidemiyoloji İnce barsaklarda hafif bir hasar olabilir. Taenia saginata Hastalık Teniasis etkenidir. 195 . 3 ay içinde 10 metre uzunluğa erişebilir.Distal proglottid birçok yumurta içerir ve dışkı ile dışarı atılır. İnsanlar genellikle iyi pişmemiş etlerde bulunan larvaların yenilmesi ile infekte olurlar. akciğer ve beyin (hidatik kist) Albendazol veya cerrahi tedavi ile kistin çıkartılması Taenia 1. Tablo 4. 15-25 arasında uterus dallanması vardır.11 Medikal önemi olan sestodlar ve özellikleri Sestod Taenia solium Bulaşma (A) İyi pişmemiş etler (B) İnsan dışkısı ile kirlenmiş besinlerden yumurtaların alınması Taenia saginata İyi pişmemiş etlerden larvaların alınması İyi pişmemiş balıktan larvaların alınması Köpek dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerle yumurtaların alınması Sığır Ara konak Domuz İnsanda yerleşim yeri GİS Beyin ve gözler (Sistiserkozis) Tanı Dışkıda proglottidler Biyopsi. Sisteserkozis ve hidatik kist gibi bazı durumlarda yumurtalar alınır ve kistik hastalıklar oluşabilir. Hareketli proglottidlerin dışkıda.

İnsanlar hem ara hem son konak. Gözde olursa üveit ve retinit. İnsanlar tarafından yenilinceye kadar stabil olarak kalır. Buradan kan damarlarına geçer ve iskelet kaslarına yerleşir. özellikle beyinde büyük lezyonlar yapabilirler. ancak ölürlerse salgıladıkları maddeler ile inflamatuvar yanıt oluştururlar. Böyle durumlarda sistiserkuslar kalsifiye olur ve röntgen ile görülebilirler.25). Korunmada hayvan etlerinin iyi pişirilmeden yenilemesine. Önemli Bilgiler Dört adet vantuzu ve tacı vardır. Beyindeki sistiserkoz başağrısı. Yumurtadan altı adet çengeli olan embriyo (onkosfer) domuzun barsağına tutunur. 196 . Asemptomatik hastalarda yumurtaları yutarak otoinfeksiyona sebep olabilecekleri için tedavi edilmelidir. 3 ay içinde 5 metre büyüklüğe ulaşır. Klinik Bulgular Genellikle asemptomatiktir. domuzlar ise ara konaktır (Şekil 4. bazı hastalarda anoreksi veishal görülebilir. Tedavi Primer ilaç prazikuanteldir. Cerrahi tedavi gerekebilir.Tedavi Praziquantel tedavide seçenektir. Canlı sistiserkuslar inflamasyon yapmazlar. Parazit ince barsak duvarına tutunur. Alternatif olarak albendazol önerilebilir. Dışarı atılan proglottidler rastlantısal olarak domuzlar tarafından yenilir. Kaslar içinde sistiserkus gelişir. T. Sistiserkuslar ise çok geniş olabilir. 5-10 arasında dallanan uterusu bulunan proglottidleri bulunur. Bazılarında dışkıda proglottidler görülebilir. Laboratuvar Bulgular Dışkıda proglottidlerin görülmesi ile tanı konur. Sistiserkozislerin tanısı görüntüleme yöntemleri ile konulabilir. bazen de vitreusda yüzen larvalar görülebilir. İnsanlar iyi pişmemiş sistiserkuslu domuz etleri yiyerek infekte olurlar. kusma ve bayılma yapabilir. Patogenez ve Epidemiyoloji İntestinal yerleşimli şeritler barsaklarda az hasar yaparlar. infekte kişilerden çıkarılan proglottidlerin hayvanlar tarafından yenilmesine engel olunmalıdır Taenia solium Hastalık Taeniasis etkenidir. solium larvaları insanlarda sistiserkozis yaparlar.

Bazı hastalarda parazitin B12 vitaminini kullanmasına bağlı olarak megaloblastik anemiler meydana gelebilir. Hastalık özellikle iskandinavya. Japonya ve Kanada'da endemiktir. 197 . Yumurtaları diğer sestodlardan farklı olarak ovaldir ve kapaklıdır. Serolojik testi yoktur. kapaklı tipik yumurtalarının görülmesi tanı koydurucudur. latum enfeksiyonu ince barsaklarda hafif bir inflamasyon yapar.Diphyllobothrium Hastalık Difilobotriyoz etkenidir. 30 yıldan uzun yaşayabilir. Bir kişide birden çok parazit bulunabilir. En uzun sestoddur. Proglottidinin genişliği uzunluğundan daha fazladır. Patogenez ve Epidemiyoloji D.26). Abdominal ağrıları ve diyaresi olanlara rastlanılır. Kuzey Rusya. Laboratuvar Bulgular Dışkıda oval. Boyu 13 metreden uzun olabilir. Önemli Bilgiler İnsanlara larva içeren balıkların iyi pişirilmeden yenmesi ile bulaşır. İnce barsaklarda erişkin hale gelir (Şekil 4. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. sarı-kahverengi boyanan.

granulosis bir skoleks ve sadece üç adet proglottid'den oluşmuştur. Onkosfer embriyolar ince barsakta meydana gelir ve başlıca karaciğer. 198 . alveolaris ise nadir görülür.Tedavi Tedavide ilk seçenek prazikuantel'dir. E. Echinococcus Hastalık Echinococcus granulosus hidatik kist etkenidir. Koyunlar ara konaktırlar. Köpekler en bilinen son konaklarıdır.27). akciğer. En küçük tenyadır. multiloküler hidatik kist etkenidir. kemik ve beyine göç ederler. Önemli Bilgiler E. köpeklerin barsağındaki parazit tarafından binlerce yumurta üretilir ve bunlar koyunlar veya insanlar tarafından yenilir. Embriyolar bu dokularda içi su dolu hidatik kistler halini alırlar. insanlar rastlantısal ara konaktır (Şekil 4. Yaşam siklusunda.

granulosis bol sıvılı unisellüler kist üretir. Bu kistlerde binlerce skoleks bulunur ve geniş kistin içinde birçok yavru kistler (kız kist) oluşturur.Patogenez ve Epidemiyoloji E. 199 .

200 . Ancak son konak tilki. E. Hymenolepis nana Cüce sestoddur.29). Klinik Bulgular Hidatik kistli hastaların çoğunun kliniği asemptomatiktir. Buradaki amaç kistin patlaması durumunda parazitlerin dolaşıma geçmesinin engellenmesidir.28). Önemli özellik Weinberg ile antikor aranmadan önce Casoni testinin yapılması halinde yalancı pozitiflik ortaya çıkabilir. alveolaris için ise %90 karaciğerdedir (Şekil 4. granulosis ile aynıdır. Çok yüksek oranda karaciğere yerleşir (Şekil 4. Sadece 3-5 cm. Akciğer kistleri kanlı balgam. serebral kistler de baş ağrısı ve nörolojik bulgular oluşturabilir. Buna cerrahi tedavi eklenebilir. Casoni kist sıvısı ile yapılan cilt testidir. Diğer sestodlardan farklı olarak yumurtaları insanları direkt olarak infekte edebilir. boyutlarına kadar ulaşabilir. ara konaklar ise farelerdir. Tedavi Tıbbi tedavi albendazoldür. Hipertonik tuzlu sular gibi protoskolisida ajanlar kist içine injekte edilir. granulosis için yerleşim %60.E. İnsanlar rastlantısal ara konaktır. Kistin rüptüre olması anafilaktik reaksiyonlar meydana getirebilir.30). Karaciğer kistleri hepatik fonksiyonlarda bozulma yaratabilir. Artık sadece tarihsel önemi olan iki test Casoni ve Weinberg'dir.. DİĞER CESTODLAR Echinococcus alveolaris (multilocularis) Birçok özelliği E. Laboratuvar Bulgular Tanı görüntüleme yöntemleri ile multipl protoskoleks taşıyan kapsülün gösterilmesi ve bunun mikroskobik incelenmesi veya indirekt hemaglutinasyon test gibi serolojik yöntemlerdir. Ara konakları yoktur (Şekil 4. Erişkin formu insanlarda bulunan en küçük sestoddur.

Çocuklarda enfeksiyon sıklığı fazladır.31). asteni. Hastalığın önlenmesi personel hiyjenine dikkat edilmesi. Proglottidleri dışarı atılmak için parazitten ayrıldıklarında barsakta açılır ve otoinfeksiyonlara sebep olurlar.Duodenuma geldiklerinde sistiserkoid larvalara ve sonrasında da yetişkin forma dönerler. nana bulunabilir. 201 . anemi. Diğer sestodlardan farklı olarak bir kişide yüzlerce H. enterit. kontamine yiyecek ve sulardan uzak durulması ile konulur. sinir sistemi belirtileri ve konvulsiyonlar bulunabilir. Tedavi prazikuantel ile yapılır. Karın ağrısı. Tanı dışkıda bipolar saçaklı yumurtalarının görülmesi ile konulur (Şekil 4.

Yumurtalar dışkı veya idrar ile atılır ve dışarda tekrar serkaryaları oluştururlar. Schistosomalar diğerlerinden farklı olarak erişkin döneminde erkek ve dişi olarak ayrılır ve dişi erkeğin karın oluğunda (gynecophoric kanal) yaşar (Şekil 32). japonicum gastrointestinal sistemde etkilidir.haematobium idrar kesesinde yaşar. Mezenter arterden. 202 . mansonive S. S. S. haematobium yumurtalarının ise terminal dikeni vardır.33). portal dolaşım aracılığı ile karaciğere gelir ve yetişkin parazitleri oluştururlar. Shistosomalar damar içi (kan) paraziti olarak tanınırlar. Önemli Bilgiler Trematotlar hermafrodittirler. Böylece sürekli yumurtaları döller. mansonive japonicum'un yetişkinleri mezenter venlerinde yaşarken. Sonrada kendi alanlarına yerleşirler (Şekil 4. S. japonicum çok küçük lateral diken ve S. haematobium üriner sistem infeksiyonu yaparken. Buradan kana geçer ve venler aracılığı ile arteriyel dolaşıma çıkarlar. S.TREMATODLAR Schistosoma Hastalık Schistosomiasis etkenidir. Üçününde kendine has yumurtaları bulunur. S. mansoni lateral dikene sahipken. S. insanlar çatal kuyruklu serkaryaların deriye penetre olmaları ile infekte olurlar.

35). Penetrasyonun olduğu yerde kaşıntı. Bakteriyel süper infeksiyonlar görülebilir. fibrozis.haemotobium mesane duvarında granulom ve fibrozis oluşturduğu için mesane karsinomlarına sebep olabilir. Serolojik testler kullanışlı değildir. Kronik enfeksiyonlar semptomatik olabilir. Gastrointestinal hemoraji.mansoni yumurtaları distal kolon duvarında (alt mezenter ven) hasar oluştururken S.34. Tedavi Praziquantel primer ilaçtır. titreme. hepatomegali ve massif splenomegali gelişebilir. haemotobium enfeksiyonlarının en belirgin semptomu hematüridir. barsak veya mesane duvarına birçok patolojik etkisi vardır. hepatomegali ve portal hipertansiyon yapabilir.Patogenez ve Epidemiyoloji Yumurtaların karaciğer. Eozinofili görülebilir. S. diyare. bunu takip eden 2-3 hafta sonra ateş. dalak. Kronik hastalık morbidite ve mortaliteye sebep olabilir. 203 . S. Yumurtaların antijenlerine karşı gelişen immün yanıt granulomların sebebidir. Orta yükseklikte eozinofili görülebilir. Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. S. Laboratuvar Bulgular Karakteristik yumurtaların dışkıda veya idrarda gösterilmesi ile tanı konulur (Şekil 4. lenfadenopati ve hepatosplenomegali görülebilir. Hepatositler sağlam kaldığından genellikle karaciğer fonksiyon testleri bozulmaz. En genel ölüm sebebi özofagus varis kanamalarıdır. Karaciğerde granulomlar. 4. japonicum yumurtaları hem ince barsak hem de kalın barsak duvarında (üst ve alt mezenter ven) hasar oluştururlar. Portal hipertansiyon splenomegali yapabilir. Bazı göllerde meydana gelen yüzücü kaşıntısı insanları infekte etmeyen schistosomalar tarafından meydana gelmektedir.

204 .Paragonimus Hastalık Paragonimyaz denilen akciğer infeksiyonunu yapar. Önemli Bilgiler İnsanlara az pişmiş veya çiğ yenen metaserkarya bulunduran yengeç etinden bulaşır (Şekil 4. İmmatür parazit ince barsaklardan akciğere yerleşir (Şekil 4.38). Praziguantel primer ilaçtır. Tanı tipik kapaklı yumurtalarının balgam veya feçesde tespit edilmesi ile konulur.36).

38). Fasciola Fasciola hepatica koyun karaciğeri yassı solucanıdır. Sıklıkla asemptomatik seyreder. ancak safra yollarında hiperplazi ve fibrozis yapabilir. yetişkin olur. Önemli Bilgiler İnsanlar az pişmiş veya çiğ yenen balık etindeki metaserkaryalar aracılığı ile infekte olurlar. tipik kapaklı yumurtalarının dışkıda tespit edilmesi ile konulur. 205 . (Şekil 4. Boyu yaklaşık 3 cm. Duodenumda kistindan çözüldükten sonra immatür parazit safra yollarına yerleşir. Praziquantel primer ilaçtır. Tanı küçük.Clonorchis Hastalık Clonorchis sinensis klonorşiyaz (Oriental karaciğer yassı solucan infeksiyonu) etkenidir. kahverengi. kadar olan yaprak şeklinde bir parazittir.

206 .39). çünkü kan ve doku sıvılarında mikrofilaria denilen hareketli embriyoları vardır. Duodenumda kistleri açılan parazitler. Koyun karaciğeri yiyenlerde dışkı mikroskopisinde parazit yumurtalarını görebilirsiniz (yalancı perazitlik). Önemli doku nematodlarından Wuchereria. Doku nematodlarının erişkinleri insan vücudunda yaşarlar. sadece Strongyloides toprakta da yaşayabilir. mekanik etki ile hepatomegali kolanjit. Yumurtalar tatlı sulara karışır. barsak duvarına penetre olurlar ve karaciğere ulaşırlar ve burada yetişkin hale gelirler. Tanı.12 İnsanlarda hastalık yapan nematodlar İntestinal nematodlar • Ascaris lumbricoides • Enterobius vermicularis • Ancylostoma duodenale. Portal siroz gelişebilir. Oncho-cerca ve Loa filarial nematodlar olarak bilinir. mirasidyalar tatlı su yumuşakçalarına geçer. Vücutları kütikül denilen çok dirençli hücre içermeyen bir yapı ile kaplıdır. Safra yollarında yumurta üreten hermafrodit yetişkinler feçese bunları dökerler.12). Tablo 4. bunlardan serkaryalar oluşur ve kistik hale gelen parazitler su bitkilerinin üzerine tutunurlar. Dişileri erkeklerine göre genellikle daha büyüktür. Doku nematodlarından Dracunculus diğerlerinden farklı olarak tatlı sulardaki yumuşakçalarda yaşar ve insanlara içme suları aracılığı ile bulaşır. Yetişkin parazitler safra yollarına yerleşir. Eozinofili görülür. Bunlar. Bu bitkileri yiyen koyun veya insanlarda tipik enfeksiyonlarını oluştururlar (Şekil 4.İnsanlar larvalar ile kontamine su terelerini yiyerek infekte olurlar. Medikal önemi olanlar intestinal ve doku nematodları olarak iki önemli gruba ayrılırlar (Tablo 4. dışkıda kapaklı yumurtaların görülmesi ile konulur. Trichuris ve Ascaris yumurtalarının oral yoldan alınması ile bulaşırken. filariform larvalar infeksiyözdür. insandan insana kan emen sinekler aracılığı ile bulaşır. diğer intestinal nematodlar larvaları ile bulaşırlar. Prazikuental ve bitional etkili ilaçlarıdır. Rhabditiform larvalar yiyecekler ile bulaşırken. Necator americanus • Strongyloides stercoralis • Trichuris trichiura • Capillaria philippinensis • Trichostrongylus • Anisakiasis Doku nematodları Filariasis • Wuchereria türleri (lenfatik filariasis) • Brugia türleri (lenfatik filariasis) • Loa loa (Afrika göz nematodu) • Mansonella türleri • Onchocerca volvulus Diğer doku nematodları • Dracunculus medinensis • Trichinella spiralis • Toxocara türleri (visseral larva migrans) • Angiostrongylus cantonensis (menenjit) Enterobius. sarılık ve ishale neden olurlar. Serolojik testi yoktur. Nematodlar Nematodlar (nemathelmintler) silindirik vücuda ve ağız ile anüsü de içeren sindirim sistemlerine sahiptirler.

12 yaş altında dünyada en sık görülen parazittir. Trichinella. Strongyloides. Bunların kaşınma sonucu parmaklara gelmesi ile reenfeksiyon gerçekleşebilir. Helmintlere karşı konak immün yanıtı T hücrelerin alt tipi olan Th-2'ler aracılığı ile olur. Ascaris ve Ancylostoma ile Necator enfeksiyonları sırasında dokularda migrasyon yaparlar. Bunlardan en ciddi olanları visseral larva migrans etkeni. 207 . Geceleri dişi anüse gider ve perianal deri üzerine binlerce fertilize yumurta boşaltır. köpek askarisi larvası olan. 6 saat içinde yumurtalarda larvalar gelişir ve enfeksiyon yapıcı hale gelebilir (Şekil 41). IgE aracılığı ile parazitin yüzeyine tutunur. Patogenez ve Klinik Bulgular Perianal kaşıntı en sık görülen semptomdur. Önemli Bilgiler Sadece insanlarda enfeksiyon yapar. Parazitlerin dokulara migrasyonunu olaylaştıran sistein proteaz üretimi IL-5 üretimini stimüle eder. IgE üretimi interlökin-4 aracılığı ile artar ve eozinofiller interlökin-5 aracılığı ile artarlar. eozinofilik granüllerinde bulunan sitotoksik enzimlerini parazitin üzerine sekrete ederler. Yetişkin erkek ve dişi parazitler kolonda oturur. Bir üçüncü nematod da iyi pişmemiş deniz ürünlerinden bulaşan anisakiasis'dir (Anisakis simplex). Bulaşma yumurtaların oral yoldan alınması ile olur. Kaşınma sonucunda sekonder bakteriyel enfeksiyonlar görülebilir. İNTESTİNAL NEMATODLAR Enterobiu vermiculariss Hastalık Kıl kurdu (oksiyür) enfeksiyonu etkenidir. Toxocara canis'dir. larvalar kolona ilerler.Nematodlardan bir kısmı insanlarda larvaları ile enfeksiyon yaparlar. Eozinofili önemli bir bulgudur. Eozinofiller organizmayı fagosite etmezler. daha hafif seyididir. Yumurtalar ince barsaklarda açılır. Köpek ve kedilerin kancalı kurdunun larvası olan Ancylostoma caninum kutanöz larva migrans etkenidir.

dışkı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile infekte olurlar. İkinci seçenek olarak pivinium pamoat tercih edilebilir.42). Kolonda parazit enfeksiyonu yapar. Bu ilaçlar yetişkin parazitleri öldürebilirken yumurtalara etkisizdir.13) . Tedavi Pirantel pamoat. Önemli Bilgiler İnsanlar. mebendazol. Kolonda bulunan parazitler binlerce yumurta çıkartır (Şekil 4. albendazol tedavide kullanılabilir. Diğer nematodlardan farklı olarak dışkıda yumurtası görülmez. Serolojik testi yoktur.Laboratuvar Bulgular Tanıda perianal deri üzerindeki yumurtaları görebilmek için selofan bant yöntemi uygulanır (Şekil 42). immatür yetişkin parazitler olan larvalara dönüşür. 208 . Ayrıca evde kalan herkes tedavi altına alınmalıdır. Trichuris Hastalık Etken Trichuris trichura'dır. İnce barsaklara ulaşan yumurta. beyaz kıl kurtlarını görmek mümkün olabilir. 2 hafta sonra tedavi tekrar edilmelidir (Tablo 4. Embriyone yumurtalar bulaşmadan sorumludur. Bunlar kolona gelir ve olgunlaşır. Reenfeksiyon yaygındır. Küçük çocukların anüsünde veya dışkısında küçük.

Klinik Bulgular Kancalı kurtlar gibi anemiye sebep olmaz. genellikle asemptomatiktir.43).13) . Küçük çocuklarda irritasyona bağlı ıkınma hissi oluşur ve prolapsus ani'ye sebep olabilir. Laboratuvar Bulgular Limon şeklindeki tipik yumurtalarının dışkıda görülmesiyle tanı konur (Şekil 4.Patogenez ve Epidemiyoloji Kıl gibi ince olan ön tarafı ile intestinal mukozaya tutunur. Tedavi Albendazol ve mebendazol ilk seçilecek ilaçlardır (Tablo 4. Ascaris Hastalık Ascariasis etkenidir. Bazı hastalarda diyare yapabilir. 209 .

barsak içindeki yiyecekler ile beslenir (Şekil 4. piperazin ve levamizoller ikinci seçenektir (Tablo 4. İnce barsaklara geldiğinde yetişkin olmuştur. Bu embriyolu yumurtaların alınması ile siklus tekrar oluşur. Ascaris pnömonisi (Löffler pnömonisi) ateş. Ilık nemli topraklarda embriyolar meydana gelir. Barsak lümeninde bulunur.46). Klinik Bulgular Enfeksiyonların çoğu asemptomatiktir. Binlerce yumurta dışkı ile atılır.Önemli Bilgiler İnsan dışkısı ile kirlenmiş yiyeceklerin yenmesi ile bulaşır. Yetişkinleri en büyük intestinal nematodtur (25 cm. Bazen dışkıda parazitin kendisi de gösterilebilir Tedavi Tedavide pirantel pamoat.45).13). Yumurtalar oval ve düzensiz yüzeylidir. buradan farenkse gelen larva yutularak tekrar gastrointestinal sisteme döner. Yumurtalar ince barsaklarda açılır.44). Ascaris topakları ile obstrüksiyonlar gelişebilir (Şekil 4. Doku reaksiyonlarının olduğu en önemli yer larva antijenlerine karşı gelişen eozinofilik eksüdalı inflamasyonun olduğu akciğerlerdir. Bol miktarda parazit taşıyanlarda (özellikle çocuklar) malnütrisyon sebebi olabilir. öksürük ve eozinofili vardır. Alveol içinden bronşlara ve sonra trakeaya geçer. Laboratuvar Bulgular Dışkı mikroskobisinde yumurtalarının görülmesi ile tanı konur (Şekil 4. duvarlara tutunmaz. Ivermektin. 210 .'ye kadar büyüyebilir). Abdominal ağrı. larva barsak duvarından kan dolaşımına buradan da akciğerlere gider. Patogenez ve Epidemiyoloji Başlıca hasar migrasyon sırasında akciğerlerde meydana gelir. mebendazol veya albendazol kullanılır.

İnce barsaklara gelen parazitler barsak duvarına tutunurlar. sonra broşlardan yutağa gelirler ve tekrar yutulurlar. Larvalar kan damarları aracılığı ile akciğerlerde alveollere.Ancylostoma ve Nerator (Kancalı kurtlar) Hastalık Ancylostoma duodenale ve Necator americanus kancalı kurt enfeksiyonu yaparlar. İntestinal villusların kapillerlerinden kan emerek beslenirler (Şekil 4.47). Önemli Bilgiler İnsanlar genellikle ayak veya bacaklarının derisinden nemli topraklar üzerinde bulunan filariform larvaların direk deriyi delmeleri aracılığı ile infekte olurlar. 211 .

212 . mebendazol ve albendazol kullanılır (Tablo 4. Tedavi Tedavide pirantel pamoat. Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatik olduğu için tam bir eradikasyon için 2 hafta sonra tekrarlanmalıdır. Larvanın deri üzerindeki giriş deliğinde kaşıntılı papül veya veziküller meydana gelebilir. eozinofili hemen daima bulunur. Hastalarda dışkıda gizli kan görülebilir.Patogenez ve Epidemiyoloji Majör hasar parazitin tutunduğu ince barsaklardan kan kaybına bağlı olarak gelişir.48). Laboratuvar Bulgular Dışkıda mikroskobik olarak safra ile boyanmayan yumurtaların görülmesi tanı koydurucudur (Şekil 4. Demir eksikliği olan hastalara demir replasmanı yapılmalıdır.13). Larvanın akciğerlere migrasyonu sırasında eozinofilili meydana gelebilir. Klinik Bulgular Kan kaybı mikrositer anemi yapar ve bunun sonunda solukluk ve halsizlik şikayetleri oluşur.

Serolojik testler faydalı değildir. Thiabendazol ikinci seçenek olarak tercih edilebilir (Tablo 4.49). Patogenez ve Klinik Bulgular Hastaların çoğu asemptomatiktir. Barsak duvarındaki yetişkin parazit inflamasyon ve sulu ishal yapar. Bu larvalardan bazıları direkt olarak tekrar mukoza içine girerek yeni enfeksiyonları başlatır ve akciğerlere gider (otoinfeksiyon). Tedavi Albendazol ve ivermektin ilk seçilecek ilaçlardır. diğeri toprakta olmak üzere İki farklı yaşam siklusu vardır. immün sistemi sağlam olanlarda genellikle asemptomatik seyirli enfeksiyon görülürken. kortizon tedavisi alanlarda. İnfeksiyöz flariform larvalar özellikle ayak derisinden vücuda girer ve akciğerlere migrasyon yapar. Alveollerden bronşlara.13). hematolojik malinitesi olanlarda hiperenfeksiyon sendromu denilen masif otoinjeksiyonla karakterize ağır klinik gidiş vardır. Hiperinfeksiyon sendromu sepsis ve bakteriyemileri taklit edebilir. Akciğerlerdeki larvalar Ascaris'de olduğu gibi pnömoniler yaparlar. immün yetersizliği olanlarda. Yumurtalar genellikle mukoza içinde açılır ve dışkı ile larvalar atılır. Trichinella Hastalık Trichinella spiralis trichinosis etkenidir.Strongyloides Hastalık Strongyloides stercoralis strongyloidiasis etkenidir. İnce barsaklara geldiğinde larva yetişkin hale dönüşür ve mukoza içine girerek yumurta üretmeye başlar. AIDS'li hastalarda. İnsan vücudundaki yaşam siklusu deriye penetrasyonu ile başlar. organ transplantasyonu yapılanlarda. 213 . Önemli Bilgiler Birisi insan vücudunda. Larvanın vücuda girdiği yerde kaşıntı görülür. Larvalar birçok organlara yerleşerek fatal seyir gösterirler. Laboratuvar Bulgular Tanı dışkıda larvaların gösterilmesi ile konulur (Şekil 4. Otoinfeksiyonlar sonucunda enterik bakterilerin yol açtığı sepsis olguları görülmüştür. Migrasyon yapan tüm nematodların ortak özelliği belirgin eozinofilinin görülmesidir. sonrada trakea yoluyla yutağa gelir ve tekrar yutulur.

Yetişkin form parazit ince barsaklara yerleşir. Kaslarda oturan larvalar bir fibröz kapsül içinde kistik yapılar halini alırlar. infektif larvalar ince barsaklardan kana ve buradan kaslara yayılır. Larvaları içeren kasların yenilmesi ile bulaşma meydana gelir. 214 .50). özellikle domuzlarda görülür. yıllarca canlı kalırlar ancak sonunda kalsifiye olurlar (Şekil 4. İnsanlar kasların içindeki kistik yapılarda bulunan larvaların pişirilmeden veya az pişmiş olarak yenmesi ile infekte olurlar.Önemli Bilgiler Memelilerin hepsi infekte olabilirken.

400 mg tek doz. 200 pg/kg günde tek doz 2 gün Trichuriasis • Albendazol. 400 mg/gün tek doz veya günde iki kez 3-7 gün. 100-200 pg/kg günde tek doz 32 gün • Piperazin. 2 hafta tekrar et İkinci seçenek • Ivermektin. Erken dönemde (1 hafta içinde) diyare. 5 mg/kg tek doz. 3 gün • Mebendazol 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz (Ancylostoma) veya 400 mg tek doz 3 gün (Necator) Strongyloides • Albendazol. 215 . Kaslara yerleşmiş olan larvalar için faydalı bir tedavi yöntemi yoktur. Trichinella serolojisi ortalama 3 haftadan sonra pozitifleşmeye başlar. sonra 400-500 mg 3 kez 10 gün) veya thiabendazol (25 mg/kg/gün 1 hafta) enfeksiyonu önleyebilir. 100 mg tek doz. 60 gün).13 İntentinal nematodların tedavi seçenekleri İlk seçenek Ascariasis • Pirantel pamoat. Laboratuvar Bulgular Çizgili kas biyopsilerinde larvaların görülmesi ile tanı konulur (Şekil 4. Kaslara yerleşmeyi önleyecek bir tedavi yöntemi de yoktur. bulantı. 10 mg/kg tek doz. özellikle kalp yetmezliğinden meydana gelir. 25 mg/kg günde iki doz 3 gün dissemine enfeksiyonlarda 5-7 gün devam et • Levamizol. 150 mg tek doz • Pivinium pamoate. Tedavi Trichininosis'in tedavisi başlıca destekleyici tedavidir. 2 hafta tekrar et Kancalı kurtlar Pirantel pamoat. 75 mg günde tek doz 2 gün Patogenez ve Klinik Bulgular Hafif enfeksiyonlar genellikle asemptomatiktir. 10 mg/kg tek doz • Mebendazol 200-500 mg tek doz (hafif enfeksiyonlar) veya 100 mg günde iki kez üç gün • Albendazol 400 mg tek doz hafif enfeksiyonlar.51). Bunu ateş. 2 hafta tekrar et • Albendazol. miyalji gibi sistemik bulgular takip eder. 10 mg/kg tek doz Mebendazol. mebendazol (200-400 mg günde 3 kez 3 gün. 1 hafta sonra tekrarla • Ivermektin. 100 mg günde iki doz 3 gün • Oksantel pamoat. Karakteristik bulgusu periorbital ödemdir. 24 saat içinde enfeksiyonun alındığı bilinir ise alben dazol (400 mg günde iki kez. Ölüm nadirdir. Onuncu günden sonra eozinofili ve IgE yüksekliği görülür. Nadiren miyokardit veya ensefalit görülebilir.Tablo 4. 15 mg/kg tek doz • Thiabendazol. Semptomlar 4-8 hafta sürer. 600 mg tek doz • Mebendazol. kusma şeklinde gastrointestinal semptomlar ön plandadır. 400 mg tek doz 3 gün Enterobiasis Pirantel pamoat. Serum kreatin fosfokinaz ve laktik dehidrogenaz konsantrasyonları miyozitin göstergesidir.

Dietilkarbamazin sülfat sadece mikrofilaryalara karşı etkilidir. 216 . lenf nodlarına geçer ve ortalama bir yıl sonra yetişkin hale erişip mikrofilaryalar üretir. ödeme sebep olurlar. ürtiker veya lenfanjit gibi alerjik reaksiyonlar gelişebilir. lenfanjit.52). Mikrofilaryalar semptom vermez.DOKU NEMATODLARI Wuchereria Hastalık Wuchereria bancrofti filariasis etkenidir. Tedavi sırasında ateş. sellülit gelişir. Larva deriye penetre olur. Yetişkin parazitler için tedavi yoktur. Uzun bir süreç sonucunda elefantiyazis gelişir (Şekil 4. Bunlar özellikle geceleri kan dolaşımına geçerler ve tekrar sivrisinekler tarafından alınırlar. Erken enfeksiyonları asemptomatiktir. Ateş. Sivrisinekler içinde bunlar infektif larvalar haline dönüşürler ve yeni bir ısırık ile transfer edilirler. Laboratuvar Bulgular Gece alınan kalın damla yaymalarında mikrofilaryaların görülmesi ile tanı konulur. Serolojik testleri yoktur. Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitler lenf nodları içinde inflamasyon meydana getirirler ve lenfatik damarlarda obstrüksiyon oluşturup. Tedavi Akut filarial lenfanjitin semptomatik tedavisinde semptomların azaltılması için antihistaminikler ve aspirin kullanılabilir. Önemli Bilgiler İnsanlara dişi sivrisineklerin (özellikle Anopheles ve Culex türleri) ısırması ile bulaşır. Obstrüksiyon sonucunda bacaklarda ve genital bölgelerde ödem meydana gelir.

53).Onchocerca Hastalık Onchocerca volvulus onchocerciasis etkenidir. Larvalar yara yerinden girer ve subkutan dokulara ilerler ve burada yetişkin hale gelir. 217 . Önemli Bilgiler İnsanlar Simulium cinsi dişi karasineklerin ısırması ile infekte olurlar. genellikle dermal nodüller içindedir (Şekil 4.

54). Patogenez ve Klinik Bulgular Subkutan dokularda inflamasyon ve kaşıntılı papül ve nodüller meydana gelir. nehir körlüğü etkenidir Laboratuvar Bulgular Dokulardan alınan biyopsi örneklerinde mikrofilaryaların gösterilmesi ile tanı konulur. Kanda parazit aranması iyi bir yöntem değildir. Suramin yetişkin formları öldürür ancak çok toksiktir. çünkü mikrofilaryalar kanda bulunmaz. ancak endemik bölgelerde yeni nodüllerin oluşabileceği unutulmamalıdır. özellikle göz hastalıklarında kullanılır.Dişiler mikrofilaryaları üretir ve bunlarda başka sinekler tarafından alınarak bulaştırılır (Şekil 4. 218 . Tedavi İvermektin mikrofilaryalara karşı etkilidir ancak yetişkin parazitlere etkisizdir. Özellikle gözdeki dokularda oturmayı severler ve lezyonlar körlüğe sebep olabilir. Serolojik testler de yardımcı değildir. Deri nodülleri cerrahi yöntemle çıkarılabilir. Afrika ve Amerika'da endemiktir.

Önemli Bilgiler İnsanlara geyik sineğinin (mongofly) ısırması ile bulaşır. Laboratuvar Bulgular Tanı kan yaymalarında mikrofilaryaların gösterilmesi ile konulur.55).6). Kan emen diğer sinekler aracılığı ile bunlar başkalarına bulaştırılır (Şekil 4. subkutan ödem (Kalabar ödemi) meydana gelir. Larva ısırık yerinden kana geçer ve yetişkin forma dönüşür. 219 . kızarık olmayan.Loa loa Hastalık Loa loa loaiasis etkenidir. Hastalık sadece merkezi Afrika'da sineğin yaşadığı bölgelerde görülür. Dişi parazitler mikrofilaryaları üretirler. lokalize. Patogenez ve Klinik Bulgular Mikrofilaryalara karşı geçici. En dramatik bulgu yetişkin parazitin yavaş yavaş konjonktiva boyunca göze ilerlemesidir (Şekil 4. Serolojik testi yoktur.

Gözdeki parazitler cerrahi müdahale ile çıkarılmalıdır. Dracunculus Hastalık Dracunculus medinensis dracunculiasis etkenidir.Tedavi Dietilkarbamazepin mikrofilaryalara karşı etkilidir. 220 . yetişkin parazitleri de öldürebilir.

Patogenez ve Klinik Bulgular Yetişkin parazitlerlerin salgıladığı maddeler inflamasyon. Laboratuvar Bulgular Tanı ülserlerden parazitlerin çıkarılması ile konulur. Buralardan hareketli larvalar sulara bırakılır (Şekil 4. Tedavi Asıl tedavi derideki lezyonlardan parazitlerin çıkarılmasıdır. özellikle alt ekstremitelerde deride ülserler meydana getirebilir.58).57). İnflame papüller kaşıntılıdır. 221 .Önemli Bilgiler İnsanlara bulaşma infekte larvalar içeren içme sularının kullanılmasıyla olur (Şekil 4. Larva ince barsaklardan vücut içine girer ve yetişkin forma dönüşür. Laboratuvarın tanı açısından önemli bir rolü yoktur. Metrelerce uzunluğunda yetişkin dişi parazitler deri ülserlerine sebep olur. ülserler sekonder olarak infekte olabilirler.

Mikoloji • Yapı ve Büyüme Özellikleri • Fungal Toksinler ve Allerji • Sınıflama • Fırsatçı Mikozlar 222 . İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. Gastroenterit. İlaç tedavisi yoktur. Ancylostoma caninum Köpek kancalı kurdu Ancylostoma caninum ve kedi kancalı kurdu Ancylostoma braziliense kutanöz larva migrans etkenidirler. kronik enfeksiyonu da gastrointestinal kanseri taklit eder. endoskopi ile larvaların temizlenmesi gerekir. Anisakis simplex'in larvaları mide ve barsakların submukozasına penetre olur. cati'de etken olabilir. Akut enfeksiyonu appendisit. Anisakis İyi pişmemiş deniz ürünleri ile bulaşır. Köpeklerin askarisi'dir.İNSANDA LARVALARI HASTALIK YAPAN NEMATODLAR Toxocara canis Visseral larva migrans'ın majör etkenidir. T. Angiostrongylus Fare akciğer nematodu olan Angiostrongylus cantonensis eozinofilik menenjit etkenidir. eozinofili ve kanlı dışkılama görülür.

Medikal önemi olan birçok mantar termal dimorfiktir. Sadece dermatofitler ve Candida türleri insandan insana bulaşırlar. Küfler ve mayalar olmak üzere iki tip mantar bulunur. Ancak duvar antibiyotiklerinden etkilenmez 2. Mantarların çoğu zorunlu aerobdur. Mayalar aseksüel tomurcuklanma ile eşeysiz ürerler. Mantar ilaçlarının çoğunun hedefi bu yapıdır. Mantarlar kitin denilen (N-asetil glukozamin'in bir homopolimeridir) hücre duvarına sahiptir. ancak hiçbiri zorunlu anaerob değildir. Bazı mantarlar seksüel sporlar yaparak ürerler. bazılarında ise bu duvar bulunmaz (septasız hif). 223 . bu yapı insan hücrelerindeki kolesterol'den farklıdır. Binlerce mantar türü olmasına rağmen insanlarda 100 kadarı enfeksiyon etkenidir. İnsan ökaryotik hücrelerinden ayrılan iki önemli yapıları bulunur. Farklı ısılarda farklı yapılarda bulunur. Bazı hiflerin transvers duvarları bulunur (septalı hif). bazıları fakültatif anaerob olabilir. Ürerken hiflerin uzaması ve dallanması ile küf kolonileri yani miçelyumlar oluşur (Şekil 1). Küfler ise hif denilen uzun filamentlerden oluşmuştur. Mantar hücre membranı ergosterol ve zymosterol bulundurur. 1. Bunlar genellikle doğada küf şeklinde iken insan vücudunda maya şeklinde bulunur.BÖLÜM 5: MİKOLOJİ YAPI VE BÜYÜME ÖZELLİKLERİ Mantarlar (küfler ve mayalar) ökaryotik organizmalardır. Candida albicans dışında (endojendir) mantarların doğal kaynağı tabiattır. Septasız hifler multinükleerdir (coencytic).

Bazı mantar antijenleri intradermal enjekte edilirler ise gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonu oluşturabilir. Coccidioidomycosis. Oospor Seksüel sporlardır. histoplasmosis. albicans) 4. 1. Konidyaların şekli. Ancak akut enfeksiyonun göstergesi olamaz. Klamidosporlar (Candida albicans) 3. Candida antijenleri ile yapılan deri testleri immünitesi normal olanlarda negatif çıkmaktadır. Medikal önemi olan mantarların çoğu aseksüel spor olan konidyalar yaparak ürerler. Hücresel tip aşırı duyarlılık reaksiyonları granulom oluşmasının sebebidir. Askospor 3. Zigospor 2. Sporangiosporlar (Rhizopus ve Mucor) Medikal olarak önemli mantarlar dışında yiyeceklerin bozulmasına sağlayan mantarlar da bulunur. Negatif deri testlerinin immün yetersizlikli hastalarda bulunabileceği unutulmamalıdır. Çok nadir olarak klinik öneme sahiptirler.1. Artrosporlar (Coccidioides immitis) 2. insanlar normal floralarında Candida taşımalarına rağ men. Sistemik ve subkutan mantarlar coğrafi lokalizasyon gösterir. Aspergillosis ve Sporotrichosis gibi bazı mantar hastalıklarında nötrofillerin hakim olduğu akut süpüratif enfeksiyonlarda gözlenebilir. rengi ve bulunduğu yer mantarların tanısında kullanılır. Pozitif deri testleri anlamlıdır. Blastosporlar (C. Patogenez Mantarların çoğu granülomatöz enfeksiyon yaparlar. Seksüel spor yapmayan mantarlara fungi imperfecti denir. blastomycosis gibi birçok majör sistemik mantar granülomlar yaparak hastalık oluştururlar. Basidiospor 4. Mantarlar hücre duvar yapılarında endotoksin bulundurmazlar ve ayrıca bakteriler gibi ekzotoksin üretmezler. 224 .

korunmada hücresel immün sistem önemlidir.4). FUNGAL TOKSİNLER VE ALLERJİ Mikotik enfeksiyonlara ek olarak mantarların sebep olduğu iki hastalık daha vardır. Yağ asitleri dermatofitlerin üremesini baskılar. 1. hayvanlarda tümör oluşturur (insanlarda hepatik karsinoma etkenlerinden birisi olduğu düşünülmektedir). Respiratuvar sistemde nazofarengeal mukoz membranlar ve alveolar makrofajlar önemli konak defans mekanizmalarıdır. Laboratuvar tanı Mantar enfeksiyonlarının tanısında dört yöntem uygulanır . Direkt mikroskobik inceleme : Balgam. Coccidioides immitis sferülleri ve Cryptococcus neoformans'ın kapsülü çini mürekkebi ile boyanarak gösterilebilir (Şekil 5. ancak deri bütünlüğü bozulunca mantar enfeksiyonları görülebilir. Mantar enfeksiyonları sırasında oluşan IgG ve IgM'in tanısal değeri vardır. Mantar duvarının kalkoflor beyazı (floresan boya) ile boyanarak gösterilmesi doku örneklerinde faydalıdır. pubertede olduğu gibi hormanlara bağlı derideki değişiklikler Tricophytonların saçlı deride enfeksiyon yapmasını engellerler.3) 2. Aspergillus sporlarının oluşturduğu allerji ise duyarlı kişilerde astım krizlerine sebep olabilir. 1. Aflotoksinler ise Aspergillus fumigatus tarafından üretilir ve karaciğer hasarı. Derinin ve mükoz membranların normal florası da mantarların üremesini baskılar. akciğer biyopsi materyali ve deri kazıntılarında karakteristik mantar özelliklerinin %10'luk KOH ile muamele edildikten sonra ışık mikroskobunda görülmesi ile tanı konur (Şekil 5. Fungal sporların sebep olduğu allerji Amanita mantarlarının ürettiği beş toksinden ikisi (amanitin ve phalloidin) bilinen en ağır hepatotoksinlerdir.Sağlam deri mantarların çoğuna karşı konak defansı görevini görür. 225 .3). Ancak antibiyotikler ile normal flora bozulursa mantar enfeksiyonları görülmeye başlayabilir. Ergotism vasküler ve nörolojik etkiler yaratır. Mantar toksinlerinin yenmesi ile oluşan mikotoksikoz (Şekil 5.

Antifungal ilaçlara direnç gösterilememiştir. ancak her mantar enfeksiyonunda kullanılmaz. histoplasmosis ve blastomycosis için geliştirilmiş kompleman fiksasyon yöntemleri. Coccidioidomycosis. ayrıca Kriptokok menenjiti için kapsül antijenine karşı geliştirilmiş lateks aglutinasyon yöntemleri (BOS) kullanılmaktadır. Blastomyces ve Cryptococcus için geliştirilmiş hızlı tanı yöntemleridir. DNA testleri: Coccidioides. Kutanöz 2. Bunun sebebi mantarların bakteriler gibi prokaryot olmamasındandır. Serolojik testler: Mantarlara karşı oluşmuş antikorların hastaların serumunda ve BOS'unda gösterilmesi sistemik mikozların tanısında değerlidir.2. 1. SINIFLAMA Medikal önemi olan mikozlar 4 grupta incelenir. 4. Subkutanöz 3. Antifungal tedavi Bakterilere etkili antibiyotikler mantarları tedavi edemez. Miçelyum ve aseksüel sporların gösterilmesi tanı açısından yeterlidir. Kültür: Mantarlar Sabouraud besiyerinde kolaylıkla ürerler. Fırsatçı (opportunistik) 226 . Sistemik 4. Histoplasma. Antifungallerin çoğunun etki ettiği ergosterol bakterilerde bulunmaz. 3. Besiyerinde kullanılan antibiyotikler bakterilerin üremesini engellemiştir.

rubrum. men tagrophytes. Tablo 5.1 Dermatofit enfeksiyonları Hastalık Tinea corporis Tinea pedis (atlet ayağı) Bulunduğu bölge Saçsız.Kutanöz ve Subkutanöz Mikoz Kutanöz Mikozlar Dermatofitler Dermatofitler içerdikleri keratinazlar nedeniyle sadece yüzeyel keratinli dokularda (deri. Pullanmış. ancak uzun süreli tedaviye dirençli enfeksiyonlar meydana gelir. Tablo 5. insan (antropofilik). mentagrophytes. Dünyada dramatik olarak enfeksiyonları artan Trichophyton rubrum tinea pedis ve tinea cruris etkenidir. T. Önemli dermatofitler Fungi imperfecti sınıfından olan. aşırı giyinme. mentagrophytes ve T. tırnak) enfeksiyon oluştururlar. morfoloji ve patojenlik olarak bir farkları yoktur. T. infekte kişilerden direkt temas sonucunda yayılır. Trichophyton diğer dermatofitlerden farklı olarak yetişkinlerin çoğunda tüberkülin benzeri reaksiyon oluşturur. rubrum. E. sürekli çizme giyme gibi konak faktörleri enfeksiyonlarda önemlidir. verrucosum önemli kerion etkenleridir. Microsporum suşları aynı zamanda kedi ve köpek gibi hayvanlarla yayılırlar. E. rubrum. tonsurans T. yumuşak deri Ayakkabı giyenlerin ayak parmak araları En sık görülen etken Microsporum canis. bunların ancak 15 kadarı insan enfeksiyonlarına sebep olurlar (Tablo 5.1). flococcosum Tinea cruris Kasık T. mentagrophytes. floccosum Tinea capitis Tinea barbae Tinea ungiunim (Onikomikoz) Saçlı deri : Endotriks ve Ektotriks Sakal Tırnak M.6). infektivite. Epidermophyton 2. hayvan (zoofilik) ve toprak (jeofilik) kaynaklı olabilir. T. rubrum. T. canis. T. mentagrophytes. Böyle enfeksiyonlarda reenfeksiyon gelişmez. Klinik Antropofilik enfeksiyonlar konak ile antijenik benzerlikleri nedeniyle diğerlerine göre daha hafif immün yanıt oluşturur. deri Saç. dış sınırı ise kırmızı renktedir (Şekil 5. floccosum Dermatofitid (İd reaksiyonu) Genellikle parmakların kenarında ve avuç içinde Lezyonlarda mantar görülmez. Trichophyton 3. Sekonder bakteri enfeksiyonları olabilir. Kırsal kesimde gözlenen jeofilik enfeksiyonlar en nadir görülenleridir. E. Dermatofitlerin 40'tan fazla türü olmasına rağmen. Tipik dermatofitoz lezyonuna "tinea" denir. saç. T. derin dokulara invazyon yapmazlar. deri ve tırnak Floresans Yeşil Yok (Favus'ta mat yeşil) 227 . kaşıntılı ve ciltten kabarıktır. inflamasyon ve hatta püstüller ile seyredenlere ise "kerion "denir. T. Genetik. Ayrıca atopik dermatit dermatofit enfeksiyonları için hazırlayıcı faktördür. 1. T. Lezyonun ortasında çok az inflamasyon vardır. Microsporum Dermatofitler. mentagrophytes T.2 Dermatofıtlerın önemli özellikleri Etken Microsporum Trichophyton Makrokonidi Mekik şeklinde Kalem şeklinde Mikrokonidi Var Var Yerleştiği doku Saç.

schoenleinii'dir. Tinea barbea sakalların mantar enfeksiyonudur. inflamasyon veya siyah renkli alopesi çok nadirdir. barbea etkenidir. Trichophyton tonsurans çocuklardaki en yaygın tinea capitis etkenidir. ektotriks ve favus olmak üzere üç farklı klinik formda görülür.Epidermophyton Candida Lobut (raket) şeklinde Yok Yok Yok Deri ve tırnak Deri ve tırnak Yok Yok Tinea capitis endotriks. Seboreik dermatit benzeri bir tablo ile karşılaşılır. Alopesi ile karakterize gri alanlar görülür. Atlet ayağı da denilen T. kafatasında kabuklar görülür (Şekil 5. Tinea corporis başlıca vücudun kılsız bölgelerinde gelişir. T. Tinea cruris genellikle erkeklerde perine bölgesinde meydana gelir.7). Endotriks enfeksiyonunda saçlı deri enfekte olmuştur. rubrum en sık görülen tinea capitis etkenidir. Ektotriks enfeksiyonlarında da inflamasyon görülmez. capitis'den farklı olarak bakteriyel süperenfeksiyonları sıktır ve tedaviye dirençlidir. mentagrophytes ve T. canis enfeksiyonlarında kerion meydana gelir. nadiren skrotum tutulur (skrotum tutulumunda Candida düşünülür). 228 . T.8). T. gri renkli alopesi ile karakterizedir. pedis dünyada en sık görülen mantar enfeksiyonudur ve an önemli etkeni bir anthropofilik mantar olan Tinea rubrum'dur (Şekil 5. endotrix tarzında enfeksiyon yapar. Özellikle M. verrucosum en sık T. Favus kalıcı alopesi yapan en ciddi saç enfeksiyonudur. Enfeksiyon genellikle hastanın ayaklarından genital bölgesine bulaşır. Favus etkeni T.

İdlezyonları dolaşan fungal antijenlere karşı gelişen bir yanıttır. Microsporum'a bağlı Tinea capitis lezyonları ve T. schoenleinii enfeksiyonları Wood ışığı altında parlak yeşil floresan verir. Genellikle sıcak 229 . Kaşıntılı papüller ve veziküller. boyun ve omuzlarda oluşur (Şekil 5. Etken normal flora üyesi küf mantarıdır. Tablo 5. Lezyonlar genellikle hipopigmente alanlarda dikkati çeker. Lipofilik mantarlar denir. kolay kırılan saçlar ve ince kırılan tırnaklar en belirgin özellikleridir (Şekil 5. Onikomikoz yapan mantarların tiplendirilmesi önemli değildir.3 Mantarlarda Tanı Yönteleri • • • • • KOH: Keratinize doku eritmede kullanılır Laktofenol pamuk mavisi: Kültürde üreyen mantar boyama Calcoflour beyazı: Mantar duvarında kitin boyama Çini mürekkebi: Cryptococcus neofrmans Giemsa: Histoplasma capsulatum Tedavi lokal antifungal kremler (mikonazol. kalınlaşma ve şekil bozukluğu meydana gelir.10). Tinea versicolor Malassezia furfur tarafından oluşturulan yüzeyel deri enfeksiyonudur. Dermatofitler sıcak ve nemli bölgelerde kronik enfeksiyonlar yaparlar.9). kalkoflour beyazı ile incelenmesinde mikroskopta hifler görülebilir. E. Enfeksiyonun önlenmesi için keratin içeren dokular kuru ve soğuk tutulmalıdır. yağlı ortamlarda üremeyi severler. floccosum saç enfeksiyonu yapmaz Microsporum türleri de tırnak enfeksiyonu yapmazlar. sararma. tolnaftat) veya oral griseofulvin iledir. özellikle güneş yanıklarının ardından göğüs. parmaklarda veziküller görülür. tedavi seçeneği değişmez. Tırnakta opaklaşma.Tinea ungiunim veya onikomikoz tırnakların enfeksiyonudur. Sabouraud agar kültüründe oda ısısında tipik hif ve konidyalar ürer. lezyonlarda hifler bulunmaz Deri ve tırnaktan kazınarak alınan örneklerin %10'luk KOH. Bazı enfekte kişilerde dermatofitlere karşı aşırı duyarlılık reaksiyonu gelişir "id reaksiyonu veya dermatofitid". sırt.

Klinik Kutanöz. Lezyonlar kronikleşebilir. Köpekler. Bunun dışında gebelik. pubis ve saçlı deride yumuşak açık kahverengi nodüller (beyaz piedra) meydana getirir. Başlangıçta organizma lokal yerleşir. ekstrakutanöz ve dissemine sporotrikoz olmak üzere üç farklı tipte klinik gösterir. Sporların inhalasyonu yoluyla primer pulmoner enfeksiyonları da gelişebilmektedir. atlar gibi birçok hayvanda görülebilir Zoonotik bulaşmaların yanı sıra insan-insan bulaşması da gösterilmiştir Olguların çoğunda bulaş yaralanmış deriden olur. Kutanöz sporotrikoz en sık görülen klinik formudur. bazen hafif bir kaşıntı ve kızarıklık görülebilir. yanık. insanlara travma ile bulaşıp subkutan dokularında yavaş seyirli (Sporothrix hariç) enfeksiyon yapar. Piedra Piedraia hortae saçlı deride sert siyah nodüller (siyah-piedra) oluşturur.11). malnutrisyon. nadirde olsa epidemileri yayınlanmıştır. Sistemik hastalık oluşturabilir. toprakta bulunur ve yaralanma ile geçer. Sporotrikoz Sporothrix schenckii bitkilerde bulunan dimorfik bir mantardır (Çiçekçi hastalığı). Tedavide topikal mikonazol. kültür yapılmaz. Tinea nigra Derinin keratinize dokularının enfeksiyonudur. oral kontraseptif kullanımı. fareler. Farklı türlerinde pigment oluşumu görülebilir. Hitlerinde melanin benzeri pigmentinin bulunması nedeniyle kahverengi lezyonlar şeklinde görülür. tüberküloz. bakteriyel enfeksiyonlar ve yabancı cisim granulomları ile ayırıcı tanı yapılmalıdır (Şekil 5. 230 . sonra lenfatikler boyunca ilerler. Lezyonlar hem tomurcuklanan hücreler hem de hifler içerir. Yaralanmış deriden bulaştıktan sonra lenfatikler boyunca uzanan tipik zemini nekrotik nodüllü lokal püstül veya ülserler oluşturur. kortizon tedavisi görenler ve diğer immünsupresyon yapıcı hastalıklarda da lezyonlar ortaya çıkabilir. Lenfanjitik kutanöz sporotrikozda lezyonlar direkt inokülasyonun meydana geldiği dokularda görülür. Genellikle üst ekstremitelerdedir. Tanı genellikle KOH ile konur. Tanı mikroskobik inceleme veya deri kazıntılarından alınan kültür ile konulur. kullanılır ancak hastalarda duyarlılık olması nedeniyle reenfeksiyon sıktır.nemli havalarda görülür. Diğer deri mantarı enfeksiyonları. Cushing hastalığı. Subkutan Mikozlar Bu mantarlar toprakta ve bitkilerde bulunur. Trichosporon beigelii ise aksiller. Şahsilik asit gibi topikal keratolitik ilaçların kullanılması ile tedavi edilir. Olguların çoğu sporadiktir. Enfeksiyon genellikle asemptomatik geçer ancak. Etken Cladosporium werneckii.

cerrahi tedavi tavsiye edilir. Osteoartiküler sporotrikoz tedavisinde itrakonazol veya amfoterisin B kullanılır ancak relaps sık görülür. Tedaviye deri lezyonları iyileşinceye kadar devam edilir.) genellikle ayakta oluşturulan yavaş ilerleyen granülomatöz enfeksiyonlar yaparlar. Bir alilamin antifungal olan Terbinafin lenfokutanöz sporotrikoz tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Botrymomyces caespitosus. yıllar içinde gelişen kronik deri ve yumuşak doku enfeksiyonudur. Tedaviye 3-6 ay kadar devam edilir. Kutanöz hastalıklarda mekanizması tam olarak bilinmese de oral potasyum iodür kullanılır. Cladosorium. vd. Sporotrikoz menenjit tedavisinde intravenöz amfoterisin B kullanılır. Deri testleri epidemiyolojik çalışmalar açısından değerlidir. 37°C'de doku örneklerinde ve kültürde yuvarlak sigara şeklinde tomurcuklanan mayalar görülür. AIDS'li ve hematolojik malinitesi olanlar ile immünsuprese kişilerde multiorgan tutulumu ve geniş kutanöz hastalık ile karakterize dissemine sporotrikoz görülür. sistemik ve cerrahi tedavi uygulanabilir. Laboratuvarda. Bu mantarlar melanin benzeri pigmentleri ile tanınırlar. Mycetoma Toprakta yaşayan mantarlar {Petriellidium. Tedavi Hastalığın ciddiyetine göre lokal. Exophiala spinifera diğer etkenleridir. Fonsecaea compactum. Doz hastanın maksimum tolere edebileceği seviyeye kadar yavaş yavaş arttırılır. sonra kahverengi siyah pigmentli kolonileri görülür. Lenfatikler boyunca siğil benzeri verrüköz lezyonlar yaparlar (karnıbahar tarzı). biyopside lökositler ve dev hücreler içinde siyah kahverengi ve yuvarlak fungal hücreler görülür. Mantarlar için etkili bir tedavi yöntemi yoktur. Hastalık oral flusitozin veya tiabendazol ile tedavi edilebilir. Cladosporium carrionii. İnsan-insan bulaşması görülmez. Tropikal ve subtropikal bölgelerin hastalığıdır. Phialophora. Lenfokutanöz sporotrikozun tedavisinde pirimer seçilecek antimikotik itrakonazol'dür. Deriye travma yolu ile bulaşır. Kromomikoz Farklı toprak mantarları tarafından (Fonsecae. Aylar. Hastalar genellikle immün yetersizliği olanlardır. Sklerotik cisimlerin gösterilmesi tanı açısından değerlidir. el ve sırta bulaşır ve içinden püy akan sinüslerle karakterize abseler yaparlar. 231 . Nocardia'larda benzer lezyonlar oluşturur (aktinomikotik miçetoma). kollar ve bacaklarda da görülebilir. İnkübasyondan 3-5 gün sonra başlangıçta beyaz. Madura ayağı). akciğerler ve merkezi sinir sistemidir. Kan kültürleri pozitif olabilir. Deri ve eklem kültürlerinde mikroorganizmanın üretilmesi tanı açısından çok değerlidir. En sık ayaklarda meydana gelir. Rhinodadiella aquaspersa.Sporotrikozun en sık ekstrakutanöz yerleşimi eklemler. Phialophora verrucosa. Hastalıkların en sık etkeni Fonsecaea pedrosoi'dir. ancak eller. Laboratuvar tanıda. Madurella) yaralardan ayak (Maduromikoz. Chromoblastomycosis olarakta bilinir. lokal cerrahi girişim gerekebilir.

Patogenez Artrosporlar akciğerlere ulaşınca sferüller oluşur ve bunlar endosporlar ile doludur. sporlar mayalara farklılaşır. Akciğerlere ulaştıklarında. dokularda ise sferüller şeklindedir (Şekil 9).4). Özellikle endemik bölgeye seyahat öyküsü olanlarda dikkatle araştırılmalıdır. Tablo 5. Başlıca gelişen immün yanıt hücreseldir. kemik Pulmoner. 232 . Pozitif deri testi hastalığın tekrarlayabileceğini gösterir. "çöl romatizması" etkenidir. RES Deri Deri. Ancak immünsistemi baskılanmış hastalarda diğer organlara da yayılan ağır bir tablo ile hastalar kaybedilebilir (Tablo 5. RES Coccidioides Hastalık Coccidioides immitis coccidioidomycosis etkenidir.4 Sistemik mikozlar ve hastalıkları Hastalık Çöl romatizması vadi ateşi Histoplazmoz Blastomikoz Güney Amerika blastomikozu Organizma Coccidioides immitis Histoplasma capsulatum Blastomyces dermatitidis Paracoccdioides brasiliensis Dimorfizm 20°C→37°C Hif → Sferül Hif→Maya Hif→Maya Hif → Maya Yerleşim yeri Pulmoner.12). Bulaşma Çöl ortamı bulunan Amerika'nın güneybatısında endemiktir. Sferüllerin duvarları yıkılınca. Organizma bir kişiye direkt temas veya kan yoluyla geçer. Toprakta yaşayan dimorfik mantardır. Granülomatöz lezyonlar özellikle kemikler ve MSS'de bulunur. "Vadi ateşi" (San Joaquin ateşi). Toprağın kuru olduğu ve nemsiz havalarda risk artmaktadır. reenfeksiyon gelişebilir. Tozlardaki artrosporlar rüzgarla taşınarak inhalasyon yoluyla akciğerleri infekte eder. Meninksler. doğada küf şeklinde. endosporlar açığa çıkar ve yeni sferüller oluşturur. Çoğu enfeksiyon asemptomatiktir ve kendi kendine iyileşir. Depremlerde ve fırtınalarda hasta sayısı artmaktadır. Enfeksiyonun kontrolünde T lenfositler önemli rol oynar. Disseminasyonun bulunması hastada immün yetersizlik olduğunu gösterir. Eğer hastalık veya ilaçlar nedeniyle hücresel immünite baskılanırsa.Sistemik Mikozlar Bu enfeksiyonlar dimorfik mantarların toprakta yaşayan küflerinin inhalasyon yoluyla alınması ile bulaşır (Şekil 5.

protein yüksektir. Deri testlerinin negatifleşmesi veya antikor fitrelerinin çok yükselmesi relaps açısından risk taşır. Genç hastalarda kaviter akciğer hastalığı gelişebilir. Sıklıkla asemptomatiktir ve 2 yıl içinde kendi kendine iyileşir. Laboratuvar tanı Endemik bölgelere seyahat edenlerde pulmoner sendrom var ise hastalık düşünülmelidir. • Ateşi 1 aydan uzun sürenler • Ağır ve ilerleyici pulmoner hastalığı olanlar • İmmünyetmezliği olan hastalar • HIV hastaları • Gebeler • Dissemine hastalık gelişenler tedavi edilmelidir. subkutan abseler. Endemik alanlara seyahat edecekler için bir korunma önlemi yoktur. yıllarca pozitif kalır. Spesifik eritrema denilen hem eritema nodosum hem de eritema multiforme bulunması beklenir. BOS'ta mononükleer hücre hakimiyeti vardır. Gebeler. Sıklıkla glukoz düşük. 233 . Asemptomatik hastaların çoğunda tanı deri testleri ile konulur. osteomyelit veya menenjit'tir. Tedavi Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonlarda tedavi gerekmez. Tipik hastalık tablosu pnömonidir ve kendi kendine iyileşir. Doku örneklerinde mikroskobik olarak sferüller görülür (Şekil 5. Flukonazol ve itrakonazol aynı etkiyi gösterir. Dissemine hastaların ortalama yarısında menenjit görülür.13). bazı hastalarda yaşam boyu sürebilir. Laboratuvarda üretilmesi önemlidir ancak teknisyenler için tehlikeli olduğu unutulmamalıdır. 48 saat içinde 5 mm üzerinde endurasyon görülmesi ile tanı koydurur.Klinik Bulgular Çoğunlukla asemptomatiktir. %50 akciğer filiminde değişiklikler görülür. deri testi veya serolojik yöntemler ile tanı konulur. Primer enfeksiyonda deri döküntüleri hemen daima bulunur. ateş. Tedavi 12-18 ay gibi uzun sürelidir. Tedavide hastanın durumuna göre amfoterisin B ve oral azol antifungaller kullanılır. başağrısı ve göğüs ağrısı gibi nonspesifik bulgular görülür. Ekstrapulmoner hastalık granülomatöz deri lezyonları. Deri testleri 2-4 hafta içinde pozitifleşir. zenciler. Hastaların çoğunda eozinofili görülür. septik artrit. balgam çıkarma. Olguların yaklaşık %5'inde disseminasyon görülebilir. İnfekte kişilerde coccidioidin veya sferülin deri testleri ile. Kültürlerde 2-5 gün içinde oda ısısında (25°C) artrosporlu hifler görülür. çocuk ve gençlerde görülme sıklığı fazladır. Semptomatik hastalarda genellikle öksürük. Menenjit normalde akut enfeksiyonu takiben 6 ay içinde gelişirken. LP tanı için değerli tanı yöntemidir. immün yetersizliği olanlar. immünyetmezliği olanlarda daha ileri yıllarda ortaya çıkabilir. disseminasyon varsa negatifleşir.

lenf ve kan yoluyla (özellikle karaciğer ve dalak) yayılır ancak genellikle asemptomatiktir. göğüs ağrısı ve halsizlik şikayetleri ile karakterize akut enfeksiyon görülür. Yoğun mikroorganizma alınırsa klinik bulgular veren pnömoni görülebilir. 234 . Mağalara yapılacak gezilerden veya çalışmalardan histoplazmoz salgınları görülebilir. Organizma tüm vücuda.5 Histoplazmozda klinik sendromlar Sık enfeksiyonları Nadir enfeksiyonları Akut primer pulmoner histoplazmoz • Dissemine histoplazmoz • Kronik pulmoner histoplazmoz • Mediastinal granulomatozis • Fibroz mediastinit Akut primer histoplazmoz: Ateş. Fibrozis çevre dokularda yapışıklıklar ve kompresyonlara sebep olabilir. halsizlik. Lezyonlar apikal veya subapikal bölgelerde lokalizedir. Akciğer grafisindehiler ve mediastinal lenfadenopati ve fokal infiltrasyon görülür. Böylece makrofajlarda yapı ve fonksiyon bozukluğuna sebep olur. Hastaların yaklaşık %10'unda perikardit. Hastaların çoğu tedavisiz iyileşir. Kronik pulmoner histoplazmoz: Progressif fokal konsolidasyon ve kavitasyon ile karakterize kronik obstrüktif pulmoner hastalıktır.5). capsulatum makrofajların içinde oval tomurcuklanan mayalar şeklinde bulunur ve burada çoğalır (Şekil 5. Organizma infektif doku veya kan kültürlerinden izole edilebilir.14). disfaji. Patogenez ve Klinik bulgular İnhale edilen miçeller makrofajlar tarafından fagosite edilir ve bunların içinde mayalar gelişir. diğer %10'unda ise artrit ve eritema nodosum görülebilir. postobstrüktif pnömoni veya bronşektazi meydana gelebilir. kilo kaybı ana semptomlarıdır. Bunun sonucunda öksürük. ülseratif gastroenterit lezyonları veya MSS enfeksiyonları şeklinde dissemine enfeksiyonları görülebilir (Tablo 5. Kuşlar enfekte değildir. nonprodüktif öksürük. Özellikle kuş dışkısının (güvercin) kirlettiği topraklarda bol miktarda bulunur. titreme. yarasalar infekte olabilir. Hastalarda anemi ve lökositoz görülebilir. Küçük granülomatöz odaklar kalsifiye olurlar. ancak immünyetmezliği olanlarda aylar süren dispne ve hipoksi meydana gelebilir. özofagopulmoner fistül. İnce duvarlı 2-4 mm çapında oval mayalar dokularda bulunan patojen formu oluşturur.Histoplasma Hastalık Histoplasma capsulatum histoplazmoz etkenidir. Bazı hastalarda iyileşme sırasında lenf nodlarında fibrozis meydana gelebilir. Tablo 5. Mediastinal granulomatoz: Akciğer enfeksiyonlarının iyileşmesi granülomatöz inflamatuvar yanıt ile sonuçlanır. Dokularda. Daha nadir olarak adrenaller tutulumu. Bulaşma Bu mantarlar dünyanın birçok yerinde görülebilir. Özelikle tüberküloz ile karışabilir. Prodüktif öksürük. H.

7-1. iskelet sistemini tutan. Granülamotöz lezyonlar zamanla kalsifiye olarak iyileşir.0 mg/kg günlük Itrakonazol. Enfeksiyon başlangıcı respiratuvar sistemde olur. Tablo 5. Tozlardaki miçellerin inhalasyonu yoluyla bulaşır. 200-400 mg gün PO Nonmeningeal. kemik ve diğer alanlardaki ülserli granülomlardan olur (Tablo 5. Ancak granulomların içinde mayalar uzun süre canlılığını korurlar. Hastalık hem pulmoner hem de kutanöz. Yayılma deri. genitoüriner ve MSS olmak üzere ekstrapulmoner şekilde görülür (Şekil 5.6 Histoplazmoz tedavisi İmmünyetmezlikli hastalar İlk seçim İkinci seçim Amfoterisin B 0. bilinen endemik bölgesi Kuzey Amerika'dır. Sabouraud dekstroz agarda karakteristik tüberküloid makrokonidiyalı ve mikrokonidyalı hifleri görülür. Asemptomatik ve hafif seyirli enfeksiyonları nadiren tespit edilebilir. Yalancı pozitif ve yalancı negatif sonuçların bulunabileceği unutulmamalıdır.0 mg/kg 14 gün İdame için İtrakonazol.6). Blastomyces Blastomyces dermatitidis blastomycosis etkenidir. yıllarca pozitif olarak kalır. Histoplazmoza bağlı fibroz mediastinit süperior vena cava sendromunun maliniteden bile daha çok olmak üzere en sık sebebidir. trakea ve vasküler yapıları sıkıştırabilir. hayatı tehdit eden hastalık İtrakonazol.Fibroz mediastinit: Nadir olgularda iyileşme sonucunda fibrozis mediastinal yapılar.7). Akciğerlerde mantar mayalara dönüşür. Tablo 5. Enfeksiyondan 2-3 hafta sonra 5 mm üzerinde endürasyon gösteren histoplazmin deri testi pozitif olarak değerlendirilir. İlerleyici akciğer enfeksiyonlarında oral itrakonazol faydalıdır. Enfeksiyon başlıca kan dolaşımı veya lenfatik sistem aracılığı ile uzak dokulara yayılır. Başlangıçtaki polimorfonükleer lökosit infiltrasyonu daha sonra makrofaj infiltrasyonuna ve granülamatöz dokulara dönüşür. Blastomycosis gibi diğer mantarlar ile çapraz reaksiyon görülebilir. Deri testleri özellikle epidemiyolojik çalışmalarda kullanılır. Hücresel immünite başlıca korunma sistemidir. Spesifik T hücre immünitesi 2-4 hafta içinde gelişir. Dissemine hastalıklarda Amfoterisin-B kullanılır (Tablo 5. Türkiye'de bulunmaz. 200-400 mg/gün 6-12 saatte bir İtrakonazol. Serolojik testlerinde 1:32 titrasyon üzeri tanı açısından anlamlıdır. Tedavi Asemptomatik ve hafif enfeksiyonu olanlara tedavi gerekmez.7-1.7-1.0 mg/kg günlük AIDS'li hastalar Amfoterisin B 0.7-1. özofagus. Kalın duvarlı yuvarlak mayalar dokularda görülür.0 mg/kg günlük İtrakonazol.15). 200 mg oral Amfoterisin B 0. Doğada küf. dokularda maya şeklinde bulunan dimorfik mantardır. 200-400 mg gün PO MSS hastalığı Amfoterisin B 0. Laboratuvar tanı Doku biyopsilerinde veya kemik iliği aspirasyonlarında makrofajlar içinde mantar hücrelerinin görülmesi hızlı tanı açısından değerlidir.7 Yetişkin ve çocuklarda blastomikoz klinik sendromları En sık Daha nadir • Pulmoner • Kutanöz • İskelet sistemi • Genitoüriner Ender • MSS • Dissemine 235 . 200-400 mg gün PO.

Tedavide hayatı tehdit eden enfeksiyonlar. uzun süreli kateter kullanımı ve parenteral nutrisyonel beslenme olarak sıralanabilir. Candida enfeksiyonlarında başlıca etken C. Candida Hastalık Candida albicans. genellikle hastalık etkeni değildir. albicans. İnsanlarda üst solunum yolu. krusei kandidemi. lusitaniae ve C. endemik değildir. oküler enfeksiyon. krusei flukonazole direnci ile tanınır. FIRSATÇI MİKOZLAR Fırsatçı mantarlar doğada ve normal insan florasında bulunabilir. 236 . C. gelişme faktörleri vajinit ile aynıdır. ancak enfeksiyon immün yetmezlik geliştiğinde ortaya çıkar. endokardit ve renal hastalıklar gibi özel alan enfeksiyonlarında tespit edilebilir. C. Candida sepsisi için spesifik risk faktörleri antibiyotik kullanımı. Pamukçuk. Epidemiyoloji Normal flora üyesidir. Hem solunum sistemi yoluyla hem de diğer hazırlayıcı faktörler aracılığı ile enfeksiyon meydana getirebilirler. C. oral kontraseptif kullanımı.Tanı doku biyopsilerinden alınan örneklerden kalın duvarlı mayaların gösterilmesi ile konulur. Candida'nın gerçek enfeksiyon alanı mukozalardır. C. rugosa insan enfeksiyonlarında saptanmış önemli suşlardır. deri de etkilenebilir. Genellikle tek tomurcuklanan oval mayalardır. C. Bu mantarlar dünyanın her yerinde yaygındır. oral mukozada gelişen Candida enfeksiyonudur. C. albicans'tır. ancak özellikle immün yetersizliği olanlarda düşünülmelidir. Dokularda küfler gibi görünürler. vajinit ve kronik mukokotanöz kandidiyaz etkenidir. Candida enfeksiyonlarının gelişmesi için normal flora'nın değişime uğraması gerekir. C. İtrakonazol. Candida hastanelerde alınan kan kültürlerinde dördüncü sıklıkta tespit edilen etkendir. C. C. gastrointestinal ve kadınların genital sisteminin normal florasında bulunur. uzamış nötropeni. Bugüne kadar tespit edilmiş 150'den fazla Candida suşu vardır. tropicalis. glabrata. parapsilosis. C. Fırsatçı mantar enfeksiyonları için mutlaka altta yatan bir sebep vardır. glabrata enfeksiyonlarında dokularda pseudohif örülmez. guilliermondii. krusei nadir etkenlerden birisidir. önemli özelliği flukonazole orta düzeyde dirençlidir. krusei. Flukonazol de denenebilir. Risk faktörleri antibiyotik kullanımı. Kutanöz enfeksiyonlar gibi hafif olgularda ilk seçenek itrakonazoldür. C. pseudohif denir. Dokuların mantar kültüründen etken üretilebilir. MSS enfeksiyonları ve AIDS'li hastalarda amfoterisin B ilk seçilecek ilaçtır. glabrata da diğer sık rastlanan Candida suşlarından birisidir. Ketokonazol. diabet ve immün yetmezlik olarak özetlenebilir. bunların içinde C. pseudotropicalis. pamukçuk. gebelik. C. Kadınların 3/4 ünün yaşamlarında en azından birkez Candida vajiniti geçirdiği bildirilmektedir.

Mikrobiyolojik özellikler Candida başlıca maya şeklindedir. Tipik bulgu dil. yanık. Diğerlerinde dispne. diğer oral mukozada pamukçuk veya pseudomembranöz kandidiyaz şeklindedir. candida sistiti veya üriner sistem kandidiasisi gelişmesi için predispozan faktördür. GİS cerrahisi. Ateş yüksek olabilir. endotel. oral kontraseptif kullanımı. geniş spektrumlu uzun süreli antibiyotik kullanımı gibi hazırlayıcı faktörler bulunur. Vulvada yanma. Patogenez ve Klinik Bulgular Normal flora üyesi olduğu için hastalıkları ancak lokal veya sistemik defans mekanizmaları bozulduğu zaman ortaya çıkar. Candidemi asemptomatikten fulminan sepsise kadar değişen klinik tablolarla karşımıza gelebilir. ancak dizüri görülebilir (Tablo 5. plastik malzemeye tutunabilir. yumuşak damak ve farenks üzerinde beyaz plaklar Özophegeal • Asemptomatik • Disfaji • Epigastrik ağrı • Bulantı kusma Hematemez • Eşlik eden oral pamukçuk • Beyaz plaklar olmaksızın dil ve yumuşak damakta eritematöz mukoza • Mukozada eritem ve ödem • Eritematöz tabanda dil üzerinde kaldırılamayan beyaz plaklar • Kesikler • Perforasyon GI • Benign ülserlerde enfeksiyon • Barsaklarda ülserasyon ve pseudomemban gelişmesi Vulvovaginal • Vulva kaşıntısı • Vajinal akıntı • Hafif koku • Vulvada yanma • Eritematöz mukozada beyaz plakların görülmesi Nadir • Generalize deri tutulumu • Generalize deri tutulumu • Tek veya multipl 5-10 mm'lik papüller • Candida granüloması • Midenin diffüz tutulumu • Derin ülserler • Hemoraji • Perforasyon Candida'nın idrarda gösterilmesi enfeksiyon işareti değildir. Hipoparatiroidizm ve adrenal yetersizlik ile karakterize otoimmün endokrin yetmezliğin eşlik etmesi ile poliglandular otoimmün sendrom tip I meydana gelebilir. epigastrik ağrı. Hafif bir koku bulunabilir. masere deri • Derinin nemli alanları • Paronişya • Onikomikosis Oral • Eritematöz mukozada dil.8). Candida kültürlerde yumuşak beyaz koloniler şeklinde ürer. DM. derinin göğüs altları. Normal floranın bozulmasına sebep olan iki önemli faktör antibiyotik kullanımı ve deri maserasyonudur. Ayrıca ürettiği proteazlar ile fosfolipazları organizmanın konak defansının önlemesi ve mukozaya invazyonunda kullanır Klinik (Tablo 5. Tipik tablo vulva kaşıntısı ve vajinal akıntıdır. kateter. Tablo 5. HIV enfeksiyonu ve antimikrobiyal terapi gösterilmesine rağmen olguların büyük bir bölümünde bunlar yoktur. Oral candidiasis genellikle asemptomatiktir veya yanma hissi ile karakterizedir. Candida ürettiği proteinler aracılığı ile epitel hücreleri. Candida vulvovajinitinde risk faktörü olarak gebelik. bulantı. Maya hücreleri 4-6 um çapındadır ve tomurcuklanma ('budding' blastospor) ile çoğalır.8 Dermatolojik ve Mukozal Candidiasis Dermatit S ık görülenler • Eritematöz. eksternal dizüri. Kronik mukokutanöz candidiasis immün yetmezliği olanlarda antifungal tedaviye rağmen deri ve mukozaları tutan ağır bir enfeksiyondur. GIS cerrahisi. klasik tanı yöntemi serumda 90 dakika içinde germinasyon tüpleri oluşturmasıdır. tırnak altları ve aksillalar gibi nemli alanlarında meydana gelir. organ transplantasyonu. ancak dokularda hem maya hem küf şeklinde bulunur. kusma ve hematemez görülür. üriner kateter kullanımı ve DM candidüri.8-9) Candida dermatiti. nötropeni yapan kemoterapi alınması. HIV enfeksiyonu ve nötropeni yaratan kemoterapi gibi faktörler Candida enfeksiyonlarının gelişmesine neden olur. yumuşak damak. Hastalar sıklıkla asemptomatiktir. kasıklar. Hastalarda sıklıkla oral pamukçuk ta vardır. trombosit ve fibrin plaklarına. vajinal irritasyon gibi bulgular da bulunabilir. Özofagial candidisis'in yaklaşık %50'si asemptomatiktir. Hastalarda genellikle malinite. 237 . Ancak antibiyotik kullanımı.

dalak. Tablo 5. albicans için tipiktir. ancak diğer Candida'larda görülmez. göz gibi birçok organda multipl abseler ile karakterize bir klinik tablodur (Tablo 5.Dissemine candidiasis karaciğer. diabet veya antibiyotik kullanımı ile ortaya çıkan vajinit kaşıntı ve akıntı ile karakterizedir. 37°C'de germinasyon tüpleri (Şekil 5. nemli bölgelerde deri invazyonu görülebilir. C.17) oluşumu C. Su ile çalışan kimselerde (çamaşırcı veya bulaşıkçı gibi) tırnak ve parmak enfeksiyonları görülebilir. tomurcuklanan mayalar (blastosporlar) ve pseudohiflerin görülmesi ile konulur. titreme ve kilo kaybı • Emboli bulguları 238 . Klamidospor (Şekil 5. İmmunsuprese kişilerde Candida bir çok organa dissemine olabilir ve kronik mukokotanöz kandidiyaz meydana getirebilir. Serolojik testler nadiren faydalıdır. Yüksek pH.16) oluşturur. Sıcak.9).9 Derin doku candida enfeksiyonu Üriner sistem S ık görülenler • Asemptomatik • Hastalarda risk faktörleri vardır Candidemi ve Dissemine candidiasis • Hastalarda risk faktörleri vardır • Asemptomatikten septik şoka kadar klinik tablo • Pozitif kan kültürü • Multipl organlarda çoğul abseler Nadir • Dizüri • Piyüri • Renal parenkim ve üreter tutulumu • Negatif kan kültürü (dissemine enfeksiyonu ekarte ettirmez • Kapak perforasyonu • Kongestif kalp yetmezliği • Miyokardit Endokardit • Hastalarda risk faktörleri vardır • Ateş. Kültür ortamında özel tipte mayalar görülür. Laboratuvar tanı Tanı eksüda veya dokularda. albicans'ın ağızda üremesi beyaz plaklar yapar (pamukçuk).

Flukonazol kullanılan hastalara amfoterisin B ile 1 litre steril suya 50 mg karıştırılarak saatte 40 ml gidecek şekilde devamlı infüzyon/direnaj yapılabilir. Krem veya vajinal tabletlerin birbirine bir üstünlüğü yoktur. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. flukonazol 10 gün 200mg PO. Derin kandidiasisde kan kültürü alınmalıdır. Aşısı yoktur. Dissemine candidiasis tedavisinde erişkinde birinci seçenek flukonazol 400-800 mg PO/IV klinik bulguların gerilemesi. Tomurcuklanan mayalar ve hiflerin gösterilmesi tanı koydurucudur. Akıntının direkt incelenmesinde mantar elemanları gösterilmesine rağmen abondan lökosit yoktur. Üriner sistoskopide kandida sistiti olanlarda mukozada beyaz plaklar görülebilir. Gerek görülürse amfoterisinB ile irrigasyon yapılabilir. Oral azoller olan flukonazol 150 mg PO veya itrakonazol 400 mg ile topikal tedaviye destek olunabilir.Candida antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği kişinin hücresel immünitesi için bir göstergedir. end organ tutulumu gözlem altında bulundurulmalıdır. dissemine candidiasis gelişebileceği unutulmamalıdır. Gerekmedikçe hastalara antibiyotik verilmemelidir.8-1. Bu hastalarda da idrar sondası varsa çıkartılmalıdır. Hasta serumunda mannan antijenleri gösterilebilir.3-0. Gebelerde relaps sıktır. KOH preparatları tanı için değerlidir.0 mg/kg/gün IV ve/veya 5-FC 10 mg/kg/gün IV kullanılmalıdır. Oral azoller gebelerde kullanılmamalıdır. Deri testleri anerjik olan bir kişide. Özefagus enfeksiyonlarında baryumlu özofagus filmleri ve endoskopi yararlıdır. Flukonazol 200 mg başlangıçta ve sonra 100 mg PO 4 gün kullanılabilir.5). diğer testler denenmez. Candida vulvovajiniti için hem topikal hem de oral birçok antimikotik kullanılabilir. Kan kültürünün negatif olması bizi tanıdan uzaklaştırmaz. mikonazol veya terkonazol ile tedavi oranı %75-90 arasındadır.6 mg/kg/gün IV sistemik olarak kullanılabilir. Asemptomatik kandidüri olgularında varsa idrar sondası çıkartılmalıdır. 239 . Tedavi Oral kandidiasis tedavisinde nistatin süspansiyon 7-10 gün süresince günde 4-6 mL 6 kez topikal olarak kullanılır. Üst üriner sistem enfeksiyonlarında ise flukonazol 400-800 mg PO/IV.8-1. Kültürde sıklıkla Candida üretilir. 200 mg PO verilebilir. Tedavi klinik bulguların gerilemesi. Topikal azol preparatları olan klotrimazol.0mg/kg/gün IV kullanılabilir. Sistemik tedavide flukonazol 10-14 gün 100 mg PO veya itrakonazol. Varsa idrar sondası çıkartılmalı. amfoterisin B 0. amfoterisin-B 0. ancak bunun normal florada da bulunabileceği unutulmamalıdır. Candida vajinitinde vajinal pH normaldir (< 4. parenkim tutulumunun azalması ve pozitif kan kültürünün ardından 14 gün devam ettirilmelidir. Alternatif tedavi olarak amphoterisinB 0. itrakonazol 200mg PO. Mantar topları veya geniş bölgede perinefritik abse var ise cerrahi girişim yapılabilir. Candida özofajitinde nistatin suspansiyon 10-30 ml 4 kez 10 gün topikal olarak.

Mantarın virülansında ana faktörler polisakkarid kapsülü. Laboratuvar tanı Çini mürekkebi ile boyanan BOS'ta maya hücreleri etrafında geniş kapsül olguların ancak %50'sinde gösterilebilir (Şekil 5. Lateks aglutinasyon yöntemi ile antijenin gösterilmesi kültür ve çini mürekkep yöntemine göre daha duyarlıdır. Referans laboratuvarlarında PCR yöntemi gibi moleküler yöntemler kullanılır. Kriptokoklar oval. neoformans'a bağlı enfeksiyonların gelişmesinde dramatik artış görülmesine sebep olmuştur. Akciğer grafisinde alt loblarda multipl alanlarda infiltrasyon gösterilebilir. gatti tropikal iklimlerde bulunur ve okaliptus ağaçları aracılığı ile bulaşır. Organizma genellikle bu aşamada ortadan kaldırılır. 240 . Epidemiyoloji Mantar doğada yaygındır. flusitozin kombinasyonu ile tedavi edilir. Kuşlar enfekte değildir. Son 25 yılda AIDS ve immünsupressif ilaçların kullanımı C. Ayırıcı tanıda kullanılan mantar kültürü 37°C'de ortalama 72 saatte beyaz. Karakteristik özelliği kapsülünde fenol oksidaz enzimi bulundurmasıdır. Bu oran Afrika'da %30'ların üzerine çıkmakta ve erkeklerin kadınlara göre 3 kat fazla hastalandığı dikkati çekmektedir. Hastalık özellikle immün yetmezliği olanlarda (AIDS) gibi görülür. etrafında geniş polisakkarid kapsülleri bulunur. bazen pnömoni yapabilir (Şekil 5. infekte BOS'ta. Kapsül boyanmaz.5). Serumda Kriptokok antijeni gösterilmesi en duyarlı yöntemdir. Kriptokok menenjitin uzun süreli supresyonu için AIDS hastalarında flukonazol kullanılır.18).Cryptococcus Genel özellikler Cryptococcus neoformans kriptokokkoz. Akciğer enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir. Bir diğer suşu olan C. kapsül antijeni lateks partikül aglutinasyon testi ile pozitif sonuç verir. AIDS'li hastalarda gelişen menenjitte BOS lenfosit sayısı sıklıkla düşüktür. Testin Romatoid faktör pozitifliğinde ve Trichosporon beigelii enfeksiyonlarında yalancı pozitiflik verdiği unutulmamalıdır. Tedavi Pulmoner enfeksiyonlarda birinci seçenek flukonazoldür. AIDS'li hastalarda Kriptokok enfeksiyonu görülme sıklığı çalışmalara göre %6-10 arasındadır. Rutin laboratuvar testler sıklıkla normaldir. tomurcuklanan mayalardır. Pulmoner hastalık hemen daima bulunur. ancak immünyetmezliği olanlarda akciğer enfeksiyonları görülebilir. mukoid yumuşak koloniler şeklinde sonuç verir. Bunun gösterilmesi tanı yöntemi olarak kullanılır. Olguların yaklaşık 1/3 ünde ateş bulunmaz. Bununla birlikte Kriptokok menenjiti geçirenlerin hemen yarısında immün yetmezlik tespit edilememiştir. Menenjit ve diğer dissemine enfeksiyonlar Amfoterisin-B. İnsandan insana bulaşma yoktur. İnsan enfeksiyonları inhalasyon ile bulaşır. Alveollere ulaşan mantarlar makrofajlar tarafından fagosite edilir. etkenidir. özellikle kuş (güvercin) dışkısı ile kirlenmiş toprakta bulunur. Hastalığın gelişmesini önlemek için spesifik önlemler bulunmaz. Patogenez İnsanlara kuş dışkılarının inhalasyonu ile bulaşır. fenoloksidaz enzimi ve 37°C'de üreyebilme yeteneğidir. Özellikle CD4 T lenfosit sayısı <100/mm3 olanlarda fungal enfeksiyonlar görülmektedir. MSS ve diğer organlara yayılır .

10). Hiflerinin 45°'lik açılar ile dallanması diğer mantarlardan ayıran önemli özelliğidir (Şekil 5. Nötrofillerde onlara yardımcı olur. Nötropeni meydana getiren lösemi. kemik iliği transplantasyonu veya aplastik anemi bilinen en önemli risk faktörleridir. AIDS'li hastalarda flukonazol kullanımı ile kriptokok gelişme olasılığı %7'den %1'e düşürülmüştür. 241 . kulak. Konidiyaların hava yoluyla alınması ile bulaşır. Patogenez ve Klinik Bulgular Kolonize olmuş Aspergillus fumigatus deri. A. Ciddi immün yetersizliği olan hospitalize hastalarda nosokomial enfeksiyonları önemlidir. Doğada yaygındır ve çok çeşitli şartlarda üreyebilir. yaralar. deri.19). BOS'da lökosit sayısının azlığı ve glukoz miktarının düşüklüğü prognozu olumsuz etkileyen faktörlerdir. Özellikle nemli topraklarda ürerler. Kaviter lezyonlarında aspergilloma veya fungus topları görülür. Profilaktik olarak alınacak fazla bir önlem yoktur.Prognoz ve Korunma AIDS'li hastaların MSS kriptokok enfeksiyonları çoğunlukla fatal seyirlidir. Aspergillus türleri dimorfik değildir. niger. Aspergillus Hastalık Aspergillus türleri. evlerde. Havaya yayılan konidyalar ısıya ve ekstrem şartlara dirençlidir. Diğer hastalarda tedavi oranı %2530'lardadır. işyerlerinde ve hastanelerde saksıların topraklan önemli kaynaklardır. kemoterapi. Kapsül aşılarının korunmada başarılı olmadığı gösterilmiştir. Filtre edilmemiş hastane havasında sporları bulunur. Fagositoz ve sellüler yetmezlik invazif enfeksiyonun gelişmesi için önemli faktörlerdir. kriptokoksemi. fumigatus en sık görülen insan patojenidir.allerjik bronkopulmoner aspergilloz etkenidir. Özellikle çiçekler önemli kaynaklardır. Mental retardasyon. 60 yaşın üzerinde olma. kornea. Kronik granulomatöz hastalığı olan çocuklar ve kontrolsüz diabeti olanlarda risk altındadır. A. BOS ve kanda yüksek fitrelerde kriptokok antijenin gösterilmesi. dış kulak yolu veya paranazal sinüslere invazyon yapar. flavus ve A. terretus'da nadir enfeksiyon etkenidir. Pulmoner makrofajlar konidiyalara karşı ilk defans elemanlarıdır. göz. Kavite duvarında yüzeyel enfeksiyonları olur disseminasyon nadirdir (Tablo 5. özellikle Aspergillus fumigatus. İnsandan insana bulaşmaz. yanık. Hastaların çoğunun immünyetmezliği olması nedeniyle IgG tipi antikorların tanıda fazla değeri yoktur. akciğerlerde mantar topları. A. Bulaşma 500'den fazla Aspergillus suşu olmasına karşın insanlarda enfeksiyon yapan sadece birkaç tanesidir. Özellikle nötropenisi olan immün yetmezlikli hastalarda akciğerlerde granülomlar ve hemoptizi görülür. karakteristik septalı hifleri ile sadece küf formu vardır.

MSS tutulumunda ise ani bayılmalara sebep olabilir. ileri dönemlerde AIDS ve kontrolsüz diabetik hastalarının önemli aspergillus enfeksiyonudur. dispne ve göğüs ağrısı görülür. Tüberküloz. İtrakonazol'ün inatçı olgularda etkili olduğu bildirilmektedir. uygun konaklarda bronşlara ve damarlara invaze olur. deri. Dokularda hemorajik infarktlar ve nekrozlar oluşturur.Tablo 5. organ transplantasyonu sonucunda akut rejeksiyon. Tablo 5. Sistemik antifungal tedavinin etkisi yoktur. Kortizon tedavisi uygulamak gerekir. Tipik bir klinik bulgusu yoktur.10 Aspergillus enfeksiyonları Çocuklar Sık enfeksiyonları • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz Yetişkinler • Çiftçi akciğeri • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz • Aspergilloma • İnvazif pulmoner aspergilloz • Dissemine aspergilloz • Aspergillus sinüziti Nadir enfeksiyonları • Osteomyelit • Endokardit • Endoftalmit • Endoftalmit • Osteomyelit • Disk enfeksiyonu • Endokardit • Osteomyelit • Aspergillus trakeobronşiti İnhalasyon ile alınan conidialar.11). ciddi olgularda cerrahi tedavi yapılmalıdır. kemik iliği transfüzyonu sonucunda gelişen graft versus host hastalığı. Laboratuar tanısında balgam kültürü kullanılır. kortizon tedavisi. İnhale kortizon tedavisinin etkisi yoktur. Dissemine aspergillozis immün yetersizlikli hastalarda fatal seyirli bir klinik tablodur. Ateş. Alerjik bronkopulmoner aspergillus alerjik astım şikayeti olanlarda veya kistik fibrozislilerde gelişen eozinofilik pnömoni veya hipersensitivite reaksiyonudur. Tanı multiorgan yetmezliği olan kişilerde kan veya doku kültürlerinde aspergillusun izolasyonu ile konulur. IgE yüksekliği gösterilebilir. Hemoptizinin görülmesi invazif pulmoner aspergillusun en önemli bulgusudur. Hastalık başlangıçta asemptomatiktir. Mantar topları veya miçetoma da denilen bu klinik tablo kavitelerde ağır aspergillus kolonizasyonudur. Bunu anormal akciğer grafisi bulguları ve balgam kültürü pozitifliği takip eder. İnvazif pulmoner aspergilloz nötropeni. sarkoidoz. fumigatus üremesi • Spesifik IgG ve IgE yüksekliği 242 . Tanı balgam kültüründe aspergillusun üretilmesi ile konulur.11 Alerjik bronkopulmoner aspergillozisin tanı kriterleri Tanı kriterleri • Astım bronşiyale • Periferik eozinofili • Aspergillus fumigatus antijenlerine karşı deri testlerinin pozitifliği • Akciğer grafisinde pulmoner infiltrasyon • Fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin varlığı • Serum IgE yüksekliği • Santral bronşektazi Spesifik destekleyici kriterler • Kahverengi balgam • Balgam kültüründe A. Astım benzeri semptomları vardır. nonprodüktif öksürük. İnvazyon gelişen doku veya organ ile ilişkili bulgular vardır. Diğer eozinofilik pnömoniler ayırıcı tanıda göz önüne alınmalıdır (Tablo 5. Kan kültürü nadiren pozitif olur. Bu durum pulmoner tutulumda hemoptizi. Disseminasyon MSS. Bunlara ek olarak Aspergillus fumigatus'a karşı serum presipitinlerinin tespit edilmesi. karaciğer böbrekler ve gastrointestinal sisteme olur. transplantasyon sonrası gelişen sitomegalovirüs enfeksiyonu. Damar invazyonu dissemine enfeksiyonun gelişmesinde önemli faktördür. Periferik eozinofili alerjik bronkopulmoner aspergillusun en önemli işaretidir. En sık klinik bulgu hemoptizidir. silikozis ve bronşektazi gibi kaviter hastalıkların varlığında gelişen akciğer enfeksiyonuna aspergilloma denir.

Allerjik hastalarda steroidler ile antifungal ilaçlar beraber kullanılır (Tablo 5. nekrotik dokuların cerrahi tedavisi beraber uygulanır. Semptomlar 6-8 saat içinde gelişen öksürük ve derin soluk alamamak olarak özetlenebilir.5 mg/kg Hayır Debridman.20). özellikle paranazal sinüsler. Biyopsi materyalinde septasız dik açı ile dallanan hiflerin görülmesi ile tanı konulur. Tedavi İnvazif aspergillozis amphoterisin-B ile tedavi edilir. amfoterisin-B. Aspergillus ciddi immün yetersizliği olanlarda ve nötropeniklerde sinüzit oluşturabilir. Nazal sekresyon kültürleri genellikle pozitiftir.12 Aspergillus enfeksiyonlarında tedavi Tedavi seçenekleri Çiftçi akciğeri Alerjik Bronkopulmoner aspergillus Aspergilloma İnvazif pulmoner aspergillozis ve dissemine aspergillozis Kesinlikle kontrendike Aspergillus sinütizi Kortikosteroidler Uzamış subakut veya kronik semptomları olanlarda kullanılır Hayır Hayır Hayır Uzamış hastalarda prednizolon Hayır No Amfoterisin B İtrakonazol Cerrahi Hayır Araştırma aşamasında Hayır Hayır Hayır Selektif olgularda 1. Bu organizmalar immün sistemi düşük olan kişilerde aseksüel sporları ile hava yoluyla bulaşır ve dokulara invazyon yapar. Laboratuvar tanı Biyopsi örneklerinde dokulara invaze olmuş septalı hiflerin gösterilmesi ile tanı konulur. pürülan nazal akıntı. yanıklarda ve lösemililerde sorun çıkarır. Rhizopus. inflamatuvar hastalıklar ve bakteriyel enfeksiyonlar ile karıştırılabilir. diş ağrısı. Kan damarları. cerrahi eksizyon ve drenaj gerekebilir Mucor Mukormikozis doğada yaygın olarak bulunan (Mucor. Tıkanan damarlar nedeniyle dokularda nekrozlar oluşturur. Eğer erken tanı konulursa. 243 .Çiftçi akciğeri Aspergillus sporlarının inhalasyonu ile bir alerjik reaksiyon olan alerjik alveolit veya hipersensitivite pnömonisidir. normalde de kolonizasyon olabileceği için herzaman enfeksiyonu göstermez. sinüs veya göz ağrısı klinik bulguları oluşturur. akciğerler infekte olur (Şekil 5. Tablo 5. altta yatan hastalık. Nötrofili görülebilir ancak tipik bulgu eozinofilinin bulunmamasıdır. nazal konjesyon. İnvazif aspergillozisli kişilerin serumlarında yüksek titrede galaktomannan tespit edilir. Hastalık çoğu zaman kendi kendine iyileşir. Başağrısı. Noninvazif sinüzitler neoplazi.12). Diabetik ketoasidozlu hastalarda. Kültür pozitifliği.0-1. Sinüs veya pulmoner kavitede gelişen mantar topları cerrahi olarak tedavi edilir.5 mg/kg/gün 400 mg PO Lokalize Hastalıklarda denenebilir 1-1. Absidia gibi) saprofitik küfler tarafından meydana gelir.

244 .

İmmünoloji • İmmünoloji • Spesifik immün Yanıt • Aktif ve Pasif immünite • Antijenler • Yaş ve immün Yanıt 245 .

2). eklemlerde sinovial hücreler. 246 . Bunlardan birincisi fagositer sistem. dokularda da makrofajlar anlaşılır (Şekil 6. mikroorganizmalar veya virüsle infekte hücrelere karşı katil hücreler (Tablo 6. İmmün sistemin başlıca görevi bakteri. Fagositer sistem denince kandaki nötrofiller ile monositler. Hem konağın kendisinin hem de yabancı antijenlere karşı yanıt verebilir. Doğal ve edinsel immünitenin hümoral ve hücresel immünite ile ilişkisini sağlayan hücreler Tablo 6. MSS'de perivasküler mikroglial hücreler ve böbreklerdeki mesengial fagositer hücreler. karaciğer sinüzoidlerinde Kupffer hücreleri. Bunun dışında iki önemli hücresel komponenti vardır. diğeri ise özellikle tümör hücreleri. İmmünite Nonspesifik ve spesifik immünite olarak ikiye ayrılır. Makrofajlar her doku için özelleşmiş hücrelerdir. Örneğin. İmmün sistemin tüm komponentleri pluripotent kök hücrelerden gelişirler (Şekil 6. akut faz reaktanları ve sitokinler oluşturur.3). akciğerlerde alveoler makrofajlar. Deri ve mide asidi gibi kimyasal bariyerleri mikroorganizmalar için ilk engellerdir.2).1'de görülmektedir. Bu ağın çalışmasından sorumlu immün sistem organları Şekil 6.1) (Şekil 6. önceden antijen ile karşılaşmaksızın işlev görür ve hafıza hücreleri bulunmaz (Şekil 6. Doğal immünitenin eriyebilen komponentini ise kompleman proteinleri. mantar ve parazit gibi mikroorganizmalar tarafından oluşturulan enfeksiyonları önlemek veya sınırlandırmaktır.2'de görülmektedir. Nonspesifik immünite Nonspesifik immünite doğumda başlar. virüs.2).BÖLÜM 6: İMMÜNOLOJİ İmmün sistem hücreler ve eriyebilen komponentin meydana getirdiği bir ağdır.

Tablo 6.1 Doğal immünite Mekanizma Mikroorganizmanın girişinin sınırlandırılması Faktörler Sağlam derinin keratin tabakası Gözyaşı ve diğer sekresyonlardakı lizozim Derinin yağ asitleri Respiratuvar silialar Boğaz. kolon ve vajenin normal florası Vajen ve midedeki düşük pH Yüzey fagositleri Mikroorganizmaların vücutta üremelerinin sınırlandırılması Naturel killer hücreler Fagositerler İnterferonlar Transferrin ve laktoferrin Kompleman sistemi Vücut ısısının yükselmesi inflamatuvar yanıt 247 .

TCR Ig ler ile aynı gen familyasına sahiptirler. Spesifik immünite Spesifik immünite öğrenilir. Lenfositler fonksiyonları ve yüzey marker'larına göre CD4 ve CD8 olmak üzere ikiye ayrılırlar. Lenfositler timusta olgunlaşanlar (T hücreler) ve kemik iliğinde olgunlaşanlar (B hücreler) olmak üzere ikiye ayrılır. Bu sistemin hücresel komponenti lenfositler. Tablo 6. Sitokinler inflamasyonun ve immün yanıtın etkisini arttırırlar. TCR CD3 molekülü ile bir kompleks yapı oluşturur. Ig üzerinde kalıcı ve değişken alanlar vardır.Sitokinler spesifik antijen. endotoksin diğer sitokinler gibi) sonucunda aktifleşen monositler ve lenfositler tarafından sekrete edilen immunglobulin olmayan polipeptidlerdir. B hücrelerinin antijen tanıma fonksiyonu yüzey immunglobulinleri aracılığı ile sağlanır. 248 . Ag'i T hücre reseptörleri (TCR) aracılığı ile tanırlar. Ag değişken alanlara bağlanır. adapte edilebilir ve hafıza sistemini geliştirir. eriyebilir komponenti ise immunglobulinlerdir. Spesifik olarak sınırsız antijen tanıma kapasitesine sahiptirler. Yüzey markerlarına clusters of differentiation (CD) denir. Sitokinlerin sekresyonu spesifik antijen ile aktifleşen lenfositler tarafından tetiklenmesine rağmen. T hücreler yüzeylerinde Ig bulundurmazlar.2 Doğal ve Edinsel immünite hücreleri Humoral immünite Doğal Kompleman Sitokinler Edinsel B hücreler Plazma hücresi Antikorlar Hücresel immünite Makrofajlar Nötrofiller Doğal katil hücreler Yardımcı T hücreleri Sitotoksik T hücreler Ig'ler ikişer adet ağır ve hafif zincirlerden meydana gelir. antijene spesifik değildir. buna TCR/CD3 kompleksi denir. nonspesifik antijen veya bir nonspesifik eriyebilen stimülus (örneğin. Günümüzde 166 adet CD tanımlanmıştır. Yüzey immunglobulinieri ile erimiş antijenleri tanır ve spesifik antikorları salgılarlar. böylece doğal ve edinsel immünite arasında köprü görevi görür.

Sitokinler Sitokinler spesifik hücre reseptörlerine bağlanır ve etkilerini böyle gösterirler. IL-4 ve IFN-gama B hücrelerinin class II ekspresyonunun indüksiyonunda birbirlerinin etkilerini arttırırlar. TCR'nin MHC/Ag kompleksine bağlanması T hücre aktivasyonu için yeterli değildir. B hücreleri eriyebilen antijenler ile reaksiyona girerken. IL-1. B hücreleri. Örneğin. IL-2'nin sekresyonunu indükler. Majör sitokinler. -DR. Langerhans hücreleri ve aktifleşmiş (ancak aktifleşmemişlerde yok) T hücrelerinde bulunur. MHC Class II proteinleri ile ise CD8 hücreler birleşebilir. tümör nekroze edici faktör (TNF-alfa ve beta). -DP ve -DQ'dan oluşur. ve . onların kaynakları ve majör etkileri Tablo 6. dendritik hücreler. -B.. kromozom üzerindeki majör histocompatibilite kompleksi genleri aracılığı ile olmaktadır.. Bu ikinci sinyal T hücre yüzeyindeki CD28 ile APC'Ier üzerindeki CD80 veya CD86'lardır. Kemokinlerin bazı reseptörleri HlV'in monosit/makrofajların içine girmesine aracılık yaparlar. MHC Class I proteinleri ile CD4 hücreler. 249 . transforme edici büyüme faktörleri ve hematopoetik koloni stimülan faktörler (CSF) olmak üzere bir çok gruba ayrılırlar. tüm çekirdekli hücreler ile trombositlerin yüzeyinde bulunur.Majör Histocompatibility Complex İmmün sistemin kendinden olanlar ile olmayanları tanıması 6. Bir koaktivasyon sinyaline daha ihtiyaç vardır. IL-4 ve IL-6 sitotoksik T lenfositlerin gelişimi için sinerjizm gösterirler. Class II MHC proteinleri ise HLA-D.. CD28/ CD80CD86 yokluğunda T hücreler anerjik veya toleran olabilirler. T hücreleri nadiren bunu yapabilir. MHC Class II taşıyan hücrelere antijen sunan hücreler (APC) denir. beta ve gama). Class I MHC proteinleri HLA-A. Kemotaksis ve lökosit migrasyonunu indükleyen sitokin grubuna kemokin'ler denir. Sitokinlerin farklı etkileri vardır. Sitokinler interferonlar (IFN -alfa. makrofajlar..C'den oluşur.3'te gösterilmiştir.. IL-8). İnterlökinler (IL-1. ayrıca IgE sekresyonunu indüklerler. asıl MHC/Ag kompleksine etki gösterir.. IL-2.

250 . Th hücreler prekürsör hücreler halini alınca IL-2 salgılarlar. fonksiyonel özelliklerini kazanması ve konak özelliklerini öğrenmesi timusta olur. yani milyonlarca farklı antijeni tanıyabilirler. sitokinlere yanıtları ve salgıladıkları sitokinlere göre iki majör kategoriye ayrılır. IL-5. Bu antijenleri uzun süre hafızalarında saklarlar ve spesifik etki gösterirler. Tüm matür T hücreler yüzeylerinde CD4 veya CD8 reseptörleri taşırlar. Başlangıç stimülasyonunda. böylece antijene karşı spesifik tepkime yaparlar. bu hücreler ThO hücrelere dönüşürler ve IFN-gama . IL-4. IL-2. Yardımcı T hücreleri (T.T hücreleri ve sellüler immünite Sitotoksik T hücrelerinin olgunlaşması.helperjh) Yüzeylerinde CD4 taşıyan hücreler T yardımcı (Th) lenfositleri olarak tanınırlar. Farklılığı kolaylıkla algılayabilirler. Burada pozitif ve negatif seleksiyondan geçirilirler ve bu ayrımdan eksiksiz geçen hücreler artık dolaşıma ve lenfoid dokulara çıkabilir. Sitokinlere bağlı olarak ThO Th1 ve Th2'den birine dönüşür. IL-4 ve IL-10 ise Th2 gelişiminde önemli sitokinlerdir. Hem hücresel hem de humoral immünitenin üç önemli özelliği vardır. Bunlar fonksiyonları. IFN-° and IL-12 Th1 gelişiminde. and IL-10 gibi bir çok sitokin salgılarlar.

hepatositler •IL-7 • IL-10 Prekürsör hücreler ve stem cell B hücreler. tümörler PMN aktivasyonu Stem cell IL-1 benzeri. Ig üretimi TH2 yanıtını gelişimi B hücre gelişimi ve farklılaşması ve IgE üretimi. fibroblastlar HEDEF HÜCRE Virüsle infekte hücreler Tümör hücreleri Makrofajlar T hücreler FONKSİYON Antiviral aktiviteyi indükler. RANTES : regulated on aktivaiton. Lenfotoksin. İP : interferon-alfa protein. GR-&) • Beta-kemokinler: C-C kemokinler (MCP)-). İnflamatuvar protein. MCP : monosit kemoattraktant protein. MSS • TNF-alfa (kaşektin) • TNF-beta • Koloni-stimülan faktörler (örn GM-CSF) • IL-2 •IL-3 • IL-4 • IL-5 T Hücreler. Spesifik hücre tiplerinin gelişme ve farklılaşması T ve B hücrelerin gelişimi Farklılaşma B hücre gelişimi ve farklılaşması. eozinofil üretimi. aktivasyon alfa protein. 251 . GM-CSF : granulositmakrofaj k mülan faktör. Ig sekresyonu. İL: interlökin. epitelyem hücreleri. İP : interferon-MCP : monosit MIP : makrofa NK : Naturai k T hücreler. aktivasyon • Alfa-kemokinler: C-X-C kemokinler-bir amino asit aracılığı ile iki sisteine ayrılır ayrılır (IL-8. stromal hücreler CD4 T hücreler (TH0. NK hücreleri aktifleştirir Hücresi imnüniteyi geliştirir Makrofajların aktivasyonu. CD4 TH1 hücreler NK hücreleri Makrofaj. GM-CSF : granulosit-makrofaj koloni stimülan faktör. timosit. stroma CD4 TH2 hücreler hücreler Makrofaj CD4T3 hücreler T hücreler ve B hücreler.beta • Interferon . antitümör ve kaşeksikilo kaybı gibi fonks. endotel hücreleri Kemik iliği. yara iyileşmesi Kematoksis.alfa Interferon . B hücreler NK hücreler Stem cell B ve T hücreler B hücreler. IP-10.3 Başlıca stokinler ve önemli fonksiyonları FAKTÖR • Interferon . keratinositler CD4 fTH0. GRO-alfa.TH1) CD4 T hücreler. CD4TH1 hücreler B hücreler • IL-12 • TGF. T ve B Fibroblastlar. RANTES : regulated on aktivaiton. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin. TNF : tümör nekroz faktör. GRO : Grofth related onkogen Ig : immunglobulin. TH2) T hücreler CD4 TH2 hücreler • IL-1 alfa IL-1 beta T hücreler. alerjik yanıtlar Akut faz ve inflamatuvar yanıtın stimülasyonu. T hücreler Birçok hücreler Bazofiller oloni sti. TNF : tümör nekroz faktör. NK : Natural killer. MlPalfa. makrofajlar Kematoksis.gama KAYNAK Lökositler.beta Aktivasyon IgA üretimi.Tablo 6. ateş. Bir çok hücre Nörtofiller. normal T expressed and secreted. inflamasyonun gelişimi TH1 yanıtını artırır ve TH2 yanıtını inhibe eder Inflamatuar ve akut faz yanıtını arttırır. eozinofiller •IL-6 Makrofajlar.İL: interlökin. T hücreler ve sitotoksik lenfositlerin gelişimi B hücrelerin gelişimi. B. kemoattraktant protein. MIP : makrofaj inflamatuvar protein. CD4TH1 TH1 yanıtının inhibisyonu NK hücreler. fibroblastlar Epitelyum hücreleri Endotel hücreleri IL-1 benzeri T hücreler T hücreler. tümör ölümü. PMN : polimorfonükleer lökositler. GRObeta. PMN : polimorfonükleer lökositler. ateş T hücrelerin aktivasyonu PMN. İler. T ve NK hücrelerin ve makrofajların immün supresyonu Oral toleransın gelişimi. dokular. B hücreler PMN. B hücre gelişimi ve farklılaşması Pre-B hücreler. normal T expressed and secreted.

252 .

SPESİFİK İMMÜN YANIT Hücresel immün sistem Bir bakteri konağa girer ve bir makrofaj tarafından yakalanırsa parçalanır. bu parçalara antijen denir. Makrofajların parçalama işleminden sonra. ancak. Antijen-class II MHC kompleksine yardımcı T hücrelerin spesifik reseptörleri bağlanır ve bundan sonra IL-2 (T hücre büyüme faktör). Örneğin infuenza virüs respiratuvar sistemde bir hücreyi infekte ettiğinde viral zarf glikoproteinleri infekte hücrenin yüzeyinde class I MHC proteinler yardımıyla görülürler. Böylece bu antijene spesifik yardımcı T hücrelerde aktivasyon ve klonal proliferasyon gelişir. Bu faktörler B hücrelerini antijene spesifik antikor üretebilecek şekilde aktif hale geçirir. aktifleşmiş makrofajlara yardım ederler ve M. yardımcı T lenfositleri ve B lenfositlerinin koordineli çalışmasına bağlıdır. Antikorların etkisi toksin ve virüslerin nötralizasyonu. bu etkilerini virüs ile infekte hücrelere karşı meydana getirirler. tuberculosiste karşı spesifik olan gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu meydana gelir.4). Humoral İmmün Sistem Antikor sentezi. Sitotoksik T lenfositler hücresel immün sistemin spesifik uygulayıcıdırlar. IL-4 (B hücre büyüme faktörü) ve IL-5 (B hücre diferansiasyon faktörü) salgılanır. Antikor oluşumu genellikle helper T hücrelere bağlıdır. Ayrıca T helper hücreler tarafından salgılanan IL-2 bu hücrelerin klonlaşmasını ve çoğalmasını sağlar. bunların içinde en önemlileri interlökin-1 (makrofajlar tarafından salınır) ve interlökin-2 (lenfositler tarafından salınır) dir.6) 253 . bunlara T hücrelerinden bağımsız antijenler denmektedir. makrofajlar. Aktifleşmiş yardımcı T hücreleri. sonuçta interlökinler salgılanır. Antijen-Class II MHC kompleksi yardımcı T lenfositlerinin yüzeyinde bulunan antijene spesifik reseptörler tarafından algılanır. yüzeydeki Class II MHC proteinlerinde antijen görülür. Sitotoksik T lenfosit antijene spesifik reseptörleri aracılığıyla viral antijen-class I MHC protein kompleksine bağlanır. Aktifleşmiş B lenfositler prolifere olur ve yüksek miktarlarda immünglobulin (antikor) salgılayabilecek plazma hücrelerine dönüşürler (Tablo 6. bakterilerin öldürülmelerini kolaylaştırmak için opsonizasyon yapması ve komplemanı aktifleştirmek olarak özetlenebilir (Şekil 6. Antijen veya epitopları makrofajların yüzeyinde Class II majör histocompatibilite kompleksi (MHC) proteinleri aracılığı ile görülür. bakteri polisakkaridleri gibi bazı antijenler T hücrelerin yardımı olmaksızın B hücreleri aktif hale geçirebilmektedir.

• Canlı (atenüe) bakteri aşıları: BCG Verem Aşısı • Canlı (atenüe) virüs aşıları: Sabin tipi çocuk felci aşısı.Tablo 6. Kontakt dermatit Doku ve tümör rejeksiyonu Antikor yanıtının düzenlenmesi (yardım ve supresyon) AKTİF VE PASİF İMMÜNİTE Aktif immünite yabana antijen ile karşılaşma sonrasında indüklenen dirençtir.4 T ve B hücrelerinin ana fonksiyonları Antikora bağımlı immünite (B hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (opsonizasyon. Canlı mikrop aşıları daha çok hücresel bağışık yanıt oluştururlar ve koruyuculuk süreleri de daha uzundur. • Cansız (ölü) mikrop aşıları • Canlı (atenüe) mikrop aşıları • Mikrop ürünlerinden hazırlanan aşılar • Biyoteknolojik aşılar Cansız (ölü) mikrop aşıları Çeşitli yöntemlerle öldürülmüş bakteriler ile inaktive edilmiş virüs aşılarıdır. Bakteri toksini saf olarak elde edilir ve daha sonra ısı veya formol ile muamele edilerek (%0. sessiz veya çok hafif seyirli bir infeksiyon oluşturarak doğal infeksiyona benzer nitelikte bir bağışıklık oluştururlar. onların antijenleri veya toksinleri ile aşılanmak şeklinde olabilir. örn. Atenüe aşılar organizmaya çeşitli yollarla verilebilirler. Aşı hastalığı da denen bu infeksiyon bazı aşılarda açıkça görülebildiği halde (BCG aşısında). canlı veya ölü mikroorganizmalar. toksin ve virüslerin nötralizasyonu Allerji. Bazı örnekler aşağıda verilmiştir. mantar ve virüsler) Allerji. örn. aseton. Mikrop ürünlerinden hazirlanan aşılar Toksoid (Anatoksin) aşılar: Difteri ve tetanoz gibi bakteri toksinleriyle meydana gelen hastalıklardan korunmada kullanılan aşılardır. bazı aşılarda hafif bir hastalık (kızamıkçık aşısında). kızamıkçık. Mikropların belirli bir kısmından hazırlanan aşılar: Bazı infeksiyon hastalıklarında. kuduz. Toksoid aşılar daha çok hümoral bağışık yanıt oluşturarak antikorlarla (= antitoksinlerle) koruma sağlarlar. Bakteri veya virüslar laboratuvarlarda üretildikten sonra 1 cm3 sıvıda belirli sayıda mikrop olacak şekilde sulandırılarak ısı. kızamık. Bu tip aşılar organizmada. Aşağıda cansız mikrop aşılarına birkaç örnek verilmiştir. hastalandırıcılık özelliği (virülansı) ortadan kaldırılan veya virülansı yavaşlatılan mikroplardan hazırlanan bu aşılara canlı atenüe aşılar denir. 254 . Bu öldürülme veya inaktivasyon işleminde genellikle mikrop bütünlüğü ve antijenik yapı bozulmaz. influenza (Grip) aşıları gibi. etken mikrobun belirli bir parçasından (örneğin HBs Ag partikülleri. ultraviyole gibi etki veya maddelerle öldürülürler. fakat antijen yapısı bozulmamış toksoidler (anatoksin) aşı olarak kullanılır. kızamık. formaldehit. kabakulak gibi) tek bir doz ile ömür boyu bağışıklık sağlayabilirler. Sarı ateş . kabakulak. kızamıkçık. fenol.3 0. Canlı (atenüe) mikrop aşıları Antijenik niteliği bozulmadan. Yüksek ateş Otoimmünite Hücresel immünite (T hücreler) İnfeksiyona karşı konağı koruma (özellikle tüberküloz. meningitidis'in hücre duvar polisakkariti gibi) hazırlanan aşıların daha iyi koruyucu etki yaptığı araştırmalarla gösterilmektedir. Dört çeşit aşı vardır. N. • İnaktive virüs aşıları : Çocuk felci (Salk tipi). Tüm bu şartlarda konak antikorlar aktifleşmiş yardımcı T ve sitotoksik T hücrelerinden oluşan bir immün yanıt oluşturur. bazılarında ise tamamen belirtisiz (çocuk felci aşısında) seyir göster.4 oranında formol eklenerek 37°C'de 3-4 hafta bekletilir) zehir etkisi giderilmiş. Bu karşılaşma klinik veya subklinik infeksiyonu geçirmek. Özellikle bazı atenüe virüs aşıları (örn.

Sorudaki sıklardan polisakkarit izolasyonu ve purifikasyon yöntemi ile viral aşıları hazırlama tekniği yukarıda da anlatıldığı şekilde viral aşıları hazırlamada kullanılan yöntemler değildir. Örneğin V. Bu tekniklerle hazırlanan aşılar: • Rekombinant DNA aşıları: Bu teknikle mikropların bağışıklıkta etkili olan proteinlerini kodlayan genleri ayırdedilir ve bu genler bir taşıyıcı hücreye aktarılarak. elde edilen "aşı geni"nin taşıyıcı bir virusa (örneğin herpes viruslara) rekombine edilmesidir.Biyoteknolojik aşılar Aşılamada bazı sorunların yaşandığı infeksiyon hastalıklarında. streptokok M proteini aşıları gibi. ancak sialik asit yapılı kapsülü immunojen değildir • Salgınları sırasında antibiyotik profilaksisi de uygulanır • Askerlere rutinde kullanılır Salmonella typhi (ty21 a) • Endemik alanlara seyahat edenlere uygulanan attenue bakteri aşısıdır. • Anti idiotip aşılar: Antikorlar aracılığı ile gerçekleştirilen yeni bir aşı tekniğidir. pertussis içeriği • Pertussis toksoidi • ± Flamentöz hemaglutinin • ± Pertactin (Adhesin) • Difteri toksoidi • Tetanoz toksoidi DTP DTaP ile aynıdır. • Sentetik peptid aşıları: Bu teknikle. Yersinia pestis • İçinde F1 antijen bulunan ölü bakteri aşısıdır • Endemik alanlarda askerlere ve Y. Bakteri aşıları Çocukluk çağı aşıları DTaP • Tümüyle asellülerdir • B. Örneğin Hepatit B virüsünün yüzey antijenini (HBsAg) kodlayan gen bir maya hücresine aktarılarak çokça elde edilir ve aşı olarak kullanılır (Rekombinant HBV aşısı). moleküler biyoteknoloji kullanılmaktadır. aminoasit sıralaması belirlenir ve bu proteinler laboratuvarda sentetik olarak sentezlettirilirler.cholerae bakterisinde toksini kodlayan genin yok edilmesi gibi. böylece infantlara uygulanabilir. HIB H. • Mutant aşılar: Canlı mikrop aşıları hazırlanırken uygulanan eski virulans azaltma yöntemleri yerine. meningitidis dış membranı konjuge edilmiştir. orada bol miktarda sentezlettirilirler. bağışıklıkta etkili olan proteinlerin. daha etkili ve yan etkileri daha az olan aşıların elde edilmesi için yeni. pestis ile çalışan laboratuar personeline uygulanır. Örneğin. influenzae b tipi kapsülüne difteri toksoidi ve N. toksin yoktur. ancak pertussis komponenti ölü bakteri içerir. biyoteknoloji ile patojen mikroplardaki virulans genleri yok edilerek "avirulan mutant" suşlar ile atenüe aşılar hazırlanabilmektedir. kolera toksini. 255 . Rekombinant DNA tekniğinin bir başka uygulaması. Asplenikler Streptococcus pneumoniae: 23 farklı Pnömokok suşundan hazırlanmış kapsül aşısı Sınırlı kullanımı olanlar Neisseria meningitidis • A ve C kapsül polisakkaridi ile hazırlanır • B serotipi enfeksiyonların önemli bir kısmından sorumludur.

• Kızamıkçık aşısından sonraki üç ay içinde gebe kalınmaması gerekir. BCG'nin. Boğmaca aşısının teratojenik ekisi yoktur fakat erken doğuma neden olur. botulizm gibi enfeksiyonlara karşı hazırlanan antitoksin çok kısa bir sürede bol miktarda toksini inhibe edebilir. Fakat pahalıdır. Gebelikte aşılar Tehlikesizce uygulanabilecek aşılar • İnfluenza • Pnömokok • Tetanoz • HBV • İPV (Salk) • Kuduz (HDCV) • Kolera • İmmünglobulinler (spesifik ve nonspesifik) 256 . dezavantajı ise kısa yarı ömürleridir. Aktif immünitenin başlıca avantajı uzun süreli kalıcı olmasıdır (Tablo 6. Pasif immünite başka konakta hazırlanan antikorlara bağlı olarak gelişen dirençtir. Çok zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır Tetanoz aşısı gebelikte iki doz şeklinde yapılır. İlk doz gecikmiş ise iki doz arasındaki aralık1 aya kadar indirilebilir. İlk doz ile ikinci doz arası uzun tutulmalıdır. Bu durumda antitüberkülo ilaçlar verilir. Ayrıca başka canlı türlerinde hazırlanan antikorların kullanımı ile hipersensitivite reaksiyonları meydana gelebilir. bovis suşlarıdır • Pulmoner tüberkülozdan korumaz ancak yayılmayı önler.5). Gebe kadınların çocuklarına aşı yapılmasının teratojenik etkisi gösterilememiştir. İlk dozun gebeliğin erken döneminde yapılır. Zorunlu durumlarda (salgınınlarda bulaşma riski yüksek ise) annelere gebeliğin üçüncü ayından sonra oral polio aşısı (Sabin) yapılabilir. Kızamıkçık aşısının teratojenik etkili olması yüksek bir olasılıktır. kabakulak.Bacillus anthracis • Purifiye proteinlerin supernatantından hazırlanır • Askerlere ve risk altındakiler uygulanır BCG • Attenue M. Difteri. zararlı etkisi gösterilmemişse de gebelikte yapılması tavsiye edilmez. tetanoz. Passif immünizasyonunun başlıca avantajı uygun miktarda antikoru verebilmektir. Anneden geçen antikorlar bebeği 1-2 ay kadar hastalıktan korur. Başlıca dezavantajı ise yavaş gelişmesi. Bunun yanında rabies. • İnaktive polio (Saik) aşısı her zaman yapılabilir. Diğerleri için teratojenik etki gösterilememiştir. özellikle primer yanıtın zayıf olmasıdır. polio) teratojenik olabileceği düşüncesi ile yapılması önerilmemektedir. Tablo 6.5 Aktif ve pasif immünitenin özellikleri Mediatörler Aktif immünite Pasif immünite Antikor ve T hücreler Antikorlar Avantajları Uzun süreli (yıllar) Anında etki Dezavantajları Yavaş başlangıç Kısa süreli (aylar) Gebelik ve aşılar Gebelikte kural olarak canlı virüs aşılarının (kızamık. hepatit A ve hepatit B gibi virüslere karşı hazırlanan antikorlar inkübasyon periyodunda viral multiplikasyonunu önleyebilir. İkinci doz en geç beklenen doğum tarihinden 2 hafta önce yapılmalıdır. kızamıkçık. Pasif immünitenin diğer bir formu ise anneden çocuğa plasenta yoluyla geçen IgG ve enzirme yoluyla yenidoğana geçen IgA antikorlarıdır.

TNF gibi bazı sitokinler tarafından indüklenir.Ancak riskli durumlarda uygulanan aşılar • Difteri • Meningokok • Boğmaca • OPV • Kuduz (Semple) Kesinlikle uygulanmayan aşılar • Kızamık • Kızamıkçık • Kabakulak • Su çiçeği Pasif-aktif immünizasyon aynı anda uygulanabilmektedir. Buradaki amaç kısa sürede pasif immüniteden faydalanmak. kuduz ve hepatit B'de uygulamalar verilebilir Akut faz yanıtı C-reaktif protein ve mannozbinding protein gibi değişik plazma proteinlerinin miktarının çok artmasıdır. Karaciğerdeki sentez mikroorganizma ile karşılaşan makrofajlar tarafından salınan IL-1. bu nedenle mikroorganizmaların tanısında diagnostik test olarak kullanılabilir. Örnek olarak tetanoz. 257 .7). IL-6.6) (Şekil 6. ardından daha sonra gelişecek olan aktif immüniteden uzun süreli olarak yararlanabilmektir. Bu proteinler karaciğer tarafından sentezlenirler ve mikroorganizmalara ve doku yıkımına karşı bir nonspesifik yanıt oluştururlar. Bir antijen ile antikor arasındaki etkileşme çok spesifiktir. Bazı akut faz proteinleri bakteri yüzeyine bağlanarak komplemanı aktifleştirir ve bakterinin ölümüne sebep olur (Tablo 6.

salınımı ve aktivasyonu artar Sitokin sekresyonu blastogenez spesifik antijene bağlı yanıt Antimikrobik defanstaki yeri Mikrobiyal replikasyonun inhibisyonu Kasların gevşemesi ve uyuma adaptif yanıt olabilir Adrenokortikoidler vücudun strese uyumunu sağlar inflamasyona kardiovasküler ve pulmoner adaptasyon infeksiyona generalize metabolik adaptasyon. Genelde bir determinant düzenli 5 aminoasit veya şeker'den oluşur. fibronektin.Tablo 6. Hapten gibi bazı küçük moleküller ise başka moleküllere bağlandıkları zaman immunojenik özellik gösterebilirler. Bunlar kimyasal yapı olarak immunojenden farklıdırlar ancak nonspesifik olarak immünreaktif hücreleri aktifleştirirler veya immunojenin yavaş yavaş ortama salınmasını sağlarlar. Bazı aşılarda adjuvan olarak alguminyum hidroksit veya lipidler bulunurlar. Antijenlerin çoğu birçok determinanta sahiptir ve bunlara multivalan denir. inflamasyon aracılığı ile gelişen doku yıkımının azaltılması İskelet kasları Fibroblastlar Endotel hücreleri Kemik iliği Lenfositler immün sistem hücreleri tarafından protein sentezi için substrattır Yara iyileşmesi inflamasyon alanına lökositlerin akışına yardımcı olur Pyojenik infeksiyonlarda efektör hücrelerdir Antimikrobiyal immün yanıt ANTİJENLER Antijen antikor yanıtı oluşturabilen moleküllerdir. Bir molekülün immünojenliği aşağıdaki faktörlere bağlıdır. Molekül ağırlıkları 10000 altında olanlar zayıf immunojeniktirler. ancak bazen yüksek molekül ağırlıklı nükleikasitlerde hapten özelliği gösterebilirler. Yabancılık: Normal şartlarda organizmalar kendilerine ait olan antijenleri tanırlar ve onlar immonojenik değildir. Karışık kimyasal yapı: iki veya üç farklı aminoasit içeren bazı heteropolimerler homopolimer aminoasitlerden daha fazla immunojeniktirler. komplemanlar. endorfinlerin salınımı ACTH. 5. çünkü helper T hücrelerini aktifleştirmezler. Böylece haptenler ne primer ne de sekonder yanıt oluşturmazlar ancak bir taşıyıcı proteine kovalent bağ ile bağlanırlarsa antijenik özellik kazanırlar. seruloplazmin. Haptenler immünojenik değildir. Bunun yerine kullanılan immünojen ise immün sistemde yanıt oluşturabilir moleküllerdir. CRP. haptenlerde olduğu gibi. Birçok ilaç ve dermatit etkeni olan bitki yağı katekol bir haptendir. bunların da altında olan amino asitler ise immunojenik değildir. Proliferasyon kollajen sentezi Aktivasyon sitokin sekresyonu adhezyon Nötrofillerin. 1. bazı önemli farklılıkları vardır. 258 . LPSbinding protein. haptoglobulin) yükselir Proteolizis böylece dolaşım sistemine serbest aminoasidler salınır. 3.6 Akut faz yanıtı Organ veya hücre tipi Hipotalamus Beyin Hipofiz Otonom sinir sistemi Karaciğer Etkisi Prostaglandin sentezi yoluyla ateş Somnolans. Haptenler univalandırlar ve multivalan antijenler gibi B hücreleri aktifleştirmezler. TSH salınımı Nörotransmitterlerin salınımı Albumin sentezi düşer Akut faz proteinleri (fibrinojen. 4. yolu ve verilme zamanı: Adjuvanlar bir immunojenin immün yanıtını arttırırlar. Antijenik determinantları (epitoplar): Epitoplar antijenler üzerinde bulunan antikor ile reaksiyona girmeyi kolaylaştıran küçük kimyasal gruplardır. Oysa. Haptenler küçük moleküllerdir. üretimi. MHC proteinleri tarafından sadece polipeptidler sunulabilirler. 2. Molekül büyüklüğü: En etkili immunojenler yüksek molekül ağırlıklı (özellikle 100 000 üzerindekiler) proteinlerdir. Hapten kendisi immünojenik olmayan ancak spesifik antikor yanıtı oluşturabilen bir moleküldür. Haptenlerin bu özelliği MHC proteinlerine bağlanamamalarından kaynaklanmaktadır. nonspesifik opsoninler. Antijenin dozu. haptenler polipeptid değildirler. İmmünojenik olabilmek için önemli şartlardan birisi molekülün yabancı olmasıdır. amyloid A proteini. Fakat çoğu zaman aynı amaçla kullanılmaktadırlar. proteinaz inhibitörleri.

pneumoniae gibi bazı mikroorganizmalara karşı aşılama 18-24 aylık oluncaya kadar yapılmamalıdır. Kolostrum özellikle IgA olmak üzere antikor bulundurur ve bu da çocukları değişik respiratuvar ve intestinal infeksiyonlardan korur. Stem hücrelerin antijen reseptörleri ve yüzeylerinde CD3. Bu genellikle konjenital infeksiyon lehinedir (örneğin Sy'de Treponema pallidum'a karşı). daha sonra CD4 veya CD8'in ikisinden birisi pozitif kalır. İmmün yanıtı meydana getiren hücreler İmmün hücrelerin orijini İmmünolojik yanıt başlıca lenfoid hücreler ile meydana gelir. IgG ve IgA doğumdan kısa bir süre sonra yapılmaya başlar. Kök hücreler eritroid. eğer üzerinde MHC I proteinleri varsa CD8 hücre halini alır. Double negatif ve double pozitif hücreler timusun korteksinde lokalize iken single pozitif hücreler medullasında bulunurlar. myeloid ve lenfoid seri hücrelere farklılaşır. Yaşlılarda immünite genellikle düşüktür. Bazı protein antijenlere karşıda yanıt iyidir böylece poliovirus immunizasyonu 2 aylıkken başlayabilir. Postnatal dönemde ise kök hücreler (stem celi) kemik iliği kaynaklıdır. Otoimmün hastalık sıklığı yaşlılarda artmıştır. Bu düzenleyici T hücre sayısının azalmasına bağlı olarak. Daha sonraki gelişme ise lenfositlerin T ve B hücreler olarak farklılaşmasıdır (Tablo 6. Bazı antijenlere karşı düşük IgG yanıtı. Embriyonik gelişme süresince kan hücreleri fetal karaciğer ve yolk sak'ta yapılır. Fetusta bazen IgM yanıtı gelişebilir.7 T ve B hücrelerin farkları Bulgular Yüzeyde antijen reseptörleri Yüzeyde IgM Yüzeyde CD3 proteinleri Spesifik antijenlerle karşılaştığında klonal artış immunglobulin sentezi Antikor sentezinin düzenlenmesi IL-2. Yenidoğanda antikorlar genellikle anneden plasenta yoluyla geçen IgG antikorlarıdır. CD4 ve CD8 molekülleri yoktur. Daha sonra bunlar timusu terk eder. fakat timus içinde farklılaşırken bu glikoproteinler yüzeyde görülürler. Başlangıçta CD4 ve CD8 negatif olan (double negatif) stem hücrelerde ilk olarak CD4 ve CD8 beraber pozitifleşir (double pozitif). zayıf T hücre ve zayıf gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu gözlenebilir. IL-4.YAŞ VE İMMÜN YANIT İmmünite yaşamın başında ve sonunda (yenidoğan ve yaşlılar) sınırlıdır.7). T hücre prekürsörleri timus içinde farklılaşır. otoreaktif T hücre proliferasyonuna bağlıdır. Tablo 6. T hücrelerinin B hücrelerine oranı yaklaşık olarak 3:1 dir. Yenidoğandaki immün yetersizliğin sebebi bilinmemektedir ancak T hücre fonksiyonlarının yetişkinlere göre çok düşük olduğu tesbit edilmiştir. Double pozitif hücre eğer üzerinde MHC II proteinler varsa CD4 pozitif hücre halini alır. IL-5 ve IFN gama sentezi Hücresel immünite etkisi Timusta olgunlaşma Bursa veya onun eşdeğeri organlarda olgunlaşma T hücre Var Yok Var Var Yok Var Var Var Var Yok B hücre Var Var Yok Var Var Yok Yok Yok Yok Var 259 . Oysa çocukluk döneminde polisakkarid antijenlere karşı yanıt zayıftır S. Maternal antikorlar ilk 3-6 aydan sonra çok azalır ve çocuklar infeksiyon açısından çok riskli bir grupturlar.

Bu kombinasyonlar lenfosit fonksiyon antijenleri olan LFA-1. İkinci aile olan beta1 integrinler ise beta zinciri olarak CD29'u kullanırlar. Bunların bir kısmı diğer lökositler üzerinde de bulunabilir.95 ve adp2 yüzey moleküllerini meydana getirir. Mac-1 (CR3). Bunların dışında diğer diğer familyalar • Tumor nekroz faktör (TNF) ve nerve grovth factor (NGF) reseptör ailesi 260 . CD11b. T hücreler bu şekilde milyonlarca antijene karşı farklılaşırlar. tipik olarak CD44. asla timusa gitmezler. timus eğitimi denilen bu süreç sonrasında her double pozitif T hücre farklı spefisik bir antijen reseptörü sentezler. CD8. B hücre prekürsörleri kemik iliğinde farklılaşırlar.Timus içinde. zinciri bulunurken. CD3. Membran glikoproteinleridir (CD43) Proteoglikanlar. Lenfositler yüzeylerinde farklı familyalardan yüzey reseptörleri taşırlar. Selektinler (CD62. CD11c veya ad ile birlikte p zinciri olarak CD18'İ kullanırlar. CD28.CD4. bilinmeyen bir yerde gerçekleşir. birçok glikosaminoglikan (GAG) bağlayan (örneğin. MHC Class I ve MHC Class II bunları içerir İntegrin familyası alfa ve beta zincirli moleküllerin heterodimerik yapılarını içerir. CD2. L ve P) lökositler üzerinde bulunur ve endotel hücreleri ile trombositleri (E ve P) aktifleştirirler. p150. her biri kendine has zinciri içerirler. chondrotin sülfat için). Bunların her birinde aynı . P2-integrinler CD11a. E. B hücrelerin klonal delesyon alanları timusta değildir. Majör familyalar • İmmunglobulin superfamilyası • İntegrin familyası • Selectinler • Proteoglikanlar İmmunglobulin superfamilyası adından da anlaşılacağı gibi yapısal olarak immunglobulinlere benzer. ve ekstrasellüler matrik yapıların bağlanması için (tipik olarak hyaluronik asit) alanlar içerir.

B hücreler ve NK hücrelerden farklı olarak miyeloid prekürsörden farklılaşır.• C tip lektin superailesi • Yedi transmembran segmentli reseptörlerin ailesi (tm7) • Tetraspaninler.9). Makrofajlar fagositoz ve antijen tanıma fonksiyona sahiptir. (örneğin. timusa gitmezler. 261 . lenfoid seriden oluşan T hücreler. Makrofajlar. Yüzeylerinde yardımcı T hücrelere antijen sunma rolünü üstlenen MHC class II proteinleri bulundurur. Yüzeylerinde CD16 ve CD56 reseptörlerini taşırlar (Şekil 6. dört membran spanning segmentli (tm4) superailedir. Antikora bağımlı hücresel sitotoksisiteden sorumludur. antijen reseptörleri taşımazlar ve CD4 veya CD8 proteinleri bulunmaz. Olgunlaşmak amacıyla timusa gitmezler ve antijen reseptörleri taşımazlar. CD20) Doğal katil (NK) hücreler büyük granüllü lenfositlerdir (LGL). Virüs ile infekte veya tümör hücrelerini MHC class I veya class II proteinleri ile sunulmaksızın tanır ve öldürürler.

Diğer önemli regülatör ise Th-2 üretimini inhibe eden gama interferondur. Tüm T hücreler CD3 reseptörlerini yüzeylerinde taşırlar (T hücre reseptörü). Bunlar B hücrelerinin antikor üreten plazma hücreleri haline gelmelerine. Th-1 ve Th-2 hücreler arasında ayarlamayı yapan önemli bir mediatör makrofajlar tarafından salgılanan IL-12'dir.12). Th-2 hücreler ise IL-4 ve IL-5 yardımıyla B hücre aktivasyonundan sorumludurlar (Şekil 6. Efektör fonksiyonunu ise başlıca tümör hücreleri. timosinler ve timopoietinler gibi timus hormonlarının etkisiyle T hücre progenitorlerinden farklılaşırlar. Örneğin yardımcı T hücreleri tarafından yapılan IL-4 ve IL-5 B hücrelerinden antikor üretimine yardımcı olurlar. 262 . CD4 T hücreler periferik hücrelerin yaklaşık olarak %65'ini oluştururlar. Th-1 hücreler IL-2 ve gama interferonun yardımıyla gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonundan (Şekil 6. Bu hücreler CD3. tonsillerde ve kanda bulunurlar. özellikle timus medullasında. CD4 ve CD8 gibi glikoproteinler bulundururlar. gama interferon ise intrasellüler organizmalara karşı gelişen gecikmiş tip hipersensitivite'den sorumlu makrofajları aktifleştirir. T hücreler üzerlerinde bulunan yüzey proteinlere göre iki ana kategoriye ayrılırlar.T hücreler T hücreler başlıca regülatör ve efektör olarak adlandırılan iki ana yapı üzerinde birçok önemli fonksiyona sahiptirler. allografleri ve virüs ile infekte hücreleri öldüren sitotoksik (CD8 pozitif) hücreler gerçekleştirir.11). Regülatör fonksiyonu interlökinler aracılığı ile yardımcı (CD4) T hücreleri tarafından gerçekleştirilir. IL12 Th-1 hücreleri arttırır (Tablo 6. IL-2 CD4 ve CD8 hücrelerini aktifleştirir. CD4 lenfositler helper fonksiyonunu görürler. ancak her ikisi birden bulunmaz. CD8 T hücrelerin aktif sitotoksik T hücreler haline gelmelerine ve makrofajların gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonları göstermelerine yardımcı olurlar. CD4 ve CD8 T hücreler : Timus içinde muhtemelen dış kortikal epitel hücrelerinde.8). Matür T hücreler CD4 veya CD8 yüzey reseptörlerinden birini bulundururlar. Bu fonksiyonlar CD4 hücrelerin 2 ayrı gruba ayrılması ile meydana gelir.

Makrofajlar tarafından salgılanan IL-1 etkili yardımcı T hücre aktivasyonu için gereklidir.12). Makrofajlar en önemli APC hücrelerdir. Virüs ile infekte hücrelerde de aynı olaylar meydana gelir. ancak B hücreler. Bu yapı da CD8 pozitif sitotoksik hücrelerin reseptörleri tarafından algılanır (Şekil 6. Bunlardan birincisi hücreden salınan perforinlerin hedef hücrenin membranında delik açması iledir veya apoptozis denilen programlanmış konak hücre ölümüdür. dalaktaki dendritik hücreler ve derideki Langerhans hücreleri de yüzeylerindeki Class II proteinler vasıtasıyla APC özelliği gösterirler. Öldürme işlemini iki yöntemle yaparlar. Bu birleşmeye başka proteinlerin birleşmesi de eklenebilir. TCR ile antijen birleşmesi sırasında CD4 protein MHC Class II proteini ile birleşir. 263 . Bu kompleks yapı makrofajların yüzeyine çıkar ve CD4 pozitif helper hücrelerin reseptörlerine sunulur. T hücrelerin aktivasyonu (Şekil 30): Helper T hücrelerin aktivasyonu makrofajlar gibi antijen sunan hücrelerin (APC) yüzeylerindeki kompleks yapıyı (Antijen + Class II MHC protein) tanımalarına bağlıdır. Aktivasyon olaylarında birinci adım antijen için spesifik olan T hücre reseptörünün (TCR) antijen ile birleşmesidir. tümör hücreleri ve allograft hücrelerin öldürülmesinden sorumludur. Makrofajların sitoplazmasında yabancı protein küçük peptidlere ayrılır ve MHC class II proteinler ile birleşir. hem CD4 hem de CD8 hücrelerin yüzeylerinde bulunan LFA-1 proteinleri APC hücreleri yüzeylerindeki ICAM-1 proteini ile birleşir. ancak farklı olarak class I proteinler kompleks oluştururlar. Örneğin.CD8 T hücreler sitotoksik fonksiyondan sorumludur ve özellikle virüs ile infekte hücreler.

264 .

Eğer T hücre reseptörleri antijen ile birleşirse (epitop) kostimülatörler meydana gelmez ve anerji denilen cevapsızlık durumu meydana gelir. Eğer bu birleşme gerçekleşir ise helper T hücrelerden IL-2 salgılanır ve bu hücrelerin regulatuar.Tablo 6. IL-5. effektör ve memory fonksiyonlarının işleve geçirilmesini sağlar. T hücreler sadece polipeptid antijenleri tanırlar. 265 . Bu olaya MHC restriction denilir. IL-6 ve IL-10 üretimi Hücresel immünite ve gecikmiş tip hipersensitiviteden sorumluluk Başlıca antikor üretiminden sorumlu IL-12 ile stimülasyon IL-4 ile stimülasyon Th-1 hücre Var Yok Var Yok Var Yok Th-2 hücre Yok Var Yok Var Yok Var Helper T hücrelerin tam olarak aktifleşebilmesi için bir kostimülatöre ihtiyaç vardır. Bunlarında MHC proteinleri tarafından sunulmuş olması gerekir. Anerji epitoplar için spesifiktir.8 T helper hücrelerin özellikleri Fonksiyon IL-2 ve gama interferon üretimi IL-4. Bunlardan biri APC üzerindeki B7 proteini ile helper T hücrelerin yüzeyindeki CD28 proteininin birleşmesidir. bir epitopa karşı gelişen anerji diğerlerini etkilemez.

bakteri proteinleri sunarlar. Bu interlökinler toksinler tarafından oluşturulan Stafilokok infeksiyonlarının temelini oluşturur. örneğin. Makrofaj activating faktör (MAF) ve Makrofaj migrasyon inhibitör faktör (MİF)' in bu oluşumda rolleri olduğu bilinmektedir. Gama interferon. süperantijenler birden çok T helper'ı aktifleştirir. Sitotoksisite: Sitotoksik yanıt virüs ile infekte olmuş hücreler. Makrofajlar ve CD4 hücreler rol oynarlar. Örneğin toksik şok sendromu toksini antijen sunumu olmaksızın direk olarak APC'Ierin class II MHC proteinleri ile T helperlerin TCR'lerini nonspesifik olarak birbirine bağlar. Bazı retrovirüsler ile CMV ve EBV'nin de süperantijen özelliği gösterdiği bulunmuştur. immunglobulinler taşırlar. 266 . Bunun önemli bir istisnası ölü viral aşılardır. Böylece yoğun sitokin salgılanması olur ve hastanın kliniği ağırlaşır. nükleik asidler ve penisilin gibi antijenleri tanıyabilecek farklı birçok yüzey reseptörlerine sahiptirler. örneğin. bazıları da IgD tipinde. Bunlar CD8 pozitif sitotoksik T hücreleri aktive etmezler. polisakkaridler. B hücreleri peptidler. çünkü virüs hücre içinde replike olmadığı için viral epitoplar class I MHC proteinleri tarafından sunulmaz. viral proteinler. B hücreler plazma hücrelerine dönüşür ve immunglobulin salgılarlar. Antikorlar B lenfositler yüzeylerinde IgM tipinde. Bunlar antijenler için spesifik birer reseptördürler. B hücreler immunglobulinlerin Fc kısmı için ve bazı kompleman komponentleri için de yüzey reseptörleridir.Şöyle bir genelleme yapacak olursak. Bir antijen B lenfositler ile ilişkiye girince. yüzey immunglobulinleri (IgM ve IgD) ile antijenlerle direkt ilişkiye girerler. tümör hücreleri ile graft rejeksiyonunda meydana gelir. Antijenler için T hücre reseptörü CD3 proteinleridir.16). Normal şartlarda bir antijen ile bir T helper aktifleştirirken. T hücrelerin sadece peptid tanıyan antijen reseptörlerinden farklı olarak. class I MHC proteinleri endojen kaynaklı antijenleri. T hücrelerinin fonksiyonları Gecikmiş tip hipersensitivite: Bu reaksiyon hücre içi yaşayan bazı bakteri ve mantarlara karşı gelişir. B hücrelerinde antijen bulunduğu zaman helper T hücreleri ile yüzeylerinde bulunan class II MHC proteinleri ile ilişki kurarlar. Bunun sonucunda T hücrelerinden IL-2 ve makrofajlardan IL-1 salgılanır (Şekil 6. B hücreler. Süperantijen Stafilokok ve Streptokokların antijenleri gibi bazı proteinler süperantijen özelliği gösterir. Antijenler T hücrelerde olduğu gibi B hücrelerde class II MHC proteinleri yoluyla sunulmazlar. MHC class II proteinleri ise fagosite edilmiş ekstrasellüler mikroorganizmaları.

sabit alan ise biyolojik aktivitelerden sorumludur. İlişkiye girilen B hücreler plazma hücrelerine döner ve spesifik antikorları salgılarlar. Hafif zincirler Kappa (K) ve lambda (λ) olarak iki tipte bulunmasına rağmen her bir immungulobulin bunlardan sadece birini bulundurur.Antikor oluşmasının birinci basamağı antijenin makrofajlar tarafından fagosite edilmesi ve bunların T hücrelerine sunulmasıdır.17). epsilon (ε) olmak üzere farklı yapıdadır.18) IgG: iki H iki L zinciri vardır (H2L2). Basit bir antikor molekülü γ şeklindedir ve birbirlerine disülfid bağları ile bağlı iki H iki L tipi zincir taşır (Şekil 6. alfa (α). Değişebilir alan antikor yakalama. karboksi terminal ucu ise Fc bölgesidir. Aktifleşmiş T hücreler B hücreleri ile ilişkiye girer. iki antijen bağlama alanı olması nedeniyle divalent olarak isimlendirilir. 267 . Bütün immunglobulin molekülleri hafif ve ağır polipeptid zincirlerinden oluşur. İmmunglobulinler (Şekil 6. delta (δ). Papain gibi pretolitik enzimler ile muamele edilirse antikor menteşe bölgesinden (hinge region) parçalanır. Ağır zincir her bir immunglobulinde gamma (γ). Antikor yapısı ve fonksiyonu Plazma proteinlerinin yaklaşık olarak %20 kadarını antikorlar oluşturur. L ve H zincirleri değişebilir (variabl) ve sabit (constant) bölümlerden oluşur. mu ((µ). H zincirin amino terminal ucu antijen bağlar.

lgG1 total IgG'lerin %65'idir.lgG1 lgG4 olmak üzere 4 alt sınıfı vardır.0 lgA2 α2 160 0.9 Ig G alt grupları Ig G2 lgG3 lgG3 Ig G3 Ig G4 Plasentadan en az geçen.10 İmmünglobulınlerın özellikleri IgM Ağır zincir Moleküler ağırlık Erişkinde serum seviyesi mg/ml Fonksiyon Nötralizasyon Opsonizasyon NK hücresine duyarlık Mast hücresine duyarlık Kompleman sisteminin aktivasyonu Özellikleri Epiteli geçebilme Plasentaya geçebilme Ekstravasküler alana difüzyon + +/+++ +++ + +++ ++ +++ +/+++ +++ (dimer) ++ (mono mer) + + +++ ++ +++ ++ + +++ ++ + +++ ++ ++ ++ + ++ + + ++ + +++ µ 970 1.5 IgA1 α1 160 2.0000 5 268 .5 IgD δ 184 0. Tablo 6. kapsüllü bakterilere karşı defansta önemli yeri vardır. Tablo 6.5 IgE ε 188 0. kapsüllü bakterilere etkili Yarılanma: 7 gün (diğerleri: 20-21) En güçlü kompleman uyarıcı (IgM) Protein A ile bağlanmaz Komplemana bağlanmaz IgG sekonder yanıtın antikorudur. lgG2 polisakkarid antijenlere karşı direk etki gösterir.03 IgG1 γ 146 9 lgG2 γ2 146 3 lgG3 γ3 165 1 IgG4 γ4 146 0. plasentayı geçebilen tek antikordur ve böylece yenidoğanda tespit edilebilen en önemli antikordur.

Pentamer yapının total 10 tane antijen bağlama alanı vardır.IgM: Erken immun yanıtın antikorudur.19). Serumda bulunan IgM birbirine J zinciri ile bağlı 5 H2L2 ünitesinden oluşmuştur. Bu bağlanma ile antijen antikor kompleksinin tetiklediği anafilaktik reaksiyonları meydana getirir. Bakteri ve virüslerden mukozaları korur. Serum IgE tipik olarak helmint infeksiyonlarında yükselir. IgE: Fc kısmı mast hücreleri ve bazofillerin yüzeyindeki reseptörlere bağlanır. Monomerik IgM B hücrelerinin yüzeyinde bulunur (Şekil 6. IgA dimer molekülleri sekretuvar komponent denilen antikorun mukoza epitel hücrelerine geçişini kolaylaştıran protein taşırlar. Aglutinasyon. 269 . IgD: Bazı B lenfositlerin yüzeyinde antijen reseptörü olarak görev yapar. gözyaşı ile respiratuvar. intestinal ve genital sekresyonlarda bulunan immunglobulindir. Serumda eser miktarda bulunur. Fetus'da ancak infeksiyon var ise bulunur. tükrük. kompleman bağlama ve antijen antikor reaksiyonlarının en etkili immunglobulinidir. Birbirlerine J zinciri ile bağlı iki adet H2L2'den oluşmuştur. IgA serumda monomerik yapıdadır. IgA: Süt.

(Şekil 6. Class I molekülleri tüm çekirdekli hücrelerde bulunur (Şekil 6. Yanıtın şiddeti primer yanıttan sonra meydana gelen memory hücrelerinin miktarına ve duyarlılığına bağlıdır. Serum antikor konsantrasyonu birkaç hafta devam eder ve sonra düşer. dozuna ve tipine bağlı olarak günler veya haftalar içinde antikor gelişir. IgM çok az yükselir.20). Antikorlar antijen ile doğrudan ilişkiye girebilir ancak T hücre reseptörleri antijen sunan hücrelerin MHC molekülleri tarafından sunulan antijenlere afinite gösterir. HLA (Human lökosit antijen) olarak da bilinen MHC genlerinin en önemlileri class I ve class II MHC proteinlerini kodlar. Class I proteinleri HLA-A. MHC insanlarda 6. kromozom üzerinde lokalizedir.21). IgA ve diğerleri izler. Sekonder yanıt: Primer yanıttan aylar veya yıllar sonra aynı antijen ile karşılaşıldığında antikor yanıtının daha hızlı ve daha yüksek olduğu görülür.Antikora Bağlı Hümoral İmmünite Primer yanıt: Bir kişi antijen ile ilk karşılaştığında antijenin veriliş yoluna. Antikor yanıtı IgM olarak başlar bunu IgG. HLA-B ve HLA-C genleri tarafından kodlanır. IgG'de ise belirli bir yükseklik vardır. 270 . T hücre reseptörleri antikorlardan farklıdır. Majör histocompatibilite kompleksi (MHc) MHC moleküller protein antijenlere bağlanır ve bunları T hücrelere sunarlar.

Opsonizasyon: Hücreler. 1. Isıya duyarlıdır. 56C'de inaktive edilebilir (bu ısıda immunglobulinler inaktive edilemez) Kompleman komponentlerinin birçoğu proenzimlerdir. MHC genleri polimorfizm gösterir.23). Sitoliz: C5b6789 kompleksinin hücre yüzeyine oturması ile bakteri. C4a ve C5a mast hücrelerinin degranülasyonunu sağlarlar. 5. Aktivasyon antijen-antikor komplekslerine veya bazı nonimmunolojik moleküllere bağlıdır. Aktivasyon başlıca iki yolla olur (Şekil 6. DQ ve DR bölgeleri vardır. Mediatörlerin salınımı ile vasküler permeabilite artar ve düz kaslarda kasılma meydana gelir. Majör biyolojik etkileri (Şekil 16. Anafilotoksinler: C3a. Bu proteinler makrofajlar. 3.Class II proteinleri ise HLA-D alanında kodlanır. Böylece toplumda birbirinden çok farklı MHC genleri bulunur. eritrosit ve tümör hücreleri gibi hücrelerin lizisi meydana gelir. Bu bölgeninde DP. 2. 4. Kompleman proteinleri karaciğer ve fagositer hücreler tarafından üretilir. Kemotaksis: C5a nötrofillerin hareketlerini stimüle eder.22). Kişiler kendi genlerini anne babalarından alırlar. antijen-antikor kompleksleri ve diğer partiküller C3b'nin varlığında daha iyi fagosite edilebilirler. B hücreler ve diğer antijen sunan hücrelerde bulunur. Diğer hücrelerde ortaya çıkması interferon tarafından indüklenebilir. Çünkü bir çok fagositer hücrenin yüzeyinde C3b reseptörleri bulunur. İmmünglobulin sentezinde artış: C3b komponenti immünglobulin sentezinde artış sağlar. Kompleman sistemi Serum ve membran yüzeylerindeki birtakım proteinlerdir. 271 .

272 .

Akut allograft reaksiyonda yabana dokunun vaskülarizasyonu başlangıçta normaldir ancak 11-14 günler arasında dolaşım bozulur ve mononükleer infiltrasyon gelişir. Alternatif C3 konvertaz daha çok C3b meydana getirir. C3a bir anafilotoksindir. C5b ise C6 ve C/ye bağlanır. 273 . Deri ve dokularda meydana gelen ana reaksiyon budur ve T hücreler rol oynar. Buna daha sonra C8 bağlanır. Antijen-antikor kompleksi C1s'i aktifleştirir. hemen daima red edilir. C3. C1r ve C1s olmak üzere üç proteinden oluşur. Transplantasyon Daima tercih edilen otograft (kişinin kendi dokusu) transplantasyondur. oluşan komplekse Cg'da bağlanarık membrana atak kompleksi oluşur. bu da C4 ile C2'den C4b2b'yi meydana getirir. C5a bir anafilotoksin ve bir kemotaktik faktördür. Bunun etkisi ile C5'den C5a ve C5b meydana gelir. Bunlardan IgG ve IgM'nin Fc kısmına C1q bağlanır. Antikorların Fc kısımlarına bağlanan C1. C3 konvertaz görevindeki faktör B. Allograft red: immünsupressif ilaçlar alınmadıkça meydana gelecek red olaylarına allograft reaksiyon denir. lgG4 bu yolu kullanmaz. IgG'lerin IgG 1. C3b ise C4b2b ile birleşerek C5 konvertazı meydana getirir. Heterograft (xenograft) farklı canlılar arasındaki transferdir.Klasik yol: Sadece IgM ve IgG aktifleştirebilir. Homograft (allograft) aynı türden olan ancak genetik olarak farklı organizmalar arasındaki transferdir (örneğin. insanlar arasında). 2 ve 3 alt sınıfları aktifleştirebilirken. alternatif C5 konvertaz oluşturur ve bunlarla gelişen C5b membrana atak kompleksi oluşturur. Kompleman yetersizliğinin klinik tabloları Komplemanların genetik eksikliği birçok infeksiyon hastalığına zemin hazırlar. Bunlarla meydana gelen C3bBbC3b. parazitler gibi) farklı bir alternatif yoldan komplemanı aktifleştirebilir. C1q. Alternatif yolda properdin yetersizliğinde meningokok İnfeksiyonları sık görülür. Alternatif yol: Bir çok madde (endotoksin. İmmünsupresyon yapıcı ilaçlar verilmez ise genellikle alıcılarda red reaksiyonları görülür. Buna pirimer reaksiyon denir. İsograft (syngeneic graft) transfer genetik olarak birbirine yakın (örneğin ikizler) arasındaki doku alışverişidir. C2 eksikliğinde ciddi piyojenik bakteri enfeksiyonları. D ve proper-din aracılığı ile C3bBb'ye ayrılır. bunun sonucunda nekroz olur. MAC eksikliğinde Neisseria enfeksiyonları. Kemik iliği transplantasyonunda antikorlarda bu oluşuma yardımcı olurlar. Daha sonra C3 konvertas'dan C3a ve C3b meydana gelir.

Aynı kişiye ikinci bir allograft uygulanırsa. embriyolojik anormallik veya enzim defekti sonucunda ya da bilinmeyen nedenlere bağlı olarak gelişebilir (Tablo 6. Minör MHC benzemezlik nedeniyle aylar. Her bölüm birbiriyle ilişkili veya bağımsız olarak yetmezliğe girebilir. yıllar sonra gelişebilir. İmmün yetersizliğinin mekanizması İmmün sistem B hücreleri.12) 274 . Buna hızlanmış (accelerated) reaksiyon denir. Yeni doku daha önceden gelişmiş antikorlar nedeniyle çok kısa sürede red edilir (örneğin anti ABO antikorlar) 2. İmmün yetersizlik kongenital. Hiperakut doku reddi. Kronik doku reddi. fagositer sistem ve kompleman sistemi olarak dört önemli bölümden oluşur. edinsel.11 Kompleman komponentlerının eksiklikleri Komponent Klasik yol Clq. Clr veya Cls C4 C2* Enfeksiyonlar Piyojenik Piyojenik Asemptomatik Bazen piyojenik Alternatif yol C3 Piyojenik (stafilokok) Membran atak komplakesi C5 C6 C7 C8 C9 Neisseria Neisseria Neisseria Neisseria Asemptomatik Kontrol proteinleri Cl inhibitör 1 proteini H proteini Bozulma hızlandırıcı faktör * En sık görülen kompleman eksikliği Anjiyoödem Piyojenik Hemolitik üremik sendrom Paroksismal noktümal hemogiübinüri Bunun dışında iki ayrı tip gref reddi gelişebilir: 1.Tablo 6. daha önceden duyarlı hale gelmiş T hücreler aracılığı ile doku reddi 5-6 günde gelişir. T hücreleri.

275 . Moleküler benzerlik 2.Tablo 6. Başlıca 4 tip aşırı duyarlılık reaksiyonu vardır. Otoimmün hastalıkların çoğu antikora bağımlı olanlarıdır. intrinsic faktör ve parietal hücreler Thyroglobulin İslet hücreleri Adrenal korteks Glomerüler bazal membran Küçük ve orta boy arterler Myelin proteini Myelin proteinlerinin reaksiyonu Hipersensitivite (Aşırı duyarlılık) Hipersensitivite veya allerji. Böyle reaksiyonlar genellikle antijen ile ikinci defa karşılaşmada meydana gelir.12 Immünyetmezliğin nedenleri Genetik Otozomal resessif Otozomal dominant X'e bağlı Biyokimyasal ve metabolik yetmezlik Adenozin deaminaz yetmezliği Otoimmün hastalıklar Bazen yetişkinlerde kendi antijenlerine immün reaksiyon gelişir ve otoimmün hastalıklar ile sonuçlanabilir.13 Önemli otoimmün hastalıklar İmmün yanıtın tipi Reseptörlere karşı gelişen antikorlar Otoimmün hastalık Myasthenia gravis Graves hastalığı insüline dirençli diabet Lambert-Eaton myasthenia Diğer hücre komponentlerine karşı gelişen antikorlar Sistemik Lupus Erythematosus Romatoid artrit Romatizmal ateş Hemolitik anemi İdiopatik trombositopenik purpura Goodpasture's sendromu Pernisiyöz anemi Hashimoto tiroiditi insüline bağımlı DM Addison hastalığı Akut glomerulonefrit Periarteritis nodosa Guillain-Barre sendromu Hücresel immünite (T hücreler ve makrofajlar) Allerjik ensefalomyelit Hedef Asetilkolin resep. histonlar Eklemlerde IgG Kalp ve eklem dokuları Eritrosit membranları Trombosit membranlan Böbrek ve akciğer bazam membran. IV ise hücresel tiptedir. TSH reseptörleri insülin reseptörleri Calsiyum kanal reseptörleri DsDNA. II ve III antikora bağımlı. Normal proteinlerde değişme 3. Sekestre antijenlerin salimimi Tablo 6. Bu gelişimin en önemli adımı kendi dokularına karşı duyarlılık kazanmış CD4 T lenfositlerin ortaya çıkmasıdır. Bunlardan I. Th1 ve Th2 hücreler hücresel veya antikora bağlı otoimmün reaksiyonları ortaya çıkarabilir. (Tablo 6. immün yanıtın abartılması veya uygun olmayan reaksiyonların meydana gelmesi ile konağa zarar vermesidir.13) Otoimmün hastalıkların gelişiminde üç ana mekanizma rol oynamaktadır. 1.

5 ve GM-CSF salgılanır (Şekil 6.26. Bunun sonucunda histamin. 4. 276 . IgE antikorunun Fc kısmı mast hücrelerine bağlanır. lökotrienler.Tip I hipersensitivite (Anafilaktik tip) Anafilaksi düz kasların kasılması ve kapillerlerin dilatasyonudur. Bu reaksiyonu spesifik IgE ile bağlanan antijen oluşturur. ayrıca IL-3. platelet aktivating faktör. eozinofil ve nötrofil kematoktik faktör.

Tedavide en iyi yöntem mümkünse allerjenden uzak durmaktır.Allerjenlerin inhale edilmesi sonucunda oluşan allerjik hastalıklarda yüksek ateş ve astım krizleri görülür. Ayrıca birçok yiyecek de allerji yaparak tip I aşırı duyarlılığa sebep olabilir. Ayrıca desentizasyon da uygulanabilir. 277 .

İmmünkompleksler ya kompleman aktivasyonu yoluyla polimorfonükleer lökositlerin dokuları parçalar. Yüksek miktarlarda yabancı proteinlerin injekte edildiği durumlarda serum hastalığı meydana gelir. Hücreler ya fagositerler tarafından (IgG + C3B) ya da komplemanın MAC etkisi ile lizise uğratılır. eritrosit ve trombositlerin ilaca bağlı olarak gelişen hipersensitiviteleri önemli örneklerdir. pulmoner aspergilloz gibi durumlarda inhale edilen antijen yüksek oranlarda antikor meydana getirir. 278 . Maksimal 3-8 saat içinde deride pilomorfonükleer infiltrasyon. yenidoğanın Rh uygunsuzluğuna bağlı hemolitik hastalık. ya da trombosit aggregasyonu yoluyla mikrotrombüsleri ve vazoaktif aminlerin salınımını indüklerler. sitotoksik hipersensitivite Doku yüzeylerindeki antijenlere antikorların bağlanması ile hücre ölümü meydana gelir. ödem ve eritem görülmesi arthus reaksiyonu adıyla anılır. İmmün komplekslere bağlı hipersensitivite Antijen-antikor kompleksleri aracılığı ile meydana gelir. antikora bağlı graft reddi. Çiftçi akciğeri.Tip II hipersensitivite: Antikora bağımlı. Tip III. Transfüzyon reaksiyonları. kan elemanlarına ve böbrek glomerul bazal membranına karşı gelişen otoimmün reaksiyonlar.

279 .

ekzema ve deri nekrozları meydana gelir. formaldehid gibi bazı kimyasallar. CD4 T lenfositler ile birbirini etkileyen epidermis'in Langerhans hücreleri olduğu düşünülmektedir. Küçük moleküller deriye girer ve hapten etkisi yapar. Pozitif deri testi yanıtı kemoterapi'de destekleyici olarak kullanılabilir. İki grupta incelenir. Deri içine az miktarda verilen tüberkülin 24-72 saatte kızarıklık ve endürasyon yapar. En iyi örneği tüberkülin testidir. Antijen sunan hücrelerin. Kontakt hipersensitivitesi. ancak bu hastalıklarda tanı daha çok serolojik olarak konulur. Gecikmiş yanıt temaston sonra saatler (bazen günler) ile ifade edilen sürede meydana gelir ve günlerce sürebilir. Hücresel hipersensitivite herpes simplex ve mumps gibi viral infeksiyonlarda da gelişebilir. kaşıntı. Nikel. ancak akut infeksiyonu göstermez. veziküller. 280 . topikal kullanılan ilaçlar ve bazı kozmetikler. Tüberkülin tipi hipersensitivite. Sistemik mantar infeksiyonlarında deri testleri enfeksiyon etkeninin tanınmasında yardımcıdır. Lepra'da pozitif lepromin testi tüberküloid lepra lehinedir. sabunların kullanımı sonucunda meydana gelir. konak proteinlere bağlanınca antijenik özellik kazanır. bitkiler. Aynı madde ile tekrar karşılaşınca duyarlı kişilerde 12-24 saat içinde eritem.Tip IV: hücresel tip veya gecikmiş tip hipersensitivite Antikora bağımlı değildir. antijen ile T hücrelerinin primer etkileşmesi sonucunda meydana gelir. Pozitif deri testi kişilerin infekte olduğunu gösterir.

281 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful